بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
    Al-Quran Multilingual
    The Holy Quran
    Turkish
    Translation: tur-diyanetisleri-la
    Author: Diyanet Isleri
    Source: http://tanzil.net
    Generated on February 15, 2026
    Free • Open Source • Ad-Free
    About Al-Quran Multilingual

    Our Mission: We're on a mission to make the Holy Quran accessible to every Muslim worldwide, regardless of their native language, technical expertise, or economic situation.

    Al-Quran Multilingual is a free, open-source, and ad-free application offering 470+ editions in 90+ languages from verified Islamic scholars and institutions.

    Core Values:

    • ✓ Free Forever - No premium features or paywalls
    • ✓ Ad-Free Experience - Your spiritual journey uninterrupted
    • ✓ Open Source - Complete transparency and community contributions
    • ✓ Privacy & Respect - No data collection, no tracking
    Support This Project

    This app is maintained by volunteers dedicated to serving the Muslim community. If you find this helpful, please consider supporting our mission to keep it free and accessible for everyone.

    UPI Payment (India)
    8870358783@ybl
    Every contribution, no matter how small, helps us serve the Muslim Ummah better. May Allah reward you.
    Table of Contents
    1.Fâtiha
    2.Bakara
    3.Âl-i İmrân
    4.Nisâ
    5.Mâide
    6.En'âm
    7.A'râf
    8.Enfâl
    9.Tevbe
    10.Yûnus
    11.Hûd
    12.Yûsuf
    13.Ra'd
    14.İbrâhîm
    15.Hicr
    16.Nahl
    17.İsrâ
    18.Kehf
    19.Meryem
    20.Tâhâ
    21.Enbiyâ
    22.Hac
    23.Mü'minûn
    24.Nûr
    25.Furkan
    26.Şuarâ
    27.Neml
    28.Kasas
    29.Ankebût
    30.Rûm
    31.Lokman
    32.Secde
    33.Ahzâb
    34.Sebe'
    35.Fâtır
    36.Yâsîn
    37.Saffât
    38.Sâd
    39.Zümer
    40.Ğâfir
    41.Fussilet
    42.Şûrâ
    43.Zuhruf
    44.Duhân
    45.Câsiye
    46.Ahkaf
    47.Muhammed
    48.Fetih
    49.Hucurât
    50.Kâf
    51.Zâriyât
    52.Tûr
    53.Necm
    54.Kamer
    55.Rahmân
    56.Vâkıa
    57.Hadîd
    58.Mücâdele
    59.Haşr
    60.Mümtehine
    61.Saff
    62.Cum'a
    63.Münâfikûn
    64.Teğâbün
    65.Talâk
    66.Tahrîm
    67.Mülk
    68.Kalem
    69.Hâkka
    70.Me'âric
    71.Nûh
    72.Cinn
    73.Müzzemmil
    74.Müddessir
    75.Kıyâme
    76.İnsan
    77.Mürselât
    78.Nebe'
    79.Nâziât
    80.Abese
    81.Tekvîr
    82.İnfitâr
    83.Mutaffifîn
    84.İnşikâk
    85.Bürûc
    86.Târık
    87.A'lâ
    88.Ğâşiye
    89.Fecr
    90.Beled
    91.Şems
    92.Leyl
    93.Duhâ
    94.İnşirâh
    95.Tîn
    96.Alak
    97.Kadir
    98.Beyyine
    99.Zilzâl
    100.Âdiyât
    101.Kâria
    102.Tekâsür
    103.Asr
    104.Hümeze
    105.Fîl
    106.Kureyş
    107.Mâûn
    108.Kevser
    109.Kâfirûn
    110.Nasr
    111.Tebbet
    112.İhlâs
    113.Felak
    114.Nâs
    Surah 1
    Fâtiha

    [1] Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

    [2] Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

    [3] O Rahman ve Rahim'dir

    [4] Din Gununun sahibidir

    [5] Ancak Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz

    [6] Bizi dogru yola eristir

    [7] Nimete erdirdigin kimselerin yoluna; gazaba ugrayanların, ya da sapıtanların yoluna degil

    Surah 2
    Bakara

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Bu, dogrulugu suphe goturmeyen ve Allah'a karsı gelmekten sakınanlara yol gosteren Kitap'dır

    [3] Onlar, gaybe inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdigimiz rızıktan yerli yerince sarfederler

    [4] Onlar, sana indirilen Kitap'a da, senden once indirilenlere de inanırlar; ahirete de yalnız onlar kesinlikle inanırlar

    [5] Iste Rab'lerinin yolunda olanlar ve saadete erisenler bunlardır

    [6] Suphe yok ki, inkar edenleri, baslarına gelecekle uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar

    [7] Allah onların kalblerini ve kulaklarını muhurlemistir, gozlerinde de perde vardır ve buyuk azab onlar icindir

    [8] Insanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gunune inandık" diyenler vardır

    [9] Bunlar Allah'ı ve inananları aldatmaya calısırlar, oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında degildirler

    [10] Kalblerinde hastalık vardır, Allah hastalıklarını artırmıstır. Yalan soyleye geldikleri icin onlara elem verici azab vardır

    [11] Kendilerine: "Yeryuzunde bozgunculuk yapmayın" dendigi zaman, "Bizler sadece ıslah edicileriz" derler

    [12] Iyi bilin ki, asıl bozguncular kendileridir, lakin farkında degillerdir

    [13] Onlara "Muslumanların inandıgı gibi siz de inanın" denilince de, "Beyinsizlerin inandıgı gibi mi inanalım?" derler; iyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler

    [14] Inananlara rastladıkları zaman, "Inandık" derler, elebasılarıyla bas basa kaldıklarında, "Biz suphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz" derler

    [15] Onlarla Allah alay eder ve taskınlıkları icinde bocalar durumda bırakır

    [16] Onlar, dogruluk yerine sapıklıgı aldılar da alısverisleri kar getirmedi; dogru yolu bulamamıslardı

    [17] Onlar, cevresini aydınlatmak icin ates yakan kimseye benzerler ki, Allah ısıklarını yok edince, onları karanlıklar icinde gormez bir halde bırakmıstır

    [18] Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler, bu yuzden dogru yola donmezler

    [19] Bir kısmı da, karanlıklarda, gok gurlemeleri ve simsek arasında gokten bosanan saganaga tutulup, yıldırımlardan olmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzer

    [20] Simsegin cakması neredeyse gozlerini alır; onları aydınlattıkca ısıgında yururler ve uzerlerine karanlık basınca durakalırlar. Allah dileseydi isitme ve gormelerini giderirdi. Dogrusu Allah her seye Kadir'dir

    [21] Ey insanlar! Sizi ve sizden oncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, O'na karsı gelmekten korunmus olabilesiniz

    [22] O, yeryuzunu size bir dosek ve gogu de bir bina kıldı. Gokten su indirip onunla size rızık olmak uzere urunler meydana getirdi; artık Allah'a, bile bile es kosmayın

    [23] Kulumuza indirdigimiz Kuran'dan suphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sure meydana getirin; eger dogru sozlu iseniz, Allah'tan baska, guvendiklerinizi de yardıma cagırın

    [24] Yapamazsanız ki yapamayacaksınız o takdirde, inkar edenler icin hazırlanan ve yakıtı insanlarla tas olan atesten sakının

    [25] Inananlar ve yararlı isler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler oldugunu mujdele. Onlara buranın bir urunu rızık olarak verildiginde, "Bu daha once de rızıklandıgımızdır" derler. Bunlar, soylediklerinin benzerleri olarak sunulmustur. Onlara orada tertemiz esler vardır ve orada temelli kalırlar

    [26] Allah sivrisinegi ve onun ustununu misal olarak vermekten cekinmez. Inananlar bunun Rablerinden bir gercek oldugunu bilirler. Inkar edenler ise "Allah bu misalle neyi murad etti?" derler, O, bu misalle bircogunu saptırır, bircogunu da yola getirir. Onunla saptırdıgı yalnız fasıklardır ki onlar Allah'la yapılan sozlesmeyi kabulden sonra bozarlar. Allah'ın birlestirilmesini buyurdugu seyi ayırırlar ve yeryuzunde bozgunculuk yaparlar; zarara ugrayanlar iste onlardır

    [27] Allah sivrisinegi ve onun ustununu misal olarak vermekten cekinmez. Inananlar bunun Rablerinden bir gercek oldugunu bilirler. Inkar edenler ise "Allah bu misalle neyi murad etti?" derler, O, bu misalle bircogunu saptırır, bircogunu da yola getirir. Onunla saptırdıgı yalnız fasıklardır ki onlar Allah'la yapılan sozlesmeyi kabulden sonra bozarlar. Allah'ın birlestirilmesini buyurdugu seyi ayırırlar ve yeryuzunde bozgunculuk yaparlar; zarara ugrayanlar iste onlardır

    [28] Olu idiniz sizleri diriltti, sonra oldurecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na doneceksiniz; oyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz

    [29] Yerde olanların hepsini; sizin icin yaratan O'dur. Sonra, goge dogru yonelerek yedi gok olarak onları duzenlemistir. O her seyi bilir

    [30] Rabbin meleklere "Ben yeryuzunde bir halife var edecegim" demisti; melekler, "Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni overek yuceltiyor ve Seni devamlı takdis ediyoruz" dediler; Allah "Ben suphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi

    [31] Ve Adem'e butun isimleri ogretti, sonra esyayı meleklere gosterdi. "Eger sozunuzde samimi iseniz bunların isimlerini bana soyleyin" dedi

    [32] Cevap verdiler: "Sen munezzehsin, ogrettiginden baska bizim bir bilgimiz yoktur. Suphesiz Sen hem bilensin, hem Hakim'sin

    [33] Allah "Ey Adem onlara isimlerini soyle" dedi. Adem isimlerini soyleyince, Allah "Ben gokler ve yerde gorunmeyeni biliyorum, sizin acıkladıgınızı ve gizlemekte oldugunuzu da bilirim, diye size soylememis miydim?" dedi

    [34] Meleklere, "Adem'e secde edin" demistik, Iblis mustesna hepsi secde ettiler, o ise kacındı, buyukluk tasladı ve inkar edenlerden oldu

    [35] Ey Adem! Esin ve sen cennette kal, orada olandan istediginiz yerde bol bol yiyin, yalnız su agaca yaklasmayın; yoksa zalimlerden olursunuz" dedik

    [36] Seytan oradan ikisinin de ayagını kaydırttı, onları bulundukları yerden cıkardı, onlara "Birbirinize dusman olarak inin, yeryuzunde bir muddet icin yerlesip gecineceksiniz" dedik

    [37] Adem, Rabbi'nden emirler aldı; onları yerine getirdi. Rabb'i de bunun uzerine tevbesini kabul etti. Suphesiz o tevbeleri daima kabul edendir, merhametli olandır

    [38] Inin oradan hepiniz, tarafımdan size bir yol gosteren gelecektir; Benim yoluma uyanlar icin artık korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir" dedik

    [39] Inkar eden kimseler ve ayetlerimizi yalan sayanlar cehennemlik olanlardır, onlar orada temelli kalacaklardır

    [40] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti hatırlayın ve ahdimi yerine getirin ki Ben de yerine getireyim; yoksa benden korkun

    [41] Yanınızdaki Tevrat'ı tasdik ederek indirdigim Kuran'a, inanın; onu ilk inkar edenler siz olmayın, ayetlerimi hicbir degere karsılık degistirmeyin ve bile bile hakkı gizlemeyin

    [42] Hakkı batıla karıstırmayın ve bile bile hakkı gizlemeyin

    [43] Namazı kılın, zekatı verin, ruku edenlerle birlikte ruku edin

    [44] Kitap'ı okuyup durdugunuz halde kendinizi unutur da baskalarına mı iyilikle emredersiniz? Dusunmez misiniz

    [45] Sabır ve namazla Allah'a sıgınıp yardım isteyin; Rablerine kavusacaklarını ve Ona doneceklerini umanlar ve husu duyanlardan baskasına namaz elbette agır gelir

    [46] Sabır ve namazla Allah'a sıgınıp yardım isteyin; Rablerine kavusacaklarını ve Ona doneceklerini umanlar ve husu duyanlardan baskasına namaz elbette agır gelir

    [47] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere ustun kıldıgımı hatırlayın

    [48] Kimsenin kimseden faydalanamayacagı, kimseden bir sefaat kabul edilmeyecegi, kimseden bir fidye alınmayacagı ve yardım gorulmeyecegi gunden korunun

    [49] Size iskence eden, kadınlarınızı sag bırakıp ogullarınızı bogazlayan Firavun ailesinden sizi kurtarmıstık; bu Rabbinizin buyuk bir imtihanı idi

    [50] Denizi yarıp sizi kurtarmıs ve gozlerinizin onunde Firavun ailesini batırmıstık

    [51] Musa'ya kırk gece vade vermistik. Sonra onun arkasından, kendinize yazık ederek, buzagıyı tanrı edinmistiniz

    [52] Sonra bunun ardından, sukredersiniz diye, sizi bagıslamıstık

    [53] Dogru yola gidesiniz diye Musa'ya hakkı batıldan ayıran Kitabı vermistik

    [54] Musa milletine "Ey milletim! Buzagıyı tanrı olarak benimsemekle kendinize yazık ettiniz. Yaratanınıza tevbe edin ve nefislerinizi oldurun, bu Yaratanınız katında sizin icin hayırlı olur; O daima tevbeleri kabul ve merhamet eden oldugu icin tevbenizikabul eder" demisti

    [55] Ya Musa! Allah'ı apacık gormedikce sana inanmayacagız" demistiniz de gozleriniz gore gore sizi yıldırım carpmıstı

    [56] Olumunuzden sonra, sukredesiniz diye sizi tekrar diriltmistik

    [57] Bulutla sizi golgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın indirdik, "Verdigimiz rızıkların iyi ve guzel olanlarından yiyin" dedik. Onlar Bize degil, fakat kendilerine yazık ediyorlardı

    [58] Su sehre girin, orada dilediginiz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin, "bagısla!" deyin, Biz de yanılmalarınızı bagıslarız, iyilere daha da artırırız" demistik

    [59] Ama zulmedenler, kendilerine soylenmis olan sozu baska sozle degistirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan cıkmalarından dolayı gokten azab indirdik

    [60] Musa, milleti icin su aramıstı; "Asanla tasa vur" dedik; ondan on iki pınar fıskırdı, herkes icecegi yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin, icin, yalnız yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın

    [61] Ey Musa! Bir cesit yemege dayanamayacagız, bizim icin Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdigi sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve sogan yetistirsin" demistiniz de, "Hayırlı olanı daha dusuk seyle mi degistirmek istiyorsunuz? Bir sehre inin, suphesiz orada istediginiz vardır" demisti. Onlara yoksulluk ve duskunluk damgası vuruldu, Allah'ın gazabına ugradılar. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri oldurmelerindendi; bu, karsı gelmeleri ve taskınlık yapmalarındandı

    [62] Suphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gunune inanıp yararlı is yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar icin artık korku yoktur. Onlar uzulmeyeceklerdir

    [63] Sizden kesin soz almıstık. Tur dagını yukselterek tepenize dikmistik. "Allah'a karsı gelmekten sakınanlardan olabilmeniz icin, size verdigimiz Kitab'a kuvvetle sarılın, onda bulunanları hatırda tutun" demistik

    [64] Bundan sonra yine yuz cevirdiniz; eger Allah'ın size bol nimeti ve merhameti olmasaydı, muhakkak zarara ugrayanlardan olurdunuz

    [65] Icinizden cumartesi gunu azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara "Asagılık birer maymun olunuz" dedik; bunu, cagdaslarına ve sonradan geleceklere bir ceza ornegi ve Allah'a karsı gelmekten sakınanlara ogut olsun diye yaptık

    [66] Icinizden cumartesi gunu azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara "Asagılık birer maymun olunuz" dedik; bunu, cagdaslarına ve sonradan geleceklere bir ceza ornegi ve Allah'a karsı gelmekten sakınanlara ogut olsun diye yaptık

    [67] Musa milletine: "Allah muhakkak bir sıgır bogazlamanızı buyuruyor" demisti; "Bizi alaya mı alıyorsun?" dediklerinde de: "Cahillerden olmaktan Allah'a sıgınırım" dedi

    [68] Rabbine bizim adımıza yalvar da onun mahiyetini bize bildirsin" dediler, "O, onun ne pek kart, ne pek korpe, ikisi ortası bir sıgır oldugunu soyluyor, size emrolunanı yapın" dedi

    [69] Rabbine bizim adımıza yalvar da ne renk oldugunu bize bildirsin" dediler. "O, onun, bakanların icini acan parlak sarı renkli bir sıgır oldugunu soyluyor" dedi

    [70] Rabbine bizim adımıza yalvar da, mahiyetini bize bildirsin, cunku sıgırlar, bizce, birbirine benzemektedir. Allah dilerse biz suphesiz dogruyu bulmus oluruz" dediler

    [71] Yeri surup, ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemis, kusursuz, alacasız bir sıgır oldugunu soyluyor" dedi. "Simdi gercegi bildirdin" deyip sıgırı bogazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı

    [72] Siz bir kimseyi oldurmus ve bunu birbirinize atmıstınız; oysa Allah gizlemekte oldugunuzu ortaya cıkaracaktı

    [73] Sıgırın bir parcasıyla ona vurun" dedik. Iste boylece Allah oluleri diriltir ve aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gosterir

    [74] Sonra kalbleriniz yine katılastı, tas gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taslar arasında kendisinden ırmaklar fıskıran vardır; yarılıp su cıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez degildir

    [75] Size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir takımı Allah'ın sozunu isitiyor, ona akılları yattıktan sonra, bile bile onu tahrif ediyorlardı

    [76] Inananlarla karsılastıkları zaman, "Inandık" derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, "Rabbinizin katında size karsı huccet gostersinler diye mi Allah'ın size acıkladıgını onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?" derlerdi

    [77] Gizlediklerini de, acıkladıklarını da Allah'ın bildigini bilmiyorlar mı

    [78] Onların bir kısmının okuyup yazması yoktu. Kitab'ı bilmezlerdi; bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardı. Onlar ancak vehim icindedirler

    [79] Vay, Kitabı elleriyle yazıp, sonra da onu az bir degere satmak icin, "Bu Allah katındandır" diyenlere! Vay ellerinin yazdıklarına! Vay kazandıklarına

    [80] Ates bize sadece sayılı birkac gun degecektir", derler; sor, "Allah katından siz soz mu aldınız?", eger oyle ise Allah sozunden caymayacaktır. "Yoksa Allah'a karsı bilmediginiz bir sey mi soyluyorsunuz

    [81] Hayır oyle degil; kotuluk isleyip sucu kendisini kusatmıs olan kimseler; cehennemlikler iste onlardır. Onlar orada temellidirler

    [82] Inanıp yararlı isler yapan kimseler cennetlik olanlardır, onlar da orada temellidirler

    [83] Israilogullarından, "Allah'tan baskasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, duskunlere iyilik edin, insanlarla guzel guzel konusun, namazı kılın, zekatı verin" diye soz almıstık. Sonra siz pek azınız mustesna, dondunuz; hala da yuz cevirip duruyorsunuz

    [84] Kanınızı dokmeyin, birbirinizi yurdunuzdan surmeyin diye sizden soz almıstık, sonra bunu boylece kabul etmistiniz, buna siz sahidsiniz

    [85] Sonra siz, birbirinizi olduren, aranızdan bir takımı memleketlerinden suren, onlara karsı gunah ve dusmanlıkta birlesen, onları cıkarmak haramken size esir olarak geldiklerinde fidyelerini vermeye kalkan kimselersiniz. Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda boyle yapanın cezası ancak dunya hayatında rezil olmaktır. Ahiret gununde de azabın en siddetlisine onlar ugratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

    [86] Onlar ahiret karsılıgında dunya hayatını satın alan kimselerdir, bu yuzden azabları hafifletilmez, onlar yardım da gormezler

    [87] And olsun ki, Musa'ya kitap verdik, ondan sonra ardarda peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudus ile destekledik. Size bir peygamber nefsinizin hoslanmadıgı bir sey getirdikce, buyukluk taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp, bir kısmını oldurur musunuz

    [88] Kalplerimiz perdelidir" dediler, hayır, Allah inkarlarından dolayı onları lanetlemistir. Onların pek azı inanırlar

    [89] Vaktaki Allah katından onlara, kendilerinde olanı tasdik eden Kitap geldi ki onlar bundan onceleri, inkar edenlere karsı kendilerine yardım gelmesini beklerlerdi, bildikleri gelince onu inkar ettiler. Allah'ın laneti, inkar edenlerin uzerine olsun

    [90] Allah'ın kullarından diledigine, bol ihsanından indirmesini cekemeyerek, Allah'ın indirdigini inkar etmekle, kendilerini ne kotu bir sey karsılıgında sattılar. Bu yuzden gazab ustune gazaba ugradılar. Kafirlere alcaltıcı bir azab vardır

    [91] Onlara, "Allah'ın indirdigine inanın" denildiginde "Bize indirilene inanırız" deyip ondan sonra gelen Kuran'ı inkar ederler; halbuki o, ellerinde bulunan Tevrat'ı tasdik eden hak bir Kitap'dır. Onlara "Eger inanıyor idiyseniz nicin daha once Allah'ın peygamberlerini olduruyordunuz?" diye sor

    [92] And olsun ki, Musa size mucizeler getirdi, sonra ardından kendinize yazık ederek buzagıyı tanrı olarak benimsediniz

    [93] Sizden kesin soz almıs ve Tur'u tepenize dikmistik, "Size verdigimize kuvvetle sarılın ve dinleyin" demistik "Isittik ve karsı geldik" dediler de inkarları yuzunden buzagı sevgisi kalblerine sindirildi. De ki, "Eger inanmıssanız, imanınız size ne kotu sey emrediyor

    [94] De ki, "Eger ahiret yurdu Allah katında baskalarına degil de yalnız size mahsus ise ve eger dogru sozlu iseniz, olumu dilesenize

    [95] Bunu, onceden islediklerinden oturu, asla dilemeyeceklerdir. Allah zalimleri bilir

    [96] And olsun ki, onların hayata diger insanlardan ve hatta Allah'a es kosanlardan da daha duskun olduklarını gorursun. Her biri omrunun bin yıl olmasını ister. Oysa uzun omurlu olması onu azabdan uzaklastırmaz. Allah onların yaptıklarını gorur

    [97] De ki, "Cebrail'e dusman olan kimse Allah'a dusmandır", cunku O, Kuran'ı Allah'ın izniyle kendinden oncekini tasdik ederek, yol gosterici ve inananlara mujdeci olarak senin kalbine indirmistir

    [98] Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail'e dusman olan kimse inkar etmis olur. Allah suphesiz, inkar edenlerin dusmanıdır

    [99] And olsun ki, sana apacık ayetler indirdik. Onları sadece yoldan cıkmıslar inkar eder

    [100] Onlar, her ne zaman bir ahidde bulunmuslarsa iclerinden bir takımı onu bozmamıs mıdır? Zaten onların cogu inanmazlar

    [101] Yanlarındakini dogrulayan bir Peygamber, Allah katından onlara gelince Kitap verilenlerden bir takımı, bilmiyorlarmıs gibi, Allah'ın Kitabı'nı arkalarına attılar

    [102] Seytanların Suleyman'ın hukumdarlıgı hakkında soylediklerine uydular. Oysa Suleyman kafir degildi, ama insanlara sihri ogreten seytanlar kafir olmuslardı. Babil'de, melek denilen Harut ve Marut'a bir sey indirilmemisti. Bu ikisi "Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın inkar etme" demedikce kimseye bir sey ogretmezlerdi. Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak seyler ogreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkca onlar kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak seyler ogreniyorlardı. And olsun ki, onu satın alanın ahiretten bir nasibi olmadıgını biliyorlardı. Kendilerini karsılıgında sattıkları seyin ne kotu oldugunu keske bilselerdi

    [103] Onlar inanıp, Allah'a karsı gelmekten sakınsalardı, Allah katından olan sevab daha hayırlı olurdu. Keske bilselerdi

    [104] Ey inananlar! Peygamber'e, "Bizi de dinle" (raina; kotu anlama gelebilecek soz) demeyin, "Bizi gozet" (unzurna) deyin ve dinleyin, inkar edenlere elem verici azab vardır

    [105] Kitap ehlinden ve Allah'a es kosanlardan inkar edenler, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini istemezler. Allah, rahmetini diledigine tahsis eder. Allah buyuk nimet sahibidir

    [106] Herhangi bir ayetin hukmunu yururlukten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her seye kadir oldugunu bilmez misin

    [107] Goklerin ve yerin Hukumdarlıgının Allah'a aid oldugunu bilmez misin? Allah'tan baska dost ve yardımcınız yoktur

    [108] Yoksa, daha once Musa'nın sorguya cekildigi gibi, siz de peygamberinizi sorguya mı cekmek istiyorsunuz? Imanı inkarla degistiren, suphesiz dogru yoldan sapmıs olur

    [109] Kitap ehlinin cogu, hak kendilerine apacık belli olduktan sonra, iclerindeki cekememezlikten oturu, sizi, inandıktan sonra kufre dondurmeyi isterler. Allah'ın emri gelene kadar onları affedin, gecin. Allah muhakkak her seye Kadir'dir

    [110] Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz icin onden gonderdiginiz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı suphesiz gorur

    [111] Yahudi veya Hıristiyan olmayan kimse elbette cennete girmeyecek" dediler; bu onların kuruntularıdır. De ki: "Sozunuz dogru ise delillerinizi getirin

    [112] Hayır, oyle degil; iyilik yaparak kendini Allah'a veren kimsenin ecri Rabbi'nin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir

    [113] Yahudiler "Hıristiyanlar bir temel uzerinde degil" dediler, Hıristiyanlar da "Yahudiler bir temel uzerinde degil" dediler; oysa onlar Kitaplarını da okuyorlar. Bilgisizler de tıpkı onların soylediklerini soylemistir. Allah, kıyamet gunu, anlasmazlıga dustukleri seylerde onların arasında hukum verecektir

    [114] Allah'ın mescidlerinde O'nun isminin anılmasını yasak eden ve oraların yıkılmasına calısan kimseden daha zalim kim vardır? Onların oralara korkmadan girememeleri gerekir. Dunyada rezillik onlaradır, ahirette buyuk azab da onlaradır

    [115] Dogu da batı da Allah'ındır, nereye donerseniz Allah'ın yonu orasıdır. Dogrusu Allah her yeri kaplar ve her seyi bilir

    [116] Allah ogul edindi" dediler; hasa, oysa, goklerde ve yerde olanlar O'nundur. Hepsi O'na boyun egmislerdir

    [117] Gokleri ve yeri yoktan var eden Allah'tır. O, bir isin olmasını dilerse, ona ancak "ol" der ve olur

    [118] Bilmeyenler: "Allah bizimle konusmalı veya bize bir ayet gelmeli degil miydi?" dediler. Onlardan oncekiler de onların soylediklerinin tıpkısını soylemislerdi. Kalbleri birbirine benzedi. Kesinlikle inanan kimseler icin ayetleri acıklamısızdır

    [119] Dogrusu Biz, seni hak ile, mujdeci ve uyarıcı olarak gondermisizdir. Sen, cehennemliklerden sorumlu tutulmayacaksın

    [120] Kendi dinlerine uymadıkca, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hosnud olmayacaklardır. De ki: "Dogru yol, ancak Allah'ın yoludur". Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur

    [121] Kendilerine verdigimiz Kitabı geregince okuyanlar var ya, iste ona ancak onlar inanırlar. Onu inkar edenler ise kaybedenlerdir

    [122] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere ustun tuttugumu hatırlayın

    [123] Kimsenin kimse namına bir sey odemeyecegi, hic kimseden fidye alınmayacagı, kimseye sefaatin yarar saglamayacagı ve onların yardım gormeyecegi gunden korunun

    [124] Rabbi Ibrahim'i bir takım emirlerle denemis, o da onları yerine getirmisti. Allah, "seni insanlara onder kılacagım" demisti. O "soyumdan da" deyince, "zalimler benim ahdime erisemez" buyurmustu

    [125] Kabeyi, insanlar icin toplanma ve guven yeri kılmıstık. Ibrahim'in makamını namaz yeri edinin, dedik. Evimi ziyaret edenler, kendini ibadete verenler, ruku ve secde edenler icin temiz tutun diye Ibrahim ve Ismail'e ahd verdik

    [126] Ibrahim: "Rabbim! Burasını emin bir sehir kıl, halkından, Allah'a ve ahiret gunune inananları urunlerle rızıklandır" demisti. Allah da: "Inkar edeni de az bir muddet gecindirir, sonra da onu atesin azabına ugramak zorunda bırakırım, ne kotu sonuc" buyurmustu

    [127] Ibrahim ve Ismail, Kabenin temellerini yukseltiyordu: "Rabbimiz! Yaptıgımızı kabul buyur. Suphesiz ki, Sen hem isitir hem bilirsin

    [128] Rabbimiz! Ikimizi Sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olanlardan bir ummet yetistir. Bize ibadet yollarımızı goster, tevbemizi kabul buyur, cunku tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan ancak Sensin

    [129] Rabbimiz! Iclerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti ogreten, onları her kotulukten arıtan bir peygamber gonder. Dogrusu guclu ve Hakim olan ancak Sensin

    [130] Kendini bilmezden baskası Ibrahim'in dininden yuz cevirmez. And olsun ki, dunyada onu sectik, suphesiz o, ahirette de iyilerdendir

    [131] Rabbi ona: "Teslim ol" buyurdugunda, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demisti

    [132] Ibrahim bunu ogullarına vasiyet etti. Yakub da: "Ogullarım! Allah dini size secti, siz de ancak O'na teslim olmus olarak can verin" dedi

    [133] Yoksa Yakub can verirken sizler yanında mı idiniz? O, ogullarına: "Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?" diye sormustu; Onlar da: "Senin Tanrına ve ataların Ibrahim, Ismail, Ishak'ın Tanrısı olan tek Tanrıya kulluk edecegiz, bizler O'na teslim olmusuzdur" demislerdi

    [134] Onlar gecmis birer ummettir. Kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmıs olduklarından sorumlu degilsiniz

    [135] Yahudi veya Hıristiyan olun ki dogru yolu bulasınız" dediler. "Dogruya yonelmis olan ve Allah'a es kosanlardan olmayan Ibrahim'in dinine uyarız" de

    [136] Allah'a, bize gonderilene, Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a ve torunlarına gonderilene, Musa ve Isa'ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilene, onları birbirinden ayırt etmeyerek inandık, biz O'na teslim olanlarız" deyin

    [137] Sizin inandıgınız gibi inanmıs olsalar, dogru yolu bulmus olurlar. Yuz cevirirlerse, suphesiz onlar cıkmazdadırlar. Onlara karsı sana Allah yetecektir. O, isitir ve bilir

    [138] Allah'ın verdigi renge uyun; rengi Allah'ınkinden daha guzel olan kim vardır? "Biz O'na kulluk edenleriz" deyin

    [139] De ki: "Bizim ve sizin Rabbiniz olan Allah hakkında bize karsı huccet mi gosteriyorsunuz? Bizim yaptıklarımız kendimize, sizin yaptıklarınız de kendinize aittir. Biz O'na karsı samimiyiz

    [140] Yoksa Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakub ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? Peki, siz mi yoksa Allah mı daha iyi bilir? de. Allah tarafından kendisine bildirilen bir gercegi gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

    [141] Onlar gecmis birer ummettir. Kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmıs olduklarından sorumlu degilsiniz

    [142] Insanların beyinsizleri, "Yoneldikleri kıbleden onları ceviren nedir?" diyecekler; de ki: "Dogu ve batı Allah'ındır. O, diledigini dogru yola eristirir

    [143] Boylece sizi insanlara sahid ve ornek olmanız icin tam ortada bulunan bir ummet kıldık. Peygamber de size sahid ve ornektir. Senin yoneldigin yonu, Peygambere uyanları, cayacaklardan ayırdetmek icin kıble yaptık. Dogrusu Allah'ın yola koydugu kimselerden baskasına bu agır bir seydir. Allah ibadetlerinizi bosa cıkaracak degildir. Dogrusu Allah insanlara sefkat gosterir, merhamet eder

    [144] Yuzunu goge cevirip durdugunu goruyoruz. Hosnud olacagın kıbleye seni elbette cevirecegiz. Artık yuzunu Mescid-i Haram semtine cevir; bulundugunuz yerde yuzlerinizi o yone cevirin. Dogrusu Kitap verilenler, bunun Rab'lerinden bir gercek oldugunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil degildir

    [145] Sen, Kitap verilenlere her turlu delili getirsen, yine de kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak degilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. And olsun ki, eger sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, suphesiz o zaman zulmedenlerden olursun

    [146] Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Onlardan bir takımı, dogrusu bile bile hakkı gizlerler

    [147] Gercek Rabb'indendir, sakın suphelenenlerden olma

    [148] Herkesin yoneldigi bir yon vardır. Hayırlı islerde birbirinizle yarısın. Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah suphesiz her seye Kadir'dir

    [149] Her nereden yola cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram semtine cevir, suphesiz bu Rabbinden bir haktır. Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

    [150] Her nereden cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram semtine cevir. Insanların zulmedenlerinden baskalarının size karsı gosterecekleri bir huccet olmaması icin, her nerede olursanız, yuzlerinizi oranın semtine cevirin, bu hususta onlardan korkmayın. Benden korkun da size olan nimetimi tamamlayayım. Boylece dogru yolu bulursunuz

    [151] Nitekim Biz size, ayetlerimizi okuyacak, sizi her kotulukten arıtacak, size kitabı ve hikmeti ogretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir Peygamber gonderdik

    [152] Artık Beni anın, Ben de sizi anayım; Bana sukredin, nankorluk etmeyin

    [153] Ey Inananlar! Sabır ve namazla yardım dileyin. Allah, muhakkak ki sabredenlerle beraberdir

    [154] Allah yolunda oldurulenlere "Oluler" demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında degilsiniz

    [155] Muhakkak sizi biraz korku, biraz aclık ve mallardan, canlardan, urunlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri mujdele

    [156] Onlara bir musibet geldiginde: "Biz Allah'ınız ve elbette O'na donecegiz" derler

    [157] Rablerinin magfiret ve rahmeti onlaradır. O'nun yolunda olanlar da onlardır

    [158] Suphesiz Safa ile Merve Allah'ın nisanelerindendir. Kim Kabe'yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur. Kim gonulden iyilik yaparsa, karsılıgını gorur. Dogrusu Allah sukrun karsılıgını verendir ve bilendir

    [159] Indirdigimiz belgeleri ve dogru yolu Kitab'da insanlara acıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetciler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gercegi ortaya koyanlar mustesna; iste onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim

    [160] Indirdigimiz belgeleri ve dogru yolu Kitab'da insanlara acıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetciler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gercegi ortaya koyanlar mustesna; iste onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim

    [161] Inkar edip de o halde olenler var ya, iste, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onlaradır

    [162] Lanette temellidirler, onlardan azab hafifletilmez ve onların azabı geciktirilmez

    [163] Tanrınız bir tek Tanrıdır. O, merhamet eden, merhametli olandan baska Tanrı yoktur

    [164] Goklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı seylerle denizde suzulen gemilerde, Allah'ın gokten indirip yeri olumunden sonra dirilttigi suda, her turlu canlıyı orada yaymasında, ruzgarları ve yerle gok arasında emre amade duran bulutları dondurmesinde, dusunen kimseler icin deliller vardır

    [165] Insanlar arasında, Allah'ı bırakıp, O'na kostukları esleri tanrı olarak benimseyenler ve onları, Allah'ı severcesine sevenler vardır. Muminlerin Allah'ı sevmesi ise hepsinden kuvvetlidir. Zalimler azabı gordukleri zaman, butun kuvvetin Allah'a aid bulunacagını ve Allah'ın azabının siddetli oldugunu keske bilselerdi

    [166] Nitekim, kendilerine uyulanlar, azabı gorunce uyanlardan uzaklasacaklar ve aralarındaki baglar kopacaktır

    [167] Uyanlar: "Keske bizim icin dunyaya bir donus olsa da, bizden uzaklastıkları gibi biz de onlardan uzaklassak" derler. Boylece Allah onlara, hasretini cekecekleri islerini gosterir. Onlar cehennemden cıkmayacaklardır

    [168] Ey Insanlar! Yeryuzundeki temiz ve helal seylerden yiyin, seytana ayak uydurmayın, zira o sizin icin apacık bir dusmandır

    [169] Muhakkak size, kotulugu, hayasızlıgı, Allah'a karsı da bilmediginiz seyi soylemenizi emreder

    [170] Onlara: "Allah'ın indirdigine uyun" denilince, "Hayır, atalarımızı yapar buldugumuz seye uyarız" derler; ya ataları bir sey akledemeyen ve dogru olmayan kimseler idiyseler

    [171] Inkar edenlerin durumu, cagırma ve bagırmadan baskasını duymayarak haykıran gibidir. Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler, bu yuzden akledemezler

    [172] Ey Inananlar! Sizi rızıklandırdıgımızın temizlerinden yiyin; yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, O'na sukredin

    [173] Suphesiz size olu hayvan etini, kanı, domuz etini, Allah'tan baskası icin kesilen hayvanı haram kılmıstır; fakat, darda kalana, baskasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını asmamak uzere gunah sayılmaz. Cunku Allah bagıslayandır, merhamet edendir

    [174] Gercekten, Allah'ın indirdigi Kitap'tan bir seyi gizlemede bulunup onu az bir degere degisenler var ya, onların karınlarına tıkındıkları ancak atestir. Allah kıyamet gunu onlarla konusmaz ve onları gunahlardan arıtmaz. Onlara elem verici azab vardır

    [175] Onlar dogruluk yerine sapıklıgı, magfiret yerine azabı alanlardır

    [176] Bu da, Allah'ın Kitab'ı dogru olarak indirmesinden ileri geliyor. Kitap hakkında ayrılıga dusenler dogrusu derin bir cıkmazdadırlar

    [177] Yuzlerinizi dogudan yana ve batıdan yana cevirmeniz iyi olmak demek degildir; Lakin iyi olan, Allah'a, ahiret gunune, meleklere, Kitap'a, peygamberlere inanan, O'nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, duskunlere, yolculara, yoksullara ve koleler ugrunda mal veren, namaz kılan, zekat veren ve ahidlestiklerinde ahidlerine vefa gosterenler, zorda, darda ve savas alanında sabredenlerdir. Iste onlar dogru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır

    [178] Ey Inananlar! Oldurulenler hakkında size kısas farz kılındı: Hur ile hur insan, kole ile kole ve kadın ile kadın. Olduren, olenin kardesi tarafından bagıslanmıssa, kendisine orfe uymak ve bagıslayana guzellikle diyet odemek gerekir. Bu, Rabbiniz'den bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavuzde bulunana elem verici azab vardır

    [179] Ey akıl sahibleri! Kısasta sizin icin hayat vardır. Artık, Allah'a karsı gelmekten sakınırsınız

    [180] Birinize olum geldigi zaman, eger mal bırakıyorsa, ana babaya, yakınlara, uygun bir tarzda vasiyet etmesi Allah'a karsı gelmekten sakınanlara bir borc olarak size farz kılındı

    [181] Vasiyeti isittikten sonra degistiren olursa, bunun gunahı degistirenin uzerinedir. Allah suphesiz isitir ve bilir

    [182] Vasiyet edenin yanılacagından veya gunaha gireceginden endise duyan kimse, ilgililerin arasını duzeltirse ona gunah yoktur. Allah suphesiz bagıslar ve merhamet eder

    [183] Ey Inananlar! Oruc, sizden oncekilere farz kılındıgı gibi, Allah'a karsı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı gunlerde farz kılındı. Icinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadıgı gunlerin sayısınca diger gunlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir duskunu doyuracak kadar fidye verir. Kim gonulden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruc tutmanız eger bilirseniz sizin icin hayırlıdır

    [184] Ey Inananlar! Oruc, sizden oncekilere farz kılındıgı gibi, Allah'a karsı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı gunlerde farz kılındı. Icinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadıgı gunlerin sayısınca diger gunlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir duskunu doyuracak kadar fidye verir. Kim gonulden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruc tutmanız eger bilirseniz sizin icin hayırlıdır

    [185] Ramazan ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gosterici ve dogruyu yanlıstan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu ayı idrak eden, onda oruc tutsun; hasta veya yolculukta olan, tutamadıgı gunlerin sayısınca diger gunlerde tutsun. Allah size kolaylık ister, zorluk istemez. Bu kolaylıkları, sayıyı tamamlamanız ve size yol gosterdigine karsılık O'nu ululamanız icin mesru kılmıstır; ola ki sukredersiniz

    [186] Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, suphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiginde duasını kabul ederim. Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar ki dogru yolda yuruyenlerden olsunlar

    [187] Oruc tuttugunuz gunlerin gecesi kadınlarınıza yaklasmanız size helal kılındı, onlar sizin ortunuz, siz de onların ortulerisiniz. Allah, nefsinize guvenemiyeceginizi biliyordu, bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti; artık onlara yaklasabilirsiniz. Allah'ın sizin icin takdir ettigini dileyin. Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar, yiyin icin, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikafa cekildiginizde kadınlarınıza yaklasmayın. Allah insanlara yasaklardan sakınsınlar diye ayetlerini boylece apacık bildirir

    [188] Aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin; bildiginiz halde gunaha girerek insanların mallarından bir kısmını yemek icin onu hakimlere aktarmayın

    [189] Sana hilal halindeki ayları sorarlar. De ki: "Onlar, insanların ve hac vakitlerinin olcusudur". Evlere arkalarından girmeniz iyilik degildir; iyi kimse kotulukten sakınan kimsedir. Evlere kapılarından girin; Allah'tan sakının ki muradınıza erersiniz

    [190] Sizinle savasanlarla Allah yolunda savasın, asırı gitmeyin; dogrusu Allah asırı gidenleri sevmez

    [191] Onları buldugunuz yerde oldurun. Sizi cıkardıkları yerden siz de onları cıkarın. Fitne cıkarmak, adam oldurmekten daha kotudur. Mescidi Haram'ın yanında, onlar savasmadıkca siz de onlarla savasmayın. Sizinle savasırlarsa onları oldurun. Inkar edenlerin cezası boyledir

    [192] Vazgecerlerse onları bagıslayın; suphesiz Allah bagıslar ve merhamet eder

    [193] Fitne kalmayıp, yalnız Allah'ın dini ortada kalana kadar onlarla savasın. Eger vazgecerlerse satasmayın. Zulmedenlerden baskasına dusmanlık yoktur

    [194] Hurmetli ay, hurmetli aya mukabildir, hurmetler karsılıklıdır; o halde, size tecavuz edene (saldırana), size saldırdıkları gibi saldırın. Allah'tan sakının ve Allah'ın sakınanlarla beraber oldugunu bilin

    [195] Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, islerinizi iyi yapın. Suphesiz Allah iyi is yapanları sever

    [196] Basladıgınız hac ve umreyi Allah icin tamamlayın. Alıkonursanız, kolayınıza gelen bir kurban gonderin. Kurban, yerine ulasıncaya kadar, baslarınızı tıras etmeyin. Icinizde hasta olan veya basından rahatsız bulunan varsa fidye olarak ya oruc tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Guven icinde olursanız, hacca kadar umreden faydalanabilen kimseye kolayına gelen bir kurban kesmek, bulamayana, hac esnasında uc gun ve dondugunuzde yedi gun, ki o tam on gundur oruc tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescidi Haram'da oturmayan kimseler icindir. Allah'tan sakının ve Allah'ın cezasının siddetli olacagını bilin

    [197] Hac bilinen aylardadır. O aylarda hacca girisen kimse bilmelidir ki, hacda kadına yaklasmak, sovusmek, dovusmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Kendinize azık edinin, suphe yok ki azıgın en iyisi Allah korkusudur. Ey akıl sahibleri! Benden korkun

    [198] Rabbiniz'den refah istemenizde bir engel yoktur. Arafat'tan indiginizde, Allah'ı Mesari Haram'da anın; O'nu, size gosterdigi sekilde zikredin. Nitekim siz onceleri hic suphesiz sapıklardandınız

    [199] Sonra, insanların toplu olarak akın ettigi yerden, siz de akın edin. Allah'tan magfiret dileyin. Allah bagıslar ve merhamet eder

    [200] Hac ibadetinizi bitirdiginizde, babalarınızı andıgınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anısla Allah'ı anın. "Rabbimiz! Bize sadece dunyada ver" diyen insanlar vardır, oylesine, ahirette bir pay yoktur

    [201] Rabbimiz! Bize dunyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver, bizi atesin azabından koru" diyenler vardır

    [202] Iste onlara, kazanclarından oturu karsılık vardır. Allah hesabı cabuk gorur

    [203] Allah'ı sayılı gunlerde anın. Gunahtan sakınan kimseye, acele edip, Mina'daki ibadeti iki gunde bitirirse gunah yoktur, geri kalsa da gunah yoktur. Allah'tan sakının. O'nun katında toplanacagınızı bilin

    [204] Dunya hayatına dair konusması senin hosuna giden, pek azılı dusman iken, kalbinde olana Allah'ı sahid tutan, isbasına gecince, yeryuzunde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmege cabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculugu sevmez

    [205] Dunya hayatına dair konusması senin hosuna giden, pek azılı dusman iken, kalbinde olana Allah'ı sahid tutan, isbasına gecince, yeryuzunde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmege cabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculugu sevmez

    [206] Ona: "Allah'tan sakın" denince, gururu kendisine gunah isletir, artık ona cehennem yetisir, ne kotu yataktır

    [207] Insanlar arasında, Allah'ın rızasını kazanmak icin canını verenler vardır. Allah kullarına karsı sefkatlidir

    [208] Ey Inananlar! Hep birden barısa girin, seytana ayak uydurmayın, o sizin apacık dusmanınızdır

    [209] Size belgeler geldikten sonra kayarsanız, biliniz ki Allah gucludur, Hakim'dir

    [210] Onlar, bulut golgeleri icinde, Allah'ın azabının ve meleklerin tepelerine inip isin bitmesini mi bekliyorlar? Butun isler Allah'a donecektir

    [211] Israilogullarına sor; onlara apacık nice ayetler verdik, Allah'ın nimetini, kendisine geldikten sonra kim degistirirse, bilsin ki, Allah'ın cezası suphesiz siddetlidir

    [212] Inkar edenlere, dunya hayatı guzel gorunur, onlar, inananlarla alay ederler, oysa, Allah'a karsı gelmekten sakınanlar kıyamet gunu onların ustunde olacaklardır. Allah diledigini hesabsız sekilde rızıklandırır

    [213] Insanlar bir tek ummetti. Allah peygamberleri mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdi; insanların ayrılıga dusecekleri hususlarda aralarında hukum vermek icin onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi. Ancak Kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yuzunden onda ayrılıga dustuler. Allah, inananları, ayrılıga dustukleri gercege kendi izni ile eristirdi. Allah diledigini dogru yola eristirir

    [214] Sizden once gelenlerin durumu sizin basınıza gelmeden cennete gireceginizi mi zannettiniz? Peygamber ve onunla beraber muminler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlıga ve zorluga ugramıslar ve sarsılmıslardı; iyi bilin ki Allah'ın yardımı suphesiz yakındır

    [215] Sana, ne sarfedeceklerini sorarlar, de ki: "Sarfedeceginiz mal, ana baba, yakınlar, yetimler, duskunler, yolcular icindir. Yaptıgınız her iyiligi Allah suphesiz bilir

    [216] Savas, hosunuza gitmedigi halde size farz kılındı. Ihtimal ki hoslanmadıgınız sey sizin iyiliginizedir ve ihtimal ki sevdiginiz bir sey sizin kotulugunuzedir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir

    [217] Sana hurmet edilen ayı, o aydaki savası sorarlar. De ki: "O ayda savasmak buyuk suctur. Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, Mescidi Haram'a engel olmak ve halkını oradan cıkarmak Allah katında daha buyuk suctur. Fitne cıkarmak ise oldurmekten daha buyuktur". Gucleri yeterse, dininizden dondurunceye kadar sizinle savasa devam ederler. Icinizden dininden donup kafir olarak olen olursa, bunların isleri dunya ve ahirette bosa gitmis olur. Iste cehennemlikler onlardır, onlar orada temellidirler

    [218] Inananlar, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler Allah'ın rahmetini umarlar. Allah bagıslar ve merhamet eder

    [219] Sana icki ve kumarı sorarlar, de ki: "Ikisinde hem buyuk gunah ve hem insanlara bazı faydalar vardır. Gunahları faydasından daha buyuktur". Ne sarfedeceklerini sana sorarlar, de ki: "Artanı". Boylece Allah, dunya ve ahiret hususunda dusunesiniz diye size ayetleri acıklar

    [220] Sana yetimleri sorarlar, de ki: "Onların islerini duzeltmek hayırlıdır". Eger onlarla bir arada yasarsanız, artık onlar sizin kardeslerinizdir. Allah duzeltenden bozanı ayırdetmesini bilir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Allah suphesiz gucludur, Hakim'dir

    [221] Allah'a es kosan kadınlarla onlar imana gelinceye kadar evlenmeyin. Inanan bir cariye, hosunuza gitse de ortak kosan bir kadından daha iyidir. Inanmalarına kadar; ortak kosan erkeklerle mumin kadınları evlendirmeyin. Inanan bir kole, hosunuza gitmis olsa da, ortak kosan bir erkekten daha iyidir. Iste onlar atese cagırırlar, Allah ise izniyle cennete ve magfirete cagırır ve insanlara ibret alsınlar diye ayetlerini acıklar

    [222] Sana, kadınların aybası hali hakkında da sorarlar, de ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır)". Aybası halinde iken kadınlardan el cekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklasmayın. Temizlendikleri zaman, Allah'ın size buyurdugu yoldan yaklasın. Allah suphesiz daima tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever

    [223] Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediginiz gibi gelin. Istikbal icin hazırlıklı olun, Allah'tan sakının. O'na, hic suphesiz kavusacagınızı bilin, bunu inananlara mujdele

    [224] Insanların arasını duzeltmeniz, gunahtan sakınmanız ve iyi olmanız icin, Allah'a yaptıgınız yeminleri engel kılmayın, Allah isitir ve bilir

    [225] Allah sizi rastgele yeminlerinizden dolayı degil, fakat kalblerinizin kasdettigi yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Allah bagıslayandır, Halim'dir

    [226] Kadınlarına yaklasmamaya yemin edenler, dort ay bekleyebilirler; eger yeminlerinden donerlerse, bilsinler ki Allah bagıslar ve merhamet eder

    [227] Sayet bosanmaya kararlı iseler, bilsinler ki Allah suphesiz isitir ve bilir

    [228] Bosanan kadınlar, kendi kendilerine uc aybası hali beklerler, eger Allah'a ve ahiret gunune inanmıslarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattıgını gizlemeleri kendilerine helal degildir. Kocaları bu arada barısmak isterlerse, karılarını geri almakta daha cok hak sahibidirler. Kadınların hakları, orfe uygun bir sekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir ustun derecesi vardır. Allah gucludur. Hakim'dir

    [229] Bosanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır. Ikisi Allah'ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkca kadınlara verdiklerinizden (mehirden) bir sey almanız size helal degildir. Eger Allah'ın yasalarını ikisi koruyamıyacaklar diye korkarsanız, o zaman kadının fidye vermesinde (mehrinden vazgecerse) ikisine de gunah yoktur. Bunlar Allah'ın yasalarıdır, onları bozmayın. Allah'ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir

    [230] Bundan sonra kadını bosarsa, kadın baska birisiyle evlenmedikce bir daha kendisine helal olmaz. Eger ikinci koca da onu bosarsa, Allah'ın yasalarını koruyacaklarını sanırlarsa eski karı kocanın birbirlerine donmelerine bir engel yoktur. Bunlar, bilenkimseler icin Allah'ın acıkladıgı yasalardır

    [231] Kadınları bosadıgınızda, muddetleri sona ererken, onları guzellikle tutun, ya da guzellikle bırakın, haklarına tecavuz etmek icin onlara zararlı olacak sekilde tutmayın; boyle yapan suphesiz kendisine yazık etmis olur. Allah'ın ayetlerini de alaya almayın; Allah'ın uzerinize olan nimetini, ogut vermek uzere size indirdigi Kitap ve hikmeti anın, Allah'tan sakının, Allah'ın her seyi bildigini bilin

    [232] Kadınları bosadıgınızda, muddetleri sona ermisse, kocaları ile birbirleriyle guzellikle anlasmıslarsa evlenmelerine engel olmayın. Icinizden Allah'a ve ahiret gunune inanan kimse bundan ibret alır. Bu sizin icin daha nezih ve daha paktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz

    [233] Anneler cocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen baba icin, tam iki sene emzirirler. Anaların yiyecek ve giyecegini uygun bir sekilde saglamak cocuk kendisinin olan babaya borctur. Herkese ancak gucu nisbetinde teklifte bulunulur. Ana cocugundan, cocuk kendisinin olan baba da cocugundan dolayı zarara sokulmasın. Mirascıya da aynı seyi yapmak borctur. Ana baba aralarında danısarak ve anlasarak sutten kesmek isterlerse, ikisine de sorumluluk yoktur. Cocuklarınızı sutanneye emzirtmek isterseniz, vereceginizi orfe uygun bir sekilde oderseniz, size sorumluluk yoktur. Allah'tan sakının, yaptıklarınızı gordugunu bilin

    [234] Icinizden olenlerin bırakmıs oldugu esler kendi kendilerine dort ay on gun beklerler; muddetleri sona erdiginde, onların kendi haklarında uygun sekilde yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah islediklerinizden haberdardır

    [235] Boyle kadınlara kapalı bir sekilde evlenme teklif etmenizde veya icinizden onlarla evlenmeyi gecirmenizde size sorumluluk yoktur. Allah onları anacagınızı bilir. Sakın mesru sozler dısında onlarla gizlice sozlesmeyin, muddet sona erene kadar nikah akdine kalkısmayın. Icinizde olanı Allah'ın bildigini bilin de O'ndan cekinin. Allah'ın bagıslayan ve Halim oldugunu bilin

    [236] Kadınlara el surmeden ve mehirlerini bicmeden onları bosarsanız size sorumluluk yoktur. Onları zengin kendi capına, fakir kendi capına uygun bir sekilde faydalandırın. Bu iyi davrananların sanına yakısır bir borctur

    [237] Eger onlara mehir bicer de el surmeden onları bosarsanız, kendileri veya nikah akdi elinde olan erkegin bagıslaması hali mustesna bictiginizin yarısını verin, bagıslamanız Allah'tan sakınmaya daha uygundur. Aranızdaki iyiligi unutmayın. Allah suphesiz islediklerinizi gorur

    [238] Namazlara ve orta namaza devam edin; gonulden boyun egerek Allah icin namaza durun

    [239] Eger korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, guvene erisince, bilmediklerinizi ogrettigi gibi Allah'ı anın

    [240] Icinizden olup, esler bırakacak olanlar, evlerinden cıkarılmaksızın, senesine kadar eslerinin gecimini saglayacak seyi vasiyet etsinler; eger cıkarlarsa kendilerinin mesru olarak yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah gucludur, Hakim'dir

    [241] Bosanan kadınları, haksızlıktan sakınanlara bir borc olmak uzere, uygun bir surette faydalandırma vardır

    [242] Allah ayetlerini dusunesiniz diye boylece acıklamaktadır

    [243] Binlerce kisinin memleketlerinden olum korkusuyla cıktıklarını gormedin mi? Allah onlara "Olun" dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların cogu sukretmezler

    [244] Allah yolunda savasın; bilin ki Allah isitir ve bilir

    [245] Allah'a, kat kat karsılıgını arttıracagı guzel bir odunc takdiminde kim bulunur? Allah hem darlastırır, hem bollastırır; O'na doneceksiniz

    [246] Musa'dan sonra Israilogullarının ileri gelenlerini gormedin mi? Peygamberlerinden birine, "Bize bir hukumdar gonder de Allah yolunda savasalım" demislerdi. "Ya savas size farz kılındıgında gitmeyecek olursanız?" demisti. "Memleketimizden ve cocuklarımızdan uzaklastırıldıgımıza gore niye Allah yolunda savasmıyalım?" demislerdi. Ama savas onlara farz kılınınca, az bir kısmı mustesna yuz cevirdiler. Allah zalimleri bilir

    [247] Peygamberleri onlara "Allah size suphesiz, Talut'u hukumdar olarak gonderdi" dedi. "Biz hukumdarlıga ondan layık iken ve ona malca da bir bolluk verilmemisken bize hukumdar olmaga o nasıl layık olabilir?" dediler, "Dogrusu Allah size onu secti, bilgice ve vucutca gucunu artırdı" dedi. Allah mulku diledigine verir. Allah her seyi kaplar ve bilir

    [248] Peygamberleri onlara, "Onun hukumdarlıgının alameti, size sandıgın gelmesidir, onda Rabbinizden gelen gonul rahatlıgı ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar var; onu melekler tasır, eger inanmıssanız bunda sizin icin delil vardır" dedi

    [249] Talut orduyla birlikte ayrıldıktan sonra, "Dogrusu Allah sizi bir ırmakla deneyecektir, ondan icen benden degildir, onu tatmayan eliyle sadece bir avuc avuclayan mustesna suphesiz bendendir" dedi. Onlardan pek azı haric, sudan ictiler. Kendisi ve kendisiyle olan inananlar ırmagı gecince, "Bugun Calut ve ordusuna karsı koyacak gucumuz yok" dediler. Kendilerinin Allah'a kavusacagını bilenler ise: "Nice az topluluk cok topluluga Allah'ın izniyle ustun gelmistir, Allah sabredenlerle beraberdir" dediler

    [250] Calut ve ordusuna karsı cıktıklarında, "Rabbimiz! Bize sabır ver, sebatımızı artır, inkar eden millete karsı bize yardım et" dediler

    [251] Onları Allah'ın izniyle bozguna ugrattılar; Davud Calut'u oldurdu, Allah Davud'a hukumranlık ve hikmet verdi ve ona dilediginden ogretti. Allah'ın insanları birbiriyle savması olmasaydı yeryuzunun duzeni bozulurdu. Fakat Allah alemlere lutufkardır

    [252] Iste bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana dogru olarak okuyoruz. Suphesiz sen peygamberlerden birisin

    [253] Iste bu peygamberlerden bir kısmını digerlerinden ustun kıldık. Onlardan Allah'ın kendilerine hitabettigi, derecelerle yukselttikleri vardır. Meryem oglu Isa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudus'le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini oldurmezlerdi. Fakat ayrılıga dustuler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini oldurmezlerdi, lakin Allah istedigini yapar

    [254] Ey inananlar! Alısverisin, dostlugun, sefaatin olmayacagı gunun gelmesinden once sizi rızıklandırdıgımızdan hayra sarfedin. Inkar edenler ancak yazık edenlerdir

    [255] Allah, O'ndan baska tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gozetip durandır. Goklerde olan ve yerde olan ancak O'nundur. O'nun izni olmadan katında sefaat edecek kimdir? Onların islediklerini ve isleyeceklerini bilir, dilediginden baska ilminden hicbir seyi kavrayamazlar. Hukumranlıgı gokleri ve yeri kaplamıstır, onların gozetilmesi O'na agır gelmez. O yucedir, buyuktur

    [256] Dinde zorlama yoktur; Artık hak ile batıl iyice ayrılmıstır. Tagutu (saptırıcıları) inkar edip Allah'a inanan kimse, kopmak bilmeyen saglam bir kulpa sarılmıstır. Allah isitendir, bilendir

    [257] Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Inkar edenlerin ise dostları taguttur. Onları aydınlıktan karanlıklara suruklerler. Iste onlar cehennemliklerdir, onlar orada temelli kalacaklardır

    [258] Allah kendisine mulk verdi diye Ibrahim ile Rabbi hakkında tartısanı gormedin mi? Ibrahim: "Rabbim, dirilten ve oldurendir" demisti. "Ben de diriltir ve oldururum" dedi; Ibrahim, "Suphesiz Allah gunesi dogudan getiriyor, sen de batıdan getirsene" dedi. Inkar eden sasırıp kaldı. Allah zulmeden kimseleri dogru yola eristirmez

    [259] Yahut altı ustune gelmis bir kasabaya ugrayan kimseyi gormedin mi? "Allah burayı olumunden sonra acaba nasıl diriltecek?" dedi. Bunun uzerine Allah onu yuz yıl olu bıraktı, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" dedi, "Bir gun veya bir gunden az kaldım" dedi, "Hayır yuz yıl kaldın, yiyecegine icecegine bak, bozulmamıs; esegine bak ve hem seni insanlar icin bir ibret kılacagız, kemiklere bak, onları nasıl birlestirip, sonra onlara et giydiriyoruz" dedi; bu ona apacık belli olunca, "Artık Allah'ın her seye Kadir olduguna inanmıs bulunuyorum" dedi

    [260] Ibrahim: "Rabbim! Oluleri nasıl dirilttigini bana goster" dediginde, "Inanmıyor musun?" deyince de, "Hayır oyle degil, fakat kalbim iyice kansın" demisti. "Oyleyse dort cesit kus al, onları kendine alıstır, sonra onları parcalayıp her dagın uzerine bir parca koy, sonra onları cagır; kosarak sana gelirler. O halde Allah'ın guclu ve Hakim oldugunu bil" demisti

    [261] Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her basagında yuz tane olmak uzere yedi basak veren tanenin durumu gibidir. Allah diledigine kat kat verir. Allah'ın lutfu genistir, O her seyi bilendir

    [262] Mallarını Allah yolunda sarfedip sonra sarfettikleri seyin ardından basa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

    [263] Guzel bir soz ve bagıslama, pesinden eza gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah mustagnidir, Halim'dir

    [264] Ey Inananlar! Allah'a ve ahiret gunune inanmayıp, insanlara gosteris icin malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı basa kakma ve eza etmekle bosa cıkarmayın. Onun durumu, uzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, uzerine bol yagmur yagdıgındaonu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hicbir sey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri dogru yola eristirmez

    [265] Allah'ın rızasını kazanmak ve kalblerini saglamlastırmak icin mallarını sarfedenlerin durumu, yuksekce bir tepede bulunan, bol yagmur aldıgında yemislerini iki kat veren, bol yagmur yagmasa bile cisentisi dusen bir bahcenin durumu gibidir. Allah islediklerinizi gorur

    [266] Hangi biriniz, kendisi ihtiyarlamıs ve cocukları da gucsuzken, altlarından ırmaklar akan, hurma, uzum ve her cesit meyveleri bulunan bahcesinin, atesli bir kasırganın kopmasıyla yanmasını ister? Dusunesiniz diye Allah size ayetlerini boylece acıklar

    [267] Ey Inananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden cıkardıklarımızdan sarfedin; igrenmeden alamıyacagınız pis seyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın mustagni ve ovulmeye layık oldugunu bilin

    [268] Seytan sizi fakirlikle korkutarak cimriligi ve hayasızlıgı emreder; Allah ise kendisinden magfiret ve bol nimet vadeder. Allah'ın lutfu boldur, O her seyi bilir

    [269] Hikmeti diledigine verir. Kime hikmet verilmisse suphesiz ona cokca hayır verilmistir. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır

    [270] Sarfettiginiz harcı ve adadıgınız adagı suphesiz Allah bilir. Zulmedenlerin hic yardımcıları yoktur

    [271] Sadakaları acıkca verirseniz o ne guzel! Eger onları yoksullara gizlice verirseniz sizin icin daha iyidir. Allah onları kotuluklerinizden bir kısmına karsı tutar. Allah islediklerinizden haberdardır

    [272] Onların dogru yola iletilmeleri sana dusmez, fakat Allah diledigini dogru yola eristirir. Sarfettiginiz iyi sey kendinizedir, zaten ancak Allah'ın rızasını kazanmak icin sarfedersiniz. Sarfettiginiz iyi bir seyin karsılıgı haksızlıga ugratılmaksızın size verilir

    [273] Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryuzunde dolasamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yuzlerinden tanırsın, insanlardan yuzsuzluk ederek bir sey istemezler. Sarfettiginiz iyi bir seyi Allah suphesiz bilir

    [274] Gece gunduz, acık gizli, mallarını sarfedenlerin mukafatlarını Rab'leri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

    [275] Faiz yiyenler mahserde ancak seytanın carptıgı kimsenin kalktıgı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Zaten alısveris de faiz gibidir" demelerindendir. Oysa Allah alısverisi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabb'inden bir ogut gelir de faizcilikten geri durursa, gecmisi kendisinedir, onun isi Allah'a aittir. Kim faizcilige donerse, iste onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır

    [276] Allah faizi eksiltir, sadakaları bereketlendirir. Allah pek nankor olan hicbir gunahkarı sevmez

    [277] Inanıp yararlı isler isleyenlerin, namaz kılıp, zekat verenlerin Rab'leri katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

    [278] Ey Inananlar! Allah'tan sakının, inanmıssanız, faizden arta kalmıs hesabdan vazgecin

    [279] Boyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Peygamberine karsı acılmıs bir savas oldugunu bilin. Eger tevbe ederseniz sermayeniz sizindir. Boylece haksızlık etmemis ve haksızlıga ugramamıs olursunuz

    [280] Borclu darda ise, eli genisleyinceye kadar ona muhlet verin. Bilmis olsanız borcu bagıslamanız sizin icin daha hayırlıdır

    [281] Allah'a doneceginiz ve sonra haksızlıga ugramadan herkesin kazancının kendisine eksiksiz verilecegi gunden korkunuz

    [282] Ey Inananlar! Birbirinize belirli bir sure icin borclandıgınız zaman onu yazınız. Icinizden bir katip dogru olarak yazsın; katip onu Allah'ın kendisine ogrettigi gibi yazmaktan cekinmesin, yazsın. Borclu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan bir sey eksiltmesin. Eger borclu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, dogru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki sahid tutun; eger iki erkek bulunmazsa, sahidlerden razı olacagınız bir erkek, biri unuttugunda digeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Sahidler cagırıldıklarında cekinmesinler. Borc buyuk veya kucuk olsun, onu suresiyle beraber yazmaya usenmeyin; bu, Allah katında en dogru, sahidlik icin en saglam ve suphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alısveris pesin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alısveris yaptıgınızda sahid tutun. Katibe de sahide de zarar verilmesin; eger zarar verirseniz, o zaman dogru yoldan cıkmıs olursunuz. Allah'tan sakının, Allah size ogretiyor; Allah her seyi bilir

    [283] Eger yolculukta olup katip bulamazsanız alınan rehin yeter. Sayet birbirinize guvenirseniz, guvenilen kimse borcunu odesin. Rabbi olan Allah'tan sakınsın. Sahidligi gizlemeyin, onu kim gizlerse suphesiz kalbi gunah islemis olur. Allah islediklerinizi bilir

    [284] Goklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Icinizdekini acıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba ceker ve diledigini bagıslar, diledigine azabeder. Allah her seye Kadir'dir

    [285] Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. "Peygamberleri arasından hicbirini ayırdetmeyiz, isittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, donus Sanadır" dediler

    [286] Allah kisiye ancak gucunun yetecegi kadar yukler; kazandıgı iyilik lehine, ettigi kotuluk de aleyhinedir. Rabbimiz! Eger unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden oncekilere yukledigin gibi, bize de agır yuk yukleme. Rabbimiz! Bize gucumuzun yetmeyecegi seyi tasıtma, bizi affet, bizi bagısla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karsı bize yardım et

    Surah 3
    Âl-i İmrân

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Allah, Ondan baska tanrı olmayan, diri, her an yaratıklarını gozetip durandır

    [3] Kendisinden onceki Kitapları tasdik eden Hak Kitap'ı sana indirdi. Onceden insanlara yol gosterici olarak Tevrat ve Incil'i de indirmisti. O, dogruyu yanlıstan ayıran Kitap'ı indirdi. Dogrusu Allah'ın ayetlerini inkar edenler icin siddetli azab vardır. Allah gucludur, mazlumların ocunu alır

    [4] Kendisinden onceki Kitapları tasdik eden Hak Kitap'ı sana indirdi. Onceden insanlara yol gosterici olarak Tevrat ve Incil'i de indirmisti. O, dogruyu yanlıstan ayıran Kitap'ı indirdi. Dogrusu Allah'ın ayetlerini inkar edenler icin siddetli azab vardır. Allah gucludur, mazlumların ocunu alır

    [5] Suphesiz gokte ve yerde hicbir sey Allah'tan gizli kalmaz

    [6] Ana rahminde sizi diledigi gibi sekillendiren O'dur. O'ndan baska tanrı yoktur, gucludur, Hakim'dir

    [7] Sana Kitap'ı indiren O'dur. Onda Kitap'ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, digerleri de cesitli anlamlıdırlar. Kalblerinde egrilik olan kimseler, fitne cıkarmak, kendilerine gore yorumlamak icin onların cesitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. Ilimde derinlesmis olanlar: "Ona inandık, hepsi Rabbimiz'in katındandır" derler. Bunu ancak akıl sahipleri dusunur

    [8] Rabbimiz! Bizi dogru yola erdirdikten sonra kalblerimizi egriltme, katından bize rahmet bagısla; suphesiz Sen sonsuz bagısta bulunansın

    [9] Rabbimiz! Dogrusu gelecegi suphe goturmeyen gunde, insanları toplayacak olan Sensin. Suphesiz ki Allah verdigi sozden caymaz

    [10] Inkar edenlerin malları ve cocukları, Allah'a karsı onlara bir sey saglamaz. Iste onlar atesin yakıtlarıdır

    [11] Bunların tutumu, Firavun ailesinin ve onlardan oncekilerin tutumu gibi ki, ayetlerimizi yalanladılar da Allah onları gunahlarından dolayı yok (helak) etti. Allah'ın cezalandırması siddetlidir

    [12] Inkar edenlere: "Yenileceksiniz, toplanıp cehenneme suruleceksiniz, orası ne kotu dosektir" de

    [13] Karsı karsıya gelen iki toplulugun durumlarında sizin icin ibret vardır; biri Allah yolunda savasanlardır, digeri inkarcılardır ki, bunlar karsı tarafı gozleriyle kendilerinin iki misli goruyorlardı. Allah diledigini yardımıyla destekler. Bunda gorebilenler icin ibret vardır

    [14] Kadınlara, ogullara, kantar kantar altın ve gumuse, nisanlı atlar ve develere, ekinlere karsı asırı sevgi beslemek insanlara guzel gosterilmistir. Bunlar dunya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin guzeli Allah katındadır

    [15] De ki: Bundan daha iyisini size haber vereyim mi? Allah'a karsı gelmekten sakınanlara, Rab'lerinin katında, altlarından ırmaklar akan ve orada temelli kalacakları cennetler, tertemiz esler ve Allah'ın rızası vardır. Allah kullarını hakkiyle gorucudur

    [16] Onlar ki, "Rabbimiz! Biz suphesiz inandık, bunun icin gunahlarımızı bize bagısla ve bizi atesin azabından koru" diyen, sabreden, dogru olan, gonulden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bagıslanma dileyenlerdir

    [17] Onlar ki, "Rabbimiz! Biz suphesiz inandık, bunun icin gunahlarımızı bize bagısla ve bizi atesin azabından koru" diyen, sabreden, dogru olan, gonulden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bagıslanma dileyenlerdir

    [18] Allah, melekler ve adaleti yerine getiren ilim sahibleri, O'ndan baska tanrı olmadıgına sahidlik etmislerdir. O'ndan baska tanrı yoktur, O gucludur, Hakim'dir

    [19] Allah katında din, suphesiz Islam'dır. Ancak, Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yuzunden ayrılıga dustuler. Allah'ın ayetlerini kim inkar ederse bilsin ki, Allah hesabı cabuk gorur

    [20] Eger seninle tartısmaya girisirlerse, "Ben bana uyanlarla birlikte kendimi Allah'a verdim" de. Kendilerine Kitap verilenlere ve kitapsızlara: "Siz de Islam oldunuz mu?" de, sayet Islam olurlarsa dogru yola girmislerdir, yuz cevirirlerse, sana yalnız teblig etmek duser. Allah kullarını gorur

    [21] Allah'ın ayetlerini inkar edenlere, haksız yere peygamberleri oldurenlere, insanlardan adaleti emredenleri oldurenlere elem verici bir azabı mujdele

    [22] Onlar, dunya ve ahirette isleri bosa cıkacak olanlardır. Onların hic yardımcıları da yoktur

    [23] Kendilerine Kitapdan bir pay verilenleri, gormedin mi? Onlar aralarında hukum vermek icin Allah'ın Kitabına cagırılmıslar, sonra onlardan bir takımı donmuslerdir. Onlar temelli yuz cevirenlerdir

    [24] Bu, onların: "Bize ates sadece sayılı birkac gun degecektir" demelerindendir. Uydurup durdukları seyler, onları dinlerinde yanıltmıstır

    [25] Geleceginden suphe olmayan gunde, onları topladıgımız ve haksızlık yapılmayarak herkese kazandıgı eksiksiz verildigi zaman, nasıl olacak

    [26] De ki: "Mulkun sahibi olan Allah'ım! Mulku diledigine verirsin; dilediginden cekip alırsın; diledigini aziz kılar, diledigini alcaltırsın; iyilik elindedir. Dogrusu Sen, her seye Kadir'sin

    [27] Geceyi gunduze, gunduzu geceye gecirirsin; oluden diri, diriden olu cıkarırsın; diledigini hesapsız rızıklandırırsın

    [28] Muminler, muminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler; kim boyle yaparsa Allah katında bir degeri yoktur, ancak, onlardan sakınmanız hali mustesnadır. Allah sizi Kendisiyle korkutur, donus Allah'adır

    [29] De ki: "Icinizde olanı gizleseniz de acıklasanız da Allah onu bilir. Goklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah her seye Kadir'dir

    [30] Her kisinin yaptıgı iyiligi ve yaptıgı kotulugu, ki kendisiyle o kotuluk arasında uzun bir mesafe olmasını diler, hazır bulacagı gunu bir dusunun. Kullarına karsı sefkatli olan Allah size kendinden korkmanızı emreder

    [31] De ki: "Allah'ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Allah affeder ve merhamet eder

    [32] De ki: "Allah'a ve Peygambere itaat edin". Yuz cevirirlerse bilsinler ki, Allah inkar edenleri sevmez

    [33] Allah, Adem'i, Nuh'u, Ibrahim ailesini, Imran ailesini birbirinin soyundan olarak alemlere tercih etti. Allah isitendir, bilendir

    [34] Allah, Adem'i, Nuh'u, Ibrahim ailesini, Imran ailesini birbirinin soyundan olarak alemlere tercih etti. Allah isitendir, bilendir

    [35] Imran'ın karısı: "Ya Rabbi! Karnımda olanı, sadece sana hizmet etmek uzere adadım, benden kabul buyur, dogrusu isiten ve bilen ancak Sensin" demisti

    [36] Onu dogurdugunda, Allah onun ne dogurdugunu bilirken "Ya Rabbi! Kız dogurdum. Erkek, kız gibi degildir, ben ona Meryem adını verdim, ben onu da soyunu da, kovulmus seytandan Sana sıgındırırım" dedi

    [37] Rabbi onu guzel bir kabulle karsıladı, guzel bir bitki gibi yetistirdi; onu Zekeriya'nın himayesine bıraktı. Zekeriya mabedde onun yanına her girisinde, yanında bir yiyecek bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?" demis, o da: Bu, Allah'ın katındandır" cevabını vermisti. Dogrusu Allah diledigini hesapsız rızıklandırır

    [38] Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahset, dogrusu Sen duayı isitirsin

    [39] Mabedde namaz kılarken melekler ona seslendiler: "Allah sana Allah'ın emriyle (vucud bulan Isa'yı) tasdik eden, efendi, iffetli, iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı mujdeler

    [40] Ya Rabbi! Ben artık iyice kocamıs, karım da kısırken nasıl oglum olabilir?" dedi. Allah: "Boyledir, Allah diledigini yapar" dedi

    [41] Ya Rabbi! Bana bir alamet ver" dedi, "Alametin, uc gun, isaretle anlasma dısında insanlarla konusmamandır; Rabbini cok an, aksam sabah hamd et" dedi

    [42] Melekler soyle demisti: "Ey Meryem! Allah seni secip temizledi. Dunyaların kadınlarından seni ustun tuttu

    [43] Ey Meryem! Rabbine gonulden boyun eg, secde et, ruku edenlerle birlikte ruku et

    [44] Bu Sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında degildin, cekisirlerken de orada bulunmadın

    [45] Melekler demisti ki: "Ey Meryem! Allah sana, Kendinden bir sozu, adı Meryem oglu Isa olan Mesihi, dunya ve ahirette serefli ve Allah'a yakın kılınanlardan olarak mujdeler

    [46] Insanlarla, besikte iken de, yetiskin iken de konusacaktır ve o, iyilerdendir

    [47] Meryem: "Rabbim! Bana bir insan dokunmamısken nasıl cocugum olabilir?" demisti. Melekler soyle dediler: "Allah diledigini boylece yaratır. Bir isin olmasını dilerse ona ol der ve olur

    [48] Ona Kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve Incil'i ogretecek, Israilogullarına soyle diyen bir peygamber kılacak: "Ben size Rabbinizden bir ayet getirdim. Ben size camurdan kus gibi bir sey yapıp ona ufleyecegim, Allah'ın izniyle, hemen kus olacaktır; anadan dogma korleri, alacalıları iyi edecegim; Allah'ın izniyle, oluleri diriltecegim; yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber verecegim. Inanmıssanız bunda size delil vardır

    [49] Ona Kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve Incil'i ogretecek, Israilogullarına soyle diyen bir peygamber kılacak: "Ben size Rabbinizden bir ayet getirdim. Ben size camurdan kus gibi bir sey yapıp ona ufleyecegim, Allah'ın izniyle, hemen kus olacaktır; anadan dogma korleri, alacalıları iyi edecegim; Allah'ın izniyle, oluleri diriltecegim; yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber verecegim. Inanmıssanız bunda size delil vardır

    [50] Benden once gelen Tevrat'ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak uzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin; cunku Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu dogru yoldur

    [51] Benden once gelen Tevrat'ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak uzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin; cunku Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu dogru yoldur

    [52] Isa onların inkarlarını hissedince: "Allah ugrunda yardımcılarım kimlerdir?" dedi. Havariler soyle dediler: "Biz Allah'ın yardımcılarıyız, Allah'a inandık, O'na teslim oldugumuza sahid ol

    [53] Rabbimiz! Indirdigine inandık, Peygambere uyduk; bizi sahid olanlarla beraber yaz

    [54] Fakat (inkarcılar) hile yaptılar. Allah da onları cezalandırdı. Allah, hile yapanların cezasını en iyi verendir

    [55] Allah demisti ki: "Ey Isa! Ben seni eceline yetirecegim, seni kendime yukseltecegim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracagım; sana uyanları, kıyamet gunune kadar, inkar edenlerin ustunde tutacagım. Sonra donusunuz Banadır. Ayrılıga dustugunuz hususlarda aranızda hukmedecegim. Inkar edenleri de dunya ve ahirette siddetli azaba ugratacagım. Onların hic yardımcıları olmayacaktır

    [56] Allah demisti ki: "Ey Isa! Ben seni eceline yetirecegim, seni kendime yukseltecegim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracagım; sana uyanları, kıyamet gunune kadar, inkar edenlerin ustunde tutacagım. Sonra donusunuz Banadır. Ayrılıga dustugunuz hususlarda aranızda hukmedecegim. Inkar edenleri de dunya ve ahirette siddetli azaba ugratacagım. Onların hic yardımcıları olmayacaktır

    [57] Inanıp yararlı is isleyenlerin ecirleri ise tastamam verilecektir. Allah zalimleri sevmez

    [58] Sana okudugumuz bunlar, ayetlerden ve hikmet dolu Kuran'dandır

    [59] Allah'ın katında Isa'nın durumu kendisini topraktan yaratıp sonra ol demesiyle olmus olan Adem'in durumu gibidir

    [60] Gercek Rabb'indendir, o halde suphelenenlerden olma

    [61] Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartısacak olursa, de ki: "Gelin, ogullarımızı, ogullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi cagıralım, sonra lanetleselim de, Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim

    [62] Suphesiz bu anlatılanlar gercek olaylardır. Allah'tan baska tanrı yoktur. Dogrusu Allah gucludur, Hakim'dir

    [63] Eger yuz cevirirlerse, suphesiz Allah bozguncuları bilir

    [64] De ki: "Ey Kitap ehli! Ancak Allah'a kulluk etmek, O'na bir seyi es kosmamak, Allah'ı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek uzere, bizimle sizin aranızda musterek bir soze gelin". Eger yuz cevirirlerse: "Bizim musluman oldugumuza sahid olun" deyin

    [65] Ey Kitap ehli! Ibrahim hakkında nicin tartısıyorsunuz? Tevrat da, Incil de suphesiz ondan sonra indirilmistir. Akletmiyor musunuz

    [66] Siz, hadi bilginiz olan sey uzerinde tartısanlarsınız. Ama bilginiz olmayan sey hakkında nicin tartısırsınız? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz

    [67] Ibrahim, yahudi de, hıristiyan da degildi, ama dogruya yonelen bir muslimdi; ortak kosanlardan degildi

    [68] Dogrusu Ibrahim'e en yakın olanlar, ona uyanlar, bu Peygamber ve inananlardır. Allah inananların dostudur

    [69] Kitap ehlinden bir takımı sizi sapıtmak isterler; oysa kendilerini saptırırlar da farkına varmazlar

    [70] Ey Kitap ehli! Sizler goz gore gore Allah'ın ayetlerini nicin inkar ediyorsunuz

    [71] Ey Kitap ehli! Nicin hakkı batıla karıstırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz

    [72] Kitap ehlinden bir takımı soyle dedi: "Inananlara indirilene gunun basında inanın, sonunda inkar edin ki, belki donerler ve dininize uyanlardan baskasına inanmayın". De ki: "Dogru yol Allah'ın yoludur". Ve yine baskasına da verildigine veya Rabbinizin katında Muslumanların karsı delil getirip sizi alt edecegine inanmayın, derler. De ki: "Dogrusu bol nimet Allah'ın elindedir, onu diledigine verir. Allah'ın fazlı her seyi kaplar, O her seyi bilir

    [73] Kitap ehlinden bir takımı soyle dedi: "Inananlara indirilene gunun basında inanın, sonunda inkar edin ki, belki donerler ve dininize uyanlardan baskasına inanmayın". De ki: "Dogru yol Allah'ın yoludur". Ve yine baskasına da verildigine veya Rabbinizin katında Muslumanların karsı delil getirip sizi alt edecegine inanmayın, derler. De ki: "Dogrusu bol nimet Allah'ın elindedir, onu diledigine verir. Allah'ın fazlı her seyi kaplar, O her seyi bilir

    [74] Rahmetini diledigine tahsis eder, Allah buyuk, bol nimet sahibidir

    [75] Kitap ehli arasında kantarla emanet bıraksan onu sana odeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikce onu sana odemeyen vardır. Bu, onların: "Kitapsızlara karsı uzerimize bir sorumluluk yoktur" demelerindendir. Onlar bile bile Allah'a karsı yalan soylemektedirler

    [76] Hayır, oyle degil; ahdini yerine getiren ve gunahtan sakınan bilsin ki, Allah sakınanları suphesiz sever

    [77] Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir degere degisenlerin, iste onların, ahirette bir payları yoktur. Allah onlara kıyamet gunu hitab etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize cıkarmayacaktır. Elem verici azab onlar icindir

    [78] Onlardan bir takımı, Kitapta olmadıgı halde Kitaptan zannedesiniz diye dillerini egip bukerler. O, Allah katından olmadıgı halde: "Allah katındandır" derler, bile bile Allah'a karsı yalan soylerler

    [79] Allah'ın kendisine Kitap'ı, hukmu, peygamberligi verdigi insanogluna: "Allah'ı bırakıp bana kulluk edin" demek yarasmaz, fakat: "Kitabı ogrettiginize, okudugunuza gore Rabb'e kul olun" demek yarasır

    [80] Size melekleri, peygamberleri Rab olarak benimsemenizi emretmesi de yarasmaz. Siz musluman olduktan sonra, size inkar etmeyi mi emredecek

    [81] Allah peygamberlerden ahid almıstı: "And olsun ki size Kitap, hikmet verdim; sizde olanı tasdik eden bir peygamber gelecek, ona mutlaka inanacaksınız ve ona mutlaka yardım edeceksiniz, ikrar edip bu ahdi kabul ettiniz mi?" demisti. "Ikrar ettik" demislerdi de: "Sahid olun, Ben de sizinle beraber sahidlerdenim" demisti

    [82] Bunun ardından yuz ceviren var ya, iste onlar fasık olanlardır

    [83] Allah'ın dininden baska bir din mi arzu ediyorlar? Oysa goklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O'na teslim olmustur, O'na doneceklerdir

    [84] Allah'a, bize indirilene, Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Rableri tarafından Musa, Isa ve peygamberlere verilene inandık, onları birbirinden ayırt etmeyiz, biz O'na teslim olanlarız" de

    [85] Kim Islam'dan baska bir dine yonelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir

    [86] Inandıktan, peygamberin hak olduguna sehadet ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkar eden bir milleti Allah nasıl dogru yola eristirir? Allah zalimleri dogru yola eristirmez

    [87] Iste bunların cezası, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin lanetine ugramalarıdır

    [88] Orada temellidirler; onlardan azab hafifletilmez; onların azabı geciktirilmez

    [89] Ancak bunun ardından tevbe edip duzelenler mustesnadır. Dogrusu Allah bagıslar ve merhamet eder

    [90] Inandıktan sonra inkar edip, inkarda asırı gidenler var ya, onların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Iste sapıklar onlardır

    [91] Dogrusu inkar edip, inkarcı olarak olenlerin hicbirinden, yeryuzunu dolduracak kadar altını fidye vermis olsa bile, bu kabul edilmeyecektir. Iste elem verici azab onlaradır, onların hic yardımcıları da yoktur

    [92] Sevdiginiz seylerden sarfetmedikce iyilige erisemezsiniz. Her ne sarfederseniz, suphesiz Allah onu bilir

    [93] Tevrat'ın indirilmesinden once Israil'in kendisine haram ettiginden baska butun yiyecekler Israilogullarına helal idi. De ki: "Dogru sozlu iseniz Tevrat'ı getirip okuyun

    [94] Bundan sonra Allah'a karsı kim yalan isnad ederse, iste onlar zalimlerdir

    [95] De ki: "Allah dogru soyledi, dogruya meyleden Ibrahim'in dinine uyun; O, puta tapanlardan degildi

    [96] Dogrusu insanlar icin ilk kurulan ev, Mekke'de, dunyalar icin mubarek ve dogru yol gosteren Kabe'dir

    [97] Orada apacık deliller vardır, Ibrahim'in makamı vardır; kim oraya girerse, guvenlik icinde olur; oraya yol bulabilen insana Allah icin Kabe'yi haccetmesi gereklidir. Kim inkar ederse, bilsin ki; dogrusu Allah alemlerden mustagnidir

    [98] De ki: "Ey Kitap ehli! Allah yaptıklarınızı gorup dururken, nicin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

    [99] De ki: "Ey Kitap ehli! Siz dogru olduguna sahidken, nicin inananları Allah'ın yolunu egri gostermege yeltenerek ondan ceviriyorsunuz? Allah islediklerinizden gafil degildir

    [100] Ey Inananlar! Kitap verilenlerin bir takımına uyarsanız, inanmanızdan sonra sizi kafir olmaga cevirirler

    [101] Allah'ın ayetleri size okunur, aranızda da Peygamberi bulunurken nasıl inkar edersiniz? Kim Allah'ın Kitabına sarılırsa suphesiz dogru yola erisir

    [102] Ey inananlar! Allah'tan, sakınılması gerektigi gibi sakının, sizler ancak musluman olarak can verin

    [103] Toptan Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın: Dusmandınız, kalblerinizin arasını uzlastırdı da onun nimeti sayesinde kardes oldunuz. Bir ates cukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, dogru yola erisesiniz diye size boylece ayetlerini acıklar

    [104] Sizden, iyiye cagıran, dogrulugu emreden ve fenalıktan meneden bir cemaat olsun. Iste basarıya erisenler yalnız onlardır

    [105] Kendilerine belgeler geldikten sonra ayrılan ve ayrılıga dusenler gibi olmayın. Bir takım yuzlerin agaracagı ve bir takım yuzlerin kararacagı gunde buyuk azab onlaradır. Yuzleri kararanlara: "Inanmanızdan sonra inkar eder misiniz? Inkar etmenizden dolayı tadın azabı" denecektir

    [106] Kendilerine belgeler geldikten sonra ayrılan ve ayrılıga dusenler gibi olmayın. Bir takım yuzlerin agaracagı ve bir takım yuzlerin kararacagı gunde buyuk azab onlaradır. Yuzleri kararanlara: "Inanmanızdan sonra inkar eder misiniz? Inkar etmenizden dolayı tadın azabı" denecektir

    [107] Yuzleri agaranlar ise Allah'ın rahmetindedirler. Onlar orada temellidirler

    [108] Iste bunlar, sana dogru olarak okudugumuz Allah'ın ayetleridir. Allah hic kimseye zulmetmek istemez

    [109] Goklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Isler Allah'a varacaktır

    [110] Siz, insanlar icin ortaya cıkarılan, dogrulugu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah'a inanan hayırlı bir ummetsiniz. Kitap ehli inanmıs olsalardı, kendileri icin daha hayırlı olurdu; iclerinde inananlar olmakla beraber, cogu yoldan cıkmıstır

    [111] Onlar incitmekten baska size bir zarar veremezler. Sizinle savasa koyulurlarsa, geri donup kacarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez

    [112] Nerede bulunsalar Allah'ın ve inanan insanların himayesinde olanlar mustesna onlara alcaklık damgası vurulmustur. Allah'tan bir gazaba ugradılar, onlara asagılık damgası vuruldu. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri oldurmelerindendir. Bu, karsı gelmeleri ve taskınlık yapmalarındandır

    [113] Kitap ehlinin hepsi bir degildir: Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyup duranlar vardır; bunlar Allah'a ve ahiret gunune inanır, kotulukten meneder, iyiliklere kosarlar. Iste onlar iyilerdendir

    [114] Kitap ehlinin hepsi bir degildir: Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyup duranlar vardır; bunlar Allah'a ve ahiret gunune inanır, kotulukten meneder, iyiliklere kosarlar. Iste onlar iyilerdendir

    [115] Ne iyilik yaparlarsa, karsılıgını bulacaklardır. Allah sakınanları bilir

    [116] Inkar eden kimselerin malları ve cocukları, Allah'tan yana, onlara bir fayda vermeyecektir. Iste onlar cehennemliklerdir, onlar orada temellidirler

    [117] Bu dunya hayatında sarfettiklerinin durumu, kendilerine zulmeden kimselerin ekinlerine isabetle kavurup mahveden soguk bir ruzgarın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine yazık ettiler

    [118] Ey Inananlar! Sizden olmayanı sırdas edinmeyin, onlar sizi sasırtmaktan geri durmazlar, sıkıntıya dusmenizi isterler. Onların ofkesi agızlarından tasmaktadır, kalblerinin gizledigi ise daha buyuktur. Eger aklediyorsanız, suphesiz size ayetleri acıkladık

    [119] Iste siz, onlar sizi sevmezken onları seven ve Kitapların butunune inanan kimselersiniz. Size rastladıkları zaman: "Inandık" derler, yalnız kaldıklarında da, size ofkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Ofkenizden catlayın". Allah kalblerde olanı bilir

    [120] Size bir iyilik gelse, onların fenasına gider; basınıza bir kotuluk gelse buna sevinirler. Sabreder ve sakınırsanız, onların hilesi size hicbir zarar vermez. Allah islediklerinin hepsini ilmiyle kusatmıstır

    [121] Sen inananları savas icin duracakları yerlere yerlestirmek uzere, erkenden evinden ayrılmıstın. Allah isitir ve bilir

    [122] Sizden iki takım bozulup geri cekilmek uzere idi; oysa Allah onların dostu idi, inananlar yalnız Allah'a guvensinler

    [123] And olsun ki, siz duskun bir durumda iken, Bedir'de, Allah size yardım etmisti; Allah'tan sakının ki sukredebilesiniz

    [124] Inananlara: "Rabbinizin size gonderilmis uc bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?" diyordun. Evet, eger sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen uzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nisanlı bes bin melekle imdat edecektir

    [125] Inananlara: "Rabbinizin size gonderilmis uc bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?" diyordun. Evet, eger sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen uzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nisanlı bes bin melekle imdat edecektir

    [126] Allah bunu, ancak size mujde olsun ve boylece kalbleriniz yatıssın diye yapmıstır. Inkar edenlerin bir kısmını kesmek veya umidsiz olarak geri donecek sekilde bozguna ugratmak icin gereken yardım, ancak Guclu ve Hakim olan Allah katından olur

    [127] Allah bunu, ancak size mujde olsun ve boylece kalbleriniz yatıssın diye yapmıstır. Inkar edenlerin bir kısmını kesmek veya umidsiz olarak geri donecek sekilde bozguna ugratmak icin gereken yardım, ancak Guclu ve Hakim olan Allah katından olur

    [128] Allah'ın, onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi isiyle senin bir ilisigin yoktur; cunku onlar zalimlerdir

    [129] Goklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Diledigini bagıslar, diledigine azab eder. Allah bagıslayandır, merhamet edendir

    [130] Ey Inananlar! Faizi kat kat alarak yemeyin. Allah'tan sakının ki basarıya erisesiniz

    [131] Inkar edenler icin hazırlanmıs atesten sakının

    [132] Size merhamet edilmesi icin, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin

    [133] Rabbinizin magfiretine ve Allah'a karsı gelmekten sakınanlar icin hazırlanmıs eni gokler ve yer kadar olan cennete kosusun

    [134] Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, ofkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever

    [135] Onlar fena bir sey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar, gunahlarının bagıslanmasını dilerler. Gunahları Allah'tan baska bagıslayan kim vardır? Onlar, yaptıklarında bile bile direnmezler

    [136] Onların hareketlerinin karsılıgı Rablerinden bagıslanma ve altlarından ırmaklar akan, icinde temelli kalacakları cennetlerdir. Iyi davrananların ne guzel ecri vardır

    [137] Sizden once neler gelip gecmistir. Yeryuzunde gezin de, yalancıların sonunun ne olduguna bir bakın

    [138] Bu Kuran, insanlara bir acıklama, sakınanlara yol gosterme ve bir oguttur

    [139] Gevsemeyin, uzulmeyin, inanmıssanız, mutlaka siz en ustunsunuzdur

    [140] Eger siz (Uhud'da) bir yara almıssanız, (size dusman olan) o topluluk da (Bedir'de) benzeri bir yara almıstı. Boylece biz, Allah'ın gercek muminleri ortaya cıkarması ve icinizden sahitler edinmesi icin, bu gunleri bazen lehe, bazen de aleyhe dondurup duruyoruz. Allah, zulmedenleri sevmez

    [141] Bir de Allah, boylece iman edenleri gunahlardan arıtmak, inkarcıları ise yok etmek ister

    [142] Yoksa icinizden Allah cihad edenleri ve sabredenleri belirtmeden cennete gireceginizi mi sanıyordunuz

    [143] And olsun ki, olumle karsılasmadan once onu temenni ediyordunuz; iste onu gozlerinizle bakarak gordunuz

    [144] Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan once de peygamberler gecmisti. Olur veya oldurulurse geriye mi doneceksiniz? Geriye donen, Allah'a hicbir zarar vermez. Allah sukredenlerin mukafatını verecektir

    [145] Hicbir kimse Allah'ın izni olmadan olmez; o, belli bir vakte baglanmıstır. Kim dunya nimetini isterse ona ondan veririz; ve kim ahiret nimetini isterse ona ondan veririz. Sukredenlerin mukafatını verecegiz

    [146] Nice peygamberlerin yanında Rabbe kul olmus pek cok kimse savasmıstır. Allah yolunda baslarına gelenlerden oturu gevsememisler, yılmamıslar ve boyun egmemislerdi. Allah, sabredenleri sever

    [147] Dedikleri ancak su idi: "Rabbimiz! Gunahlarımızı, isimizdeki asırılıklarımızı bize bagısla, sebatımızı arttır, inkarcı topluluga karsı bize yardım et

    [148] Bu yuzden Allah onlara dunya nimetini de ahiret nimetini de fazlasiyle verdi. Allah islerini iyi yapanları sever

    [149] Ey Inananlar! Inkar edenlere itaat ederseniz, sizi geriye dondururler de kayba ugrarsınız

    [150] Halbuki Mevlanız Allah'tır. O, yardımcıların en iyisidir

    [151] Hakkında hicbir delil indirmedigi seyi Allah'a ortak kosmalarından oturu, inkar edenlerin kalbine korku salacagız. Onların varacagı yer cehennemdir. Zalimlerin duragı ne kotudur

    [152] And olsun ki, Allah, size verdigi sozde durdu. Onun izniyle kafirleri kırıp biciyordunuz, ama Allah size arzuladıgınız zaferi gosterdikten sonra gevseyip bu hususta cekistiniz ve isyan ettiniz; sizden kimi dunyayı, kimi ahireti istiyordu; derken denemek icin Allah sizi geri cevirip bozguna ugrattı. And olsun ki O, sizi bagısladı. Allah'ın inananlara nimeti boldur

    [153] Peygamber arkanızdan sizi cagırırken, kimseye bakmadan kacıyordunuz; kaybettiginize ve basınıza gelene uzulmeyesiniz diye, Allah sizi kederden kedere ugrattı. Allah, islediklerinizden haberdardır

    [154] Kederden sonra, bir takımınızı kendinden gecirecek sekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine dusmuslerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde oldugu gibi inanıyorlar. "Bu iste bizim bir fikrimiz var mı?" diyorlardı; De ki: "Buyrugun hepsi Allah'ındır". Sana acmadıklarını iclerinde gizliyorlar. "Bu iste bizim fikrimiz alınsaydı, burada oldurulmezdik" diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında olum yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah'ın icinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması icindir. Allah gonullerde olanı bilir

    [155] Iki toplulugun karsılastıgı gun, icinizden yuz cevirenlerin, yaptıklarının bir kısmından oturu seytan ayaklarını kaydırıp yoldan cıkarmak istemisti. Allah, and olsun ki, onları affetti. Allah bagıslayandır. Halim'dir

    [156] Ey Inananlar! Yolculuga cıkan veya savasa giden kardesleri hakkında: "Onlar yanımızda olsalardı olmezler ve oldurulmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın ki, Allah bunu onların kalblerinde bir hasret olarak bıraksın. Dirilten de olduren de Allah'tır. Allah islediklerinizi gorur

    [157] Allah yolunda oldurulur veya olurseniz, size Allah'tan onların topladıklarından hayırlı bir magfiret ve rahmet vardır

    [158] And olsun ki, olseniz de, oldurulseniz de Allah katında toplanacaksınız

    [159] Allah'ın rahmetinden dolayı, sen onlara karsı yumusak davrandın. Eger kaba ve katı kalbli olsaydın, suphesiz etrafından dagılır giderlerdi. Onları affet, onlara magfiret dile, is hakkında onlara danıs, fakat karar verdin mi Allah'a guven, dogrusu Allah guvenenleri sever

    [160] Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur; eger sizi yardımsız bırakıverirse, O'ndan baska size yardım edecek kimdir? Inananlar yalnız Allah'a guvensinler

    [161] Hicbir peygambere ganimete ve millet malına hiyanet yarasmaz; haksızlık kim yaparsa, kıyamet gunu yaptıgı ile gelir, sonra, haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmıs oldugu odenir

    [162] Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın hısmına ugrayan gibi midir? Bu kimsenin varacagı yer cehennemdir; o ne kotu varılacak yerdir

    [163] Onlar Allah katında derece derecedir. Allah, islediklerini gormektedir

    [164] And olsun ki Allah, inananlara, ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitap ve hikmeti ogreten, kendilerinden bir peygamber gondermekle iyilikte bulunmustur. Halbuki onlar, onceleri apacık sapıklıkta idiler

    [165] Baskalarını iki misline ugrattıgınız bir musibete kendiniz ugrayınca mı: "Bu nereden?" dersiniz? De ki: "O, kendi tarafınızdandır". Dogrusu Allah her seye Kadir'dir

    [166] Iki toplulugun karsılastıgı gunde basınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu, inananları da, munafıklık edenleri de belirtmesi icindir. Munafıklık edenlere: "gelin, Allah yolunda savasın, veya hic olmazsa savunmada bulunun" dendigi zaman: "Eger savasmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik" dediler. O gun, onlar imandan cok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı agızlarıyla soyluyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir

    [167] Iki toplulugun karsılastıgı gunde basınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu, inananları da, munafıklık edenleri de belirtmesi icindir. Munafıklık edenlere: "gelin, Allah yolunda savasın, veya hic olmazsa savunmada bulunun" dendigi zaman: "Eger savasmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik" dediler. O gun, onlar imandan cok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı agızlarıyla soyluyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir

    [168] Onlar oturup, kardesleri icin: "Bize itaat etselerdi oldurulmezlerdi" dediler. De ki: "Eger dogru sozlu iseniz, olumu kendinizden savın

    [169] Allah yolunda oldurulenleri olu saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdigi seylerle sevinc icinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulasamayan kimselere, kendilerine korku olmadıgını ve kendilerinin uzulmeyeceklerini mujde etmek isterler

    [170] Allah yolunda oldurulenleri olu saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdigi seylerle sevinc icinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulasamayan kimselere, kendilerine korku olmadıgını ve kendilerinin uzulmeyeceklerini mujde etmek isterler

    [171] Onlar Allah'tan olan bir nimeti, bollugu ve Allah'ın, muminlerin ecrini zayi etmeyecegini mujdelemek isterler

    [172] Kendileri savasta yara aldıktan sonra Allah ve Peygamberin cagrısına kosanlara, hele onlardan iyilik edip sakınanlara buyuk ecir vardır

    [173] Insanlar onlara: "Dusmanınız olan insanlar size karsı bir ordu topladılar, onlardan korkun" dediler. Bu, onların imanını artırdı da: "Allah bize yeter. O ne guzel Vekil'dir" dediler

    [174] Bu yuzden kendilerine bir fenalık dokunmadan, Allah'tan nimet ve bollukla geri donduler; Allah'ın rızasına uydular. Allah buyuk, bol nimet sahibidir

    [175] Iste o seytan ancak kendi dostlarını korkutur, inanmıssanız onlardan korkmayın, Benden korkun

    [176] Kufurde yarısanlar seni uzmesin; suphesiz onlar Allah'a bir zarar veremezler. Allah ahirette onlara bir pay vermemek istiyor; onlara buyuk azab vardır

    [177] Imanı inkara degisenler, suphesiz Allah’a bir zarar veremiyeceklerdir. Elem verici azab onlaradır

    [178] Inkar edenler, kendilerine vermis oldugumuz muhletin sakın kendileri icin hayırlı oldugunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, gunahları cogalsın diye muhlet veriyoruz. Kucultucu azab onlaradır

    [179] Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak degildir, temizi pisten ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek degildir; fakat Allah peygamberlerinden diledigini secip, ona gaybı bildirir. Artık Allah'a ve peygamberlerine inanın; inanır ve sakınırsanız size buyuk ecir vardır

    [180] Allah'ın bol nimetinden verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunun kendileri icin hayırlı oldugunu sanmasınlar, bilakis bu onların kotulugunedir. Cimrilik yaptıkları sey, kıyamet gunu boyunlarına dolanacaktır. Goklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah islediklerinizden haberdardır

    [181] And olsun ki, Allah: "Allah fakir; biz zenginiz" diyenlerin sozunu isitmistir. Dediklerini ve haksız yere peygamberleri oldurduklerini elbette yazacagız, "Yakıcı azabı tadın" diyecegiz

    [182] Bu, yaptıgınızın karsılıgıdır". Yoksa Allah kullara asla zulmetmez

    [183] Dogrusu, atesin yiyecegi bir kurban getirmedikce hicbir peygambere inanmamak uzere Allah bize ahid verdi" diyenlere sen, de ki: "Benden once peygamberler size belgeler ve dediginiz seyi getirdi. Dogru sozlu iseniz nicin onları oldurdunuz

    [184] Seni yalancı saydılarsa, senden once belgeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıstı

    [185] Her insan olumu tadacaktır. Kıyamet gunu, ecirleriniz size mutlaka odenecektir. Atesten uzaklastırılıp cennete sokulan kimse artık kurtulmustur. Dunya hayatı, zaten, sadece aldatıcı bir gecinmeden ibarettir

    [186] And olsun ki mallarınız ve canlarınızla sınanacaksınız; hic suphesiz, sizden once Kitap verilenlerden ve Allah'a es kosanlardan cok uzucu sozler isiteceksiniz. Sabreder ve Allah'a karsı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bu uzerinde sebat edilecek islerdendir

    [187] Allah, Kitap verilenlerden, onu insanlara acıklayacaksınız ve gizlemeyeceksiniz, diye ahid almıstı. Onlar ise, onu arkalarına atıp az bir degere degistiler. Alıs verisleri ne kotudur

    [188] Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla ovulmekten hoslananların, sakın onların azabdan kurtulacaklarını sanma; elem verici azab onlaradır

    [189] Goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah'ındır. Allah her seye Kadir'dir

    [190] Goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelmesinde akıl sahiblerine suphesiz deliller vardır

    [191] Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anarlar; goklerin ve yerin yaratılısını dusunurler: "Rabbimiz! Sen bunu bosuna yaratmadın, Sen munezzehsin. Bizi atesin azabından koru

    [192] Rabbimiz! Sen atese kimi sokarsan, onu suphesiz rezil etmis olursun, zulmedenlerin hic yardımcıları yoktur

    [193] Rabbimiz! Dogrusu biz Rabbinize inanın diye inanmaya cagıran bir cagırıcıyı isittik de iman ettik. Rabbimiz! Gunahlarımızı bize bagısla, kotuluklerimizi ort, canımızi iyilerle beraber al

    [194] Rabbimiz! Peygamberlerinle vadettiklerini bize ver, kıyamet gunu bizi rezil etme. Sen suphesiz sozunden caymazsın

    [195] Rableri dualarını kabul etti: "Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun, is yapanın isini bosa cıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden cıkarılanların, yolumda ezaya ugratılanların, savasan ve oldurulenlerin gunahlarını elbette ortecegim. And olsun ki, Allah katından bir nimet olarak, onları iclerinden ırmaklar akan cennetlere koyacagım. Nimetin guzeli Allah katındadır

    [196] Inkar edenlerin diyar diyar gezip refah icinde dolasması sakın seni aldatmasın; az bir faydalanmadan sonra onların varacakları yer cehennemdir. O ne kotu duraktır

    [197] Inkar edenlerin diyar diyar gezip refah icinde dolasması sakın seni aldatmasın; az bir faydalanmadan sonra onların varacakları yer cehennemdir. O ne kotu duraktır

    [198] Fakat Rablerinden sakınanlara, Allah katından konukluklar bulunan, iclerinden ırmaklar akan, icinde temelli kalacakları cennetler vardır. Allah katındaki seyler, iyi olanlar icin daha hayırlıdır

    [199] Kitap ehlinden Allah'a husu duyarak inanıp, Allah'ın ayetlerini az bir degere degismeyenler vardır. Iste onların ecirleri Rablerinin katındadır. Suphesiz Allah'ın hesabı cabuktur

    [200] Ey Inananlar! Sabredin, dusmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır bulunun, Allah'a karsı gelmekten sakının ki basarıya erisebilesiniz

    Surah 4
    Nisâ

    [1] Ey Insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan esini var eden ve ikisinden pek cok erkek ve kadın meydana getiren Rabb'inize hurmetsizlikten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulundugunuz Allah'ın ve akrabanın haklarına riayetsizliktende sakının. Allah suphesiz hepinizi gorup gozetmektedir

    [2] Yetimlere mallarını verin. Temizi murdara degismeyin, onların mallariyle kendi mallarınızı karıstırarak yemeyin, cunku bu buyuk bir suctur

    [3] Eger, velisi oldugunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla degil, hosunuza giden baska kadınlarla iki, uc ve dorde kadar evlenebilirsiniz; sayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip oldugunuz ile yetinmelisiniz. Dogru yoldan sapmamanız icin en uygunu budur

    [4] Kadınlara mehirlerini comertce verin, eger ondan gonul hoslugu ile size bir sey bagıslarlarsa onu afiyetle yiyin

    [5] Allah'ın sizi koruyucu kılmıs oldugu mallarınızı, beyinsizlere vermeyin, kendilerini bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara guzel soz soyleyin

    [6] Yetimleri, evlenme cagına gelene kadar deneyin; onlarda olgunlasma gorurseniz mallarını kendilerine verin; buyuyecekler de geri alacaklar diye onları israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan, iffetli olmaga calıssın, yoksul olan uygun bir sekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiginiz zaman, yanlarında sahid bulundurun. Hesap sormak icin Allah yeter

    [7] Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya cok, belirli bir hissedir

    [8] Taksimde, yakınlar, yetimler ve duskunler bulunursa, ondan onlara da verin, guzel sozler soyleyin

    [9] Arkalarında cılız cocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endise edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; durust soz soylesinler

    [10] Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ates tıkınmıs olurlar, zaten onlar cılgın aleve atılacaklardır

    [11] Allah cocuklarınız hakkında, erkege iki disinin hissesi kadar tavsiye eder. Eger kadınlar ikinin ustunde ise, bırakılanın ucte ikisi onlarındır; sayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, olenin cocugu varsa yaptıgı vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, cocugu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına ucte bir duser. Kardesleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve ogullarınızdan menfaatce hangisinin size daha yakın oldugunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmistir. Dogrusu Allah bilendir, Hakim olandır

    [12] Kadınlarınızın cocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, cocukları varsa, bıraktıklarının ettikleri vasiyetten veya borctan arta kalanın dortte biri sizindir. Sizin cocugunuz yoksa ettiginiz vasiyet veya borc cıktıktan sonra bıraktıklarınızın dortte biri karılarınızındır; cocugunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Eger bir erkek veya kadına kelale yollu (cocugu ve babası olmadıgı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir erkek veya bir kız kardesi bulunuyorsa, her birine edilen vasiyetten veya borctan arta kalanın altıda biri duser; ikiden coksalar, ucte birine, zarara ugratılmaksızın ortak olurlar. Bunlar Allah tarafından tavsiye edilmistir. Allah bilendir. Halim'dir

    [13] Bunlar Allah'ın yasalarıdır. Allah'a ve Peygamberine kim itaat ederse onu iclerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır, orada temellidirler, buyuk kurtulus budur

    [14] Kim Allah'a ve Peygamberine bas kaldırır ve yasalarını asarsa, onu, temelli kalacagı cehenneme sokar. Alcaltıcı azab onadır

    [15] Kadınlarınızdan zina edenlere, bunu isbat edecek aranızdan dort sahid getirin, sehadet ederlerse, olunceye veya Allah onlara bir yol acana kadar evlerde tutun

    [16] Icinizden zina eden iki kimseye eziyet edin, tevbe edip duzeltirlerse onları bırakın. Dogrusu Allah tevbeleri daima kabul ve merhamet eder

    [17] Allah kotulugu bilmeyerek yapıp da, hemen tevbe edenlerin tevbesini kabul etmeyi uzerine almıstır. Allah iste onların tevbesini kabul eder. Allah Bilen'dir, Hakim olandır

    [18] Kotulukleri isleyip dururken, olum kendisine geldigi zaman; "simdi tevbe ettim" diyenler ile kafir olarak olenlerin tevbesi makbul degildir. Iste onlara elem verici azab hazırlamısızdır

    [19] Ey Inananlar! Kadınlara zorla mirascı olmaya kalkmanız size helal degildir. Apacık hayasızlık etmedikce onlara verdiginizin bir kısmını alıp goturmeniz icin onları sıkıstırmayın. Onlarla guzellikle gecinin. Eger onlardan hoslanmıyorsanız, sabredin, hoslanmadıgınız bir seyi Allah cok hayırlı kılmıs olabilir

    [20] Bir esin yerine baska bir esi almak isterseniz, birincisine bir yuk altın vermis olsanız bile ondan bir sey almayın. Iftira ederek ve apacık gunaha girerek ona verdiginizi geri alır mısınız

    [21] Nasıl alırsınız ki siz birbirinize katılmıstınız ve onlar sizden saglam teminat almıslardı

    [22] Babalarınızın evlendikleri kadınlarla evlenmeyin, gecmiste olanlar artık gecmistir cunku bu bir fuhus ve igrenc bir seydi, ne kotu yoldu

    [23] Sizlere, analarınız, kızlarınız, kızkardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeslerinizin kızları, kızkardeslerinizin kızları, sizi emziren sut anneleriniz, sut kardesleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle gerdege girdiginiz kadınlarınızin yanınızda kalan uvey kızlarınız ki onlarla gerdege girmemisseniz size bir engel yoktur, oz ogullarınızın esleri ve iki kız kardesi bir arada almak suretiyle evlenmek, -gecmiste olanlar artık gecmistir- size haram kılındı. Dogrusu Allah bagıslar ve merhamet eder

    [24] Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulundugunuz cariyeler mustesna, bunlar, Allah'ın uzerinize farz kıldıgı hukumlerdir. Bunlardan baskasını, zinadan kacınıp, iffetli olarak, mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalandıgınıza mukabil, kararlastırılmıs olan mehirlerini verin; kararlastırılandan baska, karsılıklı hosnud oldugunuz hususda size bir sorumluluk yoktur. Allah Bilen'dir, Hakim'dir

    [25] Sizden, hur mumin kadınlarla evlenmeye guc yetiremiyen kimse, ellerinizdeki mumin cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı cok iyi bilir. Birbirinizdensiniz, aynı soydansınız. Onlarla, zinadan kacınmaları, iffetli olmaları ve gizli dost tutmamıs olmaları halinde, velilerinin izniyle evlenin ve orfe uygun bir sekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hur kadınlara edilen azabın yarısı edilir. Cariye ile evlenmedeki bu izin icinizden, gunaha girme korkusu olanlaradır. Sabretmeniz sizin icin daha hayırlıdır. Allah bagıslar ve merhamet eder

    [26] Allah size acıklamak ve sizden oncekilerin yollarını gostermek ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah Bilen'dir, Hakim'dir

    [27] Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister, sehvetlerine uyanlar ise sizin buyuk bir sapıklıga girmenizi isterler

    [28] Insan zayıf yaratılmıs oldugundan Allah sizden yuku hafifletmek ister

    [29] Ey Inananlar! Mallarınızı aranızda haksızlıkla degil, karsılıklı rıza ile yapılan ticaretle yeyin, haram ile nefsinizi mahvetmeyin. Allah suphesiz ki size merhamet eder

    [30] Bunu kim asırı giderek haksızlıkla yaparsa, onu atese sokacagız. Bu, Allah'a kolaydır

    [31] Size yasak edilen buyuk gunahlardan kacınırsanız, kusurlarınızı orter ve sizi serefli bir yere yerlestiririz

    [32] Allah'ın sizi birbirinizden ustun kıldıgı seyleri ozlemeyin. Erkeklere, kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah'tan bol nimet isteyin. Dogrusu Allah her seyi bilir

    [33] Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından her birine varisler kıldık. Kendileriyle yeminlestiginiz kimselere hisselerini veriniz. Dogrusu Allah her seye sahiddir

    [34] Allah'ın kimini kimine ustun kılmasından oturu ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar uzerine hakimdirler. Iyi kadınlar, gonulden boyun egenler ve Allah'ın korunmasını emrettigini, kocasının bulunmadıgı zaman da koruyanlardır. Serkeslik etmelerinden endiselendiginiz kadınlara ogut verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dovun. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Dogrusu Allah Yuce'dir, Buyuk'tur

    [35] Karı kocanın arasının acılmasından endiselenirseniz, erkegin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gonderin; bunlar duzeltmek isterlerse, Allah onların aralarını buldurur. Dogrusu Allah her seyi Bilen ve haberdar olandır

    [36] Allah'a kulluk edin, O'na bir seyi ortak kosmayın. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, duskunlere, yakın komsuya, uzak komsuya, yanınızdaki arkadasa, yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin. Allah, kendini begenip ogunenleri elbette sevmez

    [37] Onlar cimrilik ederler, insanlara cimrilik tavsiyesinde bulunurlar, Allah'ın bol nimetinden kendilerine verdigini gizlerler. Kafirlere asagılık bir azab hazırlamısızdır

    [38] Mallarını insanlara gosteris icin sarfedip, Allah'a ve ahiret gunune inanmayanları da Allah sevmez. Seytanın arkadas oldugu kimsenin ne fena arkadası vardır

    [39] Bunlar Allah'a, ahiret gunune inanmıs, Allah'ın verdigi rızıklardan sarfetmis olsalardı ne zararı olurdu? Oysa Allah onları bilir

    [40] Allah suphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat arttırır ve yapana buyuk ecir verir

    [41] Her ummete bir sahid getirdigimiz ve seni de bunlara sahid getirdigimiz vakit durumları nasıl olacak

    [42] O gun, inkar edip Peygambere bas kaldırmıs olanlar, yerle bir olmayı ne kadar isterler ve Allah'tan bir soz gizleyemezler

    [43] Ey Inananlar! Sarhosken, ne dediginizi bilene kadar, cunubken, yolcu olan mustesna gusledene kadar namaza yaklasmayın. Eger hasta veya yolculukta iseniz yahut biriniz ayak yolundan gelmisseniz veya kadınlara yaklasmıssanız ve bu durumlarda su bulamamıssanız tertemiz bir topraga teyemmum edin, yuzlerinize ve ellerinize surun. Allah affeder ve bagıslar

    [44] Kendilerine Kitap'dan bir pay verilenlerin sapıklıgı satın aldıklarını ve sizin yolu sapıtmanızı istediklerini gormuyor musun

    [45] Allah, dusmanlarınızı cok iyi bilir. Allah size dost olarak da yeter, yardımcı olarak da yeter

    [46] Yahudilerden, sozleri yerlerinden degistirip: "Isittik ve karsı geldik, kulak vermeyerek dinle" ve dillerini egip bukerek ve dini yererek: "Bizi de dinle" diyenler vardır. Sayet: "Isittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gozet" demis olsalardı, onlar icin daha iyi daha dogru olurdu. Iste Allah inkarları yuzunden onlara lanet etmistir. Onların ancak pek azı inanır

    [47] Ey Kitap verilenler! Yuzleri silip arkaya cevirerek enseler gibi dumduz yapmadan, yahut cumartesi gunculeri lanetledigimiz gibi lanetlemeden once, yanınızdakini tasdik ederek indirdigimiz Kuran'a inanın; Allah'ın emri daima yapılagelmistir

    [48] Allah kendisine ortak kosmayı elbette bagıslamaz, bundan baskasını diledigine bagıslar. Allah'a ortak kosan kimse, suphesiz buyuk bir gunahla iftira etmis olur

    [49] Kendilerini temize cıkaranları gormedin mi? Allah diledigini temize cıkarır ve kendilerine kıl kadar haksızlık yapmaz

    [50] Allah'a nasıl yalan yere iftira ettiklerine bir bak. Bu, apacık bir gunah olarak yeter

    [51] Kendilerine kitap verilmis olanların, puta ve seytana kanıp, inkar edenlere: "Bunlar, inananlardan daha dogru yoldadırlar" dediklerini gormedin mi

    [52] Iste, Allah'ın lanetledikleri onlardır. Allah'ın lanetledigi kisiye asla yardımcı bulamayacaksın

    [53] Yoksa onların hukumranlıktan bir payı mı var? O zaman insanlara bir cekirdek parcası bile vermezler

    [54] Yoksa Allah'ın bol nimetinden verdigi kimseleri mi cekemiyorlar? Oysa Ibrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, onlara buyuk hukumranlık bahsettik

    [55] Onlardan ona inananlar ve yuz cevirenler vardı. Cılgın bir alev olarak cehennem yeter. Dogrusu, ayetlerimizi inkar edenleri atese sokacagız; derilerinin her yanısında, azabı tatmaları icin onları baska derilerle degistirecegiz. Allah gucludur, Hakim'dir

    [56] Onlardan ona inananlar ve yuz cevirenler vardı. Cılgın bir alev olarak cehennem yeter. Dogrusu, ayetlerimizi inkar edenleri atese sokacagız; derilerinin her yanısında, azabı tatmaları icin onları baska derilerle degistirecegiz. Allah gucludur, Hakim'dir

    [57] Inanıp yararlı is isleyenleri icinde temelli ve ebedi kalacakları, iclerinden ırmaklar akan cennetlere koyacagız. Onlara orada tertemiz esler vardır. Onları en koyu golgeliklere yerlestirecegiz

    [58] Hic suphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hukmettiginiz zaman adaletle hukmetmenizi emreder. Allah size ne guzel ogut veriyor. Suphesiz Allah isitir ve gorur

    [59] Ey Inananlar! Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eger bir seyde cekisirseniz, Allah'a ve ahiret gunune inanmıssanız onun halini Allah'a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en guzeldir

    [60] Sana indirilen Kuran'a ve senden once indirilenlere inandıklarını iddia edenleri gormuyor musun? Putlarının onunde muhakeme olunmalarını isterler. Oysa, onları tanımamakla emr olunmuslardı. Seytan onları derin bir sapıklıga saptırmak ister

    [61] Onlara: "Allah'ın indirdigine ve Peygambere gelin" dendigi zaman, munafıkların senden busbutun uzaklastıklarını gorursun

    [62] Baslarına kendi islediklerinden oturu bir musibet cattıgında sana gelip: "Biz, iyilik etmek ve uzlastırmaktan baska bir sey istemedik" diye de nasıl Allah'a yemin ederler

    [63] Iste bunlarin kalblerinde olanı Allah bilir. Onlardan yuz cevir, onlara ogut ver, kendilerine tesirli sozler soyle

    [64] Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması icin gonderdik. Onlar, kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah'tan magfiret dileseler ve Peygamber de onlara magfiret dileseydi, Allah'ın tevbeleri daima kabul ve merhamet eden oldugunu gorurlerdi

    [65] Hayır; Rabb'ine and olsun ki, aralarında cekistikleri seylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdigin hukmu iclerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul etmedikce inanmıs olmazlar

    [66] Sayet onlara "Kendinizi oldurun" yahut "Memleketinizden cıkın" diye emretmis olsaydık, pek azından baskaları bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen ogudu yerine getirmis olsalardı onlar icin daha iyi ve daha saglam olurdu

    [67] O zaman onlara kendi katımızdan buyuk bir ecir verir ve onları dogru yola eristirirdik

    [68] O zaman onlara kendi katımızdan buyuk bir ecir verir ve onları dogru yola eristirirdik

    [69] Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, iste onlar Allah'ın nimetine eristirdigi peygamberlerle, dosdogru olanlar, sehidler ve iyilerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadastırlar

    [70] Bu nimet, Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter

    [71] Ey Inananlar! Ihtiyatlı davranın, boluk boluk veya hep birden savasa gidin

    [72] Suphesiz aranızda pek agır davrananlar vardır; size bir musibet gelirse: "Allah bana iyilikte bulundu, cunku onlarla beraber bulunmadim" der

    [73] Allah'tan size bir nimet erisse, and olsun ki, sizinle kendi arasında bir dostluk yokmus gibi: "Keski onlarla beraber olsaydım da ben de buyuk bir basarı kazansaydım" der

    [74] O halde, dunya hayatı yerine ahireti alanlar, Allah yolunda savassınlar. Kim Allah yolunda savasır, oldurulur veya galib gelirse, Biz ona buyuk bir ecir verecegiz

    [75] Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu sehirden cıkar, katından bize bir sahip cıkan gonder, katından bize bir yardımcı lutfet" diyen zavallı cocuklar, erkekler ve kadınlar ugrunda ve Allah yolunda savasmıyorsunuz

    [76] Inananlar Allah yolunda savasırlar, inkar edenler ise tagut yolunda harbederler. Seytanın dostlarıyla savasın, esasen seytanın hilesi zayıftır

    [77] Kendilerine: "Elinizi savastan cekin, namaz kılın, zekat verin" denenleri gormedin mi? Onlara savas farz kılındıgında, iclerinden bir takımı hemen, insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha cok korkarlar ve "Rabbimiz! Bize savası nicin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar tehir edemez miydin?" derler. De ki: "Dunya gecimligi azdır, ahiret, Allah'a karsı gelmekten sakınan icin hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez

    [78] Nerede olursaniz olun, saglam kaleler icinde bulunsanız bile, olum size yetisecektir. Onlara bir iyilik gelirse: "Bu Allah'tandır" derler, bir kotuluge ugrarlarsa "Bu, senin tarafındandır" derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır". Bunlara ne oluyor ki, hicbir sozu anlamaya yanasmıyorlar

    [79] Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kotuluk dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gonderdik, sahid olarak Allah yeter

    [80] Peygamber'e itaat eden, Allah'a itaat etmis olur. Kim yuz cevirirse bilsin ki, Biz seni onlara bekci gondermedik

    [81] Peki" derler, fakat senin yanından cıktıklarında, iclerinden bir takımı, geceleyin senin dediklerinden baska bir sey kurarlar. Allah gece tasarladıklarını yazıyor, onlara aldırıs etme. Allah'a guven, vekil olarak Allah yeter

    [82] Kuran'ı durup dusunmuyorlar mı? Eger o Allah'tan baskasından gelseydi, onda cok aykırılıklar bulurlardı

    [83] Kendilerine guven veya korku hususunda bir haber geldiginde onu yayarlar; halbuki o haberi Peygamber'e veya kendilerinden buyruk sahibi olanlara goturselerdi, onlardan sonuc cıkarmaya kadir olanlar onu bilirdi. Allah'ın size bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, pek azınız bir yana, seytana uyardınız

    [84] Allah yolunda savas; sen ancak kendinden sorumlusun, inananları tesvik et; umulur ki Allah, inkar edenlerin baskınını onler. Allah'ın kahrı da, ibret alınacak cezası da pek siddetlidir

    [85] Kim iyi bir iste aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de kotu bir seyde aracılık yaparsa, ona o kotulukten bir hisse vardır. Allah, her seyin karsılıgını verir

    [86] Size bir selam verildigi zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya ayniyle mukabele edin. Allah her seyin hesabını geregi gibi yapandır

    [87] Allah'tan baska tanrı yoktur, geleceginde suphe olmayan kıyamet gunu, sizi mutlaka toplayacaktır. Allah'tan daha dogru sozlu kim olabilir

    [88] Ey muslumanlar! Munafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye? Allah onları, yaptıklarından dolayı basasagı etmistir. Allah'ın saptırdıgını siz mi yola getirmek istiyorsunuz? Allah'ın saptırdıgı kimseye sen hic yol bulamayacaksın

    [89] Onlar kendileri inkar ettikleri gibi, keski siz de inkar etseniz de esit olsanız isterler. Allah yolunda hicret etmedikce onlardan dost edinmeyin. Eger yuz cevirirlerse onları tutun, buldugunuz yerde oldurun. Onlardan dost ve yardımcı edinmeyin

    [90] Ancak, sizinle kendileri arasında anlasma olan bir millete sıgınanlar yahut sizinle savastan veya kendi milletleriyle savasmaktan bıkarak size basvuranlar mustesnadır. Allah dileseydi onları uzerinize cullandırırdı da sizinle savasırlardı. Eger sizden uzak durur, sizinle savasmaz, size barıs teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez

    [91] Digerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden guvende olmayı istediklerini goreceksiniz. Ne var ki fitnecilige her cagırıldıklarında ona can atarlar; eger sizden uzak durmazlar, barıs teklif etmezler ve sizden el cekmezlerse onları yakalayın, buldugunuz yerde oldurun. Iste onların aleyhlerine size apacık ferman verdik

    [92] Bir muminin diger mumini yanlıslık dısında oldurmesi asla caiz degildir. Bir mumini yanlıslıkla oldurenin, bir mumin koleyi azad etmesi ve oldurulenin ailesi bagıslamadıkca, ona diyet odemesi gerekir. Eger o mumin, size dusman bir topluluktan ise mumin bir koleyi azad etmek gerekir. Sayet aranızda anlasma olan bir millettense, ailesine diyet odemek ve mumin bir koleyi azat etmek gerekir. Bulamayana, Allah tarafından tevbesinin kabulu icin, ard arda iki ay oruc tutmak gerekir. Allah bilendir. Hakim'dir

    [93] Kim bir mumini kasden oldururse cezası, icinde temelli kalacagı cehennemdir. Allah ona gazabetmis, lanetlemis ve buyuk azab hazırlamıstır

    [94] Ey Inananlar! Allah yolunda yurudugunuz vakit, her seyi iyice anlayın. Size, musluman oldugunu bildirene, dunya hayatının gecici menfaatine goz dikerek: "Sen mumin degilsin" demeyin. Allah katında bircok ganimetler vardır. Evvelce siz de oyleydiniz. Allah size iyilikte bulundu, iyice arastırıp anlayın, Allah islediklerinizden suphesiz haberdardır

    [95] Inananlardan, ozursuz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad edenleri, mertebece, oturanlardan ustun kılmıstır. Allah hepsine de cenneti vadetmistir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, buyuk ecirler, dereceler, magfiret ve rahmetle ustun kılmıstır. Allah bagıslar ve merhamet eder

    [96] Inananlardan, ozursuz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad edenleri, mertebece, oturanlardan ustun kılmıstır. Allah hepsine de cenneti vadetmistir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, buyuk ecirler, dereceler, magfiret ve rahmetle ustun kılmıstır. Allah bagıslar ve merhamet eder

    [97] Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: "Ne yaptınız bakalım?" deyince, "Biz yeryuzunde zavallı kimselerdik" diyecekler, melekler de: "Allah'ın arzı genis degil miydi? Hicret etseydiniz ya!" cevabını verecekler. Onlarınvaracakları yer cehennemdir. Orası ne kotu donulecek yerdir

    [98] Caresiz kalan, yol bulamayan zavallı erkek, kadın ve cocuklar mustesnadırlar

    [99] Iste Allah'ın bunları affetmesi umulur. Allah Affedendir, Bagıslayan'dır

    [100] Allah yolunda hicret eden kisi, yeryuzunde cok bereketli yer ve genislik bulur. Evinden, Allah'a ve Peygamberine hicret ederek cıkan kimseye olum gelirse, onun ecrini vermek Allah'a duser. Allah bagıslar ve merhamet eder

    [101] Yolculuk ettiginizde, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur. Zira kafirler, size apacık dusmandırlar

    [102] Sen iclerinde olup da namazlarını kıldırdıgın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza gecsinler; kılmayan obur kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler, size ansızın bir baskın vermek icin, silah ve esyanızdan ayrılmıs bulunmanızı dilerler. Yagmurdan zarar gorecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur, fakat dikkatli olun. Allah kafirlere suphesiz agır bir azab hazırlamıstır

    [103] Namazı kıldıktan baska, Allah'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın. Emniyete kavustugunuzda, namazı geregince kılın. Namaz suphesiz, inananlara belirli vakitlerde farz kılınmıstır

    [104] Dusman milleti kovalamakta gevseklik gostermeyin. Eger siz acı cekiyorsanız, suphesiz onlar da sizin cektiginiz gibi acı cekiyorlar; oysa siz Allah'tan onların beklemedikleri seyleri bekliyorsunuz. Allah Bilendir, Hakim olandır

    [105] Dogrusu, insanlar arasında Allah'ın sana gosterdigi gibi hukmedesin diye Kitap'ı sana hak olarak indirdik; hakkı gozet, hainlerden taraf olma

    [106] Allah'tan magfiret dile. Allah bagıslar ve merhamet eder

    [107] Kendilerine hainlik edenlerden yana ugrasmaya kalkma. Allah, hainlikte direnen sucluyu sevmez

    [108] Allah'ın razı olmadıgı sozu gece kurarlarken, onu, insanlardan gizliyorlar da kendileriyle beraber olan Allah'dan gizlemiyorlar. Allah islediklerinin hepsini bilmektedir

    [109] Iste siz dunya hayatında onları savunuyorsunuz ama, kıyamet gunu onları Allah'a karsı kim savunacak? Veya onların vekaletini kim uzerine alacaktır

    [110] Kim kotuluk isler veya kendine yazık eder de sonra Allah'tan bagıslanma dilerse, Allah'ı magfiret ve merhamet sahibi olarak bulur

    [111] Kim gunah islerse bunu ancak kendi aleyhine yapmıs olur. Allah bilendir, Hakim'dir

    [112] Kim yanılır veya suc isler de sonra onu bir sucsuzun uzerine atarsa, suphesiz iftira etmis, apacık bir gunah yuklenmis olur

    [113] Eger sana Allah'ın bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir takımı seni sapıtmaya calısırdı. Halbuki onlar kendilerinden baskasını saptıramazlar, sana da bir zarar vermezler. Allah sana Kitap ve hikmet indirmis, sana bilmedigini ogretmistir. Allah'ın sana olan nimeti ne buyuktur

    [114] Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını duzeltmeyi gozeten kimseler mustesna, onların gizli toplantılarının cogunda hayır yoktur. Bunları, Allah'ın rızasını kazanmak icin yapana buyuk ecir verecegiz

    [115] Dogru yol kendisine apacık belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan baskasına uyan kimseyi, dondugu yone dondurur ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kotu bir donus yeridir

    [116] Allah, kendisine ortak kosulmasını elbette bagıslamaz, bundan baskasını diledigine bagıslar. Allah'a ortak kosan kimse derin bir sapıklıga sapmıs olur

    [117] Onlar Allah'ı bırakıp tanrıcalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracagım, onlara kuruntu kurduracagım, develerin kulaklarını yarmalarını emredecegim, Allah'ın yarattıgını degistirmelerini emredecegim" diyen, Allah'ın lanet ettigi azgın seytana taparlar. Allah'ı bırakıp seytanı dost edinen suphesiz acıktan acıga kayba ugramıstır

    [118] Onlar Allah'ı bırakıp tanrıcalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracagım, onlara kuruntu kurduracagım, develerin kulaklarını yarmalarını emredecegim, Allah'ın yarattıgını degistirmelerini emredecegim" diyen, Allah'ın lanet ettigi azgın seytana taparlar. Allah'ı bırakıp seytanı dost edinen suphesiz acıktan acıga kayba ugramıstır

    [119] Onlar Allah'ı bırakıp tanrıcalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracagım, onlara kuruntu kurduracagım, develerin kulaklarını yarmalarını emredecegim, Allah'ın yarattıgını degistirmelerini emredecegim" diyen, Allah'ın lanet ettigi azgın seytana taparlar. Allah'ı bırakıp seytanı dost edinen suphesiz acıktan acıga kayba ugramıstır

    [120] Seytan onlara vadediyor, onları kuruntulara dusuruyor, ancak aldatmak icin vaadde bulunuyor

    [121] Iste onların varacagı yer cehennemdir. Oradan kacacak yer de bulamıyacaklardır

    [122] Inanıp yararlı isler yapanları, Allah'ın gercek bir sozu olarak, icinde temelli ve ebedi kalacakları, icinden ırmaklar akan cennetlere koyacagız. Allah'tan daha dogru sozlu kim vardır

    [123] Bu, sizin kuruntularınıza ve Kitap ehlinin kuruntularına gore degildir. Kim fenalık yaparsa cezasını gorur, kendisine Allah'tan baska ne dost ve ne de yardımcı bulur

    [124] Erkek veya kadın, mumin olarak, kim yararlı isler islerse, iste onlar cennete girerler, kendilerine zerre kadar zulmedilmez

    [125] Iyilik yaparak kendisini Allah'a teslim edip, hakka yonelen Ibrahim'in dinine uyandan, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah Ibrahim'i dost edinmisti

    [126] Goklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Allah her seyi kusatır

    [127] Kadınlar hakkında senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor: "Bu fetva, kendilerine yazılan seyi vermeyip kendileriyle evlenmeyi arzuladıgınız yetim kadınlara ve bir de zavallı cocuklara ve yetimlere dogrulukla bakmanız hususunda Kitap'da size okunandır". Ne iyilik yaparsaniz Allah onu suphesiz bilir

    [128] Eger kadın, kocasının serkesliginden veya aldırıssızlıgından endise ederse, aralarında anlasmaya calısmalarında kendilerine bir engel yoktur. Anlasmak daha hayırlıdır. Nefisler kıskanclıga meyyaldir. Eger iyi davranır ve haksızlıktan sakınırsaniz bilin ki, Allah islediklerinizden suphesiz haberdardır

    [129] Adil hareket etmeye ne kadar ugrassanız, kadınlar arasında esitlik yapamayacaksınız, bari bir tarafa kalben tamamen meyletmeyin ki digerini askıdaymıs gibi bırakmıs olmayasınız. Isleri duzeltir ve haksızlıktan sakınırsanız bilin ki Allah suphesiz bagıslar ve merhamet eder

    [130] Ayrılırlarsa, Allah her birini nimetinin genisligiyle yoksulluktan kurtarır, Allah her seyi kaplayandır. Hakim'dir

    [131] Goklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. And olsun ki, sizden once Kitap verilenlere ve size, Allah'tan sakınmanızı tavsiye ettik. Inkar ederseniz bilin ki, goklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır

    [132] Goklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter

    [133] Ey Insanlar! Allah dilerse sizi yok eder, baskalarını getirir, O, buna Kadir'dir

    [134] Dunya nimetini kim isterse, bilsin ki, dunyanın ve ahiretin nimeti Allah'ın katındadır. Allah isitir ve gorur

    [135] Ey Inananlar! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah icin sahit olarak adaleti gozetin; ister zengin, ister fakir olsun, Allah onlara daha yakındır. Adaletinizde heveslere uymayın. Eger egriltirseniz veya yuz cevirirseniz bilin ki, Allah islediklerinizden suphesiz haberdardır

    [136] Ey Inananlar! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdigi Kitap'a ve daha once indirdigi Kitap'a inanmakta sebat gosterin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gununu inkar ederse, suphesiz derin bir sapıklıga sapmıstır

    [137] Dogrusu inanıp sonra inkar edenleri, sonra inanıp tekrar inkar edenleri, sonra da inkarları artmıs olanları Allah bagıslamaz; onları dogru yola eristirmez

    [138] Munafıklara, kendilerine elem verici bir azab oldugunu mujdele

    [139] Onlar, inananları bırakıp da kafirleri dost edinirler; onların tarafında bir seref ve kudret mi arıyorlar? Dogrusu kudret butun olarak Allah'ındır

    [140] O, size Kitap'da "Allah'ın ayetlerinin inkar edildigini ve alaya alındıgını isittiginizde, baska bir soze gecmedikce, onlarla bir arada oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Dogrusu Allah munafıkları ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır

    [141] Sizi gozleyenler, Allah'tan size bir zafer gelirse, "Sizinle beraber degil miydik?" derler; eger kafirlere bir pay cıkarsa, onlara: "Size ustunluk saglayarak sizi muminlerden korumadık mı?" derler. Allah kıyamet gunu aranızda hukum verir. Allah inkarcılara, inananlar aleyhinde asla fırsat vermeyecektir

    [142] Dogrusu munafıklar Allah'ı aldatmaga calısırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne oldugunu gosterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gosteris yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdıgı kimseye yol bulamayacaksın

    [143] Dogrusu munafıklar Allah'ı aldatmaga calısırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne oldugunu gosterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gosteris yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdıgı kimseye yol bulamayacaksın

    [144] Ey Inananlar! Muminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apacık bir ferman vermesini mi istersiniz

    [145] Dogrusu munafıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar. Onlara yardımcı bulamayacaksın

    [146] Ancak tevbe edenler, nefislerini ıslah edenler, Allah'ın Kitap'ına sarılanlar ve dinlerine Allah icin candan baglananlar mustesnadır. Onlar inananlarla beraberdirler. Allah muminlere buyuk ecir verecektir

    [147] Sukreder ve inanırsanız, Allah size nicin azabetsin? Allah sukrun karsılıgını verir ve bilir

    [148] Allah, zulme ugrayan kimseden baskasının, kotulugu sozle bile acıklamasını sevmez. Allah isitir ve bilir

    [149] Bir iyiligi acıga vurur veya gizler yahut bir kotulugu affederseniz, bilin ki Allah da Affeden'dir, Guclu Olan'dır

    [150] Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, "Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz" diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, iste onlar gercekten kafir olanlardır. Kafirlere agır bir azab hazırlamısızdır

    [151] Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, "Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz" diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, iste onlar gercekten kafir olanlardır. Kafirlere agır bir azab hazırlamısızdır

    [152] Allah'a ve peygamberlerine inanıp, onlardan hicbirini ayırmayanlara, iste onlara Allah ecirlerini verecektir. O, bagıslar ve merhamet eder

    [153] Kitap ehli, senin kendilerine gokten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha buyugunu istemislerdi ve "Bize Allah'ı apacık goster" demislerdi. Zulumlerinden oturu onları yıldırım carpmıstı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzagıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apacık bir huccet verdik, soz vermelerine karsılık Tur dagını uzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik, "Cumartesileri asırı gitmeyin" dedik, onlardan saglam bir soz aldık

    [154] Kitap ehli, senin kendilerine gokten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha buyugunu istemislerdi ve "Bize Allah'ı apacık goster" demislerdi. Zulumlerinden oturu onları yıldırım carpmıstı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzagıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apacık bir huccet verdik, soz vermelerine karsılık Tur dagını uzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik, "Cumartesileri asırı gitmeyin" dedik, onlardan saglam bir soz aldık

    [155] Sozlesmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere oldurmeleri, "Kalblerimiz perdelidir" demelerinden oturu Allah, evet, inkarlarına karsılık onların kalblerini muhurledi, onun icin bunların ancak pek azı inanır

    [156] Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e buyuk bir iftirada bulunmalarından ve: "Meryem oglu Isa Mesih'i, Allah'ın elcisini oldurduk" demelerinden oturudur. Oysa onu oldurmediler ve asmadılar, fakat onlara oyle gorundu. Ayrılıga dustukleri seyde dogrusu suphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu oldurmediler, bilakis Allah onu kendi katına yukseltti. Allah Guclu'dur, Hakim'dir

    [157] Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e buyuk bir iftirada bulunmalarından ve: "Meryem oglu Isa Mesih'i, Allah'ın elcisini oldurduk" demelerinden oturudur. Oysa onu oldurmediler ve asmadılar, fakat onlara oyle gorundu. Ayrılıga dustukleri seyde dogrusu suphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu oldurmediler, bilakis Allah onu kendi katına yukseltti. Allah Guclu'dur, Hakim'dir

    [158] Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e buyuk bir iftirada bulunmalarından ve: "Meryem oglu Isa Mesih'i, Allah'ın elcisini oldurduk" demelerinden oturudur. Oysa onu oldurmediler ve asmadılar, fakat onlara oyle gorundu. Ayrılıga dustukleri seyde dogrusu suphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu oldurmediler, bilakis Allah onu kendi katına yukseltti. Allah Guclu'dur, Hakim'dir

    [159] Kitap ehlinden, olmeden once, Isa'ya inanmayacak yoktur. O, gerektigi gibi inanmadıklarından, kıyamet gunu onların aleyhine sahit olur

    [160] Yahudilerin haksızlıklarından, coklarını Allah yolundan menetmelerinden, yasak edilmisken faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden oturu kendilerine helal kılınan temiz seyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar edenlere, elem verici azab hazırladık

    [161] Yahudilerin haksızlıklarından, coklarını Allah yolundan menetmelerinden, yasak edilmisken faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden oturu kendilerine helal kılınan temiz seyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar edenlere, elem verici azab hazırladık

    [162] Fakat onlardan ilimde derinlesmis olanlara, sana indirilen Kitap'a ve senden once indirilen Kitap'a inanan muminlere, namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah'a ve ahiret gunune inananlara, elbette buyuk ecir verecegiz

    [163] Nuh'a, ondan sonra gelen peygamberlere vahyettigimiz, Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a, torunlarına, Isa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Suleyman'a vahyettigimiz gibi suphesiz sana da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik

    [164] Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karsı bir huccetleri olmaması icin, gonderilen mujdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha once sana anlatmıs, bir kısmını da anlatmamıstık. Allah, Musa'ya hitabetmisti. Allah gucludur, Hakim'dir

    [165] Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karsı bir huccetleri olmaması icin, gonderilen mujdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha once sana anlatmıs, bir kısmını da anlatmamıstık. Allah, Musa'ya hitabetmisti. Allah gucludur, Hakim'dir

    [166] Fakat Allah sana indirdigine sahidlik eder, onu bilerek indirmistir, melekler de sahidlik ederler. Sahid olarak Allah yeter

    [167] Inkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar, suphesiz derin bir sapıklıga sapmıslardır

    [168] Inkar edenleri ve zalimleri Allah suphesiz bagıslamaz, onları icinde temelli ve ebediyyen kalacakları cehennem yolundan baska bir yola eristirmez. Bu, Allah'a kolaydır

    [169] Inkar edenleri ve zalimleri Allah suphesiz bagıslamaz, onları icinde temelli ve ebediyyen kalacakları cehennem yolundan baska bir yola eristirmez. Bu, Allah'a kolaydır

    [170] Ey Insanlar! Peygamber Rabbiniz'den size gercekle geldi, inanın, bu sizin hayrınızadır. Inkar ederseniz, bilin ki, goklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Allah bilendir. Hakim'dir

    [171] Ey Kitap ehli! Dininizde taskınlık etmeyin. Allah hakkında ancak gercegi soyleyin. Meryem oglu Isa Mesih, Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulastırdıgı kelimesi ve kendinden bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın, "uctur" demeyin, vazgecin, bu hayrınızadır. Allah ancak bir tek Tanrı'dır, cocugu olmaktan munezzehtir, goklerde olanlar da yerde olanlar da O'nundur. Vekil olarak Allah yeter

    [172] Mesih de, gozde melekler de Allah'a kul olmaktan asla cekinmezler. Kim O'na kulluktan cekinir ve buyukluk taslarsa, bilsin ki, O, hepsini huzuruna toplayacaktır

    [173] Inananlara ve yararlı is isleyenlere, ecirlerini odeyecek, onlara olan bol nimetini daha da artıracaktır. Kulluk etmekten cekinenleri ve buyukluk taslayanları elem verici bir azaba ugratacaktır. Onlar kendilerine Allah'tan baska bir dost ve yardımcı bulamazlar

    [174] Ey Insanlar! Rabbiniz'den size acık bir delil geldi, size apacık bir nur, Kuran indirdik

    [175] Allah kendisine inananları ve Kitabına sarılanları rahmetine ve bol nimetine kavusturacak, onları Kendisine goturen dogru yola eristirecektir

    [176] Senden fetva isterler, de ki: "Allah size ikinci dereceden mirascılar hakkında fetva veriyor: "Sayet cocugu olmayıp bir kızkardesi bulunan kimse olurse, bıraktıgının yarısı kızkardese kalır. Fakat kızkardesinin cocugu yoksa kendisi, ona tamamen varis olur. Eger iki kızkardes kalmıssa, bıraktıgının ucte ikisi onlaradır. Eger mirascılar erkek ve kadın kardeslerse, erkege, iki disinin hissesi kadar vardır. Dogru yoldan saparsınız diye Allah size acıklıyor." Allah her seyi bilir

    Surah 5
    Mâide

    [1] Ey Inananlar! Akidleri yerine getirin. Ihramda iken avlanmayı helal gormeksizin, size bildirilecek olanlar dısında, hayvanlar helal kılındı; Allah diledigi hukmu verir

    [2] Ey Inananlar! Allah'ın nisanelerine, hurmet edilen aya, hediye olan kurbanlıga, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rab'lerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın hurmetsizlik etmeyin. Ihramdan cıktıgınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan menettigi icin bir topluluga olan kininiz, asırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlasın, gunah islemek ve asırı gitmekte yardımlasmayın. Allah'tan sakının, Allah'ın cezası siddetlidir

    [3] Les, kan, domuz eti, Allah'tan baskası adına kesilenler, -canları cıkmadan once kesmemisseniz, bogulmus, bir yerine vurularak oldurulmus, dusup yuvarlanmıs, baska bir hayvan tarafından susulmus, yırtıcı hayvan tarafından yenmis olanları- dikili taslar uzerine bogazlananlar ile fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı; bunlar fasıklıktır. Bugun, inkar edenler sizi dininizden etmekten umutlarını kesmislerdir, onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugun, size dininizi butunledim, uzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin icin Islam'ı begendim. Aclıktan darda kalan, gunaha kaymaksızın yiyebilir. Dogrusu Allah Bagıslayan'dır, merhametli olandır

    [4] Sana, kendilerine neyin helal kılındıgını soruyorlar, de ki: Size temiz olanlar helal kılındı; Allah'ın size ogrettigi uzere alıstırıp yetistirerek ogrettiginiz avcı hayvanların sizin icin tuttuklarını yiyin ve uzerine Allah'ın adını anın. Allah'tan sakının, dogrusu Allah hesabı cabuk gorur

    [5] Bugun, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemegi size helal, sizin yemeginiz de onlara helaldir. Inanan hur ve iffetli kadınlar ve sizden once kitap verilenlerin hur ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiginiz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, suphesiz amelleri bosa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir

    [6] Ey Inananlar! Namaza kalktıgınızda yuzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -baslarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eger cunupseniz yıkanıp temizlenin; sayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmisseniz yahut kadınlara yaklasmıssanız ve su bulamamıssanız temiz bir topraga teyemmum edin, yuzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp uzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki sukredesiniz

    [7] Allah'ın size olan nimetini ve "Isittik, itaat ettik" dediginizde sizi andına bagladıgı sozunu anın. Allah'tan sakının, Allah icinizde olanı elbette bilir

    [8] Ey Inananlar! Allah icin adaleti ayakta tutup gozeten sahidler olun. Bir topluluga olan ofkeniz sizi adaletsizlige suruklemesin; adil olun; bu, Allah'a karsı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının, dogrusu Allah islediklerinizden Haberdar'dır

    [9] Allah, inananlara ve yararlı isler isleyenlere magfiret ve buyuk ecir oldugunu vadetmistir

    [10] Inkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar cehennemliklerdir

    [11] Ey Inananlar! Allah'ın uzerinize olan nimetini anın: Hani bir topluluk size tecavuze kalkısmıstı da Allah onlara mani olmustu. Allah'tan sakının, inananlar Allah'a guvensinler

    [12] And olsun ki, Allah, Israilogullarından soz almıstı. Onlardan oniki reis sectik. Allah: "Ben suphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah ugrunda guzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kotuluklerinizi orterim. And olsun ki, sizi iclerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse suphesiz dogru yoldan sapmıs olur" dedi

    [13] Sozlerini bozdukları icin onlara lanet ettik, kalblerini katılastırdık. Onlar sozleri yerlerinden degistirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular. Iclerinden pek azından baskasının daima hainliklerini gorursun, onları affet ve gec. Allah iyilik yapanları suphesiz sever

    [14] Biz hıristiyanız" diyenlerden de soz almıstık; onlar, kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular, bu yuzden aralarına kıyamete kadar dusmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir

    [15] Ey Kitap ehli! Kitap'dan gizleyip durdugunuzun cogunu size acıkca anlatan ve cogundan da geciveren peygamberimiz gelmistir. Dogrusu size Allah'tan bir nur ve apacık bir Kitap gelmistir

    [16] Allah, rızasını gozetenleri onunla, selamet yollarına eristirir ve onları, izni ile, karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Onları dogru yola iletir

    [17] Allah ancak Meryem oglu Mesih'tir" diyenler and olsun ki kafir olmuslardır. De ki: "Allah Meryem oglu Mesih'i, anasını ve yeryuzunde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O'na karsı koyabilir?" Goklerin, yerin ve arasındakilerin hukumranlıgı Allah'ındır, diledigini yaratır. Allah her seye Kadir'dir

    [18] Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın ogulları ve sevgilileriyiz" dediler. "Oyleyse gunahlarınızdan oturu size nicin azabediyor? Bilakis siz O'nun yarattıgı insanlarsınız" de, Allah diledigini bagıslar, diledigine azab eder. Goklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hukumranlıgı Allah'ındır. Donus O'nadır

    [19] Ey Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiginde, "Bize mujdeci ve uyarıcı gelmedi" dersiniz diye, size acıkca anlatacak peygamberimiz geldi. Suphesiz O, size mujdeci ve uyarıcı olarak gelmistir. Allah her seye Kadir'dir

    [20] Musa, milletine: "Ey milletim! Allah'ın size olan nimetini anın: icinizden peygamberler cıkarmıs ve sizi hukumdar yapmıstır, dunyalarda kimseye vermedigini size vermistir

    [21] Ey milletim! Allah'ın size yazdıgı kutsal yere girin, ardınıza donmeyin, yoksa kaybedenler olarak donersiniz" demisti

    [22] Ey Musa! Orada zorba bir millet vardır, onlar oradan cıkmadıkca biz oraya girmeyecegiz, eger cıkarlarsa, biz de gireriz" demislerdi

    [23] Korkanlar arasında bulunan, Allah'ın nimete erdirdigi iki adam: "Ustlerine kapıdan yuruyun, oradan girerseniz suphesiz galip gelirsiniz; eger inanıyorsanız Allah'a guvenin" demislerdi

    [24] Ey Musa! Onlar orada oldukca biz asla oraya girmeyecegiz. Sen ve Rabbin gidin savasın, dogrusu biz burada oturacagız" demislerdi

    [25] Musa: "Rabbim! Ben ancak kendime ve kardesime soz gecirebiliyorum; artık bizimle bu yoldan cıkmıs milletin arasını ayır" dedi

    [26] Allah: "Orası onlara kırk yıl haram kılındı; yeryuzunde saskın saskın dolasacaklar. Sen, yoldan cıkmıs millet icin tasalanma" dedi

    [27] Onlara, Adem'in iki oglunun kıssasını dogru olarak anlat: Ikisi birer kurban sunmuslar, birininki kabul edilmis, digerininki edilmemisti. Kabul edilmeyen, "And olsun seni oldurecegim" deyince, kardesi: "Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder" demisti

    [28] Beni oldurmek uzere elini bana uzatırsan, ben seni oldurmek icin sana elimi uzatmam, cunku ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım

    [29] Ben, hem benim hem de kendi gunahını yuklenip cehennemliklerden olmanı isterim, zulmedenlerin cezası budur

    [30] Bunun uzerine, kardesini oldurmekte nefsine uydu ve onu oldurerek, zarara ugrayanlardan oldu

    [31] Allah, kardesinin olusunu nasıl gomecegini gostermek uzere, ona yeri eseleyen bir karga gonderdi. "Bana yazıklar olsun! Kardesimin olusunu ortmek icin bu karga kadar olmaktan aciz kaldım" dedi de ettigine yananlardan oldu

    [32] Bunun icin Israilogullarına soyle yazdık: "Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryuzunde bozgunculuga karsılık olmadan oldururse, butun insanları oldurmus gibi olur. Kim de onu diriltirse (olumden kurtarırsa) butun insanları diriltmis gibi olur". And olsun ki, onlara belgelerle peygamberlerimiz geldi, sonra buna ragmen, onların cogu yeryuzunde taskınlık edenler oldu

    [33] Allah ve Peygamberiyle savasanların ve yeryuzunde bozgunculuga ugrasanların cezası oldurulmek veya asılmak yahut capraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden surulmektir. Bu onlara dunyada bir rezilliktir. Onlara ahirette buyuk azab vardır

    [34] Ancak, onları yakalamanızdan once tevbe edenler bunun dısındadır. Biliniz ki Allah, bagıslar ve merhamet eder

    [35] Ey Inananlar! Allah'tan sakının, O'na ulasmaya yol arayın, yolunda cihad edin ki kurtulasınız

    [36] Dogrusu, yeryuzunde olan butun seyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da, kıyamet gununun azabından kurtulmak icin fidye verseler kabul edilmez. Onlara elem verici azab vardır

    [37] Atesten cıkmak isterler, cıkamazlar. Onlara surekli azab vardır

    [38] Erkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından oturu Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin. Allah Guclu'dur, Hakim'dir

    [39] Ettigi zulumden sonra tevbe edip duzelen kimse, bilsin ki Allah onun tevbesini kabul eder. Allah suphesiz Bagıslayan'dır, merhametli olandır

    [40] Goklerin ve yerin hukumranlıgının Allah'ın oldugunu bilmiyor musun? Diledigine azabeder, diledigini bagıslar. Allah her seye Kadir'dir

    [41] Kalbleri inanmamısken, agızlarıyla, "Inandık" diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve baska bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara kosanlar seni uzmesin. Sozleri asıl yerlerinden degistirirler de, "Boyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kacının" derler. Allah'ın fitneye dusmesini diledigi kimse icin Allah'a karsı senin elinden bir sey gelmez. Iste onlar Allah'ın, kalblerini arıtmak istemedigi kimselerdir. Dunyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de buyuk azab vardır

    [42] Onlar yalana kulak verirler, haram yerler. Eger sana gelirlerse aralarında hukmet, yahut onlardan yuz cevir; yuz cevirirsen sana bir zarar veremezler. Eger hukmedersen aralarında adaletle hukum ver. Allah adil olanları sever

    [43] Allah'ın hukmunun bulundugu Tevrat yanlarında iken, ne yuzle seni hakem tayin ediyorlar da sonra bundan yuz ceviriyorlar? Iste onlar inanmıs degillerdir

    [44] Dogrusu Biz yol gosterici olarak Tevrat'ı indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmis peygamberler, yahudi olanlara onunla ve Rabbe kul olanlar, bilginler de Allah'ın Kitap'ından elde mahfuz kalanla hukmederlerdi. Tevrat'a sahiddiler. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun, ayetlerimi hicbir degerle degistirmeyin; Allah'ın indirdigi ile hukmetmeyenler, iste onlar kafirlerdir

    [45] Orada onlara cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise disle ve yaralara karsılıklı odesme yazdık. Kim hakkından vazgecerse bu, onun gunahlarına keffaret olur. Allah'ın indirdigi ile hukmetmeyenler, iste onlar zalimlerdir

    [46] Onların izi uzerine arkalarından Meryem oglu Isa'yı, ondan once gelmis bulunan Tevrat'ı dogrulayarak gonderdik. Ona, yol gosterici, aydınlatıcı olan ve onunde bulunan Tevrat'ı dogrulayan Incil'i sakınanlara ogut ve yol gosterici olarak verdik

    [47] Incil sahibleri Allah'ın onda indirdikleri ile hukmetsinler. Allah'ın indirdigi ile hukmetmeyenler, iste onlar fasık olanlardır

    [48] Kuran'ı, once gelen Kitap'ı tasdik ederek ve ona sahid olarak gercekle sana indirdik. Allah'ın indirdigi ile aralarında hukmet; gercek olan sana gelmis bulunduguna gore, onların heveslerine uyma! Her biriniz icin bir yol ve bir yontem kıldık; eger Allah dileseydi sizi bir tek ummet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi icindir; o halde iyiliklere kosusun, hepinizin donusu Allah'adır. O, ayrılıga dustugunuz seyleri size bildirir

    [49] O halde, Allah'ın indirdigi Kitap ile aralarında hukmet, Allah'ın sana indirdigi Kuran'ın bir kısmından seni vazgecirmelerinden sakın, heveslerine uyma; eger yuz cevirirlerse bil ki, Allah bir kısım gunahları yuzunden onları cezalandırmak istiyor. Insanların cogu gercekten fasıktırlar

    [50] Cahiliye devri hukmunu mu istiyorlar? Yakinen bilen bir millet icin Allah'tan daha iyi hukum veren kim vardır

    [51] Ey Inananlar! Yahudileri ve hıristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri dogru yola eristirmez

    [52] Kalblerinde hastalık olanların, "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlara kostugunu gorursun. Olur ki Allah bir zafer verir veya katından bir emir getirir de kalblerinde gizlediklerine icleri yananlara donerler

    [53] Inananlar, "Sizinle beraber olduklarına butun gucleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıdır?" derler. Onların amelleri bosa gitmis ve kaybeden kimseler olmuslardır

    [54] Ey Inananlar! Aranızda dininden kim donerse bilsin ki, Allah, sevdigi ve onların O'nu sevdigi, inananlara karsı alcak gonullu, inkarcılara karsı guclu, Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah'ın diledigine verdigi bol nimetidir. Allah her seyi kaplar ve bilir

    [55] Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve ruku eden muminlerdir

    [56] Kim Allah'ı, Peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, suphesiz Allah'tan yana olanlar ustun gelirler

    [57] Ey Inananlar! Kendilerine sizden once kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eglenceye alanları ve inkarcıları dost olarak benimsemeyin. Inanıyorsanız Allah'tan sakının

    [58] Namaza cagırdıgınızda onu alay ve eglenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır

    [59] De ki, "Ey kitap ehli! Allah'a, bize indirilene ve daha once indirilene inanmamızdan ve cogunuzun fasık olmasından oturu mu bizden hoslanmıyorsunuz

    [60] Allah katında bundan daha kotu bir karsılıgın bulundugunu size haber vereyim mi?" de, Allah kime lanet ve gazab ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve seytana kullar kılarsa, iste onlar yeri en kotu ve dogru yoldan en cok sapmıs olanlardır

    [61] Size geldiklerinde "Inandık" derler, oysa yanınıza inkarcı olarak girmis ve yine inkarcı olarak cıkmıslardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir

    [62] Onlardan cogunun gunaha, haksızlıga ve haram yemege kosustuklarını gorursun. Yaptıkları ne kotudur

    [63] Rabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara gunah soz soylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kotudur

    [64] Yahudiler, "Allah'ın eli sıkıdır" dediler; dediklerinden oturu elleri baglandı, lanetlendiler. Hayır, O'nun iki eli de acıktır, nasıl dilerse sarfeder. And olsun ki, sana Rabbinden indirilen sozler onların cogunun azgınlıgını ve inkarını artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar surecek dusmanlık ve kin saldık. Savas atesini ne zaman korukleseler Allah onu sondurmustur. Yeryuzunde bozgunculuga kosarlar. Allah bozguncuları sevmez

    [65] Sayet kitap ehli inanıp karsı gelmekten sakınsalardı, kotuluklerini orterdik ve onları nimet cennetlerine koyardık

    [66] Eger onlar Tevrat'ı, Incil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kuran'ı geregince uygulasalardı, her yonden nimete ermis olurlardı. Iclerinde orta yolu tutan bir zumre vardı, cogunun isledikleri ise kotu idi

    [67] Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni teblig et, eger bunu yapmazsan O'nun elciligini yapmamıs olursun. Allah seni insanlardan korur. Dogrusu Allah kafirlere yol gostermez

    [68] Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, Incil'i ve Rabbinizden size indirileni geregince uygulamadıkca bir temeliniz olmaz" de. And olsun ki Rabbinden sana indirilen, Kuran, onlardan cogunun azgınlık ve kufrunu artırır. Oyleyse kafirler icin tasalanma

    [69] Dogrusu inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gunune inanan, yararlı is yapan kimselere korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir

    [70] And olsun ki Israilogullarından soz aldık ve onlara peygamberler gonderdik. Nefislerinin hoslanmadıgı bir seyle onlara her peygamber geliste, bir kısmını yalanlarlar ve bir kısmını da oldururlerdi

    [71] Bir fitne kopmayacagını sandılar, korlestiler, sagırlastılar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de cogu korlestiler ve sagırlastılar. Allah, islediklerini gorur

    [72] And olsun ki, "Allah ancak Meryem oglu Mesih'tir" diyenler kafir oldular. Oysa Mesih, "Ey Israilogulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin; kim Allah'a ortak kosarsa muhakkak Allah ona cenneti haram eder, varacagı yer atestir, zulmedenlerin yardımcıları yoktur" dedi

    [73] And olsun ki, "Allah ucten biridir" diyenler kafir olmustur; oysa tanrı ancak bir tek Tanrı'dır. Dediklerinden vazgecmezlerse, and olsun onlardan inkar edenler elem verici bir azaba ugrayacaktır

    [74] Allah'a tevbe etmezler, O'ndan magfiret dilemezler mi? Oysa Allah Bagıslayan'dır, merhamet edendir

    [75] Meryem oglu Mesih sadece peygamberdir, -ondan once de peygamberler gecmistir- onun annesi dosdogrudur, her ikisi de yemek yerlerdi. Onlara ayetleri nasıl acıkladıgımıza bir bak, sonra da bak ki nasıl yuz ceviriyorlar

    [76] Size zarar da fayda da veremeyecek, Allah'tan baska birine mi kulluk ediyorsunuz?" de. Allah hem isitir, hem bilir

    [77] Ey Kitap ehli! Haksız olarak dininizde taskınlık etmeyin. Daha once sapıtan, cogunu saptıran ve dogru yoldan ayrılan bir milletin heveslerine uymayın" de

    [78] Israilogullarından inkar edenler, Davud'un ve Meryem oglu Isa'nın diliyle lanetlenmislerdi. Bu, bas kaldırmaları ve asırı gitmelerindendi

    [79] Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kotu idi

    [80] Cogunun inkar edenleri dost edindiklerini gorursun. Nefislerinin onlerine surdugu ne kotudur! Allah onlara gazabetmistir, onlar azabta temellidirler

    [81] Eger Allah'a, Peygambere ve ona indirilen Kuran'a inanmıs olsalardı, onları dost edinmezlerdi, fakat onların cogu fasıktır

    [82] Inananlara en siddetli dusman olarak, insanlardan yahudileri ve Allah'a es kosanları bulursun. Onlardan, inananlara sevgice en yakın "Biz hıristiyanız" diyenleri bulursun. Bu, onların icinde bilginler ve rahibler bulunmasından ve buyukluk taslamamalarındandır

    [83] Peygambere indirilen Kuran'ı isittiklerinde, gercegi ogrenmelerinden gozlerinin yasla dolarak, "Rabbimiz! Inandık, bizi de sahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken nicin Allah'a ve bize gelen gercege inanmayalım?" dediklerini gorursun

    [84] Peygambere indirilen Kuran'ı isittiklerinde, gercegi ogrenmelerinden gozlerinin yasla dolarak, "Rabbimiz! Inandık, bizi de sahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken nicin Allah'a ve bize gelen gercege inanmayalım?" dediklerini gorursun

    [85] Allah onlara, dediklerine karsılık, temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyi davrananların mukafatıdır

    [86] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar cehennemliklerdir

    [87] Ey Inananlar! Allah'ın size helal ettigi temiz seyleri haram kılmayın, hududu da asmayın, dogrusu Allah asırı gidenleri sevmez

    [88] Allah'ın size verdigi rızıktan temiz ve helal olarak yiyin. Inandıgınız Allah'tan sakının

    [89] Allah size rasgele yeminlerinizden dolayı degil, bile bile ettiginiz yeminlerden oturu hesap sorar. Yeminin keffareti, ailenize yedirdiginizin ortalamasından on duskunu yedirmek yahut giydirmek ya da bir kole azad etmektir. Bulamayan uc gun oruc tutmalıdır; yeminlerinizin keffareti budur. Yemin ettiginizde yeminlerinizi tutun. Sukredesiniz diye Allah size boylece ayetlerini acıklıyor

    [90] Ey Inananlar! Icki, kumar, putlar ve fal okları suphesiz seytan isi pisliklerdir, bunlardan kacının ki saadete eresiniz

    [91] Seytan suphesiz icki ve kumar yuzunden aranıza dusmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgecersiniz degil mi

    [92] Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin, karsı gelmekten cekinin; eger yuz cevirirseniz bilin ki, peygamberimize dusen sadece acıkca teblig etmektir

    [93] Inananlara ve yararlı is isleyenlere, -sakınırlar, inanırlar, yararlı isler islerler, sonra haramdan sakınıp inanırlar ve sonra isyandan sakınıp iyilik yaparlarsa- daha onceleri tatmıs olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Allah iyi davrananları sever

    [94] Ey Inananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktugunu ortaya koymak icin, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulastıgı avdan bir seyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi asarsa ona elem verici azab vardır

    [95] Ey Inananlar! Ihramlı iken avı oldurmeyin. Sizden bile bile onu oldurene, ehli hayvanlardan oldurdugu kadar olduguna icinizden iki adil kimsenin hukmedecegi, Kabe'ye ulasacak bir kurbanı odeme, yahut duskunlere yemek yedirme seklinde keffaret ya da yaptıgının agırlıgını tatmak uzere bunlara denk oruc tutma vardır. Allah gecmistekileri affetmistir, kim tekrar yaparsa Allah ondan oc alır. Allah Guclu'dur, Ocalıcı'dır

    [96] Deniz avı ve onu yemek size de, yolculara da, gecimlik olarak helal kılınmıstır. Ihramlı bulundugunuz surece kara avı size haram kılınmıstır. Huzuruna toplanacagınız Allah'tan sakının

    [97] Allah, hurmetli ev Kabe'yi, hurmetli ayı, kurbanı, boynu tasmalı kurbanlıkları insanların faydası icin ortaya koydu. Bu, Allah'ın goklerde ve yerde olanları bildigini ve Allah'ın suphesiz her seyi Bilen oldugunu bilmeniz icindir

    [98] Allah'ın azabının siddetli oldugunu ve Allah'ın Bagıslayan, merhamet eden oldugunu bilin

    [99] Peygamberin gorevi sadece teblig etmektir. Allah, sizin acıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir

    [100] De ki: "Helal ile haram, haram seylerin coklugundan hoslansan bile, esit degildir". Ey akıl sahibleri, Allah'tan sakının ki kurtulusa eresiniz

    [101] Ey Inananlar! Size acıklanınca hosunuza gitmeyecek seyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size acıklanır (ama uzulursunuz). Allah sordugunuz seyleri affetmistir. Allah Bagıslayan'dır, Halim'dir

    [102] Sizden once bir millet onları sormustu, sonra da onları inkar etmislerdi

    [103] Allah, kulagı centilen, salıverilen, erkek disi ikizler doguran, on defa yavrulamasından oturu yuk vurulmayan hayvanların adanmasını emretmemistir; fakat inkar edenler Allah'a karsı yalan uydururlar ve cogu da akletmezler

    [104] Onlara, "Gelin Allah'ın indirdigi Kitap'a ve peygambere uyun" dendiginde, "Atalarımızı uzerinde buldugumuz yol bize yeter" derler; ya ataları bir sey bilmeyen ve dogru yolda olmayan kimseler idiyseler

    [105] Ey Inananlar! Siz kendinize bakın; dogru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin donusu Allah'adır, islemekte olduklarınızı size haber verecektir

    [106] Ey Inananlar! Olum birinize geldigi zaman vasiyet ederken icinizden iki adil kimseyi; sayet yolculukta olup basınıza da olum musibeti gelmisse, namazdan sonra alıkoyacagınız, supheleniyorsanız, "Akraba bile olsa yeminle hicbir degeri degistirmeyecegiz, Allah'ın sahidligini gizlemeyecegiz, yoksa suphesiz gunahkarlardan oluruz" diye yemin eden sizden olmayan iki kisiyi sahid tutun

    [107] Eger bu sahidlerin gunah islemis oldukları ortaya cıkarsa olene daha yakın hak sahibi diger iki kisi bunların yerine gecer ve "Bizim sahidligimiz ikisininkinden de daha dogrudur, biz asırı gitmedik, yoksa suphesiz zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler

    [108] Bu, sahidligi gerektigi gibi yapmalarını veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi saglar. Allah'tan sakının, dinleyin. Allah fasık kimselere yol gostermez

    [109] Allah peygamberleri topladıgı gun, "Size ne cevap verildi?" der; onlar, "Bizim bir bildigimiz yoktur, dogrusu gorulmeyenleri bilen ancak Sen'sin" derler

    [110] Allah, "Ey Meryem oglu Isa! Sana ve anana olan nimetimi an" demisti, "Seni Ruhul Kudus ile desteklemistim; besikte ve yetiskin iken insanlarla konusuyordun; sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve Incil'i ogretmistim. Sen iznimle, camurdan kus gibi bir sey yapmıs ona uflemistin de iznimle kus olmustu; anadan dogma koru, alacalıyı iznimle iyi etmistin. Oluleri iznimle diriltiyordun. Israilogullarına belgelerle geldiginde, onlardan inkar edenler, 'Bu apacık bir buyudur' demislerdi de Ben onların sana zarar vermelerini onlemistim

    [111] Havarilere, "Bana ve peygamberime inanın" diye bildirmistim, "Inandık, bizim muslimler oldugumuza sahid ol" demislerdi

    [112] Havariler, "Ey Meryem oglu Isa! Rabbin bize gokten bir sofra indirebilir mi?" demislerdi de, "Inanıyorsanız Allah'tan sakının" demisti

    [113] Ondan yemeyi, kalblerimizin kanmasını ve senin bize dogru soyledigini bilmeyi, ona sahid olmayı istiyoruz" dediler

    [114] Meryem oglu Isa, "Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen'den bir delil olarak gokten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın" dedi

    [115] Allah, "Ben onu size indirecegim; bundan sonra icinizden kim inkar ederse, dunyalarda kimseye azabetmiyecegim sekilde ona azabedecegim" dedi

    [116] Allah, "Ey Meryem oglu Isa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan baska iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demisti de, "Hasa, hak olmayan sozu soylemek bana yarasmaz; eger soylemissem, suphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim icimde olanı bilirsin; ben Senin icinde olanı bilmem; dogrusu gorulmeyeni bilen ancak Sensin" demisti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettigini soyledim. Aralarında bulundugum muddetce onlar hakkında sahiddim, beni aralarından aldıgında onları Sen gozluyordun. Sen her seye sahidsin

    [117] Allah, "Ey Meryem oglu Isa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan baska iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demisti de, "Hasa, hak olmayan sozu soylemek bana yarasmaz; eger soylemissem, suphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim icimde olanı bilirsin; ben Senin icinde olanı bilmem; dogrusu gorulmeyeni bilen ancak Sensin" demisti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettigini soyledim. Aralarında bulundugum muddetce onlar hakkında sahiddim, beni aralarından aldıgında onları Sen gozluyordun. Sen her seye sahidsin

    [118] Onlara azabedersen, dogrusu onlar Senin kullarındır; onları bagıslarsan, Guclu olan, Hakim olan suphesiz ancak Sensin

    [119] Allah, "Bu, dogrulara dogruluklarının fayda verdigi gundur; ebedi ve temelli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler onlarındır. Allah onlardan hosnud olmustur, onlar da Allah'tan hosnud olmuslardır, bu buyuk kurtulustur" dedi

    [120] Goklerin, yerin ve onlarda bulunanların hukumranlıgı Allah'ındır, Allah her seye Kadir'dir

    Surah 6
    En'âm

    [1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlıgı vareden Allah'a mahsustur. Oyle iken, inkar edenler Rablerine baskalarını esit tutuyorlar

    [2] O, sizi camurdan yaratan, sonra size bir ecel tayin edendir. Belirli bir ecel O'nun katındadır; sonra bir de suphe edersiniz

    [3] O, goklerin ve yerin Allah'ı, icinizi dısınızı bilir, kazandıklarınızı da bilir

    [4] Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet geldikce ondan yuz cevirirlerdi

    [5] Gercek kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları seyin haberleri kendilerine gelecektir

    [6] Onlardan once nice nesilleri yok ettigimizi gormediler mi? Onları, sizi yerlestirmedigimiz bir sekilde yeryuzune yerlestirmis, gokten bol yagmur yagdırmıs, altlarından ırmaklar akıtmıstık. Fakat onları gunahlarından oturu yok ettik ve ardlarından baska bir nesil yetistirdik

    [7] Sana Kitap'ı kagıtta yazılı olarak indirmis olsak da, elleriyle ona dokunsalar, inkar edenler yine de, "Bu apacık bir buyudur" derlerdi

    [8] Ona bir melek indirilmeli degil miydi?" dediler. Bir melek indirmis olsaydık is bitmis olurdu da onlara goz bile actırılmazdı

    [9] Biz onu melek kılsaydık, bir insan seklinde yapardık da, dustukleri supheye onları yine dusurmus olurduk

    [10] And olsun ki, senden once bircok peygamberler alaya alınmıstı, onlarla eglenenleri, alaya aldıkları sey mahvetti

    [11] De ki: "Yeryuzunde gezip dolasın, sonra da, yalanlayanların sonunun nasıl olduguna bir bakın

    [12] De ki: "goklerde ve yerde olanlar kimindir?", "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi uzerine almıstır; and olsun ki, sizi vukuu suphe goturmeyen kıyamet gununde toplayacaktır. Kendilerine yazık ettiler; cunku onlar inanmazlar

    [13] Gecede ve gunduzde bulunan O'nundur. O isitendir, Bilen'dir

    [14] Gokleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah'tan baska bir dost mu edinirim?" de. "Dogrusu ben ilk musluman olmakla emrolundum" de; asla ortak kosanlardan olma

    [15] Ben Rabbime karsı gelirsem, buyuk gunun azabından korkarım" de

    [16] O gun kim azabdan alıkonursa, suphesiz o kimse rahmete erismistir. Bu, apacık bir kurtulustur

    [17] Allah sana bir sıkıntı verirse, O'ndan baskası gideremez. Sana bir iyilik verirse baskası onu engelleyemez. O, her seye Kadir'dir

    [18] O, kullarının ustunde yegane tasarruf sahibidir. Hakim'dir, haberdardır

    [19] Sahit olarak hangi sey daha buyuktur" de. "Allah benimle sizin aranızda sahiddir. Bu Kuran bana, sizi ve ulastıgı kimseleri uyarmam icin vahyolundu; Allah'la beraber baska tanrılar bulunduguna siz mi sahidlik ediyorsunuz?" de. "Ben sehadet etmem" de. "O ancak tek Tanrıdır, dogrusu ben ortak kosmanızdan uzagım" de

    [20] Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) cocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; fakat kendilerine yazık ettiler, cunku onlar inanmazlar

    [21] Allah'a karsı yalan uyduran veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Zalimler bunun icin saadete ulasamazlar

    [22] Bir gun hepsini toplarız, sonra ortak kosanlara, "Iddia ettiginiz ortaklarınız nerede?" deriz

    [23] Sonra, "Rabbimiz Allah'a and olsun ki bizler ortak kosanlar degildik" demekten baska care bulamazlar

    [24] Kendilerine karsı nasıl yalan soylediklerine bak; uydurdukları seyler de onlardan uzaklastı

    [25] Onlardan seni dinleyenler vardır, Kuran'ı anlarlar diye kalblerine ortuler kulaklarına da agırlık koyduk. Onlar her turlu mucizeyi gorseler bile, yine de ona inanmazlar, nihayet sana geldiklerinde de seninle cekisirler. Inkar edenler, "Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir" derler

    [26] Onlar Kuran'dan alıkorlar ve ondan uzaklasırlar. Boylece yalnız kendilerini mahvederler de farkına varamazlar

    [27] Onların, atesin kenarına getirilip durdurulduklarında, "keske dunyaya tekrar dondurulseydik, Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasaydık ve inananlardan olsaydık" dediklerini bir gorsen

    [28] Hayır; daha once gizledikleri onlara gorundu. Eger geri dondurulseler yine kendilerine yasak edilen seylere donerler. Dogrusu onlar yalancıdırlar

    [29] Hayat ancak bu dunyadakinden ibarettir, biz dirilecek degiliz" dediler

    [30] Onları, Rablerinin huzuruna cıkarıldıkları zaman bir gorsen! Allah: "Bu gercek degil mi?" der; onlar, "Evet, Rabbimiz hakkı icin gercektir" derler. Allah da "Oyleyse inkar etmenizden oturu azabı tadın" der

    [31] Allah'a kavusmayı yalanlayanlar dogrusu kaybedenlerdir ki kıyamet saati onlara ansızın gelince, agırlıklarını arkalarına yuklenerek, "Dunyada isledigimiz buyuk kusurlardan oturu yazıklar olsun bize" derler. Dikkat edin, yuklendikleri seyler ne kotudur

    [32] Dunya hayatı sadece oyun ve oyalanmadır; ahiret yurdu, sakınanlar icin daha iyidir. Dusunmuyor musunuz

    [33] Onların soylediklerinin seni uzecegini elbette biliyoruz; dogrusu onlar seni yalancı saymıyorlar, fakat zalimler Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar

    [34] Senden once nice peygamberler yalanlandı ve kendilerine yardımımız gelene kadar yalanlanmalarına ve sıkıstırılmaya katlandılar. Allah'ın sozlerini degistirebilecek yoktur; and olsun ki peygamberlerin haberi sana da geldi

    [35] Onların yuz cevirmesi sana agır gelince, eger gucun yeri delmeye veya goge merdiven dayamaga yetmis olsaydı, onlara bir mucize gostermek isterdin. Allah dileseydi onları dogru yolda toplardı. Sakın bilmeyenlerden olma

    [36] Ancak kulak verenler daveti kabul ederler. Oluleri Allah diriltir, sonra O'na donerler

    [37] Rabbinden ona (Muhammed'e) bir belge indirilseydi ya" dediler. De ki: "Dogrusu Allah bir belge indirmeye Kadir'dir, fakat cogu bilmezler

    [38] Yerde yuruyen hayvanlar ve kanatlarıyla ucan kuslar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap'da Biz hicbir seyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır

    [39] Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmıs sagır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu dogru yola koyar

    [40] De ki, "Uzerinize Allah'ın azabı gelse veya kıyamet saati size gelse, Allah'tan baskasına mı yalvarırsınız? Dogru iseniz bana bildirin

    [41] Hayır; sadece O'na yalvarırsınız; dilerse yalvardıgınız seyi giderir, siz de O'na kostugunuz ortakları unutursunuz

    [42] Suphesiz ki, senden once ummetlere peygamberler gondermistik; onları yalvarsınlar diye darlık ve sıkıntıya sokmustuk

    [43] Hic degilse, onlara siddetimiz geldigi zaman yalvarıp yakarmalı degil miydiler? Lakin kalbleri katılastı, seytan da yaptıklarını onlara guzel gosterdi

    [44] Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her seyin kapısını actık; kendilerine verilene sevinince ansızın onları yakaladık da umutsuz kalıverdiler

    [45] Zulmeden milletin koku boylece kesildi. Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

    [46] De ki: "Gordunuz mu? Allah, isitmenizi, gozlerinizi alsa, kalblerinizi kapasa, Allah'tan baska hangi tanrı onu sizlere getirebilir?" Ayetleri nasıl turlu turlu acıkladıgımıza bir baksana, sonra da onlar yuz cevirirler

    [47] De ki: "Allah'ın azabı size ansızın veya acıkca gelirse, zalimlerden baskası mı yok olur? Bana bildirin

    [48] Peygamberleri ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gonderiyoruz. Kim inanır ve nefsini ıslah ederse onlara korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir

    [49] Ayetlerimizi inkar edenlere yoldan cıkmalarından oturu azab dokunacaktır

    [50] De ki: "Size Allah'ın hazineleri elimdedir, demiyorum; gaybı da bilmiyorum; size, ben melegim demiyorum, ben ancak bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Gorenle gormeyen bir midir? Dusunmuyor musunuz

    [51] Rablerine toplanacaklarından korkanları Kuran ile uyar. O'ndan baska bir dost ve aracıları yoktur. Umulur ki Allah'tan sakınalar

    [52] Sabah aksam, Rabblerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın

    [53] Boylece, "Aramızdan Allah bunlara mı iyilikte bulundu?" demeleri icin onları birbiriyle denedik. Allah sukredenleri iyi bilen degil midir

    [54] Ayetlerimize inananlar sana gelince: "Size selam olsun" de. Rabbiniz, sizden kim bilmeyerek fenalık isler de arkasından tovbe eder ve nefsini duzeltirse, ona rahmet etmeyi kendi uzerine almıstır. O, bagıslar ve merhamet eder

    [55] Sucluların yolu belli olsun diye, boylece ayetleri uzun uzun acıklarız

    [56] De ki: "Allah'tan baska, yalvardıklarınıza kulluk etmekten menolundum." "Sizin heveslerinize uymayacagım, yoksa sapıtmıs, dogru yolda gidenlerden olmamıs olurum" de

    [57] De ki: "Ben Rabbim'den bir belgeye dayanmaktayım, halbuki siz onu yalanladınız; acele istediginiz de elimde degildir. Hukum ancak Allah'ındır. O, hukmedenlerin en iyisi olarak gercegi anlatır

    [58] De ki: "Acele istediginiz sey elimde olsaydı, benimle aranızdaki is bitmis olurdu." Allah zulmedenleri en iyi bilendir

    [59] Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. Dusen yapragı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yası kuruyu ki apacık Kitap'tadır ancak O bilir

    [60] Geceleyin sizi olu gibi uyutan, gunduzun yaptıklarınızı bilen, mukadder olan hayat sureniz doluncaya kadar gunduzleri sizi tekrar kaldıran O'dur. Sonra donusunuz O'nadır, islediklerinizi size bildirecektir

    [61] O, kulların ustunde yegane Hakim'dir, size koruyucular gonderir. Artık birinize olum gelince elcilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gercek Mevlalarına dondururler. Haberiniz olsun, hukum O'nundur. O, hesap gorenlerin en suratlisidir

    [62] O, kulların ustunde yegane Hakim'dir, size koruyucular gonderir. Artık birinize olum gelince elcilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gercek Mevlalarına dondururler. Haberiniz olsun, hukum O'nundur. O, hesap gorenlerin en suratlisidir

    [63] De ki: "Kara ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır? Bundan bizi kurtarırsan sukredenlerden olacagız diye O'na gizli gizli yalvarır yakarırsınız

    [64] De ki: "Allah sizi ondan ve her sıkıntıdan kurtarır, sonra da O'na ortak kosarsınız

    [65] De ki: "Ustunuzden ve altınızdan size azab gondermege, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmaga Kadir olan O'dur." Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince acıkladıgımıza bak

    [66] Gercekten, senin milletin Kuran'ı yalanladı. "Cezanızı ben verecek degilim" de

    [67] Her haberin gerceklesecegi bir zaman vardır ki siz onu yakında bileceksiniz

    [68] Ayetlerimizi cekismeye dalanları gorunce, baska bir bahse gecmelerine kadar onlardan yuz cevir. Seytan sana unutturursa hatırladıktan sonra artık zulmedenlerle beraber oturma

    [69] Sakınan kimselere, onların hesaplarından bir sorumluluk yoktur. Fakat bir hatırlatmadır; belki sakınırlar

    [70] Dinlerini oyun ve eglenceye alanları, dunya hayatının aldattıgı kimseleri bırak. Kuran ile ogut ver ki, bir kimse kazandıgıyla helake dusmeye gorsun, o takdirde Allah'dan baska ona ne bir yardımcı, ne de bir kurtarıcı bulunur; her turlu fidyeyi de verse kabul olunmaz. Kazandıklarından oturu yok olanlar iste bunlardır. Inkar etmelerinden dolayı kızgın icecek ve can yakıcı azab onlaradır

    [71] De ki: "Arkadasları bize gel diye dogru yola cagırırken, seytanların yeryuzunde sasırttıkları bir kimse gibi geriye mi donelim. Allah bizi dogru yola eristirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan baska seylere mi yalvaralım?" De ki, "Dogru yol ancak Allah'ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah'tan sakının diye emrolunduk." Kendisine toplanacagınız O'dur

    [72] De ki: "Arkadasları bize gel diye dogru yola cagırırken, seytanların yeryuzunde sasırttıkları bir kimse gibi geriye mi donelim. Allah bizi dogru yola eristirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan baska seylere mi yalvaralım?" De ki, "Dogru yol ancak Allah'ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah'tan sakının diye emrolunduk." Kendisine toplanacagınız O'dur

    [73] Gokleri ve yeri gercekle yaratan O'dur ki "Ol" dedigi gun (an) hemen olur; sozu gercektir. Sura uflenecegi gun hukumranlık O'nundur. Gorulmeyeni de goruleni de bilir. O Hakim'dir, haberdardır

    [74] Ibrahim, babası Azer'e, "Putları tanrı olarak mı benimsiyorsun? Dogrusu ben seni ve milletini acık bir sapıklık icinde goruyorum" demisti

    [75] Yakinen bilenlerden olması icin Ibrahim'e goklerin ve yerin hukumranlıgını soylece gosteriyorduk

    [76] Gece basınca bir yıldız gordu, "iste bu benim Rabbim!" dedi; yıldız batınca, "batanları sevmem" dedi

    [77] Ayı dogarken gorunce, "iste bu benim Rabbim!" dedi, batınca, "Rabbim beni dogruya eristirmeseydi and olsun ki sapıklardan olurdum" dedi

    [78] Gunesi dogarken gorunce "iste bu benim Rabbim, bu daha buyuk!" dedi; batınca, "Ey milletim! Dogrusu ben ortak kostuklarınızdan uzagım" dedi

    [79] Dogrusu ben yuzumu, gokleri ve yeri yaratana, dogruya yonelerek cevirdim, ben ortak kosanlardan degilim

    [80] Milleti onunla tartısmaya giristi. "Beni dogru yola eristirmisken, Allah hakkında benimle mi tartısıyorsunuz? O'na ortak kostuklarınızdan korkmuyorum, meger ki Rabbim bir seyi dilemis ola. Rabbim ilimce her seyi kusatmıstır; hala ogut kabul etmez misiniz?" dedi

    [81] Allah'a kostugunuz ortaklardan nasıl korkarım? Oysa siz, Allah'ın hakkında size bir delil indirmedigi bir seyi O'na ortak kosmaktan korkmuyorsunuz. Iki taraftan hangisine guvenmek daha gereklidir, bir bilseniz

    [82] Iste guven; onlara, inanıp haksızlık karıstırmayanlaradır. Onlar dogru yoldadırlar

    [83] Bu, Ibrahim'e, milletine karsı verdigimiz huccetimizdir. Diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Dogrusu Rabbin Hakim'dir, Bilen'dir

    [84] Ona Ishak'ı, Yakub'u bagısladık, her birini dogru yola eristirdik. Daha once Nuh'u ve soyundan Davud'u, Suleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki islerini iyi yapanlara boylece karsılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, Isa'yı ve Ilyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, Ismail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dunyalara ustun kıldık- dogru yola eristirdik

    [85] Ona Ishak'ı, Yakub'u bagısladık, her birini dogru yola eristirdik. Daha once Nuh'u ve soyundan Davud'u, Suleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki islerini iyi yapanlara boylece karsılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, Isa'yı ve Ilyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, Ismail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dunyalara ustun kıldık- dogru yola eristirdik

    [86] Ona Ishak'ı, Yakub'u bagısladık, her birini dogru yola eristirdik. Daha once Nuh'u ve soyundan Davud'u, Suleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki islerini iyi yapanlara boylece karsılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, Isa'yı ve Ilyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, Ismail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dunyalara ustun kıldık- dogru yola eristirdik

    [87] Babalarından, soylarından, kardeslerinden bir kısmını sectik ve dogru yola eristirdik

    [88] Bu, Allah'ın kullarından diledigini eristirdigi yoludur. Eger ortak kossalarda amelleri bosa cıkardı

    [89] Kendilerine kitap, hukum ve peygamberlik verdiklerimiz iste bunlardır. Kafirler onları inkar ederlerse, inkar etmeyecek bir milleti onlara vekil kılarız

    [90] Iste bunlar Allah'ın dogru yola eristirdikleridir, onların yoluna uy, "Sizden buna karsılık bir ucret istemem, bu sadece herkes icin bir hatırlatmadır" de

    [91] Allah hicbir insana bir sey indirmemistir" demekle Allah'ı geregi gibi degerlendiremediler. De ki: "Musa'nın insanlara nur ve yol gosterici olarak getirdigi Kitap'ı kim indirdi? Ki siz onu kagıtlara yazıp bir kısmını gosterip cogunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediginiz size onunla ogretilmistir." "Allah" de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar

    [92] Bu indirdigimiz, kendinden oncekileri dogrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mubarek Kitap'dır. Ahirete inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler

    [93] Allah'a karsı yalan uydurandan veya kendisine bir sey vahyedilmemisken "Bana vahyolundu, Allah'ın indirdigi gibi ben de indirecegim" diyenden daha zalim kim olabilir? Bu zalimleri can cekisirlerken melekler ellerini uzatmıs, "Canlarınızı verin, bugun Allah'a karsı haksız yere soylediklerinizden, O'nun ayetlerine buyukluk taslamanızdan oturu alcaltıcı azabla cezalandırılacaksınız" derken bir gorsen

    [94] Onlara: "And olsun ki, sizi ilk defa yarattıgımız gibi size verdiklerimizi ardınızda bırakarak bize birer birer geldiniz; icinizde Allah'ın ortakları oldugunu sandıgınız sefaatcılarınızı beraber gormuyoruz. And olsun ki aranızdaki baglar kopmus, ortak sandıklarınız sizden ayrılmıslardır" denecek

    [95] Taneyi ve cekirdegi yaran suphesiz Allah'tır; oluyu cıkarır. Iste Allah budur, nasıl yuz cevirirsiniz

    [96] Tanyerini agartan, geceyi dinlenme zamanı, gunes ve ayı vakit olcusu kılandır. Bu, Guclu olan'ın, Bilen'in nizamıdır

    [97] O, yıldızları kara ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin icin var edendir. Bilen millet icin ayetleri uzun uzadıya acıkladık

    [98] O, sizi bir tek nefisten, babaların sulbunde kararlasmıs ve anaların rahminde kararlasmakta olarak yaratandır. Anlayan millet icin ayetleri uzun uzadıya acıkladık

    [99] O, gokten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdigimiz yesilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen yıgın yıgın taneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, uzum bagları, zeytin ve nar cıkardık. Urun verdiklerinde urunlerine, olgunlasmalarına bir bakın. Bunlarda, inananlar icin, suphesiz, deliller vardır

    [100] Cinleri O yaratmısken kafirler Allah'a ortak kostular. Koru korune O'na ogullar ve kızlar uydurdular. Hasa, O onların vasıflandırmalarından yucedir

    [101] O, gokleri ve yeri yoktan yaratandır. Zevcesi olmadan nasıl cocugu olabilir? Oysa her seyi O yaratmıstır, her seyi bilir

    [102] Iste Rabbiniz, Allah budur. O'ndan baska tanrı yoktur, her seyin yaratanıdır. Oyleyse O'na kulluk edin; O her seye de vekildir

    [103] Gozler O'nu gormez, O butun gozleri gorur. O Latif'tir, haberdardır

    [104] Dogrusu size Rabbiniz'den acık belgeler gelmistir; kim gorurse kendi lehine ve kim korluk ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekciniz degilim

    [105] Sana, "Sen okumussun" derler; oysa Biz, ogrenecek kimselere ayetleri boylece turlu turlu acıklamaktayız

    [106] Rabbin'den sana vahyolunana uy, O'ndan baska tanrı yoktur, puta tapanlardan yuz cevir

    [107] Allah dileseydi puta tapmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de degilsin

    [108] Allah'tan baska yalvardıklarına sovmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah'a sovmesinler. Boylece her ummete isini guzel gosterdik, sonra donusleri Rab'lerinedir. O, islediklerini haber verir

    [109] Kendilerine bir mucize gosterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair butun gucleriyle Allah'a yemin ederler. De ki: "Mucizeler, ancak Allah katındadır"; onların, mucize geldigi zaman da inanmayacaklarını anlamıyor musunuz

    [110] Onların kalblerini, gozlerini, ona ilk defa inanmadıkları gibi ceviririz; onları taskınlıkları icinde saskın saskın bırakırız

    [111] Eger biz onlara melekleri indirsek, oluler onlarla konussa ve her seyi karsılarına toplasaydık, Allah dilemedikce, yine de inanmazlardı; fakat onların cogu bunu bilmiyorlar

    [112] Aldatmak icin birbirlerine cazip sozler fısıldayan cin ve insan seytanlarını her peygambere dusman yaptık. Bu seytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sozlere yonelmesi, ondan hosnut olması ve kendilerinin isledikleri sucları islemeleri icin boyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile basbasa bırak

    [113] Aldatmak icin birbirlerine cazip sozler fısıldayan cin ve insan seytanlarını her peygambere dusman yaptık. Bu seytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sozlere yonelmesi, ondan hosnut olması ve kendilerinin isledikleri sucları islemeleri icin boyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile basbasa bırak

    [114] Allah size Kitap'ı acık acık indirmisken O'ndan baska bir hakem mi isteyeyim?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gercekten Rableri katından indirilmis oldugunu bilirler. Oyleyse, sen supheye dusenlerden olma

    [115] Rabbinin sozu, dogruluk ve adaletle tamamlandı. O'nun sozlerini degistirebilecek yoktur. O, isitir ve bilir

    [116] Yeryuzundekilerin cogunluguna itaat edersen seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, sadece tahminde bulunurlar

    [117] Dogrusu Rabbin, yolundan kimin saptıgını daha iyi bilir. Dogru yolda olanları da en iyi O bilir

    [118] Allah'ın ayetlerine inanıyorsanız, uzerine Allah'ın adı anılmıs olan seyden yiyin

    [119] Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dısında, haram olanları genisce anlatmısken adının uzerine anıldıgı seyden yemiyorsunuz? Dogrusu cogunluk, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Asırı gidenleri en iyi bilen Rabbindir

    [120] Gunahın acıgını da gizlisini de bırakın. Gunah kazananlar, kazandıklarına karsılık suphesiz ceza goreceklerdir

    [121] Uzerine Allah'ın adının anılmadıgı kesilmis hayvanları yemeyin, bunu yapmak Allah'ın yolundan cıkmaktır. Dogrusu seytanlar sizinle tartısmaları icin dostlarına fısıldarlar, eger onlara itaat ederseniz suphesiz siz musrik olursunuz

    [122] Olu iken kalbini diriltip, insanlar arasında yururken onunu aydınlatacak bir nur verdigimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp cıkamayan kimsenin durumu gibi midir? Kafirlere de, isledikleri guzel gosterilmistir

    [123] Bunun gibi, her kasabanın bir takım ileri gelenlerini orada hile yapan suclular kıldık. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar

    [124] Onlara bir ayet geldigi zaman, "Allah'ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikce inanmayız" derler. Allah, peygamberligini verecegi kimseyi daha iyi bilir. Suc isleyenlere Allah katından bir asagılık ve hilelerinden oturu de siddetli bir azab erisecektir

    [125] Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini Islamiyet'e acar, kimi de saptırmak isterse, goge yukseliyormus gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah boylece, inanmayanları kufur bataklıgında bırakır

    [126] Rabbinin, dosdogru yolu iste budur. Ibret alan kimselere ayetleri uzun uzadıya acıkladık

    [127] Rablerinin katında selamet yurdu onlarındır. O, islediklerinden oturu onların dostudur

    [128] Allah hepsini toplayacagı gun, "Ey cin toplulugu! Insanların cogunu yoldan cıkardınız" der, insanlardan onlara uymus olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettigin surenin sonuna ulastık" derler. "Cehennem, Allah'ın dilemesine baglı olarak, temelli kalacagınız duragınızdır" der. Dogrusu Rabbin hakimdir, bilendir

    [129] Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından oturu diger bir kısmına boylece musallat ederiz

    [130] Ey cin ve insan toplulugu! Size ayetlerimi anlatan, bugunle karsılasmanızdan sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" "Kendi hakkımızda sahidiz" derler. Dunya hayatı onları aldattı da inkarcı olduklarına, kendi aleyhlerinde sahidlik ettiler

    [131] Bu, haberleri yokken kasabalar halkını Allah'ın haksız yere yok etmeyeceginden dolayıdır

    [132] Islediklerine karsılık her birinin dereceleri vardır. Rabbin onların islediklerinden habersiz degildir

    [133] Rabbin mustagni ve rahmet sahibidir. Dilerse, sizi baska bir milletin soyundan getirdigi gibi, sizi yok eder, diledigini yerinize getirir

    [134] Size vadedilen, mutlaka yerine gelecektir; siz O'nu aciz kılamazsınız

    [135] De ki, "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdigini yapın, dogrusu ben de yapacagım. Sonucun kimin icin hayırlı olacagını bileceksiniz. Zulmedenler suphesiz kurtulamazlar

    [136] Kendi zanlarına gore, "Bu Allah'ındır, bu da putlarımızındır" diyerek, Allah'ın yarattıgı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Putları icin ayırdıkları Allah icin verilmez, ama Allah icin ayırdıkları putlarına verilirdi; ne kotu hukum veriyorlardı

    [137] Boylece, putlara hizmet edenler, puta tapanların cogunu helake suruklemek, dinlerini karma karısık etmek icin cocuklarını oldurmelerini onlara iyi gostermislerdir. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Sen onları ve iftiralarını bir tarafa bırak

    [138] Bu hayvanlar ve ekinleri diledigimizden baskasının yemesi yasaktır; bir kısım hayvanların sırtlarına yuk vurmak da haramdır" iddiasında bulunarak ve bir kısım hayvanları keserken de Allah'ın adını anmamak suretiyle O'na iftira ederler. Allah, yaptıkları iftiralara karsı onları cezalandıracaktır

    [139] Bu hayvanların karınlarında olan yavrular yalnız erkeklerimize mahsus olup, eslerimize yasaktır. Olu dogacak olursa hepsi ona ortak olurlar" dediler. Allah bu turlu sozlerin cezasını verecektir, cunku O hakimdir, bilendir

    [140] Beyinsizlikleri yuzunden, koru korune cocuklarını oldurenler ve Allah'ın kendilerine verdigi nimetleri Allah'a iftira ederek haram sayanlar mahvolmuslardır; onlar sapıtmıslardır, zaten dogru yolda da degillerdi

    [141] Cardaklı ve cardaksız bagları insa eden Allah'tır. Tadları cesitli ekin ve hurmaları, zeytin ve narı birbirine benzer ve benzemez sekilde yaratan O'dur. Urun verdigi zaman urununden yiyin, devsirildigi ve bicildigi gun hakkını verin; israf etmeyin, cunku Allah musrifleri sevmez

    [142] Hayvanları da yuk ve kesim icin yaratan Allah'tır. Allah'ın size verdigi rızıktan yiyin, seytana ayak uydurmayın, o size apacık bir dusmandır

    [143] Sekiz cift: Koyundan iki ve keciden iki; de ki: "Iki erkegi mi, yoksa iki disiyi mi veya o iki disinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıstır? Dogru sozlu iseniz bana bilgiye dayanarak cevap verin

    [144] Deveden iki, sıgırdan iki yaratmıstır; de ki: "Iki erkegi mi, yoksa iki disiyi mi veya o iki disinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıstır? Yoksa Allah size bunları buyururken orada mı idiniz?" Insanları, bilmediklerinden sapıtmak icin Allah'a karsı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim milleti dogru yola eristirmez

    [145] De ki: "Bana vahyolunanda, les, akıtılmıs kan, domuz eti ki pistir ve gunah islenerek Allah'tan baskası adına kesilen hayvandan baskasını yemenin haram olduguna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, baskasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını asmamak uzere bunlardan da yiyebilir." Dogrusu Rabbin bagıslar ve merhamet eder

    [146] Yahudilere tırnaklı her hayvanı haram kıldık. Onlara sıgır ve davarın sırt, bagırsak ve kemik yagları haric, ic yaglarını da haram kıldık. Asırı gitmelerinden oturu onları bu sekilde cezalandırdık. Biz suphesiz dogru sozluyuzdur

    [147] Seni yalanlarlarsa, "Rabbinizin rahmeti genistir; O'nun azabı suclu milletten geri cevrilemez" de

    [148] Puta tapanlar, "Allah dileseydi babalarımız ve biz puta tapmaz ve hicbir seyi haram kılmazdık" diyecekler; onlardan oncekiler de, Bizim siddetli azabımızı tadana kadar boyle demislerdi. Onlara "Bize karsı cıkarabileceginiz bir bilginiz var mı? Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve sadece tahminde bulunuyorsunuz" de

    [149] Ustun delil Allah'ın delilidir. O dileseydi hepinizi dogru yola eristirirdi" de

    [150] De ki: "Allah'ın bunu haram kıldıgına sahidlik edecek sahidlerinizi getirin". Sahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sozlerini kabullenme; ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların heveslerine uyma; onlar Rablerine baskalarını esit tutuyorlar

    [151] De ki: "Gelin size Rabbinizin haram kıldıgı seyleri soyleyeyim: O'na hicbir seyi ortak kosmayın, anaya babaya iyilik yapın, yoksulluk korkusuyla cocuklarınızı oldurmeyin, sizin ve onların rızkını veren Biziz, gizli ve acık kotuluklere yaklasmayın, Allah'ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymayın. Allah bunları size dusunesiniz diye buyurmaktadır

    [152] Yetim malına, erginlik cagına erisene kadar en iyi seklin dısında yaklasmayın; olcuyu ve tartıyı dogru yapın. Biz kisiye ancak gucunun yetecegi kadar yukleriz. Konustugunuzda, akraba bile olsa sozunuzde adil olun. Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah size bunları ogut almanız icin buyurmaktadır

    [153] Bu, dosdogru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı dusurecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye buyurmaktadır

    [154] Sonra, iyilik isleyenlere nimeti tamamlamak, her seyi uzun uzadıya acıklamak, dogruyu gostermek ve rahmet olmak uzere Musa'ya Kitap'ı verdik. Rablerine kavusacaklarına belki artık inanırlar

    [155] Bu, indirdigimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden once iki topluluga kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha dogru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Suphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gosteren ve rahmet olarak gelmistir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yuz cevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yuz cevirenleri, yuz cevirmelerinden oturu, kotu bir azabla cezalandıracagız

    [156] Bu, indirdigimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden once iki topluluga kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha dogru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Suphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gosteren ve rahmet olarak gelmistir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yuz cevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yuz cevirenleri, yuz cevirmelerinden oturu, kotu bir azabla cezalandıracagız

    [157] Bu, indirdigimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden once iki topluluga kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha dogru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Suphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gosteren ve rahmet olarak gelmistir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yuz cevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yuz cevirenleri, yuz cevirmelerinden oturu, kotu bir azabla cezalandıracagız

    [158] Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut Rablerinden bir takım mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım mucizeleri geldigi gun, bir kimse daha once inanmamıssa veya imaniyle bir iyilik kazanmamıssa, imanı ona fayda vermez. Onlara: "Bekleyin, dogrusu biz de bekliyoruz" de

    [159] Fırka fırka olup dinlerini parcalayanlarla senin hicbir ilisigin olamaz. Onların isi Allah'a kalmıstır, yaptıklarını onlara sonra bildirecektir

    [160] Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kotuluk koyan ise ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz

    [161] Suphesiz Rabbim beni dogru yola, gercek dine, dogruya yonelen ve puta tapanlardan olmayan Ibrahim'in dinine iletmistir" de

    [162] De ki: "Namazım, ibadetlerim, hayatım ve olumum, alemlerin Rabbi Allah icindir

    [163] O'nun hicbir ortagı yoktur; boyle emrolundum ve ben Muslumanların ilkiyim

    [164] De ki: "Allah her seyin Rabbi iken O'ndan baska bir rab mi arayayım? Herkesin kazandıgı kendisinedir, kimse baskasının yukunu tasımaz; sonunda donusunuz Rabbinizedir, ayrılıga dustugunuz seyleri size bildirecektir

    [165] Verdikleriyle denemek icin sizi yeryuzunun halifeleri kılan ve kiminizi kiminize derecelerle ustun yapan O'dur. Dogrusu Rabbinin cezalandırması suratlidir. Suphesiz O bagıslar, merhamet eder

    Surah 7
    A'râf

    [1] Elif, Lam, Mim, Sad

    [2] Sana bir Kitap indirildi. Onunla insanları uyarman ve inananlara ogut vermen icin kalbine bir darlık gelmesin

    [3] Rabbinizden size indirilen Kitap'a uyun, O'ndan baska dostlar edinerek onlara uymayın. Pek az ogut dinliyorsunuz

    [4] Biz nice kentleri yok etmisizdir; geceleyin veya gunduz uykularında iken baskınımıza ugramıslardır

    [5] Baskınımıza ugradıklarında, sozleri, "Gercekten biz haksızdık" demekten ibaret kalmıstır

    [6] And olsun ki, kendilerine peygamber gonderilenlere soracagız, peygamberlere de soracagız

    [7] And olsun ki, yaptıklarını kendilerine bir bir anlatacagız, zira onlardan uzak degildik

    [8] Gercek tartı kıyamet gunundedir. Tartıları agır gelenler, iste onlar kurtulanlardır

    [9] Tartıları hafif gelenler, ayetlerimize yaptıkları haksızlıklardan oturu kendilerini mahvetmis olanlardır

    [10] Sizi yeryuzunde yerlestirdik ve orada size gecimlikler yarattık. Oyleyken pek az sukrediyorsunuz

    [11] And olsun ki, sizi yarattık, sonra sekil verdik, sonra meleklere, "Adem'e secde edin" dedik; Iblis'ten baska hepsi secde etti, o secde edenlerden olmadı

    [12] Allah, "Sana emrettigim halde, seni secdeden alıkoyan nedir?" dedi, "Beni atesten onu camurdan yarattın, ben ondan ustunum" cevabını verdi

    [13] Ona, "In oradan, orada buyuklenmek sana dusmez, defol, sen alcagın birisin" dedi

    [14] Ona, "Insanların tekrar dirilecekleri gune kadar beni ertele" dedi

    [15] Allah; "Sen erteye bırakılanlardansın" dedi

    [16] Beni azdırdıgın icin, and olsun ki, Senin dogru yolun uzerinde onlara karsı duracagım; sonra onlerinden, ardlarından, sag ve sollarından onlara sokulacagım; cogunu Sana sukreder bulamayacaksın" dedi

    [17] Beni azdırdıgın icin, and olsun ki, Senin dogru yolun uzerinde onlara karsı duracagım; sonra onlerinden, ardlarından, sag ve sollarından onlara sokulacagım; cogunu Sana sukreder bulamayacaksın" dedi

    [18] Allah, "Yerilmis ve kovulmussun, oradan defol; and olsun ki insanlardan sana kim uyarsa, hepinizi cehenneme dolduracagım" dedi

    [19] Ey Adem! Sen ve esin cennette kalın ve istediginiz yerden yiyin, yalnız su agaca yaklasmayın yoksa zalimlerden olursunuz

    [20] Seytan, ayıp yerlerini kendilerine gostermek icin onlara fısıldadı: "Rabbinizin sizi bu agactan menetmesi melek olmanız veya burada temelli kalmanızı onlemek icindir

    [21] Dogrusu ben size ogut verenlerdenim" diye ikisine yemin etti

    [22] Boylece onların yanılmalarını sagladı. Agactan meyve tattıklarında kendilerine ayıp yerleri gorundu, cennet yapraklarından oralarına ortmege koyuldular. Rableri onlara, "Ben sizi o agactan menetmemis miydim? Seytanın size apacık bir dusman oldugunu soylememis miydim?" diye seslendi

    [23] Her ikisi, "Rabbimiz! Kendimize yazık ettik; bizi bagıslamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz" dediler

    [24] Birbirinize dusman olarak inin, siz yeryuzunde bir muddet icin yerlesip gecineceksiniz

    [25] Orada yasar, orada olur ve oradan dirilip cıkarılırsınız" dedi

    [26] Ey Insanogulları! Ayıp yerlerinizi ortecek giyimlikle sizi susleyecek elbiseler gonderdik. Takva ortusu ise bunlardan daha hayırlıdır. Allah'ın bu ayetleri ogut almanız icindir

    [27] Ey Insanogulları! Seytan, ayıp yerlerini kendilerine gostermek icin elbiselerini soyarak ananızı babanızı cennetten cıkardıgı gibi sizi de sasırtmasın. Sizin onları gormediginiz yerlerden o ve taraftarları sizi gorurler. Biz seytanları, inanmayanlara dost kılarız

    [28] Onlar bir fenalık yaptıkları zaman, "Babalarımızı bu yolda bulduk, Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: "Allah fenalıgı emretmez. Bilmediginiz seyi Allah'a karsı mı soyluyorsunuz

    [29] De ki: "Rabbim adaleti emretti; her secde yerinde yuzunuzu O'na dogrultun; dinde samimi olarak O'na yalvarın. Sizi yarattıgı gibi yine O'na doneceksiniz

    [30] Allah insanlardan bir takımını dogru yola eristirdi, fakat bir takımı da sapıklıgı haketti, cunku bunlar Allah'ı bırakıp seytanları dost edinmis ve kendilerini dogru yolda sanmıslardı

    [31] Ey Ademogulları! Her mescide guzel elbiselerinizi giyinerek gidin; yiyin icin fakat israf etmeyin, cunku Allah musrifleri sevmez

    [32] Allah'ın kulları icin yarattıgı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?" "Bunlar, dunya hayatında inananlarındır, kıyamet gununde de yalnız onlar icindir" de. Bilen kimseler icin ayetlerimizi boylece uzun uzun acıklıyoruz

    [33] De ki: "Rabbim sadece, acık ve gizli fenalıkları, gunahı, haksız yere tecavuzu, hakkında hicbir delil indirmedigi seyi Allah'a ortak kosmanızı, Allah'a karsı bilmediginiz seyleri soylemenizi haram kılmıstır

    [34] Her ummet icin belirli bir sure vardır; vakitleri dolunca ne bir saat gecikebilir ne de one gecebilirler

    [35] Ey Adem ogulları! Size aranızdan ayetlerimizi okuyan peygamberler geldiginde, onların bildirdiklerine karsı gelmekten sakınan ve gidisini duzeltenlere, iste onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

    [36] Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karsı buyukluk taslayanlara gelince, iste onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır

    [37] Allah'a karsı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kimdir? Kitap'daki payları kendilerine erisecek olanlar onlardır. Elcilerimiz canlarını almak uzere geldiklerinde onlara, "Allah'tan baska taptıklarınız nerede?" deyince, "Bizi koyup kactılar" derler, boylece inkarcı olduklarına kendi aleyhlerine sahidlik ederler

    [38] Allah, " Sizden once gecmis cin ve insan ummetleriyle beraber atese girin" der. Her ummet girdikce kendi yoldasına lanet eder. Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler oncekiler icin, "Rabbimiz! Bizi sapıtanlar iste bunlardır, onlara ates azabını kat kat ver" derler, Allah, "Hepsinin kat kattır, ama bilmezsiniz" der

    [39] Oncekiler sonrakilere, "Sizin bizden bir ustunlugunuz yoktu, kazandıgınıza karsılık azabı tadın" derler

    [40] Dogrusu ayetlerimizi yalan sayıp, onlara karsı buyukluk taslayanlara, gogun kapıları acılmaz; deve ignenin deliginden gecmedikce cennete de giremezler. Sucluları boyle cezalandırırız

    [41] Onlar icin cehennemden bir yatak ve ustlerine de ortuler vardır. Zalimleri boyle cezalandırırız

    [42] Inanan ve yararlı is isleyenler ki kisiye ancak gucunun yetecegi kadar yukleriz iste cennetlikler onlardır, orada temelli kalacaklardır

    [43] Cennette altlarından ırmaklar akarken gonullerinden kini cıkarıp atarız. "Bizi buraya eristiren Allah'a hamdolsun. Eger Allah bizi dogru yola iletmeseydi, biz dogru yolu bulamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri bize gercegi getirmistir" derler. Onlara, "Islediginize karsılık iste mirascısı oldugunuz cennet" diye seslenilir

    [44] Cennetlikler, cehennemliklere: "Biz Rabbimizin bize vadettigini gercek bulduk, Rabbinizin size de vadettigini gercek buldunuz mu?" diye seslenirler, "Evet" derler. Aralarında bir munadi, "Allah'ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun egriligini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir" diye seslenir

    [45] Cennetlikler, cehennemliklere: "Biz Rabbimizin bize vadettigini gercek bulduk, Rabbinizin size de vadettigini gercek buldunuz mu?" diye seslenirler, "Evet" derler. Aralarında bir munadi, "Allah'ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun egriligini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir" diye seslenir

    [46] Iki taraf arasında bir perde ve burclar uzerinde her iki tarafı da simalarından tanıyan adamlar vardır; cennetliklere, "Size selam olsun" derler. Bunlar henuz girmeyen fakat cenneti uman kimselerdir

    [47] Gozleri cehennemlikler yonune cevrilince: "Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber bulundurma" derler

    [48] Burclarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Toplulugunuz, topladıgınız mal ve buyukluk taslamalarınız size fayda vermedi. Allah'ın rahmetine erdirmeyecegine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara soyle der: "Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız

    [49] Burclarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Toplulugunuz, topladıgınız mal ve buyukluk taslamalarınız size fayda vermedi. Allah'ın rahmetine erdirmeyecegine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara soyle der: "Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız

    [50] Cehennemlikler cennetliklere, "Bize biraz su veya Allah'ın size verdigi rızıktan gonderin" diye seslenirler, onlar da, "Dogrusu Allah dinlerini alay ve eglenceye alan, dunya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmistir" derler. Bugunle karsılasacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz

    [51] Cehennemlikler cennetliklere, "Bize biraz su veya Allah'ın size verdigi rızıktan gonderin" diye seslenirler, onlar da, "Dogrusu Allah dinlerini alay ve eglenceye alan, dunya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmistir" derler. Bugunle karsılasacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz

    [52] And olsun ki Biz onlara bir Kitap getirdik, inanan bir millet icin yol gosterici ve rahmet olarak onu bilgiyle uzun uzun acıkladık

    [53] Kitap'ın haber verdigi sonuctan baska bir sey mi bekliyorlar? Sonuc gelip cattıgı gun, onceleri onu unutmus olanlar, "Rabbimizin peygamberleri suphesiz bize gercegi getirmisti, simdi bize sefaat etsin, yahut geriye cevrilsek de islediklerimizin baska turlusunu islesek" derler. Dogrusu kendilerini mahvetmislerdir, uydurdukları seyler onları koyup kacmıslardır

    [54] Rabbiniz, gokleri ve yeri altı gunde yaratan ve sonra arsa hukmeden, gunduzu durmadan kovalayan gece ile buruyen; gunesi, ayı, yıldızları, hepsini buyruguna bas egdirerek var eden Allah'tır. Bilin ki yaratma da emir de O'nun hakkıdır. Alemlerin Rabbiolan Allah Yuce'dir

    [55] Rabbinize gonulden ve gizlice yalvarın. Dogrusu O asırı gidenleri sevmez

    [56] Duzeltilmisken, yeryuzunde bozgunculuk yapmayın. Allah'a korkarak ve umutla yalvarın. Dogrusu Allah'ın rahmeti iyi davrananlara yakındır

    [57] Rahmetinin onunde, mujdeci olarak ruzgarları gonderen Allah'tır. Ruzgarlar, yagmur yuklu bulutları tasıdıgında, onu olu bir memlekete gonderir, su indirir ve onunla her turlu urunu yetistiririz; oluleri de bunun gibi diriltip, cıkarırız; belki bundan ibret alırsınız

    [58] Iyi toprak Rabbinin izniyle bitki verir, corak toprak kavruk bitki cıkarır. Sukredecek millet icin boylece ayetleri yerli yerince acıklarız

    [59] And olsun ki Nuh'u milletine gonderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan baska tanrınız yoktur; dogrusu sizin icin buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [60] Milletinin ileri gelenleri: "Biz senin apacık sapıklıkta oldugunu goruyoruz" dediler

    [61] Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sozlerini size bildiriyor, ogut veriyorum. Sizin bilmediginizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve boylece merhamete ugramanızı saglamak uzere sizi uyarmak icin aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi sasıyorsunuz?" dedi

    [62] Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sozlerini size bildiriyor, ogut veriyorum. Sizin bilmediginizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve boylece merhamete ugramanızı saglamak uzere sizi uyarmak icin aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi sasıyorsunuz?" dedi

    [63] Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sozlerini size bildiriyor, ogut veriyorum. Sizin bilmediginizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve boylece merhamete ugramanızı saglamak uzere sizi uyarmak icin aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi sasıyorsunuz?" dedi

    [64] Onu yalanladılar; biz de onu ve gemide beraberinde olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda bogduk, cunku onlar kor bir milletti

    [65] Ad milletine de, kardesleri Hud'u gonderdik "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan baska tanrınız yoktur, karsı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi

    [66] Milletinin inkarcı ileri gelenleri, "Biz senin beyinsiz oldugunu goruyor ve seni yalancılardan sanıyoruz" dediler

    [67] Ey milletim! Ben beyinsiz degil, Alemlerin Rabbinin peygamberiyim

    [68] Size Rabbimin sozlerini bildiriyorum. Ben sizin icin guvenilir bir ogutcuyum; sizi uyarmak uzere, aranızdan bir adam vasıtasiyle Rabbinizden size bir haber gelmesine mi sasıyorsunuz? Allah'ın sizi Nuh'un milleti yerine getirdigini ve vucutca da onlardan ustun kıldıgını hatırlayın, basarıya erisebilmeniz icin Allah'ın nimetlerini anın" dedi

    [69] Size Rabbimin sozlerini bildiriyorum. Ben sizin icin guvenilir bir ogutcuyum; sizi uyarmak uzere, aranızdan bir adam vasıtasiyle Rabbinizden size bir haber gelmesine mi sasıyorsunuz? Allah'ın sizi Nuh'un milleti yerine getirdigini ve vucutca da onlardan ustun kıldıgını hatırlayın, basarıya erisebilmeniz icin Allah'ın nimetlerini anın" dedi

    [70] Bize yalnız Allah'a kulluk etmemizi, babalarımızın taptıklarını bırakmamızı soylemek icin mi geldin? Dogru sozlulerden isen haydi bizi tehdit ettigin azaba ugrat" dediler

    [71] Hic suphesiz artık Rabbinizin azab ve ofkesini hakettiniz. Allah'ın hicbir delil indirmedigi, isimlerini de siz ve babalarınızın koydugu putlar hakkında mı benimle tartısıyorsunuz? Bekleyin, dogrusu ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim" dedi

    [72] Biz, rahmetimizle, Hud'u ve beraberinde bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayarak inanmayanların kokunu kestik

    [73] Semud milletine de kardesleri Salih'i gonderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan baska tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah'ın bu disi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah'ın topragında otlasın; ona kotuluk etmeyin, yoksa can yakıcı azaba ugrarsınız

    [74] Allah'ın sizi Ad milleti yerine getirdigini, ovalarında koskler kurup daglarında kayadan evler yonttugunuz yeryuzunde yerlestirdigini hatırlayın; Allah'ın nimetlerini anın, yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın" dedi

    [75] Milletinin buyukluk taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden ve bu sebeple hor gordukleri kimselere, "Salih'in Rabbi tarafından gonderildigini sahiden biliyor musunuz?" dediler, onlar da, "Dogrusu biz onunla gonderilene inanıyoruz" dediler

    [76] Buyukluk taslayanlar, "Sizin inandıgınızı biz inkar ediyoruz" dediler ve disi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruguna bas kaldırdılar, "Ey Salih, eger sen peygambersen bizi tehdit ettigin azaba ugrat bakalım" dediler

    [77] Buyukluk taslayanlar, "Sizin inandıgınızı biz inkar ediyoruz" dediler ve disi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruguna bas kaldırdılar, "Ey Salih, eger sen peygambersen bizi tehdit ettigin azaba ugrat bakalım" dediler

    [78] Bu yuzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz ustu cokuverdiler

    [79] Salih de onlardan yuz cevirdi ve "Ey milletim! And olsun ki ben size Rabbimin sozunu bildirmis ve ogut vermistim; fakat siz ogut verenleri sevmiyorsunuz" dedi

    [80] Lut'u da gonderdik, milletine "Dunyalarda hic kimsenin sizden once yapmadıgı bir hayasızlıgı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklasıyorsunuz, dogrusu cok asırı giden bir milletsiniz" dedi

    [81] Lut'u da gonderdik, milletine "Dunyalarda hic kimsenin sizden once yapmadıgı bir hayasızlıgı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklasıyorsunuz, dogrusu cok asırı giden bir milletsiniz" dedi

    [82] Milletinin cevabı sadece, "Onları kasabanızdan cıkarın, guya onlar temiz kalmaya ugrasan insanlarmıs" demek oldu

    [83] Bunun uzerine Lut'u ve taraftarlarını kurtardık; yalnız karısı, geride kalıp helake ugrayanlardan oldu

    [84] Geriye kalanların uzerine oyle bir yagmur yagdırdık ki! Sucluların sonunun nasıl olduguna bir bak

    [85] Medyen halkına da kardesleri Suayb'ı gonderdik, onlara soyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan baska tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Olcu ve tartıyı tam yapın, insanların esyasını eksik vermeyin, duzelttikten sonra yeryuzunde bozgunculuk etmeyin; inanıyorsanız bilin ki, bunlar sizin icin hayırlıdır

    [86] Allah'a inananları yolundan alıkoyup ve o yolun egriligini dileyerek tehdit edip her yolda pusu kurup oturmayın. Azken, Allah'ın sizi cogalttıgını hatırlayın; bozguncuların sonunun nasıl olduguna bir bakın

    [87] Icinizde mademki benimle gonderilene inanan bir topluluk ve inanmayan bir topluluk var, o halde Allah'ın aramızda hukmunu bildirmesine kadar sabredin. Allah hukmedenlerin en iyisidir

    [88] Milletinin buyukluk taslayan ileri gelenleri, "Ey Suayb! Ya dinimize donersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden cıkarırız" dediler. Suayb, onlara: "Istemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona donecek olursak, dogrusu Allah'a karsı yalan uydurmus oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize donmek bize yakısmaz. Rabbimizin ilmi her seyi kusatmıstır. Biz yalnız Allah'a guvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hukum ver, Sen hukmedenlerin en hayırlısısın" dedi

    [89] Milletinin buyukluk taslayan ileri gelenleri, "Ey Suayb! Ya dinimize donersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden cıkarırız" dediler. Suayb, onlara: "Istemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona donecek olursak, dogrusu Allah'a karsı yalan uydurmus oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize donmek bize yakısmaz. Rabbimizin ilmi her seyi kusatmıstır. Biz yalnız Allah'a guvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hukum ver, Sen hukmedenlerin en hayırlısısın" dedi

    [90] Milletinin inkar eden ileri gelenleri, "Suayb'a uyarsanız, and olsun ki siz kaybedersiniz" dediler

    [91] Bu yuzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz ustu cokuverdiler

    [92] Suayb'ı yalanlayanlar, yurtlarında sanki hic yasamamıslar gibi oldular, izleri bile kalmadı. Mahvolanlar, Suayb'ı yalanlayanlar oldu

    [93] Suayb onlardan dondu de, "Ey milletim! And olsun ki, Rabbimin sozlerini size bildirdim, ogut verdim; inkarcı millet icin nicin uzuleyim?" dedi

    [94] Biz hangi kente (ulkeye) bir peygamber gonderdikse, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye, darlık ve sıkıntıya ugratmısızdır

    [95] Sonra kotulugun yerine iyiligi koyduk, oyle ki, cogalıp, "babalarımız da darlıga ugramıs, bolluga kavusmuslardı" dediler. Bu yuzden onları haberleri olmadan, ansızın yakalayıverdik

    [96] Eger kentlerin halkı inanmıs ve Bize karsı gelmekten sakınmıs olsalardı, onlara gogun ve yerin bolluklarını verirdik. Ama yalanladılar; bu yuzden onları, yaptıklarına karsılık yakalayıverdik

    [97] Kentlerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine gelmesinden guvende miydiler

    [98] Yahut kentlerin halkı, kusluk vakti eglenirlerken azabımızın kendilerine gelmesinden guvende miydiler

    [99] Onlar Allah'ın duzeninden guvende miydiler? Allah'ın duzeninden ancak mahvolacak millet guvende olur. Sahiplerinden sonra yeryuzune mirascı olan kimselere hala su acıkca anlasılmadı mı ki Biz dileseydik onları da suclarının cezasına ugratırdık

    [100] Kalblerini kapatıp muhurleriz de birsey duymazlar

    [101] Iste o kentlerin haberlerini sana anlatıyoruz. And olsun ki onlara peygamberler belgeler getirdi; onceleri yalanladıklarından oturu inanamadılar. Allah kafirlerin kalblerini boylece kapatıp muhurler

    [102] Onların cogunda ahde baglılık gormedik, cogunu fasık kimseler olarak bulduk

    [103] Sonra peygamberlerin ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun ve erkanına gonderdik. Ayetlerimize karsı haksızlık ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduguna bir bak

    [104] Musa, "Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbinin peygamberiyim

    [105] Bana Allah'a karsı ancak gercegi soylemek yarasır. Size Rabbinizden bir mucize getirdim, Israilogullarını benimle beraber gonder" dedi

    [106] Firavun: "Bir mucize getirdiysen ortaya koy bakalım, dogru sozlulerden isen bunu yaparsın" dedi

    [107] Musa, asasını yere atar atmaz apacık bir yılan (ejderha) oluverdi; elini cıkardı, bakanlar bembeyaz oldugunu gorduler

    [108] Musa, asasını yere atar atmaz apacık bir yılan (ejderha) oluverdi; elini cıkardı, bakanlar bembeyaz oldugunu gorduler

    [109] Firavun milletinin ileri gelenleri, "Dogrusu bu bilgin bir sihirbazdır, sizi memleketinizden cıkarmak istiyor" dediler. Firavun: "Ne buyurursunuz?" dedi

    [110] Firavun milletinin ileri gelenleri, "Dogrusu bu bilgin bir sihirbazdır, sizi memleketinizden cıkarmak istiyor" dediler. Firavun: "Ne buyurursunuz?" dedi

    [111] Onu ve kardesini egle; sehirlere toplayıcılar gonder, butun bilgin sihirbazları sana getirsinler" dediler

    [112] Onu ve kardesini egle; sehirlere toplayıcılar gonder, butun bilgin sihirbazları sana getirsinler" dediler

    [113] Sihirbazlar Firavun'a geldi, "Yenecek olursak bize suphesiz bir mukafat var degil mi?" dediler

    [114] Firavun, "Evet, yenerseniz gozdelerden olacaksınız" dedi

    [115] Sihirbazlar: "Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy veya biz koyalım" dediler

    [116] Musa: "Siz koyun" dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca insanların gozlerini sihirlediler ve onları urkuttuler, buyuk bir sihir yaptılar

    [117] Biz de Musa'ya, "Asanı koyuver" dedik, o da koydu; hemen onların uydurduklarını yutmaya basladı

    [118] Hak tahakkuk etti, onların yaptıkları bosa gitti

    [119] Iste orada yenildiler, kucuk dustuler

    [120] Sihirbazlar secdeye kapanıp, "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler

    [121] Sihirbazlar secdeye kapanıp, "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler

    [122] Sihirbazlar secdeye kapanıp, "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler

    [123] Firavun: "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Dogrusu bu, halkı sehirden cıkarmak icin duzdugunuz bir hiledir, fakat siz goreceksiniz. And olsun ki, ellerinizi ayaklarınızı caprazlama kesecegim, sonra da hepinizi asacagım" dedi

    [124] Firavun: "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Dogrusu bu, halkı sehirden cıkarmak icin duzdugunuz bir hiledir, fakat siz goreceksiniz. And olsun ki, ellerinizi ayaklarınızı caprazlama kesecegim, sonra da hepinizi asacagım" dedi

    [125] Onlar da: "Dogrusu biz ancak Rabbimize doneriz. Rabbimizin ayetleri gelince, onlara inanmamızdan oturu bizden oc alıyorsun. Rabbimiz! Bize sabır ver ve canımızı muslim olarak al" dediler

    [126] Onlar da: "Dogrusu biz ancak Rabbimize doneriz. Rabbimizin ayetleri gelince, onlara inanmamızdan oturu bizden oc alıyorsun. Rabbimiz! Bize sabır ver ve canımızı muslim olarak al" dediler

    [127] Firavun milletinin ileri gelenleri: "Musa'yı ve milletini yeryuzunde bozgunculuk yapsınlar, seni ve tanrılarını bıraksınlar diye mi koyveriyorsun?" dediler. Firavun: "Onların ogullarını oldurecegiz, kadınlarını sag bırakacagız. Elbette biz onları ezecek ustunlukteyiz" dedi

    [128] Musa milletine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin; yeryuzu suphesiz Allah'ındır, kullarından diledigini ona mirascı kılar; sonuc Allah'a karsı gelmekten sakınanlarındır" dedi

    [129] Milleti: "Sen bize gelmeden once de, geldikten sonra da eziyet cektik" dediler. Musa da: "Rabbinizin dusmanlarınızı yok etmesi ve yeryuzunde sizi onların yerine gecirmesi umulur. O zaman nasıl davranacagınıza bakar" dedi

    [130] And olsun ki, Biz de Firavun ailesini, ders alsınlar diye, yıllarca kuraklıga ve urun kıtlıgına ugrattık

    [131] Onlara bir iyilik geldigi zaman; "Bu bizden oturudur" derler, bir fenalıga ugrarlarsa da, Musa ve onunla beraber olanların ugursuzluguna verirlerdi. Bilin ki, kendilerinin ugradıgı ugursuzluk Allah katındandır, fakat cogu bunu bilmezler

    [132] Firavun ailesi: "Bizi sihirlemek icin ne mucize gosterirsen goster, sana inanmayacagız" dediler

    [133] Bunun uzerine su baskınını, cekirgeyi, haseratı, kurbagaları ve kanı birbirinden ayrı mucizeler olarak onlara musallat kıldık; yine de buyukluk taslayıp suclu bir millet oldular

    [134] Azab baslarına cokunce, "Ey Musa! Rabbine, sana verdigi ahde gore bizim icin yalvar. Bizden azabı kaldırırsan sana, and olsun ki, inanacagız ve Israilogullarını seninle beraber gonderecegiz"dediler

    [135] Azabı nasıl olsa sonuna gelecekleri bir muddet icin uzerlerinden kaldırınca, hemen sozlerinden cayıyorlardı

    [136] Bu sebeple onlardan oc aldık, ayetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları icin onları denizde bogduk

    [137] Hor gorulen yahudileri, bereketlendirdigimiz yerin dogularına ve batılarına mirascı kıldık. Rabbinin Israilogullarına verdigi guzel soz, sabırlarına karsılık yerine geldi. Firavun ve milletinin yaptıgını ve yukselttiklerini yıktık

    [138] Israilogullarının denizden gecmelerini sagladık. Puta gonulden tapan bir millete rastladılar. "Ey Musa! Onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap" dediler, Musa: " Dogrusu siz bilgisiz bir milletsiniz, bunlar yok olacaklar ve isledikleri bosa gidecektir" dedi

    [139] Israilogullarının denizden gecmelerini sagladık. Puta gonulden tapan bir millete rastladılar. "Ey Musa! Onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap" dediler, Musa: " Dogrusu siz bilgisiz bir milletsiniz, bunlar yok olacaklar ve isledikleri bosa gidecektir" dedi

    [140] Sizi alemlere ustun kılmıs olan Allah'tan baska bir tanrı mı arayacagım?" dedi

    [141] Sizi kotu azaba sokan, kadınlarınızı sag bırakıp ogullarınızı olduren Firavun ailesinden kurtarmıstık. Bunda, size Rabbiniz tarafından buyuk bir imtihan vardı

    [142] Musa'ya otuz gece vade verip sonra buna on gece daha kattık; boylece Rabbinin tayin ettigi muddet kırk geceye tamamlandı. Musa, kardesi Harun'a, "Milletim icinde benim yerime gec, onları ıslah et, bozguncuların yoluna gitme" dedi

    [143] Musa, tayin ettigimiz vakitte gelip Rabbi onunla konusunca, Musa: "Rabbim! Bana Kendini goster, Sana bakayım" dedi. Allah: "Sen Beni goremezsin ama daga bak, eger o yerinde kalırsa sen de Beni goreceksin" buyurdu. Rabbi daga tecelli edince onu yerlebir etti ve Musa da baygın dustu; ayılınca: "Yarabbi, munezzehsin, Sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim" dedi

    [144] Ey Musa! Verdiklerimle ve seninle konusmamla seni insanlar arasından sectim; sana verdigimi al ve sukret" dedi

    [145] Ona levhalarda her seyden bir ogut yazdık ve her seyi uzun uzadıya acıkladık; onlara sıkıca sarıl, milletine de emret en guzel sekilde tutsunlar. Size Allah'a karsı gelenlerin yurdunu gosterecegim

    [146] Yeryuzunde haksız yere buyukluk taslayanları, ayetlerimden yuz cevirtecegim. Onlar butun ayetleri gorseler yine de inanmazlar; dogru yolu gorseler, yol olarak benimsemezler; azgınlık yolunu gorseler, hemen onu yol edinirler. Bu, onların mucizelerimizi yalan saymaları ve onlardan habersiz gorunmelerinden ileri gelir

    [147] Ayetlerimizi ve ahirete kavusmayı yalan sayan kimselerin isleri bosa gitmistir. Onlar islediklerinin karsılıgından baska bir seyle mi cezalanırlar

    [148] Musa'nın ardından milleti, ziynet takımlarından, canlıymıs gibi boguren bir buzagı heykeli yaparak onu tanrı edindiler. O buzagının kendileriyle konusmadıgını ve yol da gostermedigini gormediler mi? Onu tanrı olarak benimseyip kendilerine yazık ettiler

    [149] Elleri bogrunde, caresiz kalıp, kendilerinin sapıtmıs olduklarını gorunce: "Eger Rabbimiz bize acımaz ve bizi bagıslamazsa, and olsun ki mahvoluruz" dediler

    [150] Musa, milletine, kızgın ve uzgun olarak donunce "Benim arkamdan ne kotu olmussunuz! Rabbinizin emrinin cabucak gelmesini mi istiyorsunuz?" dedi, levhaları attı ve kardesinin basından tutup kendine dogru cekti. Harun: "Ey annem oglu! Bu millet beni kucumsedi; az kalsın olduruyorlardı. Bana, dusmanları sevindirecek sekilde davranma, beni bu zalim milletle bir sayma" dedi

    [151] Musa "Rabbim! Beni ve kardesimi bagısla, bize acı, Sen merhametlilerin merhametlisisin" dedi

    [152] Buzagıyı tanrı olarak benimseyenler Rablerinin ofkesine ve dunya hayatında alcaklıga ugrayacaklardır; iftira edenleri boylece cezalandırırız

    [153] Kotuluk isleyip ardından tevbe edenler ve inananlar bilsinler ki Rabbin, bu hareketlerinin ardından onları suphesiz bagıslar ve merhamet eder

    [154] Musa, ofkesi yatısınca, bir nushasında Rablerinden korkanlar icin dogru yol ve rahmet yazılı olan levhaları aldı

    [155] Musa, tayin ettigimiz muddette milletinden yetmis kisi secti; onları sarsıntı tutunca dedi ki: "Rabbim! Dileseydin daha once beni ve onları yok ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından oturu bizi yok eder misin? Bu, Senin imtihanından baska birsey degildir, bununla diledigini saptırır, diledigini dogru yola iletirsin; bizim dostumuz Sensin; bizi bagısla, bize merhamet et. Sen bagıslayanların en iyisisin

    [156] Bu dunyada ve ahirette bizim icin guzel olanı yaz; biz Sana yoneldik" dedi. Allah: "Azabıma diledigim kimseyi ugratırım, rahmetim herseyi kaplamıstır; bunu Allah'a karsı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve Incil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacagız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz seyleri helal, murdar seyleri haram kılar, onların agır yuklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hurmet eden, yardım eden, onunla gonderilen nura uyanlar yok mu? Iste onlar saadete erenlerdir" dedi

    [157] Bu dunyada ve ahirette bizim icin guzel olanı yaz; biz Sana yoneldik" dedi. Allah: "Azabıma diledigim kimseyi ugratırım, rahmetim herseyi kaplamıstır; bunu Allah'a karsı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve Incil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacagız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz seyleri helal, murdar seyleri haram kılar, onların agır yuklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hurmet eden, yardım eden, onunla gonderilen nura uyanlar yok mu? Iste onlar saadete erenlerdir" dedi

    [158] De ki: "Ey insanlar! Dogrusu ben, goklerin ve yerin hukumranı, O'ndan baska tanrı bulunmayan, dirilten ve olduren Allah'ın, hepiniz icin gonderdigi peygamberiyim. Allah'a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah'a ve sozlerine inanmıstır- inanın; ona uyun ki dogru yolu bulasınız

    [159] Musa'nın milletinden bir topluluk hakkı gosterirler ve onunla hukmederlerdi

    [160] Biz Israilogullarını oymaklar halinde on iki topluluga ayırdık. Milleti Musa'dan su isteyince ona: "Asanla tasa vur" diye bildirdik; ondan on iki pınar fıskırdı. Herkes icecegi yeri ogrendi. Bulutla uzerlerine golge yaptık, onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik, "Size verdigimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin" dedik. Onlar, karsı gelmekle, Bize degil kendilerine zulmediyorlardı

    [161] Onlara: "Su sehirde oturun, dilediginiz gibi yiyip icin, "affet!" deyin ve secde ederek kapısından girin; Biz de yanılmalarınızı bagıslarız. Iyi davrananlara daha da artıracagız" denmisti

    [162] Onların zulmedenleri, kendilerine soylenen sozu baskasiyle degistirdiler. Biz de, o zalimlere, zulumlerinden oturu gokten azab indirdik

    [163] Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Cumartesi yasaklarına tecavuz ediyorlardı. Cumartesileri balıklar suruyle geliyor, baska gunler gelmiyorlardı. Biz onları, yoldan cıkmaları sebebiyle boylece deniyorduk

    [164] Aralarından bir topluluk: "Allah'ın yok edecegi veya siddetli azaba ugratacagı bir millete nicin ogut veriyorsunuz?" dediler. Ogut verenler: "Rabbinize, hic degilse bir ozur beyan edebilmemiz icindir, belki Allah'a karsı gelmekten sakınırlar" dediler

    [165] Kendilerine yapılan ogutleri unutunca, Biz fenalıktan menedenleri kurtardık ve zalimleri, Allah'a karsı gelmelerinden oturu siddetli azaba ugrattık

    [166] Kendilerine edilen yasakları asınca, onlara: "Asagılık birer maymun olun" dedik

    [167] Rabbin, kıyamet gunune kadar, onları, kotu azaba ugratacak kimseleri uzerlerine gonderecegini bildirmisti. Dogrusu Rabbin, cezayı cabuk verir. Dogrusu O bagıslar ve merhamet eder

    [168] Biz onları yeryuzunde iyiler ve asagılıklar olarak boluk boluk ayırdık; iyilige donerler diye onları guzellikler ve kotuluklerle sınadık

    [169] Ardlarından yerlerine gelen bir takım kotuler, Kitap'a mirascı oldular. "Biz nasıl olsa affedilecegiz" diyerek Kitap'ın hukumlerini degistirme karsılıgı bu degersiz dunyanın mallarını alırlar; yine ona benzer gecici bir sey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah'a karsı ancak gercegi soyleyeceklerine dair Kitap uzerine soz alınmamıs mıydı? Kitap'da olanları okumamıslar mıydı? Allah'a karsı gelmekten sakınanlar icin, ahiret yurdu vardır, dusunmuyor musunuz? Biz, iyilige calısanların ecrini elbette zayi etmeyiz

    [170] Ardlarından yerlerine gelen bir takım kotuler, Kitap'a mirascı oldular. "Biz nasıl olsa affedilecegiz" diyerek Kitap'ın hukumlerini degistirme karsılıgı bu degersiz dunyanın mallarını alırlar; yine ona benzer gecici bir sey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah'a karsı ancak gercegi soyleyeceklerine dair Kitap uzerine soz alınmamıs mıydı? Kitap'da olanları okumamıslar mıydı? Allah'a karsı gelmekten sakınanlar icin, ahiret yurdu vardır, dusunmuyor musunuz? Biz, iyilige calısanların ecrini elbette zayi etmeyiz

    [171] Tur dagını, golgelik gibi onların uzerlerine yukseltmistik, onlar tepelerine dusecegini sanmıslardı. Onlara: "Size verdigimiz Kitap'a sıkıca sarılın, icinde olanı dusunun ki sakınanlardan olasınız" demistik

    [172] Rabbin, insanoglunun sulbunden soyunu alıp devam ettirmis, onlara: "Ben sizin Rabbiniz degil miyim" demis ve buna kendilerini sahit tutmustu. Onlar da: "Evet sahidiz" demislerdi. Bu, kıyamet gunu, "Bizim bundan haberimiz yoktu" dersiniz veya "Daha once babalarımız Allah'a ortak kosmuslardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, bosa calısanların yaptıklarından oturu yok eder misin?" dersiniz diyedir

    [173] Rabbin, insanoglunun sulbunden soyunu alıp devam ettirmis, onlara: "Ben sizin Rabbiniz degil miyim" demis ve buna kendilerini sahit tutmustu. Onlar da: "Evet sahidiz" demislerdi. Bu, kıyamet gunu, "Bizim bundan haberimiz yoktu" dersiniz veya "Daha once babalarımız Allah'a ortak kosmuslardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, bosa calısanların yaptıklarından oturu yok eder misin?" dersiniz diyedir

    [174] Belki dogru yola donerler diye ayetleri boylece uzun uzadıya acıklıyoruz

    [175] Onlara, seytanın pesine takdıgı ve kendisine verdigimiz ayetlerden sıyrılarak azgınlıklardan olan kisinin olayını anlat

    [176] Dileseydik, onu ayetlerimizle ustun kılardık; fakat o, dunyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, ustune varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan kopegin durumu gibidir. Iste ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali boyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki uzerinde dusunurler

    [177] Ayetlerimizi yalan sayan, kendine zulmeden millet ne kotu bir misaldir

    [178] Allah'ın dogru yola sevkettigi kimse dogru yolda olur. Saptırdıgı kimseler ise, iste onlar mahvolanlardır

    [179] And olsun ki, cehennem icin de bircok cin ve insan yarattık; onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gozleri vardır ama gormezler; kulakları vardır ama isitmezler. Iste bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. Iste bunlar gafillerdir

    [180] En guzel isimler Allah'ındır, O'na o isimlerle dua edin, O'nun isimleri konusunda egrilige sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını goreceklerdir

    [181] Yarattıklarımızdan bir topluluk hakkı gosterirler ve onunla hukmederler

    [182] Ayetlerimizi yalan sayanları, bilmedikleri yonden, agır agır sonuclarına yaklastıracagız

    [183] Onlara mahsustan muhlet veririm, cunku Benim duzenim cetindir

    [184] Dusunmuyorlar mı ki, arkadasları olan peygamberde deliligin eseri yoktur. O ancak acıkca uyaran bir kimsedir

    [185] Goklerin ve yerin hukumranlıgını, Allah'ın yarattıgı her seyi ve ecellerinin yaklasmıs olması ihtimalini dusunmuyorlar mı? Bundan sonra hangi soze inanacaklar

    [186] Allah'ın saptırdıgını yola getirecek yoktur. O, sapanları taskınlıkları icinde bocalayıp dururlarken bırakır

    [187] Sana, kıyamet saatinin ne zaman gelip catacagını soruyorlar, de ki: "Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini, O'ndan baska belirtecek yoktur. Goklerin ve yerin, agırlıgını kaldıramayacagı o saat, sizlere ansızın gelecektir." Sen sanki ogrenmissin gibi sana soruyorlar, de ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur, ama insanların cogu bu gercegi bilmezler

    [188] De ki: "Allah'ın dilemesi dısında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda degilim. Gorulmeyeni bileydim, daha cok iyilik yapardım ve bana kotuluk de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve mujdeleyen bir peygamberim

    [189] Sizi bir nefisten yaratan ve gonlunun huzura kavusacagı esini de ondan var eden Allah'tır. Esine yaklasınca, esi hafif bir yuk yuklendi ve bu halde bir muddet tasıdı. Hamileligi agırlasınca, karı-koca, Rableri olan Allah'a: "Bize kusursuz bir cocuk verirsen, and olsun ki sukredenlerden oluruz" diye yalvardılar

    [190] Allah onlara kusursuz bir cocuk verince, kendilerine verdigi sey hakkında Allah'a ortaklar kostular. Allah, onların ortak kostukları seylerden yucedir

    [191] Kendileri yaratılmısken, bir sey yaratamayan putları mı ortak kosuyorlar

    [192] Oysa putlar ne onlara yardım edebilir ve ne de kendilerine bir yardımları olur

    [193] Onları dogru yola cagırırsanız, size uymazlar; cagırmanız da, susmanız da onlar icin birdir

    [194] Allah'tan baska taptıklarınız putlar da, sizin gibi yaratıklardır. Eger dogru sozlu iseniz, onları cagırın da size cevap versinler bakalım

    [195] Onların yuruyecek ayakları mı var, yoksa tutacak elleri mi var, ya da gorecek gozleri mi var, veya isitecek kulakları mı var? De ki: "Ortaklarınızı cagırın elinizden gelirse bana tuzak kurun, goz actırmayın

    [196] Cunku benim dostum, Kitap'ı indiren Allah'tır. O, iyileri dost edinir

    [197] O'nu bırakıp da taptıklarınız, kendilerine yardım edemezler ki size yardım etsinler

    [198] Onları dogru yola cagırırsanız duymazlar. Sana baktıklarını gorursun, oysa gormezler

    [199] Sen af yolunu tut, bagısla, uygun olanı emret, bilgisizlere aldırıs etme

    [200] Seytan seni durtecek olursa Allah'a sıgın, dogrusu O isitir ve bilir

    [201] Allah'a karsı gelmekten sakınanlar, seytan tarafından bir vesveseye ugrayınca, Allah'ı anarlar ve hemen gercegi gorurler

    [202] Seytanın kardesleri onları azgınlıga suruklerler ve bundan hic geri durmazlar

    [203] Onlara bir ayet getirmedigin zaman, "Sen bir tane yapsaydın ya" derler. De ki: "Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu Kitap inanan millete Rabbinizden acık belgeler, yol gosterme ve rahmettir

    [204] Kuran okundugu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız

    [205] Rabbini gonulden ve korkarak icinden hafif bir sesle sabah aksam an, gafillerden olma

    [206] Dogrusu Rabbinin katında olanlar, O'na kulluk etmekten buyuklenmezler, O'nu tenzih ederler ve yalnız O'na secde ederler

    Surah 8
    Enfâl

    [1] Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: Ganimetler Allah'ın ve Peygamberindir. Inanıyorsanız Allah'tan sakının, aranızdaki munasebetleri duzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin

    [2] Inananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldıgı zaman kalbleri titrer, ayetleri okundugu zaman bu onların imanlarını artırır. Ve Rablerine guvenirler; namaz kılarlar; kendilerine verdigimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler

    [3] Inananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldıgı zaman kalbleri titrer, ayetleri okundugu zaman bu onların imanlarını artırır. Ve Rablerine guvenirler; namaz kılarlar; kendilerine verdigimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler

    [4] Iste gercekten inanmıs olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, magfiret ve comertce verilmis rızıklar vardır

    [5] Nitekim, Rabbin seni hak ugrunda evinden savas icin cıkarmıstı, oysa muslumanların bir takımı bundan hoslanmamıstı

    [6] Sanki goz gore gore olume surukleniyorlarmıs gibi, gercek ortaya cıktıktan sonra bile seninle tartısıyorlardı

    [7] Allah bu iki taifeden birini size vadetmisti; siz, kuvvetsiz olanın size dusmesini istiyordunuz. Oysa, sucluların hosuna gitmese de, hakkı ortaya cıkarmak ve batılı tepelemek icin, Allah sozleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kokunu kesmek istiyordu

    [8] Allah bu iki taifeden birini size vadetmisti; siz, kuvvetsiz olanın size dusmesini istiyordunuz. Oysa, sucluların hosuna gitmese de, hakkı ortaya cıkarmak ve batılı tepelemek icin, Allah sozleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kokunu kesmek istiyordu

    [9] Rabbinizin yardımına sıgınıyordunuz. O, "Ben size, birbiri pesinden bin melekle yardım ederim" diye cevap vermisti

    [10] Allah bunu ancak bir mujde olması ve kalblerinizin yatısması icin yapmıstı. Yardım ancak Allah katındandır. Dogrusu Allah gucludur, hakimdir

    [11] Allah kendi katından bir guven isareti olarak sizi hafif bir uykuya daldırmıstı. Sizi arıtmak, sizden seytan vesvesesini gidermek, kalblerinizi pekistirmek ve sebatınızı artırmak icin gokten size su indirmisti

    [12] Rabbin meleklere, "Ben sizinleyim, inananları destekleyin" diye vahyetti. "Ben inkar edenlerin kalblerine korku salacagım, artık vurun onların boyunları ustune, vurun her parmagına" dedi

    [13] Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karsı koymalarındandır. Kim Allah'a ve peygamberine karsı koyarsa, bilsin ki, Allah'ın cezası siddetlidir

    [14] Iste bunu tadın, inkar edenlere cehennem azabı da vardır

    [15] Ey Inananlar! Savas icin ilerlerken, inkar edenlerle toplu halde karsılastıgınızda onlara arkanızı donmeyin

    [16] Tekrar savasmak icin bir tarafa cekilmek veya bir baska topluluga katılmak maksadı dısında, o gun arkasını dusmana donen kimse Allah'dan bir gazaba ugramıs olur. Onun varacagı yer cehennemdir. Ne kotu bir donustur

    [17] Onları siz oldurmediniz fakat Allah oldurdu. Attıgın zaman da sen atmamıstın, fakat Allah atmıstı. Allah bunu, inananları guzel bir imtihana tabi tutmak icin yapmıstı. Dogrusu O isitir ve bilir

    [18] Iste bu, Allah'ın inkarcıların duzenini zayıflatıp yok etmesidir

    [19] Ey inkarcılar! Zafer istiyorsanız, iste zafer geldi (aleyhinize cıktı). Peygambere karsı gelmekten vazgecerseniz sizin iyiliginize olur, yok tekrar donerseniz biz de doneriz; toplulugunuz cok da olsa size hicbir fayda vermez. Allah inananlarla beraberdir

    [20] Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine itaat edin, Kuran'ı dinleyip dururken yuz cevirmeyin, dinlemedikleri halde "dinledik" diyenler gibi olmayın

    [21] Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine itaat edin, Kuran'ı dinleyip dururken yuz cevirmeyin, dinlemedikleri halde "dinledik" diyenler gibi olmayın

    [22] Allah katında, yeryuzundeki canlıların en kotusu gercegi akletmeyen sagırlar ve dilsizlerdir

    [23] Allah onlarda bir iyilik gorseydi onlara isittirirdi. Onlara isittirmis olsaydı yine de yuz cevirirlerdi, zaten donektirler

    [24] Ey inananlar! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek seye cagırdıgı zaman icabet edin. Allah'ın kisi ile kalbi arasına girdigini ve sonunda O'nun katında toplanacagınızı bilin

    [25] Aranızdan yalnız zalimlere erismekle kalmayacak fitneden sakının, Allah'ın azabının siddetli oldugunu bilin

    [26] Yeryuzunde az sayıda oldugunuz ve zayıf sayıldıgınız icin insanların sizi esir olarak alıp goturmesinden korktugunuz zamanları, hatırlayın. Allah, sukredesiniz diye sizi barındırmıs, yardımıyla desteklemis, temiz seylerle rızıklandırmıstır

    [27] Ey inananlar! Allah'a ve Peygambere karsı hainlik etmeyin, size guvenilen seylere bile bile hıyanet etmis olursunuz

    [28] Mallarınızın ve cocuklarınızın, aslında bir sınama oldugunu ve buyuk ecrin Allah katında bulundugunu bilin

    [29] Ey inananlar! Allah'tan sakınırsanız, O size iyiyi kotuden ayırdedecek bir anlayıs verir, kotuluklerinizi orter, sizi bagıslar. Allah buyuk, bol nimet sahibidir

    [30] Inkar edenler, seni baglayıp bir yere kapamak veya oldurmek, ya da surmek icin duzen kuruyorlardı. Onlar duzen kurarken, Allah da duzenlerini bozuyordu. Allah duzen yapanların en iyisidir

    [31] Ayetlerimiz onlara okundugu zaman, "Isittik, isittik! Istesek biz de aynını soyleyebiliriz; bu sadece eskilerin masallarıdır" derlerdi

    [32] Allah'ımız! Eger bu Kitap, gercekten Senin katından ise bize gokten tas yagdır veya can yakıcı bir azab ver" demislerdi

    [33] Oysa, sen iclerinde iken Allah onlara azabetmez. Onlar bagıslanma dilerlerken de elbette Allah azab edecek degildir

    [34] Yoksa Mescidi Haram'a girmekten menederlerken Allah onlara nicin azab etmesin? Hem de O'nun dostu degiller; O'nun dostları ancak karsı gelmekten sakınanlardır. Fakat cogu bunu bilmiyorlar

    [35] Kabe'deki tapınmaları sadece ıslık calmak ve el cırpmaktan baska bir sey degildir. Inkarınıza karsılık artık azabı tadın

    [36] Dogrusu inkar edenler mallarını Allah'ın yolundan insanları alıkoymak icin sarfederler ve daha da sarfedeceklerdir; ama sonra icleri yanacak, hem de maglup olacaklardır. Bu, Allah'ın, temizi murdardan ayırması ve murdarları ustuste koyup hepsini yıgarak cehenneme yerlestirmesi icindir; inkar edenler cehenneme toplanacaklardır. Iste onlar mahvolanlardır

    [37] Dogrusu inkar edenler mallarını Allah'ın yolundan insanları alıkoymak icin sarfederler ve daha da sarfedeceklerdir; ama sonra icleri yanacak, hem de maglup olacaklardır. Bu, Allah'ın, temizi murdardan ayırması ve murdarları ustuste koyup hepsini yıgarak cehenneme yerlestirmesi icindir; inkar edenler cehenneme toplanacaklardır. Iste onlar mahvolanlardır

    [38] Inkar edenlere, eger savastan vazgecerlerse, gecmislerinin bagıslanacagını ve tekrar baslarlarsa evvelkilerin hukmunun uygulanacagını soyle

    [39] Fitne kalmayıp, yalnız Allah'ın dini kalana kadar onlarla savasın. Eger vazgecerlerse bilsinler ki Allah onların islediklerini suphesiz gorur

    [40] Eger yuz cevirirlerse Allah'ın sizin dostunuz oldugunu bilin; O ne guzel dost, ne guzel yardımcıdır

    [41] Eger Allah'a ve hakkı batıldan ayıran o gunde, iki toplulugun karsılastıgı gunde kulumuza indirdigimize inanıyorsanız, bilin ki, ele gecirdiginiz ganimetin beste biri Allah'ın, Peygamber'in ve yakınlarının, yetimlerin, duskunlerin ve yolcularındır. Allah her seye Kadir'dir

    [42] Siz vadiye en yakın ve onlar da en uzak yamacta idiler; kervanın suvarileri sizden daha asagıdaydı. Savas icin bulusmak uzere sozlesmeye kalksaydınız, vaktini tayinde anlasmazlıga duserdiniz; fakat Allah mahvolan, apacık belgeden oturu mahvolsun, yasayan da apacık belgeden oturu yasasın diye olacak isi yaptı. Dogrusu Allah isitir ve bilir

    [43] Allah onları uykunda sana az gosteriyordu. Cok gostermis olsaydı, yılacak ve bu hususta cekismeye baslıyacaktınız, fakat Allah sizi kurtardı; cunku O kalblerde olanı bilir

    [44] Karsılastıgınızda, olacak isi oldurmak icin, onları gozlerinize az gosteriyor ve sizi de onların gozunde azaltıyordu. Butun isler donup Allah'a varır

    [45] Ey inananlar! Bir toplulukla karsılasırsanız dayanın; basarıya erisebilmeniz icin Allah'ı cok anın

    [46] Allah'a ve Peygamberine itaat edin; cekismeyin, yoksa korkar basarısızlıga dusersiniz ve kuvvetiniz gider. Sabredin, dogrusu Allah sabredenlerle beraberdir

    [47] Yurtlarından boburlenerek, insanlara gosteris yaparak cıkan ve Allah yolundan men edenler gibi olmayın. Allah onların islediklerini her yonuyle bilendir

    [48] Seytan onlara islediklerini guzel gosterdi ve "Bugun insanlardan sizi yenecek kimse yoktur; dogrusu ben de size yardımcıyım" dedi. Iki ordu karsılasınca da, geri donup, "Benim sizinle ilgim yok; dogrusu sizin gormediginizi ben goruyorum ve suphesiz Allah'tan korkuyorum, Allah'ın azabı siddetlidir" dedi

    [49] Ikiyuzluler ve kalblerinde hastalık bulunanlar "Muslumanları dinleri aldattı" diyorlardı; oysa, kim Allah'a guvenirse bilmelidir ki Allah gucludur, hakimdir

    [50] Melekler, inkar edenlerin yuzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptıgınızın karsılıgıdır" diyerek canlarını alırken bir gorseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez

    [51] Melekler, inkar edenlerin yuzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptıgınızın karsılıgıdır" diyerek canlarını alırken bir gorseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez

    [52] Firavun taifesi ve onlardan oncekilerin gidisi gibi, Allah'ın ayetlerini yalanladılar da Allah onları gunahlarından oturu yoketti. Allah kuvvetlidir, cezalandırması siddetlidir

    [53] Bu, bir topluluk iyi gidisini degistirmedikce Allah'ın da verdigi nimeti degistirmeyeceginden ve Allah'ın isiten, bilen olmasındandır

    [54] Firavun taifesi ve onlardan oncekilerin gidisi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar da onları gunahlarından oturu yok ettik. Firavun taifesini suda bogduk, hepsi zalimlerdi

    [55] Allah katında yeryuzunde yasayanların en kotusu, inkar edenlerdir. Onlar artık inanmazlar

    [56] Anlasma yaptıgın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlasmalarını her defasında bozarlar. Savasta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak sekilde, darmadagın et

    [57] Anlasma yaptıgın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlasmalarını her defasında bozarlar. Savasta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak sekilde, darmadagın et

    [58] Eger bir toplulugun anlasmaya hıyanet etmesinden korkarsan, sen de onlara karsı anlasmayı bozarak aynı sekilde davran. Dogrusu Allah hainleri sevmez

    [59] Inkar edenler, asla one gectiklerini sanmasınlar, cunku onlar bizi aciz bırakamıyacaklardır

    [60] Ey inananlar! Onlara karsı gucunuzun yettigi kadar Allah'ın dusmanı ve sizin dusmanlarınızı ve bunların dısında Allah'ın bilip sizin bilmediklerinizi yıldırmak uzere kuvvet ve savas atları hazırlayın. Allah yolunda sarfettiginiz her sey size haksızlık yapılmadan, tamamen odenecektir

    [61] Eger onlar barısa yanasırlarsa, sen de yanas ve Allah'a guven. O, suphesiz isitir ve bilir

    [62] Seni aldatmak isterlerse, bil ki suphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlastıran O'dur. Eger yeryuzunde olan her seyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlastıramazdın, ama Allah onları uzlastırdı. Dogrusu O Guclu'dur, Hakim'dir

    [63] Seni aldatmak isterlerse, bil ki suphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlastıran O'dur. Eger yeryuzunde olan her seyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlastıramazdın, ama Allah onları uzlastırdı. Dogrusu O Guclu'dur, Hakim'dir

    [64] Allah'ın yardımı sana ve sana uyan muminlere yeter

    [65] Muminleri savas icin costur. Sizin sabırlı yirmi kisiniz onlardan ikiyuz kisiyi yener. Sizin yuz kisiniz, inkar edenlerden bin kisiyi yener; cunku onlar anlayıssız bir guruhtur. Simdi Allah yukunuzu hafifletti, zira icinizde zaaf bulundugunu biliyordu. Sizin sabırlı yuz kisiniz onlardan ikiyuz kisiyi yener; sizin bin kisiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kisiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir

    [66] Muminleri savas icin costur. Sizin sabırlı yirmi kisiniz onlardan ikiyuz kisiyi yener. Sizin yuz kisiniz, inkar edenlerden bin kisiyi yener; cunku onlar anlayıssız bir guruhtur. Simdi Allah yukunuzu hafifletti, zira icinizde zaaf bulundugunu biliyordu. Sizin sabırlı yuz kisiniz onlardan ikiyuz kisiyi yener; sizin bin kisiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kisiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir

    [67] Yeryuzunde savasırken, dusmanı yere sermeden esir almak hicbir peygambere yarasmaz. Gecici dunya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti kazanmanızı ister. Allah Guclu'dur, Hakim'dir

    [68] Daha onceden Allah'tan verilmis bir hukum olmasaydı, aldıklarınızdan oturu size buyuk bir azab erisirdi

    [69] Elde ettiginiz ganimetleri temiz ve helal olarak yiyin; Allah'tan sakının, dogrusu Allah bagıslar ve merhamet eder

    [70] Elinizde bulunan esirlere, "Allah kalblerinizde bir iyilik bulursa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir, sizi bagıslar, Allah bagıslayandır, merhamet edendir" de

    [71] Esirler sana hıyanet etmek isterlerse, bilsinler ki esasen daha once de Allah'a hıyanet etmislerdi, Allah bundan oturu onları yenmen icin sana imkan verdi. Allah Bilen'dir, Hakim'dir

    [72] Dogrusu inanıp hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenler ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, iste bunlar birbirinin dostudurlar. Inanıp hicret etmeyenlerle, hicret edene kadar sizin dostlugunuz yoktur. Fakat din ugrunda yardım isterlerse, aranızda anlasma olmayan topluluktan baskasına karsı onlara yardım etmeniz gerekir. Allah islediklerinizi gorur

    [73] Inkar edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eger siz aranızda dost olmazsanız yeryuzunde kargasalık, fitne ve buyuk bozgun cıkar

    [74] Inanıp hicret eden, Allah yolunda savasanlar ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, iste onlar gercekten inanmıs olanlardır. Onlara magfiret ve comertce verilmis rızıklar vardır

    [75] Sonra inanıp hicret eden ve sizinle birlikte savasanlar, iste onlar sizdendir. Birbirinin mirascısı olan akraba, Allah'ın Kitap'ına gore birbirine daha yakındır. Dogrusu Allah her seyi bilir

    Surah 9
    Tevbe

    [1] Allah'tan ve Peygamberinden, kendileriyle andlasma yaptıgınız musriklere ihtardır: Yeryuzunde dort ay daha dolasabilirsiniz. Allah'ı aciz bırakamayacagınızı, Allah'ın inkarcıları rezil edecegini bilin

    [2] Allah'tan ve Peygamberinden, kendileriyle andlasma yaptıgınız musriklere ihtardır: Yeryuzunde dort ay daha dolasabilirsiniz. Allah'ı aciz bırakamayacagınızı, Allah'ın inkarcıları rezil edecegini bilin

    [3] Allah'ın ve Peygamberinin, ortak kosanlardan uzak oldugunu, buyuk hac gunu, Allah ve peygamberi insanlara ilan eder. Eger tevbe ederseniz, bu sizin icin daha hayırlı olur, yuz cevirirseniz, bilin ki siz Allah'ı aciz bırakamazsınız. Inkar edenlere can yakıcı azabı mujdele

    [4] Yalnız, andlasma hukumlerinde size karsı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinizde kimseye yardım etmeyen musriklerle yaptıgınız andlasmaya sonuna kadar riayet edin. Allah sakınanları sever

    [5] Hurmetli aylar cıkınca, puta tapanları buldugunuz yerde oldurun; onları yakalayıp hapsedin; her gozetleme yerinde onları bekleyin. Eger tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Dogrusu Allah bagıslar ve merhamet eder

    [6] Puta tapanlardan biri sana sıgınırsa, onu guvene al; ta ki Allah'ın sozunu dinlesin. Sonra onu guven icinde olacagı yere ulastır. Cunku onlar bilgisiz bir topluluktur

    [7] Mescidi Haram'ın yanında andlastıklarınızın dısında, puta tapanların Allah katında ve Peygamberi onunde nasıl bir andlasmaları olabilir. Size dogru davrandıkca siz de onlara dogru davranın. Allah, sozlesmelerini bozmaktan sakınanları sever

    [8] Nasıl olabilir ki, size ustun gelselerdi ne bir yakınlık, ne de bir ahd gozetirlerdi. Kalpleriyle istemezlerken sizi agızlarıyla hosnut etmeye ugrasırlar; cokları fasıktırlar

    [9] Allah'ın ayetlerini az bir degere degisip, O'nun yolundan alıkoydular. Onların isledikleri gercekten ne kotudur

    [10] Onlar hicbir muminin yakınlık veya ahdini gozetmezler. Iste asırı gidenler bunlardır

    [11] Eger tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, sizin din kardesiniz olurlar. Bilen kimseler icin ayetleri uzun uzadıya acıklıyoruz

    [12] Eger andlasmalarından sonra, yeminlerini bozarlar, dininize dil uzatırlarsa, inkarda onde gidenlerle savasın, cunku onların yeminleri sayılmaz, belki vazgecerler

    [13] Yeminlerini bozan, Peygamberi surgune gondermeye azmeden bir toplumla savasmanız gerekmez mi ki, once onlar baslamıslardır? Onlardan korkar mısınız? Eger inanıyorsanız bilin ki asıl korkmanız gereken Allah'tır

    [14] Onlarla savasın ki Allah sizin elinizle onları azablandırsın, rezil etsin ve sizi ustun getirsin de muminlerin gonullerini ferahlandırsın, kalblerindeki ofkeyi gidersin. Allah dilediginin tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hakimdir

    [15] Onlarla savasın ki Allah sizin elinizle onları azablandırsın, rezil etsin ve sizi ustun getirsin de muminlerin gonullerini ferahlandırsın, kalblerindeki ofkeyi gidersin. Allah dilediginin tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hakimdir

    [16] Allah, icinizden cihat edenleri; Allah'tan, peygamberinden ve inananlardan baska sırdas edinmeyenleri ortaya cıkarmadan sizi kendi halinize bırakacak mı zannediyorsunuz? Allah islediklerinizden haberdardır

    [17] Puta tapanların kendilerinin inkarcı olduklarını itiraf edip dururken Allah'ın mescidlerini onarmaları gerekmez. Onların isledikleri bosa gitmistir, cehennemde temelli kalacaklardır

    [18] Allah'ın mescidlerini sadece, Allah'a ve ahiret gunune inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler onarır. Iste onlar dogru yolda bulunanlardan olabilirler

    [19] Hacca gelenlere su vermeyi, Mescidi Haramı onarmayı, Allah'a ve ahiret gunune inananla, Allah yolunda cihat edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar; Allah zulmeden milleti dogru yola eristirmez

    [20] Inanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat eden kimselere Allah katında en buyuk dereceler vardır. Iste kurtulanlar onlardır

    [21] Rableri onlara katından bir rahmet, hosnutluk ve icinde tukenmez nimetler bulunan cennetleri mujdeler. Dogrusu buyuk ecir Allah katındadır

    [22] Rableri onlara katından bir rahmet, hosnutluk ve icinde tukenmez nimetler bulunan cennetleri mujdeler. Dogrusu buyuk ecir Allah katındadır

    [23] Ey inananlar! Babalarınızı, kardeslerinizi kufru imana tercih ediyorlarsa dost edinmeyin. Sizden onları kim dost edinirse dogrusu kendine yazık etmis olurlar

    [24] De ki: "Babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, akrabanız, elde ettiginiz mallar, durgun gitmesinden korktugunuz ticaret, hosunuza giden evler sizce Allah'tan, Peygamberinden ve Allah yolunda savasmaktan daha sevgili ise, Allah'ın buyrugu gelene kadar bekleyin. Allah fasık kimseleri dogru yola eristirmez

    [25] And olsun ki Allah size bircok yerlerde, ve coklugunuzun sizi boburlendirdigi fakat bir faydası da olmadıgı, yeryuzunun genis olmasına ragmen size dar gelip de bozularak arkanıza dondugunuz Huneyn gununde yardım etmisti

    [26] Bozgundan sonra Allah, Peygamberine, muminlere guvenlik verdi ve gormediginiz askerler indirdi; inkar edenleri azaba ugrattı. Inkarcıların cezası budur

    [27] Allah bundan sonra da dilediginin tevbesini kabul eder. Allah bagıslar ve merhamet eder

    [28] Ey inananlar! Dogrusu puta tapanlar pistirler, bu sebeple, bu yıllardan sonra Mescidi Haram'a yaklasmasınlar. Eger fakirlikten korkarsanız, bilin ki Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginlestirecektir. Allah suphesiz bilendir, hakimdir

    [29] Kitap verilenlerden, Allah'a, ahiret gunune inanmayan, Allah'ın ve Peygamberinin haram kıldıgını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını bukup kendi elleriyle cizye verene kadar savasın

    [30] Yahudiler, "Uzeyr Allah'ın ogludur" dediler; Hıristiyanlar, "Mesih Allah'ın ogludur" dediler. Bu, daha once inkar edenlerin sozlerine benzeterek agızlarında geveledikleri sozdur. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar

    [31] Onlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oglu Mesih'i rableri olarak kabul ettiler. Oysa tek Tanrı'dan baskasına kulluk etmemekle emrolunmuslardı. Ondan baska tanrı yoktur. Allah, kostukları eslerden munezzehtir

    [32] Allah'ın nurunu agızlarıyla sondurmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır

    [33] Puta tapanlar hoslanmasa da, dinini butun dinlerden ustun kılmak uzere, Peygamberini dogru yol ve hak dinle gonderen Allah'tır

    [34] Ey inananlar! Hahamlar ve rahiplerin cogu, insanların mallarını haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gumusu biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı mujdele

    [35] Bunlar cehennem atesinde kızdırıldıgı gun, alınları, bogurleri ve sırtları onlarla daglanacak, "Bu, kendiniz icin biriktirdiginizdir; biriktirdiginizi tadın" denecek

    [36] Allah'ın gokleri ve yeri yarattıgı gunku yazısında, Allah'a gore ayların sayısı onikidir. Bunlardan dordu hurmetli aydır. Bu dosdogru bir nizamdır. Oyleyse o aylar icinde kendinize yazık etmeyin, topyekun sizinle savasan putperestlerle siz de topyekun savasın, Allah'ın sakınanlarla beraber oldugunu bilin

    [37] Sapıtmak icin hurmetli ayların yerlerini degistirip geciktirmek, kufurde gercekten ileri gitmekdir. Inkar edenler Allah'ın haram kıldıgı ayların sayısına uydurmak icin, onu bir yıl haram, bir yıl helal sayıyor, boylece Allah'ın haram kıldıgını helalkılıyorlar. Kotu isleri kendilerine guzel gorundu. Allah inkar eden toplumu dogru yola eristirmez

    [38] Ey inananlar! Size ne oldu ki, "Allah yolunda, savasa cıkın" dendigi zaman yere cokup kaldınız? Oysa dunya hayatının gecimi ahirete gore pek az bir seydir

    [39] Cıkmazsanız Allah size can yakıcı azabla azabeder ve yerinize baska bir millet getirir. O'na bir sey de yapamazsınız. Allah her seye kadirdir

    [40] Ona (Muhammed'e) yardım etmezseniz, bilin ki, inkar edenler onu Mekke'den cıkardıklarında magarada bulunan iki kisiden biri olarak Allah ona yardım etmisti. Arkadasına (Ebu Bekir'e) "Uzulme, Allah bizimledir" diyordu; Allah da ona guven vermis, gormediginiz askerlerle onu desteklemis, inkar edenlerin sozunu alcaltmıstı. Ancak Allah'ın sozu yucedir. Allah gucludur, hakimdir

    [41] Isteyen, istemeyen, hepiniz savasa cıkın. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat edin. Bilirseniz bu sizin icin hayırlıdır

    [42] Kolay bir kazanc, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı, fakat cıkılacak yol onlara uzak geldi, kendilerini helak ederek, "Gucumuz yetseydi sizinle beraber cıkardık" diye Allah'a yemin edeceklerdir. Allah, onların yalancı oldugunu elbette biliyor

    [43] Allah seni affetsin; dogrular sana belli olup, yalancıları bilmeden once, nicin onlara izin verdin

    [44] Allah'a ve ahiret gunune inananlar, mallariyle, canlariyle savasmak istediklerinden oturu geri kalmak icin senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir

    [45] Ancak Allah'a ve ahiret gunune inanmayan, kalbleri supheye dusup suphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler

    [46] Eger savasa cıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Ama Allah davranıslarını begenmedi de onları alıkoydu. "Acizlerle beraber oturun" denildi

    [47] Aranızda savasa cıkmıs olsalardı, ancak sizi bozmaga calısırlar ve fitneye dusurmek icin aranıza sokulurlardı. Icinizde onlara kulak verenler var. Allah kendilerine yazık edenleri bilir

    [48] And olsun ki, daha once de fitne koparmak istemislerdi. Sana karsı bir takım isler ceviriyorlardı, sonunda onlar istemedikleri halde hak ortaya cıktı, Allah'ın emri ustun geldi

    [49] Onlardan, "Bana izin ver, beni fitneye dusurme" diyen vardır. Bilin ki onlar zaten fitneye dusmuslerdi. Cehennem, inkar edenleri suphesiz kusatacaktır

    [50] Sana bir iyilik gelince onların fenasına gider; bir kotuluk gelse, "Biz onceden ihtiyatlı davrandık" derler, sevinerek donup giderler

    [51] De ki: "Allah'ın bize yazdıgından baskası basımıza gelmez. O bizim Mevlamızdır, inananlar Allah'a guvensin

    [52] De ki: "Bize iki iyiden, gazilik ve sehidlikten baska bir seyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz Allah'ın kendi katından veya elimizle, sizi bir azaba ugratmasını bekliyoruz. Bekleyiniz, dogrusu biz de sizinle birlikte beklemekteyiz

    [53] De ki: "Istekli yahut isteksiz olarak verin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz suphesiz fasık bir topluluksunuz

    [54] Verdiklerinin kabul olunmasına engel olan, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmeleri, namaza tembel tembel gelmeleri, istemeye istemeye vermeleridir

    [55] Artık onların malları ve cocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dunya hayatında azabetmek ve canlarının inkarcı olarak cıkmasını ister

    [56] Sizden olmadıkları halde, sizinle beraber olduklarına Allah'a yemin ederler. Oysa onlar korkak bir topluluktur

    [57] Bir sıgınak veya magara yahut girecek bir yer bulmus olsalardı, carcabuk oraya yonelirlerdi

    [58] Sadakalar hakkında sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hosnut olurlar, verilmezse, hemen ofkeleniverirler

    [59] Eger onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine vermis oldukları seylere razı olsalar ve "Allah bize yeter, O ve Peygamberi bol nimetinden bize verecektir; dogrusu biz Allah'a gonul baglayanlardanız" deselerdi daha hayırlı olurdu

    [60] Zekatlar; Allah'tan bir farz olarak yoksullara, duskunlere, onu toplayan memurlara, kalbleri Muslumanlıga ısındırılacaklara verilir; kolelerin, borcluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların ugrunda sarfedilir. Allah bilendir, hakimdir

    [61] Ikiyuzlulerin icinde "O her seye kulak kesiliyor" diyerek Peygamberi incitenler vardır. De ki: "O kulak, Allah'a inanan ve muminlere inanan, sizin icin hayırlı olan, icinizden inanan kimselere rahmet olan bir kulaktır." Allah'ın Peygamberini incitenlere can yakıcı azab vardır

    [62] Sizi hosnut etmek icin Allah'a yemin ederler. Eger inanıyorlarsa Allah'ı ve Peygamberini hosnut etmeleri daha gereklidir

    [63] Allah'a ve Peygamberine karsı koymaga kalkısana, ebedi kalacagı cehennem atesi bulundugunu bilmezler mi? Buyuk rezillik budur

    [64] Ikiyuzluler, kalblerinde olanı haber verecek bir surenin inmesinden cekiniyorlar. De ki: "Alay edin bakalım, Allah cekindiginiz seyi ortaya koyacaktır

    [65] Onlara soracak olursan, "Biz and olsun ki, eglenip oynuyorduk" diyecekler; De ki: "Allah'la, ayetleriyle, Peygamberiyle mi alay ediyordunuz

    [66] Ozur beyan etmeyin, inandıktan sonra inkar ettiniz. Icinizden bir toplulugu affetsek bile, suclarından oturu bir topluluga da azab ederiz

    [67] Ikiyuzlu erkek ve kadınlar da birbirlerindendir: Kotulugu emreder, iyilige engel olurlar; elleri de sıkıdır; Allah'ı unuttular, bu yuzden Allah da onları unuttu. Dogrusu ikiyuzluler fasıktırlar

    [68] Allah, ikiyuzlu erkek ve kadınlara ve inkarcılara, ebedi kalacakları cehennem atesini hazırlamıstır. O, onlara yeter. Allah onları lanetlemistir (rahmetinden uzak kılmıstır). Onlara devamlı azab vardır

    [69] Ey ikiyuzluler! Siz, sizden once daha kuvvetli, malları ve cocukları daha cok olup, hisselerince bunlardan faydalanan kimseler gibisiniz. Sizden oncekiler, hisselerince faydalandıkları gibi siz de hissenizce faydalandınız ve onların batıla daldıklarıgibi siz de daldınız. Iste bunlar dunyada ve ahirette isleri bosa cıkanlardır, iste bunlar mahvolanlardır

    [70] Kendilerinden once olan Nuh, Ad, Semud milletlerinin, Ibrahim milletinin, Medyen ve altust olmus sehirler halkının haberleri onlara gelmedi mi? Peygamberleri onlara belgeler getirmislerdi. Allah onlara zulmetmemis, onlar kendilerine yazık etmislerdir

    [71] Mumin erkekler ve mumin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kotulukten alıkorlar; namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. Iste Allah bunlara rahmet edecektir. Allah suphesiz gucludur, hakimdir

    [72] Allah mumin erkeklere ve mumin kadınlara, temelli kalacakları, iclerinden ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde hos meskenler vadetmistir. Allah'ın hosnut olması en buyuk seydir. Iste buyuk kurtulus budur

    [73] Ey Peygamber! Inkarcılarla, ikiyuzlulerle savas; onlara karsı sert davran. Varacakları yer cehennemdir, ne kotu donustur

    [74] And olsun ki, musluman olduktan sonra inkar edip kufur sozunu soylemisler iken, soylemedik diye Allah'a yemin ettiler, basaramayacakları bir seye giristiler; Allah ve Peygamberi bol nimetinden onları zenginlestirdi ve oc almaya kalktılar. Eger tevbe ederlerse iyiliklerine olur; sayet yuz cevirirlerse, Allah onları dunya ve ahirette can yakıcı azaba ugratır. Yeryuzunde bir dost ve yardımcıları yoktur

    [75] Aralarında: "Allah bize bol nimetinden verecek olursa, and olsun ki sadaka verecegiz ve iyilerden olacagız" diye O'na and verenler vardır

    [76] Allah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler, yuz cevirdiler. Zaten donektirler

    [77] Allah'a verdikleri sozden caydıkları ve yalancı oldukları icin O'nunla karsılasacakları gune kadar Allah kalblerine nifak soktu

    [78] Ikiyuzluler, Allah'ın onların sırlarını ve gizli toplantılarını bildigini, Allah'ın gorunmeyenleri bilen oldugunu bilmiyorlar mıydı

    [79] Sadaka vermekte gonulden davranan muminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldigi kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranıslarının cezasını Allah verir; onlara can yakıcı azab vardır

    [80] Onların ister bagıslanmasını dile, ister dileme, birdir. Onlara yetmis defa bagıslanma dilesen Allah onları bagıslamayacaktır. Bu, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmelerinden oturudur. Allah fasık toplulugu dogru yola eristirmez

    [81] Allah'ın Peygamberinin hilafına geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallariyle ve canlariyle cihat hoslarına gitmedi. "Sıcakta savasa cıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem atesi daha sıcaktır." Keske bilseydiler

    [82] Yaptıklarının cezası olarak, bundan boyle az gulsunler, cok aglasınlar

    [83] Allah seni geri dondurup, onlardan bir toplulukla karsılastırdıgı zaman, senden savasa cıkmak icin izin isterlerse, de ki: "Benimle asla cıkamayacaksınız, benim yanımda hicbir dusmanla savasmıyacaksınız; cunku bastan, oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun

    [84] Onlardan olen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı basında da durma! Cunku onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler, fasık olarak olduler

    [85] Malları ve cocukları seni hayrete dusurmesin; Allah bunlarla onlara dunyada azabetmek ve canlarının inkarcı olarak cıkmasını ister

    [86] Allah'a inanın ve Peygamberinin yanında savasın" diye bir sure inmis olsa, onların gucu yetenleri sizden izin isterler ve "Bizi bırak oturanlarla beraber kalalım" derler

    [87] Geri kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Kalbleri kapanmıstır, bu yuzden anlamazlar

    [88] Ama Peygamber ve onunla beraber bulunan muminler, mallariyle ve canlariyle savastılar. Iste iyilikler onlaradır, saadete erisenler de onlardır

    [89] Allah onlara temelli kalacakları, iclerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıstır. Buyuk kurtulus budur

    [90] Bedevilerden, izin almak uzere, ozur beyan eden kimseler geldiler. Allah'a ve Peygamberine yalan soyleyenler ise, ozur bile beyan etmeksizin geri kaldılar. Onlardan kafir olanlar can yakıcı azaba ugrayacaktır

    [91] Gucsuzlere, hastalara ve sarfedecek bir seyi bulunmayanlara, Allah ve Peygamberine baglı kaldıkları muddetce sorumluluk yoktur. Iyi davrananlara sorumluluk olmaz. Allah bagıslayandır, merhamet edendir

    [92] Binek vermen icin sana geldiklerinde, "Size binek bulamıyorum" dedigin zaman, sarfedecek bir sey bulamadıkları icin uzuntuden gozyası dokerek geri donenlere de sorumluluk yoktur

    [93] Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalan kadınlarla bulunmaya razı olanlara ve Allah kalblerini muhurlemis oldugu icin bilmeyenleredir

    [94] Savastan dondugunuzde size ozur beyan ederler. Onlara de ki: "ozur beyan etmeyin, size inanmayacagız, Allah haberlerinizi bize bildirmistir. Allah da, Peygamberi de isleyeceklerinizi gorecektir. Sonunda, gorulmeyeni ve goruneni bilen Allah'a geri cevrileceksiniz. O, islediklerinizi size haber verecektir

    [95] Dondugunuzde kendilerine cıkısmamanız icin, Allah'a yemin edeceklerdir. Siz onlardan yuz cevirin; cunku pistirler. Yaptıklarının karsılıgı olarak varacakları yer cehennemdir

    [96] Kendilerinden hosnut olasınız diye, size and verirler. Siz onlardan hosnut olsanız bile, Allah, yoldan cıkmıs kimselerden razı olmaz

    [97] Bedevilerin kufur ve nifakları her yonden, daha ileridir. Allah'ın, Peygamberine indirdiginin sınırlarını bilmemek, onlara daha layıktır. Allah bilendir, hakimdir

    [98] Bedevilerden, Allah yolunda sarfettiklerini angarya sayanlar ve sizin basınıza belalar gelmesini bekleyenler vardır. Belalar onlara olsun; Allah isitir ve bilir

    [99] Bedevilerden, Allah'a ve ahiret gunune inanan, sarfettigini, Allah katında ibadet ve Peygamberin dualarına nail olmaga vesile sayanlar da vardır. Bilin ki, verdikleri onlar icin ibadettir. Allah, onlara rahmet edecektir. Allah suphesiz bagıslar ve merhamet eder

    [100] Iyilik yarısında onceligi kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara guzelce uyanlardan Allah hosnut olmustur, onlar da Allah'tan hosnuddurlar. Allah onlara, icinde temelli ve ebedi kalacakları, iclerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıstır; iste buyuk kurtulus budur

    [101] Cevrenizdeki Bedeviler icinde ikiyuzluler ve Medine'liler icinde de ikiyuzlulukte direnenler vardır. Onları siz degil, ancak Biz biliriz. Kendilerine iki defa azabedecegiz; onlar sonra da buyuk bir azaba ugratılırlar

    [102] Savastan geri kalanların bir kısmı da, suclarını itiraf ettiler. Onlar iyi isi kotuyle karıstırmıslardı. Allah'ın onların tevbesini kabul etmesi umulur; cunku O bagıslayandır, merhamet edendir

    [103] Mallarının bir kısmını, kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al, onlara dua et; senin duan onlar icin bir guvendir. Allah isitir ve bilir

    [104] Allah'ın, kullarının tevbesini kabul ettigini, sadakalar aldıgını, Allah'ın tevbeleri kabul ve merhamet eden oldugunu bilmiyorlar mı

    [105] De ki: "Istediginizi isleyin; Allah, Peygamberi ve muminler islediklerinizi gorecektir. Hepiniz, gorulmeyeni ve goruleni bilen Allah'a donduruleceksiniz. O size, islediklerinizi bildirecektir

    [106] Savastan geri kalanların bir kısmının isi de Allah'ın buyruguna kalmıstır. Allah onlara ya azabeder, ya da tevbelerini kabul eder. O bilendir, hakimdir

    [107] Zarar vermek, inkar etmek, muminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamber'ine karsı savasanlara daha onceden gozculuk yapmak uzere bir mescid kurup: "Biz sadece iyilik yapmak istedik" diye yemin edenlerin yalancı olduklarına suphesiz ki Allah sahiddir

    [108] O mescide hic girme! Ilk gununden beri Allah'a karsı gelmekten sakınmak icin kurulan mescidde bulunman daha uygundur. Orada, arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever

    [109] Yapısını, Allah'tan sakınmak ve Onun hosnudluguna ermek icin yapan kimse mi daha hayırlıdır; yoksa, yapısını kayacak bir yar kıyısına yapıp da onunla beraber cehennem atesine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden kimselere dogru yolu gostermez

    [110] Yaptıkları bina, kalblerinde suphe ve ızdırap kaynagı olmakta kalbleri paralanana kadar devam edecektir. Allah bilendir, hakimdir

    [111] Allah suphesiz, Allah yolunda savasıp, olduren ve oldurulen muminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, Incil ve Kuran'da soz verilmis bir hak olarak cennete karsılık satın almıstır. Verdigi sozu Allah'tan daha cok tutan kim vardır? Oyleyse, yaptıgınız alısverise sevinin; bu buyuk basarıdır

    [112] Allah'a tevbe eden, kullukta bulunan, O'nu oven, O'nun ugrunda gezen, ruku ve secde eden, uygun olanı buyurup fenalıgı yasak eden ve Allah'ın yasalarını koruyan muminlere de mujdele

    [113] Cehennemlik oldukları anlasıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar icin magfiret dilemek Peygamber'e ve muminlere yarasmaz

    [114] Ibrahim'in, babası icin magfiret dilemesi, sadece ona verdigi bir sozden oturu idi

    [115] Allah, bir milleti dogru yola eristirdikten sonra, sakınacakları seyleri onlara acıklamadıkca, sapıklıga dusurmez. Allah suphesiz her seyi bilir

    [116] Goklerin ve yerin hukumranlıgı elbette Allah'ındır; dirilten ve olduren O'dur. Allah'tan baska dost ve yardımcınız yoktur

    [117] And olsun ki, Allah, sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalbleri kaymak uzere iken Peygamber'e uyan Muhacirlerle Ensarın ve Peygamberin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karsı sefkatli ve merhametli oldugu icin kabul etmistir

    [118] Butun genisligine ragmen yer onlara dar gelerek nefisleri kendilerini sıkıstırıp, Allah'tan baska sıgınacak kimse olmadıgını anlayan, savastan geri kalmıs uc kisinin tevbesini de kabul etti. Allah, tevbe ettikleri icin onların tevbesini kabul etmistir. Cunku O tevbeleri kabul eden, merhametli olandır

    [119] Ey inananlar! Allah'tan sakının ve dogrularla beraber olun

    [120] Medinelilere ve cevrelerinde bulunan Bedevilere, savasta Allah'ın Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yarasmaz. Cunku Allah yolunda susuzluga, yorgunluga, aclıga ugramak, kafirleri kızdıracak bir yeri isgal etmek ve dusmana basarı kazanmak karsılıgında, onların yararlı bir is yaptıkları mutlaka yazılır. Dogrusu Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez

    [121] Allah, yaptıklarının karsılıgını en guzel sekilde kendilerine vermek uzere, az veya cok sarfettikleri her sey, yurudukleri her yol, onlar icin yazılır

    [122] Inananlar toptan savasa cıkmamalıdır. Her topluluktan bir taifenin dini iyi ogrenmek ve milletlerini geri donduklerinde uyarmak uzere geri kalmaları gerekli olmaz mı? Ki boylece belki yanlıs hareketlerden cekinirler

    [123] Ey inananlar! Yakınınızda bulunan inkarcılarla savasın; sizi kendilerine karsı sert bulsunlar. Bilin ki Allah, kendisine karsı gelmekten sakınanlarla beraberdir

    [124] Bir sure inince, aralarında "Bu, hanginizin imanını artırdı?" diyen ikiyuzluler vardır. Inananların ise imanını artırmıstır; onlar birbirlerine bunu mujdelemek isterler

    [125] Kalblerinde hastalık olanların ise pisliklerine pislik katmıstır; onlar kafir olarak olmuslerdir

    [126] Onlar, yılda bir iki defa belaya ugratılıp imtihana cekildiklerini gormuyorlar mı? Boyleyken yine tevbe etmiyorlar, ibret de almıyorlar

    [127] Bir sure inince, "Sizi bir kimse goruyor mu?" diye birbirlerine bakarlar, sonra donup giderler. Anlamaz bir guruh olmalarına karsılık Allah onların kalblerini imandan dondurmustur

    [128] Ey inananlar! And olsun ki, icinizden size, sıkıntıya ugramanız kendisine agır gelen, size duskun, inananlara sefkatli ve merhametli bir peygamber gelmistir

    [129] Eger yuz cevirirlerse de ki: "Allah bana yeter; O'ndan baska tanrı yoktur, yalnız O'na guveniyorum; O buyuk arsın Rabbidir

    Surah 10
    Yûnus

    [1] Elif, Lam, Ra. Iste bunlar hikmetli Kitap'ın ayetleridir

    [2] Iclerinden birine, "Insanları uyar ve inananlara, Rableri katında yuksek makamlar oldugunu mujdele" diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: "Bu apacık bir buyucudur" dediler

    [3] Dogrusu sizin Rabbiniz gokleri ve yeri altı gunde yaratıp sonra arsa hukmeden, isi duzenleyen Allah'tır, izni olmadan kimse sefaat edemez. Iste Rabbiniz olan Allah budur. O'na kulluk edin. Nasihat dinlemez misiniz

    [4] Hepinizin donusu, O'nadır. Allah'ın vadi haktır. O, once yaratır, sonra inanıp yararlı isler yapanların ve inkar edenlerin hareketlerinin karsılıgını adaletle vermek icin tekrar diriltir. Inkarcılara, inkarlarından oturu kızgın bir icecek ve can yakıcı azab vardır

    [5] Gunesi ısıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz icin, aya konak yerleri duzenleyen O'dur. Allah bunları ancak gercege gore yaratmıstır; bilen millete ayetleri uzun uzadıya acıklıyor

    [6] Gece ile gunduzun birbiri ardınca gelmesinde, Allah'ın goklerde ve yerde yarattıklarında, O'na karsı gelmekten sakınan kimseler icin ayetler vardır

    [7] Bizimle karsılasmayı ummayan ve dunya hayatından hosnut olup ona baglananların ve ayetlerimizden habersiz bulunanların, iste bunların kazandıklarına karsılık varacakları yer cehennemdir

    [8] Bizimle karsılasmayı ummayan ve dunya hayatından hosnut olup ona baglananların ve ayetlerimizden habersiz bulunanların, iste bunların kazandıklarına karsılık varacakları yer cehennemdir

    [9] Inananlar ve yararlı is yapanları, imanlarına karsılık Rableri dogru yola eristirir; nimet cennetlerinde onların altlarından ırmaklar akar

    [10] Oradaki duaları: "Munezzehsin ey Allah'ım", dirlik temennileri: "Selam size" ve dualarının sonu da: "Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun"dur

    [11] Iyiligi acele isteyen kimselere Allah fenalıgı da carcabuk verseydi, sureleri hemen bitmis olurdu. Bizimle karsılasmayı ummayanları, azgınlıkları icinde bocalayıp dururlarken bırakırız

    [12] Insana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarıp yakarır; biz darlıgını giderince, basına gelen darlıktan oturu bize hic yalvarmamısa doner. Islerinde tutumsuz olanlara, yaptıkları boylece guzel gorunur

    [13] And olsun ki, sizden once nice nesilleri, peygamberleri onlara belgeler getirmisken, haksızlık ederek inanmadıkları zaman yok etmistik. Iste biz suclu milleti boyle cezalandırırız

    [14] Sonra onların ardından, nasıl davranacagınıza bakmak icin sizi yeryuzunde onların yerine gecirdik

    [15] Ayetlerimiz onlara acık acık okununca, bizimle karsılasmayı ummayanlar, "Bundan baska bir Kuran getir veya bunu degistir" dediler. De ki: "Onu kendiligimden degistiremem, ben ancak, bana vahyolunana uyarım. Ben Rabbime karsı gelirsem, buyuk gunun azabına ugramaktan korkarım

    [16] De ki: "Allah dileseydi ben onu size okumazdım, size de bildirmemis olurdu. Daha once yıllarca aranızda bulundum, hic dusunmuyor musunuz

    [17] Allah'a karsı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Suclular elbette saadete erisemezler

    [18] Onlar, Allah'ı bırakarak, kendilerine fayda da zarar da veremeyen putlara taparlar: "Bunlar, Allah katında bizim sefaatcılarımızdır" derler. De ki: "Goklerde ve yerde, Allah'ın bilmedigi bir seyi mi O'na haber veriyorsunuz?" Allah, onların ortak kosmalarından munezzeh ve yucedir

    [19] Insanlar bir tek ummettiler, sonra ayrılıga dustuler; sayet Rabbinden, daha once bir takdir gecmemis olsaydı, aralarında ihtilafa dustukleri seyler hakkında hukum coktan verilmis olurdu

    [20] Rabbinden ona (Muhammed'e) bir mucize indirilse ne olur!" derler. Onlara de ki: "Gaybı bilmek Allah'a mahsustur; bekleyin, dogrusu ben de sizinle birlikte beklemekteyim

    [21] Insanlara darlık geldikten sonra onlara bollugu taddırdıgımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmaga kalkısırlar; onlara de ki: "Hile yapanın cezasını vermekte Allah daha cabuktur." Elci meleklerimiz kurdugunuz tuzakları hic suphesiz yazmaktadırlar

    [22] Sizi karada ve denizde yuruten Allah'tır. Bulundugunuz gemi, icindekileri guzel bir ruzgarla gotururken yolcular neselenirler; bir fırtına cıkıp da onları her taraftan dalgaların sardıgı ve cepecevre kusatıldıklarını sandıkları anda ise Allah'ın dinine sarılarak, "Bizi bu tehlikeden kurtarırsan and olsun ki sukredenlerden oluruz" diye O'na yalvarırlar

    [23] Allah onları kurtarınca, hemen yeryuzunde haksız yere taskınlıklara baslarlar. Ey insanlar! Gecici dunya hayatında yaptıgınız taskınlık aleyhinizedir. Sonra donusunuz Bizedir. Yaptıklarınızı size bildiririz

    [24] Dunya hayatı gokten indirdigimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyecegi bitkiler yetisip birbirine karısmıstır. Yeryuzunun suslenip bezendigi ve yerin sahiplerinin butun bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, gece veya gunduz buyrugumuz o yere gelmis ve orayı hicbir sey bitirmemise cevirmisiz; bir gun once birsey yokmus gibi olmustur. Dusunen millet icin ayetleri boylece uzun acıklıyoruz

    [25] Allah, cennete cagırır ve diledigini dogru yola eristirir

    [26] Iyi davrananlara; daima daha iyisi ve ustunu verilir. Onların yuzlerine ne bir karalık, ne de zillet bulasır. Iste onlar cennetliklerdir, orada temelli kalırlar

    [27] Kotuluk isleyenlere kotulukleri kadar ceza verilir; onların yuzlerini zillet burur; Allah'a karsı onları savunacak yoktur; yuzleri, geceden kara bir parcayla ortulmus gibidir. Bunlar cehennemliklerdir, orada temelli kalırlar

    [28] Onların hepsini bir gun toplarız, sonra, puta tapanlara, "Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: "Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda sahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu" derler

    [29] Onların hepsini bir gun toplarız, sonra, puta tapanlara, "Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: "Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda sahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu" derler

    [30] Iste orada herkes dunyada yapmıs olduguyla imtihan verir ve gercek Mevlaları olan Allah'a dondurulur. Uydurdukları putlar da ortadan kaybolmustur

    [31] De ki: "Gokten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gozlerin sahibi kimdir? Diriyi oluden cıkaran, oluyu de diriden cıkaran kimdir? Her isi duzenleyen kimdir?" Onlar: "Allah'tır! " diyecekler. "O halde O'na karsı gelmekten sakınmaz mısınız?" de

    [32] Iste gercek Rabbiniz Allah budur. Gercegin dısında sadece sapıklık vardır. Oyleyse nasıl olup da donduruluyorsunuz

    [33] Boylece, fasık olanların inanmayacaklarına dair Rabbinin soyledigi soz gerceklesti

    [34] De ki: "Kostugunuz ortaklardan, once yaratan, sonra bunu tekrar eden var mıdır?" De ki: "Allah once yaratır, sonra bunu tekrar eder. Nasıl da dondurulursunuz

    [35] De ki: "Kostugunuz ortaklardan gercege eristiren var mıdır?" De ki: "Ama Allah gercege eristirir. Gercege eristiren mi, yoksa, birisi goturmezse gidemeyen mi uyulmaga daha layıktır? Ne bicim hukum veriyorsunuz

    [36] Onların cogu zanna uyarlar; gercekte ise zan, hakikat karsısında bir sey ifade etmez. Allah, yaptıklarını suphesiz bilir

    [37] Bu Kuran, Allah'tandır, baskası tarafından uydurulmus degildir. Ancak kendinden oncekini dogrular ve O Kitap'ı acıklar. Alemlerin Rabbinden geldiginden suphe yoktur

    [38] Senin icin, "Onu uydurdu mu?" diyorlar. De ki: "Onun surelerine benzer bir sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah'tan baska cagırabileceklerinizi de cagırın

    [39] Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henuz yorumu da kendilerine bildirilmemis olan seyi yalanladılar. Onlardan oncekiler de boylece yalanlamıslardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

    [40] Aralarında ona inanan ve inanmayan vardır. Rabbin, bozguncuları daha iyi bilir

    [41] Seni yalanlarlarsa, "Benim yaptıgım bana, sizin yaptıgınız sizedir; siz benim yaptıgımdan sorumlu degilsiniz, ben de sizin yaptıgınızdan sorumlu degilim" de

    [42] Aralarında sana kulak veren vardır. Sen, sagırlara, ustelik akılları da almazsa, isittirebilir misin

    [43] Aralarında sana bakan vardır. Sen korleri, gormezlerken dogru yola iletebilir misin

    [44] Allah insanlara hic zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler

    [45] Onları toplayacagı kıyamet gunu, sanki gunduz, birbirleriyle sadece tanısacakları bir saat kadar kalmıs gibidirler. Allah'ın karsısına cıkmayı yalan sayanlar kaybetmislerdir

    [46] Onlara, soz verdigimiz azabın bir kısmını ya dunyada sana gosteririz, veya senin ruhunu alırız da nasıl olsa onların donusu Bizedir; (ahirette gorursun) Allah onların yaptıklarına sahiddir

    [47] Her ummetin bir peygamberi vardır. Onlara peygamberleri geldiginde aralarında adaletle hukum verilmis olur. Onların hakları yenmez

    [48] Bu iddiada samimi iseniz, bu azabın gerceklesmesi ne zamandır? soyle" derler

    [49] De ki: "Allah'ın dilemesi dısında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda degilim. Her ummet icin bir sure vardır; sureleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve one de alınmazlar

    [50] De ki: "Allah'ın azabı size gece veya gunduz gelirse, ne yaparsınız? Suclular neye bunda acele ediyorlar

    [51] Vuku bulduktan sonra mı O'na inanacaksınız? Inanmayanlar azabı gorunce, "simdi miydi?" derler. "Elbette, siz onu acele istiyordunuz" denir

    [52] Haksızlık edenlere de: "Surekli azabı tadın, ancak yaptıgınıza karsılık ceza cekiyorsunuz" denir

    [53] O gercek midir?" diye senden sorarlar. De ki: "Evet, Rabbim hakkı icin o gercektir, siz aciz kılamazsınız (onleyemezsiniz)

    [54] Haksızlık etmis olan her kisi, yeryuzunde olan her seye sahip olsa, onu azabın fidyesi olarak verirdi. Azabı gorunce pismanlık gosterdiler. Haksızlıga ugratılmadan aralarında adaletle hukmolunmustur

    [55] Iyi bilin ki, Allah'ın verdigi soz gercektir, ama cogu bunu bilmez

    [56] Dirilten ve olduren O'dur. O'na doneceksiniz

    [57] Ey insanlar! Rabbinizden size bir ogut ve kalblerde olana sifa, inananlara dogruyu gosteren bir rehber ve rahmet gelmistir

    [58] De ki: "Bunlar, Allah'ın bol nimeti ve rahmetiyledir." Buna sevinsinler. O, onların topladıklarından daha hayırlıdır

    [59] De ki: "Allah'ın size indirdigi rızkın bir kısmını haram, bir kısmını helal kıldıgınızı gormuyor musunuz?" De ki: "Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah'a karsı yalan mı uyduruyorsunuz

    [60] Allah'a karsı yalan uyduranlar kıyamet gununu ne zannederler? Dogrusu Allah'ın insanlara olan nimeti boldur, fakat cogu sukretmezler

    [61] Ne is yaparsan yap ve sizler ona dair Kuran'dan ne okursanız okuyun; ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldıgınız anda, mutlaka Biz sizi goruruz. Yerde ve gokte hicbir zerre Rabbinden gizli degildir. Bundan daha kucugu veya daha buyugu suphesiz apacık bir Kitap'dadır

    [62] Iyi bilin ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir

    [63] Onlar Allah'a inanmıs ve O'na karsı gelmekten sakınmıslardır

    [64] Dunya hayatında da, ahirette de mujde onlaradır. Allah'ın sozlerinde hicbir degisme yoktur. Bu buyuk basarıdır

    [65] Inkarcıların sozleri seni uzmesin, cunku butun kudret Allah'ındır. O, isitir ve bilir

    [66] Iyi bilin ki, goklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah'ındır. Allah'ı bırakıp ortak kosanlar sadece zanna uyanlardır. Onlar ancak tahminde bulunuyorlar

    [67] Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gunduzu calısasınız diye aydınlık olarak yaratan Allah'tır. Kulak veren millet icin bunlarda ayetler vardır

    [68] Allah cocuk edindi" dediler; hasa; O mustagnidir; goklerde ve yerde olanlara sahiptir. Elinizde, onun cocuk edindigine dair bir delil yoktur, bilmediginiz seyi Allah'a karsı nasıl soyluyorsunuz

    [69] De ki: "Allah'a karsı yalan uyduranlar, kurtulusa erisemezler

    [70] Onlar icin dunyada bir muddet gecinme vardır, sonra donusleri Bizedir. Inkarlarına karsılık onlara cetin azab taddıracagız

    [71] Onlara Nuh'un basından gecenleri anlat: Milletine, "Ey milletim! Eger durumum, Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size agır geliyorsa ki ben Allah'a guvenmisimdir siz ve kostugunuz ortaklar elbirligi edin; yapacagınız is sonra size bir tasa vermesin. Sonra onu bana uygulayın ve beni ertelemeyin" demisti

    [72] Eger yuz cevirirseniz bilin ki, ben sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim Allah'a aiddir. Muslimlerden olmakla emrolundum

    [73] Onu yalancı saydılar; ama Biz onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Onları otekilerin yerine gecirdik, ayetlerimizi yalanlayanları suda bogduk. Uyarılanlardan soz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduguna bir bak

    [74] Sonra onun ardından milletlere peygamberler gonderdik, onlara belgeler getirdiler. Digerlerinin daha once yalan saymıs olduklarına bunlar da inanmadılar. Asırı gidenlerin kalblerini iste boylece muhurleriz

    [75] Onların ardından da Firavun ve erkanına ayetlerimizle Musa ve Harun'u gonderdik. Ama buyukluk tasladılar ve suclu bir millet oldular

    [76] Gercek, katımızdan onlara gelince: "Dogrusu bu apacık bir buyudur" dediler

    [77] Musa: "Size gelen gercege dil mi uzatırsınız? Bu sihir midir? Sihirbazlar zaten basarı kazanamazlar" dedi

    [78] Siz ikiniz, bizi babalarımızı uzerinde buldugumuz yoldan cevirmek ve yeryuzunun buyukleri olasınız diye mi geldiniz? Biz size inanmıyoruz" dediler

    [79] Firavun: "Butun bilgin sihirbazları bana getirin" dedi

    [80] Sihirbazlar gelince Musa onlara: "Atacagınızı atın" dedi

    [81] Attıklarında, Musa: "Yaptıgınız sihirdir, fakat Allah onu bosa cıkaracaktır. Allah bozguncuların isini elbette duzeltmez. Suclular istemese de Allah sozleriyle hakkı gerceklestirecektir" dedi

    [82] Attıklarında, Musa: "Yaptıgınız sihirdir, fakat Allah onu bosa cıkaracaktır. Allah bozguncuların isini elbette duzeltmez. Suclular istemese de Allah sozleriyle hakkı gerceklestirecektir" dedi

    [83] Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, milletinin bir kısım gencleri dısında, kimse Musa'ya inanmamıstı, cunku Firavun o yerde hakimdi. O, gercekten asırı gidenlerdendi

    [84] Musa: "Ey milletim! Allah'a inanıyorsanız ve teslim olmussanız O'na guvenin" dedi

    [85] Allah'a guvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir millet ile bizi sınama, rahmetinle bizi kafirlerden kurtar" dediler

    [86] Allah'a guvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir millet ile bizi sınama, rahmetinle bizi kafirlerden kurtar" dediler

    [87] Musa ve kardesine: "Mısır'da milletinize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin, namaz kılın" diye vahyettik, "Inananlara mujde et

    [88] Musa: "Rabbimiz! Dogrusu sen Firavun'a ve erkanına ziynetler ve dunya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan sasırtmaları icin mi? Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; cunku onlar can yakıcı azabı gormedikce inanmazlar" dedi

    [89] Allah: "Ikinizin duası kabul olundu. Durust hareket edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın" dedi

    [90] Israilogullarını denizden gecirdik, Firavun ve askerleri haksızlık ve dusmanlıkla ardlarına dustuler. Firavun bogulacagı anda: "Israilogullarının inandıgından baska tanrı olmadıgına inandım, artık ben O'na teslim olanlardanım" dedi

    [91] O'na: "Simdi mi inandın? Daha once bas kaldırmıs ve bozgunculuk etmistin" dendi

    [92] Senden sonrakilere bir ibret teskil etmesi icin bugun sadece senin cesedini cıkarıp (sahile) atacagız" dedik. Dogrusu insanların cogu ayetlerimizden habersizdir

    [93] And olsun ki, Israilogullarını iyi bir yere yerlestirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılıga dusmediler

    [94] Sana indirdigimizden suphede isen, senden once indirdigimiz Kitap'ları okuyanlara sor. And olsun ki, sana Rabbinden gercek gelmistir, sakın suphelenenlerden olma

    [95] Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma, yoksa kaybedenlerden olursun

    [96] Dogrusu Rabbinin soz verdigi azabı hak edenler, can yakıcı azabı gorene kadar kendilerine her turlu belge gelse bile inanmazlar

    [97] Dogrusu Rabbinin soz verdigi azabı hak edenler, can yakıcı azabı gorene kadar kendilerine her turlu belge gelse bile inanmazlar

    [98] Bir kent halkı inanmalı degil miydi ki, imanları kendilerine fayda versin! Iste Yunus'un milleti, inandıgı zaman, dunya hayatında rezilligi gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir sure daha bu dunyada gecindirdik

    [99] Rabbin dileseydi, yeryuzunde bulunanların hepsi inanırdı. Oyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın

    [100] Allah'ın izni olmadıkca hic kimse inanamaz. O, aklını kullanmayanlara kotu bir azab verir

    [101] Goklerde ve yerde neler var, bir bakın" de. Inanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez

    [102] Kendilerinden once gecenlerin baslarına gelen olaylardan baska bir sey mi bekliyorlar? "Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim" de

    [103] Sonra Biz, peygamberlerimizi ve inananları boylece kurtarırız, inananları (verdigimiz soz geregince) kurtarmamız Bize haktır

    [104] De ki: "Ey insanlar! Benim dinimden suphede iseniz bilin ki ben Allah'tan baska taptıklarınıza tapmam. Ancak, sizi oldurecek olan Allah'a kulluk ederim. Inananlardan olmakla emrolundum

    [105] (Muhammed'e) "Yuzunu, dogruya yonelmis olarak dine cevir, sakın ortak kosanlardan olma; sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah'tan baskasına yalvarma; oyle yaparsan suphesiz, zalimlerden olursun" denildi

    [106] (Muhammed'e) "Yuzunu, dogruya yonelmis olarak dine cevir, sakın ortak kosanlardan olma; sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah'tan baskasına yalvarma; oyle yaparsan suphesiz, zalimlerden olursun" denildi

    [107] Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O'ndan baskası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O'nun nimetini engelleyecek yoktur. O'nu kullarından diledigine verir. O, bagıslayandır, merhametlidir

    [108] De ki: "Ey insanlar! Rabbinizden size gercek gelmistir. Dogru yola giren ancak kendisi icin girmis ve sapıtan da kendi zararına olarak sapıtmıstır. Ben sizin uzerinize vekil degilim

    [109] Sana vahyedilene uy; Allah hukmunu verene kadar sabret. O, hukum verenlerin en iyisidir

    Surah 11
    Hûd

    [1] Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan baskasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmıs, sonra da uzun uzadıya acıklanmıs bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gonderilmis bir uyarıcı ve mujdeciyim. Rabbinizden magfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir sureye kadar sizi guzelce gecindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karsılıgını versin. Eger yuz cevirirseniz o zaman ben dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkarım

    [2] Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan baskasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmıs, sonra da uzun uzadıya acıklanmıs bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gonderilmis bir uyarıcı ve mujdeciyim. Rabbinizden magfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir sureye kadar sizi guzelce gecindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karsılıgını versin. Eger yuz cevirirseniz o zaman ben dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkarım

    [3] Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan baskasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmıs, sonra da uzun uzadıya acıklanmıs bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gonderilmis bir uyarıcı ve mujdeciyim. Rabbinizden magfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir sureye kadar sizi guzelce gecindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karsılıgını versin. Eger yuz cevirirseniz o zaman ben dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkarım

    [4] Donusunuz ancak Allah'adır. O her seye Kadir'dir

    [5] Bilin ki, onlar Kuran okunurken gizlenmek icin iki buklum olurlar. Bilin ki, elbiselerine burunduklerinde bile Allah onların gizlediklerini ve acıga vurduklarını bilir. Cunku O, kalblerde olanı bilendir

    [6] Yeryuzunde yasayan butun canlıların rızkı ancak Allah'a aittir. O, canlıları babaların sulbunde kararlasmıs ve anaların rahminde kararlasmakta iken de bilir. Her sey apacık bir Kitaptadır

    [7] Ars'ı su uzerinde iken, hanginizin daha guzel isi isleyecegini ortaya koymak icin, gokleri ve yeri altı gunde yaratan O'dur. And olsun ki, "Siz gercekten, olumden sonra dirileceksiniz" desen, inkar edenler: "Bu, apacık bir sihirden baska bir sey degildir" derler

    [8] And olsun ki, onların azabını sayılı bir sureye kadar ertelesek, "Onu alıkoyan nedir?" derler. Bilin ki, onlara azab geldigi gun, artık geri cevrilmez; alaya aldıkları sey onları mahvedecektir

    [9] And olsun ki, insana nimetimizi tattırır sonra onu ondan cekip alırsak, o suphesiz umutsuz bir nankore doner

    [10] Basına gelen sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak, "Musibetler basımdan gitti" der; dogrusu o, sımarıp boburlenen biridir

    [11] Bunların dısında, sabredip iyi isler isleyen kimseler, iste onlara magfiret ve buyuk ecir vardır

    [12] Putperestlerin: "Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli degil miydi?" demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her seye vekildir

    [13] Senin icin: "Onu uydurdu" diyorlar, oyle mi? De ki: "Oyleyse onun surelerine benzer uydurma on sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah'tan baska cagırabileceklerinizi de cagırın

    [14] Soylediginizi yapamazlarsa, bilin ki o, ancak Allah'ın ilmiyle indirilmistir. O'ndan baska tanrı yoktur, artık muslumansınız degil mi

    [15] Dunya hayatını ve guzelliklerini isteyenlere, orada islediklerinin karsılıgını tastamam veririz; onlar orada bir eksiklige de ugratılmazlar

    [16] Iste ahirette onlara atesten baska bir sey yoktur. Isledikleri seyler orada bosa gitmistir. Zaten yapmakta oldukları da batıldır

    [17] Rabbinin katından bir belgesi ve onun arkasından da bir sahidi olanlar, onlerinde de Musa'nın Kitap'ı onder ve rahmet olarak bulunanlardır ki, iste onlar Kuran'a inanırlar. Hangi topluluk onu inkar ederse yeri atestir; senin de bundan suphen olmasın. Dogrusu o, Rabbinden bir gercektir, fakat insanların cogu inanmazlar

    [18] Yalan soyleyerek Allah'a iftira edenden daha zalim kim vardır? Iste bunlar Rablerine goturulurler ve sahidler: "Rablerine yalan soyleyenler bunlardır" derler. Bilin ki Allah'ın laneti haksızlık yapanlaradır

    [19] Bunlar Allah'ın yolundan alıkorlar ve o yolu egriltmege calısırlar; iste onlar ahireti inkar edenlerdir

    [20] Bunlar yeryuzunde Allah'ı aciz bırakamazlar. Allah'dan baska kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azab onlara kat kat verilir; isitemezler ve goremezlerdi

    [21] Iste bunlar kendilerine yazık edenlerdir. Uydurdukları putlar da onlardan uzaklasıp kaybolmustur

    [22] Ahirette en cok kayba ugrayacaklar suphesiz bunlardır

    [23] Dogrusu inanan ve yararlı is yapanlar ve Rablerine boyun egenler, iste onlar cennetliklerdir; orada temellidirler

    [24] Bu iki zumrenin durumu, kor ve sagır kimse ile goren ve isiten kimsenin durumuna benzer. Durumları hic esit olabilir mi? Ibret almıyor musunuz

    [25] And olsun ki biz Nuh'u kendi milletine gonderdik; "Ben sizin icin apacık bir uyarıcıyım; Allah'tan baskasına kulluk etmeyin; dogrusu ben hakkınızda can yakıcı bir gunun azabından korkuyorum" dedi

    [26] And olsun ki biz Nuh'u kendi milletine gonderdik; "Ben sizin icin apacık bir uyarıcıyım; Allah'tan baskasına kulluk etmeyin; dogrusu ben hakkınızda can yakıcı bir gunun azabından korkuyorum" dedi

    [27] Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Senin ancak kendimiz gibi bir insan oldugunu goruyoruz. Daha baslangıcta, sana bizim ayak takımı dısında kimsenin uydugunu gormuyoruz. Sizin bizden bir ustunlugunuz yoktur; biz sizi yalancı sanıyoruz" dediler

    [28] Nuh: "Ey milletim! Rabbimin katından bir delilim bulunsa ve bana yine katından bir rahmet vermis de bunlar sizden gizlenmis olsa, soyleyin bana, hoslanmadıgınız halde zorla sizi bunlara mecbur mu ederiz?" dedi

    [29] Ey milletim! Buna karsılık ben sizden bir mal da istemiyorum. Benim ucretim Allah'a aittir; inananları da kovacak degilim; cunku onlar Rableriyle karsılasacaklar; fakat ben sizi cahil bir millet olarak goruyorum

    [30] Ey milletim! Onları kovarsam, Allah'a karsı beni kim savunur? Dusunmez misiniz

    [31] Size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum; gaybı da bilmem; dogrusu melek oldugumu da soylemiyorum; kucuk gorduklerinize Allah iyilik vermeyecektir diyemem; iclerinde olanı Allah daha iyi bilir. Yoksa suphesiz haksızlık edenlerden olurum

    [32] Ey Nuh! Bizimle cidden tartıstın; hem de cok tartıstın. Dogru sozlulerden isen tehdit ettigin azabı basımıza getir" dediler

    [33] Ancak Allah dilerse onu basınıza getirir, siz O'nu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size ogut vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O'na donduruleceksiniz" dedi

    [34] Ancak Allah dilerse onu basınıza getirir, siz O'nu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size ogut vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O'na donduruleceksiniz" dedi

    [35] Sana "Kuran'ı kendiliginden uydurdu" derler, de ki: "Uydurdumsa sucu bana aittir; oysa ben sizin islediginiz gunahlardan uzagım

    [36] Nuh'a, "Senin milletinden, inanmıs olanlardan baskası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine uzulme; nezaretimiz altında, sana bildirdigimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar icin Bana bas vurma, cunku onlar suda bogulacaklardır" diye Allah tarafından vahyolundu

    [37] Nuh'a, "Senin milletinden, inanmıs olanlardan baskası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine uzulme; nezaretimiz altında, sana bildirdigimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar icin Bana bas vurma, cunku onlar suda bogulacaklardır" diye Allah tarafından vahyolundu

    [38] Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına ugradıkca onunla alay ederlerdi. O da: "Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiginiz gibi biz de sizinle alay edecegiz; rezil edecek olan azabın kime gelecegini ve kime surekli azabın inecegini goreceksiniz" dedi

    [39] Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına ugradıkca onunla alay ederlerdi. O da: "Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiginiz gibi biz de sizinle alay edecegiz; rezil edecek olan azabın kime gelecegini ve kime surekli azabın inecegini goreceksiniz" dedi

    [40] Buyrugumuz gelip tandırdan sular kaynamaga baslayınca, "Her cinsten birer cifti ve aleyhine hukum verilmis olanın dısında kalan coluk cocugunu ve inananları gemiye bindir" dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıstı

    [41] Allah "Oraya binin; yurumesi ve durması Allah'ın ismiyledir, Rabbin bagıslar ve merhamet eder" dedi

    [42] Gemi, daglar gibi dalgalar icinde onları gotururken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmıs olan ogluna "Ey ogulcugum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma" diye seslendi

    [43] Oglu: "Daga sıgınırım, beni sudan kurtarır" deyince, Nuh: "Bugun Allah'ın buyrugundan O'nun acıdıkları dısında kurtulacak yoktur" dedi. Aralarına dalga girdi, oglu da bogulanlara karıstı

    [44] Yere, "Suyunu cek!", goge, "Ey gok sen de tut!" denildi. Su cekildi, is de bitti; gemi Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan millet Allah'ın rahmetinden uzak olsun" denildi

    [45] Nuh Rabbine seslendi: "Rabbim! Oglum benim ailemdendi. Dogrusu Senin vadin haktır. Sen hukmedenlerin en iyi hukmedenisin" dedi

    [46] Allah: "Ey Nuh! O senin ailenden sayılmaz; cunku kotu bir is islemistir; oyleyse bilmedigin seyi Benden isteme. Iste sana ogut, bilgisizlerden olma" dedi

    [47] Rabbim! Bilmedigim seyi Senden istemekten Sana sıgınırım. Beni bagıslamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum" dedi

    [48] Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara bizden bir selamet ve bereketle gemiden in. Ama bircok toplulukları da gecindirecegiz, sonra onlara can yakıcı bir azab verecegiz" denildi

    [49] Bunlar sana vahyettigimiz bilinmeyen olaylardır. Sen de, milletin de daha once bunları bilmezdiniz. Sabret, sonuc, Allah'tan sakınanlarındır

    [50] Ad milletine kardesleri Hud'u gonderdik. Soyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin. O'ndan baska tanrınız yoktur; yoksa sadece yalan uyduran kimseler olursunuz

    [51] Ey milletim! Buna karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim ancak beni yaratana aittir. Akletmez misiniz

    [52] Ey milletim! Rabbinizden magfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin ki size gokten bol bol yagmur gondersin, kuvvetinize kuvvet katsın; suclular olarak yuz cevirmeyin

    [53] Ey Hud! Sen bize bir belge getirmeden, senin sozunden oturu tanrılarımızı terketmeyiz ve sana inanmayız

    [54] Bir kısım tanrılarımız seni carpmıstır, demekten baska birsey demeyiz" dediler. Hud: "Dogrusu ben Allah'ı sahit tutuyorum; siz de sahit olun ki ben O'nu bırakıp kostugunuz ortaklardan uzagım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a guvenirim. Hicbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamıs bulunsun. Rabbim elbette dogru yoldadır. Eger yuz cevirirseniz, suphesiz ben size benimle gonderileni bildirdim. Rabbim sizden baska bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir sey de yapamazsınız. Dogrusu Rabbim herseyi koruyandır" dedi

    [55] Bir kısım tanrılarımız seni carpmıstır, demekten baska birsey demeyiz" dediler. Hud: "Dogrusu ben Allah'ı sahit tutuyorum; siz de sahit olun ki ben O'nu bırakıp kostugunuz ortaklardan uzagım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a guvenirim. Hicbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamıs bulunsun. Rabbim elbette dogru yoldadır. Eger yuz cevirirseniz, suphesiz ben size benimle gonderileni bildirdim. Rabbim sizden baska bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir sey de yapamazsınız. Dogrusu Rabbim herseyi koruyandır" dedi

    [56] Bir kısım tanrılarımız seni carpmıstır, demekten baska birsey demeyiz" dediler. Hud: "Dogrusu ben Allah'ı sahit tutuyorum; siz de sahit olun ki ben O'nu bırakıp kostugunuz ortaklardan uzagım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a guvenirim. Hicbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamıs bulunsun. Rabbim elbette dogru yoldadır. Eger yuz cevirirseniz, suphesiz ben size benimle gonderileni bildirdim. Rabbim sizden baska bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir sey de yapamazsınız. Dogrusu Rabbim herseyi koruyandır" dedi

    [57] Bir kısım tanrılarımız seni carpmıstır, demekten baska birsey demeyiz" dediler. Hud: "Dogrusu ben Allah'ı sahit tutuyorum; siz de sahit olun ki ben O'nu bırakıp kostugunuz ortaklardan uzagım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a guvenirim. Hicbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamıs bulunsun. Rabbim elbette dogru yoldadır. Eger yuz cevirirseniz, suphesiz ben size benimle gonderileni bildirdim. Rabbim sizden baska bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir sey de yapamazsınız. Dogrusu Rabbim herseyi koruyandır" dedi

    [58] Buyrugumuz gelince, Hud'u ve beraberindeki inananları, rahmetimizle kurtardık. Onları cetin bir azabdan koruduk

    [59] Iste bu, Rablerinin ayetlerini bile bile inkar eden, peygamberlerine kafa tutan ve her inatcı zorbanın emrine uyan Ad milletidir

    [60] Bu dunyada da, kıyamet gununde de lanete ugradılar. Bilin ki Ad milleti Rablerini inkar etti ve yine bilin ki Hud'un milleti Ad Allah'ın rahmetinden uzaklastı

    [61] Semud milletine kardesleri Salih'i gonderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan baska tanrınız yoktur; sizi yeryuzunde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O'dur. Oyleyse O'ndan magfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin. Dogrusu Rabbim size yakın ve duaları kabul edendir" dedi

    [62] Ey Salih! Sen bundan once, aramızda kendisinden iyilik beklenir bir kimseydin; simdi babalarımızın taptıklarına bizi tapmaktan men mi ediyorsun? Dogrusu bizi cagırdıgın seyden suphe ve endisedeyiz" dediler

    [63] Ey milletim! Eger Rabbimden bir belgem olur ve bana rahmet eder de ben O'na bas kaldırırsam, soyleyin, Allah'a karsı beni kim savunur? Bana zararımı artırmaktan baska birsey yapamazsınız" dedi

    [64] Ey milletim! Bu, size bir ayet olarak, Allah'ın devesidir. Bırakın onu, Allah'ın topragında otlasın; ona fenalık etmeyin, yoksa siz hemen azaba ugrarsınız

    [65] Buna ragmen onu kesip devirdiler. O zaman Salih: "Yurdunuzda uc gun daha kalın. Bu, yalanlanmayacak bir sozdur" dedi

    [66] Buyrugumuz gelince, Salih'i ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak o gunun rezilliginden kurtardık. Dogrusu Rabbin pek kuvvetli ve gucludur

    [67] Haksızlık yapanları bir cıglık tuttu, oldukları yerde diz ustu cokuverdiler

    [68] Sanki orada hic yasamamıslardı. Bilin ki, Semud milleti Rabbini inkar etmisti. Bilin ki, Semud milleti Allah'ın rahmetinden uzaklastı

    [69] And olsun ki, elcilerimiz mujde ile Ibrahim'e geldiler. "Selam sana" dediler, "Size de selam" dedi, hemen kızartılmıs bir buzagı getirdi

    [70] Ellerini ona uzatmadıklarını gorunce, durumlarını begenmedi ve icine korku dustu. Onlar, "Korkma, biz Lut milletine gonderildik" dediler

    [71] Bu arada, Ibrahim'in ayakta duran karısı gulunce, "Ona Ishak'ı ardından Yakub'u mujdeleriz" dediler

    [72] Vay basıma gelenler! Ben bir kocakarı, kocam da ihtiyar olmusken nasıl dogurabilirim? Dogrusu bu sasılacak bir sey" dedi

    [73] Ey evin hanımı! Allah'ın rahmeti ve bereketleri uzerinize olmusken, nasıl Allah'ın isine sasarsın? O, ovulmeye layıktır, yucelerin yucesidir" dediler

    [74] Ibrahim'in korkusu gidip de mujde kendisine ulasınca, Lut milleti hakkında elcilerimizle tartısmaya giristi

    [75] Dogrusu Ibrahim cok icli, yumusak huylu ve kendini Allah'a vermis bir kimse idi

    [76] Elcilerimiz, "Ey Ibrahim! Bundan vazgec, dogrusu Rabbinin emri gelmistir. Onlara, suphesiz, geri cevrilemeyecek bir azab gelmektedir" dediler

    [77] Elcilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; cok sıkıldı, "Bu cetin bir gundur" dedi

    [78] Milleti ona kosarak geldiler. Daha once kotu isler isliyorlardı. "Ey milletim! Iste bunlar benim kızlarım, onlar sizin icin daha temizdir. (size nikahlıyabilirim!) Allah'tan sakının, konuklarımın onunde beni rezil etmeyin. Icinizde aklı basında kimse yok mudur?" dedi

    [79] And olsun ki, senin kızlarınla bir isimiz olmadıgını biliyorsun; dogrusu, ne istedigimizin farkındasın" dediler

    [80] Keske size yetecek bir kuvvetim olsa veya saglam bir yere sıgınsam" dedi

    [81] Ey Lut! Biz Rabbinin elcileriyiz, onlar sana ilisemiyecekler; geceleyin bir ara, ailenle beraber yola cık; karının dısında kimse geri kalmasın. Dogrusu onların basına gelen onun basına da gelecektir. Vadeleri gun dogana kadardır. Gun dogması yakın degil mi?" dediler

    [82] Buyrugumuz gelince oraların altını ustune getirdik; uzerine Rabbinin katından, isaretli olarak yıgın yıgın sert tas yagdırdık. Bunlar zalimlerden hicbir zaman uzak olmayacaktır

    [83] Buyrugumuz gelince oraların altını ustune getirdik; uzerine Rabbinin katından, isaretli olarak yıgın yıgın sert tas yagdırdık. Bunlar zalimlerden hicbir zaman uzak olmayacaktır

    [84] Medyen halkına kardesleri Suayb'ı gonderdik. Soyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan baska tanrınız yoktur. Olcuyu tartıyı eksik tutmayın. Dogrusu ben sizi bolluk icinde goruyorum ve hakkınızda kusatıcı bir gunun azabından korkuyorum

    [85] Ey milletim! Olcuyu ve tartıyı tamamı tamamına yapın; insanlara esyalarını eksik vermeyin; yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın

    [86] Inanıyorsanız, Allah'ın geri bıraktıgı helal kar sizin icin daha hayırlıdır. Ben size bekci degilim

    [87] Ey Suayb! Babalarımızın taptıgını bırakmamızı emreden veya mallarımızı istedigimiz gibi kullanmamızı meneden senin namazın mıdır? Sen dogrusu aklı basında, yumusak huylu birisin" dediler

    [88] Ey Milletim! Rabbimden benim bir belgem oldugu ve bana guzel bir rızık da verdigi halde, O'na karsı gelebilir miyim? Soylesenize! Size yasak ettigim seylerde, aykırı hareket etmek istemem; gucumun yettigi kadar ıslah etmekten baska bir dilegim yoktur. Basarım ancak Allah'tandır, O'na guvendim; O'na yoneliyorum" dedi

    [89] Ey Milletim! Bana karsı gelmeniz, Nuh milletine veya Hud milletine yahut da Salih milletine gelen felaketin bir benzerini, sakın basınıza getirmesin. Lut milleti sizden uzak degildir

    [90] Rabbinizden magfiret dileyin; O'na tevbe edin; dogrusu Rabbim merhamet eder ve cok sever

    [91] Ey Suayb! Soylediklerinin cogunu anlamıyor ve dogrusu seni aramızda gucsuz goruyoruz. Eger taraftarların olmasaydı seni taslardık. Esasen bizim gozumuzde pek itibarın da yoktur" dediler

    [92] Ey Milletim! Benim taraftarlarım size gore Allah'tan daha mı degerlidir ki Allah'a sırt cevirdiniz? Dogrusu Rabbim yaptıklarınızı bilgisiyle kusatmıstır" dedi

    [93] Ey Milletim! Durumunuzun gerektirdigini yapın, dogrusu ben de yapacagım. Kime rezil edici bir azabın gelecegini, kimin yalancı oldugunu bileceksiniz. Gozleyin, dogrusu ben de sizinle beraber gozluyorum

    [94] Buyrugumuz gelince, Suayb'ı ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak kurtardık. Haksızlık yapanları bir cıglık yakaladı, oldukları yerde diz ustu cokuverdiler

    [95] Sanki orada hic yasamamıslardı. Bilin ki Semud milleti Allah'ın rahmetinden uzaklastıgı gibi Medyen halkı da uzaklastı

    [96] And olsun ki Musa'yı Firavun ve erkanına mucizelerimizle, apacık bir delil ile gonderdik. Firavun'un buyruguna uydular, oysa Firavun'un buyurdugu sagduyuya uygun degildi

    [97] And olsun ki Musa'yı Firavun ve erkanına mucizelerimizle, apacık bir delil ile gonderdik. Firavun'un buyruguna uydular, oysa Firavun'un buyurdugu sagduyuya uygun degildi

    [98] Firavun, kıyamet gununde milletine onculuk eder, onları cehenneme goturur. Gittikleri yer ne kotu yerdir

    [99] Hem burada ve hem kıyamet gununde lanete ugratılırlar. Bu ne kotu bir bagıstır

    [100] Bu sana anlattıklarımız, kasabaların basından gecenlerdir. Onların bir kısmı hala duruyor, bir kısmı ise silinip gitmistir

    [101] Onlara Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine yazık ettiler. Rabbinin buyrugu gelince, Allah'ı bırakıp taptıkları tanrılar kendilerine bir fayda vermedi, kayıplarını artırmaktan baska bir seye yaramadı

    [102] Allah, kasabaların zalim halkını yakalayınca, boyle yakalar; yakalaması da siddetli ve elimdir

    [103] Ahiretin azabından korkanlara, bunda, hic suphesiz ibret vardır. Bu, insanların toplanacagı gundur; bu, gorulecek bir gundur

    [104] Biz, o gunu, ancak belli bir sureye kadar geciktiririz

    [105] O gun gelince, Allah'ın izni olmaksızın hic kimse konusamaz: Iclerinde bedbaht olanlar da, mesut olanlar da vardır

    [106] Bedbaht olanlar cehennemdedirler. Onlar orada ah edip inlerler

    [107] Rabbinin dilemesi bir yana, gokler ve yer durdukca, orada temelli kalacaklardır. Rabbin, suphesiz, her istedigini yapar

    [108] Mesud olanlar ise cennettedirler. Rabbinin dilemesi bir yana, sonsuz bir lutuf olarak, gokler ve yer durdukca, orada temelli kalacaklardır

    [109] Bu putperestlerin taptıklarının batıl oldugunda suphen olmasın; daha once babalarının tapmıs oldukları gibi onlar da taparlar. Onlara paylarını suphesiz eksiksiz olarak odeyecegiz

    [110] And olsun ki, Musa'ya Kitap verdik; onda ayrılıga dustuler. Eger Rabbinin verilmis bir sozu olmasaydı, aralarında coktan hukmedilmis olurdu. Dogrusu onlar, Kitap'ın Allah katından oldugunda suphe ve endise icindedirler

    [111] Rabbin, onların islerinin karsılıgını elbette tamamen verecektir. O, suphesiz, onların yaptıklarını bilir

    [112] Sen, beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolundugun gibi dosdogru ol. Asırı gitmeyin, dogrusu Allah yaptıklarınızı gorur

    [113] Haksızlık yapanlara yonelmeyin, yoksa ates size de dokunur. Sizin Allah'tan baska dostunuz yoktur; sonra, yardım da goremezsiniz

    [114] Gunduzun iki ucunda ve gecenin gunduze yakın zamanlarında namaz kıl. Dogrusu iyilikler kotulukleri giderir. Bu, ogut kabul edenlere bir oguttur

    [115] Sabret, Allah iyi davrananların ecrini elbette zayi etmez

    [116] Sizden onceki nesillerin ileri gelenleri, yeryuzunde bozgunculuga engel olmalı degil miydiler? Onlardan kurtardıklarımız pek azdır. Kendilerine verilen nimete karsı haksızlık edenlere uyanlar ise suclu oldular

    [117] Rabbin, kasabaların halkı ıslah olmusken, haksız yere onları yok etmez

    [118] Eger Rabbin dileseydi insanları tek bir ummet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun icin yaratmıstır. Rabbinin "And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracagım" sozu yerine gelmistir

    [119] Eger Rabbin dileseydi insanları tek bir ummet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun icin yaratmıstır. Rabbinin "And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracagım" sozu yerine gelmistir

    [120] Peygamberlerin baslarından gecenlerden, sana anlattıgımız her sey, senin gonlunu pekistirmemizi saglar; sana bu belgelerle gercek; inananlara da ogut ve hatırlatma gelmistir

    [121] Inanmayanlara: "Durumunuzun gerektirdigini yapın, dogrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz" de

    [122] Inanmayanlara: "Durumunuzun gerektirdigini yapın, dogrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz" de

    [123] Goklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Butun isler O'na dondurulur. Oyleyse O'na kulluk et, O'na guven. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz degildir

    Surah 12
    Yûsuf

    [1] Elif, Lam, Ra. Bunlar, gercegi acıklayan Kitap'ın ayetleridir

    [2] Biz onu, anlayasınız diye, Arapca bir Kuran olarak indirdik

    [3] Biz bu Kuran'ı vahyederek, sana en guzel kıssaları anlatıyoruz.. Oysa daha once sen bunlardan habersizdin

    [4] Yusuf babasına: "Babacıgım! "Ruyamda onbir yıldız, gunes ve ayın bana secde ettiklerini gordum" demisti

    [5] Babası sunları soyledi: "Ogulcugum! Ruyanı kardeslerine anlatma, yoksa sana tuzak kurarlar; zira seytan insanın apacık dusmanıdır

    [6] Rabbin seni boylece ruyandaki gibi sececek, sana ruyaları yorumlamayı ogretecek; daha once, ataların Ibrahim ve Ishak'a nimetlerini tamamladıgı gibi, sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Dogrusu Rabbin bilir, hakimdir

    [7] And olsun ki, Yusuf ve kardeslerinin olayında, soranlara nice ibretler vardır

    [8] Kardesleri demislerdi ki: "Yusuf ve ozkardesi babamıza bizden daha sevgilidir. Oysa biz bir cemaatiz. Babamız acık bir yanlıslık icindedir

    [9] Yusuf'u oldurun veya onu ıssız bir yere bırakıverin ki babanız size kalsın; ondan sonra da iyi kimseler olursunuz

    [10] Iclerinden biri: "Yusuf'u oldurmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Boyle yaparsanız yolculardan onu bulup alan olur" dedi

    [11] Bunun uzerine "Ey babamız! Yusuf'un iyiligini istedigimiz halde, onu nicin bize emniyet etmiyorsun? Yarın onu bizimle beraber gonder de gezsin oynasın, biz onu herhalde koruruz" dediler

    [12] Bunun uzerine "Ey babamız! Yusuf'un iyiligini istedigimiz halde, onu nicin bize emniyet etmiyorsun? Yarın onu bizimle beraber gonder de gezsin oynasın, biz onu herhalde koruruz" dediler

    [13] Babaları, "Onu goturmeniz beni uzuyor; siz farkına varmadan onu kurdun yemesinden korkarım" dedi

    [14] And olsun ki, biz kuvvetli bir toplulukken kurt onu yerse, biz aciz sayılırız" dediler

    [15] Yusuf'u oturup bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlastırdılar. Biz ona, kardeslerinin bu islerini kendileri farkına varmadan haber vereceksin, diye vahyettik

    [16] Aksam ustu aglayarak babalarına geldiklerinde: "Ey babamız! Inan olsun biz yarıs yapıyorduk; Yusuf'u esyamızın yanına bırakmıstık; bir kurt onu yedi. Her ne kadar dogru soyluyorsak da sen bize inanmazsın" dediler

    [17] Aksam ustu aglayarak babalarına geldiklerinde: "Ey babamız! Inan olsun biz yarıs yapıyorduk; Yusuf'u esyamızın yanına bırakmıstık; bir kurt onu yedi. Her ne kadar dogru soyluyorsak da sen bize inanmazsın" dediler

    [18] Uzerine baska bir kan bulasmıs olarak Yusuf'un gomlegini de getirmislerdi. Babaları: "Sizi nefsiniz bir is yapmaya surukledi; artık bana guzelce sabır gerekir. Anlattıklarınıza ancak Allah'tan yardım istenir" dedi

    [19] Bir kervan geldi, sucularını gonderdiler; sucu kovasını kuyuya saldı, "Mujde! Iste bir oglan" dedi. Yusuf'u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilir

    [20] Onu yanlarında alıkoymak istemedikleri icin ucuz bir fiyata, birkac dirheme sattılar

    [21] Mısır'da onu satın alan kimse karısına: "Ona guzel bak, belki bize faydası olur yahut ta onu evlat ediniriz" dedi. Biz iste boylece Yusuf'u o yere yerlestirdik; ona, ruyaların nasıl yorumlanacagını ogrettik. Allah, isinde hakimdir, fakat insanların cogu bunu bilmezler

    [22] Erginlik cagına erince ona hikmet ve bilgi verdik. Iyi davrananları boyle mukafatlandırırız

    [23] Evinde bulundugu kadın onu kendine cagırdı, kapıları sıkı sıkı kapadı ve "gelsene" dedi. Yusuf: "Gunah islemekten Allah'a sıgınırım, dogrusu senin kocan benim efendimdir; bana iyi baktı. Haksızlık yapanlar suphesiz basarıya ulasamazlar." dedi

    [24] And olsun ki kadın Yusuf'a karsı istekli idi; Rabbin'den bir isaret gormeseydi Yusuf da onu isteyecekti. Iste ondan kotulugu ve fenalıgı boylece engelledik. Dogrusu o bizim cok samimi kullarımızdandır

    [25] Ikisi de kapıya kostu, kadın arkadan Yusuf'un gomlegini yırttı; kapının onunde kocasına rastladılar. Kadın kocasına "Ailene fenalık etmek isteyen bir kimsenin cezası ya hapis ya da can yakıcı bir azab olmalıdır" dedi

    [26] Yusuf: "Beni kendine o cagırdı" dedi. Kadın tarafından bir sahit, "Eger gomlegi onden yırtılmıssa kadın dogru soylemis, erkek yalancılardandır; sayet gomlegi arkadan yırtılmıssa kadın yalan soylemistir, erkek dogrulardandır" diye sahidlik etti

    [27] Yusuf: "Beni kendine o cagırdı" dedi. Kadın tarafından bir sahit, "Eger gomlegi onden yırtılmıssa kadın dogru soylemis, erkek yalancılardandır; sayet gomlegi arkadan yırtılmıssa kadın yalan soylemistir, erkek dogrulardandır" diye sahidlik etti

    [28] Kocası gomlegin arkadan yırtılmıs oldugunu gorunce, karısına hitaben "Dogrusu bu sizin hilenizdir, siz kadınların fendi buyuktur" dedi. Yusuf'a donerek: "Yusuf! Sen bundan kimseye bahsetme"; kadına donerek: "Sen de gunahının bagıslanmasını dile, cunku suclulardansın" dedi

    [29] Kocası gomlegin arkadan yırtılmıs oldugunu gorunce, karısına hitaben "Dogrusu bu sizin hilenizdir, siz kadınların fendi buyuktur" dedi. Yusuf'a donerek: "Yusuf! Sen bundan kimseye bahsetme"; kadına donerek: "Sen de gunahının bagıslanmasını dile, cunku suclulardansın" dedi

    [30] Sehirde bir takım kadınlar: "Vezirin karısı kolesinin olmak istiyormus; sevgisi bagrını yakmıs; dogrusu onun besbelli sapıtmıs oldugunu goruyoruz." dediler

    [31] Kadınların kendisini yermesini isitince onları davet etti; koltuklar hazırladı; geldiklerinde her birine birer bıcak verdi. Yusuf'a: "Yanlarına cık" dedi. Kadınlar Yusuf'u gorunce sasıp ellerini kestiler ve "Allah'ı tenzih ederiz ama, bu insan degil ancak cok guzel bir melektir" dediler

    [32] Vezirin karısı: "Iste sozunu edip beni yerdiginiz budur. And olsun ki onun olmak istedim, fakat o iffetinden dolayı cekindi. Emrimi yine yapmazsa, and olsun ki hapse tıkılacak ve kahre ugrayanlardan olacak

    [33] Yusuf: "Rabbim! Hapis benim icin, bunların istediklerini yapmaktan daha iyidir. Eger tuzaklarını benden uzaklastırmazsan onlara meyleder ve bilmeyenlerden olurum." dedi

    [34] Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzagına engel oldu. Zira O, isitir ve bilir

    [35] Sonra, kadının ailesi delilleri Yusuf'un lehinde gordugu halde, onu bir sure icin hapsetmeyi uygun buldu

    [36] Hapse, onunla beraber, iki genc daha girdi. Biri, "Ruyamda saraplık uzum sıktıgımı gordum" dedi; digeri "Basımın uzerinde, kusların yedigi bir ekmek tasıdıgımı gordum" dedi. "Bize bunu yorumla; senin iyi bir kimse oldugunu goruyoruz

    [37] Yusuf: "Rabbimin bana ogrettigi bilgi ile, daha yiyeceginiz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Dogrusu ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmısımdır

    [38] Atalarım Ibrahim, Ishak ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a herhangi bir ortak kosmak bize yarasmaz; bu, Allah'ın bize ve insanlara olan lutfudur; fakat insanların cogu sukretmez" dedi

    [39] Ey mahpus arkadaslarım! Ayrı ayrı bir suru uydurma rabler mi daha iyidir, yoksa her seyden ustun tek Allah mı

    [40] Allah'ı bırakıp taptıgınız, sizin ve babalarınızın adlandırdıgı putlardan baska bir sey degildir. Allah onların dogru olduguna dair bir delil indirmemistir. Hukum vermek ancak Allah'a aittir; kendisinden baskasına degil, O'na tapmanızı emretmistir. Bu, dosdogru dindir, fakat insanların cogu bilmezler

    [41] Ey mahpus arkadaslarım! Biriniz efendinize sarap sunacak, digeri asılacak ve kuslar basından yiyecektir. Sordugunuz is iste boylece kesinlesmistir

    [42] Ikisinden, kurtulacagını sandıgı kimseye Yusuf: "Efendinin yanında beni an" dedi. Ama seytan efendisine onu hatırlatmayı unutturdu ve Yusuf bu yuzden daha birkac yıl hapiste kaldı

    [43] Hukumdar: "Ben, yedi semiz inegi yedi zayıf inegin yedigini; yedi yesil basak ve bir o kadar da kurumus basak goruyorum. Ey ileri gelenler! Eger ruya yormasını biliyorsanız ruyamı soyleyiniz." dedi

    [44] Etrafındakiler: "Bir takım karısık ruyalar; biz boyle ruyaların yorumunu bilmeyiz" dediler

    [45] Hapisteki iki kisiden kurtulmus olanı, nice zaman sonra Yusuf'u hatırladı ve: "Ben size bunu yorumlayacagım, hele beni gonderin" dedi

    [46] Hapishaneye varıp: "Ey dogru sozlu Yusuf! Ruyada gorulen yedi semiz inegi yedi zayıf inegin yemesi; yedi yesil basak ve bir o kadar kuru basak nedir? Bize yorumla, ben de insanlara ulastırayım da bilsinler" dedi

    [47] Yusuf: "Devamlı yedi sene ekin ekip, bictiginiz ekinin yediginizden artanını basagında bırakın

    [48] Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelir, butun biriktirdiginizi yer, yalnız az bir miktar saklarsınız

    [49] Sonra, halkın yagmur gorecegi bir yıl gelir, o zaman sıkıp sagarlar" dedi

    [50] Hukumdar: "Onu bana getirin" dedi. Yusuf'a elci gelince, "Efendine don, kadınlar nicin ellerini kesmislerdi bir sor; dogrusu Rabbim onların hilesini bilir" dedi

    [51] Hukumdar kadınlara: "Yusuf'un olmak istediginiz zaman durumunuz neydi?" dedi. Kadınlar, "Hasa! Onun bir fenalıgını gormedik" dediler. Vezirin karısı: "Simdi gercek ortaya cıktı; onun olmak isteyen bendim; dogrusu Yusuf dogrulardandır" dedi

    [52] Yusuf, "Maksadım, vezire, gıyabında ihanet etmedigimi, hainlerin tuzaklarını Allah'ın basarıya erdirmedigini bilmesini saglamaktı" dedi

    [53] Ben nefsimi temize cıkarmam; cunku nefs, Rabbimin merhameti olmadıkca, kotulugu emreder. Dogrusu Rabbim bagıslayandır, merhamet edendir

    [54] Hukumdar: "Onu bana getirin, yanıma alayım" dedi. Onunla konusunca: "Bugun senin yanımızda onemli bir yerin ve guvenilir bir durumun vardır." dedi

    [55] Yusuf: "Beni memleketin hazinelerine memur et, cunku ben korumasını ve yonetmesini bilirim" dedi

    [56] Yusuf'u boylece o memlekete yerlestirdik; istedigi yerlerde oturabilirdi. Rahmetimizi tıpkı bu misalde oldugu gibi istedigimize veririz; iyi davrananların ecrini zayi etmeyiz

    [57] Ama ahiret ecri, inananlar ve Allah'a karsı gelmekten sakınanlar icin daha iyidir

    [58] Yusuf'un kardesleri gelip yanına girdiler. Kendisini tanımadıkları halde o onları tanıdı

    [59] Onların yuklerini hazırlatınca soyle dedi: "Baba bir kardesinizi bana getirin. Sizlere olcuyu bol tuttugumu ve benim misafir konuklayanların en iyisi oldugumu gormuyor musunuz

    [60] Eger onu bana getirmezseniz bundan boyle benden bir olcek bile alamazsınız ve bana artık yaklasmayın da

    [61] Kardesleri: "Babasını ikna etmeye calısacagız ve her halde bunu yaparız" dediler

    [62] Yusuf adamlarına: "Karsılık olarak getirdiklerini de yuklerine koyun. Belki ailelerine varınca, onu anlarlar da bir daha donerler" dedi

    [63] Babalarına donduklerinde, "Ey babamız! Bize yiyecek yasak edildi, kardesimizi bizimle beraber gonder de yiyecek alalım. Onu elbette koruruz" dediler

    [64] Daha once kardesini size emanet ettigim gibi, simdi onu emanet eder miyim? Ama Allah en iyi koruyandır, O merhametlilerin merhametlisidir" dedi

    [65] Yuklerini acınca karsılık olarak goturdukleri mallarının kendilerine iade edilmis oldugunu gorduler. "Ey babamız! Daha ne isteriz; iste mallarımız da bize iade edilmis; ailemize onunla yine yiyecek getirir, kardesimizi de korur ve bir deve yuku de artırmıs oluruz; esasen bu az bir seydir" dediler

    [66] Babaları: "Hepiniz helak olmadıkca onu bana geri getireceginize dair Allah'a karsı saglam bir soz vermezseniz, sizinle gondermeyecegim" dedi. Soz verdiklerinde: "Sozumuze Allah vekildir" dedi

    [67] Babaları: "Ogullarım! Tek bir kapıdan degil, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah katında size bir faydam olmaz, hukum ancak Allah'ındır, O'na guvendim, guvenenler de O'na guvensinler" dedi

    [68] Babalarının emrettigi gibi girdiler. Esasen bu, Allah katında onlara bir fayda saglamazdı, ancak Yakub icindeki arzuyu ortaya koymus oldu. O, suphesiz kendisine ogrettigimizi bilir fakat insanların cogu bilmezler

    [69] Yusuf'un yanına girdiklerinde, kardesini bagrına bastı ve: "Ben senin kardesinim, onların yaptıklarına artık uzulme" dedi

    [70] Yusuf onların yuklerini yukletirken, bir su kabını kardesinin yukune koydurdu. Sonra bir munadi soyle bagırdı: "Ey kervancılar, siz hırsızsınız

    [71] Geri donerek, "Ne kaybettiniz?" dediler

    [72] Hukumdarın su kabını kaybettik, onu getirene bir deve yuku mukafat verilecek, buna ben kefil oluyorum" dediler

    [73] Allah'a yemin ederiz ki memleketi ifsat etmege gelmedigimizi ve hırsız da olmadıgımızı biliyorsunuz" dediler

    [74] Yalancı iseniz, hırsızlıgın cezası nedir?" dediler

    [75] Cezası, kimin yukunde bulunursa, ceza olarak ona el konulur; biz zalimleri boyle cezalandırırız" dediler

    [76] Yusuf kardesinin yukunden once onlarınkini aramaya basladı; sonra kardesinin yukunden su kabını cıkardı. Iste biz Yusuf'a boyle bir plan kullanmasını vahyettik. Cunku hukumdarın kanunlarına gore kardesini alıkoyamazdı, meger ki Allah dileye. Diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Her ilim sahibinden ustun bir bilen bulunur

    [77] Calmıssa, daha once kardesi de calmıstı" dediler. Yusuf bunu icinde sakladı, onlara acmadı. Icinden, "Durumunuz pek kotudur; anlattıgınızı Allah daha iyi bilir" dedi

    [78] Kardesleri: "Ey Vezir! Onun yaslanmıs, kocamıs bir babası vardır. Bizden birini onun yerine al. Dogrusu biz senin iyi davrananlardan oldugunu goruyoruz" dediler

    [79] Maazallah! Biz, malımızı kimde bulmussak ancak onu alıkoruz, yoksa haksızlık etmis oluruz" dedi

    [80] Umidsizlige dusunce, konusmak uzere bir kenara cekildiler. Buyukleri soyle dedi: "Babanızın Allah'a karsı sizden bir soz aldıgını, daha once Yusuf meselesinde de ileri gittiginizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hukum verene kadar ki O, hukmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrılmayacagım. Siz donun, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oglun hırsızlık yaptı, bu bildigimizden baska bir sey gormedik; gorulmeyeni de bilmeyiz; bulundugumuz kasabanın halkına ve beraberinde oldugumuz kervana da sorabilirsin; biz suphesiz dogru soyluyoruz

    [81] Yakup: "Sizi nefsiniz bir is yapmaya surukledi, artık bana guzelce sabır gerekir; belki Allah hepsini birden bana getirecektir, cunku O bilendir, hakimdir" dedi

    [82] Onlara sırt cevirdi, "Vah, Yusuf'a yazık oldu!" dedi ve uzuntuden gozlerine ak dustu. Artık acısını icinde saklıyordu

    [83] Onlara sırt cevirdi, "Vah, Yusuf'a yazık oldu!" dedi ve uzuntuden gozlerine ak dustu. Artık acısını icinde saklıyordu

    [84] Onlara sırt cevirdi, "Vah, Yusuf'a yazık oldu!" dedi ve uzuntuden gozlerine ak dustu. Artık acısını icinde saklıyordu

    [85] Allah'a yemin ederiz ki, Yusuf'u anıp durman seni bitkin dusurecek veya helak olacaksın" dediler

    [86] Yakup: "Ben uzuntu ve tasamı yalnız Allah'a acarım. Allah katından, sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi

    [87] Ey Ogullarım! Gidin, Yusuf'u ve kardesini arayın. Allah'ın rahmetinden umidinizi kesmeyin; dogrusu kafirlerden baskası Allah'ın rahmetinden umidini kesmez

    [88] Kardesleri vezirin yanına vardıklarında: "Ey Vezir! Biz ve coluk cocugumuz darlıga ugradık; pek degersiz bir malla geldik; olcegi bize tam yap ve sadaka ver; Allah sadaka verenleri suphesiz mukafatlandırır" dediler

    [89] Siz, Yusuf ve kardesine bilmeden neler yaptıgınızın farkında mısınız?" dedi

    [90] Yoksa sen Yusuf musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardesim. Allah bize iyilikte bulundu; dogrusu kim kotulukten sakınır ve sabrederse bilsin ki Allah iyi davrananların ecrini katiyen zayi etmez" dedi

    [91] Allah'a yemin ederiz ki, Allah seni bizden ustun tutmustur; dogrusu biz suc islemistik" dediler

    [92] Yusuf: "Bugun azarlanacak degilsiniz, Allah sizi bagıslar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gomlegimi goturun, babamın yuzune surun, gormege baslar; butun coluk cocugunuzla bana gelin" dedi

    [93] Yusuf: "Bugun azarlanacak degilsiniz, Allah sizi bagıslar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gomlegimi goturun, babamın yuzune surun, gormege baslar; butun coluk cocugunuzla bana gelin" dedi

    [94] Kervan, memleketlerine donmek uzere ayrıldıgında, babaları: "Dogrusu ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum; ne olur bana bunak demeyin" dedi

    [95] Cevresindekiler: "Allah'a yemin ederiz ki sen, hala eski saskınlıgındasın" dediler

    [96] Mujdeci gelip, gomlegi Yakub'un yuzune bırakınca, hemen gozleri acıldı. Bunun uzerine Yakub "Ben size, Allah katından sizin bilmediginizi biliyorum dememis miydim?" dedi

    [97] Ogulları: "Ey Babamız! Suclarımızın bagıslanmasını dile, bizler hic suphesiz sucluyuz" dediler

    [98] Yakub: "Rabbim'den bagıslanmanızı dileyecegim; O suphesiz bagıslar ve merhamet eder" dedi

    [99] Yusuf'un yanına geldiklerinde, o, anasını babasını bagrına bastı, "Allah'ın dilegince, guven icinde Mısır'da yerlesin" dedi

    [100] Ana babasını tahtın uzerine oturttu, hepsi onun onunde (Allah'a secde edip) egildiler. O zaman Yusuf: "Babacıgım! Iste bu, vaktiyle gordugum ruyanın cıkısıdır; Rabbim onu gerceklestirdi. Seytan, benimle kardeslerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten cıkaran, sizi colden getiren Rabbim bana pek cok iyilikte bulundu. Dogrusu Rabbim diledigine lutufkardır, O suphesiz bilendir, Hakim'dir" dedi

    [101] Rabbim! Bana hukumranlık verdin, ruyaların yorumunu ogrettin. Ey goklerin ve yerin yaradanı! Dunya ve ahirette islerimi yoluna koyan sensin; benim canımı musluman olarak al ve beni iyilere kat

    [102] Sana boylece vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar elbirligi edip duzen kurdukları zaman yanlarında degildin; sen ne kadar yurekten istersen iste, insanların cogu inanmazlar

    [103] Sana boylece vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar elbirligi edip duzen kurdukları zaman yanlarında degildin; sen ne kadar yurekten istersen iste, insanların cogu inanmazlar

    [104] Oysa sen buna karsılık onlardan bir ucret de istemiyorsun. Kuran, alemler icin sadece bir oguttur

    [105] Goklerde ve yerde nice belgeler vardır ki, yanlarından yuzlerini cevirerek gecerler

    [106] Onların cogu, ortak kosmadan Allah'a inanmazlar

    [107] Allah tarafından, onları kusatacak bir azaba ugramalarından veya farkına varmadan, kıyamet saatinin ansızın gelmesinden guvende midirler

    [108] De ki: "Benim yolum budur; ben ve bana uyanlar bilerek insanları Allah'a cagırırız. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben asla Allah'a es kosanlardan degilim

    [109] Senden once kasabalar halkından suphesiz, kendilerine vahyettigimiz bir takım insanlar gonderdik. Yeryuzunde dolasmıyorlar mı ki, kendilerinden once gecenlerin sonlarının ne oldugunu gorsunler? Ahiret yurdu Allah'a karsı gelmekten sakınanlar icin hayırlıdır. Akletmez misiniz

    [110] Oyle ki, peygamberler umitsizlige dusup, yalanlandıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmistir. Boylece, istedigimizi kurtarırız. Azabımız suclu milletten geri cevrilemeyecektir

    [111] And olsun ki, peygamberlerin kıssalarında, aklı olanlar icin ibretler vardır. Kuran uydurulabilen bir soz degildir. Fakat kendinden onceki Kitapları tasdik eden, inanan millete her seyi acıklayan, dogru yolu gosteren bir rehber ve rahmettir

    Surah 13
    Ra'd

    [1] Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitap'ın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen Kitap haktır; fakat insanların cogu inanmazlar

    [2] Gokleri, gordugunuz gibi, direksiz yukselten, sonra arsa hukmeden, her biri belli bir sureye kadar hareket edecek olan Gunes ve Ay'ı buyrugu altına alan, isleri yuruten, ayetleri uzun uzun acıklayan Allah'tır; ola ki Rabbinize kavusacagınıza kesin olarak inanırsınız

    [3] Yeri duzleyen, orada daglar, nehirler var eden, her turlu urunden cift cift yetistiren, gunduzu geceyle buruyen de O'dur. Dogrusu bunlarda, dusunen kimseler icin ibretler vardır

    [4] Yeryuzunde, hepsi de aynı su ile sulanan, birbirine komsu toprak parcaları, tek ve cok koklu uzum bagları, ekinler, hurma agacları vardır. Fakat onları sekil ve lezzetce birbirinden farklı kılmısızdır. Dusunen kimseler icin bunda ibretler vardır

    [5] Sasacaksan, onların: "Biz toprak olunca mı yeniden yaratılacagız?" demelerine sasmak gerekir. Iste onlar Rablerini inkar edenlerdir. Iste onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. Iste onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır

    [6] Puta tapanlar senden, iyilikten once kotuluk isterler, oysa onlardan once nice ibret alınacak cezalar verilmistir. Dogrusu Rabbinin, insanların zulumlerine ragmen onlara magfireti vardır. Rabbinin cezalandırması cetindir

    [7] Inkar edenler: "Rabbinden ona bir mucize indirilmeli degil miydi?" derler. Sen ancak bir uyarıcısın. Her milletin bir yol gostereni vardır

    [8] Allah her disinin rahminde tasıdıgını, rahimlerin dusurdugunu ve alıkoydugunu bilir. O'nun katında her sey bir olcuye goredir

    [9] Goruleni de gorulmeyeni de bilen, yucelerin yucesi buyuk Allah'a gore, aranızdan sozu gizleyen ile, acıga vuran ve geceye burunerek gizlenip gunduzun ortaya cıkan arasında fark yoktur

    [10] Goruleni de gorulmeyeni de bilen, yucelerin yucesi buyuk Allah'a gore, aranızdan sozu gizleyen ile, acıga vuran ve geceye burunerek gizlenip gunduzun ortaya cıkan arasında fark yoktur

    [11] Ardında ve onunde insanoglunu takip edenler vardır; Allah'ın emriyle onu gozetirler. Bir millet kendini bozmadıkca Allah onların durumunu degistirmez. Allah bir milletin fenalıgını dileyince artık onun onune gecilmez. Onlar icin Allah'tan baska hamide bulunmaz

    [12] Korku ve umide dusurmek icin size simsegi gosteren, yagmurla yuklu bulutları meydana getiren O'dur

    [13] O'nu, gok gurlemesi hamd ile, melekler de korkularından tesbih ederler. Onlar pek kuvvetli olan Allah hakkında cekisirken, O, yıldırımları gonderir de onlarla diledigini carpar

    [14] Gercek dua ve ibadet ancak O'nadır. O'ndan baska cagırdıkları putlar kendilerine hicbir cevap vermezler. Durumları, suyun agzına gelmesi icin avuclarını ona acmıs bekleyen adamın durumu gibidir. Hicbir zaman suya kavusamaz. Iste kafirlerin yalvarısıda boyle, bosunadır

    [15] Yerde ve goklerdeki kimseler de, golgeleri de, sabah aksam, ister istemez Allah'a secde ederler

    [16] De ki: "Goklerin ve yerin Rabbi kimdir?", "Allah'tır" de. "Onu bırakıp, kendilerine bir fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz?" de. "Kor ile goren bir olur mu? Veya karanlıkla aydınlık bir midir?" de. Yoksa Allah'a, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da, yaratmaları birbirine mi benzettiler? De ki: "Her seyi yaratan Allah'tır. O, her seye ustun gelen tek Tanrı'dır

    [17] Allah gokten su indirir, dereler onunla dolar tasar. Sel, uste cıkan kopugu alır goturur. Suslenmek veya faydalanmak icin ateste erittiklerinizin uzerinde de buna benzer bir kopuk vardır. Allah, hak ve batıl icin soyle misal verir: Kopuk ucup gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır. Allah bunun gibi daha nice misaller verir

    [18] Rablerinin cagrısına gelenlere en guzel karsılık vardır. O'nun cagrısına uymayanlar ise, yeryuzunde olan her sey ve daha bir katı onların olsa, kurtulmak icin fidye verirlerdi. Iste hesapları kotu olanlar bunlardır. Varacakları yer cehennemdir; ne kotu konaktır

    [19] Sana Rabbinden indirilenin gercek oldugunu bilen kimse, onu bilmeyen kore benzer mi? Ancak akıl sahipleri ibret alırlar

    [20] Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirirler, anlasmayı bozmazlar

    [21] Onlar, Allah'ın birlestirilmesini emrettigi seyi birlestirirler, Rablerinden korkarlar; kotu hesaptan urkerler

    [22] Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine verdigimiz rızıktan, gizlice ve acıkca sarfederler; iyilik yaparak kotulugu ortadan kaldırırlar; iste onlara bu dunyanın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eslerinin, cocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: "Sabretmenize karsılık size selam olsun; burası dunyanın ne guzel bir sonucudur!" derler

    [23] Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine verdigimiz rızıktan, gizlice ve acıkca sarfederler; iyilik yaparak kotulugu ortadan kaldırırlar; iste onlara bu dunyanın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eslerinin, cocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: "Sabretmenize karsılık size selam olsun; burası dunyanın ne guzel bir sonucudur!" derler

    [24] Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine verdigimiz rızıktan, gizlice ve acıkca sarfederler; iyilik yaparak kotulugu ortadan kaldırırlar; iste onlara bu dunyanın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eslerinin, cocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: "Sabretmenize karsılık size selam olsun; burası dunyanın ne guzel bir sonucudur!" derler

    [25] Saglam soz verdikten sonra Allah'ın ahdini bozanlar ve Allah'ın birlestirilmesini emrettigini ayıranlar ve yeryuzunde bozgunculuk yapanlar, iste lanet onlara ve kotu yurt, cehennem, onlaradır

    [26] Allah diledigi kimsenin rızkını genisletir ve bir olcuye gore verir. Dunya hayatıyla ovunenler bilsinler ki dunyadaki hayat ahiret yanında sadece bir gecimlikten ibarettir

    [27] Inkar edenler: "Rabbinden ona bir mucize indirilmeli degil miydi?" derler. De ki: "Dogrusu Allah dileyeni saptırır ve Kendisine yoneleni dogru yola eristirir

    [28] Onlar inanmıslar, kalbleri Allah'ı anmakla huzura kavusmustur. Dikkat edin, kalbler ancak Allah'ı anmakla huzura kavusur

    [29] Inanan ve yararlı is isleyen kimseler icin hos bir hayat ve donulecek guzel bir yer vardır

    [30] Sana vahyettigimizi okuman icin, seni de onlardan once nice ummetlerin gelip gectigi bir ummete gonderdik; o ummet merhametli olan Allah'ı inkar eder; de ki: "O benim Rabbim'dir, O'ndan baska Tanrı yoktur, yalnız O'na guvenirim, donusum de O'nadır

    [31] Eger Kuran ile daglar yurutulmus veya yeryuzu parcalanmıs yahut oluler konusturulmus olsaydı, kafirler yine de inanmazlardı. Oysa butun isler Allah'a aittir. Inananların, "Allah dilese butun insanları dogru yola eristirebilir" gercegini akılları kesmedi mi? Allah'ın sozu yerine gelinceye kadar, yaptıkları isler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdigi sozden suphesiz caymaz

    [32] And olsun ki, senden once de nice peygamberler alaya alınmıstı. Inkar edenleri once erteledim, sonra cezalarını verdim. Cezalandırmam nasıldı

    [33] Herkesin yaptıgını gozeten Allah, bunu yapamayan putlarla bir olur mu? Onlar Allah'a ortak kostular. De ki: "Onlara bir ad bulun bakalım; yeryuzunde bilmedigi bir seyi mi Allah'a haber veriyorsunuz? Yoksa kuru sozlere mi aldanıyorsunuz? Fakat inkar edenlere, kurdukları duzenler guzel gosterildi ve dogru yoldan alıkonuldular. Zaten Allah'ın saptırdıgına yol gosteren bulunmaz

    [34] Onlara, dunya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise daha cetindir. Allah'a karsı onları bir koruyan da yoktur

    [35] Allah'a karsı gelmekten sakınanlara vadedilen cennetin altından ırmaklar akar; oranın yiyecekleri ve golgeleri devamlıdır. Bu, sakınanların elde edecegi sonuctur, inkarcıların varacagı sonuc ise atestir

    [36] Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenden memnun olurlar. Karsı guruplar icinde ise, onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: "Ben ancak Allah'a kulluk etmekle ve O'na asla ortak kosmamakla emrolundum. Hepinizi ancak O'na cagırıyorum vedonusum O'nadır

    [37] Boylece Biz Kuran'ı Arapca bir hukum ve hikmet olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir dost ve seni koruyan cıkmaz

    [38] And olsun ki, senden once nice peygamberler gonderdik; onlara esler ve cocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hicbir peygamber bir ayet getiremez. Her seyin vakti ve suresi yazılıdır

    [39] Allah diledigini siler, diledigini bırakır; Ana Kitap O'nun katındadır

    [40] Onlara vadettigimiz azabın bir kısmını sana gostersek de senin canını alsak da, vazifen sadece teblig etmektir. Hesap gormek Bize duser

    [41] Gormuyorlar mı ki, Biz yeryuzunu etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Hukum Allah'ındır, O'nun hukmunu takip edip bozacak yoktur. O, hesabı cabuk gorur

    [42] Onlardan oncekiler de tuzak kurdular, oysa butun tuzaklar(ın cezası) Allah'ındır, Herkesin yaptıgını bilir. Inkarcılar da, neticenin kimin oldugunu goreceklerdir

    [43] Inkar edenler: "Sen peygamber degilsin" derler; de ki: "Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah ve Kitap'ı bilenler yeter

    Surah 14
    İbrâhîm

    [1] Elif, Lam, Ra; Bu, Allah'ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlıga, guclu ve ovulmege layık, goklerde ve yerde olanların sahibi Allah'ın yoluna cıkarman icin, sana indirdigimiz Kitaptır. Ugrayacakları cetin azabdan dolayı vay kafirlerin haline

    [2] Elif, Lam, Ra; Bu, Allah'ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlıga, guclu ve ovulmege layık, goklerde ve yerde olanların sahibi Allah'ın yoluna cıkarman icin, sana indirdigimiz Kitaptır. Ugrayacakları cetin azabdan dolayı vay kafirlerin haline

    [3] Onlar dunya hayatını ahirete tercih ederler, Allah'ın yolundan alıkoyup onun egriligini isterler. Iste onlar uzak bir sapıklık icindedirler

    [4] Kendilerine apacık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gonderdik. Allah diledigini saptırır ve diledigini de dogru yola eristirir; guclu olan, Hakim olan O'dur

    [5] And olsun ki Musa'yı ayetlerimizle, "Milletini karanlıklardan aydınlıga cıkar ve Allah'ın gunlerini onlara hatırlat" diye gondermistik. Bunlarda, cokca sabreden ve sukreden herkes icin dersler vardır

    [6] Musa, milletine dedi ki: "Allah'ın size olan nimetlerini anın; size iskence eden, kadınlarınızı sag bırakıp ogullarınızı bogazlayan Firavun ailesinden sizi kurtardı; butun bunlarda Rabbinizden size buyuk bir imtihan vardır

    [7] Rabbiniz: "Sukrederseniz and olsun ki, size karsılıgını artıracagım; nankorluk ederseniz bilin ki azabım pek cetindir" diye bildirmisti

    [8] Musa: "Siz ve yeryuzunde olanlar, hepiniz nankorluk etseniz, Allah yine de mustagni ve ovulmege layık olandır" demisti

    [9] Sizden once gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onları Allah'tan baskası bilmez size ulasmadı mı? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini agızlarına goturup: "Biz sizinle gonderilene inanmıyoruz. Bizi cagırdıgınız seyden de suphe ve endise icindeyiz" dediler

    [10] Onların peygamberleri: "Gokleri ve yeri yaratan, gunahlarınızı bagıslamaya cagıran ve bir sureye kadar sizi erteleyen Allah'tan mı suphe ediyorsunuz?" dediler. Onlar da: "Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Oyleyse bize apacık bir delil getirmelisiniz" dediler

    [11] Peygamberleri onlara soyle dedi: "Biz ancak sizin gibi birer insanız ama, Allah, kullarından diledigine iyilikte bulunur. Allah'ın izni olmadıkca biz size delil getiremeyiz. Inananlar sadece Allah'a guvensin

    [12] Bize yollarımızı gosteren Allah'a nicin guvenmeyelim? Bize ettiginiz eziyete elbette katlanacagız. Guvenenler ancak Allah'a guvensinler

    [13] Inkar edenler, peygamberlerine: "Ya bizim dinimize donersiniz ya da sizi memleketimizden cıkarırız" dediler. Rableri peygamberlere: "Biz, haksızlık edenleri yok edecegiz, onlardan sonra yeryuzune sizi yerlestirecegiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar icindir." diye vahyetti

    [14] Inkar edenler, peygamberlerine: "Ya bizim dinimize donersiniz ya da sizi memleketimizden cıkarırız" dediler. Rableri peygamberlere: "Biz, haksızlık edenleri yok edecegiz, onlardan sonra yeryuzune sizi yerlestirecegiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar icindir." diye vahyetti

    [15] Peygamberler yardım istediler ve her inatcı zorba husrana ugradı

    [16] Ardında cehennem vardır; orada kendisine irinli su icirilecektir

    [17] Onu yudum yudum alacak fakat yutamıyacaktır. Olum ona her taraftan geldigi halde, olemiyecek, arkasından da cetin bir azap gelecektir

    [18] Rablerini inkar edenlerin isleri, fırtınalı bir gunde, ruzgarın siddetle savurdugu kule benzer; yaptıklarından hicbir sey elde edemezler. Iste bu uzak sapıklıktır

    [19] Gokleri ve yeri gercekten Allah'ın yarattıgını bilmiyor musun? Dilerse sizi yok edip yeni bir topluluk var eder

    [20] Bu, Allah icin guc degildir

    [21] Insanların hepsi Allah'ın huzuruna cıkarlar; gucsuzler, buyukluk taslayanlara: "Dogrusu biz size uymustuk, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" derler. Cevap olarak: "Allah bizi dogru yola eristirseydi biz de sizi eristirirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir, cunku kacacak yerimiz yoktur" derler

    [22] Is olup bitince, seytan: "Dogrusu Allah size gercegi soz vermisti. Ben de size soz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nufuzum yoktu; sadece cagırdım, siz de geldiniz. O halde, beni degil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni Allah'a ortak kosmanızı daha once kabul etmemistim; dogrusu zalimlere can yakan bir azap vardır" der

    [23] Inanan ve yararlı isleri yapanlar, iclerinden ırmaklar akan cennetlere konulurlar, Rablerinin izniyle orada temelli kalırlar. Oradaki dirlik temennileri: "Selam!"dır

    [24] Allah'ın, hos bir sozu; koku saglam, dalları goge dogru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hos bir agaca benzeterek nasıl misal verdigini gormuyor musun? Insanlar ibret alsın diye Allah onlara misal gosteriyor

    [25] Allah'ın, hos bir sozu; koku saglam, dalları goge dogru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hos bir agaca benzeterek nasıl misal verdigini gormuyor musun? Insanlar ibret alsın diye Allah onlara misal gosteriyor

    [26] Cirkin bir soz de, yerden koparılmıs, koku olmayan kotu bir agaca benzer

    [27] Allah inananları, dunya hayatında ve ahirette saglam bir soz uzerinde tutar; zalimleri de saptırır. Allah diledigini yapar

    [28] Allah'ın verdigi nimeti nankorlukle karsılayanları ve milletlerini helak olacakları yere, yaslanacakları cehenneme goturenleri gormuyor musun

    [29] Allah'ın verdigi nimeti nankorlukle karsılayanları ve milletlerini helak olacakları yere, yaslanacakları cehenneme goturenleri gormuyor musun

    [30] Allah'ın yolundan sapıtmak icin O'na esler kosmuslardı. De ki: "Yasayın bakalım, hic suphesiz varacagınız yer ates olacaktır

    [31] Inanan kullarıma soyle, namazı kılsınlar; alısveris ve dostlugun olmayacagı gunun gelmesinden once, kendilerine verdigimiz rızıktan acık ve gizli sarfetsinler

    [32] Gokleri ve yeri yaratan, yukardan indirdigi su ile rızık olarak urunler yetistiren, emri geregince denizde yuzmek uzere gemileri, nehirleri, belli yorungelerinde yuruyen ay ve gunesi, geceyle gunduzu sizin buyrugunuza veren Allah'tır

    [33] Gokleri ve yeri yaratan, yukardan indirdigi su ile rızık olarak urunler yetistiren, emri geregince denizde yuzmek uzere gemileri, nehirleri, belli yorungelerinde yuruyen ay ve gunesi, geceyle gunduzu sizin buyrugunuza veren Allah'tır

    [34] Kendisinden isteyebileceginiz her seyi size vermistir. Allah'ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Dogrusu insan pek zalim ve cok nankordur

    [35] Ibrahim soyle demisti: "Rabbim! Bu sehri guvenli kıl; beni ve ogullarımı putlara tapmaktan uzak tut

    [36] Rabbim! O putlar cok insanları saptırdı; bana uyan bendendir, bana karsı gelen kimseyi Sana bırakırım; Sen bagıslarsın, merhamet edersin

    [37] Rabbimiz! Ben cocuklarımdan kimini, namaz kılabilmeleri icin Senin kutsal evinin yanında, ziraata elverissiz bir vadiye yerlestirdim. Rabbimiz! Insanların gonullerini onlara meylettir, sukretmeleri icin onları urunlerle rızıklandır

    [38] Rabbimiz! Dogrusu Sen gizledigimizi de, acıga vurdugumuzu da bilirsin. Yerde ve gokte hicbir sey Allah'tan gizli kalmaz

    [39] Kocamısken, bana Ismail ve Ishak'ı veren Allah'a hamdolsun. Dogrusu Rabbim duaları isitendir

    [40] Rabbim! Beni ve cocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur

    [41] Rabbimiz! Hesap gorulecek gunde, beni, anamı babamı ve inananları bagısla

    [42] Sakın Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma; gozlerin dısarı fırlayacagı bir gune kadar onları ertelemektedir

    [43] O gun basları kalkmıs, gozleri kendilerine donemeyecek sekilde sabit kalmıs, gonulleri bombos halde kosup duracaklardır

    [44] Insanları, kendilerine azabın gelecegi gun ile uyar. Haksızlık edenler: "Rabbimiz! Bizi yakın bir sureye kadar ertele de cagrına gelelim, peygamberlere uyalım" derler. Siz daha once, sonunuzun gelmeyecegine yemin etmemis miydiniz! Ustelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere acıklanmıstı. Size misaller de vermistik

    [45] Insanları, kendilerine azabın gelecegi gun ile uyar. Haksızlık edenler: "Rabbimiz! Bizi yakın bir sureye kadar ertele de cagrına gelelim, peygamberlere uyalım" derler. Siz daha once, sonunuzun gelmeyecegine yemin etmemis miydiniz! Ustelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere acıklanmıstı. Size misaller de vermistik

    [46] Suphesiz onlar duzenlerini kurdular; oysa dagları yerinden oynatacak olsa bile, bu duzenleri hep Allah'ın elindeydi

    [47] Yerin baska bir yerle, goklerin de baska goklerle degistirildigi, her seye ustun gelen tek Allah'ın huzuruna cıktıkları gunde, sakın Allah'ın peygamberlerine verdigi sozden cayacagını sanma; dogrusu Allah gucludur, oc alandır

    [48] Yerin baska bir yerle, goklerin de baska goklerle degistirildigi, her seye ustun gelen tek Allah'ın huzuruna cıktıkları gunde, sakın Allah'ın peygamberlerine verdigi sozden cayacagını sanma; dogrusu Allah gucludur, oc alandır

    [49] O gun, sucluları zincirlere vurulmus olarak gorursun

    [50] Gomlekleri katrandan olacak, yuzlerini ates buruyecektir

    [51] Bu, Allah herkese yaptıgının karsılıgını verecegi icin boyledir. Dogrusu Allah hesabı cabuk gorur

    [52] Bu Kuran, onunla uyarılsınlar ve tek bir Tanrı bulundugunu bilsinler ve akıl sahipleri ogut alsınlar diye insanlara teblig edilmistir

    Surah 15
    Hicr

    [1] Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve apacık olan Kuran'ın ayetleridir

    [2] Inkar edenler, keske musluman olsaydık temennisinde bulunacaklardır

    [3] Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; umit onları avundursun; ilerde ogrenecekler

    [4] Yok ettigimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır

    [5] Hicbir ummet kendi suresini one alamaz, geciktiremez de

    [6] Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Dogrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler

    [7] Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Dogrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler

    [8] Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza gorecekler asla geri bırakılmazlar

    [9] Dogrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz

    [10] And olsun ki, senden once cesitli ummetlere peygamber gondermistik

    [11] Onlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı

    [12] Aynı sekilde biz de Kitap'ı sucluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden oncekilerin ugradıkları meydandadır

    [13] Aynı sekilde biz de Kitap'ı sucluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden oncekilerin ugradıkları meydandadır

    [14] Onlara gokten bir kapı acsak da, oradan cıkmaga koyulsalar: "Gozlerimiz dondu, biz herhalde buyulendik" derler

    [15] Onlara gokten bir kapı acsak da, oradan cıkmaga koyulsalar: "Gozlerimiz dondu, biz herhalde buyulendik" derler

    [16] And olsun ki, gokte burclar meydana getirdik, onları bakanlar icin donattık

    [17] Onları, kovulmus her seytandan koruduk

    [18] Fakat kulak hırsızlıgı yapan olursa, parlak bir ates onu kovalar

    [19] Yeri yaydık, oraya sabit daglar yerlestirdik, orada her seyi bir olcuye gore bitirdik

    [20] Orada sizin ve rızık veremeyeceginiz kimseler icin gecimlikler meydana getirdik

    [21] Hazinesi Bizim katımızda olmayan hicbir sey yoktur. Biz onu ancak belli bir olcuye gore indiririz

    [22] Ruzgarları asılayıcı olarak gonderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız

    [23] Dogrusu dirilten ve olduren Biziz; hepsinin gerisinde de Biz kalırız

    [24] And olsun ki, sizden once gecenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz

    [25] Dogrusu Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Suphesiz O Hakim'dir, Herseyi Bilen'dir

    [26] And olsun ki, insanı kuru balcıktan, islenebilen kara topraktan yarattık

    [27] Cinleri de, daha once, dumansız atesten yarattık

    [28] Rabbin meleklere: "Ben, balcıktan, islenebilen kara topraktan bir insan yaratacagım. Onu yapıp ruhumdan ufledigimde ona secdeye kapanın" demisti

    [29] Rabbin meleklere: "Ben, balcıktan, islenebilen kara topraktan bir insan yaratacagım. Onu yapıp ruhumdan ufledigimde ona secdeye kapanın" demisti

    [30] Bunun uzerine, Iblis'in dısında butun melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan cekindi

    [31] Bunun uzerine, Iblis'in dısında butun melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan cekindi

    [32] Allah: "Ey Iblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi

    [33] O: "Balcıktan, islenebilen kara topraktan yarattıgın insana secde edemem" dedi

    [34] Oyleyse defol oradan, sen artık kovulmus birisin. Dogrusu hesap gunune kadar lanet sanadır" dedi

    [35] Oyleyse defol oradan, sen artık kovulmus birisin. Dogrusu hesap gunune kadar lanet sanadır" dedi

    [36] Rabbim! Beni hic olmazsa, tekrar dirilecekleri gune kadar ertele" dedi

    [37] Allah: "Sen, bilinen gun gelene kadar bırakılanlardansın" dedi

    [38] Allah: "Sen, bilinen gun gelene kadar bırakılanlardansın" dedi

    [39] Rabbim! Beni saptırdıgın icin, and olsun ki yeryuzunde fenalıkları onlara guzel gosterecegim; halis kıldıgın kulların bir yana, onların hepsini saptıracagım" dedi

    [40] Rabbim! Beni saptırdıgın icin, and olsun ki yeryuzunde fenalıkları onlara guzel gosterecegim; halis kıldıgın kulların bir yana, onların hepsini saptıracagım" dedi

    [41] Allah soyle dedi: "Benim gerekli kıldıgım dosdogru yol budur; kullarımın uzerinde senin bir nufuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dısındadır

    [42] Allah soyle dedi: "Benim gerekli kıldıgım dosdogru yol budur; kullarımın uzerinde senin bir nufuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dısındadır

    [43] Ve Cehennem onların hepsinin toplanacagı yerdir

    [44] O cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmıs bir kısım vardır

    [45] Allah'a karsı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar baslarındadırlar

    [46] Oraya guven icinde, esenlikle girin" denilir

    [47] Biz onların gonullerinde olan kini cıkardık, artık onlar sedirler uzerinde karsılıklı oturan kardeslerdir

    [48] Onlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan cıkarılacak da degillerdir

    [49] Kullarıma Benim bagıslayan, merhamet eden oldugumu, azabımın can yakıcı bir azap oldugunu haber ver

    [50] Kullarıma Benim bagıslayan, merhamet eden oldugumu, azabımın can yakıcı bir azap oldugunu haber ver

    [51] Onlara Ibrahim'in konuklarını da anlat

    [52] Ibrahim'in yanına girdiklerinde selam vermislerdi. O: "Dogrusu biz sizden korkuyoruz" demisti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oglun olacagını mujdelemeye geldik" demislerdi

    [53] Ibrahim'in yanına girdiklerinde selam vermislerdi. O: "Dogrusu biz sizden korkuyoruz" demisti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oglun olacagını mujdelemeye geldik" demislerdi

    [54] Ben kocamısken bana mujde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak mujdeliyorsunuz?" deyince

    [55] Seni gercekten mujdeliyoruz, umutsuzlardan olma" demislerdi

    [56] Zaten sapıklardan baska kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormustu: "Ey elciler! Isiniz nedir

    [57] Zaten sapıklardan baska kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormustu: "Ey elciler! Isiniz nedir

    [58] Soyle cevap vermislerdi: "Biz suphesiz suclu bir millete gonderildik. Lut'un ailesi bunun dısındadır. Karısı haric hepsini kurtaracagız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk

    [59] Soyle cevap vermislerdi: "Biz suphesiz suclu bir millete gonderildik. Lut'un ailesi bunun dısındadır. Karısı haric hepsini kurtaracagız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk

    [60] Soyle cevap vermislerdi: "Biz suphesiz suclu bir millete gonderildik. Lut'un ailesi bunun dısındadır. Karısı haric hepsini kurtaracagız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk

    [61] Elciler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Dogrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi

    [62] Elciler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Dogrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi

    [63] Biz sana sadece suphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gercekle geldik. Suphesiz biz dogru soyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola cıkar, sen de arkalarından git; hicbiriniz arkaya bakmasın; emrolundugunuz yere dogru yuruyun" dediler

    [64] Biz sana sadece suphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gercekle geldik. Suphesiz biz dogru soyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola cıkar, sen de arkalarından git; hicbiriniz arkaya bakmasın; emrolundugunuz yere dogru yuruyun" dediler

    [65] Biz sana sadece suphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gercekle geldik. Suphesiz biz dogru soyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola cıkar, sen de arkalarından git; hicbiriniz arkaya bakmasın; emrolundugunuz yere dogru yuruyun" dediler

    [66] Boylece Lut'a bunların sonlarının kesilmis olarak sabahlıyacaklarını bildirdik

    [67] Sehir halkı, sevinerek geldiler

    [68] Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karsı beni rusvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi

    [69] Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karsı beni rusvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi

    [70] Biz sana kimseyi misafir kabul etmeyi yasak etmemis miydik?" dediler

    [71] Lut: "Alacaksanız, iste benim kızlarım" dedi

    [72] Senin hayatına and olsun ki, onlar sarhoslukları icinde bocalayıp duruyorlardı

    [73] Tanyeri agarırken, cıglık onları yakalayıverdi

    [74] Memleketlerini alt ust ettik, uzerlerine sert tas yagdırdık

    [75] Bunda, gorebilen insanlar icin ibretler vardır

    [76] O sehrin kalıntıları islek yollar uzerinde hala durmaktadır

    [77] Bunda inananlar icin ibret vardır

    [78] Eykeliler de, suphesiz zalim kimselerdi

    [79] Bunun icin onlardan da oc aldık. Hala her iki memleket de islek bir yol uzerindedirler

    [80] And olsun ki, Hicr halkı peygamberi yalanlamıslardı

    [81] Onlara ayetlerimizi verdigimiz halde, yuz cevirmislerdi

    [82] Daglarda, guven icinde olarak evler yontuyorlardı

    [83] Sabaha karsı cıglık onları yakalayıverdi

    [84] Yaptıkları kendilerine bir fayda saglamadı

    [85] Biz, gokleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları geregince yarattık. Kıyamet gunu suphesiz gelecektir. O halde yumusak ve iyi davran

    [86] Dogrusu yaratan ve bilen ancak Rabbindir

    [87] And olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha'yı ve Kuran-ı Azim'i verdik

    [88] Kafirler icinde bazı kimselere verdigimiz kat kat servete gozunu dikme, onlara uzulme; inananları kanatların altına al

    [89] De ki: "Dogrusu ben apacık bir uyarıcıyım

    [90] Kuran'ı islerine geldigi gibi bolenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmistik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacagız

    [91] Kuran'ı islerine geldigi gibi bolenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmistik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacagız

    [92] Kuran'ı islerine geldigi gibi bolenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmistik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacagız

    [93] Kuran'ı islerine geldigi gibi bolenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmistik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacagız

    [94] Artık buyrulanı acıkca ortaya koy, puta tapanlara aldırıs etme

    [95] Allah'la beraber baska bir tanrının bulundugunu kabul eden alaycılara karsı suphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne oldugunu ogreneceklerdir

    [96] Allah'la beraber baska bir tanrının bulundugunu kabul eden alaycılara karsı suphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne oldugunu ogreneceklerdir

    [97] And olsun ki, soyledikleri seylerden senin gonlunun daraldıgını biliyoruz

    [98] Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve olunceye kadar Rabbine kulluk et

    [99] Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve olunceye kadar Rabbine kulluk et

    Surah 16
    Nahl

    [1] Allah'ın buyrugu gelecektir; acele gelmesini istemeyin, Allah, ortak kostukları seylerden munezzehtir, yucedir

    [2] Allah kullarından diledigine buyrugunu bildirmek icin meleklerini vahiyle indirerek soyle der: "Insanları uyarın ki, Benden baska tanrı yoktur. Benden sakının

    [3] Gokleri ve yeri geregince yaratmıstır. Onların es kostukları seylerden yucedir

    [4] Insanı nutfeden yaratmıstır. Oyleyken o nasıl da acıkca karsı koymaktadır

    [5] Hayvanları da yaratmıstır. Onlarda sizi ısıtacak seyler ve bircok faydalar vardır. Onların etlerini de yersiniz

    [6] Onları getirirken de, gonderirken de zevk alırsınız

    [7] Kendi kendinize zor varacagınız memleketlere, yuklerinizi tasırlar. Dogrusu Rabbiniz sefkatlidir, merhametlidir

    [8] Sizin icin atları, katırları ve merkebleri binek ve sus hayvanı olarak yaratmıstır. Bilmediginiz daha nice seyleri de yaratır

    [9] Yolun egri olanı da vardır. Allah dileseydi hepinizi dogru yola iletirdi

    [10] Yukarıdan size su indiren O'dur. Ondan icersiniz; hayvanları otlattıgınız bitkiler de onunla biter

    [11] Allah onunla size ekinler, zeytin ve hurma agacları, uzumler ve her turlu urunu yetistirir. Dusunen kimseler icin bunda ders vardır

    [12] Geceyi gunduzu, gunesi ayı sizin istifadenize vermistir. Yıldızlar da O'nun buyruguna boyun egmistir. Bunlarda, akleden kimseler icin dersler vardır

    [13] Yeryuzunde rengarenk seyleri de sizin icin yaratmıstır. Bunda, ogut alan kimseler icin ibret vardır

    [14] Taze et yemeniz, takındıgınız susleri edinmeniz ve Allah'ın bol nimetinden faydalanmanız icin denize -ki gemilerin onu yara yara gittigini gorursun- boyun egdiren de O'dur. Artık belki sukredersiniz

    [15] Yeryuzunde, sarsılmayasınız diye, sabit daglar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve isaretler meydana getirmistir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar

    [16] Yeryuzunde, sarsılmayasınız diye, sabit daglar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve isaretler meydana getirmistir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar

    [17] Hic yaratan yaratamayana benzer mi? Ibret almaz mısınız

    [18] Allah'ın verdigi nimetleri sayacak olsanız bitiremezsiniz; dogrusu Allah bagıslar, merhamet eder

    [19] Allah, gizlediklerinizi de, acıga vurduklarınızı da bilir

    [20] Allah'ı bırakıp taptıkları seyler, hicbir sey yaratmazlar; esasen kendileri yaratıktır

    [21] Onlar cansız, oludurler. Ne zaman dirileceklerini de bilemezler

    [22] Tanrınız tek bir Tanrıdır. Ahirete inanmayanların kalbleri bunu inkar eder; onlar buyukluk taslarlar

    [23] Onların gizlediklerini de, acıga vurduklarını da Allah'ın bildiginde suphe yoktur. O, buyukluk taslayanları sevmez

    [24] Onlara: "Rabbiniz ne indirdi?" diye sorulsa: "oncekilerin masalları" derler

    [25] Boylece kıyamet gunu kendi gunahlarını tam olarak, bilmeden saptırdıkları kimselerin gunahlarını kısmen yuklenirler. Dikkat edin, yuklendikleri yuk ne kotudur

    [26] Onlardan oncekiler duzen kurmuslardı. Bunun uzerine Allah, binalarının temelini cokertti de tavanları baslarına yıkıldı. Azap, onlara farketmedikleri yerden geldi

    [27] Sonra kıyamet gunu onları rezil eder ve: "Haklarında tartıstıgınız Benim ortaklarım nerede?" der. Ilim sahibleri soyle derler: "Dogrusu bugun inkarcılara rezillik ve igrenclik vardır

    [28] Melekler kendilerine yazık etmis kimselerin canlarını alırken: "Biz hicbir kotuluk yapmıyorduk" diyerek teslim olurlar. Hayır; oyle degil; dogrusu Allah onların yaptıklarını bilmektedir

    [29] Temelli kalacagınız cehennemin kapılarından girin. Buyuklenenlerin duragı ne kotudur

    [30] Sakınan kimselere: "Rabbiniz ne indirdi?" denince, "Iyilik" derler. Bu dunyada iyi davrananlara iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Sakınanların yurdu ne guzeldir

    [31] Iclerinden ırmaklar akan Adn cennetlerine girerler. Orada, diledikleri kendilerine verilir. Allah sakınanları boylece mukafatlandırır

    [32] Melekler onların canını temizlenmis olarak alırken: "Selam size; yaptıklarınıza karsılık haydi cennete girin" derler

    [33] Onlar kendilerine yalnız meleklerin veya senin Rabbinin buyrugunun gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan oncekiler de boyle yapmıslardı. Allah onlara zulmetmemisti, ama onlar kendilerine yazık ediyorlardı

    [34] Bu yuzden, isledikleri kotuluklere ugradılar ve alay ettikleri sey onları kusattı

    [35] Allah'a es kosanlar: "Allah dileseydi O'ndan baska hicbir seye ne biz ve ne de babalarımız tapardı. O'nun buyrugu olmaksızın hicbir seyi haram kılmazdık" dediler. Kendilerinden oncekiler de boyle yapmıstı. Peygamberlere apacık tebligden baska ne vazife duser

    [36] And olsun ki, her ummete: "Allah'a kulluk edin, azdırıcılardan kacının" diyen peygamber gondermisizdir. Allah iclerinden kimini dogru yola eristirdi, kimi de sapıklıgı haketti. Yeryuzunde gezin; peygamberleri yalanlayanların sonlarının nasıl oldugunugorun

    [37] Onların dogru yolda olmalarına ne kadar ozensen, yine de Allah, saptırdıgını dogru yola iletmez. Onların yardımcıları da olmaz

    [38] Olen kimseyi Allah'ın diriltmeyecegi uzerine butun gucleriyle Allah'a yemin ederler. Hayır; oyle degil, ayrılıga dustukleri seyi onlara acıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gercekten vadetmistir, fakat insanların cogu bilmezler

    [39] Olen kimseyi Allah'ın diriltmeyecegi uzerine butun gucleriyle Allah'a yemin ederler. Hayır; oyle degil, ayrılıga dustukleri seyi onlara acıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gercekten vadetmistir, fakat insanların cogu bilmezler

    [40] Bir seyin olmasını istedigimiz zaman sozumuz sadece ona "Ol" dememizdir ve hemen olur

    [41] Haksızlıga ugratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret eden kimseleri, and olsun ki, dunyada guzel bir yerde yerlestiririz. Ahiret ecri ise daha buyuktur, keski bilseler

    [42] Onlar sabreden ve yalnız Rablerine guvenen kimselerdir

    [43] Dogrusu senden once de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettigimiz bir takım adamlar gonderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gonderileni acıklayasın diye Kuran'ı indirdik. Belki dusunurler

    [44] Dogrusu senden once de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettigimiz bir takım adamlar gonderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gonderileni acıklayasın diye Kuran'ı indirdik. Belki dusunurler

    [45] Kotu isler duzenleyenler Allah'ın kendilerini yere batırmasından yahut farketmedikleri bir yerden onlara azabın gelmesinden guvende midirler

    [46] Veya hareket halindelerken -ki Allah'ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endisesindeyken onlara azabın gelmesinden guvende midirler? Dogrusu Rabbin sefkatlidir, merhametlidir

    [47] Veya hareket halindelerken -ki Allah'ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endisesindeyken onlara azabın gelmesinden guvende midirler? Dogrusu Rabbin sefkatlidir, merhametlidir

    [48] Allah'ın yarattıgı seylerin, golgeleri saga sola vurarak, Allah'a boyun egerek secde etmekte olduklarını gormuyorlar mı

    [49] Goklerde ve yerde bulunan her canlı ve melekler, buyukluk taslamaksızın Allah'a secde ederler

    [50] Ustun olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları seyleri yaparlar

    [51] Allah, "Iki tanrı edinmeyin, O ancak bir tek Tanrı'dır. Yalnız Ben'den korkun" dedi

    [52] Goklerde ve yerde olan O'nundur. Kulluk da daima O'nadır. Allah'tan baskasından mı sakınıyorsunuz

    [53] Size gelen her nimet Allah'tandır. Sonra, bir sıkıntıya ugradıgınızda yalnız O'na sıgınırsınız

    [54] Sıkıntılarınızı giderince de, icinizden bazıları kendilerine verdigimize nankorluk ederek Rablerine es kosarlar. Gecinin bakalım, yakında ogreneceksiniz

    [55] Sıkıntılarınızı giderince de, icinizden bazıları kendilerine verdigimize nankorluk ederek Rablerine es kosarlar. Gecinin bakalım, yakında ogreneceksiniz

    [56] Kendilerine verdigimiz rızıktan, onların ne oldugunu bilmeyen putlara pay ayırırlar. Allah'a and olsun ki, uydurup durdugunuz seylerden elbette sorguya cekileceksiniz

    [57] Begendikleri erkek cocukları kendilerine; kızları da Allah'a malediyorlar. O bundan munezzehtir

    [58] Aralarından birine bir kızı oldugu mujdelendigi zaman ici gamla dolarak yuzu simsiyah kesilir

    [59] Kendisine verilen kotu mujde yuzunden, halktan gizlenmeye calısır; onu utana utana tutsun mu, yoksa topraga mı gomsun? Ne kotu hukmediyorlar

    [60] Ahirete inanmayanlar kotuluk misalidirler. En ustun misali ise Allah verir. O Guclu'dur, Hakim'dir

    [61] Allah insanları haksızlıklarından oturu yakalayacak olsaydı, yeryuzunde canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir sureye kadar erteler. Sureleri dolunca onu ne bir saat geciktirebilirler ne de one alabilirler

    [62] Begenmediklerini Allah'a malederler. Dilleri, guzel seylerin kendilerine ait oldugunu yalan yere soyler durur. Cehennemin onların oldugunda ve onceden oraya gideceklerinde suphe yoktur

    [63] Allah'a and olsun ki, senden onceki ummetlere peygamberler gonderdik. Seytan yaptıklarını onlara hep guzel gosterdi. Bugun de dostları odur. Onlara can yakıcı azap vardır

    [64] Sana Kitap'ı, ayrılıga dustukleri seyleri onlara acıklaman icin, inanan kimselere de dogru yol rehberi ve rahmet olarak indirdik

    [65] Allah gokten su indirir ve olumunden sonra yeryuzunu diriltir. Kulak veren kimseler icin bunda ibret vardır

    [66] Hayvanlarda da size ibretler vardır. Bagırsaklarındakiler ile kan arasından, icenlere halis ve icimi kolay sut iciririz

    [67] Hurma agaclarının meyvelerinden ve uzumlerden serbet, sıra (icecek) ve guzel rızık elde edersiniz. Dusunen millet icin bunda ibret vardır

    [68] Rabbin bal arısına: "Daglarda, agaclarda ve hazırlanmıs kovanlarda yuva edin; sonra her cesit urunden ye; sonra da Rabbinin islemen icin gosterdigi yollardan yuru" diye ogretti. Karınlarından insanlara sifa olan cesitli renklerde bal cıkar. Dusunen bir millet icin bunda ibret vardır

    [69] Rabbin bal arısına: "Daglarda, agaclarda ve hazırlanmıs kovanlarda yuva edin; sonra her cesit urunden ye; sonra da Rabbinin islemen icin gosterdigi yollardan yuru" diye ogretti. Karınlarından insanlara sifa olan cesitli renklerde bal cıkar. Dusunen bir millet icin bunda ibret vardır

    [70] Allah sizi yaratmıstır, sonra oldurecektir, icinizden bir kısmı da omrunun en fena zamanına ulastırılır ki, bilirken bilmez olurlar. Dogrusu Allah bilendir, her seye Kadir'dir

    [71] Allah rızıkda kiminizi digerlerine ustun tutmustur. Ustun kılınanlar, emirleri altında bulunanların rızıklarını vermezler. Oysa rızıkta hepsi esittir. Allah'ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar

    [72] Allah size kendinizden esler var eder. Eslerinizden de ogullar ve torunlar var eder. Size temiz seylerden rızık verir. Oyleyken batıla inanıyorlar ve Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar

    [73] Allah'ı bırakıp, goklerden ve yerden kendilerine verecek rızıkları olmayan ve vermeye guc yetiremeyen seylere mi tapıyorlar

    [74] Allah'a benzerler kosmaya kalkmayın. Suphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz

    [75] Allah, hicbir seye gucu yetmeyen ve baskasının malı olan bir kole ile, kendisine verdigimiz guzel nimetlerden gizlice ve acıkca sarfeden kimseyi misal gosterir: Hic bunlar esit olur mu? Ovulmege layık olan Allah'tır, fakat cogu bilmezler

    [76] Allah iki adamı misal veriyor: Biri hicbir seye gucu yetmeyen bir dilsiz ki efendisine yuktur, nereye gonderse bir hayır cıkmaz; bu, dogru yolda olan, adaletle emreden kimse ile bir olabilir mi

    [77] Goklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir, kıyamet saatinin kopusu bir goz kırpması kadar veya daha cabuk bir zaman icinde olur. Suphesiz Allah her seye Kadir'dir

    [78] Allah sizi annelerinizin karnından bir sey bilmez halde cıkarmıstır. Belki sukredersiniz diye size kulak, goz ve kalp vermistir

    [79] Gogun boslugunda Allah'ın buyruguna boyun egerek ucan kuslara bakmıyorlar mı? Onları Allah'tan baska tutan kimse yoktur. Inanan millet icin bunda dersler vardır

    [80] Allah size evlerinizi dinlenme yeri kıldı. Hayvanların derilerinden, yolculukta ve ikamet zamanlarınızda kolayca tasıyacagınız evler; yun, tuy ve kıllarından bir sure kullanacagınız giyimlikler ve gecimlikler var etmistir

    [81] Allah yarattıklarından size golgeler yapmıs; daglarda sıgınacagınız barınaklar var etmis, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, harpte sizi koruyacak zırhlar vermistir. Size olan nimetini musluman olasınız diye iste bu sekilde tamamlamaktadır

    [82] Eger yuz cevirirlerse, sana dusenin sadece acıkca teblig oldugunu bil

    [83] Allah'ın nimetini hem bilirler hem de inkar ederler. Zaten cogu kafir kimselerdir

    [84] Kıyamet gunu her ummetten bir sahit getiririz; inkar edenlere itiraz icin izin de verilmez, onların ozurleri de dinlenmez

    [85] Zulmedenler, azap gorurlerken azabları hafifletilmez de geciktirilmez de

    [86] Allah'a ortak kosanlar, kostukları ortakları gorduklerinde: "Rabbimiz! Seni bırakıp yalvardıgımız ortaklarımız bunlardır" derler. Kostukları ortaklar: "Dogrusu siz yalancısınız" diye soz atarlar

    [87] Puta tapanlar o gun Allah'ın hukmune teslim olurlar; uydurdukları seyler onlardan uzaklasırlar

    [88] Inkar eden, Allah'ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuklarına karsılık azap ustune azap veririz

    [89] O gun her ummetten bir kisiyi onlara sahit tutarız. Seni de ummetine sahit getiririz. Sana her seyi acıklayan ve Muslumanlara dogruyu gosteren bir rehber, rahmet ve mujde olarak Kuran'ı indirdik

    [90] Allah suphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıgı, fenalıgı ve haddi asmayı yasak eder. Tutasınız diye size ogut verir

    [91] Ahitlestiginiz zaman Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılarak saglama bagladıgınız yeminleri bozmayın. Allah yaptıklarınızı suphesiz bilir

    [92] Bir ummetin digerinden daha cok olmasından oturu, aranızdaki yeminleri bozarak, ipligini iyice egirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Allah onunla sizi dener. And olsun ki, ayrılıga dustugunuz seyleri size kıyamet gunu acıklar

    [93] Allah dileseydi sizi tek bir ummet yapardı. Ama O, istedigini saptırır, istedigini dogru yola eristirir. Islediklerinizden, and olsun ki, sorumlu tutulacaksınız

    [94] Birbirinizi aldatmak icin yemin etmeyin ki, bu yuzden saglamca yere basmakta olan ayak surcebilir; Allah yolundan alıkoymanıza karsılık kotu bir azap tadarsınız ve (ahirette de) buyuk bir azaba ugrarsınız

    [95] Allah'ın ahdini hicbir degere degismeyin. Eger bilirseniz, Allah katında olan sizin icin daha iyidir

    [96] Sizde olanlar tukenir ama, Allah katında olanlar sonsuzdur, tukenmez. Sabredenlere ecirlerini, yaptıklarından daha guzeli ile odeyecegiz

    [97] Kadın, erkek, inanmıs olarak kim iyi is islerse, ona hos bir hayat yasatacagız. Ecirlerini yaptıklarından daha guzeli ile odeyecegiz

    [98] Kuran okuyacagın zaman, kovulmus seytandan Allah'a sıgın

    [99] Dogrusu seytanın, inananlar ve yalnız Rablerine guvenenler uzerinde bir nufuzu yoktur

    [100] O'nun nufuzu sadece, O'nu dost edinenler ve Allah'a ortak kosanlar uzerindedir

    [101] Bir ayetin yerini baska bir ayetle degistirdigimizde, ki Allah ne indirdigini gayet iyi bilir onlar, "Sen sadece uyduruyorsun" derler. Hayır, oyle degildir, ama onların cogu bunu bilmezler

    [102] De ki: "Kuran'ı; Ruhul Kudus (Cebrail) Rabbinin katından, inananların inanclarını pekistirmek, Muslumanlara dogruluk rehberi ve mujde olmak uzere gercekle indirmistir

    [103] And olsun ki: "Ona elbette bir insan ogretiyor" dediklerini biliyoruz. Kast ettikleri kimsenin dili yabancıdır, Kuran ise fasih Arapca'dır

    [104] Allah'ın ayetlerine inanmayanları Allah dogru yola eristirmez. Onlara can yakıcı azap vardır

    [105] Yalan uyduranlar ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlardır. Yalancılar iste onlardır

    [106] Gonlu imanla dolu oldugu halde, zor altında olan kimse mustesna, inandıktan sonra Allah'ı inkar edip, gonlunu kafirlige acanlara Allah katından bir gazap vardır; buyuk azap da onlar icindir

    [107] Bu, dunya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın da, inkarcı milleti dogru yola eristirmemesinden oturu boyledir

    [108] Iste Allah'ın kalblerini, kulaklarını ve gozlerini muhurledigi kimseler bunlardır. Gafiller de iste bunlardır

    [109] Ahirette zarara ugrayacakların bunlar oldugunda suphe yoktur

    [110] Rabbin, turlu eziyete ugratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah ugrunda savasan ve sabreden kimselerden yanadır. Rabbin suphesiz bundan sonra da bagıslar ve merhamet eder

    [111] O gun, herkesin kendi derdine dusup cabalayacagı ve herkesin islediginin haksızlıga ugratılmadan kendisine odenecegi bir gundur

    [112] Allah size guven ve huzur icinde olan bir kasabayı misal verir: Her taraftan oraya bolca rızık geliyordu. Ama Allah'ın nimetlerine nankorluk ettiler; bu yuzden Allah onlara yaptıklarına karsılık aclık ve korku belasını tattırdı

    [113] And olsun ki, aralarından kendilerine bir peygamber gelmisti, onu yalancı saydılar. Haksızlık ederlerken azaba ugradılar

    [114] Yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, Allah'ın size helal ve temiz olarak verdigi rızıklardan yiyin, O'nun nimetine sukredin

    [115] Allah size ancak lesi, kanı, domuz etini ve Allah'tan baskasının adına kesilenleri haram etmistir. Darda kalan, asırı gitmemek ve baskasının hakkına el uzatmamak sartiyle bunun dısındadır. Allah suphesiz bagıslar, merhamet eder

    [116] Diliniz yalana alısmıs oldugu icin, "su haram, bu helaldir" demeyin, zira Allah'a karsı yalan uydurmus olursunuz. Allah'a karsı yalan uyduranlar ise, saadete suphesiz erisemezler

    [117] Az bir gecim ama ardından can yakıcı bir azap onlaradır

    [118] Sana anlattıklarımızı, daha once, yahudi olanlara da haram kılmıstık; biz onlara zulmetmedik, onlar kendilerine zulmediyorlardı

    [119] Sonra dogrusu Rabbin, bilmeyerek kotuluk isleyip ardından tevbe eden ve ıslah olanlardan yanadır. Rabbin bundan sonra da bagıslar ve merhamet eder

    [120] Ibrahim, suphesiz Allah'a boyun egen ve O'na yonelen bir onderdi; puta tapanlardan degildi

    [121] Rabbinin nimetlerine sukrederdi; Rabbi de onu secti ve dogru yola eristirdi

    [122] Dunyada ona guzellik verdik, ahirette de o mutlaka barıssever iyiler arasında yer alacaktır

    [123] Simdi sana, "Dogruya yonelen, puta tapanlardan olmayan Ibrahim'in dinine uy" diye vahyettik

    [124] Cumartesi ibadeti, ancak o gun uzerinde cekisenlere farz kılındı. Rabbin, ayrılıga dustukleri seylerde, kıyamet gunu aralarında hukmedecektir

    [125] Rabbinin yoluna, hikmetle, guzel ogutle cagır; onlarla en guzel sekilde tartıs; dogrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, dogru yolda olanları da en iyi bilir

    [126] Eger ceza vermek isterseniz size yapılanın aynıyla mukabele edin. Sabrederseniz and olsun ki bu, sabredenler icin daha iyidir

    [127] Sabret, senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır; onlara uzulme, kurdukları duzenlerden de endise etme

    [128] Allah suphesiz sakınanlarla ve iyilik yapanlarla beraberdir

    Surah 17
    İsrâ

    [1] Kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescidi Haram'dan (Mekke'den), kendisine bir kısım ayetlerimizi gostermek icin, cevresini mubarek kıldıgımız Mescidi Aksa'ya (Kudus'e) goturen Allah'ın sanı yucedir. Dogrusu O, isitir ve gorur

    [2] Musa'ya kitap verdik. Ey Nuh'la beraber tasıyarak kurtardıgımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp baskasını vekil edinmeyesiniz diye onu Israilogullarına dogruluk rehberi kıldık. Dogrusu Nuh, cok sukreden bir kuldu

    [3] Musa'ya kitap verdik. Ey Nuh'la beraber tasıyarak kurtardıgımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp baskasını vekil edinmeyesiniz diye onu Israilogullarına dogruluk rehberi kıldık. Dogrusu Nuh, cok sukreden bir kuldu

    [4] Israilogullarına Kitap'da: "Dogrusu yeryuzunde iki defa bozgunculuk yapacak ve kibirlendikce kibirleneceksiniz" diye bildirdik

    [5] Bu ikiden birincisinin vakti gelince, uzerinize pek guclu olan kullarımızı salacagız. Onlar memleketlerinizde her koseyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir

    [6] Bunun ardından sizi onlara galip getirecegiz; mallar ve ogullarla size yardım edecek ve sizin sayınızı artıracagız

    [7] Iyilik ederseniz kendinize iyilik etmis olursunuz. Kotuluk ederseniz o da kendinizedir. Iki vaadden ikincisinin vakti gelince, yuzunuzu uzuntuye sokmaları, kotuluk yapmaları, onceden Mescid'e girdikleri gibi girmeleri, ele gecirdikleri yerleri harap etmeleri icin onları tekrar gonderecegiz

    [8] Umulur ki Rabbiniz size acır; ama siz donerseniz Biz de doneriz. Cehennemi, inkarcılara bir zindan kılmısızdır

    [9] Dogrusu bu Kuran en dogru yola goturur ve yararlı is yapan muminlere buyuk ecir oldugunu, ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladıgımızı mujdeler

    [10] Dogrusu bu Kuran en dogru yola goturur ve yararlı is yapan muminlere buyuk ecir oldugunu, ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladıgımızı mujdeler

    [11] Insan iyiligin gelmesine dua ettigi gibi, kotulugun gelmesine de dua eder. Esasen insanoglu acelecidir

    [12] Gece ve gunduzu varlıgımıza birer delil kıldık. Bir delil olan geceyi kaldırıp yine bir delil olan gunduzu Rabbinizin bol nimetini aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz icin aydınlık kıldık. Her seyi uzun uzadıya acıkladık

    [13] Her insanın boynuna islediklerini dolarız ve kıyamet gunu acılmıs bulacagı Kitap'ı onune cıkarırız

    [14] Kitabını oku, bugun, hesap gorucu olarak sen kendine yetersin

    [15] Kim dogru yola gelirse ancak kendi lehine yola gelmis ve kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıstır. Kimse kimsenin gunahını cekmez. Biz peygamber gondermedikce kimseye azabetmeyiz

    [16] Bir sehri yok etmek istedigimiz zaman, sımarık varlıklarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan cıkarlar. Artık o sehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz

    [17] Nuh'dan sonra nice nesilleri yok etmisizdir. Kullarının gunahlarından haberdar ve onları goren olarak Rabbin yeter

    [18] Dunyayı isteyene istedigimiz kimseye diledigimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; yerilmis ve kovulmus olarak oraya girer

    [19] Ahireti isteyip, inanmıs olarak onun icin gerekli calısmada bulunan kimselerin, iste onların calısmaları sukre deger

    [20] Onların ve bunların her birine Rabbinin nimetinden ulastırırız. Esasen Rabbinin nimeti kimseye yasak kılınmıs degildir

    [21] Onları birbirlerinden nasıl ustun kıldıgımıza bir bak! Dogrusu ahirette daha buyuk dereceler ve daha buyuk ustunlukler vardır

    [22] Allah'la beraber baska bir tanrı edinme, yoksa yerilmis ve tek basına kalmıs olursun

    [23] Rabbin, yalnız Kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi buyurmustur. Eger ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karsı "Of" bile demeyesin, onları azarlamayasın. Ikisine de hep tatlı soz soyleyesin

    [24] Onlara acıyarak alcak gonulluluk kanatlarını ger ve: "Rabbim! Kucukken beni yetistirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!" de

    [25] Icinizde olanı en iyi Rabbiniz bilir. Iyi kimselerseniz bilin ki O suphesiz, Kendine bas vuranları bagıslar

    [26] Yakınına, duskune, yolcuya hakkını ver; elindekileri sacıp savurma

    [27] Sacıp savuranlar, suphesiz seytanlarla kardes olmus olurlar; seytan ise Rabbine karsı pek nankordur

    [28] Rabbin'den umdugun rahmeti elde etmek icin, hak sahiblerinden yuz cevirmek zorunda kalırsan, onlara hic degilse tatlı bir soz soyle

    [29] Elini boynuna baglayıp cimri kesilme, busbutun de acıp tutumsuz olma, yoksa pisman olur, acıkta kalırsın

    [30] Dogrusu senin Rabbin diledigi kimsenin rızkını genisletir ve bir olcuye gore verir. O kullarını goren ve haberdar olandır

    [31] Cocuklarınızı yoksulluk korkusuyla oldurmeyin. Biz onlara da size de rızık veririz. Onları oldurmek, suphesiz buyuk bir gunahtır

    [32] Sakın zinaya yaklasmayın; dogrusu bu cirkindir, kotu bir yoldur

    [33] Allah'ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymayın. Haksız yere oldurulenin velisine bir yetki tanımısızdır. Artık o da oldurmekte asırı gitmesin. Zira kendisi ne de olsa yardım gormustur

    [34] Yetimin malına ergin caga ulasana kadar en guzel seklin dısında yaklasmayın. Ahdi de yerine getirin, dogrusu verilen ahidde sorumluluk vardır

    [35] Bir seyi olctugunuz zaman, olcuyu tam tutun, dogru teraziyle tartın. Boyle yapmak, sonuc itibariyle daha guzel ve daha iyidir

    [36] Bilmedigin seyin ardına dusme; dogrusu kulak, goz ve kalp, bunların hepsi o seyden sorumlu olur

    [37] Yeryuzunde boburlenerek yurume, cunku sen ne yeri delebilir ve ne de boyca daglara ulasabilirsin

    [38] Rabbinin katında bunların hepsi begenilmeyen kotu seylerdir

    [39] Bunlar Rabbinin sana bildirdigi hikmetlerdir. Sakın Allah'la beraber baska tanrı edinme. Yoksa yerilmis ve kovulmus olarak cehenneme atılırsın

    [40] Rabbiniz ogulları size ayırdı, secti de kendisi icin kız olarak melekleri mi edindi? Dogrusu siz buyuk soz soyluyorsunuz

    [41] Biz, and olsun ki ogut almaları icin bu Kuran'da bunları turlu turlu acıkladık. Fakat bu acıklamalar ancak onların nefretini artırmıstır

    [42] De ki: "Eger dedikleri gibi Allah'la beraber tanrılar bulunsaydı, o takdirde hepsi arsın sahibiyle savasmaya bir yol ararlardı

    [43] O, onların soylediklerinden Munezzeh'tir, Yuce'dir, Ulu'dur

    [44] Yedi gok, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih eder; O'nu hamd ile tesbih etmeyen hicbir sey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Dogrusu O Halim olandır, Bagıslayan'dır

    [45] Kuran okudugun zaman senin ile ahirete inanmayan kimseler arasına gorunmeyen bir perde cekeriz

    [46] Kuran'ı anlarlar diye kalblerine ortuler ve kulaklarına da agırlık koyduk. Kuran'da Rabbini bir tek olarak andıgın zaman, onlar urkerek ardlarına donerler

    [47] Seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve gizli toplantılarında zalimlerin: "Siz sadece buyulenmis bir adama uyuyorsunuz" dediklerini Biz cok iyi biliriz

    [48] Sana nasıl misaller verdiklerine bir bak! Bu yuzden sapmıslardır, artık bir yol da bulamamaktadırlar

    [49] Biz kemik ve ufalanmıs toprak oldugumuz zaman, yeniden mutlaka dirilecek miyiz? derler

    [50] De ki: "Ister tas veya demir ya da kalbinizde buyuttugunuz baska bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz." "Bizi tekrar kim diriltir?" derler; de ki: "Sizi ilk defa yaratan." Sana baslarını sallayarak: "Ne zamandır bu?" derler. "Yakında olması mumkundur" de

    [51] De ki: "Ister tas veya demir ya da kalbinizde buyuttugunuz baska bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz." "Bizi tekrar kim diriltir?" derler; de ki: "Sizi ilk defa yaratan." Sana baslarını sallayarak: "Ne zamandır bu?" derler. "Yakında olması mumkundur" de

    [52] Sizi cagırdıgı gun, O'na hamdederek davetine uyarsınız ve kabirlerinizde pek az bir muddet kaldıgınızı sanırsınız

    [53] Inanan kullarıma soyle, en guzel sekilde konussunlar. Dogrusu seytan aralarını bozmak ister. Seytan suphesiz insanın apacık dusmanıdır

    [54] Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse size azabeder. Biz seni onlara vekil olarak gondermedik

    [55] Goklerde ve yerde olan kimseleri Rabbin daha iyi bilir. And olsun ki peygamberleri birbirinden ustun kılmıs ve Davud'a Zebur vermisizdir

    [56] De ki: "Allah'tan baska tanrı oldugunu sandıklarınızı cagırın; sizin bir sıkıntınızı gidermeye ve onu degistirmeye gucleri yetmez

    [57] Taptıkları putlar Rablerine daha yakın olmak icin vesile ararlar. O'nun rahmetini umar, azabından korkarlar. Zira Rabbinin azabı korkmaga deger

    [58] Kıyamet gununden once ortadan kaldırmayacagımız veya cetin azaba ugratmayacagımız bir sehir yoktur. Bu, Kitap'da yazılıdır

    [59] Bizi mucize gondermekten alıkoyan, ancak, oncekilerin onları yalanlamıs olmalarıdır. Semud milletine gozle gorulebilen bir mucize, bir disi deve vermistik de ona zulmetmislerdi. Oysa Biz mucizeleri yalnız korkutmak icin gondeririz

    [60] Sana: "Rabbin suphesiz insanları kusatmıstır" demistik; sana gosterdigimiz ruya ile ve Kuran'da lanetlenmis agacla, sadece insanları denedik. Biz onları korkutuyoruz, fakat bu onlara buyuk taskınlık vermekten baska birseye yaramıyor

    [61] Meleklere: "Adem'e secde edin" demistik, Iblis'ten baska hepsi secde etmis, o ise: "camurdan yarattıgına mı secde edecegim?" demisti

    [62] Benden ustun kıldıgını goruyor musun? Kıyamet gunune kadar beni ertelersen, and olsun ki, azı bir yana, onun soyunu kendi buyrugum altına alacagım" demisti

    [63] Allah: "Haydi git! Onlardan sana kim uyarsa bil ki, cehennem hepinizin cezası olur, hem de tam bir ceza" dedi

    [64] Sesinle, gucunun yettigini yerinden oynat, onlara karsı yaya ve atlılarınla haykırarak yuru, mallarına ve cocuklarına ortak ol, onlara vaadlerde bulun ama seytan sadece onları aldatmak icin vaadeder

    [65] Dogrusu Benim mumin kullarım uzerinde senin bir hakimiyetin olamaz. Rabbin vekil olarak yeter

    [66] Rabbiniz, bol nimetinden elde edesiniz diye, denizde gemileri sizin icin yuzdurur. O, size merhamet eder

    [67] Denizde bir sıkıntıya dustugunuz zaman, Allah'tan baska yalvardıklarınız kaybolup gider, fakat O sizi karaya cıkararak kurtarınca yuz cevirirsiniz. Zaten insan pek nankordur

    [68] Onun karada da, sizi yere batırmasından veya basınıza tas yagdırmasından guvende misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız

    [69] Yoksa sizi tekrar denize dondurup, uzerinize ortalıgı yıkan bir fırtına gonderip, inkarlarınızdan oturu sizi suda bogmasından guvende misiniz? O zaman bize soru soracak bir yardımcı da bulamazsınız

    [70] And olsun ki, biz insanogullarını serefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sagladık, temiz seylerle onları rızıklandırdık, yaratıklarımızın pek cogundan ustun kıldık

    [71] Bir gun butun insanları onderleriyle beraber cagırırız. O gun kitabı sagından verilenler, iste onlar kitablarını okurlar. Onlara kıl kadar haksizlik edilmez

    [72] Bu dunyada kalbi kor olan, ahirette de kor ve daha saskındır

    [73] Seni, sana vahyettigimizden ayırıp baska bir seyi Bize karsı uydurman icin ugrasırlar. O zaman seni dost edinirler

    [74] Sana sebat vermemis olsaydık, and olsun ki, az da olsa onlara meyledecektin

    [75] O takdirde sana, hayatın da olumun de, kat kat azabını tattırırdık. Sonra bize karsı bir yardımcı da bulamazdın

    [76] Memleketinden cıkarmak icin seni nerdeyse zorlayacaklardı. O takdirde senin ardından onlar da pek az kalabilirlerdi

    [77] Bu, senden once gonderdigimiz peygamberlerimize de uyguladıgımız yasadır. Sen bizim yasamızda degisiklik bulamazsın

    [78] Gunesin batıya yonelmesinden gecenin kararmasına kadar namaz kıl; sabah vakti de namaz kıl, zira sabah namazına melekler sahit olur

    [79] Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni ovulecek makama yukseltir

    [80] De ki: "Rabbim! Beni dahil edecegin yere hosnutluk ve esenlikle dahil et; cıkaracagın yerden de hosnutluk ve esenlikle cıkar. Katından beni destekleyecek bir kuvvet ver

    [81] De ki: "Hak geldi, batıl ortadan kalkmaya mahkumdur

    [82] Kuran'dan inananlara rahmet ve sifa olan seyler indiriyoruz. O, zalimlerin ise sadece kaybını artırır

    [83] Insana nimet verdigimiz zaman yuz cevirerek yan cizer; basına bir kotuluk gelince de yese duser

    [84] De ki: "Herkes yaradılısına gore davranır. Rabbiniz kimin en dogru yolda oldugunu bilir

    [85] Sana ruhun ne oldugunu soruyorlar, de ki: "Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verilmistir

    [86] Dileseydik and olsun ki, sana vahyettigimizi alıp gotururduk. Sonra bize karsı duracak bir vekil de bulamazdın

    [87] Bunu yapmayısı ancak Rabbinin sana merhamet etmesindendir. Cunku O'nun sana olan nimeti buyuktur

    [88] De ki: "Insanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran'ın bir benzerini ortaya koymak icin bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar

    [89] And olsun ki, biz Kuran'da insanlara turlu turlu misal gosterip acıkladık. Oyleyken insanların cogu nankor olmakta direndiler

    [90] Soyle soylediler: "Bize, yerden kaynaklar fıskırtmadıkca sana inanmayacagız

    [91] Veya hurmalıkların, bagların olup, aralarında ırmaklar akıtmalısın

    [92] Yahut da iddia ettigin gibi, gogu tepemize parca parca dusurmeli, ya da Allah'ı ve melekleri karsımıza getirmelisin

    [93] Veya altın bir evin olmalı, yahut goge yukselmelisin ama oradan okuyacagımız bir kitap indirmezsen yine o yukselmene inanmayacagız." De ki: "Fesubhanallah! Ben peygamber olan bir insandan baska bir sey miyim

    [94] Insanlara dogruluk rehberi geldigi zaman, inanmalarına engel olan, sadece: "Allah peygamber olarak bir insan mı gonderdi?" demis olmalarıdır

    [95] De ki: "Yeryuzunde yerlesip dolasanlar melek olsalardı, biz de onlara gokten peygamber olarak bir melek gonderirdik

    [96] De ki: "Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. Dogrusu O, kullarını gorur, haberdardır

    [97] Allah'ın dogru yola eristirdigi kimse hak yoldadır. Kimleri de saptırırsa, artık onlar icin Allah'dan baska dostlar bulamazsın. Biz onları kıyamet gunu yuzukoyun, korler, dilsizler ve sagırlar olarak hasrederiz. Varacakları yer cehennemdir. Onun atesi ne zaman sonmeye yuz tutsa hemen alevini artırırız

    [98] Bu, ayetlerimizi inkar etmelerinin ve: "Kemik ve ufalanmıs toprak oldugumuzda mı yeniden dirilecegiz?" demelerinin cezasıdır

    [99] Gokleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerlerini de tekrar yaratmaya Kadir oldugunu gormezler mi? Onlar icin suphe goturmeyen bir sure tayin etmistir. Oyleyken, zalimler, inkarcılıkta hala direnirler

    [100] De ki: "Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, tukenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Zaten insanlar pek cimridir

    [101] And olsun ki, Musa'ya dokuz tane apacık mucize verdik. Israilogullarına sor, Musa onlara geldiginde, Firavun kendisine: "Ey Musa! Ben seni buyulenmis sanıyorum" demisti

    [102] Musa da: "And olsun ki, bunları goklerin ve yerin Rabbinin acık belgeler olarak indirdigini biliyorsun. Ey Firavun! Dogrusu senin mahvolacagını sanıyorum" demisti

    [103] Firavun bunun uzerine onları memleketten surmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda bogduk

    [104] Sonra Israilogullarına: "Bu memlekette siz oturun, kıyamet koptugunda hepinizi bir araya getiririz." dedik

    [105] Kuran'ı ancak hak olarak indirdik ve o da indigi gibi hak olarak kaldı. Seni de yalnız mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

    [106] Kuran'ı, insanlara agır agır okuman icin, bolum bolum indirdik ve onu gerektikce indirdik

    [107] De ki: "Kuran'a ister inanın, isten inanmayın, O'ndan onceki bilginlere o okundugu zaman, yuzleri uzerine secdeye varırlar" ve "Rabbimiz munezzehtir. Rabbimiz'in sozu suphesiz yerine gelecektir" derler

    [108] De ki: "Kuran'a ister inanın, isten inanmayın, O'ndan onceki bilginlere o okundugu zaman, yuzleri uzerine secdeye varırlar" ve "Rabbimiz munezzehtir. Rabbimiz'in sozu suphesiz yerine gelecektir" derler

    [109] Aglayarak yuz ustu yere kapanırlar; bu, onların gonullerindeki saygıyı artırır

    [110] De ki: "Ister Allah deyin, ister Rahman deyin, hangisini derseniz deyin, en guzel isimler O'nundur." Namaz kılarken sesini yukseltme, gizli de okuma, ikisi ortasında bir yol tut

    [111] De ki: "Hamd, cocuk edinmemis olan, hukumranlıgında ortagı bulunmayan, duskun olmayıp yardımcıya da ihtiyac gostermeyen Allah'a mahsustur." O'nu geregi gibi buyukle

    Surah 18
    Kehf

    [1] Hamd Allah'a mahsustur ki, kendi katından siddetli bir baskını haber vermek ve yararlı is yapan muminlere, icinde temelli kalacakları guzel bir mukafatı mujdelemek ve: "Allah cocuk edindi" diyenleri uyarmak icin kuluna egri bir taraf bırakmadıgı dosdogru Kitap'ı indirmistir

    [2] Hamd Allah'a mahsustur ki, kendi katından siddetli bir baskını haber vermek ve yararlı is yapan muminlere, icinde temelli kalacakları guzel bir mukafatı mujdelemek ve: "Allah cocuk edindi" diyenleri uyarmak icin kuluna egri bir taraf bırakmadıgı dosdogru Kitap'ı indirmistir

    [3] Hamd Allah'a mahsustur ki, kendi katından siddetli bir baskını haber vermek ve yararlı is yapan muminlere, icinde temelli kalacakları guzel bir mukafatı mujdelemek ve: "Allah cocuk edindi" diyenleri uyarmak icin kuluna egri bir taraf bırakmadıgı dosdogru Kitap'ı indirmistir

    [4] Hamd Allah'a mahsustur ki, kendi katından siddetli bir baskını haber vermek ve yararlı is yapan muminlere, icinde temelli kalacakları guzel bir mukafatı mujdelemek ve: "Allah cocuk edindi" diyenleri uyarmak icin kuluna egri bir taraf bırakmadıgı dosdogru Kitap'ı indirmistir

    [5] Allah'ın cocuk edindigine dair ne kendilerinin ve ne de babalarının bir bilgisi vardır. Agızlarından cıkan soz ne buyuk iftiradır. Onlar yalnız ve yalnız yalan soylerler

    [6] Bu soze inanmayanların ardından uzulerek nerdeyse kendini mahvedeceksin

    [7] Insanların hangisinin daha iyi is isledigini ortaya koyalım diye, yeryuzunde olan seyleri, yeryuzunun susu yaptık

    [8] Suphesiz Biz, yeryuzunde olanları kupkuru bir toprak haline getirebiliriz

    [9] Yoksa sen Magara ve Kitap ehlini sasılacak ayetlerimizden mi zannettin

    [10] Birkac genc magaraya sıgınmıs: "Rabbimiz! Katından bize rahmet ver ve isimizde dogruyu goster, bizi basarılı kıl" demislerdi

    [11] Magaranın icinde onları yıllarca uyuttuk; sonra, iki taraftan hangisinin bekledikleri sonucu iyi hesaplamıs oldugunu belirtmek icin onları uyandırdık

    [12] Magaranın icinde onları yıllarca uyuttuk; sonra, iki taraftan hangisinin bekledikleri sonucu iyi hesaplamıs oldugunu belirtmek icin onları uyandırdık

    [13] Onların olayını sana Biz gercek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmıs birkac gencti. Onların hidayetlerini artırmıs ve kalblerini pekistirmistik. Durup, soyle demislerdi: "Rabbimiz goklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp baska bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl soz soylemis oluruz. Su bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan baska tanrılar edindiler. Onların gercek olduguna apacık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karsı yalan uydurandan daha zalim kimdir

    [14] Onların olayını sana Biz gercek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmıs birkac gencti. Onların hidayetlerini artırmıs ve kalblerini pekistirmistik. Durup, soyle demislerdi: "Rabbimiz goklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp baska bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl soz soylemis oluruz. Su bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan baska tanrılar edindiler. Onların gercek olduguna apacık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karsı yalan uydurandan daha zalim kimdir

    [15] Onların olayını sana Biz gercek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmıs birkac gencti. Onların hidayetlerini artırmıs ve kalblerini pekistirmistik. Durup, soyle demislerdi: "Rabbimiz goklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp baska bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl soz soylemis oluruz. Su bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan baska tanrılar edindiler. Onların gercek olduguna apacık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karsı yalan uydurandan daha zalim kimdir

    [16] Onlara: "Siz onlardan ve Allah'tan baska taptıklarından ayrıldınız, bunun icin magaraya girin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve size isinizde kolaylık gostersin" denildi

    [17] Baksaydın, gunesin magaralarının sag tarafından dogup meylettigini, sol tarafından onlara dokunmadan battıgını, onların da magaranın genisce bir yerinde bulundugunu gorurdun. Bu, Allah'ın mucizelerindendir; Allah'ın dogru yola eristirdigi kimse hak yoldadır. Kimi de saptırırsa artık ona, dogru yola goturecek bir rehber bulamazsın

    [18] Magara ehli uykuda iken sen onları uyanık sanırdın. Biz onları saga ve sola dondururduk. Kopekleri dirseklerini esige uzatmıstı. Onları gorsen, icin korkuyla dolar, geri donup kacardın

    [19] Birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. Iclerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. "Bir gun veya daha az bir muddet kaldık" dediler. "Ne kadar kaldıgınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Paranızla birinizi sehre gonderin, sakın sizi kimseye duyurmasın" dediler

    [20] Zira onların sizden haberi olacak olursa, ya taslayarak oldururler veya dinlerine dondururler ve bu takdirde asla kurtulamazsınız

    [21] Boylece, Allah'ın sozunun gercek oldugunu ve kıyametin kopmasından suphe edilemeyecegini bilmeleri icin, insanların onları bulmalarını sagladık. Nitekim halk, bunların hakkında cekisip duruyor: "Onların magaralarının cevresine bir bina kurun" diyorlardı. Oysa, Rableri onları cok iyi bilir. Tartısmayı kazananlar: "Onların magaralarının cevresinde mutlaka bir mescid kuracagız" dediler

    [22] Karanlıga tas atar gibi, "Magara ehli uctur, dordunculeri kopekleridir" derler, yahut, "Bestir, altıncıları kopekleridir" derler, yahut "Yedidir, sekizincileri kopekleridir" derler. De ki: "Onların sayısını en iyi bilen Rabbim'dir. Onları pek az kimseden baskası bilmez." Bunun icin, onlar hakkında, bu kısaca anlatılanın dısında, kimseyle tartısma ve onlar hakkında kimseden bir sey sorma

    [23] Herhangi bir sey icin, Allah'ın dilemesi dısında: "Ben yarın onu yapacagım" deme. Unuttugun zaman Rabbini an ve soyle de: "Umulur ki, Rabbim beni dogruya daha yakın olana eristirir

    [24] Herhangi bir sey icin, Allah'ın dilemesi dısında: "Ben yarın onu yapacagım" deme. Unuttugun zaman Rabbini an ve soyle de: "Umulur ki, Rabbim beni dogruya daha yakın olana eristirir

    [25] Onlar magaralarında ucyuz dokuz yıl kaldılar

    [26] De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Goklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O, ne mukemmel gorendir! O ne mukemmel isitendir! Insanların O'ndan baska dostu yoktur. O, hic kimseyi hukumranlıga ortak kılmaz

    [27] Rabbinin Kitap'ından sana vahyolunanı oku; O'nun sozlerini degistirecek yoktur. O'ndan baska bir sıgınılacak da bulamazsın

    [28] Sabah aksam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dunya hayatının guzelliklerini isteyerek gozlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturdugumuz ve isinde asırı giderek hevesine uyan kimseye uyma

    [29] De ki: "Gercek Rabbinizdendir." Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Suphesiz zalimler icin, duvarları cepecevre onları icine alacak bir ates hazırlamısızdır. Onlar yardım istediklerinde, erimis maden gibi yuzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kotu bir icecek ve cehennem ne kotu bir duraktır

    [30] Iyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Dogrusu, inanıp yararlı is yapanlara, iste onlara, iclerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yesil elbiseler giyerek tahtları uzerinde otururlar. Ne guzel bir mukafat ve ne guzel yaslanacak yer

    [31] Iyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Dogrusu, inanıp yararlı is yapanlara, iste onlara, iclerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yesil elbiseler giyerek tahtları uzerinde otururlar. Ne guzel bir mukafat ve ne guzel yaslanacak yer

    [32] Onlara iki adamı misal olarak goster: Birine iki uzum bagı verip, etrafını hurmalıklarla cevirmis ve aralarında ekinler bitirmistik

    [33] Her iki bahce de urunlerini vermislerdi, hicbir seyi de eksik bırakmamıslardı. Ikisinin arasından bir de ırmak akıtmıstık

    [34] Onun gelirleri de vardı. Bu yuzden, arkadasiyle konusurken: "Ben malca senden zengin, nufusca da senden daha itibarlıyım" dedi

    [35] Kendisine boylece yazık ederek bahcesine girerken: "Bu bahcenin batacagını hic zannetmem. Kıyametin kopacagını da sanmıyorum. Eger Rabbime dondurulursem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum" dedi

    [36] Kendisine boylece yazık ederek bahcesine girerken: "Bu bahcenin batacagını hic zannetmem. Kıyametin kopacagını da sanmıyorum. Eger Rabbime dondurulursem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum" dedi

    [37] Kendisiyle konustugu arkadası ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılıgına koyanı mı inkar ediyorsun? Iste O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak kosmam. Bahcene girdigin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nufus bakımından daha az buluyorsan da: "Masallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahcenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin uzerine gokten bir felaket gonderir de bahcen yerle bir olabilir. Yahut suyu cekilir bir daha da bulamazsın" dedi

    [38] Kendisiyle konustugu arkadası ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılıgına koyanı mı inkar ediyorsun? Iste O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak kosmam. Bahcene girdigin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nufus bakımından daha az buluyorsan da: "Masallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahcenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin uzerine gokten bir felaket gonderir de bahcen yerle bir olabilir. Yahut suyu cekilir bir daha da bulamazsın" dedi

    [39] Kendisiyle konustugu arkadası ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılıgına koyanı mı inkar ediyorsun? Iste O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak kosmam. Bahcene girdigin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nufus bakımından daha az buluyorsan da: "Masallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahcenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin uzerine gokten bir felaket gonderir de bahcen yerle bir olabilir. Yahut suyu cekilir bir daha da bulamazsın" dedi

    [40] Kendisiyle konustugu arkadası ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılıgına koyanı mı inkar ediyorsun? Iste O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak kosmam. Bahcene girdigin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nufus bakımından daha az buluyorsan da: "Masallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahcenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin uzerine gokten bir felaket gonderir de bahcen yerle bir olabilir. Yahut suyu cekilir bir daha da bulamazsın" dedi

    [41] Kendisiyle konustugu arkadası ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılıgına koyanı mı inkar ediyorsun? Iste O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak kosmam. Bahcene girdigin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nufus bakımından daha az buluyorsan da: "Masallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahcenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin uzerine gokten bir felaket gonderir de bahcen yerle bir olabilir. Yahut suyu cekilir bir daha da bulamazsın" dedi

    [42] Nitekim, urunleri yok edildi; bagın altust olmus cardakları karsısında, sarfettigi emege ici yanarak ellerini ogusturup "Keske Rabbime kimseyi ortak kosmasaydım" diyordu

    [43] Ona, Allah'tan baska yardım edebilecek adamları da yoktu, kendi kendini de kurtaramadı

    [44] Iste burada kudret ve hakimiyet, varlıgı gercek olan Allah'ındır. Mukafatlandırma bakımından hayırlı olan da, sonuclandırma yonunden hayırlı olan da O'dur

    [45] Onlara, dunya hayatı misalinin tıpkı soyle oldugunu anlat: Gokten indirdigimiz su ile yeryuzunde yetisen bitkiler birbirine karısır, ama sonunda ruzgarın savuracagı cercope doner. Allah her seyin ustunde bir kudrete sahip olandır

    [46] Mal ve ogullar, dunya hayatının susudur. Ama baki kalacak yararlı isler, sevab olarak da, emel olarak da, Rabbinin katında daha hayırlıdır

    [47] Bir gun dagları yuruturuz de yeri dumduz gorursun. Hicbirini bırakmaksızın diriltip bir araya toplarız

    [48] Dizi dizi Rabbine sunulduklarında onlara: "And olsun ki, sizi ilk defa yarattıgımız gibi Bize geldiniz. Sizi bir yere toplamak icin soz vermedigimizi iddia etmistiniz degil mi?" denir

    [49] Amel defteri ortaya konunca, sucluların, onda yazılı olanlardan korktuklarını gorursun, "Vah bize, eyvah bize! Bu defter nasıl olmus da kucuk buyuk bir sey bırakmadan hepsini saymıs!" derler. Islediklerini hazır bulurlar. Rabbin kimseye haksızlık etmez

    [50] Meleklere: "Adem'e secde edin" demistik. Iblis'ten baska hepsi secde etmisti. O, cinlerden idi. Rabbinin buyrugu dısına cıktı. Ey insanogulları! Siz Beni bırakıp onu ve soyunu dost mu ediniyorsunuz? Halbuki onlar size dusmandır. Kendilerine yazık edenler icin bu ne kotu degismedir

    [51] Oysa Ben onları ne goklerin ve yerin yaratılmasında ve ne de kendilerinin yaratılmasında hazır bulundurdum. Saptıranları hicbir iste asla yardımcı da edinmedim

    [52] O gun Allah: "Bana ortak olduklarını iddia ettiklerinize seslenin" der. Onları cagırırlar, fakat hicbirisi onların cagrılarına gelmez. Aralarına bir cehennem deresi koyarız

    [53] Suclular atesi gorurler ve ona duseceklerini anlarlar, fakat ondan kacacak yer bulamazlar

    [54] And olsun ki, Biz bu Kuran'da insanlara turlu turlu misali gosterip acıkladık. Insanın en cok yaptıgı is tartısmadır

    [55] Insanlara dogruluk rehberi gelmisken, onları inanmaktan, Rablerinden magfiret dilemekten alıkoyan oncekilere uygulananın kendilerine de uygulanmasını veya gozleri gore gore azaba ugramayı beklemeleridir

    [56] Biz peygamberleri ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gondeririz. Oysa inkarcılar hakkı batılla ortadan kaldırmak icin cekisirler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarmaları alaya alırlar

    [57] Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılmısken onlardan yuz ceviren ve onceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim var mıdır? Kuran'ı anlarlar diye kalblerine ortuler, kulaklarına da agırlık koyduk. Sen onları dogru yola cagırsan da asla dogru yolagelmezler

    [58] Bununla beraber, Rabbin magfiret ve merhamet sahibidir. Eger onları, yaptıklarından dolayı hemen hesaba cekmek isteseydi, azaba ugratmakta acele ederdi. Ama onların bir vadesi vardır. Ondan kacıp sıgınacak yer bulamazlar

    [59] Haksızlıklarından oturu iste yok ettigimiz sehirler! Onları yok etmek icin bir sure tayin etmistik

    [60] Musa, genc arkadasına: "Ben iki denizin birlestigi yere ulasmaga, yahut yıllarca yurumeye kararlıyım" demisti

    [61] Ikisi, iki denizin birlestigi yere ulasınca, balıklarını unutmuslardı, balık bir delikten kayıp denizi boyladı

    [62] Oradan uzaklastıklarında Musa, yanındaki gence: "Azıgımızı cıkar, and olsun bu yolculugumuzda yorgun dustuk" dedi

    [63] O da: "Bak sen! Kayalıga vardıgımızda balıgı unutmustum. Bana onu hatırlamamı unutturan ancak seytandır. Balık sasılacak sekilde denizde yolunu tutup gitmis" dedi

    [64] Musa: "Istedigimiz zaten buydu" dedi. Hemen geldikleri yoldan izleri uzerinde geri donduler

    [65] Bu arada ikisi katımızdan kendisine bir rahmet verdigimiz ve kendisine ilim ogrettigimiz kullarımızdan birini buldular

    [66] Musa ona: "Sana ogretileni bana hayra goturen bir bilgi olarak ogretmen icin pesinden gelebilir miyim?" dedi

    [67] O: "Sen dogrusu benim yaptıklarıma dayanamazsın, bilgice kavrayamadıgın bir seye nasıl dayanabilirsin?" dedi

    [68] Musa: "Insallah sabrettigimi goreceksin, sana hicbir iste bas kaldırmayacagım" dedi

    [69] O da: "O halde, bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkca herhangi bir sey hakkında bana soru sormayacaksın" dedi

    [70] O da: "O halde, bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkca herhangi bir sey hakkında bana soru sormayacaksın" dedi

    [71] Bunun uzerine kalkıp gittiler; sonunda bir gemiye bindiklerinde, o gemiyi deliverdi; Musa: "Gemiyi icindekileri bogmak icin mi deldin? Dogrusu sasılacak bir sey yaptın" dedi

    [72] Musa'ya: "Ben sana yaptıgım islere dayanamazsın demedim mi?" dedi

    [73] Musa: "Unuttugum icin bana cıkısma, gucumun yetmedigi seyden beni sorumlu tutma" dedi

    [74] Yine gittiler; sonunda bir erkek cocuga rastladılar, o hemen onu oldurdu. Musa: "Bir cana karsılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Dogrusu pek kotu bir sey yaptın" dedi

    [75] O: "Ben sana, yaptıgım islere dayanamazsın demedim mi?" dedi

    [76] Musa: "Bundan sonra sana bir sey sorarsam bana arkadas olma, o zaman benim tarafımdan mazur sayılırsın" dedi

    [77] Yine yola koyuldular; sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler. Kasaba halkı, bu ikisini misafir etmek istemedi. Ikisi, sehrin icinde yıkılmaga yuz tutan bir duvar gorduler, Musa'nın arkadası onu dogrultuverdi; Musa: "Dileseydin buna karsı bir ucret alabilirdin" dedi

    [78] O soyle soyledi: "Iste bu, seninle benim ayrılmamızı gerektiriyor; dayanamadıgın islerin yorumunu sana anlatacagım

    [79] Gemi, denizde calısan birkac yoksula aitti; onu kusurlu kılmak istedim, cunku peslerinde her saglam gemiye zorla el koyan bir hukumdar vardı

    [80] Oglana gelince; onun ana babası inanmıs kimselerdi. Cocugun onları azdırmasından ve inkara suruklemesinden korkmustuk

    [81] Rablerinin o cocuktan daha temiz ve onlara daha cok merhamet eden birini vermesini istedik

    [82] Duvar ise, sehirde iki yetim erkek cocuga aitti. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların erginlik cagına ulasmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini cıkarmalarını istedi. Ben bunları kendiligimden yapmadım. Iste dayanamadıgın islerin icyuzleri budur

    [83] Sana Zulkarneyn'i sorarlar, "Onu size anlatacagım" de

    [84] Dogrusu biz onu yeryuzune yerlestirmis ve her seyin yolunu ona ogretmistik

    [85] O da bir yol tuttu

    [86] Sonunda gunesin battıgı yere ulasınca onu, kara balcıklı bir suda batıyor gordu. Orada bir millete rastladı. "Zulkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin" dedik

    [87] Haksızlık yapana azap edecegiz, sonra Rabbine dondurulur, onu gorulmemis bir azaba ugratır; ama inanıp yararlı is isleyene, mukafat olarak guzel seyler vardır, ona buyrugumuzdan kolay olanı soyleriz" dedi

    [88] Haksızlık yapana azap edecegiz, sonra Rabbine dondurulur, onu gorulmemis bir azaba ugratır; ama inanıp yararlı is isleyene, mukafat olarak guzel seyler vardır, ona buyrugumuzdan kolay olanı soyleriz" dedi

    [89] Sonra yine bir yol tuttu

    [90] Sonunda gunesin dogdugu yere ulasınca, gunesi, kendilerini elbise, bina gibi seylerle ortmedigimiz bir millet uzerine doguyor buldu

    [91] Iste bunun gibi, onun yaptıklarının hepsini bastanbasa biliyorduk

    [92] Sonra yine bir yol tuttu

    [93] Sonunda, iki dagın arasına varınca, orada nerdeyse hic laf anlamayan bir millete rastladı

    [94] Dediler ki: Zulkarneyn! Dogrusu Yecuc ve Mecuc bu ulkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir sed yapman icin sana bir vergi verelim mi

    [95] Rabbimin bana verdikleri sizinkinden daha iyidir. Bana gucunuzle yardım edin de sizinle onların arasına saglam bir sed yapayım. Bana demir kutleleri getirin" dedi. Bunlar iki dagın arasını doldurunca: "Korukleyin" dedi. Demirler akkor haline gelince; "Bana erimis bakır getirin de uzerine dokeyim" dedi

    [96] Rabbimin bana verdikleri sizinkinden daha iyidir. Bana gucunuzle yardım edin de sizinle onların arasına saglam bir sed yapayım. Bana demir kutleleri getirin" dedi. Bunlar iki dagın arasını doldurunca: "Korukleyin" dedi. Demirler akkor haline gelince; "Bana erimis bakır getirin de uzerine dokeyim" dedi

    [97] Artık Yecuc ve Mecuc onu ne asabildiler ve ne de delip gecebildiler

    [98] Zulkarneyn: "Iste bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin tayin ettigi zaman gelince onu yerle bir eder; Rabbimin verdigi soz gercektir" dedi

    [99] Biz o gun onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sura uflenince hepsini bir araya toplarız

    [100] Gozleri bizim ogudumuze karsı kapalı olan ve ofkelerinden onu dinlemeye tahammul edemeyen kafirlere o gun cehennemi oyle bir gosteririz ki

    [101] Gozleri bizim ogudumuze karsı kapalı olan ve ofkelerinden onu dinlemeye tahammul edemeyen kafirlere o gun cehennemi oyle bir gosteririz ki

    [102] Inkar edenler, Beni bırakıp da kullarımı dost edinmelerini yeterli mi sandılar? Dogrusu biz cehennemi inkarcılara konak olarak hazırladık

    [103] Size, amelce en cok kayıpta bulunanları haber verelim mi?" de

    [104] Dunya hayatında, calısmaları bosa gitmistir, oysa onlar guzel is yaptıklarını sanıyorlardı

    [105] Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavusmayı inkar edenlerdir. Bu yuzden isleri bosa gitmistir. Kıyamet gunu Biz onlara deger vermeyecegiz

    [106] Iste onların cezası; inkarlarına, peygamberlerimi ve ayetlerimi alaya almalarına karsılık olarak, cehennemdir

    [107] Ama inanıp yararlı is isleyenlerin konakları Firdevs cennetleridir

    [108] Orada temelli kalırlar, baska bir yere gitmek istemezler

    [109] De ki: "Rabbimin sozlerini yazmak icin denizler murekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, Rabbimin sozleri tukenmeden denizler tukenirdi

    [110] De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım; ancak bana tanrınızın tek bir Tanrı oldugu vahyolunuyor. Rabbine kavusmayı uman kimse yararlı is islesin ve Rabbine kullukta hic ortak kosmasın

    Surah 19
    Meryem

    [1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

    [2] Bu, Rabbinin kulu Zekeriya'ya olan rahmetini anmadır

    [3] O Rabbine icinden yalvarmıstı

    [4] Soyle demisti: "Rabbim! Gercekten kemiklerim zayıfladı, saclarım agardı. Rabbim! Sana yalvarmakla simdiye kadar bedbaht olup bir seyden mahrum kalmadım

    [5] Dogrusu, benden sonra yerime gececek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir ogul bagısla ki, bana ve Yakub ogullarına mirascı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sagla

    [6] Dogrusu, benden sonra yerime gececek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir ogul bagısla ki, bana ve Yakub ogullarına mirascı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sagla

    [7] Allah: "Ey Zekeriya! Sana, Yahya isminde bir oglanı mujdeliyoruz. Bu adı daha once kimseye vermemistik" buyurdu

    [8] Zekeriya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamısken nasıl oglum olabilir?" dedi

    [9] Allah: "Rabbin boyle buyurdu; Cunku bu bana kolaydır, nitekim sen yokken daha once seni yaratmıstım" dedi

    [10] Zekeriya "Rabbim! Oyleyse bana bir alamet ver" dedi. Allah: "Senin alametin, saglam ve sıhhatli oldugun halde uc gun uc gece insanlarla konusamamandır" buyurdu

    [11] Zekeriya bunun uzerine mabedden cıkıp milletine: "Sabah aksam Allah'ı tesbih edin" diye isarette bulundu

    [12] Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha cocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumusaklıgı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karsı iyi davranan bir kimse idi, bas kaldıran bir zorba degildi

    [13] Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha cocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumusaklıgı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karsı iyi davranan bir kimse idi, bas kaldıran bir zorba degildi

    [14] Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha cocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumusaklıgı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karsı iyi davranan bir kimse idi, bas kaldıran bir zorba degildi

    [15] Dogdugu gunde, olecegi gunde ve dirilecegi gunde ona selam olsun

    [16] Kitabda Meryem'i de an. O, ailesinden ayrılarak, dogu yonunde bir yere cekilmisti

    [17] Sonra, insanlardan gizlenmek icin bir perde germisti. Cebrail'i gondermistik de ona tam bir insan olarak gorunmustu

    [18] Meryem: "Eger Allah'tan sakınan bir kimse isen, senden Rahman'a sıgınırım" dedi

    [19] Cebrail: "Ben temiz bir oglan bagıslamak icin Rabbinin sana gonderdigi elciden baskası degilim" dedi

    [20] Meryem: "Bana bir insan temas etmemisken, ben kotu kadın da olmadıgım halde nasıl oglum olabilir?" dedi

    [21] Cebrail: "Bu boyledir, cunku Rabbin, 'Bu bana kolaydır, onu insanlar icin bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacagız; hem bu onceden kararlastırılmıs bir istir' diyor" dedi

    [22] Meryem oglana gebe kaldı, o haliyle uzak bir yere cekildi

    [23] Dogum sancısı onu bir hurma agacının dibine gitmege mecbur etti. "Keske ben bundan once olmus olsaydım da unutulup gitseydim" dedi

    [24] Onun altından bir ses kendisine soyle seslendi: "Sakın uzulme, Rabbin icinde bulunanı serefli kılmıstır. Hurma agacını kendine dogru silkele, ustune taze hurma dokulsun

    [25] Onun altından bir ses kendisine soyle seslendi: "Sakın uzulme, Rabbin icinde bulunanı serefli kılmıstır. Hurma agacını kendine dogru silkele, ustune taze hurma dokulsun

    [26] Ye ic, gozun aydın olsun. Insanlardan birini gorecek olursan 'Ben Rahman icin oruc adadım, bugun hicbir insanla konusmayacagım' de

    [27] Cocugu alıp kavmine getirdi, onlar: "Meryem! Utanılacak bir sey yaptın. Ey Harun'un kızkardesi! Baban kotu bir kimse degildi, annen de iffetsiz degildi" dediler

    [28] Cocugu alıp kavmine getirdi, onlar: "Meryem! Utanılacak bir sey yaptın. Ey Harun'un kızkardesi! Baban kotu bir kimse degildi, annen de iffetsiz degildi" dediler

    [29] Meryem cocugu gosterdi. "Biz besikteki cocukla nasıl konusabiliriz?" dediler

    [30] Cocuk: "Ben suphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mubarek kıldı. Yasadıgım muddetce namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Dogdugum gunde, olecegim gunde, dirilecegim gunde bana selam olsun" dedi

    [31] Cocuk: "Ben suphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mubarek kıldı. Yasadıgım muddetce namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Dogdugum gunde, olecegim gunde, dirilecegim gunde bana selam olsun" dedi

    [32] Cocuk: "Ben suphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mubarek kıldı. Yasadıgım muddetce namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Dogdugum gunde, olecegim gunde, dirilecegim gunde bana selam olsun" dedi

    [33] Cocuk: "Ben suphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mubarek kıldı. Yasadıgım muddetce namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Dogdugum gunde, olecegim gunde, dirilecegim gunde bana selam olsun" dedi

    [34] Iste hakkında supheye dustukleri Meryem oglu Isa gercek soze gore budur

    [35] Allah cocuk edinmez, O munezzehtir. Bir isin olmasına hukmederse ona ancak "Ol" der, o da olur

    [36] Dogrusu Allah benim de sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu dogru yoldur

    [37] Fırkalar, kendi aralarında anlasmazlıga dustuler. Vay o buyuk gunu gorecek kafirlerin haline

    [38] Bize geldikleri gun neler gorup neler isitecekler! Ama zalimler bugun apacık bir sapıklık icindedirler

    [39] Hala gaflet icinde bulunanları ve hala inanmayanları isin bitmis olacagı o hasret gunu ile uyar

    [40] Suphesiz Biz butun yeryuzune ve uzerinde bulunanlara varis olacagız. Onlar Bize doneceklerdir

    [41] Kitap'da Ibrahim'e dair anlattıklarımızı da an, o suphesiz dosdogru bir peygamberdi

    [42] Babasına soyle demisti: "Babacıgım! Isitmeyen, gormeyen ve sana bir faydası olmayan seylere nicin tapıyorsun

    [43] Babacıgım! Dogrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy, seni dogru yola eristireyim

    [44] Babacıgım! Seytana tapma, cunku seytan Rahman'a bas kaldırmıstır

    [45] Babacıgım! Dogrusu sana Rahman katından bir azabın gelmesinden korkuyorum ki boylece seytanın dostu olarak kalırsın

    [46] Babası: "Ey Ibrahim! Sen benim tanrılarımdan yuz cevirmek mi istiyorsun? Bundan vazgecmezsen mutlaka seni taslarım; uzun bir sure benden uzaklas git." dedi

    [47] Ibrahim soyle cevap verdi: "Sana selam olsun. Senin icin Rabbim'den magfiret dileyecegim, cunku O, bana karsı cok lutufkardır

    [48] Sizi Allah'tan baska taptıklarınızla bırakıp cekilir, Rabbime yalvarırım. Rabbime yalvarısımda mahrum kalmayacagımı umarım

    [49] Ibrahim onları Allah'tan baska taptıklarıyla basbasa bırakıp cekilince ona Ishak ve Yakub'u bahsettik ve her birini peygamber yaptık

    [50] Onlara rahmetimizden bagısta bulunduk. Onların her dilde ustun sekilde anılmalarını sagladık

    [51] Kitap'da Musa'ya dair anlattıklarımızı da an. O seckin kılınmıs bir insan, tarafımızdan gonderilmis bir peygamberdi

    [52] Ona Tur'un sag yanından seslenmis ve konusmak icin onu yaklastırmıstık

    [53] Rahmetimizden, kardesi Harun'u bir peygamber olarak ona bagısladık

    [54] Kitap'da Ismail'e dair anlattıklarımızı da an. Cunku o sozunde dogru bir kimse idi, tarafımızdan gonderilmis bir peygamberdi

    [55] Cevresinde bulunanlara namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbinin katında hosnutluga ermisti

    [56] Kitap'da Idris'i de zikret, cunku o dosdogru bir peygamberdi

    [57] Biz onu yuce bir yere yukselttik

    [58] Iste bunlar Allah'ın kendilerine nimetler sundugu peygamberler; Adem'in soyundan, Nuh ile beraber tasıdıklarımızdan; Ibrahim ve Ismail'in neslinden ve dogru yola erdirdigimizden, secip begendiklerimizdendirler. Rahman'ın ayetleri onlara okundugu zaman aglayarak secdeye kapanırlardı

    [59] Onların ardından, namazı bırakan, sehvetlerine uyan bir nesil geldi. Iste bunlar azgınlıklarının karsılıgını goreceklerdir

    [60] Ancak tevbe eden, inanıp yararlı is yapanlar bunun dısındadır. Bunlar hicbir haksızlıga ugratılmadan, Rahman'ın kullarına gaybde vadettigi cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Suphesiz, O'nun sozu yerini bulacaktır

    [61] Ancak tevbe eden, inanıp yararlı is yapanlar bunun dısındadır. Bunlar hicbir haksızlıga ugratılmadan, Rahman'ın kullarına gaybde vadettigi cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Suphesiz, O'nun sozu yerini bulacaktır

    [62] Orada bos sozler degil sadece esenlik veren sozler isitirler. Orada rızıklarını sabah aksam hazır bulurlar

    [63] Kullarımızdan Allah'a karsı gelmekten sakınanları mirascı kılacagımız Cennet iste budur

    [64] Cebrail: "Biz ancak Rabbinin buyrugu ile ineriz, gecmisimizi gelecegimizi ve ikisinin arasındakileri bilmek O'na mahsustur. Rabbin unutkan degildir

    [65] O, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. Oyleyse Ona ibadette sabırlı ol. Hic O'na benzeyen bir sey bilir misin

    [66] Insan: "Ben oldugumde mi diriltilecegim?" der

    [67] Bu insan kendisi onceden bir sey degilken onu yaratmıs oldugumuzu hatırlamaz mi

    [68] Rabbine and olsun ki Biz onları mutlaka uydukları seytanlarla beraber hasredecegiz. Sonra cehennemin yanında diz cokturerek hazır bulunduracagız

    [69] Sonra her toplumdan Rahman'a en cok kimin bas kaldırdıgını ortaya koyacagız

    [70] Cehenneme girmeye en layık olanları Biz biliriz

    [71] Sizden cehenneme ugramayacak yoktur. Bu, Rabbinin yapmayı uzerine aldıgı kesinlesmis bir hukumdur

    [72] Sonra Biz Allah'a karsı gelmekten sakınmıs olanları kurtarır, zalimleri de orada diz ustu cokmus olarak bırakırız

    [73] Ayetlerimiz kendilerine apacık okundugu zaman inkar edenler inananlara: "Bu iki takımın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha guzeldir?" derler

    [74] Onlardan once nice nesilleri yok ettik ki, onlar varlıkca ve gosterisce bunlardan daha ustunduler

    [75] De ki: "Sapıklıkta olanı Rahman ne kadar ertelese bile, sonunda tehdit edildikleri azabı ya da kıyamet gununu gordukleri zaman onlar kimin yerinin daha kotu ve taraftarlarının daha gucsuz oldugunu bilecektir

    [76] Allah dogru yolda olanların dogrulugunu artırır. Baki kalacak yararlı isler Rabbinin katında sevap olarak da daha iyidir, sonuc olarak da daha iyidir

    [77] Ayetlerimizi inkar eden ve "bana elbette mal ve cocuk verilecektir" diyeni gordun mu

    [78] O gorulmeyeni mi biliyor, yoksa Rahman katından bir soz mu almıstır

    [79] Hayır, soyledigini yazacagız ve onun azabını uzattıkca uzatacagız

    [80] Bahsettikleri seyler Bize kalacaktır, kendisi Bize tek olarak gelecektir

    [81] Onlar kendilerine kuvvet ve seref kazandırsın diye, Allah'ı bırakarak tanrılar edindiler

    [82] Hayır, tanrıları kendilerinin ibadetlerini inkar edecekler ve onlara dusman olacaklardır

    [83] Kafirlerin uzerine onları kıskırtan seytanlar gonderdigimizi bilmiyor musun

    [84] Oyleyse onların acele yok olmalarını isteme. Biz onların gunlerini saydıkca sayıyoruz

    [85] sakınanları o gun Rahman'ın huzurunda O'na gelmis konuklar olarak toplarız, sucluları suya goturur gibi cehenneme sureriz

    [86] sakınanları o gun Rahman'ın huzurunda O'na gelmis konuklar olarak toplarız, sucluları suya goturur gibi cehenneme sureriz

    [87] Rahman'ın katında bir ahd almıs olandan baskası asla sefaatte bulunamıyacaktır

    [88] Bazı kimseler: "Rahman cocuk edindi" dediler

    [89] And olsun ki, ortaya pek kotu bir sey attınız

    [90] Rahman'a cocuk isnat etmelerinden oturu neredeyse gokler parcalanacak, yer yarılacak, daglar gocecekti

    [91] Rahman'a cocuk isnat etmelerinden oturu neredeyse gokler parcalanacak, yer yarılacak, daglar gocecekti

    [92] Oysa Rahman'a cocuk edinmek yarasmaz, cunku goklerde ve yerde olan her sey Rahman'a bas egmis kul olarak gelecektir

    [93] Oysa Rahman'a cocuk edinmek yarasmaz, cunku goklerde ve yerde olan her sey Rahman'a bas egmis kul olarak gelecektir

    [94] And olsun ki onların adedini bilmis ve teker teker saymıstır

    [95] Kıyamet gunu hepsi O'na tek olarak gelecektir

    [96] Inanıp yararlı is isleyenleri Rahman sevgili kılacaktır

    [97] Biz Kuran'ı Allah'a karsı gelmekten sakınanları mujdelemen ve inatcı milleti uyarman icin senin dilinde indirerek kolaylastırdık

    [98] Onlardan once nice nesilleri yok ettik, simdi onlardan hicbirini duyuyor veya bir ses isitiyor musun

    Surah 20
    Tâhâ

    [1] Ta, Ha

    [2] Kuran'ı sana, sıkıntıya dusesin diye degil, ancak Allah'tan korkanlara bir ogut ve yeri ve yuce gokleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik

    [3] Kuran'ı sana, sıkıntıya dusesin diye degil, ancak Allah'tan korkanlara bir ogut ve yeri ve yuce gokleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik

    [4] Kuran'ı sana, sıkıntıya dusesin diye degil, ancak Allah'tan korkanlara bir ogut ve yeri ve yuce gokleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik

    [5] Rahman arsa hukmetmektedir

    [6] Goklerde ve yerde, her ikisi arasında ve topragın altında bulunanlar O'nundur

    [7] Sen sozu istersen acıga vur, suphesiz O gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir

    [8] Allah'tan baska tanrı yoktur, en guzel isimler O'nundur

    [9] Musa'nın basından gecen olay sana geldi mi

    [10] O, bir ates gormustu de, ailesine: "Durun, ben bir ates gordum, ya ondan size bir kor getirir, ya da atesin yanında bir yol gosteren bulurum" demisti

    [11] Musa atesin yanına gelince: "Ey Musa!" diye seslenildi

    [12] Ben suphesiz senin Rabbinim; ayagındakileri cıkar; cunku sen, kutsal bir vadi olan Tuva'dasın

    [13] Ben seni sectim; artık vahyolunanları dinle

    [14] Suphesiz Ben Allah'ım, Benden baska tanrı yoktur; Bana kulluk et; Beni anmak icin namaz kıl

    [15] Herkes islediginin karsılıgını gorsun diye, zamanını gizli tuttugum kıyamet mutlaka gelecektir

    [16] Buna inanmayan ve hevesine uyan kimse seni ondan alıkoymasın, yoksa helak olursun

    [17] Ey Musa! Sag elindeki nedir

    [18] Musa: "O benim degnegimdir, ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim, ondan daha bircok islerde faydalanırım" dedi

    [19] Allah: "Ey Musa! Bırak onu" dedi

    [20] Bırakınca, degnek hemen, kosan bir yılan oluverdi

    [21] Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna cevirecegiz. Daha buyuk mucizelerimizi sana gostermemiz icin elini koltugunun altına koy da, diger bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz cıksın" dedi

    [22] Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna cevirecegiz. Daha buyuk mucizelerimizi sana gostermemiz icin elini koltugunun altına koy da, diger bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz cıksın" dedi

    [23] Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna cevirecegiz. Daha buyuk mucizelerimizi sana gostermemiz icin elini koltugunun altına koy da, diger bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz cıksın" dedi

    [24] Firavun'a git, dogrusu o azmıstır

    [25] Musa: "Rabbim! Gogsumu genislet, isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu iyi anlasınlar. Ailemden kardesim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu gorevimde ortak kıl ki Seni daha cok tesbih edelim ve cokca analım. Suphesiz Sen bizi gormektesin" dedi

    [26] Musa: "Rabbim! Gogsumu genislet, isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu iyi anlasınlar. Ailemden kardesim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu gorevimde ortak kıl ki Seni daha cok tesbih edelim ve cokca analım. Suphesiz Sen bizi gormektesin" dedi

    [27] Musa: "Rabbim! Gogsumu genislet, isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu iyi anlasınlar. Ailemden kardesim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu gorevimde ortak kıl ki Seni daha cok tesbih edelim ve cokca analım. Suphesiz Sen bizi gormektesin" dedi

    [28] Musa: "Rabbim! Gogsumu genislet, isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu iyi anlasınlar. Ailemden kardesim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu gorevimde ortak kıl ki Seni daha cok tesbih edelim ve cokca analım. Suphesiz Sen bizi gormektesin" dedi

    [29] Musa: "Rabbim! Gogsumu genislet, isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu iyi anlasınlar. Ailemden kardesim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu gorevimde ortak kıl ki Seni daha cok tesbih edelim ve cokca analım. Suphesiz Sen bizi gormektesin" dedi

    [30] Musa: "Rabbim! Gogsumu genislet, isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu iyi anlasınlar. Ailemden kardesim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu gorevimde ortak kıl ki Seni daha cok tesbih edelim ve cokca analım. Suphesiz Sen bizi gormektesin" dedi

    [31] Musa: "Rabbim! Gogsumu genislet, isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu iyi anlasınlar. Ailemden kardesim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu gorevimde ortak kıl ki Seni daha cok tesbih edelim ve cokca analım. Suphesiz Sen bizi gormektesin" dedi

    [32] Musa: "Rabbim! Gogsumu genislet, isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu iyi anlasınlar. Ailemden kardesim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu gorevimde ortak kıl ki Seni daha cok tesbih edelim ve cokca analım. Suphesiz Sen bizi gormektesin" dedi

    [33] Musa: "Rabbim! Gogsumu genislet, isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu iyi anlasınlar. Ailemden kardesim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu gorevimde ortak kıl ki Seni daha cok tesbih edelim ve cokca analım. Suphesiz Sen bizi gormektesin" dedi

    [34] Musa: "Rabbim! Gogsumu genislet, isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu iyi anlasınlar. Ailemden kardesim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu gorevimde ortak kıl ki Seni daha cok tesbih edelim ve cokca analım. Suphesiz Sen bizi gormektesin" dedi

    [35] Musa: "Rabbim! Gogsumu genislet, isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu iyi anlasınlar. Ailemden kardesim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu gorevimde ortak kıl ki Seni daha cok tesbih edelim ve cokca analım. Suphesiz Sen bizi gormektesin" dedi

    [36] Allah: "Ey Musa! Istedigin sana verildi" dedi, "Zaten sana baska bir defa da iyilikte bulunmus ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmistik: Musa'yı bir sandıga koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da dusman olan biri onu alır. Ey Musa! Gozumun onunde yetisesin diye seni sevimli kıldım

    [37] Allah: "Ey Musa! Istedigin sana verildi" dedi, "Zaten sana baska bir defa da iyilikte bulunmus ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmistik: Musa'yı bir sandıga koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da dusman olan biri onu alır. Ey Musa! Gozumun onunde yetisesin diye seni sevimli kıldım

    [38] Allah: "Ey Musa! Istedigin sana verildi" dedi, "Zaten sana baska bir defa da iyilikte bulunmus ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmistik: Musa'yı bir sandıga koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da dusman olan biri onu alır. Ey Musa! Gozumun onunde yetisesin diye seni sevimli kıldım

    [39] Allah: "Ey Musa! Istedigin sana verildi" dedi, "Zaten sana baska bir defa da iyilikte bulunmus ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmistik: Musa'yı bir sandıga koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da dusman olan biri onu alır. Ey Musa! Gozumun onunde yetisesin diye seni sevimli kıldım

    [40] Kızkardesin Firavun'un sarayına giderek: "Ona bakacak birini size gostereyim mi?" diyordu. Boylece, annen uzulmesin, sevinsin diye, seni ona iade etmistik. Sen bir cana kıymıstın, seni uzuntuden kurtarmıs ve seni bircok musibetlerle denemistik. Bunun icin, Medyen halkı arasında yıllarca kalmıstın. Sonra, ey Musa, peygamberlik gorevini yuklenecek bir yasa gelince donup geldin

    [41] Seni kendim icin ayırdım

    [42] Sen ve kardesin, ayetlerimle gidin; beni anmakta gevsek davranmayın

    [43] Firavun'a gidin, dogrusu o azmıstır

    [44] Ona yumusak soz soyleyin, belki ogut dinler veya korkar

    [45] Musa ve kardesi: "Rabbimiz! Onun bize kotuluk etmesinden veya azgınlıgının artmasından korkarız" dediler

    [46] Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; gorur ve isitirim. Ona gidin soyle soyleyin: "Dogrusu biz senin Rabbinin elcileriyiz. Israilogullarını bizimle beraber gonder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, dogru yolda gidene olsun! Dogrusu bize, yalanlayıp sırt cevirene azap edilecegi vahyolundu

    [47] Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; gorur ve isitirim. Ona gidin soyle soyleyin: "Dogrusu biz senin Rabbinin elcileriyiz. Israilogullarını bizimle beraber gonder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, dogru yolda gidene olsun! Dogrusu bize, yalanlayıp sırt cevirene azap edilecegi vahyolundu

    [48] Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; gorur ve isitirim. Ona gidin soyle soyleyin: "Dogrusu biz senin Rabbinin elcileriyiz. Israilogullarını bizimle beraber gonder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, dogru yolda gidene olsun! Dogrusu bize, yalanlayıp sırt cevirene azap edilecegi vahyolundu

    [49] Firavun: "Musa! Rabbiniz kimdir?" dedi

    [50] Musa: "Rabbimiz, her seye ayrı bir ozellik veren, sonra dogru yola eristirendir" dedi

    [51] Firavun: "Oyleyse onceki nesillerin durumu ne oluyor?" dedi

    [52] Musa: "Onların bilgisi Rabbimin katında yazılıdır. Rabbim sasırmaz ve unutmaz." dedi

    [53] Sizin icin yeryuzunu doseyen, yollar acan, gokten su indiren O'dur. Biz o su ile turlu turlu, cift cift bitkiler yetistirdik

    [54] Ister yiyin, ister hayvanlarınızı otlatın, onlarda akıl sahipleri icin suphesiz dersler vardır

    [55] Sizi yerden yarattık, oraya dondurecegiz, sizi tekrar oradan cıkaracagız

    [56] And olsun ki Firavun'a butun delillerimizi gosterdik de yalan sayıp kabulden cekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlıgınla bizi yurdumuzdan cıkarmaya mı geldin? Simdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana gosterecegiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de duz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi

    [57] And olsun ki Firavun'a butun delillerimizi gosterdik de yalan sayıp kabulden cekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlıgınla bizi yurdumuzdan cıkarmaya mı geldin? Simdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana gosterecegiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de duz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi

    [58] And olsun ki Firavun'a butun delillerimizi gosterdik de yalan sayıp kabulden cekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlıgınla bizi yurdumuzdan cıkarmaya mı geldin? Simdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana gosterecegiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de duz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi

    [59] Musa: "Bulusma zamanımız sizin bayram gununuzde, insanların toplandıgı kusluk vaktidir" dedi

    [60] Firavun dondu, tuzaklarını toplayıp o gun geldi

    [61] Musa onlara: "Size yazıklar olsun! Allah'a karsı yalan uydurmayın, yoksa sizi azabla yok eder. Allah'a iftira eden husrana ugrar" dedi

    [62] Sihirbazlar isi aralarında tartıstılar ve konusmalarını gizli tuttular

    [63] Musa ile Harun'u gostererek: "Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan cıkarmak, sizin en ustun dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun icin tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugun ustun gelen basarıya erecektir" dediler

    [64] Musa ile Harun'u gostererek: "Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan cıkarmak, sizin en ustun dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun icin tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugun ustun gelen basarıya erecektir" dediler

    [65] Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy, ya da once biz koyalım" dediler

    [66] Musa: "Siz koyun" dedi. Hemen, degnekleri ve ipleri, sihirleri yuzunden, Musa'ya sanki yuruyorlarmıs gibi geldi

    [67] Bu yuzden Musa icinde bir korku hissetti

    [68] Korkma, sen muhakkak daha ustunsun" dedik

    [69] Sag elindekini at da onların yaptıklarını yutsun, yaptıkları sadece sihirbaz duzenidir. Sihirbaz nereden gelirse gelsin basarı kazanamaz

    [70] Sonunda sihirbazlar: "Biz Musa ve Harun'un Rabbine inandık" deyip secdeye kapandılar

    [71] Firavun "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Dogrusu size sihri ogreten, buyugunuz odur. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim, sizi hurma kutuklerine asacagım. Hangimizin azabının daha cetin ve daha devamlı oldugunu bileceksiniz" dedi

    [72] Iman eden sihirbazlar: "Seni, gelen apacık mucizelere ve bizi yaratana ustun tutmayacagız. Ne hukum vereceksen ver. Sen, ancak bu dunya hayatına hukmedebilirsin. Dogrusu biz, yanılmalarımızı ve bize zorla yaptırdıgın sihri bagıslaması icin Rabbimize iman ettik. Allah'ın verecegi mukafat daha iyi ve daha devamlıdır" dediler

    [73] Iman eden sihirbazlar: "Seni, gelen apacık mucizelere ve bizi yaratana ustun tutmayacagız. Ne hukum vereceksen ver. Sen, ancak bu dunya hayatına hukmedebilirsin. Dogrusu biz, yanılmalarımızı ve bize zorla yaptırdıgın sihri bagıslaması icin Rabbimize iman ettik. Allah'ın verecegi mukafat daha iyi ve daha devamlıdır" dediler

    [74] Rabbine suclu olarak gelen bilsin ki, cehennem onun icindir. Orada ne olur, ne yasar

    [75] Rabbine inanmıs ve yararlı is yaparak gelenlere, iste onlara, en ustun dereceler, iclerinden ırmaklar akan, icinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mukafatıdır

    [76] Rabbine inanmıs ve yararlı is yaparak gelenlere, iste onlara, en ustun dereceler, iclerinden ırmaklar akan, icinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mukafatıdır

    [77] And olsun ki Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yurut, denizde onlara kuru bir yol ac, batmaktan ve dusmanların yetismesinden korkma, endise etme" diye vahyettik

    [78] Firavun, ordusuyla onları takip etti, deniz de onları icine alıverdi, hem de ne alıs

    [79] Firavun, milletini saptırdı, onlara dogru yolu gostermedi

    [80] Ey Israilogulları! Sizleri dusmanınızdan kurtardık, Tur'un sag yanını size vadettik ve uzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik

    [81] Size verdigimiz rızıkların temizlerinden yiyin, bunda asırı gitmeyin ki gazabımı haketmeyesiniz. Gazabımı hakeden kimse muhakkak mahvolur

    [82] Dogrusu Ben, tevbe edeni, inanıp yararlı is isleyerek dogru yola gireni bagıslarım

    [83] Musa! Seni milletinden daha cabuk gelmeye sevkeden nedir?" dedik

    [84] Musa: "Onlar ardımdadır, Rabbim! Hosnut olman icin Sana acele geldim" dedi

    [85] Allah: "Dogrusu Biz, senden sonra milletini sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi

    [86] Musa, milletine kızgın ve uzgun olarak dondu. "Ey milletim! Rabbiniz size guzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı gecti, yoksa Rabbinizin gazabına mı ugramak istediniz de bana verdiginiz sozden caydınız?" dedi

    [87] Onlar: "Sana verdigimiz sozden kendi basımıza caymadık. O milletin ziynet esyasından bize yukler dolusu tasıtıldı. Biz onları atese attık, aynı sekilde Samiri de attı" dediler

    [88] Bunun uzerine Samiri onlara boguren bir buzagı heykeli ortaya koydu. O ve adamları: "Bu sizin de Musa'nın da tanrısıdır, ama o unuttu" dediler

    [89] Gormuyorlar mıydı ki, o heykel onlara ne soz soyleyebilir, ne zarar ve ne de fayda verebilirdi

    [90] And olsun ki, Harun da onlara onceden: "Ey milletim! Siz bu buzagı ile sınanıyorsunuz. Sizin gercek Rabbiniz Rahman'dır. Bana uyun, emrime itaat edin" demisti

    [91] Musa bize donene kadar buna sarılmaktan vazgecmeyecegiz" demislerdi

    [92] Musa gelince: "Harun! Onların sapıttıgını gorunce seni benim yolumdan gitmekten alıkoyan nedir? Benim emrime karsı mı geldin?" dedi

    [93] Musa gelince: "Harun! Onların sapıttıgını gorunce seni benim yolumdan gitmekten alıkoyan nedir? Benim emrime karsı mı geldin?" dedi

    [94] Harun: "Ey Annemoglu! Sacımdan sakalımdan tutma; dogrusu Israilogulları arasına ayrılık koydun, sozume bakmadın demenden korktum" dedi

    [95] Musa: "Ey Samiri! Ya senin yaptıgın nedir?" dedi

    [96] Samiri: "Onların gormedikleri bir sey gordum ve o sana gelen elcinin bastıgı yerden bir avuc avucladım. Bunu ziynet esyasının eritildigi potaya attım. Nefsim boyle yaptırdı" dedi

    [97] Musa: "Defol! Dogrusu artık hayatta, "Bana dokunmayın!" demenden baska yapacagın yoktur. Senin icin asla kacamayacagın bir ceza daha vardır. Durup uzerinde titredigin tanrına bak, onu yakacagız, sonra denize dokecegiz" dedi

    [98] Sizin Tanrınız, ancak, O'ndan baska tanrı olmayan Allah'tır. Ilmi her seyi icine almıstır

    [99] Gecmis olayları sana boyle anlatırız. Katımızdan sana da bir Kitap verdik; kim ondan yuz cevirirse bilsin ki kıyamet gunu bir gunah yuku yuklenecektir

    [100] Gecmis olayları sana boyle anlatırız. Katımızdan sana da bir Kitap verdik; kim ondan yuz cevirirse bilsin ki kıyamet gunu bir gunah yuku yuklenecektir

    [101] Devamlı bu gunahın azabında kalacaklar. Kıyamet gunu onlar icin ne kotudur bu yuk

    [102] Sura uflendigi gun, iste o gun, sucluları gozleri korkudan gogermis olarak toplarız

    [103] Siz dunyada sadece on gun eglestiniz" diye, aralarında saklı saklı konusurlar

    [104] Aralarında konustuklarını Biz daha iyi biliriz. En akıllıları: "Sadece bir gun eglestiniz" der

    [105] Sana dagları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini duz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne cukur, ne tumsek goreceksin. O gun, hicbir tarafa sapmadan bir davetciye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıstır; ancak bir fısıltı isitirsin

    [106] Sana dagları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini duz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne cukur, ne tumsek goreceksin. O gun, hicbir tarafa sapmadan bir davetciye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıstır; ancak bir fısıltı isitirsin

    [107] Sana dagları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini duz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne cukur, ne tumsek goreceksin. O gun, hicbir tarafa sapmadan bir davetciye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıstır; ancak bir fısıltı isitirsin

    [108] Sana dagları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini duz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne cukur, ne tumsek goreceksin. O gun, hicbir tarafa sapmadan bir davetciye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıstır; ancak bir fısıltı isitirsin

    [109] O gun Rahman'ın izin verdigi ve sozunden hosnut oldugu kimseden baskasının sefaati fayda vermez

    [110] Allah onların gecmislerini de, geleceklerini de bilir. Onların hicbirinin ilmi ise O'nu kusatamaz

    [111] Insanlar, diri ve her an yaratıklarını gozetip duran Allah'a boyun egmistir. Yuku zulum olan kimse ise husrana ugramıstır

    [112] Inanmıs olarak, yararlı isler isleyen kimse, haksızlıktan ve hakkının yeneceginden korkmaz

    [113] Iste Kuran'ı, Arapca okunmak uzere indirdik, onda tehditleri turlu turlu acıkladık ki belki sakınırlar yahut onlara ibret verir

    [114] Gercek hukumdar olan Allah Yuce'dir. Kuran sana vahyedilirken, vahy bitmezden once, unutmamak icin, tekrarda acele edip durma, "Rabbim! ilmimi artır" de

    [115] And olsun ki daha once "Adem'e secde edin" demistik; Iblis'ten baska hepsi secde etmis, o cekinmisti

    [116] Ey Adem! Dogrusu bu, senin ve esinin dusmanıdır. Sakın sizi cennetten cıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Dogrusu cennette ne acıkırsın, ne de cıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de gunesin sıcagında kalırsın" dedik

    [117] Ey Adem! Dogrusu bu, senin ve esinin dusmanıdır. Sakın sizi cennetten cıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Dogrusu cennette ne acıkırsın, ne de cıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de gunesin sıcagında kalırsın" dedik

    [118] Ey Adem! Dogrusu bu, senin ve esinin dusmanıdır. Sakın sizi cennetten cıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Dogrusu cennette ne acıkırsın, ne de cıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de gunesin sıcagında kalırsın" dedik

    [119] Ey Adem! Dogrusu bu, senin ve esinin dusmanıdır. Sakın sizi cennetten cıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Dogrusu cennette ne acıkırsın, ne de cıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de gunesin sıcagında kalırsın" dedik

    [120] Ama seytan ona vesvese verip: "Ey Adem! Sana sonsuzluk agacını ve cokmesi olmayan bir saltanatı gostereyim mi?" dedi

    [121] Bunun uzerine ikisi de o agacın meyvesinden yedi, ayıp yerleri gorunuverdi. Cennet yapraklarıyla ortunmeye koyuldular. Adem, Rabbine bas kaldırdı ve yolunu sasırdı

    [122] Rabbi yine de onu secip tevbesini kabul etti, ona dogru yolu gosterdi

    [123] Onlara soyle dedi: "Birbirinize dusman olarak hepiniz oradan inin. Elbet size Benden bir yol gosteren gelir; Benim yoluma uyan ne sapar ve ne de bedbaht olur

    [124] Benim Kitap'ımdan yuz ceviren bilsin ki onun dar bir gecimi olur ve kıyamet gunu de onu kor olarak hasrederiz

    [125] O zaman: "Rabbim! Beni nicin kor olarak hasrettin, oysa ben goren bir kimseydim" der

    [126] Allah: "Boyledir, ayetlerimiz sana gelmisti de sen onları unutmustun, bugun de oylece unutulursun" der

    [127] Iste haddi asanları, Rabbinin ayetlerine inanmayanları boylece cezalandıracagız. Hem, ahiretin azabı bu dunya azabından daha siddetli ve daha devamlıdır

    [128] Onları yerlerinde gezdikleri, kendilerinden once yok etmis oldugumuz bunca nesiller dogru yola sevketmedi mi? Dogrusu bunlarda akıl sahipleri icin ibretler vardır

    [129] Eger Rabbinin verilmis bir sozu ve tayin ettigi bir sure olmasaydı, hemen azaba ugrarlardı

    [130] Onların dediklerine sabret; gunesin dogmasından ve batmasından once Rabbini hamd ile tesbih et; gece saatlerinde ve gunduzleri de tesbih et ki Rabbinin rızasına eresin

    [131] Kendilerini sınamak icin, dunya hayatının susu olarak bol bol gecimlik verdigimiz kimselere sakın goz dikme, Rabbinin rızkı daha iyi ve daha devamlıdır

    [132] Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz, sana rızık veren Biziz. Sonuc Allah'a karsı gelmekten sakınanındır

    [133] Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya" derler. Onlara, onceki Kitablarda bulunan belgeler gelmedi mi

    [134] Eger onları ondan once bir azaba ugratarak yok etseydik: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gonderseydin de, alcak ve rezil olmazdan once ayetlerine uysaydık, olmaz mıydı?" diyeceklerdi

    [135] De ki: "Herkes gozlemektedir, siz de gozleyin. Suphesiz duz yolun sahiplerinin kimler oldugunu ve kimlerin dogru yolda bulundugunu bileceksiniz

    Surah 21
    Enbiyâ

    [1] Insanların hesap gorme zamanı yaklastı, fakat onlar hala habersiz, hakdan yuz ceviriyorlar

    [2] Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gonulleri gaflet icinde eglenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan baska bir sey midir? Siz, goz gore gore sihre mi uyarsınız?" diye konusurlar

    [3] Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gonulleri gaflet icinde eglenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan baska bir sey midir? Siz, goz gore gore sihre mi uyarsınız?" diye konusurlar

    [4] Peygamber: "Benim Rabbim gokte ve yerde soyleneni bilir. O, isitendir, bilendir" dedi

    [5] Onlar: "Hayır; bunlar karısık ruyalardır", "Hayır; onu uydurmustur", "Hayır; o sairdir", "Haydi onceki peygamberler gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler

    [6] Onlardan once yoketmis oldugumuz kasabalar halkı inanmadılar, bunlar mı inanacaklar

    [7] Senden once de, kendilerine vahyettigimiz adamlar gonderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun

    [8] Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık ve onlar olumsuz de degillerdi

    [9] Sonra Biz onlara verdigimiz sozu yerine getirdik, kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık; asırı gidenleri ise yok ettik

    [10] And olsun ki, size serefiniz ve ogut veren bir Kitap indirdik; akletmiyor musunuz

    [11] Halkı zalim olan nice kasabaları kırıp gecirdik ve onlardan sonra baska milletler varettik

    [12] Onlar bizim baskınımızı hissettiklerinde, oradan kacmaga koyuluyorlardı

    [13] Kosup kacmayın; size nimet verilen yere, yurdlarınıza donun, elbette sorguya cekileceksiniz" dedik

    [14] Vay basımıza gelenlere! Dogrusu biz haksızlık yapmıs kimseleriz" dediler

    [15] Biz onları bicilmis ot ve bir yıgın kul haline getirinceye kadar haykırmaları devam etti

    [16] Biz gokleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık

    [17] Eglenme dileseydik, bunu yapacak olsaydık, sanımıza uygun sekilde yapardık; ama yapmayız

    [18] Gercegi batılın basına carparız ve onun beynini parcalar; boylece batıl ortadan kalkar. Allah'a yakıstırdıgınız vasıflardan oturu yazıklar olsun size

    [19] Goklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten cekinmezler ve usanmazlar

    [20] Gece ve gunduz, bıkmadan tesbih ederler

    [21] Yeryuzunde edindikleri tanrılar mı, onlar mı oluleri diriltecekler

    [22] Eger yerle gokte Allah'tan baska tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arsın Rabbi olan Allah, onların vasıflandırdıklarından munezzehtir

    [23] O, yaptıgından sorumlu degildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardır

    [24] O'nu bırakıp tanrılar mı edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. Iste benim ve ummetimin Kitap'ı ve senden oncekilerin kitapları." Hayır; onların cogu gercegi bilmez de yuz cevirirler

    [25] Senden once gonderdigimiz her peygambere: "Benden baska tanrı yoktur, Bana kulluk edin" diye vahyetmisizdir

    [26] Rahman cocuk edindi" dediler. Hasa; hayır, melekler serefli kılınmıs kullardır

    [27] Allah'tan once soz soyleyemezler; ancak O'nun emri uzerine is islerler

    [28] Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar Allah'ın hosnut oldugu kimseden baskasına sefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler

    [29] Bunlar icinde kim "Ben, Allah'tan baska bir tanrıyım" derse, iste onu cehennemle cezalandırırız. Zulmedenlerin cezasını boyle veririz

    [30] Inkar edenler, gokler ve yer yapısıkken onları ayırdıgımızı ve butun canlıları sudan meydana getirdigimizi bilmezler mi? Inanmıyorlar mı

    [31] Yeryuzune, insanlar sarsılmasın diye sabit daglar yerlestirdik; rahat gidebilsinler diye aralarında genis yollar varettik

    [32] Gogu karısıklıktan korunmus bir tavan kıldık; oysa onlar bundaki delillerden yuz ceviriyorlar

    [33] Geceyi ve gunduzu, gunesi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yorungede yurur

    [34] Senden once de hicbir insanı olumsuz kılmadık, sen olursun de onlar baki kalır mı

    [35] Her can olumu tadacaktır. Bir imtihan olarak size iyilik ve kotuluk veririz. Sonunda Bize donersiniz

    [36] Inkarcılar seni gordukleri zaman, suphesiz, seni alaya almaktan baska bir sey yapmazlar. "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mudur?" derler ve Rahman'ın Kitabını iste onlar inkar ederler

    [37] Insan aceleci olarak yaratılmıstır. Size ayetlerimi gosterecegim, bunu Benden acele istemeyin

    [38] Dogru sozlu iseniz bildirin bu tehdit ne zamandır?" derler

    [39] Bu kafirler, atesi yuzlerinden ve sırtlarından menedemeyecekleri ve yardım da goremiyecekleri zamanı keske bilseler

    [40] Belki aniden gelecek de onları sasırtacaktır. Artık onu geri ceviremezler; kendileri de ertelenmez

    [41] And olsun ki, senden once bircok peygamber alaya alınmıstı da, alaya alanları, eglendikleri sey mahvetmisti

    [42] De ki: "Geceleyin ve gunduzun sizi Rahman'dan kim koruyabilir?" Ama onlar Rablerinin Kitabından yuz cevirmektedirler

    [43] Yoksa kendilerini bize karsı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler. Katımızdan da dostluk gormezler

    [44] Biz bunlara ve babalarına gecimlikler verdik de omurleri uzadı; simdi memleketlerini her yandan eksilttigimizi gormuyorlar mı? Ustun gelen onlar mıdır

    [45] De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sagırlar cagrıyı duymazlar

    [46] Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa: "Vah bize! Dogrusu biz haksızdık" derler

    [47] Kıyamet gunu dogru teraziler kurarız; hicbir kimse hicbir haksızlıga ugratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap goren olarak Biz yeteriz

    [48] And olsun ki, Musa ve Harun'a egriyi dogrudan ayıran Kitap'ı sakınanlar icin ısık ve ogut olarak verdik

    [49] Onlar gormedikleri halde Rablerinden korkarlar; kıyamet saatinden de titrerler

    [50] Iste bu, indirdigimiz kutsal bir Kitap'dır. Siz mi onu inkar ediyorsunuz

    [51] And olsun ki, daha once Ibrahim'e de akla uygun olanı gostermistik. Biz onu biliyorduk

    [52] Ibrahim, babasına ve milletine: "Bu tapınıp durdugunuz heykeller nedir?" demisti

    [53] Babalarımızı onlara tapar bulduk" demislerdi

    [54] Ibrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apacık bir sapıklık icindesiniz" deyince

    [55] Sen bize gercegi mi getirdin yoksa saka mı ediyorsun?" dediler

    [56] O soyle dedi: "Hayır; Rabbiniz, goklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıstır. Ben de buna sahidlik edenlerdenim

    [57] Allah'a yemin ederim ki, siz ayrıldıktan sonra, putlarınıza bir tuzak kuracagım

    [58] Hepsini paramparca edip, iclerinden buyugunu ona basvursunlar diye, saglam bıraktı

    [59] Milleti: "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Dogrusu o zalimlerden biridir" dediler

    [60] Bazıları: "Ibrahim denen bir gencin onları diline doladıgını duymustuk" deyince, "O halde bunların sahidlik edebilmeleri icin onu halkın gozu onune getirin" dediler

    [61] Bazıları: "Ibrahim denen bir gencin onları diline doladıgını duymustuk" deyince, "O halde bunların sahidlik edebilmeleri icin onu halkın gozu onune getirin" dediler

    [62] Ibrahim gelince, ona: "Ey Ibrahim, bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler

    [63] Ibrahim: "Belki onu su buyukleri yapmıstır, konusabiliyorlarsa onlara sorun" dedi

    [64] Kendi kendilerine: "Dogrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inanclarına donerek: "Ey Ibrahim! bunların konusmayacagını, and olsun ki, bilirsin" dediler

    [65] Kendi kendilerine: "Dogrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inanclarına donerek: "Ey Ibrahim! bunların konusmayacagını, and olsun ki, bilirsin" dediler

    [66] Ibrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hicbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi

    [67] Ibrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hicbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi

    [68] Onlar: "Bir sey yapacaksanız, sunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler

    [69] Biz: "Ey ates! Ibrahim'e karsı serin ve zararsız ol" dedik

    [70] Ona duzen kurmak istediler, fakat Biz onları husrana ugrattık

    [71] Onu da, Lut'u da, alemler icin kutsal kıldıgımız yere ulastırıp kurtardık

    [72] Ibrahim'e, buna ilaveten Ishak ve Yakub'u da verdik, her birini iyi kimseler kıldık

    [73] Onları, buyrugumuz altında insanları dogru yola goturen onderler yaptık; onlara, iyi isler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi

    [74] Lut'a da hukum ve ilim verdik; onu, cirkin isler isleyen kasabadan kurtardık. Dogrusu onlar yoldan cıkmıs kotu bir milletti

    [75] Lut'u rahmetimizin icine aldık; dogrusu o iyilerdendi

    [76] Nuh da daha onceleri Bize yalvarmıstı, onun duasını kabul edip, kendisini ve ailesini buyuk sıkıntıdan kurtardık

    [77] Ayetlerimizi yalanlayan millete karsı ona yardım ettik. Dogrusu onlar fena bir milletti, hepsini suda bogduk

    [78] Davud ve Suleyman da milletin koyunlarının yayıldıgı bir ekin hakkında hukum veriyorlarken, Biz onların hukmune sahiddik

    [79] Suleyman'a bu meselenin hukmunu bildirmistik; her birine hukum ve ilim verdik. Davud ile beraber tesbih etsinler diye dagları ve kusları buyruk altına aldık. Bunları Biz yapmıstık

    [80] Ona, sizi savasta korumak icin zırh yapma sanatını ogrettik, artık sukreder misiniz

    [81] Bereketli kıldıgımız yere dogru, Suleyman'ın emriyle yuruyen siddetli ruzgarı, onun buyruguna verdik. Biz herseyi biliyorduk

    [82] Dalgıclık yapan ve bundan baska isler de goren seytanlardan da onun buyrugu altına verdik. Onların hepsini gozetiyorduk

    [83] Eyyub da: "Basıma bir bela geldi, (Sana sıgındım), Sen merhametlilerin merhametlisisin" diye Rabbine nida etmisti

    [84] Biz de onun duasını kabul etmis ve basına gelenleri kaldırmıstık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak uzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermistik

    [85] Ismail, Idris ve Zulkifl hakkında anlattıgımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi

    [86] Onları rahmetimizin icine aldık; dogrusu onlar iyilerdendi

    [87] Zunnun (Balık Sahibi; Yunus) hakkında soyledigimizi de an. O, ofkelenerek giderken, kendisini sıkıntıya sokmayacagımızı sanmıstı; fakat sonunda karanlıklar icinde: "Senden baska tanrı yoktur, Sen munezzehsin, dogrusu ben haksızlık edenlerdenim" diye seslenmisti

    [88] Biz de ona cevap verip, onu uzuntuden kurtarmıstık. inananları boyle kurtarırız

    [89] Zekeriya da: "Rabbim! Beni tek Basıma bırakma, Sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmisti

    [90] Biz de ona icabet ederek, Yahya'yı bahsetmis, esini de dogum yapacak hale getirmistik. Dogrusu onlar iyi islerde yarısıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize karsı gonulden saygı duyuyorlardı

    [91] Mahrem yerini koruyan Meryem'e ruhumuzdan uflemis, onu ve oglunu, alemler icin bir mucize kılmıstık

    [92] Dogrusu tevhid dini olan Muslumanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim, artık Bana kulluk edin

    [93] Ama insanlar, din konusunda aralarında boluklere ayrıldılar, hepsi Bize doneceklerdir

    [94] Inanmıs olarak yararlı is isleyenin ameli inkar edilmeyecektir. Biz onu yazmaktayız

    [95] Yok ettigimiz kasaba halkının ahirette ceza gormek uzere Bize donmemesi imkansızdır

    [96] Yecuc ve Mecuc'un seddi yıkıldıgı zaman her dere ve tepeden bosanırlar

    [97] Gercek vaad yaklastıgında, inkar edenlerin gozleri beleriverir: "Vah bize! Bundan once gaflet icindeydik, hem de zalimdik" derler

    [98] Siz ve Allah'tan baska taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz

    [99] Eger bunlar tanrı olsaydı cehenneme girmezlerdi; hepsi orada temelli kalacaktır

    [100] Orada onlara ah etmek vardır; birsey de isitemezler

    [101] Yaptıklarına karsılık katımızdan kendileri icin iyi seyler yazılmıs olanlar, iste onlar cehennemden uzak tutulanlardır

    [102] Cehennemin ugultusunu duymazlar. Canlarının istedigi seyler icinde temelli kalırlar

    [103] En buyuk korku bile onları uzmez; kendilerini melekler: "Size soz verilen gun iste bugundur" diye karsılarlar

    [104] Gogu, kitap durer gibi durdugumuz zaman, yaratmaya ilk basladıgımız gibi katımızdan verilmis bir soz olarak onu tekrar var edecegiz. Dogrusu Biz yaparız

    [105] And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryuzune ancak iyi kullarımın mirascı oldugunu yazmıstık

    [106] Dogrusu bu Kuran'da, kulluk eden kimselere bildiri vardır

    [107] Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik

    [108] De ki: "Dogrusu tanrınızın tek bir Tanrı oldugu bana suphesiz vahyolundu. Artık musluman olacak mısınız

    [109] Eger yuz cevirirlerse, de ki: "Size dupeduz acıkladım; tehdit olundugunuz seyin yakın mı uzak mı oldugunu bilmem

    [110] Dogrusu O, acıga vurulan sozu de bilir, gizlediklerinizi de bilir

    [111] Bilmem; belki bu gecikme sizi denemek ve bir sureye kadar gecindirmek icindir

    [112] Peygamber: "Rabbim! Aramızda gercekle hukmet, anlattıklarınıza karsı ancak Rahman olan Rabbimizden yardım istenir" dedi

    Surah 22
    Hac

    [1] Ey insanlar! Rabbinizden sakının; dogrusu kıyamet gununun sarsıntısı buyuk seydir

    [2] Kıyameti goren her emzikli kadın emzirdigini unutur, her hamile kadın cocugunu dusurur. Insanları sarhos gibi gorursun oysa sarhos degildirler, fakat bu sadece Allah'ın azabının cetin olmasındandır

    [3] Allah hakkında bilmeden tasıyan ve her azılı seytana uyan insanlar vardır

    [4] Onun hakkında soyle yazılmıstır: O kendisini dost edinen kimseyi saptırır ve alevli azaba goturur

    [5] Ey insanlar! Oldukten sonra tekrar dirilmekten suphede iseniz bilin ki, ne oldugunuzu size acıklamak icin, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılasmıs kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir cignem etten yaratmısızdır. Diledigimizi belli bir sureye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi cocuk olarak cıkartırız, boylece yetisip erginlik cagına varırsınız. Kiminiz oldurulur, kiminiz de omrunun en fena zamanına ulastırılır ki, bilirken birsey bilmez olur. Yeryuzunu gorursun ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdigimiz zaman harekete gecer, kabarır, her guzel bitkiden cift cift yetistirir

    [6] Bunlar, yalnız Allah'ın gercek oldugunu, oluleri dirilttigini, gucunun herseye yettigini, suphe goturmeyen kıyamet saatinin gelecegini, Allah'ın kabirlerde olanı diriltecegini gosterir

    [7] Bunlar, yalnız Allah'ın gercek oldugunu, oluleri dirilttigini, gucunun herseye yettigini, suphe goturmeyen kıyamet saatinin gelecegini, Allah'ın kabirlerde olanı diriltecegini gosterir

    [8] Bilmeden, dogruya goturen bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak icin buyukluk taslayarak Allah hakkında tartısan insan vardır. Dunyada rezillik onadır; ona kıyamet gunu yakıcı azabı tattırırız

    [9] Bilmeden, dogruya goturen bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak icin buyukluk taslayarak Allah hakkında tartısan insan vardır. Dunyada rezillik onadır; ona kıyamet gunu yakıcı azabı tattırırız

    [10] Ona: "Bunlar senin yaptıklarından oturudur" denir, yoksa Allah, kullarına karsı hic de zalim degildir

    [11] Insanlar icinde Allah'a, bir yar kenarındaymıs gibi kulluk eden vardır. Ona bir iyilik gelirse yatısır, basına bir bela gelirse yuz ustu doner. Dunyayı da ahireti de kaybeder. Iste apacık kayıp budur

    [12] Allah'ı bırakıp, kendisine fayda da zarar da veremeyen seylere yalvarır. Iste derin sapıklık budur

    [13] Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Yalvardıgı sey ne kotu yardımcı ve ne kotu yoldastır

    [14] Dogrusu Allah, inananları ve yararlı isler isleyenleri, iclerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Allah, suphesiz, istedigini yapar

    [15] Allah'ın peygamber'e dunyada ve ahirette yardım etmeyecegini sanan kimse, yukarı bagladıgı bir ipe kendini asıp, bogsun; bir dusunsun bakalım, bu hilesi kendisini ofkelendiren seye engel olabilir mi

    [16] Iste boylece Kuran'ı apacık ayetler olarak indirdik. Allah, suphesiz, diledigini dogru yola eristirir

    [17] Dogrusu, inananlar ve yahudiler, sabiiler, hıristiyanlar, mecusiler, ortak kosanlar arasında, kıyamet gunu Allah kesin hukum verecektir. Dogrusu Allah herseye sahiddir

    [18] Goklerde ve yerde olanların, gunes, ay, yıldızlar, daglar, agaclar, hayvanların ve insanların bircogunun Allah'a secde ettiklerini gormuyor musun? Insanların bircogu da azabı hak etmistir. Allah'ın alcalttıgı kimseyi yukseltebilecek yoktur. Dogrusu Allah ne dilerse yapar

    [19] Iste Rableri hakkında tartısmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, atesten elbiseler kesilmistir, baslarına da kaynar su dokulur de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar icindir

    [20] Iste Rableri hakkında tartısmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, atesten elbiseler kesilmistir, baslarına da kaynar su dokulur de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar icindir

    [21] Iste Rableri hakkında tartısmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, atesten elbiseler kesilmistir, baslarına da kaynar su dokulur de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar icindir

    [22] Orada, ugradıkları gamdan ne zaman cıkmak isteseler her defasında oraya geri cevrilirler: "Yakıcı azabı tadın" denir

    [23] Dogrusu Allah, inanıp yararlı is isleyenleri, iclerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri de ipektendir

    [24] Bu kimseler, sozun guzelini isitecek duruma ulastırılmıslar, ovulmege layık olan Allah'ın yoluna eristirilmislerdir

    [25] Dogrusu inkar edenleri, Allah'ın yolundan, yerli ve yolcu butun insanlar icin esit kılınan Mescidi Haram'dan alıkoyanları ve orada zulm ile yanlıs yola saptırmak isteyeni, can yakıcı bir azaba ugratırız

    [26] Bana hicbir seyi ortak kosma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, ruku edenler ve secdeye varanlar icin Evimi temiz tut" diye Ibrahim'i Kabe'nin yerine yerlestirmistik

    [27] Insanları hacca cagır; yuruyerek veya binekler ustunde uzak yollardan sana gelsinler

    [28] Taki kendi menfaatlerine sahid olsunlar; Allah'ın onlara rızık olarak verdigi hayvanları belli gunlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, caresiz kalmıs yoksulu da doyurun

    [29] Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Kabe'yi tavaf etsinler

    [30] Iste boyle. Kim Allah'ın yasaklarına saygı gosterirse, bu Rabbinin katında kendi iyiliginedir. (Haram oldugu) size okunanlar dısında kalan hayvanlar, size helal kılındı. O halde pis putlardan sakının; yalan sozden kacının

    [31] Allah'a ortak kosmaksızın O'na yonelerek pis putlardan kacının, yalan sozden cekinin. Allah'a ortak kosan kimse, gokten dusup de kusların kaptıgı veya ruzgarın bir ucuruma attıgı seye benzer

    [32] Bu boyledir; kisinin Allah'ın nisanelerine hurmet gostermesi, kalblerin Allah'a karsı gelmekten sakınmasındandır

    [33] Bu nisanelerde sizin icin belli bir sureye kadar faydalar vardır. Sonra bunlar Beyti Atik'de, Kabe'de son bulurlar

    [34] Her ummet icin, Allah'ın kendilerine rızk olarak verdigi kurbanlık hayvanların uzerlerine O'nun adını anarak kurban kesmeyi mesru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı'dır, O'na teslim olun. Allah anıldıgı zaman kalbleri titreyen, baslarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdigimiz rızıktan sarfeden ve Allah'a gonul vermis olan kimselere mujde et

    [35] Her ummet icin, Allah'ın kendilerine rızk olarak verdigi kurbanlık hayvanların uzerlerine O'nun adını anarak kurban kesmeyi mesru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı'dır, O'na teslim olun. Allah anıldıgı zaman kalbleri titreyen, baslarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdigimiz rızıktan sarfeden ve Allah'a gonul vermis olan kimselere mujde et

    [36] Iste kurbanlık deve ve sıgırları Allah'ın size olan nisanelerinden kıldık. Onlarda sizin icin hayır vardır. Baglı halde keserken uzerlerine Allah'ın adını anın. Yan ustu dusup olunce onlardan yiyin, isteyene de istemeyene de verin. Sukredersiniz diye onları boylece sizin buyrugunuza verdik

    [37] Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah'a ulasacaktır. Allah'a ulasacak olan ancak sizin O'nun icin yaptıgınız gosteristen uzak amel ve ibadettir. Size dogru yolu gosterdiginden, Allah'ı yuceltmeniz icin onları boylece sizin buyrugunuza vermistir. Iyilik yapanlara mujde et

    [38] Allah suphesiz inananları savunur, cunku hainleri ve nankorleri hic sevmez

    [39] Haksızlıga ugratılarak kendilerine savas acılan kimselerin karsı koyup savasmasına izin verilmistir. Allah onlara yardım etmege elbette Kadir'dir

    [40] Onlar haksız yere ve "Rabbimiz Allah'tır" dediler diye yurtlarından cıkarılmıslardır. Allah insanların bir kısmını digeriyle savmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve icinde Allah'ın adı cok anılan camiler yıkılıp giderdi. And olsun ki, Allah'a yardım edenlere O da yardım eder. Dogrusu Allah kuvvetlidir, gucludur

    [41] Onları biz yeryuzune yerlestirirsek namaz kılarlar, zekat verirler, uygun olanı emrederler, fenalıgı yasak ederler. Islerin sonucu Allah'a aittir

    [42] Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan once Nuh milleti, Ad, Semud, Ibrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymıs ve Musa da yalanlanmıstı. Ama Ben, kafirlere once mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmıs gorsunler

    [43] Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan once Nuh milleti, Ad, Semud, Ibrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymıs ve Musa da yalanlanmıstı. Ama Ben, kafirlere once mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmıs gorsunler

    [44] Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan once Nuh milleti, Ad, Semud, Ibrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymıs ve Musa da yalanlanmıstı. Ama Ben, kafirlere once mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmıs gorsunler

    [45] Nice kasabaların halkını haksızlık yaparken yok ettik. Artık catıları cokmus, kuyuları metruk, sarayları bombos kalmıstır

    [46] Yeryuzunde dolasmıyorlar mı ki, orada olanları akledecek kalbleri, isitecek kulakları olsun. Ama yalnız gozler kor olmaz, fakat goguslerde olan kalbler de korlesir

    [47] Senden, baslarına acele azap getirmeni istiyorlar. Allah sozunden asla caymayacaktır. Rabbinin katında bir gun, saydıklarınızdan bin yıl gibidir

    [48] Nice kasabalara, haksız oldukları halde, mehil vermistim; sonunda onları yakalayıverdim. Donus ancak Bana'dır

    [49] Ey insanlar! Ben sizin icin ancak apacık bir uyarıcıyım" de

    [50] Comertce verilmis rızık ve magfiret, inanan ve yararlı is isleyenleredir

    [51] Ayetlerimizi tartısarak bozmaga ugrasanlar, iste onlar cehennemliklerdir

    [52] Senden once gonderdigimiz hicbir resul ve nebi yoktur ki, birseyi arzuladıgı zaman, seytan onun arzusuna vesvese karıstırmamıs olsun. Fakat Allah, seytanın attıgını derhal iptal eder, sonra kendi ayetlerini saglamlastırır. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

    [53] Allah seytanın karıstırdıgını, kalblerinde hastalık bulunan ve kalbleri kaskatı olan kimseleri sınamayı vesile kılar. Zalimler suphesiz derin bir ayrılık icindedirler

    [54] Bu, kendilerine ilim verilenlerin Kuran'ın, senin Rabbin'den bir gercek oldugunu bilip de ona inanmaları ve gonullerini baglamaları icindir. Allah inananları suphesiz dogru yola eristirir

    [55] Inkar edenler, ceza saati kendilerine ansızın gelene veya gecesi olmayan gunun azabı catana kadar Kuran'dan suphe etmekte devam ederler

    [56] Iste o gun hukumranlık Allah'ındır. O aralarında hukmeder. Inanıp yararlı is isleyenler nimet cennetlerindedirler

    [57] Inkar edenler, ayetlerimizi yalan sayan kimseler, iste onlar icin hakir dusuren azap vardır

    [58] Allah yolunda hicret edenlere, sonra oldurulen veya olenlere Allah, elbette onlara guzel bir rızık verecektir. Rızık verenlerin en hayırlısı yalnız Allah'tır

    [59] And olsun ki, onları hosnut olacakları bir yere koyar. Suphesiz Allah bilendir, Halim'dir

    [60] Bu boyledir; kim kendisine verilen kadar ceza verirse ve kendisine yine de saldırılırsa, Allah ona, and olsun ki yardım edecektir. Allah suphesiz, affeder ve bagıslar

    [61] Boyledir; Allah geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar ve Allah suphesiz isitir ve gorur

    [62] Keza Hak yalnız Allah'tır; O'nu bırakıp taptıkları sadece batıldır. Dogrusu Allah yucedir buyuktur

    [63] Allah'ın gokten indirdigi su ile yerin yemyesil oldugunu gormez misin? Dogrusu Allah Latif'dir, haberdardır

    [64] Goklerde olanlar, yerde olanlar O'nundur. Dogrusu Allah mustagnidir, ovulmege layık olandır

    [65] Allah'ın yerde olanları ve emriyle denizlerde yuruyen gemileri buyrugunuz altına vermis oldugunu; buyrugu olmaksızın yere dusmemesi icin gogu O'nun tuttugunu gormez misin? Dogrusu Allah insanlara karsı sefkatli ve merhametli olandır

    [66] Sizi dirilten, sonra oldurecek sonra yine diriltecek olan O'dur. Insan gercekten pek nankordur

    [67] Her ummete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Oyleyse, bu konuda seninle cekismelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen suphesiz dogru yol uzerindesin. Seninle tartısırlarsa: "Allah yaptıgınızı cok iyi bilir; ayrılıga dustugunuz seyler hakkında, kıyamet gunu aranızda Allah hukmedecektir" de

    [68] Her ummete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Oyleyse, bu konuda seninle cekismelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen suphesiz dogru yol uzerindesin. Seninle tartısırlarsa: "Allah yaptıgınızı cok iyi bilir; ayrılıga dustugunuz seyler hakkında, kıyamet gunu aranızda Allah hukmedecektir" de

    [69] Her ummete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Oyleyse, bu konuda seninle cekismelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen suphesiz dogru yol uzerindesin. Seninle tartısırlarsa: "Allah yaptıgınızı cok iyi bilir; ayrılıga dustugunuz seyler hakkında, kıyamet gunu aranızda Allah hukmedecektir" de

    [70] Gokte ve yerde olanı Allah'ın bildigini bilmez misin? Bunlar hic suphesiz Kitap'dadır ve suphesiz bunlar Allah'a kolaydır

    [71] Onlar Allah'ı bırakıp da O'nun, haklarında hicbir delil indirmedigi, kendilerinde de bir bilgi olmayan seylere taparlar. Zulmedenlerin yardımcısı olmaz

    [72] Onlara ayetlerimiz apacık olarak okundugu zaman, inkar edenlerin yuzlerinden inkarlarını anlarsın. Nerdeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha fenasını haber vereyim mi? Allah'ın inkarcılara vadettigi ates! Ne kotu bir donustur

    [73] Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, simdi onu dinleyin: Sizlerin Allah'ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamıyacaklardır. Sinek onlardan bir sey kapsa, onu kurtaramazlar; isteyen de, istenen de aciz

    [74] Allah'ı geregi gibi degerlendiremediler. Dogrusu Allah kuvvetlidir, gucludur

    [75] Allah meleklerden ve insanlardan peygamberler secer. Dogrusu Allah isitir ve gorur

    [76] O, gecmislerini geleceklerini bilir. Butun isler Allah'a doner

    [77] Ey inananlar! Ruku edin, secdeye varın, Rabbiniz'e kulluk edin, iyilik yapın ki saadete erisesiniz

    [78] Allah ugrunda geregi gibi cihat edin. O, sizi secmis, babanız Ibrahim'in yolu olan dinde sizin icin bir zorluk kılmamıstır. Daha once ve Kuran'da, peygamberin size sahit olması, sizin de insanlara sahit olmanız icin size musluman adını veren O'dur. Artık, namaz kılın, zekat verin, Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne guzel sahip ve ne guzel yardımcıdır

    Surah 23
    Mü'minûn

    [1] Muminler saadete ermislerdir

    [2] Onlar namazda husu icindedirler

    [3] Onlar bos seylerden yuz cevirirler

    [4] Onlar zekatlarını verirler

    [5] Onlar, esleri ve cariyeleri dısında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Dogrusu bunlar yerilemezler

    [6] Onlar, esleri ve cariyeleri dısında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Dogrusu bunlar yerilemezler

    [7] Bu sınırları asmak isteyenler, iste bunlar asırı gidenlerdir

    [8] Onlar emanetlerini ve sozlerini yerine getirirler

    [9] Namazlarına riayet ederler

    [10] Iste onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır

    [11] Iste onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır

    [12] And olsun ki, insanı suzme camurdan yarattık

    [13] Sonra onu nutfe halinde saglam bir yere yerlestirdik

    [14] Sonra nutfeyi kan pıhtısına cevirdik, kan pıhtısını bir cignemlik et yaptık, bir cignemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu baska bir yaratık yaptık: Bicim verenlerin en guzeli olan Allah ne uludur

    [15] Sizler, butun bunlardan sonra olursunuz

    [16] Suphesiz kıyamet gunu tekrar diriltilirsiniz

    [17] And olsun ki, ustunuzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattıgımızdan habersiz degiliz

    [18] Gokten suyu olculu indirdik de, onu yerde durdurduk. Suphesiz onu gidermeye de kadiriz

    [19] Onunla, icinde, yediginiz bircok meyvalar bulunan hurmalık ve uzum bagları, Tur-i Sina'da yetisen, yiyenlere, yag ve katık veren zeytin agacını var ettik

    [20] Onunla, icinde, yediginiz bircok meyvalar bulunan hurmalık ve uzum bagları, Tur-i Sina'da yetisen, yiyenlere, yag ve katık veren zeytin agacını var ettik

    [21] Ehli hayvanlarda size ders vardır; onlardan cıkan sutten size iciririz; onlarda daha bircok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz

    [22] Hem onların ve hem de gemilerin uzerinde tasınırsınız

    [23] And olsun ki Nuh'u milletine gonderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan baska tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi

    [24] Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan baska birsey degildir. Sizden ustun olmak istiyor. Allah dilemis olsaydı melekler indirirdi. Ilk atalarımızdan beri boyle birsey isitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir sureye kadar onu gozetleyin" dediler

    [25] Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan baska birsey degildir. Sizden ustun olmak istiyor. Allah dilemis olsaydı melekler indirirdi. Ilk atalarımızdan beri boyle birsey isitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir sureye kadar onu gozetleyin" dediler

    [26] Nuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karsılık bana yardım et" dedi

    [27] Bunun uzerine ona soyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdigimiz gibi gemiyi yap; buyrugumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer cifti ve aleyhine hukum verilmis olanın dısında kalan coluk cocugunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar icin Bana bas vurma, cunku onlar suda bogulacaklardır

    [28] Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerlesince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de

    [29] Rabbim! Beni mubarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de

    [30] Dogrusu bunlarda dersler vardır. Biz suphesiz insanları denemekteyiz

    [31] Bunların ardından baska nesiller varettik

    [32] Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan baska tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elci gonderdik

    [33] Onun, inkarcı ve ahirete kavusmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dunya hayatında nimet vermistik soyle dediler: "Bu, yediginizden yiyen, ictiginizden icen sizin gibi bir insandan baska birsey degildir

    [34] Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz husrana ugrayacagınızda hic suphe yoktur

    [35] Oldugunuz, toprak ve kemik yıgını oldugunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor

    [36] Oysa tehdit edildiginiz sey ne kadar, hem de ne kadar uzak

    [37] Hayat ancak bu dunyadakidir. Oluruz ve yasarız (kimimiz olur kimimiz dogar); tekrar diriltilmeyiz

    [38] Bu, sadece Allah'a karsı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız

    [39] O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karsılık bana yardım et" dedi

    [40] Allah da: "Az sonra pisman olacaklar" buyurdu

    [41] Gercekten, onları bir cıglık yakaladı ve onları supruntu yıgını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun

    [42] Ardlarından baska nesiller varettik

    [43] Hicbir ummet, kendi suresini ne cabuklastırabilir ve ne de geciktirebilir

    [44] Sonra birbiri pesinden peygamberlerimizi gonderdik. Her ummete peygamberi geldikce onu yalancı saydılar. Onları birbiri pesinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. Inanmayan millet, rahmetden ırak olsun

    [45] Sonra Musa ve kardesi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apacık delille gonderdik. Buyukluk tasladılar. Zaten magrur bir topluluktular

    [46] Sonra Musa ve kardesi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apacık delille gonderdik. Buyukluk tasladılar. Zaten magrur bir topluluktular

    [47] Bu yuzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacagız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yuzden yok edildiler

    [48] Bu yuzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacagız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yuzden yok edildiler

    [49] And olsun ki Musa'ya, dogru yola girsinler diye Kitap verdik

    [50] Meryem oglunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverisli yuksek bir yere yerlestirdik

    [51] Ey Peygamberler! Temiz seylerden yiyin, yararlı is isleyin; dogrusu Ben, yaptıgınızı bilirim

    [52] Suphesiz bu Muslumanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; oyleyse Benden sakının

    [53] Ama insanlar din konusunda aralarında boluk boluk oldular. Her boluk kendi tuttugu yoldan memnundur

    [54] Onları bir sureye kadar sapıklıklarıyla basbasa bırak

    [55] Kendilerine mal ve ogullar vermekle, iyiliklerde onlar icin acele ettigimizi mi zannederler? Hayır; farkında degiller

    [56] Kendilerine mal ve ogullar vermekle, iyiliklerde onlar icin acele ettigimizi mi zannederler? Hayır; farkında degiller

    [57] Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine es kosmayanlar, Rablerine donecekleri icin kalbleri urpererek vermeleri gerekeni verenler, iste onlar iyi islerde yarıs ederler, o ugurda ileri gecerler

    [58] Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine es kosmayanlar, Rablerine donecekleri icin kalbleri urpererek vermeleri gerekeni verenler, iste onlar iyi islerde yarıs ederler, o ugurda ileri gecerler

    [59] Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine es kosmayanlar, Rablerine donecekleri icin kalbleri urpererek vermeleri gerekeni verenler, iste onlar iyi islerde yarıs ederler, o ugurda ileri gecerler

    [60] Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine es kosmayanlar, Rablerine donecekleri icin kalbleri urpererek vermeleri gerekeni verenler, iste onlar iyi islerde yarıs ederler, o ugurda ileri gecerler

    [61] Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine es kosmayanlar, Rablerine donecekleri icin kalbleri urpererek vermeleri gerekeni verenler, iste onlar iyi islerde yarıs ederler, o ugurda ileri gecerler

    [62] Biz herkese ancak gucunun yetecegi kadar yukleriz. Katımızda gercegi soyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlıga ugratılmazlar

    [63] Ama, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan baska da onların yapageldikleri isler de vardır

    [64] Sonunda sımarık varlıklılarını azabla yakaladıgımız zaman feryat ederler

    [65] Onlara soyle deriz: "Bugun feryat etmeyin, dogrusu katımızdan bir yardım gormezsiniz

    [66] Ayetlerim size okundugunda buyukluk taslayıp, gece agzınıza geleni soyleyerek ardınıza donuyordunuz

    [67] Ayetlerim size okundugunda buyukluk taslayıp, gece agzınıza geleni soyleyerek ardınıza donuyordunuz

    [68] Soyleneni hic dusunmezler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir sey mi geldi

    [69] Veya peygamberlerini tanımadılar da; bu yuzden mi onu inkar ediyorlar

    [70] Ya da: "Onda delilik var" diyorlar oyle mi? Hayır; onlara gercegi getirmistir, ama cogu ondan hoslanmamaktadır

    [71] Eger gercek onların heveslerine uysaydı, gokler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine ogut veren bir sey getirdik; onlar ise ogutlerinden yuz cevirirler

    [72] Yoksa sen onlardan bir ucret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

    [73] Aslında sen onları dogru yola cagırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar

    [74] Aslında sen onları dogru yola cagırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar

    [75] Biz onlara acısak ve baslarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları icinde bocalayıp kalırlar

    [76] And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıstık, yine de Rablerine boyun egmemis ve yakarmamıslardı

    [77] Sonunda onlara siddetli bir azap kapısı actıgımız zaman umitsiz kalıverdiler

    [78] Oysa, sizin icin kulaklar, gozler ve kalbler vareden O'dur. Pek az sukrediyorsunuz

    [79] Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız

    [80] Dirilten de, olduren de O'dur. Gece ile gunduzun birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine baglıdır. Dusunmez misiniz

    [81] Hayır; yine de oncekilerin dediklerini derler

    [82] Oncekiler: "Olup toprak ve bir yıgın kemik oldugumuzda mı diriltilecegiz? And olsun ki biz ve daha once de babalarımız tehdit edilmisti; bu, oncekilerin masallarından baska birsey degildir" demislerdi

    [83] Oncekiler: "Olup toprak ve bir yıgın kemik oldugumuzda mı diriltilecegiz? And olsun ki biz ve daha once de babalarımız tehdit edilmisti; bu, oncekilerin masallarından baska birsey degildir" demislerdi

    [84] De ki: "Biliyorsanız soyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir

    [85] Allah'ındır" diyecekler, "Oyleyse ders almaz mısınız?" de

    [86] Yedi gogun de Rabbi, yuce arsın da Rabbi kimdir?" de

    [87] Allah'tır" diyecekler! "Oyleyse O'na karsı gelmekten sakınmaz mısınız?" de

    [88] Biliyorsanız soyleyin her seyin hukumranlıgı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtac olmayan kimdir

    [89] Allah'tır" diyecekler; "Oyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de

    [90] Hayır; Biz onlara gercegi getirdik ama, onlar yalancıdırlar

    [91] Allah cocuk edinmemistir; O'nun yanında hicbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattıgı ile beraber gider ve birbirinden ustun olmaga calısırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından munezzehtir

    [92] O, gorulmeyeni de, goruleni de bilir. Kostukları ortaklardan yucedir

    [93] De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları seyi bana mutlaka gostereceksen, o zaman beni zalim milletin icinde bulundurma Yarabbi

    [94] De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları seyi bana mutlaka gostereceksen, o zaman beni zalim milletin icinde bulundurma Yarabbi

    [95] Biz onlara vadettigimizi sana elbette gosterebiliriz

    [96] Kotulugu en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz

    [97] De ki: "Rabbim! Seytanların kıskırtmalarından Sana sıgınırım

    [98] Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sıgınırım

    [99] Onlardan birine olum gelince: "Rabbim! Beni geri cevir, belki, yapmadan bıraktıgımı tamamlar, iyi is islerim" der. Hayır; bu soyledigi sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri gune kadar arkalarında geriye donmekten onları alıkoyan bir engel vardır

    [100] Onlardan birine olum gelince: "Rabbim! Beni geri cevir, belki, yapmadan bıraktıgımı tamamlar, iyi is islerim" der. Hayır; bu soyledigi sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri gune kadar arkalarında geriye donmekten onları alıkoyan bir engel vardır

    [101] Sura uflendigi zaman, o gun, aralarındaki soy yakınlıgı fayda vermez ve birbirlerine de birsey soramazlar

    [102] Tartıları agır gelenler, iste onlar kurtulusa ermis olanlardır

    [103] Tartıları hafif gelenler, iste onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler

    [104] Ates onların yuzlerini yalar, disleri sırıtıp kalır

    [105] Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz degil mi?" der

    [106] Soyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlıgımız yenmisti; sapık bir millet olmustuk

    [107] Rabbimiz! Bizi buradan cıkar, tekrar gunaha donersek, dogrusu zulmetmis oluruz

    [108] Allah: "Sinin orada! Benimle konusmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bagısla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep guluyordunuz. Sabretmelerine karsılık bugun onları mukafatlandırdım. Dogrusu onlar kurtulanlardır" der

    [109] Allah: "Sinin orada! Benimle konusmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bagısla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep guluyordunuz. Sabretmelerine karsılık bugun onları mukafatlandırdım. Dogrusu onlar kurtulanlardır" der

    [110] Allah: "Sinin orada! Benimle konusmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bagısla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep guluyordunuz. Sabretmelerine karsılık bugun onları mukafatlandırdım. Dogrusu onlar kurtulanlardır" der

    [111] Allah: "Sinin orada! Benimle konusmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bagısla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep guluyordunuz. Sabretmelerine karsılık bugun onları mukafatlandırdım. Dogrusu onlar kurtulanlardır" der

    [112] Allah onlara yine: "Yeryuzunde kac yıl kaldınız" der

    [113] Bir gun veya daha az bir sure kaldık, sayanlara sor" derler

    [114] Allah' "Pek az kaldınız, keske bilseydiniz! Sizi bosuna yarattıgımızı ve Bize dondurulmeyeceginizi mi sandınız?" der

    [115] Allah' "Pek az kaldınız, keske bilseydiniz! Sizi bosuna yarattıgımızı ve Bize dondurulmeyeceginizi mi sandınız?" der

    [116] Gercek hukumdar olan Allah yucedir. O'ndan baska tanrı yoktur. O, yuce arsın Rabbidir

    [117] Allah'la beraber, varlıgına hicbir delili olmadıgı halde baska tanrıya tapanın hesabını Rabbi gorecektir. Inkarcılar elbette kurtulamazlar

    [118] De ki: "Rabbim! Bagısla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın

    Surah 24
    Nûr

    [1] Bu, indirip, hukumlerini kesinlestirdigimiz suredir. Ogut alasınız diye onda apacık ayetler indirdik

    [2] Zina eden kadın ve erkegin her birine yuzer degnek vurun. Allah'a ve ahiret gunune inanıyorsanız, Allah'ın dini konusunda o ikisine acımayın. Onların ceza gormesine, inananlardan bir topluluk da sahit olsun

    [3] Zina eden erkek, ancak zina eden veya putperest bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir. Bu, muminlere yasak edilmistir

    [4] Iffetli kadınlara zina isnat edip de, sonra dort sahit getiremeyenlere seksen degnek vurun; ebediyen onların sahidligini kabul etmeyin. Iste onlar yoldan cıkmıs kimselerdir

    [5] Ama bundan sonra, tevbe edip duzelenler bunun dısındadır. Suphesiz Allah bagıslar ve merhamet eder

    [6] Karılarına zina isnat edip de kendilerinden baska sahidleri olmayanların sahidligi, kendisinin dogru sozlulerden olduguna Allah'ı dort defa sahit tutmasıyla olur. Besincisinde, eger yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler

    [7] Karılarına zina isnat edip de kendilerinden baska sahidleri olmayanların sahidligi, kendisinin dogru sozlulerden olduguna Allah'ı dort defa sahit tutmasıyla olur. Besincisinde, eger yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler

    [8] Kocasının yalancılardan olduguna Allah'ı dort defa sahit tutması, cezayı kadından savar. Besincisinde, kocası dogrulardan ise kendisinin Allah'ın gazabına ugramasını diler

    [9] Kocasının yalancılardan olduguna Allah'ı dort defa sahit tutması, cezayı kadından savar. Besincisinde, kocası dogrulardan ise kendisinin Allah'ın gazabına ugramasını diler

    [10] Allah'ın size nimet ve rahmeti bulunmasa ve Allah tevbeleri kabul eden ve Hakim olmasaydı suclunun hemen cezasını verirdi

    [11] (Peygamber'in esi hakkında) o yalanı uyduranlar icinizden bir guruhtur. Bunu kendiniz icin kotu sanmayın, o sizin icin hayırlı olmustur. O kimselerden her birine kazandıgı gunah karsılıgı ceza vardır; iclerinden elebasılık yapana ise buyuk azap vardır

    [12] Onu isittiginiz zaman, erkek kadın muminlerin, kendiliklerinden husnu zanda bulunup da: "Bu apacık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi

    [13] Dort sahit getirmeleri gerekmez miydi? Iste bunlar, sahit getirmedikce Allah katında yalancı olanlardır

    [14] Allah'ın dunya ve ahirette size lutuf ve merhameti olmasaydı, o kotu sozu yaymanızdan oturu buyuk bir azaba ugrardınız

    [15] Onu dilinize dolamıstınız. Bilmediginiz seyleri agzınıza alıyordunuz. Onu onemsiz bir sey sanıyordunuz, oysa Allah katında onemi buyuktu

    [16] O'nu isittiginizde: "Bu konuda konusmamız yakısık almaz; hasa, bu buyuk bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi

    [17] Eger mumin kisilerdenseniz, Allah buna benzer bir seye bir daha donmemenizi tavsiye eder

    [18] Allah size ayetleri acıkca bildirir. Allah bilendir, Hakim'dir

    [19] Muminler arasından hayasızlıgın yayılmasını arzu edenlere, iste onlara, dunya ve ahirette can yakıcı azap vardır. Allah bilir, siz ise bilmezsiniz

    [20] Allah'ın size lutuf ve merhameti bulunmasaydı, Allah sefkatli ve merhametli olmasaydı hemen cezanızı verirdi

    [21] Ey Inananlar! Seytana ayak uydurmayın. Kim seytanın ardına takılırsa, bilsin ki, o, hayasızlıgı ve fenalıgı emreder. Allah'ın size lutuf ve merhameti bulunmasaydı, hicbiriniz ebediyen temize cıkamazdı. Fakat Allah diledigini temize cıkarır. Allah isitir ve bilir

    [22] Icinizde lutuf ve servet sahibi olanlar, yakınlarına, duskunlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek icin yemin etmesinler, affetsinler, gecsinler. Allah'ın sizi bagıslamasından hoslanmaz mısınız? Allah bagıslayandır, merhametli olandır

    [23] Iffetli, habersiz, mumin kadınlara zina isnat edenler dunya ve ahirette lanetlenmislerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmıs olduklarına sahidlik ettikleri gun onlar buyuk azaba ugrayacaklardır

    [24] Iffetli, habersiz, mumin kadınlara zina isnat edenler dunya ve ahirette lanetlenmislerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmıs olduklarına sahidlik ettikleri gun onlar buyuk azaba ugrayacaklardır

    [25] O gun, Allah onlara kesinlesmis cezalarını verecektir. Allah'ın apacık hak oldugunu bileceklerdir

    [26] Kotu kadınlar kotu erkeklere, kotu erkekler kotu kadınlara yakısırlar. Iyi kadınlar iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara yakısırlar. Bunlar, onların soylediklerinden uzaktırlar. Iste bunlara magfiret ve comertce verilmis rızık vardır

    [27] Ey inananlar! Evlerinizden baska evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eger dusunurseniz bu sizin icin daha iyidir

    [28] Eger evde kimseyi bulamazsanız, yine de size izin verilmedikce iceriye girmeyiniz. Size "Donun" denirse donun. Bu, sizi daha cok temize cıkarır. Allah yaptıklarınızı bilir

    [29] Icinde malınız bulunan bos evlere girmenizde bir sorumluluk yoktur. Allah, acıga vurdugunuzu da, gizlediginizi de bilir

    [30] Mumin erkeklere soyle: Gozlerini bakılması yasak olandan cevirsinler, mahrem yerlerini, korusunlar. Bu, onların arınmasını daha iyi saglar. Allah yaptıklarından suphesiz haberdardır

    [31] Mumin kadınlara da soyle: Gozlerini bakılması yasak olandan cevirsinler, iffetlerini korusunlar. Suslerini, kendiliginden gorunen kısmı mustesna, acmasınlar. Bas ortulerini yakalarının uzerine salsınlar. Suslerini kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya ogulları veya kocalarının ogulları veya kardesleri veya erkek kardeslerinin ogulları veya kızkardeslerinin ogulları veya musluman kadınları veya cariyeleri veya erkekligi kalmamıs hizmetciler, ya da kadınların mahrem yerlerini henuz anlamayan cocuklardan baskasına gostermesinler. Gizledikleri suslerin bilinmesi icin ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saadete ermeniz icin hepiniz tevbe ederek Allah'ın hukmune donun

    [32] Icinizdeki bekarları, kolelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eger yoksul iseler, Allah onları lutfu ile zenginlestirir. Allah lutfu bol olandır, bilendir

    [33] Evlenemeyenler, Allah kendilerini lutfu ile zenginlestirene kadar iffetli davransınlar. Kolelerinizden hur olmak icin bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik gorurseniz, bedel vermelerini kabul edin. Onlara Allah'ın size verdigi maldan verin. Dunya hayatının gecici menfaatini elde etmek icin, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhsa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilsin ki Allah hic suphesiz onu degil zorlanan kadınları bagıslar ve merhamet eder

    [34] And olsun ki, size apacık ayetler, sizden once gecenlerden misal ve sakınanlara ogut indirdik

    [35] Allah goklerin ve yerin Nur'udur. O'nun nuru, icinde ısık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ısık bir cam icindedir, cam ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır; bu ne yalnız doguda ve ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin agacından yakılır. Ates degmese bile, nerdeyse yagın kendisi aydınlatacak! Nur ustune nurdur. Allah diledigini nuruna kavusturur. Allah insanlara misaller verir. O, herseyi bilir

    [36] Allah'ın yuksek tutulmasına ve iclerinde adının anılmasına izin verdigi evlerde, insanlar sabah aksam O'nu tesbih ederler

    [37] Bunları ne ticaret ve ne de alısveris Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyar. Bunlar, gonullerin ve gozlerin donecegi gunden korkarlar

    [38] Allah, onları islediklerinin en guzeliyle mukafatlandırır ve lutfundan onlara fazlasıyla verir. Allah diledigini hesapsız sekilde rızıklandırır

    [39] Inkar edenlerin isleri engin collerdeki serap gibidir. Susayan kimse onu su zanneder, fakat oraya geldiginde hicbir sey bulamaz. Orada Allah'ı bulur ve O da hesabını gorur. Allah hesabı cabuk gorendir

    [40] Veya derin denizin karanlıklarına benzer. Onu ustuste dalgalar ve dalgaların ustunde de bulutlar orter; karanlıklar ustunde karanlıklar; insan elini uzattıgı zaman, nerdeyse onu bile goremez. Allah'ın nur vermedigi kimsenin nuru olmaz

    [41] Goklerde ve yerde olan kimselerin, sıra sıra ucan kusların Allah'ı tesbih ettigini gormez misin? Her biri kendi niyaz ve tesbihini bilir. Allah, onların yaptıklarını bilendir

    [42] Goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah'ındır. Donus Allah'adır

    [43] Bilmez misiniz ki, Allah bulutları surer, sonra onları bir araya getirir; ustuste yıgar, sen de onların arasından yagmur yagdıgını gorursun. Gokten icinde dolu bulunan daglar gibi bulutlar indirir, diledigini ona ugratır, dilediginden de uzak tutar. Bu bulutların simseginin parıltısı nerdeyse gozleri alır

    [44] Allah geceyi gunduze, gunduzu geceye cevirir. Dogrusu, gorebilenler icin bunda ibretler vardır

    [45] Allah butun canlıları sudan yaratmıstır. Kimi karnı uzerinde surunur, kimi iki ayakla yurur, kimi dort ayakla yurur. Allah diledigini yaratır, Allah suphesiz herseye Kadir'dir

    [46] And olsun ki, acıklayıcı ayetler indirmisizdir. Allah diledigini dogru yola eristirir

    [47] Munafıklar: "Allah'a ve Peygamber'e inandık, itaat ettik" derler; sonra da bir takımı yuz cevirirler. Iste bunlar inanmıs degillerdir

    [48] Aralarında hukum vermek uzere Allah'a ve Peygamberine cagırıldıkları zaman, bir takımı hemen yuz cevirirler. Iste bunlar inanmıs degillerdir

    [49] Ama hak kendilerinden tarafa ise, itaatle kosa kosa gelirler

    [50] Kalplerinde hastalık mı var, yoksa suphelenmisler midir, yahut Allah'ın ve Peygamberinin onlara haksızlık yapacagından mı korkmaktadırlar? Hayır; onlar sadece zalimdirler

    [51] Aralarında hukum verilmek uzere Allah'a ve Peygambere cagırıldıkları vakit: "Isittik, itaat ettik" demek, ancak muminlerin sozudur, iste saadete erenler onlardır

    [52] Allah'a ve Peygambere itaat eden, Allah'tan korkan ve O'ndan sakınan kimseler, iste onlar kurtulanlardır

    [53] Eger kendilerine emredersen, o iki yuzluler, savasa cıkacaklarına butun gucleriyle yemin ederler. De ki: "Yemin etmeyin; itaatiniz malumdur. Allah yaptıklarınızdan suphesiz haberdardır

    [54] De ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin." Eger yuz cevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yukletilenden ve siz de kendinize yukletilenden sorumlusunuz. Eger O'na itaat ederseniz dogru yolu bulursunuz, Peygambere dusen sadece, apacık tebligdir

    [55] Allah, icinizden inanıp yararlı is isleyenlere, onlardan oncekileri halef kıldıgı gibi, onları da yeryuzune halef kılacagına, onlar icin begendigi dini temelli yerlestirecegine, korkularını guvene cevirecegine dair soz vermistir. Cunku onlar Bana kulluk eder, hicbir seyi Bana ortak kosmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, iste onlar artık yoldan cıkmıs olanlardır

    [56] Namaz kılın, zekat verin, Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin

    [57] Inkar edenlerin, Bizi yeryuzunde aciz bırakacaklarını sanmayasın. Varacakları yer atestir. Ne kotu donustur

    [58] Ey inananlar! Ellerinizin altında olan kole ve cariyeler ve sizden henuz erginlige ermemis olanlar, sabah namazından once, ogle sıcagında soyundugunuzda ve yatsı namazından sonra yanınıza gireceklerinde uc defa izin istesinler. Bunlar, sizin acık bulunabileceginiz uc vakittir. Bu vakitlerin dısında birbirinizin yanına girip cıkmakta size de, onlara da bir sorumluluk yoktur. Allah size ayetlerini boylece acıklar. Allah bilendir, Hakim'dir

    [59] Cocuklarınız erginlik cagına gelince, buyuklerinin izin istedigi gibi, onlar da her defasında izin istesinler. Allah size ayetlerini boylece acıklar. Allah bilendir, Hakim'dir

    [60] Evlenme umidi kalmayan, ihtiyarlayıp oturmus kadınlara, suslerini acıga vurmamak sartiyle, dıs esvaplarını cıkarmaktan oturu sorumluluk yoktur; ama sakınmaları kendileri icin daha iyi olur. Allah isitir ve bilir

    [61] Kor icin bir sorumluluk yoktur. Topal icin bir sorumluluk yoktur. Hastaya da bir sorumluluk yoktur. Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeslerinizin evlerinde veya kız kardeslerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinde olan evlerde, ya da dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de bir sorumluluk yoktur. Evlere girdiginiz zaman, kendinize ehlinize Allah katından bereket, esenlik ve guzellik dileyerek selam verin. Allah size ayetleri, dusunesiniz diye boylece acıklar

    [62] Dogrusu Allah'a ve Peygamberine inanan Muminler, Peygamberle beraber bir ise karar vermek icin toplandıklarında, ondan izin almaksızın gitmezler. Senden izin isteyenler, iste onlar, Allah'a ve Peygamberine inananlardır. Bazı isleri icin senden izin isterlerse, iclerinden diledigine izin ver, Allah'tan, onların bagıslanmalarını dile. Allah suphesiz bagıslar, merhamet eder

    [63] Peygamberin cagrısını, kendi aranızda birbirinizi cagırmanız gibi tutmayın. Allah, icinizden sıvısıp gidenleri suphesiz bilir. O'nun buyruguna aykırı hareket edenler, baslarına bir belanın gelmesinden veya can yakıcı bir azaba ugramaktan sakınsınlar

    [64] Dikkat edin; goklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. O, icinde bulundugunuz durumu da, kendisine donduruleceginiz gunu de gercekten bilir. Onlara islediklerini haber verir. Allah herseyi bilir

    Surah 25
    Furkan

    [1] Goklerin ve yerin hukumranlıgı kendisinin olan, cocuk edinmeyen, hukumranlıkta ortagı bulunmayan, herseyi yaratıp bir olcuye gore duzenleyen ve dunyaları uyarmak uzere kuluna hakkı batıldan ayırdeden Kuran'ı indiren Allah yucelerin yucesidir

    [2] Goklerin ve yerin hukumranlıgı kendisinin olan, cocuk edinmeyen, hukumranlıkta ortagı bulunmayan, herseyi yaratıp bir olcuye gore duzenleyen ve dunyaları uyarmak uzere kuluna hakkı batıldan ayırdeden Kuran'ı indiren Allah yucelerin yucesidir

    [3] Kafirler, O'nu bırakıp, birsey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmıs olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; oldurmeye, diriltmeye ve olumden sonra tekrar canlandırmaya gucleri yetmeyen tanrılar edindiler

    [4] Inkar edenler: "Bu Kuran uydurmadır, ona baska bir topluluk yardım etmistir" diyerek haksız ve asılsız bir soz uydurdular

    [5] Kuran oncekilerin masallarıdır; baskalarına yazdırıp sabah aksam kendisine okunmaktadır" dediler

    [6] De ki: "Onu, goklerin ve yerin sırrını bilen indirmistir. Suphesiz O, bagıslayandır, merhamet edendir

    [7] Soyle dediler: "Bu ne bicim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya beslenecegi bir bahce olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece buyulenmis bir adama uyuyorsunuz" dediler

    [8] Soyle dediler: "Bu ne bicim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya beslenecegi bir bahce olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece buyulenmis bir adama uyuyorsunuz" dediler

    [9] Sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmıslardır, yol bulamazlar

    [10] Dilerse sana, bunlardan daha iyi olan, iclerinden ırmaklar akan cennetler verebilen ve koskler kurabilen Allah yucelerin yucesidir

    [11] Zaten onlar, kıyamet saatini de yalanladılar. O saatin gelecegini yalanlayanlara cılgın alevli bir ates hazırlamısızdır

    [12] Bu ates, onlara uzak bir yerden gozukunce, onun kaynamasını ve ugultusunu isitirler

    [13] Elleri boyunlarına baglanarak, dar bir yerden atıldıkları zaman, orada, yok olup gitmeyi isterler

    [14] Bir kere yok olmayı degil, bircok defa yok olmayı isteyin" denir

    [15] De ki: "Bu mu iyidir, yoksa Allah'a karsı gelmekten sakınanlara mukafat ve gidilecek yer olarak soz verilen ebedi cennet mi daha iyidir

    [16] Temelli kalacakları cennette diledikleri seyleri bulurlar. Bu, Rabbinin yerine getirilmesi istenen bir vaadidir

    [17] O gun Rabbin onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları seyleri toplar ve: "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendi kendilerine mi yoldan saptılar?" der

    [18] Onlar: "Hasa; Seni bırakıp baska dostlar edinmek bize yarasmaz; fakat Sen onlara ve babalarına nimetler verdin de sonunda Seni anmayı unuttular ve helaki hak eden bir millet oldular" derler

    [19] Soylediklerinizde sizi yalancı cıkardılar, artık kendinizden azabı ceviremez, yardım da goremezsiniz. Zulmedenlerinize buyuk bir azap tattıracagız" denir

    [20] Senden once gonderdigimiz butun peygamberler de, suphesiz, yemek yerler, sokaklarda gezerlerdi. Ey insanlar! Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle sınarız. Rabbin her seyi gorur

    [21] Bizimle karsılasmayı ummayanlar: "Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimiz'i gormeliyiz" derler. And olsun ki kendi kendilerine buyuklenmisler, azgınlıkta pek ileri gitmislerdir

    [22] Melekleri gordukleri gun, iste o gun, suclulara iyi haber yoktur. Melekler: "Iyi haber size yasaktır, yasak!" derler

    [23] Yaptıkları her isi ele alır, onu toz duman ederiz

    [24] O gun, cennetliklerin kalacagı yer cok iyi, dinlenecekleri yer cok guzeldir

    [25] O gun, gok beyaz bulutlar halinde parcalanacak ve melekler boluk boluk indirilecektir

    [26] O gun gercek hukumdarlık Rahman'ındır. Inkarcılar icin yaman bir gundur

    [27] O gun, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keske Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay basıma gelene; keske falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Seytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der

    [28] O gun, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keske Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay basıma gelene; keske falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Seytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der

    [29] O gun, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keske Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay basıma gelene; keske falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Seytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der

    [30] Peygamber: "Ey Rabbim! Dogrusu milletim bu Kuran'ı terketmisti" der

    [31] Her peygamber icin, boylece suclulardan bir dusman ortaya koyarız. Dogruyu gosterici ve yardımcı olarak, Rabbin yeter

    [32] Inkar edenler: "Kuran ona bir defada indirilmeliydi" derler. Oysa Biz onu boylece senin kalbine yerlestirmek icin azar azar indirir ve onu agır agır okuruz

    [33] Sana bir misal vermezler ki, Biz onun gercegini ve en iyi anlasılanını sana vermemis olalım

    [34] Cehennemde yuzu koyun toplanacak olanlar, iste onların yerleri en kotu ve yolları da en sapıktır

    [35] And olsun ki Musa'ya Kitap verdik, kardesi Harun'u da kendisine vezir yaptık

    [36] Ayetlerimizi yalanlayan millete gidin" dedik. Sonunda o milleti yerle bir ettik

    [37] Nuh milletini de, peygamberleri yalanladıkları zaman suda bogduk ve kendilerini insanlar icin bir ibret kıldık. Zalimlere can yakıcı azap hazırlamısızdır

    [38] Ad, Semud milletleri ile Ress'lileri ve bunların arasında bircok nesilleri de yerle bir ettik

    [39] Her birine misaller vermistik ama, dinlemedikleri icin hepsini kırdık gecirdik

    [40] Bu putperestler and olsun ki, bela yagmuruna tutulmus olan kasabaya ugramıslardı. Onu gormediler mi? Hayır; tekrar dirilmeyi ummuyorlardı

    [41] Seni gordukleri zaman, "Allah'ın gonderdigi elci bu mudur?" diye alaya almaktan baska birsey yapmazlar

    [42] Tanrılarımız uzerinde direnmeseydik, dogrusu neredeyse bizi onlardan uzaklastıracaktı" derler. Azabı gordukleri zaman, kimin yolunun sapık oldugunu bileceklerdir

    [43] Hevesini kendine tanrı edineni gordun mu? Ona sen mi vekil olacaksın

    [44] Yoksa coklarının soz dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanırsın? Onlar suphesiz davarlar gibidir, belki daha da sapık yolludurlar

    [45] Rabbinin golgeyi nasıl uzattıgını gormez misin? Isteseydi onu durdururdu. Sonra Biz gunesi, ona delil kılıp yavas yavas kendimize cekmisizdir

    [46] Rabbinin golgeyi nasıl uzattıgını gormez misin? Isteseydi onu durdururdu. Sonra Biz gunesi, ona delil kılıp yavas yavas kendimize cekmisizdir

    [47] Size geceyi ortu, uykuyu rahatlık kılan, gunduzu calısma zamanı yapan Allah'tır

    [48] Ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci gonderen O'dur. Olu bir yeri diriltmek ve yarattıgımız nice hayvan ve insanları sulamak icin gokten tertemiz su indirmisizdir

    [49] Ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci gonderen O'dur. Olu bir yeri diriltmek ve yarattıgımız nice hayvan ve insanları sulamak icin gokten tertemiz su indirmisizdir

    [50] And olsun ki ogut almaları icin ulkeler arasında yer yer turlu turlu yagmur yagdırmısızdır. Buna ragmen insanların cogu nankorlukte direnmistir

    [51] Dileseydik, her kente bir uyarıcı gonderirdik

    [52] Sen, inkarcılara uyma, onlara karsı olanca gucunle mucadele et

    [53] Birinin suyu tatlı ve kolay icimli, digerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karısmalarına engel olan bir sınır koyan Allah'tır

    [54] Insanı sudan yaratarak, ona soy sop veren O'dur. Rabbin herseye Kadir'dir

    [55] Allah'ı bırakıp, kendilerine fayda da zarar da veremeyen seylere kulluk ederler. Inkar eden, Rabbine karsı gelenin (seytanın) yardımcısıdır

    [56] Biz seni sadece mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

    [57] De ki: "Ben buna karsı sizden bir ucret degil, ancak, Rabbine dogru bir yol tutmak dileyen kimseler olmanızı istiyorum

    [58] Olumsuz, diri olan Allah'a guven, O'nu overek tesbih et. Kullarının gunahlarından haberdar olarak kendisi yeter

    [59] Gokleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı gunde yaratan sonra da arsa hukmeden Rahman'dır. Bunu bir bilene sor

    [60] Onlara: "Rahman'a secdeye varın" dendigi zaman "Rahman da nedir? Emrettigine mi secdeye varacagız?" derler. Bu, onların nefretini artırır

    [61] Gokte burclar vareden, orada ısık sacan gunes ve aydınlatan ayı yaratan Allah, yucelerin yucesidir

    [62] Ibret almak veya sukretmek dileyen kimseler icin gece ile gunduzu birbiri ardınca getiren O'dur

    [63] Rahman'ın kulları yeryuzunde mutevazı yururler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara guzel ve yumusak soz soylerler

    [64] Onlar, gecelerini Rableri icin kıyama durarak ve secdeye vararak gecirirler

    [65] Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklastır; dogrusu onun azabı surekli ve acıdır. Orası suphesiz kotu bir yer ve kotu bir duraktır" derler

    [66] Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklastır; dogrusu onun azabı surekli ve acıdır. Orası suphesiz kotu bir yer ve kotu bir duraktır" derler

    [67] Onlar, sarfettikleri zaman ne israf ederler ne de cimrilik, ikisi arasında orta bir yol tutarlar

    [68] Onlar, Allah'ın yanında baska tanrı tutup ona yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Bunları yapan gunaha girmis olur

    [69] Kıyamet gunu azabı kat kat olur, orada, alcaltılarak temelli kalır

    [70] Ancak tevbe eden, inanıp yararlı is isleyenlerin, iste Allah onların kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah bagıslar ve merhamet eder

    [71] Kim tevbe edip yararlı is islerse, suphesiz o, Allah'a geregi gibi yonelmis olur

    [72] Onlar yalan yere sehadet etmezler; faydasız birseye rastladıkları zaman yuz cevirip vakarla gecerler

    [73] Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldıgı zaman, onlara karsı kor ve sagır davranmazlar

    [74] Onlar: "Rabbimiz! Bize eslerimizden ve cocuklarımızdan gozumuzun aydınlıgı olacak insanlar ihsan et ve bizi, Allah'a karsı gelmekten sakınanlara onder yap" derler

    [75] Iste onlar, sabrettiklerinden oturu cennetin en yuksek dereceleriyle mukafatlandırılırlar. Orada esenlik ve dirlik dilekleriyle karsılanırlar

    [76] Orada temellidirler. Orası ne guzel bir yer ve ne guzel duraktır

    [77] De ki: "Ibadetiniz (duanız) olmasa Rabbim size ne diye deger versin?" Ey inkarcılar! Yalanladıgınız icin, azap yakanızı bırakmayacaktır

    Surah 26
    Şuarâ

    [1] Ta, Sin, Mim

    [2] Bunlar apacık Kitap'ın ayetleridir

    [3] Inanmıyorlar diye nerdeyse kendini mahvedeceksin

    [4] Biz dilesek onlara gokten bir mucize indiririz de ona boyun egip kalırlar

    [5] Rahman'dan kendilerine gelen her yeni ogutten mutlaka yuz cevirirler

    [6] Evet, yalanladılar; alay edip durdukları seylerin haberleri kendilerine ulasacaktır

    [7] Yeryuzune bakmazlar mı? Orada, bitkilerden nice guzel ciftler yetistirmisizdir

    [8] Suphesiz bunlarda Allah'ın kudretine isaret vardır, ama cogu inanmazlar

    [9] Rabbin suphesiz gucludur, merhametlidir

    [10] Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmisti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı

    [11] Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmisti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı

    [12] Musa: "Rabbim! Dogrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; gogsum daralıyor, dilim acılmıyor. Onun icin Harun'a da elcilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suc da vardır. Beni oldurmelerinden korkuyorum" demisti

    [13] Musa: "Rabbim! Dogrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; gogsum daralıyor, dilim acılmıyor. Onun icin Harun'a da elcilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suc da vardır. Beni oldurmelerinden korkuyorum" demisti

    [14] Musa: "Rabbim! Dogrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; gogsum daralıyor, dilim acılmıyor. Onun icin Harun'a da elcilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suc da vardır. Beni oldurmelerinden korkuyorum" demisti

    [15] Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Dogrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz suphesiz alemlerin Rabbinin elcisiyiz; Israilogullarını bizimle beraber gonder, deyiniz" demisti

    [16] Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Dogrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz suphesiz alemlerin Rabbinin elcisiyiz; Israilogullarını bizimle beraber gonder, deyiniz" demisti

    [17] Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Dogrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz suphesiz alemlerin Rabbinin elcisiyiz; Israilogullarını bizimle beraber gonder, deyiniz" demisti

    [18] Firavun Musa'ya: "Biz seni cocukken yanımıza alıp buyutmedik mi? Hayatının bircok yıllarını aramızda gecirmedin mi? Sonunda yapacagını da yaptın. Sen nankorun birisin" dedi

    [19] Firavun Musa'ya: "Biz seni cocukken yanımıza alıp buyutmedik mi? Hayatının bircok yıllarını aramızda gecirmedin mi? Sonunda yapacagını da yaptın. Sen nankorun birisin" dedi

    [20] Musa: "O isi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yuzden sizden korkunca aranızdan kactım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Basıma kaktıgın bu nimet, Israilogullarını kendine kole ettiginden oturudur" dedi

    [21] Musa: "O isi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yuzden sizden korkunca aranızdan kactım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Basıma kaktıgın bu nimet, Israilogullarını kendine kole ettiginden oturudur" dedi

    [22] Musa: "O isi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yuzden sizden korkunca aranızdan kactım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Basıma kaktıgın bu nimet, Israilogullarını kendine kole ettiginden oturudur" dedi

    [23] Firavun: "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi

    [24] Musa: "Kesin olarak inanacaksanız, bilin ki O goklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi

    [25] Yanında bulunanlara: "Isitmiyor musunuz?" dedi

    [26] O sizin de Rabbiniz, once gecmis atalarınızın da Rabbidir" dedi

    [27] Firavun, cevresindekilere: "Size gonderilen peygamberiniz suphesiz delidir" dedi

    [28] Musa: "Eger akledebilen kimselerseniz bilin ki O, dogunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi

    [29] Firavun: "Benden baskasını tanrı edinirsen, and olsun ki seni zindanlık ederim" dedi

    [30] Musa: "Sana apacık bir sey getirmis isem de mi?" dedi

    [31] Firavun: "Dogru sozlulerden isen haydi getir" dedi

    [32] Bunun uzerine Musa degnegini attı, besbelli bir yılan oluverdi

    [33] Elini cıkardı, bakanlara bembeyaz gorundu

    [34] Firavun cevresinde bulunan ileri gelenlere: "Dogrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan cıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi

    [35] Firavun cevresinde bulunan ileri gelenlere: "Dogrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan cıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi

    [36] Onu ve kardesini alıkoy, sehirlere, sana butun bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gonder" dediler

    [37] Onu ve kardesini alıkoy, sehirlere, sana butun bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gonder" dediler

    [38] Sihirbazlar, belirli bir gunun bildirilen vaktinde toplandılar

    [39] Insanlara: "Siz de toplanır mısınız?" denildi

    [40] Sihirbazlar ustun gelirlerse biz de onlara uyarız" dediler

    [41] Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a; "Biz ustun gelirsek, suphesiz bize bir ucret vardır degil mi?" dediler

    [42] Firavun: "Evet; o takdirde siz gozde kimselerden olacaksınız" dedi

    [43] Musa onlara: "Ne atacaksanız atın" dedi

    [44] Onlar da iplerini ve degneklerini attılar ve: "Firavun hakkı icin, suphesiz, biz ustun gelecegiz" dediler

    [45] Bunun uzerine Musa degnegini attı; onların uydurduklarını yutmaga baslayıverdi

    [46] Bunu goren sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler

    [47] Bunu goren sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler

    [48] Bunu goren sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler

    [49] Firavun: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Muhakkak ki o, size sihri ogreten buyugunuzdur. Simdi bileceksiniz; ellerinizi ayaklarınızı, and olsun, caprazlama kestirecegim, hepinizi astıracagım" dedi

    [50] Iman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz suphesiz Rabbimize donecegiz; inananların ilki olmamızdan oturu, Rabbimizin kusurlarımızı bize bagıslayacagını umarız" dediler

    [51] Iman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz suphesiz Rabbimize donecegiz; inananların ilki olmamızdan oturu, Rabbimizin kusurlarımızı bize bagıslayacagını umarız" dediler

    [52] Biz Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola cıkar; suphesiz takip edileceksiniz" diye vahyettik

    [53] Bu arada Firavun sehirlere, "Dogrusu bunlar bizi ofkelendiren dokuntu azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen munadiler gonderdi

    [54] Bu arada Firavun sehirlere, "Dogrusu bunlar bizi ofkelendiren dokuntu azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen munadiler gonderdi

    [55] Bu arada Firavun sehirlere, "Dogrusu bunlar bizi ofkelendiren dokuntu azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen munadiler gonderdi

    [56] Bu arada Firavun sehirlere, "Dogrusu bunlar bizi ofkelendiren dokuntu azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen munadiler gonderdi

    [57] Ama biz Firavun ve adamlarını bahcelerden, pınar baslarından, hazinelerden ve serefli makamlardan cıkardık. Boylece oralara Israilogullarını mirascı kıldık

    [58] Ama biz Firavun ve adamlarını bahcelerden, pınar baslarından, hazinelerden ve serefli makamlardan cıkardık. Boylece oralara Israilogullarını mirascı kıldık

    [59] Ama biz Firavun ve adamlarını bahcelerden, pınar baslarından, hazinelerden ve serefli makamlardan cıkardık. Boylece oralara Israilogullarını mirascı kıldık

    [60] Firavun ve adamları gunes uzerlerine dogarken onların ardına dustuler

    [61] Iki topluluk birbirini gordugunde, Musa'nın adamları: "Iste yakalandık" dediler

    [62] Musa: "Hayır; Rabbim benimle beraberdir, bana elbette yol gosterecektir" dedi

    [63] Bunun uzerine Biz Musa'ya: "Degneginle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı, her parcası yuce bir dag gibiydi

    [64] Iste oraya, geridekileri de yaklastırdık

    [65] Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık

    [66] Oburlerini suda bogduk

    [67] Bunda suphesiz ders vardır, ama cogu inanmamıstır

    [68] Dogrusu Rabbin, guclu olandır, merhamet edendir

    [69] Onlara Ibrahim'in kıssasını anlat

    [70] Ibrahim, babasına ve milletine: "Nelere tapıyorsunuz?" demisti

    [71] Putlara tapıyoruz, onlara baglanıp duruyoruz" demislerdi

    [72] Ibrahim: "Cagırdıgınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demisti

    [73] Ibrahim: "Cagırdıgınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demisti

    [74] Hayır ama, babalarımızı da bu sekilde ibadet ederken bulduk" demislerdi

    [75] Ibrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O'dur. Beni yediren de, iciren de O'dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni oldurecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gununde yanılmalarımı bana bagıslamasını umdugum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

    [76] Ibrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O'dur. Beni yediren de, iciren de O'dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni oldurecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gununde yanılmalarımı bana bagıslamasını umdugum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

    [77] Ibrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O'dur. Beni yediren de, iciren de O'dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni oldurecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gununde yanılmalarımı bana bagıslamasını umdugum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

    [78] Ibrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O'dur. Beni yediren de, iciren de O'dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni oldurecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gununde yanılmalarımı bana bagıslamasını umdugum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

    [79] Ibrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O'dur. Beni yediren de, iciren de O'dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni oldurecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gununde yanılmalarımı bana bagıslamasını umdugum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

    [80] Ibrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O'dur. Beni yediren de, iciren de O'dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni oldurecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gununde yanılmalarımı bana bagıslamasını umdugum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

    [81] Ibrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O'dur. Beni yediren de, iciren de O'dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni oldurecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gununde yanılmalarımı bana bagıslamasını umdugum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

    [82] Ibrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O'dur. Beni yediren de, iciren de O'dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni oldurecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gununde yanılmalarımı bana bagıslamasını umdugum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

    [83] Ibrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O'dur. Beni yediren de, iciren de O'dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni oldurecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gununde yanılmalarımı bana bagıslamasını umdugum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

    [84] Sonrakilerin beni guzel sekilde anmalarını sagla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bagısla, o suphesiz sapıklardandır. Insanların diriltilecegi gun, Allah'a temiz bir kalble gelenden baska kimseye malın ve ogulların fayda vermeyecegi gun, beni rezil etme" demisti

    [85] Sonrakilerin beni guzel sekilde anmalarını sagla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bagısla, o suphesiz sapıklardandır. Insanların diriltilecegi gun, Allah'a temiz bir kalble gelenden baska kimseye malın ve ogulların fayda vermeyecegi gun, beni rezil etme" demisti

    [86] Sonrakilerin beni guzel sekilde anmalarını sagla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bagısla, o suphesiz sapıklardandır. Insanların diriltilecegi gun, Allah'a temiz bir kalble gelenden baska kimseye malın ve ogulların fayda vermeyecegi gun, beni rezil etme" demisti

    [87] Sonrakilerin beni guzel sekilde anmalarını sagla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bagısla, o suphesiz sapıklardandır. Insanların diriltilecegi gun, Allah'a temiz bir kalble gelenden baska kimseye malın ve ogulların fayda vermeyecegi gun, beni rezil etme" demisti

    [88] Sonrakilerin beni guzel sekilde anmalarını sagla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bagısla, o suphesiz sapıklardandır. Insanların diriltilecegi gun, Allah'a temiz bir kalble gelenden baska kimseye malın ve ogulların fayda vermeyecegi gun, beni rezil etme" demisti

    [89] Sonrakilerin beni guzel sekilde anmalarını sagla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bagısla, o suphesiz sapıklardandır. Insanların diriltilecegi gun, Allah'a temiz bir kalble gelenden baska kimseye malın ve ogulların fayda vermeyecegi gun, beni rezil etme" demisti

    [90] O gun cennet Allah'a karsı gelmekten sakınanlara yaklastırılır. Cehennem de azgınlara gosterilir

    [91] O gun cennet Allah'a karsı gelmekten sakınanlara yaklastırılır. Cehennem de azgınlara gosterilir

    [92] Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir

    [93] Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir

    [94] Onlar, azgınlar ve Iblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar

    [95] Onlar, azgınlar ve Iblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar

    [96] Orada putlarıyla cekiserek: "Vallahi biz apacık bir sapıklıkta idik; cunku biz sizi Alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptıranlar ancak suclulardır; simdi sefaatcimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keske geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak" derler

    [97] Orada putlarıyla cekiserek: "Vallahi biz apacık bir sapıklıkta idik; cunku biz sizi Alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptıranlar ancak suclulardır; simdi sefaatcimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keske geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak" derler

    [98] Orada putlarıyla cekiserek: "Vallahi biz apacık bir sapıklıkta idik; cunku biz sizi Alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptıranlar ancak suclulardır; simdi sefaatcimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keske geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak" derler

    [99] Orada putlarıyla cekiserek: "Vallahi biz apacık bir sapıklıkta idik; cunku biz sizi Alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptıranlar ancak suclulardır; simdi sefaatcimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keske geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak" derler

    [100] Orada putlarıyla cekiserek: "Vallahi biz apacık bir sapıklıkta idik; cunku biz sizi Alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptıranlar ancak suclulardır; simdi sefaatcimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keske geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak" derler

    [101] Orada putlarıyla cekiserek: "Vallahi biz apacık bir sapıklıkta idik; cunku biz sizi Alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptıranlar ancak suclulardır; simdi sefaatcimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keske geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak" derler

    [102] Orada putlarıyla cekiserek: "Vallahi biz apacık bir sapıklıkta idik; cunku biz sizi Alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptıranlar ancak suclulardır; simdi sefaatcimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keske geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak" derler

    [103] Bunda suphesiz bir ders vardır ama cogu inanmamıstır

    [104] Rabbin suphesiz gucludur, merhametlidir

    [105] Nuh'un milleti peygamberlerini yalanladı

    [106] Kardesleri Nuh, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi

    [107] Kardesleri Nuh, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi

    [108] Kardesleri Nuh, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi

    [109] Kardesleri Nuh, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi

    [110] Kardesleri Nuh, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi

    [111] Sana mı inanacagız? Sana en rezil kimseler uymaktadır" dediler

    [112] Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, dusunsenize! Ben inananları kovacak degilim. Ben sadece acıkca uyarıcıyım" dedi

    [113] Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, dusunsenize! Ben inananları kovacak degilim. Ben sadece acıkca uyarıcıyım" dedi

    [114] Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, dusunsenize! Ben inananları kovacak degilim. Ben sadece acıkca uyarıcıyım" dedi

    [115] Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, dusunsenize! Ben inananları kovacak degilim. Ben sadece acıkca uyarıcıyım" dedi

    [116] Ey Nuh! Eger bu ise son vermezsen, suphesiz taslanacaklardan olacaksın" dediler

    [117] Nuh: "Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hukum ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar" dedi

    [118] Nuh: "Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hukum ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar" dedi

    [119] Bunun uzerine onu ve beraberinde bulunanları, dolu bir gemi icinde tasıyarak kurtardık

    [120] Sonra de geride kalanları suda bogduk

    [121] Dogrusu bunda bir ders vardır, ama cogu inanmamıstır

    [122] Rabbin suphesiz gucludur, merhametlidir

    [123] Ad milleti de peygamberleri yalanladı

    [124] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [125] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [126] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [127] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [128] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [129] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [130] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [131] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [132] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [133] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [134] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [135] Kardesleri Hud, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yuksek yere koca bir bina kurup, bos seyle mi ugrasırsınız? Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladıgınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiginiz seyleri size verenden sakının; davarları, ogulları, bahceleri ve akarsuları size O vermistir. Dogrusu hakkınızda buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

    [136] Ister ogut ver, ister ogut verenlerden olma, bizce birdir

    [137] Bu durumumuz oncekilerin gelenegidir. Biz azaba ugratılacak da degiliz" dediler

    [138] Bu durumumuz oncekilerin gelenegidir. Biz azaba ugratılacak da degiliz" dediler

    [139] Boylece onu yalanladılar; Biz de kendilerini yok ettik. Bunda suphesiz ki ders vardır; ama cogu inanmamıstır

    [140] Dogrusu Rabbin gucludur, merhametlidir

    [141] Semud milleti de peygamberleri yalanladı

    [142] Kardesleri Salih onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pınar baslarında, ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında guven icinde bırakılır mısınız? Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryuzunu ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

    [143] Kardesleri Salih onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pınar baslarında, ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında guven icinde bırakılır mısınız? Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryuzunu ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

    [144] Kardesleri Salih onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pınar baslarında, ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında guven icinde bırakılır mısınız? Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryuzunu ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

    [145] Kardesleri Salih onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pınar baslarında, ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında guven icinde bırakılır mısınız? Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryuzunu ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

    [146] Kardesleri Salih onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pınar baslarında, ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında guven icinde bırakılır mısınız? Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryuzunu ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

    [147] Kardesleri Salih onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pınar baslarında, ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında guven icinde bırakılır mısınız? Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryuzunu ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

    [148] Kardesleri Salih onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pınar baslarında, ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında guven icinde bırakılır mısınız? Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryuzunu ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

    [149] Kardesleri Salih onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pınar baslarında, ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında guven icinde bırakılır mısınız? Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryuzunu ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

    [150] Kardesleri Salih onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pınar baslarında, ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında guven icinde bırakılır mısınız? Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryuzunu ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

    [151] Kardesleri Salih onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pınar baslarında, ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında guven icinde bırakılır mısınız? Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryuzunu ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

    [152] Kardesleri Salih onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pınar baslarında, ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında guven icinde bırakılır mısınız? Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryuzunu ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi

    [153] Sen suphesiz buyulenmisin birisin; bizim gibi bir insandan baska birsey degilsin. Eger dogru sozlu isen bir belge getir" dediler

    [154] Sen suphesiz buyulenmisin birisin; bizim gibi bir insandan baska birsey degilsin. Eger dogru sozlu isen bir belge getir" dediler

    [155] Salih: " Iste belge bu devedir. Kuyudan su icmek hakkı belirli bir gun onun ve belirli bir gun de sizindir; sakın ona bir kotuluk yapmayın, yoksa sizi buyuk gunun azabı yakalar" dedi

    [156] Salih: " Iste belge bu devedir. Kuyudan su icmek hakkı belirli bir gun onun ve belirli bir gun de sizindir; sakın ona bir kotuluk yapmayın, yoksa sizi buyuk gunun azabı yakalar" dedi

    [157] Onlar ise deveyi kestiler; ama pisman da oldular

    [158] Bunun uzerine onları azap yakaladı. Dogrusu bunda bir ders vardır, fakat cogu inanmamıstır

    [159] Rabbin suphesiz gucludur, merhametlidir

    [160] Lut milleti de peygamberleri yalanladı

    [161] Kardesleri Lut, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin icin yarattıgı esleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklasıyorsunuz? Dogrusu siz azmıs bir milletsiniz" dedi

    [162] Kardesleri Lut, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin icin yarattıgı esleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklasıyorsunuz? Dogrusu siz azmıs bir milletsiniz" dedi

    [163] Kardesleri Lut, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin icin yarattıgı esleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklasıyorsunuz? Dogrusu siz azmıs bir milletsiniz" dedi

    [164] Kardesleri Lut, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin icin yarattıgı esleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklasıyorsunuz? Dogrusu siz azmıs bir milletsiniz" dedi

    [165] Kardesleri Lut, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin icin yarattıgı esleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklasıyorsunuz? Dogrusu siz azmıs bir milletsiniz" dedi

    [166] Kardesleri Lut, onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin icin yarattıgı esleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklasıyorsunuz? Dogrusu siz azmıs bir milletsiniz" dedi

    [167] Ey Lut! Bu sozlerinden vazgecmezsen, mutlaka kovulacaksın" dediler

    [168] Lut: "Dogrusu yaptıgınıza cok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldigi kotulukten kurtar" dedi

    [169] Lut: "Dogrusu yaptıgınıza cok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldigi kotulukten kurtar" dedi

    [170] Bunun uzerine geride kalan yaslı bir kadın dısında, onu ve ailesini, hepsini kurtardık

    [171] Bunun uzerine geride kalan yaslı bir kadın dısında, onu ve ailesini, hepsini kurtardık

    [172] Digerlerini yerle bir ettik

    [173] Uzerlerine de yagmur yagdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yagmuru ne kotu idi

    [174] Suphesiz bunda bir ders vardır, ama cogu inanmamıstır

    [175] Dogrusu Rabbin gucludur, merhametlidir

    [176] Ormanlık yerde oturanlar, Eykeliler de peygamberleri yalanladı

    [177] Suayb onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Olcuyu tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Dogru terazi ile tartın. Insanların hakkını azaltmayın. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın. Sizi ve daha onceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

    [178] Suayb onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Olcuyu tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Dogru terazi ile tartın. Insanların hakkını azaltmayın. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın. Sizi ve daha onceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

    [179] Suayb onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Olcuyu tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Dogru terazi ile tartın. Insanların hakkını azaltmayın. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın. Sizi ve daha onceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

    [180] Suayb onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Olcuyu tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Dogru terazi ile tartın. Insanların hakkını azaltmayın. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın. Sizi ve daha onceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

    [181] Suayb onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Olcuyu tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Dogru terazi ile tartın. Insanların hakkını azaltmayın. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın. Sizi ve daha onceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

    [182] Suayb onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Olcuyu tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Dogru terazi ile tartın. Insanların hakkını azaltmayın. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın. Sizi ve daha onceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

    [183] Suayb onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Olcuyu tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Dogru terazi ile tartın. Insanların hakkını azaltmayın. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın. Sizi ve daha onceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

    [184] Suayb onlara: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karsı sizden bir ucret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Olcuyu tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Dogru terazi ile tartın. Insanların hakkını azaltmayın. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın. Sizi ve daha onceki nesilleri yaratandan korkun" dedi

    [185] Sen ancak buyulenmisin birisin. Bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsin. Dogrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eger dogru sozlu isen gogun bir parcasını ustumuze dusur" dediler

    [186] Sen ancak buyulenmisin birisin. Bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsin. Dogrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eger dogru sozlu isen gogun bir parcasını ustumuze dusur" dediler

    [187] Sen ancak buyulenmisin birisin. Bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsin. Dogrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eger dogru sozlu isen gogun bir parcasını ustumuze dusur" dediler

    [188] Suayb: "Rabbim yaptıklarınızı cok iyi bilir" dedi

    [189] Ama onu yalanladılar. Bunun uzerine onları bulutlu bir gunun azabı yakaladı. Gercekten o gun, azabı buyuk bir gundu

    [190] Dogrusu bunda bir ders vardır. Fakat cogu inanmamıstır

    [191] Rabbin suphesiz gucludur, merhametlidir

    [192] Suphesiz Kuran Alemlerin Rabbinin indirmesidir

    [193] Apacık Arap diliyle, uyaranlardan olman icin onu Cebrail senin kalbine indirmistir

    [194] Apacık Arap diliyle, uyaranlardan olman icin onu Cebrail senin kalbine indirmistir

    [195] Apacık Arap diliyle, uyaranlardan olman icin onu Cebrail senin kalbine indirmistir

    [196] O, daha oncekilerin kitabında da zikredilmistir

    [197] Israilogulları bilginlerinin bunu bilmeye bir delilleri yok muydu

    [198] Biz Kuran'ı Arapca bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı

    [199] Biz Kuran'ı Arapca bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı

    [200] Sucluların kalblerine Kuran'ı boylece sokarız da, can yakıcı azabı gormedikce ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir

    [201] Sucluların kalblerine Kuran'ı boylece sokarız da, can yakıcı azabı gormedikce ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir

    [202] Sucluların kalblerine Kuran'ı boylece sokarız da, can yakıcı azabı gormedikce ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir

    [203] O zaman "Erteye bırakılmaz mıyız?" derler

    [204] Bizim azabımızı mı acele istiyorlardı

    [205] Soylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermis olsak, sonra da tehdit edildikleri sey baslarına gelse, kendilerine verilmis olan nimetler onlara bir fayda saglar mı

    [206] Soylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermis olsak, sonra da tehdit edildikleri sey baslarına gelse, kendilerine verilmis olan nimetler onlara bir fayda saglar mı

    [207] Soylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermis olsak, sonra da tehdit edildikleri sey baslarına gelse, kendilerine verilmis olan nimetler onlara bir fayda saglar mı

    [208] Hicbir kent halkını kendilerine ogut veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim degiliz

    [209] Hicbir kent halkını kendilerine ogut veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim degiliz

    [210] Kuran'ı seytanlar indirmemistir

    [211] Bu onlara dusmez, zaten gucleri de yetmez

    [212] Dogrusu onlar vahyi dinlemekten uzak tutulmuslardır

    [213] O halde sakın Allah'ın yanında baska tanrı tutup ona yalvarma, yoksa azap goreceklerden olursun

    [214] Once en yakın hısımlarını uyar

    [215] Sana uyan muminleri kanatların altına al

    [216] Sana baskaldırırlarsa: "Yaptıklarınızdan uzagım" de

    [217] Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulundugunu goren, guclu ve merhametli olan Allah'a guven. Dogrusu O isitir ve bilir

    [218] Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulundugunu goren, guclu ve merhametli olan Allah'a guven. Dogrusu O isitir ve bilir

    [219] Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulundugunu goren, guclu ve merhametli olan Allah'a guven. Dogrusu O isitir ve bilir

    [220] Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulundugunu goren, guclu ve merhametli olan Allah'a guven. Dogrusu O isitir ve bilir

    [221] Seytanların kime indigini size haber vereyim mi?" de

    [222] Onlar, gunahkar iftiracıların hepsine iner

    [223] Bunlar seytanlara kulak verirler, cogu yalancıdırlar

    [224] O sairlere gelince; onlara azgınlar uyar

    [225] Onların her vadide saskın saskın dolastıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini gormez misin

    [226] Onların her vadide saskın saskın dolastıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini gormez misin

    [227] Ancak inanıp yararlı is isleyenler, Allah'ı cok cok ananlar ve haksızlıga ugratıldıklarında haklarını alanlar bunun dısındadır. Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılısla yıkılacaklarını anlayacaklardır

    Surah 27
    Neml

    [1] Ta, Sin, Bunlar Kuran'ın, Kitab-ı Mubin'in ayetleridir

    [2] Bunlar, namaz kılan, zekat veren ve ahirete de kesin olarak inanan muminlere dogruluk rehberi ve mujdedir

    [3] Bunlar, namaz kılan, zekat veren ve ahirete de kesin olarak inanan muminlere dogruluk rehberi ve mujdedir

    [4] Ahirete inanmayanların yaptıkları isleri kendilerine guzel gostermisizdir; bu yuzden koru korune bocalarlar

    [5] Kotu azap iste bunlaradır. Ahirette en cok kayba ugrayacaklar da bunlardır

    [6] Suphesiz, Kuran'ı, Hakim ve Alim olan Allah katından almaktasın

    [7] Musa, ailesine: "Ben bir ates gordum; size oradan ya bir haber getirecegim, yahut ısınasınız diye tutusmus bir odun getirecegim" demisti

    [8] Oraya geldiginde, kendisine soyle nida olunmustu: "Atesin yanında olan ve cevresinde bulunanlar mubarek kılınmıstır. Alemlerin Rabbi olan Allah munezzehtir

    [9] Ey Musa! Gercek su ki, Ben, guclu ve hakim olan Allah'ım

    [10] Degnegini at!" Musa, degneginin yılan gibi hareketler yaptıgını gorunce, arkasına bakmadan donup kactı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dısındadır. Kotu hali iyilige ceviren kimse bilsin ki Ben suphesiz bagıslarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gonderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz cıksın. Gercekten onlar yoldan cıkmıs bir millettir

    [11] Degnegini at!" Musa, degneginin yılan gibi hareketler yaptıgını gorunce, arkasına bakmadan donup kactı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dısındadır. Kotu hali iyilige ceviren kimse bilsin ki Ben suphesiz bagıslarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gonderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz cıksın. Gercekten onlar yoldan cıkmıs bir millettir

    [12] Degnegini at!" Musa, degneginin yılan gibi hareketler yaptıgını gorunce, arkasına bakmadan donup kactı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dısındadır. Kotu hali iyilige ceviren kimse bilsin ki Ben suphesiz bagıslarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gonderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz cıksın. Gercekten onlar yoldan cıkmıs bir millettir

    [13] Ayetlerimiz gozlerinin onune serilince: "Bu apacık bir sihirdir" dediler

    [14] Gonulleri kesin olarak kabul ettigi halde, haksızlık ve buyuklenmelerinden oturu onları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduguna bir bak

    [15] And olsun ki, Davud'a ve Suleyman'a ilim verdik. Ikisi "Bizi mumin kullarının cogundan ustun kılan Allah'a hamdolsun" dediler

    [16] Suleyman Davud'a varis oldu: "Ey insanlar! Bize kus dili ogretildi ve bize herseyden bolca verildi. Dogrusu bu apacık bir lutuftur" dedi

    [17] Suleyman'ın cinlerden, insanlardan ve kuslardan mutesekkil olan ordusu toplandı. Hepsi toplu olarak gidiyorlardı

    [18] Sonunda, karıncaların bulundugu vadiye geldiklerinde bir disi (kralice) karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Suleyman'ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin" dedi

    [19] Suleyman, onun sozune hafifce guldu ve: "Rabbim! Bana ve ana babama verdigin nimete sukurde, hosnut olacagın isi yapmakta beni muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kullarının arasına koy" dedi

    [20] Suleyman, kusları arastırarak: "Hudhud'u nicin goremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apacık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya siddetli bir azaba ugratırım yahut keserim" dedi

    [21] Suleyman, kusları arastırarak: "Hudhud'u nicin goremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apacık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya siddetli bir azaba ugratırım yahut keserim" dedi

    [22] Cok gecmeden Hudhud gelip Suleyman'a: "Senin bilmedigin bir seyi ogrendim. Sana Sebe'den dogru bir haber getirdim. Ora halkına hukmeden, herseyden kendisine bolca verilen ve buyuk bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp gunese secde ettiklerini gordum. Goklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediginiz ve acıkladıgınız seyleri bilen Allah'a secde etmemeleri icin seytan, kendilerine, yaptıklarını guzel gostermis, onları dogru yoldan alıkoymustur. Bunun icin, dogru yolu bulamazlar. O cok buyuk arsın sahibi olan Allah'tan baska tanrı yoktur" dedi

    [23] Cok gecmeden Hudhud gelip Suleyman'a: "Senin bilmedigin bir seyi ogrendim. Sana Sebe'den dogru bir haber getirdim. Ora halkına hukmeden, herseyden kendisine bolca verilen ve buyuk bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp gunese secde ettiklerini gordum. Goklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediginiz ve acıkladıgınız seyleri bilen Allah'a secde etmemeleri icin seytan, kendilerine, yaptıklarını guzel gostermis, onları dogru yoldan alıkoymustur. Bunun icin, dogru yolu bulamazlar. O cok buyuk arsın sahibi olan Allah'tan baska tanrı yoktur" dedi

    [24] Cok gecmeden Hudhud gelip Suleyman'a: "Senin bilmedigin bir seyi ogrendim. Sana Sebe'den dogru bir haber getirdim. Ora halkına hukmeden, herseyden kendisine bolca verilen ve buyuk bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp gunese secde ettiklerini gordum. Goklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediginiz ve acıkladıgınız seyleri bilen Allah'a secde etmemeleri icin seytan, kendilerine, yaptıklarını guzel gostermis, onları dogru yoldan alıkoymustur. Bunun icin, dogru yolu bulamazlar. O cok buyuk arsın sahibi olan Allah'tan baska tanrı yoktur" dedi

    [25] Cok gecmeden Hudhud gelip Suleyman'a: "Senin bilmedigin bir seyi ogrendim. Sana Sebe'den dogru bir haber getirdim. Ora halkına hukmeden, herseyden kendisine bolca verilen ve buyuk bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp gunese secde ettiklerini gordum. Goklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediginiz ve acıkladıgınız seyleri bilen Allah'a secde etmemeleri icin seytan, kendilerine, yaptıklarını guzel gostermis, onları dogru yoldan alıkoymustur. Bunun icin, dogru yolu bulamazlar. O cok buyuk arsın sahibi olan Allah'tan baska tanrı yoktur" dedi

    [26] Cok gecmeden Hudhud gelip Suleyman'a: "Senin bilmedigin bir seyi ogrendim. Sana Sebe'den dogru bir haber getirdim. Ora halkına hukmeden, herseyden kendisine bolca verilen ve buyuk bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp gunese secde ettiklerini gordum. Goklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediginiz ve acıkladıgınız seyleri bilen Allah'a secde etmemeleri icin seytan, kendilerine, yaptıklarını guzel gostermis, onları dogru yoldan alıkoymustur. Bunun icin, dogru yolu bulamazlar. O cok buyuk arsın sahibi olan Allah'tan baska tanrı yoktur" dedi

    [27] Suleyman soyle soyledi: "Dogru mu soyluyorsun, yoksa yalancılardan mısın, bakacagız

    [28] Su yazımı gotur, onlara at, sonra bir yana cekil, varacakları sonuca bak

    [29] Sebe melikesi: "Ey ileri gelenler! Bana, Bismillahirrahmanirrahim diye baslayan ve 'sakın bana karsı bas kaldırmayın ve teslim olarak gelin' diyen Suleyman'dan gonderilen onemli bir mektup bırakıldı" dedi

    [30] Sebe melikesi: "Ey ileri gelenler! Bana, Bismillahirrahmanirrahim diye baslayan ve 'sakın bana karsı bas kaldırmayın ve teslim olarak gelin' diyen Suleyman'dan gonderilen onemli bir mektup bırakıldı" dedi

    [31] Sebe melikesi: "Ey ileri gelenler! Bana, Bismillahirrahmanirrahim diye baslayan ve 'sakın bana karsı bas kaldırmayın ve teslim olarak gelin' diyen Suleyman'dan gonderilen onemli bir mektup bırakıldı" dedi

    [32] Ey ileri gelenler! Verecegim emir hakkında bana fikrinizi soyleyin; siz benim yanımda bulunmadıkca, bir is hakkında kesin bir hukum vermem" dedi

    [33] Biz guclu kimseler ve zorlu savas adamlarıyız, emir senindir, sen emretmene bak

    [34] Melike: "Dogrusu hukumdarlar bir sehre girdikleri zaman orasını bozarlar, onurlu kimselerini asagılık yaparlar. Iste boyle davranırlar. Ben onlara bir hediye gondereyim de, elcilerin ne ile doneceklerine bakayım" dedi

    [35] Melike: "Dogrusu hukumdarlar bir sehre girdikleri zaman orasını bozarlar, onurlu kimselerini asagılık yaparlar. Iste boyle davranırlar. Ben onlara bir hediye gondereyim de, elcilerin ne ile doneceklerine bakayım" dedi

    [36] Suleyman'a geldiklerinde: "Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah'ın bana verdigi size verdiginden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara don! And olsun ki, guc yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alcalmıs ve kucuk dusmus olarak cıkarırız" dedi

    [37] Suleyman'a geldiklerinde: "Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah'ın bana verdigi size verdiginden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara don! And olsun ki, guc yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alcalmıs ve kucuk dusmus olarak cıkarırız" dedi

    [38] Suleyman: "Ey cemaat! Bana teslim olmalarından once, hanginiz o kralicenin tahtını yanıma getirebilir?" dedi

    [39] Cinlerden bir ifrit: "Sen yerinden kalkmadan once sana onu getiririm, buna karsı guvenilir bir guce sahibim" dedi

    [40] Kitabın bilgisine sahip olan biri: "Gozunu acıp kapamadan ben onu sana getiririm" dedi. Suleyman, tahtı yanına yerlesivermis gorunce: "Bu, sukur mu edecegim yoksa nankorluk mu edecegim diye beni sınayan Rabbimin lutfundandır. Sukreden ancak kendisi icin sukretmis olur; fakat nankorluk eden bilsin ki Rabbim mustagnidir, kerem sahibidir" dedi

    [41] Suleyman "Onun tahtını tanınmaz hale getirin, bakalım tanıyabilecek mi yoksa tanıyamayacak mı?" (yola gelecek mi, yoksa yola gelmeyenlerden mi olacak?) dedi

    [42] Melike geldiginde "Senin tahtın boyle miydi?" denildi. O da "Sanki odur, daha once bize bilgi verilmisti ve teslim olmustuk" dedi

    [43] Melikeyi o zamana kadar alıkoyan, Allah'tan baska taptıgı seylerdi; cunku kendisi inkarcı bir millettendi

    [44] Ona: "Koske gir" dendi; salonu gorunce, onu derin bir su zannetti, etegini cekti. Suleyman: "Dogrusu bu camdan yapılmıs mucella bir salondur" dedi. Melike: "Rabbim! Suphesiz ben kendime yazık etmisim. Suleyman'la beraber, Alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" dedi

    [45] And olsun ki, Semud milletine kardesleri Salih'i "Allah'a kulluk ediniz" desin diye gonderdik. Hemen birbiriyle cekisen iki zumreye ayrıldılar

    [46] Salih: "Ey milletim! Niye iyilikten once, acele kotuluk istiyorsunuz? Merhamet olunasınız diye Allah'tan magfiret dileseniz olmaz mı?" dedi

    [47] Sen ve beraberindekiler yuzunden ugursuzluga ugradık" dediler. Salih: "Ugursuzlugunuz Allah katındandır; belki imtihana cekilen bir milletsiniz" dedi

    [48] O sehirde, yeryuzunde bozgunculuk yapan, duzeltmeye ugrasmayan dokuz kisi (cete) vardı

    [49] Biz gece ona ve ailesine baskın verelim, sonra da onun dostuna, ailesinin yok edilisinde bulunmadık, suphesiz biz dogru soyluyoruz, diyelim" diye aralarında Allah'a yemin ettiler

    [50] Onlar bir duzen kurdular. Biz farkettirmeden duzenlerini bozduk

    [51] Hilelerinin sonunun nasıl olduguna bir bak! Biz onları ve milletlerini, hepsini, yerle bir ettik

    [52] Iste, haksızlıklarına karsılık cokmus bulunan evleri! Bunda, bilen bir millet icin suphesiz, ders vardır

    [53] Inanıp Allah'a karsı gelmekten sakınanları kurtardık

    [54] Lut'u da gonderdik; milletine soyle dedi: "Goz gore gore bir hayasızlık mı yapıyorsunuz

    [55] Kadınları bırakıp, erkeklere mi yaklasıyorsunuz; evet, siz cahil bir milletsiniz

    [56] Milletinin cevabı sadece: "Lut'un ailesini kasabanızdan cıkarın, guya onlar temiz kalmaya calısan insanlarmıs" demek oldu

    [57] Bunun uzerine onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk

    [58] Geride kalanların uzerlerine bir yagmur yagdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yagmuru ne kotu idi

    [59] De ki: "Hamd Allah'a mahsustur, sectigi kullarına selam olsun. Allah mı daha iyidir, yoksa O'na kostukları ortaklar mı

    [60] Yoksa gokleri ve yeri yaratan, gokten size su indirip onunla, bir agacını bile bitirmeye gucunuzun yetmedigi, guzel guzel bahceler meydana getiren mi? Allah'ın yanında baska bir tanrı mı? Hayır; onlar taptıklarını Allah'a esit tutan bir millettir

    [61] Yoksa yeri, yaratıklarının oturmasına elverisli kılan ve aralarında ırmaklar meydana getiren, yeryuzune sabit daglar yerlestiren, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah'ın yanında baska bir tanrı mı? Hayır; cogu bilmezler

    [62] Yoksa, darda kalana, kendisine yakardıgı zaman karsılık veren, basındaki sıkıntıyı gideren ve sizi yeryuzunun sahipleri yapan mı? Allah'ın yanında baska bir tanrı mi? Pek kıt dusunuyorsunuz

    [63] Yoksa, karanın ve denizin karanlıklarında size yol bulduran, ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci gonderen mi? Allah'ın yanında baska bir tanrı mı? Allah, kostukları eslerden yucedir

    [64] Yoksa, once yaratan, sonra da yaratmayı tekrar edecek olan; size gokten ve yerden rızık veren mi? Allah'ın yanında baska bir tanrı mı? De ki: "Eger dogru sozlulerden iseniz, acık delilinizi getirin

    [65] De ki: "Goklerde ve yerde gaybı Allah'tan baska bilen yoktur." Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler

    [66] Ahirete dair bilgileri yeterli midir? Hayır; ondan suphe etmektedirler. Hayır; ona karsı kordurler

    [67] Inkar edenler: "Biz ve babalarımız toprak oldugumuzda mı, dogrusu bizler mi tekrar cıkarılacagız? Bununla biz de, daha once babalarımız da, and olsun ki, tehdit edilmistik. Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir" dediler

    [68] Inkar edenler: "Biz ve babalarımız toprak oldugumuzda mı, dogrusu bizler mi tekrar cıkarılacagız? Bununla biz de, daha once babalarımız da, and olsun ki, tehdit edilmistik. Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir" dediler

    [69] De ki: "Yeryuzunde gezin, sucluların sonunun nasıl olduguna bir bakın

    [70] Onlara uzulme. Hilelerine karsı da sıkılma

    [71] Onlar: "Eger dogru soyluyorsanız, bildirin, bu sozunuz ne zaman yerine gelecektir?" derler

    [72] De ki: "Acele ettiginiz seyin bir kısmı belki hemen basınıza gelir

    [73] Dogrusu Rabbin, insanlara karsı lutuf sahibidir. Fakat onların cogu sukretmezler

    [74] Suphesiz Rabbin onların gonullerinin gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir

    [75] Gokte ve yerde gizli hicbir sey yoktur ki apacık bir kitapta olmasın

    [76] Dogrusu bu Kuran, Israilogullarına, ayrılıga dustukleri seyin cogunu anlatmaktadır

    [77] Dogrusu Kuran, inananlara dogruluk rehberi ve rahmettir

    [78] Rabbin suphesiz, aralarında, kendi hukmunu verecektir. O gucludur, bilendir

    [79] Allah'a guven, suphesiz sen apacık gercek uzerindesin

    [80] Sen, olulere suphesiz ki isittiremezsin; donup giden sagırlara da cagrıyı duyuramazsın

    [81] Korleri sapıklıklarından vazgecirip dogru yola donduremezsin; ancak ayetlerimize inananlara sen duyurabilirsin; iste onlar Muslumanlardır

    [82] Kendilerine soylenmis olan baslarına geldigi zaman, yerden bir cesit hayvan cıkarırız ki o, onlara, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıkların soyler

    [83] O gun her ummetin ayetlerimizi yalanlayanlarını toplarız. Onlar bir arada tutulup, hesap yerine sevkedilirler

    [84] Geldikleri zaman Allah: "Ayetlerimi anlamadıgınız halde yalanladınız mı? Yoksa yaptıgınız neydi?" der

    [85] Haksızlıklarından oturu, soylenilen soz baslarına gelir. Artık konusamaz olurlar

    [86] Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gunduzu calısasınız diye aydınlık olarak yarattıgımızı gormediler mi? Dogrusu bunda, inanan millet icin dersler vardır

    [87] Sura ufuruldugu gun, Allah'ın diledikleri bir yana, goklerde olanlar da yerde olanlar da, korku icinde kalırlar. Hepsi Allah'a boyunları bukulmus olarak gelirler

    [88] Dagları yerinde donmus gibi durur gorursun, oysa onlar bulutlar gibi gecerler. Bu her seyi saglam tutan Allah'ın isidir. Dogrusu O, yaptıklarınızdan haberdardır

    [89] Kim bir iyilik getirirse, ona daha iyisi verilir. Onlar o gunun korkusundan guvendedirler

    [90] Kotuluk getiren kimseler, yuzukoyun atese atılırlar. "Yaptıklarınızdan baska bir seyle mi cezalandırılacaksınız?" denir

    [91] De ki: "Ben, yalnız her seyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmıs sehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Muslumanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum." Kim dogru yolu bulmussa, yalnız kendisi icin bulmus olur, kim sapıtmıssa kendine etmis olur. De ki: "Ben sadece, uyaranlardan biriyim

    [92] De ki: "Ben, yalnız her seyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmıs sehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Muslumanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum." Kim dogru yolu bulmussa, yalnız kendisi icin bulmus olur, kim sapıtmıssa kendine etmis olur. De ki: "Ben sadece, uyaranlardan biriyim

    [93] De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gosterecek, siz de onları bileceksiniz." Rabbin yaptıklarınızdan habersiz degildir

    Surah 28
    Kasas

    [1] Ta, Sin, Mim

    [2] Bunlar apacık Kitap'ın ayetleridir

    [3] Inanan bir millet icin, sana Musa ve Firavun olayını oldugu gibi anlatacagız

    [4] Firavun memleketin basına gecti ve halkını fırkalara ayırdı. Iclerinden bir toplulugu gucsuz bularak onların ogullarını bogazlıyor, kadınları sag bırakıyordu; cunku o, bozguncunun biriydi

    [5] Biz, memlekette gucsuz sayılanlara iyilikte bulunmak, onları onderler kılmak, onları varis yapmak, memlekete yerlestirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, cekinmekte oldukları seyleri gostermek istiyorduk

    [6] Biz, memlekette gucsuz sayılanlara iyilikte bulunmak, onları onderler kılmak, onları varis yapmak, memlekete yerlestirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, cekinmekte oldukları seyleri gostermek istiyorduk

    [7] Musa'nın annesine: "Cocugu emzir, basına gelecekten korktugun zaman onu suya bırak; korkma, uzulme; Biz suphesiz onu sana dondurecegiz ve peygamber yapacagız" diye bildirmistik

    [8] Firavun'un adamları onu almıslardı. Firavun, Haman ve askerleri, suclu olduklarından, o onlara dusman ve baslarına da dert olacaktı

    [9] Firavun'un karısı: "Benim de senin de gozun aydın olsun! Onu oldurmeyiniz, belki bize faydalı olur yahut onu ogul ediniriz" dedi. Aslında isin farkında degillerdi

    [10] Musa'nın annesi, gonlu bombos sabahı etti, oglundan baska bir sey dusunemiyordu. Allah'ın vaadine iyice inanması icin kalbini pekistirmeseydik, neredeyse saraya alınan cocugun kendi oglu oldugunu acıga vuracaktı

    [11] Musa'nın ablasına: "Onu izle" dedi. O da, kimse farkına varmadan, Musa'yı uzaktan gozetledi

    [12] Onceden, sut annelerin memesini kabul etmemesini sagladık. Musa'nın ablası: "Size, sizin adınıza ona bakacak, iyi davranacak bir ev halkını tavsiye edeyim mi?" dedi

    [13] Boylece onu, annesinin gozu aydın olsun, uzulmesin, Allah'ın verdigi sozun gercek oldugunu bilsin diye, ona geri cevirdik. Fakat cogu bilmezler

    [14] Musa erginlik cagına gelip olgunlasınca, ona hikmet ve ilim verdik. Iyi davrananları boyle mukafatlandırırız

    [15] Musa, halkının haberi olmadıgı bir zamanda, sehre girdi. Biri kendi adamlarından, digeri de dusmanı olan iki adamı dogusur buldu. Kendi tarafından olan kimse, dusmanına karsı ondan yardım istedi. Musa, onun dusmanına bir yumruk vurdu; olumune sebep oldu. "Bu seytanin isidir; cunku o apacık, saptıran bir dusmandır" dedi

    [16] Musa: "Rabbim! Dogrusu kendime yazık ettim, beni bagısla" dedi. Allah da onu bagısladı. O, suphesiz bagıslayandır, merhamet edendir

    [17] Musa: "Rabbim! Bana verdigin nimete and olsun ki, suclulara asla yardımcı olmayacagım" dedi

    [18] Sehirde, korku icinde etrafı gozetip dolasarak sabahladı. Dun kendisinden yardım isteyen kimse bagırarak ondan yine yardım istiyordu. Musa ona: "Dogrusu sen besbelli bir azgınsın" dedi

    [19] Musa, ikisinin de dusmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: "Ey Musa! Dun bir cana kıydıgın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden olmak degil, ancak yeryuzunde bir zorba olmak istiyorsun" dedi

    [20] Sehrin obur ucundan kosarak bir adam geldi: "Ey Musa! Ileri gelenler, seni oldurmek icin aralarında gorusuyorlar. Hemen uzaklas. Dogrusu ben sana ogut veriyorum" dedi

    [21] Musa, korku icinde cevresini gozetleyerek oradan cıktı. "Rabbim! Beni zalim milletten kurtar" dedi

    [22] Medyen'e dogru yoneldiginde: "Rabbimin bana dogru yolu gosterecegini umarım" dedi

    [23] Medyen suyuna geldiginde, davarlarını sulayan bir insan toplulugu buldu. Onlardan baska, hayvanlarını sudan alıkoyan iki kadın gordu. Onlara: "Derdiniz nedir?" dedi. "Cobanlar ayrılana kadar biz sulamayız. Babamız cok yaslıdır, onun icin bu isi biz yapıyoruz" dediler

    [24] Musa onların davarlarını suladı. Sonra golgeye cekildi: "Rabbim! Dogrusu bana indirecegin hayra muhtacım" dedi

    [25] O sırada, kadınlardan biri utana utana yuruyup ona geldi: "Babam sana sulama ucretini odemek icin seni cagırıyor" dedi. Musa ona gelince, basından geceni anlattı. O: "Korkma, artık zalim milletten kurtuldun" dedi

    [26] Iki kadından biri: "Babacıgım! Onu ucretli olarak tut; ucretle tuttuklarının en iyisi bu guclu ve guvenilir adamdır" dedi

    [27] Kadınların babası: "Bana sekiz yıl calısmana karsılık bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eger on yıla tamamlarsan o senden bir lutuf olur. Ama sana agırlık vermek istemem. Insallah beni iyi kimselerden bulacaksın" dedi

    [28] Musa: "Bu seninle benim aramdadır. Bu iki sureden hangisini doldurursam doldurayım bir kotuluge ugramayacagım. Soylediklerimize Allah vekildir" dedi

    [29] Musa sureyi doldurunca, ailesiyle birlikte yola cıktı. Tur tarafından bir ates gordu. Ailesine: "Durunuz, ben bir ates gordum; belki oradan size bir haber yahut tutusmus bir odun getiririm de ısınabilirsiniz" dedi

    [30] Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sag yanındaki agac cihetinden: "Ey Musa! Suphesiz Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'ım" diye seslenildi

    [31] Degnegini at." Musa, degnegin yılan gibi hareketler yaptıgını gorunce, donup arkasına bakmadan kactı. "Ey Musa! Don gel; korkma; suphesiz guvende olanlardansın" denildi

    [32] Elini koynuna koy, lekesiz, bembeyaz cıksın. Korkudan acılan kollarını kendine cek! Bu ikisi Firavun ve erkanına karsı Rabbinin iki delilidir. Dogrusu onlar yoldan cıkmıs bir millettir" denildi

    [33] Musa: "Rabbim! Dogrusu ben onlardan bir cana kıydım. Beni oldurmelerinden korkarım. Kardesim Harun'un dili benimkinden daha duzgundur. Onu, beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gonder, cunku beni yalanlamalarından korkarım" dedi

    [34] Musa: "Rabbim! Dogrusu ben onlardan bir cana kıydım. Beni oldurmelerinden korkarım. Kardesim Harun'un dili benimkinden daha duzgundur. Onu, beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gonder, cunku beni yalanlamalarından korkarım" dedi

    [35] Allah: "Seni kardesinle destekleyecegiz; ikinize bir kudret verecegiz ki, onlar size el uzatamayacaklardır. Ayetlerimizle ikiniz ve ikinize uyanlar ustun geleceklerdir" dedi

    [36] Musa onlara, apacık olarak, mucizelerimizle gelince: "Bu sadece uydurma bir sihirdir. Onceki atalarımızdan boylesini isitmemistik" dediler

    [37] Musa: "Rabbim, katından bir dogruluk rehberini kimin getirdigini, dunyanın sonunun kimin olacagını daha iyi bilir. Dogrusu zalimler basarıya erisemezler" dedi

    [38] Firavun: "Ey ileri gelenler! Sizin benden baska bir tanrınız oldugunu bilmiyorum. Ey Haman! Benim icin, toprak uzerine bir ates yak, tugla hazırlayıp bana bir kule yap; cıkar belki Musa'nın tanrısını gorurum. Dogrusu onu yalancılardan sanıyorum" dedi

    [39] O ve askerleri, memlekette, haksız yere buyukluk tasladılar. Gercekten Bize dondurulmeyeceklerini sandılar

    [40] Biz de, onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

    [41] Onları, atese cagıran onderler kıldık; kıyamet gunu yardım gormezler

    [42] Bu dunyada laneti ardlarına taktık; onlar kıyamet gununde de igrenc kimselerden olacaklardır

    [43] And olsun ki, Musa'ya, ilk nesilleri yok ettikten sonra, insanlar dusunsunler diye Kitap'ı, acık belgeler, dogruluk rehberi ve rahmet olarak verdik

    [44] Musa'ya hukmumuzu bildirdigimiz zaman, sen batı yonunde, (Musa'yı bekleyenler arasında) degildin, onu gorenler arasında da yoktun

    [45] Ama biz nice nesiller var etmistik. Sen, Medyen halkı arasında bulunup, onlara ayetlerimizi okumuyordun, fakat o haberleri sana gonderen Biziz

    [46] Sen, Musa'ya hitap ettigimiz zaman Tur'un yanında da degildin. Senden once kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman icin, Rabbinden bir rahmet olarak gonderildin; belki dusunurler

    [47] Yaptıklarından dolayı, baslarına bir musibet geldiginde: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gonderseydin de, ayetlerine uysak ve muminlerden olsaydık olmaz mıydı?" derler

    [48] Ama onlara katımızdan gercek gelince: "Musa'ya verildigi gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?" dediler. Daha once Musa'ya verileni de inkar etmemisler miydi? "Yardımlasan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz" dediler

    [49] De ki "Eger dogru sozlu iseniz, Allah katından, bu ikisinden daha dogru bir Kitap getirin de ona uyayım

    [50] Eger, sana cevap veremezlerse, onların sadece heveslerine uyduklarını bil. Allah'tan bir yol gosterici olmadan hevesine uyandan daha sapık kim vardır? Allah zalim milleti suphesiz ki dogru yola eristirmez

    [51] And olsun ki, Biz vahyi onlara ard arda yetistirdik; belki dusunurler

    [52] Kendilerine daha onceden kitap verdiklerimiz buna da inanırlar

    [53] Kuran onlara okundugu zaman: "Ona inandık, dogrusu o Rabbimizden gelen gercektir; biz suphesiz daha onceden musluman olmus kimseleriz" derler

    [54] Iste onlara, sabırlarından dolayı, ecirleri iki defa verilir; onlar kotulugu iyilikle savarlar, kendilerine verdigimiz rızıktan da sarfederler

    [55] Onlar, bos soz isittikleri vakit ondan yuz cevirirler. "Bizim isledigimiz bize, sizin islediginiz sizedir. Size selam olsun, cahillerle ilgilenmeyiz" derler

    [56] Sen, sevdigini dogru yola eristiremezsin, ama Allah, diledigini dogru yola eristirir. Dogru yola girecekleri en iyi O bilir

    [57] Seninle beraber dogru yolda gidersek, yurdumuzdan ediliriz" dediler. Onları katımızdan bir rızık olarak her seyin urununun toplandıgı guvenli ve kutlu bir yere yerlestirmedik mi? Ama cogu bilmezler

    [58] Nimet ve refaha karsı nankorluk eden nice sehri yok etmisizdir. Iste yerleri! Kendilerinden sonra pek az kimseler oturabilmistir. Oralara Biz varis olmusuzdur

    [59] Rabbin sehirlerin anasına, onlara ayetlerimizi okuyacak bir peygamber gondermedikce onları yok etmis degildir. Zaten Biz yalnız, halkı zalim olan sehirleri yok etmisizdir

    [60] Size verilen herhangi bir sey, dunya hayatının bir gecimligi ve susudur. Allah katında olan daha iyi ve devamlıdır. Akletmez misiniz

    [61] Vadettigimiz guzel bir nimete kavusan kimse; dunya hayatında kendisine bir gecimlik verdigimiz, sonra kıyamet gunu azap icin getirilen kimse gibi midir

    [62] Allah, o gun onlara seslenir: "Benim ortagım olduklarını iddia ettikleriniz nerededirler?" der

    [63] Hukmun aleyhlerine gerceklestigi kimseler: "Rabbimiz! Iste bunlar bizim azdırdıgımız kimselerdir. Kendimiz azdıgımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklasıp Sana geldik, zaten aslında bize tapmıyorlardı" derler

    [64] Kostugunuz ortaklarınızı cagırın" denir; onlar da cagırırlar ama, kendilerine cevap veremezler; cehennem azabını gorunce dogru yolda olmadıklarına yanarlar

    [65] O gun Allah onlara seslenir: "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" der

    [66] O gun, haberlere karsı korlesirler, verilecek cevapları kalmaz; birbirlerine de soramazlar

    [67] Fakat, tevbe eden, inanıp yararlı is isleyen kimsenin, kurtulusa erenler arasında bulunması umulur

    [68] Rabbin diledigini yaratır ve secer; onlar icin secim hakkı yoktur. Allah onların kostukları ortaklardan munezzehtir, yucedir

    [69] Rabbin gonullerinin gizlediklerini ve acıga vurduklarını bilir

    [70] Allah O'dur; O'ndan baska tanrı yoktur. Hamd, dunyada da ahirette de O'nun icindir; hukum de O'nundur. Yalnız O'na donduruleceksiniz

    [71] De ki: "Soyler misiniz? Eger Allah geceyi uzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah'tan baska hangi tanrı size bir ısık getirebilir? Dinlemez misiniz

    [72] De ki: "Soyleyin: Eger Allah gunduzu uzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah'tan baska hangi tanrı, icinde istirahat edeceginiz geceyi size getirebilir? Gormez misiniz

    [73] Allah dinlenmeniz icin geceyi ve lutfedip verdigi rızkı aramanız icin gunduzu meydana getirmistir. Bunlar, O'nun rahmetinden oturudur. Belki artık sukredersiniz

    [74] O gun Allah onlara seslenir: "Benim ortagım olduklarını iddia ettikleriniz nerededir?" der

    [75] Her ummetten bir sahit cıkarır ve "kesin delilinizi ortaya koyun" deriz. O zaman, gercegin Allah'a ait oldugunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kactıgını anlarlar

    [76] Karun, Musa'nın milletindendi; ama onlara karsı azdı. Biz ona, anahtarlarını guclu bir toplulugun zor tasıdıgı hazineler vermistik. Milleti ona: "Boburlenme, Allah suphesiz ki boburlenenleri sevmez. Allah'ın sana verdigi seylerde, ahiret yurdunu gozet, dunyadaki payını da unutma; Allah'ın sana yaptıgı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryuzunde bozgunculuk isteme; dogrusu Allah bozguncuları sevmez" demislerdi

    [77] Karun, Musa'nın milletindendi; ama onlara karsı azdı. Biz ona, anahtarlarını guclu bir toplulugun zor tasıdıgı hazineler vermistik. Milleti ona: "Boburlenme, Allah suphesiz ki boburlenenleri sevmez. Allah'ın sana verdigi seylerde, ahiret yurdunu gozet, dunyadaki payını da unutma; Allah'ın sana yaptıgı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryuzunde bozgunculuk isteme; dogrusu Allah bozguncuları sevmez" demislerdi

    [78] Karun: "Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden oturu bana verilmistir" demisti. Allah'ın, onceleri, ondan daha guclu ve topladıgı sey daha fazla olan nice nesilleri yok ettigini bilmez mi? Sucluların sucları kendilerinden sorulmaz

    [79] Karun, ihtisam icinde milletinin karsısına cıktı. Dunya hayatını isteyenler: "Karun'a verildigi gibi bizim de olsa; dogrusu o buyuk bir varlık sahibidir" demislerdi

    [80] Kendilerine ilim verilmis olanlar ise: "Size yazıklar olsun; Allah'ın mukafatı, inanıp yararlı is isleyenler icin daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavusabilir" demislerdi

    [81] Sonunda, onu da, sarayını da yerin dibine gecirdik. Allah'a karsı ona yardım edebilecek kimsesi de yoktu; kendini kurtarabilecek kimselerden de degildi

    [82] Daha dun onun yerinde olmayı dileyenler: "Demek Allah kullarından dilediginin rızkını genisletip bir olcuye gore veriyor. Eger Allah bize lutfetmis olmasaydı, bizi de yerin dibine gecirirdi. Demek ki inkarcılar basarıya eremezler" demeye basladılar

    [83] Bu ahiret yurdunu, yeryuzunde boburlenmeyi ve bozgunculugu istemeyen kimselere veririz. Sonuc Allah'a karsı gelmekten sakınanlarındır

    [84] Kim bir iyilik getirirse, ona daha iyisi verilir. Kim bir kotuluk getirirse, o kotulukleri isleyenler, ancak yaptıkları kadar ceza gorurler

    [85] Kuran'a uymayı sana farz kılan Allah, seni donecegin yere dondurecektir. De ki: "Rabbim kimin dogrulukla geldigini, kimin apacık sapıklıkta bulundugunu en iyi bilendir

    [86] Sen, sana bu Kitap'ın verilecegini ummazdın. O ancak Rabbinin bir rahmetidir. Oyleyse sakın inkarcılara yardımcı olma

    [87] Allah'ın ayetleri sana indirildiginde sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Rabbine cagır, sakın musriklerden olma

    [88] Allah'la beraber baska tanrı tutup tapma. O'ndan baska tanrı yoktur. O'ndan baska her sey yok olacaktır. Hukum O'nundur, O'na donduruleceksiniz

    Surah 29
    Ankebût

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] And olsun, biz kendilerinden oncekileri de denemisken, insanlar, "Inandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette dogruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya cıkaracaktır

    [3] And olsun, biz kendilerinden oncekileri de denemisken, insanlar, "Inandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette dogruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya cıkaracaktır

    [4] Yoksa, kotuluk yapanlar Bizden kacabileceklerini mi sanarlar? Ne kotu hukum veriyorlar

    [5] Allah'la karsılasmayı uman bilsin ki, Allah'ın bunun icin belirttigi vakit gelecektir. O, isitir ve bilir

    [6] Hak ugrunda cihat eden, ancak kendisi icin cihat etmis olur. Dogrusu Allah, alemlerden mustagnidir

    [7] Inanıp yararlı is isleyenlerin kotuluklerini, and olsun ki, orteriz; onları, yaptıklarından daha guzeli ile mukafatlandırırız

    [8] Biz, insana, ana ve babasına karsı iyi davranmasını tavsiye etmisizdir. Eger ana baba, seni bir seyi koru korune Bana ortak kosman icin zorlarlarsa, o zaman onlara itaat etme. Donusunuz Banadır. Yaptıklarınızı size bildiririm

    [9] Inanıp, yararlı is isleyenleri, and olsun, iyilerin arasına koyarız

    [10] Insanlardan: "Allah'a inandık" diyenler vardır; ama Allah ugrunda bir ezaya ugratılınca, insanların ezasını Allah'ın azabı gibi tutarlar. Rabbinizden bir yardım gelecek olursa, and olsun ki, "Dogrusu biz sizinle beraberdik" derler. Allah, herkesin kalbinde olanları en iyi bilen degil midir

    [11] Allah elbette inananları bilir ve elbette ikiyuzluleri de bilir

    [12] Inkar edenler inananlara: "Bizim yolumuza uyun da sizin gunahlarınızı biz tasıyalım" derler. Oysa onların gunahlarından hicbirini yuklenecek degillerdir. Dogrusu onlar yalancıdırlar

    [13] Onlar kendi agırlıklarını, kendi agırlıkları yanında daha nice agırlıkları yuklenecekler ve uydurup durdukları seylerden kıyamet gunu sorguya cekileceklerdir

    [14] And olsun ki, Nuh'u milletine gonderdik; aralarında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Sonunda onlar haksızlık yaparken, tufan onları yakalayıverdi

    [15] Ama Biz, Nuh'u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu dunyalara bir ibret kıldık

    [16] Ibrahim'i de gonderdik. Milletine: "Allah'a kulluk edin, O'ndan sakının; bilirseniz bu sizin icin daha iyidir" dedi

    [17] Siz Allah'ı bırakıp sadece bir takım putlara tapıyor, aslı olmayan sozler uyduruyorsunuz. Dogrusu, Allah'tan baska taptıklarınızın size rızık vermeye gucleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin. O'na sukredin. Siz O'na doneceksiniz

    [18] Eger siz Peygamberi yalanlıyorsanız bilin ki, sizden onceki ummetler de yalanlamıslardı. Peygambere dusen, sadece apacık tebligdir

    [19] Allah'ın yaratmaya nasıl baslayıp, sonra onu nasıl tekrar edecegini anlamazlar mı? Dogrusu bu Allah'a kolaydır

    [20] De ki: "Yeryuzunde dolasın; Allah'ın yaratmaya nasıl basladıgını bir gorun. Iste Allah aynı sekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Dogrusu Allah her seye Kadir'dir. Diledigine azabeder, diledigine merhamet eder. O'na cevrileceksiniz

    [21] De ki: "Yeryuzunde dolasın; Allah'ın yaratmaya nasıl basladıgını bir gorun. Iste Allah aynı sekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Dogrusu Allah her seye Kadir'dir. Diledigine azabeder, diledigine merhamet eder. O'na cevrileceksiniz

    [22] Siz ne yeryuzunde ve ne de gokte Allah'ı aciz bırakabilirsiniz. Allah'tan baska bir dost ve yardımcınız da bulunmaz

    [23] Allah'ın ayetlerini ve O'na kavusmayı inkar edenler, iste onlar Benim rahmetimden umitlerini kesmis olanlardır. Iste can yakıcı azap onlar icindir

    [24] Ibrahim'in sozlerine milletinin cevabı sadece: "Onu oldurun yahut yakın" demek oldu. Ama Allah onu atesten kurtardı. Dogrusu bunda, inanan kimseler icin dersler vardır

    [25] Ibrahim soyle demisti: "Dunya hayatında, Allah'ı bırakıp aranızda putları muhabbet vesilesi kıldınız. Sonra kıyamet gunu, birbirinize kufreder ve karsılıklı lanet okursunuz. Varacagınız yer atestir; yardımcılarınız da yoktur

    [26] Bunun uzerine Lut ona inandı ve Ibrahim "Dogrusu ben Rabbimin diledigi yere hicret ediyorum, O suphesiz gucludur, Hakim'dir" dedi

    [27] Ibrahim'e Ishak'ı ve Yakub'u bahsettik. Soyundan gelenlere Kitap ve peygamberlik verdik. Onu dunyada mukafatlandırdık; dogrusu o ahirette de iyilerdendir

    [28] Lut da, milletine soyle demisti: "Dogrusu siz dunyalarda hic kimsenin sizden once yapmadıgı bir hayasızlıgı yapıyorsunuz

    [29] Erkeklere yaklasıyor, yol kesiyor ve toplantılarınızda fena seyler yapmıyor musunuz?" Milletinin cevabı: "Dogru sozlu isen bize Allah'ın azabını getir" demek oldu

    [30] Lut: "Rabbim! Bozgunculara karsı bana yardım et" dedi

    [31] Elcilerimiz Ibrahim'e mujde ile geldiklerinde: "Biz su kent halkını yok edecegiz, cunku oranın halkı zalim kimselerdir" dediler

    [32] Ibrahim: "Ama Lut oradadır" dedi, elciler: "Biz orada olanları daha iyi biliriz; onu ve geride kalanlardan olacak karısı dısında ailesini kurtaracagız" dediler

    [33] Elcilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; cok sıkıldı. Ona, "Korkma ve uzulme, dogrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dısında, aileni kurtaracagız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan oturu gokten, elbette bir azap indirecegiz" dediler

    [34] Elcilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; cok sıkıldı. Ona, "Korkma ve uzulme, dogrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dısında, aileni kurtaracagız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan oturu gokten, elbette bir azap indirecegiz" dediler

    [35] And olsun ki, Biz, dusunen kimseler icin oradan apacık bir belgeyi geride bırakmısızdır

    [36] Medyen halkına kardesleri Suayb'ı gonderdik. O, "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, ahiret gunune umut besleyin. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın" dedi

    [37] Ama onu yalanladılar. Bu yuzden onları bir titreme aldı ve oldukları yerde diz ustu cokuverdiler

    [38] Ad ve Semud milletlerini de yok ettik. Bunu, oturdukları yerler gostermektedir. Seytan kendilerine, islediklerini guzel gosterdi; onları dogru yoldan alıkoydu. Oysa kendileri bunu anlayacak durumda idiler

    [39] Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da yok ettik. And olsun ki Musa kendilerine belgelerle gelmisti de onlar yeryuzunde buyukluk taslamıslardı. Oysa azabımızdan kurtulamazlardı

    [40] Her birini gunahı sebebiyle yakaladık; kimine taslar savuran ruzgarlar gonderdik, kimini bir cıglık yok etti, kimini yerin dibine gecirdik, kimini de suda bogduk. Onlara, Allah zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine yazık ediyorlardı

    [41] Allah'tan baska dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan disi orumcegin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise suphesiz orumcegin yuvasıdır. Keske bilseler

    [42] Dogrusu Allah, Kendini bırakıp da yalvardıkları seyi bilir. O gucludur, Hakim'dir

    [43] Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onları ancak bilenler anlayabilir

    [44] Allah gokleri ve yeri gerektigi gibi yaratmıstır. Dogrusu bunda inananlara bir ders vardır

    [45] Kitap'tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor; Allah'ı anmak en buyuk seydir! Allah Yaptıklarınızı bilir

    [46] Kitap ehlinden zulmedenler bir yana, onlarla en guzel sekilde mucadele edin, soyle deyin: "Bize indirilene de, size indirilene de inandık; bizim Tanrımız da, sizin Tanrınız da birdir, biz O'na teslim olmusuzdur

    [47] Sana Kitap'ı boylece indirdik; iste, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar

    [48] Sen daha once bir kitabtan okumus ve elinle de onu yazmıs degildin. Oyle olsaydı, batıl soze uyanlar supheye duserlerdi

    [49] Hayır; Kuran, kendilerine ilim verilenlerin gonullerinde yerlesen apacık ayetlerdir. Ayetlerimizi, zalimlerden baska kimse, bile bile inkar etmez

    [50] Ona Rabbinden mucizeler indirilmesi gerekmez miydi?" derler. De ki: "Mucizeler ancak Rabbimin katındadır. Dogrusu ben, sadece apacık bir uyarıcıyım

    [51] Kendilerine okunan bir Kitap'ı sana indirmis olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk icin rahmet ve ibret vardır

    [52] De ki: "Allah benimle sizin aranızda sahit olarak yeter. O, goklerde ve yerde olanı, batıla inananları ve Allah'ı inkar edenleri bilir." Iste kaybedenler bunlardır

    [53] Senden azabı acele bekliyorlar. Eger sure belirtilmis olmasaydı azap onlara hemen gelirdi. Ama yine de onlar farkına varmadan baslarına ansızın gelecektir

    [54] Senden azabı acele bekliyorlar. Dogrusu azap tepelerinden, ayaklarının altından kendilerini icine aldıgı gun, cehennem inkarcıları kusatacaktır. O gun Allah: "Yaptıklarınızın karsılıgını tadın" der

    [55] Senden azabı acele bekliyorlar. Dogrusu azap tepelerinden, ayaklarının altından kendilerini icine aldıgı gun, cehennem inkarcıları kusatacaktır. O gun Allah: "Yaptıklarınızın karsılıgını tadın" der

    [56] Ey inanmıs kullarım! Benim yarattıgım yeryuzu genistir. O halde guven icinde olacagınız yere gidip yalnız Bana kulluk ediniz

    [57] Her can olumu tadacaktır. Sonunda Bize doneceksiniz

    [58] Inanıp yararlı is isleyenleri, iclerinden ırmaklar akan, icinde temelli kalacakları cennetteki kosklere yerlestiririz. Sabredip, Rablerine guvenerek is gorenlerin ecri ne guzeldir

    [59] Inanıp yararlı is isleyenleri, iclerinden ırmaklar akan, icinde temelli kalacakları cennetteki kosklere yerlestiririz. Sabredip, Rablerine guvenerek is gorenlerin ecri ne guzeldir

    [60] Nice canlılar vardır ki, rızıklarını kendileri elde edemezler. Sizin de onların da rızkını Allah verir. O, isitir ve bilir

    [61] And olsun ki onlara: "Gokleri ve yeri yaratan, gunesi, ayı buyrugu altında tutan kimdir?" diye sorarsan, suphesiz "Allah'tır" derler. Oyleyse nicin donduruluyorlar

    [62] Allah, kullarından diledigine rızkı bol ve olcuye gore verir. Dogrusu Allah her seyi bilendir

    [63] And olsun ki onlara: "Gokten su indirip onunla, olumunden sonra yeri dirilten kimdir?" diye sorarsan, suphesiz, "Allah'tır" derler. De ki: "Ovulmek Allah icindir", fakat cogu bunu akletmezler

    [64] Bu dunya hayatı sadece bir eglence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keske bilseler

    [65] Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya cıkararak kurtarınca, kendilerine verdigi nimete nankorluk ederek O'na hemen es kosarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir

    [66] Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya cıkararak kurtarınca, kendilerine verdigi nimete nankorluk ederek O'na hemen es kosarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir

    [67] Cevrelerinde insanlar kapılıp goturulurken Bizim Mekke'yi guven icinde ve kutsal bir yer kıldıgımızı gormediler mi? Batıla inanıp Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar

    [68] Allah'a karsı yalan uydurandan veya hak kendisine gelmisken onu yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde inkarcılar icin durak yok mudur

    [69] Ama Bizim ugrumuzda cihat edenleri elbette yollarımıza eristirecegiz. Allah suphesiz, iyi davrananlarla beraberdir

    Surah 30
    Rûm

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kac yıl sonra galip geleceklerdir. Is, eninde sonunda Allah'a aittir. Iste o gun, inananlar, istedigine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O gucludur, merhametlidir

    [3] Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kac yıl sonra galip geleceklerdir. Is, eninde sonunda Allah'a aittir. Iste o gun, inananlar, istedigine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O gucludur, merhametlidir

    [4] Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kac yıl sonra galip geleceklerdir. Is, eninde sonunda Allah'a aittir. Iste o gun, inananlar, istedigine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O gucludur, merhametlidir

    [5] Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kac yıl sonra galip geleceklerdir. Is, eninde sonunda Allah'a aittir. Iste o gun, inananlar, istedigine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O gucludur, merhametlidir

    [6] Bu, Allah'ın vaadidir; Allah verdigi sozden caymaz, fakat insanların cogu bilmezler

    [7] Onlar, dunya hayatının gorulen kısmını bilirler. Onlar, ahiretten habersizdirler

    [8] Kendi kendilerine, Allah'ın gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gercek olarak ve belirli bir sure icin yarattıgını dusunmezler mi? Dogrusu insanların cogu, Rablerine kavusacaklarını inkar ederler

    [9] Yeryuzunde dolasıp, kendilerinden once gecmis kimselerin sonlarının nasıl olduguna bakmazlar mı? Ki onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler, yeryuzunu kazıp alt ust ederek onlardan cok imar etmis kimseydiler ve onlara belgelerle peygamberler gelmisti. Boylece Allah onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı

    [10] Sonra Allah'ın ayetlerini yalan sayıp, onları alaya alarak kotuluk yapanların sonu pek kotu oldu

    [11] Allah once yaratır, olumunden sonra tekrar diriltir. Sonunda O'na doneceksiniz

    [12] Kıyamet koptugu gun suclular umutsuz kalıverirler

    [13] Kostukları ortakları artık sefaatcileri degildir; ortaklarını inkar ederler

    [14] Kıyamet koptugu gun, iste o gun, darmadagın olurlar

    [15] Ama inanıp yararlı is isleyenler, agırlanacakları bir cennette bulunurlar

    [16] Inkar edip, ayetlerimizi ve ahirette Bana kavusmayı yalanlayanlara gelince, iste onlar azabla yuzyuze bırakılırlar

    [17] Aksamlarken ve sabahlarken, ogle ve ikindi vaktinde Allah'ı -ki goklerde ve yerde hamd O'na mahsustur- tesbih edin, namaz kılın

    [18] Aksamlarken ve sabahlarken, ogle ve ikindi vaktinde Allah'ı -ki goklerde ve yerde hamd O'na mahsustur- tesbih edin, namaz kılın

    [19] O, oluden diri cıkarır, diriden olu cıkarır; yeryuzunu olumunden sonra O canlandırır. Ey insanlar! Iste siz de boylece diriltileceksiniz

    [20] Sizi topraktan yaratması O'nun varlıgının belgelerindendir. Sonra hemen birer insan olup yeryuzune yayılırsınız

    [21] Icinizden, kendileriyle huzura kavusacagınız esler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O'nun varlıgının belgelerindendir. Bunlarda, dusunen millet icin dersler vardır

    [22] Gokleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin degisik olması, O'nun varlıgının belgelerindendir. Dogrusu bunlarda, bilenler icin dersler vardır

    [23] Geceleyin uyumanız, gunduz de lutfundan rızık aramanız O'nun varlıgının belgelerindendir. Bunlarda kulak veren millet icin dersler vardır

    [24] Size korku ve umit veren simsegi gostermesi, gokten su indirip olumunden sonra yeri onunla diriltmesi O'nun varlıgının belgelerindendir. Bunlarda, dusunen millet icin dersler vardır

    [25] Gogun ve yerin O'nun buyrugu ile ayakta durması O'nun varlıgının belgelerindendir. Sonra sizi kabirlerinizden bir cagırmaya gorsun, hemen cıkıverirsiniz

    [26] Goklerde ve yerde olanlar O'nundur; hepsi O'na boyun egmistir

    [27] Once yaratan, olumunden sonra tekrar dirilten O'dur. Bu, O'nun icin daha kolaydır. Goklerde ve yerde olan en ustun sıfatlar O'nundur. O, gucludur, Hakim'dir

    [28] Allah size kendinizden bir misal vermektedir: Size verdigimiz rızıklarda, emrinizde bulunan kolelerinizin de esit surette hak sahibi olmalarına razı olur ve birbirinizi saydıgınız gibi bu ortaklarınızı sayar mısınız? Dusunen millete ayetleri boylece uzun uzadıya acıklarız

    [29] Hayır; zulmedenler, koru korune kendi heveslerine uymuslardır. Allah'ın saptırdıgı kimseleri kim dogru yola eristirebilir? Onların yardımcıları da yoktur

    [30] Hakka yonelerek kendini Allah'ın insanlara yaratılısta verdigi dine ver. Zira Allah'ın yaratısında degisme yoktur; iste dosdogru din budur, fakat insanların cogu bilmezler

    [31] Allah'a yonelerek O'na karsı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde ayrılıga dusup fırka fırka olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla sevindigi musriklerden olmayınız

    [32] Allah'a yonelerek O'na karsı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde ayrılıga dusup fırka fırka olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla sevindigi musriklerden olmayınız

    [33] Insanlar bir darlıga ugrayınca Rablerine donerek O'na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca iclerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankorluk ederek Rablerine es kosarlar. Safa surun bakalım, yakında goreceksiniz

    [34] Insanlar bir darlıga ugrayınca Rablerine donerek O'na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca iclerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankorluk ederek Rablerine es kosarlar. Safa surun bakalım, yakında goreceksiniz

    [35] Yoksa onlara ortak kosmalarını soyleyen bir delil mi indirdik

    [36] Insanlara bir rahmet tattırdıgımız zaman ona sevinirler, ama yaptıklarından oturu baslarına bir kotuluk gelirse hemen umitlerini kaybediverirler

    [37] Allah'ın, rızkı diledigine yayıp bir olcuye gore verdigini gormezler mi? Dogrusu bunda, inananlar icin dersler vardır

    [38] Yakınlıgı olana, yoksula, yolda kalmısa hakkını ver. Allah'ın rızasını dileyenler icin bu daha hayırlıdır. Iste onlar saadete erenlerdir

    [39] Insanların malları icinde artsın diye verdiginiz her hangi bir faiz Allah katında artmaz; fakat, Allah'ın rızasını dileyerek verdiginiz herhangi bir sadaka (zekat) boyle degildir. Iste onlar sevablarını kat kat artıranlardır

    [40] Sizi yaratan, sonra rızıklandıran, sonra olduren, daha sonra da dirilten Allah'tır. O'na kostugunuz ortaklarınızdan boyle bir sey yapan var mıdır? Allah onların ortak kostukları seylerden munezzehtir, yucedir

    [41] Insanların elleriyle isledikleri yuzunden karada ve denizde fesat cıkar; Allah da belki donerler diye yaptıklarının bir kısmını boylece kendilerine tattırır

    [42] De ki: "Yeryuzunde dolasın da daha oncekilerden cogu ortak kosan (musrik) olanların sonunun nasıl olduguna bir bakın

    [43] Insanların fırka fırka olacagı, Allah katından kacınılmaz o gunun gelmesinden once, kendini dosdogru dine yonelt

    [44] Kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhine olur. Yararlı is isleyen kimseler, kendileri icin rahat bir yer hazırlamıs olurlar

    [45] Cunku Allah inanıp yararlı is isleyenlere lutfundan karsılık verecektir. Dogrusu O, inkarcıları sevmez

    [46] Ruzgarları mujdeciler olarak gondermesi, size rahmetini tattırması, buyrugu ile gemilerin yurumesi, lutfundan rızık istemeniz, O'nun varlıgının belgelerindendir. Belki sukredersiniz

    [47] And olsun ki! Senden once, bircok peygamberleri ummetlerine gonderdik, onlara belgeler getirdiler; dinlemeyip suc isleyenlerden oc aldık, zira inananlara yardım etmek bize hak olmustu

    [48] Ruzgarları gonderip bulutları yuruten, onları gokte diledigi gibi yayan ve kume kume yıgan Allah'tır. Artık sen de aralarından yagmurun cıktıgını gorursun. Allah'ın kullarından diledigine verdigi yagmurla, daha onceden kendilerine yagmur indirilmesinden umidlerini kesmis oldukları icin onlar seviniverirler

    [49] Ruzgarları gonderip bulutları yuruten, onları gokte diledigi gibi yayan ve kume kume yıgan Allah'tır. Artık sen de aralarından yagmurun cıktıgını gorursun. Allah'ın kullarından diledigine verdigi yagmurla, daha onceden kendilerine yagmur indirilmesinden umidlerini kesmis oldukları icin onlar seviniverirler

    [50] Allah'ın rahmetinin belirtilerine bir bak, yeryuzunu olumunden sonra nasıl diriltiyor? Suphesiz oluleri O diriltir. O her seye Kadir'dir

    [51] Bir ruzgar gondersek de yesilliklerin sarardıgını gorseler hemen nankorluge baslarlar

    [52] Tabiidir ki sen olulere katiyyen isittiremezsin; donup giden sagırlara da cagrıyı duyuramazsın

    [53] Korleri sapıklıklarından vazgecirip dogru yola donduremezsin; ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin; iste onlar Muslumanlardır

    [54] Sizi gucsuz olarak yaratan, gucsuzlukten sonra kuvvetli kılan, sonra da kuvvetliligin ardından gucsuz ve ihtiyar yapan Allah'tır. O, diledigini yaratır; bilendir, Kadir olandır

    [55] Kıyamet koptugu gun suclular sadece cok kısa bir muddet kalmıs olduklarına yemin ederler. Boylece onlar dunyada da aldatılıp haktan donduruluyorlardı

    [56] Kendilerine ilim ve iman verilenler; "And olsun ki, siz Allah'ın yazısında mevcut yeniden dirilme gunune kadar kaldınız. Iste bu yeniden dirilme gunudur, fakat sizler anlamıyordunuz" derler

    [57] Zulmedenlerin, o gun mazeretleri fayda vermez; artık kendilerinden Allah'ı hosnut edecek seyleri yapmaları da istenmez

    [58] And olsun ki bu Kuran'da insanlar icin her turlu misali vermisizdir. Bununla beraber, eger sen onlara bir mucize getirmis olsan, inkar edenler: "Siz ancak batıl seyler ortaya atanlarsınız" derler

    [59] Allah bilmeyenlerin kalblerini iste boylece kapatır

    [60] Sabret ki, Allah'ın sozu suphesiz gercektir. Kesin olarak inanmayanlar seni hafife almasınlar

    Surah 31
    Lokman

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Bunlar, iyi davranan kimseler icin rahmet ve dogru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir

    [3] Bunlar, iyi davranan kimseler icin rahmet ve dogru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir

    [4] O kimseler namazı kılarlar, zekatı verirler; ahirete de yakinen inanırlar

    [5] Iste onlar Rablerinin yolunda olanlardır, iste onlar saadete erenlerdir

    [6] Insanlar arasında, bir bilgisi olmadıgı halde Allah yolundan saptırmak icin gercegi bos sozlerle degisenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. Iste alcaltıcı azap bunlar icindir

    [7] Ayetlerimiz sapık kimseye okundugu zaman sanki kulaklarında agırlık var da isitmiyormus gibi buyuklenerek sırt cevirir. Iste ona can yakıcı azabı mujde et

    [8] Inanıp yararlı is isleyenler icin, Allah'ın vadi geregince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; gucludur, hakim'dir

    [9] Inanıp yararlı is isleyenler icin, Allah'ın vadi geregince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; gucludur, hakim'dir

    [10] Allah gokleri gordugunuz gibi direksiz yaratmıs, sizi sallar diye yeryuzune sabit daglar koymus; orada her turlu canlıyı yaymıstır. Gokten su indirip orada her hos ciftten yetistirmisizdir

    [11] Iste bu Allah'ın yaratısıdır. Ondan baskasının ne yarattıgını Bana gosterin. Hayır; gosteremezler, zalimler apacık sapıklık icindedir

    [12] And olsun ki, Lokman'a, Allah'a sukretmesi icin hikmet verdik. Sukreden kimse ancak kendisi icin sukretmis olur. Nankorluk eden ise, bilsin ki, Allah her seyden mustagnidir, ovulmege layık olandır

    [13] Lokman, ogluna ogut vererek: "Ey ogulcugum! Allah'a es kosma, dogrusu es kosmak buyuk zulumdur" demisti

    [14] Biz insana, ana ve babasına karsı iyi davranmasını tavsiye etmisizdir. Annesi onu, gucsuzlukten gucsuzluge ugrayarak karnında tasımıstı. Cocugun sutten kesilmesi iki yıl icinde olur. Bana ve ana babana sukret diye tavsiyede bulunmusuzdur. Donus Bana'dır

    [15] Ey insanoglu! Ana baba, seni, koru korune Bana ortak kosman icin zorlarlarsa, onlara itaat etme; dunya islerinde onlarla guzel gecin; Bana yonelen kimsenin yoluna uy; sonunda donusunuz Bana'dır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm

    [16] Lokman: "Ey ogulcugum! Isledigin sey, bir hardal tanesi agırlıgınca olsa da, bir kayanın icinde veya goklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Dogrusu Allah Latif'tir, haberdardır

    [17] Ey ogulcugum! Namazı kıl, uygun olanı buyurup fenalıgı onle, basına gelene sabret; dogrusu bunlar, azmedilmege deger islerdir

    [18] Insanları kucumseyip yuz cevirme, yeryuzunde boburlenerek yurume; Allah, kendini begenip ovunen hic kimseyi suphesiz ki sevmez

    [19] Yuruyusunde tabii ol; sesini kıs. Seslerin en cirkini suphesiz merkeblerin sesidir

    [20] Allah'ın goklerde olanları da, yerde olanları da buyrugunuz altına verdigini, nimetlerini acık ve gizli olarak size bolca ihsan ettigini gormez misiniz? Insanlardan, Allah hakkında hicbir bilgisi olmadan, dogruluk rehberi ve aydınlatıcı bir Kitap bulunmadan tartısanlar vardır

    [21] Onlara, "Allah'ın indirdigine uyun" denince: "Babalarımızı uzerinde buldugumuz yola uyarız" derler. Ya seytan, babalarını alevli atesin azabına cagırmıssa

    [22] Iyilik yaparak kendini Allah'a veren kimse, suphesiz en saglam kulpa sarılmıs olur. Islerin sonucu Allah'a aittir

    [23] Inkar edenin inkarcılıgı seni uzmesin; onların donusu Bize'dir; o zaman, yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah, kalblerde olanı suphesiz bilir

    [24] Onları az bir sure gecindiririz, sonra da agır bir azaba surukleriz

    [25] And olsun ki onlara: "Gokleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan, "Allah'tır" derler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur", ama cogu bilmezler

    [26] Goklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Suphesiz Allah mustagnidir, ovulmege layıktır

    [27] Eger yeryuzundeki agaclar kalem olsa, denizler murekkep olsa ve yedi misli deniz de yedekte bulunup yazılsa yine de Allah'ın sozleri bitmezdi. Dogrusu Allah gucludur, hakim'dir

    [28] Ey insanlar! Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Suphesiz Allah isitendir, gorendir

    [29] Allah'ın geceyi gunduze ve gunduzu geceye kattıgını, her biri belirli bir sureye kadar hareket edecek olan gunesi ve ayı buyruk altında tuttugunu; Allah'ın, yaptıklarınızdan haberdar oldugunu bilmez misin

    [30] Bu, Allah'ın hak olmasından ve O'ndan baska taptıkları seylerin batıl olmasındandır. Dogrusu Allah yucedir, buyuktur

    [31] Gemilerin denizde Allah'ın lutfuyla yurudugunu gormez misin? Allah boylece size varlıgının delillerini gosterir. Bunlarda, pek sabırlı ve cok sukreden kimselerin hepsine dersler vardır

    [32] Daglar gibi dalgalar insanları kusattıgı zaman, dini tamamen Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; onları karaya cıkararak kurtardıgında, iclerinden bir kısmı dogru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankorler inkar eder

    [33] Ey insanlar! Rabbinize karsı gelmekten sakının. Babanın oglu, ogulun da babası icin bir sey odeyemeyecegi gunden korkun. Allah'ın verdigi soz suphesiz gercektir. Dunya hayatı sakın sizi aldatmasın. Allah'ın affına guvendirerek seytan sizi ayartmasın

    [34] Kıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yagmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacagını bilmez ve hic kimse nerede olecegini bilemez. Allah suphesiz bilendir, her seyden haberdardır

    Surah 32
    Secde

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Suphe goturmeyen Kitap, Alemlerin Rabbi'nin indirdigidir

    [3] Onu peygamberin kendisi uydurdu" diyorlar, oyle mi? Hayır; O, senden once peygamber gonderilmemis olan bir milleti uyarman icin sana Rabbinden gelen bir gercektir. Belki artık dogru yolu bulurlar

    [4] Gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı gunde yaratan, sonra arsa hukmeden Allah'tır. O'ndan baska bir dostunuz ve sefaatciniz yoktur. Dusunmuyor musunuz

    [5] Gokten yere kadar, olan butun isleri Allah duzenler, sonra, isler sizin hesabınıza gore bin yıl kadar tutan bir gun icinde O'na yukselir

    [6] O, gorulmeyeni de goruleni de bilendir, gucludur, merhametlidir

    [7] Yarattıgı her seyi guzel yaratan, insanı baslangıcta camurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayagı bir suyun ozunden yapan, sonra onu sekillendirip ruhundan ona ufleyen Allah'tır. Size kulaklar, gozler, kalbler verilmistir. Oyleyken, pek az sukrediyorsunuz

    [8] Yarattıgı her seyi guzel yaratan, insanı baslangıcta camurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayagı bir suyun ozunden yapan, sonra onu sekillendirip ruhundan ona ufleyen Allah'tır. Size kulaklar, gozler, kalbler verilmistir. Oyleyken, pek az sukrediyorsunuz

    [9] Yarattıgı her seyi guzel yaratan, insanı baslangıcta camurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayagı bir suyun ozunden yapan, sonra onu sekillendirip ruhundan ona ufleyen Allah'tır. Size kulaklar, gozler, kalbler verilmistir. Oyleyken, pek az sukrediyorsunuz

    [10] Puta tapanlar: "Topraga karısıp yok olduktan sonra yeniden mi yaratılacagız?" derler. Evet; onlar, Rab'lerine kavusmayı inkar edenlerdir

    [11] De ki: "Size vekil kılınan olum melegi canınızı alacak, sonra Rabbinize donduruleceksiniz

    [12] Sucluları Rablerinin huzurunda, basları one egilmis olarak: "Rabbimiz! Gorduk, dinledik, artık bizi dunyaya geri cevir de iyi is isleyelim; dogrusu kesin olarak inandık" derlerken bir gorsen

    [13] Biz dilesek herkese hidayet verirdik, fakat cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracagıma dair Benden soz cıkmıstır

    [14] Bugune kavusmayı unutmanızın karsılıgını gorun; dogrusu Biz de sizi unuttuk, yaptıklarınıza karsılık ebedi azabı tadın" deriz

    [15] Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldıgı zaman secdeye kapananlar, buyukluk taslamayarak Rablerini overek yuceltenler, vucudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdigimiz rızıklardan sarfedenler inanır

    [16] Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldıgı zaman secdeye kapananlar, buyukluk taslamayarak Rablerini overek yuceltenler, vucudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdigimiz rızıklardan sarfedenler inanır

    [17] Yaptıklarına karsılık onlar icin saklanan mujdeyi kimse bilmez

    [18] Inanan kimse yoldan cıkmıs kimseye benzer mi? Bunlar bir olamazlar

    [19] Inanıp yararlı is isleyenlere gelince, onların yaptıklarına karsılık, varacakları cennet konakları vardır

    [20] Ama yoldan cıkanların, iste onların varacagı yer atestir. Oradan cıkmak isteyislerinin her defasında geri cevrilirler ve onlara: "Yalanlayıp, durdugunuz atesin azabını tadın" denir

    [21] Belki yollarından donerler diye and olsun onlara buyuk azabdan once dunya azabından tattırırız

    [22] Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılıp da onlardan yuz ceviren kimseden daha zalim var mıdır? Suphesiz suclulardan oc alacagız

    [23] And olsun ki Musa'ya Kitap verdik; Sakın sen ona kavusacagından suphe etme. Musa'ya verdigimizi Israilogullarına dogruluk rehberi kıldık

    [24] Sabredip ayetlerimize kesin olarak inanmalarından oturu, aralarından, onları buyrugumuzla dogru yola goturen onderler yaptık

    [25] Muhakkak ki Rabbin ayrılıga dustukleri seylerde kıyamet gunu aralarında hukmedecektir

    [26] Simdi yurtlarında gezip dolastıkları, kendilerinden onceki nice nesilleri yok etmis olmamız onları dogru yola sevketmez mi? Bunlarda suphesiz ibretler vardır. Dinlemezler mi

    [27] Kuru yerlere suyu gonderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri cıkardıgımızı gormezler mi? Gormuyorlar mı

    [28] Dogru soyluyorsanız bildirin bu hukum ne zaman verilecektir?" derler

    [29] De ki: "Hukmun verilecegi gun inkarcılara ne inanmaları fayda verir ve ne de ertelenirler

    [30] Onları bırak, bekle; zaten onlar da senin akıbetini beklemektedirler

    Surah 33
    Ahzâb

    [1] Ey peygamber! Allah'tan sakın, inkarcılara ve iki yuzlulere uyma, Allah suphesiz bilendir, hakim'dir

    [2] Sana Rabbinden vahyolunana uy; suphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

    [3] Allah'a guven, Allah, vekil olarak yeter

    [4] Allah insanın icine iki kalp koymamıstır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eslerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıstır; evlatlıklarınızı da oz ogullarınız gibi saymanızı mesru kılmamıstır. Bunlar sizin dillerinize doladıgınız bos sozlerdir. Allah gercegi soylemektedir, dogru yola O eristirir

    [5] Evlatlıkları babalarına nisbet edin, bu Allah katında en dogru olandır. Eger babalarının kim oldugunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardesi ve dostlarınız olarak kabul edin. Icinizden kasdederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur. Allah, bagıslar ve merhamet eder

    [6] Muminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden cok sevmeleri gerekir; onun esleri onların anneleridir; akraba olanlar, miras hususunda, Allah'ın Kitap'ında birbirlerine muminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacagınız uygun bir vasiyet bunun dısındadır. Bu Kitap'ta yazılı bulunmaktadır

    [7] Peygamberlerden soz almıstık. Senden, Nuh'dan, Ibrahim'den, Musa'dan, Meryem oglu Isa'dan saglam bir soz almısızdır

    [8] Allah, dogrulardan dogruluklarını sormak ve inkarcılara can yakıcı azap hazırlamak icin bunu yapmıstır

    [9] Ey inananlar! Allah'ın size olan nimetini anın; uzerinize ordular gelmisti. Biz de onların uzerine ruzgar ve goremediginiz ordular gondermistik. Allah, yaptıklarınızı goruyordu

    [10] Onlar size yukarınızdan ve asagınızdan gelmislerdi; gozler de donmustu, yurekler agızlara gelmisti; Allah icin cesitli tahminlerde bulunuyordunuz

    [11] Iste orada, inananlar denenmis ve cok siddetli sarsıntıya ugratılmıslardı

    [12] Ikiyuzluler ve kalblerinde hastalık olanlar: "Allah ve Peygamberi bize sadece kuru vaadlerde bulundular" diyorlardı

    [13] Iclerinden bir takımı: "Ey Medineliler! Tutunacak yeriniz yok, geri donun" demisti. Iclerinden bir topluluk da Peygamberden: "Evlerimiz dusmana acıktır" diyerek izin istemislerdi. Oysa evleri acık degildi sadece kacmak istiyorlardı

    [14] Eger Medine'nin etrafından uzerlerine varılmıs olsa, sonra da kendilerinden fitne cıkarmaları istense hemen buna girisip derhal yapmaktan geri kalmazlardı

    [15] And olsun ki, daha once, sırt cevirip kacmayacaklarına dair Allah'a ahd vermislerdi. Allah'a verilen ahd sorulacaktır

    [16] De ki: "Eger olumden yahut oldurulmekten kacıyorsanız bilin ki, kacmak size fayda vermeyecektir; kacsanız bile az bir zamandan fazla yasatılmazsınız

    [17] De ki: "Allah size bir kotuluk dilese veya bir rahmet istese, O'na karsı kim sizi koruyabilir? Allah'tan baska dost ve yardımcı da bulamazsınız

    [18] Allah, icinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeslerine "Bize gelin, zorlanmadıkca savasa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince olum baygınlıgı geciren kimse gibi gozleri donerek, sana baktıklarını gorursun. Korkuları gidince iyiliginize olanı cekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamıslardır, Allah, bu sebeple islerini bosa cıkarmıstır; bu, Allah icin kolaydır

    [19] Allah, icinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeslerine "Bize gelin, zorlanmadıkca savasa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince olum baygınlıgı geciren kimse gibi gozleri donerek, sana baktıklarını gorursun. Korkuları gidince iyiliginize olanı cekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamıslardır, Allah, bu sebeple islerini bosa cıkarmıstır; bu, Allah icin kolaydır

    [20] Bunlar, dusman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Bu birlikler tekrar gelmis olsalardı, kendileri collerde bedevilerin yanında bulunup, sadece sizin haberlerinizi sormayı dilerlerdi. Aranızda olsalar ancak pek az savasırlardı

    [21] Ey inananlar! And olsun ki, sizin icin, Allah'a ve ahiret gunune kavusmayı umanlar ve Allah'ı cok anan kimseler icin Resulullah (Allah'ın Elcisi) en guzel ornektir

    [22] Inananlar, dusman birliklerini gordukleri zaman: "Iste bu, Allah ve Peygamberinin bize vadettigidir; Allah ve Peygamberi dogru soylemistir" dediler. Bu onların ancak imanını ve teslimiyetlerini artırdı

    [23] Inananlardan, Allah'a verdigi ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi, bu ugurda canını vermis, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hic degistirmemislerdir

    [24] Bu sebeple Allah, dogruları dogrulukları ile mukafatlandırır; ikiyuzluleri de dilerse azablandırır veya tevbelerini kabul eder. Suphesiz Allah bagıslayandır, merhamet edendir

    [25] Allah inkar edenleri, kinleriyle geri cevirdi, bir hayra ulasamadılar; savasta, inananlara Allah'ın yardımı yetti. Allah kuvvetli olandır, guclu olandır

    [26] Allah, Kitap ehlinden, kafirleri destekleyenleri kalelerinden indirmis, kalblerine korku salmıstı; onların kimini olduruyor, kimini de esir alıyordunuz

    [27] Yerlerini, yurtlarını, mallarını ve henuz ayagınızı dahi basmadıgınız yerleri Allah size miras olarak verdi. Allah her seye Kadir olandır

    [28] Ey Peygamber! Eslerine soyle soyle: "Eger dunya hayatını ve suslerini istiyorsanız gelin size bagısta bulunayım ve guzellikle salıvereyim

    [29] Eger Allah'ı, Peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah icinizden iyi davrananlara buyuk ecir hazırlamıstır

    [30] Ey Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri acık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır

    [31] Sizlerden Allah'a ve Peygamberine boyun egip yararlı is isleyenlere ecrini iki kat veririz; ona comertce rızık hazırlamısızdır

    [32] Ey Peygamberin hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi degilsiniz. Allah'tan sakınıyorsanız edalı konusmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kotu seyler umit eder; daima ciddi ve agırbaslı soz soyleyin

    [33] Evlerinizde oturun; eski Cahiliyye'de oldugu gibi acılıp sacılmayın; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! (ehl-i beyt) Suphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister

    [34] Evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini hatırda tutun. Suphesiz Allah haberdar olandır, latif olandır

    [35] Dogrusu erkek ve kadın muslumanlar, erkek ve kadın muminler, boyun egen erkekler ve kadınlar, dogru sozlu erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, gonulden baglanan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruc tutan erkekler ve kadınlar iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı cok anan erkekler ve kadınlar, iste Allah bunların hepsine magfiret ve buyuk ecir hazırlamıstır

    [36] Allah ve Peygamber'i bir seye hukmettigi zaman, inanan erkek ve kadına artık islerinde baska yolu secmek yarasmaz. Allah'a ve Peygamber'e bas kaldıran suphesiz apacık bir sekilde sapmıs olur

    [37] Allah'ın nimet verdigi ve senin de nimetlendirdigin kimseye: "Esini bırakma, Allah'tan sakın" diyor, Allah'ın acıga vuracagı seyi icinde saklıyordun. Insanlardan cekiniyordun; oysa Allah'tan cekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd esiyle ilgisini kestiginde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları esleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda muminlere bir sorumluluk olmadıgı bilinsin. Allah'ın buyrugu yerine gelecektir

    [38] Allah'ın Peygamber'e farz kıldıgı seylerde ona bir gucluk yoktur. Bu, Allah'ın oteden beri, gelmis gecmislere uyguladıgı yasasıdır. Allah'ın emri suphesiz geregi gibi yerine gelecektir

    [39] Allah'ın gondermis olduklarını teblig edenler, Allah'tan korkarlar ve O'ndan baska kimseden korkmazlar. Allah hesap goren olarak yeter

    [40] Muhammed icinizden herhangi bir adamın babası degil, Allah'ın elcisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her seyi bilendir

    [41] Ey inananlar! Allah'ı cok anın

    [42] O'nu sabah aksam tesbih edin

    [43] Karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin size rahmet ve istigfar eden Allah ve melekleridir. Inananlara merhamet eden O'dur

    [44] O'na kavustukları gun muminlere yapılacak dirlik temennileri "Selam" demek olacaktır. Onlara comertce verilecek ecir hazırlamıstır

    [45] Biz seni sahit, mujdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na cagıran, nurlandıran bir ısık olarak gondermisizdir

    [46] Biz seni sahit, mujdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na cagıran, nurlandıran bir ısık olarak gondermisizdir

    [47] Inananlara, Rablerinden buyuk bir lutuf oldugunu mujdele

    [48] Inkarcılara, ikiyuzlulere itaat etme; eziyetlerine aldırma; Allah'a guven, guvenilecek olarak Allah yeter

    [49] Ey inananlar! Mumin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan bosadıgınızda, artık onlar icin size iddet saymaya luzum yoktur. Kendilerine bagısta bulunarak onları guzellikle serbest bırakın

    [50] Mehirlerini verdigin eslerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdigi cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve Peygamber nikahlanmayı diledigi takdirde muminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak uzere kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mumin kadını almanı helal kılmısızdır. Bir zorluga ugramaman icin; muminlerin esleri ve cariyeleri hakkında onların uzerine neyi farz kılmıs oldugumuzu bildirmistik. Allah bagıslayandır, merhamet edendir

    [51] Bunlardan istedigini bırakır, istedigini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmıs olduklarından da arzu ettigini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gozlerinin aydın olmasını, uzulmemelerini, hepsine verdigin seylere razı olmalarını daha iyi saglar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır

    [52] Bundan sonra sana hicbir kadın, cariyelerin bir yana, guzellikleri ne kadar hosuna giderse gitsin, hicbirini bosayıp baska bir esle degistirmen helal degildir. Allah her seyi gozetmektedir

    [53] Ey inananlar! Peygamber'in evlerine, yemege cagırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilseniz girin ve yemegi yiyince, dagılın. Sohbet etmek icin de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamber'i uzuyor, o da size bir sey soylemeye cekiniyordu. Allah gercegi soylemekten cekinmez. Peygamber'in eslerinden bir sey isteyeceginizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gonulleriniz de, onların gonulleri de daha temiz kalır. Bundan sonra ne Allah'ın Peygamber'ini uzmeniz ve ne de O'nuneslerini nikahlamanız asla caiz degildir. Dogrusu bu, Allah katında buyuk seydir

    [54] Bir seyi acıklasanız de gizleseniz de Allah suphesiz hepsini bilir

    [55] Onların; babaları, ogulları, erkek kardesleri, erkek kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogulları, hizmetci kadınları ve cariyeleri hakkında bir sorumlulugu yoktur. Allah'tan sakının, cunku Allah her seye sahiddir

    [56] Suphesiz Allah ve melekleri Peygamberi overler: Ey inananlar! Siz de onu ovun, ona salat ve selam getirin

    [57] Allah'ı ve Peygamber'ini incitenlere, Allah dunyada da ahirette de lanet eder; onlara alcaltıcı bir azap hazırlar

    [58] Inanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir seyden oturu incitenler, suphesiz iftira etmis ve apacık bir gunah yuklenmis olurlar

    [59] Ey Peygamber! Eslerine, kızlarına ve muminlerin kadınlarına, dısarı cıkarken ustlerine ortu almalarını soyle; bu, onların hur ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi saglar. Allah bagıslar ve merhamet eder

    [60] Ikiyuzluler, kalblerinde fesat bulunanlar, sehirde bozguncu haberler yayanlar, eger bundan vazgecmezlerse, and olsun ki, seni onlarla mucadeleye davet ederiz; sonra cevrende az bir zamandan fazla kalamazlar

    [61] Lanetlenmis olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve hem de oldurulurler

    [62] Allah'ın gecmislere uyguladıgı yasası budur ve Allah'ın yasasında bir degisme bulamazsın

    [63] Insanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar; de ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır; ne bilirsin, belki de zamanı yakındır

    [64] Allah suphesiz, inkarcılara lanet etmis ve onlara icinde sonsuz olarak temelli kalacakları cılgın alevli cehennemi hazırlamıstır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar

    [65] Allah suphesiz, inkarcılara lanet etmis ve onlara icinde sonsuz olarak temelli kalacakları cılgın alevli cehennemi hazırlamıstır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar

    [66] Yuzleri ateste cevrildigi gun: "Keske Allah'a itaat etseydik, keske Peygamber'e itaat etseydik!" derler

    [67] Rabbimiz! Biz yoneticilerimize ve buyuklerimize itaat etmistik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları buyuk bir lanete ugrat" derler

    [68] Rabbimiz! Biz yoneticilerimize ve buyuklerimize itaat etmistik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları buyuk bir lanete ugrat" derler

    [69] Ey inananlar! Musa'yı incitenler gibi olmayın. Nitekim Allah onu, soylediklerinden beri tutmustu. O, Allah'ın katında degerli bir kisiydi

    [70] Ey inananlar! Allah'tan sakının, durust soz soyleyin de Allah islerinizi kendinize yararlı kılsın ve gunahlarınızı size bagıslasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, suphesiz buyuk bir kurtulusa ermis olur

    [71] Ey inananlar! Allah'tan sakının, durust soz soyleyin de Allah islerinizi kendinize yararlı kılsın ve gunahlarınızı size bagıslasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, suphesiz buyuk bir kurtulusa ermis olur

    [72] Dogrusu Biz, sorumlulugu (emaneti) goklere, yere, daglara sunmusuzdur da onlar bunu yuklenmekten cekinmisler ve ondan korkup titremislerdir; onu insan yuklendi. Dogrusu o cok zalim ve cok cahildir. (kabulune ragmen emanete hıyanet etmektedir)

    [73] Bunun sonucu olarak, Allah, ikiyuzlu erkek ve kadınlara, Allah'a ortak kosan erkek ve kadınlara azap verecektir. Allah inanan erkek ve kadınların tevbelerini kabul buyuracaktır. Allah bagıslar ve merhamet eder

    Surah 34
    Sebe'

    [1] Hamd, goklerde olanlar ve yerde bulunanlar Kendisinin olan Allah'a mahsustur. O, Hakim'dir, her seyden haberdardır

    [2] Yere gireni ve oradan cıkanı, gokten ineni ve oraya yukseleni bilir. O, merhametlidir, magfiret sahibidir

    [3] Inkar edenler: "Kıyamet bize gelmeyecektir" dediler. De ki: "Hayır, oyle degil; gorulmeyeni bilen Rabbim'e and olsun ki, o saat size muhakkak gelecektir. Goklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O'nun ilminin dısında degildir. Bundan daha kucugu ve daha buyugu de suphesiz apacık Kitap'tadır

    [4] Allah'ın, inanıp yararlı is isleyenlere ki onlar icin magfiret ve comertce verilmis rızık vardır ve ayetlerimizi hukumsuz bırakmak icin yarısanlara ki onlara igrenc ve can yakıcı azap vardır islerinin karsılıklarını vermesi icin kıyamet saati gelecektir

    [5] Allah'ın, inanıp yararlı is isleyenlere ki onlar icin magfiret ve comertce verilmis rızık vardır ve ayetlerimizi hukumsuz bırakmak icin yarısanlara ki onlara igrenc ve can yakıcı azap vardır islerinin karsılıklarını vermesi icin kıyamet saati gelecektir

    [6] Kendilerine ilim verilenler, sana Rabbinden indirilenin hak oldugunu, guclu ve hamde layık olanın yolunu gosterdigini bilirler

    [7] Inkar edenler, insanlara: "Size, siz parca parca dagılıp yok oldugunuz zaman yeniden dirileceginizi haber veren bir adam gosterelim mi? Allah'a karsı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde delilik mi vardır?" derler. Hayır; ahirete inanmayanlar, azapta ve derin bir sapıklık icindedirler

    [8] Inkar edenler, insanlara: "Size, siz parca parca dagılıp yok oldugunuz zaman yeniden dirileceginizi haber veren bir adam gosterelim mi? Allah'a karsı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde delilik mi vardır?" derler. Hayır; ahirete inanmayanlar, azapta ve derin bir sapıklık icindedirler

    [9] Onlerinde ve ardlarında olan gogu ve yeri gormezler mi? Dilesek onları yere gecirir veya gogun bir parcasını baslarına indiririz. Bunlarda, Allah'a yonelen her kul icin dersler vardır

    [10] Ey daglar ve kuslar! Davud tesbih ettikce siz de onu tekrarlayın" diyerek and olsun ki, ona katımızdan lutufta bulunduk; "genis zırhlar yap, dokumasını saglam tut" diye ona demiri yumusak kıldık. Yararlı is isleyin; dogrusu Ben yaptıklarınızı gorenim

    [11] Ey daglar ve kuslar! Davud tesbih ettikce siz de onu tekrarlayın" diyerek and olsun ki, ona katımızdan lutufta bulunduk; "genis zırhlar yap, dokumasını saglam tut" diye ona demiri yumusak kıldık. Yararlı is isleyin; dogrusu Ben yaptıklarınızı gorenim

    [12] Gunduz estiginde bir aylık mesafeye gidip, aksam da bir aylık mesafeden gelen ruzgarı Suleyman'ın buyrugu altına verdik. Onun icin su gibi erimis bakır akıttık. Rabbinin izniyle, yanında is goren cinleri onun buyrugu altına verdik ki, bunlar icinde buyrugumuzdan cıkan olursa ona alevli atesin azabını tattırırdık

    [13] Suleyman icin, o ne dilerse, mabedler, heykeller, buyuk havuzlara benzer canaklar ve tasınması guc kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, sukredin! Kullarımdan sukredenler pek azdır

    [14] Suleyman'ın olumune hukmettigimiz zaman, ancak degnegini yiyen kurt onun olumunu cinlere farkettirdi. O, olu olarak yere dusunce, ortaya cıktı ki, sayet cinler gorulmeyeni bilmis olsalardı alcak dusuren bir azap icinde kalmazlardı

    [15] Sebelilerin yurtlarında Allah'ın kudretine bir isaret vardır: Saglı sollu iki bahce vardı. Onlara: "Rabbinizin verdigi rızıktan yiyin ve O'na sukredin. Iste hos bir sehir ve bagıslayan bir Rab" denmisti

    [16] Fakat onlar yuz cevirdiler; bunun icin Biz de uzerlerine Arim selini gonderdik, onların bahcelerini, buruk yemisli, ılgınlık ve icinde biraz da sedir agacı bulunan iki bahceye cevirdik

    [17] Iste boylece, inkarlarından oturu onları cezalandırdık. Biz nankorden baskasına ceza mı veririz

    [18] Onlarla, kutlu kıldıgımız sehirler arasında, karsıdan karsıya gorunen kasabalar var etmis, oraları gezilecek belirli konak yerleri yapmıstık, "Oralarda geceleri ve gunduzleri guven icinde gezin" demistik

    [19] Ama onlar: "Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzak kıl" deyip kendilerine yazık ettiler. Biz de onları efsane yapıverdik, darmadagın ettik. Dogrusu bunlarda, pek sabreden ve cok sukreden kimseler icin dersler vardır

    [20] And olsun ki Iblis, onlar hakkındaki gorusunu dogru cıkartmıs; inananlardan bir topluluk dısında hepsi ona uymuslardı

    [21] Oysa Iblis'in onlar uzerinde bir nufuzu yoktu; ama Biz ahirete inanan kimselerle ondan suphede olanları, iste boylece ortaya koyarız. Rabbin her seyi gozetip koruyandır

    [22] De ki: "Allah'ı bırakıp de goklerde ve yerde zerre kadar bir seye sahip olmadıgı, her ikisinde de bir ortaklıgı bulunmadıgı ve hicbiri Allah'a yardımcı olmadıgı halde tanrı olduklarını ileri surduklerinizi yardıma cagırsanıza

    [23] Allah'ın katında, kendisine izin verilenden baska kimse sefaat edemez. Sonunda, gonullerindeki korku giderilince birbirlerine "Rabbiniz ne soyledi?" diye sorarlar; "Hak soyledi" derler. O, yucedir, buyuktur

    [24] De ki: "Goklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir?" De ki: "Allah'tır. Oyleyse dogru yolda veya apacık bir sapıklıkta olan ya biziz ya sizsiniz

    [25] De ki: "Isledigimiz suclardan siz sorumlu olmazsınız, sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu olmayız

    [26] De ki: "Rabbimiz sonunda hepimizi toplar, sonra aramızda adaletle hukmeder. Adaletle hukmeden, bilen ancak O'dur

    [27] De ki: "O'na taktıgınız ortakları bana gosterin, yoktur ki! O, guclu olan, hakim olan Allah'tır

    [28] Biz seni butun insanlara ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gondermisizdir; fakat insanların cogu bilmez

    [29] Dogru sozlu iseniz soyleyin bu vaad ne zamandır?" derler

    [30] De ki: "Size, bir gun tayin edilmistir. Ondan bir saat ne geri kalabilirsiniz ne de one gecebilirsiniz

    [31] Inkar edenler: "Bu Kuran'a ve ondan oncekilere inanmayacagız" dediler. Sen bu zalimleri, Rablerinin huzurunda dikilmis oldukları zaman, sucu birbirine atıp dururken bir gorsen! Gucsuz sayılanlar, buyukluk taslayanlara: "Siz olmasaydınız biz inanmıs olacaktık" derler

    [32] Buyukluk taslayanlar, Gucsuz sayılanlara: "Size dogruluk rehberi geldikten sonra ondan sizi biz mi alıkoyduk? Hayır; zaten suclu kimselerdiniz" derler

    [33] Gucsuz sayılanlar da buyukluk taslayanlara: "Hayır gece gunduz hile kuruyor ve bize Allah'ı inkar etmemizi, O'na ortaklar kosmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı gorduklerinde, ettiklerine icleri yanar. Inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar vururuz. Yaptıklarından baska bir seyin mi cezasını cekerler

    [34] Dogrusu uyarıcı gondermis oldugumuz her kentin varlıklı kimseleri, "Biz sizinle gonderilen seyleri inkar ediyoruz" dediler

    [35] Ve dediler ki: "Malları ve cocukları en cok olan bizleriz, azaba ugratılacak da degiliz

    [36] De ki: "Suphesiz Rabbim rızkı diledigine genisletir ve bir olcuye gore verir, fakat insanların cogu bilmezler

    [37] Ey insanlar! Sizi Bana yaklastıracak olan ne mallarınız ve ne de cocuklarınızdır; yalnız, inanıp yararlı is isleyen kimselerin, iste onların yaptıklarına karsılık mukafatları kat kattır; iste onlar, yuksek derecelerde, guven icindedirler

    [38] Ayetlerimizi etkisiz kılmaya calısanlar; iste onlar, azabla yuz yuze bırakılırlar

    [39] De ki: "Dogrusu Rabbim, kullarından dilediginin rızkını hem genisletir ve hem de ona daraltıp bir olcuye gore verir; sarfettiginiz herhangi bir seyin yerine O daha iyisini koyar, cunku O rızık verenlerin en hayırlısıdır

    [40] Allah bir gun onların hepsini diriltip toplar, sonra meleklere: "Bunlar mı size tapıyordu?" der

    [41] Melekler: "Hasa, bizim dostumuz onlar degil, Sensin. Hayır; onlar bize degil cinlere tapıyorlardı, cogu onlara inanıyorlardı" derler

    [42] Zalimlere: "Yalanladıgınız atesin azabını tadın, bugun birbirinize ne fayda ve ne de zarar verebilirsiniz" deriz

    [43] Ayetlerimiz onlara apacık olarak okundugu zaman: "Bu adam sizi babalarınızın taptıklarından alıkoymaktan baska bir sey istemiyor" derlerdi. "Bu Kuran dupeduz bir uydurmadan baska bir sey degildir" derlerdi. Hak, inkar edenlere geldiginde, onun icin: "Bu apacık bir buyudur" demislerdi

    [44] Oysa Biz, onlara okuyacakları bir kitap vermemis ve senden once de onlara bir uyarıcı gondermemistik

    [45] Kendilerinden once gelenleri de yalanlamıslardı; oysa bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile erisememislerdi. Boyleyken peygamberlerimizi yalanladılar; Beni inkar etmek nasıl olur

    [46] De ki: "Size tek bir ogudum vardır: Allah icin ikiser ikiser ve tek tek kalkınız, sonra dusununuz, goreceksiniz ki arkadasınızda bir delilik yoktur. O yalnız cetin bir azabın oncesinde sizi uyarmaktadır

    [47] De ki: "Ben sizden bir ucret istersem, o sizin olsun; benim ecrim Allah'a aittir. O her seye sahiddir

    [48] De ki: "Gorunmeyenleri en iyi bilen Rabbim, batılı hak ile ortadan kaldırır

    [49] De ki: "Hak geldi; artık batıl ne yeniden baslar, ne de geri gelir

    [50] De ki: "Eger saparsam, kendi zararıma sapmıs olurum. Dogru yolda olursam, bu Rabbim'in bana vahyetmesiyledir. Dogrusu O, isitendir, yakın olandır

    [51] Onları korktukları zaman bir gorsen; artık kurtulus yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmıslardır. O zaman, "Allah'a inandık" derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulasırlar

    [52] Onları korktukları zaman bir gorsen; artık kurtulus yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmıslardır. O zaman, "Allah'a inandık" derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulasırlar

    [53] Oysa onu daha once inkar etmisler, uzak bir yer olan dunyadan gorunmeyene dil uzatmıslardı

    [54] Kendileriyle, arzuladıkları seyler arasına artık engel konur; nitekim, daha once, kendilerine benzeyenlere de aynı sey yapılmıstı. Cunku onlar suphe ve endise icindeydiler

    Surah 35
    Fâtır

    [1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, melekleri ikiser, ucer, dorder kanatlı elciler kılan Allah'a mahsustur. Yaratmada diledigini artırır. Dogrusu Allah, her seye Kadir olandır

    [2] Allah'ın insanlara verdigi rahmeti onleyebilecek yoktur. O'nun onledigini de ardından salıverecek yoktur. O, guclu'dur, Hakim'dir

    [3] Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini anın; sizi gokten ve yerden rızıklandıran Allah'tan baska bir yaratan var mıdır? O'ndan baska tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp da dondurulursunuz

    [4] Seni yalanlıyorlarsa bil ki senden once de nice peygamberler yalanlanmıstır. Butun isler Allah' a dondurulur

    [5] Ey insanlar! Allah'ın verdigi soz suphesiz gercektir; dunya hayatı sizi aldatmasın. Allah'ın affına guvendirerek seytan sizi ayartmasın

    [6] Seytan suphesiz sizin dusmanınızdır; siz de onu dusman tutun; o, kendi taraftarlarını, cılgın alevli cehennem yaranı olmaya cagırır

    [7] Inkar eden kimselere cetin azap vardır

    [8] Kotu isi kendisine guzel gosterilip de onu guzel goren kimse, kotulugu hic islemeyene benzer mi? Suphesiz Allah diledigini saptırır, diledigini de dogru yola eristirir. Artık onlara uzulerek kendini harabetme; Allah onların yaptıklarını suphesiz bilir

    [9] Ruzgarları gonderip de bulutları yuruten Allah'tır. Biz bulutları olu bir yere surup, onunla topragı olumunden sonra diriltiriz. Insanları diriltmek de boyledir

    [10] Kudret isteyen kimse bilsin ki, kudret, butunuyle Allah'ındır. Guzel sozler O'na yukselir, o sozleri de yararlı is yukseltir. Kotuluk yapmakta duzen kuranlara, onlara, cetin azap vardır. Iste bunların kurdukları duzenler bosa cıkar

    [11] Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yaratmıs, sonra da sizi ciftler halinde varetmistir. Disinin gebe kalması ve dogurması, ancak O'nun bilgisiyledir. Omru uzun olanın cok yasaması ve omurlerin azalması suphesiz Kitap'dadır. Dogrusu bu Allah'a kolaydır

    [12] Iki deniz bir degildir. Birinin suyu tatlı ve kolay icimlidir; digeri tuzlu ve acıdır. Her birinden taze balık eti yersiniz; takındıgınız susler cıkarırsınız; Allah'ın lutfuyla rızık aramanız icin gemilerin onu yararak gittigini gorursun. Belki artık sukredersiniz

    [13] Allah, geceyi gunduze katar, gunduzu geceye katar; belirli bir sure icinde hareket eden gunes ve ayı buyruk altına almıstır. Iste bu, Rabbiniz olan Allah'tır, hukumranlık O'nundur. O'nu bırakıp taptıklarınız, bir cekirdek kabuguna bile sahip degillerdir

    [14] Onları cagırırsanız, cagrınızı isitmezler; isitmis olsalar bile size cevap veremezler; ama kıyamet gunu sizin ortak kosmanızı inkar ederler. Herseyden haberdar olan Allah gibi, sana kimse haber vermez

    [15] Ey insanlar! Siz Allah'a muhtacsınız, Allah ise mustagnidir, ovulmege layık olandır

    [16] Dilerse sizi yokeder, yeniden baskalarını yaratır

    [17] Bu, Allah'a gore zor degildir

    [18] Gunahkar kimse digerinin gunahını cekmez. Gunah yuku agır olan kimse, onun tasınmasını istese, yakını olsa bile, yukunden birsey tasınmaz. Sen ancak, gormedigi halde Rablerinden korkanları, namazı kılanları uyarırsın. Kim arınırsa, ancak kendisi icin arınmıs olur; donus ancak Allah'adır

    [19] Kor ile goren, karanlıklar ile ısık ve golgelikle sıcaklık bir degildir

    [20] Kor ile goren, karanlıklar ile ısık ve golgelikle sıcaklık bir degildir

    [21] Kor ile goren, karanlıklar ile ısık ve golgelikle sıcaklık bir degildir

    [22] Dirilerle oluler de bir degildir. Dogrusu Allah, diledigi kimseye isittirir. Sen, kabirlerde olanlara isittiremezsin

    [23] Sen sadece bir uyarıcısın

    [24] Suphesiz Biz seni, mujdeci ve uyarıcı olarak, gercekle gonderdik. Gecmis her ummet icinde de mutlaka bir uyarıcı bulunagelmistir

    [25] Eger seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Peygamberleri onlara belgeler, sayfalar ve nurlu kitaplar getirmislerdi

    [26] Sonra Ben, inkar edenleri yakaladım. Beni inkar etmek nasıl olur

    [27] Allah'ın gokten su indirdigini gormez misin? Biz onunla turlu turlu renkte urunler yetistirmis; daglarda da beyaz, kırmızı, siyah ve turlu renkte yollar varetmisizdir

    [28] Insanlar, yerde yuruyenler ve davarlar da boyle turlu turlu renktedirler. Allah'ın kulları arasında O'ndan korkan, ancak bilginlerdir. Dogrusu Allah gucludur, bagıslayandır

    [29] Allah'ın Kitap'ına uyanlar, namazı kılanlar, kendilerine verdigimiz rızıktan gizli ve acık sarfedenler, tukenmeyecek bir kazanc umabilirler

    [30] Cunku Allah bu kimselerin ecirlerini tam verir ve lutfu ile arttırır. Dogrusu O, bagıslayandır, sukrun karsılıgını bol bol verendir

    [31] Bu, sana vahyettigimiz, oncekileri dogrulayan gercek Kitap'dır. Allah suphesiz kullarından haberdardır, gorendir

    [32] Sonra bu Kitap'ı kullarımızdan sectigimiz kimselere miras bırakmısızdır. Onlardan kimi kendine yazık eder, kimi orta davranır, kimi de, Allah'ın izniyle, iyiliklere kosar. Iste buyuk lutuf budur

    [33] Bunlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle suslenirler, oradaki elbiseleri de ipektir

    [34] Derler ki: "Bizden uzuntuyu gideren Allah'a hamdolsun. Dogrusu Rabbimiz bagıslayandır, sukrun karsılıgını verendir

    [35] Bizi lutfuyla, temelli kalınacak cennete O yerlestirdi. Orada bize ne bir yorgunluk gelecek ve ne de usanc gelecektir

    [36] Inkar edenlere cehennem atesi vardır. Olumlerine hukmedilmez ki olsunler; kendilerinden cehennemin azabı da hafifletilmez. Her inkarcıyı boylece cezalandırırız

    [37] Orada; "Rabbimiz! Bizi cıkar; yaptıgımızdan baska, yararlı is isleyelim" diye bagrısırlar. O zaman onlara soyle deriz: "Ogut alacak kisinin ogut alabilecegi kadar bir sure sizi yasatmadık mi? Size uyarıcı da gelmisti. Artık azabı tadınız, zalimlerin yardımcısı olmaz

    [38] Allah suphesiz, goklerin ve yerin gaybını bilir. Dogrusu O kalplerde olanı bilendir

    [39] Sizleri yeryuzune de hakim kılan O'dur. Inkar edenin inkarı kendi aleyhinedir. Inkarcıların inkarı, Rableri katında yalnız kendilerine olan gazabı arttırır. Inkarcıların inkarı, husrandan baska birsey arttırmaz

    [40] De ki: "Allah'ı bırakıp da taptıgınız putlarınıza hic baktınız mı? Bana gosterin, onlar yerden hangi seyi yarattılar?" Yoksa onların Allah'la ortaklıgı goklerde midir? Yoksa Biz onlara kitap verdik de ondaki delillere mi dayanırlar? Hayır; zalimler, birbirlerine sadece aldatıcı soz soylerler

    [41] Dogrusu, zeval bulmasın diye gokleri ve yeri tutan Allah'tır. Eger onlar zevale ugrarsa O'ndan baska, and olsun ki onları kimse tutamaz. O, suphesiz Halim'dir, bagıslayandır

    [42] Kendilerine bir uyarıcı gelince, ummetler icinde en dogru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, butun gucleriyle Allah'a yemin etmislerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryuzunde buyukluk taslamak ve kotu duzen kurmak ile ugrastıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kotu tuzaga ancak sahibi duser. Oncekilere uygulanagelen yasayı gormezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir degisiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir baskalasma da bulamazsın

    [43] Kendilerine bir uyarıcı gelince, ummetler icinde en dogru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, butun gucleriyle Allah'a yemin etmislerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryuzunde buyukluk taslamak ve kotu duzen kurmak ile ugrastıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kotu tuzaga ancak sahibi duser. Oncekilere uygulanagelen yasayı gormezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir degisiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir baskalasma da bulamazsın

    [44] Yeryuzunde gezip, kendilerinden oncekilerin sonlarının nasıl oldugunu gormezler mi? Onlar, kendilerinden daha kuvvetliydiler. Goklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakabilecek yoktur. Suphesiz O bilendir, Kadir olandır

    [45] Allah insanları islediklerine karsılık hemen yakalayıverseydi, yeryuzunde bir canlı bırakmaması gerekirdi. Ama onları belli bir sureye kadar erteler. Sureleri gelince geregini yapar. Dogrusu Allah kullarını gormektedir

    Surah 36
    Yâsîn

    [1] Ya, Sin

    [2] Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen dogru yol uzere gonderilmis peygamberlerdensin

    [3] Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen dogru yol uzere gonderilmis peygamberlerdensin

    [4] Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen dogru yol uzere gonderilmis peygamberlerdensin

    [5] Bu, babaları uyarılmadıgından gafil kalmıs bir milleti uyarman icin guclu ve merhametli olan Allah'ın indirdigi Kuran'dır

    [6] Bu, babaları uyarılmadıgından gafil kalmıs bir milleti uyarman icin guclu ve merhametli olan Allah'ın indirdigi Kuran'dır

    [7] And olsun ki, hukum cogunun aleyhine gerceklesmistir, bunun icin artık inanmazlar

    [8] Boyunlarına, cenelerine kadar varan demir halkalar gecirmisizdir, bunun icin basları yukarı kalkıktır

    [9] Onlerine ve arkalarına sed cekmisizdir. Gozlerini perdeledigimizden artık goremezler

    [10] Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar

    [11] Sen ancak, Kuran'a uyan ve gormedigi halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bagıslanma ve comertce verilecek bir ecirle mujdele

    [12] Suphesiz oluleri dirilten, islediklerini ve eserlerini yazan Biziz; herseyi, apacık bir kitabda saymısızdır

    [13] Insanlara, halkına elciler gelen sehri mesel olarak anlat

    [14] Onlara iki elci gondermistik; onu yalanladıkları icin ucuncu biriyle desteklemistik. Onlar: "Biz size gonderildik" demislerdi

    [15] Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir sey indirmemistir. Sadece yalan soyluyorsunuz" dediler

    [16] Elciler: "Dogrusu Rabbimiz bizim size gonderildigimizi bilir; bize dusen ancak apacık tebligdir" demislerdi

    [17] Elciler: "Dogrusu Rabbimiz bizim size gonderildigimizi bilir; bize dusen ancak apacık tebligdir" demislerdi

    [18] Dogrusu sizin yuzunuzden ugursuzluga ugradık; vazgecmezseniz and olsun ki sizi taslayacagız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler

    [19] Elciler: "Ugursuzlugunuz kendinizdendir. Bu ugursuzluk size ogut verildigi icin mi? Hayır; siz, asırı giden bir milletsiniz" demislerdi

    [20] Sehrin obur ucundan kosarak bir adam gelmis ve soyle demisti: "Ey Milletim! Gonderilen elcilere uyun

    [21] Sizden bir ucret istemeyenlere uyun, onlar dogru yoldadırlar

    [22] Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na doneceksiniz

    [23] O'nu bırakıp da tanrılar edinir miyim? Eger Rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların sefaati bana fayda vermez, beni kurtaramazlar

    [24] Dogrusu o takdirde apacık bir sapıklık icinde olurum

    [25] Suphesiz ben Rabbinize inandım, beni dinleyin

    [26] Ona "Cennete gir" denince, "Keske milletim Rabbimin beni bagısladıgını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldıgını bilseydi!" demisti

    [27] Ona "Cennete gir" denince, "Keske milletim Rabbimin beni bagısladıgını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldıgını bilseydi!" demisti

    [28] Ondan sonra milleti uzerine gokten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de degildik; sadece tek bir cıglık.. o kadar, hemen sonup gittiler

    [29] Ondan sonra milleti uzerine gokten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de degildik; sadece tek bir cıglık.. o kadar, hemen sonup gittiler

    [30] Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elci gelse, onu alaya alıyorlardı

    [31] Kendilerinden once nice nesilleri yok ettigimizi, onların bir daha kendilerine donmediklerini gormezler mi

    [32] Hepsi huzurumuza getirileceklerdir

    [33] Iste onlara bir delil: Olu yeri diriltir ve oradan taneler cıkarırız da ondan yerler

    [34] Orada hurmalıklar ve uzum bagları var ederiz, aralarında pınarlar fıskırtırız

    [35] Onun ve elleriyle yaptıklarının urunlerini yesinler; sukretmezler mi

    [36] Yerin yetistirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden cift cift yaratan Allah munezzehtir

    [37] Onlara bir delil de gecedir; gunduzu ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler

    [38] Gunes de yorungesinde yuruyup gitmektedir. Bu, guclu ve bilgin olan Allah'ın kanunudur

    [39] Ay icin de sonunda kuru bir hurma dalına donecegi konaklar tayin etmisizdir

    [40] Aya erismek gunese dusmez. Gece de gunduzu gecemez. Her biri bir yorungede yururler

    [41] Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle tasımamız ve kendileri icin bunun gibi daha nice binekler yaratmıs olmamızdır

    [42] Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle tasımamız ve kendileri icin bunun gibi daha nice binekler yaratmıs olmamızdır

    [43] Dilesek, onları suda bogardık; ne yardımlarına kosan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi

    [44] Ama katımızdan bir rahmet ve bir sureye kadar gecinme olarak onları geri bıraktık

    [45] Onlara: "Gecmisinizden ve geleceginizden sakının, belki acınırsınız" dendigi zaman yuz cevirirler

    [46] Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiginde ondan hep yuz ceviregelmislerdi

    [47] Onlara: "Allah'ın size verdigi rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabilecegi bir kimseyi biz mi doyuralım? Dogrusu siz apacık bir sapıklıktasınız" derler

    [48] Dogru sozlu iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler

    [49] Cekisip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek cıglıgı beklerler

    [50] O zaman, artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine donebilirler

    [51] Sura uflenince, kabirlerinden Rablerine kosarak cıkarlar

    [52] Vah halimize! Yattıgımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "Iste Rahman olan Allah'ın vadettigi budur, peygamberler dogru soylemislerdi" denir

    [53] Tek bir cıglık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmis olur

    [54] Artık bugun kimseye hicbir haksızlıkta bulunulmaz. Islediklerinizden baskasıyla karsılık gormezsiniz

    [55] Dogrusu bugun, cennetlikler eglenceyle mesguldurler

    [56] Onlar ve esleri golgeliklerde, tahtlar uzerine yaslanmıslardır

    [57] Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır

    [58] Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır

    [59] Allah soyle buyurur: Ey suclular! Bugun muminlerden ayrılın. Ey insanogulları! Ben size, seytana tapmayın, o sizin icin apacık bir dusmandır, Bana kulluk edin, bu dogru yoldur, diye bildirmedim mi

    [60] Allah soyle buyurur: Ey suclular! Bugun muminlerden ayrılın. Ey insanogulları! Ben size, seytana tapmayın, o sizin icin apacık bir dusmandır, Bana kulluk edin, bu dogru yoldur, diye bildirmedim mi

    [61] Allah soyle buyurur: Ey suclular! Bugun muminlerden ayrılın. Ey insanogulları! Ben size, seytana tapmayın, o sizin icin apacık bir dusmandır, Bana kulluk edin, bu dogru yoldur, diye bildirmedim mi

    [62] And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıstı, akletmez miydiniz

    [63] Iste bu, size soz verilen cehennemdir

    [64] Bugun, inkarcılıgınıza karsılık oraya girin

    [65] Iste o gun agızlarını muhurleriz, Bizimle elleri konusur, ayakları da yaptıklarına sahidlik eder

    [66] Dilesek, gozlerini kor ederdik de yol bulmaga calısırlardı. Nasıl gorebilirlerdi

    [67] Dilesek, onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri donebilirlerdi

    [68] Uzun omurlu yaptıgımızın hilkatini tersine cevirmisizdir. Akletmezler mi

    [69] Biz ona siir ogretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir ogut ve apacık Kuran'dır

    [70] Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen soz de inkarcıların aleyhine cıksın

    [71] Kudretimizle kendileri icin hayvanlar yarattıgımızı gormezler mi? Onlara sahip olmaktadırlar

    [72] Onları kendilerinin buyruguna verdik; bindikleri de, etini yedikleri de vardır

    [73] Onlarda daha nice faydalar, icecekler vardır; sukretmezler mi

    [74] Allah'ı bırakıp da, kendilerine yardımı dokunur diye, baska tanrılar edindiler

    [75] Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk icin nobet beklerler

    [76] Bunların sozu seni uzmesin. Biz onların gizlediklerini de, acıga vurduklarını da suphesiz biliriz

    [77] Insan kendisini bir nutfeden yarattıgımızı gormez mi ki hemen apacık bir hasım kesilir ve kendi yaratılısını unutur da; "Curumus kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar

    [78] Insan kendisini bir nutfeden yarattıgımızı gormez mi ki hemen apacık bir hasım kesilir ve kendi yaratılısını unutur da; "Curumus kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar

    [79] De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her turlu yaratmayı bilendir

    [80] Yas agactan size ates cıkarandır. Ondan ates yakarsınız

    [81] Gokleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; cunku O, yaratan ve bilendir

    [82] Bir seyi diledigi zaman, O'nun buyrugu sadece, o seye "Ol" demektir, hemen olur

    [83] Her seyin hukumranlıgı elinde olan ve sizin de kendisine doneceginiz Allah munezzehtir

    Surah 37
    Saffât

    [1] Sıra Sıra duran ve onlerindekini surdukce suren ve Allah'ı andıkca anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doguların da- Rabbidir

    [2] Sıra Sıra duran ve onlerindekini surdukce suren ve Allah'ı andıkca anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doguların da- Rabbidir

    [3] Sıra Sıra duran ve onlerindekini surdukce suren ve Allah'ı andıkca anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doguların da- Rabbidir

    [4] Sıra Sıra duran ve onlerindekini surdukce suren ve Allah'ı andıkca anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doguların da- Rabbidir

    [5] Sıra Sıra duran ve onlerindekini surdukce suren ve Allah'ı andıkca anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doguların da- Rabbidir

    [6] Suphesiz Biz, yakın gogu bir susle, yıldızlarla susledik

    [7] Onu, inatcı her turlu seytandan koruduk

    [8] Onlar yuce alemi asla dinleyemezler. Her yonden kovularak atılırlar. Onlara surekli bir azap vardır

    [9] Onlar yuce alemi asla dinleyemezler. Her yonden kovularak atılırlar. Onlara surekli bir azap vardır

    [10] Hele bir tek soz kapan olsun; delici bir alev onun pesine dusuverir

    [11] Allah'a es kosanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattıgımız gokleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini ozlu ve yapıskan camurdan yaratmısızdır

    [12] Evet; sen onlara sasıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar

    [13] Onlara ogut verildiginde ogut dinlemezler

    [14] Bir mucize gorduklerinde onu eglenceye alırlar

    [15] Bu apacık bir sihirdir; oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman, onceki babalarımız yahut biz mi dirilecegiz?" derler

    [16] Bu apacık bir sihirdir; oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman, onceki babalarımız yahut biz mi dirilecegiz?" derler

    [17] Bu apacık bir sihirdir; oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman, onceki babalarımız yahut biz mi dirilecegiz?" derler

    [18] De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak

    [19] Tek bir cıglık. Hemen bakıp kalırlar

    [20] Soyle derler: "Vay bize! Iste bu ceza gunudur

    [21] Onlara: "Iste bu, yalanladıgınız hukum gunudur" denir

    [22] Ilgililere soyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla isbirligi edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

    [23] Ilgililere soyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla isbirligi edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun

    [24] Onları durdurun; cunku kendilerinden daha da sorulacaktır

    [25] Soyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlasmıyorsunuz

    [26] Hayır; bugun onların hepsi teslim olmuslardır

    [27] Birbirlerine donup sorusurlar

    [28] Ileri gelenlerine: "Dogrusu siz bize sureti hakdan gorunurdunuz" derler

    [29] Onlar da soyle derler: "Hayır; siz inanmıs kimseler degildiniz

    [30] Bizim sizin ustunuzde bir nufuzumuz yoktu. Bilakis, azmıs bir millettiniz

    [31] Bu sebeple, Rabbimizin sozu aleyhimizde gerceklesti. suphesiz azabı tadacagız

    [32] Sizi biz azdırmıstık, cunku kendimiz azgındık

    [33] O gun hepsi azabda birlesirler

    [34] Dogrusu suclulara boyle yaparız

    [35] Onlara: "Allah'tan baska tanrı yoktur" denildigi zaman suphesiz buyuklenirler

    [36] Deli bir sair yuzunden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi

    [37] Hayır; o, gercegi getirmis ve peygamberleri dogrulamıstı

    [38] Suphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız

    [39] Yaptıgınızdan baska birseyle cezalanmayacaksınız

    [40] Ancak Allah'a icten baglı kullar bunun dısındadır

    [41] Iste bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karsılıklı tahtlar uzerinde kendilerine ikram olunur

    [42] Iste bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karsılıklı tahtlar uzerinde kendilerine ikram olunur

    [43] Iste bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karsılıklı tahtlar uzerinde kendilerine ikram olunur

    [44] Iste bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karsılıklı tahtlar uzerinde kendilerine ikram olunur

    [45] Bas agrısı vermeyen, sarhos etmeyen, icenlere zevk bahseden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmus kadehler sunulur

    [46] Bas agrısı vermeyen, sarhos etmeyen, icenlere zevk bahseden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmus kadehler sunulur

    [47] Bas agrısı vermeyen, sarhos etmeyen, icenlere zevk bahseden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmus kadehler sunulur

    [48] Yanlarında, ortulu yumurta gibi (bembeyaz), bakıslarını da yalnız eslerine cevirmis guzel gozluler vardır

    [49] Yanlarında, ortulu yumurta gibi (bembeyaz), bakıslarını da yalnız eslerine cevirmis guzel gozluler vardır

    [50] Birbirlerine donup sorarlar

    [51] Iclerinden biri soyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, olup toprak ve kemik oldugumuz zaman dirilerek ceza gorecegimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

    [52] Iclerinden biri soyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, olup toprak ve kemik oldugumuz zaman dirilerek ceza gorecegimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

    [53] Iclerinden biri soyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, olup toprak ve kemik oldugumuz zaman dirilerek ceza gorecegimizi tasdik edenlerdensin?' derdi

    [54] Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der

    [55] Bir bakar onu cehennemin ortasında gorur

    [56] Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin

    [57] Eger Rabbimin lutfu olmasaydı ben de oraya goturulenlerden olurdum

    [58] Birinci olumden sonra bir daha olmeyecegiz degil mi? Azap da gormeyecegiz ha

    [59] Birinci olumden sonra bir daha olmeyecegiz degil mi? Azap da gormeyecegiz ha

    [60] Iste buyuk kurtulus suphesiz budur

    [61] Calısanlar bunun icin calıssın

    [62] Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum agacı mı

    [63] Biz o agacı, zalimler icin bir dert yaptık

    [64] O, cehennemin dibinde cıkan bir agactır

    [65] Tomurcukları seytan bası gibidir

    [66] Iste cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar

    [67] Sonra, uzerine kaynar su katılmıs icki suphesiz onlar icindir

    [68] Dogrusu sonra donecekleri yer yine cehennemdir

    [69] Onlar babalarını suphesiz sapık kimseler olarak bulmuslardı

    [70] Oyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına kosturuyorlardı

    [71] Onlardan once, evvelki ummetlerin cogu, and olsun ki sapıtmıstı

    [72] And olsun ki, iclerine uyarıcılar gondermistik

    [73] Uyarıldıgı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

    [74] Allah'ın, O'na icten baglanan kulları bunun dısındadır

    [75] And olsun ki, Nuh Bize seslenmisti de duasına ne guzel icabet etmistik

    [76] Onu ve ailesini buyuk sıkıntıdan kurtarmıstık

    [77] Ancak onun soyunu surekli kıldık

    [78] Sonra gelenler icinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir un bıraktık

    [79] Sonra gelenler icinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir un bıraktık

    [80] Iste Biz iyi davrananları boyle mukafatlandırırız

    [81] Dogrusu o, bizim inanmıs kullarımızdandı

    [82] Sonra, digerlerini suda bogduk

    [83] Ibrahim de suphesiz O'nun yolunda olanlardandı

    [84] Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi

    [85] Ibrahim babasına ve milletine soyle demisti: "Nelere kulluk ediyorsunuz

    [86] Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz

    [87] Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir

    [88] Ibrahim yıldızlara bir goz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

    [89] Ibrahim yıldızlara bir goz attı ve "Ben rahatsızım" dedi

    [90] Onu bırakıp gittiler

    [91] O da onların tanrılarına gizlice yonelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konusmuyor musunuz?" dedi

    [92] O da onların tanrılarına gizlice yonelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konusmuyor musunuz?" dedi

    [93] Sonunda, uzerlerine yuruyup kuvvetle vurdu

    [94] Bunun uzerine putperestler kosarak ona geldiler

    [95] Ibrahim onlara soyle soyledi: "Yonttugunuz seylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıstır

    [96] Ibrahim onlara soyle soyledi: "Yonttugunuz seylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıstır

    [97] Putperestler: "Onun icin bir yapı yapın da onu oradan atesin icine atın" dediler

    [98] Ona duzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik

    [99] Ibrahim: "Dogrusu ben Rabbim ugrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni dogru yola eristirir" dedi

    [100] Rabbim! Bana iyilerden olacak bir cocuk ver" diye yalvardı

    [101] Biz de ona yumusak huylu bir oglan mujdeledik

    [102] Cocuk kendisinin yanısıra yurumeye baslayınca: "Ey ogulcugum! Dogrusu ben uykuda iken seni bogazladıgımı goruyorum, bir dusun, ne dersin?" dedi. "Ey babacıgım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden oldugumu goreceksin" dedi

    [103] Boylece ikisi de Allah' a teslimiyet gosterip, babası oglunu alnı uzerine yatırınca Biz: "Ey Ibrahim! Ruyayı gercek yaptın; iste biz iyi davrananları boylece mukafatlandırırız" diye seslendik

    [104] Boylece ikisi de Allah' a teslimiyet gosterip, babası oglunu alnı uzerine yatırınca Biz: "Ey Ibrahim! Ruyayı gercek yaptın; iste biz iyi davrananları boylece mukafatlandırırız" diye seslendik

    [105] Boylece ikisi de Allah' a teslimiyet gosterip, babası oglunu alnı uzerine yatırınca Biz: "Ey Ibrahim! Ruyayı gercek yaptın; iste biz iyi davrananları boylece mukafatlandırırız" diye seslendik

    [106] Dogrusu bu apacık bir deneme idi

    [107] Ona fidye olarak buyuk bir kurbanlık verdik

    [108] Sonra gelenler icinde "Ibrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir un bıraktık

    [109] Sonra gelenler icinde "Ibrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir un bıraktık

    [110] Iste iyileri boylece mukafatlandırırız

    [111] Dogrusu o, inanmıs kullarımızdandı

    [112] Ona, iyilerden olan Ishak'ı peygamber olarak mujdeledik

    [113] Kendisini ve Ishak'ı mubarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, acıktan acıga kendisine yazık eden de vardır

    [114] And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmustuk

    [115] Ikisini ve milletlerini buyuk bir sıkıntıdan kurtarmıstık

    [116] Onlara yardım etmistik de ustun gelmislerdi

    [117] Her ikisine de, apacık anlasılan bir Kitap vermistik

    [118] Her ikisini de dogru yola eristirmistik

    [119] Sonra gelenler icinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer un bıraktık

    [120] Sonra gelenler icinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer un bıraktık

    [121] Dogrusu Biz, iyileri boylece mukafatlandırırız

    [122] Ikisi de suphesiz inanmıs kullarımızdandı

    [123] Dogrusu Ilyas da peygamberlerdendir

    [124] Milletine: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Bicim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, onceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demisti

    [125] Milletine: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Bicim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, onceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demisti

    [126] Milletine: "Allah'a karsı gelmekten sakınmaz mısınız? Bicim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, onceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demisti

    [127] Bunun uzerine onu yalanlamıslardı. Allah'ın O'na icten baglı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme goturuleceklerdi

    [128] Bunun uzerine onu yalanlamıslardı. Allah'ın O'na icten baglı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme goturuleceklerdi

    [129] Sonra gelenler icinde, "Ilyas'a selam olsun" diye bir un bıraktık

    [130] Sonra gelenler icinde, "Ilyas'a selam olsun" diye bir un bıraktık

    [131] Dogrusu Biz iyileri boylece mukafatlandırırız

    [132] O, inanmıs kullarımızdandı

    [133] Suphesiz Lut da peygamberlerdendir

    [134] Geridekiler arasında kalan yaslı bir kadın dısında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıstık

    [135] Geridekiler arasında kalan yaslı bir kadın dısında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıstık

    [136] Sonra digerlerini yok etmistik

    [137] Sabah aksam, onların yerleri uzerinden gecersiniz. Akletmez misiniz

    [138] Sabah aksam, onların yerleri uzerinden gecersiniz. Akletmez misiniz

    [139] Dogrusu Yunus da peygamberlerdendir

    [140] Dolu bir gemiye kacmıstı

    [141] Gemide olanlarla karsılıklı kura cekmisti de yenilenlerden olmustu, bu sebeple denize atılmıstı

    [142] Kendini kınarken onu bir balık yutmustu

    [143] Eger Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek gune kadar balıgın karnında kalacaktı

    [144] Eger Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek gune kadar balıgın karnında kalacaktı

    [145] Halsiz bir halde iken kendisini sahile cıkardık

    [146] Onun icin, genis yapraklı bir bitki yetistirdik

    [147] Onu, yuzbin veya daha cok kisiye peygamber olarak gonderdik

    [148] Sonunda ona inandılar, bunun uzerine Biz de onları bir sureye kadar gecindirdik

    [149] Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı

    [150] Yoksa melekleri kız olarak yarattıgımızda onlar hazır mı idiler

    [151] Dikkat edin; dogrusu onlar yalan uydurup soyluyorlar, "Allah dogurdu" diyorlar. Onlar suphesiz yalancıdırlar

    [152] Dikkat edin; dogrusu onlar yalan uydurup soyluyorlar, "Allah dogurdu" diyorlar. Onlar suphesiz yalancıdırlar

    [153] Allah kızları, ogullara tercih mi etmis

    [154] Ne oluyorsunuz? Ne bicim hukmediyorsunuz

    [155] Hic dusunmez misiniz

    [156] Yoksa apacık bir deliliniz mi var

    [157] Dogru sozlulerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım

    [158] Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bagı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu soyleyenlerin) hesap yerine goturuleceklerini bilirler

    [159] Allah onların vasıflandırmalarından munezzehtir

    [160] Allah'ın icten baglı kulları bunların dısındadır

    [161] Sizler ve taptıgınız seyler, cehenneme girecek kimseden baskasını Allah'a karsı azdırıcı degilsiniz

    [162] Sizler ve taptıgınız seyler, cehenneme girecek kimseden baskasını Allah'a karsı azdırıcı degilsiniz

    [163] Sizler ve taptıgınız seyler, cehenneme girecek kimseden baskasını Allah'a karsı azdırıcı degilsiniz

    [164] Melekler soyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Suphesiz biz sıra sıra duranlarız, suphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

    [165] Melekler soyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Suphesiz biz sıra sıra duranlarız, suphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

    [166] Melekler soyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Suphesiz biz sıra sıra duranlarız, suphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz

    [167] Putperestler: "Oncekilerde oldugu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na icten baglanan kulları olurduk" derlerdi

    [168] Putperestler: "Oncekilerde oldugu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na icten baglanan kulları olurduk" derlerdi

    [169] Putperestler: "Oncekilerde oldugu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na icten baglanan kulları olurduk" derlerdi

    [170] Boyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir

    [171] And olsun ki, peygamber kullarımıza soz vermisizdir

    [172] Onlar suphesiz yardım goreceklerdir

    [173] Bizim ordumuz suphesiz ustun gelecektir

    [174] Bir sureye kadar onlara aldırıs etme

    [175] Onlara inecek azabı gozetle, onlar da goreceklerdir

    [176] Azabımıza ugramakta acele mi ediyorlar

    [177] O azap, yurtlarına indiginde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kotu olur

    [178] Bir sureye kadar onlardan yuz cevir

    [179] Inecek azabı gozetle, onlar da goreceklerdir

    [180] Senin guclu olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından munezzehtir

    [181] Ve selam, peygamberleredir

    [182] Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır

    Surah 38
    Sâd

    [1] Sad. Ogut veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık icindedirler

    [2] Sad. Ogut veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık icindedirler

    [3] Onlardan once nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı degildi

    [4] Aralarından bir uyarıcının gelmesine sasmıslardı. Inkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Dogrusu bu tuhaf bir seydir" demislerdi

    [5] Aralarından bir uyarıcının gelmesine sasmıslardı. Inkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Dogrusu bu tuhaf bir seydir" demislerdi

    [6] Onlardan ileri gelenler: "Yuruyun, tanrılarınıza baglılıkta direnin, sizden istenen suphesiz budur. Baska dinde de bunu isitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan suphededirler. Hayır, azabımızı henuz tatmamıslardır

    [7] Onlardan ileri gelenler: "Yuruyun, tanrılarınıza baglılıkta direnin, sizden istenen suphesiz budur. Baska dinde de bunu isitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan suphededirler. Hayır, azabımızı henuz tatmamıslardır

    [8] Onlardan ileri gelenler: "Yuruyun, tanrılarınıza baglılıkta direnin, sizden istenen suphesiz budur. Baska dinde de bunu isitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan suphededirler. Hayır, azabımızı henuz tatmamıslardır

    [9] Yoksa, guclu ve cok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır

    [10] Yahut, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hukumranlıgı onların elinde midir? Oyle ise sebeplere tevessul edip goge yukselsinler

    [11] Onlar burada takım takım bozguna ugramıs perisan bir ordudur

    [12] Onlardan once Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıstı. Iste bunlar da peygamberlerine karsı birlesen topluluklardır

    [13] Onlardan once Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıstı. Iste bunlar da peygamberlerine karsı birlesen topluluklardır

    [14] Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler

    [15] Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir cıglık beklemektedirler

    [16] Onlar ise "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gununden once ver" derler

    [17] Onların soylediklerine sabret; guclu kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yonelirdi

    [18] Dogrusu Biz, aksam sabah onunla beraber tesbih eden dagları, kusları da toplu halde onun buyrugu altına vermistik. Her biri ona yonelmekteydi

    [19] Dogrusu Biz, aksam sabah onunla beraber tesbih eden dagları, kusları da toplu halde onun buyrugu altına vermistik. Her biri ona yonelmekteydi

    [20] Onun hukumranlıgını kuvvetlendirmistik. Ona hikmet ve kesin hukum selahiyeti vermistik

    [21] Sana davacıların haberi ulastı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmislerdi de, o onlardan urkmustu. Soyle demislerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavuz etmis iki davacıyız; aramızda adaletle hukmet, ondan ayrılma, bizi dogru yola cıkar

    [22] Sana davacıların haberi ulastı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmislerdi de, o onlardan urkmustu. Soyle demislerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavuz etmis iki davacıyız; aramızda adaletle hukmet, ondan ayrılma, bizi dogru yola cıkar

    [23] Bu kardesimin doksan dokuz disi koyunu, benim de bir tek disi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartısmada beni yendi

    [24] Davud: "And olsun ki, senin disi koyununu kendi disi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmustur. Dogrusu ortakcıların cogu birbirlerinin haklarına tecavuz ederler. Inanıp yararlı is isleyenler bunun dısındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demisti. Davud, Kendisini denedigimizi sanmıstı da, Rabbinden magfiret dileyerek egilip secdeye kapanmıs, tevbe etmis, Allah'a yonelmisti

    [25] Boylece onu bagıslamıstık. Katımızda onun yakınlıgı ve guzel bir gelecegi vardır

    [26] Ey Davud! Seni suphesiz yeryuzunde hukumran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hukmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Dogrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gununu unutmalarına karsılık cetin azap vardır

    [27] Gogu, yeri ve ikisinin arasında bulunanları bosuna yaratmadık. Bunun bosuna oldugu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay atese ugrayacak inkarcıların haline

    [28] Yoksa, inanıp yararlı is isleyenleri, yeryuzunde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah'a karsı gelmekten sakınanları yoldan cıkanlar gibi mi tutarız

    [29] Sana indirdigimiz bu Kitap mubarektir; ayetlerini dusunsunler, aklı olanlar da ogut alsınlar

    [30] Davud'a Suleyman'ı bahsettik; o ne guzel bir kuldu! Dogrusu o daima Allah'a yonelirdi

    [31] Ona bir aksam ustu, calımlı, cins kosu atları sunulmustu

    [32] Suleyman: "Dogrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sagladıkları icin severim" demisti. Kosup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya baslamıstı

    [33] Suleyman: "Dogrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sagladıkları icin severim" demisti. Kosup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya baslamıstı

    [34] And olsun ki Suleyman'ı denedik, hukumranlıgını zayıf dusurduk; sonra eski haline dondu

    [35] Suleyman: "Rabbim! Beni bagısla, bana benden sonra kimsenin ulasamayacagı bir hukumranlık ver; Sen suphesiz, daima bagısta bulunansın" dedi

    [36] Bunun uzerine Biz de, istedigi yere onun buyrugu ile kolayca giden ruzgarı, bina kuran ve dalgıclık yapan seytanları, demir halkalarla baglı digerlerini onun buyrugu altına verdik

    [37] Bunun uzerine Biz de, istedigi yere onun buyrugu ile kolayca giden ruzgarı, bina kuran ve dalgıclık yapan seytanları, demir halkalarla baglı digerlerini onun buyrugu altına verdik

    [38] Bunun uzerine Biz de, istedigi yere onun buyrugu ile kolayca giden ruzgarı, bina kuran ve dalgıclık yapan seytanları, demir halkalarla baglı digerlerini onun buyrugu altına verdik

    [39] Iste Bizim bagısımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır." dedik

    [40] Dogrusu onun katımızda yakınlıgı ve guzel bir istikbali vardır

    [41] Kulumuz Eyyub'u da an; Rabbine: "Dogrusu seytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmisti

    [42] Ayagını yere vur! Iste yıkanacak ve icilecek soguk bir su" dedik

    [43] Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir ogut olmak uzere, ona tekrar ailesini ve gecmis olanlarla bir mislini daha vermistik

    [44] Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demistik. Dogrusu Biz onu sabırlı bulmustuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yonelirdi

    [45] Guclu ve anlayıslı olan kullarımız Ibrahim, Ishak ve Yakub'u da an

    [46] Biz onları ahiret yurdunu dusunen, icten baglı kimseler kıldık

    [47] Dogrusu onlar katımızda seckin, iyi kimselerdendirler

    [48] Ismail'i, Elyesa'ı, Zulkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir

    [49] Iste bu guzel bir anmadır. Dogrusu Allah'a karsı gelmekten sakınanlara guzel bir gelecek vardır

    [50] Kapıları onlara acılmıs Adn cennetleri vardır

    [51] Orada tahtlara yaslanmıs olarak turlu meyveler ve icecekler isterler

    [52] Yanlarında, gozlerini eslerine dikmis yasıt guzeller vardır

    [53] Iste bu hesap gunu icin, size soz verilenlerdir

    [54] Dogrusu, verdigimiz bu rızıklar tukenecek degildir

    [55] Bu boyle; ama azgınlara kotu bir gelecek vardır

    [56] Cehenneme girerler; ne kotu bir konaktır

    [57] Iste bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar

    [58] Bunlara benzer daha baskaları da vardır

    [59] (Inkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "Iste sunlar sizinle beraber girecek olanlardır." (Derler ki;) "Onlar rahat yuzu gormesin. Behemehal atese gireceklerdir

    [60] (Onlara uyanlar;) "Hayır, asıl siz rahat yuzu gormeyin; bunu basımıza getiren sizsiniz; ne kotu bir duraktır!" derler

    [61] Rabbimiz! Bunu kim basımıza getirdiyse, ateste onun azabını kat kat artır" derler

    [62] Soyle derler: "Kendilerini dunyada iken kotu saydıgımız kimseleri burada nicin gormuyoruz

    [63] Onları alaya alırdık; yoksa simdi gozlere gorunmezler mi

    [64] Iste cehennemliklerin bu sekilde tartısması gercektir

    [65] De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gucu her seye yeten tek Allah'tan baska tanrı yoktur

    [66] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, gucludur, cok bagıslayandır

    [67] De ki: "Bu Kuran buyuk bir haberdir, ama siz ondan yuz ceviriyorsunuz

    [68] De ki: "Bu Kuran buyuk bir haberdir, ama siz ondan yuz ceviriyorsunuz

    [69] Onlar tartısırlarken Melei Ala'daki bu olanlar hakkında bir bilgim yoktu

    [70] Bana sadece vahyolunuyor; dogrusu ben ancak apacık bir uyarıcıyım

    [71] Rabbin meleklere soyle demisti: "Ben camurdan bir insan yaratacagım. Onu yapıp ruhumdan ona ufledigim zaman ona secdeye kapanın

    [72] Rabbin meleklere soyle demisti: "Ben camurdan bir insan yaratacagım. Onu yapıp ruhumdan ona ufledigim zaman ona secdeye kapanın

    [73] Butun melekler secde etmislerdi, fakat Iblis; o, buyukluk taslamıs ve inkarcılardan olmustu

    [74] Butun melekler secde etmislerdi, fakat Iblis; o, buyukluk taslamıs ve inkarcılardan olmustu

    [75] Allah: "Ey Iblis, ellerimle (kudretimle) yarattıgıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Boburlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi

    [76] Iblis: "Ben ondan daha ustunum. Beni atesten yarattın, onu camurdan yarattın" dedi

    [77] Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmus birisin. Din (kıyamet/ceza) gunune kadar lanetim senin uzerinedir" dedi

    [78] Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmus birisin. Din (kıyamet/ceza) gunune kadar lanetim senin uzerinedir" dedi

    [79] Rabbim! Dirilecekleri gune kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi

    [80] Allah: "Sen bilinen gune kadar erteye bırakılanlardansın" dedi

    [81] Allah: "Sen bilinen gune kadar erteye bırakılanlardansın" dedi

    [82] Iblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana icten baglı olan kulların bir yana, hepsini azdıracagım" dedi

    [83] Iblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana icten baglı olan kulların bir yana, hepsini azdıracagım" dedi

    [84] Allah: "Dogrudur; iste Ben hakikati soyluyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracagım" dedi

    [85] Allah: "Dogrudur; iste Ben hakikati soyluyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracagım" dedi

    [86] De ki: "Buna karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Kendiligimden bir sey iddia eden kimselerden de degilim

    [87] Bu Kuran, ancak dunyalar icin bir oguttur

    [88] Onun verdigi haberin dogrulugunu bir zaman sonra ogreneceksiniz

    Surah 39
    Zümer

    [1] Kitap'ın indirilmesi, guclu ve Hakim olan Allah katındandır

    [2] Biz sana Kitap'ı gercekle indirdik. Oyle ise dini Allah icin halis kılarak O'na kulluk et

    [3] Dikkat edin, halis din Allah'ındır; O'nu bırakıp da putlardan dostlar edinenler: "Onlara, bizi Allah'a yaklastırsınlar diye kulluk ediyoruz" derler. Dogrusu Allah ayrılıga dustukleri seylerde aralarında hukum verecektir. Allah suphesiz yalancı ve inkarcı kimseyi dogru yola eristirmez

    [4] Allah cocuk edinmek isteseydi, yaratıklarından diledigini secerdi. O munezzehtir, O; gucu her seye yeten tek Allah'tır

    [5] Gokleri ve yeri gercekten yaratan O'dur. Geceyi gunduze dolar, gunduzu geceye dolar. Her biri belirli bir sureye kadar yorungelerinde yuruyen gunes ve ayı buyruk altında tutar. Dikkat edin, guclu olan, cok bagıslayan O'dur

    [6] Sizi bir tek nefisten yaratmıs, sonra ondan esini varetmistir; sizin icin hayvanlardan sekiz cift meydana getirmistir; sizi annelerinizin karınlarında uc turlu karanlık icinde, yaratılıstan yaratılısa gecirerek yaratmıstır; iste bu Rabbiniz olan Allah'tır. Hukumranlık O'nundur, O'ndan baska tanrı yoktur. Oyleyken nasıl olur da O'nu bırakıp baskasına yonelirsiniz

    [7] Eger inkar ederseniz bilin ki Allah sizden mustagnidir. Kullarının inkarından hosnut olmaz. Eger sukrederseniz sizden hosnut olur. Hicbir gunahkar digerinin gunahını yuklenmez. Sonunda donusunuz Rabbinizedir; yaptıklarınızı o zaman size haber verir; cunku O, kalblerde olanı bilir

    [8] Insanın basına bir sıkıntı gelince Rabbine yonelerek O'na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince onceden kime yalvarmıs oldugunu unutuverir; Allah'ın yolundan saptırmak icin O'na esler kosar. De ki: "Inkarınla az bir muddet zevklen, suphesiz sen cehennemliksin

    [9] Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun buken, ahiretten cekinen, Rabbinin rahmetini dileyen kimse inkar eden kimse gibi olur mu? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Dogrusu ancak akıl sahipleri ogut alırlar

    [10] Soyle de: "Ey inanan kullarım! Rabbinize karsı gelmekten sakının; bu dunyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattıgı yeryuzu genistir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak odenecektir

    [11] De ki: "Dini Allah'a halis kılarak O'na kulluk etmekle emrolundum

    [12] Ve Muslumanların ilki olmakla emrolundum

    [13] De ki: "Rabbime karsı gelirsem, dogrusu buyuk gunun azabından korkarım

    [14] De ki: "Ben, dinimi Allah'a halis kılarak O'na kulluk ederim

    [15] Ey Allah'a es kosanlar! Siz de O'ndan baska dilediginize kulluk edin." De ki: Husrana ugrayanlar kıyamet gunu kendilerini ve ailelerini husrana sokanlardır. Dikkat edin, iste apacık husran budur

    [16] Onlara ustlerinden kat kat ates vardır. Allah kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, Benden sakının

    [17] Seytana ve putlara kulluk etmekten kacınıp, Allah'a yonelenlere, onlara, mujde vardır. Dinleyip de, en guzel soze uyan kullarımı mujdele. Iste Allah'ın dogru yola eristirdigi onlardır. Iste onlar akıl sahipleridir

    [18] Seytana ve putlara kulluk etmekten kacınıp, Allah'a yonelenlere, onlara, mujde vardır. Dinleyip de, en guzel soze uyan kullarımı mujdele. Iste Allah'ın dogru yola eristirdigi onlardır. Iste onlar akıl sahipleridir

    [19] Hakkında azap sozu gerceklesmis kimseyi, ateste olanı sen mi kurtaracaksın

    [20] Fakat, Rablerinden sakınanlara, ust uste bina edilmis koskler vardır; altlarından ırmaklar akar. Bu, Allah'ın verdigi sozdur, Allah verdigi sozden caymaz

    [21] Allah'ın gokten bir su indirip, onu yerdeki kaynaklara yerlestiren, sonra onunla cesitli renklerde ekinler yetistiren oldugunu gormez misin? Sonra onları kurutur ki sen de onları sapsarı gorursun, sonra da cer cope cevirir. Suphesiz bunlarda, akıl sahipleri icin ogut vardır

    [22] Allah kimin gonlunu Islam'a acmıssa, o, Rabbi katından bir nur uzere olmaz mı? Kalbleri Allah'ı anmak hususunda katılasmıs olanlara yazıklar olsun; iste bunlar apacık sapıklıktadırlar

    [23] Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitap'ı sozlerin en guzeli olarak indirmistir. Rablerinden korkanların, bu Kitap'tan tuyleri urperir, sonra hem derileri ve hem de kalbleri Allah'ın zikrine yumusar ve yatısır. Iste bu Kitap, Allah'ın dogruluk rehberidir, onunla istedigini dogru yola eristirir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gosteren bulunmaz

    [24] Kıyamet gunu kotu azaptan yuzunu korumaya calısan kimse, guven icinde olan kimse gibi midir? Zalimlere: "Kazandıklarınızın karsılıgını tadın" denir

    [25] Onlardan oncekiler de peygamberleri yalanlamıslardı da farkına varmadıkları yerden onlara bir azap catmıstı

    [26] Allah onlara, dunya hayatında rezilligi tattırdı; ahiret azabı daha buyuktur. Keske bilseler

    [27] Biz bu Kuran'da insanlara her turlu misali, belki ogut alırlar diye, and olsun ki verdik

    [28] O, egriligi olmayan, Arapca bir Kuran'dır. Belki sakınırlar

    [29] Allah, gecimsiz efendileri olan bir adamla, yalnız bir kisiye baglı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi esit midir? Ovulmek Allah icindir, fakat cogu bilmezler

    [30] Suphesiz sen de oleceksin, onlar da olecekler

    [31] Ey insanlar! Sonra siz, kıyamet gunu Rabbinizin huzurunda durusmaya cıkacaksınız

    [32] Allah'a karsı yalan uydurandan, kendisine gelmis gercegi yalan sayandan daha zalim olan kimdir? Inkarcılar icin cehennemde dur durak olmaz olur mu

    [33] Gercegi getiren ve onu dogrulayanlar, iste onlar, Allah'a karsı gelmekten sakınmıs olanlardır

    [34] Onlara, Rablerinin katında diledikleri seyler vardır, bu, iyilerin mukafatıdır

    [35] Zira Allah, onların yaptıkları kotulukleri orter, onlara, isledikleri seylerin en guzel karsılıklarını verir

    [36] Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan baska seylerle korkutuyorlar. Allah'ın, saptırdıgını dogru yola koyacak yoktur

    [37] Allah'ın dogru yola eristirdigini de saptıracak yoktur. Allah, guclu olan, oc alabilen degil midir

    [38] And olsun ki, onlara, "Gokleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan: "Allah'tır" derler. De ki: "Oyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdigi zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmetdilerse, O'nun rahmetini onleyebilir mi?" De ki: "Allah bana yeter; guvenenler O'na guvenir

    [39] De ki: "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdigini yapın; dogrusu ben de yapacagım. Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime surekli azap inecek bileceksiniz

    [40] De ki: "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdigini yapın; dogrusu ben de yapacagım. Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime surekli azap inecek bileceksiniz

    [41] Dogrusu Biz, insanlar icin Kitap'ı gercekle sana indirdik; kim dogru yolda ise bu kendi lehinedir; sapıtan da kendi aleyhine sapıtmıs olur. Sen onlara vekil degilsin

    [42] Allah, oleceklerin olumleri anında, olmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Olmelerine hukmettigi kimselerinkini tutar, digerlerini bir sureye kadar salıverir. Dogrusu bunda dusunen kimseler icin dersler vardır

    [43] Yoksa Allah'tan baska sefaatciler mi edindiler? De ki: "Onlar bir seye sahip olmadıkları, akıl da edemedikleri halde mi sefaat edecekler

    [44] De ki: "Butun sefaat Allah'ın iznine baglıdır. Goklerin ve yerin hukumranlıgı O'nundur. Sonra O'na doneceksiniz

    [45] Allah tek olarak anıldıgı zaman, ahirete inanmayanların kalbleri nefretle carpar, ama Allah'tan baska putlar anıldıgı zaman hemen yuzleri guler

    [46] De ki: "Ey goklerin, yerin yaratanı, gorulmeyeni ve goruleni bilen Allah'ım! Kullarının ayrılıga dustukleri seyler hakkında aralarında Sen hukmedeceksin

    [47] Yeryuzunde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olmus olsa, kıyamet gunundeki kotu azap icin fidye verseler kabul edilmez. Allah katından onlara, hic hesaplamadıkları seyler beliriverir

    [48] Onlara, isledikleri kotu seyler belli olur; alaya aldıkları seyler de kendilerini cepecevre sarar

    [49] Insanın basına bir sıkıntı gelince Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdigimiz zaman: "Bu bana bilgimden dolayı verilmistir" der. Hayır; o bir imtihandır, fakat cokları bilmezler

    [50] Bunu onlardan oncekiler de soylemisti, ama kazandıkları seyler onlara fayda vermedi

    [51] Bunun icin, isledikleri kotulukler baslarına geldi. Bunlar icinde zulmedenlerin de kazandıkları kotulukler baslarına gelecektir. Bu hususta Allah'ı aciz bırakamazlar

    [52] Allah'ın rızkı diledigine yaydıgını ve kısıp bir olcuye gore verdigini bilmezler mi? Dogrusu bunda, inanan kimseler icin dersler vardır

    [53] De ki: "Ey kendilerine kotuluk edip asırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Dogrusu Allah gunahların hepsini bagıslar. Cunku O, bagıslayandır, merhametlidir

    [54] Rabbinize yonelin. Azap size gelmeden once O'na teslim olun; sonra yardım gormezsiniz

    [55] Size ansızın, farkına varmadan azap gelmeden once Rabbinizden size indirilen en guzel soze, Kuran'a uyun

    [56] Kisinin: "Allah'a karsı asırı gitmemden oturu bana yazıklar olsun. Gercekten ben alaya alanlardandım" diyecegi gunden sakının

    [57] Veya, "Allah beni dogru yola eristirseydi sakınanlardan olurdum" diyecegi, yahut, azabı gordugunde: "Keske benim icin donus imkanı bulunsa da iyilerden olsam" diyecegi gunden sakının

    [58] Veya, "Allah beni dogru yola eristirseydi sakınanlardan olurdum" diyecegi, yahut, azabı gordugunde: "Keske benim icin donus imkanı bulunsa da iyilerden olsam" diyecegi gunden sakının

    [59] Ey insanoglu! Evet; ayetlerim sana gelmisti de onları yalanlamıs, buyukluk taslamıs ve inkarcılardan olmustun

    [60] Allah'a karsı yalan uyduranların, kıyamet gunu, yuzlerinin simsiyah oldugunu gorursun. Boburlenenler icin cehennemde bir durak olmaz olur mu

    [61] Allah, sakınanları basarılarından oturu kurtarır. Onlara hicbir kotuluk gelmez; onlar uzulmezler

    [62] Allah her seyin yaratanıdır. O her seye Vekil'dir

    [63] Goklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler, iste onlar husrandadırlar

    [64] De ki: "Ey cahiller! Bana, Allah'tan baskasına kulluk etmemi mi emredersiniz

    [65] And olsun ki sana da, senden onceki peygamberlere de vahyolunmustur: "And olsun, eger Allah'a ortak kosarsan islerin suphesiz bosa gider ve husranda kalanlardan olursun

    [66] Hayır; yalnız Allah'a kulluk et ve sukredenlerden ol

    [67] Onlar Allah'ı geregi gibi degerlendiremediler. Butun yeryuzu, kıyamet gunu O'nun avucundadır; gokler O'nun kudretiyle durulmus olacaktır. O, putperestlerin ortak kosmalarından yuce ve munezzehtir

    [68] Sura uflenince, Allah'ın diledigi bir yana, goklerde olanlar, yerde olanlar hepsi dusup olur. Sonra Sura bir daha uflenince hemen ayaga kalkıp bakısır dururlar

    [69] Yeryuzu Rabbinin nuruyla aydınlanır, kitap acılır, peygamberler ve sahidler getirilir ve onlara haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hukum verilir

    [70] Her kisiye isledigi odenir. Esasen Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir

    [71] Inkar edenler, boluk boluk cehenneme surulur. Oraya vardıklarında kapıları acılır; bekcileri onlara: "Size icinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugune kavusacagınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi" derler. "Evet geldi" derler. Lakin azap sozu inkarcıların aleyhine gerceklesir

    [72] Onlara: "Temelli kalacagınız cehennemin kapılarından girin; boburlenenlerin duragı ne kotudur!" denir

    [73] Rablerine karsı gelmekten sakınanlar, boluk boluk cennete goturulurler. Oraya varıp da kapıları acıldıgında, bekcileri onlara: "Selam size, hos geldiniz! Temelli olarak buraya girin" derler

    [74] Onlar: "Bize verdigi sozde duran ve bizi bu yere varis kılan Allah'a hamdolsun. Cennette istedigimiz yerde oturabiliriz. Yararlı is isleyenlerin ecri ne guzelmis!" derler

    [75] Melekleri, arsın etrafını cevirmis oldukları halde, Rablerini hamd ile overken gorursun. Artık insanların aralarında adaletle hukum olunmustur. "Ovgu, Alemlerin Rabbi olan Allah icindir" denir

    Surah 40
    Ğâfir

    [1] Ha, Mim

    [2] Kitap'ın indirilmesi, guclu ve bilgin olan Allah katındandır

    [3] O, gunahı bagıslayan, tevbeyi kabul eden, cezası siddetli, lutfu bol olandır. O'ndan baska tanrı yoktur, donus O'nadır

    [4] Allah'ın ayetleri uzerinde, inkar edenlerden baskası tartısmaya girismez. Inkarcıların memlekette gezip dolasması seni aldatmasın

    [5] Onlardan once, Nuh milleti, ardından, peygamberlere karsı gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamıs; her ummet, peygamberini cezalandırmaya azmetmisti. Hakkı batılla gidermek icin mucadele etmislerdi. Bunun uzerine Ben onları yakaladım. Cezalandırmam nasılmıs

    [6] Inkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbinin sozu boylece gerceklesti

    [7] Arsı yuklenen ve cevresinde bulunanlar, Rablerini overek tesbih ederler; O'na inanırlar. Muminler icin: "Rabbimiz! Ilmin ve rahmetin herseyi icine almıstır. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bagısla; onları cehennemin azabından koru" diye bagıslanma dilerler

    [8] Rabbimiz! Muminleri ve babalarından, eslerinden, soylarından iyi olanları, kendilerine soz verdigin Adn cennetlerine koy; suphesiz guclu olan, Hakim olan ancak Sensin

    [9] Onları kotuluklerden koru! O gun kotuluklerden kimi korursan, ona suphesiz rahmet etmis olursun. Bu buyuk kurtulustur

    [10] Ama inkar edenlere, "Allah'ın gazabı, sizin birbirinize olan ofkenizden daha buyuktur; imana cagrıldıgınızda inkar ederdiniz" diye seslenilir

    [11] Onlar: "Rabbimiz! Bizi iki defa oldurdun, iki defa dirilttin. Biz de suclarımızı itiraf ettik, bir daha cıkmaga yol var mıdır?" derler

    [12] Onlara: "Yalnız Allah cagrıldıgı zaman inkar ederdiniz de, O'na es kosulunca inanırdınız. Bugun hukum, yuce Allah'ındır" denir

    [13] Size mucizelerini gosteren, size gokten rızık indiren O'dur. Allah'a yonelenden baskası ibret almaz

    [14] Ey inananlar! Inkarcılar istemese de, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın

    [15] Ars sahibi, varlıkların en yucesi olan Allah, kavusma gununu ihtar etmek icin kullarından diledigine emriyle vahyi indirir

    [16] O gun onlar meydana cıkarlar; onların hicbir seyi Allah'a gizli kalmaz. "Bugun hukumranlık kimindir?" denir; hepsi: "Gucu herseye yeten tek Allah'ındır" derler

    [17] Bugun herkese, kazandıgının karsılıgı verilir. Bugun haksızlık yoktur. Dogrusu Allah, hesabı cabuk gorendir

    [18] Onları, yureklerin agıza gelecegi, tasadan yutkunacakları, yaklasan kıyamet gunu ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sozu dinlenecek sefaatcisi olur

    [19] Allah gozlerin hainligini ve gonullerin gizledigini bilir

    [20] Allah, gercekle hukmeder. O'nu bırakıp da yalvardıkları putlar bir seye hukum veremez. Suphesiz Allah isitir ve gorur

    [21] Yeryuzunde dolasıp, kendilerinden once ve kendilerinden daha kuvvetli olan ve yeryuzunde daha cok eser bırakan kimselerin sonuclarının nasıl oldugunu gormezler mi? Allah onları suclarıyla yakalamıstır. Allah'a karsı onları koruyan yoktur

    [22] Bu, kendilerine acık belgelerle gelen peygamberlerini inkar etmelerinden oturudur. Allah da onları bunun icin yakalamıstır. Dogrusu O, kuvvetlidir, cezalandırması da siddetlidir

    [23] And olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apacık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a gondermisizdir. Onlar: "Bu, yalancı sihirbazın biridir" demislerdi

    [24] And olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apacık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a gondermisizdir. Onlar: "Bu, yalancı sihirbazın biridir" demislerdi

    [25] Musa katımızdan onlara gercegi getirince: "Onunla beraber iman etmis kimselerin ogullarını oldurun, kadınlarını sag bırakın" dediler. Ama inkarcıların hilesi elbette bosa gider

    [26] Firavun: "Beni bırakın da Musa'yı oldureyim, o, Rabbine yalvaradursun. Onun, sizin dininizi degistireceginden veya yeryuzunde bozgun cıkaracagından korkuyorum" dedi

    [27] Musa: "Dogrusu ben, hesap gorulecek gune inanmayan boburlenenlerin hepsinden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sıgınırım" dedi

    [28] Firavun ailesinden olup da, inandıgını gizleyen bir adam dedi ki: "Rabbim Allah'tır diyen bir adamı mı oldureceksiniz? Oysa size Rabbinizden belgelerle gelmistir. Eger yalancıysa, yalanı kendisinedir; eger dogru sozlu ise, sizi tehdit ettiklerinin bir kısmı basınıza gelebilir. Dogrusu Allah, asırı yalancıyı dogru yola eristirmez

    [29] Ey milletim; Bugun memlekette hukumranlık sizindir, galip olanlar sizsiniz. Ama Allah'ın baskını bize catınca, O'na karsı bize kim yardım eder?" Firavun: "Ben size kendi gorusumden baskasını soylemiyorum. Ben size ancak dogru yolu gosteriyorum" dedi

    [30] Inanmıs olan adam dedi ki: "Ey milletim! Dogrusu ben sizin icin, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların ugradıkları bir gunun benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulum dilemez

    [31] Inanmıs olan adam dedi ki: "Ey milletim! Dogrusu ben sizin icin, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların ugradıkları bir gunun benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulum dilemez

    [32] Ey milletim! Ahu figan gununden sizin hesabınıza korkuyorum

    [33] Arkanıza donup kacacagınız gun Allah'a karsı sizi koruyan bulunmaz. Allah'ın saptırdıgını dogru yola getirecek yoktur

    [34] And olsun ki, Yusuf da, daha once, size belgelerle gelmisti. Size getirdigi seylerden suphelenip durmustunuz. Sonunda Yusuf olunce, Allah onun ardından hicbir peygamber gondermeyecek demistiniz. Allah, asırı supheciyi iste boylece saptırır

    [35] Bunlar, Allah'ın ayetleri uzerinde kendilerine gelmis bir delil bulunmadan tartısırlar. Bu, Allah katında da, inananların yanında da ofkeyi arttırır. Allah, buyukluk taslayan her zorbanın kalbini bundan dolayı muhurler

    [36] Firavun: "Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, goklerin yollarına erisirim de Musa'nın Tanrısını gorurum. Dogrusu ben, onu yalancı sanıyorum" dedi. Firavun'a, kotu isi boylece guzel gosterildi ve dogru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette bosa gidecekti

    [37] Firavun: "Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, goklerin yollarına erisirim de Musa'nın Tanrısını gorurum. Dogrusu ben, onu yalancı sanıyorum" dedi. Firavun'a, kotu isi boylece guzel gosterildi ve dogru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette bosa gidecekti

    [38] O inanan kimse dedi ki: "Ey milletim! Bana uyun, sizi dogru yola eristireyim

    [39] Ey milletim! Suphesiz bu dunya hayatı gecicidir, ama ahiret, dogrusu iste o, kalınacak yurttur

    [40] Kim bir kotuluk islerse ancak onun kadar ceza gorur. Kadın veya erkek, kim, inanarak yararlı is islerse, iste onlar cennete girerler; orada hesapsız sekilde rızıklanırlar

    [41] Ey milletim! Nedir basıma gelen? Ben sizi kurtulusa cagırıyorum, siz beni atese cagırıyorsunuz

    [42] Siz beni Allah'ı inkar etmeye, bilmedigim bir seyi O'na ortak kosmaya cagırıyorsunuz; ben ise sizi, guclu olan, cok bagıslayan Allah'a cagırıyorum

    [43] Beni kendisine cagırdıgınızın, bu dunyada da ahirette de cagırabilecek kabiliyette olmadıgında, hepimizin Allah'a doneceginde, asırı gidenlerin ateslikler olduklarında suphe yoktur

    [44] Size soyledigimi hatırlayacaksınız. Ben isimi Allah'a bırakıyorum. Dogrusu Allah, kulları gorur

    [45] Allah o adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kotu azap Firavun'un adamlarını sardı

    [46] Onlar, sabah aksam atese sunulurlar. Kıyamet cattıgı gun, "Firavun'un adamlarını azabın en agırına sokun"denir

    [47] Atesin icinde birbirleriyle tartısırlarken, gucsuzler, buyukluk taslayanlara: "Dogrusu biz size uymustuk, simdi atesin bir parcasını olsun bizden savabilir misiniz?" derler

    [48] Buyukluk taslayanlar: "Dogrusu hepimiz onun icindeyiz. Allah kullar arasında suphesiz hukum vermistir" derler

    [49] Ateste olanlar, cehennemin bekcilerine: "Rabbinize yalvarın da hic degilse bir gun, azabımızı hafifletsin" derler

    [50] Bekciler: "Size, belgelerle peygamberleriniz gelmis miydi?" derler. Onlar da: "Evet, gelmisti" derler. Bekciler: "O halde kendiniz yalvarın" derler. Inkarcıların yalvarısı suphesiz bosunadır

    [51] Dogrusu Biz, peygamberlerimize ve inananlara dunya hayatında ve sahidlerin sahidlik edecekleri gunde yardım ederiz

    [52] O gun zalimlere, ozur beyan etmeleri fayda vermez. Lanet onlaradır. Yurdun kotusu de onlaradır

    [53] And olsun ki Biz Musa'ya dogruluk rehberi verdik. Israilogullarını da, akıl sahipleri icin bir ogut ve dogruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık

    [54] And olsun ki Biz Musa'ya dogruluk rehberi verdik. Israilogullarını da, akıl sahipleri icin bir ogut ve dogruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık

    [55] Sabret, Allah'ın verdigi soz suphesiz gercektir. Sucunun bagıslanmasını dile; Rabbini aksam, sabah, overek tesbih et

    [56] Allah'ın ayetleri uzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartısanların gonullerinde, ulasamayacakları bir buyuklenme vardır. Sen Allah'a sıgın. O suphesiz isitendir, gorendir

    [57] Goklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha buyuk bir seydir. Fakat insanların cogu bilmezler

    [58] Korle goren, inanıp yararlı is isleyenlerle kotuluk yapan bir degildir. Ne kadar az dusunuyorsunuz

    [59] Kıyamet gunu mutlaka gelecektir. Bunda suphe yoktur, fakat, insanların cogu inanmıyor

    [60] Rabbiniz: "Bana dua edin ki duanıza icabet edeyim. Bana kulluk etmeyi buyukluklerine yediremeyenler alcalmıs olarak cehenneme gireceklerdir" buyurmustur

    [61] Size, geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gunduzu aydınlık olarak yaratan Allah'tır. Dogrusu Allah insanlara karsı lutufkardır, ama insanların cogu sukretmezler

    [62] Iste herseyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah budur. O'ndan baska tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp dondurulursunuz

    [63] Allah'ın ayetlerini bile bile inkar edenler boylece donduruluyorlardı

    [64] Sizin icin yeri durak, gogu bina eden, size sekil verip de, seklinizi guzel yapan, sizi temiz seylerle rızıklandıran Allah'tır. Iste Rabbiniz olan Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yucedir

    [65] O diridir, O'ndan baska tanrı yoktur. Dini yalnız O'na has kılarak O'na yalvarın. Ovgu, Alemlerin Rabbi Allah icindir

    [66] De ki: "Sizin, Allah'ı bırakıp da kulluk ettiklerinize kulluk etmek bana yasak kılınmıstır. Zira bana Rabbimden belgeler gelmistir. Ben, kendimi Alemlerin Rabbine vermekle emrolundum

    [67] Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından yaratan; sonra erginlik cagına ulasmanız, sonra da yaslanmanız icin sizi bebek olarak dunyaya cıkaran O'dur. Kiminiz daha once oldurulur, kiminiz de, belirtilmis bir sureye ulasırsınız. Belki artık dusunursunuz

    [68] Dirilten, olduren O'dur. Bir seye karar verirse "Ol" der, o da oluverir

    [69] Allah'ın ayetleri uzerinde tartısanları gormez misin? Nasıl da donduruluyorlar

    [70] Kitap'ı ve peygamberlerimize gonderdiklerimizi yalanlayanlar elbette bileceklerdir

    [71] Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya surulur, sonra ateste yakılırlar

    [72] Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya surulur, sonra ateste yakılırlar

    [73] Sonra onlara: "Allah'ı bırakıp da kostugunuz ortaklar nerededir?" denir. "Bizden uzaklastılar; hayır, biz zaten onceleri hicbir seye kulluk etmiyorduk" derler. Iste Allah inkarcıları boyle saptırır

    [74] Sonra onlara: "Allah'ı bırakıp da kostugunuz ortaklar nerededir?" denir. "Bizden uzaklastılar; hayır, biz zaten onceleri hicbir seye kulluk etmiyorduk" derler. Iste Allah inkarcıları boyle saptırır

    [75] Onlara: "Iste bu, yeryuzunde haksız yere sımarmanız ve boburlenmenizden oturudur. Temelli kalacagınız cehennem kapılarından girin" denir. Buyuklenenlerin duragı ne kotudur

    [76] Onlara: "Iste bu, yeryuzunde haksız yere sımarmanız ve boburlenmenizden oturudur. Temelli kalacagınız cehennem kapılarından girin" denir. Buyuklenenlerin duragı ne kotudur

    [77] Sabret; suphesiz Allah'ın verdigi soz gercektir. Onlara soz verdigimiz azabın bir kısmını sana gosteririz veya seni oldururuz, nasıl olsa onların donusu Bizedir

    [78] And olsun ki, senden once bircok peygamberler gonderdik; sana onların kimini anlattık, kimini anlatmadık; hicbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah'ın buyrugu gelince is gercekten biter. Iste o zaman, bosa ugrasanlar husranda kalırlar

    [79] Binek olarak kullanmanız ve yemeniz icin hayvanları sizin icin yaratan Allah'tır

    [80] Onlarda sizin icin daha nice faydalar vardır; gonullerinizdeki arzulara, onlara binerek ulasırsınız. Onlarla ve gemilerle tasınırsınız

    [81] Allah size delillerini gosteriyor. Allah'ın delillerinden hangisini inkar edersiniz

    [82] Yeryuzunde dolasıp, kendilerinden daha cok, daha kuvvetli, yeryuzunde bıraktıkları eserler daha saglam olan oncekilerin sonuclarının nasıl oldugunu gormezler mi? Kazandıkları onlara bir fayda vermemistir

    [83] Peygamberleri onlara belgelerle gelince, kendilerinde olan bilgiden gururlandılar da, alaya aldıkları sey kendilerini sarıverdi

    [84] Siddetli azabımızı gorduklerinde: "Yalnız Allah'a inandık; O'na kostugumuz esleri inkar ettik" dediler

    [85] Ama, Bizim siddetli azabımızı gorup de oyle inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında, oteden beri yururlukte olan yasasıdır. Iste inkarcılar o zaman husranda kaldılar

    Surah 41
    Fussilet

    [1] Ha, Mim

    [2] Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet icin mujdeci ve uyarıcı olmak uzere Arapca okunarak, ayetleri uzun uzun acıklanmıstır. Ama insanların cogu yuz cevirmistir, onlar isitmezler de: "Bizi cagırdıgın seye karsı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda agırlık, bizimle senin aranda anlasmamıza engel vardır; istedigini yap, biz de yapacagız" derler

    [3] Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet icin mujdeci ve uyarıcı olmak uzere Arapca okunarak, ayetleri uzun uzun acıklanmıstır. Ama insanların cogu yuz cevirmistir, onlar isitmezler de: "Bizi cagırdıgın seye karsı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda agırlık, bizimle senin aranda anlasmamıza engel vardır; istedigini yap, biz de yapacagız" derler

    [4] Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet icin mujdeci ve uyarıcı olmak uzere Arapca okunarak, ayetleri uzun uzun acıklanmıstır. Ama insanların cogu yuz cevirmistir, onlar isitmezler de: "Bizi cagırdıgın seye karsı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda agırlık, bizimle senin aranda anlasmamıza engel vardır; istedigini yap, biz de yapacagız" derler

    [5] Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet icin mujdeci ve uyarıcı olmak uzere Arapca okunarak, ayetleri uzun uzun acıklanmıstır. Ama insanların cogu yuz cevirmistir, onlar isitmezler de: "Bizi cagırdıgın seye karsı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda agırlık, bizimle senin aranda anlasmamıza engel vardır; istedigini yap, biz de yapacagız" derler

    [6] Onlara soyle: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın tek bir Tanrı oldugu vahyolunuyor. Artık O'na yonelin, O'ndan bagıslanma dileyin; vay ortak kosanlara

    [7] Onlar zekat vermezler; ahireti inkar edenler de yalnız onlardır

    [8] Dogrusu inanıp yararlı is isleyenlere, onlara kesintisiz bir ecir vardır

    [9] Siz yeri iki gunde yaratanı mı inkar ediyor ve O'na esler kosuyorsunuz! O, alemlerin Rabbidir" de

    [10] Yeryuzune ustunden agır baskılar (daglar) yerlestirdi, onu bereketli kıldı; arayıp soranlar icin gıdalarını tam (toplam) dort gun icinde yetistirmesi kanununu koydu (takdir etti)

    [11] Sonra, duman halinde bulunan goge yoneldi, ona ve yeryuzune: "Isteyerek veya istemeyerek buyruguma gelin" dedi. Ikisi de: "Isteyerek geldik" dediler

    [12] Boylece onları, iki gun icinde yedi goge tamamladı ve her gogun isini kendisine bildirdi. Yakın gogu ısıklarla donattık ve bozulmaktan koruduk. Iste bu, bilen, guclu olan Allah'ın kanunudur

    [13] Eger yuz cevirirlerse onlara de ki: "Iste sizi, Ad ve Semud'un basına gelen yıldırıma benzer bir azap ile uyardım

    [14] Onlara, onlerinden, artlarından, her yonden: "Allah'tan baskasına kulluk etmeyin" diyen peygamberler gelmisti: "Eger Rabbimiz boyle bir sey dileseydi melekler indirirdi. Dogrusu sizinle gonderileni inkar ederiz" demislerdi

    [15] Ad milleti, yeryuzunde haksız yere buyukluk taslamıs, "Bizden daha kuvvetli kim vardır?" demisti. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha kuvvetli oldugunu gormuyorlardı degil mi? Ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı

    [16] Rezillik azabını onlara dunya hayatında tattırmak icin ugursuz gunlerde uzerlerine dondurucu bir kasırga gonderdik. Ahiret azabı ise daha cok alcaltıcıdır ve onlar yardım da gormezler

    [17] Semud milletine, dogru yolu gostermistik, ama onlar korlugu, dogru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karsılıgı olarak onları alcaltıcı azabın yıldırımı carptı

    [18] Inananları ve Allah'a karsı gelmekten sakınmıs olanları kurtardık

    [19] Allah'ın dusmanları o gun cehenneme surulurler. Hepsi bir aradadırlar

    [20] Sonunda oraya varınca, kulakları, gozleri ve derileri, yaptıkları hakkında onların aleyhinde sahidlik ederler

    [21] Derilerine: "Aleyhimize nicin sahidlik ettiniz?" derler. "Bizi, her seyi konusturan Allah konusturdu. Sizi once yaratan O'dur ve O'na donduruluyorsunuz" cevabını verirler

    [22] Siz, gozleriniz, kulaklarınız ve derilerinizin aleyhinize sahidlik edeceginden korkarak kotu is islemekten cekinmiyordunuz. Hayır; Allah'ın, yaptıklarınızın cogunu bilmedigini sanıyordunuz

    [23] Iste Rabbinizi boyle sanmanız sizi mahvetti de husrana ugrayanlardan oldunuz

    [24] Ister sabretsinler ister etmesinler, onların duragı atestir. Hos tutulmalarını isteseler de artık hos tutulmazlar

    [25] Onların yanına bir takım yardakcılar koyarız da gecmislerini geleceklerini onlara guzel gosterirler. Verilen soz, gerek cinlerden ve gerekse insanlardan, gelip gecmis ummetler icinde, onların aleyhine gerceklesmistir. Dogrusu onlar husranda idiler

    [26] Inkar edenler: "Bu Kuran'ı dinlemeyin, okunurken gurultu yapın, belki bastırırsınız" dediler

    [27] Inkar edenlere cetin bir azap tattıracagız. Isledikleri en kotu islere karsılık onların cezasını verecegiz

    [28] Iste boyle; Allah'ın dusmanlarının cezası atestir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmeleri karsılıgı orası onların temelli kalacakları yerdir

    [29] Inkar edenler: "Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan, bizi saptıranları goster, onları ayaklarımızın altına alalım da en altta kalanlardan olsunlar" derler

    [30] Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da dogrulukta devam edenler, onları, melekler, olumleri anında: "Korkmayınız, uzulmeyiniz, size soz verilen cennetle sevinin, biz dunya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın cektigi, umdugunuz seyler, bagıslayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler

    [31] Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da dogrulukta devam edenler, onları, melekler, olumleri anında: "Korkmayınız, uzulmeyiniz, size soz verilen cennetle sevinin, biz dunya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın cektigi, umdugunuz seyler, bagıslayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler

    [32] Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da dogrulukta devam edenler, onları, melekler, olumleri anında: "Korkmayınız, uzulmeyiniz, size soz verilen cennetle sevinin, biz dunya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın cektigi, umdugunuz seyler, bagıslayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler

    [33] Dogrusu ben, kendini Allah'a verenlerdenim" diyen, yararlı is isleyen ve Allah'a cagıran kimseden daha guzel sozlu kim vardır

    [34] Iyilik ve fenalık bir degildir. Ey inanan kisi: Sen, fenalıgı en guzel sekilde sav; o zaman, seninle arasında dusmanlık bulunan kisinin yakın bir dost gibi oldugunu gorursun

    [35] Bu, ancak sabredenlere vergidir; bu ancak o buyuk hazzı tadanlara vergidir

    [36] Seytan seni durtecek olursa Allah'a sıgın; dogrusu O, isitendir, bilendir

    [37] Gece ile gunduz, gunes ile ay Allah'ın varlıgının belgelerindendir. Gunese ve aya secde etmeyin; eger Allah'a kulluk etmek istiyorsanız, bunları yaratana secde edin

    [38] Eger buyukluk taslarlarsa kendi aleyhlerinedir. Rabbinin katında bulunanlar hic usanmadan, O'nu gece gunduz tesbih ederler

    [39] Kupkuru gordugun yeryuzunun, Biz ona su indirdigimiz zaman harekete gecmesi, kabarması, Allah'ın varlıgının belgelerindendir. Ona can veren Allah suphesiz oluleri de diriltir. Dogrusu O her seye kadir'dir

    [40] Ayetlerimizi inkar edenler Bize gizli degillerdir. Kıyamet gununde atese atılan mı, yoksa guven icinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediginizi isleyin, dogrusu O, yaptıklarınızı goren'dir

    [41] Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmislerdir; oysa o, degerli bir Kitap'dır. Gecmiste ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve ovulmege layık olan Allah katından indirilmedir

    [42] Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmislerdir; oysa o, degerli bir Kitap'dır. Gecmiste ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve ovulmege layık olan Allah katından indirilmedir

    [43] Senin icin soylenenler, senden onceki peygamberler icin de soylenmisti. Dogrusu Rabbin hem bagıslayan ve hem de can yakıcı azap verendir

    [44] Biz bu Kuran'ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: "Ayetleri uzun acıklanmalı degil miydi? Araba yabancı bir dille soylenir mi?" derlerdi. De ki: "Bu, inananlara dogruluk rehberi ve gonullerine sifadır." Inanmayanların kulaklarında agırlık vardır ve onlara kapalıdır; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar

    [45] And olsun ki Musa'ya Kitap vermistik de onda ayrılıga dusmuslerdi. Rabbinin verilmis bir sozu olmasaydı, aralarında hukmedilmis olurdu. Dogrusu onlar, onun hakkında suphe ve endise icindedirler

    [46] Kim yararlı is islerse kendi lehinedir; kim de kotuluk islerse kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara karsı zalim degildir

    [47] Kıyametin ne zaman kopacagı bilgisi ona aittir. O'nun bilgisi dısında hicbir urun kabugundan cıkmaz, hicbir disi gebe kalmaz ve dogurmaz. Onlara: "Bana kostugunuz ortaklar nerede?" diye seslendigi gun: "Sana, buna dair bizden hicbir sahit olmadıgınıarzederiz" derler

    [48] Onceden yalvarıp durdukları seyler onlardan uzaklasmıstır. Kendilerinin kacacak yerleri olmadıgını anlamıslardır

    [49] Insan, iyilik istemekten usanmaz da, kendisine bir kotuluk gelince umutsuzluga duser, meyus olur

    [50] Basına gelen sıkıntıdan sonra, kendisine katımızdan bir rahmet tattırsak: "Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacagını sanmıyorum. Rabbime dondurulursem, O'nun katında and olsun ki, benim icin daha guzel seyler vardır" der. Inkar edenlere, islediklerini, and olsun ki bildirecegiz. Onlara and olsun ki cetin bir azap tattıracagız

    [51] Insana nimet verdigimiz zaman yuz cevirerek yan cizer; basına bir kotuluk gelince uzun uzun yalvarır

    [52] De ki: "Kuran Allah katından gelmis olup da siz de onu inkar etmisseniz, soyleyin bana, derin bir cıkmazda bulunan kimseden daha sapık kim vardır

    [53] Onun hak oldugu meydana cıkıncaya kadar varlıgımızın belgelerini onlara hem dıs dunyada ve hem de kendi iclerinde gosterecegiz. Rabbinin her seye sahit olması yetmez mi

    [54] Dikkat edin; onlar Rablerine kavusmaktan suphededirler; dikkat edin; Allah suphesiz her seyi bilgisiyle kusatandır

    Surah 42
    Şûrâ

    [1] Ha, Mim

    [2] Ayn, Sin, Kaf

    [3] Guclu olan, Hakim olan Allah, sana da, senden oncekilere de boyle vahyeder

    [4] Goklerde olanlar da, yerde olanlar da O'nundur. O, cok yucedir ve buyuktur

    [5] Gokler neredeyse ustlerinden catlayacak. Melekler Rablerini overek tesbih eder ve yeryuzunde bulunanlar icin O'ndan bagıslanma dilerler. Iyi bilin ki Allah Suphesiz bagıslayandır, merhametli olandır

    [6] Allah'ı bırakıp da dostlar edinenlerin islediklerini Allah gozetlemektedir. Sen, onlara vekil olmaga memur degilsin

    [7] Boylece sehirlerin anası olan Mekke'de ve cevresinde bulunanları uyarman, suphe goturmeyen toplanma gunu ile uyarman icin sana Arapca okunan bir Kitap vahyettik. Insanların bir takımı cennete, bir takımı da cılgın alevli cehenneme girer

    [8] Eger dilemis olsaydı hepsini bir tek ummet yapardı. Ama, O, rahmetine diledigini kavusturur. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı olmaz

    [9] Demek onlar Allah'tan baska dostlar edindiler? Oysa dost, ancak Allah'tır. O, oluleri diriltir. Her seye Kadir'dir

    [10] Ayrılıga dustugunuz herhangi bir seyde hukum vermek, Allah'a aittir; "Iste bu Allah, benim Rabbimdir. O'na guvenirim ve O'na yonelirim." (demek gerekir)

    [11] Goklerin ve yerin yaratanı, size icinizden esler, cift cift hayvanlar var etmistir. Bu suretle, cogalmanızı saglamıstır. O'nun benzeri hicbir sey yoktur. O, isitendir, gorendir

    [12] Goklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Diledigine rızkı yayar ve isterse kısar, bir olcuye gore verir. Dogrusu O herseyi bilendir

    [13] Allah Nuh'a buyurdugu seyleri size de din olarak buyurmustur. Sana vahyettik; Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya da buyurduk ki: "Dine baglı kalın, onda ayrılıga dusmeyin." Ortak kosanları cagırdıgın sey onların gozunde buyumektedir. Allah diledigini kendine secer, kendisine yoneleni de dogru yola eristirir

    [14] Kendilerine ilim geldikten sonra ayrılıga dusmeleri, ancak, birbirini cekememekten oldu. Eger belirli bir sure icin Rabbinin verilmis bir sozu olmasaydı, aralarında hemen hukmedilirdi. Arkalarından Kitaba varis kılınanlar da ondan suphe ve endise icindedirler

    [15] Bundan oturu sen birlige cagır ve emrolundugun gibi dogru ol; onların heveslerine uyma ve soyle soyle: "Allah'ın indirdigi Kitap'a inandım; aranızda adaletle hukmetmek ile emrolundum; Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir; bizim islediklerimiz bize, sizin isledikleriniz kendinizedir. Bizimle sizin aranızda tartısılacak bir sey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar; donus O'nadır

    [16] Allah'ın cagrısına icabet eden bulunduktan sonra, O'nun hakkında tartısmaga girisenlerin delilleri Rableri katında hukumsuzdur. Onlara bir gazap vardır, cetin bir azap da onlar icindir

    [17] Gercekten Kitap'ı ve olcuyu indiren Allah'tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır

    [18] O'na inanmayanlar, acele olmasını beklerler; inananlar ise korku ile titrerler ve onun gercek oldugunu bilirler. Iyi bilin ki kıyamet gunu hakkında tartısanlar derin bir sapıklık icindedirler

    [19] Allah, kullarına lutufta bulunandır. Diledigini rızıklandırır. Kuvvetli olan da guclu olan da O'dur

    [20] Ahiret kazancını isteyenin kazancını artırırız; dunya kazancını isteyene de ondan veririz; ama ahirette bir payı bulunmaz

    [21] Yoksa, Allah'ın dinde izin vermedigi bir seyi onlara mesru kılacak ortakları mı vardır? Eger kesin yargı bulunmayacak olsaydı aralarında hemen hukmedilirdi. Dogrusu, zalimlere can yakıcı azap vardır

    [22] Yaptıkları seyler baslarına gelirken, zalimlerin korkudan titrediklerini gorursun. Inanıp yararlı isler isleyenler cennet bahcelerindedirler. Rablerinin katında, onlara diledikleri verilir. Iste buyuk lutuf budur

    [23] Allah, inanıp yararlı isler isleyen kullarını bununla mujdeler. De ki: "Ben sizden buna karsı yakınlara sevgiden (veya Allah'a yaklasmaktan) baska bir ucret istemem." Kim guzel bir is islerse onun guzelligini arttırırız. Dogrusu Allah bagıslayandır, sukrun karsılıgını verendir

    [24] Yoksa senin icin "Allah'a karsı yalan yere iftira etti" mi derler? Allah dilerse senin kalbini muhurler, batılı da yok eder, hakkı sozleriyle gerceklestirir. Dogrusu O, kalplerde olanı bilendir

    [25] Kullarının tevbesini kabul eden, kotulukleri affeden, yaptıklarınızı bilen, inanıp yararlı isler isleyenlerin duasını kabul eden, lutfuyla onların ecrini arttıran O'dur. Ama, inkarcılar icin cetin azap vardır

    [26] Kullarının tevbesini kabul eden, kotulukleri affeden, yaptıklarınızı bilen, inanıp yararlı isler isleyenlerin duasını kabul eden, lutfuyla onların ecrini arttıran O'dur. Ama, inkarcılar icin cetin azap vardır

    [27] Eger Allah rızkı kullarının hepsine bol bol verseydi, yeryuzunde azgınlık ederlerdi. Ama O, diledigini bir olcuye gore indirir. Dogrusu O, kullarından haberdardır, onları gorendir

    [28] Umutsuzluga dusmelerinin ardından yagmuru indiren, rahmetini yayan O'dur. O, ovulmege layık olan dosttur

    [29] Gokleri, yeri ve ikisinde yaydıgı canlıları yaratması varlıgının delillerindendir

    [30] Basınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle islediklerinizden oturudur. O, yine de cogunu affeder

    [31] Yeryuzunde O'nu aciz bırakamazsınız. Allah'tan baska bir dostunuz da yardımcınız da yoktur

    [32] Denizde yuce daglar gibi gemilerin yurumesi O'nun varlıgının delillerindendir

    [33] O, dilerse ruzgarı durdurur, yelkenle giden gemiler o zaman denizin yuzunde durakalır. Bunlarda, sabırlı olan ve cok sukreden kimseler icin deliller vardır

    [34] Yahut yaptıklarına karsılık onları ortadan kaldırır, bir cogunu da bagıslar

    [35] Ayetlerimiz uzerinde tartısanlar, kendilerine kacacak yer olmadıgını bilsinler

    [36] Size verilen herhangi bir sey, sadece dunya hayatının bir gecimligidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine guvenen, buyuk gunahlardan ve hayasızlıklardan cekinen, ofkelendiklerinde bile bagıslayanlar, Rablerinin cagrısına cevap verenler ve namaz kılanlar icin daha iyi ve daha sureklidir. Onların isleri aralarında danısma iledir. Kendilerine verdigimiz rızıktan da sarfederler

    [37] Size verilen herhangi bir sey, sadece dunya hayatının bir gecimligidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine guvenen, buyuk gunahlardan ve hayasızlıklardan cekinen, ofkelendiklerinde bile bagıslayanlar, Rablerinin cagrısına cevap verenler ve namaz kılanlar icin daha iyi ve daha sureklidir. Onların isleri aralarında danısma iledir. Kendilerine verdigimiz rızıktan da sarfederler

    [38] Size verilen herhangi bir sey, sadece dunya hayatının bir gecimligidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine guvenen, buyuk gunahlardan ve hayasızlıklardan cekinen, ofkelendiklerinde bile bagıslayanlar, Rablerinin cagrısına cevap verenler ve namaz kılanlar icin daha iyi ve daha sureklidir. Onların isleri aralarında danısma iledir. Kendilerine verdigimiz rızıktan da sarfederler

    [39] Bir haksızlıga ugradıklarında, ustun gelmek icin aralarında yardımlasırlar

    [40] Bir kotulugun karsılıgı, aynı sekilde bir kotuluktur. Ama kim affeder ve barısırsa, onun ecri Allah'a aittir. Dogrusu O, zulmedenleri sevmez

    [41] Zulum gordukten sonra hakkını alan kimselere, iste onların aleyhine bir yol yoktur

    [42] Insanlara zulmedenlere, yeryuzunde haksız yere taskınlık edenlere karsı durulmalıdır. Iste, can yakıcı azap bunlaradır

    [43] Ama sabredip bagıslayanın isi, iste bu, azmedilmeye deger islerdendir

    [44] Allah kimi saptırırsa, artık onun bundan sonra bir dostu olmaz. Azabı gorduklerinde, zalimlerin: "Donecek bir yol yok mudur?" dediklerini gorursun

    [45] Asagılıktan basları one egilmis, goz ucuyla gizli gizli etrafa bakarken, atese sunulduklarını gorursun. Inananlar: "Husranda olanlar, kıyamet gunu kendilerini de, ailelerini de husranda bırakanlardır" derler. Iyi bilin ki, zalimler surekli bir azap icindedirler

    [46] Onların, Allah'tan baska kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah'ın saptırdıgı kimsenin cıkar yolu olmaz

    [47] Allah katından, geri cevrilemeyecek gunun gelmesinden once Rabbinizin cagrısına cevap verin. O gun hicbirinize sıgınacak yer bulunmaz, inkar de edemezsiniz

    [48] Eger yuz cevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekci gondermedik; sana dusen sadece tebligdir. Dogrusu Biz insana katımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yuzunden baslarına bir kotuluk gelirse iste o zaman gorursun ki insan gercekten pek nankordur

    [49] Goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah'ındır. Diledigini yaratır, diledigine kız cocuk, diledigine de erkek cocuk verir

    [50] Yahut hem kız hem erkek cocuk verir, diledigini de kısır kılar. O, bilendir, her seye Kadir'dir

    [51] Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konusur, yahut bir elci gonderir; izniyle, diledigini vahyeder. Dogrusu O yucedir, Hakim'dir

    [52] Iste sana da buyrugumuzla Cebrail'i gonderdik; sen Kitap nedir, iman nedir onceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan diledigimizi onunla dogru yola eristirdigimiz bir nur kıldık. Suphesiz sen de insanlara, goklerde ve yerde ne varsa kendisininolan Allah'ın yolunu, dogru yolu gostermektesin. Iyi bilin ki isler sonunda Allah'a doner

    [53] Iste sana da buyrugumuzla Cebrail'i gonderdik; sen Kitap nedir, iman nedir onceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan diledigimizi onunla dogru yola eristirdigimiz bir nur kıldık. Suphesiz sen de insanlara, goklerde ve yerde ne varsa kendisininolan Allah'ın yolunu, dogru yolu gostermektesin. Iyi bilin ki isler sonunda Allah'a doner

    Surah 43
    Zuhruf

    [1] Ha, Mim

    [2] Apacık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapca okunan bir Kitap kılmısızdır

    [3] Apacık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapca okunan bir Kitap kılmısızdır

    [4] Suphesiz o, Bizim katımızda Ana Kitap'ta mevcut, yuce ve hikmet dolu bir Kitap'dır

    [5] Ey inkarcılar! Asırı giden kimselersiniz diye sizi Kuran'la uyarmaktan vaz mı gecelim

    [6] Oncekilere nice peygamberler gondermisizdir

    [7] Kendilerine gelen her peygamberi onlar mutlaka alaya alırlardı

    [8] Bunun icin Biz de, bunlardan daha kuvvetli olanları yok etmisizdir. Oncekilere dair nice misaller gecmistir

    [9] And olsun ki onlara: "Gokleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Onları guclu olan, her seyi bilen yaratmıstır" derler

    [10] O, size yeri besik kılmıs ve orada, dogru gidesiniz diye yollar var etmistir

    [11] O, suyu gokten bir olcuye gore indirir. Biz onunla olu memleketi diriltiriz. Iste siz de boyle diriltileceksiniz

    [12] Her sınıf varlıgı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmistir. Butun bunlar; uzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyrugumuza veren ne yucedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; suphesiz Rabbimize donecegiz" demeniz icindir

    [13] Her sınıf varlıgı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmistir. Butun bunlar; uzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyrugumuza veren ne yucedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; suphesiz Rabbimize donecegiz" demeniz icindir

    [14] Her sınıf varlıgı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmistir. Butun bunlar; uzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyrugumuza veren ne yucedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; suphesiz Rabbimize donecegiz" demeniz icindir

    [15] Ama inkarcılar O'na cocuk isnat ettiler. Insan gercekten apacık nankordur

    [16] Demek O yarattıkları arasından kızları kendisine alıp da ogulları size verdi oyle mi

    [17] Ama Rahman olan Allah'a isnat ettigi kız evlat kendilerinden birine mujdelenince, o kimsenin ici gayzla dolarak yuzu simsiyah kesilir

    [18] Demek, sus icinde yetistirilecek de cekismeyi beceremeyecek olanı Allah'a degil mi

    [19] Onlar, Rahman olan Allah'ın kulları melekleri de disi saydılar. Yaratılıslarını mı gormusler? Onların bu sahidlikleri yazılacak ve sorguya cekileceklerdir

    [20] Eger Rahman dilemis olsaydı, biz bunlara kulluk etmezdik" derler. Buna dair bir bilgileri yoktur; onlar sadece vehimde bulunuyorlar

    [21] Yoksa onlara daha once bir kitap verdik de ona mı baglanıyorlar

    [22] Hayır; "Dogrusu Biz babalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izlerinden gitmekteyiz" derler

    [23] Senden once, herhangi bir sehre gonderdigimiz uyarıcıya, sımarık varlıklıları sadece: "Dogrusu babalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izlerini izlemekteyiz" dediler

    [24] Gonderilen uyarıcı: "Eger size, babalarınızı uzerinde buldugunuz dinden daha dogrusunu getirmis isem de mi bana uymazsınız?" dedi. Onlar: "Dogrusu sizinle gonderilen seyi inkar ediyoruz" dediler

    [25] Bunun uzerine Biz de onlardan oc aldık. Yalancıların sonunun nasıl olduguna bir bak

    [26] Ibrahim, babasına ve milletine demisti ki: "Beni yaratan haric, sizin taptıgınız seylerden uzagım. Beni dogru yola eristirecek olan suphesiz O'dur

    [27] Ibrahim, babasına ve milletine demisti ki: "Beni yaratan haric, sizin taptıgınız seylerden uzagım. Beni dogru yola eristirecek olan suphesiz O'dur

    [28] Ibrahim ardından geleceklere bu sozu, devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Artık belki dogru yola donerler

    [29] Hayır; Ben bunları ve babalarını gercek ve onu acıklayan bir peygamber gelene kadar gecindirdim

    [30] Gercek kendilerine geldigi zaman: "Bu bir buyudur. Dogrusu biz onu inkar ediyoruz" dediler

    [31] Bu Kuran, iki sehrin birinden bir buyuk adama indirilmeli degil miydi?" dediler

    [32] Rabbinin rahmetini onlar mı taksim edip paylastırıyorlar? Dunya hayatında onların gecimliklerini aralarında Biz taksim ettik; birbirlerine is gordurmeleri icin kimini kimine derecelerle ustun kıldık; Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri seylerden daha iyidir

    [33] Eger butun insanlar tek ummet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, uzerinde yukseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, uzerine yaslanacakları kerevetleri gumusten yapar ve altın bezeklerle islerdik. Bunların hepsi ancak dunya hayatının gecimligidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karsı gelmekten sakınanlaradır

    [34] Eger butun insanlar tek ummet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, uzerinde yukseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, uzerine yaslanacakları kerevetleri gumusten yapar ve altın bezeklerle islerdik. Bunların hepsi ancak dunya hayatının gecimligidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karsı gelmekten sakınanlaradır

    [35] Eger butun insanlar tek ummet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, uzerinde yukseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, uzerine yaslanacakları kerevetleri gumusten yapar ve altın bezeklerle islerdik. Bunların hepsi ancak dunya hayatının gecimligidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karsı gelmekten sakınanlaradır

    [36] Rahman olan Allah'ı anmayı gormezlikten gelene, yanından ayrılmayacak bir seytanı arkadas veririz

    [37] Suphesiz onlar bunları yoldan alıkorlar, bunlar da dogru yola eristiklerini sanırlar

    [38] Sonunda Bize gelince arkadasına: "Keske benimle senin aranda dogu ile batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı, sen ne kotu arkadas imissin!" der. Nedametin bugun size hic faydası dokunmaz; zira haksızlık etmistiniz, simdi azabda ortaksınız

    [39] Sonunda Bize gelince arkadasına: "Keske benimle senin aranda dogu ile batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı, sen ne kotu arkadas imissin!" der. Nedametin bugun size hic faydası dokunmaz; zira haksızlık etmistiniz, simdi azabda ortaksınız

    [40] Sagırlara sen mi duyuracaksın? Yoksa korleri ve apacık sapıklıkta olanları dogru yola sen mi eristireceksin

    [41] Seni onlardan uzaklastırsak bile dogrusu Biz kendilerinden oc alırız; yahut onlara vadettigimizi sana gosteririz. Cunku onlara karsı gucu yetenleriz

    [42] Seni onlardan uzaklastırsak bile dogrusu Biz kendilerinden oc alırız; yahut onlara vadettigimizi sana gosteririz. Cunku onlara karsı gucu yetenleriz

    [43] Sana vahyolunana sarıl, sen, suphesiz dogru yol uzerindesin

    [44] Dogrusu bu Kuran sana ve ummetine bir oguttur, ondan sorumlu tutulacaksınız

    [45] Senden once gonderdigimiz elcilerimizden sor; Biz, Rahman olan Allah'tan baska, kulluk edilecek tanrılar mesru kılmıs mıyız

    [46] And olsun ki Biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve erkanına gondermistik, "Suphesiz ben, Alemlerin Rabbinin elcisiyim" demisti

    [47] Onlara mucizelerimizi getirdigi zaman, bunlara guluvermislerdi

    [48] Onlara gosterdigimiz her mucize digerinden daha buyuktu; dogru yola donmeleri icin onları azaba ugrattık

    [49] Ey Sihirbaz! Sana verdigi ahde gore Rabbine bizim icin yalvar da dogru yola eriselim" dediler

    [50] Ama, azabı uzerlerinden kaldırdıgımızda hemen sozlerinden donduler

    [51] Firavun, milletine soyle seslendi: "Ey milletim! Mısır hukumdarlıgı ve memleketimde akan bu ırmaklar benim degil mi? Gormuyor musunuz

    [52] Yahut, ben zavallı ve nerdeyse konusamayan bu kimseden daha ustun degil miyim

    [53] Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında ona yardım edecek melekler gelmeli degil mi

    [54] Firavun, milletini kucumsedi ama, onlar kendisine yine de itaat ettiler. Dogrusu onlar yoldan cıkmıs bir milletti

    [55] Boylece Bizi ofkelendirince onlardan oc aldık, hepsini suda bogduk

    [56] Onları, sonradan gelecek inkarcılara ibret alınacak bir gecmis kıldık

    [57] Meryem oglu misal verilince, senin milletin buna gulup geciverdi

    [58] Bizim tanrımız mı yoksa o mu daha iyidir?" dediler. Sana boyle soylemeleri, sadece, tartısmaya girismek icindir. Onlar suphesiz kavgacı bir millettir

    [59] Meryemoglu, ancak kendisine nimet verdigimiz ve Israilogullarına ornek kıldıgımız bir kuldur

    [60] Eger dileseydik, size bedel yeryuzunde sizin yerinizi tutacak melekler var ederdik

    [61] O kıyametin kopacagını bildirir; o saatin geleceginden suphe etmeyin, Bana uyun, bu dogru yoldur

    [62] Sakın seytan sizi bu yoldan alıkoymasın; suphesiz o size apacık bir dusmandır

    [63] Isa, belgeleri getirdigi zaman demisti ki: "Size hikmetle ve ayrılıga dustugunuz seylerin bir kısmını acıklamak uzere geldim. Allah'a karsı gelmekten sakının, bana itaat edin

    [64] Dogrusu Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir, artık O'na kulluk edin, bu, dogru yoldur

    [65] Ama, aralarında guruplastılar, ayrılıga dustuler. Kıyamet gununun can yakıcı azabına ugrayacak zalimlerin vay haline

    [66] Onlar farkında degillerken kıyamet gununun kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar

    [67] O gun Allah'a karsı gelmekten sakınanlar dısında, dost olanlar birbirine dusman olurlar

    [68] Allah: "Ey kullarım! Bugun size korku yoktur, siz uzulmeyeceksiniz" der

    [69] Bunlar, ayetlerimize inanmıs ve kendilerini Bize vermislerdir

    [70] Soyle denir: "Siz ve esleriniz, agırlanmıs olarak cennete giriniz

    [71] Onlar icin altın kadeh ve tepsiler dolastırılır, canlarının istedigi ve gozlerinin hoslandıgı her sey oradadır. Siz orada ebedi kalacaksınız

    [72] Islediklerinize karsılık, size miras verilen iste bu cennettir

    [73] Orada sizin icin bol yemis vardır, onlardan yersiniz

    [74] Dogrusu suclular, temelli kalacakları cehennemin azabı icindedirler

    [75] Azaba hic ara verilmez, onlar orada tamamen umutsuzdurlar

    [76] Biz onlara zulmetmedik, ama onlar zalim kimselerdi

    [77] Cehennemde soyle seslenilir: "Ey Nobetci! Rabbin hic degilse canımızı alsın." Nobetci: "Siz boyle kalacaksınız" der

    [78] And olsun ki, size gercegi getirdik; fakat cogunuz gercegi sevmiyorsunuz

    [79] Yoksa bir ise mi karar verdiler? Dogrusu Biz de kararlıyız

    [80] Yoksa, kendilerinin gizli veya acık konusmalarını duymayız mı sanırlar? Hayır; oyle degil; yanlarındaki elcilerimiz yazmaktadır

    [81] De ki: "Eger Rahman olan Allah'ın cocugu olsa, kulluk edenlerin ilki ben olurdum

    [82] Goklerin ve yerin Rabbi, Arsın Rabbi onların vasıflandırmalarından munezzehtir

    [83] Bırak onları, kendilerine soz verilen gune kavusana kadar, dalsınlar, oynasınlar

    [84] Gokte de Tanrı, yerde de Tanrı O'dur. Hakim olan, her seyi bilen O'dur

    [85] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hukumranlıgı kendisinin olan Allah ne yucedir! Kıyamet saatini bilmek O'na aittir. O'na doneceksiniz

    [86] Allah'ı bırakıp yalvardıkları seyler, sefaat edemezler. Ancak hakkı bilip ona sahidlik edenler bunun dısındadır

    [87] And olsun ki, onlara kendilerini kimin yarattıgını sorsan: "Allah" derler. Oyleyken nasıl da aldatılıp donduruluyorlar

    [88] Onlar hakkında: "Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir" demesi uzerine Allah: "Onlardan gec, esenlik dile; yakında bileceklerdir" buyurdu

    [89] Onlar hakkında: "Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir" demesi uzerine Allah: "Onlardan gec, esenlik dile; yakında bileceklerdir" buyurdu

    Surah 44
    Duhân

    [1] Ha, Mim

    [2] Apacık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Dogrusu Biz, insanları uyarmaktayız

    [3] Apacık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Dogrusu Biz, insanları uyarmaktayız

    [4] Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli ise o gecede hukmedilir. Dogrusu Biz oteden beri peygamberler gondermekteyiz. Eger kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, isitendir, bilendir

    [5] Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli ise o gecede hukmedilir. Dogrusu Biz oteden beri peygamberler gondermekteyiz. Eger kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, isitendir, bilendir

    [6] Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli ise o gecede hukmedilir. Dogrusu Biz oteden beri peygamberler gondermekteyiz. Eger kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, isitendir, bilendir

    [7] Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli ise o gecede hukmedilir. Dogrusu Biz oteden beri peygamberler gondermekteyiz. Eger kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, isitendir, bilendir

    [8] O'ndan baska tanrı yoktur; diriltir ve oldurur. Sizin de Rabbiniz onceki atalarınızın da Rabbidir

    [9] Ama inkarcılar, dirilmekten suphededirler, bunu eglenceye alırlar

    [10] Gogun, insanları buruyecek ve gozle gorulecek bir duman cıkaracagı gunu bekle; bu, can yakan bir azabdır

    [11] Gogun, insanları buruyecek ve gozle gorulecek bir duman cıkaracagı gunu bekle; bu, can yakan bir azabdır

    [12] Insanlar: "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; dogrusu artık biz inananlarız" derler

    [13] Nerde onlarda ogut almak? Kendilerine gercegi acıklayan bir peygamber gelmisti ve ondan yuz cevirmisler, "Belletilmis bir deli" demislerdi

    [14] Nerde onlarda ogut almak? Kendilerine gercegi acıklayan bir peygamber gelmisti ve ondan yuz cevirmisler, "Belletilmis bir deli" demislerdi

    [15] Biz sizden azabı az bir sure icin kaldıracagız, siz yine de eski inkarcılıgınıza doneceksiniz

    [16] Onları carptıkca carpacagımız gun ocumuzu suphesiz alırız

    [17] And olsun ki, onlardan once, Firavun milletini denemistik. Onlara gelen degerli bir peygamber demisti ki

    [18] Ey Allah'ın kulları! Bana gelin, dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim

    [19] Allah'a karsı ustun gelmeye kalkısmayın; dogrusu ben size apacık bir delil getirdim

    [20] Beni taslamanızdan oturu, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sıgındım

    [21] Bana inanmazsanız, basımdan cekilin

    [22] Bunlar, suclu bir millet oldugu icin, Rabbine yardım etmesi icin yalvardı

    [23] Allah da soyle buyurdu: "Kullarımı geceleyin yola cıkar; suphesiz takip olunacaksınız

    [24] Denizi sakin iken geride bırak, dogrusu onlar suda bogulacak bir ordudur

    [25] Orada nice bahceler, pınarlar, ekinler, guzel konaklar, eglenip durdukları nimetler bırakmıslardı

    [26] Orada nice bahceler, pınarlar, ekinler, guzel konaklar, eglenip durdukları nimetler bırakmıslardı

    [27] Orada nice bahceler, pınarlar, ekinler, guzel konaklar, eglenip durdukları nimetler bırakmıslardı

    [28] Bu boyledir; onları baska bir millete miras bıraktık

    [29] Gok ve yer, onlar icin gozyası dokmedi, onlar erteye bırakılmamıslardı

    [30] And olsun ki, Israilogullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alcaltıcı azabından kurtardık

    [31] And olsun ki, Israilogullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alcaltıcı azabından kurtardık

    [32] And olsun ki, onların durumunu bilerek dunyaların uzerinde seckin kıldık

    [33] Onlara, her birinde acıkca bir imtihan bulunan, mucizeler verdik

    [34] Dogrusu inkarcılar, "Olum bir defadır, tekrar diriltilmeyecegiz. Eger dogru sozlu iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler

    [35] Dogrusu inkarcılar, "Olum bir defadır, tekrar diriltilmeyecegiz. Eger dogru sozlu iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler

    [36] Dogrusu inkarcılar, "Olum bir defadır, tekrar diriltilmeyecegiz. Eger dogru sozlu iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler

    [37] Bunlar mı daha ustun yoksa Tubba milleti ve onlardan oncekiler mi? Onları yok etmisizdir, cunku onlar suclu idiler

    [38] Biz gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık

    [39] Biz onları, ancak ve ancak gerektigi gibi yarattık, ama insanların cogu bilmezler

    [40] Dogrusu hukum gunu hepsinin bir arada bulunacagı gundur

    [41] O gun, dostun dosta hicbir faydası olmaz, yardım da gormezler

    [42] Yalnız, Allah'ın merhamet ettigi kimseler bunların dısındadır. O, suphesiz gucludur, merhametlidir

    [43] Dogrusu gunahkarların yiyecegi zakkum agacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimis maden gibidir

    [44] Dogrusu gunahkarların yiyecegi zakkum agacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimis maden gibidir

    [45] Dogrusu gunahkarların yiyecegi zakkum agacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimis maden gibidir

    [46] Dogrusu gunahkarların yiyecegi zakkum agacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimis maden gibidir

    [47] Sucluyu yakalayın, cehennemin ortasına surukleyin, sonra basına azap olarak kaynar su dokun" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani serefli olan, degerli olan yalnız sendin. Iste bu, suphelenip durdugunuz seydir" denir

    [48] Sucluyu yakalayın, cehennemin ortasına surukleyin, sonra basına azap olarak kaynar su dokun" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani serefli olan, degerli olan yalnız sendin. Iste bu, suphelenip durdugunuz seydir" denir

    [49] Sucluyu yakalayın, cehennemin ortasına surukleyin, sonra basına azap olarak kaynar su dokun" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani serefli olan, degerli olan yalnız sendin. Iste bu, suphelenip durdugunuz seydir" denir

    [50] Sucluyu yakalayın, cehennemin ortasına surukleyin, sonra basına azap olarak kaynar su dokun" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani serefli olan, degerli olan yalnız sendin. Iste bu, suphelenip durdugunuz seydir" denir

    [51] Allah'a karsı gelmekten sakınmıs olanlar ise, guvenli bir yerde, bahcelerde ve pınar baslarındadırlar

    [52] Allah'a karsı gelmekten sakınmıs olanlar ise, guvenli bir yerde, bahcelerde ve pınar baslarındadırlar

    [53] Ince ipekten ve parlak atlastan giyinerek karsılıklı otururlar

    [54] Bu boyledir; onları iri siyah gozlu hurilerle eslendiririz

    [55] Orada, guven icinde olarak her yemisi isteyebilirler

    [56] Orada, ilk olumden baska bir olum tatmazlar. Rabbin lutfuyla onları cehennem azabından korumustur. Iste buyuk kurtulus budur

    [57] Orada, ilk olumden baska bir olum tatmazlar. Rabbin lutfuyla onları cehennem azabından korumustur. Iste buyuk kurtulus budur

    [58] Biz, ogut alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlasılmasını sagladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler

    [59] Biz, ogut alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlasılmasını sagladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler

    Surah 45
    Câsiye

    [1] Ha, Mim

    [2] Kitap'ın indirilmesi, guclu ve Hakim olan Allah katındandır

    [3] Goklerde ve yerde inananlara nice dersler vardır

    [4] Ey insanlar! Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryuzunde yayılmasında, kesin olarak inanan kimseler icin ibretler vardır

    [5] Gece ile gunduzun birbiri ardından gelmesinde, gokten, Allah'ın rızık vermek icin yagmur indirip, yeri onunla, olumunden sonra diriltmesinde, ruzgarları yonetmesinde, akleden kimseler icin dersler vardır

    [6] Iste sana gercek olarak anlattıgımız bunlar, Allah'ın varlıgının delilleridir. Artık Allah'tan ve O'nun delillerinden sonra hangi soze inanırlar

    [7] Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hic duymamıs gibi buyukluk taslamakta direnen, yalancı ve gunahkar kisinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap mujdele

    [8] Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hic duymamıs gibi buyukluk taslamakta direnen, yalancı ve gunahkar kisinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap mujdele

    [9] Ayetlerimizden bir sey ogrendiginde onu alaya alır. Iste bunlara alcaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları seyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Buyuk azap onlaradır

    [10] Ayetlerimizden bir sey ogrendiginde onu alaya alır. Iste bunlara alcaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları seyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Buyuk azap onlaradır

    [11] Iste bu Kuran dogruluk rehberidir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere, onlara, tiksindiren, can yakan bir azap vardır

    [12] Emri geregince denizde yuzmek uzere gemileri, lutfedip verdigi rızkı aramanız icin denizi buyrugunuz altına veren Allah'tır, belki artık sukredersiniz

    [13] Goklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyrugunuz altına vermistir. Dogrusu bunlarda, dusunen kimseler icin dersler vardır

    [14] Inanmıslara de ki: Allah'ın bir milleti yaptıklarına karsılık cezalandıracagı gunlerin gelecegini ummayanları simdilik bagıslasınlar

    [15] Kim yararlı is islerse kendinedir; kim kotuluk yaparsa kendi aleyhinedir. Sonra Rabbinize dondurulursunuz

    [16] And olsun ki Biz, Israilogullarına Kitap, hukum ve peygamberlik verdik; onları temiz seylerle rızıklandırdık; onları dunyalara ustun kıldık

    [17] Din konusunda, onlara belgeler verdik; ancak, kendilerine ilim geldikten sonra birbirini cekememezlikten ayrılıga dustuler. Rabbin kıyamet gunu, ayrılıga dustukleri seyler hakkında suphesiz aralarında hukmedecektir

    [18] Sonra seni de din konusunda bir seriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma

    [19] Suphesiz onlar, seni Allah'tan mustagni kılamazlar. Dogrusu zalimler birbirlerinin dostudurlar. Sakınanların dostu ise Allah'tır

    [20] Bu Kuran, insanlar icin acık belgeler; kesin olarak inanan millet icin dogruluk rehberi ve rahmettir

    [21] Yoksa, kotuluk isleyen kimseler, olumlerinde ve diriliklerinde kendilerini, inanıp yararlı is isleyen kimseler ile bir mi tutacagımızı sandılar? Ne kotu hukum veriyorlar

    [22] Allah gokleri ve yeri gercekle yaratmıstır; her cana, kazandıgının karsılıgı verilir, onlara zulmedilmez

    [23] Heva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi oldugu halde Allah'ın sasırttıgı, kulagını ve kalbini muhurledigi, gozunu perdeledigi kimseyi gordun mu? Onu Allah'tan baska kim dogru yola eristirebilir? Ey insanlar! Anlamaz mısınız

    [24] Hayat, ancak bu dunyadaki hayatımızdır. Oluruz ve yasarız; bizi ancak zamanın gecisi yokluga surukler" derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece boyle sanırlar

    [25] Ayetlerimiz onlara acıkca okundugu zaman, delilleri yalnızca: "Dogru sozlu iseniz babalarımızı getirin bakalım" demek olur

    [26] De ki: "Sizi Allah diriltir, sonra oldurur, sonra sizi suphe goturmeyen kıyamet gununde toplar. Ama insanların cogu bilmezler

    [27] Goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah'ındır. Kıyamet kopacagı gun, iste o gun, batıl sozlere uymus olanlar husranda kalırlar

    [28] Her ummeti diz ustu cokmus olarak gorursun. Her ummet kitabına cagrılır. Onlara denir ki: "Bugun, size islediginizin karsılıgı verilecektir

    [29] Bu kitabımız gercekten sizin aleyhinize konusur. Biz yaptıklarınızı suphesiz bir bir kaydediyorduk

    [30] Inanıp, yararlı is isleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine garkeder. Iste bu, apacık kurtulustur

    [31] Ama, inkar eden kimselere denir ki: "Ayetlerim size okunmus, siz de buyuklenip suclu bir millet olmustunuz degil mi

    [32] Dogrusu Allah'ın verdigi soz gercektir, kıyamet saati suphe goturmez" dendigi zaman: "Kıyametin ne oldugunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmis degiliz" derdiniz

    [33] Isledikleri kotulukler kendilerine belli oldu ve onları, alaya aldıkları seyler kusatıp mahvetti

    [34] Onlara denir ki: "Bugune kavusacagınızı unuttugunuz gibi Biz de sizi unuttuk; varacagınız yer atestir, yardımcılarınız da yoktur

    [35] Bu, Allah'ın ayetlerini alaya almanızdan ve dunya hayatının sizi aldatmıs olmasından oturudur." O gun, ne oradan cıkarılırlar ve ne de ozurleri dinlenir

    [36] Ovulmek, goklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah icindir

    [37] Goklerde ve yerde azamet O'nundur, O, gucludur, Hakim'dir

    Surah 46
    Ahkaf

    [1] Ha, Mim

    [2] Bu Kitap'ın indirilmesi guclu olan, Hakim olan Allah katındandır

    [3] Biz, gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, ancak gercek uzere ve belirli bir sure icin yarattık; inkar edenler, uyarıldıkları seylerden yuz cevirmektedirler

    [4] De ki: "Allah'ı bırakıp taptıgınız seyleri goruyor musunuz? Yeryuzunde ne yaratmıslar bana gostersenize! Yoksa Allah'la ortaklıkları goklerde midir? Eger dogru sozlu iseniz, size indirilmis bir kitap veya intikal etmis bir bilgi kalıntısı varsa bana getirin

    [5] Allah'ı bırakıp da, kıyamet gunune kadar cevap veremeyecek seylere yalvarandan daha sapık kimdir? Cunku, yalvardıkları seyler yalvarıslarından habersizdirler

    [6] Ama, insanlar kıyamet gunu toplatılınca, putları onlara dusman olurlar ve tapınmalarını inkar ederler

    [7] Ayetlerimiz onlara acıkca okundugu zaman inkar edenler, kendilerine gelen gercek icin: "Bu, apacık bir buyudur" derler

    [8] Veya, "onu uydurdu" derler. De ki: "Eger onu uydurdumsa, beni Allah'a karsı hicbir sekilde savunamazsınız; O, Kuran icin yaptıgınız taskınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda sahit olarak O yeter. O, bagıslayandır, merhamet edendir

    [9] De ki: "Ben peygamberlerin ilki degilim; benim ve sizin basınıza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sadece apacık bir uyarıcıyım

    [10] De ki: "Eger bu Kitap Allah katından ise ve siz de onu inkar etmisseniz; Israilogullarından bir sahit de bunun boyle olduguna sehadet edip de inanmısken, siz yine de buyukluk taslarsınız, bana soyleyin kendinize yazık etmis olmaz mısınız?" Dogrusu Allah zalim milleti dogru yola eristirmez

    [11] Inkar edenler, inananlar icin: "Eger Islamiyet'te bir hayır olsaydı, bu hususta bizden one gecemezlerdi" derler. Bununla dogru yola girmedikleri icin de, "Bu, eski bir uydurmadır" derler

    [12] Kuran'dan once, Musa'nın kitabı (Tevrat), bir rahmet ve rehberdi. Bu Kuran da, zulmedenleri uyarmak ve iyi davrananlara mujde olmak uzere Arap diliyle indirilmis, kendinden oncekileri dogrulayan bir Kitap'dır

    [13] Dogrusu, "Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra da dosdogru gidenlere korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir

    [14] Iste onlar, cennetliklerdir; islediklerine karsılık olarak, icinde temelli kalacaklardır

    [15] Biz insana, anne ve babasına karsı iyi davranmasını tavsiye etmisizdir; zira annesi, onu, karnında, zorluga ugrayarak tasımıs; onu guclukle dogurmustur. Tasınması ve sutten kesilmesi otuz ay surer. Sonunda erginlik cagına erince ve kırk yasına varınca: "Rabbim! Bana ve anne babama verdigin nimete sukretmemi ve benim hosnut olacagın yararlı bir isi yapmamı sagla; bana verdigin gibi soyuma da salah ver; dogrusu Sana yoneldim, ben, kendini Sana verenlerdenim" demesi gerekir

    [16] Iste, islediklerini en guzel sekilde kabul ettigimiz ve kotuluklerini gectigimiz bu kimseler, cennetlikler icindedirler. Bu, verilen dogru bir sozdur

    [17] Annesine babasına: "Of ikinizden; benden once nice nesiller gelip gecmisken beni tekrar diriltilmemle mi tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, anne babası Allah'a sıgınarak: "Sana yazıklar olsun! Inan; dogrusu Allah'ın sozu gercektir" dedikleri halde: "Bu, Kuran oncekilerin masallarından baska bir sey degildir" diye cevap verenler iste onlar kendilerinden once cinlerden ve insanlardan gelip gecmis ummetler icinde, Allah'ın azap vadinin aleyhlerinde gerceklestigi kimselerdir. Dogrusu onlar husranda olanlardır

    [18] Annesine babasına: "Of ikinizden; benden once nice nesiller gelip gecmisken beni tekrar diriltilmemle mi tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, anne babası Allah'a sıgınarak: "Sana yazıklar olsun! Inan; dogrusu Allah'ın sozu gercektir" dedikleri halde: "Bu, Kuran oncekilerin masallarından baska bir sey degildir" diye cevap verenler iste onlar kendilerinden once cinlerden ve insanlardan gelip gecmis ummetler icinde, Allah'ın azap vadinin aleyhlerinde gerceklestigi kimselerdir. Dogrusu onlar husranda olanlardır

    [19] Islediklerinden oturu herkesin bir derecesi vardır. Herkese islediklerinin karsılıgı odenir. Kendilerine haksızlık yapılmaz

    [20] Inkar edenler, atese sunuldukları gun, onlara: "Dunyadaki hayatınızda sizin icin guzel olan her seyi harcadınız, onların zevkini surdunuz; ama bugun, yeryuzunde haksız yere buyukluk taslamanızın ve yoldan cıkmanızın karsılıgında alcaltıcı bir azap goreceksiniz

    [21] Ad milletinin kardesi Hud'u an; ondan once ve sonra, "Allah'tan baskasına kulluk etmeyin" diyen nice uyarıcılar gelip gecmisken, Ahkaf bolgesindeki milletini uyarmıs "Dogrusu sizin icin, buyuk gunun azabından korkuyorum" demisti

    [22] Bize, bizi tanrılarımızdan alıkoymak icin mi geldin? Dogru sozlulerden isen, bizi tehdit ettigin seyi basımıza getir" dediler

    [23] Dogrusu bunun ne zaman gelecegini Allah bilir; ben size benimle gonderileni teblig ediyorum; fakat sizin cahil bir millet oldugunuzu goruyorum." dedi

    [24] O azabın, yayılarak vadilerine dogru yoneldigini gorduklerinde: "Bu yaygın bulut bize yagmur yagdıracaktır" dediler. Hud: "Hayır, o, acele beklediginiz seydir; can yakıcı azap veren bir ruzgardır; Rabbinin buyrugu ile her seyi yok eder" dedi. Bunun uzerine evlerinin harabelerinden baska bir sey gorunmez oldu. Biz, suclu milleti iste boyle cezalandırırız

    [25] O azabın, yayılarak vadilerine dogru yoneldigini gorduklerinde: "Bu yaygın bulut bize yagmur yagdıracaktır" dediler. Hud: "Hayır, o, acele beklediginiz seydir; can yakıcı azap veren bir ruzgardır; Rabbinin buyrugu ile her seyi yok eder" dedi. Bunun uzerine evlerinin harabelerinden baska bir sey gorunmez oldu. Biz, suclu milleti iste boyle cezalandırırız

    [26] And olsun ki onlara, size vermedigimiz servet ve imkanı vermistik. Onlara kulaklar, gozler ve kalbler vermistik; ama kulakları, gozleri ve kalbleri onlara bir fayda saglamadı, zira, Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı, alaya aldıkları seyler onları kusatıp yokediverdi

    [27] And olsun ki, cevrenizde bulunan bircok kentleri yok etmisizdir. Belki dogru yola donerler diye ayetleri turlu turlu anlatmısızdır

    [28] O zamanlar, Allah'ı bırakıp da O'na yakınlık peyda etmek icin edindikleri tanrılar kendilerine yardım etmeli degil miydi? Ama tanrıları onlardan uzaklastılar. Bu, onların yalanı ve uydurup durdukları seydir

    [29] Kuran'ı dinleyecek cinlerden bir takımını sana yoneltmistik. Onlar Kuran'ı dinlemege hazır olunca birbirlerine: "Susun" dediler. Kuran'ın okunması bitince, her biri birer uyarıcı olarak milletlerine donduler

    [30] Soyle dediler: "Ey milletimiz! Dogrusu biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden oncekileri dogrulayan, gercegi ve dogru yolu gosteren bir kitap dinledik

    [31] Ey milletimiz! Allah'a cagırana (Muhammed'e) uyun ve O'na inanın da Allah da sizin gunahlarınızı bagıslasın ve sizi can yakıcı azabdan korusun

    [32] Allah'a cagırana uymayan kimse bilsin ki, Allah'ı yeryuzunde aciz bırakamaz; onların O'ndan baska dostları da bulunmaz; iste onlar apacık sapıklıktadırlar

    [33] Gokleri, yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah'ın, oluleri diriltmeye de kadir oldugunu gormezler mi? Evet; O her seye Kadir'dir

    [34] Inkar edenler, atese sunuldukları gun onlara: "Bu, gercek degil miydi?" denir, onlar: "Rabbimize and olsun ki evet gercekti" derler. Allah: "Inkar etmenizden oturu azabı tadın" der

    [35] Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettigi gibi sen de sabret; inkarcılar icin acele etme; onlar, kendilerine soz verileni gordukleri gun dunyada sadece gunduzun bir muddeti eglendiklerini sanırlar. Bu bir bildiridir; yoldan cıkmıs olanlardan baskası mı yok edilir

    Surah 47
    Muhammed

    [1] Allah, inkar edenlerin ve kendi yolundan alıkoyanların islerini bosa cıkarır

    [2] Inanıp yararlı is isleyenlerin ve Muhammed'e, Rablerinden bir gercek olarak indirilene inananların kotuluklerini Allah orter ve durumlarını duzeltir

    [3] Bu, inkar edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gercege uymalarından oturu boyledir. Allah boylece insanlara kendilerinin misallerini anlatır

    [4] Savasta inkar edenlerle karsılastıgınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara ustun geldiginizde onları esir alın; savas sona erince onları ya karsılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemis olsaydı, onlardan baska turlu oc alabilirdi, bunun boyle olması, kiminizi kiminizle denemek icindir. Allah, kendi yolunda oldurulenlerin islerini bosa cıkarmaz

    [5] Onları dogru yola eristirir, durumlarını duzeltir

    [6] Onları, kendilerine anlattıgı cennete koyar

    [7] Ey inananlar! Siz Allah'ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı savasta sabit kılar

    [8] Inkar edenlere ise, yıkım ve yokluk olsun! Allah onların islerini bosa cıkarır

    [9] Bu, Allah'ın indirdigini begenmediklerinden oturudur. Islerini Allah bunun icin bosa cıkarmıstır

    [10] Yeryuzunde dolasıp kendilerinden oncekilerin sonlarının nasıl olduguna bakmazlar mı? Allah onları yere gecirmistir; inkarcılara da onların basına gelenin benzerleri vardır

    [11] Cunku Allah inananların sahibidir. Kafirlerin ise sahibi yoktur

    [12] Dogrusu Allah, inanıp yararlı isler isleyenleri iclerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Durakları ates oldugu halde kafirler, zevklenirler ve hayvanlar gibi yerler

    [13] Seni surup cıkaran sehirden daha kuvvetli olan nice sehirler yok ettik. Yardım edenleri bulunmadı

    [14] Rabbinin katından bir belgesi olan kimse, kotu isi kendisine guzel gosterilen kimseye benzer mi? Bunlar heveslerine uymuslardır

    [15] Allah'a karsı gelmekten sakınanlara soz verilen cennet soyledir: Orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan sut ırmakları, icenlere zevk veren sarap ırmakları, suzme bal ırmakları vardır. Onlara orada her turlu urun ve Rablerinden magfiret vardır. Bunların durumu, ateste temelli kalan ve bagırsaklarını parca parca edecek kaynar su icirilen kimselerin durumu gibi olur mu

    [16] Onların icinde seni dinleyenler vardır; sonra senin yanından cıkınca, bilgili kimselere "Az once ne demisti?" diye sorarlar. Iste bunlar, Allah'ın kalblerini muhurlemis oldugu, kendi heveslerine uyan kimselerdir

    [17] Dogru yolu bulanların ise Allah dogruluklarını artırır, onların karsı gelmekten sakınmalarını saglar

    [18] Onlar kıyamet gununun kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar. Suphesiz onun alametleri belirmistir. Kendilerine gelip catınca ibret almaları neye yarar

    [19] Bil ki, Allah'tan baska tanrı yoktur; kendinin, inanmıs erkek ve kadınların gunahlarının bagıslanmasını dile. Allah, gezip dolastıgınız ve duracagınız yerleri bilir

    [20] Inananlar: "Keske bir sure indirilse de cihada cıksak" derlerdi. Fakat hukmu acık bir sure inip, orada savas zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, olum korkusuyla bayılmıs kimselerin bakısları gibi, sana baktıklarını gordun. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı soylemek yarasırdı. Is ciddilesince Allah'a verdikleri yeminde dogruluk gosterselerdi, onların iyiligine olurdu

    [21] Inananlar: "Keske bir sure indirilse de cihada cıksak" derlerdi. Fakat hukmu acık bir sure inip, orada savas zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, olum korkusuyla bayılmıs kimselerin bakısları gibi, sana baktıklarını gordun. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı soylemek yarasırdı. Is ciddilesince Allah'a verdikleri yeminde dogruluk gosterselerdi, onların iyiligine olurdu

    [22] Geri donerseniz yeryuzunde bozgunculuk yapmanız ve akrabalık baglarını kesmeniz beklenmez mi sizden

    [23] Iste, Allah'ın lanetledigi, sagır kıldıgı ve gozlerini kor ettigi bunlardır

    [24] Bunlar Kuran'ı dusunmezler mi? Yoksa kalbleri kilitli midir

    [25] Kendileri icin dogru yol belli olduktan sonra ardlarına donenleri, bu isi yapmaya seytan suruklemis, onlara umit vermistir

    [26] Bu, Allah'ın indirdigini begenmeyen kimselerin: "Biz bazı islerde size itaat edecegiz" demelerindendir. Allah onların gizlediklerini bilir

    [27] Melekler, onların yuzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nice olur

    [28] Bu, Allah'ı gazablandıran seye uymaları ve O'nun rızasından hosnut olmamalarından oturudur. Allah da onların islerini bosa cıkarmıstır

    [29] Yoksa, kalblerinde hastalık olanlar, Allah'ın onların kinlerini dısarı vurmayacagını mı sandılar

    [30] Eger dileseydik, Biz onları sana gosterirdik; sen de onları yuzlerinden tanırdın. And olsun ki sen, onları konusmalarından da tanırsın; Allah islediklerinizi bilir

    [31] And olsun ki sizi, icinizden cihada cıkanları ve sabredenleri meydana cıkarana ve haberlerinizi acıklayana kadar deneyecegiz

    [32] Suphesiz, inkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine dogru yol belli olduktan sonra Peygambere karsı gelenler Allah'a hicbir zarar veremezler. O, onların islerini bosa cıkaracaktır

    [33] Ey inananlar! Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin; islerinizi bosa cıkarmayın

    [34] Inkar edip Allah yolundan alıkoyanları, sonra da inkarcı olarak olenleri Allah suphesiz ki bagıslamayacaktır

    [35] Ey inananlar! Sizler daha ustun oldugunuz halde dusman karsısında gevsemeyin ki barıs istemek zorunda kalmayasınız; Allah sizinle beraberdir; sizin islerinizi eksiltmeyecektir

    [36] Dogrusu dunya hayatı oyun ve oyalanmadır. Eger inanır ve Allah'a karsı gelmekten sakınırsanız, O, size ecirlerinizi verir; O, sizin mallarınızı tamamen sarfetmenizi istemez

    [37] Eger sizden onları isteyip de sizi zorlarsa, cimrilik edecektiniz, O da kinlerinizi ortaya cıkaracaktı

    [38] Iste sizler, Allah yolunda sarfetmeye cagırılan kimselersiniz. Kiminiz cimrilik yapıyor ama, cimrilik yapan bilsin ki, ancak kendine karsı cimrilik etmis olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eger O'ndan yuz cevirirseniz sizi ortadan kaldırır, sizin gibi olmayacak bir milleti yerinize getirir

    Surah 48
    Fetih

    [1] Dogrusu Biz sana apacık bir zafer saglamısızdır

    [2] Allah boylece, senin gecmis ve gelecek gunahlarını bagıslar, sana olan nimetini tamamlar, seni dogru yola eristirir

    [3] Boylece sana, kimsenin guc yetiremeyecegi bir sekilde yardım eder

    [4] Inananların, imanlarını kat kat artırmaları icin, kalblerine guven indiren O'dur. Goklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ındır. Allah bilendir, Hakim olandır

    [5] Inanan erkek ve kadınları, icinde temelli kalacakları, iclerinden ırmaklar akan cennetlere koyar, onların kotuluklerini orter. Allah katında buyuk kurtulus iste budur

    [6] Inananlara yardım etmez diye Allah'a kotu sanıda bulunan ikiyuzlu erkek ve kadınlara, puta tapan erek ve kadınlara Allah azabetsin; kotu sanıları kendi baslarına gelsin! Allah onlara gazabetmis, onları lanetlemis ve cehennemi kendilerine hazırlamıstır. Ne kotu donus yeridir

    [7] Goklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ındır. Allah guclu olandır. Hakim olandır

    [8] Dogrusu seni sahit, mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik. Ey insanlar, siz de Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, O'na saygı gosteresiniz ve O'nu sabah aksam tesbih edesiniz

    [9] Dogrusu seni sahit, mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik. Ey insanlar, siz de Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, O'na saygı gosteresiniz ve O'nu sabah aksam tesbih edesiniz

    [10] Suphesiz sana bas egerek ellerini verenler (biat edenler), Allah'a bas egip el vermis sayılırlar. Allah'ın eli onların ellerinin ustundedir. Verdigi bu sozden donen, ancak kendi aleyhine donmus olur. Allah'a verdigi sozu yerine getirene, Allah buyuk ecir verecektir

    [11] Bedevilerin savastan geri kalmıs olanları, sana: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Allah'tan bizim bagıslanmamızı dile" diyecekler. Dilleriyle, gonullerinde bulunmayanı soylerler; de ki: "Allah size bir zarar gelmesini dilerse, yahut bir fayda elde etmenizi dilerse, O'na karsı kimin gucu bir seye yeter? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır

    [12] Aslında siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha donmeyeceklerini sanmıstınız. Bu, gonullerinize guzel gorunmustu de kotu sanıda bulunmustunuz. Hayırsız bir topluluk oldunuz

    [13] Allah'a ve Peygamberine kim inanmamıssa bilsin ki, suphesiz Biz, inkarcılar icin cılgın alevli cehennemi hazırlamısızdır

    [14] Goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah'ındır. O, diledigini bagıslar, diledigine azabeder. Allah bagıslayandır, merhamet edendir

    [15] Savastan geri kalmıs olanlar, siz ganimetleri almaya giderken: "Bırakın, biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sozunu degistirmek isterler. De ki: "Bize uymayacaksınız; Allah sizin icin onceden boyle buyurmustur." Size: "Hayır, bizi cekemiyorsunuz" diyecekler. Aksine, kendileri ancak pek az soz anlayan kimselerdir

    [16] Bedevilerden geri kalmıs olanlara de ki: "guclu kuvvetli bir millete karsı, onlar musluman olana kadar savasmaya cagrılacaksanız; eger itaat ederseniz Allah size guzel ecir verir, ama daha once dondugunuz gibi yine donecek olursanız sizi can yakan bir azaba ugratır

    [17] Ama, gozleri gormeyen kimse savasa gelmezse ona bir sorumluluk yoktur; topala ve hastaya da sorumluluk yoktur. Kim Allah'a ve peygamberine itaat ederse, Allah onu, iclerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim yuz cevirirse, onu can yakıcı azaba ugratır

    [18] Allah inananlardan, agac altında sana bas egerek el verirlerken, and olsun ki hosnut olmustur. Gonullerinde olanı da bilmis, onlara guvenlik vermis, onlara yakın bir zafer ve ele gecirecekleri bol ganimetler bahsetmistir. Allah, guclu olandır, Hakim olandır

    [19] Allah inananlardan, agac altında sana bas egerek el verirlerken, and olsun ki hosnut olmustur. Gonullerinde olanı da bilmis, onlara guvenlik vermis, onlara yakın bir zafer ve ele gecirecekleri bol ganimetler bahsetmistir. Allah, guclu olandır, Hakim olandır

    [20] Allah size, ele gecireceginiz bol bol ganimetler vadetmistir. Inananlar icin bir belge olması, sizi dogru yola eristirmesi icin bunları size hemen vermis ve insanların size uzanan ellerini onlemistir

    [21] Bundan baska, sizin gucunuzun yetmedigi fakat Allah'ın sizin icin sakladıgı ganimetler de vardır. Allah her seye Kadir olandır

    [22] Inkar edenler sizinle savassalardı yuzgeri doneceklerdi. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardı

    [23] Allah'ın onceden gelip gecmislere uyguladıgı yasası budur. Allah'ın yasasında degisme bulamazsın

    [24] Sizi onlara ustun kıldıktan sonra, Mekke bolgesinde, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan geri tutan, savası onleyen O'dur. Allah yaptıklarınızı gorendir

    [25] Onlar inkar edenlerdir, sizi Mescidi Haram'ı ziyaretten ve baglı kurbanları yerlerine gitmekten alıkoyanlardır. Eger, oradaki henuz tanımadıgınız inanmıs erkeklerle inanmıs kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle uzuntuye kapılmanız ihtimali olmasaydı Allah savası onlemezdi. Allah, dilediklerine rahmet etmek icin boyle yapmıstır. Eger inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmıs olsalardı, inkar edenleri can yakıcı bir azaba ugratırdık

    [26] Inkar edenler, gonullerindeki cahiliyye cagının asabiyet atesini ateslendirdiklerinde, Allah, Peygamberine ve inananlara huzur indirdi; onların takva sozunu tutmalarını sagladı. Onlar, bu soze layık ve ehil kimselerdi. Allah her seyi bilmektedir

    [27] And olsun ki Allah, Peygamberinin ruyasının gercek oldugunu tasdik eder. Ey inananlar! Siz, Allah dilerse, guven icinde, baslarınızı tıras etmis veya saclarınızı kısaltmıs olarak, korkmadan Mescidi Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediginizi bilir. Size, bundan baska, yakın zamanda bir zafer verecektir

    [28] Butun dinlerden ustun kılmak uzere, Peygamberini, dogruluk rehberi Kuran ve hak din ile gonderen O'dur. Sahit olarak Allah yeter

    [29] Muhammed Allah'ın elcisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karsı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rukua varırken, secde ederken, Allah'tan lutuf ve hosnudluk dilerken gorursun. Onlar, yuzlerindeki secde izi ile tanınırlar. Iste bu, onların Tevrat'ta anlatılan vasıflarıdır. Incil'de de soyle vasıflandırılmıslardı: Filizini cıkarmıs, onu kuvvetlendirmis, kalınlasmıs, govdesi uzerine dikilmis, ekincilerin hosuna giden ekin gibidirler. Allah boylece bunları cogaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları ofkelendirir. Allah, inanıp yararlı isler isleyenlere, bagıslama ve buyuk ecir vadetmistir

    Surah 49
    Hucurât

    [1] Ey inananlar! Allah'tan ve Peygamberinden one gecmeyin; Allah'tan sakının, dogrusu Allah isitir ve bilir

    [2] Ey inananlar! Seslerinizi, Peygamberin sesini bastıracak sekilde yukseltmeyin. Farkına varmadan, islediklerinizin bosa gitmemesi icin, Peygambere birbirinize bagırdıgınız gibi yuksek sesle bagırmayın

    [3] Seslerini Peygamberin yanında kısan kimseler, Allah'ın gonullerini takva ile sınadıgı kimselerdir. Onlara magfiret ve buyuk ecir vardır

    [4] Sana odaların otesinden seslenenlerin cogu akletmeyen kimselerdir

    [5] Eger onlar, sen yanlarına cıkıncaya kadar sabretselerdi suphesiz onlar icin daha iyi olurdu. Allah bagıslayandır, merhamet edendir

    [6] Ey inananlar! Eger yoldan cıkmısın biri size bir haber getirirse, onun ic yuzunu arastırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiginize pisman olursunuz

    [7] Bilin ki, icinizde Allah'ın Peygamberi bulunmaktadır. Eger o, bir cok islerde size uymus olsaydı suphesiz kotu duruma duserdiniz; ama Allah size imanı sevdirmis, onu gonullerinize guzel gostermis; inkarcılıgı, yoldan cıkmayı ve bas kaldırmayı size igrenc gostermistir. Iste boyle olanlar, Allah katından bir lutuf ve nimet sayesinde dogru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim'dir

    [8] Bilin ki, icinizde Allah'ın Peygamberi bulunmaktadır. Eger o, bir cok islerde size uymus olsaydı suphesiz kotu duruma duserdiniz; ama Allah size imanı sevdirmis, onu gonullerinize guzel gostermis; inkarcılıgı, yoldan cıkmayı ve bas kaldırmayı size igrenc gostermistir. Iste boyle olanlar, Allah katından bir lutuf ve nimet sayesinde dogru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim'dir

    [9] Eger muminlerden iki topluluk birbirleriyle savasırlarsa aralarını duzeltiniz; eger biri digeri uzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah'ın buyruguna donmelerine kadar savasınız; eger donerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, suphesiz Allah adil davrananları sever

    [10] Suphesiz muminler birbiri ile kardestirler; oyle ise dargın olan kardeslerinizin arasını duzeltin; Allah'tan sakının ki size acısın

    [11] Ey inananlar! Bir topluluk bir digerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da baska kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kotu lakaplarla cagırmayın; inandıktan sonra yoldan cıkmıs olmak ne kotu bir addır. Tevbe etmeyenler, iste onlar zalimlerdir

    [12] Ey inananlar! Zannın cogundan sakının, zira zannın bir kısmı gunahtır. Birbirinizin sucunu arastırmayın; kimse kimseyi cekistirmesin; hangi biriniz olu kardesinin etini yemekten hoslanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah'tan sakının, suphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır

    [13] Ey insanlar! Dogrusu Biz sizleri bir erkekle bir disiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Suphesiz, Allah katında en degerliniz, O'na karsı gelmekten en cok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır

    [14] Bedeviler: "Inandık" dediler, de ki: "Inanmadınız ama Islam olduk deyin; inanc henuz gonullerinize yerlesmedi; eger Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, islediklerinizden bir sey eksilmez; dogrusu Allah, bagıslar, merhamet eder

    [15] Inananlar, ancak Allah'a ve peygamberine inanmıs, sonra supheye dusmemis; Allah ugrunda mallarıyla, canlarıyla cihat etmis olanlardır. Iste onlar dogru olanlardır

    [16] De ki: "Dininizi Allah'a mı ogretiyorsunuz? Oysa Allah goklerde olanları da yerde olanları da bilir, Allah her seyi bilendir

    [17] Musluman oldular diye seni minnet altında bırakmak isterler; de ki: "Musluman olmanızla beni minnet altında tutmayın, hayır; eger dogru kimselerseniz, sizi imana eristirmekle Allah sizi minnet altında bırakır

    [18] Dogrusu Allah, goklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı gorendir

    Surah 50
    Kâf

    [1] Kaf. Sanlı Kuran'a and olsun

    [2] Kafirler, Aralarından bir uyarıcının gelmesine sastılar da: "Bu sasılacak bir sey; oldugumuz ve toprak oldugumuz zaman dirilecek miyiz? Bu, ihtimali olmayan bir donustur" dediler

    [3] Kafirler, Aralarından bir uyarıcının gelmesine sastılar da: "Bu sasılacak bir sey; oldugumuz ve toprak oldugumuz zaman dirilecek miyiz? Bu, ihtimali olmayan bir donustur" dediler

    [4] Onlardan kimlerin olup topraga karıstıgını biliyoruz. Katımızda her seyi unutulmaktan koruyan bir kitap vardır

    [5] Hayır; onlar, gercek kendilerine gelince onu yalanladılar; kararsızlık icindedirler

    [6] Onlar, ustlerindeki gogu nasıl yapmısız, suslemisizdir bir bakmazlar mı? Onda hicbir catlak da yoktur

    [7] Allah'a yonelen her kula ogut ve bir belge olarak yeryuzunu yaydık, oraya sabit daglar yerlestirdik, orada her guzel turden yetistirdik

    [8] Allah'a yonelen her kula ogut ve bir belge olarak yeryuzunu yaydık, oraya sabit daglar yerlestirdik, orada her guzel turden yetistirdik

    [9] Gokten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak uzere onunla bahceler, bicilecek taneli ekinler, kume kume tomurcukları olan boylu hurma agacları yetistirdik. O su ile olu yeri dirilttik. Iste insanların diriltilmesi de boyledir

    [10] Gokten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak uzere onunla bahceler, bicilecek taneli ekinler, kume kume tomurcukları olan boylu hurma agacları yetistirdik. O su ile olu yeri dirilttik. Iste insanların diriltilmesi de boyledir

    [11] Gokten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak uzere onunla bahceler, bicilecek taneli ekinler, kume kume tomurcukları olan boylu hurma agacları yetistirdik. O su ile olu yeri dirilttik. Iste insanların diriltilmesi de boyledir

    [12] Onlardan once Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardesleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamıslardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamıslardı da tehdidim gerceklesmisti

    [13] Onlardan once Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardesleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamıslardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamıslardı da tehdidim gerceklesmisti

    [14] Onlardan once Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardesleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamıslardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamıslardı da tehdidim gerceklesmisti

    [15] Biz ilk yaratısta yorulduk mu? Hayır; onlar yeniden yaratılmaktan suphe etmektedirler

    [16] And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; Biz ona sah damarından daha yakınız

    [17] Sagında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gozcu olarak soyledigi her sozu zaptederler

    [18] Sagında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gozcu olarak soyledigi her sozu zaptederler

    [19] Olum sarhoslugu gercekten gelir, ey insan, iste bu senin oteden beri korkup kactıgın seydir

    [20] Sura ufurulur. Iste bu gelecegi soz verilen gundur

    [21] Her can, kendisiyle beraber bir surucu ve sahit bulundugu halde gelir

    [22] Ona: "And olsun ki, sen, bundan gafildin; iste senden gaflet perdesini kaldırdık, bugun artık gorusun keskindir" denir

    [23] Yanındaki melek: "Iste bu yanımdaki hazırdır" der

    [24] Allah: "Ey surucu ve sahit! Her inatcı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mutecaviz, supheye dusuren, Allah'ın yanında baska tanrı benimseyen kisiyi cehenneme atın, onu cetin bir azaba sokun" buyurur

    [25] Allah: "Ey surucu ve sahit! Her inatcı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mutecaviz, supheye dusuren, Allah'ın yanında baska tanrı benimseyen kisiyi cehenneme atın, onu cetin bir azaba sokun" buyurur

    [26] Allah: "Ey surucu ve sahit! Her inatcı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mutecaviz, supheye dusuren, Allah'ın yanında baska tanrı benimseyen kisiyi cehenneme atın, onu cetin bir azaba sokun" buyurur

    [27] Yanındaki seytan: "Rabbimiz! Ben onu azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı" der

    [28] Allah: "Benim katımda cekismeyin; size bunu onceden bildirmistim. Benim katımda soz degismez; Ben kullara asla zulmetmem" der

    [29] Allah: "Benim katımda cekismeyin; size bunu onceden bildirmistim. Benim katımda soz degismez; Ben kullara asla zulmetmem" der

    [30] O gun cehenneme: "Doldun mu?" deriz, o: "Daha var mı?" der

    [31] Cennet, Allah'a karsı gelmekten sakınanlara yaklastırılır, zaten uzakta degildir

    [32] Onlara: "Iste bu cennet, Allah'a yonelen, O'nun buyruklarına riayet eden; gormedigi Rahman'dan korkan, Allah'a yonelmis bir kalble gelen sizlere, hepinize soz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; iste sonsuzluk gunu budur" denir

    [33] Onlara: "Iste bu cennet, Allah'a yonelen, O'nun buyruklarına riayet eden; gormedigi Rahman'dan korkan, Allah'a yonelmis bir kalble gelen sizlere, hepinize soz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; iste sonsuzluk gunu budur" denir

    [34] Onlara: "Iste bu cennet, Allah'a yonelen, O'nun buyruklarına riayet eden; gormedigi Rahman'dan korkan, Allah'a yonelmis bir kalble gelen sizlere, hepinize soz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; iste sonsuzluk gunu budur" denir

    [35] Orada dilediklerini bulurlar. Katımızda fazlası da vardır

    [36] Bu inkarcılardan once, kendilerinden daha kuvvetli olan, diyar diyar dolasan nice nesilleri yok etmisizdir. Kurtulusu var mı

    [37] Dogrusu bunda, kalbi olana veya hazır bulunup kulak verene ders vardır

    [38] And olsun ki, gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı gunde yarattık ve Biz bir yorgunluk da duymadık

    [39] Soylediklerine sabret; Rabbini, gunesin dogmasından once ve batısından once overek tesbih et

    [40] Geceleyin ve secdelerin ardından O'nu tesbih et

    [41] Bir cagırıcının yakın bir yerden cagıracagı gune kulak ver

    [42] O gun cıglıgı gercekten duyarlar; iste o, kabirden cıkıs gunudur

    [43] Dogrusu Biz diriltiriz, Biz oldururuz, donus Bize'dir

    [44] O gun, yer yarılır, onlar cabucak ayrılır; bu, Bize gore kolay bir toplamadır

    [45] Onların dediklerini Biz biliriz. Sen onların uzerinde bir zorba degilsin; soz verdigim gunden korkanlara Kuran'la ogut ver

    Surah 51
    Zâriyât

    [1] Esip savuran ruzgarlara, yagmur yuklu bulutlara, kolayca suzulen gemiler ve isleri yoneten meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyametin kopması suphesiz gercektir. Odesme gunu gelecektir

    [2] Esip savuran ruzgarlara, yagmur yuklu bulutlara, kolayca suzulen gemiler ve isleri yoneten meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyametin kopması suphesiz gercektir. Odesme gunu gelecektir

    [3] Esip savuran ruzgarlara, yagmur yuklu bulutlara, kolayca suzulen gemiler ve isleri yoneten meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyametin kopması suphesiz gercektir. Odesme gunu gelecektir

    [4] Esip savuran ruzgarlara, yagmur yuklu bulutlara, kolayca suzulen gemiler ve isleri yoneten meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyametin kopması suphesiz gercektir. Odesme gunu gelecektir

    [5] Esip savuran ruzgarlara, yagmur yuklu bulutlara, kolayca suzulen gemiler ve isleri yoneten meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyametin kopması suphesiz gercektir. Odesme gunu gelecektir

    [6] Esip savuran ruzgarlara, yagmur yuklu bulutlara, kolayca suzulen gemiler ve isleri yoneten meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyametin kopması suphesiz gercektir. Odesme gunu gelecektir

    [7] Icinde yorungeler bulunan goge and olsun ki, ey inkarcılar, siz, suphesiz aykırı gorustesiniz

    [8] Icinde yorungeler bulunan goge and olsun ki, ey inkarcılar, siz, suphesiz aykırı gorustesiniz

    [9] Bundan, donebilecek kimseler dondurulur

    [10] Yalancılıgı itiyat edinenlerin, bilgisizlige saplanıp kalanların canları cıksın

    [11] Yalancılıgı itiyat edinenlerin, bilgisizlige saplanıp kalanların canları cıksın

    [12] Islerin karsılık gorecegi gunun zamanını sorarlar

    [13] O, kendilerinin ateste azap gorecekleri gundur

    [14] Onlara: "Azabınızı tadın; iste acele beklediginiz bu idi" denir

    [15] Dogrusu, Allah'a karsı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdigini almıs olarak bahcelerde ve pınar baslarındadırlar. Cunku onlar, bundan once iyi davrananlardı

    [16] Dogrusu, Allah'a karsı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdigini almıs olarak bahcelerde ve pınar baslarındadırlar. Cunku onlar, bundan once iyi davrananlardı

    [17] Onlar, geceleri az uyuyanlardı

    [18] Seher vakitlerinde bagıslanma dilerlerdi

    [19] Onların mallarında muhtac ve yoksullar icin bir hak vardı, onu verirlerdi

    [20] Kesin olarak inananlara, yeryuzunde ve kendi icinizde Allah'ın varlıgına nice deliller vardır; gormez misiniz

    [21] Kesin olarak inananlara, yeryuzunde ve kendi icinizde Allah'ın varlıgına nice deliller vardır; gormez misiniz

    [22] Rızkınız da, size soz verilen azap da yukarıdan gelir

    [23] Gogun ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konusmanız kadar kesin ve gercektir

    [24] Ibrahim'in ikram edilmis konuklarının haberi sana geldi mi

    [25] Onlar, Ibrahim'in yanına girip: "Selam sana" demislerdi, Ibrahim de: "Selam size" demisti; icinden de, onların "tanınmamıs bir topluluk" oldugunu gecirmisti

    [26] Hemen ailesine giderek semiz bir buzagı getirmis, onların onune surup: "Yemez misiniz?" demisti

    [27] Hemen ailesine giderek semiz bir buzagı getirmis, onların onune surup: "Yemez misiniz?" demisti

    [28] (Yemediklerini gorunce) onlardan endiseye dustu; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir ogul sahibi olacagını mujdelediler

    [29] Bunun uzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yuzunu kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi

    [30] Melekler: "Bu boyledir, Rabbin soylemistir; dogrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler

    [31] Ibrahim: "Ey Elciler! Goreviniz nedir?" dedi

    [32] Elciler: "Suclu bir milletin uzerine, Rabbinin katından isaretli olarak, asırı gidenlere mahsus sert taslar gondermekle gorevlendirildik" dediler

    [33] Elciler: "Suclu bir milletin uzerine, Rabbinin katından isaretli olarak, asırı gidenlere mahsus sert taslar gondermekle gorevlendirildik" dediler

    [34] Elciler: "Suclu bir milletin uzerine, Rabbinin katından isaretli olarak, asırı gidenlere mahsus sert taslar gondermekle gorevlendirildik" dediler

    [35] Bunun uzerine, suclu milletin arasında bulunan muminleri cıkardık

    [36] Zaten orada, kendini Allah'a vermis sadece bir tek ev halkı bulduk

    [37] Can yakıcı azabdan korkanlar icin, o beldede bir isaret, bir kalıntı bıraktık

    [38] Musa'nın basından gecenlerde de ibret vardır: Onu apacık delille Firavun'a gonderdik

    [39] Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yuz cevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi

    [40] Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmisti

    [41] Ad milletinin basından gecende de ibret vardır: Onların uzerine, ugradıgı her seyi bırakmayıp toza ceviren kuru bir ruzgar gonderdik

    [42] Ad milletinin basından gecende de ibret vardır: Onların uzerine, ugradıgı her seyi bırakmayıp toza ceviren kuru bir ruzgar gonderdik

    [43] Semud milletinin basına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir sureye kadar zevklenin" denmisti

    [44] Onlar Rablerinin buyrugundan cıkmıslardı; bunun uzerine kendilerini gozleri gore gore yıldırım carptı

    [45] Ayaga kalkacak gucleri kalmadı, yardım da gormediler

    [46] Daha once de Nuh milletini cezalandırmıstık. Cunku onlar da yoldan cıkmıs bir milletti

    [47] Gogu, gucumuzle Biz kurduk; suphesiz biz onu genisleticiyiz

    [48] Yeryuzunu biz yayıp dosedik: Ne guzel doseyiciyiz

    [49] Ibret alasınız diye her seyi cift cift yaratmısızdır

    [50] De ki: "Oyleyse Allah'a kosusun; dogrusu ben sizi O'nun azabı ile acıkca uyaranım

    [51] Allah'ın yanında baskasını tanrı kılmayın; dogrusu ben sizi O'nun azabı ile acıkca uyaranım

    [52] Onlardan oncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi

    [53] Oncekiler sonrakilere boyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir

    [54] Onlardan yuz cevir; sen kınanacak degilsin

    [55] Ogut ver; dogrusu ogut inananlara fayda verir

    [56] Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri icin yaratmısımdır

    [57] Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem

    [58] Suphesiz rızıklandıran da, guc ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır

    [59] Zulmedenlerin, gecmis arkadaslarının suclarına benzer sucları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler

    [60] Soz verilen gunun azabından vay o inkar edenlere

    Surah 52
    Tûr

    [1] Tura, yayılmıs ince deri uzerine satır satır dizilmis Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yukseltilmis tavan gibi goge, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hic suphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

    [2] Tura, yayılmıs ince deri uzerine satır satır dizilmis Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yukseltilmis tavan gibi goge, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hic suphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

    [3] Tura, yayılmıs ince deri uzerine satır satır dizilmis Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yukseltilmis tavan gibi goge, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hic suphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

    [4] Tura, yayılmıs ince deri uzerine satır satır dizilmis Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yukseltilmis tavan gibi goge, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hic suphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

    [5] Tura, yayılmıs ince deri uzerine satır satır dizilmis Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yukseltilmis tavan gibi goge, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hic suphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

    [6] Tura, yayılmıs ince deri uzerine satır satır dizilmis Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yukseltilmis tavan gibi goge, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hic suphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

    [7] Tura, yayılmıs ince deri uzerine satır satır dizilmis Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yukseltilmis tavan gibi goge, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hic suphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

    [8] Tura, yayılmıs ince deri uzerine satır satır dizilmis Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yukseltilmis tavan gibi goge, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hic suphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur

    [9] Gogun sarsıldıkca sarsılacagı, dagların yurudukce yuruyecegi gun; iste o gun, daldıkları yerde eglenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

    [10] Gogun sarsıldıkca sarsılacagı, dagların yurudukce yuruyecegi gun; iste o gun, daldıkları yerde eglenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

    [11] Gogun sarsıldıkca sarsılacagı, dagların yurudukce yuruyecegi gun; iste o gun, daldıkları yerde eglenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

    [12] Gogun sarsıldıkca sarsılacagı, dagların yurudukce yuruyecegi gun; iste o gun, daldıkları yerde eglenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak

    [13] Cehennem atesine itildikce itildikleri gun, onlara: "Iste yalanlayıp durdugunuz ates budur

    [14] Cehennem atesine itildikce itildikleri gun, onlara: "Iste yalanlayıp durdugunuz ates budur

    [15] Bu bir buyu mudur, yoksa hala gormez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak islediklerinizin karsılıgını goruyorsunuz" denir

    [16] Bu bir buyu mudur, yoksa hala gormez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak islediklerinizin karsılıgını goruyorsunuz" denir

    [17] Allah'a karsı gelmekten sakınanlar, suphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler icindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumustur

    [18] Allah'a karsı gelmekten sakınanlar, suphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler icindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumustur

    [19] Onlara soyle denir: "Islediklerinizden oturu, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin icin." Onlara, ceylan gozlu esler veririz

    [20] Onlara soyle denir: "Islediklerinizden oturu, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin icin." Onlara, ceylan gozlu esler veririz

    [21] Inanan, soyları da inancta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların islediklerinden hicbir sey eksiltmeyiz. Herkes kazancına baglıdır

    [22] Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz

    [23] Orada kadeh tokustururlar; fakat bunda ne bir sacmalama, ne de bir gunaha girme vardır

    [24] Sedefteki inciler gibi olan gencler yanlarında dolasırlar

    [25] Birbirlerine donup sorusurlar

    [26] Dogrusu bundan once ailemizin yanında bile korku icindeydik; Allah lutfedip bizi kavurucu azabdan korudu; dogrusu bundan once de O'na yalvarıyorduk; suphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler

    [27] Dogrusu bundan once ailemizin yanında bile korku icindeydik; Allah lutfedip bizi kavurucu azabdan korudu; dogrusu bundan once de O'na yalvarıyorduk; suphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler

    [28] Dogrusu bundan once ailemizin yanında bile korku icindeydik; Allah lutfedip bizi kavurucu azabdan korudu; dogrusu bundan once de O'na yalvarıyorduk; suphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler

    [29] Ogut ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin

    [30] Yoksa senin icin soyle mi derler: "Sairdir, zamanın onun aleyhine donmesini gozluyoruz

    [31] De ki: "Gozleyin, dogrusu ben de sizinle beraber gozlemekteyim

    [32] Bunu onlara akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir millet midirler

    [33] Yahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar oyle mi? Hayır, inanmıyorlar

    [34] Eger iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir soz meydana getirsinler

    [35] Onlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir

    [36] Yoksa gokleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah'a kesin olarak inanmıyorlar

    [37] Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı ise hakimdirler

    [38] Yoksa, uzerine cıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Oyleyse, dinleyenleri acık bir delil getirsin

    [39] Demek kızlar Allah'ın, ogullar sizin oyle mi

    [40] Yahut sen onlardan bir ucret istiyorsun da onlar agır bir borc altında mı kalıyorlar

    [41] Veya, gorulmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar

    [42] Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama o tuzaga yakalanacak olanlar inkar edenlerdir

    [43] Yoksa Allah'tan baska bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak kosmalarından munezzehtir

    [44] Gokten azap olarak dusen bir parca gorseler: "Bulut kumesidir" derler

    [45] Carpılacakları gune erismelerine kadar onları bırak

    [46] O gun, duzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da gormezler

    [47] Zulmedenlere, suphesiz, bundan baska da azap vardır; fakat onların cogu bilmezler

    [48] Rabbinin hukmu yerine gelinceye kadar sabret; dogrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini overek tesbih et

    [49] Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O'nu tesbih et

    Surah 53
    Necm

    [1] Batmakta olan yıldıza and olsun ki

    [2] Arkadasınız (Muhammed) sapmamıs ve azmamıstır

    [3] O, kendiliginden konusmamaktadır

    [4] Onun konusması ancak, bildirilen bir vahy iledir

    [5] Ona, cetin kuvvetlere sahip ve guclu olan Cebrail ogretmistir; en yuksek ufukta iken dogruluvermis

    [6] Ona, cetin kuvvetlere sahip ve guclu olan Cebrail ogretmistir; en yuksek ufukta iken dogruluvermis

    [7] Ona, cetin kuvvetlere sahip ve guclu olan Cebrail ogretmistir; en yuksek ufukta iken dogruluvermis

    [8] Sonra yaklasmıs ve inmistir

    [9] Araları iki yay aralıgı kadar veya daha da yakın oldu

    [10] Allah o anda kuluna vahyedecegini etti

    [11] Gozunun gordugunu gonlu yalanlamadı

    [12] Ey inkarcılar! Onun gordugu sey hakkında kendisi ile tartısır mısınız

    [13] And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda baska bir inisinde de gormustur

    [14] And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda baska bir inisinde de gormustur

    [15] Orada Me'va cenneti vardır

    [16] Sidre'yi buruyen buruyordu

    [17] Gozu oradan ne kaydı ve ne de onu astı

    [18] And olsun ki Rabbinin varlıgının buyuk delillerini gordu

    [19] Ey inkarcılar! Simdi Lat, Uzza ve bundan baska ucunculeri olan Menat'ın ne oldugunu soyler misiniz

    [20] Ey inkarcılar! Simdi Lat, Uzza ve bundan baska ucunculeri olan Menat'ın ne oldugunu soyler misiniz

    [21] Demek erkekler sizin, disiler Allah'ın mı

    [22] Oyleyse bu haksız bir paylasma

    [23] Bunlar sizin ve babalarınızın taktıgı adlardan baska bir sey degildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemistir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istedigine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki dogruluk rehberi gelmistir

    [24] Yoksa, her umdugu sey insanın mıdır

    [25] Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır

    [26] Allah, diledigine ve hosnut olduguna izin vermedikce, goklerde bulunan nice meleklerin sefaati bir seye yaramaz

    [27] Dogrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "disi" adını takarlar

    [28] Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise suphesiz gercegi ifade etmez

    [29] Bizi anmaktan yuz cevirenlere ve dunya hayatından baska bir sey istemeyenlere aldırma

    [30] Bu onların ulastıkları bilginin seviyesini gosterir. Dogrusu Rabbin yolundan sapmıs olanı pek iyi bilir, dogru yolda olanı da cok iyi bilir

    [31] Goklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kotuluk yapanlara islerinin karsılıgını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana buyuk gunahlardan ve hayasızlıklardan kacınanlara islediklerinden daha iyisiyle karsılıgını verir. Dogrusu Rabbinin bagısı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri cok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize cıkarmayın. O, sakınanı cok iyi bilir

    [32] Goklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kotuluk yapanlara islerinin karsılıgını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana buyuk gunahlardan ve hayasızlıklardan kacınanlara islediklerinden daha iyisiyle karsılıgını verir. Dogrusu Rabbinin bagısı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri cok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize cıkarmayın. O, sakınanı cok iyi bilir

    [33] Yuz cevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gordun mu

    [34] Yuz cevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gordun mu

    [35] Gorulmeyenin ilmi yanında da o mu goruyor

    [36] Yoksa Musa'nın ve sozunu yerine getiren Ibrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki

    [37] Yoksa Musa'nın ve sozunu yerine getiren Ibrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki

    [38] Hic bir gunahkar baskasının gunah yukunu yuklenmez

    [39] Insan ancak calıstıgına erisir

    [40] Onun calısması suphesiz gorulecektir

    [41] Sonra ona karsılıgı eksiksiz verilecektir

    [42] Dogrusu son varıs Rabbinedir

    [43] Dogrusu, gulduren de aglatan da O'dur

    [44] Dogrusu dirilten de olduren de O'dur

    [45] Dogrusu, atıldıgında meniden erkek ve disiyi, iki cifti yaratan O'dur

    [46] Dogrusu, atıldıgında meniden erkek ve disiyi, iki cifti yaratan O'dur

    [47] Dogrusu olumden sonra tekrar dirilten de O'dur

    [48] Dogrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur

    [49] Dogrusu Sira yıldızının Rabbi O'dur

    [50] Ilk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur

    [51] Ilk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur

    [52] Daha once de Nuh milletini yok eden O'dur; cunku onlar cok zalim ve pek taskın kimselerdi

    [53] Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gomdukce gomen O'dur

    [54] Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gomdukce gomen O'dur

    [55] Ey kisi! Rabbinin hangi nimetinden supheye dusersin

    [56] Iste ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır

    [57] Kıyamet yaklastıkca yaklasmıstır

    [58] Onu Allah'tan baska ortaya koyacak yoktur

    [59] Bu soze mi sasıyorsunuz

    [60] Guluyorsunuz... Aglamıyorsunuz

    [61] Habersiz oyalanmaktasınız

    [62] Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin

    Surah 54
    Kamer

    [1] Kıyamet saati yaklasır, ay yarılır; onlar bir delil gorunce hala yuz cevirirler ve: "Suregelen bir sihir" derler

    [2] Kıyamet saati yaklasır, ay yarılır; onlar bir delil gorunce hala yuz cevirirler ve: "Suregelen bir sihir" derler

    [3] Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her isin karar kılacagı bir sonucu vardır

    [4] And olsun ki, onları bu hallerinden vazgecirecek nice haberler gelmistir

    [5] Bu haberlerin her birinde ustun hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor

    [6] Oyleyse onlardan yuz cevir; cagıran, gorulmemis ve tanınmamıs bir seye cagırdıgı gun

    [7] Gozleri dalgın dalgın, cekirgeler gibi yayılmıs, o cagırana kosarak kabirlerden cıkarlar. Inkarcılar: "Bu, zorlu bir gundur" derler

    [8] Gozleri dalgın dalgın, cekirgeler gibi yayılmıs, o cagırana kosarak kabirlerden cıkarlar. Inkarcılar: "Bu, zorlu bir gundur" derler

    [9] Bu ortak kosanlardan once Nuh milleti de yalanlamıs, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demislerdi, yolu kesilmisti

    [10] O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıstı

    [11] Biz de bunun uzerine gok kapılarını bosanan sularla actık

    [12] Yeryuzunde kaynaklar fıskırttık; her iki su, takdir edilen bir olcuye gore birlesti

    [13] Onu, tahtadan yapılmıs, mıhla cakılmıs bir gemiye bindirdik; inkar edilmis olan Nuh'a mukafat olarak verdigimiz gemi nezaretimiz altında yuzuyordu

    [14] Onu, tahtadan yapılmıs, mıhla cakılmıs bir gemiye bindirdik; inkar edilmis olan Nuh'a mukafat olarak verdigimiz gemi nezaretimiz altında yuzuyordu

    [15] And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; ogut alan yok mudur

    [16] Benim azabım ve uyarmam nasılmıs

    [17] And olsun ki Kuran'ı, ogut olsun diye kolaylastırdık; ogut alan yok mudur

    [18] Ad milleti peygamberini yalanlamıstı; Benim azabım ve uyarmam nasılmıs

    [19] Nitekim uzerlerine, insanları, sokulmus hurma kutugu gibi kopararak yere seren, dondurucu bir ruzgarı ugursuzlugu devam eden bir gunde gonderdik

    [20] Nitekim uzerlerine, insanları, sokulmus hurma kutugu gibi kopararak yere seren, dondurucu bir ruzgarı ugursuzlugu devam eden bir gunde gonderdik

    [21] Benim azabım ve uyarmam nasılmıs

    [22] And olsun ki, Kuran'ı ogut olsun diye kolaylastırdık; ogut alan yok mudur

    [23] Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı

    [24] Icimizden bir insana mı uyacagız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmis oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmis? Hayır, o pek yalancı ve sımarıgın biridir" dediler

    [25] Icimizden bir insana mı uyacagız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmis oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmis? Hayır, o pek yalancı ve sımarıgın biridir" dediler

    [26] Yarın, kimin pek yalancı ve sımarık oldugunu bileceklerdir

    [27] Dogrusu, onları denemek uzere disi deveyi gonderen Biziz. Salih'e soyle demistik: "Onları gozetle ve sabret

    [28] Onlara, sıralarına gore suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmis olundugunu soyle

    [29] Ama bir arkadaslarını cagırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti

    [30] Benim azabım ve uyarmam nasılmıs

    [31] Nitekim uzerlerine bir cıglık gonderdik de, agılcıların kullandıgı kurumus ot gibi oldular

    [32] And olsun ki, Kuran'ı ogut olsun diye kolaylastırdık; ogut alan yok mudur

    [33] Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı

    [34] Biz de uzerlerine tas yagdıran bir ruzgar gonderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Sukredene iste boyle mukafat veririz

    [35] Biz de uzerlerine tas yagdıran bir ruzgar gonderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Sukredene iste boyle mukafat veririz

    [36] Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıstı, ama onlar uyarmaları suphe ile karsılayarak dinlemediler

    [37] And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıstılar, bunun uzerine gozlerini kor ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik

    [38] And olsun ki, sabah erken, onu alınmaz bir azap baslarına geldi

    [39] Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik

    [40] And olsun ki, Kuran'ı ogut olsun diye kolaylastırdık; ogut alan yok mudur

    [41] And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi

    [42] Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun uzerine onları guc ve kuvvet sahibi olana yakısır bir sekilde yakaladık

    [43] Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı ustundur? Yoksa Kitablarda size bir kurtulus belgesi mi var

    [44] Yoksa: "Biz oc alabilecek bir topluluguz" mu diyorlar

    [45] Toplulukları dagıtılacak, yuzgeri edileceklerdir

    [46] Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gundur. O ne korkunc, ne acı bir gundur

    [47] Dogrusu suclular sapıklık ve cılgınlık icindedirler

    [48] Atese yuzustu suruldukleri gun, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir

    [49] Suphesiz Biz her seyi bir olcuye gore yaratmısızdır

    [50] Bizim buyrugumuz bir goz kırpması gibi anidir

    [51] And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, ogut alan yok mudur

    [52] Insanların yaptıkları her sey kitablarda kayıtlıdır

    [53] Kucuk ve buyuk, hepsi satır satırdır

    [54] Allah'a karsı gelmekten sakınanlar, guclu hukumdarın katında, yuksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık icindedirler

    [55] Allah'a karsı gelmekten sakınanlar, guclu hukumdarın katında, yuksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık icindedirler

    Surah 55
    Rahmân

    [1] Rahman olan Allah Kuran'ı ogretti

    [2] Rahman olan Allah Kuran'ı ogretti

    [3] Insanı yarattı, ona konusmayı ogretti

    [4] Insanı yarattı, ona konusmayı ogretti

    [5] Gunes ve ayın hareketleri bir hesaba goredir

    [6] Bitkiler ve agaclar O'nun buyruguna boyun egerler

    [7] O, gogu yukseltmistir; tartıyı koymustur

    [8] Artık tartıda tecavuz etmeyin

    [9] Tartmayı dogru yapın, tartıyı eksik tutmayın

    [10] Allah, yeri yaratıkları icin meydana getirmistir

    [11] Orada meyveler, salkımlı hurma agacları, kabuklu taneler, guzel kokulu otlar vardır

    [12] Orada meyveler, salkımlı hurma agacları, kabuklu taneler, guzel kokulu otlar vardır

    [13] Ey insanlar ve cinler! Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [14] O, insanı pismis camur gibi kuru balcıktan yaratmıstır

    [15] Cinleri de yalın bir alevden yaratmıstır

    [16] Oyleyken; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [17] O, iki dogunun Rabbidir, iki batının Rabbidir

    [18] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [19] Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavusmamak uzere salıvermistir

    [20] Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını asamazlar

    [21] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [22] Bu iki denizden de inci ve mercan cıkar

    [23] Oyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [24] Denizde yuruyen daglar gibi gemiler O'nundur

    [25] Oyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [26] Yeryuzunde bulunan her sey fanidir

    [27] Ancak, yuce ve comert olan Rabbinin varlıgı bakidir

    [28] Oyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [29] Goklerde ve yerde olan kimseler her seyi O'ndan isterler; O her an kainata tasarruf etmektedir

    [30] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [31] Ey insan ve cin toplulukları! Sizin de hesabınızı ele alacagız

    [32] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [33] Ey cin ve insan toplulukları! Goklerin ve yerin cevresini asıp gecmeye gucunuz yetiyorsa gecin! Ama Allah'ın verdigi bir guc olmaksızın gecemezsiniz ki

    [34] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [35] Ey insanlar ve cinler! Uzerinize dumansız bir alev ve atessiz bir duman gonderilir de kurtulamazsınız

    [36] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [37] Gok yarılıp da, gul gibi kızardıgı, yag gibi eridigi zaman haliniz nice olur

    [38] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [39] O gun ne insana ve ne cine sucu sorulur

    [40] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [41] Suclular simalarından tanınırlar da, alın saclarından ve ayaklarından yakalanırlar

    [42] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [43] Iste sucluların yalanladıkları cehennem budur

    [44] Onlar, cehennem atesiyle kaynar su arasında dolasır dururlar

    [45] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [46] Rabbine karsı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır

    [47] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [48] Bu iki cennet turlu agaclarla doludur

    [49] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [50] Bu cennetlerden akan iki kaynak vardır

    [51] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [52] Bu cennetlerde turlu meyveden cift cift vardır

    [53] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [54] Orada, ortuleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar; iki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar

    [55] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [56] Orada, bakıslarını yalnız eslerine cevirmis, daha once ne insan ve ne de cinlerin dokunmus oldugu esler vardır

    [57] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [58] Onlar yakut ve mercan gibidirler

    [59] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [60] Iyiligin karsılıgı ancak iyilik degil midir

    [61] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [62] Bu iki cennetten baska iki cennet daha vardır

    [63] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [64] Renkleri koyu yesildir

    [65] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [66] Ikisinde de durmadan fıskıran iki kaynak vardır

    [67] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [68] Ikisinde de turlu turlu meyveler, hurmalıklar ve nar agacları vardır

    [69] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [70] Oralarda iyi huylu guzel kadınlar vardır

    [71] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [72] Cadırlar icinde ceylan gozluler vardır

    [73] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [74] Onlara daha once insan da, cin de dokunmamıstır

    [75] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [76] Cennetlikler orada yesil yastıklara ve harikulade islemeli doseklere yaslanırlar

    [77] Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız

    [78] Buyuk ve pek comert olan Rabbinin adı ne yucedir

    Surah 56
    Vâkıa

    [1] Kıyamet koptugunda kimini alcaltacak ve kimini yukseltecek olan o hadisenin yalan olmadıgı ortaya cıkacaktır

    [2] Kıyamet koptugunda kimini alcaltacak ve kimini yukseltecek olan o hadisenin yalan olmadıgı ortaya cıkacaktır

    [3] Kıyamet koptugunda kimini alcaltacak ve kimini yukseltecek olan o hadisenin yalan olmadıgı ortaya cıkacaktır

    [4] Ey insanlar! Yer sarsıldıkca sarsıldıgı, daglar ufalandıkca ufalanıp da toz duman haline geldigi zaman, siz de uc sınıf olursunuz

    [5] Ey insanlar! Yer sarsıldıkca sarsıldıgı, daglar ufalandıkca ufalanıp da toz duman haline geldigi zaman, siz de uc sınıf olursunuz

    [6] Ey insanlar! Yer sarsıldıkca sarsıldıgı, daglar ufalandıkca ufalanıp da toz duman haline geldigi zaman, siz de uc sınıf olursunuz

    [7] Ey insanlar! Yer sarsıldıkca sarsıldıgı, daglar ufalandıkca ufalanıp da toz duman haline geldigi zaman, siz de uc sınıf olursunuz

    [8] Iyi isler islediklerini belirtmek icin, amel defterleri sagdan verilenler; ne mutlu o sagcılara

    [9] Kotuluk islediklerini belirtmek uzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara

    [10] Iyilik islemekte onde olanlar, karsılıklarını almakta da onde olanlardır

    [11] Naim cennetlerinde Allah'a en cok yaklastırılmıs olanlar iste bunlardır

    [12] Naim cennetlerinde Allah'a en cok yaklastırılmıs olanlar iste bunlardır

    [13] Onların buyuk kısmı eski ummetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

    [14] Onların buyuk kısmı eski ummetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

    [15] Mucevheratla islenmis tahtlara karsılıklı olarak yaslanırlar

    [16] Mucevheratla islenmis tahtlara karsılıklı olarak yaslanırlar

    [17] Olumsuz gencler yanlarında, bas agrısı ve donmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmus kaseler, ibrikler, kadehler; sececekleri meyveler, arzulayacakları kus eti ile dolasırlar

    [18] Olumsuz gencler yanlarında, bas agrısı ve donmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmus kaseler, ibrikler, kadehler; sececekleri meyveler, arzulayacakları kus eti ile dolasırlar

    [19] Olumsuz gencler yanlarında, bas agrısı ve donmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmus kaseler, ibrikler, kadehler; sececekleri meyveler, arzulayacakları kus eti ile dolasırlar

    [20] Olumsuz gencler yanlarında, bas agrısı ve donmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmus kaseler, ibrikler, kadehler; sececekleri meyveler, arzulayacakları kus eti ile dolasırlar

    [21] Olumsuz gencler yanlarında, bas agrısı ve donmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmus kaseler, ibrikler, kadehler; sececekleri meyveler, arzulayacakları kus eti ile dolasırlar

    [22] Islediklerine karsılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gozluler vardır. Orada bos ve gunaha sokacak bir soz duymazlar

    [23] Islediklerine karsılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gozluler vardır. Orada bos ve gunaha sokacak bir soz duymazlar

    [24] Islediklerine karsılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gozluler vardır. Orada bos ve gunaha sokacak bir soz duymazlar

    [25] Sadece selama karsılık selam sozu isitirler

    [26] Defterleri sagdan verilenler; ne mutlu o sagcılara

    [27] Onlar dikensiz sedir agacları, salkımları sarkmıs muz agacları, uzamıs golge altında, caglayarak akan sular kenarlarında; bitip tukenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yuksek dosekler uzerindedirler

    [28] Onlar dikensiz sedir agacları, salkımları sarkmıs muz agacları, uzamıs golge altında, caglayarak akan sular kenarlarında; bitip tukenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yuksek dosekler uzerindedirler

    [29] Onlar dikensiz sedir agacları, salkımları sarkmıs muz agacları, uzamıs golge altında, caglayarak akan sular kenarlarında; bitip tukenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yuksek dosekler uzerindedirler

    [30] Onlar dikensiz sedir agacları, salkımları sarkmıs muz agacları, uzamıs golge altında, caglayarak akan sular kenarlarında; bitip tukenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yuksek dosekler uzerindedirler

    [31] Onlar dikensiz sedir agacları, salkımları sarkmıs muz agacları, uzamıs golge altında, caglayarak akan sular kenarlarında; bitip tukenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yuksek dosekler uzerindedirler

    [32] Onlar dikensiz sedir agacları, salkımları sarkmıs muz agacları, uzamıs golge altında, caglayarak akan sular kenarlarında; bitip tukenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yuksek dosekler uzerindedirler

    [33] Onlar dikensiz sedir agacları, salkımları sarkmıs muz agacları, uzamıs golge altında, caglayarak akan sular kenarlarında; bitip tukenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yuksek dosekler uzerindedirler

    [34] Onlar dikensiz sedir agacları, salkımları sarkmıs muz agacları, uzamıs golge altında, caglayarak akan sular kenarlarında; bitip tukenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yuksek dosekler uzerindedirler

    [35] Biz ceylan gozluleri, defterleri sagdan verilenler icin yeniden yaratmısızdır; onları bakire, eslerine duskun ve hepsini bir yasta kılmısızdır

    [36] Biz ceylan gozluleri, defterleri sagdan verilenler icin yeniden yaratmısızdır; onları bakire, eslerine duskun ve hepsini bir yasta kılmısızdır

    [37] Biz ceylan gozluleri, defterleri sagdan verilenler icin yeniden yaratmısızdır; onları bakire, eslerine duskun ve hepsini bir yasta kılmısızdır

    [38] Biz ceylan gozluleri, defterleri sagdan verilenler icin yeniden yaratmısızdır; onları bakire, eslerine duskun ve hepsini bir yasta kılmısızdır

    [39] Bunların bir kısmı eski ummetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

    [40] Bunların bir kısmı eski ummetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir

    [41] Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara

    [42] Insanın icine isleyen bir sıcaklık ve kaynar su icinde, serinligi ve hoslugu olmayan kara bir dumanın golgesinde bulunurlar

    [43] Insanın icine isleyen bir sıcaklık ve kaynar su icinde, serinligi ve hoslugu olmayan kara bir dumanın golgesinde bulunurlar

    [44] Insanın icine isleyen bir sıcaklık ve kaynar su icinde, serinligi ve hoslugu olmayan kara bir dumanın golgesinde bulunurlar

    [45] Cunku onlar, bundan once, dunyada, nimet icinde bulunurlar iken, buyuk gunah islemekte direnir dururlardı

    [46] Cunku onlar, bundan once, dunyada, nimet icinde bulunurlar iken, buyuk gunah islemekte direnir dururlardı

    [47] Soyle soylerlerdi: "Oldugumuzde, toprak ve kemik yıgını oldugumuzda mı, biz mi tekrar dirilecegiz

    [48] Once gelip gecmis babalarımız da mı

    [49] De ki: "Suphesiz oncekiler de, sonrakiler de belli bir gunun belirli bir vaktinde toplanacaklardır

    [50] De ki: "Suphesiz oncekiler de, sonrakiler de belli bir gunun belirli bir vaktinde toplanacaklardır

    [51] Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar

    [52] Dogrusu bir zakkum agacından yiyeceksiniz

    [53] Karınlarınızı onunla dolduracaksınız

    [54] Onun uzerine kaynar su iceceksiniz

    [55] Hem de susamıs develerin suya saldırısı gibi iceceksiniz

    [56] Iste onlara, ceza gunu sunulacak konukluk budur

    [57] Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz

    [58] Soyleyin; akıttıgınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız

    [59] Soyleyin; akıttıgınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız

    [60] Olumu aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediginiz sekilde var etmeyi dilesek kimse onumuze gecemez

    [61] Olumu aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediginiz sekilde var etmeyi dilesek kimse onumuze gecemez

    [62] And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de dusunmez misiniz

    [63] Soyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz

    [64] Soyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz

    [65] Dilersek Biz onu cercop yaparız, sasar kalırsınız; "Dogrusu borc altına girdik, hatta yoksun kaldık

    [66] Dilersek Biz onu cercop yaparız, sasar kalırsınız; "Dogrusu borc altına girdik, hatta yoksun kaldık

    [67] Dilersek Biz onu cercop yaparız, sasar kalırsınız; "Dogrusu borc altına girdik, hatta yoksun kaldık

    [68] Soyleyin; ictiginiz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz

    [69] Soyleyin; ictiginiz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz

    [70] Dileseydik onu acılastırırdık; hala sukretmez misiniz

    [71] Soyleyin; yaktıgınız atesin agacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz

    [72] Soyleyin; yaktıgınız atesin agacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz

    [73] Biz onu bir ibret ve colde konaklayanlar icin yararlı kıldık

    [74] Oyleyse cok buyuk Rabbinin adını tesbih et

    [75] Hayır; yıldızların yerleri uzerine yemin ederim; ki bunun ne buyuk yemin oldugunu bir bilseniz

    [76] Hayır; yıldızların yerleri uzerine yemin ederim; ki bunun ne buyuk yemin oldugunu bir bilseniz

    [77] Dogrusu bu Kitap, sadece arınmıs olanların dokunabilecegi, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmis olan Kuranı Kerim'dir

    [78] Dogrusu bu Kitap, sadece arınmıs olanların dokunabilecegi, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmis olan Kuranı Kerim'dir

    [79] Dogrusu bu Kitap, sadece arınmıs olanların dokunabilecegi, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmis olan Kuranı Kerim'dir

    [80] Dogrusu bu Kitap, sadece arınmıs olanların dokunabilecegi, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmis olan Kuranı Kerim'dir

    [81] Siz bu sozu mu hor goruyorsunuz

    [82] Rızkınıza sukredeceginiz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz

    [83] Kisinin canı bogaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kisiye sizden daha yakınızdır, ama gormezsiniz

    [84] Kisinin canı bogaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kisiye sizden daha yakınızdır, ama gormezsiniz

    [85] Kisinin canı bogaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kisiye sizden daha yakınızdır, ama gormezsiniz

    [86] Siz dirilip yaptıklarınıza karsılık gormeyecekseniz ve eger bu sozunuzde samimi iseniz, o cıkmak uzere olan canı geri cevirsenize

    [87] Siz dirilip yaptıklarınıza karsılık gormeyecekseniz ve eger bu sozunuzde samimi iseniz, o cıkmak uzere olan canı geri cevirsenize

    [88] Eger olen o kisi, gozdelerden ise, rahatlık, hosluk ve nimet cenneti onundur

    [89] Eger olen o kisi, gozdelerden ise, rahatlık, hosluk ve nimet cenneti onundur

    [90] Eger defteri sagdan verilenlerden ise

    [91] Ey sagcılardan olan kisi, sana selam olsun!" denir

    [92] Eger, sapık yalancılardan ise

    [93] Ona kaynar sudan konukluk sunulur

    [94] Cehenneme sokulur

    [95] Dogrusu kesin gercek budur

    [96] Oyleyse cok buyuk Rabbinin adını tesbih et

    Surah 57
    Hadîd

    [1] Goklerde ve yerde olanlar Allah'ı tesbih ederler. O gucludur, Hakim'dir

    [2] Goklerin ve yerin hukumranlıgı O'nundur; diriltir, oldurur. O, her seye Kadir'dir

    [3] O her seyden oncedir; kendisinden sonraya hicbir seyin kalmayacagı son'dur; varlıgı asikardır; gercek mahiyeti insan icin gizlidir. O her seyi bilir

    [4] Gokleri ve yeri altı gunde yaratan, sonra arsa hukmeden, yere gireni ve ondan cıkanı, gokten ineni ve oraya yukseleni bilen O'dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı gorur

    [5] Goklerin ve yerin hukumranlıgı O'nundur. Butun isler Allah'a dondurulur

    [6] Geceyi gunduze katar, gunduzu geceye katar; O kalblerde olanı bilendir

    [7] Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanın; sizi varis kıldıgı seylerden sarfedin; aranızdan, inanıp da sarfeden kimselere buyuk ecir vardır

    [8] Peygamber sizi, Rabbinize inanmaya cagırdıgı halde, Allah'a nicin inanmazsınız? Hem O, sizden soz almıstı, inanmıslar iseniz; bu cagrıya kosun

    [9] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin kuluna, apacık ayetler indiren O'dur. Dogrusu Allah size karsı sefkatlidir, merhametlidir

    [10] Goklerin ve yerin mirascısı Allah oldugu halde, Allah yolunda siz nicin sarf etmiyorsunuz? Icinizden Mekke'nin fethinden once sarfeden ve savasan kimseler, daha sonra sarfedip savasan kimselerle bir degildirler, oncekiler daha ustun derecededirler. Allah, hepsine cenneti vadetmistir. Allah, islediklerinizden haberdardır

    [11] Allah'a kim guzel bir odunc takdiminde bulunursa, Allah karsılıgını kat kat verir, ona comertce verilecek bir ecir de vardır

    [12] Inanmıs erkek ve kadınları, defterleri sagdan verilmis ve ısıkları onlerinde olarak giderken gordugun gun onlara soyle denecektir: "Mujde; bugun iclerinden ırmaklar akan, icinde temelli kalacagınız cennetler sizindir." Iste bu buyuk kurtulustur

    [13] Ikiyuzlu erkek ve kadınlar muminlere: "Bizi de gozetin; ısıgınızdan faydalanalım" dedikleri gun, onlara: "Ardınıza donun de ısık arayın" denir; inananlarla ikiyuzluler arasına, kapısının icinde rahmet ve dısında azap olan bir sur cekilir

    [14] Ikiyuzluler, inananlara: "Biz sizinle beraber degil miydik" diye seslenirler. Onlar: "Evet oyle; fakat sizler kendinizi aldattınız, bize pusu kurdunuz, Allah'ın buyrugu gelene kadar dinde supheye dustunuz; sizi kuruntular aldattı; sizi seytanlar Allah'a karsı da ayarttı

    [15] Bugun sizden ve inkar edenlerden fidye kabul edilmez; varacagınız yer atestir, layıgınız orasıdır; ne kotu bir donustur

    [16] Inananların gonullerinin Allah'ı anması ve O'ndan inen gercege icten baglanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha once kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların uzerinden uzun zaman gecti de kalbleri katılastı; cogu, yoldan cıkmıs kimselerdir

    [17] Allah'ın, yeryuzunu olumunden sonra dirilttigini bilin; size, akledesiniz diye acık acık deliller anlattık

    [18] Dogrusu, sadaka veren erkek ve kadınlara, Allah'a guzel bir takdimde bulunanlara kat kat karsılık verilir; onlara comertce verilecek bir ecir vardır

    [19] Allah'a ve peygamberlerine inananlara, dosdogru olanlara ve Allah yolunda sehit dusenlere, iste onlara, Rableri katında nur ve ecir vardır. Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar da, cehennemlik olanlardır

    [20] Bilin ki, dunya hayatı oyun, oyalanma, suslenme, aranızda ovunme ve daha cok mal ve cocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu, yagmurun bitirdigi, ekicilerin de hosuna giden bir bitkiye benzer; sonra kurur, sapsarı oldugu gorulur, sonra cercop olur. Ahirette cetin azap da vardır. Allah'ın hosnudlugu ve bagıslaması da vardır; dunya hayatı ise sadece aldatıcı bir gecinmedir

    [21] Ey Insanlar! Rabbiniz tarafından bagıslanmaya, Allah'a ve Peygamberine inananlar icin hazırlanmıs, genisligi yerle gogun genisligi kadar olan cennete kosusun; bu Allah'ın diledigine verdigi lutfudur. Allah, buyuk lutuf sahibidir

    [22] Yeryuzune ve sizin basınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan once o, Kitap'da bulunmasın. Dogrusu bu Allah'a kolaydır

    [23] Bu, kaybettiginize uzulmemeniz ve Allah'ın size verdigi nimetlerle sımarmamanız icindir. Allah, kendini begenip ogunen hic kimseyi sevmez

    [24] Bunlar cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını soylerler. Allah'ın buyrugundan kim yuz cevirirse bilsin ki, Allah suphesiz mustagni ve ovulmege layık olandır

    [25] And olsun ki peygamberlerimizi belgelerle gonderdik; insanların dogru (adaletli) hareket etmeleri icin peygamberlere kitap ve olcu indirdik; pek sert olan ve insanlara bircok faydası bulunan demiri de indirdik. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine gormeksizin yardım edenleri meydana cıkarması icindir. Dogrusu Allah kuvvetlidir, gucludur

    [26] And olsun ki Nuh'u ve Ibrahim'i Biz gonderdik; ikisinin soyundan gelenlere peygamberlik ve kitap verdik; soylarından gelenlerin kimi dogru yoldadır, bircogu da yoldan cıkmıstır

    [27] Onların izleri uzerinden peygamberlerimizi ard arda gonderdik; Meryem oglu Isa'yı da ardlarından gonderdik ve ona Incil'i verdik; ona uyanların gonullerine sefkat ve merhamet duyguları koyduk; uzerlerine bizim gerekli kılmadıgımız fakat kendilerinin guya Allah'ın rızasını kazanmak icin ortaya attıkları ruhbaniyete bile geregi gibi riayet etmediler; iclerinde inanmıs olan kimselere ecirlerini verdik; ama cogu yoldan cıkmıslardır

    [28] Ey inananlar! Allah'tan sakının, Peygamberine inanın ki, Allah size rahmetini iki kat versin; size ısıgında yuruyeceginiz bir ısık var etsin; sizi bagıslasın; Allah bagıslayandır, acıyandır

    [29] Kitap ehli bilsinler ki, Allah'ın lutfundan hicbir sey elde edemezler (bu lutfa malik degillerdir); lutuf Allah'ın elindedir, onu diledigine verir; Allah buyuk lutuf sahibidir

    Surah 58
    Mücâdele

    [1] Kocası hakkında seninle tartısan ve Allah'a sikayette bulunan kadının sozunu Allah isitmistir; esasen Allah konusmanızı isitir. Dogrusu Allah isitendir, gorendir

    [2] Icinizde karılarını "zıhar" yapanlar bilsinler ki, karıları anneleri degildir; anneleri ancak, onları doguranlardır. Dogrusu soyledikleri kotu ve asılsız bir sozdur. Allah suphesiz affedendir, bagıslayandır

    [3] Karılarını zıhar yoluyla bosamak isteyip, sonra sozlerinden donenlerin, ailesiyle temas etmeden bir kole azad etmeleri gerekir. Size bu hususta boylece ogut verilmektedir. Allah, islediklerinizden haberdardır

    [4] Azad edecek kole bulamayanın, ailesiyle temastan once iki ay birbiri pesinden oruc tutması gerekir. Buna gucu yetmeyen, altmıs duskunu doyurur. Bu kolaylık, Allah'a ve Peygamberine inanmıs olmanızdan oturudur; bunlar, Allah'ın koydugu sınırlardır; inkar edenler icin can yakıcı azap vardır

    [5] Allah'a ve Peygamberine karsı gelenler, kendilerinden oncekiler nasıl alcaltıldı ise oyle alcaltılacaklardır. Biz, apacık ayetler indirmisizdir, bunları inkar edene alcaltıcı azap vardır

    [6] Allah onların hepsini dirilttigi gun, kendilerine islediklerini haber verir; Allah onları bir bir saymıstır, fakat kendileri unutmuslardır. Allah her seye sahiddir

    [7] Goklerde olanları da, yerde olanları da Allah'ın bildigini bilmez misin? Uc kisinin gizli bulundugu yerde dorduncu mutlaka O'dur; bes kisinin gizli bulundugu yerde altıncıları mutlaka O'dur; bunlardan az veya cok, ne olursa olsunlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlak onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet gunu, islediklerini onlara haber verir. Dogrusu Allah her seyi bilendir

    [8] Gizli toplantıdan menedilen, sonra menolundukları seyi yapmaya kalkısarak gunah islemek, dusmanlık etmek ve Peygambere karsı gelmek konusunda gizli gizli konusanları gormedin mi? Sana geldiklerinde, Allah'ın seni selamlamadıgı bir sekilde seni selamlarlar; iclerinden, "Gercekten peygamber olsaydı Allah'ın bizi, soylediklerimizden oturu, cezalandırması gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya girerler, ne kotu donustur

    [9] Ey inananlar! Gizli konustugunuz zaman, gunah islemeyi, dusmanlık etmeyi ve Peygambere karsı gelmeyi fısıldasmayın; iyilik yapmak ve Allah'a karsı gelmekten sakınmayı konusun; kıyamet gunu huzurunda toplanacagınız Allah'tan sakının

    [10] Gizli toplantılar inananları uzmek icin seytanın istedigi seydir; Allah'ın izni olmadıkca seytan onlara bir zarar veremez; inananlar yalnız Allah'a guvensinler

    [11] Ey inananlar! Toplantılarda, size, "Yer acın" denince yer acın ki Allah da size genislik versin; "Kalkın" denildigi zaman da hemen kalkın ki, Allah, icinizden inanmıs olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yukseltsin. Allah islediklerinizden haberdardır

    [12] Ey inananlar! Peygamberle hususi olarak konusacagınızda, bu konusmanızdan once fakirlere sadaka veriniz; bu, sizin daha iyi ve daha temiz olmanız icindir. Eger sadaka verecek bir sey bulamazsanız uzulmeyiniz. Allah suphesiz bagıslayandır, acıyandır

    [13] Hususi konusmanızdan once sadaka vermekten urktunuz mu ki bunu yerine getirmediniz? Ama Allah, tevbenizi kabul etmistir. Oyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Allah, islediklerinizden haberdardır

    [14] Allah'ın gazabettigi milleti dost edinen munafıkları gormedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardan, bile bile, yalan yere yemin etmektedirler

    [15] Allah, onlara cetin bir azap hazırlamıstır. Isledikleri sey ne kotudur

    [16] Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alcaltıcı bir azap vardır

    [17] Malları ve cocukları, onlara, Allah katında bir fayda saglamaz. Onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır

    [18] Allah, onların hepsini tekrar dirilttigi gun, size yemin ettikleri gibi O'na yemin ederler; kendilerine bir yarar saglayacagını sanırlar. Dikkat edin; onlar suphesiz yalancıdırlar

    [19] Seytan onların baslarına dikilip Allah'ı anmayı unutturmustur. Iste onlar seytanın taraftarlarıdır. Iyi bilin; seytanın taraftarları elbette husrandadırlar

    [20] Allah'a ve Peygamberine karsı gelenler; iste onlar, en alcak kimselerle beraberdirler

    [21] Allah, "And olsun ki Ben ve peygamberlerim ustun gelecegiz" diye yazmıstır. Dogrusu Allah kuvvetlidir, gucludur

    [22] Allah'a ve ahiret gunune inanan bir milletin, babaları veya ogulları veya kardesleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karsı gelenlere, sevgi beslediklerini gormezsin. Iste Allah, imanı bunların kalblerine yazmıs, katından bir nur ile onları desteklemistir. Onları, iclerinden ırmaklar akan, icinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hosnut olmustur, onlar da Allah'tan hosnut olmustur. Iste bunlar, Allah'tan yana olanlardır. Iyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'tan yana olanlardır

    Surah 59
    Haşr

    [1] Goklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O gucludur, Hakim'dir

    [2] Kitap ehlinden inkarcı olanları ilk surgunde yurtlarından cıkaran O'dur. Oysa ey inananlar! Cıkacaklarını sanmamıstınız, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacagını sanmıslardı. Ama Allah'ın azabı onlara beklemedikleri yerden geldi, kalblerine korku saldı; evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ders alın

    [3] Allah onlara surulmeyi yazmamıs olsaydı, dunyada baska sekilde azap verecekti. Ahirette onlara ates azabı vardır

    [4] Bu, Allah'a ve Peygamberine karsı gelmelerinden oturudur. Kim Allah'a karsı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması suphesiz cetindir

    [5] Inkarcı kitap ehlinin yurtlarında hurma agaclarını kesmeniz veya onları kesmeyip govdeleri uzerinde ayakta bırakmanız Allah'ın izniyledir. Allah yoldan cıkanları boylece rezillige ugratır

    [6] Ey inananlar! Onların mallarından, Allah'ın Peygamberine verdigi seyler icin siz ne at ve ne de deve surdunuz; fakat Allah peygamberlerine, diledigi kimselere karsı ustunluk verir. Allah herseye Kadir'dir

    [7] Allah'ın, fethedilen memleketler halkının mallarından Peygamberine verdikleri; Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmıslar icindir; ta ki icinizdeki zenginler arasında elden ele dolasan bir devlet olmasın. Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah'tan sakının, dogrusu Allah'ın cezalandırması cetindir

    [8] Allah'ın verdigi bu ganimet malları bilhassa; yurtlarından ve mallarından edilmis olan, Allah'tan bir lutuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden muhacir fakirlerindir. Iste dogru olanlar bunlardır

    [9] Daha onceden Medine'yi yurt edinmis ve gonullerine imanı yerlestirmis olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karsısında iclerinde bir cekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret icinde bulunsalar bile onları kendilerinden onde tutarlar. Nefsinin tamahkarlıgından korunabilmis kimseler, iste onlar saadete erenlerdir

    [10] Onlardan sonra gelenler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden once inanmıs olan kardeslerimizi bagısla; kalbimizde muminlere karsı kin bırakma; Rabbimiz! Suphesiz Sen sefkatlisin, merhametlisin" derler

    [11] Munafıkların, kitap ehlinin inkarcılarından olan kardeslerine: "Eger siz yurdunuzdan cıkarılırsanız and olsun ki, biz de sizinle beraber cıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız; eger savasa tutusursanız mutlaka size yardım ederiz" dediklerini gormedin mi? Allah onların yalancı olduklarına sahidlik eder

    [12] Onlar cıkarılmıs olsalar, and olsun ki, onlarla beraber cıkmazlar; savasa tutusmus olsalar, and olsun ki, onlara yardıma kosmazlar; onlara yardıma gitseler, mutlaka geri donup kacarlar, sonra yardım da gormezler

    [13] Ey inananlar! Onların yureklerine korku salan, Allah'tan cok sizlersiniz; cunku onlar, anlamayan kimselerdir

    [14] Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla cevrilmis kasabalar icinde veya duvarlar arkasından savası kabul edebilirler. Kendi aralarındaki cekismeleri ise serttir; onları birlik sanırsın, oysa kalbleri birbirinden ayrıdır. Bu, akletmeyen bir topluluk olmalarındandır

    [15] Onların durumu, kendilerinden az zaman once gecmis ve islerinin karsılıgını tatmıs olanların durumu gibidir. Onlara can yakıcı azap vardır

    [16] Ikiyuzlulerin durumu insana: "Inkar et!" deyip, insan da inkar edince: "Dogrusu ben senden uzagım; Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" diyen seytanın durumu gibidir

    [17] Ikisinin sonucu da, icinde temelli kalacakları ates olacaktır. Zalimlerin cezası budur

    [18] Ey inananlar! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladıgına baksın; Allah'tan sakının, cunku Allah islediklerinizden haberdardır

    [19] Allah'ı unutup da, Allah'ın da kendilerini kendilerine unutturdugu kimseler gibi olmayın; onlar, yoldan cıkmıs kimselerdir

    [20] Cehennemliklerle cennetlikler bir degildir. Kurtulusa ermis kimseler cennetliklerdir

    [21] Eger Biz Kuran'ı bir daga indirmis olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla basegerek parca parca oldugunu gorurdun. Bu misalleri, insanlar dusunsunler diye veriyoruz

    [22] O, goruleni de gorulmeyeni de bilen, kendisinden baska tanrı olmayan Allah'tır. O, acıyıcı olandır, acıyandır

    [23] O, kendisinden baska tanrı olmayan, hukumran, cok kutsal; esenlik veren, guvenlik veren, gorup gozeten, guclu, buyrugunu herseye geciren, ulu olan, Allah'tır. Allah onların kostukları eslerden (ortaklardan) munezzehtir

    [24] O, vareden, guzel yaratan, yarattıklarına sekil veren, en guzel adlar kendisinin olan Allah'tır. Goklerde ve yerde olanlar O'nu tesbih ederler. O gucludur, Hakim'dir

    Surah 60
    Mümtehine

    [1] Ey inananlar! Benim de dusmanım, sizin de dusmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gercegi inkar etmisken, onlara sevgi gosteriyorsunuz; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah'a inandıgınızdan oturu sizi ve Peygamberi yurdunuzdan cıkarıyorlar. Eger sizler Benim yolumda savasmak ve rızamı kazanmak icin cıkmıssanız onlara nasıl sevgi gosterirsiniz? Ben, sizin gizlediginizi de, acıga vurdugunuzu da bilirim. Icinizden onlara sevgi gosteren kimse, suphesiz dogru yoldan sapmıstır

    [2] Eger sizi elegecirirlerse sizin onlara gosterdiginiz sevgiyi gostermezler, size dusman olurlar, ellerini ve dillerini fenalık etmek icin uzatırlar, keske inkar etseniz isterler

    [3] Yakınlarınız ve cocuklarınız size kıyamet gununde bir fayda veremezler. Allah onlarla sizi ayırır. Allah islediklerinizi gorendir

    [4] Ibrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin icin uyulacak guzel bir ornek vardır. Onlar milletlerine soyle demislerdi: "Biz sizden ve Allah'tan baska taptıklarınızdan uzagız; sizin dininizi inkar ediyoruz; bizimle sizin aranızda yalnız Allah'a inanmanıza kadar ebedi dusmanlık ve ofke basgostermistir." -Yalnız, Ibrahim'in, babasına: "And olsun ki, senin icin magfiret dileyecegim, fakat sana Allah'tan gelecek herhangi bir seyi savmaya gucum yetmez" sozu bu ornegin dısındadır- "Rabbimiz! Sana guvendik, Sana yoneldik; donus Sanadır

    [5] Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerle deneme; bizi bagısla, dogrusu Sen, guclu olan, Hakim olansın

    [6] And olsun ki, sizlerden, Allah'ı ve ahiret gununu uman kimse icin, bunlarda guzel ornekler vardır. Kim yuz cevirirse kendi aleyhine olur, dogrusu Allah mustagnidir, ovulmege layıktır

    [7] Allah'ın sizinle, dusmanlık gosterdiginiz kimseler arasında bir sevgi yaratması umulur; Allah Kadir'dir, Allah bagıslayandır, acıyandır

    [8] Allah, din ugrunda sizinle savasmayan, sizi yurdunuzdan cıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karsı adil davranmanızı yasak kılmaz; dogrusu Allah adil olanları sever

    [9] Allah, ancak sizinle din ugrunda savasanları, sizi yurtlarınızdan cıkaranları ve cıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onları dost edinirse, iste onlar zalimdir

    [10] Ey inananlar! Inanmıs kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını cok iyi bilir. Onların mumin kadınlar olduklarını ogrenirseniz, inkarcılara geri cevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal degildir Onlar da bunlara helal olmazlar. Inkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiginiz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. Inkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiginiz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mumin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah'ın hukmu budur; aranızda O hukmeder. Allah bilendir, Hakim'dir

    [11] Ey mumin erkekler! Eger inkar eden (kafir olan) eslerinize sarfettiklerinizden inkarcılara bir sey gececek olursa ganimetten, esleri giden mumin erkeklere sarfettikleri miktar kadarını verin. Inandıgınız Allah'a karsı gelmekten sakının

    [12] Ey Peygamber! Inanmıs kadınlar, Allah'a hicbir ortak kosmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, cocuklarını oldurmemek, baskasının cocugunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve uygun olanı islemekte sana karsı gelmemek sartıyla sana beyat etmek uzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah'tan bagıslanma dile; dogrusu Allah, bagıslayandır, acıyandır

    [13] Ey inananlar! Allah'ın gazabına ugramıs milleti dost edinmeyin; inkarcıların kabirde bulunan kimselerden umutlarını kestikleri gibi, onlar da, ahiretten umutlarını kesmislerdir

    Surah 61
    Saff

    [1] Goklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O, gucludur, Hakim'dir

    [2] Ey inananlar! Yapmayacagınız seyi nicin soylersiniz

    [3] Yapmayacagınız seyi soylemeniz, Allah katında buyuk gazaba sebep olur

    [4] Dogrusu Allah, kendi ugrunda, kenetlenmis bir duvar gibi, saf halinde carpısanları sever

    [5] Musa milletine: "Ey milletim! Beni nicin incitirsiniz? Oysa, benim size gonderilmis Allah'ın bir peygamberi oldugumu biliyorsunuz" demisti. Ama onlar yoldan sapınca, Allah da onların kalblerini saptırmıstı. Allah, yoldan cıkan milleti dogru yola eristirmez

    [6] Meryem oglu Isa: "Ey Israilogulları! Dogrusu ben, benden once gelmis olan Tevrat'ı dogrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi mujdeleyen, Allah'ın size gonderilmis bir peygamberiyim" demisti. Ama o elci, kendilerine belgelerle geldigi zaman: "Bu, apacık bir sihirdir" demislerdi

    [7] Musluman olmaga cagırılmısken gelmeyip Allah'a karsı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Allah, zalim olan milleti dogru yola eristirmez

    [8] Agızlarıyla Allah'ın nurunu sondurmek isterler. Inkarcılar ne kadar istemeseler de, Allah nurunu, dinini tamamlayacaktır

    [9] Ortak kosanlar istemese de, dinini butun dinlerden ustun kılmak icin, Peygamberini, dogruluk rehberi Kuran ve gercek dinle gonderen O'dur

    [10] Ey inananlar! Sizi can yakıcı bir azabdan kurtaracak, kazanclı bir yolu size gostereyim mi

    [11] Allah'a ve Peygamberine inanırsınız; Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla cihat edersiniz; bilseniz, bu sizin icin en iyi yoldur

    [12] Boyle yaparsanız, Allah gunahlarınızı size bagıslar, sizi, iclerinden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hos yerlere koyar. Buyuk kurtulus budur

    [13] Bundan baska, sevdiginiz bir sey daha: Allah katından bir yardım ve yakın bir zafer vardır. Inananlara mujde ver

    [14] Ey inananlar! Allah'ın dininin yardımcıları olun. Nitekim, Meryem oglu Isa, Havarilere: "Allah'a giden yolda yardımcılarım kimlerdir?" deyince, Havariler: "Allah'ın dininin yardımcıları biziz" demislerdi. Israilogullarının bir takımı boylece inanmıs, bir takımı da inkar etmisti; ama Biz, inananları dusmanlarına karsı destekledik de ustun geldiler

    Surah 62
    Cum'a

    [1] Goklerde olanlar ve yerde bulunanlar, hukumran, cok kutsal, guclu ve Hakim olan Allah'ı tesbih ederler

    [2] Kitapsız (okuma-yazma bilmeyen) kimseler arasından, kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitabı ve hikmeti ogreten bir Peygamber gonderen O'dur. Onlar, daha once, suphesiz apacık bir sapıklık icinde idiler

    [3] Onlardan baskalarına da -ki henuz onlara katılmamıslardır- Kitap ve hikmeti ogretmek uzere, Peygamberi gonderen Allah'tır. O, gucludur, Hakim'dir

    [4] Bu, Allah'ın diledigine verdigi lutfudur. Allah, buyuk lutuf sahibidir

    [5] Kendilerine Tevrat ogretildigi halde, onun geregini yapmayanların durumu, sırtına kitap yuklenmis merkebin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan kimselerin durumu ne kotudur! Allah zalimleri dogru yola eristirmez

    [6] De ki: "Ey Yahudiler! Butun insanlar bir yana, yalnız kendinizin Allah'ın dostları oldugunuzu iddia ediyorsanız ve bunda samimi iseniz, olumu dilesenize

    [7] Yaptıklarından oturu, olumu asla dileyemezler. Allah, zalimleri bilendir

    [8] De ki: "Dogrusu kendisinden kactıgınız olum mutlaka karsınıza cıkacaktır; sonra; goruleni de gorulmeyeni de bilen Allah'a donduruleceksiniz, O size islediklerinizi haber verecektir

    [9] Ey inananlar! Cuma gunu namaz icin ezan okundugu zaman Allah'ı anmaya kosun; alım satımı bırakın; bilseniz, bu sizin icin daha iyidir

    [10] Namaz bitince yeryuzune yayılın; Allah'ın lutfundan rızık isteyin; Allah'ı cok anın ki saadete erisesiniz

    [11] Onlar bir kazanc veya bir eglence gorduklerinde, seni ayakta bırakarak oraya yoneldiler. De ki: "Allah katında olan, eglenceden de kazanctan da hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en iyisidir

    Surah 63
    Münâfikûn

    [1] Ikiyuzluler sana gelince: "Senin suphesiz Allah'ın Peygamberi olduguna sehadet ederiz" derler. Allah, senin kendisinin peygamberi oldugunu bilir; bunun yanında Allah, ikiyuzlulerin yalancı olduklarını da bilir

    [2] Onlar, yeminlerini kalkan edinerek Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Isledikleri isler gercekten ne kotudur

    [3] Bu, once inanıp sonra inkar etmis olmalarındandır. Bu yuzden kalbleri muhurlenmistir; artık anlamazlar

    [4] Onlara baktıgın zaman cusseleri hosuna gider; konusurlarsa sozlerini dinlersin; tıpkı, sıralanmıs kof kutuk gibidirler; her cıglıgı kendi aleyhlerine sayarlar; onlar dusmandır, onlardan cekin; Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıp donduruluyorlar

    [5] Onlara: "Gelin de Allah'ın Peygamberi sizin icin magfiret dilesin" dendigi zaman, baslarını cevirirler; buyukluk taslayarak yuz cevirdiklerini gorursun

    [6] Onlar icin, bagıslanma dilesen de dilemesen de birdir; Allah onları bagıslamayacaktır. Dogrusu Allah, yoldan cıkmıs milleti dogru yola eristirmez

    [7] Bunlar: "Allah'ın Peygamberinin yanında bulunanlara bir sey vermeyin de dagılıp gitsinler" diyen kimselerdir. Oysa goklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, ama ikiyuzluler bu gercegi anlamazlar

    [8] Eger bu savasdan Medine'ye donersek, serefli kimseler alcakları and olsun ki, oradan cıkaracaktır" diyorlardı. Oysa, seref Allah'ın, Peygamberinin ve inananlarındır, ama ikiyuzluler bu gercegi bilmezler

    [9] Ey inananlar! Sizi, mallarınız ve cocuklarınız Allah'ı anmaktan alıkoymasın; boyle olanlar husrana ugrayanlardır

    [10] Birine olum gelip de: "Rabbim! Beni yakın bir sureye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam" diyecegi zaman gelmezden once, size verdigimiz rızıklardan sarfedin

    [11] Bir canın eceli gelip catınca, Allah onu asla geri bırakmaz; Allah, islediklerinizden haberdardır

    Surah 64
    Teğâbün

    [1] Goklerde olanlar ve yerde bulunanlar Allah'ı tesbih ederler. Hukumranlık O'nundur, Ovulmek O'na mahsustur. O herseye Kadir'dir

    [2] Sizi yaratan O'dur; kiminiz inkarcı kiminiz mumindir. Allah yaptıklarınızı goren'dir

    [3] Gokleri ve yeri gerektigi gibi yaratmıstır. Size sekil vermis ve seklinizi guzel yapmıstır. Donus O'nadır

    [4] Goklerde ve yerde olanları bilir; gizlediklerinizi de acıga vurduklarınızı da bilir; Allah, kalblerde olanı da bilendir

    [5] Daha once inkar edip de, inkarlarının karsılıgını tadan kimselerin haberi size gelmedi mi? Onlara, can yakıcı azap vardır

    [6] Bu, kendilerine peygamberleri belgelerle geldiginde: "Bizi dogru yola bir insan mı eristirecek?" diyerek inkar edip gercege yuz cevirmelerinden oturudur. Allah hicbir seye muhtac olmadıgını ortaya koymustur. Allah mustagnidir, ovulmege layık olandır

    [7] Inkar edenler, tekrar dirilmeyeceklerini ileri surerler. De ki: "Evet; Rabbime and olsun ki, suphesiz diriltileceksiniz ve sonra, yaptıklarınız size bildirilecektir. Bu, Allah'a kolaydır

    [8] Oyleyse Allah'a, Peygamberine ve indirdigimiz nura, Kuran'a inanın; Allah islediklerinizden haberdardır

    [9] Toplanma gunu icin, sizi bir araya getirdigi zaman, iste o, kimin aldandıgının ortaya cıkacagı gundur; Allah'a kim inanmıs ve yararlı is islemisse, Allah onun kotuluklerini orter, onu icinde temelli ve sonsuz kalacagı, iclerinden ırmaklar akan cennetlere koyar; buyuk kurtulus iste budur

    [10] Inkar edip, ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar da atesliklerdir, orada temellidirler. Ne kotu bir donustur

    [11] Basa gelen hicbir musibet Allah'ın izni olmaksızın olamaz; Allah'a kim inanırsa onun gonlunu dogruya yoneltir. Allah herseyi bilendir

    [12] Allah'a itaat edin; eger bundan yuz cevirirseniz bilin ki Peygamberimize dusen apacık tebligdir

    [13] Allah vardır, O'ndan baska tanrı yoktur. Inananlar yalnız Allah 'a guvensinler

    [14] Ey inananlar! Esleriniz ve cocuklarınızdan size dusmanlık edenler olur, onlardan sakının; ama, siz affeder, suclarını orter ve bagıslarsanız bilin ki Allah da bagıslar ve acır

    [15] Dogrusu mallarınız ve cocuklarınız bir imtihandır. Buyuk ecir ise Allah katındadır

    [16] Allah'a karsı gelmekten gucunuzun yettigi kadar sakının, buyruklarını dinleyin, itaat edin; kendinizin iyiligine olarak mallarınızdan sarfedin; nefsinin tamahkarlıgından korunan kimseler, iste onlar saadete erenlerdir

    [17] Eger Allah'a guzel bir odunc takdiminde bulunursanız, onu sizin icin kat kat yapar ve sizi bagıslar; Allah, sukrun karsılıgını verendir; Halim'dir

    [18] Goruleni gorulmeyeni bilendir, gucludur. Hakim'dir

    Surah 65
    Talâk

    [1] Ey Peygamber! Kadınları bosayacagınızda, onları, iddetlerini gozeterek bosayın ve iddeti sayın; Rabbiniz olan Allah'tan sakının; onları, apacık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana evlerinden cıkarmayın, onlar da cıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Allah'ın sınırlarını kim asarsa, suphesiz, kendine yazık etmis olur. Bilmezsin, olur ki, Allah bunun ardından bir hal meydana getirir

    [2] Kadınların iddet sureleri biteceginde, onları ya uygun bir sekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; icinizden de iki adil sahit getirin; sahidligi Allah icin yapın; iste bu, Allah'a ve ahiret gunune inanan kimseye verilen oguttur. Allah, kendisine karsı gelmekten sakınan kimseye kurtulus yolu saglar, ona beklemedigi yerden rızık verir. Allah'a guvenen kimseye O yeter. Allah, buyrugunu yerine getirendir. Allah her sey icin bir olcu var etmistir

    [3] Kadınların iddet sureleri biteceginde, onları ya uygun bir sekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; icinizden de iki adil sahit getirin; sahidligi Allah icin yapın; iste bu, Allah'a ve ahiret gunune inanan kimseye verilen oguttur. Allah, kendisine karsı gelmekten sakınan kimseye kurtulus yolu saglar, ona beklemedigi yerden rızık verir. Allah'a guvenen kimseye O yeter. Allah, buyrugunu yerine getirendir. Allah her sey icin bir olcu var etmistir

    [4] Kadınlarınızdan ay hali gormekten kesilenler ile henuz ay hali gormemis olanların iddetleri hususunda supheye duserseniz, bilin ki, onların iddet beklemesi uc aydır; gebe olanların iddeti, dogurmaları ile tamamlanır. Allah, buyruguna karsı gelmekten sakınan kimseye isinde kolaylık verir

    [5] Bu, Allah'ın size indirmis oldugu buyrugudur. Kim Allah'ın buyruguna karsı gelmekten sakınırsa, O, onun kotuluklerini orter, ecrini buyultur

    [6] Bosadıgınız, fakat iddeti dolmamıs kadınları gucunuz nispetinde, kendi oturdugunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak icin zarar vermeye kalkısmayın. Eger hamile iseler, dogurmalarına kadar nafakalarını verin. Cocugu sizin icin emzirirlerse, onlara ucretlerini odeyin; aranızda uygun bir sekilde anlasın; eger guclukle karsılasırsanız cocugu baska bir kadın emzirebilir

    [7] Varlıklı olan kimse, nafakayı varlıgına gore versin; rızkı ancak kendisine yetecek kadar verilmis olan kimse, Allah'ın kendisine verdiginden versin; Allah kimseye, verdigi rızkı asan bir yuk yuklemez. Allah, guclukten sonra kolaylık verir

    [8] Rablerinin ve O'nun peygamberlerinin buyrugundan cıkan nice kasabalar halkını Biz, cetin bir hesaba cekmis, onları, gorulmedik bir azaba ugratmısızdır

    [9] Onlar, islerinin karsılıgını tattılar; islerinin sonu husran oldu

    [10] Allah onlara cetin bir azap hazırlamıstır. Ey inanmıs olan akıl sahipleri! Allah'tan sakının; Allah size Kuran'ı indirmistir

    [11] Inanıp yararlı isler isleyenleri karanlıklardan aydınlıga cıkarmak uzere, size Allah'ın apacık ayetlerini okuyan bir Peygamber gondermistir. Kim Allah'a inanır ve yararlı is islerse, Allah onu, icinde temelli ve sonsuz kalınacak, iclerinden ırmaklarakan cennetlere koyar. Allah ona gercekten guzel rızık vermistir

    [12] Yedi gogu ve yerden de bir o kadarını yaratan Allah'tır, Allah'ın herseye Kadir oldugunu ve Allah'ın ilminin herseyi kusattıgını bilmeniz icin Allah'ın buyrugu bunlar arasında iner durur

    Surah 66
    Tahrîm

    [1] Eslerinin rızasını gozeterek, Allah'ın sana helal kıldıgı seyi nicin kendine yasak ediyorsun? Allah bagıslayandır, acıyandır

    [2] Allah suphesiz size, yeminlerinizi keffaretle geri almanızı mesru kılmıstır. Allah sizin dostunuzdur. O, bilendir, Hakim'dir

    [3] Peygamber, eslerinden birine gizlice bir soz soylemisti. O, bunu Peygamberin diger bir esine haber verince, Allah da Peygambere durumu bildirmis, o da bir kısmını yuzune vurmus bir kısmını yuzune vurmaktan geri durmustu. Esine, gizlice soyledigi seyibaskasına nakletmis oldugunu bildirince, esi: "Bunu sana kim haber verdi?" demis, o da: "Bana, herseyi bilen ve herseyden haberdar olan Allah haber verdi" demisti

    [4] Ey Peygamber'in esleri! Eger ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, kaymıs olan kalpleriniz duzelmis olur. Eger esinizin aleyhinde yardımlasarak bir sey yapmaga kalkarsanız, bilin ki Allah onun dostu, bundan baska Cebrail, iyi muminler ve melekler de yardımcısıdır

    [5] Ey Peygamber'in esleri! Eger o sizi bosarsa, Rabbi ona; sizden daha iyi olan, kendini Allah'a veren, inanan, boyun egen, tevbe eden, kulluk eden, oruc tutan, dul ve bakire esler verebilir

    [6] Ey inananlar! Kendinizi ve coluk cocugunuzu cehennem atesinden koruyun; onun yakıtı, insanlar ve taslardır; gorevlileri, Allah'ın kendilerine verdigi emirlere bas kaldırmayan, kendilerine buyrulanları yerine getiren pek hasin meleklerdir

    [7] Ey inkar edenler! Bugun ozur beyan etmeyin, ancak islediklerinizin karsılıgını gormektesiniz" denir

    [8] Ey inananlar! Yurekten tevbe ederek Allah'a donun ki, Rabbiniz kotuluklerinizi ortsun, sizi, iclerinden ırmaklar akan cennetlere koysun. Allah'ın Peygamberini ve onunla beraber olan muminleri utandırmayacagı o gun, ısıkları onlerinde ve defterleri saglarından verilmis olarak yururler ve: "Rabbimiz! Isıgımızı tamamla, bizi bagısla, dogrusu Sen herseye Kadir'sin" derler

    [9] Ey Peygamber! Inkarcılarla ve ikiyuzlulerle savas; onlara karsı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir, ne kotu donustur

    [10] Allah, inkar edenlere, Nuh'un karısıyla Lut'un karısını misal gosterir: Onlar, kullarımızdan iki iyi kulun nikahı altında iken onlara karsı hainlik edip inkarlarını gizlemislerdi de iki peygamber Allah'tan gelen azabı onlardan savamamıslardı. O iki kadına: "Cehenneme girenlerle beraber siz de girin" dendi

    [11] Allah, inanlara Firavun'un karısını misal gosterir: O: "Rabbim! Katından bana cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun islediklerinden kurtar; beni zalim milletten kurtar" demisti

    [12] Mahrem yerini korumus olan Imran kızı Meryem de bir misaldir. Ona ruhumuzdan uflemistik; Rabbinin sozlerini ve kitablarını tasdik etmisti; o, Bize gonulden itaat edenlerdendi

    Surah 67
    Mülk

    [1] Hukumranlık elinde olan Allah yucedir ve O herseye Kadir'dir

    [2] Hanginizin daha iyi is isledigini belirtmek icin, olumu ve dirimi (hayatı) yaratan O'dur. O, gucludur, bagıslayandır

    [3] Gokleri yedi kat uzerine yaratan O'dur. Rahman'ın bu yaratmasında bir duzensizlik bulamazsın. Gozunu bir cevir bak, bir catlak gorebilir misin

    [4] Bir aksaklık bulmak icin gozunu tekrar tekrar cevir bak; ama goz umdugunu bulamayıp bitkin ve yorgun duser

    [5] And olsun ki, yakın gogu kandillerle donattık, onları seytanlar icin taslamalar yaptık ve seytanlara cılgın alev azabını hazırladık

    [6] Rablerini inkar eden kimseler icin cehennem azabı vardır. Ne kotu bir donustur

    [7] Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken cıkardıgı ugultuyu isitirler

    [8] Nerede ise ofkesinden paralanacak! Icine her bir toplulugun atılmasında, bekcileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmemis miydi?" diye sorarlar

    [9] Onlar: "Evet; dogrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hicbir sey indirmemistir, siz buyuk bir sapıklık icindesiniz demistik" derler

    [10] Eger kulak vermis veya akletmis olsaydık, cılgın alevli cehennemlikler icinde olmazdık" derler

    [11] Boylece, gunahlarını itiraf ederler. Cılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar

    [12] Dogrusu, gorunmedigi halde Rablerinden korkanlara, onlara, bagıslanma ve buyuk ecir vardır

    [13] Sizler, sozlerinizi gizleseniz de acıklasanız da birdir; O, kalblerde olanı bilir

    [14] Yaratan bilmez olur mu? O, Latif'tir, haberdardır

    [15] Yeryuzunu, size boyun egdiren O'dur; oyleyse yerin sırtlarında dolasın, Allah'ın verdigi rızıktan yiyin; sonunda donus O'nadır

    [16] Gokte olanın sizi yerin dibine gecirmesinden guvende misiniz? O zaman, yer, sarsıldıkca sarsılır

    [17] Gokte olanın basınıza tas yagdırmasından guvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl oldugunu yakında bileceksiniz

    [18] And olsun ki, bunlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Beni inkar etmek nasılmıs

    [19] Uzerlerinde kanat cırpan dizi dizi kusları gormezler mi? Onları havada Rahman olan Allah'tan baskası tutmuyor; dogrusu, O, herseyi gorendir

    [20] Yahut, Rahman olan Allah'ın dısında size yardımda bulunabilecek taraftarlarınız kimdir? Inkarcılar sadece aldanmaktadırlar

    [21] Allah size verdigi rızkı kesiverirse, size rızık verecek baska kim vardır? Hayır; onlar, azgınlık ve nefrette direnmektedirler

    [22] Yuzukoyun surunen mi, yoksa dogru yolda dupeduz yuruyen mi daha dogru yoldadır

    [23] De ki: "Sizi yaratan sizin icin kulaklar, gozler ve kalbler var eden O'dur. Ne az sukrediyorsunuz

    [24] Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız

    [25] Dogru sozlu iseniz bildirin bu azap sozu ne zamandır?" derler

    [26] De ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apacık bir uyarıcıyım

    [27] Azabı yaklasırken gordukleri zaman, inkar edenlerin yuzleri cirkinlesip kararır; onlara: "Sizin arayıp durdugunuz iste budur" denir

    [28] De ki: "Allah, beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder veya isterse merhamet eder; soyleyin, bu takdirde inkarcıları, can yakıcı azabdan kim alıkoyabilir

    [29] De ki: "Bizim inandıgımız ve kendisine guvendigimiz, Rahman olan Allah'tır. Kimin apacık bir sapıklıkta oldugunu yakında bileceksiniz

    [30] De ki: "Suyunuz yere batarsa, soyleyin, size kim temiz bir su kaynagı getirebilir

    Surah 68
    Kalem

    [1] Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine ugramıs bir kimsesin, deli (cinlenmis) degilsin

    [2] Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine ugramıs bir kimsesin, deli (cinlenmis) degilsin

    [3] Dogrusu sana kesintisiz bir ecir vardır

    [4] Suphesiz sen buyuk bir ahlaka sahipsindir

    [5] Hanginizin aklından zoru oldugunu yakında sen de goreceksin, onlar da gorecekler

    [6] Hanginizin aklından zoru oldugunu yakında sen de goreceksin, onlar da gorecekler

    [7] Dogrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları cok iyi bilir; O, dogru yolda olanları da cok iyi bilir

    [8] Bundan boyle, yalanlayanlara itaat etme

    [9] (Onlar sana indirilen ayetlerden begenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumusak davranmanı isterler; boyle yapsan, onlar da seni over, yumusak davranırlar

    [10] Diliyle igneleyen, kovuculuk eden, iyiligi daima onleyen, asırı giden, suc isleyen, cok yemin eden alcak zorbaya, butun bunlar dısında bir de soysuzlukla damgalanmıs kimseye, mal ve ogulları vardır diye aldırıs etmeyesin

    [11] Diliyle igneleyen, kovuculuk eden, iyiligi daima onleyen, asırı giden, suc isleyen, cok yemin eden alcak zorbaya, butun bunlar dısında bir de soysuzlukla damgalanmıs kimseye, mal ve ogulları vardır diye aldırıs etmeyesin

    [12] Diliyle igneleyen, kovuculuk eden, iyiligi daima onleyen, asırı giden, suc isleyen, cok yemin eden alcak zorbaya, butun bunlar dısında bir de soysuzlukla damgalanmıs kimseye, mal ve ogulları vardır diye aldırıs etmeyesin

    [13] Diliyle igneleyen, kovuculuk eden, iyiligi daima onleyen, asırı giden, suc isleyen, cok yemin eden alcak zorbaya, butun bunlar dısında bir de soysuzlukla damgalanmıs kimseye, mal ve ogulları vardır diye aldırıs etmeyesin

    [14] Diliyle igneleyen, kovuculuk eden, iyiligi daima onleyen, asırı giden, suc isleyen, cok yemin eden alcak zorbaya, butun bunlar dısında bir de soysuzlukla damgalanmıs kimseye, mal ve ogulları vardır diye aldırıs etmeyesin

    [15] Ayetlerimiz ona okundugu zaman: "Oncekilerin masalları" der

    [16] Onun havada olan burnunu yakında yere surtecegiz

    [17] Biz bunları, vaktiyle bahce sahiplerini denedigimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahceyi devsireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmislerdi

    [18] Biz bunları, vaktiyle bahce sahiplerini denedigimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahceyi devsireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmislerdi

    [19] Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gonderilen bir salgın o bahceyi sarıvermisti de bahce kapkara kesilmisti

    [20] Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gonderilen bir salgın o bahceyi sarıvermisti de bahce kapkara kesilmisti

    [21] Sabah erken: "Urunlerinizi devsirecekseniz erken cıkın" diye birbirlerine seslendiler

    [22] Sabah erken: "Urunlerinizi devsirecekseniz erken cıkın" diye birbirlerine seslendiler

    [23] Bugun orada, hicbir duskun kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konusarak yuruyorlardı

    [24] Bugun orada, hicbir duskun kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konusarak yuruyorlardı

    [25] Yoksullara yardım etmeye gucleri yeterken boyle konusarak erkenden gittiler

    [26] Bahceyi gorduklerinde: "Herhalde yolumuzu sasırmıs olacagız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler

    [27] Bahceyi gorduklerinde: "Herhalde yolumuzu sasırmıs olacagız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler

    [28] Ortancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememis miydim?" dedi

    [29] Rabbimizi tenzih ederiz; dogrusu biz yazık etmistik" dediler

    [30] Birbirlerini yermeye basladılar

    [31] Sonra soyle dediler: "Yazıklar olsun bize; dogrusu azgınlık edenlerdendik

    [32] Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; dogrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz

    [33] Iste azap boyledir; ama ahiret azabı daha buyuktur; keske bilseler

    [34] Allah'a karsı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır

    [35] Kendilerini Allah'a vermis olanları hic suclular gibi tutar mıyız

    [36] Ne oluyorsunuz? Ne bicim hukmediyorsunuz

    [37] Yoksa okudugunuz bir kitabınız mı var

    [38] Sectikleriniz herhalde orada olacaktır

    [39] Yoksa aleyhimizde, kıyamet gunune kadar suregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hukmettikleriniz sizin olacaktır

    [40] Sor onlara: "Bunu kim uzerine alır

    [41] Yoksa onların ortakları mı vardır? Dogru sozlu iseler ortaklarını getirsinler

    [42] O gun isin dehsetinden baldırlar acılır; gozleri donmus olarak yuzlerini zillet burur; secdeye cagırılırlar ama buna gucleri yetmez. Oysa, kendileri sapasaglam oldukları zaman secdeye cagırılmıslardı

    [43] O gun isin dehsetinden baldırlar acılır; gozleri donmus olarak yuzlerini zillet burur; secdeye cagırılırlar ama buna gucleri yetmez. Oysa, kendileri sapasaglam oldukları zaman secdeye cagırılmıslardı

    [44] Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavas yavas azaba yaklastıracagız

    [45] Onlara mehil veriyorum; dogrusu Benim tuzagım saglamdır

    [46] Yoksa, sen onlardan ucret istiyorsun da, agır bir borc altında mı kalıyorlar? Elbette hayır

    [47] Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar

    [48] Sen Rabbinin hukmune kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek uzgun olarak Rabbine seslenmisti

    [49] Rabbinin katından ona bir nimet ulasmasaydı, kınanmıs olarak sahile atılacaktı

    [50] Rabbi onu secip iyilerden kıldı. Dogrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gozleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı

    [51] Rabbi onu secip iyilerden kıldı. Dogrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gozleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı

    [52] Oysa Kuran, alemler icin bir ogutten baska bir sey degildir

    Surah 69
    Hâkka

    [1] Gerceklesecek olan

    [2] Nedir o gerceklesecek olan gun

    [3] Gerceklesecek olanın ne oldugunu sana ne bildirir

    [4] Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gercegi yalanladılar

    [5] Bu yuzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi

    [6] Ad milleti de bu yuzden onunde durulmaz, dondurucu bir ruzgarla yok edildi

    [7] Allah onların kokunu kesmek uzere, uzerlerine o ruzgarı yedi gece sekiz gun, estirdi. Halkın, kokunden cıkarılmıs hurma kutukleri gibi yere yıkıldıklarını gorursun

    [8] Onlardan arda kalmıs bir sey gorur musun

    [9] Firavun, ondan oncekiler ve alt ust olmus kasabalarda oturanlar da suc islemislerdi

    [10] Rabbinin peygamberine bas kaldırmıslardı. Bunun uzerine Rableri onları siddeti arttıkca artan bir sekilde yakaladı

    [11] Su tastıgı vakit, size bir ibret olmak uzere, anlayıslı kulaklar anlasın diye suzulen gemide, sizi Biz tasımısızdır

    [12] Su tastıgı vakit, size bir ibret olmak uzere, anlayıslı kulaklar anlasın diye suzulen gemide, sizi Biz tasımısızdır

    [13] Sura bir ufurus ufuruldugu, yer ve daglar kaldırılıp bir vurusla birbirine carpıldıgı zaman, iste o gun olacak olur, kıyamet kopar

    [14] Sura bir ufurus ufuruldugu, yer ve daglar kaldırılıp bir vurusla birbirine carpıldıgı zaman, iste o gun olacak olur, kıyamet kopar

    [15] Sura bir ufurus ufuruldugu, yer ve daglar kaldırılıp bir vurusla birbirine carpıldıgı zaman, iste o gun olacak olur, kıyamet kopar

    [16] Gok yarılır; o gun duzeni bozulur

    [17] Melekler onun cevresindedirler; o gun Rabbinin arsını onlardan baska sekiz tanesi yuklenir

    [18] O gun siz huzura alınırsınız, hicbir seyiniz gizli kalmaz

    [19] Kitabı sagından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, dogrusu bir hesaplasma ile karsılasacagımı umuyordum" der

    [20] Kitabı sagından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, dogrusu bir hesaplasma ile karsılasacagımı umuyordum" der

    [21] Artık o, meyveleri sarkmıs, yuksek bir bahcede, hos bir yasayıs icindedir

    [22] Artık o, meyveleri sarkmıs, yuksek bir bahcede, hos bir yasayıs icindedir

    [23] Artık o, meyveleri sarkmıs, yuksek bir bahcede, hos bir yasayıs icindedir

    [24] Onlara soyle denir: "Gecmis gunlerde, pesinen islediklerinize karsılık afiyetle yiyiniz iciniz

    [25] Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keske bana verilmeseydi; keske hesabımın ne oldugunu bilmeseydim; bu is keske son bulmus olsaydı; malım bana fayda vermedi; gucum de kalmadı" der

    [26] Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keske bana verilmeseydi; keske hesabımın ne oldugunu bilmeseydim; bu is keske son bulmus olsaydı; malım bana fayda vermedi; gucum de kalmadı" der

    [27] Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keske bana verilmeseydi; keske hesabımın ne oldugunu bilmeseydim; bu is keske son bulmus olsaydı; malım bana fayda vermedi; gucum de kalmadı" der

    [28] Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keske bana verilmeseydi; keske hesabımın ne oldugunu bilmeseydim; bu is keske son bulmus olsaydı; malım bana fayda vermedi; gucum de kalmadı" der

    [29] Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keske bana verilmeseydi; keske hesabımın ne oldugunu bilmeseydim; bu is keske son bulmus olsaydı; malım bana fayda vermedi; gucum de kalmadı" der

    [30] Ilgililere soyle buyurulur: "O'nu alın, baglayın

    [31] Sonra cehenneme yaslayın

    [32] Sonra onu boyu yetmis arsın olan zincire vurun

    [33] Cunku, o, yuce Allah'a inanmazdı

    [34] Yoksulun yiyecegi ile ilgilenmezdi

    [35] Bu sebeple burada bugun onun bir acıyanı yoktur

    [36] Gunahkarların yiyecegi olan kanlı irinden baska bir yiyecegi de yoktur

    [37] Gunahkarların yiyecegi olan kanlı irinden baska bir yiyecegi de yoktur

    [38] Gorebildikleriniz ve goremedikleriniz uzerine yemin ederim ki, Kuran serefli bir elcinin getirdigi sozdur

    [39] Gorebildikleriniz ve goremedikleriniz uzerine yemin ederim ki, Kuran serefli bir elcinin getirdigi sozdur

    [40] Gorebildikleriniz ve goremedikleriniz uzerine yemin ederim ki, Kuran serefli bir elcinin getirdigi sozdur

    [41] O, sair sozu degildir; ne az inanıyorsunuz

    [42] Kahin sozu de degildir; ne az dusunuyorsunuz

    [43] Kuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir

    [44] Eger o (Muhammed), Bize karsı, ona bazı sozler katmıs olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun sah damarını koparırdık

    [45] Eger o (Muhammed), Bize karsı, ona bazı sozler katmıs olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun sah damarını koparırdık

    [46] Eger o (Muhammed), Bize karsı, ona bazı sozler katmıs olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun sah damarını koparırdık

    [47] Hicbiriniz de onu koruyamazdınız

    [48] Dogrusu Kuran Allah'a karsı gelmekten sakınanlara bir oguttur

    [49] Icinizde yalanlayanlar bulundugunu suphesiz bilmekteyiz

    [50] Dogrusu Kuran, inkarcılar icin bir uzuntudur

    [51] O, suphesiz kesin gercektir

    [52] Oyleyse cok buyuk olan Rabbinin adını tesbih et

    Surah 70
    Me'âric

    [1] Birisi, yuksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor

    [2] Birisi, yuksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor

    [3] Birisi, yuksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor

    [4] Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir gunde yukselirler

    [5] Guzel guzel sabret

    [6] Dogrusu inkarcılar azabı uzak goruyorlar

    [7] Ama biz onu yakın gormekteyiz

    [8] Gok, o gun, erimis maden gibi olur

    [9] Daglar da atılmıs pamuga doner

    [10] Hic bir dost diger bir dostunu sormaz

    [11] Onlar birbirlerine yalnız gosterilirler. Suclu kimse o gunun azabından kurtulmak icin ogullarını, ailesini, kardesini, kendisini barındırmıs olan sulalesini ve yeryuzunde bulunan herkesi feda etmek ve boylece kendisini kurtarmak ister

    [12] Onlar birbirlerine yalnız gosterilirler. Suclu kimse o gunun azabından kurtulmak icin ogullarını, ailesini, kardesini, kendisini barındırmıs olan sulalesini ve yeryuzunde bulunan herkesi feda etmek ve boylece kendisini kurtarmak ister

    [13] Onlar birbirlerine yalnız gosterilirler. Suclu kimse o gunun azabından kurtulmak icin ogullarını, ailesini, kardesini, kendisini barındırmıs olan sulalesini ve yeryuzunde bulunan herkesi feda etmek ve boylece kendisini kurtarmak ister

    [14] Onlar birbirlerine yalnız gosterilirler. Suclu kimse o gunun azabından kurtulmak icin ogullarını, ailesini, kardesini, kendisini barındırmıs olan sulalesini ve yeryuzunde bulunan herkesi feda etmek ve boylece kendisini kurtarmak ister

    [15] Hayır, olmaz... Orada sırtını cevirip yuzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı cagıran, deriyi soyup kavuran, alevli ates vardır

    [16] Hayır, olmaz... Orada sırtını cevirip yuzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı cagıran, deriyi soyup kavuran, alevli ates vardır

    [17] Hayır, olmaz... Orada sırtını cevirip yuzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı cagıran, deriyi soyup kavuran, alevli ates vardır

    [18] Hayır, olmaz... Orada sırtını cevirip yuzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı cagıran, deriyi soyup kavuran, alevli ates vardır

    [19] Insan gercekten pek huysuz yaratılmıstır

    [20] Basına bir fenalık gelince feryat eder

    [21] Bir iyilige ugrarsa onu herkesten meneder

    [22] Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gununu dogrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar boyle degildir

    [23] Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gununu dogrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar boyle degildir

    [24] Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gununu dogrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar boyle degildir

    [25] Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gununu dogrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar boyle degildir

    [26] Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gununu dogrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar boyle degildir

    [27] Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gununu dogrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar boyle degildir

    [28] Dogrusu Rablerinin azabından kimse guvende degildir

    [29] Esleri ve cariyeleri dısında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, dogrusu bunlar yerilmezler

    [30] Esleri ve cariyeleri dısında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, dogrusu bunlar yerilmezler

    [31] Bu sınırları asmak isteyenler, iste onlar, asırı gidenlerdir

    [32] Emanetlerini ve sozlerini yerine getirenler

    [33] Sahidliklerini geregi gibi yapanlar

    [34] Namazlarına riayet edenler

    [35] Iste onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir

    [36] Inkar edenlere ne oluyor, sana dogru sagdan soldan topluluklar halinde kosusuyorlar

    [37] Inkar edenlere ne oluyor, sana dogru sagdan soldan topluluklar halinde kosusuyorlar

    [38] Onlardan herbiri nimet bahcesine konulacagını mı umuyor

    [39] Hayır; dogrusu onları kendilerinin de bildikleri seyden yaratmısızdır

    [40] Doguların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmege Bizim gucumuz yeter ve kimse de onumuze gecemez

    [41] Doguların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmege Bizim gucumuz yeter ve kimse de onumuze gecemez

    [42] Onları bırak; kendilerine soz verilen gune kavusmalarına kadar dalıp oynasınlar

    [43] Kabirlerden cabuk cabuk cıkacakları gun, gozleri donmus, yuzlerini zillet burumus olarak sanki dikili taslara dogru kosarlar. Iste bu, onlara soz verilmis olan gundur

    [44] Kabirlerden cabuk cabuk cıkacakları gun, gozleri donmus, yuzlerini zillet burumus olarak sanki dikili taslara dogru kosarlar. Iste bu, onlara soz verilmis olan gundur

    Surah 71
    Nûh

    [1] Milletine can yakıcı bir azap gelmezden once onları uyar" diye Nuh'u milletine gonderdik

    [2] O da soyle soyledi: "Ey Milletim! Suphesiz ben, size gonderilmis apacık bir uyarıcıyım

    [3] Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah gunahlarınızı size bagıslasın ve sizi belli bir sureye kadar ertelesin; dogrusu Allah'ın belirttigi sure gelince geri bırakılamaz; keske bilseniz

    [4] Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah gunahlarınızı size bagıslasın ve sizi belli bir sureye kadar ertelesin; dogrusu Allah'ın belirttigi sure gelince geri bırakılamaz; keske bilseniz

    [5] Nuh dedi ki: "Rabbim! Dogrusu ben, milletimi gece gunduz cagırdım

    [6] Fakat benim cagırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı

    [7] Dogrusu ben Senin onları bagıslaman icin kendilerini her cagırısımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine burunduler, direndiler, buyuklendikce buyuklendiler

    [8] Sonra, dogrusu ben onları acıkca cagırdım

    [9] Sonra onlara acıktan acıga, gizliden gizliye de soyledim

    [10] Dedim ki: "Rabbinizden bagıslanma dileyin; dogrusu O, cok bagıslayandır. Size gokten bol bol yagmur indirsin

    [11] Dedim ki: "Rabbinizden bagıslanma dileyin; dogrusu O, cok bagıslayandır. Size gokten bol bol yagmur indirsin

    [12] Sizi, mallar ve ogullarla desteklesin; sizin icin bahceler var etsin, ırmaklar akıtsın

    [13] Ne oluyorsunuz ki Allah'a buyuklugu yakıstıramıyorsunuz

    [14] Oysa sizi merhalelerden gecirerek O yaratmıstır

    [15] Allah'ın, gogu yedi kat uzerine nasıl yarattıgını gormez misiniz

    [16] Aralarında aya aydınlık vermis ve gunesin ısık sacmasını saglamıstır

    [17] Allah sizi yerden bitirir gibi yetistirmistir

    [18] Sonra sizi oraya dondurur ve yine oradan cıkarır

    [19] Yeryuzunde dolasabilmeniz, orada yollar ve genis gecitlerden gecebilmeniz icin, onu size yayan O'dur

    [20] Yeryuzunde dolasabilmeniz, orada yollar ve genis gecitlerden gecebilmeniz icin, onu size yayan O'dur

    [21] Nuh: "Rabbim! Dogrusu bunlar bana bas kaldırdılar ve malı, cocugu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden buyuk duzenler kurdular" dedi

    [22] Nuh: "Rabbim! Dogrusu bunlar bana bas kaldırdılar ve malı, cocugu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden buyuk duzenler kurdular" dedi

    [23] Insanlara: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yagus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgecmeyin" dediler

    [24] Boylece bircogunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece saskınlıgını artır

    [25] Onlar, gunahları yuzunden suda boguldular; atese sokuldular, kendilerine Allah'tan baska yardımcı bulamadılar

    [26] Nuh dedi ki: "Rabbim! Yeryuzunde hicbir inkarcı bırakma

    [27] Dogrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve cok inkarcıdan baskasını dogurup yetistirmezler

    [28] Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmıs olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bagısla; zalimlerin de yalnız helakını artır

    Surah 72
    Cinn

    [1] De ki: "Cinlerden bir toplulugun Kuran'ı dinledigi bana vahyolundu; onlar soyle demislerdir;" "Dogrusu biz, dogru yola goturen, hayrete dusuren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hicbir seyi ortak kosmayacagız

    [2] De ki: "Cinlerden bir toplulugun Kuran'ı dinledigi bana vahyolundu; onlar soyle demislerdir;" "Dogrusu biz, dogru yola goturen, hayrete dusuren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hicbir seyi ortak kosmayacagız

    [3] Dogrusu Rabbimizin yuceligi her yucelikten ustundur. O, zevce ve cocuk edinmemistir

    [4] Dogrusu aramızdaki beyinsiz, Allah'a karsı yalanlar uyduruyordu

    [5] Dogrusu insanların ve cinlerin Allah'a karsı yalan uydurabileceklerini sanmazdık

    [6] Gercekten, bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sıgınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı

    [7] Dogrusu, onlar da sizin, Allah'ın kimseyi yeniden diriltmeyeceginizi sandıgınız gibi sanıda bulunmuslardı

    [8] Dogrusu biz gogu yokladık; onu sert bekciler ve kayan ateslerle (ısınlarla) doldurulmus bulduk

    [9] Dogrusu biz, gogun dinleyebilecegimiz bir yerinde otururduk; ama simdi kim dinleyecek olsa, kendisini gozleyen bir ates (ısın) buluyor

    [10] Yeryuzunde olanlara kotuluk mu murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemistir, dogrusu biz bilemeyiz

    [11] Dogrusu aramızda iyiler de vardır, bundan asagı bulunanlar da vardır. Biz, turlu turlu yolda olan topluluklardık

    [12] Yeryuzunde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacagımız, baska yere kacsak da, O'nu aciz kılamayacagımız gercegini suphesiz anladık

    [13] Suphesiz, dogruluk rehberi olan Kuran'ı dinledigimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceginden ve kendisine haksızlık edileceginden korkmaz

    [14] Icimizde, kendini Allah'a vermis olanlar da, yazık edenler de vardır. Kendini Allah'a veren kimseler, iste onlar, dogru yolu arayanlar, ona layık olanlardır

    [15] Kendilerine yazık edenlere gelince; onlar, cehennemin odunları oldular

    [16] Ama dogru yola girmis olsalardı, onları bu hususta denememiz icin onlara bol su icirirdik; kim Rabbini anmaktan yuz cevirirse, Rabbi onu gittikce artan bir azaba ugratır

    [17] Ama dogru yola girmis olsalardı, onları bu hususta denememiz icin onlara bol su icirirdik; kim Rabbini anmaktan yuz cevirirse, Rabbi onu gittikce artan bir azaba ugratır

    [18] Mescidler suphesiz Allah'ındır, oyleyse oralarda Allah'a yalvarırken baskasını katmayın

    [19] Allah'ın kulu Muhammed, O'na yalvarmak, namaz kılmak icin kalkınca, nerdeyse, cevresinde kecelesirler, birbirlerine girerlerdi

    [20] De ki: "Ben sadece Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak kosmam

    [21] De ki: "Ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kadir degilim

    [22] De ki: "Beni kimse Allah'a karsı savunamaz ve ben O'ndan baska bir sıgınak bulamam

    [23] Benim yaptıgım yalnız, Allah katından olanı, O'nun gonderdiklerini tebligdir. Allah'a ve Peygamberine kim karsı gelirse ona, icinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem atesi vardır

    [24] Sonunda, kendilerine soz verileni gordukleri zaman, kimin yardımcısının daha gucsuz ve sayısının daha az oldugunu bileceklerdir

    [25] De ki: Size soz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun sureli mi kılmıstır ben bilmem

    [26] Gorulmeyeni bilen Allah, gorulmeyene kimseyi muttali kılmaz

    [27] Ancak peygamberlerden, bildirmek istedigi bunun dısındadır. Rablerinin bildirilerini teblig etmelerini ortaya koymak icin her peygamberin onunden ve ardından gozculer salar; onların yaptıklarını ilmiyle kusatır ve herseyi bir bir sayar

    [28] Ancak peygamberlerden, bildirmek istedigi bunun dısındadır. Rablerinin bildirilerini teblig etmelerini ortaya koymak icin her peygamberin onunden ve ardından gozculer salar; onların yaptıklarını ilmiyle kusatır ve herseyi bir bir sayar

    Surah 73
    Müzzemmil

    [1] Ey ortunup burunen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz once bir muddet icin kalk ve agır agır Kuran oku

    [2] Ey ortunup burunen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz once bir muddet icin kalk ve agır agır Kuran oku

    [3] Ey ortunup burunen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz once bir muddet icin kalk ve agır agır Kuran oku

    [4] Ey ortunup burunen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz once bir muddet icin kalk ve agır agır Kuran oku

    [5] Dogrusu Biz, sana, tasıması agır bir soz vahyedecegiz

    [6] suphesiz, gece kalkısı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverislidir

    [7] Cunku gunduz, seni uzun uzun alıkoyacak isler vardır

    [8] Rabbinin adını an; herseyi bırakıp yalnız O'na yonel

    [9] O, dogunun ve batının Rabbidir; O'ndan baska tanrı yoktur. Oyleyse O'nu vekil tut

    [10] Onların soylediklerine sabret, yanlarından guzellikle ayrıl

    [11] Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver

    [12] Suphesiz katımızda onlar icin agır boyunduruklar, cehennem, bogazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır

    [13] Suphesiz katımızda onlar icin agır boyunduruklar, cehennem, bogazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır

    [14] Kıyametin koptugu gun, yeryuzu ve daglar sarsılır; daglar, yumusak kum yıgını haline gelir

    [15] Firavun'a bir peygamber gonderdigimiz gibi, size de, hakkınızda sahidlik edecek bir peygamber gonderdik

    [16] Ama Firavun o peygambere karsı gelmisti de onu cok agır bir sekilde tutup cezalandırmıstık

    [17] Eger inkar ederseniz, gencleri ihtiyarlatan gunden nasıl korunursunuz

    [18] O gunun siddetiyle gok bile parcalanır. O'nun sozu yerine gelir

    [19] Dogrusu bu anlatılanlar birer oguttur. Dileyen kimse, Rabbine dogru giden bir yol tutar

    [20] Suphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir toplulugun gecenin ucte ikisinden biraz az, yarısı ve ucte biri kadar vakit icinde kalktıgını bilir. Gece ve gunduzu Allah olcer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceginizi bildiginden tevbenizi kabul etmistir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, icinizden, hasta olanları, Allah'ın lutfundan rızık aramak uzere yeryuzunde dolasacak olan kimseleri ve Allah yolunda savasacak olanları suphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a guzel odunc takdiminde bulunun; kendiniz icin yaptıgınız iyiligi daha iyi ve daha buyuk ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bagıslanma dileyin; Allah elbette bagıslar ve merhamet eder

    Surah 74
    Müddessir

    [1] Ey ortuye burunen

    [2] Kalk da uyar

    [3] Rabbini yucelt

    [4] Giydiklerini temiz tut

    [5] Kotu seyleri terke devam et

    [6] Yaptıgın iyiligi cok gorerek basa kakma

    [7] Rabbin icin sabret

    [8] Sura uflendigi vakit, iste o gun, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gundur

    [9] Sura uflendigi vakit, iste o gun, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gundur

    [10] Sura uflendigi vakit, iste o gun, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gundur

    [11] Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, cevresinde bulunan ogullar verdigim ve nimetleri yaydıkca yaydıgım o kimseyi Bana bırak

    [12] Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, cevresinde bulunan ogullar verdigim ve nimetleri yaydıkca yaydıgım o kimseyi Bana bırak

    [13] Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, cevresinde bulunan ogullar verdigim ve nimetleri yaydıkca yaydıgım o kimseyi Bana bırak

    [14] Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, cevresinde bulunan ogullar verdigim ve nimetleri yaydıkca yaydıgım o kimseyi Bana bırak

    [15] Bir de verdigim nimetten artırmamı umar

    [16] Hayır; hayır; cunku o, Bizim ayetlerimize karsı son derece inatcıdır

    [17] Onu sarp bir yokusa sardıracagım

    [18] Cunku o, dusundu, olctu bicti

    [19] Canı cıkası, ne bicim olcup bicti

    [20] Canı cıkası; sonra yine ne bicim olcup bicti

    [21] Sonra baktı

    [22] Sonra kaslarını cattı, suratını astı

    [23] Sonra da sırt cevirip buyukluk tasladı

    [24] Bu sadece ogretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sozudur" dedi

    [25] Bu sadece ogretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sozudur" dedi

    [26] Iste bu adamı yakıcı bir atese yaslayacagım

    [27] Yakıcı atesin ne oldugunu sen nerden bilirsin

    [28] O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgecer

    [29] Insanın derisini kavurur

    [30] Orada ondokuz bekci vardır

    [31] Cehennemin bekcilerini yalnız meleklerden kılmısızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sagladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar supheye dusmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. Iste Allah, boylece, diledigini saptırır, diledigini de dogru yola eristirir. Rabbinin ordularını kendisinden baskası bilmez. Bu, insanogluna bir ogutten ibarettir

    [32] Hayır, hayır ogut almazlar. Aya, donup gelen geceye, agarmakta olan sabaha and olsun ki, icinizden one gecmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoglunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem buyuk olaylardan biridir

    [33] Hayır, hayır ogut almazlar. Aya, donup gelen geceye, agarmakta olan sabaha and olsun ki, icinizden one gecmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoglunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem buyuk olaylardan biridir

    [34] Hayır, hayır ogut almazlar. Aya, donup gelen geceye, agarmakta olan sabaha and olsun ki, icinizden one gecmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoglunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem buyuk olaylardan biridir

    [35] Hayır, hayır ogut almazlar. Aya, donup gelen geceye, agarmakta olan sabaha and olsun ki, icinizden one gecmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoglunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem buyuk olaylardan biridir

    [36] Hayır, hayır ogut almazlar. Aya, donup gelen geceye, agarmakta olan sabaha and olsun ki, icinizden one gecmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoglunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem buyuk olaylardan biridir

    [37] Hayır, hayır ogut almazlar. Aya, donup gelen geceye, agarmakta olan sabaha and olsun ki, icinizden one gecmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoglunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem buyuk olaylardan biridir

    [38] Herkes kazancına baglı bir rehindir

    [39] Ancak, defteri sagdan verilenler boyle degildir; onlar cennettedirler. Suclulara: "Sizi bu yakıcı atese surukleyen nedir?" diye sorarlar

    [40] Ancak, defteri sagdan verilenler boyle degildir; onlar cennettedirler. Suclulara: "Sizi bu yakıcı atese surukleyen nedir?" diye sorarlar

    [41] Ancak, defteri sagdan verilenler boyle degildir; onlar cennettedirler. Suclulara: "Sizi bu yakıcı atese surukleyen nedir?" diye sorarlar

    [42] Ancak, defteri sagdan verilenler boyle degildir; onlar cennettedirler. Suclulara: "Sizi bu yakıcı atese surukleyen nedir?" diye sorarlar

    [43] Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan degildik

    [44] Duskun kimseyi doyurmuyorduk

    [45] Batıla dalanlarla biz de dalardık

    [46] Ceza gununu yalanlardık

    [47] Olum bize o haldeyken geldi

    [48] Artık onlara, sefaatcilerin sefaati fayda vermez

    [49] Oyleyken, bunlara ne oluyor ki ogutten yuz ceviriyorlar

    [50] Aslandan urkerek kacan yabani merkeplere benzerler

    [51] Aslandan urkerek kacan yabani merkeplere benzerler

    [52] Hayır; her biri onune acılıvermis sahifeler verilmesini ister

    [53] Hayır; daha dogrusu ahiretten korkmazlar

    [54] Hayır; suphesiz bu Kuran bir oguttur

    [55] Dileyen kimse ogut alır

    [56] Allah dilemeksizin ogut alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bagıslamaya daha ehildir

    Surah 75
    Kıyâme

    [1] Kıyamet gunune yemin ederim

    [2] Ve nedamet ceken nefse yemin ederim

    [3] Insan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor

    [4] Evet, Biz onu, parmak uclarına varıncaya kadar butun incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz

    [5] Ama, insanoglu gelecekte de suc islemek ister de: "Kıyamet gunu ne zamanmıs! " der

    [6] Ama, insanoglu gelecekte de suc islemek ister de: "Kıyamet gunu ne zamanmıs! " der

    [7] Gozun kamastıgı, ayın tutuldugu, gunes ve ayın bir araya getirildigi zaman, iste o gun insan: "kacacak yer nerede?" der

    [8] Gozun kamastıgı, ayın tutuldugu, gunes ve ayın bir araya getirildigi zaman, iste o gun insan: "kacacak yer nerede?" der

    [9] Gozun kamastıgı, ayın tutuldugu, gunes ve ayın bir araya getirildigi zaman, iste o gun insan: "kacacak yer nerede?" der

    [10] Gozun kamastıgı, ayın tutuldugu, gunes ve ayın bir araya getirildigi zaman, iste o gun insan: "kacacak yer nerede?" der

    [11] Hayır; hayır; bir sıgınak yoktur

    [12] O gun, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun

    [13] O gun, insanogluna onde ve sonda yaptıgı ne varsa bildirilir

    [14] Ozurlerini sayıp dokse de, insanoglu, artık kendi kendinin sahididir

    [15] Ozurlerini sayıp dokse de, insanoglu, artık kendi kendinin sahididir

    [16] Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak icin acele edip onunla beraber soyleme, yalnız dinle

    [17] Dogrusu o vahyolunanı kalbine yerlestirmek ve onu sana okutturmak Bize duser

    [18] Biz onu Cebrail'e okuttugumuz zaman, onun okumasını dinle

    [19] Sonra onu sana acıklamak Bize duser

    [20] Hayır, hayır! Sizler, cabuk elde edeceginiz dunya nimetlerini seversiniz

    [21] Ahireti bırakırsınız

    [22] O gun bir takım yuzler Rablerine bakıp parlayacaktır

    [23] O gun bir takım yuzler Rablerine bakıp parlayacaktır

    [24] O gun bir takım yuzler de asıktır

    [25] Kendisinin belkemiginin kırılacagını sanır

    [26] Dikkat edin; can bogaza gelip koprucuk kemiklerine dayandıgı zaman: "Care bulan yok mudur?" denir

    [27] Dikkat edin; can bogaza gelip koprucuk kemiklerine dayandıgı zaman: "Care bulan yok mudur?" denir

    [28] Artık ayrılık vaktinin geldigini sanır

    [29] Bacaklar birbirine dolasır

    [30] O gun sevk Rabbin huzurunadır

    [31] O, Peygamberi dogrulamamıs, namaz kılmamıs, ama yalanlayıp yuz cevirmis, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmisti

    [32] O, Peygamberi dogrulamamıs, namaz kılmamıs, ama yalanlayıp yuz cevirmis, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmisti

    [33] O, Peygamberi dogrulamamıs, namaz kılmamıs, ama yalanlayıp yuz cevirmis, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmisti

    [34] Sana yazıklar olsun, yazıklar

    [35] Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar

    [36] Insanoglu kendisinin basıbos bırakılacagını mı sanır

    [37] O, katılan bir meni damlası degil miydi

    [38] Sonra kan pıhtısı olmus, sonra Allah onu yaratıp sekil vermisti

    [39] Ondan, erkek, disi iki cins yaratmıstı

    [40] Bunları yapan Allah'ın oluleri diriltmeye gucu yetmez mi? Elbette yeter

    Surah 76
    İnsan

    [1] Insanoglu, var edilip bahse deger bir sey olana kadar, suphesiz, uzun bir zaman gecmemis midir

    [2] Biz insanı katısık bir nutfeden yaratmısızdır; onu deneriz; bu yuzden, onun isitmesini ve gormesini saglamısızdır

    [3] Suphesiz ona yol gosterdik; buna kimi sukreder, kimi de nankorluk

    [4] Dogrusu, inkarcılar icin zincirler, demir halkalar ve cılgın alevli cehennem hazırladık

    [5] Suphesiz iyiler kafur katılmıs bir tastan icerler

    [6] Bu ancak Allah'ın kullarının tasıra tasıra icebilecegi bir pınardır

    [7] Onlar verdikleri sozleri yerine getirirler, fenalıgı yaygın olan bir gunden korkarlar

    [8] Onlar icleri cektigi halde, yiyecegi yoksula, oksuze ve esire yedirirler

    [9] Biz sizi ancak Allah rızası icin doyuruyoruz, bir karsılık ve tesekkur beklemiyoruz. Dogrusu biz cok asık suratların bulunacagı bir gunde Rabbimizden korkarız" derler

    [10] Biz sizi ancak Allah rızası icin doyuruyoruz, bir karsılık ve tesekkur beklemiyoruz. Dogrusu biz cok asık suratların bulunacagı bir gunde Rabbimizden korkarız" derler

    [11] Allah da onları bu yuzden o gunun fenalıgından korur; onların yuzune parlaklık ve nese verir

    [12] Sabırlarının karsılıgı, cennet ve oradaki ipeklerdir

    [13] Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soguk gormezler

    [14] Meyve agaclarının golgeleri uzerlerine sarkmıs ve onların koparılması kolaylastırılmıstır

    [15] Cevrelerinde gumus kaplar ve billur kaseler dolastırılır

    [16] Billurları gumus gibi parlaktır, onları olcup olcup dagıtırlar

    [17] Orada, zencefil karısık bir tasla icirilirler

    [18] O pınara "Selsebil" denir

    [19] Yanlarında olumsuz gencler dolasır; onları gordugunde sacılmıs birer inci sanırsın

    [20] Oranın neresine baksan, nimet ve buyuk bir saltanat gorursun

    [21] Uzerlerinde ince yesil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gumus bileziklerle suslenmislerdir Rableri onlara tertemiz icecekler icirir

    [22] Iste bu sizin islediklerinizin karsılıgıdır, calısmalarınız sukre deger" denir

    [23] Kuran'ı sana indiren suphesiz Biziz

    [24] Rabbinin hukmune kadar sabret; onların gunah isleyen ve inkarcı olanlarına uyma

    [25] Rabbinin adını sabah aksam an

    [26] Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et

    [27] Dogrusu insanlar, cabuk elde edilen dunya nimetlerini severler de agırlıgı cekilmez gunu arkalarında bırakırlar

    [28] Onları yaratan, mafsallarını pekistiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile degistiriveririz

    [29] Bu sadece bir oguttur; dileyen, Rabbine giden yolu tutar

    [30] Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Dogrusu Allah, bilendir, Hakim'dir

    [31] Diledigine rahmet eder. Zalimlere, iste onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıstır

    Surah 77
    Mürselât

    [1] Birbiri ardından gonderilenlere ve gorevlerine kostukca kosanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkca yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkca ayıranlara, kotulugu onlemek veya uyarmak icin vahiy getiren meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyamet suphesiz kopacaktır

    [2] Birbiri ardından gonderilenlere ve gorevlerine kostukca kosanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkca yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkca ayıranlara, kotulugu onlemek veya uyarmak icin vahiy getiren meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyamet suphesiz kopacaktır

    [3] Birbiri ardından gonderilenlere ve gorevlerine kostukca kosanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkca yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkca ayıranlara, kotulugu onlemek veya uyarmak icin vahiy getiren meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyamet suphesiz kopacaktır

    [4] Birbiri ardından gonderilenlere ve gorevlerine kostukca kosanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkca yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkca ayıranlara, kotulugu onlemek veya uyarmak icin vahiy getiren meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyamet suphesiz kopacaktır

    [5] Birbiri ardından gonderilenlere ve gorevlerine kostukca kosanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkca yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkca ayıranlara, kotulugu onlemek veya uyarmak icin vahiy getiren meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyamet suphesiz kopacaktır

    [6] Birbiri ardından gonderilenlere ve gorevlerine kostukca kosanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkca yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkca ayıranlara, kotulugu onlemek veya uyarmak icin vahiy getiren meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyamet suphesiz kopacaktır

    [7] Birbiri ardından gonderilenlere ve gorevlerine kostukca kosanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkca yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkca ayıranlara, kotulugu onlemek veya uyarmak icin vahiy getiren meleklere and olsun ki, size soz verilen kıyamet suphesiz kopacaktır

    [8] Yıldızların ısıgı giderildigi zaman

    [9] Gok yarıldıgı zaman

    [10] Daglar pamuk gibi atıldıgı zaman

    [11] Peygamberlere ummetleri hakkında sahidlik vakitleri bildirildigi zaman

    [12] Bu, hangi gune bırakılmıstı

    [13] Hukum gunune bırakılmıstı

    [14] Hukum gununun ne oldugunu sen nerden bilirsin

    [15] O gun yalanlamıs olanların vay haline

    [16] Oncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

    [17] Oncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

    [18] Suclulara boyle yaparız

    [19] O gun, yalanlamıs olanların vay haline

    [20] Sizi bayagı bir sudan yaratıp onu belli bir sureye kadar saglam bir yere yerlestirmedik mi

    [21] Sizi bayagı bir sudan yaratıp onu belli bir sureye kadar saglam bir yere yerlestirmedik mi

    [22] Sizi bayagı bir sudan yaratıp onu belli bir sureye kadar saglam bir yere yerlestirmedik mi

    [23] Buna gucumuz yeter; Biz ne guzel guc yetireniz

    [24] O gun yalanlamıs olanların vay haline

    [25] Biz yeryuzunu, dirilerin ve olulerin toplantı yeri yapmadık mı

    [26] Biz yeryuzunu, dirilerin ve olulerin toplantı yeri yapmadık mı

    [27] Orada yuksek yuksek sabit daglar var edip size tatlı sular icirmedik mi

    [28] Yalanlamıs olanların vay o gun haline

    [29] Inkarcılara o gun soyle denir: "yalanlayıp durdugunuz seye gidin

    [30] golge yapmayan ve atesten de korumayan cehennem dumanının uc kollu golgesine gidin

    [31] golge yapmayan ve atesten de korumayan cehennem dumanının uc kollu golgesine gidin

    [32] O golgenin sactıgı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de buyuktur

    [33] O golgenin sactıgı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de buyuktur

    [34] Yalanlamıs olanların o gun vay haline

    [35] Bu, onların konusamayacakları gundur

    [36] Onlara izin de verilmez ki ozur beyan etsinler

    [37] Yalanlamıs olanların o gun vay haline

    [38] Bu, sizleri ve oncekileri topladıgımız hukum gunudur

    [39] Eger bir duzeniniz varsa Bana kurun

    [40] Yalanlamıs olanların o gun vay haline

    [41] Allah'a karsı gelmekten sakınmıs olanlar, elbette golgeliklerde ve pınar baslarındadırlar

    [42] Canlarının istedigi meyveler arasındadırlar

    [43] Onlara denir ki: "Islediklerinize karsılık afiyetle yiyiniz, iciniz

    [44] Biz, iyi davrananlara iste boyle karsılık veririz

    [45] O gun yalanlamıs olanların vay haline

    [46] Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, dogrusu sizler suclularsınız

    [47] O gun yalanlamıs olanların vay haline

    [48] Onlara "Ruku edin" denildiginde rukua varmazlar

    [49] O gun yalanlamıs olanların vay haline

    [50] Kuran'dan baska hangi soze inanacaklar

    Surah 78
    Nebe'

    [1] Neyi sorusturuyorlar

    [2] Uzerinde anlasmazlıga dustukleri, buyuk bir olay olan tekrar dirilme haberini mi

    [3] Uzerinde anlasmazlıga dustukleri, buyuk bir olay olan tekrar dirilme haberini mi

    [4] Hayır; suphesiz gorup bileceklerdir

    [5] Yine hayır; elbette gorup bileceklerdir

    [6] Biz yeryuzunu bir besik, dagları da onun icin birer direk kılmadık mı

    [7] Biz yeryuzunu bir besik, dagları da onun icin birer direk kılmadık mı

    [8] Sizi cift cift yarattık

    [9] Uykunuzu dinlenme vakti kıldık

    [10] Geceyi bir ortu yaptık

    [11] Gunduzu gecimi saglama vakti kıldık

    [12] Ustunuze yedi kat saglam gok bina ettik

    [13] Parlak ısık veren gunesi varettik

    [14] Taneler, bitkiler, agacları sarmas dolas bahceler yetistirmek icin, yogunlasmıs bulutlardan bol yagmur yagdırdık

    [15] Taneler, bitkiler, agacları sarmas dolas bahceler yetistirmek icin, yogunlasmıs bulutlardan bol yagmur yagdırdık

    [16] Taneler, bitkiler, agacları sarmas dolas bahceler yetistirmek icin, yogunlasmıs bulutlardan bol yagmur yagdırdık

    [17] Dogrusu, hukum gununun vakti elbette tesbit edilmistir

    [18] Sura ufuruldugu gun hepiniz boluk boluk gelirsiniz

    [19] Gokler kapı kapı acılacaktır

    [20] Daglar yurutulup serap olacaktır

    [21] Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Donecekleri yer orasıdır

    [22] Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Donecekleri yer orasıdır

    [23] Orada caglar boyunca (nice devirler) kalacaklardır

    [24] Orada ne serinlik ne de icilecek bir sey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin

    [25] Orada ne serinlik ne de icilecek bir sey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin

    [26] Orada ne serinlik ne de icilecek bir sey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin

    [27] Cunku onlar, hesaba cekileceklerini sanmazlardı

    [28] Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı

    [29] Biz de herseyi yazıp saymısızdır

    [30] Soyle deriz: "Artık tadınız, bundan boyle size azabdan baska bir sey artırmayız

    [31] Dogrusu, Allah'a karsı gelmekten sakınanlara kurtulus, bahceler, baglar, yasıtlar ve dolu kadehler vardır

    [32] Dogrusu, Allah'a karsı gelmekten sakınanlara kurtulus, bahceler, baglar, yasıtlar ve dolu kadehler vardır

    [33] Dogrusu, Allah'a karsı gelmekten sakınanlara kurtulus, bahceler, baglar, yasıtlar ve dolu kadehler vardır

    [34] Dogrusu, Allah'a karsı gelmekten sakınanlara kurtulus, bahceler, baglar, yasıtlar ve dolu kadehler vardır

    [35] Orada bos ve yalan soz isitmezler

    [36] Bunlar Rabbinin katından, hesabları karsılıgı verilenlerdir

    [37] O, goklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, onunde kimsenin konusmayacagı Rahman olan Allah'tır

    [38] Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gun, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konusamayacaktır. Konustugu zaman da dogruyu soyleyecektir

    [39] Iste gercek gun budur. Dileyen kimse, Rabbine goturecek bir yol benimser

    [40] Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gun kisi elleriyle sunduguna bakar ve inkarcı da: "Keske toprak olaydım" der

    Surah 79
    Nâziât

    [1] Canları bogarcasına siddetle cekip alanlara and olsun

    [2] Canları kolaylıkla alanlara and olsun

    [3] Yuzup yuzup gidenlere and olsun

    [4] Yarıstıkca yarısan ve isleri yoneten meleklere and olsun

    [5] Yarıstıkca yarısan ve isleri yoneten meleklere and olsun

    [6] O gun bir sarsıntı sarsar

    [7] Pesinden bir digeri gelir

    [8] O gun kalbler titrer

    [9] Insanların gozleri yere doner

    [10] Derler ki: "Biz eski halimize mi dondurulecegiz

    [11] Ufalanmıs kemik oldugumuz zaman mı

    [12] Derler ki: "O takdirde bu zararına bir donustur

    [13] Dogrusu bir tek cıglık yetecektir

    [14] Hepsi hemen bir duzluge dokulecektir

    [15] Musa'nın basından gecen olay sana geldi mi

    [16] Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona soyle hitap etmisti

    [17] Firavun'a git; dogrusu o azmıstır

    [18] Ona de ki: Arınmaga niyetin var mı

    [19] Rabbine giden yolu gostereyim ki O'na saygı duyup korkasın

    [20] Bunun uzerine ona en buyuk mucizeyi gosterdi

    [21] Ama Firavun yalanladı ve bas kaldırdı

    [22] Geri donup yurudu

    [23] Adamlarını toplayıp seslendi

    [24] Sizin en yuce rabbiniz benim" dedi

    [25] Allah bunun uzerine onu dunya ve ahiret azabına ugrattı

    [26] Dogrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır

    [27] Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa gogu yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yukseltmis ve ona sekil vermistir

    [28] Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa gogu yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yukseltmis ve ona sekil vermistir

    [29] Gecesini karanlık yapmıs, gunduzunu aydınlatmıstır

    [30] Ardından yeri duzenlemistir

    [31] Suyunu ondan cıkarmıs ve otlak yer meydana getirmistir

    [32] Dagları yerlestirmistir

    [33] Bunları sizin ve hayvanlarınızın gecinmesi icin yapmıstır

    [34] Guc yetirilemeyen en buyuk baskın geldigi zaman, o gun, insan ne ugurda calıstıgını anlar

    [35] Guc yetirilemeyen en buyuk baskın geldigi zaman, o gun, insan ne ugurda calıstıgını anlar

    [36] Cehennem her bakanın gorecegi sekilde gosterilir

    [37] Iste, azıp da dunya hayatını tercih edenin varacagı yer suphesiz cehennemdir

    [38] Iste, azıp da dunya hayatını tercih edenin varacagı yer suphesiz cehennemdir

    [39] Iste, azıp da dunya hayatını tercih edenin varacagı yer suphesiz cehennemdir

    [40] Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kotulukten alıkoymussa, varacagı yer suphesiz cennettir

    [41] Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kotulukten alıkoymussa, varacagı yer suphesiz cennettir

    [42] Senden kıyametin ne zaman gelip catacagını sorarlar

    [43] Nerde senden onu anlatması

    [44] Onun bilgisi Rabbine aittir

    [45] Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın

    [46] Kıyameti gordukleri gun dunyada ancak bir aksam yahut bir kusluk vakti kadar kalmıs olduklarını sanırlar

    Surah 80
    Abese

    [1] Yanına kor bir kimse geldi diye (Peygamber) yuzunu asıp cevirdi

    [2] Yanına kor bir kimse geldi diye (Peygamber) yuzunu asıp cevirdi

    [3] Ne bilirsin, belki de o arınacak

    [4] Yahut ogut alacaktı da bu ogut kendisine fayda verecekti

    [5] Ama sen, kendisini ogutten mustagni goren kimseyi karsına alıp ilgileniyorsun

    [6] Ama sen, kendisini ogutten mustagni goren kimseyi karsına alıp ilgileniyorsun

    [7] Arınmak istememesinden sana ne

    [8] Sen, Allah'tan korkup sana kosarak gelen kimseye aldırmıyorsun

    [9] Sen, Allah'tan korkup sana kosarak gelen kimseye aldırmıyorsun

    [10] Sen, Allah'tan korkup sana kosarak gelen kimseye aldırmıyorsun

    [11] Dikkat et; bu Kuran bir oguttur

    [12] Dileyen onu ogut kabul eder

    [13] O, kutsal kılınmıs, yuceltilmis, arınmıs sahifeler uzerindedir

    [14] O, kutsal kılınmıs, yuceltilmis, arınmıs sahifeler uzerindedir

    [15] Iyi kimseler, saygıdeger elcilerin eliyle yazılmıstır

    [16] Iyi kimseler, saygıdeger elcilerin eliyle yazılmıstır

    [17] Canı cıksın o insanın, o ne nankordur

    [18] Allah onu hangi seyden yaratmıs

    [19] Onu meniden yaratıp merhalelerden gecirerek ona sekil vermis

    [20] Sonra, yolu ona kolaylastırmıstır

    [21] Sonra onu oldurur ve kabre koyar

    [22] Sonra, diledigi zaman onu tekrar diriltir

    [23] Hayır; Allah'ın kendisine buyurdugunu hala yerine getirmemistir

    [24] Insan, yiyecegine bir baksın

    [25] Dogrusu suyu bol bol indirmekteyiz

    [26] Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agacları ve bahcelerde koca koca agaclı meyveler ve cayırlar bitirmekteyiz

    [27] Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agacları ve bahcelerde koca koca agaclı meyveler ve cayırlar bitirmekteyiz

    [28] Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agacları ve bahcelerde koca koca agaclı meyveler ve cayırlar bitirmekteyiz

    [29] Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agacları ve bahcelerde koca koca agaclı meyveler ve cayırlar bitirmekteyiz

    [30] Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agacları ve bahcelerde koca koca agaclı meyveler ve cayırlar bitirmekteyiz

    [31] Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agacları ve bahcelerde koca koca agaclı meyveler ve cayırlar bitirmekteyiz

    [32] Bunlar sizin ve hayvanlarınız icin gecimliktir

    [33] O muazzam gurultu, kıyamet kopup geldigi zaman

    [34] O gun, kisi kardesinden, annesinden, babasından, karısından ve ogullarından, kacar

    [35] O gun, kisi kardesinden, annesinden, babasından, karısından ve ogullarından, kacar

    [36] O gun, kisi kardesinden, annesinden, babasından, karısından ve ogullarından, kacar

    [37] O gun, herkesin kendine yeter derdi vardır

    [38] O gun bir takım yuzler aydınlıktır, gulmekte ve sevinmektedir

    [39] O gun bir takım yuzler aydınlıktır, gulmekte ve sevinmektedir

    [40] O gun birtakım yuzler de tozlanmıs ve onları karanlık burumustur

    [41] O gun birtakım yuzler de tozlanmıs ve onları karanlık burumustur

    [42] Iste bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyrugundan cıkanlardır

    Surah 81
    Tekvîr

    [1] Gunes durulup ısıgı kalmadıgı zaman

    [2] Yıldızlar dusup, sondugu zaman

    [3] Dogurması yaklasmıs develer basıbos bırakıldıgı zaman

    [4] Dogurması yaklasmıs develer basıbos bırakıldıgı zaman

    [5] Yabani hayvanlar bir araya toplatıldıgı zaman

    [6] Denizler kaynastırıldıgı zaman

    [7] Canlar bedenlerle birlestirildigi zaman

    [8] Kız cocugun hangi suctan oturu olduruldugu kendisine soruldugu zaman

    [9] Kız cocugun hangi suctan oturu olduruldugu kendisine soruldugu zaman

    [10] Amel defterleri acıldıgı zaman

    [11] Gok yerinden oynatıldıgı zaman

    [12] Cehennem alevlendirildigi zaman

    [13] Cennet yaklastırıldıgı zaman

    [14] Insanoglu onceden ne hazırladıgını gorecektir

    [15] Gunduz sinip geceleri gozuken gezegenlere and olsun

    [16] Gunduz sinip geceleri gozuken gezegenlere and olsun

    [17] Kararmaya baslayan geceye and olsun

    [18] Agarmaya baslayan sabaha and olsun ki

    [19] Bu Kuran, arsın sahibi katında degerli, guclu, sozu dinlenen ve guvenilen serefli bir elcinin getirdigi sozdur

    [20] Bu Kuran, arsın sahibi katında degerli, guclu, sozu dinlenen ve guvenilen serefli bir elcinin getirdigi sozdur

    [21] Bu Kuran, arsın sahibi katında degerli, guclu, sozu dinlenen ve guvenilen serefli bir elcinin getirdigi sozdur

    [22] Arkadasınız (Muhammed) asla deli degildir

    [23] And olsun ki, o, Cebrail'i apacık ufukta gormustur

    [24] Peygamber, gorulmeyenler hakkında soylediklerinden oturu tohmet altında tutulamaz

    [25] Bu Kuran, kovulmus seytanın sozu olamaz

    [26] Nereye gidiyorsunuz

    [27] Kuran, ancak aranızda dogru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir oguttur

    [28] Kuran, ancak aranızda dogru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir oguttur

    [29] Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikce sizler bir sey dileyemezsiniz

    Surah 82
    İnfitâr

    [1] Gok yarıldıgı zaman

    [2] Yıldızlar dagılıp dokuldugu zaman

    [3] Denizler kaynastıgı zaman

    [4] Kabirlerin ici dısa cıktıgı zaman

    [5] Insanoglu, ne yaptıgını ve ne yapmadıgını gorur

    [6] Ey insanoglu! Seni yaratıp sonra sekil veren, duzenleyen, mutenasip kılan, istedigi sekilde seni terkip eden, cok comert olan Rabbine karsı seni aldatan nedir

    [7] Ey insanoglu! Seni yaratıp sonra sekil veren, duzenleyen, mutenasip kılan, istedigi sekilde seni terkip eden, cok comert olan Rabbine karsı seni aldatan nedir

    [8] Ey insanoglu! Seni yaratıp sonra sekil veren, duzenleyen, mutenasip kılan, istedigi sekilde seni terkip eden, cok comert olan Rabbine karsı seni aldatan nedir

    [9] Hayır, hayır; dogrusu siz dini yalanlıyorsunuz

    [10] Oysa, yaptıklarınızı bilen degerli yazıcılar sizi gozetlemektedirler

    [11] Oysa, yaptıklarınızı bilen degerli yazıcılar sizi gozetlemektedirler

    [12] Oysa, yaptıklarınızı bilen degerli yazıcılar sizi gozetlemektedirler

    [13] Iyiler suphesiz nimet icindedirler

    [14] Allah'ın buyrugundan cıkanlar cehennemdedirler

    [15] Din Gunu oraya girerler

    [16] Oradan bir daha ayrılamazlar

    [17] Din gununun ne oldugunu sen nereden bilirsin

    [18] Evet, din gununun ne oldugunu nereden bileceksin

    [19] O gun, kimsenin kimseye hicbir fayda saglamayacagı bir gundur. O gun buyruk, yalnız Allah'ındır

    Surah 83
    Mutaffifîn

    [1] Insanlardan, kendileri bir seyi olcerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir seyi olcup tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

    [2] Insanlardan, kendileri bir seyi olcerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir seyi olcup tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

    [3] Insanlardan, kendileri bir seyi olcerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir seyi olcup tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

    [4] Bunlar, buyuk bir gunde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı

    [5] Bunlar, buyuk bir gunde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı

    [6] O gun insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar

    [7] Sakının; Allah'ın buyrugundan dısarı cıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır

    [8] Siccin'in ne oldugunu sen nerden bilirsin

    [9] O, yazılmıs bir kitaptır

    [10] Yalanlayanların o gun vay haline

    [11] Onlar, kıyamet gununu yalanlamıs olanlardır

    [12] Oysa onu mutecaviz gunahkardan baska kimse yalanlamaz

    [13] Ona ayetlerimiz okundugu zaman "Oncekilerin masalları" der

    [14] Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp korletmistir

    [15] Hayır; dogrusu onlar o gun, Rablerinden yoksun kalacaklardır

    [16] Sonra onlar, suphesiz, cehenneme gireceklerdir

    [17] Sonra da: "yalanlayıp durdugunuz iste budur" denecektir

    [18] Ama iyilerin defteri yuksek katlardadır

    [19] O yuksek katların ne oldugunu sen bilir misin

    [20] O, gozde meleklerin gordugu, yazılı bir kitapdır

    [21] O, gozde meleklerin gordugu, yazılı bir kitapdır

    [22] Iyiler, suphesiz, nimet icinde ve tahtlar uzerinde etrafı seyrederler

    [23] Iyiler, suphesiz, nimet icinde ve tahtlar uzerinde etrafı seyrederler

    [24] Onları, yuzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın

    [25] Sonunda misk kokusu bırakan, agzı kapalı saf bir icecekten icerler. Iyi seyler icin yarısanlar, bunun icin yarıssınlar

    [26] Sonunda misk kokusu bırakan, agzı kapalı saf bir icecekten icerler. Iyi seyler icin yarısanlar, bunun icin yarıssınlar

    [27] Onun katkısı gozdelerin ictigi yuce kaynaktandır

    [28] Onun katkısı gozdelerin ictigi yuce kaynaktandır

    [29] Suclular, suphesiz, inanmıs olanlara gulerlerdi

    [30] Yanlarından gectikleri zaman da birbirlerine goz kırparlardı

    [31] Taraftarlarına vardıklarında bununla eglenirlerdi

    [32] Inananları gordukleri zaman: "Dogrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi

    [33] Oysa kendileri, inananlara gozcu olarak gonderilmemislerdi

    [34] Bugun de, inananlar inkarcılara gulerler

    [35] Tahtlar uzerinde, inkarcıların yaptıkları seylerin karsılıgının nasıl verildigini seyrederler

    [36] Tahtlar uzerinde, inkarcıların yaptıkları seylerin karsılıgının nasıl verildigini seyrederler

    Surah 84
    İnşikâk

    [1] Gok yarılıp Rabbine boyun egdigi zaman, ki gok boyun egecektir

    [2] Gok yarılıp Rabbine boyun egdigi zaman, ki gok boyun egecektir

    [3] Yer duzeltilip, icinde olanları dısarı atarak bosaldıgı zaman ve yer Rabbine boyun egdigi zaman, ki yer boyun egecektir

    [4] Yer duzeltilip, icinde olanları dısarı atarak bosaldıgı zaman ve yer Rabbine boyun egdigi zaman, ki yer boyun egecektir

    [5] Yer duzeltilip, icinde olanları dısarı atarak bosaldıgı zaman ve yer Rabbine boyun egdigi zaman, ki yer boyun egecektir

    [6] Ey insanoglu! Sen Rabbine kavusuncaya kadar calısıp cabalarsın, sonunda O'na kavusacaksın

    [7] Amel defteri kendisine sagından verilen kimse, kolay gecirecegi bir hesaba cekilir ve arkadaslarının yanına sevincle doner

    [8] Amel defteri kendisine sagından verilen kimse, kolay gecirecegi bir hesaba cekilir ve arkadaslarının yanına sevincle doner

    [9] Amel defteri kendisine sagından verilen kimse, kolay gecirecegi bir hesaba cekilir ve arkadaslarının yanına sevincle doner

    [10] Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bagırır ve cılgın alevli cehenneme girer

    [11] Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bagırır ve cılgın alevli cehenneme girer

    [12] Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bagırır ve cılgın alevli cehenneme girer

    [13] Cunku o, dunyada, adamlarının yanında iken zevk icindeydi

    [14] Zira; o, bir daha dirilip donmeyecegini sanmıstı

    [15] Bilin ki, Rabbi onu suphesiz gormekteydi

    [16] Aksamın alaca karanlıgına and olsun

    [17] Geceye ve gecenin icinde olan seylere and olsun

    [18] Dolunay halindeki aya and olsun ki

    [19] Suphesiz siz bir durumdan digerine ugratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)

    [20] Onlara ne oluyor da inanmıyorlar

    [21] Onlara Kuran okundugu zaman neden secde etmiyorlar

    [22] Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar

    [23] Oysa, Allah, onların sakladıklarını cok iyi bilir

    [24] Onlara can yakıcı azabı mujde et

    [25] Yalnız, inanıp yararlı isler isleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır

    Surah 85
    Bürûc

    [1] Icinde burcları bulunan goge and olsun

    [2] Soz verilen kıyamet gunune and olsun

    [3] Sahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar oldukten sonra diriltileceklerdir

    [4] Hazırladıkları hendekleri, tutusturulmus atesle doldurarak onun cevresinde oturup, inanmıs kimselere dinlerinden donmeleri icin yaptıkları iskenceleri seyredenler kahrolmustur

    [5] Hazırladıkları hendekleri, tutusturulmus atesle doldurarak onun cevresinde oturup, inanmıs kimselere dinlerinden donmeleri icin yaptıkları iskenceleri seyredenler kahrolmustur

    [6] Hazırladıkları hendekleri, tutusturulmus atesle doldurarak onun cevresinde oturup, inanmıs kimselere dinlerinden donmeleri icin yaptıkları iskenceleri seyredenler kahrolmustur

    [7] Hazırladıkları hendekleri, tutusturulmus atesle doldurarak onun cevresinde oturup, inanmıs kimselere dinlerinden donmeleri icin yaptıkları iskenceleri seyredenler kahrolmustur

    [8] Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, goklerin ve yerin hukumranlıgı kendisinin bulunan ve ovulmege layık ve guclu olan Allah'a inanmıs olmalarındandı. Allah her seye sahiddir

    [9] Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, goklerin ve yerin hukumranlıgı kendisinin bulunan ve ovulmege layık ve guclu olan Allah'a inanmıs olmalarındandı. Allah her seye sahiddir

    [10] Ama inanmıs erkek ve kadınlara iskence ederek onları dinlerinden cevirmege ugrasanlar, eger tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır

    [11] Suphesiz inanıp yararlı isler isleyenlere, onlara, iclerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, buyuk kurtulustur

    [12] Dogrusu Rabbinin yakalaması amansızdır

    [13] Once yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur

    [14] Yuce arsın sahibi, cok seven, bagıslayan O'dur

    [15] Yuce arsın sahibi, cok seven, bagıslayan O'dur

    [16] Her diledigini mutlaka yapandır

    [17] Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi

    [18] Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi

    [19] Dogrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmislerdir

    [20] Oysa Allah onları ardlarından cevirmistir

    [21] Dogrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan sanlı bir Kuran'dır

    [22] Dogrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan sanlı bir Kuran'dır

    Surah 86
    Târık

    [1] Goge ve Tarık'a and olsun

    [2] Tarık'ın ne oldugunu sen bilir misin

    [3] O, (ısıgıyla karanlıgı) delen yıldızdır

    [4] Uzerinde gozetici olmayan kimse yoktur

    [5] Oyleyse insan neden yaratıldıgına bir baksın

    [6] O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıstır

    [7] O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıstır

    [8] Suphesiz Allah, gizliliklerin ortaya cıkacagı gun, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir

    [9] Suphesiz Allah, gizliliklerin ortaya cıkacagı gun, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir

    [10] O gun, insanın gucu de, yardımcısı da olmaz

    [11] Donuslu goge ve yarılan yeryuzune and olsun ki

    [12] Donuslu goge ve yarılan yeryuzune and olsun ki

    [13] Dogrusu bu Kuran kesin bir sozdur

    [14] O, eglence icin degildir

    [15] Gercekten onlar duzen kuruyorlar

    [16] Ben de bir duzen kurmaktayım

    [17] Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri bırak

    Surah 87
    A'lâ

    [1] Yuce Rabbinin adını tesbih et

    [2] O, yaratıp sekil vermistir

    [3] O, her seyi olcuyle yapıp dogru yolu gostermistir

    [4] O, yesillikler bitirmistir

    [5] Sonra da onları siyah cercope cevirmistir

    [6] Sana Kuran'ı Biz okutacagız ve asla unutmayacaksın

    [7] Allah'ın diledigi bundan mustesnadır. Dogrusu acıgı da, gizliyi de bilen O'dur

    [8] Kolay olanı yapmayı sana kolaylastırırız

    [9] Faydalı olacaksa insanlara ogut ver

    [10] Allah'tan korkan ogut alacaktır

    [11] Bedbaht olan ondan kacınacaktır

    [12] O, en buyuk atese yaslanacaktır

    [13] O, orada ne olecektir ne de dirilecektir

    [14] Arınmıs olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erisecektir

    [15] Arınmıs olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erisecektir

    [16] Ama sizler dunya hayatını tercih ediyorsunuz

    [17] Oysa ahiret daha iyi ve daha bakidir

    [18] Dogrusu bu hukumler ilk sahifelerde, Ibrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır

    [19] Dogrusu bu hukumler ilk sahifelerde, Ibrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır

    Surah 88
    Ğâşiye

    [1] Her seyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi

    [2] O gun bir takım yuzler zillete burunmustur

    [3] Zor isler altında bitkin dusmustur

    [4] Yakıcı atese yaslanırlar

    [5] Kızgın bir kaynaktan icirilirler

    [6] Semirtmeyen, aclıgı gidermeyen kotu kokulu (kuru) bir dikenden baska yiyecekleri yoktur

    [7] Semirtmeyen, aclıgı gidermeyen kotu kokulu (kuru) bir dikenden baska yiyecekleri yoktur

    [8] Inanmıs olanların yuzleri, o gun, pırıl pırıldır

    [9] Yaptıklarından hosnuddurlar

    [10] Yuksek bir cennettedirler

    [11] Orada bos soz isitmezler

    [12] Orada akan kaynak vardır

    [13] Orada, yukseltilmis tahtlar vardır

    [14] Yerlestirilmis kaseler

    [15] Sıra sıra yastıklar

    [16] Serilmis, yumusak tuylu halılar vardır

    [17] Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldıgına, gogun nasıl yukseltildigine, dagların nasıl dikildigine, yerin nasıl yayıldıgına bir bakmazlar mı

    [18] Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldıgına, gogun nasıl yukseltildigine, dagların nasıl dikildigine, yerin nasıl yayıldıgına bir bakmazlar mı

    [19] Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldıgına, gogun nasıl yukseltildigine, dagların nasıl dikildigine, yerin nasıl yayıldıgına bir bakmazlar mı

    [20] Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldıgına, gogun nasıl yukseltildigine, dagların nasıl dikildigine, yerin nasıl yayıldıgına bir bakmazlar mı

    [21] Sen ogut ver! Esasen sen sadece bir ogutcusun

    [22] Sen, onlara zor kullanacak degilsin

    [23] Ama kim yuz cevirir, inkar ederse, Allah onu en buyuk azaba ugratır

    [24] Ama kim yuz cevirir, inkar ederse, Allah onu en buyuk azaba ugratır

    [25] Dogrusu onların donusu Bize'dir

    [26] Suphesiz sonra hesaplarını gormek de Bize dusmektedir

    Surah 89
    Fecr

    [1] Tanyerinin agarmasına and olsun

    [2] Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun

    [3] Herseyin ciftine de, tekine de and olsun

    [4] Gelip gecen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi icin birer yemine degmez mi

    [5] Gelip gecen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi icin birer yemine degmez mi

    [6] Rabbinin, hicbir memlekette benzeri ortaya konmayan sutunlara sahip Irem sehrinde oturan Ad milletine ne ettigini gormedin mi

    [7] Rabbinin, hicbir memlekette benzeri ortaya konmayan sutunlara sahip Irem sehrinde oturan Ad milletine ne ettigini gormedin mi

    [8] Rabbinin, hicbir memlekette benzeri ortaya konmayan sutunlara sahip Irem sehrinde oturan Ad milletine ne ettigini gormedin mi

    [9] Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde asırı giden, oralarda bozgunculugu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettigini gormedin mi

    [10] Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde asırı giden, oralarda bozgunculugu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettigini gormedin mi

    [11] Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde asırı giden, oralarda bozgunculugu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettigini gormedin mi

    [12] Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde asırı giden, oralarda bozgunculugu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettigini gormedin mi

    [13] Rabbin onları azap kırbacından gecirmistir

    [14] Dogrusu Rabbin hep gozetlemektedir

    [15] Rabbin denemek icin bir insana iyilik edip, nimet verdigi zaman, o: "Rabbim beni serefli kıldı" der

    [16] Ama onu sınamak icin rızkını daraltıp bir olcuye gore verdigi zaman: "Rabbim bana hor baktı" der

    [17] Hayır; yetime karsı comert davranmıyorsunuz

    [18] Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize ozenmiyorsunuz

    [19] Size kalan mirası hak gozetmeden yiyorsunuz

    [20] Malı pek cok seviyorsunuz

    [21] Ama yer, carpılıp paralandıgı zaman

    [22] Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyrugu gelince

    [23] O gun, cehennem ortaya konur. O gun insan ogut almaya calısır ama artık ogutten ona ne

    [24] Keske bu hayatım icin onceden bir sey yapsaymısım" der

    [25] O gun, hic kimse, Allah'ın azabettigi gibi azabedemez

    [26] Hic kimse O'nun vurdugu bag gibisini baglayamaz

    [27] Ey huzur icinde olan can

    [28] O, senden, sen de O'ndan hosnut olarak Rabbine don

    [29] Ey can! Iyi kullarımın arasına gir

    [30] Cennetime gir

    Surah 90
    Beled

    [1] Bu sehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu sehirde oturmussun

    [2] Bu sehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu sehirde oturmussun

    [3] Dogurana ve dogurduguna and olsun ki

    [4] Insanoglunu, zorluklara katlanacak sekilde yarattık

    [5] Insanoglu, kendisine kimsenin guc yetiremeyecegini mi sanıyor

    [6] Yıgın yıgın mal tuketmisimdir" diyor

    [7] O, kimsenin kendisini gormedigini mi zannediyor

    [8] Biz onun icin iki goz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi

    [9] Biz onun icin iki goz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi

    [10] Biz ona egri ve dogru iki yolu da gostermedik mi

    [11] Ama o, zor gecidi asmaya girisemedi

    [12] O zor gecidin ne oldugunu sen bilir misin

    [13] O gecit, bir kole ve esir azadetmek

    [14] Yahut, aclık gununde, yakını olan bir oksuzu, yahut topraga serilmis bir yoksulu doyurmaktır

    [15] Yahut, aclık gununde, yakını olan bir oksuzu, yahut topraga serilmis bir yoksulu doyurmaktır

    [16] Yahut, aclık gununde, yakını olan bir oksuzu, yahut topraga serilmis bir yoksulu doyurmaktır

    [17] Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır

    [18] Iste bunlar amel defterleri sagdan verilenlerdir

    [19] Ayetlerimizi inkar edenler, iste onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir

    [20] Onlar her yonden atesle kapatılacaklardır

    Surah 91
    Şems

    [1] Gunese ve onun ısıgına

    [2] Ardından gelmekte olan aya

    [3] Onu ortaya koyan gunduze

    [4] Onu buruyen geceye

    [5] Goge ve onu yapana

    [6] Yere ve onu yayana

    [7] Kisiye ve onu sekillendirene

    [8] Sonra da ona iyilik ve kotuluk kabiliyeti verene and olsun ki

    [9] Kendini arıtan saadete ermistir

    [10] Kendini fenalıklara gomen kimse de ziyana ugramıstır

    [11] Semud milleti, iclerinden en azgını ileri atılınca, azgınlıgı yuzunden peygamberleri yalanladı

    [12] Semud milleti, iclerinden en azgını ileri atılınca, azgınlıgı yuzunden peygamberleri yalanladı

    [13] Allah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini gostermis ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demisti

    [14] Onu yalanladılar ve deveyi bogazladılar. Bunun uzerine Rableri, suclarından dolayı onların uzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları

    [15] Bu isin sonundan O'nun korkusu yoktur

    Surah 92
    Leyl

    [1] Kararıp ortalıgı burudugu zaman geceye and olsun

    [2] Acılıp aydınlattıgı zaman gunduze and olsun

    [3] Erkegi ve disiyi yaratana and olsun ki

    [4] Dogrusu sizin calısmalarınız cesitlidir

    [5] Elinde bulunandan verenin, Allah'a karsı gelmekten sakınanın, en guzel soz olan Allah'ın birligini dogrulayanın islerini kolaylastırırız

    [6] Elinde bulunandan verenin, Allah'a karsı gelmekten sakınanın, en guzel soz olan Allah'ın birligini dogrulayanın islerini kolaylastırırız

    [7] Elinde bulunandan verenin, Allah'a karsı gelmekten sakınanın, en guzel soz olan Allah'ın birligini dogrulayanın islerini kolaylastırırız

    [8] Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan mustagni sayan, en guzel sozu yalanlayan kimsenin gucluge ugramasını kolaylastırırız

    [9] Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan mustagni sayan, en guzel sozu yalanlayan kimsenin gucluge ugramasını kolaylastırırız

    [10] Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan mustagni sayan, en guzel sozu yalanlayan kimsenin gucluge ugramasını kolaylastırırız

    [11] O kimse olup atese yuvarlandıgı zaman, malı ona fayda vermez

    [12] Bize dusen sadece dogru yolu gostermektir

    [13] Suphesiz ahiret de, dunya da Bizimdir

    [14] Sizi alevler sacan atesle uyardım

    [15] Oraya, yalanlayıp yuz cevirmis olan o en azgından baskası yaslanmaz

    [16] Oraya, yalanlayıp yuz cevirmis olan o en azgından baskası yaslanmaz

    [17] Arınmak icin malını veren, en cok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur

    [18] Arınmak icin malını veren, en cok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur

    [19] O yaptıgı iyiligi birinden karsılık gormek icin degil, ancak yuce Rabbinin hosnudlugunu (rızasını) gozeterek yapmıstır

    [20] O yaptıgı iyiligi birinden karsılık gormek icin degil, ancak yuce Rabbinin hosnudlugunu (rızasını) gozeterek yapmıstır

    [21] Elbette kendisi de hosnut (razı) olacaktır

    Surah 93
    Duhâ

    [1] Kusluk vaktine and olsun

    [2] Sukun erdigi zaman geceye and olsun ki

    [3] Rabbin seni ne bıraktı ve ne de sana darıldı

    [4] Dogrusu ahiret senin icin dunyadan daha hayırlıdır

    [5] Rabbin suphesiz sana verecek ve sen de hosnut olacaksın

    [6] Seni oksuz bulup da barındırmadı mı

    [7] Seni sasırmıs bulup, dogru yola eristirmedi mi

    [8] Seni fakir bulup zenginlestirmedi mi

    [9] Oyleyse sakın oksuze kotu muamele etme

    [10] Ve sakın bir sey isteyeni azarlama

    [11] Yalnızca Rabbinin nimetini anlat

    Surah 94
    İnşirâh

    [1] Senin gonlunu acmadık mı

    [2] Belini buken yukunu uzerinden almadık mı

    [3] Belini buken yukunu uzerinden almadık mı

    [4] Senin sanını yukseltmedik mi

    [5] Elbette guclukle beraber suphesiz bir kolaylık vardır

    [6] Gercekten, guclukle beraber bir kolaylık vardır

    [7] Oyleyse, bir isi bitirince digerine giris

    [8] Ve umit edecegini yalnız Rabbinden iste

    Surah 95
    Tîn

    [1] Incir ve zeytine and olsun

    [2] And olsun Sina dagına

    [3] And olsun bu guvenli Mekke sehrine ki

    [4] Biz insanı en guzel sekilde yarattık

    [5] Sonra onu asagıların en asagısı kıldık

    [6] Yalnız, inanıp yararlı is isleyenler bunun dısındadır. Onlara kesintisiz ecir vardır

    [7] Oyleyken, sana dini yalan saydırtan nedir

    [8] Allah, hukmedenlerin en iyi hukmedeni degil midir

    Surah 96
    Alak

    [1] Yaratan Rabbinin adıyla oku

    [2] O, insanı pıhtılasmıs kandan (alak'tan) yarattı

    [3] Oku! Kalemle ogreten, insana bilmedigini bildiren Rabbin, en buyuk kerem sahibidir

    [4] Oku! Kalemle ogreten, insana bilmedigini bildiren Rabbin, en buyuk kerem sahibidir

    [5] Oku! Kalemle ogreten, insana bilmedigini bildiren Rabbin, en buyuk kerem sahibidir

    [6] Ama, insanoglu kendini mustagni sayarak azgınlık eder

    [7] Ama, insanoglu kendini mustagni sayarak azgınlık eder

    [8] Donus suphesiz Rabbinedir

    [9] Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gordun mu

    [10] Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gordun mu

    [11] Soyle bakalım, o kul dogru yolda giden veya Allah'a karsı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya soyle, yalanlayıp yuz ceviren birisi olsun

    [12] Soyle bakalım, o kul dogru yolda giden veya Allah'a karsı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya soyle, yalanlayıp yuz ceviren birisi olsun

    [13] Soyle bakalım, o kul dogru yolda giden veya Allah'a karsı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya soyle, yalanlayıp yuz ceviren birisi olsun

    [14] Allah'ın her seyi gormekte oldugunu bilmez mi

    [15] Ama bundan vazgecmezse, and olsun ki, onu perceminden

    [16] Yalancı ve gunahkar perceminden cehenneme surukleriz

    [17] O zaman, kafadarlarını cagırsın

    [18] Biz de zebanileri cagıracagız

    [19] Sakın ona uyma; sen secde et, Rabbine yaklas

    Surah 97
    Kadir

    [1] Dogrusu, Biz, Kuran'ı kadir gecesinde indirmisizdir

    [2] Kadir gecesinin ne oldugunu sen bilir misin

    [3] Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır

    [4] Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her turlu is icin inerler

    [5] O gece, tan yerinin agarmasına kadar bir esenliktir

    Surah 98
    Beyyine

    [1] Kitap ehlinden ve ortak kosanlardan inkarcılar, kendilerine apacık bir belge, icinde kesin ve en dogru hukumlerin bulundugu arınmıs sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgececek degillerdi

    [2] Kitap ehlinden ve ortak kosanlardan inkarcılar, kendilerine apacık bir belge, icinde kesin ve en dogru hukumlerin bulundugu arınmıs sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgececek degillerdi

    [3] Kitap ehlinden ve ortak kosanlardan inkarcılar, kendilerine apacık bir belge, icinde kesin ve en dogru hukumlerin bulundugu arınmıs sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgececek degillerdi

    [4] Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apacık belge geldikten sonra ayrılıga dustuler

    [5] Oysa onlar, dogruya yonelerek, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuslardı. Dosdogru olan din de budur

    [6] Kitap ehlinden ve ortak kosanlardan inkar edenler, suphesiz icinde temelli kalacakları cehennem atesindedirler. Iste bunlar, yaratıkların en kotusudurler

    [7] Fakat, inanıp yararlı is isleyenler, iste onlar da, yaratıkların en iyileridirler

    [8] Onların Rableri katındaki mukafatı, icinde temelli ve sonsuz kalacakları, iclerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah'tan razıdır. Bu, Rabbinden korkan kimseyedir

    Surah 99
    Zilzâl

    [1] Yer dehsetle sarsıldıkca sarsıldıgı, yeryuzu agırlıklarını dısarıya cıkardıgı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dedigi zaman

    [2] Yer dehsetle sarsıldıkca sarsıldıgı, yeryuzu agırlıklarını dısarıya cıkardıgı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dedigi zaman

    [3] Yer dehsetle sarsıldıkca sarsıldıgı, yeryuzu agırlıklarını dısarıya cıkardıgı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dedigi zaman

    [4] Iste o gun, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır

    [5] Iste o gun, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır

    [6] O gun insanlar islerinin kendilerine gosterilmesi icin boluk boluk donerler

    [7] Kim zerre kadar iyilik yapmıssa onu gorur

    [8] Kim de zerre kadar kotuluk yapmıssa onu gorur

    Surah 100
    Âdiyât

    [1] And olsun Allah yolunda kostukca kosanlara

    [2] And olsun kıvılcımlar sacanlara

    [3] Sabah sabah akına cıkanlara

    [4] Ve tozu dumana katanlara

    [5] Dusman toplulugunun icine dalanlara ki

    [6] Insan gercekten Rabbine karsı pek nankordur

    [7] Dogrusu kendisi de bunların hepsine sahittir

    [8] Gercekten mala da pek duskundur

    [9] Insan, kabirlerde bulunanların cıkarılacagı ve kalblerde olanların ortaya konulacagı bir zamanın gelecegini bilmez mi

    [10] Insan, kabirlerde bulunanların cıkarılacagı ve kalblerde olanların ortaya konulacagı bir zamanın gelecegini bilmez mi

    [11] Dogrusu Rableri o gun onların her seyinden haberdardır

    Surah 101
    Kâria

    [1] Gurultu koparacak olan

    [2] Nedir o gurultu koparacak olan

    [3] O gurultu koparacak olanın ne oldugunu sen bilir misin

    [4] O gun insanlar, ates etrafında cırpınıp dokulen pervaneye donecekler

    [5] Daglar, atılmıs renkli yune benzeyecekler

    [6] Ama tartıları agır gelen kimse hos bir hayat icinde olacaktır

    [7] Ama tartıları agır gelen kimse hos bir hayat icinde olacaktır

    [8] Tartıları hafif gelenler ise

    [9] Onların yeri bir cukurdur

    [10] O cukurun ne oldugunu sen bilir misin

    [11] O, kızgın bir atestir

    Surah 102
    Tekâsür

    [1] Cogunluk olmak iddianız sizi o kadar mesgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz

    [2] Cogunluk olmak iddianız sizi o kadar mesgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz

    [3] Hayır; oyle olmayın; yakında bileceksiniz

    [4] Hayır; gozunuzu acın; yakında bileceksiniz

    [5] Dikkat edin, sayet yaptıgınızın sonucunu kesin olarak bir bilseniz

    [6] And olsun ki, cehennemi goreceksiniz

    [7] And olsun ki, onu gozunuzle kesin olarak goreceksiniz

    [8] Sonra o gun, size verilmis olan her nimetten sorguya cekileceksiniz

    Surah 103
    Asr

    [1] Ikindi vaktine (Asra; caga) and olsun ki

    [2] Insan hic suphesiz husran icindedir

    [3] Ancak inanıp yararlı is isleyenler, birbirlerine gercegi tavsiye edenler ve sabırlı olmayı tavsiye edenler bunun dısındadır

    Surah 104
    Hümeze

    [1] Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle cekistirip alay eden kimsenin vay haline

    [2] Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle cekistirip alay eden kimsenin vay haline

    [3] Malının kendisini olumsuz kılacagını sanır

    [4] Hayır; o, and olsun ki, Hutame'ye atılacaktır

    [5] Hutame'nin ne oldugunu sen bilir misin

    [6] O, yureklere cokecek olan, Allah'ın tutusturulmus atesidir

    [7] O, yureklere cokecek olan, Allah'ın tutusturulmus atesidir

    [8] Onlar, uzun sutunlar arasında, her yonden o atesle kapatılmıslardır

    [9] Onlar, uzun sutunlar arasında, her yonden o atesle kapatılmıslardır

    Surah 105
    Fîl

    [1] Fil sahiplerine Rabbinin ne ettigini gormedin mi

    [2] Onların duzenlerini bosa cıkarmadı mı

    [3] Onların uzerine, sert taslar atan surulerle kuslar gonderdi

    [4] Onların uzerine, sert taslar atan surulerle kuslar gonderdi

    [5] Sonunda onları, yenilmis ekin gibi yaptı

    Surah 106
    Kureyş

    [1] Kureys kabilesinin yaz ve kıs yolculuklarında uzlasması ve anlasması saglanmıstır

    [2] Kureys kabilesinin yaz ve kıs yolculuklarında uzlasması ve anlasması saglanmıstır

    [3] Oyleyse kendilerini acken doyuran ve korku icindeyken guven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler

    [4] Oyleyse kendilerini acken doyuran ve korku icindeyken guven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler

    Surah 107
    Mâûn

    [1] Dini yalan sayanı gordun mu

    [2] Oksuzu kakıstıran, yoksulu doyurmaya yanasmayan kimse iste odur

    [3] Oksuzu kakıstıran, yoksulu doyurmaya yanasmayan kimse iste odur

    [4] Vay o namaz kılanların haline ki

    [5] Onlar kıldıkları namazdan gafildirler

    [6] Onlar gosteris yaparlar

    [7] Onlar basit seyleri dahi vermezler

    Surah 108
    Kevser

    [1] Dogrusu sana pek cok nimet vermisizdir

    [2] Oyleyse Rabbin icin namaz kıl, kurban kes

    [3] Dogrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir

    Surah 109
    Kâfirûn

    [1] De ki: "Ey inkarcılar

    [2] Ben sizin taptıklarınıza tapmam

    [3] Benim taptıgıma da sizler tapmazsınız

    [4] Ben de sizin taptıgınıza tapacak degilim

    [5] Benim taptıgıma da sizler tapmıyorsunuz

    [6] Sizin dininiz size, benim dinim banadır

    Surah 110
    Nasr

    [1] Allah'ın yardımı ve zafer gunu gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini gorunce, Rabbini overek tesbih et; O'ndan bagıslama dile, cunku O, tevbeleri daima kabul edendir

    [2] Allah'ın yardımı ve zafer gunu gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini gorunce, Rabbini overek tesbih et; O'ndan bagıslama dile, cunku O, tevbeleri daima kabul edendir

    [3] Allah'ın yardımı ve zafer gunu gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini gorunce, Rabbini overek tesbih et; O'ndan bagıslama dile, cunku O, tevbeleri daima kabul edendir

    Surah 111
    Tebbet

    [1] Ebu Leheb'in elleri kurusun; kurudu da

    [2] Malı ve kazandıgı kendisine fayda vermedi

    [3] Alevli atese yaslanacaktır

    [4] Karısı da, boynunda bir ip oldugu halde ona odun tasıyacaktır

    [5] Karısı da, boynunda bir ip oldugu halde ona odun tasıyacaktır

    Surah 112
    İhlâs

    [1] De ki: O Allah bir tektir

    [2] Allah her seyden mustagni ve her sey O'na muhtactır

    [3] O dogurmamıs ve dogmamıstır

    [4] Hicbir sey O'na denk degildir

    Surah 113
    Felak

    [1] De ki: "Yaratıkların serrinden, bastırdıgı zaman karanlıgın serrinden, dugumlere nefes eden buyuculerin serrinden, hased ettigi zaman hasedcilerin serrinden, tan yerini agartan Rabbe sıgınırım

    [2] De ki: "Yaratıkların serrinden, bastırdıgı zaman karanlıgın serrinden, dugumlere nefes eden buyuculerin serrinden, hased ettigi zaman hasedcilerin serrinden, tan yerini agartan Rabbe sıgınırım

    [3] De ki: "Yaratıkların serrinden, bastırdıgı zaman karanlıgın serrinden, dugumlere nefes eden buyuculerin serrinden, hased ettigi zaman hasedcilerin serrinden, tan yerini agartan Rabbe sıgınırım

    [4] De ki: "Yaratıkların serrinden, bastırdıgı zaman karanlıgın serrinden, dugumlere nefes eden buyuculerin serrinden, hased ettigi zaman hasedcilerin serrinden, tan yerini agartan Rabbe sıgınırım

    [5] De ki: "Yaratıkların serrinden, bastırdıgı zaman karanlıgın serrinden, dugumlere nefes eden buyuculerin serrinden, hased ettigi zaman hasedcilerin serrinden, tan yerini agartan Rabbe sıgınırım

    Surah 114
    Nâs

    [1] De ki: "Insanlardan ve cinlerden ve insanların gonullerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin serrinden, insanların Tanrısı, insanların Hukumranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sıgınırım

    [2] De ki: "Insanlardan ve cinlerden ve insanların gonullerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin serrinden, insanların Tanrısı, insanların Hukumranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sıgınırım

    [3] De ki: "Insanlardan ve cinlerden ve insanların gonullerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin serrinden, insanların Tanrısı, insanların Hukumranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sıgınırım

    [4] De ki: "Insanlardan ve cinlerden ve insanların gonullerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin serrinden, insanların Tanrısı, insanların Hukumranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sıgınırım

    [5] De ki: "Insanlardan ve cinlerden ve insanların gonullerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin serrinden, insanların Tanrısı, insanların Hukumranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sıgınırım

    [6] De ki: "Insanlardan ve cinlerden ve insanların gonullerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin serrinden, insanların Tanrısı, insanların Hukumranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sıgınırım