بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
    Al-Quran Multilingual
    The Holy Quran
    Turkish
    Translation: tur-diyanetisleri1-la
    Author: Diyanet Isleri
    Source:
    Generated on February 14, 2026
    Free • Open Source • Ad-Free
    About Al-Quran Multilingual

    Our Mission: We're on a mission to make the Holy Quran accessible to every Muslim worldwide, regardless of their native language, technical expertise, or economic situation.

    Al-Quran Multilingual is a free, open-source, and ad-free application offering 470+ editions in 90+ languages from verified Islamic scholars and institutions.

    Core Values:

    • ✓ Free Forever - No premium features or paywalls
    • ✓ Ad-Free Experience - Your spiritual journey uninterrupted
    • ✓ Open Source - Complete transparency and community contributions
    • ✓ Privacy & Respect - No data collection, no tracking
    Support This Project

    This app is maintained by volunteers dedicated to serving the Muslim community. If you find this helpful, please consider supporting our mission to keep it free and accessible for everyone.

    UPI Payment (India)
    8870358783@ybl
    Every contribution, no matter how small, helps us serve the Muslim Ummah better. May Allah reward you.
    Table of Contents
    1.Fâtiha
    2.Bakara
    3.Âl-i İmrân
    4.Nisâ
    5.Mâide
    6.En'âm
    7.A'râf
    8.Enfâl
    9.Tevbe
    10.Yûnus
    11.Hûd
    12.Yûsuf
    13.Ra'd
    14.İbrâhîm
    15.Hicr
    16.Nahl
    17.İsrâ
    18.Kehf
    19.Meryem
    20.Tâhâ
    21.Enbiyâ
    22.Hac
    23.Mü'minûn
    24.Nûr
    25.Furkan
    26.Şuarâ
    27.Neml
    28.Kasas
    29.Ankebût
    30.Rûm
    31.Lokman
    32.Secde
    33.Ahzâb
    34.Sebe'
    35.Fâtır
    36.Yâsîn
    37.Saffât
    38.Sâd
    39.Zümer
    40.Ğâfir
    41.Fussilet
    42.Şûrâ
    43.Zuhruf
    44.Duhân
    45.Câsiye
    46.Ahkaf
    47.Muhammed
    48.Fetih
    49.Hucurât
    50.Kâf
    51.Zâriyât
    52.Tûr
    53.Necm
    54.Kamer
    55.Rahmân
    56.Vâkıa
    57.Hadîd
    58.Mücâdele
    59.Haşr
    60.Mümtehine
    61.Saff
    62.Cum'a
    63.Münâfikûn
    64.Teğâbün
    65.Talâk
    66.Tahrîm
    67.Mülk
    68.Kalem
    69.Hâkka
    70.Me'âric
    71.Nûh
    72.Cinn
    73.Müzzemmil
    74.Müddessir
    75.Kıyâme
    76.İnsan
    77.Mürselât
    78.Nebe'
    79.Nâziât
    80.Abese
    81.Tekvîr
    82.İnfitâr
    83.Mutaffifîn
    84.İnşikâk
    85.Bürûc
    86.Târık
    87.A'lâ
    88.Ğâşiye
    89.Fecr
    90.Beled
    91.Şems
    92.Leyl
    93.Duhâ
    94.İnşirâh
    95.Tîn
    96.Alak
    97.Kadir
    98.Beyyine
    99.Zilzâl
    100.Âdiyât
    101.Kâria
    102.Tekâsür
    103.Asr
    104.Hümeze
    105.Fîl
    106.Kureyş
    107.Mâûn
    108.Kevser
    109.Kâfirûn
    110.Nasr
    111.Tebbet
    112.İhlâs
    113.Felak
    114.Nâs
    Surah 1
    Fâtiha

    [1] Rahman ve Rahim olan Allah'in ismiyle

    [2] Hamd o alemlerin Rabbi

    [3] O Rahman ve Rahim

    [4] O, din gununun maliki Allah'in

    [5] Ancak sana ederiz kullugu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardimi, inayeti. (Ya Rab)

    [6] Hidayet eyle bizi dogru yola

    [7] O kendilerine nimet verdigin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba ugramislarin ve o sapmislarin yoluna degil

    Surah 2
    Bakara

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Iste o kitap, bunda suphe yok, muttakiler (kotulukten korunacaklar) icin hidayettir

    [3] Onlar ki gaybe iman edip namazi durust kilarlar ve kendilerine verdigimiz riziktan (Allah yolunda) harcarlar

    [4] Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden once indirilene. Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederler

    [5] Bunlar, iste Rabblerinden bir hidayet uzerindedirler ve bunlar iste felaha erenlerdir

    [6] Su muhakkak ki inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar icin birdir. Onlar inanmazlar

    [7] Allah onlarin kalplerini ve kulaklarini muhurlemistir. Gozlerinin uzerinde bir de perde vardir. Ve buyuk azab onlaradir

    [8] Insanlardan oyleleri de vardir ki, inanmadiklari halde, "Allah'a ve ahiret gunune inandik." derler

    [9] Allah'i ve muminleri aldatmaya calisirlar. Halbuki sirf kendilerini aldatirlar da farkina varmazlar

    [10] Kalplerinde hastalik vardir. Allah da onlarin hastaligini arttirmistir. Yalan soylemelerine karsilik onlara elem verici bir azab vardir

    [11] Hem onlara: "Yeryuzunde fesat cikarmayin." denildiginde: "Biz ancak islah edicileriz." derler

    [12] Iyi bilin ki, onlar ortaligi bozanlarin ta kendileridir, fakat anlamazlar

    [13] Onlara: "Insanlarin (muslumanlarin) inandigi gibi inanin." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandigi gibi mi inanacagiz?" derler. Iyi bilin ki, asil beyinsiz kendileridir fakat bilmezler

    [14] Onlar iman edenlere rastladiklari zaman: "Inandik" derler. Fakat seytanlariyle yalniz kaldiklari zaman: "Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz." derler

    [15] (Asil) Allah onlarla alay eder ve taskinliklari icinde serserice dolasmalarina muhlet verir

    [16] Iste onlar o kimselerdir ki, hidayet karsiliginda sapikligi satin aldilar da, ticaretleri kar etmedi, dogru yolu da bulamadilar

    [17] Onlarin durumu, bir ates yakanin durumu gibidir. (Ates) cevresini aydinlatir aydinlatmaz Allah onlarin (gozlerinin) nurlarini giderdi ve onlari karanliklar icinde birakti, artik gormezler

    [18] (Onlar) sagirdirlar, dilsizdirler, kordurler. Artik (hakka) donmezler

    [19] Yahut (onlarin durumu), gokten bosanan, icinde karanliklar, gok gurlemesi ve simsek(ler) bulunan bir yagmur(a tutulmusun hali) gibidir. Yildirimlardan olmek korkusuyla parmaklarini kulaklarina tikarlar. Oysa Allah, inkarcilari tamamen kusatmistir

    [20] O simsek nerdeyse gozlerini (n nurunu) kapiverecek. Onlerini aydinlattimi isiginda yururler, karanlik uzerlerine coktumu de dikilip kalirlar. Allah dilemis olsaydi isitmelerini, gormelerini de aliverirdi. Suphesiz Allah her seye kadirdir

    [21] Ey insanlar! Sizi ve sizden oncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki (Allah'in) azabindan korunasiniz

    [22] O (Rabb) ki yeri sizin icin bir dosek, gogu de bir bina yapti. Gokten su indirdi, onunla size rizik olarak cesitli urunler cikardi. Oyleyse siz de, bile bile, Allah'a esler kosmayin

    [23] Eger kulumuz (Muhammed)a indirdigimiz (Kur'an)den suphe icinde iseniz, haydi onun gibi bir sure getirin, Allah'tan baska guvendiklerinizin hepsini cagirin; eger dogru iseniz

    [24] Yok yapamadiysaniz, ki hicbir zaman yapamayacaksiniz, o halde yakiti insanlar ve taslar olan, inkarcilar icin hazirlanmis atesten sakinin

    [25] Inanip yararli isler yapanlara, altlarindan irmaklar akan cennetlerin kendilerine ait oldugunu mujdele! Onlardaki herhangi bir meyveden riziklandirildiklarinda: "Bu daha once de riziklandigimiz seydir" derler ve o rizik birbirinin benzeri olmak uzere, kendilerine sunulacak. Orada cok temiz zevceler de onlarin. Hem onlar orada ebedi kalacaklar

    [26] Muhakkak ki Allah bir sivri sinegi, hatta daha ustununu misal getirmekten cekinmez. Iman edenler bilirler ki, o suphesiz haktir, Rabb'lerindandir. Ama kufre saplananlar: "Allah boyle bir misal ile ne demek istedi?" derler. Allah onunla bircoklarini sasirtir, yine onunla bircoklarini yola getirir. Onunla ancak o fasiklari sasirtir

    [27] Onlar ki, soz verip andlastiktan sonra Allah'a verdikleri sozu bozarlar. Allah'in birlestirmesini emrettigi seyi (iman ve akrabalik baglarini) keserler ve yeryuzunde bozgunculuk yaparlar. Iste zarara ugrayanlar onlardir

    [28] Allah'i nasil inkar edersiniz ki, olu idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine oldurecek, sonra yine diriltecek, sonra da dondurulup ona goturuleceksiniz

    [29] O ki, yeryuzunde ne varsa hepsini sizin icin yaratti . Sonra goge yoneldi, onlari yedi gok olarak duzenledi. O, her seyi bilir

    [30] Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryuzunde bir halife yaratacagim" demisti. (Melekler): "A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dokecek birisini mi yaratacaksin? Oysa biz seni overek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi

    [31] Ve Adem'e isimlerin hepsini ogretti, sonra onlari meleklere gosterip: "Haydi davanizda sadiksaniz bana sunlari isimleriyle haber verin." dedi

    [32] Dediler ki: "Yucesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize ogrettiginden baska bir bilgimiz yoktur. Suphesiz sen bilensin, hakimsin

    [33] (Allah): "Ey Adem, bunlara onlari isimleriyle haber ver." dedi. Bu emir uzerine Adem onlara isimleriyle onlari haber verince, (Allah): "Ben size, ben goklerin ve yerin gayblarini bilirim, sizin acikladiginizi da, icinizde gizlediginizi de bilirim" dememis miydim?" dedi

    [34] Ve o zaman meleklere: "Adem'e secde edin!" dedik, hemen secde ettiler. Yalniz Iblis dayatti, kibrine yediremedi, inkarcilardan oldu

    [35] Dedik ki: "Ey Adem, sen ve esin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediginiz yerde bol bol yeyin, fakat su agaca yaklasmayin, yoksa zalimlerden olursunuz

    [36] Bunun uzerine seytan onlari(n ayagini) oradan kaydirdi, icinde bulunduklari (cennet yurdu)ndan cikardi. Biz de: "Birbirinize dusman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin icin bir karar yeri ve bir nasib vardir." dedik

    [37] Derken Adem Rabb'indan birtakim kelimeler aldi, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi cok kabul eden, cok esirgeyendir

    [38] Onlara dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benim tarafimdan bir hidayet rehberi geldiginde, kim o hidayetcimin izinde giderse, onlar icin hicbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardir

    [39] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedi olarak kalacaklardir

    [40] Ey Israilogullari, size verdigim nimetimi hatirlayin, bana verdiginiz sozu tutun ki, ben de size verdigim sozu tutayim ve sadece benden korkun

    [41] Yaninizdakini (Tevrat'i) tasdik edici olarak indirdigim (Kur'an)a iman edin, O'nu, inkar edenlerin ilki siz olmayin, benim ayetlerimi birkac paraya degismeyin. Ancak benden korkun

    [42] Hakk'i batila karistirip da, bile bile hakki gizlemeyin

    [43] Hem namazi dosdogru kilin, zekati verin, ruku edenlerle birlikte siz de ruku edin

    [44] Insanlara iyiligi emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)i okuyorsunuz. Hala aklinizi basiniza almayacak misiniz

    [45] Bir de sabirla, namazla yardim isteyin. Suphesiz bu, (Allah'a) saygili olanlardan baskasina agir gelir

    [46] Onlar ki, Rablerine kavusacaklarini ve gercekten O'na doneceklerini bilirler

    [47] Ey Israilogullari! Size verdigim nimeti ve vaktiyle sizi alemlere ustun kildigimi hatirlayin

    [48] Ve oyle bir gunden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir sey odeyemez, kimseden sefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alinmaz ve onlara hicbir yardim da yapilmaz

    [49] (Hem hatirlayin ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardik, (onlar) size azabin en kotusunu reva goruyor, ogullarinizi bogazliyor, kadinlarinizi sag birakiyorlardi. Ve bunda size Rabbiniz tarafindan buyuk bir imtihan vardi

    [50] Hani bir zamanlar sizin icin denizi yarip, sizi kurtardik da Firavun'un adamlarini suda bogduk, siz de bakip duruyordunuz

    [51] Hani bir zamanlar Musa'ya kirk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkasindan buzagiyi put edindiniz ve o halinizle zalimler idiniz

    [52] Sonra yine de sizi affettik, artik sukretmeniz gerekiyordu

    [53] Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabi ve furkani verdik, gerekirdi ki, dogru yolda gidesiniz

    [54] Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzagiyi put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile donun de nefislerinizi oldurun. Boyle yapmaniz Bari Tealaniz katinda sizin icin hayirlidir, boylece tevbenizi kabul buyurdu. Gercekten de o Tevvab ve Rahim'dir

    [55] Hani bir zamanlar "Ey Musa biz Allah'i acikca gormedikce senin sozunle asla inanmayacagiz." demistiniz de bunun uzerine sizi yildirim carpmisti ve siz de bakakalmistiniz

    [56] Sonra sukredesiniz diye sizi olumunuzun ardindan yeniden diriltmistik

    [57] Ve ustunuze o bulutu golge yaptik, ve size ihsan ettigimiz hos riziklardan yiyin, diye uzerinize kudret helvasi ve bildircin indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardi

    [58] Hani bir zamanlar "Su sehre girin de onun nimetlerinden dilediginiz sekilde bol bol yiyin ve kapidan secde ederek girin ve "hitta" (bizi bagisla!) deyin ki, size, hatalarinizi magfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttiracagiz" dedik

    [59] Bunun uzerine o zulme devam edenler sozu degistirdiler, onu kendilerine soylenildiginden baska bir sekle soktular. Biz de kotuluk yaptiklari icin o zalimlere murdar bir azap indirdik

    [60] Hani bir zamanlar Musa, kavmi icin su istemisti, biz de "asanla tasa vur!" demistik, bunun uzerine o tastan on iki pinar fiskirmisti. Her kisim insan kendi su alacagi yeri bildi. Allah'in rizkindan yiyin ve icin de bozgunculuk ve saldirganlik yaparak yeryuzunu fesada vermeyin

    [61] Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek cesit yemege asla katlanamayacagiz, yeter artik bizim icin Rabbine dua et de bize yerin yetistirdigi seylerden; sebzesinden, kabagindan, sarmisagindan, mercimeginden ve soganindan cikarsin." dediniz. O da size "O ustun olani daha asagi olanla degistirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayin o vakit istediginiz elbette olacaktir." dedi. Uzerlerine zillet ve meskenet damgasi vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba ugradilar. Evet oyle oldu, cunku Allah'in ayetlerini inkar ediyorlar ve haksiz yere peygamberleri olduruyorlardi. Evet oyle oldu, cunku isyana daliyorlar ve asiri gidiyorlardi

    [62] Suphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hiristiyanlar ve sabiiler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gunune gercekten iman eder ve salih amel islerse elbette Rabbleri katinda bunlarin ecirleri vardir, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak degillerdir

    [63] Hani bir zamanlar sizden misak (saglam bir soz) almistik, Tur'u ustunuze kaldirip demistik ki; size verdigimiz kitaba kuvvetle tutunun ve icindekilerden gafil olmayin, gerek ki, korunursunuz

    [64] Sonra verdiginiz sozun arkasindan yuz cevirdiniz, eger uzerinizde Allah'in lutfu ve rahmeti olmasa idi herhalde zarara ugrayanlardan olurdunuz

    [65] Icinizden cumartesi gunu yasagini cigneyenleri elbette bilirsiniz. Iste bundan dolayi onlara "sefil maymunlar olun!" dedik

    [66] Bu ibret dolu cezayi oncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir ogut yaptik

    [67] Hani bir zamanlar Musa kavmine demisti ki Allah, size bir bakara (sigir) bogazlamanizi emrediyor. Onlar da "Sen bizimle egleniyor, alay mi ediyorsun?" dediler. Musa da: "Boyle cahillerden biri olmaktan Allah'a siginirim." dedi

    [68] Onlar, "Bizim icin Rabbine dua et, her ne ise onu bize aciklasin." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yasli, ne de pek taze, ikisi arasi dinc bir sigirdir, haydi emrolundugunuz isi yapiniz." dedi

    [69] Onlar, "Bizim icin Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize aciklasin." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara surur veren, sapsari bir sigirdir." dedi

    [70] Onlar, "Bizim icin Rabbine dua et, o nedir bize iyice aciklasin, cunku o bize biraz karisik geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz." dediler

    [71] Musa, "Rabbim buyuruyor ki o, ne cifte kosulup tarla suren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hic alacasi olmayan bir sigirdir". Onlar da: "Iste tam simdi gercegi ortaya koydun." dediler. Nihayet onu bulup bogazladilar. Az kaldi yapmayacaklardi

    [72] Hani bir zamanlar siz bir adam oldurmustunuz de onun hakkinda birbirinizle atismis ve onu ustunuzden atmistiniz, halbuki Allah, saklamis oldugunuzu aciga cikaracakti

    [73] Iste bundan dolayi, o sigirin bir parcasi ile o oluye vurun, dedik. Allah oluleri iste boyle diriltir ve size ayetlerini gosterir, belki aklinizi basiniza toplarsiniz

    [74] Sonra bunun arkasindan yine kalbleriniz katilasti, simdi de tas gibi, ya da tastan da beter hale geldi. Cunku taslardan oylesi var ki; icinden nehirler kayniyor, yine oylesi var ki, catliyor da bagrindan sular fiskiriyor, oylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlaniyor... Ve sizin neler yaptiginizdan Allah gafil degildir

    [75] Simdi bunlarin, size hemen inanacaklarini umit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardi ki, Allah'in kelamini isitirlerdi de sonra ona akillari yattigi halde bile bile onu tahrif ederlerdi

    [76] Ustelik iman edenlere rastladiklarinda inandik derler, birbirleriyle basbasa kaldiklari zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansinlar diye mi tutup Allah'in size acikladigi gercekleri onlara da soyluyorsunuz? Hic akliniz yok mu be?" derlerdi

    [77] Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sir olarak saklar ve neyi acikca soylerlerse Allah hepsini bilir

    [78] Bunlarin bir de ummi (okuma yazmasi olmayan) kismi vardir, kitabi bilmezler, ancak birtakim kuruntu yiginina, bos saplantilara kapilir ve zan icinde dolasir dururlar

    [79] Artik o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak icin "Bu Allah katindandir." derler. Artik vay o elleriyle yazdiklari yuzunden onlara, vay o kazandiklari vebal yuzunden onlara

    [80] Bir de dediler ki: "Bize sayili birkac gunden baska asla ates azabi dokunmaz". De ki; "Siz Allah'dan bir ahit mi aldiniz? Boyle ise Allah sozunden donmez. Yoksa siz Allah'a karsi bilemeyeceginiz seyleri mi soyluyorsunuz

    [81] Evet kim bir gunah islemis de kendi gunahi kendisini her yandan kusatmis ise, iste oyleleri ates ehlidirler ve orada ebedi kalicidirlar

    [82] Iman edip salih ameller isleyenler, iste oyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedi kalicidirlar

    [83] Hani bir vakitler Israilogullari'ndan soylece misak (kesin bir soz) almistik: Allah'dan baskasina tapmayacaksiniz, ana-babaya iyilik, yakinligi olanlara, oksuzlere, caresizlere de iyilik yapacaksiniz, insanlara guzellikle soz soyleyecek, namazi kilacak, zekati vereceksiniz. Sonra cok aziniz mustesna olmak uzere sozunuzden dondunuz, hala da donuyorsunuz

    [84] Yine bir zamanlar misakinizi almistik; birbirinizin kanlarini dokmeyeceksiniz, nufusunuzu diyarinizdan cikarmiyacaksiniz. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrariniza sahit de oldunuz

    [85] Sonra sizler oyle kimselersiniz ki, kendilerinizi olduruyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarindan cikariyorsunuz, onlar aleyhinde kotuluk ve dusmanlik guduyor ve bu konuda birlesip birbirinize arka cikiyorsunuz, sayet size esir olarak gelirlerse fidyelesmeye kalkiyorsunuz. Halbuki yurtlarindan cikarilmalari size haram kilinmis idi. Yoksa siz kitabin bir kismina inanip bir kismini inkar mi ediyorsunuz? Su halde icinizden boyle yapanlar, netice olarak dunya hayatinda perisanliktan baska ne kazanirlar, kiyamet gununde de en siddetli azaba ugratilirlar. Allah, yaptiklarinizdan gafil degildir

    [86] Bunlar ahireti, dunya hayatina satmis kimselerdir. Onun icin bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yerden yardim da gelmez

    [87] Celalim hakki icin Musa'ya o kitabi verdik, arkasindan birtakim peygamberler de gonderdik, hele Meryem oglu Isa'ya apacik mucizeler verdik, onu Ruhu'l-Kudus ile de destekledik. Size nefislerinizin hoslanmayacagi bir emirle gelen her peygambere kafa mi tutacaksiniz? Kibrinize dokundugu icin onlarin bir kismina yalan diyecek, bir kismini da oldurecek misiniz

    [88] (Yahudiler, peygamberimize karsi alayli bir ifade ile): "Bizim kalblerimiz kiliflidir." dediler. Bilakis Allah, onlari kafirlikleri yuzunden lanetledi. Bundan dolayi cok az imana gelirler

    [89] Yanlarindakini tasdik etmek uzere onlara Allah katindan bir kitap gelince, daha onceleri inanmayanlara karsi onunla yardim isteyip durduklari halde, o tanidiklari kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkar ettiler. Iste bundan dolayi Allah'in laneti kafirleredir

    [90] Ne kadar cirkindir o ugruna kendilerini sattiklari sey ki; Allah'in kullarindan diledigine kendi lutuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkar ettiler. Iste bu yuzden de gazap ustune gazaba ugradilar. Can yakici azap asil kafirler icindir

    [91] Onlara, "Allah ne indirdiyse ona iman edin." denildigi zaman, onlar "Biz kendimize indirilene iman ederiz." derler ve ondan baskasini inkar ederler. Oysa yanlarindaki Tevrat'i tasdik eden gercek vahiy odur. Onlara de ki; "Peki madem gercek mumin sizsiniz de ne diye daha once Allah'in peygamberlerini olduruyordunuz

    [92] Celalim hakki icin Musa size belgelerle gelmisti de onun arkasindan tuttunuz o buzagiya taptiniz. Siz iste o zalimlersiniz

    [93] Bir zamanlar size, "verdigimiz kitaba kuvvetle sarilin ve onu dinleyin." diye Tur'u tepenize kaldirip misakinizi aldik. (O yahudiler): "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kafirlikleri yuzunden o danayi yureklerinde besleyip buyuttuler. De ki, "Eger siz mumin kimseler iseniz, bu imaniniz size ne cirkin seyler emrediyor

    [94] De ki; Allah yaninda ahiret yurdu (cennet) baskalarinin degil de yalnizca sizin ise, eger iddianizda da sadik iseniz haydi hemen olumu temenni ediniz, olmeyi cana minnet biliniz

    [95] Fakat elleriyle isledikleri yuzunden onu hicbir zaman temenni edemiyecekler. Allah o zalimleri bilir

    [96] Elbette onlari insanlarin hayata en hirsli, en duskun olanlari olarak bulacak, hatta musriklerden bile daha duskun bulacaksin. Onlarin her biri bin sene omur surmeyi arzular, oysa uzun yasamak kendisini azaptan kurtarip uzaklastiracak degildir. Allah, onlarin neler yaptigini gorup duruyor

    [97] Soyle; her kim Cebrail'e dusman ise iyi bilsin ki, Kur'an'i senin kalbine Allah'in izniyle kendinden onceki vahiyleri onaylayici, muminlere hidayet ve mujde kaynagi olmak uzere o indirdi

    [98] Her kim Allah'a, Allah'in meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mikail'e dusman olursa, iyi bilsin ki, Allah da o kafirlerin dusmanidir

    [99] Sanim hakki icin sana cok acik ayetler; parlak mucizeler indirdik. Oyle ki, iman sahasindan uzaklasmis fasiklardan baskasi onlari inkar etmez

    [100] O fasiklar hem bunlari tanimiyacaklar, hem de ne zaman bir ahd uzerine antlasma yapsalar, her defasinda mutlaka iclerinden bir guruh cikip onu bozacak ve ativerecek oyle mi? Hatta az bir guruh degil, onlarin cogu ahit tanimaz imansizlardir

    [101] Ustelik Allah tarafindan onlara, yanlarindaki kitabi tasdik edici bir peygamber gelince, daha once kendilerine kitap verilenlerden bir kismi, Allah'in kitabini sirtlarindan geriye attilar, sanki hicbir sey bilmiyorlarmis gibi yaptilar

    [102] Tuttular da Suleyman mulkune dair seytanlarin uydurup izledikleri seyin ardina dustuler. Halbuki Suleyman inkar edip kafir olmadi, lakin o seytanlar kafirlik ettiler; insanlara sihir ogretiyorlar ve Babil'de Harut ve Marut'a, bu iki melege indirilen seyleri ogretiyorlardi. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek icin gonderildik, sakin sihir yapip da kafir olmayin!" demeden kimseye birsey ogretmezlerdi. Iste bunlardan kari ile kocanin arasini ayiracak seyler ogreniyorlardi. Fakat Allah'in izni olmadikca bununla kimseye zarar verebilecek degillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda saglamayacak bir sey ogreniyorlardi. Yemin olsun ki, onu her kim satin alirsa, onu alanin ahirette bir nasibi olmayacagini da cok iyi biliyorlardi. Hakkiyle bilselerdi, ugruna canlarini sattiklari sey ne cirkin bir seydi

    [103] Sayet onlar iman edip de korunmus olsalardi, elbette Allah tarafindan verilecek mukafat cok hayirli olacakti. Keske bunu bilselerdi

    [104] Ey iman edenler! "raine" demeyin, "unzurna" deyin ve iyi dinleyin, kafirler icin elemli bir azap vardir

    [105] Ne Kitap ehlinden, ne de musriklerden hicbiri, size Rabbinizden bir hayir indirilsin istemez. Allah ise, ustunlugu, rahmetiyle diledigine mahsus kilar ve Allah cok buyuk lutuf sahibidir

    [106] Biz bir ayetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayirlisini yahut mislini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her seye kadirdir

    [107] Bilmez misin ki, hakikaten goklerin ve yerin mulku Allah'indir, hepsi O'nundur. Size de Allah'dan baska ne bir dost, ne de bir yardimci vardir

    [108] Yoksa siz peygamberinizi, bundan once Musa'ya soruldugu gibi, sorguya cekmek mi istiyorsunuz? Halbuki her kim imani kufurle degistirirse artik duz yolun ortasinda sapitmis olur

    [109] Ehl-i kitaptan bircogu arzu etmektedir ki, sizi imaninizdan sonra cevirip kafir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sirf nefsaniyetlerinden ve kiskancliktan dolayi bunu yaparlar. Buna ragmen siz simdi af ile, hosgoruyle davranin ta Allah emrini verinceye kadar. Suphe yok ki Allah her seye kadirdir

    [110] Siz namazi hakkiyle kilmaya bakin ve zekati verin! Kendi nefsiniz icin her ne hayir yaparsaniz, Allah katinda onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah butun yaptiklarinizi gormektedir

    [111] Bir de "yahudi ve hiristiyanlardan baskasi asla cennete giremeyecek" dediler. Bu onlarin kendi kuruntularidir. Sen de onlara de ki; "Eger dogru iseniz, haydi bakalim getirin delilinizi

    [112] Hayir, hayir! Kim ozu iyilik dolu olarak yuzunu Allah'a tertemiz dondurur ve teslim ederse, iste onun Rabbi katinda ecri vardir. Onlara hicbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak degiller

    [113] Yahudiler dediler ki, "Hiristiyanlar birsey uzerinde degiller", Hristiyanlar da "Yahudiler bir sey uzerinde degiller" dediler. Oysa hepsi de kitabi okuyorlar. Hicbir bilgisi olmayanlar da oyle onlarin dedikleri gibi dediler. Iste bundan dolayi Allah, ihtilafa dustukleri bu gibi seylerde, kiyamet gunu aralarinda hukum verecektir

    [114] Allah'in mescitlerini, iclerinde Allah'in isminin anilmasindan meneden ve onlarin harap olmalarina calisan kimselerden daha zalim kim olabilir! Iste bunlar, oralara korka korka girmekten baska birsey yapmazlar. Bunlara dunyada perisanlik, ahirette de buyuk bir azap vardir

    [115] Bununla beraber, dogu da Allah'in, bati da Allah'indir. Artik nereye donerseniz donun, orasi Allah'a cikar. Suphe yok ki, Allah(in rahmeti) genistir, O, her seyi bilendir

    [116] O zalimler, "Allah kendisine cocuk edindi." dediler. Hasa, O subhandir. Dogrusu, goklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hepsi O'na boyun egmistir

    [117] O, goklerin ve yerin yoktan var edicisidir ve O, bir isin olmasini murad edince, ona yalnizca "ol!" der, o da hemen oluverir

    [118] Bilgiden nasibi olmayanlar da "Allah bizimle konussa ya, yahut bize de bir mucize gelse ya!" dediler. Bunlardan oncekiler de tipki boyle, bunlarin dedikleri gibi demislerdi. Onlarin kalbleri birbirlerine benzedi. Gercekten de yakine ermek (hakikati bilmek) isteyen bir kavim icin biz mucizeleri cok acik secik gosterdik

    [119] Suphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin mujdecisi ve azabimizin habercisi olarak gonderdik. Sen, o cehennemliklerden sorumlu degilsin

    [120] Sen onlarin milletlerine tabi olmadikca ne yahudiler, ne de hiristiyanlar senden asla hosnud ve razi olmayacaklar. De ki, gercekten de Allah'in hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Sanim hakki icin, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkip da onlarin arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardimci

    [121] Kendilerine kitabi verdigimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakkini vererek okurlar. Iste onlar, ona iman ederler. Her kim de onu inkar ederse, iste o inkarcilar husran icindedirler

    [122] Ey Israilogullari! Sizlere ihsan ettigim nimetimi ve sizi vaktiyle alemdeki ummetlere ustun tuttugumu hatirlayin

    [123] Ve oyle bir gunden sakinin ki, o gun kimse, kimsenin yerine bir sey odeyemez, kimseden fidye kabul edilmez ve ona sefaat de fayda vermez, hicbir taraftan yardim da gormezler

    [124] Sunu da unutmayin ki, bir zamanlar Ibrahim'i Rabbi, birtakim kelimeler ile imtihan etti, o, onlari sona erdirince, Rabbi ona, "Ben seni butun insanlara imam yapacagim." buyurdu. Ibrahim, "Zurriyetimden de yap!" dedi. Rabbi ona "zalimler benim ahdime nail olamaz!" buyurdu

    [125] Biz ta o zaman bu Beyt'i, insanlar icin bir sevap kazanma ve bir guven yeri kildik. Siz de Makam-i Ibrahim'den kendinize bir namazgah edinin. Ayrica Ibrahim ile Ismail'e soyle ahid verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler icin, hem ibadete kapananlar icin, hem de ruku ve secde edenler icin tertemiz tutun

    [126] Ve o vakit Ibrahim "Ey Rabbim, burasini guvenli bir belde kil, halkindan Allah'a ve ahiret gunune iman edenleri cesitli meyvalarla riziklandir" diye yalvardi. Allah buyurdu ki: "kufredeni dahi riziklandirir da hayattan biraz nasip aldiririm, sonra da onu ates azabina ugratirim ki, orasi ne yaman bir duraktir

    [127] Ve ne vakit ki Ibrahim, Beyt'in temellerini yukseltmeye basladi, Ismail ile birlikte soyle dua ettiler: Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hic suphesiz isiten sensin, bilen sensin

    [128] Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalniz senin icin boyun egen muslumanlar kil, hem de soyumuzdan yalniz senin icin boyun egen musluman bir ummet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarini goster, tevbemize rahmetle bakiver. Hic suphesiz Tevvab sensin, Rahim sensin

    [129] Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara iclerinden oyle bir peygamber gonder ki, onlara senin ayetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabi ve hikmeti ogretsin, iclerini ve dislarini tertemiz yapip onlari pak eylesin. Hic suphesiz Aziz sensin, hikmet sahibi Sensin

    [130] Ibrahim'in milletinden, kendine kiyan beyinsizden baska kim yuz cevirir? Biz onu dunyada seckin birisi yaptik, hic suphesiz o, ahirette de iyilerden biridir

    [131] Rabbi ona, "Islam ol!" emrini verince, o "Ben alemlerin Rabbine teslim oldum." dedi

    [132] Bu dini Ibrahim, kendi ogullarina vasiyyet etti, Yakub da oyle yapti: "Ey ogullarim! Muhakkak ki, bu dini size Allah secti, baska dinlerden uzak durun, yalnizca musluman olarak can verin!" dedi

    [133] Yoksa siz de olaya sahit mi oldunuz; Yakub'a olum hali gelip cattigi zaman, ogullarina; "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" dedigi zaman, ogullari; "Senin Allah'ina ve atalarin Ibrahim, Ismail ve Ishak'in Allah'ina, tek olan o Allah'a ibadet edecegiz. Biz ancak O'na boyun egen muslumanlariz." dediler

    [134] Onlar bir ummetti, geldi gecti. Onlara kendi kazandiklari, size de kendi kazandiginiz. Siz onlarin yaptiklarindan sorguya cekilecek degilsiniz

    [135] Bir de: "yahudi veya hiristiyan olunuz ki, hidayet bulasiniz." dediler. Sen onlara de ki: "Hayir! Hanif olarak hakka tapan Ibrahim'in dinine (uyariz) ki, o hicbir zaman musriklerden olmadi

    [136] Deyiniz ki, "Biz, Allah'a iman ettik ve bize ne indirildiyse Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakup'a ve torunlarina ne indirildiyse, Musa'ya ve Isa'ya ne indirildiyse ve butun peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onlarin arasinda fark gozetmeyiz ve biz ancak O'na boyun egen muslumanlariz

    [137] Eger onlar da sizin iman ettiginiz gibi iman ederlerse dogru yola girmis, hidayeti bulmus olurlar. Yok eger yuz cevirirlerse onlar sadece ve sadece didismenin icindedirler. Allah onlara karsi sana yeter. Ve O, isitendir, bilendir

    [138] Allah'in boyasina bak, (vaftiz nolacak?) Kim, Allah'dan daha guzel boya vurabilir ki? Iste biz O'na ibadet edenleriz

    [139] De ki: "Allah hakkinda bizimle didismeye mi gireceksiniz? Oysa O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size. Su kadar var ki, biz O'na ihlas ile sariliyoruz

    [140] Yoksa siz, Ibrahim de, Ismail de, Ishak da, Yakup da ve torunlari da hep yahudi ve hiristiyan idiler mi demek istiyorsunuz?" De ki: "Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mi?" Allah'in sahitlik ettigi bir hakikati bile bile inkar edenden daha zalim kim olabilir? Allah, yaptiklarinizdan gafil degildir

    [141] Onlar bir ummet idiler, gelip gectiler. Onlara kendi kazandiklari, size de kendi kazandiklariniz. Ve siz onlarin yaptiklarindan sorumlu tutulacak degilsiniz

    [142] Insanlar icinde bir kisim beyinsizler takimi, "Bunlari bulunduklari kibleden ceviren nedir?" diyecekler. De ki: "Dogu da, bati da Allah'indir. O, kimi dilerse onu hidayete erdirir

    [143] Ve iste boyle, sizi ortada yuruyen bir ummet kildik ki, siz butun insanlar uzerine adalet ornegi ve hakkin sahitleri olasiniz, Peygamber de sizin uzerinize sahit olsun. Daha once icinde durdugun Ka'be'yi kible yapmamiz da sunun icindir: Peygamber'in izince gidecekleri, iki okcesi uzerinde geri doneceklerden ayiralim. Bu is elbette Allah'in hidayet ettigi kimselerin disindakilere cok agir gelecekti. Allah imaninizi kaybedecek degildir. Hic suphesiz Allah, butun insanlara cok sefkatlidir, cok merhametlidir

    [144] Dogrusu, biz, yuzunun semaya yoneldigini, orada sekilden sekile gecerek, aranip durdugunu goruyorduk. Artik seni hosnud olacagin bir kibleye cevirecegiz. Haydi bakalim, yuzunu Mescid-i Haram'a dogru cevir. Siz de ey muminler, nerede olursaniz olun, yuzunuzu o tarafa dogru cevirin! Kendilerine kitap verilmis olanlar da kesinlikle bilirler ki, Rabblerinden gelen o emir haktir. Ve Allah, onlarin yaptiklarindan ve yapmakta olduklarindan gafil degildir

    [145] Celalim icin, sen o kitap verilmis olanlara, butun delilleri de getirsen, yine de senin kiblene tabi olmazlar, sen de onlarin kiblesine tabi olmazsin. Zaten onlar da birbirlerinin kiblesine tabi degiller. Celalim hakki icin, sana gelen bunca ilmin arkasindan sen tutar da onlarin arzu ve heveslerine uyacak olursan, o zaman hic suphesiz, sen de zalimlerden olursun

    [146] O kendilerine kitap verdigimiz ummetlerin alimleri onu o peygamberi ogullarini tanir gibi tanirlar, boyle iken iclerinden bir takimi gercegi bile bile gizlerler

    [147] O hak, Rabbindendir. Artik supheye dusenlerden olma sakin

    [148] Ummetlerden her birinin bir yonu vardir, o ona yonelir, haydin, hep hayirlara kosun, yarisin. Her nerede olsaniz Allah sizi toplar, bir araya getirir. Suphesiz ki Allah her seye kadirdir

    [149] Hem her nereden yola cikarsan (namazda) hemen Mescid-i Haram'a dogru yuzunu cevir. Bu emir suphesiz hak, Rabbinden oldugu gercektir. Allah yaptiklarinizdan habersiz de degildir

    [150] Her nereden yola cikarsan yuzunu Mescid-i Haram'a dogru cevir, ve her nerede olsaniz yuzunuzu ona dogru cevirin ki insanlar icin aleyhinizde bir delil olmasin. Ancak iclerinden haksizlik edenler baska. Siz de onlardan korkmayin, benden korkun. Hem uzerinizdeki nimetimi tamamlayayim, hem gerek ki dogru yolu bulasiniz

    [151] Nitekim icinizden size bir peygamber gonderdik. O size ayetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabi ve hikmeti ogretiyor. Size bilmediginiz seyleri ogretiyor

    [152] O halde beni anin, ben de sizi anayim. Bana sukredin de nankorluk etmeyin

    [153] Ey iman edenler! Sabir ve namazla yardim isteyin. Suphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir

    [154] Allah yolunda oldurulenlere "oluler" demeyin. Hayir, onlar diridirler. Fakat siz sezemezsiniz

    [155] Caresiz biz sizi biraz korku, biraz aclik, biraz da mallardan, canlardan ve urunlerden eksiltme ile imtihan edecegiz. Mujdele o sabredenleri

    [156] Onlar baslarina bir musibet geldigi zaman: "Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na donecegiz." derler

    [157] Iste onlar var ya, Rablerinden, magfiretler ve rahmet onlaradir. Iste hidayete erenler de onlardir

    [158] Gercekten Safa ile Merve Allah'in alametlerindendir. Onun icin her kim hac veya umre niyetiyle Ka'be'yi ziyaret ederse, bunlari tavaf etmesinde ona bir gunah yoktur. Her kim de gonlunden koparak bir hayir islerse, suphesiz Allah iyiligin karsiligini verir, o her seyi bilir

    [159] Indirdigimiz apacik delilleri ve hidayetin kendisi olan ayetleri insanlar icin biz kitapta acikladiktan sonra gizleyenler var ya mutlaka onlara Allah lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederler

    [160] Ancak tevbe edip halini duzelterek gercegi soyleyenler baska. Iste onlari ben bagislarim. Ben cok merhamet ediciyim, tevbeleri cokca kabul ederim

    [161] Ama ayetlerimizi inkar etmis ve kafir olarak can vermis olanlara gelince, iste Allah'in laneti, meleklerin laneti ve insanlarin laneti hep onlarin uzerine olsun

    [162] Onlar ebedi olarak onun altinda kalirlar. Ne azablari hafifletilir, ne de kendilerine goz actirilir

    [163] Her halde hepinizin ilahi, bir tek ilahtir. Ondan baska bir ilah yoktur. O Rahman ve Rahim'dir

    [164] Suphesiz goklerin ve yerin yaratilisinda, gece ile gunduzun birbiri ardinca gelisinde, insanlara yarar seylerle denizde akip giden gemide, Allah'in yukaridan bir su indirip de onunla yeri olumunden sonra diriltmesinde, diriltip de uzerinde deprenen hayvanlari yaymasinda, ruzgarlari degistirmesinde, gok ile yer arasinda emre hazir olan bulutta suphesiz akilli olan bir topluluk icin elbette Allah'in birligine deliller vardir

    [165] Insanlardan kimi de Allah'tan baska seyleri O'na es tutuyorlar da onlari, Allah'i sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabi gorecekleri zaman butun kuvvetin Allah'a ait oldugunu ve Allah'in azabinin gercekten cok siddetli bulundugunu keske anlasalardi

    [166] O zaman kendilerine uyulan kimseler, azabi gorerek kendilerine uyanlardan kacip uzaklasmislar ve aralarindaki butun baglar parca parca kopmustur

    [167] Onlara uyanlar da soyle demektedirler: "Ah, bizim icin dunyaya bir donus olsaydi da onlarin bizden uzaklastiklari gibi biz de onlardan uzaklassaydik!" Iste boylece Allah onlara butun amellerini, uzerlerine yigilmis hasretler (pismanlik ve uzuntuler) halinde gosterecektir. Onlar bu atesten cikacak degillerdir

    [168] Ey insanlar! Butun yeryuzundeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak sartiyla yiyin. Fakat seytanin adimlarina uymayin. Cunku o size belli bir dusmandir

    [169] O size hep cirkin ve murdar isleri emreder, Allah'a karsi bilmediginiz seyler soylemenizi ister

    [170] Onlara: "Allah'in indirdigine uyun." dendigi vakit de: "Yok, atalarimizi neyin uzerinde bulduysak ona uyariz." dediler. Ya atalari bir seye akil erdiremez ve dogruyu secemez idiyseler de mi onlara uyacaklar

    [171] O kafirlerin hali, sadece bir cagirma veya bagirmadan baskasini isitmeyerek haykiranin haline benzer; onlar sagirdirlar, dilsizdirler, kordurler, akil da etmezler

    [172] Ey iman edenler! Size kismet ettigimiz riziklarin hos ve temiz olanlarindan yiyin ve Allah'a sukredin, eger yalniz O'na kulluk ediyorsaniz

    [173] O, size yalniz sunlari haram kildi: Olu hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah'tan baskasi adina kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalirsa, baskasinin hakkina tecavuz etmemek ve zaruret olcusunu gecmemek sartiyla ona da bir gunah yukletilmez. Cunku Allah cok bagislayicidir, cok merhametlidir

    [174] Allah'in indirdigi kitaptan bir seyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gercekten karinlari dolusu atesten baska birsey yemezler. Kiyamet gunu Allah onlara ne soz soyler, ne de kendilerini temize cikarir. Onlara sadece aci veren bir azab vardir

    [175] Iste onlar, hidayeti verip sapikligi, affedilmeyi birakip azabi satin alan kimselerdir. Bunlar, atese karsi ne kadar da sabirlidirlar

    [176] Suphesiz ki Allah kitabi hak bir sebeple indirmistir. Kitap hakkinda ihtilafa dusenler ise, suphesiz haktan uzak, bir anlasmazlik icindedirler

    [177] Yuzlerinizi bazan dogu, bazan bati tarafina cevirmeniz erginlik degildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gunune, meleklere, kitaba ve butun peygamberlere iman edip, yakinligi olanlara, oksuzlere, yoksullara, yolda kalmisa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazi kilarlar, zekati verirler. Bir de andlastiklari zaman sozlerini yerine getirenler, hele sikinti ve hastalik durumlarinda ve harbin siddetli zamaninda sabir ve kararlilik gosterenler var ya, iste dogru olanlar da bunlardir, korunanlar da bunlardir

    [178] Ey iman edenler! Oldurmede kisas size farz kilindi. Hure hur, koleye kole, kadina kadin. Ama her kim, olenin kardesi tarafindan bir sey karsiligi bagislanirsa, o zaman orfe uymasi, ona diyeti guzellikle odemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafindan bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasindan yine saldirirsa, artik ona aci veren bir azab vardir

    [179] Ey temiz akil sahipleri! Kisasta sizin icin bir hayat vardir. Umit edilir ki, korunursunuz

    [180] Birinize olum geldigi vakit, bir hayir (bir mal) birakacaksa, babasi, anasi ve en yakin akrabasi icin mesru bir surette vasiyet etmek, Allah'tan korkan kimseler uzerine yerine getirilmesi vacib bir hak olarak size farz kilindi

    [181] Simdi her kim, bunu duyduktan sonra onu degistirirse, her halde vebali, sirf o degistirenlerin boynunadir. Suphe yok ki Allah, her seyi isitir ve bilir

    [182] Her kim de vasiyet edenin, bir hata islemesinden veya bir gunaha girmesinden endise eder de taraflarin arasini duzeltirse, ona bir vebal yoktur. Suphesiz ki, Allah cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [183] Ey iman edenler! Oruc, sizden oncekilere farz kilindigi gibi size de farz kilindi. Umulur ki korunursunuz

    [184] (Size farz kilinan oruc), sayili gunlerdedir. Icinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diger gunlerde, tutamadigi gunler sayisinca tutar. Ona dayanip kalacaklar uzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de hayrina fidyeyi artirirsa, hakkinda daha hayirlidir. Bununla beraber, eger bilirseniz, oruc tutmaniz sizin icin daha hayirlidir

    [185] O Ramazan ayi ki, insanlari irsad icin, hak ile batili ayiracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'an onda indirildi. Onun icin sizden her kim bu aya sahit olursa onda oruc tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadigi gunler sayisinca diger gunlerde kaza etsin. Allah size kolaylik diler zorluk dilemez. Sayiyi tamamlamanizi, size dogru yolu gosterdiginden dolayi Allah'i tekbir etmenizi ister. Umulur ki sukredersiniz

    [186] Sayet kullarim, sana benden sordularsa, gercekten ben cok yakinimdir. Bana dua edince, duacinin duasini kabul ederim. O halde onlar da benim davetime kossunlar ve bana hakkiyla iman etsinler ki, dogru yola gidebilsinler

    [187] Oruc gecesi kadinlariniza yaklasmaniz, size helal kilindi. Onlar, sizin icin bir ortu, siz de onlar icin bir ortu durumundasiniz. Allah, nefsinize guvenemeyeceginizi bildigi icin muracaatinizi kabul buyurdu ve sizi bagisladi. Simdi onlara yaklasin ve Allah'in sizler icin yazdigini isteyin. Ta fecrin beyaz ipligi siyah iplikden size secilinceye kadar yiyin, icin. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde itikaf halinde iken onlara yaklasmayin. Bunlar, Allah'in sinirlaridir, sakin onlara yaklasmayin. Allah, ayetlerini insanlara boyle acikliyor ki sakinip korunsunlar

    [188] Bir de aranizda mallarinizi batil sebeplerle yemeyin. Insanlarin mallarindan bir kismini bile bile gunah ile yemek icin, o mallari hakimlere rusvet olarak vermeyin

    [189] Sana hilallerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar icin de, hac icin de vakit olculeridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarindan gelmeniz degildir. Fakat iyilige eren, kotulukten korunan kimsedir. Evlere kapilarindan gelin, Allah'tan korkun ki, kurtulusa eresiniz

    [190] Size savas acanlarla Allah yolunda carpisin. Fakat haksiz saldirida bulunmayin. Cunku Allah, haksiz saldirida bulunanlari sevmez

    [191] Onlari nerede yakalarsaniz oldurun ve sizi cikardiklari yerden onlari cikarin. O fitne, oldurmeden daha siddetlidir. Yalniz Mescid-i Haram yaninda onlar sizinle savasmadikca siz de onlarla savasmayin. Fakat sizi oldurmeye kalkisirlarsa, hemen onlari oldurun. Kafirlerin cezasi boyledir

    [192] Artik sirkten vazgecerlerse, suphesiz ki Allah cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [193] Hem bir fitne kalmayip, din yalniz Allah'in oluncaya kadar onlarla carpisin . Vazgecerlerse, dusmanlik ancak zalimlere karsidir

    [194] Hurmetli ay hurmetli aya ve butun hurmetler birbirine karsiliktir. O halde kim size saldirdiysa, siz de ona yaptigi saldirinin ayniyle saldirin da ileri gitmeye Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir

    [195] Allah yolunda mal harcayin da kendinizi ellerinizle tehlikeye birakmayin ve guzel hareket edin. Cunku Allah guzellik ve iyilik edenleri sever

    [196] Hac ve umreyi de Allah icin tamam yapin. Eger bunlardan alikonursaniz, o zaman kolayiniza gelen bir kurban gonderin. Bununla beraber bu kurban, kesilecegi yere varincaya kadar baslarinizi tiras etmeyin. Icinizden hasta olana veya basindan bir rahatsizligi bulunana tiras icin oruc veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtuldugunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayina gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise uc gun hacda, yedi de dondugunuzde ki tam on gun oruc tutmasi lazim gelir. Bu hukum, ailesi Mescid-i Haram civarinda oturmayanlar icindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah'in azabi gercekten cok siddetlidir

    [197] Hac, bilinen aylardadir. Her kim o aylarda hacca baslayip kendisine farz ederse; artik hacda kadina yaklasmak, gunah islemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayirdan ne islerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azik edinin. Suphesiz ki aziklarin en hayirlisi Allah korkusudur. Ey akil sahipleri! Benden korkun

    [198] Rabbinizin lutfunu istemenizde size bir gunah yoktur. Arafat'tan indiginiz zaman Mes'ar-i Haram yaninda (Muzdelife'de) Allah'i zikredin. O'nu, size gosterdigi sekilde zikredin. Dogrusu siz, bundan once gercekten sapmislardandiniz

    [199] Sonra insanlarin akip geldigi yerden siz de akip gelin. Allah'tan bagislanmanizi isteyin. Cunku Allah cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [200] Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiginiz zaman, onceleri babalarinizi andiginiz gibi, hatta daha kuvvetli bir anisla Allah'i anin. Insanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dunyada ver!" der. Onun icin ahirette hicbir kismet yoktur

    [201] Yine onlardan: "Ey Rabbimiz! Bize dunyada bir guzellik ve ahirette de bir guzellik ver ve bizi ates azabindan koru!" diyenler vardir

    [202] Iste onlar icin, kazandiklarindan bir nasib vardir. Allah, hesabi cok cabuk gorur

    [203] Bir de sayili gunlerde Allah'i zikredin (tekbir alin). Bunlardan kim iki gun icinde (Mina'dan) donmek icin acele ederse ona gunah yoktur. Kim geri kalirsa ona da gunah yoktur. Ama bu, takva sahipleri icindir. Allah'tan korkun ve bilin ki, siz ancak O'nun huzuruna varip toplanacaksiniz

    [204] Insanlardan kimi de vardir ki, dunya hayati hakkindaki sozleri senin hosuna gider ve o kalbindekine Allah'i sahit tutar. Halbuki O, Islam dusmanlarinin en yamanidir

    [205] Is basina gecti mi yeryuzunde bozgunculuk cikarmak, ekini ve nesli helak etmek icin kosar. Allah ise bozgunculugu sevmez

    [206] Ona: "Allah'tan kork!" dendigi zaman da kendisini onuru (gururu) gunah islemeye sevkeder. Cehennem de onun hakkindan gelir. O ne kotu bir yataktir

    [207] Yine insanlardan kimi de vardir ki, Allah'in rizasina ermek icin kendini feda eder. Allah ise kullarina cok merhametlidir

    [208] Ey iman edenler! Hepiniz baris ve selamete girin de seytanin adimlarina uymayin. Cunku o sizin aranizi acan belli bir dusmandir

    [209] Size bunca deliller geldikten sonra yine kayarsaniz, iyi bilin ki, Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [210] Onlar sadece gozetiyorlar ki, Allah, buluttan golgelikler icinde meleklerle birlikte geliversin de is bitiriliversin. Halbuki butun isler Allah'a dondurulup goturulur

    [211] Israilogullarina sor: Biz onlara ne kadar acik ayetler vermistik. Fakat Allah'in nimetini her kim kendisine geldikten sonra degistirirse, suphe yok ki, Allah'in azabi cok siddetlidir

    [212] Dunya hayati, inkar edenler icin bezendi. (Onlar), iman edenlerle egleniyorlar. Halbuki takva sahibi olan o muminler, kiyamet gunu onlarin ustundedir. Allah diledigine hesapsiz rizik verir

    [213] Insanlar tek bir ummetti. Ayrilmalari uzerine Allah, rahmetinin mujdecileri ve azabinin habercileri olmak uzere peygamberler gonderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanlarin, aralarinda ihtilaf ettikleri seyler hakkinda hakem olsun. Bunda da sirf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarindaki hirs ve kiskanclik yuzunden anlasmazliga dustuler. Bunun uzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onlarin hakkinda anlasmazliga dustukleri hakka, ulastirdi. Allah, diledigini dogru yola iletir

    [214] Yoksa siz, kendinizden once gelip gecenlerin hali (ugradiklari sikintilar) basiniza gelmeden cennete girivereceginizi mi sandiniz? Onlara oyle yoksulluklar, oyle sikintilar dokundu ve oyle sarsildilar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'in yardimi ne zaman?" derlerdi. Bak iste! Gercekten Allah'in yardimi yakindir

    [215] Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayir olarak verdiginiz nafaka, ana baba, yakinlar, oksuzler, yoksullar ve yolda kalmislar icindir. Hayir olarak daha ne yaparsaniz herhalde Allah onu bilir

    [216] Savas size farz kilindi, gerci o size hos gelmez. Olabilir ki siz, bir seyden hoslanmazsiniz; oysa ki o sizin icin bir hayirdir. Yine olabilir ki, siz bir seyi seversiniz, oysaki o sizin icin bir kotuluktur. Allah bilir, siz bilmezsiniz

    [217] Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savasmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savasmak, buyuk bir gunahtir. Bununla beraber Allah yolundan alikoymak, O'nu inkar etmek, insanlari, Mescid-i Haram'dan menetmek ve halkini oradan cikarmak, Allah yaninda daha buyuk bir gunahtir ve fitne, oldurmekten daha buyuk bir vebaldir. Onlar, gucleri yeterse, sizi dininizden dondurmek icin sizinle savasmaktan hicbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden doner ve kafir olarak can verirse artik onlarin butun amelleri, dunyada ve ahirette bosa gitmistir. Iste onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardir

    [218] Suphesiz ki iman edenlere, Allah yolunda hicret edip, cihad edenlere gelince, iste onlar, Allah'in rahmetini umarlar. Allah, cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [219] Ey Muhammed! Sana sarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde buyuk bir gunah, bir de insanlar icin bazi menfaatler vardir. Fakat gunahlari, menfaatlerinden daha buyuktur. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Ihtiyactan fazlasini infak edin. Iste boylece Allah, size ayetlerini acikliyor. Umulur ki siz dusunursunuz

    [220] Dunya ve ahiret hakkinda (dusunursunuz.) Sana bir de yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar hakkinda yapacaginiz bir islah, islerine karismamaktan daha hayirlidir. Eger onlara karisirsaniz, onlar sizin kardeslerinizdir. Allah, bozguncuyla islah ediciyi bilir, birbirinden ayird eder. Eger Allah dileseydi, sizi zora kosardi. Suphesiz ki Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [221] Musrik kadinlari, iman etmedikce nikahlamayin. Bir musrik kadin, sizin hosunuza gitse bile, iman etmis olan bir cariye herhalde ondan daha hayirlidir. Musrik erkeklere de mumin kadinlari nikah ettirmeyin. Bir musrik, sizin hosunuza gitse bile, mumin bir kole elbette ondan daha hayirlidir. Onlar sizi atese davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve magfirete davet ediyor ve ayetlerini insanlara acikliyor. Umulur ki onlar hatirda tutup, ogut alirlar

    [222] Ey Muhammed! Sana kadinlarin ay basi halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun icin ay basi halinde olduklari zaman kadinlardan cekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklasmayin. Iyice temizlendikleri zaman ise Allah'in emrettigi yerden onlara varin, yaklasin Suphesiz ki Allah cok tovbe edenleri de sever, cok temizlenenleri de sever

    [223] Kadinlariniz, sizin icin bir tarladir. O halde tarlaniza dilediginiz gibi varin ve kendiniz icin ileriye hazirlik yapin. Allah'tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O'nun huzuruna varacaksiniz. Ey Muhammed, muminleri mujdele

    [224] Sozunuzde durmaniz, kotulukten sakinmaniz ve insanlarin arasini duzeltmeniz icin, Allah'i yeminlerinize hedef veya siper edip durmayin. Allah, her seyi isitir ve bilir

    [225] Allah, sizi yeminlerinizde bilmeyerek ettiginiz lagiv (herhangi bir kasit olmadan, kanaate gore yanlis yere yapilan yemin)dan sorumlu tutmaz. Fakat kalbinizin kazandigi yalan yere yapilan yeminden sorumlu tutar. Allah cok bagislayicidir, cok halimdir

    [226] Kadinlarindan ila edenler (onlara yaklasmamaya yemin edenler) icin dort ay beklemek vardir. Eger bu yeminlerinden donerlerse, suphesiz ki Allah cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [227] Yok eger bosamaya karar vermislerse, suphesiz ki Allah soylediklerini isitir, kurduklarini bilir

    [228] Bosanan kadinlar, kendi kendilerine uc adet suresi beklerler ve Allah'in rahimlerinde yarattigini gizlemeleri, kendilerine helal olmaz. Eger Allah'a ve ahiret gunune inaniyorlarsa gizlemezler. Kocalari da, barismak istedikleri takdirde o sure icersinde onlari geri almaya daha layiktirlar. O kadinlarin, uzerlerindeki mesru hak gibi, kendilerinin de haklari vardir. Yalniz erkekler icin, onlarin uzerinde bir derece vardir. Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [229] Bosamak (talak) iki defadir. Ondan sonrasi ya iyilikle tutmak veya guzellikle salmaktir. Onlara verdiklerinizden bir sey almaniz da size helal olmaz. Ancak Allah'in cizdigi hudutta duramayacaklarindan korkmalari baska. Eger siz de bunlarin, Allah'in cizdigi hudutta duramayacaklarindan korkarsaniz, kadinin, ayrilmak icin hakkindan vazgecmesinde artik ikisine de gunah yoktur. Iste bunlar, Allah'in cizdigi hudududur. Sakin bunlari asmayin, Her kim Allah'in hududunu asarsa, iste onlar zalimlerdir

    [230] Eger kadini bir daha bosarsa, bundan sonra artik baska bir kocaya varincaya kadar ona helal olmaz. Eger ikinci koca da onu bosarsa, Allah'in hududunu saglam tutacaklarini umid ettikleri takdirde oncekilerin birbirlerine donmelerinde her ikisine de gunah yoktur. Iste bunlar, Allah'in tayin ettigi hudududur. Bunlari, bilen bir kavim icin acikliyor

    [231] Kadinlari bosadiginiz zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artik kendilerini ya iyilikle tutun veya guzellikle salin. Yoksa haklarina tecavuz icin zararlarina olarak onlari tutmayin. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmis olur. Sakin Allah'in ayetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'in uzerinizdeki nimetini, size kendisiyle ogut vermek uzere indirdigi kitap ve hikmeti hatirlayip, dusunun. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her seyi bilir

    [232] Kadinlari bosadiginiz zaman iddetlerini bitirdiklerinde, aralarinda mesru bir sekilde rizalastiklari takdirde, kendilerini kocalariyla nikahlanacaklar diye sikistirip, engellemeyin. Iste bu, icinizden Allah'a ve ahiret gunune iman edenlere verilen bir oguttur. Bu, sizin hakkinizda daha hayirli ve daha nezihtir. Allah bilir, siz bilemezsiniz

    [233] Anneler, cocuklarini, emzirmenin tamamlanmasini isteyenler icin tam iki yil emzirirler. Cocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borctur. Bununla beraber herkes ancak gucune gore mukellef olur. Cocugu sebebiyle bir anne de, cocugu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasin. Varise dusen de yine ayni borctur. Eger ana ve baba birbirleriyle istisare edip, her ikisinin de rizasiyla cocugu memeden ayirmak isterlerse kendilerine bir gunah yoktur. Eger cocuklarinizi baskalarina emzirtmek isterseniz vereceginizi guzel guzel verdikten sonra bunda da size bir gunah yoktur. Bununla beraber Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah yaptiklarinizi gorur

    [234] Icinizden vefat edip de geride esler birakan kimselerin hanimlari, kendi baslarina dort ay on gun beklerler. Iddet (bekleme) surelerini bitirdikleri zaman, artik kendileri hakkinda mesru bir sekilde yapacaklari hareketten size bir gunah yoktur. Allah, yaptiklarinizdan haberdardir

    [235] Boyle kadinlara evlenme isteginizi ustu kapali bicimde citlatmanizda veya gonlunuzde tutmanizda size bir vebal yoktur. Allah biliyor ki siz onlari mutlaka anacaksiniz. Fakat mesru bir soz soylemekten baska bir sekilde kendileriyle gizlice sozlesmeyin. Farz olan iddet sona erinceye kadar da nikah akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin). Bilin ki Allah gonlunuzdekini bilir. Oyle ise O'nun azabindan sakinin. Yine bilin ki Allah cok bagislayicidir, cok yumusaktir

    [236] Eger kadinlari, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden bosarsaniz (bunda) size bir vebal yoktur. Su kadar ki onlara (mal verip) faydalandirin. Eli genis olan haline gore, eli dar olan da haline gore ve guzellikle faydalandirmalidir. Bu, iyilik yapanlar uzerine bir borctur

    [237] Eger onlari, kendilerine dokunmadan once bosar ve mehri de kesmis bulunursaniz, o zaman borc, o kestiginiz miktarin yarisidir. Ancak kadinlar veya nikah akdini elinde bulunduran kimse bagislarsa baska. Ey erkekler! sizin bagislamaniz ise takvaya daha yakindir. Aranizdaki fazileti unutmayin suphesiz ki Allah, her ne yaparsaniz hakkiyle gorur

    [238] Namazlara ve orta namaza devam edin ve Allah icin boyun egerek kalkip namaza durun

    [239] Eger bir korku halindeyseniz, yaya veya binekli olarak giderken kilin, (korkudan) emin oldugunuz zaman da boyle bilmediginiz seyleri size ogrettigi sekilde Allah'i zikredin (namazlarinizi yine her zamanki gibi husu ile kilin)

    [240] Icinizden hanimlarini geride birakarak vefat edecek olanlar, esleri icin senesine kadar evlerinden cikarilmaksizin kendilerine yetecek bir mali vasiyet ederler. Bununla birlikte eger kendileri cikarlarsa, kendi haklarinda yaptiklari mesru bir hareketten dolayi size bir sorumluluk yoktur. Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [241] Bosanmis kadinlar icin de mesru ve gelenege uygun sekilde bir meta'(intifa hakki) vardir ki verilmesi, Allah'tan korkanlar uzerine bir borctur

    [242] Iste akillariniz ersin diye, Allah size ayetlerini boylece acikliyor

    [243] Gormedin mi o kimseleri ki kendileri binlerce kisi iken olum korkusuyla yurtlarindan ciktilar. Allah da kendilerine "olun!" dedi, sonra da onlara bir hayat verdi. Suphesiz ki Allah, insanlara karsi bir lutuf sahibidir. Fakat insanlarin pek coklari sukretmezler

    [244] O halde Allah yolunda carpisin ve bilin ki Allah, her seyi isitir ve bilir

    [245] Kimdir o adam ki Allah'a guzel bir odunc versin de Allah da ona bircok katlarini odesin. Allah darlik da verir, genislik de verir. Hepiniz de O'na dondurulup goturuleceksiniz

    [246] Baksana, Israil ogullarinin Musa'dan sonra ileri gelenlerine! Hani onlar, bir peygamberlerine: "Bize bir kumandan gonder de Allah yolunda savasalim..." dediler. O da: "Size savas farz kilinirsa, acaba yapmamazlik eder misiniz?" dedi. Onlar: "Bize ne oldu da yurtlarimizdan cikarildigimiz ve cocuklarimizdan ayrildigimiz halde Allah yolunda savasmayalim?" dediler. Bunun uzerine savas kendilerine farz kilininca da onlardan pek azi haric, yuz cevirdiler. Ama Allah, o zalimleri bilir

    [247] Peygamberleri onlara: "Allah, size hukumdar olmak uzere Talut'u gonderdi." demisti. Onlar: "Ona bizim uzerimize hukumdar olmak nereden geldi? Oysa hukumdarliga biz ondan daha layikiz, ona maldan bir genislik, bir bolluk da verilmemistir." dediler. Peygamberleri de "Onu sizin basiniza Allah secmis ve ona bilgi ve vucut bakimindan bir guc, bir genislik vermistir." dedi. Hem Allah, mulkunu diledigine verir. Allah'in rahmeti genistir, o her seyi bilir

    [248] Peygamberleri, onlara sunu da soylemisti: Haberiniz olsun, Onun hukumdarliginin alameti, size o tabutun gelmesi olacaktir ki onda Rabbinizden bir sekine (sukunet, gonul rahatligi), Musa ve Harun ailelerinin biraktiklarindan bir bakiyye (kalinti) vardir. Onu melekler getirecektir. Eger iman etmis kimselerden iseniz, bunda sizin icin kesin bir ibret, bir alamet vardir

    [249] Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan icerse, benden degildir. Kim de onu tatmazsa, iste o bendendir. Ancak eliyle bir avuc alan baska (bu kadarina ruhsat vardir)." Derken iclerinden pek azi haric, hepsi de varir varmaz ondan ictiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri gectiklerinde. "Bizim bugun, Calut ile ordusuna karsi duracak gucumuz yok." dediler. Allah'a kavusacaklarina inanip, bilenler ise su cevabi verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'in izniyle nice cok topluluklara galip gelmislerdir. Allah, sabirlilarla beraberdir

    [250] Calut ve ordusuna karsi savas meydanina ciktiklari zaman da soyle dediler: "Ey Rabbimiz! Uzerlerimize sabir dok, ayaklarimizi sabit tut ve kafirler topluluguna karsi bize yardim et

    [251] Derken, Allah'in izniyle onlari tamamen bozdular. Davud, Calut'u oldurdu ve Allah, kendisine hukumdarlik ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona diledigi seylerden de ogretti. Eger Allah'in, insanlari birbirleriyle savmasi olmasaydi, yeryuzu mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, butun alemlere karsi buyuk bir lutuf sahibidir

    [252] Iste bunlar, Allah'in ayetleridir. Onlari sana hakkiyla okuyoruz. Suphesiz ki sen o gonderilen resullerdensin

    [253] O isaret olunan resuller yok mu, biz onlarin bazisini, bazisindan ustun kildik. Iclerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konustu, bazisini da derecelerle daha yukseklere cikardi. Biz Meryem oglu Isa'ya da o delilleri verdik ve kendisini Ruhu'l-Kudus (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. Eger Allah dileseydi, bunlarin arkasindaki ummetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanina girmezlerdi. Fakat ihtilafa dustuler, kimi iman etti, kimi inkar etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerinin kanina girmezlerdi. Fakat Allah diledigini yapar

    [254] Ey iman edenler! Kendisinde hicbir alis verisin, hicbir dostlugun ve hicbir sefaatin bulunmadigi bir gun gelmeden once, size verdigimiz riziklardan Allah yolunda harcayin. Kafirlere gelince, onlar zalimlerdir

    [255] Allah'tan baska hicbir ilah yoktur. O daima diridir (hayydir), butun varligin idaresini yuruten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Izni olmadan huzurunda sefaat edecek olan kimdir? O, kullarinin onlerinde ve arkalarinda ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun diledigi kadarindan baska ilminden hic bir sey kavrayamazlar. O'nun kursisi, butun gokleri ve yeri kucaklamistir. Onlarin her ikisini de gorup gozetmek O'na bir agirlik vermez. O cok yucedir, cok buyuktur

    [256] Dinde zorlama yoktur. Cunku dogruluk, sapikliktan ayird edilmistir. Artik her kim tagutu inkar edip, Allah'a inanirsa, saglam bir kulpa yapismistir ki, o hicbir zaman kopmaz. Allah, her seyi isitir ve bilir

    [257] Allah, iman edenlerin velisidir. Onlari karanliklardan aydinliga cikarir. Inkar edenlerin velileri de taguttur, onlari aydinliktan karanliklara cikarirlar. Iste onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi olarak kalirlar

    [258] Allah, kendisine hukumdarlik verdi diye, Rabbi hakkinda Ibrahim'le tartisani gormedin mi? Hani Ibrahim, ona: "Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem oldurur." dedigi zaman: "Ben de diriltir ve oldururum." demisti. Ibrahim: "Allah gunesi dogudan getiriyor, haydi sen onu batidan getir!" deyince o inkar eden herif sasirip kaldi. Oyle ya, Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

    [259] Yahut o kimse gibisini (gormedin mi) ki, bir sehre ugramisti, alti ustune gelmis, ipissiz yatiyordu. "Bunu bu olumunden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi. Bunun uzerine Allah onu yuz sene oldurdu, sonra diriltti, "Ne kadar kaldin?" diye sordu. O da: "Bir gun, yahut bir gunden eksik kaldim." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayir, yuz sene kaldin, oyle iken bak yiyecegine, icecegine henuz bozulmamis, hele esegine bak, hem bunlar, seni insanlara karsi kudretimizin bir isareti kilalim diyedir. Hele o kemiklere bak, onlari nasil birbirinin uzerine kaldiriyoruz? Sonra onlara nasil et giydiriyoruz?" Boylece gercek ona acikca belli olunca: "Simdi biliyorum ki, Allah her seye kadirdir." dedi

    [260] Bir zamanlar Ibrahim de: "Ey Rabbim! Oluleri nasil dirilttigini bana goster!" demisti. Allah: "Inanmadin mi ki?" buyurdu. Ibrahim: "Inandim, fakat kalbim iyice yatissin diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Oyle ise kuslardan dordunu tut da onlari kendine cevir, iyice tanidiktan sonra (kesip) her dagin basina onlardan birer parca dagit, sonra da onlari cagir, kosa kosa sana gelecekler ve bil ki, Allah gercekten cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [261] Mallarini Allah yolunda harcayanlarin durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi basak bitirmis ve her basakta yuz tane var. Allah, diledigine daha da katlar. Allah'in rahmeti genistir. O, her seyi bilir

    [262] Allah yolunda mallarini infak eden, sonra verdiklerinin arkasindan basa kakmayi, gonul incitmeyi uygun gormeyen kimselerin Rableri yaninda mukafatlari vardir. Onlara hicbir korku yoktur ve onlar, uzulmeyeceklerdir

    [263] Bir tatli dil ve kusurlari bagislamak, arkasindan eza ve gonul bulantisi gelecek bir sadakadan daha hayirlidir. Allah, hicbir seye muhtac degildir, halimdir, yumusak davranir

    [264] Ey iman edenler! Sadakalarinizi, basa kakmak, gonul kirmakla bosa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gosteris icin malini dagitir da ne Allah'a inanir, ne ahiret gunune. Artik onun hali, bir kayanin haline benzer ki, uzerinde biraz toprak varmis, derken siddetli bir sagnak inmis de onu yalcin bir kaya halinde birakivermis. Oyle kimseler, kazandiklarindan hicbir sey elde edemezler. Allah, kafirler toplulugunu dogru yola iletmez

    [265] Allah'in rizasini aramak, kendilerini veya kendilerinden bir kismini Allah yolunda sabit kilmak icin mallarini Allah yolunda harcayanlarin hali ise, bir tepedeki guzel bir bahcenin haline benzer ki, ona kuvvetli bir sagnak dusmus de yemislerini iki kat vermistir. Boyle bir bahceye yagmur dusmese bile mutlaka bir cisenti vardir. Allah, yaptiklarinizi gorur

    [266] Hic biriniz ister mi ki, kendisinin hurmalik ve uzumluklerden bir bahcesi olsun, altinda irmaklar aksin, icinde her turlu urunu bulunsun da, kendi uzerine de ihtiyarlik cokmus ve elleri ermez, gucleri yetmez kucuk, zayif cocuklari olsun. Derken ona atesli bir bora isabet ediversin de o bahce yaniversin. Iste Allah, ayetlerini size boylece acikliyor. Umulur ki, dusunursunuz

    [267] Ey iman edenler! Infaki gerek kazandiklarinizin, gerek sizin icin yerden cikardiklarimizin temizlerinden yapin. Kendinizin goz yummadan alicisi olamiyacaginiz fenasini vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalariniza muhtac degildir ve hamde layik olandir

    [268] Seytan sizi fakirlikle korkutup cirkin cirkin seylere tesvik eder. Allah da lutfundan ve bagislamasindan birtakim vaatlerde bulunuyor. Allah'in lutfu genistir. O herseyi bilendir

    [269] Diledigine hikmet verir, hikmet verilene ise pek cok hayir verilmis demektir. Ve bunu ancak ustun akillilar anlar

    [270] Her ne cesit nafaka verdinizse veya ne turlu bir adak adadinizsa, Allah onu kesinlikle bilir. Ve zalimlere hicbir sekilde yardim olunmayacaktir

    [271] Sadakalari acikca verirseniz o, ne iyi olur; yok eger onlari gizler de fakirlere oyle verirseniz bu sizin icin daha hayirlidir ve gunahlarinizin bircogunun bagislanmasina sebep olur. Bilin ki, Allah, her ne yaparsaniz hepsinden haberdardir

    [272] Onlari yola getirmek senin boynuna borc degildir, ancak Allah diledigini yola getirir. Yaptiginiz her iyilik sirf kendiniz icindir. Siz yalnizca Allah rizasini gozetmenin disinda infak etmezsiniz. Iyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen odenir. Size hicbir sekilde haksizlik yapilmaz

    [273] Sadakalarinizi, kendilerini Allah yoluna adamis olan fakirlere veriniz. Onlar yeryuzunde gezip dolasmaya guc yetiremezler. Utangac olduklarindan dolayi, bilmeyenler, onlari zengin sanirlar. Oysa sen onlari yuzlerinden tanirsin. Yuzsuzluk yapip kimseden birsey de isteyemezler. Ne turden bir iyilik yaparsaniz, suphe yok ki, Allah onu bilir

    [274] Mallarini gece ve gunduz, gizlice ve acikca infak edenler yok mu, iste onlarin Rableri katinda ecir ve mukafatlari vardir. Ve onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hicbir zaman mahzun da olmazlar

    [275] Riba (faiz) yiyen kimseler, seytan carpan kimse nasil kalkarsa ancak oyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alisveris de faiz gibidir" demeleri yuzundendir. Oysa Allah, alisverisi helal, faizi de haram kilmistir. Bundan boyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir ogut uzerine faizcilige son verirse, gecmiste olanlar kendisine ve hakkindaki hukum de Allah'a kalmistir. Her kim de yeniden faize donerse iste onlar cehennem ehlidirler ve orada suresiz kalacaklardir

    [276] Allah faizi mahveder, oysa sadakalari bereketlendirir. Allah gunahta ve inkarda direnen hic kimseyi sevmez

    [277] Iman edip iyi isler yapan, namazi dosdogru kilip zekati verenlerin Rabbleri katinda elbette mukafatlari vardir. Onlara hicbir korku olmadigi gibi, onlar mahzun da olmazlar

    [278] Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve artik faizin pesini birakin, eger gercekten muminler iseniz

    [279] Eger boyle yapmazsaniz, o zaman Allah ve Resulu tarafindan size savas acilmis oldugunu bilin. Eger tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Haksizlik etmezsiniz, haksizliga da ugramazsiniz

    [280] Eger borclu darlik icindeyse, ona odeme kolayligina kadar bir sure taniyin. Ve bu gibi borclulara alacaginizi bagislayip sadaka etmeniz eger bilirseniz sizin icin, daha hayirlidir

    [281] Oyle bir gunden korkunuz ki, o gun Allah'a donduruleceksiniz. Sonra da herkese kazanci tamamiyla odenecek ve hic kimse haksizliga ugramayacaktir

    [282] Ey iman edenler! Belli bir vade ile karsilikli borc alis verisinde bulundugunuz vakit onu yazin. Hem aranizda dogruluguyla taninmis yazi bilen biri yazsin. Yazi bilen biri, Allah'in, kendisine ogrettigi gibi yazmaktan kacinmasin da yazsin. Bir de hak kendi uzerinde olan adam soyleyip yazdirsin ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birsey eksiltmesin. Sayet borclu bir bunak veya kucuk bir cocuk veya soyleyip yazdiramiyacak durumda biri ise velisi dogrusunu soyleyip yazdirsin. Erkeklerinizden hazirda olan iki kisiyi sahit de yapin. Sayet iki tane erkek hazirda yoksa, o zaman dogruluguna guvendiginiz sahitlerden bir erkekle iki kadin ki, birisi unutunca, oburu hatirlatsin, sahitler de cagirildiklarinda kacinmasinlar; siz yazanlar da az olmus, cok olmus, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayin. Bu, Allah katinda adalete daha uygun oldugu gibi; hem sahitlik icin daha saglam, hem supheye dusmemeniz icin daha elverislidir. Meger ki, aranizda hemen devredeceginiz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanizda sizin icin bir sakinca yoktur. Alim satim yaptiginiz vakit de yine sahit tutun. Ayrica ne yazan, ne de sahitlik eden bir zarar gormesin. Eger onlara zarar verirseniz, o iste mutlaka size dokunacak bir gunah olur. Ustelik Allah'dan korkun. Allah size ayrintilariyla ogretiyor ve Allah her seyi bilir

    [283] Sayet siz sefer uzere olur bir katip de bulamazsaniz, o vakit alinmis bir rehin belge yerine gecer. Yok eger birbirinize guveniyorsaniz kendisine guvenilen adam Rabbi olan Allah'dan korksun da uzerindeki emaneti odesin. Bir de sahitliginizi inkar edip gizlemeyin, onu kim inkar ederse mutlaka onun kalbi vebal icindedir. Her ne yaparsaniz Allah onu bilir

    [284] Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'indir. Siz icinizdekileri aciga vursaniz da gizli tutsaniz da Allah onunla sizi hesaba ceker. Sonra diledigini bagislar, diledigine de azab eder. Allah her seye kadirdir

    [285] Peygamber, Rabbi'nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Muminlerin de hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarina ve peygamberlerine iman ettiler. "Biz Allah'in peygamberleri arasinda ayirim yapmayiz, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bagislamani dileriz, donus ancak sanadir." dediler

    [286] Allah hic kimseye gucunun yeteceginden baska yuk yuklemez. Herkesin kazandigi hayir kendisine, yaptigi kotulugun zarari yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eger unuttuk ya da yanildiysak bizi tutup sorguya cekme! Ey Rabbimiz, bize bizden oncekilere yukledigin gibi agir yuk yukleme! Ey Rabbimiz, bize gucumuzun yetmeyecegi yuku de yukleme! Bagisla bizi, magfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamiz, kafir kavimlere karsi yardim et bize

    Surah 3
    Âl-i İmrân

    [1] Elif, Lam Mim

    [2] Allah, kendisinden baska tanri olmayan, hayy ve kayyumdur

    [3] O, sana kendisinden oncekileri tasdik edip dogrulayan bu kitabi hak ile indirdi. Daha once insanlara hidayet olarak Tevrat'i ve Incil'i de yine O indirmisti.. Evet bu Furkan'i da O indirdi. Gercek su ki, Allah'in ayetlerini inkar edenler icin cetin bir azap vardir. Allah cok gucludur, intikamini alir

    [4] O, sana kendisinden oncekileri tasdik edip dogrulayan bu kitabi hak ile indirdi. Daha once insanlara hidayet olarak Tevrat'i ve Incil'i de yine O indirmisti.. Evet bu Furkan'i da O indirdi. Gercek su ki, Allah'in ayetlerini inkar edenler icin cetin bir azap vardir. Allah cok gucludur, intikamini alir

    [5] Su da kesindir ki, ne yerde, ne de gokte hicbir sey Allah'a gizli kalmaz

    [6] Sizi, rahimlerde diledigi gibi sekillendiren O'dur. Kendisinden baska tanri olmayan, san, seref ve hikmet sahibi olan O'dur

    [7] Sana bu kitabi indiren O'dur. Bunun ayetlerinden bir kismi muhkemdir ki, bu ayetler, kitabin anasi (asli) demektir. Diger bir kismi da mutesabih ayetlerdir. Kalblerinde kaypaklik olanlar, sirf fitne cikarmak icin, bir de kendi keyflerine gore te'vil yapmak icin onun mutesabih olanlarinin pesine duserler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan baska kimse bilmez. Ilimde uzman olanlar, "Biz buna inandik, hepsi Rabbimiz katindandir." derler. Ustun akillilardan baskasi da derin dusunmez

    [8] Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettigin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptirma, bize kendi katindan rahmet ihsan eyle! Suphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin

    [9] Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettigin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptirma, bize kendi katindan rahmet ihsan eyle! Suphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin

    [10] Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceginde hic suphe olmayan bir gunde butun insanlari bir araya toplayacaksin. Muhakkak ki Allah, hic sozunden caymaz

    [11] Gercek su ki, kafirlere, Allah'tan gelecek bir zarari, ne mallari, ne de evlatlari engelleyemez. Iste onlar, o atesin yakiti olacaklar

    [12] Gidisatlari, Firavun soyunun ve daha oncekilerin gidisati gibidir. Onlar, ayetlerimizi yalan saymislardi. Bunun uzerine Allah da onlari isledikleri gunahlar yuzunden yakalayip alasagi etti. Allah, cezasi cetin olandir

    [13] O inkarci kafirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye ugrayacak ve toplanip cehenneme doldurulacaksiniz. Orasi ne fena bir dosektir

    [14] Hic suphesiz karsi karsiya gelen iki toplulukta size bir ayet, bir isaret ve ibret vardir. Onlardan biri Allah yolunda savasiyordu, oburu de kafirdi ve karsilarindakini goz karariyla kendilerinin iki kati goruyorlardi. Allah da gonderdigi yardimla diledigini destekliyordu. Goren gozleri olanlar icin elbette bunda apacik bir ibret vardir

    [15] Insanlara kadinlar, ogullar, yuklerle altin ve gumus yiginlari, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden asiri sevgiyle baglanilan seyler cok suslu gosterilmistir. Halbuki bunlar dunya hayatinin gecici faydalarini saglayan seylerdir. Oysa varilacak yerin (ebedi hayatin) butun guzellikleri Allah katindadir

    [16] De ki, size, o istediklerinizden daha hayirlisini haber vereyim mi? Korunan kullar icin Rablerinin yaninda cennetler var ki, altlarindan irmaklar akar, iclerinde ebedi kalmak uzere onlara, hem tertemiz esler var, hem de Allah'dan bir riza vardir. Allah, o kullari gorur

    [17] Onlar ki, "Ey Rabbimiz! Biz inandik, iman getirdik, artik bizim suclarimizi bagisla ve bizi ates azabindan koru!" derler

    [18] O sabredenleri, o dogruluktan sasmayanlari, o elpence divan duranlari, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istigfar edip yalvaranlari (gorur)

    [19] Allah sehadet eyledi su gercege ki, baska tanri yok, ancak O vardir. Butun melekler ve ilim ululari da dosdogru olarak buna sahittir ki, baska tanri yok, ancak O aziz, O hakim vardir

    [20] Dogrusu Allah katinda din, Islam'dir; o kitap verilenlerin anlasmazliklari ise sirf kendilerine ilim geldikten sonra aralarindaki taskinlik ve ihtirastan dolayidir. Her kim Allah'in ayetlerini inkar ederse iyi bilsin ki, Allah hesabi cabuk gorendir

    [21] Buna karsi seninle munakayasa kalkisirlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi ozumu Allah'a teslim etmisimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ummilere de ki: "Siz de Islam'i kabul ettiniz mi?" Eger Islam'a girerlerse hidayete ermis olurlar. Eger yuz cevirirlerse, sana dusen sey ancak teblig etmektir. Allah kullari gorendir. Allah'in ayetlerini inkar edenler ve haksiz yere peygamberleri oldurenler, insanlar icinde adaleti emredenlerin canina kiyanlar yok mu? Bunlari acikli bir azapla mujdele

    [22] Iste bunlar oyle kimselerdir ki, dunyada da ahirette de butun yaptiklari bosa gitmistir. Onlarin hicbir yardimcilari da olmayacaktir

    [23] Gormuyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmis olanlar, aralarinda hukum vermek icin Allah'in kitabina davet olunuyorlar da, sonra iclerinden bir kismi yuz cevirerek donup gidiyorlar

    [24] Bunun sebebi, onlarin "belli gunlerden baska bize asla ates azabi dokunmaz" demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadir

    [25] O geleceginde hic suphe olmayan gunde kendilerini bir araya topladigimiz ve hic kimseye haksizlik edilmeden herkese ne kazandiysa tamamen odendigi vakit halleri nasil olacaktir

    [26] De ki: "Ey mulkun sahibi Allah'im! Sen mulku diledigine verirsin, dilediginden de onu ceker alirsin, diledigini aziz edersin, diledigini zelil edersin. Hayir Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her seye kadirsin

    [27] Geceyi gunduzun icine sokarsin, gunduzu gecenin icine sokarsin; oluden diri cikarirsin, diriden olu cikarirsin. Diledigine de hesapsiz rizik verirsin

    [28] Muminler, muminleri birakip da kafirleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa Allah'dan ilisigi kesilmis olur, ancak onlardan bir korunma yapmaniz baskadir. Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmaniz hususunda uyarir. Nihayet gidis Allah'adir

    [29] De ki, goguslerinizdekini gizleseniz de, aciga vursaniz da Allah onu bilir. Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hic suphesiz Allah, her seye kadirdir

    [30] O gun her nefis, ne hayir islemisse, ne kotuluk yapmissa onlari onunde hazir bulur. Yaptigi kotuluklerle kendi arasinda uzak bir mesafe bulunsun ister. Allah, size asil kendisinden cekinmenizi emreder. Suphesiz ki Allah, kullarini cok esirger

    [31] De ki, siz gercekten Allah'i seviyorsaniz bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suclarinizi bagislasin. Cunku Allah cok esirgeyici ve bagislayicidir

    [32] De ki, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eger aksine giderlerse, suphe yok ki Allah kafirleri sevmez

    [33] Gercekten Allah, Adem'i, Nuh'u, Ibrahim soyunu ve Imran soyunu alemler uzerine seckin kildi

    [34] Bir zurriyet olarak birbirinden gelmislerdir. Allah her seyi isitendir, bilendir

    [35] Imran'in karisi: "Rabbim, karnimdakini tam hur olarak sana adadim, benden kabul buyur, suphesiz sen isitensin, bilensin." demisti

    [36] Onu dogurunca -Allah onun ne dogurdugunu bilip dururken- soyle dedi: "Rabbim, onu kiz dogurdum; erkek, kiz gibi degildir. Ona Meryem adini verdim. Onu ve soyunu kogulmus seytanin serrinden sana ismarliyorum

    [37] Bunun uzerine Rabbi onu guzel bir sekilde kabul buyurdu ve onu guzel bir bitki gibi yetistirdi ve Zekeriyya'nin himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kizin bulundugu mihraba girse, onun yaninda yeni bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" deyince, o da: "Bu, Allah katindandir." derdi. Suphesiz Allah, diledigine hesapsiz rizik verir

    [38] Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katindan hayirli bir nesil ver. Suphesiz sen, duayi hakkiyle isitensin" dedi

    [39] Zekeriyya mabedde namaz kilarken melekler ona: "Allah sana, Allah'dan bir kelimeyi dogrulayici, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yi mujdeler." diye unlediler

    [40] Zekeriyya: "Ey Rabbim, benim nasil oglum olabilir? Bana ihtiyarlik gelip catti, karim ise kisirdir." dedi. Allah: "Oyledir, fakat Allah diledigini yapar." buyurdu

    [41] Zekeriyya: "Rabbim! (oglum olacagina dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da buyurdu ki: "Senin icin alamet, insanlara uc gun, isaretten baska soz soyleyememendir. Ayrica Rabbini cok an, sabah aksam tesbih et

    [42] Hani melekler: "Ey Meryem! Allah seni secti, seni tertemiz yaratti ve seni dunya kadinlarina ustun kildi

    [43] Ey Meryem! Rabbine divan dur ve secdeye kapan ve ruku' edenlerle beraber ruku' et" demislerdi

    [44] Iste bu, sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) "Meryem'i kim himayesine alip koruyacak?" diye kalemlerini (kur'a icin) atarlarken sen yanlarinda degildin. (Bu hususta) Tartisirlarken de yanlarinda bulunmadin

    [45] Melekler soyle demisti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi mujdeliyor ki, adi Meryem oglu Isa Mesih'dir; dunyada da ahirette de itibarli, ayni zamanda Allah'a cok yakinlardandir

    [46] Besikte de, yetiskin caginda da insanlarla konusacak ve iyilerden olacaktir

    [47] (Meryem): "Ey Rabbim, bana bir beser dokunmamisken benim nasil cocugum olur?" dedi. Allah: "Oyle ama, Allah diledigini yaratir, bir seyin olmasini dilediginde ona sadece 'ol!' der, o da hemen oluverir." dedi

    [48] Allah ona kitab (okuma ve yazmay)i, hikmeti ve Tevrat ile Incil'i ogretir

    [49] Allah onu Israilogullarina (soyle diyecek) bir peygamber olarak gonderir: "Suphesiz ki ben size Rabbinizden bir ayet (mucize, belge) getirdim: Size, kus biciminde camurdan birsey yaparim da icine uflerim, Allah'in izniyle o, kus olur; anadan dogma koru ve alacaliyi iyilestiririm ve Allah'in izniyle oluleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsaniz size haber veririm

    [50] Onumdeki Tevrat'i dogrulayici olarak ve size haram kilinan bazi seyleri helal kilmak icin (geldim) ve Rabbiniz tarafindan size bir mucize getirdim. Artik Allah'tan korkun da bana uyun

    [51] Suphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun icin hep O'na kulluk edin! Iste bu, dogru yoldur

    [52] Isa onlarin inkarlarini hissedince: "Allah yolunda yardimcilarim kim?" dedi. Havariler: "Allah yolunda yardimcilar biziz. Allah'a iman ettik. Sahit ol ki, biz muhakkak muslumanlariz." dediler

    [53] Ey Rabbimiz, senin indirdigine iman ettik, o peygambere de uyduk. Artik bizi sahidlerle beraber yaz

    [54] Onlar hileye basvurdular, Allah da onlarin tuzagini bosa cikardi. Allah hileleri bosa cikaranlarin en hayirlisidir

    [55] O zaman Allah soyle dedi: "Ey Isa, suphesiz ki seni oldurecegim, seni kendime yukseltecegim ve seni inkarcilardan temizleyecegim. Hem sana uyanlari, kiyamete kadar o kufredenlerin ustunde tutacagim. Sonra donusunuz banadir, ayriliga dustugunuz hususlarda aranizda hukmedecegim

    [56] Inkar edenlere gelince, onlara dunyada da, ahirette de siddetli bir sekilde azab edecegim, onlarin hicbir yardimcilari da olmayacaktir

    [57] Iman edip iyi isler yapanlara gelince, Allah onlarin mukafatlarini tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmez

    [58] Iste bu sana okudugumuz, ayetlerden ve hikmetli Kur'an'dandir

    [59] Dogrusu Allah katinda Isa'nin (yaratilisindaki) durumu, Adem'in durumu gibidir; onu topraktan yaratti, sonra ona "ol!" dedi, o da oluverdi

    [60] Bu hak (gercek) senin rabbindendir, o halde suphecilerden olma

    [61] Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artik kim bu konuda seninle tartisacak olursa, de ki: "Gelin, ogullarimizi ve ogullarinizi, kadinlarimizi ve kadinlarinizi, kendimizi ve kendinizi cagiralim, sonra da lanetleselim; Allah'in lanetinin yalancilara olmasini dileyelim

    [62] Iste (Isa hakkinda soylenen) gercek kissa budur. Allah'tan baska hicbir tanri yoktur. Muhakkak ki Allah cok gucludur ve hikmet sahibidir

    [63] Eger (haktan) yuz cevirirlerse, suphesiz ki Allah bozgunculari cok iyi bilendir

    [64] De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramizda ortak olan bir soze geliniz. Allah'tan baskasina kulluk etmeyelim, O'na hicbir seyi es tutmayalim ve Allah'i birakip da kimimiz kimimizi ilahlastirmasin. Eger onlar yine yuz cevirirlerse, deyin ki: "Sahit olun biz muslumanlariz

    [65] Ey Kitap ehli! Ibrahim hakkinda nicin tartisiyorsunuz? Oysa Tevrat da, Incil de ondan sonra indirilmistir. Siz hic dusunmuyor musunuz

    [66] Iste siz boylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan sey hakkinda tartistiniz, ya hic bilginiz olmayan sey hakkinda nicin tartisiyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz

    [67] Ibrahim, ne yahudi, ne de hiristiyandi; fakat o, Allah'i bir taniyan dosdogru bir muslumandi, musriklerden de degildi

    [68] Dogrusu onlarin Ibrahim'e en yakin olani, ona uyanlar, su Peygamber ve iman edenlerdir. Allah da muminlerin dostudur

    [69] Kitap ehlinden bir grup sizi saptirmak istediler, halbuki sirf kendilerini saptiriyorlar da farkina varmiyorlar

    [70] Ey kitap ehli! (gercegi) gordugunuz halde, nicin Allah'in ayetlerini inkar ediyorsunuz

    [71] Ey kitap ehli! Nicin hakki batila karistiriyor ve bile bile gercegi gizliyorsunuz

    [72] Kitap ehlinden bir grup: "Muminlere indirilene gunun baslangicinda inanin, sonunda da inkar edin, belki onlar da donerler." dedi

    [73] Ve kendi dininize uyanlardan baskasina inanmayin" (dediler). De ki: "Suphesiz dogru yol, Allah'in yoludur". (Onlar kendi aralarinda): "Size verilenin benzerinin hicbir kimseye verilmis olduguna, yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine" (de inanmayin dediler). De ki: "Lutuf Allah'in elindedir, onu diledigine verir. Allah, rahmeti bol olan, her seyi hakkiyla bilendir

    [74] Rahmetini diledigine tahsis eder. Allah, buyuk lutuf ve kerem sahibidir

    [75] Kitap ehlinden oylesi vardir ki, ona yuklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat oylesi de vardir ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadikca onu sana iade etmez. Bu da onlarin, "Ummilere karsi yaptiklarimizdan bize vebal yoktur." demelerinden dolayidir. Ve onlar, bile bile Allah'a karsi yalan soylerler

    [76] Hayir, kim sozunu yerine getirir ve kotuluklerden korunursa, suphesiz Allah da korunanlari sever

    [77] Allah'a verdikleri sozu ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, iste onlarin ahirette bir payi yoktur; Allah kiyamet gunu onlarla hic konusmayacak, onlara bakmayacak ve onlari temizlemeyecektir. Onlar icin aci bir azab vardir

    [78] Kitap ehlinden oyle bir guruh da vardir ki, siz onu kitaptan sanasiniz diye, dillerini kitaba dogru egip bukerler. Halbuki o, kitaptan degildir. "Bu, Allah katindandir." derler; oysa o, Allah katindan degildir. Allah'a karsi, kendileri bilip dururken, yalan soylerler

    [79] Insanlardan hicbir kimseye, Allah kendisine kitap, hukum ve peygamberlik verdikten sonra, kalkip insanlara: "Allah'i birakip bana kul olun." demesi yakismaz. Fakat onun: "Ogrettiginiz ve okudugunuz kitap geregince Rabb'e halis kullar olun" (demesi uygundur)

    [80] Ve O size: "Melekleri ve peygamberleri tanrilar edinin." diye de emretmez. Siz musluman olduktan sonra, size hic inkari emreder mi

    [81] Allah peygamberlerden soyle soz almisti: "Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yaninizda bulunan (kitaplar)i dogrulayici bir peygamber geldiginde ona muhakkak inanacak ve ona yardim edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta agir ahdimi uzerinize aldiniz mi?" demisti. Onlar: "Kabul ettik" dediler. (Allah da) dedi ki: "Oyleyse sahit olun, ben de sizinle beraber sahit olanlardanim

    [82] Artik bundan sonra her kim donerse, iste onlar yoldan cikmislarin ta kendileridir

    [83] Onlar, Allah'in dininden baskasini mi ariyorlar? Halbuki goklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun egmistir ve O'na dondurulup goturuleceklerdir

    [84] De ki: "Allah'a, bize indirilen (Kur'an)e, Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a ve torunlarina indirilene, Musa'ya, Isa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandik. Onlarin arasinda hicbir fark gozetmeyiz, biz O'na teslim olmuslariz

    [85] Kim Islam'dan baska bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktir

    [86] Inandiktan, Peygamber'in hak olduguna sehadet ettikten ve kendilerine acik deliller geldikten sonra, inkara sapan bir milleti Allah nasil dogru yola eristirir? Allah zalimler guruhunu dogru yola iletmez

    [87] Iste onlarin cezalari, Allah'in, meleklerin, insanlarin hepsinin laneti onlarin uzerlerindedir

    [88] Onlar bu (lanetin) icinde ebedi kalacaklardir. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yuzlerine bakilir

    [89] Ancak bundan sonra tevbe edip kendini duzeltenler baska. Suphesiz ki Allah, cok bagislayan ve cok esirgeyendir

    [90] Suphesiz imanlarinin arkasindan kufreden, sonra da kufrunu artirmis olanlarin tevbeleri asla kabul olunmaz. Iste onlar sapiklarin ta kendileridir

    [91] Muhakkak ki inkar edenler ve kafir olduklari halde de olenler, yeryuzu dolusu altin fidye verseler bile hic birisinden asla kabul edilmeyecektir. Iste dayanilmaz azab onlar icindir. Onlarin hicbir yardimcilari da yoktur

    [92] Sevdiginiz seylerden (Allah yolunda) harcamadikca, gercek iyilige asla erisemezsiniz. Her ne harcarsaniz Allah onu hakkiyla bilir

    [93] Tevrat indirilmeden once, Israil (Yakub)in kendisine haram kildigi disinda, yiyeceklerin hepsi Israilogullarina helal idi. De ki: "Eger dogrulardan iseniz, haydi Tevrat'i getirip okuyun

    [94] Kim bundan sonra Allah'a karsi yalan uydurursa, iste onlar zalimlerin ta kendileridir

    [95] De ki: "Allah dogru soylemistir. Oyle ise dosdogru, Allah'i birleyici olarak Ibrahim'in dinine uyun. O, musriklerden degildi

    [96] Suphesiz insanlar icin kurulan ilk mabed, Mekke'deki cok mubarek ve butun alemlere hidayet kaynagi olan Beyt (Kabe)dir

    [97] Onda apacik deliller, Ibrahim'in makami vardir. Oraya giren guvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt'i haccetmesi Allah'in insanlar uzerinde bir hakkidir. Kim inkar ederse, suphesiz Allah butun alemlerden mustagni (kimseye muhtac degil, her sey ona muhtac)dir

    [98] De ki: "Ey kitap ehli! Allah yaptiklarinizi gorup dururken nicin Allah'in ayetlerini inkar ediyorsunuz

    [99] De ki: "Ey kitap ehli! Gercegi gorup bildiginiz halde nicin Allah'in yolunu egri gostermeye yeltenerek muminleri Allah'in yolundan cevirmeye kalkisiyorsunuz? Allah yaptiklarinizdan habersiz degildir

    [100] Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsaniz, imaninizdan sonra sizi dondurup kafir yaparlar

    [101] Size Allah'in ayetleri okunup dururken ve Allah'in elcisi de aranizda iken nasil inkara saparsiniz? Kim Allah'a simsiki baglanirsa, kesinlikle dogru yola iletilmistir

    [102] Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yarasir sekilde korkun ve ancak muslumanlar olarak can verin

    [103] Hep birlikte Allah'in ipine (kitabina, dinine) simsiki sarilin. Parcalanip ayrilmayin. Allah'in uzerinizdeki nimetini dusunun. Hani siz birbirinize dusmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birlestirmisti. Iste O'nun (bu) nimeti sayesinde kardesler olmustunuz. Yine siz, bir ates cukurunun tam kenarinda iken oradan da sizi O kurtarmisti. Iste Allah size ayetlerini boyle apacik bildiriyor ki, dogru yola eresiniz

    [104] Icinizden hayra cagiran, iyiligi emredip kotulukten men eden bir topluluk bulunsun. Iste kurtulusa eren onlardir

    [105] Kendilerine apacik deliller geldikten sonra parcalanip ayriliga dusenler gibi olmayin. Iste bunlar icin buyuk bir azap vardir

    [106] O gun bazi yuzler agarir, bazi yuzler kararir. Yuzleri kararanlara: "Imaninizdan sonra kufrettiniz ha? Oyle ise inkar etmenize karsilik azabi tadin" (denecektir)

    [107] Yuzleri agaranlara gelince, (onlar) Allah'in rahmeti icindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardir

    [108] Bunlar Allah'in, sana gercek olarak okuyageldigimiz, ayetleridir. Allah alemlere hicbir haksizlik etmek istemez

    [109] Goklerde ve yerde olanlarin hepsi Allah'indir. Butun isler Allah'a dondurulur

    [110] Siz insanlar icin cikarilmis en hayirli ummetsiniz. Iyiligi emreder, kotulukten vazgecirmege calisir ve Allah'a inanirsiniz. Kitap ehli de inansaydi kendileri icin elbette daha hayirli olurdu. Iclerinden iman edenler de var, ama pek cogu yoldan cikmislardir

    [111] Onlar size eziyetten baska bir zarar veremezler. Eger sizinle savasmaya kalkissalar, size arkalarini donup kacarlar. Sonra kendilerine yardim da edilmez

    [112] Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, uzerlerine alcaklik damgasi vurulmustur. Meger ki Allah'in ipine ve insanlar (muminler)in ahdine siginmis olsunlar. Onlar Allah'in hismina ugradilar ve uzerlerine de miskinlik damgasi vuruldu. Bunun sebebi, onlarin Allah'in ayetlerini inkar etmis olmalari ve haksiz yere peygamberleri oldurmeleridir. Ayrica isyan etmis ve haddi de asmislardi

    [113] Hepsi bir degildirler. Kitap ehli icinde dogruluk uzere bulunan bir ummet (topluluk) vardir ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah'in ayetlerini okurlar

    [114] Allah'a ve ahiret gunune inanirlar, iyiligi emrederler, kotulukten vazgecirmeye calisirlar, hayir islerinde de birbirleriyle yarisirlar. Iste onlar iyi insanlardandir

    [115] Onlar ne hayir islerlerse karsiliksiz birakilmayacaklardir. Allah kendisinden geregi gibi sakinanlari bilir

    [116] O inkar edenler (var ya), onlarin ne mallari, ne de evlatlari, onlara Allah'a karsi hicbir fayda saglamayacaktir. Onlar, ates halkidir; orada ebedi kalacaklardir

    [117] Onlarin bu dunya hayatinda harcadiklarinin durumu, kendilerine zulmeden bir toplulugun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soguk bir ruzgarin hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar

    [118] Ey iman edenler! Kendi disinizdakilerden sirdas edinmeyin. Cunku onlar size fenalik etmekten asla geri kalmazlar, hep sikintiya dusmenizi isterler. Kin ve dusmanliklari agizlarindan tasmaktadir. Kalplerinde gizledikleri ise daha buyuktur. Dusunurseniz, biz size ayetleri acikladik

    [119] Iste siz oyle kimselersiniz ki, onlari seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)in hepsine inanirsiniz, onlarsa sizinle bulustuklari zaman "inandik" derler. Basbasa kaldiklari zaman da kinlerinden dolayi parmaklarinin uclarini isirirlar. De ki: "kininizle geberin!". Suphesiz ki Allah goguslerin (gonullerin) ozunu bilir

    [120] Size bir iyilik dokunsa fenalarina gider, basiniza bir kotuluk gelse onunla sevinirler. Eger sabreder ve Allah'dan geregince korkarsaniz, onlarin hileleri size hicbir zarar vermez; cunku Allah onlari kendi amelleriyle kusatmistir

    [121] Hani sen sabah erkenden muminleri savas mevzilerine yerlestirmek icin ailenden ayrilmistin. Allah, hakkiyla isiten ve bilendir

    [122] O zaman icinizden iki takim bozulmaya yuz tutmustu. Halbuki Allah onlarin yardimcisi idi. Inananlar, yalniz Allah'a dayanip guvensinler

    [123] Andolsun, sizler gucsuz oldugunuz halde Allah size Bedir'de yardim etmisti. Allah'tan sakinin ki, O'na sukretmis olasiniz

    [124] O zaman sen muminlere: "Rabbinizin size, indirilmis uc bin melek ile yardim etmesi size yetmez mi?" diyordun

    [125] Evet, sabreder ve (Allah'tan) korkarsaniz, onlar ansizin uzerinize gelseler, Rabbiniz size nisanli nisanli bes bin melekle yardim eder

    [126] Allah, bunu size sirf bir mujde olsun ve kalpleriniz bununla yatissin diye yapti. Yardim, yalniz daima galip ve hikmet sahibi olan Allah katindandir

    [127] (Allah bu yardimi) inkar edenlerden bir kismini kessin veya perisan etsin de umutsuz olarak donup gitsinler (diye yapti)

    [128] Bu isten sana hicbir sey dusmez. (Allah), ya onlarin tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklarindan dolayi azab eder

    [129] Goklerde ve yerde olanlarin hepsi Allah'indir. Diledigini bagislar, diledigine azab eder. Allah, cok bagislayan, cok esirgeyendir

    [130] Ey iman edenler! Kat kat artirilmis olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakinin ki kurtulusa eresiniz

    [131] Kafirler icin hazirlanmis olan atesten sakinin

    [132] Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsin

    [133] Rabbinizin bagisina ve genisligi goklerle yer arasi kadar olan, Allah'tan geregi gibi korkanlar icin hazirlanmis bulunan cennete kosun

    [134] O (Allah'tan hakkiyla korka)nlar, bollukta ve darlikta Allah icin harcarlar, ofkelerini yutarlar, insanlari affederler. Allah iyilik edenleri sever

    [135] Ve onlar cirkin bir gunah isledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'i hatirlayarak hemen gunahlarinin bagislanmasini dilerler. Allah'tan baska gunahlari kim bagislayabilir? Bir de onlar, bile bile, isledikleri (gunah) uzerinde israr etmezler

    [136] Iste onlarin mukafati (odulleri) Rableri tarafindan bagislanma ve altindan irmaklar akan, ebedi kalacaklari cennetlerdir. Calisanlarin mukafati ne guzeldir

    [137] Muhakkak ki sizden once bircok olaylar, seriatler gelip gecmistir. Yeryuzunde gezin, dolasin da yalancilarin sonunun nasil oldugunu bir gorun

    [138] Bu (Kur'an) insanlar icin bir aciklama, Allah'dan geregince korkanlar icin dogru yolu gosterme ve bir oguttur

    [139] Gevsemeyin, uzulmeyin, eger hakikaten inaniyorsaniz, muhakkak ustun olan sizsinizdir

    [140] Eger size (Uhud savasinda) bir yara degmisse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmustu. O gunler ki, biz onlari insanlar arasinda dondurur dururuz. (Bu da) Allah'in sizden iman edenleri ayirt etmesi ve sizden sahitler edinmesi icindir. Allah zalimleri sevmez

    [141] Bir de bu, Allah'in iman edenleri tertemiz secip, kafirleri yok etmesi icindir

    [142] Yoksa siz, Allah icinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya cikarmadan cennete girivereceginizi mi sandiniz

    [143] Andolsun ki siz olumle karsilasmadan once onu arzuluyordunuz. Iste onu gordunuz, ama bakip duruyorsunuz

    [144] Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan once de peygamberler gelip gecmistir. Simdi o olur veya oldurulurse gerisin geriye (eski dininize) mi doneceksiniz? Kim (boyle) geri donerse, Allah'a hicbir sekilde zarar veremez. Allah sukredenleri mukafatlandiracaktir

    [145] Allah'in izni olmadikca hicbir kimseye olmek yoktur. (Olum) belirli bir sureye gore yazilmistir. Kim dunya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabini isterse ona da ondan veririz. Biz sukredenleri mukafatlandiracagiz

    [146] Nice peygamberler vardi ki, kendileriyle beraber bircok Allah dostlari carpistilar; Allah yolunda baslarina gelenlerden yilginlik gostermediler, zaafa dusmediler, boyun egmediler. Allah sabredenleri sever

    [147] Onlarin sozleri ancak: "Rabbimiz! Bizim gunahlarimizi ve islerimizdeki taskinliklarimizi bagisla ve (yolunda) ayaklarimizi diret, Kafirler guruhuna karsi da bize yardim et!" demekten ibaretti

    [148] Allah da onlara hem dunya nimetini, hem de ahiret sevabinin guzelligini verdi. Allah guzel davrananlari sever

    [149] Ey iman edenler! Siz eger kafir olanlara uyarsaniz, sizi topuklariniz ustunde gerisin geriye cevirirler. O zaman busbutun kaybedersiniz

    [150] Hayir! Sizin mevlaniz Allah'tir. O, yardim edenlerin en hayirlisidir

    [151] Allah'in, hakkinda hicbir delil indirmedigi seyleri O'na ortak kosmalarindan dolayi, inkar edenlerin kalplerine korku salacagiz. Onlarin yurtlari atestir. Zalimlerin donup varacagi yer ne kotudur

    [152] Siz Allah'in izni ile dusmanlarinizi oldururken, Allah, size olan vaadini yerine getirmistir. Allah size sevdiginiz (galibiyeti) gosterdikten sonra zaafa dustunuz. (Peygamber'in verdigi) emir hakkinda tartismaya kalkistiniz ve isyan ettiniz. Kiminiz dunyayi istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek icin onlardan geri cevirdi ve sizi bagisladi. Allah muminlere karsi cok lutufkardir

    [153] Peygamber sizi arkanizdan cagirip dururken, siz boyuna uzaklasiyor, hic kimseye donup bakmiyordunuz. Bundan dolayi Allah, size gam ustune gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de basiniza gelene uzulmeyesiniz. Allah yaptiklarinizdan haberdardir

    [154] Sonra o kederin ardindan (Allah) uzerinize oyle bir eminlik, oyle bir uyku indirdi ki, o, icinizden bir zumreyi ortup buruyordu. Bir zumre de canlari sevdasina dusmustu. Allah'a karsi, cahiliyet zanni gibi, hakka aykiri bir zan besliyorlar ve "Bu isten bize ne?" diyorlardi. De ki: "Butun is Allah'indir". Onlar sana aciklamayacaklarini iclerinde sakliyorlar (ve) diyorlar ki: "Bize bu isten bir sey olsaydi burada oldurulmezdik". Onlara soyle soyle: "Eger siz evlerinizde olsaydiniz bile, uzerlerine oldurulmesi yazilmis olanlar yine muhakkak yatacaklari (oldurulecekleri) yerlere cikip gidecekti. Allah (bunu) goguslerinizin icindekini denemek ve yureklerinizdekini temizlemek icin yapti. Allah goguslerin icinde olani bilir

    [155] Iki toplumun karsilastigi gun, icinizden yuz cevirip gidenler var ya, seytan onlarin kazandiklari bazi seylerden dolayi ayaklarini kaydirmak istedi. Ama yine de Allah onlari affetti. Kuskusuz Allah cok bagislayandir, halim(cok yumusak)dir

    [156] Ey iman edenler! Sizler inkar edenler ve yeryuzunde sefere veya savasa cikan kardesleri icin: "Eger bizim yanimizda olsalardi olmezlerdi ve oldurulmezlerdi." diyenler gibi olmayin. Allah bunu, onlarin kalplerine bir hasret (yarasi) olarak koydu. Allah, diriltir ve oldurur. Allah yaptiklarinizi gormektedir

    [157] Eger Allah yolunda oldurulur veya olurseniz, Allah'in bagislamasi ve rahmeti, (sizin icin) onlarin topladiklari (dunyaliklari)ndan daha hayirlidir

    [158] Andolsun, olseniz de, oldurulseniz de Allah'in huzurunda toplanacaksiniz

    [159] Sen (o zaman), sirf Allah'in rahmetiyle onlara karsi yumusak davrandin. Eger kaba, kati yurekli olsaydin, onlar senin etrafindan dagilip giderlerdi. Artik onlari sen bagisla, onlar icin Allah'dan magfiret dile. (Yapacagin) islerde onlara da danis, bir kere de azmettin mi, artik Allah'a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanip guvenenleri sever

    [160] Allah size yardim ederse, sizi yenecek yoktur. Eger sizi yardimsiz birakirsa, artik ondan sonra size kim yardim edebilir? Muminler ancak Allah'a guvenip dayansinlar

    [161] Hicbir peygambere ganimet malini gizlemesi (devlet-millet malini asirmasi) yarasmaz. Kim boyle bir asirma ve ihanette bulunursa kiyamet gunu asirdigini boynuna yuklenerek getirir. Sonra da herkese kazandiginin karsiligi tastamam odenir, onlar haksizliga da ugramazlar

    [162] Allah'in rizasina uyan kimse, Allah'in hismina ugrayan ve varacagi yer cehennem olan kimse gibi midir? Varis yeri olarak ne kotudur orasi

    [163] Onlar (insanlar) Allah katinda derece derecedirler. Allah, onlarin yaptiklarini gormektedir

    [164] Andolsun ki Allah, muminlere kendilerinden, onlara kendi ayetlerini okuyan, onlari arindiran ve onlara kitab ve hikmeti ogreten bir Peygamber gondermekle buyuk bir lutufta bulunmustur. Oysa onlar, daha once apacik bir sapiklik icindeydiler

    [165] (Bedir'de dusmani) iki katina ugrattiginiz bir musibet (Uhud'da) size carpinca mi: "Bu nereden" dediniz? De ki: "Bu basiniza gelen kendinizdendir". Suphesiz Allah her seye kadirdir

    [166] Iki toplulugun karsilastigi gunde basiniza gelen musibet de Allah'in izniyledir. Bu da muminleri belirlemesi ve hem de munafiklik yapanlari ayirt etmesi icindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savasiniz veya (hic olmazsa) savunmaya geciniz." denilmisti. Onlar ise: "Biz savasmasini (veya savas olacagini) bilseydik arkanizdan gelirdik." demislerdi. Onlar, o gun, imandan cok kufre yakindilar. kalblerinde olmayani agizlariyla soyluyorlardi. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir

    [167] Iki toplulugun karsilastigi gunde basiniza gelen musibet de Allah'in izniyledir. Bu da muminleri belirlemesi ve hem de munafiklik yapanlari ayirt etmesi icindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savasiniz veya (hic olmazsa) savunmaya geciniz." denilmisti. Onlar ise: "Biz savasmasini (veya savas olacagini) bilseydik arkanizdan gelirdik." demislerdi. Onlar, o gun, imandan cok kufre yakindilar. kalblerinde olmayani agizlariyla soyluyorlardi. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir

    [168] Kendileri oturup kaldiklari halde kardesleri icin: "Eger bize uysalardi oldurulmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eger iddianizda dogru iseniz, kendinizden olumu uzaklastiriniz

    [169] Allah yolunda oldurulenleri sakin oluler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katinda riziklanmaktadirlar

    [170] Allah'in lutfundan verdigi nimetle sevinclidirler. Arkalarindan kendilerine ulasamayan kimselere de hic bir korku olmayacagini ve uzulmeyeceklerini mujdelemek isterler

    [171] Onlar, Allah'in nimetini, keremini ve Allah'in, muminlerin ecrini zayi etmeyecegini mujdelerler

    [172] Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi'nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve geregince Allah'tan korkanlara buyuk bir mukafat vardir

    [173] Insanlar onlara: "Dusmanlariniz size karsi ordu topladi, onlardan korkun." dediklerinde, bu, onlarin imanini artirdi ve soyle dediler: "Allah bize yeter. O ne guzel vekildir

    [174] Bunun uzerine kendilerine hic bir kotuluk dokunmadan Allah'in nimeti ve lutfuyla geri donduler ve Allah'in rizasina uydular. Allah buyuk lutuf sahibidir

    [175] (Size o haberi getiren) ancak seytandir, (sadece) kendi dostlarini korkutabilir. Onlardan korkmayin, eger mumin iseniz benden korkun

    [176] Kufurde yarisanlar seni uzmesin. Onlar, Allah'a hic bir sekilde zarar veremezler. Allah onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar icin buyuk bir azap vardir

    [177] Iman karsiliginda inkari satin alanlar Allah'a hic bir zarar veremezler. Onlar icin aci bir azap vardir

    [178] Kafirler, kendilerine muhlet vermemizin, sahislari icin hayirli oldugunu sanmasinlar. Biz onlara bu muhleti, ancak gunahlarini artirsinlar diye veriyoruz. Onlar icin alcaltici bir azap vardir

    [179] Allah, muminleri icinde bulundugunuz su durumda birakacak degildir, pisi temizden ayiracaktir. Ve Allah sizi gayba vakif kilacak da degildir. Fakat Allah, peygamberlerinden diledigini secip (gaybi bildirir). O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eger iman eder ve gunahlardan korunursaniz, sizin icin buyuk bir mukafat vardir

    [180] Allah'in, kendilerine lutfundan verdigi nimetlere karsi cimrilik edenler, bunun, kendileri icin hayirli oldugunu sanmasinlar. Hayir o, kendileri icin serdir. Cimrilik ettikleri sey, kiyamet gununde boyunlarina dolanacaktir. Goklerin ve yerin mirasi Allah'a aittir. Allah yaptiklarinizdan haberdardir

    [181] Allah, "Suphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin lafini elbette duymustur. Onlarin soylediklerini ve peygamberleri haksiz yere oldurmelerini yazacagiz ve soyle diyecegiz: "Tadin o yakici azabi

    [182] Bu, kendi ellerinizin yapip one surdugunun karsiligidir". Allah kullar(in)a asla zulmetmez

    [183] Atesin yiyecegi bir kurban getirmedikce hic bir peygambere iman etmeyecegimize dair Allah bize ahidde bulundu." diyenlere de ki: "Benden once size bazi peygamberler acik belgelerle ve sizin dediginiz seyle geldi. Eger dogru insanlarsaniz, ya onlari nicin oldurdunuz

    [184] Eger seni yalanladilarsa, senden once acik deliller, hikmetli sayfalar ve aydinlatici kitap getiren peygamberler de yalanlanmisti

    [185] Her canli olumu tadacaktir. Kiyamet gunu ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklastirilip cennete konursa o, gercekten kurtulusa ermistir. Dunya hayati, aldatici zevkten baska birsey degildir

    [186] Muhakkak siz, mallariniz ve canlariniz hususunda imtihan olunacaksiniz. Sizden once kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak kosanlardan size eziyet verici bir cok soz isiteceksiniz. Eger sabreder ve Allah'dan geregi gibi korkarsaniz, suphesiz iste bu azmi gerektiren islerdendir

    [187] Bir zaman Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara aciklayacaksiniz, onu gizlemiyeceksiniz." diye soz almisti. Onlar ise bunu kulak ardi ettiler ve onu az bir dunyaliga degistiler. Yaptiklari bu alisveris ne kadar kotudur

    [188] O yaptiklarina sevinen ve yapmadiklari seylerle de ovulmek isteyenlerin (onacaklarini) sanma! Onlarin azaptan kurtulacaklarini da sanma! Onlar icin can yakici bir azap vardir

    [189] Goklerin ve yerin mulku Allah'indir. Allah her seye kadirdir

    [190] Goklerin ve yerin yaratilisinda, gece ile gunduzun birbiri ardinca gelip gidisinde selim akil sahipleri icin gercekten acik, ibretli deliller vardir

    [191] Onlar ayaktayken, otururken ve yanlari uzerine yatarken Allah'i anarlar; goklerin ve yerin yaratilisi uzerinde dusunurler. Ve "Rabbimiz! Sen bunu bos yere yaratmadin, Sen yucesin, bizi atesin azabindan koru." derler

    [192] Rabbimiz! Sen kimi cehennem atesine sokarsan onu rezil etmissindir. Zalimlerin hic yardimcilari yoktur

    [193] Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana cagiran bir davetci isittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Gunahlarimizi bagisla, kotuluklerimizi ort, bizleri sana ermis kullarinla beraber yanina al

    [194] Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad ettigini ver, kiyamet gunu bizi rezil etme. Muhakkak sen verdigin sozden donmezsin

    [195] Rableri onlara su karsiligi verdi: "Ben, erkek olsun, kadin olsun, sizden, hicbir calisanin amelini zayi etmeyecegim. Sizler birbirinizdensiniz. Goc edenler, yurtlarindan cikarilanlar, yolumda eziyet edilenler, savasanlar ve oldurulenler... Onlarin gunahlarini elbette ortecegim ve Allah katindan bir mukafat olmak uzere, onlari altindan irmaklar akan cennetlere de koyacagim. En guzel mukafat Allah katindadir

    [196] Kafirlerin diyar diyar dolasmalari sakin seni aldatmasin

    [197] Bu, az bir gecimliktir. Sonra onlarin varacaklari yer cehennemdir. Ne kotu bir yataktir orasi

    [198] Fakat Rablerinden geregince korkanlar icin altlarindan irmaklar akan cennetler vardir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklar, Allah katindan agirlanacaklardir. Iyiler icin Allah katindakiler daha hayirlidir

    [199] Kitap ehlinden oyleleri var ki, Allah'a inanirlar, size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah'a boyun egerek inanirlar. Allah'in ayetlerini az bir degere degismezler. Onlarin mukafati da Allah katindadir. Suphesiz Allah, hesabi cabuk gorendir

    [200] Ey iman edenler! Sabredin, dusmanlariniza karsi sebat gosterin, nobet beklesin, Allah'dan geregince korkun ki, kurtulusa eresiniz

    Surah 4
    Nisâ

    [1] Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan esini yaratip ikisinden bir cok erkekler ve kadinlar ureten Rabbinizden korkun; kendi adina birbirinizden dilekte bulundugunuz Allah'dan ve akrabalik (baglarini kirmak)tan sakinin. Suphesiz Allah sizin uzerinizde gozeticidir

    [2] Oksuzlere mallarini verin ve kotusunu (onlara vererek) iyisiyle degistirmeyin. Onlarin mallarini, kendi mallariniza karistirip yemeyin. Zira bu, buyuk bir gunahtir

    [3] Eger oksuz kizlarla evlendiginizde onlara karsi adaletli davranamamaktan korkarsaniz, hosunuza giden diger kadinlardan iki, uc ve dorde kadar evlenebilirsiniz. Eger adaleti gozetmemekten korkarsaniz, o zaman bir tane ile veya elinizin altindakiyle (sahip oldugunuz cariye ile) yetinin. Dogruluktan ayrilmamak icin bu daha elverislidir

    [4] Kadinlara mehirlerini gonul hosluguyla verin. Eger onlar gonul rizasiyla size bir sey bagislarlarsa onu afiyetle yiyin

    [5] Allah'in, sizi basina diktigi mallarinizi akli ermezlere vermeyin; o mallarla onlari besleyin, giydirin ve onlara guzel soz soyleyin

    [6] Evlenme cagina gelinceye kadar yetimleri gozetip deneyin. Onlarin akilca olgunlastiklarini gorurseniz, mallarini kendilerine teslim edin. "Buyuyecekler de mallarina sahip olacaklar" endisesiyle onlari israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onlarin malini yemekten cekinsin. Fakir olan ise, mesru surette yesin. Mallarini kendilerine verdiginiz zaman, bunu sahitler karsisinda yapin. Hesap gorucu olarak Allah yeter

    [7] Ana, baba ve akrabalarin miras olarak biraktiklarinda erkeklerin hissesi vardir. Kadinlarin da ana, baba ve akrabalarin biraktiklarinda hisseleri vardir. Bunlar, az olsun cok olsun, farz kilinmis bir hissedir

    [8] Paylasma sirasinda akrabalar, oksuzler, yoksullar hazir bulunurlarsa, onlara da bir sey verin ve onlara guzelce sozler soyleyerek gonullerini alin

    [9] Kendileri, geriye zayif cocuklar biraktiklari takdirde, onlarin geleceginden endise duyacak olanlar, (yetimler hakkinda da ayni) endiseyi duysunlar, Allah'dan sakinsinlar ve dogru soz soylesinler

    [10] Yetimlerin mallarini haksiz yere yiyenler, muhakkak ki karinlarini atesle doldurmus olurlar ve cehennemi boylarlar

    [11] Allah size evlatlarinizin miras taksimini soyle emrediyor: Cocuklarinizda, erkege iki kadin payi kadar, eger hepsi kadin olmak uzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasin ucte ikisi ve eger bir tek kadin ise o zaman ona malin yarisi vardir. Eger olen, ana ve baba ile birlikte cocuklar da birakmissa ana babanin her birine olenin terekesinden altida bir; sayet olenin cocugu yok da, mirasci olarak ana ve babasi kalmissa, ananin payi ucte birdir. Eger olenin kardesleri varsa terekenin altida biri ananindir. Bu paylar, olenin borclari odenip, vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve cocuklardan, hangisinin size fayda bakimindan daha yakin oldugunu, siz bilmezsiniz. Butun bunlar Allah tarafindan farz kilinmistir. Suphesiz Allah alimdir, hakimdir

    [12] Eger hanimlarinizin cocuklari yoksa, biraktiklari mirasin yarisi sizindir. Sayet bir cocuklari varsa o zaman mirasin dortte biri sizindir. Bu paylar, olenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa, borcu odendikten sonra verilir. Eger siz cocuk birakmadan olurseniz, geriye biraktiginiz mirasin dortte biri hanimlarinizindir. Sayet cocuklariniz varsa o zaman biraktiginiz mirasin sekizde biri hanimlarinizindir. Bu paylar, yaptiginiz vasiyetler yerine getirilip ve varsa borcunuz odendikten sonra verilir. Eger olen bir erkek veya kadinin cocugu ve babasi bulunmadigi halde kelale olarak (yan koldan) mirasina konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kizkardesi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payi terekenin altida biridir. Eger mevcut olan kardesler bundan daha cok iseler, bu takdirde kardesler mirasin ucte birini zarara ugratilmaksizin aralarinda esit olarak taksim ederler. Bu paylar olenin vasiyeti yerine getirilip ve varsa borcu odendikten sonra verilir. Bunlar, Allah tarafindan bir emirdir. Allah her seyi bilen ve yarattiklarina cok yumusak davranandir

    [13] Iste butun bu hukumler, Allah'in koydugu hukumler ve cizdigi sinirlardir. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu altlarindan irmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardir. Iste buyuk kurtulus budur

    [14] Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve Allah'in koydugu sinirlari asarsa Allah onu da ebedi kalacagi cehennem atesine koyar. Onun icin alcaltici bir azab vardir

    [15] Kadinlarinizdan zina edenlere karsi, icinizden dort sahit getirin. Eger onlar, sahitlik yaparlarsa, bu kadinlari, olum alip goturunceye kadar veya Allah onlara bir cikis yolu acincaya kadar evlerde hapsedin

    [16] Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyet edin. Eger onlar tevbe edip kendilerini islah ederlerse onlardan vazgecin. Cunku Allah tevbeleri kabul eden ve cok merhamet edendir

    [17] Ancak Allah'in kabul etmesini vaad buyurdugu tevbe, o kimseler icindir ki, bilmeyerek gunah isleyip hemen tevbe edenlerin tevbesidir. Iste Allah bunlarin tevbelerini kabul eder. Allah alimdir hakimdir. (Her seyi bilendir, hikmet sahibidir)

    [18] Yoksa gunah isleyip de kendisine olum gelince: "Iste ben simdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kafir olarak olenlerin de tevbeleri kabul edilmez. Iste bunlara ahirette can yakici bir azap hazirlamisizdir

    [19] Ey iman edenler! Kadinlara zorla varis olmaniz size helal degildir. Verdiginiz mehrin bir kismini kurtaracaksiniz diye, onlari sikistirmaniz da helal degildir. Ancak acik bir hayasizlik yapmis olurlarsa baska. Onlarla iyi gecinin. Eger kendilerinden hoslanmadinizsa, olabilir ki, siz bir seyden hoslanmasaniz da Allah onda bir cok hayir takdir etmis bulunur

    [20] Eger bir esi birakip da yerine diger bir es almak isterseniz, oncekine yuklerle mehir vermis de bulunsaniz, ondan bir sey geri almayin. O mali bir iftira ve acik bir gunah isnadi yaparak geri alir misiniz

    [21] Birbirinizle kaynasip basbasa kalmisken ve onlar sizden kuvvetli bir teminat almisken verdiginizi nasil geri alabilirsiniz

    [22] Cahiliye devrinde gecenler mustesna, babalarinizin nikahladigi kadinlarla evlenmeyiniz. Suphe yok ki o, pek cirkindi, igrenc idi, o ne fena bir adetti

    [23] Size sunlari nikahlamak haram kilindi: Anneleriniz, kizlariniz, kiz kardesleriniz, halalariniz, teyzeleriniz, erkek ve kiz kardeslerinizin kizlari, sizi emziren sut anneleriniz, sut kizkardesleriniz ve karilarinizin anneleri, ve kendileri ile zifafa girdiginiz kadinlarinizdan olan ve evlerinizde bulunan uvey kizlariniz. Eger uvey kizlarinizin anneleri ile zifafa girmemisseniz onlarla evlenmenizde size bir gunah yoktur. Sulbunuzden gelen (oz) ogullarinizin hanimlari ile evlenmeniz ve iki kiz kardesi birlikte nikahlamaniz da haramdir. Ancak cahiliyyet devrinde gecen gecmistir. Suphesiz ki Allah gafur (cok bagislayici) ve cok merhamet edicidir

    [24] Bir de harb esiri olarak sahibi bulundugunuz cariyeler mustesna, evli kadinlarla evlenmeniz de size haram kilindi. Butun bunlar Allah'in uzerinize farz kildigi hukumlerdir. Bunlarin disinda kalanlar ise iffetli olarak zina etmeksizin mallarinizla mehir vermek suretiyle evlenmek istemeniz size helal kilindi. O halde onlardan nikah ile faydalanmaniza karsilik mehirlerini kendilerine verin ki, bu farzdir. O mehri takdir edip kesinlestirdikten sonra birbirinizi razi etmenizde bir mahzur yoktur. Suphesiz ki Allah her seyi cok iyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

    [25] Sizden her kim hur mumin kadinlari nikah edecek bir zenginlige gucu yetmiyorsa, ona da ellerinizin altindaki mumin cariyelerinizden efendilerinin rizasi ile nikahlamak var. Allah sizin imaninizi daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini orfe gore vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhus yaparlarsa, o vakit hur kadinlar hakkinda gerekli bulunan cezanin yarisi kendilerine lazim gelir. Bu hukumler, icinizden gunah islemekten korkanlaradir. Sabretmeniz ise, sizin icin daha hayirlidir. Allah Gafurdur, Rahimdir (cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir)

    [26] Allah, sizlere bilmediklerinizi bildirmek, sizden oncekilerin yollarini size gostermek ve tevbenizi kabul etmek istiyor. Allah, her seyi cok iyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

    [27] Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki sehvetlerine uyanlar ise, sizin dogru yoldan buyuk bir meyl ile sapmanizi istiyorlar

    [28] Allah, din hususundaki agir teklifleri sizden hafifletmek istiyor. Cunku insan sabir ve tahammul bakimindan zayif yaratilmistir

    [29] Ey iman edenler! Mallarinizi aranizda haksizlikla yemeyin. Ancak kendi rizanizla yaptiginiz ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canina kiymayin. Suphesiz Allah, size karsi cok merhametlidir

    [30] Kim, zulum ve tecavuz yolu ile bu yasaklari islerse, yakinda onu cehennem atesine atacagiz. Onu atese atmak da Allah'a pek kolaydir

    [31] Eger siz, yasaklandiginiz buyuk gunahlardan sakinirsaniz, diger kusurlarinizi orter, sizi guzel bir makama koyariz

    [32] Bir de Allah'in baziniza, digerinden fazla verdigi seyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardir. Kadinlara da kendi kazandiklarindan bir pay vardir. Isteklerinizi Allah'in fazlindan ve kereminden isteyin. Gercekten Allah her seyi hakkiyla bilendir

    [33] Anne, baba ve akrabalarin biraktiklari her sey icin bir mirasci tayin ettik. Yemin akdiyle mirasci kildiklarinizin paylarini da verin. Suphesiz Allah, her seye sahittir

    [34] Erkekler, kadin uzerine idareci ve hakimdirler. Cunku Allah birini (cihad, imamet, miras gibi islerde) digerinden ustun yaratmistir. Bir de erkekler mallarindan (aile fertlerine) harcamaktadirlar. Iyi kadinlar, itaatkar olanlar ve Allah'in korunmasini emrettigi seyleri kocalarinin bulunmadigi zamanlarda da koruyanlardir. Fenalik ve gecimsizliklerinden korktugunuz kadinlara gelince: Once kendilerine ogut verin, yataklarindan ayrilin. Bunlar da fayda vermezse dovun. Eger size itaat ederlerse kendilerini incitmeye baska bir bahane aramayin. Cunku Allah cok yucedir, cok buyuktur

    [35] Eger kari-koca arasinin acilmasindan endiseye duserseniz bir hakem erkegin tarafindan, bir hakem de kadinin ailesinden kendilerine gonderin. Bu arabulucu hakemler gercekten baristirmak isterlerse, Allah kari-koca arasindaki darginlik yerine gecim verir. Suphesiz ki Allah hakkiyla bilendir, her seyin aslindan haberdardir

    [36] Allah'a ibadet edin ve O'na hicbir seyi ortak kosmayin. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komsulara, yakin komsulara, yaninda bulunan arkadasa, yolda kalanlara, sahip oldugunuz kolelere iyilik edin. Suphesiz Allah, kibirlenen ve ovunen kimseyi sevmez

    [37] Onlar ki hem kiskanir, cimrilik ederler, hem de herkese cimrilik tavsiye ederler ve Allah'in kendilerine lutfundan verdigi nimeti gizlerler. Biz kafirlere alcaltici bir azap hazirladik

    [38] Bunlar, Allah'a ve ahiret gunune iman etmedikleri halde mallarini, insanlara gosteris yapmak icin harcarlar. Seytan kimin arkadasi olursa, o ne kotu arkadastir

    [39] Bunlar, Allah'a ve ahiret gunune iman etselerdi ve Allah'in verdigi riziktan gosterissiz harcasalardi kendilerine ne zarar gelirdi? Allah onlarin soz ve islerini cok iyi bilendir

    [40] Suphesiz ki Allah, hic kimseye zerre kadar zulum etmez. Eger yapilan iyilik zerre kadar da olsa, onun sevabini kat kat artirir. Ve kendi katindan buyuk bir mukafat verir

    [41] Her ummetten bir sahit getirdigimiz ve seni de onlarin uzerine bir sahit yaptigimiz zaman bakalim kafirlerin hali ne olacak

    [42] Allah'i, inkar edip peygambere isyan edenler, o kiyamet gunu yerle bir olmayi isterler. Allah'tan hicbir sozu gizleyemezler

    [43] Ey iman edenler! Sarhos iken ne soylediginizi bilinceye kadar namaza yaklasmayin. Cunub iken de yolcu olanlar mustesna gusul edinceye kadar namaza yaklasmayin. Eger hasta olur, veya yolculukta bulunursaniz veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsi munasebette bulunup, su da bulamazsaniz o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmum edin. Niyetle yuzlerinize ve ellerinize surun. Suphesiz ki Allah cok affedicidir, cok bagislayicidir

    [44] Kendilerine kitaptan bir nasib verilmis olanlari gormuyor musun? Onlar, sapikligi satin aliyorlar ve sizin de yoldan sapmanizi istiyorlar

    [45] Allah sizin dusmanlarinizi cok iyi bilir. Gercek bir dost olarak Allah yeter. Ve yardimci olarak da Allah yeter

    [46] Yahudilerden bir kismi, (Allah'in kitabindaki) kelimeleri esas manasindan kaydirip; dillerini egerek ve dine saldirarak, "Sozunu isittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olasi ve raina (bizi gozet)" diyorlar. Halbuki onlar, "Isittik ve itaat ettik; dinle ve bize de bak" deselerdi bu, kendileri icin daha hayirli ve daha dogru olurdu. Fakat Allah, kufurleri yuzunden kendilerini lanetlemistir. Artik onlar, pek azi mustesna, iman etmezler

    [47] Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yaninizda bulunan (Tevrat)i tasdik etmek uzere indirdigimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakim yuzleri silip de enselerine cevirmeden yahut cumartesi halkini (yahudileri) lanetledigimiz gibi onlari lanetlemeden once iman edin. Yoksa Allah'in emri mutlaka yerine gelecektir

    [48] Dogrusu Allah, kendisine ortak kosulmasini asla affetmez. Ondan baskasini (diger gunahlari) ise, diledigi kimseler icin bagislar ve magfiret buyurur. Her kim Allah'a sirk kosarsa gercekten pek buyuk bir gunah ile iftira etmis olur

    [49] Kendi nefislerini temize cikaranlari gormuyor musun? Hayir! Ancak Allah, diledigini temize cikarir. Onlara kil kadar zulmedilmez

    [50] Bak nasil da Allah'a yalan uyduruyorlar. Apacik bir gunah olarak bu yeter

    [51] Su kendilerine kitaptan (okuma yazmadan) bir nasib verilmis olanlari gormuyor musun! Onlar puta ve seytana inaniyorlar. Ve Allah'i tanimayanlara, "Bunlar, muminlerden daha dogru yoldadir." diyorlar

    [52] Onlar, Allah'in lanet ettigi kimselerdir. Allah kime lanet ederse artik ona asla bir yardimci bulamazsin

    [53] Yoksa onlarin mulkten bir payi mi vardir. Eger oyle olsaydi, insanlara bir cekirdegin zerresini bile vermezlerdi

    [54] Yoksa onlar, Allah'in lutuf ve kereminden insanlara verdigi nimetleri kiskaniyorlar mi? Suphesiz biz, Ibrahim ailesine de kitap ve hikmeti vermistik. Hem de onlara buyuk bir mulk ve saltanat ihsan ettik

    [55] Iste o yahudilerden bir kismi ona iman etti. Bir kismi da ondan yuz cevirdi. O iman etmeyenlere cehennem alevi yeter

    [56] Suphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kafirleri biz yarin bir atese atacagiz. Derileri pistikce azabi duysunlar diye, kendilerine baska deriler verecegiz. Cunku, Allah gercekten cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [57] Iman edip salih ameller isliyenleri ise, altlarindan irmaklar akan cennetlere koyacagiz. Orada ebedi olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz esler vardir. Onlari, koyu golgeler altinda bulunduracagiz

    [58] Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasinda hukmettiginiz zaman adaletle hukmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne guzel ogut veriyor. Suphesiz ki Allah her seyi hakkiyla isiten, hakkiyla gorendir

    [59] Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eger herhangi bir seyde anlasmazliga duserseniz; Allah'a ve ahiret gunune gercekten inaniyorsaniz, onu Allah ve Resulune arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuc bakimindan da daha guzeldir

    [60] Sunlari gormuyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden once indirilene inandiklarini ileri suruyorlar da taguta inanmamalari kendilerine emrolundugu halde, tagut onunde muhakemelesmek istiyorlar. Seytan da onlari bir daha donemeyecekleri kadar iyice sapikliga dusurmek istiyor

    [61] Onlara: "Allah'in indirdigine ve Peygambere gelin!" denince, munafiklarin senden busbutun uzaklastiklarini gorursun

    [62] Ya nasil, elleriyle yaptiklari yuzunden baslarina bir felaket gelince, hemen sana geldiler de: "Biz sadece iyilik etmek ve arayi bulmak istedik." diye Allah'a yemin ediyorlar

    [63] Onlar, Allah'in kalblerindekini bildigi kimselerdir; Onlara aldirma, onlara ogut ver ve onlarin iclerine tesir edecek guzel soz soyle

    [64] Biz hangi peygamberi gonderdikse, sirf Allah'in izni ile itaat edilmek uzere gonderdik. Eger onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan gunahlarinin bagislanmasini dileselerdi ve Resul de onlarin bagislanmasini dileseydi, elbette Allah'i affedici, merhametli bulurlardi

    [65] Hayir! Rabbine andolsun ki is bildikleri gibi degil, onlar aralarinda cikan cekismeli islerde seni hakem yapip sonra da senin verdigin hukme karsi iclerinde hicbir sikinti duymaksizin, tam bir teslimiyetle boyun egmedikce iman etmis olamazlar

    [66] Eger biz onlara: "Kendinizi oldurun, veya yurtlarinizdan cikin." diye yazmis olsaydik, iclerinden pek azi haric, bunu yapamazlardi. Fakat kendilerine verilen ogutleri tutsalardi, elbette haklarinda hem daha hayirli, hem de daha saglam olurdu

    [67] Ve o zaman elbette kendilerine katimizdan buyuk mukafat verirdik

    [68] Ve onlari elbette dogru yola iletirdik

    [69] Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse iste onlar, Allah'in kendilerine nimet verdigi peygamberlerle, siddiklarla, sehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne guzel arkadastir

    [70] Bu lutuf Allah'tandir. Bilen olarak Allah yeter

    [71] Ey iman edenler! Dusmana karsi her turlu savunma tedbirinizi aliniz. Onlara karsi ya kucuk birlikler halinde hareket ediniz veya topyekun seferber olunuz

    [72] Suphesiz icinizden bir kismi vardir ki, pek agir davranir. Eger basiniza bir musibet gelirse: "Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadim." der

    [73] Ve eger Allah'tan size bir lutuf ve zafer erisecek olsa, sizinle kendisi arasinda hic sevgi yokmus gibi, bu sefer de hic suphesiz soyle diyecek: "Ah ne olurdu, onlarla beraber olaydim da buyuk murada ereydim

    [74] O halde gecici dunya hayatini, ebedi ahiret hayati karsiliginda satacak olanlar, Allah yolunda savassinlar. Her kim Allah yolunda savasir da oldurulur veya galip gelirse, her iki durumda da biz ona yarin pek buyuk bir mukafat verecegiz

    [75] Hem size ne oluyor ki, Allah yolunda: "Ey Rabbimiz! bizleri bu halki zalim olan memleketten cikar, tarafindan bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katindan bir kurtarici gonder" diye yalvarip duran zayif ve zavalli erkekler, kadinlar ve cocuklarin kurtarilmasi ugrunda savasa cikmiyorsunuz

    [76] Iman edenler, Allah yolunda savasirlar. Inkar edenler de tagut yolunda savasirlar. O halde siz seytanin taraftarlarina karsi savasin. Cunku seytanin hilesi zayiftir

    [77] Kendilerine, "Ellerinizi savastan cekin, namazi kilin, zekati verin" denilenleri gormedin mi? Uzerlerine savas yazilinca hemen iclerinden bir kismi insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha cok korkarlar ve "Rabbimiz! Nicin bize savas yazdin? Ne olurdu bize azicik bir muddet daha tanimis olsaydin da biraz daha yasasaydik?" derler. Onlara de ki: "Dunya zevki ne de olsa azdir, ahiret, Allah'a karsi gelmekten sakinan icin daha hayirlidir ve size kil kadar haksizlik edilmez

    [78] Her nerede olursaniz olun olum size yetisir, son derece saglam kaleler icinde de bulunsaniz yine kurtulamazsiniz. Onlara bir iyilik erisirse "Bu, Allahtandir" derler, bir kotuluge ugrarlarsa, "Bu, senin yuzundendir." derler. Ey Muhammed! De ki: "Hepsi Allah'tandir." Bu topluma ne oluyor ki, hic soz anlamaya yanasmiyorlar

    [79] (Ey insanoglu!) sana gelen her iyilik Allah'tandir, sana ne kotuluk dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni butun insanlara bir elci olarak gonderdik. Buna sahit olarak da Allah yeter

    [80] Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmis olur. Kim de yuz cevirirse, biz seni onlara bekci olarak gondermedik

    [81] Sana "Peki" derler, fakat senin yanindan ciktiklarinda, iclerinden birtakimi, geceleyin (gunduz) soylemis olduklarinin tersini kurarlar. Allah onlarin geceleyin tasarladiklarini yaziyor. Sen onlara aldirma. Allah'a guven. Vekil olarak Allah yeter

    [82] Onlar hala Kur'an'i geregi gibi dusunup anlamaya calismazlar mi? Eger o Allah'tan baskasi tarafindan indirilmis olsaydi mutlaka onda bircok celiskiler bulurlardi

    [83] Kendilerine guven veya korku hususunda bir haber geldiginde onu hemen yayiverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarinda yetkili kimselere goturselerdi, onlardan sonuc cikarmaya gucu yetenler, onu anlarlardi. Allah'in uzerinizdeki lutfu ve rahmeti olmasaydi, pek aziniz haric, seytana uyardiniz

    [84] (Ey Muhammed) Allah yolunda savas! Sen ancak kendi yaptigindan sorumlusun. Muminleri de savasa tesvik et. Umulur ki, Allah kafirlerin gucunu kirar. Hic suphesiz ki Allah kuvvet ve kudretce cok daha guclu, ve cezasi daha cetindir

    [85] Kim guzel bir iste aracilik ederse, ona o isin sevabindan bir pay vardir. Kim de kotu bir seyde aracilik yaparsa, ona da o kotulukten bir pay vardir. Allah her seyi gozetip karsiligini verir

    [86] Siz bir selam ile selamlandiginiz zaman, siz de ondan daha guzeliyle karsilik verin veya verilen selami aynen iade edin. Suphesiz Allah, her seyin hesabini geregi gibi yapandir

    [87] Kendinden baska ilah olmayan Allah, sizi kiyamet gununde mutlaka biraraya toplayacaktir. Bunda asla suphe yoktur. Allah'tan daha dogru sozlu kim olabilir

    [88] O halde, siz nicin munafiklar hakkinda iki gruba ayriliyorsunuz? Allah onlari kazandiklari gunah yuzunden terslerine dondurdugu halde Allah'in saptirdigini yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptirirsa, sen onun icin bir cikis yolu bulamazsin

    [89] Onlar, kufur isledikleri gibi, sizin de kufur isleyip kendileriyle bir olmanizi arzu ettiler. Onun icin, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar iclerinden dost edinmeyin. Eger bundan yuz cevirirlerse onlari yakalayin ve buldugunuz yerde oldurun; Onlardan ne bir dost, ne de bir yardimci edinmeyin

    [90] Ancak o kimselere dokunmayin ki, sizinle aralarinda anlasma olan bir kavme siginmis bulunurlar. Yahut ne sizinle, ne de kendi kavimleriyle savasmayi gonullerine sigdiramayip tarafsiz olarak size gelmislerdir. Eger Allah dileseydi, onlari size musallat kilardi, onlar da sizinle savasirlardi. Eger onlar sizden uzak dururlar, sizinle savasmayip size baris teklif ederlerse, Allah, sizin icin onlar aleyhine bir yol vermemistir

    [91] Diger birtakim kimseleri de bulacaksiniz ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne icin her davet olunuslarinda onun icine basasagi dalarlar. Eger bunlar sizden cekinmezlerse, kendilerini buldugunuz yerde yakalayin ve oldurun. Iste bunlar aleyhinde size acik bir ferman verdik

    [92] Hata disinda bir mumin, diger bir mumini olduremez. Ve kim bir mumini yanlislikla oldururse, mumin bir kole azad etmesi ve olenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak olunun ailesinin bagislamasi mustesnadir. Eger oldurulen, mumin olmakla beraber size dusman bir kavimden ise, o zaman, oldurenin bir kole azad etmesi gerekir. Eger oldurulen sizinle aralarinda antlasma olan bir kavimden ise, oldurenin, olenin ailesine diyet vermesi ve mumin bir kole azad etmesi gerekir. Bunlara gucu yetmeyenin de Allah tarafindan tevbesinin kabulu icin arka arkaya iki ay oruc tutmasi gerekir. Allah, Alimdir (her seyi bilendir), Hakimdir (hukum ve hikmet sahibidir)

    [93] Kim bir mumini kasten oldururse, cezasi, icinde ebedi olarak kalacagi cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmis ve onun icin buyuk bir azab hazirlamistir

    [94] Ey Iman edenler! Allah yolunda cihada ciktiginiz zaman, mumini kafirden ayirmak icin iyice arastirin. Size selam veren kimseye, dunya hayatinin menfaatini gozeterek, "Sen mumin degilsin" demeyin. Allah katinda cok ganimetler var. Islam'a ilk once girdiginiz zaman siz de oyle idiniz. Sonra Allah size lutufta bulundu. Onun icin iyice arastirin. Suphesiz ki Allah, yaptiklarinizdan haberdardir

    [95] Muminlerden ozur sahibi olmaksizin oturanlarla Allah yolunda mallariyla, canlariyla cihad edenler esit olamazlar. Allah, mallariyla, canlariyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan ustun kildi. Allah onlarin hepsine de cenneti vaad etmistir. Bununla beraber Allah mucahitlere, oturanlarin uzerinde buyuk bir ecir vermistir

    [96] Kendi katindan derece derece rutbeler, bir magfiret ve rahmet vermistir. Oyle ya, O cok bagislayici, cok merhamet edicidir

    [97] Melekler, kendilerine zulmeden kisilerin canlarini aldiklarinda, onlara, "Ne iste idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yer yuzunde zayif kimselerdik." derler. Melekler: "Allah'in yeryuzu genis degil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?" derler. Iste bunlarin varacaklari yer cehennemdir. O ne kotu gidis yeridir

    [98] Ancak gercekten aciz ve zayif olan, caresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadinlar ve cocuklar haric

    [99] Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Allah cok affedici, cok bagislayicidir

    [100] Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryuzunde gidecek cok yer de bulur, genislik de bulur. Her kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek maksadiyla evinden cikar da sonra kendisine olum yetisirse, kuskusuz onun mukafati Allah'a duser. Allah cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [101] Yeryuzunde sefere ciktiginizda kafirlerin size bir kotuluk yapacagindan korkarsaniz namazi kisaltmanizda size bir vebal yoktur. Kuskusuz kafirler sizin apacik dusmaninizdir

    [102] Sen onlarin aralarinda bulunup da onlara namaz kildirdiginda iclerinden bir kismi seninle beraber namaza dursun. Silahlarini da yanlarina alsinlar. Bunlar secdeye vardiklarinda diger bir kismi arkanizda beklesin. Sonra o namaz kilmamis olan diger kisim gelsin seninle beraber kilsinlar ve ihtiyatli bulunsunlar, silahlarini yanlarina alsinlar. Kafirler arzu ederler ki, silahlarinizdan ve esyanizdan bir gafil olsaniz da size ani bir baskin yapsalar. Eger size yagmur gibi bir eziyet erisir veya hasta olursaniz silahlarinizi birakmanizda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyati elden birakmayin. Kuskusuz Allah kafirlere alcaltici bir azap hazirlamistir

    [103] O korkulu zamanda namazi kildiniz mi gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlariniz uzerinde hep Allah'i zikredin. Korkudan kurtuldugunuzda namazi tam erkani ile kilin. Cunku namaz muminlere belirli vakitlerde yazili bir farzdir

    [104] Dusman toplulugunu takip etmede gevseklik gostermeyin. Eger siz aci duyuyorsaniz, kuskusuz onlar da sizin aci duydugunuz gibi aci cekiyorlar. Oysa siz Allah'tan onlarin umit edemeyecekleri seyleri umuyorsunuz. Kuskusuz Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir

    [105] Biz sana Kitab (Kur'an)i hak olarak indirdik ki, insanlar arasinda Allah'in sana gosterdigi sekilde hukum veresin. Sakin hainlerin savunucusu olma

    [106] Allah'tan bagislanmani dile. Suphesiz, Allah bagislayicidir, esirgeyicidir

    [107] Kendilerine hainlik edenleri savunma. Muhakkak Allah hain gunahkarlari sevmez

    [108] Bunlar, insanlardan (hainliklerini) gizlerler de, Allah'tan gizlemezler. Oysa O, geceleyin istemedigi seyi kurarlarken onlarin yani baslarindadir. Allah, onlarin yaptiklarini (ilmiyle) kusatmistir

    [109] Haydi siz dunya hayatinda onlari savunuverdiniz (diyelim). Peki kiyamet gununde Allah'in huzurunda onlari kim savunacaktir? Yahut onlara kim vekil olacaktir

    [110] Kim bir kotuluk isler, yahut nefsine zulmeder, sonra da Allah'tan bagislanmasini dilerse, Allah'i bagislayici ve esirgeyici bulur

    [111] Kim bir kotuluk islerse, kendi nefsine kotuluk etmis olur. Allah her seyi hakkiyle bilendir, hikmet sahibidir

    [112] Kim bir hata veya bir gunah isler de sonra onu bir sucsuzun uzerine atarsa, muhakkak iftira etmis ve apacik bir gunah yuklenmis olur

    [113] Eger Allah'in sana lutuf ve merhameti olmasaydi, onlardan bir guruh seni sapitmaya calisirdi. Halbuki onlar, ancak kendi nefislerini saptirirlar, sana hicbir zarar veremezler. Allah, sana Kitab (Kur'an)i ve hikmeti indirmis ve sana bilmedigin seyleri ogretmistir. Allah'in sana olan lutfu buyuktur

    [114] Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayi veyahut da insanlar arasini duzeltmeyi emreden(ler)inki haric, onlarin aralarindaki gizli gizli konusmalarinin cogunda hicbir hayir yoktur. Kim bunlari sirf Allah'in rizasini kazanmak icin yaparsa, yakinda ona buyuk bir mukafat verecegiz

    [115] Kim kendisine dogru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karsi cikar, muminlerin yolundan baskasina uyup giderse onu dondugu yolda birakiriz ve cehenneme sokariz. Orasi ne kotu bir gidis yeridir

    [116] Suphesiz Allah kendisine ortak kosulmasini bagislamaz. Bunun disinda diledigini bagislar. Allah'a ortak kosan, muhakkak ki, derin bir sapikliga dusmustur

    [117] Onlar, Allah'i birakirlar da, yalniz disilere taparlar. Boylece ancak inatci seytana tapmis olurlar

    [118] Allah o seytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarindan belirli bir pay alacagim, onlari mutlaka saptiracagim, onlari bos kuruntulara sokacagim, ve onlara emredecegim de hayvanlarin kulaklarini yaracaklar, onlara emredecegim de Allah'in yaratisini degistirecekler" dedi. Kim Allah'i birakip da seytani dost edinirse, suphesiz o, apacik bir ziyana ugramis olur

    [119] Allah o seytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarindan belirli bir pay alacagim, onlari mutlaka saptiracagim, onlari bos kuruntulara sokacagim, ve onlara emredecegim de hayvanlarin kulaklarini yaracaklar, onlara emredecegim de Allah'in yaratisini degistirecekler" dedi. Kim Allah'i birakip da seytani dost edinirse, suphesiz o, apacik bir ziyana ugramis olur

    [120] Seytan onlara vaad eder ve onlari bos umutlarla oyalar. Oysa seytanin onlara vaadi, aldatmadan baska bir sey degildir

    [121] Bunlarin varacaklari yer cehennemdir. Ondan kurtulmak icin care bulamazlar

    [122] Iman edip iyi isler yapanlari da altlarindan irmaklar akan cennetlere sokacagiz, orada ebedi olarak kalacaklardir. Bu, Allah'in gercek vaadidir. Allah'dan daha dogru sozlu kim olabilir

    [123] (Is), ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna goredir. Kotuluk yapan, o yuzden cezalandirilir. O, kendisine Allah'tan baska ne bir dost, ne de bir yardimci bulabilir

    [124] Erkek veya kadin, kim mumin olur da guzel amellerden islerse, iste onlar cennete girerler. Zerre kadar da haksizliga ugratilmazlar

    [125] Iyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve Ibrahim'in dinine dosdogru olarak tabi olan kimseden, din bakimindan daha iyi kim olabilir? Allah, Ibrahim'i dost edinmisti

    [126] Goklerde ve yerde olanlarin hepsi Allah'indir. Allah, her seyi kusaticidir

    [127] Kadinlar hakkinda senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkindaki fetvayi size Allah veriyor: Yazilmis haklari olan mirasi kendilerine vermediginiz ve nikahlanmayi istemediginiz oksuz kizlar ve zavalli cocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranmaniz hakkinda Kitap'ta size okunan ayetler vardir. Sizin her yaptiginiz iyiligi, muhakkak Allah bilir

    [128] Eger bir kadin kocasinin gecimsizliginden, yahut kendisinden yuz cevirmesinden endise ederse, aralarinda bir sulh yapmalarinda, onlara bir gunah yoktur. Sulh hep hayirlidir. Zaten nefisler kiskancliga hazirdir. Eger iyi gecinir ve gecimsizlikten sakinirsaniz, suphesiz Allah yaptiklarinizdan haberdardir

    [129] Kadinlariniz arasinda her yonden adaletli davranmaya ne kadar ugrassaniz buna guc yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapilip da digerini askiya alinmis gibi birakmayin. Eger arayi duzeltir ve haksizliktan korunursaniz, suphesiz Allah cok bagislayici ve esirgeyicidir

    [130] Eger kari-koca birbirlerinden ayrilacak olurlarsa, Allah, onlarin her birini genis lutfuyla muhtac birakmaz. Allah'in lutfu genistir, hikmeti buyuktur

    [131] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'indir. Sizden once kendilerine kitap verilenlere ve size Allah'tan korkmanizi emrettik. Eger inkar ederseniz, biliniz ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'indir. Allah hicbir seye muhtac degildir, hamd ve sena O'na yakisir

    [132] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'indir. Vekil olarak Allah yeter

    [133] Ey insanlar! Eger Allah dilerse sizi giderir de baskalarini getirir. Ve Allah, buna kadirdir

    [134] Kim dunya nimetini isterse, bilsin ki dunya ve ahiret nimeti Allah katindadir. Allah her seyi cok iyi isiten ve cok iyi gorendir

    [135] Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babaniz ve yakin akrabaniz aleyhine de olsa, yalniz Allah icin sahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakindir. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklasmayin. Eger (sahitlik ederken) dilinizi eger, bukerseniz veya cekinirseniz, suphesiz Allah yaptiklarinizdan haberdardir

    [136] Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdigi Kitab'a, ve daha once indirdigi kitaba iman edin. Kim Allah'i, meleklerini, kitaplarini, peygamberlerini ve ahiret gununu inkar ederse sapikligin en koyusuna dusmus olur

    [137] Iman edip sonra inkar eden, sonra iman edip tekrar inkar eden, sonra da inkarlarinda ileri gidenleri Allah ne bagislayacak, ne de dogru yola eristirecektir

    [138] Munafiklara da haber ver ki, kendileri icin cok aci bir azab vardir

    [139] Onlar, muminleri birakip kafirleri dost ediniyorlar. Onlarin yaninda izzet ve seref mi ariyorlar? Halbuki butun izzet ve seref Allah'a aittir

    [140] Allah size Kitab (Kur'an)da: "Allah'in ayetlerinin inkar edildigini ve onlarla alay edildigini isittiginiz zaman, baska bir soze gecmedikleri muddetce, o kafirlerle oturmayin. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hukum indirdi. Muhakkak ki Allah, munafiklarin ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktir

    [141] Onlar sizi gozetleyip dururlar. Eger Allah tarafindan size bir zafer nasip olursa: "Biz sizinle beraber degil miydik?" derler. Sayet kafirlerin zaferden bir payi olursa: (Bu defa da onlara): "Size ustunluk saglayarak sizi muminlerden korumadik mi?" derler. Allah, kiyamet gununde aranizda hukmunu verecektir. Allah, muminlerin aleyhine kafirlere hicbir yol vermeyecektir

    [142] Munafiklar, Allah'i aldatmaya calisirlar. Halbuki Allah, onlarin oyunlarini baslarina gecirecektir. Onlar, namaza kalktiklari zaman tembel tembel kalkarlar. Insanlara gosteris yaparlar. Allah'i pek az anarlar

    [143] Munafiklar, kufur ile iman arasinda bocalamaktadirlar. Ne bu muminlere baglanirlar, ne de su kafirlere. Allah kimi dogru yoldan saptirirsa, sen artik ona kurtulus yolu bulamazsin

    [144] Ey iman edenler! Muminleri birakip da kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apacik bir delil mi vermek istiyorsunuz

    [145] Suphesiz ki munafiklar, cehennem atesinin en asagi tabakasindadirlar. Onlara bir yardim edici de bulamazsin

    [146] Ancak tevbe edenler, durumlarini duzeltenler, Allah'a sarilanlar ve Allah icin dinlerine samimi olarak baglananlar mustesna. Iste bunlar muminlerle beraberdirler. Allah, muminlere buyuk bir mukafat verecektir

    [147] Eger sukreder ve iman ederseniz Allah size azabi ne yapar? Allah, sukredenlerin mukafatini veren ve her seyi bilendir

    [148] Allah, zulme ugrayanlarin disinda, cirkin sozun acikca soylenmesinden hoslanmaz. Allah her seyi hakkiyla isiten, hakkiyla bilendir

    [149] Bir hayri aciklar yahut gizlerseniz, yahut da bir kotulugu bagislarsaniz, biliniz ki, Allah da cok bagislayicidir, her seye hakkiyla kadirdir

    [150] Onlar, Allah'i ve peygamberlerini inkar ederler, Allah ile peygamberlerinin arasini ayirmak isterler. "Kimine inaniriz, kimini inkar ederiz" derler. Bu ikisinin (imanla kufrun) arasinda bir yol tutmak isterler

    [151] Iste onlar gercek kafirlerdir. Biz de kafirlere alcaltici bir azab hazirlamisizdir

    [152] Allah'a ve peygamberlerine iman edenler ve onlar arasinda ayirim yapmayanlara (Allah) pek yakinda mukafatlarini verecektir. Allah cok bagislayicidir, cok merhametlidir

    [153] Kitap ehli, senden, kendilerine gokten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha buyugunu istemisler ve: "Allah'i bize acikca goster" demislerdi. Haksizliklari sebebiyle onlari yildirim carpti. Sonra kendilerine acik deliller geldigi halde buzagiyi (tanri) edinmislerdi. Onlari bundan dolayi da affettik. Ve Musa'ya acik bir delil (yetki) verdik

    [154] Soz vermeleri icin Tur dagini uzerlerine kaldirdik. Onlara: "O kapidan secde ederek girin" dedik. Yine onlara: "Cumartesi yasagini cignemeyin" dedik ve onlardan saglam bir soz aldik

    [155] Verdikleri sozden donmeleri, Allah'in ayetlerini inkar etmeleri, haksiz yere peygamberlerini oldurmeleri ve "kalblerimiz kiliflidir" demelerinden dolayi (baslarina turlu belalar verdik). Dogrusu Allah, inkarlari sebebiyle onlarin kalplerini muhurlemistir. Pek azi haric onlar inanmazlar

    [156] (Kalblerinin muhurlenmesinin diger bir sebebi de Isa'yi) inkar etmeleri ve Meryem'e buyuk bir iftirada bulunmalaridir

    [157] Bir de "Biz Allah'in peygamberi Meryem oglu Isa Mesih'i oldurduk" demeleridir. Oysa onu ne oldurduler, ne de astilar. Fakat oldurdukleri kimse, onlara Isa gibi gosterildi. Onun hakkinda anlasmazliga dusenler, ondan yana tam bir kusku icindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle oldurmediler

    [158] Fakat Allah onu kendisine yukseltmistir. Allah, aziz (daima ustun)dir, hikmet sahibidir

    [159] Kitap ehlinden hicbir kimse yoktur ki, olmeden once ona (Isa'ya) iman etmis olmasin. Kiyamet gununde o, onlara sahitlik edecektir

    [160] Yahudilerin zulmetmeleri ve bircok kimseleri Allah yolundan alikoymalari, yasaklandiklari halde faiz almalari ve insanlarin mallarini haksiz yere yemeleri sebebiyle daha once kendilerine helal kilinan temiz seyleri haram kildik. Onlardan kafir olanlara can yakici bir azap hazirladik

    [161] Yahudilerin zulmetmeleri ve bircok kimseleri Allah yolundan alikoymalari, yasaklandiklari halde faiz almalari ve insanlarin mallarini haksiz yere yemeleri sebebiyle daha once kendilerine helal kilinan temiz seyleri haram kildik. Onlardan kafir olanlara can yakici bir azap hazirladik

    [162] Fakat onlardan ilimde derinlesmis olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden once indirilenlere iman ederler. Onlar, namazi kilan, zekati veren, Allah'a ve ahiret gunune iman edenlerdir. Iste onlara buyuk bir mukafat verecegiz

    [163] Muhakkak biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettigimiz gibi, sana da vahyettik. Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a, torunlarina, Isa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Suleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik

    [164] Daha once sana anlattigimiz peygamberlerle, anlatmadigimiz baska peygamberlere de (vahyettik). Ve Allah Musa ile de konustu

    [165] Peygamberleri mujdeciler ve azab habercileri olarak gonderdik ki, peygamberlerden sonra insanlarin Allah'a karsi bir bahaneleri olmasin. Allah mutlak ustundur, yegane hikmet sahibidir

    [166] Fakat Allah, sana indirdigini kendi ilmiyle indirmis olduguna sahitlik eder. Melekler de buna sahitlik ederler. Allah'in sahitligi de kafidir

    [167] Suphesiz inkar edip, insanlari Allah yolundan alikoyanlar, derin bir sapikliga dusmuslerdir

    [168] Muhakkak Allah, inkar edenleri ve zulmedenleri ne bagislar, ne de dogru bir yola eristirir

    [169] Onlari ancak cehennemin yoluna (iletecek ve) onlar orada ebedi olarak kalacaklardir. Bu ise Allah'a cok kolaydir

    [170] Ey insanlar, Resul size, Rabbi'nizden hakki (gercegi) getirdi. Kendi yarariniza olarak ona inanin. Eger inkar ederseniz, bilin ki goklerde ve yerde olanlarin hepsi Allah'indir. Allah bilendir, hikmet sahibidir

    [171] Ey kitab ehli! Dininizde taskinlik etmeyin ve Allah hakkinda ancak dogru olani soyleyin! Meryem oglu Isa Mesih, sadece Allah'in elcisi, Meryem'e atmis oldugu kelimesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanin (Allah) uctur demeyin. Kendi yarariniz icin buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilahtir. O, cocuk sahibi olmaktan yuce (munezzeh)dir. Goklerdeki ve yerdekilerin hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter

    [172] Hicbir zaman Mesih de Allah'in bir kulu olmaktan cekinmez, Allah'a yakin melekler de. Kim O'na kulluk etmekten cekinir ve buyukluk taslarsa bilsin ki O, onlarin hepsini huzuruna toplayacaktir

    [173] Inanip guzel isler yapanlara gelince, onlarin mukafatlarini eksiksiz odeyecek ve lutfundan onlara daha fazlasini da verecektir. Allah'a kulluktan cekinip buyukluk taslayanlara da siddetli bir sekilde azab edecek ve onlar Allah'dan baska kendilerine ne bir dost, ne de bir yardimci bulamayacaklardir

    [174] Ey insanlar! Size Rabbinizden bir delil (Muhammed) geldi ve size apacik bir nur indirdik

    [175] Allah'a inanip O'na simsiki sarilanlari (Allah), kendisinden bir rahmet ve lutfa sokacak ve kendisine varan dosdogru yola iletecektir

    [176] Senden fetva istiyorlar. Deki: "Allah size kelale (babasiz ve cocuksuz kimse) nin mirasi hakkinda hukmunu acikliyor: Cocugu olmayan, fakat kiz kardesi bulunan bir kisi olurse, biraktigi malin yarisi o (kiz kardesi)nundur. Cocugu olmayan kiz kardes olurse, erkek kardes ona varis olur. Eger (olenin) iki kiz kardesi varsa, biraktiginin ucte ikisi onlarindir. Eger kardesler erkek ve kiz olurlarsa, erkegin hissesi, iki kizin hissesi kadardir. Sasirmamaniz icin Allah size (hukumlerini) acikliyor. Allah, her seyi hakkiyla bilendir

    Surah 5
    Mâide

    [1] Ey iman edenler! Sozlesmeleri yerine getirin. Ihramli iken avlanmayi helal saymamaniz sartiyla, cesitli hayvanlar size helal kilindi. Ancak haram olduklari size okunacak olanlar mustesna. Suphesiz Allah diledigi hukmu verir

    [2] Ey iman edenler! Allah'in alametlerine, haram aya, kurbanlik hediyelere, gerdanliklarina ve Rablerinden lutuf ve riza bekleyerek Kabe'ye yonelenlere sakin saygisizlik etmeyin. Ihramdan ciktiginiz zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan cevirdiklerinden dolayi bir topluma karsi olan kininiz, sizi saldiriya sevk etmesin. Iyilik ve takva uzerinde yardimlasin, gunah ve dusmanlik uzerinde yardimlasmayin. Allah'tan korkun. Cunku Allah'in azabi cetindir

    [3] Les, kan, domuz eti, Allah'tan baskasinin adi anilarak kesilen; bogulmus, vurulmus, yukardan dusmus, boynuzlanmis, canavar yirtmis olup da canli iken kesmedikleriniz; dikili taslar (putlar) uzerine bogazlanan hayvanlar ve fal oklariyla kismet (sans) aramaniz size haram kilindi. Bunlarin hepsi dogru yoldan cikmaktir. Bugun kafirler, dininize karsi umitsizlige dusmuslerdir. Onlardan korkmayin, benden korkun. Bugun dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladim. Size din olarak Islami begendim. Kim acliktan daralir, gunaha istekle yonelmeden bunlardan yemek zorunda kalirsa, ona gunah yoktur. Cunku Allah bagislayan, merhamet edendir

    [4] Sana, kendilerine neyin helal kilindigini soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz seyler helal kilindi." Allah'in size ogrettiginden ogreterek yetistirdiginiz avci hayvanlarin sizin icin tuttuklarini yiyin ve uzerine Allah'in adini anin (besmele cekin), Allah'tan korkun. Muhakkak Allah, hesabi cabuk gorendir

    [5] Bugun size iyi ve temiz seyler helal kilindi. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal oldugu gibi, sizin yiyeceginiz de onlara helaldir. Ve muminlerden iffetli hur kadinlar ve sizden once kendilerine kitap verilenlerden namuslu hur kadinlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksizin, namuslu bir sekilde mehirlerini odediginiz takdirde, size helaldir. Her kim imani inkar ederse, ameli bosa gitmis olur ve o, ahirette zarara ugrayanlardandir

    [6] Ey iman edenler! Namaz kilmaya kalktiginiz zaman, yuzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yikayin. Baslarinizi meshedin, iki topuga kadar da ayaklarinizi yikayin. Eger cunup iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmisse yahut kadinlara dokunmussaniz, su da bulamamissaniz, temiz bir topraga teyemmum edin. Bunun icin de yuzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir gucluk cikarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve sukredesiniz diye de uzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor

    [7] Allah'in, uzerinizdeki nimetini ve "Isittik, itaat ettik" dediginizde sizden aldigi ve kendisiyle sizi bagladigi ahdini hatirlayin. Allah'tan korkun, cunku Allah goguslerin ozunu cok iyi bilir

    [8] Ey iman edenler, Allah icin hakki ayakta tutanlar ve adaletle sahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizlige sevketmesin. Adaletli olun, cunku o, takvaya daha yakindir. Allah'tan korkun. Suphesiz Allah, yaptiklarinizdan haberdardir

    [9] Allah, iman edenlere ve salih amel isleyenlere soyle vaad etmistir: Onlar icin magfiret ve buyuk bir mukafat vardir

    [10] Inkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar, cehennemliktirler

    [11] Ey iman edenler! Allah'in size olan nimetini hatirlayin. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavuze) yeltenmisti de, O (Allah) onlarin ellerini sizden cekmisti. Allah'tan korkun. Muminler yalniz Allah'a dayansinlar

    [12] Allah, Israilogularindan soz almisti. Iclerinden on iki mufettis gondermistik... Allah soyle demisti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazi dosdogru kildiginiz, zekati verdiginiz, peygamberlerime iman ettiginiz ve onlara yardimda bulundugunuz, (mallarinizi) Allah yolunda guzelce sarfettiginiz takdirde, gunahlarinizi mutlaka orter ve sizi altindan irmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra kufrederse, dosdogru yoldan sapmis olur

    [13] Sozlerini bozduklari icin onlari lanetledik ve kalblerini katilastirdik. Kelimeleri yerlerinden degistiriyorlar. Uyarildiklari seyden pay almayi unuttular. Iclerinden pek azi haric, daima onlardan hainlik gorursun. Yine de onlari affet, aldirma. Cunku Allah guzel davrananlari sever

    [14] Biz hiristiyaniz" diyenlerden de soz almistik. Onlar da kendilerine hatirlatilan seylerin cogunu unutmuslardi. Biz de onlarin arasina, kiyamete kadar surecek kin ve dusmanlik soktuk. Allah, ne yapmis olduklarini onlara - elbette haber verecektir

    [15] Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemis oldugunuz seylerin cogunu aciklayan, cogundan da vazgecen peygamberimiz size geldi. Ayrica size, Allah'tan bir nur ve apacik bir kitap da gelmistir

    [16] Allah o kitabla rizasina uygun hareket edenleri selamet yollarina iletir. Onlari izniyle karanliklardan aydinliga cikarir ve onlari dosdogru yola sevk eder

    [17] Muhakkak ki, "Allah, ancak Meryemoglu Isa Mesih'tir" diyenler kafir olmuslardir. (Onlara) de ki: " Allah, Meryemoglu Isa Mesih'i, anasini ve butun yeryuzundekileri helak etmek istese O'na kim engel olabilir? " Goklerin, yerin ve ikisi arasindakilerin mulkiyeti sadece Allah'a aittir. O, diledigini yaratir. Allah, her seye kadirdir

    [18] Yahudiler ve hiristiyanlar, "Biz Allah'in ogullari ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: " O halde nicin gunahlarinizdan oturu (Allah ) size azab ediyor?" Hayir, siz de O'nun yaratiklarindan birer insansiniz. O diledigini bagislar, diledigine azab eder. Goklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunan her seyin mulku Allah'indir. Nihayet donus de O'nadir

    [19] Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasinin kesildigi bir sirada size Resulumuz geldi, gercekleri acikliyor ki, (yarin kiyamet gununde): "Bize bir mujdeleyici ve uyarici gelmedi" demeyiniz. Iste mujdeleyici ve uyarici geldi. Allah, her seye kadirdir

    [20] Musa kavmine soyle demisti: "Ey kavmim! Allah'in uzerinizdeki nimetini hatirlayin. O, icinizden peygamberler cikardi. Sizi hukumdarlar yapti. Ve alemlerde hicbir kimseye vermedigini size verdi

    [21] Ey kavmim, Allah'in size yazdigi kutsal topraga girin, geriye donmeyin, yoksa kayba ugrarsiniz

    [22] Onlar da: "Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan cikmadikca biz oraya asla giremeyiz. Eger oradan cikarlarsa, suphesiz biz de gireriz" dediler

    [23] Allah'tan korkan ve Allah'in kendilerine nimet verdigi iki adam soyle dedi: "Onlarin uzerlerine kapidan girin. Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. Eger layikiyla inaniyorsaniz yalniz Allah'a dayanin

    [24] Kavmi Musa'ya: "Ey Musa! Onlar orada oldugu surece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb'in gidin savasin. Biz burada oturacagiz" dediler

    [25] Musa: "Ey Rabbim! Ben, kendimle kardesimden baskasina soz geciremiyorum, artik bizimle bu fasik kavmin arasini ayir" dedi

    [26] Allah Musa'ya soyle dedi: "Kirk sene o mukaddes yer onlara haram kilinmistir. Yeryuzunde saskin saskin dolasacaklar. O fasik kavim icin uzulme

    [27] Onlara Adem'in iki ogluyla ilgili haberi hakkiyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuslardi, birinden kabul edilmis, digerinden kabul edilmemisti. (Kurbani kabul edilmeyen, otekine):" Seni oldurecegim" demisti. Digeri ise soyle demisti: "Allah, yalniz kendisinden korkanlardan kabul eder

    [28] Allah'a yemin ederim ki, sen beni oldurmek icin bana el uzatsan da, ben seni oldurmek icin sana el uzatacak degilim, ben alemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarim

    [29] Ben isterim ki sen, benim gunahimi da, kendi gunahini da yuklenip ates halkindan olasin! Zalimlerin cezasi budur

    [30] Bunun uzerine kurbani kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardesini oldurmeye tesvik etti ve onu oldurdu. Boylece zarara ugrayanlardan oldu

    [31] Derken Allah bir karga gonderdi, ona kardesinin cesedini nasil gomecegini gostermek icin topragi eseliyordu. "Yaziklar olsun bana, su karga kadar olup da kardesimin cesedini gommekten aciz miyim ben?" dedi ve pisman olanlardan oldu

    [32] Bunun icindir ki, Israilogullari'na: "Kim, bir cana kiymayan veya yeryuzunde bozgunculuk cikarmayan bir nefsi oldururse, butun insanlari oldurmus gibi olur. Kim de bir nefsin yasamasina sebep olursa, butun insanlari yasatmis gibi olur" hukmunu yazdik (farz kildik). Suphesiz ki onlara peygamberlerimiz acik delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onlarin bircogu yeryuzunde asiri gitmektedirler

    [33] Allah ve Resulune karsi savasan ve yeryuzunde fesat cikarmaya calisanlarin cezasi, ancak oldurulmeleri veya asilmalari yahut ayak ve ellerinin caprazlama kesilmesi, ya da yeryuzunde baska bir yere surgun edilmeleridir. Bu, dunyada onlar icin bir zillettir. Ahirette ise onlar icin buyuk bir azab vardir

    [34] Ancak kendilerini yakalamanizdan once tevbe edenler baska. Bilin ki Allah, cok bagislayan ve cok merhamet edendir

    [35] Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'na yaklasmaya yol arayin ve O'nun yolunda cihad edin ki, kurtulusa eresiniz

    [36] Butun yeryuzundekiler ve bir o kadari daha inkar edenlerin olsa, bunlar kiyamet gununun azabindan kurtulmak icin hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar icin can yakici bir azap vardir

    [37] Cehennem atesinden cikmak isterler. Ama oradan cikacak degillerdir. Onlar icin devamli bir azap vardir

    [38] Hirsizlik eden erkek ve kadinin, yaptiklarina karsilik Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima ustundur, hikmet sahibidir

    [39] Kim yaptigi haksizliktan sonra tevbe eder, halini duzeltirse, suphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Cunku Allah bagislayan, merhamet edendir

    [40] Goklerin ve yerin mulkunun Allah'a ait oldugunu, diledigine azap edip diledigini de bagisladigini bilmedin mi? Allah herseye kadirdir

    [41] Ey peygamber, agizlariyla "inandik" deyip, kalbleriyle inanmamis olanlardan ve yahudilerden kufurde yaris edenler seni uzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diger bir topluluga kulak verirler, kelimeleri yerlerinden degistirirler, "eger size bu verilirse alin, bu verilmezse sakinin" derler. Allah birini sasirtmak isterse, sen onun icin Allah'a karsi hicbir sey yapamazsin. Onlar oyle kimselerdir ki, Allah, onlarin kalblerini temizlemek istememistir. Onlar icin dunyada rezillik var ve yine onlar icin ahirette de buyuk bir azab vardir

    [42] Onlar, yalana cok kulak verirler ve cok haram yerler. Eger sana gelirlerse, ister aralarinda hukmet, ister onlardan yuz cevir. Eger onlardan yuz cevirirsen, sana hicbir zarar veremezler. Eger aralarinda hukmedersen adaletle hukmet. Suphesiz Allah, adaletli davrananlari sever

    [43] Icinde Allah'in hukmu bulunan Tevrat yanlarinda dururken seni nasil hakem yapiyorlar da ondan sonra da donuveriyorlar? Onlar inanici degillerdir

    [44] Icinde hidayet ve nur bulunan Tevrat'i, elbette biz indirdik. Musluman olan peygamberler, yahudiler hakkinda hukmederler, kendilerini Tanriya adamis zahitler, alimler de, Allah'in kitabini korumakla gorevlendirildiklerinden (onunla hukum verirler) ve onun Allah'in kitabi olduguna sahitlik ederlerdi. Insanlardan korkmayin, benden korkun, ayetlerimi az bir paraya satmayin. Kim Allah'in indirdigiyle hukmetmezse, iste onlar kafirlerin ta kendileridir

    [45] Biz Tevrat'ta onlara, cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis ve yaralara karsilikli kisas (odesme) yazdik. Bununla beraber kim kisas hakkini bagislarsa, bu kendi gunahlarina keffaret olur. Ve kim Allah'in indirdigiyle hukmetmezse, iste onlar zalimlerin ta kendileridir

    [46] O peygamberlerin ardindan, yanlarindaki Tevrat'i dogrulayici olarak Meryemoglu Isa'yi gonderdik ve ona icinde hidayet ve nur olan, kendinden onceki Tevrat'i tasdik eden ve Allah'dan korkanlar icin bir hidayet rehberi ve bir ogut olan Incil'i verdik

    [47] Incil ehli de Allah'in ona indirdikleriyle hukmetsinler. Kim, Allah'in indirdigi ile hukmetmezse, iste onlar fasiklarin ta kendileridir

    [48] Sana da (ey Muhammed) gecmis kitaplari tasdik eden ve onlari kollayip koruyan Kitab (Kur'an)i hak ile indirdik. Onlarin aralarinda Allah'in indirdigi ile hukmet. Onlarin arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz icin bir seriat ve yol belirledik. Eger Allah dileseydi sizi tek bir ummet yapardi, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Oyleyse iyiliklere kosun. Hepinizin donusu Allah'adir. O, ihtilafa dustugunuz seyleri size haber verir

    [49] Aralarinda Allah'in indirdigiyle hukmet. Onlarin keyiflerine uyma. Allah'in sana indirdiginin bir kismindan seni saptirmalarindan sakin. Eger Allah'in hukmunden yuzcevirirlerse, bil ki Allah, bir kisim gunahlari sebebiyle onlari musibete ugratmak istiyor. Muhakkak ki insanlarin cogu yoldan cikanlardir

    [50] Yoksa cahiliyye hukmunu mu ariyorlar? kesinlikle bilen bir toplum icin Allah'tan daha guzel hukum veren kim olabilir

    [51] Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlari dost edinirse, suphesiz o onlardan olur. Suphesiz Allah, zalim kavmi dogru yola iletmez

    [52] Kalblerinde hastalik bulunanlarin :" Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek, onlarin arasina kosustuklarini gorursun. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya katindan bir emir (is) getirir de iclerinde gizlediklerine pisman olurlar

    [53] Iman edenler: "Sizinle beraber olduklarina dair, Allah'a butun gucleriyle yemin edenler bunlar mi?" derler. Onlarin butun amelleri bosa gitmistir ve kaybedenlerden olmuslardir

    [54] Ey iman edenler! Sizden kim dininden donerse, bilsin ki Allah yakinda oyle bir toplum getirir ki, Allah onlari sever, onlar da Allah'i severler; muminlere karsi yumusak, kafirlere karsi da onurlu ve siddetlidirler; Allah yolunda mucahede eder, hicbir kinayicinin kinamasindan da korkmazlar. Bu, Allah'in bir lutfudur, onu diledigine verir. Allah, genis ihsan sahibidir, her seyi cok iyi bilendir

    [55] Sizin asil dostunuz Allah'tir, O'nun Resuludur ve namazlarini kilan zekatlarini veren ve ruku eden muminlerdir

    [56] Kim Allah'i, O'nun Resulunu ve muminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah'in taraftarlari galip geleceklerdir

    [57] Ey iman edenler! Sizden once kendilerine kitap verilmis olanlardan ve kafirlerden, dininizi alay ve eglence konusu yapanlari dost edinmeyin. Eger (gercekten) iman ediyorsaniz, Allah'dan geregince korkun

    [58] Namaza cagirdiginiz zaman, onu alay ve eglence konusu yaparlar. Bu onlarin, akillarini kullanmayan bir toplum olmalarindan dolayidir

    [59] De ki: "Ey kitap ehli! Sadece Allah'a, bize indirilene ve bizden once indirilene inandigimiz icin mi bizden hoslanmiyorsunuz? Oysa cogunuz yoldan cikmislarsiniz

    [60] De ki: "Allah katinda cezaya carptirilma bakimindan bunlardan daha kotusunu size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmis ve gazabina ugratmissa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve seytana tapanlar yapmissa, iste bunlarin makami daha kotudur ve onlar duz yoldan daha cok sapmislardir

    [61] Onlar, size geldikleri zaman, "iman ettik" dediler. Oysa yaniniza kafir olarak girip, kafir olarak cikmislardir. Allah, onlarin gizlediklerini cok iyi bilir

    [62] Onlardan cogunu, gunah islemede, dusmanlikta ve haram yemede yaris ederken gorursun. Bu yaptiklari seyler ne kotudur

    [63] Gercek dindarlarin ve din bilginlerinin, onlari gunah olan bir soz soylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptiklari sey ne kotudur

    [64] Yahudiler, "Allah'in eli cok sikidir" dediler. Soyledikleri soz sebebiyle onlarin elleri baglansin ve lanete ugrasinlar! Aksine Allah'in elleri aciktir, diledigi gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlarin cogunun azginligini ve kufrunu azdiriyor. Biz, onlarin aralarina ta kiyamete kadar dusmanlik ve kin atmisizdir. Ne zaman savas icin bir ates yakmislarsa, Allah onu sondurmustur. Onlar yeryuzunde bozgunculuga kosarlar. Suphesiz Allah bozgunculari sevmez

    [65] Eger kitap ehli iman etmis ve layikiyla korunmus olsalardi, onlarin kotuluklerini orter, nimeti bol olan cennetlere koyardik

    [66] Eger onlar, Tevrat'i, Incil'i ve kendilerine indirileni geregince uygulasalardi, hem ustlerindeki, hem de ayaklarinin altindaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onlarin arasinda ilimli bir grup da vardi. Boyle olmakla beraber onlarin cogunun yaptiklari ne kadar kotudur

    [67] Ey sanli Resul! Rabbinden sana indirileni teblig et! Eger bunu yapmazsan O'nun peygamberlik gorevini yapmamis olursun. Allah seni insanlardan korur. Dogrusu Allah, kafirler toplumunu dogru yola iletmez

    [68] De ki: "Ey kitap ehli! Tevrat'i, Incil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadikca bir esas uzerinde degilsiniz. Suphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onlarin cogunun azginligini ve inkarini artiracaktir. Su halde kafir olan bir toplum icin uzulme

    [69] Muhakkak ki inananlar, yahudiler, sabiiler ve hiristiyanlardan kim Allah'a ve ahiret gunune iman eder ve guzel amel islerse, onlar icin bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardir

    [70] Andolsun biz, Israilogullari'ndan soz aldik ve onlara peygamberler gonderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoslanmadigi bir sey getirmisse, bunlardan bir kismini yalanlamislar, bir kismini da oldurmuslerdir

    [71] Onlar, bir fitne kopmayacak sandilar, kor ve sagir kesildiler. Sonra Allah onlarin tevbesini kabul etti. Sonra yine onlarin cogu kor, sagir kesildiler. Allah, onlarin yaptiklarini goruyor

    [72] Andolsun, "Allah, Meryem'in oglu Mesih'tir" diyenler elbette kafir olmuslardir. Oysa Mesih onlara: "Ey Israilogullari, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Kim Allah'a ortak kosarsa, suphesiz Allah ona cenneti haram kilmistir ve onun varacagi yer cehenemdir. Zalimlerin yardimcilari da yoktur" demisti

    [73] Allah, ucun ucuncusudur" diyenler elbette kafir olmuslardir. Oysa tek ilahtan baska ilah yoktur. Eger soylediklerinden vazgecmezlerse, elbette onlardan inkar edenlere aci bir azap dokunacaktir

    [74] Hala Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mi? Allah cok bagislayandir, cok merhamet edendir

    [75] Meryem'in oglu Mesih (Isa), sadece bir peygamberdir. Ondan once de peygamberler gelip gecmistir. Anasi da dosdogru bir kadindir. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara ayetleri nasil acikliyoruz. Sonra yine bak nasil yuz ceviriyorlar

    [76] De ki: "Allah'i birakip da size ne zarar, ne de fayda vermeye gucu yetmeyen seylere mi tapiyorsunuz? Oysa Allah isitendir, bilendir

    [77] De ki: "Ey kitap ehli! Dininizde haksiz yere asiri gitmeyin. Daha once sapmis, bircoklarini da saptirmis ve boylece dogru yolu kaybetmis bir kavmin keyiflerine uymayin

    [78] Israilogullari'ndan kufredenler, Davud ve Meryem'in oglu Isa diliyle lanetlenmislerdir. Bu, onlarin isyan etmeleri ve asiri gitmeleri yuzundendi

    [79] Onlar, yaptiklari kotuluklerden vazgecmiyorlardi. Yaptiklari sey ne kotu idi

    [80] Onlardan bircogunun kafirleri dost edindiklerini gorursun. Nefislerinin kendilerine sundugu sey ne kadar kotudur! Allah onlara gazabetmistir. Onlar ebedi olarak azap icinde kalacaklardir

    [81] Eger onlar, Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilen Kur'an'a inanmis olsalardi, kafirleri dost tutmazlardi. Fakat onlarin cogu yoldan cikmis kimselerdir

    [82] Iman edenlere karsi dusmanlik yonunden insanlarin en siddetlisi olarak yahudileri ve Allah'a ortak kosanlari bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakimindan en yakin olarak da: "Biz hiristiyanlariz" diyenleri bulursun. Cunku onlarin iclerinde kesisler ve rahipler vardir. Ve onlar buyukluk taslamazlar

    [83] Peygamber'e indirilen (Kur'an)i dinledikleri zaman, onun hak oldugunu ogrendiklerinden dolayi gozlerinin yasla dolup tastigini gorursun. Onlar: " Ey Rabb'imiz iman ettik, bizi de sahitlerden yaz" derler

    [84] Hem biz Rabb'imizin bizi iyi kisilerle birlikte (cennete) sokmasini arzulayip dururken, neden Allah'a ve hak olarak bize gelen seylere inanmayalim

    [85] Boyle demeleri sebebiyle Allah onlari altlarindan irmaklar akan cennetlerle mukafatlandirmistir. Orada ebedi olarak kalacaklardir. Iste iyilik yapanlarin mukafati budur

    [86] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidir

    [87] Ey iman edenler! Allah'in size helal kildigi temiz seyleri haram saymayin. Ve asiri da gitmeyin. Cunku Allah asiri gidenleri sevmez

    [88] Allah'in size verdigi riziklardan helal ve temiz olarak yeyin ve inandiginiz Allah'tan korkun

    [89] Allah sizi, kasitsiz olarak yaptiginiz yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasitli yaptiginiz yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezasi), ailenize yedirdiginizin ortalamasindan on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir kole azad etmektir. Verecek bir sey bulamayan kimse icin de uc gun oruc tutmaktir. Iste yemin ettiginiz zaman yeminlerinizi bozmanin cezasi budur. Yeminlerinizi koruyun. Iste Allah ayetlerini size boyle aciklar ki, sukredesiniz

    [90] Ey iman edenler! Icki, kumar, dikili taslar (putlar) ve fal oklari seytan isi birer pisliktir. Bunlardan kacinin ki, kurtulusa eresiniz

    [91] Seytan, icki ve kumarla sizin araniza dusmanlik ve kin sokmak ve sizi Allah'i anmaktan ve namazdan alikoymak ister. Artik bunlardan vazgectiniz degil mi

    [92] Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Kotuluklerden sakinin. Eger yuz cevirirseniz, biliniz ki, Peygamber'imize dusen sadece apacik tebligdir

    [93] Iman edip salih amel isleyenler, Allah'tan korktuklari, imanlarinda sebat ettikleri, salih amel islemeye devam ettikleri, sonra Allah'tan sakindiklari, imanlarindan ayrilmadiklari, yine Allah'tan korktuklari ve iyilikte bulunduklari muddetce, daha once yediklerinden dolayi kendilerine bir gunah yoktur. Allah iyilikte bulunanlari sever

    [94] Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mizraklarinizin erisecegi bir avla dener ki, gizlide kendisinden korkanlari meydana cikarsin. Kim bundan sonra saldirida bulunursa onun icin aci bir azab vardir

    [95] Ey iman edenler, ihramli iken av hayvani oldurmeyin. Icinizden kim kasten onu oldururse, yaptigi isin vebalini tatmasi icin, oldurdugu hayvanin dengi ona cezadir ki, Kabe'ye ulasacak bir kurban olmak uzere buna yine icinizden iki adaletli kisi hukmeder; yahut (ceza olmak uzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruc tutmaktir. Allah gecmisi affetmistir. Fakat kim de bu sucu tekrarlarsa, Allah ondan intikamini alir. Allah damia galiptir, intikam sahibidir

    [96] Size ve yolculara yiyecek olmak uzere, deniz avi ve onu yemek helal kilindi. Kara avi ise, ihramli oldugunuz muddetce size haram edilmistir. Huzurunda toplanacaginiz Allah'tan korkun

    [97] Allah, Kabe'yi, o Beyt-i haram'i, haram ayi, kurbani ve (kurbanlardaki) gerdanliklari insanlar icin bir nizam kildi. Bu, Allah'in goklerde ve yerde olan herseyi bildigini ve Allah'in herseyi hakkiyle bilici oldugunu sizin de bilmeniz icindir

    [98] Iyi bilin ki Allah, hem cezasi cok siddetli olandir, hem de cok bagislayici, cok merhametlidir

    [99] Peygamber'in uzerine dusen sadece duyurmadir. Allah, acikladiklarinizi da gizlediklerinizi de bilir

    [100] De ki:"Pis olan seyle temiz olan sey bir olmaz, pis olanin coklugu hosuna gitse bile". Ey selim akil sahipleri Allah'tan korkun ki kurtulusa eresiniz

    [101] Ey iman edenler! Aciklandigi zaman hosunuza gitmeyecek olan seylerden sormayin. Eger onlari Kur'an indirilirken sorarsaniz size aciklanir. Halbuki Allah onlardan gecmistir. Allah cok bagislayan ve cok yumusak davranandir

    [102] Sizden once gelen bir kavim bunlari sormustu da sonra inkar etmisti

    [103] Allah, ne "bahire"yi, ne "saibe"yi, ne "vesile"yi ve ne de "ham"i mesru kilmistir. Fakat kufredenler, Allah'a yalan iftira etmektedirler. Onlarin cogunun akillari ermez

    [104] Onlara: " Allah'in indirdigi (kitabi)ne ve peygamber'e gelin" dendigi zaman:" Atalarimizi uzerinde buldugumuz sey bize yeter" derler. Atalari bir sey bilmeyen ve dogru yolu da bulamayan kimseler olsa da mi

    [105] Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz dogru yolda oldugunuz takdirde dogru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin donusu Allah'adir. Yaptiklarinizi size O haber verecektir

    [106] Ey iman edenler! Icinizden birine olum (emareleri) geldigi zaman, vasiyet sirasinda aranizdaki sahitligin hukmu, kendi icinizden iki adaletli sahit, yahut yeryuzunde yolculuga cikmis iseniz, olum (emareleri de) size gelip catmissa, sizden olmayan diger iki sahit tutmaktir. Eger (bunlardan) supheye duserseniz, namazdan sonra onlari alikorsunuz. Onlar da Allah'a soyle yemin ederler: "Akraba bile olsa, yemini bir cikar karsiligi satmayacagiz, Allah'in sahitligini gizlemeyecegiz. Aksi halde gunahkarlardan oluruz

    [107] Eger o iki sahidin bir gunah isledikleri anlasilirsa olene daha yakin olan hak sahiplerinden diger iki kisi onlarin yerine gecerler ve: "Bizim sahitligimiz, onceki iki kisinin sahitliginden daha dogrudur. Biz kimsenin hakkina tecavuz etmedik. Aksi halde biz de zalimlerden olurduk" diye Allah'a yemin ederler

    [108] Iste bu, sahitliklerini gerektigi gibi yapmalari, yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmalari icin en iyi yoldur. Allah'tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah, dogru yoldan cikan bir toplulugu hidayete erdirmez

    [109] Allah, Resulleri topladigi gun:" Size ne cevap verildi? "der. "Bizim bilgimiz yok" derler, "gizlileri bilen yalniz sensin, sen

    [110] Allah soyle diyecektir: "Ey Meryemoglu Isa! Sana ve annene olan nimetimi hatirla! Hani seni Ruhu'l-Kudus (Cebrail) ile desteklemistim. Besikteyken ve kemale ermisken insanlarla konusuyordun. Sana yaziyi, hikmeti, Tevrat'i ve Incil'i ogretmistim. Iznimle camurdan kus seklinde bir sey yapmis ve ona uflemistin, o da iznimle kus olmustu. Anadan dogma kor olani ve alaca hastaligina yakalanmis kimseyi iznimle iyilestirmistin. Oluleri iznimle (hayata) cikarmistin. Israilogullari'na ayetlerle geldigin ve onlardan inkar edenlerin: "Bu ancak apacik bir sihirdir" dedikleri zaman seni, onlardan korumustum

    [111] Hani Havarilere: " Bana ve Resulume iman edin" diye ilham etmistim. Onlar da: "Iman ettik, bizim suphesiz muslumanlar oldugumuza sahit ol" demislerdi

    [112] Havariler:" Ey Meryemoglu Isa, Rabbin bize gokten bir sofra indirebilir mi?" dediler. Isa da: "Inaniyorsaniz Allah'tan korkun" dedi

    [113] Havariler: "Istiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatissin, senin bize dogru soyledigini bilelim ve bunu bizzat gorenlerden olalim" dediler

    [114] Meryemoglu Isa da: "Allah'im, Rabbimiz, bizim uzerimize gokten bir sofra indir ki, bizim icin, once ve sonra gelenlerimiz icin bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi riziklandir, sen rizik verenlerin en hayirlisisin!" dedi

    [115] Allah buyurdu ki:" Ben onu size indirecegim. Fakat bundan sonra icinizden kim inkar ederse, ben ona alemlerden hic kimseye yapmayacagim bir azabi yaparim

    [116] Ve Allah demisti ki: "Ey Meryemoglu Isa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan baska iki tanri edinin' dedin?". "Hasa, dedi, sen yucesin, benim icin gercek olmayan birseyi soylemem bana yakismaz. Eger demis olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olani bilirsin, ben ise senin nefsinde olani bilmem, cunku gayblari bilen yalniz sensin, sen

    [117] Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini soyledim. Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. Aralarinda oldugum muddetce onlara sahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onlari gozetleyen yalniz sen oldun. Sen herseyi gorensin

    [118] Eger onlara azab edersen, onlar senin kullarindir, eger onlari bagislarsan, suphesiz sen daima ustunsun, hikmet sahibisin

    [119] Allah buyurdu ki: "Bu, sadiklara dogruluklarinin fayda sagladigi gundur. Onlar icin altlarindan irmaklar akan, icinde ebedi kalacaklari cennetler vardir". Allah onlardan razi olmus, onlar da O'ndan razi olmuslardir. Iste buyuk kurtulus budur

    [120] Goklerin, yerin ve bunlarda bulunan herseyin mulku Allah'indir. O herseye kadirdir

    Surah 6
    En'âm

    [1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, karanliklari ve aydinligi var eden Allah'a mahsustur. Boyleyken kafirler hala Rablerine baskalarini esit sayiyorlar

    [2] Sizi camurdan yaratan, sonra size bir ecel takdir eden O'dur. Tayin edilen bir ecel de (kiyamet zamani) O'nun katindadir. Sonra bir de suphe ediyorsunuz

    [3] O, goklerde de, yerde de (tek) Allah'tir. Sizin gizlinizi, aciginizi ve ne kazandiginizi bilir

    [4] Onlara Rab'lerinin ayetlerinden hicbir ayet gelmez ki, ondan yuz cevirmesinler

    [5] Hak, kendilerine gelince onu yalanladilar. Alaya aldiklari seyin haberi yakinda kendilerine gelecektir

    [6] Kendilerinden once nice nesilleri helak ettigimizi gormediler mi? Yeryuzunde size vermedigimiz imkanlari onlara vermistik. Onlara gokten bol bol yagmur indirmis, altlarindan irmaklar akitmistik. Fakat onlari gunahlarindan dolayi helak ettik. Ve kendilerinden sonra baska bir nesil yarattik

    [7] Eger sana kagitta yazili bir kitap indirmis olsak da onu elleriyle tutsalardi, yine de o kafirler: "Muhakkak ki bu, apacik bir sihirdir" derlerdi

    [8] O'na bir melek indirilmeli degil miydi?" dediler. Eger bir melek indirseydik, is bitirilmis olurdu, sonra kendilerine hic goz actirilmazdi

    [9] Eger Peygamberi, biz bir melek yapsaydik, yine de onu bir adam seklinde yapardik ve onlari yine dustukleri kuskuya dusururduk

    [10] Senden once de peygamberlerle alay edilmisti. Fakat onlardan alay edenleri, alay ettikleri sey kusativerdi

    [11] De ki: "Yeryuzunde dolasin da yalanlayanlarin sonu nasil olmus, gorun

    [12] De ki: "Goklerde ve yerde olanlar kimindir?" "Allah'indir" de. O, rahmet etmeyi kendi nefsine yazmistir. Sizi, varliginda asla suphe olmayan kiyamet gununde toplayacaktir. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar

    [13] Gecede, gunduzde barinan her sey O'nundur. O, isitendir, bilendir

    [14] De ki: "Gokleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah'tan baska dost mu tutayim?" "Ben Islam olanlarin ilki olmakla emrolundum" de ve sakin Allah'a ortak kosanlardan olma

    [15] De ki: "Eger Rabbime isyan edersem, buyuk bir gunun azabindan korkarim

    [16] O gun kimden azab giderilirse, kuskusuz Allah ona rahmet etmistir. Iste apacik kurtulus budur

    [17] Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine kendisinden baska acacak yoktur. Ve eger sana bir hayir dokundursa, kuskusuz O, herseyi yapabilendir

    [18] O, kullarinin ustunde tam hakimdir. O, hukum ve hikmet sahibidir, herseyden haberdardir

    [19] De ki: "Sahitlik yonunden hangi sey daha buyuktur?". De ki: "Allah, benimle sizin aranizda sahittir ve bana bu Kur'an vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ulasan herkesi uyarayim. Allah'la beraber baska ilahlar olduguna siz gercekten sahitlik eder misiniz?" De ki: "Ben buna sahitlik etmem". "O, ancak ve ancak bir tek ilahtir ve gercekten ben, sizin ortak tuttugunuz seylerden uzagim"de

    [20] Kendilerine Kitap verdigimiz kimseler, Peygamber'i, kendi ogullarini bildikleri gibi, bilirler. Kendilerine yazik edenler var ya! Iste onlar iman etmezler

    [21] Allah'a iftira ederek yalan uydurandan veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hic suphe yok ki zalimler kurtulusa eremezler

    [22] O gun hepsini mahsere toplayacagiz. Sonra Allah'a ortak kosanlara: " Hani nerede o Allah'a ortak saydiginiz ortaklariniz?" diyecegiz

    [23] Sonra, (Onlar): "Rabbimiz, Allah'a yemin ederiz ki, biz musriklerden degildik" demekten baska bir ozur bulamayacaklar

    [24] Bak, vicdanlarina karsi nasil yalan soylediler! O uydurduklari putlar da kendilerinden kaybolup gitti

    [25] Iclerinden seni dinleyenler de vardir, fakat biz, onu anlamalarina engel olmak icin kalblerinin ustune ortuler, kulaklarinin icine de agirlik koyduk. Onlar, butun delilleri gorseler bile yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartisirlar. Ve o kafirler: "Bu, oncekilerin masallarindan baska bir sey degildir" derler

    [26] Onlar, insanlari Kur'an'a iman etmekten menederler, hem de kendileri ondan uzak dururlar. Boylece yalniz kendilerini mahvediyorlar ama farkinda degiller

    [27] Onlarin, atesin uzerinde durdurulduklari zaman: "Ne olurdu dunyaya dondurulseydik, Rabb'imizin ayetlerini yalanlamasaydik da muminlerden olsaydik" dediklerini bir gorsen

    [28] Hayir, daha once gizleyip durduklari karsilarina cikti da ondan, yoksa geri cevrilselerdi yine menedildikleri seyi yapmaya donerlerdi. Cunku onlar yalancidirlar

    [29] Dediler ki:" Dunya hayatimizdan baska bir hayat yoktur, biz diriltilecek degiliz

    [30] Rablerinin huzurunda durdurulduklari zaman onlari bir gorsen! Rableri onlara soyle der: "Bu, bir gercek degil midir?". Onlar da: "Rabbimize yemin ederiz ki gercektir" derler. Rableri de onlara: "Oyleyse inkariniz sebebiyle azabi tadin!" der

    [31] Allah'in huzuruna cikmayi yalanlayanlar, gercekten husrana ugramislardir. Kiyamet gunu ansizin gelince onlar, gunahlarini sirtlarina yuklenmis olarak soyle derler: "Dunyada yaptigimiz kusurlardan dolayi yaziklar olsun bize!" Bakin yuklendikleri gunah ne kotudur

    [32] Dunya hayati, eglence ve oyundan baska bir sey degildir. Ahiret yurdu ise, Allah'tan korkanlar icin daha hayirlidir. Aklinizi kullanmaz misiniz

    [33] Onlarin soylediklerinin seni uzdugunu elbette biliyoruz. Onlar aslinda seni yalanlamiyorlar, fakat, o zalimler Allah'in ayetlerini inkar ediyorlar

    [34] Senden once de peygamberler yalanlanmisti. Kendilerine yardimimiz gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'in sozlerini degistirecek hicbir kimse yoktur. Suphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kismi gelmistir

    [35] Eger onlarin yuz cevirmesi sana agir geldiyse, haydi gucun yetiyorsa yerin icine (inebilecegin) bir delik, ya da goge (cikabilecegin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onlari hidayet uzerinde toplardi. O halde cahillerden olma

    [36] Daveti ancak dinleyenler kabul ederler. Olulere gelince, Allah onlari diriltir, sonra O'na dondurulurler

    [37] Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli degil miydi?" De ki: "Suphesiz ki Allah, bir mucize indirmeye kadirdir, fakat coklari bilmezler

    [38] Yeryuzunde yuruyen hicbir hayvan ve iki kanadiyla ucan hicbir kus yoktur ki, sizin gibi birer ummet olmasinlar. Biz kitapta hicbir seyi eksik birakmamisizdir, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanirlar

    [39] Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanliklar icinde kalmis sagir ve dilsizlerdir. Allah diledigi kimseyi sasirtir, diledigi kimseyi de dogru yola koyar

    [40] De ki: "Kendinizi hic dusundunuz mu, Allah'in azabi size gelse veya kiyamet vakti gelse, Allah'tan baskasina mi yalvarirsiniz? Eger sozunde dogru kimselerseniz cevap verin

    [41] Hayir, yalniz o Allah'a yalvarirsiniz. O da dilerse kaldirilmasini istediginiz belayi kaldirir ve o zaman ortak kostugunuz seyleri unutursunuz

    [42] Suphesiz ki senden onceki ummetlere de peygamberler gonderdik. Bize yalvarsinlar diye onlari darlik ve sikinti ile yakalayip cezalandirdik

    [43] Hic olmazsa kendilerine baskinimiz geldigi zaman olsun, yalvarmali degiller miydi? Fakat kalbleri katilasti ve seytan yaptiklarini kendilerine guzel gosterdi

    [44] Kendilerine hatirlatilanlari unuttuklarinda, onlara her seyin kapisini actik. Nihayet kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevke dalinca onlari azabimizla ansizin yakalayiverdik. Hemen umitsizlige kapilip saskina donduler

    [45] Boylece zulmeden kavmin koku kesildi. Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun

    [46] De ki: "Soyleyin bakalim, eger Allah kulaklarinizi ve gozlerinizi alir da kalblerinize muhur vurursa, Allah'tan baska onlari size getirecek tanri kimdir?". Dikkat et, ayetlerimizi nasil turlu turlu acikliyoruz, sonra da onlar yuz ceviriyorlar

    [47] De ki: "Soyler misiniz bana! Size Allah'in azabi ansizin veya acikca gelirse, zalim toplumdan baskasi mi helak olur

    [48] Biz peygamberleri, ancak rahmetimizin mujdecileri ve azabimizin habercileri olmak uzere gondeririz. Artik kim iman edip durumunu duzeltirse, onlara hic korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardir

    [49] Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, yapmakta olduklari fenaliklar yuzunden onlara azap dokunacaktir

    [50] De ki: "Size Allah'in hazineleri benim yanimdadir, demiyorum. Gaybi da bilmiyorum. Ve size, ben bir melegim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kor ile goren bir olur mu? Hic dusunmez misiniz

    [51] Rablerinin huzurunda toplanacaklarindan korkanlari Kur'an'la uyar. Onlar icin Allah'tan baska ne bir dost, ne de bir sefaatci vardir. Gerekir ki Allah'tan korkarlar

    [52] Sirf Allah'in rizasini dileyerek sabah aksam Rab'lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onlarin hesabindan sen sorumlu degilsin, onlar da senin hesabindan sorumlu degiller. Onlari yanindan kovdugun takdirde zalimlerden olursun

    [53] Biz onlardan kimini kimi ile, "Allah aramizdan bunlara mi lutfunu layik gordu" desinler diye, iste boyle imtihan ettik. Allah, sukredenleri daha iyi bilen degil midir

    [54] Ayetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara soyle soyle: Selam olsun size! Rabbiniz rahmeti kendi uzerine yazdi. Sizden her kim bilmeyerek bir kotuluk isleyip de sonra arkasindan tevbe eder, kendini duzeltirse, muhakkak ki O, bagislayan, esirgeyendir

    [55] Suclularin tuttugu yol aciga ciksin diye, ayetleri iste boyle genisce acikliyoruz

    [56] De ki: "Suphesiz ki bana, Allah'tan baska yalvardiklariniza ibadet etmem yasaklandi". De ki: "Sizin carpik isteklerinize uymayacagim, (eger uyarsam) o zaman sapitmis olur, dogru yolda gidenlerden olmamis olurum

    [57] De ki: "Ben Rabbimden apacik bir delile dayanmaktayim, siz ise onu yalanladiniz. O cabuk gelmesini istediginiz azab benim elimde degildir, hukum ancak Allah'a aittir, gercegi O anlatir ve O, hakki batildan ayirdedenlerin en hayirlisidir

    [58] De ki: "Sizin cabuk gelmesini istediginiz azab benim elimde olsaydi, benimle sizin aranizdaki durum herhalde sonuclanmis olurdu. Allah, zulmedenleri en iyi bilendir

    [59] Gaybin anahtarlari O'nun katindadir, onlari O'ndan baskasi bilmez, karada ve denizde olanlari O bilir ve bir yaprak dusmez ki, onu O bilmesin; ne topragin karanliklarinda bir tane, ne de kuru ve yas hicbir sey yoktur ki, o herseyi aciklayan Kitap'ta bulunmasin

    [60] Sizi geceleyin olu gibi uyutan, gunduzun ne yaptiklarinizi bilen, sonra olum ani gelinceye kadar gunduzleri sizi uyandirip kaldiran O'dur. Sonunda da donusunuz ancak O'nadir. Sonra butun yaptiklarinizi size O haber verecektir

    [61] O, kullari uzerinde hukumranligi surdurur ve size koruyucular gonderir, sonunda sizden birinize olum geldigi vakit elcilerimiz, hic eksiklik yapmadan, onun canini alirlar

    [62] Sonra da gercek Mevlalarina dondurulurler. Dikkatli olun, hukum ancak O'nundur ve O, hesap gorenlerin en suratlisidir

    [63] De ki: "Bizi bu tehlikeden kurtarirsa elbette sukredenlerden olacagiz" diye gizli ve asikar O'na yalvarip dururken, karanin ve denizin karanliklarindan sizi kim kurtarir

    [64] De ki: "Allah, sizi ondan ve butun sikintilardan kurtarir, sonra da siz yine ortak kosarsiniz

    [65] De ki: "O'nun ustunuzden ve ayaklarinizin altindan azab gondermeye, yahut sizi firkalara ayirip kiminizin kiminize hincini tattirmaya gucu yeter". Bak, ayetlerimizi nasil inceden inceye acikliyoruz ki, onlar iyice anlasinlar

    [66] Kavmin o (Kur'an'i) yalan saydi, halbuki o gercektir . De ki: " Ben sizin vekiliniz degilim

    [67] Her haberin kararlastirilmis bir zamani vardir, siz de onu yakinda bileceksiniz

    [68] Ayetlerimiz hakkinda munasebetsizlige dalanlari gordugun zaman hemen onlardan uzaklas ki, ondan baska soze dalsinlar. Eger seytan bunu sana unutturursa hatirladiktan sonra hemen kalk, o zalimler topluluguyla oturma

    [69] Allah'tan korkanlara o zalimlerin hesabindan bir sorumluluk yoktur. Fakat bu bir hatirlatmadir. Gerekir ki sakinirlar

    [70] Dinlerini bir oyun ve bir eglence edinen ve kendilerini dunya hayatinin aldattigi kimseleri birak! Ve hicbir kimsenin kazandigi sey yuzunden kendisini helake atmamasini, kendisi icin Allah'tan baska hic bir dost ve hicbir sefaatci bulunmadigini Kur'an ile hatirlat. O, azaptan kurtulmak icin butun varini feda etse, kendisinden alinmaz. Onlar kazandiklari sey yuzunden helake ugratilmislardir. Onlar icin, inkar ettiklerinden dolayi kaynar bir icecek ve can yakici bir azab vardir

    [71] De ki: "Biz Allah'i birakip da bize fayda veya zarar vermeyen seylere mi yalvaralim? Allah bizi dogru yola kavusturduktan sonra ardimiza mi donelim? Arkadaslari, bize gel, diye dogru yola cagirdiklari halde yeryuzunde saskin saskin dolasip, seytanlarin ayartarak ucuruma cektikleri ahmak gibi mi olalim?". De ki: "Allah'in gosterdigi yol, yegane dogru yoldur. Bize, butun alemlerin Rabb'ine teslim olmamiz emrolundu

    [72] Bize: "Namazi dosdogru kilin, Allah'a karsi gelmekten sakinin" (diye emredildi), toplanacaginiz yer O'nun huzurudur

    [73] Gokleri ve yeri, yerli yerince yaratan O'dur. Bir seye "ol" dedigi gun hemen oluverir. O'nun sozu haktir. "Sur"a ufuruldugu gun de mulk ancak O'nundur. O, gizliyi ve acigi bilendir. O, hikmet sahibi, her seyden haberdardir

    [74] Ibrahim, babasi Azer'e demisti ki: "sen putlari tanri mi ediniyorsun? Dogrusu ben seni ve kavmini acik bir sapiklik icinde goruyorum

    [75] Boylece biz Ibrahim'e goklerin ve yerin melekutunu (muhtesem varliklarini) gosteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun

    [76] Uzerine gece bastirinca, bir yildiz gordu:"Rabb'im budur" dedi. Yildiz batinca da:" Ben batanlari sevmem" dedi

    [77] Ay'i dogarken gordu: "Rabb'im budur" dedi. O da batinca: "Yemin ederim ki, Rabbim bana dogru yolu gostermeseydi, elbette sapikliga dusen topluluktan olurdum" dedi

    [78] Gunes'i dogarken gorunce: "Rabb'im budur, bu hepsinden buyuk" dedi. O da batinca dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak kostugunuz seylerden uzagim

    [79] Ben yuzumu tamamen, gokleri ve yeri yoktan var edene cevirdim ve artik ben asla Allah'a ortak kosanlardan degilim

    [80] Kavmi onunla tartismaya basladi. O da onlara dedi ki: "Beni dogru yola eristirdigi halde Allah hakkinda benimle mucadele mi ediyorsunuz? O'na ortak kostuklarinizdan hic korkmuyorum, ancak Rabbimin diledigi sey haric. Rabbim ilmiyle her seyi kusatmistir. Hic dusunmez misiniz

    [81] Hakkinda hicbir delil indirmedigi halde, siz Allah'a ortak kosmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak kostuklarinizdan nasil korkarim?" Eger bilirseniz soyleyin, bu iki topluluktan hangisi guven icinde olmaya daha layiktir

    [82] Iman edenler ve imanlarini zulum ile karistirmayanlar... Iste guven onlarindir ve dogru yolu bulanlar da onlardir

    [83] Iste bunlar, kavmine karsi Ibrahim'e verdigimiz delillerimizdir. Diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Muhakkak Rabbin hikmet sahibidir, bilendir

    [84] Biz ona Ishak'i ve Yakub'u da hediye ettik: Hepsine de dogru yolu gosterdik. Nitekim daha once Nuh'a ve onun soyundan Davud'a, Suleyman'a, Eyyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a da yol gostermistik. Biz guzel davrananlara boyle karsilik veririz

    [85] Zekeriyya, Yahya, Isa ve Ilyas'a da (hidayet ettik). Hepsi de salih kullarimizdandi

    [86] Ismail, Elyesa, Yunus ve Lut'u da (hidayete erdirdik). Hepsini alemlere ustun kildik

    [87] Babalarindan, cocuklarindan ve kardeslerinden bazilarini da (ustun kildik). Onlari sectik ve dogru yola ilettik

    [88] Iste bu, Allah'in dogru yoludur. Kullarindan diledigini o dogru yola iletir. Eger onlar Allah'a ortak kossalardi, yaptiklari butun amelleri bosa giderdi

    [89] Iste onlar, kendilerine kitap, hukum (hikmet ve hukumranlik) ve peygamberlik verdigimiz kimselerdir. Bunlar, ona inanmayacak olurlarsa, yerlerine, onu tanimamazlik etmiyecek bir toplum getiririz

    [90] Bunlar, Allah'in hidayet ettigi kimselerdir. Sen de onlarin hidayetine uy. De ki:"Ben ona karsilik sizden bir ucret istemiyorum. O, sadece butun alemlere bir oguttur

    [91] Onlar: "Allah insanlara hicbir sey gondermemistir" demekle, Allah'i geregi gibi taniyamadilar. De ki: Musa'nin insanlara aydinlik ve hidayet olmak uzere getirdigi, sizin parca parca kagitlara cevirdiginiz, bir kismini belli ettiginiz, bircogunu gizlediginiz; sizinle babalarinizin, sayesinde bilmediginiz bircok seyleri ogrendiginiz Kitab'i kim gonderdi? (Onlara karsi sen) "Allah" de. Sonra onlari birak, bos laflara dalarak oyalansinlar

    [92] Bu Kitap (Kur'an), kendinden onceki kitaplari tasdik eden, sehirler anasi (Mekke) halkini ve cevresindeki butun insanligi uyarman icin indirdigimiz mubarek bir kitaptir. Ahiret gunune iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarina da devamlidirlar

    [93] Allah'a karsi yalan uyduran, yahut kendisine hicbir sey vahyolunmadigi halde: "bana vahyedildi" diyen ve: "Allah'in indirdigi gibi bir kitap da ben indirecegim" diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini olum siddeti icindeyken bir gorsen! Melekler onlara ellerini uzatirlar ve:" Ruhunuzu teslim edin. Bugun, Allah'a karsi haksiz seyler soylediginizden ve O'nun ayetlerine karsi boburlenmenizden dolayi alcaltici bir azapla cezalandiralacaksiniz" derler

    [94] Bugun, sizi ilk defa yarattigimiz zamanki gibi yapayalniz huzurumuza geldiniz, size verdigimiz herseyi arkanizda biraktiniz. Allah'in size gore ortagi olduklarini iddia ederek yardimlarina, sefaatlarina guvendiginiz ortaklari yaninizda gormuyoruz. Aranizdaki butun baglar artik kesilmis, guvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmistir

    [95] Suphesiz ki taneleri ve cekirdekleri yaran Allah'tir. O, oluden diriyi cikarir, diriden de oluyu cikaran O'dur. Iste Allah budur. O halde nasil yuz cevirirsiniz

    [96] Karanligi yarip tanyerini agartan O'dur. Geceyi, dinlenmek icin; Gunes'i, Ay'i (vakitlerinizi) hesaplamak icin yaratmistir. Iste bu, her seye galip gelen ve her seyi bilen Allah'in takdiridir

    [97] Kara ve denizin karanliklarinda yolunuzu bulasiniz diye yildizlari sizin icin yaratan O'dur. Suphesiz biz, bilen bir toplum icin ayetleri genis bir sekilde acikladik

    [98] Sizi bir tek candan yaratan O'dur. Sonra sizin icin bir karar yeri, bir de emanet yeri vardir. Biz ayetlerimizi, anlayan bir toplum icin apacik beyan ettik

    [99] Gokten suyu indiren O'dur. Onunla her cesit bitkiyi cikardik, o bitkiden bir yesillik cikardik, ondan da birbiri uzerine binmis taneler; hurmanin tomurcugundan sarkan salkimlar, uzum baglari, zeytin ve nar (bahceleri) cikariyoruz. (Bunlarin) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlasmasina bakin! Bunlarda inanan bir toplum icin ibretler vardir

    [100] Onlar, Allah'a cinlerden de ortak kostular. Halbuki onlari yaratan O'dur. Bilgileri olmadan O'na ogullar, kizlar uydurdular. O'nun sani onlarin uydurduklari sifatlardan munezzeh ve yucedir

    [101] Gokleri ve yeri yoktan var eden O'dur. Esi de olmadigi halde, nasil olur da cocugu olur? Her seyi yaratan O'dur. Ve O, herseyi bilendir

    [102] Iste Rabbiniz Allah bu! O'ndan baska ilah yoktur; O, her seyin yaratanidir. O'na kulluk edin, O her seye vekildir

    [103] Gozler onu goremez, O ise butun gozleri gorur; O, lutuf sahibidir, her seyden haberlidir

    [104] Muhakkak size Rabbinizden basiretler (kalb gozleri) geldi. Artik kim hakki gorurse faydasi kendisine, kim de korluk ederse zarari kendisinedir. Ben sizin bekciniz degilim

    [105] Iste boylece ayetleri turlu turlu cevirip acikliyoruz ki, onlar sana: "Sen bunlari bir yerlerden okuyup ogrenmissin" desinler ve bilen bir toplum icin de onu iyice beyan edelim

    [106] Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan baska ilah yoktur. Ortak kosanlardan da yuz cevir

    [107] Allah dileseydi, ortak kosmazlardi. Biz, seni onlar uzerine bekci yapmadik, sen onlara vekil de degilsin

    [108] Onlarin Allah'tan baska yalvardiklarina sovmeyin ki, onlar da bilmeyerek siniri asip Allah'a sovmesinler. Biz, her ummete yaptiklari isi boyle suslu gosterdik. Sonunda donusleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptiklarini haber verir

    [109] Musrikler, kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair en agir yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katindadir". Onlara mucizeler geldiginde de iman etmeyeceklerini siz nerden bileceksiniz

    [110] Biz onlarin kalblerini ve gozlerini ceviririz de, onlar, ilkin iman etmedikleri gibi, gene de iman etmezler. Biz de onlari taskinliklari icerisinde kor ve saskin birakiriz

    [111] Eger biz onlara melekleri indirseydik, oluler de kendileriyle konussaydi ve her seyi toplayip karsilarina getirseydik, Allah'in diledikleri haric, yine de inanacak degillerdi, fakat coklari bunu bilmezler

    [112] Biz boylece, her peygambere insan ve cin seytanlarini dusman yaptik. Bunlar birbirini aldatmak icin suslu sozlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardi. Artik onlari iftiralari ile basbasa birak

    [113] Bir de ahirete iman etmeyenlerin kalbleri, o yaldizli soze kansin, ondan hoslansin ve isledikleri suclari islemeye devam etsinler diye boyle yaparlar

    [114] Allah, size Kitab'i (Kur'an'i) aciklanmis olarak indirdigi halde, ondan baska bir hakem mi arayayim? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur'an'in, gercekten Rabbin katindan hak olarak indirilmis oldugunu bilirler. O halde sakin suphe edenlerden olma

    [115] Rabbinin sozu hem dogrulukca, hem de adaletce tamamlanmistir. O'nun sozlerini degistirebilecek hic kimse yoktur. O, isitendir, bilendir

    [116] Eger yeryuzundekilerin cogunluguna uyarsan seni Allah yolundan saptirirlar. Cunku onlar sadece "zann"a uyarlar ve sacmalarlar

    [117] Suphesiz ki Rabbin, yolundan kimlerin saptigini cok iyi bilir. O, dogru yolda olanlari da cok iyi bilir

    [118] Eger Allah'in ayetlerine iman ediyorsaniz, Allah'in adi anilarak kesilen hayvanlardan yiyin

    [119] Size ne oluyor da Allah'in adi anilarak kesilenlerden yemiyorsunuz? Halbuki O size, mecbur kalmanizin disinda haram olan seyleri genisce aciklamistir. Dogrusu bircoklari bilmeden keyiflerine uyarak insanlari dogru yoldan saptiriyorlar. Muhakkak ki, Rabbin, siniri asanlari cok iyi bilir

    [120] Gunahin acigini da, gizlisini de birakin! Gunah kazananlar, yaptiklarinin cezasini cekecekler

    [121] Uzerlerine Allah'in ismi anilmamis olanlardan yemeyin, cunku onu yemek yoldan cikmaktir. Seytanlar, dostlarina, sizinle mucadele etmeleri icin telkinde bulunurlar. Eger onlara uyarsaniz, muhakkak ki, Allah'a ortak kosanlardan olursunuz

    [122] Olu iken hidayetle dirilttigimiz, kendisine insanlar arasinda yuruyecek bir nur verdigimiz kimse, karanliklar icinde kalip, ondan cikamayan kimse gibi olur mu? Fakat kafirlere, yaptiklari, boyle suslu gosterilir

    [123] Boylece, her kentte ileri gelenleri, oranin suclulari yaptik ki, orada hileler cevirsinler. Halbuki bunlar, kotulugu baskasina degil kendilerine yapiyorlar da farkina varmiyorlar

    [124] Onlara bir ayet geldigi zaman: "Allah'in peygamberlerine verilenin aynisi bize de verilmedikce iman etmeyiz" derler. Allah peygamberligini kime verecegini daha iyi bilir. Suclu olanlara, yaptiklari hilelerinden dolayi Allah katindan bir zillet ve siddetli bir azap erisecektir

    [125] Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gonlunu Islam'a acar. Kimi de saptirmak isterse, sanki goge yukseliyormus gibi, gogsunu dar ve sikintili yapar. Allah, inanmayanlari iste boyle pislik icinde birakir

    [126] Iste Rabbinin dogru yolu budur. Suphesiz biz, hatirlayip ibret alan bir kavim icin ayetleri genis bir sekilde acikladik

    [127] Onlar icin Rableri katinda selamet yurdu vardir. Yaptiklari iyi amellerden dolayi, Allah onlarin dostudur

    [128] (Allah), onlarin hepsini topladigi gun, cinlere: "Ey cin toplulugu! Insanlarin cogunu yoldan cikardiniz" der. Insanlardan cinlerin dostu olanlar da soyle derler: "Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandik. Nihayet bize tayin ettigin vademize ulastik". Allah da:"Sizin duraginiz cehennemdir. Orada, Allah'in dilemesi mustesna, ebedi olarak kalacaksiniz" der. Suphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her seyi bilendir

    [129] Iste biz boylece, kazandiklari gunahlardan dolayi zalimlerin bir kismini, diger bir kismina dost yapariz

    [130] (Allah) "Ey cin ve insan toplulugu! Icinizden size ayetlerimi anlatan ve bugununuze kavusacaginiz hususunda sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" deyince onlar: "Kendi aleyhimize sahidiz" derler. Dunya hayati onlari aldatti ve kendilerinin kafir olduklarina sahitlik ettiler

    [131] Bu (sundan dolayidir ki) Rabbin, halki habersiz iken ulkeleri zulum ile helak edici degildir

    [132] Her birinin yaptiklarina gore dereceleri vardir. Rabbin onlarin yaptiklarindan habersiz degildir

    [133] Rabb'in, hicbir seye muhtac degildir, merhamet sahibidir. Sizi, baska bir kavmin soyundan getirdigi gibi, dilerse, sizi de yok edip, sizden sonra yerinize diledigini getirir

    [134] Size vaad edilenler muhakkak gelecektir, siz, onun onune gecemezsiniz

    [135] De ki: "Ey kavmim! Gucunuz yettigince yapacaginizi yapin, ben de yapiyorum. Yakinda (dunya) yurdunun sonunun kimin oldugunu bileceksiniz. Muhakkak zalimler kurtulusa eremezler

    [136] Allah'in yarattigi ekin ve hayvanlardan Allah'a bir hisse ayirmakta ve kendilerince: "Bu, Allah'a ait; su da ortaklarimiza ait" demektedirler. Ortaklari icin olan hisse Allah'a ulasmamakta, fakat Allah'a ayrilan hisse ortaklarina ulasmaktadir. Verdikleri hukum ne kotudur

    [137] Yine ortaklari, musriklerden coguna evlatlarini oldurmeyi guzel gosterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini karistirip bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardi. O halde onlari, uydurduklariyla bas basa birak

    [138] Zanlarinca dediler ki:"Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunlari bizim diledigimizden baskasi yiyemez. Bunlar da sirtina binilmesi yasaklanmis hayvanlar." Bir kisim hayvanlari da uzerlerine Allah'in adini anmadan bogazlarlar. Butun bunlari Allah'a iftira ederek yaparlar. Allah onlari iftiralariyla cezalandiracaktir

    [139] Dediler ki: "Bu hayvanlarin karinlarindakiler sadece erkeklerimize ait olup kadinlarimiza haramdir". Eger olu dogarsa o zaman hepsi onda ortaktir. Bu nitelemelerinden dolayi Allah onlarin cezasini verecektir. Cunku O hikmet sahibidir, her seyi bilendir

    [140] Bilgisizlik yuzunden beyinsizce cocuklarini oldurenler ve Allah'in kendilerine verdigi rizki, Allah'a iftira ederek haram kilanlar muhakkak ki, ziyana ugradilar. Bunlar, dogru yoldan sapmislardir; hidayete erecek de degillerdir

    [141] Asmali ve asmasiz (uzum) bahceleri, hurmalari, urunleri cesit cesit ekinleri, zeytinleri ve narlari, birbirine benzer ve benzemez bicimde yaratan O'dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat gunu de hakkini (zekat ve sadakasini) verin; ama israf etmeyin, cunku O, israf edenleri sevmez

    [142] Hayvanlardan da (cesit cesit yaratti). Kimi yuk tasir, kiminin yununden dosek yapilir. Allah'in size verdigi riziktan yiyin ve seytanin adimlarina uymayin (pesinden gitmeyin); cunku o, sizin icin apacik bir dusmandir

    [143] Sekiz cift: Koyundan iki, keciden iki. De ki: "(Allah), iki erkegi mi haram kildi yoksa iki disiyi mi, ya da iki disinin rahimlerinde bulunan yavrulari mi? Eger dogru iseniz bana ilimle haber verin

    [144] Ve deveden iki, sigirdan iki. De ki: (Allah), "Iki erkegi mi haram kildi, yoksa iki disiyi mi, ya da iki disinin rahimlerinde bulunan yavrulari mi? Yoksa, Allah'in size boyle vasiyet ettigine sahitler mi oldunuz? (O'nun yaninda miydiniz?). Boyle hicbir bilgiye dayanmadan, insanlari saptirmak icin, Allah'a karsi yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Suphesiz Allah, o zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

    [145] De ki: "Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse icin haram edilmis bir sey bulamiyorum. Ancak les, veya akitilmis kan, yahut domuz eti - ki bu gercekten pistir yahut Allah'tan baskasi adina kesilmis bir hayvan olursa, bunlar haramdir. Ama kim caresiz kalirsa, (baskasinin hakkina) tecavuz etmemek ve zaruret sinirini asmamak uzere (bunlardan yiyebilir)" Cunku Rabbin cok bagislayandir, merhamet edendir

    [146] Yahudilere butun tirnakli hayvanlari haram kildik. Sirtlarinda, yahut bagirsaklarinda bulunan, ya da kemige karisan yaglar disinda, sigir ve koyunun da, yaglarini onlara haram ettik. Saldirganliklari yuzunden onlari boyle cezalandirdik. Biz elbette dogru soyleyenleriz

    [147] Eger seni yalanladilarsa, de ki: "Rabbiniz genis rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabi da suclu toplumdan geri cevrilmez

    [148] Allah'a ortak kosanlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak kosardik, ne de atalarimiz ortak kosardi, hicbir seyi de haram kilmazdik." Onlardan once yalanlayanlar da boyle soylemislerdi de sonunda azabimizi tatmislardi. De ki: "Yaninizda bize cikarabileceginiz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece sacmaliyorsunuz

    [149] De ki: "En kesin ve ustun delil, Allah'indir. Allah isteseydi, elbette hepinizi dogru yola iletirdi

    [150] De ki: "Haydi, Allah bunu yasak etti diye taniklik edecek sahitlerinizi getirin.". Eger onlar sahitlik ederlerse, sen onlarla beraber sahitlik etme. Ayetlerimi yalanlayanlarin ve ahirete inanmayanlarin keyiflerine uyma. Cunku onlar Rablerine baskasini denk tutuyorlar

    [151] De ki: Rabbinizin size neleri haram kildigini okuyayim: O'na hicbir seyi ortak kosmayin, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla cocuklarinizi oldurmeyin, sizin de onlarin da rizkini biz veriyoruz. Kotuluklerin acigina da, gizlisine de yaklasmayin. Haksiz yere Allah'in haram kildigi cana kiymayin. Dusunesiniz diye Allah size bunlari emretti

    [152] Yetimin malina yaklasmayin; yalniz erginlik cagina erisinceye kadar (malina) en guzel bicimde (yaklasabilir ve uygun sekilde harcayabilirsiniz). Olcu ve tartiyi tam adaletle yapin. Biz kimseye gucunun yettiginden fazlasini teklif etmeyiz. Soylediginiz zaman da, yakininiz da olsa adil olun ve Allah'a verdiginiz sozu tutun. Ogut alip dusunesiniz diye Allah bunlari size emretmistir

    [153] Iste benim dogru yolum budur; ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayiracak baska yollara uymayin. (Azabindan) korunmaniz icin Allah size boyle tavsiye etmistir

    [154] Sonra iyilik edenlere (nimetimizi) tamamlamak, her seyi aciklamak ve dogru yola iletici ve rahmet olmak uzere Musa'ya Kitab'i verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarina inansinlar

    [155] Iste bu (Kur'an) da mubarek bir Kitap'tir. Onu biz indirdik. Ona uyun ve Allah'tan korkun ki, size rahmet edilsin

    [156] (Onu size indirdik ki:) "Kitap, sadece bizden onceki iki topluluga (yahudi ve hiristiyanlara) indirildi; biz ise, onlarin okumasindan habersizdik (o kitaplari okuyamiyor ve dillerini anlayamiyorduk)" demeyesiniz

    [157] Yahut: "Eger bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha cok dogru yolda olurduk", demeyesiniz. Iste size de Rabbinizden acik delil, hidayet ve rahmet geldi. Allah'in ayetlerini yalanlayip, onlardan yuz cevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yuz cevirenleri, yuz cevirmeleri sebebiyle azabin en kotusuyle cezalandiracagiz

    [158] (Inanmak icin) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini, ya da Rabbinin bazi ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin (azab) isaretlerinin geldigi gun, daha once iman etmemis, yahut imaninda bir hayir kazanmamis kimseye, artik inanmasi bir fayda saglamaz. De ki: "Bekleyin; biz de beklemekteyiz

    [159] Dinlerini parca parca edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hicbir iliskin yoktur. Onlarin isi Allah'a kalmistir, sonra (Allah) onlara yaptiklarini haber verecektir

    [160] Kim iyilik getirirse, ona o (getirdigi)nin on kati vardir. Kim kotuluk getirirse, sadece onun dengiyle cezalandirilir; onlar haksizliga ugratilmazlar

    [161] De ki: Rabbim, beni dogru yola iletti. Dosdogru dine, Allah'i birleyen Ibrahim'in dinine. O, ortak kosanlardan degildi

    [162] De ki: Benim namazim, ibadetim, hayatim ve olumum hep alemlerin Rabbi Allah icindir

    [163] Onun ortagi yoktur. Bana boyle emrolundu ve ben muslumanlarin ilkiyim

    [164] De ki: Allah herseyin Rabbi iken, ben O'ndan baska Rab mi arayayim? Herkesin kazandigi yalniz kendisine aittir. Kendi (gunah) yukunu tasiyan hic kimse, bir baskasinin (gunah) yukunu tasimaz. Sonra donusunuz Rabbinizedir. O, ayriliga dustugunuz gercegi size haber verecektir

    [165] Sizi yeryuzunun halifeleri yapan, size verdigi seylerde, sizi denemek icin, kiminizi kiminizden derecelerle ustun kilan O'dur. Suphesiz Rabbin, cezasi cabuk olandir ve O, bagislayan, esirgeyendir

    Surah 7
    A'râf

    [1] Elif, lam, mim, sad

    [2] (Bu,) sana indirilen bir Kitab'tir. Onunla (insanlari) uyarman ve inananlara ogut (vermen) hususunda gogsunde bir sikinti olmasin

    [3] (Ey insanlar) Rabbinizden, size indirilene uyun ve O'ndan baska dostlara uymayin. Ne kadar da az ogut aliyorsunuz

    [4] Nice kentler helak ettik. Gece yatarlarken, yahut gunduz uyurlarken, azabimiz onlara geliverdi

    [5] Azabimiz onlara geldiginde "Biz gercekten zalimlermisiz!" demelerinden baska yalvarislari kalmadi

    [6] Kendilerine elci gonderilmis olanlara da soracagiz, gonderilen elcilere de soracagiz

    [7] Ve elbette onlara, olan-biten herseyi bir bilgi ile anlatacagiz; cunku biz onlardan uzak degiliz

    [8] O gun (amelleri tartacak) terazi haktir. Kimin (sevap) tartilari agir gelirse, iste onlar kurtulanlardir

    [9] Kimin (sevap) tartilari hafif gelirse, iste onlar da ayetlerimize haksizlik etmelerinden oturu kendilerini ziyana sokanlardir

    [10] Dogrusu Biz sizi yeryuzunde, yerlestirdik, orada size gecimlikler verdik; ne kadar da az sukrediyorsunuz

    [11] Sizi yarattik, sonra size bicim verdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalniz Iblis, secde edenlerden olmadi

    [12] (Allah) buyurdu: "Sana emrettigim zaman, seni secde etmekten alikoyan nedir?" (Iblis): "Ben, dedi, ondan hayirliyim; beni atesten yarattin, onu camurdan yarattin

    [13] (Allah) buyurdu: "Oyleyse oradan in, orada buyukluk taslamak senin haddin degildir. Cik, cunku sen asagiliklardansin

    [14] (Iblis) dedi: (Bari) bana (insanlarin) tekrar diriltilecekleri gune kadar sure ver

    [15] (Allah) buyurdu: "Haydi sen sure verilmislerdensin

    [16] Oyleyse, dedi, beni azdirmana karsilik, and icerim ki, ben de onlar(i saptirmak) icin senin dogru yolunun ustune oturacagim

    [17] Sonra (onlarin) onlerinden arkalarindan, saglarindan sollarindan onlara sokulacagim ve sen, coklarini sukredenlerden, bulmayacaksin

    [18] (Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmis ve kovulmus olarak oradan cik. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracagim

    [19] (Sonra Allah, Adem'e hitab etti): "Ey Adem! Sen ve esin cennette durun, dilediginiz yerden yeyin; fakat su agaca yaklasmayin, yoksa zalimlerden olursunuz

    [20] Derken onlarin, kendilerinden gizli kalan cirkin yerlerini kendilerine gostermek icin onlara fisildadi: "Rabbiniz, baska bir sebepten dolayi degil, sirf ikiniz de birer melek ya da ebedi kalicilardan olursunuz diye sizi su agactan men etti." dedi

    [21] Ve onlara: "Elbette ben size ogut verenlerdenim." diye de yemin etti

    [22] Boylece onlari aldatarak asagi sarkitti (onceki mevkilerinden indirdi). Agaci(n meyvesini) tadinca, cirkin yerleri kendilerine gorundu ve cennet yapraklarini ust uste yamayip uzerlerini ortmege basladilar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o agactan men etmedim mi ve seytan size apacik dusmandir, demedim mi

    [23] Dediler ki: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eger bizi bagislamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana ugrayacaklardan oluruz

    [24] (Allah) buyurdu: "Birbirinize dusman olarak inin, sizin yeryuzunde bir sureye kadar kalip gecinmeniz gerekmektedir

    [25] Orada yasayacaksiniz, orada oleceksiniz ve yine oradan (dirilip) cikarilacaksiniz!" dedi

    [26] Ey Ademogullari, size cirkin yerlerinizi ortecek giysi, suslenecek elbise indirdik. Hayirli olan, takva elbisesidir. Iste bu(nlar), Allah'in ayetlerindendir, belki dusunup ogut alirlar

    [27] Ey Ademogullari. Seytan, ana babanizi, cirkin yerlerini onlara gostermek icin elbiselerini soyarak cennetten cikardigi gibi, sizi de (sasirtip) bir belaya dusurmesin! Cunku o ve kabilesi, sizin onlari goremeyeceginiz yerden sizi gorurler. Biz, seytanlari, inanmayanlarin dostu yaptik

    [28] Onlar bir kotuluk yaptiklari zaman: "Babalarimizi bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti." derler. De ki: "Allah kotulugu emretmez. Allah'a karsi bilmediginiz seyleri mi soyluyorsunuz

    [29] De ki: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yuzunuzu O'na dogrultun ve dini yalniz kendisine has kilarak O'na yalvarin. Ilkin sizi yarattigi gibi yine O'na doneceksiniz

    [30] bir toplulugu dogru yola iletti, bir topluluga da sapiklik hak oldu. Cunku onlar, seytanlari Allah'tan baska dostlar tuttular ve kendilerinin de dogru yolda olduklarini saniyorlar

    [31] Ey Ademogullari! Her mescide gidisinizde guzel giysilerinizi giyin ve yiyin, icin, fakat israf etmeyin, Cunku Allah israf edenleri sevmez

    [32] De ki: "Allah'in kullari icin cikardigi zinetleri ve tertemiz riziklari kim haram kilmis?" De ki: "Bunlar, bu dunya hayatinda inananlar icindir, kiyamet gununde de yalniz onlara mahsustur". Iste boylece biz ayetleri bilen bir topluluga uzun uzun acikliyoruz

    [33] De ki: "Rabbim, sadece fuhsiyati, onun acik ve gizli olanini, gunahlari, haksiz yere isyani, haklarinda hic bir delil indirmedigi seyleri Allah'a ortak kosmanizi ve Allah hakkinda bilmediginiz seyleri soylemenizi yasaklamistir

    [34] Her ummetin bir eceli vardir. O ecel geldiginde, ne bir an erteleyebilirler, ne de one alabilirler

    [35] Ey Ademogullari! Size icinizden peygamberler gelip ayetlerimi anlattiklarinda, kim Allah'tan korkar ve kendini duzeltirse, iste onlar icin korku yoktur. Onlar uzulmeyeceklerdir de

    [36] Kim de ayetlerimizi yalanlar ve onlara karsi buyukluk taslarsa, iste onlar cehennemliktirler ve orada ebedi olarak kalacaklardir

    [37] Allah'a karsi yalan uyduran yahut ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitap'tan nasipleri erisir. Canlarini alacak elcilerimiz gelince onlara: "Allah'tan baska taptiklariniz nerede?" derler. Onlar: "O taptiklarimiz bizden sapip ayrildilar." derler. Boylece kendilerinin kafir olduklarina bizzat sahitlik ederler

    [38] Allah onlara: "Sizden once gecmis cin ve insan topluluklariyla beraber cehennem atesine girin!" der. Cehenneme giren her ummet kendi din kardesine lanet eder. Nihayet hepsi oraya toplandiginda, sonrakiler oncekiler hakkinda derler ki: "Rabbimiz ! Iste sunlar bizi dogru yoldan saptirdi. Onlara cehennem atesinden kat kat azab ver". Allah der ki: "Herkesin azabi kat kattir, fakat siz bilemezsiniz

    [39] Oncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bizden bir ustunlugunuz yoktur. O halde yaptiklarinizdan dolayi azabi tadin

    [40] Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzul etmeyenler var ya, iste onlara gogun kapilari acilmayacak ve deve (veya halat) igne deliginden gecinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. Iste suclulari boyle cezalandiririz

    [41] Onlara cehennemde atesten bir yatak, ustlerine de (atesten) ortuler vardir. Biz zalimleri iste boyle cezalandiririz

    [42] Iman edenler ve iyi amellerde bulunanlar -ki biz hic kimseye gucunun ustunde bir sey teklif etmeyiz iste onlar cennet ehlidir ve orada ebedi olarak kalacaklardir

    [43] Orada kalblerinde bulunan kini cikarip atariz. Onlarin altlarindan irmaklar akar. "Bizi buna erdiren Allah'a hamdolsun. Eger Allah bizi dogru yola sevk etmeseydi biz dogru yola erisemezdik. Suphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gercegi getirmisler." derler. Onlara soyle seslenilir: "Iste size cennet! Yaptiklariniza karsilik buna varis oldunuz

    [44] Cennet ehli, cehennem ehline: "Rabbimizin bize vaad ettigini gercek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad ettigini gercek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar da "evet" derler. Bunun uzerine aralarinda bir cagirici soyle seslenir: "Allah'in laneti zalimler uzerine olsun

    [45] Onlar, Allah'in yolundan men ederler ve onu egriltmek isterler, ahireti de inkar ederlerdi

    [46] Cennetliklerle cehennemlikler arasinda bir perde vardir. A'raf uzerinde de, her iki taraftakileri simalarindan taniyan kisiler vardir. Bunlar cennetliklere: "selam olsun size" diye seslenirler. Bunlar henuz cennete girmemis, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir

    [47] Gozleri cehennemlikler tarafina cevrilince de :"Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!" derler

    [48] A'raftakiler yuzlerinden tanidiklari kisilere seslenerek soyle derler: "Ne toplulugunuz, ne de buyukluk taslamaniz, size hic bir yarar saglamadi

    [49] Allah onlari hic bir rahmete erdirmiyecek, diye yemin ettiginiz kimseler bunlar miydi?" (Cennetliklere donerek): "Girin cennete, artik size ne korku vardir, ne de siz uzuleceksiniz" derler

    [50] Cehennemdekiler, cennettekilere: "Bize biraz su akitin veya Allah'in size verdigi riziktan bize de verin." diye seslenirler. Cennettekiler de: "Allah, bunlarin ikisini de kafirlere haram kildi." derler

    [51] Onlar ki, dinlerini bir eglence ve oyun yerine koydular ve dunya hayati kendilerini aldatti. Onlar, bugune kavusacaklarini nasil unuttular ve ayetlerimizi nasil inkar ettilerse, biz de bugun onlari oyle unuturuz

    [52] Gercekten onlara, bilgiye gore acikladigimiz, inanan bir toplum icin yol gosterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik

    [53] Ille onun te'vilini mi gozetiyorlar? Onun te'vili geldigi (verdigi haberler ortaya ciktigi) gun, onceden onu unutmus olanlar derler ki: "Dogrusu Rabbimizin elcileri gercegi getirmis. Simdi bizim sefaatcilerimiz var mi ki bize sefaat etsinler, yahut tekrar geri dondurulmemiz mumkun mu ki eski yaptiklarimizdan baskasini yapalim?" Onlar, kendilerini zarara soktular ve uydurduklari seyler kendilerinden sapti, kaybolup gitti

    [54] Suphesiz Rabbiniz Allah, gokleri ve yeri alti gunde yaratti, sonra Ars uzerine hukumran oldu. O, geceyi durmadan onu kovalayan gunduze buruyup orter; gunes, ay ve yildizlar emrine amadedir. Iyi biliniz ki yaratma ve emir O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yucedir

    [55] Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Cunku O, haddi asanlari sevmez

    [56] Duzeltildikten sonra yeryuzunde bozgunculuk yapmayin. O'na, korkarak ve rahmetini umarak dua edin. Muhakkak ki Allah'in rahmeti, iyilik edenlere yakindir

    [57] Rahmetinin onunde mujdeci olarak ruzgarlari gonderen O'dur. O ruzgarlar, yagmur yuklu bulutlari yuklenince, onu kurak bir memlekete gonderir, sonra onunla yagmur yagdirir ve onunla her cesit urunu yetistiririz. Iste Biz, oluleri de boyle diriltiriz. Gerekir ki dusunur, ibret alirsiniz

    [58] Guzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle cikar; kotu olandan ise yararsiz bitkiden baska bir sey cikmaz. Iste biz, sukreden bir toplum icin ayetleri boyle aciklariz

    [59] Andolsun ki Nuh'u elci olarak kavmine gonderdik de dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin sizin O'ndan baska bir ilahiniz yoktur. Dogrusu ben, ustunuze gelecek buyuk bir gunun azabindan korkuyorum

    [60] Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni apacik bir sapiklik icinde goruyoruz

    [61] (Nuh) dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapiklik yok, ben alemlerin Rabbi tarafindan gonderilmis bir elciyim

    [62] Size Rabbimin gonderdigi gercekleri duyuruyorum, size ogut veriyorum ve Allah tarafindan, sizin bilmediginiz seyleri biliyorum

    [63] (Allah'in azabindan) sakinip da rahmete nail olmaniz icin, icinizden sizi uyaracak bir adam vasitasiyla size bir zikir(kitap) gelmesine sastiniz mi

    [64] O'nu yalanladilar, biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide bulunanlari kurtardik, ayetlerimizi yalanlayanlari bogduk! Cunku onlar, kalb gozleri korlesmis bir kavim idiler

    [65] Ad (kavmin)e de kardesleri Hud'u (gonderdik): "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska bir ilahiniz yoktur. (O'na karsi gelmekten) sakinmaz misiniz?" dedi

    [66] Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: "Biz seni bir cilginlik icinde goruyoruz, ve gercekten seni yalancilardan saniyoruz

    [67] (Hud), "Ey kavmim! Bende cilginlik yok, ben alemlerin Rabbi tarafindan gonderilmis bir elciyim." dedi

    [68] Size Rabbimin gonderdigi gercekleri teblig ediyorum ve ben sizin icin guvenilir bir ogutcuyum

    [69] Sizi uyarmasi icin icinizden bir adam araciligi ile, size bir zikir gelmesine sastiniz mi? Dusunun ki (Allah) sizi, Nuh kavminden sonra, onlarin yerine hakimler yapti ve yaratilista sizi onlardan ustun kildi. Allah'in nimetlerini hatirlayin ki, kurtulusa eresiniz

    [70] Dediler ki: "Ya, demek sen tek Allah'a kulluk edelim ve atalarimizin taptiklarini birakalim diye mi (bize) geldin? Eger dogrulardan isen bizi tehdit ettigin (o azabi) bize getir

    [71] (Hud) dedi ki: "Artik size Rabbinizden bir azap ve bir hisim inmistir. Haklarinda Allah'in hic bir delil indirmedigi, sadece sizin ve atalarinizin taktigi kuru isimler hususunda benimle tartisiyor musunuz? Bekleyin oyleyse, suphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

    [72] Onu ve onunla beraber olanlari rahmetimizle kurtardik ve ayetlerimizi yalanlayip da iman etmeyenlerin kokunu kestik

    [73] Semud kavmine de kardesleri Salih'i (gonderdik): "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska bir ilahiniz yoktur. Size Rabbinizden acik bir delil geldi. Iste su, Allah'in devesi, size bir mucizedir; birakin onu Allah'in yeryuzunde yesin (icsin), sakin ona bir kotuluk etmeyin, yoksa sizi aci bir azap yakalar

    [74] Dusunun ki (Allah) Ad'dan sonra sizi hukumdarlar kildi. Ve yer yuzunde sizi yerlestirdi: O'nun duzluklerinde saraylar yapiyorsunuz, daglarinda evler yontuyorsunuz. Artik Allah'in nimetlerini hatirlayin da yeryuzunde fesatcilar olarak karisiklik cikarmayin

    [75] Kavminden buyukluk taslayan ileri gelenler, iclerinden zayif gorunen muminlere: "Siz, dediler, Salih'in, gercekten Rabbi tarafindan gonderildigini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), dogrusu biz onunla gonderilene inananlariz!" dediler

    [76] Buyukluk taslayanlar: "Biz, sizin inandiginizi inkar edenleriz!" dediler

    [77] Derken disi deveyi bogazladilar ve Rablerinin buyrugundan disari ciktilar; "Ey Salih, eger hakikaten elcilerdensen, bizi tehdit ettigin (o azabi) bize getir! "dediler

    [78] Bunun uzerine hemen onlari, o sarsinti yakaladi, yurtlarinda diz ustu cokekaldilar

    [79] Salih de o zaman onlardan yuz cevirdi ve soyle dedi: "Ey kavmim! And olsun ki ben size Rabbimin elciligini teblig ettim ve size ogut verdim, fakat siz ogut verenleri sevmiyorsunuz

    [80] Lut'u da (peygamber olarak) gonderdik. Kavmine dedi ki: "Sizden once alemlerden hic birinin yapmadigi fuhusu mu yapiyor sunuz

    [81] Cunku siz kadinlari birakip da sehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi asan bir kavimsiniz

    [82] Kavminin cevabi: "Onlari (Lut'u ve taraftarlarini) kentinizden cikarin, cunku onlar, fazla temizlenen insanlarmis! "demelerinden baska bir sey olmadi

    [83] Biz de onu ve ailesini kurtardik, yalniz karisi(ni kurtarmadik) cunku o, geride kalanlardan oldu

    [84] Ve uzerlerine bir (azab) yagmuru yagdirdik. Bak ki gunahkarlarin sonu nasil oldu

    [85] Medyen'e de kardesleri Suayb'i (gonderdik): "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska bir ilahiniz yoktur. Size Rabbinizden acik bir delil geldi: Olcuyu ve tartiyi tam yapin, insanlarin esyalarini eksik vermeyin, duzeltildikten sonra yeryuzunde bozgunculuk yapmayin; eger inanan (insan)lar iseniz, boylesi sizin icin daha iyidir

    [86] Tehdit ederek, inananlari Allah yolundan alikoyarak ve o yolun egriligini arayarak oyle her yolun basinda oturmayin. Dusunun ki siz az idiniz de O sizi cogaltti. Bakin ki bozguncularin sonu nasil olmustur

    [87] Eger icinizden bir grup benimle gonderilene inanir, bir grup da inanmazsa, Allah aramizda hukmedinceye kadar sabredin. O, hukum verenlerin en hayirlisidir

    [88] Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: "Ey Su'ayb! Ya mutlaka seni ve seninle beraber inananlari kentimizden cikaririz, ya da dinimize donersiniz!" Dedi ki; "Istemesek de mi (bizi yurdumuzdan cikaracak veya dinimizden dondureceksiniz)

    [89] (Andolsun ki), Allah bizi ondan (kafirlikten) kurtardiktan sonra tekrar sizin dininize donersek, Allah'a karsi iftira etmis oluruz. Rabbimiz Allah'in dilemesi hali mustesna geri donmemiz bizim icin olacak sey degildir. Rabbimizin ilmi her seyi kusatmistir. Biz sadece Allah'a dayaniriz. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasinda adaletle hukmet. Cunku sen hukmedenlerin en hayirlisisin

    [90] Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: "Eger Su'ayb'a uyarsaniz o takdirde siz mutlaka ziyana ugrarsiniz

    [91] Derken o (muthis) sarsinti onlari yakalayiverdi, yurtlarinda diz ustu cokekaldilar

    [92] Su'ayb'i yalanlayanlar, sanki yurtlarinda hic senlik tutmamis gibi oldular. Su'ayb'i yalanlayanlar var ya iste ziyana ugrayanlar, onlar oldular

    [93] (Su'ayb) onlardan oteye dondu de: "Ey kavmim! dedi, ben size Rabbimin gonderdigi gercekleri duyurdum ve size ogut verdim, artik kafir bir kavme nasil acirim

    [94] Biz hangi ulkeye bir peygamber gonderdiysek, onun halkini -yalvarip yakarsinlar diye mutlaka yoksulluk ve darlikla sikmisizdir

    [95] Sonra kotulugu degistirip yerine iyilik (bolluk) getirdik, nihayet cogaldilar ve: "Atalarimiza da boyle darlik ve sevinc dokunmustu." dediler ve hemen onlari, hic farkinda olmadiklari bir sirada ansizin yakaladik

    [96] ulkelerin halki inanip (Allah'in azabindan) korunsalardi, elbette uzerlerine gokten ve yerden bolluklar acardik; fakat yalanladilar, biz de onlari kazandiklariyla yakaladik

    [97] Acaba o ulkelerin halki, geceleyin uyurlarken kendilerine azabimizin gelmeyeceginden emin mi idiler

    [98] Yoksa o ulkelerin halki, kusluk vakti eglenirlerken onlara azabimizin gelmeyeceginden emin mi idiler

    [99] Allah'in tuzagindan (kurtulacaklarina) emin mi oldular? Ziyana ugrayan topluluktan baskasi, Allah'in tuzagindan emin olmaz

    [100] Onceki sahiplerinden sonra yeryuzune varis olanlara hala su gercek belli olmadi mi ki: Eger biz dileseydik onlari da gunahlarindan dolayi musibetlere ugratirdik! Biz onlarin kalplerini muhurleriz de onlar (gercekleri) isitmezler

    [101] Iste o ulkeler ki, sana onlarin haberlerinden bir kismini anlatiyoruz Andolsun ki, peygamberleri onlara apacik deliller (mucizeler) getirmislerdi. Fakat onceden yalanladiklari gerceklere iman edecek degillerdi. Iste o kafirlerin kalplerini Allah boyle muhurler

    [102] Onlarin cogunda, sozde durma (diye bir sey) bulamadik. Gercek su ki, onlarin cogunu yoldan cikmis bulduk

    [103] Sonra onlarin arkasindan Musa'yi mucizelerimizle Firavun'a ve topluluguna gonderdik. Tuttular o mucizeleri inkar ettiler. Ettiler de bak, o bozguncularin akibetleri nasil oldu

    [104] Musa: "Ey Firavun! Bil ki ben alemlerin Rabbi tarafindan gonderilmis bir peygamberim." dedi

    [105] Allah'a karsi ilk gorevim, hak olandan baska bir sey soylemememdir. Gercekten ben size Rabbinizden bir mucize getirdim, artik Israilogullarini benimle gonder

    [106] Firavun: "Eger bir mucize getirdiysen ve eger dogru soyleyenlerden isen onu goster" dedi

    [107] Bunun uzerine Musa, asasini yere birakiverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha kesiliverdi

    [108] Ve Musa elini koynundan cikariverdi, eli bembeyaz olmus, bakanlarin gozunu kamastiriyordu

    [109] Firavun'un kavminden ileri gelenler, "Muhakkak bu cok bilgili bir sihirbazdir." dediler

    [110] O, sizi yurdunuzdan cikarmak istiyor. (Firavun): "O halde siz ne diyorsunuz?" dedi

    [111] Onlar da "onu ve kardesini beklet, sehirlere de toplayicilar gonder." dediler

    [112] Butun bilgic sihirbazlari sana getirsinler

    [113] O sihirbazlar Firavun'a geldiler: "Galip gelirsek bize muhakkak mukafat var degil mi?" dediler

    [114] Evet" dedi (Firavun), "Ustelik o zaman benim yakinlarimdan olacaksiniz

    [115] Sihirbazlar, Musa'ya: "Ey Musa! Once sen mi hunerini ortaya koyacaksin, yoksa biz mi?" dediler

    [116] Musa, "Siz atin" dedi. Atacaklarini atinca herkesin gozunu buyulediler ve onlari dehsete dusurduler. Dogrusu buyuk bir sihir gosterdiler

    [117] Biz de Musa'ya "Sen de asani birakiver." diye vahyettik. Birdenbire asa, onlarin butun uydurduklarini yakalayip yutuverdi

    [118] Artik hakikat ortaya cikmis ve onlarin butun yaptiklari bosa gitmisti

    [119] Orada maglup olmus ve kucuk dusmuslerdi

    [120] Sihirbazlar hep birden secdeye kapandilar

    [121] Alemlerin Rabbine iman ettik." dediler

    [122] Musa'nin ve Harun'un Rabbine

    [123] Firavun: "Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!" dedi. "Suphesiz bu bir hiledir, siz bunu sehirde kurmussunuz, yerli halki oradan cikarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksiniz

    [124] Ellerinizi ve ayaklarinizi caprazlama kestirecegim, sonra da bilin ki, sizi astiracagim

    [125] Onlar da: "Suphesiz o takdirde biz Rabbimize donecegiz." dediler

    [126] Senin bize kizman da sirf Rabbimizin ayetleri gelince onlara iman etmemizden dolayidir. Ey Rabbimiz! Uzerimize sabir yagdir ve canimizi musluman olarak al." derler

    [127] Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: "Seni ve ilahlarini terketsinler de yeryuzunde fesat cikarsinlar diye mi Musa'yi ve kavmini serbest birakacaksin?" Firavun da dedi ki: "Onlarin ogullarini oldurecegiz, kizlarini sag birakacagiz ve onlar uzerinde kahredici bir ustunluge sahibiz

    [128] Musa, kavmine dedi ki: "Allah'in yardimini ve lutfunu isteyin ve sabir gosterin. Suphesiz ki yeryuzu Allah'indir. Kullarindan diledigini ona mirasci kilar. Sonunda kurtulus muttakilerindir

    [129] Kavmi de dediler ki: "Sen bize gelmeden once de eziyet gorduk, sen geldikten sonra da." Musa dedi ki: "Umulur ki, Rabbiniz dusmanlarinizi helak edip de sizi yeryuzunde halife kilacaktir ve sizin nasil isler yaptiginiza bakacaktir

    [130] Gercekten biz, Firavun sulalesini, senelerce kitlik ve gelir noksanligi icinde tutup kivrandirdik ki, dusunup ibret alsinlar

    [131] Fakat kendilerine iyilik geldigi zaman, iste bu bizim hakkimizdir, dediler, baslarina bir kotuluk gelince de, iste bu Musa ile yanindakilerin ugursuzlugu yuzunden, dediler. Iyi bilin ki, onlarin ugursuzlugu Allah katindandir. Lakin cogu bunu bilmezler

    [132] Ve sen buyulemek icin her ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak degiliz," dediler

    [133] Biz de kudretimizin ayri ayri alametleri olmak uzere baslarina tufan, cekirge, hasereler, kurbagalar ve kan gonderdik, yine inad edip direndiler ve cok mucrim (suclu) bir kavim oldular

    [134] Ne zaman ki, azap uzerlerine coktu, dediler ki, "Ey Musa! Bizim icin Rabbine dua et, sana olan ahdi hurmetine eger bizden bu azabi kaldirir uzaklastirirsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle iman edecegiz. Ve Israilogullarini seninle birlikte gonderecegiz

    [135] Ne zaman ki, belli bir sureye kadar onlardan azabi kaldirdik, derhal yeminlerini bozdular

    [136] Biz de, ayetlerimizi inkar ettikleri ve onlara kulak vermedikleri icin kendilerinden intikam aldik da hepsini denizde bogduk

    [137] Ve o hirpalanip ezilmekte olan kavmi de yeryuzunun, bereketle donattigimiz dogusuna ve batisina mirasci yaptik. Ve boylece Rabbinin, Israilogullarina olan o guzel vaadi, sabirlari yuzunden gerceklesti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binalari yerle bir ettik

    [138] Ve Israilogullarinin denizden gecmelerini sagladik? Derken bir kavme vardilar ki, onlar, kendilerine mahsus bir takim putlara tapiyorlardi. Dediler ki; Ey Musa! Onlarin tanrilari gibi, sen de bize bir tanri yap! Musa da onlara dedi ki: Siz gercekten cahillik eden bir kavimsiniz

    [139] Cunku o gorduklerinizin icinde bulunduklari din, yok olmaya mahkumdur ve butun yaptiklari batildir

    [140] Sizi alemlere ustun kilan Allah oldugu halde, ben size O'ndan baska ilah mi arayayim! dedi

    [141] Hani sizi, Firavun sulalesinin elinden kurtardigimiz zaman, hatirlasaniza, size azabin kotusunu yapiyorlardi; ogullarinizi olduruyorlar, kizlarinizi sag birakiyorlardi. Bunda sizin icin Rabbiniz tarafindan buyuk imtihan vardi

    [142] Ve Musa'ya otuz geceye vaat verdik ve sureye bir on gece daha ekledik ve boylece Rabbinin mikati (tayin ettigi vakit) tam kirk gece oldu. Musa, kardesi Harun'a soyle dedi: Kavmim icinde benim yerime gec, islaha calis ve bozguncularin yolundan gitme

    [143] Ne zaman ki, Musa, mikatimiza geldi, Rabbi ona kelamiyla ihsanda bulundu. "Ey Rabbim, goster bana kendini de bakayim sana". dedi. Rabbi ona buyurdu ki; "Beni katiyyen goremezsin ve lakin daga bak, eger o yerinde durabilirse, sonra sen de beni goreceksin". Daha sonra Rabbi daga tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygin dustu. Ayilip kendine gelince, "Sen subhansin", "tevbe ettim, sana dondum ve ben inananlarin ilkiyim," dedi

    [144] Allah buyurdu: Ey Musa! Sana verdigim peygamberlikle ve kelamimla seni insanlar uzerine seckin kildim. Sana verdigime siki saril ve sukredenlerden ol

    [145] Ve onun icin o levhalarda her seyden yazdik, nasihat ve hukumlerin ayrintilarina ait herseyi (belirttik). Haydi bunlara siki saril, kavmine de emret, onlar da en guzeline sarilsinlar. Size yakinda o fasiklarin yurdunu gosterecegim

    [146] Yeryuzunde haksiz yere buyukluk taslayanlari, ayetlerimizi anlamaktan uzak tutacagim. Onlar ki, butun ayetlerimizi gorseler de onlara iman etmezler. Dogru yolu gorseler de o yolu tutup gitmezler. Eger sapiklik yolunu gorurlerse tutar onu izlerler. Cunku onlar ayetlerimizi inkar etmeyi adet edinmisler ve onlardan hep gafil olagelmislerdir

    [147] Ayetlerimizi ve ahiretteki karsilasmayi inkar edenlerin amelleri hepten bosa gitmistir. Cekecekleri ceza kendi yaptiklarindan baskasi mi olacaktir

    [148] Musa'nin arkasindan kavmi, tutmus sus takilarindan boguren bir buzagi heykeli edinmislerdi. O buzaginin kendilerine bir soz soylemedigini ve bir yol gosteremedigini gormemisler miydi? Fakat yine de onu tanri edindiler ve zalimlerden oldular

    [149] Ne zaman ki, ellerine kiragi dusuruldu (yaptiklarina pisman oldular), o zaman sapitmis olduklarini gorduler. "Yemin olsun ki; eger Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bagislamazsa, muhakkak biz kotu akibete dusenlerden olacagiz." dediler

    [150] Musa, ofkeli ve uzuntulu olarak kavmine dondugunde soyle dedi: "Bana arkamdan ne kotu bir halef oldunuz! Rabbinizin emriyle donusumu beklemeden acele mi ettiniz?" Elindeki levhalari birakti ve kardesi Harun'u basindan tutarak kendine dogru cekmeye basladi. Harun, "Ey anamin oglu!" dedi, "inan ki, bu kavim beni gucsuz buldu, az daha beni olduruyorlardi, sen de bana boyle yaparak dusmanlari sevindirme ve beni bu zalim kavimle bir tutma

    [151] Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Beni ve kardesimi bagisla! Bizi rahmetinin icine al. Sen merhametlilerin en merhametlisisin

    [152] Suphesiz o buzagiyi tanri edinenlere Rablerinden bir gazap, dunya hayatinda iken de bir zillet erisecektir. Iste biz, iftiracilari boyle cezalandiririz

    [153] O kotu amelleri isleyip de sonra arkasindan tevbe ve iman edenler icin hic suphe yok ki, Rabbin bundan sonra yine de affedici ve merhamet edicidir

    [154] Musa'nin ofkesi gecince levhalari aldi. Onlardaki yazida, ancak Rablerinden korkanlar icin bir hidayet ve rahmet vardi

    [155] Bir de Musa, mikatimiz icin (tayin ettigimiz vakitte tevbe icin) kavminden yetmis erkek secti. Ne zaman ki, bunlari o sarsinti yakaladi, iste o zaman Musa: "Rabbim! dedi, dileseydin bunlari da, beni de daha once helak ederdin. Simdi bizi, icimizdeki o beyinsizlerin yaptiklari yuzunden helak mi edeceksin? O is de senin imtihanindan baska bir sey degildi. Sen bu imtihanla diledigini sapiklikta birakir, diledigini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Artik bizi bagisla, merhamet et, sen bagislayanlarin en hayirlisisin

    [156] Ve bize hem bu dunyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz gercekten de tevbe edip senin hidayetine donduk." Buyurdu ki, azabim var, onu diledigime isabet ettiririm, rahmetim de vardir , o ise her seyi kaplamis ve kusatmistir. Onu da ozellikle korunanlara, zekatini verenlere ve ayetlerimize inananlara mahsus kilacagim

    [157] Onlar ki, o ummi peygambere uyarlar, yanlarindaki Tevrat ve Incil'de yazilmis bulacaklari o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onlari kotuluklerden alikoyar, temiz ve hos seyleri kendilerine helal kilar, murdar ve kotu seyleri de uzerlerine haram kilar, sirtlarindan agir yukleri indirir, uzerlerindeki baglari ve zincirleri kirar atar, iste o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygi gosteren, ona yardimci olan ve onun peygamberligi ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, iste asil murada eren kurtulmuslar onlardir

    [158] De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah'in resuluyum. O Allah ki, goklerin ve yerin butun mulku O'nundur. O'ndan baska hicbir ilah yoktur. Olduren de, dirilten de O'dur. Bundan dolayi gelin, Allah'a ve resulune iman edin. Allah'a ve Allah'in butun kelamlarina iman etmis bulunan o ummi peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz

    [159] Musa'nin kavminden dogru yolu gosteren ve dogrulukla adalet yapan bir topluluk da vardi

    [160] Biz onlari oniki kabileye, o kadar ummete ayirdik. Ve kavmi kendisinden su istedigi zaman Musa'ya, elindeki asa ile tasa vur, diye vahyettik, vurunca hemen o tastan oniki pinar akmaya basladi. Halkin her biri su alacagi yeri iyice ogrendi. Bulutu da uzerlerine gonderdik, golgeledik. Onlara kudret helvasi ve bildircin indirdik. Size rizik olarak ihsan ettigimiz nimetlerin temizinden yiyiniz, dedik. Onlar zulmu bize yapmadilar, lakin kendi kendilerine zulmediyorlardi

    [161] Ve o vakit onlara denilmisti ki; Su sehre yerlesin ve orada dilediginiz seylerden yiyin, "hitta" (gunahlarimizi bagisla.) deyin ve secde ederek kapisindan girin ki, suclarinizi bagislayalim. Iyilere nimetlerimizi daha da arttiracagiz

    [162] Iclerinden bir kisim zalimler, sozu degistirdiler, kendilerine soylenenden baska sekle soktular. Zulmu aliskanlik haline getirdikleri icin biz de uzerlerine gokten azap yagdirdik

    [163] Bir de onlara, o deniz kiyisindaki sehrin basina gelenleri sor. O sirada onlar cumartesi yasagina riayet etmiyorlardi. Cumartesi gunu baliklar akin akin geliyorlardi, yasak olmadigi gun gelmiyorlardi. Yoldan cikip sapiklik yaptiklari icin biz de onlari iste boyle siniyorduk

    [164] Iclerinden bir topluluk, "Allah'in helak edecegi, ya da cetin bir azapla cezalandiracagi bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz" dedigi vakit, o uyarida bulunanlar dediler ki; "Rabbiniz tarafindan mazur gorulmemiz icin, bir de belki gunahlardan sakinirlar diye

    [165] Onlar yapilan bunca nasihati unuttuklari zaman, o kotulukten sakindiranlari kurtardik, o zalimleri de fena hareketlerinden dolayi siddetli bir azaba ugrattik

    [166] Boylece onlar kibre kapilip yasak kilinan seylerden vazgecmeyince, biz de onlara, hor ve zelil maymunlar olun, dedik

    [167] O Vakit Rabbin iste su ahdi ilan edip bildirdi ki: Kiyamet gunune kadar onlara en kotu muameleyi yapacak olan kimseleri baslarina gonderecektir. Muhakkak ki, Rabbin hizla cezalandirandir ve yine muhakkak ki O, cok affedici, cok merhametlidir

    [168] Ve onlari yeryuzunde bircok ummetlere ayirdik. Iclerinde iyi olanlari da vardi, olmayanlari da. Onlari biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana cektik. Sonunda belki hakka donerler diye

    [169] Derken kitabi (Tevrat'i) miras alan bozuk bir nesil bunlarin yerini aldi. Bize nasil olsa magfiret edilecek diyerek, su alcak dunya malini aliyorlar, yine onun gibi bir mal ve rusvet gelse onu da alirlar. Allah'a karsi haktan baska bir sey soylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabin hukmu uzere misak alinmamis miydi? Ve onun icindekileri okuyup ogrenmemisler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah'tan korkanlar icin daha hayirlidir. Hala aklinizi basiniza almayacak misiniz

    [170] Kitaba sarilanlara ve namazi kilmaya devam edenlere gelince, biz o iyilerin ecrini hicbir zaman yitirmeyiz

    [171] Hani bir zamanlar biz o dagi golgelik gibi tepelerine cekmistik de uzerlerine dusuyor zannettikleri bir sirada demistik ki; "size verdigimiz kitabi kuvvetle tutun ve icindekini hatirinizdan cikarmayin, umulur ki korunursunuz

    [172] Bir de Rabbin, Ademogullarindan, bellerindeki zurriyetlerini alip da onlari kendi nefislerine sahit tutarak: Ben sizin Rabbiniz degil miyim?" dedigi vakit, "pekala Rabbimizsin, sahidiz" dediler. (Bunu) kiyamet gunu "Bizim bundan haberimiz yoktu." demeyesiniz diye (yapmistik)

    [173] Yahut, atalarimiz daha once sirk kosmuslardi. Biz onlardan sonra gelen bir nesil idik, simdi o batil yolu tutanlarin yaptiklari yuzunden bizi helak mi edeceksin, demeyesiniz diye (yapmistik)

    [174] Ve iste biz, ayetleri boyle ayrintili olarak acikliyoruz ki, belki donerler

    [175] Onlara, kendisine ayetlerimizi sundugumuz o adamin kissasini da anlat; ayetlerden siyrilip cikti, derken onu seytan arkasina takti, en sonunda da helak olanlardan oldu

    [176] Ve eger dileseydik onu o ayetlerle yuceltirdik, fakat o alcakliga saplandi kaldi ve kendi keyfinin ardina dustu. Artik onun ibret verici hali o kopegin haline benzer ki, uzerine varsan da dilini uzatir solur, biraksan da solur. Iste bu, ayetlerimizi inkar eden kavmin misalidir. Bu kissayi iyice anlat, belki biraz dusunurler

    [177] Ayetlerimizi inkar edip, sirf kendilerine zulmeden o kavmin hali ne kadar kotudur

    [178] Allah kime hidayet ederse, o hidayete erer, kimi de dalalette birakirsa, iste onlar husrana ugrayanlarin ta kendileri olurlar

    [179] Andolsun ki, cinlerden ve insanlardan bircogunu cehennem icin yarattik. Onlarin kalbleri vardir, fakat onunla gercegi anlamazlar. Gozleri vardir, fakat onlarla gormezler. Kulaklari vardir, fakat onlarla isitmezler. Iste bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da asagidirlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir

    [180] Oysa en guzel isimler Allah'indir. Bundan dolayi Allah'a onlarla dua edin. Onun isimlerinde sapiklik eden mulhidleri (inkarcilari) terkedin. Onlar yakinda yaptiklarinin cezasini cekecekler

    [181] Yine bizim yarattigimiz insanlardan oyle bir ummet var ki, onlar hakka yol gosterirler ve o hak ile adaleti yerine getirirler

    [182] Ayetlerimizi inkar edenlere gelince, biz onlari, bilemiyecekleri yonlerden derece derece dususe yuvarlayacagiz

    [183] Ayrica ben onlara muhlet de veririm. Fakat benim tuzak kurup helak edisim pek cetindir

    [184] Onlar arkadaslarinda herhangi bir cinnet bulunmadigini hic dusunmediler mi? O, acik bir uyaricidan baska biri degildir

    [185] Allah'in goklerdeki ve yerdeki mulkiyet ve tasarrufuna, Allah'in yaratmis oldugu herhangi bir seye ve ecellerinin gercekten yaklasmis olmasi ihtimaline hic bakmadilar mi? Artik bu Kur'an'dan sonra baska hangi soze inanacaklar

    [186] Allah kimi saptirirsa onu yola getirecek bir kimse yoktur. O, onlari kendi hallerine birakir ve kendi azginliklari icinde yuvarlanip giderler

    [187] Sana, ne zaman kopacak diye kiyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnizca Rabbimin katindadir. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan baskasi degildir. Onun agirligina goklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansizin gelecektir. Sanki sen onu cok iyi biliyormussun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katindadir. Fakat insanlarin cogu bunu bilmezler

    [188] De ki, ben kendi kendime Allah'in dilediginden baska ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zarari onlemeye malik degilim. Ben eger gaybi bilseydim daha cok hayir yapardim ve kotuluk denilen sey yanima ugramazdi. Ben iman edecek bir kavme mujde veren ve uyaran bir peygamberden baska biri degilim

    [189] Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sukunet bulsun diye esini de ondan yaratan Allah'tir. O, esini kucaklayip sarilinca (ona yaklasinca), esi hafif bir yuk yuklendi (hamile kaldi). Bir muddet boyle gecti, derken yuku agirlasti. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah'a soyle dua ettiler: "Eger bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak sukredenlerden olacagiz

    [190] Fakat Allah, kendilerine salih bir evlat verince, her ikisi de tuttular verdigi evlatlar uzerine ona ortak kosmaya basladilar. Allah, onlarin kostuklari sirkten munezzehtir

    [191] Hicbir sey yaratmayan ve kendileri yaratilmis olan putlari mi Allah'a ortak ediyorlar, ona es kosuyorlar

    [192] Bu putlar, ne o tapinanlara, ne de kendi kendilerine yardim edebilirler

    [193] Eger siz onlari dogru yola cagirsaniz, size uymazlar. Onlari ha cagirmissiniz, ha cagirmayip susmussunuz, hic fark etmez

    [194] Allah'i birakip taptiklariniz da tipki sizin gibi kullardir. Eger iddianizda dogru iseniz haydi onlari cagirin da size cevap versinler

    [195] Onlarin yuruyecek ayaklari, tutacak elleri, gorecek gozleri veya isitecek kulaklari mi var? De ki: "Haydi cagirin o ortaklarinizi, sonra bana istediginiz tuzagi kurun ve elinizden gelirse goz actirmayin

    [196] Zira benim velim, o kitabi indiren Allah'tir. Ve O, salih kullarina sahip cikar

    [197] Sizin Allah'tan baska taptiklariniz ise ne size yardim edebilirler, ne de kendi kendilerine yardimlari dokunur

    [198] Siz onlari dogru yola cagiracak olsaniz da duymazlar." Onlarin sana baktiklarini gorursun, bakarlar, ama gormezler

    [199] Sen yine de affa saril, iyiligi emret ve cahillerden yuz cevir

    [200] Eger seytandan bir vesvese, bir gicik gelirse hemen Allah'a sigin. Muhakkak ki, Allah hakkiyla isiten, kemaliyle bilendir

    [201] Allah'tan korkanlar, kendilerine seytandan bir vesvese ilistigi zaman, durup dusunurler de derhal kendi basiretlerine sahib olurlar

    [202] Seytanlarin kardeslerine gelince, onlar oburlerini sapikliga suruklerler, sonra da yakalarini birakmazlar

    [203] Onlara (arzularina gore) bir ayet getirmedigin zaman, derleyip toplasaydin ya derler, sen de de ki; ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarim, iste butunuyle bu Kur'an, Rabbinizden gelen basiretlerdir (kalp gozunu acacak beyanlardir), iman eden bir kavim icin hidayettir, rahmettir

    [204] Kur'an okundugu zaman, hemen susup onu dinleyin, umulur ki, rahmete nail olursunuz

    [205] Sabah aksam demeden, kendi icinden, korkarak ve yalvararak, alcak sesle Rabbini an ve gafillerden olma

    [206] Zira Rabbinin katinda olanlar, Allah'a kulluk etmekten asla kibirlenmezler, O'nu tenzih eder, sanini ulularlar ve yalnizca O'na secde ederler

    Surah 8
    Enfâl

    [1] Sana ganimetlerin bolusturulmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulune aittir. Onun icin siz gercekten mumin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranizi duzeltin. Allah'a ve Resulu'ne itaat edin

    [2] Gercek muminler ancak o muminlerdir ki, Allah anildigi zaman yurekleri urperir, ayetleri okundugu zaman imanlarini arttirir. Ve bunlar yalnizca Rablerine tevekkul ederler

    [3] Onlar ki, namazi geregi gibi kilarlar ve kendilerine rizik olarak verdigimiz seylerden Allah yoluna harcarlar

    [4] Iste gercekten mumin olanlar onlardir. Onlara Rablerinin katinda dereceler vardir, bagislanma ve degerli rizik vardir

    [5] Nitekim Rabbin seni, hak ugruna savasmak icin evinden cikarmisti. Oysa muslumanlarin bir kismi o zaman bundan hoslanmamislardi

    [6] Ve gercek, gun gibi aciga ciktiktan sonra bile seninle munakasaya devam etmislerdi; sanki goz gore gore olume surukleniyorlardi

    [7] Iste o zaman Allah size iki taifeden (kervan veya kureys ordusundan) birini vaad ediyordu ki, sizin olacakti. Siz ise arzu ediyordunuz ki, sani ve serefi olmayan sey (kervan) sizin olsun. Halbuki Allah, ayetleriyle hakki yerine oturtmak ve kafirlerin arkasini kesmek istiyordu

    [8] Ki, hakkin hak oldugunu tanitsin ve batili busbutun yok etsin, varsin o gunahkarlar istemesin

    [9] O vakit siz Rabbinizden yardim diliyordunuz. O da: "Ben iste ardarda bin melekle size yardim ediyorum" diye duanizi kabul buyurmustu

    [10] Bunu da Allah size sirf bir mujde olsun ve bununla kalbleriniz yatissin diye yapmisti. Yoksa zafer ancak Allah katindandir. Gercekten Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidir

    [11] O sirada size, yine katindan bir guven ve esenlik olmak uzere bir uyku sardiriyordu, sizi temizlemek, seytanin vesvesesini sizden gidermek, yureklerinize kuvvet vermek ve ayaklarinizi saglam durdurmak icin gokten uzerinize yagmur indiriyordu

    [12] Iste o anda Rabbin meleklere soyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim, muminlere sebat verin. Kafirlerin yuregine korku salacagim, hemen boyunlarinin ustune vurun, parmaklarina, parmaklarina vurun

    [13] Cunku onlar Allah'a ve Resulune karsi geldiler. Kim Allah'a ve Resulune karsi gelirse, bilsin ki Allah'in azabi cok cetindir

    [14] Iste gordunuz ya, simdilik siz bunu tadin, su da kesindir ki, ahirette kafirlere cehennem azabi vardir

    [15] Ey iman edenler! Toplu olarak kafirlerle karsilastiginiz zaman, onlara arkalarinizi donmeyin (kacmayin)

    [16] Boyle bir gunde her kim onlara, tekrar donup carpismak icin geri cekilmek veya diger bir safta yeniden mevzilenmek halleri disinda, arkasini donerse, muhakkak Allah'dan bir gazaba ugramis olur ve varacagi yer cehennemdir, orasi da ne kotu bir akibettir

    [17] Sonra onlari siz oldurmediniz, lakin Allah oldurdu. Attigin zaman da sen atmadin, lakin Allah atti. Bu da muminlere guzel bir imtihan gecirtmek icindi. Allah isitendir, bilendir

    [18] Gordunuz ya, Allah, kafirlerin kurdugu tuzagi iste boyle bosa cikarir

    [19] Fetih istiyorsaniz, iste size fetih gelmistir, eger asiri gitmez de son verirseniz, hakkinizda daha hayirlidir. Yok eger donerseniz, biz de doneriz. O vakit askeriniz cok da olsa size hic bir sekilde fayda vermez. Iyi biliniz ki, Allah muminlerle beraberdir

    [20] Ey iman edenler, Allah'a ve Resulu'ne itaat edin. Isitip durdugunuz halde onun emirlerinden yuz cevirmeyin

    [21] Ve isitmedikleri halde "isittik" diyenler gibi olmayin

    [22] Cunku yeryuzunde dolasan canlilarin Allah katinda en kotusu anlamayan ve dusunmeyen sagirlarla dilsizlerdir

    [23] Allah onlarda hayir gorseydi onlara isittirirdi, isittirseydi yine de aldirmaz arka donerlerdi

    [24] Ey iman edenler! Peygamber sizi, size hayat verecek seylere davet ettigi zaman, Allah'a ve Resul'e icabet edin. Ve bilin ki Allah, kisi ile kalbi arasina girer. Ve siz kesinkes O'nun huzurunda toplanacaksiniz

    [25] Ve oyle bir fitneden sakinin ki, icinizden yalnizca zulum yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah'in cezasi siddetlidir

    [26] Dusunun ve hatirlayin o zamanlari ki, hani bir vakitler siz yeryuzunde gucsuzdunuz, hor gorulen bir azinliktiniz. Insanlarin sizi hirpalamasindan korkuyordunuz, oyle iken O, sizi barindirdi ve sizi yardimiyla destekleyip guclendirdi ve sukretmeniz icin temizlerinden rizik verdi

    [27] Ey iman edenler! Allah'a ve Resul'e hainlik etmeyiniz ki, bile bile kendi emanetlerinize hiyanet etmis olmayasiniz

    [28] Ve iyi biliniz ki, mallariniz ve evlatlariniz birer imtihan aracindan baska birsey degildir. Allah katinda buyuk ecir vardir

    [29] Ey iman edenler! Allah'a karsi gelmekten sakinirsaniz, O, size bir furkan (hakki batildan ayirdedecek bir anlayis) verir ve gunahlarinizi ortbas eder, sizi bagislar. Allah buyuk lutuf sahibidir

    [30] Hani bir vakitler, o kafirler, seni tutup baglamak veya oldurmek veya surup cikarmak icin sana tuzak kuruyorlardi da, onlar tuzak kurarken Allah da karsiliginda tuzak kuruyordu. Oyle ya, Allah tuzaklarin en hayirlisini kurar

    [31] Onlara ayetlerimiz okundugu zaman, "isittik, dilersek bunun gibisini biz de soyleriz, bu, eskilerin efsanelerinden baska bir sey degildir" diyorlardi

    [32] Bir vakit de, "Ey Allah, eger bu Senin katindan gelmis bir hak kitap ise, hic durma ustumuze gokten taslar yagdir veya bize daha aci bir azap ver" demislerdi

    [33] Halbuki sen iclerinde iken Allah, onlara azab edecek degildi. Istigfar ettikleri surece de Allah onlara azab edecek degildir

    [34] Simdi ise Allah'in kendilerine azab etmemesi icin neleri var ki? Oysa Mescid-i Haram'dan menediyorlar. Ustelik onun hizmetine ehil kisiler de degiller. Cunku onun hizmetine ehil olanlar ancak muttakilerdir. Lakin cogu bunu bilmezler

    [35] Kabe huzurunda onlarin dualari ise islik calip el cirpmaktan baska birsey degildir. O halde inkarinizdan (ve nankorlugunuzden) dolayi bu azabi tadin bakalim

    [36] Mallarini, Allah yolundan engellemek icin sarfeden o kafirler, hic suphesiz yine onu sarfedecekler. Varsin sarfetsinler, sonra o yureklerine inen bir aci olacak, sonra da maglup olacaklar. Zaten kafirler toplanip cehenneme gonderilecekler

    [37] Allah, murdari temizden ayirdetmek icin ve bir de murdar kismini birbiri uzerine bindirip hepsini bir araya getirmek ve topunu birden cehenneme koymak icin boyle yapar. Iste bunlar o husran icinde kalanlarin ta kendileridir

    [38] O kafirlere de ki: Eger bu ise son verirlerse daha once yaptiklari bagislanacak. Yok yine karsi koymaya baslar, isyana donerlerse, onceki ummetlere uygulanan kurallar kendilerine de uygulanacak. (Artik o ilahi uygulamayi beklesinler)

    [39] Ortalikta fitne kalmayip, din tamamiyla Allah'in dini oluncaya kadar onlarla savasin. Eger vazgecerlerse muhakkak ki, Allah yaptiklarini gorur

    [40] Yok vazgecmez de tekrar eskiye donerlerse artik bilin ki, Allah sizin yardimcinizdir. O ne guzel mevla, ne guzel yardimcidir

    [41] Sunu da biliniz ki, ganimet olarak aldiginiz her hangi bir seyden beste biri mutlaka Allah icindir. O da peygambere ve ona yakinligi olanlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmislara aittir. Eger siz Allah'a iman etmis, hak ile batilin ayrildigi o gun, iki ordunun karsi karsiya geldigi o (Bedir) gunu kulumuza indirdigimiz ayetlere iman getirmis iseniz bunu boyle biliniz. Ve biliniz ki, Allah, herseye kadirdir

    [42] O vakit siz vadinin yakin bir yamacinda idiniz, onlarsa uzak yamacinda idiler. Kervan da sizden daha asagida idi. Oyle ki, sayet onlarla sozlesmis olsaydiniz, oyle bir bulusma yeri icin mutlaka anlasmazlik cikarirdiniz. Fakat olmasi gereken (zafer)in olmasi icin Allah boyle takdir etti. Ta ki, helak olan apacik bir delil gordukten sonra helak olsun, sag kalanlar da yine apacik bir delilden sonra yasasin. Kesindir ki Allah, isitendir, bilendir

    [43] Hani o vakitler Allah sana uykunda (ruyanda) onlari az gosteriyordu. Eger Allah sana onlari kalabalik gosterseydi korkacaktiniz ve savas konusunda anlasmazliga dusecektiniz. Fakat Allah boyle bir seyden sizi uzak tuttu. Cunku O, gonullerde yatani da bilir

    [44] Ve iste onlarla karsilastiginiz vakit onlari sizin gozunuze az gosteriyordu, sizi de onlarin gozlerinde azaltiyordu. Cunku Allah o mukadder olan isi yerine getirecekti. Butun isler Allah'a dondurulur

    [45] Ey iman edenler, bir dusman toplulugu ile karsilastiginiz zaman sebat edin ve Allah'i cokca zikredin ki, kurtulusa eresiniz

    [46] Ayrica Allah'a ve Resulu'ne itaat edin. Ve birbirinizle didismeyin. Sonra icinize korku duser ve kuvvetiniz elden gider. Sabirli olun, cunku Allah sabredenlerle beraberdir

    [47] Calim atarak ve halka gosteris yaparak yurtlarindan cikanlar ve Allah yoluna engel koyanlar gibi olmayin. Allah onlarin butun yaptiklarini cepecevre kusatmistir

    [48] Seytan, onlara amellerini guzel gosterdigi zaman, "Bu gun insanlardan size galip gelecek yoktur, ben de size yardimciyim." demisti. Fakat iki tarafin karsi karsiya geldigi gorununce arkasini donup kacti ve soyle dedi: "Ben sizden kesinlikle uzagim. Ben sizin goremeyeceginiz seyler goruyorum ve ben Allah'dan korkarim. Ayrica Allah'in azabi cok cetindir

    [49] O sirada munafiklar ve kalblerinde hastalik bulunanlar, (muslumanlar hakkinda) "su adamlari dinleri aldatti" diyorlardi. Oysa her kim Allah'a tevekkul ederse bilsin ki, Allah galiptir, gucludur ve hikmet sahibidir

    [50] Melekler, o kafirlerin yuzlerine ve sirtlarina vura vura ve "Tadin bakalim cehennem azabini!" diye diye canlarini alirken hallerini bir gormeliydin

    [51] Iste bu, sizin kendi ellerinizle meydana getirdiginiz bir sonuctur. Hic suphesiz Allah, kullarina hicbir sekilde zalim biri degildir

    [52] Tipki Firavun'un izinden gidenlerle onlardan oncekilerin gidisi gibi onlar da Allah'in ayetlerini tanimadilar, Allah da kendilerini gunahlari yuzunden tutuklayiverdi. Cunku Allah cok kuvvetli ve azabi cok cetin olandir

    [53] Bu, Allah'in bir kavme verdigi nimeti, onlar kendilerini degistirmedikce degistirmemesinden dolayidir. Gercekten de Allah hakkiyle isiten, herseyi bilendir

    [54] Tipki Firavun'un izinden gidenlerle onlardan oncekilerin gidisi gibi, Rabblerinin ayetlerini yalanladilar. Biz de onlari gunahlari yuzunden helak ettik. Firavun ile arkasindan gidenleri suda bogduk. Hepsi de zalim idiler

    [55] Allah katinda kimildayip debelenen canlilarin en kotusu, inkara saplanip da bir turlu iman etmeyenlerdir

    [56] Onlar, kendileriyle antlasma yaptigin halde her defasinda antlasmalarini bozarlar ve bundan hic cekinmezler

    [57] Bundan dolayi onlari harpte yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gozdagi olacak sekilde agir bir cezaya carptir, belki ibret alirlar

    [58] Eger bir kavmin, sozlesmeye aykiri bir hainlik yapmasindan korkarsan, savastan once ayni sekilde antlasmayi bozdugunu kendilerine bildir. Cunku Allah hainleri sevmez

    [59] O kafirler ileri gecip kurtulduklarini sanmasinlar. Onlar kesinlikle (bizi) aciz birakamazlar

    [60] Siz de gucunuzun yettigi kadar onlara karsi her cesitten kuvvet biriktirin ve cihad icin atlar hazirlayin ki, onlarla hem Allah'in dusmanlarini, hem de kendi dusmanlarinizi, ayrica Allah'in bilip de sizin bilmediginiz daha baskalarini korkutasiniz. Allah yolunda her ne harcarsaniz onun sevabi size eksiksiz odenir ve asla haksizliga ugratilmazsiniz

    [61] Eger onlar baristan yana olurlarsa, sen de baristan yana ol! Ve Allah'a guven. Cunku isiten ve bilen O'dur

    [62] Eger sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. Seni yardimiyla ve muminlerle guclendirecek olan O'dur

    [63] Muminlerin kalplerini birbirlerine O isindirdi. Yoksa yeryuzunde ne varsa sen hepsini harcasaydin yine de onlarin kalblerini (boylesine) isindiramazdin. Lakin Allah, kalplerini kaynastirdi. Muhakkak ki, O azizdir, hakimdir

    [64] Ey Peygamber! Sana Allah yetisir, arkandan gelen muminlerle beraber

    [65] Ey Peygamber! Muminleri cihada tesvik eyle. Eger sizden sabredecek yirmi kisi olursa ikiyuze galip gelirler ve eger sizden yuz kisi olursa kafirlerden bin kisiye galip gelirler. Cunku onlar hakki ve akibeti dusunmeyen anlayissiz bir kavimdirler

    [66] Simdi Allah sizden yuku hafifletti ve sizde bir zaaf oldugunu bildi. O halde sizden sabredecek yuz kisi olursa ikiyuz dusmana galip gelirler, sizden bin kisi olursa Allah'in izniyle ikibin dusmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir

    [67] Hicbir peygamberin, yeryuzunde agir basmadikca (kesin zafere ulasip ustun gelmedikce) esirleri olmasi layik degildir. Siz dunya malini istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanizi murad eder. Allah azizdir, hakimdir

    [68] Eger Allah'dan bir yazi (hukum) bulunmasa idi aldiginiz fidyeden dolayi size mutlaka buyuk bir azab dokunurdu

    [69] Artik elde ettiginiz ganimetten helal ve hos olarak yiyin ve Allah'a karsi gelmekten sakinin. Muhakkak ki, Allah bagislayicidir ve merhamet edicidir

    [70] Ey Peygamber, elinizdeki esirlere de ki: "Eger Allah sizin kalblerinizde bir hayir bulursa, sizden alinandan daha hayirlisini size verir ve gunahlarinizi bagislar. Cunku Allah bagislayicidir

    [71] Eger sana hiyanet etmek isterlerse iyi bilsinler ki, bundan once Allah'a hainlik ettiklerinden dolayi Allah onlarin ezilmelerine imkan verdi. Allah her seyi hakkiyla bilen hukum ve hikmet sahibidir

    [72] Gercekten de iman edip hicret eden, mallariyla ve canlariyla Allah yolunda cihad veren, onlari barindirip yardim edenler, iste bunlar birbirlerinin dostlaridirlar. Iman ettigi halde henuz hicret etmemis olanlar, hicret edinceye kadar onlar uzerinde herhangi bir velayet hakkiniz yoktur. Bununla beraber dinde sizden yardim isterlerse, sizinle arasinda antlasma bulunanlar aleyhine bir durum olmadikca, onlara yardim etmeniz de uzerinize borctur. Allah butun yaptiklarinizi gorup duruyor

    [73] Kafirler de aslinda birbirlerinin dostlari ve yardimcilaridirlar. Eger siz de oyle yapmazsaniz, yeryuzunde buyuk bir fitne ve fesat cikar

    [74] O kimseler ki, iman ettiler, hicret ettiler ve Allah yolunda cihada katildilar, bir kisimlari da onlari barindirip yer, yurt sahibi yaptilar ve yardima kostular, iste bunlar hakkiyla mumin olanlardir. Bunlara bir magfiret ve comertce bir rizik vardir

    [75] Daha sonradan hicret edip sizinle beraber savasa katilanlar da sizdendirler. Bir de akraba olanlar, Allah'in kitabina gore, birbirlerine daha yakindirlar. Suphe yok ki, Allah her seyi bilir

    Surah 9
    Tevbe

    [1] Allah'dan ve Resulu'nden bir ultimatomdur bu, kendileriyle antlasma yaptiginiz musriklere

    [2] Bundan boyle yeryuzunde dort ay daha istediginiz gibi gezip dolasin. Sunu da bilin ki, Allah'i aciz birakacak degilsiniz. Allah kafirleri mutlaka perisan edecektir

    [3] Ayrica buyuk hac gunu Allah ve Rasulu tarafindan insanlara bir ilandir ki, Allah da Resulu de musriklerle yapilan antlasmalara artik bagli degildir. Eger hemen tevbe ederseniz, bu sizin icin hayirlidir. Yok yine tevbeden yuz cevirirseniz biliniz ki, Allah'i yildiracak degilsiniz. Kafirleri aci bir azap ile mujdele

    [4] Ancak kendileriyle antlasma yapmis oldugunuz musriklerden size olan ahitlerinde hicbir eksiklik yapmamis ve sizin aleyhinize hicbir kimseye yardimda bulunmamis olanlar bunun disindadir. Siz de onlarla olan antlasmanizin hukumlerine antlasma suresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, Allah muttakileri sever

    [5] Su haram aylar bir cikti mi artik o musrikleri nerede bulursaniz oldurun, yakalayin, hapsedin ve butun gecit baslarini tutun. Eger tevbe ederler ve namaz kilip zekati verirlerse onlari serbest birakin. Muhakkak ki, Allah cok bagislayandir, cok merhamet edendir

    [6] Eger musriklerden biri aman dilerse, ona aman ver. Ta ki, Allah'in kelamini dinlesin. Sonra onu guvenlik icinde oldugu yere kadar gonder. Cunku bunlar gercekten de bilgisiz bir kavimdirler

    [7] O musriklerin Allah katinda ve Resulu katinda herhangi bir ahdi nasil olabilir? Ancak Mescid-i Haram yaninda antlasma yaptiklariniz var ki, bunlar size karsi dogru durdukca siz de onlara dogru olun. Allah (hainlikten) sakinanlari elbette sever

    [8] Onlarla nasil sozlesme olabilir ki, sizin aleyhinize ellerine bir firsat gecse, hakkinizda ne bir antlasma gozetirler, ne de bir yemin. Dil ucuyla sizi hosnud etmeye calisirlar, fakat kalbleri o kadarina da razi olmaz. Zaten onlarin cogu fasiktirlar

    [9] Allah'in ayetlerini az bir cikara degistirdiler de Allah yolundan engellediler. Gercekten de bunlar ne fena seyler yapageldiler

    [10] Bir mumin hakkinda ne bir yemin gozetirler, ne de bir antlasma. Bunlar iste boyle haddi asan kimselerdir

    [11] Eger tevbe ederler, namazi kilarlar, zekati verirlerse dinde kardesleriniz olurlar. Biz ayetleri, bilen bir kavme aciklariz

    [12] Eger verdikleri sozden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatirlarsa, o kufur onculerini hemen oldurun. Cunku onlarin yeminleri yoktur. Ola ki, vazgecerler

    [13] Yeminlerini bozan, Peygamber'i yurdundan cikarmaya azmeden ve ustelik ilk once size saldirmaya baslayanlara karsi savasmaz misiniz? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eger mumin iseniz her seyden once Allah'dan korkmalisiniz

    [14] Onlarla savasin ki Allah, sizin ellerinizle onlarin cezasini versin ve ... onlari rezil ve rusvay etsin, yardimiyla sizi onlara muzaffer kilsin. Ve mumin bir kavmin yureklerini ferahlandirsin

    [15] Ve kalblerindeki ofkeyi gidersin. Allah diledigine tevbeyi nasib eder. Allah her seyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir

    [16] Yoksa siz hep kendi halinize terk olunacaginizi mi sandiniz? Allah'in, icinizden cihad edenleri ve Allah'tan, Resulu'nden, muminlerden baska kimseye siginmayan ve baskaca siginacak bir yer aramayanlari gormedigini mi (zannediyorsunuz)? Allah butun yaptiklarinizdan haberdardir

    [17] Musrikler kendi inkarlarina kendileri sahit olup dururlarken Allah'in mescidlerini imar etmeleri mumkun degildir. Onlarin butun yaptiklari bosa gitmistir. Ve onlar ates icinde ebedi olarak kalacaklardir

    [18] Allah'in mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gunune inanan, namazi kilan, zekati veren ve Allah'dan baskasindan korkmayan kimseler imar ederler. Iste hidayet uzere olduklari umulanlar bunlardir

    [19] Siz hacilara su dagitma ve Mescid-i Haram'i imar etme isiyle Allah'a ve ahiret gunune iman edip, Allah yolunda cihad edenlerin yaptigi isi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katinda esit olamazlar. Allah zalimler topluluguna hidayet ihsan etmez

    [20] Iman edip de hicret edip, mallariyla, canlariyla Allah yolunda cihad edenler, Allah katinda en buyuk dereceye sahiptirler. Iste bunlar murada ermis olan mutlu kullardir

    [21] Rab'leri, onlari kendi katindan bir rahmet, bir riza ve bir cennetle mujdeler ki o cennette onlar icin bitmez tukenmez nimetler vardir

    [22] Onlar orada ebedi kalirlar. Cunku en buyuk mukafat Allah katindadir

    [23] Ey iman edenler! Eger babalariniz ve kardesleriniz imana karsilik kufurden hoslaniyorlarsa, onlari dost edinmeyiniz. Sizden her kim onlari dost edinirse iste onlar da zalimlerin ta kendileridir

    [24] Onlara de ki; eger babalariniz, ogullariniz, kardesleriniz, kadinlariniz, akrabalariniz, kabileniz, elde ettiginiz mallar, kesada ugramasindan korktugunuz ticaret, hoslandiginiz evler ve meskenler, size Allah ve Resulunden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artik Allah'in emri gelinceye kadar bekleyin. Allah boyle fasiklar topluluguna hidayet nasip etmez

    [25] Inkar kabul etmez bir durumdur ki, Allah size bircok yerde yardim etti. Ozellikle Huneyn Gunu ki, o gun kendi coklugunuz size guven vermisti de o gun size onun bir faydasi olmamisti. Yeryuzu butun genisligine ragmen basiniza dar gelmisti. Sonra da bozguna ugrayarak gerisin geri donup kacmaya baslamistiniz

    [26] Sonra Allah, Resulunun uzerine ve muminlerin uzerine sekinetini (kalplere huzur veren rahmetini) indirdi ve gozle gormediginiz ordular indirdi de kendisini tanimayan kafirleri azaba ugratti. Ve o kafirlerin cezasi iste budur

    [27] Sonra butun bu olup bitenlerin arkasindan Allah, diledigine tevbe nasib eder. Allah cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [28] Ey iman edenler! Musrikler bir pisliktirler. Artik bu yildan sonra Mescid-i Haram'a yaklasmasinlar. Eger yoksulluktan korkarsaniz Allah sizi dilediginde lutuf ve ihsaniyla zenginlestirecektir. Allah gercekten alimdir, hakimdir

    [29] Kendilerine kitap verilenlerden olduklari halde ne Allah'a, ne ahiret gunune inanmayan, Allah'in ve Resulunun haram kildigini haram tanimayan ve hak dini din edinmeyen kimselere alcalmis olduklari halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar savas yapin

    [30] Yahudiler, "Uzeyir Allah'in oglu" dediler, Hiristiyanlar da "Mesih Allah'in oglu", dediler. Bu onlarin kendi agizlariyla uydurduklari sozlerdir. Daha once inkara sapmis olanlarin sozlerine benzetiyorlar. Allah onlari kahretsin, nasil da saptiriyorlar

    [31] Onlar, Allah'dan baska bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oglu Mesih'i de. Oysa onlar bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuslardi. Allah'dan baska hicbir ilah yoktur. O, musriklerin ortak kostugu seylerden de munezzehtir

    [32] Allah'in nurunu agizlariyla sondurmek istiyorlar, Allah da razi olmuyor. Fakat kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayi diliyor

    [33] O oyle bir Allah'dir ki, Resulunu hidayetle ve hak dinle butun dinlere ustun kilmak icin gondermistir. Musrikler hoslanmasalar da

    [34] Ey iman edenler, surasi bir gercektir ki, yahudi hahamlari ile hiristiyan rahiplerinin bir cogu insanlarin mallarini haksiz yere yerler ve Allah yolundan saptirirlar. Bir de altin ve gumusu hazineye doldurup, onlari Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yuzden acikli bir azap ile mujdele

    [35] O gun o altin ve gumuslerin ustu cehennem atesinde kizdirilacak da bunlarla alinlari, yanlari ve sirtlari daglanacak (onlara): "Iste bu kendi caniniz icin saklayip biriktirdiginiz seydir. Haydi simdi tadin bakalim su biriktirdiginiz seyin tadini!" denilecek

    [36] Dogrusu, Allah katinda aylarin sayisi oniki aydir. Gokleri ve yeri yarattigi gunku Allah yazisinda (boyle yazilmistir). Bunlardan dordu haram aylardir. Bu da dogru olan dinin hukmudur. Bu sebeple bunlar hakkinda nefislerinize haksizlik yapmayiniz. Musrikler size karsi topyekun savastiklari gibi siz de onlara karsi topyekun savas acin. Ve iyi bilin ki, Allah muttakilerle beraberdir

    [37] O "Nesi'" (denilen bir haram ayi geciktirmek adeti), olsa olsa kufurde fazlaliktir ki, kafirler onunla sasirtilir, onu bir yil helal, bir yil haram sayarlar ki, Allah'in haram kildiginin sayisina uydursunlar da Allah'in haram kildigini helal kilsinlar. Iste boylece kendilerine kotu isleri guzel gosterildi. Allah da kafir olan bir kavmi dogru yola iletmez

    [38] Ey iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda cihada cikin." denilince oldugunuz yere yigilip kaldiniz. Yoksa ahiretten vazgecip dunya hayatina razi mi oldunuz? Fakat dunya hayatinin zevki ahiretin yaninda ancak pek az birseydir

    [39] Eger topluca savasa katilmazsaniz, O sizi aci bir azaba ugratir ve yerinize baska bir kavmi getirir ve siz O'na zerrece bir zarar veremezsiniz. Allah'in herseye gucu yeter

    [40] Eger siz ona (Peygamber'e) yardim etmezseniz, Allah ona yardim eder. Hani o kafirler, onu Mekke'den cikardiklari vakit sadece iki kisiden biri iken, ikisi de magarada bulunduklari sirada arkadasina "Uzulme, cunku Allah bizimledir." diyordu. Allah onun kalbine sukunet ve kuvvet indirmisti ve onu gormediginiz bir orduyla desteklemisti. Kafirlerin sozunu alcaltmisti. Yuce olan Allah'in kelimesidir. Ve Allah gucludur, hikmet sahibidir

    [41] Ey muminler! Ister hafif techizatla, ister agirlikli olarak seferber olun ve mallarinizla, canlarinizla Allah yolunda cihad edin. Eger bilirseniz boylesi sizin icin daha hayirlidir

    [42] Eger o sefer, yakin bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydi mutlaka pesine duser gelirlerdi. Fakat o mesakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, "Bizim de gucumuz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere cikardik." diyerek Allah'a yemin edecekler, nefislerini helake surukleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalancidirlar

    [43] Allah seni affetsin. Dogru soyleyenler kimler, gercekten yalancilar kimlerdir, bunlarin iyice belli olmasini beklemeden nicin onlara izin verdin

    [44] Allah'a ve ahiret gunune inananlar, mallariyla ve canlariyla cihad etmeyi gorev bildiklerinden (zaten geri kalmak icin) senden izin istemezler. Allah o muttakilerin kimler oldugunu bilir

    [45] Senden izin isteyenler, olsa olsa Allah'a ve ahiret gunune inanmayanlar olabilir. Onlarin kalbleri hep iskillidir. Bundan dolayi suphe icinde bocalayip dururlar

    [46] Eger sizinle beraber cihada cikmak isteselerdi, elbette onunla ilgili olarak bir takim hazirliklar yaparlardi. Fakat Allah davranmalarini istemedi de onlari yoldan alikoydu ve (kendilerine): "oturun oturanlarla beraber" denildi

    [47] Eger icinizde sizinle beraber cihada cikmis olsalardi, bozgunculuk etmekten baska seye yaramayacaklardi ve araniza fitne sokmak icin ugrasacaklardi. Icinizde onlarin laflarina kanacaklar da vardi. Allah, o zalimleri iyi bilir

    [48] Surasi kesindir ki, bunlar daha once de fitne cikarmak istediler ve sana turlu isler cevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve Allah'in emri onlarin zoruna gitmesine ragmen aciga cikti

    [49] Iclerinden "Aman bana izin ver, basimi derde sokma" diyen de var. Dikkat et, baslarini asil kendileri derde soktular. Hic suphesiz cehennem, kafirleri elbette kusatacaktir

    [50] Eger sana bir iyilik dokunursa fenalarina gider. Eger sana bir musibet gelirse "Biz zaten tedbirimizi onceden almistik." derler ve sevine sevine donup giderler

    [51] De ki: "Hicbir zaman bize Allah'in bizim icin takdir ettiginden baskasi dokunmaz. O bizim mevlamizdir. Muminler yalnizca Allah'a tevekkul etsinler

    [52] De ki: "Siz bizde iki guzelligin (Zafer veya sehitligin) birinden baskasini mi gozetirsiniz? Biz ise size Allah'in kendi katindan veya bizim elimizle bir azap indirmesini gozetiyoruz. Haydi siz gozetedurun, biz de sizinle beraber gozetmekteyiz

    [53] O munafiklara sunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikleriniz sizden hicbir zaman kabul edilmeyecektir. Cunku siz fasik bir kavimsiniz

    [54] Infaklarin onlardan kabul olunmamasina sebep, gercekte Allah'a ve Resulune inanmamalari, namaza ancak usene usene gelmeleri, verdiklerini de ancak istemeye istemeye vermeleridir

    [55] Onlarin mallari da, evlatlari da sakin seni imrendirmesin. Bu olsa olsa, Allah'in onlari dunya hayatinda bu gibi seylerle azaba ugratmasindan ve canlarinin kafir olarak cikmasini murat etmis olmasindan baska birsey degildir

    [56] Hic suphesiz onlar, sizden olduklarina dair yemin de ederler. Halbuki sizden degildirler. Fakat onlar oyle bir kavimdirler ki, korkudan odleri patliyor

    [57] Eger siginacak bir yer veya barinacak magaralar veyahut girilecek bir delik bulsalardi baslarini diker o tarafa dogru kosarlardi

    [58] Iclerinde (topladigin) sadakalar hakkinda sana tariz eden (dil uzatan) ler de var. Eger o sadakalardan kendilerine verilmisse hosnut olurlar, verilmemisse hemen kizarlar

    [59] Ne olurdu bunlar, Allah ve Resulunun kendilerine verdigine razi olsalar da "Bize Allah yeter. Allah bize lutuf ve ihsanindan yine lutfeder, verir. Bizim butun ragbetimiz Allah'adir" deselerdi

    [60] Sadakalar ancak sunlar icindir: Fakirler, yoksullar, o iste calisan gorevliler, muellefe-i kulub (kalbleri Islam'a isindirilacaklar), koleler, borclular, Allah yolundakiler, yolda kalmislar. Allah tarafindan boyle farz kilindi. Allah her seyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

    [61] Yine onlarin icinde oyleleri vardir ki, Peygamber'i incitiyorlar ve "O her soyleneni dinleyen bir kulaktir." diyorlar. De ki; "Sizin icin bir hayir kulagidir. Allah'a inanir, muminlere inanir, ayrica sizden iman edenlere de bir rahmettir". Allah'in Resulunu incitenlere acikli bir azap vardir

    [62] Gonlunuzu hos etmek icin gelir size yemin ederler. Bunlar eger mumin iseler Allah'i ve Resulunu razi etmeleri daha dogrudur

    [63] Bilmiyorlar mi ki, kim Allah'a ve Resulune karsi gelirse, ona muhakkak ki icinde ebedi kalinacak cehennem atesi vardir. Iste rusvayligin buyugu de budur

    [64] Munafiklar, kalblerindekileri butunuyle haber verecek bir surenin tepelerine inmesinden cekinirler. De ki, alay edip durun bakalim, Allah o sizin cekindiginiz seyi kesinlikle ortaya cikaracaktir

    [65] Eger kendilerine sorarsan, "Biz sirf lafa dalmis, sakalasiyorduk." derler. De ki: "Allah ile, ayetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyorsunuz

    [66] Bosuna ozur dilemeyin, iman ettik dedikten sonra kufrunuzu aciga vurdunuz. Icinizden bir kismini affetsek bile bir kismini suclarinda israr ettikleri icin azabimiza ugratacagiz

    [67] Munafiklarin erkekleri de kadinlari da birbirlerine benzerler. Kotulugu emreder, iyilikten sakindirirlar ve Allah yolunda harcamaktan ellerini siki tutarlar. Allah'i unuttular da, Allah da onlari unuttu. Gercekten de munafiklar hep fasik kimselerdir

    [68] Allah, erkek kadin butun munafiklara ve butun kafirlere cehennem atesini ebedi olarak vaad buyurdu. O ates onlara yeter. Allah onlara lanet etmistir. Onlara bitmez tukenmez bir azap vardir

    [69] (Ey munafiklar!) siz de tipki kendinizden oncekiler gibisiniz. Oysa onlar sizden daha guclu, kuvvetli, mal ve evlatca sizden daha varlikli idiler. Dunya nimetlerinden paylarina dusen kadar zevk surduler. Sizden oncekiler kismetlerine dusen kadariyla nasil zevk surmek istedilerse siz de onlar gibi kismetinize dusen kadariyla zevk surmeye baktiniz, siz de sizden once bataga dalanlar gibi bataga daldiniz. Iste bunlarin dunyada ve ahirette butun amelleri heder olup gitti ve iste bunlar hep husran icinde kalanlardir

    [70] Onlara, kendilerinden oncekilerin; Nuh Kavmi'nin, Ad'in, Semud'un, Ibrahim Kavmi'nin, Medyen Ashabi'nin ve o mu'tefikelerin haberi gelmedi mi? Onlarin hepsine peygamberleri delillerle gelmislerdi. Demek ki Allah, onlara zulmetmis degildi, lakin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardi

    [71] Erkek ve kadin butun muminler birbirlerinin dostlari ve velileridirler. Iyiligi emrederler, kotulukten vazgecirirler, namazi kilarlar, zekati verirler, Allah'a ve Resulune itaat ederler. Iste bunlari Allah rahmetiyle yarligayacaktir. Cunku Allah azizdir, hakimdir

    [72] Allah mumin erkeklere ve mumin kadinlara, altlarindan irmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardir. Hem de Adn cennetlerinde hos meskenler vaad etmistir. Allah'in rizasi ise hepsinden buyuktur. Iste asil buyuk kurtulus da budur

    [73] Ey Peygamber, kafirlerle ve munafiklarla savas. Onlara karsi kati ol. Onlarin varacaklari yer cehennemdir ve orasi ne kotu bir yerdir

    [74] Onlar, kotu bir sey soylemedik, diyerek Allah'a yemin ederler. Onlar o kufur kelimesini kesinlikle soylediler. Islam'a girdikten sonra yine kafirlik ettiler. Ve o basaramadiklari cinayeti tasarladilar. Halbuki intikam almalari icin Allah'in, Resulu ile onlari lutfundan zenginlestirmis olmasindan baska bir sebep yoktu. Eger tevbe ederlerse haklarinda hayirli olur. Yok yanasmazlarsa Allah onlari dunyada da, ahirette de acikli bir azaba ugratir. Yeryuzunde onlari koruyacak veya onlara yardim edecek bir kimse de bulunmaz

    [75] Yine onlardan kimi de Allah'a soyle ahdetmislerdi: "Eger bize lutuf ve kereminden ihsan ederse biz de elbette zekati veririz ve kesinlikle salihlerden oluruz." diye soz vermislerdi

    [76] Ne zaman ki, Allah lutfedip onlara ihsanda bulundu, onlar da cimrilik edip yuz cevirdiler ve zaten yan cizip duruyorlardi

    [77] Allah'a verdikleri sozu tutmadiklari ve yalan soyledikleri icin, O da bu yaptiklarinin sonucunu kiyamet gunune kadar yureklerinde surup gidecek bir munafikliga cevirdi

    [78] Allah'in, onlarin sirlarini da, fisiltilarini da bilip durdugunu ve Allah'in butun bilinmeyenleri bildigini hala ogrenemediler mi

    [79] Muminlerden zekattan fazla olarak kendi gonulleriyle bagista bulunanlara, bir de guclerinin yettiginden fazlasini bulamayanlara bakip da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya cevirmistir. Onlara pek acikli bir azap vardir

    [80] Onlar icin Allah'dan ister magfiret dile, ister dileme. Onlar icin yetmis kere magfiret dilesen de yine Allah onlari affetmeyecektir. Bu, onlarin Allah'i ve Resulunu inkar etmelerinden dolayi boyledir. Allah, boylesine bastan cikmis fasiklar guruhuna hidayet etmez

    [81] Savastan geri kalan munafiklar, Resulullah'in hilafina, onun savasa gitmesine karsilik, oturup kalmalariyla ferahladilar ve mallariyla, canlariyla Allah yolunda cihad etmekten hoslanmadilar, ustelik "Bu sicakta savasa gitmeyin." dediler. De ki: "Cehennem atesi daha sicaktir." Keske anlayabilselerdi

    [82] Kazandiklari gunahin cezasi olarak, artik az gulsunler, cok aglasinlar

    [83] Eger Allah, seni onlardan bir kisminin yanina dondurur de onlar baska bir cihada seninle birlikte cikmak icin senden izin isterlerse, de ki; "Artik siz hicbir zaman benimle cikamayacaksiniz. Daha once oturup kalmaktan hoslaniyordunuz. Bundan boyle artik geride kalanlarla beraber oturup kalin

    [84] Ve onlardan biri olurse asla namazini kilma ve kabirinin basina gidip durma. Cunku onlar Allah'i ve Resulunu tanimadilar. Ve fasik olarak can verdiler

    [85] Onlarin ne mallari, ne de evlatlari seni imrendirmesin. Allah, onlari dunyada bunlarla cezalandirmayi ve canlarinin kafir olarak cikmasini murad ediyor, baska degil

    [86] Allah'a iman edin ve Resulu ile birlikte cihada gidin." diye bir sure indirildigi zaman, iclerinden mal mulk sahibi olanlar senden izin istediler ve "Birak bizi oturanlarla beraber oturalim." dediler

    [87] Onlar, oturanlarla beraber oturmaktan hoslandilar. Kalblerine muhur vuruldu. Bundan dolayi onlar anlayissizdirlar

    [88] Fakat Peygamber ve onunla beraber olan muminler mallariyla, canlariyla cihad ettiler. Iste butun hayirlar onlarindir. Murada erenler de iste onlardir

    [89] Allah onlara, altindan irmaklar akan cennetler hazirladi. Iclerinde ebedi kalacaklar. Iste o buyuk kurtulus budur

    [90] Bedevilerden ozur bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulune yalan soyleyenler de oturdular kaldilar. Bunlardan kafir olanlara acikli bir azap isabet edecektir

    [91] Allah ve Resulu adina nasihat ettikleri takdirde ne zayiflara, ne hastalara, ne de verecek birsey bulamayan yoksullara savastan kalmaktan dolayi bir gunah yoktur. Iyilik edenleri ayiplamaya bir yol yoktur. Allah gafurdur, rahimdir

    [92] Kendilerini bindirip savasa gonderesin diye gonullu olarak sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek birsey bulamiyorum." dedigin zaman, bu ugurda harcayacaklari birsey bulamadiklarindan dolayi uzulup gozlerinden yas doke doke geri donup gidenlere de bir gunah yoktur

    [93] Kinamaya yol, ancak zengin olduklari halde geri kalmak icin senden izin isteyenleredir. Bunlar geri kalanlarla beraber olmayi tercih ettiler. Allah da kalblerini muhurledi. Onlar, artik baslarina gelecegi bilmezler

    [94] Savastan donup yanlarina geldiginizde size ozur beyan edecekler. De ki: "Ozur beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayiz. Allah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi". Bundan sonra da Allah ve Resulu yaptiklarinizi gorecektir. Daha sonra da gizliyi ve asikari bilen Allah'a donduruleceksiniz. O vakit O, size neler yapmis oldugunuzu tek tek haber verecektir

    [95] Donup de yanlarina geldiginizde kendilerinden yuz ceviresiniz (hesaba cekmekten vazgecesiniz) diye Allah'a yemin edecekler. Siz de onlardan yuz cevirin. Cunku onlar gercekten murdar kimselerdir. Yaptiklarinin cezasi olarak nihayet varacaklari yer cehennemdir

    [96] Kendilerinden razi olasiniz diye size yemin ederler. Eger siz onlardan razi olursaniz, sunu bilin ki Allah, o fasiklar guruhundan kesinlikle razi olmaz

    [97] Bedeviler inkar ve munafiklik bakimindan daha beterdirler. Bununla beraber Allah'in, Resulune indirdigi (hukumlerin) sinirlarini bilmemeye daha yatkindirlar. Allah alimdir, hakimdir

    [98] Bedevilerden kimi de var ki, verdigini angarya sayar ve sizin uzerinize belalar gelmesini bekler. O cirkin belalar kendi baslarina olsun! Allah herseyi isitendir, bilendir

    [99] Yine bedevilerden kimi de vardir ki, Allah'a ve ahiret gunune inanir ve harcadigini Allah katinda yakinliklara ve Peygamber'in dualarini almaya vesile sayar. Gercekten de bu, onlar icin bir yakinliktir. Allah onlari rahmeti icine koyacaktir. Suphesiz ki, Allah bagislayicidir ve rahmet edicidir

    [100] Muhacir ve Ensar'dan Islam'a ilk once girenlerin basta gelenleri ve iyi amellerle onlarin ardinca gidenler var ya, iste Allah onlardan razi oldu, onlar da Allah'dan razi oldular ve onlara, altlarinda irmaklar akan cennetler hazirladi ki, iclerinde ebedi kalacaklar. Iste buyuk ve muhtesem kurtulus budur

    [101] Hem cevrenizdeki bedevilerden munafiklar var, hem de Medine halkindan munafiklikta israr edenler var. Sen onlari bilmezsin. Onlari biz biliriz. Biz onlari iki kere azaba ugratacagiz. Daha sonra da buyuk bir azaba itilecekler

    [102] Onlardan bir kismi gunahlarini itiraf ettiler. Ve iyi bir amelle kotu bir ameli karistirdilar. Ola ki, Allah tevbelerini kabul eder. Cunku Allah gafurdur, rahimdir

    [103] Onlarin mallarindan sadaka al ki, onunla kendilerini temizlersin, tertemiz edersin. Bir de haklarinda hayir dua et. Cunku senin duan kalblerini yatistirir. Allah isitendir, bilendir

    [104] Onlar bilmiyorlar mi ki, Allah kullarinin tevbesini kabul eder ve sadakalari da alir. Allah tevbeleri kabul edendir, cok merhametlidir

    [105] Ve de ki; "Calisin! Yaptiklarinizi hem Allah gorecek, hem Resulu, hem de muminler gorecektir. Sonra da gizliyi ve acigi bilen Allah'in huzuruna iletileceksiniz. Iste o zaman, neler yaptiginizi size O bildirecektir

    [106] Savasa katilmayanlardan diger bir kisminin affi da Allah'in emrini beklemek icin geri birakilmistir. Ya kendilerini cezalandirir ya da tevbelerini kabul eder. Allah alimdir, hakimdir

    [107] Bir de muslumanlara zarar vermek, kafirlik etmek ve muslumanlarin arasina ayrilik sokmak ve daha once Allah ve Resulu'ne karsi savas acmis olani beklemek icin mescid yapanlar var. "Iyilikten baska bir maksadimiz yoktu." diye yemin de edecekler. Fakat bunlarin kesinlikle yalanci olduklarina Allah sahittir

    [108] O mescit icinde sen kesinlikle namaza durma. Ta ilk gununde temeli takva uzerine kurulan mescit elbette icinde namaz kilmana daha layiktir. Onun icinde gunahlarindan arinmayi seven kisiler vardir. Allah da arinmis, ak pak olmus olanlari sever

    [109] O halde binasini Allah korkusu ve Allah rizasi uzerine kurmus olan mi hayirlidir, yoksa binasini yikilmak uzere olan bir ucurumun kenarina kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mi daha hayirli? Allah, zalimler guruhunu hidayete erdirmez

    [110] Onlarin kurmus olduklari bu turlu binalar, kalpleri parca parca olmadikca, kalblerinde bir nifak dugumu olup kalacaktir. Allah, alimdir, hakimdir

    [111] Allah, muminlerden, canlarini ve mallarini, kendilerine cennet vermek uzere satin almistir: Allah yolunda carpisacaklar da oldurecekler ve oldurulecekler. Bu, Tevrat'ta da, Incil'de de Kur'an'da da Allah'in kendi uzerine yuklendigi bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardir? O halde yaptiginiz alis-veris ahdinden dolayi size mujdeler olsun! Ve iste o buyuk kurtulus budur

    [112] (Bunlar), O tevbekar olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruclular, o rukua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiligi emredip, kotulukten vazgecirenler, Allah'in hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarinin olculerine riayet edenler)dir. Mujde ver o muminlere, mujde

    [113] Ne peygambere, ne iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik olduklari iyice belli olduktan sonra musriklere istigfar etmek yoktur

    [114] Ibrahim'in babasi icin istigfar etmesi de sirf ona vermis oldugu bir sozden dolayi idi. Boyle iken onun bir Allah dusmani oldugu kendisine aciklaninca o isten vazgecti. Suphesiz ki Ibrahim, cok bagri yanik, cok halim birisi idi

    [115] Allah, bir kavmi hidayete erdirdikten sonra, nelerden sakinacaklarini kendilerine iyice aciklamadikca dalalete dusurmez. Gercek su ki, Allah her seyi bilir

    [116] Hic suphesiz, goklerin ve yerin mulku Allah'indir. O, diriltir de, oldurur de. Size O'ndan baska ne bir dost vardir, ne de bir yardimci

    [117] Andolsun ki, Allah, yine peygambere ve en zor gununde ona uyan Muhacirler'le Ensar'a, iclerinden bir kisminin kalbleri az kalsin kayacak gibi olmusken, tevbe nasip etti de lutfedip tevbelerini kabul buyurdu. Cunku O, gercekten cok sefkatli, cok bagislayicidir

    [118] Allah, haklarinda hukum beklenen o uc kisiyi de bagisladi. Cunku o derece bunalmislardi ki, yeryuzu butun genisligine ragmen onlara dar gelmeye baslamisti, vicdanlari da kendilerini sikintiya sokmustu. Allah'dan kurtulusun, ancak Allah'a siginmakta oldugunu anlamislardi. Sonra da Allah, onlari tevbekar olmaya muvaffak kildi da tevbelerini kabul buyurdu. Suphesiz ki Allah, tevbeleri cok cok kabul edendir, cok merhametli olandir

    [119] Ey iman edenler! Allah'dan korkun ve dogrularla beraber olun

    [120] Medine halkina ve civardaki bedevilere, Resulullah'in emrine aykiri hareket etmek uygun olmadigi gibi, onun katlandigi zahmetlere oburlerinin katlanmaya yanasmamalari da yakisik almaz. Cunku onlarin Allah yolunda cektikleri hicbir susuzluk, hicbir yorgunluk ve hicbir aclik, ayrica kafirleri ofkelendirecek ayak bastiklari hicbir yer veya dusmana karsi elde ettikleri hicbir basari yoktur ki, karsiliginda kendilerine salih bir amel yazilmis olmasin. Cunku Allah, guzel is yapanlarin mukafatini zayi etmez

    [121] Onlarin, Allah yolunda yaptiklari kucuk veya buyuk her harcama veya gectikleri her vadi karsiliginda, yaptiklari isin daha guzeliyle Allah'in kendilerini mukafatlandirmasi icin sevap yazilmamasi mumkun degildir

    [122] Bununla beraber muminlerin hepsinin birden topyekun savasa katilmalari uygun degildir. Her kabileden bir kisim insanlar da din ilimlerinde derinlesmeli ve kabileleri savastan donup gelince onlari uyarmalidir ki, boylece Allah'in azabindan sakinirlar

    [123] Ey iman edenler, once yakin cevrenizdeki kafirlerle savasin ki, sizde bir guc ve kuvvet oldugunu gorsunler. Ve iyi bilin ki, Allah muttakilerle beraberdir

    [124] Bir sure indirildigi zaman, iclerinden biri cikar, "Bu sure hanginizin imanini arttirdi?" der. Fakat muminlere gelince, aslinda her inen sure onlarin imanini arttirmistir ve onlar surekli olarak mujdelenip duruyorlar

    [125] Kalblerinde bir hastalik olanlara gelince, onlarin da murdarliklarina (kufurlerine) murdarlik (kufur) katmistir ve kafir olarak olup gitmislerdir

    [126] Onlar (munafiklar) her yil bir veya iki kere kendilerinin cesitli belalara ugratildiklarini gormuyorlar mi? Boyle iken yine de tevbe etmiyor ve ibret almiyorlar

    [127] Aleyhlerinde bir sure indirilince, "Sizi birisi goruyor mu?" diye birbirlerine goz ederler, sonra da sivisir giderler. Allah onlarin kalblerini (imandan) cevirmistir. Bu yuzden onlar anlayissiz bir kavimdirler

    [128] Andolsun size icinizden oyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve sereflidir. Sikintiya dusmeniz ona cok agir gelir ustunuze titrer, muminlere gayet merhametli ve sefkatlidir

    [129] Eger aldirmazlarsa onlara de ki: Bana Allah yeter. O'ndan baska ilah yoktur. Ben O'na dayanmaktayim ve O, o buyuk Ars'in Rabbidir

    Surah 10
    Yûnus

    [1] Elif, Lam, Ra. Iste bunlar o hikmetli kitabin ayetleridir

    [2] Insanlari (egri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdindeki yuksek makamlari mujdele, diye iclerinden bir adama vahyimizi gondermemiz onlara tuhaf mi geldi? Kafirler: "Hic suphesiz bu besbelli bir sihirbaz." dediler

    [3] Rabbiniz o Allah'dir ki, gokleri ve yeri alti gunde yaratti, sonra ars uzerine istiva etti (onu hukmu altina aldi), isi tedbir eyliyor. O'nun izni olmaksizin hic kimse sefaatci olamaz. Iste Rabbiniz olan Allah budur. O'na ibadet ediniz! Hala dusunup ibret almayacak misiniz

    [4] Donusunuz hep O'nadir. Allah'in vaadi haktir. Herseyi ilk bastan yaratan O'dur. Sonra iman edip salih amel isleyenleri hak ettikleri olcude mukafatlandirmak icin geri dondurecek olan yine O'dur. Kafirlere de inkar ettikleri icin kaynar sudan bir icki ve acikli bir azap vardir

    [5] O Allah'dir ki, senelerin sayisini ve hesabini bilesiniz diye gunesi bir isik, ayi da bir nur yapti. Ve aya menziller tayin etti. Allah bunu hak olarak yaratti. O, bilecek olan bir kavim icin ayetlerini ayrintili olarak aciklar

    [6] Elbette gece ile gunduzun birbiri ardinca degisip durmasinda ve Allah'in goklerde ve yerde yarattiklarinda sakinan bir kavim icin bir cok delil vardir

    [7] Bize kavusmayi ummayanlar, dunya hayatina razi olup onunla tatmin bulanlar ve bizim ayetlerimizden gafil olanlar da vardir muhakkak

    [8] Iste bunlarin kendi elleriyle ettikleri yuzunden varacaklari yer cehennemdir

    [9] Hic suphesiz iman edip salih ameller isleyenleri, imanlarindan dolayi Rableri hidayete erdirir. Naim cennetlerinde altlarindan irmaklar akar durur

    [10] Onlarin oradaki dualari: "Allahim, sen yucelerden yucesin"; saglik dilekleri "selam", dualarinin sonu da "Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun." diye sukretmek olacaktir

    [11] Eger Allah, insanlara, hayri carcabuk istedikleri gibi, serri de alel-acele verseydi, onlarin hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavusmayi ummayanlari kendi hallerine birakiriz da azginliklari icinde bocalayip giderler

    [12] Insana bir sikinti dokundugu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisinden sikintisini gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sikinti icin bize hic yalvarmamis gibi aldirmadan gecer gider. Iste o asiri gidenlere yaptiklari seyler boyle guzel gelir

    [13] Andolsun ki, sizden onceki devirlerin bir cok kavmini, peygamberleri kendilerine bir cok belge ile geldikleri halde zulmettikleri ve imana gelmedikleri icin helak ettik. Iste gunahkarlar toplulugunu biz boyle cezalandiririz

    [14] Sonra onlarin ardindan sizi yeryuzune halifeler yaptik ki, bakalim nasil ameller isleyeceksiniz

    [15] Boyle iken, ayetlerimiz, kesin birer belge olarak kendilerine okundugu zaman, o bizimle karsilasmayi ummayanlar, "Bundan baska bir Kur'an getir veya bunu degistir." dediler. De ki, "Onu kendiligimden degistiremem, benim acimdan bu olacak bir sey degildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarim. Rabbime isyan edersem, suphesiz buyuk bir gunun azabindan korkarim

    [16] De ki, "Eger Allah dileseydi ben onu size okumazdim. O da onu hicbir sekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin icinizde bundan once yillarca bulundum. Siz hala aklinizi basiniza toplamayacak misiniz

    [17] Artik bir yalani Allah'a iftira eden veya O'nun ayetlerini inkar edenden daha zalim kim olabilir? Hic suphesiz o mucrimler iflah olmayacaklar

    [18] Allah'i birakiyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan seylere tapiyorlar ve "Bunlar bizim Allah katinda sefaatcilerimizdir." diyorlar. De ki, "Siz Allah'a goklerde ve yerde O'nun bilmedigi bir seyi mi haber veriyorsunuz?" Allah onlarin ortak kostuklari seylerin hepsinden munezzehtir

    [19] Insanlar, aslinda bir tek ummet idiler, sonra ihtilafa dusup ayri ayri oldular. Eger Rabbinden bir karar cikmamis olsa idi, ihtilaf edip durduklari seyler hakkinda simdiye kadar aralarinda coktan hukum verilmis olurdu

    [20] Bir de "Ona Rabbinden daha baska bir ayet indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Gaybi bilmek ancak Allah'a mahsustur, bekleyiniz bakalim, ben de sizinle beraber bekleyecegim suphesiz

    [21] Insanlara dokunan bir sikintidan sonra kendilerine bir rahmet tattirdigimiz zaman, ayetlerimiz hakkinda derhal bir takim hilekarliklara girisirler. De ki: "Allah'in hilesi daha cabuktur. Haberiniz olsun ki elcilerimiz yaptiginiz hileleri yazip duruyorlar

    [22] Sizi karada ve denizde gezdirip dolastiran O'dur. Hatta gemilerde bulundugunuz ve o gemiler, icindekilerle beraber hos bir esinti ile akip gittikleri ve tam keyiflendikleri sirada o gemilere siddetli bir firtina gelir catar ve her taraftan onlara dalgalar gelmeye baslar. Butunuyle kusatilip artik bittiklerini sanirlar. Iste o vakit tam ihlas ile Allah'a yalvarir ve dindar olurlar: "Eger bizi buradan kurtarirsan, andolsun ki, sukredenlerden olacagiz." derler. 23- Sonra Allah onlari oradan kurtarir, kurtulur kurtulmaz yeryuzunde cesitli taskinliklara baslarlar. Ey insanlar taskinliginiz sirf kendi zararinizadir. Su degersiz dunya hayatinin bir sure tadini cikariniz, sonra nasil olsa donup bize geleceksiniz. Biz de butun yaptiklarinizi tek tek size haber verecegiz

    [23] Sonra Allah onlari oradan kurtarir, kurtulur kurtulmaz yeryuzunde cesitli taskinliklara baslarlar. Ey insanlar taskinliginiz sirf kendi zararinizadir. Su degersiz dunya hayatinin bir sure tadini cikariniz, sonra nasil olsa donup bize geleceksiniz. Biz de butun yaptiklarinizi tek tek size haber verecegiz

    [24] Dunya hayatinin misali soyledir: Gokten indirdigimiz su ile, insanlarin ve hayvanlarin yedigi bitkiler birbirine karismistir. Nihayet yeryuzu suslerini takinip suslendigi ve sahipleri kendilerini ona gucu yeter sandiklari bir sirada, geceleyin veya gunduzun, ona emrimiz gelivermistir, ansizin ona oyle bir tirpan ativermisiz de sanki bir gun once orada hicbir senlik yokmus gibi oluvermistir. Dusunen bir kavim icin ayetlerimizi iste boyle aciklariz

    [25] Allah, selamet yurduna cagiriyor ve diledigini de dogru yola hidayet ediyor

    [26] Iyi is, guzel amel yapanlara daha guzeli ve daha fazlasiyla karsilik vardir. Yuzlerine ne kara bulasir, ne de asagilanirlar. Cennet ehli iste bunlardir. Orada ebedi kalacaklardir

    [27] Kotuluk kazanmis olanlara gelince, kotulugun cezasi, misli kadardir. Ve onlari bir asagilik ve eziklik kaplar. Onlar icin Allah'dan baska hicbir kurtarici yoktur. Yuzleri karanlik gecelerden bir parcaya burunmus gibidir. Iste onlar cehennem ehlidir. Orada ebedi kalacaklardir

    [28] O gun ki, hepsini mahsere toplayacagiz, sonra da o sirk kosanlara "Haydi yerlerinize! Siz de, ortak kostuklariniz da!" diyecegiz. Artik aralarini iyice acmisiz. O ortak kostuklari seyler, "Siz bize tapmiyordunuz ki." diyecekler

    [29] Simdi sizinle bizim aramizda sahit olarak Allah yeter. Sizin bize ibadet ettiginizden bizim haberimiz yoktur" (diyecekler)

    [30] Iste burada herkes gecmiste yaptigini bulacak. Ve gercek mevlalari olan Allah'a dondurulecekler. Iftira edip uydurduklari seyler de kendilerinden busbutun uzaklasip gidecek

    [31] De ki, "size gokten ve yerden kim rizik veriyor? O, kulaklara ve gozlere hukmeden kim? Oluden diriyi, diriden oluyu cikaran kim? Isleri idare eden kim?" Hemen "Allah'dir" diyecekler. De ki, "O halde Allah'a karsi gelmekten sakinmaz misiniz

    [32] Iste o Allah sizin gercek Rabbinizdir. Gercegin disinda sapikliktan baska ne vardir? O halde haktan nasil cevriliyorsunuz

    [33] Hak dinden cikmis fasiklara Rabbinin kelimesi soyle gerceklesti: Onlar artik imana gelmezler

    [34] De ki: "Allah'a es tuttugunuz ortaklarinizdan, once yaratip, sonra da onu cevirip yeniden diriltecek var mi?" De ki, "Once yaratip, sonra da onu yeniden yaratacak olan Allah'dir. O halde nasil yoldan saptiriliyor, donduruluyorsunuz

    [35] De ki, "Ortak kostuklarinizdan dogru yolu gosterecek olan var midir?" Deki, "Allah, hak olan dogru yola hidayet eder. O halde dogru yola hidayet eden mi kendisine uyulmaya daha layiktir, yoksa kendisine yol gosterilmeyince onu bulamayan mi daha layiktir. O halde ne oluyorsunuz? Nasil hukmediyorsunuz

    [36] Onlarin bircogu zandan baska bir seye uymaz. Zan ise haktan hic bir seyin yerini tutmaz. Suphesiz ki, Allah onlarin ne yaptiklarini bilir

    [37] Bu Kur'an, Allah'dan baskasi tarafindan uydurulamaz, lakin kendinden onceki kitaplari tasdik eder ve o kitabi (levh-i mahfuzu) ayrintili olarak aciklar. Onda suphe edilecek hic bir sey yoktur. Alemlerin Rabbi tarafindan indirilmistir

    [38] Onu o (peygamber) uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Haydi siz de onun gibi bir sure getirin ve Allah'dan baska, cagirabileceginiz kim varsa onu da yardima cagirin. Eger sozunuzde sadik iseniz (bunu yapin)

    [39] Hayir. Onlar bilgileriyle kavrayamadiklari, te'vili de kendilerine hic gelmemis olan bir seyi yalan saydilar. Bunlardan once gelip gecenler de yine boyle inkar etmislerdi, amma bak zalimlerin akibeti nasil oldu

    [40] Onlardan ona (Kur'an'a) inanacaklar da var, inanmayacaklar da var. Rabbin fesatcilari en iyi bilendir

    [41] Eger seni inkar etmeyi surdururlerse, de ki; "Benim amelim bana, sizin ameliniz de size aittir. Benim yapacagim sizi ilgilendirmez, sizin yapacaginiz da beni ilgilendirmez

    [42] Iclerinden seni dinlemeye gelenler de var. Sen, sagirlara, ustelik akilsiz da olanlara dinletebilir misin

    [43] Iclerinden sana bakanlar da var. Fakat sen, korlere, ustelik basiretleri de yoksa hidayet edip yol gosterebilecek misin

    [44] Surasi kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar

    [45] Allah'in onlari hasredip toplayacagi gunde, sanki onlar dunyada gunduz bir parca kalmislar da aralarinda tanismislar gibi olacak. Allah'in huzuruna cikacaklarina inanmamis ve dogru yolu tutmamis olanlar hic suphesiz en buyuk ziyana ugramis olacaklar

    [46] Onlara vaad ettigimizin bir kismini sana gostersek de, gostermeden seni vefat ettirsek de, sonunda onlarin donusu bize olacak. Sonra onlarin ne yapacaklarina Allah sahit olacaktir

    [47] Her ummetin bir peygamberi vardir. O peygamberleri gelince aralarinda adaletle hukum verilir. Onlar hic zulum gormezler

    [48] Onlar, "Eger dogru soyluyorsaniz bu vaad ne zaman yerine gelecek?" diyorlar

    [49] De ki, "Ben, Allah'in dilediginin disinda kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim". Her ummetin bir eceli vardir. Ecelleri gelince artik ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler

    [50] De ki: "O'nun azabi size geceleyin uykuda veya gupe gunduz gelecek olsa, ne dersiniz? Gunahkarlarin onu alelacele istemeleri icin ne sebep vardir

    [51] Bu azap meydana geldikten sonra mi iman edeceksiniz, yoksa simdi mi? Halbuki onun carcabuk gelmesini istiyordunuz

    [52] Sonra o zulum yapanlara "Tadin bakalim su ebedi azabi!" denilecek. Vaktiyle kazandiginizdan baskasi ile mi cezalandirilacaksiniz

    [53] O azap gercek mi?" diye sana soruyorlar. De ki; "Evet. Rabbim hakki icin o kesin bir gercektir. Ve siz bundan yakayi kurtaramazsiniz

    [54] Zulum yapmis olan herkes, azabi gorunce yeryuzundeki her seyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak icin) hepsini feda ederdi. Ve icten ice pismanlik duyardi. Fakat aralarinda adaletle hukum verilir ve hicbirine zulum yapilmaz

    [55] Haberiniz olsun ki, goklerde ve yerde ne varsa Allah'indir. Acin gozunuzu, Allah'in vaadi muhakkak ki, haktir, gercektir. Lakin onlarin cogu bunu bilmezler

    [56] O, hem can veren, hem can alandir. Ve hepiniz O'na dondurulup goturuleceksiniz

    [57] Ey insanlar! Size Rabbinizden bir ogut, gonuller derdine bir sifa, muminlere bir hidayet ve rahmet geldi

    [58] De ki, "Allah'in ihsaniyla ve rahmetiyle, yalnizca bunlarla sevinc duysunlar. Bu, onlarin biriktirip durduklarindan daha hayirlidir

    [59] De ki, "Baksaniza, Allah sizin icin nice riziklar indirdi, siz onlardan bir kismini haram, bir kismini helal yaptiniz". De ki, "Size Allah mi izin verdi, yoksa siz Allah'a iftira mi ediyorsunuz

    [60] Allah'a yalani iftira edenler kiyamet gununu ne saniyorlar? Allah, insanlara cok ihsanda bulunmustur, lakin insanlarin cogu sukretmezler

    [61] Hangi isi yaparsan yap, Kur'an'dan ne okursan oku, ne iste calisirsan calis, unutmayin ki, siz ona dalip gitmisken, biz sizin uzerinizde sahidiz. Ne yerde, ne de gokte zerre kadar hic bir sey Rabbinin gozunden kacmaz. Ne zerreden daha kucuk, ne de ondan daha buyuk! Ancak bunlarin hepsi apacik bir kitaptadir

    [62] Acin gozunuzu! Allah'in dostlari uzerine ne korku vardir, ne de onlar mahzun olurlar

    [63] Onlar ki, iman etmisler ve Allah'a karsi gelmekten sakinmislardir

    [64] Onlara dunya hayatinda da, ahiret hayatinda da mujdeler vardir. Allah'in sozlerinde degisiklik yoktur. Iste bu en buyuk kurtulustur

    [65] Habibim, onlarin laflari seni uzmesin. Cunku san ve seref butunuyle Allah'indir. O her seyi isitiyor, hepsini goruyor

    [66] Acin gozunuzu! Goklerde kim var, yerde kim varsa hep Allah'indir. Allah'dan baskasina tapanlar dahi, Allah'a ortak kostuklarina uymus olmuyorlar, ancak zanna uymus oluyorlar. Ve yalandan baska bir sey soylemiyorlar

    [67] O, oyle bir Allah'dir ki, icinde dinlenesiniz diye sizin icin geceyi, goresiniz diye de gunduzu yapti. Elbette bunda soz dinleyecek olan bir kavim icin ayetler (ibretler) vardir

    [68] Dediler ki: "Allah, kendine cocuk edindi". O, boyle seylerden munezzehtir. O, mustagnidir. Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu hususta elinizde hic bir delil yoktur. Allah'a karsi bilmediginiz bir seyi neden soyluyorsunuz

    [69] De ki: Allah'a iftira edenler elbette felah bulmazlar

    [70] Dunyadaki zevkler cabuk biter. Sonra donusleri bize olacaktir. Daha sonra da inkar ettiklerinden dolayi o cetin azabi biz onlara tattiracagiz

    [71] Bir de onlara Nuh'un kissasini oku: Hani o bir zamanlar kavmine demisti ki: "Ey kavmim, eger benim aranizda durusum ve Allah'in ayetleriyle ogut verisim size agir geliyorsa, sunu bilin ki, ben yalnizca Allah'a dayanmisimdir, artik siz ve ortaklariniz her ne yapacaksaniz toplanip butun gucunuzle karar veriniz. Sonra bu isiniz size dert olmasin. Sonra bana ne yapacaksaniz yapin, bana muhlet de vermeyin

    [72] Eger yuz cevirirseniz cevirin, ben de sizden bir ucret istemedim ya! Benim mukafatimi ancak Allah verir. Ve ben O'nun emrine boyun egen muslumanlardan olmakla emrolundum

    [73] Buna ragmen yine de onu inkar ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanlari kurtardik. Ve onlari yeryuzune halifeler yaptik. Ayetlerimizi inkar edenleri ise suda bogduk. Bak iste uyarilanlarin akibeti nasil oldu

    [74] Sonra onun arkasindan bircok peygamberleri kavimlerine gonderdik. Onlara acik mucizelerle geldiler. Fakat onlar bir defa yalan dediklerine sonuna kadar bir turlu inanmadilar. Iste biz, haddi asanlarin kalblerini boyle muhurleriz

    [75] Sonra bunlarin arkasindan Musa ile Harun'u ayetlerimizle Firavun'a ve cemaatine gonderdik. Iman etmeyi kibirlerine yediremediler ve gunahkar bir kavim oldular

    [76] Kendilerine tarafimizdan hak gelince, "Muhakkak ki bu, apacik bir sihirdir." dediler

    [77] Musa dedi ki, "Size hak gelince, ona boyle mi diyorsunuz? Bu sihir midir?" Halbuki sihirbazlar iflah olmazlar

    [78] Dediler ki: "Sen bizi, atalarimizdan kalan yoldan ceviresin de yeryuzunde saltanat ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmayiz

    [79] Firavun da: "Bana butun bilgili sihirbazlari toplayip getirin!" dedi

    [80] Sihirbazlar gelince, Musa onlara: "Ortaya ne atacaksaniz atin!" dedi

    [81] Onlar ortaya atinca Musa dedi ki, "Sizin yaptiginiz sey sihirdir. Muhakkak ki, Allah onu iptal edecektir. Suphe yok ki, Allah fesatcilarin islerini duze cikarmaz

    [82] Allah, hakkin hak ve gercek oldugunu kelimeleriyle ispat eder, gunahkarlarin hosuna gitmese de

    [83] Firavun ve adamlarinin kendilerini belaya ugratacagi korkusundan dolayi Musa'ya kendi kavminin bir oymagindan baska kimse iman etmedi. Cunku orada Firavun cok ustun idi ve o kesinlikle asiri giden taskinlardandi

    [84] Musa dedi ki: "Ey kavmim! Siz gercekten Allah'a iman ettinizse, O'na samimiyetle teslim olan muslumanlardan oldunuzsa artik O'na guvenin

    [85] Onlar da: "Biz Allah'a guvendik. Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine ugratma!" dediler

    [86] Bizi rahmetinle o kafir kavmin elinden kurtar

    [87] Biz Musa ile kardesine soyle vahyettik: "Kavminiz icin Misir'da birtakim evler hazirlayin ve evlerinizi kibleye karsi yapin ve namazi kilin ve muminlere mujde verin

    [88] Musa dedi: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarina su dunya hayatinda goz kamastirici zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptirsinlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onlarin mallarini sil supur ve kalblerine sikinti dusur. Cunku onlar o acikli azabi gormedikce iman etmeyecekler

    [89] Allah buyurdu: "Her ikinizin de duasi kesinlikle kabul olundu. Siz yine dogru ve durust olmaya devam edin. Kendini bilmeyenlerin yoluna sakin uymayin

    [90] Ve sonra Israilogullari'ni denizden asirdik. Firavun, dusmanca saldirmak icin derhal adamlarini ve askerlerini arkalarina dusurdu. Ta ki, suda bogulmaya baslayinca "Inandim, gercekten de Israilogullari'nin iman ettiginden baska tanri yoktur. Ben de ona teslim olanlardanim." dedi

    [91] Simdi mi? Oysa bundan once hep isyan etmistin ve fesatcilardan idin

    [92] Biz de bugun senin bedenini arkandan gelenlere bir ibret olsun diye kurtaracagiz. Bununla beraber, insanlarin bircogu ayetlerimizden yine de gafildirler

    [93] Gercekten Israilogullari'ni cok guzel bir yurda yerlestirdik ve onlara hos nimetlerden riziklar verdik. Anlasmazliga dusmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. Suphe yok ki, Rabbin, o anlasmazliga dustukleri konularda kiyamet gunu aralarinda hukum verecektir

    [94] Sana indirdiklerimizde herhangi bir supheye dusersen, senden once kitap okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmistir. Sakin suphe edenlerden olma

    [95] Ve sakin Allah'in ayetlerini inkar edenlerden olma, sonra husrana ugrayanlardan olursun

    [96] Dogrusu, aleyhlerinde Rabbinin hukmu kesinlesmis olanlar imana gelmezler

    [97] Onlara butun mucizeler hep birden gelse, yine de o acikli azabi gorunceye kadar inanmazlar

    [98] Fakat o vakit iman edip de imanlari kendilerine fayda vermis bir kasaba olsaydi? Ancak Yunus'un kavmi iman ettikleri vakit, dunya hayatinda o rezillik azabini uzerlerinden kaldirmis ve bir sure onlari rahata kavusturmustuk

    [99] Eger Rabbin dileseydi, yeryuzunde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanlari hep mumin olsunlar diye sen mi zorlayacaksin

    [100] Allah'in izni olmadikca hicbir kisinin iman etmesi mumkun degildir. Akillarini kullanmayanlar uzerine Allah bir ugursuzluk yukler

    [101] De ki: "Goklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakin!" Fakat o uyarmalar ve o ayetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki

    [102] Onlar, kendilerinden once gelmis gecmis olanlarin ugradiklari felaket gunleri gibisinden baskasini mi bekliyorlar? De ki, "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerden olacagim

    [103] Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtaririz. Iste biz boyleyiz. Muminleri kurtarmak uzerimize dusen bir gorevdir

    [104] De ki: "Ey insanlar! Eger benim dinimde bir supheniz varsa, sunu bilin ki, Allah'i birakip da sizin taptiklariniza tapmam. Lakin sizin de caninizi alacak olan Allah'a taparim. Bana muminlerden olmam emredilmistir

    [105] Ayrica yuzunu tevhid dininden ayirma ve sakin musriklerden olma!" (diye emrolundum)

    [106] Ve Allah'dan baska, sana faydasi da, zarari da dokunmayacak olan seylere yalvarma! Eger yalvarirsan, o zaman hic suphesiz sen zalimlerden olursun

    [107] Ve eger Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O'ndan baska giderecek yoktur. Ve eger sana bir hayir dilerse, o zaman da O'nun hayrini engelleyebilecek kimse yoktur. O, lutfunu diledigi kuluna nasip eder. Allah cok yarligayici, cok esirgeyicidir

    [108] De ki: "Ey insanlar! Iste size Rabbinizden hak geldi. Artik kim hidayeti kabul ederse kendi cani icin kabul etmis olur. Kim sapiklik ederse kendi zararina sapiklik etmis olur. Ve ben sizin uzerinize vekil degilim

    [109] Sana vahyolunana uy! Ve Allah hukmunu verinceye kadar sabret. Cunku O, hukum verenlerin en hayirlisidir

    Surah 11
    Hûd

    [1] Elif-Lam-Ra. Bu oyle bir kitaptir ki, ayetleri muhkem kilinmis, sonra da herseyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafindan ayetleri ayrintili olarak aciklanmistir

    [2] (Soyle ki:) Allah'dan baskasina kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafindan mujde vermek ve uyarmak icin gonderilmis gercek bir peygamberim

    [3] Ve Rabbinizin magfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir sureye kadar guzel guzel yasatsin. Ve her fazilet sahibine layik oldugu ihsani versin. Eger yuz cevirirseniz, ben sizin icin buyuk bir gunun azabindan korkarim

    [4] Donusunuz yalnizca Allah'adir. O'nun da herseye gucu yeter

    [5] Dikkat edin! Gormuyor musunuz, onlar dusmanliklarini gizlemek icin goguslerini ceviriyorlar. Iyi bilin ki, onlar ortulerine burunurlerken, neyi gizleyip, neyi aciga vurduklarini Allah biliyor. Muhakkak ki Allah, gonulde gizlenenleri de bilir

    [6] Yeryuzunde rizki Allah'a ait olmayan hicbir canli yoktur. O, onlarin karar kildiklari yerleri de, emaneten durduklari yerleri de bilir. Onlarin hepsi apacik bir kitaptadir

    [7] O, oyle bir Allah'dir ki, hanginizin daha guzel amel isleyecegini imtihan etmek icin gokleri ve yeri alti gunde yaratti. Arsi da su ustundeydi. Onlara "oldukten sonra tekrar dirileceksiniz" dersen, o kafirler de kesinlikle sana: " Bu apacik bir sihirden baska birsey degildir." diyecekler

    [8] Ve eger bunlardan bir kisminin gorecegi azabi belli bir sureye kadar erteleyecek olursak, o zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler. Iyi bilin ki, o azap onlara geldigi gun kendilerinden geri cevrilecek degildir. Ve o alay ettikleri sey kendilerini kusatmis olacaktir

    [9] Ve sayet insana tarafimizdan bir rahmet tattirir, sonra da onu kendisinden geri alirsak, suphesiz o umitsiz ve nankor bir kimse olur

    [10] Ve sayet ona dokunan bir sikintidan sonra bir nimet tattirirsak, "Artik benden butun kotulukler silinip gitti." der, mutlaka boburlenir ve simarir

    [11] Ancak (her iki halde de) sabir gosterip iyi ameller isleyenler mustesnadir. Iste onlara bir magfiret ve buyuk bir mukafat vardir

    [12] (Ey Resulum!) Simdi belki sen, "Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bir melek gezip dolassa ya!" diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kismini terkedecek olursun ve bundan dolayi da gogsun daralir. Sen yalnizca bir uyaricisin. Allah ise her seye vekildir

    [13] Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmus on sure getirin. Allah'dan baska cagirabileceginiz kim varsa onlari da yardima cagirin. Eger dogru soyluyorsaniz" (bunu yaparsiniz)

    [14] Yok eger bunun uzerine size cevap vermedilerse, artik bilin ki, bu Kur'an ancak Allah'in ilmiyle indirilmistir. O'ndan baska ilah yoktur. Artik musluman oluyorsunuz, degil mi

    [15] Her kim dunya hayatini ve guzelliklerini isterse biz onlara amellerinin karsiligini orada tamamen oderiz. Bu hususta kendilerine bir densizlik yapilmaz

    [16] Fakat onlar oyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine atesten baska bir sey yoktur. Isledikleri seyler orada bosuna gitmistir. Zaten butun yaptiklari da batildir

    [17] O dunyayi isteyenler, hic Rabbinden acik bir belge uzere olan kimse gibi midir? O belgeyi yine Allah'dan gelen bir sahid olarak Kur'an izliyor, ondan once de bir rehber ve rahmet olan kitap, Musa'nin kitabi yine onu destekliyor. Boyle olanlar Kur'an'a inanirlar. Hangi hizipten olursa olsun kim onu inkar ederse, ona vaad edilen yer atestir. Iste butun bunlardan dolayi sen de bu Kur'an'dan suphe icinde olma. Kesinlikle o haktir, Rabbindendir. Fakat insanlarin cogu iman etmezler

    [18] Ustelik bir yalani Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzuruna arzolunacaklar, sahitler de soyle diyecekler: "Iste bunlar Rablerine karsi yalan soyleyenlerdir". Iyi bilin ki: Allah'in laneti zalimlerin uzerinedir

    [19] Onlar ki, Allah yolundan dondurmeye calisirlar ve o yolu egri bugru yapmak isterler. Ustelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar

    [20] Onlar yeryuzunde (herkesi) yildiracak degillerdir. Kendilerini koruyacak Allah'dan baska kimseleri de yoktur. Onlarin azabi kat kat olacaktir. Ustelik onlar hakki isitmeye tahammul edemiyorlardi ve de gormuyorlardi

    [21] Onlar kendilerine yazik etmis olan kimselerdir. O iftira edip uydurduklari da kendilerinden yuz cevirip gitmislerdir

    [22] Kesinlikle bunlar ahirette de en ziyade husrana ugrayacak olanlardir

    [23] Fakat iman edip salih amel isleyenler ve Rablerine karsi edepli olanlar, guvenen ve itaat edenler var ya, iste bunlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalirlar

    [24] Bu iki ayri grubun meseli, kor ve sagir ile goren ve isiten gibidir. Bunlar hic esit olabilirler mi? Hala dusunmeyecek misiniz

    [25] Andolsun ki, vaktiyle Nuh'u da kavmine gonderdik, O, onlara soyle dedi: "Ben sizin icin apacik bir uyariciyim

    [26] Allah'dan baskasina ibadet etmeyin! Ben, size gelecek aci bir gunun azabindan korkarim

    [27] Buna karsilik, kavminin ileri gelen kafirlerinden bir kismi dediler ki: "Biz seni bizim gibi insanlardan biri olarak goruyoruz, baska degil. Ilk bakista bizim ayak takimimizdan baskasinin senin arkana dustugunu gormuyoruz. Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de gormuyoruz. Aksine sizi yalancilar saniyoruz

    [28] Nuh dedi ki; "Ey kavmim! Peki su soyleyecegime ne diyeceksiniz? Ben Rabbimden apacik bir delil uzere isem ve O, bana kendi tarafindan bir rahmet bahsetmisse, size de onu gorecek goz verilmemisse biz, istemediginiz halde onu size zorla mi kabul ettirecegiz

    [29] Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mulk istemiyorum. Benim mukafatim ancak Allah'a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak degilim. Onlar elbette Rablerine kavusacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim goruyorum

    [30] Ey kavmim, ben onlari etrafimdan kovacak olursam, Allah'dan beni kim kurtarabilir? Siz hic dusunmez misiniz

    [31] Ben size "Allah'in hazineleri benim yanimdadir." demiyorum ki. Ben size "Ben bir melegim." de demiyorum. O sizin kendinize gore, hor gordukleriniz hakkinda "Allah onlara hicbir hayir vermez." de demiyorum. Onlarin iclerindeki niyeti, en iyi Allah bilir. (Bu soylediklerimin aksini iddia etseydim) asil o zaman zalimlerden olurdum

    [32] Dediler ki; "Ey Nuh! Bizimle didisip durdun, didismende de cok ileri gittin. Eger dogru soyluyorsan, bizi tehdit ettigin su azabi getir de gorelim

    [33] Nuh dedi ki; "Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O'nu yildiracak degilsiniz

    [34] Ben size ogut vermek istemis olsam da, eger Allah sizi helak etmeyi murad ediyorsa, zaten ogut vermemin size bir faydasi olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na donduruleceksiniz

    [35] Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Eger uydurdumsa vebali benim boynumadir. Bense sizin yuklendiginiz vebalden uzagim

    [36] Ayrica Nuh'a soyle vahyettik: "Bil ki kavminden simdiye kadar iman etmis olanlardan baska artik kimse iman etmeyecektir. Onun icin yaptiklari seylerden dolayi kederlenme

    [37] Bizim gozetimimiz altinda ve vahyimize gore gemiyi yap. Zulum yapanlar hakkinda da bana bir sey soyleme. Cunku onlar kesinlikle suda bogulacaklardir

    [38] Gemiyi yapiyordu, kavminden bazi ileri gelen gruplar, onun yanindan gelip gectikce, onunla alay ediyorlardi. Nuh dedi ki: "Bizimle egleniyorsunuz, biz de sizinle tipki bizimle eglendiginiz gibi alay edip eglenecegiz

    [39] O perisan edici azabin kime gelecegini ve o surekli azabin kimin basina inecegini ilerde bileceksiniz

    [40] Nihayet emrimiz geldigi ve tennur (tandir veya geminin kazani) tutusup parladigi zaman dedik ki; "Erkegi ve disisi olan her canlidan ikiser tane, aleyhlerinde hukum verilmis olanlarin disinda, aileni ve iman etmis olanlari geminin icine yukle". Zaten beraberinde iman edenler cok az idi

    [41] Nuh dedi ki; "Allah'in adiyla binin icine. Onun akisi da, durusu da (O'nun adiyladir). Hic suphesiz Rabbim gercekten cok bagislayici, cok esirgeyicidir

    [42] Gemi icindekilerle birlikte, daglar gibi dalgalar arasinda akip gidiyordu. Nuh ayri bir yere cekilmis olan ogluna bagirdi: "Yavrucugum, gel, bizimle beraber bin! Kafirlerle beraber olma

    [43] O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir daga cikacagim". Nuh da "Bu gun Allah'in merhamet ettiginden baskasini, Allah'in bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarina giriverdi. O da bogulanlardan oldu

    [44] Allah tarafindan denildi ki: "Ey yeryuzu suyunu yut! Ey gokyuzu sen de suyunu kes! Ve sular cekildi. Emir yerine gelmis oldu. Gemi de Cudi dagi uzerine oturdu. O zalim kavme boylece dunyadan uzak olun denildi

    [45] Nuh Rabbine niyaz edip dedi ki: "Ey Rabbim! Oglum benim ehlimdendi senin vaadin de elbette haktir ve gercektir. Ve sen hakimler hakimisin

    [46] Allah: "Ey Nuh! O kesinlikle senin ehlin (ailen)'den degildir. Cunku o salih olmayan bir amelin sahibidir. Hakkinda bilgin olmayan bir seyi benden isteme! Ben, seni, cahillerden olmaktan sakindiririm

    [47] Nuh: "Ey Rabbim! Ben bilmedigim bir seyi istemis olmaktan dolayi sana siginirim. Sen beni bagislamazsan, bana merhamet etmezsen ben husrana ugrayanlardan olurum

    [48] Ey Nuh!" denildi, " Bizden bir selam sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ummetlere, kutluluk dilegiyle gemiden in. Ilerde kendilerini bir cok nimetten faydalandiracagimiz, sonra da bu yuzden kendilerine tarafimizdan acikli bir azap dokunacak nice ummetler olacaktir

    [49] Iste bunlar gayb haberlerindendir. Bunlari sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan once bunlari ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akibet muhakkak muttakilerindir

    [50] Ad kavmine de kardesleri Hud'u gonderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan baska bir ilahiniz yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuz

    [51] Ey kavmim! Bu is icin sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim ancak beni yaratana aittir. Artik akillanmayacak misiniz

    [52] Ey kavmim! Rabbinizden magfiret isteyin, sonra O'na tevbe edin ki, uzerinize gokten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak cogaltsin. Gelin gunahkar olarak donup gitmeyin

    [53] Dediler ki; "Ey Hud! Sen bize acik bir mucize getirmedin. Biz de senin sozunle tanrilarimizi terk etmeyiz. Ve biz sana inanmayiz

    [54] Ancak su kadarini diyebiliriz ki; "tanrilarimizdan bazisi seni fena carpmis". O da dedi ki; "Allah'i sahit tutuyorum, siz de sahid olun ki ben, Allah'a kostugunuz ortaklardan uzagim

    [55] O'ndan baska herseyden uzagim, artik hepiniz toplanin bana istediginiz tuzagi kurun, sonra hic bekletmeyin

    [56] Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a dayanmaktayim. Yeryuzunde hicbir canli yoktur ki, idaresi ve yonetimi O'nun elinde olmasin. Benim Rabbim, hic suphe yok ki, dogru yoldadir

    [57] Eger, yine de yuz cevirirseniz, ben size ne ile gonderilmissem, iste onu teblig ettim. Ayrica Rabbim, sizin yerinize baska bir kavmi getirir de siz O'na zerrece zarar veremezsiniz. Hic suphesiz O, herseyi koruyup gozetendir

    [58] Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafimizdan bir rahmet ile kurtardik, ayrica onlari cok agir bir azaptan da kurtardik

    [59] Iste Ad kavmi buydu. Rablerinin ayetlerini bile bile inkar ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Basa gecen her zorbanin emrine uyup arkasindan gittiler

    [60] Hem bu dunyada, hem de kiyamet gununde bir lanetle izlendiler. Bilin ki, Ad kavmi, gercekten Rablerini inkar ettiler. Yine bilin ki, Hud'un kavmi olan Ad, defolup gittiler

    [61] Semud kavmine de kardesleri Salih'i gonderdik. Dedi ki, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan baska bir tanriniz daha yoktur. Sizi topraktan O meydana getirdi. Sizi orada omur surmeye O memur etti. Bu sebepten O'nun magfiretini isteyin, sonra O'na tevbe edin. Suphesiz Rabbim yakindir, dualarinizi kabul eder

    [62] Dediler: "Ey Salih,! Bundan once sen bizim icimizde umit beslenir bir zat idin. Simdi bizi babalarimizin taptiklarina tapmaktan mi engelliyorsun? Biz, dogrusunu istersen bizi davet ettigin seyden kuskulandiran bir suphe icindeyiz

    [63] Salih dedi: "Ey kavmim! Eger ben Rabbimden acik bir mucize uzerinde isem ve o bana tarafindan bir rahmet bahsetmis ise, ben Allah'a isyan ettigim takdirde beni O'ndan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten baska bir sey yapmiyorsunuz

    [64] Ey kavmim! Iste su, Allah'in disi devesi, size bir mucizedir. Birakin onu Allah'in yer yuzunde (otlaklarinda) otlasin. Ve ona kotu bir maksatla el surmeyin, sonra sizi yakin bir azap yakalar

    [65] Derken, o deveyi kestiler. Bunun uzerine Salih dedi ki: "Yurdunuzda uc gun daha yasayin. Iste bu, yalan cikmayacak olan kesin bir vaaddir

    [66] Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, Salih'i ve beraberindeki iman edenleri, tarafimizdan bir rahmet sayesinde kurtardik, ustelik o gunun perisanligindan da kurtardik. Hic suphesiz Rabbin gucludur, mutlak ustundur

    [67] O zalimleri, korkunc bir gurultu yakalayiverdi de olduklari yerde cokup kaldilar

    [68] Sanki orada guzel guzel yasayip durmamislardi. Bak iste Semud, gercekten de Rablerine kufretmislerdi. Bak iste nasil yok olup gittiler

    [69] Andolsun ki, Ibrahim'e de elcilerimiz (melekler) mujde ile geldiler ve "selam" dediler, o da "selam" dedi ve hemen gidip onlara kizartilmis bir buzagi getirdi

    [70] Fakat onlarin o buzagiya el surmediklerini gorunce, tuhafina gitti ve icinde onlara karsi bir korku uyandi. Onlar da "Korkma, biz Lut'un kavmine gonderildik." dediler

    [71] Ibrahim'in karisi ayakta duruyordu bunun uzerine yuzu guldu. Ona Ishak'i ve Ishak'in arkasindan da Ya'kub'u mujdeledik

    [72] Vay basima gelene!" dedi, "Ben bir kocakariyim, kocam da yasli bir adam. Bu gercekten cok tuhaf bir sey

    [73] Dediler: "Sen Allah'in emrine mi sasiyorsun? Allah'in rahmeti ve berekati uzerinizdedir. Ey ev halki! Muhakkak ki O, hamiddir (ovulmeye layiktir), meciddir (comertligi boldur)

    [74] Ibrahim'den korku iyice gecip gidince, bu mujde de kendisine gelince, bizim (meleklerimiz)le Lut kavmi hakkinda tartismaya giristi

    [75] Cunku Ibrahim, cok yumusak huylu ve cok yufka yurekli (yanik kalbli) idi

    [76] Melekler: "Ey Ibrahim! Bu konuda bizimle tartismaktan vazgec. Cunku Rabbinin emri kesin olarak geldi ve onlara geri cevrilmesi mumkun olmayan bir azap gelecektir

    [77] Ne zaman ki, elcilerimiz Lut'a geldiler, bunlarin gelisleri yuzunden Lut fenalasti, eli ayagi birbirine dolasti ve "Bu gun cetin bir gundur." dedi

    [78] Daha onceleri cirkin isler yapmis olan kavmi haril haril kosup geldiler. Lut onlara: "Ey kavmim! Iste size kizlarim, onlar sizin icin daha temizdirler. Gelin Allah'tan korkun, beni misafirlerime rezil rusvay etmeyin. Icinizde hic akli basinda bir adam yok mu?" dedi

    [79] Onlar: "Sen de bilirsin ki, bizim senin kizlarinla bir ilgimiz yoktur. Sen bizim ne istedigimizi gayet iyi biliyorsun." dediler

    [80] Lut dedi: "Ne olurdu size karsi bir kuvvetim olsaydi, ya da cok sarp bir yere siginabilseydim

    [81] Melekler dediler: "Ey Lut! Sundan emin ol ki, biz Rabbinin elcileriyiz. Onlar sana asla zarar veremezler. Sen, gecenin bir kismi olunca ailenle birlikte hemen buradan cik git. Icinizden hic kimse geri kalmasin, esin baska. Cunku ona da onlara gelecek olan musibet gelecektir. Haberin olsun, helak zamanlari sabah vaktidir. Zaten sabah yakin degil mi

    [82] Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ulkenin altini ustune getirdik ve uzerlerine istif edilip pisirilmis camurdan taslar yagdirdik

    [83] Bu taslar Rabbinin katinda damgalanmislardi. Bunlar zalimlerden uzak seyler degildir

    [84] Medyen'e de kardesleri Su'ayb'i gonderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan baska ilahiniz yoktur. Olcegi de, teraziyi de eksik tutmayin. Ben sizi hayir (bolluk) icinde goruyorum. Bununla beraber yine de sizi kusatacak bir gunun azabindan korkuyorum

    [85] Ey kavmim! Olcerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkin malina densizlik etmeyin ve yeryuzunde fesatcilik yaparak fenalik etmeyin

    [86] Eger mumin iseniz, Allah'in helalinden size ihsan ettigi kar sizin icin daha hayirlidir. Bununla beraber ben sizin uzerinize gozcu degilim

    [87] Dediler ki; "Ey Su'ayb, atalarimizin taptiklarini terketmemizi veya mallarimizda diledigimizi yapmaktan vazgecmemizi sana namazin mi emrediyor? Oysa ki sen yumusak huylusun ve akli basinda bir adamsin

    [88] Su'ayb dedi ki: "Ey kavmim! Sayet ben Rabbimden ispat edici bir delil uzerinde bulunuyorsam ve sayet bana, O kendi katindan guzel bir rizik ihsan etmisse, soyleyin bakalim ben ne yapmaliyim? Ben size karsi cikmakla sizi menettigim seylere kendim dusmek istemiyorum. Ben sadece gucumun yettigi kadar islah etmeye calisiyorum. Muvaffakiyetim de ancak Allah'in yardimi ile olacaktir. Ben yalnizca O'na dayandim ve ancak O'na donecegim

    [89] Ey kavmim! Bana karsi gelmeniz sakin sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin baslarina gelen musibetler gibi bir musibete ugratmasin. Lut kavmi de sizden uzak degildir

    [90] Rabbinizden magfiret dileyin, sonra O'na tevbe ile yonelin. Suphesiz ki, benim Rabbim cok merhametlidir, cok sevendir

    [91] Dediler ki: "Ey Su'ayb! Biz senin soylediklerinin cogundan birsey anlamiyoruz. Ayrica seni icimizde cok zayif biri olarak goruyoruz. Eger akrabalarin olmasaydi mutlaka seni recmederdik (tasa tutardik). Senin bize hicbir ustunlugun yoktur

    [92] Su'ayb dedi: "Ey kavmim! Benim akrabalarim size Allah'dan daha mi degerli ki, Allah'a sirt cevirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim butun yaptiklarinizi cepecevre kusatmistir

    [93] Ey kavmim! Var gucunuzle yapacaginiz ne varsa yapin! Ben de gorevimi yapmaya devam edecegim. Perisan edecek azabin kime gelecegini ve yalancinin kim oldugunu ilerde anlayacaksiniz. Bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyecegim

    [94] Ne zaman ki, emrimiz geldi, Su'ayb ve beraberindeki muminler, tarafimizdan bir rahmet sayesinde kurtuldular. Ve o zalimleri korkunc bir gurultu yakaladi da olduklari yerde cokup kaldilar

    [95] Sanki orada hic guzel gun gormemislerdi. Dikkat edin, Semud kavmi nasil helak olup gittiyse Medyen de oyle yok olup gitti

    [96] Andolsun Musa'yi da ayetlerimizle ve apacik bir belge ile gonderdik

    [97] Firavun'a ve cemaatine. Bunlar Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri hak degildir

    [98] Kiyamet gunu, kavminin onune duser. Artik o bunlari atese goturmustur. O varilan yer, ne kotu bir yerdir

    [99] Hem burada, hem de kiyamet gununde lanetle izlendiler. Onlara verilen bu karsi destek ne fena bir destektir

    [100] Iste bu helak olmus memleketlerin onemli haberlerindendir. Sana onu kissa olarak anlatiyoruz. Onlardan yerinde duranlar da var, bicilenler (yok olup gidenler) de

    [101] Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler. Allah'i birakip da taptiklari tanrilar, Rabbinin emri gelince kendilerine hicbir fayda saglayamadilar. Hasarlarini arttirmaktan baska bir seye yaramadilar

    [102] Iste Rabbin, zalim memleketleri cezalandirdigi zaman boyle cezalandirir. Cunku O'nun cezasi cok aci, cok cetindir

    [103] Ahiret azabindan korkanlar icin bunda muhakkak ki, bir ibret vardir. O, oyle bir gundur ki, butun insanlar onun icin toplanacaktir ve o, oyle bir gundur ki, mutlaka gorulecektir

    [104] Biz onu sadece belli bir sureye kadar geciktiriyoruz

    [105] O gun gelince Allah'in izni olmadan hic kimse konusamaz. Onlarin kimi bedbaht, kimi de mutludur

    [106] Bedbaht olanlar atestedirler. Onlar orada baska turlu soluyacak, baska turlu haykiracaklar

    [107] Onlar orada gokler ve yer durdukca duracaklar. Ancak Rabb'inin diledikleri baska. Cunku Rabbin diledigini yapandir

    [108] Mutlu olanlar ise cennettedirler. Orada gokler ve yer durdukca duracaklar, ancak Rabbinin diledikleri baska. (Bu) ardi arasi kesilmeyen bir ihsan olacak

    [109] O halde sakin sunlarin ibadet edislerinden supheye dusme. Daha once atalari nasil ibadet ediyor idiyseler bunlar da oyle ibadet ediyorlar. Biz de kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz olarak oderiz

    [110] Andolsun ki, Musa'ya kitabi verdik, yine de onda ihtilafa dusuldu. Eger Rabbinden daha once verilmis bir karar olmasa idi, elbette haklarinda hukum verilmis bitmisti. Muhakkak ki onlar, bundan kuskulu bir suphe icindedirler

    [111] Gercekten de onlarin her biri oyle kimselerdir ki, yaptiklarinin karsiligini Rabbin kendilerine hakkiyle odeyecektir. Cunku O, onlarin yaptiklari her seyden haberdardir

    [112] Iste bundan dolayi emrolundugun gibi dogru ol! Beraberindeki tevbe edenler de (dogru olsunlar). Asiri gitmeyin! Muhakkak ki O, butun yaptiklarinizi gorup durmaktadir

    [113] Ve zulum yapanlara yakinlik gostermeyin ki, size de ates dokunmasin. Allah'dan baska yardimcilariniz da yoktur. Sonra yardim da goremezsiniz

    [114] Gunduzun her iki tarafinda ve gecenin sacaklarinda (gunduze yakin olan saatlerinde) namaz kil! Muhakkak ki, iyilik kotulukleri giderir. Bu ise, dusunebilenlere bir oguttur

    [115] Ve sabret! Cunku Allah iyilik edenlerin mukafatini yitirmez

    [116] Sizden onceki devirlerden bakiyye sahipleri (kitap ehli) yeryuzunde bozgunculuktan vazgecirmeye calissalardi ne iyi olurdu. Fakat onlarin icinden kurtardigimiz pek az kimse bunu yapti. O zulmedenler ise simartildiklari refahin pesine dustuler ve hepsi de suclu oldular

    [117] Senin Rabbin, halklari iyi ve islahatci iken, o memleketleri haksiz yere helak edecek degildir

    [118] Eger Rabbin dileseydi elbette butun insanlari tek bir ummet yapardi. Halbuki yine de ihtilaf edip duracaklardi

    [119] Ancak Rabbinin rahmetle yarligadigi kimseler baska. Onun icindir ki, onlari yaratti. Ve Rabbinin "Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracagim" sozu boylece tamam oldu

    [120] Peygamberlere ait haberlerden kalbini yatistiracak olanlardan her turlusunu sana kissa olarak anlatiyoruz. Bunda da sana bir hakikat, muminlere de bir ogut ve ibret gelmistir

    [121] Imana gelmeyen o kafirlere de ki: "Elinizden geleni geri koymayin! Biz de yapacagimizi yapacagiz

    [122] Siz bekleyin gorun, biz de bekleyip gorecegiz

    [123] Goklerin ve yerin gaybini bilmek yalnizca Allah'a mahsustur. Her is O'na dondurulur. Sen yalnizca O'na ibadet et ve yalnizca O'na dayan. Rabbin yaptiklarinizin hicbirinden gafil degildir

    Surah 12
    Yûsuf

    [1] Elif, Lam, Ra. Iste bunlar sana o acik secik kitabin ayetleridir

    [2] Muhakkak ki, biz onu anlayasiniz diye Arapca bir kitap olarak indirdik

    [3] Sana bu Kur'an'i vahyetmekle biz, sana kissalarin en guzelini anlatiyoruz. Gercek su ki, daha once senin bundan hic haberin yoktu

    [4] Hani bir vakitler Yusuf, babasina demisti ki: "Babacigim, ben ruyada onbir yildizla gunesi ve ayi bana secde ederken gordum

    [5] (Babasi) "Yavrucugum! "dedi, "ruyani kardeslerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar. Cunku seytan insanin acikca dusmanidir

    [6] Ve iste boyle, Rabbin seni sececek ve sana ruya tabirinden bilgiler ogretecek. Bundan once atalarin Ibrahim'e ve Ishak'a tamamladigi gibi, nimetini hem sana, hem de Yakup soyuna tamamlayacaktir. Muhakkak ki, Rabbin alimdir, hakimdir

    [7] Andolsun ki, Yusuf ve kardesleri kissasinda soranlara ibret alacak ayetler vardir

    [8] Hani demislerdi ki: "Yusuf ve kardesi (Bunyamin) babamiza bizden daha sevgili, biz ise guclu ve tutkun bir grubuz. Dogrusu, babamiz belli ki, cok acik bir yanilgi icindedir

    [9] Yusuf'u oldurun, ya da bir yere atin ki, babanizin yuzu (sevgisi) size kalsin, sonra yine salih bir kavim olursunuz

    [10] Iclerinden bir soz sahibi soyle dedi: "Yusuf'u oldurmeyin, bir kuyunun dibine birakin da ordan gecen kafilenin biri onu bulup alsin. Eger yapacaksaniz boyle yapin

    [11] Dediler ki: "Ey babamiz! Sen bize Yusuf icin neden guvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiligini istiyoruz

    [12] Yarin onu bizimle beraber gonder de gezsin, oynasin. Kesinlikle biz onu koruruz

    [13] Babalari dedi ki: "Onu goturmeniz beni uzer, korkarim ki onu kurt yer de sizin haberiniz bile olmaz

    [14] Dediler ki: "Vallahi biz boyle guclu kuvvetli bir topluluk iken, buna ragmen onu kurt yerse, o zaman biz kesinlikle husrana ugrayanlardan olmus oluruz

    [15] Nihayet kardesleri, Yusuf'u alip goturduler ve kuyunun dibine birakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona soyle vahyettik: "Andolsun ki, sen onlara ilerde hic beklemedikleri bir sirada bu yaptiklarini haber vereceksin

    [16] Ve yatsi vakti, aglayarak babalarina geldiler

    [17] Dediler ki: "Ey babamiz! Biz gittik, aramizda yaris yapiyorduk. Yusuf'u da esyamizin yanina birakmistik. Bir de baktik ki, onu kurt yemis. su anda biz dogru da soylesek, yine de sen bize inanacak degilsin

    [18] Bir de gomleginin uzerinde yalandan bir kan getirmislerdi. Babalari dedi ki: "Hayir, nefisleriniz aldatmis da size bir is yaptirtmis. Artik bana guzel bir sabir gerekiyor. Bu anlattiklariniza karsilik yardimina siginilacak olan ancak Allah'dir

    [19] Daha sonra bir kafile gelmis, sucularini da gondermislerdi. Vardi, kovasini kuyuya saldi, "Mujde hey, mujde! Iste bir cocuk!" dedi. Ve onu satilik bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onlarin ne yapacaklarini biliyordu

    [20] Ve onu dusuk bir degerle birkac dirheme sattilar. Ona fazla onem vermemislerdi

    [21] Onu satin alan Misirli, esine dedi ki: "Buna guzel bak. Bize faydali olabilir, ya da evlat ediniriz." Yusuf'u boylece oraya yerlestirdik. Ona ruyalarin tabirini de ogrettik. Allah emrinde galiptir. Fakat insanlarin cogu bunu bilmezler

    [22] O, tam erginlik cagina gelince, kendisine ilim ve hukum verdik. Iste biz, guzel is yapanlari boyle mukafatlandiririz

    [23] Derken, evinde bulundugu hanim, onun nefsinden murad alip yararlanmak istedi. Kapilari kilitledi ve "Haydi beri gel!" dedi. Yusuf: "Allah'a siginirim! Muhakkak ki, o (kocan), benim efendim, bana cok guzel bakti. Dogrusu zalimler hic iflah olmazlar" dedi

    [24] O hanim, ona gercekten niyeti bozmustu. Eger Rabbinin burhanini gormese idi. Yusuf da ona ozenip gitmisti. Aslinda ondan fuhsu ve fenaligi uzak tutalim diye boyle olmustu. Cunku o bizim ihlasa erdirilmis kullarimizdan biriydi

    [25] Ikisi de kapiya kostular. Hanim, onun gomlegini arkadan yirtti. Ve kapinin yaninda hanimin efendisiyle karsi karsiya geldiler. Hanim hemen dedi ki: "Senin esine fenalik yapmak isteyenin cezasi, zindana atilmaktan veya aci bir azaba ugratilmaktan baska ne olabilir

    [26] Yusuf: "kendisi benden yararlanmak istedi" dedi. Hanimin akrabasindan biri de soyle sahitlik etti: "Eger gomlegi onden yirtilmis ise hanim dogru soylemistir, o zaman bu, yalancilardandir

    [27] Yok eger gomlegi arkadan yirtilmis ise hanim yalan soylemistir, o zaman bu dogru soyleyenlerdendir

    [28] Ne zaman ki, gomlegin arkadan yirtilmis oldugunu gordu, o zaman dedi ki: "Bu is, siz kadinlarin tuzagindandir. Gercekten de sizin tuzaginiz cok buyuktur

    [29] Yusuf! Sakin sen bundan bahsetme! Kadin! Sen de gunahindan dolayi istigfar et. Sen gercekten gunahkarlardan oldun

    [30] Sehirde bazi kadinlar da "Azizin karisi, delikanlisindan murad almaya kalkmis, sevgi yuregini yakip kavuruyormus, goruyoruz ki, kadin cildirmis besbelli..." dediler

    [31] Azizin karisi, onlarin gizliden gizliye dedikodu yaydiklarini isitince, onlara davetci gonderdi ve onlara mukellef bir sofra hazirladi. Her birine bir bicak verdi, beri taraftan da Yusuf'a "cik karsilarina" dedi. Gorur gormez hepsi onu gozlerinde cok buyuttuler ve (saskinlikla) ellerini kestiler. Dediler ki: "Hasa! Allah icin, bu bir insan degil, olsa olsa yuce bir melektir

    [32] Iste" dedi, "bu gordugunuz, beni hakkinda kinadiginiz (genctir). Yemin ederim ki, ben bunun nefsinden yararlanmak istedim de o, namuslu davrandi. Yine yemin ederim ki, emrimi yerine getirmezse, muhakkak zindana atilacak ve kesinlikle zelillerden olacaktir

    [33] Yusuf dedi ki: "Ey Rabbim! Zindan bana, bunlarin beni davet ettikleri seyden daha sevimlidir. Eger sen, bu kadinlarin tuzaklarini benden uzak tutmazsan, ben onlarin tuzagina duserim ve cahillik edenlerden olurum

    [34] Bunun uzerine Rabbi, onun duasini kabul buyurdu da ondan onlarin tuzaklarini bertaraf etti. Muhakkak ki O, evet O, hakkiyle isiten, hakkiyle bilendir

    [35] Bu kadar delili gordukleri halde, sonra yine de Yusuf'u bir sure icin zindana atma dusuncesi agir basti

    [36] Zindana onunla birlikte iki delikanli daha girdi. Birisi dedi ki: "Ruyada kendimi sarap sikarken gordum". Oteki de dedi ki: "Ben de basimin ustunde ekmek tasidigimi, kuslarin da ondan yedigini gordum. Bize bunun yorumunu haber ver. Cunku biz seni iyilik edenlerden goruyoruz

    [37] Yusuf dedi ki: "Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden once onun tabirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana ogrettigi ilimlerdendir. Cunku ben Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden bir kavmin dinini terkettim

    [38] Atalarim Ibrahim, Ishak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a hicbir seyi ortak tutmamiz olmaz. Bu, bize ve insanlara Allah'in bir lutfudur. Fakat insanlarin cogu sukretmezler

    [39] Ey benim zindan arkadaslarim! Ayri ayri bircok tanrilar mi daha hayirli, yoksa herseye hakim ve galip olan bir tek Allah mi

    [40] Sizin Allah'i birakip da o taptiklariniz, sizin ve atalarinizin uydurdugu birtakim isimlerden baska bir sey degildir. Bunlara tapmaniz icin Allah hicbir delil indirmis degildir. Hukum ancak Allah'a aittir: O, size, kendisinden baskasina tapmamanizi emretti. Iste dosdogru din budur. Fakat insanlarin cogu bunu bilmezler

    [41] Ey benim zindan arkadaslarim! Biriniz efendisine yine sarap sunacak. Digeri de asilacak, kuslar basindan yiyecekler. Iste ogrenmek istediginiz is boylece halloldu

    [42] Yusuf, hapisten kurtulacagina inandigi o ikiden birine dedi ki: "Beni efendinin yaninda an". (Benden soz et ki, beni kurtarsin). Fakat Seytan, ona, efendisinin yaninda anmayi unutturdu. Bu yuzden Yusuf, daha yillarca zindanda kaldi

    [43] Bir gun melik (hukumdar) dedi ki: "Ben ruyamda yedi ciliz inegin yedi semiz inegi yedigini ve yedi yesil basakla yedi kuru basak goruyorum. Ey ileri gelenler! Siz ruya tabir edebiliyorsaniz benim bu ruyamin tabirini bana bildirin

    [44] Dediler ki: "Ruya dedigin sey karmakarisik hayallerdir. Biz ise boyle karisik hayallerin yorumunu bilemeyiz

    [45] O ikiden kurtulmus olani nice zamandan sonra hatirladi da dedi ki: "Ben size o ruyanin tabirini haber veririm, hemen beni gonderin

    [46] Ey Yusuf, ey dogru sozlu! Bize sunu hallet: Yedi semiz inegi, yedi ciliz inek yiyor. Ve yedi yesil basakla diger yedi kuru basak. Umarim ki, o insanlara dogru cevap ile donerim, onlar da (senin kadrini) bilirler

    [47] Dedi ki: "Yedi sene eskisi gibi ekeceksiniz, bictiklerinizi basaginda birakiniz, biraz yiyeceginizden baska

    [48] Sonra onun arkasindan yedi kurak sene gelecek, onceki biriktirdiklerinizin biraz saklayacaginizdan baskasini yiyip bitirecek

    [49] Sonra da onun arkasindan yagisli bir sene gelecek ki, halk onda sikintidan kurtulacak, (uzum, zeytin gibi mahsulleri) sikip faydalanacak

    [50] O hukumdar "Onu bana getirin" dedi. Emir uzerine Yusuf'a gonderilen adam yanina gelince, Yusuf ona dedi ki: "Haydi efendine geri don de, ona sor bakalim, o ellerini kesen kadinlarin maksatlari ne imis? Hic suphe yok ki, Rabbim, onlarin oyunlarini cok iyi bilir

    [51] Hukumdar, o kadinlara "Derdiniz neydi ki, o vakit Yusuf'un nefsinden murad almaya kalktiniz?" dedi. Onlar "Hasa, Allah icin, biz onun aleyhinde hicbir fenalik bilmiyoruz" dediler. Aziz'in, karisi da: "Simdi hak ve hakikat oldugu gibi ortaya cikti. Aslinda onun nefsinden ben murad almak istedim. O ise seksiz suphesiz dogrulardandir" dedi

    [52] (Yusuf dedi ki): Iste bu sunun icindir: Bilsin ki, ben ona arkasindan hainlik etmedim. Gercekten Allah hainlerin hilesini basariya ulastirmaz

    [53] Ben yine de nefsimi temize cikarmiyorum. Cunku nefis siddetle kotulugu emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarligadigi mustesna. Muhakkak ki, Rabbim bagislayici ve merhametlidir

    [54] Hukumdar dedi ki: "Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim." Sonra onunla konusunca da: "Sen bugun yanimizda gercekten buyuk bir mevki sahibisin, guvenilir birisin" dedi

    [55] O da, ona dedi ki: "Beni bu ulkenin hazineleri uzerine getir. Cunku iyi korurum, iyi bilirim

    [56] Ve iste biz boylece Yusuf'u o yerde temkin ettik (yerlestirdik). Neresinde isterse orada makam tutuyordu. Biz rahmetimizi diledigimize nasip ederiz. Ve iyilik edenlerin mukafatini zayi etmeyiz

    [57] Iman edip takva yolunu tutanlar icin elbette ahiret mukafati daha hayirlidir

    [58] (Bir gun) Yusuf'un kardesleri cikageldiler ve onun yanina girdiler. O, onlari gorur gormez tanidi, oysa onlar onu taniyamamislardi

    [59] Ne zaman ki onlarin butun hazirliklarini tamamladi, o zaman dedi ki: "Babanizdan olan obur kardesinizi de bana getirin. Goruyorsunuz ya, ben olcegi tam olcuyorum ve ben konukseverlerin en hayirlisiyim

    [60] Siz eger onu bana getirmezseniz, bir daha size hic kile yok, (bir olcek bile zahire alamazsiniz) yanima da yaklasmayin

    [61] Dediler ki: "Onun icin babasindan izin almaya calisacagiz. Her halu karda bunu yapacagz

    [62] Yusuf bir taraftan da adamlarina tenbih etti: "Sermayelerini yuklerinin icine koyuverin, belki ailelerinin yanina donunce farkina varirlar ve belki yine gelirler" dedi

    [63] Boylece donup babalarina geldikleri vakit, dediler ki: "Ey babamiz! Bizden olcek menedildi (bize zahire verilmeyecek). Bu kere kardesimizi de bizimle gonder ki, olcek alabilelim. Biz onu kesinlikle koruyacagiz

    [64] Babalari dedi ki: "Ben onu size nasil emanet ederim? Ya bundan once kardesini emanet ettigimde olan gibi olursa! En hayirli koruyucu Allah'dir ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir

    [65] Derken yuklerini actilar ve sermayelerini kendilerine geri verilmis olarak buldular. Dediler ki: "Ey babamiz! Daha ne isteriz? Iste sermayelerimiz de bize iade edilmis. Bununla yine ailemize zahire alir getiririz, kardesimizi de koruruz, ustelik bir yuk daha fazla zahire aliriz. Zaten bu aldigimiz pek az bir zahiredir

    [66] Babalari dedi ki: "Hepiniz caresiz kalmadikca onu bana mutlaka getireceginize dair Allah'dan bir yemin vermedikce, onu, kesinlikle sizinle gondermem". Onlar da Allah'a and icerek babalarina soz verince, babalari dedi ki: "Bu soylediklerinize Allah vekildir

    [67] Ve dedi ki: "Ey yavrularim! (sehre) hepiniz bir kapidan girmeyin de ayri ayri kapilardan girin. Gerci ben ne yapsam, Allah'in takdirini sizden engelleyemem. Hukum yalnizca Allah'indir. Onun icin butun tevekkul edenler O'na tevekkul etmelidirler

    [68] Ne zaman ki, sehre vardilar, o zaman babalarinin kendilerine emrettigi sekilde girdiler. (Gerci bu sekilde girmeleri) onlar hakinda Allah'in takdir ettigi hicbir seyi onleyemezdi, bu sadece Yakub'un icinden gecirdigi bir istegin yerine getirilmesi oldu. Suphesiz o, ilim sahibiydi, cunku ona biz ogretmistik. Fakat insanlarin cogu bunu bilmezler

    [69] Yusuf'un yanina girdikleri vakit, o, kardesini (Bunyamin'i) yaninda alikoydu. Dedi ki: "Bilesin, ben, senin kardesinim! Iste bundan dolayi onlarin yapacaklarina sakin uzulme

    [70] Sonra onlarin butun hazirliklarini gorunce, su kabini kardesinin yukunun icine koydu. Sonra bir tellal soyle bagirdi: "Hey kervan! Siz hirsizsiniz, hirsiz

    [71] Bunlara donduler de dediler ki: "Ne ariyorsunuz

    [72] Onlar da dediler ki: "Hukumdarin su kabini ariyoruz. Onu bulup getirene bir yuk zahire var. Ustelik o tas bana zimmetlidir

    [73] Allah'a yemin ederiz ki," dediler, "Muhakkak siz de anlamissinizdir ya, biz buraya fesat cikarmak icin gelmedik. Biz hirsiz da degiliz

    [74] Peki yalanci cikarsaniz onun (hirsizlik edenin) cezasi nedir?" dediler

    [75] Kimin yukunde cikarsa, o kendisi onun cezasidir. Biz zalimlere iste boyle ceza veririz

    [76] Bunun uzerine Yusuf, kardesinin esyalarindan once onlarin esyalarini aramaya basladi. Sonra su kabini kardesinin yukunun icinden cikardi. Iste Yusuf'a biz boyle bir oyun ogrettik. Melikin kanunlarina gore, kardesini alikoymasina imkan yoktu. Ancak Allah dilerse o baska. Biz diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Ve her bilgi sahibinin ustunde bir baska bilen vardir

    [77] Dediler ki: "Eger o calmissa, daha once bunun kardesi de calmisti". O vakit Yusuf bunu icine atti, onlara hic belli etmeden: "Siz cok fena bir mevkidesiniz, ne sifat verdiginizi Allah cok iyi biliyor" dedi

    [78] Dediler ki: "Ey vezir! Emin ol ki, bunun cok yasli bir babasi var. Onun icin yerine birimizi al. Gercekten de biz seni iyilik edenlerden goruyoruz

    [79] O dedi ki: "Esyamizi yaninda buldugumuzdan baskasini tutuklamaktan Allah korusun. Cunku oyle yaparsak zalimlerden oluruz

    [80] Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan umit kestiler, o zaman fisildasarak oradan uzaklastilar. Buyukleri dedi ki: "Babanizin sizden Allah adina ahit aldigini ve daha once Yusuf konusunda ettiginiz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakkimda bir hukum verinceye kadar ben artik burdan ayrilmam. Allah, hukum verenlerin en hayirlisidir

    [81] Siz donun de babaniza deyin ki: Ey babamiz! Inan ki, oglun hirsizlik yapti. Biz ancak bildigimize sahitlik ediyoruz. Yoksa gaybin bekcileri degiliz

    [82] Hem orada bulundugumuz sehir halkina, hem icinde bulundugumuz kervana sor. Ve emin ol ki, biz kesinlikle dogru soyluyoruz

    [83] Babalari dedi ki: "Hayir, sizi nefisleriniz altadip bir ise suruklemis. Artik bana guzel guzel sabretmek dusuyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Cunku O, her seyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir

    [84] Ve onlardan yuz cevirdi de: "Ey Yusuf'un atesi, yetti artik, yetti!" dedi. Ve uzuntuden gozlerine ak dustu. Artik yutkunuyor da yutkunuyordu

    [85] Dediler ki: "Hala Yusuf'u sayiklayip duruyorsun. Allah'a yemin ederiz ki, sonunda eriyip gideceksin, tukenip helak olacaksin. Hayret dogrusu

    [86] Dedi ki: "Ben huznumu, kederimi ancak Allah'a sikayet ederim ve Allah tarafindan sizin bilmediginiz seyleri de bilirim

    [87] Ey ogullarim, gidin, Yusuf'u ve kardesini arastirin. Allah'in rahmetinden umit kesmeyin; zira kafir kavimden baskasi Allah'in rahmetinden umit kesmez

    [88] Sonra (Misir'a gidip) onun huzuruna girince, dediler ki: "Ey sanli vezir! Biz ve coluk cocugumuz sikinti icindeyiz. Pek az bir sermaye ile geldik. Sen bize yine olcek (zahire) ver, ayrica sadaka da ihsan eyle. Cunku Allah sadaka verenleri muhakkak mukafatlandirir

    [89] O dedi ki: "Siz cahilliginizde Yusuf'a ve kardesine ne yaptiginizi biliyor musunuz

    [90] Onlar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediler. O da "Ben Yusuf'um, bu da kardesim" dedi, "Dogrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Gercekten de kim Allah'dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, guzel isler yapanlarin mukafatini zayi etmez

    [91] Dediler ki: "Allah'a yemin olsun, Allah seni bize ustun kildi. Biz gercekten de buyuk hata islemistik

    [92] Yusuf dedi: "Bugun size bir ayiplama ve azarlama yoktur. Allah, sizi, magfiretiyle bagislasin. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir

    [93] Alin su gomlegimi goturun de babamin yuzune surun, gozu acilir. Ve butun ailenizle toplanip bana gelin

    [94] Ne zaman ki, kafile (Misir'dan) ayrildi, oteden babalari dedi ki: "Eger bana bunak demezseniz, dogrusu ben Yusuf'un kokusunu aliyorum

    [95] Dediler ki: "Vallahi sen hala o eski saskinligindasin

    [96] Fakat ne zaman ki, gercekten mujdeci geldi, gomlegi Yakub'un yuzune koydu, hemen gozu acildi. "Ben size demedim mi, ben Allah'dan sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi

    [97] Dediler ki: "Ey babamiz, bizim icin Allah'a istigfar eyle. Biz gercekten buyuk gunah islemistik

    [98] Dedi ki: "Sizin icin Rabbimden ilerde bagislanma dileyecegim. Suphesiz o cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [99] Ne zaman ki, onlar Yusuf'un yanina vardilar, iste o zaman Yusuf anasini ve babasini kucakladi, yanina aldi ve "Buyurun Allah'in dilemesiyle guven icinde Misir'a girin" dedi

    [100] Anasiyla babasini yuksek bir taht uzerine oturttu ve hepsi birden Yusuf icin secdeye kapandilar. Bunun uzerine Yusuf dedi ki: "Iste bu durum, o ruyamin cikmasidir. Gercekten Rabbim onu hak ruya kildi. Seytan benimle kardeslerimin arasini bozduktan sonra, beni zindandan cikarmakla ve sizi colden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Dogrusu Rabbim diledigine lutfunu ihsan eder. Suphesiz O, her seyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir

    [101] Ey Rabbim! Sen bana dunya mulkunden nasip verdin ve bana ruyalarin tabirinden bir ilim ogrettin. Ey gokleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canimi musluman olarak al ve beni salih kullarin arasina kat!" {*} Hasili, ne zaman ki, Yusuf'a vardilar, yani Yusuf'un daha once kardeslerine tenbih edip istedigi gibi, basta babalari olmak uzere butun aile bireyleri topluca Misir'a gelip Yusuf'un yanina vardilar. Rivayet olunur ki, Yusuf ve Melik, yanlarinda dort bin asker, birtakim devlet adamlari ve Misir halkindan cok sayida insan, gelen kafileyi karsilamaya cikmislardi. Yakub Aleyhisselam, oglu Yahuda'ya dayanarak yuruyordu, karsidan gelen kafileye ve atlilara bakip, "Ey Yahuda, su karsidaki adam Misir'in Firavun'u mu?" diye sordu. O da "Hayir, Firavun degil, oglun" dedi. Yaklastiklari zaman Yusuf'dan once Yakup selam verdi ve "Selam sana ey huzunleri gideren" dedi{*}ilh

    [102] Iste bu, sana vahiyle bildirdigimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar yapacaklarina karar verip mekir (oyun) yaparlarken sen yanlarinda degildin

    [103] Sen ne kadar siddetle arzulasan da, insanlarin cogu iman edecek degildir

    [104] Buna karsilik onlardan herhangi bir ucret de istemiyorsun. O Kur'an, alemlere ancak bir oguttur

    [105] Bununla beraber goklerde ve yerde ne kadar ayet var ki, onunla yuz yuze gelirler de yine de yuz cevirip gecerler

    [106] Onlarin cogu sirk kosmadan Allah'a iman etmezler (imanlarina az cok bir sirk karistirirlar)

    [107] Yoksa bunlar Allah'in azabindan hepsini saracak bir felaket gelmesinden veya farkinda degillerken ansizin baslarina kiyametin kopuvermesinden guven icinde midirler

    [108] De ki: Iste benim yolum budur; basiret uzere Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (iste boyleyiz). Ben Allah'i tesbih ederim ve ben musriklerden degilim

    [109] Senden once gonderdigimiz peygamberler de o memleketlerin halkindandi, onlar da kendilerine vahiy verdigimiz birtakim erkeklerden baskasi degillerdi. Simdi o yerlerde soyle bir gezip gormediler mi? Kendilerinden once gelip gecenlerin akibetlerinin nasil olduguna bir baksalar ya!... Elbette ahiret yurdu muttakiler icin daha hayirlidir. Hala aklinizi basiniza toplamayacak misiniz

    [110] Nihayet peygamberleri (onlarin iman etmelerinden) umit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalanci durumuna dustuklerini saninca, onlara yardimimiz geldi, yetisti; dilediklerimiz kurtarildi. Suclular toplulugundan bizim azabimiz geri cevrilemez

    [111] Gercekten de onlarin kissalarinda ustun akillilar icin bir ibret vardir. Bu Kur'an uydurulmus herhangi bir soz degildir. Lakin kendisinden once gelen kitaplarin tasdiki her seyin ayrintilariyla aciklayicisi ve iman edecek bir kavim icin hidayet ve rahmettir

    Surah 13
    Ra'd

    [1] Elif, Lam, Mim, Ra. Iste bunlar sana o kitabin ayetleridir ve sana Rabbinden indirilen haktir. Lakin insanlarin cogu iman etmezler

    [2] Allah O'dur ki, gokleri direksiz yukseltti, onu goruyorsunuz, sonra ars uzerine istiva etti, gunesi ve ayi emrine boyun egdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Butun isleri O yonetiyor. Ayetleri O acikliyor ki, Rabbinizin huzuruna cikacaginizi iyi bilesiniz

    [3] Yeryuzunu enine boyuna yayip doseyen, onda oturakli daglar ve irmaklar meydana getiren ve yeryuzunde meyvelerin hepsinden iki cift yapan O'dur. Surekli olarak gece ile gunduzu birbirine dolamaktadir. Dusunecek olan bir kavim icin bunda muhakkak ki, ibretler vardir

    [4] Yeryuzunde birbirine komsu kitalar vardir. Uzum baglari, ekinler, catalli ve catalsiz hurmaliklar vardir ki, hepsi bir tek su ile sulanir. Halbuki meyvelerinde birini oburune ustun kiliyoruz. Akli eren bir kavim icin bunda muhakkak ibretler vardir

    [5] Eger sasiyorsan, asil sasilacak sey onlarin su sozleridir: "Biz toprak olup gittikten sonra mi, yani biz gercekten yeniden mi yaratilacagiz?" Iste bunlar Rablerini inkar etmislerdir. Bunlar boyunlarinda demir halkalar bulunanlardir. Ve iste bunlar cehennemliktirler, orada ebedi kalacaklardir

    [6] Ayrica senden iyilikten once hemen kotulugu getirmeni isterler. Oysa daha once onlara misal olacak cezalar gelip gecmistir. Ve gercekten Rabbin, zulumlerine karsilik insanlara magfiret sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabi da cidden cok cetindir

    [7] O kafirler: "Rabbinden ona bir mucize indirilmeli degil miydi?" derler. Sen bir uyaricidan baska bir sey degilsin ve her kavim icin bir hidayetci vardir

    [8] Her disinin neye gebe oldugunu Allah bilir. Ve rahimler ne eksiltir, ne arttirir, onu da bilir. O'nun katinda her seyin bir olcusu vardir

    [9] Allah gorunmeyeni de bilir, goruneni de. Buyuktur ve yucelerden yucedir

    [10] Sizden sozu gizleyenle aciga vuran, gece gizlenenle gunduz aciga cikan, O'nun acisindan esittir (hepsini gorur ve bilir)

    [11] Her insan icin onunden ve arkasindan takip edenler vardir. Allah'in emrinden dolayi onu gozetirler. Allah bir kavme verdigini, o kavim kendisini bozup degistirmedikce degistirmez. Allah bir kavme de kotuluk murad etti mi, artik onun geri cevrilmesine de imkan yoktur. Onlar icin Allah'dan baska bir veli de bulunmaz

    [12] Size korku ve umit icinde simsegi gosteren ve o yagmur yuklu bulutlari meydana getiren O'dur

    [13] Gok gurultusu O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayi O'nu tesbih ederler. O yildirimlar gonderir, onunla diledigini carpar. Onlar Allah hakkinda mucadele edip duruyorlar. Oysa Allah'in carpmasi pek cetindir

    [14] Gercek dua O'nadir. O'nun disinda yalvarip durduklari ise onlara hicbir seyle cevap veremezler. Onlar olsa olsa agzina su gelsin diye iki avucunu acana benzer ki, o, ona gelmez. Kafirlerin duasi hep bir sapiklik icindedir

    [15] Oysa goklerde ve yerde kim varsa ister istemez kendileri de golgeleri de sabah aksam Allah'a secde ederler

    [16] De ki: "Goklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'dir". De ki: "Allah'dan baskalarini, o kendi kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar verebilenleri dostlar mi ediniyorsunuz?" De ki: "Hic kor ile goren bir olur mu? Hic karanliklarla aydinlik bir olur mu?" Yoksa Allah'a, O'nun gibi yaratan birtakim ortaklar buldular da, bu yaratis kendilerince birbirine benzer mi gorundu? De ki: "Allah, her seyi yaratandir. O, birdir. Her seye ustun ve kahredicidir

    [17] Gokten bir su indirdi de vadiler, kendi miktarlarinca sel olup aktilar. Sel de suyun yuzune cikan bir kopuk yuklendi. Bir zinet esyasi veya bir degerli mal yapmak icin, ateste uzerini korukledikleri madenlerden de onun gibi bir kopuk meydana gelir. Iste Allah hak ile batili boyle carpistirir. Fakat kopuk atilir gider, insanlara faydasi olan ise yerde kalir. Iste Allah boyle misaller verir

    [18] Rablerinin emirlerine uyanlar icin daha guzeli vardir. O'na itaat etmeyenler ise, yeryuzunde bulunan ne varsa hepsi kendilerinin olsa da onu ve bir o kadarini butunuyle kurtulus fidyesi olarak verirlerdi. Iste onlar, hesabin kotusu kendileri icin olanlardir. Varacaklari yer de cehennemdir. Orasi da ne fena yataktir

    [19] Simdi Rabbinden sana indirilenin gercekten hak oldugunu bilen bir kimse, kor olan bir kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak ustun akilli ve temiz vicdanli kimseler idrak ederler

    [20] Onlar ki, Allah'in ahdini yerine getirirler ve antlasmayi bozmazlar

    [21] Ve onlar ki, Allah'in riayet edilmesini emrettigi seye riayet ederler ve Rablerine saygi gosterirler ve hesabin kotulugunden korkarlar

    [22] Rablerinin rizasini kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazi dosdogru kilarlar ve kendilerine verdigimiz riziklardan gizli ve acikca Allah yolunda harcarlar ve cirkinlikleri guzelliklerle yok ederler. Iste bunlar, bu hayatin akibeti kendilerinin olacak olanlardir

    [23] Adn cennetlerine girecekler, atalarindan, eslerinden ve zurriyetlerinden salih olanlarla birlikte olacaklar. Melekler de her kapidan yanlarina girip soyle diyecekler

    [24] Sabrettiginiz icin size selam olsun. Ahiret yurdu ne guzeldir

    [25] Allah'in ahdini misak ile belgeledikten sonra bozanlar ve Allah'in birlestirilmesini emrettigi baglantilari koparanlar ve yeryuzunu bozguna verenler varya, iste lanet olsun onlara! Ve yurdun kotusu de onlaradir

    [26] Allah, diledigi kimseye rizki genisletir de, daraltir da. Onlar ise dunya hayati ile ferahlanmaktalar. Oysa duna hayati ahiret hayatinin yaninda bir yol azigindan ibarettir

    [27] Yine o iman etmeyenler diyorlar ki: "Ona Rabbinden bir ayet indirilseydi ya." De ki: "Hakikaten Allah, diledigini sasirtir ve kendisine gonul vereni de hidayete erdirir

    [28] Onlar, iman etmis ve kalbleri Allah zikriyle yatismis olanlardir. Evet, iyi bilin ki, kalbler Allah'in zikri ile yatisir

    [29] Onlar ki, iman etmisler ve salih ameller islemislerdir, ne mutlu onlara, varacaklari yer de ne guzeldir

    [30] Iste seni boyle, kendilerinden once nice ummetler gelip gecmis olan bir ummet icinde gonderdik ki, onlar Rahman'a kufredip dururlarken, sen onlara sana vahyettigimiz kitabi okuyasin. De ki: "O Rahman benim Rabbimdir, O'ndan baska tanri yoktur. Ben O'na dayandim, tevbem de O'nadir

    [31] Bir Kur'an ki, onunla daglar yurutulse veya onunla yer parcalansa veya onunla oluler konusturulsa (o yine bu Kur'an olurdu). Fakat emir butunuyle Allah'indir. Iman edenler, kafirlerden umit kesip daha anlamadilar mi ki, Allah dileseydi, elbette insanlarin hepsine toptan hidayet buyururdu. O kufurde direnenlerin kendi sanatlariyla baslarina musibet inip duracak, ya da yurtlarinin yakinina konacak. Nihayet Allah'in vaadi gelecek. Muhakkak ki, Allah vaad ettigi zamani sasirmaz

    [32] Andolsun ki, senden onceki peygamberlerle de alay edildi. Ben de o kafirlere bir sure icin meydan verdim. Sonra da tuttum onlari cezalandirdim. O vakit azabim nasil imis (gorduler)

    [33] Butun kazandiklariyla her bir nefsin uzerinde boylesine hukumran olan baska kim vardir? Boyle iken tuttular da Allah'a ortaklar uydurdular. De ki: "Onlara isimler verip durun bakalim. Siz O'na yeryuzunde bilmedigi bir sey mi haber vereceksiniz? Yoksa anlami olmayan kuru bir laf mi? Dogrusu kufre sapanlara kendi oyunlari guzel gosterildi de yoldan saptirildilar. Allah her kimi saptirirsa, artik onu yola getirecek kimse yoktur

    [34] Onlara dunya hayatinda bir azap vardir. Ahiret azabi ise elbette daha cetindir. Onlari Allah'dan koruyacak da yoktur

    [35] Muttakilere vaad olunan cennetin misali soyledir: Altindan irmaklar akar durur, yemisleri sureklidir, golgeleri de. Iste bu, takva yolunu tutanlarin akibetidir. Kafirlerin akibeti de atestir

    [36] Bir de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen (vahiy) le sevinc duyuyorlar. Bununla beraber hiziplesenlerden, ayetlerin bir kismini inkar edenler de vardir. De ki: "Ben ancak Allah'a kulluk etmekle ve O'na sirk kosmamakla emrolundum. Ben O'na davet ediyorum, donusum de O'nadir

    [37] Ve iste biz o Kur'an'i Arapca bir hukum olarak indirdik. Yemin olsun ki, eger sen, sana vahiyle gelen bu bilgiden sonra onlarin keyiflerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost vardir, ne de bir koruyucu

    [38] Andolsun ki, biz senden once de peygamberler gonderdik. Onlara da esler ve cocuklar verdik. Allah'in izni olmadan herhangi bir ayet getirmek ise hicbir peygamberin haddi degildir. Her ecel icin bir yazi vardir

    [39] Allah diledigini imha eder, diledigini de yerinde birakir. Ana kitap O'nun katindadir

    [40] Onlara vaad ettigimiz azabin bir kismini sana gostersek, yahut seni, onu gormeden vefat ettirsek, yine de sana dusen sadece teblig etmek, bize dusen de hesaba cekmektir

    [41] Gormuyorlar mi ki, biz yeri etrafindan eksiltip duruyoruz. Allah oyle hukmeder ki, O'nun hukmunu engelleyecek kimse yoktur. O cok hizli hesap gorur

    [42] Onlardan oncekiler de hileler yapmislardi. Fakat sonucta butun hileler(in cezasi) Allah'a aittir. Her nefsin ne kazandigini O bilir. Bu dunyanin akibetinin kime ait oldugunu kafirler de yakinda bilecekler

    [43] O kafirler: "Sen Allah tarafindan gonderilmis bir peygamber degilsin" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter, bir de yaninda kitap ilmi bulunan (yeter)

    Surah 14
    İbrâhîm

    [1] Elif, Lam, Ra. Bu Kur'an oyle buyuk bir kitaptir ki, insanlari Rablerinin izni ile karanliklardan aydinliga, her seye galip ve hamde layik olan Allah'in yoluna cikarman icin onu sana indirdik

    [2] O Allah'in (yolu) ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Siddetli bir azabdan dolayi vay kafirlerin haline

    [3] Onlar, o kimselerdir ki dunya hayatini ahirete tercih ederler, (insanlari) Allah'in yolundan cevirirler ve onun egrilmesini isterler. Iste bunlar, cok buyuk bir sapiklik icindedirler

    [4] Biz, her peygamberi, ancak bulundugu kavminin diliyle gonderdik ki, onlara apacik anlatsin. Bu itibarla Allah diledigini sapiklikta birakir, diledigini de hidayete erdirir. O her seye galibdir, hukmunde hikmet sahibidir

    [5] And olsun ki Musa'yi ayetlerimizle gonderdik. Ona soyle dedik: Kavmini karanliklardan aydinliga cikar, onlara Allah'in (felaket) gunlerini hatirlat. Suphe yok ki bunda her sabredip sukreden icin nice ibretler vardir

    [6] Musa kavmine demisti ki: "Allah'in uzerinizdeki nimetini hatirlayin. Cunku O, bir vakit sizi Firavun ailesinden kurtardi. Onlar sizi iskencenin en kotusune suruyorlar ve ogullarinizi kesip kadinlarinizi da diri birakiyorladi. Ve bunda Rabbinizden size buyuk bir imtihan vardir

    [7] Ve hatirlayin ki Rabbiniz size soyle bildirmisti: Yuceligim hakki icin sukrederseniz elbette size (nimetimi) artiririm ve eger nankorluk ederseniz hic suphesiz azabim cok siddetlidir

    [8] Musa dedi ki: Siz ve yeryuzunde bulunanlarin hepsi nankorluk etseniz, iyi biliniz ki Allah hepinizden zengindir, hamdedilmeye layiktir

    [9] Sizden oncekilerin; Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Onlari, Allah'tan baskasi bilmez. Peygamberleri onlara mucizeler getirdi de onlar ellerini agizlarina koydular ve dediler ki: "Biz sizinle gonderileni inkar ettik ve bizi cagirdiginiz seyden de suphe ve endise icindeyiz

    [10] Peygamberleri dedi ki: "Gokleri ve yeri yaratan, Allah hakkinda da suphe mi var? O, sizi gunahlarinizi bagislamak icin cagiriyor ve belirlenmis bir sureye kadar size musade ediyor." Onlar da: "Siz sadece bizim gibi bir insansiniz, bizi babalarimizin taptiklarindan alikoymak istiyorsunuz. O halde bize apacik bir delil getirin!" dediler

    [11] Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz ancak sizin gibi bir insaniz, ama Allah kullarindan diledigine nimetini lutfeder. Ve Allah'in izni olmadikca bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Muminler ancak Allah'a dayansinlar

    [12] Bize yollarimizi gostermisken neden biz Allah'a dayanip guvenmeyelim? Elbette bize yaptiginiz eziyetlere katlanacagiz. Tevekkul edenler yalniz Allah'a tevekkul etsinler

    [13] Inkar edenler peygamberlerine dediler ki: "Ya sizi mutlaka yurdumuzdan cikaracagiz, ya da mutlaka dinimize doneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zalimleri mutlaka helak edecegiz" diye vahyetti

    [14] Ve Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerlestirecegiz. Bu, makamimdan ve tehdidimden korkan icindir

    [15] (Peygamberler, dusmanlarina karsi) fetih istediler, ve her zorba inatci husrana ugradi

    [16] Ardindan da Cehennem vardir, orada kendisine irinli su icirilecektir

    [17] Onu yutmaya calisacak, fakat bogazindan geciremeyecek ve her yandan ona olum gelecek, fakat o olemez. Arkasindan da cetin bir azab gelecektir

    [18] Rabblerini inkar edenlerin durumu tipki firtinali bir gunde ruzgarin siddetle savurdugu bir kule benzer. Kazandiklarindan hicbir seyi elde edemezler. Iste asil uzak sapiklik budur

    [19] Gokleri ve yeri gercekten Allah'in yarattigini gormedin mi? O dilerse sizi yok edip yepyeni bir halk getirir

    [20] Bu, Allah'a gore onemli bir sey degildir

    [21] (Kiyamet gunu) Insanlarin hepsi Allah'in huzuruna cikacaklar. Ve zayiflar buyukluk taslayanlara soyle diyecekler: "Bizler, sizlere uymustuk. Simdi siz, Allah'in azabindan en ufak bir seyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size dogru yol gosterirdik. Artik simdi bizler sizlansak da sabretsek de birdir. Cunku kacacak yerimiz yoktur

    [22] Is bitince seytan onlara soyle diyecek: "Suphesiz ki Allah size gercek olani vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydim! Zaten benim size karsi bir gucum yoktu. Ancak ben sizi (kufur ve isyana) cagirdim, siz de geldiniz. O halde beni kinamayin, kendi kendinizi kinayin! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, onceden beni Allah'a ortak kosmanizi da kabul etmemistim." Dogrusu zalimler icin aci bir azab vardir

    [23] Iman edip salih ameller isleyenler ise, Rablerinin izniyle icinde surekli kalacaklari ve altindan irmaklar akan cennetlere konulurlar. Oradaki dirlik temennileri "selam!"dir

    [24] Gormedin mi? Allah nasil bir misal verdi. Guzel bir soz, koku (yerde) sabit, dallari gokte olan guzel bir agac gibidir

    [25] (O agac) Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. Ogut alsinlar diye Allah insanlara boyle misaller verir

    [26] Kotu sozun durumu da, yerden koparilmis, koku olmayan kotu bir agaca benzer

    [27] Allah, iman edenleri, dunya hayatinda da, ahirette de saglam bir soz uzerinde tutar; zalimleri de saptirir ve Allah, diledigini yapar

    [28] Allah'in nimetlerine nankorlukle karsilik veren ve sonunda milletlerini helak yurduna konduranlari gormedin mi

    [29] Onlar, cehenneme girecekler. O ne kotu karargahtir

    [30] Allah'in yolundan saptirmak icin Allah'a esler kostular. De ki: "Simdilik egleniniz! Cunku varacaginiz yer atestir

    [31] (Ey Muhammed!) Iman eden kullarima soyle: "Namazi dosdogru kilsinlar, alis-veris ve dostlugun olmadigi bir gunun gelmesinden once, kendilerine verdigimiz riziktan acik ve gizli (Allah icin) harcasinlar

    [32] Allah oyle bir Allah'tir ki; gokleri ve yeri yaratti, gokten su indirdi, onunla size rizik olarak cesitli meyveler cikardi; emri geregince denizde yuzup gitmeleri icin gemileri emrinize verdi, irmaklari da emrinize verdi

    [33] Surekli olarak yorungelerinde hareket eden ay ve gunesi, geceyi ve gunduzu sizin emrinize verdi

    [34] O, Kendisinden isteyebileceginiz her seyi size verdi. Allah'in nimetini saymak isterseniz sayamazsiniz! Dogrusu insan cok zalim, cok nankordur

    [35] Hatirla ki; Bir zaman Ibrahim soyle demisti: "Rabbim! Bu sehri guvenli kil! Beni ve ogullarimi putlara tapmaktan uzak tut

    [36] Rabbim! Cunku onlar (putlar) insanlardan bircogunun sapmasina sebep oldular. Simdi kim bana uyarsa, o bendendir; kim bana karsi gelirse, artik sen gercekten cok bagislayan ve cok merhamet edensin

    [37] Rabbimiz! Ben cocuklarimdan bir kismini namazi dosdogru kilmalari icin, senin Beyt-i Haram'inin yaninda, ekinsiz bir vadiye yerlestirdim. Artik sen de insanlardan bir kismini onlara meylettir. Ve onlari bazi meyvelerle riziklandir ki sukretsinler

    [38] Ey Rabbimiz! Sen bizim gizledigimizi de aciga vurdugumuzu da suphesiz bilirsin. Cunku yerde ve gokte, hicbir sey Allah'tan gizli kalmaz

    [39] Ihtiyarlik halimde bana Ismail'i ve Ishak'i lutfeden Allah'a hamd olsun. Suphesiz ki Rabbim duami cok iyi isitir

    [40] Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazini dosdogru kilanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duami kabul et

    [41] Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba cekilecegi gunde beni, ana-babami ve muminleri bagisla

    [42] Ey Peygamber! Sakin zalimlerin yaptiklarindan Allah'in gafil oldugunu sanma! Ancak Allah, onlarin cezalarini, gozlerin disa firlayacagi gune erteler

    [43] O gun, baslarini dikerek kosacaklar, gozleri kendilerine bile donmeyecek ve gonulleri bombos kalacaktir

    [44] Ey Peygamber! Insanlari, azabin gelecegi gun ile korkut. O gun, zalimler soyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Bizi yakin bir zamana kadar ertele de senin davetine uyalim ve peygamberlere tabi olalim." Onlara: "Daha once ahirete intikal etmeyeceginize dair yemin etmemis miydiniz?" denilir

    [45] Siz, kendilerine zulmedenlerin yurtlarinda oturdunuz. Onlara nasil azab ettigimiz size apacik belli oldu. Ve size misaller de vermistik

    [46] Gercekten onlar cesitli hileler ve tuzaklar kurdular. Allah katinda da onlara hilelerine karsi azab var; isterse onlarin hileleri daglari yerinden oynatacak olsun

    [47] O halde sakin Allah'in peygamberlerine olan vaadinden cayacagini sanma! Suphesiz Allah her seye galiptir, intikam sahibidir

    [48] O gun yeryuzu bir baska yere, gokler, baska goklere cevirilecek ve butun varliklar, kabirlerinden cikip bir ve gucune karsi durulmaz olan Allah'in huzuruna toplanacaklardir

    [49] O gun, suclularin zincire vurulmus oldugunu gorursun

    [50] Gomlekleri katrandandir ve yuzlerini ates kaplar

    [51] Cunku Allah, herkesi kazandigi ile cezalandiracaktir. Gercekten Allah, hesabi cabuk gorendir

    [52] Bu Kur'an, kendisiyle uyarilsinlar, Allah'in ancak bir tek ilah oldugunu bilsinler ve akil sahipleri ogut alsinlar diye insanlara gonderilmis bir tebligdir

    Surah 15
    Hicr

    [1] Elif, Lam, Ra. Bunlar kitabin ve apacik bir Kur'an'in ayetleridir

    [2] Bir zaman gelecek ki inkar edenler, keske musluman olsaydik temennisinde bulunacaklardir

    [3] Onlari birak yesinler, icsinler, zevk alsinlar; arzu onlari oyalasin ilerde bileceklerdir

    [4] Biz hicbir memleketi (Allah katinda) bilinen bir zamani olmaksizin helak etmedik

    [5] Hicbir millet, ecelinin onune gecemez ve onu geciktiremez

    [6] Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun

    [7] Eger peygamberlik davanda dogru kimselerdensen, bize melekleri getirmeliydin

    [8] Biz o melekleri ancak, hak ile indiririz. Ve indirildikleri vakit de onlara (kafirlere) hic muhlet verilmez

    [9] Hic suphe yok ki, Kur'an'i biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacagiz

    [10] Andolsun, senden onceki milletler arasinda da peygamberler gonderdik

    [11] Onlara hicbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmis olmasinlar

    [12] Biz o kufru suclularin kalbine iste boyle sokariz

    [13] Kur'ana iman etmezler, halbuki oncekilerin sunneti (inanmadiklari icin baslarina gelenler) gelip gecmistir

    [14] Onlara gokten bir kapi acsak da oradan yukari ciksalar

    [15] Gozlerimiz perdelendi, daha dogrusu bize buyu yapilmistir" derler

    [16] Andolsun biz, gokte birtakim burclar yarattik ve bakanlar icin onu susledik

    [17] Ve gogu taslanan butun seytanlardan koruduk

    [18] Ancak kulak hirsizligi eden seytan haric, onu apacik bir alev sutunu takip eder

    [19] Yeryuzunu duzgun bir sekilde yarattik ve oraya sabit daglar yerlestirdik. Orada hikmetle olculmus her seyden bitkiler bitirdik

    [20] Orada hem sizin icin, hem de sizin riziklarini veremediginiz kimseler icin gecim yollarini yarattik

    [21] Her seyin hazineleri yalniz bizim yanimizdadir. Fakat biz, onu ancak ihtiyaca gore, belli olculerde veririz

    [22] Biz ruzgarlari asilayici olarak gonderdik ve gokten bir su indirip sizi onunla suladik. O suyu hazinelerde tutan da siz degilsiniz

    [23] Elbette biz diriltiriz ve biz oldururuz! Ve hepsinin varisleri de biziz

    [24] Andolsun ki biz, icinizden Islam'da one gecmek isteyenleri de biliriz, geri kalmak isteyenleri de biliriz

    [25] Suphesiz Rabbin O'dur ki, onlari kiyamet gununde hesaba cekmek icin toplayacaktir. O, hikmet sahibidir, bilendir

    [26] Andolsun ki biz insani kuru bir camurdan, sekillenmis bir balciktan yarattik

    [27] Cinleri de daha once insan vucudunun gozeneklerinden gecebilen guclu bir atesten yarattik

    [28] Ey Peygamber! Rabbinin meleklere soyle dedigini hatirla: "Ben, kuru balciktan, sekil verilmis kokusmus camurdan bir insan yaratacagim

    [29] Ben, onun yaratilisini tamamladigim ve ona ruhumdan ufledigim zaman, siz hemen onun icin secdeye kapanin

    [30] Bunun uzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler

    [31] Yalniz Iblis haric. O secde edenlerle beraber olmaktan cekinmisti

    [32] Allah buyurdu ki: "Ey Iblis! Ne oluyor sana da, secde edenlerle beraber olmuyorsun

    [33] Iblis soyle dedi: "Kuru bir camurdan, sekillenmis bir balciktan yarattigin bir insana secde edemezdim

    [34] Allah soyle buyurdu: "Oyle ise oradan cik! Sen, artik kovulmus birisin

    [35] Kiyamet gunune kadar lanet senin uzerindedir

    [36] Iblis: "Rabbim! Oyle ise insanlarin kabirlerinden kaldirilacaklari gune (kiyamete) kadar bana muhlet ver" dedi

    [37] Allah buyurdu ki: "Sen muhlet verilenlerdensin

    [38] Allah katinda bilinen vaktin gunune kadar

    [39] Iblis soyle dedi: "Rabbim! Beni saptirdigin icin, mutlaka ben de yeryuzunde onlara gunahlari susleyecegim ve onlarin hepsini mutlaka azdiracagim

    [40] Ancak iclerinden ihlasli kullarin mustesnadir

    [41] Allah soyle buyurdu: "Iste bana ulasan dosdogru yol budur

    [42] Sana uyan azginlardan baska, kullarimin uzerinde hicbir nufuzun yoktur

    [43] Suphesiz ki onlarin hepsine vaad edilen yer cehennemdir

    [44] Cehennemin yedi kapisi vardir. O kapilarin herbiri icin birer grup ayrilmistir

    [45] Allahtan korkanlar, elbette cennetlerde ve pinarlarin basindadirlar

    [46] Onlara: "Selametle guven icinde oraya girin" denir

    [47] Biz o cennetliklerin kalblerindeki kinleri cikarir atariz. Hepsi kardesler olarak sevinc icinde karsilikli koltuklara otururlar

    [48] Orada kendilerine hicbir yorgunluk gelmeyecek. Oradan cikarilacak da degillerdir

    [49] Kullarima haber ver ki, gercekten ben cok bagislayici ve pek merhamet ediciyim

    [50] Bununla beraber azabim da cok acikli bir azabdir. Bunlari gecmisten bazi orneklerle aciklamak uzere

    [51] Hem o kullara, Ibrahim'in misafirlerinden de haber ver

    [52] Hani melekler, Ibrahim'in yanina girdikleri zaman, "selam" demisler, Ibrahim de onlara: "Biz sizden korkuyoruz" demisti

    [53] Melekler: "Korkma! Gercekten biz sana bilgin bir ogul mujdeliyoruz" dediler

    [54] Ibrahim dedi ki: "Bana ihtiyarlik gelmisken, beni mi mujdeliyorsunuz, neye dayanarak beni mujdeliyorsunuz

    [55] Melekler: "Seni gercekle mujdeliyoruz. Sakin Allah'in rahmetinden umidini kesenlerden olma!" dediler

    [56] Ibrahim dedi ki: "Rabbimin rahmetinden, sapiklardan baska kim umit keser

    [57] Ey elciler! Baska ne isiniz var?" dedi

    [58] Melekler soyle dediler: "Biz suclu bir kavmi cezalandirmak icin gonderildik

    [59] Ancak Lut ailesi mustesnadir. Biz, onlarin hepsini muhakkak kurtaracagiz

    [60] Yalniz Lut'un karisi mustesna, cunku onun helak edilenlerle birlikte yok edilmesini takdir ettik

    [61] Melek olan elciler, Lut kavmine gelince

    [62] Lut dedi ki: "Dogrusu siz urkulecek bir kavimsiniz

    [63] Elciler dediler ki: "Bilakis biz sana onlarin suphe ettigi azabi getirdik

    [64] Sana gercegi getirdik; biz elbette dogru soyluyoruz

    [65] Gecenin bir bolumunde aileni yola cikar, sen de arkalarindan yuru ve sizden kimse ardina bakmasin; istenen yere gidin

    [66] Biz, Lut'a su kesin emri vahyettik: "Bu kafirler sabaha cikarken muhakkak kokleri kesilmis olacaktir

    [67] Sehir halki, insan seklindeki guzel yuzlu melekleri gorunce, onlara igrenc islerini yapabileceklerini dusunup sevinerek geldiler

    [68] Lut, kavmine soyle dedi: "Bunlar benim misafirlerimdir, beni rusvay etmeyin

    [69] Allah'tan korkun! Beni mahcub etmeyin

    [70] Lut kavmi soyle dedi: "Biz sana kimsenin koruyuculugunu yapmamani soylememis miydik

    [71] Lut soyle dedi: "Iste kizlarim! Dusundugunuzu yapacaksaniz (onlarla evlenin)

    [72] Resulum! Omrune yemin olsun ki gercekten onlar, sarhosluklari icinde bocalayip duruyorlardi

    [73] Gunes dogarken o korkunc ciglik onlari yakaladi

    [74] Biz, onlarin sehirlerinin ustunu altina gecirdik ve uzerlerine de balciktan pisirilmis taslar yagdirdik

    [75] Gercekten bunda, dusunen keskin anlayislilar icin ibretler vardir

    [76] Hem o Lut kavminin bulundugu sehir harabesi bir yol uzerinde bulunmaktadir

    [77] Suphesiz ki, bunda iman edenler icin bir ibret vardir

    [78] Eyke halki da gercekten zalimlerdi

    [79] Biz Eyke halkindan da intikam aldik. Ikisi de (Eyke ve Medyen) acik bir yol uzerindedir

    [80] Suphesiz ki, Hicr halki da peygamberleri yalanladilar

    [81] Biz, onlara ayetlerimizi vermistik de onlar, yuz ceviriyorlardi

    [82] Onlar, daglardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardi

    [83] Onlari da sabahleyin korkunc bir ciglik yakaladi

    [84] Kazanmakta olduklari seyler, onlardan hicbir zarari savmadi

    [85] Biz gokleri, yeri ve aralarindaki varliklari ancak hak ve hikmetle yarattik ve elbette ki, kiyamet kopacaktir. (Ey Peygamber!) Simdi sen onlara yumusak davran ve guzel muamele et

    [86] Suphesiz Rabbin kemaliyle yaratandir ve iyi bilendir

    [87] Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi ayeti (Fatihayi) ve yuce Kur'an'i verdik

    [88] Sakin o kafirlerden birtakimlarina verip de kendilerini zevklendirdigimiz seye (mal ve servete) heveslenip goz dikeyim deme. Onlardan dolayi uzulme. Muminlere merhamet kanatlarini indir

    [89] De ki: "Suphesiz ben apacik bir uyariciyim

    [90] (Inanmazsaniz basiniza) tipki o taksimcilere (yahudi ve hiristiyanlara) indirdigimiz azap gibi (bir azab inecektir)

    [91] Onlar, Kur'an'in bir kismina inanip bir kismina inanmayarak onu kisim kisim bolduler

    [92] Rabbin hakki icin biz, mutlaka onlarin hepsini yaptiklarindan dolayi hesaba cekecegiz

    [93] Rabbin hakki icin biz, mutlaka onlarin hepsini yaptiklarindan dolayi hesaba cekecegiz

    [94] Simdi sen emrolundugunu acikca teblig et. Musriklerden yuz cevir

    [95] Muhakkak ki alay edenlere karsi biz sana yeteriz

    [96] Onlar Allah ile birlikte baskasini ilah edinenlerdir. Onlar yakinda bileceklerdir

    [97] Gercekten biliriz ki, onlarin soylediklerine gogsun daraliyor

    [98] O halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol

    [99] Ve sana olum gelinceye kadar Rabbine ibadet et

    Surah 16
    Nahl

    [1] Allah'in emri geldi, sakin onu acele edip istemeyiniz. Allah, musriklerin kostuklari ortaklardan munezzeh ve yucedir

    [2] Kendi emrinden ruh (vahiy) ile melekleri, kullarindan diledigi peygamberlere indirip su gercegi insanlara bildirin, buyuruyor: Benden baska hicbir ilah yoktur. Ancak benden korkun

    [3] Allah gokleri ve yeri hikmeti ile yaratti. O, kafirlerin ortak kostuklari seylerden cok yucedir

    [4] O, insani bir meniden (spermadan) yaratti. Bir de bakarsin ki o, Rabbine karsi apacik bir dusmandir

    [5] Hayvanlari da O yaratti. Onlarda sizi isitacak seyler ve bircok faydalar vardir. Ve siz onlardan bir kismini da yersiniz

    [6] O hayvanlari, aksam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin icin bir guzellik ve zevk vardir

    [7] Bu hayvanlar, ancak guclukle varabileceginiz bir memlekete yuklerinizi tasir. Rabbiniz, suphesiz cok sefkatlidir, cok merhametlidir

    [8] Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atlari, katirlari, ve merkepleri yaratti. Ve su anda bilemeyeceginiz daha nice seyler yaratacak

    [9] Dogru yolu gostermek Allah'a aittir. Onun egrisi de vardir. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi

    [10] Sizin icin gokten su indiren O'dur. Icecek su ondandir; hayvanlarinizi otlattiginiz bitkiler de o su ile yetisir

    [11] Allah, sizin icin, o su ile ekin, zeytin, hurmaliklar, uzumler ve her cesit meyveleri bitirir. Suphesiz ki bunda dusunecek bir topluluk icin buyuk bir ibret vardir

    [12] Geceyi, gunduzu, gunesi ve ayi sizin hizmetinize O verdi. Butun yildizlar da O'nun emrine boyun egmislerdir. Suphesiz ki bunda aklini kullanan bir toplum icin ibretler vardir

    [13] Yeryuzunde sizin icin yarattigi degisik renklerdeki seyleri de sizin hizmetinize sunmustur. Elbette bunda ogut alan kimseler icin bir ibret vardir

    [14] Yine denizden taze et (balik) yiyesiniz ve ondan takindiginiz sus esyasini cikarasiniz diye, denizi emrinize veren Allah'tir. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini goruyorsun. Lutfundan rizik aramaniz ve sukretmeniz icin Allah boyle yapmistir

    [15] Allah, yeryuzu sizi sarsmasin diye oraya sabit daglar yerlestirdi. Yolunuzu bulmaniz icin de nehirler ve yollar yaratti

    [16] Daha bircok alametler yaratti. Insanlar geceleyin de Allah'in yarattigi yildizlarla yonlerini bulurlar

    [17] Hic yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Artik siz dusunmez misiniz

    [18] Halbuki Allah'in nimetlerini teker teker saymaya kalkissaniz, onlari sayamazsiniz. Muhakkak ki Allah cok bagislayicidir, cok merhametlidir

    [19] Allah, gizlediginizi de acikladiginizi da bilir

    [20] Kafirlerin Allah'tan baska yalvardiklari (putlar) ise, hicbir sey yaratamazlar. Cunku onlar, kendileri yaratilmislardir

    [21] O putlar, hep oludurler, diri degildirler ve insanlarin oldukten sonra ne zaman dirileceklerini de bilmezler

    [22] Ilahiniz bir tek ilahtir. Bununla beraber ahirete inanmayanlarin kalbleri inkarci, kendileri de boburlenen kimselerdir

    [23] Suphesiz ki Allah, onlarin gizlediklerini de aciga vurduklarini da bilir. Dogrusu Allah, kendilerini buyuk gorup hakki kabul etmeyenleri sevmez

    [24] Onlara: "Rabbiniz ne indirdi? denildigi zaman "Oncekilerin efsanelerini" dediler

    [25] Bunu soylemelerinin sebebi su: Kiyamet gunu, kendi gunahlarini tam olarak yuklendikten baska, bilgisizlikleri yuzunden saptirmakta olduklari kimselerin gunahlarindan bir kismini da yukleneceklerdir. Dikkat edin, yuklendikleri gunah ne kotudur

    [26] Onlardan oncekiler de tuzak kurdular. Fakat Allah onlarin binalarini temelinden sarsti, cati tepelerinden uzerlerine coktu ve azap onlara farkedemedikleri bir yonden geldi

    [27] Sonra kiyamet gunu Allah, O kafirleri rezil rusvay edecek ve diyecek ki: "Hani ugrunda muminlere karsi dusman kesildiginiz ortaklarim nerede?" Kendilerine ilim verilmis olanlar: "Suphesiz bugunun rezilligi ve kotulugu kafirleredir." diyeceklerdir

    [28] (O kafirler), kendilerine zulmetmis kimseler olarak, meleklerin, canlarini aldiklari kimselerdir. O vakit onlar soyle diyerek teslim olurlar: "Biz, bir kotulukten dolayi yapmiyorduk." (Onlara): "Hayir, Allah sizin ne maksatla yaptiginizi elbette cok iyi bilendir

    [29] O halde icinde ebedi kalacaginiz cehennemin kapilarindan girin" denir. Kibirlenenlerin yeri ne kotudur

    [30] Kotuluklerden sakinanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" denilince: "Hayir indirdi" derler. Bu dunyada guzel amel isleyenlere guzel bir mukafat var. Elbette ahiret yurdu ise daha hayirlidir. Allah'tan korkanlarin yurdu ne guzeldir

    [31] O girecekleri yer, Adn cennetleridir ki, altindan irmaklar akar. Orada Allah'tan korkanlara diledikleri nimetler vardir. Iste Allah, takva sahiplerini boyle mukafatlandirir

    [32] Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarini hos ve rahat halde alirlar. "Selam size, yapmis oldugunuz guzel islerin mukafati olarak girin cennet'e..." derler

    [33] Ancak kendilerine, ruhlarini alacak meleklerin gelmesini veya Rabbinin azab emrinin (kiyametin) gelip catmasini bekliyorlar! Kendilerinden oncekiler de boyle yapmislardi. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmetmislerdi

    [34] Bunun icin, sonunda yaptiklarinin cezasi baslarina felaket oldu ve alay edip durduklari o azap, kendilerini kusatti

    [35] Allah'a ortak kosanlar dediler ki: "Allah dileseydi, ne biz, ne atalarimiz O'ndan baska hicbir seye tapmazdik ve O'nun emri disinda hicbir seyi haram kilmazdik" Kendilerinden oncekiler de boyle yaptilar. Buna karsi peygamberlerin vazifesi, ancak acik-secik bir tebligden, ibarettir

    [36] Andolsun ki biz her ummete, "Allah'a ibadet edin ve putlara tapmaktan sakinin." diye bir peygamber gonderdik. Allah, bu ummetlerden bir kismina hidayet etti, bir kismina da sapiklik hak olmustur. Simdi yer yuzunde bir gezip dolasin da bakin ki, peygamberleri yalanlayanlarin sonunun ne oldugunu bir gorun

    [37] (Ey Muhammed!) Sen o kafirlerin hidayete ermelerini ne kadar istesen de Allah, saptirdigi kimseyi hidayete erdirmez. Onlarin hicbir yardimcisi da yoktur

    [38] Kafirler, "Allah olen kimseyi diriltmez." diye en kuvvetli yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayir, bu oluleri diriltmek, Allah'in kendisine karsi bir vaadidir. Ancak insanlarin cogu bunu bilmezler

    [39] Allah oluleri diriltecek ki, o kafirlerin, hakkinda ihtilaf ettikleri seyi onlara acikca gostersin ve bunu inkar edenler kendilerinin yalanci olduklarini bilsinler

    [40] Biz bir seyi diledigimiz zaman, ona sozumuz sadece "ol" dememizdir. O da hemen oluverir

    [41] Zulme ugradiktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, biz dunyada mutlaka onlari guzel bir yere yerlestiririz. Halbuki bilirlerse ahiretin mukafati elbette daha buyuktur

    [42] O Muhacirler, musriklerin eziyetlerine sabredenler ve Rablerine tevekkul edenlerdir

    [43] (Ey Peygamber!) Senden once de, kendilerine vahyettigimiz erkeklerden baskasini peygamber olarak gondermedik. Eger bunu bilmiyorsaniz Tevrat ve Incil alimlerine sorun

    [44] Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gonderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur'an'i indirdik ki, insanlara vahyedileni aciklayasin. Belki onlar da dusunurler

    [45] Sinsice kotu tuzaklar kuranlar, Allah'in kendilerini yerin dibine geciremeyeceginden, yahut bilemeyecekleri bir yerden azabin gelmeyeceginden emin mi oldular

    [46] Yahut (rizik icin) dolasip dururlarken (Allah'in azabinin) kendilerini yakalayivermesinden emin mi oldular? Ustelik onlar, azabi engelleyici de degillerdir

    [47] Yahut ta kendilerini azar azar yakalayip helak etmesinden emin mi oldular? Suphesiz Rabbiniz cok sefkatlidir, cok merhametlidir

    [48] Onlar, Allah'in yarattigi birtakim seyleri gormediler mi ki? Golgeleri Allah'in kudretine boyun egip secde ederek, saga sola doner, dolasir

    [49] Goklerde ve yer yuzunde bulunan canlilar ve butun melekler, kibirlenmeden Allah'a secde ederler

    [50] Kendilerine hakim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolunduklari her seyi yaparlar

    [51] Allah, buyurmustur ki: Iki ilah edinmeyin. O, ancak bir ilahdir. Onun icin yalniz benden korkun

    [52] Goklerde ve yerde olan her sey yalniz O'nundur. Din de daima O'nundur. Boyle iken, siz Allah'tan baskasindan mi korkarsiniz

    [53] Sizde nimet namına ne varsa hep Allah dandır. Sonra size sıkıntı dokununca Allah a feryad edersiniz

    [54] Sonra Allah bu sikintiyi sizden kaldirdigi zaman, bir de bakarsiniz ki, icinizden bir topluluk, hemen Rablerine ortak kosarlar

    [55] Bunu kendilerine verdigimiz nimete nankorluk etmek icin yaparlar. Simdi eglenin bakalim! Fakat yakinda bileceksiniz

    [56] Bir de musrikler kendilerine rizik olarak verdigimiz seylerden tutuyorlar mahiyetini bilmedikleri seylere (putlara) pay ayiriyorlar. Allah'a andolsun ki, siz bu yaptiginiz iftiralardan mutlaka hesaba cekileceksiniz

    [57] Onlar, Allah'a kizlar isnad ediyorlar. O, bundan munezzehtir. Kendilerine ise erkek cocuklari isnad ederler

    [58] Halbuki onlardan birine, kiz dogum haberi mujdelendigi zaman ici ofkeyle dolar, yuzu kapkara kesilir

    [59] Kendisine verilen mujdenin kotulugu, dolayisiyla kavminden gizlenir. Simdi acaba o cocugu zillet ve horluga katlanarak saklayacak mi? Yoksa topraga mi gomecek? Dikkat edin verdikleri hukum ne kotudur

    [60] Ahirete iman etmeyenler icin kotu sifatlar var. En yuce sifatlar ise, Allah'indir. O cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [61] Eger Allah insanlari zulumleri yuzunden hesaba cekseydi, yeryuzunde kimildayan tek canli birakmazdi. Fakat Allah onlari, belli bir vakte kadar erteler. Muddetleri (ecelleri) geldigi zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de one alabilirler

    [62] Musrikler, kendilerinin hoslanmadiklari seyleri, Allah'a isnad ediyorlar. Dilleri, en guzel seylerin kendilerine ait oldugunu yalan yere durmadan soyler. Hic suphesiz onlar icin, sadece ates vardir. Oraya en onde gidip kalacaklardir

    [63] Allah'a yemin olsun ki, biz senden once bir cok ummetlere peygamberler gonderdik. Ne var ki seytan, onlara amellerini bezeyip suslu gosterdi. Bugun de o seytan, kafirlerin dostudur. Onlar icin aci bir azab vardir

    [64] (Ey Resulum!) Biz, sana bu kitabi (Kur'ani) sirf hakkinda ihtilafa dustukleri seyi insanlara aciklaman icin ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik

    [65] Allah gokten bir su indirdi ve onunla yeryuzune olumunden sonra hayat verdi. Suphesiz ki bunda dinleyen bir millet icin buyuk bir ibret vardir

    [66] Gercekten sut veren hayvanlarda da size bir ibret vardir. Size iskembelerindeki yem artiklariyla kandan meydana gelen, icenlere icimi kolay halis bir sut icirmekteyiz

    [67] Hurma ve uzum agaclarinin meyvalarindan da hem icki, hem de guzel gidalar edinirsiniz. Suphesiz ki bunda aklini kullanan kimseler icin buyuk bir ibret vardir

    [68] Senin Rabbin bal arisina soyle vahyetti: Daglardan, agaclardan ve insanlarin kuracaklari kovanlardan kendine evler edin

    [69] Sonra meyvalarin hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kildigi yollara gir, diye ilham etti. Onlarin karinlarindan renkleri cesitli bir bal cikar ki, onda insanlar icin sifa vardir. Suphesiz ki bunda dusunen bir millet icin, buyuk bir ibret vardir

    [70] Allah, sizi yaratti, sonra da sizi oldurecektir. Icinizden kimi de, biraz bilgiden sonra esyayi onceki bildigi gibi bilmesin diye, omrun en kotu cagina kadar yasatilir. Suphesiz ki Allah cok bilgili ve buyuk kudret sahibidir

    [71] Allah, rizik yonunden bir kisminizi digerlerinden ustun kildi. Kendilerine bol rizik verilenler, riziklarini ellerinin altindakilere vermiyorlar ki, onda esit olsunlar. Durum boyle iken Allah'in nimetini inkar mi ediyorlar

    [72] Allah, size kendi cinsinizden esler, o eslerinizden de ogullar ve torunlar yaratti. Sizi helal ve guzel gidalarla riziklandirdi. Onlar, hala batila mi inaniyorlar? ve Allah'in nimetini inkar mi ediyorlar

    [73] Musrikler, Allah'i birakip, goklerden ve yerden kendileri icin hicbir rizka sahip olmayan ve sahip olmaya da gucleri yetmeyen seylere taparlar

    [74] Artik Allah'a ortaklar kosmayin. Cunku Allah, (esi bulunmadigini) bilir, siz bilmezsiniz

    [75] Allah, hicbir seye gucu yetmeyen, baskasinin mali olmus bir kole ile, kendisine guzel bir rizik verilen ve o rizikdan gizli ve acik olarak harcayan hur bir insani misal verdi. Hic bunlar esit olur mu? Butun hamd Allah'a mahsustur. Dogrusu insanlarin cogu bilmezler

    [76] Allah su iki adami da misal verdi: Bunlardan biri dilsizdir, hicbir seye gucu yetmez; efendisine bir yuktur. Onu nereye gonderse bir hayir getiremez. Simdi, bu adamla, adaletle emreden ve dogru yolda bulunan adam esit olur mu

    [77] Goklerin ve yerin gaybini bilmek Allah'a aittir. Kiyametin kopusu yalniz bir goz kirpmasi veya daha az bir zamandan baskasi degildir. Suphesiz Allah her seye kadirdir

    [78] Allah sizi annelerinizin karnindan cikardigi zaman hicbir sey bilmiyordunuz. Sukredesiniz diye size isitme (duygusu), gozler ve gonuller verdi

    [79] Gogun boslugunda Allah'in emrine boyun egdirilerek ucusan kuslara bakmadilar mi? Suphesiz bunda inanan bir toplum icin ayetler (ibretler) vardir

    [80] Allah size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yapti. Hayvanlarin derilerinden gerek yolculugunuzda ve gerekse konaklama zamanlarinizda kolayca tasiyacaginiz hafif evler (cadirlar v.s.) ve yunlerinden, yapagilarindan ve killarindan bir sureye kadar (giyinecek, kusanacak, serilecek ve dosenecek) bir esya ve ticaret mali yapti

    [81] Allah, yarattiklarindan sizin icin golgeler yapti ve sizin icin daglarda barinaklar yaratti. Sizi sicaktan koruyacak elbiseler ve savasta sizi koruyan elbiseler (zirhlar) yaratti. Iste boylece Allah musluman olasiniz diye uzerinize nimetini tamamlamaktadir

    [82] Buna ragmen eger yuz cevirirlerse, ey Muhammed! Artik sana dusen sadece acik bir sekilde tebligden ibarettir

    [83] Hem Allah'in nimetini bilirler, sonra da onu inkar ederler. Onlarin cogu kafir kimselerdir

    [84] Her ummetten bir sahid getirecegimiz gun, artik kafirlere ne izin verilecek, ne de onlardan ozur dilemeleri istenecektir

    [85] O zulmedenler, azabi gordukleri zaman, artik onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlara sure verilir

    [86] Ve o Allah'a ortak kosanlar, ortak kostuklarini (putlari) gordukleri zaman: "Rabbimiz! Iste bunlar, seni birakip da kendilerine taptigimiz ortaklarimizdir" diyecekler. Kostuklari ortaklar da onlara; "Siz mutlaka yalancilarsiniz" diye soz atarlar

    [87] O gun Allah'a teslim bayragini cekerler, butun o uydurduklari seyler kendilerini birakip kaybolup gitmislerdir

    [88] Inkar eden ve (insanlari) Allah yolundan cevirenler, diger kimseleri de bozduklari icin onlara azab ustune azab artirdik

    [89] Biz o gun, her ummet icinde, kendilerinden kendi uzerlerine bir sahit gonderecegiz. Seni de onlarin uzerine sahit getirecegiz. Bu kitabi da, her seyi aciklayan ve muslumanlara dogruyu gosteren bir rehber, bir rahmet kaynagi ve bir mujdeleyici olarak indirdik

    [90] Suphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayi ve yakinlara bakmayi emreder; hayasizliktan, fenaliktan ve azginliktan nehyeder. Ogut almaniz icin size boyle ogut verir

    [91] Bir de anlasma yaptiginizda Allah'in ahdini yerine getirin ve pekistirdikten sonra yeminleri bozmayin. Allah'i uzerinize sahid tuttugunuz halde, nasil olur da bozarsiniz! Suphesiz ki Allah yaptiklarinizi bilir

    [92] Bir ummet, diger bir ummetten (sayica ve malca) daha cok oldugu icin, yeminlerinizi aranizda aldatma vasitasi yaparak, ipligini saglamca egirdikten sonra onu sokup bozmaya calisan kadin gibi olmayin. Allah sizi bununla imtihan eder ve suphesiz hakkinda ihtilaf ettiginiz seyleri kiyamet gunu size mutlaka aciklayacaktir

    [93] Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ummet yapardi. Fakat Allah diledigini saptirir ve diledigine de hidayet verir. Suphesiz ki, (kiyamet gununde) butun yaptiklarinizdan sorumlu tutulacaksiniz

    [94] Yeminlerinizi aranizda aldatma ve fesada vasita edinmeyin, sonra saglam basmisken bir ayak kayar da Allah yolundan saptiginiz icin, dunyada kotu azabi tadarsiniz. Ahirette de size buyuk bir azab olur

    [95] Allah'in ahdini az bir bedel karsiliginda degismeyin. Eger bilirseniz muhakkak ki Allah katindaki sevap sizin icin daha hayirlidir

    [96] Sizin yaninizdaki dunya mali tukenir, Allah'in katindakiler ise tukenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptiklari amelin daha guzeliyle mukafatlandiracagiz

    [97] Erkekten ve disiden, mumin olarak kim iyi amel islerse muhakkak onu guzel bir hayat ile yasatacagiz ve yapmakta olduklari amellerin daha guzeliyle mukafatlarini elbette verecegiz

    [98] Simdi Kur'an okumak istedigin zaman once o kovulmus seytandan Allah'a sigin

    [99] Suphesiz ki iman edip de Rablerine tevekkul edenler uzerinde o seytanin hicbir nufuzu yoktur

    [100] Seytanin nufuzu, ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak kosanlaradir

    [101] Biz bir ayeti degistirip yerine baska bir ayet getirdigimiz zaman Allah ne indirdigini pek iyi bilmis iken kafirler Peygambere: "Sen, ancak bir iftiracisin" dediler. Hayir oyle degil; onlarin cogu bilmezler

    [102] (Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Kur'an'i Cebrail, iman edenlere sebat vermek, muslumanlara bir hidayet ve bir mujde olmak icin Rabbinin katindan hak olarak indirdi

    [103] Muhakkak biliyoruz ki kafirler: "Kur'an'i Muhammed'e bir insan ogretiyor" diyorlar. Peygambere ogretiyor zanninda bulunduklari kimsenin dili yabancidir. Bu Kur'an ise apacik bir Arapcadir

    [104] Allah'in ayetlerine iman etmeyenleri, muhakkak ki Allah hidayete erdirmez ve onlara can yakici bir azab vardir

    [105] Yalani ancak Allah'in ayetlerine inanmayanlar uydurur. Iste onlar yalancilarin ta kendileridir

    [106] Kalbi iman ile sukunet buldugu halde (dinden donmeye) zorlananlar disinda, her kim imanindan sonra kufre kalbini acarsa, mutlaka onlarin uzerine Allah'tan bir gazab gelir ve kendilerine cok buyuk bir azab vardir

    [107] Bu (azab) sundan dolayidir ki, onlar, dunya hayatini sevmis ve onu ahirete tercih etmislerdir. Allah da kafirler toplulugunu hidayete erdirmez

    [108] Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarini ve gozlerini muhurlemistir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir

    [109] Hic suphesiz onlar, ahirette perisan olup husrana ugrayanlarin ta kendileridir

    [110] Sonra suphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardimcisidir. Bunlardan sonra Rabbin elbette cok bagislayicidir, cok merhametlidir

    [111] O gun, herkes nefsini kurtarmak icin ugrasarak gelir ve herkese yaptigi isin karsiligi tamamiyle odenir ve hic kimseye de zulmedilmez

    [112] Allah bir sehri misal olarak verdi: Bu sehir guvenli, huzurlu idi, Oraya her yerden rizki bol bol geliyordu. Ne var ki onlar Allah'in nimetlerine karsi nankorluk ettiler. Allah da onlara, yaptiklari isler yuzunden aclik ve korku elbisesini (felaketini) tattirdi

    [113] Andolsun ki, onlara iclerinden bir peygamber geldi de onu yalanladilar. Bunun uzerine zulum yaparlarken azab da onlari yakalayiverdi

    [114] Artik Allah'in size rizik olarak verdigi seylerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah'in nimetine sukredin, eger gercekten O'na ibadet edecekseniz

    [115] O size ancak olu hayvani, kani, domuz etini ve Allah'tan baskasi adina kesilenleri haram kildi. Her kim bu haram seyleri yemeye mecbur kalirsa (baskasinin hakkina) saldirmadan ve asiri gitmeden yiyebilir. Suphesiz Allah, cok bagislayicidir, cok merhametlidir

    [116] Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: "Su helaldir, su haramdir" demeyin; aksi halde Allah'a iftira etmis olursunuz. Suphesiz Allah'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar

    [117] Onlar icin dunyada pek az bir menfaat var, ahirette ise cok acikli bir azab vardir

    [118] Sana anlattiklarimizi, daha once yahudilere de haram kilmistik. Biz onlara zulmetmemistik. Fakat onlar kendi kendilerine zulmetmislerdi

    [119] Sonra suphe yok ki Rabbin, bir cahillikle gunah isleyip ardindan tevbe eden ve durumunu duzelten kimseleri bagislar. Suphesiz ki Rabbin, bu tevbeden sonra Gafurdur, Rahimdir (cok bagislayicidir, cok merhametlidir)

    [120] Suphesiz Ibrahim Allah'a itaat eden, Hakk'a yonelen bir onderdi. Ve hicbir zaman musriklerden olmadi

    [121] Allah'in nimetlerine sukredendi. Allah onu secmis ve dogru yola iletmisti

    [122] Ve biz ona (Ibrahim'e) iyilik verdik. Suphesiz ki o, ahirette de salihlerdendir

    [123] Sonra da (ey Muhammed!) sana: "Hakk'a yonelen ve musriklerden olmayan Ibrahim'in dinine tabi ol" diye vahyettik

    [124] Cumartesi gunu (avlanmamak), ancak onda ihtilafa dusenlere farz kilindi. Suphesiz Rabbin onlarin ihtilaf edip durduklari seyler hakkinda kiyamet gunu, aralarinda elbette hukmunu verecektir

    [125] (Ey Resulum!) Rabbinin yoluna hikmetle ve guzel ogutle cagir! Ve onlarla en guzel sekilde mucadele et. Suphesiz Rabbin kendi yolundan sapanlari en iyi bilendir ve O, hidayete kavusanlari da en iyi bilendir

    [126] Eger (bir suctan dolayi) ceza verecek olursaniz size yapilan azab ve cezanin misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler icin daha hayirlidir

    [127] (Ey Peygamber!) Sabret! Sabrin da ancak Allah'in yardimi iledir. Onlardan dolayi uzulme! Kurduklari tuzaklardan telas edip sikintiya dusme

    [128] Suphesiz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir

    Surah 17
    İsrâ

    [1] Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazi ayetlerimizi gostermek icin, etrafini mubarek kildigimiz Mescid-i Aksa'ya goturen Allah, her turlu noksan sifatlardan munezzehtir. Suphesiz ki her seyi hakkiyla isiten, hakkiyla goren O'dur

    [2] Musa'ya da kitap verdik ve beni birakip baskasini vekil edinmeyiniz diye onu Israil ogullari icin bir hidayet rehberi kildik

    [3] Ey Nuh'la beraber gemiye tasiyarak kurtardigimiz kimselerin soyundan olanlar! Dogrusu o cok sukredici bir kuldu

    [4] Biz Israilogullari'na Tevrat'ta su hukmu verdik: "Muhakkak siz, yeryuzunde iki defa fesat cikaracaksiniz ve muhakkak buyuk bir yukselisle yukseleceksiniz

    [5] Birincisinin zamani gelince,uzerinize guclu kuvvetli kullarimizi gonderdik. Onlar, evlerin aralarina girip arastirdilar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi

    [6] Sonra sizi tekrar o istilacilar uzerine galip kildik ve size mallarla ve ogullarla yardim ettik. Ve toplum olarak sizin sayinizi artirdik

    [7] Eger iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmis olursunuz ve eger kotuluk ederseniz yine kendinizedir. Artik diger fesadinizin zamani gelince, yuzlerinizi uzuntuye sokmalari, kotuluk yapmalari ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyt-i Makdis'e girmeleri, ele gecirdikleri yerleri mahvetmeleri icin onlari tekrar gonderecegiz

    [8] Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz tekrar donerseniz biz de doneriz. Cehennemi, kafirler icin kusatici bir zindan yaptik

    [9] Suphesiz ki bu Kur'an, insanlari en dogru ve en saglam yola iletir ve salih amel isleyen muminlere buyuk bir ecir oldugunu mujdeler

    [10] Ahirete inanmayanlara da can yakici bir azab hazirlamisizdir

    [11] Insan, hayrin gelmesine dua ettigi gibi kotulugun gelmesine de dua eder. Insan pek acelecidir

    [12] Biz geceyi ve gunduzu varligimiza delalet eden birer delil kildik. Sonra Rabbinizden bir lutuf aramaniz, yillarin sayisini ve hesabini bilmeniz icin gecenin karanligini silip (yerine) esyayi aydinlatan gunduzun aydinligini getirdik. Iste biz her seyi uzun uzadiya anlattik

    [13] Her insanin amel defterini boynuna doladik, kiyamet gunu acilmis bulacagi kitabi onune cikaririz

    [14] Kitabini oku! Bugun hesap gorucu olarak sana nefsin yeter!" deriz

    [15] Kim dogru yola gelirse sirf kendi iyiligi icin gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hicbir gunahkar baskasinin gunah yukunu cekmez. Biz bir Peygamber gondermedikce, hic kimseye azab edecek degiliz

    [16] Biz bir ulkeyi yok etmek istedigimiz zaman, simarik varliklilarina emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kotuluk islerler. Boylece, o ulke helaka mustahak olur, biz de onu yerle bir ederiz

    [17] Hem Nuh'tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarinin gunahlarini bilmek ve gormekte Rabbin yeter

    [18] Her kim pesin isterse, dunyada ona, istedigimiz kimseye, diledigimiz kadarini pesin veririz. Sonra ona cehennemi hazirlariz; kinanmis ve (rahmetimizden) kovulmus olarak oraya girer

    [19] Kim de ahireti isterse ve mumin olarak kendine yarasir bir caba ile onun icin calisirsa, oylelerinin calismalarinin karsiligi verilir

    [20] Hepsine; (dunyayi isteyenlere de, ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanindan veririz. Rabbinin ihsani kisitlanmis degildir

    [21] Bak! Onlarin bir kismini digerine nasil ustun kildik! Elbette ahiret, hem dereceler bakimindan daha buyuktur, hem de ustunluk bakimindan daha buyuktur

    [22] Allah ile birlikte baska bir ilah edinme! Yoksa kinanmis ve yalniz basina birakilmis olarak oturup kalirsin

    [23] Rabbin kesin olarak sunlari emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yaninda yaslanirsa, sakin onlara "of" bile deme ve onlari azarlama. Ikisine de tatli ve guzel soz soyle

    [24] Ikisine de aciyarak tevazu kanatlarini indir. Ve soyle de: "Ey Rabbim! Onlarin beni kucukten terbiye edip yetistirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et

    [25] Rabbiniz icinizden gecenleri cok iyi bilir. Eger iyi kimseler olursaniz elbette Allah cok tevbe edenleri bagislayicidir

    [26] Akrabaya, yoksula ve yolda kalmisa hakkini ver. Bununla beraber malini sacip savurma

    [27] Cunku (malini) sacip savuranlar, seytanlarin kardesleridir. Seytan ise Rabbine karsi cok nankordur

    [28] Eger Rabbinden bekledigin bir rahmet (rizik) icin, onlardan yuz cevirmek mecburiyetinde kalirsan, o vakit de onlara yumusak ve tatli bir soz soyle

    [29] Elini boynuna asip baglama (cimri olma), hem de onu busbutun acip sacma (israf etme); aksi halde kinanmis olursun ve eli bos acikta kalirsin

    [30] Gercekten senin Rabbin, kullarindan dilediginin rizkini genisletir ve diledigini kisar. Suphesiz ki Allah, kullarinin durumlarindan haberdardir, her seyi gorendir

    [31] Bir de gecim korkusuyla cocuklarinizi oldurmeyin, onlara da, size de rizki biz veririz. Suphesiz ki onlari oldurmek, cok buyuk bir suctur

    [32] Zinaya da yaklasmayin, cunku o pek cirkindir ve kotu bir yoldur

    [33] Hakli bir sebep olmadikca, Allah'in oldurulmesini haram kildigi cani oldurmeyin. Kim haksiz yere oldurulurse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da oldurmede asiri gitmesin. Cunku ona (dinin kendisine verdigi yetki ile) yardim olunmustur

    [34] Yetimin malina da yaklasmayin. Ancak rusdune erinceye kadar en guzel bir sekilde yaklasabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Cunku verilen sozde elbette sorumluluk bulunuyor

    [35] Olctugunuz zaman tam olcun ve dogru terazi ile tartin. Bu hem daha hayirlidir ve sonuc itibariyle de daha guzeldir

    [36] Bir de hic bilmedigin bir seyin ardina dusme! Cunku kulak, goz, gonul, bunlarin her biri yaptiklarindan sorumludurlar

    [37] Yeryuzunde kibir ve azametle yurume! Cunku sen asla yeri yaramazsin ve boyca da daglara erisemezsin

    [38] Kotu olan butun bu yasaklar, Rabbinizin sevmedigi seylerdir

    [39] Iste bunlar, Rabbinin sana vahyettigi hikmetlerdendir. Sakin Allah'la beraber baska bir ilah uydurma. Aksi halde kotulenmis ve Allah'-in rahmetinden uzaklastirilmis olarak cehenneme atilirsin

    [40] Rabbiniz, size ogullari tahsis etti de, kendisi meleklerden disiler mi edindi? Gercekten siz cok buyuk bir soz soyluyorsunuz

    [41] Biz, bu Kur'an'da akillarini baslarina almalari icin turlu sekillerde (ikaz ve ihtari) acikladik. Fakat bu aciklamalar ancak onlarin nefretini artirmistir

    [42] (Ey Muhammed!) De ki: "Eger dedikleri gibi Allah ile birlikte ilahlar olsaydi, o zaman bu ilahlar Ars'in sahibine bir yol ararlardi

    [43] Allah, onlarin dediklerinden cok munezzeh ve cok yuksek, hem pek buyuk bir yukseklikle yucedir

    [44] Yedi gok, yer ve bunlarin icinde bulunanlar, Allah'i tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hicbir varlik yoktur. Fakat siz, onlarin tesbihlerini iyi anlamazsiniz. Suphesiz O, halimdir cok bagislayandir

    [45] Sen Kur'an'i okudugun zaman biz, seninle ahirete inanmayanlarin arasina gorunmez bir perde cekeriz

    [46] Ve kalblerinin uzerine, Kur'an'i anlamalarina engel perdeler geciririz ve kulaklarina bir agirlik veririz. Rabbini Kur'an'da bir tek olarak andigin zaman da urkerek arkalarina doner kacarlar

    [47] Biz onlarin, seni dinlerken nasil dinlediklerini cok iyi biliriz. Birbiriyle fisildasirlarken de o zalimlerin: "Siz buyulenmis bir adamdan baskasina uymuyorsunuz!" dediklerini biz cok iyi biliriz

    [48] Bak senin icin nasil misaller verdiler de bu yuzden nasil sapikliga dustuler! Artik hak yolu bulmaya gucleri yetmez

    [49] Bir de onlar dediler ki: "Biz, bir kemik yigini oldugumuz ve ufalanip toz oldugumuz vakit mi, gercekten biz mi, yeni bir yaratilisla diriltilecegiz

    [50] De ki: "Ister tas olun, ister demir

    [51] Isterse gonlunuzde buyuyen baska bir yaratik olun, (Muhakkak oldurulecek ve diriltileceksiniz.) "Onlar: "Bizi kim tekrar diriltecek?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratmis olan o kudret sahibi." Sana baslarini sallayarak: "Ne zamandir bu." diyecekler. De ki: "Yakin olmasi gerekir

    [52] (Allah) sizi cagiracagi gun, tam bir hurmetle onun emrine kosacaksiniz ve zannedeceksiniz ki, kabirlerinizde pek az bir muddet kaldiniz

    [53] Mumin kullarima soyle de (kafirlere) en guzel olan sozu soylesinler. Cunku seytan aralarina fesat sokar. Suphesiz seytan, insan icin apacik bir dusmandir

    [54] Rabbiniz sizi cok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet eder, dilerse azab eder. Seni de onlarin uzerine vekil gondermedik

    [55] Rabbin goklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine ustun kildik. Davud'a da Zebur'u verdik

    [56] De ki: "Allah'tan baska, ilah oldugunu sandiginiz seyleri cagirin, size yardim etsinler. Onlar, ne sizden sikintiyi kaldirabilirler, ne de degistirebilirler

    [57] Onlarin yalvardiklari da, Rablerine daha yakin olmak icin vesile ararlar. Ve O'nun merhametini umarlar, azabindan korkarlar. Cunku Rabbinin azabi korkunctur

    [58] Hic bir sehir (halki) yoktur ki, kiyamet gununden once biz onu helak etmeyelim, yahut siddetli bir azab ile azablandirmayalim. Bu, Kitap'ta (Levh-i Mahfuzda) yazilidir

    [59] Bizi, ayetler (mucizeler) ve peygamber gondermekten alikoyan sey, ancak oncekilerin onlari yalanlamis olmalaridir. Semud'a, acik bir mucize olarak o disi deveyi vermistik de ona zulmetmislerdi (deveyi bogazlayarak kendilerine yazik etmislerdi). Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak icin gondeririz

    [60] Vaktiyle sana soyle vahyettigimizi hatirla: "Suphesiz Rabbin insanlari kusatmistir." (Isra gecesi) sana acikca gosterdigimiz o temasayi ve Kur'an'da lanet edilen agaci da, yalniz insanlara bir imtihan icin yapmisizdir. Biz onlari, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak buyuk bir taskinliktan baska bir sonuc vermiyor

    [61] (Yine unutma ki) Bir vakit meleklere: "Adem'e secde edin" demistik. Iblis'ten baska hepsi secde ettiler. O ise: "Ben bir camurdan yarattigin kimseye mi secde ederim?" demisti

    [62] (Yine Iblis) dedi ki: "Su benden ustun kildigini gordun mu? Yemin ederim ki, eger beni kiyamet gunune kadar ertelersen, pek azi haric, onun zurriyetini kendi buyrugum altina alacagim

    [63] Allah buyurdu ki: "Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, suphesiz ki, cezaniz cehennemdir, hem de mukemmel bir ceza

    [64] Onlardan gucunun yettigini yerinden oynat. Atlilarin ve yayalarinla onlarin uzerine yaygarayi bas! Mallarda ve cocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaadlerde bulun." Fakat seytan onlara aldatmadan baska bir sey vaad etmez

    [65] Dogrusu benim (ihlasli) kullarim uzerinde senin hicbir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter

    [66] Rabbiniz, lutfundan nasib arayasiniz diye, sizin icin denizde gemileri yuruten kudret sahibidir. Suphesiz O, size cok merhametlidir

    [67] Denizde basiniza bir felaket geldigi zaman, Allah'tan baska yalvardiginiz butun putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarip karaya cikarinca da yuz cevirirsiniz. Zaten insan cok nankordur

    [68] (Denizden karaya ciktiginizda) O'nun sizi karada yerin dibine gecirmeyeceginden, yahut uzerinize tas yagdiran bir kasirga gordermeyeceginden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsiniz

    [69] Yoksa sizi tekrar denize dondurup de uzerinize kasirgalar gondermeyeceginden ve boylece ettiginiz nankorluk sebebiyle sizi bogmayacagindan emin misiniz? Sonra bu yaptigimiza karsi, bizim aleyhimize size yardim edecek bir koruyucu bulamazsiniz

    [70] Andolsun ki biz, insanoglunu san ve seref sahibi kildik. Karada ve denizde tasitlara yukledik ve temiz yiyeceklerden onlari riziklandirdik. Onlari yarattiklarimizin bircogundan ustun kildik

    [71] Kiyamet gunu butun insanlari onderleriyle cagiracagiz. O gun, kimin amel defteri sag eline verilirse, iste onlar kitaplarini okuyacaklar ve en kucuk bir haksizliga ugratilmayacaklar

    [72] Her kim bu dunyada (manen) kor ise ahirette de kordur. Ve gidisce daha saskindir

    [73] (Ey Muhammed!) Az kalsin seni bile, sana vahyettigimizden baskasini bize karsi iftira edesin diye, fitneye dusureceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi

    [74] Eger biz sana sebat vermemis olsaydik, nerdeyse sen onlara birazcik meyledecektin

    [75] O takdirde, muhakkak hayatin da, olumun de azabini sana kat kat tattirirdik. Sonra bize karsi kendin icin hicbir yardimci bulamazdin

    [76] (Ey Muhammed!) Yakinda seni yurdundan cikarmak icin, muhakkak ki rahatsiz edecekler ve o takdirde onlar da senin ardindan pek az kalacaklardir

    [77] Bu, senden once gonderdigimiz butun peygamberlerimiz hakkindaki sunnetimizdir. Bizim sunnetimizde herhangi bir degisme goremezsin

    [78] Gunesin batiya kaymasindan, gecenin karanligina kadar (belirli vakitlerde) geregi uzere namazi kil, bir de sabah namazini kil. Cunku sabah namazinda, gece ve gunduz melekleri hazir bulunur

    [79] Gecenin bir kisminda da sadece sana mahsus bir nafile olmak uzere uykudan kalk, Kur'an ile teheccud namazi kil, Rabbinin seni bir makam-i mahmuda (sefaat makamina) gondermesi kesindir

    [80] (Ey Muhammed!) De ki: "Rabbim! Beni, takdir ettigin yere gonul rahatligi ve huzur icinde koy ve cikacagim yerden de durustlukle ve selametle cikmami sagla. Bana katindan yardim edici bir kuvvet ver

    [81] (Ey Muhammed!) De ki: "Hak geldi, batil yok oldu. Elbette batil yok olmaya mahkumdur

    [82] Biz Kur'an'dan, iman edenler icin bir sifa ve rahmet kaynagi olan ayetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararini artirir

    [83] Biz insana nimet verdigimiz zaman, Allah'i anmaktan yuz cevirip uzaklasir. Ona fenalik dokununca da umitsizlige kapilir

    [84] De ki: "Herkes bulundugu hal ve niyetine gore is yapar. Bu durumda kimin en dogru yolda oldugunu Rabbiniz daha iyi bilir

    [85] Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin bildigi bir istir ve size ilimden ancak az bir sey verilmistir

    [86] Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettigimizi ortadan kaldiririz; sonra bize karsi kendine bir vekil (koruyucu) bulamazsin

    [87] Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmadik). Gercekten O'nun senin uzerindeki lutfu cok buyuktur

    [88] Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eger insanlar ve cinler bu Kur'an'in benzerini getirmek uzere toplansalar ve birbirlerine yardimci olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir

    [89] Yemin olsun ki biz bu Kur'an'da insanlar icin cesitli misaller vermisizdir. Yine de insanlarin cogu inkarlarinda israr ederler

    [90] Kafirler soyle dediler: "Sen, bizim icin yerden suyu kesilmeyen bir kaynak fiskirtmadikca sana asla inanmayacagiz

    [91] Veyahut hurmaliklardan ve uzumluklerden senin bir bahcen olsun da ortasindan saril saril irmaklar akitmalisin

    [92] Yahut soyleyip zannettigin gibi, gogu basimiza parca parca dusuresin veya Allah'i ve melekleri soyledigine sahit getiresin

    [93] Yahut altindan bir evin olsun, ya da goge cikmalisin. Ona ciktigina da asla inanmayiz. Ta ki bize, okuyacagimiz bir kitap indiresin." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan baska bir sey degilim

    [94] Kendilerine dogru yolu gosteren peygamber gelince, insanlarin iman etmelerine engel olan sebep sadece: "Allah bir insani mi Peygamber gonderdi?" demeleridir

    [95] (Ey Muhammed! Mekkelilere) soyle de: "Eger yeryuzunde huzur icinde yuruyup duran melekler olsaydi, elbette onlara gokten peygamber olarak bir melek indirirdik

    [96] De ki: "Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter. Cunku O, kullarinin yaptigindan haberdardir, yaptiklarini cok iyi gorendir

    [97] Allah kime hidayet verirse, o dogru yoldadir. Kimi de hidayetten uzak tutarsa, artik bunlar icin Allah'tan baska hicbir yardimci bulamazsin. Ve biz, o kafirleri kiyamet gunu kor, dilsiz ve sagir olduklari halde, yuzleri ustu surunerek hasredecegiz. Varacaklari yer cehennemdir; atesi dindikce onun atesini artiririz

    [98] Bu onlarin cezasidir! Cunku onlar, ayetlerimizi inkar etmisler ve: "Sahi bizler, bir yigin kemik ve ufalanmis toz oldugumuz zaman mi, yeni bir yaratilisla diriltilmis olacagiz?" demislerdir

    [99] Onlar, gokleri ve yeri yaratan Allah'in, kendilerinin ayni olan insanlari yaratmaya da kadir oldugunu gorup bilmediler mi? Allah onlar icin suphe edilmeyen bir vade takdir etmistir. Fakat zalimler, inkarlarinda yine de israr ederler

    [100] (Ey Muhammed!) De ki: "Eger siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydiniz, fakirlik korkusunu yine de elden birakmazdiniz." Dogrusu insan cok cimridir

    [101] Andolsun biz Musa'ya apacik dokuz mucize verdik. (Ey Peygamber!) Israilogullarina sor, Musa kendilerine geldiginde Firavun ona: "Ey Musa! Ben senin buyulenmis oldugunu saniyorum" demisti

    [102] Musa dedi ki: "Ey Firavun! Pekala bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak uzere, ancak goklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmus zannediyorum

    [103] Derken Firavun, Musa'yi ve Israilogullarini Misir'dan surmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda bogduk

    [104] Arkasindan Israilogullarina soyle dedik: "Firavun"un sizi cikarmak istedigi arazide siz oturun! Sonra ahiret vaadi (kiyamet) geldigi vakit, hepinizi toplayip bir araya getirecegiz

    [105] Biz bu Kur'an'i hak olarak indirdik, O, butun hakikatleri icinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak mujdeci ve uyarici olarak gonderdik

    [106] Sana Kur'an'i verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasin diye (kisimlara) ayirdik ve biz onu yavas yavas indirdik

    [107] Ey Muhammed! De ki: Ister ona (Kur'an'a) inanin, ister inanmayin; o daha once kendilerine ilim verilenlere okundugunda onlar, yuzleri ustu secdeye kapanirlar

    [108] Ve derler ki: Rabbimizi tenzih ederiz. Suphesiz ki Rabbimizin vaadi gerceklesir

    [109] Ve aglayarak yuzleri ustu secdeye kapanirlar. Hem de bu Kur'an'i isitmek onlarin Allah'a teslimiyetlerini daha da artirir

    [110] (Sen onlara) de ki: Ister "Allah" deyin, ister "Rahman" deyin, nasil cagirirsaniz cagirin. En guzel isimler O'nundur. Namazinda sesini pek yukseltme, cok da gizli okuma, orta yolu sec

    [111] Ve soyle de: Hamd o Allah'a ki, hicbir cocuk edinmedi, mulkte ortagi yoktur, aciz olmayip bir yardimciya da ihtiyaci yoktur. Tekbir getirerek O'nu noksanliklardan yucelt de yucelt

    Surah 18
    Kehf

    [1] Hamd, o Allah'a mahsustur ki kulu (Muhammed'e) kitabi indirdi ve ona hicbir egrilik koymadi

    [2] Onu dosdogru (bir kitap) olarak (indirdi) ki katindan gelecek siddetli azaba karsi (insanlari) uyarsin ve yararli isler yapan muminlere kendileri icin guzel bir mukafat bulundugunu mujdelesin

    [3] Onlar orada surekli kalacaklardir

    [4] Ve "Allah cocuk edindi" diyenleri de uyarsin

    [5] Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarinin hicbir bilgisi yoktur. Agizlarindan cikan soz ne buyuk bir iftiradir. Onlar, yalandan baska bir sey soylemiyorlar

    [6] (Ey Muhammed!) Demek onlar, bu soze (kitaba) inanmazlarsa, onlarin pesinde uzule uzule kendini helak edeceksin

    [7] Biz yeryuzundeki seyleri kendisine sus olsun diye yarattik ki, insanlarin hangisinin daha guzel amel edecegini deneyelim

    [8] Suphesiz biz, yeryuzunde olanlari kupkuru bir toprak yapacagiz

    [9] Yoksa sen Ashab-i Kehf'i ve Rakim'i (isimlerinin yazili bulundugu tas kitabeyi) sasilacak ayetlerimizden mi sandin

    [10] O gencler magaraya sigininca soyle dediler: "Rabbimiz! Bize katindan bir rahmet ver ve bizim icin su isimizden bir kurtulus yolu hazirla

    [11] Bunun uzerine biz de kulaklarini tikayarak magarada onlari yillarca uyuttuk

    [12] Sonra da iki gruptan hangisinin, onlarin magarada kaldiklari sureyi daha iyi hesapladigini anlamak icin, onlari tekrar uyandirdik

    [13] Biz sana onlarin kissalarini gercek olarak anlatacagiz. Hakikaten onlar, Rablerine iman eden birkac genc idi. Biz de onlarin hidayetlerini artirdik

    [14] (Oranin hukumdari karsisinda) ayaga kalkarak dediler ki: "Bizim Rabbimiz, goklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan baskasina ilah deyip tapmayiz, yoksa sacma sapan konusmus oluruz

    [15] Su bizim kavmimiz, Allah'tan baska ilah edindiler. Onlarin ilah olduguna dair acik bir delil getirselerdi ya! Allah'a karsi yalan uydurandan daha zalim kim olabilir

    [16] (Iclerinden biri soyle demisti:) "Mademki siz, onlardan ve Allah'tan baska taptiklari putlardan ayrildiniz, o halde magaraya siginin ki, Rabbiniz rahmetinden size genislik versin ve isinizi rast getirip kolaylastirsin

    [17] Ey Muhammed! Baksaydin gunesin dogdugu zaman magaranin sag tarafina yoneldigini, batarken de sol taraftan onlari makaslayip gectigini gorurdun. Onlar, magaranin genis bir yerinde idiler. Iste bu Allah'in mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse, iste o, hakka ulasmistir; kimi de hidayetten mahrum ederse, artik ona dogru yolu gosterecek bir dost bulamazsin

    [18] Bir de onlari magarada gorseydin uyanik sanirdin. Halbuki onlar uykudadirlar. Biz onlari saga sola cevirirdik. Kopekleri de giriste on ayaklarini ileri dogru uzatmisti. Eger onlari gorseydin, arkana bakmadan kacardin ve icin korku ile dolardi

    [19] Onlari bir mucize olarak uyuttugumuz gibi, birbirlerine sorsunlar diye kendilerini uyandirdik da iclerinden bir sozcu soyle dedi: "Ne kadar durup kaldiniz?" (Kimi) "Bir gun ya da gunun bir parcasi kadar kaldik" dediler. (Kimi de) soyle dediler: "Ne kadar durdugunuzu, Rabbiniz daha iyi bilir. Simdi siz birinizi, bu gumus paranizla sehre gonderin de baksin, hangi yiyecek daha temiz ise, ondan size azik getirsin. Hem cok dikkatli davransin ve sizi kimseye sezdirmesin

    [20] Cunku sehir halki, sizi ellerine gecirirlerse muhakkak sizi taslayarak oldururler veya kendi dinlerine cevirirler ki, o zaman siz dunyada da ahirette de asla kurtulusa eremezsiniz

    [21] Boylece insanlari onlardan haberdar kildik ki, oldukten sonra dirilmenin hak oldugunu ve kiyamet gununden suphe edilemeyecegini bildirmek icin, oylece sehir halkina buldurduk. Onlari magarada bulanlar, aralarinda durumlarini tartisiyorlardi. Dediler ki: "Ustlerine bir bina (kilise) yapin. Bununla beraber Rableri, onlari daha iyi bilir." Sozlerinde ustun gelen muminler: "Uzerlerine muhakkak bir mescid yapacagiz." dediler

    [22] Ashab-i Kehf'in sayilarinda ihtilaf edenlerden bazilari: Onlar, uc kisidir, dordunculeri kopekleridir" diyecekler. Diger bazilari da "Onlar, bes kisidir, altincilari kopekleridir " diyecekler. Her ikisi de bilinmeyen hakkinda tahmin yurutmektir. (kimileri de:) "Onlar, yedi kisidir; sekizincisi kopekleridir" derler. De ki: "Onlarin sayilarini Rabbim daha iyi bilir." Onlari ancak pek azi bilir, Bu sebeple onlar hakkinda bu bildirilenler disinda bir munakasaya girisme ve bunlar hakkinda hic kimseye de bir sey sorma

    [23] Hicbir sey icin, Allah'in dilemesi disinda: "Ben yarin onu yapacagim deme

    [24] Ancak Allah dilerse (yapacagim de). Ve unuttugun vakit Allah'i an ve "Umarim Rabbim beni, dogruya daha yakin olana eristirir." de

    [25] Onlar, magaralarinda ucyuz yil kadar kaldilar ve dokuz yil da buna ilave etmislerdir

    [26] De ki: "Onlarin ne kadar kaldiklarini Allah daha iyi bilir." Goklerin ve yerin gaybi O'na aittir. O ne guzel gorendir! O ne mukemmel isitendir! Onlarin, O'ndan baska bir yardimcisi yoktur. O, kendi hukumranligina kimseyi ortak etmez

    [27] Rabbinin kitabindan sana vahyolunani oku! Onun sozlerini degistirecek kimse yoktur. Ve O'ndan baska bir siginilacak da bulamazsin

    [28] Nefsince de, sabah aksam rizasini isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. Sen dunya hayatinin susunu isteyerek onlardan gozlerini ayirma. Kalbini, bizi anmaktan gafil kildigimiz, nefsinin kotu arzusuna uymus ve isi hep asirilik olan kimseye uyma

    [29] Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artik dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Cunku biz zalimler icin oyle bir ates hazirlamisiz ki, duvarlari, cepecevre onlari icine alacaktir. Eger feryad edip yardim isteseler, erimis maden gibi yuzleri haslayan bir su ile cevap verilir. O ne kotu bir icecek ve ne kotu bir dayanma yeri

    [30] Iman edip de guzel davranislarda bulunanlar var ya, suphe yok ki biz oyle guzel isler yapanlarin mukafatini zayi etmeyiz

    [31] Iste onlara Adn cennetleri vardir; altlarindan irmaklar akar, orada altin bileziklerle suslenecekler, ince ve kalin ipekliden yesil elbiseler giyerek koltuklar uzerine dayanip kurulacaklar. O ne guzel karsilik ve ne guzel kalma yeri

    [32] Onlara, su iki adami misal olarak anlat: Biz bunlardan birine her turlu uzumden iki bag vermisiz, her ikisinin etrafini hurmalarla donatmisiz, aralarinda da bir ekinlik yapmisiz

    [33] Iki bagin ikisi de yemislerini vermis, hicbir sey noksan birakmamis, ikisinin ortasindan bir de nehir akitmisiz

    [34] Iki bagin sahibinin ayrica baska geliri vardi. Bundan dolayi bu adam arkadasiyla munakasa ederken: "Ben malca senden daha zengin ve insan sayisi bakimindan da senden daha guclu ve ustunum" dedi

    [35] Adam, bu sekilde kendine zulmederek bagina girdi ve soyle dedi: "Bunun hic yok olacagini sanmiyorum

    [36] Kiyametin kopacagini da zannetmem. Sayet Rabbimin huzuruna gotururlursem, muhakkak orada bundan daha hayirli bir sonuc bulurum

    [37] Bunun uzerine kendisiyle munakasa eden arkadasi da ona soyle dedi: "Seni topraktan, sonra seni bir damla sudan yaratan, daha sonra da seni insan haline getireni mi inkar ediyorsun

    [38] Fakat ben iman ederek diyorum ki: O Allah, benim Rabbimdir, ben Rabbime kimseyi ortak kosmam

    [39] Kendi bagina girdigin zaman: "Bu Allah'dandir, benim kuvvetimle degil, Allah'in kuvveti ile olmustur, deseydin ya! Her ne kadar beni, malca ve evlatca kendinden az goruyorsan da

    [40] Belki Rabbim, bana, senin bagindan daha hayirlisini verir; senin bagina ise gokten yildirimlar gonderir de, bagin yalcin bir toprak haline gelir

    [41] Yahut, baginin suyu yerin dibine cekilir de bir daha suyunu cikarip bagini sulayamazsin

    [42] Derken serveti yok edildi. Bunun uzerine bagina yaptigi masraflara karsi ellerini ogusturmaya basladi. Bag, cardaklari uzerine yikilmis kalmisti, "Ah Keske Rabbime hicbir seyi ortak kosmasaydim" diyordu

    [43] Onun Allah'tan baska yardim edecek adamlari yoktur ve Allah'a karsi kendi nefsini de kurtaramadi

    [44] Iste burada yardim, yalniz hak olan Allah'a aittir. O'nun verdigi mukafat da daha hayirlidir, netice de daha hayirlidir

    [45] Ey Muhammed! Sen onlara dunya hayatinin misalini ver. Dunya hayati, gokten indirdigimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryuzunun bitkileri (her renk ve cicekten) birbirine karismis, nihayet bir cop kirintisi olmustur. Ruzgarlar onu savurur gider. Allah her seye muktedirdir

    [46] Mal ve ogullar, dunya hayatinin susudur. Baki kalacak olan iyi ameller ise, Rabbinin katinda, sevabca da hayirlidir, umid yonunden de daha hayirlidir

    [47] O kiyamet gununu hatirla ki, daglari yurutecegiz ve yeryuzunu cirilciplak goreceksin. Butun insanlari, mahserde toplayacagiz hicbir kimseyi birakmayacagiz

    [48] Onlar, saf halinde Rabbine arz edilmislerdir. Allah, onlara soyle diyecektir: "Suphesiz sizi ilk once yarattigimiz gibi bize geldiniz. Fakat, size kiyamet icin yaptigimiz vaadi yerine getirmeyecegimizi sanmistiniz, degil mi

    [49] O gun herkesin amel defteri ortaya konulmustur. Ey Muhammed! Gunahkarlarin, amel defterlerinden korkarak: "Eyvah bize! Bu nasil deftermis ki, buyuk kucuk hicbir sey birakmadan hepsini saymis dokmus" dediklerini gorursun. Onlar, butun yaptiklarini hazir bulmuslardir. Senin Rabbin hic kimseye zulmetmez

    [50] Yine o vakti hatirla ki biz, meleklere: "Adem'e secde edin!" demistik. Iblis haric olmak uzere onlar hemen secde ettiler. Iblis cinlerdendi, Rabbinin emrinden disari cikti. Simdi siz beni birakip da Iblis'i ve soyunu dostlar mi ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin dusmaninizdir. Zalimler icin bu ne kotu bir degismedir

    [51] Ben, onlari (Iblis ve soyunu) ne goklerin ve yerin yaratilisinda, ne de kendilerinin yaratilisinda sahit tutmadim ve hicbir zaman dogru yoldan cikanlari yardimci edinmis degilim

    [52] Ve o (kiyamet) gunu Allah kafirlere soyle buyuracak: "Ortaklarim ve sefaatcilariniz diye zannettiginiz putlarinizi cagirin." Musrikler onlari cagirirlar, fakat kendilerine cevap vermezler. Biz, kafirlerle ilahlari arasina atesten bir engel koymusuzdur

    [53] Gunahkarlar atesi gormusler de artik ona duseceklerini anlamislardir. Fakat ondan kacip siginacak bir yer bulamazlar

    [54] Suphesiz biz, bu Kur'an'da insanlara cesitli manalari turlu misallerle acik olarak verdik. Insan ise, her seyden cok mucadelecidir

    [55] Kendilerine dogru yolu gosteren peygamber geldiginde insanlari, iman etmekten ve Rabblerinden gunahlarinin magfiretini istemekten alikoyan sey sadece gecmis milletlerin baslarina gelen felaketlerin kendilerine de gelmesini veya ahiret azabinin ansizin goz gore gore gelip catmasini beklemek olmustur

    [56] Halbuki biz peygamberleri ancak mujdeciler ve uyaricilar olarak gondeririz. Kafir olanlar ise hakki, batilla ortadan kaldirmak icin mucadele ediyorlar. Onlar, ayetlerimizi ve korkutulduklari azabi da alaya almislardir

    [57] Rabbinin ayetleriyle nasihat edilip de onlardan yuz ceviren ve daha once isledigi gunahlari unutandan daha zalim kim olabilir? Biz onlarin kalbleri uzerine (Kur'an'i) anlamalarina engel olan bir agirlik, kulaklarina da sagirlik verdik. Ey Muhammed! Sen onlari dogru yola cagirsan da onlar asla hidayete ermezler

    [58] Bununla beraber rahmet sahibi olan Rabbin cok bagislayicidir, tevbe eden kullarina rahmeti boldur. Eger Allah, isledikleri gunahlar yuzunden onlari hemen cezalandiracak olsaydi, onlara hemen azab ederdi. Fakat onlara vaad edilen bir zaman vardir ki, o geldiginde Allah'in azabindan bir kurtulus yeri bulamazlar

    [59] Iste zulmettikleri icin helak ettigimiz sehirler! Biz onlarin helakleri icin de belirli bir zaman tayin etmistik

    [60] Ey Muhammed! Bir vakit Musa genc adamina demisti ki: "Iki denizin birlestigi yere ulasincaya kadar gidecegim, yahut senelerce gidecegim

    [61] Bunun uzerine ikisi de iki denizin birlestigi yere vardiklarinda baliklarini unuttular. Bu arada balik, denizde yolunu bulup kaybolmustu

    [62] Iki denizin birlestigi yeri gectikleri zaman, Musa genc arkadasina: "Kusluk yemegimizi getir. Gercekten biz bu yolculugumuzda epey yorulduk" dedi

    [63] Adam: "Gordun mu! dedi. Kayaya sigindigimiz vakit dogrusu ben baligi unutmusum. Onu hatirlamami, muhakkak seytan bana unutturdu. O denizde garip bir yol tutup gitmisti

    [64] Musa da demisti ki: "Iste aradigimiz o idi." Bunun uzerine izlerine donup gerisin geri gittiler

    [65] Nihayet kullarimizdan bir kul buldular ki, biz ona katimizdan bir rahmet vermis ve tarafimizdan bir ilim ogretmistik

    [66] Musa ona: "Allah'in sana ogrettigi ilim ve hikmetten bana da ogretmen icin sana tabi olabilir miyim?" dedi

    [67] (Hizir) dedi ki: "Dogrusu sen benimle asla sabredemezsin

    [68] Icyuzunu kavrayamadigin seye nasil sabredeceksin

    [69] Musa: "Insaallah beni sabirli bulacaksin ve senin hicbir isine karsi gelmeyecegim" dedi

    [70] (Hizir) dedi ki: "O halde bana tabi olacaksin; ben sana sirrini anlatmadikca, hicbir sey hakkinda bana soru sorma

    [71] Bunun uzerine ikisi beraber yuruduler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul (Hizir) gemiyi deldi. Musa, ona soyle dedi: "Geminin icindekileri bogmak icin mi deldin? Dogrusu cok kotu bir is yaptin

    [72] (Hizir:) "Sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi

    [73] Musa dedi ki: "Unuttugum seyden dolayi beni suclama ve bu isimden dolayi bana bir gucluk cikarma

    [74] Yine gittiler. Nihayet bir erkek cocuga rastladiklarinda Hizir hemen onu oldurdu. Musa: "Kisas olmadan masum bir cana nasil kiyarsin? Dogrusu sen cok fena bir sey yaptin" dedi

    [75] Hizir dedi ki: "Dogrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana

    [76] (Musa) dedi ki: "Eger bundan sonra sana bir sey sorarsam bana arkadas olma! Hakikaten benim tarafimdan ileri surulebilecek son mazerete ulastin

    [77] Bunun uzerine yine yuruduler. Nihayet bir koy halkina varip onlardan yemek istediler. Ancak koy halki onlari misafir etmekten kacindilar. Derken orada yikilmak uzere olan bir duvar buldular. Hizir hemen onu dogrulttu. Musa: "Isteseydin elbet buna karsi bir ucret alirdin" dedi

    [78] Hizir dedi ki: "Iste bu, seninle benim aramizin ayrilmasidir. Simdi sana o sabredemedigin seylerin icyuzunu haber verecegim

    [79] Gemi, denizde calisan bir kac yoksula aitti. Onu kusurlu kilmak istedim, cunku onlarin ilerisinde her saglam gemiye zorla el koyan bir hukumdar vardi

    [80] Oglana gelince, onun ana-babasi mumin kimselerdi. Cocugun onlari azginlik ve inkara suruklemesinden korktuk

    [81] Istedik ki Rabbleri onun yerine kendilerine ondan temizlikce daha hayirli ve daha cok merhamet eden birini versin

    [82] Duvar ise, o sehirde iki yetim oglana ait idi. Duvarin altinda onlarin bir hazinesi vardi. Babalari da iyi bir kimse idi. Onun icin Rabbin istedi ki o iki cocuk erginlik caglarina ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini cikarsinlar. Ve ben bunlarin hicbirini kendiligimden yapmadim. Iste senin sabredemedigin seylerin icyuzleri budur

    [83] Bir de sana Zulkarneyn'den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hatira okuyacagim

    [84] Gercekten biz onu (Zulkarneyn'i) yeryuzunde iktidar sahibi yaptik ve ona ulasmak istedigi her seyi elde etmesinin bir yolunu verdik

    [85] Derken o da bu yollardan birini tutup gitti

    [86] Nihayet gunesin battigi yere vardigi zaman, gunesi, (sanki) kara bir balcikta batiyor buldu. Bir de bunun yaninda bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: "Ey Zulkarneyn! Onlari ya cezalandirirsin veya onlarin hakkinda iyi davranirsin

    [87] O da demisti ki: "Kim haksizlik ederse muhakkak ona azab edecegiz; Sonra Rabbine geri dondurulecek, O da onu gorulmemis bir azabla cezalandirir

    [88] Amma her kim de iman edip iyi bir is yaparsa, buna da en guzel mukafat vardir. Biz ona dunyada kolaylik gosterir zor islere kosmayiz

    [89] Sonra Zulkarneyn yine bir yol tuttu

    [90] Nihayet gunesin dogdugu yere vardıgında, gunesin kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadıgımız bir kavim uzerine dogmakta oldugunu gordu

    [91] Iste Zulkarneyn'in kudret ve saltanati boyleydi. Ve biz onun yaninda olan her seyi bilgimizle kusatmistik

    [92] Sonra yine bir yol tuttu

    [93] Nihayet iki dag arasina ulastiginda onlarin onunde, hemen hic soz anlamayan bir kavim bulmustu

    [94] Dediler ki: "Ey Zulkarneyn! Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde fesat cikariyorlar. Onun icin, bizimle onlar arasinda bir sed yapman sartiyla sana bir vergi versek olur mu

    [95] Dedi ki: "Rabbimin bana vermis oldugu servet ve saltanat, sizin vereceginiz seyden daha hayirlidir. Bana maddi yardimda bulunun da sizinle onlarin arasina en saglam seddi yapayim

    [96] Bana, demir kutleleri getirin." Nihayet dagin iki ucunu denklestirdigi vakit: "Ates yakip korukleyin" dedi. Demiri bir ates koru haline getirince. "Bana erimis bakir getirin uzerine dokeyim" dedi

    [97] Artik Ye'cuc ve Me'cuc bu seti ne asabildiler ne de delebildiler

    [98] Zulkarneyn dedi ki: "Bu Rabbimin bir lutfudur. Rabbimin vaadi geldigi vakit de onu dumduz yapacaktir. Rabbimin vaadi de haktir

    [99] Biz o gun (kiyamet gunu) onlari birakivermisizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sur'a da ufurulmustur. Boylece onlarin hepsini bir araya toplamisizdir

    [100] Ve cehennemi o gun kafirlere oyle bir gosterecegiz ki

    [101] Onlar ki, beni hatirlatan ayetlerimden gozleri bir ortu icindeydi. Isitmeye de tahammul edemiyorlardi

    [102] O kafirler, beni birakip da kullarimi dostlar edineceklerini mi sandilar? Dogrusu biz cehennemi o kafirlere bir konukluk olarak hazirladik

    [103] De ki: Amelleri en cok bosa gidenleri size bildirelim mi

    [104] Onlarin dunya hayatinda calismalari bosa gitmistir. Oysa onlar guzel isler yaptiklarini saniyorlardi

    [105] Iste onlar, Rabblerinin ayetlerini ve O'nun huzuruna cikacaklarini inkar etmislerdir de bu yuzden iyilik altinda yaptiklari butun amelleri bosa gitmistir. Artik kiyamet gunu onlar icin hicbir olcu tutturmayiz

    [106] Iste boyle, onlarin cezalari cehennemdir. Cunku inkar etmisler ve benim ayetlerimi, peygamberlerimi alaya almislardir

    [107] Iman edip salih ameller isleyenlere gelince, onlar icin Firdevs cennetleri konak olmustur

    [108] Iclerinde ebedi olarak kalacaklar, oradan hic ayrilmak istemeyeceklerdir. Bu hatirlatma ve uyarmayi yeterli gormeyip de daha fazla aciklama isteyenlere karsi ey Muhammed

    [109] Deki: "Eger Rabbimin sozlerini yazmak icin deniz murekkep olsa, Rabbimin sozleri tukenmeden once, deniz muhakkak tukenecekti, bir mislini daha yardimci getirsek bile

    [110] De ki: "Ben de sizin gibi ancak bir beserim. Ne var ki, bana ilahinizin ancak bir ilah oldugu vahyolunuyor. Onun icin her kim Rabbine kavusmayi arzu ederse iyi amel islesin ve Rabbine yaptigi ibadete hic kimseyi ortak etmesin

    Surah 19
    Meryem

    [1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

    [2] Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan rahmetini anmadir

    [3] Bir zamanlar o, Rabbine gizlice (icinden) yalvarmisti

    [4] Soyle demisti: "Ey Rabbim! Suphesiz (artik oyle bir durumdayim ki) benim kemigim zayiflayip gevsedi ve basim(in saci) bembeyaz alev gibi tutustu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hicbir zaman bedbaht olmadim

    [5] Gercekten ben, arkamdan yerime gececek varislerden endisedeyim. Karim da kisir bulunuyor. Onun icin katindan bana bir cocuk ihsan et

    [6] Ki bana da mirasci olsun, Yakub ailesine de mirasci olsun. Rabbim, onu sen rizana kavustur

    [7] (Allah soyle buyurdu): "Ey Zekeriyya! Suphesiz biz sana Yahya isminde bir oglani mujdeliyoruz. Bundan once ona hicbir adas yapmadik

    [8] Zekeriyya: "Rabbim! Karim kisir, ben de son derece kocamisken nasil oglum olabilir?" dedi

    [9] (Allah yahut Cebrail ona soyle) dedi: "Dedigin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu isi yapmak bana kolaydir. Nitekim bundan once seni yarattim. Halbuki sen hicbir sey degildin

    [10] Zekeriyya soyle dedi: "Rabbim! Bana alamet ver." Allah: "Senin alametin, sapasaglam oldugun halde, uc gun, uc gece insanlarla konusamaz hale gelmendir." buyurdu

    [11] Nihayet (birgun konusamayinca) mihrabdan kavmine karsi cikti da onlara "Sabah ve aksam (Rabbinizi) tesbih edin" diye isaret etti

    [12] Ey Yahya! Kitaba kuvvetle saril" (dedik) ve daha cocukken ona hikmet verdik

    [13] Hem de katimizdan bir merhamet ve (gunahlardan) paklik verdik, o cok takva sahibi idi

    [14] Anne ve babasina karsi iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankar degildi

    [15] Dogdugu gun, olecegi gun ve dirilecegi gun ona selam olsun

    [16] (Ey Muhammed!) Kur'an'daki Meryem kissasini da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrilarak (evinin veya mescidin) dogu tarafinda bir yere cekilmisti

    [17] Sonra ailesiyle kendisi arasina bir perde koymustu. Biz ona melegimiz (Cebrail)i gonderdik de ona tam bir insan seklinde gorundu

    [18] Meryem: "Ben senden Rahman (olan Allah) a siginirim. Eger Allah'dan korkuyorsan (dokunma bana)" dedi

    [19] Melek: "Ben, sana temiz bir oglan bagislamak icin, Rabbinin gonderdigi bir elciyim" dedi

    [20] Meryem: "Benim nasil cocugum olabilir? Bana hicbir insan dokunmamistir. Ben iffetsiz de degilim" dedi

    [21] Melek: "Bu, dedigin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasiz cocuk vermek), bana pek kolaydir. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kilacagiz. Hem, bu onceden (ezelde) kararlastirilmis bir istir." dedi

    [22] Nihayet (Allah'in emri gerceklesti) Meryem Isa'ya gebe kaldi ve o haliyle uzak bir yere cekildi

    [23] Sonra dogum sancisi onu bir hurma dalina tutunup dayanmaya zorladi. "Keske bundan once olseydim de unutulup gitseydim" dedi

    [24] Melek, Meryem'e, asagi tarafindan soyle seslendi. "Sakin uzulme, Rabbin alt tarafinda bir irmak akitti

    [25] Hurma dalini kendine dogru silkele, uzerine devsirilmis taze hurmalar dokulsun

    [26] Ye, ic, gozun aydin olsun. Eger insanlardan birini gorursen, ben Rahman (olan Allah)a bir oruc (susmak) adadim. Onun icin bugun hicbir kimseyle konusmayacagim" de

    [27] Sonra Meryem onu (Isa'yi) yuklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler icinde soyle) dediler: "Ey Meryem! dogrusu sen gorulmemis bir sey yaptin

    [28] Ey Harun'un kizkardesi! Senin baban kotu bir adam degildi, annen de iffetsiz bir kadin degildi

    [29] Bunun uzerine Meryem cocugu gosterdi. Onlar; "Biz besikteki bir cocukla nasil konusuruz?" dediler

    [30] (Allah'in bir mucizesi olarak Isa soyle) dedi: "Suphesiz ben Allah'in kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yapti

    [31] Beni, nerede olursam olayim mubarek kildi. Hayatta bulundugum muddetce namaz kilmami ve zekat vermemi emretti

    [32] Beni anneme hurmetkar kildi. Beni zorba ve isyankar yapmadi

    [33] Dogdugum gun, olecegim gun ve dirilecegim gun selam ve emniyet benim uzerimedir

    [34] Iste hakkinda (yahudilerle hiristiyanlarin) ihtilaf edip durduklari Meryemoglu Isa'ya dair Allah'in sozu budur

    [35] Cocuk edinmek asla Allah'in sanina yakismaz. O bundan munezzehtir. O, bir seyin olmasini dilerse, ona sadece "ol" der, o da oluverir

    [36] Suphesiz benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz Allah'tir. O halde ona ibadet edin, iste dosdogru yol budur

    [37] Ne var ki, firkalar (yahudi ve hiristiyanlar) kendi aralarinda ihtilafa dustuler. O buyuk (dehsetli) gunu gorecek kafirlerin vay haline

    [38] Bize gelecekleri gun, neler isitecekler, neler gorecekler! Fakat o zalimler bugun apacik bir sapiklik icindedirler

    [39] (Ey Muhammed!) Insanlarin pismanlik duyacagi ve isin bitmis olacagi (kiyamet) gunu ile onlari uyar. Onlar hala gaflet icindedirler, onlar iman etmezler

    [40] Suphesiz biz butun yeryuzune ve uzerindekilere varis olacagiz. Ve onlar da mutlaka bize donduruleceklerdir. {*} Iste budur, ta besikten tekrar dirilmesine kadar oyle dogan ve o sozleri soyleyen bir kuldur. {*} Hakk (olan Allah)in bildirdigine gore Meryem'in oglu Isa {*} ki hakkinda tartisip duruyorlar. Goruluyor ki surenin basindan beri ve buradan da sonuna kadar ayetler, hep elif fasilasiyla biterken, surenin bu bolumunde yalniz yedi ayet "Nun ve Mim" fasilasiyla islenmis bir cerceve icine alinmistir. Bu da gosterir ki bu ayetler, bu surenin asil maksadini anlatan karar mahiyetindeki ayetlerdir ki, basta Allah'a cocuk isnadini {*} "Allah'in cocuk edinmesi hicbir zaman olur sey degildir. O'nu tenzih ederiz." ayetiyle reddedip Allah'i tenzih etmekte ve Isa'nin dilinden de {*} "Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk ediniz. Iste bu dogru bir yoldur." demek suretiyle tevhide davet etmektedir. Bu ayet, ta yukaridaki {*} "Ben Allah'in kuluyum." (19/30) cumlesine atfedilmistir. Dolayisiyla {*} "Allah, benim Rabbimdir, dedi" demek olup Isa'nin konusmasinin bir devamidir (Al-i Imran Suresi'nde gecen benzeri ayetin tefsirine de bkz: 3/51). Eldeki Incillerde de kendisine yer verilen bu soz, onun peygamberliginde, davetinin ozunu teskil ettigi ve tevhid inancini net bir sekilde ifade ettigi icin, burada tekrar sozkonusu yapilmistir. {*} Sonra firkalar kendi aralarinda ihtilafa dustuler. Yahudiler bir turlu soyledi. Hiristiyanlarin kendi firkalari da degisik tartismalarin icine girdiler; bir kismi Allah'in oglu dediler, bir kismi da Allah'in kendisidir, yere indi sonra goge cikti dediler; diger bir kismi ise ucun biri dediler. Saglam bir grup da Allah'in kulu ve peygamberi oldugunu tasdik ettiler. {*} "Vay haline o kufreden kimselerin

    [41] Kur'an'da Ibrahim'i(n kissasini da) an. Suphesiz ki o, siddik (ozu, sozu dogru) bir peygamberdi

    [42] O, bir zaman babasina soyle demisti: "Babacigim! Isitmeyen, gormeyen ve sana hicbir faydasi olmayan seylere nicin tapiyorsun

    [43] Babacigim! Dogrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O halde bana uy da, seni dogru bir yola eristireyim

    [44] Babacigim! Seytana tapma, cunku seytan Rahman (olan Allah)a asi oldu

    [45] Babacigim! Dogrusu ben korkarim ki, sana Rahman'dan bir azab dokunur da seytana (cehennemde arkadas) olursun

    [46] Babasi "Ey Ibrahim! Sen benim ilahlarimdan yuz mu ceviriyorsun? Yemin ederim ki, eger (onlari kotulemekten) vazgecmezsen, seni muhakkak taslarim. (gercektenveya soz ile- sana tas atarim). Haydi uzun bir muddet benden uzak ol" dedi

    [47] Ibrahim soyle dedi: "Selam sana olsun, senin icin Rabbimden magfiret dileyecegim. Cunku o, bana cok lutufkardir

    [48] Ben, sizden ve Allah'tan baska taptiginiz seylerden cekilip ayrilirim da Rabbime dua (ibadet) ederim. Rabbime yalvarisimda mahrum kalmayacagimi umarim

    [49] Ibrahim, kavminden ve onlarin Allah'tan baska ibadet ettikleri seylerden uzaklasinca, biz ona Ishak'i ve (Ishak'in oglu) Yakub'u ihsan ettik. Ve hepsini de peygamber yaptik

    [50] Biz onlara rahmetimizden lutuflarda bulunduk. Hepsine de dillerde guzel ve yuksek bir ovgu verdik

    [51] Kur'an'da Musa'yi da an; Suphesiz ki o, ihlasli bir kuldu ve gonderilmis bir peygamberdi

    [52] Biz ona Tur daginin sag yanindan seslendik ve onu hususi bir konusmada bulunmak uzere kendimize yaklastirdik

    [53] Rahmetimizden de ona, kardesi Harun'u bir peygamber olarak ihsan eyledik. Meal-i Serifi

    [54] Kur'an'da Ismail'i de an; cunku o, vaadine sadik bir kuldu ve gonderilmis bir peygamberdi

    [55] Ailesine ve cevresine namaz kilmayi ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katinda hosnutluga ermisti

    [56] Kitapta Idris'i de an; cunku o, cok sadik (ozu, sozu pek dogru) bir peygamberdi

    [57] Biz onu yuce bir yere yukselttik

    [58] Iste bunlar, Allah'in kendilerine nimetler verdigi peygamberlerden, Adem'in soyundan ve gemide Nuh ile beraber tasidiklarimizin neslinden, Ibrahim ve Israil'in soyundan, hidayete erdirdigimiz ve sectigimiz kimselerdir. Kendilerine Rahman (olan Allah)in ayetleri okundugu zaman aglayarak secdeye kapanirlardi

    [59] Sonra bunlarin ardindan oyle bir nesil geldi ki, namazi terkettiler, heva ve heveslerine uydular; onlar bu taskinliklarinin karsiligini mutlaka goreceklerdir. (Cehennemdeki "Gayya" vadisini boylayacaklardir)

    [60] Fakat tevbe edip iman eden ve salih amel isleyen bunun disindadir. Bunlar cennete girecekler ve hicbir haksizliga ugratilmayacaklardir

    [61] O cennet, Rahman (olan Allah)in kullarina gormedikleri halde vadettigi "Adn" cennetleridir. Suphesiz O'nun vaadi mutlaka yerini bulacaktir

    [62] Onlar orada bos bir soz isitmezler. Ancak "Selam" isitirler. Orada sabah aksam riziklari da hazirdir

    [63] Iste kullarimizdan takva sahibi olanlara verecegimiz cennet budur

    [64] (Cebrail dedi ki: Ey Muhammed!) "Biz senin Rabbinin emri olmadikca inmeyiz. Onumuzdeki ve ardimizdaki (butun gecmis ve gelecek seyler) ve bunlarin arasindakiler hep O'nundur. Rabbin de (seni) unutmus degildir

    [65] O, goklerin, yerin ve aralarindakilerin Rabbidir. O halde, O'na ibadet et ve O'na ibadet etmekte sabirli ol. Hic sen Allah'in ismini tasiyan baska birini bilir misin

    [66] Halbuki insan soyle der: "Ben oldugum zaman, ileride gercekten diri olarak (mezardan) cikarilacak miyim

    [67] O insan, daha once hicbir sey degilken kendisini yoktan var ettigimizi hatirlamaz mi

    [68] Rabbine andolsun ki biz onlari (oldukten sonra dirilmeyi inkar eden kafirleri) seytanlari ile beraber elbette ve elbette mahserde toplayacagiz. Sonra onlari muhakkak cehennemin etrafinda dizleri ustu hazir bulunduracagiz (ki cennetlikleri gorup hasret ceksinler)

    [69] Sonra her zumreden Rahman'a karsi en ziyade isyankar hangileri ise, muhakkak ayirip atacagiz

    [70] Sonra o cehenneme atilmaya layik olanlarin kimler bulundugunu elbette biz daha iyi biliriz

    [71] Icinizden hicbiri istisna edilmemek uzere mutlaka herkes cehenneme varacaktir. Bu, Rabbinin katinda kesinlesmis bir hukumdur

    [72] Sonra Allah'dan korkup, sakinanlari kurtaracagiz ve zalimleri de toptan cehennemde birakacagiz

    [73] Ayetlerimiz kendilerine apacik okundugu zaman, o inkar edenler, iman edenlere dediler ki :"Bu iki zumreden (Mumin ve kafirlerden) hangisi mevki bakimindan daha iyi, meclis ve topluluk itibariyle daha guzeldir

    [74] Halbuki biz, kendilerinden evvel, mal ve gosterisce daha guzel nice asirlar halkini helak etmisizdir

    [75] Onlara de ki: "Kim sapiklik icinde ise, Rahman ona mal ve evlatca ziyadelik ve azginliginda muhlet verir. Nihayet kendilerine vaad edilen azabi, yahut kiyamet gunu cehennemi gordukleri vakit, artik bilecekler kimin mevkii daha fena ve yardimcilari daha zayifmis

    [76] Allah, hidayeti kabul edenlere, daha cok hidayet verir. Baki kalacak olan salih ameller, Rabbinin katinda sevap bakimindan da daha hayirlidir, sonuc bakimindan da daha hayirlidir

    [77] Simdi ayetlerimizi inkar eden ve "Elbette bana mal ve evlat verilecektir." diyen adami gordun mu

    [78] O (kafir), gaybi mi bildi? Yoksa Rahman (olan Allah) katindan bir soz mu aldi

    [79] Hayir, asla oyle degil; biz onun soylediklerini yazacagiz ve azabini cogalttikca cogaltacagiz

    [80] O soyledigi (mal ve evlat gibi) seyleri de hep elinden alacagiz ve o, tek basina bize gelecektir

    [81] Onlar, kendilerine kuvvet ve seref kazandirsin diye, Allah'dan baska ilah edindiler

    [82] Hayir, (zannettikleri gibi degil) tapindiklari ilahlar onlarin ibadetlerini inkar edecekler ve aleyhlerine donup dusman olacaklardir

    [83] Gormedin mi? Biz seytanlari o kafirler uzerine musallat ettik. Onlari (gunaha) kiskirtip duruyorlar

    [84] Oyleyse onlarin hemen azaba ugratilmalarini isteme. Biz onlarin (ecel) gunlerini sayiyoruz

    [85] O gun, takva sahiplerini, heyet olarak Rahman'in huzuruna toplayacagiz

    [86] Suclulari da susuz olarak cehenneme surecegiz

    [87] (O gun) Rahman (olan Allah)'in katinda bir ahd almis olan kimseden baskalari sefaat etme hakkina sahip olamayacaklardir

    [88] (Yahudilerle hiristiyanlar) "Rahman, cocuk edindi" dediler

    [89] Yemin olsun ki, siz cok cirkin bir sey soylediniz

    [90] Az kalsin, soyledikleri sozden gokler catlayacak, yer yarilacak ve daglar parcalanip dagilacakti

    [91] O Rahman'a cocuk isnad ettiler diye

    [92] Halbuki Rahman'a cocuk edinmek yarasmaz

    [93] Goklerde ve yerde bulunan hicbir kimse yoktur ki (kiyamet gunu) Rahman'in huzuruna kul olarak cikmasin

    [94] And olsun ki Allah onlarin hepsini kusatmis, kendilerini ve yaptiklarini bir bir saymistir

    [95] Kiyamet gunu onlarin herbiri Allah'in huzuruna tek basina cikacaktir

    [96] Iman edip, salih amel isleyenler var ya, Rahman (olan Allah) onlari (gonullere) sevdirecektir

    [97] (Ey Muhammed!) Biz Kur'an'i senin dilin uzere kolaylastirdik ki, onunla Allah'tan korkup sakinanlari mujdeleyesin, inat edenleri de korkutasin

    [98] Hem onlardan once nice nesilleri helak ettik. (Simdi) onlardan hicbirini goruyor musun, yahud onlarin hafif bir sesini isitiyor musun

    Surah 20
    Tâhâ

    [1] Ta, Ha

    [2] Ey Muhammed! Kur'an'i sana sikintiya dusesin diye indirmedik

    [3] Ancak Allah'tan korkan kimse icin bir ogut olarak (indirdik)

    [4] Yeri ve yuce gokleri yaratanin katindan yavas yavas bir indirilisle (onu) indirdik

    [5] O Rahman (kudret ve hakimiyyetiyle) Ars'a hakim oldu

    [6] Butun goklerde olanlar, butun yerdekiler, bu ikisinin arasinda ve topragin altida bulunanlar O'nundur

    [7] Sen (Allah'a ettigin dua ve zikirle) sesini yukseltirsen (bilki Allah bundan mustagnidir.). Cunku O suphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir

    [8] Allah O'dur ki, kendisinden baska hicbir ilah yoktur. En guzel isimler O'nundur

    [9] (Habibim!) Musa'nin (basindan gecen hayat) hikayesi sana geldi mi

    [10] Hani o bir ates gormustu de, ailesine: "Yerinizde durun, benim gozume bir ates ilisti, belki size bir kor getiririm, yahut atesin yaninda bir yol gosterici bulurum" demisti

    [11] Atese vardigi zaman soyle cagrildi: "Ey Musa

    [12] Ben suphesiz senin Rabbinim. Hemen ayakkabilarini cikar, cunku sen kutsal bir vadi olan Tuva'dasin

    [13] Ben seni sectim, simdi (sana) vahyolunacak seyleri dinle

    [14] Suphesiz ben Allah'im, benden baska hicbir ilah yoktur. Onun icin bana kulluk et ve beni anmak icin namaz kil

    [15] Cunku kiyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptiginin karsiligini gorsun

    [16] Sakin kiyamete inanmayip, kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alikoymasin; sonra helak olursun

    [17] Ey Musa! Sag elindeki nedir

    [18] Musa dedi: "O benim asam (degnegim) dir, ona dayanirim, onunla davarlarima yaprak silkerim ve onda baska hacetlerim (faydalanacagim seyler) de var

    [19] Allah: "Ey Musa! onu (yere) birak"dedi

    [20] Musa da onu birakti, bir de ne gorsun! o bir yilan olmus kosuyor

    [21] Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna cevirecegiz

    [22] Bir de diger bir mucize olmak uzere elini koynuna koy ki, kusursuz olarak bembeyaz ciksin

    [23] Bunlari sana en buyuk mucizelerimizden (bir kismini) gosterelim diye yaptik

    [24] Firavun'a git, cunku o hakikaten azdi

    [25] Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Benim gogsume genislik ver

    [26] Isimi kolaylastir

    [27] Dilimden dugumu coz

    [28] Ki, sozumu iyi anlasinlar

    [29] Bir de bana ailemden bir vezir ver

    [30] Kardesim Harun'u (ver)

    [31] Onunla arkami kuvvetlendir

    [32] (Elcilik) isimde onu bana ortak et

    [33] Ki seni cok tesbih edelim

    [34] Seni cok analim

    [35] Suphe yok ki sen bizi gorup duruyorsun

    [36] Allah buyurdu: "Ey Musa! Diledigin (seyler) sana verildi

    [37] And olsun biz, sana diger bir defa daha ihsan etmistik

    [38] Hani bir vakit ilham edilmesi gereken (ancak ilham ile bilinebilen) su ilhami annene verdik

    [39] Onu (Musa'yi) tabut icine koy da denize birak. Deniz de onu sahile atsin. Onu hem bana dusman, hem ona dusman olan biri alsin." Bir de benim gozetimim altinda yetistirilmen icin, uzerine katimdan bir sevgi birakmistim. (Ey Musa)

    [40] Hani kiz kardesin (Firavun'un sarayina) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Boylece seni tekrar annene verdik ki, gozu aydin olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam oldurdun de seni gamdan kurtardik. Seni cesitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yillarca Medyen halki icinde kaldin. Sonra ey Musa! Belli bir caga (peygamberlik gorevini yuklenecek bir yasa) geldin

    [41] Ben, seni kendime (peygamber) sectim

    [42] Sen kardesinle birlikte mucizelerimle git. Ikiniz de beni anmakta gevseklik etmeyin

    [43] Firavun'a gidin, cunku o gercekten azdi

    [44] Varin da ona yumusak soz soyleyin; olur ki, ogut dinler, yahut korkar

    [45] (Musa ile Harun) "Rabbimiz! Onun bize kotuluk yapmasindan veya azginligini artirmasindan korkariz" dediler

    [46] Allah buyurdu ki: "Korkmayin, zira ben sizinle beraberim, isitir ve gorurum

    [47] Hemen gidin de Firavun'a deyin ki: "Biz Rabbinin (sana gonderilen) elcileriyiz. Artik Israilogullari'ni bizimle gonder, onlara azab etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam dogru yolda gidenleredir

    [48] Bize kesin olarak vahyolundu ki, azab suphesiz (gercegi) inkar edip ona sirt cevirenleredir

    [49] Firavun: "Ey Musa! Sizin Rabbiniz kimdir?" dedi

    [50] Musa: "Bizim Rabbimiz her seye seklini veren, sonra da yolunu gosterendir." dedi

    [51] Firavun : "Oyleyse gecmis asirlar (daki insanlar)in durumu nedir?" dedi

    [52] Musa dedi ki: "Onlarin bilgisi Rabbimin katinda bir kitapta (yazili)dir. Rabbim yanlis yapmaz ve unutmaz

    [53] Yeryuzunu sizin icin bir dosek yapan, oradan sizin icin yollar acan ve gokten bir su indiren O'dur." Iste biz o su ile turlu turlu bitkilerden ciftler cikardik

    [54] Hem siz yiyin, hem de hayvanlarinizi otlatin. Akil sahibleri icin bunda nice ibretler vardir

    [55] Sizi yerden (topraktan) yarattik, yine (olumunuzden sonra) ona dondurecegiz. Hem de ondan sizi bir kere daha cikaracagiz

    [56] And olsun ki, biz, Firavun'a mucizelerimizin hepsini gosterdik. Boyle iken o yine onlari yalan sayip kabulden cekindi

    [57] (Firavun Musa'ya soyle) dedi: "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yerimizden cikarmak icin mi geldin bize

    [58] O halde biz de senin sihrin gibi bir sihirle sana gelecegiz (karsina cikacagiz); simdi bizimle senin aranda bir vakit ve bir bulusma yeri tayin et ki; ne senin, ne bizim caymayacagimiz uygun bir yer olsun

    [59] Musa: "Sizinle bulusma zamani, sus (bayrami) gunu ve insanlarin toplanacagi kusluk vaktidir." dedi

    [60] Bunun uzerine Firavun dondu gitti ve butun hile vasitalarini topladiktan sonra geldi

    [61] Musa onlara dedi ki: "Yaziklar olsun size! Allah'a yalan uydur mayin. Sonra bir azab ile kokunuzu keser. Gercekten (Allah'a) iftira eden husrana ugramistir

    [62] Sihirbazlar aralarinda islerini tartistilar ve konusmalarini gizli tuttular

    [63] (Sihirbazlar daha sonra Musa ve Harun'u gostererek soyle) dediler: "Bu ikisi muhakkak sihirbazdir; buyuleriyle sizi yurdunuzdan cikarmak ve de ornek dininizi yok etmek istiyorlar

    [64] Onun icin butun tuzaklarinizi bir araya getirin, sonra hep bir sira halinde gelin. Bugun ustun gelen muhakkak zafer kazanmistir

    [65] Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya sen at, yahud ilk atan biz olalim" dediler

    [66] Musa dedi ki: "Hayir, siz atin." Bir de ne gorsun! Onlarin ipleri ve degnekleri, yaptiklari sihirden oturu kendisine sanki yuruyorlarmis gibi geldi

    [67] Bu yuzden Musa icinde bir korku hissetti

    [68] Biz dedik ki: "Korkma, cunku sen muhakkak ustunsun (galib geleceksin)

    [69] Sag elindekini ativer, o, onlarin yaptiklarini yutar. Cunku onlarin yaptiklari ancak bir buyucu tuzagidir. Buyucu ise, her nerede olursa olsun basariya ulasamaz

    [70] Sonunda butun sihirbazlar secdeye kapandilar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler

    [71] Firavun: "Ben size izin vermeden mi ona iman ettiniz? O, muhakkak size sihir ogreten buyugunuzdur. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarinizi caprazlama kesecegim ve muhakkak sizi hurma dallarina asacagim. Boylece hangimizin azabinin daha siddetli ve devamli oldugunu bileceksiniz" dedi

    [72] (Iman eden sihirbazlar soyle) dediler: "Bize gelen bu acik mucizeler ve bizi yaratana karsi, asla seni tercih edemeyiz. Ne hukum vereceksen ver. Sen, ancak bu dunya hayatina hukmedebilirsin

    [73] Dogrusu biz hem gunahlarimiza, hem bizi zorladigin sihre karsi, bizi bagislasin diye, Rabbimize iman ettik. Allah (sevabca senden) daha hayirli ve (azab verme bakimindan da) daha devamlidir

    [74] Her kim Rabbine suclu olarak varirsa, suphesiz ki ona cehennem vardir. Orada ne olur, ne de dirilir

    [75] Kim de ona bir mumin olarak salih ameller islemis oldugu halde varirsa, iste onlara en yuksek dereceler vardir

    [76] Adn cennetleri vardir ki, altlarindan irmaklar akar, onlar, orada ebedi olarak kalacaklardir. Ve iste bu, (kufur ve isyandan) arinanlarin mukafatidir. Meal-i Serifi

    [77] Gercekten Musa'ya soyle vahyettik: "Kullarimla geceleyin yuru (Misir'dan cik) de (asani vurarak) onlara denizde kuru bir yol ac; (artik firavun tarafindan) yetisilmekten korkmazsin ve (bogulmaktan) endise de etmezsin

    [78] Firavun ordulariyla hemen onlari takip etti, denizden kendilerini sariveren (korkunc bogulma) sariverdi

    [79] Boylece Firavun kavmini yanlis yola surukledi ve dogru yola goturmedi

    [80] Ey Israilogullari! Sizleri dusmaninizdan kurtardik ve Tur daginin sag yaninda size soz verdik, uzerinize de kudret helvasi ve bildircin indirdik

    [81] Size verdigimiz riziklarin en temizlerinden yiyin ve bunda taskinlik etmeyin, sonra uzerinize gazabim iner. Kimin uzerine de gazabim inerse, muhakkak o mahvolur

    [82] Bununla beraber, suphe yok ki ben, tevbe eden, iman edip salih amel isleyen, sonra da hak yolda sebat gosteren kimse icin cok bagislayiciyim

    [83] Ey Musa! Seni kavminden (ayirip) daha cabuk (gelmeye) sevkeden nedir?" (dedik)

    [84] Musa: "Onlar benim izimdeler (arkamdan beni takip edip geliyorlar). Ben sana acele ettim (geldim) ki, hosnud olasin" dedi

    [85] Allah: "Dogrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Samiri onlari saptirdi" dedi

    [86] Hemen Musa ofkeli ve uzgun olarak kavmine dondu (onlara soyle) dedi: "Ey kavmim! Rabbiniz size guzel bir vaad ile soz vermedi mi? Size bu sure mi cok uzun geldi, yoksa Rabbinizden size bir gazab inmesini arzu ettiniz de mi, bana olan vaadinizden caydiniz

    [87] Onlar dediler ki: "Biz sana verdigimiz sozden, kendiligimizden caymadik. Fakat biz o (Kibti) kavminin sus esyasindan bir takim agirliklar yuklenmistik. Onlari (atese) attik. Samiri de (kendi mucevheratini) boylece atmisti

    [88] Nihayet Samiri onlara boguren bir buzagi heykeli ortaya cikardi. Bunun uzerine Samiri ve adamlari: "Iste sizin de, Musa'nin da ilahi budur, ama o unuttu" dediler

    [89] Onlar gormuyorlar miydi ki, o buzagi, kendilerine hicbir sozle karsilik veremiyor; onlara ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye sahip bulunamiyordu

    [90] And olsun ki Harun daha once onlara: "Ey kavmim! Siz bununla (buzagi ile) imtihana cekildiniz. Sizin gercek Rabbiniz Rahman'dir. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin" demisti

    [91] Onlar (cevap olarak soyle) demislerdi: "Musa bize donup gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edecegiz

    [92] (Musa gelince kardesine soyle) dedi: "Ey Harun! bunlarin sapikliga dustugunu gordugun vakit, seni engelleyen ne oldu

    [93] (Neden) benim yolumu takip etmedin, benim emrime karsi mi geldin

    [94] Harun: "Ey anamin oglu! Sakalimi ve basimi (sacimi) tutma. Ben senin 'Israilogullari arasinda ayrilik cikardin, sozume bakmadin' diyeceginden korktum." dedi

    [95] (Hz. Musa bu defa Samiri'ye donerek) "Ey Samiri! Senin bu yaptigin nedir?" dedi

    [96] Samiri: "Onlarin gormedikleri bir sey gordum: (Sana gelen) ilahi elcinin (Cebrail'in) izinden bir avuc (toprak) aldim ve onu (erimis mucevheratin icine) attim. Bunu, bana boylece nefsim hos gosterdi" dedi

    [97] (Musa ona soyle) dedi: "Haydi cekil git. Artik senin icin hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye soylemen var (bir vahsi gibi yapayalniz yasamaga mahkum olacaksin). Hem senin icin asla kacamayacagin bir ceza daha vardir. Bir de ibadet edip durdugun ilahina bak; elbette biz onu yakacagiz, sonra da kul edip muhakkak onu denize savuracagiz

    [98] Sizin ilahiniz, ancak kendisinden baska hicbir ilah bulunmayan Allah'dir. Onun ilmi her seyi kusatmistir

    [99] (Ey Muhammed!) Sana gecmisin haberlerinden bir kismini boylece anlatiyoruz. Suphe yok ki, sana katimizdan bir zikir (dusunup kendisinden ibret alinacak bir kitab) verdik

    [100] Kim ondan yuz cevirirse, suphesiz o, kiyamet gunu bir gunah yuklenecektir

    [101] Devamli o azabin altinda kalacaklar. Kiyamet gunu onlar icin, bu ne fena bir yuktur

    [102] Sur'a ufurulecegi gun ki biz suclulari o gun, (gozleri korkudan) gogermis olarak mahserde toplayacagiz

    [103] Siz dunyada sadece on(gun) kaldiniz" diye kendi aralarinda gizli gizli konusurlar

    [104] Aralarinda ne konusacaklarini biz cok iyi biliriz. Gorusu en ustun olan: "Ancak bir gun kaldiniz" diyecektir

    [105] (Ey Muhammed!) Sana daglar(in kiyametteki durumunu) sorarlar, de ki: "Rabbim onlari ufalayip savuracak

    [106] Boylece yerlerini dumduz bos bir halde birakacak

    [107] Orada ne bir cukur, ne de bir tumsek goreceksin

    [108] O gun, hicbir tarafa sapmadan o davetciye (Sur'a ufleyenin cagrisina) uyarlar. Oyleki, Rahman'in heybetinden sesler kisilmistir. Artik bir fisiltidan baska hicbir sey isitemezsin

    [109] O gun, Rahman'in kendisine izin verdigi ve sozunden hosnud oldugu kimselerden baskasinin sefaati fayda vermez

    [110] Allah, onlarin geleceklerini de, gecmislerini de bilir. Onlar ise O'nu ilmen kavrayamazlar

    [111] Butun yuzler, diri ve butun yarattiklarini gozetip duran Allah'a bas egmistir. Bir zulum yuklenen gercekten husrana ugramistir

    [112] Her kim de mumin olarak salih amelleri islerse, artik o, ne bir haksizliktan ve ne de cignenmekden korkar

    [113] Iste boylece biz onu Arapca bir Kur'an olarak indirdik. Onda tehditlerden nice turlusunu tekrar tekrar acikladik ki belki sakinirlar, yahut onlara bir ibret ve uyanis verir

    [114] Hukmu her yerde gecerli gercek hukumdar olan Allah yucedir. (Ey Muhammed!) Kur'an sana vahyedilirken, vahiy bitmeden once (unutma korkusu ile) Kur'an'i okumada acele etme; "Rabbim! benim ilmimi artir" de

    [115] Dogrusu bundan once Adem'e (bu agactan yeme diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim (bir kararlilik) bulmadik

    [116] Bir vakit meleklere: "Adem(e hurmet) icin secde edin" demistik; Iblis'ten baska hepsi secde etmis, o cekinmisti

    [117] Biz de (Adem'e) soyle demistik: "Ey Adem! Suphesiz bu (Iblis) sana ve esine dusmandir. Sakin sizi cennetten cikarmasin, sonra bedbaht olursun (sikinti ceker, perisan olursun)

    [118] Dogrusu senin acikmaman ve ciplak kalmaman (ancak) cennettedir

    [119] Ve sen orada ne susarsin, ne de gunesin sicaginda kalirsin

    [120] Nihayet seytan ona vesvese verdi. Soyle dedi: "Ey Adem! Sana sonsuzluk agacini ve cokmesi olmayan bir saltanati gostereyim mi

    [121] Bunun uzerine ikisi de o agactan yediler. Hemen ayip yerleri kendilerine acilip gorunuverdi. Ve uzerlerine cennet yapragindan ortup yamamaya basladilar. Adem Rabbinin emrinden cikti da sasirdi

    [122] Sonra Rabbi, onu secti de tevbesini kabul buyurdu ve ona dogru yolu gosterdi

    [123] Allah (onlara) soyle dedi: "Birbirinize dusman olmak uzere hepiniz oradan (cennetten) inin. Artik benden size bir hidayet (kitab) geldigi zaman, kim benim hidayetime uyarsa iste o, sapikliga dusmez ve (ahirette) zahmet cekmez

    [124] Her kim de benim zikrimden (Kur'an'dan) yuz cevirirse, (bilsin ki) ona dar bir gecim vardir ve onu kiyamet gunu kor olarak hasrederiz

    [125] (O zaman Kur'andan yuz ceviren kimse) "Rabbim! beni nicin kor olarak hasrettin, oysa ben goren bir kimseydim" der

    [126] Allah: "Boyledir, sana ayetlerimiz gelmisti de onlari sen unutmustun, bugun de oylece unutulursun" der

    [127] Iste haddi asanlari, Rabbinin ayetlerine inanmayanlari biz boyle cezalandiririz. Ve muhakkak ki ahiret azabi (dunya azabindan) daha siddetli ve daha devamlidir

    [128] Onlari, yerlerinde gezip durduklari su kendilerinden once yok ettigimiz bunca nesiller(in o korkunc akibeti) dogru yola sevk etmedi mi? Dogrusu bunda ibret alacak akli olanlar icin nice deliller vardir

    [129] Eger Rabbinin verdigi bir hukum ve tayin ettigi bir sure olmasaydi, hemen azaba ugrarlardi

    [130] O halde, dediklerine sabret; gunesin dogmasindan once ve batmasindan once Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kisim vakitlerinde ve gunduzun etrafinda da tesbih et ki hosnudluga eresin

    [131] Kafirlerden bir kismina, onlari sinamak icin dunya hayatinin zineti olarak verdigimiz ve onunla kendilerini gecindirdigimiz seye (mal ve saltanata) sakin ragbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rizki daha hayirli ve daha devamlidir

    [132] (Ey Muhammed!) Ehline namaz kilmalarini emret, kendin de ona sabirla devam et. Biz senden bir rizik istemiyoruz. Seni biz riziklandiririz. Guzel akibet takva sahiplerinindir

    [133] (Inkar edenler): "Rabbinden bize bir mucize getirse ya" dediler. Onlara onceki kitablarda olan apacik deliller gelmedi mi

    [134] Eger biz, onlari bundan (peygamber veya Kur'an'dan) once bir azab ile yok etseydik, muhakkak "Ey Rabbimiz! bize bir peygamber gonderseydin de, alcak ve rezil olmadan once ayetlerine uysaydik, olmaz miydi?" diyeceklerdi

    [135] De ki: "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyedurun. Suphesiz duz yolun sahiplerinin kimler oldugunu ve kimlerin dogru yolda bulundugunu yakinda bileceksiniz

    Surah 21
    Enbiyâ

    [1] Insanlarin hesab (gorme) zamani yaklasti. Onlar ise hala gaflet icinde, yan cizip aldirmiyorlar

    [2] Rablerinden kendilerine gelen her yeni hatirlatmayi hep eglenerek dinliyorlar

    [3] Kalbleri hep eglencede (gaflette), hem o zalimler aralarinda su gizli fisiltiyi yaptilar: "Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artik goz gore gore sihre mi gidip uyarsiniz

    [4] Peygamber: "Benim Rabbim gokte ve yerde (soylenen) her sozu bilir. O, her seyi isitir, her seyi bilir" dedi

    [5] Onlar: "Hayir, bunlar karisik ruyalardir; yok, onu kendisi uydurdu, yok o bir sairdir. Boyle degilse onceki peygamberler gibi, o da bize bir mucize getirsin" dediler

    [6] Onlardan once yok ettigimiz hicbir memleket halki iman etmedi. Simdi bunlar mi iman edecekler

    [7] (Ey Muhammed!) Biz, senden once de ancak kendilerine vahyettigimiz birtakim erkek(peygamber)ler gonderdik. Bilmiyorsaniz kitap ehli olanlara sorun

    [8] Biz onlari yemek yemez birer cesed kilmadik ve onlar olumsuz de degillerdi

    [9] Sonra biz onlara verdigimiz sozu yerine getirdik; hem onlari, hem de diledigimiz kimseleri kurtardik, asiri gidenleri yok ettik

    [10] (Ey Kureys toplulugu!) And olsun, size oyle bir kitab indirdik ki, butun san ve serefiniz ondadir. Hala akillanmayacak misiniz

    [11] Biz halki zalim olan nice memleketleri kirip gecirdik ve onlardan sonra baska milletler var ettik

    [12] Onlar azabimizin siddetini hissettikleri zaman oradan kacmaya koyuluyorlardi

    [13] Kosup kacmayin; size nimet verilen yere, yurtlariniza donun ki, sorguya cekileceksiniz" dedik

    [14] Onlar da: "Vay bizlere! Biz gercekten zalimler idik" dediler

    [15] Biz, onlari bicilmis bir ekin ve bir yigin kul haline getirinceye kadar hep sozleri bu feryad olmustur

    [16] Biz gok ile yeri ve aralarindaki seyleri, bos bir eglence icin yaratmadik

    [17] Eger bir eglence edinmek isteseydik, elbette onu katimizdan edinirdik. Yapacak olsaydik oyle yapardik

    [18] Hayir, biz hakki batilin basina carpariz da onun beynini parcalar. Bir de bakarsin (batil) o anda yok olup gitmistir. Allah'a yakistirdiginiz vasiflardan oturu size yaziklar olsun

    [19] Goklerde ve yerde olan butun varliklar O'nundur. Katinda olanlar O'na kulluk etmekten ne cekinirler, ne de yorulurlar

    [20] Gece gunduz (hep Allah'i) tesbih ederler, usanmazlar

    [21] Yoksa (Mekke musrikleri) birtakim ilahlar edindiler de yerden oluleri onlar mi diriltecekler

    [22] Eger yer ile gokte Allah'tan baska ilahlar olsaydi, bunlarin ikisi de muhakkak fesada ugrar yok olurdu. O halde Ars'in Rabbi olan Allah, onlarin vasfetmekte olduklari seylerden (butun noksanliklardan) beridir, munezzehtir

    [23] O, yaptigindan sorumlu olmaz, onlar ise sorumlu tutulacaklardir

    [24] Yoksa O'ndan baska ilahlar mi edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. Iste benimle beraber olanlarin kitabi ve benden oncekilerin kitabi." Hayir, onlarin cogu gercegi bilmezler de onun icin yuz cevirirler

    [25] Senden once hicbir peygamber gondermedik ki, ona soyle vahyetmis olmayalim: "Gercek su ki benden baska ilah yoktur. Onun icin bana ibadet edin

    [26] Boyle iken dediler ki: "Rahman cocuk edindi." Allah bundan munezzehtir. Dogrusu melekler (Allah'in cocuklari degil.) ikram olunmus kullardir

    [27] Onlar Allah'in sozunun onune gecmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler

    [28] Allah, onlarin onlerindekini de, arkalarindakini de (yaptiklarini ve yapacaklarini) bilir. Onlar, Allah'in hosnud oldugu kimseden baskasina sefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler

    [29] Iclerinden kim: "Ben, O'ndan baska bir ilahim" derse, biz ona cehennemi ceza olarak veririz. Zalimleri biz boyle cezalandiririz

    [30] O kafir olanlar, gormediler mi ki, goklerle yer bitisik bir halde iken biz onlari ayirdik. Hayati olan her seyi sudan yarattik. Hala inanmiyorlar mi

    [31] Yeryuzunde, insanlar sarsilmasin diye sabit daglar yarattik, rahat gidebilsinler diye daglarin aralarinda genis yollar var ettik

    [32] Gokyuzunu de korunmus bir tavan yaptik. Kafirler ise, gokyuzunun alametlerinden (Allah'in kudret ve azametine delalet eden delillerinden) yuz ceviriyorlar

    [33] Geceyi, gunduzu, gunesi ve ayi yaratan O'dur. Bunlarin her biri kendi dairesinde dolasmaktadir

    [34] Ey Muhammed! Senden once de hicbir insani olumsuz kilmadik, sen olursun de onlar baki kalir mi? Senin olmenle rahata kavusacaklarini mi saniyorlar

    [35] Her nefis olumu tadacaktir. Sizi bir imtihan olarak kotuluk ve iyilikle deneyecegiz. Hepiniz de sonunda bize donduruleceksiniz

    [36] O inkarcilar seni gordukleri zaman, seni alaya aliyorlar ve "Ilahlarinizi diline dolayan bu mudur?" diyorlar. Halbuki onlar Rahman'in kitabini inkar ediyorlar

    [37] Insan aceleci olarak yaratilmistir. Size yakinda (azaba dair) alametlerimi gosterecegim. Simdi siz acele etmeyin

    [38] Dogru sozlu iseniz (bildirin) bu vaad ne zamandir?" derler

    [39] Bu kafirler atesi yuzlerinden ve sirtlarindan men edemeyecekleri ve yardim da goremeyecekleri zamani, bir bilseler

    [40] Dogrusu bu azap onlara ansizin gelecek de kendilerini sasirtacaktir. Artik ne geri cevrilmesine gucleri yetecek, ne de kendilerine muhlet verilecektir

    [41] Yemin olsun ki, senden once bircok peygamberle alay edildi de iclerinden alay edenleri, o alay ettikleri sey (azap) kusativerdi

    [42] De ki: "Geceleyin ve gunduzun sizi Rahman'dan kim koruyabilir?" Ama onlar Rablerinin kitabindan yuz cevirmektedirler

    [43] Yoksa kendilerini bize karsi savunacak tanrilari mi var? O tanrilar kendilerine bile yardim edemezler, katimizdan da dostluk gormezler

    [44] Dogrusu biz o kafirleri ve atalarini yasattik, hatta o omur onlara uzun geldi. Fakat simdi memleketlerini her yandan eksilttigimizi gormuyorlar mi? O halde ustun gelen onlar midir

    [45] De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyariyorum," uyarildiklari zaman sagirlar cagriyi duymazlar

    [46] Yemin olsun ki, Rabbinin azabindan az bir sey onlara dokunursa, muhakkak "Vay bizlere, biz gercekten zalimlerdik" diyeceklerdir

    [47] Biz kiyamet gunu icin dogru teraziler kurariz; hicbir kimse hicbir haksizliga ugratilmaz. Yapilan amel, bir hardal tanesi agirliginca da olsa, onu getirir (tartiya koyariz.). Hesap gorenler olarak da biz kafiyiz

    [48] Yemin olsun ki, Musa ve Harun'a egriyi dogrudan ayiran kitabi, takva sahibleri icin bir isik ve ogut olarak verdik

    [49] Onlar gormedikleri halde Rablerinden korkarlar, kiyamet saatinden de titrerler

    [50] Iste bu (Kur'an) da indirdigimiz kutsal bir kitaptir. Simdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz

    [51] And olsun ki biz daha once Ibrahim'e de rusdunu vermistik (akla uygun olani gostermistik). Biz onu biliyorduk

    [52] O zaman o, babasina ve kavmine: "Bu tapinip durdugunuz heykeller nedir?" demisti

    [53] Onlar: "Biz atalarimizi bunlara tapar bulduk" dediler

    [54] Ibrahim: "And olsun ki sizler de, atalariniz da apacik bir sapiklik icindesiniz" dedi

    [55] Onlar : "Sen bize gercegi mi getirdin (Sen ciddi mi soyluyorsun), yoksa saka mi ediyorsun?" dediler

    [56] O soyle dedi: "Hayir Rabbiniz goklerin ve yerin Rabbidir ki onlari O yaratmistir. Ben de buna sahidlik edenlerdenim

    [57] Allah'a yemin ederim ki, siz arkanizi donup gittikten sonra, ben putlariniza elbette bir tuzak kuracagim

    [58] Derken o, bunlari parca parca etti. Yalniz kendisine basvursunlar diye onlarin buyugunu saglam birakti

    [59] (Kavmi) "Tanrilarimiza bunu kim yapti? Dogrusu o zalimlerden biridir." dediler

    [60] (Bazilari) "Ibrahim denen bir gencin, onlari diline doladigini duymustuk" dediler

    [61] O halde onu insanlarin gozleri onune getirin, olur ki (aleyhinde) sahidlik ederler" dediler

    [62] (Ibrahim gelince ona) "Ey Ibrahim! bunu tanrilarimiza sen mi yaptin?" dediler

    [63] Ibrahim: "Belki onu su buyukleri yapmistir, konusabiliyorlarsa onlara sorun" dedi

    [64] Bunun uzerine vicdanlarina donup (kendi kendilerine) dediler ki: "Dogrusu siz haksizsiniz

    [65] Sonra yine (eski) kafalarina donduler: "And olsun ki (ey Ibrahim!) bunlarin konusmayacagini (sen de) bilirsin." dediler

    [66] (Ibrahim) dedi: "O halde, Allah'i birakip da size hicbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mi tapiyorsunuz

    [67] Size de, Allah'i birakip taptiklariniza da yaziklar olsun, siz hala akillanmayacak misiniz

    [68] Onlar: "Bir sey yapacaksaniz, sunu yakin da tanrilariniza yardim edin" dediler

    [69] Biz: "Ey ates! Ibrahim'e karsi serin ve zararsiz ol" dedik

    [70] Ona duzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla husrana ugrattik

    [71] Onu da, Lut'u da, alemler icin bereketli ve kutsal kildigimiz yere ulastirip kurtardik

    [72] Ona (Ibrahim'e) Ishak'i, ustelik bir de Yakub'u ihsan ettik ve herbirini salih kimseler kildik

    [73] Onlari buyrugumuz altinda (insanlara) dogru yolu gosterecek onderler kildik. Kendilerine hayirli isler yapmayi, namaz kilmayi, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir

    [74] Biz Lut'a da bir hukum, bir ilim verdik. Onu cirkin isler isleyen kasabadan kurtardik. Dogrusu onlar kotu, fasik bir kavimdi

    [75] Onu ise rahmetimizin icine aldik. Cunku o salihlerdendi

    [76] Nuh da daha onceleri bize yalvarmisti; biz de onun duasini kabul ettik, kendisini ve ailesini buyuk sikintidan kurtardik

    [77] Ayetlerimizi yalanlayan kavminden onun ocunu aldik. Suphesiz onlar kotu bir kavimdiler. Biz de hepsini (suda) bogduk

    [78] Davud ve Suleyman'i da (hatirla). Hani onlar ekin hakkinda hukum veriyorlardi. Hani milletin koyunlari (geceleyin) icinde yayilmisti, biz onlarin hukmune sahittik

    [79] Biz onu(n hukmunu) hemen Suleyman'a bildirmistik; (zaten) herbirine hukum ve ilim vermistik. Davud'la beraber tesbih etsinler diye, daglari ve kuslari buyruk altina aldik. (Butun bunlari) yapan bizdik

    [80] Ona, sizi savasta korumak icin zirh yapma sanatini ogrettik, artik sukreder misiniz

    [81] Bereketli kildigimiz yere dogru, Suleyman'in emriyle yuruyen siddetli ruzgari, onun buyruguna verdik. Biz her seyi biliyorduk

    [82] Onun icin dalgiclik yapan ve bundan baska isler de goren seytanlardan da onun buyrugu altina verdik. Onlarin hepsini biz gozetiyorduk

    [83] Eyyub da: "Basima bir bela geldi, (sana sigindim), sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye Rabbine nida etti

    [84] Biz de onun duasini kabul ettik de basina gelenleri kaldirdik. Katimizdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatira olmak uzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik

    [85] Ismail, Idris ve Zulkifl'i de (hatirla). Onlarin hepsi de sabredenlerdendi

    [86] Onlari da rahmetimizin icine aldik. Onlar gercekten salih olanlardandi

    [87] Zunnun'u (balik sahibi Yunus'u) da hatirla. Hani o, ofkelenerek gitmisti de, bizim kendisini hicbir zaman sikistirmayacagimizi sanmisti. Fakat sonunda karanliklar icinde: "Senden baska ilah yoktur, sen munezzehsin, Suphesiz ben haksizlik edenlerden oldum" diye seslenmisti

    [88] Biz de duasini kabul ile icabet ettik, kendisini uzuntuden kurtardik. Iste biz iman edenleri boyle kurtaririz

    [89] Zekeriya da hani Rabbine: "Rabbim! Beni tek basima birakma, sen varislerin en hayirlisisin" diye nida etmisti

    [90] Biz de duasini kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yi ihsan ettik. Ve esini (dogum yapmaya) elverisli hale getirdik. Dogrusu onlar iyiliklerde yarisiyorlar, umarak ve korkarak bize yalvariyorlardi. Bize karsi derin saygi duyuyorlardi

    [91] Irzini koruyan Meryem'e ruhumuzdan uflemis, onu ve oglunu, alemler icin bir mucize kilmistik

    [92] Dogrusu bu sizin ummetiniz (tevhid dini olan muslumanlik), bir tek ummettir (bir tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin

    [93] Ama insanlar din konusunda aralarinda boluklere ayrildilar ama, hepsi bize doneceklerdir

    [94] Inanmis olarak yararli is isleyenin emegi inkar edilmeyecektir. Biz suphesiz onu yazmaktayiz

    [95] Yok ettigimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasini da cekmek uzere) bize donmemesi gercekten imkansizdir

    [96] Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc(un seddi) acildigi zaman, ki onlar her dere ve tepeden akin edip cikarlar

    [97] Ve gercek vaad yaklastiginda, iste o zaman kafir olanlarin gozleri beleriverir. "Eyvah bizlere! Dogrusu biz bundan gaflet icindeydik, hayir biz zalim kimselerdik." derler

    [98] Siz ve Allah'dan baska taptiklariniz, cehennemin yakitisiniz; oraya gireceksiniz

    [99] Eger onlar ilah olsalardi, oraya girmeyeceklerdi. Hepsi orada temelli kalacaktir

    [100] Orada onlarin bir inlemeleri vardir. Bunlar orada (sagir olup) bir sey de isitemezler

    [101] Suphesiz katimizdan kendileri icin guzel seyler takdir edilmis olanlar, iste oradan (cehennemden) uzak tutulanlardir

    [102] Bunlar onun (cehennemin) ugultusunu bile duymazlar. Canlarinin istedigi seyler icinde temelli kalirlar

    [103] O en buyuk korku bunlari uzmez; kendilerini melekler: "Size soz verilen gun iste bugundur" diye karsilarlar

    [104] Gogu, kitab durer gibi durdugumuz zaman, yaratmaya ilk basladigimiz gibi, katimizdan verilmis bir soz olarak onu tekrar var edecegiz. Dogrusu biz bunlari yapariz

    [105] And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryuzune ancak iyi kullarimin mirasci oldugunu yazmistik

    [106] Suphesiz bu Kur'an'da kulluk eden kimseler icin kafi bir ogut vardir

    [107] (Ey Muhammed!) biz seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik

    [108] De ki, bana ancak soyle vahyolunuyor: "Ilahiniz ancak tek bir ilahtir. Simdi siz artik musluman oluyor musunuz

    [109] Eger (yine de) yuz cevirirlerse, de ki: "Size dupeduz acikladim; tehdit olundugunuz seyin yakin mi, uzak mi oldugunu bilmem

    [110] Suphesiz Allah aciga vurulan sozu de bilir, gizlediklerinizi de bilir

    [111] Bilmem belki bu gecikme sizi denemek ve bir sureye kadar gecindirmek icindir

    [112] (Hz. Peygamber soyle) dedi: "Ey Rabbim! Aramizda gercekle hukmet ve Rabbimiz O Rahman'dir ki, isnad ettiginiz (yalan) vasiflariniza karsi yardimina siginilacak olan ancak O'dur

    Surah 22
    Hac

    [1] Ey Insanlar! Rabbinizden sakinin; suphesiz o kiyamet gununun sarsintisi cok buyuk bir seydir

    [2] Onu goreceginiz gun, her emzikli kadin emzirdiginden gecer. Ve her hamile kadin cocugunu dusurur. Insanlari hep sarhos gorursun, halbuki sarhos degillerdir. Fakat Allah'in azabi cok siddetlidir

    [3] Insanlardan bazilari Allah hakkinda bir bilgisi olmadigi halde tartisir da her azili seytanin ardina duser

    [4] (O seytanki) hakkinda soyle hukum verilmistir: Suphesiz kim onu dost edinirse, o muhakkak onu saptirir ve dogruca cehennem azabina goturur

    [5] Ey insanlar ! Eger oldukten sonra dirilmekten suphede iseniz, (bilin ki) ne oldugunuzu size aciklamak icin suphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapisi belli belirsiz bir et parcasindan yaratmisizdir. Diledigimizi belli bir sureye kadar rahimlerde tutariz. Sonra sizi bir cocuk olarak cikartiriz, sonra sizi, olgunluk cagina erismeniz icin birakiriz. Bununla beraber kiminiz oldurulur, kiminiz de onceki bilgisinden sonra, hicbir sey bilmemek uzere, omrunun en fena zamanina ulastirilir. Bir de yeryuzunu gorursun ki kupkurudur; fakat biz onun uzerine su indirdigimiz zaman, harekete gecer, kabarir ve her guzel ciftten bitkiler bitirir

    [6] Iste bunlar gosteriyor ki, Allah suphesiz haktir. Suphesiz oluleri o diriltir ve o her seye kadirdir

    [7] Kiyamet ise suphesiz gelecek ve muhakkak ki Allah butun kabirlerde olan kimseleri tekrar diriltecektir

    [8] Insanlardan kimi de vardir ki ne bir bilgiye, ne bir delile, ne de aydinlatici bir kitaba dayanmaksizin Allah hakkinda tartisir

    [9] Allah yolundan sasirtmak (saptirmak) icin buyukluk taslayarak (tartisir). Dunyada ona bir rezillik vardir. Kiyamet gununde ise ona cehennem azabini tattiracagiz

    [10] Ona "Bunlar, senin ellerinle kazandigin gunahlar sebebiyledir" denir. Suphesiz Allah kullarina zulmeden degildir

    [11] Insanlardan kimi de Allah'a bir yar kenarindaymis gibi ibadet eder, eger kendisine bir iyilik gelirse ona gonlu yatisir ve eger basina bir bela gelirse yuzustu donuverir. Dunyayi da ahireti de kaybeder. Iste apacik kayip budur

    [12] Allah'i birakir da kendine ne zarar, ne menfaat veremeyecek seylere yalvarir. Iste derin sapiklik budur

    [13] Herhalde o, zarari faydasindan daha yakin olana yalvariyor. Yalvardigi sey ne kotu yardimci ve ne kotu yoldastir

    [14] Suphe yok ki Allah, iman edip salih amelleri isleyenleri altindan irmaklar akan cennetlere koyacak. Suphesiz Allah diledigini yapar

    [15] Allah'in ona (peygambere) dunyada ve ahirette yardim etmeyecegini sanan kimse hemen yukariya bir ip uzatsin, sonra (kendini intihar edip) bogsun da baksin bu hilesi kendisini ofkelendiren seyi giderecek mi

    [16] Iste biz onu (Kur'an'i) boylece, apacik ayetler olarak indirdik. Suphesiz Allah diledigini dogru yola eristirir

    [17] Suphesiz o iman edenler, yahudi olanlar, sabiiler (yildiza tapanlar), hiristiyanlar, atese tapanlar ve (Allah'a) es kosanlar (yok mu?) Allah, kiyamet gunu bunlarin arasini suphesiz ayiracaktir. Cunku Allah her seyi hakkiyla gorup bilendir

    [18] Gormedin mi, goklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, gunes, ay ve yildizlar, daglar, agaclar, butun hayvanlar ve insanlardan bircogu hep Allah'a secde ediyor. Bircogunun uzerine de azab hak olmustur. Allah kimi hor ve hakir kilarsa artik ona ikram edecek yoktur. Suphesiz Allah diledigi seyi yapar

    [19] Su ikisi Rableri hakkinda tartismaya girmis iki hasimdir. O'nu inkar edenler icin atesten elbiseleri bicilmistir. Baslarinin ustunden kaynar su dokulur

    [20] Bununla karinlarindaki ve derileri eritilir

    [21] Bir de bunlara demirden kamcilar vardir

    [22] Ugradiklari gamdan (dolayi) oradan ne zaman cikmak isteseler, her defasinda oraya geri cevrilirler: "Yakici azabi tadin" denir

    [23] Suphesiz Allah iman edip yararli is isleyenleri, altindan irmaklar akan cennetlere koyacak, orada altin bilezikler ve inciler takinacaklar. Oradaki elbiseleri de ipektendir

    [24] Hem sozun guzelini isitecek duruma ulastirilmislar, hem de ovulmeye layik (olan Allah'in) yoluna eristirilmislerdir

    [25] Suphesiz inkar edenlere, Allah'in yolundan, yerli ve yolcu butun insanlar icin esit kilinan Mescid-i Haram'dan alikoyanlara ve orada zulumle yanlis yola saptirmak isteyene can yakici bir azab tattiririz

    [26] Bir zamanlar Kabe'nin yerini Ibrahim'e su sekilde hazirlamistik: Sakin bana hicbir seyi ortak kosma; tavaf edenler, orada (kiyama) duranlar, ruku edenler ve secdeye varanlar icin evimi tertemiz et

    [27] Insanlari hacca cagir; yuruyerek veya incelmis binekler ustunde (uzak yollardan) her derin vadiyi asarak sana gelsinler

    [28] Ta ki kendilerine ait birtakim menfaatlere sahid olsunlar; Allah'in kendilerine rizik olarak verdigi hayvanlari belli gunlerde kurban ederken O'nun adini ansinlar. Siz de onlardan yiyin, yoksulu, fakiri de doyurun

    [29] Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarini yerine getirsinler. Kabeyi tavaf etsinler

    [30] Emir budur, Allah'in yasaklarina kim saygi gosterirse, bu, kendisi icin Rabbinin katinda suphesiz hayirdir. Size bildirilegelenden baska butun hayvanlar helal kilinmistir. O halde o pis putlardan kacinin ve yalan sozden sakinin

    [31] Allah icin, O'na es kosmayan, O'nun birligine inanmis kimseler olun. Allah'a ortak kosan kimse, gokten dusup de kuslarin kaptigi veya ruzgarin bir ucuruma surukledigi seye benzer

    [32] Bu boyledir; kim Allah'in nisanelerine, kurbanliklarina saygi gosterirse, suphesiz o kalblerin takvasindandir

    [33] Sizin icin onlarda belli bir sureye kadar bir takim faydalar vardir. Sonra bunlar Beyt-i atik (kabe) de son bulurlar

    [34] Her ummet icin Allah'in kendilerine rizik olarak verdigi kurbanlik hayvanlarin uzerine O'nun adini ansinlar diye bir mabed yapmisizdir. Hepinizin ilahi bir tek ilahtir. Onun icin yalniz O'na teslim olan muslumanlar olun. (Ey Muhammed!) Allah'a itaat eden alcak gonulluleri mujdele

    [35] Ki Allah anildigi vakit onlarin kalpleri titrer. Onlar baslarina gelene sabreden, namaz kilan kimselerdir. Kendilerine verdigimiz riziktan Allah yolunda harcarlar

    [36] Kurbanlik deve ve sigirlari Allah'in size olan nisanelerinden kildik. Sizin icin onlarda hayir vardir. On ayaklarinin biri bagli halde keserken uzerlerine Allah'in adini anin. Yanlari yere yaslandigi vakit de onlardan yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Boylece onlari sizin buyrugunuza verdik ki, sukredesiniz

    [37] Elbette onlarin etleri ve kanlari Allah'a ulasmayacaktir. Ancak O'na sizin takvaniz erecektir. Onlari bu sekilde sizin buyrugunuza verdi ki, size yolunu gosterdiginden dolayi, Allah'i tekbir ile yuceltesiniz. (Ey Muhammed!) Vazifelerini guzelce yapan iyilik sevenleri mujdele

    [38] Suphesiz Allah inananlari savunur. Cunku Allah hain ve nankorlerin hicbirini sevmez

    [39] Kendilerine savas acilan kimselere (kafirlere karsi koymak icin) izin verildi. Cunku onlar zulme ugradilar. Suphesiz Allah onlari zafere ulastirmaya kadirdir

    [40] Onlar "Rabbimiz Allah'tir" demelerinden baska bir sebep olmaksizin haksiz yere yurtlarindan cikarildilar. Eger Allah insanlarin bir kismini bir kismi ile defetmeseydi manastirlar, kiliseler, havralar ve icinde Allah'in adi cok anilan mescidler elbette yikilirdi. Suphesiz Allah kendi (dini) ne yardim edene yardim edecektir. Suphesiz Allah cok gucludur, cok izetlidir (her seye galiptir)

    [41] Onlar (o muminlerdir) ki, eger kendilerini yeryuzunde iktidar mevkiine getirirsek namazi kilarlar, zekati verirler, iyiligi emrederler ve fenaligi yasak ederler. Butun islerin sonu sirf Allah'a aittir

    [42] (Ey Muhammed!) Eger seni (musrikler) yalanliyorlarsa bil ki onlardan once Nuh kavmi, Ad ve Semud (kavimleri de kendi peygamberlerini) yalanci saydilar

    [43] Ibrahim'in kavmi de, Lut'un kavmi de (peygamberlerini) yalanci saydilar

    [44] (Suayb'in kavmi olan) Medyen halki da (Suayb'i) yalanladi. Musa da (Firavun tarafindan) yalanlandi. Ben de o kafirlere bir sure verdim. Sonra da onlari yakalayiverdim. Beni tanimamak nasilmis gorsunler

    [45] Nice memleketler vardi ki, zulum yaparlarken biz onlari yok ettik. Artik damlari cokmus, duvarlari uzerine yikilmistir. (Geride) Nice terkedilmis kuyularla bombos kalmis yuksek saraylar (birakilmistir)

    [46] Yeryuzunde dolasmiyorlar mi ki olanlari akledecek kalbleri, isitecek kulaklari olsun. Gercek sudur ki, gozler kor olmaz, fakat asil goguslerin icindeki kalpler kor olur

    [47] Bir de senden acele azab istiyorlar. Elbette Allah sozunden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katinda birgun, sizin sayacaklarinizdan bin sene gibidir

    [48] Zulmedip dururlarken kendilerine muhlet verdigim nice memleket halki vardi ki, sonunda onlari yakalayivermistim. Donus ancak banadir

    [49] (Habibim!) De ki: "Ey insanlar! Ben size ancak apacik anlatan bir uyariciyim

    [50] Iste iman edip salih amel isleyenler icin hem bir magfiret, hem de (cennette) tukenmez bir rizik vardir

    [51] Ayetlerimizi tartisarak bozmaya ugrasanlara gelince, iste onlar cehennemliktirler. Boyle de ve temennilere uyma. Cunku

    [52] (Ey Muhammed!) Biz senden once hicbir elci ve hicbir peygamber gondermedik ki o bir sey temenni ettigi zaman, seytan onun arzusuna supheler karistirmasin. Bunun uzerine Allah seytanin karistirdigi supheyi giderir. Sonra da Allah, ayetlerini tahkim eder (guclendirir). Allah Alim'dir (herseyi bilir), Hakimdir (Hikmet sahibidir)

    [53] Allah, seytanin karistirdigini, kalblerinde hastalik bulunan ve kalpleri kaskati olan kimseleri sinamaya vesile kilar. Zalimler suphesiz (haktan uzak) derin bir ayrilik icindedirler

    [54] Bir de kendilerine ilim verilmis olanlar, Kur'an'in suphesiz Rabbinden gelen bir gercek oldugunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri ona saygi duysun. Cunku Allah, iman edenleri dogru yola eristirir

    [55] Inkar edenler de, kendilerine ansizin kiyamet gelinceye veya akim (kisir) bir gunun azabi gelinceye kadar, Kur'an'dan suphe etmekte devam edip giderler

    [56] O gun hukumranlik yalniz Allah'indir, O aralarinda hukmunu verir. Artik iman edip yararli is isleyenler nimet cennetlerindedirler

    [57] Inkar edip ayetlerimizi yalan sayanlar ise, iste bunlar icin hakir dusuren bir azab vardir

    [58] Allah yolunda hicret edip de sonra oldurulmus veya olmus olanlara gelince, elbette Allah, onlari guzel bir rizikla riziklandiracaktir. Cunku Allah rizik verenlerin en hayirlisidir

    [59] Allah onlari hosnud olacaklari bir yere (cennete) elbette koyacaktir. Suphesiz Allah Alimdir (herseyi bilir) Halimdir, (Kullarina yumusak davranir)

    [60] Bu boyledir, kim kendisine yapilan cezaya ayni ile karsilik verir de, sonra yine kendisine zulum yapilirsa, muhakkak ki, Allah ona yardim eder. Allah suphesiz cok af edicidir, cok bagislayicidir

    [61] Cunku Allah, geceyi gunduzun icine sokar, gunduzu de gecenin icine sokar. Suphesiz Allah, Semidir (herseyi isitir) Basirdir (herseyi go-rur)

    [62] (Bu sonsuz guc sundandir) Cunku Allah, varligi kendinden olan Hak'tir. Musriklerin O'nu birakip da tapindiklari putlar ise hep batildir. Suphesiz Allah, yucedir, buyuktur

    [63] Gormedin mi Allah'in gokten indirdigi su ile yeryuzu (nasil) yem-yesil oluyor? Gercekten Allah cok lutufkardir, her seyden haberdardir

    [64] Goklerde ve yerde ne varsa hep O'nundur. Dogrusu Allah mustagnidir, ovulmege layiktir

    [65] Gormedin mi ki, Allah butun yerdekileri ve emriyle denizlerde akip giden gemileri hep sizin buyrugunuz altina verdi. Gogu de izni olmaksizin yere dusmekten o (koruyup havada) tutuyor. Suphesiz Allah insanlara cok sefkatlidir, cok merhametlidir

    [66] Size (ilk defa) hayat veren, sonra oldurecek olan, sonra da yeniden diriltecek olan O'dur. Insan gercekten pek nankordur

    [67] Biz her ummet icin bir seriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun icin (ey Muhammed!) bu konuda seninle hicbir zaman cekismesinler. (Insanlari) Rabbine (ibadet etmeye) cagir. Suphesiz sen gercekten hidayete goturen dogru bir yol uzerindesin

    [68] Eger seninle tartisirlarsa, de ki: "Allah yaptiklarinizi cok iyi bilir

    [69] Ayriliga dustugunuz seyler hakkinda kiyamet gunu Allah aranizda hukmunu verecektir

    [70] Bilmez misin ki, Allah, gokte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Suphesiz bunlar bir kitabtadir. Hic suphe yok ki bunlar Allah'a pek kolaydir

    [71] Onlar Allah'i birakip da O'nun, haklarinda hicbir delil indirmedigi ve kendilerinde de bir bilgi bulunmayan seylere taparlar. Zalimler icin hicbir yardimci yoktur

    [72] Ayetlerimiz kendilerine apacik olarak okundugu zaman, o kafirlerin yuzlerinden inkarlarini anlarsin. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldiracaklar. De ki: "Simdi size ondan daha kotu olanini haber vereyim mi? O, atestir. Allah bunu kafir olanlara vaad buyurdu. O ne kotu bir donus yeridir

    [73] Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, simdi ona iyi kulak verin: Sizin Allah'i birakip taptiklariniz bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardir. Sinek onlardan bir sey kapsa onu kurtaramazlar. Isteyen de, istenen de acizdir

    [74] Allah'in buyuklugunu geregi gibi degerlendirip bilemediler. Suphesiz ki Allah cok kuvvetlidir, her seye ustundur

    [75] Allah hem meleklerden, hem de insanlardan elciler secer. Suphesiz Allah her seyi isitir, her seyi gorur

    [76] O gecmislerini ve geleceklerini bilir. Butun isler Allah'a dondurulur

    [77] Ey iman edenler! ruku edin, secdeye varin, Rabbinize kulluk edin, iyilik yapin ki kurtulabilesiniz

    [78] Allah ugrunda gerektigi gibi cihad edin. Sizi o secmis, babaniz Ibrahim'in yolu olan dinde sizin icin bir zorluk kilmamistir. Daha once ve Kur'an'da, Peygamberin size sahid olmasi, sizin de insanlara sahid olmaniz icin, size musluman adini veren O'dur. Artik namaz kilin, zekat verin, Allah'a sarilin. O sizin sahibinizdir. O ne guzel sahip ve ne guzel yardimcidir

    Surah 23
    Mü'minûn

    [1] Gercekten muminler kurtulusa ermistir

    [2] Onlar ki, namazlarinda husu icindedirler

    [3] Onlar ki, bos ve yararsiz seylerden yuz cevirirler

    [4] Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler

    [5] Ve onlar ki, iffetlerini korurlar

    [6] Ancak esleri ve ellerinin sahip oldugu (cariyeleri) haric. (Bunlarla iliskilerinden dolayi) kinanmis degillerdir

    [7] Su halde, kim bunun otesine gitmeyi isterse, iste bunlar , haddi asan kimselerdir

    [8] Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler

    [9] Ve onlar ki, namazlarini muhafaza ederler

    [10] Iste asil onlar varislerdir

    [11] Ki, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedi kalirlar

    [12] And olsun biz insani, camurdan, bir sulaleden (suzulup cikarilmis camurdan) yarattik

    [13] Sonra onu emin ve saglam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik

    [14] Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattik, derken o alakayi bir mudga (bir cignem et parcasi halinde) yarattik, derken o mudgayi bir takim kemik yarattik, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diger bir yaratik olarak tesekkul ettirdik. Yapip yaratanlarin en guzeli olan Allah, pek yucedir

    [15] Sonra siz bunun ardindan, muhakkak ki oleceksiniz

    [16] Sonra da siz, suphesiz, kiyamet gununde tekrar diriltileceksiniz

    [17] Andolsun biz, sizin ustunuzde yedi yol yarattik. Biz, yaratmaktan habersiz degiliz

    [18] Gokten uygun bir olcude yagmur indirip onu yerde durgunlastirdik. Bizim onu gidermeye de elbet gucumuz yeter

    [19] Boylece onun (yagmurun) sayesinde sizin yarariniza hurma bahceleri ve uzum baglari meydana getirdik ki, bunlarda sizin icin bir cok meyveler vardir ve siz onlardan yersiniz

    [20] Tur-i Sina'da (dahi) yetisen bir agac da meydana getirdik ki, bu agac, hem yag, hem de yiyenlerin ekmegine katik edecekleri (zeytin) verir

    [21] Hayvanlarda da sizin icin elbette ibretler vardir. Onlarin karinlarindakilerden size iciririz. Onlarda sizin icin birtakim faydalar daha vardir; ayrica etlerini yersiniz

    [22] Hem onlara ve hem gemiye yuklenirsiniz

    [23] And olsun biz, Nuh'u kavmine gonderdik. "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan baska tanriniz yoktur. Hala sakinmaz misiniz

    [24] Bunun uzerine, kavminin icinden kafir kodaman toplulugu "Bu, dediler, tipki sizin gibi bir beser olmaktan baska bir sey degildir. Size ustun ve hakim olmak istiyor. Eger Allah (peygamber gondermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gonderirdi. Biz gecmisteki atalarimizdan boyle bir sey duymadik

    [25] Bu, yalnizca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Oyle ise, bir sureye kadar ona katlanip (durumu) gozetleyin bakalim

    [26] Nuh: "Rabbim! dedi, beni yalana cikarmalarina karsi bana yardim et

    [27] Bunun uzerine ona soyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altinda ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandir kaynayinca, her cinsten esler halinde iki tane ve bir de iclerinden, daha once kendisi aleyhinde hukum verilmis olanlarin disindaki aileni gemiye al. Zulmetmis olanlar konusunda bana hic yalvarma! Zira onlar kesinlikle bogulacaklardir

    [28] Sen, yanindakilerle beraber gemiye yerlestiginde: "Bizi zalimler toplulugundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de

    [29] Ve de ki: "Rabbim! Beni mubarek bir yere indir. Sen, konuklatanlarin en hayirlisisin

    [30] Suphesiz bunda sizin icin birtakim ibretler vardir. Cunku biz, kullarimizi boyle denemisizdir

    [31] Sonra onlarin ardindan bir baska nesil getirdik

    [32] Bunun uzerine, onlar arasindan kendilerine, "Allah'a kulluk edin; cunku sizin O'ndan baska bir tanriniz yoktur. Hala Allah'tan korkmaz misiniz? (mesajini ileten) bir resul gonderdik

    [33] Onun kavminden, kafir olup ahirete ulasmayi yalanlayan ve dunya hayatinda kendilerine refah verdigimiz kodaman guruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandir; sizin yediginizden yer, sizin ictiginizden icer

    [34] Gercekten, tipki kendiniz gibi bir besere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz

    [35] Size, oldugunuz, toprak ve kemik yigini haline geldiginizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana cikarilacaginizi mi vaad ediyor

    [36] Heyhat o size vaad edilen sey ne kadar uzak

    [37] Dunya hayatindan baska gercek yoktur. (Kimimiz) oluruz, (kimimiz) yasariz; bir daha diriltilecek degiliz

    [38] Bu adam, sadece Allah hakkinda yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmiyoruz

    [39] O Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarina karsi bana yardimci ol

    [40] Allah soyle buyurdu: "Pek yakinda onlar pisman olacaklar

    [41] Nitekim, Hak tarafindan korkuc bir ses yakalayiverdi onlari! Kendilerini hemen cepecevre kusattik. Zalimler toplulugunun cani cehenneme

    [42] Sonra onlarin ardindan bir baska nesil getirdik

    [43] Hicbir ummet, ecelini ne one alabilir, ne de erteleyebilir

    [44] Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gonderdik. Herhangi bir ummete peygamberlerinin geldigi her defasinda, onlar bu peygamberi yalanladilar; biz de onlari birbiri ardindan (yokluga) yuvarladik ve onlari efsane yaptik. Artik iman etmeyen kavmin cani cehenneme

    [45] Sonra birtakim ayetlerimiz ve acik bir ferman ile Musa'yi ve kardesi Harun'u gonderdik

    [46] Firavun'a ve ileri gelenlerine de (gonderdik). Bunun uzerine onlar kibire kapildilar ve ululuk taslayan zorba bir kavim oldular

    [47] Onun icin: Biz, dediler, "kavimleri bize kolelik ederken bizim benzerimiz olan bu iki adama inanacak miyiz

    [48] Boylece onlari yalanladilar, bu yuzden de helak edilenlerden oldular

    [49] Andolsun biz Musa'ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabi da verdik

    [50] Meryemoglunu ve annesini de (kudretimize) bir alamet kildik; onlari, yerlesmeye elverisli, sulu bir tepeye yerlestirdik

    [51] Ey peygamberler! Temiz ve helal olan seylerden yiyin; guzel amel ve hareketlerde bulunun. Cunku ben sizin yaptiklarinizi bilirim

    [52] Ve iste bu sizin ummetiniz bir tek ummet ve ben de sizin Rabbinizim. Oyle ise benden sakinin." (denildi)

    [53] Derken insanlar kendi aralarindaki islerini parca parca bolduler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip boburlendi

    [54] Sen simdi onlari bir zamana kadar gaflet ve sapikliklari ile basbasa birak

    [55] Saniyorlar mi ki, onlara verdigimiz servet ve ogullar ile

    [56] Kendilerine faydalar saglamak icin can atiyoruz. Hayir, onlar isin farkina varamiyorlar

    [57] Rablerine olan saygidan dolayi titreyenler

    [58] Rablerinin ayetlerine inananlar

    [59] Rablerine ortak tanimayanlar

    [60] Ve, Rablerine donecekleri icin yapmakta olduklari isleri kalpleri titreyerek yapanlar

    [61] Iste onlar, iyiliklere kosusurlar ve iyilik icin yarisirlar

    [62] Biz hic kimseyi, gucunun yettiginden baskasi ile yukumlu kilmayiz. Nezdimizde hakki soyleyen bir kitap vardir ve onlar haksizliga ugratilmazlar

    [63] Hayir, onlarin kalpleri bu hususta cehalet icindedir. Ayrica onlarin bundan ote birtakim kotu isleri vardir ki, onlar bu isleri yapar dururlar

    [64] Nihayet, refah ve bolluk icinde olanlarini sikintiya ugrattigimizda, bakarsin ki onlar feryadi basarlar

    [65] Bosuna feryad etmeyin bugun! Zira bizden yardim goremeyeceksiniz

    [66] Cunku ayetlerimiz size okunurdu da, buna karsi siz arkanizi donerdiniz

    [67] Kafa tutardiniz ve geceleyin hezeyanlar savururdunuz

    [68] Onlar bu sozu (Kur'an'i) hic dusunmediler mi? Yoksa kendilerine, daha once gecmisteki atalarina gelmeyen bir sey mi geldi

    [69] Yoksa peygamberlerini tanimadilar da bu yuzden mi onu inkar ediyorlar

    [70] Yoksa onda bir delilik oldugunu mu soyluyorlar? Aksine o, kendilerine hakki getirmistir. Halbuki onlar haktan hoslanmamaktadirlar

    [71] Eger hak, onlarin kotu arzu ve isteklerine uysaydi, mutlaka gokler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayir, biz onlara san ve sereflerini getirdik; fakat onlar kendi sereflerine sirt cevirirler

    [72] (Resulum!) Yoksa sen onlardan bir harac mi istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayirlidir. O, rizik verenlerin en hayirlisidir

    [73] Gercek su ki sen onlari dogru bir yola cagiriyorsun

    [74] Fakat ahirete inanmayanlar ise, israrla yoldan cikmaktadirlar

    [75] Eger onlara aciyip da icin de bulunduklari sikintiyi giderseydik, iyice korleserek azginliklarinda busbutun direnirlerdi

    [76] Andolsun, biz onlari sikintiya dusurduk de yine Rablerine boyun egmediler, tazarru' ve niyazda da bulunmadilar

    [77] Nihayet uzerlerine, azabi cok siddetli bir kapi actigimiz zaman, bir de bakarsin ki onlar orada saskin ve umitsiz kalmislardir

    [78] Halbuki sizin icin o kulagi, o gozleri ve o gonulleri yaratan O'dur. Ne de az sukrediyorsunuz

    [79] Ve sizi yeryuzunde yaratip tureden O'dur. Sirf O'nun huzuruna toplanacaksiniz

    [80] Ve O, yasatan ve oldurendir; gecenin ve gunduzun degismesi O'nun eseridir. Hala aklinizi kullanmaz misiniz

    [81] Hayir, oncekilerin soylediklerinin benzerini soylediler

    [82] Dediler ki: "Sahi biz, olup de bir toprak ve kemik yigini haline gelmisken, mutlaka yeniden diriltilecegiz oyle mi

    [83] Yemin ederiz ki, gerek bize, gerekse daha once atalarimiza boyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu gecmistekilerin masallarindan baska bir sey degildir

    [84] (Resulum!) de ki: "Eger biliyorsaniz (soyleyin bakalim), bu dunya ve onda bulunanlar kime aittir

    [85] Allah'a aittir" diyecekler. "Oyle ise siz hic dusunup tasinmaz misiniz?" de

    [86] Yedi kat goklerin Rabbi, azametli Ars'in Rabbi kimdir?" diye sor

    [87] (Onlar da) Allah'indir." diyecekler. "Su halde siz Allah'tan korkmaz misiniz?" de

    [88] Eger biliyorsaniz (soyleyin), her seyin melekutu (mulkiyeti ve yonetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her seyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtac olmayan) kimdir?" diye sor

    [89] (Bunlar da) Allah'indir." diyecekler. "Oyle ise nasil olur da buyulenirsiniz?" de

    [90] Dogrusu biz onlara hakki getirdik; onlar ise cidden yalancidirlar

    [91] Allah evlat edinmemistir; O'nunla beraber hicbir ilah da yoktur. Aksi takdirde her ilah kendi yarattigini sevk ve idare eder ve bir gun mutlaka onlardan biri digerine galip gelirdi. Allah, onlarin yakistirdiklari seylerden munezzehtir

    [92] Allah, gaybi da, acik olani da bilir. O, musriklerin ortak kostuklari seylerden cok yuce ve munezzehtir

    [93] (Resulum!) De ki: Rabbim! Eger onlara yoneltilen tehdidi (dunyevi sikintiyi ve uhrevi azabi) mutlaka gostereceksen

    [94] Bu durumda beni, o zalimler toplulugunda bulundurma, Rabbim

    [95] Biz, onlara yonelttigimiz tehdidi sana gostermeye elbette ki kadiriz

    [96] Sen, kotulugu en guzel bir tutumla sav, cunku biz onlarin yakistirmakta olduklari seyi cok iyi bilmekteyiz

    [97] Ve de ki: Rabbim! Seytanlarin kiskirtmalarindan sana siginirim

    [98] Onlarin yanimda bulunmalarindan da sana siginirim

    [99] Nihayet onlardan (musriklerden) birine olum gelip cattiginda, "Rabbim, der, lutfen beni (dunyaya) geri gonder

    [100] Ta ki, bosa gecirdigim dunyada iyi is (ve hareketler) yapayim." Hayir! Onun soyledigi bu soz (bos) laftan ibarettir. Onlarin gerisinde ise, yeniden dirilecekleri gune kadar (suren) bir berzah vardir

    [101] Sur'a uflendigi zaman aralarinda artik ne soysop (cekismesi) vardir, ne de birbirlerini sorusturacaklardir

    [102] Boylece kimlerin tartilari agir basarsa, iste asil bunlar kurtulusa erenlerdir

    [103] Kimlerin de tartilari hafif gelirse, artik bunlar da kendilerine yazik etmislerdir; (cunku onlar) ebedi cehennemdedirler

    [104] Orada disleri siritir halde iken ates yuzlerini yalar

    [105] (Allah Teala,) Size ayetlerim okunurdu da, siz onlari yalanlardiniz degil mi?... der

    [106] Derler ki: Rabbimiz! Azginligimiz bizi altetti; biz, bir sapiklar toplulugu idik

    [107] Rabbimiz! Bizi buradan cikar. Eger bir daha (ettiklerimize) donersek, artik belli ki biz zalim insanlariz

    [108] (Allah) buyurur ki: Alcaldikca alcalin orada! Bana konusmayin artik

    [109] Cunku kullarimdan bir zumre "Rabbimiz! Biz iman ettik; oyle ise bizi bagisla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin." diyorlardi

    [110] Iste siz onlari alaya aldiniz; sonunda bu davranisiniz size beni yad etmeyi unutturdu; cunku siz onlara guluyordunuz

    [111] Bugun ben onlara, sabrettiklerinin karsiligini verdim; onlar, hakikaten muradlarina erenlerdir

    [112] (Allah inkarcilara) "Yeryuzunde kac yil kaldiniz?" diye sorar

    [113] Bir gun veya gunun bir kismi kadar kaldik. Iste bilenlere sor." derler

    [114] (Allah) buyurur ki: Sadece az bir sure kaldiniz; keske siz (bunu) bilmis olsaydiniz

    [115] Sizi sadece bos yere yarattigimizi ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceginizi mi sandiniz

    [116] Mutlak hakim ve hak olan Allah, cok yucedir. O'ndan baska ilah yoktur. O, bereketli Ars'in sahibidir

    [117] Her kim Allah ile birlikte diger bir tanriya taparsa -ki bu hususla ilgili hicbir delili yoktur o kimsenin hesabi ancak Rabbinin nezdindedir. Surasi muhakkak ki, kafirler kurtulusa eremezler

    [118] Resulum! De ki: "Rabbim, bagisla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin

    Surah 24
    Nûr

    [1] (Iste bu ayetler) bizim indirdigimiz ve (hukumlerini uzerinize) farz kildigimiz bir suredir. Belki dusunup ogut alirsiniz diye onda acik acik ayetler indirdik

    [2] Zina eden kadin ve zina eden erkekten her birine yuz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gunune inaniyorsaniz, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakin acima duygusu kaplamasin! Muminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya sahit olsun

    [3] Zina eden erkek, zina eden veya musrik olan bir kadindan baskasi ile evlenemez; zina eden bir kadinla da ancak zina eden veya musrik olan erkek evlenebilir. Bu, muminlere haram kilinmistir

    [4] Namuslu kadinlara zina esnasinda bulunup, sonra (bunu ispat icin) dort sahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artik onlarin sahitligini hicbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen gunahkardirlar

    [5] Ancak bundan sonra tevbe edip islah olanlar mustesnadir. Cunku Allah cok bagislayici ve merhametlidir

    [6] Eslerine zina esnasinda bulunup da kendilerinden baska sahitleri olmayanlara gelince, onlarin her birinin sahitligi kendisinin dogru soyleyenlerden olduguna dair dort defa Allah adina yemin ederek sahitlik etmesidir

    [7] Besinci defa da, eger yalan soyleyenlerden ise, Allah'in lanetinin kendi uzerine olmasini dilemesidir

    [8] Kadinin, kocasinin yalan soyleyenlerden olduguna dair dort defa Allah adina yemin ve sahitlik etmesi

    [9] Besinci defa da, eger (kocasi) dogru soyleyenlerden ise, Allah'in gazabinin kendi uzerine olmasini dilemesi kendisinden cezayi kaldirir

    [10] Ya Allah'in size bol lutfu ve merhameti olmasaydi ve Allah tevbeleri kabul eden hukum ve hikmet sahibi olmasaydi (haliniz nice olurdu)

    [11] Haberiniz olsun ki (Muhammed'in esine) bu agir ifki (iftirayi) uyduranlar sizin icinizden bir gruptur. Bunu kendiniz icin bir kotuluk saymayin; aksine o, sizin icin bir iyiliktir. Onlardan herbir kisiye, gunah olarak ne islemisse (onun karsiligi ceza) vardir. (Elebaslilik yapan, bu yuzden de) bu gunahin buyugunu yuklenen kimse icin de cok buyuk bir azap vardir

    [12] Erkek ve kadin muminlerin, bu iftirayi isittiklerinde kendi vicdanlari ile husnu zanda bulunup da, "bu apacik bir iftiradir" demeleri gerekmez miydi

    [13] (Bu iddiayi ortaya atanlarin) da bu konuda dort sahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki sahitler getirip ispat edemediler, oyle ise onlar Allah nezdinde yalancilarin ta kendisidirler

    [14] Eger dunyada ve ahirette Allah'in lutuf ve merhameti ustunuzde olmasaydi, size mutlaka buyuk bir azab isabet ederdi

    [15] Cunku siz bu iftirayi, gelisi guzel birbirinizin agzindan aliyor ve hakkinda bilgi sahibi olmadiginiz (bu uydurma haberi) agizlarinizda geveleyip duruyorsunuz. Bunun onemsiz oldugunu saniyorsunuz. Halbuki bu, Allah katinda cok buyuk bir suctur

    [16] Onu duydugunuzda "Bunu konusup yaymamiz bize yakismaz. Hasa! Bu, cok buyuk bir iftiradir..." demeli degil miydiniz

    [17] Eger inanmis insanlarsaniz, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakindirip uyariyor

    [18] Ve Allah ayetlerini size acikliyor. Allah, (isin ic yuzunu) cok iyi bilir, tam bir hukum ve hikmet sahibidir

    [19] Inananlar arasinda kotu soz ve davranisin yayilmasini arzulayan kimseler icin dunyada da, ahirette de aci veren bir azab vardir. (Her seyi) Allah bilir; siz bilmezsiniz

    [20] Ya sizin ustunuze Allah'in lutuf ve merhameti olmasaydi; Allah cok sefkatli ve merhametli olmasaydi (haliniz nice olurdu)

    [21] Ey iman edenler! Seytanin adimlarini takip etmeyin. Kim seytanin adimlarini takip ederse, sunu bilsin ki o, edepsizlikleri ve kotulugu emreder. Eger ustunuzde Allah'in lutuf ve merhameti olmasaydi, icinizden hicbir kimse temize cikmazdi. Fakat Allah, diledigini arindirir. Allah isitir ve bilir

    [22] Icinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda goc edenlere (mallarindan) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bagislasinlar, feragat gostersinler. Allah'in sizi bagislamasini arzulamaz misiniz? Allah cok bagislayandir, cok merhametlidir

    [23] Namuslu, kotuluklerden habersiz mumin kadinlara zina isnadinda bulunanlar, dunya ve ahirette lanetlenmislerdir. Onlar icin cok buyuk bir azab vardir

    [24] O gun dilleri, elleri ve ayaklari, yapmis olduklarindan dolayi aleyhlerinde sahitlik edecektir

    [25] O gun Allah onlara gercek cezalarini tastamam verecek ve onlar Allah'in gercek oldugunu anlayacaklar

    [26] Kotu kadinlar, kotu erkeklere, kotu erkekler ise kotu kadinlara; temiz kadinlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadinlara yarasir. Iste bu temiz olan, (iftiracilarin) soylediklerinden cok uzaktirlar. Kendileri icin bagislanma ve guzel bir rizik vardir

    [27] Ey iman edenler! Kendi evinizden baska evlere, geldiginizi farkettirip ev halkina selam vermedikce girmeyin. Bu sizin icin daha iyidir. Herhalde (bunu) dusunup anlarsiniz

    [28] Orada kimse bulamazsaniz, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eger size, "Geri donun!" denilirse, hemen donun. Cunku bu, sizin icin daha temiz bir davranistir. Allah, yaptiginizi bilir

    [29] Icinde kendinize ait bir seylerin bulundugu oturulmayan bir eve girmenizde herhangi bir sakinca yoktur. Allah, sizin aciga vurduklarinizi da, gizlediklerinizi de bilir

    [30] (Resulum!) Mumin erkeklere, gozlerini (harama) dikmemelerini, irzlarini da korumalarini soyle. Cunku bu, kendileri icin daha temiz bir davranistir. Suphesiz Allah, onlarin yapmakta olduklarindan haberdardir

    [31] Mumin kadinlara da soyle: Gozlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Gorunen kisimlari mustesna olmak uzere, zinetlerini teshir etmesinler. Bas ortulerini, yakalarinin uzerine (kadar) ortsunler. Kocalari, babalari, kocalarinin babalari, kendi ogullari, kocalarinin ogullari, erkek kardesleri, erkek kardeslerinin ogullari, kiz kardeslerinin ogullari, kendi kadinlari (mumin kadinlar), ellerinin altinda bulunan (koleleri), erkeklerden, kadina ihtiyaci kalmamis (cinsi gucten dusmus) hizmetciler, yahut henuz kadinlarin gizli kadinlik hususiyetlerinin farkinda olmayan cocuklardan baskasina zinetlerini gostermesinler. Gizlemekte olduklari zinetleri anlasilsin diye, ayaklarini yere vurmasinlar. Ey muminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtulusa eresiniz

    [32] Aranizdaki bekarlari, kolelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranista olanlari evlendirin. Eger bunlar fakir iseler, Allah kendi lutfu ile onlari zenginlestirir. Allah, (lutfu) genis olan ve (her seyi) bilendir

    [33] Evlenme imkanini bulamayanlar ise, Allah, lutfu ile kendilerini varlikli kilincaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altinda bulunanlardan (koleler ve cariyelerden) mukatebe yapmak isteyenlerle, eger kendilerinde (hurriyete kavusmalarinda kendileri icin) bir iyilik goruyorsaniz, hemen mukatebe yapin. Allah'in size vermis oldugu malindan siz de onlara verin. Dunya hayatinin gecici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhsa zorlamayin. Kim onlari zor altinda birakirsa, bilinmelidir ki, zorlanmalarindan sonra Allah (onlar icin) cok bagislayici ve merhametlidir

    [34] Andolsun ki biz size acik acik bildiren ayetler, sizden once yasayip gitmis olanlardan ornekler ve takvaya ulasmis kimseler icin ogutler indirdik

    [35] Allah, goklerin ve yerin nurudur (aydinlaticisidir). O'nun nurunun temsili, icinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur icindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yildiz gibidir ki, doguya da batiya da nisbet edilemeyen mubarek bir agactan cikan yagdan tutusturulur. (Bu oyle bir agac ki) yagi, nerdeyse, kendisine ates degmese bile isik verir. (Bu isik) nur ustune nurdur. Allah diledigi kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (iste boyle) misal verir; Allah her seyi bilir

    [36] (Bu kandil) birtakim evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yucelmesine ve iclerinde isminin okunmasina izin vermistir. Orada sabah aksam O'nu tesbih ederler

    [37] Birtakim insanlar (Allahi tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alis veris onlari Allah'i anmaktan, namaz kilmaktan ve zekat vermekten alikoymaz. Onlar, kalplerin ve gozlerin allak bullak oldugu bir gunden korkarlar

    [38] Cunku Allah, kendilerine isledikleri amellerin en guzeli ile ecir verecek, lutfundan fazlasini da bahsedecektir ve Allah, diledigine hesapsiz rizik verir

    [39] Kufredenlere gelince, onlarin amelleri, issiz collerdeki serap gibidir ki, susayan onu su zanneder, nihayet ona vardiginda orada herhangi bir sey bulamamis, ustelik yanibasinda da (inanmadigi, kendisinden sakinmadigi) Allah'i bulmustur. Allah ise onun hesabini tastamam gormustur. Allah hesabi cok cabuk gorur

    [40] Yahut (o kafirlerin duygu, dusunce ve davranislari) engin bir denizdeki yogun karanliklar gibidir ki, onu dalga ustune dalga kapliyor; ustunde de bulut. Bir biri ustune karanliklar... Insan, elini cikarip uzatsa, nerdeyse onu dahi goremez. Bir kimseye Allah, nur vermemisse, artik o kimsenin isik ve aydinliktan nasibi yoktur

    [41] Gormez misin ki, goklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kanat cirpip ucan kuslarin Allah'i tesbih ettiklerini? Her biri kendi tesbihini ve duasini bilmistir. Allah, onlarin yapmakta olduklarini hakkiyla bilir

    [42] Goklerin ve yerin mulku Allah'indir; donus de ancak O'nadir

    [43] Gormez misin ki Allah bulutlari (diledigi yere) surukluyor; sonra onlari biraraya getirip ustuste yigiyor. Iste goruyorsun ki bunlar arasinda yagmur cikiyor. O, gokten, sanki oradaki daglardan da dolu indirir. Artik onu diledigine isabet ettirir; dilediginden de onu uzak tutar; bu bulutlardan cikan simsegin pariltisi nerdeyse gozleri alir

    [44] Allah gece ile gunduzu evirip ceviriyor. Suphesiz bunda (hakikati goren) gozlere sahip olanlar icin mutlak bir ibret vardir

    [45] Allah, her hayvani sudan yaratti. Iste bunlardan kimi karni ustunde surunur, kimi iki yagi ustunde yurur, kimi dort ayagi ustunde yurur... Allah diledigini yapar; cunku Allah her seye kadirdir

    [46] Andolsun biz (her seyi) apacik bildiren ayetler indirdik. Allah diledigini dogru yola iletir

    [47] Bir de "Allah'a ve Resulune inandik ve itaat ettik" diyorlar da, sonra bunun arkasindan yan ciziyorlar; bunlar mumin degillerdir

    [48] Aralarinda hukmetmesi icin Allah'a ve Resulune cagrildiklari zaman, bakarsin ki, iclerinden birkismi yuz cevirip donerler

    [49] Ama, eger (Allah ve Resulunun hukmettigi) hak kendi lehlerine ise, ona, gonulden bagli olarak saygi ile gelirler

    [50] Kalplerinde bir hastalik mi var? Yoksa suphe ve tereddud icinde midirler? Yoksa Allah ve Resulunun kendilerine zulum ve haksizlik edeceginden mi korkuyorlar? Hayir, asil zalimler kendileridir

    [51] Aralarinda hukum vermesi icin Allah'a ve Resulune davet edildiklerinde muminlerin sozu ancak "isittik ve itaat ettik" demeleridir. Iste bunlar asil kurtulusa erenlerdir

    [52] Her kim Allah'a ve Resulune itaat eder, Allah'a saygi duyar ve O'ndan sakinirsa, iste asil bunlar bedbahtliktan kurtulanlardir

    [53] Otekiler (munafiklar), sen hakikaten kendilerine emrettigin takdirde mutlaka (savasa) cikacaklarina dair, en agir yeminleri ile Allah'a yemin ettiler. De ki: Yemin etmeyin. Itaatiniz malumdur! Bilin ki Allah, yaptiklarinizdan haberdardir

    [54] De ki: Allah'a itaat edin; Peygambere de itaat edin. Eger yuz cevirirseniz sunu bilin ki, Peygamberin sorumlulugu kendine yuklenen, sizin sorumlugunuz da size yuklenendir. Eger ona itaat ederseniz, dogru yolu bulmus olursunuz. Peygambere dusen, sadece acik acik duyurmaktir

    [55] Allah, sizlerden iman edip iyi davranislarda bulunanlara, kendilerinden oncekileri sahip ve hakim kildigi gibi, kendilerini de yeryuzune sahip ve hakim kilacagini, onlar icin begenip sectigi dini (Islam'i) onlarin iyiligine yerlestirip koruyacagini ve gecirdikleri korku doneminden sonra, bunun yerine onlara guven saglayacagni vaad etti. Cunku onlar bana kulluk ederler. Hicbir seyi bana es tutmazlar. Artik bundan sonra kim inkar ederse, iste bunlar asil buyuk gunahkarlardir

    [56] Hem namazi kilin, zekati verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz

    [57] Inkar edenlerin, yeryuzunde (Allah'i) aciz birakacaklarini sanmayasin! Onlarin varacagi yer cehennemdir. Ne kotu varis yeridir orasi

    [58] Ey iman edenler! Ellerinizin altinda bulunan (kole ve cariyeleriniz) ve icinizden henuz erginlik cagina girmemis olanlar, sabah namazindan once, ogleyin soyundugunuz vakit ve yatsi namazindan sonra (yaniniza gireceklerinde) sizden uc defa izin istesinler. Bunlar mahrem halde bulunabileceginiz uc vakittir. Bu vakitlerin disinda ne sizin icin, ne de onlar icin bir mahzur yoktur. (Birbirinizin yanina girip cikabilirsiniz.) Iste Allah, ayetlerini size boyle aciklar. Allah her seyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

    [59] Sizden olan cocuklariniz erginlik cagina girdiklerinde, kendilerinden oncekiler (buyukleri) izin istedikleri gibi, onlar da izin istesinler. Iste Allah, ayetlerini size boyle aciklar. Allah her seyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

    [60] Bir nikah umidi kalmayan, cocuktan kesilmis yasli kadinlarin ise, zinetlerini (yabanci erkeklere) gostermeksizin dis elbiselerini cikarmalarinda kendilerine bir vebal yoktur. Yine de iffetli olmalari kendileri icin daha hayirlidir. Allah isitendir, bilendir

    [61] A'maya gucluk yoktur; topala gucluk yoktur; hastaya da gucluk yoktur. Sizin icin de gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarinizin evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeslerinizin evlerinden, kiz kardeslerinizin evlerinden, amcalarinizin evlerinden halalarinizin evlerinden, dayilarinizin evlerinden, teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarina malik oldugunuz yerlerden, yahut dostlarinizin evlerinden yemenizde bir sakinca yoktur. Toplu halde veya ayri ayri yemenizde de bir gucluk ve gunah yoktur. Evlere girdiginiz zaman Allah tarafindan mubarek ve guzel bir yasama dilegi olarak kendinize (birbirinize) selam verin. Iste Allah dusunup anlayasiniz diye size ayetlerini boyle aciklar

    [62] Muminler ancak, Allah'a ve Resulune gonulden inanmis kimselerdir. Onlar o Peygamber ile birlikte sosyal bir isle mesgul iken ondan izin istemedikce birakip gitmezler. (Resulum!) Su senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resulune iman etmis kimselerdir. Oyle ise, bazi isleri icin senden izin istediklerinde, sen de onlardan diledigine izin ver; onlar icin Allah'tan bagis dile; cunku Allah magfiret edicidir, merhametlidir

    [63] (Ey muminler!) Peygamberin davetini, aranizdan bazinizin baziniza daveti gibi zannetmeyin. Icinizden, birini siper ederek sivisip gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, O'nun emrine aykiri davrananlar, baslarina bir bela gelmesinden veya kendilerine cok elemli bir azap isabet etmesinden sakinsinlar

    [64] Bilmis olun ki, goklerde ve yerde ne varsa Allah'indir. O, sizin ne yolda, ne durumda oldugunuzu iyi bilir. Huzuruna dondurulecekleri gunde ise, yapmis olduklarini hemen kendilerine haber verir. Allah, her seyi hakkiyla bilendir

    Surah 25
    Furkan

    [1] Tebareke" ne yuce feyyazdir o ki, dunyalari uyarmak uzere kulu Muhammed'e, hakki batildan ayirdeden Kur'an'i indirdi

    [2] O oyle bir ilahtir ki, goklerin ve yerin hukumranligi kendisinindir. O hic cocuk edinmedi, hukumranlikta ortagi yoktur. O, her seyi yaratip bir olcuye gore duzenleyerek takdir etmistir

    [3] Kafirler, O'nu birakip bir sey yaratamayan, bilakis kendileri yaratilmis olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; oldurmeye, diriltmeye ve olumden sonra tekrar canlandirmaya gucleri yetmeyen tanrilar edindiler

    [4] Inkar edenler: "Bu Kur'an Muhammed'in uydurmasidir, ona baska bir topluluk yardim etmistir" diyerek haksiz ve asilsiz bir soz uydurdular

    [5] Kur'an oncekilerin masallaridir; baskalarina yazdirmis da sabah aksam kendisine okunmaktadir" dediler

    [6] Ey Muhammed! De ki: "Onu, goklerin ve yerin sirrini bilen indirmistir. Suphesiz O, bagislayandir, merhamet edendir

    [7] Soyle dediler: "Bu ne bicim peygamber ki, yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya

    [8] Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya beslenecegi bir bahce olsaydi ya!" Bu zalimler, inananlara "Siz sadece buyulenmis bir adama uyuyorsunuz" dediler

    [9] Ey Muhammed! sana nasil misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmislardir, yol bulamazlar

    [10] Oyle yucedir O ki, dilerse sana ondan daha iyisini, altindan irmaklar akan cennetler verir, sana koskler de yapar

    [11] Fakat onlar o saati (kiyameti) de yalanladilar. Biz ise o saati yalanlayanlara cilgin alevli bir ates hazirladik

    [12] Ki, cehennem atesi uzak bir mesafeden kendilerine gorununce, onun bir hisimlanmasini (kaynamasini) ve ugultusunu isitirler

    [13] Elleri boyunlarina bagli olarak onun dar bir yerine atildiklari zaman da, oracikta yok olmayi isterler

    [14] (Onlara soyle denilir) Bu gun bir yok olmayi degil, nice yok olmalari isteyin

    [15] De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti mi? Cunku orasi, onlar icin bir mukafattir ve bir varis yeridir

    [16] Onlar icin orada ne isterlerse var, hem orada ebedi kalacaklar. Cunku bu Rabbinden yerine getirilmesi istenen bir vaaddir

    [17] Hele o gun Rabbin onlari Allah'tan baska taptiklari seylerle toplar da, der ki: "Siz mi saptirdiniz su kullarimi, yoksa kendileri mi yolu kaybettiler

    [18] Onlar: "Subhansin seni tenzih ederiz. Seni birakip da senden baska dostlar edinmek bize yarasmaz; fakat sen onlara ve atalarina o kadar nimet verdin ki, sonunda seni anmayi unuttular ve helaki hak eden bir kavim oldular." derler

    [19] (Bunun uzerine otekilere hitaben soyle denilir.) Iste (taptiklariniz) sizi soylediklerinizde yalanci cikardilar. Artik ne (azabinizi) geri cevirebilir, ne de bir yardima care bulabilirsiniz ve icinizden kim zulmederse, ona buyuk bir azab tattiracagiz

    [20] (Resulum!) Biz senden evvel de peygamberleri baska turlu gondermedik. Suphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem carsilarda geziyorlardi (sokaklarda yuruyorlardi). Sizin bir kisminizi bir digerine fitne (imtihan sebebi) kilmisizdir ki, bakalim sabredecek misiniz? Zira Rabbin her seyi hakkiyla gormektedir

    [21] Bununla beraber, bize kavusmayi ummayanlar "Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi gormeliydik" dediler. Andolsun ki, dogrusu nefislerinde kendilerini buyuk gorduler ve buyuk azginlik ettiler

    [22] Melekleri gorecekleri gun, iste o gun, gunahkarlara hicbir sevinc haberi yoktur. Ve yasak yasak, diyeceklerdir

    [23] Onlarin yaptiklari her bir iyi isi dikkate aliriz, fakat onu sacilmis zerreler haline getiririz

    [24] O gun cennetliklerin kalacaklari yer cok iyi, dinlenecekleri yer pek guzeldir

    [25] O gun gokyuzu beyaz bulutlar halinde yarilacak ve melekler boluk boluk indirileceklerdir

    [26] Iste o gun gercek hukumranlik, cok merhametli olan Allah'indir. Kafirler icin ise o, pek cetin bir gundur

    [27] O gun zalim kimse ellerini isiracak: "Eyvah!" diyecek, "keske Peygamberin yaninda bir yol tutsaydim

    [28] Eyvah!" diyecek, "keske falancayi dost edinmeseydim

    [29] Cunku zikir (Kur'an) bana gelmisken o, hakikaten beni ondan saptirdi. Seytan insani (ucuruma surukleyip sonra) yapayalniz ve yardimcisiz birakmaktadir

    [30] Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'i terkedilmis (bir sey yerinde) tuttular

    [31] (Resulum!) Ve iste biz boyle her peygamber icin gunahkarlardan bir dusman yapmisizdir. Bununla beraber hidayet verici ve yardimci olarak Rabbin yeter

    [32] Yine o inkar edenler dediler ki: "O Kur'an ona, hepsi birden indirilseydi ya"! Biz onu senin kalbine iyice yerlestirmek icin boyle (parca parca indirdik) ve onu tane tane (ayirarak) okuduk

    [33] Hem onlar sana karsi herhangi bir mesel ile gelmezler ki, biz sana (onun karsiliginda) dogrusunu ve tefsirin daha guzelini getirmis olmayalim

    [34] O yuzleri ustu cehenneme toplanacaklar var ya! iste onlar, yerleri en kotu, yollari en sapik olanlardir

    [35] Andolsun ki Musa'ya kitap verdik, kardesi Harun'u da ona yardimci yaptik

    [36] Haydi ayetlerimizi yalan sayan o kavme gidin" dedik. Sonunda (yola gelmediklerinden) onlari yerle bir ettik

    [37] Nuh kavmine gelince, Peygamberleri yalancilikla itham ettiklerinde, onlari suda bogduk ve kendilerini insanlar icin bir ibret yaptik. Biz zalimler icin acikli bir azab hazirlamisizdir

    [38] Ad'i, Semud'u, Ress halkini ve bunlar arasinda daha bir cok nesilleri de (inkarciliklari yuzunden helak ettik)

    [39] Onlarin herbirine misaller getirdik; (ama ogut almadiklari icin) hepsini kirdik gecirdik

    [40] (Resulum!) Andolsun ki, (bu Mekke'li putperestler), bela ve fenalik yagmuruna tutulmus olan beldeye ugramislardir. Peki onu da gormuyorlar miydi? Hayir! Onlar oldukten sonra dirilmeyi ummamaktadirlar

    [41] Seni gordukleri zaman "Bu mu Allah'in Peygamber olarak gonderdigi?" diye hep seni alaya aliyorlar

    [42] Sayet tanrilarimiza inanmakta sebat gostermeseydik, gercekten de bizi neredeyse tanrilarimizdan saptiracakti" diyorlar. Azabi gordukleri zaman, kimin yolunun sapik oldugunu bilecekler

    [43] Kotu duygularini kendisine tanri edinen kimseyi gordun mu? Simdi ona sen mi vekil olacaksin

    [44] Yoksa sen, onlarin cogunun gercekten soz dinleyecegini yahut akillanacagini mi saniyorsun? Gercekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidisce daha sapiktirlar

    [45] Rabbinin golgeyi nasil uzatmakta oldugunu gormedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kilardi. Sonra biz gunesi, ona (golgeye) delil kilmisizdir

    [46] Sonra da onu yavas yavas kendimize (baska yone) cekmekteyiz

    [47] Sizin icin geceyi ortu, uykuyu istirahat kilan, gunduzu yayilip calisma (zamani) yapan O'dur

    [48] Ruzgarlari rahmetinin onunde mujdeci olarak gonderen ve gokten tertemiz bir su indiren O'dur

    [49] Ki biz (o suyla) olu topraga can verelim, yarattigimiz nice hayvanlara ve insanlara su saglayalim, diye

    [50] Andolsun bunu, insanlarin ogut almalari icin, aralarinda cesit cesit sekillerde anlatmisizdir; ama insanlarin cogu ille nankorluk edip diretmistir

    [51] (Habibim!) Sayet dileseydik elbette her koye bir uyarici (peygamber) gonderirdik

    [52] (Madem ki yalniz seni gonderdik) Oyleyse kafirlere boyun egme ve bununla (Kur'an ile) onlara karsi olanca gucunle buyuk bir savas ver

    [53] Birinin suyu tatli ve susuzlugu giderici, digerininki tuzlu ve aci iki denizi saliveren ve aralarina bir engel, asilmaz bir serhat koyan O'dur

    [54] O (hakir) sudan, bir insan yaratip ona bir neseb bahseden ve sihriyet bagi ile akraba yapan O'dur. Rabbinin her seye gucu yeter

    [55] (Boyle iken inkarcilar) Allah'i birakip kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen seylere kulluk ediyorlar. Inkarci olan kimse Rabbine karsi ugrasip durmaktadir

    [56] (Halbuki) biz seni ancak mujdeci ve uyarici olarak gonderdik

    [57] De ki: "Ben, buna karsi sizden bir ucret degil, ancak Rabbine dogru bir yol tutmayi dileyen kimseler (olmanizi) istiyorum

    [58] Sen, olumsuz ve daima diri olan Allah'a guvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarinin gunahlarindan haberdar olarak O yeter

    [59] Gokleri yeri ve ikisinin arasindakileri alti gunde yaratan, sonra Ars'a hukmeden Rahman'dir. Haydi ne dileyeceksen o her seyden haberdar olan (Rahman)dan dile

    [60] Onlara "Rahman'a secde edin" dendigi zaman, "Rahman da neymis? Senin bize emrettigine secde eder miyiz hic?" derler ve bu emir onlarin nefretini artirir

    [61] Gokte burclari var eden, onlarin icinde bir kandil (gunes) ve nurlu bir ay barindiran Allah, yuceler yucesidir

    [62] Ibret almak veya sukretmek dileyen kimseler icin gece ile gunduzu birbiri ardinca getiren O'dur

    [63] O cok merhametli Allah'in (has) kullari onlardir ki, yeryuzunde tevazu ile yururler ve cahil kimseler kendilerine laf attigi zaman (incitmeksizin) "selam" derler (gecerler)

    [64] Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve kiyamlar ederek yatarlar

    [65] Onlar ki, soyle derler: Cehennem azabini uzerimizden sav! Dogrusu onun azabi gecici bir sey degildir

    [66] Orasi cidden ne kotu bir ugrak, ne kotu bir konaktir

    [67] Ve onlar ki, harcadiklarinda ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasinda orta bir yol tutarlar

    [68] Yine onlar ki, Allah ile beraber baska bir tanriya yalvarmazlar, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar ve zina etmezler. Bunlari yapan gunahi(nin cezasini) bulur

    [69] Kiyamet gunu azabi kat kat olur ve orada alcaltilmis olarak temelli kalir

    [70] Ancak tevbe ve iman edip iyi davranislarda bulunanlar baska; Allah onlarin kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah cok bagislayicidir, engin merhamet sahibidir

    [71] Ve her kim tevbe edip iyi davranis gosterirse, suphesiz o, tevbesi kabul edilmis olarak Allah'a doner

    [72] Ve onlar ki, yalan sahitlik etmezler, bos bir seye rastladiklari zaman vakar ile (oradan) gecip giderler

    [73] Kendilerine Rablerinin ayetleri hatirlatildiginda ise, onlara karsi sagir ve kor davranmazlar

    [74] Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz! Bize gozumuzu aydinlatacak esler ve zurriyetler bagisla ve bizi takva sahiplerine onder kil" derler

    [75] Iste onlar, sabretmelerine karsilik cennetin en yuksek makamlari ile mukafatlandirilacaklar, orada hurmet ve selamla karsilanacaklardir

    [76] Orada ebedi kalacaklar, orasi ne guzel bir konak ve ne guzel bir makamdir

    [77] (Resulum!) De ki: "Rabbim size ne kiymet verir duaniz olmasa? (Ey inkarcilar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydiniz; o halde azab yakanizi birakmayacaktir

    Surah 26
    Şuarâ

    [1] Ta, Sin, Mim

    [2] Bunlar sana apacik kitabin ayetleridir

    [3] (Resulum!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kiyacaksin

    [4] Biz dilersek onlarin uzerlerine gokten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunlari egilekalir

    [5] Bununla beraber kendilerine O Rahman'dan yeni bir ogut gelmeyedursun, ille ondan yuz cevirirler

    [6] Ustelik (ona) "yalandir" dediler; fakat onlara alay edip durduklari seyin haberleri yakinda gelecektir

    [7] Yeryuzune bir bakmadilar mi? Biz orada her guzel ciftten nice bitkiler yetistirmisiz

    [8] Suphesiz ki bunda mutlak bir ayet (nisane) vardir; ama onlarin cogu iman etmezler

    [9] Ve suphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir

    [10] Bir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi

    [11] Firavun kavmine, hala sakinmayacaklar mi

    [12] (Musa) soyle seslendi: "Ya Rab! Dogrusu ben korkarim ki beni yalanci sayarlar

    [13] Ve gogsum daralir, dilim donmez, onun icin Harun'a da elcilik ver

    [14] Hem onlarin bana isnad ettikleri bir suc var. Ondan dolayi korkarim ki, hemen beni oldururler

    [15] (Allah): "Hayir hayir" buyurdu, "haydi ikiniz ayetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Suphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onlari) isitiyoruz

    [16] Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: Inan biz, alemlerin Rabbinin elcisiyiz

    [17] Israil ogullarini bizimle beraber gonder

    [18] A, dedi, biz seni cocukken himayemize alip buyutmedik mi? Hayatinin bir cok yillarini aramizda gecirmedin mi

    [19] Sonunda o yaptigin (kotu) isi de yaptin. Sen nankorun birisin

    [20] Musa, "Ben, dedi, o isi o anda yaptim ki saskinlardandim

    [21] Sizden korkunca da hemen aranizdan kactim. Sonra Rabbim bana hikmet bahsetti ve beni peygamberlerden kildi

    [22] O basima kaktigin nimet de (aslinda) Israil ogullarini kendine kole edinmis olmandir

    [23] Firavun soyle dedi: "Alemlerin Rabbi dedigin nedir ki

    [24] Musa cevap olarak: "Eger isin gercegini dusunup anlayan kisiler olsaniz (itiraf edersiniz ki) O, goklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunan her seyin Rabbi'dir

    [25] (Firavun) etrafinda bulunanlara: "Isitmiyor musunuz?" dedi

    [26] Musa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha once ki atalarinizin da Rabbidir

    [27] (Firavun): "Size gonderilen bu elciniz mutlaka delidir" dedi

    [28] Musa devamla soyle soyledi: "Sayet aklinizi kullansaniz (anlarsiniz ki), O, dogunun, batinin ve ikisinin arasinda bulunanlarin Rabbidir

    [29] Firavun: "Benden baskasini ilah tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatilmislardan ederim" dedi

    [30] Musa sordu: "Sana apacik bir sey getirmis olsam da mi

    [31] Firavun: "Haydi getir onu bakayim, dogrulardan isen" dedi

    [32] Bunun uzerine Musa asasini birakiverdi; apacik bir ejderha oluverdi

    [33] Elini de (koynundan) cekti cikardi; bakanlara bembeyaz (gorunen, nur sacan bir sey) oluverdi

    [34] Firavun cevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde cok bilgili bir sihirbaz

    [35] Sizi sihriyle yurdunuzdan cikarmak istiyor. Simdi ne buyurursunuz

    [36] Dediler ki: "Bunu ve kardesini egle, sehirlere de toplayicilar gonder

    [37] Butun bilgic sihirbazlari sana getirsinler

    [38] Boylece, sihirbazlar belli bir gunun tayin edilen vaktinde bir araya getirildi

    [39] Halka, "Siz de toplaniyor musunuz? (Haydi cabuk olun)" denildi

    [40] Ustun gelirlerse herhalde sihirbazlara uyariz" dediler

    [41] Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Sayet biz ustun gelirsek, muhakkak bize bir ucret vardir, degil mi?" dediler

    [42] Firavun cevaben: "Evet, o takdirde hic suphe etmeyin, gozde kimselerden olacaksiniz" dedi

    [43] Musa onlara "Atin, ne atacaksaniz" dedi

    [44] Bunun uzerine iplerini ve degneklerini attilar ve "Firavun'un kudreti hakki icin suphesiz elbette bizler galip gelecegiz" dediler

    [45] Ardindan Musa asasini atti; bir de ne gorsunler, onlarin uydurduklarini yutuyor

    [46] Sihirbazlar derhal secdeye kapandilar

    [47] Iman ettik, dediler, Alemlerin Rabbine

    [48] Musa ve Harun'un Rabbine

    [49] Firavun (kizginlik icinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlasildi ki o size sihri ogreten buyugunuzmus! Ama simdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarinizi caprazlama ke stirecegim, hepinizi carmiha gerdirecegim

    [50] Zarari yok dediler nasil olsa biz Rabbimize donecegiz

    [51] Herhalde biz muminlerin evveli oldugumuzdan dolayi, Rabbimizin bize magfiret buyuracagini umit ederiz

    [52] Biz, Musa'ya: "Kullarimi geceleyin yola cikar, cunku takip edileceksiniz" diye vahyettik

    [53] Firavun da sehirlere (asker) toplayicilar gonderdi

    [54] Esasen bunlar, sayilari azar azar, boluk porcuk bir cemaattir

    [55] (Boyle iken) hakkimizda cok gayz (ofke) besliyorlar

    [56] Biz ise, elbette uyanik (ve tekvucut) bir cemaatiz." (diyor ve dedirtiyordu)

    [57] Ama (sonunda) biz, onlari (Firavun ve kavmini) bahcelerden, pinarlardan

    [58] Hazinelerden ve serefli makamlardan cikardik

    [59] Ve onlara Israil ogullarini mirasci yaptik

    [60] Derken (Firavun ve adamlari) gunes dogmustu ki, onlarin ardina dustuler

    [61] Iki topluluk birbirini gorunce, Musa'nin adamlari "Eyvah, yakalandik! dediler

    [62] Musa: "Hayir, asla! dedi, Rabbim suphesiz benimledir, bana yolunu gosterecektir

    [63] Bunun uzerine Musa'ya "Vur asan ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her boluk koca bir dag gibi oluverdi

    [64] Otekilerini de buraya yanastirivermistik

    [65] Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardik

    [66] Sonra da otekileri suda bogduk

    [67] Suphesiz bunda bir ayet (ibret) vardir; ama coklari iman etmis degillerdir

    [68] Ve suphesiz, iste o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

    [69] (Resulum!) onlara Ibrahim'in kissasini da naklet

    [70] Hani o, babasina ve kavmine, "Neye tapiyorsunuz?" demisti

    [71] Birtakim putlara tapariz da onlar sayesinde toplaniriz" dediler

    [72] Ibrahim "Peki, dedi, yalvardiginizda onlar sizi isitiyorlar mi

    [73] Veya size fayda veya zararlari olur mu

    [74] Yok, dediler, ama biz babalarimizi boyle yapar bulduk

    [75] Ibrahim dedi ki: "Iyi ama, ister sizin, ister onceki atalarinizin olsun, neye taptiginizi (biraz olsun) dusundunuz mu

    [76] Ibrahim dedi ki: "Iyi ama, ister sizin, ister onceki atalarinizin olsun, neye taptiginizi (biraz olsun) dusundunuz mu

    [77] Hep onlar benim dusmanimdir; ancak alemlerin Rabbi (benim dostumdur)

    [78] O ki, beni yaratan ve bana dogru yolu gosterendir

    [79] Beni yediren, icirendir

    [80] Hastalandigim zaman bana O, sifa verir

    [81] O ki, benim canimi alacak, sonra diriltecektir

    [82] Ve hesap gunu, hatami bagislayacagini umdugumdur

    [83] Ya Rab! Bana hikmet (hukum) ver ve beni iyiler (zumresin)e kat

    [84] Sonra gelecekler icinde beni dogrulukla anilanlardan eyle

    [85] Ve beni naim (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle

    [86] Babami da bagisla, cunku o yanlis gidenlerdendir

    [87] (Insanlarin) diriltilecekleri gun, beni mahcub etme

    [88] O gun ki ne mal fayda verir ne ogullar

    [89] Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o gunde (kurtulusa erer)

    [90] (O gun) Cennet muttakilere yaklastirilmistir

    [91] Azginlar icin de cehennem hortlatilmistir

    [92] Onlara, "Allah'i birakip da taptiklariniz, hani nerede? Size yardim edebiliyorlar mi veya kendilerini kurtarabiliyorlar mi?" denilir

    [93] Onlara, "Allah'i birakip da taptiklariniz, hani nerede? Size yardim edebiliyorlar mi veya kendilerini kurtarabiliyorlar mi?" denilir

    [94] Ve arkasindan hep onlar (putlar ve azginlar) o cehennemin icine firlatilmaktadirlar

    [95] Ve butun o Iblis ordulari onun icinde birbirleriyle cekisirlerken dediler ki

    [96] Ve butun o Iblis ordulari onun icinde birbirleriyle cekisirlerken dediler ki

    [97] Vallahi biz, gercekten apacik bir sapiklik icindeymisiz

    [98] Cunku biz sizi, alemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk

    [99] Ve bizi hep o gunahkarlar saptirdi

    [100] Bak bizim icin ne sefaatciler var

    [101] Ne de yakin bir dost

    [102] Ah keske (dunyaya) bir kere daha donebilsek de, muminlerden olabilseydik

    [103] Suphesiz bunda bir ayet (alinacak bir ders) vardir; oysa coklari iman etmis degillerdir

    [104] Ve suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

    [105] Nuh kavmi de peygamberleri yalancilikla itham etti

    [106] Hani kardesleri Nuh onlara soyle demisti: "Siz Allah'tan korkmaz misiniz

    [107] Haberiniz olsun ki ben, size gonderilmis guvenilir bir Peygamberim

    [108] Gelin artik, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

    [109] Buna karsilik ben sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim mukafaatimi verecek olan ancak, alemlerin Rabbidir

    [110] Gelin, artik, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

    [111] A, dediler, senin ardina hep dusuk kimseler dusmusken, biz sana hic inanir miyiz

    [112] Nuh dedi ki: "Onlarin yaptiklari hakkinda bir bilgim yoktur

    [113] Onlarin hesabi ancak Rabbime aittir. Dusunsenize

    [114] Hem ben iman edenleri kovmaya memur degilim

    [115] Ben ancak apacik bir uyariciyim

    [116] Dediler ki: "Ey Nuh! Eger vazgecmezsen, iyi bil ki, tasa tutulanlardan olacaksin

    [117] Nuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancilikla itham etti

    [118] Artik benimle onlarin arasinda sen hukmunu ver. Beni ve beraberimdeki muminleri kurtar

    [119] Bunun uzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide tasiyarak kurtardik

    [120] Sonra da arkasinda kalanlari suda bogduk

    [121] Suphesiz bunda mutlak bir ayet (alinacak ders) vardir; ama coklari iman etmis degillerdir

    [122] Ve suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

    [123] Ad (kavmi) de peygamberleri yalancilikla itham etti

    [124] Hani kardesleri Hud onlara soyle demisti: "Siz Allah'tan korkmaz misiniz

    [125] Haberiniz olsun ki ben, size gonderilmis, guvenilir bir Peygamberim

    [126] Gelin artik Allah'tan korkun ve bana itaat edin

    [127] Buna karsilik ben sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim mukafatimi verecek olan ancak alemlerin Rabbidir

    [128] Siz her tepeye bir alamet bina edip eglenir durur musunuz

    [129] Temelli kalacaginizi umarak saglam yapilar mi edinirsiniz

    [130] Hem tuttugunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz

    [131] Artik Allah'tan korkun ve bana itaat edin

    [132] O Allah'tan korkun ki, size o bildiginiz seyleri vermekte

    [133] Davarlar, ogullar

    [134] Cennet gibi baglar, bahceler, pinarlar ihsan etmektedir

    [135] Cidden ben sizin hakkinizda buyuk bir gunun azabindan korkuyorum

    [136] Dediler ki: "Sen ha vaaz etmissin, ha vaaz edenlerden olmamissin, bizce birdir

    [137] Bu sirf eskilerin adetidir

    [138] Biz azaba ugratilacak da degiliz

    [139] Boylece onu yalanci saydilar; biz de kendilerini helak ettik. Suphesiz bunda mutlak bir ayet (alinacak bir ders) vardir, ama coklari iman etmis degillerdir

    [140] Ve suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

    [141] Semud (kavmi) de peygamberleri yalancilikla itham etti

    [142] Hani kardesleri Salih onlara soyle demisti: "Siz Allah'tan korkmaz misiniz

    [143] Haberiniz olsun ki ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim

    [144] Gelin artik, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

    [145] Buna karsilik ben sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim mukafatimi verecek olan ancak alemlerin Rabbidir

    [146] Siz burada guven icinde birakilacak misiniz

    [147] Bahcelerin, pinarlarin icinde

    [148] Ekinlerin, salkimlari sarkmis hurmalar arasinda

    [149] Ki bir de daglardan keyifli keyifli kasaneler oyuyorsunuz

    [150] Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin

    [151] Yeryuzunde bozgunculuk yapip dirlik duzenlik vermeyen bozguncularin emrine uymayin

    [152] Yeryuzunde bozgunculuk yapip dirlik duzenlik vermeyen bozguncularin emrine uymayin

    [153] Sen dediler, olsa olsa iyice buyulenmis birisin

    [154] Sen de ancak bizim gibi bir besersin. Eger dogru soyleyenlerden isen, haydi bize bir ayet (mucize) getir

    [155] Salih "Iste (mucize) bu disi devedir; su icme hakki (bir gun) onundur, belli bir gunun icme hakki da sizin" dedi

    [156] Sakin ona bir kotulukle ilismeyin, yoksa sizi buyuk bir gunun azabi yakalayiverir

    [157] Derken onu kestiler; fakat pisman da oldular

    [158] Cunku kendilerini azap yakalayiverdi. Suphesiz bunda bir ayet (alinacak bir ders) vardir, ama coklari iman etmis degillerdir

    [159] Ve suphesiz Rabbin, iste O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

    [160] Lut (kavmi) de peygamberleri yalancilikla itham etti

    [161] Hani kardesleri Lut onlara soyle demisti: "Siz Allah'tan kormaz misiniz

    [162] Haberiniz olsun ki, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim

    [163] Gelin artik, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

    [164] Buna karsilik ben sizden bir ucret istemiyorum. Benim mukafatimi verecek olan ancak alemlerin Rabbidir

    [165] Insanlar icinden erkeklere mi gidiyorsunuz

    [166] Birakiyorsunuz da sizler icin yarattigi esleri! Dogrusu siz insanliktan cikmis bir kavimsiniz

    [167] Onlar soyle dediler: "Ey Lut! (Bu davadan) vazgecmezsen, iyi bilki, surulenlerden olacaksin

    [168] Lut "Dogrusu ben, dedi, sizin bu isinize bugzedenlerdenim

    [169] Ya Rabbi! Beni ve ailemi onlarin yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar

    [170] Biz de onu ve ailesinin tamamini kurtardik

    [171] Ancak (geride) bir yasli kadin kaldi

    [172] Sonra geridekilerin hepsini helak ettik

    [173] Ve uzerlerine oyle bir yagmur yagdirdik ki, (uyarilanlarin) o yagmuru ne kotu bir yagmurdu

    [174] Suphesiz bunda bir ayet (alinacak bir ders) vardir. Ama coklari iman etmis degillerdir

    [175] Ve suphesiz Rabbin, iste O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

    [176] Eyke halki da peygamberleri yalancilikla itham etti

    [177] Hani Suayb onlara soyle demisti: "Siz Allah'tan korkmaz misiniz

    [178] Haberiniz olsun ki ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim

    [179] Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

    [180] Buna karsilik ben sizden bir ucret istemiyorum. Benim mukafatimi verecek olan yalniz alemlerin Rabbidir

    [181] Olcegi tam olcun de hak yiyenlerden olmayin

    [182] Ve dogru terazi ile tartin

    [183] Halkin esyalarini degerinden dusurmeyin. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karisiklik cikarmayin

    [184] O sizi ve sizden onceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun

    [185] Onlar soyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice buyulenmis birisin

    [186] Sen de bizim gibi bir beserden baska nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancilardan biri sayiyoruz

    [187] Sayet dogru sozlulerden isen, ustumuze gokten bir parca dusuruver

    [188] Suayb, "Rabbim, yaptiklarinizi en iyi bilendir" dedi

    [189] Hulasa, onu yalanci saydilar da kendilerini o golge gununun azabi yakalayiverdi. O cidden buyuk bir gunun azabi idi

    [190] Suphesiz bunda bir ayet (alinacak bir ders) vardir. Ama coklari iman etmis degillerdir

    [191] Ve suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

    [192] Ve muhakkak ki bu (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir

    [193] (Resulum!) Onu Ruhu'l-emin (Cebrail) indirdi

    [194] Uyaricilardan olasin diye senin kalbin uzerine

    [195] Acik parlak bir Arapca lisan ile

    [196] O, suphesiz daha oncekilerin kitaplarinda da vardi

    [197] Israilogullari bilginlerinin onu bilmesi, onlar icin bir ayet (delil) degil midir

    [198] Biz onu Arapca bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydi, yine de ona iman etmezlerdi

    [199] Biz onu Arapca bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydi, yine de ona iman etmezlerdi

    [200] Boylece onu gunahkarlarin kalplerine soktuk. (okuyup anladilar, ama yine de) acikli azabi gorunceye kadar ona iman etmezler

    [201] Boylece onu gunahkarlarin kalplerine soktuk. (okuyup anladilar, ama yine de) acikli azabi gorunceye kadar ona iman etmezler

    [202] Iste bu (azab) onlara, kendileri farkinda olmadan, ansizin geliverecektir

    [203] O zaman "Bize (iman etmemiz icin) muhlet verilir mi acaba?...diyeceklerdir

    [204] (Oysa dunyada iken) Onlar bizim azabimizi carcabuk istiyorlardi

    [205] Gordun ya artik onlara senelerce zevk ettirsek

    [206] Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip catarsa

    [207] O yasadiklari zevkin kendilerine hicbir faydasi olmayacaktir

    [208] Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarici (peygamberleri) olmustur

    [209] (Onlar) ihtar edilmistir ve biz zulmetmis degiliz

    [210] Onu (Kur'an'i) seytanlar indirmedi

    [211] Bu onlara hem yarasmaz hem gucleri yetmez

    [212] Suphesiz onlar vahyi isitmekten uzak tutulmuslardir

    [213] O halde sakin Allah ile beraber baska tanriya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba ugratilanlardan olursun

    [214] (Once) en yakin hisimlarini uyar

    [215] Ve sana uyan muminlere kanadini indir

    [216] Sayet sana karsi gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptiklarinizdan muhakkak uzagim

    [217] Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine guvenip dayan

    [218] O ki, (gece namaza) kalktigin zaman seni goruyor

    [219] Ve secde edenler arasinda dolasmani da (goruyor)

    [220] Cunku her seyi isiten, her seyi bilen O'dur

    [221] Seytanlarin kime inecegini size haber vereyim mi

    [222] Onlar, gunaha, iftiraya duskun olan herkesin uzerine inerler

    [223] Onlar, (seytanlara) kulak verirler ve onlarin cogu yalancidir

    [224] Sairler(e gelince), onlara da sapiklar uyar

    [225] Onlarin her vadide saskin saskin dolastiklarini ve gercekte yapmadiklari seyleri soylediklerini gormedin mi

    [226] Onlarin her vadide saskin saskin dolastiklarini ve gercekte yapmadiklari seyleri soylediklerini gormedin mi

    [227] Ancak iman edip iyi ameller isleyenler, Allah'i cok cok ananlar ve haksizliga ugratildiklarinda kendilerini savunanlar mustesna; haksizlik edenler, hangi donuse (hangi akibete) donduruleceklerini yakinda bileceklerdir

    Surah 27
    Neml

    [1] Ta, Sin. Bunlar sana, Kur'an'in ve apacik bir kitabin ayetleridir

    [2] Iman eden muminler icin hidayet rehberi ve mujdeci olmak uzere

    [3] Ki o (muminler) namazi dosdogru kilarlar, zekati verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler

    [4] Suphesiz biz, ahirete inanmayanlarin islerini kendilerine suslu gosterdik de onlar ilerisini goremezler, kalpleri korelmistir

    [5] Iste bunlar, kendileri icin oldukca agir bir azab bulunan kimselerdir, ahirette en cok ziyana ugrayacaklar da onlardir

    [6] (Resulum!) Suphesiz ki bu Kur'an, sana hikmet sahibi ve her seyi bilen Allah tarafindan indirilmektedir

    [7] Hani Musa, ailesine soyle demisti: "Gercekten ben bir ates gordum, (gidip) size oradan bir haber getirecegim yahut bir kor ates getireyim, umarim ki isinirsiniz

    [8] Oraya geldiginde soyle seslenilmisti: "Atesin bulundugu yerdeki ve cevresindekiler mubarek kilinmistir! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden munezzehtir

    [9] Ey Musa! Iyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'im

    [10] Asani at!" (Asayi atip) onu yilan gibi deprenir gorunce donup arkasina bakmadan kacti. (Dedik ki): "Ey Musa korkma! Cunku benim huzurumda peygamberler korkmaz

    [11] Ancak, kim haksizlik yapar, sonra yaptigi kotulugu iyilige cevirirse, bilsin ki ben (ona karsi da) cok bagislayiciyim, cok merhamet sahibiyim

    [12] Elini koynuna sok; kusursuz bembeyaz cikacaktir. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git), cunku onlar yoldan cikmis bir kavim olmuslardir

    [13] Bu sekilde ayetlerimiz onlarin gozleri onune serilince, "Bu apacik bir sihirdir" dediler

    [14] Ve vicdanlari bunlar(in dogrulugun)a tam bir kanaat getirdigi halde, zulum ve kibirlerinden oturu onlari bile bile inkar ettiler. Bozguncularin sonunun nice olduguna bir bak

    [15] Andolsun ki biz, Davud'a ve Suleyman'a bir ilim verdik. Onlar: "Bizi mumin kullarinin bircogundan ustun kilan Allah'a hamd olsun" dediler

    [16] Suleyman Davud'a varis olup dedi ki: "Ey insanlar! Bize kus dili ogretildi ve bize her seyden (nasip) verildi. Dogrusu bu apacik bir lutuftur

    [17] Cinlerden, insanlardan ve kuslardan mutesekkil ordulari Suleyman'in hizmetinde toplandi, hepsi bir arada (onun tarafindan) duzenli olarak sevkediliyordu

    [18] Nihayet karinca vadisine geldikleri zaman, bir karinca: "Ey karincalar! Yuvalariniza girin; Suleyman ve ordusu farkina varmadan sizi ezmesin!" dedi

    [19] (Suleyman) onun sozune gulumseyerek dedi ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdigin nimete sukretmemi ve hosnut olacagin iyi is yapmami gonlume getir. Rahmetinle, beni iyi kullarin arasina kat

    [20] (Suleyman) Kuslari gozden gecirdikten sonra soyle dedi: "Hud-hud'u nicin goremiyorum? Yoksa kayiplara mi karisti

    [21] Ya bana (mazeretini gosteren) apacik bir delil getirecek, ya da onu siddetli bir azaba ugratacagim, yahut bogazliyacagim

    [22] Cok gecmeden (Hudhud) gelip: "Ben, dedi, senin bilmedigin bir seyi ogrendim. Sebe'den sana cok dogru (ve onemli) bir haber getirdim

    [23] Gercekten, onlara (Sebelilere) hukumdarlik eden, kendisine her turlu imkan verilmis ve buyuk bir tahta sahip olan bir kadinla karsilastim

    [24] Onun ve kavminin, Allah'i birakip gunese secde ettiklerini gordum. Seytan, kendilerine yaptiklarini suslu gostermis de onlari dogru yoldan alikoymus. Bunun icin hidayete giremiyorlar

    [25] Goklerde ve yerde gizleneni aciga cikaran, gizlediginizi ve acikladiginizi bilen Allah'a secde etmezler

    [26] (Halbuki) O buyuk Ars'in sahibi olan Allah'tan baska tapilacak yoktur

    [27] (Suleyman Hudhud'e) dedi ki: "Dogru mu soyledin, yoksa yalancilardan misin, bakacagiz

    [28] Su mektubumu gotur, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz cekil de, ne sonuca varacaklarina bak

    [29] (Suleyman'in mektubunu alan Sebe melikesi): "Beyler, ulular! Bana cok onemli bir mektup birakildi" dedi

    [30] Mektup Suleyman'dandir, Rahman ve Rahim Allah'in adiyla (baslamakta)dir

    [31] Bana karsi bas kaldirmayin, teslimiyet gostererek bana gelin diye (yazmaktadir)

    [32] (Sonra Melike) dedi ki: "Beyler, ulular! Bu isimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanimda olmadan hicbir isi kestirip atmam

    [33] Onlar, soyle cevap verdiler: "Biz guclu kuvvetli kimseleriz, zorlu savas erbabiyiz, buyruk ise senindir; artik ne emredecegini dusun tasin

    [34] Melike, "Hukumdarlar bir memlekete girdiler mi orayi perisan ederler ve halkinin ulularini hakir hale getirirler. (Herhalde) Onlar da boyle yapacaklardir" dedi

    [35] Ben (simdi) onlara bir hediye gondereyim de, bakayim elciler ne (gibi bir sonuc) ile donecekler

    [36] (Elciler, hediyelerle) gelince Suleyman soyle dedi: "Siz bana mal ile yardim mi etmek istiyorsunuz? Allah'in bana verdigi, size verdiginden daha iyidir. Ama siz, hediyenizle boburlenirsiniz

    [37] (Ey elci) Onlara var (soyle); iyi bilsinler ki, kendilerine asla karsi koyamayacaklari ordularla gelir, onlari, muhakkak surette hor ve hakir halde oradan cikaririz

    [38] (Sonra Suleyman musavirlerine) dedi ki: "Ey ulular! Onlar teslimiyet gosterip bana gelmeden once, hanginiz o Melike'nin tahtini bana getirebilir

    [39] Cinlerden bir ifrit, "Sen makamindan kalkmadan ben onu sana getiririm. Gercekten bu ise gucum ve guvenim var." dedi

    [40] Kitaptan ilmi olan kimse ise, "Gozunu acip kapamadan, ben onu sana getiririm" dedi. (Suleyman) onu (Melike'nin tahtini) yanibasina yerlesivermis gorunce, "Bu, dedi, sukur mu edecegim, yoksa nankorluk mu edecegim diye beni sinamak uzere Rabbimin (gosterdigi) lutfundandir. Sukreden ancak kendisi icin sukretmis olur; nankorluk edene gelince, o bilsin ki Rabbim mustagnidir, cok kerem sahibidir

    [41] (Suleyman devamla) dedi ki: "Onun tahtini bilemeyecegi bir vaziyete sokun; getirin bakalim taniyabilecek mi, yoksa taniyamayanlardan mi olacak

    [42] Melike gelince, "Senin tahtin da boyle mi?" dendi. O soyle cevap verdi: "Tipki o! Zaten bize daha once bilgi verilmis ve biz teslimiyet gostermistik

    [43] O'nu, Allah'tan baska taptigi seyler alikoymustu. Cunku kendisi inkarci bir kavimdendi

    [44] Ona "koske gir!" dendi. Melike onu gorunce derin bir su sandi ve etegini cekti. Suleyman "Bu billurdan yapilmis, seffaf bir zemindir" dedi. Melike dedi ki: "Rabbim! Ben gercekten kendime yazik etmistim. Suleyman'in maiyyetinde, alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum

    [45] Andolsun ki, Allah'a ibadet edin diye Semud'a da kardesleri Salih'i gonderdik. Hemen birbirleriyle cekisen iki zumre oluverdiler

    [46] Salih dedi ki: "Ey benim kavmim! Iyilik dururken nicin kotuluge kosuyorsunuz? Ne olur Allah'a istigfar etseniz, belki rahmetine ulasirdiniz

    [47] Cevap verdiler: "Senin ve beraberindekilerin yuzunden ugursuzluga ugradik." Salih: "Size coken ugursuzluk (sebebi) Allah katinda (yazili)-dir. Belki siz imtihana cekilen bir kavimsiniz" dedi

    [48] O sehirde dokuz cete vardi ki, bunlar yeryuzunde bozgunculuk yapiyorlar, iyilik tarafina hic yanasmiyorlardi

    [49] Allah'a and icerek birbirlerine soyle dediler: "Gece ona ve ailesine baskin yapalim; sonra da velisine, 'Biz o ailenin yok edilisi sirasinda orada degildik, inanin ki dogru soyluyoruz' diyelim

    [50] Onlar boyle bir tuzak kurdular, biz de kendileri farkinda olmadan onlarin planlarini altust ettik

    [51] Iste bak! Tuzaklarinin akibeti nice oldu: Onlari da, kavimlerini de toptan helak ettik

    [52] Iste haksizliklari yuzunden cokmus evleri! Bilen bir kavim icin elbette bunda bir ibret vardir

    [53] Iman edip Allah'a karsi gelmekten sakinanlari da kurtardik

    [54] Lut'u da (peygamber olarak kavmine gonderdik). O, kavmine soyle demisti: "Goz gore gore hala o hayasizligi yapacak misiniz

    [55] Siz ille de kadinlari birakip sehvetle erkeklere yaklasacak misiniz? Dogrusu siz beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsiniz

    [56] Buna kavminin cevabi sadece: "Lut ailesini memleketinizden cikarin; baksaniza onlar (bizim yaptiklarimizdan) temiz kalmak isteyen insanlarmis!" demelerinden ibaret oldu

    [57] Bunun uzerine onu ve ailesini kurtardik. Yalniz karisi mustesna; onun geride (azaba ugrayanlarin icinde) kalmasini takdir ettik

    [58] Onlarin uzerlerine oyle bir yagmur indirdik ki, ne kotu idi uyarilanlarin yagmuru

    [59] (Resulum!) de ki: "Hamd olsun Allah'a, selam olsun seckin kildigi kullarina. Allah mi hayirli, yoksa O'na kostuklari ortaklar mi

    [60] (Onlar mi hayirli) yoksa, gokleri ve yeri yaratan, gokten size su indiren mi? Cunku biz onunla, bir agacini bile bitirmeye gucunuzun yetmedigi guzel guzel bahceler bitirmisizdir. Allah'la beraber baska bir ilah mi var! Dogrusu onlar sapiklikta devam eden bir guruhtur

    [61] (Onlar mi hayirli) yoksa, yeryuzunu oturmaya elverisli kilan, aralarinda nehirler akitan, onun icin sabit daglar yaratan, iki deniz arasina engel koyan mi? Allah'in yaninda baska bir ilah mi var? Hayir onlarin cogu (hakikatlari) bilmiyorlar

    [62] (Onlar mi hayirli) yoksa, kendine yalvardigi zaman bunalmisa karsilik veren ve basindaki sikintiyi gideren, sizi yeryuzunun hakimleri yapan mi? Allah'in yaninda baska bir ilah mi var? Ne kit dusunuyorsunuz

    [63] (Onlar mi hayirli) yoksa, karanin ve denizin karanliklari icinde size yolu bulduran, rahmetinin (yagmurun) onunde ruzgarlari mujdeci olarak gonderen mi? Allah'in yaninda baska bir ilah mi var? Allah onlarin kostuklari ortaklardan cok yucedir, munezzehtir

    [64] (Onlar mi hayirli) yoksa, once yaratan, sonra yaratmayi tekrar eden ve sizi hem gokten, hem yerden riziklandiran mi? Allah ile beraber baska bir ilah mi var? De ki: Eger dogru soyluyorsaniz, siz kesin delilinizi getirin haydi

    [65] De ki: Goklerde ve yerde Allah'tan baska kimse gaybi bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler

    [66] Fakat ahiret hakkinda bilgiler onlara ardarda gelmektedir. Ama onlar bundan bir suphe icindedirler. Cunku onlar bundan yana kordurler

    [67] Inkarcilar dediler ki: "Sahi biz ve atalarimiz toprak olduktan sonra gercekten (diriltilip) cikarilacak miyiz

    [68] And olsun ki, bu tehdit bize yapildigi gibi, daha once atalarimiza da yapilmistir. Bu oncekilerin masallarindan baska bir sey degildir

    [69] De ki: "Hele bir yeryuzunde gezin de, gunahkarlarin sonu nice oldu, bir bakin

    [70] (Habibim!) Onlara karsi mahzun olma, kurmakta olduklari tuzaklardan oturu de sikinti duyma

    [71] Bir de, "Eger dogru soyluyorsaniz bu vaad (ettiginiz azab) hani, ne zaman?" derler

    [72] De ki: "Cabucak gelmesini istediginiz seyin (azabin) bir kismi herhalde yakinda ensenize binecektir

    [73] Suphesiz Rabbin, insanlara karsi lutuf sahibidir; fakat insanlarin cogu sukretmezler

    [74] Rabbin elbette onlarin sinelerinin gizlediklerini de, aciga vurduklarini da bilir

    [75] Gokte ve yerde gizli hicbir sey yoktur ki apacik bir kitapta (Lehv-i mahfuzda) bulunmasin

    [76] Haberiniz olsun ki bu Kur'an, Israil ogullarina, hakkinda ihtilaf edegeldikleri seylerin pek cogunu anlatmaktadir

    [77] Ve o, muminler icin gercekten bir hidayet rehberi ve rahmettir

    [78] Rabbin suphesiz, onlar arasinda kendi hukmunu verecektir. O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir

    [79] Ve o halde sen Allah'a guven. Cunku sen, apacik hakikatin uzerindesin

    [80] Bil ki sen, olulere isittiremezsin, arkasini donup kacmakta olan sagirlara da daveti duyuramazsin

    [81] Sen korleri sapikliklarindan cevirip dogru yola getirecek degilsin. Ancak (gonulden) teslim olarak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin

    [82] Soylenen baslarina gelecegi vakit, bunlar icin yerden bir "dabbe" (canli) cikaririz ki bu, onlara insanlarin ayetlerimize kesin bir iman getirmemis olduklarini soyler

    [83] Ve her ummetin ayetlerimizi yalan sayanlarindan bir cemaati toplayacagimiz gun, artik onlar bir arada tutulup (hesap yerine) sevkedilirler

    [84] Nihayet (oraya) geldikleri vakit Allah buyurur: "Siz benim ayetlerimi, ne oldugunu kavramadan yalan saydiniz oyle mi? Yoksa yaptiginiz baska neydi

    [85] Yaptiklari haksizliktan dolayi, o soz gerceklesmistir; artik onlar konusamazlar

    [86] Gormediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattik ve (calissinlar diye) gunduzu apaydinlik yaptik. Iman eden bir kavim icin elbette bunda ibretler vardir

    [87] Sur'a ufuruldugu gun Allah'in diledikleri mustesna goklerde ve yerde bulunanlar hep dehsete kapilir. Hepsi boyunlari bukuk olarak O'na gelirler

    [88] Sen daglari gorursun de, yerinde durur sanirsin. Oysa onlar bulutun yurumesi gibi yurumektedirler. Bu, her seyi sapasaglam yapan Allah'in sanatidir. Suphesiz ki O, yaptiklarinizdan tamamiyla haberdardir

    [89] Kim iyilikle gelirse, ona daha iyisi verilir ve onlar o gun korkudan da emin kalirlar

    [90] Her kim de kotulukle gelirse artik yuzleri ateste surtulur. "Baska degil ancak yaptiginiz amellerin cezasini cekeceksiniz." (denir)

    [91] (De ki): "Ben ancak her seyin sahibi olan ve burayi kutlu kilan bu sehrin (Mekke'nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Yine bana muslumanlardan olmam emredildi

    [92] Ve Kur'an'i okumam emredildi." Artik kim dogru yola gelirse, yalniz kendisi icin gelmis olur; kim de saparsa ona de ki: "Ben sadece uyaricilardanim

    [93] Ve soyle de: Hamd, Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gosterecek, siz de onlari gorup taniyacaksiniz. Rabbin, yaptiklarinizdan habersiz degildir

    Surah 28
    Kasas

    [1] Ta, Sin, Mim

    [2] Bunlar, apacik kitabin ayetleridir

    [3] Iman edecek bir kavim icin Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kismini sana dosdogru okuyacagiz

    [4] Cunku Firavun, (Misir) topraginda gercekten azmis, halkini parca parca etmisti. Onlardan bir zumreyi gucsuz buluyor, bunlarin ogullarini bogazliyor, kizlarini ise sag birakiyordu. Belli ki o bozgunculardandi

    [5] Biz ise istiyorduk ki, o yerde gucsuz dusurulenlere lutufta bulunalim, onlari onderler yapalim, onlara (otekilerin) yerini aldiralim

    [6] Ve o yerde onlari hakim kilalim, Firavun ile Haman ve ordularina, onlardan cekinmekte olduklari seyi gosterelim

    [7] O esnada Musa'nin anasina "Onu emzir, kendisine zarar geleceginden kaygilandiginda onu denize (Nil nehrine) birakiver, hic korkup kaygilanma, cunku biz onu tekrar sana verecegiz ve onu peygamberlerden biri yapacagiz" diye bildirdik

    [8] Nihayet Firavun ailesi onu yitik olarak aldi. Cunku o, sonunda kendileri icin bir dusman ve bir tasa olacakti. Suphesiz Firavun ile Haman ve askerleri yaniliyorlardi

    [9] Firavun'un karisi (sepetin icinden cocuk cikinca kocasina), "Ikimizin de gozu aydin! Onu oldurmeyin, belki bize faydasi dokunur, ya da onu evlad ediniriz" dedi. Halbuki onlar isin sonunu sezemiyorlardi

    [10] Musa'nin anasinin yuregi (tasadan) bombos kaliverdi. Eger biz, (vaadimize) inananlardan olmasi icin onun kalbini pekistirmemis olsaydik, neredeyse isi meydana cikaracakti

    [11] Annesi Musa'nin ablasina, "Onun izini takip et" dedi. O da, onlar farkina varmadan uzaktan kardesini gozetledi

    [12] Biz (annesine geri vermezden) daha once, onun sut analarinin sutunu kabulune musade etmedik. Bunun uzerine ablasi, "Size, onun bakimini sizin naminiza ustlenecek, hem de ona iyi davranacak bir aile gostereyim mi?" dedi

    [13] Boylelikle biz onu, gozu aydin olsun, gam cekmesin ve Allah'in vaadinin gercek oldugunu bilsin, diye anasina geri verdik. Fakat yine de pek cogu (bunu) bilmezler

    [14] Musa yigitlik cagina girip olgunlasinca, biz ona hikmet ve ilim verdik. Iste guzel davrananlari biz boyle mukafatlandiririz

    [15] Musa, halkinin habersiz oldugu bir sirada sehre girdi. Orada, biri kendi tarafindan digeri dusman tarafindan olan iki adami birbirleriyle dogusur buldu. Kendi tarafi olan, dusmana karsi ondan yardim diledi. Musa da otekine bir yumruk indirip onun olumune sebep oldu. "Bu, seytan isidir. O, gercekten saptirici, apacik bir dusmandir" dedi

    [16] Musa, "Rabbim! Dogrusu kendimi ziyana ugrattim. Beni bagisla!" dedi; Allah da, onu bagisladi. Cunku, cok bagislayici, cok merhamet edici olan ancak O'dur

    [17] Musa, "Rabbim! Bana lutfettigin nimetlere andolsun ki, artik suclulara asla arka olmayacagim" dedi

    [18] Sehirde korku icinde, (etrafi) gozetleyerek sabahladi. Bir de ne gorsun, dun kendisinden yardim isteyen kimse feryad ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona dedi ki: "Dogrusu sen, besbelli bir azginsin

    [19] Musa, ikisinin de dusmani olan adami yakalamak isteyince, o adam dedi ki: "Ey Musa! Dun bir cana kiydigin gibi, bana da mi kiymak istiyorsun? Demek arabuluculardan olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayi arzuluyorsun sen

    [20] Sehrin obur ucundan bir adam geldi ve dedi ki: "Ey Musa! Ileri gelenler seni oldurmek icin hakkinda muzakere ediyorlar. Derhal (buradan) cik! Inan ki ben senin iyiligini isteyenlerdenim

    [21] Musa korka korka, (etrafi) gozetleyerek oradan cikti. "Rabbim! Beni zalimler guruhundan kurtar" dedi

    [22] Medyen'e dogru yoneldiginde: "Umarim Rabbim beni dogru yola iletir." dedi

    [23] Musa, Medyen suyuna varinca, orada (hayvanlarini) sulayan bir cok insan buldu. Onlarin gerisinde de (hayvanlarini suyun oldugu yerden) geri ceken iki kadin gordu. Onlara "Derdiniz nedir?" dedi. Soyle cevap verdiler: "Cobanlar sulayip cekilmeden biz (onlarin icine sokulup hayvanlarimizi) sulamayiz; babamiz da cok yaslidir

    [24] Bunun uzerine Musa, onlarin davarlarini suladi. Sonra golgeye cekildi ve "Rabbim! Dogrusu bana indirecegin her hayra muhtacim" dedi

    [25] Derken, o iki kadindan biri utana utana yuruyerek ona geldi. "Babam, dedi, bizim yerimize (hayvanlari) sulamanin karsiligini odemek icin seni cagiriyor." Musa, ona (Hz. Suayb'a) gelip basindan geceni anlatinca o, "korkma, o zalim kavimden kurtuldun" dedi

    [26] (Suayb'in) iki kizindan biri: "Babacigim! Onu ucretle (coban) tut. Cunku ucretle istihdam edecegin en iyi kimse, bu guclu ve guvenilir adamdir" dedi

    [27] (Suayb) Dedi ki: "Bana sekiz yil calismana karsilik su iki kizimdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eger on yila tamamlarsan artik o kendinden; yoksa sana agirlik vermek istemem. Insaallah beni iyi kimselerden bulacaksin

    [28] Musa soyle cevap verdi: "Bu seninle benim aramdadir. Bu iki sureden hangisini doldurursam doldurayim demek ki, bana karsi husumet yok. Soylediklerimize Allah vekildir

    [29] Artik Musa sureyi doldurup ailesiyle yola cikinca, Tur tarafindan bir ates gordu. Ailesine: "Siz (burada) bekleyin; ben bir ates gordum, belki oradan size bir haber, yahut isinmaniz icin o atesten bir parca getiririm" dedi

    [30] Oraya gelince, o mubarek yerdeki vadinin sag kiyisindan, (oradaki) agac tarafindan kendisine soyle seslenildi: "Ey Musa! Bil ki ben, butun alemlerin Rabbi olan Allah'im

    [31] Ve "Asani at!" denildi. Musa (attigi) asayi yilan gibi debrenir gorunce, donup arkasina bakmadan kacti. "Ey Musa! Beri gel, korkma. Cunku sen emniyette olanlardansin." (buyuruldu)

    [32] Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz cikacaktir. Korkudan (acilan) kollarini kendine cek. Iste bu ikisi Firavun ve onun adamlarina karsi Rabbin tarafindan iki kesin delildir. Cunku onlar, yoldan cikan bir kavim olmuslardir." (diye seslenildi)

    [33] Musa dedi ki: "Rabbim! Ben onlardan birini oldurmustum, beni oldurmelerinden korkuyorum

    [34] Kardesim Harun'un dili benimkinden daha duzgundur. Onu da beni dogrulayan bir yardimci olarak benimle birlikte gonder. Zira bana yalancilik ithaminda bulunmalarindan endise ediyorum

    [35] Allah buyurdu: "Seni kardesinle destekliyecegiz ve size oyle bir kudret verecegiz ki, ayetlerimiz sayesinde onlar size erisemeyecekler. Siz ve size tabi olanlar ustun geleceksiniz

    [36] Musa onlara apacik ayetlerimizi getirince, "Bu, olsa olsa uydurulmus bir sihirdir. Biz onceki atalarimizdan boylesini isitmemistik" dediler

    [37] Musa soyle dedi: "Rabbim, kendi katindan kimin hidayet rehberi getirdigini ve hayirli akibetin kime nasip olacagini en iyi bilendir. Muhakkak ki zalimler, kurtulusa eremezler

    [38] Firavun: "Ey ileri gelenler! Sizin icin benden baska bir ilah tanimiyorum. Ey Haman, haydi benim icin camur uzerine ates yak (ve tugla imal et), bana bir kule yap ki, Musa'nin ilahina cikayim; ama saniyorum, o mutlaka yalan soyleyenlerdendir." dedi

    [39] O ve askerleri, yeryuzunde haksiz yere buyukluk tasladilar ve gercekten bize dondurulmeyeceklerini sandilar

    [40] Biz de onu ve askerlerini yakalayip denize ativerdik. Bir bak, zalimlerin sonu nice oldu

    [41] Onlari atese cagiran onculer kildik. Kiyamet gunu onlar yardim gormeyeceklerdir

    [42] Bu dunyada arkalarina lanet taktik. Onlar, kiyamet gununde de kotulenmisler arasindadir

    [43] Andolsun ki biz, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya olur ki dusunur, ogut alirlar diye, insanlar icin apacik deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak o Kitab'i (Tevrat'i) vermisizdir

    [44] (Resulum!) Musa'ya emrimizi vahyettigimiz sirada sen bati yonunde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) gorenlerden degildin

    [45] Bilakis biz (o zamandan senin zamanina kadar) nice nesiller var ettik de, onlarin uzerinden uzun zamanlar gecti. Sen onlara ayetlerimizi okuyarak, Medyen halki arasinda bulunanlardan da degildin; aksine biz (baska) peygamber gondermistik

    [46] (Musa'ya) seslendigimiz zaman da, Tur'un yaninda degildin. Bilakis senden once kendilerine uyarici (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman icin Rabbinden bir rahmet olarak (orada gecenleri sana bildirdik), ola ki onlar dusunup ogut alirlar

    [47] Bizzat kendi yaptiklarindan dolayi baslarina bir musibet geldiginde, "Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gonderseydin de, ayetlerine uysak ve muminlerden olsaydik" diyecek olmasalardi (seni gondermezdik)

    [48] Fakat onlara tarafimizdan o hak (peygamber) gelince, "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli degil miydi?" dediler. Peki daha once Musa'ya verileni de inkar etmemisler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir" demisler ve sunu soylemislerdi: "Dogrusu biz hicbirine inanmiyoruz

    [49] (Resulum!) De ki: "Eger dogru sozluler iseniz, Allah katindan bu ikisinden (bana ve Musa'ya inen kitaplardan) daha dogru bir kitap getirin de ben ona uyayim

    [50] Eger sana cevap vermezlerse, bil ki onlar, sirf heveslerine uymaktadirlar. Allah'tan bir yol gosterici olmaksizin kendi hevesine uyandan daha sapik kim olabilir? Elbette Allah zalim kavmi dogru yola iletmez

    [51] Andolsun ki biz, dusunup ogut alsinlar diye, sozu (vahyi) birbiri ardinca ulamisizdir

    [52] Ondan (Kur'an'dan) once kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler

    [53] Onlara (Kur'an) okundugu zaman "O'na iman ettik. Cunku o, Rabbimizden gelmis hakikattir. Esasen biz daha once de musluman idik" derler

    [54] Iste onlara, sabretmelerinden oturu mukafatlari iki defa verilecektir. Bunlar kotulugu iyilikle savarlar, kendilerine verdigimiz riziktan da Allah rizasi icin harcarlar

    [55] Onlar, bos soz isittikleri zaman, ondan yuz cevirirler ve "Bizim islerimiz bize, sizin isleriniz size. Size selam olsun. Biz kendini bilmezleri istemeyiz" derler

    [56] (Resulum!) Sen sevdigini hidayete eristiremezsin; bilakis, Allah diledigine hidayet verir ve hidayete girecek olanlari en iyi O bilir

    [57] Biz seninle beraber dogru yola uyarsak, yurdumuzdan atiliriz" dediler. Biz onlari, kendi katimizdan bir rizik olarak her seyin urunlerinin toplanip getirildigi, guvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mukerreme'ye) yerlestirmedik mi? Fakat onlarin cogu bilmezler

    [58] Biz, maisetleriyle simarmis nice memleketi helak etmisizdir. Iste yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmistir. Onlara biz varis olmusuzdur

    [59] Rabbin, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin ana merkezlerine gondermedikce, memleketleri helak edici degildir. Zaten biz, ancak halki zalim olan memleketleri helak etmisizdir

    [60] Size verilen seyler, dunya hayatinin gecim vasitasi ve debdebesidir. Allah katinda olanlar ise, daha hayirli ve daha kalicidir. Hala buna akliniz ermeyecek mi

    [61] Su halde, kendisine guzel bir vaadde bulundugumuz, ardindan ona kavusan kimse, (sirf) dunya hayatinin gecici zevkini yasattigimiz ve sonra kiyamet gununde (azab icin) huzurumuza getirilenler arasinda bulunan kimse gibi midir

    [62] O gun Allah onlari cagirarak, "Benim ortaklarim olduklarini iddia ettikleriniz, hani nerede?" diyecektir

    [63] (O gun) haklarinda azaba itilme, hukmu gerceklesen kimseler, "Rabbimiz! Biz nasil azmissak, iste bu azmislari da oylece azdirdik. (Onlarin suclarindan) beri oldugumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslinda bizlere tapmiyorlardi." derler

    [64] (Allah'a kostugunuz) ortaklarinizi cagirin!" denir, onlar da cagirirlar; fakat kendilerine cevap vermezler ve (karsilarinda) azabi gorurler. Ne olurdu (dunyada iken) dogru yola girselerdi

    [65] O gun Allah onlari cagirip "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" diyecektir

    [66] Iste o gun onlara butun haberler kapkaranlik olmustur; onlar birbirlerine de soramayacaklardir

    [67] Fakat tevbe ederek, iman edip iyi isler yapan kimseye gelince, o, kurtulusa erenler arasinda olmayi umabilir

    [68] Rabbin, diledigini yaratir ve secer. Onlarin secim hakki yoktur. Allah, onlarin ortak kostuklarindan munezzehtir ve sani yucedir

    [69] Rabbin, onlarin, sinelerinde gizlediklerini de, aciga vurduklarini da bilir

    [70] Iste O, Allah'tir. O'ndan baska tanri yoktur. Onunde de, sonunda da hamd O'nundur, hukum O'nundur. Ve ancak O'na donduruleceksiniz

    [71] (Resulum!) De ki: "Dusundunuz mu hic, eger Allah uzerinizde geceyi ta kiyamet gunune kadar araliksiz devam ettirse, Allah'tan baska size isik getirecek tanri kimdir? Hala isitmeyecek misiniz

    [72] De ki: "Haber verin bakayim, eger Allah uzerinizde gunduzu ta kiyamet gunune kadar araliksiz devam ettirse, Allah'tan baska, istirahat edeceginiz geceyi size getirecek tanri kimdir? Hala gormeyecek misiniz

    [73] Rahmetinden dolayi, Allah, geceyi ve gunduzu yaratti ki geceleyin dinlenesiniz (gunduzun) ise O'nun lutuf ve kereminden (rizkinizi) arayasiniz. Umulur ki sukredersiniz

    [74] Ve hele o gun Allah onlari cagirarak: "Benim ortaklarim olduklarini iddia ettikleriniz hani, nerede?" diyecektir

    [75] (O gun) her ummetten bir sahit cikarir, "Haydin, kesin delilinizi getirin!" deriz. O zaman bilirler ki, hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri seyler (putlar) de kendilerinden ayrilip kaybolmuslardir

    [76] Karun, Musa'nin kavminden idi de, onlara karsi azginlik etmisti. Biz ona oyle hazineler vermistik ki, anahtarlarini guclu kuvvetli bir topluluk zor tasirdi. Kavmi ona demisti ki: "Simarma! Bil ki Allah simariklari sevmez

    [77] Allah'in sana verdiginden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gozet, ama dunyadan da nasibini unutma! Allah'in sana ihsan ettigi gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryuzunde bozgunculugu arzulama. Suphesiz ki Allah, bozgunculari sevmez

    [78] Karun ise: "O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi." demistir. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden onceki nesillerden, ondan daha guclu, ondan daha cok taraftari olan kimseleri helak etmisti. Gunahkarlardan gunahlari sorulmaz (Allah onlarin hepsini bilir)

    [79] Derken Karun, ihtisam icinde kavminin karsisina cikti. Dunya hayatini arzulayanlar, "Keske Karun'a verilenin benzeri bizim de olsaydi. Hakikat su ki o, cok buyuk devlet sahibidir" dediler

    [80] Kendilerine ilim verilmis olanlar ise, soyle dediler: "Yaziklar olsun size! Iman edip iyi isler yapanlara gore Allah'in mukafati daha ustundur. Ona da ancak sabredenler kavusabilir

    [81] Derken biz onu da, sarayini da yerin dibine gecirdik. Artik Allah'a karsi kendisine yardim edecek taraftarlari olmadigi gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de degildi

    [82] Daha dun onun yerinde olmayi isteyenler de: "Demek ki Allah kullarindan diledigine rizki cok da, az da verir. Sayet Allah bize lutufta bulunmus olmasaydi, bizi de yerin dibine gecirirdi. Demek ki inkarcilar iflah olmazmis" demeye basladilar

    [83] Iste ahiret yurdu! Biz onu yeryuzunde boburlenmeyi ve bozgunculugu arzulamayan kimselere veririz. (En guzel) akibet, takva sahiplerinindir

    [84] Kim bir iyilik getirirse ona ondan daha ustun karsilik vardir. Kim bir kotuluk getirirse, o kotulukleri isleyenler, ancak yaptiklari kadar ceza gorurler

    [85] (Resulum!) Kur'an'i (okumayi, teblig etmeyi ve ona uymayi) sana farz kilan Allah, elbette seni (yine) donulecek yere dondurecektir. De ki: "Rabbim, kimin hidayetle geldigini ve kimin apacik bir sapiklik icinde oldugunu en iyi bilendir

    [86] Sen, bu kitabin sana vahyolunacagini ummuyordun. Bu ancak Rabbinden bir rahmettir. O halde sakin kafirlere arka cikma

    [87] Allah'in ayetleri sana indirildikten sonra, artik sakin onlar seni bu ayetlerden alikoymasinlar. Rabbine davet et. Asla musriklerden olma

    [88] Allah ile birlikte baska bir tanriya tapip yalvarma! O'ndan baska tanri yoktur. O'nun zatindan baska her sey helak olacaktir. Hukum O'nundur ve siz ancak O'na donduruleceksiniz

    Surah 29
    Ankebût

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Insanlar, imtihandan gecirilmeden, sadece "Iman ettik" demeleriyle birakilivereceklerini mi sandilar

    [3] Andolsun ki, biz onlardan oncekileri de imtihandan gecirmisizdir. Elbette Allah, dogrulari ortaya cikaracak, yalancilari da mutlaka ortaya koyacaktir

    [4] Yoksa kotulukleri yapanlar bizden kacabileceklerini mi sandilar? Ne kadar kotu (ve yanlis) hukum veriyorlar

    [5] Her kim Allah'a kavusmayi umuyorsa bilsin ki, Allah'in tayin ettigi o vakit elbette gelecektir. O her seyi isiten ve bilendir

    [6] Cihad eden ancak kendisi icin cihad etmis olur. Suphesiz Allah, alemlerden mustagnidir

    [7] Iman edip iyi isler yapanlarin kotuluklerini elbette orteriz ve onlara, yaptiklarinin daha guzeli ile karsilik veririz

    [8] Biz insana, ana babasina iyi davranmasini tavsiye etmisizdir. Eger onlar, seni, hakkinda bilgin olmayan bir seyi (koru korune) bana ortak kosman icin zorlarlarsa, onlara itaat etme. Donusunuz ancak banadir. O zaman, size yapmis olduklarinizi haber verecegim

    [9] Iman edip iyi isler yapanlari, muhakkak salihler (zumresi) icine katariz

    [10] Insanlardan kimi vardir ki, "Allah'a inandik" der; fakat Allah ugrunda eziyete ugratildigi zaman, insanlarin iskencesini Allah'in azabi gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir yardim gelecek olsa, mutlaka, "Dogrusu biz de sizinle beraberdik" derler. Acaba Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen degil midir

    [11] Allah, elbette (O'na gonulden) iman edenleri de, iki yuzluleri de bilir

    [12] Kafirler, iman edenlere, "Bizim yolumuza uyun, sizin gunahlarinizi biz yuklenelim" derler. Halbuki onlarin hicbir gunahini yuklenecek degillerdir. Gercekte onlar, kesinlikle yalan soylemektedirler

    [13] (Fakat gercek su ki) elbette kendi yuklerini, kendi yukleriyle birlikte nice yukleri (baskalarini saptirmanin vebalini) tasiyacaklar ve uydurup durduklari seylerden kiyamet gunu mutlaka sorguya cekileceklerdir

    [14] Andolsun ki Nuh'u kendi kavmine gonderdik de, o dokuz yuz elli yil onlarin arasinda kaldi. Sonunda, onlar zulumlerini surdururken tufan kendilerini yakalayiverdi

    [15] Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardik ve bunu alemlere bir ibret yaptik

    [16] Ibrahim'i de gonderdik. O kavmine soyle demisti: "Allah'a kulluk edin, O'na karsi gelmekten sakinin. Eger bilmis olsaniz bu sizin icin daha hayirlidir

    [17] Siz Allah'i birakip sadece birtakim putlara tapiyor, asilsiz sozler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'i birakip da taptiklariniz, size rizik veremezler. O halde rizki Allah katinda arayin. O'na kulluk edin. Ancak O'na donduruleceksiniz

    [18] Eger (size teblig edileni) yalan sayarsaniz, bilin ki sizden onceki bircok milletler de yalan saymislardi. Peygambere dusen yalniz acik bir tebligdir

    [19] Allah'in mahlukunu ilk bastan nasil yarattigini, sonra bunu tekrarladigini gormediler mi? Suphesiz bu, Allah'a gore kolaydir

    [20] De ki: "Yeryuzunde gezip dolasin da, Allah ilk bastan nasil yaratmis bakin. Iste Allah bundan sonra (ayni sekilde) ahiret hayatini da yaratacaktir." Gercekten Allah her seye kadirdir

    [21] O, diledigine azab eder, diledigine rahmet eder. Ancak O'na donduruleceksiniz

    [22] Siz ne yeryuzunde, ne de gokte (Allah'i) aciz birakamazsiniz. Allah'tan baska bir dost ve yardimci da bulamazsiniz

    [23] Allah'in ayetlerini ve O'na kavusmayi inkar edenler var ya, iste onlar benim rahmetimden umitlerini kesmislerdir ve onlar icin acikli bir azab vardir

    [24] Kavminin (Ibrahim'e) cevabi ise, "Onu oldurun, yahut yakin!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu atesten kurtardi. Dogrusu bunda, iman eden bir kavim icin ibretler vardir

    [25] (Ibrahim onlara) dedi ki: "Siz, sirf aranizdaki dunya hayatina has muhabbet ugruna Allah'i birakip birtakim putlar edindiniz. Sonra kiyamet gunu (geldiginde) ise, kiminiz kiminizi tanimayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacaginiz yer cehennemdir. Ve hic yardimciniz da yoktur

    [26] Bunun uzerine ona sadece Lut iman etti. (Ibrahim) de dedi ki: "Ben Rabbime hicret edecegim. Suphe yok ki O cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [27] O'na Ishak ve Yakub'u bagisladik. Peygamberligi ve kitaplari, onun soyundan gelenlere verdik. Onu dunyada mukafatlandirdik. Suphesiz o, ahirette de salihler (zumresin)dendir

    [28] Lut'u da gonderdik. O kavmine demisti ki: "Gercekten siz, daha once hicbir milletin yapmadigi bir hayasizligi yapiyorsunuz

    [29] (Bu ilahi ikazdan sonra) siz, ille de erkeklere yaklasacak, yol kesecek ve toplantilarinizda edepsizlik yapacak misiniz?" Kavminin cevabi ise, soyle demelerinden ibaret oldu: "Dogru soyleyenlerden isen Allah'in azabini getir bize

    [30] (Lut:) "Ey Rabbim! Su fesatcilar guruhuna karsi bana yardim eyle" dedi

    [31] Elcilerimiz Ibrahim'e (iki ogul verecegimize dair) mujdeyi getirdiklerinde soyle dediler: "Biz bu memleket halkini helak edecegiz. Cunku oranin halki zalim kimselerdir

    [32] (Ibrahim) dedi ki: "Ama orada Lut var!" Soyle cevap verdiler: "Biz orada kimlerin bulundugunu cok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracagiz. Yalniz karisi mustesna; o geride (azabda) kalacaklar arasindadir

    [33] Elcilerimiz Lut'a gelince, onlar hakkinda tasalandi. Ve onlar(i dusunmesi) sebebiyle takatten dustu. O'na: "Korkma, tasalanma! Cunku biz seni de, aileni de kurtaracagiz. Yalniz (azabda) kalacaklar arasinda bulunan karin mustesna" dediler

    [34] Biz suphesiz bu memleket halkinin uzerine, yoldan cikmalarina karsilik (feci) bir azab indirecegiz."(dediler)

    [35] Andolsun ki biz, aklini kullanacak bir kavim icin oradan apacik bir ibret nisanesi birakmisizdir

    [36] Medyen'e de kardesleri Suayb'i gonderdik ve Suayb, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, ahiret gunune umit baglayin, yeryuzunde bozgunculuk yaparak karisiklik cikarmayin!" dedi

    [37] Fakat onu yalancilikla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsinti yakalayiverdi ve yurtlarinda diz ustu cokekaldilar

    [38] Ad ve Semud'u da (helak ediverdik). Sizin icin, (onlarin basina nelerin geldigi) oturduklari yerlerden apacik anlasilmaktadir. Seytan onlara yaptiklari isleri guzel gosterip onlari dogru yoldan cikardi. Oysa bakip gorebilecek durumdaydilar

    [39] Karun'u, Firavun'u ve Haman'i da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apacik deliller getirmisti de onlar yeryuzunde buyukluk taslamislardi. Halbuki (azabimizi asip ) gecebilecek degillerdi

    [40] Nitekim onlardan herbirini gunahlari sebebiyle suc ustu yakaladik: Kiminin uzerine taslar savuran ruzgarlar gonderdik, kimini korkunc bir ses yakaladi, kimini yerin dibine gecirdik, kimini de suda bogduk. Allah onlara zulmetmiyor, asil onlar kendilerine yazik ediyorlardi

    [41] Allah'tan baska dost edinenlerin durumu, kendine yuva yapan orumcegin durumu gibidir. Halbuki, evlerin en curugu suphesiz orumcek yuvasidir. Keske bilselerdi

    [42] Allah, onlarin kendisini birakipta hangi seye yalvardiklarini suphesiz ki bilir. O mutlak guc ve hikmet sahibidir

    [43] Iste biz bu temsilleri insanlar icin getiriyoruz; fakat onlari ancak bilenler dusunup anlayabilir

    [44] Allah gokleri ve yeri hak olarak yaratti. Suphesiz bunda, iman edenler icin bir nisane bulunmaktadir

    [45] Sana vahyedilen Kitabi oku ve namazi kil. Muhakkak ki namaz hayasizliktan ve kotulukten alikoyar. Allah'i anmak elbette en buyuk ibadettir. Allah yaptiklarinizi bilir

    [46] Iclerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en guzel yoldan mucadele edin ve deyin ki: "Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahimiz da, sizin ilahiniz da birdir ve biz O'na teslim olmusuzdur

    [47] (Resulum!) Iste sana (onceki kitaplari tasdik eden) bu kitabi indirdik. Onun icin, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Sunlardan da ona iman eden nice kimseler vardir. Ayetlerimizi ancak kafirler bile bile inkar eder

    [48] Sen bundan once, ne bir yazi okur, ne de elinle onu yazardin. Oyle olsaydi, batila uyanlar kusku duyarlardi

    [49] Hayir, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apacik ayetlerdir. Ayetlerimizi ancak ve ancak zalimler bile bile inkar eder

    [50] Ona Rabbinden (baskaca) mucize indirilmeli degil miydi?" derler. Cevaben de ki: "Mucizeler ancak Allah'in katindadir. Ben ise sadece apacik bir uyariciyim

    [51] Sana indirdigimiz ve onlara okunmakta olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir kavim icin elbette bir rahmet ve ogut vardir

    [52] De ki: Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter. O, goklerde ve yerde ne varsa bilir. Batila inanip inkar edenler var ya, iste ziyana ugrayacaklar onlardir

    [53] Senden azabi carcabuk (getirmeni) istiyorlar. Eger onceden tayin edilmis bir vade olmasaydi, azab elbette onlara gelip catmisti. Fakat yine de, hic farkina varmadiklari bir sirada o kendilerine mutlaka gelecektir

    [54] (Evet) senden azabi carcabuk (getirmeni) istiyorlar. Halbuki cehennem, hic supheleri olmasin, kafirleri kusatacaktir

    [55] O gunde azap, onlari hem ustlerinden, hem ayaklarinin altindan saracak ve Allah (onlara), "Yaptiklarinizin cezasini tadin!" diyecektir

    [56] Ey iman eden kullarim! Suphesiz benim yarattigim yeryuzu genistir. O halde yalniz bana kulluk edin

    [57] Her can olumu tadacaktir. Sonunda bize donduruleceksiniz

    [58] Iman edip guzel isler yapanlari, (evet) muhakkak ki onlari, altlarindan irmaklar akan ve icinde ebedi kalacaklari cennet kosklerine yerlestirecegiz. (Boyle iyi) isler yapanlarin mukafati ne guzeldir

    [59] Ki onlar, sabretmis olup yalniz Rablerine guvenip dayanmaktadirlar

    [60] Nice hayvanlar var ki, rizkini (biriktirip yaninda) tasimiyor. Cunku onlarin da, sizin de rizkinizi Allah veriyor. O, her seyi isitir ve bilir

    [61] Andolsun ki onlara, "Gokleri ve yeri yaratan, gunesi ve ayi buyrugu altinda tutan kimdir?" diye sorsan "Allah" derler. O halde nasil (haktan) cevrilip donduruluyorlar

    [62] Allah, kullarindan diledigine rizki bol bol verir, diledigine de kisar. Suphesiz Allah, her seyi hakkiyla bilendir

    [63] Andolsun ki onlara, "Gokten su indirip, onunla olumunun ardindan yeryuzunu canlandiran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah " derler. De ki: (Oyleyse) hamd de Allah'a mahsustur. Fakat coklari akillarini kullanmazlar

    [64] Bu dunya hayati sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, iste asil hayat odur. Keske bilmis olsalardi

    [65] Baksana, gemiye bindikleri zaman, dini yalniz O'na has kilarak (ihlasla) Allah'a yalvarirlar. Fakat onlari salimen karaya cikarinca, bir bakarsin ki, (Allah'a) ortak kosmaktadirlar

    [66] Kendilerine verdiklerimize nankorluk etsinler ve safa sursunler bakalim! Ama yakinda bilecekler

    [67] Cevrelerinde insanlar kapilip goturulurken (oldurulurken, ya da esir edilirken), bizim (Mekke'yi) guven icinde kudsi bir yer yaptigimizi gormediler mi? Hala batila inanip Allah'in nimetine nankorluk mu ediyorlar

    [68] Allah'a karsi yalan uyduran, yahut kendisine hak gelmisken onu yalan sayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kafirlere yer mi yok

    [69] Ama bizim yolumuzda cihad edenleri, elbette kendi yollarimiza eristirecegiz. Hic suphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir

    Surah 30
    Rûm

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Rumlar yenildi

    [3] (Araplarin bulundugu bolgeye) en yakin bir yerde onlar, bu yenilgilerinin ardindan mutlaka galib geleceklerdir

    [4] (Bu da) birkac yil icinde (olacaktir). Onlarin bu yenilgilerinden once de sonra da emir Allah'indir ve o gun muminler, sevineceklerdir

    [5] (Bu da) Allah'in yardimiyla (olacaktir). Allah diledigine yardim eder, galip kilar. O cok gucludur, cok merhamet edicidir

    [6] Allah'in vaadi budur. Allah, vaadinden caymaz. Fakat insanlarin cogu bilmezler

    [7] Onlar, sadece bu dunya hayatinin dis yuzunu bilirler. Ahiretten ise onlar hep gafildirler

    [8] Kendi iclerinde hic dusunmediler mi ki, Allah goklerde, yerde ve bu ikisi arasinda bulunan her seyi ancak hak ile ve belirlenmis bir sure icin yaratmistir? Gercekten insanlarin cogu, Rablerine kavusmayi inkar etmektedirler

    [9] Onlar, yeryuzunde gezmediler mi ki, kendilerinden oncekilerin sonu nasil olmus baksinlar? Onlar, kendilerinden daha gucluyduler. Topragi surmusler ve onu, bunlarin imar ettiklerinden daha cok imar etmislerdi. Onlara da peygamberleri delillerle gelmislerdi. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardi

    [10] Sonra o kotuluk edenlerin sonu cok kotu oldu. Cunku onlar, Allah'in ayetlerini yalan saydilar ve onlarla alay ediyorlardi

    [11] Allah yaratmayi ilkin yapar, sonra da cevirir, onu yeniden yapar. Sonra hep dondurulup O'na goturuleceksiniz

    [12] Kiyamet saatinin gelip cattigi gun suclular, her umidi keserler

    [13] Allah'a ortak kostuklarindan, kendilerine sefaat edecekler de bulunmaz. Onlar, o zaman Allah'a kostuklari ortaklari inkar ederler

    [14] Kiyamet saatinin gelip cattigi gun varya, o gun (inananlarla inanmayanlar) ayrilirlar

    [15] Simdi iman edip salih ameller yapmis olanlara gelince, onlar bir bahce icinde neselenirler

    [16] Ayetlerimizi ve ahiret bulusmasini yalan sayip da kufredenlere gelince, iste onlar o zaman azab icinde hazir bulundurulurlar

    [17] O halde aksama girdiginiz zaman da, sabaha girdiginiz zaman da tesbih Allah'indir. (daima O, tesbih edilir)

    [18] Goklerde ve yerde, ikindileyin de, ogleye erdiginiz zaman da hamd O'na mahsustur

    [19] O, oluden diri cikarir, diriden olu cikarir ve topraga olumunden sonra hayat verir. Sizler de iste oyle cikarilacaksiniz

    [20] O'nun ayetlerinden (kudretinin delillerinden)dir ki, sizi bir topraktan yaratti. Sonra da siz simdi yeryuzunde dagilip yayilan insanlar oluverdiniz

    [21] Yine O'nun ayetlerindendir ki, sizin icin nefislerinizden kendilerine isinirsiniz diye esler yaratmis, araniza bir sevgi ve merhamet koymustur. Suphesiz ki bunda dusunecek bir kavim icin nice ibretler vardir

    [22] Yine goklerin ve yerin yaratilisi ile dillerinizin ve renklerinizin farkli olusu da O'nun ayetlerindendir. Suphesiz ki bunda bilenler icin nice ibretler vardir

    [23] Yine gecede ve gunduzde uyumaniz ve lutfundan nasib aramaniz da O'nun ayetlerindendir. Suphesiz ki bunda dinleyecek bir kavim icin nice ibretler vardir

    [24] Yine O'nun ayetlerindendir ki, size hem korku ve hem de umut vermek icin simsegi gosteriyor. Ve gokten bir su indiriyor da onunla yeryuzune olumunden sonra hayat veriyor. Suphesiz ki bunda aklini kullanacak bir kavim icin nice ibretler vardir

    [25] Yine gogun ve yerin, emriyle durmasi da O'nun ayetlerindendir. Sonra sizi bir tek cagirisla cagirdigi zaman bir de bakarsiniz ki (yerden diriltilip cikariliyorsunuz)

    [26] Goklerde ve yerde kim varsa hepsi O'nundur. Hepsi de O'na itaat etmektedirler

    [27] Hem yaratmayi ilkin yapan O'dur. Sonra onu cevirip yeniden yapacak olan da O'dur ki, bu O'na cok kolaydir. Goklerde ve yerde en yuksek san ve seref O'nundur. O cokgucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [28] Allah, size kendinizden bir misal verdi: Hic size rizik olarak verdigimiz seylerde elleriniz altindaki kolelerinizden ortaklariniz bulunur da onlarla siz esit olur, aranizda birbirinizi saydiginiz gibi, onlari da sayar misiniz? Iste biz, dusunecek bir kavim icin ayetleri boyle acikliyoruz

    [29] Fakat zulmedenler, bilgisizce hevalarina uydular. Artik Allah'in sasirttigini kim yola getirebilir? Onlarin yardimcilari da yoktur

    [30] O halde yuzunu, Allah'i bir taniyarak dine, Allah'in insanlari uzerine yaratmis oldugu fitratina dogrult. Allah'in yaratisinda degisiklik bulunmaz. Dosdogru din budur. Fakat insanlarin cogu bilmezler

    [31] Baskasindan gecerek hep O'na gonul verin ve O'ndan sakinin. Namaza devam edin ve musrilerden olmayin

    [32] O musriklerden (olmayin ki) onlar, dinlerini ayirip obek obek olmuslardir. Her grup kendilerindekine guvenmektedir

    [33] Bununla beraber insanlara bir keder dokundugu zaman her seyden gecerek Rablerine yalvarir, dua ederler; sonra tarafindan bir rahmet tattiriverdigi zaman da bakarsin onlardan bir kismi tutar, O Rablerine ortak kosarlar

    [34] Bunu da kendilerine verdigimiz nimetlere nankorluk etmek icin yaparlar. Haydi gecinedurun bakalim, yakinda bileceksiniz

    [35] Yoksa biz onlara bir delil indirmisiz de O'na ortak kosmalarini o mu soyluyor

    [36] Bir de biz insanlara bir rahmet tattirdigimiz zaman ona guveniyorlar da; ellerinin onceden yaptigi seyler sebebiyle baslarina bir fenalik gelirse, hemen her umidi kesiveriyorlar

    [37] Onlar gormediler mi ki, Allah diledigi kimseye rizki serer ve daraltir. Suphesiz ki bunda iman edecek bir kavim icin ibretler vardir

    [38] O halde akrabaya da hakkini ver, yoksula da, yolcuya da... Bu, Allah'in rizasini dileyenler icin daha hayirlidir. Kurtulusa erecek olanlar da iste onlardir

    [39] Insanlarin mallari icinde artsin diye verdiginiz faiz, Allah yaninda artmaz. Allah'in rizasini dileyerek verdiginiz zekata gelince, iste onlar, mallari kat kat artmis olanlardir

    [40] Allah, O'dur ki, sizi yaratti, sonra da size rizik verdi, sonra sizi oldurur, sonra sizi diriltir. Hic sizin ortak kostuklarinizdan, bunlardan birini yapacak olan var mi? Allah, onlarin ortak kostuklarindan munezzeh ve yucedir

    [41] Yaptiklarinin bir kismini tatsinlar diye insanlarin kendi ellerinin kazandigi seyler yuzunden karada ve denizde fesat ortaya cikti. Umulur ki onlar hakka donerler

    [42] De ki, yeryuzunde bir gezin de bakin, bundan oncekilerin sonu nasil olmus! Onlarin pek cogu musrik idiler

    [43] Allah'tan geri cevrilmesine hicbir care olmayan bir gun gelmeden once yuzunu dosdogru, sabit dine cevir. O gun (gelince) insanlar birbirlerinden ayrilirlar

    [44] Her kim inkar ederse, inkari kendi aleyhinedir. Kim de salih amel islerse, onlar kendileri icin rahat bir yer hazirlamis olurlar

    [45] Cunku O, iman edip salih amel isleyenlere lutfundan mukafat verecektir. Cunku O, kafirleri sevmez

    [46] Ruzgarlari mujdeciler olarak gondermesi, size rahmetinden tattirmasi, emriyle gemilerin akip gitmesi ve lutfundan rizik isteyip kazanmaniz O'nun ayetlerindendir. Hem gerek ki sukredesiniz

    [47] Andolsun ki biz, senden once bircok peygamberleri kavimlerine gonderdik de, onlara apacik delillerle vardilar. Onun uzerine gunah isleyenlerden intikam aldik. Muminlere yardim ise, bizim nezdimizde bir hak oldu

    [48] Allah O'dur ki, ruzgarlari gonderir de bir bulut savururlar. Derken onu gokyuzunde nasil dilerse oyle serer, parca parca da eder. Derken yagmuru gorursun, aralarindan cikar. Derken onu kullarindan kimlere diliyorsa dokuverdi mi derhal yuzleri guler

    [49] Halbuki onlar, daha once uzerlerine yagmur indirilmeden evvel umidi kesmislerdi

    [50] Simdi bak Allah'in rahmetinin eserlerine! yeryuzunu olumunden sonra nasil diriltiyor? Suphe yok ki O, mutlaka oluleri diriltir. O her seye kadirdir

    [51] Andolsun ki biz, bir ruzgar gondersek de onu (rahmetin eseri olan ekini) sararmis gorseler, mutlaka onun arkasindan nankorluge baslarlar

    [52] Cunku sen olulere isittiremezsin. O daveti, arkalarini donmus giderlerken sagirlara da duyuramazsin

    [53] Korleri de sapikliklarindan hidayete getiremezsin. Sen ancak ayetlerimizi iman edeceklere duyurursun da onlar musluman olur, selameti bulurlar

    [54] Allah O'dur ki, sizi gucsuz olarak yaratir, sonra gucsuzlugun arkasindan kuvvet verir. Sonra kuvvetin arkasindan yine gucsuzluge ve ihtiyarliga getirir. O diledigini yaratir. Ve O, her seyi bilir, her seye gucu yeter

    [55] Kiyamet kopacagi gun gunahkarlar dunyada bir saatten fazla durmadiklarina yemin ederler. Onlar onceden de boyle haktan cevriliyorlardi

    [56] Kendilerine ilim ve iman verilenler de soyle diyecekler: "Andolsun ki, Allah'in kitabinda takdir edilmis olan tekrar dirilme gunune kadar kaldiniz. Iste bu, dirilme gunudur. Fakat siz bunu bilmiyordunuz

    [57] Artik o gun zulmedenlere mazeretleri fayda vermeyecektir. Onlarin dertlerinin caresine de bakilmayacaktir

    [58] Andolsun ki, biz insanlar icin bu Kur'an'da her turlu meselden ornekler getirdik. Yemin ederim ki, sen onlara baska bir ayet de getirsen o kafirler yine: "Siz yalancilardan (uydurdugunuz sozu Allah'a nispet edenlerden) baskasi degilsiniz." diyeceklerdir

    [59] Iste bilmeyenlerin kalblerini Allah boyle muhurler

    [60] Simdi sen sabret. Cunku Allah'in vaadi mutlaka haktir. Sakin imani saglam olmayanlar seni hafiflige sevketmesinler

    Surah 31
    Lokman

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Bunlar, o hikmetli kitabin ayetleridir

    [3] O, guzellik ve iyilik yapanlar icin bir hidayet ve rahmettir

    [4] Onlar, namazi kilarlar, zekati verirler, ahirete de kesin olarak inanirlar

    [5] Iste bunlar, Rableri tarafindan bir hidayet uzeredirler. Kurtulusa erecek olanlar da iste onlardir

    [6] Bayagi insanlardan kimi de vardir ki, bilgisizce Allah yolundan saptirmak ve onu eglence yerine tutmak icin laf eglencesi (veya bos soz) satin alirlar. Iste onlar icin asagilayici bir azab vardir

    [7] Onun karsisinda ayetlerimiz okundugu zaman da sanki onlari isitmemis, sanki kulaklarinda bir agirlik varmis gibi buyukluk taslayarak yuz cevirir. Iste onu, aci verecek bir azab ile mujdele

    [8] Fakat iman edip de salih amel isleyenlere gelince, onlar icin nimet cennetleri vardir

    [9] Onlar orada ebedi olarak kalacaklardir. Bu, Allah'in gercek bir vaadidir. O, cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [10] O, gokleri direksiz yaratti, onlari goruyorsunuz. Yeryuzune de sizi calkalar diye agir baskilar (sabit ve buyuk daglar) birakti ve orada herbir hayvandan uretti. Hem biz gokten bir su indirdik de orada her guzel ciftten (veya her hos cesitten) bitkiler yetistirdik

    [11] Iste bu, Allah'in yarattigidir. Haydi gosterin bana O'ndan baskalari ne yaratmistir? Fakat o zalimler, apacik bir sapiklik icindedirler

    [12] Andolsun ki biz, Lokman'a "Allah'a sukret!" diye hikmet verdik. Kim sukrederse kendi iyiligine eder. Kim de nankorluk ederse, suphesiz ki Allah, hicbir seye muhtac degildir, daima ovulmeye layiktir

    [13] Hani bir zaman Lokman, ogluna ogut vererek demisti ki: "Yavrucugum! Allah'a ortak kosma, cunku Allah'a ortak kosmak (sirk), elbette buyuk bir zulumdur

    [14] Gerci biz insana, anasina ve babasina itaati de tavsiye ettik. Anasi onu zayiflik ustune zayiflikla tasidi. Onun sutten ayrilmasi da iki yil icindedir. (Biz insana): "Bana, anana ve babana sukret" diye de tavsiye ettik. Donus, ancak banadir

    [15] Bununla beraber eger her ikisi de bilmedigin bir seyi, bana ortak kosman hususunda seni zorlarsa, onlara itaat etme. Fakat dunyada onlarla iyi gecin ve bana yonelenlerin yolunu tut. Sonra donusunuz ancak banadir. O zaman ben de size yaptiklarinizi haber verecegim

    [16] Yavrucugum! Haberin olsun ki, yaptigin bir hardal tanesi agirliginca olsa da, bir kaya icinde veya goklerde, yahut yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir, mizanina kor. Cunku Allah en ince seyleri bilir, her seyden haberdardir

    [17] Yavrucugum! Namazi kil, iyiligi emret, kotulukten sakindir. Basina gelenlere sabret, cunku bunlar, azmi gerektiren islerdendir

    [18] Hem insanlara karsi avurdunu sisirme (kibirlenme) ve yeryuzunde calimla yurume. Cunku Allah ovunen ve kuruntu edenlerin hicbirini sevmez

    [19] Yuruyusunde tabii ol, sesini alcalt, cunku seslerin en cirkini elbette eseklerin sesidir

    [20] Gormediniz mi ki, Allah goklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin hizmetinize vermis, gizli ve acik olarak nimetlerini uzerinize yaymistir. Bununla beraber insanlar icinde kimi de var ki, ne bir ilme, ne bir murside ve ne aydinlatici bir kitaba dayanmaksizin Allah hakkinda mucadele ediyor

    [21] Onlara: "Allah'in indirdigine tabi olun!"dendigi zaman: "Hayir, biz atalarimizi neyin uzerinde bulduksa, onun ardinca gideriz." diyorlar. Ya seytan onlari cehennnem azabina cagiriyor idiyse de mi onlara uyacaklar

    [22] Oysa her kim iyilik yaparak yuzunu tertemiz Allah'a tutarsa, o gercekten en saglam kulpa yapismistir. Oyle ya butun islerin sonu Allah'a dayanir

    [23] Kim de inkar ederse, artik onun inkari seni uzmesin. Onlar donup bize gelecekler. O zaman biz onlara butun yaptiklarini haber verecegiz. Gercekten Allah, butun kalblerin ozunu bilir

    [24] Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini agir bir azaba zorlariz

    [25] Andolsun ki onlara: "Gokleri ve yeri kim yaratti?" diye sorsan, elbette "Allah" diyecekler. "Allah'a hamd olsun." de. Fakat onlarin cogu bilmezler

    [26] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'indir. Gercekten Allah, hicbir seye muhtac degildir, daima ovulmeye layiktir

    [27] Eger yeryuzundeki agaclar hep kalem olsa, deniz de arkasindan yedi deniz daha kendisine destek oldugu halde murekkep olsa, yine de Allah'in kelimeleri yazmakla tukenmez. Suphesiz ki Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [28] Sizin yaratilmaniz da tekrar diriltilmeniz de ancak bir tek nefsin yaratilmasi ve tekrar diriltilmesi gibidir. Gercekten Allah her seyi isitir ve gorur

    [29] Gormedin mi ki, Allah geceyi gunduze sokuyor, gunduzu geceye sokuyor. Gunes ile ayi da emrine boyun egdirmistir. Her biri belirli bir sureye kadar akip gidiyor. Suphesiz ki Allah, yaptiklarinizdan haberdardir

    [30] Bu da sundandir ki, Allah hakkin ta kendisidir. (Insanlarin) O'ndan baska taptiklari ise mutlaka batildir. Suphesiz ki Allah, cok yucedir, cok buyuktur

    [31] Gormedin mi ki Allah, ayetlerinden bir kismini size gostersin diye gemiler, Allah'in nimetiyle denizde akip gidiyor. Suphesiz bunda cok sabredenler ve cok sukredenler icin nice ibretler vardir

    [32] Onlari kara bulutlar gibi bir dalga sardigi zaman, dini yalniz kendisine has kilarak Allah'a yalvarirlar. Onlari kurtarip karaya cikardigi zaman ise iclerinden dogru giden de bulunur. Bizim ayetlerimizi oyle nankor gaddarlardan baskasi inkar etmez

    [33] Ey insanlar! Rabbinizden sakinin ve bir gunden korkun ki, baba cocuguna hicbir fayda veremez. Cocuk da babasina hicbir seyle fayda saglayacak degildir. Suphesiz Allah'in vaadi gercektir. O halde dunya hayati sizi aldatmasin, sakin o cok aldatici seytan sizi Allah'in affina guvendirerek aldatmasin

    [34] Suphesiz ki, kiyamet saatinin bilgisi Allah yanindadir. Yagmuru O yagdirir, rahimlerde ne varsa (erkek veya disi olusunu, renk ve ozelliklerini) O bilir. Hicbir kimse yarin ne kazanacagini bilmez. Hicbir kimse hangi yerde olecegini de bilemez. Suphesiz ki Allah her seyi hakkiyla bilir, her seyden haberdardir

    Surah 32
    Secde

    [1] Elif, Lam, mim

    [2] Kendisinde suphe olmayan bu kitabin indirilisi, alemlerin Rabbi olan Allah tarafindandir

    [3] Yoksa onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? Hayir, o senden once kendilerine bir uyarici gelmemis olan bir kavmi korkutman icin, Rabbin tarafindan gelen bir haktir. Gerek ki, hidayeti kabul ederler

    [4] Allah O'dur ki, gokleri, yeri ve ikisi arasindakileri alti gunde yaratmis, sonra Ars uzerine istiva buyurmustur (hakim olmustur). Sizin icin O'ndan baska ne bir dost vardir, ne de bir sefaatci! Artik dusunmeyecek misiniz

    [5] O, gokten yere, (yukaridan asagiya) isleri duzenler, sonra da o isler, sizin saydiklarinizdan bin yil kadar olan bir gunde O'na yukselir

    [6] Iste goruleni de gorulmeyeni de bilen, her seye gucu yeten, cok merhametli olan O'dur

    [7] Yarattigi her seyi guzel yaratan ve insani yaratmaya bir camurdan baslayan O'dur

    [8] Sonra da onun soyunu suzulmus bir ozden, degersiz bir sudan yaratmistir

    [9] Sonra onu duzenli bir sekle sokup, icine kendi ruhundan ufurdu. Ve sizin icin kulaklar, gozler ve gonuller var etti. Siz pek az sukrediyorsunuz

    [10] Onlar: "Biz yerde kaybolup gittikten sonra, gercekten biz mi yeni bir yaratilista bulunacagiz?" dediler. Fakat onlar Rablerine kavusmayi (O'nun huzuruna varacaklarini) inkar eden kafirlerdir

    [11] De ki: "Size vekil kilinmis olan olum melegi caninizi alacak, sonra dondurulup Rabbinize goturuleceksiniz

    [12] Ey Muhammed! Gunahkarlarin, Rablerinin huzurunda baslari one egilmis olarak: "Ey Rabbimiz! Gorduk ve dinledik, simdi bizi geri cevir de salih bir amel isleyelim, cunku biz artik kesin bir sekilde inaniyoruz." derlerken bir gorsen

    [13] Eger biz dilemis olsaydik her nefse hidayetini verirdik. Fakat benden: "Butun insanlar ve cinlerden cehennemi elbette dolduracagim." sozu hak olmustur

    [14] O halde bu gununuzle karsilasmayi unuttugunuzdan dolayi tadin azabi! Iste biz de sizi unuttuk. Yapmakta oldugunuz isler yuzunden tadin ebedi azabi

    [15] Bizim ayetlerimize oyle kimseler iman eder ki, onlarla kendilerine ogut verildigi zaman secdelere kapanirlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de buyukluk taslamazlar

    [16] Onlarin yanlari yataklardan uzaklasir, korku ve umid icinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdigimiz riziklardan hayira sarfederler

    [17] Simdi hic kimse kendileri icin, yaptiklarina karsilik gozler aydinligi olacak seylerden neler gizlenmis oldugunu bilemez

    [18] Oyle ya iman eden kimse, fasik olan gibi olur mu? Onlar esit olamazlar

    [19] Evet, iman edip de salih amelleri isleyen kimselerin, yaptiklarina karsilik bir konukluk (agirlanma) olarak me'va (barinak) cennetleri vardir

    [20] Ama fasiklik etmis olanlarin barinaklari atestir. Oradan her cikmak istediklerinde oraya geri cevrilirler ve kendilerine: "Haydi tadin o atesin yalanlayip durdugunuz azabini!" denir

    [21] Su bir gercek ki, onlara o en buyuk azabdan once yakin azabdan (dunyada) da tattiracagiz. Umulur ki, (kotulukten) donerler

    [22] Rabbinin ayetleriyle kendisine ogut verilip de, sonra onlardan yuz ceviren kimseden daha zalim kim olabilir? Gercekten biz, gunahkarlardan intikam alacagiz

    [23] Andolsun ki biz vaktiyle Musa'ya kitap vermistik. Simdi de sen ona (oyle bir kitaba) kavusmaktan suphe icinde olma. Biz onu Israilogullarina dogru yolu gostren bir rehber kilmistik

    [24] Onlarin icinden, sabrettikleri zaman bizim emrimizle dogru yola ileten onderler yetistirmistik. Onlar, bizim ayetlerimize kesin bir sekilde inaniyorlardi

    [25] Simdi ihtilafa dustukleri seyler hakkinda suphesiz ki Rabbin kiyamet gunu aralarinda ayirici hukmu verecektir

    [26] Kendilerinden once, yurtlarinda gezip dolasmakta olduklari nice kusaklari helak etmis olmamiz, daha onlari dogru yola iletmedi mi? Suphesiz bunda nice ibretler vardir. Hala kulak vermeyecekler mi

    [27] Ya hic gormediler mi ki, biz kir yere suyu saliveriyoruz da onunla bir ekin cikariyoruz. Ondan hayvanlari da yiyor, kendileri de. Hala gozlerini acmayacaklar mi

    [28] Bir de "Ne zaman o fetih, eger dogru soyluyorsaniz?" diyorlar

    [29] De ki: "Inkar edenlere o fetih gunu iman etmeleri fayda vermez ve onlara goz actirilmaz

    [30] Simdi sen onlardan yuz cevir de gozet. Cunku onlar da gozetmektedirler

    Surah 33
    Ahzâb

    [1] Ey peygamber! Allah'tan kork, kafirlere ve munafiklara itaat etme. Muhakkak ki Allah her seyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir

    [2] Rabbinden sana ne vahyediliyorsa onun ardinca git. Muhakkak ki Allah ne yaparsaniz haberdardir

    [3] Allah'a guven, vekil olarak Allah yeter

    [4] Allah bir adam icin icinde iki kalb yapmamistir. Kendilerinden zihar yaptiginiz eslerinizi analariniz kilmamistir. Evlatliklarinizi da ogullariniz kilmamistir. O sizin agzinizdaki lafinizdir. Allah ise hakki soyluyor ve dogru yolu gosteriyor

    [5] Onlari (evlatliklari) babalari adina cagirin. Allah yaninda o daha dogrudur. Eger babalarini bilmiyorsaniz, onlar sizin dinde kardesleriniz ve dostlarinizdir. Bununla beraber hata ettiklerinizde uzerinize bir gunah yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiginde vardir. Allah, cok bagislayici ve cok merhamet edicidir

    [6] Peygamber, muminlere kendi nefislerinden once gelir. O'nun hanimlari da onlarin analaridir. Akraba da Allah'in kitabinda birbirlerine, diger muminlerden ve muhacirlerden daha yakindirlar. Ancak dostlariniza bir maruf (uygun bir vasiyet) yapmaniz mustesnadir. Bu, kitapta yazilidir

    [7] Unutma o peygamberlerden misaklarini (kesin sozlerini) aldigimiz vakti! Hele senden, Nuh, Ibrahim, Musa ve Meryemoglu Isa'dan ki onlardan agir bir misak (saglam bir soz) aldik

    [8] (Bunu Allah), sadiklara sadakatlerinden sormak icin yapti. Kafirler icin ise aci verecek bir azab hazirladi

    [9] Ey iman edenler! Allah'in uzerinizdeki nimetini anin. Hani size ordular gelmisti de uzerlerine bir ruzgar ve sizin gormediginiz ordular salivermistik. Allah ne yaptiginizi goruyordu

    [10] O zaman onlar, hem ustunuzden gelmislerdi, hem asagi tarafinizdan, ve o vakit gozler kaymis, yurekler girtlaklara dayanmisti. Siz Allah'a turlu turlu zanlarda bulunuyordunuz

    [11] Iste burada muminler imtihan edilmis ve siddetli bir sarsinti ile sarsilmislardi

    [12] O vakit munafiklar ve kalblerinde bir hastalik bulunanlar: "Allah ve Resulu bize bir aldanistan baska bir vaad yapmamis." diyorlardi

    [13] O vakit bunlardan bir grup: "Ey Medine halki! Sizin icin duracak yer yok, hemen donun." diyorlardi. Yine onlardan bir kismi da Peygamberden izin istiyor, evlerimiz gercekten (dusmana) aciktir." diyorlardi, halbuki acik degildi, sadece kacmak istiyorlardi

    [14] Eger onlarin her tarafindan uzerlerine girilse de sonra fitne cikarmalari istenilse derhal onu yapacaklardi. Ama onunla da pek az duracaklardi

    [15] Halbuki bundan once Allah'a ahid vermislerdi. Arkalarini donmeyeceklerdi. Allah'a verilen ahid ise mesuliyetlidir, mutlaka sorulur

    [16] De ki: "Eger olumden veya oldurulmekten kaciyorsaniz, kacmak size asla fayda vermez. Verecegini var saydiginiz takdirde de ancak pek az faydalandirilirsiniz

    [17] De ki: "Eger Allah size bir felaket diler veya bir rahmet murad ederse, sizi Allah'tan saklamak kimin haddine?" Hem onlar kendilerine Allah'tan baska bir veli de bulamazlar, bir yardimci da

    [18] Suphesiz Allah, icinizden o savsaklayanlari ve kardeslerine: "Bize gelin" diyenleri biliyor. Onlar harbe pek az geliyorlardi

    [19] Size karsi kiskanclik ediyorlardi. Derken o korku hali gelince, gordun onlari ki, olumden bayginlik sarmis kimse gibi gozleri donerek sana bakiyorlardi. O korku gidince, size keskin keskin diller siyirdilar. Onlar hayra karsi kiskanclik ediyorlardi. Iste bunlar iman etmediler de Allah amellerini bosa cikardi. Bu Allah'a gore onemsizdir

    [20] Onlar ahzabi (dusman birliklerini) gitmedi saniyorlardi. Eger o birlikler bir daha gelecek olursa, colde bedevi Araplar icinde yer alip, sizin haberlerinizden (basiniza geleceklerden) sormayi isterler. Onlar icinizde kalacak olsalar da pek az harb ederler

    [21] Sanim hakki icin muhakkak ki size Resullulah'da pek guzel bir ornek vardir. Allah'a ve son gune umit besler olup da Allah'i cok zikreden kimseler icin

    [22] Muminler, ahzabi (dusman birliklerini) gordukleri zaman: "Iste bu, Allah'in ve Resulu'nun bize vaad ettigi seydir. Allah ve Resulu dogru soyledi." dediler. Bu onlarin imanini ve teslimiyetini artirmaktan baska bir sey yapmadi

    [23] Muminlerdendir o erler ki Allah'a verdikleri ahde sadakat gosterdiler. Kimi adagini odedi (canini verdi), kimi de beklemektedir. Onlar, ahidlerini hic degistirmediler

    [24] Cunku Allah sadiklara sadakatleriyle mukafat verecek, dilerse munafiklara da azab edecek veya tevbe nasib edecektir. Suphe yok ki Allah cok bagislayicidir. Cok merhamet edicidir

    [25] Hem Allah kafirleri herhangi bir hayra ulasmadan hinclariyle defetti. Bu sekilde Allah, muminlere savasta kafi geldi. Allah cok gucludur, cok ustundur

    [26] Hem de kitap ehlinden onlara yardim edenleri kalplerine korku dusurerek kalelerinden indirdi, siz onlarin bir kismini katlediyordunuz, bir kismini da esir aliyordunuz

    [27] (Allah) onlarin arazilerini, yurtlarini ve mallarini size miras kildi. Bir de henuz ayak basmadiginiz bir yeri (size miras kildi). Allah, her seye kadirdir

    [28] Ey peygamber! Hanimlarina soyle soyle: "Eger dunya hayatini ve zinetini istiyorsaniz, haydi gelin, sizi donatayim ve guzellikle birakip salivereyim

    [29] Yok eger Allah ve Resulunu ve ahiret yurdunu istiyorsaniz, haberiniz olsun ki, Allah icinizden guzellik edenlere pek buyuk bir ecir hazirlamistir

    [30] Ey peygamberin hanimlari! sizden her kim bir terbiyesizlik ederse ona azab iki kat katlanir. Bu Allah'a gore cok kolaydir

    [31] Yine sizden her kim Allah'a ve Resulu'ne boyun eger, salih bir amel islerse, ona da mukafatini iki kat veririz. Hem onun icin bol bir rizik hazirlamisizdir

    [32] Ey peygamberin hanimlari! Siz kadinlardan herhangi biri gibi degilsiniz. Eger takva ile korunacaksaniz, konusurken kiritmayin da kalbinde bir hastalik bulunan kimse tamaha dusmesin. Guzel ve dosdogru soz soyleyin

    [33] Hem vakarinizla evlerinizde durun da onceki cahiliyet devrinde oldugu gibi suslenip cikmayin. Namazi kilin, zekati verin. Allah ve Resulu'ne itaat edin. Ey ehli beyt! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz, pampak yapmak istiyor

    [34] Oturun da evlerinizde okunan Allah'in ayetlerini ve hikmeti anin. Suphe yok ki Allah lutuf sahibidir ve her seyden haberdardir

    [35] Suphe yok ki musluman erkeklerle musluman kadinlar, mumin erkeklerle mumin kadinlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadinlar, sadik erkeklerle sadik kadinlar, sabreden erkeklerle sabreden kadinlar, mutevazi erkeklerle mutevazi kadinlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadinlar, oruc tutan erkeklerle oruc tutan kadinlar, irzlarini koruyan erkeklerle irzlarini koruyan kadinlar, Allah'i cok zikreden erkeklerle Allah-'i cok zikreden kadinlar var ya, iste onlar icin Allah bir magfiret ve buyuk bir mukafat hazirlamistir

    [36] Bununla beraber Allah ve Resulu bir ise hukmettigi zaman, gerek mumin bir erkek ve gerekse mumin bir kadin icin, o islerinde baska bir tercih hakki yoktur. Her kim de Allah ve Resulune asi olursa acik bir sapiklik etmis olur

    [37] Hem hatirla o vakti ki, o kendisine Allah'in nimet verdigi ve senin de ikramda bulundugun kimseye: "Hanimini kendine siki tut ve Allah'tan kork" diyordun da nefsinde Allah'in acacagi seyi gizliyordun. Insanlardan cekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha layikti. Sonra Zeyd o kadindan ilisigini kestigi zaman, biz onu sana es yaptik ki, ogulluklarinin iliskilerini kestikleri hanimlarini nikahlamada muminlere bir darlik olmasin. Allah'in emri de yerine getirilmistir

    [38] Peygambere Allah'in takdir ettigi, mubah kildigi seyde bir darlik yoktur. Bundan once gecen butun peygamberler hakkinda Allah'in sunneti boyledir. Allah'in emri ise bicilmis bir kaderdir

    [39] Onlar, Allah'in gonderdiklerini teblig ederler ve O'ndan korkarlar, Allah'tan baska kimseden korkmazlardi. Hesap gorucu olarak da Allah yeter

    [40] Muhammed, sizin adamlarinizdan hicbirinin babasi degildir. Ama Allah'in Resulu ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her seyi hakkiyle bilendir

    [41] Ey iman edenler! Allah'i cokca anin

    [42] Ve O'nu sabah aksam tesbih edin

    [43] Sizleri karanliklardan aydinliga cikarmak icin melekleri ile birlikte uzerinize rahmet ve bereket indiren O'dur ve O, muminlere cok merhametlidir

    [44] O'na kavusacaklari gun muminlere esenlik dilegi selamdir. (Allah) onlar icin comertce bir mukafat hazirlamistir

    [45] Ey peygamber! Biz seni hem bir sahit, hem bir mujdeci, hem bir uyarici olarak gonderdik

    [46] Ve hem de izniyle Allah'a bir davetci ve nurlar sacan bir kandil (olarak gonderdik)

    [47] Muminlere mujdele! Onlara Allah'tan bir mukafat vardir

    [48] Kafirlere ve munafiklara itaat etme, onlarin ezalarini birak (aldirma) da Allah'a tevekkul et. Allah vekil olarak hepsine yeter

    [49] Ey iman edenler! Mumin kadinlari nikah edip de sonra onlara dokunmadan bosadiginiz zaman, sizin icin uzerlerinde sayacaginiz bir iddet hakkiniz yoktur. Derhal mut'alarini (mehirleri belirlenmedigi takdirde yararlanacaklari bir mal) verip onlari guzel bir sekilde saliverin

    [50] Ey peygamber! Biz bilhassa sana sunlari helal kildik: Mehirlerini vermis oldugun eslerini, Allah'in sana ganimet olarak ihsan buyurduklarindan sahip oldugun cariyeleri, amcalarinin kizlarindan, halalarinin kizlarindan, dayilarinin kizlarindan, teyzelerinin kizlarindan seninle beraber hicret etmis olanlari, bir de mumin bir kadin kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istedigi takdirde, onu baska muminlere degil de sadece sana mahsus olmak uzere helal kildik. Onlara esleri ve cariyeleri hakkinda neyi farz kildigimizi biliyoruz. Bunlar sana hicbir darlik olmamasi icindir. Allah, cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [51] Onlardan diledigini geri birakir, diledigini yanina alirsin. Sirasini geri biraktigin kadinlardan diledigini yanina almanda da sana bir gunah yoktur. Onlarin gozleri aydin olup uzulmemelerine ve kendilerine verdigin ile hepsinin hosnut olmalarina en elverisli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her seyi bilir ve yumusak davranir

    [52] Bundan baska kadinlar sana helal olmaz. Bunlari baska eslerle degistirmek de olmaz. Isterse guzellikleri hosuna gitsin. Ancak sahip oldugun cariyen baska. Allah her seye gozcu bulunuyor

    [53] Ey iman edenler! Peygamberin evlerine vaktine bakmaksizin ve yemege izin verilmedikce girmeyin. Fakat cagirildiginiz vakit girin. Yemegi yediginizde de hemen dagilin. Sohbet etmek icin de izinsiz girmeyin. Cunku bu haliniz peygambere eziyet veriyor, ama o sizden utaniyor. Fakat Allah gercegi soylemekten utanmaz. Hem O'nun hanimlarina bir ihtiyac soracaginiz vakit de perde arkasindan sorun. Boyle yapmaniz hem sizin kalbleriniz ve hem de onlarin kalbleri icin daha temizdir. Hem sizin Resulullah'a eziyet etmeye hakkiniz yoktur. Ondan sonra hanimlarini da ebediyyen nikah edemezsiniz. Cunku bu Allah katinda cok buyuk bir gunahtir

    [54] Siz bir seyi aciklasaniz da gizleseniz de suphe yok ki Allah her seyi bilmektedir

    [55] Onlar (peygamberin esleri) icin babalari, ogullari, kardesleri, erkek kardeslerinin ogullari, kiz kardeslerinin ogullari, kendi kadinlari (kadin dostlari) ve sahip olduklari koleleri hakkinda bir gunah yoktur. Bununla beraber (ey Peygamberin hanimlari) Allah'tan korkun. Cunku Allah her seye sahit bulunuyor

    [56] Gercekten Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salat ve selam edin

    [57] Suphesiz ki Allah'a ve Resulu'ne eziyet verenlere Allah hem dunyada, hem ahirette lanet etmistir. Onlara asagilayici bir azab hazirlamistir

    [58] Mumin erkeklere ve mumin kadinlara yapmadiklari bir seyden dolayi eziyet edenler de bir iftira ve acik bir gunah yuklenmislerdir

    [59] Ey peygamber! Hanimlarina, kizlarina ve muminlerin kadinlarina hep soyle de cilbablarindan (dis elbiselerinden) uzerlerini simsiki ortsunler. Bu onlarin taninmalarina, taninip da eziyet edilmemelerine en elverisli olandir. Bununla beraber Allah cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [60] Andolsun ki, eger munafiklar ve kalblerinde bir hastalik olanlar ve Medine'de dedikodu yapanlar, bu yaptiklarindan vaz gecmezlerse, mutlaka seni onlara musallat ederiz. Sonra seninle orada az bir zamandan fazla komsu kalamazlar

    [61] Melun olarak nerede bulunurlarsa yakalanirlar ve oldurulurler

    [62] Allah'in bundan once gecenler hakkindaki kanunu budur. Ve sen Allah'in kanununu degistirmeye asla care bulamazsin

    [63] Insanlar sana kiyamet saaatini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah'in nezdindedir. Ne bilirsin belki kiyamet yakinda olur

    [64] Su muhakkak ki, Allah kafirleri lanetlemis ve onlara cilgin bir ates hazirlamistir

    [65] (Onlar) orada ebedi kalirlar ve ne bir dost bulabilirler, ne de bir yardimci

    [66] O gun yuzleri ates icinde cevirilirken: "Ah keske Allah'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler

    [67] Yine derler ki: "Ey Rabbimiz! Biz beylerimize ve buyuklerimize itaat ettik de bizi yanlis yola goturduler

    [68] Ey Rabbimiz! Onlara azabin iki katini ver ve kendilerini buyuk bir lanet ile lanetle

    [69] Ey iman edenler: Sizler Musa'ya eziyet edenler gibi olmayin. Eziyet ettiler de Allah onu, onlarin soylediklerinden temize cikardi. O, Allah yaninda mevki sahibi idi

    [70] Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve saglam soz soyleyin

    [71] Ki (Allah) islerinizi yoluna koysun ve gunahlarinizi bagislasin. Her kim Allah'a ve Resulu'ne itaat ederse, o gercekten buyuk murada ermistir

    [72] Biz o emaneti goklere, yere ve daglara arz ettik, onlar, onu yuklenmeye yanasmadilar, ondan korktular da onu insan yuklendi. O gercekten cok zalim ve cok cahildir

    [73] Cunku Allah munafik erkeklerle munafik kadinlara, musrik erkeklerle musrik kadinlara azab edecek, mumin erkeklerle mumin kadinlarin da tevbelerini kabul edecektir. Allah cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    Surah 34
    Sebe'

    [1] Hamd, o Allah'indir ki goklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur. Ahirette de hamd O'nundur. O hukum ve himet sahibidir, herseyden haberdardir

    [2] Yere ne giriyor ve ondan ne cikiyor, gokten ne iniyor ve ona ne cikiyorsa (Allah) hepsini bilir. O cok merhamet edicidir. Cok bagislayicidir

    [3] Inkar edenler: "Bize o kiyamet saati gelmez." dediler. De ki: "Hayir, oyle degil, gaybi bilen Rabbim hakki icin kiyamet size mutlaka gelecektir. O'nun ilminden goklerde ve yerde zerre kadar bir sey kacmaz. Bundan daha kucuk ve daha buyuk ne varsa, hepsi muhakkak acik bir kitaptadir

    [4] Cunku Allah iman edip iyi ameller isleyenlere mukafat verecektir. Iste onlar icin bir magfiret ve comertce verilmis bol rizik vardir

    [5] Ayetlerimizi hukumsuz birakmak icin yarisanlara gelince, onlar icin de pek kotu ve elem verici bir azab vardir

    [6] Kendilerine ilim verilmis olanlar goruyorlar ki, Rabbinden sana indirilen Kur'an, hakkin kendisidir. O, gucune nihayet olmayan, her hamde layik bulunan Allah'in yolunu gosteriyor

    [7] Boyle iken inkar edenler soyle dediler: "Siz oldukten sonra, didik didik parcalandiginiz vakit, yeniden bir yaratilis icinde bulunacaksiniz diye, size birtakim haberler veren kisiyi gosterelim mi

    [8] O, bir yalani Allah'a iftira mi etti, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" Hayir, dogrusu ahirete inanmayanlar, derin bir sapiklikla azab icindedirler

    [9] Ya gokten ve yerden onlerindekine ve arkalarindakine bir bakmazlar mi? Dilesek kendilerini yere geciriveririz. Yahut gokten uzerlerine parcalar dusuruveririz. Suphesiz bunda Allah'a yonelen (hakka gonul veren) her kul icin bir ibret vardir

    [10] Andolsun ki, biz Davud'a tarafimizdan bir fazilet verdik. "Ey daglar! Onunla beraber tesbih edin." dedik ve bunu kuslara da (emrettik) ve ona demiri yumusattik

    [11] Bol bol zirhlar yap ve bicimlemede olcuyu gozet dedik. Siz de iyi isler yapin, cunku ben her yapacaginizi gozetiyorum

    [12] Suleyman'in emrine de ruzgari verdik. Sabah gidisi bir aylik, aksam donusu bir aylik yol idi. Erimis bakir menbaini da ona sel gibi akittik. Hem Rabbi'nin izniyle elinin altinda cinlerden de calisan vardi. Onlardan da kim emrimizden disari cikarsa ona ates azabindan tattirirdik

    [13] Onlar, ona mihrablar, timsaller (heykeller) ve havuzlar gibi canaklar ve sabit kazanlardan her ne isterse yaparlardi. Calisin ey Davud hanedani, sukur icin calisin. Ama kullarim icinde sukreden azdir

    [14] Ne zaman ki Suleyman'a olumu hukmettik, cinlere onun olumunu sezdiren olmadi. Yalniz bir guve bocegi yere dayandigi asasini yiyordu. Bu sebeple Suleyman yere yikilinca ortaya cikti ki, cinler eger gaybi bilir olsalar o zilletli azab icinde bekleyip durmazlardi

    [15] Andolsun ki Sebe' kavmi icin oturduklari yerde bir ibret vardi: Sag ve soldan iki bahce! (onlara): "Rabbinizin rizkindan yiyin de O'na sukredin, ne guzel bir belde ve cok bagislayici bir Rab!" (denildi)

    [16] Fakat onlar (sukurden yuz cevirdiler) bakmadilar. Biz de uzerlerine Arim selini saliverdik ve o guzelim iki bahcelerini buruk yemisli, ilginlik ve icinde biraz da sidir agaci bulunan iki harap bahceye cevirdik

    [17] Bunu onlara nankorluklerinin cezasi yaptik ve biz hep boyle cok nankor olanlari cezalandiririz

    [18] Biz onlarla o bereket verdigimiz memleketler arasinda, sirt sirta sehirler meydana getirmistik. Ve onlar da muntazam gidis gelis duzenledik. (Onlara): Buralarda gecelerce ve gunduzlerce emniyet icinde gezip yuruyun (dedik)

    [19] Buna karsi onlar: "Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasini uzaklastir" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onlari efsanelere cevirdik ve tamamen didik didik dagittik. Suphesiz ki bunda cok sukredecek her sabirli icin elbette ibretler vardir

    [20] Yine yemin ederim ki, Iblis onlar hakkindaki zannini hakikaten dogru buldu da iclerinde muminlerden ibaret bir gruptan baskasi ona uydular

    [21] Halbuki Iblis'in onlar uzerinde hicbir saltanat kudreti yoktu. Fakat biz ahirete imani olani belli edecek, ondan suphe icinde bulunandan ayirt edecektik. Oyle ya Rabb'in her seyi gozetleyendir

    [22] De ki: "Allah'i birakip da tanri saydiginiz putlariniza istediginiz kadar yalvarin. Onlarin ne goklerde, ne yerde zerre kadar gucleri yetmez. Onlarin, bunlarda bir ortakligi da yok. Allah'in da onlardan bir yardimcisi yoktur

    [23] Allah'in huzurunda sefaat da fayda vermez. Ancak izin verdigi kimseninki mustesna. Nihayet kalblerinden dehset giderildigi zaman "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. (Sefaat sahipleri de): "Hakki soyledi" derler. O, her seyden yuksek ve buyuktur

    [24] De ki: "Size goklerden ve yerden rizik veren kimdir?" Yine de ki: "Allah'tir, herhalde ya biz, ya da siz mutlak bir hidayet uzerindeyiz veya acik bir sapiklik icindeyiz

    [25] De ki: "Siz bizim yaptigimiz gunahlardan sorumlu tutulmazsiniz. Biz de sizin yaptiklarinizdan sorumlu olmayiz

    [26] De ki: "Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hak hukmu ile aramizi ayiracaktir. Asil hukum veren ve her seyi bilen O'dur

    [27] De ki: "O'na ortak diye takistirdiklarinizi bana gosterin bakayim! Hayir, oyle sey yoktur, dogrusu guclu ve hikmet sahibi olan ancak Allah'tir

    [28] Biz seni ancak butun insanlara bir mujdeci ve bir uyarici olarak gonderdik. Fakat insanlarin cogu bilmezler

    [29] Ve: "Eger gercekciyseniz bu vaad ne zaman olacak?" diyorlar

    [30] De ki: "Size vaad edilen oyle bir gundur ki, ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri gecebilirsiniz

    [31] Kafirler: "Biz ne bu Kur'an'a inaniriz, ne de ondan oncekilere." dediler. Fakat o zalimler yakalanip Rablerinin huzuruna durdurulduklari zaman, birbirlerine soz atarken bir gorsen! Bir taraftan zayif dusurulenler, o buyukluk taslayanlara: "Siz olmasaydiniz biz mutlaka mumin olurduk" derler

    [32] Diger taraftan buyukluk taslayanlar, zayif dusurulenlere: "Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi cevirdik? Hayir, siz kendiniz sucluydunuz." derler

    [33] O zayif dusurulenler de o buyukluk taslayanlara: "Hayir, (isiniz) gece, gunduz hilekarlikti. Cunku siz bize Allah'i inkar etmemizi ve O'na es kosmamizi emrediyordunuz." derler. Bunlar azabi gordukleri zaman iclerinden pismanlik getirmektedirler. Biz de o kafirlerin boyunlarina demir halkalar gecirmisizdir. Onlar sadece yaptiklarinin cezasini cekiyorlardir

    [34] Biz herhangi bir memlekete tehlikeyi haber veren bir uyarici gonderdikse, mutlaka oranin refah ile simartilmis olanlari: "Biz sizin gonderildiginiz seyleri tanimayiz." dediler

    [35] Ve yine dediler ki: "Biz malca da daha coguz, evlatca da, bize azab edilmez

    [36] De ki: "Rabbim rizki diledigine genisletir, diledigine sikar. Fakat insanlarin cogu bilmezler

    [37] Halbuki sizi huzurumuza yaklastiracak olan, mallariniz ve evlatlariniz degildir. Ancak iman edip de salih amel isleyenlere gelince, iste onlarin amellerine karsi kendilerine kat kat mukafat vardir. Onlar cennet kosklerinde emniyet icindedirler

    [38] Ayetlerimizi hukumsuz birakmak icin yarisanlara gelince, iste onlar Hakk'in huzuruna azab icinde getirileceklerdir

    [39] De ki: "Gercekten Rabbim kullarindan diledigi kimseye rizki hem genisletir, hem daraltir. Her neyi hayra harcarsaniz O, onun yerine baskasini verir. Hem O, rizik verenlerin en hayirlisidir

    [40] O gun Allah, onlari hep birlikte mahsere toplayacak, sonra meleklere: "Sunlar size mi tapiyorlardi?" diyecektir

    [41] Onlar da: "Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karsi siginacak velimiz sensin. Hayir, onlar cinlere tapiyorlardi. Cogu onlara inanmislardi." diyecekler

    [42] Iste o gun birbirinize ne bir menfaate, ne de bir zarara sahip olabilirsiniz. Ve biz o zulmedenlere: "Tadin bakalim o yalan deyip durdugunuz atesin azabini!" deriz

    [43] Karsilarinda acik deliller halinde ayetlerimiz okundugu zaman o zalimler: "Bu, baska degil, sirf sizi atalarinizin taptigi tanrilardan men etmek isteyen bir adam." dediler. Ve: "Bu (Kur'an), baska bir sey degil, sirf uydurulmus bir iftira" dediler. O kafirler, hak kendilerine geldigi zaman: "Bu apacik bir sihirden baska bir sey degil." dediler

    [44] Halbuki biz onlara oyle ders alacaklari kitaplar gondermedik. Kendilerine senden once bir uyarici da gondermedik

    [45] Onlardan oncekiler de yalanlamislardi. Hem bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine eremediler. Peygamberlerimi yalanladilar, ama beni inkar edisin sonu nasil oldu

    [46] De ki: "Size sadece bir tek nasihat edecegim. Soyle ki: Allah icin ikiser, ucer ve teker teker kalkarsiniz, sonra da iyi dusunursunuz." Arkadasinizda (peygamberde) delilikten eser yoktur. O, yalniz siddetli bir azabin onunde, sizi sakindiracak bir peygamberdir

    [47] De ki: "Ben sizden herhangi bir ucret istemem, O sizin icindir. Benim ecrim ancak Allah'a aittir. O, her seye sahittir

    [48] De ki: "Gercekten Rabbim, hakki yerli yerine koyar. O, gayblari hakkiyla bilendir

    [49] De ki: "Hak geldi, batilin onu de kalmaz, sonu da

    [50] De ki: "Eger ben yanilirsam, yalniz kendi adima yanilirim. Ve eger hidayeti bulmussam, bilinmeli ki Rabbimin bana vahiy vermesiyledir. Cunku O, yakindir, isitir, isittirir

    [51] Onlari telasa dustukleri zaman gorsen: Artik kacamak yoktur. Yakin yerden yakalanmislardir

    [52] Ve: "O'na iman ettik" demektedirler. Fakat onlar icin (ahiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ulasabilmek) nerede

    [53] Halbuki daha once (dunyada) O'nu inkar etmislerdi. Uzak yerden gayba tas atiyorlardi

    [54] Artik kendileriyle arzularinin arasina set cekilmistir. Tipki bundan once benzerlerine yapildigi gibi. Cunku hepsi iskilli bir suphe icinde bulunuyorlardi

    Surah 35
    Fâtır

    [1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, melekleri ikiser, ucer, dorder kanatli elciler kilan Allah'a mahsustur. O, yaratmada diledigi kadar artirir. Gercekten Allah her seye kadirdir

    [2] Allah, insanlara rahmetinden neyi acarsa artik onu tutacak, kisacak olan yoktur. Her neyi de tutar kisarsa, onu da, ondan sonra salacak yoktur. O, cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [3] Ey insanlar! Allah'in uzerinizdeki nimetini anin. Allah'tan baska bir yaratici mi var? O size gokten ve yerden rizik verir. O'ndan baska ilah yoktur. O halde (haktan) nasil cevrilirsiniz

    [4] Eger onlar seni yalanliyorlarsa, senden once bircok peygamberler de yalanlandilar. Butun isler Allah'a dondurulur

    [5] Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah'in vaadi muhakkak haktir. Sakin bu dunya hayati sizi aldatmasin, sakin o aldatici seytan sizi, Allah hakkinda da aldatmasin

    [6] Cunku seytan size dusmandir. Siz de onu dusman tutun. O etrafina toplanan taraftarlarini ancak cehennemliklerden olsunlar diye davet eder

    [7] Inkar edenler icin siddetli bir azab vardir. Iman edip salih amel isleyenler icin de bir bagislanma ve buyuk bir mukafat vardir

    [8] Ya kotu ameli kendisine allanmis pullanmis da onu guzel gormus olan kimse de mi (iman edip salih amel isleyenler gibi olacak)? Suphe yok ki Allah diledigini sasirtir, diledigini de dogru yola cikarir. O halde canin onlara karsi hasretlerle (uzuntulerle) sikilip gitmesin. Cunku Allah, onlarin butun yaptiklarini bilir

    [9] Ruzgarlari gonderip bir bulut kaldiran da Allah'tir. Derken biz o (bulutu) olmus bir beldeye sevketmisizdir. Boylece yeryuzune olmunden sonra onunla hayat veririz. Iste o dirilme de boyledir

    [10] Her kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamiyla Allah'indir. O'na hos kelimeler yukselir, onu da salih amel yukseltir. Kotulukler kuranlara gelince, onlara siddetli bir azab vardir. Onlarin tuzaklari hep darmadagin olur

    [11] Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yaratti. Sonra sizi ciftler kildi. O'nun bilgisi olmadan ne bir disi hamile olur, ne dogurur. Kendisine omur verilenin de omrunun uzatilmasi da, omrunden kisaltilmasi da mutlaka bir kitapta yazilidir. Suphe yok ki bu, Allah'a gore kolaydir

    [12] Hem iki deniz esit olmuyor. Su tatli, hararet keser, icerken (bogazdan) kayar; su da tuzlu, yakar kavurur. Bununla beraber her birinden taze bir et yersiniz ve bir ziynet cikarir, giyinirsiniz. Allah'in lutfundan nasib arayasiniz diye suyu yara yara giden gemileri de gorursun. Gerek ki sukredeceksiniz

    [13] O, geceyi gunduze sokuyor, gunduzu de geceye sokuyor. Gunesi ve ayi emrine amade kilmistir. Her biri mukadder bir gayeye akip gidiyor. Iste bu gorduklerinizi yapan Allah sizin Rabbinizdir. Mulk (hukumranlik) O'nundur. O'ndan baska taptiklariniz ise, bir cekirdek zarini bile idare edemezler

    [14] Kendilerine dua ederseniz duanizi isitmezler. Isitseler bile size cevabini veremezler. Kiyamet gunu de kendilerini Allah'a ortak kostugunuzu inkar ederler. Sana her seyden haberdar olan (Allah) gibi bir haber veren olmaz

    [15] Ey insanlar! Siz Allah'a muhtacsiniz. Allah ise zengin ve her hamde layiktir

    [16] Eger O dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir

    [17] Ve bu, Allah'a gore zor bir sey degildir

    [18] Hem gunah ceken bir kimse, baskasinin gunahini cekmeyecek; yuku agir basan, onun yuklenilmesine cagirsa da ondan bir sey yuklenilmeyecek, isterse bir yakini olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakindirisin ki, gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar, namazi durust kilarlar. Temizlenen de sirf kendisi icin temizlenir. Nihayet donus Allah'adir

    [19] Ne kor ile goren esit olur

    [20] Ne de karanliklar ile aydinlik

    [21] Ve ne de golge ile sicaklik

    [22] Olulerle diriler de esit olmaz. Gerci Allah, her diledigine isittirirse de sen, kabirlerdekine isittirecek degilsin

    [23] Sen sadece bir uyaricisin

    [24] Muhakkak ki biz seni hak ile hem bir mujdeci, hem bir uyarici olarak gonderdik. Hicbir ummet de yoktur ki, iclerinde bir uyarici gecmis olmasin

    [25] Seni yalanliyorlarsa, onlardan oncekiler de yalanlamislardi. Onlara peygamberleri mucizelerle, sahifelerle ve aydinlatici kitaplarla gelmislerdi

    [26] Sonra ben o inkar edenleri tutup yakaladim. O zaman beni inkar etmek nasil oldu

    [27] Gormedin mi Allah gokten bir su indirdi. Biz onunla renkleri baska baska meyveler cikardik. Daglarda da yollar, beyazli kirmizili cesitli renklerde ve kapkara topraklar var

    [28] Yine insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da turlu renklileri vardir. Kullari icinde Allah'tan ancak alimler korkar. Suphe yok ki Allah cok gucludur. Hukum ve hikmet sahibidir

    [29] Allah'in kitabini okuyan, namazi kilan ve kendilerine verdigimiz riziktan gizli ve acik olarak verenler, kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar

    [30] Cunku Allah mukafatlarini kendilerine tamamen odedikten baska, lutfundan onlara fazlasini da verecektir. Cunku O cok bagislayici ve sukrun karsiligini vericidir

    [31] Kitaplar icinde sana vahyettigimiz kitap da kendinden oncekileri tasdik edici olmak uzere bir haktir. Suphe yok ki, Allah, kullarinin butun hallerinden haberdardir ve her seyi gorendir

    [32] Sonra biz o kitabi kullarimizdan suzup sectiklerimize miras biraktik. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta yolu tutan var, Allah'in izniyle hayirlarda ileri gecenler var. Iste bu buyuk lutuftur

    [33] Onlara Adn cennetleri vardir. Onlar oraya gireceklerdir. Orada altin bilezikler ve incilerle susleneceklerdir. Orada elbiseleri de ipektir

    [34] Onlar orada soyle derler: "Hamd olsun Allah'a, bizden o uzuntuyu giderdi. Gercekten Rabbimiz cok bagislayici ve sukrun karsiligini vericidir

    [35] Lutfundan bizi durulacak bir yurda kondurdu. Burada bize yorgunluk gelmeyecek, burada bize usanc gelmeyecektir

    [36] Inkar edenlere gelince, onlara cehennem atesi vardir. Hukum verilmez ki olsunler, kendilerinden biraz azab da hafifletilmez. Iste biz her nankoru boyle cezalandiririz

    [37] Onlar, orada soyle feryad ederler: "Ey Rabbimiz! Bizleri cikar, yapageldiklerimizden baska salih bir amel yapalim." (Onlara): "Size dusunecek olanin dusunecegi kadar bir omur vermedik mi? Hem size uyarici da gelmisti. O halde azabi tadin. Cunku zalimleri kurtaracak yoktur." (denir)

    [38] Suphe yok ki Allah, goklerin ve yerin gaybini bilir. Elbette o, sinelerin icinde olanlari da bilir

    [39] Sizi yeryuzunde halifeler yapan O'dur. Artik kim kufrederse, kufru kendi aleyhinedir. Kafirlerin kufurleri, Rablerinin katinda kendilerine bugzdan baska bir sey artirmaz, kafirlerin kufurleri kendilerine zarardan baska bir sey artirmaz

    [40] De ki: "Gordunuz ya, Allah'i birakip da tapmakta oldugunuz ortaklarinizi! Gosterin bana, yer yuzunden neyi yaratmislardir?" Yoksa onlarin gok yuzunde bir ortakligi mi var? Yoksa biz kendilerine bir kitap vermisiz de ondan bir delil uzerinde mi bulunuyorlar? Hayir o zalimler, birbirlerine aldatmadan baska bir vaadde bulunmuyorlar

    [41] Dogrusu gokleri ve yeri yok oluvermekten, Allah tutuyor. Andolsun ki eger yok oluverirlerse, onlari O'ndan baska kimse tutamaz. Gercekten O, cok yumusak davranir, cok bagislayicidir

    [42] Olanca gucleriyle Allah'a yemin etmislerdi ki, kendilerine uyarici bir peygamber gelirse, mutlaka ilerideki ummetlerin herhagi birinden daha dogru yolda olacaklardi. Fakat kendilerine uyarici bir peygamber geldigi zaman bu, onlarin sirf urkuntulerini artirdi

    [43] (Bu da) yeryuzunde bir kibirlenme ve bir suikast duzenidir. Halbuki fena duzen ancak sahibinin basina gecer. O halde oncekilerin kanunundan baska ne gozetiyorlar? Sen Allah'in sunnetinde asla bir degisme bulamazsin. Sen Allah'in sunnetinde asla bir baskalasma da bulamazsin

    [44] Yeryuzunde gezip bir bakmadilar mi, kendilerinden oncekilerin sonu nasil olmus? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Ne goklerde ve ne de yerde hicbir sey Allah'i aciz birakamaz. Cunku o her seyi bilendir, her seye kadir olandir

    [45] Bununla beraber Allah, insanlari kazandiklari (gunahlar) yuzunden hemen yakalayiverseydi, yeryuzunde hicbir canli birakmazdi. Fakat onlari belli bir sureye kadar erteliyor. Nihayet ecelleri gelince geregini yapar.Suphe yok ki Allah, kullarini gormektedir

    Surah 36
    Yâsîn

    [1] Yasin

    [2] Ey Muhammed! Hikmetli Kur'an'a andolsun ki, sen risalet gorevi

    [3] Ey Muhammed! Hikmetli Kur'an'a andolsun ki, sen risalet gorevi

    [4] Dosdogru bir yol uzerindesin

    [5] Babalari korkutulmamis ve kendileri de gafil olan bir kavmi, cok guclu ve cok merhametli olan Allah'in indirdigi (Kur'an) ile korkutasin

    [6] Babalari korkutulmamis ve kendileri de gafil olan bir kavmi, cok guclu ve cok merhametli olan Allah'in indirdigi (Kur'an) ile korkutasin

    [7] Andolsun ki onlarin cogunun uzerine azab sozu hak olmustur. Onlar imana gelmezler

    [8] Cunku biz onlarin boyunlarina kelepceler gecirmisiz. O kelepceler cenelerine dayanmistir da burunlari yukari, gozleri asagi somurtmaktadirlar

    [9] Hem onlerinden bir sed, arkalarindan bir sed cekmisiz, kendilerini sarmisizdir. Baksalar da gormezler

    [10] Onlari korkutsan da korkutmasan da onlara gore birdir, inanmazlar

    [11] Sen ancak Kur'an'a tabi olan ve gorunmedigi halde Rahman olan Allah'tan korkan kimseyi sakindirirsin. Iste onu bir bagislanma ve cok serefli bir mukafatla mujdele

    [12] Gercekten biz oluleri diriltiriz, onlarin onceden yapip gonderdiklerini ve biraktiklari eserlerini yazariz. Zaten biz her seyi acik bir kutukte, bir "imam-i mubin"de (ana kitapta, yani Levh-i mahfuzda) sayip tesbit etmisizdir

    [13] Sen onlara, o sehir halkini ornek ver. Hani oraya peygamberler gelmisti

    [14] Hani biz onlara iki peygamber gondermistik, fakat onlar ikisini de yalanlamislardi. Biz de (onlari) ucuncu bir peygamberle destekledik. Onlara: "Suphesiz ki biz size gonderilmis elcileriz." dediler

    [15] Onlar da: "Siz bizim gibi insandan baska birsey degilsiniz, hem Rahman olan Allah, hicbir sey indirmedi. Siz sadece yalan soyluyorsunuz." dediler

    [16] Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz gercekten size gonderilmis elcileriz

    [17] Bize dusen de sadece apacik tebligdir

    [18] Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yuzunuzden ugursuzluga ugradik. Eger bu isten vazgecmezseniz, andolsun ki, sizi hic tinmadan taslariz ve mutlaka bizden size pek acikli bir azab dokunur

    [19] Peygamberler de soyle cevap verdiler: "Sizin ugursuzlugunuz beraberinizdedir. Size ogut verildi diye mi (ugursuzluga ugradiniz)? Dogrusu siz israfi adet etmis bir kavimsiniz

    [20] O sirada sehrin ta ucundan bir adam kosarak geldi ve: "Ey kavmim! Uyun o elcilere

    [21] Uyun sizden hicbir ucret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermislerdir

    [22] Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmisim beni yaratana? Hep dondurulup O'na goturuleceksiniz

    [23] Hic ben O'ndan baska ilahlar edinir miyim? Eger O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onlarin sefaati benden yana hicbir seye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar

    [24] Suphesiz ki ben, o zaman apacik bir sapiklik icinde olurum

    [25] Suphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni

    [26] (Sonra ona) "haydi gir cennete!" denildi. O da dedi ki: "Ne olurdu kavmim bilseydi

    [27] Rabbimin beni bagisladigini ve beni kendilerine ikram edilen kullarindan kildigini

    [28] Biz arkasindan kavminin uzerine bir ordu indirmedik, indirecek de degildik

    [29] Sadece bir gurultu oldu, onlar da hemen sonuverdiler

    [30] Yaziklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardi

    [31] Gormediler mi ki, kendilerinden once nice kusaklari helak etmisiz. Onlar artik kendilerine donup gelmiyorlar

    [32] Onlarin hepsi toplanip, sadece bizim huzurumuza getirilmislerdir

    [33] Hem bir delildir onlara olu toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler cikardik da ondan yiyip duruyorlar

    [34] Biz orada hurmaliklardan, uzum baglarindan bahceler yaptik. Iclerinde pinarlardan sular fiskirttik

    [35] (Bunu), Onun urununden ve kendi elleriyle yaptiklarindan yesinler diye (yaptik). Hala sukretmeyecekler mi

    [36] Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri seylerden butun ciftleri yaratan Allah'in sani ne yucedir

    [37] Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gunduzu soyar cikaririz, bir de bakarlar ki karanliga dalmislar

    [38] Gunes de bir delildir ki kendi yolunda akip gidiyor. Iste bu cok guclu ve her seyi bilen Allah'in takdiridir

    [39] Ay'a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkiminin copu gibi (yay haline) donmustur

    [40] Ne gunesin aya catmasi yarasir, ne de gece gunduzu gecebilir; onlarin her biri kendi yorungesinde yuzerler

    [41] Onlar icin bir delil de bizim, onlarin neslini dolu bir gemide tasimamizdir

    [42] Yine kendileri icin onun gibi binecek seyler yaratmamizdir

    [43] Eger dilesek onlari bogariz da o zaman ne onlarin feryadina yetisen bulunur, ne de onlar kurtarilir

    [44] Ancak tarafimizdan bir rahmet ve bir zamana kadar yasatmak baska

    [45] Durum boyle iken onlara: "Onunuzdekinden ve arkanizdakinden korkun ki size rahmet edilsin" denildigi zaman

    [46] Ve kendilerine Rablerinin ayetlerinden herhangi bir ayet geldigi zaman mutlaka ondan yuz cevirirler

    [47] Onlara: "Allah'in size rizik olarak verdigi seylerden hayra harcayin" dendigi zaman, o kafirler, muminler icin: "Allah'in dileyince doyurabilecegi kimseyi biz mi doyuracagiz? Siz apacik bir sapiklik icinde degil de nesiniz?" dediler

    [48] Yine onlar: "Eger dogru soyluyorsaniz bu (kiyamet) vaadi ne zaman?" diyorlar

    [49] Onlar sadece bir tek cigliga bakiyorlar, bir ciglik ki, onlar cekisip dururken kendilerini yakalayiverir

    [50] O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de donemezler

    [51] Sur'a ufurulmustur, bir de ne baksinlar kabirlerinden Rablerine dogru akin ediyorlar

    [52] Onlar: "Eyvah basimiza gelenlere! Mezarimizdan bizi kim kaldirdi? O Rahman'in vaad buyurdugu iste bu imis. Gonderilen peygamberler de dogru soylemisler" derler

    [53] Baska degil, sadece bir tek ciglik olmus, derhal hepsi toplanmis huzurumuza getirilmislerdir

    [54] Artik bugun hic kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptiklarinizin cezasini cekeceksiniz

    [55] Gercekten cennetlik olanlar bugun bir mesguliyet icinde zevk etmektedirler

    [56] Kendileri ve esleri golgelerde koltuklar uzerine kurulmuslardir

    [57] Onlara orada bir meyve vardir. Isteyecekleri her sey onlarindir

    [58] (Onlara) Rahim olan Rab'den "selam" sozu vardir

    [59] Ey gunahkarlar! Bugun siz bir tarafa ayrilin

    [60] Ey Ademogullari! Seytana tapmayin, o size apacik bir dusmandir ve bana kulluk edin, dogru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)

    [61] Ey Ademogullari! Seytana tapmayin, o size apacik bir dusmandir ve bana kulluk edin, dogru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)

    [62] Boyle iken o sizden bircok nesilleri yoldan cikardi. Ya o zaman dusunmuyor muydunuz

    [63] Iste bu size vaad edilen cehennemdir

    [64] Bugun yaslanin ona bakalim inkar ettiginiz icin

    [65] Bugun biz onlarin agizlarini muhurleriz de neler kazandiklarini bize elleri soyler, ayaklari da sahitlik eder

    [66] Hem dileseydik gozlerini uzerinden silme kor ediverirdik de yola dokulurlerdi. Fakat nereden gorecekler

    [67] Yine dileseydik olduklari yerde kiliklarini degistirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri donebilirlerdi

    [68] Bununla beraber kimin omrunu uzatiyorsak, yaratilista onu (guc ve kuvvetini alarak) tersine ceviriyoruz. Hala akillanmayacaklar mi

    [69] Biz ona siir ogretmedik. Bu ona yarasmaz da... O sadece bir ogut ve apacik bir Kur'an'dir

    [70] (Bu), diri olanlari uyarmak ve kafirlere de azab sozunun hak olmasi icindir

    [71] Sunu da gormediler mi: Biz onlar icin kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakim hayvanlar yaratmisiz da onlara sahip bulunuyorlar

    [72] Onlari, kendilerinin hizmetine vermisiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar

    [73] Onlarda daha bircok menfaatleri ve turlu icecekleri de var. Hala sukretmeyecekler mi

    [74] Onlar, Allah'tan baska birtakim ilahlar edindiler. Guya yardim olunacaklar

    [75] Onlarin, onlara yardima gucleri yetmez. Kendileri ise onlar icin bazi askerlerdir

    [76] O halde onlarin sozleri seni uzmesin. Biz onlarin iclerini de biliriz, dislarini da

    [77] Insan, kendisini bir damla sudan yarattigimizi gormedi mi de, simdi apacik bir hasim kesildi

    [78] Yaratilisini unutarak bize bir de mesel firlatti: "Kim diriltecekmis o curumus kemikleri?" dedi

    [79] De ki: "Onlari ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayi bilir

    [80] Size o yesil agactan bir ates yapan O'dur. Simdi siz ondan tutusturmaktasiniz

    [81] Gokleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kadir degil midir? Elbette kadirdir. Cunku o her seyi yaratandir, her seyi bilendir

    [82] O'nun emri, bir seyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da hemen oluverir

    [83] O halde her seyin mulku ve tasarrufu (hukumranligi) elinde bulunan Allah'in sani ne yucedir. Siz de yalniz O'na donduruleceksiniz

    Surah 37
    Saffât

    [1] Andolsun o saf baglayip duranlara

    [2] O haykirip da surenlere

    [3] Ve o yolda zikir okuyanlara

    [4] Ki sizin ilahiniz birdir

    [5] O, goklerin, yerin ve aralarindakilerin Rabbidir, butun dogularin da Rabbidir

    [6] Gercekten biz dunya gogunu (o yakin gogu) bir zinetle, yildizlarla susledik

    [7] Onu her inatci seytandan koruduk

    [8] Onlar yuksek (melekler) toplulugunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atilirlar

    [9] Uzaklastirilirlar. Onlara ardi arkasi kesilmez bir azab vardir

    [10] Ancak kulak hirsizligi yapanlar olur. Onu da yakici bir alev takip eder

    [11] Simdi onlara sor: "Yaradilisca kendileri mi daha cetin, yoksa bizim yarattiklarimiz mi?" Gercekten biz onlari civik bir camurdan yarattik

    [12] Fakat sen onlara sasiyorsun, ama onlar (seninle) egleniyorlar

    [13] Kendilerine hatirlatildiginda da dusunmuyorlar

    [14] Bir mucize gordukleri zaman da eglenceye aliyorlar

    [15] Ve diyorlar ki: "Bu apacik buyuden baska bir sey degildir

    [16] Oldugumuz ve bir toprakla bir yigin kemik oldugumuz zaman mi biz tekrar dirilecekmisiz

    [17] Onceki atalarimiz da mi

    [18] De ki: "Evet, hem de sizler cok asagilanmis olarak (dirileceksiniz)

    [19] Cunku O (sura ufurmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onlarin gozleri aciliverir

    [20] Eyvah bizlere! Iste bu hesap gunudur." derler

    [21] (Onlara): "Iste bu, sizin yalanlamakta oldugunuz (iyi ve kotuyu) ayirt etme gunudur" denir

    [22] Toplayin mahsere o zulmedenleri, eslerini ve Allah'tan baska taptiklari seyleri. Toplayin da goturun onlari sirata (cehennem koprusune) dogru

    [23] Toplayin mahsere o zulmedenleri, eslerini ve Allah'tan baska taptiklari seyleri. Toplayin da goturun onlari sirata (cehennem koprusune) dogru

    [24] Ve durdurun onlari, cunku sorguya cekilecekler

    [25] (Onlara): "Ne oldu sizlere de yardimlasmiyorsunuz?" (denilir)

    [26] Hayir, bugun onlar teslim olmuslardir

    [27] Onlar, birbirine donmus sorusuyorlar

    [28] Onlar: "Siz bize (ugurlu gorunerek) sagdan gelir dururdunuz" derler

    [29] (Ileri gelenler de) derler ki: "Hayir, siz inanmamistiniz

    [30] Bizim de size karsi bir gucumuz yoktu. Fakat siz azmis bir kavimdiniz

    [31] Onun icin uzerimize Rabbimizin azab sozu hak oldu. Suphesiz azabimizi tadacagiz

    [32] Evet biz, sizi kiskirttik. Cunku biz azgindik

    [33] O halde hepsi o gun azabda ortaktirlar

    [34] Iste biz gunahkarlara boyle yapariz

    [35] Cunku onlar, kendilerine: "Allah'tan baska ilah yoktur" denildigi zaman kafa tutuyorlardi

    [36] Ve: "Biz, hicbir mecnun (deli) sair icin ilahlarimizi birakir miyiz?" diyorlardi

    [37] Hayir o, hak ile geldi ve butun peygamberleri tasdik etti

    [38] Elbette siz o aci azabi tadacaksiniz

    [39] Bununla beraber baska degil, hep yaptiginiz amellerinizle cezalandirilacaksiniz

    [40] Sadece Allah'in ihlasli kullari mustesnadir

    [41] Iste onlar icin belli bir rizik vardir

    [42] Meyveler (vardir), Naim cennetlerinde onlara hep ikram edilir

    [43] Meyveler (vardir), Naim cennetlerinde onlara hep ikram edilir

    [44] (Onlar) Karsilikli tahtlar uzerindedirler

    [45] Icenlere lezzet veren, pinardan doldurulmus bembeyaz bir kadehle onlarin etrafinda dolasilir

    [46] Icenlere lezzet veren, pinardan doldurulmus bembeyaz bir kadehle onlarin etrafinda dolasilir

    [47] Onda ne bir zararli sonuc vardir, ne de sarhosluk verir

    [48] Yanlarinda iri gozlu, bakislarini kocalarindan baskalarina cevirmeyen hanimlar vardir

    [49] Sanki onlar ortulup saklanmis yumurta gibidirler

    [50] Derken birbirine donup sorarlar

    [51] Iclerinden bir sozcu der ki: "Gercekten benim bir arkadasim vardi

    [52] Derdi ki: "Sen gercekten inananlardan misin

    [53] Oldugumuz ve bir toprakla bir yigin kemik oldugumuz zaman biz hakikaten cezalanacak miyiz

    [54] Siz onu tanir misiniz?" der

    [55] Derken bakinir ve onu cehennemin ta ortasinda gorur

    [56] Ona soyle der: "Allah'a yemin ederim ki, dogrusu sen az daha beni helak edecektin

    [57] Rabbimin nimeti olmasaydi, ben de bu tutuklananlardan olacaktim

    [58] Nasilmis bak. Biz ilk olumumuzden baska bir daha olmeyecek miymisiz? Biz azaba ugratilmayacak miymisiz

    [59] Nasilmis bak. Biz ilk olumumuzden baska bir daha olmeyecek miymisiz? Biz azaba ugratilmayacak miymisiz

    [60] Iste bu buyuk kurtulustur

    [61] Calisanlar iste boyle bir kurtulus icin calissinlar

    [62] Nasil, bu mu daha hayirli konukluk icin, yoksa zakkum agaci mi

    [63] Gercekten biz onu zalimler icin bir fitne (imtihan) yaptik

    [64] O bir agactir ki cehennemin dibinde cikar

    [65] Tomurcuklari seytanlarin baslari gibidir

    [66] Mutlaka onlar, ondan yiyecekler de karinlarini bundan dolduracaklardir

    [67] Sonra uzerine onlar icin kaynar bir icecek vardir

    [68] Sonra da donecekleri yer, suphesiz cehennemdir

    [69] Cunku onlar, atalarini sapiklikta buldular

    [70] Simdi de kendileri onlarin izlerinde kosturuyorlar

    [71] Andolsun ki, onlardan oncekilerin cogu sapiklikta idiler

    [72] Gercekten biz onlara iclerinden uyarici peygamberler de gonderdik

    [73] Sonra da bak o uyarilanlarin sonu nasil oldu

    [74] Ancak Allah'in ihlas ile secilen kullari baska

    [75] Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmisti de biz de ne guzel kabul etmistik

    [76] Biz hem onu, hem ailesini o buyuk sikintidan kurtardik

    [77] Hem onun neslini baki kalanlar kildik

    [78] Hem de sonradan gelenler icinde guzel bir namini biraktik

    [79] Butun alemler icinde Nuh'a selam olsun

    [80] Iste biz iyilik yapanlari boyle mukafatlandiririz

    [81] Cunku o bizim mumin kullarimizdandi

    [82] Sonra digerlerini suda bogduk

    [83] Suphesiz ki Ibrahim de onun kolundandi

    [84] Cunku o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmisti

    [85] O babasina ve kavmine soyle demisti: "Siz nelere tapiyorsunuz

    [86] Yalancilik etmek icin mi Allah'tan baska ilahlar istiyorsunuz

    [87] Siz alemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz

    [88] Derken yildizlara bir bakti da: "Ben gercekten hastayim" dedi

    [89] Derken yildizlara bir bakti da: "Ben gercekten hastayim" dedi

    [90] O zaman arkalarini donerek basindan kacisiverdiler

    [91] Derken bir kurnazlikla onlarin ilahlarina vardi da, "Buyursaniza, yemez misiniz?" dedi

    [92] (Cevap vermediklerini gorunce de): "Neyiniz var da konusmuyorsunuz?" (dedi)

    [93] Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi

    [94] Bunun uzerine birbirlerine girerek ona yuruduler

    [95] Ibrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttugunuz seylere mi tapiyorsunuz

    [96] Halbuki sizi de yaptiklarinizi da Allah yaratmistir

    [97] Onlar: "Haydin onun icin bir yapi yapin da onu atese atin." dediler

    [98] Boylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alcak dusurduk

    [99] Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gosterir

    [100] Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir ogul) ihsan et

    [101] Biz de kendisine yumusak huylu bir ogul mujdeledik

    [102] Oglu, yaninda kosacak caga gelince: "Ey oglum! Ben seni ruyamda bogazladigimi goruyorum. Artik bak, ne dusunursun?" dedi. Cocuk da: "Babacigim sana ne emrediliyorsa yap, insaallah beni sabredenlerden bulacaksin" dedi

    [103] Ne zaman ki ikisi de bu sekilde Allah'a teslim oldular, Ibrahim oglunu sakagi uzerine yatirdi

    [104] Biz de ona soyle seslendik: "Ey Ibrahim

    [105] Ruyana gercekten sadakat gosterdin, suphesiz ki, biz iyilik yapanlari boyle mukafatlandiririz

    [106] Suphesiz ki bu apacik bir imtihandi." (dedik)

    [107] Ve ona buyuk bir kurbanlik fidye verdik

    [108] Kendisine sonradan gelenler icinde iyi bir nam biraktik

    [109] Selam olsun Ibrahim'e

    [110] Iste biz iyilik yapanlari boyle mukafatlandiririz

    [111] Cunku o bizim mumin kullarimizdandi

    [112] Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak uzere Ishak'i mujdeledik

    [113] Hem ona hem Ishak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de acikca kendi nefsine zulmedenler var

    [114] Andolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik

    [115] Hem kendilerini ve kavimlerini o buyuk sikintidan kurtardik

    [116] Hem yardim ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular

    [117] Hem kendilerine o belli kitabi (Tevrat'i) verdik

    [118] Kendilerini dogru yola cikardik

    [119] Sonrakiler icinde onlara iyi bir nam biraktik

    [120] Selam olsun, Musa ile Harun'a

    [121] Iste biz iyilik yapanlari boyle mukafatlandiririz

    [122] Cunku onlarin ikisi de bizim mumin kullarimizdandi

    [123] Suphesiz Ilyas da gonderilen peygamberlerdendir

    [124] Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz misiniz? Yaratanlarin en guzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha onceki atalarinizin da Rabbi bulunan Allah'i birakip da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvariyorsunuz?" dedi

    [125] Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz misiniz? Yaratanlarin en guzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha onceki atalarinizin da Rabbi bulunan Allah'i birakip da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvariyorsunuz?" dedi

    [126] Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz misiniz? Yaratanlarin en guzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha onceki atalarinizin da Rabbi bulunan Allah'i birakip da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvariyorsunuz?" dedi

    [127] Fakat onlar, onu yalanladilar. Bu yuzden onlar mutlaka (cehennemde) hazir bulundurulacaklardir

    [128] Ancak Allah'in ihlasli kullari mustesna

    [129] Ona da sonrakiler icinde sunu biraktik

    [130] Selam olsun Ilyasin'e

    [131] Iste biz iyilik yapanlari boyle mukafatlandiririz

    [132] Cunku o bizim mumin kullarimizdandi

    [133] Suphesiz Lut da gonderilen peygamberlerdendir

    [134] Hani biz onu ve ailesinin tamamini kurtarmistik

    [135] Ancak geride kalip batanlar icinde kalan yasli bir kadin haric

    [136] Sonra digerlerini helak etmistik

    [137] Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara ugrar ve uzerlerinden gecersiniz. Hala akil edip dusunmez misiniz

    [138] Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara ugrar ve uzerlerinden gecersiniz. Hala akil edip dusunmez misiniz

    [139] Suphesiz Yunus da gonderilen peygamberlerdendir

    [140] Hani o bir zaman dolu bir gemiye kacmisti

    [141] (Oradakilerle) kur'a cekmis de kaydirilanlardan (yenilenlerden) olmustu

    [142] Derken (denize atilmis ve) kendisini balik yutmustu. (Kendi nefsini) kiniyordu

    [143] Eger cok tesbih edenlerden olmasaydi, yeniden dirilecekleri gune kadar onun karninda kalirdi

    [144] Eger cok tesbih edenlerden olmasaydi, yeniden dirilecekleri gune kadar onun karninda kalirdi

    [145] Biz onu hasta bir halde bir alana cikardik

    [146] Uzerine kabak cinsinden bir agac bitirdik

    [147] Biz onu (Yunus'u) yuz bin veya daha cok insana peygamber olarak gonderdik

    [148] O zaman ona iman ettiler de biz onlari bir zamana kadar yasattik

    [149] Simdi sor o seninkilere: Kizlar, Rabbinin de, oglanlar onlarin mi

    [150] Yoksa biz melekleri disi yaratmisiz da onlar sahit mi bulunuyorlarmis

    [151] Ha!.. Onlar, suphesiz uydurduklari iftiralarindan dolayi: "Allah dogurdu" derler. Hic suphesiz onlar, yalancidirlar

    [152] Ha!.. Onlar, suphesiz uydurduklari iftiralarindan dolayi: "Allah dogurdu" derler. Hic suphesiz onlar, yalancidirlar

    [153] (Allah) kizlari ogullara tercih mi etmis

    [154] Size ne oldu? Nasil hukmediyorsunuz

    [155] Hic dusunmuyor musunuz

    [156] Yoksa sizin icin acik bir delil mi var

    [157] O halde, eger dogru soyluyorsaniz getirin kitabinizi

    [158] Onlar, Allah ile cinler arasinda bir neseb (hisimlik bagi) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancilar mutlaka cehenneme goturuleceklerdir

    [159] Allah, onlarin yakistirdiklari vasiflardan munezzeh ve yucedir

    [160] Fakat Allah'in ihlas ile secilen kullari baska (onlar, Allah'i boyle sirk ile vasiflamazlar)

    [161] Cunku siz ve taptiklariniz, kendiliginden cehenneme saldiran kimseden baskasini, Allah'a karsi kandirip, saptiramazsiniz

    [162] Cunku siz ve taptiklariniz, kendiliginden cehenneme saldiran kimseden baskasini, Allah'a karsi kandirip, saptiramazsiniz

    [163] Cunku siz ve taptiklariniz, kendiliginden cehenneme saldiran kimseden baskasini, Allah'a karsi kandirip, saptiramazsiniz

    [164] (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makami vardir. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

    [165] (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makami vardir. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

    [166] (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makami vardir. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler

    [167] (Musrikler) soyle diyorlardi: "Eger yanimizda onceki (ummet)lerden bir kitap olsaydi, elbette biz de Allah'in ihlas ile secilmis kullarindan olurduk

    [168] (Musrikler) soyle diyorlardi: "Eger yanimizda onceki (ummet)lerden bir kitap olsaydi, elbette biz de Allah'in ihlas ile secilmis kullarindan olurduk

    [169] (Musrikler) soyle diyorlardi: "Eger yanimizda onceki (ummet)lerden bir kitap olsaydi, elbette biz de Allah'in ihlas ile secilmis kullarindan olurduk

    [170] Fakat simdi onu inkar ettiler. Ama ilerde bileceklerdir

    [171] Andolsun ki peygamberlikle gonderilen kullarimiz hakkinda su sozumuz gecmistir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardir ve elbette bizim ordularimiz mutlaka galip geleceklerdir

    [172] Andolsun ki peygamberlikle gonderilen kullarimiz hakkinda su sozumuz gecmistir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardir ve elbette bizim ordularimiz mutlaka galip geleceklerdir

    [173] Andolsun ki peygamberlikle gonderilen kullarimiz hakkinda su sozumuz gecmistir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardir ve elbette bizim ordularimiz mutlaka galip geleceklerdir

    [174] Onun icin sen, bir sureye kadar onlardan yuz cevir

    [175] Onlara (inecek azabi) gozetle .Yakinda onlar da goreceklerdir

    [176] Ya simdi onlar, bizim azabimiza ugramakta acele mi ediyorlar

    [177] Fakat (azabimiz) onlarin sahasina indigi zaman, (o aci sonucla) uyarilanlarin sabahi ne kotudur

    [178] Yine sen, bir sureye kadar onlardan yuz cevir

    [179] (Inecek azabi) gozetle! Yakinda onlar da goreceklerdir

    [180] Senin guc ve kuvvet sahibi Rabbin, onlarin yakistirdiklari vasiflardan munezzeh ve yucedir

    [181] Gonderilen butun peygamberlere selam olsun

    [182] Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

    Surah 38
    Sâd

    [1] Sad. Bu zikirle dolu Kur'an'a bak

    [2] O inkar edenler bir gurur ve ayrilik icindedirler

    [3] Kendilerinden once nicelerini helak ettik. Onlar cagristilar. Ama artik kurtulus vakti degildi

    [4] Iclerinden kendilerine uyarici bir peygamber geldigine sastilar da kafirler: "Bu bir sihirbazdir, yalancidir" dediler

    [5] Ilahlari, bir tek ilah mi kilmis? Bu gercekten sasilacak bir sey, cok tuhaf

    [6] Iclerinden ileri gelenler firladilar ve dediler ki: "Ilahlariniz uzerinde sabir ve sebat edin. Bu, gercekten arzu edilen bir murad

    [7] Biz bunu baska bir dinde isitmedik, bu mutlaka bir uydurmadir

    [8] Kur'an aramizdan ona mi indirilmis?" dediler. Dogrusu onlar benim Kur'an'imdan bir kusku icindeler. Ve dogrusu onlar henuz azabimi tatmadilar

    [9] Yoksa sana o Kur'an'i veren cok guclu ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onlarin yaninda mi

    [10] Yoksa butun o goklerin, yerin ve aralarindakilerin mulku onlarin mi? Oyle ise butun imkanlarini seferber ederek yukselsinler de gorelim

    [11] Onlar burada cesitli partilerden (gruplardan) bozguna ugramis bir ordudur

    [12] Onlardan once Nuh kavmi, Ad kavmi ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamislardi

    [13] Semud kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler (Suayb kavmi) de yalanlamislardi. Iste o cesitli partiler bunlardir

    [14] Hepsi de gonderilen peygamberleri yalanladilar da azabim boyle hak oldu

    [15] Onlar da bir tek haykirisa bakiyorlar. Oyle ki onun gecikmesi de yoktur

    [16] Bir de: "Ey Rabbimiz! Hesap gununden once bizim azabdan payimizi acele ver" dediler

    [17] Simdi sen onlarin dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatirla. Cunku o, zikir ve tesbih ile bize yonelmisti

    [18] Biz, daglari onun emrine vermistik. Aksam-sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi

    [19] Kuslari da toplu olarak onun emrine vermistik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi

    [20] Biz onun mulkunu kuvvetlendirmis ve kendisine hikmet ve hakki batildan ayirt etme kabiliyeti vermistik

    [21] Bir de davacilarin kissasi geldi mi sana? Hani surdan asarak mihraba ulasmislardi

    [22] Davud'un yanina giriverdiler de onlardan telase dustu. Ona "Korkma!" dediler, biz iki davaciyiz. Birimiz, birimize haksizlik etti. Simdi sen aramizda hak ile hukum ver ve asiri gitme de bizi dogru yolun ortasina cikar

    [23] Biri: "Iste bu benim kardesim. Onun doksan dokuz disi koyunu var, benim ise bir tek disi koyunum var. Boyle iken: Onu da bana ver, dedi ve tartismada beni yendi" diye anlatti

    [24] Davud dedi ki: "Dogrusu senin bir koyununu kendi koyunlarina katmak istemesiyle sana zulmetmistir. Gercekten bir cemiyette yasayanlarin cogu mutlaka birbirlerine haksizlik ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel isleyenler baska. Ama onlar da pek az." Davud, bizim kendisini imtihan ettigimizi sanmisti. Hemen Rabbinden magfiret diledi, ruku ederek yere kapandi, tevbe ile Allah'a yoneldi

    [25] Biz de o zannettigi seyi kendisine bagisladik. Suphesiz yanimizda onun bir yakinligi ve guzel bir donus yeri vardir

    [26] Ey Davud! Gercekten biz seni yeryuzunde bir halife yaptik. Artik insanlar arasinda hak ile hukum ver. Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan saptirmasin. Cunku Allah yolundan sapanlar, hesap gununu unuttuklari icin kendilerine cok siddetli bir azab vardir

    [27] Hem o gogu, yeri ve aralarindakileri biz bosuna yaratmadik. O, kafirlerin zannidir. Onun icin vay atese girecek olan kafirlerin haline

    [28] Yoksa, iman edip de salih amel isleyenleri biz, o yeryuzundeki bozguncular gibi yapar miyiz? Yoksa o takva sahiplerini azgin gunahkarlar gibi yapar miyiz

    [29] Bu, sana indirdigimiz mubarek bir kitaptir ki, insanlar onun ayetlerini dusunsunler ve temiz akil sahipleri ibret alsinlar

    [30] Bir de Davud'a Suleyman'i bahsettik. Suleyman ne guzel kuldu. Cunku o seslice tesbih edip Allah'a yonelirdi

    [31] Hani kendisine bir zaman aksam ustu iyi cins ve rahvan atlar gosterilmisti

    [32] Ben, dedi, at sevgisini, Rabbimi anmaktan oturu tercih ettim." Nihayet atlar perdenin arkasina gizlendi

    [33] Geri getirin onlari bana!" dedi ve artik onlarin bacaklarini, boyunlarini silmeye basladi

    [34] Andolsun ki Suleyman'i imtihan da ettik ve tahtinin uzerine bir ceset biraktik. Sonra tekrar tevbe ile onceki haline dondu

    [35] Suleyman: "Ey Rabbim! Beni bagisla ve bana oyle bir mulk ihsan et ki, ardimdan hic kimseye yarasmasin. Suphesiz, butun dilekleri veren sensin." dedi

    [36] Bunun uzerine biz ruzgari onun emrine verdik. Onun emriyle istedigi yere yumusacik akardi

    [37] Dalgic ve yapi ustasi seytanlari da

    [38] Ve daha digerlerini de zincirlerde bagli olarak (Onun emrine verdik)

    [39] Iste bu, bizim ihsanimizdir. Artik sen dilersen baskalarina ver veya verme. Bundan hesaba cekilmeyeceksin" dedik

    [40] Suphesiz ki ona huzurumuzda bir yakinlik ve guzel bir makam vardir

    [41] Kulumuz Eyyub'u da an. Bir zaman o, Rabbine soyle nida etmisti: "Mesakkat ve aci ile bana seytan dokundu

    [42] (Biz ona): "Ayagini yere vur! Iste sana yikanilacak ve icilecek soguk bir su" dedik

    [43] Ve ona, butun ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafimizdan bir rahmet olarak bahsettik ki, akil sahipleri icin bir ibret olsun

    [44] (Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (esine) vur; yemininde durmamazlik etme." Dogrusu biz onu sabirli bulduk. O ne guzel kul! O hakikaten daima Allah'a yonelmektedir

    [45] Kullarimiz Ibrahim'i, Ishak'i ve Yakub'u da an. Onlar eller ve gozler sahipleri idiler

    [46] Cunku biz onlari temiz bir hasletle, halis yurt (ahiret) dusuncesine ermis has kullarimizdan kilmisizdir

    [47] Cunku onlar, nezdimizde secilmis en hayirli kimselerdendir

    [48] Ismail'i, Elyasa'yi, Zu'l-Kifl'i de an. Hepsi de en hayirli kimselerdendir

    [49] Iste bu bir oguttur. Suphesiz korunan muttakiler icin herhalde guzel bir istikbal (guzel bir donus yeri) vardir

    [50] Butun kapilari kendilerine acilmis olan Adn cennetleri vardir

    [51] Iclerine kurularak orada bircok yemisle, bambaska bir icki isteyeceklerdir

    [52] Yanlarinda da bakislari yalniz kocalarina donuk hep ayni yasta dilberler vardir

    [53] O hesap gunu icin size vaad edilen iste budur

    [54] Iste bu, bizim rizkimiz; muhakkak ki ona hic tukenmek yoktur

    [55] Bu, boyledir. Suphesiz azginlar icin de fena bir gelecek vardir

    [56] Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne cirkin dosektir

    [57] Iste artik tatsinlar onu ki, o kaynar su ve irindir

    [58] Ve o sekilden cifter cifter tadacaklari diger acilar da vardir

    [59] Iste sunlar da sizin pesinize dusenlerdir. Onlara merhaba yok. Cunku onlar cehenneme saliniyorlar

    [60] (Arkadan gelenler oncekilere:) Derler ki: "Hayir, asil size merhaba yok. Cunku cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakin o ne kotu yatak

    [61] Ey Rabbimiz! Bize bunu takdim edenin atesteki azabini kat kat artir" derler

    [62] Bir de derler ki: "Kotulerden saydigimiz birtakim adamlari (fakir muminleri) niye goremiyoruz

    [63] Onlari eglence yerine tutmustuk ha! Yoksa bu gozler onlardan kaydi mi

    [64] Suphesiz ki bu haktir. Ates ehlinin birbiriyle tartismasi muhakkak olacaktir

    [65] De ki: "Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah'tan baska tanri da yoktur

    [66] O, goklerin, yerin ve ikisi arasindakilerin Rabbidir. O cok gucludur, cok bagislayicidir

    [67] De ki: "Bu, bir buyuk haberdir

    [68] Siz ondan yuz ceviriyorsunuz

    [69] Munakasa ederlerken, benim melekler yuksek topluluguna ait ne bilgim olabilirdi

    [70] Ancak ben aciktan aciga korkutmakla gorevli oldugum icin o bilgi bana vahyediliyor

    [71] Hani Rabbin meleklere demisti ki: "Ben camurdan bir insan yaratmaktayim

    [72] Onu tesviye edip, duzeltip de ruhumdan ona ufledim mi derhal ona secdeye kapanin

    [73] Bunun uzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler

    [74] Yalniz Iblis etmedi, buyukluk tasladi ve kafirlerden oldu

    [75] Allah: "Ey Iblis! O benim kudretimle yarattigima secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yuksek derecelerde bulunanlardan mi oldun?" dedi

    [76] Iblis dedi ki: "Ben ondan hayirliyim. Beni atesten yarattin, onu ise camurdan yarattin

    [77] Allah: "Hemen cik oradan, artik sen kovuldun

    [78] Ve elbette lanetim ceza gunune kadar senin uzerindedir." buyurdu

    [79] Iblis: "Ya Rab! O halde insanlarin diriltilecekleri gune kadar bana muhlet ver." dedi

    [80] Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar muhlet verilenlerdensin" buyurdu

    [81] Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar muhlet verilenlerdensin" buyurdu

    [82] Iblis: "Oyle ise izzet ve serefine yemin ederim ki, ben onlarin hepsini mutlaka aldatir, saptiririm

    [83] Ancak iclerinden ihlas ile secilmis has kullarin mustesna" dedi

    [84] Allah buyurdu ki: "O dogru, ben hep dogruyu soylerim

    [85] Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onlarin sana uyanlarindan, topunuzdan tika basa dolduracagim

    [86] Ey Muhammed! De ki: "Ben o Kur'an'a karsi sizden bir ucret istemiyorum. Ve ben kendiligimden bir sey de teklif etmiyorum

    [87] O Kur'an, butun alemler icin bir zikir, bir oguttur

    [88] Herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz

    Surah 39
    Zümer

    [1] Bu kitabin indirilisi, Aziz ve Hakim olan Allah tarafindandir

    [2] Emin ol, biz sana kitabi hakkiyla indirdik. Onun icin dini yalniz kendisine halis kilarak Allah'a ibadet ve kulluk et

    [3] Iyi bil ki, halis din ancak Allah'indir. O'ndan baska birtakim dostlar tutanlar da soyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha cok yaklastirsinlar diye ibadet ediyoruz." Suphe yok ki Allah, onlarin aralarinda ihtilaf edip durduklari seyde hukmunu verecektir. Herhalde yalanci ve nankor olan kimseyi Allah dogru yola cikarmaz

    [4] Eger Allah bir cocuk edinmek isteseydi, elbette yaratacagindan, dileyecegini sececekti. Ama o bundan munezzehtir. O, tek ve kahredici olan Allah'tir

    [5] O, gokleri ve yeri hak ile yaratti, geceyi gunduzun ustune sariyor, gunduzu de gecenin ustune sariyor. Gunesi ve ay'i emrine amade kilmis, her biri belli bir sureye kadar akip gitmektedir. Iyi bil ki, cok guclu ve cok bagislayici olan ancak O'dur

    [6] O, sizi bir nefisten yaratti. Hem sonra onun esini de ondan var etti. Sizin icin yumusak basli hayvanlardan sekiz cift indirdi. Sizi analarinizin karinlarinda uc karanlik icinde yaratilistan yaratilisa yaratip duruyor. Iste Rabbiniz Allah O'dur. Mulk O'nundur, O'ndan baska tanri yoktur. O halde nasil haktan cevrilirsiniz

    [7] Eger inkar ederseniz, suphe yok ki Allah'in size ihtiyaci yoktur. Bununla beraber kullari hesabina kufre razi olmaz. Eger sukrederseniz sizin hesabiniza ona razi olur. Hicbir gunahkar da digerinin gunahini cekecek degildir. Sonra donusunuz, Rabbinizedir. O vakit, O size butun yaptiklarinizi haber verecektir. Cunku O, butun kalplerin ozunu bilir

    [8] Insana bir sikinti dokundugu zaman butun gonlunu vererek Rabbine dua eder. Sonra kendisine tarafindan bir nimet lutfettigi zaman da onceden O'na dua ettigi hali unutur da, yolundan sapitmak icin Allah'a ortaklar kosmaya baslar. Ey Muhammed! De ki: "Kufrunle biraz zevk et, cunku sen, o atesliklerdensin

    [9] Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanip, kiyama durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: "Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak temiz akil sahibi olanlar anlar

    [10] Ey Muhammed! Tarafimdan soyle: "Ey iman eden kullarim! Rabbinizden korkun. Bu dunyada guzellik yapanlara bir guzellik vardir. Allah'in yeryuzu genistir. Ancak sabredenlere mukafatlari hesapsiz odenecektir

    [11] De ki: "Bana, dini sadece kendisine halis kilarak Allah'a ibadet etmem emredildi

    [12] Hem O'nun birligine teslim olan muslumanlarin ilki olmam da bana emredildi

    [13] De ki: "Eger Rabbime isyan edersem, buyuk bir gunun azabindan korkarim

    [14] De ki: "Ben dinimi kendisine halis kilarak yalniz Allah'a kulluk ederim

    [15] Siz de O'ndan baska dilediginize kul olun." De ki: "Asil husrana dusenler, kiyamet gunu kendilerine ve mensuplarina ziyan edenlerdir. Evet, iste asil acik husran budur

    [16] Onlarin ustlerinde atesten tabakalar, altlarinda yine atesten tabakalar vardir. Iste Allah, kullarini bundan korkutuyor, "Ey kullarim! benden korkun." (diyor)

    [17] Taguttan, ona kulluk etmekten kacinip da tam gonulle Allah'a yonelenlere gelince, mujde onlaradir. Haydi mujdele kullarimi

    [18] O kullarimi ki, onlar sozu dinlerler, sonra da en guzeline uyarlar. Iste onlar, Allah'in kendilerine hidayet verdigi kimselerdir. Iste temiz akillilar da onlardir

    [19] Ya uzerine azab kelimesi hak olmus kimse de mi (boyledir)? Artik o atesteki kimseyi sen mi cikaracaksin

    [20] Fakat o Rablerine siginarak korunanlar icin altlarindan irmaklar akan, uzerlerinden sehnisinler yapilmis, sehnisinli (balkonlu) koskler vardir. Bu, Allah'in vaadidir. Allah vaadinden caymaz

    [21] Allah'in gokten bir su indirip de onu bir yoluyla yeryuzundeki menbalara koydugunu gormedin mi? Sonra onunla turlu renklerde bir ekin cikarir, sonra onun olgunlasip sarardigini gorursun. Sonra da onu bir cope cevirir. Elbette bunda temiz akillilar icin bir ihtar vardir

    [22] Allah, kimin bagrini Islam'a acmis ise iste o, Rabbinden bir nur uzerinde degil midir? Artik Allah'in zikri hususunda kalpleri katilasmis olanlarin vay haline! Iste bunlar, apacik bir sapiklik icindedirler

    [23] Allah, kelamin en guzelini ikizli, ahenkli bir kitap olarak indirdi.(1) Ondan Rablerine saygisi olanlarin derileri urperir. Sonra derileri de, kalpleri de Allah'in zikrine karsi yumusar. Iste bu Allah'in rehberidir. Allah, onunla diledigini dogru yola cikarir. Her kimi de Allah sasirtirsa, artik ona dogru yolu gosterecek yoktur

    [24] O halde kiyamet gunu zalimlere: "Tadin bakalim kazanip durduklarinizi!" denilirken, o kotu azabdan yuzu ile korunacak kimse ne olur

    [25] Onlardan oncekiler de yalanladilar da kendilerine, hatirlarina gelmez yonden azab geliverdi

    [26] Allah, onlara dunya hayatinda zilleti tattirdi. Ahiret azabi ise elbette daha buyuktur. Keske bilselerdi

    [27] Yemin ederim ki, bu Kur'an'da insanlar icin her turlusunden temsil getirdik. Gerek ki iyi dusunsunler

    [28] Puruzsuz Arapca bir Kur'an (indirdik ki, Allah'in azabindan) korunsunlar

    [29] Allah, soyle bir misal vermistir: Bir adam ve birtakim ortaklari var, hircin hircin cekisip duruyorlar. Bir de yalniz bir kisiye bagli selamet icinde olan bir adam var. Bu ikisinin hali hic bir olur mu? Hamd Allah'indir, fakat pek coklari bilmezler

    [30] Sen elbette oleceksin, onlar da elbette oleceklerdir

    [31] Sonra siz muhakkak kiyamet gununde Rabbinizin huzurunda birbirinizden davaci olacaksiniz

    [32] Allah'a karsi yalan soyleyen ve dogru kendisine geldigi zaman onu yalan sayandan daha zalim (daha haksiz) kim olabilir? Kafirlerin yeri cehennemde degil midir

    [33] Dogruyu getiren ve onu tasdik edene gelince, iste onlar kotulukten korunan muttakilerdir

    [34] Onlara, Rablerinin yaninda ne dilerlerse vardir. Iste bu, iyilik yapanlarin mukafatidir

    [35] Cunku Allah, onlarin onceden yaptiklari amelin en kotusunu bile keffaretle ortup, islemekte bulunduklari guzel amellerin en guzeline gore mukafatlarini kendilerine verecektir

    [36] Allah, kuluna kafi degil midir? Durmuslar da seni O'ndan baskalariyla korkutuyorlar. Her kimi ki Allah sasirtirsa, artik ona hidayet edecek yoktur

    [37] Her kime de Allah hidayet verirse artik onu da sasirtacak yoktur. Allah aziz (cok guclu) ve intikam sahibi degil midir

    [38] Andolsun ki onlara: "O gokleri ve yeri kim yaratti?" diye soracak olsan: "Elbette Allah!" diyeceklerdir. O halde gordunuz ya Allah'tan baska cagirdiklarinizi! Eger Allah bana bir zarar vermek isterse, onlar O'nun zararini giderebilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun rahmetini tutabilirler mi? De ki: "Allah, bana yeter." Tevekkul edenler, hep O'na dayanirlar

    [39] De ki: "Ey kavmim! Haliniz uzere calisin. Ben de kendi halime gore calisiyorum. Artik ileride bileceksiniz

    [40] Kendisini rezil edecek azabin kime gelecegini ve surekli bir azabin kimin uzerine konacagini

    [41] Biz bu kitabi sana, insanlar icin hak ile indirdik. O halde kim dogru yola gelirse kendi lehinedir. Kim de saparsa, sirf kendi aleyhine olarak sapar. Sen onlarin uzerine vekil degilsin

    [42] Allah, o canlari oldukleri zaman, olmeyenleri de uyuduklarinda alir. Sonra haklarinda olum hukmu verdiklerini alikor, digerlerini de takdir edilmis bir sureye kadar saliverir. Suphesiz ki bunda dusunecek bir kavim icin nice ibretler vardir

    [43] Yoksa Allah'tan baska sefaatciler mi edindiler? De ki: "Onlar hicbir seye guc yetiremezler ve akil erdiremezlerse de mi (boyle yapacaksiniz)

    [44] De ki: "Butun sefaat Allah'indir. Goklerin ve yerin mulku O'nundur. Sonra hep dondurulup O'na goturuleceksiniz

    [45] Boyle iken, Allah bir olarak anildigi zaman ahirete inanmayanlarin yurekleri burkulur da, O'ndan baskalari anildigi zaman derhal yuzleri guler

    [46] De ki: "Ey gokleri ve yeri yaratan, goruleni ve gorulmeyeni bilen Allah'im! Kullarin arasinda, o ihtilaf edip durduklari seyler hakkinda sen hukum vereceksin

    [47] Eger butun yeryuzundekiler ve bir o kadari da beraber o zulmedenlerin olsaydi, kiyamet gunu azabin kotulugunden kurtulmak icin onu mutlaka feda ederlerdi. Ancak ne var ki, hic hesaba katmadiklari seyler, Allah tarafindan karsilarina cikarilir

    [48] Oyle ki, yaptiklari amellerin kotulukleri karsilarina cikmis ve alay edip durduklari seyler, kendilerini sarmistir

    [49] Fakat insana bir sikinti dokunuverince bize yalvarir, sonra kendisine tarafimizdan bir nimet bahsettigimiz zaman da: "O bana bir bilgi uzerine verildi." der. Belki bu bir imtihandir, fakat pek coklari bilmezler

    [50] Onu, bunlardan oncekiler de soyledi. Fakat o kazandiklari, kendilerini kurtarmadi

    [51] Neticede kazandiklarinin kotulukleri, baslarina gecti. Sunlardan o zulmedenlerin de kazandiklari kotulukleri baslarina gececektir. Onlar da bunu atlatacak degillerdir

    [52] Hala bilmediler mi ki; Allah, rizki diledigine acar ve kisar. Suphesiz ki bunda iman edecek bir kavim icin nice ibretler vardir

    [53] De ki: "Ey haddi asarak nefislerine karsi israf etmis olan kullarim! Allah'in rahmetinden umid kesmeyin. Cunku Allah, butun gunahlari bagislar. Suphesiz ki O, cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [54] Onun icin umidi kesmeyin de basiniza azab gelmeden once tevbe ile Rabbinize yonelin ve O'na teslim olun. Sonra kurtulamazsiniz

    [55] Haberiniz olmayarak ansizin basiniza azab gelmeden once (halis musluman olun da) Rabbinizden size indirilenin en guzelini takib ve tatbik edin

    [56] (O gunden sakinin ki gunahkar) nefis soyle diyecektir: "Allah'in yaninda yaptigim kusurlardan dolayi yazik bana! Dogrusu ben alay edenlerdendim

    [57] Yahut soyle diyecektir: "Allah bana dogru yolu gosterseydi, her halde ben muttakilerden olurdum

    [58] Veya azabi gordugu zaman soyle diyecektir: "Bana bir geri donus olsaydi da ben de o iyilik yapanlardan olsaydim

    [59] (Ona): "Hayir sana ayetlerim geldi de onlara yalan dedin, kibirlenmek istedin ve kafirlerden oldun." (denir)

    [60] Hem o kiyamet gunu gorursun ki, Allah'a karsi yalan soyleyenlerin yuzleri kararmistir. Kibirlenenlerin yeri cehennem degil mi

    [61] Kotulukten sakinan muttakileri ise Allah basarilarindan dolayi kurtulusa cikarir. Onlara fenalik dokunmaz ve onlar uzulecek de degillerdir

    [62] Allah, her seyin yaraticisidir. Her sey uzerine vekil de O'dur

    [63] Butun goklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Allah'in ayetlerini inkar edenlere gelince, iste onlar, kendilerine yazik edenlerdir

    [64] De ki: "Ey cahiller! Simdi bana o Allah'tan baskasina mi kulluk etmemi emrediyorsunuz

    [65] Andolsun ki, sana da, senden oncekilere de su vahyedildi: "Yemin ederim ki, eger sirk kosarsan butun calismalarin bosa gider ve mutlaka kendine yazik edenlerden olursun

    [66] Hayir, onun icin yalniz Allah'a kulluk et ve sukredenlerden ol

    [67] Allah'i hakkiyla takdir edemediler. Halbuki butun yer kiyamet gunu O'nun avucundadir. Gokler de kudretiyle durulmustur. O, onlarin ortak kostuklarindan munezzeh ve cok yuksektir

    [68] Ve sura uflenmistir. Goklerde kim var, yerde kim varsa carpilip yikilmistir. Ancak Allah'in diledigi mustesna. Sonra ona bir daha uflenmistir. Bu defa da hep onlar kalkmislar bakiyorlardir

    [69] Yer, Rabbinin nuru ile parlamistir. Kitap konmus, peygamberler ve sahitler getirilmis ve aralarinda hak ile hukum verilmektedir. Hem onlara hic haksizlik yapilmaz

    [70] Herkese ne amel yaptiysa karsiligi tam olarak odenmistir. O (Allah), onlarin yaptiklarini en iyi sekilde bilmektedir

    [71] Inkar edenler boluk boluk cehenneme sevkedilmektedir. Nihayet oraya vardiklarinda kapilari acilir ve bekcileri onlara: "Icinizden size Rabbinizin ayetlerini okuyan, bu gununuzle karsilasacaginiza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" derler. Onlar da: "Evet geldi" derler. Fakat kafirler uzerine azab kelimesi hak oldu

    [72] (Onlara): "Ebedi olarak icinde kalmak uzere girin cehennemin kapilarindan" denir. Bak, buyukluk taslayanlarin yeri ne kotudur

    [73] Rablerinden korkanlar da boluk boluk cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardiklari zaman kapilari acilir ve bekcileri onlara: "Selam sizlere, ne hossunuz! Ebedi olarak icinde kalmak uzere haydi girin oraya!" derler

    [74] Onlar da: "Hamdolsun o Allah'a ki, bize vaadini dogru cikardi ve bizi cennet arzina varis kildi. Cennette istedigimiz yerde oturuyoruz" derler. Bak ne guzeldir mukafati o iyi amel isleyenlerin

    [75] Meleklerin de arsin etrafini kusatarak, Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini gorursun. Artik halk arasinda hak ile hukum icra edilip "alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun" denilmektedir

    Surah 40
    Ğâfir

    [1] Ha Mim

    [2] Bu kitabin indirilisi, cok guclu ve her seyi bilen Allah tarafindandir

    [3] O, gunah bagislayici, tevbe kabul edici, azabi siddetli, kerem sahibi Allah'tandir ki O'ndan baska ilah yoktur. Hem donus O'nadir

    [4] Allah'in ayetleri hakkinda ancak kafirler mucadele ederler. Simdi onlarin beldeler icinde donup dolasmalari seni aldatmasin

    [5] Onlardan once Nuh kavmi, arkalarindan da cesitli topluluklar yalanlamislardi. Her ummet, kendi peygamberlerini yakalamak kastinda bulundu. Hakki batilla gidermek icin bosuna mucadele ettiler. Ben de onlari tuttum, aliverdim. (Bak o zaman) azabim nasil oldu

    [6] Iste o nankorluk eden kafirlere Rabbinin (azab) sozu oyle hak oldu. Onlar, mutlaka cehennemliktirler

    [7] Arsi tasiyanlar ve onun etrafindakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanirlar. Iman etmisler icin de soyle bagislanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her seyi kusatmistir. O, tevbe edip senin yoluna uyanlari bagisla, onlari cehennem azabindan koru

    [8] Ey Rabbimiz! Hem onlari, hem onlarin atalarindan, zevcelerinden ve zurriyetlerinden iyi olanlari kendilerine vaad buyurdugun Adn cennetlerine koy. Suphesiz cok guclu, hukum ve hikmet sahibi olan sensin

    [9] Onlari fenaliklardan koru. Sen her kimi fenaliklardan korursan, o gun muhakkak onu rahmetinle yarligamissindir. Iste asil buyuk kurtulus da budur

    [10] O kafirlere mutlaka soyle bagirilacaktir: "Elbette Allah'in bugzu, sizin nefislerinize bugzunuzdan daha buyuktur. Cunku siz imana davet ediliyordunuz da inkar ediyordunuz

    [11] Kafirler diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa oldurdun, iki defa dirilttin. Simdi gunahlarimizi anladik. Fakat cikmaya bir yol var mi

    [12] (Onlara soyle cevap verilir): "Bu azab size su sebeptendir: Siz tek Allah'a davet edildiginiz zaman inkar ettiniz. Ama O'na ortak kosulunca inandiniz. Artik hukum, o yuce ve buyuk Allah'indir

    [13] Size ayetlerini gosteren, sizin icin gokten bir rizik indiren O'dur. Fakat onlari ancak gonul verip dusunenler anlar

    [14] O halde siz, dini Allah icin halis kilarak hep O'na yalvarin. Isterse kafirler hoslanmasinlar

    [15] O dereceleri yukselten Ars'in sahibi Allah, o bulusma gununun (kiyametin) dehsetini haber vermek icin kullarindan diledigi kimseye emrinden ruh (melek) indiriyor

    [16] O gun onlar kabirlerinden meydana firlarlar. Kendilerinin hicbir seyi Allah'a karsi gizli kalmaz. "Bugun mulk kimindir?" (diye sorulur. Cevaben): "Tek ve kahhar olan Allah'indir." (denir)

    [17] Bugun her nefis kazandigi ile cezalanacaktir. Bugun zulum yoktur. Suphesiz Allah, hesabi cabuk gorendir

    [18] Yaklasmakta olan o felaket (kiyamet) gununu de onlara haber ver. O dem ki yurekler girtlaklara dayanmistir, yutkunup dururlar. Zalimler icin ne isinacak bir dost vardir, ne de sozu dinlenecek bir sefaatci

    [19] Allah, gozlerin hain bakisini da bilir, gonullerin gizledigini de

    [20] Allah hakki yerine getirir. Onlarin O'ndan baska yalvardiklari ise hicbir seyi yerine getiremezler. Cunku hakkiyla isiten ve goren ancak Allah'tir

    [21] Yeryuzunde bir gezmediler mi? Baksalar ya kendilerinden oncekilerin sonlari nasil olmus? Onlar yeryuzunde gerek kuvvetce ve gerek eserce kendilerinden daha ustunduler. Oyle iken Allah onlari gunahlari sebebiyle tutup aliverdi. Kendilerini Allah'in azabindan koruyacak biri bulunmadi

    [22] O, sundandi: Onlara peygamberleri apacik delillerle geliyorlardi. Ama onlar inkar ettiler. Allah da tuttu kendilerini aliverdi. Cunku O'nun kuvveti cok, azabi siddetlidir

    [23] Andolsun Musa'yi ayetlerimizle ve acik bir delil ile gonderdik

    [24] Firavun'a, Haman'a ve Karun'a da onlar: "Bu bir sihirbaz, bir yalancidir" dediler

    [25] Bunun uzerine Musa, kendilerine tarafimizdan hakki getirince de: "Onunla beraber iman etmis olanlarin ogullarini oldurun, kadinlarini diri tutun." dediler. Fakat o kafirlerin tuzagi da hep bosa cikmaktadir

    [26] Bir de Firavun: "Birakin beni, oldureyim Musa'yi da o Rabbine dua etsin. Cunku ben onun, dininizi degistirmesinden veya yeryuzunde bir bozgunculuk cikarmasindan korkuyorum" dedi

    [27] Musa da: "Ben hesap gunune inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a siginirim" dedi

    [28] Firavun ailesinden imanini saklayan bir adam da soyle dedi: "Bir adami, Rabbim Allah dedigi icin oldurecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden delillerle gelmistir. Hem o bir yalanci ise cok surmez, yalani boynuna gecer. Fakat dogru ise size yaptigi tehditlerin birkismi olsun basiniza gelir. Suphe yok ki Allah asiri giden bir yalanciyi dogru yola cikarmaz

    [29] Ey kavmim! Bugun mulk sizindir. Dunyada yuze cikmis bulunuyorsunuz. Eger gelecek olursa Allah'in hismindan bizi kim kurtarir?" Firavun: "Ben size gorusumden baskasini gostermiyorum ve herhalde ben size dogru yolu gosteriyorum" dedi

    [30] O iman etmis olan kimse de: "Ey kavmim! Dogrusu ben sizin hakkinizda Ahzab (onceki cesitli toplumlar)in gunleri gibi bir gunden korkuyorum

    [31] Nuh Kavmi'nin, Ad'in, Semud'un ve daha sonrakilerin maceralari gibi (bir gunun geleceginden korkuyorum). Allah, kullari icin bir zulum istemez

    [32] Ey kavmim! Ben size gelecek o cagrisma gununden (kiyamet gununden) korkuyorum

    [33] O gun arkaniza donup kacacaksiniz. Fakat sizi Allah'tan koruyacak olan yoktur. Her kimi Allah sasirtirsa, artik ona bir yol gosterici bulunmaz

    [34] Bundan once size delillerle Yusuf gelmisti. O zaman da onun size getirdigi hakikatte suphe edip durmustunuz. Nihayet vefat ettiginde de "Bundan sonra Allah asla peygamber gondermez" dediniz. Iste asiri supheci olanlari Allah boyle sasirtir

    [35] Onlar, kendilerine gelmis bir delil olmaksizin, Allah'in ayetleri hakkinda mucadele ederler. Bu durum, Allah katinda ve iman edenler yaninda buyuk bir bugzu gerektirir. Iste Allah, her boburlenen zorbanin kalbini oyle bir tabiat ile muhurler

    [36] Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana bir kule yap, belki ben o yollara ulasabilirim

    [37] Goklerin yollarina ulasabilirim de, Musa'nin ilahinin ne oldugunu anlarim. Ben onu mutlaka yalanci saniyorum." Iste boylece Firavun'a kotu ameli suslu gosterildi de yoldan cikarildi. Cunku Firavun duzeni hep bosa cikar

    [38] O iman etmis olan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki size dogru yolu gostereyim

    [39] Ey kavmim! Bu dunya hayati ancak gecici bir menfaatten ibarettir. Ahiret ise durulacak karar yurdudur

    [40] Her kim bir kotuluk yaparsa, ona ancak yaptiginin bir misli ile ceza verilir. Erkek veya kadin, her kim de mumin olarak iyi bir amel islerse, iste onlar cennete girerler. Orada kendilerine hesapsiz rizik verilir

    [41] Hem ey kavmim! Nicin ben sizi kurtulusa davet ederken, siz beni atese davet ediyorsunuz

    [42] Siz beni Allah'i inkar etmeye ve bence hic ilimde yeri olmayan seyleri O'na ortak kosmaya davet ediyorsunuz. Ben ise sizi o cok guclu ve cok bagislayici olan Allah'a davet ediyorum

    [43] Hic inkar edilemez ki, gercekten sizin beni davet ettiginiz seyin dunyada da, ahirette de bir davet hakki yoktur. Hepimizin donusu Allah'adir. Suphesiz haddi asanlarin hepsi cehennemliktir

    [44] Siz benim soylediklerimi sonra anlayacaksiniz. Ben isimi Allah'a havale ediyorum. Suphesiz Allah, kullarini gorur, gozetir

    [45] Allah o mumini, onlarin kurduklari tuzaklarin kotuluklerinden korudu. Firavun'un adamlarini ise, o kotu azab kusatti

    [46] Onlar, sabah aksam atese arzolunurlar. Kiyamet kopacagi gun de: "Firavun hanedanini azabin en siddetlisine tikin!" (denilecektir)

    [47] Hele ates icinde birbirlerini protesto ederlerken, zayif olanlar, buyukluk taslayanlara: "Hani bizler size tabi idik. Simdi siz bizden bir ates nobetini savabiliyor musunuz?" derler

    [48] Buyukluk taslayanlar da soyle derler: "Evet, hepimiz onun icindeyiz. Allah kullari arasinda hukmunu vermistir

    [49] Atestekiler, cehennem bekcilerine derler ki: "Rabbinize dua edin de bir gun olsun bizden azabi biraz hafifletsin

    [50] Bekciler de: "Size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar miydi?" diye sorarlar. Onlar: "Evet" derler. Bekciler: "Oyle ise kendiniz dua edin" derler. Kafirlerin duasi ise hep cikmazdadir

    [51] Biz peygamberimize ve inananlara hem dunya hayatinda hem de sahitlerin sahitlik edecekleri gunde (kiyamette) elbette yardim ederiz

    [52] O gun zalimlere ozur dilemeleri fayda vermez. Onlara lanet vardir, onlara yurdun kotusu (cehennem) vardir

    [53] Andolsun ki biz Musa'ya o hidayeti verdik ve Israilogullarina o kitabi miras kildik

    [54] (Bunu) Akli basinda olanlara bir yol gosterici ve bir hatirlatma olsun diye (boyle yaptik)

    [55] O halde sabret. Cunku Allah'in vaadi haktir. Hem gunahindan dolayi istigfar et ve aksam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et

    [56] Kendilerine gelmis kesin bir delil olmaksizin, Allah'in ayetleri hakkinda mucadele edenlerin goguslerinde ancak yetisemeyecekleri bir kibir vardir. Sen hemen Allah'a sigin. Cunku her seyi isiten ve goren O'dur

    [57] Elbette goklerin ve yerin yaratilmasi, insanlarin yaratilmasindan daha buyuktur. Fakat insanlarin cogu bilmezler

    [58] Kor ile goren bir olmaz, iman edip salih ameller isleyen kimseler ile kotuluk yapan da bir degildir. Ne kadar da az dusunuyorsunuz

    [59] Herhalde o saat (kiyamet) muhakkak gelecektir. Onda suphe yok. Fakat insanlarin cogu inanmazlar

    [60] Halbuki Rabbiniz: "Bana yalvarin, dua edin ki size karsilik vereyim. Cunku bana ibadet etmekten kibirlenip yuz cevirenler yarin horlanmis olarak cehenneme gireceklerdir." buyurdu

    [61] Icinde dinlenesiniz diye geceyi, goz acici bir aydinlik olarak da gunduzu sizin icin yaratan Allah'tir. Gercekten Allah insanlara karsi bir lutuf sahibidir. Fakat insanlarin cogu sukretmezler

    [62] Iste Rabbiniz, her seyin yaraticisi olan o Allah'tir. O'ndan baska ilah yoktur. O halde (haktan) nasil cevrilirsiniz

    [63] Iste Allah'in ayetlerini inkar edenler boyle cevriliyorlar

    [64] Allah, O'dur ki sizin icin yeri bir karargah, gogu de bir bina yapmistir. Size sekil vermis, sonra sekillerinizi guzellestirmistir. Hos nimetlerden size rizik vermistir. Iste Rabbiniz o Allah'tir. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yucedir

    [65] Daimi bir hayat sahibi ancak O'dur. O'ndan baska ilah yoktur. Onun icin dini halis kilarak O'na, hep O'na yalvarin. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur

    [66] De ki: "Bana Rabbimden apacik deliller geldigi zaman, ben o sizin Allah'i birakip taptiklariniza ibadet etmekten kesinlikle men edildim ve bana alemlerin Rabbine teslim olmam emredildi

    [67] Sizi (once) bir topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir aleka (embriyo)dan yaratan, sonra sizi bir bebek olarak cikaran, sonra guclu kuvvetli bir caga erismeniz, sonra da ihtiyarlar olmaniz icin yasatip buyuten O'dur. Icinizden kimi de daha once vefat ettiriliyor. (Bunlari Allah) belirli bir sureye ulasasiniz ve aklinizi kullanasiniz diye (boyle yapiyor)

    [68] O, hem yasatir, hem oldurur. O, bir sey yapmak isteyince ona sadece "ol!" der, o sey de hemen oluverir

    [69] Bakmaz misin simdi Allah'in ayetleri hakkinda mucadeleye kalkanlara! (Haktan) nasil donduruluyorlar

    [70] Kitaba ve Resullerimizi gonderdigimiz seylere yalan diyenler, artik ilerde bilecekler

    [71] O zaman boyunlarinda halkalar ve zincirler oldugu halde surukleneceklerdir

    [72] Kaynar suda, sonra da ateste kaynatilacaklardir

    [73] Sonra da onlara: "Nerede o ortak kostuklariniz?" denilecek

    [74] O Allah'tan baskalari (nerede denilecek). Onlar da diyecekler ki: "Hepsi bizden uzaklasip gittiler. Daha dogrusu biz bundan once hicbir seye ibadet etmiyormusuz." Iste Allah, o kafirleri boyle sasirtir

    [75] Bunun sebebi sudur: Cunku siz yeryuzunde haksiz yere seviniyor ve guveniyordunuz

    [76] Iclerinde ebedi olarak kalmak uzere cehennemin kapilarindan girin. Bak ne kotu o kibirlenenlerin yeri

    [77] Ey Muhammed! Sen sabret, suphesiz Allah'in vaadi haktir, mutlaka gerceklesecektir. Onlara yaptigimiz tehdidin bir kismini sana gostersek de veya seni vefat ettirsek de onlar mutlaka dondurulup bize getirileceklerdir

    [78] Andolsun ki biz senin onunden nice peygamberler gondermisizdir. Onlardan kimini sana anlatmisiz, kimini de anlatmamisizdir. Hicbir peygamber, Allah'in izni olmaksizin bir mucize getiremez. Allah'in emri gelince de hak yerine getirilir. Batil bir dava pesinde kosanlar, iste bu noktada husrana ugrarlar

    [79] Kimine binesiniz, kimini de yiyesiniz diye sizin icin o yumusak basli hayvanlari yaratan Allah'tir

    [80] Sizin icin onlarda daha nice menfaatler vardir. Onlarin uzerinde gonullerinizdeki bir arzuya erersiniz. Hem onlar uzerinde, hem de gemiler uzerinde tasinirsiniz

    [81] Allah size ayetlerini gosteriyor. Simdi Allah'in ayetlerinin hangisini inkar edersiniz

    [82] Daha yeryuzunde gezip de bir bakmazlar mi? Kendilerinden oncekilerin sonu nasil olmus? Onlar kendilerinden hem daha cok, hem de kuvvetce ve yeryuzundeki eserlerinin saglamligi bakimindan daha cetindiler. Oyle iken o kazandiklari seyler, kendilerini kurtaramadi

    [83] Cunku onlara peygamberleri, delillerle geldikleri zaman, kendilerinde bulunan ilme guvendiler de o alay ettikleri sey onlari kusativerdi

    [84] O zaman hismimizi gorduklerinde: "Allah'in birligine inandik ve O'na sirk kostugumuz seyleri inkar ettik" dediler

    [85] Ama hismimizi gordukleri zamanki imanlari kendilerine fayda verecek degildi. Allah'in, kullari hakkindaki gece gelen kanunu budur. Iste kafirler bu noktada husrana dustuler

    Surah 41
    Fussilet

    [1] Ha Mim

    [2] Bu Kur'an Rahman ve Rahim olan Allah tarafindan indirilmistir

    [3] Bu, Arapca bir Kur'an olarak, ayetleri bilen bir kavim icin ayirt edilip aciklanmis bir kitaptir

    [4] O, mujdeleyici ve uyarici olarak gonderilmistir. Fakat insanlarin cogu yuz cevirmislerdir. Artik onlar gercegi isitmezler

    [5] Onlar: "Ey Muhammed! Senin bizi davet ettigin seye karsi kalplerimiz kapalidir. Kulaklarimizda da bir agirlik vardir. Seninle bizim aramizda anlasmamiza engel bir de perde vardir. Sen istedigini yap, cunku biz yapiyoruz" dediler

    [6] Ey Muhammed! De ki: "Ben sadece sizin gibi bir insanim, ancak bana ilahinizin bir tek ilah oldugu vahyediliyor. Artik hep O'na yonelin ve O'ndan bagislanma dileyin. Vay O'na ortak kosanlarin haline

    [7] Onlar, zekati vermezler, ahireti de inkar ederler

    [8] Suphesiz ki, iman edip, salih amel isleyenler icin de bitmez tukenmez bir mukafat vardir

    [9] De ki: "Siz yeri iki gunde yaratani gercekten inkar edip duracak misiniz? Bir de O'na esler kosuyorsunuz ha? O butun alemlerin Rabbidir

    [10] O, yerin ustunde sabit daglar yaratti. Orada bereketler meydana getirdi. Orada arastirip soranlar icin riziklari tam dort gunde belli bir seviyede takdir edip, duzene koydu

    [11] Sonra duman halinde bulunan goge yoneldi. Ona ve yerkureye: "Isteyerek veya istemeyerek buyruguma gelin." dedi. Her ikisi de: "Isteyerek geldik" dediler

    [12] Boylece Allah onlari iki gunde yedi gok olmak uzere yerine koydu. Her goge kendi isini bildirdi. Biz en yakin gogu kandillerle susledik ve koruduk. Iste bu cok guclu ve her seyi bilen Allah'in takdiridir

    [13] Eger onlar, yine yuz cevirirlerse de ki: "Ben sizi Ad ve Semud'un basina gelen yildirima benzer bir yildirima karsi uyardim

    [14] Onlara Allah'tan baskasina kulluk etmeyin diye onlerinden ve arkalarindan peygamberler geldigi zaman: "Eger Rabbimiz dileseydi mutlaka melekler indirirdi. Biz sizin teblig icin gonderildiginiz seylere inanmayiz." dediler

    [15] Ad kavmine gelince onlar yeryuzunde buyukluk tasladilar ve: "Bizden daha kuvvetli kim vardir?" dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'in kendilerinden daha kuvvetli oldugunu gormediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardi

    [16] Bu yuzden biz de onlara dunya hayatinda rezillik azabini tattirmak icin o ugursuz gunlerde dondurucu bir kasirga gonderdik. Ahiret azabi ise elbette daha cok rezil edicidir. Onlara yardim da edilmeyecektir

    [17] Semud kavmine gelince, biz onlara dogru yolu gosterdik. Fakat onlar korlugu dogru yola tercih ettiler. Bunun uzerine kazandiklari kotuluk yuzunden alcaltici azabin yildirimi onlari carpiverdi

    [18] Biz iman edenleri ve kotulukten sakinanlari ise kurtardik

    [19] O gun Allah'in dusmanlari cehennem atesine surulmek uzere hep bir araya toplanirlar

    [20] Nihayet oraya vardiklari zaman kulaklari, gozleri ve derileri yaptiklari seyler hakkinda onlarin aleyhinde sahitlik ederler

    [21] Onlar derilerine: "Nicin aleyhimize sahitlik ettiniz?" derler. Derileri de: "Bizi her seyi konusturan Allah konusturdu, sizi ilk defa yaratan O'dur ve siz yine O'na donduruluyorsunuz" derler

    [22] Siz kulaklarinizin, gozlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde sahitlik edeceginden korkarak kotulukten sakinmiyordunuz. Fakat yaptiklarinizdan bircogunu Allah'in bilmeyecegini zannediyordunuz

    [23] Iste Rabbiniz hakkinda beslediginiz bu zanniniz sizi helak etti de zarara ugrayanlardan oldunuz

    [24] Simdi eger dayanabilirlerse onlarin yeri atestir. Yok eger hosnutluga donmek isterlerse bile artik onlar hosnut edileceklerden degildirler

    [25] Biz onlara birtakim arkadaslar musallat ettik de onlar kendilerine onlerinde ve arkalarinda ne varsa hepsini guzel gosterdiler. Boylece kendilerinden once gelip, gecmis olan cin ve insan topluluklari hakkindaki, azab sozu onlar icin de hak oldu. Dogrusu onlarin hepsi de kendilerine yazik etmislerdir

    [26] Inkar edenler: "Bu Kur'an-i dinlemeyin, okunurken gurultu yapin, belki ustun gelirsiniz" dediler

    [27] Biz mutlaka inkar edenlere siddetli bir azab tattiracagiz. Ve onlara yaptiklari amellerin en kotusunun cezasini verecegiz

    [28] Iste Allah'in dusmanlarinin cezasi atestir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmelerinin cezasi olarak, onlar icin orada ebedi olarak kalacaklari cehennem yurdu vardir

    [29] Inkar edenler: "Ey Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi dogru yoldan saptiranlari bize goster de onlari ayaklarimizin altina alalim, boylece cehennemin en altinda kalanlardan olsunlar." diyeceklerdir

    [30] Rabbimiz Allah'tir" deyip, sonra da dogrulukta devam edenlere gelince, onlarin uzerine melekler iner ve derler ki: "Korkmayin, uzulmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin

    [31] Biz dunya hayatinda da, ahirette de sizin dostlariniziz. Cennette sizin icin caninizin cektigi ve istediginiz her sey vardir

    [32] Bunlar cok bagislayici ve cok merhametli olan Allah tarafindan bir agirlamadir

    [33] Allah'a davet eden, salih amel isleyen ve: "Ben gercekten muslumanlardanim" diyen kimseden daha guzel sozlu kim olabilir

    [34] Hem iyilik de bir degildir, kotuluk de. Kotulugu en guzel bir sekilde sav. O zaman seninle kendi arasinda bir dusmanlik olan kisinin, sanki samimi bir dost gibi oldugunu gorursun

    [35] Bu olgunluga ancak sabredenler kavusturulur, buna ancak hayirdan buyuk bir pay sahibi olan kavusturulur

    [36] Eger seytandan gelen kotu bir dusunce seni durtecek olursa hemen Allah'a sigin. Cunku O her seyi isitir ve bilir

    [37] Gece ile gunduz ve gunes ile ay Allah'in kudretinin delillerindendir. Gunese ve aya secde etmeyin. Eger sadece Allah'a kulluk yapmak istiyorsaniz, onlari yaratan Allah'a secde edin

    [38] Eger onlar buyukluk taslarlarsa bilsinler ki, Rabbinin yanindaki melekler gece gunduz O'nu tesbih ederler ve hic usanmazlar

    [39] Senin yeryuzunu boynu bukuk, kupkuru gormen de Allah'in kudretinin delillerindendir. Biz onun uzerine suyu indirdigimiz zaman titresir ve kabarir. Suphesiz ki ona hayat veren Allah mutlaka oluleri de diriltir. Dogrusu O'nun her seye gucu yeter

    [40] Ayetlerimiz hakkinda dogruluktan ayrilip inkara sapanlar bize gizli kalmazlar. O halde atese atilacak olan mi daha hayirlidir, yoksa kiyamet gunu guven icinde gelecek olan mi? Istediginizi yapin. Suphesiz ki Allah, yaptiginiz seyleri hakkiyla gorur

    [41] Kur'an kendilerine geldiginde onu inkar edenler, mutlaka cezalarini cekceklerdir. O gercekten cok degerli bir kitaptir

    [42] Ona ne onunden, ne de ardindan batil gelemez. O hukum ve hikmet sahibi, ogulmeye layik olan Allah tarafindan indirilmistir

    [43] Ey Muhammed! Sana senden onceki peygamberlere soylenenden baska bir sey soylenmiyor. Suphesiz ki senin Rabbin hem magfiret sahibidir hem de aci verecek bir azap sahibidir

    [44] Eger biz onu yabanci dilden bir Kur'an yapsaydik onlar mutlaka: "Bu kitabin ayetleri genisce aciklanmali degil miydi? Arap bir peygambere yabanci dil, oyle mi?" derlerdi. Sen de ki: "O, iman edenler icin bir hidayet ve sifadir." Iman etmeyenlerin kulaklarinda ise bir agirlik vardir. Kur'an onlara gore bir korluktur. Sanki onlar uzak bir yerden cagriliyorlar (da duymuyorlar)

    [45] Andolsun ki biz Musa'ya Tevrat'i vermistik de onda ihtilafa dusmuslerdi. Eger Rabbin tarafindan azabin ertelenmesine dair bir soz gecmeseydi mutlaka aralarinda hukum verilirdi. Gercekten onlar Kur'an hakkinda bir suphe ve tereddut icindedirler

    [46] Her kim iyi bir is yaparsa, kendi lehine yapmis olur. Kim de bir kotuluk yaparsa, kendi aleyhine yapmis olur. Rabbin kullara zulmedecek degildir

    [47] Kiyamet zamanini bilmek ancak Allah'a havale edilir. Onun bilgisi disinda hicbir meyve kabugundan cikmaz, hicbir disi gebe kalmaz ve dogurmaz. Allah onlara: "Bana kostugunuz ortaklarim nerede?" diye seslendigi gun, onlar: "Senin ortagin olduguna dair bizden hicbir sahit olmadigini sana arz ederiz." derler

    [48] Onceden tapmakta olduklari seyler, kendilerinden uzaklasip kaybolmustur. Onlar da kendileri icin kacacak bir yer olmadigini anlamislardir

    [49] Insan hayir istemekten usanmaz, fakat kendisine bir kotuluk dokununca uzulur ve umitsizlige duser

    [50] Andolsun ki kendisine dokunan bir zarardan sonra, biz ona tarafimizdan bir rahmet tattirsak, O: "Bu benim hakkimdir, kiyametin kopacagini da sanmiyorum, Rabbime dondurulmus olsam bile mutlaka O'nun yaninda benim icin daha guzel seyler vardir" der. Biz o inkar edenlere yaptiklari seyleri mutlaka haber verecegiz ve onlara agir bir azap tattiracagiz

    [51] Biz insana bir nimet verdigimiz zaman o yuz cevirir, yan cizer. Ona bir kotuluk dokundugu zaman da uzun uzun yalvarir

    [52] Ey Muhammed! De ki: "Ne dersiniz? O Kur'an Allah tarafindan gelmis olup da sonra siz onu inkar etmisseniz, o takdirde Hak'tan uzak bir ayriliga dusenden daha sapik kim olabilir

    [53] Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi gosterecegiz ki, Kur'an'in hak oldugu kendilerine acikca belli olsun. Senin Rabbinin her seye sahit olmasi kafi degil mi

    [54] Iyi bilin ki onlar Rablerine kavusmaktan bir suphe icindedirler, yine iyi bilin ki, Allah her seyi ilmiyle kusatmistir

    Surah 42
    Şûrâ

    [1] Ha, mim, ayn, sin, kaf

    [2] Ha, mim, ayn, sin, kaf

    [3] Ey Muhammed! Cok guclu hukum ve hikmet sahibi olan Allah sana da senden oncekilere de boylece vahyeder

    [4] Goklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nundur. O cok yucedir, cok buyuktur

    [5] Nerde ise gokler O'nun azametinden ta ustlerinden catlayacak gibi titresiyorlar. Melekler Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryuzunde bulunan kimseler icin magfiret diliyorlar. Iyi bilin ki Allah cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [6] Allah'tan baska dostlar edinenlere gelince, Allah onlarin uzerinde devamli bir gozetleyicidir. Ama sen onlarin uzerinde bir vekil degilsin

    [7] Boylece biz sana Arapca bir Kur'an indirdik ki, sehirlerin anasi (olan Mekke) halkini ve etrafindakileri uyarasin ve hakkinda hic suphe olmayan kiyamet gununun dehsetinden onlari korkutasin. Bir grup cennettedir, bir grup da cehennemdedir

    [8] Eger Allah dileseydi butun insanlari bir tek ummet yapardi. Fakat O yalniz diledigini rahmetinin icine almaktadir. Zalimler icin ne bir dost vardir, ne de bir yardimci

    [9] Yoksa onlar Allah'tan baska dostlar mi edindiler? Oysa asil dost Allah'tir. Oluleri diriltecek olan da O'dur. O'nun her seye gucu yeter

    [10] Hakkinda ihtilafa dustugunuz herhangi bir seyin hukmu Allah'a aittir. Iste benim Rabbim olan Allah budur. Ben yalniz O'na guvendim ve yalniz O'na yoneliyorum

    [11] O goklerin ve yerin yaraticisidir. O sizin icin kendi nefsinizden esler ve hayvanlardan da ciftler yaratmistir. O, sizi bu duzen icerisinde uretip cogaltiyor. O'nun benzeri olan hicbir sey yoktur. O, her seyi isitir ve gorur

    [12] Goklerin ve yerin kilitleri O'na aittir. O diledigine rizki genisletir ve daraltir. Suphesiz ki O, her seyi hakkiyla bilir

    [13] Allah dinden Nuh'a tavsiye buyurdugu seyi sizin icin de bir kanun yapti ve (Ey Muhammed!) sana vahyettigimizi, Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya tavsiye buyurdugumuzu da seriat kildi. Soyle ki: Dini dogru tutun ve onda ayriliga dusmeyin. Fakat senin kendilerini davet ettigin sey, musriklere agir geldi. Allah diledigini kendine secer ve kendisine yoneleni de dogru yola iletir

    [14] Onlar kendilerine bilgi geldikten sonra, ancak aralarindaki, cekememezlik yuzunden ayriliga dustuler. Eger Rabbin tarafindan azabin ertelendigine dair bir soz gecmemis olsaydi aralarinda mutlaka hukum verilirdi. Kendilerinden sonra Kitab'a varis kilinan kitap ehli de Kur'an hakkinda bir suphe ve tereddut icindedirler

    [15] Ey Muhammed! Iste bunun icin insanlari tevhide davet et ve sana emredildigi gibi dosdogru ol. Onlarin keyiflerine uyma ve de ki: "Ben Allah'in kitaptan indirdigine inandim ve bana aranizda adaleti gerceklestirmem emredildi. Allah bizim de rabbimiz sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptiklarimiz bize, sizin yaptiklariniz da size aittir. Sizinle bizim aramizda hicbir tartismaya yer yoktur. Allah hepimizi biraraya toplayacaktir. Donus yalniz O'nadir

    [16] Allah'in davetine uyulduktan sonra, hala O'nun dini hakkinda mucadele edenlerin, getirdikleri deliller Rableri yaninda batildir. Onlarin uzerinde bir gazab ve kendileri icin siddetli bir azab vardir

    [17] Bu kitabi ve olcuyu hakla indiren Allah'tir. Ne bilirsin, belki de kiyamet saati yakindir

    [18] O'na inanmayanlar kiyametin cabuk gelmesini istiyorlar. Inananlar ise O'ndan korkarlar ve O'nun hak oldugunu bilirler. Iyi bilin ki, kiyamet saati hakkinda tartisanlar derin bir sapiklik icindedirler

    [19] Allah kullarina cok lutufkardir. Diledigine rizik verir. O cok kuvvetlidir, cok gucludur

    [20] Her kim ahiret kazancini isterse, biz onun kazancini artiririz, her kim de dunya kazancini isterse ona da ondan veririz, ama onun ahirette hicbir nasibi yoktur

    [21] Yoksa onlarin, Allah'in dinde izin vermedigi seyi kendilerine mesru kilacak ortaklari mi vardir? Eger azabin ertelenmesine dair kesin yargi sozu olmasaydi, aralarinda hemen hukum verilir, isleri bitirilirdi. Gercekten zalimler icin aci bir azab vardir

    [22] Sen kiyamet gunu kazandiklari seyin cezasi baslarina gelirken zalimlerin korkudan titrediklerini gorursun. Iman edip salih amel isleyenler ise cennet bahcelerindedirler. Rablerinin yaninda onlar icin istedikleri her sey vardir. Iste buyuk lutuf budur

    [23] Iste Allah iman edip salih amel isleyen kullarini bununla mujdeler. Ey Muhammed! De ki: "Ben bu tebligime karsi sizden akrabalikta sevgiden baska hicbir ucret istemiyorum." Her kim bir iyilik yaparsa biz onun iyiligini artiririz. Suphesiz ki Allah cok bagislayicidir, sukrun karsiligini verir

    [24] Yoksa onlar, senin hakkinda: "Allah'a karsi yalan uydurdu." mu diyorlar? Eger Allah dilerse senin de kalbini muhurler; batili yok eder ve sozleriyle hakki gerceklestirir. Suphesiz ki O kalplerde bulunan seyleri hakkiyla bilir

    [25] Kullarinin tevbesini kabul eden, kotulukleri affeden ve sizin yaptiklarinizi bilen O'dur

    [26] Allah iman edip, salih amel isleyenlerin tevbesini kabul eder, onlara lutfundan daha fazlasini verir. Kafirler icin ise siddetli bir azap vardir

    [27] Eger Allah rizki kullarina bol bol verseydi, mutlaka yeryuzunde azginlik ederlerdi. Fakat O diledigini belli bir olcuye gore indiriyor. Suphesiz ki O, kullarindan haberdardir, onlari hakkiyla gorur

    [28] Insanlar umitlerini kestikten sonra yagmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan O'dur. Ovulmeye layik olan gercek dost O'dur

    [29] Gokleri yeri ve her ikisinde yaydigi canlilari yaratmasi da Allah'in kudretinin delillerindendir. O'nun diledigi zaman onlari biraraya toplamaya da gucu yeter

    [30] Basiniza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandiklariniz yuzundendir. Bununla beraber Allah yine de cogunu affeder

    [31] Siz yeryuzunde (O'nu) aciz birakamazsiniz. Sizin Allah'tan baska bir dostunuz ve yardimciniz da yoktur

    [32] Denizlerde yuce daglar gibi gemilerin yurumesi de O'nun kudretinin delillerindendir

    [33] Eger O dilerse ruzgari durdurur da yelkenle giden gemiler denizin uzerinde duruverirler. Suphesiz ki bunda sabirli olan ve cok sukreden kimseler icin nice ibretler vardir

    [34] Yahut da Allah kazandiklari gunahlar yuzunden onlari helak eder ve bircogunu da bagislar

    [35] Ayetlerimiz hakkinda mucadele edenler bilsinler ki kendileri icin kacacak bir yer yoktur

    [36] Size verilen herhangi bir sey sadece dunya hayatinin gecici bir menfaatidir. Allah katinda bulunanlar ise iman edip sadece Rablerine guvenen kimseler icin daha hayirli ve daha kalicidir

    [37] O iman edenler, buyuk gunahlardan ve hayasizliktan kacinirlar. Onlar ofkelendikleri zaman da kusurlari bagislarlar

    [38] Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazi dosdogru kilarlar. Onlarin isleri de kendi aralarinda bir istisare iledir. Kendilerine verdigimiz riziktan onlar Allah yolunda harcarlar

    [39] Onlar, bir zulum ve saldiriya ugradiklari zaman birbirleriyle yardimlasirlar

    [40] Bir kotulugun cezasi yine onun gibi bir kotuluktur, ama kim affeder, bagislarsa onun mukafati Allah'a aittir. Suphesiz ki Allah, zalimleri sevmez

    [41] Zulme ugradiktan sonra hakkini alan kimseye gelince, iste onlarin aleyhinde ceza vermek icin herhangi bir yol yoktur

    [42] Yol ancak insanlara zulmedenler ve yeryuzunde haksiz yere taskinlik edenler aleyhinedir. Iste onlar icin aci bir azap vardir

    [43] Her kim de sabreder ve kusuru bagislarsa, iste bu elbette azmedilecek islerdendir

    [44] Allah kimi saptirirsa artik bundan sonra onun icin hicbir dost yoktur. Sen, azabi gorduklerinde zalimlerin: "Acaba donecek bir yol var midir?" dediklerini gorursun

    [45] Sen, onlarin asagiliktan dolayi baslari one egilmis, goz ucuyla gizli gizli etrafa bakarlarken atese sunulduklarini gorursun, iman edenler de: "Gercekten zarara ugrayanlar hem kendilerine hem de ailelerine kiyamet gunu yazik etmis olan kimselerdir." diyeceklerdir. Iyi bilin ki zalimler devamli bir azap icerisindedirler

    [46] Onlarin Allah'tan baska kendilerine yardim edecek hicbir dostlari yoktur. Allah kimi saptirirsa, artik onun icin cikar bir yol yoktur

    [47] Allah tarafindan, geri cevrilemeyecek kiyamet gunu gelmeden once, Rabbinizin davetine uyun, cunku o gun, sizin icin siginacak bir yer yoktur ve siz inkar da edemezsiniz

    [48] Ey Muhammed! Eger onlar yuz cevirirlerse bilsinler ki, biz seni onlarin uzerine bir bekci olarak gondermedik. Sana dusen sadece tebligdir. Gercekten biz insana tarafimizdan bir rahmet tattirirsak ona sevinir, ama elleriyle yaptiklari yuzunden kendilerine bir kotuluk isabet ederse, o zaman gorursun ki insan cok nankordur

    [49] Goklerin ve yerin hukumranligi yalniz Allah'a aittir. O diledigini yaratir, diledigine kiz cocuk, diledigine de erkek cocuk bahseder

    [50] Yahut Allah onlari erkek ve kiz olmak uzere cift verir, diledigini de kisir yapar. Suphesiz ki O her seyi bilir. O'nun her seye gucu yeter

    [51] Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasindan konusur. Yahut da bir elci gonderir de izniyle ona diledigini vahyeder. Suphesiz ki O cok yucedir, hukum ve hikmet sahibidir

    [52] Iste biz boylece sana da emrimizden Kur'an'i vahyettik. Yoksa sen kitap nedir? Iman nedir? bilmiyordun. Fakat biz onu bir nur kildik. Onunla kullarimizdan diledigimizi dogru yola iletiyoruz. Suphesiz ki sen de insanlari dogru bir yola goturuyorsun

    [53] Goklerde ve yerde bulunanlarin sahibi olan Allah'in yoluna goturuyorsun. Iyi bilin ki butun isler sonunda yalniz Allah'a donecektir

    Surah 43
    Zuhruf

    [1] Ha, mim

    [2] Apacik kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasiniz diye Arapca bir Kur'an yaptik

    [3] Apacik kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasiniz diye Arapca bir Kur'an yaptik

    [4] Gercekten o bizim nezdimizde bulunan ana kitapta mevcut yuce ve hikmet dolu bir kitaptir

    [5] Siz haddi asan bir kavim oldunuz diye Kur'an'i size gondermekten vaz mi gecelim

    [6] Biz oncekilere de nice peygamberler gondermistik

    [7] Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardi

    [8] Biz onlardan daha kuvvetli olanlari helak ettik. Kur'an'da oncekilerin ornegi de gecmistir

    [9] Eger sen onlara: "Gokleri ve yeri kim yaratti?" diye sorsan elbette: "Onlari cok guclu ve herseyi bilen Allah yaratti." derler

    [10] O, yeryuzunu sizin icin bir besik yapti ve dogru gidesiniz diye orada sizin icin yollar meydana getirdi

    [11] Allah gokten belli bir olcuye gore su indirdi. Biz onunla olu bir memlekete yeniden hayat verdik. Iste siz de kabirlerinizden boyle diriltilip cikarilacaksiniz

    [12] Allah butun ciftleri yaratmistir. Sizin icin bineceginiz gemiler ve hayvanlar var etmistir

    [13] Siz onlarin sirtina binip uzerlerine yerlestiginiz zaman, Rabbinizin nimetini anarak soyle diyesiniz: "Bunlari bizim hizmetimize veren Allah'i tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gucumuz yetmezdi

    [14] Gercekten biz Rabbimize donecegiz

    [15] Buna ragmen insanlar, Allah'in kullarindan bir kismini O'nun bir parcasi saydilar. Gercekten de insan apacik bir nankordur

    [16] Yoksa O, yarattiklarindan kendisine kizlar edindi de erkek cocuklari size mi secti

    [17] Onlardan biri Rahman olan Allah'a isnad ettigi kiz cocugu ile mujdelendigi zaman yuzu simsiyah kesilir de ofkesinden yutkunur durur

    [18] Yoksa onlar, sus ve zinet icerisinde yetistirilip de mucadelede erkek gibi kendisini savunmaya acik olmayan kizlari mi O'na isnad ediyorlar

    [19] Onlar Rahman olan Allah'in kullari olan melekleri de disi saydilar. Onlar meleklerin yaratilisini gorduler mi? Onlarin sahitlikleri yazilacak ve onlar sorguya cekileceklerdir

    [20] Onlar: "Eger Rahman olan, Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdik." dediler. Onlarin bu hususta hicbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan soyluyorlar

    [21] Yoksa biz kendilerine bundan once bir kitap verdik de onlar, ona mi sariliyorlar

    [22] Hayir, onlar sadece: "Biz babalarimizi bu din uzerinde bulduk, biz de onlarin izinde gidiyoruz." dediler

    [23] Ey Muhammed! Yine boyle biz senden once de hangi memlekete bir uyarici gondermissek, mutlaka oranin simarik varlikli kimseleri: "Biz babalarimizi bir din uzerinde bulduk, biz de onlarin izlerine uyariz." dediler

    [24] Gonderilen uyarici; "Eger size babalarinizi uzerinde buldugunuz dinden daha dogrusunu getirmissem de mi bana uymazsiniz?" deyince, onlar: "Gercekten biz sizin teblig icin gonderildiginiz seyi tanimiyoruz." dediler

    [25] Biz de onlardan intikam aldik. Bak peygamberleri yalanlayanlarin sonu nasil oldu

    [26] Hani Ibrahim babasina ve kavmine: "Gercekten ben sizin taptiginiz seylerden uzagim

    [27] Ben ancak beni yaratana taparim. Suphesiz ki O, beni dogru yola iletecektir." dedi

    [28] Ibrahim, bu sozu, ardindan gelecek olanlara devamli kalacak bir miras olarak birakti ki, onlar dogru yola donsunler

    [29] Dogrusu ben bunlari da babalarini da kendilerine hak olan kitap ve gercegi aciklayan bir peygamber gelinceye kadar faydalandirip gecindirdim

    [30] Kendilerine hak geldigi zaman onlar: "Bu bir buyudur dogrusu biz onu tanimiyoruz." dediler

    [31] Yine Onlar: "Bu Kur'an, su iki sehirden bir buyuk adama indirilmeli degil miydi?" dediler

    [32] Ey Muhammed! Rabbinin rahmetini onlar mi taksim ediyorlar? Dunya hayatinda onlarin gecimliklerini aralarinda biz taksim ettik. Birbirlerine islerini gordursunler diye biz onlarin bir kismini digerlerinden derecelerle ustun kildik. Rabbinin rahmeti onlarin biriktirdikleri seylerden daha hayirlidir

    [33] Eger insanlar kufre sapan bir ummet haline gelmeyecek olsalardi, biz O Rahman olan Allah'i inkar eden kimselerin evlerine gumusten tavanlar ve uzerine cikacaklari merdivenler yapardik

    [34] Onlarin evleri icin gumusten kapilar, uzerine yaslanacaklari koltuklar yapardik

    [35] Daha nice altin ziynetler verirdik. Cunku bunlarin bizce hicbir kiymeti yoktur. Butun bunlar dunya hayatinin gecici menfaatinden baska bir sey degildir. Ahiret ise Rabbin katinda takva sahipleri icindir

    [36] Her kim Rahman olan Allah'in zikrinden yuz cevirirse biz ona bir seytan musallat ederiz. Artik o seytan onun yakin dostudur

    [37] Suphesiz ki bu seytanlar onlari yoldan cikarirlar. Onlar da kendilerinin dogru yolda olduklarini sanirlar

    [38] Nihayet kiyamet gunu bize gelince, arkadasina: "Keske seninle benim aramda dogu ile bati arasindaki kadar bir uzaklik olsaydi. Sen ne kotu arkadasmissin!" der

    [39] Onlara: "Bugun pismanlik duymaniz size hicbir fayda saglamayacaktir. Cunku siz zulmettiniz. Simdi de hepiniz azapta ortaksiniz." denir

    [40] Ey Muhammed! O halde sagirlara sen mi isittireceksin? Yahut korlere ve apacik bir sapiklik icinde bulunanlara sen mi dogru yolu gostereceksin

    [41] Eger biz seni onlara azap gelmeden once alip gotursek bile onlardan intikam aliriz

    [42] Yahut da onlara vaad ettigimiz azabi sana gosteririz. Cunku bizim onlara azap etmeye gucumuz yeter

    [43] Oyleyse sen, sana vahyedilen Kur'an'a saril. Suphesiz ki sen dogru bir yol uzerindesin

    [44] Dogrusu o Kur'an, senin icin de, kavmin icin de bir oguttur ve siz ondan sorguya cekileceksiniz

    [45] Ey Muhammed! Senden once gonderdigimiz peygamberlerimize de sor, biz Rahman olan Allah'tan baska kendisine ibadet edilecek ilahlar yapmis miyiz

    [46] Andolsun ki, biz Musa'yi mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarina gonderdik. Musa: "Ben gercekten alemlerin Rabbi olan Allah'in peygamberiyim." dedi

    [47] Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere guluverdiler

    [48] Bizim onlara gosterdigimiz her bir mucize digerinden daha buyuktu. Belki dogru yola donerler diye biz onlari azapla yakaladik

    [49] Onlar azabi gorunce: "Ey sihirbaz! Sende olan ahdi hurmetine bizim icin Rabbine dua et. Biz gercekten dogru yola girecegiz." dediler

    [50] Fakat azabi kendilerinden kaldirdigimiz zaman hemen sozlerinden donuverdiler

    [51] Firavun kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Misir hukumdarligi ve altimdan akip giden su irmaklar benim degil mi? Gormuyor musunuz

    [52] Yoksa ben, nerede ise meramini anlatamayan su zavallidan daha hayirli degil miyim

    [53] Eger O'nun dedigi dogru ise uzerine altin bilezikler atilmali veya kendisiyle beraber onu tasdik eden melekler gelmeli degil miydi

    [54] Firavun kavmini kucumsedi. Onlar da O'na itaat ettiler. Cunku onlar fasik bir kavimdi

    [55] Nihayet bizi gazaplandirdiklari zaman onlardan intikam aldik. Hepsini suda bogduk

    [56] Onlari sonradan gelecekler icin ibret ve ornek kildik

    [57] Meryem oglu Isa bir misal olarak anlatilinca, senin kavmin hemen ondan bir delil bulduklarini sanarak bagrismaya basladilar

    [58] Onlar dediler ki: "Bizim ilahlarimiz mi daha hayirlidir, yoksa Isa mi?" Bu misali sirf seninle tartismak icin ortaya attilar. Dogrusu onlar cok kavgaci bir topluluktur

    [59] Isa, ancak kendisine nimet verdigimiz ve Israilogullarina ornek kildigimiz bir kuldur

    [60] Eger biz dileseydik, sizden yeryuzunde yerinize gececek melekler yaratirdik

    [61] Gercekten o, (Isa'nin yere inisi) kiyametin yaklastigini gosteren bir bilgidir. Sakin kiyamet hakkinda supheye dusmeyip, bana uyun, bu dogru yoldur

    [62] Sakin seytan sizi dogru yoldan alikoymasin. Gercekten o sizin icin apacik bir dusmandir

    [63] Isa mucizelerle indigi zaman dedi ki: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkinda ihtilafa dustugunuz seylerin bir kismini size aciklamak icin geldim. O halde Allah'tan korkun, ve bana itaat edin

    [64] Gercekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah'tir. Oyle ise O'na kulluk edin. Bu dogru bir yoldur

    [65] Fakat aralarindan cikan gruplar, Isa hakkinda ihtilafa dustuler. Aci bir gunun azabindan dolayi vay zulmedenlerin haline

    [66] Onlar kendileri farkina varmadan ansizin kiyametin baslarina gelmesini mi bekliyorlar

    [67] O gun Allah'tan korkanlar haric dost olanlar birbirlerine dusmandirlar

    [68] Allah, takva sahiplerine soyle nida eder: "Ey ayetlerimize iman edip musluman olan kullarim! Bugun size hicbir korku yoktur ve siz uzulmeyeceksiniz

    [69] Allah, takva sahiplerine soyle nida eder: "Ey ayetlerimize iman edip musluman olan kullarim! Bugun size hicbir korku yoktur ve siz uzulmeyeceksiniz

    [70] Siz ve esleriniz cennete girin. Orada agirlanip sevindirileceksiniz

    [71] Onlarin etrafinda yiyecek ve icecekler altin tepsiler ve kadehlerle dolastirilir. Orada canlarin cektigi ve gozlerin hoslandigi hersey vardir. Siz orada ebedi olarak kalacaksiniz

    [72] Iste yaptiklariniza karsilik size miras verilen cennet budur

    [73] Orada sizin icin bol bol meyveler vardir. Onlardan yersiniz

    [74] Suphesiz ki suclular, cehennem azabinda ebedi olarak kalacaklardir

    [75] Onlarin azabi hafifletilmez ve onlar azab icersinde umitsizdirler

    [76] Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalimler oldular

    [77] Onlar cehennem bekcisine: "Ey Malik! Rabbin artik bizi oldursun." diye seslenirler. Malik de: "Siz boylece kalacaksiniz." der

    [78] Andolsun ki biz size hakki getirdik. Fakat sizin cogunuz haktan hoslanmiyorsunuz

    [79] Yoksa onlar hakka karsi gelmek icin bir is mi kararlastirdilar? Biz de onlari cezalandirmak icin kararliyiz

    [80] Yoksa onlar bizim sirlarini ve gizli konusmalarini isitmedigimizi mi saniyorlar? Hayir, isitiriz ve yanlarinda bulunan elci meleklerimiz de her yaptiklarini yaziyorlar

    [81] Ey Muhammed! de ki: "Eger Rahman olan Allah'in bir cocugu olsaydi, ona ibadet edenlerin birincisi ben olurdum

    [82] Goklerin ve yerin Rabbi, arsin Rabbi onlarin nitelendirdikleri seyden munezzehtir, yucedir

    [83] Simdi sen birak onlari, tehdit edildikleri gunlerine kavusuncaya kadar batila dalsinlar oynasinlar

    [84] Gokteki ilah da yerdeki ilah da O'dur. O hukum ve hikmet sahibidir herseyi bilir

    [85] Goklerin, yerin ve her ikisi arasindakilerin hukumranligi kendisine ait olan Allah'in sani yucedir. Kiyamet saatinin bilgisi de yalniz onun yanindadir. Siz sadece O'na donduruleceksiniz

    [86] Onlarin Allah'i birakip da tapdiklari putlar sefaat hakkina sahip degillerdir. Ancak bilerek hakka sahitlik edenler sefaat edebilir

    [87] Eger sen onlara kendilerini kimin yarattigini sorsan elbette: "Allah" derler. O halde nasil haktan cevriliyorlar

    [88] Peygamberin sozu su olmustur: "Ey Rabbim! Bunlar gercekten iman etmeyen bir kavimdir

    [89] Ey Muhammed! Simdilik sen onlara aldirma ve: "Size selam olsun." de. Onlar yakinda bilecekler

    Surah 44
    Duhân

    [1] Ha, mim

    [2] O apacik Kitab'a andolsun ki biz onu gercekten mubarek bir gecede indirdik. Cunku biz onunla insanlari uyarmaktayiz

    [3] O apacik Kitab'a andolsun ki biz onu gercekten mubarek bir gecede indirdik. Cunku biz onunla insanlari uyarmaktayiz

    [4] O gecede her hikmetli is tarafimizdan bir emirle ayrilir. Gercekten biz Rabbin tarafindan bir rahmet olarak peygamberler gondeririz. Suphesiz ki O, herseyi isitir ve bilir

    [5] O gecede her hikmetli is tarafimizdan bir emirle ayrilir. Gercekten biz Rabbin tarafindan bir rahmet olarak peygamberler gondeririz. Suphesiz ki O, herseyi isitir ve bilir

    [6] O gecede her hikmetli is tarafimizdan bir emirle ayrilir. Gercekten biz Rabbin tarafindan bir rahmet olarak peygamberler gondeririz. Suphesiz ki O, herseyi isitir ve bilir

    [7] Siz eger kesin olarak inaniyorsaniz, iyi bilin ki Allah goklerin, yerin ve ikisi arasindakilerin Rabbidir

    [8] Ondan baska hicbir ilah yoktur. O hem yasatir, hem oldurur. O sizin de Rabbiniz, sizden onceki babalarinizin da Rabbidir

    [9] Fakat kafirler bir suphe icinde oynayip egleniyorlar

    [10] Ey Muhammed! Simdi sen gogun, insanlari buruyecek acik bir duman getirecegi gunu gozetle. Bu aci bir azabdir

    [11] Ey Muhammed! Simdi sen gogun, insanlari buruyecek acik bir duman getirecegi gunu gozetle. Bu aci bir azabdir

    [12] O gun insanlar: "Ey Rabbimiz! Bizden azabi kaldir. Artik biz inaniyoruz" derler

    [13] Onlar icin bunu dusunup ogut almak nerede? Oysa kendilerine gercegi aciklayan bir de peygamber gelmisti

    [14] Sonra onlar, o peygamberden yuz cevirdiler ve: "Bu ogretilmis bir delidir." dediler

    [15] Biz o azabi sizden birazcik kaldiririz. Ama siz mutlaka eski halinize donersiniz

    [16] Biz o buyuk siddetle carptigimiz gun mutlaka intikamimizi aliriz

    [17] Andolsun ki, biz onlardan once Firavun kavmini de denemistik. Onlara cok kiymetli bir peygamber gelmisti

    [18] O peygamber onlara soyle demisti: "Esaretiniz altindaki Allah'in kullarini bana teslim edin. Cunku ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim

    [19] Allah'a karsi ustunluk taslamayin. Suphesiz ki ben size apacik bir delil getiriyorum

    [20] Gercekten ben, beni taslamanizdan dolayi benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sigindim

    [21] Eger siz bana iman etmezseniz hemen yanimdan uzaklasin

    [22] Musa: "Suphesiz ki bunlar suclu bir kavimdir." diyerek yardim etmesi icin Rabbine yalvardi

    [23] Allah buyurdu ki: "Kullarimi geceleyin yurut. Cunku siz takib edileceksiniz

    [24] Karsiya gecince denizi oldugu gibi acik birak. Cunku onlar suda bogulacak bir ordudur

    [25] Onlar neler birakmislardi, ne bahceler, ne pinarlar

    [26] Ne ekinler, ne guzel kaynaklar

    [27] Ve icinde eglenip durduklari nice nimetler ve refah

    [28] Iste boylece biz onlari baska bir kavme miras biraktik

    [29] Gok ve yer onlarin uzerine aglamadi. Onlara muhlet de verilmedi

    [30] Andolsun ki biz Israilogullarini o asagilayici azabdan kurtardik

    [31] Firavun'dan da kurtardik cunku o ustunluk taslayip haddi asan bir zorbaydi

    [32] Andolsun ki biz onlari bilerek o zamanki alemlere ustun kildik

    [33] Biz onlara icinde apacik bir imtihan bulunan mucizeler verdik

    [34] Gercekten su kafirler diyorlar ki

    [35] Bizim ilk olumumuzden baska bir sey yoktur. Biz tekrar diriltilecek degiliz

    [36] Eger siz dogru soyleyen kimselerseniz babalarinizi bize getirin

    [37] Onlar mi daha hayirlidir, yoksa Tukba kavmi ile onlardan oncekiler mi? Biz onlarin hepsini de helak ettik. Cunku onlar sucluydular

    [38] Biz gokleri, yeri ve ikisi arasindakileri bir oyun ve eglence olsun diye yaratmadik

    [39] Biz onlari hak ve hikmetle yarattik. Fakat onlarin cogu bunu bilmezler

    [40] Suphesiz ki hakki batildan ayird etme gunu onlarin hepsinin bir araya toplanacagi gundur

    [41] O gun dostun dosta hicbir faydasi olmaz. Onlara yardim da edilmez

    [42] Ancak Allah'in merhamet ettigi kimseler boyle degildir. Suphesiz ki Allah cok gucludur, cok merhamet edicidir

    [43] Gercekten zakkum agaci

    [44] Gunahkarlarin yemegidir

    [45] O pota gibi karinlarda kaynar

    [46] O, kizgin bir sivinin kaynamasi gibidir

    [47] Allah meleklere soyle emreder. "Sunu tutun da Cehennem'in ortasina surukleyin

    [48] Sonra onun basinin ustune kaynar su azabindan dokun

    [49] Ona soyle denir! "Tat bakalim azabi! hani sen kendine gore cok guclu ve cok ustundun

    [50] Iste sizin inkar edip durdugunuz sey budur

    [51] Suphesiz ki kotulukten sakinanlar guvenli bir makamdadirlar

    [52] Bahcelerde ve pinar baslarindadirlar

    [53] Onlar ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyerek karsilikli olarak otururlar

    [54] Iste boyle, biz onlari ayrica iri siyah gozlu hurilerle evlendiririz

    [55] Onlar orada guven icinde her cesit meyveyi isteyebilirler

    [56] Onlar orada ilk olumden baska bir olum tatmazlar. Allah onlari cehennem azabindan korumustur

    [57] (Bunlarin hepsi) Rabbinden bir lutuf olarak (verilmistir.) Iste buyuk kurtulus budur

    [58] Biz Kur'an'i senin dilinle indirip kolaylastirdik. Umulur ki onlar ogut alirlar

    [59] Artik sen onlarin baslarina gelecekleri bekle: Cunku onlar da bekleyip durmaktadirlar

    Surah 45
    Câsiye

    [1] Ha, mim

    [2] Bu kitap, Aziz ve Hakim olan Allah tarafindan indirilmistir

    [3] Suphesiz goklerde ve yerde muminler icin bircok ayetler vardir

    [4] Sizin yaratilisinizda ve cesitli canlilari yeryuzune yaymasinda kesin olarak inanan kimseler icin ibretler vardir

    [5] Gece ile gunduzun degismesinde ve Allah'in gokten bir rizik sebebi olan yagmuru indirip de onunla yeryuzunu olumunden sonra diriltmesinde ve ruzgarlari yonlendirmesinde aklini kullanan bir topluluk icin nice deliller vardir

    [6] Iste bunlar, Allah'in ayetleridir. Sana onlari hakkiyla okuyoruz. Artik Allah'a ve ayetlerine inanmadiktan sonra hangi soze inanacaklar

    [7] Her gunahkar kisinin vay haline

    [8] O kimse Allah'in kendisine okunan ayetlerini isitir de, sonra sanki kibrinden hic isitmemis gibi israr eder. Iste sen onu, can yakici bir azabla mujdele

    [9] Ayetlerimizden birsey ogrendigi zaman, onu alaya aliyor. Iste onlar icin rezil ve rusvay edici bir azap vardir

    [10] Otelerinde cehennem var. Ne kazandiklari seyler, ne de Allah'tan baska edindikleri dostlar, kendilerinden hicbir seyi (azabi) kaldiramaz. Onlar icin buyuk bir azab vardir

    [11] Bu Kur'an bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere ise, en siddetlisinden acikli bir azab vardir

    [12] Allah O (yuce) zattir ki, emriyle icinde gemilerin seyretmesi, sizin de O'nun lutfundan rizik aramaniz ve sukretmeniz icin denizi emrinize vermistir

    [13] O, goklerde ve yerde bulunan herseyi kendinden bir lutuf olarak sizin hizmetinize vermistir. Suphesiz bunda dusunen topluluklar icin ibret ve deliller vardir

    [14] Ey Muhammed! Iman edenlere soyle: Allah'in cezalandiracagi gunlerin gelecegini ummayanlari simdilik bagislasinlar. Cunku Allah her kavmi kazandiklariyla cezalandiracaktir

    [15] Her kim iyi bir is yaparsa onun faydasi kendisinedir. Kim de kotuluk yaparsa zarari yine kendinedir. Sonra hep Rabbinize donduruleceksiniz

    [16] Andolsun ki biz, vaktiyle Israilogullari'na kitap, hukum ve peygamberlik vermistik. Onlari temiz riziklarla riziklandirmistik. Ve onlari alemlerden ustun kilmistik

    [17] Din hususunda onlara apacik deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarindaki cekememezlik ve dusmanlik yuzunden ayriliga dusmuslerdi. Suphesiz Rabbin, ayriliga dustukleri seylerde, kiyamet gunu aralarinda hukmedecektir

    [18] Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apacik bir seriat sahibi kildik. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma

    [19] Cunku onlar Allah'tan gelecek hicbir seyi senden uzaklastiramazlar. Suphesiz zalimler, birbirlerinin dostlaridir. Allah ise muttakilerin dostudur

    [20] Bu (Kur'an) insanlarin kalb gozunu acan bir nur, kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum icin de hidayet ve rahmettir

    [21] Yoksa, kotuluk isleyenler, hayatlarinda ve olumlerinde kendilerini, iman edip iyi ameller isleyen kimselerle bir tutacagimizi mi zannettiler? Ne kotu hukum veriyorlar

    [22] Halbuki Allah, gokleri ve yeri hak ile yaratti. Hem de herkese yaptiginin karsiligi verilmek uzere, onlara asla haksizlik edilmez

    [23] (Ey Muhammed!) Heva ve hevesini kendine ilah edinen, Allah'in kendi ilmi dahilinde saptirdigi, kulagini ve kalbini muhurleyip gozune perde cektigi kimseyi goruyor musun? Simdi onu Allah'tan baska kim hidayete erdirebilir? Hala dusunmez misiniz

    [24] Hem musrikler dediler ki: "Hayat, ancak bu dunya hayatimizdan ibarettir. Oluruz ve yasariz. Bizi ancak gecen zaman yokluga surukler. Halbuki onlarin bu hususta hicbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece boyle zannederler

    [25] Kendilerine ayetlerimiz acikca okundugu zaman; "Eger sozunuzde dogru iseniz atalarimizi diriltip getirin." demekten baska soylenecek hicbir delil yoktur

    [26] (Ey Muhammed!) De ki: "Allah sizi diriltir. Sonra sizi o oldurur, sonra da geleceginde suphe olmayan kiyamet gununde (diriltip) bir araya toplar. Fakat insanlarin cogu bilmezler

    [27] Goklerin ve yerin mulku sadece Allah'indir. Kiyametin kapacagi gun varya, iste o gun batila sapanlar hep husrana dusecekler

    [28] O gun her ummeti, diz cokmus gorursun. Her ummet, kendi kitabina cagirilir, onlara: "Bugun yaptiginiz amellerin cezasi verilecektir

    [29] Iste kitabiniz, yuzunuze karsi hakki soyluyor, cunku biz sizin yaptiklarnizi hep kaydediyorduk." (denir)

    [30] Iman edip iyi isler yapanlara gelince; Rableri onlari rahmeti icine koyacaktir. Iste apacik kurtulus budur

    [31] Ama kafirlere gelince; onlara da denilir ki; "Size ayetlerim okunmadi mi? Siz buyukluk tasladiniz ve gunah isleyen bir kavim oldunuz degil mi

    [32] Allah'in vaadi gercektir. "O kiyametin geleceginde suphe yoktur." denildiginde "Kiyamet nedir bilmiyoruz." Yalniz bir zandan ibarettir saniyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok." derdiniz

    [33] Derken yaptiklari amellerin kotulugu gozlerinin onune serildi, alay edip durduklari sey onlari kusativerdi

    [34] O gun kafirlere soyle denilir; "Siz, dunyada bugune kavusmayi nasil unuttuysaniz, biz de bugun sizi oylece unutacagiz. Yeriniz atestir ve sizin icin yardimcilardan bir kimse de yoktur

    [35] Bunun sebebi sudur; Siz Allah'in ayetlerini alaya aldiniz, dunya hayati sizi aldatti. Artik bugun onlar, atesten cikarilmayacaklar ve kendilerinden ozur dilemeleri de kabul edilmeyecektir

    [36] Hamd, goklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur

    [37] Goklerde ve yerde buyukluk ve hakimiyet O'nundur. O, Aziz'dir (herseye galiptir); Hakim'dir (hukum ve hikmet sahibidir)

    Surah 46
    Ahkaf

    [1] Ha mim

    [2] Bu kitabin indirilisi, cok guclu, hukum ve hikmet sahibi olan Allah tarafindandir

    [3] Biz gokleri, yeri ve ikisi arasindakileri ancak hak ile ve belirli bir sure icin yarattik. Inkar edenler uyarildiklari seyden yuz ceviriyorlar

    [4] Ey Muhammed! De ki: "Allah'tan baska yalvardiklarinizi gordunuz mu? Onlar yerden ne yaratmislar bana gosterin. Yoksa onlarin goklerin yaradilisinda bir ortakliklari mi var? Eger siz dogru soyleyen kimseler iseniz bana bu Kur'an'dan once indirilmis bir kitap veya ilimden bir eser getirin

    [5] Allah'i birakip da kiyamet gunune kadar kendisine hic bir cevap veremeyecek olan putlara dua eden kimseden daha sapik kim olabilir? Oysa taptiklari seylerin, onlarin yalvarislarindan haberleri bile yoktur

    [6] Kiyamet gunu insanlar biraraya toplandigi zaman taptiklari seyler kendilerine dusman kesilirler. Ve onlarin kendilerine tapmalarini inkar ederler

    [7] Bizim ayetlerimiz kendilerine apacik okundugu zaman inkar edenler kendilerine gelen hak kitap icin: "Bu apacik bir buyudur." dediler

    [8] Yoksa, "Onu (Muhammed) uydurdu." mu diyorlar? Sen de ki: "Eger onu ben uydurmussam Allah'tan bana gelecek cezayi savmaya sizin gucunuz yetmez. O sizin yaptiginiz taskinliklari daha iyi bilir. Sizinle benim aramda sahit olarak Allah yeter. O cok bagislayicidir, cok merhamet edicidir

    [9] Ey Muhammed! De ki: "Ben Peygamberlerin ilki degilim. Bana ve size ne yapilacagini da bilmem. Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apacik bir uyariciyim

    [10] De ki: "Ne dersiniz, eger bu Kur'an Allah tarafindan ise ve siz de onu inkar etmisseniz, bununla birlikte Israilogullari'ndan bir sahit de onun bir benzerini (Tevrat'ta gorup) inanmisken siz hala buyukluk taslarsaniz (haksizlik etmis olmaz misiniz)? Suphesiz ki, Allah zalim bir toplulugu dogru yola iletmez

    [11] Inkar edenler, iman ednler icin: "Eger Islam'da bir hayir olsaydi onlar, onu kabulde bizi gecemezlerdi." derler. Bununla muvaffak olamayinca da: "Bu eski bir yalandir." diyeceklerdir

    [12] Kur'an'dan once de bir rehber ve rahmet olarak Musa'nin kitabi Tevrat vardi. Bu Kur'an ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlari mujdelemek icin Arap lisani ile indirilen ve kendinden oncekileri tasdik eden bir kitaptir

    [13] Gercekten Rabbimiz Allah'tir." deyip, sonra da dosdogru olanlara gelince onlar icin hicbir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

    [14] Iste onlar cennetlikdirler, yaptiklarina karsilik orada ebedi olarak kalacaklardir

    [15] Biz insana ana ve babasina iyilik yapmayi tavsiye ettik. Anasi onu zahmetle karninda tasidi ve zahmetle dogurdu. Onun ana karninda tasinmasi ile sutten kesilme suresi otuz aydir. Nihayet insan olgunluk cagina ulasip, kirk yasina geldiginde der ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama ihsan ettigin nimetlerine sukretmemi ve senin hosnut olacagin salih amel islememi ilham et. Benim neslimden gelenleri de salih kimseler kil. Dogrusu ben tevbe edip sana yoneldim. Ve ben gercekten muslumanlardanim

    [16] Iste yaptiklarinin en guzelini kendilerinden kabul edecegimiz ve gunahlarini bagislayacagimiz bu kimseler cennetlikler arasindadirlar. Bu onlara vaad edilmis olan dosdogru bir sozdur

    [17] Ana ve babasina: "Of size! siz bana oldukten sonra tekrar dirilip kabrimden cikarilacagimi mi vaad ediyorsunuz? Oysa benden once nice nesiller gelip gecmistir." diyen kimseye ana ve babasi Allah'a siginarak "Yaziklar olsun sana! Gel iman et, suphesiz ki, Allah'in vaadi gercektir." dediklerinde o: "Bu Kur'an oncekilerin masallarindan baska bir sey degildir" diyordu

    [18] Iste onlar kendilerinden once gelip gecmis olan cin ve insan topluluklari icerisinde haklarinda azab vaadi hak olmus kimselerdir. Onlar gercekten husrana ugramislardir

    [19] Herkesin yaptiklarina gore dereceleri vardir. Allah onlara yaptiklarinin karsiligini tam olarak verir. Onlara haksizlik edilmez

    [20] Inkar edenler atese arzedilecekleri gun onlara: "Siz dunya hayatinizda butun guzel seylerinizi harcadiniz, onlarin zevkini surdunuz, artik bugun yeryuzunde haksiz yere buyukluk taslamaniz ve yoldan cikmis olmanizdan dolayi asagilayici bir azabla cezalandirilacaksiniz." (denir)

    [21] Ey Muhammed! Ad kavminin kardesi Hud'u hatirla. Hani O, Ahkaf denilen yerde kavmini uyarmisti. O'ndan once ve sonra da nice peygamberler gelip gecmistir. Hud, kavmine: "Allah'tan baskasina kulluk etmeyin. Cunku ben sizin icin buyuk bir gunun azabindan korkuyorum." demisti

    [22] Onlar: "Sen bizi ilahlarimizdan cevirmek icin mi geldin? Eger dogru soyleyenlerden isen o bize vaad edip durdugun azabi haydi getir." dediler

    [23] Hud: "O azabin ne zaman gelecegine dair ilim Allah katindadir. Ben size benimle gonderileni teblig ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak goruyorum." dedi

    [24] O azabi, vadilerine dogru yayilan bir bulut halinde gordukleri zaman: "Bu bize yagmur yagdiracak yaygin bir buluttur." dediler. Hud ise: "O sizin acele gelmesini istediginiz seydir. O bir ruzgardir ki, icerisinde aci bir azab vardir

    [25] O ruzgar, Rabbinin emri ile herseyi yikar mahveder." dedi. Nihayet helak oldular ve evlerinden baska hicbir sey gorunmez oldu. Iste biz gunahkar kavmi boyle cezalandiririz

    [26] And olsun ki, biz onlara size vermedigimiz imkanlar vermistik. Onlara kulaklar, gozler ve kalpler vermistik. Fakat kulaklari, gozleri ve kalpleri onlara hicbir fayda saglamadi. Cunku onlar Allah'in ayetlerini bile bile inkar ediyorlardi. Alay etmekte olduklari sey de onlari sarip kusatti

    [27] Andolsun ki, biz sizin etrafinizda bulunan bir cok memleketleri helak ettik. Belki tevhide donerler diye ayetlerimizi cesitli sekillerde acikladik

    [28] Allah'i birakip da kendilerine yakinlik saglamak icin edindikleri ilahlari onlara yardim etselerdi ya! Ama hayir, aksine onlardan kaybolup gittiler. Iste bu onlarin yalanlari ve uydurup durduklari iftiralaridir

    [29] Ey Muhammed! Hani biz cinlerden bir grubu Kur'an'i dinlemeleri icin sana yoneltmistik. Onlar Kur'an'i dinlemek icin hazir bulunduklari zaman birbirlerine "susun" dediler. Kur'an'in okunmasi bitince de birer uyarici olarak kavimlerine donduler

    [30] Onlar kavimlerine soyle dediler: "Ey kavmimiz! Gercekten biz Musa'dan sonra indirilen ve kendisinden oncekileri tasdik eden bir kitap dinledik. O kitap gercegi ve dogru yolu gosteriyor

    [31] Ey kavmimiz! Allah'in davetcisine uyun ve O'na iman edin ki, Allah da sizin gunahlarinizi bagislasin ve sizi aci bir azabdan korusun

    [32] Her kim Allah'in davetcisine uymazsa bilsin ki, yeryuzunde Allah'i aciz birakacak degildir. Onun Allah'tan baska dostlari da yoktur. Iste onlar apacik bir sapiklik icerisindedirler

    [33] Onlar gokleri ve yeri yaratan ve onlari yaratmakla yorulmayan Allah'in oluleri diriltmeye de kadir oldugunu gormuyorlar mi? Evet suphesiz ki, O'nun herseye gucu yeter

    [34] Inkar edenler atese arz olunacaklari gun onlara: "Bu gercek degil miymis?" denir. Onlar da: "Rabbimiz Hakk'i icin gercekmis!" derler. Allah onlara: "O halde inkar ettiginizden dolayi simdi tadin azabi!" der

    [35] Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar icin (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabi gordukleri gun dunyada sadece gunduzun bir saati kadar kaldiklarini sanirlar. Bu bir tebligdir. Hic yoldan cikan fasiklar toplulugundan baskasi helak edilir mi

    Surah 47
    Muhammed

    [1] Inkar edenlerin ve Allah yolundan alikoyanlarin amellerini Allah bosa cikarir

    [2] Iman edip salih amel isleyenlerin ve Rableri tarafindan bir gercek olarak Muhammed'e indirilen kitaba inananlarin kotuluklerini Allah orter ve durumlarini duzeltir

    [3] Bu, inkar edenlerin batila uymalari ve iman edenlerin de Rablerinden gelen gercege tabi olmalarindan dolayi boyledir. Iste boylece Allah insanlara kendi misallerini anlatir

    [4] Savasta inkar edenlerle karsilastiginiz zaman hemen boyunlarini vurun. Nihayet onlara ustun geldiginiz zaman bagi siki baglayip esir alin. Sonra harp agirliklarini atip, savas bitince de onlari ya karsiliksiz olarak, ya da fidye ile saliverin. Allah'in emri budur. Eger Allah dileseydi onlardan baska turlu de intikam alirdi. Fakat boyle olmasi sizi birbirinizle denemek icindir. Allah yolunda oldurulenlere gelince, Allah onlarin amellerini asla bosa cikarmaz

    [5] Allah onlari dogru yola iletecek ve durumlarini duzeltecektir

    [6] Onlari, kendilerine tanittigi cennete koyacaktir

    [7] Ey iman edenler! Eger siz Allah'in dinine yardim ederseniz Allah da size yardim eder ve ayaklarinizi sabit tutar

    [8] Inkar edenlere gelince, artik yikim onlara. Allah onlarin amellerini bosa cikarmistir

    [9] Bu onlarin, Allah'in indirdiklerini begenmediklerinden dolayidir. Allah da bunun icin onlarin amellerini bosa cikarmistir

    [10] Onlar yeryuzunde bir gezmediler mi? Baksalar ya kendilerinden oncekilerin sonlari nasil olmus? Allah onlarin uzerlerine helak yagdirmistir. Bu kafirlere de onlarin basina gelenlerin benzerleri yarasir

    [11] Bu boyledir. Cunku Allah iman edenlerin yardimcisidir. Inkar edenlerin ise yardimcisi yoktur

    [12] Suphesiz ki, Allah iman edip salih amel isleyenleri, altlarindan irmaklar akan cennetlere koyar. Inkar edenler ise dunyada zevk edip gecinirler. Hayvanlarin yedigi gibi yerler. Onlarin varacaklari yer atestir

    [13] Ey Muhammed! Seni yurdundan cikaran sehirden daha kuvvetli olan nice sehirler vardi ki biz onlari helak ettik de onlara yardim eden cikmadi

    [14] Rabbi tarafindan apacik bir delil uzerinde bulunan kimse, kotu isleri kendisine guzel gosterilmis de heveslerinin pesine dusmus kimseler gibi olur mu

    [15] Kotulukten sakinanlara vaad edilen cennetin durumu soyledir: Orada bozulmayan temiz sudan irmaklar, tadi degismeyen sutten irmaklar, icenlere lezzet veren saraptan irmaklar ve suzme baldan irmaklar vardir. Onlar icin cennette her cesit meyve ve Rablerinden bir bagislanma vardir. Bunlarin durumu, ateste ebedi olarak kalacak olan ve bagirsaklarini parcalayacak kaynar su icirilen kimsenin durumu gibi olur mu

    [16] Ey Muhammed! Onlardan seni dinlemeye gelenler de var. Senin yanindan ciktiklari zaman kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla: "O demin ne soyledi?" diye sorarlar. Iste onlar Allah'in kalplerini muhurledigi kimselerdir. Onlar sadece kendi heva ve heveslerine uyarlar

    [17] Dogru yola girenlere gelince, Allah onlarin hidayetlerini artirmis ve onlara kotulukten sakinma carelerini ilham etmistir

    [18] Artik onlar, kiyamet saatinin kendilerine ansizin gelivermesine mi bakiyorlar? Suphesiz onun alametleri gelmistir. Artik kiyamet kendilerine gelip catinca anlamalari neye yarar

    [19] Ey Muhammed! Bil ki, Allah'tan baska hicbir ilah yoktur. Hem kendi gunahin icin, hem de mumin erkekler ve mumin kadinlar icin Allah'tan bagislanma dile. Allah, sizin gezip dolastiginiz yeri de duracaginiz yeri de bilir

    [20] Iman edenler: "Keske cihad hakkinda bir sure indirilse." derlerdi. Ama hukmu acik bir sure indirilip de, icerisinde savas zikredilince kalplerinde hastalik olanlarin olum korkusuyla bayginlik geciren bir kimsenin bakisi gibi sana baktigini gorursun. Oysa onlar icin olum yasamaktan daha uygundur

    [21] Onlarin vazifesi itaat ve guzel soz soylemekti. Sonra is kesinlesince Allah'in emrine sadakat gosterselerdi, elbette kendileri icin daha hayirli olurdu

    [22] Demek siz is basina gelecek olursaniz yeryuzunde bozgunculuk cikaracaksiniz ve akrabalik baglarinizi koparacaksiniz oyle mi

    [23] Iste onlar, Allah'in lanetledigi, kulaklarini sagir, gozlerini kor ettigi kimselerdir

    [24] Onlar Kur'an'i dusunmuyorlar mi? Yoksa kalplerinin uzerinde kilitleri mi var

    [25] Gercekten dogru yol kendilerine acikca belli olduktan sonra gerisin geri kufre donenlere seytan, kotuluklerini guzel gostermis ve onlari uzun emellere dusurmustur

    [26] Cunku onlar Allah'in indirdigini begenmeyen kimselere: "Bazi islerde biz size itaat edecegiz." demislerdi. Oysa Allah onlarin gizlediklerini biliyordu

    [27] Melekler onlarin yuzlerine ve arkalarina vurarak canlarini alirken durumlari nasil olacak

    [28] Bu onlarin Allah'i gazablandiran seylere uymalari ve O'nun rizasina sebep olacak seyleri begenmemelerinden dolayidir. Allah onlarin amellerini bosa cikarmistir

    [29] Yoksa kalplerinde hastalik olanlar Allah kendilerinin kinlerini hic ortaya cikarmaz mi sandilar

    [30] Ey Muhammed! Eger biz dileseydik onlari sana gosterirdik. Sen de onlari yuzlerinden tanirdin. Andolsun ki, sen onlari sozlerinin uslubundan da tanirsin. Allah ise butun yaptiklarinizi bilir

    [31] Andolsun ki, biz icinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya cikarincaya ve yaptiklarinizla ilgili haberlerinizi aciklayincaya kadar sizi deneyecegiz

    [32] Suphesiz ki, inkar edenler, Allah yolundan menedenler ve kendilerine dogru yol acikca belli olduktan sonra Peygamber'e karsi gelenler Allah'a hicbir zarar veremeyeceklerdir. Allah onlarin yaptiklarini bosa cikaracaktir

    [33] Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve amellerinizi bosa cikarmayin

    [34] Suphesiz ki, inkar edip, Allah yolundan saptiran, sonra da kafir olarak olenlere gelince Allah onlari asla bagislamayacaktir

    [35] Sakin gevsemeyin ve ustun oldugunuz halde barisa cagirmayin. Allah sizinle beraberdir. O sizin amellerinizi eksiltmeyecektir

    [36] Dunya hayati ancak bir oyun ve eglenceden ibarettir. Eger iman eder kotulukten sakinirsaniz, Allah size mukafatinizi verir. Ve sizden butun mallarinizi harcamanizi da istemez

    [37] Eger sizden onlarin tamamini isteyip de sizi zorlasaydi cimrilik ederdiniz. Bu da sizin butun kinlerinizi ortaya cikarirdi

    [38] Iste sizler Allah yolunda harcamaya cagrilan kimselersiniz. Icinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama cimrilik eden ancak kendi zararina cimrilik eder. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eger siz Hakk'tan yuz cevirirseniz Allah yerinize baska bir kavim getirir. Sonra onlar sizin gibi olmazlar

    Surah 48
    Fetih

    [1] Dogrusu biz sana apacik bir fetih ihsan ettik

    [2] Boylece Allah senin gecmis ve gelecek gunahini bagislar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dogru yola iletir

    [3] Ve sana Allah, sanli bir zaferle yardim eder

    [4] Imanlarina iman katsinlar diye muminlerin kalplerine guven indiren O'dur. Goklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah bilendir, herseyi hikmetle yapandir

    [5] Mumin erkeklerle mumin kadinlari, icinde ebedi kalacaklari, altlarindan irmaklar akan cennetlere koymasi, onlarin gunahlarini ortmesi icindir. Iste bu, Allah katinda buyuk bir kurtulustur

    [6] Ve o Allah hakkinda kotu zanda bulunan munafik erkeklere ve munafik kadinlara, Allah'a ortak kosan erkeklere ve ortak kosan kadinlara azap etmesi icindir. Kotuluk onlarin baslarina gelmistir. Allah onlara gazap etmis, lanetlemis ve cehennemi kendilerine hazirlamistir. Orasi ne kotu bir yerdir

    [7] Goklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [8] Suphesiz biz seni, sahit, mujdeleyici ve uyarici olarak gonderdik

    [9] Ki, Allah'a ve Resulune iman edesiniz, ve bunu takviye edip, O'na saygi gosteresiniz ve sabah aksam O'nu tesbih edesiniz

    [10] Herhalde sana bey'at edenler ancak Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'in eli onlarin ellerinin uzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmus olur. Kim de Allah'a verdigi ahde vefa gosterirse Allah ona buyuk bir mukafat verecektir

    [11] yakinda a'rabilerden geri kalmis olanlar sana diyecekler ki, "Mallarimiz ve ailelerimiz bizi alikoydu. Allah'tan bizim bagislanmamizi dile." Onlar kalplerinde olmayani dilleriyle soylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karsi kimin bir seye gucu yetebilir? Hayir! Allah yaptiklarinizdan haberdardir

    [12] Aslinda siz Peygamber ve muminlerin, ailelerine geri donmeyeceklerini sanmistiniz. Bu sizin gonullerinize guzel gorundu de kotu zanda bulundunuz ve helaki hak etmis bir topluluk oldunuz

    [13] Kim Allah'a ve Rasulune iman etmezse suphesiz biz, kafirler icin cilgin bir ates hazirlamisizdir

    [14] Goklerin ve yerin mulku Allah'indir. O, diledigini bagislar diledigini azaplandirir. Allah cok bagislayan cok merhamet edendir

    [15] Siz ganimetleri almak icin gittiginizde geri kalanlar: "Birakin biz de arkaniza duselim." diyeceklerdir. Onlar, Allah'in sozunu degistirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. Allah daha once boyle buyurmustur. Onlar size: "Bizi kiskaniyorsunuz." diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir

    [16] A'rabilerin geri birakilmis olanlarina de ki: Siz yakinda cok kuvvetli bir kavme karsi savasmaya cagirilacaksiniz. Onlarla savasirsiniz veya musluman olurlar. Eger itaat ederseniz, Allah size guzel bir mukafat verir. Ama onceden dondugunuz gibi yine donecek olursaniz sizi acikli bir azaba ugratir

    [17] Kore vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Bununla beraber kim Allah'a ve peygamberine itaat ederse, Allah onu, altindan irmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalirsa, onu aci bir azaba ugratir

    [18] Andolsun o agacin altinda (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, muminlerden razi olmustur. Kalplerinde olani bilmis onlara guven indirmis ve onlari pek yakin bir fetih ile mukafatlandirmistir

    [19] Allah onlari elde edecekleri bircok ganimetlerle de mukafatlandirdi. Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [20] Allah size, elde edeceginiz bircok ganimetler vaad etmistir. Bunu size hemen vermis ve insanlarin ellerini sizden cekmistir ki bu, muminlere bir isaret olsun ve Allah sizi dogru yola iletsin

    [21] Bundan baska sizin guc yetiremediginiz, ama Allah'in sizin icin kusattigi ganimetler de vardir. Allah herseye kadirdir

    [22] Eger kafirler sizinle savassalardi arkalarina donup kacarlardi. Sonra bir dost ve yardimci da bulamazlardi

    [23] Allah'in oteden beri gelen kanunu budur. Allah'in kanununda asla bir degisiklik bulamazsin

    [24] O sizi onlara karsi muzaffer kildiktan sonra Mekke'nin gobeginde onlarin ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan cekendir. Allah, yaptiklarinizi gorendir

    [25] Onlar inkar eden ve sizin Mescid-i Haram'i ziyaretinizi ve bekletilen kurbanlarin yerlerine ulasmasini men edenlerdir. Eger kendilerini henuz tanimadiginiz mumin erkeklerle, mumin kadinlari bilmeyerek ezmek suretiyle bir vebalin altinda kalmaniz ihtimali olmasaydi, Allah savasi onlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek icin Allah boyle yapmistir. Eger onlar birbirinden ayrilmis olsalardi elbette onlardan inkar edenleri elemli bir azaba carptirirdik

    [26] O zaman inkar edenler, kalplerine taassubu, cahiliyet taassubunu yerlestirmislerdi. Allah da elcisine ve muminlere sukunet ve guvenini indirdi. Onlari takva sozu uzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layik ve ehil kimselerdi. Allah herseyi bilendir

    [27] Andolsun ki Allah, elcisinin ruyasini dogru cikardi. Allah dilerse siz guven icinde baslarinizi tiras etmis ve saclarinizi kisaltmis olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediginzi bilir. Iste bundan once size yakin bir fetih verdi

    [28] Butun dinlerden ustun kilmak uzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gonderen O'dur. Sahit olarak Allah yeter

    [29] Muhammed Allah'in elcisidir. Onun yaninda bulunanlar da kafirlere karsi cetin, kendi aralarinda merhametlidirler. Onlari rukua varirken secde ederken gorursun. Allah'tan lutuf ve riza isterler. Yuzlerinde secdelerin izinden nisanlari vardir. Bu, onlarin Tevrat'taki vasiflaridir. Incil'deki vasiflari da soyledir: Onlar filizini yarip cikarmis, gittikce onu kuvvetlendirerek kalinlasmis, govdesi uzerine dikilmis bir ekine benzerler ki bu, ziraatcilarin da hosuna gider. Allah boylece onlari cogaltip kuvvetlendirmekle kafirleri ofkelendirir. Allah inanip iyi isler yapanlara magfiret ve buyuk bir mukafat vaad etmistir

    Surah 49
    Hucurât

    [1] Ey iman edenler! Allah'in ve Resulunun huzurunda one gecmeyin. Allah'tan korkun. Suphesiz Allah isitendir, bilendir

    [2] Ey iman edenler!Seslerinizi Peygamber'in sesinden fazla yukseltmeyin. Birbirinize bagirdiginiz gibi, Peygamber'e yuksek sesle bagirmayin. Oyle yaparsaniz, siz farkina varmadan amelleriniz bosa gider

    [3] Allah'in elcisinin huzurunda seslerini kisanlar, suphesiz Allah'in kalplerini takva ile imtihan ettigi kimselerdir. Onlara magfiret ve buyuk bir mukafat vardir

    [4] (Resulum!) Sana odalarin arkasindan bagiranlarin coklari, akli ermez kimselerdir

    [5] Eger onlar, sen yanlarina cikincaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri icin daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah cok bagislayan, cok merhamet edendir

    [6] Ey iman edenler! Eger fasikin biri size bir haber getirirsen onun dogrulugunu arastirin. Yoksa bilmeden bir topluluga satasirsiniz da sonra yaptiginizdan pisman olursunuz

    [7] Hem bilin ki, icinizde Allah'in elcisi vardir. Sayet o, bircok islerde size uysaydi, sikintiya duserdiniz. Fakat Allah size imani sevdirmis ve onu kalplerinize zinet yapmistir. Kufru, fasikligi ve isyani da size cirkin gostermistir. Iste dogru yolda olanlar bunlardir

    [8] Bu, Allah'tan bir lutuf ve nimettir. Allah herseyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir

    [9] Eger muminlerden iki grup birbirleriyle vurusurlarsa aralarini duzeltin. Sayet biri otekine saldirirsa, Allah'in buyruguna donunceye kadar saldiran tarafla savasin. Eger donerse aralarini adaletle duzeltin ve (her iste) adaletli davranin. Suphesiz ki Allah, adil davrananlari sever

    [10] Muminler ancak kardestirler. Oyleyse kardeslerinizin arasini duzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz

    [11] Ey iman edenler! Bir topluluk diger bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadinlar da kadinlari alaya almasinlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayiplamayin, birbirinizi kotu lakaplarla cagirmayin. Imandan sora fasiklik ne kotu bir isimdir! Kim de tevbe etmezse iste bu kimseler zalimlerdir

    [12] Ey iman edenler! Zannin bir cogundan kacinin. Cunku zannin bir kismi gunahtir. Birbirinizin kusurunu arastirmayin. Biriniz digerini arkasindan cekistirmesin. Biriniz, olmus kardesinin etini yemekten hoslanir mi? Iste bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Suphesiz Allah, tevbeyi cok kabul edendir, cok merhamet edendir

    [13] Ey insanlar! Dogrusu biz sizi bir erkekle bir disiden yarattik. Ve birbirinizle tanismaniz icin sizi milletlere ve kabilelere ayirdik. Muhakkak ki Allah yaninda en degerli ve en ustununuz O'ndan en cok korkaninizdir. Suphesiz Allah bilendir, herseyden haberdar olandir

    [14] Bedeviler "inandik" dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama "Islam olduk." deyin. Henuz iman kalplerinize yerlesmedi. Eger Allah'a ve Resulune itaat ederseniz, Allah islerinizden hicbir seyi eksiltmez. Cunku Allah cok bagislayan, cok merhamet edendir

    [15] Gercek muminler ancak Allah'a ve Resulune iman eden, ondan sonra asla supheye dusmeyen, Allah yolunda mallariyla ve canlariyla savasanlardir. Iste dogrular ancak onlardir

    [16] De ki: Siz dininizi Allah'a mi ogretiyorsunuz? Oysa Allah goklerde olanlari da bilir, yerde olanlari da. Allah herseyi hakkiyla bilendir

    [17] Onlar Islam'a girdikleri icin sana minnet ediyorlar. De ki: Muslumanliginizi benim basima kakmayin. Bilakis sizi imana erdirdigi icin Allah sizin basiniza kakar. Eger dogrulardan iseniz (Allah'a minnettar olmaniz gerekir)

    [18] Suphesiz Allah, goklerin ve yerin gorulmeyen esrarini bilir. Allah yaptiklarinizi gorur

    Surah 50
    Kâf

    [1] Kaf. Sanli ve serefli Kur'an'a andolsun ki

    [2] Dogrusu kafirler kendi iclerinden uyarici bir peygamber geldigine sasirdilar da dediler ki: "Bu sasilacak bir seydir

    [3] Oldugumuz ve bir toprak oldugumuz vakit mi (tekrar) dirilecegiz? bu donus cok uzaktir

    [4] Fakat biz topragin onlardan neyi eksilttigini elbette biliyoruz. Yanimizda herseyi kaydedip muhafaza eden bir kitap vardir

    [5] Dogrusu hak kendilerine geldigi zaman yalanladilar da simdi karmakarisik bir iztirap icindeler

    [6] Artik ustlerindeki goge bakmazlar mi ki, onu nasil bina etmis ve suslemisiz, onun hic bir catlagi yoktur

    [7] Yeri de nasil uzatmis, uzerine sabit daglar oturtmusuz. Orada gorunusu guzel her cesit bitkiden ciftler yetistirdik

    [8] Bunlar, Allah'a yonelen her kula gonul gozunu acmak ve ona ibret vermek icindir

    [9] Bir de gokten bereketli bir su indirip de onunla baglar, bahceler ve bicilecek taneler bitirmekteyiz

    [10] Tomurcuklari birbiri uzerine dizilmis uzun boylu hurma agaclari yetistirdik

    [11] Bunlari kullara rizik olmasi icin (yetistirmekteyiz). O su ile olu bir topraga can verdik, iste hayata cikis da boyledir

    [12] Onlardan once Nuh'un kavmi, Ress halki ve Semud da yalanlamisti

    [13] Ad, Firavun, Lut'un kardesleri de (yalanladilar)

    [14] Eyke halki ve Tubba kavmi de, bunlarin hepsi peygamberleri yalanladilar da (onlara) azabim hak oldu

    [15] Biz ilk yaratmada acizlik mi gosterdik? Dogrusu, onlar yeni bir yaratilistan suphe icindedirler

    [16] Andolsun insani biz yarattik ve nefsinin kendisine fisildadiklarini biliriz. Ve biz ona sah damarindan daha yakiniz

    [17] Onun saginda ve solunda oturmus iki melek zabit tutarken

    [18] Insan hicbir soz soylemez ki yaninda (onu) gozetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazir bulunmasin

    [19] Olum sarhoslugu gercekten geldiginde, "Ey insan! Iste bu senin oteden beri kactigin seydir." denir

    [20] Sur'a ufurulur, iste bu, tehdid(in gerceklesme) gunudur

    [21] Her can, kendisiyle beraber bir sevk memuru ve bir sahid bulundugu halde gelir

    [22] (Allah ona) "Andolsun sen bundan gaflet icinde idin. Simdi senden gaflet perdesini kaldirdik. Bugun artik gozun keskindir." der

    [23] Beraberindeki melek "iste yanimdaki hazir" der

    [24] (Allah iki melege buyurur ki:) "Haydi ikiniz, atin cehenneme her inatci nankoru

    [25] Iyiliklere (surekli) engel olan, saldirgan, supheciyi

    [26] O ki Allah'in yaninda baska ilah edinmistir. Haydi ikiniz birlikte onu siddetli azaba atin

    [27] Yanindaki arkadasi (seytan) der ki: "Rabbimiz! Ben onu azdirmadim. Fakat kendisi derin bir sapiklik icindeydi

    [28] Allah buyurur ki: "Huzurumda cekismeyin! Ben size daha once uyarici gondermistim

    [29] Benim huzurumda soz degistirilmez. Ve ben kullara asla zulmedici degilim

    [30] Biz O gun cehenneme: "Doldun mu?" diyecegiz. O da: "Daha fazla var mi?" diyecektir

    [31] Cennet de kotulukten sakinanlara yaklastirilir. Zaten uzak degildir

    [32] Onlara denir ki: "Iste size vaad edilen bu cennet, Allah'a yonelen, O'nun emirlerine riayet eden, gormedigi halde Rahman olan Allah'tan korkan ve O'na yonelen bir kalple gelenlere mahsustur

    [33] Onlara denir ki: "Iste size vaad edilen bu cennet, Allah'a yonelen, O'nun emirlerine riayet eden, gormedigi halde Rahman olan Allah'tan korkan ve O'na yonelen bir kalple gelenlere mahsustur

    [34] Simdi selam ve selametle oraya girin. Iste sonsuzluk gunu budur

    [35] Orada onlara ne isterlerse vardir. Katimizda daha fazlasi da vardir

    [36] Ey Muhammed! Biz onlardan once kendilerinden daha kuvvetli olan ve beldeleri delik desik eden nice nesilleri helak ettik, hic kurtulus var mi

    [37] Suphesiz ki bunda kalbi olan ve hazir bulunup kulak veren kimse icin elbette bir ogut vardir

    [38] Andolsun ki biz gokleri, yeri ve ikisi arasindakileri alti gunde yarattik, Bize hicbir yorgunluk da dokunmadi

    [39] Ey Muhammed! Onlarin soylediklerine karsi sabret. Gunesin dogusundan once (sabah namazini) ve batisindan once de (ogle ve ikindi namazalarini kilarak) Rabbini Hamd ile tesbih et

    [40] Geceleyin (aksam ve yatsi namazlarini kilarak), namazlardan sonra da (vitir ve nafile kilarak) O'nu tesbih et

    [41] Bir munadinin yakin bir yerden seslenecegi gune kulak ver

    [42] O gun insanlar, o cagriyi gercek olarak duyarlar. Iste bugun, kabirlerden cikis gunudur

    [43] Gercekten biz hem yasatiriz, hem oldururuz. Sonunda donus yalniz bizedir

    [44] O gun yer yarilir, insanlar kabirlerinden cabucak cikarlar. Iste bu, sadece bize gore kolay bir toplanmadir

    [45] Biz onlarin soylediklerini daha iyi biliriz. Sen onlara karsi zor kullanacak degilsin. O halde sen, benim tehdidimden korkanlara bu Kur'an ile ogut ver

    Surah 51
    Zâriyât

    [1] O tozdurup savuranlara

    [2] Derken bir agirlik tasiyanlara

    [3] Derken bir kolaylikla akanlara

    [4] Derken bir emir taksim edenlere andolsun ki

    [5] O size vaad edilen elbette dogrudur

    [6] Ceza ve hesap gunu suphesiz olacaktir

    [7] Yollara sahip goge andolsun ki

    [8] Siz elbette celiskili sozler icindesiniz

    [9] Ondan cevrilen (imana) cevrilir

    [10] Kahrolsun (o fikir adina) kendi tahminlerini ileri surenler

    [11] Onlar bir sarhosluk ve cehalet icinde suursuzdurlar

    [12] Onlar: "Hesap ve ceza gunu ne zaman?" diye soruyorlar

    [13] O gun, onlarin ates uzerinde azap gorecekleri gundur

    [14] Onlara: "Tadin inkarinizin cezasini, iste sizin acele istediginiz budur!" denecektir

    [15] Suphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdigi sevabi almis olarak cennet bahcelerinde ve pinar baslarinda bulunacaklardir. Cunku onlar bundan once iyilik yapiyorlardi

    [16] Suphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdigi sevabi almis olarak cennet bahcelerinde ve pinar baslarinda bulunacaklardir. Cunku onlar bundan once iyilik yapiyorlardi

    [17] Onlar geceleyin pek az uyurlardi

    [18] Onlar seher vakitlerinde Allah'tan bagislanma dilerlerdi

    [19] Onlarin mallarinda isteyen ve istemeyen yoksullar icin bir hak vardi

    [20] Kesin olarak inananlar icin, yeryuzunde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardir. Hic gormuyor musunuz

    [21] Kesin olarak inananlar icin, yeryuzunde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardir. Hic gormuyor musunuz

    [22] Sizin rizkiniz da size vaad edilen sevap ve ceza da goktedir

    [23] Gok ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktir. O tipki sizin konusmaniz gibi gercektir

    [24] Ey Muhammed! Ibrahim'in serefli misafirlerinin haberi sana geldi mi

    [25] Hani onlar Ibrahim'in huzuruna girmislerdi de "Selam sana!" demislerdi. Ibrahim: "Size de selam" demis, ve icinden: "Bunlar taninmamis bir topluluk!" diye gecirmisti

    [26] Ibrahim, sonra ailesine giderek semiz bir buzagi (eti) getirdi

    [27] Onu onlerine surerek: "Yemez misiniz?" dedi

    [28] Yemediklerini gorunce onlardan icine bir korku dustu. Onlar Ibrahim'e: "Korkma!" dediler ve onu cok bilgili bir ogul ile mujdelediler

    [29] Bunun uzerine karisi (Sare) bir ciglik atarak geldi ve elini yuzune vurarak: "Ben kisir bir kocakariyim, nasil cocugum olur?" dedi

    [30] Misafir melekler: "Evet bu boyledir. Rabbin boyle buyurdu. Gercekten O hukum ve hikmet sahibidir. Herseyi hakkiyla bilir." dediler

    [31] Ibrahim, kendisine misafir olarak gelen meleklere: "Acaba sizin asil onemli isiniz nedir ey elciler?" dedi

    [32] Onlar: "Gercekten biz gunahkar bir kavim (olan Lut kavmine) gonderildik

    [33] Onlarin uzerine camurdan pisirilmis sert taslar yagdiracagiz

    [34] O taslardan herbirinin haddi asanlardan kime isabet edecegi Rabbin katinda isaretlenmistir." dediler

    [35] Nihayet biz muminlerden orada bulunan kimseleri cikardik

    [36] Fakat biz orada muslumanlardan bir ev halkindan baska kimseyi de bulamadik

    [37] Biz orada aci bir azabdan korkan kimseler icin bir ibret nisanesi biraktik

    [38] Musa'nin kissasinda da ibret vardir. Hani biz onu apacik bir delille Firavun'a gondermistik

    [39] Firavun ise ordusuyla birlikte yuz cevirmis, onun hakkinda: "Bu bir sihirbazdir, ya da bir delidir." demisti

    [40] Nihayet biz onu ve ordularini yakalayip hepsini denize attik. Firavun ise o sirada (inadindan dolayi pismanlik duyarak) kendi kendini kiniyordu

    [41] Ad kavminin helakinde de bir ibret vardir. Hani biz onlarin uzerine koklerini kesecek bir ruzgar gondermistik

    [42] O ruzgar uzerine ugradigi hicbir seyi birakmiyor, mutlaka onu kul gibi dagitiyordu

    [43] Semud kavminin helakinde de bir ibret vardir. Hani onlara: "Belirli bir sureye kadar dunyadan yararalanip, gecinin!" denmisti

    [44] Onlarsa Rablerinin emrine karsi buyukluk tasladilar. Bunun uzerine kendilerini, bakip dururlarken yildirim yakalayip, carpti

    [45] Artik onlar, ne kendi kendilerine ayaga kalkabildiler, ne de yardim gorduler

    [46] Daha once de Nuh kavmini helak etmistik. Cunku onlar yoldan cikmis fasik bir kavimdiler

    [47] Biz gogu kudretimizle bina ettik. Hic suphesiz biz, cok genislik ve kudret sahibiyiz

    [48] Yeryuzunu de biz dosedik. Bakin biz onu ne guzel dosuyoruz

    [49] Biz herseyden iki cift yarattik. Umulur ki, iyice dusunursunuz

    [50] Ey Muhammed! de ki: "Oyleyse Allah'a kosun, gercekten ben size O'nun tarafindan gonderilmis apacik bir uyariciyim

    [51] Allah'la beraber baska bir tanri uydurmayin (O'na ortak kosmayin). Gercekten ben size O'nun tarafindan gonderilmis apacik bir uyariciyim

    [52] Boylece onlardan oncekilere de herhangi bir peygamber gelince, onun hakkinda da mutlaka: "Bir sihirbazdir veya bir delidir." dediler

    [53] Onlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? Hayir onlar azgin bir kavimdir

    [54] Ey Muhammed! Sen onlardan yuz cevir. Artik sen kinanacak degilsin

    [55] Sen ogut verip hatirlat. Cunku, hatirlatmak muminlere fayda verir

    [56] Ben cinleri ve insanlari ancak bana ibadet etsinler diye yarattim

    [57] Ben onlardan herhangi bir rizik istemiyorum. Beni yedirmelerini de istemiyorum

    [58] Suphesiz ki, rizik veren O saglam kuvvet sahibi olan Allah'tir

    [59] Suphsiz ki, zulmedenlerin gecmis arkadaslarinin payi gibi, dolgun bir azab payi vardir. Ama simdi onu acele istemesinler

    [60] Kendilerine vaad edilen gunlerinde ugrayacakalari azabdan dolayi vay inkar edenlerin haline

    Surah 52
    Tûr

    [1] Andolsun Tur'a

    [2] Yayilmis ince deri uzerine, satir satir yazilmis kitaba

    [3] Yayilmis ince deri uzerine, satir satir yazilmis kitaba

    [4] Ma'mur eve

    [5] Yukseltilmis tavana

    [6] Kaynatilmis denize, (andolsun ki)

    [7] Rabbinin azabi mutlaka vuku bulacaktir

    [8] Ona engel olacak (hicbir sey de) yoktur

    [9] O gun gok, bir calkanis calkalanir

    [10] Daglar da bir yuruyus yurur

    [11] Vay haline o gun yalanlayanlarin

    [12] Ki onlar, daldiklari bir batak (batil)da oynayip duruyorlar

    [13] O gun onlar cehennem atesine itilip kakilacaklar

    [14] (Onlara): "Iste yalanlayip durdugunuz ates budur" (denilecek)

    [15] Bu da mi bir sihir? Yoksa siz gormuyor musunuz

    [16] Girin oraya, ister sabredin ister etmeyin artik sizin icin birdir. Siz hep yaptiklariniza gore cezalandirilacaksiniz" (denilecek)

    [17] Suphesiz (gunahlardan) korunanlar da cennetlerde, nimetler icindedirler

    [18] Rablerinin kendilerine verdigi ile zevk u sefa surerler. Rableri onlari, cehennem azabindan korumustur

    [19] (Onlara): "Yaptiklariniza karsilik afiyetle yeyin, icin" (denilir)

    [20] Sira sira dizilmis koltuklara yaslanirlar. Ayrica biz onlari ceylan gozlu hurilerle evlendirdik

    [21] Iman edip zurriyetleri de iman ile kendilerine tabi olanlar (yok mu?); iste biz, onlarin nesillerini de kendilerine kattik. Kendilerinin amellerinden birsey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandigina baglidir

    [22] Onlara canlarinin istedigi meyvalar ve etlerden bol bol verdik

    [23] Orada bir kadeh kapisirlar ki, onda ne bir sacmalama vardir, ne de gunaha sokma

    [24] Kendilerine ait bir takim hizmetciler de onlarin etrafinda donerler. Bu gencler sanki sedefleri icine gizlenmis inci gibidirler

    [25] Birbirlerine yonelip soruyorlar

    [26] Ve diyorlar ki: "Gercekte biz daha once (dunya hayatinda) ailemiz icinde (akibetimizden) korkardik

    [27] Allah bize lutfetti de bizi (vucudun) icine isleyen (kavurucu) azabdan korudu

    [28] Gercekten biz bundan once O'na yalvariyorduk. Cunku iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur

    [29] (Ey Muhammed!) sen hatirlat, ogut ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kahinsin, ne de mecnun

    [30] Yoksa onlar (senin icin): "Bir sairdir, zamanin felaketlerine carpilmasini gozetliyoruz." mu diyorlar

    [31] De ki: Bekleyin, cunku ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

    [32] Onlarin akillari mi bunu emreder yoksa onlar azgin bir topluluk mudur

    [33] Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayir onlar inanmiyorlar

    [34] Eger dogru iseler onun benzeri bir soz meydana getirsinler

    [35] Yoksa onlar, hicbir sey olmadan (yani yaraticisiz) mi yaratildilar? Yoksa kendileri yaratici midirlar

    [36] Yoksa gokleri ve yeri onlar mi yarattilar? Hayir, onlar dusunup hakikati anlamazlar

    [37] Yoksa Rabbinin hazineleri onlarin yaninda midir? Yahut hakim (her seyin yoneticisi) kendileri midir

    [38] Yoksa kendilerine mahsus (uzerine cikip sirlari) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Oyleyse dinleyenleri, acik bir delil getirsin

    [39] Demek kizlar O'na, ogullar size oyle mi

    [40] Yoksa sen kendilerinden bir ucret istiyorsun da, bu yuzden onlar agir bir borc altinda mi kaliyorlar

    [41] Yoksa gayb kendilerinin yaninda da onlar mi yaziyorlar

    [42] Yoksa bir tuzak mi kurmak istiyorlar? Fakat o kufredenlerin kendileri tuzaga duseceklerdir

    [43] Yoksa onlarin Allah'tan baska bir ilahi mi var? Allah, onlarin ortak kostuklari seylerden uzaktir

    [44] Gokten bir parcanin dustugunu gorseler, "Ust uste yigilmis bulutlardir." derler

    [45] Artik carpilacaklari gunlerine kavusuncaya kadar onlari (kendi hallerine) birak

    [46] O gun hicbir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydasi olmayacak ve hicbir sekilde yardim da gormeyeceklerdir

    [47] Suphesiz o zulmedenlere ondan baska da azab vardir. Fakat coklari bilmezler

    [48] Rabbinin hukmune sabret. Cunku sen gozlerimizin onundesin. Kalktigin zaman Rabbini hamd ile tesbih et

    [49] Gecenin bir kisminda ve yildizlarin batisinda da O'nu tesbih et

    Surah 53
    Necm

    [1] Inmekte olan yildiza andolsun ki

    [2] Arkadasiniz (Muhammed) sapmadi, azmadi

    [3] O, hevadan (arzularina gore) konusmaz

    [4] O(nun konusmasi kendisine ) vahyedilenden baskasi degildir

    [5] Onu, muthis kuvvetleri olan biri ogretti

    [6] (Ki o) akil ve gorusunde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gercek meleklik sekliyle) dogruldu

    [7] O, en yuksek ufukta idi

    [8] Sonra (Cebrail ona) yaklasti ve (asagiya dogru) sarkti

    [9] Onunla arasindaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldi

    [10] (Allah), kuluna verdigi vahyi verdi

    [11] Onun gordugunu kalb(i) yalanlamadi

    [12] Onun gordukleri hakkinda simdi kendisi ile tartisacak misiniz

    [13] Andolsun onu bir kez daha gormustu

    [14] Sidretu'l- Munteha'nin yaninda

    [15] Ki Cennetu'l- Me'va onun yanindadir

    [16] Sidre'yi kaplayan kapliyordu

    [17] (Peygamberin) gozu sasmadi ve siniri asmadi

    [18] Andolsun ki o, Rabbinin ayetlerinden en buyugunu gordu

    [19] Siz de gordunuz degil mi o Lat ve Uzza'yi

    [20] Ve ucuncu olarak da oteki (put) Menat'i

    [21] Size erkek O'na disi oyle mi

    [22] Oyle ise bu cok insafsizca bir taksim

    [23] Onlar hicbir sey degil, sirf sizin ve babalarinizin taktiginiz (bos) isimlerdir. Allah onlar hakkinda hicbir delil indirmedi. Onlar yalniz zanna ve nefislerin sevdasina uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafindan yol gosterici gelmistir

    [24] Yoksa her arzu ettigi sey, insanin kendisinin mi (olacak) dir

    [25] Son da ilk de (ahiret de dunya da) Allah'indir

    [26] Goklerde nice melek var ki Allah'in dileyip razi olduguna izin vermeden once onlarin sefaatlari hic bir ise yaramaz

    [27] Ahirete iman etmeyenler meleklere disilerin adlarini takip duruyorlar

    [28] Onlarin bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, suphesiz hakikat bakimindan birsey ifade etmez

    [29] Onun icin bizi anmaktan yuz ceviren ve dunya hayatindan baska bir sey istemeyenlerden yuz cevir

    [30] Iste onlarin ilimden erisebilecekleri (son sinir) budur. Suphesiz, Rabbin, yolundan sapani da iyi bilir; O, hidayette olani da iyi bilir

    [31] Goklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'indir. Akibet (sonucta) kotuluk yapanlari yaptiklari ile cezalandiracak, guzel davrananlari da daha guzeliyle mukafatlandiracaktir

    [32] Onlar ki gunahin buyuklerinden ve cirkin islerden kacinirlar, yalniz bazi kucuk kusurlar haric. Suphesiz Rabbinin affi genistir. O, sizi daha topraktan yarattigi zaman ve siz annelerinizin karinlarinda bulundugunuz sirada, sizi en iyi bilendir. Bunun icin kendinizi temize cikarmayin. Cunku O, kotulukten sakinani daha iyi bilir

    [33] Simdi gordun mu O yuz cevireni

    [34] Azicik verip (sonra vermemekte) direneni

    [35] Gaybin bilgisi kendi yanindadir da, o mu goruyor

    [36] Yoksa haber verilmedi mi Musa'nin sahifelerinde yazili olanlar

    [37] Ve cok vefakar olan Ibrahim'in sahifelerindekiler

    [38] Ki hicbir gunahkar baskasinin gunah yukunu yuklenmez

    [39] Dogrusu insana calismasindan baska bir sey yoktur

    [40] Ve calismasi da yakinda gorulecektir

    [41] Sonra ona karsiligi tastamam verilecektir

    [42] Ve suphesiz en son varis, Rabbinedir

    [43] Dogrusu gulduren de aglatan da O'dur

    [44] Olduren de dirilten de O'dur

    [45] Suphesiz erkegi, disiyi iki es yaratan O'dur

    [46] Atildigi zaman bir nutfeden

    [47] Suphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir

    [48] Suphesiz zengin eden de sermaye veren de O'dur

    [49] Dogrusu Si'ra yildizinin Rabbi O'dur

    [50] O, helak etti once gelen Ad'i

    [51] Ve Semud'u da birakmadi

    [52] Onceden de Nuh kavmini (helak etmisti), cunku onlar zulmetmis ve azmisti

    [53] Alti ustune getirilmis sehirleri devirip yikti

    [54] Onlari neler kapladi neler

    [55] O halde Rabbinin hangi nimetinden kusku duyuyorsun

    [56] Bu da ilk uyaricilardan bir uyaricidir

    [57] Yaklasan yaklasti

    [58] Onu Allah'tan baska aciga cikaracak yoktur

    [59] Simdi siz bu sozden mi hayret ediyorsunuz

    [60] Guluyorsunuz da aglamiyorsunuz

    [61] Ve siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller

    [62] Haydi Allah icin secdeye kapanin ve O'na kulluk edin

    Surah 54
    Kamer

    [1] Kiyamet saati yaklasti, Ay yarildi

    [2] Bir mucize gorseler hemen yuz cevirirler ve "suregelen bir buyudur" derler

    [3] Yalanladilar, nefislerinin arzularina uydular. Halbuki her is yerini bulacaktir

    [4] Andolsun ki onlara (kotulukten) vazgecirecek nice onemli haberler gelmistir

    [5] Bunlar ustun bir hikmettir fakat uyarilar fayda vermiyor

    [6] Sen de onlardan yuz cevir ki, o gun cagirici, gorulmedik muthis bir seye cagirir

    [7] Gozleri duskun duskun (zelil ve hakir) kabirlerinden cikarlar, sanki yayilan cekirgeler gibidirler

    [8] O cagirana kosarak, kafirler: "Bu cetin bir gundur." derler

    [9] Onlardan once Nuh'un kavmi de yalanlamisti. Kulumuzu yalanladilar ve: "Cinlenmistir." dediler. Ve (Nuh davetten vazgecmeye) zorlandi

    [10] Bunun uzerine Rabbine: "Ben yenik dustum, bana yardim et!" diyerek yalvardi

    [11] Biz de bosalan bir su ile gogun kapilarini actik

    [12] Yeri de kaynaklar halinde fiskirttik, derken sular takdir edilmis bir is icin birlesti

    [13] Nuh'u da tahtalardan yapilmis, civilerle (cakilmis gemi) uzerinde tasidik

    [14] Nankorluk edilen (kulumuz)e bir mukafat olmak uzere (gemi), gozlerimizin onunde akip gidiyordu

    [15] Bunu bir ibret olarak biraktik, ibret alan yok mudur

    [16] Benim azabim ve uyarilarim nasilmis (gorsunler)

    [17] Andolsun biz Kur'an'i ogut almak icin kolaylastirdik. Ogut alan yok mudur

    [18] Ad (kavmi) da yalanladi, azabim ve uyarilarim nasil oldu

    [19] Biz onlarin ustune, ugursuzlugu devam eden bir gunde dondurucu bir ruzgar gonderdik

    [20] (O ruzgar) insanlari, sokulmus hurma kutukleri gibi yere seriyordu

    [21] Nasilmis benim azabim ve uyarim

    [22] Andolsun biz Kur'an'i ogut almak icin kolaylastirdik. Ogut alan yok mudur

    [23] Semud da o uyarilari yalanladilar

    [24] Bizden bir insana mi uyacagiz? O takdirde biz apacik bir sapiklik ve cilginlik icine dusmus oluruz." dediler

    [25] Zikir, aramizdan ona mi birakildi? Hayir o, yalanci, kustahin biridir" (dediler)

    [26] Yarin onlar, yalanci, kustahin kim oldugunu bilecekler

    [27] Biz onlara, kendilerini imtihan etmek icin disi deveyi gonderecegiz. Onun icin sen onlari gozet ve sabirli ol

    [28] Onlara suyun aralarinda paylastirilacagini haber ver; her icene dusen miktar, hazir kilinmistir

    [29] Bunun uzerine arkadaslarina bagirdilar. O da (bicagi) cekerek (deveyi) kesti

    [30] Ama azabim ve uyarilarim nasil oldu

    [31] Biz onlarin uzerine tek sayha (korkunc bir ses) gonderdik; agilcinin topladigi cali cirpi kirintilari gibi kirilip dokuluverdiler

    [32] Andolsun biz Kur'an'i ogut almak icin kolaylastirdik. Ogut alan yok mudur

    [33] Lut kavmi de uyarilari yalanladi

    [34] Biz de onlarin uzerlerine (taslar savuran) bir firtina gonderdik. Yalniz Lut ailesini seher vakti kurtardik

    [35] Katimizdan bir nimet olarak. Biz sukredeni boyle mukafatlandiririz

    [36] (Lut), onlari bizim yakalamamiza karsi uyarmisti. Fakat ikazlara karsi kusku duydular

    [37] Onun konuklarindan murad almaya kalkistilar. Biz de gozlerini siliverdik. "Haydi azabimi ve uyarilarimi tadin!" (dedik)

    [38] Sabah erken, onlari kararli bir azab yakaladi

    [39] Azabimi ve uyarilarimi tadin!" (dedik)

    [40] Andolsun biz Kur'an'i ogut almak icin kolaylastirdik. Ogut alan yok mudur

    [41] Suphesiz Firavun ailesine de uyarici peygamberler geldi

    [42] Lakin onlar butun ayetlerimizi yalanladilar. Biz de onlari cok kuvvetli ve kudretli bir yakalayisla yakaladik. Bu kissalardan hisseye gelince

    [43] Simdi sizin kafirleriniz, onlardan hayirli mi? Yoksa kitaplarda sizin icin bir beraet mi var

    [44] Yoksa "Biz birbirimize yardim eden bir topluluguz." mu diyorlar

    [45] Her halde o topluluk bozulacak ve geriye donup kacacaklardir

    [46] Bilakis kiyamet onlara vaad edilen asil saattir. Saat cidden cok feci ve acidir

    [47] Muhakkak ki suclular sapiklik ve cilginlik icindedirler

    [48] O gun yuzleri ustu ateste suruklenecekler, "Cehennemin dokunusunu tadin!" (denilecek)

    [49] Haberiniz olsun ki, biz her seyi bir kadere gore yarattik

    [50] Buyrugumuz yalniz bir tekdir, goz acip yumma gibidir

    [51] Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helak ettik. Ogut alan yok mudur

    [52] Isledikleri her sey, kitaplarda mevcuttur

    [53] Kucuk, buyuk hepsi satir satir yazilmistir

    [54] Takva sahipleri cennetlerde, nur icindedirler

    [55] Guclu padisahin huzurunda dogruluk koltuklarindadirlar

    Surah 55
    Rahmân

    [1] Rahman (cok merhametli olan Allah)

    [2] Kuran'i ogretti

    [3] Insani yaratti

    [4] Ona beyani ogretti

    [5] Gunes de ay da bir hesab iledir

    [6] Bitkiler ve agaclar secde etmektedirler

    [7] Gogu yukseltti ve mizani koydu

    [8] Sakin tartida taskinlik etmeyin

    [9] Tartiyi adaletle yapin, terazide eksiklik yapmayin

    [10] (Allah) yeri mahlukat icin (asagiya) koydu

    [11] Orada meyvalar ve salkimli hurma agaclari vardir

    [12] Yaprakli taneler ve hos kokulu bitkiler vardir

    [13] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [14] Allah insani, pismis bir camura benzeyen bir balciktan yaratti

    [15] Cinleri de halis atesten yaratti

    [16] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [17] iki dogunun ve iki batinin Rabbidir

    [18] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [19] (Aci ve tatli) iki denizi saliverdi birbirine kavusuyorlar

    [20] Fakat aralarinda bir engel vardir, birbirlerine gecip karismiyorlar

    [21] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [22] Ikisinden de inci ve mercan cikar

    [23] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [24] Denizde koca daglar gibi yukselen gemiler de onundur

    [25] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [26] Yer uzerinde bulunan her sey fanidir

    [27] Yalniz celal ve ikram sahibi Rabbinin yuzu (zati) baki kalacaktir

    [28] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [29] Goklerde ve yerde bulunanlar, O'ndan isterler. O, her gun yeni bir istedir

    [30] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [31] Ey insan ve cin! sizin de hesabinizi ele alacagiz

    [32] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [33] Ey cin ve insan topluluklari! Goklerin ve yerin cevresinden gecmeye gucunuz yeterse gecin gidin. Allah'in verdigi bir guc olmadan gecemezsiniz

    [34] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [35] Uzerinize atesten alev ve duman gonderilir, kendinizi savunamazsiniz

    [36] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [37] Gok yarilip da, erimis yag gibi kipkirmizi bir gul oldugu zaman

    [38] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [39] Iste o gun, ne insana ne de cinne gunahindan sorulmaz

    [40] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [41] Suclular simalarindan taninir, alinlarindan ve ayaklarindan tutulur

    [42] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [43] Iste bu, suclularin yalanladigi cehennemdir

    [44] Onunla kaynar su arasinda dolasirlar

    [45] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [46] Rabbinin makamindan korkan kimselere iki cennet vardir

    [47] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [48] Ikisinin de cesitli agaclari, meyvalari vardir

    [49] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [50] Ikisinde de akip giden iki kaynak vardir

    [51] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [52] Ikisinde de her turlu meyvadan cift cift vardir

    [53] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [54] Astarlari atlastan yataklara yaslanirlar. Iki cennetin de devsirmesi yakindir

    [55] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [56] Oralarda gozlerini yalniz eslerine cevirmis dilberler var ki, bunlardan once onlara ne insan ne de cin dokunmustur

    [57] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [58] Sanki onlar yakut ve mercandirlar

    [59] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [60] Iyiligin karsiligi, yalniz iyilik degil midir

    [61] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [62] Bu ikisinden baska iki cennet daha vardir

    [63] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [64] (Bu cennetler) yemyesildirler

    [65] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [66] Ikisinde de fiskiran iki kaynak vardir

    [67] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [68] Ikisinde de her turlu meyva, hurma ve nar vardir

    [69] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [70] Iclerinde guzel huylu, guzel yuzlu kadinlar vardir

    [71] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [72] Cadirlar icerisinde gozlerini yalniz kocalarina cevirmis huriler vardir

    [73] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [74] Bunlardan once onlara ne insan ne de cin dokunmustur

    [75] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [76] Yesil yastiklara ve harikulade guzel islemeli doseklere yaslanirlar

    [77] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanliyorsunuz

    [78] Buyukluk ve ikram sahibi Rabbinin adi ne yucedir

    Surah 56
    Vâkıa

    [1] Olacak vak'a oldugu zaman

    [2] Onun olusunu yalanlayacak kimse yoktur

    [3] O, alcalticidir, yukselticidir

    [4] Yer siddetle sarsildigi

    [5] Daglar serpildikce serpildigi

    [6] Dagilip toz duman haline geldigi

    [7] Ve sizler uc sinif oldugunuz zaman

    [8] Sagin adamlari (var ya) ne mutludurlar onlar

    [9] Solun adamlari ise ne ugursuzdurlar onlar

    [10] Onde olanlar (var ya), onlar oncudurler

    [11] Iste o yaklastirilanlar

    [12] Nimet cennetlerindedirler

    [13] Cogu onceki ummetlerden

    [14] Birazi da sonrakilerden

    [15] (Onlar) cevherlerle islenmis tahtlar uzerindedirler

    [16] Karsilikli olarak onlarin uzerinde yaslanirlar

    [17] Cevrelerinde, olumsuzluge ulasmis gencler dolasirlar

    [18] Kaynagindan doldurulmus, testiler, ibrikler ve kadehlerle

    [19] Ondan ne baslari agritilir, ne de akillari giderilir

    [20] Begendikleri meyvalar

    [21] Canlarinin cektigi kus etleri

    [22] Iri gozlu huriler

    [23] Sakli inciler gibi

    [24] Yaptiklarina karsilik olarak verilir

    [25] Orada bos bir soz ve gunaha sokan bir laf isitmezler

    [26] Duyduklari soz, yalniz "selam", "selam" dir

    [27] Sagin adamlari, nedir o sagin adamlari

    [28] Dalbasti kirazlar

    [29] Meyva dizili muzlar

    [30] Uzamis golgeler

    [31] Fiskiran sular

    [32] Pek cok meyva arasinda

    [33] Tukenmeyen ve yasaklanmayan

    [34] Ve yukseltilmis dosekler ustundedirler

    [35] Biz kadinlari yeniden insa ettik (yarattik)

    [36] Onlari bakireler yaptik

    [37] Hep yasit sevgililer

    [38] Sagin adamlari icindir

    [39] Bir cogu oncekilerdendir

    [40] Bir cogu da sonrakilerdendir

    [41] Solun adamlari, nedir o solcular

    [42] Iclerine isleyen bir ates ve kaynar su icinde

    [43] Kapkara dumandan bir golge altindadirlar

    [44] Ki ne serindir, ne de faydali

    [45] Cunku onlar bundan once varlik icinde sefahete dalmislardi

    [46] Buyuk gunahi islemekte israr ediyorlardi

    [47] Ve diyorlardi ki: "Biz olup, toprak ve kemik yigini olduktan sonra, biz mi bir daha diriltilecegiz

    [48] Onceki atalarimizda mi

    [49] De ki: "Oncekiler ve sonrakiler

    [50] Belli bir gunun belli vaktinde mutlaka toplanacaklardir

    [51] Sonra siz, ey sapik yalanlayicilar

    [52] Elbette bir agactan, zakkum agacindan yiyeceksiniz

    [53] Karinlarinizi hep onunla dolduracaksiniz

    [54] Ustune de kaynar su iceceksiniz

    [55] Susuzluk illetine tutulmus develerin icisi gibi iceceksiniz

    [56] Iste ceza gununde onlara sunulacak ziyafet budur

    [57] Biz sizi yarattik; tasdik etmeniz gerekmez mi

    [58] Attiginiz meniyi gordunuz mu

    [59] Onu siz mi yaratiyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz

    [60] Aranizda olumu takdir eden biziz ve bizim onumuze gecilmez

    [61] Boylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediginiz bir yaratilista tekrar var edelim diye (boyle yapiyoruz)

    [62] Andolsun, ilk yaratilisi bildiniz. Dusunup ibret almaniz gerekmez mi

    [63] Ektiginizi gordunuz mu

    [64] Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz

    [65] Dileseydik, onu kuru bir cop yapardik. Hayret eder dururdunuz

    [66] Dogrusu borc altina girdik

    [67] Dogrusu, biz yoksul birakildik" (derdiniz)

    [68] Ictiginiz suya baktiniz mi

    [69] Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz

    [70] Dileseydik onu tuzlu yapardik. O halde sukretseniz ya

    [71] Bir de o caktiginiz atesi gordunuz mu

    [72] Onun agacini siz mi yarattiniz, yoksa yaratan biz miyiz

    [73] Biz onu bir ibret ve colden gelip gecenlere bir fayda yaptik

    [74] Oyleyse buyuk Rabbinin adini yucelt

    [75] Hayir, yildizlarin yerlerine yemin ederim

    [76] Bilirseniz bu buyuk bir yemindir

    [77] O, elbette serefli bir Kur'an'dir

    [78] Korunmus bir kitaptadir

    [79] Ona temizlenenlerden baskasi el suremez

    [80] alemlerin Rabbinden indirilmistir

    [81] Simdi siz bu sozu mu kucumsuyorsunuz

    [82] Rizkinizi, yalanlamanizdan ibaret mi kiliyorsunuz

    [83] Can bogaza dayandigi zaman

    [84] Ki o zaman siz (olmek uzere olana) bakar durursunuz

    [85] Biz ona sizden daha yakiniz, fakat siz gormezsiniz

    [86] Eger cezalandirilmayacak iseniz

    [87] Onu geri cevirsenize; sayet iddianizda dogru iseniz

    [88] Fakat olen kisiye gelince, eger o rahmete yaklastirilanlardan ise

    [89] Ona rahatlik, guzel rizik ve Naim cenneti vardir

    [90] Eger O, sagin adamlarindan ise

    [91] (Ey sagci), sana sagcilardan selam

    [92] Ama yalanlayici sapiklardan ise

    [93] Iste ona da kaynar sudan bir ziyafet vardir

    [94] Ve cehenneme atilma vardir

    [95] Kesin gercek budur iste

    [96] Oyle ise Rabbini o buyuk ismiyle tesbih et

    Surah 57
    Hadîd

    [1] Goklerde ve yerde bulunan her sey Allah'i tesbih etmektedir. O, cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [2] Goklerin ve yerin mulku O'nundur. O, diriltir, oldurur, O, her seye kadirdir

    [3] O ilktir, sondur, zahirdir, batindir. O herseyi bilendir

    [4] O'dur ki gokleri ve yeri alti gunde yaratti. Sonra ars uzerine istiva etti (hukumran oldu). Yere gireni, ondan cikani, gokten ineni, ona cikani bilir. Nerede olsaniz O sizinle beraberdir. Allah yaptiklarinizi gormektedir

    [5] Goklerin ve yerin mulku O'nundur. Butun isler O'na dondurulecektir

    [6] Geceyi gunduzun icine sokar, gunduzu gecenin icine sokar. O, goguslerin ozunu bilir

    [7] Allah'a ve Resulune iman edin. Sizi hakim kildigi, sizin yonetiminize verdigi seylerden harcayin. Sizden, inanan ve harcayanlar icin buyuk mukafat vardir

    [8] Size ne oldu ki, Resul sizi Rabbinize inanmaniz icin davet ettigi halde Allah'a inanmiyorsunuz? Oysa O, sizden kesin soz almisti. Eger inanacaksaniz

    [9] Sizi karanliklardan aydinliga cikarmak icin kuluna apacik ayetler indiren O'dur. Suphesiz Allah, size karsi cok sefkatli, cok merhametlidir

    [10] Neden siz Allah yolunda harcamayasiniz ki? Goklerin ve yerin mirasi zaten Allah'indir. Elbette icinizden, fetihten once harcayan ve savasan bir olmaz. Onlarin derecesi, sonradan infak eden ve savasanlardan daha buyuktur. Bununla beraber Allah hepsine de en guzel sonucu vaad etmistir. Allah yaptiklarinizdan haberdardir

    [11] Kimdir o, Allah'a guzel bir borc verecek olan ki, Allah da onun verdigini kat kat artirsin ve onun icin serefli bir mukafat da versin

    [12] O gun inanan erkekleri ve inanan kadinlari gorursun ki nurlari, onlerinde ve saglarinda kosuyor. (Kendilerine): "Bugun mujdeniz altlarindan irmaklar akan, iclerinde ebedi kalacaginiz cennetlerdir." (denilir) Iste buyuk kurtulus budur

    [13] O gun munafik erkekler ve munafik kadinlar o iman edenlere soyle diyeceklerdir: "Bize bakin da sizin nurunuzdan alalim?" Onlara: "Arkaniza donun de nur arayin!" denilir. Aralarina kapili bir sur cekilir ki, onun icinde rahmet, disinda da azap vardir

    [14] (Munafiklar) onlara: "Biz sizinle beraber degil miydik?" diye seslenirler. (Muminler) de derler ki: "Evet ama, siz kendi canlariniza kotuluk ettiniz, gozlediniz, supheye dustunuz ve kuruntular sizi aldatti. O cok aldatan (seytan) sizi, Allah hakkinda bile aldatti. Nihayet Allah'in emri gelip catti

    [15] Bugun artik ne sizden ne de inkar edenlerden fidye kabul edilir, varacaginiz yer atestir. Size yarasan odur. Orasi ne kotu bir donus yeridir

    [16] Inananlar icin hala vakit gelmedi mi ki, kalbleri Allah'in zikrine ve inen hakka saygi duysun ve bundan once kendilerine verilmis, sonra uzerlerinden uzun zaman gecmekle kalbleri katilasmis, cogu da yoldan cikmis kimseler gibi olmasinlar

    [17] Biliniz ki Allah yer yuzunu olumunden sonra diriltir. Belki aklinizi kullanirsiniz diye size ayetleri acikladik

    [18] Suphesiz sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kadinlara ve Allah'a guzel bir odunc verenlere, verdikleri kat kat artirilir ve onlara serefli bir mukafat vardir

    [19] Allah'a ve peygamberine iman edenler var ya, iste onlar, Rableri yaninda sozu ozu dogru olanlar ve sehitlik mertebesine erenlerdir. Onlarin mukafatlari ve nurlari vardir. Inkar edip de ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlaridir

    [20] Biliniz ki dunya hayati bir oyun, bir eglence, bir sus ve kendi aranizda ovunme, mal ve evlat cogaltma yarisindan ibarettir. Bu, tipki bir yagmura benzer ki; bitirdigi ot, ekincilerin hosuna gider, sonra kurur, onu sapsari gorursun, sonra cercop olur. Ahirette ise cetin bir azab; Allah'tan magfiret ve riza vardir. Dunya hayati, aldatici bir zevkten baska bir sey degildir

    [21] Rabbinizden bir magfirete; Allah'a ve peygamberine inananlar icin hazirlanmis olup, genisligi gokle yerin genisligi kadar olan cennete kosusun. Iste bu Allah'in lutfudur. Onu diledigine verir. Allah buyuk lutuf sahibidir

    [22] Yeryuzunde vuku bulan ve sizin basiniza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan once, bir kitapta yazilmis olmasin. Suphesiz bu Allah'a gore kolaydir

    [23] Boylece elinizden cikana uzulmeyesiniz ve Allah'in size verdigi nimetlerle simarmayasiniz. Cunku Allah, kendini begenip boburlenen kimseleri sevmez

    [24] Onlar cimrilik edip insanlara da cimriligi emrederler. Kim yuz cevirirse Allah, zengindir, ovguye layiktir

    [25] Andolsun biz peygamberlerimizi acik delillerle gonderdik ve insanlarin adaleti yerine getirmeleri icin beraberlerinde kitabi ve olcuyu indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda buyuk bir kuvvet ve insanlar icin faydalar vardir. Bu, Allah'in dinine ve peygamberlerine gormeden yardim edenleri belirlemesi icindir. Suphesiz Allah kuvvetlidir, daima ustundur

    [26] Andolsun, Nuh'u ve Ibrahim'i elci gonderdik, peygamberligi ve kitabi bunlarin zurriyetleri arasina koyduk. Onlardan yola gelen de vardi, ama onlardan cogu yoldan cikmislardi

    [27] Sonra bunlarin izinden ard arda peygamberlerimizi gonderdik. Meryem oglu Isa'yi da arkalarindan gonderdik, ona Incil'i verdik ve ona uyanlarin yureklerine bir sefkat ve merhamet koyduk. Uydurduklari ruhbanliga gelince onu, biz yazmadik. Fakat kendileri Allah rizasini kazanmak icin yaptilar. Ama buna da geregi gibi uymadilar. Biz de onlardan iman edenlere mukafatlarini verdik. Iclerinden cogu da yoldan cikmislardir

    [28] Ey inananlar! Allah'tan korkun, O'nun Resulu'ne inanin ki size rahmetinden iki pay versin, sizin icin isiginda yuruyeceginiz bir nur yaratsin ve sizi bagislasin. Allah cok bagislayan, cok merhamet edendir

    [29] Boylece Kitab ehli, Allah'in lutfundan hicbir sey elde edemiyeceklerini bilsinler. Lutuf butunuyle Allah'in elindedir, onu diledigine verir. Allah, buyuk lutuf sahibidir

    Surah 58
    Mücâdele

    [1] Kocasi hakkinda seninle tartisan ve Allah'a sikayette bulunan kadinin sozunu Allah isitmistir. Allah, sizin konusmanizi isitir. Cunku Allah, isitendir, bilendir

    [2] Icinizde zihar yapanlarin kadinlari, onlarin analari degildir. Onlarin analari ancak kendilerini doguran kadindir. Suphesiz onlar cirkin ve yalan bir laf soyluyorlar. Kuskusuz Allah, affedici, bagislayicidir

    [3] Kadinlardan zihar ile ayrilmak isteyip de sonra soylediklerinden donenlerin, karilariyla temas etmeden once bir koleyi hurriyete kavusturmalari gerekir. Size ogutlenen budur. Allah, yaptiklarinizdan haberi olandir

    [4] Buna imkan bulamayan kimse, temas etmeden once araliksiz olarak iki ay oruc tutmalidir. Buna da gucu yetmeyen, altmis fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resulune inanmanizdan dolayidir. Bunlar Allah'in hukumleridir. Kafirler icin aci bir azap vardir

    [5] Allah'a ve Resulune karsi gelenler, kendilerinden oncekilerin alcaltildigi gibi alcaltilacaklardir. Biz apacik ayetler indirmisizdir. Kafirler icin kucuk dusurucu bir azap vardir

    [6] O gun Allah onlarin hepsini diriltecek ve yaptiklarini kendilerine haber verecektir. Allah onlari bir bir saymistir. Onlar ise unutmuslardir. Allah her seye sahiddir

    [7] Goklerde ve yerde olanlari, Allah'in bildigini gormuyor musunuz? Uc kisinin gizli konustugu yerde dorduncusu mutlaka O'dur. Bes kisinin gizli konustugu yerde altincisi mutlaka O'dur. Bunlardan az veya cok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlak O, onlarla beraberdir. Sonra kiyamet gunu onlara yaptiklarini haber verecektir. Dogrusu Allah, her seyi bilendir

    [8] Gizli konusmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri seyi yapmaya kalkisarak gunah, dusmanlik ve Peygamber'e karsi gelmek hususunda gizlice konusanlari gormedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'in selamlamadigi bir tarzda selamliyorlar. Kendi iclerinden de "bu soylediklerimiz yuzunden Allah'in bize azap etmesi gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kotu donus yeridir orasi

    [9] Ey iman edenler! Aranizda gizli konusacaginiz zaman gunahi dusmanligi ve Peygamber'e karsi gelmeyi fisildamayin. Iyilik ve takvayi konusun. Huzuruna toplanacaginiz Allah'tan korkun

    [10] Gizli konusmalar seytandandir. Bu iman edenleri uzmek icindir. Oysa seytan, Allah'in izni olmadikca, muminlere hicbir zarar veremez. Muminler Allah'a dayanip guvensinler

    [11] Ey iman edenler! Size: "Meclislerde yer acin." denilince yer acin ki Allah da size genislik versin. Size "Kalkin." denilince de kalkin ki Allah sizden inananlari ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yukseltsin. Allah yaptiklarinizdan haberi olandir

    [12] Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir sey konusacaginiz zaman bu konusmanizdan once bir sadaka veriniz. Bu sizin icin daha hayirli ve daha temizdir. Sayet bir sey bulamazsaniz, artik Allah bagislayan ve merhamet edendir

    [13] Gizli (ozel) bir sey konusmanizdan once sadaka vermekten korktunuz da mi yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Su halde namazi kilin, zekati verin, Allah'a ve Resulune itaat edin. Allah, yaptiklarinizdan haberi olandir

    [14] Allah'in kendilerine gazap ettigi bir toplulugu dost edinenleri gormedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar

    [15] Allah onlara cetin bir azab hazirlamistir. Onlar ne kotu isler yapiyorlar

    [16] Yeminlerini kalkan yapip Allah'in yolundan cevirdiler. Onlar icin kucuk dusurucu bir azab vardir

    [17] Onlarin ne mallari, ne de evlatlari, kendilerinden, Allah'dan hicbir sey savamaz. Onlar ates halkidir. Orada ebedi kalacaklardir

    [18] Allah onlarin hepsini tekrar dirilttigi gun, dunyada size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler ve kendilerinin bir sey uzerinde bulunduklarini, sanacaklardir. Iyi bilin ki onlar yalancidirlar

    [19] Seytan onlari istila etmis, onlara Allah'i anmayi unutturmustur. Onlar, seytanin hizbi (partisi)dir. Iyi bilin ki seytanin partisi kaybedecektir

    [20] Allah'a ve Resulune dusman olanlar var ya, onlar en alcaklar arasindadirlar

    [21] Allah: "Elbette ben ve elcilerim galip gelecegiz." diye yazmistir. Suphesiz Allah gucludur, galipdir

    [22] Allah'a ve ahiret gunune inanan bir milletin, babalari, ogullari, kardesleri, yahut akrabalari da olsa Allah'a ve Resulune dusman olanlarla dostluk ettigini gormezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmis ve onlari kendinden bir ruh ile desteklemistir. Onlari, altlarindan irmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardir. Allah onlardan razi olmus, onlar da O'ndan razi olmuslardir. Iste onlar Allah'in hizbi (dininin yardimcilari)dir. Iyi bil ki, kurtulusa ulasacak olanlar, Allah'in hizbidir

    Surah 59
    Haşr

    [1] Goklerde ve yerde olanlarin hepsi Allah'i tesbih etmektedir, O ustundur, hikmet sahibidir

    [2] Ehl-i kitaptan inkar edenleri, ilk surgunleri yurtlarindan cikaran O'dur. Siz onlarin cikacaklarini sanmamistiniz. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacagini sanmislardi. Ama Allah'in azabi, onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yureklerine korku dusurdu; oyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de muminlerin elleriyle harap ediyorlardi. Ey akil sahipleri! Ibret alin

    [3] Eger Allah onlara surgunu yazmamis olsaydi, elbette, onlari dunyada baska sekilde cezalandiracakti. Ahirette de onlar icin ates azabi vardir

    [4] Bunun sebebi sudur: Onlar Allah'a ve Resulune karsi geldiler; Kim Allah'a karsi gelirse Allah'in azabi siddetlidir

    [5] Hurma agaclarindan her hangi bir sey kesmeniz veya kokleri uzerinde birakmaniz hep Allah'in izniyle ve O'nun, yoldan cikanlari cezalandirmasi icindir

    [6] Allah'in, onlardan peygamberine verdigi ganimetlere gelince siz onun uzerine ne at, ne de deve surmediniz. Fakat Allah peygamberini, diledigi kimselerin uzerine salar. Allah her seye kadirdir

    [7] Allah'in o kent halkindan, Resulune verdigi ganimetler, Allah'a, Resul'e, ona akrabaligi bulunanlara, yetimlere, yoksullara, yolcuya aittir. Ta ki icinizden yalniz zenginler arasinda dolasan bir sey olmasin. Peygamber size ne verdiyse onu alin. Size neyi yasakladiysa ondan sakinin ve Allah'tan korkun. Cunku Allah'in azabi siddetlidir

    [8] Bir de goc eden fakirlere aittir ki yurtlarindan ve mallarindan cikarilmislardir, Allah'in lutuf ve rizasini ararlar; Allah'a ve Resulune yardim ederler. Iste dogru olanlar onlardir

    [9] Ve onlardan once o yurda yerlesen imana sarilanlar kendilerine goc edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden oturu goguslerinde bir ihtiyac duymazlar. Kendilerinin ihtiyaclari olsa dahi, onlari oz canlarina tercih ederler. Kim nefsinin cimriliginden korunursa, iste onlar umduklarina erenlerdir

    [10] Onlardan sonra gelenler derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden once inanan kardeslerimizi bagisla, kalplerimizde inananlara karsi bir kin birakma! Rabbimiz! Sen cok sefkatli, cok merhametlisin

    [11] Munafiklarin, kitap ehlinden inkar eden dostlarina "Eger siz yurdunuzdan cikarilirsaniz, mutlaka biz de sizinle beraber cikariz sizin aleyhinizde kimseye asla uymayiz. Eger savasa tutusursaniz, mutlaka yardim ederiz." dediklerini gormedin mi? Allah, onlarin yalanci olduklarina sahitlik eder

    [12] Andolsun eger onlar, cikarilirsalar, onlarla beraber cikmazlar; savasa tutusmus olsalar, onlara yardim etmezler; yardim etseler bile arkalarini donup kacarlar, sonra kendilerine de yardim edilmez

    [13] Onlarin kalblerinde sizin korkunuz, Allah'in korkusundan fazladir. Boyledir, cunku onlar anlamayan bir topluluktur

    [14] Onlar toplu olarak sizinle savasamazlar, ancak, mustahkem sehirlerde yahut duvarlarin ardindan (sizinle savasmak isterler). Kendi aralarindaki cekismeleri siddetlidir. Sen onlari toplu sanirsin, oysa onlarin kalbleri daginiktir. Boyledir, cunku onlar aklini kullanmayan bir topluluktur

    [15] (Bu yahudilerin durumu) kendilerinden az once, islerinin gunahini tatmis olan, ahirette de kendileri icin aci bir azab bulunan kimselerin (Bedir'de cezalarini bulan putperestlerin) durumu gibidir

    [16] (Yahudileri kandiran munafiklarin durumu da) tipki seytanin durumuna benzer ki insana "Inkar et." dedi, (insan) inkar edince de: "Ben senden uzagim, ben alemlerin Rabb'i Allah'tan korkarim!" dedi

    [17] Nihayet ikisinin sonu, ebedi olarak ateste oldu. Zalimlerin cezasi budur

    [18] Ey inananlar, Allah'tan korkun ve kisi, yarin icin ne (yapip) gonderdigine baksin. Allah'tan korkun; cunku Allah, yaptiklarinizdan haberdardir

    [19] Allah'i unutup da Allah'in da kendilerini unutturdugu kimseler gibi olmayin onlar, yoldan cikan kimselerdir

    [20] Cehennem ehli ile cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli kurtularak isteklerine erisenlerdir

    [21] Biz bu Kur'an'i bir daga indirseydik, Allah'in korkusundan onu bas egmis, parca, parca olmus gorurdun. Bu misalleri dusunsunler diye insanlara veriyoruz

    [22] O, oyle Allah'tir ki O'ndan baska tanri yoktur. Gorulmeyeni ve goruleni bilendir. O, esirgeyen bagislayandir

    [23] O, oyle bir Allah'tir ki, kendisinden baska hicbir tanri yoktur. O, malik ve sahiptir, munezzehtir, selamet verendir, emniyete kavusturandir, gozetip koruyandir, ustundur, istedigini zorla yaptiran, buyuklukte esi olmayandir. Allah puta tapanlarin ortak kostuklari seylerden munezzehtir

    [24] O, yaratan, var eden, varliklara sekil veren Allah'tir. En guzel isimler O'nundur. Goklerde ve yerde olanlar O'nun sanini yuceltmektedirler. O, galib olan, her seyi hikmeti uyarinca yapandir

    Surah 60
    Mümtehine

    [1] Ey inananlar! Benim de dusmanim, sizin de dusmaniniz olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gercegi inkar ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandiginizdan dolayi Resulu ve sizi (yurdunuzdan surup) cikardiklari halde siz onlara sevgi ulastiriyorsunuz. Eger benim yolumda savasmak ve benim rizami kazanmak icin ciktinizsa icinizde onlara sevgi mi gizliyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediginiz ve aciga vurdugunuz her seyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa dogru yoldan sapmis olur

    [2] Sayet onlar sizi ele gecirirlerse, size dusman kesilecekler, size ellerini ve dillerini kotulukle uzatacaklardir. Zaten inkar edivermenizi istemektedirler

    [3] Kiyamet gunu yakinlariniz ve cocuklariniz size fayda vermezler. Cunku Allah aranizi ayirir. Allah yaptiklarinizi gorendir

    [4] Ibrahim'de ve onunla beraber bulunanlarda sizin icin guzel bir misal vardir, onlar kavimlerine demislerdi ki: "Biz sizden ve sizin Allah'tan baska taptiklarinizdan uzagiz. Sizi tanimiyoruz. Siz bir tek Allah'a inanincaya kadar sizinle bizim aramizda surekli bir dusmanlik ve nefret belirmistir." Yalniz Ibrahim'in babasina: "Senin icin magfiret dileyecegim, fakat senin icin Allah'tan (gelecek) hicbir seyi (onlemeye) gucum yetmez." demesi haric. Rabbimiz! Yalniz sana dayandik, sana yoneldik. Donusumuz de ancak sanadir

    [5] Rabbimiz! Bizi inkar edenler icin bir fitne kilma, (onlara maglub etme!) bizi bagisla! Ey Rabbimiz! Yegane galib ve hikmet sahibi ancak sensin

    [6] Andolsun, onlarda sizin icin, Allah'i ve ahiret gununu arzulayanlara guzel bir ornek vardir. Kim yuz cevirirse suphesiz Allah, zengindir, hamde layik olandir

    [7] Olur ki Allah sizinle dusmanlariniz arasinda yakinda bir dostluk meydana getirir. Allah gucu yetendir. Allah cok bagislayan, cok merhamet edendir

    [8] Allah sizi, din hakkinda sizinle savasmayan ve sizi yurtlarinizdan cikarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Cunku Allah adalet yapanlari sever

    [9] Allah sizi, ancak sizinle din hakkinda savasan, sizi yurtlarinizdan cikaran ve cikarilmaniz icin yardim eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa iste zalimler onlardir

    [10] Ey iman edenler! Mumin kadinlar hicret ederek size geldigi zaman, onlari imtihan edin. Allah onlarin imanlarini daha iyi bilir. Eger siz de onlarin inanmis kadinlar oldugunu ogrenirseniz onlari kafirlere geri dondurmeyin. Bunlar onlara helal degildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onlarin (kocalarinin) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiginiz zaman onlarla evlenmenizde size bir gunah yoktur. Kafir kadinlari nikahinizda tutmayin, sarfettiginizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'in hukmu budur. Aranizda O, hukmeder, Allah bilendir, hikmet sahibidir

    [11] Eger eslerinizden biri, sizden kafirlere kacar da siz de savasta galip durumda olursaniz, esleri gitmis olanlara ganimetten, harcadiklari kadar verin. Inandiginiz Allah'a karsi gelmekten sakinin

    [12] Ey Peygamber! Inanmis kadinlar sana gelip Allah'a hicbir seyi ortak kosmamalari, hirsizlik etmemeleri, zina etmemeleri, cocuklarini oldurmemeleri, elleri ile ayaklari arasinda bir iftira uydurup getirmemeleri, iyi bir iste sana karsi gelmemeleri hususunda sana bey'at ederlerse onlarin bey'atlarini al ve onlar icin Allah'tan magfiret dile. Suphesiz Allah, cok bagislayan, cok merhamet edendir

    [13] Ey inananlar, Allah'in gazab ettigi kimselerle dostluk etmeyin. Kafirler, mezarlik halkindan nasil umidi kesmisse, onlar da ahiretten oyle umidi kesmislerdi

    Surah 61
    Saff

    [1] Goklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi Allah'i tesbih eder. O, ustundur, hikmet sahibidir

    [2] Ey iman edenler! Yapmayacaginiz seyi nicin soyluyorsunuz

    [3] Yapmayacaginizi soylemeniz, Allah yaninda siddetli bir bugza sebeb olur

    [4] Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir duvar gibi saf baglayarak savasanlari sever

    [5] Bir zaman Musa, kavmine: "Ey kavmim! Benim, Allah'in size gonderdigi elcisi oldugumu bildiginiz halde nicin beni incitiyorsunuz?" demisti. Onlar egrilince, Allah da kalblerini egriltti. Allah fasiklari dogru yola iletmez

    [6] Meryem oglu Isa da: "Ey Israilogullari! ben size Allah'in elcisiyim. benden once gelen Tevrat'i dogrulayici ve benden sonra gelecek Ahmed adinda bir peygamberi mujdeleyici olarak (geldim)." demisti. Fakat onlara apacik delillerle gelince "Bu, apacik bir buyudur." dediler

    [7] Islam'a davet olundugu halde Allah uzerine yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim toplumu dogru yola iletmez

    [8] Agizlariyla Allah'in nurunu sondurmek istiyorlar. Halbuki kafirler hos gormese de Allah nurunu tamamlayacaktir

    [9] O, Resulunu hidayet ve hak dinle gonderdi ki, musrikler istemese de onu, butun dinlerin ustune cikarsin

    [10] Ey Iman edenler! Sizi aci bir azabdan kurtaracak ticareti size gostereyim mi

    [11] Allah'a ve Resulune inanirsiniz, mallarinizla ve canlarinizla Allah yolunda savasirsiniz. Eger bilirseniz sizin icin en iyisi budur

    [12] (Eger boyle yaparsaniz Allah) sizin gunahlarinizi bagislar ve sizi altlarindan irmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hos yerlere koyar. Iste buyuk kurtulus budur

    [13] Seveceginiz bir sey daha var: Allah'tan yardim ve yakin bir fetih.. Muminleri mujdele

    [14] Ey inananlar, Allah'in yardimcilari olun. Nitekim Meryem oglu Isa da havarilere: "Allah'a (giden yolda) benim yardimcilarim kimdir?" demisti. Havariler: "Allah (yolun)un yardimcilari biziz." dediler. Israil ogullarindan bir zumre inandi, bir zumre inkar etti. Biz de inananlari, dusmanlarina karsi destekledik, onlar ustun geldiler

    Surah 62
    Cum'a

    [1] Goklerde ve yerde olanlarin hepsi padisah, mukaddes, aziz ve hakim olan Allah'i tesbih etmektedir

    [2] O'dur ki ummiler icinde, kendilerinden olan ve onlara Allah'in ayetlerini okuyan, onlari temizleyen, onlara kitap ve hikmeti ogreten bir Peygamber gonderdi. Oysa onlar, onceden apacik bir sapiklik icinde idiler

    [3] Henuz onlara katilmamis bulunan diger insanlara da (o Peygamberi gondermistir). O, cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

    [4] Bu, Allah'in lutfudur. Allah, buyuk lutuf sahibidir

    [5] Kendilerine Tevrat yukletilip de sonra onu tasimayanlarin durumu, kitaplar tasiyan esegin durumu gibidir. Allah'in ayetlerini yalanlayanlarin durumu ne kotudur. Allah zalim toplumu dogru yola iletmez

    [6] De ki: "Ey Yahudi olanlar! Eger insanlar arasinda yalniz sizin, Allah'in dostlari oldugunuzu saniyorsaniz, o halde olumu temenni edin, dogru iseniz

    [7] Ama onlar, ellerinin (yapip) one surdugu (isler) yuzunden olumu asla temenni etmezler. Allah zalimleri bilir

    [8] De ki: "Sizin kendisinden kactiginiz olum, muhakkak sizi bulacaktir. Sonra gorunmeyeni ve goruneni bilene donduruleceksiniz. O size (butun) yaptiklarinizi haber verecektir

    [9] Ey inananlar! Cuma gunu namaz icin cagrildigi(niz) zaman, Allah'i anmaya kosun, alisverisi birakin. Eger bilirseniz, bu sizin icin daha hayirlidir

    [10] Namaz kilindiktan sonra yeryuzune dagilin ve Allah'in lutfundan (nasibinizi) arayin. Allah'i cok anin ki kurtulusa eresiniz

    [11] Bir ticaret ve eglence gordukleri zaman hemen dagilip ona gittiler ve seni ayakta biraktilar. De ki: "Allah'in yaninda bulunan, eglenceden ve ticaretten de hayirlidir. Allah, rizik verenlerin en hayirlisidir

    Surah 63
    Münâfikûn

    [1] Munafiklar sana geldikleri vakit: "Sahitlik ederiz ki sen muhakkak Allah'in elcisisin." derler. Senin mutlaka kendisinin elcisi oldugunu Allah bilir ve Allah munafiklarin yalanci olduklarina sahitlik eder

    [2] Yeminlerini kalkan yapip (insanlari) Allah'in yolundan cevirdiler. Onlarin yaptiklari ne kotudur

    [3] Bunun sebebi sudur: Onlar inandilar, sonra inkar ettiler, bu yuzden kalblerinin uzeri muhurlendi. Artik onlar anlamazlar

    [4] Onlari gordugun zaman kaliplari hosuna gider, konusurlarsa sozlerini dinlersin. Onlar sanki dayanmis keresteler gibidirler. Her gurultuyu kendi aleyhlerine sanirlar. Onlar dusmandir, onlardan sakin. Allah onlari kahretsin! Nasil olup da donduruluyorlar

    [5] Onlara: "Gelin, Allah'in Resulu sizin icin magfiret dilesin." denildigi zaman baslarini cevirirler ve onlarin, buyukluk taslayarak yuz cevirdiklerini gorursun

    [6] Onlara magfiret dilesen de, dilemesen de onlar icin birdir. Allah onlari bagislamayacaktir. Cunku Allah, yoldan cikmis bir toplumu yola iletmez

    [7] Onlar oyle kimselerdir ki: "Allah'in elcisinin yaninda bulunanlari beslemeyin ki dagilip gitsinler." diyorlar. Oysa goklerin ve yerin hazineleri Allah'indir, fakat munafiklar anlamazlar

    [8] Diyorlar ki: "Andolsun, eger Medine'ye donersek, daha ustun olan, daha alcak olani oradan mutlaka cikaracaktir." Ustunluk, ancak Allah'a, O'nun elcisine ve muminlere mahsustur. Fakat munafiklar bilmezler

    [9] Ey Inananlar! Mallariniz ve cocuklariniz sizi Allah'i anmaktan alikoymasin. Kim bunu yaparsa iste onlar ziyana ugrayanlardir

    [10] Birinize olum gelip de: "Rabbim, beni yakin bir sureye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydim!" demesinden once, size verdigimiz riziktan (Allah) icin harcayin

    [11] Allah suresi geldigi zaman hic bir cani ertelemez. Allah yaptiklarinizdan haberdardir

    Surah 64
    Teğâbün

    [1] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'i tesbih eder. Mulk O'nundur, hamd O'nadir. Her seye gucu yeten O'dur

    [2] Sizi O yaratti. Kiminiz kafirdir, kiminiz mumin. Allah yaptiklarinizi gormektedir

    [3] Zira gokleri ve yeri hak ile yaratti. Sizi sekillendirdi ve sekillerinizi de guzel yapti. Donus ancak O'nadir

    [4] Goklerde ve yerde olanlari, gizlediginiz ve aciga vurdugunuz seyleri bilir. Allah, goguslerin ozunu bilir

    [5] Onceden inkar edenlerin haberi size gelmedi mi? (Onlar) islerinin vebalini tattilar ve onlar icin aci bir azap vardir

    [6] Boyledir, cunku onlara peygamberleri, acik deliller getirirlerdi, fakat onlar: "Bir insan mi bize yol gosterecek?" dediler ve yuz cevirdiler. Allah da muhtac olmadigini gosterdi. Allah zengindir, ovulmeye layiktir

    [7] Inkar edenler, katiyyen diriltilmeyeceklerini sandilar. De ki: "Hayir! Rabbim hakki icin mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptiklariniz size haber verilecektir. Bu, Allah'a gore kolaydir

    [8] Artik Allah'a, Resulune ve indirdigimiz nura (Kur'an'a) inanin. Allah yaptiklarinizdan haberdardir

    [9] Toplanma gunu icin sizi topladigi zaman var ya, iste o gun, kimin aldandiginin aciga cikacagi aldanma gunudur. Kim Allah'a inanir ve yararli is yaparsa, Allah onun kotuluklerini orter ve onu, icinde ebedi kalacaklari, altlarindan irmaklar akan cennetlere sokar. Iste buyuk kurtulus budur

    [10] Inkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardir. Ne kotu gidilecek yerdir orasi

    [11] Allah'in izni olmayinca hic bir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanirsa, Allah onun kalbini dogruya goturur. Allah her seyi bilendir

    [12] Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Yuz cevirirseniz bilin ki, elcimize dusen apacik bir duyurmadir

    [13] Allah ki O'ndan baska tanri yoktur. Muminler Allah'a dayansinlar

    [14] Ey iman edenler! Eslerinizden ve cocuklarinizdan size dusman olanlar da vardir. Onlardan sakinin. Ama affeder, kusurlarini baslarina kakmaz, hos gorur ve bagislarsaniz, bilin ki Allah cok bagislayan cok merhamet edendir

    [15] Dogrusu mallariniz ve cocuklariniz sizin icin bir imtihandir. Buyuk mukafat ise Allah'in yanindadir

    [16] O halde gucunuzun yettigi kadar Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliginize olarak harcayin. Kim nefsinin cimriliginden korunursa iste onlar kurtulusa erenlerdir

    [17] Eger Allah'a guzel bir borc verirseniz, Allah onu sizin icin kat kat yapar ve sizi bagislar. Allah cok mukafat verendir, halimdir

    [18] Gorunmeyeni ve goruneni bilendir. Ustundur, hikmet sahibidir

    Surah 65
    Talâk

    [1] Ey Peygamber! Kadinlari bosamak istediginiz zaman onlari iddetleri icinde bosayin ve iddeti de sayin. Rabbiniz Allah'tan korkun. Apacik bir hayasizlik yapmalari hali bir yana, onlari evlerinden cikarmayin, kendileri de cikmasinlar. Bunlar Allah'in sinirlaridir. Kim Allah'in sinirlarini asarsa, suphesiz kendine zulmetmis olur. Bilmezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya cikariverir

    [2] Surelerinin sonuna vardiklarinda onlari guzelce tutun, yahut guzellikle onlardan ayrilin. Icinizden adalet sahibi iki kisiyi sahit tutun. Sahidligi Allah icin yapin. Iste Allah'a ve son gune inanan kimseye ogutlenen budur. Kim Allah'tan korkarsa Allah ona bir cikis yolu yaratir

    [3] Ve onu ummadigi yerden riziklandirir. Kim Allah'a guvenirse O, ona yeter. Allah, emrini yerine getirendir. Allah her sey icin bir olcu koymustur

    [4] Kadinlariniz icinden adetten kesilmis olanlarla, henuz adetini gormemis bulunanlardan eger suphe ederseniz (iddetlerinin nasil olacaginda tereddut ederseniz), onlarin bekleme suresi uc aydir. Gebe olanlarin bekleme suresi ise, yuklerini birakmalari, dogum yapmalaridir. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona isinde bir kolaylik verir

    [5] Bu, Allah'in size indirdigi buyrugudur. Kim Allah'tan korkarsa Allah onun kotuluklerini orter ve onun mukafatini buyutur

    [6] O kadinlari, gucunuz olcusunde oturdugunuz yerin bir bolumunde oturtun ve onlari sikistirmak icin kendilerine zarar vermeye kalkismayin. Sayet gebe iseler, yuklerini birakincaya kadar onlari besleyin. Sonra sizin icin emzirirlerse ucretlerini verin ve aranizda guzellikle konusup danisin. Gucluk cekerseniz cocugu, baska bir kadin emzirecektir

    [7] Eli genis olan genisligine gore nafaka versin. Rizki kisilmis bulunan da Allah'in kendisine verdiginden versin. Allah bir kisiye ne vermisse ancak onu teklif eder. Allah bir guclukten sonra bir kolaylik yaratacaktir

    [8] Nice kent var ki Rablerinin ve O'nun elcilerinin emrine baskaldirdi, biz de onlari cetin bir hesaba cektik ve onlara gorulmemis sekilde azab ettik

    [9] Islerinin vebalini tattilar. Islerinin sonucu tam bir husran olmustur

    [10] Allah onlara siddetli bir azap hazirlamistir. O halde ey inanan akl-i selim sahipleri! Allah'tan korkun, Allah size bir uyarici gonderdi

    [11] Size Allah'in acik acik ayetlerini okuyan bir elci (gonderdi) ki inanip faydali isler yapanlari, karanliklardan aydinliga cikarsin. Kim Allah'a inanir ve yararli is yaparsa (Allah) onu, altlarindan irmaklar akan, icinde ebedi kalacaklari cennetlere sokar. Allah ona gercekten ne guzel rizik vermistir

    [12] Allah O'dur ki yedi gogu ve yerden de onlar kadarini yaratti. Emir bunlar arasinda iner ki Allah'in her seye kadir oldugunu ve Allah'in bilgisinin, her seyi kusattigini bilesiniz

    Surah 66
    Tahrîm

    [1] Ey Peygamber! Eslerinin rizasini arayarak Allah'in sana helal kildigi seyi nicin sen kendine haram ediyorsun? Allah cok bagislayan cok esirgeyendir

    [2] Allah size yeminlerinizi cozmeyi mesru kilmistir. Allah sizin sahibinizdir. O bilendir, hikmetle yonetendir

    [3] Peygamber, eslerinden birine gizlice bir soz soylemisti. Fakat esi, o sozu baskalarina haber verip Allah da bunu Peygamber'e aciklayinca, Peygamber (esine) bir kismini bildirmis bir kismindan da vazgecmisti. Peygamber bunu ona haber verince esi: "Bunu sana kim soyledi?" dedi. Peygamber "Bilen, her seyden haberi olan Allah bana soyledi." dedi

    [4] Eger ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz ne iyi, cunku kalpleriniz egildi. Ve eger Peygamber'e karsi birbirinize arka olursaniz (bilin ki) onun dostu ve yardimcisi Allah, Cibril ve muminlerin iyileridir. Bunun ardindan melekler de ona arkadir

    [5] Eger o sizi bosarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayirli, kendisini Allah'a teslim eden, inanan, gonulden itaat eden, tevbe eden, oruc tutan dul ve bakire esler verir

    [6] Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi bir atesten koruyun ki onun yakiti insanlar ve taslardir. Onun basinda gayet kati, siddetli, Allah'in kendilerine buyurduguna karsi gelmeyen ve emredildikleri seyi yapan melekler vardir

    [7] (Inkar edenlere): "Ey kafirler! Bugun ozur dilemeyin. Siz ancak islediklerinizin cezasini cekeceksiniz." (denilir)

    [8] Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a donun. Umulur ki Rabbiniz sizin kotuluklerinizi orter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandirmayacagi gunde Allah sizi, iclerinden irmaklar akan cennetlere sokar. Cunku onlarin nurlari, onlerinde ve yanlarinda kosar da, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bagisla, cunku sen her seye kadirsin." derler

    [9] Ey Peygamber! Kafirler ve munafiklarla savas, onlara karsi sert davran. Onlarin varacagi yer cehennemdir. O gidilecek yer, ne de kotudur

    [10] Allah, inkar edenlere, Nuh'un karisi ile Lut'un karisini misal verdi. Bu ikisi, kullarimizdan iki salih kulun (nikahi) altinda idiler, onlara hiyanet ettiler. (Kocalari,) Allah'tan hicbir seyi onlardan savamadi. (Onlara): "Haydi girenlerle birlikte siz de atese girin!" denildi

    [11] Allah, inananlara da Firavun'un karisini ornek gosterdi. O soyle demisti: "Rabbim! Bana yaninda cennetin icinde bir ev yap, beni Firavun'dan ve onun (kotu) isinden kurtar. Ve beni su zalim toplumdan kurtar

    [12] Irzini korumus olan, Imran kizi Meryem'i de Allah ornek gosterdi. Biz, ona ruhumuzdan ufledik ve Rabbinin sozlerini ve kitaplarini tasdik etti. O, gonulden itaat edenlerdendi

    Surah 67
    Mülk

    [1] Mutlak hukumranlik elinde bulunan Allah, yuceler yucesidir ve O'nun her seye gucu yeter

    [2] O, hanginizin daha guzel is yapacaginizi denemek icin olumu ve hayati yaratti. O, ustundur, bagislayandir

    [3] O, yedi gogu, birbiri uzerine yaratti. Rahman'in yaratmasinda bir aykirilik, uygunsuzluk gormezsin. Gozunu dondur de bak, bir bozukluk goruyor musun

    [4] Sonra gozunu tekrar tekrar dondur (bak). Goz (aradigi bozuklugu bulmaktan) aciz ve bitkin halde sana donecektir

    [5] Andolsun biz, en yakin gogu kandillerle donattik ve onlari, seytanlar icin taslamalar yaptik. Ve onlar icin alevli ates azabini hazirladik

    [6] Rablerini inkar edenler icin cehennem azabi vardir. Ne kotu gidilecek yerdir o

    [7] Oraya atildiklarinda, onun kaynarken cikardigi ugultuyu isitirler

    [8] Az daha ofkeden catlayacak. Her ne zaman oraya bir topluluk atilsa, onun bekcileri onlara: "Size korkutucu bir peygamber gelmemis miydi?" diye sorarlar

    [9] Derler: "Evet, bize uyarici geldi ama biz yalanladik ve Allah hicbir sey indirmedi, siz ancak buyuk bir sapiklik icindesiniz." dedik

    [10] Ve derler ki: "Eger biz dinleseydik, yahut dusunup anlasaydik su cilgin atesin halki arasinda bulunmazdik

    [11] Boylece gunahlarini itiraf ederler. (Artik) o cilgin ates halki (Allah'in rahmetinden) uzak olsunlar

    [12] Fakat daha gormeden Rablerinden korkanlar var ya, iste onlar icin bagislanma ve buyuk bir mukafat vardir

    [13] Sozunuzu ister gizleyin, ister aciga vurun; bilin ki, O, goguslerin ozunu bilir

    [14] Hic yaratan bilmez mi? O, en ince isleri gorup bilmektedir ve her seyden haberdardir

    [15] O size yeri boyun eger kildi. Haydi onun omuzlarinda (daglarinda, tepelerinde) yuruyun ve Allah'in rizkindan yeyin. Donus ancak O'nadir

    [16] Her seyi kusatmıs olan Allah ın yeri sizinle birlikte gocuruvermesinden emin misiniz? O zaman yer calkalanıyordur

    [17] Yoksa siz, gokte olanin uzerinize tas yagdiran bir kasirga gondermeyeceginden emin misiniz? Tehdidim nasilmis bileceksiniz

    [18] Andolsun, onlardan oncekiler de yalanladilar. Ama beni inkar nasil oldu

    [19] Ustlerinde kanatlarini acip yumarak ucan kuslari gormuyorlar mi? Onlari Rahman'dan baskasi tutmuyor. Dogrusu O, her seyi gormektedir

    [20] Rahman olan Allah'a karsi su size yardim edecek askerleriniz hani kimlerdir? Inkarcilar, ancak derin bir gaflet icinde bulunmaktadirlar

    [21] Allah size verdigi rizki kesiverse, size rizik verecek olabilen kimdir? Hayir, onlar azginlik ve nefrette direnip durmaktadirlar

    [22] Simdi yuz ustu kapanarak yuruyen mi dogru gider, yoksa dosdogru yolda yuruyen mi

    [23] De ki: "Sizi yaratan, size kulaklar gozler ve gonuller veren O'dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz

    [24] De ki: "Sizi yerden ureten O'dur ve O'na toplanip goturuleceksiniz

    [25] (Onlar): "Dogru iseniz bu tehdit ne zaman olacak?" diyorlar

    [26] De ki: "(O'na ait) bilgi, Allah'in yanindadir. Ben ancak apacik bir uyariciyim

    [27] Onu yakin gorunce inkar edenlerin yuzleri kotulesti. Ve: "Iste cagirip durdugunuz sey budur!" dendi

    [28] De ki: "Baksaniza, eger Allah beni ve benimle beraber olanlari oldurse, yahut bize merhamet etse, kafirleri aci bir azabdan kim kurtarabilir

    [29] De ki: "O cok merhametlidir. O'na inanmis, O'na dayanmisizdir. Yakinda kimin apacik bir sapiklik icinde oldugunu bileceksiniz

    [30] De ki: "Baksaniza, eger suyunuz cekilse, size kim bir akarsu getirebilir

    Surah 68
    Kalem

    [1] Nun, Kaleme ve yazdiklarina andolsun

    [2] Sen Rabbinin nimetiyle mecnun degilsin

    [3] Kuskusuz senin icin tukenmez bir ecir var

    [4] Sen elbette yuce bir ahlak uzeresin

    [5] Sen de goreceksin, onlar da gorecek

    [6] Hanginizde imis o fitne ve cinnet

    [7] Dogrusu Rabbin, yolundan sapani en iyi bilendir. Hidayete ereni de en iyi bilen O'dur

    [8] O halde, yalanlayicilara itaat etme

    [9] Onlar istediler ki yumusak davranasin da onlar da sana yumusak davransinlar

    [10] Sunlarin hicbirine boyun egme: Yemin edip duran asagilik

    [11] Daima kusur arayip kinayan, hep laf goturup getiren

    [12] Hayra engel olan, saldirgan, gunahkar

    [13] Kaba ve hasin, sonra da kotulukle damgali

    [14] Mal ve ogullari var diye (boyle davranir)

    [15] Kendisine ayetlerimiz okundugunda: "Eskilerin masallari" der

    [16] Yakinda biz onu hortumunun (burnunun) uzerinden damgalayacagiz

    [17] Biz onlara da bela verdik, bahce sahiplerine verdigimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahceyi mutlaka devsireceklerine yemin etmislerdi

    [18] Istisna da etmiyorlardi ("insaallah" demiyorlardi)

    [19] Fakat onlar uyurken dolasici bir bela onu sardi da

    [20] Bahce simsiyah kesiliverdi

    [21] Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler

    [22] Haydi, devsirecekseniz erkenden ekininize gidin" diye

    [23] Derken firladilar, aralarinda fisildasiyorlardi

    [24] Sakin bugun hicbir yoksul bahceye girip yaniniza sokulmasin" diyorlardi

    [25] (Zanlarinca yoksullari) engellemeye gucleri yeterek erkenden gittiler

    [26] Fakat bahceyi gorduklerinde: "Biz herhalde yanlis gelmisiz" dediler

    [27] Yok, biz mahrum edilmisiz." (dediler)

    [28] Iclerinde en makul olani soyle dedi: "Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememis miydim

    [29] Rabbimizi tesbih ederiz, dogrusu biz zalimler imisiz." (dediler)

    [30] Ardindan sucu birbirlerine yuklemeye basladilar

    [31] Yaziklar olsun bize, dediler, biz azginlarmisiz

    [32] Ola ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayirlisini verir. Biz Rabbimize yonelir, ondan umariz

    [33] Iste azap boyledir. Elbette ahiret azabi daha buyuktur. Fakat bilselerdi

    [34] Kuskusuz korunanlar icin de, Rableri katinda nimetleri bol bahceler vardir

    [35] Oyle ya, teslimiyet gosterenleri suclular gibi tutar miyiz hic

    [36] Neyiniz var, nasil hukum veriyorsunuz

    [37] Yoksa size ait bir kitap var da onda mi okuyorsunuz

    [38] O kitapta, "begendiginiz her sey sizindir" diye mi yazili

    [39] Yoksa, "ne hukmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafimizdan verilmis, kiyamet gunune kadar gecerli kesin sozler mi var

    [40] Sor bakalim onlara, iclerinden ona kefil hangisi

    [41] Yoksa ortaklari mi var onlarin? Dogru iseler ortaklarini getirsinler

    [42] O gun isler zorlasir ve secdeye davet edilirler. Fakat guc yetiremezler

    [43] Gozleri dusuk bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasaglam iken de secdeye davet ediliyorlardi

    [44] Bu sozu yalanlayani bana birak. Onlari bilmedikleri yonden derece derece azaba yaklastiracagiz

    [45] Onlara muhlet veriyorum. Dogrusu benim tuzagim saglamdir

    [46] Yoksa onlardan bir ucret istiyorsun da bu yuzden onlar agir bir borc altinda mi kaliyorlar

    [47] Yoksa gayb onlarin yanlarinda da onlar mi yaziyorlar

    [48] Rabbinin hukmune sabret, balik sahibi gibi olma. Hani o ofkeye bogulmus da nida etmisti

    [49] Rabbinden bir nimet yetismis olmasaydi, elbette kinanacak bir halde issiz bir diyara atilacakti

    [50] Fakat Rabbi onu secti de iyilerden kildi

    [51] O kafirler Kur'an'i isittikleri zaman neredeyse seni gozleri ile devireceklerdi. Bir de durmuslar "o bir deli" diyorlar

    [52] Halbuki o alemler icin bir oguttur

    Surah 69
    Hâkka

    [1] (Gerceklesecek) Kiyamet

    [2] Nedir, o Kiyamet

    [3] Gerceklesenin (Kiaymetin) ne oldugunu sen nerden bileceksin

    [4] Semud ve Ad, kapilarini calacak olan o felaketi yalan saymislardi

    [5] Semud kavmi korkunc bir sesle yok edildi

    [6] Ad kavmi ise gurultulu ve azgin bir firtina ile yok edildiler

    [7] Allah o firtinayi uzerlerine yedi gece sekiz gunduz musallat etmisti. Oyle ki, o kavmi ici bos hurma kutukleri gibi oracikta yere serilmis halde gorurdun

    [8] Bak simdi gorebilir misin onlardan bir kalinti

    [9] Firavun, ondan oncekiler ve alti ustune getirilen beldeler de hep o hatayi isleyegeldiler

    [10] Hep Rablerinin elcilerine karsi geldiler. O da onlari pek siddetli bir sekilde yakalayiverdi

    [11] Kuskusuz, sular kabarinca sizi gemide biz tasidik

    [12] Onu size bir ibret yapalim ve belleyici kulaklar bellesin diye

    [13] Sur'a bir tek ufleme uflendigi

    [14] Arz ve daglar yerlerinden kaldirilip siddetle birbirine carpilarak darmadagin oldugu zaman

    [15] Iste o gun olacak olur

    [16] O gun gok yarilmis, sarkmistir

    [17] Melekler de onun etrafindadir, O gun Rabbinin Arsini bunlarin da ustunde sekiz melek yuklenir

    [18] O gun (hesap icin Allah'a) arz olunursunuz, oyle ki gizli bir haliniz kalmaz

    [19] Kitabi sagindan verilen, "alin okuyun kitabimi

    [20] Cunku ben hesabima kavusacagimi sezmistim" der

    [21] Artik o hosnut bir hayattadir

    [22] Yuksek bir cennettedir

    [23] Ki o cennetin meyveleri sarkmistir

    [24] Gecmis gunlerde yaptiginiz islerden oturu afiyetle yeyin, icin." (denir)

    [25] Kitabi sol tarafindan verilen ise der ki: "Keske kitabim verilmeseydi de

    [26] Hesabimin ne oldugunu bilmeseydim

    [27] Ne olurdu o olum, is bitirici olsaydi

    [28] Malim bana hic fayda vermedi

    [29] Gucum de benden yok olup gitti

    [30] (Zebanilere soyle denir): "Onu yakalayin da baglayin

    [31] Sonra cehenneme atin onu

    [32] Sonra da boyu yetmis arsin zincir icerisinde onu oraya sokun

    [33] Cunku o, buyuk Allah'a inanmiyordu

    [34] Yoksula yedirmeye tesvik etmiyordu

    [35] Bu sebeple bugun burada onun candan bir dostu yoktur

    [36] Bir irinden baska yiyecek de yok

    [37] Onu gunahkarlardan baskasi yemez

    [38] Andolsun gorduklerinize

    [39] Ve gormediklerinize

    [40] Kuskusuz Kur'an, serefli bir peygamberin (Allah'tan) getirdigi sozdur

    [41] O bir sair sozu degildir, siz cok az inaniyorsunuz

    [42] Bir kahin sozu de degildir, ne de az dusunuyorsunuz

    [43] O, alemlerin Rabbi tarafindan indirilmedir

    [44] O, bize isnaden bazi sozler uydurmaya kalkissaydi

    [45] Elbette biz onu bundan dolayi kuvvetle yakalardik

    [46] Sonra da onun sah damarini keser atardik

    [47] O vakit sizden hicbiriniz ona siper de olamazdiniz

    [48] O hic kuskusuz, takva sahipleri icin unutulmayacak bir oguttur

    [49] Bununla beraber biz biliyoruz ki sizden inanmayanlar var

    [50] Kuskusuz bu Kur'an kafirler icin bir pismanlik vesilesidir

    [51] Gercekten o, suphe goturmez bir bilgidir

    [52] O halde, haydi tesbih et Rabbinin yuce ismiyle

    Surah 70
    Me'âric

    [1] Bir isteyen, olacak azabi istedi

    [2] Kafirler icin onu savacak yok

    [3] O, derece ve makamlarin sahibi Allah'tandir

    [4] Melekler ve Ruh miktari ellibin yil suren bir gun icinde ona cikar

    [5] O halde guzel bir sabir ile sabret

    [6] Cunku onlar onu uzak gorurler

    [7] Biz ise onu yakin goruyoruz

    [8] O gun gok erimis bir maden gibi olur

    [9] Daglar da atilmis renkli yun gibi olur

    [10] Dost dostun halini soramaz

    [11] Birbirlerine gosterilirler. Suclu o gunun azabindan kurtulmak icin fidye vermek ister; ogullarini

    [12] Esini ve kardesini

    [13] Kendisini barindiran, icinde yetistigi tum ailesini

    [14] Ve yeryuzunde bulunanlarin hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin

    [15] Hayir, o alevlenen bir atestir

    [16] Derileri kavurur, soyar

    [17] Cagirir, sirtini donup gideni

    [18] Mal toplayip kasada yigani

    [19] Dogrusu insan dayaniksiz ve huysuz yaratilmistir

    [20] Kendisine kotuluk dokundu mu sizlanir

    [21] Kendisine hayir dokundu mu cimrilik eder

    [22] Ancak namaz kilanlar bunun disindadir

    [23] Onlar ki namazlarini surekli kilarlar

    [24] Onlarin mallarinda belli bir hak vardir

    [25] Hem isteyen icin, hem de istemekten utanan yoksul icin

    [26] Onlar ki ceza gununu tasdik ederler

    [27] Rablerinin azabindan korkarlar

    [28] Cunku Rablerinin azabindan emin olunmaz

    [29] Onlar ki irzlarini korurlar

    [30] Ancak zevcelerine ve cariyelerine karsi haric. Cunku onlara yaklastiklarinda kinanmazlar

    [31] Bundan otesini isteyenler, var ya iste onlar haddi asanlardir

    [32] Onlar emanetlerini ve ahitlerini gozetirler

    [33] Sahitliklerinde durustturler

    [34] Namazlarina devam ederler

    [35] Iste bunlar cennetlerde agirlanirlar

    [36] Simdi ne oluyor o inkar edenlere ki, sana dogru boyunlarini uzatarak kosuyorlar

    [37] Sagdan ve soldan boluk boluk

    [38] Onlardan herbiri, bir nimet cennetine sokulacagini mi umuyor

    [39] Hayir, biz onlari bildikleri seyden yarattik

    [40] Artik o dogularin ve batilarin Rabbine yemine ne gerek, elbette bizim gucumuz yeter

    [41] Onlari kendilerinden daha hayirli olanlarla degistirebiliriz ve bizim onumuze gecilmez

    [42] O halde birak onlari, kendilerine vaad edilen gunlerine kavusuncaya kadar dalip oynayadursunlar

    [43] O gun kabirlerden hizli hizli cikacaklar, sanki putlara gidiyorlarmis gibi firlayacaklar

    [44] Gozleri dusuk, kendilerini bir alcaklik saracak da saracak. Iste onlara vaad edilen gun, o gundur

    Surah 71
    Nûh

    [1] Gercekten biz Nuh'u kavmine gonderdik, "kavmine aci bir azap gelmezden once onlari uyar" diye

    [2] Dedi ki, "ey kavmim! Gercekten ben size acik bir uyariciyim

    [3] Soyle ki, "Allah'a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin

    [4] Gunahlarinizi bagislasin ve sizi belli bir sureye kadar ertelesin. Kuskusuz Allah'in takdir ettigi sure gelince ertelenmez. Eger bilseydiniz.." (inanirdiniz)

    [5] Nuh dedi ki: "Ey Rabbim! Ben kavmimi gece gunduz davet ettim

    [6] Fakat benim cagirmam, onlarin sadece kacmalarini artirdi

    [7] Ben onlari senin bagislaman icin her davet ettigimde, onlar parmaklarini kulaklarina tikadilar, elbiselerine burunduler, israr ettiler, kibirlendikce kibirlendiler

    [8] Sonra ben onlari acik acik cagirdim

    [9] Sonra hem ilan ederek soyledim onlara, hem gizli gizli

    [10] Gelin, dedim, Rabbinizin sizi bagislamasini isteyin. Cunku o cok bagislayicidir

    [11] Uzerinize gokten bol yagmur yagdirsin

    [12] Mallar ve ogullar vererek sizin imdadiniza kossun. Sizin icin bahceler yapsin, irmaklar yapsin

    [13] Nicin siz Allah'a bir vakar yakistiramiyorsunuz

    [14] Oysa o sizi asama asama yaratmistir

    [15] Gormediniz mi Allah yedi gogu uygun tabakalar halinde nasil yaratmis

    [16] Ve Ay'i bunlarin icinde bir nur yapmis, gunesi de bir lamba kilmis

    [17] Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi

    [18] Sonra sizi tekrar oraya geri cevirecek ve tekrar cikaracaktir

    [19] Allah sizin icin yeri bir yaygi yapmistir

    [20] Ki, ondan acilan genis genis yollarda gidesiniz

    [21] Nuh dedi ki: "Ey Rabbim! Onlar bana isyan ettiler; mali ve cocugu husrandan baska bir seyini artirmayan kimsenin ardina dustuler

    [22] Buyuk buyuk tuzaklar kurdular

    [23] Dediler ki: "Sakin tanrilarinizi birakmayin, ne Vedd'i, ne Suva'i ve ne de Yegus'u, Yeuk'u ve Nesr'i

    [24] Cok kisiyi yoldan saptirdilar. Sen de o zalimlerin sadece saskinliklarini artir

    [25] Hatalarindan dolayi boguldular, atese sokuldular, kendilerine Allah'a karsi yardimcilar da bulamadilar

    [26] Nuh dedi ki: "Yeryuzunde kafirlerden bir tek kisi birakma

    [27] Zira sen onlari birakirsan kullarini yoldan cikarirlar ve sadece ahlaksiz ve kafir cocuklar dogururlar

    [28] Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mumin olarak evime girene ve butun inanmis erkek ve kadinlara magfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artir

    Surah 72
    Cinn

    [1] Deki: Hakikat bir takim cinnin Kur'an dinleyip de soyle dedikleri bana vahyedildi. Suphesiz biz, hayret verici bir Kur'an dinledik

    [2] O Kur'an hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Rabbimize hicbir seyi ortak kosmayacagiz

    [3] Dogrusu, Rabbimizin sani cok yuksektir. Ne bir arkadas edinmistir, ne de bir cocuk

    [4] Meger bizim beyinsiz (Iblis), Allah hakkinda sacma seyler soyluyormus

    [5] Dogrusu biz insanlari ve cinleri Allah'a karsi asla yalan soylemez sanmisiz

    [6] Dogrusu insanlardan bazi erkekler, cinlerden bazi erkeklere siginirlardi da onlarin simarikliklarini artirirlardi

    [7] Dogrusu onlar sizin zannettiginiz gibi, zannetmislerdi ki, Allah asla kimseyi Peygamber gondermeyecek

    [8] (Cinler, dediler ki): "Biz goge dokunduk, onu kuvvetli bekciler ve alevlerle dolu bulduk

    [9] Dogrusu biz gogun bazi mevkilerinde dinlemek icin otururduk. Fakat simdi her kim dinleyecek olursa kendini gozetleyen parlak bir alev buluyor

    [10] Dogrusu biz bilmiyoruz, yeryuzundekilere kotuluk mu murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayir mi diledi

    [11] Dogrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz cesitli yollara ayrilmisiz

    [12] Dogrusu biz anladik ki, Allah'i yerde acze dusurmemize imkan yok. Kacmakla da O'nu asla aciz birakamayacagiz

    [13] Dogrusu biz o hidayet rehberini dinledigimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanirsa, ne hakkinin eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kotuluk edilmesinden

    [14] Ve biz, bizlerden muslumanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Musluman olanlar, iste onlar dogru yolu arayanlardir

    [15] Ama yoldan cikanlar, iste onlar cehenneme odun olmuslardir

    [16] Onlar gercekten o yol uzere dosdogru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik

    [17] Ki onlari onunla sinayalim. Kim Rabbini anmaktan yuz cevirirse, Rabbi onu gittikce yukselen bir azaba sokar

    [18] Mescitler kuskusuz Allah'indir. O halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayin

    [19] Allah'in kulu (Hz. Peygamber) kalkmis O'na dua ederken, neredeyse (cinler) onun etrafinda kece gibi birbirlerine gececeklerdi

    [20] De ki: "Ben ancak Rabbime dua eder ve O'na hicbir seyi ortak kosmam

    [21] De ki, "Haberiniz olsun, ben size kendiligimden ne bir zarar verebilirim, ne de bir yol gosterebilirim

    [22] De ki, "Allah'tan beni kimse kurtaramaz ve ben O'ndan baska bir siginacak bulamam

    [23] Benim yapabilecegim, sadece Allah'tan size duyuru yapmak ve O'nun elcilik gorevlerini yerine getirmektir." Artik kim Allah'a ve onun elcisine bas kaldirirsa, ona icinde ebedi kalacaklari cehennem atesi vardir

    [24] Kendilerine vaad edilen seyi gordukleri zaman, kimin yardimcisinin en zayif ve en az oldugunu bileceklerdir

    [25] De ki: "Ben bilmem, o size vaad edilen sey yakin mi, yoksa Rabbim onun icin uzun bir sure mi koyar

    [26] O butun gaybi bilir. Fakat gaybini hic kimseye acmaz

    [27] Ancak sectigi elciye acar. Cunku onun onunden ve ardindan gozetleyiciler salar

    [28] Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elciliklerini yerine getirmislerdir. Allah onlarda bulunan her seyi kusatmis ve her seyi bir bir saymistir

    Surah 73
    Müzzemmil

    [1] Ey ortunen! (Peygamber)

    [2] Gecenin birazi haric olmak uzere geceleyin kalk (namaz kil)

    [3] Gecenin yarisinda kalk, yahut yarisindan biraz eksilt

    [4] Veya bunu artir ve agir agir Kur'an oku

    [5] Dogrusu biz, senin uzerine agir bir soz birakacagiz (Kur'an vahyedecegiz)

    [6] Cunku gece kalkisi hem daha etkili, hem de soz bakimindan daha saglamdir

    [7] Cunku gunduz senin icin uzun bir mesguliyet vardir

    [8] Rabbinin adini an ve butun gonlunle ona yonel

    [9] O, dogunun ve batinin Rabbidir. Ondan baska tanri yoktur. O halde yalniz O'nu vekil tut

    [10] Baskalarinin diyeceklerine sabret, guzellikle onlardan ayril

    [11] O yalanlayici zevk ve refah sahiplerini bana birak, onlara biraz muhlet ver

    [12] Zira bizim yanimizda bukagilar var, bir cehennem var

    [13] Bogaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var

    [14] O gun yer ve daglar sarsilacak, daglar erimis bir kum yiginina donecek

    [15] Dogrusu biz size taniklik edecek bir elci gonderdik. Nitekim Firavun'a da bir elci gondermistik

    [16] Firavun o elciye isyan etmisti. Biz de onu agir bir yakalayisla yakaladik

    [17] Peki inkar ederseniz, cocuklari ihtiyarlatacak o gunden (kiyamet gununden) kendinizi nasil kurtaracaksiniz

    [18] O gunun dehsetinden gok yarilir. Allah'in sozu kesinlikle gerceklesmistir

    [19] Iste bu bir oguttur. Artik dileyen Rabbine bir yol tutar

    [20] Rabbin, senin gecenin ucte ikisinden daha azinda, yarisinda ve ucte birinde kalktigini, seninle beraber bulunanlardan bir toplulugun da boyle yaptigini biliyor. Gece ve gunduzu Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacaginizi bildi de sizi affetti. Bundan boyle Kur'an'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, icinizden hastalar, yeryuzunde gezip Allah'in lutfunu arayan baska kimseler ve Allah yolunda savasan daha baska insanlar olacagini bilmistir. Onun icin Kur'an'dan kolayiniza geldigi kadar okuyun, namazi kilin, zekati verin ve Allah'a guzel bir borc verin (Hayirli islere mal sarfedin). Kendiniz icin gonderdiginiz her iyiligi, Allah katinda daha hayirli ve sevapca daha buyuk olarak bulacaksiniz. Allah'tan bagis dileyin. Kuskusuz Allah bagislayandir, merhamet edendir

    Surah 74
    Müddessir

    [1] Ey ortusune burunen (Peygamber)

    [2] Kalk artik uyar

    [3] Sadece Rabbini yucelt

    [4] Elbiseni temizle

    [5] Pislikten sakin

    [6] Yaptigini cok gorerek basa kakma

    [7] Rabbin icin sabret

    [8] O sura uflendigi zaman

    [9] Iste o gun pek zorlu bir gundur

    [10] Kafirler icin hic kolay degildir

    [11] Tek olarak yarattigim o kimseyi bana birak

    [12] Hem ona bol servet verdim

    [13] Hem goz onunde ogullar verdim

    [14] Hem ona buyuk imkanlar sagladim

    [15] Sonra da siddetle arzu eder ki daha da artirayim

    [16] Hayir, cunku o bizim ayetlerimize karsi bir inatci kesildi

    [17] Ben onu dimdik bir yokusa sardiracagim

    [18] Cunku o bir dusundu, olctu, bicti

    [19] Kahrolasi nasil da olctu, bicti

    [20] Yine kahrolasi, nasil olctu bicti

    [21] Sonra bakti

    [22] Sonra kasini catti, surat asti

    [23] Sonra arkasini dondu ve buyukluk tasladi

    [24] Bu, dedi, baska degil ogretilegelen bir sihirdir

    [25] Bu, sadece bir insan sozudur

    [26] Ben onu Sekar'a (cehenneme) sokacagim

    [27] Bilir misin sen, nedir o sekar

    [28] Ne geriye bir sey kor, ne birakir

    [29] Durmadan derileri kavurur

    [30] Uzerinde ondokuz (melek) vardir

    [31] Biz o atesin muhafizlarini hep melekler yaptik. Bunlarin sayilarini da ancak kafirler icin bir imtihan kildik ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imani artsin. Kendilerine kitap verilenler ve muminler supheye dusmesinler. Kalplerinde hastalik bulunanlarla kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Iste boyle, Allah diledigini sasirtir, diledigini de yola getirir. Rabbinin ordularini ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar icin uyaridan baska bir sey degildir

    [32] Hayir, andolsun aya

    [33] Dondugu an o geceye

    [34] Ve actigi sira o sabaha

    [35] Kuskusuz o Sekar, buyuk belalardan biridir

    [36] Uyarmak icin insanlari

    [37] Icinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri

    [38] Her nefis kendi kazancina baglidir

    [39] Ancak amel defterleri sagindan verilenler haric

    [40] Onlar cennettedirler, sorup dururlar

    [41] Suclularin durumunu

    [42] Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye

    [43] Suclular der ki: "Biz namaz kilanlardan degildik

    [44] Yoksula da yedirmezdik

    [45] Bos seylere dalanlarla dalar giderdik

    [46] Ceza gununu yalanlardik

    [47] Nihayet bize olum gelip catti

    [48] Artik onlara sefaatcilerin sefaati fayda vermez

    [49] Simdi o Kur'an'dan yuz cevirirlerken ne mazeretleri var

    [50] Sanki onlar urkmus yaban esekleri

    [51] Arslandan kacmaktalar

    [52] Hayir, onlardan her kisi kendisine acilmis sayfalar verilmesini istiyor

    [53] Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar

    [54] Hayir, hayir, O kur'an kuskusuz bir oguttur

    [55] Dileyen onu dusunur

    [56] Bununla beraber Allah dilemedikce onlar ogut alamazlar. Koruyacak da O'dur, bagislayacak da

    Surah 75
    Kıyâme

    [1] Hayir, yemin ederim o kiyamet gunune

    [2] Yine hayir, yemin ederim o surekli kendini kinayan nefse

    [3] Insan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacagimizi mi saniyor

    [4] Evet, bizim onun parmak uclarini bile aynen eski haline getirmeye gucumuz yeter

    [5] Fakat insan gunahi devam ettirmek ister

    [6] O kiyamet gunu ne zaman? diye sorar

    [7] Ne zaman ki o goz simsek cakar

    [8] Ay tutulur

    [9] Gunes ve ay toplanir

    [10] Iste o gun insan, "kacacak yer neresi?" der

    [11] Hayir, hayir, yok bir siper

    [12] O gun varilip durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur

    [13] O gun insana, yapip one surdugu ve geri biraktigi ne varsa bildirilir

    [14] Dogrusu insan kendi nefsini gorur

    [15] Bir takim ozurler ortaya atsa da

    [16] Onu hemen okumak icin dilini depretme

    [17] Kuskusuz onu toplamak ve okumak bize aittir

    [18] O halde biz onu okudugumuz zaman sen onun okunusunu takip et

    [19] Sonra onu aciklamak da bize aittir

    [20] Hayir, siz pesin olani (dunyayi) seviyorsunuz da

    [21] Ahireti birakiyorsunuz

    [22] Yuzler var ki o gun isil isil parlar

    [23] Rabbine bakar

    [24] Yuzler de var ki o gun asiktir

    [25] Anlar ki kendisine belkiran (bel kemiklerini kiran belali bir is) yapilir

    [26] Hayir hayir, ne zaman ki can koprucuk kemiklerine dayanir

    [27] Tedavi edebilecek kimdir?" denilir

    [28] Can cekisen bunun o ayrilik ani oldugunu anlar

    [29] Bacak bacaga dolasir

    [30] Iste o gun sevk, ancak Rabbinedir

    [31] Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kildi

    [32] Fakat yalanladi ve dondu

    [33] Sonra da calim sata sata ailesine gitti

    [34] Gerektir o bela sana, gerek

    [35] Evet, gerektir o bela sana gerek

    [36] Insan basibos birakilacagini mi sanir

    [37] O, dokulen erlik suyundan bir damla (sperm) degil miydi

    [38] Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu bicime koydu, sonra sekil verdi

    [39] Ondan da iki cinsi; erkek ve disiyi var etti

    [40] Peki, bunu yapanin oluleri diriltmeye gucu yetmez mi

    Surah 76
    İnsan

    [1] Gercekten insan uzerine dehirden (zamandan) oyle bir muddet geldi ki o zaman o, anilmaya deger bir sey degildi

    [2] Dogrusu biz insani, imtihan etmek icin karisik bir nutfeden (erkek ve kadin sularindan) yarattik da onu isitici, gorucu yaptik

    [3] Kuskusuz biz ona yolu gosterdik; ister sukredici olsun, ister nankor

    [4] Cunku biz, kafirler icin zincirler, demir halkalar ve alevli bir ates hazirlamisizdir

    [5] Kuskusuz iyiler de karisimi kafur olan dolgun bir kadehten icerler

    [6] Bir kaynak ki ondan Allah'in kullari icerler, guzel yollar acarak akitirlar onu

    [7] O kullar adaklarini yerine getirirler ve fenaligi salgin (olan) bir gunden korkarlar

    [8] Duskune, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler

    [9] Size sirf Allah rizasi icin yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karsilik, ne de bir tesekkur bekliyoruz

    [10] Biz sert ve belali bir gunde Rabbimizden korkariz." derler

    [11] Allah da onlari o gunun fenaligindan korur, yuzlerine parlaklik, gonullerine sevinc verir

    [12] Sabirlarina karsilik onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir

    [13] Orada donatilmis koltuklar uzerine dayanmislardir: Orada ne yakici gunes gorurler, ne de siddetli soguk

    [14] Uzerlerine cennet golgeleri sarkmis, meyveleri bol bol onlerine konmustur

    [15] Yanlarinda gumusten kaplar, billur kupalar dolastirilir

    [16] Gumusten oyle kadehler ki onlari turlu turlu bicimlere koymuslardir

    [17] Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karisimi zencefildir

    [18] Bu orada bir pinardir ki, adina "selsebil" derler

    [19] Etraflarinda olumsuz hizmetciler dolasir, onlari gorunce sacilmis inciler sanirsin

    [20] Orada nereye baksan bir nimet ve pek buyuk bir mulk gorursun

    [21] Ustlerinde zarif ve yesil, kalin ipekten bir elbise vardir. Gumus bileziklerle suslenmislerdir. Rableri onlara temiz bir icecek icirmistir

    [22] (Onlara soyle denir): "Iste bu sizin bir mukafatinizdi. Gayretiniz karsiligini bulmustur

    [23] Kur'an'i sana kisim kisim biz indirdik biz

    [24] O halde Rabbinin hukum vermesi icin sabret. Onlardan hicbir gunahkara yahut nankore itaat etme

    [25] Sabahaksam Rabbinin ismini an

    [26] Gecenin bir bolumunde de O'na secde et (aksam ve yatsi namazlarini kil). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccud namazi kil)

    [27] Cunku onlar bu dunyayi seviyorlar ve onlerindeki agir bir gunu arkaya atiyorlar

    [28] Onlari biz yarattik ve mafsallarini simsiki bagladik. Diledigimiz vakit de kiliklarini degistiririz

    [29] Iste bu bir oguttur. Dileyen Rabbine giden yolu tutar

    [30] Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Kuskusuz Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

    [31] Allah diledigini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acikli bir azap hazirlamistir

    Surah 77
    Mürselât

    [1] Andolsun birbiri ardinca gonderilenlere

    [2] Bukup devirenlere

    [3] Yaydikca yayanlara

    [4] Secip ayiranlara

    [5] Bir ogut birakanlara

    [6] Gerek ozur icin olsun, gerek uyari icin

    [7] Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktir

    [8] Hani o yildizlar silindigi zaman

    [9] Gok yarildigi zaman

    [10] Daglar savruldugu zaman

    [11] Elciler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman

    [12] Bunlar hangi gune ertelendiler

    [13] Hukum gunune

    [14] Bildin mi, nedir o hukum gunu

    [15] O gun yalanlayanlarin vay haline

    [16] Biz, oncekileri helak etmedik mi

    [17] Sonra geridekileri de onlara katariz

    [18] Biz suclulara boyle yapariz

    [19] O gun yalanlayanlarin vah haline

    [20] Biz sizi adi bir sudan yaratmadik mi

    [21] Onu saglam bir yerde oturttuk

    [22] Belli bir sureye kadar

    [23] Demek ki bicimlendirmisiz. Ne guzel bicimlendireniz biz

    [24] O gun yalanlayanlarin vay haline

    [25] Yeryuzunu bir tokat (toplanma yeri) yapmadik mi

    [26] Gerek diriler, gerekse oluler icin

    [27] Orada yuksek yuksek daglar oturtup da size bir tatli su sunmadik mi

    [28] O gun yalanlayanlarin vay haline

    [29] (Kiyameti yalanlayanlara soyle denir): "Haydin gidin o yalanladiginiz seye dogru

    [30] Haydi gidin o uc catalli golgeye (cehenneme)

    [31] O, ne golgelendirir, ne alevden korur

    [32] O, saray gibi kivilcimlar atar

    [33] Sanki o kivilcimlar, sari sari (erkek deve suruleridir)

    [34] O gun yalanlayanlarin vay haline

    [35] Bugun, konusamiyacaklari gundur

    [36] Kendilerine izin de verilmez ki, ozur beyan etsinler

    [37] O gun yalanlayanlarin vay haline

    [38] Bu, iste o hukum gunudur. Sizi ve oncekileri bir araya topladik

    [39] Bir hileniz varsa beni atlatin

    [40] O gun yalanlayanlarin vay haline

    [41] Kuskusuz takva sahipleri golgeler altinda ve pinar baslarindadir

    [42] Canlarinin cektiginden turlu meyveler arasindadirlar

    [43] (Onlara): "Yaptiklariniza karsilik afiyetle yiyin, icin" (denir)

    [44] Iste biz guzel amel isleyenleri boyle mukafatlandiririz

    [45] O gun yalanlayanlarin vay haline

    [46] Yiyin, zevklenin biraz, cunku siz suclularsiniz

    [47] O gun yalanlayanlarin vay haline

    [48] Onlara: "Ruku edin" denildigi zaman etmezler

    [49] Vay haline o gun yalanlayanlarin

    [50] Artik bundan (Kur'an'dan) sonra hangi soze inanacaklar

    Surah 78
    Nebe'

    [1] Birbirlerine neyi soruyorlar

    [2] O buyuk haberden (kiyametten) mi

    [3] Ki onlar onda ayriliga dusmektedirler

    [4] Hayir, ilerde bilecekler

    [5] Hayir hayir, ilerde bilecekler

    [6] Biz yeryuzunu bir besik yapmadik mi

    [7] Daglari da birer kazik kilmadik mi

    [8] Sizleri cift cift yarattik

    [9] Uykunuzu bir dinlenme yaptik

    [10] Geceyi bir ortu yaptik

    [11] Gunduzu de bir gecim zamani yaptik

    [12] Ustunuze yedi saglam bina (gok) cattik

    [13] Iclerine isik sacan bir kandil astik

    [14] Yogunlasmis bulutlardan saril saril bir su indirdik

    [15] Onunla taneler ve otlar cikaralim diye

    [16] Ve sarmas dolas baglar bahceler (cikaralim diye)

    [17] Kuskusuz o hukum gunu kararlastirilmis bir vakit olmustur

    [18] O gun Sur'a uflenir, boluk boluk gelirsiniz

    [19] Gok de acilmis, kapi kapi olmustur

    [20] Daglar yurutulmus, serap olmustur

    [21] Kuskusuz Cehennem gozetleme yeri olmustur

    [22] Azginlar icin son varilacak yer olmustur

    [23] Orada caglarca kalacaklardir

    [24] Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de icecek bir sey

    [25] Ancak bir kaynar su ve irin (icecekler)

    [26] Bir ceza ki tam yaptiklarina uygun

    [27] Cunku onlar hicbir hesap ummazlardi

    [28] Ayetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalanci olmuslardi

    [29] Biz ise herseyi sayip bir kitaba gecirmisiz

    [30] (Onlara): "Simdi tadin (cezanizi). Artik size azabinizi artirmaktan baska bir sey yapmayacagiz" (denir)

    [31] Kuskusuz takva sahipleri icin bir kurtulus var

    [32] Bahceler var, baglar var

    [33] Memeleri tomurcuklanmis yasit kizlar var

    [34] Dopdolu kadehler var

    [35] Orada ne bos bir soz isitirler, ne de bir yalan

    [36] (Bunlar) Rabbinden yeterli bir bagis olarak (verilir)

    [37] O, goklerin, yerin ve bu ikisi arasindakilerin Rabbidir. Rah-man'dir. Hic kimse ondan bir hitaba malik olamaz

    [38] O gun Ruh ve melekler sira sira dururlar. Rahman'in izin verdikleri disinda hic kimse konusamaz. Izin verilen de dogruyu soyler

    [39] Iste bu hak gundur. Artik dileyen Rabbine bir yol tutar

    [40] Biz sizi yakin bir azap ile uyardik. O gun kisi ellerinin ne takdim ettigine bakacak ve kafir diyecek ki: "Ah ne olaydi, ben bir toprak olaydim

    Surah 79
    Nâziât

    [1] Andolsun siddetle cekip cikaranlara

    [2] Usulcacik cekenlere

    [3] Yuzup yuzup gidenlere

    [4] Yarisip gecenlere

    [5] Derken bir is cevirenlere kasem olsun (ki kiyamet var)

    [6] O gun deprem sarsar

    [7] Onu ikinci bir sarsinti izler

    [8] Yurekler vardir, o gun kaygidan hoplar

    [9] Gozler kalkmaz saygidan

    [10] Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi dondurulecekmisiz

    [11] Biz, curumus kemikler olduktan sonra ha

    [12] Oyleyse bu cok zararli bir donustur." dediler

    [13] Fakat o bir tek haykiristir

    [14] Bir de bakarsin hepsi meydandadir

    [15] Musa'nin haberi sana geldi mi

    [16] Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmisti

    [17] Haydi, demisti, git Firavun'a, cunku o cok azdi

    [18] De ki: Ister misin arinasin

    [19] Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasin

    [20] Musa Firavun'a o buyuk mucizeyi gosterdi

    [21] Fakat Firavun yalanladi, karsi geldi

    [22] Sonra kosarak donup gitti

    [23] Derken adamlarini topladi da bagirdi

    [24] Ben sizin en yuce Rabbinizim" dedi

    [25] Allah da onu tuttu, dunya ve ahiret azabiyla yakalayiverdi

    [26] Kuskusuz bunda, saygi duyacaklar icin bir ibret vardir

    [27] Yaratilisca siz mi daha cetinsiniz, yoksa gok mu? Onu Allah bina etti

    [28] Tavanini yukseltti, onu bir duzene koydu

    [29] Gecesini karartti, kuslugunu cikardi

    [30] Bundan sonra da yeryuzunu dosedi

    [31] Ondan suyunu ve otlagini cikardi

    [32] Daglarini oturttu

    [33] Sizin ve hayvanlarinizin gecimi icin

    [34] Fakat o her seyi bastiran buyuk felaket geldigi vakit

    [35] O, insanin neyin pesinde kostugunu anladigi gun

    [36] Goren kimseler icin cehennem hortlatildigi vakit

    [37] Artik her kim azginlik etmis

    [38] Ve dunya hayatini tercih etmisse

    [39] Kuskusuz onun varacagi yer cehennemdir

    [40] Kim de Rabbinin divaninda durmaktan korkmus, nefsini bos heveslerden menetmis ise

    [41] Kuskusuz onun varacagi yer cennettir

    [42] Sana o kiyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye

    [43] Sen nerde, onu anlatmak nerde

    [44] Onun son ilmi Rabbine aittir

    [45] Sen ancak ondan korkacak olanlari uyaricisin

    [46] Onlar o kiyameti gorecekleri gun sanki dunyada bir aksam veya kuslugundan baska durmamisa donecekler

    Surah 80
    Abese

    [1] (Peygamber) Yuzunu eksitti ve dondu

    [2] Kendisine ama geldi, diye

    [3] Ne bilirsin, belki o temizlenecek

    [4] Veya ogut belleyecek de ogut ona fayda verecek

    [5] Ama buna ihtiyac hissetmeyene gelince

    [6] Sen ona yoneliyorsun

    [7] Onun temizlenmemesinden sana ne

    [8] Ama sana can atarak gelen

    [9] Allah'tan korkarak gelmisken

    [10] Sen onunla ilgilenmiyorsun

    [11] Hayir hayir, sakin. Cunku o Kur'an bir oguttur

    [12] Artik dileyen onu dusunur

    [13] O, degerli sahifelerdedir

    [14] Yuksek tutulan tertemiz sahifelerde

    [15] Yazicilarin ellerindedir

    [16] Degerli, iyi yazicilarin

    [17] O kahrolasi insan, ne nankor sey

    [18] O yaratan onu hangi seyden yaratti

    [19] Bir damla sudan, onu yaratti da bicime koydu

    [20] Sonra ona yolunu kolaylastirdi

    [21] Sonra onu oldurdu de kabre koydurdu

    [22] Sonra diledigi vakit onu tekrar diriltir

    [23] Hayir hayir, dogrusu o, hic Allah'in emrini tam yerine getirmedi

    [24] Bir de o insan yiyecegine baksin

    [25] Biz o suyu bol bol doktuk

    [26] Sonra topragi nasil da yardik

    [27] Bu suretle orada ekinler bitirdik

    [28] Uzumler, yoncalar

    [29] Zeytinlikler, hurmaliklar

    [30] Iri ve sik agacli bahceler

    [31] Meyveler, cayirlar bitirdik

    [32] Siz ve hayvanlariniz faydalansin diye

    [33] Kulaklari sagir eden o gurultu geldiginde

    [34] O gun kisi kacar, kardesinden

    [35] Anasindan , babasindan

    [36] Esinden ve ogullarindan

    [37] Onlardan her birinin o gun basindan asan isi vardir

    [38] Yuzler var ki, o gun paril paril

    [39] Guler, sevinir

    [40] Yuzler de var ki, o gun tozlanmis

    [41] Onlari karanlik burumus

    [42] Iste onlardir kafirler, haktan sapanlar

    Surah 81
    Tekvîr

    [1] Gunes katlanip duruldugunde

    [2] Yildizlar bulandiginda

    [3] Daglar yurutuldugunde

    [4] Kiyilmaz mallar birakildiginda

    [5] Vahsi hayvanlar bir araya toplandiginda

    [6] Denizler ateslendiginde (sulari cekilip, volkanlar halinde ates puskurdugunde)

    [7] Nefisler eslestirildiginde (iyiler iyilerle, kotuler kotulerle bir araya toplandiginda)

    [8] Diri diri topraga gomulen kiza soruldugunda

    [9] Hangi gunahtan dolayi olduruldu?" diye

    [10] Amel defterleri acildiginda

    [11] Gok siyrilip acildiginda

    [12] Cehennem kizistirildiginda

    [13] Ve cennet yaklastirildiginda

    [14] Herkes ne getirmis oldugunu anlar

    [15] Simdi yemin ederim o sinenlere (gunduzleri gozden kaybolan yildizlara)

    [16] O akip akip yuvasina gidenlere

    [17] Yoneldigi an geceye

    [18] Nefeslendigi (agardigi) an sabaha ki

    [19] Kuskusuz o Kur'an, degerli bir elcinin sozudur

    [20] O elci gucludur, Ars'in sahibinin yaninda cok itibarlidir

    [21] Orada ona itaat edilir, guvenilir

    [22] Arkadasinizi cin carpmis degildir

    [23] Andolsun o, Cebrail'i acik ufukta gordu

    [24] O, gayb hakkinda cimri de degildir

    [25] O, kovulmus bir seytanin sozu degildir

    [26] Hal boyle iken, siz nereye gidiyorsunuz

    [27] O, alemler icin ogutten baska bir sey degildir

    [28] Icinizden dogru gitmek isteyenler icin

    [29] Alemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz

    Surah 82
    İnfitâr

    [1] Gok catladigi vakit

    [2] Yildizlar dokuldugu vakit

    [3] Denizler yarilip akitildigi vakit

    [4] Kabirlerin ici disina getirildigi vakit

    [5] Herkes neyi onunden gonderdigini ve neyi geri biraktigini bilir

    [6] Ey insan! Ihsani bol Rabb'ine karsi seni aldatan nedir

    [7] O Allah ki seni yaratti, seni duzgun yapili kilip olculu bir bicim verdi

    [8] Seni diledigi her hangi bir sekilde parcalardan olusturdu

    [9] Hayir hayir, siz cezayi yalanliyorsunuz

    [10] Oysa uzerinizde koruyucular var

    [11] Degerli yazicilar

    [12] Onlar, siz her ne yaparsaniz bilirler

    [13] Kuskusuz iyiler nimet icindedirler

    [14] Kotuler de cehennemdedirler

    [15] Ceza gunu ona girecekler

    [16] Onlar o cehennemin gozunden kacamazlar

    [17] Ceza gununun ne oldugunu sen bilir misin

    [18] Evet, bilir misin nedir acaba o ceza gunu

    [19] O gun, hic kimsenin baskasi icin hicbir seye sahip olamadigi gundur. O gun buyruk yalniz Allah'indir

    Surah 83
    Mutaffifîn

    [1] Eksik olcup tartanlarin vay haline

    [2] Onlar insanlardan kendilerine bir sey aldiklari zaman tam olcerler

    [3] Kendileri baskalarina bir sey olctukleri veya tarttiklari zaman eksik olcer ve tartarlar

    [4] Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mi

    [5] Buyuk bir gun icin

    [6] Oyle bir gun ki, insanlar o gun Rabblerinin huzurunda divan duracaklar

    [7] Hayir hayir, kotulerin yazisi muhakkak Siccin'dedir

    [8] Bildin mi sen, Siccin nedir

    [9] Yazilmis bir kitaptir o

    [10] Vay haline yalanlayanlarin o gun

    [11] Onlar ceza gununu yalanlayanlardir

    [12] Onu ancak siniri asan ve gunaha duskun olanlar yalanlar

    [13] Ona ayetlerimiz okundugu zaman, "eskilerin masallari" der

    [14] Hayir hayir, oyle degil. Aksine onlarin kazandigi gunahlar kalplerinin uzerine pas olmustur

    [15] Hayir hayir, dogrusu onlar o gun Rablerini gormekten mahrumdurlar

    [16] Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler

    [17] Sonra da onlara: "Iste bu, yalanlayip durdugunuz seydir" denilecek

    [18] Hayir hayir, iyilerin yazisi muhakkak Illiyyin'dedir

    [19] Bildin mi sen, Illiyyin nedir

    [20] Yazilmis bir kitaptir o

    [21] Allah'a yaklastirilmis melekler ona tanik olurlar

    [22] Haberiniz olsun ki, iyiler nimet icindedir

    [23] Tahtlar uzerinde etrafa bakarlar

    [24] Yuzlerinde nimet ve mutlulugun sevincini gorursun

    [25] Onlara damgali saf bir icki sunulur

    [26] Onun sonu misktir. Iste ona imrensin artik imrenenler

    [27] Karisimi Tesnim'dendir (En ustun cennet sarabindandir)

    [28] Allah'a yakin olanlarin icecekleri bir kaynaktir o

    [29] Dogrusu o suc isleyenler inananlara guluyorlardi

    [30] Onlara ugradiklari vakit birbirlerine goz kirpiyorlardi

    [31] Evlerine dondukleri zaman zevklenerek donuyorlardi

    [32] Muminleri gordukleri vakit; "iste bunlar sapiklar" diyorlardi

    [33] Oysa onlar muminler uzerine bekci olarak gonderilmemislerdi

    [34] Iste bugun de inananlar kafirlere gulecek

    [35] Koltuklar uzerinde etrafa bakacaklar

    [36] Nasil, kafirler yaptiklarinin cezasini buldular mi

    Surah 84
    İnşikâk

    [1] Gok yarildigi

    [2] Rabbini dinleyip kendisine yarasir sekilde boyun egdigi vakit

    [3] Yer uzatilip duzlendigi

    [4] Icinde ne varsa attigi ve tamamen bosaldigi

    [5] Ve Rabbini dinleyip kendisine yarasir sekilde boyun egdigi vakit

    [6] Ey insan! Kuskusuz sen Rabbine dogru caba ustune caba sarfetmektesin, nihayet O'na varacaksin

    [7] O vakit kitabi sag eline verilen

    [8] Kolay bir hesapla hesaba cekilecek

    [9] Ve sevincli olarak ailesine donecektir

    [10] Ama kitabi arkasindan verilen

    [11] Yetis ey olum!" diye bagiracak

    [12] Ve alevli atese girecektir

    [13] Cunku o ailesi icinde sevincli idi

    [14] Hic Rabbine donmeyecegini sanmisti

    [15] Hayir Rabbi onu gormekte idi

    [16] Simdi, yemin ederim o safaga

    [17] Geceye ve icinde barindirdigi seylere

    [18] Derlendigi zaman o aya

    [19] Ki, siz elbette halden hale gececeksiniz

    [20] Boyleyken onlar neden acaba iman etmezler

    [21] Karsilarinda Kur'an okundugu vakit secde etmezler

    [22] Aksine o nankorler yalanliyorlar

    [23] Oysa Allah iclerinde sakladiklarini biliyor

    [24] Onun icin onlara elem verici bir azabi mujdele

    [25] Ancak iman edip iyi ameller isleyenler baskadir. Onlara tukenmez bir ecir vardir

    Surah 85
    Bürûc

    [1] Burclar sahibi gokyuzune

    [2] Vaad olunan o gune

    [3] Sahitlik edene ve edilene andolsun ki

    [4] Kahroldu o hendegin sahipleri

    [5] O cirali atesin

    [6] Hani o atesin basina oturmuslar

    [7] Muminlere yaptiklarini seyrediyorlardi

    [8] Muminlere kizmalarinin sebebi de, onlarin yalniz cok guclu ve ovguye layik olan Allah'a iman etmeleri idi

    [9] O Allah ki, goklerin ve yerin hukumranligi O'nundur ve Allah her seye sahittir

    [10] Inanan erkek ve kadinlara iskence yapip sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azabi ve yangin azabi vardir

    [11] Inanan ve iyi amel yapanlar icin de altindan irmaklar akan cennetler vardir. Iste buyuk kurtulus odur

    [12] Kuskusuz Rabbinin yakalamasi serttir

    [13] Yoktan o yaratir ve tekrar o diriltir

    [14] Bununla beraber cok bagislayandir, cok sevendir

    [15] Ars'in sahibidir, yucedir

    [16] Diledigini yapandir

    [17] O ordularin kissasi sana geldi mi

    [18] Yani Firavun ve Semud'un

    [19] Fakat o inkarcilar hala bir yalanlama icinde

    [20] Oysa Allah onlari arkalarindan kusatmistir

    [21] Hayir o serefli bir Kur'an'dir

    [22] Levh-i Mahfuz'dadir

    Surah 86
    Târık

    [1] Andolsun o goge ve Tarik'a

    [2] Tarik nedir, bildin mi

    [3] O, karanligi delen yildizdir

    [4] Hicbir nefis yoktur ki basinda bir denetleyici bulunmasin

    [5] Onun icin insan neden yaratildigina bir baksin

    [6] Atilan bir sudan yaratildi

    [7] O su, erkegin sulbu ile kadinin gogus kemikleri arasindan cikar

    [8] Elbette Allah'in onu dondurmeye gucu yeter

    [9] O gun butun sirlar yoklanip, meydana cikarilir

    [10] Insanin o gun ne bir gucu vardir, ne de bir yardimcisi

    [11] Andolsun o donuslu goge

    [12] O yarilip catlayan yere

    [13] Kuskusuz Kur'an, ayirici bir sozdur

    [14] O asla bir saka degildir

    [15] Haberin olsun ki, kafirler hep hile kuruyorlar

    [16] Ben de hilelerine karsilik veririm

    [17] Onun icin sen kafirlere muhlet ver, onlara az bir zaman tani

    Surah 87
    A'lâ

    [1] Rabbinin yuce adini tesbih et

    [2] Yaratip duzene koyan O'dur

    [3] Takdir edip hidayeti gosteren O'dur

    [4] Otlagi cikaran

    [5] Sonra da onu karamsi bir sel kopugu haline getiren O'dur

    [6] Bundan boyle sana Kur'an'i okutacagiz da unutmayacaksin

    [7] Yalniz Allah'in diledigi baskadir. Cunku o acigi da bilir, gizliyi de

    [8] Seni en kolay yola muvaffak kilacagiz

    [9] Onun icin ogut ver, eger ogut fayda verirse

    [10] Saygisi olan ogut alacaktir

    [11] Pek bedbaht olan da ondan kacinacaktir

    [12] O ki, en buyuk atese girecektir

    [13] Sonra ne olecek onda, ne de hayat bulacaktir

    [14] Dogrusu felah buldu (gunahtan) temizlenen

    [15] Rabbinin adini anip namaz kilan

    [16] Fakat siz dunya hayatini tercih ediyorsunuz

    [17] Oysa ahiret daha hayirli ve daha kalicidir

    [18] Kuskusuz bu ilk sahifelerde vardir

    [19] Ibrahim ve Musa'nin sahifelerinde

    Surah 88
    Ğâşiye

    [1] O her seyi kusatacak olan Kiyamet'in haberi sana geldi mi

    [2] Yuzler var ki, o gun egilmis, zillete dusmustur

    [3] Calismis, yorulmustur

    [4] Kizismis bir atese girer

    [5] Onlara kizgin bir kaynaktan su verilir

    [6] Onlar icin kuru bir dikenden baska yiyecek de yoktur

    [7] O da ne besler, ne de acligi giderir

    [8] Yuzler de var ki, o gun nimetle mutludur

    [9] Yaptigindan hosnuttur

    [10] Yuksek bir cennettedir

    [11] Orada bos bir soz isitmez

    [12] Orada akan bir kaynak

    [13] Yukseltilmis divanlar

    [14] Konulmus kadehler

    [15] Dizilmis koltuklar, yastiklar

    [16] Serilmis halilar vardir

    [17] Bakmiyorlar mi o develere, nasil yaratilmis

    [18] Goge bakmiyorlar mi, nasil yukseltilmis

    [19] Bakmiyorlar mi daglara, nasil dikilmis

    [20] Yere bakmiyorlar mi, nasil yayilmis

    [21] Haydi ogut ver; sen simdi sirf bir ogutcusun

    [22] Onlarin uzerinde bir zorba degilsin

    [23] Ancak kim yuz cevirir ve kafir olursa

    [24] Allah ona en buyuk azap ile azap edecek

    [25] Kuskusuz onlar done dolasa bize gelecekler

    [26] Sonra da bize hesap verecekler

    Surah 89
    Fecr

    [1] Andolsun fecre

    [2] On geceye (Zilhicce ayinin ilk on gecesine)

    [3] Cifte ve teke

    [4] Gitmekte olan geceye

    [5] Nasil, bunlarda bir akil sahibi icin yemin var degil mi

    [6] Gormedin mi Rabbin ne yapti Ad kavmine

    [7] Sutunlar sahibi Irem'e

    [8] Ki ulkeler icinde onun benzeri yaratilmamisti

    [9] Vadide kayalari yontan Semud kavmine

    [10] Kaziklar sahibi (guclu, kuvvetli) Firavun'a

    [11] Bunlar ulkelerde azmislardi

    [12] Oralarda cok bozgunculuk yapmislardi

    [13] Bu yuzden Rabbin onlarin ustune azap kamcisi yagdirdi

    [14] Kuskusuz Rabbin her an gozetlemededir

    [15] Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sinayip da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der

    [16] Ama her ne zaman da sinayip rizkini daraltirsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete dusurdu." der

    [17] Hayir hayir, dogrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz

    [18] Birbirinizi yoksulu yedirmeye tesvik etmiyorsunuz

    [19] Oysa mirasi oyle bir yiyorsunuz ki, haram-helal gozetmeden

    [20] Mali oyle bir seviyorsunuz ki, yigmacasina

    [21] Hayir hayir, yer birbiri ardinca sarsilip dumduz oldugu zaman

    [22] Rabbinin emri gelip melekler sira sira dizildigi zaman

    [23] Ki cehennem de o gun getirilmistir. Iste o gun insan anlar. Fakat bu anlamanin ona ne yarari var

    [24] Keske hayatim icin bir seyler yapip gonderseydim." der

    [25] Artik o gun Allah'in edecegi azabi kimse edemez

    [26] Onun vuracagi bagi kimse vuramaz

    [27] Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis

    [28] Hem hosnut edici, hem de hosnut edilmis olarak Rabbine don

    [29] Kullarimin arasina gir

    [30] Cennetime gir

    Surah 90
    Beled

    [1] Andolsun bu beldeye

    [2] Ki sen bu beldede oturmaktasin

    [3] Ve and olsun baba ve cocuguna

    [4] Biz insani gercekten bir sikinti icinde yarattik

    [5] Insan, kendisine karsi kimse guc yetiremez mi saniyor

    [6] Ben, yigin yigin mal yok ettim diyor

    [7] Kendisini bir goren olmadi mi saniyor

    [8] Biz ona iki goz vermedik mi

    [9] Bir dil ve iki dudak

    [10] Ona iki yolu gosterdik

    [11] Fakat o, o sarp yokusa gogus veremedi

    [12] Bildin mi sen, o sarp yokus nedir

    [13] Kole azat etmek

    [14] Veya salgin bir kitlik gununde yemek yedirmektir

    [15] Yakinligi olan bir yetime

    [16] Veya hicbir seyi olmayan yoksula

    [17] Sonra da iman edip de sabri tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktir

    [18] Iste bunlar, amel defterleri saglarindan verilenlerdir

    [19] Ayetlerimizi tanimayanlar ise, onlardir iste amel defterleri sollarindan verilenler

    [20] Onlarin uzerlerine bir ates bastirilip kapilari kapanacaktir

    Surah 91
    Şems

    [1] Gunes'e ve onun pariltisina

    [2] Gunes'in ardindan gelen Ay'a

    [3] Gunes'i acip ortaya cikaran gunduze

    [4] Onu orten geceye

    [5] Goge ve onu bina edene

    [6] Yere ve onu doseyene

    [7] Nefse ve onu bicimlendirene

    [8] Sonra da ona kotuluk ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki

    [9] Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmustur

    [10] Onu kirletip gomen de ziyan etmistir

    [11] Semud, azginligiyla Hakk'i yalanladi

    [12] En azginlari ileri atilinca

    [13] Allah'in Rasulu (Salih peygamber) onlara: "Allah'in devesini ve onun su nobetini gozetin." demisti

    [14] Fakat onlar peygamberi yalanlayip deveyi kestiler. Rableri de gunahlarini baslarina geciriverdi de orayi dumduz etti

    [15] Oyle ya, Allah bu isin sonundan korkacak degil ya

    Surah 92
    Leyl

    [1] Orttugu zaman geceye

    [2] Acildigi zaman gunduze

    [3] Erkegi ve disiyi yaratana and olsun ki

    [4] Gercekten sizin isiniz baska baskadir

    [5] Bundan boyle her kim malini hayir icin verir ve korunursa

    [6] Ve en guzel olani dogrularsa

    [7] Biz onu en kolay yola muvaffak kilacagiz

    [8] Kim de cimrilik eder ve kendini hicbir seye ihtiyaci kalmamis gorur

    [9] Ve en guzeli de yalanlarsa

    [10] Onu da en zor yola hazirlariz

    [11] Cukura yuvarlandigi zaman mali onu kurtaramayacak

    [12] Dogru yolu gostermek muhakkak bize aittir

    [13] Kuskusuz ahiret de dunya da bizimdir

    [14] Ben sizi kopurdukce kopuren bir atese karsi uyardim

    [15] Ona ancak en azgin olan girer

    [16] Oyle azgin ki, yalanlamis ve sirtini donmustur

    [17] En cok korunan ise ondan uzaklastirilacaktir

    [18] O ki, Allah yolunda malini verir, temizlenir

    [19] Onun yaninda, baska bir kimse icin karsiligi verilecek hicbir nimet yoktur

    [20] O ancak yuce Rabbinin rizasini aramak icin verir

    [21] Elbette yakinda kendisi de hosnut olacaktir

    Surah 93
    Duhâ

    [1] Andolsun kusluk vaktine

    [2] Ve sakinlestigi zaman geceye ki

    [3] Rabbin seni birakmadi ve darilmadi

    [4] Ahiret senin icin dunyadan iyi olacaktir

    [5] Rabbin sana verecek ve sen hosnut olacaksin

    [6] O seni yetim bulup da barindirmadi mi

    [7] Seni yol bilmez bulup yola iletmedi mi

    [8] Seni yoksul bulup zengin etmedi mi

    [9] Oyleyse sakin yetimi ezme

    [10] Dilenciyi de azarlama

    [11] Fakat Rabbinin nimetini anlat da anlat

    Surah 94
    İnşirâh

    [1] Biz senin icin (mutlulugun) gogsunu acmadik mi

    [2] Senden yukunu indirmedik mi

    [3] O senin sirtini ezen yuku

    [4] Senin sanini yuceltmedik mi

    [5] Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylik vardir

    [6] Evet, zorlukla beraber bir kolaylik vardir

    [7] O halde bos kaldin mi, yine kalk (baska bir is ve ibadetle) yorul

    [8] Ancak Rabbine yonel

    Surah 95
    Tîn

    [1] Tin'e ve Zeytun'a

    [2] Sina dagina

    [3] Ve bu guvenli beldeye andolsun ki

    [4] Biz insani en guzel bicimde yarattik

    [5] Sonra da cevirdik asagilarin asagisina attik

    [6] Ancak iman edip iyi isler yapanlar baska; onlar icin kesintisiz bir ecir vardir

    [7] O halde sana dini ne yalanlatir

    [8] Allah, hakimlerin hakimi degil mi

    Surah 96
    Alak

    [1] Yaratan Rabbinin adiyla oku

    [2] O, insani bir alekadan (embriyodan) yaratti

    [3] Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir

    [4] O Rab ki kalemle yazmayi ogretti

    [5] Insana bilmedigi seyleri ogretti

    [6] Hayir! Dogrusu (kafir) insan azginlik eder

    [7] Kendisinin muhtac olmadigini zannettigi icin

    [8] Muhakkak ki donus mutlaka Rabbinedir

    [9] Namaz kildigi zaman, bir kulu engelleyeni gordun mu

    [10] Namaz kildigi zaman, bir kulu engelleyeni gordun mu

    [11] Gordun mu (ne dersin?), ya o (kul) dogru yolda olur

    [12] Veya kotuluklerden sakinmayi emrederse

    [13] Gordun mu, ya bu (adam, hakki) yalanlar, yuzcevirirse

    [14] O adam, Allah'in kendini gordugunu hic bilmiyor mu

    [15] Hayir, hayir! Eger o, bu davranisindan vazgecmezse, and olsun ki biz, onu perceminden, o gunahkar ve yalanci perceminden tutup cehenneme surukleriz

    [16] Hayir, hayir! Eger o, bu davranisindan vazgecmezse, and olsun ki biz, onu perceminden, o gunahkar ve yalanci perceminden tutup cehenneme surukleriz

    [17] O zaman o taraftarlarini yardima cagirsin

    [18] Biz de Zebanileri cagiracagiz

    [19] Sakın onu dinleme de (Rabbine) secde et ve yaklas

    Surah 97
    Kadir

    [1] Biz o (Kur'an)nu Kadir gecesinde indirdik

    [2] Kadir gecesinin ne oldugunu sen nereden bileceksin

    [3] Kadir gecesi bin aydan daha hayirlidir

    [4] Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adindaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her is icin inerler

    [5] O gece, tanyeri agarincaya kadar suren bir selamettir

    Surah 98
    Beyyine

    [1] Kitap ehlinden ve musriklerden (Hakk'i) tanimayanlar, kendilerine acik delil gelinceye kadar inkarlarindan ayrilacak degillerdi

    [2] (Bu delil), tertemiz sayfalari okuyan, Allah tarafindan gonderilmis bir peygamberdir

    [3] O sayfalarda, en dogru hukumler vardir

    [4] Kitap ehli, ancak kendilerine apacik delil geldikten sonra ayriliga dustuler

    [5] Halbuki onlar, dini sadece Allah'a tahsis ederek, Allah'i birleyerek, ancak Allah'a ibadet etmekle, namazi kilmakla ve zekati vermekle emrolunmuslardir. Iste dosdogru din budur

    [6] Kafirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem atesindedirler. Orada ebedi olarak kalacaklardir. Onlar, insanlarin en serlileridir

    [7] Inanan ve guzel amel isleyenler de insanlarin en hayirlilaridir

    [8] Rableri katinda onlarin mukafati, altlarindan irmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedi olarak kalacaklardir. Allah onlardan razi olmus, onlar da O'ndan razi olmuslardir. Iste bu mukafat, Rabbine saygi gosterene mahsustur

    Surah 99
    Zilzâl

    [1] Yer o yaman sarsinti ile sarsildigi

    [2] Yer, icindeki agirliklari cikarip disari attigi

    [3] Ve insan: "Ona ne oluyor?" dedigi zaman

    [4] O gun yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktir

    [5] O gun yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktir

    [6] O gun insanlar, amellerinin karsiligi kendilerine gosterilmek uzere boluk boluk cikacaklardir

    [7] Her kim zerre kadar hayir islemisse onu gorecektir

    [8] Her kim, zerre kadar ser islemisse onu gorecektir

    Surah 100
    Âdiyât

    [1] O haril haril (savasa) kosanlara

    [2] (Tirnaklariyla yerden) ates cikaranlara

    [3] Sabahleyin akin edenlere

    [4] Tozu dumana karistiranlara

    [5] Derken bir toplulugun ortasina dalanlara yemin ederim ki

    [6] Suphesiz insan, Rabbine karsi cok nankordur

    [7] Ve kendisi de buna sahittir

    [8] Gercekten o dunya malini cok sevdigi icin katidir

    [9] Bilmiyor mu ki, kabirlerin icindekiler firlatilacak

    [10] Ve sinelerin icindekiler derlenecek

    [11] O gun Rableri onlarin butun yaptiklarindan haberdardir

    Surah 101
    Kâria

    [1] Karia! (Carpacak kiyamet) Nedir o karia? Karianin ne oldugunu sen bilir misin

    [2] Karia! (Carpacak kiyamet) Nedir o karia? Karianin ne oldugunu sen bilir misin

    [3] Karia! (Carpacak kiyamet) Nedir o karia? Karianin ne oldugunu sen bilir misin

    [4] O gun insanlar yayilmis pervaneler gibi olurlar

    [5] Daglar atilmis renkli yunler gibi olur

    [6] O gun kimin tartilari agir basarsa o, hosnut olacagi bir hayat icindedir

    [7] O gun kimin tartilari agir basarsa o, hosnut olacagi bir hayat icindedir

    [8] Kimin tartilari hafif gelirse, onun anasi da (varacagi yer, siginacagi duragi) haviye (ucurum)dir

    [9] Kimin tartilari hafif gelirse, onun anasi da (varacagi yer, siginacagi duragi) haviye (ucurum)dir

    [10] O ucurumun ne oldugunu sen nereden bileceksin

    [11] O, kizgin bir atestir

    Surah 102
    Tekâsür

    [1] Coklukla ovunmek, sizi kabirlere varincaya kadar oyaladi

    [2] Coklukla ovunmek, sizi kabirlere varincaya kadar oyaladi

    [3] Hayir! Yakinda bileceksiniz

    [4] Yine hayir! Yakinda bileceksiniz (hatanizi)

    [5] Hayir! Eger kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi gorursunuz

    [6] Hayir! Eger kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi gorursunuz

    [7] Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yakin gozuyle goreceksiniz

    [8] Sonra, yemin olsun ki, o gun (size verilen) her nimetten sorulacaksiniz

    Surah 103
    Asr

    [1] Asra yemin olsun ki

    [2] Insan mutlaka ziyandadir

    [3] Ancak iman edenler, salih amel (iyi isler) isleyenler, birbirlerine hakki tavsiye eden ve sabri tavsiye edenler bunun disindadir

    Surah 104
    Hümeze

    [1] Mal toplayip onu tekrar tekrar sayan, insanlari arkadan cekistirip, kas goz hareketleriyle alay edenlerin (humeze ve lumezenin) vay haline

    [2] Mal toplayip onu tekrar tekrar sayan, insanlari arkadan cekistirip, kas goz hareketleriyle alay edenlerin (humeze ve lumezenin) vay haline

    [3] Malinin, kendisini ebedi yasatacagini sanir

    [4] Hayir, andolsun ki, o hutame (cehennem)ye atilacaktir

    [5] Hutame'nin ne oldugunu bilir misin

    [6] O, kalplerin icine isleyecek, Allah'in tutusturulmus bir atesidir

    [7] O, kalplerin icine isleyecek, Allah'in tutusturulmus bir atesidir

    [8] Cehennemlikler, dikilmis direklere bagli olduklari halde, o atesin kapilari uzerlerine kapatilacaktir

    [9] Cehennemlikler, dikilmis direklere bagli olduklari halde, o atesin kapilari uzerlerine kapatilacaktir

    Surah 105
    Fîl

    [1] Gormedin mi Rabb'in fil sahiplerine ne yapti

    [2] Onlarin tuzaklarini bosa cikarmadi mi

    [3] Uzerlerine suru suru kuslar gonderdi

    [4] Onlara camurdan sertlesmis taslar atiyorlardi

    [5] Ve onlari, yenilmis ekin yapragi gibi yapti

    Surah 106
    Kureyş

    [1] Kureys'in ilafi (guven ve baris andlasmalarindan faydalanmalarini saglamak) icin

    [2] Kis ve yaz seferlerinde (faydalandiklari andlasmalarin) kadrini bilmis olmalari icin

    [3] Bu Beyt (Kabe)nin Rabbine kulluk etsinler

    [4] O, kendilerini acliktan kurtararak beslemistir ve her tehlikeye karsi onlara emniyet vermistir

    Surah 107
    Mâûn

    [1] Dini yalanlayani gordun mu

    [2] Iste o, oksuzu iter, kakar

    [3] Yoksulu doyurmaya onayak olmaz

    [4] Vay haline o namaz kilanlarin ki

    [5] Kildiklari namazin degerine aldiris etmezler

    [6] Gosteris yaparlar onlar

    [7] Ve yardimligi sakinirlar (zekati vermezler)

    Surah 108
    Kevser

    [1] Muhakkak biz sana Kevser'i verdik

    [2] Oyleyse Rabb'in icin namaz kil ve kurban kes

    [3] Muhakkak ki sonu kesik olan, sana bugzedendir

    Surah 109
    Kâfirûn

    [1] De ki: Ey kafirler

    [2] Sizin taptiklariniza ben tapmam

    [3] Siz de benim taptigima tapicilar degilsiniz

    [4] Ben asla sizin taptiklariniza tapacak degilim

    [5] Siz de benim taptigima tapacak degilsiniz

    [6] Sizin dininiz size, benim dinim banadir

    Surah 110
    Nasr

    [1] Allah'in yardimi ve fetih geldiginde

    [2] Ve insanlarin dalga dalga Allah'in dinine girdiklerini gordugunde

    [3] Rabbini ogerek tesbih et, O'ndan bagislanmani dile, cunku O, tevbeleri cok kabul edendir

    Surah 111
    Tebbet

    [1] Ebu Leheb'in elleri kurusun (yok olsun o), zaten yok oldu ya

    [2] Ne mali ne de kazandigi onu kurtaramadi

    [3] alevli bir atese girecektir

    [4] Karisi da odun hamali olarak (onunla beraber girecektir)

    [5] Boynunda da hurma lifinden bir ip olacaktir

    Surah 112
    İhlâs

    [1] De ki; O Allah bir tektir

    [2] Allah eksiksiz, sameddir (Butun varliklar O'na muhtac, fakat O, hic bir seye muhtac degildir)

    [3] Dogurmadi ve dogurulmadi

    [4] O 'na bir denk de olmadi

    Surah 113
    Felak

    [1] De ki: "Ben, agaran sabahin Rabbine siginirim

    [2] Yarattigi seylerin serrinden

    [3] Karanligi coktugu zaman gecenin serrinden

    [4] Ve dugumlere ufleyen buyuculerin serrinden

    [5] Ve hased ettigi zaman hasetcinin serrinden

    Surah 114
    Nâs

    [1] De ki: Siginirim ben insanlarin Rabbine

    [2] Insanlarin hukumdarina

    [3] Insanlarin ilahina

    [4] O sinsi vesvesecinin serrinden

    [5] O ki, insanlarin goguslerine vesveseler fisildar

    [6] Gerek cinlerden, gerek insanlardan