[1] Elif, Lam, Mim
[2] Bu, dogrulugu suphe goturmeyen ve Allah'a karsı gelmekten sakınanlara yol gosteren Kitap'dır
[3] Onlar, gaybe inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdigimiz rızıktan yerli yerince sarfederler
[4] Onlar, sana indirilen Kitap'a da, senden once indirilenlere de inanırlar; ahirete de yalnız onlar kesinlikle inanırlar
[5] Iste Rab'lerinin yolunda olanlar ve saadete erisenler bunlardır
[6] Suphe yok ki, inkar edenleri, baslarına gelecekle uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar
[7] Allah onların kalblerini ve kulaklarını muhurlemistir, gozlerinde de perde vardır ve buyuk azab onlar icindir
[8] Insanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gunune inandık" diyenler vardır
[9] Bunlar Allah'ı ve inananları aldatmaya calısırlar, oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında degildirler
[10] Kalblerinde hastalık vardır, Allah hastalıklarını artırmıstır. Yalan soyleye geldikleri icin onlara elem verici azab vardır
[11] Kendilerine: "Yeryuzunde bozgunculuk yapmayın" dendigi zaman, "Bizler sadece ıslah edicileriz" derler
[12] Iyi bilin ki, asıl bozguncular kendileridir, lakin farkında degillerdir
[13] Onlara "Muslumanların inandıgı gibi siz de inanın" denilince de, "Beyinsizlerin inandıgı gibi mi inanalım?" derler; iyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler
[14] Inananlara rastladıkları zaman, "Inandık" derler, elebasılarıyla bas basa kaldıklarında, "Biz suphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz" derler
[15] Onlarla Allah alay eder ve taskınlıkları icinde bocalar durumda bırakır
[16] Onlar, dogruluk yerine sapıklıgı aldılar da alısverisleri kar getirmedi; dogru yolu bulamamıslardı
[17] Onlar, cevresini aydınlatmak icin ates yakan kimseye benzerler ki, Allah ısıklarını yok edince, onları karanlıklar icinde gormez bir halde bırakmıstır
[18] Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler, bu yuzden dogru yola donmezler
[19] Bir kısmı da, karanlıklarda, gok gurlemeleri ve simsek arasında gokten bosanan saganaga tutulup, yıldırımlardan olmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzer
[20] Simsegin cakması neredeyse gozlerini alır; onları aydınlattıkca ısıgında yururler ve uzerlerine karanlık basınca durakalırlar. Allah dileseydi isitme ve gormelerini giderirdi. Dogrusu Allah her seye Kadir'dir
[21] Ey insanlar! Sizi ve sizden oncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, O'na karsı gelmekten korunmus olabilesiniz
[22] O, yeryuzunu size bir dosek ve gogu de bir bina kıldı. Gokten su indirip onunla size rızık olmak uzere urunler meydana getirdi; artık Allah'a, bile bile es kosmayın
[23] Kulumuza indirdigimiz Kuran'dan suphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sure meydana getirin; eger dogru sozlu iseniz, Allah'tan baska, guvendiklerinizi de yardıma cagırın
[24] Yapamazsanız ki yapamayacaksınız o takdirde, inkar edenler icin hazırlanan ve yakıtı insanlarla tas olan atesten sakının
[25] Inananlar ve yararlı isler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler oldugunu mujdele. Onlara buranın bir urunu rızık olarak verildiginde, "Bu daha once de rızıklandıgımızdır" derler. Bunlar, soylediklerinin benzerleri olarak sunulmustur. Onlara orada tertemiz esler vardır ve orada temelli kalırlar
[26] Allah sivrisinegi ve onun ustununu misal olarak vermekten cekinmez. Inananlar bunun Rablerinden bir gercek oldugunu bilirler. Inkar edenler ise "Allah bu misalle neyi murad etti?" derler, O, bu misalle bircogunu saptırır, bircogunu da yola getirir. Onunla saptırdıgı yalnız fasıklardır ki onlar Allah'la yapılan sozlesmeyi kabulden sonra bozarlar. Allah'ın birlestirilmesini buyurdugu seyi ayırırlar ve yeryuzunde bozgunculuk yaparlar; zarara ugrayanlar iste onlardır
[27] Allah sivrisinegi ve onun ustununu misal olarak vermekten cekinmez. Inananlar bunun Rablerinden bir gercek oldugunu bilirler. Inkar edenler ise "Allah bu misalle neyi murad etti?" derler, O, bu misalle bircogunu saptırır, bircogunu da yola getirir. Onunla saptırdıgı yalnız fasıklardır ki onlar Allah'la yapılan sozlesmeyi kabulden sonra bozarlar. Allah'ın birlestirilmesini buyurdugu seyi ayırırlar ve yeryuzunde bozgunculuk yaparlar; zarara ugrayanlar iste onlardır
[28] Olu idiniz sizleri diriltti, sonra oldurecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na doneceksiniz; oyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz
[29] Yerde olanların hepsini; sizin icin yaratan O'dur. Sonra, goge dogru yonelerek yedi gok olarak onları duzenlemistir. O her seyi bilir
[30] Rabbin meleklere "Ben yeryuzunde bir halife var edecegim" demisti; melekler, "Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni overek yuceltiyor ve Seni devamlı takdis ediyoruz" dediler; Allah "Ben suphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi
[31] Ve Adem'e butun isimleri ogretti, sonra esyayı meleklere gosterdi. "Eger sozunuzde samimi iseniz bunların isimlerini bana soyleyin" dedi
[32] Cevap verdiler: "Sen munezzehsin, ogrettiginden baska bizim bir bilgimiz yoktur. Suphesiz Sen hem bilensin, hem Hakim'sin
[33] Allah "Ey Adem onlara isimlerini soyle" dedi. Adem isimlerini soyleyince, Allah "Ben gokler ve yerde gorunmeyeni biliyorum, sizin acıkladıgınızı ve gizlemekte oldugunuzu da bilirim, diye size soylememis miydim?" dedi
[34] Meleklere, "Adem'e secde edin" demistik, Iblis mustesna hepsi secde ettiler, o ise kacındı, buyukluk tasladı ve inkar edenlerden oldu
[35] Ey Adem! Esin ve sen cennette kal, orada olandan istediginiz yerde bol bol yiyin, yalnız su agaca yaklasmayın; yoksa zalimlerden olursunuz" dedik
[36] Seytan oradan ikisinin de ayagını kaydırttı, onları bulundukları yerden cıkardı, onlara "Birbirinize dusman olarak inin, yeryuzunde bir muddet icin yerlesip gecineceksiniz" dedik
[37] Adem, Rabbi'nden emirler aldı; onları yerine getirdi. Rabb'i de bunun uzerine tevbesini kabul etti. Suphesiz o tevbeleri daima kabul edendir, merhametli olandır
[38] Inin oradan hepiniz, tarafımdan size bir yol gosteren gelecektir; Benim yoluma uyanlar icin artık korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir" dedik
[39] Inkar eden kimseler ve ayetlerimizi yalan sayanlar cehennemlik olanlardır, onlar orada temelli kalacaklardır
[40] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti hatırlayın ve ahdimi yerine getirin ki Ben de yerine getireyim; yoksa benden korkun
[41] Yanınızdaki Tevrat'ı tasdik ederek indirdigim Kuran'a, inanın; onu ilk inkar edenler siz olmayın, ayetlerimi hicbir degere karsılık degistirmeyin ve bile bile hakkı gizlemeyin
[42] Hakkı batıla karıstırmayın ve bile bile hakkı gizlemeyin
[43] Namazı kılın, zekatı verin, ruku edenlerle birlikte ruku edin
[44] Kitap'ı okuyup durdugunuz halde kendinizi unutur da baskalarına mı iyilikle emredersiniz? Dusunmez misiniz
[45] Sabır ve namazla Allah'a sıgınıp yardım isteyin; Rablerine kavusacaklarını ve Ona doneceklerini umanlar ve husu duyanlardan baskasına namaz elbette agır gelir
[46] Sabır ve namazla Allah'a sıgınıp yardım isteyin; Rablerine kavusacaklarını ve Ona doneceklerini umanlar ve husu duyanlardan baskasına namaz elbette agır gelir
[47] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere ustun kıldıgımı hatırlayın
[48] Kimsenin kimseden faydalanamayacagı, kimseden bir sefaat kabul edilmeyecegi, kimseden bir fidye alınmayacagı ve yardım gorulmeyecegi gunden korunun
[49] Size iskence eden, kadınlarınızı sag bırakıp ogullarınızı bogazlayan Firavun ailesinden sizi kurtarmıstık; bu Rabbinizin buyuk bir imtihanı idi
[50] Denizi yarıp sizi kurtarmıs ve gozlerinizin onunde Firavun ailesini batırmıstık
[51] Musa'ya kırk gece vade vermistik. Sonra onun arkasından, kendinize yazık ederek, buzagıyı tanrı edinmistiniz
[52] Sonra bunun ardından, sukredersiniz diye, sizi bagıslamıstık
[53] Dogru yola gidesiniz diye Musa'ya hakkı batıldan ayıran Kitabı vermistik
[54] Musa milletine "Ey milletim! Buzagıyı tanrı olarak benimsemekle kendinize yazık ettiniz. Yaratanınıza tevbe edin ve nefislerinizi oldurun, bu Yaratanınız katında sizin icin hayırlı olur; O daima tevbeleri kabul ve merhamet eden oldugu icin tevbenizikabul eder" demisti
[55] Ya Musa! Allah'ı apacık gormedikce sana inanmayacagız" demistiniz de gozleriniz gore gore sizi yıldırım carpmıstı
[56] Olumunuzden sonra, sukredesiniz diye sizi tekrar diriltmistik
[57] Bulutla sizi golgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın indirdik, "Verdigimiz rızıkların iyi ve guzel olanlarından yiyin" dedik. Onlar Bize degil, fakat kendilerine yazık ediyorlardı
[58] Su sehre girin, orada dilediginiz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin, "bagısla!" deyin, Biz de yanılmalarınızı bagıslarız, iyilere daha da artırırız" demistik
[59] Ama zulmedenler, kendilerine soylenmis olan sozu baska sozle degistirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan cıkmalarından dolayı gokten azab indirdik
[60] Musa, milleti icin su aramıstı; "Asanla tasa vur" dedik; ondan on iki pınar fıskırdı, herkes icecegi yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin, icin, yalnız yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın
[61] Ey Musa! Bir cesit yemege dayanamayacagız, bizim icin Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdigi sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve sogan yetistirsin" demistiniz de, "Hayırlı olanı daha dusuk seyle mi degistirmek istiyorsunuz? Bir sehre inin, suphesiz orada istediginiz vardır" demisti. Onlara yoksulluk ve duskunluk damgası vuruldu, Allah'ın gazabına ugradılar. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri oldurmelerindendi; bu, karsı gelmeleri ve taskınlık yapmalarındandı
[62] Suphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gunune inanıp yararlı is yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar icin artık korku yoktur. Onlar uzulmeyeceklerdir
[63] Sizden kesin soz almıstık. Tur dagını yukselterek tepenize dikmistik. "Allah'a karsı gelmekten sakınanlardan olabilmeniz icin, size verdigimiz Kitab'a kuvvetle sarılın, onda bulunanları hatırda tutun" demistik
[64] Bundan sonra yine yuz cevirdiniz; eger Allah'ın size bol nimeti ve merhameti olmasaydı, muhakkak zarara ugrayanlardan olurdunuz
[65] Icinizden cumartesi gunu azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara "Asagılık birer maymun olunuz" dedik; bunu, cagdaslarına ve sonradan geleceklere bir ceza ornegi ve Allah'a karsı gelmekten sakınanlara ogut olsun diye yaptık
[66] Icinizden cumartesi gunu azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara "Asagılık birer maymun olunuz" dedik; bunu, cagdaslarına ve sonradan geleceklere bir ceza ornegi ve Allah'a karsı gelmekten sakınanlara ogut olsun diye yaptık
[67] Musa milletine: "Allah muhakkak bir sıgır bogazlamanızı buyuruyor" demisti; "Bizi alaya mı alıyorsun?" dediklerinde de: "Cahillerden olmaktan Allah'a sıgınırım" dedi
[68] Rabbine bizim adımıza yalvar da onun mahiyetini bize bildirsin" dediler, "O, onun ne pek kart, ne pek korpe, ikisi ortası bir sıgır oldugunu soyluyor, size emrolunanı yapın" dedi
[69] Rabbine bizim adımıza yalvar da ne renk oldugunu bize bildirsin" dediler. "O, onun, bakanların icini acan parlak sarı renkli bir sıgır oldugunu soyluyor" dedi
[70] Rabbine bizim adımıza yalvar da, mahiyetini bize bildirsin, cunku sıgırlar, bizce, birbirine benzemektedir. Allah dilerse biz suphesiz dogruyu bulmus oluruz" dediler
[71] Yeri surup, ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemis, kusursuz, alacasız bir sıgır oldugunu soyluyor" dedi. "Simdi gercegi bildirdin" deyip sıgırı bogazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı
[72] Siz bir kimseyi oldurmus ve bunu birbirinize atmıstınız; oysa Allah gizlemekte oldugunuzu ortaya cıkaracaktı
[73] Sıgırın bir parcasıyla ona vurun" dedik. Iste boylece Allah oluleri diriltir ve aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gosterir
[74] Sonra kalbleriniz yine katılastı, tas gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taslar arasında kendisinden ırmaklar fıskıran vardır; yarılıp su cıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez degildir
[75] Size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir takımı Allah'ın sozunu isitiyor, ona akılları yattıktan sonra, bile bile onu tahrif ediyorlardı
[76] Inananlarla karsılastıkları zaman, "Inandık" derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, "Rabbinizin katında size karsı huccet gostersinler diye mi Allah'ın size acıkladıgını onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?" derlerdi
[77] Gizlediklerini de, acıkladıklarını da Allah'ın bildigini bilmiyorlar mı
[78] Onların bir kısmının okuyup yazması yoktu. Kitab'ı bilmezlerdi; bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardı. Onlar ancak vehim icindedirler
[79] Vay, Kitabı elleriyle yazıp, sonra da onu az bir degere satmak icin, "Bu Allah katındandır" diyenlere! Vay ellerinin yazdıklarına! Vay kazandıklarına
[80] Ates bize sadece sayılı birkac gun degecektir", derler; sor, "Allah katından siz soz mu aldınız?", eger oyle ise Allah sozunden caymayacaktır. "Yoksa Allah'a karsı bilmediginiz bir sey mi soyluyorsunuz
[81] Hayır oyle degil; kotuluk isleyip sucu kendisini kusatmıs olan kimseler; cehennemlikler iste onlardır. Onlar orada temellidirler
[82] Inanıp yararlı isler yapan kimseler cennetlik olanlardır, onlar da orada temellidirler
[83] Israilogullarından, "Allah'tan baskasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, duskunlere iyilik edin, insanlarla guzel guzel konusun, namazı kılın, zekatı verin" diye soz almıstık. Sonra siz pek azınız mustesna, dondunuz; hala da yuz cevirip duruyorsunuz
[84] Kanınızı dokmeyin, birbirinizi yurdunuzdan surmeyin diye sizden soz almıstık, sonra bunu boylece kabul etmistiniz, buna siz sahidsiniz
[85] Sonra siz, birbirinizi olduren, aranızdan bir takımı memleketlerinden suren, onlara karsı gunah ve dusmanlıkta birlesen, onları cıkarmak haramken size esir olarak geldiklerinde fidyelerini vermeye kalkan kimselersiniz. Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda boyle yapanın cezası ancak dunya hayatında rezil olmaktır. Ahiret gununde de azabın en siddetlisine onlar ugratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil degildir
[86] Onlar ahiret karsılıgında dunya hayatını satın alan kimselerdir, bu yuzden azabları hafifletilmez, onlar yardım da gormezler
[87] And olsun ki, Musa'ya kitap verdik, ondan sonra ardarda peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudus ile destekledik. Size bir peygamber nefsinizin hoslanmadıgı bir sey getirdikce, buyukluk taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp, bir kısmını oldurur musunuz
[88] Kalplerimiz perdelidir" dediler, hayır, Allah inkarlarından dolayı onları lanetlemistir. Onların pek azı inanırlar
[89] Vaktaki Allah katından onlara, kendilerinde olanı tasdik eden Kitap geldi ki onlar bundan onceleri, inkar edenlere karsı kendilerine yardım gelmesini beklerlerdi, bildikleri gelince onu inkar ettiler. Allah'ın laneti, inkar edenlerin uzerine olsun
[90] Allah'ın kullarından diledigine, bol ihsanından indirmesini cekemeyerek, Allah'ın indirdigini inkar etmekle, kendilerini ne kotu bir sey karsılıgında sattılar. Bu yuzden gazab ustune gazaba ugradılar. Kafirlere alcaltıcı bir azab vardır
[91] Onlara, "Allah'ın indirdigine inanın" denildiginde "Bize indirilene inanırız" deyip ondan sonra gelen Kuran'ı inkar ederler; halbuki o, ellerinde bulunan Tevrat'ı tasdik eden hak bir Kitap'dır. Onlara "Eger inanıyor idiyseniz nicin daha once Allah'ın peygamberlerini olduruyordunuz?" diye sor
[92] And olsun ki, Musa size mucizeler getirdi, sonra ardından kendinize yazık ederek buzagıyı tanrı olarak benimsediniz
[93] Sizden kesin soz almıs ve Tur'u tepenize dikmistik, "Size verdigimize kuvvetle sarılın ve dinleyin" demistik "Isittik ve karsı geldik" dediler de inkarları yuzunden buzagı sevgisi kalblerine sindirildi. De ki, "Eger inanmıssanız, imanınız size ne kotu sey emrediyor
[94] De ki, "Eger ahiret yurdu Allah katında baskalarına degil de yalnız size mahsus ise ve eger dogru sozlu iseniz, olumu dilesenize
[95] Bunu, onceden islediklerinden oturu, asla dilemeyeceklerdir. Allah zalimleri bilir
[96] And olsun ki, onların hayata diger insanlardan ve hatta Allah'a es kosanlardan da daha duskun olduklarını gorursun. Her biri omrunun bin yıl olmasını ister. Oysa uzun omurlu olması onu azabdan uzaklastırmaz. Allah onların yaptıklarını gorur
[97] De ki, "Cebrail'e dusman olan kimse Allah'a dusmandır", cunku O, Kuran'ı Allah'ın izniyle kendinden oncekini tasdik ederek, yol gosterici ve inananlara mujdeci olarak senin kalbine indirmistir
[98] Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail'e dusman olan kimse inkar etmis olur. Allah suphesiz, inkar edenlerin dusmanıdır
[99] And olsun ki, sana apacık ayetler indirdik. Onları sadece yoldan cıkmıslar inkar eder
[100] Onlar, her ne zaman bir ahidde bulunmuslarsa iclerinden bir takımı onu bozmamıs mıdır? Zaten onların cogu inanmazlar
[101] Yanlarındakini dogrulayan bir Peygamber, Allah katından onlara gelince Kitap verilenlerden bir takımı, bilmiyorlarmıs gibi, Allah'ın Kitabı'nı arkalarına attılar
[102] Seytanların Suleyman'ın hukumdarlıgı hakkında soylediklerine uydular. Oysa Suleyman kafir degildi, ama insanlara sihri ogreten seytanlar kafir olmuslardı. Babil'de, melek denilen Harut ve Marut'a bir sey indirilmemisti. Bu ikisi "Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın inkar etme" demedikce kimseye bir sey ogretmezlerdi. Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak seyler ogreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkca onlar kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak seyler ogreniyorlardı. And olsun ki, onu satın alanın ahiretten bir nasibi olmadıgını biliyorlardı. Kendilerini karsılıgında sattıkları seyin ne kotu oldugunu keske bilselerdi
[103] Onlar inanıp, Allah'a karsı gelmekten sakınsalardı, Allah katından olan sevab daha hayırlı olurdu. Keske bilselerdi
[104] Ey inananlar! Peygamber'e, "Bizi de dinle" (raina; kotu anlama gelebilecek soz) demeyin, "Bizi gozet" (unzurna) deyin ve dinleyin, inkar edenlere elem verici azab vardır
[105] Kitap ehlinden ve Allah'a es kosanlardan inkar edenler, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini istemezler. Allah, rahmetini diledigine tahsis eder. Allah buyuk nimet sahibidir
[106] Herhangi bir ayetin hukmunu yururlukten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her seye kadir oldugunu bilmez misin
[107] Goklerin ve yerin Hukumdarlıgının Allah'a aid oldugunu bilmez misin? Allah'tan baska dost ve yardımcınız yoktur
[108] Yoksa, daha once Musa'nın sorguya cekildigi gibi, siz de peygamberinizi sorguya mı cekmek istiyorsunuz? Imanı inkarla degistiren, suphesiz dogru yoldan sapmıs olur
[109] Kitap ehlinin cogu, hak kendilerine apacık belli olduktan sonra, iclerindeki cekememezlikten oturu, sizi, inandıktan sonra kufre dondurmeyi isterler. Allah'ın emri gelene kadar onları affedin, gecin. Allah muhakkak her seye Kadir'dir
[110] Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz icin onden gonderdiginiz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı suphesiz gorur
[111] Yahudi veya Hıristiyan olmayan kimse elbette cennete girmeyecek" dediler; bu onların kuruntularıdır. De ki: "Sozunuz dogru ise delillerinizi getirin
[112] Hayır, oyle degil; iyilik yaparak kendini Allah'a veren kimsenin ecri Rabbi'nin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir
[113] Yahudiler "Hıristiyanlar bir temel uzerinde degil" dediler, Hıristiyanlar da "Yahudiler bir temel uzerinde degil" dediler; oysa onlar Kitaplarını da okuyorlar. Bilgisizler de tıpkı onların soylediklerini soylemistir. Allah, kıyamet gunu, anlasmazlıga dustukleri seylerde onların arasında hukum verecektir
[114] Allah'ın mescidlerinde O'nun isminin anılmasını yasak eden ve oraların yıkılmasına calısan kimseden daha zalim kim vardır? Onların oralara korkmadan girememeleri gerekir. Dunyada rezillik onlaradır, ahirette buyuk azab da onlaradır
[115] Dogu da batı da Allah'ındır, nereye donerseniz Allah'ın yonu orasıdır. Dogrusu Allah her yeri kaplar ve her seyi bilir
[116] Allah ogul edindi" dediler; hasa, oysa, goklerde ve yerde olanlar O'nundur. Hepsi O'na boyun egmislerdir
[117] Gokleri ve yeri yoktan var eden Allah'tır. O, bir isin olmasını dilerse, ona ancak "ol" der ve olur
[118] Bilmeyenler: "Allah bizimle konusmalı veya bize bir ayet gelmeli degil miydi?" dediler. Onlardan oncekiler de onların soylediklerinin tıpkısını soylemislerdi. Kalbleri birbirine benzedi. Kesinlikle inanan kimseler icin ayetleri acıklamısızdır
[119] Dogrusu Biz, seni hak ile, mujdeci ve uyarıcı olarak gondermisizdir. Sen, cehennemliklerden sorumlu tutulmayacaksın
[120] Kendi dinlerine uymadıkca, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hosnud olmayacaklardır. De ki: "Dogru yol, ancak Allah'ın yoludur". Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur
[121] Kendilerine verdigimiz Kitabı geregince okuyanlar var ya, iste ona ancak onlar inanırlar. Onu inkar edenler ise kaybedenlerdir
[122] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere ustun tuttugumu hatırlayın
[123] Kimsenin kimse namına bir sey odemeyecegi, hic kimseden fidye alınmayacagı, kimseye sefaatin yarar saglamayacagı ve onların yardım gormeyecegi gunden korunun
[124] Rabbi Ibrahim'i bir takım emirlerle denemis, o da onları yerine getirmisti. Allah, "seni insanlara onder kılacagım" demisti. O "soyumdan da" deyince, "zalimler benim ahdime erisemez" buyurmustu
[125] Kabeyi, insanlar icin toplanma ve guven yeri kılmıstık. Ibrahim'in makamını namaz yeri edinin, dedik. Evimi ziyaret edenler, kendini ibadete verenler, ruku ve secde edenler icin temiz tutun diye Ibrahim ve Ismail'e ahd verdik
[126] Ibrahim: "Rabbim! Burasını emin bir sehir kıl, halkından, Allah'a ve ahiret gunune inananları urunlerle rızıklandır" demisti. Allah da: "Inkar edeni de az bir muddet gecindirir, sonra da onu atesin azabına ugramak zorunda bırakırım, ne kotu sonuc" buyurmustu
[127] Ibrahim ve Ismail, Kabenin temellerini yukseltiyordu: "Rabbimiz! Yaptıgımızı kabul buyur. Suphesiz ki, Sen hem isitir hem bilirsin
[128] Rabbimiz! Ikimizi Sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olanlardan bir ummet yetistir. Bize ibadet yollarımızı goster, tevbemizi kabul buyur, cunku tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan ancak Sensin
[129] Rabbimiz! Iclerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti ogreten, onları her kotulukten arıtan bir peygamber gonder. Dogrusu guclu ve Hakim olan ancak Sensin
[130] Kendini bilmezden baskası Ibrahim'in dininden yuz cevirmez. And olsun ki, dunyada onu sectik, suphesiz o, ahirette de iyilerdendir
[131] Rabbi ona: "Teslim ol" buyurdugunda, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demisti
[132] Ibrahim bunu ogullarına vasiyet etti. Yakub da: "Ogullarım! Allah dini size secti, siz de ancak O'na teslim olmus olarak can verin" dedi
[133] Yoksa Yakub can verirken sizler yanında mı idiniz? O, ogullarına: "Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?" diye sormustu; Onlar da: "Senin Tanrına ve ataların Ibrahim, Ismail, Ishak'ın Tanrısı olan tek Tanrıya kulluk edecegiz, bizler O'na teslim olmusuzdur" demislerdi
[134] Onlar gecmis birer ummettir. Kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmıs olduklarından sorumlu degilsiniz
[135] Yahudi veya Hıristiyan olun ki dogru yolu bulasınız" dediler. "Dogruya yonelmis olan ve Allah'a es kosanlardan olmayan Ibrahim'in dinine uyarız" de
[136] Allah'a, bize gonderilene, Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a ve torunlarına gonderilene, Musa ve Isa'ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilene, onları birbirinden ayırt etmeyerek inandık, biz O'na teslim olanlarız" deyin
[137] Sizin inandıgınız gibi inanmıs olsalar, dogru yolu bulmus olurlar. Yuz cevirirlerse, suphesiz onlar cıkmazdadırlar. Onlara karsı sana Allah yetecektir. O, isitir ve bilir
[138] Allah'ın verdigi renge uyun; rengi Allah'ınkinden daha guzel olan kim vardır? "Biz O'na kulluk edenleriz" deyin
[139] De ki: "Bizim ve sizin Rabbiniz olan Allah hakkında bize karsı huccet mi gosteriyorsunuz? Bizim yaptıklarımız kendimize, sizin yaptıklarınız de kendinize aittir. Biz O'na karsı samimiyiz
[140] Yoksa Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakub ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? Peki, siz mi yoksa Allah mı daha iyi bilir? de. Allah tarafından kendisine bildirilen bir gercegi gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah yaptıklarınızdan gafil degildir
[141] Onlar gecmis birer ummettir. Kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmıs olduklarından sorumlu degilsiniz
[142] Insanların beyinsizleri, "Yoneldikleri kıbleden onları ceviren nedir?" diyecekler; de ki: "Dogu ve batı Allah'ındır. O, diledigini dogru yola eristirir
[143] Boylece sizi insanlara sahid ve ornek olmanız icin tam ortada bulunan bir ummet kıldık. Peygamber de size sahid ve ornektir. Senin yoneldigin yonu, Peygambere uyanları, cayacaklardan ayırdetmek icin kıble yaptık. Dogrusu Allah'ın yola koydugu kimselerden baskasına bu agır bir seydir. Allah ibadetlerinizi bosa cıkaracak degildir. Dogrusu Allah insanlara sefkat gosterir, merhamet eder
[144] Yuzunu goge cevirip durdugunu goruyoruz. Hosnud olacagın kıbleye seni elbette cevirecegiz. Artık yuzunu Mescid-i Haram semtine cevir; bulundugunuz yerde yuzlerinizi o yone cevirin. Dogrusu Kitap verilenler, bunun Rab'lerinden bir gercek oldugunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil degildir
[145] Sen, Kitap verilenlere her turlu delili getirsen, yine de kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak degilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. And olsun ki, eger sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, suphesiz o zaman zulmedenlerden olursun
[146] Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Onlardan bir takımı, dogrusu bile bile hakkı gizlerler
[147] Gercek Rabb'indendir, sakın suphelenenlerden olma
[148] Herkesin yoneldigi bir yon vardır. Hayırlı islerde birbirinizle yarısın. Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah suphesiz her seye Kadir'dir
[149] Her nereden yola cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram semtine cevir, suphesiz bu Rabbinden bir haktır. Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir
[150] Her nereden cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram semtine cevir. Insanların zulmedenlerinden baskalarının size karsı gosterecekleri bir huccet olmaması icin, her nerede olursanız, yuzlerinizi oranın semtine cevirin, bu hususta onlardan korkmayın. Benden korkun da size olan nimetimi tamamlayayım. Boylece dogru yolu bulursunuz
[151] Nitekim Biz size, ayetlerimizi okuyacak, sizi her kotulukten arıtacak, size kitabı ve hikmeti ogretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir Peygamber gonderdik
[152] Artık Beni anın, Ben de sizi anayım; Bana sukredin, nankorluk etmeyin
[153] Ey Inananlar! Sabır ve namazla yardım dileyin. Allah, muhakkak ki sabredenlerle beraberdir
[154] Allah yolunda oldurulenlere "Oluler" demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında degilsiniz
[155] Muhakkak sizi biraz korku, biraz aclık ve mallardan, canlardan, urunlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri mujdele
[156] Onlara bir musibet geldiginde: "Biz Allah'ınız ve elbette O'na donecegiz" derler
[157] Rablerinin magfiret ve rahmeti onlaradır. O'nun yolunda olanlar da onlardır
[158] Suphesiz Safa ile Merve Allah'ın nisanelerindendir. Kim Kabe'yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur. Kim gonulden iyilik yaparsa, karsılıgını gorur. Dogrusu Allah sukrun karsılıgını verendir ve bilendir
[159] Indirdigimiz belgeleri ve dogru yolu Kitab'da insanlara acıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetciler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gercegi ortaya koyanlar mustesna; iste onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim
[160] Indirdigimiz belgeleri ve dogru yolu Kitab'da insanlara acıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetciler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gercegi ortaya koyanlar mustesna; iste onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim
[161] Inkar edip de o halde olenler var ya, iste, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onlaradır
[162] Lanette temellidirler, onlardan azab hafifletilmez ve onların azabı geciktirilmez
[163] Tanrınız bir tek Tanrıdır. O, merhamet eden, merhametli olandan baska Tanrı yoktur
[164] Goklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı seylerle denizde suzulen gemilerde, Allah'ın gokten indirip yeri olumunden sonra dirilttigi suda, her turlu canlıyı orada yaymasında, ruzgarları ve yerle gok arasında emre amade duran bulutları dondurmesinde, dusunen kimseler icin deliller vardır
[165] Insanlar arasında, Allah'ı bırakıp, O'na kostukları esleri tanrı olarak benimseyenler ve onları, Allah'ı severcesine sevenler vardır. Muminlerin Allah'ı sevmesi ise hepsinden kuvvetlidir. Zalimler azabı gordukleri zaman, butun kuvvetin Allah'a aid bulunacagını ve Allah'ın azabının siddetli oldugunu keske bilselerdi
[166] Nitekim, kendilerine uyulanlar, azabı gorunce uyanlardan uzaklasacaklar ve aralarındaki baglar kopacaktır
[167] Uyanlar: "Keske bizim icin dunyaya bir donus olsa da, bizden uzaklastıkları gibi biz de onlardan uzaklassak" derler. Boylece Allah onlara, hasretini cekecekleri islerini gosterir. Onlar cehennemden cıkmayacaklardır
[168] Ey Insanlar! Yeryuzundeki temiz ve helal seylerden yiyin, seytana ayak uydurmayın, zira o sizin icin apacık bir dusmandır
[169] Muhakkak size, kotulugu, hayasızlıgı, Allah'a karsı da bilmediginiz seyi soylemenizi emreder
[170] Onlara: "Allah'ın indirdigine uyun" denilince, "Hayır, atalarımızı yapar buldugumuz seye uyarız" derler; ya ataları bir sey akledemeyen ve dogru olmayan kimseler idiyseler
[171] Inkar edenlerin durumu, cagırma ve bagırmadan baskasını duymayarak haykıran gibidir. Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler, bu yuzden akledemezler
[172] Ey Inananlar! Sizi rızıklandırdıgımızın temizlerinden yiyin; yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, O'na sukredin
[173] Suphesiz size olu hayvan etini, kanı, domuz etini, Allah'tan baskası icin kesilen hayvanı haram kılmıstır; fakat, darda kalana, baskasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını asmamak uzere gunah sayılmaz. Cunku Allah bagıslayandır, merhamet edendir
[174] Gercekten, Allah'ın indirdigi Kitap'tan bir seyi gizlemede bulunup onu az bir degere degisenler var ya, onların karınlarına tıkındıkları ancak atestir. Allah kıyamet gunu onlarla konusmaz ve onları gunahlardan arıtmaz. Onlara elem verici azab vardır
[175] Onlar dogruluk yerine sapıklıgı, magfiret yerine azabı alanlardır
[176] Bu da, Allah'ın Kitab'ı dogru olarak indirmesinden ileri geliyor. Kitap hakkında ayrılıga dusenler dogrusu derin bir cıkmazdadırlar
[177] Yuzlerinizi dogudan yana ve batıdan yana cevirmeniz iyi olmak demek degildir; Lakin iyi olan, Allah'a, ahiret gunune, meleklere, Kitap'a, peygamberlere inanan, O'nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, duskunlere, yolculara, yoksullara ve koleler ugrunda mal veren, namaz kılan, zekat veren ve ahidlestiklerinde ahidlerine vefa gosterenler, zorda, darda ve savas alanında sabredenlerdir. Iste onlar dogru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır
[178] Ey Inananlar! Oldurulenler hakkında size kısas farz kılındı: Hur ile hur insan, kole ile kole ve kadın ile kadın. Olduren, olenin kardesi tarafından bagıslanmıssa, kendisine orfe uymak ve bagıslayana guzellikle diyet odemek gerekir. Bu, Rabbiniz'den bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavuzde bulunana elem verici azab vardır
[179] Ey akıl sahibleri! Kısasta sizin icin hayat vardır. Artık, Allah'a karsı gelmekten sakınırsınız
[180] Birinize olum geldigi zaman, eger mal bırakıyorsa, ana babaya, yakınlara, uygun bir tarzda vasiyet etmesi Allah'a karsı gelmekten sakınanlara bir borc olarak size farz kılındı
[181] Vasiyeti isittikten sonra degistiren olursa, bunun gunahı degistirenin uzerinedir. Allah suphesiz isitir ve bilir
[182] Vasiyet edenin yanılacagından veya gunaha gireceginden endise duyan kimse, ilgililerin arasını duzeltirse ona gunah yoktur. Allah suphesiz bagıslar ve merhamet eder
[183] Ey Inananlar! Oruc, sizden oncekilere farz kılındıgı gibi, Allah'a karsı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı gunlerde farz kılındı. Icinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadıgı gunlerin sayısınca diger gunlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir duskunu doyuracak kadar fidye verir. Kim gonulden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruc tutmanız eger bilirseniz sizin icin hayırlıdır
[184] Ey Inananlar! Oruc, sizden oncekilere farz kılındıgı gibi, Allah'a karsı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı gunlerde farz kılındı. Icinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadıgı gunlerin sayısınca diger gunlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir duskunu doyuracak kadar fidye verir. Kim gonulden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruc tutmanız eger bilirseniz sizin icin hayırlıdır
[185] Ramazan ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gosterici ve dogruyu yanlıstan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu ayı idrak eden, onda oruc tutsun; hasta veya yolculukta olan, tutamadıgı gunlerin sayısınca diger gunlerde tutsun. Allah size kolaylık ister, zorluk istemez. Bu kolaylıkları, sayıyı tamamlamanız ve size yol gosterdigine karsılık O'nu ululamanız icin mesru kılmıstır; ola ki sukredersiniz
[186] Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, suphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiginde duasını kabul ederim. Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar ki dogru yolda yuruyenlerden olsunlar
[187] Oruc tuttugunuz gunlerin gecesi kadınlarınıza yaklasmanız size helal kılındı, onlar sizin ortunuz, siz de onların ortulerisiniz. Allah, nefsinize guvenemiyeceginizi biliyordu, bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti; artık onlara yaklasabilirsiniz. Allah'ın sizin icin takdir ettigini dileyin. Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar, yiyin icin, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikafa cekildiginizde kadınlarınıza yaklasmayın. Allah insanlara yasaklardan sakınsınlar diye ayetlerini boylece apacık bildirir
[188] Aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin; bildiginiz halde gunaha girerek insanların mallarından bir kısmını yemek icin onu hakimlere aktarmayın
[189] Sana hilal halindeki ayları sorarlar. De ki: "Onlar, insanların ve hac vakitlerinin olcusudur". Evlere arkalarından girmeniz iyilik degildir; iyi kimse kotulukten sakınan kimsedir. Evlere kapılarından girin; Allah'tan sakının ki muradınıza erersiniz
[190] Sizinle savasanlarla Allah yolunda savasın, asırı gitmeyin; dogrusu Allah asırı gidenleri sevmez
[191] Onları buldugunuz yerde oldurun. Sizi cıkardıkları yerden siz de onları cıkarın. Fitne cıkarmak, adam oldurmekten daha kotudur. Mescidi Haram'ın yanında, onlar savasmadıkca siz de onlarla savasmayın. Sizinle savasırlarsa onları oldurun. Inkar edenlerin cezası boyledir
[192] Vazgecerlerse onları bagıslayın; suphesiz Allah bagıslar ve merhamet eder
[193] Fitne kalmayıp, yalnız Allah'ın dini ortada kalana kadar onlarla savasın. Eger vazgecerlerse satasmayın. Zulmedenlerden baskasına dusmanlık yoktur
[194] Hurmetli ay, hurmetli aya mukabildir, hurmetler karsılıklıdır; o halde, size tecavuz edene (saldırana), size saldırdıkları gibi saldırın. Allah'tan sakının ve Allah'ın sakınanlarla beraber oldugunu bilin
[195] Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, islerinizi iyi yapın. Suphesiz Allah iyi is yapanları sever
[196] Basladıgınız hac ve umreyi Allah icin tamamlayın. Alıkonursanız, kolayınıza gelen bir kurban gonderin. Kurban, yerine ulasıncaya kadar, baslarınızı tıras etmeyin. Icinizde hasta olan veya basından rahatsız bulunan varsa fidye olarak ya oruc tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Guven icinde olursanız, hacca kadar umreden faydalanabilen kimseye kolayına gelen bir kurban kesmek, bulamayana, hac esnasında uc gun ve dondugunuzde yedi gun, ki o tam on gundur oruc tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescidi Haram'da oturmayan kimseler icindir. Allah'tan sakının ve Allah'ın cezasının siddetli olacagını bilin
[197] Hac bilinen aylardadır. O aylarda hacca girisen kimse bilmelidir ki, hacda kadına yaklasmak, sovusmek, dovusmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Kendinize azık edinin, suphe yok ki azıgın en iyisi Allah korkusudur. Ey akıl sahibleri! Benden korkun
[198] Rabbiniz'den refah istemenizde bir engel yoktur. Arafat'tan indiginizde, Allah'ı Mesari Haram'da anın; O'nu, size gosterdigi sekilde zikredin. Nitekim siz onceleri hic suphesiz sapıklardandınız
[199] Sonra, insanların toplu olarak akın ettigi yerden, siz de akın edin. Allah'tan magfiret dileyin. Allah bagıslar ve merhamet eder
[200] Hac ibadetinizi bitirdiginizde, babalarınızı andıgınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anısla Allah'ı anın. "Rabbimiz! Bize sadece dunyada ver" diyen insanlar vardır, oylesine, ahirette bir pay yoktur
[201] Rabbimiz! Bize dunyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver, bizi atesin azabından koru" diyenler vardır
[202] Iste onlara, kazanclarından oturu karsılık vardır. Allah hesabı cabuk gorur
[203] Allah'ı sayılı gunlerde anın. Gunahtan sakınan kimseye, acele edip, Mina'daki ibadeti iki gunde bitirirse gunah yoktur, geri kalsa da gunah yoktur. Allah'tan sakının. O'nun katında toplanacagınızı bilin
[204] Dunya hayatına dair konusması senin hosuna giden, pek azılı dusman iken, kalbinde olana Allah'ı sahid tutan, isbasına gecince, yeryuzunde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmege cabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculugu sevmez
[205] Dunya hayatına dair konusması senin hosuna giden, pek azılı dusman iken, kalbinde olana Allah'ı sahid tutan, isbasına gecince, yeryuzunde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmege cabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculugu sevmez
[206] Ona: "Allah'tan sakın" denince, gururu kendisine gunah isletir, artık ona cehennem yetisir, ne kotu yataktır
[207] Insanlar arasında, Allah'ın rızasını kazanmak icin canını verenler vardır. Allah kullarına karsı sefkatlidir
[208] Ey Inananlar! Hep birden barısa girin, seytana ayak uydurmayın, o sizin apacık dusmanınızdır
[209] Size belgeler geldikten sonra kayarsanız, biliniz ki Allah gucludur, Hakim'dir
[210] Onlar, bulut golgeleri icinde, Allah'ın azabının ve meleklerin tepelerine inip isin bitmesini mi bekliyorlar? Butun isler Allah'a donecektir
[211] Israilogullarına sor; onlara apacık nice ayetler verdik, Allah'ın nimetini, kendisine geldikten sonra kim degistirirse, bilsin ki, Allah'ın cezası suphesiz siddetlidir
[212] Inkar edenlere, dunya hayatı guzel gorunur, onlar, inananlarla alay ederler, oysa, Allah'a karsı gelmekten sakınanlar kıyamet gunu onların ustunde olacaklardır. Allah diledigini hesabsız sekilde rızıklandırır
[213] Insanlar bir tek ummetti. Allah peygamberleri mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdi; insanların ayrılıga dusecekleri hususlarda aralarında hukum vermek icin onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi. Ancak Kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yuzunden onda ayrılıga dustuler. Allah, inananları, ayrılıga dustukleri gercege kendi izni ile eristirdi. Allah diledigini dogru yola eristirir
[214] Sizden once gelenlerin durumu sizin basınıza gelmeden cennete gireceginizi mi zannettiniz? Peygamber ve onunla beraber muminler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlıga ve zorluga ugramıslar ve sarsılmıslardı; iyi bilin ki Allah'ın yardımı suphesiz yakındır
[215] Sana, ne sarfedeceklerini sorarlar, de ki: "Sarfedeceginiz mal, ana baba, yakınlar, yetimler, duskunler, yolcular icindir. Yaptıgınız her iyiligi Allah suphesiz bilir
[216] Savas, hosunuza gitmedigi halde size farz kılındı. Ihtimal ki hoslanmadıgınız sey sizin iyiliginizedir ve ihtimal ki sevdiginiz bir sey sizin kotulugunuzedir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir
[217] Sana hurmet edilen ayı, o aydaki savası sorarlar. De ki: "O ayda savasmak buyuk suctur. Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, Mescidi Haram'a engel olmak ve halkını oradan cıkarmak Allah katında daha buyuk suctur. Fitne cıkarmak ise oldurmekten daha buyuktur". Gucleri yeterse, dininizden dondurunceye kadar sizinle savasa devam ederler. Icinizden dininden donup kafir olarak olen olursa, bunların isleri dunya ve ahirette bosa gitmis olur. Iste cehennemlikler onlardır, onlar orada temellidirler
[218] Inananlar, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler Allah'ın rahmetini umarlar. Allah bagıslar ve merhamet eder
[219] Sana icki ve kumarı sorarlar, de ki: "Ikisinde hem buyuk gunah ve hem insanlara bazı faydalar vardır. Gunahları faydasından daha buyuktur". Ne sarfedeceklerini sana sorarlar, de ki: "Artanı". Boylece Allah, dunya ve ahiret hususunda dusunesiniz diye size ayetleri acıklar
[220] Sana yetimleri sorarlar, de ki: "Onların islerini duzeltmek hayırlıdır". Eger onlarla bir arada yasarsanız, artık onlar sizin kardeslerinizdir. Allah duzeltenden bozanı ayırdetmesini bilir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Allah suphesiz gucludur, Hakim'dir
[221] Allah'a es kosan kadınlarla onlar imana gelinceye kadar evlenmeyin. Inanan bir cariye, hosunuza gitse de ortak kosan bir kadından daha iyidir. Inanmalarına kadar; ortak kosan erkeklerle mumin kadınları evlendirmeyin. Inanan bir kole, hosunuza gitmis olsa da, ortak kosan bir erkekten daha iyidir. Iste onlar atese cagırırlar, Allah ise izniyle cennete ve magfirete cagırır ve insanlara ibret alsınlar diye ayetlerini acıklar
[222] Sana, kadınların aybası hali hakkında da sorarlar, de ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır)". Aybası halinde iken kadınlardan el cekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklasmayın. Temizlendikleri zaman, Allah'ın size buyurdugu yoldan yaklasın. Allah suphesiz daima tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever
[223] Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediginiz gibi gelin. Istikbal icin hazırlıklı olun, Allah'tan sakının. O'na, hic suphesiz kavusacagınızı bilin, bunu inananlara mujdele
[224] Insanların arasını duzeltmeniz, gunahtan sakınmanız ve iyi olmanız icin, Allah'a yaptıgınız yeminleri engel kılmayın, Allah isitir ve bilir
[225] Allah sizi rastgele yeminlerinizden dolayı degil, fakat kalblerinizin kasdettigi yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Allah bagıslayandır, Halim'dir
[226] Kadınlarına yaklasmamaya yemin edenler, dort ay bekleyebilirler; eger yeminlerinden donerlerse, bilsinler ki Allah bagıslar ve merhamet eder
[227] Sayet bosanmaya kararlı iseler, bilsinler ki Allah suphesiz isitir ve bilir
[228] Bosanan kadınlar, kendi kendilerine uc aybası hali beklerler, eger Allah'a ve ahiret gunune inanmıslarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattıgını gizlemeleri kendilerine helal degildir. Kocaları bu arada barısmak isterlerse, karılarını geri almakta daha cok hak sahibidirler. Kadınların hakları, orfe uygun bir sekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir ustun derecesi vardır. Allah gucludur. Hakim'dir
[229] Bosanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır. Ikisi Allah'ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkca kadınlara verdiklerinizden (mehirden) bir sey almanız size helal degildir. Eger Allah'ın yasalarını ikisi koruyamıyacaklar diye korkarsanız, o zaman kadının fidye vermesinde (mehrinden vazgecerse) ikisine de gunah yoktur. Bunlar Allah'ın yasalarıdır, onları bozmayın. Allah'ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir
[230] Bundan sonra kadını bosarsa, kadın baska birisiyle evlenmedikce bir daha kendisine helal olmaz. Eger ikinci koca da onu bosarsa, Allah'ın yasalarını koruyacaklarını sanırlarsa eski karı kocanın birbirlerine donmelerine bir engel yoktur. Bunlar, bilenkimseler icin Allah'ın acıkladıgı yasalardır
[231] Kadınları bosadıgınızda, muddetleri sona ererken, onları guzellikle tutun, ya da guzellikle bırakın, haklarına tecavuz etmek icin onlara zararlı olacak sekilde tutmayın; boyle yapan suphesiz kendisine yazık etmis olur. Allah'ın ayetlerini de alaya almayın; Allah'ın uzerinize olan nimetini, ogut vermek uzere size indirdigi Kitap ve hikmeti anın, Allah'tan sakının, Allah'ın her seyi bildigini bilin
[232] Kadınları bosadıgınızda, muddetleri sona ermisse, kocaları ile birbirleriyle guzellikle anlasmıslarsa evlenmelerine engel olmayın. Icinizden Allah'a ve ahiret gunune inanan kimse bundan ibret alır. Bu sizin icin daha nezih ve daha paktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz
[233] Anneler cocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen baba icin, tam iki sene emzirirler. Anaların yiyecek ve giyecegini uygun bir sekilde saglamak cocuk kendisinin olan babaya borctur. Herkese ancak gucu nisbetinde teklifte bulunulur. Ana cocugundan, cocuk kendisinin olan baba da cocugundan dolayı zarara sokulmasın. Mirascıya da aynı seyi yapmak borctur. Ana baba aralarında danısarak ve anlasarak sutten kesmek isterlerse, ikisine de sorumluluk yoktur. Cocuklarınızı sutanneye emzirtmek isterseniz, vereceginizi orfe uygun bir sekilde oderseniz, size sorumluluk yoktur. Allah'tan sakının, yaptıklarınızı gordugunu bilin
[234] Icinizden olenlerin bırakmıs oldugu esler kendi kendilerine dort ay on gun beklerler; muddetleri sona erdiginde, onların kendi haklarında uygun sekilde yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah islediklerinizden haberdardır
[235] Boyle kadınlara kapalı bir sekilde evlenme teklif etmenizde veya icinizden onlarla evlenmeyi gecirmenizde size sorumluluk yoktur. Allah onları anacagınızı bilir. Sakın mesru sozler dısında onlarla gizlice sozlesmeyin, muddet sona erene kadar nikah akdine kalkısmayın. Icinizde olanı Allah'ın bildigini bilin de O'ndan cekinin. Allah'ın bagıslayan ve Halim oldugunu bilin
[236] Kadınlara el surmeden ve mehirlerini bicmeden onları bosarsanız size sorumluluk yoktur. Onları zengin kendi capına, fakir kendi capına uygun bir sekilde faydalandırın. Bu iyi davrananların sanına yakısır bir borctur
[237] Eger onlara mehir bicer de el surmeden onları bosarsanız, kendileri veya nikah akdi elinde olan erkegin bagıslaması hali mustesna bictiginizin yarısını verin, bagıslamanız Allah'tan sakınmaya daha uygundur. Aranızdaki iyiligi unutmayın. Allah suphesiz islediklerinizi gorur
[238] Namazlara ve orta namaza devam edin; gonulden boyun egerek Allah icin namaza durun
[239] Eger korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, guvene erisince, bilmediklerinizi ogrettigi gibi Allah'ı anın
[240] Icinizden olup, esler bırakacak olanlar, evlerinden cıkarılmaksızın, senesine kadar eslerinin gecimini saglayacak seyi vasiyet etsinler; eger cıkarlarsa kendilerinin mesru olarak yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah gucludur, Hakim'dir
[241] Bosanan kadınları, haksızlıktan sakınanlara bir borc olmak uzere, uygun bir surette faydalandırma vardır
[242] Allah ayetlerini dusunesiniz diye boylece acıklamaktadır
[243] Binlerce kisinin memleketlerinden olum korkusuyla cıktıklarını gormedin mi? Allah onlara "Olun" dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların cogu sukretmezler
[244] Allah yolunda savasın; bilin ki Allah isitir ve bilir
[245] Allah'a, kat kat karsılıgını arttıracagı guzel bir odunc takdiminde kim bulunur? Allah hem darlastırır, hem bollastırır; O'na doneceksiniz
[246] Musa'dan sonra Israilogullarının ileri gelenlerini gormedin mi? Peygamberlerinden birine, "Bize bir hukumdar gonder de Allah yolunda savasalım" demislerdi. "Ya savas size farz kılındıgında gitmeyecek olursanız?" demisti. "Memleketimizden ve cocuklarımızdan uzaklastırıldıgımıza gore niye Allah yolunda savasmıyalım?" demislerdi. Ama savas onlara farz kılınınca, az bir kısmı mustesna yuz cevirdiler. Allah zalimleri bilir
[247] Peygamberleri onlara "Allah size suphesiz, Talut'u hukumdar olarak gonderdi" dedi. "Biz hukumdarlıga ondan layık iken ve ona malca da bir bolluk verilmemisken bize hukumdar olmaga o nasıl layık olabilir?" dediler, "Dogrusu Allah size onu secti, bilgice ve vucutca gucunu artırdı" dedi. Allah mulku diledigine verir. Allah her seyi kaplar ve bilir
[248] Peygamberleri onlara, "Onun hukumdarlıgının alameti, size sandıgın gelmesidir, onda Rabbinizden gelen gonul rahatlıgı ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar var; onu melekler tasır, eger inanmıssanız bunda sizin icin delil vardır" dedi
[249] Talut orduyla birlikte ayrıldıktan sonra, "Dogrusu Allah sizi bir ırmakla deneyecektir, ondan icen benden degildir, onu tatmayan eliyle sadece bir avuc avuclayan mustesna suphesiz bendendir" dedi. Onlardan pek azı haric, sudan ictiler. Kendisi ve kendisiyle olan inananlar ırmagı gecince, "Bugun Calut ve ordusuna karsı koyacak gucumuz yok" dediler. Kendilerinin Allah'a kavusacagını bilenler ise: "Nice az topluluk cok topluluga Allah'ın izniyle ustun gelmistir, Allah sabredenlerle beraberdir" dediler
[250] Calut ve ordusuna karsı cıktıklarında, "Rabbimiz! Bize sabır ver, sebatımızı artır, inkar eden millete karsı bize yardım et" dediler
[251] Onları Allah'ın izniyle bozguna ugrattılar; Davud Calut'u oldurdu, Allah Davud'a hukumranlık ve hikmet verdi ve ona dilediginden ogretti. Allah'ın insanları birbiriyle savması olmasaydı yeryuzunun duzeni bozulurdu. Fakat Allah alemlere lutufkardır
[252] Iste bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana dogru olarak okuyoruz. Suphesiz sen peygamberlerden birisin
[253] Iste bu peygamberlerden bir kısmını digerlerinden ustun kıldık. Onlardan Allah'ın kendilerine hitabettigi, derecelerle yukselttikleri vardır. Meryem oglu Isa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudus'le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini oldurmezlerdi. Fakat ayrılıga dustuler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini oldurmezlerdi, lakin Allah istedigini yapar
[254] Ey inananlar! Alısverisin, dostlugun, sefaatin olmayacagı gunun gelmesinden once sizi rızıklandırdıgımızdan hayra sarfedin. Inkar edenler ancak yazık edenlerdir
[255] Allah, O'ndan baska tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gozetip durandır. Goklerde olan ve yerde olan ancak O'nundur. O'nun izni olmadan katında sefaat edecek kimdir? Onların islediklerini ve isleyeceklerini bilir, dilediginden baska ilminden hicbir seyi kavrayamazlar. Hukumranlıgı gokleri ve yeri kaplamıstır, onların gozetilmesi O'na agır gelmez. O yucedir, buyuktur
[256] Dinde zorlama yoktur; Artık hak ile batıl iyice ayrılmıstır. Tagutu (saptırıcıları) inkar edip Allah'a inanan kimse, kopmak bilmeyen saglam bir kulpa sarılmıstır. Allah isitendir, bilendir
[257] Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Inkar edenlerin ise dostları taguttur. Onları aydınlıktan karanlıklara suruklerler. Iste onlar cehennemliklerdir, onlar orada temelli kalacaklardır
[258] Allah kendisine mulk verdi diye Ibrahim ile Rabbi hakkında tartısanı gormedin mi? Ibrahim: "Rabbim, dirilten ve oldurendir" demisti. "Ben de diriltir ve oldururum" dedi; Ibrahim, "Suphesiz Allah gunesi dogudan getiriyor, sen de batıdan getirsene" dedi. Inkar eden sasırıp kaldı. Allah zulmeden kimseleri dogru yola eristirmez
[259] Yahut altı ustune gelmis bir kasabaya ugrayan kimseyi gormedin mi? "Allah burayı olumunden sonra acaba nasıl diriltecek?" dedi. Bunun uzerine Allah onu yuz yıl olu bıraktı, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" dedi, "Bir gun veya bir gunden az kaldım" dedi, "Hayır yuz yıl kaldın, yiyecegine icecegine bak, bozulmamıs; esegine bak ve hem seni insanlar icin bir ibret kılacagız, kemiklere bak, onları nasıl birlestirip, sonra onlara et giydiriyoruz" dedi; bu ona apacık belli olunca, "Artık Allah'ın her seye Kadir olduguna inanmıs bulunuyorum" dedi
[260] Ibrahim: "Rabbim! Oluleri nasıl dirilttigini bana goster" dediginde, "Inanmıyor musun?" deyince de, "Hayır oyle degil, fakat kalbim iyice kansın" demisti. "Oyleyse dort cesit kus al, onları kendine alıstır, sonra onları parcalayıp her dagın uzerine bir parca koy, sonra onları cagır; kosarak sana gelirler. O halde Allah'ın guclu ve Hakim oldugunu bil" demisti
[261] Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her basagında yuz tane olmak uzere yedi basak veren tanenin durumu gibidir. Allah diledigine kat kat verir. Allah'ın lutfu genistir, O her seyi bilendir
[262] Mallarını Allah yolunda sarfedip sonra sarfettikleri seyin ardından basa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir
[263] Guzel bir soz ve bagıslama, pesinden eza gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah mustagnidir, Halim'dir
[264] Ey Inananlar! Allah'a ve ahiret gunune inanmayıp, insanlara gosteris icin malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı basa kakma ve eza etmekle bosa cıkarmayın. Onun durumu, uzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, uzerine bol yagmur yagdıgındaonu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hicbir sey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri dogru yola eristirmez
[265] Allah'ın rızasını kazanmak ve kalblerini saglamlastırmak icin mallarını sarfedenlerin durumu, yuksekce bir tepede bulunan, bol yagmur aldıgında yemislerini iki kat veren, bol yagmur yagmasa bile cisentisi dusen bir bahcenin durumu gibidir. Allah islediklerinizi gorur
[266] Hangi biriniz, kendisi ihtiyarlamıs ve cocukları da gucsuzken, altlarından ırmaklar akan, hurma, uzum ve her cesit meyveleri bulunan bahcesinin, atesli bir kasırganın kopmasıyla yanmasını ister? Dusunesiniz diye Allah size ayetlerini boylece acıklar
[267] Ey Inananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden cıkardıklarımızdan sarfedin; igrenmeden alamıyacagınız pis seyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın mustagni ve ovulmeye layık oldugunu bilin
[268] Seytan sizi fakirlikle korkutarak cimriligi ve hayasızlıgı emreder; Allah ise kendisinden magfiret ve bol nimet vadeder. Allah'ın lutfu boldur, O her seyi bilir
[269] Hikmeti diledigine verir. Kime hikmet verilmisse suphesiz ona cokca hayır verilmistir. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır
[270] Sarfettiginiz harcı ve adadıgınız adagı suphesiz Allah bilir. Zulmedenlerin hic yardımcıları yoktur
[271] Sadakaları acıkca verirseniz o ne guzel! Eger onları yoksullara gizlice verirseniz sizin icin daha iyidir. Allah onları kotuluklerinizden bir kısmına karsı tutar. Allah islediklerinizden haberdardır
[272] Onların dogru yola iletilmeleri sana dusmez, fakat Allah diledigini dogru yola eristirir. Sarfettiginiz iyi sey kendinizedir, zaten ancak Allah'ın rızasını kazanmak icin sarfedersiniz. Sarfettiginiz iyi bir seyin karsılıgı haksızlıga ugratılmaksızın size verilir
[273] Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryuzunde dolasamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yuzlerinden tanırsın, insanlardan yuzsuzluk ederek bir sey istemezler. Sarfettiginiz iyi bir seyi Allah suphesiz bilir
[274] Gece gunduz, acık gizli, mallarını sarfedenlerin mukafatlarını Rab'leri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir
[275] Faiz yiyenler mahserde ancak seytanın carptıgı kimsenin kalktıgı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Zaten alısveris de faiz gibidir" demelerindendir. Oysa Allah alısverisi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabb'inden bir ogut gelir de faizcilikten geri durursa, gecmisi kendisinedir, onun isi Allah'a aittir. Kim faizcilige donerse, iste onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır
[276] Allah faizi eksiltir, sadakaları bereketlendirir. Allah pek nankor olan hicbir gunahkarı sevmez
[277] Inanıp yararlı isler isleyenlerin, namaz kılıp, zekat verenlerin Rab'leri katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir
[278] Ey Inananlar! Allah'tan sakının, inanmıssanız, faizden arta kalmıs hesabdan vazgecin
[279] Boyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Peygamberine karsı acılmıs bir savas oldugunu bilin. Eger tevbe ederseniz sermayeniz sizindir. Boylece haksızlık etmemis ve haksızlıga ugramamıs olursunuz
[280] Borclu darda ise, eli genisleyinceye kadar ona muhlet verin. Bilmis olsanız borcu bagıslamanız sizin icin daha hayırlıdır
[281] Allah'a doneceginiz ve sonra haksızlıga ugramadan herkesin kazancının kendisine eksiksiz verilecegi gunden korkunuz
[282] Ey Inananlar! Birbirinize belirli bir sure icin borclandıgınız zaman onu yazınız. Icinizden bir katip dogru olarak yazsın; katip onu Allah'ın kendisine ogrettigi gibi yazmaktan cekinmesin, yazsın. Borclu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan bir sey eksiltmesin. Eger borclu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, dogru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki sahid tutun; eger iki erkek bulunmazsa, sahidlerden razı olacagınız bir erkek, biri unuttugunda digeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Sahidler cagırıldıklarında cekinmesinler. Borc buyuk veya kucuk olsun, onu suresiyle beraber yazmaya usenmeyin; bu, Allah katında en dogru, sahidlik icin en saglam ve suphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alısveris pesin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alısveris yaptıgınızda sahid tutun. Katibe de sahide de zarar verilmesin; eger zarar verirseniz, o zaman dogru yoldan cıkmıs olursunuz. Allah'tan sakının, Allah size ogretiyor; Allah her seyi bilir
[283] Eger yolculukta olup katip bulamazsanız alınan rehin yeter. Sayet birbirinize guvenirseniz, guvenilen kimse borcunu odesin. Rabbi olan Allah'tan sakınsın. Sahidligi gizlemeyin, onu kim gizlerse suphesiz kalbi gunah islemis olur. Allah islediklerinizi bilir
[284] Goklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Icinizdekini acıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba ceker ve diledigini bagıslar, diledigine azabeder. Allah her seye Kadir'dir
[285] Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. "Peygamberleri arasından hicbirini ayırdetmeyiz, isittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, donus Sanadır" dediler
[286] Allah kisiye ancak gucunun yetecegi kadar yukler; kazandıgı iyilik lehine, ettigi kotuluk de aleyhinedir. Rabbimiz! Eger unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden oncekilere yukledigin gibi, bize de agır yuk yukleme. Rabbimiz! Bize gucumuzun yetmeyecegi seyi tasıtma, bizi affet, bizi bagısla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karsı bize yardım et