بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
    Al-Quran Multilingual
    The Holy Quran
    Turkish
    Translation: tur-suatyildirim-la
    Author: Suat Yildirim
    Source: http://tanzil.net
    Generated on February 14, 2026
    Free • Open Source • Ad-Free
    About Al-Quran Multilingual

    Our Mission: We're on a mission to make the Holy Quran accessible to every Muslim worldwide, regardless of their native language, technical expertise, or economic situation.

    Al-Quran Multilingual is a free, open-source, and ad-free application offering 470+ editions in 90+ languages from verified Islamic scholars and institutions.

    Core Values:

    • ✓ Free Forever - No premium features or paywalls
    • ✓ Ad-Free Experience - Your spiritual journey uninterrupted
    • ✓ Open Source - Complete transparency and community contributions
    • ✓ Privacy & Respect - No data collection, no tracking
    Support This Project

    This app is maintained by volunteers dedicated to serving the Muslim community. If you find this helpful, please consider supporting our mission to keep it free and accessible for everyone.

    UPI Payment (India)
    8870358783@ybl
    Every contribution, no matter how small, helps us serve the Muslim Ummah better. May Allah reward you.
    Table of Contents
    1.Fâtiha
    2.Bakara
    3.Âl-i İmrân
    4.Nisâ
    5.Mâide
    6.En'âm
    7.A'râf
    8.Enfâl
    9.Tevbe
    10.Yûnus
    11.Hûd
    12.Yûsuf
    13.Ra'd
    14.İbrâhîm
    15.Hicr
    16.Nahl
    17.İsrâ
    18.Kehf
    19.Meryem
    20.Tâhâ
    21.Enbiyâ
    22.Hac
    23.Mü'minûn
    24.Nûr
    25.Furkan
    26.Şuarâ
    27.Neml
    28.Kasas
    29.Ankebût
    30.Rûm
    31.Lokman
    32.Secde
    33.Ahzâb
    34.Sebe'
    35.Fâtır
    36.Yâsîn
    37.Saffât
    38.Sâd
    39.Zümer
    40.Ğâfir
    41.Fussilet
    42.Şûrâ
    43.Zuhruf
    44.Duhân
    45.Câsiye
    46.Ahkaf
    47.Muhammed
    48.Fetih
    49.Hucurât
    50.Kâf
    51.Zâriyât
    52.Tûr
    53.Necm
    54.Kamer
    55.Rahmân
    56.Vâkıa
    57.Hadîd
    58.Mücâdele
    59.Haşr
    60.Mümtehine
    61.Saff
    62.Cum'a
    63.Münâfikûn
    64.Teğâbün
    65.Talâk
    66.Tahrîm
    67.Mülk
    68.Kalem
    69.Hâkka
    70.Me'âric
    71.Nûh
    72.Cinn
    73.Müzzemmil
    74.Müddessir
    75.Kıyâme
    76.İnsan
    77.Mürselât
    78.Nebe'
    79.Nâziât
    80.Abese
    81.Tekvîr
    82.İnfitâr
    83.Mutaffifîn
    84.İnşikâk
    85.Bürûc
    86.Târık
    87.A'lâ
    88.Ğâşiye
    89.Fecr
    90.Beled
    91.Şems
    92.Leyl
    93.Duhâ
    94.İnşirâh
    95.Tîn
    96.Alak
    97.Kadir
    98.Beyyine
    99.Zilzâl
    100.Âdiyât
    101.Kâria
    102.Tekâsür
    103.Asr
    104.Hümeze
    105.Fîl
    106.Kureyş
    107.Mâûn
    108.Kevser
    109.Kâfirûn
    110.Nasr
    111.Tebbet
    112.İhlâs
    113.Felak
    114.Nâs
    Surah 1
    Fâtiha

    [1] Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla

    [2] Butun hamdler, ovguler alemlerin Rabbi Allah'adır

    [3] O rahmandır, rahimdir

    [4] Din gununun, hesap gununun tek hakimidir

    [5] (Haydi oyleyse deyiniz): “Yalnız Sana ibadet eder, yalnız senden medet umarız.”

    [6] Bizi dogru yola, Sana dogru varan yola ilet

    [7] Nimet ve lutfuna nail ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba ugrayanların ve sapkınlarınkine degil

    Surah 2
    Bakara

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Iste Kitap! Suphe yoktur onda. Rehberdir muttakilere

    [3] O muttakiler ki gorunmeyen aleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle ifa ederler. Kendilerine ihsan ettigimiz nimetlerden hayır yolunda harcarlar

    [4] Hem sana indirilen kitabı, hem de senden once indirilen kitapları tasdik ederler. Ahirete de kesin olarak onlar inanırlar

    [5] Iste bunlardır Rableri tarafından dogru yola ulastırılanlar. Ve iste bunlardır felah bulanlar

    [6] Inkara saplananları ise ister uyar ister uyarma onlar icin birdir, imana gelmezler

    [7] Allah onların kalplerini ve kulaklarını muhurlemistir. Gozlerine de bir perde inmistir. Bunların hakkı buyuk bir azaptır

    [8] Oyle insanlar da vardır ki “Allah'a ve ahiret gunune inandık.” derler; Oysa iman etmemislerdir

    [9] Akılları sıra Allah'ı ve iman edenleri aldatmayı kurarlar. Kendilerinden baskasını aldatamazlar da farkında degiller

    [10] Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını daha da ilerletti. Bu yalancılık (ve samimiyetsizlikleri) sebebiyle bunlara gayet acı bir ceza vardır

    [11] Ne zaman onlara: “Yeryuzune fesat sacmayın!” denilse “Biz sadece barıscıyız, ortalıgı duzeltmekten baska isimiz yok!” derler

    [12] Gozunuzu acın, bunlar bozguncuların ta kendileridir, lakin suurları yok, farkında degiller

    [13] Ne zaman onlara: “Su guzel insanların iman ettigi gibi siz de iman edin.” denilse “Yani o beyinsizlerin inandıkları gibi mi inanalım?” derler. Asıl beyinsizler kendileridir de farkında degiller

    [14] Bunlar iman edenlerle karsılastıkları vakit “Biz de muminiz” derler. Fakat seytanlarıyla basbasa kaldıklarında da: “Emin olun, biz sizinle beraberiz, biz onlarla alay ediyoruz.” derler

    [15] Allah da kendileriyle alay eder ve azgınlıklarında onlara muhlet verir; boylece onlar bir muddet basıbos dolasırlar

    [16] Iste onlar hidayeti verip, dalalet satın aldılar. Ama bu, karlı bir ticaret olmadı. Cunku kar yolunu tutmadılar

    [17] Bunların durumu, aydınlanmak icin ates yakan bir kimsenin durumuna benzer. Ates cevresini aydınlatır aydınlatmaz. Allah onların gozlerinin nurunu giderir ve karanlıklar icinde bırakır, onlar da goremez olurlar

    [18] Sagır, dilsiz ve kordurler onlar. Onun icin hakka donmezler

    [19] Yahut onların durumu gokten saganak halinde bosanan ve icinde yogun karanlıklar, gok gurlemeleri ve simsekler bulunan yagmura tutulmus kimselerin durumuna benzer. Yıldırımların verdigi dehsetle, olum korkusundan, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Fakat Allah kafirleri cepecevre kusatır

    [20] Simsek nerdeyse gozlerini koreltecek. Onlerini aydınlattı mı ısıgında yururler, (simsek sonup) karanlık cokunce de dikilir kalırlar. Allah dileseydi kulaklarını sagır, gozlerini kor ederdi. Allah gercekten her seye kadirdir

    [21] Ey insanlar! Hem sizi, hem de sizden onceki insanları yaratan Rabbinize ibadet ediniz. Boyle yapmakla her turlu zarardan korunmayı umid edebilirsiniz

    [22] O Rabbinize ki yeryuzunu size bir dosek, gogu de bir kubbe yaptı. Gokten yagmur indirip, onunla size rızık olarak cesitli mahsuller cıkardı. Oyleyse siz gercegi bilip dururken sakın Rabbinize es kosmayın

    [23] Eger kulumuza indirdigimiz Kur'an’ın Allah’ın sozu oldugu hakkında supheniz varsa, haydi onun surelerinden birine benzer bir sure meydana getirin ve Allah’tan baska guvendiklerinizin hepsini cagırın, iddianızda tutarlı iseniz.

    [24] Bunu yapamazsanız -ki hicbir zaman yapamayacaksınız- cırası insanlarla taslar olan ve kafirler icin hazırlanmıs o atesten sakının

    [25] Iman edip makbul ve guzel isler yapanları mujdele: Onlara icinden ırmaklar akan cennetler vardır. Oyle cennetler ki, ne zaman meyvelerinden kendilerine bir sey ikram edilirse: “Bu, daha once de dunyada yedigimiz sey!” diyecekler. Oysa bu, onların aynısı olmayıp, benzeri olarak kendilerine sunulacaktır. Orada onların tertemiz esleri de olacak ve onlar orada devamlı kalacaklardır

    [26] Allah gercegi acıklamak icin bir sivrisinegi, hatta onun otesinde olan bir seyi misal getirmekten cekinmez. Iman edenler onun Rab'lerinden gelen gercek oldugunu bilirler. Kafirler ise “Allah boyle misal vermekle ne kasdediyor?” derler. Allah bu misal ile bircoklarını sasırtır, yine onunla bircoklarını yola getirir; ancak bununla fasıklardan baskasını sasırtmaz. [22,73; 2]

    [27] Bu fasıklar o kimselerdir ki, Allah'a kesin soz verdikten sonra sozlerinden donerler. Allah’ın, kurulmasını istedigi bagları koparır ve yeryuzunde fitne ve fesat cıkarırlar. Iste bunlar ziyana ugrayanların ta kendileridir

    [28] Ey kafirler! Allah'ı nasıl inkar edebilirsiniz ki, siz olu iken size hayatı veren O’dur. Sunu bilin ki, tayin ettigi vade gelince sizi oldurecek, yine diriltecek ve sonunda O’nun huzuruna goturuleceksiniz. [52,35; 76,1; 40,11; 45,26] {KM, Hezekiel 37,1-14; Isaya 26,19; Daniel 12,2-3; Yuhanna 5,21; Romalılara}

    [29] O'dur ki yeryuzunde bulunan her seyi sizin icin yarattı. Sonra iradesi yukarıya yonelip orayı da yedi gok halinde saglamca nizama koydu. O her seyi hakkıyla bilir. [41,9-12] {KM, Tesniye 10,14; I Krallar}

    [30] Rabbin meleklere: “Ben yeryuzunde bir halife yaratacagım” dedigi vakit onlar: “A! Oradaki nizamı bozacak ve yeryuzunu kana bulayacak bir mahluk mu yaratacaksın? Oysa biz sana devamlı hamd, ibadet yapıp, Sen'i tenzih etmekteyiz!” dediler. Allah: “Ben, sizin bilmediginiz pek cok sey bilirim” buyurdu. {KM, Tekvin}

    [31] Ve Adem'e butun isimleri ogretti. Muteakiben once onları meleklere gostererek: “Iddianızda tutarlı iseniz haydi Bana sunları isimleriyle bir bildirin bakalım!” dedi. {KM, Tekvin}

    [32] “Subhansın ya Rab! Senin bize bildirdiginden baska ne bilebiliriz ki? Her seyi hakkıyla bilen, her seyi hikmetle yapan Sensin.” dediler

    [33] Allah: “Adem! Esyanın isimlerini onlara sen bildir.” dedi. O da isimleriyle onları bildirince Allah buyurdu: “Ben size demedim mi ki, goklerin ve yerin sırlarını Ben bilirim!” Ve Ben sizin gizli acık yapmakta oldugunuz her seyi de bilirim!”

    [34] O vakit meleklere: “Adem‘e secde edin!” dedik. Iblis dısındaki butun melekler secde ettiler. Iblis bunu yapmadı, kibrine yediremedi ve kafirlerden oldu

    [35] Ve dedik ki: “Adem! Esinle birlikte cennete yerlesin, oradaki nimetlerden istediginiz sekilde bol bol yiyin, sadece su agaca yaklasmayın. Boyle yaparsanız zalimlerden olursunuz.” [7,19-20; 20,120] {KM, Tekvin}

    [36] Derken Seytan onların ayaklarını kaydırarak icinde bulundukları nimet yurdundan cıkardı. Biz de: “Haydi, dedik, birbirinize dusman olarak yeryuzune inin! Siz orada belirli bir sure ikamet edip yararlanacaksınız.”

    [37] Buyuk pismanlık duyan Adem, Rabbinden birtakım kelimeler ogrenip onlara gore hareket etti. Rabbine yalvardı. Allah da tovbesini kabul etti. Zaten O tovbeyi kabul eder, merhameti boldur

    [38] Dedik ki: “Inin oradan hepiniz! Artık ne zaman Ben'den size dogru yolu gosteren rehber gelir de kim ona uyarsa, onlara hic bir korku olmayacak, hic uzulmeyecekler de. Inkar edip ayetlerimizi yalan sayanlar ise cehennemliktirler, hem de orada ebedi kalacaklardır.”

    [39] Dedik ki: “Inin oradan hepiniz! Artık ne zaman Ben'den size dogru yolu gosteren rehber gelir de kim ona uyarsa, onlara hic bir korku olmayacak, hic uzulmeyecekler de. Inkar edip ayetlerimizi yalan sayanlar ise cehennemliktirler, hem de orada ebedi kalacaklardır.”

    [40] Ey Israil'in evlatları! Hatırlayın ve dusunun size ihsan ettigim nimetimi! Bana verdiginiz sozu yerine getirin ki Ben de size karsı ahdimi yerine getireyim ve yalnız Ben’den korkun! [44,30-34; 5,20] {KM, Tekvin}

    [41] Sizin yanınızda bulunan Tevrat'ı tasdik etmek uzere indirdigim Kur’an’a iman edin, onu inkar edenlerin basını siz cekmeyin. Ayetlerimi az bir fiyatla, yani dunya menfaati karsılıgında satmayın. Asıl Bana karsı gelmekten sakının. [2,89.91.97.101; 3,81; 4,47;]

    [42] Batılı hakka karıstırmayın, bile bile gercegi gizlemeyin

    [43] Hem namazı tam kılın, zekatı verin, ruku edenlerle beraber siz de namaz kılın

    [44] Halka iyiligi emredip kendinizi unutuyor musunuz yoksa? Halbuki siz Tevratı okuyup duruyorsunuz. Artık aklınızı basınıza almayacak mısınız

    [45] Sabır gostererek, namazı vesile ederek Allah'tan yardım dileyin! Gerci bu cok zor bir istir, fakat ici saygı ile urperenlere degil

    [46] Ici saygı dolu olan bu muminler, Rab'lerine kavusacaklarını ve O’na doneceklerini iyi bilirler

    [47] Ey Israil'in evlatları! Size ihsan ettigim nimetimi ve vaktiyle sizin atalarınızı diger insanlara ustun kıldıgımı hatırlayın

    [48] Oyle bir gunden sakının ki, o gun hic kimse baskasının yerine birsey odeyemez, kimseden sefaat kabul edilmez, hic kimseden fidye alınmaz, hem onlara yardım da edilmez

    [49] Hem sizi en feci iskencelere ugrattıkları zaman Firavun'un adamlarından kurtardıgımızı da hatırlayın! Onlar sizin dunyaya gelen erkek cocuklarınızı kesiyor, kız cocuklarınızı ise kotuluk icin hayatta bırakıyorlardı. Iste bunda size Rabbiniz tarafından cetin bir imtihan vardı. {KM, Cıkıs}

    [50] Yine hatırlayın ki, sizin gecmeniz icin denizi yarmıs, sizi kurtarıp, siz bakıp dururken gozlerinizin onunde Firavun hanedanını bogmustuk. {KM, Cıkıs 14,16; 21-30; Mezmurlar}

    [51] Ve bir vakit Musa'ya kırk gecelik bir sure ayırmıstık. Ama siz Musa’nın ayrılmasından az sonra, buzagıyı ilah edinip zalim olmustunuz. [7,142; 2,54.92; 4,153; 7,148; 20,85-97] {KM, Cıkıs 14,18; Tesniye}

    [52] Bundan sonra sukredesiniz diye Biz sizi affettik

    [53] Musa'ya Kitap ve Furkan’ı verdik, ta ki dogru yolda yuruyebilesiniz. [28, 5]

    [54] Musa kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler buzagıya tutulmakla kendinize cok yazık ettiniz! Derhal Yaradanınıza tevbe edin! Allah yolunda kendinizi oldurun! Boyle yapmanız sizi Yaratan nezdinde daha hayırlıdır.” Boylece Allah da sizin tovbelerinizi kabul etsin. Cunku o tovbeleri cok kabul eder, merhamet ve ihsanı boldur. (4,66) {KM, Cıkıs}

    [55] Bir zaman da: “Ey Musa! Biz Allah'ı acıkca gormedikce sana inanmayız!” dediniz. Bunun uzerine derhal sizi yıldırım carptı, siz de bakakaldınız

    [56] Siz bir muddet olu vaziyette kaldıktan sonra, sukredesiniz diye sizi dirilttik

    [57] Uzerinize bulutları golge yaptık. Size kısmet ettigimiz helal hos rızıklardan yiyesiniz diye kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Fakat nankorluk etmekle onlar Biz'e degil, kendilerine yazık ediyorlardı. [7,160; 20,80] {KM, Cıkıs}

    [58] Bir zaman da soyle dedik: “Su sehre girin ve orada istediginiz yerden bol bol yiyin! Sehrin kapısından secde ederek, saygılı bir tavırla girin ve “Affet bizi ya Rebbena (hıtta)” deyin ki suclarınızı affedelim; iyilik yapanların mukafatlarını daha da artıracagız

    [59] Ne var ki o zalimler sozu degistirip baska sekle koydular. Biz de o zalimlere, itaat dısına cıktıkları icin, gokten acı bir azap indirdik

    [60] Bir zaman da Musa, kavmi icin su arayıp Allah'a yalvarmıstı. Biz de: “Asanı tasa vur!” demistik. Bunun uzerine o tastan on iki pınar fıskırmıs, her boluk kendine mahsus pınarı bilmisti. “Allah’ın rızkından yiyin icin, fakat sakın yeryuzunde fesat cıkararak taskınlık yapmayın!” demistik. [7,160; 20,20; 26,45] {KM, Cıkıs}

    [61] Bir vakit soyle dediniz: “Musa! Biz bir cesit yemege imkanı yok katlanamayız. O halde bizim icin Rabbine yalvar da yerin bitirdigi sebzesinden, kabagından, sarımsagından, mercimeginden, soganından cıkarsın.” Musa da: “Ne o! dedi. Siz, daha ustun olanı vererek daha dusuk olanı mı almak istiyorsunuz? Pekala, sehre inin, iste istediklerinizi orada bulursunuz.” Uzerlerine asagılık ve yoksulluk damgası basıldı ve neticede Allah'tan bir gazaba ugradılar. Evet oyle oldu! Cunku onlar Allah’ın ayetlerini inkar ediyor ve haksız yere peygamberleri olduruyorlardı. Oyle oldu; cunku onlar isyan ediyor ve haddi asıyorlardı

    [62] Iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar, Sabiiler... Her kim Allah'a ve ahiret gunune (gercekten) iman eder ve amel-i salih islerse, elbette onların Rab’leri yanında mukafatları vardır. Onlar icin herhangi bir korku olmadıgı gibi kendilerini uzecek bir sey

    [63] Ey Israil'in evlatları! Bir vakit de Tevratı uygulayacagınıza dair sizden soz almıs, sonra bu ahdi bozdugunuz icin Dagı uzerinize kaldırarak demistik ki: «Size verdigimiz Kitaba kuvvetle sarılın ve muhtevasını iyi inceleyip ders alın ki kotu akıbetten kor

    [64] Bundan sonra yine yuz cevirdiniz. Eger uzerinizde Allah'ın lutuf ve merhameti olmasaydı elbette husrana ugrayanlardan olurdunuz

    [65] Icinizden cumartesi gunu haddi asanları elbette bilirsiniz. Biz boyle yapanlara «Asagılık maymun olun!» dedik

    [66] Bunu, hem bu hadiseye sahit olanlara, hem de sonradan gelecek olan nesillere bir ibret ve korunacaklara da bir ogut kıldık

    [67] Bir vakit de Musa kavmine: «Allah, bir sıgır kesmenizi emrediyor» demis, onlar da: «Ay! Sen bizimle alay mı ediyorsun» diye cevap vermislerdi. Musa da «Oyle cahillere katılmaktan Allah'a sıgınırım» demisti

    [68] Bunun uzerine Musa'ya: «Peki oyleyse Rabbine yalvar da onun ne oldugunu bize acıklasın» dediler. Musa: «Rabbim soyle buyuruyor: O sıgır ne pek geckin, ne de korpe olmayıp orta yasta dinc bir inek olacaktır» Haydi size emredilen isi yapın bakalım» dedi

    [69] Bu sefer dediler ki: «Rabbine yalvar da onun rengini bize bildirsin» O da: Allah diyor ki: «O, bakanların icini acan parlak sarı bir inek olacaktır» dedi

    [70] Onlar yine dediler ki: Bizim adımıza Rabbine yalvar da onun nasıl olacagını bize iyice bildirsin. Zira istenen sıgır, bize digerlerine benzer geldiginden tereddutte kaldık. Ama insaallah asıl istenen sıgırı buluruz

    [71] Musa: «Rabbim soyle diyor: O inek, ne topragı surmek icin cifte kosulmus, ne de ekin sulamada calıstırılmıs olmayan, salma ve her kusurdan uzak, hic alacası bulunmayan bir inek olacaktır.» Onlar: «Iste simdi gercegi tam anlayacagımız tarzda bildirdin» diy

    [72] Hani siz bir adam oldurmustunuz de pesinden katilin kim oldugu hakkında birbirinizle kavgaya tutusup sucu uzerinizden atmıstınız. Halbuki Allah sizin gizlediginizi meydana cıkaracaktı

    [73] Bunun uzerine dedik ki: «Kestiginiz sıgırın bir parcasıyla o maktulun cesedine vurun» (Vurulunca da o diriliverdi.) Iste Allah bunu nasıl dirilttiyse oluleri de oyle diriltir. Aklınızı iyice kullanasınız diye ayetlerini size gosterir

    [74] Sonra bunun arkasından kalpleriniz katılastı, artık onlar tas gibi, hatta ondan da katı! Cunku oyle tas var ki icinden ırmaklar fıskırır. Oylesi var ki catlar da bagrından su kaynar. Ve oylesi var ki Allah'a olan tazimi sebebiyle yukarıdan dusup parcalanı

    [75] Nasıl olur onların size guvenmelerini beklersiniz ki onlardan bir zumre vardı ki Allah'ın kelamını isitip akılları aldıktan sonra, bile bile onu tahrif eder, degistirirlerdi

    [76] Onlar iman edenlerle karsılastıklarında «Biz de iman ettik» derler. Kendi aralarında kaldıklarında ise: «Ne yapıyorsunuz? derler, Rabbinizin huzurunda aleyhinize huccet edinsinler diye mi tutup Allah'ın size actıgı gercegi onlara soyluyorsunuz? Hic aklınızı kullanmıyor musunuz?»

    [77] Bilmiyorlar mı ki Allah onların gizlediklerini de bilir, acıkladıklarını da

    [78] Onların bir kısmı da ummidir. Kitap nedir bilmezler. Butun bildikleri, kendilerine anlatılan birtakım kuruntu ve uydurmalardır. Onlar sadece bir zan icindedirler

    [79] Elleriyle kitap yazıp, biraz para almak icin: “Bu Allah tarafındandır.” diyenlerin vay haline! Vay o ellerinin yazdıklarından oturu onlara! Vay o kazandıkları vebal yuzunden onlara

    [80] Bir de derler ki: “Cehennem atesi, sayılı birkac gun dısında bize asla dokunmayacak.” De ki: “Buna dair Allah'tan garanti mi aldınız? Aldıysanız ne ala, Allah vadinden asla caymaz.” Yoksa kesin bilmediginiz seyi mi Allah adına soyluyorsunuz

    [81] Hayır, durum hic de oyle degil! Gunah isleyip de gunahın kendisini her taraftan kusattıgı kapladıgı kimseler var ya, iste onlar cehennemliktir. Hem de orada ebedi kalacaklardır

    [82] Iman edip makbul ve guzel isler yapanlar ise, Iste onlar da cennetliktir. Hem de orada ebedi kalacaklardır

    [83] Bir vakit Israilogullarından soz alıp: “Allah'tan baskasına ibadet etmeyin! Anneye babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara guzel muamele edin, Insanlara tatlı soz soyleyin, namazı hakkıyla eda edin, zekatı verin!” demistik. Sonra pek azınız haric, sozunuzden dondunuz. Hala da yuz cevirmektesiniz

    [84] Hani sizden, “Birbirinizin kanını dokmeyin, birbirinizi ulkenizden cıkarmayın!” diye soz almıstık, siz de bunu kabul etmistiniz. Buna siz de sahitlik edersiniz

    [85] Ama iste siz birbirinizi olduruyor, bir kısmınızı yurdunuzdan cıkarıyor, onlara karsı gunahta ve zulumde birbirinizi destekliyorsunuz. Bununla beraber, onlar esir olarak gelirlerse fidyelerini verip onları kurtarıyorsunuz. Halbuki aslında onların cıkarılması size haram kılınmıstı. Ne o, Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını red mi ediyorsunuz? Icinizden boyle yapanların elde edecegi netice, dunya hayatında rusvaylıktan baska bir sey degildir. Kıyamet gunu ise en siddetli azaba itilirler. Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir

    [86] Iste onlar ahiretlerini verip, karsılıgında dunya hayatını satın almıslardır. Onun icin, bunların cezası asla hafifletilmez, kendilerine yardım da edilmez

    [87] Biz Musa'ya kitap verdik. Ondan sonra pes pese peygamberler gonderdik. Meryem’in oglu Isa’ya da mucizeler, acık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudus (Cebrail) ile destekledik. Demek size her ne zaman bir peygamber gelip de nefislerinizin hoslanmadıgı bir sey getirirse kafa tutacak, onların kimine yalancı deyip kimini oldureceksiniz ha!

    [88] “Kalplerimiz perdelidir.” dediler. Oyle degil! Kafirlikleri sebebiyle Allah onlara lanet etti. Onun icin pek az iman ederler. [41,5; 4,155] {KM, Tekvin 17,7; Levililer 12,4; Tesniye, 30,6; Yeremya}

    [89] Onlara, Allah tarafından, ellerindeki Tevrat'ı tasdik eden bir kitap gonderildigi zaman. Daha once kafirlere karsı zafer kazanmak icin “ahir zaman Peygamberi hakkı icin” diye dua ettikleri halde. Evet o tanıyıp bekledikleri Peygamber kendilerine gelince, onu inkar ettiler. Bu sebeple sebeple, Allah’ın laneti de kafirlerin boynuna olsun

    [90] Bunların, kendilerini ugruna sattıkları sey ne kadar da fena! Allah'ın kullarından diledigi birine kendi lutfundan vahiy indirmesini kıskanarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkar ettiler de gazap ustune gazaba ugradılar! Kafirler icin zelil ve perisan eden bir azap da vardır

    [91] Onlara: “Allah'ın indirdigi bu Kur’an’a da iman edin!” denildigi vakit: “Biz sadece bize indirilene inanırız!” derler. Kur’an, ellerindeki Tevrat’ı tasdik eden hak kitap olmasına ragmen, kendi kitaplarından baskasını inkar ederler. Onlara de ki: “Size gonderilen Tevrat’a inanma iddianızda samimi iseniz, peki ne diye daha once, Allahın nebilerini olduruyordunuz

    [92] Musa size en acık delil ve mucizelerle geldi de, sonra kalkıp, onun yoklugunda buzagıyı tanrı edindiniz. Siz oyle zalimlersiniz iste!”

    [93] “Size verdigimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin” diye Tur'u (Dagı) tepenize kaldırıp sizden (atalarınızdan) kesin soz aldık. Onlar: “Dinledik ve fakat isyan ettik.” dediler. Cunku kafirlikleri sebebiyle buzagıya tapma sevgisi iliklerine islemisti. De ki: “Eger mumin iseniz, imanınız size ne kotu sey emrediyor!”

    [94] De ki: Eger Allah katında ahiret yurdu (cennet) butun insanlar icinde yalnız size ait ise ve bu iddianızda samimi iseniz haydi olumu istesenize

    [95] Fakat elleriyle yaptıkları isler ortada iken, olumu asla istemezler. Allah o zalimleri pek iyi bilir

    [96] Insanlar icinde dunya hayatına en hırslı olanların onlar oldugunu gorursun. Hatta bu hırsta musriklerden bile daha ileridirler. Onlardan her biri bin yıl yasamak ister. Fakat uzun omur onu cezadan uzaklastıracak degildir. Allah, onların butun yaptıklarını gorur

    [97] De ki: “Kim Cebrail'e dusman ise iyi bilsin ki, bu Kur’an’ı daha onceki kitapları tasdik etmek, inananlar icin bir rehber ve mujde olmak uzere, Allah’ın izniyle senin kalbine o indirmistir. [4,150-151; 19,64; 66,4] {KM, Daniel 8,16-26; 9,21-27; Luka}

    [98] Kim Allah'a, meleklerine, resullerine, Cebraile, Mikail’e dusman ise, iyi bilsin ki, Allah da kafirlerin dusmanıdır

    [99] Biz sana apacık ayetler indirdik. Onları yoldan cıkan sapıklardan baskası inkar etmez

    [100] O fasıklar hem bunları reddedecek, hem de ne zaman bir anlasma yapsalar, iclerinden bir guruh onu bozup atıverecek oyle mi? (Hatta sadece az bir guruh da degil), onların ekserisi ahit tanımaz imansızlardır

    [101] Onlara, Allah katından, ellerinde ki Tevrat'ı tasdik eden bir Peygamber gelince, O Ehl-i kitaptan bir kısmı, guya gercegi hic bilmiyorlarmıs gibi, Allah’ın kitabını arkalarına atarak ondan yuz cevirdiler de

    [102] Tuttular, Suleyman'ın hukumranlıgı hakkında seytanların uydurdukları sozlere tabi oldular. Halbuki Suleyman kufre gitmemisti. Fakat asıl o seytanlar kufre gittiler. Halka sihiri ve Babil’de Harut ve Marut adlı iki melege indirilen seyleri ogretiyorlardı. Oysa o ikisi: “Biz sırf imtihan icin gonderildik, sakın kafir olma!” demedikce hic kimseye sihir ogretmezlerdi. Iste bunlardan koca ile karısının arasını acacak seyler ogreniyorlardı. Fakat Allah’ın izni olmadıkca onlar bununla hic kimseye zarar veremezlerdi. Onlar kendilerine zarar getirip fayda vermeyen seyler ogreniyorlardı. Buyuye musteri olan kimsenin ahiretten nasibi olmadıgını pek iyi biliyorlardı. Karsılıgında kendi varlıklarını sattıkları sey ne kotu! Keske bunu anlasalardı

    [103] Sayet onlar iman edip (sihir gibi) haramlardan sakınmıs olsalardı, Allah katından kendilerine verilecek mukafatlar elbette haklarında daha hayırlı olurdu. Keske bunu bilselerdi

    [104] Ey iman edenler! (Siz, onların boylesi kotu etkilerine karsı uyanık olun, mesela) “Raina” demeyin, “Unzurna” deyin ve dinleyip itaat edin. Kafirler icin acı veren bir azap vardır

    [105] Gerek Ehl-i kitaptan gerek musriklerden olsun, kafirler, Rabbinizden size herhangi bir hayır indirilmesini arzu etmezler. Fakat Allah rahmetini diledigine secip ihsan eder. Allah buyuk lutuf sahibidir

    [106] Biz, daha hayırlısını veya benzerini getirmedikce, herhangi bir ayetin hukmunu neshetmez veya ertelemeyiz. Allah'ın her seye kadir oldugunu bilmez misin

    [107] Bilmez misin ki goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah'ındır. Sizin O’ndan baska ne bir haminiz, ne de bir yardımcınız yoktur

    [108] Yoksa siz daha once Musa'dan istendigi gibi Resulunuzden de olur olmaz seyler istemek, onu sorguya cekmek mi istiyorsunuz? Kim imana bedel inkarı alırsa, artık dogru yoldan sapmıs olur

    [109] Sırf nefislerinden ileri gelen bir kıskanclık sebebiyle, Ehl-i kitaptan bircok kimse, gercek kendilerine ayan beyan belli olduktan sonra, sizi imanınızdan uzaklastırıp kafir haline cevirmek isterler. Yine de Allah bu husustaki emrini bildirinceye kadar affedin ve hosgorun. Suphesiz Allah her seye kadirdir

    [110] Namazı hakkıyla eda edin, zekatı verin. Dunyada hayır olarak ne yapıp gonderirseniz, mutlaka onun mukafatını ahirette Allah katında bulursunuz. Zira Allah islediginiz her seyi gormektedir

    [111] Bir de: “Yahudi veya Hıristiyan olanlardan baskası cennete asla giremez!” dediler. Bu onların kendi kuruntuları... Sen de ki: “Iddianızda tutarlı iseniz haydi delilinizi ortaya koyun!”

    [112] Hayır, is oyle degil! Kim halis olarak kendisini Allah'a teslim edip guzel davranıslarda bulunursa Rabbinin nezdinde onun mukafatı olacaktır. Onlar ne korkacak ve ne de uzuntu duyacaklardır

    [113] Yahudiler: “Hıristiyanlar hakiki bir din uzere degil.” Hıristiyanlar ise: “Yahudiler hakiki bir din uzere degil.” dediler. Halbuki her iki topluluk da kitabı (Tevrat ve Incil'i) okumaktalar. Dini bilmeyenler de onlarınkine benzer sozler soylediler. Allah, kıyamet gunu anlasamadıkları hususlarda hukmunu verecektir

    [114] Allah'ın mescitlerinde Allah’ın adının anılmasını engelleyip oraların ıssız ve harap hale gelmesine calısanlardan daha zalim kim olabilir? Bunlar oralara ancak korka korka girebilirler. Onlar icin dunyada zillet, ahirette ise muthis bir azap vardır

    [115] Dogu da Batı da Allah'ındır. Hangi tarafa donerseniz, orada Allah’a itaat ve ibadet ciheti vardır. Muhakkak ki Allah’ın lutfu ve rahmeti genistir, ilmi her seyi kusatır

    [116] Bir de: “Allah evlat edindi.” dediler. Hasa! O boyle seylerden munezzehtir. Bilakis goklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nun mahlukudur. Hepsi O’nun emrine boyun egmektedir. [19,88; 112,1-4; 13,15] {KM, Tekvin 6,2.4; Eyup 1,6; Mezmurlar 2,7. Luka 3,38; Matta 26,63; 5, 44-45; Luka}

    [117] O, gokleri ve yeri yoktan var edendir. Bir seyi yaratmak isteyince sadece “ol!” der, oluverir

    [118] Gercegi bilmeyenler dediler ki: “Allah bizimle konusmalı veya bize mucize gosterilmeli degil miydi?” Onlardan oncekiler de buna benzer sozler soylemislerdi. Kalpleri nasıl da birbirine benziyor! Gercekleri iyice bilmek isteyenler icin delilleri apacık gosterdik

    [119] Biz seni sırf Kur'an’la mujdelemen ve uyarman icin gercegin ta kendisi olarak gonderdik. Yoksa sen cehennemliklerden oturu sorguya cekilecek degilsin

    [120] Ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar, sen onların dinlerine tabi olmadıkca asla senden razı olmazlar. Sen de ki: “Allah'ın hidayet yolu olan Islam, dogru yolun ta kendisidir. Sana gelen bunca ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyacak olursan, Allah’a karsı hicbir koruyucu ve yardımcı bulamazsın

    [121] Kendilerine verdigimiz kitabı, layık oldugu sekilde okuyup izleyenler var ya, iste onu tasdik edenler onlardır. Kim onu inkar ederse, iste onlar husrana ugrayacakların ta kendileridir. [5]

    [122] Ey Israil'in evlatları! Size ihsan ettigim nimetimi. Ve sizi vaktiyle diger insanlara ustun kıldıgımı hatırlayın

    [123] Oyle bir gunden sakının ki, O gun hicbir kimse bir baskasının yerine odeme yapamaz, Hicbir kimseden fidye kabul edilmez Ve kendisine sefaat fayda etmez. Onlara yardım da edilmez

    [124] Sunu da hatırda tutun ki: Bir vakit Rabbi Ibrahim'i birtakım emirlerle sınamıstı. O da onları hakkıyla yerine getirdiginden Rabbi kendisine: “Seni insanlara onder (Imam) yapacagım.” dedi. Ibrahim: “Ya Rabbi, neslimden de onderler cıkar!” deyince, Allah: “Zalimler ahdime (nubuvvete) nail olamazlar.” buyurdu. [6,161; 16,120-123; 3,67-68; 37,113; 14,40; 22,78] {KM, Tekvin 12,1; 17,11; 22,1-10; Matta 3,9; Luka}

    [125] Biz Beytullah'ı insanlara sevap kazanmaları icin toplantı ve guven yeri kıldık. Siz de Makam-ı Ibrahim’i namazgah edininiz! Ibrahim ile Ismail’e de: “Tavaf edenler, itikafa girenler, ruku ve secde edenler icin bu Evimi tertemiz bulundurun!” diye emretmistik. [14,35-41; 9,109; 22,26-29; 2,187, 3,97] {KM, Tekvin}

    [126] Ve o vakit Ibrahim: “Ya Rabbi, burayı guvenli bir sehir yap. Buranın halkından Allah'a ve ahiret gunune iman edenleri cesit cesit mahsullerle rızıklandır!” dedi. Bunun uzerine buyurdu ki: “Onlardan inkar edeni dahi rızıklandırıp az bir zaman hayattan nasip aldırır, sonra da onları cehennem azabına surerim. Orası varılacak yer olarak ne fena bir yerdir!” [14,3]

    [127] Ibrahim ile Ismail beytullah'ın temellerini yukseltirken soyle dua ediyorlardı. “Ey bizim Kerim Rabbimiz! Yaptıgımız bu isi kabul buyur bizden! Hakkıyla isiten ve bilen ancak Sen’sin.”

    [128] Ey bizim Kerim Rabbimiz! Bizi, yalnız Sana boyun egen musluman kıl. Soyumuzdan da yalnız Sana teslimiyet gosteren bir Musluman ummet yetistir. Ve bizlere ibadetimizin yollarını goster, tovbelerimizi kabul buyur. Muhakkak ki tovbeleri en guzel sekilde kabul eden, cok merhametli olan ancak Sensin!”

    [129] “Ey bizim Hakim Rabbimiz! Onların icinden oyle bir resul gonder ki; Kendilerine Senin ayetlerini okusun, onlara kitabı ve hikmeti ogretsin Ve onları tertemiz kılsın. Muhakkak ki aziz Sen'sin, hakim Sen’sin! (Ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibisin!)”

    [130] Kendini bilmeyen ahmaktan baska kim Ibrahim'in dininden yuz cevirir ki? Biz onu dunyada nubuvvetle muserref kılıp sectik. O ahirette de salihlerden olacaktır

    [131] Rabbi ona: “Kendini canı gonulden Hakka teslim et!” deyince o derhal: “Alemlerin Rabbine teslim oldum” demisti

    [132] Bu dini Ibrahim kendi evlatlarına vasiyet ettigi gibi Yakub da boyle yaptı ve: “Evlatlarım! dedi, Allah sizin icin bu dini secti. Sakın Muslumanlıktan baska bir din uzere olmeyin.”

    [133] Ne o, yoksa siz olum Yakub'a gelip cattıgında, o evlatlarına: “Benim olumumden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediginde siz orada mı bulunuyordunuz? Onlar cevaben soyle demislerdi: “Senin Ilahına, senin ataların Ibrahim, Ismail ve Ishak’ın Ilahı olan Tek Ilaha kulluk ederiz Ve biz ancak O’na teslim olan muslumanlarız.” {KM, Tekvin}

    [134] Iste onlar bir ummetti, geldi gecti... Onların kazandıgı kendilerine, sizin kazandıgınız da sizedir. Siz onların islediklerinden sorguya cekilmezsiniz

    [135] Bir de: “Yahudi veya Hıristiyan olun ki dogru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Biz butun batıl dinlerden uzaklasmıs olarak Ibrahim'in dinine tabi oluruz. O hicbir zaman musriklerden olmadı.”

    [136] Deyiniz ki: “Biz Allah'a, bize indirilen Kur’an’a, Keza Ibrahim’e, Ismail’e, Ishak’a, Yakub’a ve onun torunlarına indirilene Ve yine Musa’ya, Isa’ya, Hulasa butun peygamberlere Rab’leri tarafından verilen kitaplara iman ettik. Onlar arasında asla bir ayrım yapmayız. Biz yalnız O’na teslim olan Muslumanlarız.” [4,150; 2,285] {KM, Tekvin 56 ve 59. bolumler; Yusa}

    [137] Eger onlar da sizin iman ettiginiz gibi iman ederlerse, dogru yolu bulmus olurlar. Yok yuz cevirirlerse, mutlaka size karsı bir ayrılık ve dusmanlık icindedirler. Bu takdirde ise onların hakkından gelmek icin Allah sana yeter. O hakkıyla isitir ve bilir

    [138] Siz Allah'ın verdigi rengi alınız. Allah’ın boyasından daha guzel boya vuran kim olabilir? “Biz ancak O’na ibadet ederiz.” deyiniz

    [139] Ve de ki: “Allah hem bizim Rabbimiz, hem de sizin Rabbiniz oldugu halde, Siz bizimle Allah hakkında mı munakasa ediyorsunuz? Bizim yaptıklarımızın karsılıgı bize, sizin yaptıklarınızınki ise size ait. Biz tam bir samimiyetle yalnız O'na baglıyız.”

    [140] Yoksa Siz Ibrahim, Ismail, Ishak ve Yakub'un ve onun evlatlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bileceksiniz yoksa Allah mı? Allah’ın, kitabı vasıtasıyla kendisine ulastırdıgı hakikati gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir

    [141] Iste onlar bir ummetti geldi gecti...Onların kazandıgı kendilerine, sizin kazandıgınız da sizedir! Siz onların islediklerinden sorguya cekilmezsiniz

    [142] Akılsız insanlar: Bu Muslumanları daha once yoneldikleri kıbleden ceviren sebep nedir?” diyecekler. De ki: “Dogu da Batı da Allah'ındır. O diledigi kimseyi dogru yola yoneltir. {KM, Tekvin 2,8; Cıkıs 26,22; Hezekiel 47,1. Luka}

    [143] Ve iste boylece Biz sizi ornek bir ummet kıldık ki insanlar nezdinde Hakk'ın sahitleri olasınız ve Peygamber de sizin hakkınızda sahit olsun. Senin arzulayıp da su anda yoneldigin Kabeyi kıble yapmamızın sebebi, sırf Peygamberin izinden gidenlerle ondan ayrılıp gerisin geriye donecekleri meydana cıkarmaktır. Gerci bu oldukca agır bir istir. Ancak Allah’ın dogru yola erdirdigi kimseler icin mesele teskil etmez. Allah imanınızı zayi edecek degildir. Cunku Allah insanlara karsı pek sefkatlidir, cok merhametlidir

    [144] Elbette ilahi buyrugu bekleyerek yuzunun semada aranıp durdugunu goruyoruz. Artık musterih ol, iste memnun olacagın kıbleye seni yoneltiyoruz! Haydi yuzunu Mescid-i Haram'a dogru cevir! Siz de ey muminler, nerede olursanız olunuz yuzunuzu oraya dogru cevirin! Kendilerine kitap verilmis olanlar, kıbleyi cevirmenin gercekten Rab’leri tarafından oldugunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz degildir. {KM, Yuhanna}

    [145] Kendilerine kitap verilmis olanlara her turlu delili de getirsen onlar senin kıblene yonelmezler. Sen de onların kıblesine donecek degilsin. Zaten onların da bazısı bazısının kıblesine yonelmez ki!... Faraza, sana gelen bunca ilimden sonra onların keyiflerine uyacak olursan, Bilmis ol ki, o takdirde sen de zalimlerden olursun

    [146] Kendilerine kitap vermis oldugumuz kimseler, onu (Muhammed'i) tıpkı evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Boyle iken, onlardan bir kısmı, bile bile gercegi gizler

    [147] Hak ve gercek olan, Rabbinden gelendir, bunda hic tereddudun olmasın

    [148] Herkesin yoneldigi bir yon vardır, Haydin oyleyse hep hayırlara kosun, yarısın! Nerede olursanız olunuz, Allah hepinizi bir araya getirir. Suphesiz ki Allah her seye kadirdir

    [149] Her nereden yola cıkarsan cık, (namazda) yuzunu Mescid-i Haram tarafına dondur! Suphesiz ki boyle yapmak, Rabbin tarafından gelen gercektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir

    [150] Her nereden yola cıkarsan cık, sen yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir! Ve siz de ey muminler! Her nerede olursanız yuzunuzu oraya dogru cevirin ki Halk aleyhinizde kullanacak bir delil bulamasın. Yalnız onlardan haksızlık edenler baska! Siz de onlardan degil, Ben'den cekinin ve o tarafa yonelin ki size olan nimetlerimi tamamlayayım ve boylece siz de dogru yolu tutmus olasınız

    [151] Nitekim, size ayetlerimizi okuması, Sizi tertemiz hale getirmesi, size kitap ve hikmeti ve bilmediginiz nice seyleri ogretmesi icin sizden birini elci gonderdik

    [152] Oyleyse siz Ben'i zikredin ki Ben de sizi anayım. Bana sukredin, sakın nankorluk etmeyin

    [153] Ey iman edenler! Sabır gostererek ve namazı vesile kılarak Allah'tan yardım dileyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle bereberdir

    [154] Allah yolunda oldurulenler hakkında “olu” demeyin. Bilakis, onlar diridirler, fakat siz bunun farkında degilsiniz

    [155] Biz mutlaka sizi biraz korku ile, biraz aclık ile, yahut mala, cana veya urunlere gelecek noksanlıkla deneriz. Sen sabredenleri mujdele

    [156] Sabırlılar o kimselerdir ki baslarına musibet geldiginde, “Biz Allah'a aidiz ve vakti geldiginde elbette O’na donecegiz” derler

    [157] Iste Rab'leri tarafından bol magfiret ve rahmete mazhar olanlar onlardır. Dogru yolu bulanlar da ancak onlardır

    [158] Safa ile Merve Allah'ın belirledigi nisanelerdendir. Kim hac veya umre niyetiyle Kabe’yi ziyaret ederse oraları tavaf etmesinde bir beis yoktur. Her kim de, farz olmadıgı halde gonlunden koparak bir hayır islerse, mukafatını gorur. Zira Allah sukrun karsılıgını verir. O, az amele cok mukafat veren ve her seyi bilendir

    [159] Insanlar icin biz kitapta acıkladıktan sonra, indirmis oldugumuz asikar delilleri ve hidayeti gizleyenler var ya, iste onlara Allah lanet ettigi gibi, Lanet edebilecek herkes de lanet eder

    [160] Ancak onlardan tovbe edip hallerini duzelten ve gercekleri acıklayanlara gelince: Ben onların tovbelerini kabul ederim. Zira tovbeleri kabul eden, cok merhametli olan Ben'im

    [161] Inkar edenler ve inkarcı olarak da olenler var ya, Iste Allah'ın, meleklerinin ve butun insanların laneti hep onların ustunedir

    [162] Onlar bu lanet icinde ebedi olarak kalırlar. Onların azapları hafifletilmeyecegi gibi, Kendilerine yeni bir muhlet de verilmez

    [163] Hepinizin Ilahı tek Ilahtır. O'ndan baska tanrı yoktur. O, rahmandır, rahimdir. {KM, Tesniye 4,35; Isaya}

    [164] Goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun surelerinin degismesinde, insanlara fayda saglamak uzere denizlerde gemilerin suzulusunde, Allah'ın gokten indirip kendisiyle olmus yeri canlandırdıgı yagmurda, Ve yeryuzunde hayat verip yaydıgı canlılarda, ruzgarların yonlerini degistirip durmasında, gokle yer arasında emre hazır bulutların durusunda, Elbette aklını calıstıran kimseler icin Allah’ın varlıgına ve birligine nice deliller vardır

    [165] Oyle insanlar vardır ki, Allah'tan baskasını Allah’a denk tutar, tıpkı Allah’ı severcesine onları severler. Muminlerin Allah’a olan sevgileri ise her seyden daha ileri ve daha kuvvetlidir. Boyle yaparak kendilerine zulmedenler, azabı gordukleri zaman anlayacakları gibi, butun kuvvet ve kudretin yalnız Allah’a ait olup, Allah’ın azabının pek siddetli oldugunu, keske simdiden bilselerdi

    [166] Iste onderler kendilerini izleyenlerden uzak durdular, Azabı gorduler ve aralarındaki her turlu bag kesildi

    [167] Bunun uzerine tabi olanlar soyle dediler: “Ah ne olurdu, elimize bir fırsat gecse de onların bizden uzak durdukları gibi, Biz de onları bir reddetseydik! Iste Allah Teala onlara, butun yaptıklarını, en siddetli pismanlıklar halinde gosterecektir. Onların o atesten cıkacakları da yoktur. [25,23; 14,18; 24,39; 23,99;]

    [168] Ey insanlar! Yeryuzunde olan butun nimetlerimden helal hos olmak sartı ile yiyiniz; Fakat seytanın pesinden gitmeyiniz. Cunku o sizin besbelli dusmanınızdır

    [169] O sizi hep cirkin isler ve hayasızlık yapmaya Bir de Allah hakkında bilmediginiz seyleri iddia etmeye tesvik eder

    [170] Onlara: “Gelin Allah'ın indirdigi buyruklara tabi olun!” denildiginde: “Hayır, biz babalarımızı hangi inanc uzerinde bulduysak ona uyarız.” derler. Babaları bir seye akıl erdirememis ve dogruyu bulamamıs olsalar da mı onlara uyacaklar

    [171] Inkarcıları hakka cagıranın durumu, tıpkı bagırıp cagırmadan baska bir seyden anlamayan hayvanlara haykıran cobanın durumuna benzer. Onlar sagır, dilsiz ve kordurler. Bundan oturu akıllarını kullanıp gercegi anlayamazlar

    [172] Ey iman edenler! Size kısmet ettigimiz rızıkların temiz ve helalinden yiyiniz! Eger yalnız Allah'a ibadet ediyorsanız, O’na sukrediniz

    [173] O size lesi, kanı, domuz etini ve Allah'tan baskası adına kesilen hayvanın etini haram kıldı. Kim mecbur kalırsa baskasının hakkına tecavuz etmemek ve zaruret miktarını gecmemek sartıyla bunlardan yemesinde gunah yoktur. Allah gafurdur, rahimdir. (gunahları cok affeder, merhamet ve ihsanı boldur). [5,3; 6,145; 16, 115] {KM, Resullerin isleri}

    [174] Allah'ın indirdigi kitaptan bir sey gizleyip onu birkac paraya satanlar var ya, iste onlar karınlarına atesten baska bir sey doldurmazlar. Kıyamet gunu Allah onlarla konusmaz ve onları temize cıkarmaz. Onlara son derece acı bir azap vardır

    [175] Iste onlar hidayeti bırakıp dalaleti, magfireti verip azabı satın almıslardır. Bunlar atese karsı ne kadar da dayanıklı imisler

    [176] Boyle olacaktır: Cunku Allah kitabı gercek bir gaye ile hak olarak indirmistir. Ve kitap hakkında ihtilafa dalanlar, haktan pek uzaga dusmuslerdir

    [177] Iyilik (ve hayır), yuzlerinizi doguya ya da batıya dogru cevirme degildir. Asıl iyilik; Allah'a, ahiret gunune, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman eden, Sevdigi malını Allah’ı hosnud etmek icin Yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, isteyenlere ve boyunduruk altında bulunup hurriyetine kavusmak isteyen kole ve esirlere veren, Namazı hakkıyla ifa edip zekatı veren, Sozlestigi zaman sozlerinde duran, Hele hele sıkıntı ve hastalık hallerinde, Savasın siddetleri esnasında sabreden kimselerin davranıslarıdır. Iste onlardır imanlarında samimi olanlar ve iste onlardır Allah’ı sayıp gunahlardan korunan takvalılar! [2,285; 4,136; 22,3]

    [178] Ey iman edenler! Oldurulen kimselerin hakkını almak icin size kısas farz kılındı. Hur hur ile, kole kole ile, disi disi ile kısas olunur. Ama kim, maktulun velisi tarafından affedilirse kısas duser. Bundan sonra, diyeti ona guzel bir sekilde ve tam olarak odemek gerekir. Bu esneklik Rabbiniz tarafından bir kolaylık ve lutuftur. Artık kim bundan sonra karsıdakinin hakkına tecavuz ederse, Ona son derece acı bir azap vardır. {KM, Levililer 24,19-21; I Samuel 15,33; Matta}

    [179] Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin icin hayat vardır. Boylece korunmayı umabilirsiniz

    [180] Sizden olecegini hisseden herhangi biriniz, geriye mal bırakacaksa; Annesi, babası ve akrabaları icin, munasip bir tarzda vasiyet etmesi size farz kılındı. Bu, haksızlık yapmaktan korunan takvalılar uzerine borctur

    [181] Kim bu vasiyeti isittikten sonra degistirirse, artık vebali degistirenlerin boynunadır. Suphesiz Allah her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [182] Vasiyet edenin hataya dusup haksızlıga kaymasından veya gunaha girmesinden endise edip ilgililerin arasını bulan kimse, hicbir vebale girmez. Allah cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur

    [183] Ey iman edenler! Sizden oncekilere farz kılındıgı gibi oruc tutmak size de farz kılındı. Boylece umulur ki fenalıklardan korunursunuz

    [184] Oruc sayılı gunlerdedir. Sizden her kim o gunlerde hasta veya yolcu olursa, tutamadıgı gunler sayısınca baska gunlerde oruc tutar. Oruc tutamayanlara fidye gerekir. Fidye bir fakiri doyuracak miktardır. Her kim de, kendi hayrına olarak fidye miktarını artırırsa bu, kendisi hakkında elbette daha hayırlıdır. Bununla beraber, eger isin gercegini bilirseniz, oruc tutmanız sizin icin daha hayırlıdır

    [185] O sayılı gunler, ramazan ayıdır. O ramazan ayı ki insanlıga bir rehber olan, onları dogru yola goturen Ve hakkı batıldan ayıran en acık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur'an o ayda indirildi. Artık sizden kim ramazan ayının hilalini gorurse, o gun oruca baslasın. Hasta veya yolcu olan, tutamadıgı gunler sayısınca, baska gunlerde oruc tutar. Allah sizin hakkınızda kolaylık ister, zorluk istemez. Oruc gunlerini tamamlamanızı, size dogru yolu gosterdiginden oturu Allah’ı tazim etmenizi ister. Sukredesiniz diye bu kolaylıgı gosterir. [2,200; 62,11] {KM, Tesniye 9,9.18; I Krallar 19, 8.Matta}

    [186] Kullarım Ben'i senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Oyleyse onlar da davetime icabet ve Bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki dogru yolda yuruyerek selamete ersinler

    [187] (Ey kocalar), oruc tuttugunuz gunlerin gecelerinde, eslerinize yaklasmak size helal kılındı. Esleriniz sizin elbiseleriniz, siz de eslerinizin elbiselerisiniz. Allah nefsinize guvenemeyeceginizi bildigi icin yuzunuze bakıp, size bu lutufta bulundu. Artık bundan boyle onlara yaklasıp Allah'ın sizin icin takdir buyurdugu neslin arayısı icinde olun! Safak vaktine, gunun agarması gecenin karanlıgından fark edilinceye kadar yiyin icin. Sonra gece girinceye kadar orucu tamamlayın! Mescidlerde itikafta bulundugunuz sırada eslerinize yaklasmayın! Bunlar Allah’ın yasak sınırlarıdır, sakın o hudutlara yaklasmayın! Iste boylece Allah insanlara, zararlardan sakınıp korunmaları icin ayetlerini iyice acıklar

    [188] Bir de, birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin. Halkın mallarından bir kısmını, bile bile haksız yere yemek icin, rusvetlerle hakimlere kosmayın

    [189] Sana hilalleri sorarlar. De ki: Onlar insanlar icin; ozellikle hac icin vakit olculeridir. Evlere arka taraftan girmeniz fazilet degildir. Asıl fazilet, haramlardan sakınan insanın gosterdigi fazilettir. Oyleyse evlere kapılardan girin. Allah'a karsı gelmekten sakının ki umdugunuza kavusasınız

    [190] Sizinle savasanlara karsı, siz de Allah yolunda savasın. Fakat haksız yere saldırmayın. Muhakkak ki Allah haddi asanları sevmez

    [191] Onları nerede yakalarsanız oldurun. Sizi cıkardıkları yerden siz de onları cıkarın. Fitne (dinden dondurmek icin iskence yapmak), adam oldurmekten beterdir. Yalnız, onlar, Mescid-i Haram'ın yanında sizinle savasmadıkca, siz de onlarla orada savasmayın, Fakat onlar size savas acarlarsa siz de onlarla savasın. Iste kafirlerin cezası boyledir

    [192] Sayet onlar vazgecerlerse (siz de savastan vazgecin). Zira Allah cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur

    [193] Bu fitne (iskence) ortadan kalkıp din ve itaat yalnız Allah'a mahsus oluncaya kadar onlarla savasın. Eger inkardan ve tecavuzden vazgecerlerse, bilin ki zalimlerden baskasına dusmanlık yoktur

    [194] Haram ay, Haram aya bedeldir. Hurmetler karsılıklıdır. O halde kim size saldırırsa siz de aynısıyla karsılık verin. Allah'a karsı gelmekten sakının ve bilin ki Allah bu sakınanlarla beraberdir

    [195] Allah yolunda malınızı harcayın da, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve hep guzel davranın. Cunku Allah guzel hareket edenleri sever

    [196] Haccı da, umreyi de Allah rızası icin tamamlayın. Eger engellenecek olursanız, o durumda kolayınıza gelen bir kurban gonderin. Kurbanlık, yerine varıncaya kadar basınızı tıras etmeyin. Aranızda hasta, yahut basından rahatsız olan varsa, ona fidye olarak; oruc tutmak, sadaka vermek, yahut kurban kesmek gerekir. Hastalık veya yol emniyeti olmaması gibi sebeplerle haccınızın engellenmesinden emin oldugunuz zaman ise, her kim hacca kadar umre (Temettu) yaparak sevap kazanmak isterse, onun da kolayına gelen bir kurban kesmesi gerekir. Kurbanlık temin edemeyen kimse, uc gun hacda yedi gun de dondugunuz zaman memleketinde olmak uzere tam on gun oruc tutar. Bu (temettu' ve kurban), Harem bolgesinde (Mekke’de) ikamet etmeyenler icindir. Allah’a karsı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının cetin oldugunu iyi bilin

    [197] Hac malum aylardadır. Kim o aylarda haccı ifaya azmederse bilsin ki hac esnasında Ne cinsel yaklasma, ne gunah sayılan davranıslarda bulunma, ne de tartısma ve surtusme caiz degildir. Siz hayır olarak her ne yaparsanız, Allah mutlaka onu bilir. Azıklanın ve bilin ki azıgın en hayırlısı kotuluklerden korunmadır. Oyleyse Bana karsı gelmekten korunun ey akıl sahipleri

    [198] Hac mevsiminde ticaret yaparak, Rabbinizden size gelecek kar ve yarar taleb etmenizde size bir vebal yoktur. Arafat'ta vakfeden ayrılıp sel gibi Muzdelife’ye dogru akın ettiginizde, Mes’ar-ı Haram’da Allah’ı zikredin. O size nasıl guzelce dogru yolu gosterdiyse, siz de oyle guzel bir sekilde O’nu zikredin! Bilirsiniz ki, O’nun yol gostermesinden once siz yolu sasırmıs kimselerdendiniz

    [199] Sonra, insanların sel gibi aktıgı yerden siz de akın edin ve Allah'tan af dileyin! Cunku Allah cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur

    [200] Hac ibadetlerinizi tamamlayınca, vaktiyle atalarınızı anıp onlarla ogundugunuz gibi. Hatta daha fazla, daha hurmetle Allah'ı anın! Bazı kimseler: “Ey Yuce Rabbimiz, bize verecegini bu dunyada ver!” derler. Bunların ahirette nasipleri yoktur

    [201] Bazıları da, “Ey bizim (Yuce) Rabbimiz! Bize bu dunyada da iyilik ve guzellik ver, ahirette de iyilik ve guzellik ver, Ve bizi cehennem atesinden koru!” derler

    [202] Iste bunlar kazandıkları seylerin hayır ve bereketlerini fazlasıyla gorurler. Allah hesabı cok cabuk gorur

    [203] O sayılı gunlerde tekbir getirerek Allah'ı zikredin! Kim acele edip iki gunde donerse ona vebal yoktur. Kim geri kalırsa, gunahlardan korundugu takdirde, ona da vebal yok. Allah’a karsı gelmekten korunun ve bilin ki Hepiniz neticede diriltilip O’nun huzurunda toplanacaksınız

    [204] Insanlardan oylesi vardır ki dunya hayatına dair sozleri senin hosuna gider. Ustelik sozunun ozune uyduguna Allah'ı da sahit gosterir. Halbuki gercekte o, dusmanların en yamanıdır

    [205] Senin yanından ayrılınca, ulkede fesat cıkarmaya calısır, Urunleri ve nesilleri mahvetmek icin ugrasır. Allah, elbette fesadı (bozgunculugu) sevmez

    [206] O adama: “Allah'tan kork da fesat cıkarma!” denildiginde, Kendini benlik ve gurur kaplar ve bu, onu daha fazla gunaha surukler. Boylesinin hakkından cehennem gelir. Gercekten ne fena yataktır o cehennem

    [207] Insanlardan oylesi de vardır ki Allah'ın rızasını kazanmak icin kendisini feda eder. Allah da kullarına pek merhametlidir

    [208] Ey iman edenler! Hepiniz toptan barıs ve selamete girin de seytanın adımlarını izlemeyin. Cunku o, sizin aranızı acan belli bir dusmandır

    [209] Eger size bunca gercekler, acık deliller geldikten sonra haktan ayrılırsanız, Iyi bilin ki: Allah aziz ve hakimdir (son derece guclu, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [210] Seytanın pesinden gidenler ne bekliyorlar? Onlar (akılları sıra), buluttan golgelikler icinde Allah'ın ve meleklerin gelip, Haklarındaki hukmun verilmesini, islerinin bitirilivermesini mi bekliyorlar? Butun isler ve hukumler Allah’a aittir

    [211] Israilogullarına sor, onlara nice acık belgeler verdik! Her kim, Allah'ın kendisine lutfetmis oldugu nimeti degistirirse, iyice bilsin ki Allah’ın cezası pek siddetlidir

    [212] Kafirlere dunya hayatı suslu gosterildi; Bu yuzden iman edenlerle eglenirler. Halbuki Allah'a karsı gelmekten sakınanlar, kıyamet gunu oburlerinin ustundedir. Allah diledigine hesapsız nimetler verir

    [213] Butun insanlar bir tek ummet teskil ediyorlardı. Aralarında ihtilaflar baslayınca, Allah onlara iclerinden mujdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gonderdi. Onların beraberinde, insanlar arasında hukmetmek icin, kitap ve hikmeti gonderdi ki, ihtilaf ettikleri konularda aralarında hukmetsin. Halbuki, o meselelerde anlasmazlıga dusenler, kendilerine apacık ayetlerimiz geldikten sonra, sırf aralarındaki haset yuzunden ihtilafa dusen Ehl-i kitaptan baskası degildi. Allah da, onların hakkında ihtilaf ettikleri gercegi, Kendi izni ile bu iman edenlere bildirdi. Oyle ya, Allah diledigini dogru yola eristirir

    [214] Yoksa siz, daha once gecmis ummetlerin baslarına gelen durumlara maruz kalmadan cennete gireceginizi mi sandınız? Onlar oyle ezici mihnetlere, oyle zorluklara ducar oldular, oyle siddetle sarsıldılar ki, Peygamber ile yanındaki muminler bile “Allah'ın vaad ettigi yardım ne zaman yetisecek?” diyecek duruma geldiler. Iyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır

    [215] Sana Allah yolunda kimlere ve ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: Infak edeceginiz mal anne baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmıs gariplere verilmelidir. Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah muhakkak onu bilir

    [216] Hoslanmasanız da savas size farz kılındı. Olur ki hoslanmadıgınız bir sey sizin icin hayırlı olur. Olur ki sevip arzu ettiginiz bir sey sizin icin serli olur. Gercegi Allah bilir, siz bilmezsiniz

    [217] Sana haram ayı ve bu ayda savasmanın hukmunu sorarlar. De ki: “O ayda savasmak buyuk bir gunahtır. Fakat insanları Allah yolundan engellemek, Allah'ı inkar etmek, Mescid-i Haram’ı ziyareti yasaklamak, o mescidin cemaatini yani Muslumanları oradan cıkarmak ise, Allah nazarında daha buyuk gunahtır. Dinden dondurmek icin iskence, oldurmekten beterdir. Kafirler, ellerinden gelse, sizi dininizden dondurunceye kadar sizinle savasmaktan geri durmazlar. Sizden her kim dininden doner ve kafirlikte devam ederek olurse, iste onların dunyada da,ahirette de yaptıkları bosa gider.Bunlar cehennemlik olup orada ebedi kalacaklardır

    [218] Iman edip (gerektiginde) Allah yolunda hicret ve cihad edenler var ya, iste bunlar Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur

    [219] Sana sarap ve kumar hakkındaki hukmu sorarlar. De ki: Ikisinde de hem buyuk gunah, hem de insanlara bazı menfaatler vardır. Fakat gunahları faydalarından daha coktur. Bir de senden hayır olarak ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: Ihtiyacınızdan artanı harcayın. Boylece Allah size ayetlerini acıklıyor ki dunya ve ahiret hakkında dusunesiniz. [5,90,91; 4,43] {KM, Tekvin 27,28; Tesniye 11,14; Sayılar}

    [220] Sana yetimler hakkında da soru sorarlar. De ki: Onların gerek kendilerini, gerek mallarını iyilestirip gelistirmek, elbette hayırlı bir istir. Eger onlara sahip cıkmak icin kendileriyle beraber oturmak isterseniz bu da mumkundur; Zira onlar sizin kardeslerinizdir. Allah kimin iyilestirme gayesi guttugunu, kimin de isi bozmayı dusundugunu pek iyi bilir. Sayet Allah dileseydi sizi zora kosardı. Muhakkak ki Allah ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [221] Musrik kadınlar iman etmedikce onlarla evlenmeyin! Mumin bir cariye, hosunuza giden hur bir musrik kadından daha hayırlıdır! Mumin kadınları da, onlar iman etmedikce, musriklere nikahlamayınız; Mumin bir kole hosunuza giden hur bir musrikten daha hayırlıdır. Musrikler sizi cehenneme davet ederler. Allah ise sizi Kendi izniyle, cennete ve magfirete davet eder ve uzerinde dusunup gerekli dersi alsınlar diye ayetlerini insanlara acıklar. [2,96; 5,5; 60,10] {KM, Cıkıs 9,12; Tesniye}

    [222] Bir de sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: Bu, bir rahatsızlıktır, Onun icin, adet sırasında kadınlardan geri durun ve onlar temizleninceye kadar, kendilerine cinsel yaklasmada bulunmayın! Temizlendikten sonra, Allah'ın izin verdigi sekilde onlara yaklasın! Allah tovbe ile kendisine donenleri sever, temizlenenleri de sever. {KM, Levililer 15,19-30; Hezekiel}

    [223] Esleriniz sizin nesil yetistiren tarlanızdır. Tarlanıza dilediginiz sekilde varın. Kendiniz icin ilerisini dusunerek hazırlık yapın. Allah'ın haram kıldıgı seylerden korunun ve O’nun huzuruna varacagınızı iyi bilin. (Ey Resulum)! muminleri mujdele

    [224] Bir de Allah adına yemin ederek; iyilik etmeye, gunahlardan uzak durmaya ve insanların arasını duzeltmeye O'nun adını engel yapmayın. Allah hakkıyla isitir ve bilir. [24,22; 5,89] {KM, Cıkıs 20,7; Tesniye}

    [225] Allah sizi yeminlerinizdeki yanılmadan dolayı kınamaz, fakat bilerek yaptıgınız yeminlere uymazsanız sizi sorumlu tutar. Allah cok affedicidir, cezayı cabuklastırmaz (tovbe icin fırsat tanır)

    [226] Eslerine yaklasmamaya yemin eden kocaların, dort ay bekleme hakkı vardır. Sayet kocaları bu sure bitmeden eslerine donerlerse bunda mahzur yoktur. Cunku Allah cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur

    [227] Yok eger bosanmaya azmederlerse, bilsinler ki Allah her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [228] Bosanmıs kadınlar kendilerini tutup yeni bir nikah yapmadan once uc adet beklesinler! Allah'a ve ahirete iman ediyorlarsa, kendi rahimlerinde Allah’ın onceki evlilikten yaratmıs oldugu cocugu veya hayızı gizlemeleri onlara helal olmaz. Kocaları gercekten barısmak istiyorlarsa, bu iddet muddeti icinde onları tekrar almaya baskalarından daha cok hak sahibidirler. Erkeklerin hanımları uzerinde bulunan hakları gibi, hanımların da kocaları uzerinde mesru cercevede hakları vardır. Su kadar ki erkeklerin onların uzerindeki hakları bir derece daha fazladır. Unutmayın ki Allah ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [229] Bosama hakkı iki defadır. Bundan sonra yapılması gereken ya mesru tarzda guzelce birlikte yasama yahut esini guzellikle salıvermedir. Ey kocalar, bosama sırasında esinize daha once vermis oldugunuz mehirden herhangi bir miktar geri almanız size asla helal olmaz; Fakat Allah'ın koydugu hudutlarda durmayacaklarından endise etmeleri hali bunun dısındadır. Sayet siz de onlar gibi, onların Allah’ın koydugu hudutlarda duramayacaklarından (evlilik hukukuna riayet edemeyeceklerinden) endise ederseniz, bu durumda kadının, ayrılmak icin mesru cercevede hakkından bir sey vermesinde, her ikisi icin de bir vebal yoktur. Iste bunlar Allah’ın tayin ettigi sınırlardır ki sakın onları asmayasınız, Her kim Allah’ın hudutlarını asarsa iste onlar zalimlerin ta kendileridir

    [230] Eger koca esini ikinci talaktan sonra ucuncu defa bosarsa, artık baska bir kocaya varıp ondan bosanmadıkca, o kadın ilk kocasına helal olmaz. Ama bu ikinci kocası kendi rızasıyla onu bosar ve kadın ile ilk kocası Allah'ın koydugu evlilik hukukunu yerine getireceklerine inanırlarsa, nikahla bir araya gelmelerinde bir gunah yoktur. Iste bunlar Allah’ın belirledigi hudutlardır ki, bilmek isteyenler icin O bunları beyan buyurmaktadır

    [231] Ey kocalar! Eslerinizi bosar, onlar da iddetlerini bitirirlerse, artık ya onları iyilikle yanınızda tutar, yahut guzellikle salıverirsiniz! Onların hukukuna tecavuz etmek kasdıyla zarar vermek icin eslerinizi alıkoymayın! Kim boyle yaparsa kendine zulmetmis olur. Sakın Allah'ın ayetlerini sakaya almayın! Allah’ın sizin uzerinizdeki nimetleri ve sizi irsad etmek gayesiyle indirmis oldugu kitap ve hikmeti hatırlayın, dile getirin, Allah’a karsı gelmekten sakının ve Allah’ın her seyi hakkıyla bildigini pek iyi bilin

    [232] Ey kocalar! Eslerinizi bosayıp da onlar da iddetlerini tamamladıklarında, kendi aralarında mesru surette anlasmaları durumunda, kocaları ile tekrar nikahlanmaları hususunda onlara baskı yapmayın. Sizden Allah'a ve ahiret gunune iman edenlere bu ayetlerle ogut verilir. Boyle yapmak, sizin icin daha hayırlı, daha nezihtir. Allah bilir, siz bilemezsiniz

    [233] Anneler, cocuklarını iki tam yıl emzirsinler. Bu, emzirmeyi mukemmel sekliyle uygulamak isteyenler icindir. Annelerin, munasip sekilde yiyecegini giyecegini saglamak, babanın gorevidir. Hicbir kimse takatinin dısında bir gorevle yukumlu tutulmaz. Cocuk yuzunden ne annesi, ne de babası zarar gormemelidir. Bu yukumluluk, babanın varisine de duser. Fakat anne baba aralarında gorusup anlasmaya vararak, iki yıldan once, cocuklarını sutten kesmek isterlerse, kendilerine bir vebal yoktur. Sayet cocuklarınızı baskalarına emzirtmek isterseniz, Kendilerine vereceginiz ucreti munasip tarzda odemek sartı ile, bunda da size vebal yoktur. Allah'a karsı gelmekten sakının ve bilin ki Allah yaptıgınız her seyi gormektedir

    [234] Sizden vefat eden erkeklerin eslerinin evlenebilmeleri icin dort ay on gun iddet beklemeleri gerekir. Onlar bu surelerini tamamladıktan sonra, mesru surette kendi haklarında verecekleri karardan oturu size bir sorumluluk yoktur. Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [235] Sizden bu hanımlarla evlenmeyi dusunenlerin bu muddet esnasında, onlara bu niyetlerini cıtlatmalarında veya gonullerinde tutmalarında bir beis yoktur. Allah sizin onları hatırınızdan gecireceginizi pek iyi bilmektedir. Ancak mesru sozler dısında, onlarla gizlice bulusma hususunda sozlesmeyin! Bekleme suresi sona ermeden nikah akdine girismeyin! Allah'ın icinizde saklı olan her seye hakkıyla vakıf oldugunu bilerek O’nun emrine aykırı davranmaktan sakının! Hem de bilin ki Allah cok affedici, cok musamahalıdır, cezayı cabuklastırmaz

    [236] Henuz kendilerine dokunmadan veya mehir belirlemeden kadınları bosamanızda size gunah yoktur. Zengin kudretince, eli dar olan, kendi halince olmak uzere onlara munasip tarzda mut'a versin. Iyiligi siar edinenlere, bunu yapmak bir borctur

    [237] Bir mehir belirlemis olarak, kendilerine dokunmadan eslerinizi bosarsanız, bu takdirde belirlediginiz mehrin yarısını vermeniz gerekir. Ancak esler yahut nikah bagı elinde bulunan kocalar, gozu tok davranırsa baska! (Bu durumda kadın mehrinden vazgecebilir veya erkek mehrin tamamını verebilir). Ey kocalar, sizin bagıslamanız (musamaha gosterip mehrin tamamını bırakmanız) takvaya daha uygun duser! Birbirinize lutuf ve muruvvet gostermeyi unutmayın. Allah sizin butun islediklerinizi gorur

    [238] Namazlara, hele salat-ı vustaya dikkat edin ve kalkıp husu ile Allah'ın divanında durun

    [239] Eger bir korku halinde iseniz, yaya olarak veya binek uzerinde namaz kılın. Fakat guvenlige cıktıgınızda, bilmediginiz seyleri size ogreten Allah'ın ogrettigi gibi ibadetinizi ifa edin

    [240] Sizden geride eslerini bırakarak vefat edecek kocalar, eslerinin bir yıl sure ile evden cıkarılmayıp bıraktıkları maldan gecimlerini saglamasını temin edecek sekilde vasiyette bulunsunlar. Sayet bunlar kendiliklerinden cıkarlarsa bu durumda mesru surette yapacakları sahsi davranıslarından dolayı size vebal yoktur. Allah ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [241] Bosanmıs eslere de orfe gore gonullerini alacak hediye vermek gerekir. Bu, haksızlıktan sakınan takvalılara bir borctur

    [242] Boylece, dusunesiniz diye Allah size ayetlerini iyice acıklar

    [243] Baksana, sayıları binlerce olmasına ragmen olum korkusuyla diyarlarını terkedip cıkan kimselere! Allah onlara:“Olun!” dedi sonra onları diriltti. Dogrusu Allah insanlara lutufkardır, fakat insanların cogu sukretmezler

    [244] Allah yolunda savasın ve bilin ki Allah her seyi isitir, her seyi hakkıyla bilir

    [245] Kimdir o yigit ki Allah'a guzelce odunc verir, Allah da onun verdiginin mukafatını kat kat artırır. Allah rızkı kısar da, bollastırır da. Zaten hepiniz dondurulup O’na goturuleceksiniz. [5,12; 57,11.18; 64,17; 73,20] {KM, Suleymanın Meselleri}

    [246] Musa'dan sonra Israilogullarının ileri gelenlerine dikkat ettin mi? O vakit onlar aralarındaki Peygambere: “Ne olur, bize bir hukumdar tayin et de biz de Allah yolunda cihad edelim!” demislerdi. O cevaben: “Ya savasma emri size farz kılınır, siz de savasmazsanız?” deyince onlar: “Ne diye Allah yolunda cihad etmeyelim ki vatanlarından cıkarılan biz, coluk cocugundan ayrı dusenler yine biziz!” dediler. Fakat savasma kendilerine farz kılınınca iclerinden pek azı haric, hepsi donuverdiler. Allah o zalimleri pek iyi bilir. [KM; Cıkıs 24, 1.9; Sayılar]

    [247] Peygamberleri onlara dedi ki: “Allah size hukumdar olarak Talut'u tayin etti.” Onlar ise: “Biz hukumdarlıga ondan daha layık iken nasıl olur da o bize hukmedebilir ki! Ustelik servetten de nasibi fazla degil!” dediler. Peygamber soyle cevap verdi: “Allah onu size ustun kıldı, ona genis ilim ve saglam bir vucut verdi. Allah hakimiyeti diledigine verir. Allah’ın lutfu boldur, her sey gibi kabiliyet ve liyakatlari de bilir.” [KM, I Samuel]

    [248] Peygamberleri devamla soyle dedi: “Onun hukumdarlıgının alameti, size icinde Rabbinizden bir sekine ile Musa ve Harun'un manevi mirasından bir bakiyyenin bulundugu ve meleklerce tasınan bir sandıgın gelmesidir. Eger iman etmeye niyetli iseniz bunda, elbette sizin icin delil vardır.” [KM, Cıkıs 25,10; I Samuel 14,18; II Samuel]

    [249] Talut ordusunu harekete gecirip sefere cıkınca askerlerine soyle dedi: “Allah sizi, bir ırmakla imtihan edecektir: Imdi onun suyundan icen benden sayılmayacak; Sadece avucuyla aldıgı miktar muaf olmak uzere, Kim onun suyunu icmezse o da benden sayılacaktır.” Derken onların pek azı haric, varır varmaz ondan ictiler. Talut ile yanındaki muminler ırmagı gecince O vakit beri yanda kalanlar “Bugun bizim Calut ve ordusuna karsı duracak takatimiz yoktur” dediler. Olumden sonra diriltilip Allah'ın huzuruna cıkacaklarını bilenler ise soyle dediler:“Nice kucuk topluluklar vardır ki, Allah’ın izniyle, buyuk cemaatlere galip gelmistir. Dogrusu Allah sabredenlerle beraberdir.” [KM, Hakimler]

    [250] Talut'un beraberindeki muminler ise Calut ile ordusuna karsı cıkınca dediler ki: “Ya Rabbena, ustumuze (gurul gurul) sabır yagdır, Ayaklarımıza sebat ver ve kafir topluluga karsı bizi muzaffer eyle!” [KM, I Samuel]

    [251] Derken Allah'ın izniyle onları bozguna ugrattılar. Davud Calut’u oldurdu, Allah ona hukumdarlık ve hikmet verdi ve diledigi bircok sey ogretti. Eger Allah bazı insanların serrini bazıları ile onlemeseydi dunyadaki nizam bozulurdu. Lakin Allah alemlere buyuk lutuf ve inayet sahibidir. [KM, II Samuel 5,3. I Korintos]

    [252] Iste bunlar Allah'ın ayetleri olup Biz sana onları dosdogru bildiriyoruz. Sen elbette resullerdensin

    [253] Biz, o peygamberlerin kimini kimine ustun kıldık. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu, bazısını bircok derecelerle yukseltti. Meryem'in oglu Isa’ya da o acık belgeleri, mucizeleri verdik ve onu Ruhulkudus ile destekledik. Eger Allah dileseydi, onların peslerinden gelenler kendilerine acık delillerin gelmesine ragmen, birbirleriyle savasmazlardı. Lakin ihtilafa dustuler de onlardan bir kısmı iman, bir kısmı ise inkar etti. Sayet Allah dileseydi onlar birbirleri ile savasmazlardı, lakin su var ki Allah diledigi her seyi yapar

    [254] Ey iman edenler! Ne alısverisin, ne bir dosttan yardım beklemenin, ne de bir kimseden sefaat ummanın mumkun olmadıgı bir gun gelmeden once, size nasip ettigimiz seylerden harcayın! Kafirler, zalimlerin ta kendileridir

    [255] Allah o Ilahtır ki Kendisinden baska ilah yoktur. Haydır, kayyumdur kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Goklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Izni olmadan huzurunda sefaat etmek kimin haddine? Yarattıgı mahlukların onunde ardında ne var, hepsini bilir. Mahluklar ise O’nun dilediginden baska, ilminden hicbir sey kavrayamazlar. O’nun kursusu gokleri ve yeri kaplamıstır. Gokleri ve yeri koruyup gozetmek O’na agır gelmez, O oyle ulu, oyle buyuktur. [19,93-95; 53,26; 21,28; 20,110] [KM, Tesniye 5,26; Tekvin 21,33; Cıkıs]

    [256] Dinde zorlama yoktur. Dogru yol, sapıklıktan, hak batıldan ayrılıp belli olmustur. Artık kim tagutu reddedip Allah'a iman ederse, iste o, kopması mumkun olmayan en saglam tutamaga yapısmıstır. Allah her seyi isitir, bilir

    [257] Allah iman edenlerin yardımcısıdır, onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Inkar edenlerin dostları ise tagutlar olup onları aydınlıktan karanlıklara gotururler. Iste onlar cehennemlik kimselerdir ki orada ebedi kalacaklardır. [5, 16; 6,1-153;]

    [258] Allah kendisine hukumdarlık verdigi icin sımararak Rabbi hakkında Ibrahim ile tartısan kisinin haline bir baksana! Ibrahim ona: “Benim Rabbim hayatı veren ve hayatı alandır.” deyince O: “Ben de yasatır ve oldururum.” dedi. Bunun uzerine Ibrahim: “Iste Allah gunesi dogudan dogduruyor, haydi sen de batıdan dogdur bakalım!”der demez kafir donakaldı. Zaten Allah zalimleri hidayet etmez, emellerine kavusturmaz

    [259] Yahut su kimsenin hali gibi ki o bir sehre ugramıstı. Sehrin altı ustune gelmis, ıpıssız yatıyordu. “Allah burayı bu olumunden sonra nasıl diriltecek?” dedi. Bunun uzerine Allah onu yuz yıl boyunca oldurup sonra diriltti. “Olu vaziyette ne kadar kaldın?” diye sorunca o: “Bir gun veya daha az” diye cevap verdi. Allah ona: “Hayır! yuz sene kaldın. Iste yiyecegine ve icecegine bak henuz bozulmamıs. Bir de merkebine bak! (Kemikleri nasıl birbirinden ayrılmıs). Seni de insanlara canlı bir delil yapmak icin oldurup dirilttik. Hele o kemiklere dikkat et, onları nasıl birlestirip yerli yerine koyuyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz!” Boylece isin gercegi kendisine tam manasıyla belli olunca: “Artık pek iyi biliyorum ki Allah her seye kadirdir.” dedi. {KM, Hezekiel}

    [260] Bir vakit de Ibrahim: “Ya Rabbi, oluleri nasıl diriltecegini bana gosterir misin?” demisti. Allah: “Ne o, yoksa buna inanmadın mı?” dedi. Ibrahim soyle cevap verdi: “Elbette inandım, lakin sırf kalbim tatmin olsun diye bunu istedim.” Allah ona: “Dort kus tut, onları kendine alıstır. Sonra kesip her dagın basına onlardan birer parca koy. Sonra da onları cagır! Kosa kosa sana geleceklerdir. Iyi bil ki Allah azizdir, hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir). {KM, Tekvin}

    [261] Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi basak verip her basagında yuz tane bulunan bir tanenin haline benzer. Allah diledigine kat kat fazlasını da verir. Allah'ın lutfu genistir, ilmi her seyi kaplar

    [262] Mallarını Allah yolunda harcayıp da infaklarının ardından minnet etmeyenler, rahatsızlık vermeyenler yok mu, iste onların Rab'leri katında mukafatları vardır. Onlara hicbir endise yoktur ve onlar asla uzulmeyeceklerdir

    [263] Bir tatlı soz, bir kusur bagıslama, pesinden incitme gelen maddi yardımdan (sadakadan) cok daha iyidir. Zira Allah gani ve halimdir (sizin sadakalarınıza muhtac degildir, cok musamahalı olup cezayı cabuk vermez)

    [264] Ey iman edenler! yardım ettiginiz kimselere minnet etmek ve incitmek suretiyle o sadakalarınızı bosa cıkarmayın! Allah'a da, ahirete de inanmadıgı halde sırf insanlara gosteris yapmak icin malını harcayan kimsenin durumuna dusmeyin! Onun durumu, uzerinde azıcık toprak bulunan kaygan bir kayanın durumuna benzer ki, siddetli bir yagmur iner inmez topragı kayıverir, cascavlak kalır. Oyleleri isledikleri hicbir seyden sevap ve mukafat elde edemezler. Zira Allah inkarcıları emellerine kavusturmaz. [4,38.142] {KM, Matta 6,2.5; II Korintos}

    [265] Allah'ın rızasını kollamak Ve ruhlarındaki imanı koklestirmek icin Mallarını harcayanların durumu ise, Bir tepedeki guzel bir bahcenin haline benzer. Bir bahce ki ona bol yagmur yagar, meyvelerini iki kat verir. Bol yagmur dusmese de hafif bir yagmur, bir cisinti de yetisir. Allah ne yaparsanız hepsini gorur

    [266] Sizden herhangi biriniz hic arzu eder mi ki: Kendisinin hurmalıgı ve uzum bagı bulunsun, Bahcede dereler akıyor, icinde her turlu mahsulatı bulunuyor. Ama kendisinin ustune de ihtiyarlık cokmus ve elleri ermez, gucleri yetmez, bakıma muhtac kucuk cocukları var. Derken… atesli bir kasırga kopsun da bagı kasıp kavursun? Iste Allah ayetlerini size boyle apacık bildirir. Olur ki iyi dusunursunuz

    [267] Ey iman edenler! Kazandıgınız seylerin ve yerden sizin icin cıkardıgımız nimetlerin iyi olanlarından Allah yolunda harcayın! Siz goz yummadan, gonlunuze yatmaksızın almayacagınız bayagı seyleri vermeye kalkmayın! Iyi bilin ki: Allah ganidir, hamiddir (kimseye ihtiyacı yoktur, butun ovgulere layıktır)

    [268] Seytan sizi (hayırda harcamakla) muhtac olacaksınız diye korkutur, sizi cimrilige ve cirkin seylere tesvik eder. Allah ise kendi katından bir af ve lutuf vaad buyurur. Allah'ın ihsanı genistir, her seyi hakkıyla bilir

    [269] O hikmeti diledigine verir. Kime hikmet nasib edilmisse, dogrusu ona pek cok hayır verilmistir. Ancak tam akıllı olanlar gercekleri anlar ve dusunurler

    [270] Hayır olarak harcadıgınız her seyi, adadıgınız her adagı, Allah mutlaka bilir ve mukafatını verir. Fakat zalimlerin ahirette yardımcıları olmaz

    [271] Allah rızası icin yaptıgınız maddi yardımlarınızı acıkca verirseniz ne guzel! Ama bu hayırlarınızı saklı tutar ve muhtaclara ulastırırsanız, Bu sizin icin daha hayırlı olur Ve Allah bu sebeple bir kısım gunahlarınızı affeder.Allah, yaptıgınız butun seylerden haberdardır

    [272] Onları hak yola getirmek senin gorevin degil, lakin Allah diledigini dogru yola getirir. Hayır olarak yaptıgınız her harcama sadece kendiniz icindir. Zaten siz Allah rızasını aramaktan baska bir gaye ile infak etmezsiniz. Islediginiz her hayrın mukafatı size tamamen verilir ve sizin hakkınız yenmez.

    [273] Bu yardımlar, kendilerini Allah yoluna vakfeden yoksullar icindir. Bunlar yeryuzunde dolasıp gecimlerini saglama imkanı bulamazlar. Halktan istemekten geri durmaları sebebiyle, onların gercek hallerini bilmeyen kimse, onları zengin sanır. Ey Resulum, sen onları simalarından tanırsın! Onlar yuzsuzluk ederek halktan bir sey istemezler. Sunu bilin ki, hayır adına her ne verirseniz mutlaka Allah onu bilir

    [274] Mallarını gece ve gunduz, gizli ve asikar olarak hayra harcayanlar var ya, iste onların Rab'leri katında mukafatları vardır. Onlara korku yoktur ve onlar asla uzulmeyeceklerdir

    [275] Faiz yiyenler tıpkı seytanın carptıgı kimsenin kalkısı gibi kalkarlar. Bu, onların “Alıs veris de faiz gibidir.” demelerindendir. Halbuki Allah alıs verisi mubah, faizi ise haram kılmıstır. Her kime Rabbinden bir talimat gelir, o da faizden vazgecerse, daha once yaptıgı muamele kendisi icin gecerlidir, hakkındaki hukum de Allah'a aittir. Her kim tekrar faizcilige baslarsa, iste onlar cehennemliktir, hem de orada ebedi kalacaklardır. {KM, Cıkıs 22,24; Levililer 25,36-37; Tesniye}

    [276] Allah faizin bereketini eksiltir, zekat ve sadakaları ise nemalandırır. Hem Allah kafirlikte ileri giden, gunahta ısrarlı hicbir kimseyi sevmez

    [277] Iman eden, makbul ve guzel isler yapanların, namazı hakkıyla ifa eden, zekat verenlerin...Iste onların, Rab'leri nezdinde mukafatları vardır. Onlar icin hicbir endise yoktur ve onlar asla uzulmeyeceklerdir

    [278] Ey iman edenler! Allah'a karsı gelmekten sakının ve eger mumin iseniz geri kalan faizi terkedin

    [279] Eger boyle yapmazsanız Allah ve Resulu tarafından size savas acıldıgını biliniz! Eger faizcilikten tovbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Boylece ne haksızlık eder, ne de haksızlıga ugrarsınız

    [280] Eger borclu sıkıntıda ise, kolaylıga cıkıncaya kadar ona muhlet verin! Sayet bilirseniz, alacagınızı bagıslamanız sizin icin daha da hayırlıdır

    [281] Oyle bir gunde rezil olmaklıktan sakının ki, O gun Allah'ın huzuruna cıkarılacaksınız, Sonra her kisiye kazandıgının karsılıgı tamamen odenecek Ve kendilerine asla haksızlık edilmeyecektir

    [282] Ey iman edenler! Belirli bir vadeye kadar birbirinize borc verdiginiz zaman onu kaydedin! Aranızda dogrulukla tanınmıs bir katip onu yazsın! Katip, Allah'ın kendisine ogrettigi gibi (adalete uygun olarak) yazmaktan kacınmasın da yazsın! Uzerinde hak olan borclu kisi akdi yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan sakınsın da borcundan hicbir sey noksan bırakmasın! Eger uzerinde hak olan borclu, akılca noksan veya kucuk veya yazdırmaktan aciz bir kimse ise, onun velisi adalet olculeri icinde yazdırsın! Icinizden iki erkek sahit de tutun! Iki erkek bulunmazsa o zaman dogruluklarından emin oldugunuz bir erkek ile iki kadının sahitligini alın! (Bir erkek yerine iki kadının sahit olmasına sebep) birinin unutması halinde ikincisinin hatırlatmasına imkan vermek icindir. Sahitler cagırıldıklarında, sahitlikten kacınmasınlar! Siz yazanlar da, borc az olsun, cok olsun, vadesiyle birlikte yazmaktan usenmeyin! Boyle yapmak, Allah katında daha adil, sahitligi ifa etmek icin daha saglam ve supheyi gidermek icin daha uygun bir yoldur. Ancak aranızda hemen alıp vereceginiz pesin bir ticaret olursa, onu yazmamakta size bir gunah yoktur. Alıs veris yaptıgınız zaman da sahit tutun! Ne katip, ne de sahit asla magdur edilmesin. Bunu yapar, zarar verirseniz, dogru yoldan ayrılmıs, Allah’a itaatin dısına cıkmıs olursunuz. Allah’a itaatsizlikten sakının! Allah size en uygun tutumu ogretiyor. Cunku Allah her seyi hakkıyla bilir. [8,29; 57,28] {KM, Tesniye 19,15.Matta 18,16; Yuhanna}

    [283] Eger yolculuk halinde iseniz ve katip bulamazsanız, o takdirde borc karsılıgıda rehin alırsınız. Sayet birbirinize guvenirseniz, guvenilen kimse Rabbi olan Allah'tan korksun da Uzerindeki emaneti odesin! Bir de sahitligi, gorup bildiginizi gizlemeyin! Bildigini gizleyenin kalbi gunahkar olur. Allah her ne yaparsanız bilir

    [284] Goklerde ve yerde olan her sey Allah'ındır. Ey insanlar! Siz icinizdeki seyleri acıga vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onlardan dolayı hesaba ceker. Sonra diledigini affeder, diledigini azaba ugratır. Dogrusu Allah her seye kadirdir

    [285] Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, muminler de! Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. “O’nun resullerinden hic birini digerinden ayırt etmeyiz.” dediler ve eklediler: “Isittik ve itaat ettik ya Rabbena, affını dileriz, donusumuz Sanadır.”

    [286] Allah hicbir kimseyi guc yetiremeyecegi bir sekilde yukumlu tutmaz. Herkesin kazandıgı iyilik kendi lehine, isledigi fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbena! Eger unuttuk veya kasıtsız olarak yanlıs yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma! Ya Rabbena! Bizden oncekilere yukledigin gibi agır yuk yukleme! Ya Rabbena! Takat getiremeyecegimiz seylerle bizi yukumlu tutma! Affet bizi, lutfen bagısla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlamız, yardımcımız! Kafir topluluklara karsı Sen yardım eyle bize

    Surah 3
    Âl-i İmrân

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Allah o Ilahtır ki Kendinden baska tanrı yoktur. Hay O'dur, kayyum O’dur

    [3] Sana kitabı, gercegin ta kendisi ve daha once indirilen kitapları tasdik edici olarak indiren O'dur. Bundan once de, insanlara dogru yolu gostermek icin Tevrat ve Incil’i indirmisti

    [4] Dogruyu egriden, hakkı batıldan ayırd eden Furkanı da indirdi. Allah'ın ayetlerini inkar edenlere pek cetin bir azap vardır. Oyle ya, Allah daima azizdir (mutlak galiptir, mazlumların) intikamını alır. [2,53; 5,95; 14,47; 39,37; 32,22; 43;41; 44,16] {KM, Tesniye 32,35; Mezmurlar 94,1; Yeremya}

    [5] Ne yerde, ne de gokte hicbir sey Allah'a gizli kalmaz

    [6] O'dur ki annelerinizin rahimlerinde size diledigi sekli verir. O’ndan baska tanrı yoktur. azizdir, hakimdir. (mutlak galip, tam hukum ve hikmet sahibidir). [18,37; 22,9; 40,64; 95,4] {KM, Mezmurlar 33,15; Yeremya}

    [7] Bu muazzam kitabı sana indiren O'dur. Onun ayetlerinin bir kısmı muhkem olup bunlar Kitabın esasıdır. Ayetlerin bir kısmı ise mutesabihtir. Kalplerinde egrilik olanlar sırf fitne cıkarmak, insanları saptırmak ve kendi arzularına gore yorumlamak icin mutesabih kısmına tutunup onlarla ugrasır dururlar. Halbuki onların hakikatini, gercek yorumunu Allah’tan baskası bilemez. Ilimde ileri gidenler: “Biz ona oldugu gibi inandık. Hepsi de Rabbimizin katından gelmistir.” derler. Bunları ancak tam akıl sahipleri dusunup anlar ve soyle yalvarırlar

    [8] “Ey bizim kerim Rabbimiz, bizi dogru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bagısla. Suphesiz bagısı bol olan vehhab Sensin Sen!”

    [9] “Sen, geleceginde hic suphe olmayan bir gunde butun insanları bir araya toplayacaksın. Allah sozunden asla donmez.”

    [10] Dini inkar edenlerin ne malları ne de evlatları, mustahak olmaları sebebiyle Allah'ın verecegi cezayı onlemede, kendilerine asla fayda veremezler. Iste onlar cehennemin yakıtıdırlar

    [11] Tıpkı Firavun taraftarlarının ve onlardan daha oncekilerin gidisi gibi. Onlar, ayetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini curumleri sebebiyle kıskıvrak yakaladı. Allah'ın cezası pek siddetlidir

    [12] Inkar edenlere de ki: “Siz maglup olacak, hasredilip toplanacak ve cehenneme suruleceksiniz!” Orası ne fena bir yataktır

    [13] Birbiriyle karsılasan iki toplulukta size buyuk bir ibret vardı: Bunlardan biri Allah yolunda vurusuyordu. Digeri ise kafir idi. O kafirler Muslumanları, bizzat gozleriyle kendilerinin iki misli goruyorlardı. Allah, diledigi kimseleri nusratıyla destekler. Elbette bunda gorecek gozleri olanlar icin alınacak ibret vardır

    [14] Kadınlar, ogullar, yıgın yıgın biriktirilmis altın ve gumus, guzel cins atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin hosuna giden seyler insanlara cazip gelmektedir. Bunlar dunya hayatının gecici bir metaından ibarettir. Asıl varılacak guzel yer ise, Allah'ın katındadır

    [15] De ki: “Size, ihtirasla istediginiz o seylerden cok daha iyisini bildireyim mi? Iste Allah'a karsı gelmekten sakınan muttakiler icin Rab’leri nezdinde icinden ırmaklar akan cennetler olup, kendileri orada ebedi kalacaklardır. Hem orada onlara tertemiz esler ve hepsinin de ustunde Allah’ın rızası vardır. Allah butun kullarını hakkıyla gormektedir

    [16] O muttakiler: “Ey bizim kerim Rabbimiz, biz iman ettik, gunahlarımızı bagısla ve bizi cehennem azabından koru!” diye yalvarırlar

    [17] Onlar sabırlı, imanlarında sadık ve samimi, Allah'ın huzurunda itaatla divan duran, mallarını hayırda harcayan, seher vakitlerinde Allah’tan af dileyen muminlerdir

    [18] Allah'tan baska tanrı bulunmadıgına sahid bizzat Allah’tır. Butun melekler, hak ve adaletten ayrılmayan ilim adamları da bu gercege, aziz ve hakim (mutlak galip, tam hukum ve hikmet sahibi) Allah’tan baska tanrı olmadıgına sahittirler

    [19] Allah katında hak din, Islam'dır. O Ehl-i kitabın ihtilafları, kendilerine gercegi bildiren ilim geldikten sonra, sırf aralarındaki haset ve ihtiras yuzunden olmustur. Allah’ın ayetlerini inkar edenler bilsinler ki, Allah onların hesabını cabuk gorur

    [20] Buna karsı seninle munakasaya kalkısanlara de ki: “Ben yuzumu, ozumu Allah'a teslim ettim. Bana baglı olanlar da O’na teslim oldular.” O Ehl-i kitapla, kitap ehli olmayan ummilere (musriklere) de ki: “Siz de teslim olup musluman olmaya var mısınız?” Eger hakka teslim olup Islam’a girerlerse dogru yolu bulmus olurlar. Yok, eger yuz cevirirlerse, sana dusen gorev, sadece hakkı tebligdir. Allah kullarını hakkıyla gorur

    [21] Allah'ın ayetlerini inkar edenleri, haksız yere peygamberleri oldurenleri, adaleti isteyip yaymak isteyenlerin canlarına kıyanları, can yakıcı bir ceza ile mujdele

    [22] Iste onların butun yaptıkları, dunyada da, ahiret'te de bosa gitmistir. Kendilerini bu halden kurtaracak hicbir yardımcıları da yoktur

    [23] Baksana o kendilerine kitaptan bir pay verilenlere! Aralarında hakem olması icin Allah'ın kitabına davet ediliyorlar da, sonra onlardan bir grup yuz cevirerek donup gidiyorlar

    [24] Bunun sebebi onların: “Cehennem atesi bize sayılı gunler dısında asla dokunmayacaktır.” iddialarıdır. Uydurdukları bu gibi seyler, dinleri hakkında kendilerini aldatmıstır

    [25] Gercekleseceginden hicbir suphe bulunmayan o kıyamet gununde, kendilerini bir araya topladıgımız ve her sahsa, yaptıgının karsılıgının tam verilip, asla haksızlıga ugratılmadıgı o gun gelince halleri ne olacak

    [26] De ki: “Ey mulk ve hakimiyet sahibi Allah'ım!” Sen mulku diledigine verir, dilediginden onu ceker alırsın! Diledigini aziz, diledigini zelil kılarsın! Her turlu hayır yalnız Sen’in elindedir! Sen elbette her seye kadirsin

    [27] Geceyi gunduze katar gunu uzatırsın, gunduzu geceye katar geceyi uzatırsın. Oluden diri, diriden olu cıkarırsın. Sen diledigin kimseye sayısız rızıklar verirsin!”

    [28] Muminler, muminleri bırakıp, kafirleri veli edinmesinler! Kim boyle yaparsa, Allah ile ilisigini kesmis olur. Ancak onlar tarafından gelebilecek bir tehlike olursa baska! Allah sizi, Kendisine isyan etmekten sakındırır. Donus yalnız Allah'adır

    [29] De ki: “Icinizdekini gizleseniz de, acıklasanız da mutlaka Allah onu bilir. Butun goklerde ve yerde olanları da bilir. Allah, her seye kadirdir.” {KM, Vahiy}

    [30] Gun gelecek, her kisi gerek hayır olarak, gerek kotuluk olarak ne islemisse, hepsini onunde bulacak. Yaptıgı kotulukten bucak bucak kacmak isteyecek. Allah sizi, Zatına karsı gelmekten sakındırır. Dogrusu Allah kullarına karsı pek sefkatlidir

    [31] Ey Resulum, de ki: “Ey insanlar, eger Allah'ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Allah gafurdur, rahimdir! (cok affedicidir, engin merhamet ve ihsan sahibidir)

    [32] De ki: “Allah'a ve Resulullaha itaat ediniz. Sayet yuz cevirirlerse, bilsinler ki Allah kafirleri sevmez.” [3,132; 8,1.20.46; 58,13] {KM, Luka}

    [33] Gercek su ki Allah Adem'i, Nuh’u, Ibrahim ailesi ile Imran ailesini, birbirinden gelen tek zurriyet halinde butun insanlardan suzup onlara ustun kılmıstır. Allah semi’dir, alimdir (her seyi hakkıyla isitir, mukemmel tarzda bilir). [2,47; 66,12] {KM, Cıkıs}

    [34] Gercek su ki Allah Adem'i, Nuh’u, Ibrahim ailesi ile Imran ailesini, birbirinden gelen tek zurriyet halinde butun insanlardan suzup onlara ustun kılmıstır. Allah semi’dir, alimdir (her seyi hakkıyla isitir, mukemmel tarzda bilir). [2,47; 66,12] {KM, Cıkıs}

    [35] Hani bir vakit Imran'ın hanımı soyle demisti: “Ya Rabbi, karnımda tasıdıgım cocugumu sana adadım, her turlu bagdan azade olarak senin yoluna hizmet edecektir. Adagımı lutfen kabul buyur. Suphesiz (duaları isiten, niyetleri bilen) semi ve alim yalnız Sen’sin!”

    [36] Derken onu dogurunca da: “Ya Rabbi, dedi, ben bir kız dogurdum. -Zaten Allah ne dogurdugunu pek iyi biliyordu-, erkek evlat, elbette kız gibi degildir. Ben onun adını Meryem koydum. Onu da, onun neslinden gelecekleri de o mel'un seytanın serrinden korumanı niyaz ediyorum.”

    [37] Rabbi onu guzellikle kabul buyurdu ve pek guzel bir tarzda yetistirdi. Onu Zekeriyya'nın egitim ve himayesine verdi. Zekeriyya onun yanına Mabede ne zaman girse beraberinde yiyecekler bulurdu. “Meryem! Bu yiyecekleri nereden buluyorsun?” deyince de o: “Bunlar Allah tarafından gonderiliyor. Muhakkak ki Allah diledigine sayısız rızıklar verir.” derdi

    [38] Iste o sırada Zekeriyya Rabbine niyaz edip “Ya Rabbi, dedi, bana Senin tarafından tertemiz, hayırlı zurriyet ihsan eyle! Suphesiz ki Sen duaları isitip icabet edersin.”

    [39] Zekeriyya mihrapta namaz kılmakta iken melekler kendisine seslenip: “Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi tasdik edecek, hem efendi, hem gayet zahid, hem peygamber olacak olan Yahya’yı mujdeler.” dediler

    [40] O: “Ya Rabbi, dedi, nasıl benim cocugum olabilir ki ihtiyarlık basıma cokmus, hanımım ise kısır hale gelmistir?” Allah: “Boyle de olsa, Allah diledigini yapar” buyurdu

    [41] O: “Ya Rabbi, bana oglum olacagına dair bir alamet bildirir misin?” deyince, Allah: “Senin isaretin sudur: “Uc gun muddetle halkla isaretlesme dısında konusmayacaksın! Rabbini cok zikret, sabah aksam onu tesbih ve tenzih et!” buyurdu. {KM, Luka}

    [42] Hani Melekler dediler ki: “Meryem! Muhakkak ki Allah seni secti. Seni tertemiz kıldı hatta seni dunyadaki butun kadınlara ustun kıldı. [7,144] {KM, Hakimler 5,24. Luka}

    [43] “Meryem! Saygı dolu bir gonulle huzurunda durup Rabbine ibadet et, secdeye kapan ve ruku edenlerle beraber ruku et.”

    [44] Iste bunlar gayb kabilinden haberler olup onları Biz sana vahyediyoruz. Yoksa onlar Meryem'i kimin himaye edecegine dair kur’a cekerlerken ve birbirleriyle tartısırlarken sen yanlarında bulunmuyordun

    [45] Gun geldi, melekler ona: “Meryem! Allah, Kendisi tarafından bir kelime verecegini sana mujdeliyor. Adı Isa, lakabı Mesih, sıfatı Meryem ogludur. Dunyada da ahirette de itibarlı, Allah'a en yakın kullardan olacaktır. [19,21] {KM, Luka 1,26-38; Matta 1,16; Yuhanna}

    [46] Besiginde de, yetiskinliginde de insanlara hitap edip onlarla konusacak, salih insanlardan olacaktır. [5,110; 19,29] {KM, Matta}

    [47] Meryem: “Ya Rabbi, bana hicbir erkek eli degmedigi halde nasıl olur da cocugum olabilir?” deyince, Allah soyle buyurdu: “Oyle de olsa, Allah diledigini yaratır. Zira O, bir seyin var olmasına hukum verince sadece “ol” der, o da derhal oluverir.” [2,117; 3,59; 19,35] {KM, Luka}

    [48] (Melekler Hz. Isa hakkında Meryem ile konusurken onun su sıfatlarını da ilave ettiler:) “Allah ona kitabı (yazmayı), hikmeti, Tevrat ve Incil'i ogretecektir. Onu Israilogullarına resul olarak gonderecek, o da onlara soyle diyecektir: “Size Rabbiniz tarafından bir mucizeyle gonderildim: Ben size camurdan kus sekline benzer bir sey yapar icine uflerim, o da Allah’ın izniyle hemen kus oluverir. Keza ben anadan dogma koru ve abrası iyilestirir, hatta Allah’ın izniyle oluleri diriltirim. Evlerinizde ne yediginizi ve biriktirip sakladıklarınızı da bilirim. Eger inanmaya niyetiniz varsa, elbette bunlarda sizin icin alacak dersler vardır. [5,110; 19,21.30] {KM, Markos 7,32-35; Matta 15,30; 8,1-3; Luka}

    [49] (Melekler Hz. Isa hakkında Meryem ile konusurken onun su sıfatlarını da ilave ettiler:) “Allah ona kitabı (yazmayı), hikmeti, Tevrat ve Incil'i ogretecektir. Onu Israilogullarına resul olarak gonderecek, o da onlara soyle diyecektir: “Size Rabbiniz tarafından bir mucizeyle gonderildim: Ben size camurdan kus sekline benzer bir sey yapar icine uflerim, o da Allah’ın izniyle hemen kus oluverir. Keza ben anadan dogma koru ve abrası iyilestirir, hatta Allah’ın izniyle oluleri diriltirim. Evlerinizde ne yediginizi ve biriktirip sakladıklarınızı da bilirim. Eger inanmaya niyetiniz varsa, elbette bunlarda sizin icin alacak dersler vardır. [5,110; 19,21.30] {KM, Markos 7,32-35; Matta 15,30; 8,1-3; Luka}

    [50] Keza ben, benden onceki Tevrat'ı tasdik etmek ve size (Musa seriatinde) haram kılınan bazı seyleri mubah kılmak icin geldim. Dogrusu ben size Rabbiniz tarafından bir mucize getirdim. Oyleyse Allah’a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin.” [43,63] {KM, Matta}

    [51] Suphe yok ki Allah hem sizin, hem de benim Rabbimdir. Oyleyse, yalnız O'na ibadet edin. Iste dogru yol budur. {KM, Yuhanna}

    [52] Ne zaman ki Isa onların inkarlarında ısrar ettiklerini hissetti, “Allah'a giden yolda bana yardım edecek kim var?” dedi. Havariler: “Allah yolunda yardımcılar biziz. Biz Allah’a iman ettik. Ey Isa, bizim Musluman olup Allah’a itaat ettigimize sen de sahid ol!” [5, 111-112; 61,14] {KM, Yuhanna}

    [53] “Ya Rabbena! Indirdigin kitaba iman edip Elcinin yolunu tuttuk. “Sen de bizi, birligini ve nebilerini tanıyan sahitlerle birlikte yaz!” dediler. {KM, Luka 24,48; Yuhanna 15,27; Resullerin isleri}

    [54] Oburleri ise hileler yaptılar. Allah da onların hilelerini bosa cıkardı. Allah, hileleri bosa cıkarmakta pek gucludur

    [55] O zaman Allah soyle buyurmustu: “Isa! seni oldurecek olan, onlar degil Ben'im. Seni Kendi nezdime yukseltecek, seni inkarcıların icinden kurtarıp temize cıkaracak ve sana tabi olanları ta kıyamete kadar kafirlere ustun kılacak olan da Ben’im. Sonra hepinizin donusu Bana olacak. Ben de aranızda ihtilaf ettiginiz konularda hukmumu verecegim

    [56] Hasılı, inkar edenleri hem dunyada, hem ahirette siddetli bir azap ile cezalandıracagım. Onları bu azaptan kurtarabilecek yardımcılar da bulunmayacaktır

    [57] Iman edip makbul ve guzel isler yapanların ise mukafatlarını tam tamına odeyecektir. Allah zalimleri sevmez

    [58] Ey Resulum! iste bunlar, bu vak'alar, sana bildirdigimiz ayetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dandır

    [59] Allah yanında Isa'nın durumu, aynen Adem’in durumu gibidir. Allah Adem’i topraktan yaratıp “ol” dedi, o da derhal oluverdi

    [60] Hakikat, Rabbinin tarafından gelir. Bunda hicbir tereddudun olmasın

    [61] Artık sana bu ilim geldikten sonra, kim seninle Isa hakkında tartısmaya girerse de ki: “Haydi gelin ogullarımızı ve ogullarınızı, hanımlarımızı ve hanımlarınızı ve bizzat kendimizi ve kendinizi cagırıp, sonra da gonulden Allah'a yalvaralım da bu konuda kim yalancı ise Allah’ın lanetinin onların uzerine inmesini dileyelim!”

    [62] Iste isin gercegi budur. Dogrusu Allah'tan baska hicbir ilah yoktur. Allah hic suphesiz azizdir, hakimdir (mutlak galip, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [63] Eger yuz cevirirlerse, muhakkak ki Allah o fesatcıları hakkıyla bilir

    [64] De ki: “Ey Ehl-i kitap! Bizimle sizin aramızda birlesecegimiz, musterek ve adil su sozde karar kılalım: “Allah'tan baskasına ibadet etmeyelim. O’na hicbir seyi serik kosmayalım, kimimiz kimimizi Allah’tan baska rab edinmesin.” Eger bu daveti reddederlerse: “Bizim, Allah’ın emirlerine itaat eden muminler oldugumuza sahid olun!” deyin

    [65] Ey Ehl-i kitap! Tevrat da, Incil de kendisinden cok sonra gonderildikleri halde, ne diye Ibrahim hakkında iddialasıyorsunuz? Buna da mı akıl erdiremiyorsunuz

    [66] Haydi diyelim ki az cok bildiginiz konularda tartısıyorsunuz. Peki ne diye hakkında bilginiz olmayan hususlarda tartısıyorsunuz! Halbuki isin dogrusunu Allah bilir, siz bilemezsiniz

    [67] Iste bu konudaki gercek sudur: Ibrahim Yahudi de degildi, Hıristiyan da degildi, Lakin o batıl dinlerden uzaklasmıs, tertemiz halis bir Musluman idi, Ve asla musriklerden olmamıstı

    [68] Insanlar icinde Ibrahim'e en yakın olanlar, ona tabi olanlar, bu Peygamber ve bu Peygambere iman edenlerdir. Allah muminlerin dostudur

    [69] Ehl-i kitaptan bir kısmı, sizi inancınızdan saptırmak istedi. Halbuki onlar sadece kendilerini saptırırlar da bunun farkına bile varmazlar

    [70] Ey Ehl-i kitap! Siz de yanınızdaki kitaplarda dogruluguna tanık olup dururken, Allah'ın ayetlerini ne diye inkar ediyorsunuz

    [71] Ey Ehl-i kitap! Nicin bile bile Batılı hakka karıstırıyor, nicin bile bile hakikati gizliyorsunuz

    [72] Ehl-i kitaptan bir guruh birbirlerine, soyle dediler: “Su Muslumanlara indirilen kitaba gunun baslangıcında (zahiren) iman edin, sonunda da inkar edin, olur ki onlar da supheye dusup dinlerinden donerler. Ve bir de kendi dininize tabi olandan baskasına sakın ha guvenmeyin!” Ey Resulum, de ki: “Dogru yol, Allah'ın yoludur,” Yine onlar kendi aralarında: “Size verilen vahyin, baskalarına da verildigine veya Rabbinizin huzurunda Muslumanların karsı delil getirip sizi maglup edeceklerine inanmayın!” derler. De ki: “Lutuf Allah’ın elindedir, diledigine ihsan eder. Allah vasi ve alimdir (lutfu boldur, her seyi hakkıyla bilir)

    [73] Ehl-i kitaptan bir guruh birbirlerine, soyle dediler: “Su Muslumanlara indirilen kitaba gunun baslangıcında (zahiren) iman edin, sonunda da inkar edin, olur ki onlar da supheye dusup dinlerinden donerler. Ve bir de kendi dininize tabi olandan baskasına sakın ha guvenmeyin!” Ey Resulum, de ki: “Dogru yol, Allah'ın yoludur,” Yine onlar kendi aralarında: “Size verilen vahyin, baskalarına da verildigine veya Rabbinizin huzurunda Muslumanların karsı delil getirip sizi maglup edeceklerine inanmayın!” derler. De ki: “Lutuf Allah’ın elindedir, diledigine ihsan eder. Allah vasi ve alimdir (lutfu boldur, her seyi hakkıyla bilir)

    [74] Rahmetini, nubuvvetini diledigi kuluna has kılar. Allah buyuk lutuf ve inayet sahibidir.”

    [75] Ehl-i kitaptan oylesi vardır ki kendisine yuklerle altın emanet bıraksan onları sana oder. Ama oylesi de vardır ki, bir altın bile versen basında dikilip durmadıkca onu sana geri vermez. Bunun sebebi, onların: “Ummiler hakkında ne yaparsak mubahtır, ondan dolayı sorumlu olmayız.” demeleridir. Onlar bile bile, Allah hakkında yalan uydururlar

    [76] Hakikat oyle degil, kim ahdini yerine getirir ve haramlardan sakınırsa, bilsin ki Allah da o sakınanları sever

    [77] Onemsiz bir menfaat karsılıgında, Allah'a verdikleri ahdi ve yeminlerini bozanların ahirette hicbir nasipleri yoktur. Kıyamet gunu Allah onlarla konusmayacak. Onların yuzlerine bakmayacak ve onları temize cıkarmayacaktır. Onların hakkı cok acı bir azaptır

    [78] Ehl-i kitaptan bir kısmı da, aslında kitaptan olmadıgı halde, Sizin kitaptan zannetmeniz icin, Okurken agızlarını dillerini egip bukerler (bazı kelimelerin telaffuzunu degistirirler). Bir seyler soyleyip, “Bu Allah tarafındandır.” derler. Halbuki o, Allah tarafından degildir. Bile bile Allah adına yalan uydururlar

    [79] Allah'ın kendisine kitap, hukum ve nubuvvet verdigi hicbir insanın kalkıp da halka: “Allah’ın yanı sıra bana da kul olun.” deme yetkisi yoktur. Lakin o insanlara: “Ogretmekte ve okuyup okutmakta oldugunuz kitap sayesinde rabbani olun.” der

    [80] Ve o size: “Melekleri ve peygamberleri rab edinin.” diye bir emir de vermez. Siz Allah'a boyun egen Musluman olduktan sonra, Hic kalkıp sizin kufre sapmanızı emreder mi

    [81] Hem Allah, vaktiyle peygamberlerden “Size kitap ve hikmet vermemden sonra, Sizin yanınızda bulunan kitabı tasdik edici bir peygamber geldiginde, mutlaka ona inanıp yardımcı olacaksınız.” diye soz almıstır. Allah: “Bunu kabul ettiniz, bu agır yukumu sırtınıza aldınız mı?” dediginde onlar: “Kabul ettik” diye kesin soz verince, Allah Teala: “Siz de sahit olun, zaten Ben de sizinle beraber sahitlik edecegim.” buyurdu

    [82] Artık kim bundan sonra haktan yuz cevirirse, iste onlar dinden cıkmıs fasıklardır

    [83] Goklerde ve yerde bulunan kim varsa, gerek isteyerek, gerek istemeyerek Allah'a itaat ederken, Hepsi dondurulup O’na goturulurken, Onlar kalkıp Allah’ın dininden baska bir din mi arıyorlar

    [84] De ki: “Biz Allah'a iman ettik. Bize indirilen vahye, Ibrahim’e, Ismail’e Ishak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilen keza Musa’ya, Isa’ya, hasılı butun peygamberlere Rab’leri tarafından verilen vahiylere de iman ettik. (Peygamberlikleri noktasında) onlar arasında hicbir ayrım yapmayız ve biz yalnız Allah’a teslim oluruz

    [85] Kim Islam'dan baska bir din ararsa, Bilsin ki bu din asla ondan kabul edilmeyecek Ve o ahirette ziyan edenlerden olacaktır

    [86] Kendilerine kesin ve acık deliller gelmis ve Resulun hak peygamber olduguna sehadet etmis iken, imanlarından sonra kufre sapan bir toplulugu hic Allah hidayete erdirir mi? Yok, yok! Allah, zalimler guruhunu cennete giden yola koymaz, emellerine kavusturmaz

    [87] Boylelerinin cezası, Allah'ın, meleklerinin ve butun insanların lanetine ugramaktır

    [88] Onlar bu lanetin icinde ebedi kalacaklardır. Ne cezaları hafifletilecek, ne de yuzlerine bakılacaktır

    [89] Ancak daha sonra tovbe edip nefislerini ıslah edenler, bu hukmun dısındadır. Cunku Allah gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [90] Imanlarından sonra kufre sapanların, sonra inkarda daha da ileri gidenlerin tovbeleri asla kabul edilmez. Iste asıl sapıklar bunlardır

    [91] Inkar yoluna sapan ve kafir olarak can veren kimseler, kurtulus fidyesi olarak dunya dolusunca altın verseler de, mumkun degil, hicbirinden kabul edilmeyecektir. Bunların hakkı, cok acı bir azaptır ve kendilerini bundan kurtaracak olan da yoktur

    [92] Sevdiginiz mallarınızdan Allah yolunda harcamadıkca “fazilet” mertebesine ulasamazsınız. Bununla beraber her ne infak ederseniz, Allah mutlaka onu bilir

    [93] Tevrat indirilmeden once, Israil'in (yani Yakub’un) kendi nefsine haram kıldıgı haric, diger butun yiyecekler Israilogullarına helal idi. De ki: Iste meydan! Iddianızda tutarlı iseniz Tevrat’ı getirip okuyun

    [94] Artık kim bundan sonra Allah adına yalan soylerse, iste onlar zalimlerin ta kendileridir

    [95] Sen: “Sadakallah: Allah sozun dogrusunu soyledi.” de! Haydi bakalım Allah'ı bir tanıyarak Ibrahim’in dinine uyun! Pek iyi bilirsiniz ki o, asla musriklerden olmamıstı

    [96] Ibadet yeri olarak yeryuzunde yapılan ilk bina Mekke'deki Kabe olup, pek feyizlidir, insanlar icin hidayet rehberidir

    [97] Orada apacık alametler ve deliller, Ibrahimin makamı vardır. Kim Beytullaha girerse korkudan emin olur. Ziyarete gucu yeten herkese Beytullahı ziyaret etmek, Allah'ın onun uzerindeki hakkıdır. Nankorluk edip bu hakkı tanımayana Allah’ın hicbir ihtiyacı yoktur, o butun alemlerden mustagnidir

    [98] De ki: Ey Ehl-i kitap, nicin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz? Halbuki Allah yaptıgınız her seyi gormektedir. {KM, Yeremya}

    [99] De ki: Ey Ehl-i kitap! Siz gercegi gorup bildiginiz halde, nicin Allah'ın yolunu egri gostermeye yeltenerek iman edenleri Allah yolundan men ediyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir

    [100] Ey iman edenler! Eger Ehl-i kitaptan bir kısmına uyacak olursanız, iyi bilin ki onlar sizi imanınızdan sonra kufre cevirmek isterler

    [101] Sizler nasıl kufre donebilirsiniz ki, onunuzde Allah'ın ayetleri okunuyor, aranızda Allah’ın Resulu bulunuyor? Kim Allah’a gonulden sımsıkı baglanırsa muhakkak ki o dogru yola konulmustur

    [102] Ey iman edenler! Allah'a karsı gelmekten nasıl sakınmak gerekirse oylece sakının! Ona layık oldugu tazimi gosterin ve ancak O’na teslim olan Musluman olarak can verin

    [103] Hepiniz toptan, Allah'ın ipine (dinine) sımsıkı sarılın, bolunup ayrılmayın. Allah’ın sizin uzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize dusman idiniz de Allah kalplerinizi birbirine ısındırmıs ve onun lutfu ile kardes oluvermistiniz. Siz bir ates cukurunun tam kenarında iken oraya dusmekten de sizi O kurtarmıstı. Allah size ayetlerini boylece acıklıyor, ta ki dogru yola eresiniz

    [104] Ey muminler! Icinizden hayra cagıran, iyiligi yayıp kotulukleri onleyen bir topluluk bulunsun. Iste selamet ve felahı bulanlar bunlar olacaklardır. [3,110.114; 7]

    [105] Kendilerine kesin delillerin gelmesinden sonra bolunup ihtilafa dusenler gibi olmayın. Onlar icin buyuk bir azap vardır

    [106] Gun gelecek, birtakım yuzler agaracak, birtakım yuzler ise kararacak. Yuzleri kararanlara: “Siz misiniz denecek, imanınızdan sonra inkara sapanlar? Tadın bakalım inkarınız sebebiyle bu acı azabı!”

    [107] Yuzu ak olanlar ise Allah'ın rahmetindedirler. Hem de orada ebedi kalacaklardır

    [108] Iste bunlar Allah'ın ayetleridir ki hakkı gerceklestirmen icin Biz onları sana okuyoruz. Cunku su kesindir ki, Allah insanlara zulmetmek istemez

    [109] Goklerde ve yerde olan her sey Allah'ındır, ve butun isler sonunda O’na raci olur, butun isleri O hukme baglar

    [110] (Ey Ummet-i Muhammed!) Siz insanların iyiligi icin meydana cıkarılmıs en hayırlı ummetsiniz: Iyiligi yayar, kotulugu onlersiniz, cunku Allah'a inanırsınız. Ehl-i kitap da bu imana gelseydi, elbette kendileri icin iyi olurdu. Iclerinden iman edenler varsa da ekserisi dinden cıkmıs fasıklardır

    [111] Onlar size hicbir zarar veremezler, olsa olsa incitirler. Sizinle savasacak olurlarsa, arkalarını donup kacarlar. Kendilerine yardım eden de bulunmaz

    [112] Allah'tan gelmis olan bir ipe ve insanlar tarafından uzatılan bir ipe (sisteme) tutunmaları mustesna, onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, uzerlerine zillet damgası vurulmustur. Allah’ın gazabına ugramıs, meskenete mahkum edilmislerdir. Bu, onların Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri oldurmeleri sebebiyle olmustur. Cunku asi olmuslar ve haddi asmıslardır

    [113] Ehl-i kitabın hepsi bir degildir. Onların icinde oyle dosdogru bir cemaat vardır ki, Gece saatlerinde Allah'ın ayetlerini okuyarak secdelere kapanırlar. {KM, Mezmurlar 42,9; 77,3; 134,2. Resullerin isleri}

    [114] Bunlar Allah'ı ve ahireti tasdik eder, iyiligi yayar, kotulukleri onler ve hayırlı islere yarısırcasına kosarlar. Iste onlar salihlerdendirler

    [115] Yaptıkları hayır ve iyiliklerden, mukafatsız kalan bir tek iyilik bile bulunmayacaktır. Allah gunahlardan korunan takva ehlini pek iyi bilir

    [116] Kafir olanların ne malları ne de evlatları, kendilerini Allah'ın cezasından asla kurtaramaz. Onlar cehennemlik olup orada ebediyyen kalacaklardır

    [117] O batıl yollarda olanların bu dunya hayatında harcadıkları malların durumu, Kendi oz canlarına zulmeden kimselerin ekinine isabet eden Ve o mahsulu kasıp kavuran bir ruzgarın durumuna benzer.Dogrusu Allah onlara zulmetmedi, ama onlar kendi kendilerine zulmettiler

    [118] Ey iman edenler! Siz Muslumanlardan baskasını sırdas edinmeyin. Cunku onlar size ser ve fesat cıkarmada ellerinden geleni bırakmazlar. Daima sizin sıkıntıya dusmenizi isterler. Size olan dusmanlıkları, zaten agızlarından tasıp meydana cıkmıstır. Kalplerinin gizledigi dusmanlık ise daha fazladır. Ayetlerimizi size iyice acıkladık. (Eger akıllarınızı kullanırsanız, onlardan yararlanırsınız)

    [119] Iste siz o kimselersiniz ki o dusmanlarınızı seversiniz, Halbuki siz butun kitaplara iman ettiginiz halde, onlar sizi sevmezler.Hem huzurunuza geldiler mi “amenna!” biz de “inandık!” derler. Aralarında basbasa kaldıkları vakit de, size duydukları kin ve dusmanlık sebebiyle, parmaklarını ısırırlar. De ki: “Geberin kininizle!” Allah butun kalplerin kunhunu bilir

    [120] Size bir ferahlıgın, bir nimetin ulasması onları uzer. Bir fenalıgın gelmesine ise, adeta bayılırlar. Sayet siz sabreder ve Allah'a karsı gelmekten sakınırsanız, onların tuzakları size hicbir zarar veremez. Cunku Allah, elbette onların yaptıklarını (ilmiyle, kudretiyle) kusatmıstır

    [121] Hani bir vakit, ey Resulum, sen ailenden sabah erken ayrılmıs, muminlere savas mevzileri hazırlamak icin yola cıkmıstın. Allah, semi ve alimdir (hakkıyla isitir ve bilir)

    [122] Ve hani sizden iki boluk, Allah da kendilerinin yardımcıları oldugu halde, korkarak geri cekilmeye yeltenmislerdi.Halbuki muminlere dusen, yalnız Allah'a dayanıp guvenmeleridir

    [123] Gercekten, sizler birkac bicare iken, Bedir'de Allah size yardım etmisti. O halde Allah’a karsı gelmekten sakının ki sukretmis olasınız

    [124] O vakit sen muminlere: “Rabbinizin, indirdigi uc bin melek ile size imdad gondermesi yetmez mi?” diyordun. [8,9-10; 9,26.40; 33,9] {KM, II Samuel 5,24; II Makkabe 5,2-4; Matta}

    [125] Evet, eger sabreder ve itaatsizlikten sakınırsanız, -dusmanlarınız da hemen uzerinize geliverirlerse- Rabbiniz, formalı formalı tam bes bin melek gondererek size yardım edecektir

    [126] Allah bu imdadı sırf size mujde olsun ve kalpleriniz bununla musterih olsun diye yaptı. Nusret ve zafer, ancak (mutlak galip, tam hukum ve hikmet sahibi), aziz ve hakim olan Allah tarafından gelir

    [127] Evet, Allah Teala kafirlerden ileri gelenleri imha etmek Veya onları basasagı ederek umitsiz bir hale dusurmek icin size bu imdadı gonderdi

    [128] Bu hususta sana ait bir is yoktur: Allah ister onlara tovbe nasib edip bagıslar, ister nefislerine zulmettikleri icin onları cezalandırır

    [129] Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. O diledigini affeder, diledigini cezalandırır. Allah gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [130] Ey iman edenler! Kat kat faiz yemeyin. Allah'a karsı gelmekten sakının ki felah bulasınız

    [131] Hem kafirler icin hazırlanmıs bulunan o atesten korunun

    [132] Allah'a ve Resulune itaat edin ki merhamete nail olasınız

    [133] Rabbiniz tarafından magfirete, genisligi goklerle yer kadar ve muttakiler icin hazırlanmıs bir cennete dogru yarısırcasına kosusun

    [134] O muttakiler ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında ofkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da boyle iyi davrananları sever

    [135] O muttakiler ki cirkin bir is yaptıklarında veya kendi nefislerine zulmettiklerinde, pesinden hemen Allah'ı anar, gunahlarının affedilmesini dilerler. Zaten gunahları Allah’tan baska kim affeder ki? Bir de onlar, bile bile isledikleri gunahlarda ısrar etmez, o gunahları surdurmezler

    [136] Iste onların mukafatları, Rab'leri tarafından buyuk bir af ile, kendilerinin ebedi olarak kalacakları, icinden ırmaklar akan cennetler olacaktır. Guzel is yapanların mukafatı ne de guzel

    [137] Sizden once, Allah'ın koymus oldugu hayat kanunlarına uygun olarak, nice olaylar, ummetler gecti... Isterseniz dunyayı gezip dolasın da dini yalan sayanların akıbetlerini gorun

    [138] Iste bu, butun insanlara yoneltilen bir acıklamadır, Haramlardan korunacak muttakiler icin bir hidayet ve oguttur

    [139] Sakın yılmayın, uzuntuye kapılmayın, eger iman ediyorsanız mutlaka ustun gelirsiniz

    [140] Sayet siz yara aldı iseniz, karsınızdaki dusman toplulugu da benzeri bir yara aldı. Iste Biz, Allah'ın gercek muminleri ortaya cıkarması, sizden sehitler edinmesi, muminleri tertemiz yapıp kafirleri imha etmesi icin, zafer gunlerini insanlar arasında nobetlese dondurur dururuz. Allah zalimleri sevmez

    [141] Sayet siz yara aldı iseniz, karsınızdaki dusman toplulugu da benzeri bir yara aldı. Iste Biz, Allah'ın gercek muminleri ortaya cıkarması, sizden sehitler edinmesi, muminleri tertemiz yapıp kafirleri imha etmesi icin, zafer gunlerini insanlar arasında nobetlese dondurur dururuz. Allah zalimleri sevmez

    [142] Allah, sizin icinizden cihad edenlerle sabır gosterenleri ortaya cıkarmadan, kolayca cennete girivereceginizi mi zannettiniz

    [143] Siz olumle yuzyuze gelmeden once, sehid olmayı temenni etmistiniz. Iste simdi onu ayan beyan gordunuz

    [144] Muhammed, sadece resuldur, elcidir. Nitekim ondan once de nice resuller gelip gecmistir. Sayet o olur veya oldurulurse, Siz hemen gerisin geriye dinden mi doneceksiniz? Kim geri doner, dinden cıkarsa, bilsin ki Allah'a asla zarar veremez. Ama Allah hidayetin kadrini bilip sukredenleri bol bol mukafatlandıracaktır

    [145] Allah izin vermedikce hic bir kisi olemez. Bu, belli bir vakte baglanmıs, takdir edilmistir. Her kim dunya mukafatını isterse, kendisine dunyalık birseyler veririz. Kim ahiret mukafatı isterse ona da bundan veririz. Biz, sukredenleri elbette odullendirecegiz.

    [146] Nice peygamberler gelip gecti ki onlarla beraber,kendisini Allah'a adamıs bircok rabbaniler savastı. Onlar, Allah yolunda baslarına gelen zorluklar sebebiyle asla yılmadılar, zayıflık gostermediler, dusmanlarına boyun da egmediler. Allah boyle sabırlı insanları sever

    [147] Evet onların bu durumda dedikleri sadece su oldu: “Ey bizim kerim Rabbimiz, gunahlarımızı ve islerimizdeki asırılıklarımızı affet! Ayaklarımızı hak yolda sabit kıl ve kafirler guruhuna karsı bize yardım eyle!”

    [148] Allah da onlara hem dunya mukafatını, hem de o guzelim ahiret mukafatını verdi. Allah elbette muhsinleri, hep iyi davrananları sever

    [149] Ey iman edenler! Sayet siz kafirlere itaat ederseniz, onlar sizi, dininizden dondururler. Siz de ziyana ugrayanlardan olursunuz

    [150] Bilakis sizin mevlanız Allah'tır, ve O yardım edenlerin en hayırlısıdır

    [151] O kafirler, Allah'ın, tanrılıklarını kabul ettigine dair hic bir delil indirmedigi birtakım nesneleri Allah’a ortak saydıkları icin, Onların kalplerine korku salacagız. Onların gidecekleri yer cehennemdir. Zalimlerin varacagı yer ne kotudur

    [152] Allah size yaptıgı yardım vaadini gerceklestirdi: O'nun izni ile o dusmanlarınızı kırıp geciriyordunuz. Allah’ın, size arzuladıgınız galibiyeti gostermesine kadar, boylece bu vaad yerine geldi. Ama sonra siz isyan ettiniz, verilen emir hakkında cekistiniz, yılgınlık gosterdiniz. O esnada kiminiz dunya menfaatini istiyordu, kiminiz ahiret mukafatını. Sonra Allah sizi denemek icin, onlara karsı size verdigi destegi geri cekti, bozguna ugradınız. Bununla beraber sizin kusurlarınızı bagısladı da! Zaten Allah muminlere bol lutuf ve inayet sahibidir

    [153] O vakit siz savas meydanından hızla uzaklasıyor, Donup hic kimseye bakmıyordunuz. Peygamber ise pesinizden sizi cagırıp duruyordu. Bunun uzerine Allah, keder uzerine keder vererek sizi cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, ne elinizden gidene, ne de basınıza gelen felakete esef etmemeniz icindir. Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [154] Sonra o kederin pesinden uzerinize bir guven duygusu indirdi. Sizden bir kısmını buruyen tatlı bir uyku hali verdi. Bir kısmınız ise can derdine dusmus, Allah hakkında Cahiliye devrindekine benzer, gercek dısı seyler dusunuyorlar: “Bu isin kararlastırılmasında bizim yetkimiz mi var? Ne gezer!” diye soyleniyorlardı. De ki: “Butun yetki ve karar Allah'ındır” Onlar aslında iclerinde, sana karsı acıga vuramadıkları birs eyler saklıyor ve kendi aralarında: “Bu emir ve komuta isinde bir payımız olsaydı, simdi burada olmaz, oldurulmezdik.” diyorlardı. De ki: Siz evlerinizde dahi olsaydınız, haklarında olum takdir edilenler, mutlaka dusup olecekleri yerlere dogru cıkacaklardı. Allah, sizin icinizde olanı sınamak ve kalplerinizi her turlu vesvese ve kirden arındırıp pırıl pırıl yapmak icindir ki bunu basınıza getirdi. Allah sinelerin ozunu dahi bilir

    [155] Iki ordunun karsılastıgı gun icinizden arkasına donup kacanlar var ya, iste onları, islemis oldukları birtakım hataları sebebiyle seytan kaydırmak istemisti. Allah yine de onları affetti. Cunku Allah gafurdur, halimdir (cok affedici ve musamahalıdır)

    [156] Ey iman edenler! Dini inkar edip de Allah icin seferde olen veya gazalarda oldurulen arkadasları hakkında: “Bizim yanımızda olsalardı, ne olurler ne de oldurulurlerdi.” diyenler gibi olmayın! Allah bunu, onların gonullerinde bir hasret, bir yurek yarası olarak bıraksın diye yaptı. Hayatı veren de, alan da Allah'tır. Allah butun yaptıklarınızı gorur

    [157] Eger Allah yolunda oldurulur veya olurseniz, Bilin ki, Allah tarafından magfiret ve rahmet, insanların topladıkları butun mallardan daha hayırlıdır

    [158] Sizler olseniz de, oldurulseniz de, sonunda Allah'ın huzurunda toplanacaksınız

    [159] Insanlara yumusak davranman da Allah'ın merhametinin eseridir. Eger katı yurekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından dagılıverirlerdi. Oyleyse onların kusurlarını affet, onlar icin magfiret dile, ve isleri onlarla musavere et! Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah’a tevekkul et! Allah muhakkak ki Kendisine dayanıp guvenenleri sever

    [160] Eger Allah size yardım ederse, size ustun gelecek hic kimse olamaz. Sayet o sizi yardımsız bırakırsa, artık O'ndan sonra kim size yardım edebilir ki? Oyleyse muminler yalnız Allah’a guvenmelidirler

    [161] Emanete hıyanet etmek, bir peygamberin yapacagı is degildir. Her kim hıyanet edip de ganimetten veya kamuya ait hasılattan bir sey asırır, bunu da gizlerse, kıyamet gunune o vebalini aldıgı seyler, boynuna asılı olarak gelir. Sonra her kisiye kazandıgı seylerin mukafat veya cezası eksiksiz odenir Ve onlar asla haksızlıga ugratılmazlar

    [162] Allah'ın rıza yolunu tutmus, o yolda kosan kimse, hic Allah’ın hısmına ugrayan ve son duragı cehennem olan kimse gibi olur mu? Ne kotu bir yerdir o cehennem

    [163] Rıza yolunu tutanlar Allah'ın huzurunda derece derecedirler. Allah insanların yaptıgı her seyi gorur

    [164] Gercekten Allah, kendi iclerinden birini, onlara ayetlerini okuması, Onları her turlu kotuluklerden arındırması, Kendilerine kitap ve hikmeti ogretmesi icin resul yapmakla, muminlere buyuk bir lutuf ve inayette bulunmustur. Halbuki daha once onlar besbelli bir sapıklık icinde idiler. [2,129.151]

    [165] Hal boyle iken, dusmanlarınızın basına iki mislini getirdiginiz bir bela sizin basınıza gelince: “Bu nereden geldi?” mi diyorsunuz? De ki: “Bu felaket sizin yuzunuzdendir.” Muhakkak ki Allah her seye kadirdir

    [166] Iki ordunun karsılastıgı gun basınıza gelen musibet Allah'ın izniyle olmustu. Bu da O’nun muminleri ayırd etmesi, munafıklık yapanları da meydana cıkarması icin idi. O munafıklara: “Gelin, Allah yolunda savasın veya hic olmazsa dusmanınızın size ve ailelerinize saldırmasını onleyin!” denildiginde: “Biz savas olacagını bilseydik size katılırdık.” dediler. Dogrusu o gun onlar imandan ziyade kufre yakın idiler. Onlar, agızlarıyla, kalplerinde olmayan seyleri soyluyorlardı. Ama Allah onların gizlediklerini pek iyi bilir

    [167] Iki ordunun karsılastıgı gun basınıza gelen musibet Allah'ın izniyle olmustu. Bu da O’nun muminleri ayırd etmesi, munafıklık yapanları da meydana cıkarması icin idi. O munafıklara: “Gelin, Allah yolunda savasın veya hic olmazsa dusmanınızın size ve ailelerinize saldırmasını onleyin!” denildiginde: “Biz savas olacagını bilseydik size katılırdık.” dediler. Dogrusu o gun onlar imandan ziyade kufre yakın idiler. Onlar, agızlarıyla, kalplerinde olmayan seyleri soyluyorlardı. Ama Allah onların gizlediklerini pek iyi bilir

    [168] Onlar o munafıklardır ki kendileri savasa cıkmayıp evde oturmaları yetmiyor gibi, bir de kalkıp (bilgiclik taslayarak) savasta sehid olan arkadasları hakkında: “Sozumuze kulak verselerdi boyle oldurulmezlerdi.” derler. De ki: “Eger, iddianızda tutarlı iseniz, haydi elinizden geliyorsa kendinizi olumun elinden kurtarın bakalım!”

    [169] Allah yolunda oldurulenleri sakın olu zannetme! Bilakis onlar hayatta olup, Rab'lerinin katında yasarlar, rızıklanırlar

    [170] Allah'ın lutfundan ihsan ettigi nimetlere kavusmaktan dolayı sevinc icindedirler. Arkalarından henuz kendilerine kavusmayan mustakbel sehitlere, “kendilerine hicbir korku olmayacagına ve uzuntu hissetmeyeceklerine” dair de mujde vermek isterler

    [171] Onlar Allah'ın nimeti ve lutfu ile ve Allah’ın muminlere olan mukafatını zayi etmeyecegi mujdesiyle de sevinirler

    [172] Hele o yara aldıktan sonra Allah'ın ve Resulunun cagrısına uyup gonul verenlere, hele onlar gibi ihsan ve takva sahiplerine pek buyuk mukafatlar vardır

    [173] Onlar oyle kimselerdir ki halk kendilerine: “Dusmanlarınız olan insanlar size karsı ordu hazırladılar, aman onlardan kendinizi koruyun.” dediklerinde, bu tehdit onların imanlarını artırmıs ve “Hasbunallah ve ni'me’l-vekil” “Allah bize yeter. O ne guzel vekildir!” demislerdir

    [174] Sonra da kendilerine hic bir fenalık dokunmadan, Allah'tan bir afiyet, selamet ve lutuf ile geri donduler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah cok buyuk lutuf ve inayet sahibidir

    [175] Size o haberi getiren adam seytanın tekidir. O sizi kendi dostları ile korkutmak ister. Fakat siz mumin iseniz onlardan korkmayın, Ben'den korkun! [39,36-38; 58,21; 22,40;]

    [176] Inkara kosusanlar sana kaygı vermesin, Onlar Allah'ın dinine asla zarar veremezler. Allah onlara ahirette nasip vermemek istiyor. Onlara buyuk bir azap vardır

    [177] Imana bedel inkarı tercih edenler Allah'ın dinine hic bir zarar veremezler ve onlar icin gayet acı bir azap vardır

    [178] O kafirler kendilerine muhlet vermemizin kendileri hakkında hayır oldugunu sanmasınlar. Onlara muhlet vermemiz, gunahlarının artması icindir. Onlara zelil ve perisan eden bir azap vardır

    [179] Allah muminleri icinde bulundugunuz su halde bırakacak degildir. Sonunda temiz ile murdarı ayıracaktır. Allah sizin hepinizi gayba vakıf kılacak da degildir. Fakat Allah, resullerinden diledigini secer (onu gayba vakıf kılar). O halde Allah'a ve resullerine iman edin. Eger iman eder ve Allah’a karsı gelmekten sakınırsanız size buyuk mukafat vardır

    [180] Allah'ın kendilerine lutfu ile bol bol verdigi nimetlerde cimrilik edip harcamayanlar, sakın bu hali kendileri icin hayırlı sanmasınlar. Hayır! Bu, onların hakkında serdir. Cimrilik edip vermedikleri malları kıyamet gunu boyunlarına dolanacaktır. Kaldı ki goklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah ne yaparsanız hepsinden haberdardır

    [181] “Allah fakirdir biz ise zenginiz.” diyenlerin sozlerini Allah elbette isitmistir. Ama Biz onların dedikleri bu sozu ve peygamberleri haksız yere oldurmelerini yazacagız Ve “Tadın bakalım o yakıcı cezayı!” diyecegiz

    [182] Iste bu, sizin ellerinizle islediginiz gunahların karsılıgıdır. Cunku Allah kullarına haksızlık edecek degildir

    [183] Onlar dediler ki: “Allah, atesin yakıp kor haline getirecegi bir kurban getirmedikce hicbir peygambere inanmamamızı emretti.” Onlara cevaben de ki: “Benden once bircok peygamber acık delillerin (mucizelerin) yanında, sizin one surdugunuz kurbanı da getirdiler. Peki sozunuzde tutarlı iseniz, onları nicin oldurdunuz?” [5,27; 2,91] {KM, Levililer 9,23-24; I Kırallar}

    [184] Eger onlar senin nubuvvetini yalan saydılarsa, uzulme! Zaten senden once acık deliller, mucizeler, sahifeler ve nurlu kitaplar getiren nice resullere de yalancı denilmisti.

    [185] Her canlı olumu tadacaktır. Siz ey insanlar, calısmalarınızın ucretini ancak kıyamet gunu tam bir sekilde alacaksınız. O vakit, kim atesten uzaklastırılıp cennete yerlestirilirse, iste o muradına ermistir. Yoksa bu dunya hayatı, aldatıcı ve gecici bir zevkten baska bir sey degildir

    [186] Su muhakkak ki gerek mallarınızda, gerek canlarınızda imtihana tabi tutulacaksınız. Sizden once kendilerine kitap verilen Yahudi ve Hıristiyanlardan ve bir de musriklerden sizi inciten bircok soz isiteceksiniz. Ama siz sabreder ve gunahlardan korunursanız, muhakkak ki bu davranıs, yapılacak islerin en degerlisidir

    [187] Vaktiyle Allah, Ehl-i kitaptan “Kitabı mutlaka insanlara acıklayıp anlatacaksınız, Onu asla gizlemeyeceksiniz!” diye teminat almıstı. Fakat onlar bu ahdi onemsemeyerek kulak ardı ettiler, onu az bir bahaya sattılar. Bakın ne kotu bir alıs veris

    [188] Yaptıklarından oturu sevinen, obur taraftan yapmadıkları islerden dolayı ovulmek isteyen kimselerin sakın azaptan yakayı kurtaracaklarını sanma! Cunku onlara o can yakıcı azap vardır

    [189] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah'ındır ve Allah her seye kadirdir

    [190] Muhakkak goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelip surelerinin uzayıp kısalmasında dusunen insanlar icin elbette bircok dersler vardır

    [191] Onlar ki Allah'ı gah ayakta divan durarak, gah oturarak, gah yanları uzere zikreder, goklerin ve yerin yaratılısı hakkında dusunurler ve derler ki: “Ey Yuce Rabbimiz! Sen bunları gayesiz, bosuna yaratmadın. Seni bu gibi noksanlardan tenzih ederiz. Sen bizi o ates azabından koru!” [4,103; 38,27] {KM, Tesniye}

    [192] “Ey Yuce Rabbimiz! Sen kimi atese koyarsan, muhakkak onu rezil edersin. Zalimlerin hic bir yardımcısı yoktur!”

    [193] “Rabbena! Biz, imana cagıran ve “Rabbinize inanın!” diye tevhide davet eden bir zatı duyduk ve icabet ettik. Artık Sen bizi affet, kusurlarımızı bagısla ve iyilerle birlikte bizim canımızı al.”

    [194] “Rabbena! Resullerin vasıtasıyla bize vaad ettigin mukafatları bize lutfet, bizi kıyamet gunu rezil ve perisan eyleme. Sen asla sozunden donmezsin!”

    [195] Onların Rabbi de dualarına soyle icabet buyurdu: “Sizden gerek erkek, gerek kadın, hayır isleyen hicbir kimsenin calısmasını zayi etmem. Cunku siz birbirinizdensiniz, birbirinizden farkınız yoktur. Benim rızam icin hicret edenlerin, vatanlarından surulenlerin, Benim yolumda iskenceye, zarara ugrayanların, Benim yolumda savasanların ve oldurulenlerin, Elbette kusurlarını ortecek ve elbette onları Allah tarafından mukafat olarak icinden ırmaklar akan cenetlere yerlestirecegim. En guzel oduller Allah'ın yanındadır

    [196] Hakkı inkar edenlerin diyar diyar, refah icinde gezip durmaları sakın seni aldatmasın

    [197] Pek kısa bir zevk ve eglenme! Sonra varacakları yer ise cehennem! Orası ne fena bir yataktır! [40,4; 1]

    [198] Lakin Rabbine karsı gelmekten sakınanlara Allah tarafından bir ikram olarak Icinden ırmaklar akan cennetler var. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah'ın yanında olan mukafatlar, elbette o hayırlı ve iyi insanlar icin daha hayırlıdır

    [199] Ehl-i kitap icinde, Allah'a iman ettikleri gibi, Hakkı tazim ederek hem size hem de kendilerine indirilen kitaba inananlar da vardır. Onlar Allah’ın ayetlerini, degersiz bir menfaat karsılıgında satmazlar. Iste Rabbi nezdinde mukafatları olanlar onlardır. Muhakkak ki Allah hesabı pek cabuk gorur. [2]

    [200] Ey iman edenler! Sabredin! Sabır yarısında dusmanlarınızı gecin! Cihad icin daima hazırlıklı ve uyanık bulunun! Ve Allah'a karsı gelmekten sakının ki felah bulup basarıya eresiniz

    Surah 4
    Nisâ

    [1] Ey insanlar! Sizi bir tek kisiden yaratan ve ondan da esini yaratıp o ikisinden bircok erkekler ve kadınlar tureten Rabbinize karsı gelmekten sakının. Adını anıp Kendisini vesile ederek birbirinizden dilekte bulundugunuz Allah'a saygısızlık etmekten ve akrabalık baglarını koparmaktan sakınınız. Allah sizin uzerinizde tam bir gozeticidir. [7,189; 30,21; 39,6; 42,11] {KM, Tekvin}

    [2] Yetimlere mallarını verin, temizi verip murdarı almayın, onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Cunku boyle yapmanız gercekten buyuk bir gunahtır

    [3] Himayeniz altındaki yetim kızlarla evlenince haklarını gozetemeyeceginizden, adaleti saglayamayacagınızdan endise ederseniz, onlarla degil, size helal olup arzu ettiginiz diger kadınlarla iki, uc veya dort hanım olmak uzere evlenin.Eger bu takdirde de aralarında adaleti gerceklestirmekten endise ederseniz, bir kadınla veya elinizin altında olan cariyelerle yetinin. Bu durum, adaletten ayrılmamanız icin en uygun olanıdır. (4,127) {KM, Matta 25,1-12; Tesniye}

    [4] Evleneceginiz kadınlara mehirlerini gonul hoslugu ile verin. Eger mehrin bir kısmını gonul rızasıyla size bagıslarlarsa onu icinize sine sine afiyetle yeyin

    [5] Allah'ın sizin maisetinizin baslıca vesilesi kıldıgı mallarınızı, aklı ermeyen kimselerin ellerine vermeyin. Bu malları isleterek elde edeceginiz gelirle onların ihtiyaclarını saglayın, giyeceklerini temin edin ve onlara tatlı sozler soyleyin, guzel tavsiyelerde bulunun

    [6] Yetimleri evlenme cagına varıncaya kadar gozetip deneyin. Akılca olgunlastıklarını gorurseniz mallarını kendilerine teslim edin. Buyuyunce ellerine alacakları dusuncesiyle o malları israfla tuketmeyin. Ihtiyacı olmayan veli, yetim malına tenezzul etmesin. Muhtac olan ise mesru surette, ihtiyac ve emegine uygun olarak yararlansın. Onlara mallarını teslim ettiginizde bunu sahitlerle tesbit ettirin. Allah hesab sorandır ve O'nun hesap sorması kafidir

    [7] Anne baba ile yakın akrabanın terikelerinde erkeklere hisse bulundugu gibi, anne baba ile yakın akrabanın terikelerinde kadınlara -azından da cogundan da- farz olarak belirlenmis hisseler vardır

    [8] Miras taksim edilirken varis olmayan akrabalar, yetimler, fakirler de orada bulunuyorlarsa, onlara da bir sey verin ve gonullerini alacak tatlı sozler de soyleyin

    [9] Arkalarında eli ermez, gucu yetmez kucuk cocuklar bıraktıkları takdirde, onların halleri nice olur diye endise edenler, yetimlere haksızlık etmekten de oylece korksunlar da Allah'ın cezalandırmasından sakınsınlar ve dogru soz soylesinler

    [10] Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, aslında karınları dolusu ates yerler. Onlar, yarın harıl harıl yanan bir atese gireceklerdir

    [11] Miras konusunda, Allah cocuklarınız hakkında soyle emreder: Erkegin hakkı, kadının hissesinin iki mislidir. Sayet kadınların sayısı ikiden fazla ise onlar terikenin ucte ikisini alırlar. Eger kız evlat tek ise terikenin yarısını alır.Anne babaya gelince, olenin cocugu varsa, onun terikesinden her birine altıda bir hisse vardır. Eger cocugu yoksa ve kendisine ana babası varis oluyorsa annesine ucte bir hisse vardır. Sayet olenin kardesleri varsa, olenin yaptıgı vasiyetin ifasından ve borcunun odenmesinden sonra annenin hissesi altıda birdir. Anne babanız ile evlatlarınızdan hangisinin size daha faydalı olacagını siz bilemezsiniz. Bunlar Allah'ın koydugu farzlardır. Allah muhakkak ki alim ve hakimdir (her seyi hakkıyla bilir, mutlak hukum ve hikmet sahibidir)

    [12] Eslerinizin cocukları yoksa terikelerinin yarısı siz kocalarındır.Eger cocukları varsa dortte biri size aittir. Butun bunlar, yaptıgı vasiyetin ve uzerindeki borcun ifasından sonradır.Sizin de cocugunuz yoksa terikenizin dortte biri eslerinizindir.Eger cocugunuz varsa terikenizin sekizde biri onlara aittir.Bunlar da yapacagınız vasiyetin ve borcunuzun odenmesinden sonradır.Eger miras bırakan erkek veya kadın, cocugu ve anne babası olmayan bir kimse olur ve onun erkek veya kız kardesi de bulunursa, bunlardan her birinin hissesi altıda birdir.Sayet onların sayısı daha fazla ise, o takdirde onlar ucte bir hisseye ortak olurlar.Bu da yapılan vasiyet ve borcun odenmesinden sonradır.Butun bunlar, varisler zarara ugratılmaksızın yapılacaktır.Bu, Allah tarafından size bir buyruktur. Allah alim ve halimdir (her seyi hakkıyla bilir, cezalandırmada aceleci degildir)

    [13] Iste bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve resulune itaat ederse Allah onu, icinden ırmaklar akan cennetlere ebedi kalmak uzere yerlestirir. Iste en buyuk basarı da budur

    [14] Kim de Allah'a ve resulune isyan eder ve Allah’ın sınırlarını asarsa,Allah onu da ebedi kalmak uzere atese koyar. Hem onu zelil ve perisan eden bir azab vardır

    [15] Zina eden kadınlarınız hakkında dort sahit isteyin. Eger dort kisi sahitlik ederlerse, olum kendilerini alıp goturunceye veya Allah kendilerine bir yol gosterinceye kadar onları evlerde alıkoyun. [24,2] {KM, Tesniye 22,21; Levililer 19,20; 20,10.14; 21,9; Yuhanna}

    [16] Sizden iki kisi fuhus yaparsa onlara eziyet edin. Eger tovbe edip hallerini ıslah ederlerse onları cezalandırmaktan vazgecin. Cunku Allah, tevvab ve rahimdir: (tovbeleri kabul eder ve cok merhametlidir)

    [17] Allah'ın kabulunu vaad buyurdugu tovbe, kotulugu ancak cahillik sebebiyle isleyip, sonra da cabucak vazgecerek gunahtan donus yapacak olanların tovbesidir. Iste Allah’ın, tovbelerini kabul edecegi kimseler bunlardır. Allah alim ve hakimdir (herkesin icini dısını hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [18] Yoksa makbul tovbe, kotulukleri yapıp edip de sonra kendilerinden birine olum gelip cattıgında: “Iste ben simdi tovbe ettim.” diyenlerin tovbesi degil. Kafir olarak olen kimselerin tovbesi de degil. Iste oylesi kimselere, cok acı veren bir azap hazırladık

    [19] Ey iman edenler! Kadınları zorla miras olarak almanız helal olmaz. Cok belli bir fuhus islemedikce onlara verdiginiz mehrin bir kısmını ele gecirmek icin onları sıkıstırmanız da size helal degildir.Onlarla hosca, guzelce gecinin. Sayet onlardan hoslanmayacak olursanız, olabilir ki bir sey sizin hosunuza gitmez de Allah onda bircok hayır takdir etmis bulunur. [2,228] {KM, Tesniye}

    [20] Bir esinizden ayrılıp da yerine baska bir esle evlenmek isterseniz, ayrıldıgınız hanıma yuklerle mehir vermis olsanız da, icinden ufak bir sey bile almayın.Bosanmaya sebep uydurup iftira ederek, goz gore gore gunaha girerek bunu almanız hic munasip olur mu

    [21] Nasıl alabilirsiniz ki birbirinize karılıp katıldınız, bir yastıga bas koydunuz, Hem onlar siz kocalarından hukuklarını gozetme konusunda saglamca te'minat da aldılar

    [22] Daha once gecen durum bir tarafa, bundan boyle babalarınızın nikahladıgı kadınları artık nikahlamayın.Hic suphe yok ki bu, Allah'ın gazabına sebep olan bir hayasızlıktır. Ne igrenc bir yoldur o! [6,151; 17,32] {KM, Tesniye}

    [23] Ey mumin erkekler! Sunlarla nikahlanmanız haram kılınmıstır: Anneleriniz, kızlarınız, kızkardesleriniz, Halalarınız, teyzeleriniz, kardes kızları, kızkardes kızları, Sizi emziren sut anneleriniz, sut kızkardesleriniz, Kayınvalideleriniz, kendileriyle zifafa girdiginiz eslerinizden olup evlerinizde bulunan uvey kızlarınız. Fakat zifafa girmediginiz eslerinizin kızlarını nikahlamanızda beis yoktur.Keza oz ogullarınızın esleri ile evlenmeniz ve iki kızkardesi nikahınız altında birlestirmeniz de haram kılındı. Ancak daha once gecen gecmistir. Cunku Allah gafur ve rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur). [33,4] {KM, Levililer 18,7-18; 20,17; Tekvin}

    [24] Kocası olan kadınlarla da evlenmeniz haramdır, ancak harp esiri olarak eliniz altında bulunan cariyeler bundan mustesnadır. Iste butun bunlar Allah'ın kesin hukumleridir. Bu sayılanlardan baskalarını, iffetli yasamak, zina etmemek sartıyla, mal harcayıp mehirlerini vererek nikahlamanız helaldır. Dikkat edin: Evlenerek beraberliklerinden yararlandıgınız kadınlara, belirlenmis olan mehirlerini verin, bu bir haktır. Ama belirledikten sonra, aranızda anlasarak miktarını arttırıp eksiltmenizde size bir vebal yoktur. Allah alim ve hakimdir (her seyi hakkıyla bilir, mutlak hukum ve hikmet sahibidir)

    [25] Sizden esraftan olan hur mumin kadınlarla evlenecek servet ve gucu bulunmayanlar, ellerinizin altında olan mumin cariyelerle evlenebilirler.Allah sizin kadr-u kıymetinizi imanınızla bilir. Zaten siz muminler hep aynı aileden sayılırsınız. Oyleyse, fuhusta bulunmayarak, gizli dost da edinmeyerek, namuslu kadınlar olmak uzere onları, sahiplerinin izniyle nikahlayın. Mehirlerini de guzellikle kendilerine verin. Eger evlendikten sonra zina yaparlarsa, onlara hur kadınlara ait cezanın yarısı uygulanır. Cariye ile evlenme, sizden sıkıntıya dusmekten (zinaya sapmaktan) korkanlar icindir, yoksa sabretmeniz sizin icin daha hayırlıdır. Bununla beraber Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [26] Allah size helal ve haramı acıkca bildirmek, size daha once gecmis iyi insanların yollarını gostermek ve yuvanıza donmenizi saglayıp gunahlarınızı bagıslamak ister. Allah alim ve hakimdir (her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir). {KM, Tesniye 22,21.28-29; Levililer 20,10; Yuhanna}

    [27] Evet Allah sizin yuvanıza donus yapıp tovbenizi kabul buyurmak istiyorken, Sehvetlerinin ardına dusenler ise, busbutun yoldan cıkmanızı isterler

    [28] Allah sizin yukunuzu hafifletmek ister, cunku insan hilkatce zayıf yaratılmıstır

    [29] Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda mesru olmayan yollarla yemeyin. Karsılıklı rıza ile yapılan bir ticaret yapmanız ise, elbette mesrudur. Sakın haram yiyerek, baskasının hakkını gasbederek kendinizi oldurmeyin. Allah size pek merhametlidir

    [30] Kim sınırları asarak ve haksızlık ederek bunu yaparsa Biz onu atese sokacagız. Bu da Allah'a cok kolaydır

    [31] Eger yasaklanan gunahların buyuklerinden kacınırsanız, sizin obur kucuk gunahlarınızı ortup affederiz ve sizi degerli bir mevkiye yerlestiririz

    [32] Bir de Allah'ın kiminize kiminizden daha fazla verdigi seyleri temenni etmeyin. Erkeklere calısmalarından nasipleri oldugu gibi kadınlara da calısmalarından nasipleri vardır. Calısın da siz daha hayırlı seyleri Allah’ın fazlından isteyin. Allah her seyi hakkıyla bilir. {KM, Cıkıs}

    [33] Anne ve babanın ve diger akrabaların olumlerinden sonra bırakacakları her terike icin varisler belirledik. Yemin akdinin sizi bagladıgı kimselere de paylarını verin. Muhakkak ki Allah her seye sahittir

    [34] Kocalar esleri uzerinde yonetici ve koruyucudurlar.Bunun sebebi, Allah'ın bazı insanlara bazılarından daha fazla nimet vermesi ve bir de kocalarının mehir verme, evin masraflarını yuklenmeleri gibi mali yukumlulukleridir.O halde iyi kadınlar: itaatli olan ve Allah kendi haklarını nasıl korudu ise, kocalarının yoklugunda, onların hukuklarını koruyan kadınlardır. Dikbaslılıgından yıldıgınız kadınlara gelince: Onlara evvela ogut verin, vazgecmezlerse yatakta yalnız bırakın ve bunlarla da yola gelmezlerse onları hafifce dovun.Sayet size itaat ederlerse, onlara yuklenmek icin bir sebep aramayın.Unutmayın ki ustunuzde cok yuce ve buyuk olan Allah vardır. {KM, I Timote. 11,12; I Korintos. 11,3; Efes}

    [35] Eger karı kocanın birbirinden ayrılacaklarından endise ederseniz, o vakit, kendilerine erkegin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gonderin.Iki taraf isi duzeltmek isterlerse, Allah onları uyusmaya muvaffak buyurur. Suphesiz Allah alim ve habirdir (her seyi bilir, butun maksatlardan haberdardır)

    [36] Yalnız Allah'a ibadet edip O’na hicbir seyi serik yapmayın.Anneye, babaya, akrabalara, Yetimlere, fakirlere, yakın komsulara, uzak komsulara, Yol arkadasına, garip ve yolculara, Ellerinizin altındaki (kole, cariye, hizmetci, isci) lere de Guzel muamele edin. Bilin ki Allah kendini begenen ve ovunup duran kimseleri sevmez

    [37] O cimrilik eden, ustelik etrafındaki insanlara cimriligi tavsiye eden ve Allah'ın lutf-u fazlından kendilerine verdigi nimetleri gizleyen nankorler yok mu, iste Biz onları zelil ve perisan edecek bir azap hazırladık

    [38] Mallarını halka gosteris icin harcayıp Allah'a ve ahiret gunune iman etmeyen kimseleri de Allah elbette sevmez. Seytan kimin arkadası olursa, artık o arkadasların en kotusune dusmus demektir. [2,264]

    [39] Allah'a ve ahiret gunune inansalar ve Allah’ın kendilerine ihsan ettigi nimetlerden harcasalardı ne zararları olurdu sanki? Allah onları pek iyi bilmektedir

    [40] Su kesindir ki Allah kullarına zerre kadar bile zulmetmez.Ama kulun zerre kadar bir iyiligi bile olsa, onu kat kat artırır ve ayrıca Kendi tarafından buyuk bir mukafat verir. [21,47; 31,16] {KM, Mezmur. 62,13; Vahiy}

    [41] Ey Resulum! Her ummetten haklarında tanıklık edecek bir sahit (peygamber) celbettigimizde ve seni de butun onlara (ummetine) sahit olarak getirdigimizde, bakalım onların hali nice olacak

    [42] Iste o gun dini inkar edip resule isyan edenler, yerin dibine girmek, yerle bir olmak isteyecekler. Onlar hicbir sozlerini, hicbir kabahatlerini Allah'tan gizleyemezler

    [43] Ey iman edenler! Sarhos iken ne soylediginizi bilinceye, cunup iken de -yoldan gecmeniz dısında- gusledinceye kadar mescide yaklasmayın.Eger hasta veya yolculukta iseniz, veya tuvaletten gelmis yahut hanımlarınızla yatmıs olur da gusledecek su bulamazsanız, O vakit temiz topraga teyemmum edin, arınmak niyetiyle yuzunuze ve ellerinize meshedin. Muhakkak ki Allah afuv ve gafurdur (af ve magfireti boldur)

    [44] Baksanıza kendilerine kitaptan nasip verilenlerin yaptıklarına! Kendilerinin hidayeti bırakıp sapıklıgı satın almaları yetmiyormus gibi, sizin de yolunuzu sasırmanızı istiyorlar

    [45] Allah dusmanlarınızı pek iyi bilir. Islerinizi ustlenen bir veli olarak da, bir yardımcı olarak da elbette Allah yeter

    [46] Yahudilerden bir kısmı, bazı sozleri asli seklinden ve manasından saptırır, mesela: “Isittik” (ama isyan ettik), “isit” (hay isitmez olası!), ve raina derler.Bu sozleri, agızlarını egip bukerek guya vaziyeti kurtarmak ve dinle alay etmek icin soylerler.Halbuki onlar sadece “Isittik ve itaat ettik”, “Isit!” unzurna (bizi de gozet), deselerdi kendileri icin elbette daha hayırlı ve daha durust bir is olurdu.Fakat Allah, inkarları yuzunden onları rahmetinden kovdu. Artık onlar pek az iman ederler

    [47] Ey kendilerine daha once kitap verilen Ehl-i kitap! Yanınızdaki kitapları tasdik etmek uzere indirdigimiz bu kitaba da iman edin. Iman edin: enseleriniz nasıl dumduz ise bazılarınızın yuzlerini bir darbe ile gozden, agızdan, azalardan ederek dumduz hale getirmeden, veya Ashab-ı sebte yaptıgımız gibi lanet etmeden! Allah'ın emri mutlaka yerine gelir. [2,65; 7,163] {KM, Cıkıs 31,14; Sayılar}

    [48] Su muhakkak ki Allah Kendisine sirk kosulmasını affetmez, ama bunun altındaki diger gunahları diledigi kimse hakkında affeder.Kim Allah'a ortak icad ederse muthis bir iftira etmis, cok buyuk bir gunah islemistir

    [49] Baksana o kendini temize cıkaranlara! (Onların temiz olduklarını iddia etmeleri neye yarar ki?)Ancak Allah diledigini temize cıkarır ve onlara kıl kadar olsun haksızlık edilmez

    [50] Bak nasıl da Allah adına yalan uydurup O'na iftira ediyorlar! Bu da, onlara belli bir gunah olarak fazlasıyla yeter

    [51] Baksana o kendilerine kitaptan bir nasip verilenlere! Putlara, kahinlere, seytanlara, ne kadar batıl varsa hepsine iman ediyorlar ve yetmezmis gibi, Bir de kalkıp kafirler hakkında “Onlar, Muslumanlardan daha dogru yoldadır” diyorlar

    [52] Iste onlar, Allah'ın lanetledigi kimselerdir. Allah’ın lanetledigini de yardım edip kurtaracak kimse bulamazsın

    [53] Yoksa onların mulk ve hakimiyetten nasipleri mi var? Oyle olsaydı onlar insanlara bir kırıntı bile vermezlerdi

    [54] Yoksa onlar Allah'ın lutfundan insanlara ihsan ettigi nimetlere karsı haset mi ediyorlar? Evet biz Al-i Ibrahime de kitap ve hikmet verdik, hem de buyuk bir hakimiyet ve mulk verdik

    [55] Onlardan kimi ona inanmakta, kimi de ondan halkı engellemekte. Iste boyle engelleyenin hakkından, harıl harıl yanan cehennem gelir

    [56] Ayetlerimizi inkar edenleri yarın cehenneme sokacagız. Derileri kızarıp yandıkca, yerine taze deri yaratacagız, ta ki cezaları olan azabı iyice tatsınlar. Suphesiz ki Allah aziz ve hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [57] Fakat iman edip guzel ve makbul isler yapanları ise, ebedi kalmak uzere icinden ırmaklar akan cennetlere yerlestirecegiz. Onların orada tertemiz esleri olacak. Hem onları nimetlerle sayeban edecek bir golgelige yerlestirecegiz

    [58] Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hukmettiginizde adalete uygun tarzda hukum vermenizi emreder. Allah bununla, size ne de guzel ogut veriyor! Suphe yok ki Allah semi ve basirdir (sozlerinizi de, hukumlerinizi de hakkıyla isitir, butun yaptıklarınızı hakkıyla gorur)

    [59] Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Resulune ve sizden olan ululemre de itaat edin. Eger Allah’a ve ahirete iman ediyorsanız, hakkında ihtilafa dustugunuz meseleyi Allah’a ve Resulune arzediniz. Boyle yapmanız hem daha hayırlı, hem de netice bakımından daha guzeldir. [16,43; 42,10] {KM, Cıkıs 18,13-26; Tesniye 17,8; I Kırallar}

    [60] Baksana hem sana indirilen hem de senden once indirilen kitaplara inandıgını iddia eden o munafıkların yaptıklarına!Kalkıp azgın seytanın onunde muhakeme olmak istiyorlar.Halbuki onlara o seytanı reddetmeleri emri verilmisti.Seytan da onları haktan busbutun saptırmak ister

    [61] Kendilerine “Haydi Allah'ın indirdigi Kur’an’ın ve Resulun hukmune gelin!” denildiginde munafıkların senden iyice geri durduklarını gorursun

    [62] Fakat islediklerinin cezası olarak baslarına bir musibet geldigi zaman ne olur?Onlar hemen sana gelir, yemin billah ederek “Vallahi maksadımız sırf iyilik yapmak ve ara bulmaktan ibaret idi.” derler

    [63] Allah onların kalplerinde ne var, ne yok pek iyi biliyor. Onun icin sen onlara aldırma, fakat kendilerine ogut ver ve onlara kendilerine dair, iclerine isleyecek belig sozler soyle

    [64] Biz hic bir peygamberi, Allah'ın izni ile, kendisine itaat olunmaktan baska bir gaye ile gondermedik.Eger onlar kendilerine zulmettikleri vakit sana gelip de Allah’tan af dileseler, sen de resul olarak onların affedilmelerini isteseydin, elbette Allah’ı tovbeleri kabul eden, pek merhametli bulacaklardı

    [65] Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı icin, onlar aralarında ihtilaf ettikleri meselelerde seni hakem kılıp, sonra da verdigin hukumden oturu iclerinde hicbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle baglanmadıkca iman etmis olmazlar

    [66] Sayet onlara “Olume atılın!” veya “Vatanınızdan ayrılın!” (hicret edin) emrini vermis olseydık, pek azı mustesna, bunu yerine getirmezlerdi.Onlar kendilerine verilen ogutleri tutsalardı, elbette kendileri icin hayırlı olur, durumlarını daha da saglamlastırırlardı

    [67] Ve o takdirde Biz de onlara tarafımızdan pek buyuk mukafat verirdik

    [68] Ve onları dosdogru yola iletirdik

    [69] Kim Allah'a ve resulune itaat ederse iste onlar, Allah’ın nimetlerine mazhar ettigi nebiler, sıddikler, sehidler, salih kisilerle beraber olacaklardır.Bunlar ne guzel arkadaslar

    [70] Bu, Allah'tan bir lutuftur. Bu lutfa layık olanların kadrini Allah’ın bilmesi yeter de artar

    [71] Ey iman edenler! Dusmanlarınıza karsı korunma tedbirinizi alın. Duruma gore kucuk kıtalar halinde veya toptan seferber olun

    [72] Aranızda oylesi vardır ki, isi agırdan alır. Basınıza bir felaket gelirse der ki: “Neyse ki, Allah bana lutfetti de onlarla beraber cıkmadım.”

    [73] Ama Allah'tan size nimet ve inayet erisirse -sanki daha once kendisiyle sizin aranızda hic tanısıklık yokmus gibi-“Ah! n’olurdu, der, ben de onlarla beraber olaydım da buyuk ganimete konaydım!”

    [74] O halde, dunya hayatına degil, ahirete talip ve musteri olanlar Allah yolunda savassınlar.Kim Allah yolunda savasa girer de oldurulup sehid olur veya galip gelir gazi olursa, Her iki halde de Biz ona yarın pek buyuk mukafat verecegiz

    [75] Size ne oluyor ki Allah yolunda ve caresizlik icinde bırakılan:“Ey buyuk Rabbimiz! Ahalisi zalim olan su memleketten bizi kurtarıp cıkar. Tarafından bir sahip gonder, katından bir yardımcı yolla!” diye yalvarıp yakaran bir kısım erkekler, kadınlar ve cocuklar ugrunda dusmanla carpısmıyorsunuz

    [76] Iman edenler Allah yolunda savasırlar. Kafirler ise seytan yolunda savasırlar.Oyle ise ey muminler haydi, seytanın taraftarlarıyla muharebe edin. Seytanın hilesi, cidden zayıftır

    [77] Baksana o kimselere ki, savas zamanı degilken kendilerine: “Savasa sebebiyet vermeyin, namazı hakkıyla ifa edin, zekatı verin!” denilmisti. Sonra onlara savasma farz kılınınca, onlardan bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkarcasına, hatta daha fazla korkup soyle diyorlar: “Ya Rabbena, nicin bize harbi farz kıldın? Bize biraz daha muhlet verseydin ya!” Onlara de ki: “Dunya zevki pek azdır, ahiret ise gunahlardan sakınanlar icin sırf hayırdır ve size kıl kadar olsun haksızlık yapılmaz.”

    [78] “Nerede bulunursanız bulunun: Saglam, yuksek kulelerde, (hatta eflake ser ceken) gokteki yıldız burclarında bile olsanız, olum mutlaka size yetisir.”Onlara bir iyilik ulasınca “Bu, Allah'tandır” derler. Bir fenalık gelince “Bu, senin yuzundendir” derler.De ki: “Hepsi de Allah tarafındandır.” Fakat bu adamlara ne oluyor da, soz anlamaya bir turlu yanasmıyorlar?

    [79] Ey insan! Sana gelen her iyilik Allah'tandır. Basına gelen her fenalık ise nefsindendir.Ey Resulum! Seni butun insanlara elci gonderdik. Allah’ın buna sahit olması yeter de artar

    [80] Kim resulullaha itaat ederse Allah'a itaat etmis olur.Kim itaatten yuz cevirirse aldırma, zaten seni uzerlerine bekci gondermedik ki! {KM, Luka}

    [81] Munafıklar sana “Bas ustune!” derler. Fakat yanından cıkınca, onlardan bir guruh gece karanlıgında senin soylediklerinin tersine planlar kurarlar. Allah onların o gizli planlarını bir bir kaydediyor. Onun icin sen suclarını yuzlerine vurmaktan vazgec de Allah'a havale et, Ona tevekkul et. Sana vekil olarak Allah yeter

    [82] Kur'an’ı geregi gibi dusunmeyecekler mi?Eger Kur’an Allah’tan baskasına ait olsaydı, elbette icinde bircok tutarsızlıklar bulurlardı

    [83] Onlara guvenlik veya korkuya dair bir haber geldiginde dogru olup olmadıgını arastırmadan ve yaymakta mahzur bulunup bulunmadıgını danısmadan hemen onu yayarlar.Halbuki onlar bu haberi peygambere ve aralarındaki yetkili zatlara arzetselerdi elbette isin icyuzunu arastırıp ortaya cıkaranlar, onun mahiyetini, haberin neye delalet ettigini bilirlerdi.Eger Allah'ın lutuf ve rahmeti uzerinizde olmasaydı, pek azınız haric hepiniz seytana uymus gitmistiniz

    [84] Artık Allah yolunda cihad et!Sen ancak kendinden sorumlusun. Muminleri de buna tesvik et.Umulur ki Allah kafirlerin savletini uzaklastırır. Allah en guclu ve cezalandırması da en cetin olandır

    [85] Her kim guzel bir sefaatte bulunursa, o iyilikten kendisine de bir nasip vardır.Kim de kotu bir hususta sefaat ederse, ondan da kendisine bir pay duser. Allah her sey uzerinde kadirdir

    [86] Sayet size selam verilirse, siz de ondan daha guzel bir tarzda selamı alın, en azından verilen selamın misli ile karsılık verin! Suphesiz ki Allah, her seyin hesabını hakkıyla arar

    [87] Allah, o hak mabuddur ki Kendisinden baska hicbir tanrı yoktur.Kıyamet gunu hepinizi bir araya toplayacaktır. Bunda hic suphe yoktur.Allah'tan daha dogru sozlu kim olabilir? {KM, II Samuel 7,28; Mezmur 119,160. Yuhanna}

    [88] Yaptıkları bunca curum sebebiyle Allah kendilerini basasagı getirdigi halde,durum bu kadar belli iken, ne diye munafıklar hakkında hukum verirken kalkıp birbiriyle cekisen iki fırka haline geliyorsunuz?Allah'ın saptırdıgını siz mi yola getirmek istiyorsunuz? Her kimi Allah sasırtırsa, artık sen ona yol bulamazsın

    [89] Ne cok isterler ki siz de kendileri gibi kufre dusesiniz de boylece kendileriyle aynı seviyede olasınız. Allah yolunda hicret etmedikce onlardan dost edinmeyin!Eger aldırmazlarsa o vakit nerede bulursanız onları yakalayın, oldurun ve sakın onlardan ne veli, ne yardımcı edinmeyin

    [90] Ancak sizinle aralarında anlasma bulunan bir kavme sıgınanlar veya ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savasmak istemediklerinden gogusleri daralarak size gelenler bundan mustesnadır.Eger Allah dileseydi, bunları size musallat eder ve bunlar da sizinle savasırlardı.O halde, onlar sizden uzak durur, sizinle savasmazlar ve size barıs teklif ederlerse, o takdirde Allah onlara saldırmak icin size yol vermez

    [91] Bir de oyleleriyle karsılasacaksınız ki onlar hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin kalmak isterler.Bunlar ne zaman fitneye (sirke veya mu'minlerle savasmaya) cagırılsalar derhal ona dalarlar. O halde bunlar sizden uzak durmaz, size barıs teklif etmezler, ellerini sizden cekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayın, oldurun! Iste bunlara karsı size kesin bir izin ve yetki vermisizdir

    [92] Muminin mumini oldurmesi olacak is degildir, ancak yanlıslıkla olursa baska.Kim yanlıslıkla bir mumini oldururse mumin bir esir (kole) azad etmesi ve oldurulenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir; ancak onlar diyetten vazgecip bagıslarsa o baska.Eger yanlıslıkla oldurulen, kendisi mumin olmakla birlikte, size dusman bir topluluktan ise, oldurenin mumin bir kole azad etmesi gerekir.Eger oldurulen, aranızda anlasma bulunan bir topluluktan olursa, varislerine teslim edilecek bir diyet ile mumin bir kole azad etmesi gerekir.Bunları yapmaya gucu yetmeyenin, Allah tarafından tovbesinin kabulu icin ard arda iki ay oruc tutması gerekir. Allah alim ve hakimdir (her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [93] Kim bir mumini kasden oldururse onun cezası, icinde ebedi kalmak uzere girecegi cehennemdir. Allah ona gazab etmis, onu lanetlemis ve onun icin buyuk bir azap hazırlamıstır

    [94] Ey iman edenler! Yeryuzunde Allah yolunda sefere cıktıgınız zaman, son derece dikkatli davranın. Size selam verene, dunya hayatının gecici ve az bir menfaatini elde etmek icin: “Sen mumin degilsin” demeyin! Unutmayın ki Allah'ın yanında bircok ganimetler vardır.Onceden siz de boyle idiniz, Allah size lutfetti de imanla sereflendiniz.Oyleyse iyi anlayın, dinleyin cok dikkatli davranın. Muhakkak ki Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [95] Ozur sahibi olmaksızın cihaddan geri kalan muminlerle, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden muminler elbette bir olmaz. Allah malları ve canları ile mucahede edenleri, derece bakımından cihada gitmeyenlerden ustun kılmıstır.Gerci Allah hepsine de en guzel yurt olan cenneti vad etmistir, ama mucahede edenleri, cihada katılmayanlardan cok daha buyuk mukafatlarla, tarafından derece derece rutbeler, hususi bir magfiret ve rahmetle mumtaz kılmıstır. Degil mi ki Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur)

    [96] Ozur sahibi olmaksızın cihaddan geri kalan muminlerle, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden muminler elbette bir olmaz. Allah malları ve canları ile mucahede edenleri, derece bakımından cihada gitmeyenlerden ustun kılmıstır.Gerci Allah hepsine de en guzel yurt olan cenneti vad etmistir, ama mucahede edenleri, cihada katılmayanlardan cok daha buyuk mukafatlarla, tarafından derece derece rutbeler, hususi bir magfiret ve rahmetle mumtaz kılmıstır. Degil mi ki Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur)

    [97] Iman edip de hicret etmeyerek kendi oz nefislerine zulmeder vaziyette olanların canlarını alırken melekler onlara diyorlardı ki: “Ne iste idiniz?”Onlar da: “Biz bu ulkede, dinin emirlerini uygulayamayan, baskı altında yasayan kimselerdik” deyince, melekler bu sefer soyle dediler:“Peki Allah'ın dunyası genis degil miydi? Siz de orada hicret etseydiniz ya?” Iste onların duragı cehennemdir. Ne fena bir donus yeridir orası

    [98] Ancak, her turlu imkandan mahrum ve hicret icin yol bulamayan erkekler, kadınlar ve cocuklar bu hukmun dısındadırlar. Cunku bunları Allah'ın affedecegi umulur. Allah gercekten afuv ve gafurdur (affı ve magfireti boldur)

    [99] Ancak, her turlu imkandan mahrum ve hicret icin yol bulamayan erkekler, kadınlar ve cocuklar bu hukmun dısındadırlar. Cunku bunları Allah'ın affedecegi umulur. Allah gercekten afuv ve gafurdur (affı ve magfireti boldur)

    [100] Kim Allah yolunda hicret ederse dunyada gidecek cok yer, genislik ve bolluk bulur.Kim evinden Allah'a ve Resulune hicret niyetiyle cıkar da yolda ecel gelip kendini yakalarsa o da mukafatı haketmistir ve onu odullendirme Allah’a aittir. Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur)

    [101] Sefer esnasında kafirlerin size bir fenalık yapmalarından endise ederseniz namazı kısaltmanızda size bir gunah yoktur. Gercekten kafirler sizin besbelli olan dusmanlarınızdır

    [102] Ey Resulum! Sen muminlerin icinde olup da onlara namaz kıldıracak olursan, onlardan bir kısmı sana tabi olarak namaza dursun ve silahlarını yanlarına alsınlar.Bunlar secdeye vardıklarında, diger kısım arkanızda beklesinler.Sonra o namaz kılmamıs olan diger kısım gelsin, sana tabi olarak namaz kılsınlar, hem ihtiyatlı bulunsun ve silahlarını da yanlarına alsınlar.Kafirler sizi silahsız ve techizatsız vaziyette iken kıstırıp, birden baskın yaparak isinizi bitirmek isterler.Eger yagmur sebebiyle zahmet cekerseniz yahut hasta dusmus iseniz, silahlarınızı bırakmanızda bir mahzur yoktur. Bununla beraber yine de tedbiri elden bırakmayın. Muhakkak ki Allah kafirler icin, zelil ve perisan eden bir azap hazırlamıstır

    [103] Namazı tamamladıktan sonra, gerek ayakta durarak, gerek oturarak ve gerek yanlarınız uzerinde uzanarak hep Allah'ı zikredin.Derken, korkudan guvene kavustunuz mu, o vakit namazı tam erkaniyle eda edin.Cunku namaz belirli vakitlerde muminlere farz kılınmıstır

    [104] Dusman birliklerini takip edip arkadan sıkıstırmada gevseklik gostermeyin.Eger siz acı cekiyorsanız, suphesiz onlar da tıpkı sizin gibi acı cekiyorlar. Kaldı ki Siz Allah'tan, onların umid edemeyecekleri bircok seyleri umuyorsunuz. Allah her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [105] Insanlar arasında Allah'ın sana bildirdigi sekilde hukmetmen icin Biz sana kitabı gercegin, hakkın ta kendisi olarak indirdik. Artık hainlerin mudafaacısı (avukatı) olma

    [106] Allah'tan af dile. Cunku Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [107] Ve kendi oz canlarına hıyanet edenleri savunma. Cunku Allah, hainlikte ve gunahkarlıkta cok asırı olanları asla sevmez

    [108] Insanlardan gizlemeye calısırlar da, Allah'tan gizlemeyi dusunmezler.Halbuki onlar Allah’ın razı olmayacagı tezviratı planlarken O hep onların yanında idi. Zaten Allah, onların yaptıkları ve yapacakları her seyi ilim ve kudretiyle ihata etmistir

    [109] Haydi diyelim, siz bu dunya hayatı bakımından onları savundunuz, peki yarın kıyamet gunu kim Allah'a karsı onları savunacak? Yahut kim onların vekili olacak

    [110] Kim kotuluk eder veya gunah isleyerek nefsine zulmeder de sonra Allah'tan af dilerse, Allah’ı gafur ve rahim (affı ve merhameti bol) bulur

    [111] Kim gunah kazanırsa, onu sırf kendi aleyhine kazanır. Allah her isi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [112] Kim bir hata (kucuk gunah) veya buyuk gunah isler, sonra onu masum olan birinin ustune atarsa, bir iftira ve pek kesin bir vebal yuklenmis olur

    [113] Eger senin uzerinde Allah'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir zumre seni bile, hukumde sasırtmaya yeltenmislerdi.Fakat onlar yalnız kendi kendilerini sasırtırlar, sana hicbir zarar veremezler.Nasıl zarar verebilirler ki Allah sana kitap ve hikmeti indirmekte ve sana bilmediklerini ogretmektedir. Gercekten Allah’ın senin uzerindeki lutfu pek buyuktur

    [114] Onların kendi aralarında yaptıkları gizli gorusmelerin, fısıldasmaların cogunda hayır yoktur. Bu gorusmelerde hayır olması icin onların muhtaclara yardımı, guzel bir davranısı yahut dargın insanların arasını bulmayı gozetmeleri gerekir. Kim Allah'ın rızasını arzulayarak bunu yaparsa, Biz de ona cok buyuk mukafat veririz

    [115] Her kim de, hidayet yolu kendisine iyice belli olduktan sonra, Resulullaha muhalefet eder ve muminlerin yolundan baska bir yola tabi olursa, Biz onu dondugu yolda bırakırız. Fakat ahirette kendisini cehenneme koyarız. Orası ne fena bir varıs yeridir! [68,4]

    [116] Su kesin ki: Allah Kendisine sirk kosulmasını affetmez, ama diledigi kimse hakkında bunun altındaki diger gunahları affeder. Her kim Allah'a sirk kosarsa, haktan cok uzaga sapmıs olur

    [117] Allah'tan baska onlar sadece bir kısım kadınlara tapıyorlar ve onlar, aslında Allah’ın lanet ettigi o inatcı seytandan baskasına yalvarmıyorlar. [53,]

    [118] O seytana ki: “Ya Rabbi, Senin kullarından mutlaka bir pay edinecegim. Mutlaka onları saptıracagım, onları birtakım temennilerle oyalayacagım. Onlara davarlarının kulaklarını yarmalarını emredecegim de Allah'ın yarattıgını degistirecekler.” dedi. Her kim Allah’ın yerine seytanı dost edinirse, suphesiz besbelli bir ziyana girmistir

    [119] O seytana ki: “Ya Rabbi, Senin kullarından mutlaka bir pay edinecegim. Mutlaka onları saptıracagım, onları birtakım temennilerle oyalayacagım. Onlara davarlarının kulaklarını yarmalarını emredecegim de Allah'ın yarattıgını degistirecekler.” dedi. Her kim Allah’ın yerine seytanı dost edinirse, suphesiz besbelli bir ziyana girmistir

    [120] Seytan onlara sadece vaadlerde bulunur, birtakım kuruntularla oyalar. Seytan aslında onlara kuru bir aldatmadan baska ne vaad eder ki

    [121] Iste oylelerinin varacakları yer cehennemdir ve oradan kurtulus icin hicbir care bulamazlar

    [122] Iman edip makbul ve guzel isler yapanları, ebedi kalmak uzere icinden ırmaklar akan cennetlere yerlestirecegiz.Bu, Allah'ın gercek vadidir. Allah’tan daha dogru sozlu kim olabilir

    [123] Allah'ın vad ettigi bu mukafat, ne sizin temennileriniz, ne de Ehl-i kitabın temennileri ile elde edilmez. Kim kotu is yaparsa onun cezasını bulur ve Allah’tan baska, kendisini o azaptan kurtaracak ne bir hami, ne de bir yardımcı bulamaz. [2,80.105.111] {KM, II Tarihler 20,7; Isaya}

    [124] Erkek olsun kadın olsun kim mumin olarak iyi ve yararlı isler yaparsa, iste onlar cennete girerler ve zerre kadar bile hakları yenmez

    [125] Hep iyiligi siar edinmis olarak, yuzunu ve ozunu Allah'a teslim edip bir de Ibrahim’in tevhid dinine tabi olan kimsenin dininden daha guzel din olabilir mi? Bundandır ki Allah Ibrahim’i dost edinmistir. [46,16; 3,68; 16,12]

    [126] Goklerde ve yerde olan her sey Allah'ındır. Allah ilmi ve kudreti ile her seyi kusatır

    [127] Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkındaki hukmu Allah size acıklıyor: Haklarını vermeyerek nikahlamak istediginiz yetim kadınlarla kucuk, zayıf yetim cocukların haklarına dair hukumler size bu kitapta okunup duruyor. Yetimlerin haklarını vermekte tam adaleti gozetin. Yaptıgınız her iyiligi, Allah mutlaka bilir

    [128] Eger bir kadın kocasının kotu mualelesinden ve kendisinden yuzcevirmesinden endise ederse, bazı fedakarlıklar gostererek sulh olmak icin gayret gostermelerinde mahzur yoktur. Barısma, elbette daha hayırlıdır. Nefisler menfaatlerine duskun yaratılmıstır.Ey kocalar! Eger siz iyi davranıp arayı duzeltir, kadınların hakkını cignemekten sakınırsanız unutmayın ki Allah, yaptıgınız her seyden haberdardır (Iyi davranıslarınızın karsılıgını size fazlasıyla verecektir)

    [129] Ey kocalar! butun benliginizle isteseniz dahi esleriniz arasında tam adaleti saglayamazsınız. Oyleyse bir tarafa busbutun gonlunuzu kaptırıp da oburunu kocasızmıs gibi bir vaziyette bırakmayın.Eger arayı duzeltir, islerinizi iyilestirir ve haksızlıktan sakınırsanız, unutmayın ki Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [130] Sayet gosterilen gayretlere ragmen esler bosanıp birbirinden ayrılacak olurlarsa, Allah her birini lutfu ile mustagni kılar, birini oburune muhtac eylemez. Allah'ın lutfu genistir, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [131] Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ın mulkudur. Biz gercekten, hem sizden once Ehl-i kitaba, hem de size, Allah’a karsı gelmekten sakınmanızı emrettik.Eger inkara sapıp nankorluk ederseniz bilesiniz ki goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah ganidir, hamiddir (hicbir seye ihtiyacı yoktur, butun ovgulere layık olan O’dur)

    [132] Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. O’nun kudreti butun bunları yonetmeye kafidir

    [133] Eger O dilerse, ey insanlar, hepinizi ortadan kaldırır ve baskalarını getirir. Allah'ın kudreti bunu yapmaya elbette yeter

    [134] Kim dunya mutlulugunu isterse bilsin ki dunya mutlulugu da, ahiret saadeti de Allah'ın yanındadır. Allah hakkıyle isitir ve gorur.

    [135] Ey iman edenler! Haktan yana olup var gucunuzle ve butun islerinizde adaleti gerceklestirin. Allah icin sahitlik eden insanlar olun.Bu hukmunuz ve sahitliginiz isterse bizzat kendiniz, anneniz, babanız ve yakın akrabalarınız aleyhinde olsun. Isterse onlar zengin veya fakir bulunsun; cunku Allah her ikisine de sizden daha yakındır.Onun icin, sakın nefsinizin arzusuna uyarak adaletten ayrılmayın. Eger dilinizi egip bukerek gercegi oldugu gibi soylemekten cekinir veya busbutun sahitlikten kacarsanız, iyi bilin ki Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [136] Ey iman edenler! Allah'a, Resulune, gerek Resulune indirdigi, gerek daha once indirdigi kitaplara imanınızda sebat edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, resullerini ve ahiret gununu inkar ederse hakikatten iyice uzaklasmıs, sapıklıgın en koyusuna dalmıs olur. [7,158; 24,62; 48,9] {KM, Yuhanna}

    [137] Onlar ki iman ettikten sonra inkar ettiler. Sonra tekrar iman edip sonra inkar ettiler. Sonra da inkarlarını artırdılar... Iste onları Allah ne affeder, ne de dogru yola cıkarır

    [138] Munafıklara mujde ver ki, can yakıcı bir azap kendilerini beklemektedir

    [139] O munafıklar muminlerin dısında kafirleri dost edinirler.Izzet ve destegi onların yanında mı arıyorlar? Oysa butun izzet ve kuvvet Allah'ındır

    [140] Allah size kitapta sunu da bildirmistir: “Allah'ın ayetlerinin inkar ve onlarla alay edildigini isittiginiz zaman, bunu yapanlar baska bir konuya gecmedikce onların yanında oturmayın.”Boyle yaparsanız siz de onlar gibi olursunuz. Suphe yok ki Allah munafıkları da, kafirleri de cehennemde bir araya getirecektir

    [141] Munafıklar sizinle ilgili olayları cok yakından izler, devamlı olarak havayı yoklarlar:Sayet Allah size bir zafer lutfederse: “Biz de sizinle beraber degil miydik?” derler.Eger kafirler zaferden yana bir pay elde ederlerse onlara: “Bizim taraf size galip durumda iken sizi kollamadık mı, muminlerin size karsı savletini icten ice engellemedik mi?” derler.Kıyamet gunu Allah, sizinle onlar arasında hukmunu verecek ve Allah kafirlere muminler aleyhinde asla fırsat vermeyecektir

    [142] Munafıklar Allah'ı aldatmaya calısırlar, Allah da onların hilelerini ve oyunlarını bozar.Onlar namaza kalkarken usene usene kalkarlar, muminlere gosteris yaparlar. Yoksa aslında Allah’ı pek az hatırlarlar

    [143] Onlar muminlerle kafirler arasında bocalayıp dururlar: Ne onlara baglanırlar, ne de bunlara. Her kimi de Allah sasırtırsa sen ona hicbir yol bulamazsın

    [144] Ey iman edenler! Muminleri bırakıp kafirleri muttefik edinmeyin. Boyle yaparak, Allah'a, aleyhinizde kesin bir belge mi vermek istiyorsunuz? Goz gore gore, Allah’ın hısmını uzerinize cekmek mi istiyorsunuz

    [145] Su kesindir ki munafıklar cehennemin en alt katındadırlar. Onları oradan kurtaracak bir yardımcı da bulamazsın

    [146] Ancak tovbe edip hallerini duzeltenler ve Allah'a sımsıkı sarılanlar ve butun samimiyetleriyle sırf Allah’a itaat edenler mustesna. Iste bunlar muminlerle beraberdir. Allah muminlere de buyuk mukafat verecektir

    [147] Siz sukredip iman ettikten sonra Allah ne diye sizi cezalandırsın ki? Allah sukredenlerin mukafatlarını bol bol verir ve her seyi hakkıyla bilir

    [148] Allah, agır ve inciten sozlerin acıktan soylenmesini hic sevmez, ancak soyleyen zulme ugramıssa o baska. Allah her seyi hakkıyla isitir ve gorur

    [149] Bununla beraber eger bir iyiligi acıktan yapar veya gizlerseniz veya bir kusuru bagıslarsanız bunu yapın, cunku Allah da afuvdur, kadirdir (affı coktur, her seye kadir oldugu halde yine de affeder)

    [150] O kimseler ki ne Allah'ı tanırlar ne resullerini, ve o kimseler ki Allah’ı tanıdıgını iddia edip resullerini tanımayarak, Allah ile resullerini birbirinden ayırmak isterler Ve o kimseler ki “resullerin bazısına iman ederiz, bazısını reddederiz” derler, ve boylece iman ile kufur arasında bir yol tutmak isterler,Iste bunlar gercek kafirlerin ta kendileridir. Biz de kafirler icin zelil ve perisan eden bir ceza hazırladık

    [151] O kimseler ki ne Allah'ı tanırlar ne resullerini, ve o kimseler ki Allah’ı tanıdıgını iddia edip resullerini tanımayarak, Allah ile resullerini birbirinden ayırmak isterler Ve o kimseler ki “resullerin bazısına iman ederiz, bazısını reddederiz” derler, ve boylece iman ile kufur arasında bir yol tutmak isterler,Iste bunlar gercek kafirlerin ta kendileridir. Biz de kafirler icin zelil ve perisan eden bir ceza hazırladık

    [152] Allah'a ve resullerine iman edip o resuller arasında hicbir ayrım yapmayanların mukafatlarını ise Allah ileride verecektir. Allah gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [153] Ehl-i kitap senden, kendilerine gokten bir kitap indirmeni istiyorlar. Bu cahilliklerini cok gorme! Nitekim daha once Musa'dan bundan da fazlasını istemislerdi ve: “Allah’ı bize acıktan goster!” demislerdi. Bunun uzerine de, zulumleri sebebiyle onları yıldırım carpmıstı.Daha sonra kendilerine acık mucizeler ve deliller gelmesini muteakip bu sefer tuttular buzagıyı tanrı edindiler. Derken onlar tovbe edince, bunu da bagısladık. Ve Musa’ya da onlar uzerinde asikar bir nufuz ve kudret verdik. [7,143]{KM, Cıkıs}

    [154] Verdikleri sozde durmalarını pekistirmek icin, dagı uzerlerine kaldırdık da onlara: “Secdelere kapanarak o kapıdan girin!” dedik. Bir de onlara: “Cumartesi gunu av yaparak, ilahi yasagı asmayın” deyip bu hususta kendilerinden agır teminat aldık

    [155] Iste sozlesmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere oldurmeleri ve “kalplerimiz perdelidir” demeleri -ki kalpleri perdeli yaratılmıs olmayıp, Allah inkarcılıkları sebebiyle kalplerini muhurledi de artık onlar pek az inanırlar- yine inkarları ve Meryem aleyhinde muthis bir iftira atmaları ve “Biz Allah’ın resulu(!) Meryem oglu Mesih Isa’yı katlettik!” demeleri yuzunden, onların baslarına belalar vererek cezalandırdık, kalplerini muhurledik,Oysa onlar Isa’yı olduremediler, asamadılar da; oldurulen baskası idi, lakin kendilerine ona benzer gosterildi.Isa hakkında ihtilafa dusenler de bu hususta suphe icindedirler. Bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanna tabi olmaktan baska bir seye dayanmazlar.Onu kesinlikle olduremediler. Dogrusu Allah onu kendi katına yukseltti. Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir). [2,88; 41,5; 3,55; 19,30; 3,49] {KM, Levililer 26,41; Tesniye}

    [156] Iste sozlesmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere oldurmeleri ve “kalplerimiz perdelidir” demeleri -ki kalpleri perdeli yaratılmıs olmayıp, Allah inkarcılıkları sebebiyle kalplerini muhurledi de artık onlar pek az inanırlar- yine inkarları ve Meryem aleyhinde muthis bir iftira atmaları ve “Biz Allah’ın resulu(!) Meryem oglu Mesih Isa’yı katlettik!” demeleri yuzunden, onların baslarına belalar vererek cezalandırdık, kalplerini muhurledik,Oysa onlar Isa’yı olduremediler, asamadılar da; oldurulen baskası idi, lakin kendilerine ona benzer gosterildi.Isa hakkında ihtilafa dusenler de bu hususta suphe icindedirler. Bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanna tabi olmaktan baska bir seye dayanmazlar.Onu kesinlikle olduremediler. Dogrusu Allah onu kendi katına yukseltti. Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir). [2,88; 41,5; 3,55; 19,30; 3,49] {KM, Levililer 26,41; Tesniye}

    [157] Iste sozlesmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere oldurmeleri ve “kalplerimiz perdelidir” demeleri -ki kalpleri perdeli yaratılmıs olmayıp, Allah inkarcılıkları sebebiyle kalplerini muhurledi de artık onlar pek az inanırlar- yine inkarları ve Meryem aleyhinde muthis bir iftira atmaları ve “Biz Allah’ın resulu(!) Meryem oglu Mesih Isa’yı katlettik!” demeleri yuzunden, onların baslarına belalar vererek cezalandırdık, kalplerini muhurledik,Oysa onlar Isa’yı olduremediler, asamadılar da; oldurulen baskası idi, lakin kendilerine ona benzer gosterildi.Isa hakkında ihtilafa dusenler de bu hususta suphe icindedirler. Bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanna tabi olmaktan baska bir seye dayanmazlar.Onu kesinlikle olduremediler. Dogrusu Allah onu kendi katına yukseltti. Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir). [2,88; 41,5; 3,55; 19,30; 3,49] {KM, Levililer 26,41; Tesniye}

    [158] Iste sozlesmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere oldurmeleri ve “kalplerimiz perdelidir” demeleri -ki kalpleri perdeli yaratılmıs olmayıp, Allah inkarcılıkları sebebiyle kalplerini muhurledi de artık onlar pek az inanırlar- yine inkarları ve Meryem aleyhinde muthis bir iftira atmaları ve “Biz Allah’ın resulu(!) Meryem oglu Mesih Isa’yı katlettik!” demeleri yuzunden, onların baslarına belalar vererek cezalandırdık, kalplerini muhurledik,Oysa onlar Isa’yı olduremediler, asamadılar da; oldurulen baskası idi, lakin kendilerine ona benzer gosterildi.Isa hakkında ihtilafa dusenler de bu hususta suphe icindedirler. Bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanna tabi olmaktan baska bir seye dayanmazlar.Onu kesinlikle olduremediler. Dogrusu Allah onu kendi katına yukseltti. Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir). [2,88; 41,5; 3,55; 19,30; 3,49] {KM, Levililer 26,41; Tesniye}

    [159] Ehl-i kitaptan hic kimse yoktur ki, olmeden ona inanacak olmasın. Kıyamet gunu gelince de o, onların aleyhinde sahitlik edecektir

    [160] Hasılı o Yahudilerden tasan bir zulum, insanları Allah yolundan menetmeleri, kendilerine yasaklanmıs olmasına ragmen faizi almaları, halkın mallarını haksızlıkla yemeleri yuzundendir ki Biz, kendilerine daha once helal kılınan bazı temiz nimetleri haram kıldık ve iclerinden kafir kalanlara can yakıcı azap hazırladık. [2,62.275; 3,93] {KM, Tesniye}

    [161] Hasılı o Yahudilerden tasan bir zulum, insanları Allah yolundan menetmeleri, kendilerine yasaklanmıs olmasına ragmen faizi almaları, halkın mallarını haksızlıkla yemeleri yuzundendir ki Biz, kendilerine daha once helal kılınan bazı temiz nimetleri haram kıldık ve iclerinden kafir kalanlara can yakıcı azap hazırladık. [2,62.275; 3,93] {KM, Tesniye}

    [162] Fakat onlardan genis ilmi olanlar ile muminler, hem sana indirilen Kur'an’a, hem de senden once indirilen kitaplara iman ederler.O namaz kılanlar, zekat verenler, Allah’a ve ahirete hakkıyla iman edenler var ya, iste onlara yarın buyuk mukafat verecegiz

    [163] Nuh'a ve ondan sonraki nebilere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Ibrahim’e, Ismail’e, Ishak’a, Yakub’a ve torunlarına, Isa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun ve Suleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik

    [164] Durumlarını sana daha once anlattıgımız nice elciler gonderdik. Anlatmadıgımız nice elciler de gonderdik. Allah Musa'ya da hitab ederek konustu. [40,78] {KM, Sayılar}

    [165] Biz o elcileri rahmetimizin mujdecileri, cezamızın habercileri olarak gonderdik.Ta ki resullerden sonra, artık insanların Allah'a karsı ileri surebilecekleri bir bahaneleri kalmasın.Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [166] Lakin Allah sana indirdigine sahitlik eder ki onu kendi ilmiyle indirmistir.Melekler de buna tanıklık ederler.Zaten Allah'ın sahit olması bir seyin gercekligi icin yeter de artar

    [167] Onlar ki inkar eder ve baskalarını da Allah yolundan engellerler, iste onlar haktan busbutun sapmıslardır

    [168] Inkar edip zulmedenleri Allah affedecek degil. Onları cehennem yolundan baska bir yola cıkaracak da degil.Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır. Bu da Allah'a gore cok kolaydır

    [169] Inkar edip zulmedenleri Allah affedecek degil. Onları cehennem yolundan baska bir yola cıkaracak da degil.Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır. Bu da Allah'a gore cok kolaydır

    [170] Ey insanlar! Resulullah Rabbinizden size hakkı getirdi, kendi iyiliginiz icin ona iman edin.Eger inkar ederseniz bilin ki goklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah alimdir, hakimdir (her seyi bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [171] Ey Ehl-i kitap! Dininizde haddi asmayın, taskınlık yapmayın ve Allah hakkında gercek olmayan seyleri iddia etmeyin.Meryem'in oglu Mesih Isa sadece Allah’ın resulu, Meryeme ulastırdıgı kelimesidir. Allah tarafından gelen bir ruhtur. Gelin Allah’a ve elcilerine iman getirin, “Tanrı uctur!” demeyin. Kendi iyiliginiz icin bundan vazgecin.Allah ancak tek bir Ilahtır. O, cocugu olmaktan munezzehtir. Goklerde ne var, yerde ne varsa O’nundur. Koruyan ve yoneten olarak Allah yeter. [2,116; 3,39.45.59; 9,31; 5,75; 21,91; 6]

    [172] Ne Mesih, ne de Allah'a en yakın buyuk melekler, Allah’a kul olmaktan kacınmazlar. Kim O’na kulluktan kacınır ve kibirlenirse bilsin ki Allah, yarın hepsini huzuruna toplayıp hesaba cekecektir. [19,30] {KM, Isaya 42,1; Matta 12, 18; Yuhanna}

    [173] Iman edip iyi ve yararlı isler yapanların mukafatlarını Allah, tam tamına odeyecek, hatta lutfundan onlara hak ettiklerinden daha fazlasını da verecektir. Kulluktan kacınıp kibirlenenleri ise can yakıcı bir azaba sokacak ve onlar Allah'tan baska ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır

    [174] Ey insanlar! Iste size Rabbinizden kesin bir delil geldi, size acık bir nur indirdik. {KM, Mezmur 36,10; Isaya 2,5; 10,1. Luka 1,78; Yuhanna}

    [175] Allah'a iman edip ona sımsıkı sarılanları ise O, tarafından bir rahmet ve genis bir nimet icine yerlestirecek ve onları, Kendisine varan dogru yola koyacaktır

    [176] Senden fetva isterler. De ki kelale'nin yani babası ve cocugu olmayan kisinin mirası hakkındaki hukmunu Allah soyle bildiriyor: Cocugu olmayıp bir kız kardesini bırakarak olen bir adamın terikesinin yarısı kız kardesine aittir.Eger kız kardes cocuk bırakmaksızın olurse tek varis olan erkek kardes onun terikesinin tamamını alır. Iki kızkardes kalırsa onlar erkek kardeslerinin terikesinin ucte ikisini alırlar. Eger varisler erkek ve kız kardeslerden olusursa erkek, kadın hissesinin iki mislini alır. Allah sasırmamanız icin size bunları acık acık bildiriyor. Allah her seyi hakkıyla bilir

    Surah 5
    Mâide

    [1] Ey iman edenler! Baglandıgınız ahitleri yerine getiriniz. Haram kılındıgı size bildirilenler dısında, davarların eti size helal edilmistir. Su kadar var ki, ihram halinde iken de av avlamak helal degildir. Allah diledigi sekilde hukmeder

    [2] Ey iman edenler! Ne Allah'ın seairine, ne sehr-i harama, ne Kabe’ye hediye olarak gonderilen kurbanlık hayvanlara, hele hele gerdanlık takılı kurbanlıklara, ne de Rabbinin lutfunu, ihsan edecegi kazancı ve O’nun rızasını arzulayarak Beyt-i Haram’a yonelenlere sakın hurmetsizlik etmeyin.Ihramdan cıkınca isterseniz avlanın. Sizin Mescid-i Haram’ı ziyaretinizi engellediler diye birtakım kimselere karsı beslediginiz kin ve ofke, sakın sizin onlara saldırmanıza yol acmasın. Siz iyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlasın, gunah islemek ve baskasına saldırmak hususunda birbirinizi desteklemeyin. Allah’a karsı gelmekten sakının. Cunku Allah’ın cezası cok siddetlidir. [2]

    [3] Size sunlar haram kılındı: Kendiliginden olen hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan baskasının adına kesilen, henuz canı cıkmadan yetisip sartına uygun tarzda kestikleriniz mustesna; bogulmus, bir sey vurularak oldurulmus, yukarıdan yuvarlanmıs, boynuzlanmıs yahut canavar tarafından parcalanmıs olup da olen hayvanların etleri, putlara ait sunaklarda kesilen hayvanların etleri ve zar atarak, kumar oynayarak elde edilen etler.Butun bunlar itaat dısına cıkıstır. Artık bugun kafirler dininizi sondurmekten umitlerini kestiler. Oyleyse onlardan korkmayın, Benden cekinin.Iste bugun sizin dininizi kemale erdirdim ve uzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin icin din olarak Islam’ı begendim.Kim gunaha meyletmeksizin aclıktan bunalıp caresiz kalırsa, haram olan etlerden yiyebilir. Cunku Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur). [6,145; 5,90; 2,173] {KM, Cıkıs 20,25; Levililer 11,7; Tesniye 27,5; 14,8; Resullerin isleri 25,20; 21,25; Matta}

    [4] Kendilerine nelerin helal kılındıgını sana soruyorlar. De ki: “Butun temiz ve iyi rızıklar size helal kılınmıstır.Allah'ın size ogrettiginden ogrenip egittiginiz avcı hayvanların sizin icin tutup getirdiklerini yiyiniz ve uzerlerine Allah’ın adını anınız. Allah’a karsı gelmekten sakının, cunku Allah hesabı cabuk gorur.”

    [5] Bugun size temiz ve iyi seyler helal kılındı. Ehl-i kitabın kestikleri ve diger yiyecekleri size helaldir. Sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir.Namuslu, zinaya girmemis ve gizli dostlar edinmemis insanlar halinde yasamanız sartıyla, muminlerden hur ve iffetli kadınlarla, sizden onceki Ehl-i kitaptan hur ve iffetli kadınlar da, mehirlerini verip nikahladıgınızda size helaldir. Kim imanı inkar ederse butun yaptıgı isler bosa gider ve o, ahirette de ziyana ugrayanlardan olur

    [6] Ey iman edenler! Namaza kalkmak istediginizde yuzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın.Baslarınızı meshedip topuklarınızla birlikte ayaklarınızı da yıkayın.Cunup iseniz tastamam yıkanın (boy abdesti alın). Eger hasta veya yolcu iseniz veya tuvaletten gelmisseniz, yahut kadınlarla munasebette bulunmus olup da su bulamazsanız temiz topraga teyemmum edin, (manen arınma niyeti ile) ondan yuzlerinize ve ellerinize meshedin.Allah size gucluk cıkarmak istemez, fakat sukredesiniz diye sizi temizleyip arındırmak ve size olan nimetlerini tamama erdirmek ister

    [7] Allah'ın size lutfettigi nimeti ve sizin “duyduk ve itaat ettik, bas ustune!” dediginiz vakit, sizden aldıgı sozunuzu hatırlayın. Allah’a karsı gelmekten sakının. Cunku Allah sinelerde saklı butun sırları bilir

    [8] Ey iman edenler! Haktan yana olup vargucunuzle ve butun islerinizde adaleti gerceklestirin ve adalet numunesi sahitler olun.Bir topluluga karsı, icinizde beslediginiz kin ve ofke, sizi adaletsizlige suruklemesin.Adil davranın, takvaya en uygun hareket budur.Allah'a karsı gelmekten sakının. Cunku Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [9] Allah iman edip makbul ve guzel isler yapanları affedip kendilerine buyuk mukafat vermeyi vad etmistir

    [10] Kafir olup ayetlerimizi yalan sayanlar ise cehennemliktirler

    [11] Ey iman edenler! Allah'ın size olan su nimetini hatırlayın: Hani bir topluluk size el uzatmaya, sizi oldurup yok etmeye tesebbus etmisti de O, bunların ellerini size zarar vermekten menetmisti.Allah’ın hukukuna haksızlık etmekten sakının! Muminler yalnız Allah’a dayansınlar

    [12] Allah Israil ogullarından kesin soz aldı. Biz onlardan (on iki boydan her birinden bir kefil olmak uzere) on iki de kefil tayin etmistik. Allah buyurdu ki: “Iyi bilin ki Ben sizinle beraberim.Eger siz namazı dikkatli bir sekilde tamtamına eda eder, zekatı verir, resullerime iman eder, onlara sahip cıkar,Allah rızası icin gerekli yerlere harcayarak Allah'a guzel bir tarzda odunc verirseniz,Ben elbette sizin kusurlarınızı orter ve elbette sizi icinden ırmaklar akan cennetlere yerlestiririm.Ama kim bundan sonra nankorluk edip kufre saparsa, dogru yoldan sapmıs, kendini zayi etmis olur.”

    [13] Iste o Yahudileri, verdikleri kesin sozu bozduklarındandır ki lanetledik, onların kalplerini katılastırdık. Boylece onlar kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler.Kendilerine teblig edilen hususlardan pek cogunu unuttular.Onların pek azı haric olmak uzere, onlar tarafından devamlı olarak hainlik gorursun.Yine de sen onları affet, aldırma. Cunku Allah iyilik edenleri sever

    [14] “Biz Nasrani'yiz, Hırıstiyanız” diyenlerden de kesin soz aldık. Fakat onlar da kendilerine teblig olunan derslerden bir cogunu unuttular.Bu yuzden Biz de aralarına kıyamet gunune kadar surecek kin ve nefret bıraktık. Allah onların meslek haline getirdikleri bu isleri bir bir yuzlerine carpacaktır. [2,62] [KM, Isaya]

    [15] Ey Ehl-i kitap! Kitaptan (Tevrat'tan) gizlediklerinizin cogunu size beyan eden,bir cogunu da yuzunuze vurmayarak affeden Resulumuz size gelmis bulunuyor. Iste size Allah tarafından bir nur ve hakikatleri acıklayan bir kitap geldi

    [16] Allah onunla, rızasını izleyenleri selamet yollarına iletir, Onları izni ile karanlıklardan aydınlıga cıkarır ve onları dosdogru yola iletir

    [17] “Allah, Meryem'in oglu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kafir olmuslardır.De ki: “Eger Allah Meryem’in oglu Mesih’i, annesini ve dunyada bulunanların hepsini imha etmek istese, O’na karsı kimin elinden bir sey gelir? Kim O’nu engelleyebilir?Dogrusu goklerin, yerin ve ikisi arasında olan butun varlıkların hakimiyeti Allah’a aittir. O diledigini yaratır. Allah her seye kadirdir. [4,171; 9,30](Bu konuda 4,171 ayeti ile ilgili acıklamaya bkz)

    [18] Hem Yahudiler, hem de Hıristiyanlar “Biz Allah'ın evlatları ve sevgilileriyiz.” dediler.De ki: “Oyleyse nicin Allah sizi gunahlarınız sebebiyle cezalandırıyor?”Hayır, bilakis siz O’nun yarattıgı birer beser toplulugusunuz. Allah diledigini affeder, diledigini cezalandırır.Goklerde, yerde ve ikisi arasında olan her seyin hakimiyeti Allah’ındır. Donus de O’na olacaktır

    [19] Ey Ehl-i kitap! Resullerin gelmesinin kesintiye ugradıgı bir sırada,ileride “bize ne mujdeleyen ne de uyaran hicbir Peygamber gelmedi” demeyesiniz diyesize, mujdeleyici ve uyarıcı Elcimiz, her seyi beyan etmek uzere geldi. Allah her seye hakkıyla kadirdir

    [20] Bir vakit de Musa kavmine soyle demisti. “Ey kavmim! Allah'ın size lutfettigi nimetlerini bir dusunun; zira o icinizden peygamberler cıkarttı, sizi hur insanlar yaptı ve devrinizde hic kimseye vermedigini size verdi.” [2,47-122; 45,16; 2,143; 3,110] {KM, Sayılar}

    [21] “Ey kavmim! Haydi Allah'ın size nasib ettigi kutsal ulkeye girin, sakın geri donup kacmayın. Yoksa husrana duserek perisan olursunuz.” {KM, Tesniye 7,13; 8,1; Cıkıs}

    [22] “Ya Musa, dediler, orada zorba ve guclu bir millet var.Onlar oradan cıkmadıkca biz asla giremeyiz. Eger cıkarlarsa, ancak o zaman gireriz.” {KM, Sayılar 13,31-33; Tesniye}

    [23] Allah'ın buyruguna uymamaktan korkan ve Allah’ın kendilerine iman ve yakin nimeti ihsan ettigi iki yigit cıkıp dediler ki:“Uzerlerine hucum edin, kapıyı tutun. Kapıyı tutup da dısarıda savas meydanına cıkmalarını onlediniz mi muhakkak siz galipsinizdir. Imanınızda samimi iseniz yalnız Allah’a dayanın.”

    [24] Yine dediler ki: “Ya Musa! O zorbalar orada oldukları muddetce biz asla giremeyiz. Haydi sen Rabbinle git, ikiniz onlarla savasın, biz iste burada oturuyoruz.”

    [25] Musa: “Ya Rabbi, dedi, ben kendi nefsimden ve kardesimden baskasına soz geciremiyorum. Artık bizimle bu itaatsiz, bu yoldan cıkmıs topluluk arasında Sen hukmunu ver!”

    [26] Buyurdu ki: “O kutsal yer onlara kırk yıl boyunca haram kılındı. Oldukları yerde sersem sersem dolasacaklardır. Sen artık o yoldan cıkmıs kimseler icin kendini uzme!” {KM, Sayılar 14,33; Tesniye 2,7; Yusa}

    [27] Onlara Adem'in iki oglunun gercek olan haberini oku:Onların her ikisi birer kurban takdim etmislerdi de birininki kabul edilmis, oburununki kabul edilmemisti.Kurbanı kabul edilmeyen, kardesine: “Seni oldurecegim” dedi.O da: “Allah, ancak muttakilerden kabul buyurur, dedi. Yemin ederim ki, sen beni oldurmek icin el kaldırırsan, ben seni oldurmek icin sana el kaldırmam. Cunku ben alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”“Ben isterim ki sen, kendi gunahınla beraber benim gunahımı da yuklenesin de cehennemliklerden olasın. Zalimlerin cezası iste budur!” [3,62; 18,13; 19,34] {KM, Tekvin 4,3-12; Makkabe}

    [28] Onlara Adem'in iki oglunun gercek olan haberini oku:Onların her ikisi birer kurban takdim etmislerdi de birininki kabul edilmis, oburununki kabul edilmemisti.Kurbanı kabul edilmeyen, kardesine: “Seni oldurecegim” dedi.O da: “Allah, ancak muttakilerden kabul buyurur, dedi. Yemin ederim ki, sen beni oldurmek icin el kaldırırsan, ben seni oldurmek icin sana el kaldırmam. Cunku ben alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”“Ben isterim ki sen, kendi gunahınla beraber benim gunahımı da yuklenesin de cehennemliklerden olasın. Zalimlerin cezası iste budur!” [3,62; 18,13; 19,34] {KM, Tekvin 4,3-12; Makkabe}

    [29] Onlara Adem'in iki oglunun gercek olan haberini oku:Onların her ikisi birer kurban takdim etmislerdi de birininki kabul edilmis, oburununki kabul edilmemisti.Kurbanı kabul edilmeyen, kardesine: “Seni oldurecegim” dedi.O da: “Allah, ancak muttakilerden kabul buyurur, dedi. Yemin ederim ki, sen beni oldurmek icin el kaldırırsan, ben seni oldurmek icin sana el kaldırmam. Cunku ben alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”“Ben isterim ki sen, kendi gunahınla beraber benim gunahımı da yuklenesin de cehennemliklerden olasın. Zalimlerin cezası iste budur!” [3,62; 18,13; 19,34] {KM, Tekvin 4,3-12; Makkabe}

    [30] Nefsi, onu kardesini oldurmeye itti. O da onu oldurup ziyan edenlerden oldu

    [31] Derken Allah, kardesinin cesedini nasıl ortecegini gostermesi icin yeri esen bir karga gonderdi.Kabil: “Yazıklar olsun bana! Su karga kadar bile olup da kardesimin cesedini ortemedim!” dedi ve pismanlıga dusenlerden oldu

    [32] Iste bundan dolayı Israil ogullarına kitapta sunu bildirdik:Kim katil olmayan ve yeryuzunde fesat cıkarmayan bir kisiyi oldururse sanki butun insanları oldurmus gibi olur.Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa sanki butun insanların hayatını kurtarmıs olur.Resullerimiz onlara acık ayetler ve deliller getirmislerdi.Ne var ki onların cogu butun bunlardan sonra, hala yeryuzunde fesat ve cinayette asırı gitmektedirler

    [33] Allah ve Resulune savas acanların, (yol keserek teror eylemi yaparak) yeryuzunu ifsad etmek icin kosusanların cezası; oldurulmeleri veya asılmaları yahut sag elleri ile sol ayaklarının kesilmesi yahut da bulundukları yerden surulmelerinden baska bir sey olmaz.Bu onların dunyadaki rusvaylıgıdır. Ahirette ise onlara baskaca muthis bir ceza vardır.Ancak kendilerini ele gecirmenizden once tovbe edenler, bu hukmun dısındadır. Biliniz ki Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [34] Allah ve Resulune savas acanların, (yol keserek teror eylemi yaparak) yeryuzunu ifsad etmek icin kosusanların cezası; oldurulmeleri veya asılmaları yahut sag elleri ile sol ayaklarının kesilmesi yahut da bulundukları yerden surulmelerinden baska bir sey olmaz.Bu onların dunyadaki rusvaylıgıdır. Ahirette ise onlara baskaca muthis bir ceza vardır.Ancak kendilerini ele gecirmenizden once tovbe edenler, bu hukmun dısındadır. Biliniz ki Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [35] Ey iman edenler! Allah'ın hukukunu gozetin, onun hukukunu ihlal etmekten sakının, O’na yaklasmaya vesile arayın ve O’nun yolunda mucahede edin ki korktugunuzdan kurtulup umdugunuza kavusasınız

    [36] Kafirler, kıyamet gunu cezaları olan azaptan kurtulmaları icin, dunyada olan her seyi, bir misli fazlasıyla verseler dahi kendilerinden kabul edilmez. Onlara can yakıcı bir azap vardır. [1]

    [37] Onlar atesten cıkmak isterler ama oradan cıkacak degiller. Onlara devamlı bir azap vardır

    [38] Hırsız erkek ile hırsız kadının irtikab ettikleri suca bir karsılık ve Allah tarafından insanlara ibret verici bir ukubet olmak uzere ellerini kesiniz. Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir). {KM, Cıkıs 20,15; Tesniye 25,11-12 Levililer}

    [39] Kim yaptıgı zulum ve haksızlıktan sonra tovbe edip halini ve isini duzeltirse Allah tovbesini kabul eder; Cunku Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur). {KM, Zekarya}

    [40] Bilmez misin ki goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah'a aittir.Diledigini cezalandırır, diledigini affeder; Cunku Allah her seye kadirdir

    [41] Ey Peygamber! Kalpleri iman etmedigi halde agızlarıyla “iman ettik.” diyen munafıklarla, Yahudilerden kafirlikte yarısanlar seni uzmesin.Zira onlar yalancılık etmek icin dinlerler. Senin yanında olmayan bir grup hesabına casusluk icin dinlerler. Kelimeleri konuldukları yerlerden cıkarıp tahrif ederler. “Size su fetva verilirse onu kabul edin, o verilmezse onu kabul etmekten geri durun” derler.Allah birini sasırtmak isterse, sen onun lehinde Allah'a karsı hicbir sey yapamazsın.Onlar oyle kimselerdir ki Allah onların kalplerini arındırmak istememistir. Onların hakkı dunyada rusvaylık oldugu gibi, ahirette de muthis bir cezadır. [2,75; 4,46] {KM, Isaya 29,13. Matta 15,8; Markos}

    [42] Yalan dinlemeye cok meraklı, haram yemeye pek duskundurler. Sana gelirlerse ister aralarında hukmet, istersen hukmetmekten geri dur! Geri durursan onlar sana asla bir zarar veremezler. Sayet hukmedersen, aralarında adaletle hukmet! Cunku Allah adilleri sever. {KM, Cıkıs 23,8; Tesniye}

    [43] Kendi kitapları olan ve icinde Allah'ın hukmu bulunan Tevrat ellerinde iken nasıl olup da seni hakem tayin ediyorlar?Sonra ne diye pesinden donup senin hukmune razı olmuyorlar? Aslında onlar mumin degildirler

    [44] Icinde hidayet ve nur olan Tevrat'ı biz indirdik. Kendilerini Hakka teslim eden nebiler, Yahudilerle ilgili meselelerde onunla hukmederlerdi.Alimler ve mursitler de Allah’ın kitabını koruma ile gorevlendirilmeleri sebebiyle yine onunla hukum verirlerdi.Hepsi de kitabın hak oldugunun sahitleri idiler. O halde ey hakimler, insanlardan korkmayın, Benden korkun.Ayetlerimi az bir menfaat karsılıgında satmayın. Kim Allah’ın indirdigi ahkam ile hukmetmezse iste onlar tam kafirdirler

    [45] Hem Tevrat'ta onlara su hukmu de farz kıldık: Cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis karsılıktır. Hulasa butun yaralamalar birbirine kısas edilir.Fakat kim bu kısas hakkından feragat edip bagıslarsa bu, kendi gunahları icin keffaret olur.Kim Allah’ın indirdigi ahkam ile hukmetmezse iste onlar tam zalimdirler. [2,178] {KM, Cıkıs 21,23-25; Levililer 24,17-20; Tesniye}

    [46] O peygamberlerin izlerince Meryem oglu Isa'yı, kendisinden onceki Tevrat’ı tasdik edici olarak gonderdik.Ona; kendisinden onceki Tevrat’ın tasdikcisi ve muttakilere bir hidayet ve ogut olmak uzere icinde hidayet ve aydınlık bulunan Incil’i verdik

    [47] Ve dedik ki: Ehl-i Incil de, Allah'ın o kitapta indirdigi ile hukmetsin. Kim Allah’ın indirdigi ahkam ile hukmetmezse iste onlar tam fasıktırlar

    [48] Sana da, daha onceki kitapları, hem tasdik edici, hem de onları denetleyici olarak bu kitabı, gercegin ta kendisi olarak indirdik.O halde butun Ehl-i kitabın aralarında, Allah'ın sana indirdigi ile hukmet, sana gelen bu hakikati terkedip de onların keyiflerine uyma!Her biriniz icin bir seriat ve bir yol tayin ettik. Eger Allah dileseydi, hepinizi bir tek ummet yapardı. Fakat O, size verdigi farklı seriatlar dairesinde sizi imtihan etmek istedigi icin ayrı ayrı ummetler yaptı.Oyleyse durmayın, hayırlı islerde birbirinizle yarısın! Zaten hepinizin donusu Allah’a olacak, O da hakkında ihtilaf ettiginiz seyleri size tek tek bildirecektir. (haklıyı haksızı iyice belli edecektir). [2,41; 11,118; 17,107-108;]

    [49] Ve su emri indirdik: Aralarında, Allah'ın sana indirdigi ahkam ile hukmet! Sakın onların keyiflerine uyma ve Allah’ın indirdigi hukumlerin bir kısmından seni caydırmalarından sakın!Sayet yuz cevirirlerse bil ki, Allah onları bazı gunahlarından dolayı musibete ugratmak istiyordur. Zaten insanların bircogu Allah’ın emrinden dısarı cıkmaktadırlar

    [50] Yoksa Cahiliye devrinin hukmunu mu istiyorlar?Fakat kesin olarak iman eden insanlar icin, Allah'tan daha guzel, daha dogru bir hakim bulunabilir mi

    [51] Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin velisidirler. Sizden kim onları veli edinirse o da onlardandır. Allah boylesi zalimleri dogru yola iletmez

    [52] Kalbinde nifak hastalıgı olanların, iclerinden: “Ne olur ne olmaz, basımıza bir felaket gelebilir, simdiki durumumuz degisebilir, onun icin biz tedbirimizi alalım.” diyerek, kafirlerle dost olmak icin onların yanına girip cıktıklarını gorursun.Umulur ki Allah yakında bir zafer ihsan ederveya Kendi tarafından peygamberi vasıtasıyla munafıkların maskelerini dusurme gibi bir baska durum ortaya cıkar da, Onlar iclerinde gizledikleri bu nifaktan dolayı pisman olurlar

    [53] Onların icyuzlerini ancak o zaman kesfeden muminler de birbirlerine:“Hayret dogrusu! Onlar degil miydi, siz muminlerle beraber olduklarına dair var gucleriyle yemin edip duranlar?” Ama sonunda ne oldu? Gosteris icin yaptıkları butun isleri bosa gitti, dunyada da, ahirette de ziyan edenlerden oldular

    [54] Ey iman edenler! Sizden kim dininden donerse bilsin ki,Allah onların yerine oyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allahı severler.Onlar muminlere karsı alcak gonullu, kafirlere karsı onurlu ve zorludurlar.Allah yolunda mucahede eder ve bu hususta dil uzatan hicbir kimsenin ayıplamasından korkmazlar.Iste bu, Allah'ın oyle bir lutfudur ki diledigine verir. Allah vasi ve alimdir (ihsanı boldur, her seyi hakkıyla bilir). [47,38; 4,133]

    [55] Sizin dostunuz ancak Allah'tır, O’nun Resuludur ve Allah’a tam boyun egerek namazlarını hakkıyla ifa eden, zekatlarını veren muminlerdir

    [56] Kim Allah'ı, Resulunu ve iman edenleri dost edinirse bilsin ki, bunların teskil ettigi Allah tarafı, mutlaka galip gelecektir

    [57] Ey iman edenler! Ne dininizi alay ve eglence konusu yapan sizden once kendilerine kitap verilenleri, ne de diger kafirleri dost (ve uzerinize yonetici) edinmeyin.Mumin iseniz, Allah'ın bu buyruklarına karsı gelmekten sakının

    [58] Siz ezan okuyarak namaza davet edince, bunu alay ve eglence konusu yaparlar.Onların boyle yapmalarının sebebi, akıllarını kullanmayıp bu guzelligi anlamamalarıdır

    [59] De ki: “Ey Ehl-i kitap! Sizin bizden hoslanmayısınızın tek sebebi galiba sudur: Biz Allah'a iman ettigimiz gibi, hem kendimize indirilen kitaba, hem de daha once indirilen ilahi kitaplara iman etmekteyiz. Sizin ise ekseriniz yoldan cıkmıs fasıksınız.”

    [60] De ki: “Allah katında bir ceza olarak bundan daha beterini bildireyim mi?O kimseler ki Allah onlara lanet etmis, gazabına ugratmıs, iclerinden bir kısmını maymun, domuz ve tagut'a tapan kimseler yapmıstır. Yerleri en fena olanlar, dogru yoldan busbutun sapanlar, iste onlardır.”

    [61] Sizin yanınıza geldikleri zaman: “Biz muminiz” derler. Halbuki gercekte onlar kafir olarak girmisler, yine kafir olarak cıkmıslardır. Onların iclerinde gizledikleri nifakı Allah pek iyi bilir

    [62] Onlardan bircogunun gunaha, baskasının hakkına tecavuz etmeye, haram yemeye yarısırcasına kostuklarını gorursun. Yaptıkları sey ne kadar kotu

    [63] Bari, onların mursitleri ve fakihleri onların gunah olan seyler soylemelerini ve haram yemelerini onleselerdi ya! Ama heyhat! Bunların yaptıkları da, ayrıca bir cirkin

    [64] Yahudiler: “Allah'ın eli baglıdır.” dediler. Hay kendi elleri baglanasılar!Hay dediklerinden dolayı mel’un olası adamlar! Hayır, hic de oyle degil! Allah’ın iki eli de acıktır. Diledigi sekilde infak eder.Rabbinden sana indirilen ayetler, mutlaka onlardan bircogunun azgınlıgını ve gavurlugunu artıracaktır. Bununla beraber, Biz onların aralarına, kıyamete kadar surup gidecek bir kin ve nefret bıraktık.Her ne zaman onlar savas cıkarmak icin bir yangın tutusturdularsa Allah onu sondurdu. Sırf fesat cıkarmak icin dunyanın her tarafında kosup dururlar. Allah mufsitleri sevmez. [4,53-54; 2,61; 3,112; 14,34; 41,44; 17,82] {KM, Mezmurlar}

    [65] Eger Ehl-i kitap iman etse ve fesatcılıktan ve diger fenalıklardan sakınsalardı, elbette Biz onların kotuluklerini orter ve onları naim cennetlerine yerlestirirdik

    [66] Eger onlar Tevrat'ı, Incil’i ve Rab’leri tarafından kendilerine indirilen Kur’an’ın hukumlerini hakkıyla yerine getirselerdi, muhakkak ki yukarıdan yagmur gibi yagan ve yerden biten nimetler icinde kalır, onlardan yerlerdi.Onlardan mutedil bir zumre de vardır, ama onların cogunun yaptıkları seyler pek cirkin islerdir. [7,96; 3]

    [67] Ey Peygamber! Rabbinden sana indirilen buyrukları teblig et!Eger bunu yapmazsan risalet vazifesini yapmamıs olursun.Allah seni, zarar vermek isteyenlerin serlerinden koruyacaktır. Allah kafirleri hidayet etmez, emellerine kavusturmaz

    [68] De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Siz Tevrat'ı, Incil’i ve Rabbinizden size indirilen Kur’an’ı tatbik etmedikce, hicbir temele dayanmıs sayılmazsınız, hicbir dayanagınız yoktur.”Rabbinden sana indirilen ayetler, mutlaka onlardan bircogunun azgınlık ve inkarcılıgını fazlalastıracaktır.O halde o kafirlerden oturu gam yeme

    [69] Iman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar... Bunlar icinden her kim Allah'a ve ahiret gunune iman edip makbul ve guzel isler yaparsa, onlara hicbir korku yoktur ve onlar asla uzulmezler. [2,62’deki acıklamaya bkz]

    [70] Biz Israilogullarından bu iman esası uzere kesin sozlerini almıs ve onlara resuller gondermistik. Ne zaman bir elci, kendilerine canlarının istemedigi bir sey getirdiyse, onlar bazı resullere “yalancı” diyor, bazılarını ise olduruyorlardı

    [71] Baslarına bir bela gelmeyecegini sandıkları icin, kor ve sagır kesildiler.Sonra tovbe ettiklerinde Allah da tovbelerini kabul buyurdu.Sonra iclerinden bircogu yine kor ve sagır kesildiler. Allah yaptıklarını hakkıyla goruyor

    [72] “Allah, Meryem'in oglu Isa’dır.” diyenler hic suphesiz kafir olmuslardır. Halbuki Isa vaktiyle soyle demisti:“Ey Israil ogulları! Benim de, sizin de Rabbiniz olan tek Allah’a ibadet ediniz. Kim Allah’a es ortak kosarsa, su kesindir ki, Allah ona cenneti haram kılmıstır ve onun varacagı yer atestir. Zalimlere yardımcı olan da cıkmaz.” [5,17; 9,31; 19,30-36; 4,48; 7,50; 43,59] {KM, Yuhanna 20, 17; Markos}

    [73] “Allah uc uknumdan biridir” diyenler de kafir olurlar. Halbuki bir tek Ilahtan baska ilah yoktur. Eger bu batıl iddialarından vazgecmezlerse iclerinden kafir kalanlara mutlaka can yakıcı bir azap dokunacaktır

    [74] Hala Allah'a donup O’ndan af dilemeyecekler mi? Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [75] Meryem oglu Isa Mesih sadece bir Resuldur. Nitekim ondan once de bir cok elci gelip gecmistir. Onun annesi de cok durust, son derece iffetli bir hanımdı. Her ikisi de diger insanlar gibi yemek yerlerdi.Dikkat et: Biz onlara delilleri nasıl acıklıyoruz. Sonra bak nasıl oluyor da akılları celinip bu hakikatlerden vazgeciyorlar! [12,109] {KM, Luka 7,34; Matta}

    [76] De ki: Siz Allah'tan baska, size ne zarar, ne de fayda vermeye gucu yetmeyen aciz mahluklara mı ibadet ediyorsunuz? Halbuki hakkıyla isiten ve bilen yalnız Allah’tır. [13,16; 20,89; 25,3] {KM, Baruh 6. bolum}

    [77] De ki: “Ey Ehl-i kitap! Dininize ait konularda haksız yere haddi asmayın.Daha once gelip gecenlerden hem kendisi sapmıs, hem bir cok insanları da saptırmıs olan atalarınızınve simdiki durumda da dogru yoldan sapan birtakım kimselerin heva ve hevesine uymayın

    [78] Israilogullarından kufre sapanlar hem Davud'un, hem de Meryem oglu Isa’nın lisanı ile lanetlendiler. Bunun sebebi onların isyan etmeleri ve taskınlık edip haddi asmaları idi. {KM, Mezmurlar 109; Matta 23. bolum}

    [79] Onlar kotuluk yaptıkları zaman, birbirlerini kotulukten vazgecirmeye calısmazlardı. Ne cirkin davranıstı bu tutumları

    [80] Onlardan cogunun kafirleri veli edindiklerini gorursun. Bu is -ki onu bizzat kendileri yapmıs ve uzerlerine Allah'ın hısmını cekmislerdir- ne kotu bir davranıstır! Onlar cehennem azabında devamlı kalacaklardır

    [81] Eger Allah'a, Peygamber’e ve ona indirilen vahye imanları olsaydı, kafirleri veli edinmezlerdi. Fakat onların cogu yoldan cıkmıs kimselerdir

    [82] Sen, iman edenlere, dusmanlık besleme bakımından onların en siddetlilerinin Yahudiler ile musrikler oldugunu gorursun.Muminlere sevgi bakımından en cok yakınlık duyanların ise “Biz Nasara'yız (Hıristiyan’ız)” diyenler oldugunu gorursun.Bunun sebebi, onlar arasında bilgin kesislerin ve dunyayı terk etmis rahiplerin bulunması ve onların kibirlenmemeleridir. [3,199;]

    [83] Peygambere indirilen Kur'an’ı dinledikleri vakit, onda asinaları olan hakikate kavusmaları sebebiyle gozlerinin yasla dolup tastıgını gorur ve soyle dediklerini isitirsin:“Iman ettik ya Rabbena! Bizi de hakka sahitlik edenlerle beraber yaz! Butun istegimiz ve umudumuz, Rabbimizin bizi hayırlı insanlar arasına dahil etmesi iken, ne diye Allah’a ve bize gelen bu hakikate iman etmeyelim ki?”

    [84] Peygambere indirilen Kur'an’ı dinledikleri vakit, onda asinaları olan hakikate kavusmaları sebebiyle gozlerinin yasla dolup tastıgını gorur ve soyle dediklerini isitirsin:“Iman ettik ya Rabbena! Bizi de hakka sahitlik edenlerle beraber yaz! Butun istegimiz ve umudumuz, Rabbimizin bizi hayırlı insanlar arasına dahil etmesi iken, ne diye Allah’a ve bize gelen bu hakikate iman etmeyelim ki?”

    [85] Boyle demelerine mukabil, Allah onları, icinden ırmaklar akan ve ebedi kalacakları cennetlerle odullendirdi.Iste iyi hareket edenlerin mukafatı boyle olur

    [86] Kufre sapıp ayetlerimizi yalan sayanlara gelince, onlar da alevli cehennemi boylayacaklardır

    [87] Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldıgı o guzel ve temiz nimetleri kendinize haram kılmayın, haddi asmayın. Cunku Allah haddini asanları asla sevmez

    [88] Allah'ın size rızık olmak uzere yarattıgı seylerden helal ve temiz olarak yiyin.Kendisine iman ettiginiz Allah’a karsı gelmekten sakının

    [89] Allah sizi kasıtsız olarak yaptıgınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz, ama bilerek yaptıgınız yeminlerden oturu sorumlu tutar.Boyle bir yemini bozarsanız onun keffareti, coluk cocugunuza yedirdiginiz orta halli yemek cesidinden on fakir doyurmak, yahut on fakiri giydirmek veya bir koleyi hurriyetine kavusturmaktır.Bunlara gucu yetmeyen kimse, uc gun oruc tutsun.Iste yemin ettiginizde, yemin bozmanın keffareti budur.Yeminlerinize sahip cıkın.Allah iste size ayetlerini boyle acıklıyor, ta ki sukredesiniz

    [90] Ey iman edenler! Sarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal okları, seytana ait murdar islerden baska bir sey degildir. Bunlardan geri durun ki felah bulasınız. [2,219] {KM, Levililer 10,9; Hakimler}

    [91] Sarap ve kumarla seytanın yapmak istedigi tek sey, sizin aranıza dusmanlık ve kin salmak, sizi Allah'ı zikretmekten ve namazdan alıkoymaktır. Artık bu habis seylerden vazgectiniz degil mi

    [92] Allah'a itaat edin, Resulullaha itaat edin ve onlara karsı gelmekten sakının. Eger ona sırtınızı donerseniz bilin ki peygamberimizin gorevi sadece tebligden ibarettir

    [93] Iman edip iyi ve yararlı isler yapanlara, bundan boyle Allah'a karsı gelmekten sakındıkları ve imanlarında sebat ile iyi ve yararlı islerine devam ettikleri, sonra takvaları ve imanları tam saglamlasıp koklestigi, daha sonra da bu takva ile beraber, baskalarına iyilik eden ve her yaptıgını guzel yapan ihsan mertebesine erdikleri takdirde, daha once yiyip ictiklerinden dolayı kendilerine bir vebal yoktur. Allah da boyle guzel davrananları sever

    [94] Ey iman edenler! Allah, kendisini gormeksizin, gıyabında Kendisini tazim edip haramlardan sakınanları meydana cıkarmak icin sizi av nevinden bir seyle deneyecek. Bir av bollugu ki elleriniz de yetisebilecek, mızraklarınız da... Kim bundan sonra konulan hududu asarsa iste ona gayet acı bir azap vardır

    [95] Ey iman edenler! Siz ihramlı iken av oldurmeyin. Icinizden kim onu bilerek oldururse kendisine bir ceza vardır. O ceza da, oldurdugune benzer bir hayvan olup, oldurulenin emsali olduguna icinizden iki adil kisinin karar vermesi gerekir.Ceza, Kabe'ye ulasıp orada kesilecek bir kurbanlıktır. Yahut fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruc tutmak seklinde bir keffarettir, ta ki islediginin vebalini tatsın. Allah daha once islenen bu tur fiilleri affetti. Fakat kim donup tekrar boyle yaparsa Allah ondan, onun intikamını alır; zira Allah azizdir (mutlak galiptir) ve intikamı vardır

    [96] Ey ihramlılar! Deniz avı ve deniz yiyecegi size helal kılındı ki size ve yolculara bir rızık vesilesi olsun. Kara avı ise, ihramlı oldugunuz muddetce size haram kılındı. Oyleyse huzurunda varıp toplanacagınız Allah'a karsı gelmekten sakının

    [97] Allah Kabe'yi, o hurmete layık mabedi, insanların din ve dunya hayatları icin bir nizam vesilesi kılmıstır; o haram ay’ı da, Kabe’ye gonderilen gerdanlıksız veya gerdanlıklı kurbanlıkları da...Butun bunlar, Allah’ın goklerde olanı da, yerde olanı da bildigini ve gercekten Allah’ın her seyi bildigini sizin de bilip anlamanız icindir

    [98] Bilin ki Allah'ın cezası siddetlidir; ama aynı zamanda O, gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [99] Peygambere dusen sorumluluk, sadece teblig etmektir. Allah sizin acıga vurdugunuz ve gizlediginiz her seyi bilir

    [100] Murdarın coklugu tuhafına gitse, hatta murdarın cogu hosuna da gitse, murdar ile temiz bir olmaz.Oyleyse ey akl-ı selim sahipleri! Siz az cok demeyip daima temize, helale yonelin. Haram yemekten, Allah'a karsı gelmekten sakının ki felah bulasınız

    [101] Ey iman edenler! Acıklandıgı takdirde hosunuza gitmeyecek seyleri sormayın.Eger Kur'an’ın indirilmesi esnasında onları sorarsanız, size acıklanır.Halbuki Allah onları bagıslamıs, sizi onlardan muaf tutmustur.Cunku Allah gafurdur, halimdir (affı ve musamahası genistir)

    [102] Sizden once bir topluluk o kabil seyleri sormus, sonra da onlar sebebiyle kafir olmuslardı

    [103] Allah ne bahire, ne saibe, ne vasile, ne de ham diye bir sey bildirmemistir.Fakat, o kafirler bu inanclarını Allah'a mal ederek O’na iftira etmislerdir. Onların ekserisinin akılları ermez

    [104] Kendilerine: “Allah'ın indirdigine ve Resule (onların hakemligine) gelin denildiginde “Atalarımızı ne halde bulmussak o bize yeter!” derler. “Ataları hicbir sey bilmeyen, dogru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı onlara tabi olacaklar?”

    [105] Ey iman edenler! Siz kendinizi duzeltmeye bakın! Siz dogru yolda olduktan sonra sapanlar size zarar veremez. Hepiniz donup dolasıp Allah'ın huzurunda toplanacaksınız. O da yaptıklarınızı size bir bir bildirecek, karsılıgını verecektir

    [106] Ey iman edenler! Sizde olum alametleri belirdiginde, vasiyyet edeceginiz sırada, icinizden iki durust kisiyi sahit tutun. Yahut yolculuk esnasında basınıza olum musibeti gelmisse, sizden olmayan baska iki kisi sahit olsun.Eger suphe ederseniz, o iki sahidi namazdan sonra tutar ve: “Yeminimizi, akrabalarımızın menfaati de soz konusu olsa, dunyanın hic bir seyine degismeyecegiz. Allah'ın uzerimizde bir emanet, bir borc olarak bulunan sahitligini gizlemeyecegiz. Yoksa biz kesinlikle gunahkar oluruz!” diye Allah’a yemin ettirirsiniz

    [107] Sayet sonradan bu sahitlerin yalan soyleyerek gunah isledikleri anlasılırsa, (sahitlerin haklarına tecavuz etmek istedikleri ve) oluye daha yakın olan mirascılardan iki kisi, oburlerinin yerine gecerler ve “vallahi bizim sahitligimiz onların sahitliginden daha dogrudur ve biz kimsenin hakkına tecavuz etmedik. Aksi takdirde biz elbette zalimlerden oluruz!” diye yemin ederler

    [108] Bu usul, sahitligi tam gerektigi sekilde yapmaları, yahut yeminlerinden sonra baska sahitlerin sahitliklerine basvurma sonucunda, yalan soylediklerinin ortaya cıkması sebebiyle, yeminlerinin reddedileceginden korkmalarını saglama bakımından en uygun caredir. Allah'a karsı gelmekten sakının ve Allah’ın hukmunu dinleyip itaat edin. Allah, din yolundan cıkan fasıklar guruhunu, emellerine kavusturmaz

    [109] Gun gelecek, Allah peygamberleri bir araya toplayıp: “Sizin tebligleriniz ummetleriniz tarafından nasıl karsılandı, nasıl bir cevap aldınız?” buyuracak. Onlar da: “Senin, her seyi hakkiyle bilen ilminin yanında bizim bilgimiz yok. Zira gayblara vakıf olan, yalnız Sen'sin” diyecekler

    [110] Allah o gun buyuracak ki: “Isa! Hem senin, hem annenin uzerinizdeki nimetimi iyi dusun! Dusun ki: Ben Seni Ruhu'l-kudusle desteklemistim. Sen besikte iken de, yetiskin iken de insanlarla konusmustun.Ben sana kitabı, hikmeti, Tevrat ve Incil’i ogretmistim.Sen, Ben’im iznimle camurdan kus seklinde bir sey yapıyor, ona ufluyordun; o da Ben’im iznimle kus oluveriyordu.Dusun ki: Sen Ben’im iznimle anadan dogma amanın gozunu acıyor, abrası da iyilestiriyordun. Dusun ki: Sen Ben’im iznimle oluleri kabirden diri olarak cıkarıyordun.Hani Ben Israilogullarının serlerini (oldurme kasıtlarını) senden defetmistim. Kendilerine apacık deliller, mucizeler getirdigin zaman da onların kafirleri: “Bu besbelli bir buyuden baska bir sey degil!” demislerdi. [2,87; 3,46.49; 9,30] {KM, Matta 12,24; Markos 3,22; Luka}

    [111] Ve hani havarilere: “Bana ve Resulume iman edin” diye ilham etmistim. Onlar da: “Iman ettik. Hakka teslim oldugumuza sahid ol!” demislerdi. [3,52; 28,7; 16,68] {KM, Yuhanna}

    [112] Bir vakit de havariler: “Ey Meryem oglu Isa! Rabbin bize gokten bir sofra indirebilir mi? dediler. O da: “Eger mumin iseniz Allah'tan korkun da edebi asmayın” diye cevap verdi. {KM, Resullerin isleri}

    [113] “Biz” dediler, “istiyoruz ki ondan yiyelim, gonlumuz rahatlasın, senin bize dogru soyledigini bilelim ve ona sahitlik edenlerden olalım.”

    [114] Meryem'in oglu Isa: “Ey buyuk Rabbimiz! Ey yuce Allah! Bize gokten bir sofra indir ki bizim hem evvelimiz, hem ahirimiz (yani ummetimizin tamamı) icin o gun bir bayram olsun ve Sen’den bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, zira rızık verenlerin en hayırlısı Sen’sin.” dedi. {KM, Cıkıs 16,4; Tesniye 8,3; Matta 26,26-28; Markos}

    [115] Allah buyurdu ki: “Ben onu yukarıdan size indiririm, fakat bundan sonra her kim nankorluk edip kafir olursa, onu dunyada hic kimseye yapmayacagım derecede cezalandırırım.”

    [116] Hem Allah Teala: “Ey Meryem oglu Isa!” Sen mi insanlara “Beni ve annemi Allah'tan baska iki tanrı edinin” dedin? sorguladıgı vakit o soyle diyecek:“Hasa! Sen serikden ve her noksandan munezzehsin Ya Rabbi! Hakkım olmayan bir seyi soylemem dogru olmaz, bana yakısmaz.” “Hem soylediysem malumundur elbet. Benim varlıgımda olan her seyi Sen bilirsin, ama ben Sen’in Zatında olanı bilemem. Butun gaybleri hakkıyla bilen ancak Sen’sin.”“Sen ne emrettinse ben onlara, bundan baska bir sey soylemedim. Dedigim hep su idi: “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.”“Ya Rabbi! Ben aralarında oldugum muddetce onları kolladım. Fakat vakta ki Sen beni aralarından tutup aldın, onları gorup denetleyen yalnız Sen kaldın. Sen gercekten her zaman, her seye hakkıyla sahitsin.Eger onları cezalandırırsan, suphe yok ki onlar Sen’in kullarındır. Onları affedersen, aziz-u hakim (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibi) ancak Sen’sin.”

    [117] Hem Allah Teala: “Ey Meryem oglu Isa!” Sen mi insanlara “Beni ve annemi Allah'tan baska iki tanrı edinin” dedin? sorguladıgı vakit o soyle diyecek:“Hasa! Sen serikden ve her noksandan munezzehsin Ya Rabbi! Hakkım olmayan bir seyi soylemem dogru olmaz, bana yakısmaz.” “Hem soylediysem malumundur elbet. Benim varlıgımda olan her seyi Sen bilirsin, ama ben Sen’in Zatında olanı bilemem. Butun gaybleri hakkıyla bilen ancak Sen’sin.”“Sen ne emrettinse ben onlara, bundan baska bir sey soylemedim. Dedigim hep su idi: “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.”“Ya Rabbi! Ben aralarında oldugum muddetce onları kolladım. Fakat vakta ki Sen beni aralarından tutup aldın, onları gorup denetleyen yalnız Sen kaldın. Sen gercekten her zaman, her seye hakkıyla sahitsin.Eger onları cezalandırırsan, suphe yok ki onlar Sen’in kullarındır. Onları affedersen, aziz-u hakim (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibi) ancak Sen’sin.”

    [118] Hem Allah Teala: “Ey Meryem oglu Isa!” Sen mi insanlara “Beni ve annemi Allah'tan baska iki tanrı edinin” dedin? sorguladıgı vakit o soyle diyecek:“Hasa! Sen serikden ve her noksandan munezzehsin Ya Rabbi! Hakkım olmayan bir seyi soylemem dogru olmaz, bana yakısmaz.” “Hem soylediysem malumundur elbet. Benim varlıgımda olan her seyi Sen bilirsin, ama ben Sen’in Zatında olanı bilemem. Butun gaybleri hakkıyla bilen ancak Sen’sin.”“Sen ne emrettinse ben onlara, bundan baska bir sey soylemedim. Dedigim hep su idi: “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.”“Ya Rabbi! Ben aralarında oldugum muddetce onları kolladım. Fakat vakta ki Sen beni aralarından tutup aldın, onları gorup denetleyen yalnız Sen kaldın. Sen gercekten her zaman, her seye hakkıyla sahitsin.Eger onları cezalandırırsan, suphe yok ki onlar Sen’in kullarındır. Onları affedersen, aziz-u hakim (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibi) ancak Sen’sin.”

    [119] Bunlardan sonra Allah buyurur ki: “Bu gun o gundur ki, dogruların dogrulugu kendilerine fayda verir. Onlara icinden ırmaklar akan cennetler var. Orada daimi kalırlar. Allah onlardan razı olmus, onlar da Allah'tan razı olmuslardır. Iste buyuk basarı ve mutluluk budur!”

    [120] Goklerin, yerin ve oradaki her seyin hakimiyeti Allah'ındır ve O her seye hakkıyla kadirdir

    Surah 6
    En'âm

    [1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlıgı var eden Allah'ın hakkıdır. Bir de kafirler kalkmıslar, birtakım putları Rab’lerine esit sayıyorlar

    [2] O, sizi bir camurdan yaratan, sonra size bir ecel, bir omur suresi tayin edendir. Bir de O'nun nezdinde muayyen bir ecel vardır. Sonra, bir de kalkmıs suphe ediyorsunuz

    [3] Oysa ki goklerde de, yerde de gercek Ilah ancak O'dur. O sizin gizlinizi de bilir, acıga vurdugunuzu da. O, hayır ve ser olarak ne kazanacagınızı da bilir

    [4] Boyle iken, Rab'lerinden onlara ne zaman bir ayet geldiyse mutlaka ondan yuz cevirirler

    [5] Hakikat kendilerine gelince onu yalan saydılar, alay ettiler; fakat alay ettikleri seyin haberlerini, onunla alay etmenin ne demek oldugunu yakında ogrenirler

    [6] Kendilerinden once nice nesilleri imha ettigimizi gormediler mi? Biz onlara, size vermedigimiz imkanları vermis, gokten ustlerine bol bol yagmur gondermis, ayaklarının altından ırmaklar akıtmıstık.Fakat gunahlarından oturu onları imha ettik ve onların pesinden baska bir nesil yarattık

    [7] Eger sana kagıda yazılı olarak bir kitap indirmis olsaydık, kendileri de elleriyle onu tutmus bulunsalardı o kafirliklerinde inad eder, yine de: “Bu besbelli bir buyuden baska bir sey degil!” derlerdi

    [8] Bir de: “Ona “bizim de gorebilecegimiz bir melek gonderilmeli degil miydi?” dediler. Eger Biz bir melek gonderseydik elbette is bitirilmis olur, sonra kendilerine goz bile actırılmazdı

    [9] Sayet o elciyi melek kılsaydık, yine onu bir adam seklinde gosterir de dustukleri supheye onları yine dusurmus olurduk

    [10] Senden once de nice peygamberlerle alay edilmisti. Fakat alay ettikleri gercek, o maskaralık edenlerin uzerine inip her taraflarından sararak mahvetti

    [11] De ki: “Dunyayı gezin dolasın, sonra da peygamberlere “yalancı” diyenlerin akıbetlerinin nice oldugunu bir dusunun.”

    [12] De ki: “Goklerde ve yerde olanlar kimindir?” “Allah'ındır” de. O, rahmet etmeyi Kendisine ilke edinmistir.O, geleceginde hicbir suphe olmayan kıyamet gunu sizi bir araya toplayacaktır.Kendilerini en buyuk ziyana ugratanlardır ki iman etmezler. Halbuki gecede ve gunduzde barınan her sey O’nundur. O her seyi isitir ve bilir

    [13] De ki: “Goklerde ve yerde olanlar kimindir?” “Allah'ındır” de. O, rahmet etmeyi Kendisine ilke edinmistir.O, geleceginde hicbir suphe olmayan kıyamet gunu sizi bir araya toplayacaktır.Kendilerini en buyuk ziyana ugratanlardır ki iman etmezler. Halbuki gecede ve gunduzde barınan her sey O’nundur. O her seyi isitir ve bilir

    [14] De ki: “Gokleri, yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah'tan baskasını mı Tanrı edinecek misim?” “Dogrusu, bana, Allah’a teslim ve itaat edenlerin ilki olmam emredildi” de, ve “sakın musriklerden olma!” buyuruldu

    [15] De ki: “Ben Rabbime isyan etmem halinde, ileride gelecek buyuk bir gunun azabından korkarım.”

    [16] O gun her kim azaptan uzak tutulursa, muhakkak ki Allah ona merhamet etmistir. Iste en buyuk mutluluk, en acık basarı budur

    [17] Eger Allah sana bir sıkıntı verirse O'ndan baskası onu gideremez. Sana bir hayır ve nimet verirse... Zaten O her seye oldugu gibi, buna da elbette kadirdir

    [18] O, kullarının ustunde hukmunu yuruten mutlak hukumrandır, her isi tam hikmetle yapar ve her seyden haberdardır

    [19] De ki: “Sahit olarak hangi sey daha buyuktur?” “De ki: “Allah! Benimle sizin aranızda O, sahit olarak yeter.Su Kur'an bana sizi ve kendisine ulasan herkesi uyarmam icin vahyolundu.”Allah ile beraber baska tanrılar bulunduguna gercekten siz mi sahitlik ediyorsunuz?” Ben asla buna sehadet etmem!” de ve su hakikati vurgula: “O, ancak tek Ilahtır, baska Tanrı yoktur. Sizin sirkinizle de, seriklerinizle de benim hic bir ilisigim yoktur.”

    [20] Kendilerine kitap verdigimiz ummetlerin bilginleri o Peygamberi, kendi oz evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Ama kendilerine acımayıp kendi kendilerini en buyuk husrana ugratanlardır ki iman etmezler

    [21] Allah adına yalan uydurandan veya O'nun ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir ki? Su muhakkak ki o zalimler felah bulamayacak, muratlarına eremeyeceklerdir

    [22] Gun gelecek, hepsini bir yere toplayıp sonra o musriklere: “Nerede Allah'ın ortagı oldugunu iddia ettiginiz tanrılarınız?” diye soracagız

    [23] Sonra onların sirklerinin vardıgı son nokta, (sıgınacakları tek yalancı ozru) “Rabbimiz Allah hakkı icin, vallahi biz musrik degildik!” demekten ibaret olacaktır

    [24] Iste bak, nasıl da kendi vicdanlarına karsı yalan soylediler! Uydurdukları o tanrılar da kendilerinden uzaklasıp ortada gorunmez oldular

    [25] Onlardan seni Kur'an okurken dinleyenler de vardır. Fakat Biz onu layık oldugu sekilde anlamalarına mani olmak icin, onların kalplerine kat kat ortuler gerdik. Kulaklarının icine de, geregi gibi isitmelerini engelleyen agırlıklar koyduk.Artık onlar her turlu mucize ve belgeyi de gorseler yine iman etmezler. O kadar ki yanına geldikleri zaman seninle munakasaya giriserek “Bu, eskilerin masallarından baska bir sey degildir.” derler. [17,46; 18,57; 31,7] [KM, Isaya 6,10; Matta]

    [26] Onlar hem halkı Kur'an’dan ve Peygamberden uzaklastırırlar, hem de kendileri ondan geri dururlar.Boylece yalnız kendilerini mahvederler de farkına varmazlar

    [27] Onlar atesin karsısında durdurulup da “Ah n'olurdu, dunyaya bir geri dondurulsek de Rabbimizin ayetlerini inkar etmesek, muminlerden olsak!” dedikleri zaman bir gorsen, neler olacak neler

    [28] Hayır! Oteden beri gizledikleri utandırıcı cirkin halleri, munafıklıkları yuzlerine vuruldu da ondan boyle soyluyorlar.Yoksa geri gonderilseler bile, yine kendilerine yasaklanan kotulukleri yapmaya donecek ve diyeceklerdi ki: “Hayat, sırf dunya hayatımızdan ibaret! Biz bir daha diriltilecek de degiliz!” Onlar, hic suphesiz yalancıdırlar

    [29] Hayır! Oteden beri gizledikleri utandırıcı cirkin halleri, munafıklıkları yuzlerine vuruldu da ondan boyle soyluyorlar.Yoksa geri gonderilseler bile, yine kendilerine yasaklanan kotulukleri yapmaya donecek ve diyeceklerdi ki: “Hayat, sırf dunya hayatımızdan ibaret! Biz bir daha diriltilecek de degiliz!” Onlar, hic suphesiz yalancıdırlar

    [30] Hem onları Rab'lerinin huzuruna getirilip hesap meydanında durduruldukları zaman bir gorsen! Hak Teala: “Nasıl, diyecek, su gordugunuz dirilis gercek degil miymis?” Onlar da: “Evet, Rabbimiz hakkı icin gercekmis!” diyecekler. Allah Teala buyuracak: “Oyle ise, kafirliginizden oturu simdi tadın azabı!”

    [31] Allah'a kavusmayı yalan sayanlar, gercekten en buyuk husrana ugramıslardır.Nihayet kıyamet saati kendilerini bastırıverince onlar, gunah yuklerini sırtlarına yuklenerek: “Eyvah! Dunyada isledigimiz kusurlarımızdan dolayı yazıklar olsun bize!” diyecekler. Dikkat edin: Ne fena yukler goturuyorlar

    [32] Dunya hayatı bir oyun ve oyalanmadan baska bir sey degildir. Ahiret yurdu ise, fenalıklardan sakınanlar icin daha hayırlıdır, hala akıllanmayacak mısınız

    [33] Ey Resulum! Onların soylediklerinin seni uzecegini elbette pek iyi biliyoruz.Dogrusu onlar seni yalancı saymıyorlar; fakat o zalimler, bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar. [35,8; 26,3] {KM, Hezekiel}

    [34] Senden once nice peygamberler yalancı sayıldılar da tekzib olunmaya ve her turlu eziyete ugratılmaya karsı sabrettiler. Nihayet kendilerine yardımımız gelip yetisti. Oyle ya, Allah'ın sabredenlere yardım vadini degistirebilecek hicbir kuvvet yoktur. Nitekim o resullerin kıssalarından bazı bolumler sana ulasmıstır

    [35] Eger onların hakka sırt cevirmeleri sana pek agır gelip de kendilerine bambaska bir mucize getirmen icin yer altında bir gecit veya goge cıkacak bir merdiven arama pesinde olursan, sunu bil ki: sayet Allah dileseydi onların hepsini elbette dogru yol uzerinde toplardı. O halde sen sakın bunu bilmeyenlerden, fevri davrananlardan olma

    [36] Ancak kulak verenler bu daveti kabul ederler. Oluleri ise Allah diriltecek, sonra O'nun huzuruna cıkarılacaklardır

    [37] “Ona bizim ısrarla istedigimiz bambaska bir mucize indirilse ya!” deyip duruyorlar. De ki: “Suphesiz Allah oyle bir mucize gondermeye kadirdir, fakat onların cogu bunu bilmezler. [10,20; 13,7.27; 17,90-59; 26,4] {KM, Matta 16,1; Markos}

    [38] Hem yerde hareket eden hic bir canlı, kanatlarıyla ucan hic bir kus turu yoktur ki sizin gibi birer toplum teskil etmesinler.Biz o kitapta hicbir seyi ihmal etmedik. Sonra hepsi Rab'lerinin huzuruna sevk edilip toplanacaklardır. [6,59; 16,89; 10,]

    [39] Ayetlerimizi yalan sayanlar, karanlıklar icinde olan birtakım sagırlar ve dilsizlerdir. Allah diledigini saptırır, diledigini de dogru yola koyar

    [40] De ki: “Soyleyin bakalım, eger size Allah'ın azabı gelir yahut kıyamet gelip catarsa Allah’tan baskasına mı yalvarırsınız? Dogru kimseler iseniz haydi soyleyin gercegi!”

    [41] Hayır! Yalnız O'na yalvarırsınız. O da dilerse duanıza sebep olan sıkıntıyı giderir ve o zaman siz de Allah’a kattıgınız o ortakları, o batıl mabudları unutursunuz

    [42] Senden once de birtakım ummetlere resuller gonderdik. Dinlemediler: Hakka donus yapsın, suclarının affı icin niyaz etsinler diye onları cetin bir yoksulluk, hastalık ve sıkıntılarla cezalandırdık

    [43] Bari, kendilerine siddetimiz geldigi vakit yalvarsaydılar, tovbe etseydiler! Fakat heyhat! Onların kalpleri kaskatı olmus, seytan da yapmakta oldukları masiyet ve gunahları kendilerine suslemis, cazip gostermisti

    [44] Kendilerine verilen ogutleri terk edip unutunca uzerlerine her seyin, her zevk ve nimetin kapılarını actık. Nihayet kendilerine verilen bu genislik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, ansızın onları kıskıvrak yakaladık da bir anda butun umitlerini kaybediverdiler

    [45] Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun ki boylece, zulmedip duran o guruhun arkası kesildi

    [46] De ki: “Soyleyin bakalım: Eger Allah isitme ve gorme duyunuzu alır, kalplerinizin ustune bir de muhur vurursa Allah'tan baska hangi tanrı onları size geri getirebilir?”Bak, ayetlerimizi nasıl turlu turlu acıklıyoruz da, sonra onlar nasıl yuzceviriyorlar

    [47] De ki! “Soylesenize bana: Eger Allah'ın azabı, ansızın yahut goz gore gore size gelirse zalim topluluktan baskası mı helak olacak?”

    [48] Biz peygamberleri sadece mujdeci ve uyarıcı olarak gonderiyoruz. O halde kim iman eder, kendisini ve islerini duzeltirse onlara asla korku yoktur. Onlar hicbir uzuntuye de maruz kalmayacaklardır

    [49] Ayetlerimizi yalan sayanlar ise isyan edip yoldan cıkmalarından oturu azaba ugratılacaklardır

    [50] De ki: “Ben, size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum. Yok, “Ben gaybı bilirim.” Yok, “Ben melegim.” de demiyorum.Bana ne vahyediliyorsa, ben ancak ona tabi olurum” De ki: “Kor, gorenle bir olur mu? Hic dusunmuyor musunuz

    [51] Allah'ın huzurunda toplandıklarında, Allah’tan baska birtakım tanrıların, kendilerini kurtaracaklarına inanan o kimseleri sen Kur’an’la uyar ki, O’nun huzurunda kendilerini savunacak ne bir hamileri, ne de bir sefaatcileri olmayacaktır. Boylece umulur ki bu sirkten sakınırlar

    [52] Sabah aksam Rab'lerine, sırf O’nun cemaline ve rızasına mustak olarak niyaz edenleri yanından kovma. Ne sen onlardan, ne de onlar senden sorumlu degilsiniz ki onları kovup da zalimlerden olasın

    [53] Biz onlardan kimini kimi ile, neticede “Allah bula bula aramızdan bunları mı lutfuna layık gordu?” desinler diye, iste boyle imtihan ettik. Allah kimin sukrettigini, kimin lutfuna daha layık oldugunu bilmez olur mu

    [54] Ayetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman onlara:“Selam sizlere!” de! Rabbiniz merhameti kendi Zatına temel bir ilke edinmistir.Sizden kim bilmeyerek bir gunah isler de sonra ardından tovbe eder ve halini duzeltirse Onun da gafur ve rahim (cok affedici ve merhametli) oldugunu bilmelidir.”

    [55] Suclu kafirlerin yolu, muminlerin yolundan ayırt edilsin diye, boylece ayetleri tam tamına acıklıyoruz

    [56] De ki: “Allah'tan baska taptıgınız seylere ibadet etmem bana yasak kılındı.” De ki: “Sizin keyfi arzularınıza uymayacagım; yoksa sapmıs olurum.”

    [57] De ki: “Ben Rabbimden gelen apacık bir delile dayanmaktayım. Siz ise, onu yalan saydınız.Gelmesi icin acele ettiginiz azap da benim elimde degildir. Azabı cabuklastırmak veya ertelemek hakkındaki hukum, ancak Allah'ındır.O dogru haber verir. O dogruyu egriden ayırt edenlerin, hukmedenlerin en hayırlısıdır.”

    [58] De ki: “Eger o acele istediginiz azap benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki is coktan bitmis olurdu.”Zalimlere nasıl davranılması gerektigini Allah pek iyi bilir

    [59] Bilinmeyen nice hazineler ve gorunmeyen gayb aleminin anahtarları O'nun yanındadır. Onları Kendisinden baskası bilemez.Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. O’nun haberi olmadan bir tek yaprak bile dusmez.Yer altı tabakalarının karanlıkları icindeki tek bir tane, hasılı yas ve kuru hic bir sey yoktur ki acık, net bir kitapta bulunmasın. [6,38; 16,89; 39,63; 42,12; 10,61; 11,6] {KM, Mezmurlar 139,16; Vahiy}

    [60] O'dur ki geceleyin uykuda sizi kendinizden gecirip alır, gunduzun ne islediginizi bilir. Mukadder olan omur muddetiniz doluncaya kadar, bu bilincinizi alıp, gunduzun sizi uyandırma surecini devam ettiren de O’dur. Bu surecin sonunda da donusunuz O’na olacak ve O size yaptıklarınızı bir bir bildirip karsılıgını verecektir. [3,55; 39]

    [61] O kullarının ustunde de tek hakimdir. O uzerinize, hareketlerinizi kaydeden hafaza meleklerini gonderir.Nihayet sizden birine olum vakti geldiginde elcilerimiz hic geciktirmeksizin ve hicbir isi aksatmaksızın onun ruhunu alırlar

    [62] Sonra onlar gercek efendileri, mevlaları olan Allah'a goturulup teslim edilirler. Iyi bilin ki butun hukum yetkisi O’nundur ve O hesaba cekenlerin en suratlisidir. [56,50; 10,32] {KM, Mezmurlar 9,9; 67,5; Yeremya}

    [63] De ki: “Siz yalvara yakara, aglaya sızlaya ve gizlice dualar ederek soyle dediginiz demler sizi karanın ve denizin karanlıklarından, tehlikelerinden kim kurtarır?”“Eger bizi bundan kurtarırsa, ahdimiz olsun, kesinlikle sukredenlerden olacagız.”

    [64] De ki: “Allah kurtarır sizi ondan ve her sıkıntıdan, fakat sonra siz yine sirke girersiniz”

    [65] De ki: “O size tepenizden, yahut ayaklarınızın altından azap gondermeye, yahut sizi gruplar halinde birbirinize katıp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya kadirdir.”Bak, ayetleri nasıl tekrarlıyor, turlu turlu ifade ediyoruz ki onları anlasınlar

    [66] Bu, hakikatin ta kendisi oldugu halde, senin halkın onu yalan saydı. De ki: “Ben sizden sorumlu degilim. Her haberin kararlastırılmıs bir zamanı vardır; Siz de yakında ogrenirsiniz.”

    [67] Bu, hakikatin ta kendisi oldugu halde, senin halkın onu yalan saydı. De ki: “Ben sizden sorumlu degilim. Her haberin kararlastırılmıs bir zamanı vardır; Siz de yakında ogrenirsiniz.”

    [68] Ayetlerimiz hakkında alaylı tavırla munasebetsizlige dalanları gordugun zaman, -onlar baska bir konuya gecinceye kadar- kendilerinden yuzcevir, eger seytan bunu sana bir an unutturursa, hatırına geldigi gibi hemen kalk, artık o zalimler guruhuyla oturma” [4,140] {KM, Mezmurlar}

    [69] Allah'ın azabından sakınan muttakilere, iman etmeyenlerin hesabından dolayı bir sorumluluk yoktur. Fakat uhdelerine dusen, belki onlar da inanıp kufurden ve cehennemden sakınırlar diye, bir nasihattan ibarettir

    [70] Dinlerini bir oyuncak ve eglence haline getiren, kendilerini dunya hayatı aldatmıs olan kimseleri kendi hallerine bırak!Sen yalnız Kur'an ile va’z et ki, Allah’tan baska yardımcısı ve sefaatcisi bulunmayan hicbir nefis, isledigi gunahlar yuzunden helake teslim edilmesin.O, her turlu fidyeyi denklestirse bile, yine ondan kabul edilmez.Isledikleri gunahları yuzunden helake suruklenenler, mahvolanlar, iste bunlardır.Inkarlarından dolayı onlara kaynar sudan bir icecek ve acı veren bir azap vardır.

    [71] De ki: “Allah'tan baska, bize, yalvarıp ibadet ettigimiz takdirde fayda, terkettigimiz takdirde zarar veremeyen seylere mi yalvaralım?Allah bizi dogru yola koyduktan sonra seytanların kandırıp saskın bir halde cole dusurdukleri, arkadaslarının ise “Bize gel!” diye dogru yola cagırıp durdukları ahmak gibi, gerisin geriye Islam’dan sirke mi donelim?De ki: “Allah’ın gosterdigi yol, tek dogru yoldur ve bize alemlerin Rabbine teslim olmamız emrolundu.”

    [72] “Bir de namazı hakkıyla ifa edin ve Allah'a karsı gelmekten sakının.” diye de emrolundu.Hepinizin sonunda toplanacagı yer, O’nun huzurudur

    [73] Gokleri ve yeri hak ve hikmet'le yaratan O’dur. O “ol” dedigi zaman her sey oluverir. Sozu haktır. Sura uflenecegi gun de hakimiyet O’nundur.Gorunmeyeni de, goruneni de, olmusu da, olacagı da O bilir. O, hakim ve habirdir (tam hukum ve hikmet sahibi ve her seyden hakkıyla haberdardır). [2,117; 18,99; 20,102; 40,16; 25, 26] {KM, Cıkıs 19,16; Yoel 2,1; Vahiy 8,9; 11,15; I Korintos}

    [74] Bir zaman Ibrahim, atası Azer'e: “Ne! Sen putları tanrı mı ediniyorsun? Dogrusu ben seni de halkını da besbelli bir sapıklık icinde goruyorum!” demisti. [19,41-48] {KM, Tekvin}

    [75] Biz Ibrahim'e (sirkin cirkinligini gosterdigimiz gibi) imanında yakine, kesinlige ulasması icin goklerin ve yerin muhtesem hukumranlıgını da oylece gosteriyorduk. [3,190-191; 7,185]

    [76] Gece bastırınca Ibrahim bir yıldız gordu, “(Iddianıza gore) Rabbim budur!” dedi.Yıldız sonunce de “Ben oyle sonup batanları Tanrı diye sevmem!” dedi

    [77] Sonra ayı, dolunay halinde dogmus vaziyette gorunce “(Iddianıza gore) Rabbim budur!” dedi. Sonra o da batınca: “Rabbim bana dogru yolu gostermeseydi, mutlaka sapmıslardan olurdum!” dedi

    [78] Daha sonra gunesi dogarken gorunce (iddianıza gore) “Rabbim, her halde budur, bu hepsinden daha buyuk!” Batıp kaybolunca da: “Ey halkım, ben sizin Allah'a serik kostugunuz seylerden beriyim.” “Ben batıl dinlerden uzaklasarak, yuzumu, gokleri ve yeri yaratan Rabbulalemin’e yonelttim, ben asla sizin gibi musrik degilim!” dedi

    [79] Daha sonra gunesi dogarken gorunce (iddianıza gore) “Rabbim, her halde budur, bu hepsinden daha buyuk!” Batıp kaybolunca da: “Ey halkım, ben sizin Allah'a serik kostugunuz seylerden beriyim.” “Ben batıl dinlerden uzaklasarak, yuzumu, gokleri ve yeri yaratan Rabbulalemin’e yonelttim, ben asla sizin gibi musrik degilim!” dedi

    [80] halkı kendisi ile tartısmaya giristi: O dedi ki: “Allah, bana dogru yolu gostermisken, siz hala benimle O'nun hakkında tartısıyor musunuz? Sizin O’na ortak saydıgınız seylerden ben hic bir zaman korkmam. Rabbim ne dilerse o olur. Rabbimin ilmi her seyi kapsar. Hala kendinize gelip ders almayacak mısınız?”

    [81] “Hem siz, Allah'ın size tanrı oldukları hakkında hicbir delil indirmedigi seyleri O’na ortak saymaktan korkmuyorsunuz da, nasıl ben sizin O’na ortak kostugunuz seylerden korkarım?”Simdi biliyorsanız soyleyin, bu iki taraftan hangisi korkudan emin olmakta haklıdır?”

    [82] Iman edip imanlarına zulum bulastırmayanlar var ya, iste korkudan emin olma onların hakkıdır, dogru yolda olanlar da onlardır

    [83] Iste bunlar, kavmine karsı Ibrahim'e verdigimiz delillerdi.Diledigimiz kimselerin derecelerini kat kat yukseltiriz.Muhakkak ki senin Rabbin tam hukum ve hikmet sahibidir ve O her seyi hakkıyla bilir

    [84] Biz ona Ishak ile Yakub'u ihsan ettik ve her birini nubuvvete erdirdik.Daha once de Nuh’u ve onun neslinden Davud’u, Suleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u da nubuvvete erdirdik.Biz iyi hareket edenleri iste boyle odullendiririz.

    [85] Zekeriyya'yı, Yahya’yı, Isa’yı, Ilyas’ı da nubuvvete erdirdik. Onların hepsi de salih, hayırlı insanlardandı

    [86] Ismail'i, Elyesa’ı, Yunus’u, Lut’u da nubuvvete erdirdik; her birini de yasadıkları asrın insanlarından ustun kıldık

    [87] Onların babalarından, zurriyetlerinden, kardeslerinden kimini de, aynı sekilde etraflarındaki insanlara ustun kıldık, onları sectik, onları dogru yola goturduk

    [88] Iste bu yol Allah'ın hidayet yoludur ki kullarından diledigini ona goturur. Eger onlar Allah’a ortak tanısalardı, butun yaptıkları, elde ettikleri butun kazancları heder olmus gitmisti

    [89] Iste onlar, kendilerine kitap, hikmet, hukumranlık ve nubuvvet verdigimiz sahsiyetlerdir. Simdi o musrikler bu nubuvveti inkar ederlerse, biz nubuvveti inkar etmeyip ona sahip cıkan bir topluluk gorevlendiririz

    [90] Iste onlar Allah'ın hidayet verdigi kimselerdir. Sen de onların yolundan yuru ve de ki: “Ben risaleti tebligden dolayı sizden bir ucret beklemiyorum. O, butun milletler icin bir ogutten, irsaddan ibarettir

    [91] Bazı Yahudiler de Allah'ı geregi gibi tanımadılar. Cunku “Allah hicbir insana hicbir sey indirmemistir.” dediler.Sen onlara de ki: “Peki, Musa’nın insanlara bir nur ve rehber olmak uzere getirdigi ve sizin de parca parca kagıtlar haline koyup isinize geleni gosterdiginiz, fakat cogunu gizlediginiz ve sizin de babalarınızın da bilmediginiz bircok seyleri sayesinde ogrendiginiz o kitabı kim indirdi?”Ey Resulum sen: “Allah indirdi.” de! sonra bırak daldıkları batıllarında oynaya dursunlar

    [92] Iste bu da bir feyiz kaynagı ve daha onceki kitapları tasdik edici olarak, bir de hem Anakenti, hem de butun cevresindeki insanları uyarman icin indirdigimiz bir kitap! Ahirete iman edenler, buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam ederler. [2,41; 7,158; 6,19; 11,17; 25,1; 3,20; 42,7] {KM, II Samuel}

    [93] Allah adına yalan uydurandan, yahut kendisine hicbir sey vahyedilmedigi halde “Bana da vahyolundu.” diyenden, bir de, “Allah'ın indirdigi ayetler gibi ben de indiririm.” diye iddia edenden daha zalim kimse olabilir mi?Olumun siddetleri icinde kıvranırken, olum meleklerinin de yakalarına yapısıp kendilerine: “Haydi, derhal ruhlarınızı cıkarıp teslim edin! Bugun zillet azabıyla cezalanacaksınız; cunku Allah hakkında gercek dısı seyler soyluyordunuz ve cunku kibirlenerek O’nun ayetlerinden yuzceviriyordunuz!” diye haykırdıkları sırada sen o zalimlerin halini bir gorsen! [8,31.50; 47,27; 66,6] {KM, Hezekiel}

    [94] Kıyamet gunu de Hak Teala soyle buyuracaktır:” Iste siz ilk yarattıgımızda oldugunuz gibi cırıl cıplak, teker teker huzurumuza geldiniz! Size verdigimiz mallarınızı da cok gerilerde bıraktınız.Hani, siz dunyada iken Allah'a serik oldugunu iddia ettiginiz sefaatcilerinizi de yanınızda gormuyoruz? Gordunuz ya, aranızdaki baglar bir bir koptu ve ortak olduklarını iddia edip guvendiklerinizin hepsi sizden uzaklastı.” [28,62-74; 26,92-93; 2,166-167;]

    [95] Taneleri ve cekirdekleri catlatıp yararak (her seyi gelisme yoluna koyan) Allah'tır. Oluden diriyi O cıkarır, diriden oluyu cıkaran da O’dur.Iste gercek Ilah bunları yapandır! Artık nasıl oluyor da haktan uzaklastırılıyorsunuz

    [96] Karanlıgı yarıp sabahı ortaya cıkaran O'dur. Geceyi dinlenmeniz, gunes ve Ay’ı da vakitlerinizi hesaplamak icin O yarattı. Iste butun bunlar, aziz ve alim (mutlak galip ve her seyi hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir). [2,189; 7,54; 93,1-2;]

    [97] Karanın ve denizin karanlıkları icinde size yıldızlardan yararlanıp yol bulma imkanı veren O'dur. Gercekten bilmek, ogrenmek isteyen kimseler icin ayetlerimizi acıkca bildirdik

    [98] Sizi bir tek candan yaratan O'dur. Sonra sizin icin; bir kalacak yer, bir de emanet olarak duracak yer vardır. Biz ayetlerimizi anlayan kimseler icin acıkca bildirdik

    [99] Gokten su indiren O'dur. Sonra Biz onunla her cesit bitkiyi cıkarırız. O bitkiden bir filiz, ondan da buyuyup birbirinin ustune binmis taneler, basaklar cıkarırız. Hurma tomurcuklarından sarkan salkımlar, uzum, zeytin ve nar bahceleri yetistiririz. Bunlardan kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Her birinin meyvesine, bir ilk meyve verdiginde bir de tam olgunlastıkları zaman bakın! Elbette butun bunlarda iman edecekler icin alınacak bircok dersler vardır. [16,10-11; 21,30; 13,4] {KM, Mezmurlar}

    [100] Boyle iken tuttular, cinleri Allah'a serik yaptılar; halbuki bunları da O yaratmıstır. Bundan baska O’na birtakım ogullar ve kızlar yakıstırdılar. Ne dediklerini bildikleri yok! O, musriklerin Kendisine isnad ettikleri bu gibi nitelendirmelerden munezzehtir, yucedir. [2,116; 4,117-120; 1]

    [101] Gokleri ve yeri yoktan var eden O'dur. O’nun nasıl cocugu olabilir ki Kendisinin esi de yoktur. Gercek su ki: her sey O’nun mahlukudur ve O her seyi hakkıyla bilir

    [102] Rabbiniz Allah, iste bu vasıflara sahib olan Yuce Zattır.O'ndan baska tanrı yoktur. Her seyi yaratan O’dur. O halde yalnız O’na ibadet edin. Her seyin yonetimi Onun elindedir

    [103] Gozler O'na erisemez. O’nun ilmi ise butun gozleri ihata eder.(Gozlerin gormedigi her seye nufuz eden, her seyden haberdar olan) latif ve habir O’dur. [67,14; 31,16] {KM, Cıkıs 33,20; Yuhanna}

    [104] Rabbinizden size muhakkak ki deliller gelmistir.Artık kim gozunu acar gorurse kendi lehine, kim de hakkı gormeyip batılı secerse kendi aleyhinedir. (Sen de ki:) “Ben sizin uzerinizde bekci degilim.”

    [105] Iste Biz, ayetleri iyice anlayıp kavramaları icin farklı usluplarla, turlu turlu beyan ederiz.Biliyoruz ki onlar neticede “Sen ders almıssın!” diyeceklerdir.Ayetleri boyle turlu turlu acıklamamız, bilmek isteyen kimselere, Kur'an’ı iyice beyan etmek icindir. [25,4-5; 2,26]

    [106] Rabbinden sana ne vahyolunuyorsa ona tabi ol. O'ndan baska tanrı yoktur. Onun icin, sen de musriklerden uzak dur

    [107] Eger Allah dileseydi onlar musrik olmazlardı. Biz seni onların uzerine bekci olarak gondermedik. Sen onların islerini yurutmekle de gorevli degilsin

    [108] Onların Allah'tan baska yalvardıkları tanrılarına hakaret etmeyin ki, onlar da cahillik ederek hadlerini asıp Allah’a hakaret etmesinler.Boylece her ummete, yaptıkları isi guzel gosterdik. Sonra donusleri yalnız O’na olacak ve O da yaptıklarını kendilerine bir bir bildirip karsılıgını verecektir

    [109] Kendilerine bambaska bir mucize geldigi takdirde mutlaka ona inanacaklarına dair vargucleriyle Allah'a yemin ettiler.De ki: “Mucizeler ancak Allah’ın yanındadır.” O istedikleri mucize geldigi zaman onların yine de iman etmeyeceklerinin siz farkında degil misiniz

    [110] Onların kalplerini ve gozlerini ters ceviririz. Ilkin ona inanmadıkları gibi o mucizeyi gordukten sonra da inanmazlar ve onları taskınlıkları icinde saskın saskın bırakırız

    [111] Biz onlara, dedikleri gibi melekleri de indirseydik, oluler diriltilip kendileriyle konussaydı, istedikleri her seyi toplayıp karsılarına koysaydık, onlar, ihtimali yok, yine iman edecek degillerdi.Allah dilerse o baska! Fakat onların cogu bunu bilmezler. [1]

    [112] Boylece biz her peygambere, insan ve cin seytanlarını dusman yaptık.Onlardan kimi kimine, aldatmak icin birtakım yaldızlı sozler fısıldayıp telkin ederler.Eger Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı.O halde onları, duzmekte oldukları yalanlarıyla bas basa bırak

    [113] Bir de bu telkini, ahirete inanmayanların gonulleri ona meyletsin, derken ondan hoslansınlar ve isledikleri suclarını islemeye devam etsinler diye yaparlar

    [114] De ki: “Allah size o kitabı, icinde hak ile batıl birbirinden ayırt edilmis tarzda acıklanmıs olarak indirmisken,sizinle aramızdaki davayı hukme baglamak icin Allah'tan baska bir hakem mi arayacak mısım?Kendilerine daha once kitap verdigimiz kimseler de bilirler kibu kitap gercekten Rabbin tarafından indirilmistir. Sakın bundan suphen olmasın

    [115] Rabbinin sozu, dogruluk ve adalet bakımından tam kemalindedir.O'nun sozlerini degistirebilecek yoktur. O hakkıyla isitir ve bilir

    [116] Eger dunyada bulunan insanların coguna uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar.Onlar sırf zanna uyarlar ve kafadan atarlar

    [117] Muhakkak ki Rabbin, Kendisinin yolundan sapanları pek iyi bildigi gibi,dogru yolda olanları da cok iyi bilir

    [118] Artık, o sapanların sozlerine kulak asmayın da, -Allah'ın ayetlerini tasdik ediyorsanız- kesilirken uzerine Allah’ın adı anılmıs olan hayvanların etini yeyin

    [119] Kesilirken uzerlerine Allah'ın adı anılmıs olan hayvanların etlerinden nicin yemeyecek missiniz?O, zaten size haram kıldıgı etleri acıkca bildirmistir; ancak caresiz kalıp da zaruret mikdarı yemeniz mustesnadır.Evet bircokları, bildiklerinden degil, sırf heva ve hevesleriyle halkı saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi asanları pek iyi bilmektedir

    [120] Gunahın acıgını da bırakın, gizlisini de: Cunku gunah isleyenler elbette yaptıklarının cezasını cekeceklerdir

    [121] Allah adına kesilmeyen hayvanın etini yemeyin! Bu, Allah yolundan cıkmaktır, isyandır. Seytanlar kendi adamlarına sizinle mucadele etmeleri icin telkinlerde bulunurlar.Sayet onlara uyarsanız, siz de dupeduz musrik olur cıkarsınız

    [122] Olu iken kendisini dirilttigimiz ve insanlar arasında yurumesi icin kendisine bir ısık (iman nuru) verdigimiz kisi, hic karanlıklarda kalıp cıkamayan kimse gibi olur mu? Olmaz ama kafirlere, yapmakta oldukları isler boyle guzel gosterilir

    [123] Mekke'de oldugu gibi her sehirde de ileri gelen mucrimleri, yuksek mevkilerde bulundururuz ki oralarda hileler cevirsinler. Onlar boyle yapmakla kendilerini aldatırlar da farkında olmazlar. [17,16; 34,34-35; 43,23; 7]

    [124] Bir ayet gelip de bu kafirlere teblig edilince “Allah'ın resullerine verilen risaletin benzeri bize verilmedikce, sana asla iman etmeyiz.” derler. Allah peygamberligi kime verecegini pek iyi bilir.Yaptıkları hileler sebebiyle, suc isleyenlere, Allah tarafından bir zillet ve siddetli bir azap erisecektir. [

    [125] Hasılı Allah kimi dogru yola koymak isterse, onun kalbini Islam'a acar.Kimi de saptırmak isterse, onun gogsunu sanki o kisi gokte yukseliyormuscasına dar ve tıkanık yapar. Iste Allah boylece, imana gelmeyenlere rusvaylık verir. [20,25; 39,22; 49,7] {KM, II Makkabe 1,4; Resullerin isleri}

    [126] Bu Islam yolu Rabbinin dosdogru yoludur. Dusunup idrakini kullanan kimseler icin ayetlerimizi iyice acıklamıs bulunuyoruz

    [127] Rab'leri nezdindeki selam ulkesi olan cennet onlarındır. Yaptıkları guzel isler sebebiyle Allah, kendilerinin yardımcısıdır

    [128] Gun gelecek, Allah onların hepsini huzurunda toplayıp: “Ey cin toplulugu! Insanlardan cogunu yoldan cıkardınız ha!” diyecek.Insanlardan onlara uymus olanlar diyecekler ki: “Ey Ulu Rabbimiz! Kimimiz kimimizden faydalandık ve bize tayin ettigin muddetin sonuna ulastık.”O buyuracak ki: “Meskeniniz atestir. Allah'ın diledikleri haric, hepiniz icinde ebedi kalmak uzere oradasınız.” Gercekten Rabbin hakimdir, alimdir (tam hukum ve hikmet sahibidir ve O her seyi hakkıyla bilir)

    [129] Iste biz, isledikleri gunahlardan oturu, zalimlerden kimini kimine musallat ederiz

    [130] Ey cin ve insanlar toplulugu! Icinizden size ayetlerimi anlatan ve bu gununuzle karsılasacagınızı bildirerek sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?“Ey Yuce Rabbimiz! Kendi aleyhimize sahidiz.” diyecekler.Dunya hayatı onları aldatmıstı. Boylece kendilerinin kafir olduklarına, yine kendileri sahitlik ettiler. [12,]

    [131] Iste bu (sekilde resullerin gonderilmesi, onların uyarmaları), haberleri olmaksızın zulumleri sebebiyle, senin Rabbinin ulkeleri imha etmedigi gerceginden ileri gelmektedir

    [132] Herkesin yaptıkları islere gore dereceleri vardır. Senin Rabbin onların yaptıklarından habersiz degildir

    [133] Rabbin mustagnidir (her sey ona muhtactır, O hicbir seye muhtac degildir), genis merhamet sahibidir.Yoksa dilerse sizi ortadan kaldırır, pesinizden yerinize diledigini getirir, nasıl ki sizi de baskalarının soyundan getirmistir

    [134] Size vad edilen seyler mutlaka gelecektir, siz bunun onune gecemezsiniz

    [135] De ki: “Ey halkım, var gucunuzle elinizden geleni yapın. Ben vazifemi yapıyorum. Guzel akıbetin kime ait olacagını yakında bileceksiniz. Su muhakkak ki zalimler iflah olmazlar. [11,121-122; 58]

    [136] Allah'ın yarattıgı ekinlerden ve hayvanlardan kendilerince Allah’a bir hisse ayırdılar da kendi batıl iddialarınca: “Su, Allah’ın” dediler, “Su da uluhiyette ortakları olan putlarımızın.”Ortakları icin ayırdıkları, Allah’ın hissesine konulmaz, ama Allah’a ait olanlar ortaklarının hissesine aktarılır. Bunlar ne kotu hukum veriyorlar

    [137] Yine bunun gibi, onların, Allah'a ibadette ortak saydıkları putlarının hizmetcileri, musriklerden coguna evlatlarını oldurmeyi iyi bir is gosterdiler ki hem onları mahvetsinler, hem de dinlerini bozup karıstırsınlar.Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurdukları yalanlarla bas basa bırak

    [138] Aynı sekilde dediler ki: “Falan hayvanlarla ekinlere dokunmak yasaktır; onları bizim dilediklerimizden baskası yiyemez. Falan hayvanların da sırtları haram kılınmıstır.”Birtakım hayvanlar da vardır ki onları keserken Allah'ın adını anmazlar.Butun bunları, onlar Allah’a iftira ederek ortaya cıkarmıslardır. Allah iftiraları sebebiyle onları cezalandıracaktır

    [139] Bir de soyle dediler: “Falan hayvanların karınlarında olan yavrular, canlı dogarsa sadece erkeklerimize helal, kadınlarımıza ise haramdır. Eger olu dogarsa, hepsi ona ortak olurlar.” Allah, onların bu kabil iddialarının cezasını verecektir. Cunku O, hakimdir, alimdir (tam hukum ve hikmet sahibidir ve O her seyi hakkıyla bilir)

    [140] Bilgisizlik ve dusuncesizlik yuzunden beyinsizce cocuklarını oldurenler ve Allah'ın kendilerine ihsan ettigi rızkı Allah’a iftira ederek haram sayanlar, elbette tam husrana ugradılar.Saptılar bunlar, dogru yolu da bulamadılar

    [141] Asmalı - asmasız bag ve bahceleri, mahsulleri, cesit cesit hurma ve ekinleri, birbirine sekil ve renk yonunden benzer, tat bakımından benzemez tarzda yaratıp yetistiren hep O'dur.Her biri mahsul verince urununden yiyin, devsirildigi gun hakkını (osurunu) da verin, israf etmeyin, cunku O musrifleri sevmez

    [142] Davarlardan da cesit cesit yarattı: kimi yuk tasır, kiminin yununden ve kılından sergi yapılır.Allah'ın size verdigi rızkından yiyin, fakat seytanın adımlarını izlemeyin.Cunku o sizin besbelli bir dusmanınızdır

    [143] Sekiz cift hayvan yarattı: koyundan iki, keciden iki. De ki: Iki erkegi mi haram kıldı, yoksa iki disiyi mi? Yoksa iki disinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kıldı?Eger iddianızda haklı iseniz bilgi ve belgeye dayanarak bana haber verin

    [144] Ve deveden iki, sıgırdan iki. De ki: “Iki erkegi mi, iki disiyi mi, yoksa iki disinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kıldı?Yoksa Allah size bu yasaklamayı yaptıgında siz orada hazır ve sahit mi idiniz?Ilimsiz olarak insanları saptırmak icin uydurdugu yalanı Allah'a mal edenden daha zalim kimse bulunabilir mi? Allah elbette o zalimler guruhunu muvaffak etmez, emellerine kavusturmaz

    [145] De ki: Bana vahyolunanlar icinde, bu haram dediklerinizin, yemek isteyen kimseye haram kılındıgını gormuyorum. Ancak les, yahut akıtılmıs kan, yahut pis oldugunda hic suphe olmayan domuz eti, veya Allah yolundan cıkarak Allah'tan baskası adına kesilen hayvan olursa baska (bunlar haramdır).Fakat kim caresiz kalırsa baskasının hakkına tecavuz etmemek ve zaruret sınırını asmamak uzere bunlardan yiyebilir. Cunku Rabbin gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [146] Yahudilere butun tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sıgır ve koyunun icyaglarını da haram kıldık. Yalnız sırtlarında yahut bagırsaklarında bulunan veya kemige karısan yagları haram kılmadık. Haddi asmalarından oturu onları bu sekilde cezalandırdık. Suphe yok ki Biz hep dogru soyleriz. [3,93; 4,160] {KM, Levililer 3,3.17; 11,3-8; Tesniye}

    [147] Eger onlar seni yalancı sayarsa de ki: “Rabbinizin merhameti genistir; fakat diledigi zaman O'nun satveti ve azabı, suclu toplumdan geri cevrilemez.”

    [148] Musrikler diyecekler ki: “Eger Allah dileseydi, ne biz, ne de atalarımız sirk kosmaz, hicbir seyi de haram kılmazdık.”Onlardan oncekiler de peygamberlerini yalancı saymıslardı da nihayet Bizim azabımızı tatmıslardı.De ki: “Sizin elinizde ortaya koyacagınız bir bilgi, bir belge varsa hemen cıkarıp gosterin. Ama gercek su ki: Siz sadece kuru bir zannın ardından gidiyorsunuz dupeduz yalan atıyorsunuz.”

    [149] De ki: En kesin ve mukemmel delil, Allah'ındır. Evet, O dileseydi hepinizi dogru yola koyardı

    [150] “Haydi” de, “Allah'ın bunu haram kıldıgına dair tanıklık edecek sahitlerinizi getirin!” Eger onlar yalan yere sahitlik ederlerse, sakın sen onlarla birlikte tanıklık etme.Ayetlerimizi yalan sayanların ve ahireti tasdik etmeyenlerin keyiflerine uyma!Nasıl uyarsın ki onlar baskalarını, kendilerinin Rabbi olan Allah’a esit tutmaktadırlar

    [151] De ki: “Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldıgını ben okuyup acıklayayım:O'na hicbir seyi ortak yapmayın, anneye babaya iyi davranın, fakirlik endisesiyle cocuklarınızı oldurmeyin, cunku sizin de onların da rızkını veren Biz’iz. Kotuluklerin, fuhsiyatın acıgına da gizlisine de yaklasmayın.Allah’ın muhterem kıldıgı cana haksız yere kıymayın.Iste aklınızı kullanırsınız diye Allah size bunları emrediyor. [4,48; 17,23; 31,14-15; 2,83; 17,31; 7,33; 6,120] {KM, Cıkıs}

    [152] Rusdune erinceye kadar, yetimin malına en guzel seklin dısında bir surette yaklasmayın.Olcuyu, tartıyı tam ve dogru yapın. Biz hic kimseye gucunun yettiginden fazlasını yuklemeyiz.Hakkında konustugunuz kimse, akrabanız bile olsa, yine dogruyu soyleyin!Allah'a verdiginiz ahdi tutun. Iste dusunup tutasınız diye Allah size bunları emretti. [5,8; 7, 85; 11,85; 17,35; 83,1-6] {KM, Levililer 19,35-36; Tesniye 25,13-16; Hezekiel}

    [153] Bir de su: “Iste benim dosdogru yolum. Ona tabi olun. Yoksa baska yollara uymayın ki sizi O'nun yolundan ayırmasın. Iste kotuluklerden sakınasınız diye Allah, size bunları emretti.”

    [154] Yine Biz, iyi hareket edenlere nimetimizi tamamlamak ve her seyi iyice acıklamak, bir hidayet ve rehber olmak uzere Musa'ya kitabı verdik ki Rab’lerine kavusacaklarına iman etsinler. [

    [155] Iste bu Kur'an da, indirdigimiz kutlu bir kitaptır. Artık ona tabi olun, inkar ve isyandan sakının ki rahmete nail olasınız

    [156] O kitabı indirmemiz, “Bizden once kitap yalnız iki topluluga indirildi, biz ise onların okuduklarından habersizdik.” dememeniz

    [157] Yahut: “Eger bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha dogru yolda olurduk.” dememeniz icindir.Iste size de Rabbinizden acık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Allah'ın ayetlerini yalan sayıp insanları ona yonelmekten alıkoyandan daha zalim kim olabilir?Ayetlerimizden yuz cevirerek engelleyenleri bu engellemeleri sebebiyle yaman bir azapla cezalandıracagız

    [158] Onlar imana gelmek icin ne bekliyorlar? Meleklerin inmesini mi? Rabbinin imha eden azabının veya Rabbinin kıyamet alametlerinden birinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin alametlerinden biri geldigi gun, daha once iman etmeyen yahut imanıyla hayır kazanmayan hicbir kimseye o gunku imanı asla fayda vermez. De ki: “Bekleyin, biz de beklemekteyiz.”

    [159] Dinlerini parca parca edip fırka fırka olanlar yok mu, senin onlarla hic bir alakan yoktur. Onların isi Allah'a kalmıstır. Allah, onların yaptıklarını ileride bir bir onlara bildirip cezalarını verecektir

    [160] Kim Allah'a guzel bir isle gelirse, iyilik islerse, ona on misli verilir; kim de bir kotulukle gelirse, sadece kotulugune denk bir ceza gorur ve hic kimseye haksızlık edilmez. {KM, Matta}

    [161] De ki: Rabbim beni dogru yola, Ibrahim'in dimdik ayakta duran, batıldan uzak, tamamen Hakka yonelmis tevhid dinine iletti. O, asla musriklerden olmamıstı

    [162] De ki: “Benim namazım da, her turlu ibadetlerim de, hayatım da olumum de hep Rabbulalemin olan Allah'a aittir. Esi ortagı yoktur O’nun. Bana verilen emir budur. O’na ilk teslim olan da benim. [21,25; 10,]

    [163] De ki: “Benim namazım da, her turlu ibadetlerim de, hayatım da olumum de hep Rabbulalemin olan Allah'a aittir. Esi ortagı yoktur O’nun. Bana verilen emir budur. O’na ilk teslim olan da benim. [21,25; 10,]

    [164] De ki: “Allah her seyin Rabbi iken ben O'ndan baska bir rab mı ararım? Herkesin kazandıgı, yalnız kendisine aittir. Hicbir gunahkar, baskasının gunahını yuklenmez. Sonunda hep donup Rabbinizin huzuruna varacaksınız. O da icinde bulundugunuz ihtilafın icyuzunu, isin gercegini size bildirecektir. [1,5; 11,123; 17,15; 35,8; 67,29; 73,9] [KM, Romalılara 14,12; Galatyalılara]

    [165] O'dur ki sizi dunyada halifeler yapmıs ve verdigi nimetlerle sizi denemek icin kiminizi kiminize ustun kılmıstır.Muhakkak ki Rabbin, cezalandırmayı dilediginde isi carcabuk bitirir ve muhakkak O gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı pek boldur). [43,60; 27,6]

    Surah 7
    A'râf

    [1] Elif, Lam, Mim, Sad

    [2] Bu, kendisiyle insanları uyarman ve muminlere de bir ogut ve irsad olmak uzere sana indirilen bir kitaptır ki sakın onu tebligden ve halkın sana inanmamasından oturu gogsun daralmasın

    [3] Ey insanlar! Siz, Rabbiniz tarafından size indirilen vahye tabi olun, O'ndan baska birtakım hamiler edinip de onlara uymayın. Ne kadar da az dusunuyorsunuz

    [4] Biz nice ulkeler imha ettik ki ya gece uyurlarken, yahut gunduz yatarlarken baskınımız onlara gelivermisti.

    [5] Azabımız gelip cattıgında da itiraf ve yalvarmaları: “Biz gercekten zalim adamlarmısız!” demekten baska bir sey olmadı

    [6] Kendilerine resul gonderdigimiz insanlara, resullerinin cagrısına uyup ona gore amel edip etmedikleri hakkında elbette hesap soracagız. Gonderilen o elcilere de, teblig edip etmediklerini soracagız

    [7] Ve onlara, olup biten her seyi, kesin bir ilme dayanarak bir bir anlatacagız. Oyle ya, Biz hicbir zaman onlardan habersiz degildik ki

    [8] O gun, dunyada yapılan islerin tartılması kesin gerceklesecek. Artık kimin iyilikleri kotuluklerinden agır gelirse, iste onlar muratlarına ereceklerdir. [21,47; 4,40; 101,6-11; 23,102-103; 42,17] {KM, I Samuel 2,3; Eyub}

    [9] Kimin de sevap tartıları hafif gelirse, onlar da ayetlerimizi hice sayıp haksızlık etmelerinden oturu kendilerini en buyuk ziyana ugratacaklardır

    [10] Su bir gercektir ki ey insanlar, Biz sizi dunyaya yerlestirip orada size hakimiyet verdik. Orada sizin icin bircok gecim vasıtaları yarattık. Ne kadar da az sukrediyorsunuz

    [11] Sizi Biz yarattık, sonra size sekil verdik. Pesinden de meleklere: “Haydi, hurmet icin secde edin Adem'e!” dedik. Onların hepsi hemen secde ettiler, yalnız Iblis dayattı. Secde edenlerden olmadı. [15,29-32; 2,34; 20]

    [12] Allah buyurdu: “Soyle bakayım, Sana emrettigim halde, secde etmene mani nedir?” Iblis: “Ben ondan daha ustunum; cunku Sen beni atesten, onu ise bir camur parcasından yarattın.”

    [13] “Cabuk in oradan!” buyurdu Allah, “Oyle orada kurulup da buyukluk taslamak senin haddin degildir. Cabuk cık, cunku sen alcagın tekisin!”

    [14] “Bana, onların diriltilecekleri kıyamet gunune kadar muhlet verir misin?” dedi

    [15] Allah: “Haydi, sen muhlet verilenlerdensin!” buyurdu

    [16] “Oyle ise” dedi, “Sen beni azgınlıga mahkum ettigin icin, ben de onları gozetlemek uzere Senin dogru yolunun uzerinde pusu kurup oturacagım.”“Sonra onların gah onlerinden, gah arkalarından, gah saglarından, gah sollarından sokulacagım, vesvese verip pusu kuracagım, Sen de onların ekserisini sukreden kullar bulmayacaksın.”

    [17] “Oyle ise” dedi, “Sen beni azgınlıga mahkum ettigin icin, ben de onları gozetlemek uzere Senin dogru yolunun uzerinde pusu kurup oturacagım.”“Sonra onların gah onlerinden, gah arkalarından, gah saglarından, gah sollarından sokulacagım, vesvese verip pusu kuracagım, Sen de onların ekserisini sukreden kullar bulmayacaksın.”

    [18] Allah soyle buyurdu: “Alcak ve kovulmus olarak cık oradan! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki cehennemi sizlerle dolduracagım.”

    [19] “Sana gelince Adem, seninle esin cennete yerlesiniz, istediginiz her tarafından yiyip icip yararlanınız. Yalnız sakın su agaca yaklasmayın! Boyle yaparsanız zalimlerden olursunuz.”

    [20] Fakat seytan onlara, gozlerinden gizlenmis olan edep yerlerini acıga cıkarmak icin vesvese verdi. Onlara soyle telkinde bulundu: “Rabbinizin size bu agacın meyvesini yasaklamasının tek sebebi, sizin meleklerden veya olumsuz hayata kavusanlardan olmanızı onlemektir” diyerek, kendisinin onların iyiligini istedigine dair yemin ustune yemin etti

    [21] Fakat seytan onlara, gozlerinden gizlenmis olan edep yerlerini acıga cıkarmak icin vesvese verdi. Onlara soyle telkinde bulundu: “Rabbinizin size bu agacın meyvesini yasaklamasının tek sebebi, sizin meleklerden veya olumsuz hayata kavusanlardan olmanızı onlemektir” diyerek, kendisinin onların iyiligini istedigine dair yemin ustune yemin etti

    [22] Boylece onları aldatarak mevkilerinden dusurdu. Soyle ki: O agacın meyvesini tadar tatmaz, edep yerlerinin acık oldugunu fark ettiler. Derhal, buldukları cennet yapraklarıyla edep yerlerini ortmeye basladılar.Onların Rabbi ise nida edip buyurdu: “Ben sizi o agactan men etmedim mi? Ben seytanın sizin besbelli dusmanınız oldugunu soylemedim mi? Nicin Beni dinlemediniz de bu perisan duruma dustunuz?” [20,121] {KM, Tekvin}

    [23] “Ey bizim Rabbimiz, kendimize yazık ettik. Sayet Sen kusurumuzu ortup, bize merhamet buyurmazsan, en buyuk kayba ugrayanlardan oluruz!” diye yalvarıp yakardılar

    [24] Buyurdu ki: “Birbirinize dusman olarak inin! Size dunyada bir sureye kadar kalma ve yararlanma imkanı veriyorum: Orada yasayacaksınız, orada oleceksiniz ve yine oradan diriltilip mezardan cıkarılacaksınız.”

    [25] Buyurdu ki: “Birbirinize dusman olarak inin! Size dunyada bir sureye kadar kalma ve yararlanma imkanı veriyorum: Orada yasayacaksınız, orada oleceksiniz ve yine oradan diriltilip mezardan cıkarılacaksınız.”

    [26] “Ey Adem'in evlatları! Bakın size edep yerlerinizi orteceginiz giysi, susleneceginiz elbise indirdik.Fakat unutmayın ki en guzel elbise, takva elbisesidir.Iste bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Olur ki insanlar dusunur de ders alırlar”

    [27] Ey Adem'in evlatları! Seytan, edep yerlerini acıga cıkarmak icin, annenizle babanızı uzerlerindeki takva elbiselerini cıkarttırmak suretiyle- cennetten uzaklastırdıgı gibi, sakın sizi de belaya ugratmasın. Cunku o da, askerleri de sizin kendilerini goremeyeceginiz yerlerden sizi gorurler. Dogrusu Biz seytanları iman etmeyenlerin dostları yapmısızdır

    [28] Onlar cirkin bir is yaptıklarında: “Babalarımızı bu yolda bulduk, esasen Allah boyle yapmamızı emretti.” derler. De ki: “Allah Teala kotu olan seyi asla emretmez. Ne o, yoksa siz Allah'ın soyledigini bilmediginiz birtakım sozleri O’na iftira ederek Allah’a mı mal ediyorsunuz?”

    [29] De ki: “Rabbim adalet ve itidali emretti. Her secdenizde, her namaz zamanında veya mekanında, yuzunuzu O'nun kıblesine yoneltiniz!Ihlasla, ibadetinizi yalnız O’nun rızası icin yaparak Allah’a kulluk ediniz! Cunku ilkin sizi O yarattıgı gibi, donusunuz de yine O’na olacaktır.”

    [30] Bir kısmına hidayet buyurdu, bir kısmına da dalalet mustehak oldu; cunku bunlar Allah'tan baska seytanları dost edindiler. Bir de kendilerini dogru yolda zannediyorlar

    [31] Ey Adem'in evlatları! Her namaz vaktinde mescide giderken, susunuz olan elbisenizi giyinin. Yiyin, icin fakat israf etmeyin; cunku Allah israf edenleri asla sevmez

    [32] De ki: “Allah'ın, kulları icin yaratıp ortaya cıkardıgı zineti, temiz ve hos rızıkları haram kılmak kimin haddine?”De ki: “Onlar, dunya hayatında (iman etmeyenlerle birlikte,) iman edenlerindir.Kıyamet gunu ise yalnız muminlere mahsustur. Iste Biz, bilip anlayan kimseler icin, ayetleri bu sekilde acıklıyoruz

    [33] De ki: “Rabbim o guzel seyleri degil, acıgı ile gizlisi ile, butun fuhsiyatı haram kılmıstır. Keza her turlu gunahı, haksız tecavuzu ve kendisine tapılması hakkında Allah'ın herhangi bir delil bildirmedigi bir nesneyi Allah’a serik yapmanızı, bir de Allah’ın emretmedigi birtakım seyleri iftira ederek O’na mal etmenizi haram kılmıstır.”

    [34] Her ummet icin belirlenmis bir muddet vardır. Vadeleri gelince ne bir an geri bırakabilir, ne de bir an one alabilirler

    [35] Ey Adem'in evlatları! Size her ne zaman icinizden Benim ayetlerimi beyan edip acıklayan resuller gelir de, kim onlara karsı cıkmaktan sakınır, nefsini ıslah ederse artık onlara hic bir korku yoktur, onlar asla uzulmezler de

    [36] Ayetlerimizi yalan sayanlar ve onları kabule tenezzul etmeyenler ise, iste onlar cehennemliktirler. Hem de orada ebedi kalacaklardır

    [37] Iftira ederek, Allah'ın soylemedigi bir sozu O’na mal eden, yahut Allah’ın ayetlerini yalan sayan kimseden daha zalim biri olabilir mi?Kaderden nasipleri ne ise, onlara erisecektir. Nihayet elcilerimiz (olum melekleri) gelip canlarını alırken: “Hani nerede o Allah’tan baska taptıklarınız?” dediklerinde “Onlar bizden uzaklasıp ortadan kayboldular.” derler. Boylece kafir olduklarına dair kendi aleyhlerinde sahitlik ederler

    [38] Hak Teala: “Girin bakalım sizden once gelip gecen cin ve insan topluluklarıyla beraber atese!” buyurur.Her ummet oraya girdikce, yoldasına lanet eder. Nihayet hepsi birbiri ardından gelip orada bir araya gelince, sonrakiler ondekileri gostererek:“Ey Rabbimiz, derler. Iste sunlar bizi saptırdılar, onun icin onlara iki kat ates azabı cektir.”O da: “Her birinize iki misli azap var, lakin siz bunu bilmiyorsunuz!” buyurur. [16,25; 29]

    [39] Bu sefer ondekiler de sonrakilere derler ki: “Gordunuz ya, sizin bize karsı bir ayrıcalıgınız olmadı, artık kendi islediklerinizin cezası olarak tadın azabı!”

    [40] Ayetlerimizi yalan sayanlara ve onları kabule tenezzul etmeyenlere gok kapıları acılmayacak ve deve igne deliginden gecmedikce onlar da cennete giremeyeceklerdir.Iste Biz, suclu kafirleri boyle cezalandırırız! {KM, Markos 10,25; Luka}

    [41] Onlara cehennem atesinden bir dosek ve uzerlerinde de yine atesten ortuler var. Iste Biz zalimleri boyle cezalandırırız

    [42] Iman edip makbul ve guzel isler yapanlar ise -ki hic kimseye Biz gucunun yetmeyecegi yuk yuklemeyiz- cennetlik olup, orada ebedi kalacaklardır

    [43] Oyle bir halde ki iclerinde kin kabilinden ne varsa hepsini sokup cıkarırız, onlerinden ırmaklar akar.“Hamdolsun bizi bu cennete eristiren Allah'a!Eger Allah bizi muvaffak kılmasaydı, biz kendiligimizden yol bulamazdık.Rabbimizin elcilerinin gercegi bildirdikleri bir kere daha kesinlikle anlasılmıstır.” derler.Kendilerine de: “Iste guzel islerinize karsılık, karsınızda duran su muhtesem cennete varis kılındınız, buyurun!” diye nida edilir

    [44] Cennetlikler cehennemliklere: “Biz, Rabbimizin bize vad ettigi seylerin gercek oldugunu gorduk; siz de Rabbinizin size vad ettiklerinin gerceklestigini gordunuz mu?” deyince onlar: “Evet” diye cevap verirler.Derken bir gorevli aralarında: “Allah'ın laneti o zalimlere olsun ki onlar insanları Allah yolundan uzaklastırır, onu egri bugru gostermek isterlerdi ve onlar ahireti de inkar ederlerdi.” diye nida eder

    [45] Cennetlikler cehennemliklere: “Biz, Rabbimizin bize vad ettigi seylerin gercek oldugunu gorduk; siz de Rabbinizin size vad ettiklerinin gerceklestigini gordunuz mu?” deyince onlar: “Evet” diye cevap verirler.Derken bir gorevli aralarında: “Allah'ın laneti o zalimlere olsun ki onlar insanları Allah yolundan uzaklastırır, onu egri bugru gostermek isterlerdi ve onlar ahireti de inkar ederlerdi.” diye nida eder

    [46] Iki taraf arasında bir perde, A'raf uzerinde de cennetlik ve cehennemliklerin her birini simalarından tanıyacak kimseler vardır ki onlar, henuz cennete girmemis, fakat girmeyi siddetle arzular olarak cennetliklere “selamun aleykum.” diye seslenirler

    [47] Gozleri cehennemlikler tarafına cevrildiginde: “Aman ya Rabbena, aman bizleri o zalimlerle beraber eyleme!” derler

    [48] A'raf ashabı, simalarından tanıdıkları bir kısım kimselere seslenip:“Gordunuz ya, ne topladıgınız mallarınızın, ne onca taraftarlarınızın, ne de buyukluk taslamalarınızın ve o calımlarınızın size hic bir faydası olmadı!”O cennetlikleri gostererek “Sahi, sunlar “Allah, bunları asla lutfuna nail etmez.” diye yeminler edip hor gordugunuz kimseler degil miydi?Iste onların ne yuce mevkide olduklarını simdi anladınız degil mi? derler ve sonra o cennetliklere donerek:“Buyurun girin cennete, derler, size korku ve endise olmadıgı gibi, siz asla uzuntu de gormeyeceksiniz.”

    [49] A'raf ashabı, simalarından tanıdıkları bir kısım kimselere seslenip:“Gordunuz ya, ne topladıgınız mallarınızın, ne onca taraftarlarınızın, ne de buyukluk taslamalarınızın ve o calımlarınızın size hic bir faydası olmadı!”O cennetlikleri gostererek “Sahi, sunlar “Allah, bunları asla lutfuna nail etmez.” diye yeminler edip hor gordugunuz kimseler degil miydi?Iste onların ne yuce mevkide olduklarını simdi anladınız degil mi? derler ve sonra o cennetliklere donerek:“Buyurun girin cennete, derler, size korku ve endise olmadıgı gibi, siz asla uzuntu de gormeyeceksiniz.”

    [50] Cehennemlikler cennetliklere: “Ne olur, lutfen suyunuzdan, Allah'ın size nasib ettigi nimetlerden biraz da bize gonderin!” diye seslenirler.Onlar da: “Allah bunları kafirlere haram etmistir, bunlar kafirlere yasaktır.” diye cevap verirler. {KM, Luka}

    [51] O kafirlere ki onlar dinlerini oyun ve eglence konusu haline getirmislerdi; dunya hayatı kendilerini aldatmıstı.Iste onlar, kendilerinin en onemli gunu olan bu gunku karsılasmayı unuttular ve ayetlerimizi bilerek inkar ettikleri gibi,Biz de bugun onları unutup kendi hallerine terk edecegiz

    [52] Gercekten onlara tam bir vukufla manalarını bir bir bildirdigimiz ve iman edecek kimseler icin bir hidayet, bir rahmet olan bir kitap getirdik

    [53] Fakat onlar: “Hele bakalım nereye varacak?” diye sadece bu kitabın davetinin akıbetini gozluyorlar. O'nun haber verdigi muthis akibet geldigi gun, daha once onu unutup bir tarafa bırakanlar soyle diyecekler:“Gercekten Rabbimizin elcileri bize hakkı teblig etmislermis? Acaba burada bize sefaat edecek birisi bulunur mu? Yahut geri dondurulmemiz imkanı olur mu ki bu sefer yaptıgımız kotu islerin yerine guzel guzel isler yapabilelim?”Muhakkak ki onlar, kendilerini husrana ugrattılar. Uydurdukları sahte tanrıları da kendilerinden uzaklasıp ortadan kayboldular

    [54] Rabbiniz o Allah'tır ki gokleri ve yeri altı gunde yarattı. Sonra da arsa istiva buyurdu. O Allah ki geceyi, durmadan onu kovalayan gunduze burur. Gunes, ay ve butun yıldızlar hep O’nun buyrugu ile hareket ederler. Iyi bilesiniz ki yaratmak da, emretmek yetkisi de O’na mahsustur. Evet o Rabbulalemin olan Allah ne yucedir! [10,3; 11,7; 25,59; 71(tamamı) 36,37-40] {KM, Tekvin}

    [55] Rabbinize icin icin yalvararak, baska nazarlardan uzak, gizlice dua edin. Gercekten O, haddi asanları hic sevmez. [7,205] {KM, Matta}

    [56] Duzeltilmis olan ulkeyi ifsad etmeyin. Hem endise, hem de umit ile O'na yalvarın. Muhakkak ki Allah’ın rahmeti iyi kimselere yakındır

    [57] O'dur ki, rahmeti olan (yagmurun) onunden mujdeci olarak ruzgarlar gonderir. Nihayet bu ruzgarlar o agır bulutları hafif bir seymis gibi kaldırıp yuklendiklerinde, bakarsın Biz onları, ekinleri olmus bir ulkeye sevk eder, derken oraya su indiririz de orada her turlusunden meyveler, urunler cıkarırız.Iste oluleri de boyle cıkaracagız. Gerekir ki dusunur ve ibret alırsınız. [22]

    [58] Topragı verimli, guzel bir diyarın bitkisi, Rabbinin izniyle yeserip cıkar.Corak, verimsiz olan bir yerin bitkisi ise cıkmaz, cıkan da bir seye yaramaz.Iste sukredecek kimseler icin Biz, ayetleri boyle farklı usluplarla tekrar tekrar acıklarız

    [59] Celalim hakkı icin, Biz Nuh'u resul olarak halkına gonderdik. “Ey halkım!” dedi, “Yalnız Allah’a ibadet edin. Ondan baska tanrınız yoktur.Bunu yapmazsanız, korkarım ki muthis bir gunun azabı tepenize inecektir.”

    [60] Halkının soz sahibi yetkilileri: “Biz seni besbelli bir sapıklık icinde goruyoruz!” dediler

    [61] “Ey halkım! dedi, bende hicbir sapıklık yok, fakat ben Rabbulalemin tarafından size bir elciyim.Size Rabbimin mesajlarını teblig ediyorum, size ogut veriyorum ve Allah tarafından gelen vahiy sayesinde, sizin bilemeyeceginiz seyleri biliyorum.”“Kotuluklerden korunup Allah'ın merhametine nail olmanız icin, icinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla, Rabbinizden size bir buyruk gelmesine mi sasıyorsunuz

    [62] “Ey halkım! dedi, bende hicbir sapıklık yok, fakat ben Rabbulalemin tarafından size bir elciyim.Size Rabbimin mesajlarını teblig ediyorum, size ogut veriyorum ve Allah tarafından gelen vahiy sayesinde, sizin bilemeyeceginiz seyleri biliyorum.”“Kotuluklerden korunup Allah'ın merhametine nail olmanız icin, icinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla, Rabbinizden size bir buyruk gelmesine mi sasıyorsunuz

    [63] “Ey halkım! dedi, bende hicbir sapıklık yok, fakat ben Rabbulalemin tarafından size bir elciyim.Size Rabbimin mesajlarını teblig ediyorum, size ogut veriyorum ve Allah tarafından gelen vahiy sayesinde, sizin bilemeyeceginiz seyleri biliyorum.”“Kotuluklerden korunup Allah'ın merhametine nail olmanız icin, icinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla, Rabbinizden size bir buyruk gelmesine mi sasıyorsunuz

    [64] Onlar Nuh'u yalancı saydılar. Biz de onu ve yanında olanları gemide kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları ise bogduk. Cunku onlar, basiretleri korelmis kimselerdi

    [65] Ad halkına da kardesleri Hud'u elci olarak gonderdik. “Ey benim halkım!” dedi, “yalnız Allah’a ibadet edin, O’ndan baska tanrınız yoktur. Hala ona karsı gelmekten sakınmayacak mısınız?”

    [66] Kavminin kafir yetkilileri: “Biz, dediler, seni bir cılgınlık, bir beyinsizlik icinde bocalar goruyoruz ve senin yalancılardan biri oldugunu dusunuyoruz.”

    [67] “Ey halkım!” dedi, “Bende cılgınlık, beyinsizlik yok, fakat ben sadece Rabbulalemin tarafından size bir elciyim.”

    [68] “Size Rabbimin buyruklarını teblig ediyorum. Ben sizin iyiliginize calısan, sizi uyaran guveneceginiz bir insanım.”

    [69] Sizi basınıza gelebilecek tehlikeler hakkında uyarmak icin sizden birine Rabbiniz tarafından bir teblig gelmesine hayret mi ediyorsunuz?Hatırlayın ki, O sizi Nuh kavminden sonra onların yerine gecirdi ve sizi bedenen guclu kuvvetli, gosterisli kıldı. O halde Allah'ın nimetlerini unutmayıp zikredin ki felah bulasınız.”

    [70] “Ya!” dediler “Sen bize yalnız Allah'a ibadet edelim, atalarımızın taptıklarını ise bırakalım diye mi geldin?Eger dogru soyleyenlerden isen haydi, bizi tehdit edip durdugun o felaketi basımıza getir de gorelim!”

    [71] “Iste! dedi, “uzerinize Rabbinizden bir azap fırtınası ve bir hısım indi.Siz, sizin ve atalarınızın uydurdugu ve zaten tanrılastırılmalarına dair Allah'ın da hicbir delil gondermedigi birtakım bos isimler hakkında mı benimle tartısıyorsunuz?Gozleyin oyleyse azabın gelisini!Ben de sizinle beraber gozluyorum.”

    [72] Biz de onu ve beraberinde olanları, tarafımızdan bir lutuf olarak kurtardık ve ayetlerimizi yalan sayıp iman etmeyenlerin ise kokunu kestik

    [73] Semud halkına da iclerinden biri olan kardesleri Salih'i gonderdik.“Ey benim halkım!” dedi, “yalnız Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan baska tanrınız yoktur.Iste size Rabbinizden acık bir delil, bir mucize geldi. Iste Allah’ın devesi de size bir ayet!Onu kendi haline bırakın, Allah’ın diyarında otlasın, sakın ona bir fenalık yapmayın.Yoksa sizi acı veren bir azap yakalayıverir.” [11]

    [74] Bir de dusunun ki Allah sizi Ad halkına halef yaptı ve dunya uzerinde size imkanlar bahsetti.Arzın duzluklerinde saraylar kurup, daglarını yontarak evler yapıyorsunuz. Allah'ın nimetlerini dusunun de, bozgunculuk yaparak dunyada karısıklık cıkarmayın.”

    [75] Kavminden buyukluk taslayanlar, iclerinden zayıf gorunen muminlere alay yollu: “Siz, gercekten Salih'in Rabbi tarafından size elci olarak gonderildigini biliyor musunuz?” dediler.Onlar da: “Elbette, biz onunla gonderilen her seye inandık, iman ettik.” diye cevap verdiler

    [76] O kibirlenenler ise, “Dogrusu, biz sizin iman ettiginiz seyi inkar ediyoruz.” dediler

    [77] Derken deveyi bogazladılar ve Rab'lerinin emrinden cıkıp O’na isyan ettiler ve dediler ki: “Salih! Sen gercekten resullerden isen, bizi tehdit edip durdugun o azabı getir de gorelim!”

    [78] Bunun uzerine o siddetli sarsıntı onları kıskıvrak yakaladı da yurtlarında cokekaldılar

    [79] Gordugu muthis manzara karsısında Salih, yuzunu uzuntu ile oteye cevirip“Ey halkım!” dedi, “Ben size Rabbimin buyruklarını teblig ettim, sizin iyiliginize calıstım, size ogutler verdim.Lakin siz, iyiliginizi isteyip ogut verenleri bir turlu sevmediniz gitti!”

    [80] Lut'u da gonderdik. Halkına dedi ki: “Daha once hic kimsenin yapmadıgı pek cirkin bir isi siz mi yapıyorsunuz?” {KM, Tekvin 11,27-28; 19,1 Levililer}

    [81] “Siz kadınların otesinde, sehvetle erkeklere gidiyorsunuz ha! Yok, yok anlasıldı! Siz haddini asmıs bir milletsiniz!”

    [82] Halkının ona verdigi cevap sundan ibaret oldu: “Cıkarın bu adamları memleketinizden!Cunku bu beyler pek temiz insanlar!”

    [83] Biz de onu ve ailesini kurtardık.Ancak esi geride kalıp helak olanlardan oldu. [11,81; 21,74; 51,35-36] {KM, Tekvin}

    [84] Uzerlerine bir azap yagmuru yagdırdık.Iste bak, suclu kafirlerin sonu nice oldu

    [85] Medyen ahalisine de iclerinden biri olan Suayb'ı gonderdik.“Ey benim halkım!” dedi, “yalnız Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan baska tanrınız yoktur.Iste size Rabbinizden acık delil geldi.”“Artık olcuyu, tartıyı tam yapın, insanların haklarını eksiltmeyin, halka haksızlık etmeyin, ulkede duzen saglanmısken fesat cıkarıp huzuru bozmayın.Boyle yapmanız sizin icin daha iyidir. Tabii eger inanırsanız. [83,1-6] {KM, Cıkıs 3,1; 2,18; Sayılar}

    [86] “Hem oyle tehditler savurarak, yol baslarını tutup, Allah'a iman edenleri Allah’ın yolundan cevirmeyin ve bu yolun egri bugru olduguna dair, supheler verip halkı yanıltmayın.”“Hem dusunun ki bir zaman siz sayıca pek az idiniz. Oyle iken Allah sizi cogalttı.Ulkeyi bozan o mufsitlerin sonunun nasıl olduguna bakın da ibret alın!”

    [87] “Eger benimle gonderilen gercege icinizden bir kısmı inanıyor, bir kısmınız inanmıyorsanız, eh ne diyeyim, o halde, aramızda Allah hukmunu verinceye kadar bekleyin! Zaten hukum verenlerin en iyisi O'dur.”

    [88] Halkından kibirlenen esraf grubu: “Bak Suayb!” dediler, “yeminle soyluyoruz:Ya tekrar dinimize donersiniz. Ya da seni de, sana inanan taraftarlarını da ulkemizden sureriz!”Suayb soyle cevap verdi: “Peki, istemesek de mi dinimizden dondurup sureceksiniz (Ya istemezsek ne olacakmıs)

    [89] “Allah bizi sizin o batıl dininizden kurtardıktan sonra kalkıp tekrar dininize donecek olursak Allah'a buyuk bir iftira atmıs oluruz.Allah gostermesin, sizin inancınıza donmemiz kesinlikle mumkun degil! Rabbimizin ilmi her seyi kapsar.Biz yalnız Allah’a dayanırız.Ey bizim Rabbimiz! Bizimle su halkımız arasında Sen adil hukmunu ver, haklı haksız acıga cıksın. Sen elbette hukum verenlerin en iyisisin!”

    [90] Kavminden inkara sapan ileri gelenler “Eger Suayb'a uyacak olursanız kesinlikle perisan olursunuz!” diye tehditte bulundular

    [91] Derken siddetli bir deprem onları kıskıvrak yakaladı ve derhal oldukları yerde cokekaldılar

    [92] Suayb'ı yalancı sayanlar... onlar degildi sanki vatanlarında, sen sakrak dolasanlar!Suayb’ı yalancı sayıp perisan etmek isteyenler... asıl perisan olanlar, iste onlar oldular

    [93] Gordugu muthis manzara karsısında Suayb, yuzunu uzuntu ile oteye cevirip:“Zavallı halkım!” dedi, “ben size Rabbimin buyruklarını teblig etmistim, sizin iyiliginize calısmıstım, size ogutler vermistim! Artık boyle nankor, boyle kafir bir toplum icin ne diye uzulup kendimi harap edeyim!”

    [94] Biz hangi ulkeye peygamber gonderdiysek, (mutlaka ilkin oranın halkını, gafletten uyarsın,) Allah'a yonelip yalvarsınlar diye yoksulluga, hastalık ve musibetlere ducar ederiz

    [95] Sonra o kotu durumları degistirip guzellikleri yayarız.Zamanla ahali cogalıp “Vaktiyle atalarımız gah uzulmus, gah sevinmislerdi.” derler fakat olaylardan ibret alıp sukretmezler.Derken, o bilincsiz halleriyle, hic hatırlarından gecmezken, ansızın onları kıskıvrak yakalarız

    [96] Eger o ulkelerin ahalisi iman edip Allah'a karsı gelmekten sakınsalardı, elbette Biz uzerlerine gokten, yerden nice bereket ve bolluk kapılarını acardık. Fakat onlar peygamberleri yalancı saydılar, Biz de isledikleri kotulukler sebebiyle kendilerini cezaya carptırdık

    [97] Peki o ulkelerin ahalisi, geceleyin uyurlarken satvetimizin kendilerine baskın halinde gelivermesinden emin mi oldular

    [98] Yoksa onlar gupegunduz eglenirlerken azabımızın kendilerine gelmesinden emin mi oldular

    [99] Yoksa onlar Allah'ın ansızın kendilerini azapla bastırmasından emin mi oldular?Ama su muhakkak ki, kendilerine yazık eden kimselerden baskası, Allah’ın ansızın bastırıvermesinden emin olamaz

    [100] Onceki sahiplerinden sonra dunya mulkune varis olanlar hala su gercegi anlamadılar mı ki, eger dilemis olsaydık kendilerini de gunahları sebebiyle musibetlere ugratırdık?Fakat biz kalplerini muhurleriz de onlar isitmez, anlamaz hale gelirler. [20,128; 32,2]

    [101] Iste o ulkelerin haberlerinden bir kısmını sana boylece anlatıyoruz. Oraların halklarına peygamberlerimiz acık deliller, mucizeler getirdiler.Fakat onlar iman etmediler. Cunku ondan once tekzip ve inkar etmeyi adet haline getirmislerdi. Allah kafirlerin kalplerini iste boyle muhurler

    [102] Biz onların cogunda sozunde durma diye bir sey bulmadık; onların ekserisinin sadece itaat dısına cıkmıs kimseler oldugunu gorduk

    [103] Onlardan sonra Musa'yı ayetlerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen yetkililerine gonderdik. Onlar ayetlerimize haksızlık ettiler. Ettiler de, bak o mufsitlerin akıbeti nice oldu! [20,42-79; 27,14] {KM, Cıkıs 7 ve 15. bolumler}

    [104] Musa: “Ey Firavun, dedi, ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilen bir resulum.”

    [105] “Basta gelen gorevim, Allah Teala hakkında, gercek dısı bir sey soylemememdir.Gercekten size Rabbinizden cok acık bir belge getirdim.Artık Israilogullarını benimle beraber gonder!”

    [106] “Eger” dedi Firavun, “Gercekten getirdigin bir belge varsa ve sen dogru soyleyen biri isen, onu ortaya koy da gorelim.”

    [107] Bunun uzerine Musa, asasını yere bırakıverdi, bir de ne gorsun: o koskoca bir ejderha kesilmis! Elini sıyırıp cıkardı, bir de ne gorsun: Bakan kimseler icin parlak mı parlak, ısık sacan bir el haline gelmis! [20,18-22] {KM, Cıkıs}

    [108] Bunun uzerine Musa, asasını yere bırakıverdi, bir de ne gorsun: o koskoca bir ejderha kesilmis! Elini sıyırıp cıkardı, bir de ne gorsun: Bakan kimseler icin parlak mı parlak, ısık sacan bir el haline gelmis! [20,18-22] {KM, Cıkıs}

    [109] Firavun'un ileri gelen yetkilileri: “Anlasıldı, bu usta bir sihirbaz!” dediler

    [110] Firavun: “Bu adam, dedi, “sizi yerinizden yurdunuzdan etmek pesinde! Gorusunuz nedir bu konuda?”

    [111] Yetkililer: “Onu ve kardesini alıkoy, butun sehirlere de gorevliler yolla, usta sihirbazların hepsini senin huzuruna getirsinler.” dediler

    [112] Yetkililer: “Onu ve kardesini alıkoy, butun sehirlere de gorevliler yolla, usta sihirbazların hepsini senin huzuruna getirsinler.” dediler

    [113] Butun buyuculer Firavun'a gelip: “Galip gelecek olursak, her halde mutlaka bize buyuk bir mukafat verilir, degil mi?” dediler

    [114] Firavun: “Elbette! Ustelik siz benim gozdelerimden olacaksınız!” dedi

    [115] Buyuculer: “Musa! Once sen mi hunerini ortaya koyacaksın yoksa biz mi koyalım?” deyince Musa: “Siz ortaya koyun!” dedi.Vakta ki atacaklarını ortaya koydular, halkın gozlerini buyulediler, onları dehsete dusurduler, hasılı muthis bir sihir sergilediler

    [116] Buyuculer: “Musa! Once sen mi hunerini ortaya koyacaksın yoksa biz mi koyalım?” deyince Musa: “Siz ortaya koyun!” dedi.Vakta ki atacaklarını ortaya koydular, halkın gozlerini buyulediler, onları dehsete dusurduler, hasılı muthis bir sihir sergilediler

    [117] Biz de Musa'ya “Asanı yere bırak!” diye vahyettik. Bir de ne baksınlar: Asa onların yaptıkları sihir, goz boyayıcılık kabilinden her seyi yutuyor! [20,69; 26,45] {KM, Cıkıs}

    [118] Boylece gercek ortaya cıktı ve onların butun yaptıkları bosa gitti

    [119] Iste o Firavun ve takımı yenilip kucuk dustuler

    [120] Buyuculer hep birden secdeye kapandılar

    [121] “Iman ettik!” dediler, “O Rabbul-alemine, Musa ve Harun'un Rabbine!”

    [122] “Iman ettik!” dediler, “O Rabbul-alemine, Musa ve Harun'un Rabbine!”

    [123] Firavun dedi ki: “Demek siz, benden izin almadan ona iman ettiniz ha!Suphe yok ki bu, yerli olan kıbti ahaliyi yurtlarından surmek icin, sizin sehirde beraberce planladıgınız gizli bir oyundur.Ama yakında bileceksiniz basınıza gelecekleri! Evet, ellerinizi ve ayaklarınızı, degisik taraflardan olarak kesecegim, sonra da hepinizi toptan asacagım!”

    [124] Firavun dedi ki: “Demek siz, benden izin almadan ona iman ettiniz ha!Suphe yok ki bu, yerli olan kıbti ahaliyi yurtlarından surmek icin, sizin sehirde beraberce planladıgınız gizli bir oyundur.Ama yakında bileceksiniz basınıza gelecekleri! Evet, ellerinizi ve ayaklarınızı, degisik taraflardan olarak kesecegim, sonra da hepinizi toptan asacagım!”

    [125] Onlar soyle cevap verdiler: “Biz elbette Rabbimize donecegiz.Senin bize kızman da sırf Rabbimizin bize gelen ayetlerine iman etmemizden!Biz de O'na yonelerek deriz ki: “Ey bizim buyuk Rabbimiz! Sabır kuvvetiyle doldur kalbimizi, yagmur gibi sabır yagdır uzerimizeve sana teslimiyette sebat eden kulların olarak canımızı teslim al!”

    [126] Onlar soyle cevap verdiler: “Biz elbette Rabbimize donecegiz.Senin bize kızman da sırf Rabbimizin bize gelen ayetlerine iman etmemizden!Biz de O'na yonelerek deriz ki: “Ey bizim buyuk Rabbimiz! Sabır kuvvetiyle doldur kalbimizi, yagmur gibi sabır yagdır uzerimizeve sana teslimiyette sebat eden kulların olarak canımızı teslim al!”

    [127] Firavun'un halkının yetkilileri ona: “Ne yapıyorsun, Musa ile kavmini, seni ve senin tanrılarını terk etsinler, ulkede bozgunculuk yapsınlar diye kendi hallerine mi bırakacaksın?” dediler.Firavun: “Hayır, onların erkek evlatlarını oldurup, kız cocuklarını hayatta bırakacagız.Biz elbette onların uzerinde tam bir hakimiyet sahibiyiz.” diye cevap verdi

    [128] Musa kavmine soyle dedi: “Allah'tan yardım dileyin ve sabredin.Muhakkak ki dunya Allah’ın mulkudur; kullarından diledigini oraya varis kılar.Guzel akıbet, elbette muttakilerindir.”

    [129] Israilogulları: “Biz, hem sen bize gelmeden once, hem de sen bize peygamber olarak geldikten sonra iskenceye maruz kaldık!” diye yakındılar.Musa ise, soyle dedi: “Hele biraz daha sabredin. Umulur ki, Rabbiniz dusmanlarınızı imha eder de, onların yerine sizi hakim kılıp nasıl hareket edeceginize bakar.”

    [130] Biz Firavun hanedanı dusunup ibret alsınlar diye, senelerce onları kuraklık, kıtlık ve urun azlıgı ile cezalandırdık

    [131] Onlara iyilik, bolluk geldiginde: “Ha iste bu bizim hakkımız! Kendi becerimizle bunu elde ettik!” derlerdi.Eger kendilerine bir kotuluk gelirse onu, Musa ile beraberindeki muminlerin ugursuzluklarına verirlerdi.Dikkat edin, iyiligi oldugu gibi kotulugu de yaratmak, ancak Allah'ın kudretiyledir fakat onların cogu bilmezler

    [132] Ve soyle derlerdi: “Bizi buyulemek icin sen hangi mucizeyi getirirsen getir, imkanı yok, sana inanacak degiliz!”

    [133] Biz de kudretimizin ayrı ayrı delilleri olarak onların uzerine tufan gonderdik, cekirgeler gonderdik, haserat gonderdik, kurbagalar gonderdik, kan gonderdik.Yine de inad edip buyukluk tasladılar ve suclu bir topluluk oldular. [17,101; 27,12] {KM, Cıkıs 7 ve 12. bolumler; Mezmurlar}

    [134] Azap uzerlerine cokunce dediler ki: “Musa! Rabbin ile arandaki ahit uyarınca, bizim icin O'na yalvar.Eger bu azabı ustumuzden kaldırırsan, mutlaka sana inanacak ve Israilogullarını da seninle gonderecegiz.”

    [135] Biz, gecirecekleri bir sureye kadar onlardan azabı kaldırınca da yeminlerinden donduler

    [136] Biz de ayetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları icin onlardan intikam alarak denizde bogduk. {KM, Cıkıs 14,27-28; Tesniye 11,4; Mezmurlar}

    [137] Horlanan, ezilen milleti de, bereketlerle donattıgımız o ulkenin dogularına ve batılarına (yani tamamına) varis kıldık.Boylece sabretmelerine mukafat olarak Israil ogullarına, senin Rabbinin yaptıgı guzel vaad tamamen gerceklesti.Firavun ile kavminin yaptıkları binaları ve yetistirdikleri bahceleri ise imha ettik

    [138] Israilogullarını denizden gecirdik.Derken yolları, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir topluluga ugradı.“Musa! dediler, bunların tanrıları oldugu gibi bize de bir tanrı yapıver!” O ise:“Siz” dedi, “gercekten cahil bir milletsiniz!Cunku su imrendiginiz kimselerin dini yıkılmıstır ve yaptıkları butun ameller de bosunadır.Hem Allah size bunca lutufta bulunup oteki insanlara ustun kılmıs oldugu halde, hic ben sizin icin O'ndan baska bir tanrı arar mıyım?”

    [139] Israilogullarını denizden gecirdik.Derken yolları, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir topluluga ugradı.“Musa! dediler, bunların tanrıları oldugu gibi bize de bir tanrı yapıver!” O ise:“Siz” dedi, “gercekten cahil bir milletsiniz!Cunku su imrendiginiz kimselerin dini yıkılmıstır ve yaptıkları butun ameller de bosunadır.Hem Allah size bunca lutufta bulunup oteki insanlara ustun kılmıs oldugu halde, hic ben sizin icin O'ndan baska bir tanrı arar mıyım?”

    [140] Israilogullarını denizden gecirdik.Derken yolları, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir topluluga ugradı.“Musa! dediler, bunların tanrıları oldugu gibi bize de bir tanrı yapıver!” O ise:“Siz” dedi, “gercekten cahil bir milletsiniz!Cunku su imrendiginiz kimselerin dini yıkılmıstır ve yaptıkları butun ameller de bosunadır.Hem Allah size bunca lutufta bulunup oteki insanlara ustun kılmıs oldugu halde, hic ben sizin icin O'ndan baska bir tanrı arar mıyım?”

    [141] Hem dusunun ki, sizi Firavun hanedanından kurtarmıstık.Onlar ki size pek acı bir iskence uyguluyor, ogullarınızı hep olduruyor, kızlarınızı ise, (kendilerine hizmetcilik etmeleri icin) hayatta bırakıyorlardı.Bunda, Rabbiniz tarafından size buyuk bir imtihan vardı. {KM, Cıkıs}

    [142] Otuz geceyi ibadetle gecirmesi ve Tevrat'ı almaya hazırlanması icin, Musa ile sozlesip onu huzurumuza kabul ettik.Sonra on gece daha ilave ettik. Boylece Rabbinin belirledigi muddet tam kırk gece oldu.Musa, kardesi Harun’a: “Kavmim icinde benim vekilim ol, onları guzelce yonet ve sakın mufsitlerin yoluna uyma!” dedi. [2,51] {KM, Cıkıs 19. bolum ve 24,18; 34,28; Tesniye}

    [143] Musa tayin ettigimiz vakitte gelip de Rabbi ona hitab edince:“Ya Rabbi, dedi, goster bana Zatını, bakayım Sana!” Allah Teala soyle cevap verdi:“Sen Beni goremezsin. Ama simdi su daga bak, eger yerinde durursa sen de Beni gorursun!”Derken Rabbi daga tecelli eder etmez onu un ufak ediverdi. Musa da dusup bayıldı.Kendine gelince dedi ki: “Subhansın ya Rabbi. Her noksanlıktan munezzeh oldugun gibi, dunyada Seni gormemizden de munezzehsin.Bu talebimden oturu tovbe ettim. (Ben ummetim icinde Seni gormeden) iman edenlerin ilkiyim!” [4,153] {KM, Cıkıs 33,18.20; Tekvin 32,31. Yuhanna 1,18; I Korintos}

    [144] Allah buyurdu ki: “Musa! Ben seni risaletlerim, mesajlarımla ve hitabıma mazhar etmemle obur insanlar arasından secip mumtaz kıldım.Simdi su sana verdigim nubuvveti al ve bu nimetime sukreden kullarımdan ol!”

    [145] Ona verdigimiz levhalarda, insanlara ogut olmak uzere her seyi tafsilatlı olarak yazdık.Sen bunlara kuvvetle sarıl ve ummetine de o hukumlerin daha sevaplı olanlarına sarılmalarını emret. Itaat dısına cıkanların diyarlarını ise nasıl tarumar ettigimi yakında size gosterecegim.” [28,43] {KM, Cıkıs}

    [146] Dunyada haksız yere buyukluk taslayanları, ayetlerimi geregi gibi anlamaktan uzaklastırırım.O kibirlenenler her turlu mucizeyi bile gorseler yine de onlara iman etmezler. Dogru yolu gorseler o yolu tutmazlar.Ama sapıklık yolunu gorseler o yola girerler.Oyle! Cunku onlar ayetlerimizi yalan saymayı adet haline getirmis ve onlardan gafil olagelmislerdir

    [147] Halbuki ayetlerimizi ve ahirete kavusacaklarını yalan sayanların butun isleri ve eserleri bosa cıkmıstır. Boyle olmayıp ne olacaktı ya? Onlar yaptıklarından baskasıyla mı karsılık goreceklerdi

    [148] Musa Tevrat'ı almak icin ayrıldıktan sonra ummeti, zinet takımlarından, bogurur gibi ses cıkaran bir buzagı heykeli yapıp tanrı edindiler.Gormemisler miydi ki o heykel onlara hitap edemiyordu, kendilerine yol da gosteremiyordu. Fakat buna ragmen onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular

    [149] Ne vakit ki yaptıklarının sacmalıgını anlayıp son derece pisman oldular ve saptıklarını gorduler, “Yemin olsun ki, dediler, eger Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi affetmezse, muhakkak her seyimizi kaybedenlerden oluruz.”

    [150] Musa pek ofkeli ve uzgun olarak halkına donunce:“Benden sonra arkamdan ne kotu isler yapmıssınız! Rabbinizin emrini carcabuk terk mi ettiniz!” dedi ve... levhaları yere bırakıverdi. Kardesini basından tutup, kendisine dogru cekmeye basladı.Harun ise ona: “Ey annemin oglu!” dedi: “Inan ki bu millet beni fena halde hırpaladı, nerdeyse beni linc edip oldureceklerdi.Ne olur, dusmanlarımı ustume guldurme, beni bu zalim milletle bir tutma!” {KM, Cıkıs}

    [151] Musa: “Ya Rabbi, beni ve kardesimi affet. Rahmetine bizi de dahil et; cunku merhamet edenlerin en merhametlisi Sensin Sen!”

    [152] Buzagıya tanrı diye tapanlar var ya, iste onlara Rab'leri tarafından dunya hayatında bir gazap ve bir zillet gelecektir. Iste iftiracıları boyle cezalandırırız Biz! [2,54] {KM, Cıkıs}

    [153] Gunahları isledikten sonra, arkasından tovbe edip iman edenler icin ise Rabbin elbette gafur ve rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [154] Musa'nın ofkesi yatısınca, levhaları yerden aldı.Onlardaki yazıda, Rab’lerinden cekinenler icin hidayet ve rahmet vardı

    [155] Musa ummetinden yetmis kisi secti, onları alıp huzura getirdi.Gelenlerin bu kabul serefiyle yetinmeyip Allah'ı acıkca gormek istemeleri uzerine, onları siddetli bir deprem yakaladı.Musa: “Ya Rabbi! dedi, dileseydin beni de bunları da daha once imha ederdin.Simdi bizi aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı helak mi edeceksin?Bu sırf Senin bir imtihanından ibarettir. Diledigini bu imtihanla sasırtır, diledigine yol gosterirsin.Sensin bizim Mevla’mız! Affet bizi, merhamet eyle! Sen affedenlerin en hayırlısısın!” [2,55; 4,153] {KM, Cıkıs 24,100; Sayılar}

    [156] “Bize bu dunyada da, ahirette de iyilik nasib et. Biz Sana yoneldik, Senin yolunu tuttuk.”Hak Tealada soyle buyurdu: “Ben diledigim kimseyi cezalandırırım. Rahmetim ise her seyi kaplar.Rahmetimi (ahirette) Allah'a karsı gelmekten korunan, zekat veren ve ozellikle Bizim ayetlerimize iman edenlere nasib edecegim.”

    [157] Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve Incil'de vasıfları yazılı o ummi Peygambere tabi olurlar.O Peygamber ki kendilerine mesru seyleri emreder, kotulukleri yasaklar, kendilerine guzel ve hos seyleri mubah, murdar seyleri ise haram kılar, uzerlerindeki agırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar.Ona iman eden, onu destekleyen, ona yardımcı olan ve onunla beraber indirilen nura tabi olanlar var ya, iste felaha erenler onlardır

    [158] De ki: “Ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah tarafından gonderilen Peygamberim.O ki, goklerin ve yerin hakimiyeti O'na aittir.O’ndan baska ilah yoktur. Hayatı veren de, olumu yaratan da O’dur.Oyleyse siz de Allah’a ve O’nun butun kelimelerine iman eden o ummi Nebiye, o Resule inanın.Ona tabi olun ki dogru yolu bulasınız

    [159] Evet! Musa'nın kavminden bir topluluk da vardır ki hak dinle insanları dogru yola goturur ve onunla halk icinde adaleti tatbik ederler

    [160] Biz onları on iki kabileye, on iki topluluga ayırdık.Halkı kendisinden su istediginde Musa'ya: “Asanı tasa vur!” diye vahyettik.Derhal on iki pınar fıskırdı. Her kabile su alacagı yeri ogrendi.Bulutu da uzerlerine golgelik yaptık.Kendilerine kudret helvasıyla bıldırcın da indirdik ve dedik ki:“Size verdigimiz rızıkların temizlerinden yiyiniz!” Fakat onlar emrimizi dinlememekle Bize degil, asıl kendilerine zulmediyorlar, kendilerine yazık ediyorlardı

    [161] O vakit onlara denildi ki: “Su sehre (Kudus'e) yerlesin, oranın urunlerinden dilediginiz sekilde yiyin, yararlanın, “Affet bizi ya Rebbena! (hıtta)” deyin ve sehrin kapısından tevazu ile egilerek girin ki suclarınızı bagıslayalım.Iyi ve guzel davrananlara, ayrıca daha fazla mukafatlar verecegiz.”

    [162] Ama aralarındaki zalimler, sozu kasden degistirdiler, baska bir sekle soktular.Biz de zulmu adet haline getirdikleri icin uzerlerine gokten azap salıverdik

    [163] Bir de onlara o deniz kıyısında bulunan sehir halkının basına gelenleri sor.Hani onlar sebt (cumartesi) gununun hukmune saygısızlık edip Allah'ın koydugu sınırı cigniyorlardı. Soyle ki: Sebt gununun hukmunu gozettiklerinde balıklar yanlarına akın akın geliyordu;Sebt gununun hukmune riayet etmedikleri gun ise gelmiyordu. Iste fasıklıkları, yoldan cıkmaları sebebiyle onları boyle imtihan ediyorduk

    [164] Hani onlardan bir cemaat: “Allah'ın yerle bir edecegi veya siddetli bir felaket gonderecegi su guruha ne diye bosuna ogut verip duruyorsunuz?” demisti.O salih kisiler de: “Rabbinize mazeret arz edebilmek icin! Bir de ne bilirsiniz, olur ki Allah’a karsı gelmekten nihayet sakınırlar umidiyle ogut veriyoruz.” diye cevap verdiler

    [165] Kendilerine verilen ogutleri ve uyarıları kulak ardı edip onları bir tarafa bırakınca, iclerinden kotulukleri onlemeye calısanları kurtarıp o zalimleri fasıklıkları yuzunden siddetli bir azaba ugrattık. Soyle ki: Onlar serkeslik edip yasakları cignemekte ısrar edince onlara: “Hor ve hakir maymunlar haline gelin!” diye emrettik

    [166] Kendilerine verilen ogutleri ve uyarıları kulak ardı edip onları bir tarafa bırakınca, iclerinden kotulukleri onlemeye calısanları kurtarıp o zalimleri fasıklıkları yuzunden siddetli bir azaba ugrattık. Soyle ki: Onlar serkeslik edip yasakları cignemekte ısrar edince onlara: “Hor ve hakir maymunlar haline gelin!” diye emrettik

    [167] O vakit Rabbin, kıyamet gunune kadar onları kotu azaba ugratacak kimseler ortaya cıkaracagını bildirdi.Muhakkak ki Rabbin, dilediginde cezayı cabucak verir, ama aslında gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [168] Onları parca parca topluluklar halinde dunyanın her yerine dagıttık. Aralarında iyi kimseler de vardı, iyi olmayanlar da.Kotuluklerden donus yaparlar diye onları gah nimetler, gah musibetlerle imtihan ettik

    [169] Onlardan sonra hayırsız bir nesil geldi ki bunlar kitaba (Tevrat'a) varis oldular, ama ayetleri tahrif etme karsılıgında su degersiz dunya metaını alıp “Nasılsa affa nail oluruz!” dusuncesiyle hareket ettiler. Af umarken bile, obur yandan yine gayr-ı mesru bir meta, bir rusvet zuhur etse, onu da alırlar.Peki onlardan, Allah hakkında gercek olandan baska bir sey soylemeyeceklerine dair kitapta mevcut hukumler uyarınca soz alınmamıs mıydı? Ve kitabın icindekileri ders edinip okumamıslar mıydı? Halbuki ebedi ahiret yurdu, Allah’a karsı gelmekten sakınanlar icin elbette daha hayırlıdır.Hala aklınızı basınıza almayacak mısınız

    [170] Kitaba sarılanlar ve namazı gerektigi sekilde yerine getirenler bilsinler ki,Biz iyilik icin calısanların mukafatlarını asla zayi etmeyiz

    [171] Hem bir vakit biz o dagı bir golgelik gibi Israilogullarının baslarının ustune kaldırmıstık da onlar, dagın uzerlerine dusecegini sanmıslardı.O zaman demistik ki: Size verdigimiz bu kitab'a ciddiyetle sarılın ve icindeki gercekleri dusunup hic hatırınızdan cıkarmayın ki Allah’ı sayıp kotuluklerden sakınasınız

    [172] Rabbinin Adem evlatlarından, misak aldıgını da dusunun:Rabbin onların bellerinden zurriyetlerini almıs ve onların kendileri hakkında sahitliklerini isteyerek “Ben sizin Rabbiniz degil miyim?” buyurunca onlar da “Elbette!” diye ikrar etmislerdi.Kıyamet gunu “Bizim bundan haberimiz yoktu!” yahut: “Ne yapalım, daha once babalarımız Allah'a sirk kostular, biz de onlardan sonra gelen bir nesil idik, simdi o batılı baslatanların yaptıkları sebebiyle bizi imha mı edeceksin?” gibi bahaneler ileri surmeyesiniz diye Allah bu ikrarı aldı

    [173] Rabbinin Adem evlatlarından, misak aldıgını da dusunun:Rabbin onların bellerinden zurriyetlerini almıs ve onların kendileri hakkında sahitliklerini isteyerek “Ben sizin Rabbiniz degil miyim?” buyurunca onlar da “Elbette!” diye ikrar etmislerdi.Kıyamet gunu “Bizim bundan haberimiz yoktu!” yahut: “Ne yapalım, daha once babalarımız Allah'a sirk kostular, biz de onlardan sonra gelen bir nesil idik, simdi o batılı baslatanların yaptıkları sebebiyle bizi imha mı edeceksin?” gibi bahaneler ileri surmeyesiniz diye Allah bu ikrarı aldı

    [174] Iste Biz boylece, ayetleri iyice acıklıyoruz, olur ki dusunurler de inkarlarından donus yaparlar

    [175] Onlara, kendisine ayetlerimiz hakkında ilim nasib ettigimiz kimsenin de kıssasını anlat: Evet, o adam bu ilme ragmen o ayetlerin cercevesinden sıyrıldı, seytan da onu pesine taktı, derken azgınlardan biri olup cıktı.Eger dileseydik, onu o ayetler sayesinde yuksek bir mevkiye cıkarırdık, lakin o, dunyaya saplandı ve hevasının esiri oldu.Onun hali tıpkı kopegin durumuna benzer: Uzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da yine dilini salar solur! Iste bu, tıpkı ayetlerimizi yalan sayan kimselerin misalidir. Sen olayı onlara anlat, olur ki dusunup kendilerine cekiduzen verirler

    [176] Onlara, kendisine ayetlerimiz hakkında ilim nasib ettigimiz kimsenin de kıssasını anlat: Evet, o adam bu ilme ragmen o ayetlerin cercevesinden sıyrıldı, seytan da onu pesine taktı, derken azgınlardan biri olup cıktı.Eger dileseydik, onu o ayetler sayesinde yuksek bir mevkiye cıkarırdık, lakin o, dunyaya saplandı ve hevasının esiri oldu.Onun hali tıpkı kopegin durumuna benzer: Uzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da yine dilini salar solur! Iste bu, tıpkı ayetlerimizi yalan sayan kimselerin misalidir. Sen olayı onlara anlat, olur ki dusunup kendilerine cekiduzen verirler

    [177] Ayetlerimizi yalan sayarak sırf kendi kendilerine zulmeden o kimselerin hali, ne cirkin bir ibret levhasıdır

    [178] Allah kime hidayet ederse iste dogru yolu bulan odur; kimi de sasırtırsa iste onlar da kaybedenlerin ta kendileridir

    [179] Biz cehennem icin cinlerden ve insanlardan oyle kimseler yarattık ki onların kalpleri vardır ama bu kalplerle idrak etmezler, gozleri vardır onlarla gormezler, kulakları vardır onlarla isitmezler.Hasılı onlar hayvanlar gibi, hatta onlardan da saskındırlar. Iste asıl gafil olanlar onlardır. [46,26; 2,18; 8,23; 22,46; 2,171] {KM, Isaya 6,9-10; Matta}

    [180] En guzel isimler Allah'ındır, o halde bu isimlerle O’na dua edin. O’nun isimleri konusunda haktan sapanları terk edin. Onlar islediklerinin cezasını cekeceklerdir

    [181] Yarattıklarımız icinde, daima Hakka giden yolu gosteren ve onunla adaleti gerceklestiren bir topluluk vardır

    [182] Ayetlerimizi yalan sayanları, farkına varamayacakları sekilde yavas yavas helake yaklastırırız

    [183] Ben onlara muhlet veririm; fakat vakti gelince Benim cezalandırmam pek kesin ve siddetlidir

    [184] Bunlar hic dusunmediler mi ki kendilerine tebligde bulunan arkadasları Muhammed'de delilikten hicbir eser yoktur. O sadece ilerideki tehlikelerden kurtarmak icin gorevli bir uyarıcıdır. [34,46; 81,22] {KM; Yuhanna}

    [185] Hic dusunmezler mi goklerin ve yerin hukumranlıgını, o muazzam saltanatı? Dusunmezler mi Allah'ın yarattıgı herhangi bir mahluktaki ilahi duzenlemeyi?Onu da dusunmezlerse bari ecellerinin yaklasmıs olabilecegi ihtimalini?O halde buna iman etmedikten sonra, daha hangi soze inanırlar

    [186] Allah kimi sasırtırsa onu dogru yola getirecek yoktur. Allah onları azgınlıkları icinde bırakır, koru korune yuvarlanır giderler

    [187] Sana kıyametin ne zaman gelecegini sorarlar.De ki: “Onun ne zaman gelecegine dair bilgi yalnız Rabbimin nezdindedir. Vaktini O'ndan baskası acıklayamaz.O kıyamet oyle bir meseledir ki, ne goklerde ve ne de yerde ona tahammul edecek hic kimse yoktur!”O size ansızın gelecektir. Sen sanki onu biliyormussun gibi onu sana soruyorlar.De ki: “Ona dair gercek bilgi yalnız Allah’ın nezdindedir; ama insanların cogu bunu bilmezler.” [21,38; 42,18; 79; 42] {KM, Matta 24,3; Markos}

    [188] De ki: “Ben kendim icin bile Allah dilemedikce hicbir seye kadir degilim:Ne fayda saglayabilirim, ne de gelecek bir zararı uzaklastırabilirim.Sayet gaybı bilseydim elbette cok mal mulk elde ederdim, bana hic fenalık da dokunmazdı.Ama ben iman edecek kimseler icin sadece bir uyarıcı ve bir mujdeleyiciyim.”

    [189] O'dur ki sizi bir tek candan yarattı ve bundan da, gonlu kendisine ısınsın diye esini insa etti.Erkek esini sarıp burudu, o da hafif bir yuk yuklendi, hamile kaldı. Onu bir muddet tasıdı.Hamileligi agırlasınca her ikisi de Rab’leri olan Allah’a yonelip “Eger bize saglıklı, kusursuz bir evlat verirsen mutlaka Sana sukreden kullarından oluruz” diye yalvardılar. [4,1; 49,13; 30,21] {KM, Tekvin}

    [190] Fakat Allah kendilerine kusursuz bir cocuk verince, annesi de babası da olcuyu kacırıp verdigi cocuk sebebiyle sirke bulastılar.Tuttular, Allah'a birtakım serikler yakıstırdılar. Halbuki Allah onların yakıstırdıkları her turlu ortaktan munezzehtir

    [191] O'na hic bir sey yaratmaya guc yetiremeyen, zaten kendileri de yaratılıp duran mahlukları mı es ortak sayıyorlar?Halbuki o serikler, kendilerini putlastıranların imdadına yetisemezler.Hatta onlar kendi nefislerine bile yardım saglayamazlar.Sayet siz onları dogru yola cagıracak olursanız size uymazlar.O musrikleri siz ha hakka cagır mıssınız, ha susmussunuz, size karsı onların durumu aynıdır. [2]

    [192] O'na hic bir sey yaratmaya guc yetiremeyen, zaten kendileri de yaratılıp duran mahlukları mı es ortak sayıyorlar?Halbuki o serikler, kendilerini putlastıranların imdadına yetisemezler.Hatta onlar kendi nefislerine bile yardım saglayamazlar.Sayet siz onları dogru yola cagıracak olursanız size uymazlar.O musrikleri siz ha hakka cagır mıssınız, ha susmussunuz, size karsı onların durumu aynıdır. [2]

    [193] O'na hic bir sey yaratmaya guc yetiremeyen, zaten kendileri de yaratılıp duran mahlukları mı es ortak sayıyorlar?Halbuki o serikler, kendilerini putlastıranların imdadına yetisemezler.Hatta onlar kendi nefislerine bile yardım saglayamazlar.Sayet siz onları dogru yola cagıracak olursanız size uymazlar.O musrikleri siz ha hakka cagır mıssınız, ha susmussunuz, size karsı onların durumu aynıdır. [2]

    [194] Allah'tan baska dua ve ibadet ettiginiz butun putlar, sizin gibi kullardır.Onların tanrılıgı hakkındaki iddianız yerinde ise, haydi bakalım onları cagırın da size cevap versinler bakalım!Nasıl icabet edecekler ki, onların yuruyecek ayakları mı var? Yoksa tutacak elleri mi var?Veya gorecek gozleri mi var? Yahut isitecek kulakları mı var, neleri var?De ki: “Haydi butun seriklerinizi cagırın, sonra bana istediginiz tuzagı kurun, haydi elinizden geliyorsa bir an bile goz actırmayın!” {KM, Mezmurlar 115,2-8; Isaya}

    [195] Allah'tan baska dua ve ibadet ettiginiz butun putlar, sizin gibi kullardır.Onların tanrılıgı hakkındaki iddianız yerinde ise, haydi bakalım onları cagırın da size cevap versinler bakalım!Nasıl icabet edecekler ki, onların yuruyecek ayakları mı var? Yoksa tutacak elleri mi var?Veya gorecek gozleri mi var? Yahut isitecek kulakları mı var, neleri var?De ki: “Haydi butun seriklerinizi cagırın, sonra bana istediginiz tuzagı kurun, haydi elinizden geliyorsa bir an bile goz actırmayın!” {KM, Mezmurlar 115,2-8; Isaya}

    [196] Zira benim mevla'm, o kitabı indiren Allah’tır ve O butun iyi kulların koruyucusudur. [

    [197] Allah'tan baska yardımınıza cagırdıgınız tanrılarınız ise sizin imdadınıza yetisemezler, hatta kendilerine bile fayda ve yardımları dokunmaz

    [198] Siz o musrikleri (veya putları) dogru yola davet ederseniz isitmezler.Onların sana baktıgını gorursun ama, aslında onlar gormezler

    [199] Sen af ve musamaha yolunu tut, iyiligi emret, cahillere aldırıs etme

    [200] Her ne zaman seytandan sana bir vesvese gelecek olursa, hemen Allah'a sıgın! Cunku o duaları isitip icabet eder ve her seyi bilir

    [201] Allah'a karsı gelmekten sakınanlara seytandan bir hayal ilisince, hemen dusunup kendilerini toparlar, basiretlerine tam sahib olurlar

    [202] Seytanların dostlarına gelince, seytanlar onları azgınlıga surukler, sonra da yakalarını bırakmazlar

    [203] Onlara keyfi olarak istedikleri bir ayet veya mucize getirmedigin zaman“Hic degilse bir seyler bulup bulustursaydın ya!” derler.De ki: “Ben, sadece Rabbimden ne vahyolunursa ona tabi olurum. Butun bu Kur'an Rabbinizden gelen basiretlerdir, gonul gozlerini acan, gercekleri gosteren nurlardır. Iman edecek kimseler icin hidayet ve rahmettir.”

    [204] Oyle ise, Kur'an okundugunda hemen ona kulak verin, susup dinleyin ki merhamete nail olasınız

    [205] Sabah ve aksam Rabbini, icinden yalvararak, urpererek ve yuksek olmayan, kendin isitebilecegin bir sesle zikret, gafillerden olma

    [206] Rab'bine yakın melekler O’na kulluk ve ibadet etmekten asla kibirlenmez, hep O’nu tenzih eder ve yalnız O’na secde ederler

    Surah 8
    Enfâl

    [1] Sana ganimetlerin taksimini soruyorlar. De ki: “Onun taksimi Allah'a ve Resulune aittir.Onun icin siz gercek mumin iseniz Allah’a karsı gelmekten sakının, birbirinizle aranızı duzeltin, Allah’a ve Resulune itaat edin

    [2] Gercek muminler ancak o kimselerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri urperir, kendilerine O'nun ayetleri okununca bu, onların imanlarını artırır ve yalnız Rab’lerine guvenip dayanırlar

    [3] Namazı hakkıyla ifa edip kendilerine nasib ettigimiz mallardan hayırlı islerde harcarlar

    [4] Iste gercek muminler onlardır.Onlara Rab'lerinin nezdinde, cennette yuksek dereceler, magfiret ve kıymetli bir nasip vardır

    [5] Nitekim pek yerinde ve gerekli bir is icin Rabbin seni evinden cıkardıgı zaman da, muminlerden bir kısmı bundan hoslanmamıstı.Gercek apacık meydana cıktıktan sonra bile, onlar bu hususta seninle munakasa ediyorlardı; sanki goz gore gore olume sevk ediliyorlardı

    [6] Nitekim pek yerinde ve gerekli bir is icin Rabbin seni evinden cıkardıgı zaman da, muminlerden bir kısmı bundan hoslanmamıstı.Gercek apacık meydana cıktıktan sonra bile, onlar bu hususta seninle munakasa ediyorlardı; sanki goz gore gore olume sevk ediliyorlardı

    [7] Allah iki topluluktan birine sizi galip kılacagını vad ettiginde siz silahsız olan toplulugun (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz.Halbuki Allah ise, emirleriyle hakkı ustun kılmak ve sirkin kuvvetini yok ederek kafirlerin ardını kesmek istiyordu ki, o suclu musrik guruhu hoslanmasa da, hak olan Islam'ı yuceltsin, batıl olan sirki de ortadan kaldırsın

    [8] Allah iki topluluktan birine sizi galip kılacagını vad ettiginde siz silahsız olan toplulugun (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz.Halbuki Allah ise, emirleriyle hakkı ustun kılmak ve sirkin kuvvetini yok ederek kafirlerin ardını kesmek istiyordu ki, o suclu musrik guruhu hoslanmasa da, hak olan Islam'ı yuceltsin, batıl olan sirki de ortadan kaldırsın

    [9] O vakit siz Rabbinizden yardım istiyordunuz.O da: “Ben size pes pese gelecek bin melaike ile imdad edecegim” diye duanızı kabul buyurdu

    [10] Allah bunu, sırf size bir mujde olsun ve bununla kalpleriniz guven duysun diye yaptı.Yoksa gercekte yardım ancak Allah'tandır, baskasından degil!Cunku Allah, azizdir, hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [11] Dusman korkusundan gozunuze uyku girmedigi icin o vakit Allah, inayeti ile guven ve sukunet vermek icin sizi hafif bir uykuya daldırıyordu.Sizi temizlemek, seytanın pisligini, vesvesesini sizden gidermek,kalplerinize kuvvet vermek ve savas meydanında ayaklarınızı sabit kılmak icin gokten uzerinize su indiriyordu

    [12] Rabbin meleklere vahyediyordu ki: “Muhakkak Ben sizinle beraberim, haydi siz de muminlere sebat ve cesaret verin. Kafirlerin kalplerine korku salacagım.Haydi vurun onların boyunlarına, vurun onların parmaklarına!”

    [13] Evet boyle! Cunku onlar Allah'a ve Resulune karsı cıktılar.Kim Allah’ın ve Resulunun karsısına cıkarsa bilmeli ki Allah’ın cezası cetindir

    [14] Iste ey kafirler! Bunu gordunuz ya, simdi tadın bakalım onu! Kafirlere ayrıca bir de cehennem azabı var

    [15] Ey iman edenler! Ordu halinde kafirlerle savasmak icin karsılastıgınızda, onlara arkanızı donup kacmayın

    [16] Her kim boyle bir gunde, -savas icabı donup hucum etmek icin bir tarafa cekilmek veya diger bir birlige katılmak gibi taktik bir maksat dısında- dusmana arka cevirirse, Allah'tan bir gazaba ugrar; onun varacagı yer cehennemdir, o ne kotu bir akıbettir

    [17] Siz savasta onları kendi kuvvetinizle oldurmediniz, lakin Allah oldurdu.(Ey Resulum) Attıgın vakit sen atmadın, lakin Allah attı.Ve bunu, Allah muminleri guzel bir imtihana tabi tutmak icin yaptı. Suphesiz ki Allah hakkıyla isitir ve bilir

    [18] Iste Allah size boyle yaptı. Cunku Allah kafirlerin tedbirini zayıflatır

    [19] Ey musrikler! Siz zafer mi istiyordunuz? Iste zafer geldi!Siz muminlere hucumdan vazgecerseniz bu, sizin icin daha iyi olur; yok doner yine savasa baslarsanız, Biz de baslarız! Askeriniz cok da olsa size hic fayda vermez, cunku Allah muminlerle beraberdir

    [20] Ey iman edenler! Allah'a ve Resulune itaat edin,Kur’an’ı ve Resulullah’ın ogutlerini isitip dururken ondan yuzcevirmeyin

    [21] Itaat kulagıyla isitip dinlemedikleri halde, bir de yalan atıp “isittik!” diyenler gibi olmayın

    [22] Cunku Allah katında yerde gezinen canlıların en kotusu, o dusunmeyen sagır ve dilsizlerdir

    [23] Sayet Allah onlarda bir hayır oldugunu bilseydi, onlara isittirirdi.Fakat onlara hak sozu isittirse bile onlar yine yuz cevirir ve doner giderlerdi

    [24] Ey iman edenler! Allah ve Resulu size hayat verecek hakikatlere sizi davet ettiginde ona icabet edin.Bilin ki Allah insan ile kalbi arasına girer (diledigi takdirde arzusunu gerceklestirmesini onler) ve siz donup O'nun huzurunda toplanacaksınız

    [25] Bir de oyle bir fitneden sakının ki o, icinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz, hepinize samil olur.Biliniz ki Allah'ın cezalandırması siddetlidir

    [26] Dusunun ki bir zaman siz dunyada az ve zayıf idiniz.Oyle ki insanların sizi tutup kapacagından endise ediyordunuz.Bu halde iken Allah size yer yurt nasib etti, sizi yardımıyla destekledi, sizi temiz ve helal seylerle rızıklandırdı, ta ki sukredesiniz

    [27] Ey iman edenler! Allah'a ve Resulune hıyanet etmeyin, bile bile aranızdaki emanetlerinize de hıyanet etmeyin

    [28] Biliniz ki mallarınız ve evlatlarınız, sadece birer imtihan konusudur. Buyuk mukafat ise, ahirette Allah nezdindedir

    [29] Ey iman edenler! Siz Allah'ı sayar haramlardan sakınırsanız,Allah size hakkı batıldan ayırd edecek bir anlayıs kuvveti verir, sizin gunahlarınızı orter, sizi affeder. Allah buyuk lutuf sahibidir

    [30] Bir vakit de o kafirler senin elini kolunu baglayıp zindana mı atsınlar, yahut oldursunler mi, yahut seni ulke dısına mı sursunler diye birtakım tuzaklar planlıyorlardı.Onlar tuzak kuradursunlar, Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır

    [31] Onlara ayetlerimiz okundugu zaman:“Artık anladık! Biliyoruz! Dilesek bunun benzerini biz de soyleyebiliriz. Bu, onceden gecmis insanların masallarından baska bir sey degildir!” derler

    [32] Hani bir zaman da onlar: “Ya Rabbi, eger bu Kur'an senin tarafından gelmis hak bir kitap ise hemen uzerimize gokten tas yagdır, yahut bize acı bir azap ver!” demislerdi

    [33] Halbuki sen onların aralarında bulundugun muddetce Allah onları azaba ugratmaz; eger onlar istigfar ederlerse Allah bu takdirde de onlara azab etmez.

    [34] Allah ne diye onları cezalandırmasın kionlar kendileri Mescid-i Haramı yonetmeye layık olmadıkları halde, ustelik orayı ziyaret etmek isteyen muminleri de geri ceviriyorlar?Oranın hizmet ve yonetimine asıl ehil olanlar, Allah'ı sayıp O’na serik kosmaktan sakınanlardır. Fakat onların cogu bunu bilmezler

    [35] Onların Mescid-i Haramdaki duaları ise ıslık calıp el cırpmaktan baska bir sey degil!Oyleyse kufur ve kufranınızdan dolayı tadın bakalım azabı

    [36] Kafirler, insanları Allah yolundan uzaklastırmak icin mallarını harcıyorlar.Daha da harcayacaklar!Ama gayelerine ulasamayacaklarından bu, onlara yurek acısı olacak, sonra da maglup edilecekler.Inkarlarında ısrar edenler toplanıp cehenneme sevk edilecekler

    [37] Ta ki Allah murdarı temizden ayırsın ve murdarları birbiri uzerine bindirip hepsini bir araya yıgsın ve topunu birden cehenneme doldursun. Iste her seylerini kaybedenler bunlardır

    [38] Ey Resulum! O kafirlere de ki: “Eger Peygambere dusmanlıktan vazgecip Islam'a girerlerse daha onceki sucları bagıslanacak. Yok eger donup tekrar dusmanlıga baslayacak olurlarsa, zaten emsallerinin baslarına gelen haller gozlerinin onunde!”

    [39] Dunyada fitne kalmayıp din, tamamen Allah'a ait oluncaya kadar onlarla savasın. Eger fitneden vazgecerlerse, onları bırakın.Allah zaten onların yaptıklarını hakkıyla gormektedir

    [40] Yok eger yuz cevirirlerse biliniz ki Allah sizin mevla'nız! O ne guzel mevla, ne guzel yardımcıdır

    [41] Bir de malumunuz olsun ki savasta elde ettiginiz ganimetin beste biri Allah'ındır. Yani Resulullaha, onun akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara (gariplere) aittir.Eger Allah’a ve iki ordunun karsılastıgı, hak ile batılın iyice acıga cıktıgı o Bedir gunu kulumuza indirdigimiz ayetlere iman ediyorsanız, bu hukmu boylece kabul edeceksiniz. Allah her seye kadirdir. [3,161; 59,6-10] {KM, Tekvin 34,25-29; Tesniye}

    [42] Hani Bedir savası gunu ey Muslumanlar, Siz vadinin yakın kenarında idiniz, onlar da uzak tarafında idiler!Kervan ise sizden daha asagıda (deniz sahilinde) idi.Eger sozlesmis olsaydınız dahi, sozlestiginiz vakitte oyle bulusamazdınız.Fakat Allah, takdir ettigi bir isi yerine getirmek icin, sizi boyle bulusturdu ki helak olan, bir delile gore helak olsun, yasayan da bir delile gore yasasın.Cunku Allah her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [43] O vakit Allah sana musrik askerlerini ruyanda az gostermisti. Eger onları cok gosterseydi panige kapılır, emir ve kumanda konusunda ihtilafa duserdiniz. Fakat Allah sizi bundan kurtardı. Cunku O butun sinelerin gizlediklerini pek iyi bilir

    [44] Karsılastıgınız zaman Allah sizin gozlerinizde onları az gosteriyor, sizi de onlara az gosteriyordu ki Allah takdir ettigi isi yerine getirsin.Butun isler sonucta Allah'a raci olur (nihai karar ve yurutme O’na aittir)

    [45] Ey iman edenler! Savas esnasında karsı karsıya geldiginiz dusman birligine karsı dayanın, sebat edin ve Allah'ı cok zikredin ki felah bulasınız

    [46] Allah'a ve Resulune itaat edin, sakın birbirinizle ihtilaf etmeyin; sonra korkuya kapılıp za’fa dusersiniz, ruzgarınız (kuvvetiniz) gider.Bir de tam manasıyla sabredin. Cunku Allah sabredenlerle beraberdir

    [47] Memleketlerinden calım satarak, halka gosteris yaparak savasa cıkan ve Allah yolundan insanları uzaklastıranlar gibi olmayın.Allah onların butun yaptıklarını cepecevre kusatmıstır

    [48] Hani seytan onlara yaptıkları isi guzel gosterip soyle demisti:“Bugun insanlardan size galip gelecek kimse yoktur. Ben de yanınızdayım!”Fakat iki ordu birbirini gorecek hale gelip karsılasınca gerisin geri donuverdi ve:“Ben, dedi, sizden uzagım, ben sizin goremediginiz seyleri goruyorum, ben Allah'tan korkarım. Oyle ya, Allah’ın azabı cok siddetlidir.”

    [49] O zaman munafıklar ve kalplerinde suphe bulunanlar diyorlardı ki: “Bu Muslumanları dinleri aldatmıs, (cunku kendilerinden cok ustun bir ordu ile savasa girisiyorlar.)”Halbuki kim Allah'a guvenip dayanırsa Allah ona yeter. Suphe yok ki Allah azizdir, hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [50] Melekler o kafirlerin yuzlerine ve arkalarına vurarak “Tadın bakalım cayır cayır yanmanın acısını!” diyerek canlarını alırken bir gormeliydin

    [51] “Iste bu, sizin ellerinizin isleyip one surdugu islerin karsılıgıdır; yoksa Allah asla kullarına zulmetmez.”

    [52] Bunların gidisi, tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan oncekilerin tutumu gibi oldu: Allah'ın ayetlerini inkar ettiler, Allah da gunahları sebebiyle onları bastırıverdi.Cunku Allah pek kuvvetli, azabı da cok siddetlidir. {KM, Cıkıs 14. bolum}

    [53] Bu cezanın sebebi sudur: Bir millet kendilerinde bulunan guzel ahlak ve meziyetleri degistirmedikce Allah da onlara verdigi nimeti, guzel durumu degistirmez.Bir de sundan ki: Allah her seyi hakkıyla isitir ve bilir (dolayısıyla herkese layık oldugunu verir)

    [54] Evet, tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan oncekilerin tutumu gibi: Rab'lerinin ayetlerini yalan saydılar. Biz de gunahları sebebiyle onları imha ettik. Firavun ve beraberindekileri de denizde bogdu. Dogrusu, bunların hepsi de zalim idiler

    [55] Allah indinde butun canlı mahlukat icinde en kotu olanlar, inkarcılıkta ısrar edenlerdir ki onlar imana gelmezler

    [56] Onlar kendileriyle anlasma yaptıgında hic cekinmeden her defasında anlasmayı bozan kimselerdir

    [57] Onları savasta ele gecirirsen, kendilerine oyle bir muamele yap ki onların arkasındaki butun obur dusmanlara da ibret olsun da, akıllarını baslarına alsınlar

    [58] Seninle sozlesme yapan bir millette sozlesmeye aykırı bir hainlik alameti tesbit edersen, savas acmadan once anlasmanın artık gecersiz kaldıgını ilan et ki bunu bilme hususunda iki taraf da esit olsun. Cunku Allah hainleri asla sevmez

    [59] Inkar edenler, one gectiklerini hic zannetmesinler. Onlar elimizden kurtulamazlar

    [60] Dusmanlara karsı gucunuz yettigi kadar kuvvet hazırlayın.Savas atları yetistirin ki bu hazırlıkla Allah'ın dusmanlarını, sizin dusmanlarınızı ve onların otesinde sizin bilemeyip de, ancak Allah’ın bildigi diger dusmanları korkutup yıldırasınız.Allah yolunda her ne harcarsanız, onun karsılıgı size eksiksiz odenir, size asla haksızlık yapılmaz. [29,4; 24]

    [61] Eger onlar barısa yanasırlarsa sen de yanas ve Allah'a guven. Cunku Allah semidir, alimdir (her seyi hakkıyla isitir ve bilir)

    [62] Eger birtakım hilelerle seni aldatmak isterlerse, hic endise etme. Allah sana yeter.O'dur ki seni yardımıyla ve bir de muminlerle destekledi. Muminlerin kalplerini birbirine ısındırıp bir araya getirdi.Sayet sen dunyada bulunan her seyi sarf etseydin bile yine de onların kalplerini birlestiremezdin, fakat Allah onları birlestirdi. Cunku O azizdir, hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [63] Eger birtakım hilelerle seni aldatmak isterlerse, hic endise etme. Allah sana yeter.O'dur ki seni yardımıyla ve bir de muminlerle destekledi. Muminlerin kalplerini birbirine ısındırıp bir araya getirdi.Sayet sen dunyada bulunan her seyi sarf etseydin bile yine de onların kalplerini birlestiremezdin, fakat Allah onları birlestirdi. Cunku O azizdir, hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [64] Ey Peygamber! Allah sana ve sana tabi olan muminlere yeter

    [65] Ey Peygamber! Muminleri savasa tesvik et. Eger sizden tam sabırlı yirmi kisi olursa, iki yuz kisiye galip gelir ve eger siz muminlerden yuz kisi olursa, kafirlerden bin kisiyi maglup eder; cunku o kafirler gercegi ve akıbeti anlamayan bir guruhtur. {KM, Levililer}

    [66] Ama simdi Allah yukunuzu hafifletti, cunku sizde savasma konusunda bir zayıflık oldugunu musahede etti.O halde sizden sabırlı yuz kisi, Allah'ın izniyle onlardan iki yuz kafire ustun gelir ve eger sizden bin kisi olursa, onlardan iki bin kisiye galip gelir.Cunku Allah sabredenlerle beraberdir

    [67] Bir Peygamberin, dunyada zafer kazanıp kufru zelil kılmadıkca, esirler edinip onları fidye karsılıgında serbest bırakması uygun dusmez.Siz dunya metaını istiyorsunuz. Allah ise ahireti kazanmanızı istiyor.Allah azizdir, hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [68] Eger (ictihad neticesi verilen hukumlerden oturu azap etmeyecegine veya ganimetleri helal kılacagına dair) Allah'ın Levh-i Mahfuzda yazdıgı daha onceki bir hukum olmasaydı, aldıgınız fidyeden dolayı size buyuk bir azap dokunurdu. {KM, Tesniye}

    [69] (Ama bundan boyle fidyeyi ve ganimeti size mubah kıldım) artık aldıgınız ganimetleri helal ve hos olarak yiyin. Allah'a karsı gelmekten sakının. Gercekten Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur)

    [70] Ey Peygamber! Ellerinizdeki esirlere de ki“Eger Allah sizin kalplerinizde hayır yani iyi niyet, iman ve ihlas istidadı bulursa, sizden alınan fidyelerden daha hayırlısını size verir ve gunahlarınızı bagıslar. Cunku Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur)

    [71] Eger sana hıyanet etmek isterlerse unutmasınlar ki daha once de onlar Allah'a hıyanet etmislerdi de, Allah onlara karsı sana imkan ve kudret vermisti, onları senin eline dusurmustu. Allah alimdir, hakimdir (her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [72] Iman edip Allah yolunda hicret edenler, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenlerle onları barındıran ve onlara yardım eden Ensar var ya, iste bunlar birbirlerinin velileridir (malda da birbirlerinin varisidirler).Iman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret etmedikce, sizin icin mirasda onlara hicbir velayet yoktur.Bununla beraber eger din hususunda sizden yardım isterlerse sizinle aralarında sozlesme bulunan bir topluluk aleyhine olmamak sartıyla, onlara yardım etmeniz gerekir. Allah butun yaptıklarınızı gormektedir

    [73] Dini inkar edenler birbirlerine sahip cıkarlar. Eger siz birbirinize yardımcı olmazsanız, dunyada fitne kopar, muthis bir bozukluk, bir fesat ortaya cıkar

    [74] Iman edip hicret edenler, Allah yolunda cihad edenlerle onlara kucak acıp yardım eden Ensar var ya, Iste gercek muminler bunlardır.Bunlara bir magfiret, pek degerli bir nasip vardır

    [75] Bunlardan sonra iman edip hicret edenler, sizinle beraber cihad edenler var ya, iste onlar da sizdendir.Allah'ın hukmune gore, akrabalık yonunden yakınlıkları olanlar, birbirlerine varis olmaya daha layıktırlar. Muhakkak ki Allah her seyi hakkıyla bilir

    Surah 9
    Tevbe

    [1] Allah ve Resulunden, kendileriyle anlasma yaptıgınız musriklere son ihtar

    [2] Bu gunden itibaren yeryuzunde dort ay istediginiz gibi dolasın ve sunu bilin ki siz Allah'ın elinden hicbir sekilde kacıp kurtulamazsınız ve Allah kafirleri rusvay edecektir

    [3] Bu Buyuk Hac gunu, Allah ve Resulunden insanlara sunu ilan edin ki: “Allah da, Resulu de musriklerden beridir. Sayet sirkten tovbe edip tevhide yonelirseniz bu, elbette sizin icin daha hayırlı olur. Iyi biliniz ki siz Allah'ın elinden kurtulamazsınız. Kafirleri pek acı bir azapla mujdele

    [4] Ancak kendileriyle antlasma yapmanızdan sonra, sartları hic bir sey eksiltmeksizin tamamen yerine getiren ve sizin aleyhinizde hicbir kimseye destek vermeyen musrikler, bu hukmun dısındadırlar.Bunlarla sozlesmenin muddeti tamamlanıncaya kadar antlasma sartlarına riayet edin. Allah, Kendisine karsı gelmekten, ozellikle ahdi bozmaktan sakınanları sever

    [5] O halde, haram aylar cıkınca artık obur musrikleri nerede bulursanız oldurun, onları yakalayıp esir edin, onların gecebilecegi butun gecit baslarını tutun.Eger tovbe eder, namaz kılar, zekat verirlerse onları serbest bırakın. Cunku Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur). [

    [6] Eger musriklerden biri senden sıgınma hakkı isteyip yanına gelmek isterse, sen ona guvence ver, ta ki Allah'ın kelamını dinlesin, dusunsun. Sonra sayet Muslumanlıgı benimsemezse onu, kendisini guvenlikte hissedecegi yere (vatanına) ulastır.Oyle! (Bu sıgınma ve gonderme islemini yapmalı), zira onlar Islam’ın gercek mahiyetini bilmeyen bir topluluktur

    [7] O musriklerin Allah yanında, Resulu yanında nasıl olup da bir ahitleri olabilir ki! (olamaz, zira onlar daima hainlik edip verdikleri sozden donerler).Mescid-i Haram'ın yanında antlasma yaptıklarınız bundan mustesna olup, onlar size karsı durust davrandıkca siz de onlara durust davranın.Allah, Kendisine karsı gelmekten, ozellikle ahdi bozmaktan sakınanları sever

    [8] Evet, onların nasıl ahitleri olabilir ki, eger size galip gelecek olurlarsa sizin hakkınızda ne ahit, ne yemin, ne hukuk, hic bir sey gozetmezler.Agızlarıyla guya sizin gonlunuzu alırlar, kalpleri ise nefret duyup kacınır. Cunku onların ekserisi Allah'ın yolundan cıkmıs fasıklardır

    [9] Onlar Allah'ın ayetlerini az bir dunya menfaati karsılıgında sattılar da Allah’ın yolundan insanları alıkoydular. Gercekten onlar ne fena is yapıyorlar

    [10] Muminler hakkında ne ahit, ne yemin, ne hukuk, hicbir sey gozetmezler.Bunlar oyle saldırgan kimselerdir

    [11] Bununla beraber kafirlikten vazgecip tovbe eder, namaz kılar, zekat verirlerse artık sizin din kardesleriniz olurlar. Bilip anlayacak kimseler icin Biz ayetlerimizi iyice acıklarız

    [12] Eger anlasmadan sonra yeminlerini bozarlar, bir de dininize hucum ederlerse, artık kafir guruhunun o onculeri ile savasın.Cunku onların gercekte artık yeminleri ve ahitleri kalmamıstır. Umulur ki, hic degilse bu durumda, inkar ve tecavuzlerinden vazgecerler

    [13] Ahitlerini ve yeminlerini bozupPeygamberi vatanından surmeye tesebbus eden bir toplulukla savasmayacak mısınız ki, aslında savası size karsı ilk baslatanlar da onlar olmuslardı.Ne o, yoksa onlardan korkuyor musunuz?Ama eger mumin iseniz, asıl Allah'tan cekinmeniz gerekir

    [14] Onlarla savasın ki Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rusvay etsin, onlara karsı size yardım edip zafer yolunu acsın, muminlerin gonullerini ferahlatsın, kalplerindeki kin ve ofkeyi gidersin.Allah Teala diledigine tovbe de nasib eder. Allah alimdir, hakimdir (her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [15] Onlarla savasın ki Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rusvay etsin, onlara karsı size yardım edip zafer yolunu acsın, muminlerin gonullerini ferahlatsın, kalplerindeki kin ve ofkeyi gidersin.Allah Teala diledigine tovbe de nasib eder. Allah alimdir, hakimdir (her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [16] Yoksa siz, Allah sizden mucahede edenlerle Allah'tan, Resulunden ve muminlerden baskasını sırdas edinmeyenleri iyice ortaya cıkarmadan, kendi halinize bırakılacagınızı mı zannettiniz? Halbuki Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [17] Musrikler, kendilerinin kafirligine bizzat kendileri sahit iken, Allah'ın mescidlerini mamur etmeleri kabil degildir.Cunku onların butun yaptıkları bosa gitmistir ve onlar ateste daimi kalacaklardır

    [18] Allah'ın mescitlerini ancak Allah’ı ve ahireti tasdik eden, namazı geregi gibi kılan, zekatı veren ve Allah’tan baska kimseden cekinmeyen muminler bina edip senlendirir.Iste onlar cennete ve butun muratlarına kavusmayı umabilirler

    [19] Siz hacca gelenlere su dagıtma ve Mescid-i Haramı mamur etme isini,Allah'a ve ahiret gunune iman edip Allah yolunda cihad eden muminin isi ile bir mi tutuyorsunuz?Bunlar Allah indinde esit olmazlar. Allah o zalimler guruhunu hidayet etmez, umduklarına eristirmez

    [20] Iman edip hicret edenler, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler var ya, iste onlar Allah indinde daha yuksek derecelere sahiptirler ve iste onlardır umduklarına nail olanlar

    [21] Onların Rabbi kendilerinin, katından bir rahmete, bir rıdvana ve icinde daimi nimetler bulunan cennetlere gireceklerini mujdeler

    [22] Onlar o cennetlerde ebediyyen kalacaklardır. Muhakkak ki en buyuk mukafat Allah'ın yanındadır

    [23] Ey iman edenler! Eger kufru imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeslerinizi bile veli edinmeyin.Icinizden onları dost edinenler, zalimlerin ta kendileridir

    [24] De ki: “Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, hısım ve akrabanız, ter dokerek kazandıgınız mallar, kesada ugramasından endise ettiginiz ticaret, hosunuza giden konaklar, size Allah'tan ve Resulunden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ve onemli ise...o halde Allah emrini gonderinceye kadar bekleyin!Allah oyle fasıklar guruhunu hidayet etmez, umduklarına eristirmez. {KM, Matta 10,37; Luka}

    [25] Su kesindir ki Allah size bircok savas yerlerinde yardım etti, Huneyn gunu de... O gun ki sayıca coklugunuz sizi boburlendirmis ama bu, size fayda etmemisti.Olanca genisligine ragmen, dunya basınıza dar gelmisti.Sonra da bozguna ugrayarak dusmana arka cevirip kacmaya baslamıstınız

    [26] Sonra Allah, Resulunun ve muminlerin uzerlerine sekinetini, guven veren rahmetini indirmis, sizin goremediginiz ordular gondermisti de Kendisini tanımayan o kafirleri azaba ugratmıstı. Iste kafirlerin cezası budur

    [27] Sonra Allah, bu savasın pesinden, onlardan diledigi kimseleri kufurden donus yapmaya muvaffak eder. Zira Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [28] Ey iman edenler! Musrikler bir pislikten ibarettir. Onun icin, bu yıldan sonra Mescid-i Harama yaklasmasınlar.Eger yoksulluktan endise ederseniz, Allah dilerse, sizi lutfundan zenginlestirir. Cunku Allah alimdir, hakimdir (her seyi bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [29] Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde, Allah'a da, ahiret gunune de iman etmeyen, Allah’ın ve Resulunun haram kıldıgını haram tanımayan, hak dinini din olarak benimsemeyen kimselerle zelil bir vaziyette tam bir itaatle, cizye verinceye kadar savasın

    [30] Yahudiler: “Uzeyir Allah'ın ogludur” dediler. Hıristiyanlar da “Mesih, Allah’ın ogludur.” dediler.Bu onların agızlarında geveledikleri sozlerden ibarettir.Onlar, sozlerini daha once gecmis kafirlerin sozlerine benzetiyorlar. Hay Allah kahredesiler! Nasıl da haktan batıla donduruluyorlar

    [31] Yahudiler hahamlarını, Hıristiyanlar rahiplerini ve Meryem'in oglu Mesih’i Allah’tan baska Rab edindiler.Halbuki onlara bir tek Ilaha ibadet etmeleri emr olunmustu. Ondan baska Ilah yoktur.O, onların ortak kostukları sirkten munezzehtir

    [32] Onlar Allah'ın nurunu agızlarıyla ufleyip sondurmek isterler.Allah ise, nurunu tam parlatmaktan baska bir seye razı olmaz.Kafirler isterse hoslanmasınlar

    [33] O'dur ki Resulunu, butun dinlere ustun kılmak icin hidayetle ve hak dini ile gonderdi.Musrikler isterse hoslanmasınlar

    [34] Ey iman edenler! Dogrusu hahamların ve rahiplerin cogu halkın mallarını haksız yollardan yerler ve insanları Allah'ın yolundan uzaklastırırlar.Altını, gumusu yıgıp Allah yolunda harcamayanlar var ya, iste onları acı bir azabın bekledigini mujdele

    [35] Yıgılan bu altın ve gumus cehennem atesinde kızdırılarak, bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları daglanacagı gun onlara:“Iste! denilecek, sizin nefisleriniz icin yıgıp hazineye tıktıklarınız! Haydi tadın bakalım o tıktıgınız seyleri!”

    [36] Dogrusu, Allah'ın gokleri ve yeri yarattıgı gunku kesin hukmunde, ayların sayısı on iki ay olup bunlardan dordu hurmetlidir.Iste dogru hesap budur. O halde bu aylar konusunda kendinize zulmetmeyin, ve musrikler nasıl sizinle topyekun savasıyorlarsa siz de onlarla topyekun savasın! ve bilin ki Allah, ilahi sınırlara saygılı olup fenalıklardan sakınanlarla beraberdir

    [37] Hurmetli ayların yerlerini degistirip ertelemek, sadece kafirlikte ileri gitmektir.Oyle yapmakla, kafirler busbutun sasırtılırlar. Allah'ın hurmetli kıldıgı sayıya denk getirmek uzere onu bir yıl helal, bir yıl hurmetli sayarlar ve boylece Allah’ın haram kıldıgını helal kabul ederler.Kotu isleri kendilerine suslenip guzel gosterildi. Allah kafirler guruhunu hidayet etmez, umduklarına eristirmez

    [38] Ey iman edenler! Size ne oldu ki “Allah yolunda seferber olunuz!” emri verilince bulundugunuz yere yıgılıp kaldınız?Yoksa ahiretten vazgecip dunya hayatına mı razı oldunuz?Ama iyi bilin ki dunya hayatının zevki, ahiretin yanında pek az bir seydir

    [39] Eger topyekun seferber olmazsanız,Allah sizi acı bir azaba ugratır ve sizin yerinize baska bir topluluk getirir de siz savasa cıkmamakla Onun dinine zerrece zarar veremezsiniz. Cunku Allah her seye kadirdir

    [40] Eger Siz Peygambere yardımcı olmazsanız, Allah vaktiyle ona yardım ettigi gibi yine yardım eder. Hani kafirler onu Mekke'den cıkardıklarında, iki kisiden biri olarak magarada iken arkadasına: “Hic tasalanma, zira Allah bizimle beraberdir.” diyordu. Derken Allah onun uzerine sekinetini, huzur ve guven duygusunu indirdi ve onu, gormediginiz ordularla destekledi. Kafirlerin davasını alcalttı.Allah’ın dini ise zaten yucedir. Cunku Allah azizdir, hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [41] Ey muminler! Sizler gerek hafif, gerek agırlıklı olarak hep birlikte seferber olunuz,Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad ediniz.Eger anlıyorsanız, sizin icin hayırlı olan budur

    [42] Eger davet olundukları seferde pesin bir ganimet bulunsa ve orta yollu bir mesafe olsaydı, mutlaka senin pesinden gelirlerdi; fakat mesakkatli yol onlara pek uzak geldi.Bununla beraber “Eger gucumuz yetseydi muhakkak sizinle beraber sefere cıkardık.” diye yemin edeceklerdir.Onlar bu yalanlarıyla kendilerini mahvediyorlar. Cunku Allah onların yalancı olduklarını kesinlikle bilmektedir

    [43] Hay Allah seni affedesice! Nicin sence dogru soyleyenler iyice belli oluncaya ve yalancılar da meydana cıkıncaya kadar beklemeyip izin isteyen o munafıklara izin verdin

    [44] Allah'ı ve ahireti tasdik edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihada katılmama hususunda senden izin istemezler. Allah, o takva ehlini pek iyi bilir

    [45] Senden katılmamak icin izin isteyenler sadece Allah'ı ve ahireti tasdik etmeyenler, kalpleri suphe ile calkalanıp supheleri icinde bocalayıp duranlardır

    [46] Eger onlar gercekten sefere cıkmak isteselerdi, elbette onun icin hazırlık yaparlardı.Fakat Allah onların davranıslarını hos gormeyip kendilerini engelledi ve kendilerine: “Oturun, oturanlarla beraber!” denildi

    [47] Sayet sizinle cıkmıs olsalardı, bozgunculuk etmekten baska bir faydaları olmazdı.Fesat ve fenalıgı artırmaktan baska bir is yapmazlardı.Sizi fitneye dusurmek arzusuyla aranıza sokulup entrikalar cevirirlerdi.Aranızda onlara kulak verenler de vardır. Allah o zalimleri pek iyi bilir

    [48] Gercekten bunlar daha once de fitne cıkarmak istemisler ve isleri tersyuz ederek seni yanıltmaya calısmıslardı.Nihayet, onlar hoslanmasa da hakikat ortaya cıkmıs ve Allah'ın emri galebe calmıstı

    [49] Iclerinden bazıları: “Bana izin ver, beni fitneye ve isyana dusurme, basımı derde sokma!” der. Bilmis ol ki, fitneye zaten kendileri dusmuslerdir. Cehennem elbette kafirleri her taraftan kusatacaktır

    [50] Sana bir iyilik gelirse onlar uzulurler ve eger basına bir musibet gelirse iclerinden, “Neyse ki biz daha once tedbirimizi almıstık. Sorununuzu nasıl cozerseniz cozunuz!” deyip senin basına gelen felaketten dolayı keyifli keyifli arkalarını doner giderler

    [51] De ki: “Allah bizim hakkımızda ne takdir etmis, ne yazmıssa basımıza ancak o gelir.Mevlam'ız, sahibimiz O’dur.Onun icin muminler yalnız Allah’a dayanıp guvensinler.”

    [52] Munafıklara de ki: “Bizim hakkımızda bekleyip gozlediginiz, iki guzel seyden, yani zaferden veya sehid olmaktan baska bir sey midir?Biz ise Allah'ın, ya kendi tarafından veya bizim ellerimizle sizi azaba ugratmasını bekliyoruz.Bekleyin bakalım, biz de bekliyoruz

    [53] De ki: “Allah yolunda, ister gonul rızasıyla verin, ister gonulsuz infak edin, verdikleriniz sizden hicbir zaman kabul edilmeyecektir.Cunku siz, hak yoldan cıkmıs fasıklar guruhusunuz.”

    [54] Bu teberrularının kabul edilmemesinin tek sebebi sudur:Cunku onlar Allah'a ve Resulune karsı inkar ve nankorluk icindedirler.Namaza ancak usene usene gelirler.Yardımda bulunurken de istemeye istemeye, gonulsuz verirler

    [55] Onların ne mallarının ne de cocuklarının coklugu seni imrendirmesin.O hic de onemli degil! Cunku Allah bunlar sebebiyle dunya hayatında onlara sıkıntı cektirmeyive canlarının kafir olarak cıkmasını dilemektedir

    [56] O munafıklar yanınızda Allah'a yemin ederek sizden olduklarını ileri surerler.Aslında onlar sizden degildirler.Dogrusu onlar kafirlerin maruz kaldıkları durumdan endise etmeleri sebebiyle odleri kopan bir topluluktur

    [57] Sayet sıgınacakları bir yer, yahut barınabilecekleri magaralar, hatta baslarını sokabilecekleri bir delik bulsalardı derhal o tarafa segirtirlerdi

    [58] Onlardan bazıları da senin zekat ve sadakaları taksim edisine dil uzatırlar.Bu mallardan kendilerine pay verilirse memnun olurlar, verilmeyince hemen kızıp ofkelenirler

    [59] Eger onlar Allah'ın ve Resulunun kendilerine verdiklerine razı olsalar ve: “Allah’ın lutfu bize yeter. Allah bize lutfundan yine verir, Resulu de. Bizim istegimiz sadece Allah’ın rızasıdır!” deselerdi, kendileri icin elbette daha iyi olurdu

    [60] Zekatlar sadece fakirlere, duskunlere, zekat toplayan gorevlilere, kalpleri Islam'a ısındırılacak olanlara, esirlik ve kolelikten kurtulmak isteyenlere, borclulara,Allah yoluna ve bir de muhtac kalmıs yolcu ve gariplere mahsustur.Allah tarafından kesin olarak boyle farz buyuruldu. Allah alimdir, hakimdir (her seyi bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [61] Onlardan bazıları Peygamberi incitmek icin “O herkese kulak veren safın biridir.” derler. De ki: “Evet oyledir, ama hep hakkınızdaki iyi sozlere kulak veren biridir, Allah'a inanır, muminlere guvenir.Iman edenleriniz icin bir rahmettir O!”Iste boylesi bir Allah Resulunu incitenler yok mu? En acı azap onlara olacaktır

    [62] Sizin yanınıza gelir, gonlunuzu hos etmek icin Allah'a yeminler ederler,Halbuki eger bunlar mumin iseler, her seyden once Allah’ın ve Resulunun rızasını dusunmeleri gerekirdi

    [63] Hala sunu anlayıp ogrenmediler mi ki, kim Allah'a ve Resulune karsı cıkıp dusmanlık ederse, ona muhakkak cehennem atesi var, hem de devamlı olarak orada kalacaktır.Iste en buyuk zillet, en feci rezalet

    [64] Munafıklar, kalplerinde gizledikleri kufru yuzlerine vuracak bir surenin tepelerine inmesinden cekinirler(bir yandan da sizinle alay ederler). De ki: “Eglenin bakalım. Allah sizin o cekinip endise ettiginiz seyleri meydana cıkaracaktır!”

    [65] Eger kendilerine ettikleri alay hakkında soracak olursan, yaptıklarını gizler ve:“Ciddi bir sey konusmuyorduk, sadece lafa dalmıs sakalasıyorduk!” derler.Sen onlara kanmayıp, suclarını itiraf etmislercesine de ki:“Demek, siz Allah ile, O'nun ayetleri ile ve Onun Resulu ile egleniyordunuz ha!”

    [66] “Ey munafıklar! Hic bosuna ozur dilemeyin. Gercek su ki: Siz iman ettiginizi acıkladıktan sonra, icinizdeki inkarı acıga vurdunuz.Sizden bir kısmınızı, (tovbeleri veya alay etmemeleri sebebiyle) affetsek de, bir kısmını suclarında ısrar etmelerinden dolayı cezalandıracagız.”

    [67] Munafık erkeklerle munafık kadınlar size degil, birbirlerine benzerler:Kotulugu tesvik edip iyiligi menederler ve cimriliklerinden dolayı ellerini sımsıkı tutarlar.Onlar Allah'ı unutup terk ettiler, Allah da onları terk etti. Suphesiz ki munafıklar, hep itaat dısına cıkan fasık kimselerdir

    [68] Allah gerek munafık erkeklere, gerek munafık kadınlara, gerekse butun kafirlere, ebedi kalmak uzere girecekleri cehennem atesini vaad etmistir.O onlara yeter! Allah onları rahmetinden uzaklastırdı. Onlara devamlı bir azap vardır

    [69] Ey munafıklar! Sizin durumunuz tıpkı sizden once helak olan ummetlerin durumuna benzer. Ustelik onlar kuvvetce sizden daha guclu olup, malları daha fazla, evlatları daha coktu.Onlar bu dunyadaki nasipleri kadar zevk almak istediler.Iste sizden oncekiler nasıl oyle nasiplerince yasamak istedilerse, siz de yine kısmetinizce zevk almak istediniz.Siz de o bataga dalanlar gibi daldınız.Onların yaptıkları isler, hem dunyada hem de ahirette bosa gitti.Iste onlar husrana ugrayanların ta kendileri oldular

    [70] Kendilerinden once gelip gecmis milletlerin baslarına gelen olaylara dair haber onlara ulasmadı mı? Nuh kavminden, Ad, Semud ve Ibrahim kavminden, Medyen halkından ve sehirleri yerle bir edilen toplumdan haberdar olmadılar mı?Onlara peygamberleri acık deliller getirdi ama inanmadılar, bundan dolayı Allah'ın gazabına ugradılar.Ama onlara Allah zulmetmedi, lakin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

    [71] Mumin erkeklerle mumin kadınlar birbirlerinin velileri, yardımcılarıdır.Onlar iyilikleri tesvik edip kotulukleri menederler. Namazı hakkıyla yerine getirir, zekatı verir, Allah'a ve Resulune itaat ederler.Iste onları Allah genis rahmetine mazhar edecektir.Cunku Allah azizdir, hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [72] Allah mumin erkeklere de, mumin kadınlara da, ebedi kalmak uzere girecekleri, icinden ırmaklar akan cennetler vaad etti.Hem Adn cennetlerinde hos hos konaklar!Hepsinden alası ise Allah'ın kendilerinden razı olmasıdır.Iste en buyuk mutluluk, en buyuk basarı budur. [10,26; 48,5; 57,12] {KM, I Pier 3,7; Tekvin}

    [73] Ey sanlı Peygamber! Kafirler ve munafıklarla mucahede et. Onlara karsı sert davran.Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kotu bir donus yeridir orası! {KM, Mezmurlar}

    [74] Onlar Allah'a yemin ederek, olumsuz bir sey soylemediklerini ileri surerler.Halbuki kufur sozunu soylediler, Islam’a girdikten sonra inkar ettiler, basaramadıkları, netice alamadıkları birtakım cinayetlere yeltendiler.Munafıkların Peygamber’e ve muminlere kin beslemelerinin tek sebebi, Allah ve Resulunun Kendi lutfu ile muminlerin ihtiyaclarını gidermesiydi.Onlar tovbe ederlerse, haklarında hayırlı olur. Yok yuz cevirirlerse, Allah onları dunyada da ahirette de acı bir azaba ugratır.Onlara butun bir dunyada, ne bir hami, ne de bir yardımcı bulunamaz

    [75] Onlardan kimi de Allah'a soyle kesin soz vermislerdi:“Eger Allah bize lutfundan verirse, biz de mutlaka zekat ve teberruda bulunacak ve elbette iyi insanlardan olacagız.”

    [76] Fakat Allah lutfundan onlara servet verince cimrilik edip mallarının hakkını vermediler. Zaten onlar yancizip duruyorlardı

    [77] Allah'a verdikleri sozden donmeleri ve yalan soylemeyi adet edinmeleri sebebiyle,Allah da bu islerinin neticesini, kalplerinde kıyamet gunune kadar surecek bir munafıklık kıldı

    [78] O munafıklar hala anlamadılar mı ki Allah onların sozlerini de, fısıldasmalarını da bilir hem Allah butun gaybleri tam tamına bilir

    [79] Muminlerden gah farz zekat dısında gonlunden koparak bagısta bulunanları,gah ancak calısıp didinerek ele gecirdikleri malları bagıslayanları dillerine dolayıp alaya alanlar var ya,iste Allah onları alay konusu yapıp maskara etmistir ve onlara gayet acı bir azap vardır

    [80] Onlar icin sen ister Allah'tan af dile, ister dileme. Yetmis kere bile istigfar etsen, Allah onları asla affetmeyecektir.Evet, boyle! Cunku onlar Allah’ı ve Resulunu tanımayıp karsı geldiler. Allah da boylesi fasıklar guruhunu hidayet etmez, emellerine kavusturmaz. {KM, Matta}

    [81] Savasa cıkmayıp Resulullah'tan ayrılarak geride kalanlar, oturmalarından memnun olup sevince garkoldular.Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten hoslanmayıp “Bu sıcakta sefere cıkmayın!” dediler.De ki: “Cehennem atesi, bundan da sıcak! Ona nasıl dayanacaksınız?Bunu bir bilip anlasalardı

    [82] Oyleyse kazandıkları gunahların cezası olarak az gulsun, cok aglasınlar

    [83] Eger Allah seni bu seferden (Tebuk'ten) dondurur de, sen onlardan bir toplulukla karsılasırsan ve onlar baska bir gazaya cıkmak icin senden izin isterlerse onlara de ki:“Benimle beraber asla sefere cıkmayacaksınız, asla benim maiyetimde dusmanla savasmayacaksınız. Mademki once oturup seferden geri kaldınız, haydi simdi de geri kalanlarla birlikte oturun!”

    [84] Onlardan olen hicbir kimsenin cenaze namazını kılma ve kabri basında dua etmek uzere durma.Cunku onlar Allah'ı ve Resulunu tanımadılar ve yoldan cıkmıs olarak olduler

    [85] Onların ne malları ne de evlatları seni imrendirmesin.Cunku Allah bunlarla onlara dunyada sıkıntı ve azap cektirmek istemekte ve canlarının kafir olarak cıkmasını dilemektedir

    [86] “Allah'a iman edin ve Resulu ile birlikte cihada gidin.” diye bir sure indigi zaman,onlardan servet ve imkan sahibi kimseler senden sefere katılmamak icin izin istediler ve “Bırak, biz de evlerinde oturan kadınlar ve ozurlulerle birlikte oturalım” dediler

    [87] Savastan geri kalan kadınlarla birlikte oturmaya razı oldular.Kalplerine muhur vuruldu, artık onlar (cihattaki hikmeti, Resullullaha itaat etmedeki mutlulugu) anlayamazlar

    [88] Fakat Peygamber ile beraberindeki muminler hem mallarıyla, hem de canlarıyla cihad ettiler. Hayırların her turlusu onlarındır.Felaha erenler de onlardır

    [89] Allah onlara, iclerinden ırmaklar akan cennetler hazırladı.Onlar oraya ebediyyen kalmak uzere gireceklerdir.Iste en buyuk mutluluk, en buyuk basarı

    [90] Bedevilerden savasa katılmamak icin ozurler uyduranlar, hic degilse kendilerine izin verilsin diye geldiler.Allah'a ve Resulune baglılık iddiasında yalancı olanlar ise oturdular. Ne geldiler, ne de ozur dilediler. O bedevilerden kafir olanlar, gayet acı bir azaba maruz kalacaklardır

    [91] Allah ve Resulune sadık kalmak, onlar hakkında iyi dusunceler tasımak sartıyla zayıflara, hastalara ve savasta harcama imkanı bulamadıgından dolayı savasa katılamayanlara sorumluluk yoktur.Zira onlar, geri kalmakla beraber, memleketlerinde iyilik ediyorlar.Iyilik edenlere diyecek bir sey yoktur.Gercekten Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)

    [92] Ey Resulum! Binek temin etmen icin sana geldiklerinde:“Sizi bindirecek bir sey bulamıyorum.” deyince, harcayacak para bulamamaları sebebiyle gozyası doke doke donup gidenleri de kınamak dogru degildir

    [93] Ayıplamak gerekirse, zengin ve imkanlı olmalarına ragmen savasa katılmamak icin bahaneler ileri surenler ayıplanmalıdır.Iste onlar geride kalan gucsuz kadınlarla beraber kalmaya razı oldular.Allah da onların kalblerini muhurledi. Artık onlar islerin gercek mahiyetini bilemezler

    [94] Savas donusu kendileriyle karsılasınca, katılmamaları hakkında mazeretler, bahaneler ileri surerler.De ki: “Bosuna ozur dilemeyin, zira size inanmayacagız.Cunku sizin aleyhimizde cevirdiginiz hilelerden bir kısmını Allah bize bildirdi.Bundan boyle de, yapacagınız her seyi Allah da, Resulu de gorup degerlendirecek, daha sonra da, gizli olsun acık olsun, her seyi bilen Allah'ın huzuruna goturuleceksiniz.O da butun yaptıklarınızı bir bir onunuze koyacaktır.”

    [95] Donup yanlarına vardıgınız zaman, kendilerini affetmeniz icin Allah'a yeminler edeceklerdir.Siz onlardan yuz cevirin. Onlara muhatap bile olmayın. Cunku onlar o kadar murdar kimseler ki, hesap sormak ve azarlamakla yola gelmezler.Isleyip durdukları gunahlar sebebiyle onların konutları cehennem olacaktır

    [96] Kendilerinden razı olasınız diye, size karsı Allah'a nice yeminler edecekler...Bilesiniz ki siz onlardan hosnut olsanız bile, o yoldan cıkmıs, o pis guruhtan Allah asla razı olmaz

    [97] Bedeviler inkar ve munafıklıkta sehirlilerden daha siddetli;Allah'ın, Resulune indirdigi hukumleri tanımamaya daha yatkındırlar.Allah her seyi bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [98] Kimi bedeviler, Allah yolunda harcamasını angarya ve ziyan sayar; bundan kurtulmak icin basınıza turlu turlu belalar gelmesini gozler.O belalar kendi baslarına olsun!Allah, her sey gibi, onların soylediklerini de isitir, butun hallerini bilir

    [99] Kimi bedeviler de Allah'ı ve ahireti tasdik eder;Allah yolunda harcamasını, Allah’a yakın olmaya ve Resulunun dualarını almaya vesile sayar. Iyi bilin ki bu, onlar icin Allah’a yakınlık vesilesidir. Allah onları rahmet diyarı olan cennete yerlestirecektir.Cunku Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur)

    [100] Islam'da birinci dereceyi kazanan Muhacirler ve Ensar ile onlara guzelce tabi olanlar yok mu?Allah onlardan razı, onlar da Allah’tan razı oldular.Allah onlara iclerinden ırmaklar akan cennetler hazırladı.Onlar oralara devamlı kalmak uzere gireceklerdir. Iste en buyuk mutluluk, en buyuk basarı

    [101] Cevrenizdeki bedevilerden ve Medine ahalisinden oyle munafıklar vardır ki onlar nifak isinde mahir olmuslardır.Pek sinsi hareket ettikleri icin sen onları bilemezsin, ama Biz pek iyi biliriz.Biz onları cifte cezaya carptıracagız. Sonra da muthis bir azaba itileceklerdir

    [102] Diger bir kısmı ise gunahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi islerle kotu isleri birbirine karıstırdılar. Onlar tovbe ederlerse umulur ki Allah da onların tovbelerini kabul buyurur.Cunku Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur)

    [103] Onların mallarından zekat al ki, bununla onları temizleyesin ve arındırasın.Onlar icin dua da et.Cunku senin onlar lehine duan, onlar icin buyuk bir huzur ve tatmin kaynagıdır. Allah her seyi hakkıyla isitir, bilir. [2,43] {KM, Kohale 3,30; Lukan}

    [104] Bilmediler mi ki: ancak Allah, kullarının tovbelerini kabul eder, zekat ve bagıslarını alır.Tevvab ve rahim (tovbeleri kabul buyuran ve pek merhametli) olan da ancak Allah'tır

    [105] Ve de ki: “Calısın: Yaptıklarınızı Allah da, Resulu de, muminler de gorecekler.Sonra gizli ve acık her seyi bilen Allah'ın huzuruna cıkarılacaksınız.O da yaptıgınız her seyi bir bir sizin onunuze cıkaracak, karsılıgını verecektir

    [106] Sefere katılmayan bazı kisilerin akıbetleri de Allah'ın emrine kalmıstır:Allah ister onları cezalandırır, ister merhamet eder.Allah alimdir, hakimdir (her seyi bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [107] Bir de sunlar var ki: muminlere zarar vermek icin, kufur ve kufranı yaymak icin, muminlerin arasına ayrılık sokmak icin ve daha once Allah ve Resulune savas acmıs adamı buyur etmek icin, tuttular bir mescid yaptılar.Butun bunlardan sonra onlar: “Bundan, iyilikten baska maksat gutmedik.” diye yemin edeceklerdir. Allah sahit ki bunlar kesinlikle yalancıdırlar

    [108] O Mescid-i dırarda hic bir zaman namaz kılma!Ta ilk gunden, temeli takva uzere kurulan mescidde namaza durman daha munasiptir.Orada, maddi ve manevi kirlerden arınmayı seven kimseler vardır.Allah da temizlenenleri sever

    [109] Binasını, Allah'a karsı gelmekten sakınma ve Onun rızasını kazanma temelleri uzerine kuran kimse mi hayırlıdır;yoksa yapısını, yıkılmak uzere olan bir ucurum kenarına kurarak onunla beraber cehenneme yuvarlanan mı?Allah zalimler guruhunu hidayet etmez, umduklarına eristirmez

    [110] Yaptıkları bina, kendileri geberip de kalpleri parcalanıncaya kadar, iclerinde hep bir ukde olarak kalacak.Allah alimdir, hakimdir (her seyi cok iyi bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [111] Allah, karsılık olarak cenneti verip muminlerden canlarını ve mallarını satın almıstır.Onlar Allah yolunda mucadele ederler, oldururler ve oldurulurler. Bu Allah'ın Tevrat’ta da, Incil’de de, Kur’an’da da ustlendigi gercek bir vaaddir.Verdigi sozde Allah’tan daha sadık kim olabilir?O halde yaptıgınız bu alıs veristen dolayı sevinin ey muminler!Mujdeler olsun size, iste en buyuk mutluluk, iste en buyuk basarı! [35,29; 39,29; 61,10] {KM, Tesniye 20. bolum. Matta}

    [112] O tovbe edenler, o ibadet edenler, o hamd edenler, Allah'ın rızası icin sefer edenler, o ruku edenler, o secdeye kapananlar, iyilikleri yayanlar, kotulukleri onleyenler ve Allah’ın hudutlarını bekleyip koruyanlar yok mu? Iste o muminleri mujdele

    [113] Kafir olarak olup cehennemlik oldukları kendilerine belli olduktan sonra,akraba bile olsalar, musriklerin affedilmelerini istemek, ne Peygamberin, ne de muminlerin yapacagı bir is degildir

    [114] Ibrahim'in, babası icin af dilemesi ise, sırf ona yaptıgı vaadi yerine getirmek icin olmustu.Fakat onun Allah dusmanı oldugu kendisine belli olunca, onunla ilgisini kesti.Gercekten Ibrahim cok yumusak huylu ve pek sabırlı idi

    [115] Allah bir toplulugu dogru yola ilettikten sonra, nelerden sakınacaklarını kendilerine bildirmedikce, onları dalalete suruklemez.Suphesiz ki Allah her seyi hakkıyla bilir

    [116] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah'ındır. Dirilten ve olduren O’dur. Sizin Allah’tan baska ne haminiz, ne yardımcınız yoktur

    [117] Allah, Peygamberini savasa katılmayanlara izin verdiginden oturu affettigi gibi, iclerinden bir kısmının kalpleri kaymaya yuz tutmusken, o gucluk anında, Peygambere tabi olan Muhacirlerle Ensarı da tovbeye muvaffak buyurdu ve sonra onların bu tovbelerini kabul etti.Cunku O, onlara karsı raufdur, rahimdir (pek sefkatli ve pek merhametlidir)

    [118] Allah, savastan geri kalan ve haklarındaki hukum ertelenen o uc kisinin de tovbelerini kabul buyurdu. Cunku onlar oylesine bunaldılar ki dunya butun genisligine ragmen baslarına dar geldi. Vicdanları da kendilerini sıktıkca sıktı.Nihayet, Allah'ın cezasından, yine Allah’ın kapısından baska sıgınacak hicbir yer olmadıgnı anladılar da, bundan sonra, onceki iyi hallerine donsunler diye, Allah onları tovbeye muvaffak kıldı.Cunku Allah tevvabdır, rahimdir (tovbeleri cok kabul eder, tovbe edenleri sever ve pek merhametlidir)

    [119] Ey iman edenler! Allah'ın emirlerine karsı gelmekten sakının ve durust insanlarla beraber olun

    [120] Ne Medine halkının, ne de etrafındaki bedevilerin,Allahın Resulunden geri kalmaları ve ona ihtimam gostermeyip kendi canlarının derdine dusmeleri olacak sey degildir (Bunu yapacak bir tek kisi bile cıkmasın).Bu boyledir, cunku onların Allah yolunda ugrayacakları hicbir susuzluk, yorgunluk, aclık,kafirleri ofkelendirecek tarzda bir yere ayak basıp ele gecirmeleri ve dusmana karsı basarı kazanmaları yoktur ki, mutlaka o sebeple kendilerine guzel bir is ve sevap yazılmıs olmasın. Cunku Allah iyi davrananların mukafatlarını zayi etmez

    [121] Onlar Allah yolunda, az olsun cok olsun, hicbir harcama yapmazlar, hak yolda katettikleri hicbir vadi olmaz ki,Allah, isledikleri bu iyilikleri en guzel tarzda odullendirmek icin, onların hesaplarına yazılmıs olmasın

    [122] Bununla beraber muminlerin hepsinin top yekun sefere cıkmaları uygun degildir.Oyleyse her topluluktan buyuk kısmı savasa cıkarken, bir takım da din hususunda saglam bilgi sahibi olmak, dini hukumleri ogrenmek icin calısmalı ve savasa cıkanlar geri donduklerinde kotuluklerden sakınmaları umidiyle, onları uyarmalıdır

    [123] Ey muminler! Size nesep ve mekan bakımından yakın olan kafirlerle savasın, onlar sizde bir ciddiyet ve ustun gayret gorsunler.Iyi bilin ki Allah, fenalıklardan sakınan muttakilerle beraberdir

    [124] Yeni bir sure indirildiginde onlardan bazıları: “Bu inen kısım hanginizin imanını artırdı acaba?” diyerek vahyi kucumserler.Ama bu, iman edenlerin imanını, yakinini artırır ve onlar sevinip birbirlerini mujdelerler

    [125] Fakat o sureler, kalplerinde kufur ve nifak hastalıgı bulunanların inkarlarına inkar kattı ve onlar kafir olarak olduler

    [126] Onlar, gormuyorlar mı ki her yıl, bir veya iki kere imtihan ediliyor,cesitli belalara carptırılıyorlar da yine nifaklarından donus yapmıyor, onlar bundan ibret de almıyorlar

    [127] Aleyhlerinde bir sure indirilince goz kırpıp alay ederek birbirlerine bakar,sonra “Acaba bizi goren biri var mı?” diye endise ile bakınır, goren biri yoksa hemen sıvısır giderler.Anlamaz bir topluluk olduklarından, (onlar nasıl iman ve Kur'an meclisinden uzaklasıp gidiyorlarsa),Allah da onların kalplerini imandan uzaklastırır. [7]

    [128] Size kendi aranızdan oyle bir Peygamber geldi ki zahmete ugramanız ona agır gelir.Kalbi ustunuze titrer, muminlere karsı pek sefkatli ve merhametlidir. [2]

    [129] Buna ragmen aldırmaz, yuz cevirirlerse, ey Resulum! de ki:“Allah bana yeter. O'ndan baska tanrı yoktur.Ben yalnız O’na dayanırım. Cunku O, buyuk Ars’ın, muazzam hukumranlıgın sahibidir.”

    Surah 10
    Yûnus

    [1] Elif, Lam, Ra. Iste bunlar o hikmetli kitabın ayetleridir

    [2] “Insanları uyar! Muminlere, Rab'lerinin ustun sadakat makamı verecegini mujdele!” diye iclerinden bir insana vahyetmemiz insanların cok mu tuhafına gitti?Onun icin mi kafirler: “Besbelli ki bu, sihirbazın teki!” dediler

    [3] Sizin Rabbiniz gokleri ve yeri altı gunde yaratan, sonra da Arsı uzerinde hukumran olan, her isi yerli yerince cekip ceviren Allah'tır. Kendisinden izin cıkmadıkca, O’nun katında hicbir sefaatci is bitiremez. Iste Rabbiniz, bu vasıflara sahib olan Allah’tır. Oyleyse O’nu bir tanıyarak, yalnız O’na ibadet ediniz. Hala gercekleri dusunmeyecek misiniz? [34,3; 11,6; 6,59]

    [4] Hepinizin donusu O'nadır. Bu, Allah’ın gercek olarak verdigi sozdur. Mahlukları ilkin O yaratır.(Yoktan yaratan yaratıcı), oldukten sonra onları haydi haydi diriltir.Diriltir ki iman edip makbul ve guzel isler yapanları, adaletleri sebebiyle odullendirsin.Kafirlere ise, dini inkar ettikleri icin, icecek olarak kaynar su ve gayet acı bir azap vardır. [30,27;]

    [5] O'dur ki Gunes’i bir ısık yaptı. Ay’ı da bir nur kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz.Allah, bunları bos yere degil, ancak hikmet uyarınca, sabit bir gercek olarak yaratmıstır.Bilip anlayacak kimselere Allah ayetleri boylece acıklar. [2,189; 36,40; 6,96; 38,27; 23,115-116] {KM, Tek-vin}

    [6] Gece ve gunduzun surelerinin degiserek pespese gelmesinde,Allah'ın goklerde ve yerde yarattıgı bunca varlıklarda, elbette Allah’ı sayıp kotuluklerden sakınacak kimseler icin nice deliller vardır

    [7] Onlar ki ahirette bize kavusmayı ummaz ve sadece dunya hayatına razı olup onunla tatmin bulur ve onlar ki Bizim tek Ilah oldugumuzun delillerinden ve gonderdigimiz Kur'an ayetlerinden gaflet etmeyi surdurur,iste bunların, irtikab ettikleri sirk ve isyan sebebiyle varacakları yer cehennemdir

    [8] Onlar ki ahirette bize kavusmayı ummaz ve sadece dunya hayatına razı olup onunla tatmin bulur ve onlar ki Bizim tek Ilah oldugumuzun delillerinden ve gonderdigimiz Kur'an ayetlerinden gaflet etmeyi surdurur,iste bunların, irtikab ettikleri sirk ve isyan sebebiyle varacakları yer cehennemdir

    [9] Iman edip makbul ve guzel isler yapanları ise onların Rabbi, imanları sebebiyle iclerinden ırmaklar akan, o nimet dolu cennetlerdeki mutluluklara erdirir

    [10] Onların orada duaları; “Subhansın Allah'ım! Her turlu noksandan munezzeh ve yucesin!”, birbirlerine iyi dilek ve temennileri ise hep “selam!” dır.Duaları “El-hamdulillahi Rabbi’l-alemin” “Hamd alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.” diye sona erer. [33,44; 56,25 - 26]

    [11] Eger Allah insanların faydalarına olan seyleri cabucak elde etmek istemelerinde verdigi gibi, mustehak oldukları serri de carcabuk verseydi derhal sonları gelir, helak edilirlerdi.Fakat Biz, huzurumuza cıkmayı arzu edip ummayanları, kendi hallerine bırakırız, azgınlıkları icinde bocalar, dururlar

    [12] Insan bir sıkıntıya maruz kalınca gerek yan yatarken, gerek otururken veya ayakta iken, Bize yalvarıp yakarır. Fakat biz sıkıntısını giderdik mi, sanki ugradıgı dertten dolayı Biz'e yalvaran kendisi degilmis gibi eski haline doner.Iste (hayat sermayelerini bosuna harcayıp) haddini asanlara, yaptıkları isler, kendilerine boyle suslenmis, hoslarına gitmistir

    [13] Sizden onceki devirlerde gecen nice ummetleri,Peygamberleri kendilerine acık deliller (mucizeler) getirdikleri halde, zulmedip iman etmedikleri icin imha ettik. Iste suclular guruhunu Biz boyle cezalandırırız

    [14] Sonra onların pesinden, nasıl davranacagınızı gormek icin, bu dunyada onların yerine sizi gecirdik

    [15] Boyle iken, ayetlerimiz kendilerine, acık deliller halinde okundugunda, ahirette huzurumuza varacaklarını ummayanlar,“Bize bundan baska bir Kur'an getir veya bunu degistir!” derler. De ki: “Onu kendiligimden degistirmem asla olacak bir sey degil. Cunku ben sadece bana vahyedilene tabi olurum ve eger sizin arzunuza uyar da Rabbime isyan edersem, o muthis gunun azabından korkarım.”

    [16] De ki: “Eger Allah dileseydi ben Kur'an’ı size okuyamazdım, hicbir suretle de size onu bildirmezdi. Bilirsiniz ki, daha once, bir omur boyu aranızda yasadım, boylesi bir iddiada bulunmadım. Aklınızı kullanıp bunu anlamaz mısınız?”

    [17] Hem yalandan bir soz uydurup onu Allah'a mal eden veya Allah’ın ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Gercek su ki mucrimler iflah olmazlar

    [18] Onlar, Allah'tan baska kendilerine ne zarar ne de fayda veremeyen birtakım nesnelere ibadet ediyor ve “Onlar Allah katında bizim sefaatcilerimizdir.” diyorlar.De ki: Boyle bir sey olacak da Allah bilmeyecek ha!Ne o, yoksa siz Allah’a goklerde ve yerde olup da bilmedigi seylerin varlıgını mı haber vereceginizi iddia ediyorsunuz?Hasa! O, onların iddia ettikleri her turlu ortaktan munezzehtir, yucedir

    [19] Insanlar aslında tek ummet idi. Baslangıcta hepsi tevhid inancına sahip iken sonra aralarında ihtilaf cıktı.Sayet Allah'tan nihai hukmu kıyamete bırakma seklinde onceden yapılmıs bir vaad olmasaydı, ihtilaf ettikleri konudaki hukum coktan verilmis, azap tepelerine inmis olurdu

    [20] Bir de kalkmıs: “O Peygambere Rabbi tarafından bambaska bir mucize indirilse ya!” diyorlar.Sen de ki: “Gayb alemi ancak Allah'ındır. Gaybı bilmek O’na mahsustur. O halde bekleyin bakalım, ben de sizinle beraber bekliyorum. [6,3]

    [21] Insanlara ugradıkları bir dertten sonra bir nimet ve afiyet tattıracak olursak, bir de bakarsın ki ayetlerimiz hakkında yine birtakım kotu dusuncelere sapmıslar!De ki: “Allah'ın o tuzakların hakkından gelmesi, daha da cabuk gerceklesir. Haberiniz olsun meleklerimiz butun o kotu dusuncelerinizi kaydedip duruyorlar.”

    [22] Sizi karada olsun, denizde olsun gezdirip dolastıran O'dur.Gemide oldugunuz zamanı dusunun: Gemiler, tatlı bir ruzgarla icindeki yolcuları alıp goturdugu ve yolcular da bundan oturu keyiflendikleri bir sırada, birden gemiye siddetli bir fırtına gelir, dalgalar her taraftan onları sarar ve artık kendilerinin tamamen kusatılıp bir daha kurtulamayacaklarını zannedince, butun niyaz ve ibadetlerini yalnız Allah’a yapıp gonulden O’na yalvarırlar:“Ahdimiz olsun ki, eger bizi bu felaketten kurtarırsan, mutlaka sukreden kullarından olacagız!” derler. [2,139] {KM, Mezmurlar}

    [23] Fakat Allah onları kurtarınca bir de bakarsın ki yine yeryuzunde haksız taskınlıklar ve turlu yolsuzluklar yapıyorlar.Ey insanlar! Iyi biliniz ki taskınlıgınız sadece kendi aleyhinizedir.Elde edeceginiz en fazla sey, bu fani hayatın gecici menfaatidir. Sonunda donup Bizim huzurumuza geleceksiniz ve Biz de yaptıklarınızı size bir bir gosterecegiz

    [24] Bu fani dunya hayatı bilir misiniz neye benzer?Tıpkı suna benzer: Gokten yagmur indiririz, derken o yagmur sebebiyle, insanların ve hayvanların yiyerek beslendikleri bitkiler bol bol yetisir, ag gibi etrafı sarar.Yeryuzu renk renk, cesit cesit meyve ve mahsullerle suslenir, bahce sahipleri de o urunleri devsirmeye giristikleri sırada, geceleyin veya gunduzun birden emir cıkarırız, bir afet gelir, sokup bicer.Sanki daha dun, o sen manzara, orada hic olmamıs gibi olur...Iste Biz dusunup ibret alacak kimseler icin ayetleri, delilleri boyle ayrıntılı olarak acıklarız

    [25] Allah insanları esenlik ve mutluluk ulkesine davet eder ve diledigi kimseleri dogru yola iletir

    [26] Iyi ve guzel davranıslarda bulunanlara en guzel mukafat yani cennet ile daha da fazlası olarak Allah'ın cemalini gormek var.Onların yuzlerine ne bir leke bulasır, ne de bir zillet! Iste onlar cennetliktir.Onlar orada ebedi kalacaklardır. [9,72; 55, 60; 76,11] {KM, Yuhanna}

    [27] Kotuluk isleyenler ise, yaptıkları kotuluk kadar ceza gorurler. Kendilerini bir zillettir kaplayacak...Onları Allah'ın bu cezasından kurtaracak bir kimse yoktur. Yuzleri sanki kapkaranlık gece parcalarıyla kaplanmıstır.Iste onlar cehennemliktir.Hem de orada ebedi kalacaklardır. [42,45; 1]

    [28] Gun gelir, onların hepsini bir araya toplayıp sonra Allah'a sirk kosanlara: “Siz de, taptıgınız serikleriniz de yerlerinize!” deriz. Artık onları putlarından tamamen ayırmısızdır.Serikleri: “Siz dunyada bize tapmıyordunuz. Allah da uzerimizde sahittir ki sizin bize taptıgınızdan hic mi hic haberimiz yoktu!” derler. [18]

    [29] Gun gelir, onların hepsini bir araya toplayıp sonra Allah'a sirk kosanlara: “Siz de, taptıgınız serikleriniz de yerlerinize!” deriz. Artık onları putlarından tamamen ayırmısızdır.Serikleri: “Siz dunyada bize tapmıyordunuz. Allah da uzerimizde sahittir ki sizin bize taptıgınızdan hic mi hic haberimiz yoktu!” derler. [18]

    [30] Iste orada her kisi, dunyada iken yaptıklarının kac para ettigini gorur. Hepsi, gercek efendileri olan Allah'ın huzuruna goturulur ve uydurdukları putlar ortalıkta gorunmez olur

    [31] De ki: Kimdir sizi gokten ve yerden rızıklandıran?Kimdir kulaklarınızı ve gozlerinizi yaratan?Kimdir oluden diriyi, diriden oluyu cıkaran.Kimdir butun isleri cekip ceviren, kainatı yoneten. “Allah!” diyecekler, duraksamadan:De ki: “O halde sakınmaz mısınız O'nun cezasından?”

    [32] Iste bunları yapan Allah'tır sizin gercek Rabbiniz.Gercegin otesinde, dalaletten baska ne kalır? Nasıl oluyor da haktan uzaklastırılıyorsunuz

    [33] Oyle busbutun dogru yoldan cıkmıs, isyanda ısrar eden o fasıklara, imana gelmedikleri icin, Rabbinin azap kararı kesinlesmistir

    [34] De ki: “Sizin Allah'a ortak saydıgınız putlardan mahlukatı yaratıp onları olumlerinden sonra da diriltebilen var mıdır?” De ki: “Ancak Allah ilkin yaratıp sonra diriltmeye kadirdir. Oyleyse nasıl oluyor da bu hakikatten vazgeciriliyorsunuz?”

    [35] De ki: “O seriklerinizden hakikate goturecek var mı? De ki: “Gercege ancak Allah hidayet eder.”Simdi soyleyin bakalım; gercege ulastıran mı tabi olunmaya layıktır, yoksa elinden tutulup dogru yola goturulmedikce kendisi yol bulamayan mı?Ne oluyor size! Nasıl boyle yanlıs hukmediyorsunuz?”

    [36] Onların cogu sadece zanna uyarlar.Halbuki zan asla gercegin yerini tutamaz.Allah onların butun yaptıklarını hakkıyla bilir

    [37] Bu Kur'an, Allah tarafından gelmeyip baskası tarafından uydurulmus olması asla mumkun degildir.Lakin daha once indirilen kitapları tasdik eder ve farz edilen hukum ve hakikatleri acıklar.Onda suphe edilecek hicbir taraf yoktur. Rabbulalemin tarafından gonderilmistir

    [38] Yoksa “Onu kendisi uydurmus!” mu diyorlar? De ki: “Oyleyse, iddianızda tutarlı iseniz haydi onunkine benzer bir sure ortaya koyun ve Allah'tan baska cagırabileceginiz kim varsa hepsini de yardımınıza cagırın.”

    [39] Hayır! Onlar, hakkında etraflı bir bilgi edinmeden ve henuz yorumuna tam vakıf olmadan, bu Kur'an’ı, carcabuk yalanladılar.Kendilerinden oncekiler de boyle yalan saymıslardı.Bak ve zalimlerin sonunun nasıl oldugunu anla

    [40] Onlardan Kur'an’a iman edenler de var, iman etmeyenler de.Rabbin, hakkı yalanlayıp halk icinde fitne ve fesat cıkaranları pek iyi bilir

    [41] Eger seni yalancı saymakta ısrar ederlerse de ki:“Benim yaptıgım bana ait, sizin yaptıgınız da size! Benim yaptıklarımla sizin, sizin yaptıklarınızla da benim ilisigim yoktur.”

    [42] Onların icinde senin soylediklerini dinlemeye gelenler de var.Fakat sen sagırlara nasıl duyurabilirsin ki? Hele akıllarını da kullanmıyorlarsa

    [43] Onların arasında sana bakanlar da var. Fakat gozleri gormeyenlere sen nasıl dogru yolu gosterebilirsin, hele basiretleri de yoksa

    [44] Allah insanlara asla zulmetmez. Lakin insanlar kendi kendilerine zulmederler

    [45] Kıyamet gunu Allah hepsini bir araya toplayacak.Dunyada, gunduzun ancak bir saati kadar yasamıs gibi gelecek kendilerine. O sekilde ki sadece birbirlerini gorunce tanıyacakları kadar yasadıklarını sanacaklar.Allah'a kavusmayı yalan sayıp da dogru yolu tutmamıs olanlar, en buyuk kayba ugramıslardır. [79,46; 20,]

    [46] Onlara vaad ettigimiz seylerin bir kısmını sana gostersek, yahut seni vefat ettirsek, nasıl olsa sonunda onlar bize doneceklerdir. Elbette Allah, kendilerinin ne yapacaklarına sahittir

    [47] Her ummetin bir Peygamberi vardır. Peygamberleri kendilerine gelince, aralarında adaletle hukmedilir, hic birine zulmedilmez

    [48] Onlar: “Eger dediginiz dogru ise, peki bu vaadin ne zaman gerceklesecegini soyleyin!” derler

    [49] De ki: “Ben kendi kendime bile, Allah'ın dilediginden baska ne bir zararı savma, ne de bir fayda saglama imkanına sahip degilim.Her ummetin belirlenmis bir omur suresi vardır.Artık o vadeleri gelince, onu ne bir saat ileri, ne de bir saat geri alamazlar.”

    [50] De ki: “Ne dersiniz, sayet O'nun azabı size ha yatarken gelmis, ha gunduzun! Mucrimlerin, bunlardan birini carcabuk istemelerine ne sebep var ki

    [51] Is isten gectikten sonra mı iman edeceksiniz? Demek simdi ha! (Ama artık cok gec!). Alın da gorun carcabuk gelmesini istediginiz seyi

    [52] Sonra o zalimlere: “Ebedi azabı tadın bakalım! Siz dunya hayatında neyi hak ettiyseniz, sadece onun karsılıgını goreceksiniz.” denir

    [53] “Sahi dogru mu bu?” diye senden haber sorarlar.De ki: “Evet! Rabbime yemin ederim ki o elbette gercektir ve siz bundan yakayı kurtaramazsınız.”

    [54] Kendi nefsine zulmeden her kisi, dunyadaki butun seylere malik olsaydı bile, cezadan kurtulmak icin hepsini fidye olarak verirdi. Onlar cezaları olan azabı gorunce icten ice duydukları pismanlıgı acıga vururlar.Ne care ki, kendilerine asla haksızlık edilmeksizin, aralarında adaletle hukum verilmistir

    [55] Iyi bilin ki goklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ındır.Iyi bilin ki Allah’ın vadi gercektir, fakat insanların cogu bunu bilmezler

    [56] Hayatı veren de, oldurup geri alan da O'dur. Ve sonunda hepiniz O’nun huzuruna goturuleceksiniz

    [57] Ey insanlar! Iste size, Rabbinizden bir ogut, gonullerdeki dertlere bir sifa, muminlere dogru yolu gosteren bir hidayet ve rahmet geldi

    [58] De ki: “Allah'ın lutfuyla, rahmetiyle, evet sadece bununla sevinin!Cunku bu, insanların dunya malı olarak topladıkları butun seylerden daha hayırlıdır.”

    [59] De ki: “Peki, Allah'ın size ihsan ettigi rızıklardan, bir kısmını helal, bir kısmını haram yapmanıza ne dersiniz?”De ki: “Allah mı sizin boyle yapmanıza izin verdi, yoksa siz Allah’a iftira mı ediyorsunuz?”

    [60] Uydurdukları yalanı Allah'a mal edenler kıyamet gununu ne zannediyorlar?Gercekten Allah insanlara karsı buyuk lutuf sahibidir.Fakat insanların cogu bu nimete sukretmezler

    [61] Herhangi bir iste bulunsan, onun hakkında Kur'an’dan herhangi bir sey okusan,Sen ve ummetinin fertleri her ne is yapsanız, siz o ise dalıp costugunuzda, mutlaka Biz her yaptıgınızı goruruz.Yerde olsun, gokte olsun, zerre agırlıgınca bir varlık bile Rabbinin ilminden kacamaz.Ne bundan kucuk, ne bundan buyuk hicbir sey yoktur ki, hepsi apacık bir kitapta olmasın. [2,44; 6,59; 11,6; 26,217-218] {KM, Matta}

    [62] Iyi bilesiniz ki Allah'ın velilerine korku yoktur, onlar uzuntuye de ugramazlar

    [63] Veliler o kimselerdir ki O'na iman edip, emirlerine aykırı hareketlerden sakınırlar

    [64] Dunya hayatında da ahirette de mujde vardır onlara.Allah'ın hukumlerinde olsun, verdigi sozlerde olsun, asla degisiklik olmaz.Iste bu mujdeler en buyuk mutluluktur

    [65] O inkarcıların sozleri seni uzmesin. Cunku butun izzet ve ustunluk Allah'ındır. O her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [66] Iyi bilesiniz ki goklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah'ın kuludur,O’nun hukmu altındadır.Allah’tan baska birtakım seriklere ibadet edenler de gercekte o putlarına tabi olmazlar.Onlar sadece birtakım zanlara uymakta ve sırf kafadan atmaktadırlar

    [67] Dinlenip sukunet bulmanız icin geceyi karanlık, calısıp is yapmanız icin de gunduzu aydınlık kılan O'dur.Elbette bunda, isitip dinlemesini bilen kimseler icin nice deliller ve ibretler vardır

    [68] Musrikler “Allah evlat edindi” dediler.Hasa! O bundan munezzehtir. O her seyden oldugu gibi evladı olmaktan da mustagnidir. Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O'nundur. Buna dair, ey musrikler, hicbir deliliniz yoktur.Ne o, Allah hakkında kesin bilgi sahibi olmadan konusuyor, rastgele seyleri mi O’na isnad ediyorsunuz

    [69] De ki: “Allah hakkında boyle yalan uydurup O'na mal edenler asla iflah olmazlar.”

    [70] Olsa olsa dunyada az bir zevk alır, ama sonunda Bizim huzurumuza donerler.Sonra Biz de inkar ve nankorluklerinden oturu o cok siddetli azabı onlara tattırırız

    [71] Onlara Nuh hakkındaki haberi oku: O halkına: “Ey benim halkım, dedi, eger benim aranızda bulunmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size agır geliyorsa, sunu bilin ki ben yalnız Allah’a dayanıp guvendim.Siz de serik kostuklarınızla beraber toplanıp isinizi kararlastırın ki tasasını cektiginiz bir dert olup kalmasın.Sonra da bana hic muhlet vermeden hakkımdaki hukmunuzu uygulayın

    [72] Eger bu tebligimden yuz cevirirseniz benim kaybedecegim bir sey yok!Cunku ben sizden ucret beklemiyorum ki! Benim ucretimi siz veremezsiniz. Benim mukafatım ancak Allah'a aittir ve bana, O’na teslim olanlardan olmam emredilmistir

    [73] Yine de halkı kendisini dinlemeyip onu yalancı saydılar.Biz de hem onu, hem de gemide beraberinde olanları kurtardık ve bunları, o ulkeye hukmedenlerin yerine gecirdik.Ayetlerimizi yalan sayanları ise suda bogduk.Iste bak, uyarıldıgı halde dogru yolu tutmayanların akıbetlerinin nasıl oldugunu gor

    [74] Nuh'tan sonra, kendi halklarına resul olarak daha nice peygamberler gonderdik. Onlar kavimlerine ayetler, mucizeler getirdiler; ama berikiler, once yalan saydıkları seye, bir turlu inanmadılar.Iste haddi asanların kalplerini boyle muhurleriz

    [75] Onlardan sonra da, Firavun ile ileri gelen yardımcılarına Musa ile Harun'u delillerimiz, mucizelerimizle gonderdik.Ama onlar buyukluk taslayıp kabul etmeyi kibirlerine yediremediler ve suclu bir halk oldular

    [76] Onlara tarafımızdan gercek ulasınca: “Bu besbelli bir sihirdir.” dediler

    [77] Musa dedi ki: “Size gelen gercegi boyle mi nitelendiriyorsunuz?Insaf edin, sihir midir bu?Su bir gercektir ki buyuculer iflah olmazlar.”

    [78] “Sen”, dediler, “bizi atalarımızı uzerinde buldugumuz dinden donduresin de ulkede onderlik ikinize kalsın diye mi geldin? Biz, mumkun degil, size inanmayız.”

    [79] Firavun: “Ne kadar usta sihirbaz varsa, hepsini bana getirin!” emrini verdi

    [80] Buyuculer gelince Musa onlara: “Ortaya atacagınız ne varsa atın, hunerinizi gosterin” dedi

    [81] Onlar iplerini ve degneklerini atınca Musa soyle dedi:“Yaptıgınız sey, sihirdir. Allah onu bosa cıkaracaktır.Cunku Allah bozguncuların isini duzeltmez. Mucrimler hoslanmasa da, Allah sozleriyle gercegi ortaya cıkaracaktır.”

    [82] Onlar iplerini ve degneklerini atınca Musa soyle dedi:“Yaptıgınız sey, sihirdir. Allah onu bosa cıkaracaktır.Cunku Allah bozguncuların isini duzeltmez. Mucrimler hoslanmasa da, Allah sozleriyle gercegi ortaya cıkaracaktır.”

    [83] Hasılı, baslangıcta Musa'ya, kendi kavminden, genc bir kusaktan baska iman eden olmadı. Kavmi, Firavun’un ve ileri elen yetkililerinin, kendilerine iskence edeceklerinden korkuyorlardı.Cunku Firavun o ulkede son derece despot ve cok asırı gidenlerdendi

    [84] Musa: “Ey millet, dedi, Siz Allah'a iman ettiniz, O’na tam bir teslimiyetle baglandınızsa, oyleyse yalnız O’na dayanıp guvenin!”

    [85] Onlar da soyle cevap verdiler: “Biz de Allah'a dayanıp guvendik.Ey Rabbimiz! Bizi o zalim kimselerin iskenceleri ile imtihan etme ve rahmetinle bizi o kafirler guruhundan kurtar!”

    [86] Onlar da soyle cevap verdiler: “Biz de Allah'a dayanıp guvendik.Ey Rabbimiz! Bizi o zalim kimselerin iskenceleri ile imtihan etme ve rahmetinle bizi o kafirler guruhundan kurtar!”

    [87] Musa'ya ve kardesine: “millet icin Mısır’da evler hazırlayın, evlerinizi namazgah yapın, namazı hakkıyla ifa edin ve ey Musa muminleri mujdele!” diye vahyettik

    [88] Musa: “Ey bizim Rabbimiz!” dedi. “Sen Firavun ile onun ileri gelen yardımcılarına dunya hayatında muazzam zinet, hasmet ve servet verdin. Ey bizim Rabbimiz! Insanları neticede Senin yolundan saptırsınlar diye mi onlara bu imkanı verdin? Ey bizim buyuk Rabbimiz, mahvet, sil supur onların servetlerini ve kalplerini siddetle sık! Belli ki o acı azabı gormedikce onlar imana gelmeyecekler.”

    [89] Allah buyurdu ki: “Dualarınız kabul edildi. Durust olmaya devam edin, mustakim olun ve sakın hakikati bilmeyenlerin yoluna tabi olmayın!”

    [90] Derken, Israilogullarını denizden gecirdik. Hemen Firavun, askerleriyle beraber haksız ve saldırgan bir sekilde peslerine dustu.Nihayet bogulmak uzere iken: “Iman ettim. Israilogullarının inandıgı Ilahtan baska tanrı yokmus. Ben de Muslumanlardanım” dedi. [

    [91] “Simdi mi? Halbuki bundan once isyan etmistin, bozgunculardan olmustun!Biz de bugun senin bedenini denizden kurtarıp karada bir yere cıkaracagız ki senden sonra gelecek nesillere ibret olasın.”Dogrusu insanların bircogu bizim ayetlerimizden, ibret alınacak delillerimizden gafildirler

    [92] “Simdi mi? Halbuki bundan once isyan etmistin, bozgunculardan olmustun!Biz de bugun senin bedenini denizden kurtarıp karada bir yere cıkaracagız ki senden sonra gelecek nesillere ibret olasın.”Dogrusu insanların bircogu bizim ayetlerimizden, ibret alınacak delillerimizden gafildirler

    [93] Biz Israilogullarını guzel bir yerde yerlestirdik, onlara helal hos rızıklar verdik.Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa dusmediler, fakat ondan sonra ihtilafa basladılar.Elbette Rabbin, aralarında ihtilaf ettikleri hususlarda kıyamet gunu hukmunu verecektir

    [94] Eger, faraza, sana indirdigimiz hususlardan herhangi birinde suphe edersen, senden once kitap okuyanlara sor.Celalim hakkı icin, sana Rabbin tarafından gercek gelmistir, bunda en ufak bir tereddudun olmasın! Sakın Allah'ın ayetlerini yalan sayanlardan olma, yoksa husrana ugrayanlardan olursun

    [95] Eger, faraza, sana indirdigimiz hususlardan herhangi birinde suphe edersen, senden once kitap okuyanlara sor.Celalim hakkı icin, sana Rabbin tarafından gercek gelmistir, bunda en ufak bir tereddudun olmasın! Sakın Allah'ın ayetlerini yalan sayanlardan olma, yoksa husrana ugrayanlardan olursun

    [96] (Kafir olarak olup cehenneme gideceklerine dair) haklarında Rabbinin hukmu kesinlesmis olanlar, her turlu mucize de onlerine gelse, gayet acı azabı gormedikce iman etmezler

    [97] (Kafir olarak olup cehenneme gideceklerine dair) haklarında Rabbinin hukmu kesinlesmis olanlar, her turlu mucize de onlerine gelse, gayet acı azabı gormedikce iman etmezler

    [98] Azap gelip cattıgı zaman imana gelip de bu imanı kendilerine fayda vermis olan bir tek memleket halkı olsun, bulunsaydı ya! Asla boyle bir sey vaki olmamıstır. Ancak Yunus'un halkı mustesnadır ki bunlar iman edince, kendilerinden dunya hayatındaki rusvaylık azabını uzaklastırıp giderdik ve onları bir sure daha yasattık. [21,87-]

    [99] Eger Senin Rabbin dileseydi, dunyada ne kadar insan varsa hepsi imana gelirdi.Ama bunu irade etmedi.Simdi sen mi, imana gelsinler diye insanları zorlayacaksın

    [100] Allah'ın izni olmadıkca hic bir kimsenin iman etmesi mumkun degildir.(O, akıl ve iradelerini iman tarafına kullananlara iman nasib eder). Fakat akıllarını calıstırmayanlara ise seytanı musallat eder, o pislikte bırakır. [11,118]

    [101] De ki: “Goklerde ve yerde neler ve neler var, bir baksanıza!” Fakat bunca isaretler ve uyarılar iman etmeyecek kimselere ne fayda verir ki

    [102] Onlar, sadece kendilerinden once gelip gecmis milletlerin baslarına gelen felaketli gunler gibi bir gun gozluyorlar degil mi?De ki: “Gozleyin, ben de sizinle beraber bekliyorum.”

    [103] Sonra Biz, resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız.Boylece muminleri kurtarmak uzerimize dusen bir borctur

    [104] De ki: “Ey insanlar! Eger benim dinimden suphede iseniz, iyi bilin ki, ben sizin Allah'tan baska ibadet ettiginiz seylere asla ibadet etmem; lakin sadece ve sadece, sizin ruhunuzu teslim alacak olan Allah’a ibadet ederim. Bana muminlerden olmam emredildi ve “yuzunu, ozunu Allah’ı bir tanıyarak dine ver ve sakın musriklerden olma.”“Sakın Allah’tan baska, sana ne fayda ne zarar vermeyecek olan putlara yalvarma, sayet boyle yaparsan, o takdirde kesinlikle zalimlerden olursun” diye talimat verildi

    [105] De ki: “Ey insanlar! Eger benim dinimden suphede iseniz, iyi bilin ki, ben sizin Allah'tan baska ibadet ettiginiz seylere asla ibadet etmem; lakin sadece ve sadece, sizin ruhunuzu teslim alacak olan Allah’a ibadet ederim. Bana muminlerden olmam emredildi ve “yuzunu, ozunu Allah’ı bir tanıyarak dine ver ve sakın musriklerden olma.”“Sakın Allah’tan baska, sana ne fayda ne zarar vermeyecek olan putlara yalvarma, sayet boyle yaparsan, o takdirde kesinlikle zalimlerden olursun” diye talimat verildi

    [106] De ki: “Ey insanlar! Eger benim dinimden suphede iseniz, iyi bilin ki, ben sizin Allah'tan baska ibadet ettiginiz seylere asla ibadet etmem; lakin sadece ve sadece, sizin ruhunuzu teslim alacak olan Allah’a ibadet ederim. Bana muminlerden olmam emredildi ve “yuzunu, ozunu Allah’ı bir tanıyarak dine ver ve sakın musriklerden olma.”“Sakın Allah’tan baska, sana ne fayda ne zarar vermeyecek olan putlara yalvarma, sayet boyle yaparsan, o takdirde kesinlikle zalimlerden olursun” diye talimat verildi

    [107] Eger Allah sana bir sıkıntı, bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan baska giderecek yoktur. Sayet sana hayır dilerse, o durumda O’nun bu lutfunu engelleyebilecek de yoktur.O, lutfunu ihsanını kullarından diledigine eristirir. O, oyle gafur, oyle rahimdir! (affı, merhamet ve ihsanı boldur)

    [108] De ki: “Ey insanlar! Iste Rabbiniz tarafından, hakikat size gelmis bulunuyor.Artık kim bu gercegi kabul eder de dogru yolu tutarsa, bunun faydası sadece kendisinedir.Her kim de bu yoldan saparsa, o da kendi aleyhine olarak sapar. Bilin ki, ben islerinizi yonetmeyi ustune almıs biri degilim

    [109] Sana Rabbinden ne vahyolunursa ona tabi ol ve “Allah hukmunu izhar edinceye kadar sabret. Cunku hakimlerin en hayırlısı, en guzel hukum vereni ancak O'dur

    Surah 11
    Hûd

    [1] Elif, Lam, Ra. Bu oyle bir kitaptır ki ayetleri en kesin delillerle desteklenmis, sonra da guzelce acıklanmıs, tam hukum ve hikmet sahibi, her seyden haberdar olan (hakim ve habir) tarafından gonderilmistir

    [2] Bundan maksat, Allah'tan baskasına ibadet etmemenizdir.Gercek su ki: Ben sizi cennetle mujdelemek ve cehennemle uyarmak icin O’nun tarafından gonderilmis bulunuyorum

    [3] Bir maksat da sudur: Rabbinizden magfiret dileyin. Sonra O'na tovbe edin!O’na donun ki belirlenmis bir omur suresinin sonuna kadar sizi nimetleriyle yasatsın ve faziletli bir hayat surenlere, lutuf ve fazlından mukafatlarını versin.Fakat imandan yuz cevirirseniz sizin tepenize inecek o muthis gunun azabından korkarım

    [4] Zaten hepinizin toptan donecegi yer, O'nun huzurudur. O, istedigi her seyi yapmaya kadirdir

    [5] Dikkat edin, isin farkına varın: O kafirler, egilip bukulerek haktan yan cizer, boylece Peygamberden gizlenmek isterler.(Aslında Allah'tan kacıp saklanmak isterler, ama nasıl saklanabilirler ki!)Onlar ortulerine burundukleri zaman dahi Allah onların iclerinde gizlediklerini de, acıga vurduklarını da pek iyi bilir.Cunku O butun sinelerin kokunu, kunhunu dahi bilir

    [6] Yeryuzunde kımıldayan hicbir canlı yoktur ki onun rızkı Allah'a ait olmasın.Allah her canlının hayatını gecirdigi yeri de, olecegi yeri de bilir. Butun bunlar apacık bir kitaptadır.[2,44; 29,17; 6,59]{KM, Mezmurlar}

    [7] Hem O'dur ki gokleri ve yeri altı gunde yarattı. Bundan once ise Ars’ı su ustunde idi.Bu kainatı yaratması sizden hanginizin daha guzel is yapacagını ortaya koymak icindir. Boyle iken sen onlara “oldukten sonra elbette dirileceksiniz.” dersen, o kafirler bunu haber veren Kur’an’ı kasdederek “Bu, aldatıcı olma yonunden, besbelli bir buyuden baska bir sey degil!” derler. [23,115-116;]

    [8] Sayet Biz kendilerine azap gondermeyi belirli bir zamana kadar ertelersek: “Bu azabı alıkoyan sebep nedir?” derler.Iyi bilin ki o azap baslarına geldigi gun, artık onlardan geriye cevrilmez ve alaya aldıkları o azap, kendilerini cepecevre kusatmıs olur.”

    [9] Eger insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra o nimeti geri alırsak o, son derece umitsiz, son derece nankor olur

    [10] Fakat basına gelen bir dertten sonra kendisine bir nimet tattırırsak: “Artık butun dertler ve belalar bir daha gelmemek uzere bitti gitti!” der, sevinir, ovunur durur

    [11] Ancak her iki halde de sabredip makbul ve guzel isler yapanlar baska! Iste onlar icin pek genis bir magfiret ve pek buyuk bir mukafat vardır

    [12] Imdi, senin de muhatap oldugun imtihan icabı ey Resulum, o musriklerin: “Ona bir hazine indirilse ya!” veya “beraberinde bir melek gelse ya!” demelerinden oturu, belki de gogsun daralarak sana vahyolunanın bir kısmını terk edecek olursun.Fakat sen boyle yapmazsın ve yapma! Zira sen sadece uyaran bir elcisin. Butun isleri duzenleyen, herkese layık oldugu neticeyi verecek olan ise Allah Tealadır

    [13] Yoksa “Kur'an’ı kendisi uydurmus.” mu diyorlar.De ki: “Iddianızda tutarlı iseniz, haydi belagatte onunkine benzer on sure getirin, isterse kendi uydurmanız olsun ve Allah’tan baska cagırabileceginiz herkesi de yardımınıza cagırın

    [14] Eger bu davetinizi kabul etmezlerse, bilin ki o ancak Allah'ın ilmiyle indirilmistir ve O’ndan baska ilah yoktur. Nasıl, artık hakka teslim olup Musluman oluyorsunuz degil mi

    [15] Kim dunya hayatını ve dunyanın zinet ve satafatını isterse, Biz orada onların islerinin karsılıgını kendilerine tam tamına oderiz ve onlara dunyada asla haksızlık yapılmaz

    [16] Fakat onlara ahirette atesten baska bir sey yoktur.Onların dunyada yaptıkları butun isler hatta iyilikler bile heder olmustur, butun yaptıkları bosa gitmistir

    [17] Rabbi tarafından gonderilen kesin delile (Kur'an’a) dayanan,pesinden de o delili destekleyen (diger mucizelerden sahitleri) bulunan, daha once de rehber ve rahmet olarak gonderilmis Musa’nın kitabı ile tasdik edilen kimse, yalnız dunya hayatını arzu eden gibi olur mu? Iste bu kesin delile dayananlar Kur’an’a iman ederler. Hangi zumre de onu reddederse bilsin ki varacagı yer atestir. Bunda hic suphen olmasın.Cunku o Rabbinden gelen hakikatin ta kendisidir; fakat insanların cogu buna iman etmezler.

    [18] Uydurdugu bir yalanı Allah'a isnad edenden daha zalim kim olabilir?Onlar Rab’lerinin huzuruna getirilecek ve sahitler de: “Iste Rab’leri hakkında yalan uyduranlar! Iyi biliniz ki Allah’ın laneti zalimlerin uzerinedir.” diyeceklerdir

    [19] O zalimler ki insanları Allah yolundan cevirirler ve onu egri gostermek isterler. Ahireti de inkar ederler

    [20] Allah onları azaba ugratmak isterse, onlar dunyadan kacıp Allah'ın hukmunden kurtulamazlar. Allah’tan baska kendilerini koruyacak hamiler de bulamazlar. Onların azabı kat kat olur.Cunku hakkı isitmeye tahammul edemiyorlardı. Hem de gercegi gormuyorlardı

    [21] Iste bunlar kendilerini buyuk ziyana ugratmıslar ve uydurdukları tanrılar da, ortalıkta gorunmez olmuslardır. [

    [22] Hic suphe yok ki ahirette en buyuk husrana ugrayanlar bunlardır

    [23] Fakat iman edip makbul ve guzel isler yapanlar ve mevlalarına gonulden baglanıp itaat edenler ise cennetliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır

    [24] Bu iki zumrenin durumu, tıpkı ama ve sagıra kıyasla, goren ve isiten kimsenin durumu gibidir. Bunların hali hic esit olur mu? Artık dusunup ibret almaz mısınız

    [25] Gercekten Biz vaktiyle, Nuh'u kendi halkına gonderdik, sunu ilan etsin diye:“Bilesiniz ki ben sizi acıkca uyarmaya geldim. Sakın Allah’tan baskasına ibadet etmeyin. Dogrusu, bu gidisle, ben sizin canınızı yakacak, gayet acı bir gunun azabına ugramanızdan endise ederim.” [7,59-64] {KM, Tekvin}

    [26] Gercekten Biz vaktiyle, Nuh'u kendi halkına gonderdik, sunu ilan etsin diye:“Bilesiniz ki ben sizi acıkca uyarmaya geldim. Sakın Allah’tan baskasına ibadet etmeyin. Dogrusu, bu gidisle, ben sizin canınızı yakacak, gayet acı bir gunun azabına ugramanızdan endise ederim.” [7,59-64] {KM, Tekvin}

    [27] Buna karsı halkının ileri gelen kafirleri hep birden kalkıp: “Bize gore, sen sadece bizim gibi bir insansın, bizden farkın yoktur. Hem sonra senin pesinden gidenler toplumumuzun en dusuk kimseleri, bu da gozler onunde!Ayrıca sizin bize karsı bir meziyetiniz oldugunu da gormuyoruz. Bilakis sizin yalancı oldugunuzu dusunuyoruz” dediler

    [28] Nuh soyle cevap verdi: “Ey benim halkım! Dusunun bir kere: Ya ben Rabbimden gelen cok asikar bir belgeye, kesin delile dayanıyorsam, ya O, bana tarafından bir nubuvvet vermis, bunlar size gizli kalmıs da siz gorememisseniz?Ne yapalım, istemediginiz o rahmete girmeye sizi zorlayabilir miyiz?”

    [29] “Hem ey halkım! Bu tebligimden oturu sizden maddi bir karsılık istiyor degilim.Benim mukafatımı verecek olan yalnız Allah Tealadır. Ben o iman edenleri kovacak da degilim. Elbette onlar Rab'lerine kavusacaklar (O da onları imanlarından dolayı odullendirecektir). Ama ben sizin cehalet icinde yuvarlanan bir toplum oldugunuzu goruyorum.”

    [30] “Ey halkım! Ben onları kovacak olsam Allah indinde bu sorumluluktan beni kim kurtarabilir, Kim bana yardım edebilir? Artık bir dusunmez misiniz

    [31] Ben size: “Yok Allah'ın hazineleri benim elimdedir!” yok: “Ben gaybı bilirim!”yok: “Ben bir melegim!” demiyorum.Hor gordugunuz muminlere “Allah hicbir hayır, hicbir meziyet vermez!” de demem. Allah onların iclerinde olanı pek iyi bilir.Boyle bir sey yaptıgım takdirde ben elbette zalimlerden olurum.”

    [32] “Ey Nuh! dediler. Bizimle mucadele ettin, bu mucadelende de hayli ileri gittin.Yeter artık, eger dogru soyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durdugun o azabı getir de gorelim!”

    [33] Nuh cevap verip dedi ki: “Onu, dilerse ancak Allah getirir ve O'nun elinden siz asla kacıp kurtulamazsınız.”

    [34] Allah sizin helakinizi dilemisse, ben sizin iyiliginizi arzu etsem bile, size ogut verip iyiliginizi istemem size fayda etmez. Rabbiniz O'dur ve siz O’nun huzuruna goturuleceksiniz.”

    [35] Yoksa “Kur'an’ı, kendisi uydurdu!” mu diyorlar? De ki: “Eger uydurdumsa gunahı bana aittir. Ama ben de sizin islediginiz suclardan beriyim.”

    [36] Nuh'a soyle vahyolundu ki: “Artık halkından, daha once iman etmis olanlar dısında, hic kimse iman etmeyecek.Oyleyse o kafirlerin yaptıklarından dolayı kederlenme de, Bizim gozetimimiz altında ve vahyimiz dogrultusunda, gemiyi yap ve o zalimler lehinde Ben’den hicbir ricada bulunma. Cunku onlar suda bogulacaklardır.”

    [37] Nuh'a soyle vahyolundu ki: “Artık halkından, daha once iman etmis olanlar dısında, hic kimse iman etmeyecek.Oyleyse o kafirlerin yaptıklarından dolayı kederlenme de, Bizim gozetimimiz altında ve vahyimiz dogrultusunda, gemiyi yap ve o zalimler lehinde Ben’den hicbir ricada bulunma. Cunku onlar suda bogulacaklardır.”

    [38] Nuh gemiyi yapıyor, halkından ileri gelenler her ne zaman yanından gecseler onunla alay ediyorlardı.Nuh da: “Siz, dedi; simdi bizimle alay ediyorsanız, elbet bizim de sizinle alay edecegimiz bir gun gelir.”

    [39] “Artık rusvay edecek azabın kime gelip catacagını, ayrıca ahiretteki daimi azabın da kimin uzerine inecegini yakında gorup ogrenirsiniz.”

    [40] Nihayet emrimiz gelip de tennur kaynadıgı zaman Nuh'a dedik ki:“Her hayvan turunden erkekli disili ikiser es ile haklarında helak hukmu verilmis olanları haric olmak uzere, aileni bir de iman edenleri gemiye al!” Zaten beraberinde iman eden pek az insan vardı. [3,7; 26,119-121; 54,11-14] {KM, Tekvin 7,13; I Pier}

    [41] Nuh dedi ki “Binin gemiye! Onun yuzup gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Gercekten Rabbim gafurdur, rahimdir” (affı, rahmet ve ihsanı pek boldur)

    [42] Gemi onları daglar gibi dalgalar arasından gecirirken, Nuh biraz otede olan ogluna: “Evladım, gel sen de bizimle gemiye bin de kafirlerle beraber kalma!” diye seslendi

    [43] O: “Beni sudan koruyacak bir daga sıgınırım!” dedi. Nuh ise: “Bugun Allah'ın helak emrinden koruyacak hicbir kuvvet yoktur. Ancak O’nun merhamet ettigi kurtulur!” der demez, birden aralarına dalga girdi, ve oglu bogulanlardan oldu

    [44] Kafirler bogulduktan sonra yerle goge: “Ey yer suyunu yut ve sen ey gok suyunu tut!” diye emir buyuruldu. Su cekildi, is bitirildi ve gemi Cudi uzerinde yerlesti ve “Kahrolsun o zalimler!” denildi. {KM, Tekvin}

    [45] Nuh Rabbine hitab edip: “Ya Rabbi, dedi, elbette bogulan oglum da ailemdendi, oz evladımdı. (Halbuki ben onları gemiye alırken Sen bana kurtulacaklarını, mujdelemistin). Senin vaadin elbette haktır ve Sen hakimlerin hakimisin!”

    [46] “Ey Nuh!” buyurdu Allah, “O senin ailenden degil. Cunku o, durust is yapan, temiz bir insan degildi.O halde, hakkında kesin bilgin olmayan bir seyi Benden isteme. Cahilce bir davranısta bulunmayasın diye sana ogut veriyorum.”

    [47] “Ya Rabbi, dedi, hakkında kesin bilgim olmayan seyi istemekten Sana sıgınırım. Eger beni affetmez, bana merhamet etmezsen, her seyi kaybedenlerden olurum.”

    [48] “Ey Nuh! denildi, sana ve beraberinde bulunan mumin topluluklara Bizim tarafımızdan bir selamet ve cok bereketlerle gemiden in!Gelecek nesiller icinde niceleri de olacak ki onları dunyada bir muddet yasatacagız, sonra da Biz den onlara gayet acı bir azap dokunacaktır.”

    [49] Iste bunlar gayb olan birtakım haberlerdir. Onları sana Biz vahyediyoruz.Halbuki bu vahiyden once onları ne sen, ne de milletin bilmezdiniz.Oyleyse onların red ve inkarlarına karsı sabret, disini sık ve suphen olmasın ki hayırlı akıbet muttakilerindir (Sonunda kazananlar, Allah'ı sayıp O’nun emirlerini cignemekten sakınanlar olacaktır). [3,]

    [50] Ad kavmine de, kardesleri Hud'u peygamber olarak gonderdik.O da: “Ey benim halkım! Yalnız Allah’a ibadet edin, zaten sizin O’ndan baska bir ilahınız yoktur. Siz sirk kosmakla iftira etmekten baska bir sey yapmıyorsunuz!”

    [51] “Ey halkım! Risaleti tebligden dolayı sizden hicbir ucret beklemiyorum.Ben mukafatımı yalnız ve yalnız beni yaratandan beklerim. Hic dusunmez misiniz?”

    [52] “Ey halkım! Haydi Rabbinizden af dileyin, sonra ona tovbe edin, O'na donun ki gokten size bol bol yagmur gondersin, gucunuze guc katsın, n’olur, yuz cevirip suclu duruma dusmeyin!”

    [53] “Ey Hud! dediler, sen bize acık bir belge, bir mucize getirmedin.Biz de senin sozune bakarak tanrılarımızı bırakacak degiliz. Sana asla inanacak da degiliz.”

    [54] “Galiba tanrılarımızdan biri seni pek fena carpmıs!” demekten baska bir sey soyleyemeyiz. Hud dedi ki: “Ben Allah'ı sahit tutuyorum, siz de sahid olun ki: ben sizin Allah’a serik kostuklarınızdan hic birini tanımıyorum. Artık hepiniz toplanın, bana istediginiz tuzagı kurun, hic goz actırmayın, hic sure tanımayın.Ben benim de, sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayanıp guvendim. Hic bir canlı yoktur ki mukadderatı O’nun elinde olmasın. Rabbim elbette tam istikamet uzeredir.”

    [55] “Galiba tanrılarımızdan biri seni pek fena carpmıs!” demekten baska bir sey soyleyemeyiz. Hud dedi ki: “Ben Allah'ı sahit tutuyorum, siz de sahid olun ki: ben sizin Allah’a serik kostuklarınızdan hic birini tanımıyorum. Artık hepiniz toplanın, bana istediginiz tuzagı kurun, hic goz actırmayın, hic sure tanımayın.Ben benim de, sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayanıp guvendim. Hic bir canlı yoktur ki mukadderatı O’nun elinde olmasın. Rabbim elbette tam istikamet uzeredir.”

    [56] “Galiba tanrılarımızdan biri seni pek fena carpmıs!” demekten baska bir sey soyleyemeyiz. Hud dedi ki: “Ben Allah'ı sahit tutuyorum, siz de sahid olun ki: ben sizin Allah’a serik kostuklarınızdan hic birini tanımıyorum. Artık hepiniz toplanın, bana istediginiz tuzagı kurun, hic goz actırmayın, hic sure tanımayın.Ben benim de, sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayanıp guvendim. Hic bir canlı yoktur ki mukadderatı O’nun elinde olmasın. Rabbim elbette tam istikamet uzeredir.”

    [57] Eger haktan yuz cevirirseniz, ben musterihim, zira size ulastırmakla gorevli oldugum buyrukları size teblig ettim.Rabbim dilerse, sizi gonderip yerinize baska bir topluluk getirir. Ama siz O'na hicbir sekilde zarar veremezsiniz. Muhakkak ki Rabbim her seyi denetlemektedir

    [58] Azaba dair emrimiz gelince Hud ve beraberinde olan muminleri, tarafımızdan bir rahmet eseri olarak kurtardık, onları pek agır bir azaptan selamete cıkardık

    [59] Iste Ad halkı buydu...Rab'lerinin ayetlerini inkar ettiler, O’nun peygamberlerine isyan ettiler ve Hakka karsı gelen her inatcı zorbanın isteklerine uydular.Hem bu dunyada lanete tabi tutuldular, hem de kıyamet gununde.Evet, Ad halkı, Rab’lerini tanımayıp inkar yolunu tuttular.Dikkat et: Nasıl da defoldu gitti o Hud’un kavmi Ad

    [60] Iste Ad halkı buydu...Rab'lerinin ayetlerini inkar ettiler, O’nun peygamberlerine isyan ettiler ve Hakka karsı gelen her inatcı zorbanın isteklerine uydular.Hem bu dunyada lanete tabi tutuldular, hem de kıyamet gununde.Evet, Ad halkı, Rab’lerini tanımayıp inkar yolunu tuttular.Dikkat et: Nasıl da defoldu gitti o Hud’un kavmi Ad

    [61] Semud kavmine de kardesleri Salih'i elci olarak gonderdik. “Ey benim halkım!” dedi, “Yalnız Allah’a ibadet edin, cunku sizin O’ndan baska ilahınız yoktur.Sizi topraktan yetistirip yaratan, sizi orada yasatan O’dur. O halde O’ndan magfiret dileyin, yine O’na donun, tovbe edin.Cunku Rabbim kullarına cok yakın ve onların tovbe ve dualarını kabul edendir.”

    [62] “Ey Salih!” dediler, “Sen simdiye kadar umit bagladıgımız bir kisi idin. Simdi ne oldu sana. Ne diye bizi atalarımızın taptıgı tanrılara tapmaktan vazgecirmek istiyorsun?Dogrusu, senin cagırdıgın bu fikrin dogrulugundan suphe icindeyiz, kuskulanıyoruz.”

    [63] Salih: “Ey benim halkım!” dedi, “Simdi soyleyin bakayım: Sayet ben Rabbimden gelen kesin delile dayanıyorsam ve O bana tarafından bir nubuvvet lutfetmisse? Peki bu durumda ben kalkıp Allah'a isyan edersem, O’nun cezasından kim beni kurtarabilir?Sizin bana hicbir faydanız olamaz, olsa olsa ziyanımı artırırsınız.Hem Ey halkım! Iste size mucize olarak Allah’ın devesi! Bırakın onu Allah’ın mulkunde yayılsın, yesin icsin. Sakın kotu bir maksatla ona el surmeyin, yoksa cok gecmez sizi bir azap kıstırıverir.”

    [64] Salih: “Ey benim halkım!” dedi, “Simdi soyleyin bakayım: Sayet ben Rabbimden gelen kesin delile dayanıyorsam ve O bana tarafından bir nubuvvet lutfetmisse? Peki bu durumda ben kalkıp Allah'a isyan edersem, O’nun cezasından kim beni kurtarabilir?Sizin bana hicbir faydanız olamaz, olsa olsa ziyanımı artırırsınız.Hem Ey halkım! Iste size mucize olarak Allah’ın devesi! Bırakın onu Allah’ın mulkunde yayılsın, yesin icsin. Sakın kotu bir maksatla ona el surmeyin, yoksa cok gecmez sizi bir azap kıstırıverir.”

    [65] Fakat halk o deveyi tepeleyince Salih onlara: “Yurdunuzda uc gunluk bir omrunuz kaldı. Sonra helak olacaksınız. Iste hilafı olmayan kesin soz!” dedi

    [66] Azap emrimiz gelince, tarafımızdan bir lutuf olarak Salih'i ve beraberindeki muminleri azaptan ve o gunun zilletinden kurtardık. Suphesiz ki senin Rabbin kavi ve azizdir (cok kuvvetlidir, mutlak galiptir)

    [67] Zulmedenleri ise o korkunc ses tutuverdi de diyarlarında cokekaldılar.Sanki hic orada yasamamıs gibi oldular, ortadan silindiler.Evet... inkar etti Rabbini Semud milleti. Evet, iste onun icin defolup gitti Semud milleti

    [68] Zulmedenleri ise o korkunc ses tutuverdi de diyarlarında cokekaldılar.Sanki hic orada yasamamıs gibi oldular, ortadan silindiler.Evet... inkar etti Rabbini Semud milleti. Evet, iste onun icin defolup gitti Semud milleti

    [69] Bir zaman da elcilerimiz Ibrahim'e varıp onu mujdelemek uzere “Selam sana!” dediler. O da: Size de Selam!” deyip cok kalmadan, elinde nefis, guzelce kızartılmıs korpe bir dana getirip ikram etti. [51,26-27; 15,52-62] {KM, Tekvin 18. bolum}

    [70] Ama misafirlerinin ellerini yemege uzatmadıklarını gorunce, onların bu hali hosuna gitmedi ve onlardan kuskulandı, kalbine bir korku girdi. “Korkma!” dediler. “Cunku biz aslında Lut kavmini imha etmek icin gonderildik.”

    [71] Bu sırada hanımı da, hizmet icin ayakta durmus, onları dinliyordu. Bunu isitince gulumsedi.Biz de onu Ishak'ın, onun pesinden de Yakub’un dogumu ile mujdeledik. [2,133; 15,54] {KM, Tekvin}

    [72] Ibrahim'in hanımı: “Ay! dedi, ben bir kocakarı, kocam da bir pir iken ben mi doguracagım! Dogrusu bu cok sasılacak bir sey!” {KM, Tekvin}

    [73] Elci melekler: “Sen, dediler, Allah'ın emrine mi sasırıyorsun? Ey ehl-i beyt! Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin uzerinize olsun. O gercekten her turlu hamde layıktır, hayır ve ihsanı boldur.”

    [74] Vaktaki Ibrahim'in kalbinden korku gecip gitti ve ona mujde geldi, hemen tuttu Lut’un halkı hakkında bizimle mucadeleye basladı.Cunku Ibrahim cok yumusak huylu, yufka yurekli ve kendisini Allah’a teslim eden bir kuldu. [9,114] {KM, Tekvin}

    [75] Vaktaki Ibrahim'in kalbinden korku gecip gitti ve ona mujde geldi, hemen tuttu Lut’un halkı hakkında bizimle mucadeleye basladı.Cunku Ibrahim cok yumusak huylu, yufka yurekli ve kendisini Allah’a teslim eden bir kuldu. [9,114] {KM, Tekvin}

    [76] “Ibrahim! Vazgec sen bu isten. Iste Rabbinin helak emri gelip cattı ve hic suphe yok ki onlara, geri ceviremeyecekleri bir azap geliyor.”

    [77] O elcilerimiz Lut'a gelince o fena halde sıkıldı, onlar yuzunden gogsu daraldı ve:“Gercekten bu gun pek cetin bir gun!” dedi. {KM, Tekvin}

    [78] Esasen kotu isler yapagelen halkı, kotu niyetle kosa kosa Lut'a geldiler, Lut: “Ey halkım! dedi, iste kızlarım! Onlar sizin icin nikah akdi ile, daha temiz, saibeden daha uzaktır.Oyle ise Allah’tan korkun, emirlerini, cignemekten sakının da,bari misafirlerimin yanında beni rusvay etmeyin! Yok mu icinizde aklı basında bir adam?”

    [79] Soyle dediler: “Sen de pek iyi bilirsin ki senin kızlarında hakkımız ve onlarla hic bir alakamız yoktur, onlarda gozumuz yoktur, ama sen bizim ne istedigimizi pekala biliyorsun!”

    [80] “Keske” dedi, “size karsı yetecek bir gucum olsaydı veya pek saglam bir kaleye dayansaydım!”

    [81] Melekler: “Lut! dediler, Biz Allah'ın elcileri seninleyiz, hic merak etme, onlar size hicbir kotuluk yapamayacaklardır.Haydi oyleyse, gecenin bir vaktinde ailenle yola cık, yuru! Beraberindekilerin hic biri geri donup bakmasın, yalnız esin bunun dısındadır.Zira otekilere ulasan hangi rusvaylık varsa, ona da gelecektir. Onların helak olma zamanı sabah vaktidir. Sahi! Sabah da pek yakın degil mi?”

    [82] Azap emrimiz gelince o ulkenin ustunu altına cevirdik ve uzerlerine pisirilmis balcıktan yapılıp istif edilmis ve Rabbinin nezdinde damgalanmıs taslar yagdırdık.Evet bu taslar simdiki zalimlerden de uzak degildir

    [83] Azap emrimiz gelince o ulkenin ustunu altına cevirdik ve uzerlerine pisirilmis balcıktan yapılıp istif edilmis ve Rabbinin nezdinde damgalanmıs taslar yagdırdık.Evet bu taslar simdiki zalimlerden de uzak degildir

    [84] Medyen halkına da kardesleri Suayb'ı gonderdik. O da onlara: “Ey halkım! dedi, yalnız Allah’a ibadet edin, cunku sizin O’ndan baska tanrınız yoktur. Hem olcu ve tartıyı eksik tutmayın!Ben sizin bolluk icinde oldugunuzu goruyorum. Ama boyle devam edecek olursanız, sizi azapla kusatacak olan bir gunden korkuyorum

    [85] Ey halkım! Olcu ve tartıyı dengi dengine tam tutun, halkın hakkını yemeyin ve ulkede mufsitlik ederek fenalık yapmayın

    [86] Eger mumin iseniz, Allah'ın helalinden bıraktıgı kar, sizin icin daha hayırlıdır. Ben sadece sizin iyiliginizi dusunerek ogut veriyorum, yoksa sizin uzerinizde bir bekci degilim.”

    [87] “Suayb!” dediler, “atalarımızın taptıkları tanrılarımızı terketmeyi yahut mallarımızı diledigimiz gibi kullanmaktan vazgecmemizi senin namazın mı emrediyor? Aferin, amma da akıllı, uslu bir adamsın ha!”

    [88] Suayb: “Ey halkım! dedi, ya ben Rabbimden gelen acık delile dayanıyorsamve O, kendi katından bana guzel bir nasip lutfetmisse?O'na nankorluk etmem dogru olur mu?Hem ben sizi birtakım seylerden menederek kendim onları islemek istemiyorum ki! Istedigim tek sey, gucum yettigince ortamı duzeltmektir.Muvaffak olmam sadece Allah’ın yardımı ile olur. Onun icin ben de yalnız O’na dayanıyorum, O’na yoneliyorum

    [89] Ey halkım! Bana muhalif olmanız sakın sizi Nuh halkının, yahut Hud halkının, veyahut Semud halkının basına gelen felaketler gibi bir musibete ugratmasın.Lut kavmi ise zaman ve mekan bakımından zaten uzagınızda degil, bari onların basına gelen felaketten ibret alın

    [90] Rabbinizden af ve magfiret dileyin, sonra gunahlarınızdan tovbe edip O'na sıgının. O sizi affeder ve korur. Cunku Rabbim rahimdir, veduddur” (pek merhametlidir, kullarını cok sever). [85,14] {KM, Yeremya 31,3; I Yuhanna 4,8.16; Romalılar}

    [91] Halkı ise “Suayb!” dediler, “soylediklerinin cogunu anlamıyoruz, kabul etmiyoruz.Hem icimizde seni pek zayıf goruyoruz, eger senin uc bes kisilik akraba grubunun hatırı olmasaydı seni tasa tutar linc ederdik.Bizim nazarımızda senin hic onemin yoktur.”

    [92] Suayb: “Ey milletim! Demek akrabam sizin nazarınızda Allah Tealadan daha mı kıymetli ki siz O'nun buyruklarını arkanıza atıverdiniz.Ama sunu hic unutmayın ki Rabbim, yaptıgınız butun seyleri ilmi ile ihata etmektedir

    [93] Ey milletim! Siz vargucunuzle elinizden geleni yapın, ben de vazifemi yapıyorum.Zelil ve perisan eden azabın kime gelecegini ve asıl yalancının kim oldugunu yakında bilip ogreneceksiniz.Gelecek azabı gozleyip bekleyin, ben de gozluyorum!”

    [94] Azap emrimiz gelince, tarafımızdan bir lutuf olarak Suayb ve beraberindeki muminleri o azaptan kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunc ses bastırıverdi de diyarlarında cokekaldılar.Sanki hic orada yasamamıs gibi oldular...Evet, Semud halkı defolup gittigi gibi Medyen halkı da defoldu gitti

    [95] Azap emrimiz gelince, tarafımızdan bir lutuf olarak Suayb ve beraberindeki muminleri o azaptan kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunc ses bastırıverdi de diyarlarında cokekaldılar.Sanki hic orada yasamamıs gibi oldular...Evet, Semud halkı defolup gittigi gibi Medyen halkı da defoldu gitti

    [96] Musa'yı da ayetlerimizle ve ozellikle pek asikar bir delil ile, Firavun’a ve ileri gelen yardımcılarına Peygamber olarak gonderdik.Ama adamlar tutup Firavun’un emrine tabi oldular. Oysa Firavun’un emri tutarlı ve dogru bir emir degildi. [

    [97] Musa'yı da ayetlerimizle ve ozellikle pek asikar bir delil ile, Firavun’a ve ileri gelen yardımcılarına Peygamber olarak gonderdik.Ama adamlar tutup Firavun’un emrine tabi oldular. Oysa Firavun’un emri tutarlı ve dogru bir emir degildi. [

    [98] O, kıyamet gunu halkının onune dusecek, onları atese goturecektir. Vardıkları o yer ne fena bir yerdir

    [99] Bu dunyada da, kıyamet gununde de lanetle kovalandılar. Peslerindeki destek, ne kotu bir destek

    [100] Iste sana bildirdigimiz bu haberler, helak olmus diyarların haberleri.Onların kiminin izleri hala dururken, kimi bicilmis ekin gibi yok olmustur

    [101] Biz onlara zulmetmedik, asıl onlar kendi kendilerine zulmettiler.Rabbinin azap emri gelince Allah'tan baska taptıkları tanrılar kendilerine hicbir fayda vermedi. Hatta onların ziyanlarını artırmaktan baska bir seye yaramadı

    [102] Halkı zalim olan ulkeleri cezaya carptırdıgı zaman Rabbinin carpması iste boyle olur! Suphesiz ki O'nun carpması pek acı, pek cetindir

    [103] Bu anlatılan olaylarda, ahiret azabından korkanlar icin elbette ibret verici bir ders vardır.O gun, butun insanların bir araya toplandıgı mahser gunu olacaktır. O gun butun gok ve yer ehlinin tanık olacagı gundur

    [104] Biz o gunu ancak belirli bir muddete kadar erteleriz

    [105] O gun gelince, Allah'ın izni olmaksızın hic kimse konusamaz. Artık onlardan kimi bedbaht, kimi mutludur

    [106] Bedbahtlar cehenneme atılacaklar. Cektikleri azabın dehsetinden, devamlı surette hıckırıp canları cıkasıya feryad edecekler

    [107] Senin Rabbinin dilemesi haric, gokler ve yer durdukca, orada ebedi kalacaklardır. Cunku Rabbin diledigini yapar

    [108] Mutlu olanlar ise cennettedirler. Senin Rabbinin dilemesi haric gokler ve yer durdukca orada ebedi kalacaklardır. Kesintisi olmayan bir ihsan icinde olacaklardır

    [109] Artık o musriklerin taptıkları seylerin kendilerini ne feci akıbete surukleyeceginden hic suphen olmasın. Daha once ataları nasıl tapınıyor idiyse bunlar da onları taklid ederek oylece tapınıyorlar. Biz de elbet mustehakları ne ise, eksiksiz tam tamına verecegiz

    [110] Musa'ya Tevrat’ı verdik. Kur’an hakkında senin halkının yaptıgı gibi onun hakkında da ihtilaf edip kimi iman, kimi inkar etti. Sayet Rabbinin, insanlara muhlet verme vaadi olmasaydı, elbette haklarında nihai hukum verilmis, is bitirilmis olurdu. Bu gercege ragmen, senin halkın hala, Kur’an’dan ve azaptan yana siddetli bir tereddut ve suphe icindedir. [10,]

    [111] Hic suphe yok ki Rabbin herkesin islerinin karsılıgını tam tamına odeyecektir. Cunku O, onların butun yaptıklarından haberdardır

    [112] Oyleyse ey Resulum, sen beraberinde olup tovbe edenlerle birlikte, sana nasıl emredilmisse oyle dosdogru hareket et.Asırı gitmeyin. Cunku O, yaptıgınız her seyi gormekte olup islerinizin karsılıgını da size verecektir

    [113] Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin, sempati duymayın. Yoksa size ates dokunur.Aslında sizin Allah'tan baska yardımcınız yoktur. Sonra O’ndan da yardım gormezsiniz

    [114] Gunduzun iki tarafında, gecenin gunduze yakın saatlerinde namaz kıl. Zira boyle guzel isler insandan uzak olmayan gunahları silip giderir. Bu, dusunen ve ibret alanlara bir nasihattır

    [115] Sabret, zira Allah iyi davrananların mukafatını zayi etmez

    [116] Sizden onceki nesillerde, dunyada fesat ve duzensizligi menedecek, boylece onları helak olmaktan koruyacak idrak ve fazilet sahipleri bulunmalı degil miydi? Onların icinden gorevlerini yaptıklarından oturu kurtardıgımız az kimse var.Zalimler ise icinde bulundukları refahın ardına dustuler. Dogrusu onlar suclu kimselerdi

    [117] Rabbin, halkı durust hareket eden, hem kendi nefislerini, hem de birbirlerini duzeltmeye calısan diyarları, haksız yere asla helak etmez

    [118] Eger Rabbin dileseydi butun insanları hakta ittifak eden bir tek ummet yapardı. Fakat O bunu irade etmediginden ittifak etmemislerdir ve iste boylece ihtilaf eder vaziyette devam edeceklerdir. Ancak Rabbinin lutfederek hakta birlesmeyi nasib ettigi kimseler bunun dısındadır. Esasen O, insanları bunun icin yaratmıstır.Boylece, Rabbinin “Ben cehennemi, butun cin ve insanlardan mustehak olanlarla dolduracagım.” sozu gerceklesecektir

    [119] Eger Rabbin dileseydi butun insanları hakta ittifak eden bir tek ummet yapardı. Fakat O bunu irade etmediginden ittifak etmemislerdir ve iste boylece ihtilaf eder vaziyette devam edeceklerdir. Ancak Rabbinin lutfederek hakta birlesmeyi nasib ettigi kimseler bunun dısındadır. Esasen O, insanları bunun icin yaratmıstır.Boylece, Rabbinin “Ben cehennemi, butun cin ve insanlardan mustehak olanlarla dolduracagım.” sozu gerceklesecektir

    [120] Peygamberlerin haberlerinden, senin kalbini takviye edecek her seyi sana anlatıyoruz. Bu surede de sana hak ve gercek, muminlere de bir ogut ve talimat gelmistir

    [121] Iman etmeyenlere de de ki: “Siz yerinizde sayarak elinizden geleni yapın, ama biz de calısacagız, gerekeni yapacagız.Siz bizim icin felaket gozleyin bakalım, biz de eski ummetlerin basına gelen felaketlerin size gelmesini gozleyip bekliyoruz

    [122] Iman etmeyenlere de de ki: “Siz yerinizde sayarak elinizden geleni yapın, ama biz de calısacagız, gerekeni yapacagız.Siz bizim icin felaket gozleyin bakalım, biz de eski ummetlerin basına gelen felaketlerin size gelmesini gozleyip bekliyoruz

    [123] Bununla beraber, goklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a mahsustur. Butun isler, hukmetmesi icin O’na goturulur.Oyleyse sen yalnız O’na ibadet et, yalnız O’na dayan, O’na guven. Rabbin yaptıklarınızdan asla habersiz degildir

    Surah 12
    Yûsuf

    [1] Elif, Lam, Ra. Bunlar, hakkı acıklayan, Hak'tan geldigi asikar olan kitabın ayetleridir

    [2] Dusunup manasını anlamanız icin Biz, onu Arapca bir Kur'an olarak indirdik

    [3] Biz, bu Kur'an’ı sana vahyetmekle, gecmis ummetlerin birtakım haberlerini en guzel sekilde beyan ediyoruz. Su bir gercek ki daha once senin bundan hic haberin yoktu

    [4] Bir zaman Yusuf babasına, “Babacıgım!” dedi. “Ben ruyamda on bir yıldızın, gunes ve Ay'ın bana secde ettiklerini gordum.”

    [5] “Evladım!” dedi babası, “sakın bu ruyanı kardeslerine anlatma. Sonra seni kıskandıklarından sana tuzak kurarlar. Cunku seytan, insanın besbelli dusmanıdır.” {KM, Tekvin 37,39 vd. bolumler}

    [6] “Rabbin seni oylece sececek, sana ruya tabirini ogretecek, ve daha once buyuk babaların Ibrahim ile Ishak'a olan nimetini tamamına erdirdigi gibi, sana ve Yakub ailesine de nimetini kemale erdirecektir. Cunku Rabbin her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir.”

    [7] Gercekten, Yusuf ile kardeslerinin kıssalarında, sorup ilgilenenlerin alacakları nice ibretler vardır

    [8] Hani onlar, (aralarında soyle konusmuslardı): “Yusuf ile oz kardesi, babamıza daha sevimli geliyor. Oysa biz daha guclu bir grubuz. Pek belli ki babamız bu iste yanılıyor. Yusuf'u oldurun yahut onu uzak bir yere atın ki babanızın sevgi ve teveccuhu yalnız size kalsın.Ondan sonra da tovbe ederek salih kimseler olursunuz, babanızla munasebetleriniz duzelir, isiniz yoluna girer.”

    [9] Hani onlar, (aralarında soyle konusmuslardı): “Yusuf ile oz kardesi, babamıza daha sevimli geliyor. Oysa biz daha guclu bir grubuz. Pek belli ki babamız bu iste yanılıyor. Yusuf'u oldurun yahut onu uzak bir yere atın ki babanızın sevgi ve teveccuhu yalnız size kalsın.Ondan sonra da tovbe ederek salih kimseler olursunuz, babanızla munasebetleriniz duzelir, isiniz yoluna girer.”

    [10] Iclerinden biri: “Yusuf'u oldurmeyin de bir kuyu dibine bırakın. Yolcu kafilelerinden biri onu yitik olarak alıp gotursun. Eger yapacaksanız boyle yapın!” dedi. {KM, Tekvin}

    [11] (Onlar buna karar verdikten sonra bir gun babalarına varıp:) “Sevgili Babamız! dediler, sen neden guvenip de Yusuf'u bize emanet etmiyorsun. Oysa biz onu cok seviyoruz. Ona samimiyetle baglıyız.” “Yarın onu bizimle gonder, gezsin oynasın, biz ona cok iyi sahip cıkarız.”

    [12] (Onlar buna karar verdikten sonra bir gun babalarına varıp:) “Sevgili Babamız! dediler, sen neden guvenip de Yusuf'u bize emanet etmiyorsun. Oysa biz onu cok seviyoruz. Ona samimiyetle baglıyız.” “Yarın onu bizimle gonder, gezsin oynasın, biz ona cok iyi sahip cıkarız.”

    [13] Babaları: “Onu goturmeniz beni meraklandırır. Korkarım ki siz farkında olmadan, onu kurt yer.” dedi

    [14] Onlar! “Vallahi!” dediler, “Biz boylesine guclu bir grup iken onu kurt kapar da yerse, yazıklar olsun bize! Biz ne gune duruyoruz.”

    [15] Derken kardesleri onu alıp goturunce ve onu kuyunun dibine bırakma konusunda gorus birligine varınca, Biz de Yusuf'a soyle vahyettik: “Zamanı gelecek, onların hic hatırlarına gelmedigi ve seni hic tanımadıkları bir sırada, kendilerine yaptıkları bu isi hatırlatacaksın.”

    [16] Yatsı vakti, aglayarak babalarının yanına donup dediler ki: “Sevgili babamız, biz yarısmak uzere bulundugumuz yerden ayrılırken Yusuf'u da esyalarımızın yanında bıraktık. Bir de donduk ki onu kurt yemis! Simdi biz dogru da soylesek sen bize inanmayacaksın!”

    [17] Yatsı vakti, aglayarak babalarının yanına donup dediler ki: “Sevgili babamız, biz yarısmak uzere bulundugumuz yerden ayrılırken Yusuf'u da esyalarımızın yanında bıraktık. Bir de donduk ki onu kurt yemis! Simdi biz dogru da soylesek sen bize inanmayacaksın!”

    [18] Onlar Yusuf'un gomlegine sahte kan bulastırarak getirmislerdi. Babaları Yakub: “Hayır!” dedi, nefisleriniz sizi aldatmıs, bu ise sevk etmis.”Artık bana dusen, umitvar olarak guzelce sabretmektir. Ne diyeyim, sizin bu anlattıklarınız karsısında, Allah’tan baska yardım edebilecek hic kimse olamaz!” {KM, Tekvin}

    [19] (Gelelim Yusuf'a) Oteden bir kafile gelmis, sucularını kuyuya gondermislerdi. Saka vardı, kovasını sarkıttı. “A mujde! mujde! iste bir civan!” dedi.Sucu ile yanındakiler, onu ticaret malı olarak satmak niyetiyle, kafilede olanlara onu bildirmeyip gizlediler. Ama Allah Teala, onların ne yapacaklarını pek iyi biliyordu

    [20] Nihayet Mısır'a varınca, onu dusuk bir fiyata, birkac paraya sattılar. Zaten ona pek kıymet bicmiyorlardı. {KM}

    [21] Mısır'da Yusuf’u satın alan vezir, hanımına: “Ona guzel bak!” dedi,“Belki bize faydası dokunur, yahut onu evlat ediniriz!” Boylece Yusuf’un o ulkede yerini saglamlastırdık, ona imkan verdik ve bu cumleden olarak, ona ruyaların yorumunu ogrettik.Allah Teala iradesini yerine getirmekte her zaman mutlak galiptir, fakat insanların cogu bunu bilmezler. {KM, Tekvin 10,6; Keza 39. bolum}

    [22] O kemal cagına geldiginde kendisine hukum ve ilim verdik. Iste guzel is yapanlara biz boyle karsılık veririz

    [23] Derken, bulundugu evin hanımı, Yusuf'a sahip olmak istedi ve kapıları kapatarak “Haydi yaklas bana!” dedi.O: “Allah’a sıgınırım!” dedi. “Dogrusu, senin kocan olan benim efendim’in cok iyiligini gordum.Hıyanet ederek zalim olanlar iflah olmazlar.” {KM, Tekvin}

    [24] Dogrusu, hanım ona sahip olmayı iyice aklına koymus ve buna yeltenmisti de. Eger Rabbinin burhanını gormeseydi o da kadına meyledecekti.Iste boylece Biz fenalıgı ve fuhsu ondan uzaklastırmak icin burhanımızı gosterdik. Cunku o, Bizim tam ihlasa erdirilmis kullarımızdandı

    [25] Derken, ikisi de kapıya dogru kosustular. Kadın, Yusuf'un gomlegini arkadan yırttı. (Tam bu sırada) kapıda kadının kocasıyla karsılastılar! Kadın hemen “Senin ailene kotu maksatla yaklasanın cezası, zindana atılmaktan veya gayet acı bir azaptan baska ne olabilir?” dedi

    [26] Yusuf ise: “Asıl o bana sahip olmak istedi.” dedi. Hanımın akrabalarından biri de soyle sahitlik etti: “Eger gomlegi onden yırtılmıssa, kadın dogru soylemistir, delikanlı ise yalancının tekidir. Yok, eger gomlegi arkadan yırtılmıssa o yalan soylemistir, delikanlı dogru soylemektedir.”

    [27] Yusuf ise: “Asıl o bana sahip olmak istedi.” dedi. Hanımın akrabalarından biri de soyle sahitlik etti: “Eger gomlegi onden yırtılmıssa, kadın dogru soylemistir, delikanlı ise yalancının tekidir. Yok, eger gomlegi arkadan yırtılmıssa o yalan soylemistir, delikanlı dogru soylemektedir.”

    [28] Gomleginin arkadan yırtıldıgını gorunce (kocası, esine:) “Anlasıldı!” dedi. “Bu, siz kadınların oyunlarınızdan biri! Gercekten sizin fendiniz pek muthistir! Yusuf! Sakın bunu kimseye soyleme! Kadın! Sen de gunahından dolayı af dile, cunku sen gunaha girenlerden oldun.”

    [29] Gomleginin arkadan yırtıldıgını gorunce (kocası, esine:) “Anlasıldı!” dedi. “Bu, siz kadınların oyunlarınızdan biri! Gercekten sizin fendiniz pek muthistir! Yusuf! Sakın bunu kimseye soyleme! Kadın! Sen de gunahından dolayı af dile, cunku sen gunaha girenlerden oldun.”

    [30] Sehirde birtakım kadınlar: “Duydunuz mu?” dediler: “Vezirin hanımı usagına gonlunu kaptırmıs, ondan kam almak istemis! Sevda atesi bagrını yakmıs. Kadın besbelli cıldırmıs!”

    [31] Hanım o kadınların kendisi aleyhindeki bu dedikodularını isitince onları konagına davet etmek uzere davetci gonderdi.Onlar icin mukellef bir sofra hazırlattı. Sofrada, ikram edilen meyveleri soysunlar diye, her misafir icin bir de bıcak koydurmustu. Onlar meyvelerini soyup kesmekle mesgul oldukları sırada, beriden de Yusuf'a: “Cık simdi onların karsısına!” dedi. Kadınlar onu gorunce hayran kaldılar, onun guzelligine dalıp gittiklerinden, farkında olmadan kendi ellerini kestiler ve: “Hasa! Allah icin bu, bir insan olamaz! Bu sadece yuce bir melek! Baska bir sey olamaz!” dediler

    [32] Vezirin hanımı: “Iste, beni kınamanıza sebep olan genc! Yemin ederim ki ben ondan kam almak istedim, ama o iffetli davrandı.Yine yemin ederim ki kendisine emredecegim isi yapmaması halinde o mutlaka zindana atılacak, zelil ve perisan olacaktır!”

    [33] “Ya Rabbi!” dedi, “Zindan, bu kadınların beni davet ettikleri o isten daha iyidir. Eger sen onların fendini benden uzaklastırmazsan, onlara meyledip cahilce davrananlardan olabilirim.”

    [34] Rabbi onun duasını kabul buyurdu ve onu kadınların fendinden korudu. Cunku O, dua edenlerin dualarını isitir, durumlarına uygun olan seyleri bilir

    [35] Sonra, vezir ve arkadasları bunca kesin deliller gormelerine ragmen, dedikoduları kesmek gayesiyle, bir muddet icin onu hapse atmayı uygun buldular

    [36] Hapishaneye onunla beraber iki genc de girmisti. Onlardan biri: “Ben ruyamda, kendimi sarap yapmak icin uzum sıkarken gordum.”Oburu de: “Ben de basımın ustunde ekmek tasıdıgımı ve bu ekmegi kusların gagaladıgını gordum. Ne olur, bu ruyamızın tabirini bildir, dogrusu biz seni iyi insanlardan biri olarak goruyoruz.” dediler

    [37] Yusuf: “Yiyeceginiz yemek size henuz gelmeden, her birinizin ruyasının tabirini size bildirmis olurum. Bu, Rabbimin bana ogrettigi ilimlerdendir.Ama, once biraz beni dinleyin: Ben Allah'a iman etmeyen, ahireti de inkar eden bir halkın dinini bir tarafa atıp, atalarım Ibrahim, Ishak ve Yakub’un dinine tabi oldum. Allah’a herhangi bir seyi serik saymak bizim icin asla dogru olmaz. Bu tevhid inancı, Allah’ın hem bize, hem de insanlara olan ihsanıdır. Ama ne yazık ki insanların cogu bu nimete sukretmezler.”

    [38] Yusuf: “Yiyeceginiz yemek size henuz gelmeden, her birinizin ruyasının tabirini size bildirmis olurum. Bu, Rabbimin bana ogrettigi ilimlerdendir.Ama, once biraz beni dinleyin: Ben Allah'a iman etmeyen, ahireti de inkar eden bir halkın dinini bir tarafa atıp, atalarım Ibrahim, Ishak ve Yakub’un dinine tabi oldum. Allah’a herhangi bir seyi serik saymak bizim icin asla dogru olmaz. Bu tevhid inancı, Allah’ın hem bize, hem de insanlara olan ihsanıdır. Ama ne yazık ki insanların cogu bu nimete sukretmezler.”

    [39] “Ey hapishane arkadaslarım, bir dusunun, sizin icin muteaddit rablere ibadet etmek mi, yoksa tek mutlak hakim olan Allah'a ibadet etmek mi iyidir

    [40] Sizin Allah'tan baska ibadet ettiginiz tanrılar, sizin ve atalarınızın uydurdugu birtakım bos isimlerden ibarettir. Allah onların tanrı olduklarına dair hicbir delil indirmemistir.Hukum yetkisi yalnız Allah’ındır. O ise, baskasına degil, yalnız Kendisine ibadet etmemizi emir buyurmustur. Iste dosdogru din! Fakat insanların cogu bunu bilmezler.”

    [41] (Ey hapis arkadaslarım, gelelim ruyalarınızın tabirine:)Sizden biriniz, efendisine yine sarap sunacak, oburu ise asılacak, kuslar da basını gagalayacak. Iste yorumunu istediginiz is, boylece halledilip sonuclandırılmıstır.”

    [42] Onlardan kurtulacagını anladıgı arkadasına: “Efendine benden bahset, sucsuz oldugumu hatırlat,” dedi. Fakat seytan, efendisine soylemeyi ona unutturdu. Boylece Yusuf birkac yıl daha hapishanede kaldı

    [43] (Gunun birinde) hukumdar gordugu bir ruyayı anlatıp dedi ki: “Ben yedi semiz inek gordum, bunları yedi zayıf inek yiyordu. Bir de yedi yesil basak ile yedi kuru basak gordum. Ey efendiler: “Siz ruya tabir ediyorsanız, benim bu ruyamı da halledin!”

    [44] O kahinler “Bu gordukleriniz karısık duslerdir. Biz boyle karısık duslerin yorumunu bilemeyiz.” dediler

    [45] O iki arkadastan kurtulanı, aradan gecen bunca zamandan sonra, iste ancak o sırada, Yusuf'u hatırlayıp dedi ki “Ruyanın tabirini size ben bildirecegim. Hele siz beni hapishaneye bir gonderiverin!”

    [46] Hapishaneye gidip: “Yusuf! Sozu dogru ve isabetli olan aziz dostum! Su muskil ruya hakkında bize bir cozum bildir lutfen: “Yedi semiz inegi yiyen yedi zayıf inek ile yedi yesil basak ile yedi kuru basagın anlamı ne olabilir? Umid ederim ki isabetli yorumunu ogrenip ilgili insanlara aktarırım, boylece onlar da dogruyu ogrenir ve senin kıymetini bilirler.”

    [47] Yusuf: “Yedi sene, bildiginiz sekilde ekin ekersiniz. Ama bictiginizi, yiyeceginiz az miktar dısında, basagında bırakır, depolarsınız

    [48] Sonra, bunun pesinden yedi kurak yıl gelecek, tohumluk olarak saklayacagınız az bir miktar dısında, once biriktirdiklerinizi yiyip tuketirsiniz.Sonra onun arkasından bir yıl gelecek ki halk bol yagmura kavusacak, sıkıntıdan kurtulacak, bol meyve sıkıp hayvanları sagacaklar.” {KM, Tekvin 41. bolum}

    [49] Sonra, bunun pesinden yedi kurak yıl gelecek, tohumluk olarak saklayacagınız az bir miktar dısında, once biriktirdiklerinizi yiyip tuketirsiniz.Sonra onun arkasından bir yıl gelecek ki halk bol yagmura kavusacak, sıkıntıdan kurtulacak, bol meyve sıkıp hayvanları sagacaklar.” {KM, Tekvin 41. bolum}

    [50] Bunu duyan Hukumdar: “Onu bana getirin!” dedi. Hukumdarın elcisi gelince Yusuf: “Sen once donup efendine de ki: “O ellerini kesen kadınların meselesi neydi, kendisine soruver.” Zaten benim efendim, o kadınların fendini pek iyi bilir.”

    [51] Hukumdar o kadınları toplayıp: “Ne idi sizin Yusuf'la davanız?” Siz Yusuf’u elde etmeye calıstıgınızda durum ne idi, Yusuf nasıl davrandı?” diye sordu. Onlar da: “Hasa! Allah icin soylemek gerekirse, onun yaptıgı hic bir kotuluk bilmis, gormus degiliz.” dediler.Iste o sırada vezirin esi: “Simdi gercek meydana cıktı. Ondan kam almak isteyen bendim. O ise tam sadık ve durust insanlardandır.” diye itiraf etti

    [52] Ve devamla soyle dedi: Bunu boylece soyluyorum ki esim vezir de (Yusuf'a sahib olmaya yeltenmemle beraber) kendisinden gizli olarak ona (fiilen) hiyanet etmedigimi ve Allah’ın hainlerin hilesini iflah etmeyecegini bilsin. Dogrusu, ben nefsimi temize cıkarmam. Cunku Rabbimin merhamet edip korudukları haric, nefis daima fenalıgı ister, kotuluge sevk eder. Dogrusu Rabbim gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur).”

    [53] Ve devamla soyle dedi: Bunu boylece soyluyorum ki esim vezir de (Yusuf'a sahib olmaya yeltenmemle beraber) kendisinden gizli olarak ona (fiilen) hiyanet etmedigimi ve Allah’ın hainlerin hilesini iflah etmeyecegini bilsin. Dogrusu, ben nefsimi temize cıkarmam. Cunku Rabbimin merhamet edip korudukları haric, nefis daima fenalıgı ister, kotuluge sevk eder. Dogrusu Rabbim gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur).”

    [54] Hukumdar: “Onu yanıma getirin, ozel danısman edineyim.” dedi. Onunla konustuktan sonra da: “Sen artık bundan boyle, nezdimizde yuksek bir makam sahibi, tam itimad edilen bir mustesarsın.” dedi

    [55] Yusuf: “Beni ulkenin hazine islerinden sorumlu bakan olarak gorevlendir, dedi. Cunku ben malları iyi korur, isletme ve yonetimi iyi bilirim.” dedi

    [56] Boylece Biz Yusuf'a Mısır’da iktidar verdik. Diledigi yerde konaklayabilir, orayı diledigi sekilde yonetirdi.Biz lutfumuzu diledigimiz kimselere eristirir ve guzel hareket edenlerin ucretlerini asla zayi etmeyiz

    [57] Ahiretteki ucret ve odul, iman edip haramlardan sakınanlar icin elbette daha hayırlıdır

    [58] Gun geldi, Yusuf'un kardesleri Mısır’a gelip onun huzuruna cıktılar. O onları tanıdı, ama oburleri onu tanıyamadılar

    [59] Yusuf onların zahire yuklerini hazırlatınca dedi ki: “Siz, baba bir kardesinizi de yanıma getirin, gordugunuz gibi ben size tam olcek veriyorum ve ben dısardan gelen misafirleri agırlamaya, baska herkesten fazla ozen gostermekteyim. Eger onu getirmezseniz, o zaman, ne bir olcek olsun zahire bekleyin, ne de yanıma yaklasın!”

    [60] Yusuf onların zahire yuklerini hazırlatınca dedi ki: “Siz, baba bir kardesinizi de yanıma getirin, gordugunuz gibi ben size tam olcek veriyorum ve ben dısardan gelen misafirleri agırlamaya, baska herkesten fazla ozen gostermekteyim. Eger onu getirmezseniz, o zaman, ne bir olcek olsun zahire bekleyin, ne de yanıma yaklasın!”

    [61] Onlar: “Bakalım, babasından ona izin almanın bir yolunu bulup bu isi ayarlamaya calısacagız.” dediler

    [62] Yusuf, zahire tartan gorevlilerine de dedi ki: “Onların, zahire karsılıgında verdikleri mallarını da yuklerinin icine koyun. Boylece belki ailelerine donduklerinde, bunun farkına varıp yine gelirler.”

    [63] Babalarının yanına donunce: “Sevgili babamız, dediler, olcegimiz, tahsisatımız kaldırıldı. Gelecek sefer, obur kardesimizi de bizimle beraber gonder ki onu vesile ederek, daha cok tahsisat alalım. Onu gozumuz gibi koruyacagımıza kesin soz veriyoruz.!”

    [64] Yakub dedi ki: “Daha once onun kardesini size emanet ettigim gibi bunu da size inanıp emanet edeyim, oyle mi? Ben size degil sadece Allah'a ısmarlarım.Cunku en iyi koruyan Allah’tır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir.”

    [65] Yuklerini acınca da, zahire bedellerinin yukleri icine geri konuldugunu gorduler ve:“Baba, baba! dediler, daha ne istiyoruz, iste verdigimiz zahire bedellerimiz de bize geri verilmis! Gidelim, yine evimize erzak getiririz, kardesimizi de koruruz, hem bir deve yuku de fazla alırız.Cunku bu sefer aldıgımız, az bir olcektir (ihtiyacımıza yetmez)”

    [66] Yakub soyle cevap verdi: “Siz kendiniz helak olmadıkca, onu bana getireceginize dair Allah'ın huzurunda saglam bir soz vermeden, ben asla onu sizinle gondermem!” Onlar kendisine kesin soz verince de dedi ki: “Allah Teala da bu soylediklerimize sahittir, gozeticidir.”

    [67] Ve “Evlatlarım!” diye ilave etti: “Sehre aynı kapıdan degil de, ayrı ayrı kapılardan girin.Gerci ben ne yapsam, Allah'tan gelecek takdiri onleyemem.Zira hukum yetkisi, yalnız Allah’ındır. Onun icindir ki ben ancak O’na dayanır, O’na guvenirim.Tevekkul edenler de yalnız O’na dayanıp guvenmelidirler.”

    [68] Babalarının kendilerine emrettigi sekilde ayrı ayrı kapılardan girerek onun emrini yerine getirdiler. Ama bu tedbir, Allah'ın kendileri hakkındaki takdiri karsısında hic bir fayda saglamadı.Sadece Yakub’un icindeki bir dilegi acıga cıkarmıs oldu. O, kendisine Biz ogrettigimizden oturu ilim sahibi idi. (Bunun icindir ki “Allah’tan gelecek takdiri onleyemem.” demisti.) Fakat insanların cogu bu gercegi bilmezler

    [69] Onlar Yusuf'un huzuruna girince, oz kardesini yanına cekti ve: “Iyi bilesin ki ben senin kardesinim, onların yaptıklarına uzulme!” dedi. {KM}

    [70] Onların yuklerini hazırlatırken, su kabını, oz kardesinin yukunun icine koydurdu.Kervan hareket edince de Yusuf'un gorevlilerinden biri: “Ey kafile! Durun, siz hırsızlık yapmıssınız!” diye nida etti

    [71] Onlar geri donup geldiler ve: “Mesele nedir, ne kaybettiniz ki, bizi sucluyorsunuz?” dediler

    [72] Gorevlilerden biri: “Hukumdarın su kabını kaybettik. Onu getirene bir deve yuku odul var. Buna ben kefilim.” dedi

    [73] “Allah'a yemin olsun ki, biz ulkede fesat cıkarmak, nizamı bozmak icin gelmedik, siz de bunu biliyorsunuz. Hele hırsız, hic degiliz!” dediler

    [74] Gorevliler: “Peki, yalancı cıkarsanız, cezası ne?” dediler

    [75] “Cezası, dediler, kimin yukunde cıkarsa, iste o onun cezasıdır (yani calması sebebiyle kendisi rehin ve mahkum olur).” Biz zalimleri boyle cezalandırırız!” {KM, Cıkıs 22;2; Yesu}

    [76] Yusuf, oz kardesinin yukunden once, oburlerinin yuklerini aratmaya basladı.Sonra su kabını kardesinin yukunden cıkarttı.Iste Biz Yusuf'a, kardesini alıkoyması icin boyle bir plan ogrettik.Yoksa, Allah dilemedikce Hukumdarın kanununa gore, kardesini alması uygun olmazdı. Biz diledigimiz kimseleri pek ustun derecelere yukseltiriz. Her ilim sahibinin ustunde daha iyi bir bilen bulunur

    [77] Onlar: “Eger o calmıssa, zaten daha once onun kardesi de hırsızlık etmisti.” dediler. Yusuf bu sozden duydugu uzuntuyu icine attı ve onlara belli etmedi.Icinden de dedi ki: “Asıl kotu durumda olan sizsiniz. Ileri surdugunuz iddiaların gercek yonunu Allah pek iyi biliyor ya, o yeter!”

    [78] Yusuf'un kardesini alıkoyması karsısında, onlar soyle dediler:“Aziz vezir! Onun pir-i fani bir babası var (Bu kucuk evladını kaybetmeye dayanamaz), onun yerine bizden istedigini alıkoy. Gercekten seni anlayıs gosteren, iyilik sever insanlardan olarak goruyoruz!”

    [79] Yusuf: “Biz malımızı kimin yanında bulmussak ancak onu alıkoyarız. Baskasını tutmaktan Allah'a sıgınırım. Cunku biz oyle yaparsak zalimler arasına girmis oluruz!”

    [80] Vakta ki Yusuf'un onu vermesinden umitlerini kestiler. Bir yana cekilip aralarında fısıldasarak soyle konusmaya basladılar. Agabeyleri dedi ki:“Allah’ı sahit tutarak babanıza kesin soz verdiginizi ve daha once Yusuf hakkında da islediginiz kusuru nasıl olur da bilmezlikten gelebilirsiniz? Ne yuzle doneceksiniz?Ben buradan bir adım bile atmam, ayrılmam; ancak babam bana izin verirse yahut hukum verenlerin en hayırlısı olan Allah hukmunu bildirirse, o baska!”

    [81] “Siz donun, babanıza deyin ki: “Sevgili babamız, bizler farkına varmadanoglun inan ki hırsızlık etmis. Biz ancak bildigimize sahitlik ediyoruz. (Soz verdigimiz zaman, bu durumun ortaya cıkacagını nereden bilebilirdik?)Gayb bize emanet edilmis degil ki!”

    [82] “Inanmazsan, gittigimiz sehrin ahalisine ve yine icinde geldigimiz kafilede bulunanlara sor! Butun samimiyetimizle ifade ediyoruz ki soyledigimiz, dogrunun ta kendisidir.”

    [83] Ama babaları Yakub: “Hayır, hayır! Korkarım yine nefisleriniz sizi olumsuz bir ise surukleyip ayagınızı kaydırmıstır. Ne yapayım? Bu hale karsı sukunet ve umit icinde sabretmekten baska yapacak sey yok! Umidim var ki Allah butun kaybettiklerimi bana lutfedecektir. Cunku O alimdir, hakimdir (benim de onların da hallerini bilir ve beni elbette hikmetini ortaya koymak icin, bu imtihana tabi tutmustur).”

    [84] Onlardan yuzunu cevirip ote tarafa donerek ufuklara seslendi: “Ya esafa ala Yusuf! Nerdesin Yusuf! Nerdesin Yusuf!”Yusuf diye diye, uzuntusunden gozlerine ak dustu. Yaptıklarından dolayı ogullarına duydugu kızgınlıgını da belirtmiyor, ofkesini yenmeye calısıyordu

    [85] Ogulları soyle dediler: “Omrun gecti gitti, hala Yusuf'u dilinden dusurmuyorsun. Vallahi “Yusuf!” diye diye kederden eriyeceksin veya busbutun olup gideceksin”

    [86] “Ben” dedi, “sıkıntımı, keder ve huznumu sadece Allah'a arz ediyorum. Hem sizin bilemediginiz bircok seyi Allah tarafından vahiy yolu ile biliyorum.”

    [87] “Evlatlarım, haydi gidiniz, butun duyularınızı, hislerinizi kullanarak vargucunuzle Yusuf ve kardesi hakkında bilgi edinmeye calısınız.Allah'ın rahmetinden asla umidinizi kesmeyiniz. Cunku kafirler guruhu dısında hic kimse Allah’ın rahmetinden umidini kesmez.”

    [88] Onlar Mısır'a varıp Yusuf’un huzuruna girerek “Aziz vezir! dediler, biz de, ailemiz de yine darlık ve sıkıntıya dustuk, biz bu sefer pek az bir meblag getirebildik.Lutfen bize tahsisatımızı tam olcek ver de, parasını veremedigimiz kısmı da sadakanız olsun. Suphesiz ki Allah tasadduk edenleri fazlasıyla odullendirir.”

    [89] Artık zamanı geldigini dusunerek Yusuf: “Siz, dedi, cahilliginiz doneminde Yusuf ile kardesine yaptıgınız muameleyi elbette biliyorsunuzdur degil mi?”

    [90] “Aa! Sen, yoksa sen Yusuf musun?” dediler. O da: “Evet ben Yusuf'um, bu da kardesim! Gercekten Allah bizi lutfuna mazhar etti. Su kesindir ki, kim Allah’ı sayıp haramlardan sakınır, itaatlara devam ve imtihanlara sabrederse, Allah da boyle guzel hareket edenlerin mukafatını asla zayi etmez.”

    [91] Kardesleri de soyle dediler: “Vallahi de, tallahi de Allah seni bize ustun kılmıstır. Dogrusu bizler suclu idik!”

    [92] Yusuf soyle cevap verdi: “Bugun sizi kınayacak, serzeniste bulunacak degilim! Ben hakkımı helal ettim. Allah da sizi affetsin. Cunku merhamet edenlerin en merhametlisi O'dur.”

    [93] Su gomlegimi alın, babamın yanına varıp onun yuzune suruverin, o zaman gozu acılacaktır. Sonra da butun coluk cocugunuzla buyurun, yanıma gelin.”

    [94] Kafile daha Mısır'dan ayrılır ayrılmaz, oteden babaları:“Sayet ‘Bunadı’ demezseniz, dogrusu, ben Yusuf’un kokusunu alıyorum!” dedi

    [95] Oradakiler: “Vallahi, dediler, sen hala, o eski saflıgında devam etmektesin.”

    [96] Mujdeci gelip de gomlegi Yakub'un yuzune surunce gozleri acıldı ve:“Ben sizin bilmediklerinizi Allah tarafından vahiy yolu ile bilirim dememis miydim?” dedi

    [97] Evlatları ise soyle dediler: “Ey bizim sefkatli babamız! Bizim gunahlarımız icin Allah'tan magfiret dile. Dogrusu biz gunahkarız.”

    [98] O soyle cevap verdi: “Sizin icin Rabbimden af dileyecegim. Gercekten O gafurdur, rahimdir.”

    [99] Yakub ailesi Mısır'a gelip Yusuf’un yanına girdiklerinde Yusuf, annesi ile babasını kucakladı ve: “Allah’ın izniyle Mısır’a guven ve huzur icinde girin.” dedi. {KM, Tekvin}

    [100] Annesi ile babasını tahtına oturttu. Hepsi onun onunde saygı ile egildiler.Yusuf: “Babacıgım! dedi, iste kucukken gordugum ruyanın tabiri! Rabbim o ruyayı gerceklestirdi.O, bana nice ihsanlarda bulundu: Beni zindandan kurtardı ve nihayet,Seytan benimle kardeslerimin arasını bozduktan sonra sizi colden getirip bana kavusturmakla da beni ihsanına mazhar etti. Gercekten Rabbim diledigi kimse hakkında latifdir (diledigi hususları cok guzel, pek ince bir tarzda gerceklestirir). Suphesiz O alimdir, hakimdir (her seyi hakkıyla bilen, tam hikmet sahibidir)” [7,53] {KM, Tekvin}

    [101] “Ya Rabbi! Sen bana iktidar ve hakimiyet verdin. Kutsal metinleri ve ruyaları yorumlama ilmini ogrettin.Ey gokleri ve yeri yaratan! Dunya'da da, ahirette de mevla’m, yardımcım Sen’sin.Sana tam itaat icinde bir kul olarak canımı al ve beni hayırlı ve durust insanlar arasına dahil eyle!”

    [102] Iste bunlar, ey Resulum, sana vahiy yoluyla bildirdigimiz gaybi hadiselerdendir.Yoksa onlar, tuzak kurmak ve planlarını kararlastırmak icin toplandıklarında elbette sen onların yanında bulunmuyordun

    [103] Sunu unutma ki: Sen, buyuk bir kuvvetle arzu etsen bile insanların cogu iman etmezler

    [104] Halbuki sen bu teblig karsılıgında onlardan herhangi bir ucret de istemiyorsun.Kur'an, sadece butun insanlar icin bir derstir, evrensel bir mesajdır

    [105] Goklerde ve yerde Allah'ın varlıgını, birligini, kudretini gosteren nice deliller vardır ki,insanlar yanından gecip gittikleri halde yuzlerini cevirdiklerinden farkına varmazlar

    [106] Onların ekserisi, sirk kosmaksızın Allah'a iman etmezler

    [107] Acaba onlar, farkında olmadıkları bir sırada, Allah'ın cezasına ugrayıp azabın kendilerini kaplamasından,yahut ansızın kıyametin kopmasından emin midirler

    [108] Ey Resulum de ki: “Iste benim yolum budur! Ben insanları Allah'ın yoluna, dusunmeksizin, taklit yolu ile degil, delile dayanarak, idraklerine hitab ederek davet ediyorum.Ben de, bana tabi olanlar da boyleyiz. Allah’ı butun eksikliklerden tenzih ederim. Ben asla musriklerden degilim.”

    [109] Senden once gonderdigimiz peygamberler de baska degil, ancak sehirlerde oturanlardan vahye mazhar ettigimiz birtakım erkeklerdi. Onlar dunyayı hic gezmediler mi ki kendilerinden once yasayanların akıbetlerinin nasıl oldugunu gorup anlasınlar?Ahiret diyarı elbette Allah'a saygı duyup haramlardan sakınanlar icin daha iyidir.Siz ey musrikler, hala aklınızı kullanmayacak mısınız

    [110] O musrikler kendilerine muhlet verilmesine aldanmasınlar. Daha oncekilere de boyle fırsat verilmisti. Ne zaman ki peygamberler, toplumlarının imana gelmelerinden umitlerini kesecek raddeye gelir ve toplumları da peygamberlerinin kendilerini aldattıgı zannına kapılırlar, iste o zaman onlara yardımımız ulasır, inkarcılar helak olur, diledigimiz kimseler kurtulur. Cunku (uzun vadede) cezamız, suclu toplumlardan hicbir surette geri cevrilmez

    [111] Peygamberlerin kıssalarında elbette tam akıl sahipleri icin alacak dersler vardır.Iyi bilin ki, bu Kur'an uydurulmus bir soz degildir.Sadece daha onceki kitapları tasdik eden, dine ait her seyi acıklayan, iman edecek kimseler icin hidayet, rehber ve rahmettir

    Surah 13
    Ra'd

    [1] Elif, Lam, Mim, Ra. Iste bunlar sana indirilen kitabın ayetleridir. Sana Rabbin tarafından indirilen Kur'an haktır, gercektir, ama insanların cogu buna inanmazlar

    [2] Allah O'dur ki gokleri, sizin de gorup durdugunuz gibi, direksiz yukseltti. Sonra da Arsının ustunde kuruldu.Gunesi ve Ay’ı hizmet etmeleri icin sizin emrinize verdi. Bunlardan her biri belirli bir vakte kadar dolasmaktadır.Butun isleri O yonetir. Ayetleri size acıklar ki Rabbinize kavusacagınıza iman edesiniz. [7,]

    [3] Hem O'dur ki yeri yaydı. Orada saglam daglar yukseltti, ırmaklar akıttı. Her meyvenin icinde iki es yarattı.Surekli olarak geceyi gunduze buruyup duruyor. Elbette bunlarda, iyice dusunen kimseler icin, alacak nice dersler ve ibretler vardır

    [4] Dunyada birbirine komsu parcalar, uzum bagları, ekinler, dallı veya dalsız hurma agacları vardır ki, hepsi aynı su ile sulanmaktadır. Bununla beraber yemede biz onların bazısını bazısından daha ustun, daha kaliteli kılarız. Elbette bunlarda aklını kullanan kimseler icin alacak nice dersler, nice ibretler vardır

    [5] Eger onların iman etmemelerine sasırıyorsan bil ki asıl sasılacak olan, onların: “Olup toprak olduktan sonra biz yeniden mi yaratılacakmısız?” demeleridir. Iste onlardır Rab'lerini inkar edenler. Iste onlardır boyunları tasmalı olanlar.Ve iste onlardır, hem de ebedi kalmak uzere cehennemlik olanlar.

    [6] Sasılacak bir yanları da, guzellik ve mutluluk dururken, kotulugu carcabuk istemeleridir. Halbuki kendilerinden once, ibret olacak nice cezalar gelip gecmistir. (Nicin onlardan ibret almazlar?).Dogrusu senin Rabbin insanların zulumlerine karsı yine de magfiret sahibidir. Bununla beraber unutmayın ki O cezalandırdıgında da cezası cetindir. [15,6-8; 29,53-5]

    [7] Kafirler diyorlar ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli degil miydi?” Sen, ey Resulum, sadece bir uyarıcısın. Her millete bir yol gosteren vardır

    [8] Iste O Allah'tır ki her bir disinin neye gebe oldugunu, karnında ne tasıdıgını, ve rahimlerin neleri eksik bırakıp, artırdıgını bilir. Dogrusu O’nun katında her sey bir olcu iledir

    [9] Gayb ve sehadet alemini de, gorunmeyen ve gorunen alemi de bilen, buyuk ve yuce olan O'dur

    [10] Sizden sozunu gizleyenle, acıkca soyleyen, geceleyin gizlenenle gunduzun meydanda gezen O'nun bilmesi bakımından hep aynı durumdadır

    [11] O insanın onunde ve ardında devamlı suretle nobetleserek gorevlendirilen melekler vardır. Bunlar, Allah'ın emrinden oturu, onu koruyup kollarlar.Bir toplum kendinde olan durumu degistirmedikce, hic suphe yok ki, Allah da o toplumda olan hali degistirmez.Allah bir toplum icin de kotuluk irade buyurdu mu, onu geri cevirecek kuvvet yoktur. Artık Allah’ın dısında onları himaye edecek kimse olamaz

    [12] Size simsegi gostererek, hem korku hem umit verir, yagmur yuklu agır bulutlar olusturur

    [13] Gok gurlemesi hamd ile O'nu takdis ve tenzih eder.Melekler de duydukları saygıdan oturu O’nu takdis ve tenzih ederler.O yıldırımlar gonderir, onlarla diledigi kimseleri carpar.Durum bu iken onlar hala Allah hakkında birbirleriyle tartısıp, ileri geri konusurlar. Halbuki O’nun cezası pek cetindir

    [14] Gecerli dua O'na yapılan duadır. Musriklerin O’ndan baska yoneldikleri putlar ise, kendilerine hicbir surette icabet edemezler.Onların durumu tıpkı, agzına su ulassın diye iki elini onundeki kuyuya dogru uzatan adamın durumuna benzer.Oysa bu durumda su, hicbir zaman ona ulasamaz. Iste kafirlerin duası oyle bosa gider

    [15] Halbuki goklerde olsun, yerde olsun kim varsa, isteyerek veya istemeyerek, hem kendileri hem golgeleri hepsi sabah aksam Allah'a secde ederler. [16,48-49; 12,18] {KM, Mezmurlar}

    [16] “Goklerin ve yerin Rabbi kimdir?” de! Onların da kabul ettigi gercegi sen acıkla: “Allah'tır!” de! Ama siz kalkmıs, O’nun dısında, ne kendilerine gelen bir belayı uzaklastırmaya ve ne de kendilerine bir fayda saglamaya gucu yetmeyen birtakım tanrılar edinmissiniz.De ki: “Hic kor ile goren bir olur mu? Yahut karanlıklarla aydınlık bir olur mu?Yoksa Allah’ın yarattıgı gibi yaratan ortaklar buldular da yaratma isi kendilerine supheli mi geldi?” De ki: “Her seyin yaratıcısı Allah’tır. O tektir, her seyin ustunde mutlak hakimdir.” [36, 74;]

    [17] O gokten yagmur indirir de vadiler, dereler kendi olculerince dolup sel olur akar. Sel, suların ustunde kabaran kopugu alıp goturur.Insanların zinet veya bazı esyalar yapmak icin ateste erittikleri madenlerin de buna benzer kopugu olur. Iste Allah hak ile batılı, boyle bir temsil ile anlatır: Kopuk yok olup gider, insanlara faydası olan cevher kısmı ise dipte kalır. Allah iste boylece misaller verir

    [18] Rab'lerinin cagrısına icabet edenlere en guzel mukafat, cennet vardır. Fakat O’nun davetini kabul etmeyenlere gelince, sayet dunyada olan butun seyler ve onların bir misli daha kendilerinin olsaydı, kurtulmaları icin fidye olarak hepsini verirlerdi.Iste bunlar cetin bir hesaba maruz kalacaklardır. Onların kalacakları yer cehennem olacaktır. Orası ne kotu bir yerlesim yeridir

    [19] Simdi, Rabbinden sana indirilen vahyin hak ve gercek oldugunu bilenle kor hic bir olur mu? Ancak akıl sahibi kimseler dusunup ibret alırlar

    [20] Verdikleri sozde duranlar ve misakı bozmayanlar da iste onlardır

    [21] Allah'ın gozetilmesini emrettigi seyleri gozetirler.Rab’lerinden cekinir ve pek cetin bir hesaptan endise ederler

    [22] Onlar, sırf Rab'lerinin rızasını kazanmak icin sabreder, namazı tam gerektigi sekilde kılarlar.Kendilerine ihsan ettigimiz rızıklardan gerek gizli, gerek acık bir tarzda bagısta bulunur ve kotuluge iyilikle mukabele ederler.Iste onlardır dunya diyarının guzel akıbetini kazananlar. {KM, Luka}

    [23] O guzel akıbet Adn cennetleri olup, onlar babalarından, eslerinden ve nesillerinden iyi olanlarla birlikte o cennetlere girerler.Oyle ki melekler de her kapıdan yanlarına varıp: “Sabretmenize karsılık size selamlar, selametler! Dunya diyarının ne guzel akıbetidir bu!” diyecekler. [38,50] {KM, Vahiy}

    [24] O guzel akıbet Adn cennetleri olup, onlar babalarından, eslerinden ve nesillerinden iyi olanlarla birlikte o cennetlere girerler.Oyle ki melekler de her kapıdan yanlarına varıp: “Sabretmenize karsılık size selamlar, selametler! Dunya diyarının ne guzel akıbetidir bu!” diyecekler. [38,50] {KM, Vahiy}

    [25] Ama Allah'a verdikleri sozu iyice pekistirdikten sonra bozanlar ve Allah’ın gozetilmesini emrettigi seyleri terk edenler ve yeryuzunde fesat cıkarıp nizamı bozanlar yok mu,iste onlara sadece lanet vardır.En kotu yurt olan cehennem vardır

    [26] Allah diledigi kimsenin rızkını bollastırır, diledigi kimsenin rızkını ise daraltır. O inkarcılar, sadece dunya hayatıyla sevinirler. Halbuki dunya hayatı, ahiretin yanında gecici, degersiz bir metadan baska bir sey degildir

    [27] Yine o inkar edenler diyorlar ki: “Peygambere Rabbi tarafından bir mucize verilmeli degil miydi?”De ki: “Allah diledigini bu tur iddiaları sebebiyle saptırır. Kendisine yoneleni de hidayete erdirir. Iste onlar iman edip gonulleri Allah'ı zikretmekle, O’nu anmakla huzur bulan kimselerdir.Iyi bilin ki gonuller ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”

    [28] Yine o inkar edenler diyorlar ki: “Peygambere Rabbi tarafından bir mucize verilmeli degil miydi?”De ki: “Allah diledigini bu tur iddiaları sebebiyle saptırır. Kendisine yoneleni de hidayete erdirir. Iste onlar iman edip gonulleri Allah'ı zikretmekle, O’nu anmakla huzur bulan kimselerdir.Iyi bilin ki gonuller ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”

    [29] Ne mutlu iman edip de makbul ve guzel isler yapanlara!Eninde sonunda donup gidilecek guzel yurt onların olacak

    [30] Iste senden once peygamberler gonderdigimiz gibi, sana vahyettigimiz kitabı onlara okuman icin seni de, kendilerinden once nice milletler gecmis olan bir millete gonderdik. Onlar ise Rahman'a nankorluk eder, O’nu tanımazlar.De ki: “O benim Rabbimdir. O’ndan baska tanrı yoktur.O’na dayandım, tovbem ve donusum yalnız O’nadır.”

    [31] Eger dagları yurutecek, yeri param parca edecek, oluleri bile konusturacak bir kitap olsaydı, iste o, bu Kur'an olurdu!Bu muminler hala ogrenmediler mi ki Allah dileseydi butun insanları hidayet eder, dogru yola koyardı.O kafirlerin kendi yaptıkları isler sebebiyle baslarına durmadan bela inecek veya ulkelerinin hemen yanıbasına dusecek ve bu hal Allah’ın vaad ettigi kıyamet gelinceye dek surecek. Allah asla sozunden caymaz

    [32] Senden once de nice peygamberlerle alay edildi. Fakat Ben, o kafirlere akıllarını baslarına toplamaları icin bir sure muhlet verdim. Ama onlar akıllanmayınca sonra da onları azabımla kıskıvrak yakaladım, cezam nasılmıs, gorduler

    [33] Tek tek her insanın ne isledigini gorup gozeten Allah, hic bunu yapmaktan aciz olan gibi olur mu?Bununla beraber, tutmuslar Allah'a ortak kosuyorlar. De ki “Haydi tavsif edin, adlandırın bakayım onları! Kimdirler, necidirler, hangi isleri gerceklestirmisler?Ne o, yoksa Allah’a kendi mulkunde var olup da bilmedigi bir seyi mi bildireceksiniz. Veya hicbir gercege tekabul etmeksizin sırf bos laf mı edeceksiniz?” Dogrusu kurdukları tuzaklar o kafirlere hos gosterildi, hoslandılar bundan ve hak yoldan menedildiler.Her kimi de Allah saptırırsa artık onu yola getirecek yoktur. [10,61; 6,]

    [34] Onlara dunya hayatında bir azap vardır ahiret azabı ise daha cok cetindir. Onları Allah'ın elinden kurtaracak kimse de yoktur

    [35] Muttakilere vad olunan cennetin durumu suna benzer: Bahcelerinin icinden ırmaklar akar: Meyveleri gibi golgeleri de devamlıdır. Iste, haramlardan korunan muttakilerin akıbeti! Kafirlerin akıbeti ise atestir

    [36] Kendilerine kitap verdigimiz kimseler sana indirilen Kur'an’dan memnun olurlar. Ama onlardan aleyhteki bazı gruplar, onun bir kısmını inkar ederler. De ki: “Bana yalnız Allah’a ibadet edip O’na hicbir serik kosmamam emredildi. Sadece O’na davet eder ve ancak O’na yonelirim.”

    [37] Boylece biz Kur'an’ı Arapca bir hukum ve hikmet olarak indirdik. Sayet, sana gelen bunca ilimden sonra o muhaliflerin keyiflerine uyacak olursan, Allah’ın cezasından seni koruyacak ne bir dost, ne bir hami bulamazsın

    [38] Senden once bircok peygamber gondermis, onlara da esler ve evlatlar vermistik. Bunlar peygamberlige aykırı degil ki? Mucize iddialarına gelince Allah'ın izni olmadıkca, hicbir resul mucize gosteremezdi. Her devrin bir hukmu vardır. Her isin bir vadesi vardır

    [39] Allah, diledigi hukmu iptal eder, diledigini sabit bırakır. Ana kitap O'nun yanındadır

    [40] Ya onları uyardıgımız birtakım belaların bir kısmını sana gosterir, ya da bundan once senin ruhunu teslim alırız, fark etmez. Zira senin gorevin sadece teblig etmektir, hesap gormek ise Bize aittir

    [41] Bizim arzı (yeri) alıp onu uclarından nasıl eksilttigimizi gormuyorlar mı? Allah oyle hukmeder ki onun hukmunu denetleyecek hic bir merci yoktur. O, hesabı cabuk gorur

    [42] Kendilerinden once gecenler de tuzaklar kurdular. Fakat butun tuzaklar Allah'ındır (Allah’ın tedbiri, onların tuzaklarını bosa cıkarır). O, her insanın ne isledigini pek iyi bilir. Yarın kafirler de bu dunyanın sonunun kimin oldugunu anlayacaklardır

    [43] Dini inkar edenler: “Sen Peygamber degilsin” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter, bir de nezdinde kitap ilmi bulunanlar.”

    Surah 14
    İbrâhîm

    [1] Elif, Lam, Ra. Bu, Rab'lerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlıga, aziz ve hamid (ustun kudret sahibi ve her isi ovguye layık olan) Allah’ın yoluna, goklerde ve yerdeki her seyin sahibinin yoluna insanları cıkarman icin sana indirdigimiz bir kitaptır. Kendilerini bekleyen o cetin azaptan oturu vay o inkarcıların hallerine!Vay onlara ki, ahirete inanmalarına ragmen, bile bile dunyayı ahirete tercih ederler.Insanları Allah yolundan cevirir de o yolu egri bugru gostermek isterler.Iste onlar haktan, dogru yoldan cok uzak bir sapıklık icindedirler

    [2] Elif, Lam, Ra. Bu, Rab'lerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlıga, aziz ve hamid (ustun kudret sahibi ve her isi ovguye layık olan) Allah’ın yoluna, goklerde ve yerdeki her seyin sahibinin yoluna insanları cıkarman icin sana indirdigimiz bir kitaptır. Kendilerini bekleyen o cetin azaptan oturu vay o inkarcıların hallerine!Vay onlara ki, ahirete inanmalarına ragmen, bile bile dunyayı ahirete tercih ederler.Insanları Allah yolundan cevirir de o yolu egri bugru gostermek isterler.Iste onlar haktan, dogru yoldan cok uzak bir sapıklık icindedirler

    [3] Elif, Lam, Ra. Bu, Rab'lerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlıga, aziz ve hamid (ustun kudret sahibi ve her isi ovguye layık olan) Allah’ın yoluna, goklerde ve yerdeki her seyin sahibinin yoluna insanları cıkarman icin sana indirdigimiz bir kitaptır. Kendilerini bekleyen o cetin azaptan oturu vay o inkarcıların hallerine!Vay onlara ki, ahirete inanmalarına ragmen, bile bile dunyayı ahirete tercih ederler.Insanları Allah yolundan cevirir de o yolu egri bugru gostermek isterler.Iste onlar haktan, dogru yoldan cok uzak bir sapıklık icindedirler

    [4] Biz her peygamberi, kendi milletinin lisanı ile gonderdik, ta ki onlara hakikatleri iyice acıklasın.Artık Allah diledigini saptırır, diledigini dogru yola iletir. O azizdir, hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [5] Bu cumleden olarak, Musa'yı da “halkını karanlıklardan aydınlıga cıkar ve onlara Allah’ın onemli gunlerini hatırlat.” diye ayetlerimizle gonderdik. Elbette bunda cok sabreden ve cok sukreden herkes icin nice ibretler vardır

    [6] Bir vakit Musa, kavmine: “Allah'ın, sizin uzerinizdeki nimetlerini hatırlayın:Cunku O sizi, size en kotu bir iskence uygulayan, dogan erkek cocuklarınızı oldurup kızlarınızı perisan bir hayata zorlayan Firavun’un hakimiyetinden kurtarmıstı. Gercekten bunda, Rabbinizden size buyuk bir imtihan vardı

    [7] Ve dusunun ki: Rabbiniz soyle ilan buyurdu: “Eger sukrederseniz, Ben nimetlerimi daha da artırırım, ama nankorluk ederseniz haberiniz olsun ki azabım pek siddetlidir!”

    [8] (Sozune devam ederek:) “Eger,” dedi Musa, “Siz ve dunyada bulunan herkes kafir olsa, bilesiniz ki, Allah'ın hic kimseye ve hicbir seye ihtiyacı yoktur, her turlu ovguye layıktır.”

    [9] Sizden once gelip gecmis ummetlerin, Nuh, Ad ve Semud halklarının ve onlardan sonra gelip de Allah'tan baskasının tamtamına bilemeyecegi halkların baslarından gecen olaylardan haberdar olmadınız mı? Elcileri kendilerine delil ve mucizeler getirdiler de onlar ellerini agızlarına goturup: “Biz, dediler, sizinle gonderilen talimatları kabul etmiyoruz. Cunku biz, bize yaptıgınız davetin mahiyetinden derin bir kusku icindeyiz.”

    [10] Peygamberleri onlara: “Hic gokleri ve yeri yaratan yuce Yaratıcı hakkında suphe edilebilir mi?O gunahlarınızı affetmeye cagırıyor ve muayyen bir sureye kadar size musaade ediyor, muhlet veriyor.” dediler.Onlarsa: “Siz,” dediler, “bizim gibi bir beserden baska bir sey degilsiniz. Siz bizi atalarımızın ibadet ettigi tanrılardan vazgecirmek istiyorsunuz. O halde bize acık delil getirin.”

    [11] Resulleri onlara: “Evet,” dediler. “Biz sizin gibi beserden baska bir sey degiliz. Fakat Allah peygamberlik nimetini kullarından diledigine ihsan eder.Allah'ın izni olmadıkca size mucize gostermemiz mumkun degildir.O halde muminler yalnız Allah’a dayanıp guvenmelidirler.”

    [12] “Biz neden Allah'a tevekkul etmeyelim ki girecegimiz yolları bize O gosterdi.Bize verdiginiz her turlu eza ve sıkıntıya sabredecegiz.Tevekkul edenler yalnız Allah’a dayanıp guvenmelidirler.”

    [13] Kafirler resullerine dediler ki: “Ya sizi yurdumuzdan kovarız, yahut bizim dinimize donersiniz.”Rab'leri de onlara vahyetti ki: “Elbette Biz o zalimleri imha edecegiz ve onlardan sonra o ulkeye sizi yerlestirecegiz. Iste bu, huzuruma cıkmaktan ve uyardıgım azaptan cekinenler icindir.”

    [14] Kafirler resullerine dediler ki: “Ya sizi yurdumuzdan kovarız, yahut bizim dinimize donersiniz.”Rab'leri de onlara vahyetti ki: “Elbette Biz o zalimleri imha edecegiz ve onlardan sonra o ulkeye sizi yerlestirecegiz. Iste bu, huzuruma cıkmaktan ve uyardıgım azaptan cekinenler icindir.”

    [15] Resuller Allah'tan yardım ve zafer istediler. Neticede her inatcı, zorba zalim husrana ugradı.Is bununla bitmeyecek, ardından o zorba, cehenneme girecek.Orada kendisine kanlı irinli su icirilecek, yutmaya calısacak ama bogazından geciremeyecek.Olum her yandan ona geldigi halde yine de olmeyecek.Bunun arkasından da pek siddetli bir azap daha vardır. [37,171-173; 58,21; 21,105; 50,24-26; 22,2]

    [16] Resuller Allah'tan yardım ve zafer istediler. Neticede her inatcı, zorba zalim husrana ugradı.Is bununla bitmeyecek, ardından o zorba, cehenneme girecek.Orada kendisine kanlı irinli su icirilecek, yutmaya calısacak ama bogazından geciremeyecek.Olum her yandan ona geldigi halde yine de olmeyecek.Bunun arkasından da pek siddetli bir azap daha vardır. [37,171-173; 58,21; 21,105; 50,24-26; 22,2]

    [17] Resuller Allah'tan yardım ve zafer istediler. Neticede her inatcı, zorba zalim husrana ugradı.Is bununla bitmeyecek, ardından o zorba, cehenneme girecek.Orada kendisine kanlı irinli su icirilecek, yutmaya calısacak ama bogazından geciremeyecek.Olum her yandan ona geldigi halde yine de olmeyecek.Bunun arkasından da pek siddetli bir azap daha vardır. [37,171-173; 58,21; 21,105; 50,24-26; 22,2]

    [18] Rab'lerini inkar edenlerin durumu sudur: Onların iyi isleri, bir kul yıgınına benzer. Fırtınalı bir gunde ruzgar onu siddetle savurmaktadır...Kazandıklarından hic bir seyi ellerinde tutamıyorlar. Iste asıl kayıp, asıl sapıklık budur

    [19] Gorup anlamadın mı ki Allah gokleri ve yeri, hikmetle ve ciddi bir maksat icin yaratmıstır.Eger dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir. Allah'a gore bu, sozu edilecek bir sey degildir

    [20] Gorup anlamadın mı ki Allah gokleri ve yeri, hikmetle ve ciddi bir maksat icin yaratmıstır.Eger dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir. Allah'a gore bu, sozu edilecek bir sey degildir

    [21] Bir de bakarsın kıyamet gununde hepsi toplanarak Allah'ın huzuruna cıkmıslar.Zayıflar buyukluk taslayanlara: “Biz,” diyecekler, “Sizlere tabi idik. Simdi siz, bize fayda saglayıp da Allah’ın azabından azcık bir sey uzaklastırabiliyor musunuz?”Buyukluk taslayanlar soyle cevap verecekler: “Ne yapalım? Allah bize yol gosterseydi biz de size gosterirdik.Simdi biz sabretsek de, sızlansak da sonuc degismez. Anlasıldı: Bizim kacıp sıgınacagımız bir yer yok!” [34,31-33;]

    [22] Hesaplar gorulup is tamamlanınca Seytan onlara soyle diyecek: “Allah size dogru vaadde bulundu. Ben de size bir seyler vaad ettim, ama sozumden caydım.Dogrusu, benim size istedigimi yaptıracak bir gucum yoktu.Sadece ben sizi davet ettim, siz de cagrımı kabul ettiniz. O halde beni ayıplamayın, kendi kendinizi kınayın.Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Ben, sizin daha once beni Allah'a serik yapmanızı da reddetmistim.” Elbette, boyle zalimlerin hakkı gayet acı bir azaptır

    [23] Iman edip makbul ve guzel isler yapanlar, iclerinden ırmaklar akan cennetlere yerlestirilecekler, Rab'lerinin izniyle orada devamlı kalacaklardır.Orada karsılastıklarında iyi dilek temennileri “selam” olacaktır

    [24] Gormedin mi Allah nasıl bir benzetme yaptı:Guzel soz, koku yerin derinliklerinde sabit, dalları ise goge dogru yukselmis bir agac gibidir ki Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir.Dusunup ders cıkarsınlar diye Allah insanlara boyle temsiller getirir. [13,17] {KM, Mezmurlar 1,3-4; Matta 7,17-19; 13,4-32; Markos 4,1-34; Luka}

    [25] Gormedin mi Allah nasıl bir benzetme yaptı:Guzel soz, koku yerin derinliklerinde sabit, dalları ise goge dogru yukselmis bir agac gibidir ki Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir.Dusunup ders cıkarsınlar diye Allah insanlara boyle temsiller getirir. [13,17] {KM, Mezmurlar 1,3-4; Matta 7,17-19; 13,4-32; Markos 4,1-34; Luka}

    [26] Kotu soz ise, govdesi topragın ustunden kolayca cıkarılabilen, koklesip yerlesmeyen degersiz bir agaca benzer

    [27] Allah iman edenleri hem dunyada hem ahirette o sabit soz uzerinde saglam bir sekilde tutar. Zalimleri ise sasırtır. Allah elbette diledigini yapar

    [28] Allah'ın nimetine bedel, inkar ve nankorlugu tercih edenleri, ayrıca kendi halklarını da helak yurduna, cehenneme surukleyenleri gormedin mi?Onların hepsi oraya girecekler. Cehennem ne kotu bir yerlesim yeridir

    [29] Allah'ın nimetine bedel, inkar ve nankorlugu tercih edenleri, ayrıca kendi halklarını da helak yurduna, cehenneme surukleyenleri gormedin mi?Onların hepsi oraya girecekler. Cehennem ne kotu bir yerlesim yeridir

    [30] Insanları Allah'ın yolundan saptırmak icin birtakım ortaklar uydurdular.De ki: “Azıcık yararlanın bakalım, nasılsa sonunda gideceginiz yer atestir!”

    [31] Soyle o iman etmis kullarıma:Namazı tam gerektigi sekilde kılsınlar ve ne alıs verisin, ne de dostlugun olmadıgı gun gelmeden once, gizli ve acık sekilde, kendilerine ihsan ettigimiz rızıklardan, nimetlerden bagısta bulunsunlar

    [32] Gokleri ve yeri yaratan Allah'tır. Gokten yagmur indirip size rızık olsun diye, onunla turlu turlu meyveler ve urunler cıkaran da O’dur.Izni ile denizde dolasmak uzere gemileri size ram eden, akan suları ve ırmakları da sizin hizmetinize veren O’dur

    [33] Mutad seyirlerini yapan gunes ile ay'ı size amade kılan, geceyi ve gunduzu istifadenize veren de O’dur

    [34] Hasılı O, Kendisinden dilediginiz her seyi verdi. Oyle ki Allah'ın size verdigi nimetleri birer birer saymaya kalkarsanız, mumkun degil, onları sayamazsınız. Gercekten insan zalim ve nankordur

    [35] Bir de, Ibrahim, bir vakitler soyle demisti: “Ya Rabbi! Burayı emin bir belde kıl, beni de evlatlarımı da putlara tapmaktan uzak tut.”

    [36] “Ya Rabbi! Dogrusu onlar (putlar) insanların bircogunu saptırdılar. Artık bundan sonra kim bana tabi olursa, o bendendir.Kim de bana karsı gelirse o da Sen'in merhametine kalmıstır, suphesiz Sen gafursun, rahimsin.”

    [37] “Ey bizim Rabbimiz! Ben zurriyetimden bir kısmını senin kutsal mabedinin yanında, ekin bitmez bir vadide yerlestirdim.Ey bizim Rabbimiz! Namazı geregince kılsınlar diye boyle yaptım. Ya Rabbi! Artık insanların bir kısmının gonullerini onlara dogru yonelt, onları her turlu urunlerden rızıklandır ki Sana sukretsinler.” [2,125-127; 5,97; 28,57] {KM, Tekvin 16. bolum ve}

    [38] “Ey bizim Rabbimiz! Biz ister gizleyelim, ister acıga vuralım, yaptıgımız her seyi bilirsin. Zaten goklerde ve yerde Allah'a gizli kalan hicbir sey yoktur.”

    [39] “Hamd olsun Allah'a ki, hayli yaslı olmama ragmen, bu ihtiyarlık halimde Ismail ve Ishak’ı bana ihsan etti. Suphesiz ki Rabbim duayı kabul buyurur.”

    [40] –“Ya Rabbi! Beni de, neslimi de namazı devamlı olarak ve geregince kılan kullarından eyle! Duamı, lutfen kabul buyur Ya Rabbi!”

    [41] “Ey Rabbimiz! Beni, annemi, babamı ve butun muminleri kıyamet gunu affeyle.”

    [42] Sen, o zalimlerin islediklerinden, sakın Rabbinin habersiz oldugunu zannetme! O, sadece onları, dehsetinden gozlerinin donup kalacagı bir gune ertelemektedir

    [43] O gun onlar baslarını dikmis, gozleri donup kalmıs, kalpleri bombos kosup dururlar

    [44] Hem, azabın gelecegi gunu hatırlatarak insanları uyar!O gun zalimler: “Ey bizim Rabbimiz! diyecekler, ne olur, bize kısa bir sure ver de senin cagrına uyma imkanı bulalım ve peygamberlerin izince gidelim.”Peki, daha once hic zeval bulmayıp surekli yasayacagınıza dair yemin eden siz degil miydiniz

    [45] Sizden once, kendilerine zulmetmis olanların diyarlarına yerlestiniz.Onlara neler yaptıklarımız da size iyice belli oldu ve size meseller getirerek gercekleri anlattık

    [46] Onlar tuzaklar kurdular, ama Allah nezdinde de onlara tuzak var, isterse onların tuzakları dagları yerinden oynatacak olsun

    [47] Sakın Allah'ın, peygamberlerine yaptıgı vaadden cayacagını zannetme! Allah elbette mutlak galiptir, intikam sahibidir

    [48] Gun gelir, yer baska bir yere, gokler de baska goklere cevrilir.Butun insanlar kabirlerinden kalkıp tek hakim olan Allah'ın huzuruna cıkarlar. {KM, Vahiy 21. bolum; Isaya}

    [49] O gun suclu kafirlerin birbirine yaklastırılarak kelepcelendigini gorursun. Gomlekleri katrandandır, yuzlerini ise ates kaplar. [3]

    [50] O gun suclu kafirlerin birbirine yaklastırılarak kelepcelendigini gorursun. Gomlekleri katrandandır, yuzlerini ise ates kaplar. [3]

    [51] Allah her insana kazandıgının karsılıgını vermek icin (diriltir). Allah, hesabı cok cabuk gorur

    [52] Iste bu Kur'an insanlara belig bir tebligdir,ta ki onunla uyarılsınlar,ta ki Allah’ın tek Ilah oldugunu bilsinler. Ve ta ki aklı ve vicdanı temiz olanlar, dusunup ders alsınlar

    Surah 15
    Hicr

    [1] Elif Lam Ra. Bunlar kitabın ve Kur'an-ı Mubin’in ayetleridir

    [2] Bir zaman olur kafirler, “Keske vaktiyle Musluman olmus olsaydık!” diye cok hasret cekerler

    [3] Bırak onları, yesin icsinler, zevklerine dussunler, arzu ve emelleri kendilerini oyalaya dursun. Yakında bilecekler

    [4] Bizim imha ettigimiz her memleket hakkında mutlaka daha once kararlastırılmıs, malum bir vaade vardır

    [5] Hic bir ummet vaadesini ne one alabilir, ne erteleyebilir

    [6] O kafirler, alay ederek: “Ey o kendisine kitap indirilmis olan dediler; mutlaka sen bir delisin!Eger iddianda tutarlı isen, ne diye bize o melekleri getirip gostermiyorsun?” [23,70; 43,53; 25,21-22] {KM, Markos 3,22; Matta}

    [7] O kafirler, alay ederek: “Ey o kendisine kitap indirilmis olan dediler; mutlaka sen bir delisin!Eger iddianda tutarlı isen, ne diye bize o melekleri getirip gostermiyorsun?” [23,70; 43,53; 25,21-22] {KM, Markos 3,22; Matta}

    [8] Biz o melekleri ancak hikmet geregince gondeririz. Ama o zaman da, kendilerine hic muhlet verilmez, derhal isleri bitirilir, mahvolup giderler

    [9] Hic suphe yok ki o zikri, Kur'an’ı Biz indirdik, onu koruyacak olan da Biz’iz

    [10] Senden once gelip gecen milletlere de Biz Peygamberler gonderdik. Ama onlara hic bir resul gelmedi ki onunla alay etmis olmasınlar

    [11] Senden once gelip gecen milletlere de Biz Peygamberler gonderdik. Ama onlara hic bir resul gelmedi ki onunla alay etmis olmasınlar

    [12] Biz boylece o inkar ve alayı sucluların kalplerine sokarız. Gecmis ummetlerin baslarına gelen felaketler ibret teskil ettigi halde yine de onlar iman etmezler

    [13] Biz boylece o inkar ve alayı sucluların kalplerine sokarız. Gecmis ummetlerin baslarına gelen felaketler ibret teskil ettigi halde yine de onlar iman etmezler

    [14] Hatta o kafirlere gokten bir kapı acsak, onlar da yukarı yukselip cıksalar, yine de “Galiba gozlerimiz baglandı, belki de buyuye tutulduk!” derler

    [15] Hatta o kafirlere gokten bir kapı acsak, onlar da yukarı yukselip cıksalar, yine de “Galiba gozlerimiz baglandı, belki de buyuye tutulduk!” derler

    [16] Gercekten Biz, gokte burclar yarattık ve onları seyredenler icin yıldızlarla susledik.Hem onu kovulmus her seytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlıgı edenler olursa, onu da parlak bir ısık kovalar. [25,61; 85,1; 26,212; 37,8-10] {KM, Luka}

    [17] Gercekten Biz, gokte burclar yarattık ve onları seyredenler icin yıldızlarla susledik.Hem onu kovulmus her seytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlıgı edenler olursa, onu da parlak bir ısık kovalar. [25,61; 85,1; 26,212; 37,8-10] {KM, Luka}

    [18] Gercekten Biz, gokte burclar yarattık ve onları seyredenler icin yıldızlarla susledik.Hem onu kovulmus her seytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlıgı edenler olursa, onu da parlak bir ısık kovalar. [25,61; 85,1; 26,212; 37,8-10] {KM, Luka}

    [19] Yeri de yaydık, genislettik ve oraya saglam daglar caktık ve orada hikmetle olculmus olarak her turlu nebatı yetistirdik. [37,6] {KM, Tekvin}

    [20] Orada hem siz insanlar icin, hem rızkını sizin vermediginiz daha nice yaratıklar icin gecimlikler meydana getirdik

    [21] Hicbir sey yoktur ki onu meydana getiren hazinelerin anahtarları elimizde olmasın. Biz onu ancak belirli bir olcu ile indiririz

    [22] Asılayıcı Ruzgarlar gonderdik. Derken gokten yagmur indirip onunla sizi suladık.Halbuki o suyu hazinelerde depolayan da sizler degilsiniz. [3]

    [23] Muhakkak ki hayatı veren de Biz'iz, hayatı geri alıp olduren de ve elbette hepsine varis olacak, hepsinden sonraya kalacak olan baki de Biz’iz

    [24] Dogrusu sizden, onden gidenleri de, geri kalanları da Biz pek iyi biliriz

    [25] Senin Rabbin, elbette onları mahserde toplayacaktır. Cunku O hakimdir, alimdir (tam hukum ve hikmet sahibidir, her seyi bilir)

    [26] Biz insanı kara camurdan, sekillenmis bir balcıktan yarattık

    [27] Cinleri de daha once, zehirli atesten yaratmıstık

    [28] Ve hani Rabbin meleklere: “Ben, demisti, kuru camurdan, sekillenmis bir camurdan bir beser yaratacagım.”

    [29] “Bu itibarla, Ben onu duzenledigim insan sekline koydugum ve icine ruhumdan ufledigim zaman, derhal onun onunde secdeye kapanınız.”

    [30] Iblis haric butun melekler secdeye kapandılar. O ise kibirlenip, secde edenler arasında yer almadı

    [31] Iblis haric butun melekler secdeye kapandılar. O ise kibirlenip, secde edenler arasında yer almadı

    [32] Allah Iblis'e: “Sen niye secde edenlerle beraber olmadın?” diye sordu

    [33] “Benim,” dedi, “kuru camurdan sekillenmis balcıktan yarattıgın bir besere secde etmem mumkun degildir.”

    [34] Allah soyle buyurdu: “O halde, defol buradan! Cunku sen kovuldun, ve bu lanet, hesap gunune kadar senin uzerinde devam edecektir.”

    [35] Allah soyle buyurdu: “O halde, defol buradan! Cunku sen kovuldun, ve bu lanet, hesap gunune kadar senin uzerinde devam edecektir.”

    [36] “Ya Rabbi!” dedi, “O halde insanların diriltilecekleri gune kadar bana muhlet ver!”

    [37] “Haydi, buyurdu, belirli bir gune kadar sana musaade edildi.”

    [38] “Haydi, buyurdu, belirli bir gune kadar sana musaade edildi.”

    [39] Iblis dedi ki: “Ya Rabbi! Beni azdırmana karsılık, yemin ederim ki ben de dunyada onlara gunahları susleyecegim ve senin ihlasa erdirdigin kulların mustesna, onların hepsini azdıracagım”

    [40] Iblis dedi ki: “Ya Rabbi! Beni azdırmana karsılık, yemin ederim ki ben de dunyada onlara gunahları susleyecegim ve senin ihlasa erdirdigin kulların mustesna, onların hepsini azdıracagım”

    [41] Allah buyurdu: “Bu seckin kullarımın tuttugu yol, iste Ben'im gozettigim dosdogru yoldur.”

    [42] “Suphesiz Benim o seckin kullarım uzerinde senin hicbir nufuzun yoktur, ancak senin pesine takılmıs saskın azgınlar baska!”

    [43] Suphesiz cehennem de o azgınların hepsinin varacakları yerdir. Oranın yedi kapısı vardır ve her kapıdan kimlerin girecegi belirlenmistir

    [44] Suphesiz cehennem de o azgınların hepsinin varacakları yerdir. Oranın yedi kapısı vardır ve her kapıdan kimlerin girecegi belirlenmistir

    [45] Seytana uymaktan korunan muttakiler ise cennetlerde ve pınar baslarındadırlar

    [46] “Esenlikle, emin olarak girin oraya!” (denir onlara)

    [47] Onların kalplerindeki kini sokup cıkarmısızdır. Dost ve kardes olarak, divanlar uzerinde karsı karsıya otururlar

    [48] Orada kendilerine hic bir zahmet ve mesakkat dokunmaz, oradan hic cıkarılmazlar

    [49] Kullarıma haber ver ki (gunahları orten) gafur, (ihsanı bol olan) rahim Ben'im.Bununla beraber azabım da elim mi elim

    [50] Kullarıma haber ver ki (gunahları orten) gafur, (ihsanı bol olan) rahim Ben'im.Bununla beraber azabım da elim mi elim

    [51] Onlara Ibrahim'in misafirlerinden de bahset. [11,69; 51,24] {KM, Tekvin 18. bolum}

    [52] Onun yanına girdiklerinde “Selam!” dediler. Ibrahim: “Biz sizden korkuyoruz.” dedi

    [53] “Korkma!” dediler. “Biz sana (buyudugunde alim olacak) bir oglunuzun dunyaya gelecegini mujdeliyoruz.”

    [54] “Beni mi mujdeliyorsunuz?” dedi. “Bana ihtiyarlık gelip catmısken, artık beni nasıl tebsir edersiniz?”

    [55] “Sana gercegi mujdeledik, onun icin umit kesenlerden olma!” dediler

    [56] O da: “Rabbinin rahmetinden, hak yoldan sapanlardan baska kim umit keser ki?” dedi

    [57] Ve ilave etti: “Ey elciler, bundan baska isiniz nedir? sorabilir miyim?”

    [58] “Haberin olsun!” dediler, “Biz, Lut'un ailesi dısında suclu bir toplulugu cezalandırmak icin gonderildik; onun karısı haric tum ailesini kurtaracagız. Zira esinin suclularla beraber kalmasını gerekli gorduk.”

    [59] “Haberin olsun!” dediler, “Biz, Lut'un ailesi dısında suclu bir toplulugu cezalandırmak icin gonderildik; onun karısı haric tum ailesini kurtaracagız. Zira esinin suclularla beraber kalmasını gerekli gorduk.”

    [60] “Haberin olsun!” dediler, “Biz, Lut'un ailesi dısında suclu bir toplulugu cezalandırmak icin gonderildik; onun karısı haric tum ailesini kurtaracagız. Zira esinin suclularla beraber kalmasını gerekli gorduk.”

    [61] Elciler Lut'un evine gelince O: “Dogrusu, siz urkulecek kimselersiniz.” dedi

    [62] Elciler Lut'un evine gelince O: “Dogrusu, siz urkulecek kimselersiniz.” dedi

    [63] “Yok” dediler, “Biz sana, onların suphe ettikleri cezayı getirdik ve sana emr-i Hak ile geldik, emin ol biz sadık kimseleriz.Hemen gecenin sonunda aileni yola cıkar, sen de arkalarından git, icinizden hic kimse donup ardına bakmasın, size emredilen yere gecin gidin.”

    [64] “Yok” dediler, “Biz sana, onların suphe ettikleri cezayı getirdik ve sana emr-i Hak ile geldik, emin ol biz sadık kimseleriz.Hemen gecenin sonunda aileni yola cıkar, sen de arkalarından git, icinizden hic kimse donup ardına bakmasın, size emredilen yere gecin gidin.”

    [65] “Yok” dediler, “Biz sana, onların suphe ettikleri cezayı getirdik ve sana emr-i Hak ile geldik, emin ol biz sadık kimseleriz.Hemen gecenin sonunda aileni yola cıkar, sen de arkalarından git, icinizden hic kimse donup ardına bakmasın, size emredilen yere gecin gidin.”

    [66] Ona su kesin emri vahyettik: “Sabaha cıkarlarken onların koku kesilmis olacaktır!”

    [67] Sehir halkı da misafirlerin geldigini duyup eglenmek icin gelmislerdi

    [68] “Bunlar benim misafirlerim!” dedi, “Ne olur beni mahcup etmeyin. Allah'tan korkun da beni rusvay etmeyin.”

    [69] “Bunlar benim misafirlerim!” dedi, “Ne olur beni mahcup etmeyin. Allah'tan korkun da beni rusvay etmeyin.”

    [70] Onlarsa: “Biz seni elalemin isine karısmaktan menetmemis miydik (sunu bunu korumak sana mı kalmıs!)” dediler

    [71] Lut: “Eger evlenmek isterseniz, iste kızlarım, onlarla evlenebilirsiniz” dedi

    [72] (Resulum!) “Hayatın hakkı icin onlar, kendilerini oylesine kaybetmislerdi ki sarhoslukları icinde surunup gitmekte idiler.”

    [73] Gunes dogarken o korkunc ses bastırıverdi onları

    [74] Bir anda sehirlerinin ustunu altına cevirdik. Pisirilmis camurdan yapılmıs tas yagmuruna tuttuk onları

    [75] Elbette bunda isaretten anlayanlar icin alınacak nice ibretler vardır

    [76] Hem o sehir harabesi ugrak bir yol uzerindedir

    [77] Elbette bunda, iman edecekler icin cok ibretler vardır

    [78] Eyke halkı da zalim mi zalim bir halk idi

    [79] Onlara da hak ettikleri cezayı verdik. Bu her iki sehir harabesi de ugrak bir yol uzerindedir

    [80] Hicr halkı da peygamberleri yalancı saydı

    [81] Onlara delil ve mucizelerimizi verdik, ama onlar bu delillerden yuz cevirdiler

    [82] Daglarda evler yontarak guven icinde bulunuyorlardı

    [83] Bir sabah o korkunc ses bastırıverdi onları

    [84] Kazanıp ele gecirdikleri mal ve imkanlar hicbir fayda vermedi kendilerine

    [85] Oyle ya, Biz gokleri, yeri ve bu ikisinin aralarında bulunan varlıkları elbette bosuna degil, gercek bir gaye ve hikmetle yarattık.Hic suphe yok ki o kıyamet saati gelip catacaktır. Oyleyse musamaha ile tatlılıkla davran onlara. [23,]

    [86] Elbette senin Rabbin mukemmel yaratan ve her seyi hakkıyla bilendir

    [87] Su kesin ki biz sana Seb-i mesani ile su yuce Kur'an’ı verdik

    [88] Sakın o kafirlerden bir kısmına gecici bir zevk olarak verdigimiz dunya nimetlerine goz dikme!Onların iman etmemelerinden oturu uzulme ve muminlere kol kanat ger, onları sefkatle koru. [20,131; 26,215; 9,128] {KM, Cıkıs}

    [89] Ve de ki: “Sizleri bekleyen felakete karsı sizi acıkca uyarıyorum.”

    [90] Tıpkı o bolusenlerin, O Kur'an’ı parca parca edenlerin baslarına indirdigimiz felaket gibi

    [91] Tıpkı o bolusenlerin, O Kur'an’ı parca parca edenlerin baslarına indirdigimiz felaket gibi

    [92] Rabbin hakkı icin, onların hepsini sorguya cekecegiz

    [93] Onları yaptıkları islerden sorumlu tutacagız

    [94] Simdi sen, sana ne emredilmisse onu acıkca onlara soyle.O musriklere aldırma

    [95] Seninle alay edenlerin haklarından gelmeye Biz yeteriz

    [96] Onlar Allah'tan baska tanrı uyduruyorlar ama yaptıklarının sonucunu yakında ogrenecekler

    [97] Onların bu kabil iddialarından oturu senin canının sıkıldıgını cok iyi biliyoruz

    [98] Ama sen Rabbini hamd ile tenzih et ve secde edenlerden ol

    [99] Sana olum gelip catıncaya kadar da Rabbine ibadet et

    Surah 16
    Nahl

    [1] Allah'ın emri ha geldi ha gelecek! Artık onun gelmesini cabuklastırmak istemeyin. Allah musriklerin kostugu ortaklardan munezzehtir, yucedir

    [2] Allah melekleri, kendi tarafından bir vahiy ile kullarından diledigi kimselere, “Ben'den baska tanrı yoktur. Bana karsı gelmekten sakının!” diye uyarmak uzere gonderir.

    [3] O, gokleri ve yeri hikmetle, ciddi bir maksatla yarattı. O, musriklerin kostukları ortaklardan yucedir

    [4] Nitekim O, insanı bir damla sudan yarattı. Ama o yaman bir hasım kesiliverdi

    [5] Allah davarları da yarattı. Bunlarda sizi soguktan koruyan (deri, yun, kıl gibi) maddeler ve bircok faydalar vardır. Hem onların etlerini ve urunlerini de yersiniz

    [6] Onları aksamleyin agıllarına getirir, sabahleyin otlaklara gotururken bambaska bir zevk alırsınız

    [7] Bunlar yuklerinizi tasırlar; oyle uzak diyarlara kadar gotururler ki, onlar olmaksızın, son derece zahmet ve mesakkat cekmeden varamazdınız oralara.Gercekten, bunları size amade kılan Rabbiniz pek sefkatlidir, rahmet ve ihsanı boldur. [36,71-72;]

    [8] Hem binmeniz, hem de zinet olsun diye atlar, katırlar, merkepler yarattı. Hem sizin bilemeyeceginiz daha neler neler yaratacak

    [9] Dogru yolu bildirmek Allah'a aittir. Kimi yollar ise egridir. Sayet O dileseydi, hepinizi toptan dogru yola getirirdi. [76,]

    [10] O'dur ki gokten yagmur indirir.Hem iceceginiz su ondan olusur, hem de hayvanlarınızı icinde otlattıgınız ot ve agaclar

    [11] Allah o su sayesinde sizin icin ekinler, zeytinlikler, hurmalıklar, uzum bagları ve cesit cesit meyveler yetistirir.Elbette bunda dusunen kimseler icin alınacak bir ders var

    [12] Hem geceyi ve gunduzu, gunes'i ve ay’ı sizin hizmetinize verdi.Diger yıldızlar da O’nun emriyle size ram edilmistir. Elbette aklını calıstıran kimseler icin bunda alınacak nice dersler var

    [13] Yeryuzunde turlu turlu renklerle, her cesitten bitki ve hayvan olarak sizin icin yarattıgı daha neler neler var!Elbette bunda dusunen kimseler icin alınacak ibret var

    [14] Yine O'dur ki denizi sizin hizmetinize verdi ki oradan taptaze et yiyesiniz ve takınıp kusanacagınız zinet esyası cıkarasınız.Denizde gemilerin suları yara yara akıp gittiklerini gorursun.Butun bunlar Onun lutfedecegi nasibi aramanız ve nimetine sukretmeniz icindir

    [15] Hem dunya hareketiyle sizi sarsmasın diye, yeryuzune sabit daglar koydu. Amaclarınıza ermeniz icin ırmaklar, gecitler yerlestirdi. [79,32; 21,31] {KM, Mezmurlar}

    [16] Yol bulmada yararlanacagınız daha bircok alametler, isaretler koydu. Yıldızlarla da bir kısım insanlar yol bulurlar

    [17] Yaratan hic yaratamayana benzer mi? Hala aklınızı kullanmayacak mısınız

    [18] Halbuki Allah'ın nimetlerini birer birer saymaya kalksanız, mumkun degil, sayamazsınız. Gercekten Rabbin gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [19] Allah sizin neleri gizleyip neleri acıga vurdugunuzu pek iyi bilir

    [20] O musriklerin Allah'tan baska ibadet edip yalvardıkları sahte tanrılar ise, hicbir sey yaratamazlar. Zaten kendileri yaratılmaktadırlar.Hep oludurler, diri degildirler.Kendilerine tapanların bile ne zaman diriltileceklerini bilemezler

    [21] O musriklerin Allah'tan baska ibadet edip yalvardıkları sahte tanrılar ise, hicbir sey yaratamazlar. Zaten kendileri yaratılmaktadırlar.Hep oludurler, diri degildirler.Kendilerine tapanların bile ne zaman diriltileceklerini bilemezler

    [22] Sizin ilahınız bir tek Ilahtır. Oyle iken ahireti inkar edenlerin kalpleri bu gercegi de inkar eder. Hep kibirlenip dururlar

    [23] Hic suphe yok ki Allah, onların neleri gizleyip, neleri acıga vurduklarını pek iyi bilir ve su kesindir ki kibirlenenleri hic sevmez

    [24] Onlara: “Rabbiniz ne gonderdi?” denildiginde “Oncekilerin masallarını!” derler.Boylece kıyamet gunu kendi gunahlarını tastamam yuklenmelerinden baska, bilgisizlikleri sebebiyle saptırdıkları kimselerin gunahlarının epey bir kısmını da yuklenmeleri icin boyle derler.Bak! Ne fena bir yuk yukleniyorlar

    [25] Onlara: “Rabbiniz ne gonderdi?” denildiginde “Oncekilerin masallarını!” derler.Boylece kıyamet gunu kendi gunahlarını tastamam yuklenmelerinden baska, bilgisizlikleri sebebiyle saptırdıkları kimselerin gunahlarının epey bir kısmını da yuklenmeleri icin boyle derler.Bak! Ne fena bir yuk yukleniyorlar

    [26] Kendilerinden onceki kafirler de peygamberler icin hileler, tuzaklar kurmuslardı.Ama neticede Allah onların binalarını ta temellerinden yıktı da ustlerindeki tavan tepelerine coktu. Hem de bu azap onlara hic fark edemedikleri bir yerden geldi

    [27] Sonra kıyamet gunu de Allah onları zelil eder ve:“Hani” der, “nerede sizin o ugurlarında muminlere dusman kesildiginiz ortaklarım(!)”Kendilerine ilim nasib edilenler de: “Gercekten her turlu zillet ve sefalet bugun kafirlerin basınadır!” derler

    [28] Kendi oz canlarına zulmederlerken meleklerin canlarını aldıkları kimseler azabı gorunce:“Biz, bir kotuluk olsun diye yapmıyorduk!” diye baslarını one egerler.Kendilerine iman ilmi nasib edilmis olanlar da:“Hayır, hayır! Allah yaptıgınız isi ne maksatla yaptıgınızı pek iyi biliyor! O halde girin bakalım icinde ebediyyen kalmak uzere cehennemin kapılarından! Ne fena bir yerdir o kibirlilerin yeri!” derler

    [29] Kendi oz canlarına zulmederlerken meleklerin canlarını aldıkları kimseler azabı gorunce:“Biz, bir kotuluk olsun diye yapmıyorduk!” diye baslarını one egerler.Kendilerine iman ilmi nasib edilmis olanlar da:“Hayır, hayır! Allah yaptıgınız isi ne maksatla yaptıgınızı pek iyi biliyor! O halde girin bakalım icinde ebediyyen kalmak uzere cehennemin kapılarından! Ne fena bir yerdir o kibirlilerin yeri!” derler

    [30] Allah'a karsı gelmekten sakınanlara ise: “Rabbiniz ne indirdi?” denildiginde: “Hayır indirdi.” derler.Bu dunyada guzel isler yapanlara guzel bir mukafat var.Ahiret yurdu cennet, dunyadan ve icindeki her seyden elbette daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne guzel yurttur!”

    [31] Adn cennetleri, oraya girecek onlar... Zemininden ırmaklar akar. Onlara orada ne isterlerse var...Iste Allah muttakileri boyle odullendirir

    [32] Onlar ki melekler canlarını tatlılıkla alırlar: “Selam size! Yaptıgınız islerden dolayı buyurun cennete!” derler

    [33] Dini inkar edenler ille kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin azap emrinin gelmesini mi bekliyorlar?Onlardan oncekiler de boyle yaptılar.Allah zulmetmedi onlara, kendi canlarına zulmediyordu onlar! Kendilerini buldu, yaptıkları kotu isler.Sarıp kusatıverdi onları alay ettikleri seyler

    [34] Dini inkar edenler ille kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin azap emrinin gelmesini mi bekliyorlar?Onlardan oncekiler de boyle yaptılar.Allah zulmetmedi onlara, kendi canlarına zulmediyordu onlar! Kendilerini buldu, yaptıkları kotu isler.Sarıp kusatıverdi onları alay ettikleri seyler

    [35] Bir de musrikler dediler ki: “Eger Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız, Kendisinden baskasına ibadet etmez. Onun emri olmadan hicbir seyi haram kılmazdık.”Bunlardan oncekiler de boyle soylemis, boyle yapmıslardı. O halde, peygamberlere acık bir tebligden baska bir vazife duser mi

    [36] Biz her millete bir peygamber gonderdik.O da “Allah'a ibadet edin, taguttan uzak durun!” dedi. Sonra onlardan bir kısmına Allah hidayet nasib etti, bir kısmı hakkında da sapacaklarına dair hukum kesinlesti.Iste gezin dolasın dunyayı da peygamberleri yalancı sayanların akıbetlerinin ne oldugunu gorun!

    [37] Sen onların hidayete gelmelerine ne kadar duskun olsan da, sunu bil ki: Allah dalalette bıraktıgı kimselere hidayet vermez. Onlara yardım eden de bulunmaz. [

    [38] Onlar var gucleriyle yemin ederek: “Allah, olen kimseyi diriltmez!” dediler. Hayır, diriltecek! Bu O'nun verdigi kesin bir sozdur, fakat insanların ekserisi bunu bilmezler

    [39] Diriltecek ki hakkında ihtilaf ettikleri o ba's, o dirilis gercegini meydana cıkarsın ve bunu inkar edenler de kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler

    [40] Biz herhangi bir seyin olmasını istedigimizde, sadece “Ol!” deriz, o da hemen oluverir

    [41] Zulme maruz kaldıktan sonra Allah ugrunda hicret edenleri, elbette dunyada guzel bir yere yerlestiririz.Ahiret mukafatı ise daha buyuktur. Bunu bir bilselerdi

    [42] O muhacirler hak yolda sabreder ve yalnız Rab'lerine dayanıp guvenirler

    [43] Senden once de, gonderdigimiz elciler, kendilerine vahyettigimiz bir kısım adamlardan baska bir varlık degildiler.Eger bu konuları bilmiyorsanız ilim adamlarına sorunuz

    [44] Evet, belgeler, mucizeler ve kitaplarla gonderdik onları. Sana da ey Resulum bu zikri indirdik ki kendilerine indirileni insanlara acıklayasın. Umulur ki dusunup anlarlar. [1]

    [45] Ser planları hazırlayanlar, emin mi oldular: Allah'ın kendilerini yerin dibine gecirmesinden yahut hic ummadıkları bir yerden azabın gelmesinden, yahut gezip dolasırlarken Allah’ın kendilerini kıskıvrak yakalamasından? Cunku onlar, kacıp kurtulacak durumda degildirler

    [46] Ser planları hazırlayanlar, emin mi oldular: Allah'ın kendilerini yerin dibine gecirmesinden yahut hic ummadıkları bir yerden azabın gelmesinden, yahut gezip dolasırlarken Allah’ın kendilerini kıskıvrak yakalamasından? Cunku onlar, kacıp kurtulacak durumda degildirler

    [47] Yahut da kendilerini korkuta korkuta, eksilte eksilte alıvermesinden emin mi oldular? Demek ki Rabbiniz cok sefkatli, cok merhametlidir

    [48] Gormuyorlar mı ki Allah'ın yarattıgı seylerin golgeleri bile nasıl sagdan soldan surunup Allah’a secde ederek donmektedir

    [49] Hem goklerde ve yerde ne varsa hepsi, herhangi bir canlı olsun, melaike olsun hepsi Allah'a secde eder, asla kibirlenmezler

    [50] Ustlerindeki Rab'lerinden korkar ve kendilerine ne emredilirse onu yaparlar

    [51] Allah buyurdu ki: “Iki tanrı edinmeyin. O ancak tek Tanrıdır. O halde yalnız Ben'den korkun!”

    [52] Goklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur.Itaat daima O’nadır.Oyle iken Allah’tan baskasından mı korkuyorsunuz

    [53] Hem sizde nimet namına ne varsa hepsi Allah'tandır.Kaldı ki size bir sıkıntı dokundugunda da yalnız O’na yalvarırsınız

    [54] Ama sonra sizin o sıkıntınızı giderince, icinizden bir kısmı hemen Rab'lerine ortak kosarlar

    [55] Iste verdigimiz bunca nimete sukur yerine neticede, boyle nankorluk ederler.Simdi bir sure eglenin bakalım, yakında basınıza gelecek akıbeti ogrenirsiniz

    [56] Bir de kendilerine nasib ettigimiz nimetlerimizden, tutuyor gercek yuzunu kendilerinin de bilmedikleri o bilincsiz putlara pay ayırıyorlar.Allah hakkı icin, uydurdugunuz bu iftiraların mutlaka hesabı sorulacaktır

    [57] Allah'ın kızları oldugunu iddia ediyorlar. O, cocugu olmaktan munezzehtir. Hoslandıkları erkek cocuklarını ise kendilerine yakıstırırlar

    [58] Onlardan birine bir kızının dunyaya geldigi mujdelenince, ofkesinden ve uzuntusunden, yuzu mosmor kesilir

    [59] Mujdelendigi bu kotu haberin etkisiyle utanıp esinden dostundan saklanmaya calısır.Simdi ne yapsın:Hor, hakir, itilip kakılan bir bela olarak onu hayatta mı bıraksın, yoksa topraga mı gomsun, ne yapsın? diye kara kara dusunur!Dikkat ediniz, ne fena hukumlerdi verdikleri bu hukumler

    [60] Ahirete inanmayanların boylesine kotu sıfatları vardır.En yuce sıfatlar ise Allah'ındır.Aziz O’dur, hakim O! (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [61] Eger Allah zulumleri yuzunden insanları cezalandıracak olsaydı dunyada tek canlı bile bırakmazdı.Fakat onları takdir ettigi bir vadeye kadar bekletir. Vadeleri gelince ne bir an one alabilir, ne bir an geriye bırakabilirler

    [62] Hem utanmadan, kendilerinin begenmedikleri seyleri Allah'a yakıstırıyor,O’nun dinini, peygamberini hafife alıyorlar, hem de en guzel akıbetin kendilerini bekledigi yalanını uyduruyorlar.Beklesinler bakalım!Onlara olsa olsa ates vardır!Hem de oraya gireceklerin basında olacaklardır. [41]

    [63] Allah sahittir ki, Biz senden once bir cok ummete kendilerini irsad etmeleri icin resuller gonderdik, fakat seytan onların batıl islerini kendilerine guzel gosterdi. Bu yuzden peygamberlerini yalancı saydılar.Iste seytan dunyada oldugu gibi, bu gun de onların dostudur. Onlara gayet acı bir azap vardır

    [64] Ey Resulum, sana bu kitabı indirmemiz, sırf onların, hakkında ihtilaf ettikleri gercekleri acıklaman ve sırf iman edecek kimselere hidayet ve rahmet olması icindir

    [65] Allah gokten yagmur indirip onunla olmus olan yeryuzune hayat verir.Elbette bunda gercege kulak verecek kimseler icin ibret ve delil vardır

    [66] Dogrusu davarlarda da size deliller vardır:Zira size onların karınlarındaki iskembe ile kan arasından, halis bir sut iciriyoruz ki icenlerin bogazından afiyetle gecer

    [67] Hurma ve uzumden hem sarhosluk veren icki, hem de guzel gıdalar elde edersiniz.Suphesiz bunda aklını calıstıran kimseler icin alacak ibret vardır

    [68] Rabbin bal arısına soyle vahyetti: “Daglardan, agaclardan ve insanların kurdukları cardaklardan kendine goz goz ev (kovan) edin.Sonra da her turlu meyveden ye de Rabbinin sana yayılman icin belirledigi yolları tut.”Onların karınlarından renkleri cesit cesit bir serbet cıkar ki onda insanlara sifa vardır.Elbette dusunen kimseler icin bunda alacak ibret vardır. {KM, Yoel}

    [69] Rabbin bal arısına soyle vahyetti: “Daglardan, agaclardan ve insanların kurdukları cardaklardan kendine goz goz ev (kovan) edin.Sonra da her turlu meyveden ye de Rabbinin sana yayılman icin belirledigi yolları tut.”Onların karınlarından renkleri cesit cesit bir serbet cıkar ki onda insanlara sifa vardır.Elbette dusunen kimseler icin bunda alacak ibret vardır. {KM, Yoel}

    [70] Sizi Allah yarattı. Sonra da sizi O oldurecek. Icinizden kimi bilgi sahibi olmasından sonra cocuk gibi, bir sey bilmesin diye- omrun en fena donemine vardırılır. Allah her seyi hakkıyla bilir, her seye kadirdir

    [71] Allah sizi, maiset ve rızık hususunda kiminizi kiminize ustun kıldı.Nasipleri bol olanlar kendi nasiplerini, kendileriyle esit seviyeye gelecek derecede, yanlarında calıstırdıkları kole ve hizmetcilere vermezler.O halde nasıl olur da Allah'ın nimetini, Allah’ın kendilerinin uzerindeki hakkını bile bile inkar ederler? [30,28] {KM, Cıkıs 21,2; I Korintos}

    [72] Allah kendilerinizden, insan kardeslerinizden size esler yarattı. Eslerinizden size ogullar, torunlar verdi ve sizleri hos, guzel gıdalarla besledi.Boyle iken onlar batıla inanıyor da Allah'ın bunca nimetlerini inkar mı ediyorlar

    [73] Allah'tan baska, kendilerine, ne goklerden, ne yerden zerre miktar rızık verme gucu olmayan ve bunu yapma ihtimali de bulunmayan birtakım nesnelere tapıyorlar

    [74] Artık birtakım benzetmelerle, temsillerle Allah'a benzerler icad etmeyin.Cunku Allah benzeri olmadıgını bilir, ama siz bu gercekleri bilmezsiniz

    [75] Allah size bir temsil getiriyor:Bir tarafta bir sahsın kolesi olup hicbir guc ve yetkisi olmayan aciz bir adam,obur tarafta kendisine tarafımızdan bol bol rızık ve imkan nasib ettigimiz bir zat ki o maldan gizli - acık diledigi gibi harcayıp kullanıyor.Hic bu ikisi esit tutulabilir mi?Butun hamdler, ovguye vesile olan her sey, Allah'a aittir.Ne var ki onların cogu bunu bilmezler

    [76] Allah bir de su temsili getiriyor:Iki kisi var. Birisi dilsiz, hicbir sey beceremez, efendisine sadece bir yuk! Ne tarafa gonderse hicbir ise yaramaz!Simdi hic bu zavallı ile, hakkı hakikati bilen, adaleti dile getirip gerceklestiren, dosdogru yol uzere ilerleyen bir insan esit tutulabilir mi

    [77] Butun goklerin ve yerin gaybını bilmek de Allah'a mahsustur!Kıyametin olus isi ise, baska degil, ancak goz acıp kapama yahut daha da kısa bir anda olup biter. Suphe yok ki Allah her seye kadir! [54,50; 31,28] {KM, I Korintos}

    [78] Allah sizi analarınızın karınlarından oyle bir halde cıkardı ki hicbir sey bilmiyordunuz.Oyle iken size kulaklar, gozler, kalpler verdi ki sukredesiniz

    [79] Gokyuzunun genisliginde Allah'ın emrine ram olarak ucan kusları gormezler mi?Bunları orada Allah’tan baskası tutmuyor.Elbette bunda iman edecek kimseler icin cok deliller, cok isaretler vardır

    [80] Allah evlerinizi sizin icin bir huzur ocagı yaptı.Davarların derilerinden de, gerek goctugunuz, gerek konakladıgınız gunlerde sizin icin tasınması kolay evler (cadırlar, portatif evler) nasib etti.O davarların yunlerinden, tuylerinden veya kıllarından bir sureye kadar faydalanacagınız giyilecek, dosenecek ve kullanılacak esyalar yapma imkanı verdi

    [81] Allah yarattıgı seylerin bir kısmında size golgelikler, daglarda da sizin icin barınaklar yaptı.Sizi sıcaktan ve soguktan koruyacak elbiseler ve savasta sizi koruyacak zırhlar var etti.Boylece Allah uzerinizdeki nimetlerini tamamlar ki O'na teslimiyetle itaat edesiniz

    [82] Eger bunca nimetlere ragmen yuz cevirirlerse sen sorumlu degilsin.Cunku senin acık tebligden baska bir gorevin yoktur

    [83] Musrikler Allah'ın nimetini bilmekle beraber, bunları kendilerine veren Allah’tan baskasına ibadet etmekle bu nimetleri inkar ederler.Onların cogu iste boyle nankordurler

    [84] Gun gelir, o gun her ummetten birer sahit getiririz.Artık ne o kafirlere konusmaları icin izin verilir, ne de ozur dileme imkanı bırakılacak

    [85] O zalimler cehennem azabını gorunce yalvarıp yakarırlar.Fakat ne azapları hafifletilir, ne de kendilerine muhlet verilir.

    [86] Musrikler orada seriklerini gorunce: “Yuce Rabbimiz! Ha iste Senden baska yalvardıgımız, Sana ortak saydıgımız putlarımız. Onlar yok mu onlar, iste onlar bizi sasırttılar!” der, onlarsa bunların suratlarına su sozu carparlar: “Yalancının tekisiniz siz!” [46,]

    [87] Ve o gun zalimler Allah'ın hukmune teslim olur, uydurdukları tanrılar da kendilerini bırakıp ortalıkta gorunmez olurlar

    [88] Onlar ki kendileri kafir oldukları gibi baskalarını da Allah yolundan cevirirler...Iste baska insanları da ifsad ettikleri icin, onların cezalarını kat kat artırırız

    [89] Gun gelir, her ummetten kendilerine birer sahit getiririz.Seni de ummetin uzerine bir sahit olarak getirip dinleriz.Ey Resulum, iste sana bu kutlu kitabı indirdik ki her seyi acıklasın, dogru yolu gostersin,Allah'a teslimiyetle itaat edecek olanlara, rahmetin ve mujdenin ta kendisi olsun

    [90] Allah adaleti, hatta adaletten de fazla olarak ihsanı, en guzel davranısı ve muhtac oldukları seyleri yakınlara vermeyi emreder.Hayasızlıgı, cirkin isleri, zulum ve tecavuzu yasaklar. Dusunup tutasınız diye size ogut verir

    [91] Bir de sozlesme yaptıgınızda Allah'ın huzurunda verdiginiz sozu yerine getirin.Allah’ı kefil ederek baglandıgınız yeminleri te’kid ettikten sonra bozmayın.Hic suphe yok ki Allah yaptıgınız her seyi bilir

    [92] Bir topluluk, diger bir topluluktan sayıca, nufuzca veya malca daha cok oldugu icin, yeminlerinizi aranızda bir aldatma ve isi bozma sebebi kılıp da ipligini saglamca bukup egirdikten sonra cozen, boylece butun emegini bosa cıkaran ahmak kadının durumuna dusmeyin.Gercekten Allah sizi bununla (sozunuzu yerine getirmekle veya nufuz ve servet coklugu ile) imtihan eder.Kıyamet gunu de hakkında ihtilafa dusmus oldugunuz seyleri size acıklayacaktır

    [93] Allah dileseydi sizin hepinizi bir tek ummet yapardı.Lakin O, diledigini sasırtır, diledigini dogru yola iletir.Su kesin ki sizler butun yaptıklarınızdan sorguya cekileceksiniz

    [94] Yeminlerinizi aranızda bir aldatma ve fesat aleti yapmayın ki sonra ayagınız sapasaglam bastıktan sonra kayabilir, insanları Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle kotulugun cezasını tadarsınız, ahirette de size pek buyuk bir azap olur

    [95] Allah'a verdiginiz sozu degersiz bir menfaat karsılıgında satmayın! Zira ahirette Allah nezdinde olan nimet, eger bilirseniz, sizin icin elbette daha hayırlıdır

    [96] Sizin elinizdekiler tukenir, ama Allah'ın elinde olanlar bakidir.Biz sabredenleri, isledikleri en guzel isleri esas alarak odullendirecek, kotuluklerini bagıslayacagız

    [97] Erkek olsun kadın olsun, kim mumin olarak guzel isler yaparsa, elbette ona guzel bir hayat yasatacak ve onları isledikleri en guzel isleri esas alarak odullendirecek, kotuluklerini bagıslayacagız

    [98] Imdi, Kur'an okuyacagın zaman, o kovulmus seytandan Allah’a sıgın

    [99] Aslında iman edip Rab'lerine guvenen ve dayananlar uzerinde onun bir nufuzu yoktur

    [100] Onun nufuzu, ancak onu dost edinenler ve onu Allah'a, ortak sayanlar uzerindedir

    [101] Biz bir ayetin yerine onun hukmunu neshedecek baska bir ayet getirdigimiz zaman -ki Allah gonderecegi ayetleri pek iyi bilmektedir- onlar: “Sen iftiracının tekisin!” dediler.Hayır, hic de oyle degil! Onların cogu isin gercegini bilmiyorlar

    [102] Soyle onlara: “Iman edenlere tam bir sebat vermek ve Allah'a teslimiyet gosterecek Muslumanlara bir hidayet ve mujde olmak uzere Kur’an’ı, Rabbin tarafından gercek olarak getiren, Ruhu’l-kudustur

    [103] Biz onların, Peygamber hakkında: “Mutlaka ona ogreten bir insan vardır!” dediklerini pek iyi biliyoruz.Hakikatten uzaklasarak tahminle kendisine yoneldikleri sahsın dili, yabancı bir dildir, halbuki bu Kur'an, acık bir Arapca ifadedir

    [104] Allah'ın ayetlerine iman etmeyenler var ya (onlar inkarı, tercih ettikleri muddetce)Allah onları hidayete erdirmez.Onlara gayet acı bir azap vardır

    [105] Allah'ın ayetlerine iman etmeyenlerdir ki uydurdukları yalanı Allah’a mal ederler!Iste yalancıların ta kendileri onlardır

    [106] Kalbi imanla dolu olarak mutmain iken, dini inkar etmeye mecbur bırakılıp da yalnız dilleriyle inkar sozunu soyleyenler haric, kim imanından sonra Allah'ı inkar ederek gonlunu inkara acar, gogsune kufru yerlestirirse, onlara Allah tarafından bir gazap, hem de muthis bir azap vardır

    [107] Cunku onlar dunya hayatını ahirete ustun tutmuslar, ahiretlerini dunyalarına feda etmislerdir ve cunku onlar inkarı tercih ettikleri muddetce Allah kafirler toplulugunu hidayete erdirmez

    [108] Bunlar o kimselerdir ki Allah onların kalplerini, kulaklarını ve gozlerini muhurlemistir.Iste hakkı goremeyen gafiller onlardır

    [109] Hic suphe yok ki ahirette de husrana ugrayanlar onlar olacaktır

    [110] Bundan sonra sunu bil ki: Suphesiz ki senin Rabbin, mihnet ve iskenceye, zulme ve baskıya ugradıktan sonra mucahede edip sabreden, ardından da hicret edenlerle beraberdir.Evet Rabbin, onların butun bu guzel hareketlerine karsılık elbette onları bagıslayıp ihsanda bulunacaktır. Cunku O gafurdur, rahimdir

    [111] Gun gelecek, herkes sadece kendisini kurtarmaya bakacak, gozu baskasını gormeyecek, her sahsa, yaptıklarının karsılıgı tamtamına odenecek, kendilerine asla haksızlık edilmeyecektir

    [112] Allah soyle bir temsil getirir:Bir sehir halkı vardı: Guvenlik ve huzur icinde idi, rızıkları her yandan bol bol, rahatca geliyordu.Derken Allah'ın nimetlerine nankorluk ettiler,Allah da halkının isledigi suclar sebebiyle o sehre aclıgı ve korkuyu tattırdı, (aclık ve korku elbise gibi kaplayıverdi butun vucutlarını)

    [113] Onlara, iclerinden bir peygamber geldi, onlar onu yalancı saydılar.Derken onlar zulumlerine devam ederken, cok gecmeden azap kendilerini kıskıvrak yakaladı. [28,5]

    [114] Onun icin siz Allah'ın size verdigi rızıklardan helal ve hos olarak yeyin. Yalnız Allah’a ibadet ediyorsanız O’nun nimetlerine sukredin

    [115] Allah size sadece lesi, kanı, domuz etini ve Allah'tan baskası adına kesilen hayvanın etini haram kıldı.Ama kim caresiz kalırsa zaruret miktarını asmayarak ve baskasının hakkına da tecavuz etmeyerek, haram kılınan seyden yerse bunda gunah yoktur. Suphesiz Allah cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur

    [116] Kendi dillerinizin yalan yanlıs nitelendirmesiyle uydurdugunuz yalanı Allah'a mal ederek “bu helaldir, su haramdır” demeyin.Cunku Allah adına yalan soyleyenler asla iflah olmazlar

    [117] Onların butun bulacakları, dunyanın azıcık bir zevkidir.Onlara gayet acı bir azap vardır

    [118] Yahudilere de, daha once sana bildirdigimiz seyleri haram kılmıstık.Bununla Biz onlara zulmetmedik.Lakin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

    [119] Bundan sonra sunu bil ki: Rabbin, cahillik sebebiyle fenalık yapan, pesinden tovbe edip halini ve isini duzeltenleri bagıslar.Rabbin, onların bu hallerinden sonra elbette gafur ve rahim oldugunu gosterir

    [120] Gercekten Ibrahim, hak dine yonelen, Allah'a itaat uzere bulunan tek basına bir ummet, butun hayırlı halleri kendinde toplayan bir onder idi. O hicbir zaman musriklerden olmadı

    [121] Allah'ın nimetlerine sukreden bir zat idi. Cunku Allah onu secmis ve dogru yola iletmisti

    [122] Biz ona dunyada iyilik verdik. Elbette o, ahirette de salihlerden olacaktır

    [123] Sonra da sana vahyettik ki: Dogru yola yonelerek Ibrahim'in dinine tabi ol; zira o musriklerden degildi

    [124] Sebt (cumartesi) tatili, ancak onda ihtilaf edenlere farz edilmisti.Rabbin kıyamet gunu ihtilaf ettikleri hususlarda onlar hakkında elbette hukmunu verecektir

    [125] Sen insanları Allah yoluna hikmetle, guzel ve makul ogutlerle davet et, gerektigi zaman da onlarla en guzel tarzda mucadele et. Rabbin, elbette, yolundan sapanları en iyi bildigi gibi kimlerin dogru yola gelecegini de pek iyi bilir

    [126] Ceza verecek olursanız, size yapılan muamelenin misliyle cezalandırın. Ama eger bu hususta sabrederseniz, bilin ki bu, sabredenler icin daha hayırlıdır

    [127] Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir.Kafirlerin yuz cevirmelerinden mahzun olma, yaptıkları hilelerden dolayı da telas edip darlanma

    [128] Cunku Allah fenalıktan korunanlar ve hep guzel davrananlarla beraberdir

    Surah 17
    İsrâ

    [1] Bir gece, kendisine bazı delillerimizi gosterelim diye kulu Muhammedi, Mescid-i Haramdan, cevresini mubarek kıldıgımız Mescid-i Aksaya goturen O zatın sanı ne yucedir! Butun eksikliklerden uzaktır O! Gercekten, her seyi isiten, her seyi goren O'dur

    [2] Biz Musa'ya kitap verdik ve onu, Israilogullarına “Benden baskasını Rab edinmeyin, benden baskasının himayesine girmeyin.” diye, dogru yolu gosteren bir rehber kıldık

    [3] Ey Nuh ile birlikte gemide tasıdıgımız kimselerin nesli! (Yalnız Bana guvenip, dayanın, Bana sukredin!) Sunu bilin ki Nuh cok sukreden bir kul idi

    [4] Biz Israilogullarına kitapta su hukmu de bildirdik: “Siz ulkede iki kere bozgunculuk yapacak ve acık zorbalıklar edeceksiniz.”

    [5] Onlardan birincisinin vadesi gelince, kuvvet ve siddet sahibi olan kullarımızı sizin uzerinize musallat ettik de onlar sizi yakalayabilmek icin evlerin aralarına bile girerek her tarafı didik didik edip arastırdılar. Bu, yerine getirilmesi gereken bir vaad idi

    [6] Sonra o istilacılara karsı size galibiyet ve zafer verdik, servet ve ogullarla kuvvetlendirdik, sayınızı daha da cogalttık

    [7] Iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmis olursunuz. Kotuluk ederseniz, onu da kendi aleyhinize islemis olursunuz. Derken sonraki taskınlıgınızın vadesi gelince, kederinizden suratlarınız asılsın, daha once girdikleri gibi yine Mescide girsinler ve istila ettikleri yeri mahvedip dursunlar diye basınıza yine dusmanlarınızı musallat ederiz

    [8] Olur ki tovbe edersiniz de Rabbiniz size merhamet eder.Eger tekrar bozgunculuga donerseniz, Biz de size ceza vermeye doneriz. Zaten cehennemi kafirlere zindan kılmısız

    [9] Gercekten bu Kur'an insanları en dogru yola, en isabetli tutuma yoneltir.Guzel ve makbul isler yapan muminlere nail olacakları buyuk mukafatı mujdeler

    [10] Ahirete inanmayanlara ise gayet acı bir azap hazırladıgımızı bildirir

    [11] Insan, bazen serri, tıpkı hayrı istercesine ister. Pek acelecidir bu insan

    [12] Biz gece ve gunduzu kudretimizi gosteren iki delil kıldık. Gece delili ay'ı sildik, gunduz delili gunes’i aydınlatıcı yaptık ki hem Rabbinizin lutfedecegi nimetlerin pesine dusesiniz, hem de yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Biz her seyi acık acık bildirdik. [

    [13] Her insanın vebalini, kendi nefsine bagladık, (her insan yaptıklarına gore muamele gorur). Nitekim kıyamet gunu onune acılan bir defter cıkaracagız. [99,7-8; 52,16; 4,123; 75,12-14] [Isaya 65,6; Daniel 7,10; Vahiy]

    [14] Soyle deriz ona: “Defterini oku. Bugun muhasebeci olarak kendi isini gormeye kendin yetersin!”

    [15] Kim dogru yolu secerse, kendisi icin secmis olur; kim de dogru yoldan saparsa, kendi aleyhinde sapmıs olur. Hicbir kimse baskasının gunah yukunu tasımaz. Biz peygamber gondermedigimiz hicbir halkı cezalandırmayız. [35,18; 29,13; 16]

    [16] Herhangi bir beldeyi imha etmek istedigimizde oranın luks icinde yasayan sımarıklarına iyilikleri emrederiz.Buna ragmen onlar dinlemez, fısk-u fucura devam ederler. Bu sebeple, orası hakkında cezalandırma hukmu kesinlesir. Biz de orayı yerle bir ederiz. {KM, Isaya 6,9-13; Hezekiel 18. bolum}

    [17] Hem Nuh'tan sonra oyle nesiller helak ettik ki saymaya gelmez!Kullarının gunahlarını senin Rabbinin gorup bilmesi yeter

    [18] Kim su pesin dunya zevkini isterse, Biz de diledigimiz kimse hakkında ve diledigimiz miktarda, o dunya zevkini ona veririz.Ama sonra ona cehennemi mekan kılarız,O da yerilmis ve kovulmus olarak oraya atılır

    [19] Kim de ahireti ister ve ona layık bir bicimde mumin olarak gayret gosterirse, iste bunların calısmaları makbul olur

    [20] Hepsine, dunyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmıs degildir

    [21] Bak nasıl dunyada onların kimini kimine ustun kıldık!Elbette ahirette erisilecek daha buyuk mertebeler, kazanılacak daha yuksek faziletler vardır

    [22] Sakın Allah ile beraber baska tanrı edinme! Yoksa yerilmis, bir kenara itilmis vaziyette kalırsın. {KM, Tesniye 32,39; Isaya}

    [23] Rabbin soyle buyurdu: Allah'tan baskasına ibadet etmeyin. Anneye ve babaya guzel muamele edin.Sayet onlardan her ikisi veya birisi yaslanmıs olarak senin yanında bulunursa sakın onlara hizmetten yuksunme, “off!” bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve gonul alıcı sozler soyle

    [24] Sefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve soyle dua et: “Ya Rabbi, onlar kucuklugumde nasıl beni ihtimamla yetistirdilerse, ona mukafat olarak Sen de onlara merhamet buyur!”

    [25] Rabbiniz ruhlarınızdaki duyguları pek iyi bilir. Eger siz iyi kimseler iseniz sunu bilin ki Allah kotuluklerden, (ozellikle anne ve babasına yaptıgı kotu muamelelerden,) tovbe edenlere karsı, gunahları cok affedicidir. {KM, Hezekiel 18,21; Yoel 2,12-14; II Tarihler}

    [26] Yakınlarına, yoksula, yolda kalmısa hakkını ver, sakın sacıp savurma!Cunku savurganlar seytanların kardesleri olmuslardır. Seytan ise Rabbine karsı pek nankordur

    [27] Yakınlarına, yoksula, yolda kalmısa hakkını ver, sakın sacıp savurma!Cunku savurganlar seytanların kardesleri olmuslardır. Seytan ise Rabbine karsı pek nankordur

    [28] Eger elinin dar olması sebebiyle Rabbinden umdugun bir lutfu, bir imkanı beklerken o hak sahiplerine simdilik ilgi gosteremiyorsan, hic degilse onlara gonul alıcı bir seyler soyle

    [29] Eli sıkı olma, busbutun eli acık da olma ki herkes tarafından ayıplanan, kaybettiklerine hasret ceken bir hale dusmeyesin

    [30] Su kesin ki, Rabbin diledigi kimsenin nasibini bollastırır, dilediginin nasibini daraltır. Cunku Rabbin kullarının her halini bilip gormektedir

    [31] Fakirlige dusme endisesi ile evlatlarınızı oldurmeyiniz! Onların da sizin de rızkınızı veren Biz'iz, Suphesiz ki onları oldurmek buyuk bir suctur

    [32] Sakın zinaya yaklasmayın! Cunku o, cirkinligi meydanda olan bir hayasızlıktır, cok kotu bir yoldur

    [33] Haklı bir gerekce olmaksızın Allah'ın muhterem kıldıgı cana kıymayın! Bir kimse zulmen oldurulurse onun velisine (mirascısına) bir yetki vermisizdir; artık o da kısas hususunda asırı davranmasın, (mesru hakla yetinsin). Zaten kendisine yetki verilmekle gerekli destek saglanmıstır. {KM, Sayılar 35,12.19; Tesniye 19,6.12; Yusa}

    [34] Bulug cagına ermeyen yetimin malına, en guzel tarzdan baska bir sekilde yaklasmayın. Verdiginiz sozu yerine getirin. Cunku verilen soz, sorumluluk gerektirir

    [35] Olctugunuz zaman durust olun, tam olcun. Dogru terazi ile tartın. Bu hem ticaretiniz icin daha hayırlı, hem de akıbet yonunden daha guzeldir

    [36] Bilmedigin seyin pesine dusme! Cunku kulak, goz, kalb gibi azaların hepsi de sorguya cekilecektir

    [37] Hem kibirli kibirli yurume!Zira ne kadar kibirlenirsen kibirlen, ne yeri yarabilirsin, ne de dagların boyuna erisebilirsin.Boylesi davranısların hepsi kotu olup, Rabbinin nazarında hos gorulmeyen seylerdir

    [38] Hem kibirli kibirli yurume!Zira ne kadar kibirlenirsen kibirlen, ne yeri yarabilirsin, ne de dagların boyuna erisebilirsin.Boylesi davranısların hepsi kotu olup, Rabbinin nazarında hos gorulmeyen seylerdir

    [39] Iste bunlar Rabbinin sana vahyettigi hikmetlerdendir. Sakın Allah'ın yanı sıra baska bir tanrı uydurma, yoksa yerilmis, rahmetten kovulmus olarak cehenneme fırlatılırsın

    [40] Ya! Demek Rabbiniz sizi erkek evlatlarla onurlandırdı da, (sizin iddianıza gore, isi bilmiyormus gibi), melekleri de bicare kız cocukları olarak Kendisine ayırdı oyle mi?Gercekten siz pek muthis, vebali cok buyuk bir iddia ileri suruyorsunuz

    [41] Insanlar dusunup ders alsınlar diye Biz Kur'an’da bu gercekleri farklı usluplarla beyan ettik. Ne var ki bu, onları daha da kacırmaktan baska bir sonuc vermedi

    [42] De ki: Faraza musriklerin iddia ettikleri gibi Allah'tan baska tanrılar bulunsaydı, elbette onlar Ars’ın ve kainat hakimiyetinin sahibi Yuce Allah’a ustun gelmek icin careler arayacaklardı! (Ama besbelli ki boyle bir sey asla vaki degildir)

    [43] Allah onların, iddialarından munezzehtir, son derece yucedir, uludur

    [44] Yedi kat gok, dunya ve onların icinde olan herkes Allah'ı takdis ve tenzih eder. Hatta hicbir sey yoktur ki O’na hamd ile tenzih etmesin.Ne var ki siz onların bu tenzih ve takdislerini iyi anlayamazsınız. Bunca azametiyle beraber, kullarının gaflet ve curumlerine karsı, O, halimdir, gafurdur (cok musamahalıdır, affedicidir)

    [45] Sen Kur'an okudugun zaman, seninle ahirete inanmayanlar arasına gorunmez bir perde cekeriz

    [46] Ve kalplerinin uzerine onu iyi anlamalarına mani kılıflar gecirir, kulaklarına da agırlıklar koyarız. Sen Kur'an’da Rabbini tek olarak andıgın zaman, nefretle arkalarını donup giderler

    [47] Onlar senin okuyusunu dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kulis yaparken insanlara: “Siz, sadece sihir tesirinde kalmıs birinin pesinde gidiyorsunuz, aklınızı kullanın!” diye fısıldasarak vesvese verdiklerini pek iyi biliyoruz

    [48] Bak Resulum, seni nelere kıyas ettiler (gah sair, gah buyucu, gah kahin, gah mecnun dediler) de nasıl dalalete dustuler? Hem oyle sersemlestiler ki artık yol bulacak halleri kalmadı

    [49] Bir de soyle dediler: “Sahi, biz kupkuru kemik yıgını ve ufalanmıs toz haline geldigimiz zaman, biz mi yeniden yaratılıp dirilecegiz! (bu olacak is degil!)”

    [50] De ki: “Ister tas olun, ister demir. Isterse yeniden dirilmesi aklınızca imkansız gibi gorunen herhangi bir yaratık, ne olursanız olun, mutlaka diriltilip kaldırılacaksınız.”“O halde” diyecekler, “kimdir bizi diriltecek olan?” De ki: “Sizi ilk defa yoktan yaratan!”Bu sefer, alay ederek baslarını sallayacak da: “Ne zamanmıs o?” diyecekler. De ki: “Belki de yakındır.”

    [51] De ki: “Ister tas olun, ister demir. Isterse yeniden dirilmesi aklınızca imkansız gibi gorunen herhangi bir yaratık, ne olursanız olun, mutlaka diriltilip kaldırılacaksınız.”“O halde” diyecekler, “kimdir bizi diriltecek olan?” De ki: “Sizi ilk defa yoktan yaratan!”Bu sefer, alay ederek baslarını sallayacak da: “Ne zamanmıs o?” diyecekler. De ki: “Belki de yakındır.”

    [52] Allah, Sizi kabirlerden cagıracagı gun, derhal O'na hamd ederek kosarcasına cagrısına uyacaksınız. Kendi kendinize bir dusunup, dunyada pek az kaldıgınızı sanırsınız. [79,]

    [53] Soyle o kullarıma: “Hep en guzel sozleri soylesinler, cunku seytan aralarını bozmaya calısır. Gercekten seytan insanın acık dusmanıdır.”

    [54] Rabbiniz sizi pek iyi bilir. Dilerse size merhamet eder yahut dilerse sizi cezalandırır.Bunun icindir ki, ey Resulum, seni onlar uzerine yonetici, onlardan sorumlu olarak gondermedik

    [55] Hem senin Rabbin, goklerde ve yerde olan kim varsa hepsini pek iyi bilir.Biz nebilerden bazısını bazısına ustun kıldık, nitekim Davud'a da Zebur’u verdik

    [56] De ki: “Ibadetlerde Allah'ın ortakları olduklarını yalan yere iddia ettiginiz tanrılarınızı cagırın cagırabildiginiz kadar!Onlar ne sizin sıkıntınızı giderebilir, ne de onu baska yere cevirebilirler!” {KM, Isaya}

    [57] Onların tanrılastırıp yalvardıkları kimseler, “Ne yaparsam O'na daha yakın olabilirim?” diye Rab’lerine vesile ararlar.O’nun rahmetini arar, azabından korkarlar. Cunku Rabbinin azabı gercekten korkunctur

    [58] Hic bir sehir yoktur ki kıyamet gununden once Biz orayı imha etmeyelim veya siddetli bir azaba ugratmayalım. Bu, kitapta (Levh-i Mahfuz'da) yazılıdır

    [59] Kafirlerin keyfi olarak istedikleri mucizeleri gondermeyisimizin tek sebebi, daha onceki kafirlerin bu gibi mucizeleri yalanlamıs olmalarıdır.Nitekim Semud halkına acık bir mucize olarak o disi deveyi verdik de onu oldurduler ve bu yuzden kendilerine zulmettiler. Biz o ayetleri sadece korkutmak icin gondeririz. [5,115; 7,65] {KM, Markos}

    [60] Unutma ki vaktiyle sana: “Rabbin insanları ilim ve kudretiyle kusatmıstır.” demistik.Gerek miracta sana gosterdigimiz temasayı, gerek Kur'an’da lanetlenen ve cehennemin dibinde biten o zakkum agacını, sırf insanları deneme vesilesi kıldık.Biz onları tehdit ediyoruz da bu, onların azgınlıgını artırmaktan baska bir ise yaramıyor

    [61] Bir zaman meleklere: “Ademe secde edin!” dedik, onlar da hemen secdeye kapandılar, yalnız Iblis secde etmeyip: “Camurdan yarattıgın kimseye secde mi ederim!”“Benden ustun kıldıgın adam bu mu? Eger kıyamet gunune kadar bana bir muhlet versen, gor bak nasıl da onun soyunu pek azı dısında kumandam altına alacagım!” dedi

    [62] Bir zaman meleklere: “Ademe secde edin!” dedik, onlar da hemen secdeye kapandılar, yalnız Iblis secde etmeyip: “Camurdan yarattıgın kimseye secde mi ederim!”“Benden ustun kıldıgın adam bu mu? Eger kıyamet gunune kadar bana bir muhlet versen, gor bak nasıl da onun soyunu pek azı dısında kumandam altına alacagım!” dedi

    [63] “Defol! oradan” buyurdu Allah; “Onlardan kim sana tabi olursa, iyi bilin ki cehennem de sizin cezanızdır. Ceza ki ne ceza!”

    [64] Allah sonra soyle buyurdu: “Onlardan gucunun yettigini sesinle aldatıp kotuluklere kaydır. Suvari veya piyade olarak butun kuvvetlerini toplayarak onların uzerine yuru, mallarına ve evlatlarına ortak ol, bol bol vaadlerde bulun onlara!” Seytan bu! Onları aldatmadan baska ne vaad eder ki

    [65] “Benim gercek kullarıma senin asla bir hakimiyetin olamayacaktır.Rabbinin onları koruyucu olması yeter de artar!”

    [66] Rabbiniz o muazzam kudret sahibidir ki lutfundan nasibinizi aramanız icin denizde gemiler yurutur. Gercekten O'nun size ihsan ve merhameti pek fazladır

    [67] Denizde musibete maruz kaldıgınızda Allah'tan baska yalvardıgınız butun putlar ortada gorunmez olur. Ama O sizi kurtarıp selametle karaya cıkarınca, Ona arkanızı donersiniz. Iste oyle nankordur bu insanoglu

    [68] Karada sizi yerin dibine gecirmesinden yahut cakıl savuran bir kasırga gondermesinden emin mi oldunuz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız

    [69] Yahut sizi tekrar denize gonderip de uzerinize kırıp geciren bir fırtına gondererek, inkarınız ve nankorlugunuz sebebiyle sizi bogmayacagından emin mi oldunuz?Sonra Bize karsı size arka cıkacak hic bir kuvvet bulamazsınız

    [70] Gercekten Biz Adem evlatlarını serefli kıldık, karada ve denizde kendilerini tasıyacak vasıtalar nasib ettik, onlara helal ve hos rızıklar verdik ve onları yarattıgımız varlıkların coguna ustun kıldık

    [71] Gun gelir, her sınıftan insanları, tabi oldukları onderlerine nisbet ederek cagırırız.Kimin hesap defteri sagından verilirse iste onlar defterlerini emin olarak okur ve kıl kadar olsun, haksızlıga ugratılmazlar. [1]

    [72] Kim bu dunyada gercekleri gormede kor ise, ahirette de kordur, hatta yol bulmadaki saskınlıgı daha da beterdir

    [73] Az kalsın, seni bile sana vahyettigimizden baska bir seyi uydurup, Bize mal etmen icin akılları sıra kandıracak ve ancak o takdirde seni dost edineceklerdi

    [74] Eger sana sebat vermeseydik nerdeyse azıcık da olsa onlara meyledecektin

    [75] O takdirde de hem hayatın, hem de olumun acısını sana kat kat tattırırdık. Sonra Bize karsı hicbir yardımcı da bulamazdın

    [76] Onlar yurdundan cıkarmak icin seni tedirgin edip dururlar. O takdirde kendileri de senden sonra pek az kalır, sonra da yok olur giderler

    [77] Senden once gonderdigimiz resuller hakkında cari olan ilahi kanun budur. Sen Bizim nizamımızda asla bir degisiklik bulamazsın

    [78] Gunduzun gunes donup gecenin karanlıgı bastırıncaya kadar belli vakitlerde namaz kıl ve ozellikle sabah namazını! Zira sabah namazı sahitlidir

    [79] Sana mahsus olmak uzere gecenin bir kısmında kalkıp Kur'an oku, teheccud namazı kıl. Boylece Rabbinin seni makam-ı mahmuda eristirecegini umabilirsin

    [80] De ki: “Ya Rabbi, girecegim yere durust olarak girmemi, cıkacagım yerden de durust olarak cıkmamı nasib et ve Kendi katından beni destekleyecek kuvvetli bir delil ver bana!”

    [81] De ki: “Hak geldi, batıl yıkılıp gitti. Cunku batıl, yok olmaya mahkumdur.”

    [82] Biz Kur'an’ı muminlere sifa ve rahmet olarak indiririz. Ama o, zalimlerin ise sadece ziyanını artırır

    [83] Insana her ne zaman nimet versek, Allah'ı anmaktan yan cizer, umursamaz. Basına bir dert gelince de umitsizlige duser

    [84] De ki: Her insan kendi seciye ve karakterine gore davranır.Kimin daha isabetli oldugunu ise asıl Rabbiniz bilir

    [85] Bir de sana “ruh” hakkında soru sorarlar. De ki: “Ruh Rabbimin emrindedir, O'nun bilecegi islerdendir. Size sadece az bir ilim verilmistir.”

    [86] Eger dileseydik sana vahyettigimiz Kur'an’ı hafızalardan ve sayfalardan giderirdik. Sonra, sen de onu ele gecirmek icin karsımızda bir yardımcı da bulamazdın

    [87] Ama boyle yapmayıp Kur'an ayetlerini muhafaza etmesi, sırf Rabbinin ihsanının sonucudur. Gercekten O’nun sana olan lutfu pek buyuktur

    [88] De ki: “Yemin ederim! Eger insanlar ve cinler, bu Kur'an’ın benzerini yapmak icin bir araya toplansalar, hatta birbirlerine destek olup guclerini birlestirseler bile, yine de onun gibi bir Kitap meydana getiremezler.”

    [89] Bu Kur'an’da Biz her turlu manayı, insanlar icin cesitli tarzlarda tekrar tekrar acıkladık. Ama insanların cogu inkarcılıkta ısrar ettiler

    [90] Ve “Biz” dediler; “Sana asla inanmayacagız. Ta ki yerden bir pınar akıtasın

    [91] Yahut senin hurma ve uzum bagların olsun da aralarından gurul gurul ırmaklar akıtasın

    [92] Yahut iddia ettigin gibi gokyuzunu parcalayıp uzerimize kısım kısım dusuresin, ya da Allah'ı ve melekleri karsımıza getiresin de onlar senin soylediklerine sahitlik etsinler

    [93] Yok, yok! Bu da yetmez, senin altundan bir evin olmalı yahut goge cıkmalısın.(Ama unutma!) Sen bize oradan donerken okuyacagımız bir kitap indirmedikce yine de senin oraya cıktıgına inanmayız ha!”De ki: “Fe Subhanallah! Ben sadece elci olan bir insandan baska ne olabilirim ki?.”

    [94] Zaten, insanların ekserisinin, kendilerine hidayet geldigi halde iman etmemelerinin baslıca sebebi: “Allah bula bula bir insan mı secip halka elci gonderdi?” demeleridir

    [95] –onlara deki: “Eger yeryuzunde melekler yerlesip dolassalardı o zaman Biz onlara melek elci gonderirdik.”

    [96] De ki: “Sizinle benim aramda sahit olarak Allah yeter! Dogrusu O kullarının butun hallerini bilip gormektedir.”

    [97] Allah kimi dogru yola iletirse iste dogru yolda olan odur.Kimi sasırtırsa, artık Allah'tan baska ona hami ve yardımcı bulamazsın.Kıyamet gunu onları kor, sagır ve dilsiz olarak yuzu koyun hasrederiz. Varacakları yer cehennemdir. Onun atesi zayıfladıkca alevlerini artırırız

    [98] Iste onların cezaları budur! Cunku onlar ayetlerimizi inkar ediyorlar ve:“Bir kemik yıgını ve ufalanan kırıntı haline geldikten sonra mı biz diriltilip yeniden yaratılacagız!” diye dinle alay ediyorlardı

    [99] Gorup dusunmuyorlar mı ki gokleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya elbette kadirdir?O, kendileri icin asla, suphe goturmeyecek bir vade belirlemistir.Ama zalimlerin isleri gucleri inkardan ibaret

    [100] De ki: “Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, harcamakla tukenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Cok cimridir insan!”

    [101] Musa'ya, acık acık dokuz mucize (acık belge) verdik. Iste Israilogullarına sor: Musa kendilerine geldiginde Firavun ona: (“Bana bak) Musa!” dedi, “Ben senin buyulendigini zannediyorum.”

    [102] Musa da soyle cevap verdi: “Pek iyi bilirsin ki bu ayetleri, birer belge olmak uzere, indiren, goklerin ve yerin Rabbinden baskası degildir. Ey Firavun! Ben de senin mahvoldugunu zannediyorum.”

    [103] Firavun onları ulkeden sokup atmak istedi. Ama Biz onu ve beraberindeki butun ordusunu suda bogduk

    [104] Bu olaydan sonra Israilogullarına da dedik ki: “Haydin, yerlesin size gosterilen yere!Ne zaman ki ahiret vadesi gelir, iste o vakit hepinizi bir araya toplar, hakkınızda gereken hukmu veririz!”

    [105] Biz Kur'an’ı hak olarak indirdik. O da hakkın ve gercegin ta kendisi olarak indi. Seni de ey Resulum, sadece rahmetle mujdelemen ve inanmayanları ise azapla uyarman icin gonderdik

    [106] Hem o vahyi, insanların zihinlerine sindire sindire okuman icinzaman zaman gelen Kur'an dersleri halinde indirdik

    [107] De ki: “Ister inanın ona, ister inanmayın. Su bir gercektir ki daha once kendilerine ilim verilenlere Kur'an okununca derhal yuzustu secdeye kapanırlar.”

    [108] “Ulu Rabbimizin sanı yucedir. Ne vad ederse mutlaka gerceklesir.” derler

    [109] Yine aglayarak yuzustu secdeye kapanırlar.”Iste Kur'an, onların saygısını boyle artırır

    [110] De ki: “Dua ederken ister “Allah” ister “Rahman” diye hitab edin. Hangisini deseniz en guzel isimler hep O'nundur!”Namazında sesini pek yukseltme, ama iyice de kısma, ikisinin arası bir yol tut

    [111] Her turlu hamd O Allah'a mahsustur ki, asla evlad edinmemistir. “Hakimiyetinde hic bir ortagı yoktur. Acze dusup de bir destege muhtac olmamıstır.” de ve tekbir getirerek O’nun buyuklugunu ilan et

    Surah 18
    Kehf

    [1] Hamd O Allah'a mahsustur ki kuluna kitabı indirdi ve onun icine tutarsız hicbir sey koymadı

    [2] Dosdogru bir kitap olarak gonderdi. Ta ki Kendi nezdinde inkarcılar icin hazırladıgı siddetli azabı bildirerek onları uyarsın.Makbul ve guzel isler yapan muminleri de ebediyyen icinde kalacakları guzel bir mukafatla mujdelesin ve ta ki “Allah evlat edindi” diyenleri uyarsın

    [3] Dosdogru bir kitap olarak gonderdi. Ta ki Kendi nezdinde inkarcılar icin hazırladıgı siddetli azabı bildirerek onları uyarsın.Makbul ve guzel isler yapan muminleri de ebediyyen icinde kalacakları guzel bir mukafatla mujdelesin ve ta ki “Allah evlat edindi” diyenleri uyarsın

    [4] Dosdogru bir kitap olarak gonderdi. Ta ki Kendi nezdinde inkarcılar icin hazırladıgı siddetli azabı bildirerek onları uyarsın.Makbul ve guzel isler yapan muminleri de ebediyyen icinde kalacakları guzel bir mukafatla mujdelesin ve ta ki “Allah evlat edindi” diyenleri uyarsın

    [5] Bu hususta, ne kendilerinin ne de babalarının hicbir bilgileri yoktur. Agızlarından cıkan o soz ne dehsetli bir soz!Ama onların iddia ettikleri, sırf yalandan ibaret

    [6] Simdi, bu soze inanmazlarsa, demek sen onların ardına dusup nerdeyse kendi kendini yiyip tuketeceksin

    [7] Biz, yeryuzunde bulunan her seyi bir dunya zineti kıldık. Boylece insanlardan kimin daha iyi is gerceklestirecegini ortaya koymak istedik

    [8] Ve elbette Biz yer ustunde ne varsa hepsini, kupkuru yapıp dumduz edecegiz

    [9] Ne o, yoksa sen, bizim ayetlerimiz icinde yalnız Ashab-ı Kehf ve rakim'in mi ibrete sayan olduklarını sandın? Is oyle degil

    [10] Vakta ki o genc yigitler magaraya cekildiler. Soyle niyaz ettiler: “Ulu Rabbimiz! Katından bir rahmet ver ve su davamızda dogruluk ve muvaffakiyet ihsan eyle bize!”

    [11] Bunun uzerine magarada onları uykuya daldırdık. Nice yıllar oylece kaldılar

    [12] Sonra da o iki takımdan (Ashab-ı Kehf ile hasımlarından) hangisinin onların magarada kaldıkları sureyi daha iyi hesapladıklarını ortaya koyalım diye onları uyandırdık

    [13] Baslarından gecen olayı Biz sana dogru olarak anlatıyoruz.Gercekten onlar Rab'lerine tam iman etmis genclerdi.Biz de onların hidayetlerini ve yakinlerini artırdık

    [14] Kalplerine kuvvet ve metanet verdik de onlar ayaga kalkıp:“Rabbimiz, dediler, goklerin ve yerin Rabbidir.Ondan baska hicbir ilaha yonelmeyiz.Sayet boyle bir sey yapacak olursak, gercek dısı, pek sacma bir soz soylemis oluruz.”

    [15] “Su bizim halkımız var ya, iste onlar tuttular O'ndan baska tanrılar edindiler.Onların tanrı olduklarına dair acık delil getirmeleri gerekmez miydi?Uydurdugu yalanı Allah’a mal edenden daha zalim kim olabilir ki?”

    [16] “Mademki onları ve onların Allah'tan baska taptıkları putları terk ettiniz, haydi oyleyse magaraya cekilin ki Rabbiniz rahmetini uzerinize yaysın, isinizde size kolaylık ve fayda ihsan etsin.”

    [17] Onlara baksaydın gorurdun ki gunes dogunca magaralarının sagından dolasır, batarken de sol taraftan onları makaslardı. Onlar da magaranın genisce dehlizinde bulunuyorlardı. Iste onların boylece uyumaları Allah'ın alametlerindendir.Allah kime hidayet verirse dogru yolda olan odur; kimi de hidayetten mahrum eder sasırtırsa, artık imkanı yok, ona yol gosterecek bir dost bulamazsın

    [18] Sen onları uyanık sanırdın, halbuki gercekte onlar uykuda idiler.(Yanları ezilmesin diye) Biz onları gah saga, gah sola cevirirdik.Kopekleri ise magara girisinde on ayaklarını yaymıs vaziyette duruyordu.Onları gorseydin sen de urker, derhal donup kacardın, icin korku ile dolardı

    [19] Iste, onları nasıl uyuttuysak oylece de uyandırdık.Derken aralarında konusmaya basladılar.Birisi: “Ne kadar uykuda kaldınız?” diye sorunca bazıları:“Bir gun, belki bir gunden de az!” diye cevap verdiler.Digerleri de: “Uykuda ne kadar kaldıgınızı tam tamına ancak Rabbiniz bilir.” dediler.“Siz onu bırakın da, aclıgımızı gidermeye bakalım. Su akceyi verip icinizden birini sehre gonderin de baksın hangi yiyecek daha hos ve helal ise ondan size azık tedarik etsin.”“Bir de gayet nazik ve tedbirli davransın, varlıgınızı ve bulundugunuz yeri sakın hic kimseye hissettirmesin.”“Cunku onlar sizi ellerine gecirirlerse ya tasa tutar, ya da kendi dinlerine dondururler, bu takdirde de ebediyyen felah bulamazsınız.”

    [20] Iste, onları nasıl uyuttuysak oylece de uyandırdık.Derken aralarında konusmaya basladılar.Birisi: “Ne kadar uykuda kaldınız?” diye sorunca bazıları:“Bir gun, belki bir gunden de az!” diye cevap verdiler.Digerleri de: “Uykuda ne kadar kaldıgınızı tam tamına ancak Rabbiniz bilir.” dediler.“Siz onu bırakın da, aclıgımızı gidermeye bakalım. Su akceyi verip icinizden birini sehre gonderin de baksın hangi yiyecek daha hos ve helal ise ondan size azık tedarik etsin.”“Bir de gayet nazik ve tedbirli davransın, varlıgınızı ve bulundugunuz yeri sakın hic kimseye hissettirmesin.”“Cunku onlar sizi ellerine gecirirlerse ya tasa tutar, ya da kendi dinlerine dondururler, bu takdirde de ebediyyen felah bulamazsınız.”

    [21] Fakat Bizim takdirimiz baska idi. Nasıl onları uyutup sonra uyandırdıksa, aynı sekilde obur kullarımızı da Ashab-ı Kehfin durumundan haberdar ettik ki,Allah'ın hasir vadinin gercegin ta kendisi olup hakkında hicbir suphe olmayacagını onlar da anlasınlar.Derken onları bulan halk, kendi aralarında onlar hakkında ne yapacaklarını tartısmaya giristi.Bazıları: “Onların anısına bir anıt dikin, biz gercek durumlarını anlayamadık, onların Rabbi hallerini pek iyi bilir” derken, gorusleri agır basan muminler ise: “Mutlaka onların yanı baslarına bir mescid yapacagız.” dediler

    [22] Insanların kimi: “Onlar, uc kisi idi, dordunculeri de kopekleri idi.” diyecekler.Bazıları da: “Bes kisi idiler, altıncıları da kopekleri idi.” diyecekler.Bunlar, gayb hakkında tahmin yurutmekten ibarettir.Kimileri de: “Onlar yedi kisi olup sekizincileri de kopekleri idi.” derler.De ki: “Onların sayısını tam tamına Rabbim bilir.” Onlar hakkında bilgisi olan cok az kisi vardır.Oyleyse onlar hakkında, sathi tartısma dısında kimse ile munakasa etme ve bu konuda ileri geri konusanlardan da hicbir bilgi isteme

    [23] Hicbir konuda: Allah'ın dilemesine baglamaksızın, “Ben yarın mutlaka soyle soyle yapacagım” deme!Bunu unuttugun takdirde Allah’ı zikret ve: “Umarım ki Rabbim, dogru olma yonunden beni daha isabetli davranısa muvaffak kılar” de

    [24] Hicbir konuda: Allah'ın dilemesine baglamaksızın, “Ben yarın mutlaka soyle soyle yapacagım” deme!Bunu unuttugun takdirde Allah’ı zikret ve: “Umarım ki Rabbim, dogru olma yonunden beni daha isabetli davranısa muvaffak kılar” de

    [25] Magaralarında uc yuz yıl kaldılar. Bazıları buna dokuz yıl daha ilave ettiler

    [26] Sen soyle soyle: “Ne kadar kaldıklarını asıl Allah bilir. Zira goklerin ve yerin gaybını bilmek O'na mahsustur.O oyle guzel gorur, oyle guzel isitir ki!Oysa onların O’ndan baska hamileri yoktur.O, kendi hukmune kimseyi ortak yapmaz.” de

    [27] Sana vahyedilen Rabbinin kitabını oku. O'nun sozlerini degistirecek guc yoktur ve Ondan baska sıgınak bulman da mumkun degildir

    [28] Rablerine, sırf O'nun rızasını ve cemaline kavusmayı umdukları icin, sabah aksam yalvaranlarla beraber olmakta sebat et.!Dunya hayatının suslerini arzulayarak sakın gozlerini onlardan baskasına kaymasın.Kalbini Bizi zikretmekten gafil bıraktıgımız, heva ve hevesine uyan ve isi hep asırılık olan kimselere itaat etme

    [29] De ki: “Iste Rabbiniz tarafından gercek geldi. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.”Su da bir gercektir ki Biz o zalimlere, duvarları kendilerini cepecevre kusatmıs olan muthis bir ates hazırladık.Eger susuzluktan feryad edecek olurlarsa kendilerine erimis maden gibi yuzleri haslayan bir su verilir.O ne fena bir icecektir ve cehennem ne fena bir barınaktır

    [30] Iman edip guzel ve yararlı isler yapanlara gelince, su bir gercek ki Biz guzel is yapanların islerini asla zayi etmeyiz

    [31] Iste onlara, iclerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır.Orada tahtlar uzerine kurularak kendilerine altın bilezikler takılacak, ince ve kalın ipekten yesil elbiseler giyecekler.Tahtlara kurulacaklar.Ne guzel mukafattır bunlar ve ne guzel bir meskendir o cennet

    [32] Onlara su iki kisinin halini misal getir:Onlardan birine iki uzum bagı lutfettik, bagların etrafını hurma agacları ile donattık ve bahcelerin arasında da ekin bitirdik

    [33] Her iki bag da meyvesini verdi, hicbir seyi eksik bırakmadı.O iki bagın arasında da bir ırmak akıttık

    [34] O sahsın baska serveti de vardı. Arkadasıyla konusurken ona:“Benim,” dedi, “malım ve servetim senden cok oldugu gibi, maiyyet, coluk cocuk bakımından da senden daha ilerideyim.”

    [35] Bu adam gururu yuzunden kendi oz canına zulmeder vaziyette bagına girdi ve: “Zannetmem ki bu bag bozulup yok olsun; kıyametin kopacagını da sanmıyorum.Bununla beraber sayet Rabbimin huzuruna goturulecek olursam o zaman elbette bundan daha iyi bir akıbet bulurum.” dedi

    [36] Bu adam gururu yuzunden kendi oz canına zulmeder vaziyette bagına girdi ve: “Zannetmem ki bu bag bozulup yok olsun; kıyametin kopacagını da sanmıyorum.Bununla beraber sayet Rabbimin huzuruna goturulecek olursam o zaman elbette bundan daha iyi bir akıbet bulurum.” dedi

    [37] Konusma esnasında arkadası bu sahsa: “Ne o” dedi, “yoksa sen, senin aslını topraktan, sonra da bir damla meniden yaratan, bilahare de seni boyle tam mukemmel bir insan sekline getiren Rabbini mi inkar ediyorsun? Fakat sen inkar etsen de sunu bil ki benim Rabbim Allah'tır. Rabbime hic bir seyi ortak saymam.”

    [38] Konusma esnasında arkadası bu sahsa: “Ne o” dedi, “yoksa sen, senin aslını topraktan, sonra da bir damla meniden yaratan, bilahare de seni boyle tam mukemmel bir insan sekline getiren Rabbini mi inkar ediyorsun? Fakat sen inkar etsen de sunu bil ki benim Rabbim Allah'tır. Rabbime hic bir seyi ortak saymam.”

    [39] “Benim servetimin ve coluk cocugumun sayısının seninkinden daha az oldugunu dusundugune gore, bagına girdiginde: “Masaallah! Allah ne guzel dilemis ve yapmıs! Ondan baska gercek guc ve kuvvet sahibi yoktur.” demeli degil miydin

    [40] Olur ki Rabbim senin bahcenden daha iyisini bana verir ve senin o bahcene gokten bir afet indirir de bagın kupkuru toprak kesilir; yahut bagının suyu cekilir de ondan artık busbutun umidini kesersin.”

    [41] Olur ki Rabbim senin bahcenden daha iyisini bana verir ve senin o bahcene gokten bir afet indirir de bagın kupkuru toprak kesilir; yahut bagının suyu cekilir de ondan artık busbutun umidini kesersin.”

    [42] Cok gecmeden, butun serveti kul oldu... Sahibi bu halini gorunce, bagın cokmus cardakları karsısında, yaptıgı masraflarına, harcadıgı emeklere acıyıp avuclarını ogustura kaldı!“Ah!” diyordu, “n'olaydım, Rabbime ibadette hicbir seyi ortak yapmamıs olaydım!”

    [43] Hasılı o, Allah'tan baska kendisine sahip cıkacak bir topluluk da bulamadı, kendi kendini de kurtaramadı

    [44] Oyle bir yerde himaye ve yardım, sadece hak ve hakikatin ta kendisi alan Allah'a mahsustur.En iyi mukafatı da, en guzel akıbeti de veren O’dur

    [45] Dunya hayatı hakkında onlara su misali ver: Dunya hayatının durumu suna benzer: Gokten yagmur indiririz, onun sayesinde yeryuzunde bitkiler yeserip gurlesir, cok gecmeden kurur, ruzgarın savurdugu cercop haline gelir. Allah her seye hakkıyla kadirdir

    [46] Mal mulk, coluk cocuk...Butun bunlar dunya hayatının susleridir.Ama baki kalacak yararlı isler ise Rabbinin katında, hem mukafat yonunden, hem de umit baglamak bakımından daha hayırlıdır

    [47] Gun gelir, dagları yuruturuz, yerin dumduz hale geldigini gorursun.Iste butun insanları mahser meydanına topladık, eksik bıraktıgımız bir tek kisi bile kalmadı

    [48] Hepsi sıra sıra Rabbinin huzuruna arz olundular. Ve soyle nida edildi onlara: “Ilkin sizi nasıl yarattıksa, aynen o sekilde Biz'e dondunuz. Siz ise, boyle bir bulusma belirlemedigimizi iddia ederdiniz degil mi?”

    [49] Iste herkesin hesap defteri onune konuldu. Mucrimlerin defterdeki kayıtlardan korktuklarını ve soyle dediklerini gorursun:“Eyvah bize! Bu deftere de ne oluyor?Ne kucuk komus, ne buyuk, yazılmadık sey bırakmamıs!”Boylece yaptıkları her seyi yanlarında buldular.Su kesin ki Rabbin kimseye zulmetmez

    [50] Hani bir zaman Biz meleklere: “Adem'e secde edin!” deyince, onlar da derhal secdeye kapanmıslardı. Ne var ki Iblis egilmemisti. O cinlerden idi. Rabbinin emrinin dısına cıktı.Ey Adem’in evlatları!Onlar size dusman oldukları halde, siz kalkıp Benden ayrı olarak onu ve onun evlatlarını mı dost ediniyorsunuz?Zalimler icin ne fena bir bedel! Ne zararlı bir takas

    [51] Ben onları goklerin ve yerin yaratılısına tanık etmedigim gibi, kendi yaratılıslarına da sahit kılmadım.Ben sapık ve saptıran kimseleri hicbir zaman yanıma yaklastırmam, yardımcı edinmem

    [52] O gun Allah musriklere der ki:“Haydi bakalım, ortaklarım olduklarını iddia ettiginiz putları cagırın, gelsinler!”Iste cagırdılar ama, onlar kendilerine cevap vermediler.Biz aralarına bir ucurum koyduk.

    [53] Suclular atesi gorduler, orayı boylayacaklarını iyice anladılar.Etrafı yokladılar, fakat ondan kacacak bir yer bulamadılar

    [54] Biz bu Kur'an’da, insanlar icin her turlu misal ve ogudu, farklı usluplarla tekrar tekrar ifade ettik. Fakat bircogu bunları anlamadı. Zira butun varlıklar icinde tartısmaya en duskun olan, insandır

    [55] O insanları, kendilerine peygamber geldigi halde, inanmaktan ve Rab'lerinden af dilemekten alıkoyan sey, sırf Allah’ın dusturu uyarınca, evvelki ummetlerin basına gelen azabın kendilerinin de baslarına gelmesini yahut ahiret azabının gozlerinin onune konulmasını beklemeleridir

    [56] Halbuki Biz resulleri azap getirmeleri icin degil, sadece iman edenleri Allah'ın rahmetiyle mujdelemeleri, inkar edenleri ise bekleyen tehlikeleri haber verip uyarmaları icin gondeririz. Kafirler ise hakkı batılla ortadan kaldırmak icin mucadele verirler. Onlar butun ayetlerimizi, butun uyarmalarımızı hep alay konusu yaparlar

    [57] Rabbinin ayetleriyle ogut verildigi halde onlara sırtını donen ve elleriyle isledigi suclarını unutan kimseden daha zalim kim olabilir?Biz onların kalplerine bunu anlamalarına engel olacak perdeler, kulaklarına da agırlıklar koyduk.Sen onları hidayete cagırsan da, artık onlar ebediyyen hidayete gelemezler

    [58] Senin magfireti bol Rabbin, merhametlidir. Eger isledikleri sucları sebebiyle onları cezalandıracak olsaydı, azabı onlara hemen gonderirdi. Fakat onlar icin belirlenmis bir sure vardır ki o vade geldiginde Allah'ın cezasından kacıp sıgınacak hicbir yer bulamazlar

    [59] Iste o sehirlerin harabeleri!.. Oraların ahalileri zulumlerinde ısrar edince onları imha ettik. Onların helakleri icin de, bir vade tayin ettik

    [60] Bir vakit Musa, genc yardımcısına: “Durup dinlenmeyecegim, demisti, ta ki iki denizin birlestigi yere varacagım. Varamazsam senelerce yurumeye devam edecegim.”

    [61] Onlar iki denizin birlestigi yere vardıklarında balıklarını unutmus bulundular. Balık sıyrılıp denizde bir yol tutmustu bile

    [62] Bulusma yerini farkına varmaksızın gecip gidince Musa yardımcısına:“Getir artık kahvaltımızı!” dedi, “Gercekten bu seyahatimizde epey yorgun dustuk.”

    [63] “Gordun mu?” dedi, “O kayanın yanında mola verdigimizde, ben balıgı unutmusum! Muhakkak ki onu sana soylememi unutturan da seytandan baskası degildir.Dogrusu balık, cok acayip bir sekilde canlanarak denizde yolunu tutup gittiydi.”

    [64] Musa: “Iste gozleyip durdugumuz da bu idi ya!” dedi.Derhal izlerini takip ederek gerisin geri donup kayanın yanına vardılar

    [65] Orada bizim seckin kullarımızdan oyle bir has kulumuzu buldular ki Biz ona lutfedip, nezdimizden rabbani bir ilim ogretmistik

    [66] “Ustadım” dedi Musa, “Sana ogretilen bu ilimden bana da bir seyler ogretmen icin sana tabi olabilir miyim?”

    [67] “Dogrusu” dedi, “sen benimle beraberlige sabredemezsin.Butun yonleriyle kavrayamadıgın meseleler karsısında nasıl kendini tutabilirsin ki?”

    [68] “Dogrusu” dedi, “sen benimle beraberlige sabredemezsin.Butun yonleriyle kavrayamadıgın meseleler karsısında nasıl kendini tutabilirsin ki?”

    [69] “Insaallah” dedi Musa, “beni sabırlı bulacaksın ve senin hic bir emrine karsı koymayacagım.”

    [70] “O halde” dedi, “bana tabi olduguna gore, hangi konuda olursa olsun, ben onun hakkında sana soz acmadıkca, asla bana soru sormayacaksın!”

    [71] Bunun uzerine kalkıp gittiler. Nihayet bir gemiye rastlayıp ona bindiler ve o zat gemiyi deldi. Musa duramayıp: “Ne yaptın oyle?” dedi “Icindeki yolcuları denizde bogmak icin mi yaptın bunu? Vallahi cok korkunc bir is yaptın!”

    [72] (Hızır:) “Sen benimle beraberlige katlanamazsın dememis miydim?(Iste sen de gordun!)” dedi

    [73] “Ne olur” dedi Musa, “lutfen unutarak soyledigim bu sozden oturu beni azarlama, bu isimden dolayı bana bir gucluk cıkarma!”

    [74] Yine yola koyuldular.Nihayet bir oglan cocuguna rastladılar ve (Hızır) onu oldurdu.Musa atılıp: “Ne yaptın?” dedi, “masum ve gunahsız bir canı, kısas hukmu ile bir can karsılıgında olmaksızın mı oldurdun?Dogrusu gorulmemis derecede fena bir is yaptın!”

    [75] “Sen benimle arkadaslık etmeye katlanamazsın dememis miydim?” dedi

    [76] Musa: “Eger” dedi, “sana bir daha soracak olursam, bundan boyle benimle hic arkadaslık etme! Artık ozur dileyemeyecek hale geldim.”

    [77] Tekrar yola devam ettiler.Nihayet bir sehre varıp o sehir halkından yiyecek istediler, ama ahali bunları misafir etmemekte diretti. Bu sırada (Hızır) orada yıkılmaya yuz tutmus bir duvar gorur gormez onu duzeltiverdi.Musa: “Isteseydin” dedi, “elbette buna karsı iyi bir ucret alabilirdin.”

    [78] Hızır: “Iste” dedi, “seninle ayrılmamızın vakti gelmis bulunuyor.Simdi sana hakkında sabırsızlık gosterdigin o meselelerin icyuzlerini tek tek bildirecegim

    [79] Evvela, o gemi, denizde calısan birtakım fakirlere ait idi. Ben onu kasden bir miktar zedeledim. Zira ote yanında, saglam olan butun gemileri gasbeden zalim bir hukumdar vardı

    [80] Oglan cocuguna gelince: Onun ebeveyni mumin insanlar idi. Bu cocugun onları ileride azgınlıga ve kufre suruklemesinden korktuk

    [81] Onların Rabbinin, kendilerine, onun yerine daha temiz, daha hayırlı, merhamette ondan daha hisli bir cocuk ihsan etmesini diledik

    [82] Gelelim duvara: O duvar sehirdeki iki yetim cocuga aitti. Duvarın altında onlara ait bir define gomulu idi. Babaları, salih, iyi bir insandı. Rabbin onların resit olacakları caga gelip, definelerini o zaman cıkarmalarını irade buyurdu.Butun bunlar Rabbinden birer lutuf ve rahmet olup, ben hicbirini kendi gorusumle yapmıs degilim. Iste hakkında sabırsızlık gosterdigin meselelerin icyuzu bunlardan ibarettir.”

    [83] Bir de sana Zulkarneyn'i sorarlar. “Size onun bir hadisesini anlatayım.” de

    [84] Biz ona dunyada genis imkanlar verdik ve onun ihtiyac duydugu her konuda sebep ve vasıtalar ihsan ettik. O da batıya dogru bir yol tuttu

    [85] Biz ona dunyada genis imkanlar verdik ve onun ihtiyac duydugu her konuda sebep ve vasıtalar ihsan ettik. O da batıya dogru bir yol tuttu

    [86] Nihayet Batıya ulastıgında, gunesi adeta kara bir balcıkta batar vaziyette buldu.Orada yerli bir halk bulunuyordu.Biz: “Zulkarneyn!” dedik, “ister onlara azab edersin, ister guzel davranırsın.”

    [87] Zulkarneyn soyle dedi: “Kim zulmederse, Biz onu cezalandırırız, sonra da Rabbinin huzuruna goturulur. O da ona benzeri gorulmedik bir ceza uygular

    [88] Fakat iman edip makbul ve guzel davranıslar icinde olana, en guzel karsılık verilir ve ona kolay olan buyruklarımızı emrederiz, kolaylık gosteririz.”

    [89] Zulkarneyn bu sefer yine bir yol tuttu

    [90] Gunesin dogdugu yere varınca onun, kendilerini sıcaktan koruyacak bir siper nasib etmedigimiz bir halk uzerine dogdugunu gordu

    [91] Iste Zulkarneyn, boyle yuksek bir hukumranlıga sahip idi. Onun yanında ne var, ne yoksa Biz hepsine vakıf idik

    [92] Sonra o baska bir yol tuttu

    [93] Nihayet iki dag arasına ulastıgında, onların onunde, hemen hemen hic soz anlamayan bir millet buldu

    [94] “Ey Zulkarneyn!” dediler, “Ye'cuc ve Me’cuc bu ulkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman icin sana bir vergi vermeyi teklif ediyoruz, ne dersin?”

    [95] O da soyle cevap verdi: “Rabbimin bana verdigi imkanlar, sizin vereceginizden daha hayırlıdır. Siz bana beden gucuyle yardımcı olun da sizinle onlar arasında saglam bir sed yapayım.”

    [96] “Demir kutleleri getirin bana!” Zulkarneyn iki dagın arasını demir kutleleriyle doldurtup daglarla aynı seviyeye getirince: “Korukleyin!” dedi. Tam onu bir ates haline getirince, “Bana erimis bakır getirin de uzerine dokeyim.” dedi

    [97] Artık o Ye'cuc ve Me’cuc’un, ne seddi asmaya, ne de onda delik acmaya gucleri yetmedi

    [98] Zulkarneyn: “Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lutuftur, dedi. Rabbimin tayin ettigi vakit gelince, bunu yerle bir eder. Rabbimin vadi mutlaka gerceklesir.”

    [99] O gun, yani kıyamet gunu onlar deniz dalgaları gibi birbirine carparak calkalanırlar. Sur'a da ufurulur, insanların hepsini bir araya toplarız

    [100] Gozleri Benim kitabım karsısında perdeli olup, Kur'an’ı dinlemeye tahammul edemeyen kafirlere, o gun cehennemi gosteririz, cehennemle karsı karsıya koyarız onları

    [101] Gozleri Benim kitabım karsısında perdeli olup, Kur'an’ı dinlemeye tahammul edemeyen kafirlere, o gun cehennemi gosteririz, cehennemle karsı karsıya koyarız onları

    [102] O kafirler, birtakım kullarımı, Benden baska tanrı edinmelerinin gecerli olacagını mı zannettiler? Dogrusu Biz cehennemi kafirler icin konak olarak hazırlamıs bulunuyoruz

    [103] De ki: “Isleri yonunden ahirette en buyuk kayba ugrayanların kimler olduklarını bildireyim mi? Onlar o kimselerdir ki dunya hayatında yaptıkları islerin karsılıkları hep bosa gidecektir. Halbuki kendilerinin guzel guzel isler yaptıklarını sanırlar.”

    [104] De ki: “Isleri yonunden ahirette en buyuk kayba ugrayanların kimler olduklarını bildireyim mi? Onlar o kimselerdir ki dunya hayatında yaptıkları islerin karsılıkları hep bosa gidecektir. Halbuki kendilerinin guzel guzel isler yaptıklarını sanırlar.”

    [105] Iste onlar Rab'lerinin ayetlerini ve O’na kavusmayı inkar etmis, bu yuzden de yaptıkları iyi isler bosa gitmistir. Tartılacak seyleri kalmadıgından kıyamet gunu onlar icin artık tartı aleti koymayacagız. [25,2]

    [106] Iste kafir olmaları, ayetlerimle ve kendilerine yapılan uyarılarla alay etmeleri sebebiyle, su cehennem onların cezası olarak hazırlanmıstır

    [107] Iman edip makbul ve guzel isler yapanlara gelince, onlara da konak olarak Firdevs cennetleri hazırlandı. [23,11] {KM, Nesideler 4,12; Luka 23,43; II Korintos}

    [108] Onlar orada devamlı kalacak, (usanmadıklarından oturu), baska tarafa gecmeyi arzu etmeyeceklerdir

    [109] De ki: “Rabbimin sozlerini yazmak icin butun denizler murekkep olsaydı, hatta onun bir mislini de takviye gonderseydik, bu denizler tukenir, Rabbinin sozleri yine de bitmezdi. [31, 27] {KM, Yuhanna}

    [110] De ki: “Ben sadece sizin gibi bir insanım.Ancak su farkla ki bana “sizin ilahınız tek Ilahtır” diye vahyediliyor. Artık kim Rabbine ahirette kavusacagını umuyorsa, makbul ve guzel isler islesin ve sakın Rabbine ibadetinde hic bir seyi O'na ortak kosmasın

    Surah 19
    Meryem

    [1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

    [2] Bu, Senin Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan lutuf ve ihsanının anlatımıdır. [3,38-41] {KM, Luka}

    [3] O Rabbine gizlice seslenip soyle niyaz etmisti

    [4] “Ya Rabbi, iyice yaslandım, kemiklerim zayıfladı, eridi, basımdaki saclarım agardı, beyaz alevler gibi tutustu. Ya Rabbi, Sana her ne icin yalvardıysam, asla mahrum kalmadım.”

    [5] Dogrusu ben arkamdan yerime gececek akrabamdan oturu endiseliyim. Esim de kısır! Bana lutf-u kereminden oyle bir varis nasib et ki bana da, Yakub hanedanına da varis olsun. Onu, razı olacagın bir insan eyle ya Rabbi!”

    [6] Dogrusu ben arkamdan yerime gececek akrabamdan oturu endiseliyim. Esim de kısır! Bana lutf-u kereminden oyle bir varis nasib et ki bana da, Yakub hanedanına da varis olsun. Onu, razı olacagın bir insan eyle ya Rabbi!”

    [7] “Zekeriyya!” buyurdu Allah. “Biz, sana adı Yahya olacak bir ogul mujdeliyoruz. Daha once, kimseyi ona adas yapmadık (Bu adı alan olmadı).”

    [8] “Ya Rabbi, dedi, nasıl benim cocugum olabilir ki esim kısır, ben ise bir pir-i faniyim!”

    [9] Melek dedi: “Oyledir, fakat Rabbin buyurdu ki: Bunu yapmak bana pek kolay! Nitekim seni yoktan var eden de Ben degil miyim?”

    [10] “Bana bir alamet goster ya Rabbi!”, dedi. Allah buyurdu: “Senin alametin, saglıgın yerinde olmasına ragmen uc gun insanlarla konusamamandır”

    [11] Derken, mabeddeki bolmesinden halkının karsısına cıkıp “Sabah aksam Rabbinizi tenzih ve O'na ibadet edin!” diye isarette bulundu. [Mihrab icin bkz]

    [12] “Yahya! Kitaba var kuvvetinle sarıl!” dedik ve henuz cocuk iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan bir merhamet, arı duru bir gonul de ihsan ettik.O, Allah'ı sayıp gunahtan sakınan bir insandı. Anne ve babasına iyi davranan hayırlı bir evlattı, asla zorba ve isyankar biri degildi

    [13] “Yahya! Kitaba var kuvvetinle sarıl!” dedik ve henuz cocuk iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan bir merhamet, arı duru bir gonul de ihsan ettik.O, Allah'ı sayıp gunahtan sakınan bir insandı. Anne ve babasına iyi davranan hayırlı bir evlattı, asla zorba ve isyankar biri degildi

    [14] “Yahya! Kitaba var kuvvetinle sarıl!” dedik ve henuz cocuk iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan bir merhamet, arı duru bir gonul de ihsan ettik.O, Allah'ı sayıp gunahtan sakınan bir insandı. Anne ve babasına iyi davranan hayırlı bir evlattı, asla zorba ve isyankar biri degildi

    [15] Dogdugu gun de, vefat ettigi gun de, diriltilip kabirden kalkacagı gun de selam olsun ona

    [16] Kitapta Meryem'i de an! Hani o, ailesinden ayrılıp dogu tarafında bir yere cekiliverdi

    [17] Onlarla kendisi arasına bir perde gerdi. Biz de ona Ruhumuzu gonderdik de, ona kusursuz, mukemmel bir insan seklinde gorunuverdi

    [18] Meryem irkildi ve “Ben” dedi, “Rahmana sıgındım senden.Eger Allah'ı sayıp gunahtan sakınan bir kimse isen cekil yanımdan!”

    [19] Ruh: “Ben” dedi, “Rabbinden sana gelen bir elciyim.Sana tertemiz bir erkek cocuk hediye edeyim diye geldim.”

    [20] Meryem: “Nasıl oglum olabilir ki bana eli degen bir tek erkek bile olmamıstır. Iffetsiz bir kadın da degilim!”

    [21] Ruh: “Oyledir, ama Rabbin: “Bu is bana pek kolaydır. Cunku biz onu insanlara kudretimimzin bir alameti ve tarafımızdan bir rahmet kılacagız ve artık bu, hukme baglanmıs, olup bitmis bir istir.” dedi.”

    [22] Sonra cocuguna hamile kaldı ve bu haliyle uzakca bir yere cekildi

    [23] Derken dogum sancısı onu bir hurma agacına dayanmaya zorladı. “Ay!” dedi, “n'olaydım, keske bu is basıma gelmeden oleydim, adı sanı unutulup gitmis biri olaydım!”

    [24] Derken, Ruh, ona asagıdan soyle seslendi: “Sakın uzulme!” dedi, “Rabbin senin alt yanında bir su arkı meydana getirdi

    [25] “Haydi, hurma dalını kendine dogru silkele, uzerine taze hurmalar dokulsun.”

    [26] “Artık ye, ic, gozun aydın olsun!Eger herhangi bir insana rastlarsan: “Ben Rahman'a oruc adamıstım, de, o sebeple bugun hic kimseyle konusmayacagım”

    [27] Onu kucagına alıp akrabalarına getirdi. “Kız Meryem! dediler, sen ne tuhaf bir sey yapmıssın oyle!”

    [28] “Ey Harun'un kardesi! Baban kotu bir insan degildi. Annen de iffetsiz bir kadın degildi!”

    [29] Meryem, (bana degil, cocuga sorun dercesine) cocugu gosterdi: “Nasıl olur da, dediler, besikteki bebekle konusuruz?”

    [30] Derken bebek: “Ben Allah'ın kuluyum, dedi, O bana kitap verdi, beni peygamber olarak gorevlendirdi.Hz.Isa (a.s.)’ın bu sozu Incil’de de yer alır (KM, Matta)

    [31] “Nerede olursam olayım beni kutlu, mubarek kıldı. Yasadıgım muddetce bana namazı ve zekatı farz kıldı.”

    [32] “Anneme saygılı, hayırlı evlat kılıp, asla zorba, bedbaht ve hayırsız biri yapmadı”

    [33] Dogdugum gun de, olecegim gun de, kabirden kalkıp dirilecegim gun de selam uzerime olsun!”

    [34] Iste hakkında suphe ve tartısmalara girdikleri Meryem oglu Isa konusunda gercegin ta kendisi olan Allah'ın sozu budur

    [35] Allah'ın evlat edinmesi olacak is degildir. O bundan munezzehtir! Bir isi yapmak istedi mi, “soyle olsun” demesi kafidir

    [36] “Iyi bilin ki Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Oyleyse yalnız O'na ibadet ediniz. Dogru yol budur”

    [37] Sonra onun hakkında birtakım gruplar kendi aralarında ayrılıga dustuler. Artık gercegin meydana cıkacagı o muhim gunun durusmasında vay o kafirlerin basına geleceklere

    [38] Neler isitecek, neler gorecekler onlar, huzurumuza gelecekleri gun! Gercegi pek guzel anlayacaklar o gun. Ama zalimler o gun tam bir saskınlık icindedirler

    [39] Sen o hasret ve pismanlık gununu, o haklarında ilahi hukmun yerini bulacagı gunu anlatarak uyar onları! Ama onlar gaflet icindeler, hala iman etmiyorlar onlar

    [40] Su kesin bir gercektir ki butun dunyaya ve dunyada yasayan butun insanlara Biz varis olacagız (onlar sona erip baki Allah kalacak) ve olumden sonra hepsi diriltilip Bizim huzurumuza getirileceklerdir

    [41] Kitapta Ibrahim'i de an. O gercekten ozu sozu dogru biri idi, yani bir peygamberdi

    [42] Zamanı geldi, babasına: “Babacıgım, dedi, nicin isitmeyen, gormeyen ve sana hicbir fayda saglamayan bu putlara tapıyorsun?” [21,52-67] {KM, Mezmurlar}

    [43] “Babacıgım, sana ulasmayan bir ilim, geldi bana, ne olur bana tabi ol da seni dumduz bir yola cıkarayım”

    [44] “Babacıgım, sakın seytana ibadet etme! Cunku seytan Rahman'a isyan icindedir

    [45] Babacıgım, bu gidisle o Rahman'dan bile bir azabın gelip sana dokunacagından ve senin seytana hemdem olacagından ciddi endise icindeyim

    [46] Babası: “Ibrahim, ne o, yoksa sen benim tanrılarıma sırtını mı donuyorsun?Bu isten vazgecmezsen mutlaka tasa tutarım seni. Soyle bir uzun muddet benden uzak dur. Gozum gormesin seni buralarda!”

    [47] Ibrahim: “Selamet, esenlik icinde kal, dedi. Rabbimden senin icin af dileyecegim. O gercekten bana karsı cok lutufkardır. [25,63; 2]

    [48] “Iste sizi de, sizin Allah'tan baska ibadet ve dua ettiginiz tanrılarınızı da terkediyorum.Rabbime niyaz edip yalvarıyorum.Rabbime niyaz etmem sayesinde mahrum ve perisan olmayacagımı umuyorum

    [49] Onları ve onların Allah'tan baska taptıkları putları terk edip (Sam’a yerlesince) Biz O’na Ishak ile Yakub’u hediye ettik.Onların her birine peygamberlik verdik

    [50] Onlara rahmetimizden ihsanlarda bulunduk. Onlara dillerde ve dinlerde yuksek ve guzel bir nam bıraktık

    [51] Kitapta Musa'yı da an. Gercekten O Allah tarafından ihlasa erdirilen bir kul idi, resul ve nebi idi

    [52] Hani ona Tur'un sag tarafından seslenmis ve ozel konusma icin onu huzurumuza almıstık. [28,30] {KM, Cıkıs}

    [53] Ve rahmet ve keremimizden, kardesi Harun'u da nebi olarak ona ihsan etmistik. [28,34; 20,31; 26,13] {KM, Cıkıs}

    [54] Kitapta Ismail'i de an. Gercekten o, verdigi sozu yerine getiren biri idi. Resul ve nebi idi

    [55] Halkına namazı ve zekatı tavsiye ederdi. Rabbinin razı oldugu biri idi

    [56] Kitapta Idris'i de an. Gercekten o da dogrulugun timsali biri idi, bir nebi idi. [21,85] {KM, Tekvin}

    [57] Biz onu ustun bir makama yucelttik

    [58] Iste bunlar, Allah'ın nimetine mazhar olmus olan bu zatlar, Adem neslinden, Nuh ile beraber gemide tasıdıklarımızın evlatlarından, Ibrahim ve Israilin nesillerinden ve hidayete erdirip sectigimiz kimselerdendir. Onlar Rahman’ın ayetleri okundugunda aglayarak secdeye kapanırlardı

    [59] Kendilerinden sonra yerlerine oyle bir nesil geldi ki namazı zayi ettiler, sehvetlerinin pesine dustuler. Iste bunlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklardır

    [60] Ancak tovbe eden, iman edip makbul ve guzel isler yapanlar cennete girecekler ve asla haksızlıga ugramayacaklardır

    [61] Evet, onlar Rahman'ın kullarına gıyabi olarak vad ettigi, dunyada iken gormeksizin inandıkları Adn cennetlerine gireceklerdir. Allah’ın vadi muhakkak ki yerini bulacaktır

    [62] Orada onlar bos ve anlamsız soz isitmezler, sadece selam ve selamet sozleri duyarlar. Orada ziyafetleri sabah aksam kendilerine sunulacaktır

    [63] Iste bu cennetlere kullarımızdan, Allah'ı sayıp gunahtan sakınanları varis kılacagız

    [64] Rabbinin emri olmadıkca biz (meleklerden olan elciler) inmeyiz. Onumuzde ve arkamızdaki butun gecmis ve gelecek seyler ve bunların arasındakiler hep O'na aittir. Senin Rabbin, hicbir seyi unutmaz

    [65] O goklerin, yerin ve o ikisinin arasında olan her seyin Rabbidir. Oyleyse yalnız O'na kulluk et. O’na ibadetinde sabır ve sebat goster. Ona denk ve adas olacak hic kimse bilir misin

    [66] Boyle iken kafir insan: “Sahi, ben oldukten sonra diriltilip kabrimden cıkarılacak mıyım?” der

    [67] O insan hic dusunmuyor mu ki, o hicbir sey degilken Biz onu yaratıp var ettik

    [68] Senin Rabbine yemin olsun ki Biz onları da, seytanları da diriltip huzurumuza toplayacagız, sonra da cehennemin cevresinde dizustu cokmus vaziyette oraya getirecegiz

    [69] Sonra da her topluluktan, Rahman'a isyan etmede asırılık edenleri cekip ayıracagız

    [70] Sonra o cehennemi boylamaya daha cok mustahak olanları elbette Biz pek iyi biliriz

    [71] Sizden hic kimse yoktur ki cehenneme varmasın. Bu Rabbinin katında kesinlesmis bir hukumdur

    [72] Sonra Allah'ı sayıp gunahlardan sakınan muttakileri kurtararak zalimleri dizustu cokmus vaziyette orada bırakacagız

    [73] Ayetlerimiz kendilerine acık acık okundugu zaman o kafirler iman edenlere dediler ki: (Bu uhrevi ve manevi halleri bir tarafa bırakalım, dunya hayatının realitesine bakalım) “Bu iki zumreden, mumin ve kafirlerden hangisinin makamı daha ustun, grup ve toplulugu daha muteberdir?”

    [74] Halbuki Biz onlardan once, gerek mal ve esyaları, gerek gosterisleri daha guzel durumda olan oyle nesiller helak ettik ki saymaya gelmez

    [75] De ki: Dini inkar edenlere Rahman biraz muhlet versin, bundan ne cıkar? Ama isin sonunda, onlar kendilerine vad olunan azabı veya kıyameti gorunce iste o zaman ogrenecekler: kimmis mevkii daha dusuk ve kimmis asker ve maiyyeti daha zayıf

    [76] Allah hidayeti kabul edip dogru yola gelenlerin ise feyizlerini artırır. Baki kalacak durust ve yararlı isler, Rabbinin nazarında hem mukafat bakımından daha ustun, hem de akıbet yonunden daha iyidir

    [77] Baksana su ayetlerimizi inkar edip: “Mutlaka malım mulkum de olacak, coluk cocugum da olacak!” diyen adamın haline

    [78] Ne o, bu adam gaybı ogrenmenin yolunu mu buldu, yoksa Rahman'dan kesin bir soz mu aldı

    [79] Asla! Iste onun bu sozunu deftere kaydedecegiz ve azabını da artırdıkca artıracagız

    [80] O sozunu ettigi mal ve evlada Biz varis olacagız, nesi var nesi yoksa Bize kalacak ve o, huzurumuza tek basına (ilk yarattıgımız gibi mal ve mulkten, makam ve mevkiden hatta elbiseden bile soyunmus olarak cırılcıplak) gelecektir

    [81] Kendilerine kalsa izzet ve kuvvet vesilesi olsun diye, Allah'tan baska birtakım tanrılar edindiler

    [82] Hayır, hayır! Taptıkları o nesneler onların ibadetlerini reddedecekler ve kendilerine dusman olacaklardır

    [83] Gormuyor musun ki Biz kafirlere seytanları musallat ediyoruz, onları oynatıp duruyorlar

    [84] O halde onlar hakkında acele etme! Biz onların gunlerini saymaktayız.

    [85] Gun gelecek, Allah'ı sayıp haramlardan sakınan muttakileri, Rahman tarafından agırlanacak konuk heyet olarak toplayacagız

    [86] Sucluları da susuz olarak o yakıcı cehenneme surecegiz

    [87] Rahman'ın huzurunda, soz almıs olanlar dısında hic kimse sefaat edemeyecek

    [88] “Rahman evlat edindi.” dediler

    [89] Boyle diyen sizler, pek cirkin bir sey ortaya attınız

    [90] Rahman'a cocuk isnad etmelerinden oturu, nerdeyse gokler catlayacak, yer yarılacak, daglar yıkılıp cokecekti

    [91] Rahman'a cocuk isnad etmelerinden oturu, nerdeyse gokler catlayacak, yer yarılacak, daglar yıkılıp cokecekti

    [92] Halbuki evlat edinmek Rahman'ın sanına yakısmaz

    [93] Goklerde ve yerde kim varsa, Rahman'ın ancak kulu olabilir

    [94] O bunların hepsini ilmi ile ihata etmis, tek tek tesbit etmistir

    [95] Ve onların hepsi de kıyamet gunu O'nun huzuruna tek basına gelecektir

    [96] Iman edip, makbul ve guzel isler yapanları Rahman, (hem Allah, hem de mahluklar nezdinde) sevimli kılacaktır

    [97] Bizim, Kur'an’ı senin dilinle indirip kolaylastırmamızın baslıca sebebi, senin muttakileri mujdelemen ve inatcı kimseleri de onunla uyarmandır

    [98] Hem Biz onlardan once nice nesiller imha ettik! Onlardan hissedip gordugun yahut sesini isittigin bir tek kisi bile var mıdır

    Surah 20
    Tâhâ

    [1] Ta Ha. Kur'an’ı sana, mesakkat cekip, bedbaht olasın diye indirmedik

    [2] Ta Ha. Kur'an’ı sana, mesakkat cekip, bedbaht olasın diye indirmedik

    [3] Yuce gokleri ve yeri yaratan tarafından onu, Yaratana saygı duyanı uyaran, irsad eden buyruklar halinde tedricen indirdik

    [4] Yuce gokleri ve yeri yaratan tarafından onu, Yaratana saygı duyanı uyaran, irsad eden buyruklar halinde tedricen indirdik

    [5] O, Rahman'dır (Sonsuz merhamet ve sefkat sahibidir), rububiyet arsına kurulmustur

    [6] Goklerde ne var, yerde ne varsa O'nundur.Bu, ikisi arasında olan, yerin altında olan da O’nun’dur

    [7] Ister yavas konus, ister acıktan, O'na gore birdir. Zira O gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir

    [8] O'dur Allah, O’ndan baska yoktur ilah.En guzel isimler ve vasıflar O’nundur

    [9] Sahi, olmadı mı senin haberin, Musa'nın durumundan

    [10] Hani o colde, gece yol alırken, bir ates gordu uzaktan. “Durun!” dedi, ailesine: “Bir ates ilisti gozume. Oraya dogru gideyim, Belki oradan bir kor alıp size getiririm. Belki orada yolu bilen birini bulurum.” {KM, Cıkıs 3. bolum}

    [11] Atesin yanına varınca birden: “Musa!” diye nida edildi

    [12] “Haberin olsun: Senin Rabbin Benim!” denildi. “Cıkar pabuclarını hemen! Cunku kutsal vadidesin sen! (Evet evet) Tuva'dasın sen!” [79,16] {KM, Cıkıs}

    [13] Peygamberlige sectim seni,Oyleyse iyi dinle sana vahyedileni

    [14] Muhakkak ki Ben'im gercek Ilah.Benden baska yoktur ilah.O halde sen de yalnız Bana ibadet et! Beni anmak icin namaz eda et

    [15] Elbet gelecek kıyamet saati. Nerdeyse acıklayasım geliyor onun vaktini. Ta ki her kisi bulsun orada butun yapıp ettigini, islerinin karsılıgını. [99,7-8]

    [16] Buna inanmayanlar, nefsinin arzu ve ihtiraslarının pesine dusenler, sakın seni ona inanmaktan vazgecirmesin, sonra sen de helak olursun

    [17] Musa, su sag elinde tuttugun sey de ne? {KM, Cıkıs}

    [18] “O asamdır,” dedi, “uzerine dayanırım, onunla davarlarıma yaprak cırparım, ayrıca onunla daha bircok ihtiyacımı gideririm.”

    [19] “Bırak onu Musa!” buyurdu

    [20] Hemen bıraktı. Bir de ne gorsun: Hızla kıvrılıp surunen, kocaman bir yılan oldu

    [21] “Tut onu! Korkma, Biz onu eski haline cevirecegiz!” buyurdu

    [22] Bir de elini koynuna sok! Bir baska mucize olarak cıkar onu hic puruzsuz, parlak mı parlak! [28,32] {KM, Cıkıs}

    [23] Boylece sana en buyuk mucizelerimizden birini gostermek istiyoruz

    [24] Firavun'a git! Cunku o, iyice azdı. [26,10-15] {KM, Cıkıs}

    [25] “Ya Rabbi,” dedi, genislet gogsumu, kolaylastır isimi, cozuver su dilimin bagını

    [26] “Ya Rabbi,” dedi, genislet gogsumu, kolaylastır isimi, cozuver su dilimin bagını

    [27] “Ya Rabbi,” dedi, genislet gogsumu, kolaylastır isimi, cozuver su dilimin bagını

    [28] Ta ki anlasınlar sozumu

    [29] Bana da ailemden birini, yardımcı kıl, Harun kardesimi

    [30] Bana da ailemden birini, yardımcı kıl, Harun kardesimi

    [31] Onunla beni takviye et

    [32] Onu bu isime ortak et

    [33] Ta ki Seni daha cok tesbih ve tenzih edelim

    [34] Ve Seni daha cok analım

    [35] Aslında Sen bizim butun hallerimizi hakkıyla gormektesin.”

    [36] “Musa!” dedi, “istediklerin sana verildi. Zaten baska bir sefer de sana lutufta bulunmustuk.” [28,7-13] {KM, Cıkıs}

    [37] “Musa!” dedi, “istediklerin sana verildi. Zaten baska bir sefer de sana lutufta bulunmustuk.” [28,7-13] {KM, Cıkıs}

    [38] O vakit annene ilham edip dedik ki

    [39] “Onu bir sandıga yerlestirip denize bırak! Deniz onu sahile atsın. Bana da ona da dusman olan biri onu alsın!” Ve “Ey Musa! nezaretim altında yetistirilmen icin sana karsı insanların gonullerinde tarafımdan bir sevgi bıraktım!”

    [40] Kız kardesin, denizden seni alanların yanına varıp: “Ona iyi bakacak birini size buluvereyim mi?” diyordu. Boylece seni annene kavusturduk ki gozu aydın olsun, uzulmesin.Derken sen buyudun, bir adam oldurdun de Biz seni o sıkıntıdan kurtardık. Seni, ey Musa, turlu turlu imtihanlarla sınayıp yetistirdik. Bu yuzden de yıllarca Medyen halkı icinde kaldın. Sonra da takdirimizle, buraya geldin

    [41] “Seni Ben secip Peygamberligime hazırladım.”

    [42] “Haydi kardesinle birlikte ayetlerimle gidiniz, sakın Beni anmakta gevseklik gostermeyiniz!”

    [43] Gidin. Firavun'a, zira o iyice azdı

    [44] Ona tatlı, yumusak bir tarzda hitab edin. Olur ki aklını basına alır, yahut hic degilse biraz cekinir.”

    [45] “Ya Rabbena” dediler, “dogrusu, korkarız ki o bize son derece kotu davranır, hatta ileri gidip daha da azar.”

    [46] “Korkmayın!” buyurdu, “Ben sizinle beraberim, her seyi isitir ve gorurum.”

    [47] “Haydi varın da soyle deyin ona: Rabbin tarafından gonderilen elcileriz biz sana!Israilogullarını bizimle gonder ve iskence etme onlara!Rabbinden bir belge ile geldik biz sana.Kurtulus hastır, bu dogru yolu tutanlara!”

    [48] “Inan ki bize: “Dini yalan sayıp ondan yuz ceviren, mutlaka azaba ugrayacaktır!” diye vahyedildi.” [

    [49] “Firavun: “Sizin Rabbiniz de kimmis ey Musa!” dedi

    [50] “Rabbimiz,” dedi, “her seyi yaratan, sonra da onu yaratılıs gayesine uygun yola koyan,Yuce Yaradandır (buna iyice inan)”

    [51] Firavun dedi ki: “Peki o zaman, onceki nesillerin durum ve akıbeti ne olur?”

    [52] “Onların durumu, Rabbimin yanındaki bir kitaptadır. O, ne sasırır, ne de unutur.” dedi

    [53] O'dur ki yeri size besik yaptı. Orada sizin icin yollar ve gecitler actı. Gokten de size yagmur indirdi. Iste o su ile turlu turlu bitkilerden ciftler cıkardık

    [54] Hem siz yiyin, hem davarlarınızı otlatın! Elbette bunda aklı olanlar icin ayetler, Allah'ın kudretine deliller vardır

    [55] Sizi, ey insanlar, Biz yerden yarattık. Yine oraya gonderecegiz ve oradan tekrar Biz cıkaracagız

    [56] Biz Firavun'a butun ayetlerimizi, delillerimizi gosterdik, fakat o bunları yalan saydı ve gercegi kabul etmemekte direndi

    [57] “Sen,” dedi, “sihirdeki maharetinle bizi yerimizden yurdumuzdan cıkarmak icin mi geldin ey Musa!”“O halde bilmis ol ki biz de seninki gibi bir sihirle karsı koyacagız.” “Simdi sen, bizim de senin de caymayacagımız uygun bir bulusma vakti tayin et, duz, genis bir alanda karsılasalım!”

    [58] “Sen,” dedi, “sihirdeki maharetinle bizi yerimizden yurdumuzdan cıkarmak icin mi geldin ey Musa!”“O halde bilmis ol ki biz de seninki gibi bir sihirle karsı koyacagız.” “Simdi sen, bizim de senin de caymayacagımız uygun bir bulusma vakti tayin et, duz, genis bir alanda karsılasalım!”

    [59] Musa: “Karsılasma zamanı, bayram gunu olsun, halk sabahleyin toplansın.” dedi

    [60] Firavun islerini ayarlamaya giristi, butun care ve hilelerini, en usta sihirbazlarını toplayıp bulusma yerine geldi

    [61] Musa onlara: “Yazık size!” dedi, “Allah hakkında yalan uydurmayın, yoksa O size oyle bir azap gonderir ki kokunuzu keser.”“Iftira eden, muhakkak perisan olur.”

    [62] Bunun uzerine onlar aralarında tartısmaya ve fısıldasmaya, kulislere basladılar

    [63] Sonunda: “Her halde, dediler, bunlar, sizi sihirleriyle yurdunuzdan cıkarmak isteyen ve en ideal yasam duzeninizi ortadan kaldırmak isteyen iki buyucu!”

    [64] O halde butun hunerlerinizi toplayıp sıra sıra, merasim duzeninde meydana cıkın. Bugun olum kalım gunudur. Kim bugun ustun gelirse, iflah olacak odur

    [65] Onlar: “Musa! Istersen hunerini once sen ortaya koy, istersen biz ortaya koyalım!” dediler

    [66] “Hayır, siz ortaya koyun!” dedi. Bir de ne gorsun: onların sihirleri sayesinde, ipleri ve sopaları, kendisine gercekten hareket ediyormus gibi geldi

    [67] Musa birden, icinde bir endise duydu

    [68] “Endise etme!” dedik, “zira sen galip geleceksin.”

    [69] Elindeki degnegi ortaya at, onların yaptıklarını yutacaktır. Cunku onların yaptıgı, sihirbaz oyunudur. Buyucu ise, nereye varırsa varsın, hicbir yerde iflah olmaz

    [70] Derken butun buyuculer secdeye kapandılar. “Harun ile Musa'nın Rabbine iman ettik!” dediler

    [71] “Ya!” dedi Firavun, “benden izin cıkmadan ona inandınız ha! Demek ki size sihri ogreten ustanız oymus! Ellerinizi ve ayaklarınızı farklı yonlerden kesecegim ve sizi hurma dallarına asacagım! Kimin azabının daha siddetli, daha devamlı oldugunu iste o zaman anlayacaksınız!”

    [72] “Mumkun degil” dediler, “bize gelen bunca delillere ve bizi Yaratana karsı seni tercih edemeyiz. Istedigin hukmu ver. Senin hukmun nihayet, bu dunyada gecer.”

    [73] “Biz Rabbimize iman ettik. Onun gunahlarımızı, (ozellikle bizi yapmaya zorladıgın sihir gunahın)ı affedecegini umuyoruz. Allah elbette daha hayırlı ve O'nun mukafatı daha devamlıdır.”

    [74] Dogrusu kim Rabbine kıyamette suclu olarak gelirse onun yeri cehennemdir. Orada ne olur kurtulur, ne de yasamı hayat sayılır

    [75] Her kim de makbul ve guzel isler yapmıs mumin olarak gelirse, onlara da pek yuksek mevkiler vardır

    [76] Zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri var. Onlar oraya ebedi kalmak uzere girecekler.Iste kotuluklerden arınanların mukafatı budur

    [77] Biz Musa'ya soyle vahyettik: Kullarımla geceleyin Mısır’dan yola cık. Asanı vurarak denizde onlara kuru bir yol ac! Firavun’un size ulasmasından ve bogulmanızdan endise edip korkmayın

    [78] Firavun da askerleriyle onun pesine dustu. Deniz onları oyle bir sardı ki birden yutuverdi

    [79] Boylece Firavun halkını kurtulusa degil, yanlıs yola, cıkmaza goturdu

    [80] Ey Israil evlatları! Sizi dusmanlarınızdan kurtardık. Tur'un sag tarafında Musa ile konusmayı size vad ettik. Size colde kudret helvasıyla bıldırcın lutfettik

    [81] O halde size verdigimiz rızıkların en hos ve temiz olanlarından yiyin, ama bu hususta taskınlık yapmayın, yoksa gazabım tepenize iniverir. Kimi de gazabım carparsa artık o ucuruma dusmustur

    [82] Su da muhakkak ki inkardan donus yapan, iman eden, guzel ve makbul isler yapan, boylece dogru yola giren kimseyi de affederim

    [83] Hem seni halkından cabucak ayrılıp gelmeye sevkeden sebep ne ey Musa

    [84] “Onlar,” dedi, “beni izliyorlar. Benden daha cok razı olman icin sana kavusmakta acele davrandım ya Rabbi!”

    [85] Allah buyurdu: “Sen oyle biliyorsun amma onlar senin izinde degiller, Zira Biz senin ayrılmandan sonra halkını sınadık ve Samiri onları yoldan cıkardı.” [17,138] {KM, Cıkıs 32,4.24; Hosea 8,5-6; I Krallar}

    [86] Musa derhal son derece kızgın ve uzgun olarak halkına dondu: “Ey milletim! dedi, Rabbiniz size guzel bir vaadde bulunmadı mı? Verilen sozun uzerinden cok uzun sure mi gecti, yoksa Rabbinizin gazabının tepenize inmesini mi istiyorsunuz ki bana olan vadinizden caydınız?”

    [87] “Biz,” dediler, “kendi guc ve irademizle sana olan vadimizden donmedik. Fakat biz o halkın, Mısırlıların zinet esyalarından birtakım agırlıklar yuklenmistik. Onları atese attık. Samiri de kendi mucevheratını atıverdi

    [88] Derken o, ahali icin bogurme marifeti olan bir buzagı heykeli dokup cıkardı. Samiri ve arkadasları: “Iste bu, sizin de, Musa'nın da tanrısıdır, ama Musa bunu unuttu!” dediler

    [89] Onlar gormuyorlar mıydı ki o heykel, kendilerine mukabele edecek bir cift laf soyleyemiyordu. Kendilerine gelen bir zararı onleyemedigi gibi, onlara fayda da saglamıyordu

    [90] Dogrusu, Harun onlara, bundan once: “Ey milletim!” dedi, “siz bu heykel ile imtihana tabi tutuldunuz. Su kesindir ki sizin Rabbiniz Rahman'dır (cok sefkatli ve merhametlidir). O halde beni izleyin ve emrime itaat edin!”

    [91] Onlar ise: “Musa yanımıza donunceye kadar ona tapmaya devam edecegiz!” diye karsılık vermislerdi

    [92] Musa dondugunde bu durumu bilmediginden: “Harun!” dedi, “onların saptıgını gordugunde benim izimce gelmene ne mani oldu, yoksa emrime karsı mı geldin?” deyip onu sakalından tutarak cekmeye basladı

    [93] Musa dondugunde bu durumu bilmediginden: “Harun!” dedi, “onların saptıgını gordugunde benim izimce gelmene ne mani oldu, yoksa emrime karsı mı geldin?” deyip onu sakalından tutarak cekmeye basladı

    [94] “Ey anamın oglu!” dedi Harun, “lutfen sakalımdan, sacımdan beni cekistirip durma. Ben, senin “Israilogullarının icine ayrılık soktun, sozumu dinlemedin!” diyeceginden endise ettim.”

    [95] Bu sefer Samiri'ye donerek: “Samiri! peki senin derdin nedir?” dedi

    [96] “Ben,” dedi, onların gormedikleri bir seyi gordum. O resul'un izinden bir avuc toprak alıp onu potanın icine attım. Iste boylece nefsim boyle yapmayı bana hos gosterdi.”

    [97] “Defol!” dedi Musa, artık omur boyunca sen: “Bana dokunmayın, benden uzak durun!” diyeceksin, yalnız yasamaya mahkum olacaksın. Ayrıca senin asla kurtulamayacagın bir ceza gunu var. Simdi tapınıp durdugun tanrına bak! Biz onu yakacagız, sonra da ufalayıp denize savuracagız.” {KM, Tesniye}

    [98] Sizin Ilahınız yalnız Allah'tır. Ondan baska ilah yoktur. O her seyi ilmi ile ihata etmistir

    [99] Iste boylece sana gecmis muhim olaylardan bir kısmını anlatıyoruz. Tarafımızdan sana da bir zikir verdik

    [100] Kim ona sırtını cevirirse, muhakkak ki o, kıyamet gunu buyuk bir vebal yuklenecektir

    [101] O yukun altında daimi olarak kalacaklardır. Kıyamet gunu bu yuk, onlar icin ne agır bir yuk olacak

    [102] Sura uflenecegi gun, Biz suclu kafirleri, gozleri (korku ve heyecandan) gomgok vaziyette hasredip toplayacagız

    [103] Kendi aralarında sessizce konusurken:“Dunyada, olsa olsa on gun kadar bir sey kaldınız.” derler

    [104] Aralarında konustukları konuyu Biz pek iyi biliriz. Onların en mutedil ve en makul olanı, o zaman “Siz bir gunden daha fazla kalmadınız.” diyecek. [30,]

    [105] Bir de sana o gun, dagların durumunu sorarlar. De ki: “Rabbim onları darmadagın edecek, ufalayıp savuracak, yerlerini dumduz, bos vaziyette bırakacak.”

    [106] Bir de sana o gun, dagların durumunu sorarlar. De ki: “Rabbim onları darmadagın edecek, ufalayıp savuracak, yerlerini dumduz, bos vaziyette bırakacak.”

    [107] “Orada artık ne inis, ne yokus goreceksin!”

    [108] O gun insanlar, Hakkın davetcisine hic bir tarafa sapmadan uyarlar. Rahman'ın azametinden dolayı sesler kısılmıstır. Artık bir fısıltıdan baska bir ses isitemezsin

    [109] O gun, Rahman'ın sefaat izni verip sozunden razı oldugu kimselerden baskasının sefaati fayda vermez.

    [110] O, onların geleceklerini de gecmislerini de bilir. Kulların ilmi ise bunu asla kavrayamaz

    [111] Butun yuzler, hayatın ve hakimiyetin tam manasıyla sahibi olan Hayy-u Kayyum'a bas egmistir. Zulum yuklenerek gelen, gercekten perisan olmustur

    [112] Mumin olarak guzel ve makbul isler isleyen ise, ne zulumden, ne de haklarının cignenmesinden korkar

    [113] Iste boylece bu kitabı Arapca bir Kur'an olarak indirdik ve onda uyarı ve tehditlerimizi farklı usluplarla anlattık.Ta ki insanlar Allah’a karsı gelmekten korunsunlar ve ta ki o, kendilerine bir ibret ve uyanıs versin

    [114] Demek ki gercek Hukumdar olan Allah cok Yucedir. Sana vahyedilmesi henuz tamamlanmadan unutma endisesi ile Kur'an’ı okumada acele etme ve: “Ya Rabbi! Benim ilmimi artır.” de! [23,116; 75,16-19; 114,2] {KM, Cıkıs 15,18; Isaya}

    [115] Dogrusu Biz daha once Adem'e de vahiy ve emir vermistik, ne var ki o ahdi unuttu, onda bir azim bulamadık

    [116] Dusunun ki Biz, bir vakit meleklere: “Adem'e secde edin!” dedik. Hepsi secde ettiler, yalnız Iblis diretti

    [117] Biz de dedik ki: “Adem! Iyi bil ki bu, sana da esine de tam bir dusmandır. Sakın sizi cennetten cıkarmasın, sonra perisan olur, helake suruklenirsin!”

    [118] “Sen cennette asla aclık cekmeyecek, asla cıplak kalmayacaksın. Orada asla susuzluk cekmeyecek ve gunesin kavurucu sıcagına maruz kalmayacaksın

    [119] “Sen cennette asla aclık cekmeyecek, asla cıplak kalmayacaksın. Orada asla susuzluk cekmeyecek ve gunesin kavurucu sıcagına maruz kalmayacaksın

    [120] Ama seytan ona vesvese verip: “Adem! dedi, “ister misin sana ebediyet (olumsuzluk) agacını, zamanın gecmesiyle zeval bulmayan bir devlet ve saltanatı gostereyim?” [2,35] {KM, Tekvin 3,22; Vahiy}

    [121] Derken ikisi de o agacın meyvesinden yediler. Bunun uzerine edep yerlerinin acık oldugunu fark ettiler. Derhal cennet yapraklarıyla uzerlerini ortmeye basladılar. Boylece Adem Rabbine karsı geldi de sastı kaldı

    [122] Sonra Rabbi onu secti, tovbesini kabul etti ve onu hidayetine mazhar etti

    [123] Onlara hitaben buyurdu ki: Kiminiz kiminize dusman olarak cennetten yere ininiz. Sonra ne zaman Benden bir rehber gelir de, kim ona tabi olursa, artık o ne yolu sasırır, ne de bedbaht olur

    [124] Ama kim Benim zikrimden yuz cevirirse kitabımı dinlemez ve Beni anmaktan gaflet ederse, ona sıkıntılı bir hayat vardır ve Biz onu kıyamet gunu kor olarak diriltir, durusmaya getiririz

    [125] “Ya Rabbi,” der, “ben gozleri goren biri oldugum halde neden beni kor olarak hasrettin?”

    [126] Buyurur ki: “Bu boyledir. Nasıl ayetlerimiz sana geldiginde sen onları unuttuysan, bu gun de sen oyle unutulur, bir kenara atılırsın.”

    [127] Iste inkarda ve gunahta hadlerini asanları ve Rab'lerinin ayetlerine inanmayanları boyle cezalandırırız. Ahiret azabı ise elbette daha siddetli ve daha devamlı olacaktır

    [128] Bugun meskenlerinde dolastıkları, daha once yasamıs bunca nesilleri helak edisimiz, onları yola getirmedi mi? Elbette bunda akıllı kimseler icin alınacak dersler vardır

    [129] Eger Rabbin tarafından daha once verilmis bir soz ve tayin edilmis bir vade olmasaydı, azap onlara coktan gelmis olurdu

    [130] O halde onların soylediklerine sabret! Gunesin dogmasından ve batmasından once Rabbinin yuceligini ilan et, O'na hamdet! Gecenin bazı vakitlerinde, gunduzun bazı taraflarında da O’na ibadet et ki memnun ve mutlu olasın

    [131] Onlardan bazı zumrelere, sırf kendilerini denemek icin verdigimiz dunya hayatının suslerine gozunu dikme! Rabbinin sana verdigi nimet, hem daha hayırlı ve degerli, hem de daha devamlıdır

    [132] Ailene ve ummetine namaz kılmalarını emret, kendin de namaza devam et! Biz senden rızık istemiyoruz, bilakis senin rızkın Bize aittir. Guzel akıbet, takvadadır, yani Allah'ı sayıp haramlardan korunmaktadır

    [133] “O resul, gercek peygamber olduguna dair Rabbinden bizim istedigimiz bir mucize getirse ya!” dediler. Onlara onceki semavi kitaplarda bulunan deliller gelmedi mi

    [134] Sayet Biz peygamber gelmeden kendilerini azab ile helak edecek olsaydık onlar: “Ey Ulu Rabbimiz, ne olurdu bize bir elci gonderseydin de, biz boyle rezil ve hakir olmadan once senin ayetlerine uysaydık!” derlerdi

    [135] De ki: “Herkes beklemede! Siz de gozleyin bakalım! Dogru yolu tutanların, hidayete erenlerin kim oldugunu yakında anlayacaksınız!”

    Surah 21
    Enbiyâ

    [1] Insanların hesap verme vakti yaklastı. Ama onlar hala koyu bir gaflet icinde haktan yuz cevirmekteler

    [2] Rab'leri tarafından kendilerine gelen her yeni uyarıyı, alaya alıp kalpleri eglenceye dalarak dinlerler.Hem o zalimler aralarında kulis yapıp, su fısıltıyı, gizlice yayarlar: “O da sizin gibi bir insandan baska bir sey degil. Simdi siz goz gore gore sihire mi kapılacaksınız yani?”

    [3] Rab'leri tarafından kendilerine gelen her yeni uyarıyı, alaya alıp kalpleri eglenceye dalarak dinlerler.Hem o zalimler aralarında kulis yapıp, su fısıltıyı, gizlice yayarlar: “O da sizin gibi bir insandan baska bir sey degil. Simdi siz goz gore gore sihire mi kapılacaksınız yani?”

    [4] Resul dedi ki: “Rabbim gokte olsun, yerde olsun, soylenen her sozu bilir. O oyle mukemmel isitir, oyle mukemmel bilir ki!”

    [5] (Kur'an’ı kime mal edecekleri konusunda sasırıp kaldılar, cevapları kendilerini bile tatmin etmeyip durmadan fikir degistirdiler.) “Hayır!” dediler, “bu adgasu ahlam: karısık karısık ruyalar.” “Yok yok, boyle degil, anlasılan onu kendisi uydurmus!” “Hayır! bu da degil, galiba o bir sair!”, “Oyleyse onceki peygamberlere verilen mucizeler kabilinden istedigimiz mucizeyi bize gostersin!”

    [6] Kendilerinden once imha ettigimiz hic bir sehir halkı iman etmedi, simdi bunlar mı iman edecekler

    [7] Biz senden once de, ancak kendilerine vahiy gonderdigimiz birtakım erkekleri peygamber gonderdik. Sayet bilmiyorsanız, bunu bilenlere sorunuz

    [8] Biz onları yiyip icmeyen bedenden ibaret kılmadık; hem dunyada onlar ebedi olarak da kalmadılar

    [9] Sonra onlara verdigimiz sozu yerine getirdik. Onları ve beraberlerinde bulunan diledigimiz kullarımızı kurtardık, haddi asanları ise helak ettik

    [10] Muhakkak ki, hayatınız icin gerekli notları iceren, size san ve seref saglayan bir kitap indirdik. Neden dusunmuyorsunuz

    [11] Zulme batmıs nice beldelerin bellerini kırdık, onlardan sonra da baska toplumlar yarattık

    [12] Onlar bizim baskınımızı hisseder etmez, derhal bineklerine yonelip kacmaya yeltendiler

    [13] “Yok,” dedik, “tepinmeyin, donun o icinde sımardıgınız refah ve konfora! Donun o konaklarınıza ki sorguya cekileceksiniz.”

    [14] “Eyvah! dediler, gercekten biz zalim kimselermisiz! (Eyvah! Eyvah!)”

    [15] Bu feryatları surup gitti. Nihayet onları oyle yaptık ki bicildiler, sonup kul oldular

    [16] Elbette Biz gogu, yeri ve aralarında olan varlıkları oyun ve eglence olsun diye yaratmadık

    [17] Eglenmek isteseydik nezdimizde eglenecek cok sey bulurduk! Faraza yapacak olsak, oyle yapardık

    [18] Hayır! Biz gercegi soyler, gercegi yaparız! Hakkı batılın tepesine indiririz de beynini parcalar, bir anda canı cıkar o batılın! Allah hakkındaki boyle bos dusuncelerinizden oturu yuh aklınıza, yazıklar olsun size

    [19] Halbuki goklerde olsun, yerde olsun kim varsa O'nun mulkudur. O’nun nezdindeki melekler O’na ibadeti, ne gurur meselesi yapar, ne de ibadetten yorulurlar

    [20] Gece gunduz, usanmadan, ara vermeden tesbih ve ibadet ederler

    [21] Buna ragmen, yine de onlar, yerde birtakım varlıkları, insanları oldukten sonra diriltecekleri zannı ile tanrı edindiler

    [22] Halbuki gokte ve yerde, Allah'tan baska tanrılar bulunsaydı oraların nizamı bozulurdu. Demek ki o yuce ars ve hukumranlıgın sahibi Allah, onların zanlarından, onların Allah’a reva gordukleri vasıflardan munezzehtir, yucedir

    [23] O, yaptıklarından sorumlu degildir. O'nu sorguya cekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır

    [24] Yine de tuttular, O'nun yanısıra baska birtakım tanrılar edindiler. Ey Resulum! De ki: “Iddianızı ispatlayın, delilinizi getirin gorelim!” Boyle bir delil de getiremediklerine gore de ki: “Iste bu tevhid, benimle beraber olanların ve benden onceki peygamberlerin bidirisidir.” Hayır, onların cogu gercegi bilmiyor ve bu sebeple de ondan yuz ceviriyorlar

    [25] Nitekim senden once hic bir peygamber gondermedik ki ona: “Benden baska Ilah yok, oyleyse yalnız Bana ibadet edin!” diye vahyetmis olmayalım

    [26] Gercek bu iken, bazıları kalkıp: “Rahman evlat edindi!” iddiasında bulundular. O, bundan munezzehtir. Bilakis onların evlat dedikleri melekler O'nun ikram ve takdirine mazhar olmus kullarıdır

    [27] O, kendilerine sormadıkca hic bir soz soylemezler, sadece O'nun emirlerini yerine getirirler

    [28] O onların yaptıklarını da yapacaklarını da, acıkladıklarını da gizlediklerini de bilir. Onlar, sadece O'nun razı oldugu kimse hakkında sefaat ederler. O’na duydukları tazimden oturu cekinir, titrerler

    [29] Onlardan kim cıkıp da “O'nun yanı sıra ben de Ilahım!” diyecek olursa, buna karsılık cehennemi veririz. Iste Biz zalimleri boyle cezalandırırız

    [30] Hakkı, inkar edenler gorup bilmediler mi ki goklerle yer bitisik (bir butun) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her seyi sudan yaptık. Hala inanmayacaklar mı

    [31] Yerin insanları sarsmaması icin oraya daglar yerlestirdik.Maksatlarına ermeleri icin orada genis yollar, gecitler yaptık

    [32] Gogu de dengesizlige dusmekten korunmus bir tavan durumunda yarattık.Onlarsa hala gokteki delillerden yuz cevirmektedirler. [51,]

    [33] Geceyi ve gunduzu, Gunes'i ve Ay’ı yaratan O’dur. Her biri bir yorungede yuzmektedir

    [34] Senden once hicbir insana dunyada, ebedi hayat nasib etmedik.Sanki sen olsen, onlar ebedi mi kalacaklar

    [35] Her can olumu tadacaktır. Biz, sizi sınamak icin gah serle, gah hayırla imtihan ederiz.Sonunda Bizim huzurumuza getirileceksiniz

    [36] Kafirler seni gorunce: “Bu mu sizin ilahlarınızı diline dolayan adam!” diye alay etmekten baska bir sey yapmazlar. Ama butun kainatı yaratan Rahman'a gelince Onun anılmasını reddediyorlar

    [37] Insan, yaratılısca cok acelecidir (Bunu pek iyi biliyorum. Onun icin, kendisini uyardıgın azabın carcabuk gelmeyisini alay konusu ediyor). Hele durun biraz, Beni de aceleye getirmeyin, yakında ayetlerimi size gosterecegim

    [38] Ama yine de onlar: “Gercegi soyluyorsanız, gosterin artık bu azabı, bu vadin gerceklesmesini daha ne kadar bekleyecegiz!” diye soyleniyorlar

    [39] Dini oldugu gibi, bu azabı da boyle inkar edenler, onun tepelerine inecegini, o atesin yuzlerini ve sırtlarını yalamasını onleyemeyeceklerini, kendilerine yardım edecek hic kimsenin bulunmayacagını bir bilselerdi

    [40] Onların beklentilerinin hilafına, o ates oyle apansız gelecek ki, kendileri birden donakalacaklar. Artık ne onu geri cevirecek gucleri olacak, ne de kendilerine sure verilecek

    [41] Senden once de nice peygamberlerle boyle alay edilmisti. Ama alay konusu yaptıkları o azap, alay edenleri her taraftan sarıvermisti

    [42] De ki: “Geceleyin veya gunduzun gelecek tehlikelere karsı o Rahman'dan baska sizi kim koruyabilir?” Ama bunu bilip Kendisine yonelecekleri yerde, onlar Rab’lerini anmaktan yuz cevirmekteler

    [43] Ne o, yoksa, akılları sıra, onların Bizden baska kendilerini savunacak tanrıları mı var? (Nerede!) O tanrılastırdıkları nesneler kendi kendilerini bile koruyamazlar. Oyleyse, o musrikleri Bize karsı hic mi hic koruyamazlar. Onlar Bizim tarafımızdan zaten bir destek gormezler

    [44] Kaldı ki Biz onlara da, babalarına da nimet verdik. Oyle ki uzayan omurlerinin tadını cıkarıp avundular. Ama hukmumuzun yere yonelerek onu yavas yavas eksilttigini gormuyorlar mı? Durum boyle iken onlar nasıl galip gelebilirler

    [45] De ki: “Ben Sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Fakat belli ki sagırlar ikaz edildikleri zaman bu cagrıyı duyamazlar.”

    [46] Eger onlara Rabbinin azabından bir esinti bile dokunsa: “Eyvah, yazıklar olsun bize, biz gercekten kendimizi bu azaba mustahak etmekle kendimize zulmetmisiz!” derler

    [47] Biz kıyamet gunune mahsus, oyle dogru ve hassas teraziler koyacagız ki, hicbir kimseye zerre kadar haksızlık edilmez. Hardal tanesi agırlıgınca da olsa, yapılan iyi veya kotu isi oraya getirip tartarız. Hesap gorucu olarak Biz fazlasıyla yeteriz

    [48] Biz, Musa ile Harun'a, Allah’a karsı gelmekten sakınanlar icin bir ısık ve ogut olan Furkan’ı (hakkı batıldan ayıran kitabı) verdik

    [49] O muttakiler, gormedikleri halde Rab'lerini gıyabında tazim eder ve hem de kıyametten, o durusma saatinden korkup titrerler

    [50] Iste bu da sana indirdigimiz kutlu bir mesajdır. Hal boyle iken siz onu inkar mı edeceksiniz

    [51] Biz Musa'dan once de Ibrahim’e hidayet ve akl-ı selim verdik. Biz onun halini pek iyi biliyorduk. [6,83; 2,1]

    [52] O vakit babasına ve halkına: “Nedir bu karsısında durup taptıgınız heykeller?” dedi

    [53] “Biz, dediler, atalarımızı bunlara tapar bulduk, biz de onların yaptıklarını yapıyoruz.”

    [54] “Yemin ederim ki, dedi, siz de atalarınız da besbelli bir sapıklık icindesiniz.”

    [55] Onlar: “Sen ciddi misin, yoksa sakacı insanların yaptıgı gibi bizimle egleniyor musun?” dediler

    [56] “Yoo! Saka ne demek! dedi Ibrahim. Dogrusu sizin Rabbiniz, ancak gokleri ve yeri yarattıgı gibi butun onların da Rabbi olan Zattır. Ben de bu gercege sahitlik edenlerdenim.”

    [57] Ve icinden: “Allah'a yemin ederim ki, siz donup gittikten sonra mutlaka bu putlarınızın basına bir corap orecegim!” diye ekledi

    [58] Onların butun putlarını paramparca etti, yalnız, halk, belki de olup biten olay hakkında kendisine sorarlar dusuncesiyle, onların buyuklerine dokunmadı

    [59] Donup de olanları gorunce dediler ki: “Kim acaba tanrılarımıza bunu reva goren? Her kimse o, muhakkak ki zalimin teki!”

    [60] Iclerinden bazıları: “Sahi! Ibrahim adındaki bir delikanlının onları diline doladıgını isitmistik!”

    [61] “Haydin, dediler, getirin onu halkın huzuruna ki cekecegi cezaya onlar da sahit olsunlar.”

    [62] “Soyle bakalım Ibrahim!” dediler, “sen mi yaptın tanrılarımıza karsı bu isi?”

    [63] “Belki de,” dedi, “su buyukleri yapmıstır. Eger konusurlarsa sorun bakalım onlara!”

    [64] Bunun uzerine vicdanlarına donup iclerinden: “Asıl zalim Ibrahim degil, bu aciz putlara ibadet edip bel baglayan sizler, biz musriklermisiz!” dediler

    [65] Fakat bunu dısa vurmayıp sonra yine onceki goruslerine donup Ibrahim'e: “Bunların konusmadıklarını sen de pek iyi bilirsin!” dediler

    [66] “O halde,” dedi, Allah'tan baska, size ne fayda ne de zarar veremeyecek seylere mi tapıyorsunuz! Yuh size de Allah’tan baska o taptıklarınıza da! Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?”

    [67] “O halde,” dedi, Allah'tan baska, size ne fayda ne de zarar veremeyecek seylere mi tapıyorsunuz! Yuh size de Allah’tan baska o taptıklarınıza da! Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?”

    [68] “Eger yapacagınız bir sey varsa, dediler, o da bunu yakmaktır. Boyle yapın da tanrılarınıza sahip cıkın!”

    [69] Biz atese soyle ferman ettik: “Dokunma Ibrahim'e! Serin ve selamet ol ona!”

    [70] Hulasa onu tuzaga dusurmek istediler ama, Biz asıl onları husrana ugrattık. Asıl tuzaga dusenler kendileri oldular

    [71] Onu Lut ile beraber kurtarıp, butun insanlar icin kutlu ve feyizli kıldıgımız diyara ulastırdık

    [72] Ona ayrıca Ishak'ı, ustelik bir de Yakub’u ihsan ettik. Hepsini de erdemli insanlar kıldık

    [73] Onları buyruklarımızla insanlara dogru yolu gosteren onderler yaptık. Kendilerine hayırlı isler islemeyi, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar yalnız Bize ibadet ederlerdi

    [74] Lut'a da hukum ve ilim verdik ve onu igrenc isler yapan sehir halkından kurtardık ki gercekten onlar kotu ve itaat dısına cıkmıs fasık bir guruh idiler. Kendisini de sefkat ve himayemize aldık. O gercekten erdemli kimselerdendi

    [75] Lut'a da hukum ve ilim verdik ve onu igrenc isler yapan sehir halkından kurtardık ki gercekten onlar kotu ve itaat dısına cıkmıs fasık bir guruh idiler. Kendisini de sefkat ve himayemize aldık. O gercekten erdemli kimselerdendi

    [76] Nuh'u da onderlerden kıldık. O Ibrahim ve Lut’dan cok once, Bize yakarmıstı. Biz de duasını kabul buyurup onu, yakınlarını, evlatlarını ve halkından iman edenleri buyuk bir beladan kurtardık

    [77] Ayetlerimizi yalan sayan halka karsı da ona destek olup onlardaki haklarını aldık. Gercekten onlar kotu bir toplum idi. Bu yuzden Biz de onların hepsini suda bogduk

    [78] Davud ile Suleyman'ı da... Hani bir defasında onlar bir ekin konusunda hukum veriyorlardı. Soyle ki: Geceleyin bir grup insanın koyun surusu ekin tarlasına yayılmıs, zarar vermisti. Biz de onların bu hukumlerine tanık oluyorduk

    [79] Biz cozumu ihtiva eden hukmu Suleyman'a bildirdik. Bununla beraber, her birine bir hukum ve bir ilim verdik.Dagları ve kusları Davud’un emrine verdik. Onunla beraber takdis ve ibadet ederlerdi. Biz diledigimiz her seyi yapma kudretine sahibiz. [34,10; 38,18-19] {KM, Mezmurlar}

    [80] Bir de sizi savasınızın siddetinden koruması icin ona, zırh yapma sanatını ogrettik.Peki butun bunlar icin sukrediyor musunuz

    [81] Suleyman'a da siddetli ruzgarı amade kıldık. Ruzgar, onun emriyle kutlu beldeye dogru eserdi. Cunku her seyin gercek mahiyetini Biz biliriz

    [82] Kendisi icin dalgıclık ve daha baska birtakım isler yapan bazı cinleri (seytanları) da onun emrine verdik. Biz onları gozetim altında tutardık

    [83] Eyyub'u da an. Hani o: “Ya Rabbi, bu dert bana iyice dokundu. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın” diye niyaz etmis, Biz de onun duasını kabul buyurup katımızdan bir lutuf ve ibadet edenlere bir ders olmak uzere, hastalıgını iyilestirmis, kendisine aile ve dostlarını bir misliyle beraber vermistik. {KM, Eyub}

    [84] Eyyub'u da an. Hani o: “Ya Rabbi, bu dert bana iyice dokundu. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın” diye niyaz etmis, Biz de onun duasını kabul buyurup katımızdan bir lutuf ve ibadet edenlere bir ders olmak uzere, hastalıgını iyilestirmis, kendisine aile ve dostlarını bir misliyle beraber vermistik. {KM, Eyub}

    [85] Ismail'i, Idris’i, Zulkifl’i de an! Onların hepsi sabır fazileti ile bezenmislerdi

    [86] Bundan oturu onları rahmetimize aldık. Gercekten onlar salih ve erdemli kisilerdi

    [87] Zunnun'u da an. Hani o halkına kızmıs, onlardan ayrılmıs, Bizim kendisini sıkıstırmayacagımızı sanmıstı. Sonra karanlıklar icinde soyle yakarmıstı: “Ya Rabbi! Sensin Ilah, Senden baska yoktur ilah. Subhansın, butun noksanlardan munezzehsin, Yucesin! Dogrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!”

    [88] Onun da duasını kabul buyurduk ve kendisini o sıkıntıdan kurtardık. Iste Biz muminleri boyle kurtarırız

    [89] Zekeriyya'yı da an. Hani o: “Ya Rabbi, beni evlatsız, tek basıma bırakma ki (lutf edecegin evladım) bana varis olsun. Bununla beraber iyi biliyorum ki, herkes fanidir, herkesten sonra baki kalan, butun varislerin en iyisi olan Sensin Sen!”

    [90] Onun da duasını kabul buyurduk. Ona Yahya'yı armagan ettik. Bunun icin de esini cocuk dogurmaya elverisli hale getirdik. Dogrusu onlar hayırlı islere kosusur, iyilikte yarısır, hem umit, hem endise icinde Bize yakarırlardı. Gercekten Bize derin bir saygı gosterirlerdi

    [91] Iffet ve namusunu gerektigi gibi koruyan Meryem'i de an. Biz ona ruhumuzdan ufledik, hem onu, hem oglunu cumle alem icin bir ibret yaptık

    [92] Iste sizin bu dininiz bir tek dindir. Rabbiniz de Ben'im. Oyle ise yalnız Bana ibadet edin

    [93] Ama insanlar aralarındaki bu birligi param parca ettiler. Fakat sonunda yine Bize donecekler

    [94] Bu durumda artık kim mumin olarak makbul ve guzel isler yaparsa onun gayretleri inkar edilmez, yaptıkları makbul olur. Biz butun gayretlerini onun hesabına yazıp gecirmekteyiz

    [95] Imha ettigimiz bir memleket halkının, mahserde huzurumuza gelmemesi mumkun degildir

    [96] Nihayet Ye'cuc ve Me’cuc’un sedleri acılıp her tepeden dunyaya akın etmeye basladıkları, dogru vadin vaktinin yaklastıgı sıra, iste o zaman, kafirlerin gozleri birden donakalır. “Eyvah, bizlere! Biz bundan tam bir gaflet icinde idik, daha dogrusu kendimize zulmettik!” diyecekler

    [97] Nihayet Ye'cuc ve Me’cuc’un sedleri acılıp her tepeden dunyaya akın etmeye basladıkları, dogru vadin vaktinin yaklastıgı sıra, iste o zaman, kafirlerin gozleri birden donakalır. “Eyvah, bizlere! Biz bundan tam bir gaflet icinde idik, daha dogrusu kendimize zulmettik!” diyecekler

    [98] “Hem siz, hem de Allah'tan baska taptıgınız tanrılar, hepiniz cehennem odunusunuz, siz hep beraber cehenneme gireceksiniz!”

    [99] Eger onlar gercekten tanrı olsalardı oraya girmezlerdi. Ama hepsi orada ebedi olarak kalacaklardır

    [100] Onlar orada inim inim inleyecekler, kendilerini sevindirecek hicbir haber de isitmeyeceklerdir

    [101] Ama kendileri hakkında Bizden ebedi mutluluk takdir edilmis olanlar, cehennemden uzak tutulacaklardır

    [102] Onlar cehennemin hısırtısını bile isitmeyecek, canlarının cektigi nimetler icinde ebedi kalacaklardır

    [103] O en buyuk dehset (Sura ikinci ufleyis) dahi onları tasalandırmaz. Melekler onları: “Iste size vad olunan gun bugundur!” diye karsılarlar

    [104] Gun gelir, gok sahifesini, tıpkı katibin yazdıgı kagıdı durup rulo yapması gibi dureriz. Biz ilkin yaratmaya nasıl basladıysak diriltmeyi de Biz gerceklestiririz. Bu, uzerimize aldıgımız bir vaaddir. Bunu gerceklestirecek olan da Biz'iz

    [105] Su kesindir ki Biz Zikir'den (Tevrat’tan) sonra Zeburda da: “Dunyaya salih kullarım varis olacaklar. Dunya onlara kalacak” diye yazmısızdır. [4,163; 17,55; 39,67] {KM, Mezmurlar 37,29; Matta}

    [106] Bu Kur'an’da da elbette Allah’a ibadet eden kimseler icin bir mesaj vardır

    [107] Iste bunun icindir ki ey Resulum, Biz seni butun insanlar icin sırf bir rahmet vesilesi olman icin gonderdik

    [108] De ki: “Bana yalnız ve yalnız su gercek vahyolunuyor “Sizin ilahınız tek Ilahtır. Hala mı O'na teslim olmayacaksınız?”

    [109] Yine de yuz cevirirlerse de ki: “Iste sizin hepinizi de tam esit sekilde hakka cagırdım. Artık tehdit olundugunuz o kıyamet gununun yakın mı uzak mı oldugunu bilemem.”

    [110] Suphesiz ki Allah sozun acık olanını da, gizli olanını da bilir. Hem sizin gizlediginiz, seyleri de bilir

    [111] “Ne bileyim, belki de bu muhlet sizin icin bir imtihandır ve hayattan biraz daha yararlandırma icin yapılan bir ertelemedir.”

    [112] Resulullah sonunda soyle dedi: “Ya Rabbi, adaletle hukmunu ver! Rabbimiz rahmandır, sizin bunca isnad ve iftiralarınıza karsı yegane musteandır.”

    Surah 22
    Hac

    [1] Ey Insanlar! Rabbinize karsı gelmekten sakının. Gercekten kıyamet saatinin depremi muthis bir olaydır! [99,]

    [2] Onu goreceginiz gun... Cocugunu emziren anne, dehsetten cocugunu unutup terk eder. Hamile olan her kadın cocugunu dusurur. Insanları sarhos olmus gorursun, halbuki gercekte onlar sarhos degildirler. Fakat Allah'ın azabı pek cetindir

    [3] Oyle insanlar vardır ki, hicbir bilgiye dayanmaksızın Allah hakkında tartısıp durur, her azgın ve hayasız seytanın pesine takılır

    [4] O seytan ki alnında adeta soyle yazılmıs: “Bu, kendisini dost edineni yoldan cıkarır ve dogru alevli atese surukler”

    [5] Ey insanlar! Eger siz oldukten sonra dirilmekten suphe ediyorsanız, bilin ki: Biz sizi ilkin topraktan, sonra bir nutfeden, sonra (rahim cidarına) yapısan bir hucreden, sonra esas unsurlarıyla hilkati tamamlanmıs, ama butun azalarıyla henuz tamamlanmamıs bir cignem et gorunumunde bir ceninden yarattık ki, kudretimizi size acıkca gosterelim. Diledigimizi belli bir sureye kadar ana rahminde durdururuz. Sonra da sizi bir bebek olarak dunyaya cıkarırız. Sonra guc kuvvet kazanıncaya kadar sizi buyuturuz. Icinizden kimi henuz cocukken oldurulur, kimi de hayatın en duskun bicimine goturulur. Oyle ki daha once bildigi seyleri bilmez hale gelir.Yeri de kupkuru gorursun, ama oraya Biz su indirince cok gecmeden kıpırdanır, kabarır da gozu gonlu acan her guzel ciftten nice nebat bitirir

    [6] Butun bunlar boyle cereyan etmektedir. Cunku Allah hakkın, gercegin ta kendisidir ve cunku oluleri dirilten de O'dur. Her seye hakkıyla kadir olan da O’dur

    [7] Ve sunu da bilin ki o kıyamet saati kesinlikle gelecek ve Allah kabirlerde olanları diriltecektir

    [8] Hal boyleyken oyle insanlar vardır ki hic bir bilgiye, hic bir delile ve hic bir aydınlatıcı kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartısır durur

    [9] Allah yolundan saptırmak icin kibirle kabararak tartısmasını surdurur. Onun hakkı dunyada bir rusvaylık oldugu gibi, kıyamet gunu de ona can yakıcı azap tattıracagız

    [10] O vakit kendisine: “Iste bu, dunyada islediklerinin cezasıdır. Yoksa Allah kullarına en ufak bir haksızlık bile yapmaz.” denilir

    [11] Oyle insanlar vardır ki Allah'a, sırf bir hesaba binaen, imanla kufrun arasında bir yerde ibadet eder. Sayet umdugu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir, eger bir sıkıntı ve imtihana maruz kalırsa yuzustu donuverir. Dunyayı da ahireti de kaybeder. Iste besbelli olan husran budur

    [12] Allah'tan baska, kendisine ne zarar ne de yarar saglamayacak seylere yalvarır. Iste besbelli sapıklık budur

    [13] Hatta bazen da kendisine zararı yararından cok olacak kimselere yalvarıp yakarır. Ne kotu bir efendi, ne fena bir yandastır o

    [14] Gercek su ki: Allah iman edip makbul ve guzel isler isleyenleri, zemininden ırmaklar akan cennetine yerlestirecektir. Elbette Allah diledigini yapar

    [15] Kim Allah'ın, Resulunu dunyada ve ahirette desteklemeyecegini zannederse, haydi ofkesinden bir ip alıp tavandan uzatsın, bogazından gecirsin. Sonra nefesini kessin de bir baksın, buldugu bu tedbiri, bu cırpınısları ofke duydugu seyi, Allah’ın Resulune yardımını engelleyecek mi

    [16] Iste Biz Kur'an’ı, boyle acık ayetler halinde indirdik. Gercek su ki Allah, diledigi kimseyi dogru yola iletir

    [17] (Kamil ve makbul sekliyle) iman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve Musrikler... Allah kıyamet gunku buyuk durusmada onlar arasındaki kesin hukmunu verecektir. Cunku Allah her seye hakkıyla sahittir

    [18] Bilmez misin ki goklerde ve yerde bulunan kimseler, hatta gunes, ay, yıldızlar, daglar, agaclar butun canlılar ve insanların da bircogu Allah'ın yuceligine secde ediyorlar. Insanların cogu hakkında ise azap hukmu kesinlesmistir. Allah’ın zelil kıldıgını aziz edecek kuvvet yoktur. Suphesiz ki Allah ne dilerse yapar

    [19] Su iki hasım takım, Rab'leri hakkında cekisip durmaktalar. Dini inkar edenlere atesten elbiseler bicilmistir. Baslarının ustunden kaynar sular dokulur. Oyle ki onunla iclerinde olan her sey, butun organları, hatta derileri bile eritilir. Bir de bunlara demirden topuzlar vardır

    [20] Su iki hasım takım, Rab'leri hakkında cekisip durmaktalar. Dini inkar edenlere atesten elbiseler bicilmistir. Baslarının ustunden kaynar sular dokulur. Oyle ki onunla iclerinde olan her sey, butun organları, hatta derileri bile eritilir. Bir de bunlara demirden topuzlar vardır

    [21] Su iki hasım takım, Rab'leri hakkında cekisip durmaktalar. Dini inkar edenlere atesten elbiseler bicilmistir. Baslarının ustunden kaynar sular dokulur. Oyle ki onunla iclerinde olan her sey, butun organları, hatta derileri bile eritilir. Bir de bunlara demirden topuzlar vardır

    [22] Bunalmaları sebebiyle, her ne vakit cehennemden cıkmak isterlerse, gerisin geriye oraya itilirler ve kendilerine: “Cıkmak yok! Ister istemez, bu yakıcı azabı tadacaksınız!” denir

    [23] Iman edip makbul ve guzel isler yapanları ise Allah, icinden ırmaklar akan cennetlere yerlestirecektir. Orada altın bilezikler ve incilerle bezenirler. Orada giyim kusamları da ipekten olacak

    [24] Cunku onlara sozlerin en guzelini soylemek nasib edilmis, butun guzel ovgulere layık olan Allah'ın yoluna hidayet edilmislerdir

    [25] Kendileri dini inkar edenler, ustelik insanları Allah'ın yolundan ve gerek sehirli, gerek tasralı butun insanlara musavi olmak uzere kıble ve ibadet yeri yaptıgımız Mescid-i Haramdan engelleyip uzaklastıranlar bilsinler ki kim orada boyle zulum ile haktan ve adaletten sapmak isterse ona can yakıcı bir azap tattırırız

    [26] Zira Biz vaktiyle Ibrahim'e Beytullahın yerini belirledigimiz zaman: “Sakın Bana hic bir seyi ortak kosma ve Ben’im Mabedimi tavaf ederken, kıyamda, rukuda veya secdede olarak ibadet edenler icin tertemiz tut!” Hem butun insanları hacca davet et ki gerek yaya, gerek uzak yollardan gelen yorgun argın develer uzerinde sana gelsinler. Gelsinler de bunun kendilerine saglayacagı cesitli faydaları gorsunler ve Allah’ın kendilerine rızk olarak verdigi kurbanlık hayvanları, belirli gunlerde Allah’ın adını anarak kurban etsinler. Siz de onların etinden hem kendiniz yiyin, hem de yoksula ve fakire yedirin. [3,96-97; 2,127; 2,198; 6,143] {KM, Levililer}

    [27] Zira Biz vaktiyle Ibrahim'e Beytullahın yerini belirledigimiz zaman: “Sakın Bana hic bir seyi ortak kosma ve Ben’im Mabedimi tavaf ederken, kıyamda, rukuda veya secdede olarak ibadet edenler icin tertemiz tut!” Hem butun insanları hacca davet et ki gerek yaya, gerek uzak yollardan gelen yorgun argın develer uzerinde sana gelsinler. Gelsinler de bunun kendilerine saglayacagı cesitli faydaları gorsunler ve Allah’ın kendilerine rızk olarak verdigi kurbanlık hayvanları, belirli gunlerde Allah’ın adını anarak kurban etsinler. Siz de onların etinden hem kendiniz yiyin, hem de yoksula ve fakire yedirin. [3,96-97; 2,127; 2,198; 6,143] {KM, Levililer}

    [28] Zira Biz vaktiyle Ibrahim'e Beytullahın yerini belirledigimiz zaman: “Sakın Bana hic bir seyi ortak kosma ve Ben’im Mabedimi tavaf ederken, kıyamda, rukuda veya secdede olarak ibadet edenler icin tertemiz tut!” Hem butun insanları hacca davet et ki gerek yaya, gerek uzak yollardan gelen yorgun argın develer uzerinde sana gelsinler. Gelsinler de bunun kendilerine saglayacagı cesitli faydaları gorsunler ve Allah’ın kendilerine rızk olarak verdigi kurbanlık hayvanları, belirli gunlerde Allah’ın adını anarak kurban etsinler. Siz de onların etinden hem kendiniz yiyin, hem de yoksula ve fakire yedirin. [3,96-97; 2,127; 2,198; 6,143] {KM, Levililer}

    [29] Bundan sonra saclarını, tırnaklarını kesip ustlerindeki baslarındaki kirleri gidersinler ve diger hac gorevlerini yerine getirsinler, dunyanın bu en kıdemli mabedini bir kere daha tavaf etsinler

    [30] Iste durum bundan ibaret. Artık kim Allah'ın hurmet edilmesini emrettigi seyleri tazim ederse bu, Rabbinin nezdinde kendisi icin sırf hayırdır. Yenilmesi haram kılınanlar dısında, butun hayvan size helal edilmistir. O halde Allah’ın yasakladıgı her seyden, ozellikle pis putlardan ve yalan sozden kacının

    [31] Allah'a ortak tanımayan halis muvahhidler olun. Cunku bilin ki Allah’a sirk kosan kimse, gokten dusuveren ve kusların didik didik edip kapıstıgı birine yahut ruzgarın uzak ve ıssız bir yere savurdugu kimseye benzer

    [32] Bu boyledir. Artık kim Allah'ın seairini tazim ederse, suphe yok ki bu, kalplerin takvasındandır

    [33] O kurbanlıklarda belirli bir sureye kadar sizin cesitli menfaatleriniz vardır. Sonra varacakları yer, o en kıdemli mabedde son bulur

    [34] Biz her ummete kurban ibadeti koyduk ki Allah'ın kendilerine rızık olarak verdigi hayvanları keserken Allah’ın adını ansınlar. Sunu unutmayın ki hepinizin ilahı bir tek Ilahtır. Oyleyse yalnız O’na teslim olun. Sen ey Resulum! O alcak gonullu, samimi ve ihlaslı olanları mujdele

    [35] Onlar ki; yanlarında Allah anıldıgında kalpleri saygı ile urperir. Baslarına gelen dertlere sabrederler. Namazlarını hakkıyla ifa eder, Allah'ın kendilerine nasib ettigi nimetlerden, O’nun rızasında harcayıp dururlar

    [36] Biz kurbanlık buyukbas hayvanları da sizin hakkınızda Allah'ın dininin seairinden kıldık. Onlarda sizin icin hayır vardır.Onlar bogazlanmak uzere saf halinde dururken onları kestiginiz zaman Allah’ın adını anın. Yanı ustu yere yıkılınca da onlardan hem siz yiyin, hem kanaat gosterip istemeyene, hem de isteyen fakire yedirin! Iste boylece onları size amade kıldık ki sukredesiniz

    [37] Fakat unutmayın ki ne onların etleri, ne de kanları asla Allah'a ulasacak degildir. Lakin Ona ulasan tek sey, kalplerinizde beslediginiz takvadır, Allah saygısıdır. O bu hayvanları size amade kıldı ki, sizi dogru yola eristirdigi icin O’nun yuceligini ilan edesiniz. Oyleyse guzel davrananları mujdele! [22,34; 108,2] {KM, Levililer 1,9.13.17; Amos}

    [38] Muhakkak ki Allah iman edenleri koruyup mudafaa eder. Cunku Allah hain ve nankor olan hicbir kimseyi sevmez

    [39] Kendilerine savas acılan muminlere, savasmaları icin izin verildi. Cunku onlar zulme maruz kaldılar. Allah onlara zafer vermeye elbette kadirdir. [39,36;]

    [40] O muminler ki tamamen haksız yere, sırf “Rabbimiz Allah'tır!” dediklerinden oturu yerlerinden yurtlarından kovulmuslardı. Eger Allah insanların bir kısmının zararını diger bir kısmı ile savmasaydı manastırlar, kiliseler, havralar ve Allah’ın adının cok anıldıgı mescidler yıkılır giderdi. Dinine yardım edene Allah da elbette yardım edecektir. Muhakkak ki Allah pek kuvvetlidir, mutlak galiptir. [60,1; 85,1]

    [41] Onlar oyle mukemmel insanlardır ki sayet kendilerine dunyada hakimiyet nasib edersek namazlarını hakkıyla ifa eder, zekatlarını verir, iyi ve mesru olanı yayar, kotulugu onlerler. Butun islerin akıbeti elbette Allah'a aittir

    [42] Eger onlar seni yalancı sayıyorlarsa sen bil ki onlardan once Nuh, Ad ve Semud halkı da, Ibrahim'in halkı da, Lut’un halkı da, Medyen ahalisi de resulleri yalanlamıslardı. Musa da yalancı sayılmıstı. Ben de soyle yaptım: Her seferinde inkarcılara muhlet verdim. Sonra da tuttugum gibi islerini bitirdim. Onların inkarına mukabil nasıl olurmus Benim inkarım, cumle alem gorup bildi

    [43] Eger onlar seni yalancı sayıyorlarsa sen bil ki onlardan once Nuh, Ad ve Semud halkı da, Ibrahim'in halkı da, Lut’un halkı da, Medyen ahalisi de resulleri yalanlamıslardı. Musa da yalancı sayılmıstı. Ben de soyle yaptım: Her seferinde inkarcılara muhlet verdim. Sonra da tuttugum gibi islerini bitirdim. Onların inkarına mukabil nasıl olurmus Benim inkarım, cumle alem gorup bildi

    [44] Eger onlar seni yalancı sayıyorlarsa sen bil ki onlardan once Nuh, Ad ve Semud halkı da, Ibrahim'in halkı da, Lut’un halkı da, Medyen ahalisi de resulleri yalanlamıslardı. Musa da yalancı sayılmıstı. Ben de soyle yaptım: Her seferinde inkarcılara muhlet verdim. Sonra da tuttugum gibi islerini bitirdim. Onların inkarına mukabil nasıl olurmus Benim inkarım, cumle alem gorup bildi

    [45] Halkı zulumde artık onmaz derecede ileri gitmis nice sehirleri yok ettik! Oyle ki simdi hepsinin yerinde yeller esiyor: Ustu altına gelmis binalar, korelmis kuyular, kurumus cesmeler, yerle bir olmus muhtesem saraylar

    [46] Peki bu inkarcılar biraz olsun dunyayı gezip dolasmazlar mı ki, hic degilse bu sayede dusunup duygulanacak gonullere, gercegin sesini isitecek kulaklara sahip olsunlar. Ne var ki onlarda kor olan, gozler degil, asıl kor olan sinelerindeki gonuller

    [47] Onlar senden o tehdit edildikleri azabı, carcabuk getirmeni isterler. Telasa kapılmasınlar, Allah vadinden asla donmez. Bilin ki Rabbinizin olcusuyle bir gun, sizin hesabınıza gore bin yıl gibidir. [32,5] {KM, Mezmurlar 15,4; II Pier}

    [48] Zulumde asırı giden nice memleket vardı ki Ben onlara once muhlet verip sonra da tuttugum gibi islerini bitirdim! Herkesin donusu ancak Banadır

    [49] De ki: “Ey insanlar! Benim gorevim sırf bir uyarıcı olmaktan ibarettir

    [50] Iman edip makbul ve guzel isler yapanlara bir magfiret ve cok degerli bir nasip vardır

    [51] Ayetlerimizi akılları sıra etkisiz bırakmak icin cabalayıp duranlar ise, cehennemlik olanların ta kendileridir

    [52] Senden once hic bir resul veya nebi gondermedik ki, halkının hidayetini umarak gayret gosterdiginde, Seytan onun temennisi hakkında bir vesvese vermek, umidini kırmak istemesin. Ama Allah, seytanın attıgı o vesveseyi giderir, sonra da ayetlerini sapasaglam, muhkem kılar. Zira Allah alimdir, hakimdir (her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [53] Yine de Allah'ın bu vesveseye fırsat vermesi, seytanın attıgı vesveseyi kalplerinde bir hastalık, bir suphe olanlar ve kalpleri katılasanlar hakkında bir imtihan vesilesi yapmak icindir. Gercekten, zalimler, pek derin bir muhalefet ve dusmanlık icindedirler

    [54] Ve yine, ilimden nasibi olanların bu Kur'an’ın senin Rabbin tarafından gonderilen gercegin ta kendisi oldugunu iyice anlayıp da onu butun kalpleriyle tasdik edip gonulden tazim ederek baglanmaları icindir. Elbette Allah iman edenleri dosdogru yola, isabetli tutuma yoneltir

    [55] Dini inkar edenler ise, son saat ansızın gelip catıncaya veya o kısır gun kendilerine gelinceye kadar, Kur'an hakkında suphe icinde kalır giderler

    [56] O gun hakimiyet yalnız Allah'ındır. Insanlar hakkındaki hukmunu verir. Iman edip makbul ve guzel isler yapanlar, Naim cennetindedirler

    [57] Dini inkar edip ayetlerimizi yalan sayanlara ise zelil eden bir azap vardır

    [58] Allah yolunda hicret edenleri, sonra da bu ugurda oldurulenleri veya olenleri ise Allah pek guzel bir tarzda nimetlerine mazhar edecektir. Allah elbette nimet verenlerin en iyisidir

    [59] O, mutlaka onları memnun olacakları yere yerlestirecektir. Muhakkak ki Allah her seyi hakkıyla bilir, hilim ve sefkati boldur

    [60] Iste boyle... Kim kendisine yapılan haksızlıga karsı misliyle karsılık verdikten sonra yine tecavuze ugrarsa, elbette Allah ona yardım edecektir. Cunku Allah afuvdur, gafurdur (affı ve magfireti boldur)

    [61] Bu boyle... Cunku Allah oyle sınırsız kudret sahibidir ki gah gunduzu kısaltarak geceyi uzatır, gah geceyi kısaltarak gunduzu uzatır ve cunku Allah semidir, basirdir (her seyi hakkıyla isitip gormektedir)

    [62] Bu boyle... Cunku Allah hakkın, gercegin ta kendisidir.Musriklerin O'ndan baska yalvardıkları tanrılar ise batılın ta kendisidir ve tam anlamıyla yuce ve buyuk olan da ancak Allah’tır

    [63] Gormedin mi ki Allah gokten yagmur indirir de yer yemyesil oluverir. Allah latiftir, habirdir (lutfu boldur, her seyden haberdardır).

    [64] Goklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur ve muhakkak ki Allah ganidir, hamiddir (hic bir seye ihtiyacı yoktur, butun ovgulere layıktır)

    [65] Gormedin mi ki Allah yerde olan her seyi ve Kendi emriyle denizlerde yuzen gemileri, sizin hizmetinize verdi? Yerin ustune dusmesin diye, gogu O tutuyor. Gok ancak O'nun izniyle dusebilir. Cunku Allah raufdur, rahimdir (insanlara karsı cok sefkatli ve merhametlidir)

    [66] Size hayatı veren de O'dur. Sizi muteakiben oldurecek ve tekrar diriltecek olan da O’dur. Gercekten insan pek nankordur

    [67] Biz her ummete kendi donemlerinde uyguladıkları ozel bir ibadet yolu belirledik.Oyle ise onlar din isinde asla sana muhalefet etmesinler.Sen insanları Rabbinin yoluna davet et! Cunku sen gercekten hakka goturen dosdogru bir yolun uzerindesin

    [68] Eger seninle mucadele ederlerse de ki: “Allah sizin yaptıklarınızı pek iyi bilmektedir.”

    [69] O buyuk durusma gunu, hakkında ihtilaf ettiginiz konularda aranızdaki nihai hukmu Allah verecektir

    [70] Bilmez misin ki, Allah gokte ve yerde olan butun seyleri bilir?Bunların hepsi bir kitapta mevcuttur. Butun bunlar Allah'a gore pek kolaydır

    [71] Musrikler Allah'tan baska,O’nun, tanrılıklarına dair hic bir delil gondermedigi ve kendilerinin de onlara ibadet edilmesinin cevazı hakkında kesin bilgi sahibi olmadıkları bir takım nesnelere ibadet ediyorlar. Iste o zalimlerin hic bir yardımcısı olmayacaktır

    [72] Ayetlerimiz karsılarında acık acık birer delil olarak okundugunda kafirlerin yuzundeki inkarcı tavrı hemen fark edebilirsin.Oyle ki, nerdeyse kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracak olurlar.De ki: Sizi bundan da beter kızdıracak olan seyi de bildireyim de gorun: “Iste cehennem! Allah onu kafirlere vad etmis bulunuyor. Ne kotu bir sondur o!”

    [73] Ey insanlar! Iste size bir misal veriliyor, ona iyi kulak verin: Sizin Allah'tan baska yalvardıgınız butun sahte tanrılar guc birligi yapsalar da, bir sinek bile yaratamazlar. Hatta sinek onlardan bir sey kapsa, onu dahi kurtarıp geri alamazlar. Isteyen de, kendinden istenilen de, kacan da kovalayan da ne kadar gucsuz

    [74] Allah'ı layık oldugu tarzda bilemediler. Muhakkak ki Allah pek kuvvetlidir, mutlak galiptir. [30,27; 8]

    [75] Allah meleklerden de insanlardan da elciler secer. Allah elbette semi ve basirdir (her seyi hakkıyla isitir ve gorur)

    [76] O onların yaptıklarını da yapacaklarını da, olanı da olacagı da bilir. Butun isler yalnız Allah'a raci olur, onlar hakkındaki nihai hukmu O verir

    [77] Ey iman edenler! Ruku edin, secde edin, hasılı yalnız Rabbinize ibadet edin, hayırlar isleyin ki felaha eresiniz

    [78] Allah yolunda geregi gibi cihad edin. Sizi insanlar icinde bu emanete ehil bulup secen O'dur. Din konusunda, size hicbir zorluk da yuklemedi. Haydin oyleyse babanız Ibrahim’in milletine ve yoluna! Bundan once de, bu Kur’an’da da, size Musluman adını veren O’dur. Ta ki Resul size sahid olsun, siz de diger insanlar nezdinde Hakkın sahitleri olasınız. Haydin namazı hakkıyla ifa edin, zekatı verin ve Allah’a sımsıkı baglanın. O sizin biricik mevlanız, efendinizdir. O, ne guzel mevla ve ne guzel yardımcıdır

    Surah 23
    Mü'minûn

    [1] Muhakkak ki muminler, mutluluk ve basarıya erdiler

    [2] Onlar namazlarında tam bir saygı ve tevazu icindedirler

    [3] Onlar bos seylerden uzak dururlar

    [4] Onlar zekatı ifa eder (kendilerini maddeten ve manen arındırırlar)

    [5] Onlar mahrem yerlerini gunahlardan korurlar. Yalnız esleri ve cariyeleri ile iliski kurarlar. Cunku bunu yapanlar ayıplanamazlar. Ama bu sınırın otesine gecmek pesinde olanlar, iste onlardır haddi asanlar

    [6] Onlar mahrem yerlerini gunahlardan korurlar. Yalnız esleri ve cariyeleri ile iliski kurarlar. Cunku bunu yapanlar ayıplanamazlar. Ama bu sınırın otesine gecmek pesinde olanlar, iste onlardır haddi asanlar

    [7] Onlar mahrem yerlerini gunahlardan korurlar. Yalnız esleri ve cariyeleri ile iliski kurarlar. Cunku bunu yapanlar ayıplanamazlar. Ama bu sınırın otesine gecmek pesinde olanlar, iste onlardır haddi asanlar

    [8] O muminler uzerlerindeki emanetleri gozetirler, verdikleri sozleri tam tamına tutarlar

    [9] Onlar namazlarını vaktinde eda edip zayi etmekten korurlar

    [10] “Iste varis olanlar, ebedi kalacakları Firdevs cennetine varis olanlar onlardır onlar

    [11] “Iste varis olanlar, ebedi kalacakları Firdevs cennetine varis olanlar onlardır onlar

    [12] Su bir gercektir ki Biz insanı suzme camurdan yaratırız

    [13] Sonra onu nutfe (sperm) halinde saglam bir yere yerlestiririz

    [14] Sonra nutfeyi (rahim cidarına) yapısan bir hucreye, bunu da mudgaya, yani bir cignem et gorunumundeki varlıga, mudgayı kemiklere donusturur, sonra da kemiklere et giydirip, derken yeni bir yaratılısa mazhar ederiz. Iste bak da Allah'ın ne mukemmel yaratan oldugunu bir dusun

    [15] Ve butun bunlardan sonra, siz ey insanlar, olursunuz

    [16] Sonra buyuk durusma (kıyamet) gunu diriltilirsiniz

    [17] Yine su da bir gercektir ki, Biz sizin ustunuzde yedi tabaka yarattık. Biz yaratmadan da, yarattıklarımızdan da habersiz degiliz. [2, 29; 40,57;]

    [18] Biz gokten belirledigimiz bir olcuye gore su indirir ve onu yerde dinlendiririz. Ama dilersek onu yerden gidermeye de kadiriz

    [19] O su ile sizin icin hurma ve uzum bagları yetistiririz ki onlarda size cok faydalar vardır, onlardan yersiniz de

    [20] Sina Dagından cıkan bir nebat da yetistiririz ki o agac hem yag, hem de yiyenlere bir katık cıkarır

    [21] Davarlarda da sizin icin ibretler vardır. Onların icinden cıkan sutle sizi besleriz. Daha onlarda sizin icin nice faydalar bulunur. Onların etinden de yersiniz

    [22] Onlara da, gemilere de binersiniz

    [23] Bir zaman, halkını irsad etmesi gayesiyle Nuh'u gonderdik de: “Ey halkım, dedi, yalnız Allah’a ibadet ediniz. Zira sizin Ondan baska ilahınız yoktur. Gercek bu iken hala sirkten sakınmaz mısınız?”

    [24] Halkından ileri gelen birtakım kafirler: “Bu,” dediler, “sizin gibi bir insandan baska bir sey degil, boyleyken size hakim olmak istiyor.” “Allah bize mesaj ulastırmak isteseydi, (boyle sizin gibi bir insan gondermez), melaike indirirdi. Nitekim biz atalarımızdan da boyle bir sey isitmedik. Bu delinin tekinden baska biri degil. Ona biraz sure tanıyın, sonra is aydınlanır, siz de geregini yaparsınız.”

    [25] Halkından ileri gelen birtakım kafirler: “Bu,” dediler, “sizin gibi bir insandan baska bir sey degil, boyleyken size hakim olmak istiyor.” “Allah bize mesaj ulastırmak isteseydi, (boyle sizin gibi bir insan gondermez), melaike indirirdi. Nitekim biz atalarımızdan da boyle bir sey isitmedik. Bu delinin tekinden baska biri degil. Ona biraz sure tanıyın, sonra is aydınlanır, siz de geregini yaparsınız.”

    [26] Nuh: “Ya Rabbi, dedi, beni yalancı saymalarına karsı Sen yardım et bana!”

    [27] Biz de ona vahyedip bildirdik ki: “Nezaretimiz altında ve bildirdigimiz sekilde gemiyi yap. Buyrugumuz gelip tandır kaynayınca her cinsten birer cift ile haklarında azap hukmu takdir edilmis olanlar dısında kalan aile halkını yanına al! Zalim ve kafirler hakkında sakın Bana basvurma! Cunku onlar suda bogulacaklardır.”

    [28] “Sen ve beraberinde olanlar gemiye yerlesince de ki: “Bizi o zalim toplumun elinden kurtaran Allah'a hamd-u senalar olsun!”

    [29] “Ya Rabbi, beni guvenli ve kutlu bir yere indir. Cunku sen konuklayanların en iyisi, en mukemmelisin.”

    [30] Bunda elbette alınacak cok ibretler var. Gercekten Biz insanları imtihan etmekteyiz

    [31] Onlardan sonra baska nesiller yarattık

    [32] Onların icinden “Yalnız bir Allah'a ibadet ediniz, zira sizin O’ndan baska tanrınız yoktur. Gercek bu iken hala sirkten sakınmaz mısınız?” diyen bir peygamber gonderdik

    [33] Onun halkından kafir olup ahiret bulusmasını yalan sayan ve kendilerine dunya hayatında bol nimet verdigimiz esraf takımı: “Bu,” dediler, “sizin gibi bir insandan baska bir sey degil, baksanıza sizin yediklerinizden yiyor, sizin ictiklerinizden iciyor. Eger siz, sizin gibi bir besere itaat edecek olursanız, buyuk bir kayba ve husrana ugrarsınız.”

    [34] Onun halkından kafir olup ahiret bulusmasını yalan sayan ve kendilerine dunya hayatında bol nimet verdigimiz esraf takımı: “Bu,” dediler, “sizin gibi bir insandan baska bir sey degil, baksanıza sizin yediklerinizden yiyor, sizin ictiklerinizden iciyor. Eger siz, sizin gibi bir besere itaat edecek olursanız, buyuk bir kayba ve husrana ugrarsınız.”

    [35] “Ne o,” dediler, bu adam siz olup de toprak ve kemik haline geldikten sonra sizin diriltilip mezardan cıkarılacagınızı mı vad ediyor?”

    [36] “Heyhat! Heyhat! Size vad edilen sey ne kadar da uzak!”

    [37] “Hayat sadece dunya hayatından ibarettir, olur gideriz, ancak bir kere yasarız ve olumden sonra asla diriltilmeyiz!”

    [38] “Bu adam, uydurdugu yalanı Allah'a mal eden bir iftiracıdan baskası degildir ve biz hicbir surette ona inanmayız!”

    [39] O Resul: “Ya Rabbi, dedi, beni yalancı saymalarına karsı Sen bana yardım eyle!”

    [40] Allah buyurdu: “Tasalanma, cok gecmeden onlar pisman olacaklardır!”

    [41] Derken korkunc bir ses onları bastırıverdi. Adalet yerini buldu. Onları sel supruntusune cevirdik. Zalimler guruhunun canı cehenneme

    [42] Onlardan sonra yine baska nesiller dunyaya getirdik

    [43] Hic bir ummet vadesini ne one alabilir ne de erteleyebilir

    [44] Sonra resullerimizi pes pese gonderdik. Hangi ummete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar.Biz de onları birbiri ardından imha ettik. Onlardan geriye bıraktıgımız, sadece ibret verici hikayeleri! Iman etmeyen o halkın canı cehenneme

    [45] Sonra da Musa ile kardesi Harun'u ayetlerimizle ve apacık delille Firavun ile ileri gelen yardımcılarına gonderdik.Onlar da hakkı kabulden kibirlendiler.Zaten onlar kendilerini cok buyuk goren bir zumre idi

    [46] Sonra da Musa ile kardesi Harun'u ayetlerimizle ve apacık delille Firavun ile ileri gelen yardımcılarına gonderdik.Onlar da hakkı kabulden kibirlendiler.Zaten onlar kendilerini cok buyuk goren bir zumre idi

    [47] Dediler ki: “Kendi kavimleri bizim hizmetci kolelerimiz iken simdi kalkıp bizim gibi beser olan bu iki adama mı inanacagız?”

    [48] Boyle deyip onları yalancı saydılar. Kendileri de helak edilenler guruhuna dahil oldular

    [49] Oysa dogru yolu tutmaları umidiyle biz Musa'ya kitabı verdik

    [50] Meryem'in oglunu ve annesini birer ibret vesilesi kıldık ve onları pınarları akan ve yerlesmeye elverisli yuksekce bir yere yerlestirdik

    [51] Siz ey peygamberler! Helal ve hos seylerden yiyip icin, makbul ve guzel isler isleyin! Zira Ben yaptıgınız her seyi bilmekteyim

    [52] Ve hepinizin dini bir tek dindir. Ben de sizin Rabbinizim, oyleyse Bana karsı gelmekten sakının

    [53] Ama peygamberleri izlediklerini iddia eden ummetler fırkalara ayrılıp boluk boluk oldular. Her grup, kendilerine ait gorusten oturu memnun ve mutludur

    [54] Sen onları, bir sureye kadar daldıkları gaflet icinde kendi hallerine bırak

    [55] Kendilerine verdigimiz servet ve evlatlarla iyiliklerine kostugumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar isin farkında degiller! [9,5]

    [56] Kendilerine verdigimiz servet ve evlatlarla iyiliklerine kostugumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar isin farkında degiller! [9,5]

    [57] Ama asıl Rab'lerine duydukları saygıdan dolayı cekinenler

    [58] Rab'lerinin ayetlerini tasdik edenler

    [59] Rab'lerine hic ortak tanımayanlar

    [60] Rab'lerine donup hesaba cekileceklerinden, yaptıkları hayırları kalpleri titreyerek yapanlar

    [61] Evet, iste onlardır hayırlara kosanlar ve o islerde one gecenler

    [62] Biz hic kimseye takatinin ustunde yuk yuklemeyiz. Nezdimizde gercegi bildiren, insanların yaptıklarını tam tamına tesbit eden bir kitap vardır. Bundan oturu asla haksızlıga ugratılmazlar

    [63] Fakat onların kalbleri bundan gafildir. Ayrıca onların bundan baska birtakım pis isleri daha var ki onları isler dururlar

    [64] En nihayet onların refaha dalıp gitmis olanlarını azapla kıskıvrak yakaladıgımızda birden feryadı basarlar

    [65] Fakat onlara soyle denilecektir: “Bugun hic bosuna sızlanmayın! Zira siz Bizden hicbir surette yardıma mazhar olmayacaksınız.”

    [66] “Ayetlerim size okundugunda, siz kibirlenerek sırtınızı cevirirdiniz, geceleyin onun aleyhinde ileri geri konusarak sacmalardınız.”

    [67] “Ayetlerim size okundugunda, siz kibirlenerek sırtınızı cevirirdiniz, geceleyin onun aleyhinde ileri geri konusarak sacmalardınız.”

    [68] Peki onlar Allah'ın sozunu anlamaya calısmadılar mı? Yoksa once gecip gitmis babalarına hic gelmemis olan, omurlerinde ilk defa duydukları bir seyle mi karsılastılar

    [69] Yoksa su aralarında yasamıs olan Resulu, tanıdıkları biri olmadıgı icin mi reddediyorlar

    [70] Ne o, yoksa “Onda bir delilik var!” mı diyorlar? Oysa o onlara gercegin ta kendisini getirdi, ama gercek onların cogunun isine gelmiyor

    [71] Fakat gercek onların keyiflerine tabi olsaydı goklerin de, yerin de, oralarda yasayanların da duzenleri bozulur, yıkılıp giderlerdi. Halbuki Biz onlara san ve seref getiren, ogut veren kitap verdik ama, ne var ki onlar bu dersten yuz ceviriyorlar. [43]

    [72] Ey Resulum, yoksa bu hizmetlerine karsılık sen onlardan bir karsılık istiyorsun da, bu, kendilerine agır geldigi icin mi senden uzak duruyorlar? Fakat bilsinler ki en iyi karsılık, sana Rabbinin verecegi karsılıktır. Cunku O, rızık ve nimet verenlerin en hayırlısıdır. [6,90]

    [73] Sen gercekten onları dosdogru bir yola cagırıyorsun

    [74] Ama su da gercek ki ahirete inanmayanlar, yoldan sapıyorlar

    [75] Eger Biz onlara merhamet edip, ugradıkları belayı giderseydik, yine onlar azgınlıklarında devam edip giderlerdi

    [76] Biz onları cesitli azaplara da ugrattık. Buna ragmen yine de Rab'lerine boyun egip O’na yalvarıp yakarmadılar

    [77] Ama ne zaman onların onune ceza gunune mahsus zorlu bir azap kapısını acarsak, iste o zaman birden butun umitlerini yitiriverirler

    [78] Ey insanlar, Rabbinizin buyruklarına kulak verin.Cunku sizde isitme ve gormeyi saglayan kulak ve gozleri, dusunup hissetmenizi saglayan kalpleri yaratan O'dur. Sukrunuz ne kadar da az

    [79] Sizi cogaltıp dunyaya yayan da O'dur. Muhakkak yine O’nun huzuruna goturuleceksiniz

    [80] Hayatı veren de, olduren de O'dur. Gece ile gunduzu pes pese getiren de O’dur. Oyleyse hala aklınızı basınıza alıp bunları bir dusunmez misiniz

    [81] Ama boyle yapmak yerine, kendilerinden onceki munkirlerin dediklerini dediler

    [82] “Olup toprak ve kemik haline geldikten sonra biz dirilecekmisiz ha!Bize de, daha once babalarımıza da bu vaad edilip durdu. Dogrusu bu dirilme isi, oncekilerin masallarından, baska bir sey degil!” dediler

    [83] “Olup toprak ve kemik haline geldikten sonra biz dirilecekmisiz ha!Bize de, daha once babalarımıza da bu vaad edilip durdu. Dogrusu bu dirilme isi, oncekilerin masallarından, baska bir sey degil!” dediler

    [84] De ki: “Butun dunya ve icinde yasayanlar kimindir soyleyin bakalım, biliyorsanız.”

    [85] Elbette: “Allah'ındır” diyeceklerdir. Oyleyse, sen de ki: “Neden aklınızı basınıza almıyorsunuz?”

    [86] “Peki, yedi kat gogun ve yuce arsın Rabbi kimdir?” diye sor

    [87] Elbette, “Allah'tır”, diyeceklerdir. Oyleyse, sen de ki: “Inandıgınız Allah’a karsı gelmekten sakınmaz mısınız?”

    [88] De ki: “Peki her seyin gercek yonetimini elinde tutan, Kendisi her seyi koruyup gozeten, ama Kendisi himaye altında olmayan kimdir? Biliyorsanız soyleyin bakalım

    [89] Elbette, “Allah'tır” diyecekler. Sen de ki: Oyleyse nasıl oluyor da buyulenip gercekten uzaklasıyorsunuz?”

    [90] Hayır, Biz onlara gercegi getirdik; fakat buna ragmen onlar yalanı tercih ediyorlar. Iste gercek

    [91] “Allah asla evlat edinmedi. O'nun yanı sıra hicbir tanrı da yoktur. Oyle olsaydı her tanrı kendi yarattıklarını yanına alır ve onlardan biri digerine ustun gelmeye calısırdı. Allah o musriklerin isnat ve nitelendirmelerinden munezzehtir.”

    [92] Gorunmeyen ve gorunen, gizli ve asikar her seyi bilen Allah, onların iddia ettikleri serikleri olmaktan yucedir

    [93] De ki: “Ya Rabbi, eger onlara vad edilen o azabı bana gostereceksen, beni o zalimler guruhu icinde bırakma!”

    [94] De ki: “Ya Rabbi, eger onlara vad edilen o azabı bana gostereceksen, beni o zalimler guruhu icinde bırakma!”

    [95] Biz onlara vad ettigimiz azabı sana gostermeye elbette kadiriz

    [96] Fakat onlar ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de kotulugu en iyi tarzda sav. Biz onların, senin hakkındaki asılsız iddialarını pek iyi biliriz

    [97] Sen de ki: “Ya Rabbi! Seytanların vesveselerinden, onların yanımda bulunmalarından Sana sıgınırım!”

    [98] Sen de ki: “Ya Rabbi! Seytanların vesveselerinden, onların yanımda bulunmalarından Sana sıgınırım!”

    [99] Ahireti inkar edenlerden birine olum gelip catınca, iste o zaman: “Ya Rabbi!” der, “ne olur beni dunyaya geri gonderin, ta ki zayi ettigim omrumu telafi edip iyi isler yapayım.”Hayır, hayır! Bu onun soyledigi manasız bir sozdur. Cunku dunyadan ayrılanların onunde, artık, diriltilecekleri gune kadar bir berzah vardır. [32,12; 6,27 63,10-1]

    [100] Ahireti inkar edenlerden birine olum gelip catınca, iste o zaman: “Ya Rabbi!” der, “ne olur beni dunyaya geri gonderin, ta ki zayi ettigim omrumu telafi edip iyi isler yapayım.”Hayır, hayır! Bu onun soyledigi manasız bir sozdur. Cunku dunyadan ayrılanların onunde, artık, diriltilecekleri gune kadar bir berzah vardır. [32,12; 6,27 63,10-1]

    [101] Sura uflendigi zaman, o gun artık ne aralarındaki akraba tutkunlugu bir fayda verir, ne de kisi bir baskasının halini sormayı hatırından gecirir

    [102] O gun kimin iyilikleri mizanda agır basarsa onlar kurtulacaklar

    [103] Kimin iyilikleri tartıda hafif kalırsa, iste kendilerini ziyana sokanlar, cehennemde ebedi kalanlar onlar olacaklardır

    [104] Orada yuzlerini alevler yalar da, ates dudaklarını yaktıgında, disleri acıkta kalıverir

    [105] Allah Teala onlara soyle buyurur: “Ayetlerim size okunurdu da siz onları yalan sayardınız degil mi?”

    [106] “Ey Ulu Rabbimiz”, derler, “azgınlıgımız, kotu talihimiz agır bastı, biz de yoldan sapan kimseler olduk bir kere. Ama ne olur ey Ulu Rabbimiz, kurtar bizi bu atesten, eger bir daha o kotulukleri yaparsak iste o zaman, kendimize iyice yazık eder, zalimin teki oluruz!”

    [107] “Ey Ulu Rabbimiz”, derler, “azgınlıgımız, kotu talihimiz agır bastı, biz de yoldan sapan kimseler olduk bir kere. Ama ne olur ey Ulu Rabbimiz, kurtar bizi bu atesten, eger bir daha o kotulukleri yaparsak iste o zaman, kendimize iyice yazık eder, zalimin teki oluruz!”

    [108] Allah Teala: “Kesin sesinizi, sakın bir daha Bana bir sey soylemeye kalkısmayın!” buyurur

    [109] Kullarımdan, bir kısmı “inandık ya Rabbi! Affet gunahlarımızı, merhamet et bize, cunku Sen merhamet edenlerin en iyisi, en hayırlısısın!” dediklerinde, onları alaya alan sizler degil miydiniz!Sonunda sizin bu davranıslarınız Beni gonlunuzden gecirmeyi, Beni yadetmeyi size unutturdu da, onlarla eglenip durdunuz

    [110] Kullarımdan, bir kısmı “inandık ya Rabbi! Affet gunahlarımızı, merhamet et bize, cunku Sen merhamet edenlerin en iyisi, en hayırlısısın!” dediklerinde, onları alaya alan sizler degil miydiniz!Sonunda sizin bu davranıslarınız Beni gonlunuzden gecirmeyi, Beni yadetmeyi size unutturdu da, onlarla eglenip durdunuz

    [111] Iste Ben de sabretmelerine karsılık bugun onları odullendirdim.Iste umduklarına kavusanlar onlardır

    [112] Sonra Allah cehennemdekilere der ki: “Size kalsa, dunyada kac yıl kaldınız?”

    [113] Onlar: “Bir gun veya daha da az. Ne bilelim, isterseniz bunu tam tamına aklında tutanlara sor! Zira bizim aklımız basımızdan gitmis durumda.” diye cevap verirler

    [114] Bunun uzerine Allah Teala soyle buyurur: “Siz, dogrusu pek az kaldınız.Bu gercegi bir bilseydiniz, Bana isyan etmezdiniz.”

    [115] “Bizim sizi bosuna yarattıgımızı, Bizim huzurumuza donup hesap vermeyeceginizi mi sandınız?”

    [116] “Oyleyse artık su gercegi bilin ki Allah yuceler yucesidir.Gercek hukumran O'dur. O’ndan baska tanrı yoktur.Pek degerli arsın Rabbidir”

    [117] O halde, kim tanrılıgını ispat eden hic bir delili olmamasına ragmen,Allah'ın beraber baska bir tanrıya taparsa,ahirette Rabbinin huzurunda hesabını verecek, cezasını cekecektir.Surası muhakkak ki kafirler asla iflah olmazlar

    [118] Oyleyse (ey Resulum ve ey mumin!) Sen soyle dua et:“Ya Rabbi, Sen bizi affet, Sen bize merhamet et. Zira merhamet edenlerin en hayırlısı Sensin Sen!”

    Surah 24
    Nûr

    [1] Bu, indirdigimiz ve uygulanmasını gerekli kıldıgımız bir suredir. Iyice belleyip dersinizi alırsınız diye onun icinde acık secik ayetler indirdik

    [2] Imdi, zina eden kadın ve erkegin her birine yuz degnek vurun. Eger Allah'a ve ahirete iman ediyorsanız, Allah’ın hukmunu uygulama isinde sakın acıma hissi sizi etkisi altına alıp da uygulamayı engellemesin. Hem onların bu cezalandırılmalarında muminlerden bir cemaat da bulunup sahid olsun! {KM, Tesniye}

    [3] Zinakar, ancak bir fahise veya putperest bir kadınla evlenmek ister. Fahiseyi de ancak bir zinakar veya putperest nikahlamak ister. Boyle bir evlilik muminlere haram kılınmıstır.

    [4] Iffetli kadınlara zina isnad edip de buna dair dort sahid getiremeyen herkese seksen degnek vurun ve bundan boyle, onların sahitliklerini artık ebediyyen kabul etmeyin. Cunku bunlar gercekten fasıkların ta kendileridir! [4,24] {KM, Tesniye}

    [5] Ama bu iftira sucundan sonra tovbe edip halini duzeltenler bu fasıklık damgasından kurtulurlar. Cunku Allah gafurdur, rahimdir

    [6] Kendi eslerini zina etmekle suclayıp da buna dair kendileri dısında sahit bulamayan kocalar ise, kendilerinin dogru soylediklerine dair ayrı ayrı dort kere Allah adına yemin eder, sahitlik eder, besinci kere ise, yalancı olması halinde, Allah'ın lanetinin kendi uzerine gelmesini isterler

    [7] Kendi eslerini zina etmekle suclayıp da buna dair kendileri dısında sahit bulamayan kocalar ise, kendilerinin dogru soylediklerine dair ayrı ayrı dort kere Allah adına yemin eder, sahitlik eder, besinci kere ise, yalancı olması halinde, Allah'ın lanetinin kendi uzerine gelmesini isterler

    [8] Hanımının ise, kocasının bu suclamasında yalancı olduguna dair ayrı ayrı dort kere Allah adına yemin ve sahitlik etmesi, besincide ise kocasının dogru soylemesi halinde, Allah'ın gazabının kendi uzerine cokmesini dilemesi, kendisinden cezayı kaldırır

    [9] Hanımının ise, kocasının bu suclamasında yalancı olduguna dair ayrı ayrı dort kere Allah adına yemin ve sahitlik etmesi, besincide ise kocasının dogru soylemesi halinde, Allah'ın gazabının kendi uzerine cokmesini dilemesi, kendisinden cezayı kaldırır

    [10] Allah'ın sizin hakkınızda lutuf ve merhameti olmasaydı, eger O Allah, tovbeleri kabul buyuran, yaptıgı her is, verdigi her hukum hikmetli olan bir zat olmasaydı, mustahak oldugunuz butun cezaları hemen verir, sizi perisan ederdi

    [11] O Iftirayı cıkaranlar, icinizden kucuk bir gruptur.Siz o iftirayı kendi hakkınızda fena bir sey sanmayın, bilakis o sizin icin hayırlıdır.O iftiracılara gelince, onlardan her birinin, kazandıgı gunah nisbetinde cezası vardır.Bu yaygaranın elebasılıgını yapan sahsa ise cezanın en buyugu vardır

    [12] Siz ey muminler, bu dedikoduyu daha isitir isitmez, mumin erkekler ve mumin kadınlar olarak birbiriniz hakkında iyi zan besleyip: “Hasa, bu besbelli bir iftiradan baska bir sey degildir!” demeniz gerekmez miydi

    [13] O iftiracılar dort sahit getirselerdi ya! Sahitlerini getirmediklerine gore, onlar Allah katında yalancıların ta kendileri olarak tescil edileceklerdir

    [14] Hem dunyada, hem de ahirette Allah'ın lutuf ve merhameti sizinle olmasaydı, daldıgınız bu yaygaradan dolayı mutlaka basınıza muthis bir ceza gelirdi

    [15] O sırada siz o iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, isin aslına dair hic bilginiz olmayan sozleri agızlarınızda geveleyip duruyordunuz ve bunu basit, onemsiz bir sey sanıyordunuz.Halbuki o, Allah'ın nazarında pek buyuk bir vebaldi

    [16] Nasıl oldu da onu isitir isitmez: “Boylesi iftiraları agzımıza alamayız, boyle seyler bize yakısmaz. Hasa! Bu pek buyuk, pek cirkin bir buhtandır.” demediniz

    [17] Eger mumin iseniz, Allah boylesi bir seyi tekrarlamaktan sizi kesinlikle sakındırıp yasaklıyor

    [18] Ve Allah ayetleri size acık acık bildiriyor. Allah alim ve hakimdir (her seyi bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [19] Muminler arasında cirkinliklerin yayılmasını arzu eden kimseler icin, dunyada da ahirette de gayet acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilemezsiniz

    [20] Eger Allah'ın sizin uzerinizdeki lutfu ve inayeti olmasaydı ve eger Allah pek sefkatli ve merhametli olmasaydı, basınıza muthis bir azap gelirdi

    [21] Ey iman edenler! Sakın seytanın izinden gitmeyin!Her kim seytanın pesinden giderse bilsin ki o kendisinden hep fena, cirkin ve mesru olmayan seyleri yapmasını ister.Eger Allah'ın lutuf ve merhameti olmasaydı, sizden hicbiriniz asla temize cıkamazdı. Ancak Allah diledigini temizleyip arındırır. Cunku Allah her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [22] Icinizden fazilet ve imkan sahibi olanlar, akrabalara, fakirlere, Allah yolunda hicret etmis olanlara sadaka vermeme hususunda yemin etmesinler! Affedip musamaha gostersinler.Siz de Allah'ın sizi affedip musamaha gostermesini arzu etmez misiniz?Allah gercekten gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [23] Su kesin ki, hayasızlıktan habersiz, iffetli mumin hanımlara, zina iftirası atanlar dunyada da ahirette de lanete ugrarlar. Onlara muthis bir azap vardır

    [24] Gun gelecek, dilleri, elleri ve ayakları yapmıs oldukları butun kotulukleri tek tek bildirerek aleyhlerinde sahitlik edecektir

    [25] O gun Allah onlara hak ettikleri karsılıgı tam tamına verecek ve onlar da Allah'ın, gercegi acıklayan, hakkın ta kendisi oldugunu anlayacaklardır

    [26] Kotu kadınlar ve kotu sozler, kotu erkeklere;kotu erkekler, kotu kadınlara ve kotu sozlere; temiz kadınlar ve temiz kelimeler ise temiz erkeklere; temiz erkekler de temiz kadınlara ve temiz sozlere yakısır. Bu temiz insanlar, o iftiracıların dedikodularından beridirler, onlara magfiret ve degerli buyuk bir nasip vardır

    [27] Ey iman edenler! Kendi evleriniz dısındaki evlere, sahiplerinden izin isteyip onlara selam vermeden girmeyiniz!Boyle yapmanız sizin icin daha munasiptir.Olur ki dusunur, hikmetini anlarsınız

    [28] Sayet orada hicbir kimse bulamazsanız size izin verilmeden oraya girmeyiniz! Eger size: “Musait degiliz, geri donun.” denirse donun! Bu sizin icin daha nezih, daha munasiptir. Allah yaptıgınız her seyi tamamen bilir

    [29] Icinde oturulmayan fakat sizin faydalanma hakkınız bulunan evlere girmenizde mahzur yoktur. Ama hic unutmayın ki Allah acıga vurdugunuz ve gizlediginiz her seyi bilir

    [30] Mumin erkeklere bakıslarını kısmalarını ve edep yerlerini acmaktan ve zinadan korumalarını soyle!Bu, onlar icin en uygun olan davranıstır.Allah yaptıkları her seyden hakkıyla haberdardır. {KM, Matta}

    [31] Mumin kadınlara da bakıslarını kısmalarını ve edep yerlerini acmaktan ve gunahtan korumalarını soyle.Yine soyle ki mecburen gorunen kısımları mustesna olmak uzere, zinetlerini teshir etmesinler.Basortulerini yakalarının uzerini kapatacak sekilde ortsunler. Zinet takılan yerlerini kocaları, babaları, kocalarının babaları, ogulları, uvey ogulları, erkek kardesleri, erkek kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogulları, mumin kadınlar, ellerinin altında bulunanlar (koleler), erkeklikten kesilip kadınlara ihtiyac duymayan hizmetcileri veya henuz kadınların mahrem yerlerini anlamayan cocuklar dısında kimseye gostermesinler. Saklı zinetlerine dikkat cekmek icin, ayaklarını da vurmasınlar. Ey muminler! Hepiniz toptan Allah'a tovbe ediniz ki felaha eresiniz

    [32] Icinizden evli olmayanları, kole ve cariyelerinizden evlenmeye musait olanları evlendirin! Eger fakir iseler, Allah lutfu ile onların ihtiyaclarını giderir. Cunku Allah'ın lutfu genistir. Her seyi hakkıyla bilir (ihtiyacları ve lutfa layık olanları da bilir)

    [33] Evlenme imkanı bulamayanlar ise, Allah lutfu ile onların ihtiyaclarını giderinceye kadar iffetli kalmaya calıssınlar! Eliniz altındaki kole ve cariyelerinizden mukatebe yapmak isteyenler olursa ve siz de onlarda liyakat gorurseniz mukatebe yapınız! Allah'ın size ihsan ettigi maldan siz de onlara veriniz. (Mecburi hizmet bedellerini odemelerine yardım ediniz). Dunya hayatının gecici metaını elde etmek icin, sakın cariyelerinizi -hele iffetli olmak isterlerse- fuhsa zorlamayın! Her kim onları fuhsa zorlarsa, bilinmelidir ki zorlanmalarından sonra, Allah kendileri hakkında gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [34] Muhakkak ki size dinin hukumlerini acıklayan ayetler, sizden once gelip gecenlerin hallerinden misaller ve Allah'a karsı gelmekten sakınacaklar icin birtakım ogutler indirdik

    [35] Allah goklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, tıpkı icinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. Lamba bir sırca (cam) icinde, o sırca da sanki parlayan incimsi bir yıldız! Bu lamba, ne yalnız doguya, ne de yalnız batıya mensup olmayan kutlu, pek bereketli bir zeytin agacından tutusturulur. Bu oyle bereketli bir agac ki, nerdeyse ates degmeden de yag ısık verir. Isıgı pırıl pırıldır. Allah diledigi kimseyi nuruna iletir, gercegi anlamaları icin insanlara boyle temsiller getirir. Allah her seyi bilir. [4,174; 39,22; 57,28; 6,122; 57,19] {KM, II Samuel 22, 29; I Yuhanna 1,5; Yuhanna}

    [36] O nura, Allah'ın yukseltilmesine ve iclerinde kutlu isminin zikredilmesine izin verdigi evlerde (mescidlerde) kavusulur. Oralarda, sabah aksam O’nun sanını yucelterek tenzih eden oyle yigitler vardır ki, ne ticaretler, ne alım ve satımlar onları Allah’ı zikretmekten, namazı hakkıyla ifa etmekten, zekatı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gozlerin dehsetten halden hale donecegi, alt ust olacagı bir gunden endise ederler. [39,47; 73,40; 18,14,4]

    [37] O nura, Allah'ın yukseltilmesine ve iclerinde kutlu isminin zikredilmesine izin verdigi evlerde (mescidlerde) kavusulur. Oralarda, sabah aksam O’nun sanını yucelterek tenzih eden oyle yigitler vardır ki, ne ticaretler, ne alım ve satımlar onları Allah’ı zikretmekten, namazı hakkıyla ifa etmekten, zekatı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gozlerin dehsetten halden hale donecegi, alt ust olacagı bir gunden endise ederler. [39,47; 73,40; 18,14,4]

    [38] Allah Teala onlara yaptıklarına karsılık en guzel mukafatı verecek, onların mukafatlarını kendi lutfundan artıracaktır.Allah diledigi kimseyi hesapsız rızıklandırır.

    [39] Dini inkar edenlere gelince:Onların isleri duz, ıssız bir coldeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder.Nihayet onun yanına varınca su namına hicbir sey bulamaz… Fakat Allah'ı bulur.O da onun hesabını tam tamına gorur. Zira Allah hesabı pek cabuk gorur

    [40] Yahut o kafirlerin duygu, dusunce ve davranısları derin bir denizdeki yogun karanlıklara benzer.Oyle bir deniz ki onu, dalga ustune dalga kaplıyor...Ustunde de koyu bulut.Ust uste binmis karanlıklar...Icinde bulunan insan, elini uzatsa nerdeyse kendi elini bile goremiyor.Oyle ya, Allah birine nur vermezse artık onun hicbir nuru olamaz

    [41] Baksana goklerde olan, yerde olan herkes, kanatlarını carparak ucan dizi dizi kuslar, hep Allah'ı tesbih ederler.Onlardan her biri kendi duasını ve tesbihini pek iyi bellemistir. Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilir

    [42] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah'ındır.Butun isler O’na goturulur, hukum O’nun kapısından cıkar

    [43] Baksana, Allah bulutları sevk ediyor, sonra onları bir araya getirip ust uste yıgıyor.Iste goruyorsun ki bunların arasından yagmur cıkıyor.O, gokten, -oradaki daglar buyuklugunde bulutlardan- dolu indirir de onunla diledigini vurur, diledigini de ondan korur.Bu bulutların simseginin parıltısı nerdeyse gozleri alıverecek

    [44] Allah gece ile gunduzu birbirine ceviriyor, geceyi gunduze, gunduzu geceye donusturuyor, surelerini uzatıp kısaltıyor. Elbette bunda gorebilenler icin alınacak bir ders vardır

    [45] Allah her canlıyı sudan yarattı: Kimi karnı ustunde surunur, kimi iki ayagı ustunde yurur, kimi dort ayagı ustunde yurur.Allah diledigini yaratır. Cunku Allah her seye kadirdir

    [46] Gercekten Biz hukumlerimizi acıklayan ayetler indirdik.Allah diledigi kimseyi dogru yola hidayet eder

    [47] Cunku niceleri: “Biz Allah'a ve Resulune inandık ve itaat ettik” derler de sonra onlardan bir kısmı, buna ragmen geri donerler. Iste bunlar mumin degildirler

    [48] Aralarında hukmetmesi icin Allah'ın ve Resulunun hukmune davet edildiklerinde, bir de bakarsın onlardan bir kısmı yuz ceviriyor

    [49] Ama hukum kendilerinden yana gozukmeye gorsun, tam bir itaat icinde kosa kosa gelirler

    [50] Sahi, kalplerinde bir inkar hastalıgı mı var bunların?Yoksa imanda supheye mi dustuler yahut Allah'ın ve Resulunun kendilerine zulum ve haksızlık yapacagından mı endise ediyorlar?Dogrusu, asıl zalimler hem de kendi kendilerine haksızlık edenler, onların ta kendileridir

    [51] Haklarında hukum verilmek uzere Allah'a ve Resulune davet edilen muminlerin soyledikleri tek soz: “Hay hay! Bas ustune!” demek olmustur. Iste felaha erenler onlar olacaklardır

    [52] Kim Allah'a ve Resulune itaat eder, Allah’ı tazim edip O’na karsı gelmekten sakınırsa,iste ebedi basarı ve mutluluga erenler onlar olacaklardır

    [53] Senin kendilerine emretmen halinde hicret edeceklerine veya savasa cıkacaklarına dair vargucleriyle yemin billah ettiler.De ki: “Yemine ne hacet! Yemin etmeyin, sizden istenen makul bir itaattır. Elbette Allah yaptıgınız ve yapacagınız her seyi bilir”

    [54] De ki: “Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin!Eger sırtınızı donerseniz bilin ki Peygamber kendi gorevinden,siz de kendi yukumlulugunuzden sorumlu olursunuz.Ama ona itaat ederseniz, dogru yolu bulmus olursunuz.Yoksa, peygamberin gorevi, acıkca teblig etmekten baska bir sey degildir.”

    [55] Allah icinizden iman edip makbul ve guzel isler isleyenlere kesin olarak vaad buyurur ki:Daha once muminleri dunyada hakim kıldıgı gibi kendilerini de hakim kılacak, kendileri icin begenip sectigi Islam dinini tatbik etme gucu verecek ve yasadıkları korkulu donemin arkasından, kendilerini tam bir guvene erdirecektir.Cunku onlar, yalnız Bana ibadet edip hicbir seyi Bana serik yapmazlar.Artık bundan sonra kim kufrana saparsa, iste onlar yoldan cıkıp Allah'a karsı gelmis olurlar. [2,30; 38,26; 27,16; 21,105; 14,14; 28,6; 6,1]

    [56] Oyleyse ey muminler, siz namazı hakkıyla ifa etmeye devam edin, zekatı verin,Peygambere itaat edin ki merhamete nail olasınız

    [57] Inkar edenlerin dunyada Allah'ın hukmunden kacıp kurtulacaklarını sakın zannetme!Onların varacakları yer atestir. Gercekten ne kotu bir sondur bu

    [58] Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunan kole ve hizmetcileriniz ile icinizden henuz buluga ermemis cocuklarınız, odanıza girmek icin su uc vakitte sizden izin istesinler: Sabah namazından once, ogle vakti istirahat icin elbiselerinizi cıkardıgınız zaman ve bir de yatsı namazından sonra.Iste bu uc vakit, mahremiyet vakitlerinizdir. Ama bunların dısında izinsiz girmelerinde ne sizin icin ne de onlar icin bir mahzur yoktur.Cunku sizin birbirinizin yanına girip cıkmanız kacınılmazdır.Iste Allah size ayetlerini boylece acıklar. Gercekten Allah, alim ve hakimdir (her seyi bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [59] Cocuklarınız buluga erdiklerinde ise, kendilerinden buyuk olanları nasıl izin istiyorlardı ise, odanıza girmek icin her vakitte izin istesinler!Iste Allah size ayetlerini boylece acıklar.Cunku Allah her seyi bilir, her hukmu yerinde acıklar

    [60] Evlenme arzu ve umidi kalmamıs olan ihtiyar kadınların, zinet yerlerini teshir etmeksizin, dıs giysilerini cıkarmaları, gunah degildir.Bununla beraber sakınmaları, kendileri yonunden daha iyidir. Allah her seyi isitir, gizli asikar her seyi bilir

    [61] Gorme ozurlu, topal veya hasta gibi ozurlulerin sizin evlerinizden yemek yemelerinde mahzur olmadıgı gibi, sizin de eslerinize yahut cocuklarınıza ait evlerinizden, babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeslerinizin, kız kardeslerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden yahut anahtarları size bırakılıp sahip cıkmanız istenen yerlerden veya arkadaslarınızın evlerinden yemek yemenizde mahzur yoktur. Ister toplu, ister ayrı ayrı yemenizde de sakınca yoktur. Evlerinize girdiginiz zaman Allah katından kutlu, feyizli ve bereketli bir iyi dilek temennisi olarak birbirinize selam verin!Iste Allah size ayetlerini boylece acıklıyor.Umulur ki dusunup hikmetini anlarsınız. [58,8] {KM, Matta}

    [62] Gercek muminler ancak oyle kimselerdir ki Allah'a ve Resulune butun kalpleriyle iman etmis olup, butun toplumu ilgilendiren meseleleri gorusmek uzere onun yanında bulundukları vakit ondan izin almadıkca ayrılıp gitmezler.Senden izin isteyenler hakikaten Allah’a ve Resulune gercekten iman edenlerdir. Oyle ise bazı isleri icin senden izin istedikleri zaman, sen de onlardan diledigin kimselere izin ver ve onlar icin Allah’tan af dile. Muhakkak ki Allah gafurdur, rahimdir

    [63] Resulullah'ın sizi cagırmasını, sizin birbirinizi davet etmenizle bir tutmayın. Allah elbette sizden, birbirini siper edinerek sıvısıp gidenleri bilir. Oyleyse Peygamberin emrine aykırı hareket edenler baslarına dunyada bir bela gelmesinden yahut ahirette gayet acı bir azap gelmesinden korkup cekinsinler

    [64] Dikkat edin! Goklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O su anda icinde bulundugunuz durumu da pek iyi biliyor. Insanların kendi huzuruna goturulecekleri buyuk durusma gunu, yapmıs oldukları seyleri tek tek kendilerine bildirip karsılıgını verecektir. Allah her seyi pek iyi bilir. [2,144; 26,218-22]

    Surah 25
    Furkan

    [1] Hayır ve bereketi ne muazzamdır o Zatın ki butun ins ve cinni uyarsın diye o has kuluna dogruyu egriden ayıran Furkan'ı indirdi. [18, 1-2; 4,136; 25,3]

    [2] Goklerin ve yerin hakimiyeti O'nundur. O asla evlat edinmedi, hakimiyette hic bir ortagı olmadı. Her seyi yaratıp nizam veren ve her seyin varlıgını bir olcuye gore belirleyen O’dur

    [3] Boyle iken musrikler Allah'tan baska birtakım tanrılar edindiler ki, hicbir sey yaratmaya gucleri yetmez, ustelik kendileri baskası tarafından yaratılırlar. Baslarına gelen zararı savamaz, kendileri icin fayda celbedemezler, ne oldurmeye, ne diriltmeye ve ne de olumden sonra tekrar diriltmeye gucleri yetmez. [53,23; 46,4; 16,20]

    [4] Kafirler: “Kur'an onun uydurdugu bir yalan olup, bu hususta baskaları da kendisine yardımcı olmuslardır” diye iddia ettiler. Onlar boylece, kesin bir yalan soyleyip zulmettiler

    [5] Ayrıca: “Onun soyledikleri, kendisi icin yazdırtmıs oldugu ve sabah aksam kendisine dikte ettirilen onceki nesillerin efsanelerinden baska bir sey degildir” dediler

    [6] De ki: “Onu, goklerdeki ve yerdeki butun sırları bilen Yuce Allah indirdi. O, gercekten gafurdur, rahimdir.” (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [7] Yine: “Ne oluyor bu Peygambere, boyle Peygamber mi olur: Yemek yiyor, carsı pazarda dolasıyor! Bari yanında heybetli bir melek olsaydı da etrafındaki insanları korkutup uyarıda bulunsaydı!”

    [8] “Yahut kendine bir hazine verilse, yahut kendisinin icinden yiyecegi bir bahcesi olsaydı!” Hasılı o zalimler: “Dogrusu siz, sadece buyulenmis bir adamın pesine dusmussunuz.” dediler

    [9] Iste bak senin hakkında nasıl tutarsız misaller getiriyorlar. Dogrusu onlar saptılar, artık asla yol bulamazlar

    [10] Hayır ve bereketi ne muazzamdır o Zatın ki diledigi takdirde senin icin bundan daha iyisini, icinden ırmaklar akan cennetleri verir. Senin icin orada saraylar yaptırır

    [11] Ayrıca onlar kıyameti de yalan saydılar. Kıyameti yalanlayana ise Biz alevli bir ates hazırlardık

    [12] Bu ates onları, daha uzaktan gorunce, onun ofkesinden gurledigini ve korkunc homurtusunu isitirler

    [13] Elleri boyunlarına kelepcelenmis, ayakları bukagılı olarak cehennemin daracık bir yerine tıkılınca, orada yok olmak icin can atarlar

    [14] Kendilerine “Bugun bir kere degil, defalarca dovunup durun, olumu isteyin” denilecek

    [15] De ki: “Bu mu iyi, yoksa takva ehline vad olunan ebedi cennet mi?”Orası onlar icin bir mukafat ve pek guzel bir akıbettir

    [16] Orada arzu ettikleri her sey bulunacak, hem ebedi olarak kalacaklardır.Bu, Rabbinin uzerine aldıgı ve muminlerce hep istenen bir vadidir

    [17] Gun gelir, Allah musriklerle, onların Allah'tan baska ibadet ettikleri putlarını diriltip bir araya toplar ve soyle buyurur:“Siz mi saptırdınız bu kullarımı, yoksa kendileri mi yoldan cıktılar?”

    [18] Onlar soyle cevap verirler: “Subhansın! Yuceler Yucesisin! Senden baska dost edinmeyi dusunmek bize yarasan sey degildir. Ne var ki Sen onları ve babalarını, nimetlerine mazhar edip omur vererek yasatınca onlar Sen'i anmayı unuttular ve helake mustahak bir guruh haline geldiler.”

    [19] “Iste gordunuz a!” denir o musriklere, “Taptıgınız nesneler soylediklerinizde sizi yalancı cıkardılar. Artık ne azabı savmaya, ne yardım temin etmeye care bulamazsınız.”(Iste ey butun insanlar! Bilin ki:) Icinizden kim bu sirk kosma zulmunu islerse, ona buyuk bir azap tattıracagız

    [20] Senden once gonderdigimiz peygamberler de yemek yer, carsılarda ihtiyaclarını temin ederlerdi. Boylece sizi birbirinizle imtihan ediyoruz: bakalım buna sabredecek misiniz, sabredemeyecek misiniz? Rabbin zaten her seyi gormektedir.

    [21] Ahirette huzurumuza gelip Bizimle karsılasacaklarını dusunmeyenler: “Bize elci olarak melekler gonderilmeli yahut Rabbimizi gormeli degil miydik?” dediler.Gercekten onlar kendilerini buyuk gorup azgınlıkta haddi iyice astılar

    [22] Gun gelecek, melekleri gorecekler; fakat o gun o sucluları sevindirecek hicbir haber olmayacak ve melekler onlara: “Sevinmek size haram! haram!” diyecekler

    [23] Onların yaptıkları her isin uzerine varıp, hepsini toz duman edecegiz

    [24] Ama o gun, cennetlikler, kalınacak yerlerin en iyisinde, dinlenme yerlerinin en guzelinde bulunacaklardır

    [25] Gun gelecek gok, beyaz bulutlar seklinde yarılıp dagılacak, melekler boluk boluk indirilecek

    [26] Iste o gun tam hakimiyetin Rahman'a ait oldugu iyice acıga cıkacaktır. Kafirler icin o gun, cok cetin bir gun olacaktır. [69,17; 2]

    [27] O gun zalim, parmaklarını ısırır “Eyvah! der, keske o Peygamberle birlikte yol tutsaydım. Eyvah! Keske falanı dost edinmeseydim! Vallahi bana gelen ogutten (Kur'an’dan) beni o uzaklastırdı. Zaten seytan, insanı (iste boyle ucuruma surukleyip sonra da) yuzustu, yalnız bırakır.”

    [28] O gun zalim, parmaklarını ısırır “Eyvah! der, keske o Peygamberle birlikte yol tutsaydım. Eyvah! Keske falanı dost edinmeseydim! Vallahi bana gelen ogutten (Kur'an’dan) beni o uzaklastırdı. Zaten seytan, insanı (iste boyle ucuruma surukleyip sonra da) yuzustu, yalnız bırakır.”

    [29] O gun zalim, parmaklarını ısırır “Eyvah! der, keske o Peygamberle birlikte yol tutsaydım. Eyvah! Keske falanı dost edinmeseydim! Vallahi bana gelen ogutten (Kur'an’dan) beni o uzaklastırdı. Zaten seytan, insanı (iste boyle ucuruma surukleyip sonra da) yuzustu, yalnız bırakır.”

    [30] O gun Peygamber: “Ya Rabbi, halkım bu Kur'an’ı terk edip ondan uzaklastılar!” der

    [31] Iste boylece Biz her Peygamber icin suclulardan bir dusman ortaya cıkardık. Ama tasalanma! Senin Rabbin yol gosterici ve yardımcı olarak yeter mi yeter

    [32] Bir de o kafirler dediler ki: “Bu Kur'an ona toptan, bir defada indirilmeli degil miydi?” Halbuki Biz vahiyle senin kalbini pekistirmek icin boyle ara ara indirdik ve onu parca parca okuduk

    [33] Onların sana itiraz icin getirdikleri hic bir temsil, hic bir soru olmaz ki, ona karsı Biz sana gercek durumu bildirmeyelim ve en guzel acıklamayı yapmayalım

    [34] O halde sen o kafirlere de ki:“Yuzleri ustunde surunen suruler halinde cehenneme tıkılacak olanlar yok mu, iste onlar yerce en fena, yolca da en sapıktırlar.”

    [35] Gercekten Biz, Musa'ya kitabı verdik ve kardesi Harun’u da ona yardımcı yaptık

    [36] “Haydi ayetlerimizi yalan sayan o halka gidiniz!” dedik. Sonunda o toplumu yerle bir ettik

    [37] Nuh'un halkına gelince, onlar Peygamberlerini yalancılıkla sucladıklarında onları suda bogduk ve kendilerini insanlar icin bir ibret vesilesi yaptık. Zalimlere gayet acı bir azap hazırladık

    [38] Ad'ı, Semud’u, Ress halkını, bu arada daha bircok nesilleri de inkarda ısrarları sebebiyle helak ettik

    [39] Onların her birine uymaları gecmislerden misaller verdik.Ama ogutleri tutmadıkları icin hepsini kırıp gecirdik

    [40] Su Kureys musrikleri, bela yagmuruna tutulan, ustune tas yagdırılan sehire de vardılar. Peki, orada olup biteni fark etmediler mi?Dogrusu onlar oldukten sonra diriltileceklerini hic dusunmezler. [

    [41] Seni gorduklerinde mutlaka seni alaya alır ve: “Allah'ın, elci olarak gonderdigi bu sahıs mı imis! Bula bula bunu mu bulmus?”

    [42] “Eger biz sebat etmeseydik, nerdeyse bizi tanrılarımızdan vazgecirecekti.” derler.Ama kendilerini bekleyen azabı gordukleri vakit, asıl sapanın kim oldugunu iste o zaman anlayacaklardır

    [43] Baksana su kendi heva ve heveslerini tanrı edinen kimseye! Artık sen mi vekil olacaksın ona, islerini sen mi yuruteceksin

    [44] Yoksa sen onlardan cogunun soz dinledigini, yahut aklını calıstırdıgını mı sanıyorsun?Dogrusu onlar yolu sasırmada davarlar gibi, hatta daha da saskındırlar

    [45] Bakmaz mısın Rabbin golgeyi nasıl uzatıyor? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Gunes'i ona delil kılıyoruz? Sonra da nasıl tutup onu azar azar Kendimize dogru diledigimiz yere alıyoruz

    [46] Bakmaz mısın Rabbin golgeyi nasıl uzatıyor? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Gunes'i ona delil kılıyoruz? Sonra da nasıl tutup onu azar azar Kendimize dogru diledigimiz yere alıyoruz

    [47] Size geceyi ortu, uykuyu bir istirahat, gunduzu de dagılıp calısma vakti kılan O'dur

    [48] Ruzgarları rahmetinin onunden mujdeci olarak gonderen de O'dur.Olu diyarlara hayat vermek ve yarattıgımız nice hayvanlara ve insanlara su vermek icin gokten tertemiz suyu da Biz indirmekteyiz

    [49] Ruzgarları rahmetinin onunden mujdeci olarak gonderen de O'dur.Olu diyarlara hayat vermek ve yarattıgımız nice hayvanlara ve insanlara su vermek icin gokten tertemiz suyu da Biz indirmekteyiz

    [50] Bu gercegi, insanların iyice dusunmeleri icin Biz, farklı usluplarla anlatsak da onların cogu nankorlukten baska bir sey yapmıyorlar

    [51] Eger isteseydik her sehre bir uyarıcı peygamber gonderirdik

    [52] (Fakat evrensel uyarma gorevini sana verdik) O halde sen asla kafirlere itaat etme ve Kur'an’a dayanarak onlarla buyuk bir mucahede gerceklestir

    [53] Biri tatlı, susuzlugu giderici, oburu tuzlu ve acı iki denizi salıveren, birbirine karısmadan akıtan; fakat aralarına bir engel, asılmaz bir sınır koyan O'dur

    [54] Insanı bir parca sudan yaratıp da soy ve evlilik bagından olusan bir sulale haline getiren de O'dur. Senin Rabbin her seye kadirdir

    [55] Buna ragmen bir kısım insanlar, kendilerine, tapmaları halinde fayda, tapmamaları halinde zarar veremeyen birtakım seyleri tanrılastırıp, Allah'ın dısında onlara ibadet ettiler.Zaten kafir, Rabbine karsı hep batıla arka cıkar

    [56] Biz seni sadece mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

    [57] De ki: “Benim bu hizmet icin sizden istedigim hic bir ucret yoktur. Tek istegim, dileyen kimsenin Rabbine giden yolu bulmasıdır.”

    [58] Oyleyse sen olmeyen, o mutlak hayat sahibi Allah'a dayan ve O’nu hamd ile tesbih et. Onun kendi kullarının gunahlarından haberdar olması yeter

    [59] Gokleri, yeri ve ikisinin arasında olan seyleri altı gunde yaratan, sonra da arsı uzerine hukumran olan O'dur. O rahmandır, sen O’nu, Kendisine, o her seyi Bilen’e sor

    [60] O musriklere “Rahman'a secde edin!” denildiginde:“Rahman da ne imis! Bize emrediyorsun diye secde mi edecegiz?” dediler ve bu davet onları imandan busbutun uzaklastırdı. [26,23] {KM, Vahiy 3,12; Resullerin isleri}

    [61] Gokte burclar yaratan, onların icinde bir kandil (gunes) ve nurlu bir ay yerlestiren Allah, yuceler yucesidir, hayır ve ihsanı sınırsızdır

    [62] Tefekkur ederek ders almak veya sukretmek isteyenler icin gece ile gunduzu pes pese getiren O'dur

    [63] Rahman'ın has kulları o kimselerdir ki onlar yerde tevazu ile yururler. Cahiller kendilerine laf atarsa “Selametle!” derler

    [64] Geceyi Rab'lerine secde ve kıyam ile, ibadetle gecirirler

    [65] “Ey Ulu Rabbimiz, derler, cehennem azabını bizden uzaklastır.Zira onun azabı tahammulu zor, omur tuketen bir derttir.Ne kotu bir varıs yeri, ne fena bir yerlesim yeridir orası!”

    [66] “Ey Ulu Rabbimiz, derler, cehennem azabını bizden uzaklastır.Zira onun azabı tahammulu zor, omur tuketen bir derttir.Ne kotu bir varıs yeri, ne fena bir yerlesim yeridir orası!”

    [67] Rahman'ın o has kulları, harcamalarında ne israf eder, ne de eli sıkı davranırlar; bu ikisinin arasında bir denge tuttururlar

    [68] Onlar, Allah'la beraber baska bir tanrıya yalvarmazlar.Allah’ın muhterem kıldıgı bir canı haksız yere oldurmezler.Zina etmezler.Kim de bunları yaparsa gunahının cezasını bulur

    [69] Kıyamette, o buyuk durusma gununde onun cezası katmerli olur ve azapta, zillet icinde ebedi kalır

    [70] Ancak su var ki donus yapıp iman edenler guzel ve makbul isler isleyenler bundan mustesnadır. Allah onların kotuluklerini iyiliklere, gunahlarını sevaplara cevirir.Cunku Allah gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [71] Kim tovbe edip, guzel ve makbul isler yaparsa, geregince tovbe eden iste odur

    [72] O kullar, yalan sahitlik etmezler.Bos soz ve islere rastladıklarında vakarla oradan gecip giderler

    [73] Kendilerine Rab'lerinin ayetleri hatırlatıldıgında, onlara karsı sagırlar ve korler gibi davranmazlar

    [74] Ve soyle niyaz ederler: “Ey keremi bol Rabbimiz! Bize gozumuzun, gonlumuzun sururu olan temiz esler ve nesiller ihsan eyle, bizi muttakilere onder eyle!”

    [75] Iste onlara, hak yolda sabır ve sebat gostermelerine karsılık, kendilerine cennetin ustun sarayları verilecek.Oraya selamla, hurmetle buyur edileceklerdir.Hem de devamlı kalmak uzere oraya gireceklerdir.Orası ne guzel varıs yeri, ne guzel bir yerlesim yeridir! [11,108, 19,58; 39,20] {KM, Yuhanna}

    [76] Iste onlara, hak yolda sabır ve sebat gostermelerine karsılık, kendilerine cennetin ustun sarayları verilecek.Oraya selamla, hurmetle buyur edileceklerdir.Hem de devamlı kalmak uzere oraya gireceklerdir.Orası ne guzel varıs yeri, ne guzel bir yerlesim yeridir! [11,108, 19,58; 39,20] {KM, Yuhanna}

    [77] De ki: “Duanız olmazsa Rabbim size ne diye deger versin ki?Ama siz, ey inkarcılar! Size bildirdiklerimi yalan saydınız, artık bu gunahtan yakanızı kurtaramayacaksınız.”

    Surah 26
    Şuarâ

    [1] Ta Sin Mim

    [2] Sunlar gercekleri acıklayan kitabın ayetleridir

    [3] Onlar iman etmiyor diye uzuntuden nerdeyse kendini yiyip tuketeceksin

    [4] Eger dileseydik onlara gokten oyle bir mucize indirirdik ki, onun karsısında ister istemez boyun bukerlerdi

    [5] (Fakat Biz bunu istemedik.) O sebeple, ne zaman onlara Rahman'dan yeni bir mesaj gelse, mutlaka ona arkalarını donup uzaklasırlar

    [6] Nitekim iste bu mesajı da yalan saydılar, ama alay edip durdukları Kur'an’ın bildirdigi olaylar, yakında baslarına gelince, alay etmenin ne demek oldugunu anlayacaklardır

    [7] Peki bunlar yeryuzune, orada her guzel ciftten nice nebatlar yetistirdigimize hic bakmıyorlar mı

    [8] Elbette bunda alınacak ibret vardır; fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler

    [9] Ama senin Rabbin aziz ve rahimdir (mutlak galiptir, genis merhamet sahibidir)

    [10] Bir vakit de Rabbin Musa'ya: “Haydi! o zulme batmıs olan topluma, yani Firavun’un halkına gidip, “hakkı inkardan ve azgınlıktan sakınma zamanı gelmedi mi? de!” diye nida etti

    [11] Bir vakit de Rabbin Musa'ya: “Haydi! o zulme batmıs olan topluma, yani Firavun’un halkına gidip, “hakkı inkardan ve azgınlıktan sakınma zamanı gelmedi mi? de!” diye nida etti

    [12] “Ya Rabbi” dedi, “Korkarım ki beni yalancı sayarlar, benim de gogsum daralır, dilim tutulur. Onun icin Harun'a da risalet ver!” [28,34; 20,29] {KM, Cıkıs}

    [13] “Ya Rabbi” dedi, “Korkarım ki beni yalancı sayarlar, benim de gogsum daralır, dilim tutulur. Onun icin Harun'a da risalet ver!” [28,34; 20,29] {KM, Cıkıs}

    [14] “Hem sonra onların benim aleyhimde bir suclamaları da var. Bundan oturu beni oldurmelerinden endise ediyorum.” [28,15] {KM, Cıkıs}

    [15] “Hayır!” buyurdu, “Benim ayetlerimle gidin, Biz de sizinle beraberiz, olup bitenleri isitiriz.”

    [16] Gidin o Firavun'a: “Biz Rabbulalemin tarafından sana gonderilen elcileriz, O’ndan sana mesaj getirdik: Israilogullarını serbest bırakacaksın, bizimle gelecekler!” deyin

    [17] Gidin o Firavun'a: “Biz Rabbulalemin tarafından sana gonderilen elcileriz, O’ndan sana mesaj getirdik: Israilogullarını serbest bırakacaksın, bizimle gelecekler!” deyin

    [18] “A!” dedi, “Sen su bebekken alıp yanımızda buyuttugumuz cocuk degil misin? Sonra da bizim sarayımızda senelerce kalmıs, omrunun bir kısmını bizimle gecirmistin?”

    [19] “Sonunda da bildigin o isi yapmıstın. Sen dogrusu nankorun tekisin!” {KM, Sayılar}

    [20] “Ben” dedi, “yanlıslıkla, sonunda ne olacagını bilmeksizin, saskın bir vaziyette o isi yapmıstım.”

    [21] “Sizden korktugum icin de kacmıstım. Ama Rabbim bana hukum ve hikmet verdi ve beni peygamberler arasına dahil etti.”

    [22] “O basıma kaktıgın iyilik ise, Israilogullarını kolelestirmenin bir sonucu degil miydi?”

    [23] Firavun: “Sahi, su bahsettigin Rabbulalemin de ne?” dedi

    [24] “Eger isin gercegini bilmek isterseniz soyleyeyim: O, goklerin, yerin ve ikisi arasında olan her seyin Rabbidir.”

    [25] Firavun alaycı bir sekilde cevresindekilere: “Bu adamın dediklerini isittiniz degil mi? (Aklısıra cevap veriyor).”

    [26] Musa onu hic duymamıs gibi sozune devam ederek: “O sizin de, sizden onceki babalarınızın da Rabbidir.”

    [27] Firavun: “Dikkat edin! Size gonderilen bu elci kesinlikle bir deli!”

    [28] Musa: “O dogunun da, batının da, dogu ile batı arasındaki her seyin de Rabbidir. Aklınız varsa bunu anlarsınız.”

    [29] Firavun, Musa'ya cevaben: “Eger benden baska tanrı kabul edersen mutlaka seni zindanlık ederim!” dedi

    [30] “Ya” dedi, “sana dogrulugumu ispatlayan asikar bir delil getirmis olsam da mı?”

    [31] “Haydi, dedi, dogru soyluyorsan, goster o belgeni de gorelim!”

    [32] Bunun uzerine Musa asasını yere attı. Bir de ne gorsunler: Degnek her haliyle tam bir ejderha oluvermis

    [33] Bir de elini koynundan cıkardı ki bakanların gozlerini kamastıracak kadar parlak mı parlak

    [34] Firavun etrafındakilere: “Bu adam, dedi, galiba usta bir sihirbaz!”

    [35] “Buyu gucu ile sizi yerinizden yurdunuzdan cıkarmak istiyor, ne buyurursunuz, gorusunuzu bildirin!”

    [36] “Bunu ve kardesini biraz burada beklet, butun sehirlere haber gonder, sonra ne kadar usta sihirbaz varsa alıp gelsinler!” dediler

    [37] “Bunu ve kardesini biraz burada beklet, butun sehirlere haber gonder, sonra ne kadar usta sihirbaz varsa alıp gelsinler!” dediler

    [38] Boylece belirlenen gunde butun usta sihirbazlar toplandı

    [39] Halka da: “Haydi ne duruyorsunuz, siz de toplansanıza!” “Umarız buyuculer galip gelirler, biz de onların dinlerine tabi oluruz!” denildi

    [40] Halka da: “Haydi ne duruyorsunuz, siz de toplansanıza!” “Umarız buyuculer galip gelirler, biz de onların dinlerine tabi oluruz!” denildi

    [41] Buyuculer Firavunun huzuruna varınca ona: “Biz galip gelirsek, elbet bize buyuk bir odul verilir herhalde!” dediler

    [42] “Evet, evet! dedi, Ustelik, sizi yakın cevreme alacagım, benim gozdelerimden olacaksınız.”

    [43] Yarısma baslayınca Musa: “Once siz marifetinizi ortaya koyun, ne atacaksanız atın!” dedi

    [44] Iplerini ve degneklerini yere attılar ve:“Firavun'un izzetine yemin ederiz ki galip gelen biz olacagız” dediler

    [45] Derken Musa da degnegini yere attı; bir de ne gorsunler: O, buyuculerin goz boyayarak uydurup ortaya koydukları seyleri yutuveriyor

    [46] Bunu goren sihirbazlar derhal secdeye kapandılar

    [47] “Rabbulalemin'e, Musa ile Harun’un Rabbine biz de iman ettik.” dediler. [17,81;]

    [48] “Rabbulalemin'e, Musa ile Harun’un Rabbine biz de iman ettik.” dediler. [17,81;]

    [49] Firavun: “Demek ben size izin vermeden ona inandınız ha!Anlasıldı: Size buyuyu ogreten ustanız oymus! Size yapacagımı da yakında ogreneceksiniz.Farklı yonlerden olmak uzere el ve ayaklarınızı kesecek ve hepinizi asacagım!”

    [50] “Hic onemi yok!” dediler, “Biz zaten Rabbimize donecegiz!”

    [51] “Iman edenlerin onculeri oldugumuzdan oturu umarız ki Rabbimiz gunahlarımızı affeder.”

    [52] Musa'ya da: “Mumin kullarımı geceden yola cıkar; zira siz mutlaka takip edileceksiniz!” diye vahyettik

    [53] Firavun ise onları takip etmek gayesiyle, butun sehirlere asker toplamak uzere gorevliler cıkardı

    [54] “Esasen bunlar cok kucuk, sefil bir gruptur.”

    [55] “Fakat bize karsı kızgın olup dis bilemektedirler

    [56] “Biz de elbette uyanık, tedbirli bir topluluguz” diyordu

    [57] Ama neticede Biz onları bahcelerinden ve pınarlarından, hazinelerinden, servetlerinden ve kendilerince cok degerli makam ve mevkilerinden cıkardık

    [58] Ama neticede Biz onları bahcelerinden ve pınarlarından, hazinelerinden, servetlerinden ve kendilerince cok degerli makam ve mevkilerinden cıkardık

    [59] Bu olay boylece tamamlandı. Bahsedilen butun o nimetlere Israilogullarını mirascı yaptık

    [60] (Takip kıssasına donelim) Gunes dogup ortalıgı aydınlatırken Firavun'un ordusu onları takibe koyuldu

    [61] Iki topluluk birbirini gorecek kadar yaklasınca Musa'nın arkadasları: “Eyvah! Bize yetistiler!” dediler

    [62] “Hayır, asla!” dedi, “Rabbim benimledir ve O muhakkak ki bana kurtulus yolunu gosterecektir!”

    [63] Biz Musa'ya: “Asanı denize vur!” diye vahyettik. Vurur vurmaz deniz yarıldı, oyle ki birer koridor gibi acılan yolun iki yanında sular buyuk daglar gibi yukseldi. [20,77] {KM, Cıkıs}

    [64] Otekileri (Firavun'un ordusunu da) oraya yaklastırdık. Musa’yı ve beraberinde olan herkesi kurtardık. Oburlerini ise suda bogduk

    [65] Otekileri (Firavun'un ordusunu da) oraya yaklastırdık. Musa’yı ve beraberinde olan herkesi kurtardık. Oburlerini ise suda bogduk

    [66] Otekileri (Firavun'un ordusunu da) oraya yaklastırdık. Musa’yı ve beraberinde olan herkesi kurtardık. Oburlerini ise suda bogduk

    [67] Elbette bunda alınacak ibret vardır, fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler

    [68] Ama Senin Rabbin aziz ve rahimdir (mutlak galiptir, genis merhamet sahibidir)

    [69] Onlara Ibrahim'in basından gecenleri de anlat

    [70] Gunun birinde o babasına ve halkına hitaben: “Soyler misiniz: siz nelere ibadet ediyorsunuz?” dedi

    [71] Onlar da: “Kendi putlarımıza ibadet ediyoruz.” dediler ve ilave ettiler: “Onlara tapmaya da devam edecegiz!”

    [72] “Peki” dedi, “Siz kendilerine dua ettiginizde onlar sizi isitiyorlar mı? Yahut taptıgınızda size fayda veya tapmadıgınızda size zarar verebiliyorlar mı

    [73] “Peki” dedi, “Siz kendilerine dua ettiginizde onlar sizi isitiyorlar mı? Yahut taptıgınızda size fayda veya tapmadıgınızda size zarar verebiliyorlar mı

    [74] “Yook!” dediler, “ama atalarımızı boyle bir uygulama icinde bulduk, biz de onu benimsedik.”

    [75] Ibrahim dedi ki: “Peki, gerek sizin taptıgınız, gerek gelip gecmis babalarınızın taptıgı seyler hakkında biraz olsun dusunmediniz mi

    [76] Ibrahim dedi ki: “Peki, gerek sizin taptıgınız, gerek gelip gecmis babalarınızın taptıgı seyler hakkında biraz olsun dusunmediniz mi

    [77] Bilin ki ibadet ettiginiz o tanrılar, Rabbulalemin haric, hepsi benim dusmanlarımdır. [

    [78] O'dur beni yaratan ve hayat imkanlarını veren, maddeten ve manen yol gosteren

    [79] O'dur beni doyuran, O’dur beni iciren

    [80] Hastalandıgımda O'dur bana sifa veren

    [81] O'dur beni oldurecek ve sonra da diriltecek olan

    [82] Buyuk hesap gunu gunahlarımı bagıslayacagını umdugum ulu Rabbim de yine O'dur

    [83] Ya Rabbi! Bana hikmet ver ve beni hayırlı kulların arasına dahil eyle

    [84] Gelecek nesiller icinde iyi nam bırakmayı, hayırla anılmayı nasib eyle bana

    [85] Naim cennetlerine varis olanlardan eyle beni ya Rabbi

    [86] Babamı da affet, (ona tovbe ve iman nasib et). Zira o yolunu sasıranlar arasında

    [87] Insanların diriltilip bir araya toplandıgı mahser gunu rusvay eyleme beni ya Rabbi

    [88] O gun ki ne mal, ne mulk, ne evlat insana fayda eder

    [89] O gun insana fayda saglayan tek sey, Allah'a teslim ettigi selim bir gonul olur

    [90] O gun cennet muttakilere yaklastırılır

    [91] O gun cehennem azgınlara gosterilir

    [92] Ve onlara: “Nerede o, Allah'tan baska taptıklarınız?Size yardım edebiliyorlar mı, kendilerini olsun kurtarabiliyorlar mı?” denilir

    [93] Ve onlara: “Nerede o, Allah'tan baska taptıklarınız?Size yardım edebiliyorlar mı, kendilerini olsun kurtarabiliyorlar mı?” denilir

    [94] Arkasından onlar da, o azgınlar da ve topyekun Iblis ordusu da cehenneme fırlatılır

    [95] Arkasından onlar da, o azgınlar da ve topyekun Iblis ordusu da cehenneme fırlatılır

    [96] Orada putlarıyla cekisirken soyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık icinde imisiz!”“Cunku biz sizi Rabbulalemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mucrimler oldu.“Simdi artık ne sefaatcimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!” “Ah! Ne olurdu, imkan olsa da dunyaya bir donsek ve muminlerden olsaydık!”

    [97] Orada putlarıyla cekisirken soyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık icinde imisiz!”“Cunku biz sizi Rabbulalemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mucrimler oldu.“Simdi artık ne sefaatcimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!” “Ah! Ne olurdu, imkan olsa da dunyaya bir donsek ve muminlerden olsaydık!”

    [98] Orada putlarıyla cekisirken soyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık icinde imisiz!”“Cunku biz sizi Rabbulalemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mucrimler oldu.“Simdi artık ne sefaatcimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!” “Ah! Ne olurdu, imkan olsa da dunyaya bir donsek ve muminlerden olsaydık!”

    [99] Orada putlarıyla cekisirken soyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık icinde imisiz!”“Cunku biz sizi Rabbulalemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mucrimler oldu.“Simdi artık ne sefaatcimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!” “Ah! Ne olurdu, imkan olsa da dunyaya bir donsek ve muminlerden olsaydık!”

    [100] Orada putlarıyla cekisirken soyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık icinde imisiz!”“Cunku biz sizi Rabbulalemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mucrimler oldu.“Simdi artık ne sefaatcimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!” “Ah! Ne olurdu, imkan olsa da dunyaya bir donsek ve muminlerden olsaydık!”

    [101] Orada putlarıyla cekisirken soyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık icinde imisiz!”“Cunku biz sizi Rabbulalemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mucrimler oldu.“Simdi artık ne sefaatcimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!” “Ah! Ne olurdu, imkan olsa da dunyaya bir donsek ve muminlerden olsaydık!”

    [102] Orada putlarıyla cekisirken soyle derler “Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık icinde imisiz!”“Cunku biz sizi Rabbulalemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mucrimler oldu.“Simdi artık ne sefaatcimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!” “Ah! Ne olurdu, imkan olsa da dunyaya bir donsek ve muminlerden olsaydık!”

    [103] Elbette bunda alınacak ibret vardır; fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler

    [104] Ama senin Rabbin aziz ve rahimdir (mutlak galiptir, genis merhamet sahibidir)

    [105] Nuh'un halkı da gonderilen resulleri yalancı saydı

    [106] Kardesleri Nuh onlara soyle demisti: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız

    [107] Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim

    [108] Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin

    [109] Bu hizmetten oturu sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ucretimi verecek olan, ancak Rabbulalemin'dir

    [110] Haydi oyleyse! Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin!.”

    [111] “A!” dediler, “Seni izleyenlerin, toplumun en asagı tabakasından olduklarını gore gore sana inanmamızı nasıl beklersin?”

    [112] Nuh: “Onların daha once ne yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Sizin azıcık bir suurunuz olsaydı bilirdiniz ki onların hesabı ancak Rabbime aittir

    [113] Nuh: “Onların daha once ne yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Sizin azıcık bir suurunuz olsaydı bilirdiniz ki onların hesabı ancak Rabbime aittir

    [114] Ben iman edenleri asla kovamam. Ben sadece acıkca uyaran bir elciyim.”

    [115] Ben iman edenleri asla kovamam. Ben sadece acıkca uyaran bir elciyim.”

    [116] Onlar: “Nuh! Bizi dinle! Eger bu davadan vazgecmezsen, mutlaka tasa tutulacaksın!” dediler

    [117] Nuh: “Ya Rabbi, dedi, halkım beni yalancı saydı.Artık benimle onlar arasındaki hukmunu Sen ver, beni ve beraberimdeki muminleri Sen halas eyle ya Rabbi!”

    [118] Nuh: “Ya Rabbi, dedi, halkım beni yalancı saydı.Artık benimle onlar arasındaki hukmunu Sen ver, beni ve beraberimdeki muminleri Sen halas eyle ya Rabbi!”

    [119] Hulasa Biz de onu ve yanındakileri o yukle dolu gemi icinde kurtardık

    [120] Arkasından geride kalanları da suda bogduk

    [121] Elbette bunda alınacak ibret var, fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler

    [122] Ama Senin Rabbin aziz ve rahimdir (mutlak galiptir, genis merhamet sahibidir)

    [123] Ad halkı da resulleri yalancı saydı

    [124] Kardesleri Hud onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız? Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin! Bu hizmetten oturu sizden hic bir ucret istemiyorum. Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemin’dir

    [125] Kardesleri Hud onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız? Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin! Bu hizmetten oturu sizden hic bir ucret istemiyorum. Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemin’dir

    [126] Kardesleri Hud onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız? Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin! Bu hizmetten oturu sizden hic bir ucret istemiyorum. Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemin’dir

    [127] Kardesleri Hud onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız? Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim. Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin! Bu hizmetten oturu sizden hic bir ucret istemiyorum. Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemin’dir

    [128] Siz her yol uzerinde, gelip gecenleri sasırtmak icin bir alamet yapıp sacma sapan seylerle mi ugrasırsınız?O muazzam yapıları dunyada ebedi kalmak gayesiyle mi insa ediyorsunuz?Baskalarının hukukuna karsı hic sınır tanımadan hep boyle zorbalık mı yapacaksınız? [89,6-]

    [129] Siz her yol uzerinde, gelip gecenleri sasırtmak icin bir alamet yapıp sacma sapan seylerle mi ugrasırsınız?O muazzam yapıları dunyada ebedi kalmak gayesiyle mi insa ediyorsunuz?Baskalarının hukukuna karsı hic sınır tanımadan hep boyle zorbalık mı yapacaksınız? [89,6-]

    [130] Siz her yol uzerinde, gelip gecenleri sasırtmak icin bir alamet yapıp sacma sapan seylerle mi ugrasırsınız?O muazzam yapıları dunyada ebedi kalmak gayesiyle mi insa ediyorsunuz?Baskalarının hukukuna karsı hic sınır tanımadan hep boyle zorbalık mı yapacaksınız? [89,6-]

    [131] Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin. Size bildiginiz bunca nimetleri veren, size davarlar ve evlatlar ihsan eden, bag ve bahceler, pınarlar lutfeden o Rabbinize karsı gelmekten sakının. Muthis bir gunun azabının tepenize ineceginden, gercekten endise ediyorum!”

    [132] Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin. Size bildiginiz bunca nimetleri veren, size davarlar ve evlatlar ihsan eden, bag ve bahceler, pınarlar lutfeden o Rabbinize karsı gelmekten sakının. Muthis bir gunun azabının tepenize ineceginden, gercekten endise ediyorum!”

    [133] Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin. Size bildiginiz bunca nimetleri veren, size davarlar ve evlatlar ihsan eden, bag ve bahceler, pınarlar lutfeden o Rabbinize karsı gelmekten sakının. Muthis bir gunun azabının tepenize ineceginden, gercekten endise ediyorum!”

    [134] Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin. Size bildiginiz bunca nimetleri veren, size davarlar ve evlatlar ihsan eden, bag ve bahceler, pınarlar lutfeden o Rabbinize karsı gelmekten sakının. Muthis bir gunun azabının tepenize ineceginden, gercekten endise ediyorum!”

    [135] Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin. Size bildiginiz bunca nimetleri veren, size davarlar ve evlatlar ihsan eden, bag ve bahceler, pınarlar lutfeden o Rabbinize karsı gelmekten sakının. Muthis bir gunun azabının tepenize ineceginden, gercekten endise ediyorum!”

    [136] “Sen” dediler, “Ha boyle nasihat etmis, ha etmemissin, bize gore hepsi bir.Bizim tuttugumuz yol, onceki atalarımızın surup gelen adetlerinden baska bir sey degildir.Biz bundan oturu de cezalandırılacak degiliz!”

    [137] “Sen” dediler, “Ha boyle nasihat etmis, ha etmemissin, bize gore hepsi bir.Bizim tuttugumuz yol, onceki atalarımızın surup gelen adetlerinden baska bir sey degildir.Biz bundan oturu de cezalandırılacak degiliz!”

    [138] “Sen” dediler, “Ha boyle nasihat etmis, ha etmemissin, bize gore hepsi bir.Bizim tuttugumuz yol, onceki atalarımızın surup gelen adetlerinden baska bir sey degildir.Biz bundan oturu de cezalandırılacak degiliz!”

    [139] Neticede onu yalancı saydılar, Biz de onları imha ettik. Elbette bunda, alınacak ibret var, fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler

    [140] Ama Senin Rabbin aziz ve rahimdir (mutlak galiptir, genis merhamet sahibidir). [7]

    [141] Semud halkı da resulleri yalancı saydı

    [142] Kardesleri Salih onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız? Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin!Bu hizmetten dolayı sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemin’dir

    [143] Kardesleri Salih onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız? Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin!Bu hizmetten dolayı sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemin’dir

    [144] Kardesleri Salih onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız? Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin!Bu hizmetten dolayı sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemin’dir

    [145] Kardesleri Salih onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız? Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin!Bu hizmetten dolayı sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemin’dir

    [146] Siz burada, konfor ve guven icinde kendi rahatınıza bırakılacagınızı mı sanıyorsunuz

    [147] Baglarda, bahcelerde, pınarların basında, ekinler, bostanlar, dalları kırılacak derecede yuklu salkımları sarkan hurmalıklar icinde devamlı kalacagınızı mı sanıyorsunuz

    [148] Baglarda, bahcelerde, pınarların basında, ekinler, bostanlar, dalları kırılacak derecede yuklu salkımları sarkan hurmalıklar icinde devamlı kalacagınızı mı sanıyorsunuz

    [149] Boyle dusundugunuz icin mi daglarda ince bir sanat eseri luks villalar yontuyorsunuz

    [150] Artık Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin. Sakın isi gucu dunyada fesat cıkarıp nizamı bozmak olan, duzeltme icin ise hic bir gayretleri bulunmayan o haddi asanların isteklerine uymayın

    [151] Artık Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin. Sakın isi gucu dunyada fesat cıkarıp nizamı bozmak olan, duzeltme icin ise hic bir gayretleri bulunmayan o haddi asanların isteklerine uymayın

    [152] Artık Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin. Sakın isi gucu dunyada fesat cıkarıp nizamı bozmak olan, duzeltme icin ise hic bir gayretleri bulunmayan o haddi asanların isteklerine uymayın

    [153] “Sen” dediler, “bir sihirin etkisine kapılmıslardan birisin. Hem bize hicbir ustunlugun yok, bizim gibi bir insansın. Yok eger boyle degil de, iddianda dogru isen mucize goster bize!”

    [154] “Sen” dediler, “bir sihirin etkisine kapılmıslardan birisin. Hem bize hicbir ustunlugun yok, bizim gibi bir insansın. Yok eger boyle degil de, iddianda dogru isen mucize goster bize!”

    [155] Salih: “Iste mucize, su disi deve! Nobetlese olarak, kuyudan bir onun icme sırası, belirli gunde de sizin icme sıranız olsun. Sakın ona fenalık dokundurayım demeyin, yoksa sizi muthis bir gunun azabı bastırıverir.” dedi

    [156] Salih: “Iste mucize, su disi deve! Nobetlese olarak, kuyudan bir onun icme sırası, belirli gunde de sizin icme sıranız olsun. Sakın ona fenalık dokundurayım demeyin, yoksa sizi muthis bir gunun azabı bastırıverir.” dedi

    [157] Derken, deveyi bogazladılar, ama cok gecmeden yaptıklarına pisman oldular

    [158] Cunku bildirilen azap onları bastırıverdi. Elbette bunda alınacak ibret vardı. Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler

    [159] Ama senin Rabbin aziz ve rahimdir (mutlak galiptir, genis merhamet sahibidir)

    [160] Lut halkı da elcileri yalancı saydı

    [161] Kardesleri Lut onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız?Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin!Bu hizmetten oturu sizden hicbir ucret istemiyorum.Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemindir. [7,80-84;]

    [162] Kardesleri Lut onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız?Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin!Bu hizmetten oturu sizden hicbir ucret istemiyorum.Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemindir. [7,80-84;]

    [163] Kardesleri Lut onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız?Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin!Bu hizmetten oturu sizden hicbir ucret istemiyorum.Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemindir. [7,80-84;]

    [164] Kardesleri Lut onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız?Bilin ki ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin!Bu hizmetten oturu sizden hicbir ucret istemiyorum.Benim ucretimi verecek olan ancak Rabbulalemindir. [7,80-84;]

    [165] Neden siz butun insanlardan sadece erkeklere sehvetle varıyorsunuz?Neden Rabbinizin sizin icin yarattıgı eslerinizi bırakıp da bu isi yapıyorsunuz?Siz hakikaten iyice azmıs bir toplumsunuz.”

    [166] Neden siz butun insanlardan sadece erkeklere sehvetle varıyorsunuz?Neden Rabbinizin sizin icin yarattıgı eslerinizi bırakıp da bu isi yapıyorsunuz?Siz hakikaten iyice azmıs bir toplumsunuz.”

    [167] “Bizi dinle Lut!” dediler, “Bu soylediklerine son vermezsen mutlaka yurt dısına suruleceksin

    [168] “Ben” dedi, “Sizin yaptıgınız bu isten nefret ediyorum. “Beni ve bana tabi olanları, onların yaptıkları kotulugun cezasından ve onların her turlu serrinden Sen kurtar ya Rabbi!”

    [169] “Ben” dedi, “Sizin yaptıgınız bu isten nefret ediyorum. “Beni ve bana tabi olanları, onların yaptıkları kotulugun cezasından ve onların her turlu serrinden Sen kurtar ya Rabbi!”

    [170] Biz de onu ve ona uyanları tamamen kurtardık

    [171] Yalnız bir koca karı geride kalıp helak edilenler arasında oldu

    [172] Sonra geridekileri hep imha ettik

    [173] Uzerlerine oyle helak eden bir yagmur yagdırdık ki sorma! Uyarılanların basına yagan musibet ne fena idi

    [174] Elbette bunda alınacak ibret vardır. Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler

    [175] Ama senin Rabbin aziz ve rahimdir (mutlak galiptir, genis merhamet sahibidir)

    [176] Eyke halkı da resulleri yalancı saydı

    [177] Suayb onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız?Ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin.Bu hizmetten oturu sizden hicbir ucret istemiyorum.Benim ucretimi verecek olan, ancak Rabbulalemin’dir.”

    [178] Suayb onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız?Ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin.Bu hizmetten oturu sizden hicbir ucret istemiyorum.Benim ucretimi verecek olan, ancak Rabbulalemin’dir.”

    [179] Suayb onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız?Ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin.Bu hizmetten oturu sizden hicbir ucret istemiyorum.Benim ucretimi verecek olan, ancak Rabbulalemin’dir.”

    [180] Suayb onlara soyle dedi: “Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız?Ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim.Oyleyse Allah'a karsı gelmekten sakının da bana itaat edin.Bu hizmetten oturu sizden hicbir ucret istemiyorum.Benim ucretimi verecek olan, ancak Rabbulalemin’dir.”

    [181] Olcegi, tam olcun de eksik olcup hak yiyenlerden olmayın

    [182] Dogru terazi ile tartın, halkın hakkından bir sey kısmayın.Ulkede bozgunculuk yaparak nizamı bozmayın

    [183] Dogru terazi ile tartın, halkın hakkından bir sey kısmayın.Ulkede bozgunculuk yaparak nizamı bozmayın

    [184] “Sizi de sizden onceki nesilleri de yaratan Rabbinize karsı gelmekten sakının.”

    [185] “Sen” dediler, “bir sihirin etkisine kapılmıssın

    [186] Bize hic bir ustunlugun yok, sen de bizim gibi bir insansın.Dogrusu, biz seni yalancılardan sanıyoruz

    [187] Eger peygamberlik iddiasında dogru isen haydi gokten ustumuze bir parca dusur, ustumuze azap indir.”

    [188] Suayb: “Rabbim sizin yaptıklarınızı cok iyi biliyor.” dedi

    [189] Hasılı onu yalancı saydılar. Bunun uzerine o golge gununun azabı onları bastırıverdi. Gercekten o, muthis bir gunun azabı idi

    [190] Elbette bunda alınacak ibret vardır.Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler

    [191] Ama Senin Rabbin aziz ve rahimdir (mutlak galiptir, genis rahmet sahibidir)

    [192] Elbette bu Kur'an, Rabbulalemin’in indirdigi bir kitaptır

    [193] Onu Ruhu'l-emin, uyaran nebilerden olman icin, senin kalbine acık ve vazıh bir Arapca ile indirmistir

    [194] Onu Ruhu'l-emin, uyaran nebilerden olman icin, senin kalbine acık ve vazıh bir Arapca ile indirmistir

    [195] Onu Ruhu'l-emin, uyaran nebilerden olman icin, senin kalbine acık ve vazıh bir Arapca ile indirmistir

    [196] Bu Kur'an’a, elbette oncekilerin kitaplarında da isaret edilmisti

    [197] Israilogullarından bilginlerin onu bilmeleri, onlar icin bir delil degil midir

    [198] Eger Biz Kur'an’ı arap olmayanlardan birine indirseydik de onu kendilerine okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

    [199] Eger Biz Kur'an’ı arap olmayanlardan birine indirseydik de onu kendilerine okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

    [200] Iste aynen bunun gibi, Biz o yalanlamayı suclu kafirlerin kalplerine oyle bir soktuk ki, o can yakıcı azaba girmedikce ona iman etmezler

    [201] Iste aynen bunun gibi, Biz o yalanlamayı suclu kafirlerin kalplerine oyle bir soktuk ki, o can yakıcı azaba girmedikce ona iman etmezler

    [202] Iste bu azap, kendilerine ansızın gelir ki, onlar hic farkında olmazlar

    [203] Iste o zaman: “Acaba, bize, azıcık olsun, bir muhlet verilir mi” derler

    [204] Hala, onlar Bizim azabımızın carcabuk gelmesini mi istiyorlar

    [205] Ne dersin: Onları yıllarca yasatsak da, sonra tehdit edildikleri o azap baslarına gelse, onca seneler yasayıp zevklenmeleri kendilerini kurtarabilir mi

    [206] Ne dersin: Onları yıllarca yasatsak da, sonra tehdit edildikleri o azap baslarına gelse, onca seneler yasayıp zevklenmeleri kendilerini kurtarabilir mi

    [207] Ne dersin: Onları yıllarca yasatsak da, sonra tehdit edildikleri o azap baslarına gelse, onca seneler yasayıp zevklenmeleri kendilerini kurtarabilir mi

    [208] Biz hic bir ulkeyi, uyarıcıları gelmeden imha etmedik

    [209] Ogut verilip hatırlatma yapılmıstır. Biz hicbir zaman zalim olmadık

    [210] Kur'an’ı asla seytanlar indirmis degildir

    [211] Bu, onların yapacagı is degildir! Hem isteseler de buna gucleri yetmez

    [212] Cunku onlar vahyi isitmekten kesinlikle menedilmislerdir

    [213] Oyleyse sakın, Allah ile beraber baska tanrıya yalvarma, sonra azaba maruz kalanlardan olursun.

    [214] Once en yakın akrabalarını uyar

    [215] Sana tabi olan muminlere kol kanat ger

    [216] Bununla beraber akrabalarından sana isyan edenlere “Ben sizin yaptıklarınızdan beriyim.” de

    [217] Sen o aziz-u rahime (o mutlak galip ve genis rahmet sahibine) guvenip dayan

    [218] Sen yolunda kaim olurken, namaza dururken de, O seni elbette goruyor. Secde edenler, ibadet edenler arasında dolasmalarını da goruyor. Cunku her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla bilen O'dur

    [219] Sen yolunda kaim olurken, namaza dururken de, O seni elbette goruyor. Secde edenler, ibadet edenler arasında dolasmalarını da goruyor. Cunku her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla bilen O'dur

    [220] Sen yolunda kaim olurken, namaza dururken de, O seni elbette goruyor. Secde edenler, ibadet edenler arasında dolasmalarını da goruyor. Cunku her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla bilen O'dur

    [221] (Seytanlardan bahsediyorlar) seytanların asıl kime indigini bildireyim mi

    [222] Onlar yalan ve iftiraya, gunaha duskun kimselere inerler

    [223] Cunku o iftiracılar seytanlara kulak verirler, esasen onların cogu yalancıdırlar

    [224] Sairler var ya, bunların pesine de sapkınlarla capkınlar duser

    [225] Gormez misin onlar her vadide sozcuklerin, hayallerin pesinde dolasır ve yapmayacakları seyleri soylerler

    [226] Gormez misin onlar her vadide sozcuklerin, hayallerin pesinde dolasır ve yapmayacakları seyleri soylerler

    [227] Ancak iman edip, guzel ve makbul isler yapanlar, Allah'ı cok zikredip ananlar ve zulme maruz kaldıktan sonra haklarını savunanlar mustesna. Zalimler de nasıl bir inkılab ile devrileceklerini, yakında ogrenirler

    Surah 27
    Neml

    [1] Ta sin. Sunlar Kur'an’ın ve gercekleri acıklayan kitabın ayetleridir

    [2] Muminler icin hidayet, rehber ve mujdedir

    [3] O muminler ki namazı hakkıyla ifa eder, zekatı verir ve ahirete kesin olarak iman ederler

    [4] Biz ahirete iman etmeyenlere yaptıkları isleri susledik, o yuzden onlar korelmis bir vaziyette bocalar dururlar

    [5] Onlara cetin bir azap vardır, ahirette ise en cok ziyana ugrayacak olanlar da onlardır

    [6] Fakat sana gelince, ey Resulum! Hic suphe yok ki Kur'an sana; her isi hikmet dolu olan, her seyi mukemmel olarak bilen Allah tarafından verilmektedir

    [7] Nitekim Resullerden olan Musa da colde geceleyin yol alırken ailesine: “Durun!” demisti, “uzakta bir ates gordum, oraya gideyim belki oradan yol hakkında bir bilgi alır, yahut hic degilse bir ates koru getirir de ısınmanızı saglarım.”

    [8] Oraya varır varmaz birden soyle nida edildi. “Ates mahallinde ve cevresinde bulunan kimselere feyiz ve bereket verildi. Alemlerin Rabbi olan Allah yuceler yucesidir, butun noksanlardan munezzehtir.” {KM, Tesniye 33,16; Cıkıs}

    [9] “Dinle Musa! Ben, her seye kadir, mutlak galip, her isi hikmetle dolu olan gercek Ilahım

    [10] “Simdi asanı yere bırak!” Bırakıp da onun cevikce hareket eden bir yılana donustugunu gorunce derhal kactı, bir kere olsun, donup arkasına bile bakmadı. “Korkma, Musa! Cunku Benim huzurumda resuller korkmazlar.” buyurdu

    [11] “Benden korkanlar, zulum ve gunah isleyenlerdir. Fakat onlar da o fenalıktan sonra guzel isler yaparlarsa, onlara karsı da Ben cok affedici, genis merhamet ve ihsan sahibi olarak muamele ederim.”

    [12] “Haydi, elini koynuna sok! Simdi cıkar: Iste kusursuz, pırıl pırıl ısık sacıyor. Boylece Firavun'a ve onun halkına gosterecegin dokuz mucizeye bu da dahil olsun. Hakikaten onlar yoldan tam cıkmıs bir guruhtur.”

    [13] Mucize ve belgelerimiz butun aydınlıgıyla apacık olarak onlara geldiginde: “Bu besbelli bir buyu!” dediler

    [14] Vicdanları onların dogruluguna sahitlik ettigi halde, sırf kibir ve haksızlık saikiyle, onları inkar ettiler. Iste bak da fesatcıların, bozguncuların akıbetlerinin nasıl oldugunu gor

    [15] Biz Davud'a ve Suleyman’a ilim verdik. Onlar da: “Bizi mumin kullarının coguna ustun kılan Allah’a hamd olsun.” dediler

    [16] Suleyman Davud'a varis oldu ve “Ey insanlar, bize kusların dili ogretildi ve daha her seyden bolca nasip verildi. Gercekten bunlar asikar lutuflardır.” dedi

    [17] Gunun birinde, Suleyman'ın cinlerden, insanlardan ve kuslardan olusan orduları toplanmıs olup, hepsi birlikte, duzenli olarak kendisi tarafından sevk ediliyordu

    [18] Derken Karınca vadisine geldiklerinde, onları goren bir karınca: “Ey karıncalar, haydin yuvalarınıza girin. Suleyman ve orduları, sizi fark etmeyerek ezip cignemesinler!” diye seslendi

    [19] Onun sesini isiten Suleyman tebessum ederek: “Ya Rabbi, dedi, beni nefsime oyle hakim kıl ki gerek bana, gerek ebeveynime ihsan ettigin nimetlere sukredeyim,Seni razı edecek guzel ve makbul isler yapabileyim.Bir de lutfedip beni hayırlı kulların arasına dahil eyle!”

    [20] Bir de kusları teftis etti de: “Hudhud'u neden goremiyorum, yoksa kayıplara mı karıstı?” dedi

    [21] “Kuvvetli ve gecerli bir mazeret ortaya koymadıgı takdirde,onu siddetli bir sekilde cezalandıracagım yahut boynunu kesecegim.”

    [22] Derken, cok gecmeden Hudhud geldi: “Ben, dedi, senin bilmedigin bir seyi ogrendim ve sana Sebe'den onemli ve kesin bir haber getirdim.”

    [23] Sebe halkını bir kadın hukumdarın yonettigini gordum. Kendisine her turlu imkan verilmis. Onun guclu bir yonetimi oldugu gibi pek buyuk bir tahtı da var

    [24] Ne var ki onun da halkının da Allah'ı bırakıp gunese ibadet ettiklerini gordum. Anlasılan, seytan yaptıkları bu kotu isleri kendilerine guzel gostermis ve onları yoldan cıkarmıs, bu yuzden de hak yolu bulamıyorlar

    [25] Oysa goklerde ve yerde gizli olan her seyi acıga cıkaran, sizin gizlediklerinizi de acıkladıklarınızı da bilen Allah'a secde ve ibadet etmeleri gerekmez mi

    [26] Halbuki o en genis hukumranlıgın ve o en buyuk Arsın Rabbi olan Allah'tan baska ilah yoktur

    [27] “Bakalım, dedi Suleyman, dogru mu soyledin, yoksa yalancının teki misin, bunu anlayacagız.Sen simdi su mektubumu gotur, bırak onların yanına, sonra onlardan biraz uzaklas ve ne yapacaklarını gozle.”

    [28] “Bakalım, dedi Suleyman, dogru mu soyledin, yoksa yalancının teki misin, bunu anlayacagız.Sen simdi su mektubumu gotur, bırak onların yanına, sonra onlardan biraz uzaklas ve ne yapacaklarını gozle.”

    [29] Kralice: “Degerli danısmanlarım! “Bana cok onemli bir mektup gonderildi.”

    [30] Mektup Suleyman'dandır ve “rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla” diye baslayıp: “Bana karsı kibirlenmeyin, itaat ve teslimiyet gostererek yanıma gelin!” diye devam etmektedir

    [31] Mektup Suleyman'dandır ve “rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla” diye baslayıp: “Bana karsı kibirlenmeyin, itaat ve teslimiyet gostererek yanıma gelin!” diye devam etmektedir

    [32] “Degerli danısmanlarım, bu mesele hakkında goruslerinizi istiyorum. Pek iyi bildiginiz gibi, sizi cagırmadan, size danısmadan hic bir meseleyi hukme baglamam.”

    [33] Onlar: “Biz guclu, kuvvetliyiz, savascı milletiz. Ama yetki sizindir, degerlendirip munasip gordugunuz emri verin.” dediler

    [34] “Dogrusu” dedi Kralice, hukumdarlar bir ulkeye girince oranın duzenini altust eder, halkının esrafını da sefil ve zelil ederler.Evet istilacılar hep boyle yaparlar

    [35] Bunun icindir ki, ben simdi onlara bir hediye gonderip elcilerimin ne gibi bir cevap getireceklerini bekleyecegim.”

    [36] Elci Suleyman'a gelince o, elciye: “Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdigi nimetler sizin verdiginizden daha hayırlıdır. Ama siz hediyenizle boburlenirsiniz” dedi. {KM, I Krallar 10,1-13; II Tarih}

    [37] “Sen don ve onlara de ki: Biz onların uzerine, karsı koyamayacakları ordularla yuruyecegiz. Onları yurtlarından maglup ve zelil olarak cıkaracagız.”

    [38] Daha sonra Suleyman onların itaatlerini bildirmek uzere huzuruna geleceklerini ogrenince yanındaki danısmanlarına:“Degerli danısmanlarım! Onların itaat icinde huzuruma gelmelerinden once, icinizden kim onun tahtını bana getirebilir?” dedi

    [39] Cinlerden magrur ve iddiacı bir ifrit: “Ben,” dedi, “Sen makamından kalkmadan, onu sana getiririm. Benim onu tasımaya gucum yeter, hem de zayi etmeden guvenilir tarzda getirecek emin bir kimseyim.”

    [40] Ama nezdinde, kitaptan ilim olan bir zat da: “Ben, sen gozunu acıp kapamadan onu getirebilirim” derdemez,Suleyman, Kralicenin tahtının yanıbasında durdugunu gorunce:“Bu, Rabbimin lutuflarındandır. Bu sukur mu edecegim, yoksa nankorlerden mi olacagım? diye beni sınamak icindir. Sukreden sadece kendi lehine olarak sukreder.Nankorluk eden ise bilmelidir ki Rabbim onun sukrunden mustagnidir, sukrune ihtiyacı yoktur, ihsan ve keremi boldur.”

    [41] Devamla dedi ki: “Simdi Kralicenin tahtının seklini degistirin! Bakalım onu tanıyacak mı, tanımayacak mı?”

    [42] Suleyman'ın huzuruna girince ona: “Senin tahtın da boyle midir?” diye soruldu. “Sanki o!” dedi, “zaten bu mucizeden once bize bilgi verildigi icin sana itaat edenlerden olduk.”

    [43] Oteden beri Allah'tan baska taptıgı putlar, tevhid dinine girmesini engellemisti. Cunku o kafir bir millete mensup idi

    [44] Kraliceye: “Buyurun, saraya girin” denildi. Sarayın eyvanını gorunce, zemininde engin ve duru su oldugunu zannedip etegini yukarı cekti. Suleyman: “Bu, sırcadan yapılmıs seffaf bir saraydır.” Kralice:“Ya Rabbi, dedi, Ben (Sen'den baskasına ibadet etmekle) kendime zulmetmisim, simdi ise Suleyman’la birlikte alemlerin Rabbine teslim oluyorum.”

    [45] Bir vakit Biz Semud halkına da, yalnız Allah'a ibadet edin diye cagrıda bulunmak icin kardesleri Salih’i gonderdik.Cok gecmeden onlar birbiriyle cekisen iki boluk oluverdiler. [7]

    [46] “Ey halkım!” dedi, “Iyiligi bırakıp da neden kotulugun carcabuk gelmesini istiyorsunuz.Nicin, merhametine nail olmak umidiyle Allah'tan af dilemiyorsunuz?”

    [47] “Biz” dediler, “senin ve sana baglı olanların yuzunden ugursuzluga ugradık.”Salih: “Ugursuzluk dediginiz sey Allah katında takdir edilmistir. Dogrusu siz imtihana tutulan bir toplumsunuz.” diye cevap verdi

    [48] Sehirde dokuz cete vardı ki bunlar ulkede hep bozgunculuk cıkarır, iyilestirme ve duzeltme adına hic bir sey yapmazlardı

    [49] Allah'a yemin ederek aralarında soyle anlastılar:“Geceleyin ona ve yakınlarına baskın yapıp hepsini oldurur, sonra da sahip cıkan akrabalarına yakınlarının oldurulmesi esnasında orada bulunmadıgımızı bildirir ve biz gercekten dogru soyluyoruz deriz.”

    [50] Onlar bir tuzak kurdular, ama tuzaklarına karsı Biz de tuzak kurduk, kendileri farkında olmadan onların tuzaklarını bozduk, onların planlarını altust ettik

    [51] Bak iste onların tuzaklarının akıbeti nasıl oldu! Biz onları da kendilerine uyan toplumlarını da imha ettik

    [52] Iste onların, zulumleri sebebiyle ıssız kalmıs, cokmus evleri...Elbette bunda bilen ve anlayan kimseler icin ibret vardır

    [53] Iman edip Allah'a karsı gelmekten sakınanları ise kurtardık

    [54] Lut'u da halkına resul olarak gonderdik.O da onlara dedi ki: “Siz goz gore gore pek cirkin ve hayasız bir is yapıyorsunuz ha!”

    [55] Siz kadınları bırakıp sehvetle erkeklere mi yaklasıyorsunuz?Siz gercekten ne cahil bir guruhsunuz oyle!”

    [56] Halkının buna karsı verdigi cevap sadece: “Lut'u ve etrafındakileri sehrinizden kovun, cunku onlar cok temiz insanlar, yanımızda kirlenmesinler(!)” demekten ibaret oldu

    [57] Biz onu, ailesini ve beraberinde olanları kurtardık.Yalnız esinin geride kalıp azaba ugrayanlardan olmasını takdir etmistik

    [58] Uzerlerine oyle berbat bir yagmur indirdik ki! Uyarılıp da aldırmayanların maruz kaldıkları o yagmur ne fena bir yagmurdu

    [59] De ki: “Hamd olsun Allah'a, selam olsun sectigi kullarına. Allah mı hayırlı, yoksa Ona ortak saydıkları seyler mi

    [60] O nesneler mi ustun, yoksa gokleri ve yeri yaratan ve gokten sizin icin su indiren mi?Oyle bir su ki Biz onun sayesinde gozleri gonulleri acan pek guzel bahceler bitirmekteyiz.Halbuki siz onun bir tek agacını bile bitiremezdiniz.Hic Allah ile beraber baska tanrı mı olur?Elbette olmaz! Ama onlar haktan sapan bir guruhtur.

    [61] O nesneler mi ustun, yoksa yeri oturmaya elverisli kılan, icinden yer yer ırmaklar akıtan ve oraya saglam daglar yerlestiren ve iki denizin arasına bir engel koyan Allah mı?Hic Allah ile beraber baska tanrı mı olur?Elbette olmaz! Ama onların cogu bu gercegi anlamıyorlar

    [62] O nesneler mi ustun yoksa, caresiz kalıp Kendisine yalvaran insanın duasını kabul edip sıkıntısını gideren ve sizi dunyada halifeler yapan Allah mı?Hic Allah ile beraber baska tanrı mı olur?Elbette olmaz! Ne de az dusunuyorsunuz! [17]

    [63] O nesneler mi ustun yoksa size karanın ve denizin karanlıklarında yol gosteren ve rahmetinin mujdecisi olarak ruzgarları gonderen mi?Hic Allah ile beraber baska tanrı mı olur?Elbette olmaz! Allah, musriklerin sirk kosmalarından munezzehtir

    [64] O nesneler mi ustun yoksa mahlukları ilkin yaratan, sonra da tekrar hayat veren ve sizi gerek gokten gerek yerden rızıklandıran mı?Hic Allah ile beraber baska tanrı mı olur?Elbette olmaz! De ki: “Serik iddianızda tutarlı iseniz delilinizi gosteriniz.” [85,12-13; 30,27; 8]

    [65] De ki: “gerek goklerde gerek yerde olanlardan hic kimse gaybı bilemez, gaybı yalnız Allah bilir.”Dolayısıyla, onlar ne zaman diriltileceklerini de bilemezler

    [66] Fakat ahiretin varlıgına dair bilgiler, kendilerine resulleri vasıtasıyla ulasmaktadır.Dogrusu onlar bundan suphe icindedirler. Hayır, hayır onlar ahiretten yana kordurler

    [67] Bunun icindir ki kafirler: “Sahi!” dediler, “Biz de babalarımız da olup toz toprak olduktan sonra, biz mi diriltilip kabirden cıkarılacagız?”

    [68] “Bize de, daha once babalarımıza da bu dirilme, vad edilip durdu. Bu, onceki insanların masallarından baska bir sey degildir!”

    [69] De ki: “Hele dunyayı bir dolasın da suclu kafirlerin akıbetleri nasıl olmus gorun!”

    [70] Sen onlardan oturu sakın uzulme ve onların kuracakları tuzaklardan dolayı asla tasalanma

    [71] “Iddianızda dogru iseniz bu vaad ne zaman gerceklesecek?” derler

    [72] De ki: “Acele ile istediginiz o azabın bir kısmı belki de ensenize binmek uzeredir.”

    [73] Dogrusu senin Rabbin, insanlara karsı buyuk lutuf sahibidir.Fakat insanların cogu O'na sukretmezler

    [74] Rabbin, onların gerek sinelerinin sakladıgı, gerek acıga vurdukları her seyi tamamen bilmektedir

    [75] Gokte ve yerde gizli hicbir sey yoktur ki apacık bir kitapta yer almasın

    [76] Bilesiniz ki bu Kur'an, (Suleyman’ın bu kıssası gibi) hakkında ihtilafa dustukleri seylerin pek cogunu Israilogullarına anlatmaktadır

    [77] Hem Kur'an muminler icin hidayet rehberidir, rahmettir

    [78] Senin Rabbin onların arasında hikmet ve adaletiyle hukmedecektir.Gercekten O, aziz ve alimdir (mutlak galiptir, her seyi hakkıyla bilir)

    [79] O halde yalnız Allah'a guven, cunku tuttugun yol gercekligi meydanda olan hak yoludur

    [80] Sunu bil ki sen, ne olulere sesini duyurabilirsin, ne de arkasına donup uzaklasan sagırlara bu daveti isittirebilirsin

    [81] Sen korleri de sapıklıktan kurtarıp dogru yola getiremezsin.Sen ancak ayetlerimize iman etmeye yatkın kimselere cagrını duyurabilirsin. Cunku onlar hakka teslim olurlar

    [82] Kıyamet hakkındaki sozun gerceklesme zamanı yaklasınca onlara yerden bir dabbe (canlı) cıkarırız.O da insanların bizim ayetlerimize, (ozellikle kıyamete dair ayetlerimize) inanmadıklarını soyler. {KM, Vahiy}

    [83] O buyuk durusma gunu, her ummetten ayetlerimizi yalan sayan birer cemaat toplarız, onlar bir araya getirilip Allah'ın huzuruna sevkolunurlar

    [84] Nihayet hesap yerine vardıklarında Allah Teala: “Demek siz ayetlerimin ne oldugunu iyice anlamadan yalan saydınız oyle mi? Yoksa ne yaptınız?”

    [85] Isledikleri zulum yuzunden tehdit olundukları azap hukmu onlar hakkında gerceklesti, onların artık konusacak halleri kalmadı

    [86] Onlar anlamıyorlar mı ki Biz, insanların dinlenip sukunet bulmaları icin geceyi, calıssınlar diye de gunduz aydınlıgını yarattık. Elbette bunda iman edecek kimseler icin ibretler vardır

    [87] Gun gelecek sura uflenecek, Allah'ın diledigi dısında, goklerde ve yerde olan herkes muthis bir korkuya kapılacak.Hepsi boynu bukuk vaziyette O’nun huzuruna varacaklar

    [88] Bir de o dagları gorur, donuk ve hareketsiz sanırsın;Oysa onlar bulutların yurudugu gibi yurumektedirler. Iste bu, her seyi muhkem ve mukemmel yapan Allah'ın sanatıdır.Muhakkak ki O, sizin yaptıgınız her seyden haberdardır. [52,9-10; 20,105-107; 18,47; 81,3] {KM, Vahiy}

    [89] Kim O'nun huzuruna bir iyilikle gelirse, ona daha hayırlı bir mukafat vardır.Ustelik onlar o kıyamet gununun dehsetinden emin olacaklardır

    [90] Kim de kotu islerle gelirse, onlar da yuzukoyun atese yuvarlanırlar. Siz islediklerinizin karsılıgından baska bir sey mi bulacaktınız

    [91] De ki: Bana bu beldeyi muhterem ve mukaddes kılan ve her sey Kendisine ait olan Allah'a, yalnız O’na ibadet etmem emredildi. Keza bana Allah’a teslim olanların ilki olmam ve Kur’an okumam da emredildi. Artık kim dogru yolu bulursa sırf kendisi icin bulmus olur. Kim de yoldan saparsa de ki: “Ben sadece uyarmakla gorevli elcilerden biriyim.”

    [92] De ki: Bana bu beldeyi muhterem ve mukaddes kılan ve her sey Kendisine ait olan Allah'a, yalnız O’na ibadet etmem emredildi. Keza bana Allah’a teslim olanların ilki olmam ve Kur’an okumam da emredildi. Artık kim dogru yolu bulursa sırf kendisi icin bulmus olur. Kim de yoldan saparsa de ki: “Ben sadece uyarmakla gorevli elcilerden biriyim.”

    [93] De ki: “Hamd O Allah'a olsun ki size er-gec alametlerini gosterecek siz de onları tanıyacaksınız. Senin Rabbin, sizin yaptıklarınızdan habersiz degildir.”

    Surah 28
    Kasas

    [1] Ta. Sin. Mim

    [2] Iste sunlar gercegi acıklayan kitabın ayetleridir

    [3] Inanacak kimseler icin, sana Musa ile Firavun'un arasında gecen olayların bir kısmını, gercege tam uygun olarak anlatacagız

    [4] Dogrusu Firavun, ulkesinde (Mısır'da) zorbalık yaptı, buyukluk tasladı. Halkını cesitli fırkalara ayırdı. Onlardan bir toplulugu, erkek evlatlarını kesmek, kız evlatlarını ise hayata atmak suretiyle ozellikle zayıflatmak istiyordu. O, bozguncunun teki idi

    [5] Biz ise o ulkedeki gucsuzlere ihsanda bulunmak, onları dunyada ornek sahsiyetler yapmak ve ulkeye onları varis kılmak, onlara dunya hakimiyeti vermek; Firavun'u, Haman’ı ve onların ordularını ise korktuklarına ugratmak istiyorduk.

    [6] Biz ise o ulkedeki gucsuzlere ihsanda bulunmak, onları dunyada ornek sahsiyetler yapmak ve ulkeye onları varis kılmak, onlara dunya hakimiyeti vermek; Firavun'u, Haman’ı ve onların ordularını ise korktuklarına ugratmak istiyorduk.

    [7] Bunun icindir ki Musa dunyaya gelince annesine soyle ilham ettik:“Onu bir sure emzir, sayet onun basına bir sey geleceginden endise edersen, ırmaga bırak, hic endise etme, hic uzulme;Zira Biz onu sana kavusturacagız ve onu resullerden yapacagız.”

    [8] Firavun'un ailesi onu, kendilerine ileride bir dusman ve baslarına bir dert olması icin ırmakta bulup yanlarına aldılar.Dogrusu Firavun da, Haman da, askerleri de yanılıyorlardı

    [9] Firavun'un hanımı onu sandıktan cıkarınca, kocasına:“Bana da, sana da nese kaynagı olacak sevimli bir cocuk! Oldurmeyin onu, olur ki bize fayda saglar, bakarsın biz onu evlat da ediniriz” diyordu.(Kendileri acısından, yanlıs bir is yaptıklarının) farkında degillerdi

    [10] Musa'nın annesi, cocugunun Firavun’un eline gectigini ogrenince aklı basından gitti, onun dısındaki her seyi unuttu.Eger, Biz vadimize inananlardan olması icin kalbine sabır kuvveti vermeseydik, neredeyse isi acıga vuracak, gidip cocuga sahip cıkacaktı

    [11] Iste bu haldeyken Musa'nın annesi, onun kız kardesine: “Sen, caktırmadan onu izle!” dedi.O da, kendisini ele vermeksizin kardesini uzaktan gozetledi

    [12] Biz daha ilk gunden itibaren, onun sut emziren kadınların memelerinden emmesini onlemistik.Kız kardesi bu durumu ogrenince onlara:“Ona guzelce bakabilecek, onun iyiligine olan her isi yapacak bir aile tavsiye etmemi ister misiniz?” dedi

    [13] Boylece onu annesine kavusturduk ki gozu aydın olsun, tasalanmasın ve Allah'ın vadinin gercek oldugunu, fakat insanların cogunun bunu anlamadıklarını ogrensin

    [14] Musa yigitlik cagına erip olgunlasınca Biz ona hikmet ve ilim verdik.Biz iyilik edenleri iste boyle mukafatlandırırız

    [15] Musa, bir gun, halkın habersiz oldugu bir sırada sehre girdi.Iki adamı, birbiriyle kavga eder vaziyette gordu. Onlardan biri kendi kavminden, oburu ise dusmanının kabilesinden idi.Hemsehrisi, dusman olana karsı ondan yardım istedi. Musa da bir yumruk atıp onu oldurdu. Arkasından: “Bu, dedi, seytanın isindendir, kotu bir istir. O gercekten saptırıcı acık bir dusmandır.” {KM, Cıkıs 2,11 vd}

    [16] “Ya Rabbi, ben kendime yazık ettim, affeyle beni?” dedi.Allah da onu bagısladı. Cunku O gafurdur, rahimdir

    [17] “Ya Rabbi! dedi, bana lutfettigin bu nimetler hakkı icin, artık suclulara asla arka cıkmam.”

    [18] Sabaha kadar endise icinde, etrafı kontrol ederek geceyi gecirdi.Sabahleyin, bir de baktı ki dun kendisinden yardım isteyen soydası, yine Musa'yı imdadına cagırıyor. Musa ona: “Belli ki sen azgının tekisin!” dedi

    [19] Bununla beraber Musa, hem kendisinin hem de soydasının hasmı olan adamı tutup onları ayırmak isterken soydası (kendisini yakalayacagını sanarak):“Ne o, Musa!” dedi, “dun bir adam oldurdugun yetmemis gibi bugun de beni mi oldurmek istiyorsun? Senin tek istegin ulkede bir zorba olmaktır, asla ıslah etmek, ara bulmak istemiyorsun.”

    [20] Derken, sehrin ote basından bir adam kosarak geldi ve dedi ki:“Ne yapıyorsun Musa? Yetkililer idam istemi ile senin hakkında karar vermek uzere toplantı halindeler. Beni dinlersen derhal sehri terk et!Ben, hakikaten senin iyiligini isteyen biriyim!”

    [21] Hemen oradan ayrılıp, hep etrafını kontrol ederek endise icinde sehirden cıktı ve:“Su zalimler guruhunun elinden beni halas eyle ya Rabbi!” diye yalvardı

    [22] Medyen tarafına yonelince: “Umarım Rabbim beni dogru yola yoneltir.” dedi

    [23] Medyen'in su kuyularına varınca orada davarlarını suvaran bir grup insan buldu.Onların gerisinde de, kendi hayvanlarını uzakta tutmaya calısan iki kadın gordu“Siz nicin bekliyorsunuz?” diye sordu.Onlar da: “Cobanlar hayvanlarını suvarıp ayrılmadıkca, biz suvarmayız.Babamız da hayli yaslı oldugundan is bize kalıyor” diye cevapladılar. {KM, Cıkıs}

    [24] Bunun uzerine onların davarlarını suvardı, sonra golgeye cekilip: “Ya Rabbi! Bana lutfedecegin her turlu nimete muhtacım!” diye dua etti

    [25] Az sonra o iki kızdan biri utangac bir tavırla yuruyerek cıkageldi ve“Bize sundugun suvarma hizmetinin ucretini vermek uzere babam seni davet ediyor.” dedi.Musa onun yanına girip basından gecen olayları anlatınca o zat:“Endise etme, o zalimlerin elinden artık kurtuldun!” dedi

    [26] Kızlardan biri: “Babacıgım, dedi, bunu isci olarak tut, zira senin calıstıracagın en iyi adam, boyle kuvvetli ve guvenli biri olmalıdır.”

    [27] Babaları ona: “Kızlarımdan birini seninle evlendirmek istiyorum.Buna karsılık sen de sekiz yıl yanımda calısırsın; sayet sureyi on yıla cıkarırsan, o da senin ikramın olur. Ben seni zahmete sokmak istemem. Insaallah benim durust bir insan oldugumu goreceksin.”

    [28] Musa: “Bu seninle benim aramızdaki bir sozlesmedir.Bu iki muddetten hangisini yerine getirirsem buna itiraz edilemez.Yaptıgımız bu sozlesmeye Allah da sahit olsun.” dedi

    [29] Musa muddeti tamamlayıp ailesiyle Mısır tarafına dogru yolda giderken, dag tarafında bir ates fark etti.Ailesine: “Durun, dedi, ben bir ates fark ettim. Gideyim belki yol hakkında bir bilgi alır,veya bir ates koru getiririm de ates yakıp ısınma imkanı bulursunuz.” [20,10] {KM, Cıkıs}

    [30] Oraya varınca kutlu mekandaki vadinin sag tarafında bulunan agactan soyle nida edildi:“Ey Musa! Rabbulalemin olan Allah Ben'im.”

    [31] “Haydi asanı yere bırak!”Musa onun cevikce hareket eden bir yılana donustugunu gorunce derhal kactı, bir kere olsun donup arkasına bile bakmadı.“Gel Musa! Endise etme, cunku sen guven icinde olanlardansın!”

    [32] “Elini koynuna sok! Simdi cıkar:Iste kusursuz, pırıl pırıl ısık sacıyor.Yılana karsı korkudan oturu tavır alma saikiyle kanat gibi acılan kollarını kendine cekip toparlan, korkma artık!Iste bunlar, Rabbin tarafından Firavun ile onun ileri gelen yetkililerine gonderilen iki mucizedir.Onlar gercekten iyice yoldan cıkmıs bir guruhtur.”

    [33] “Ya Rabbi! dedi, Ben yanlıslıkla onlardan bir adam oldurdum, bu yuzden beni oldurmelerinden korkuyorum.”

    [34] “Kardesim Harun'un ifadesi benimkinden daha duzgundur, onu da benimle beraber yardımcı olarak gorevlendir ki beni tasdik etsin,Dogrusu beni yalancı saymalarından endise ediyorum.”

    [35] Allah Teala soyle buyurdu: “Seni kardesinle destekleyecegiz, size oyle bir kudret verecegiz ki ayetlerimiz sayesinde onlar size el uzatamayacaklardır. Siz de size tabi olanlar da, mutlaka galip geleceksiniz.” [20,36; 19,51;]

    [36] Musa o acık belgelerimizle, mucizelerimizle onlara geldiginde: “Bu,” dediler, “sırf uydurma bir sihir! Hem boylesi bir iddianın, peygamberlik davasının veya sihrin, once yasamıs atalarımız zamanında bulundugunu da isitmedik!”

    [37] Musa da: “Kimin Kendi tarafından hidayet getirdigini ve bu dunya hayatının sonunda hayırlı akıbetin kime nasib olacagını Rabbim pek iyi biliyor. Su bir gercektir ki zalimler iflah olmazlar. Allah'ın cezasından kurtulamazlar

    [38] Firavun da dedi ki: “Ey benim danısmanlarım ve devlet adamlarım! Ben sizin benden baska bir ilahınız oldugunu bilmiyorum.Haman! Haydi benim icin tugla ocagını tutustur, balcıgı pisir, fazlaca tugla imal ettirip benim icin oyle yuksek bir kule yap ki, belki de onun vasıtasıyla yukselip Musa'nın (varlıgını iddia ettigi) Tanrısını gorurum! Aslında, ben onun yalancının biri oldugu gorusundeyim ya (neyse!)” [26,29; 43,54; 79,23-24] {KM, Tekvin}

    [39] Boylece o ve orduları, haksız yere ulkede buyukluk tasladılar ve huzurumuza donup hesap vermeyeceklerini zannettiler

    [40] Biz de kendisini de, ordularını da yakalarından tuttugumuz gibi denize fırlatıverdik.Iste bak, zalimlerin sonunun ne oldugunu gor

    [41] Onları insanları atese cagıran onderler yaptık. Bu dunyada halkı calıstırıp desteklerini saglasalar da, kıyamet gunu en ufak bir yardım bile gormeyeceklerdir

    [42] Bu dunyada arkalarına bir lanet taktık, kendilerine lanet yagdırılıyor.Kıyamette, o buyuk durusma gununde ise, en cok nefret edilenlerden olacaklardır

    [43] Biz daha onceki bazı nesilleri imha ettikten sonra, insanların vicdanlarını aydınlatacak, basiretlerini acacak bir delil, bir hidayet rehberi ve bir rahmet tezahuru olmak uzere Musa'ya Tevrat’ı verdik ki dusunup ibret alsınlar. Ama bunu yapmadılar

    [44] Sen ise ey Resulum, Musa'ya emrimizi vahyettigimiz sırada sen o vadinin batı tarafında bulunmuyordun.O devirde olup bitenlere sahit olanlardan da degildin

    [45] Bilakis, Biz onlarla senin aranızda bircok nesiller yarattık ve onlardan sonra bircok caglar gecip gitti.Sen Medyen halkı arasında oturmus da, ayetlerimizi onlardan okuyarak ogrenmis de degilsin.Fakat seni resul olarak Biz gonderdik ve bunları Biz vahyettik de o sebeple biliyorsun

    [46] Hem Biz Musa'ya seslendigimiz zaman sen dagın yanında da degildin, fakat dusunup ders alsınlar diye, daha once kendilerini uyarmak uzere peygamber gelmemis olan bir halkı uyarıp aydınlatman icin,Rabbin tarafından bir rahmet eseri olarak seni resul yapıp orada cereyan eden seyleri sana bildirdik

    [47] Eger senin halkın inkar ve isyanları yuzunden kıyamet gunu durusmasında baslarına azap geldiginde:“Ey Ulu Rabbimiz, dunyada iken bize de peygamber gondermis olsaydın, biz de ayetlerine uyarak muminler arasına dahil olurduk!” demesinler diye seni resul gonderdik

    [48] Buna ragmen yine de kendilerine tarafımızdan hakikat, (yani Kur'an ve Peygamber) gelince: “Musa’ya verilen mucizelerin benzeri ona da verilse ya!” diyorlar.Oysa daha once Musa’ya verilen vahyi de inkar etmemisler miydi?Ve hatta: “Bunlar, birbirini destekleyen iki sihir (aldatmaca) biz hepsini reddediyoruz!” demislerdi

    [49] De ki: Bu iddianızda tutarlı iseniz, bu iki kitaptan daha dogru, daha muteber olup, Allah tarafından gelmis olan baska bir kitap gosterin ona tabi olayım!”

    [50] Eger senin bu davetini kabul etmezlerse, bil ki onlar sadece heva ve heveslerine uymaktadırlar. Halbuki Allah tarafından bir delil olmaksızın kendi heva ve hevesine tabi olandan daha saskın ve sapkın kimse olabilir mi?Allah, zulmu kendine meslek edinen kimseleri hidayet etmez, emellerine ulastırmaz

    [51] Dusunup ibret almaları icin Biz, sozumuzu birbiri ardından getirdik

    [52] Daha once kendilerine kitap verdigimiz ilim sahipleri buna da, Kur'ana da inanırlar. [2, 121]

    [53] Kendilerine Kur'an okununca soyle derler: “Ona iman ettik, O Rabbimizden gelen gercegin ta kendisidir. Biz zaten daha once de Allah’a teslim olmus kimselerdik.”

    [54] Iste onlar, gosterdikleri sabır ve sebattan dolayı cifte mukafat alırlar.Onlar kotuluge iyilikle mukabele eder ve kendilerine nasib ettigimiz mallardan, Allah yolunda harcarlar

    [55] Anlamsız, cirkin sozler isitince yuzlerini cevirip uzak durur ve soyle derler:“Bizim islerimiz bize, sizinkiler de size aittir.Selam olsun size, hosca kalın!Cahillerle arkadaslık etmeyi arzulamayız biz”

    [56] Sen diledigin kimseyi dogru yola eristiremezsin, lakin ancak Allah diledigini dogruya ulastırırO, hidayete gelecek olanları pek iyi bilir. [2, 272; 12,103] {KM, Yuhanna}

    [57] “Dogru soyluyorsun, ama biz sana tabi olup o dogru yolu tutarsak,yerimizden yurdumuzdan olur, burada barınamayız” dediler.Oysa tarafımızdan bir rahmet olarak Biz, onları her turlu urunun getirilip toplandıgı, guvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mukerreme'ye) yerlestirmedik mi?Ne var ki onların cogu bu nimetin kadrini bilmezler

    [58] Bununla beraber Biz, kazanclarının coklugu sebebiyle sımarmıs pek cok memleketi helak ettik. Iste yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturuldu. Butun onlara Biz varis olduk (hepsi gecti, baki Biz'iz)

    [59] Senin Rabbin ulkelerin anakentlerinde halka ayetlerimizi okuyan bir elci gondermedikce o ulkeleri imha etmez.Biz zaten, ahalisi zulmu meslek edinmis olandan baskasını imha etmeyiz

    [60] Size verilen nimetler, gecici dunya metaı, dunyanın susudur.Allah'ın size sakladıgı ahiret mukafatı ise daha hayırlı, daha devamlıdır. Hala aklınızı calıstırmayacak mısınız? [16,96; 3,198; 13,26; 8]

    [61] Kendisine guzel bir vaadde bulundugumuz ve ona kavusacak olan mutlu kimsenin hali, dunyada gecici olarak yasatmamızın ardından kıyamet gunu hesap ve azap icin tutuklu olarak getirilen kimsenin haline hic benzer mi

    [62] O gun Allah musriklere:“Nerede Benim ortaklarım oldugunu iddia ettiginiz serikler?” diye seslenir.

    [63] (Seytanlardan ve insanlardan putlastırılmıs oldukları icin) kendileri hakkında azap hukmu kesinlesmis olanlar:“Ulu Rabbimiz! Isimiz meydanda, azdırdıgımız kimseler iste karsımızda, inkar edemeyiz.Ama sırf kotuluk olsun diye degil, kendimiz azdıgımız gibi onları da azdırdık. Onları zorlamadık.Onların iddiaları ile, onların bizi putlastırmaları ile hicbir iliskimiz olmadıgını ilan ediyoruz,Sana sıgınıyoruz. Zaten aslında onlar bize tapmıyorlardı, kendi hevalarına tapıyorlardı.”

    [64] Bu defa onları putlastıranlara hitaben: “Haydin, seriklerinize yalvarın da onlardan yardım isteyin!” denir.Yalvarırlar ama onlar bunlara cevap veremezler.Fakat cevap olarak, karsılarına cıkan azabı gorurler.Ne olurdu yani, dunyada iken bu gercegi anlayıp hakkı kabul etselerdi

    [65] Nitekim o gun kafirlere Allah: “Size gonderilen resullere ne gibi bir cevap vermistiniz, tutumunuz ne olmustu?” diye seslenir

    [66] Birden dunyaları kararır, bir tek kelime ile olsun cevap veremezler; birbirlerine soracak halleri de kalmaz

    [67] Ama inkardan donus yapıp iman eden, guzel ve makbul isler yapan kimseler felah bulanlardan olmayı umabilirler

    [68] Senin Rabbin diledigini yaratır, diledigini secer. Onların ise secme hakları yoktur.Allah, onların uydurdukları seriklerden munezzehtir, yucedir

    [69] Senin Rabbin onların gerek kalplerinin gizledikleri, gerek acıkladıkları her seyi bilir

    [70] O'dur Allah. O’ndan baska yoktur Ilah.Basta da sonda da, dunyada da ahirette de butun hamdler, guzel ovguler O’nadır.Hukum yetkisi O’nundur.Sonunda varacagınız yer de O’nun huzurudur

    [71] De ki: “Soyleyin bakalım, eger Allah geceyi ebedi olarak uzatıp kıyamete kadar karanlık yapsa, Allah'tan baska size gunduzu getirecek tanrı var mıdır?Hala dinleyip kabul etmeyecek misiniz?”

    [72] De ki: “Soyleyin bakalım! Gunduzu ebedi olarak uzatıp kıyamete kadar gunduz yapsa,Allah'tan baska, koynunda istirahat edip sukunet bulacagınız geceyi getirecek tanrı var mıdır?Hala gercegi gormeyecek misiniz?”

    [73] O, rahmetinin eseri olarak gece ile gunduzu var etti ki, geceleyin istirahat edesiniz, gunduzun de hayatınız icin calısıp Allah'ın lutfundan nasibinizi arayasınız ve O’nun nimetlerine sukredesiniz

    [74] Allah'ı bir tanımayıp O’na sukur yerine sirke girenlere ise gun gelecek O, soyle seslenecek:“Ortagım oldugunu iddia ettiginiz serikleriniz nerede, ortaya cıksınlar bakalım!”

    [75] O gun her ummetten birer sahit cıkarırız. Resulleri yalancı sayanlara da:“Haydi bakalım, varsa delilinizi ortaya koyun!” deriz.O zaman onlar, hak ve hakikatin Allah'a ait oldugunu kesinlikle anlar ve uydurdukları tanrılar ise ortada gorunmez olur

    [76] Yoldan sapanlardan biri olan Karun da Musa'nın ummetinden olup onlara karsı boburlenerek zulmetmisti.Ona hazineler dolusu oyle bir servet vermistik ki o hazinelerin anahtarlarını bile guclu kuvvetli bir boluk zor tasırdı.Halkı ona: “Servetine guvenip sımarma, boburlenme! Zira Allah boburlenenleri sevmez!” demisti. {KM, Sayılar 16. bolum}

    [77] “Allah'ın sana ihsan ettigi bu servetle ebedi ahiret yurdunu mamur etmeye gayret goster, ama dunyadan da nasibini unutma! (ihtiyacına yetecek kadarını sakla).Allah sana ihsan ettigi gibi sen de insanlara iyilik et, sakın ulkede nizamı bozma pesinde olma! Cunku Allah bozguncuları sevmez.”

    [78] Karun “Ben bu servete ilmim ve becerim sayesinde kavustum.” dedi.Peki sunu da bilmiyor muydu ki Allah, daha once kendisinden daha guclu ve serveti daha fazla olan kimseleri helak etmisti?Ama suc islemeyi meslek edinen sicillilere artık sucları hakkında soru sorulmaz

    [79] Karun bir gun, yine butun ihtisam ve satafatıyla halkının karsısına cıktı.Dunya hayatına cok duskun olanlar:“Keske bizim de Karun'unki gibi servetimiz olsaydı. Adamın amma da sansı varmıs, keyfine diyecek yok!” dediler

    [80] Ahirete dair ilimden nasibi olanlar ise:“Yazıklar olsun size! Bu dunyalıkların boylesine pesine dusmeye deger mi?Oysa iman edip guzel ve makbul isler yapanlara Allah'ın cennette hazırladıgı mukafat elbette daha hayırlıdır. Buna da ancak sabredenler nail olur.”

    [81] Derken Biz onu da, sarayını da yerin dibine geciriverdik.Ne yardımcıları Allah'a karsı kendisine yardım edip, onu kurtarabildi, ne de kendi kendisini savunabildi.Krs. KM, Sayılar

    [82] Daha dun onun yerinde olmaya can atanlar bu sabah soyle dediler:“Vah bize! Meger Allah diledigi kimsenin rızkını bol bol verir, dilediginin rızkını kısarmıs!Sayet Allah bize lutfedip korumasaydı, bizi de yerin dibine gecirirdi.Vah vah! Demek ki gercekten kafirler iflah olmazmıs!”

    [83] Ama ahiret diyarına gelince:Biz orayı dunyada buyukluk taslamayanlara, fesatcılık ve bozgunculuk pesinde olmayanlara veririz. Hayırlı akıbet, gunahlardan sakınanlarındır

    [84] Kim iyilik yaparsa, ahirette ondan cok daha iyi bir karsılık gorur.Kim kotuluk islerse, bilesiniz ki kotuluk isleyenler ancak yaptıkları kotuluk kadar ceza gorurler

    [85] Kur'an’ı sana indirip onu okumanı, teblig etmeni ve muhtevasına gore hareket etmeni farz kılan Allah, elbette seni varılacak yere dondurecektir.De ki: “Kimin hidayet getirdigini, kimin besbelli sapıklık icinde oldugunu Rabbim pek iyi bilmektedir.”

    [86] Sen bu kitabın senin kalbine indirilecegini hic umid etmis degildin.O, ancak Rabbinden bir rahmet eseri olarak gonderildi.O halde sakın kafirlere arka cıkma

    [87] Allah'ın ayetleri sana indirildikten sonra, sakın onlardan seni hic kimse vazgecirmesin. Sen insanları Rabbine ibadet etmeye davet et ve sakın musriklerden olma

    [88] Allah ile beraber baska hicbir ilaha yalvarma! Ondan baska ilah yoktur.O'nun vechi (zatı) haric, her sey yok olacaktır. Hukum O’nundur ve hepiniz O’nun huzuruna goturuleceksiniz

    Surah 29
    Ankebût

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Muminler sadece “Iman ettik” demeleri sebebiyle kendi hallerine bırakılıvereceklerini, imtihana tabi tutulmayacaklarını mı zannettiler

    [3] Biz elbette kendilerinden once yasamıs olanları denedik.Allah elbette simdiki muminleri de imtihan edip iman iddiasında sadık olanlarla, samimiyetsiz olanları elbette bilecektir

    [4] Kotulukleri isleyenler hukmumuzden kacıp kurtulacaklarını mı zannettiler? Ne fena hukmediyorlar

    [5] Kim Allah'a kavusmayı umid ediyorsa bilsin ki Allah’ın tayin ettigi vade mutlaka gelecektir.O her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [6] Kim de cihad ederse sırf kendi nefsi hesabına cihad eder.Muhakkak ki Allah, alemlerden ve ozellikle insanlardan mustagnidir, kimseye ihtiyacı yoktur

    [7] Iman edip guzel ve makbul isler yapanların elbette gunahlarını ortecegiz ve onların yaptıkları calısmaları en guzel sekilde mukafatlandıracagız

    [8] Biz insana, yapacagı en hayırlı is olarak, annesine ve babasına iyi davranmasını bildirdik. Ama bununla beraber, onlar senden, hakkında bilgin olmayan bir seyi, Bana sirk kosmanı isterlerse, itaat etme!Hepinizin donusu Bana'dır ve Ben de yapageldiginiz seyleri bir bir bildirip karsılıgını verecegim. [17,23-24; 31,14-15] {KM, Matta}

    [9] – Iman edip guzel ve makbul is yapanları elbet hayırlı insanlar arasına dahil edecegiz.Kimi insanlar vardır ki “Allah'a iman ettim” der, fakat Allah yolunda oldugu icin iskence edilince halkın bu baskısını, Allah’ın azabı gibi sayar.Sayet senin Rabbinden zafer ve galebe gelirse “Biz sizinle beraberdik” diyeceklerdir.Oysa Allah, insanların kalplerinin neleri sakladıgını pek iyi bilmektedir

    [10] – Iman edip guzel ve makbul is yapanları elbet hayırlı insanlar arasına dahil edecegiz.Kimi insanlar vardır ki “Allah'a iman ettim” der, fakat Allah yolunda oldugu icin iskence edilince halkın bu baskısını, Allah’ın azabı gibi sayar.Sayet senin Rabbinden zafer ve galebe gelirse “Biz sizinle beraberdik” diyeceklerdir.Oysa Allah, insanların kalplerinin neleri sakladıgını pek iyi bilmektedir

    [11] Elbet, Allah iman edenleri bilip ortaya cıkaracak, elbette, munafıkları da bilip ortaya cıkaracaktır

    [12] Kafirler muminlere:“Bizim yolumuza tabi olun, gunahlarınız bizim boynumuza, yukunuzu biz tasırız” derler.Oysa bunlar, otekilerin hicbir gunahını yuklenmezler.Onlar acıkca yalancıdırlar

    [13] Ama onlar mutlaka kendi yukleri ile beraber baska yukleri de yani baskalarını saptırmanın vebalini de tasımak zorunda kalacak ve kıyamet gunu uydurdukları iftiralardan sorguya cekileceklerdir

    [14] Cok once Biz Nuh'u halkına resul olarak gonderdik.O da aralarında bin yıldan elli yıl eksik kaldı.Netice de onlar zulumlerine devam ederken tufan onları bogdu. {KM, Tekvin}

    [15] Onu ve gemide bulunanları kurtarıp o gemiyi ve o hadiseyi butun insanlara ibret vesilesi yaptık

    [16] Ibrahim'i de resul olarak gonderdik.“Ey benim halkım, dedi, yalnız Allah’a ibadet edin ve O’na karsı gelmekten sakının.Eger bilirseniz, boyle yapmanız sizin icin daha hayırlıdır.”

    [17] Siz Allah'tan baska bir takım putlara tapıyorsunuz.Bunları Allah’a serik yapmakla, acıkca yalan uyduruyorsunuz.Oysa Allah’tan baska ibadet ettiginiz putlar, sizin rızıklarınızı yaratıp sizi rızıklandırmaya guc yetiremezler. O halde rızkınızı Allah nezdinde arayın, yalnız O’na ibadet edin ve O’na sukredin, sonunda yine O’nun huzuruna goturuleceksiniz.”

    [18] “Sayet siz beni yalancı sayarsanız, sizden onceki birtakım ummetler de resullerini yalancı saymıstı.Elcinin gorevi imana zorlamak degil, sadece acıkca teblig etmektir.”

    [19] Peki o inkar edenler dunyada gezerekAllah'ın, mahlukatı yoktan nasıl yarattıgını,sonra da bu yaratmayı tekrar tekrar yaptıgını gormuyorlar mı?Suphesiz ki bu isler, Allah’a gore kolaydır

    [20] De ki: “Dunyayı gezin dolasın da,Allah'ın yaratmaya nasıl basladıgını anlamaya calısın. Sonra, Allah tekrar yaratmayı da olumden sonra diriltmeyi de gerceklestirecektir.Allah elbette her seye kadirdir.”

    [21] O, diledigini cezalandırır, diledigine merhamet eder.Hepiniz O'nun huzuruna goturuleceksiniz

    [22] Sizler ne yerde, ne gokte Allah'ın hakimiyetinin dısına kacarak kurtulamazsınız.Sizin Allah’tan baska ne koruyanınız, ne de yardımcınız yoktur

    [23] Allah'ın ayetlerini ve ahirette O’na kavusmayı inkar edenler, iste onlar, Ben’im merhametimden umitlerini kesenlerdir.Onlara gayet acı bir azap vardır

    [24] Halkının ona verdikleri cevap:“Oldurun onu!” veya “Atese atın!” demekten baska bir sey olmadı.Atese attılar ama Allah onu atesten kurtardı.Elbette bunda iman edecek kimseler icin ibretler vardır

    [25] Ibrahim onlara soyle dedi:“Siz dunya hayatında Allah'tan baska birtakım sevgili putlar edindiniz.Ama sonra kıyamet gunu gelince birbirinizi red ve inkar edecek, birbirinize lanet edeceksiniz. Barınacagınız yer ates olacak ve kendinize hicbir yardımcı bulamayacaksınız

    [26] Ibrahim'in soylediklerine Lut iman etti.Ibrahim: “Ben” dedi, “Rabbimin emrettigi yere hicret edecegim.O, aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir).”

    [27] Biz Ibrahim'e (evlat ve torun olarak) Ishak ile Yakub’u ihsan ettik.Onun neslinden gelenlerde, peygamberligi ve vahyi devam ettirdik. Ona dunyada mukafatını verdik. O ahirette de elbette salihlerden olacaktır

    [28] Lut'u da halkına resul olarak gonderdik. Onlara dedi ki: “Nedir bu haliniz?Siz dunyada sizden once hic kimsenin yapmadıgı pek igrenc bir sey yapıyorsunuz

    [29] Allah'ın bu uyarmasından sonrasiz hala sehvetle erkeklere varacak,yolu kesecekve toplantılarınızda edepsizlik yapmaya devam edecek misiniz?”Halkının ona cevabı sundan ibaret oldu:“Dogru soyluyorsan bizi tehdit ettigin, Allah’ın o azabını getir de gorelim!”

    [30] “Ya Rabbi!” dedi, “bu mufsitler, bu bozguncular guruhuna karsı bana Sen yardım eyle!”

    [31] Melaikeden olan elcilerimiz Ibrahim'e, (Ishak’ın dogumuna) dair mujde getirdiklerinde:“Haberin olsun, dediler, biz bu sehrin halkını imha edecegiz, cunku oranın halkı busbutun zalim kimselerdir.”

    [32] Ibrahim: “Ama Lut da orada!” deyince onlar soyle cevap verdiler: “Orada bulunanları biz pek iyi biliyoruz.Onu ve yakınlarını kurtaracagız,yalnız esi geride kalıp helak edilenler arasında olacak.”

    [33] Elcilerimiz Lut'a gelince, onları, halkının tecavuzlerinden koruyamayacagı dusuncesiyle uzuldu, eli kolu baglanıp gogsu daraldı.Onlar dediler ki: “Bizden yana endise etme, uzulme!Biz seni ve yakınlarını kurtaracagız, yalnız esin geride kalanlar arasında yer alacaktır.”

    [34] “Busbutun yoldan cıkmaları sebebiyle, biz bu sehir halkının uzerine gokten bir azap indirecegiz.”

    [35] Biz aklını kullanıp dusunen kimseler icin, o memleketten asikar bir ibret vesilesi (harabe) bıraktık

    [36] Medyen halkına da kardesleri Suayb'ı gonderdik, onlara dedi ki: “Ey benim halkım! Yalnız Allah’a ibadet edin, ahiret gununu bekleyin ve ulkede fesatcılık yaparak duzeni bozmayın!”

    [37] Fakat onlar kendisini yalancı saydılar.Bunun uzerine muthis bir zelzele, kendilerini kıskıvrak yakalayıverdi, oldukları yerde cokekaldılar

    [38] Ad ve Semud halklarını da imha ettik.Siz ey (Mekkeliler) bunu, kalan ev harabelerinden anlıyorsunuzdur.Seytan onlara yaptıkları kotu isleri susledi ve onları yoldan cıkardı.Halbuki onlar aklı fikri yerinde, acıkgoz kimselerdi

    [39] Karun'u, Firavun’u ve Haman’ı da helak ettik. Musa kendilerine belgelerle, mucizelerle geldi, ama onlar o ulkede kibirlendiler, buyukluk tasladılar, fakat hukmumuzden kurtulamadılar. [28,76-81] {KM, Sayılar 16. bolum}

    [40] Onlardan her birini kendi sucu sebebiyle cezaya carptırdık:Kiminin uzerine tas yagdıran bir kasırga gonderdik,kimini korkunc bir gurultu bastırıverdi,kimini yerin dibine gecirdik,kimini de suda bogduk.Allah onlara zulmetmedi, onlar asıl kendi kendilerine zulmettiler

    [41] Allah'tan baska hami, sıgınacak tanrı edinenlerin durumu,tıpkı kendine yuva yapan orumcegin haline benzer.Halbuki en curuk yuva, orumcek agıdır.Keske bu gercegi bir bilselerdi

    [42] Allah, onların Kendisinden baska hangi varlıkları tanrılastırıp yalvardıklarını elbette bilir.O, aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [43] Iste bazı gercekleri anlatmak icin,Biz bu kabil temsiller getiriyoruz, ama bunları, ancak ibret almasını bilenler anlar

    [44] Allah gokleri ve yeri, gayesiz degil, hak ve hikmetle, gercek bir gaye ile yarattı.Elbette bunda iman edecek kimseler icin alınacak dersler vardır

    [45] Sana vahyedilen kitabı okuyup teblig et, namazı hakkıyla ifa et.Muhakkak ki namaz, insanı, ahlak dısı davranıslardan, mesru olmayan islerden uzak tutar. Allah'ı namazla anmak, elbette en buyuk fazilettir. Allah butun islediklerinizi bilir

    [46] Zulmedenleri haric, Ehl-i kitab ile en guzel olan seklin dısında bir tarzda mucadele etmeyin ve onlara soyle deyin:“Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim Ilahımız da sizin Ilahınız da bir ve aynı Ilahtır ve Biz O'na gonulden teslim olduk.”

    [47] Biz, iste sana da bu Kitabı indirdik. Daha once kitap verdigimiz kimseler buna da iman ederlerdi. Sunlardan da ona iman edenler vardır.Bizim ayetlerimizi kafirlerden baskası inkar etmez

    [48] Ey Resulum! Sen vahyimizden once kitap okuyan veya yazı yazan bir insan degildin; eger boyle olsaydı, batıl iddia pesinde olanlar suphe edebilirlerdi

    [49] (Supheye en ufak yer yok) O, kendilerine ilim nasib edilenlerin kalplerini aydınlatan parlak ayetlerdir. Evet, Bizim ayetlerimizi zalimlerden baskası inkar etmez

    [50] Onlar diyorlar ki: “Ona Rabbinden ayetler (mucizeler) indirilseydi ya! De ki: “Ayetler sadece Allah'ın nezdindedir.Sizin keyfinize gore degil, kendi hikmeti gerektirdiginde Peygamberine verir.Ben ancak gercek durumu bildiren, uyaran bir elciyim.”

    [51] Hem kendilerine okunan bu kitabı indirmemiz onlara kafi gelmiyor mu?Elbette bunda iman edecek kimseler icin bir rahmet ve yeterli bir ders vardır

    [52] De ki: “Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter.O, goklerde ve yerde olan her seyi bilir. Gercek ortada iken, batıla iman edip Allah'ı inkar edenler, iste asıl ziyana ve husrana ugrayanlar onlar olacaktır.”

    [53] Senden carcabuk baslarına azabı getirmeni istiyorlar.Eger belirlenmis bir vadesi olmasaydı azap onlara muhakkak gelmisti bile!Fakat hic farkına varmadıkları bir sırada o kendilerine ansızın gelecektir

    [54] Senden carcabuk baslarına azabı getirmeni istiyorlar.Ama ne diye boyle sabırsızlanıyorlar ki?Zaten cehennem kafirleri kusatmıs bulunuyor

    [55] O gun azap onları hem ustlerinden hem ayaklarının altından kaplayacak da,Allah onlara: “Yaptıklarınızı tadın bakalım!” buyuracak. [7,41; 39,16; 21]

    [56] Ey iman eden kullarım! Benim sizi yerlestirdigim dunyam genistir.(Bir yerde dininizi uygulayamazsanız baska yere hicret edebilirsiniz.)Onun icin yalnız Bana ibadet ediniz

    [57] Her can olumu tadacaktır.Sonunda Bizim huzurumuza getirileceksiniz

    [58] Iman edip guzel ve makbul isler yapanları, cennetin yuksek kosklerine yerlestirecegiz.Icinden ırmaklar akan o cennetlere, onlar devamlı kalmak uzere gireceklerdir.Iyi is yapanların mukafatları ne guzel

    [59] Onlar, sabreden ve yalnız Rab'lerine dayanıp guvenen muminlerdir

    [60] Nice canlı mahluk var ki rızıklarını kendileri tasıyamazlar.Ama sizi de, butun onları da rızıklandıran Allah'tır.O her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [61] Eger onlara: “Gokleri ve yeri kim yarattı? Gunes'i ve Ay’ı kim hizmetinize amade kıldı?” diye sorarsanız elbette “Allah!” diyeceklerdir.Oyleyse nasıl oluyor da bu gercekten uzaklastırılıyorlar

    [62] Allah kullarından diledigine bol rızık verir, dilediginin nasibini de kısar.Muhakkak ki Allah her seyi bilir

    [63] Eger onlara: “Gokten su indirip olumunden sonra yeri canlandıran kimdir?” diye sorsan elbette: “Allah'tır!” diyeceklerdir.De ki: “Hamd olsun Allah’a ki, (kafirler bile onun bu vasıflarını inkar edemiyorlar.)Butun hamdler, guzel ovguler aslında Allah’a mahsustur, fakat onların ekserisi bunu dusunup anlamıyorlar.”

    [64] Dusunseler sunu da anlarlardı ki: bu dunya hayatı gecici bir oyun ve eglenceden baska bir sey degildir ve ebedi ahiret diyarı ise, hayatın ta kendisidir.Keske bunu bir bilselerdi

    [65] Gemide yolculuk yaparken bogulma tehlikesine dusunce butun kalpleriyle yalnız Allah'a yalvarırlar.O da onları kurtarıp karaya cıkarınca bir de bakarsanız ki yine musrik oluvermisler

    [66] Neticede kendilerine verdigimiz nimetlere nankorluk edip, guya gecici bir zevk alırlar.Alsınlar bakalım, yakında ogrenirler

    [67] Gormuyorlar mı ki etraflarında bulunan insanlara saldırılırken, can guvenlikleri yokken,Biz Mekke'yi guvenli, emin bir belde yaptık.Hala mı batıla inanıp Allah’ın nimetlerini inkar edecekler? [106,1-]

    [68] Uydurdugu yalanı Allah'a isnad edenden veya kendisine gelen hakikati yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler icin cehennemde yer mi yok

    [69] Bizim ugrumuzda gayret gosterip mucahede edenlere elbette muvaffakiyet yollarımızı gosteririz. Muhakkak ki Allah iyi davrananlarla beraberdir

    Surah 30
    Rûm

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Rumlar yakın bir yerde maglub oldular.Ama bu yenilgilerinden sonra galip gelecekler

    [3] Rumlar yakın bir yerde maglub oldular.Ama bu yenilgilerinden sonra galip gelecekler

    [4] Birkac yıl icinde. Cunku isleri karara baglama yetkisi, basında da sonunda da Allah'a aittir.O gun, muminler de, Allah’ın verdigi zafer sayesinde sevinecekler.Allah diledigini muzaffer kılar. Zira O, azizdir, rahimdir (mutlak galiptir, sınırsız merhamet ve ihsan sahibidir)

    [5] Birkac yıl icinde. Cunku isleri karara baglama yetkisi, basında da sonunda da Allah'a aittir.O gun, muminler de, Allah’ın verdigi zafer sayesinde sevinecekler.Allah diledigini muzaffer kılar. Zira O, azizdir, rahimdir (mutlak galiptir, sınırsız merhamet ve ihsan sahibidir)

    [6] Bu, Allah'ın vadidir. Allah verdigi sozden caymaz, fakat insanların ekserisi bunu bilmezler

    [7] Bildikleri, sadece dunya hayatının dıs gorunusudur; ama ahiretten habersiz, gafildirler

    [8] Onlar azıcık olsun kendi baslarına kalıp dusunmediler mi ki:Allah gokleri, yeri ve ikisinin arasında olan butun varlıkları gercek bir gaye ile, belirli bir vadeye kadar yaratmıstır.Ama insanların bircogu, Rab'lerinin huzuruna cıkacaklarını inkar ediyorlar

    [9] Onlar dunyayı hic dolasmıyorlar mı ki,kendilerinden once yasayanların akıbetlerinin nasıl oldugunu gorsunler?Onlar, kendilerinden daha guclu idiler.Topragı altust etmis, sular, maden, ekin gibi nimetlerden yararlanmıs ve simdikilerin yeri imar edislerinden daha fazlasıyla imar etmisler, resulleri de kendilerine asikar, parlak deliller getirmislerdi.Ama hakikati reddettiler ve sonucta yok olup gittiler. Allah onlara asla zulmetmedi, lakin onlar kendi oz canlarına zulmettiler

    [10] Sonra, o fenalık yapanların akıbetleri, en fena bir akıbet oldu.Cunku Allah'ın ayetlerini yalan saydılar.Bir taraftan da onlarla egleniyorlardı

    [11] Allah, kainatı yaratmaya ilkin baslayan,sonra onu tekrar yapan, oldurdukten sonra diriltendir.Isin sonunda da hesap vermek uzere O'nun huzuruna goturuleceksiniz

    [12] Kıyamet koptugu gun, o suclu kafirler umitlerini tamamen kesip susarlar

    [13] Ortaklarından kendilerine bir tek sefaatci dahi bulunmaz, zaten onlar ortaklarını da rededeceklerdir

    [14] Kıyamet saati gelip cattıgında, iste o gun, muminlerle kafirler birbirlerinden ayrılırlar

    [15] Iman edip guzel ve makbul isler yapanlar cennet bahcelerinde agırlanarak neselenirler

    [16] Inkar edip ayetlerimizi ve oldukten sonra dirilmeyi,Allah'ın huzuruna cıkmayı yalan sayanlar ise, azaba atılmak uzere getirilirler

    [17] Haydi siz aksama girerken, sabaha cıkarken Allah'ı takdis ve tenzih edin, namaz kılın

    [18] Goklerde ve yerde hamd, guzel ovgu O'na mahsustur.Ikindi vaktinde de, ogleye girerken de, O’nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın

    [19] O, oluden diriyi cıkarır, diriden oluyu cıkarır ve olmus topraga hayat verir.Iste siz de oldukten sonra boylece diriltileceksiniz

    [20] O'nun (varlıgının ve kudretinin) delillerinden biri:Sizi topraktan yaratmıs olmasıdır.Sonra dunyaya yayılmıs beseriyet haline geldiniz

    [21] O'nun (varlıgının ve kudretinin) delillerinden biri de:Kendilerine ısınmanız icin, size icinizden esler yaratması, birbirinize karsı sevgi ve sefkat var etmesidir. Elbette bunda, dusunen kimseler icin ibretler vardır

    [22] O'nun (varlıgının ve kudretinin) delillerinden biri de: Gokleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin farklı olmasıdır. Elbette bunda bilen ve anlayan kimseler icin ibretler vardır

    [23] O'nun (varlıgının ve kudretinin) delillerinden biri de: Geceleyin veya gunduzun uyumanız ve O’nun genis lutfundan gecim vesileleri aramanızdır.Elbette bunda isiten kimseler icin ibretler vardır

    [24] O'nun delillerinden biri de:Gah korku, gah umit vermek icin size simsegi gostermesi, gokten bir su indirip olmus topraga onun sayesinde hayat vermesidir.Elbette bunda aklını calıstıran kimseler icin ibretler vardır

    [25] O'nun (varlıgının ve kudretinin) delillerinden biri de gogun ve yerin, Kendisinin buyrugu ile kaim olmaları, belirlenen yerde sapasaglam bulunmalarıdır.Sonra sizi yattıgınız yerden bir cagırdı mı, birden kabirlerinizden cıkıverirsiniz! [35,41; 2]

    [26] Goklerde ve yerde kim varsa O'nundur. Onların hepsi, isteyerek veya istemeyerek O’na itaat ederler

    [27] Mahlukları ilkin yoktan yaratan, olumden sonra da dirilten O'dur.Bu diriltme O’na gore pek kolaydır.Goklerde ve yerde en yuce sıfatlar O’nundur.Gercekten O aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [28] Bakın, Allah size kendi hayatınızdan bir temsil getiriyor: Hic, elinizin altındaki kole ve hizmetcilerden, size nasib ettigimiz servette, onların payları da sizinki ile esit olacak derecede, kendinize ortak yaptıgınız, kendinize itibar ettiginiz kadar onlara da itibar edip saydıgınız ortaklarınız var mıdır?Iste Biz aklını kullanan kimseler icin ayetlerimizi boyle acıklıyoruz

    [29] Fakat zalimler bir bilgiye dayanmaksızın, koru korune heva ve heveslerine tabi oldular.Allah'ın sasırttıgını artık kim dogru yola getirebilir? Bu iste onlar hic bir yardımcı bulamazlar

    [30] O halde sen, batıl dinlerden uzaklasarak yuzunu ve ozunu, hak din olan Islam'a yonelt.Yani Allah’ın insanları yaratmasında esas kıldıgı o fıtrata uygun hareket et.Allah’ın bu hilkatini kimse degistiremez. Iste dosdogru din budur.Fakat insanların ekserisi bunu bilmezler

    [31] Baska her seyden gecerek O'na tam gonul verin,O’na karsı gelmekten sakının, namazı hakkıyla ifa edin!Ve asla dinlerini parca parca edip kendileri de obek obek olan o musriklerden olmayın!Oyle ki her hizip, kendi yanındakiyle boburlenmektedir

    [32] Baska her seyden gecerek O'na tam gonul verin,O’na karsı gelmekten sakının, namazı hakkıyla ifa edin!Ve asla dinlerini parca parca edip kendileri de obek obek olan o musriklerden olmayın!Oyle ki her hizip, kendi yanındakiyle boburlenmektedir

    [33] Insanlar bir derde dusunce, baska her seyi unutarak yalnız Rab'lerine gonulden yalvarırlar;Sonra Allah onlara nezdinden bir rahmet ve bolluk tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir kısmı Rab’lerine es, ortak kosuyor ve boylece Allah’ın nimetlerine nankorluk ediyorlar.De ki: “Bir sure eglenin bakalım, yakında ogrenirsiniz!”

    [34] Insanlar bir derde dusunce, baska her seyi unutarak yalnız Rab'lerine gonulden yalvarırlar;Sonra Allah onlara nezdinden bir rahmet ve bolluk tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir kısmı Rab’lerine es, ortak kosuyor ve boylece Allah’ın nimetlerine nankorluk ediyorlar.De ki: “Bir sure eglenin bakalım, yakında ogrenirsiniz!”

    [35] Yoksa Biz onlara bir ferman indirmisiz de, o ferman mı Allah'a sirk kosmalarını bildiriyor

    [36] Insanlara bir nimet, bir bolluk tattırdıgımızda onunla sevinip sımarırlar.Sayet kendi yaptıkları sebebiyle baslarına bir fenalık gelirse, hemen umitsizlige duserler

    [37] Gorup anlamıyorlar mı ki Allah diledigi kimsenin nasibini bol bol verir, dilediginin nasibini kısar.Elbette bunda iman edecek kimseler icin alınacak ibretler vardır

    [38] O halde yakınlarına, yoksula ve yolcuya hakkını ver.Allah'ın rızasına nail olmak isteyenler icin boyle yapmak daha hayırlıdır. Felaha erenler de iste onlardır

    [39] Sunu unutmayın: Baskalarının mallarıyla artıs saglasın diye faize verdiginiz para, zahiren fazlalassa da Allah'ın nezdinde artmaz.Ama Allah’ın rızasını arzulayarak verdiginiz zekatlar,O’nun nezdinde bereketlenir.Iste boyle yapanlar odullerini kat kat artırırlar

    [40] Allah O yuce Rabdir ki sizi yaratır, sonra rızıklandırır, sonra tayin ettigi vade geldiginde sizi oldurur, sonra da diriltir.Dusunun bakalım: Sizin, ibadette Allah'a ortak yaptıgınız putlar icinde bunlardan herhangi bir seyi yapabilen var mı?Allah onların iddia ettikleri ortaklardan munezzehtir, yucedir

    [41] Allah'ın buyruklarını umursamayan su insanların kendi tercihleri ile yaptıkları isler yuzunden karada ve denizde (butun dunyada) bozukluk ortaya cıktı, nizam bozuldu.Dogru yola ve isabetli tutuma donme fırsatı vermek icin,Allah, yaptıklarının bazı kotu neticelerini onlara tattırır

    [42] De ki: “Dunyayı gezin de daha once gecmis toplumların akıbetlerinin nasıl olduguna bakıp anlayın. Onların da ekserisi musrik idiler.”

    [43] Oyleyse Allah tarafından, o geri cevirilmesi mumkun olmayan gun gelmeden once,sen yuzunu, ozunu durust bir sekilde dosdogru dine yonelt! O gun insanlar zumre zumre ayrılacaklardır

    [44] Kim inkar ederse inkarının zararı kendisinedir. Kimler de guzel ve makbul isler yaparlarsa, onlar da kendileri lehine iyi bir hazırlık yapmıs olurlar

    [45] Zira Allah iman edip guzel ve makbul isler yapanları lutfu ile odullendirecektir.O kafirleri asla sevmez

    [46] O'nun varlıgının ve kudretinin delillerinden biri de:Size rahmet eserlerini tattırması, emri ile gemilerin akıp gitmesi ve O’nun lutfundan nasip aramanız ve sukretmeniz icin, ruzgarları mujdeci olarak gondermesidir

    [47] Ey Resulum! Biz senden onceki ummetlere de resuller gonderdik.O peygamberler ummetlerine parlak deliller getirdiler, ama cogu iman etmedi.Biz de o suclulardan intikam aldık. Cunku muminleri desteklemek, Bize dusen bir borc idi

    [48] Allah o azamet sahibidir ki ruzgarları gonderir, ruzgarlar bulutları kaldırır.Sonra o bulutları gokte diledigi gibi yayar ve parca parca dagıtır.Bir de bakarsın ki aralarından yagmur akıp duruyor!Derken onu kullarından dilediklerine ulastırınca, derhal yuzleri guluverir

    [49] Halbuki onlar, daha once Allah'ın uzerlerine yagmur indireceginden tamamen umitsiz idiler

    [50] Iste bak, Allah'ın rahmetinin eserlerine!Olmus topraga nasıl hayat veriyor!Iste bunları yapan kim ise, oluleri de O diriltecektir.O, her seye hakkıyla kadirdir

    [51] Eger Biz onlara sıcak, kavurucu bir ruzgar gondersek, onlar da o yesillikleri sararmıs, kavrulmus gorseler, ondan sonra nankorluk etmeye koyulurlar

    [52] Sunu bil ki: Sen ne olulere sesini duyurabilirsin, ne de arkasını donup uzaklasan sagırlara bu daveti isittirebilirsin

    [53] Sen, korleri de saskınlıktan, yanlıs yola girmekten kurtaramazsın.Sen ancak, ayetlerimize iman etmeye yatkın kimselere cagrını duyurabilirsin. Cunku onlar hakka teslim olurlar

    [54] Allah o kadirdir ki sizi bir zaaftan yaratmakta, sonra zaafın ardından bir kuvvet yaratmakta, muteakiben kuvvetten sonra bir zaaf ve ihtiyarlık yapmaktadır.O diledigini yaratır. Her seyi bilen, her seye kadir olan, yalnız O'dur

    [55] Kıyamet (durusma) saati gelip cattıgında suclu kafirler yemin ederek dunyada sadece bir saat kaldıklarını ileri surerler.Onlar (dunyada iken de dogruluktan) iste boyle donduruluyorlardı

    [56] Kendilerine ilim ve iman nasib edilenler ise derler ki:“Siz Allah'ın kitabınca ba’s (dirilme) gunune kadar durdunuz.Iste bugun dirilme gunudur, fakat siz bunu bilmiyordunuz.”

    [57] O gun zalimlere, mazeretleri fayda vermeyecegi gibi, onlardan ozur dilemeleri de istenilmez

    [58] Biz gercekten bu Kur'an’da insanlar icin nice meseller getirdik.Eger sen onlara karsı istedikleri bir mucizeyi getirmis olsan dahi, o kafirler: “Siz ancak, batıl iddialar pesindesiniz” derler

    [59] Iste Allah, ilim pesinde olmayan, gercegi aramayanların kalplerini boyle muhurler

    [60] O halde sabret!Cunku Allah'ın vadi kesindir.Sakın ona inanmayanlar seni panige dusurmesin, seni dayanıksız bulmasın ve seni endiselendirmesinler

    Surah 31
    Lokman

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Sunlar hikmet dolu kitabın ayetleridir

    [3] Iyi davrananlar icin hidayet rehberidir, rahmettir

    [4] Onlar namazı hakkıyla ifa ederler, zekatı verirler, ahirete de tam olarak iman ederler

    [5] Iste onlardır Rab'lerinden bir hidayet uzere olanlar ve iste onlardır felah bulanlar

    [6] Oyle insanlar da vardır ki hicbir delile dayanmaksızın,halkı Allah yolundan saptırmak ve onunla alay etmek icin asılsız sozler ve hikayelerle mesgul olurlar. Iste onları zelil ve perisan eden bir azap vardır

    [7] Kendisine ayetlerimiz okundugunda, sanki onları isiten kendisi degilmis gibi, sanki kulaklarında agırlıklar varmıs gibi,son derece kibirli olarak sırtını donup uzaklasır. Onlara gayet acı bir azap verilecegini mujdele

    [8] Iman edip, guzel ve makbul isler yapanlara naim cennetleri vardır

    [9] Ebedi kalmak uzere oralara girerler; Allah'ın vadi haktır, gercektir. O, aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [10] O gokleri, gordugunuz gibi, direksiz yarattı. Yere de, sizi sarsmaması icin, agır baskılar, yani ulu daglar koydu ve orada her turlu canlıyı uretip yaydı. Gokten de bir su indirdik, orada her guzel cifti yetistirdik

    [11] Iste bunlar Allah'ın yarattıklarıdır. Peki, gosterin bakalım O’ndan baskası ne yaratmıs! Dogrusu, o zalimler besbelli bir sapıklık icindedirler

    [12] Biz Lokmana “Allah'a sukret” diye hikmet verdik.Kim sukrederse kendisi icin sukreder.Kim nankorluk ederse bilsin ki Allah mustagnidir, hicbir seye muhtac degildir, her turlu ovguye layıktır

    [13] Lokman ogluna nasihat ederken: “Evladım! dedi, sakın Allah'a es, ortak uydurma! Cunku sirk pek buyuk bir zulumdur.”

    [14] Biz insana, annesine babasına iyi davranmasını emrettik.Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında tasımıstır.Sutten kesilmesi de iki yıl kadar surer.Insana buyurduk ki: “Hem Bana, hem de annene babana sukret, unutma ki sonunda Bana doneceksiniz.”

    [15] “Eger onlar seni, serik olduguna dair hicbir bilgin olmadıgı seyleri, Bana ortak saymaya zorlarlarsa sakın onlara itaat etme!Ama o durumda da kendileriyle iyi gecin, makul bir tarzda onlara sahip cık!Bana yonelen olgun insanların yolunu tut!Sonunda hepinizin donusu Bana olacak ve Ben islediklerinizi tek tek size bildirip karsılıgını verecegim

    [16] “Evladım, yapılan is; bir hardal tanesi kadar kucuk olsa, bir kayanın icinde saklı da olsa, yahut goklerin veya yerin herhangi bir noktasında bile bulunsa, mutlaka Allah onu meydana cıkarır.Allah oyle latif, oyle habirdir (ilmi gizliliklere pek kolay bir tarzda nufuz eder). [21,47; 99,7-8] {KM, Luka 8,17; Matta 10,26; Markos}

    [17] Evladım, namazı hakkıyla ifa et, iyiligi yay, kotulugu de onlemeye calıs, ve basına gelen sıkıntılara sabret.Cunku bunlar azim ve kararlılık gerektiren islerdendir

    [18] Kibirli davranarak insanlara yuzunu donme, yerde calımlı calımlı yurume!Cunku Allah kibirle kasılan, kendini begenmis, ovunup duran kimseleri asla sevmez

    [19] Yururken olculu, mutedil yuru!Konusurken sesini ayarla, bagırarak konusma! Unutma ki seslerin en cirkini, avazı cıktıgınca bagıran eseklerin sesidir

    [20] Gormuyor musunuz ki Allah goklerde ve yerde olan seyleri sizin hizmetinize vermis. Gorunen gorunmeyen bunca nimete sizi garketmis?Yine de, oyle insanlar var ki hicbir bilgiye, yol gosterici bir rehbere veya aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartısıp durur

    [21] Kendilerine: “Gelin, Allah'ın indirdigi buyruklara uyun!” denilince:“Hayır, biz babalarımızdan ne gormussek onu uygularız, sadece onlara uyarız” derler.Peki seytan atalarını o alevli ates azabına cagırmıs olsa da mı onların pesinden gidecekler

    [22] Kim etrafına hep iyi davranarak yuzunu ve ozunu Allah'a teslim ederse o kimse, en saglam tutamaga sarılmıstır.Butun islerin sonu Allah’a raci olur. Kararlar onun divanından cıkar

    [23] Her kim de dini inkar ederse, onun kufru seni uzmesin.Sonunda Bize donecekler ve Biz de onlara yaptıkları her seyi bir bir bildirip karsılıgını verecegiz. Allah kalplerden gecen dusunceleri dahi bilir

    [24] Biz onlara kısa bir sure omur surme imkanı veririz, ondan sonra da siddetli bir azaba mahkum ederiz

    [25] Sayet onlara: “Gokleri ve yeri yaratan kimdir?” diye soracak olursan, elbette “Allah'tır” diye cevap vereceklerdir.De ki: “el-Hamdu lillah (ki musrikler bile O’nu inkar edememektedirler!)Fakat onların ekserisi bunun anlamını bilmezler (yani o musrikler bu itiraflarıyla, celiski icine girdiklerini fark etmezler).”

    [26] Goklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Muhakkak ki Allah mustagnidir, hamiddir (hicbir seye ihtiyacı yoktur, her turlu ovguye layıktır)

    [27] Eger Allah'ın kelimelerini yazmak uzere, dunyadaki butun agaclar, kalem olsaydı ve denizlere de yedi deniz daha katılıp butun onlar da murekkep olsaydı, bunlar tukenir yine de Allah’ın sozleri tukenmezdi. Allah, oyle aziz, oyle hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir). [3,39-45; 4,]

    [28] Ey insanlar! Sizin hepinizi yaratmak veya hepinizi oldukten sonra diriltmek bir tek kisiyi diriltmek gibidir. Allah semidir, basirdir (her seyi hakkıyla isitir ve gorur)

    [29] Bilmiyor musun ki Allah geceyi gunduze katıyor, gunduzu geceye katıyor, boylece surelerini uzatıp kısaltıyor.Gunes'i ve Ay’ı, hizmete kosmus, her biri belirlenen bir vadeye kadar akıp gidiyor. Gercekten Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [30] Bu, boyledir. Cunku Allah gercegin, hakkın ta kendisidir.Musriklerin O'ndan baska yalvardıkları tanrılar ise batıldır. Gercekten Allah cok yucedir, cok buyuktur

    [31] Gormez misiniz ki gemiler Allah'ın lutfu ile denizde yuzuyor. Bu, Allah’ın varlıgının ve kudretinin bazı delillerini gostermek icindir. Elbette bunda pek sabırlı, cok sukurlu olanlar icin ibretler vardır

    [32] Denizde iken onları daglar gibi dalgalar kapladıgında, butun kalpleriyle yalnız Allah'a yalvarırlar. Fakat O, onları kurtarıp karaya cıkarınca bir kısmı isi gevsetir, imanla inkar arasında ortada kalır. Bizim ayetlerimizi gaddar ve nankor olandan baskası inkar etmez

    [33] Ey insanlar! Rabbinize karsı gelmekten sakının! Oyle bir gunden cekinin ki o gun hicbir baba evladına asla fayda veremez, evlat da babasına fayda saglayamaz.Allah'ın vadi elbette gercektir. O halde sizi dunya aldatmasın ve cok hilekar seytan da sizi Allah ile aldatmasın, Allah’ın affına guvendirmesin! [4,120; 14,22] {KM, Hezekiel 18,20; Galatya}

    [34] Kıyamet saatinin ne zaman gelecegini yalnız Allah bilir. Yagmuru da O indirir, rahimlerde olanı O bilir. Hic kimse yarın ne kazanacagını bilemez. Hic kimse nerede olecegini de bilemez. Herseyi mukemmel tarzda bilen ve her seyden haberdar olan, Allah'tır

    Surah 32
    Secde

    [1] Elif, Lam, Mim

    [2] Bu kitabın, alemlerin Rabbi tarafından indirildiginde hicbir suphe yoktur

    [3] Yoksa: “Onu uydurdu” mu diyorlar? Bilakis, o gercegin ta kendisidir.Senden once kendilerini uyaran hicbir peygamber gelmemis olan bir toplumu, dogru yolu bulmaları umidiyle uyarman icin Rabb'in tarafından gonderilmistir

    [4] Allah o hak mabuddur ki gokleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları altı gunde yaratmıs, sonra da arsına kurulmus mutlak hukumrandır. [7,54]Sizin O'ndan baska ne haminiz, ne sefaatciniz yoktur. Hala geregince dusunmez misiniz

    [5] Gokten yere kadar her isi duzenleyip yonetir. Sonra butun bu isler, sizin hesabınıza gore bin yıl tutan bir gunde O'na yukselir

    [6] Iste gaybı ve sehadeti, gorunmeyen ve gorunen alemleri bilen, mutlak galebe ve kudret, mutlak rahmet sahibi O'dur

    [7] Yarattıgı her seyi guzel ve muhkem yapıp insanı ilkin camurdan yarattı

    [8] Sonra onun neslini, onemsiz bir suyun ozunden, meniden uretti

    [9] Sonra ona en uygun seklini verdi, ona ruhundan ufledi.Size kulaklar, gozler, gonuller verdi.Ne az sukrediyorsunuz

    [10] Bir de: “A! Topragın dibinde toz olup kayboldugumuz zaman, gercekten bu hale gelmis olan bizler mi yeniden yaratılacagız!” derler. Hatta onlar Rab'lerinin huzuruna varacaklarını da inkar ederler

    [11] Sen de ki: “Sizi, canınızı almakla gorevlendirilen olum melegi vefat ettirecek, sonra da Rabbinizin huzuruna goturuleceksiniz.”

    [12] Bir gorseydin o sucluları: Rab'lerinin huzurunda, mahcupluktan basları onlerine egilmis soyle derken:“Gorduk, isittik ya Rabbena! Ne olur bizi dunyaya bir gonder!Oyle guzel, makbul isler yaparız ki!Cunku gercegi kesin olarak biliyoruz artık!”

    [13] Eger dileseydik butun insanlara hidayet verir, dogru yola koyardık.Lakin “Cehennemi cinlerden ve insanlardan bir kısmıyla dolduracagım” hukmu kesinlesmistir

    [14] “Oyleyse, siz nasıl bugunku bulusmayı unuttunuz ve bu unutmayı omur boyu surdurduyseniz,Biz de bugun sizi unuttuk.Yaptıklarınızdan oturu, tadın bakalım surekli azabı!”

    [15] Bizim ayetlerimize ancak o kimseler inanır ki kendilerine o ayetler hatırlatıldıgında, derslerini hemen alır, secdeye kapanır, Rab'lerine hamd, O’nu takdis ve tenzih ederler, asla kibirlenmezler

    [16] Teheccud namazı kılmak icin yataklarından kalkar, cezalandırmasından endise icinde, rahmetinden de umitli olarak Rab'lerine dua edip yalvarırlar ve kendilerine nasib ettigimiz mallardan Allah yolunda harcarlar

    [17] Iste onların dunyada yaptıkları makbul islere mukafat olarak gozlerini aydın edecek, gonullerini ferahlatacak hangi surprizlerin, hangi nimetlerin saklandıgını hic kimse bilemez. [4,22; 10,26] {KM, II Korintos}

    [18] Oyle ya, mumin olan, hic fasık gibi olur mu? Bunlar asla bir olamazlar

    [19] Iman edip, guzel ve makbul isler isleyenlere, yaptıklarına karsılık konukluk olarak Me'va cennetleri vardır

    [20] Yoldan cıkmıs fasıkların ise barınakları cehennemdir.Her ne zaman oradan cıkmak isteseler yine oraya itilirler.Onlara: “Cehennem azabını yalan sayıyordunuz. Tadın da gorun bakalım!” denir

    [21] O kafirlerin donus yapmaları umidiyle, onlara en buyuk azaptan once, dunyada aclık, musibet, esaret, olum gibi pesin bir azap tattıracagız

    [22] Rabbinin ayetleri ile kendisine nasihat edildiginde sırtını donup uzaklasan kimseden daha zalim kimse olur mu?Biz o suclulardan elbette intikam alıp onları cezalandıracagız

    [23] Su bir gercektir ki, sana verdigimiz gibi Musa'ya da kitap vermis, sana vahyettigimiz gibi ona da vahyetmistik.Dolayısıyla onun da boyle bir vahiy aldıgından hic tereddudun olmasın.Biz ona verdigimiz kitabı, Israilogullarına rehber kıldık.Onlar sabrettigi ve ayetlerimize kesin olarak inandıkları muddetce,Biz, emir ve irsadımızla onlardan dogru yolu gosteren onderler tayin ettik

    [24] Su bir gercektir ki, sana verdigimiz gibi Musa'ya da kitap vermis, sana vahyettigimiz gibi ona da vahyetmistik.Dolayısıyla onun da boyle bir vahiy aldıgından hic tereddudun olmasın.Biz ona verdigimiz kitabı, Israilogullarına rehber kıldık.Onlar sabrettigi ve ayetlerimize kesin olarak inandıkları muddetce,Biz, emir ve irsadımızla onlardan dogru yolu gosteren onderler tayin ettik

    [25] Senin Rabbin kıyametteki buyuk durusma gunu ihtilaf ettikleri hususlarda onlar arasında kesin hukmu elbet verecektir

    [26] Yurtlarında dolastıkları nice nesillerin hayatlarını sona erdirmemiz, onları dogru yola irsad etmiyor mu?Elbette bunda ibretler vardır. Hala nasihat dinlemeyecekler mi? [

    [27] Gormuyorlar mı ki biz otsuz, kır araziye su sevk ediyoruz, onun sayesinde, hayvanların ve kendilerinin yiyecekleri ekinleri yetistiriyoruz. Hala bunları gormeyecekler mi

    [28] Bir de: “Eger iddianızda dogru iseniz bu fetih (zafer veya kesin hukum) ne zaman? derler

    [29] De ki: “Fetih gunu, kafirlere imanları fayda vermez, onlara muhlet de verilmez.”

    [30] Simdi sen onları kendi hallerine bırak. Yardımımızı veya onların helak edilmelerini bekle!Cunku onlar da senin helak olmanı bekliyorlar

    Surah 33
    Ahzâb

    [1] Ey Peygamber, Allah'a karsı gelmekten sakın, kafirlere ve munafıklara itaat etme. Muhakkak ki Allah her seyi bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [2] Rabbinden sana vahyolunan buyruklara uy! Allah ne yapıyorsanız onların hepsinden haberdardır

    [3] Yalnız Allah'a dayanıp guven! Koruyucu olarak Allah yeter

    [4] Allah, hicbir adamın icinde iki kalb yaratmamıstır. Kendilerine zıhar yaptıgınız eslerinizi anneleriniz kılmamıstır. Evlatlıklarınızı da oz ogullarınız kılmamıstır. Bunlar agızlarınızla soylediginiz manasız sozlerden ibarettir. Allah gercegi soyler ve dogru yola iletir

    [5] Oyleyse evlatlara babalarını esas alarak isim verin! Boyle yapmak Allah nezdinde daha dogrudur. Eger babalarını bilmiyorsanız, bu takdirde onları kardes veya mevla olarak kabul edin! Yanılarak isimlerde yaptıgınız hatalardan oturu size vebal yoktur, ama kalplerinizin kasden yaptıklarında vebal vardır. Allah gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [6] Peygamberin muminler uzerinde haiz oldugu hak, onların bizzat kendileri hakkında haiz oldukları haktan daha fazladır. (O, bir baba konumunda oldugundan) onun esleri de muminlerin anneleridir. Akrabalar miras bakımından Allah'ın kitabında, birbirlerine diger muminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız mustesna, yani dostunuza vasiyetle bir mal bırakabilirsiniz. Bunlar kitapta yazılıdır

    [7] Bir vakit, Biz peygamberlerden, kuvvetli bir soz almıstık: Senden, Nuh'tan, Ibrahim’den, Musa’dan ve Meryem’in oglu Isa’dan.Evet onlardan pek saglam soz almıstık ki vakti gelince O, sadıklara sozlerine baglılıklarını sorsun. Kafirlere ise gayet acı bir azap hazırladı

    [8] Bir vakit, Biz peygamberlerden, kuvvetli bir soz almıstık: Senden, Nuh'tan, Ibrahim’den, Musa’dan ve Meryem’in oglu Isa’dan.Evet onlardan pek saglam soz almıstık ki vakti gelince O, sadıklara sozlerine baglılıklarını sorsun. Kafirlere ise gayet acı bir azap hazırladı

    [9] Ey iman edenler! Allah'ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani birlesik ordular uzerinize saldırmıstı da, Biz onlara karsı, bir ruzgar ve sizin goremediginiz ordular gondermistik. Allah yaptıgınız her seyi goruyordu

    [10] O vakit onlar hem ustunuzden, hem alt tarafınızdan gelmislerdi. Gozleriniz saskınlıktan oturu kaymıs, yureginiz agzınıza gelmisti.Siz de Allah hakkında turlu turlu zanlar beslemeye baslamıstınız

    [11] Iste orada muminler cetin bir imtihana tabi tutulmus, siddetle silkelenmis ve kuvvetli bir sekilde sarsılmıslardı

    [12] Hani munafıklar ve kalplerinde hastalık (iman zayıflıgı) olanlar: “Allah ve Resulunun bize zafer vad etmesi, meger bizi aldatmak icinmis!” diyorlardı

    [13] Bir kısmı: “Ey Yesribliler! Burada dusmana karsı koyamazsınız, mevzilerinizi bırakıp evlerinize donunuz!” diyordu.Onlardan bir baska boluk: “Evlerimiz korunmasız!” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Halbuki gercekte evleri tehlikeye maruz degildi, onlar sadece savastan kacmak istiyorlardı

    [14] Demek Medine'nin her tarafından hucum edilseydi ve kendilerinden Islam’dan donmeleri istenseydi, hic tereddut etmeksizin, bunu derhal yapacaklardı

    [15] Halbuki daha once, dusmandan kacmayacaklarına dair Allah'a yemin ederek, soz vermislerdi. Allah’a karsı verilen o ahitlerin hesabı elbette sorulacaktır

    [16] De ki: Eger olumden veya oldurulmekten kacıyorsanız, kacmak asla size fayda vermez. Faraza basarsanız bile hayatta kalacagınız sure, nihayet cok sınırlıdır

    [17] De ki: “Allah size bir felaket dilese, sizi Allah'a karsı korumak kimin haddine dusmus?”Yahut o size bir rahmet dilese, bunu kim engelleyebilir ki?Onlar, kendileri icin Allah’tan baska ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı bulamazlar

    [18] Allah icinizden bozgunculuga meyledip savastan alıkoymak isteyenleri ve kardeslerine: “Bize gelin” diyenleri elbet biliyor. Zaten bunlardan ancak pek az bir kısmı savasa geliyorlardı

    [19] Savasa katıldıklarında da size karsı pek cimri ve kıskanc davranırlar. Hucum eden dusmanın ortalıga saldıgı buyuk korku gelince, olum sekeratına dusmus kimsenin bakısı gibi, gozleri donmus bir tarzda sana baktıklarını gorursun.Korku hali gecince, Allah yolunda harcamada cimrice bir tavır icinde, keskin dilleriyle sizi incitirlerdi. Iste onlar iman etmemisler, Allah da onların yaptıkları butun isleri bosa cıkarmıstır. Bu, Allah'a gore kolaydır

    [20] Munafıklar birlesik kuvvetlerin cekilip gitmediklerini sanıyorlardı.Sayet birlesik kuvvetler tekrar gelecek olsa, cok isterler ki coldeki gocebeler icinde bulunsunlar da sizin savasınız hakkındaki haberleri uzaktan sorsunlar. Esasen, yanınızda bulunsalardı dahi, onlardan pek azı savasırlardı

    [21] Hakikaten, Allah'ın Resulunde sizler icin, Allah’a ve ahiret gunune kavusmayı bekleyenler ve Allah’ı cok zikredenler icin en mukemmel bir numune vardır

    [22] Muminler saldıran o birlesik kuvvetleri karsılarında gorunce: “Iste bu, derler, Allah ve Resulunun bize vad ettigi zafer!Allah da, Resulu de elbette dogru soylemislerdir.” Muminlerin, dusman birliklerini gormeleri onların sadece, iman ve teslimiyetlerini artırdı

    [23] Muminlerden oyle yigitler vardır ki Allah'a verdikleri sozu yerine getirip sadakatlerini ispat ettiler.Onlardan kimi adagını odedi, canını verdi, kimi de sehitligi gozlemektedir. Onlar verdikleri sozu asla degistirmediler

    [24] Allah, boylece sadık kalanları, dogruluklarına karsılık odullendirecek, munafıkları da dilerse azaba ugratacak veya tovbe nasib edip tovbelerini kabul buyuracaktır. Cunku Allah gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [25] Allah, o kafirleri, elleri bos olarak, kin ve ofkeleriyle geri cevirdi.Muminlerin savasmasına hacet bırakmadı. Herkes anladı ki Allah pek kuvvetlidir, mutlak galiptir

    [26] O kafir dusmanlara iceriden destek vererek hıyanet eden Ehl-i kitaptan Beni Kurayza'yı da kulelerinden indirdi ve kalplerine korku saldı, bir kısmını oldurup, diger bir kısmını da esir aldınız. {KM, Tesniye}

    [27] Onların arazilerine, yurtlarına, mallarına, hatta sizin ayak bile basmadıgınız topraklara sizi varis yaptı. Allah her seye kadirdir

    [28] Ey Peygamber, eslerine de ki: “Eger dunya hayatını ve susunu istiyorsanız, gelin size bosanma bedellerinizi vereyim ve sizi guzelce bosayayım.”

    [29] “Yok, eger Allah'ı, Resulunu ve ahiret mulkunu isterseniz, haberiniz olsun ki Allah sizin gibi iyi hanımlara buyuk mukafat hazırlamıstır.”

    [30] Ey peygamber hanımları! Icinizden kim cirkinligi asikar bir gunah islerse, onun cezası, iki kat olur. Bu, Allah'a gore kolaydır

    [31] Ama kim Allah ve Resulune itaat eder, guzel ve makbul islere devam ederse ona da mukafatını iki misli verir ve ona cennette kıymetli bir nasip hazırlarız

    [32] Ey Peygamber hanımları! Siz herhangi bir kadın gibi degilsiniz. Takva sizin sıfatınız olduguna gore, namahrem erkeklere hitab ederken tatlı ve cilveli bir eda ile konusmayın ki kalbinde hastalık bulunan bir sahıs, seytani bir umide kapılmasın. Ciddi, olculu konusun

    [33] Hem vakarla evinizde durun da, daha onceki Cahiliye doneminde oldugu gibi suslenip dısarı cıkmayın,namazı hakkıyla ifa edin, zekatınızı verin,hulasa Allah ve Resulune itaat edin.Ey Peygamberin serefli hane halkı, ey Ehl-i beyt! Allah sizden her turlu kiri giderip sizi tertemiz yapmak istiyor

    [34] Oturun da evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve Resulullahın hikmetlerini anın.Allah muhakkak ki latif ve habirdir (ilmi en gizli seylere bile nufuz eder)

    [35] Allah'a teslim olan erkekler ve teslim olan kadınlar,Islam dinine iman eden erkekler ve iman eden kadınlar,taate devam eden erkekler ve taate devam eden kadınlar,durust erkekler ve durust kadınlar,sabreden erkekler ve sabreden kadınlar,mutevazı erkekler ve mutevazı kadınlar,hayır yolunda infak eden erkekler ve infak eden kadınlar,oruc tutan erkekler ve oruc tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar,Allah’ı cok zikreden erkekler ve cok zikreden kadınlar var ya,iste Allah onlara magfiret ve buyuk bir mukafat hazırlamıstır. [49,]

    [36] Allah ve Resulu herhangi bir meselede hukum bildirdikten sonra, hicbir erkek veya kadın muminin, o konuda baska bir tercihte bulunma hakları yoktur.Kim Allah'a ve Resulune isyan ederse besbelli bir sapıklıga dusmus olur

    [37] Hani hem Allah'ın nimet ve ihsanına, hem de senin iyiligine nail olmus olup da hanımını bosamaya karar vermis olarak sana danısmaya gelmis olan kisiye sen: “Esini yanında tut Allah’tan kork!” demistin.Allah’ın acıga cıkaracagı bir durumu icinde saklamıstın, cunku insanlardan cekinmistin. Halbuki asıl Allah’tan cekinmen gerekirdi.Neticede, Zeyd esini bosayıp onunla iliskisini kestikten sonra,Biz onu sana nikahladık ki, bundan boyle evlatlıkları, esleriyle iliskilerini kestikleri, onları bosadıkları zaman, o kadınlarla evlenmek hususunda muminlere bir gucluk olmasın. Allah’ın emri her zaman gerceklesir

    [38] Allah'ın, kendisine takdir edip helal kıldıgı bir hususu yerine getirmekte Peygambere herhangi bir gucluk yoktur.Sizden once gelip gecen peygamberler hakkında da Alah’ın kanunu boyle cari olmustur. Allah’ın emri, mutlaka yerini bulan bir kaderdir

    [39] Onlar oyle seckin kimselerdir ki Allah'ın buyruklarını teblig ederler, O’nu sayıp cekinirler, O’ndan baska kimseden cekinmezler. Hesaba ceken olarak Allah yeter

    [40] Muhammed icinizden hicbir erkegin babası degildir, lakin Allah'ın resulu ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her seyi hakkıyla bilir

    [41] Ey iman edenler! Allah'ı cok zikredin, O’nu sık sık anın. Sabah aksam O’nu takdis ve tenzih edin

    [42] Ey iman edenler! Allah'ı cok zikredin, O’nu sık sık anın. Sabah aksam O’nu takdis ve tenzih edin

    [43] O'dur ki sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin feyiz ve rahmet indirir, melaikesi de sizler icin dua ederler. O, muminlere gercekten pek merhametlidir

    [44] Allah'a kavusacakları gun: “Selam!” iltifatı ile karsılanırlar.O, onlara pek degerli ve comertce, bir mukafat hazırlamıstır

    [45] Ey sanlı Peygamber! Biz seni insanlar hakkında sahit, mujdeci, uyarıcı,Allah'ın izniyle O’nun yoluna davet eden bir peygamber ve aydınlatan bir lamba olarak gonderdik

    [46] Ey sanlı Peygamber! Biz seni insanlar hakkında sahit, mujdeci, uyarıcı,Allah'ın izniyle O’nun yoluna davet eden bir peygamber ve aydınlatan bir lamba olarak gonderdik

    [47] Sen, muminlere Allah'tan buyuk bir lutfa nail olacaklarını mujdele

    [48] Sakın kafirlere, munafıklara itaat etme, onların verdikleri sıkıntılara simdilik aldırma ve yalnız Allah'a dayan. Koruyucu olarak Allah yeter

    [49] Ey muminler! Mumin kadınlarla nikah akdi yapıp da onlara dokunmadan kendilerini bosayacak olursanız, onların iddet beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Bu durumda bagıslayacagınız hediyelerle onları memnun ederek guzel bir sekilde bosayın

    [50] Ey Peygamber! Biz, su gruplara dahil kadınları sana helal kıldık:Mehirlerini verdigin eslerini,Allah'ın sana harp esiri olarak verdigi cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcan kızlarını, halan kızlarını, dayın ve teyzen kızlarını,Bir de mehir istemeksizin kendisini Peygambere hibe eden ve Peygamberin de kendisini nikahlamak istedigi mumin kadını, diger muminlere degil, sadece sana mahsus olmak uzere helal kıldık.Bizim, muminlerin esleri ve ellerinin altındaki cariyeler hakkında gerekli kıldıgımız mehir gibi hususlar, zaten malumumuz olup onları bildirmistik. Hibe yoluyla mehirsiz evlenmeyi sana mahsus kılmamız, nikah konusunda senin icin bir gucluk olmaması icindir. Allah gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [51] Ey Peygamber, eslerinden diledigini bir sure ihmal edip diledigini de yanına alabilirsin. Kendisinden bir sure uzak durdugun eslerinden birini tekrar yanına almanda sana bir vebal yoktur.Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptıgın muameleden hepsinin hosnud olmaları yonunden daha munasiptir.Allah kalplerinizde olan her seyi bilir. Allah alimdir, halimdir (her seyi hakkıyla bilir, musamahası boldur)

    [52] Bundan boyle artık baska kadınlarla nikahlanman, bunları baska hanımlarla degistirmen, kendilerini guzel bulup begensen bile, sana helal degildir. Ancak elinin altındaki cariyeler bunun dısındadır. Allah her seyi gozetlemektedir

    [53] Ey iman edenler! Yemege izin verilmeksizin, vaktine de bakmaksızın, Peygamberin evine girmeyiniz. Fakat davet edildiginizde girin. Yemegi yiyince hemen dagılın, yemekten sonra sohbete dalmayın.Cunku bu hareketiniz Peygamberi rahatsız ediyor, lakin utandıgından, size karsı bir sey soylemiyordu.Oysa Allah, gercegi acıklamaktan cekinmez.Eger (muminlerin annelerinden) bir sey soracak veya isteyecek olursanız, onu perde arkasından isteyiniz. Boyle yapmanız, hem sizin hem de onların kalpleri yonunden daha nezihtir.Sizin Allah'ın Resulunu rahatsız etmeniz ve kendisinin vefatından sonra onun eslerini nikahlamanız asla helal degildir. Cunku bu, Allah katında buyuk bir gunahtır

    [54] Herhangi bir seyi acıga vursanız da, gizleseniz de bilin ki Allah her seyi pek iyi bilir

    [55] Peygamberin eslerine ve mumin kadınlara: Babaları, ogulları, kardesleri, kardeslerinin ogulları, kızkardeslerinin ogulları, Musluman kadınları ve malik oldukları koleler hakkında bir gunah yoktur. Bunlar onların evlerine gelebilir ve onlarla karsılasabilirler. Bununla beraber, ey Peygamber esleri, Allah'a karsı gelmekten sakının, cunku Allah her seye sahittir

    [56] Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat (rahmet ve sena) ederler.Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir ictenlikle selam verin

    [57] Allah ve Resulunu cirkin iddia ve davranıslarıyla incitenlere Allah dunyada da, ahirette de lanet etmis ve onları zelil eden bir azap hazırlamıstır

    [58] Mumin erkek ve mumin kadınlara haksız yere, kotu soz ve hareketleriyle eziyet edenler, bir iftira ve asikar bir gunah yuklenmislerdir

    [59] Ey Peygamber! Eslerine, kızlarına ve mumin kadınlara soyle: Ev dısına cıktıkları zaman dıs elbiselerini uzerlerine salıversinler. Boyle yapmaları onların iffetli tanınmaları ve kendilerine sarkıntılık edilerek incitilmemeleri yonunden en uygun bir davranıstır. Allah gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur). [24,31] {KM, I Korintos}

    [60] Munafıklar, kalplerinde bir hastalık (iman zayıflıgı) bulunanlar ve sehirde muminlerin kusurlarını arayarak kotu haber yayanlar, bu hallerinden vazgecmezlerse,Biz onlara karsı sana emir ve hakimiyet veririz de sonra orada ancak az bir zaman sana komsuluk edebilirler. Lanetlenirler, nerede rastlanırlarsa yakalanıp oldurulurler

    [61] Munafıklar, kalplerinde bir hastalık (iman zayıflıgı) bulunanlar ve sehirde muminlerin kusurlarını arayarak kotu haber yayanlar, bu hallerinden vazgecmezlerse,Biz onlara karsı sana emir ve hakimiyet veririz de sonra orada ancak az bir zaman sana komsuluk edebilirler. Lanetlenirler, nerede rastlanırlarsa yakalanıp oldurulurler

    [62] Allah'ın daha once gelip gecenler hakkındaki nizamı budur. Allah’ın nizamında asla bir degisiklik bulamazsın

    [63] Insanlar senden kıyamet saatini sorarlar. De ki: ona dair bilgi Allah'ın nezdindedir. Ne bilirsin belki de o saat yakındır

    [64] Allah kafirlere lanet etmis ve onlara alevli bir ates hazırlamıstır

    [65] Onlar onun icinde devamlı kalacak ve kendilerini koruyan veya yardımcı olan kimse bulamayacaklardır

    [66] Yuzleri ateste gah bu yana, gah obur yana cevrilecegi gun:“Ah!” derler, “ah ne olurdu!Keske Allah'a itaat etseydik, keske Peygambere itaat etseydik!”

    [67] “Ey ulu Rabbimiz!” derler, “sozun dogrusu, biz onderlerimizin ve buyuklerimizin dediklerine uyduk, ama onlar bizi yoldan saptırdılar.”

    [68] “Ey ulu Rabbimiz! Onlara azabın katmerlisini ver ve dehsetli bir lanetle onları rahmetinden uzaklastır!”

    [69] Ey iman edenler! Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Eziyet ettiler de, Allah onu, onların dediklerinden akladı, beri oldugunu ortaya koydu. O, Allah nezdinde pek itibarlı bir kisi idi

    [70] Ey iman edenler! Allah'a karsı gelmekten sakının ve hep dogru soz soyleyin ki Allah da islerinizi ve hallerinizi duzeltsin, gunahlarınızı affetsin.Kim Allah’a ve Resulune itaat ederse, pek buyuk bir mutluluk ve basarıya nail olur

    [71] Ey iman edenler! Allah'a karsı gelmekten sakının ve hep dogru soz soyleyin ki Allah da islerinizi ve hallerinizi duzeltsin, gunahlarınızı affetsin.Kim Allah’a ve Resulune itaat ederse, pek buyuk bir mutluluk ve basarıya nail olur

    [72] Biz emaneti goklere, yere, daglara teklif ettik de onlar bunu yuklenmekten kacındılar.Zira sorumlulugundan korktular, ama onu insan yuklendi. Insan (bu emanetin hakkını gozetmediginden) cidden cok zalim, cok cahildir

    [73] Bunun varacagı sonuc da, Allah'ın munafık erkekleri ve munafık kadınları, musrik erkek ve musrik kadınları cezalandırması, mumin erkek ve mumin kadınların ise tovbelerini kabul buyurması olacaktır. Allah gercekten gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    Surah 34
    Sebe'

    [1] Butun hamdler, guzel ovguler gercek ilah olan Allah'a mahsustur ki goklerde ve yerde olan her sey O’nundur.Ahirette de hamdler O’na mahsustur.O hakimdir, habirdir (tam hukum ve hikmet sahibidir, her seyden hakkıyla haberdardır)

    [2] Yere giren ve oradan cıkan, gokten inen ve oraya yukselen ne varsa O, hepsini bilir. O rahimdir, gafurdur (merhamet ve ihsanı boldur, cok affedicidir)

    [3] Kafirler: “Basımıza gelecek kıyamet (dirilme ve durusma) diye bir sey yok!” diye iddia ettiler.De ki: “Hayır! Rabbim hakkı icin o gelecektir! O gaybları bilen oyle bir Zattır ki O'nun ilminden goklerde ve yerde zerre miktarı birsey bile kacamaz.”Zerreden daha kucuk ve daha buyuk hic bir sey yoktur ki her seyi acıklayan kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasın

    [4] Boylece Allah, iman edip guzel ve makbul isler yapanları odullendirir. Iste onlara bir magfiret ve cok degerli bir nasib vardır

    [5] Ayetlerimize karsı koymak icin calısanlara, hukmumuzden kurtulacaklarını sananlara, igrenc ve gayet acı bir azap vardır

    [6] Kendilerine ilim nasib edilenler, sana indirilen kitabın, Rabbin tarafından gelen gercegin ta kendisi oldugunu ve o mutlak kudret sahibi, butun guzel ovgulere layık olan Allah'ın yolunu gosterdigini bilirler

    [7] Boyle iken kafirler kendi aralarında soyle dediler:“Siz olup de tamamen parcalandıktan ve curudukten sonra size yeniden yaratılacagınızı soyleyerek peygamberlik iddia eden bir adam gosterelim mi

    [8] Yalan uydurup onu Allah'a mı mal ediyor; yoksa kendisinde delilik mi var, bir turlu anlayamadık.”Hayır, oyle degil, ahirete inanmayanlar azap ve derin bir sapıklık icindedirler

    [9] Onlar gokte ve yerde onlerinde ne var, arkalarında ne var bakmadılar mı? Eger dilersek onları yerin dibine geciririz, yahut uzerlerine gokten parcalar dusururuz. Elbette bunda Rabbine yonelen her kul icin ibret vardır

    [10] Biz Davud'a tarafımızdan bir imtiyaz verdik: “Ey daglar! Ey kuslar! Onunla beraber tesbih edin, sevke gelip Allah’ın yuceligini terennum edin.” dedik.Ayrıca demiri ona yumusattık (demiri sekillendirme kudreti verdik) “Butun bedeni ortecek uzun zırhlar yap, onları dokumada intizama dikkat et ve siz de ey Davud ailesi! Hepiniz faydalı ve makbul isler yapınız, cunku Ben yaptıklarınızı goruyorum.” buyurduk. [21,80] {KM, Mezmurlar}

    [11] Biz Davud'a tarafımızdan bir imtiyaz verdik: “Ey daglar! Ey kuslar! Onunla beraber tesbih edin, sevke gelip Allah’ın yuceligini terennum edin.” dedik.Ayrıca demiri ona yumusattık (demiri sekillendirme kudreti verdik) “Butun bedeni ortecek uzun zırhlar yap, onları dokumada intizama dikkat et ve siz de ey Davud ailesi! Hepiniz faydalı ve makbul isler yapınız, cunku Ben yaptıklarınızı goruyorum.” buyurduk. [21,80] {KM, Mezmurlar}

    [12] Suleyman'ın emrine de ruzgarı verdik. Onun sabah gidisi bir aylık mesafe, aksam donusu de bir aylık mesafe idi. Onun istifadesi icin, erimis bakırı kaynagından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun onunde calısırlardı. Onlardan kim emrimizden saparsa, ona ates azabı tattırırdık. [21,81] {KM, I Krallar 7. bolum; II Tarihler}

    [13] O cinler ona kaleler, heykeller, havuz buyuklugunde canak ve legenler, sabit kazanlar gibi istedigi seyleri yaparlardı.Ey Davud hanedanı, sukur gayreti icinde olun. Kullarımdan geregi gibi sukredenler cok azdır

    [14] Suleyman'ın olum fermanını cıkarmamızdan sonra, cinler ve cevresindekiler onun oldugunu, ancak dayandıgı asasını bir agac kurdunun yemesi sonucunda, kendisinin yere yıkılmasından sonra anlayabildiler.O, yere dusunce cinler kesin olarak anladılar ki sayet gaybı bilmis olsalardı kendilerini zelil ve perisan eden angarya islerde devam edip gitmezlerdi

    [15] Gercekten Sebe' halkına, oturdukları diyarda bir ibret dersi vardı. Onların meskenleri sagdan soldan iki bahce ile cevrili idi. Peygamberleri kendilerine dedi ki: “Allah’ın nimetlerinden yiyiniz, iciniz, O’na sukrediniz. Ne hos bir diyar! Ne iyi, ne musamahalı ve bagıslayıcı bir Rab!”

    [16] Fakat onlar bu davete sırtlarını donduler, Biz de onların uzerlerine kukremis, hırcın mı hırcın, bendleri yıkan bir sel gonderdik.O guzelim bahcelerini, icinde sadece buruk yemisli, ılgınlık, biraz da dikeni cok, meyvesi az agaclardan ibaret bozulmus bahcelere cevirdik

    [17] Biz inkar ve nankorlukleri sebebiyle onları boylece cezalandırdık. Zaten nankorlukte cok ileri gidenden baskasını cezalandırır mıyız

    [18] Onların diyarlarıyla, feyz ve bereket verdigimiz kutlu beldeler arasında sırt sırta vermis, biri birinden gorulebilen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasında duzenli ulasım imkanları sagladık.“Oralarda geceler ve gunduzler boyunca, guven icinde gezin dolasın!” dedik

    [19] Fakat onlar: “Ya Rabbena, seferlerimizin arasını uzaklastır (sehirlerimiz birbirine cok yakın, bunların arasını uzat, daha uzun mesafelere gidelim, ulkemizi genislet) diye dua ettiler ve boylece kendilerine yazık ettiler.Biz de onları dillere destan olan, hayret ve ibretle bahsedilen masal haline getirdik, baska yerlere goc etmeleri suretiyle darmadagın ettik. Bunda elbette cok sabırlı, cok sukurlu olan kimselerin alacakları hayli ibretler vardır

    [20] Hakikaten Iblis onlar hakkındaki zan ve temennisini gerceklestirdi, muradına erdi. Muminlerden bir kısmı haric, onun pesine dustuler

    [21] Aslında seytanın onlar uzerinde bir sultası, zorlayıcı gucu yoktu. Ancak ahirete iman edeni, o konuda suphe eden kimselerden ayırt edip ortaya cıkaralım diye ona bu fırsatı verdik. Rabbin her seyi hakkıyla gozetlemektedir

    [22] De ki: “Allah'tan baska, tanrılıgını iddia ettiginiz seylere istediginiz kadar yalvarın durun bakalım, ele ne gecireceksiniz? Onların ne goklerde ne yerde, size verecekleri zerre kadar bir fayda yoktur.Onların oralarda en ufak bir ortaklıkları yoktur. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur

    [23] Allah'ın huzurunda, O’nun izin verdiginden baskasının sefaati fayda vermez. Nihayet o kıyamet saati dehsetinden duydukları korku gelince: O dirilenler birbirlerine “Rabbimiz neye hukmetti?” diye sorarlar.Otekiler: “Hak ve adalet neyi gerektiriyorsa o hukmu verdi.” derler. “O, yuceler Yucesi, buyukler Buyugudur.”

    [24] Soyle onlara: “Goklerden, yerden sizi rızıklandıran kimdir? (Onların cevaplarını beklemeden:) “Allah'dır” de! O halde ya biz veya siz, ikimizden biri dogru yol uzerinde veya besbelli bir sapıklıktayız.”

    [25] De ki: “Siz bizim suclarımızdan sorguya cekilecek degilsiniz, biz de sizin yaptıklarınızdan sorgulanacak degiliz.”

    [26] De ki: “Rabbimiz kıyamet gunu hepimizi bir araya toplayacak sonra da aramızdaki hukmu verecektir. O, tam adaletle hukmeden ve her seyi bilen bir hakimdir.”

    [27] De ki: “O'na serik saydıklarınızı bana gosterin bakayım! Hayır, oyle sey yok! Dogrusu su ki Allah, aziz ve hakimdir (mutlak galip olup tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [28] Ey Resulum! Biz seni butun insanlıga rahmetimizin mujdecisi, azabımızın uyarıcısı olarak gonderdik, lakin insanların ekserisi bunu bilmezler.

    [29] Bir de: “Eger dogru soyluyorsanız vad ettiginiz kıyamet ne zaman gerceklesecek?” derler.De ki: “Sizinle oyle bir bulusma gunumuz var ki ondan ne bir saat ileri gecebilirsiniz, ne de bir saat geri kalabilirsiniz.!”

    [30] Bir de: “Eger dogru soyluyorsanız vad ettiginiz kıyamet ne zaman gerceklesecek?” derler.De ki: “Sizinle oyle bir bulusma gunumuz var ki ondan ne bir saat ileri gecebilirsiniz, ne de bir saat geri kalabilirsiniz.!”

    [31] Kafirler: “Biz ne bu Kur'an’a, ne de bundan oncekilere inanırız.” derler. O zalimleri; sen, Rab’lerinin huzuruna durusma icin getirildiklerinde, birbirlerine laf atarken bir gorseydin! Zebun edilen, dunyada gucsuz bırakılanlar o kibirli olan onderlerine: “Ah! Sizin yuzunuzden bu hallere dustuk, siz olmasaydınız biz de iman edecektik!” diyecekler

    [32] Ote yandan dunyada iken kibirlenenler o zebun edilenlere, ezilenlere:“Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan uzaklastırdık.Bilakis, siz zaten suclu kimselerdiniz!”

    [33] Ezilenler de kibirlilere:“Hayır! Isiniz gucunuz, gece gunduz dolap!Siz daima Allah'a nankorluk etmemizi,Ona birtakım serikler uydurmamızı bizden isterdiniz” derler.Ve boyle atısırlarken hepsi, azabı gordukleri o esnada, pismanlıklarını iclerine atarlar...O inkarcıların boyunlarına atesten demir halkalar takarız.Bu, yaptıklarının adil bir karsılıgı degil midir

    [34] Uyarmak uzere Peygamber gonderdigimiz hicbir belde yoktur kionların ileri gelen, varlıklı ve sımarık olanları: “Biz sizinle gonderilen seyleri reddediyoruz, bunu boyle bilesiniz!” demis olmasınlar

    [35] Ve ilave ettiler: “Bizim malımız da, evladımız da sizinkinden daha fazla, sizden daha gucluyuz.Biz oyle iddia ettiginiz gibi azaba falan da ugrayacak degiliz!” [26,111; 11,27; 6,53-133]

    [36] De ki: “Rabbim diledigi kimsenin rızkını, nasibini bollastırır, dilediginin nasibini kısar. Ama insanların ekserisi bu gercegi bilmezler.”

    [37] Bizim nezdimizde size deger kazandıran sey, ne mallarınızın, ne de evlatlarınızın coklugu degildir.Su var ki, iman edip guzel ve makbul isler yapanlara bu gayretlerinden oturu kat kat mukafat verilecek ve onlar cennetin yuksek kosklerinde guven ve huzur icinde olacaklardır

    [38] Ayetlerimize karsı koymak icin Peygamberlerimizle mucadele edenlerve elimizden kacıp kurtulacaklarını zannedenler ise zorla getirilip azabın icine atılacaklardır

    [39] De ki: “Rabbim diledigi kimsenin nasibini bollastırır, dilediginin nasibini de kısar.Siz hayır yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerini doldurur. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

    [40] Gun gelecek, hepsini mahserde toplayacak, sonra da melaikeye: “Sunlar size mi tapıyorlardı?” diye soracaktır

    [41] Onlar: “Musriklerin iddialarından Seni tenzih ederiz. Bizim dostumuz, koruyucumuz onlar degil, sadece Sensin!Hayır, onlar bize degil, cinlere tapıyor ve ekserisi onlara inanıyorlardı.” diye cevap verirler

    [42] Iste bugun kiminiz kiminize ne fayda, ne de zarar vermeye guc yetiremezsiniz.O kafirlere de diyecegiz ki: “Yalan saydıgınız o ates azabını tadın da yalan mıymıs gercek miymis soyleyin bakalım!”

    [43] Kendilerine parlak deliller halinde ayetlerimiz okundugunda o zalimler:“Bu, baska degil, sırf sizi atalarınızın ibadet ettigi tanrılarınızdan uzaklastırmak isteyen bir adam!” dediler.Ve yine dediler ki: “Bu Kur'an baska degil, sırf bir iftira!”Ve yine kafirler, gercek kendilerine geldiginde “Bu besbelli bir buyuden baska bir sey degil!” dediler

    [44] Biz onlara Kur'an’dan once, okuyacakları kitaplar vermedik, keza senden once onları uyarmakla gorevli bir peygamber de gondermedik

    [45] Bunlardan, (Mekke musriklerinden) oncekiler de hakkı yalan saymıslardı.Halbuki bunların guc ve kuvveti onlarınkinin onda biri kadar bile degildir. Buna ragmen azabı engelleyemediler. Peygamberlerimi yalan saydılar ama, redlerine karsı Benim reddedisim nasıl olurmus, iyice gorduler

    [46] De ki: “Size bir tek nasihat edecegim: Ikiser ikiser veya teker teker Allah hakki icin durup dusunmenizi, hem sonra bu arkadasınızda delilikten eser olmadıgını iyice anlamanızı istiyorum.O, ancak siddetli bir azaptan once sizi sakındırmak icin gelen bir peygamberdir.”

    [47] De ki: “Sizden bu hizmetim icin hicbir ucret istemiyorum, (ucret sizin olsun!)Benim ucretim yalnız Allah'a aittir ve O, her seye sahittir.”

    [48] De ki: “Rabbim hakkı, gercegi, yerli yerine kor. O butun gaybları, butun gizlileri bilir.”

    [49] De ki: “Iste gercek geldi, butun acıklıgıyla ortaya cıktı. Yalan ve sahte olan ise sonup gitmeye mahkumdur.”

    [50] De ki: “Eger ben yoldan saparsam, kendi aleyhime olarak saparım. Sayet dogru yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyetmesi sayesindedir. O herseyi isitir, kullarına pek yakındır.”

    [51] Kıyamet gunu o kafirler can kaygısına dustukleri zaman bir gorsen! Artık kacacak hic bir yerleri yoktur ve cehenneme yakın bir yerde yakalanmıslardır

    [52] Is isten gectikten sonra “Peygambere inandık.” demektedirler; ama uzak yerden, ta dunyadan imanı nasıl alabilsinler

    [53] Halbuki daha once onu inkar etmislerdi ve uzak bir yerden gayba atıp tutuyorlardı

    [54] Neticede, tıpkı daha once benzerlerine yapıldıgı gibi, kendileriyle arzu ettikleri sey arasına sed cekilir.Cunku onlar, kıyamet hakkında gercekten insanları kotu zanna dusuren bir suphe icindeydiler

    Surah 35
    Fâtır

    [1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan ve melaikeyi iki, uc, dort... kanatlı elciler yapan Allah'a mahsustur. O, yaratıklarından, istedigine, diledigi kadar fazla ozellikler verir, Cunku O her seye kadirdir. {KM, Isaya 6,2; Hezekiel}

    [2] Allah'ın insanlara gonderecegi herhangi bir nimeti engelleyip tutacak guc bulunmaz. Onun vermedigini ise gonderecek kuvvet yoktur. O, oyle aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir). {KM, Eyub 12,14; Isaya}

    [3] Ey insanlar! Allah'ın uzerinizdeki nimetlerini hatırlayın: Dusunun: goklerden ve yerden sizi rızıklandıran Allah’tan baska bir yaratıcı mı var?Ondan baska tanrı yoktur. Boyle iken nasıl oluyor da (imandan inkara) cevriliyorsunuz

    [4] Eger seni yalancı sayarlarsa buna uzulme. Senden onceki peygamberler de yalanlandı. Butun isler nihai hukum icin Allah'a goturulur

    [5] Ey insanlar! Allah'ın vadi elbette gercektir, oyleyse sakın dunya hayatı sizi aldatmasın; o cok hilekar seytan da Allah’ın kerem ve merhametini ileri surerek sizi aldatmasın

    [6] Seytan sizin dusmanınızdır, oyleyse siz de onu dusman kabul edin.O kendi taraftarlarını, cehennemlik olmaya davet eder

    [7] Kafirlere siddetli bir ceza vardır.Iman edip guzel ve makbul isler yapanlara ise magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

    [8] Hic kotu isleri kendisine guzel gorunen kimse, iyilik edip durust isler isleyen kimse gibi olur mu?Allah diledigini sapıklıga, diledigini dogru yola iletir. O halde o insanlardan oturu uzulup kendini mahvetme! Cunku Allah onların butun yaptıklarını bilir

    [9] Allah o yuce Zattır ki ruzgarlar gonderir. Onlar bulutu kaldırır, derken onu olu bir beldeye sevk ederiz ve onunla olumunden sonra yeryuzune hayat veririz.Iste olulerin diriltilmesi de boyledir

    [10] Kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamiyle Allah'ındır.Guzel ve temiz sozler O’na yukselir. Amel-i salihi, guzel ve makbul isi de Allah yukseltir.Kotu isleri gizlice tasarlayıp kuranlara siddetli azap vardır.Onların kurdukları butun tuzaklar mahvolur

    [11] Allah sizi (atanız Ademi) topraktan, sonra(ki nesilleri de) nutfeden yarattı. Sonra sizi cift cift yaptı.Onun bilgisi dısında hicbir disi ne hamile kalır, ne de dogurur.Herhangi bir canlının omrunun uzaması veya kısaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır.Butun bunlar, Allah'a gore, elbette pek kolaydır

    [12] (Allah sınırsız miktarda birbirinden farklı varlıkları yaratabilir. Bu cumleden olarak) iki denizin suyu bir olmaz: su tatlı, icimi afiyetli, bogazdan kayıverir; o ise tuzlu, acıdır. Bununla beraber her iki denizden de taptaze et yersiniz ve takındıgınız inci gibi sus esyası cıkarırsınız.Allah'ın lutfundan nasip arayıp bulmak icin gemilerin suları yardıgını, denizlerde devamlı dolastıklarını gorursun. Umulur ki butun bu nimetlere sukredersiniz

    [13] O gah gunduzu kısaltarak geceyi uzatır, gah geceyi kısaltarak gunduzu uzatır.Gunes ve ayı emri altında hizmete kosturan da O'dur. Bunlardan her biri belirlenmis bir vadeye kadar akıp gider.Iste butun bunları yapan, Rabbiniz olan Allah’tır. Hakimiyet O’nundur. Ey musrikler Sizin O’ndan baska yalvardıgınız putlar ise bir cekirdek zarına bile hukmedemezler

    [14] Sayet siz onlara seslenirseniz cagrınızı isitemezler. Faraza isitseler bile size cevap veremezler.Kıyamet gunu ise sizin kendilerini, ibadette Allah'a ortak saymanızı reddedeceklerdir.Hic kimse sana, her seyi bilen Allah’ın gercekleri bildirmesi gibi haber veremez

    [15] Ey insanlar! Siz hepiniz Allah'a muhtacsınız. Hicbir seye ihtiyacı olmayan, her turlu ovgulere ve hamdlere layık olan ise ancak Allah’dır

    [16] O dilerse sizi ortadan kaldırır ve yerinize baska mahluklar yaratır. Bunu yapmak Allah'a zor degildir

    [17] O dilerse sizi ortadan kaldırır ve yerinize baska mahluklar yaratır. Bunu yapmak Allah'a zor degildir

    [18] Hic kimse bir baskasının gunahını yuklenmez.Eger cok agır bir yuk altında ezilen biri, tasıma isinde baskasını yardıma cagırırsa o akrabası da olsa, yukunden az bir kısmını bile tasımayı kabul etmez.Sen ancak Rab'lerini gormedikleri halde O’nu tazim eden ve namazlarını hakkıyla ifa edenleri uyarırsın (yani senin uyarman, pesin hukumlu inatcılara degil, ancak boyle yapmaya yatkın olanlara fayda verir).Kim gunahlarından temizlenir, arınırsa kendi lehine olarak arınır. Hepinizin donusu Allah’adır

    [19] Gorenle gormeyen (ama) bir olmaz.Karanlıklarla aydınlık,golge ile sıcak,dirilerle oluler de bir olmaz! (muminlerle kafirler bir olmaz).Allah, diledigine hakkı isittirir, Sen kabirde olanlara sesini elbette isittiremezsin

    [20] Gorenle gormeyen (ama) bir olmaz.Karanlıklarla aydınlık,golge ile sıcak,dirilerle oluler de bir olmaz! (muminlerle kafirler bir olmaz).Allah, diledigine hakkı isittirir, Sen kabirde olanlara sesini elbette isittiremezsin

    [21] Gorenle gormeyen (ama) bir olmaz.Karanlıklarla aydınlık,golge ile sıcak,dirilerle oluler de bir olmaz! (muminlerle kafirler bir olmaz).Allah, diledigine hakkı isittirir, Sen kabirde olanlara sesini elbette isittiremezsin

    [22] Gorenle gormeyen (ama) bir olmaz.Karanlıklarla aydınlık,golge ile sıcak,dirilerle oluler de bir olmaz! (muminlerle kafirler bir olmaz).Allah, diledigine hakkı isittirir, Sen kabirde olanlara sesini elbette isittiremezsin

    [23] Sen sadece uyarıcı bir peygambersin

    [24] Evet, Biz seni gercegin ta kendisine malik olarak, rahmetle mujdeleyen ve kafirleri azapla uyaran bir elci olarak gonderdik. Zaten uyaran bir peygamber gelmis olmayan hicbir millet yoktur

    [25] Eger seni yalancı sayarlarsa, uzulme. Bu yeni bir sey degil. Onlardan oncekiler de gercegi yalan saymıslardı. Resulleri onlara parlak deliller, kitaplar ve ozellikle aydınlatıcı bir kitapla gelmislerdi. (Amma nafile)

    [26] Sonra da Beni inkar edenleri tutup cezaya carptırdım. Benim reddedisim nasıl olurmus, gorsunler bakalım

    [27] Gormez misin ki Allah gokten bir su indirir. Onunla rengarenk, cesitli meyveler yetistiririz.Daglardan da beyaz, kızıl, siyah ve turlu turlu renklerde yollar var etmisizdir

    [28] Insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan yine boyle turlu renklerde olanlar vardır.Kulları icinde ancak alimler, Allah'ı gerektigi tarzda tazim ederler. Muhakkak ki Allah, aziz ve gafurdur (mutlak galiptir, cok affedicidir)

    [29] Allah'ın kitabını okuyup ona uyanlar, namazı hakkıyla ifa edenler ve kendilerine nasib ettigimiz imkanlardan, gizli ve asikar olarak hayır yolunda harcayanlar, ziyan ihtimali olmayan bir ticaret umarlar

    [30] Cunku Allah onlara mukafatlarını tam tamına verecek, ustelik lutfundan onlara fazlasını da ihsan edecektir. Zira o gafurdur, sekur'dur (kusurları bagıslar, kulların amellerini ve sukurlerini kabul edip fazlasıyla karsılık verir)

    [31] Ilahi kitaplar icinde sana vahyettigimiz bu kitap da, daha onceki kitapları tasdik eden ve gercegin ta kendisi olan bir kitaptır. Allah kullarının butun yaptıklarından haberdar olup onları gormektedir

    [32] Sonra Biz, kitabı sectigimiz kullarımıza miras verdik.Kullarımızdan kimi nefsine zulmeder. Kimi mutedildir, orta yolu tutar. Kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda one gecer. Iste buyuk lutuf budur

    [33] (Onların mukafatları) Adn cennetleridir. Oraya girerler, orada altın bilezikler, incilerle suslenirler, elbiseleri de ipektendir

    [34] Soyle derler: Hamdolsun bizden her turlu endiseyi gideren Allah'a! Gercekten Rabbimiz gafurdur, sekurdur (cok affedicidir, kullarının amellerini ve sukurlerini kabul edip mukafatlarını fazlasıyla verir). {KM, Vahiy}

    [35] Cunku O, lutfu ile bizi devamlı kalınacak olan yerde yerlestirdi. Burada artık bize ne yorgunluk dokunacak, ne de usanc gelecek

    [36] Kafirlere ise cehennem atesi var. Ne olum hukmu verilir ki olsunler, ne de atesin azabı hafifletilir.Biz iste Allah'ı ve nimetlerini inkar eden her nankoru boyle cezalandırırız. [2]

    [37] Onlar orada imdad istemek icin soyle feryad ederler:“Ey Ulu Rabbimiz! Ne olur, cıkar bizi buradan, dunyaya geri gonder de, daha once yaptıklarımızdan baska, guzel ve makbul isler yapalım!”Allah onlara soyle buyurur: “Biz, size, dusunup ibret alacak, gercegi gorecek kimsenin dusunecegi kadar bir omur vermedik mi?Hem size peygamber de gelip uyardı.Oyleyse tadın azabı! Zalimlerin hic bir yardımcısı yoktur!” [40,11-]

    [38] Allah goklerin ve yerin gayplarını bilir. O insanların kalplerinde olanları da tamamen bilir

    [39] Sizi dunyada halifeler, yani yoneticiler yapan O'dur. Kim inkar ederse onun kufru kendi aleyhinedir. Kafirlerin inkarı, Rab’leri nezdinde kendilerine gazaptan baska bir sey artırmaz. Kafirlerin inkarı onların sadece zararlarını fazlalastırır

    [40] De ki: Baksanıza, Allah'tan baska yalvardıgınız su seriklerinize!Gosterin bakalım bana: Dunyanın nerelerini yaratmıslar?Yoksa goklerin yaratılmasında mı Allah’a ortaklıkları var?Yoksa Biz onlara bir kitap verdik de onlar onun aydınlıgında mı bulunuyorlar?Sozun dogrusu su ki: Zalimler birbirlerine sadece yalan, dolan ve aldanma vad ederler

    [41] Gercek su ki: Gokleri ve yeri yok olmaktan koruyan, Yuce Allah'tır. Sayet onlar yıkılacak olursa onları Allah’tan baska kimse tutamaz. Dogrusu O halimdir, gafurdur (musamahalıdır, cezalandırmada aceleci degildir, cok affedicidir)

    [42] Kendilerini uyaracak bir peygamber geldigi takdirde, milletler icinde, hidayette en ileri derecede yer alacaklarına dair var gucleri ile yemin ettiler.Ama kendilerine bir peygamber gelip uyarınca bu, onların sadece nefretlerini artırdı

    [43] Sebebi ise: dunyada sırf boburlenip buyukluk taslamak ve bir de kotu bir tuzak kurmak istekleriydi.Halbuki kotu tuzak, sadece hazırlayanın ayagına dolanır, sadece onu perisan eder. Onlar daha oncekilerin ugradıkları feci akıbetten baska bir sey mi bekliyorlar?Sen Allah'ın nizamında hicbir tebdil, hicbir degisiklik bulamazsın

    [44] Dunyada hic dolasıp da, kendilerinden once yasamıs milletlerin akıbetlerinin nasıl olduguna bakmadılar mı? Onlar, bunlardan daha guclu idiler. Ne goklerde ve ne de yerde Allah'ı engelleyecek bir sey yoktur. Cunku O alimdir, kadirdir (her seyi hakkıyla bilir ve her seye gucu yeter)

    [45] Eger Allah insanları isledikleri gunahlar yuzunden cezalandıracak olsaydı, dunyada tek bir insan bile bırakmazdı; ama Allah onların cezasını belirlenmis bir vadeye kadar erteler.O vadeleri geldigi vakit hukmunu yerine getirip onları cezalandırır. Cunku Allah kullarını tamamen gormektedir. {KM, Mezmurlar}

    Surah 36
    Yâsîn

    [1] Ya sin

    [2] Hikmetli Kur'an’a andolsun

    [3] Sen elbette gonderilen resullerdensin

    [4] Dosdogru yol uzerindesin

    [5] O, aziz ve rahimden indirilen bir tenzil olup, ataları uyarılmamıs, haliyle, kendileri de gaflette giden, bir toplulugu uyarmak icin gonderilmissin

    [6] O, aziz ve rahimden indirilen bir tenzil olup, ataları uyarılmamıs, haliyle, kendileri de gaflette giden, bir toplulugu uyarmak icin gonderilmissin

    [7] Onların cogunun hakkında ilahi hukum hak olarak kesinlesti. Artık iman etmezler onlar

    [8] Boyunlarına oyle boyunduruklar koyduk ki onlar cenelerine dayanmaktadır. Boyunları yukarı, ceneleri kalkık, gozleri havada bir durumdadırlar

    [9] Hem onlerinden hem arkalarından bir set yaparak, oylesine cepecevre sardık ki,artık hic goremezler onlar

    [10] Kendilerine musavidir: ha uyardın onları, ha uyarmadın, artık iman etmezler onlar

    [11] Sen ey Resulum, su kimseyi uyar: Irsada can kulagıyla tabi olur, gormedigi Rahman'a saygı duyup O’ndan cekinir. Mujdele onu: Magfiret onun, serefli mukafat onun

    [12] Oluleri diriltecek Biz'iz.Yaptıkları her seyi ve butun izlerini bir bir kaydeden Biz’iz.Velhasıl her bir seyi, apacık bir kitap’ta sayıp doken Biz’iz

    [13] Sen simdi onlara bir misal getir:Malum sehir halkını, hani onlara da elciler gelmisti

    [14] Evet, iki resul gonderdik onlara,“Yalancı!” dediler onlara.Bunun uzerine, guclendirdik onları bir ucuncu resulle,Dediler hep birden: “Biz Allah'ın elcileriyiz size!”

    [15] Ahali dedi ki: “Dogrusu Rahman'ın indirdigi bir sey yok!Siz de bizim gibi bir besersiniz, evet evet... siz sadece yalancısınız!”

    [16] Resuller dediler: “Elbette biliyor Rabbimiz,Size gonderilen elcileriz biz.”

    [17] “Acıkca tebligden baska bir seyle yukumlu degiliz biz.”

    [18] Ahali dedi ki: “Ugursuzsunuz siz, sayet vazgecmezseniz, sizi taslarız, acı mı acı bir azap size dokundururuz.”

    [19] Resuller cevap verdiler:“Ugursuzlugunuz sizinle beraber, cunku siz imansızsınız, irsad edildiniz diye mi boyle soyluyorsunuz?Haddi asan toplumun tekisiniz siz!”

    [20] Derken... sehrin ote basından, kosarak bir adam geldi ve onlara dedi ki:“N'olur ey kavmim! Gelin siz bu resullere uyun!”

    [21] “Sizden bir ucret istemeyen, sizden hic menfaat beklemeyen, dosdogru yolda yuruyen bu kimselere uyun!”

    [22] “Hem ne olmus ki bana? Neden tapmayayım beni yaratana?Hem sizlerin de donusu ancak olacak O'na!”

    [23] “Hic O'ndan baska tanrı edinir miyim! Zira Rahman bana zarar vermek dilerse, onların sefaati fayda etmez, hem kurtaramazlar da...”

    [24] “O durumda ben, besbelli bir sapıklıkta olurum

    [25] Amma bakın:Ben Rabbinize inanıyorum, sizler de bunu isitmis olun!”

    [26] Ona “Buyur cennete gir!” denildi.O ise halkını hatırlayarak: “Ah halkım bir bilseydi!” dedi

    [27] “Ah bir bilseler: Rabbimin beni affettigini, beni ikramlara gark ettigini!”

    [28] Onun vefatından sonra, kavminin uzerine, gokten bir ordu indirmedik, zaten bu adetimizden de degildi

    [29] (Orduya ne luzum?), bir tek ses yeter! Bir de bakmıssınız: Sonup kalmıslar

    [30] Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her resul ile, mutlaka alay ederlerdi

    [31] Kendilerinden once nice nesilleri imha ettigimizi, ve onların da kendilerine donmedigini gormezler miydi

    [32] Hic kimse haric kalmamak uzere, hepsi huzurumuza toplanacaklar

    [33] Delil mi isterler? Iste olmus arz! Hayatı ona Biz veriyoruz.Oradan onların yiyecekleri habbeleri cıkarıyoruz. Kendileri de ondan yiyip dururlar

    [34] Orada uzum bagları ve hurmalıklar yaptık, orada pınarlar fıskırttık

    [35] Ta ki onun meyvelerinden yesinler,O meyveleri onlar yapmadılar,Hala sukretmez mi onlar

    [36] Munezzehtir o Allah, her noksandan munezzeh!Yerin bitirdigi her seyi, ve kendilerini, ve daha nice bilmedikleri seyleri cift yaratan, munezzehtir, Yucedir

    [37] Onlara bir delil de gecedir ki.Biz ondan gunduzu sıyırıp soyarız, birden karanlıga gomulurler

    [38] Gunes de bir delildir onlara, akar gider yorungesinde...O aziz ve alimin (o ustun kudret sahibinin ve her seyi bilenin), yaratması boyle olur iste

    [39] Ay icin de birtakım safhalar, duraklar tayin ettik; dolasa dolasa, nihayet eski hurma salkımının copu gibi kuru, sarı, kavisli bir hale gelir

    [40] Ne Gunes Ay'a kavusabilir, ne gece gunduzun onune gecebilir.O gok cisimlerinden her biri, birer yorungede akar, durur

    [41] Bir delil daha onlara:Nesillerini dopdolu gemilerde tasımamızdır

    [42] Biz, onlar icin, gemiye benzer, daha nice binekler yaratırız

    [43] Sayet dileseydik onları bogardıkNe feryatlarına kosan bir kimse bulabilir, ne de baska turlu kurtarılırlardı

    [44] Sadece Biz'den ulasacak bir rahmet ve onları bir vadeye kadar yasatma irademizle hayatta kalabilirler

    [45] Onlara ne zaman: “Hem gecmiste yaptıklarınıza, hem de istikbalde yapacaklarınıza dikkat edin!boylelikle merhamet edilmeye layık olun!” denilse, yuz cevirirler

    [46] Ne zaman Rab'lerinin ayetlerinden bir ayet, gelse, yuz cevirirler

    [47] Onlara ne zaman: “Allah'ın size lutfettiginden, siz de muhtaclar icin harcayın” denilse, kafirler muminlere soyle derler: “Size kalsa Allah’ın diledigi takdirde bol bol rızıklandıracagı kimseyi doyurmak bizim mi isimiz?Siz, boyle ne sapık dusunursunuz!”

    [48] Ve yine derler ki: “Eger dogru soyluyorsanız, bizi tehdid ettiginiz bu mezarlardan kalkma ne zaman

    [49] Onların bekledigi: Sadece bir ses!..Cekisip dururlarken kendilerini carpacak bir ses

    [50] Iste o zaman...Ne vasiyette bulunabilir, ne de evlerine donebilirler

    [51] Sura uflendi, “Kalk!” borusu caldı!..Iste mezarlarından kalkıp, Rab'lerinin huzurunda durusmaya kosuyorlar

    [52] “Eyvah bize! Kim kaldırdı bizi yatagımızdan?” diyorlar...“Iste Rahman'ın vadi: Resuller dogru soylerler!”

    [53] Butun olay, bir cagrıdan ibaret! Iste hepsi durusma icin toplanmıslar

    [54] Artık bugun, kimseye zulmedilmez, hakkınızdan baska size bir karsılık verilmez

    [55] Amma bugun cennetlikler, zevk ve eglence icindedirler

    [56] Hem kendileri, hem esleri golgeliklerde, tahtlarına kurulurlar

    [57] Orada turfanda yemisler onlara, hasılı istedikleri her sey onlara

    [58] Rabb-i Rahim'den sozle olan bir selam yine onlara

    [59] “Fakat bugun sizler, soyle bir tarafa cekilin ey mucrimler!”

    [60] “Ey Adem'in evlatları!Size emretmemis miydim:“Seytana tapmayın sakın!”“Cunku o size asikar dusman

    [61] Lakin Bana tapın: iste sırat-ı mustakim!”

    [62] Seytan, icinizden nice nesilleri saptırdı. Bunu dusunmeli degil miydiniz

    [63] Iste tehdid edildiginiz cehennem

    [64] Inkarınız sebebiyle bugun oraya girin

    [65] Bugun muhur vuracagız agızlarına, elleri Bize soyler, ayakları sahitlik eder, kendi yaptıklarına

    [66] Eger dileseydik gozlerini dumduz, silme kor ederdik, o zaman yola dokulur, hidayete ulasmak icin yarısırlardı.Fakat o takdirde nasıl gorebilirlerdi

    [67] Eger dileseydik, oldukları yerde, hemen bas ustu, mahiyetlerini degistirir, cirkin mi cirkin, tersyuz ederdik...Artık ne ileriye devam edebilir, ne de geriye donus yapabilirlerdi

    [68] Onlardan omrunu uzattıgımız kimsenin ise, hilkatini tersyuz ederiz.Hala akıllanmazlar mı

    [69] Biz Resul'e Kur’an ogrettik, siir ogretmedik, o zaten ona yarasmaz.O sırf bir irsad ve parlak bir Kur’an’dır

    [70] Yasayan her kisiyi uyarsın diye, boylece ilahi hukum kafirler hakkında kesinlessin diye, gonderilmistir

    [71] Sunu da gormediler mi:Ellerimizle yaptıgımız eserlerden kendileri icin davarlar yarattık da onlara malik bulunuyorlar

    [72] Onları emirlerine amade kıldık. Onlardan hem binek edinir, hem de yerler

    [73] Onlardan icecekler elde ederler, daha nice menfaatlerinden yararlanırlar. Hala sukretmezler mi

    [74] Tuttular, Allah'tan baska tanrılar pesine dustuler, guya ki yardıma nail olacaklar

    [75] O putlar kendilerine yardım edemezler, nasıl olur?Zaten bunlar, onlar icin hazırlanmıs askerler

    [76] O halde ey Resulum, uzulme sen onların laflarına, onların gizlediklerini de iyi biliriz, acıkladıklarını da, sen hic tasalanma

    [77] Insan sunu hic gorup dusunmedi mi:Biz kendisini bir nutfeden yaratmısken, yaman bir hasım kesildi Bize

    [78] Nasıl yaratıldıgını unutarak, bir de misal fırlattı Bize:“O curumus kemikleri kim diriltecek!” diye

    [79] De ki: “Onları ilk defa yaratan diriltir, hem O, yaratmanın her turlusunu bilir.”

    [80] O'dur ki sizin icin yesil agactan bir ates yaratır, siz de onu tutusturup durursunuz

    [81] Gokleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya olmaz mı kadir!Elbette kadir!Hallak O'dur, alim O’dur!(Her seyi yaratan, her seyi bilen O’dur)

    [82] Bir seyi dilediginde O'nun buyrugu, sadece “Ol!” demektir, hemen oluverir

    [83] Subhandır, munezzehdir o Zat ki, her sey uzerinde hakimiyet elindedir.Ve... hepinizin de donusu,O'na olacaktır

    Surah 37
    Saffât

    [1] Yemin ederim o saf saf dizilenlere

    [2] Sevk-u idare edip menedenlere

    [3] Kitap okuyanlara ki

    [4] Sizin ilahınız bir tek Ilahtır

    [5] O, hem goklerin, yerin ve ikisi arasında olan butun varlıkların, hem de Gunes'in butun dogus yerlerinin Rabbidir

    [6] Biz yere en yakın semayı yıldızlarla susledik

    [7] Ve orayı her turlu seytandan koruduk

    [8] Onlar Mele-i Ala'ya yukselip dinleyemezler ve her taraftan bombardımana tutulurlar

    [9] Dinlemeye kalksalar kovulup atılırlar. Hem onlar icin devamlı bir azap vardır

    [10] Ne var ki iclerinden birisi bir soz kırıntısı kapmayı basarırsa, derhal yakıcı ve delici bir ısın onu kovalar

    [11] Onlara bir sor bakalım: Kendileri mi yaratılısca daha guclu kuvvetli, yoksa Bizim diger yarattıklarımız mı? Dogrusu Biz onları, yapıskan bir camurdan yarattık

    [12] Ne var ki sen onların hasri inkar etmelerine sasırıyorsun, onlar ise seninle alay ederler

    [13] Kendilerine nasihat edildiginde uyarmaları dikkate almazlar

    [14] Gercegi gosteren bir delil veya bir mucize gorseler, baskalarını da onunla alay etmeye cagırır ve “Bu, derler, besbelli bir sihir! Demek biz oldukten, hem de curumus kemik ve toz toprak haline geldikten sonra, biz mi dirilecek misiz! Gelmis gecmis babalarımız ve dedelerimiz de mi dirilecekler!”

    [15] Gercegi gosteren bir delil veya bir mucize gorseler, baskalarını da onunla alay etmeye cagırır ve “Bu, derler, besbelli bir sihir! Demek biz oldukten, hem de curumus kemik ve toz toprak haline geldikten sonra, biz mi dirilecek misiz! Gelmis gecmis babalarımız ve dedelerimiz de mi dirilecekler!”

    [16] Gercegi gosteren bir delil veya bir mucize gorseler, baskalarını da onunla alay etmeye cagırır ve “Bu, derler, besbelli bir sihir! Demek biz oldukten, hem de curumus kemik ve toz toprak haline geldikten sonra, biz mi dirilecek misiz! Gelmis gecmis babalarımız ve dedelerimiz de mi dirilecekler!”

    [17] Gercegi gosteren bir delil veya bir mucize gorseler, baskalarını da onunla alay etmeye cagırır ve “Bu, derler, besbelli bir sihir! Demek biz oldukten, hem de curumus kemik ve toz toprak haline geldikten sonra, biz mi dirilecek misiz! Gelmis gecmis babalarımız ve dedelerimiz de mi dirilecekler!”

    [18] De ki: “Evet, diriltilecek, hem de zelil ve perisan bir vaziyette diriltileceksiniz

    [19] Bu is icin sadece bir tek emir yeter! Bir de bakarsınız ki hepsi dirilmis, etraflarına bakınıyorlar

    [20] “Eyvah, bize!” derler, “Iste bize bahsedilen hesap gunu!”

    [21] Melekler de: “Evet, evet bu, sizin yalan saydıgınız hukum gunudur!” derler

    [22] Yuce Allah meleklere soyle emreder: “O zalim musrikleri, yoldaslarını ve Allah'tan baska putlastırdıkları nesneleri toplayın ve hepsini dogru cehenneme sevk edin! Hem tutuklayın onları, cunku sorguya cekilecekler!”

    [23] Yuce Allah meleklere soyle emreder: “O zalim musrikleri, yoldaslarını ve Allah'tan baska putlastırdıkları nesneleri toplayın ve hepsini dogru cehenneme sevk edin! Hem tutuklayın onları, cunku sorguya cekilecekler!”

    [24] Yuce Allah meleklere soyle emreder: “O zalim musrikleri, yoldaslarını ve Allah'tan baska putlastırdıkları nesneleri toplayın ve hepsini dogru cehenneme sevk edin! Hem tutuklayın onları, cunku sorguya cekilecekler!”

    [25] Ne oldu size, neden birbirinize yardım etmiyorsunuz

    [26] Dogrusu bugun onlar birbirini yardımdan mahrum bırakıp azaba teslim etmisler, acz icinde kıvranmaktadırlar

    [27] Birbirlerine donup itham ederek karsılıklı soru yoneltirler

    [28] Tabi olanlar onderlerine: “Siz, derler, bize (en cok onem verdigimiz taraftan), sag cihetten gelir, ısrarla size tabi olmamızı isterdiniz?”

    [29] “Hayır, bilakis! derler oburleri, siz zaten iman eden kimseler degildiniz. Hem bizim, sizi zorlayacak bir gucumuz yoktu ki! Bilakis, siz azgın bir guruh idiniz!”“Ne dersek bos! Artık Rabbimizin azap hukmu hakkımızda kesinlesti. Biz hak ettigimiz cezayı mutlaka tadacagız. Evet, sizi biz kıskırttık, cunku biz de azmıs durumdaydık.”

    [30] “Hayır, bilakis! derler oburleri, siz zaten iman eden kimseler degildiniz. Hem bizim, sizi zorlayacak bir gucumuz yoktu ki! Bilakis, siz azgın bir guruh idiniz!”“Ne dersek bos! Artık Rabbimizin azap hukmu hakkımızda kesinlesti. Biz hak ettigimiz cezayı mutlaka tadacagız. Evet, sizi biz kıskırttık, cunku biz de azmıs durumdaydık.”

    [31] “Hayır, bilakis! derler oburleri, siz zaten iman eden kimseler degildiniz. Hem bizim, sizi zorlayacak bir gucumuz yoktu ki! Bilakis, siz azgın bir guruh idiniz!”“Ne dersek bos! Artık Rabbimizin azap hukmu hakkımızda kesinlesti. Biz hak ettigimiz cezayı mutlaka tadacagız. Evet, sizi biz kıskırttık, cunku biz de azmıs durumdaydık.”

    [32] “Hayır, bilakis! derler oburleri, siz zaten iman eden kimseler degildiniz. Hem bizim, sizi zorlayacak bir gucumuz yoktu ki! Bilakis, siz azgın bir guruh idiniz!”“Ne dersek bos! Artık Rabbimizin azap hukmu hakkımızda kesinlesti. Biz hak ettigimiz cezayı mutlaka tadacagız. Evet, sizi biz kıskırttık, cunku biz de azmıs durumdaydık.”

    [33] O halde o gun hepsi azap cekmekte musterektirler

    [34] Iste Biz suclulara boyle davranırız

    [35] Cunku onlara “Allah'tan baska ilah yok!” denildiginde, kibirlenip kafa tutarlar ve: “Deli bir sairin sozune bakarak hic biz ilahlarımızı bırakır mıyız, olacak is mi bu?” derlerdi

    [36] Cunku onlara “Allah'tan baska ilah yok!” denildiginde, kibirlenip kafa tutarlar ve: “Deli bir sairin sozune bakarak hic biz ilahlarımızı bırakır mıyız, olacak is mi bu?” derlerdi

    [37] Hayır! o deli degildir. O size gercegin ta kendisini getiren ve butun peygamberleri tasdik eden bir resuldur

    [38] Siz yarın ahirette elbette o acı azabı tadacaksınız. Ama aslında siz sadece yaptıklarınızın karsılıgını goreceksiniz (yoksa size bundan fazla bir azap verilmeyecek)

    [39] Siz yarın ahirette elbette o acı azabı tadacaksınız. Ama aslında siz sadece yaptıklarınızın karsılıgını goreceksiniz (yoksa size bundan fazla bir azap verilmeyecek)

    [40] (Lakin Allah'ın) ihlasa erdirdigi kulları, yaptıklarının mukafatını, kat kat fazlasıyla alacaklardır. [103;]

    [41] Onların, tarife hacet olmayan, her yonden mukemmel bir nasipleri vardır, onlara meyveler vardır. Ve onlar hep izzet ve ikramla agırlanırlar

    [42] Onların, tarife hacet olmayan, her yonden mukemmel bir nasipleri vardır, onlara meyveler vardır. Ve onlar hep izzet ve ikramla agırlanırlar

    [43] Naim cennetlerinde, karsılıklı tahtlar uzerinde otururlar. Kaynagından taze doldurulmus, berrak mı berrak, icenlere pek hos gelen, icinde zararlı ve sersemletici sey olmayan, sarhos da etmeyen icecekler, dolu dolu kadehlerle etraflarında fır donen hizmetciler tarafından ikram edilir

    [44] Naim cennetlerinde, karsılıklı tahtlar uzerinde otururlar. Kaynagından taze doldurulmus, berrak mı berrak, icenlere pek hos gelen, icinde zararlı ve sersemletici sey olmayan, sarhos da etmeyen icecekler, dolu dolu kadehlerle etraflarında fır donen hizmetciler tarafından ikram edilir

    [45] Naim cennetlerinde, karsılıklı tahtlar uzerinde otururlar. Kaynagından taze doldurulmus, berrak mı berrak, icenlere pek hos gelen, icinde zararlı ve sersemletici sey olmayan, sarhos da etmeyen icecekler, dolu dolu kadehlerle etraflarında fır donen hizmetciler tarafından ikram edilir

    [46] Naim cennetlerinde, karsılıklı tahtlar uzerinde otururlar. Kaynagından taze doldurulmus, berrak mı berrak, icenlere pek hos gelen, icinde zararlı ve sersemletici sey olmayan, sarhos da etmeyen icecekler, dolu dolu kadehlerle etraflarında fır donen hizmetciler tarafından ikram edilir

    [47] Naim cennetlerinde, karsılıklı tahtlar uzerinde otururlar. Kaynagından taze doldurulmus, berrak mı berrak, icenlere pek hos gelen, icinde zararlı ve sersemletici sey olmayan, sarhos da etmeyen icecekler, dolu dolu kadehlerle etraflarında fır donen hizmetciler tarafından ikram edilir

    [48] Yanlarında, kocalarından baskasının yuzune bakmayan, yumusak bakıslı, guzel gozlu, gun yuzu gormemis yumurtanın pembe beyaz renginde esleri de olacaktır

    [49] Yanlarında, kocalarından baskasının yuzune bakmayan, yumusak bakıslı, guzel gozlu, gun yuzu gormemis yumurtanın pembe beyaz renginde esleri de olacaktır

    [50] Birbirleriyle sohbete girerler

    [51] Derken biri der ki: “Sahi, benim de yakın bir arkadasım vardı. Yanıma gelir, igneli igneli “Sen de mi, derdi, bu masala inananlar arasında yer alıyorsun? Yani biz olup curumus kemik, toz toprak haline geldikten sonra, biz mi dirilip hesap verecegiz, buna da inanılır mı?”

    [52] Derken biri der ki: “Sahi, benim de yakın bir arkadasım vardı. Yanıma gelir, igneli igneli “Sen de mi, derdi, bu masala inananlar arasında yer alıyorsun? Yani biz olup curumus kemik, toz toprak haline geldikten sonra, biz mi dirilip hesap verecegiz, buna da inanılır mı?”

    [53] Derken biri der ki: “Sahi, benim de yakın bir arkadasım vardı. Yanıma gelir, igneli igneli “Sen de mi, derdi, bu masala inananlar arasında yer alıyorsun? Yani biz olup curumus kemik, toz toprak haline geldikten sonra, biz mi dirilip hesap verecegiz, buna da inanılır mı?”

    [54] “Simdi ister misiniz onu size gostereyim?” Onlar da arzu edince, derhal bir tarama yapıp onu cehennemin tam ortasında bulur.“Vallahi, nerdeyse beni de dustugun o helake surukleyecektin! Rabbimin hidayet nimeti yetismeseydi, eli kolu kelepceli getirilip o azaba atılanlardan olacaktım!”

    [55] “Simdi ister misiniz onu size gostereyim?” Onlar da arzu edince, derhal bir tarama yapıp onu cehennemin tam ortasında bulur.“Vallahi, nerdeyse beni de dustugun o helake surukleyecektin! Rabbimin hidayet nimeti yetismeseydi, eli kolu kelepceli getirilip o azaba atılanlardan olacaktım!”

    [56] “Simdi ister misiniz onu size gostereyim?” Onlar da arzu edince, derhal bir tarama yapıp onu cehennemin tam ortasında bulur.“Vallahi, nerdeyse beni de dustugun o helake surukleyecektin! Rabbimin hidayet nimeti yetismeseydi, eli kolu kelepceli getirilip o azaba atılanlardan olacaktım!”

    [57] “Simdi ister misiniz onu size gostereyim?” Onlar da arzu edince, derhal bir tarama yapıp onu cehennemin tam ortasında bulur.“Vallahi, nerdeyse beni de dustugun o helake surukleyecektin! Rabbimin hidayet nimeti yetismeseydi, eli kolu kelepceli getirilip o azaba atılanlardan olacaktım!”

    [58] Sonra cennetteki arkadaslarına donerek: “O ilk olumumuzden sonra artık bize burada olum olmayacak degil mi, o azap bize hic ulasmayacak degil mi? Ne guzel! Sukurler olsun! Iste kurtulus, iste buyuk basarı diye buna derler. Calısanlar, asıl, boyle bir basarı elde etmek icin calıssınlar!”

    [59] Sonra cennetteki arkadaslarına donerek: “O ilk olumumuzden sonra artık bize burada olum olmayacak degil mi, o azap bize hic ulasmayacak degil mi? Ne guzel! Sukurler olsun! Iste kurtulus, iste buyuk basarı diye buna derler. Calısanlar, asıl, boyle bir basarı elde etmek icin calıssınlar!”

    [60] Sonra cennetteki arkadaslarına donerek: “O ilk olumumuzden sonra artık bize burada olum olmayacak degil mi, o azap bize hic ulasmayacak degil mi? Ne guzel! Sukurler olsun! Iste kurtulus, iste buyuk basarı diye buna derler. Calısanlar, asıl, boyle bir basarı elde etmek icin calıssınlar!”

    [61] Sonra cennetteki arkadaslarına donerek: “O ilk olumumuzden sonra artık bize burada olum olmayacak degil mi, o azap bize hic ulasmayacak degil mi? Ne guzel! Sukurler olsun! Iste kurtulus, iste buyuk basarı diye buna derler. Calısanlar, asıl, boyle bir basarı elde etmek icin calıssınlar!”

    [62] “Simdi iyi dusunun!” buyurur Yuce Allah, “Sonuc olarak boylesi bir mutluluk mu iyidir, yoksa zakkum agacı mı? Biz onu zalimler icin bir dert ve azap yaptık.O oyle bir agactır ki cehennemin ta dibinden cıkar. Meyveleri: sanki seytanların basları!”

    [63] “Simdi iyi dusunun!” buyurur Yuce Allah, “Sonuc olarak boylesi bir mutluluk mu iyidir, yoksa zakkum agacı mı? Biz onu zalimler icin bir dert ve azap yaptık.O oyle bir agactır ki cehennemin ta dibinden cıkar. Meyveleri: sanki seytanların basları!”

    [64] “Simdi iyi dusunun!” buyurur Yuce Allah, “Sonuc olarak boylesi bir mutluluk mu iyidir, yoksa zakkum agacı mı? Biz onu zalimler icin bir dert ve azap yaptık.O oyle bir agactır ki cehennemin ta dibinden cıkar. Meyveleri: sanki seytanların basları!”

    [65] “Simdi iyi dusunun!” buyurur Yuce Allah, “Sonuc olarak boylesi bir mutluluk mu iyidir, yoksa zakkum agacı mı? Biz onu zalimler icin bir dert ve azap yaptık.O oyle bir agactır ki cehennemin ta dibinden cıkar. Meyveleri: sanki seytanların basları!”

    [66] Iste o zalimler bunları yer ve karınlarını tıka basa doldururlar

    [67] Zakkum yemeginin ustune, barsakları parcalayan irin karısık kaynar su icerler

    [68] Sonra donusleri, suphesiz atese olacaktır

    [69] Onlar atalarını haktan sapmıs durumda buldular

    [70] Bunlar da onların izlerinde kosmaya can atıyorlar

    [71] Daha once yasayan insanların ekserisi de yoldan sapmıslardı. Biz de onları uyarıp gercegi gosteren peygamberler gondermistik

    [72] Daha once yasayan insanların ekserisi de yoldan sapmıslardı. Biz de onları uyarıp gercegi gosteren peygamberler gondermistik

    [73] Iste bak ve dusun: O uyarılanların akıbeti nice oldu

    [74] Ancak, iclerinden Allah'ın imana ve ihlasa muvaffak kıldıgı kullar, elcileri dinleyip o kotu akıbetten kurtuldular

    [75] Nitekim Nuh Bize yalvardı da, Biz onun duasını ne de guzel kabul buyurduk

    [76] Onu, ailesini ve yanındaki muminleri o muthis felaketten kurtardık

    [77] Hayatta kalıp payidar olmayı da onun soyuna has kıldık

    [78] Sonraki nesiller icinde de ona iyi bir nam bıraktık

    [79] “Butun milletler icinden selam var Nuh'a!”

    [80] Biz iyileri iste boyle odullendiririz

    [81] Gercekten o, Bizim tam inanmıs has kullarımızdandı

    [82] Sonra da oburlerini, o zalim kafirleri suda bogduk

    [83] Ibrahim de, suphesiz onun taraftarlarından biriydi

    [84] O, Rabbine tertemiz bir kalb ile yoneldi

    [85] Babasına ve halkına soyle dedi: “Nedir bu tapındıgınız nesneler? Ille de bir iftira, bir yalan olsun diye mi Allah'tan baska mabud arıyorsunuz!Siz Rabbulalemin’i ne zannediyorsunuz

    [86] Babasına ve halkına soyle dedi: “Nedir bu tapındıgınız nesneler? Ille de bir iftira, bir yalan olsun diye mi Allah'tan baska mabud arıyorsunuz!Siz Rabbulalemin’i ne zannediyorsunuz

    [87] Babasına ve halkına soyle dedi: “Nedir bu tapındıgınız nesneler? Ille de bir iftira, bir yalan olsun diye mi Allah'tan baska mabud arıyorsunuz!Siz Rabbulalemin’i ne zannediyorsunuz

    [88] Bir bayram gunu, Ibrahim halkın icinde iken yıldızlara bir goz atıp: “Ben, galiba hastayım!” dedi

    [89] Bir bayram gunu, Ibrahim halkın icinde iken yıldızlara bir goz atıp: “Ben, galiba hastayım!” dedi

    [90] Derhal onun yanından uzaklastılar

    [91] O da caktırmadan putların yanına sokuldu. Onlara takdim edilmis oylece duran yemekleri gorunce: “Buyursanıza, neden yemiyorsunuz?” Neyiniz var, neden konusmuyorsunuz?” dedi

    [92] O da caktırmadan putların yanına sokuldu. Onlara takdim edilmis oylece duran yemekleri gorunce: “Buyursanıza, neden yemiyorsunuz?” Neyiniz var, neden konusmuyorsunuz?” dedi

    [93] Hiddetini tutamıyarak iyice yaklasıp putlara kuvvetli bir darbe indirdi

    [94] Bunu haber alan halk telasla ve sur'atle onun yanına gittiler

    [95] O da: “A! Siz ellerinizle yonttugunuz bu heykellere mi tapıyorsunuz? Halbuki sizi de yaptıgınız seyleri de yaratan Yuce Allah'tır.” dedi

    [96] O da: “A! Siz ellerinizle yonttugunuz bu heykellere mi tapıyorsunuz? Halbuki sizi de yaptıgınız seyleri de yaratan Yuce Allah'tır.” dedi

    [97] Sonunda: “Haydin, dediler, onun icin bir odun yıgını hazırlayın da onu atesin icine atın!.”

    [98] Ona tuzak hazırlamak istediler, ama Biz heveslerini kursaklarında bıraktık. Asıl kendilerini perisan ettik

    [99] Ibrahim dedi ki: “Ben, Rabbimin gitmemi emrettigi yere dogru gidiyorum, O elbet bana yol gosterecektir.”

    [100] “Ya Rabbi, salih evlatlar lutfet bana!”

    [101] Biz de ona aklı basında bir ogul mujdeledik

    [102] Cocuk buyuyup yanında kosacak caga erisince bir gun ona: “Evladım, dedi, ben ruyamda seni kurban etmeye giristigimi goruyorum, nasıl yaparız bu isi, sen ne dersin bu ise!”Oglu: “Babacıgım! dedi, hic dusunup cekinme, sana Allah tarafından ne emrediliyorsa onu yap. Allah'ın izniyle benim de sabırlı, dayanıklı biri oldugumu goreceksin!”. [19,54-55] {KM, Cıkıs}

    [103] Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olup, Ibrahim oglunu sakagı uzere yere yatırıp, Biz de ona: “Ibrahim! Ruyanın geregini yerine getirdin (onu kurban etmekten seni muaf tuttuk)” deyince (onları buyuk bir sevinc kapladı). Biz iyileri iste boyle odullendiririz

    [104] Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olup, Ibrahim oglunu sakagı uzere yere yatırıp, Biz de ona: “Ibrahim! Ruyanın geregini yerine getirdin (onu kurban etmekten seni muaf tuttuk)” deyince (onları buyuk bir sevinc kapladı). Biz iyileri iste boyle odullendiririz

    [105] Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olup, Ibrahim oglunu sakagı uzere yere yatırıp, Biz de ona: “Ibrahim! Ruyanın geregini yerine getirdin (onu kurban etmekten seni muaf tuttuk)” deyince (onları buyuk bir sevinc kapladı). Biz iyileri iste boyle odullendiririz

    [106] Bu, gercekten pek buyuk bir imtihandı

    [107] Ogluna bedel ona buyuk bir kurbanlık verdik

    [108] Sonraki nesiller icinde ona da iyi bir nam bıraktık: ki o da, butun milletler tarafından soyle denilmesidir

    [109] “Selam olsun Ibrahim'e!”

    [110] Biz iyileri iste boyle odullendiririz

    [111] Gercekten o Bizim tam inanmıs has kullarımızdandı

    [112] Biz de ona, salih kisilerden, ustelik peygamber olacak bir evladı, Ishak'ı mujdeledik

    [113] Kendisine de Ishak'a da feyiz ve bereketler verdik. Onların neslinden gelenler arasında iyi davranan da var, kendi nefsine acıkca zulmeden de

    [114] Biz Musa ile Harun'a da nubuvvet vererek ihsanda bulunduk

    [115] Onları da, milletlerini de muthis bir gaileden kurtardık

    [116] Hem onlara yardım ettik de, galip gelenler onlar oldular

    [117] Kendilerine gercekleri apacık gosteren o kitabı verdik

    [118] Onları dogru yola ilettik

    [119] Sonraki nesiller icinde onlara da iyi bir nam bıraktık

    [120] “Selam olsun Musa ile Harun'a”

    [121] Biz iyileri iste boyle odullendiririz

    [122] Gercekten onlar, Bizim tam inanmıs has kullarımızdandı

    [123] Ilyas da suphesiz resullerdendi

    [124] Hani o halkına soyle demisti: Siz hala sirkten ve gunahlardan sakınmayacak mısınız? Sizin de, gelip gecmis atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı, o Mukemmel Yaradanı bırakıp hala Ba’l’e tapmaya mı devam edeceksiniz? {KM, I Krallar}

    [125] Hani o halkına soyle demisti: Siz hala sirkten ve gunahlardan sakınmayacak mısınız? Sizin de, gelip gecmis atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı, o Mukemmel Yaradanı bırakıp hala Ba’l’e tapmaya mı devam edeceksiniz? {KM, I Krallar}

    [126] Hani o halkına soyle demisti: Siz hala sirkten ve gunahlardan sakınmayacak mısınız? Sizin de, gelip gecmis atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı, o Mukemmel Yaradanı bırakıp hala Ba’l’e tapmaya mı devam edeceksiniz? {KM, I Krallar}

    [127] Fakat bunlar onu yalancı saydılar. Bundan oturu de, onlar tutuklanıp hesap gunu mutlaka yargılanacak ve cehenneme goturuleceklerdir

    [128] Ancak Allah'ın ihlasa erdirdigi kulları boyle olmaz

    [129] Sonraki nesiller icinde ona da iyi bir nam bıraktık. “Selam olsun Ilyas'a!”

    [130] Sonraki nesiller icinde ona da iyi bir nam bıraktık. “Selam olsun Ilyas'a!”

    [131] Biz iyileri iste boyle odullendiririz

    [132] Gercekten o bizim tam inanmıs has kullarımızdandı

    [133] Lut da suphesiz, resullerdendi

    [134] Onun suclu kentini cezalandırırken, geride kalanlar arasında yer alan yaslı esi haric, kendisini ve ailesini kurtardık

    [135] Onun suclu kentini cezalandırırken, geride kalanlar arasında yer alan yaslı esi haric, kendisini ve ailesini kurtardık

    [136] Sonra da otekileri imha ettik

    [137] Siz de sabah aksam onların diyarlarına ugrarsınız. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız

    [138] Siz de sabah aksam onların diyarlarına ugrarsınız. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız

    [139] Yunus da suphesiz resullerdendi

    [140] Hani o, Rabbinden izinsiz kacıp yolcusunu doldurmus gemiye kendini atmıstı

    [141] Kur'a cekmis, kur’ada kaybedenlerden olunca denize atılmıstı

    [142] O yaptıgından oturu pisman bir vaziyette iken balık onu yutuverdi

    [143] Sayet Allah'ı cok zikreden, ibadetli kimselerden olmasaydı, ta mahsere kadar onun karnında kalırdı

    [144] Sayet Allah'ı cok zikreden, ibadetli kimselerden olmasaydı, ta mahsere kadar onun karnında kalırdı

    [145] Derken Biz onu agacsız cıplak bir sahile attık, o bitkin bir halde idi

    [146] Uzerine golge yapması icin, orada asma kabak cinsinden bir agac bitirdik

    [147] Biz onu yuz bin nufuslu bir sehre gondermistik, hatta gittikce nufusları artıyordu da. {KM, Yunus}

    [148] Yunus onları tekrar hakka cagırınca, bu sefer iman ettiler. Biz de belirli bir sureye kadar onları hayattan istifade ettirdik

    [149] Onlara (Mekkelilere) sor bakalım: (hala sirklerine devam edip) kız evlatları senin Rabbine, erkek evlatları da kendilerine mi isnad edecekler? [1]

    [150] Yoksa Biz melekleri disi yaratmısız da onlar buna sahit mi olmuslar

    [151] Haberiniz olsun ki onlar sırf iftira ederek “Allah dogurdu” derler. Onlar yalancıların ta kendileridirler

    [152] Haberiniz olsun ki onlar sırf iftira ederek “Allah dogurdu” derler. Onlar yalancıların ta kendileridirler

    [153] Allah kızları ogullara tercih mi etmis

    [154] Ne olmus size, aklınızı mı kaybettiniz? Ne bicim hukum veriyorsunuz oyle

    [155] Hala dusunup Allah'ın bundan munezzeh oldugunu anlamayacak mısınız

    [156] Ne o, yoksa sizin acık bir deliliniz mi var

    [157] Eger iddianızda tutarlı iseniz getirin o kitabınızı

    [158] Bir de tutup Allah ile melekler arasında bir soy bagı uydurdular! Ama o melekler, bunu iddia eden musriklerin yargılanıp cehenneme tıkılacaklarını pek iyi bilirler

    [159] Ve soyle derler: “Allah onların iddia ettikleri seylerden munezzehtir, cok yucedir.”

    [160] Ancak Allah'ın ihlasa erdirdigi kulları boyle olmaz, cehenneme goturulmezler

    [161] “Ey musrikler! Ne siz, ne de sizin Allah'tan baska ibadet ettikleriniz, -ille de cehenneme girmek isteyen kimseler haric- Allah’a yonelmek isteyen herhangi bir kulu yoldan cıkaracak bir kuvvete sahip degilsiniz.”

    [162] “Ey musrikler! Ne siz, ne de sizin Allah'tan baska ibadet ettikleriniz, -ille de cehenneme girmek isteyen kimseler haric- Allah’a yonelmek isteyen herhangi bir kulu yoldan cıkaracak bir kuvvete sahip degilsiniz.”

    [163] “Ey musrikler! Ne siz, ne de sizin Allah'tan baska ibadet ettikleriniz, -ille de cehenneme girmek isteyen kimseler haric- Allah’a yonelmek isteyen herhangi bir kulu yoldan cıkaracak bir kuvvete sahip degilsiniz.”

    [164] “Bizim her birimizin belli bir makamı ve yeri vardır

    [165] Saf saf dizilenler biziz

    [166] Allah'ı zikredip O’nu tenzih edenler biziz.”

    [167] Musrikler onceleri: “Eger, derlerdi, daha onceki milletlere verilen kitap gibi bir kitap bizde de olsaydı, Biz de yalnız Allah'a ibadet eden halis kullarından olurduk.”

    [168] Musrikler onceleri: “Eger, derlerdi, daha onceki milletlere verilen kitap gibi bir kitap bizde de olsaydı, Biz de yalnız Allah'a ibadet eden halis kullarından olurduk.”

    [169] Musrikler onceleri: “Eger, derlerdi, daha onceki milletlere verilen kitap gibi bir kitap bizde de olsaydı, Biz de yalnız Allah'a ibadet eden halis kullarından olurduk.”

    [170] Ama simdi onu red ve inkar ettiler;Fakat yakında ogrenirler

    [171] Su kesindir ki, Biz resul olarak gonderdigimiz kullarımıza soz verdik ki onlar yardımımıza mazhar olacaklar ve Bizim ordumuz mutlaka galip gelecektir

    [172] Su kesindir ki, Biz resul olarak gonderdigimiz kullarımıza soz verdik ki onlar yardımımıza mazhar olacaklar ve Bizim ordumuz mutlaka galip gelecektir

    [173] Su kesindir ki, Biz resul olarak gonderdigimiz kullarımıza soz verdik ki onlar yardımımıza mazhar olacaklar ve Bizim ordumuz mutlaka galip gelecektir

    [174] Artık bir sure sen onlardan uzak dur

    [175] Onları gozetle! Zaten kendileri de baslarına gelecegi yakında goreceklerdir

    [176] Simdi onlar azabımızın carcabuk baslarına gelmesini gercekten istiyorlar mı

    [177] Eger oyleyse, sunu bilsinler ki, azap onların yurtlarına inerse, o uyarılıp da yola gelmeyenlerin varacakları sabah cok fena bir sabah olacaktır

    [178] Artık sen bir sure onlardan uzak dur

    [179] Baslarına inecek azabı gozetle! Zaten kendileri de yakında gercegi goreceklerdir

    [180] Izzet ve kudret Rabbi olan senin Rabbin, onların butun batıl iddialarından munezzehtir, yucedir.Selam butun peygamberleredir.Butun hamdler alemlerin Rabbi Allah'adır

    [181] Izzet ve kudret Rabbi olan senin Rabbin, onların butun batıl iddialarından munezzehtir, yucedir.Selam butun peygamberleredir.Butun hamdler alemlerin Rabbi Allah'adır

    [182] Izzet ve kudret Rabbi olan senin Rabbin, onların butun batıl iddialarından munezzehtir, yucedir.Selam butun peygamberleredir.Butun hamdler alemlerin Rabbi Allah'adır

    Surah 38
    Sâd

    [1] Sad. Bu sanlı serefli Kur'an hakkı icin

    [2] (Kafirler) Bu Kur'an’ı onda supheye yer verecek herhangi bir taraf oldugundan degil, ama asıl kendileri Allah’a karsı kibir ve muhalefet tasıdıkları icin inkar ediyorlar

    [3] Biz onlardan once nice nesilleri silip supurduk. O zaman ne cıglıklar, ne feryatlar kopardılar! Ama kurtulus zamanı coktan gecmisti

    [4] Iclerinden kendilerini uyarıp irsad edecek birinin gelmesine her nedense sasırdılar ve o kafirler: “Bu bir sihirbaz, bir yalancı! Iste tutmus bunca ilahı bir tek ilah yapmıs! Bu gercekten sasılacak, cok tuhaf bir sey!” dediler

    [5] Iclerinden kendilerini uyarıp irsad edecek birinin gelmesine her nedense sasırdılar ve o kafirler: “Bu bir sihirbaz, bir yalancı! Iste tutmus bunca ilahı bir tek ilah yapmıs! Bu gercekten sasılacak, cok tuhaf bir sey!” dediler

    [6] Iclerinden onde gelen esraf takımı derhal harekete gecip “Hala mı duruyorsunuz, kalkın yuruyup gosteri yapın ve ilahlarınız konusunda direnip dayanacagınızı ilan edin! Bu, cidden yapılması gerken bir seydir!” dediler

    [7] “Dogrusu biz bu tevhid inancını son dinde de gormedik. Bu sırf bir uydurma!”

    [8] Biz bu kadar esraf dururken, kitap gonderilecek bir o mu kalmıs!” Hayır, hayır! Onlar Benim buyruklarım hakkında tam bir suphe icindedirler, dogrusu onlar azabımı henuz tatmadılar

    [9] O mutlak galip, her nimeti ve ozellikle peygamberligi diledigine ihsan eden Rabbinin rahmet hazineleri yoksa onların mı yanında

    [10] Yoksa goklerin, yerin ve ikisi arasında olan varlıkların hakimiyet ve yonetimi onlara mı ait? Haydi, ellerinden geliyorsa sebep ve vasıtalarını temin etsinler de goge cıksınlar (alemi oradan yonetsin, vahyi de isteklerine gore indirsinler)

    [11] Bunu yapmaları soyle dursun, onlar birtakım dokuntu boluklerden olusup buracıkta bozguna ugratılacak bozuk bir ordu

    [12] Onlardan once Nuh, Ad toplumları ve ordular sahibi Firavun toplumu da Peygamberleri yalancı saydılar.Semud ve Lut toplumları, Eykeliler de oyle yaptılar. Iste bunlar, peygamberlere karsı toplanan hiziplerdi

    [13] Onlardan once Nuh, Ad toplumları ve ordular sahibi Firavun toplumu da Peygamberleri yalancı saydılar.Semud ve Lut toplumları, Eykeliler de oyle yaptılar. Iste bunlar, peygamberlere karsı toplanan hiziplerdi

    [14] Bunların her biri peygamberlere yalancı demis ve cezalarını hak etmislerdi

    [15] Onların kabirlerden dirilmeleri sadece bir tek cagrıya bakar. Ses yayılır yayılmaz hemen kalkarlar

    [16] Bir de o kafirler alayla soyle dediler: “Ey bizim Rabbimiz, bizim azap payımızı hesap gunu gelmeden cabuklastır.”

    [17] Onlar ne derlerse desinler sen sabret ve guclu kuvvetli bir kulumuz olan Davud'u hatırla. Cunku o daima Allah’a yonelirdi

    [18] Biz sabah aksam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri icin dagları, toplu haldeki kusları onun hizmetine vermistik. Her biri onun ahengine katılır, beraber zikrederlerdi

    [19] Biz sabah aksam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri icin dagları, toplu haldeki kusları onun hizmetine vermistik. Her biri onun ahengine katılır, beraber zikrederlerdi

    [20] Biz onun hakimiyetini guclendirdik, ona hikmet, nubuvvet, isabetli karar verme ve meramını guzelce ifade etme kabiliyeti verdik

    [21] O mahkemelesen hasımların olayından haberin oldu mu? Onlar mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına birden girince o, onlardan urktu. Onlar da “Korkma! dediler, biz sadece birbirimize hakkı gecen iki davalıyız.Senden dilegimiz: Aramızda adaletle hukmet, haktan uzaklasma ve bize tam dogruyu goster.” {KM, II Samuel 11; Mezmurlar}

    [22] O mahkemelesen hasımların olayından haberin oldu mu? Onlar mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına birden girince o, onlardan urktu. Onlar da “Korkma! dediler, biz sadece birbirimize hakkı gecen iki davalıyız.Senden dilegimiz: Aramızda adaletle hukmet, haktan uzaklasma ve bize tam dogruyu goster.” {KM, II Samuel 11; Mezmurlar}

    [23] “Benim su (din) kardesimin doksan dokuz koyunu var, benimse bir tek koyunum! Boyle iken “onu da bana bırak!” dedi ve cenesiyle beni bastırdı.”

    [24] Davud: “Dogrusu, senin tek koyununu, kendi koyunlarına katmak istemekle o sana haksızlık etmistir. Zaten malda ortak olanların cogu birbirlerine haksızlık ederler. Ancak gercekten iman edip makbul ve guzel davranıslarda bulunanlar boyle yapmazlar. Onlar da o kadar azdır ki!”Davud kendisini imtihan ettigimizi anladı, derhal Rabbinden magfiret diledi, egilip secdeye kapandı ve Allah'a yoneldi

    [25] Onun bu hatasını bagısladık. Muhakkak ki onun Bize yakınlıgı ve guzel bir akıbeti vardır

    [26] “Davud! Biz seni ulkede hukumdar yaptık, sen de insanlar arasında adaletle hukmet, keyfine uyma ki seni Allah yolundan saptırmasın. Allah yolundan sapanlara hesap gununu unuttukları icin, siddetli bir azap vardır

    [27] Biz gogu, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları gayesiz, bosuna yaratmadık. Bu sadece kafirlerin bir zannı ve iddiasıdır. Artık o atesten vay haline o kafirlerin

    [28] Biz hic, iman edip makbul ve guzel is yapanlara, ulkede fesat cıkararak nizamı bozanlarla aynı muameleleri yapar mıyız? Yahut Allah'ı sayıp kotuluklerden sakınanları, yoldan cıkanlarla bir tutar mıyız

    [29] Biz sana feyizli ve bereketli bir kitap indirdik ki insanlar onun ayetlerini iyice dusunsunler ve aklı yerinde olanlar ders ve ibret alsınlar

    [30] (Bunları belirttikten sonra tekrar Davud'un kıssasına donelim:) Davud’a evlat olarak Suleyman’ı ihsan ettik. Suleyman ne guzel kuldu! Hep Allah’a yonelirdi

    [31] Hani bir gun ikindi vakti ona, durdugunda sakin, kostugu zaman ise suratli safkan kosu atları gosterilmisti

    [32] Onlarla ilgilenip “Ben Rabbimi hatırlattıkları icin guzel seyleri severim.” dedi ve onlar gozden kayboluncaya dek onları seyredip durdu. Sonra: “Onları tekrar bana getirin!” deyip bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya basladı

    [33] Onlarla ilgilenip “Ben Rabbimi hatırlattıkları icin guzel seyleri severim.” dedi ve onlar gozden kayboluncaya dek onları seyredip durdu. Sonra: “Onları tekrar bana getirin!” deyip bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya basladı

    [34] Biz Suleyman'ı denemeye tabi tuttuk ve tahtının uzerine bir cesed bıraktık. Sonra o, Allah’a sıgınıp tekrar tahtına dondu

    [35] “Ya Rabbi!” dedi, “affet beni ve bana, benden sonra hic kimseye nasib olmayacak bir hakimiyet lutfet. Cunku Sen, lutufları son derece bol olan vehhabsın!”

    [36] Biz ruzgarı onun emrine verdik. Ruzgar, onun emriyle istedigi yere tatlı tatlı eserdi

    [37] Bina yapan, dalgıclık yapan her seytanı, bukagılarla baglı olan baskalarını da onun hizmetine verdik

    [38] Bina yapan, dalgıclık yapan her seytanı, bukagılarla baglı olan baskalarını da onun hizmetine verdik

    [39] Buyurduk: “Suleyman! Iste bu, sana ihsanımızdır. Ister dagıt, ister yanında tut, bu hesapsızdır.”

    [40] Muhakkak ki onun Bize yakınlıgı ve guzel bir akıbeti vardır

    [41] Kulumuz Eyyub'u da hatırla! Hani o Rabbine: “Ya Rabbi, seytan bana bir yorgunluk ve iskence dokundurdu.” diye yalvarmıstı

    [42] Eyyub'a: “Ayagını yere vur! dedik, Iste sana kullanıp yıkanacagın ve icecegin soguk bir su!”

    [43] Nezdimizden bir rahmet ve sagduyu sahiplerine bir ibret olmak uzere ona; ailesini, cevresini ve onların bir mislini lutfettik

    [44] Bir de ona: “Eline bir demet sap al, onunla vur! Yemininden donen durumuna dusme!” dedik. Dogrusu Biz onu pek sabırlı bulduk. Ne guzel kuldu o! O, gercekten Allah'a yonelirdi. {KM, Eyub}

    [45] (Ey Resulum) Kuvvetli ve basiretli olan o zatları; kullarımız Ibrahim, Ishak ve Yakub'u da an

    [46] Biz onları ozellikle ahiret yurdunu dusunen ihlaslı kisiler kıldık

    [47] Ustelik onlar Bizim yanımızda seckin ve hayırlı zatlardı

    [48] Ismail, Elyasa ve Zulkifl'i de hatırla. Onların hepsi hayırlı insanlardı

    [49] Iste bu bir zikirdir, bir hatırlatmadır. Suphesiz Allah'a karsı gelmekten sakınanlara guzel bir akıbet vardır

    [50] O guzel yer: Kapıları yalnız kendilerine acılmıs olan Adn cennetleridir

    [51] Onlar orada kanepelere dayanarak bircok meyveler ve icecekler isterler

    [52] Onların beraberinde, gozleri kocalarından baskasını gormeyen yumusak bakıslı, aynı yasta guzeller vardır

    [53] Bunlar, hesap gunu icin size vad olunan seylerdir

    [54] Gercekten bu, Bizim ihsan ettigimiz bir nasiptir ki onun asla bitecegi yoktur.

    [55] Iste bu, mutlularadır. Ama azgınlara kotu bir akıbet vardır ki o da girip yanacakları cehennemdir. Ne kotu bir yataktır o

    [56] Iste bu, mutlularadır. Ama azgınlara kotu bir akıbet vardır ki o da girip yanacakları cehennemdir. Ne kotu bir yataktır o

    [57] Bu boyledir! Iste tatsınlar bakalım o kaynar suları ve irinleri

    [58] Bu boyledir! Daha bunlara benzer baska azaplar da vardır

    [59] Iste sunlar dunyada koru korune maiyetinizde kosup giden guruhtur!“Merhaba!” olmasın onlara, rahat yuzu gormesin o zalimler!Zira onlar cehenneme gireceklerdir

    [60] Tabi olanlar, onlara: “Hayır, asıl size merhaba olmasın, rahat yuzu gormeyin sizler! Bu azabı bize getiren sizsiniz. O ne kotu yerdir!” derler

    [61] Sonra hep birden dua edip derler ki: “Ya Rabbena, kim bunları onumuze yıgdı ise, Sen onun azabını kat kat artır!”

    [62] Azgınlar: “Neden acaba, derler, dunyada kendilerini degersiz saydıgımız birtakım adamları burada gormuyoruz? Aklımız sıra, onlarla alay ederdik! Yoksa gozlerimiz onlardan kaydı da onun icin mi kendilerini goremiyoruz?”

    [63] Azgınlar: “Neden acaba, derler, dunyada kendilerini degersiz saydıgımız birtakım adamları burada gormuyoruz? Aklımız sıra, onlarla alay ederdik! Yoksa gozlerimiz onlardan kaydı da onun icin mi kendilerini goremiyoruz?”

    [64] Iste bu, yani cehennemliklerin davalasması kesin bir gercektir

    [65] De ki: “Ben sadece uyaran bir peygamberim. Su kesin bir gercektir ki tek hakim olan Allah'tan baska ilah yoktur

    [66] O goklerin, yerin ve ikisinin arasındaki varlıkların Rabbidir. Mutlak galiptir, cok magfiret edendir

    [67] De ki: “Bu Kur'an pek muhim bir mesajdır

    [68] Ama siz ona sırtınızı donuyorsunuz

    [69] Mele-i Ala sakinleri tartısırlarken kendi aralarında neler konustuklarına dair bilgim yoktur

    [70] Su var ki: Bana sadece, acıkca uyarmak icin gonderilen bir elci oldugum vahyolunuyor.”

    [71] Bir vakit Rabbin meleklere: “Ben,” dedi, “camurdan bir beser yaratacagım.”

    [72] Onu iyice bicimlendirip ona Ruhumdan ufleyince hep birden, secde ediniz.”

    [73] Meleklerin hepsi secde ettiler

    [74] Lakin Iblis secde etmedi. O kibirlendi ve kafirlerden oldu

    [75] Allah buyurdu: “Iblis! Benim ellerimle yarattıgım mahlukuma neden secde etmedin? Gururlandın mı, yoksa kendini cok yukseklerde mi goruyorsun? {KM, Mezmurlar}

    [76] Iblis: “Ben ondan ustunum, cunku beni atesten, onu ise topraktan yarattın.” dedi

    [77] Allah: “Defol oradan! Sen artık kovulmus birisin. Lanetim de, hesap gunune kadar senin ustundedir.”

    [78] Allah: “Defol oradan! Sen artık kovulmus birisin. Lanetim de, hesap gunune kadar senin ustundedir.”

    [79] “Ya Rabbi, bana insanların dirilecegi gune kadar muhlet verir misin?” dedi

    [80] Allah: “Haydi sana muhlet verildi!”

    [81] “Sen belirli bir vakte kadar izinlisin.”

    [82] Iblis: “Oyle ise, senin izzetine yemin ederim ki ben de onların hepsini sasırtacagım. Ancak Senin ihlasa erdirdigin kullar bundan mustesnadır.” dedi

    [83] Iblis: “Oyle ise, senin izzetine yemin ederim ki ben de onların hepsini sasırtacagım. Ancak Senin ihlasa erdirdigin kullar bundan mustesnadır.” dedi

    [84] Allah buyurdu: “Iste bu dogru! Ben de su hakikati soyleyeyim ki cehennemi, sen ve sana uyanlarla dolduracagım.”

    [85] Allah buyurdu: “Iste bu dogru! Ben de su hakikati soyleyeyim ki cehennemi, sen ve sana uyanlarla dolduracagım.”

    [86] De ki: Ben de irsad ve risalet hizmetinden dolayı sizden bir ucret istemiyorum ve ben size kendiliginden bir iddia icinde bulunan biri de degilim!”

    [87] Bu Kur'an, ancak butun milletler icin bir derstir

    [88] Onun verdigi haberin dogrulugunu bir sure sonra siz de pek iyi ogrenirsiniz

    Surah 39
    Zümer

    [1] Bu kitabın vahyolunup parca parca indirilmesi, aziz ve hakim (mutlak galip, tam hukum ve hikmet sahibi) Allah tarafındandır

    [2] Biz sana kitabı gercegin ta kendisi olarak indirdik. O halde sen de yalnız Allah'a ibadet et

    [3] Iyi bilin ki halis din, yani butun gonluyle candan itaat, yalnız Allah'a yapılır. Allah’tan baska birtakım hamiler edinerek: “Biz onlara sırf bizi Allah’a yaklastırsınlar diye ibadet ediyoruz.” diyenlere gelince, elbette Allah, onların hakkında ihtilaf ettikleri hususlarda aralarında hukmunu verecektir. Allah yalancılıgı, nankorluk ve kafirligi huy edinenleri hidayet etmez, emellerine kavusturmaz. [16]

    [4] Eger Allah evlat edinmek isteseydi yarattıklarından diledigini secerdi. Ama o bunu dilememis, evlat edinmemistir. O bundan munezzehtir, yucedir. Tek hakimdir

    [5] O, gokleri ve yeri hikmetle ve ciddi bir maksatla yarattı. Devamlı surette geceyi gunduze dolar, gunduzu geceye dolar. Gunes ve ay'ı da sizin hizmetinize veren O’dur. Onlardan her biri belirli bir sureye kadar akarcasına hareket eder. Iyi bilin ki O, aziz ve gafurdur (ustun kudret sahibi olup, aynı zamanda cok affedicidir)

    [6] O, sizi bir tek candan yarattı. Ayrıca ondan da esini meydana getirdi. Size etlerini yemeniz icin deve, sıgır, koyun ve keciden erkekli ve disili olmak uzere sekiz cift hayvanın helal oldugunu vahiyle bildirdi. O sizi analarınızın karnında uc karanlık icinde, pes pese yaratır. Iste gercek Ilah olan Allah, bunları yapan Rabbinizdir. Butun mulk ve hakimiyet O'nundur. O’ndan baska tanrı yoktur. Hala nasıl oluyor da hak yoldan vazgeciriliyorsunuz

    [7] Eger inkar edecek olursanız bilin ki Allah sizden mustagnidir, hic kimseye ve hicbir seye ihtiyacı yoktur, ama kullarının inkara sapmalarına razı olmaz. Eger sukrederseniz, bundan hosnut olur. Hicbir kimse baskasının gunah yukunu tasımaz. Sonunda hepinizin donusu Rabbinize olacak ve O da yaptıklarınızı size tek tek bildirecek ve dilerse bunların karsılıgını verecektir. Gercekten O, kalplerin en derin yerinde olan seyleri dahi bilir

    [8] Insanın bası derde girince, gonulden O'na yonelerek Rabbine yalvarır. Ama sonra Allah kendi tarafından ona nimet ve imkan verince, daha once butun acziyle gonulden O’na yalvardıgını unutur ve Allah yolundan kendisini saptırması icin O’na birtakım serikler uydurur. De ki: “Inkarınla biraz oyalan, biraz zevk al bakalım! Nasılsa sen kesin olarak cehennemliklerdensin!”

    [9] Simdi iyi dusunun: Boyle olanın durumu mu iyi, yoksa gece saatlerinde, ahiretten endise edip Rabbinin rahmetini umarak gah secdede, gah kıyamda ibadet edenin durumu mu iyi? De ki: “Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akl-ı selim sahipleri, sag duyulu olanlar dusunup ibret alır

    [10] Benden naklen onlara de ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karsı gelmekten sakının. Bu dunyada iyi isler yapanlar, mutlaka iyilik bulurlar. Allah'ın dunyası genistir. Hak yolunda sabredenlere ucretleri sınırsız bir tarzda odenir.”

    [11] “Bana, din ve ibadetimi yalnız Allah'a has kılarak gonulden O’na kulluk etmem emredildi

    [12] Ve yine bana Allah'a teslim olan Muslumanların ilki olmam emredildi.”

    [13] De ki: “Rabbime isyan ettigim takdirde muthis bir gunun azabından endise ederim.”

    [14] De ki: “Ben ibadetimi yalnız O'na has kılarak yalnız Allah’a kulluk ederim.”

    [15] Siz O'ndan baska dilediginize kulluk edin! Asıl ziyan edenler, asıl husrana ugrayanlar, buyuk durusma gunu olan kıyamette hem kendilerini hem de ailelerini husrana ugratanlardır. Unutmayın ki besbelli husran budur

    [16] Onların hem ustlerinde, hem altlarında atesten kat kat ortuler vardır. Iste Allah boyle bir azabın varlıgını bildirerek, kullarını korkutur. Ey kullarım! Bana karsı cıkmanızdan oturu azabıma ugramaktan sakının

    [17] Taguta ibadet etmekten kacınıp gonulden Allah'a yonelenlere mujdeler var!O halde sozu dinleyip sonra da en guzelini tatbik eden kullarımı mujdele! Iste onlardır Allah’ın hidayetine mazhar olanlar ve iste onlardır akl-ı selim sahibi olanlar

    [18] Taguta ibadet etmekten kacınıp gonulden Allah'a yonelenlere mujdeler var!O halde sozu dinleyip sonra da en guzelini tatbik eden kullarımı mujdele! Iste onlardır Allah’ın hidayetine mazhar olanlar ve iste onlardır akl-ı selim sahibi olanlar

    [19] Hakkında azap hukmu kesinlesmis kimseyi, ateste olan kimseyi sen mi kurtaracaksın

    [20] Lakin Rab'lerini sayıp kotuluklerden sakınanlar icin, icinden ırmaklar akan, ust uste odalar ihtiva eden yuksek koskler vardır. Bu Allah’ın bir vadidir. Allah ise vadinden asla caymaz

    [21] Gormuyor musun ki Allah gokten bir su indirir de onu yerdeki birtakım kaynaklara sevk edip depolar.Sonra da onunla rengarenk cesit cesit ekinler cıkarır. Daha sonra onlar kurur, sen onu sararmıs vaziyette gorursun. Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar. Elbette bunda akl-ı selim sahibi olanların alacagı ibretler vardır

    [22] Hic Allah'ın, gogsunu Islam’a acması sebebiyle, Rabbi tarafından nura kavusan kimse, kotu tercihinden oturu fıtratını degistiren, kalbi katılasan, gogsu daralan kimse gibi olur mu? Yazıklar olsun, kalpleri Allah’ı anmak hususunda katılasmıs olanlara! Iste onlar besbelli bir sapıklık icindedirler

    [23] Allah sozlerin en guzelini indirmistir. Allah'ın vahiy yolu ile gonderdigi bu soz, her tarafı birbirini tutan, gercekleri, farklı usluplarla tekrar tekrar beyan eden bir kitaptır. Rab’lerini tazim edenlerin derileri onu okuyup dinlerken urperti duyar. Sonra derileri ve kalpleri Allah’ı anmakla ısınıp yumusar, sukunet bulur. Iste bu, Allah’ın hidayetidir ki onunla diledigine yol gosterir. Ama Allah’ın sasırttıgı kimseyi ise hic kimse dogru yola koyamaz

    [24] Buyuk durusmanın olacagı kıyamet gununde elleri kelepceli oldugundan, kendisini en serefli uzvu olan yuzu ile azaptan korumak icin cabalayan kimsenin hali ile guven icinde olan muminin durumu hic bir olur mu? Zalimlere: “Kazandıgınız seylerin meyvesini tadın bakalım!” denilir

    [25] Kendilerinden once gecmis bazı halklar da peygamberleri yalancı saydılar da hak ettikleri azap onlara hic farkına varmadıkları, hic ummadıkları bir yerden geliverdi

    [26] Allah onlara dunya zilletini tattırdı. ahiret azabı elbette daha muthistir. Bunu bir bilselerdi

    [27] Gercekten Biz, insanlar dusunup akıllarını baslarına alsınlar diye bu Kur'an’da, her turlusunden temsiller getirdik

    [28] Fenalıkların butun nevilerinden sakınmaları umidiyle her turlu tenakuz ve celiskiden uzak, dosdogru ve Arapca bir Kur'an olarak indirdik

    [29] Iste simdi Allah bir temsil daha getiriyor: Iki adam var, bunlardan birincisi, birbirine rakip, birbiriyle hep cekisen ortakların emrinde, digeri ise sadece bir kisinin emrinde calısıyor. Bu ikisinin durumu hic bir olur mu? Olmaz elhamdulillah! Fakat cokları bu gercegi bilmezler

    [30] Hic suphe yok ki sen de oleceksin, onlar da olecekler. Sonra da buyuk durusmanın olacagı kıyamet gununde Rabbinizin huzurunda birbirinizle davalasacaksınız

    [31] Hic suphe yok ki sen de oleceksin, onlar da olecekler. Sonra da buyuk durusmanın olacagı kıyamet gununde Rabbinizin huzurunda birbirinizle davalasacaksınız

    [32] Uydurdugu yalanı Allah'a mal eden, yahut yanına kadar gelen gercegi yalan sayan kimseden daha zalim biri olabilir mi?Kafirler icin cehennemde yer mi yok

    [33] Ama, hak ve gercegi getiren ve onu tasdik edenler var ya, iste her turlu fenalıktan korunanlar onlardır

    [34] Ahirette Rab'leri nezdinde onlara istedikleri her sey vardır. Iste iyiligi huy edinenlerin mukafatı budur

    [35] Boylece Allah onların yaptıkları en kotu isi bile affeder ve yaptıkları makbul islerin karsılıgını en guzel sekilde verir

    [36] Allah kuluna kafi degil midir?Kalkmıslar da seni O'nun dısında birtakım baska seylerle korkutmaya calısıyorlar.Allah kimi sasırtırsa artık onu yola getiren olamaz

    [37] Ama kime de Allah yol gostermisse onu saptıran olamaz.Allah, (mutlak galip ve istedigi anda hakkını alan, dilediginin hakkından gelen) “Azizun Zu'ntikam” degil midir

    [38] Eger onlara: “gokleri ve yeri yaratan kimdir?” diye sorarsan “Allah!” derler.De ki: “Peki oyleyse, simdi baksanıza Allahtan baska ibadet ettiginiz su nesnelere: Sayet Allah bana bir musibet verirse bunlar o musibeti giderebilirler mi?Yahut bana rahmet ve nimet vermek isterse o rahmeti engelleyebilirler mi?Su halde sen soyle de: “Allah bana kafidir. Guvenecek yer arayanlar da, yalnız O'na dayanıp guvensinler

    [39] Hem de ki: “Ey halkım! Siz elinizden gelen fenalıgı yapın, ama ben de isime devam edecegim.Zelil ve rezil eden azabın dunyada kime gelecegini, ahirette ise devamlı azabın kimin basına inecegini yakında ogrenirsiniz

    [40] Hem de ki: “Ey halkım! Siz elinizden gelen fenalıgı yapın, ama ben de isime devam edecegim.Zelil ve rezil eden azabın dunyada kime gelecegini, ahirette ise devamlı azabın kimin basına inecegini yakında ogrenirsiniz

    [41] Biz bu kitabı, insanların faydası icin sana hak ve gercek olarak indirdik.Artık kim dogru yola girerse kendi yararına olarak girer, kim de yoldan saparsa kendi aleyhine olarak sapar. Sen onlar uzerinde bekci degilsin

    [42] Ama (gercek koruyucu) Allah, insanların ruhlarını olumleri sırasında, olmeyenlerin ruhlarını ise uykuları sırasında alır.Hakkında olum hukmu verdigi ruhu tutar, vermedigi ruhu ise belirli bir sureye kadar salıverir.Muhakkak ki bunda, dusunen kimseler icin alacak ibretler vardır

    [43] Bilakis onlar kalkmıs, Allah'tan baska birtakım sozum ona sefaatciler bulmuslar!De ki: “Onların hicbir yetkileri olmasa, akıl ve suurdan mahrum olsalar da mı onlara ibadet edeceksiniz?”

    [44] De ki: “Sefaatin tamamı Allah'a aittir. Cunku goklerin ve yerin mulk ve hakimiyeti de O’nundur. Sonunda da O’nun huzuruna goturulecek, O’na hesap vereceksiniz.”

    [45] Boyle iken Allah bir olarak anılınca ahirete iman etmeyenlerin yurekleri burkulur da,O'ndan baskalarından bahsedilince derhal yuzleri guler

    [46] Sen soyle dua et:“Allah'ım! Ey gokleri ve yeri yaratan!Ey gorunen gorunmeyen ne varsa bilen. Hakkında ihtilaf ettikleri her meselede kulların arasında Sen elbette hukmedeceksin. Ben bu guven icinde bekliyor ve sabrediyorum.”

    [47] O zalim kafirler, dunyanın butun malları ve imkanları kendilerinin olsa, hatta onların bir misli daha bulunsaydı, kıyamet gununde azabın kotulugunden kurtulmak icin, derhal fidye olarak verirlerdi. O gun onların hic hesaba katmadıkları oyle seyler Allah tarafından ortaya dokulur ki saymaya gelmez

    [48] Isledikleri pis isler ortaya cıkar ve Allah'ın dini ve Peygamberleriyle yaptıkları alayların cezası kendilerini her taraftan sarıverir

    [49] Insanın bası derde girdi mi Biz'e yalvarır, ama sonra ona tarafımızdan nimet verince: “Ben bilgi ve becerim sayesinde bu serveti elde ettim” der.Hayır! Bu bir imtihandır, ama cokları bunu anlamazlar

    [50] Kendilerinden once gelip gecenler de boyle dediler, ama kazandıkları servet, mukadder akıbetlerini onlemede kendilerine hic fayda etmedi

    [51] Isledikleri fenalıkların cezası baslarına gecti. Aynen onun gibi, senin cagdaslarından olan zalimler de yaptıkları fenalıkların cezasına carptırılacaklar ve elimizden kacıp kurtulamayacaklardır

    [52] Hala sunu anlamadılar mı ki Allah diledigi kulunun nasibini bollastırır, dilediginin nasibini ise daraltır. Elbette bunda inanacak kimseler icin alacak ibretler vardır

    [53] De ki: “Ey cok gunah isleyerek kendi oz canlarına kotuluk etmede ileri giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umidinizi kesmeyiniz.Allah butun gunahları affeder. Cunku O, gafur ve rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır).” [5,73-74; 85,10;]

    [54] Size azap gelip catmadan once, Rabbinize donun ve O'na teslim olun, O’na itaat edin. Yoksa yardım goremezsiniz

    [55] Size azap farkına varmadıgınız yerden ansızın gelip catmadan once,Rabbiniz tarafından size gonderilen hukumlerin en guzeline tabi olun

    [56] Ta ki kisi soyle demeye mecbur kalmasın: “Rabbime karsı yaptıgım bunca kusurdan dolayı yazıklar olsun bana!Yazıklar olsun bana ki ben O'nun diniyle, kitabıyla alay edenler arasında yer aldım!”

    [57] Yahut: “Allah bana hidayet verseydi, ben de Allah'a karsı gelmekten sakınanlardan olurdum.”

    [58] Yahut azabı gorecegi sıra: “Ah! Elime bir fırsat gecse de iyilerden olsam!”

    [59] Yuce Allah soyle buyurur: “Hayır! ayetlerim sana geldi de sen onları yalan saydın, onları kabul etmeyi kibrine yediremedin, buyukluk tasladın ve kafirler arasına girdin!”

    [60] Uydurdugu seyleri Allah'a mal edip O’nun adına yalan soyleyen kimselerin kıyamet gunu yuzlerinin kapkara kesildigini gorursun.Allah’a karsı boyle kibirli davrananlar, buyukluk taslayanlar icin cehennemde yer mi yok

    [61] Allah, Kendisine karsı gelmekten sakınanları ise, cehennemden kurtarıp muratlarına kavusturur.Onlara hicbir fenalık dokunmaz. Onlar asla uzulmezler de

    [62] Her seyi yaratan Allah'tır.Her sey O’nun tasarruf ve yonetimindedir

    [63] Goklerin ve yerin hazinelerinin anahtarları O'nun nezdindedir.Allah’ın ayetlerini inkar edenler var ya, iste asıl husrana, en buyuk kayba ugrayanlar onlardır

    [64] Sen de ki: “Ey cahil topluluk! Boyle iken, siz ne cesaretle benden Allah'tan baskasına ibadet etmemi istiyorsunuz

    [65] Halbuki sana da, senden onceki peygamberlere de su gercek vahyolunmustur ki:“Iyi dikkat et! Allah'a ortak kosarsan yaptıgın butun makbul isler bosa gider ve sen ahirette kaybedenlerden olursun!”

    [66] “Bilakis, sen yalnız Allah'a kulluk et ve O’na sukredenlerden ol!”

    [67] Ama onlar, Allah'ın kudret ve azametini hakkıyla takdir edemediler,O’na layık tazimi gostermediler.Halbuki butun bir dunya kıyamet gunu O’nun avucunda, gokler alemi de bukulmus olarak elinin icindedir.Boyle bir azamet ve hakimiyet sahibi olan Allah, onların uydurdukları ortaklardan yucedir, munezzehtir

    [68] Sura uflenir; Allah'ın diledikleri dısında, goklerde ve yerde kim varsa carpılıp cansız yere duser. Sonra ona bir daha uflenir: Bir de bakarsın butun insanlar, kabirlerinden ayaga kalkmıs, etrafa bakınıp duruyorlar

    [69] Mahser yeri Rabbinin nuru ile ısıl ısıl aydınlanır. Amel defterleri, ortaya konur, derken... peygamberler ve sahitler getirilir. Haklarında tam adaletle hukmedilir ve onlara asla haksızlık yapılmaz

    [70] Herkese, yaptıgının karsılıgı tam tamına odenir. Zaten Allah, onların yaptıklarını pek iyi bilmektedir

    [71] Kafirler boluk boluk cehenneme surulur. Nihayet oraya varıp da kapılar acılınca cehennem bekcileri onlara soyle sorar:“Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve Allah'ın huzuruna cıkacagınız bu gunu bildirerek,sizi uyaran peygamberleriniz gelmedi mi?”“Evet geldiler.” derler, “fakat kafirler hakkında azap hukmu kesinlesti, simdi ne desek bos!” [52]

    [72] “Cehennemin kapılarından orada ebedi kalmak uzere, girin!”Allah'a karsı buyukluk taslayanların kalacakları yer, ne fena bir yer!” denilir

    [73] Rab'lerine karsı gelmekten sakınanlar ise boluk boluk cennete sevkolunurlar.Nihayet oraya varıp da kapıları acılınca cennet bekcileri “Selam olsun sizlere, ne mutlu size! Haydi, ebediyyen kalmak uzere, giriniz oraya!” derler

    [74] Onlar soyle karsılık verirler: “Hamd-u senalar olsun o Allah'a ki sozunde durdu ve diledigimiz yerinde oturacagımız sekilde bizi cennete yerlestirdi. Calısanların mukafatları ne guzelmis! [3]

    [75] Sen o gun melekleri de Ars'ın etrafını cevrelemis Rablerine zikir, tenzih ve hamd eden vaziyette gorursun.Derken, aralarında adaletle hukmolunur ve “Hamd-u senalar Rabbulalemin olan Allah’a mahsustur.” diye bitirilir. [40,7] {KM, Vahiy}

    Surah 40
    Ğâfir

    [1] Ha, Mim. Bu kitabın vahyolunup bolum bolum indirilmesi, aziz ve alim (ustun kudret sahibi, her seyi en mukemmel tarzda bilen) Allah tarafındandır

    [2] Ha, Mim. Bu kitabın vahyolunup bolum bolum indirilmesi, aziz ve alim (ustun kudret sahibi, her seyi en mukemmel tarzda bilen) Allah tarafındandır

    [3] O, aynı zamanda gunahları bagıslar, tovbeleri kabul buyurur, ama cezalandırması da cetin olup, lutuf ve ihsanı pek genistir.Ondan baska tanrı yoktur.Donus yalnız O'na olacaktır

    [4] Allah'ın ayetlerine karsı ancak kafirler mucadele ve husumet ederler. Fakat onların simdilik dunyada, rahat rahat dolasmaları seni tasalandırmasın

    [5] Kendilerinden once Nuh halkı, onlardan sonra gelen daha birtakım gruplar da dini yalan saydılar.Her toplum tartaklamak icin, resullerine karsı harekete gectiler ve hakkı yıkmak icin birtakım batıl iddialar ileri surduler, ama Ben de onları kıskıvrak yakalayıverdim.Iste dusunun: Benim cezalandırmam nasılmıs, bir gorun

    [6] Inkarcıların cehennemlik olduklarına dair Rabbimin hukmu boylece kesinlesti

    [7] Arsı tasıyan, bir de onun cevresinde bulunan melekler devamlı olarak Rab'lerini zikir ve O’na hamd ederler.O’na gercekten inanır ve muminler icin soylece af dileyip dua ederler:“Ey Ulu Rabbimiz, senin rahmetin ve ilmin her seyi kusatmıstır! O halde tovbe edenleri ve Senin yoluna tabi olanları, affet ve onları cehennem azabından koru!”

    [8] “Ey bizim ulu Rabbimiz! Sen, onları ve onlarla birlikte babalarından, eslerinden ve nesillerinden iyi kimseleri kendilerine vad ettigin Adn cennetlerine yerlestir.Muhakkak ki Sen aziz ve hakimsin (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibisin)

    [9] Hem onları kotuluklerden, gunahlardan koru. Sen kimi dunyada kotuluklerden korursan, muhakkak ki ona (ukbada) merhamet edersin.Iste asıl kurtulus ve buyuk mutluluk da budur

    [10] Kafirlere soyle nida edilir: “Allah'ın size gazabı, sizin kendinize olan bugzunuzdan daha siddetlidir.Zira siz imana davet edildiginizde red ve inkar ederdiniz.”

    [11] Onlar ise: “Ya Rabbena, derler, Sen bizi iki defa oldurdun, iki defa dirilttin.Iste gunahlarımızı itiraf ettik.Simdi, telafi etme icin buradan cıkmaya bir yol yok mudur?”

    [12] Onlara soyle cevap verilir:“Bu hale dusmenizin sebebi sudur ki: Allah'ın birligine inanmaya cagırıldıgınızda reddederdiniz, ama O’nun esinden, ortagından bahsedildiginde inanırdınız.Artık simdi hakkınızdaki karar o cok ulu ve yuce Allah’a aittir.”

    [13] Size kudret ve hikmetine dair delillerini gosteren, gokten size rızık indiren O'dur.Fakat ancak gonulden Allah’a donen kimse dusunup ibret alır

    [14] O halde kafirler hoslanmasalar da siz, ibadeti gonulden ve yalnız Allah'a yaparak O’na dua edin

    [15] O, dereceleri yukselten, ars sahibi olan Allah, o buyuk bulusma gununun dehsetini haber vermek icin, kullarından diledigine emrini teblig icin ruhu indirir

    [16] O buyuk bulusma gunu, butun insanların mezarlarından kalkıp meydana cıkarıldıkları bir gundur.Oyle ki onların islerinden ve hallerinden bir tek sey bile Allah'a saklı kalamaz.Allah onlara soyle hitab eder: “Bugun mulk ve hakimiyet kimin?Mutlak galip, tek hakim olan Allah’ın!”

    [17] Bugun her kisi, ne islemisse onun karsılıgını alır, bugun kimseye haksızlık edilmez.Muhakkak ki Allah hesapları pek cabuk gorur

    [18] Onları, yaklasan muthis gune karsı uyar! Yurekler agıza gelir, yutkunur da yutkunurlar. O zalim kafirlerin ne dostları, ne de sozune itibar edilir sefaatcileri olmaz. [53,57-58; 54]

    [19] O, gozlerin hain bakısını ve kalplerin sakladıgı butun seyleri dahi bilir

    [20] Allah, hakkı ve adaleti gerceklestirir.Musriklerin yalvardıkları putlar ise hicbir is yapamazlar.Cunku Allah her seyi hakkıyla isitir ve gorur

    [21] Hic dunyada dolasıp da kendilerinden once gelip gecenlerin akıbetlerinin nasıl oldugunu gormuyorlar mı?Onlar gerek kuvvet, gerekse dunyada bıraktıkları eserler yonunden kendilerinden daha guclu idiler.Oyle iken Allah onları gunahları sebebiyle yakalayıp cezalandırdı ve Allah'a karsı kendilerini koruyan da cıkmadı

    [22] Boyle oldu... Zira peygamberleri kendilerine acık acık delillerle geldikleri halde bunlar onları red ve inkar ettiler.Allah da onları yakalayıp cezalandırdı. Cunku O pek kuvvetlidir, cezası da cetindir

    [23] Gercekten Biz Musa'yı ayetlerimiz, mucizelerimiz ve apacık bir yetki ile Firavun’a, Haman’a ve Karun’a gonderdik de onlar:“Bu yalancı bir sihirbazdır!” dediler

    [24] Gercekten Biz Musa'yı ayetlerimiz, mucizelerimiz ve apacık bir yetki ile Firavun’a, Haman’a ve Karun’a gonderdik de onlar:“Bu yalancı bir sihirbazdır!” dediler

    [25] Musa onlara Bizim tarafımızdan gercegi getirince,“Onun yanında bulunan muminlerin ogullarını oldurun, kızlarını ise hayatta bırakın!” dediler.Fakat kafirlerin hile ve tuzakları bosa cıkar

    [26] Firavun: “Bırakın beni, su Musa'yı oldureyim. O da varsın Rabbine yalvarsın, bakalım O kendisini kurtaracak mı? Zira bu gidisle onun, sizin dininizi degistireceginden veya ulkede anarsi cıkaracagından endise ediyorum.” dedi

    [27] Musa da soyle dedi: “Ben, ahirete, hesap gunune inanmayan her kibirli ve zorbadan benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sıgınırım.”

    [28] Firavun hanedanından olup o zamana kadar iman ettigini saklayan biri kalkıp soyle dedi: “Ne o, siz bir insan “Rabbim Allah'tır!” dedi diye kalkıp onu oldurecek misiniz? Halbuki o Rabbiniz tarafından acık belgeler ve mucizeler de getirdi.Eger yalan soyluyorsa, yalanı zaten kendi aleyhinedir. Ama sayet dogru soylemisse, en azından onun sizi tehdit ettigi seylerin bir kısmı basınıza gelecektir.Su bir gercektir ki Allah haddi asan, yalancı kimseleri iflah etmez.Ey (benim) sevgili milletim! Bugun hakimiyet sizindir, ulkede ustunluk sizdedir. Ama yarın Allah’ın azabı basımıza gelir catarsa, soyler misiniz hangi kuvvet bizi kurtarabilir?”Buna karsılık Firavun: “Ben size sadece kendimce uygun buldugum gorusu bildiriyor ve size tutulması gereken dogru yolu gosteriyorum” dedi

    [29] Firavun hanedanından olup o zamana kadar iman ettigini saklayan biri kalkıp soyle dedi: “Ne o, siz bir insan “Rabbim Allah'tır!” dedi diye kalkıp onu oldurecek misiniz? Halbuki o Rabbiniz tarafından acık belgeler ve mucizeler de getirdi.Eger yalan soyluyorsa, yalanı zaten kendi aleyhinedir. Ama sayet dogru soylemisse, en azından onun sizi tehdit ettigi seylerin bir kısmı basınıza gelecektir.Su bir gercektir ki Allah haddi asan, yalancı kimseleri iflah etmez.Ey (benim) sevgili milletim! Bugun hakimiyet sizindir, ulkede ustunluk sizdedir. Ama yarın Allah’ın azabı basımıza gelir catarsa, soyler misiniz hangi kuvvet bizi kurtarabilir?”Buna karsılık Firavun: “Ben size sadece kendimce uygun buldugum gorusu bildiriyor ve size tutulması gereken dogru yolu gosteriyorum” dedi

    [30] O imanlı zat bunun uzerine: “Ey benim milletim!” dedi, “Ben sizin hakkınızda Nuh milletinin, Ad milletinin, Semud milletinin ve ondan sonraki milletlerin basına gelen akıbetin sizin de basınıza gelmesinden endise ederim. Yoksa sucsuzlara azab etmek suretiyle Allah kullarına zulmetmek istemez.”

    [31] O imanlı zat bunun uzerine: “Ey benim milletim!” dedi, “Ben sizin hakkınızda Nuh milletinin, Ad milletinin, Semud milletinin ve ondan sonraki milletlerin basına gelen akıbetin sizin de basınıza gelmesinden endise ederim. Yoksa sucsuzlara azab etmek suretiyle Allah kullarına zulmetmek istemez.”

    [32] “Ey benim milletim! Ben sizin hakkınızda o feryad-u figan gununden, birbirinizden imdad isteyeceginiz gunden endise ediyorum.”

    [33] “O gun arkanızı donup kacmak istersiniz ama ne care! Sizi Allah'ın azabından koruyacak hic kimse bulunmaz. Evet Allah kimi sasırtırsa, artık ona yol gosteren olmaz.”

    [34] “Daha once Yusuf da size acık acık delillerle gelmis, siz onun getirdigi gercek hakkında da suphe edip durmustunuz.Nihayet vefat edince: “Ondan sonra Allah artık hicbir peygamber gondermez!” demistiniz. Iste Allah haddi asan, supheci kimseleri boyle sasırtır

    [35] Kendilerine ulasmıs hicbir delile dayanmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri tartısanların bu hareketleri, hem Allah indinde, hem de iman edenler yanında pek buyuk bir gazaba yol acar.Iste Allah, her kibirli ve zorbanın kalbini boylece muhurler

    [36] Firavun: “Haman! benim icin bir kule insa et, dedi,Umarım ki boylece yukselebillir, goklere yol bulur da Musa'nın Tanrısına ulasırım.Gerci ben onun yalancı oldugunu zannediyorum ya, (neyse!)”Iste boylece, Firavun’un kotu gidisatı kendisine cazip gorundu ve yoldan cıkarıldı.Sonuc itibariyle Firavunun hilesi ve duzeni de tamamen bosa cıktı

    [37] Firavun: “Haman! benim icin bir kule insa et, dedi,Umarım ki boylece yukselebillir, goklere yol bulur da Musa'nın Tanrısına ulasırım.Gerci ben onun yalancı oldugunu zannediyorum ya, (neyse!)”Iste boylece, Firavun’un kotu gidisatı kendisine cazip gorundu ve yoldan cıkarıldı.Sonuc itibariyle Firavunun hilesi ve duzeni de tamamen bosa cıktı

    [38] Iman eden zat soyle devam etti: “Ey benim halkım, gelin bana uyun ki size dogru yolu gostereyim.”

    [39] “Ey benim milletim! Bu dunya hayatı, basit bir meta'dan, gecici bir eglenceden ibarettir. Ahiret ise, iste asıl yerlesecek yer orasıdır.”

    [40] “Kim bir kotuluk islerse, sadece o kadar cezalandırılır.Ama, mumin olarak, ister erkek ister kadın, kim makbul ve guzel bir is yaparsa, iste onlar cennete girer ve orada hesapsız nimetlere nail olurlar.”

    [41] “Ey benim (sevgili) milletim, nedir bu basıma gelen? Ben sizi kurtulusa davet ederken, siz tutup beni atese cagırıyorsunuz!”

    [42] “Cunku benim, Allah'ı inkar etmemi ve O’nun ortagı olduguna dair hicbir bilgim olmayan seyleri, Kendisine ortak kosmamı teklif ediyorsunuz.Ben ise sizi (ustun kudret sahibi ve magfireti pek bol olan) o Aziz ve Gaffar’ın yoluna davet ediyorum.”

    [43] “Hic suphe yok ki sizin beni tapmaya davet ettiginiz putların, ne dunyada, ne de ahirette, asla kendilerine ibadete davet yetkileri yoktur.”“Su kesin ki: hepimizin donup varacagı yer Allah'ın huzurudur ve haddi asanlar cehennemi boylayacaklardır.”

    [44] “Size soyledigim su sozleri yakında hatırlayacaksınız.Artık ben isimi Allah'a bırakıyorum.Cunku Allah kullarını pek iyi gormektedir.”

    [45] Allah onu, o kafirlerin tuzaklarının serrinden korudu.Firavun hanedanını da kotu azap kusatıverdi

    [46] Onlar sabah aksam atesin karsısına getirilirler. Kıyamet koptugunda da: “Haydi, Firavun hanedanını en siddetli azaba sokun!” denilir

    [47] Atesin icinde birbirleriyle tartısırlarken zayıflar, dunyada buyukluk taslayanlara: “Biz bunca zaman size tabi olduk, bari ates azabının bir kısmını olsun kaldırabilir misiniz?”

    [48] Buyukluk taslayanlar da: “Bizim hepimiz atesin icindeyiz. Allah kulları arasında verecegi hukmu verdi, is bitti!”

    [49] Ateste olanlar bu sefer, cehennem bekcilerine: “Ne olur, Rabbinize bizim icin yalvarın. Bir gun olsun, azabımızı hafifletsin!” derler

    [50] Onlar: “Peygamberleriniz size acık acık delillerle gelmediler mi?” deyince: “Evet!” diye cevap verirler.Bu defa onlar: “O halde siz kendiniz yalvaracaksanız yalvarın (biz sizin durumunuzdaki kimseler icin dua etmeyiz.)” derler.Kafirlerin duaları ise neticesiz kalır

    [51] Biz resullerimize ve iman edenlere, hem dunya hayatında, hem de sahitlerin cagırılıp dinlendigi gunde, elbette yardım ederiz

    [52] O gun zalimlere mazeretleri fayda saglamaz. Onlara sadece lanet vardır! Onlara sadece kotu bir yurt vardır

    [53] Biz gercekten Musa'ya dogru yolu gosteren rehberi verdik ve Israil evlatlarını kitaba varis yaptık

    [54] O kitap, akl-ı selim sahipleri icin bir hidayet rehberi ve ogut kaynagıdır

    [55] O halde, sen sabret! Cunku Allah'ın vaadi gercektir.Hem gunahından istigfar et, sabah aksam Rabbine hamd ederek zikir ve ibadete devam et

    [56] Kendilerine ulasan hicbir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri tartısanların iclerinde olan duygu, sırf bir buyukluk kompleksinden baska bir sey degildir, ama onlar o ozendikleri dereceye asla ulasamazlar.Sen onların serrinden Allah’a sıgın.Cunku O, her seyi tam manasıyla isitir ve bilir

    [57] Gokleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan daha buyuk bir istir, ama insanların cogu gercegi bilmezler

    [58] Gormeyenle goren bir olmaz.Iman edip makbul ve guzel isler yapanlarla hep kotuluk yapanlar da bir olmaz.Ne de az dusunuyorsunuz

    [59] Kıyamet (yeni dirilme ve durusma) saati mutlaka gelecektir.Bunda hic suphe yok. Fakat insanların ekserisi buna inanmazlar

    [60] Rabbiniz buyurdu ki: “Bana dua edin ki size karsılık vereyim.Zira Bana ibadet, yani dua etmeyi kibirlerine yediremeyenler, zelil ve rezil olarak cehenneme gireceklerdir.” {KM, Yeremya 33,3; Matta 7,7; Markos}

    [61] Allah, sukunet bulup dinlenmeniz icin geceyi yarattı.Etrafınızı gorup calısabilmeniz icin de aydınlık olan gunduzu var etti.Dogrusu Allah, insanlara buyuk lutuf sahibidir, fakat insanların ekserisi sukretmezler

    [62] Iste Rabbiniz, butun bunları yapan, her seyi yaratan Allah'tır. O’ndan baska ilah yoktur.Boyle iken nasıl oluyor da bu gercegi kabul etmekten vazgeciyorsunuz

    [63] Gercek durumu bile bile Allah'ın ayetlerini inkar edenler, aynı sekilde, haktan yuz cevirmislerdi

    [64] Allah o yuce Zattır ki sizin icin yeryuzunu yerlesme yeri, gogu de kubbeli bir catı yapmıs, size suret verip suretlerinizi de guzel kılmıs ve sizi helal hos nimetlerle rızıklandırmıstır. Iste sizin Rabbiniz olan Allah bu Zattır.Demek alemlerin Rabbi olan Allah ne Yucedir

    [65] Tam manasıyla Diri olan yalnız O'dur.O’ndan baska tanrı yoktur.Oyleyse ibadeti gonulden olarak ve yalnız O’na yapın, yalnız O’na yalvarın.Butun hamd ve ovguler alemlerin Rabbi Allah’adır

    [66] De ki: Rabbimden bana acık deliller gelince sizin Allah'tan baska ibadet ettiklerinize tapmam yasaklandı ve bana alemlerin Rabbine teslim olmam emredildi

    [67] O'dur ki sizi (atanız Ademi) topraktan, sonra tek tek siz insanları da bir meniden, sonra (rahim cidarına) yapısan bir hucreden yarattı.Sonra sizi analarınızın karnından bebek olarak cıkarır, derken sizi guclu kuvvetli bir caga eristirir, sonra ihtiyarlık cagına kadar yasatır.Icinizden kimi daha da once oldurulur, kiminizin omru bir vadeye kadar uzatılır.Olur ki aklınızı kullanıp bunları dusunursunuz diye boyle yapar

    [68] Hayatı veren ve hayatı alıp olduren O'dur.Bir isin olmasına hukmedince, sadece “Ol!” der, o da hemen oluverir

    [69] Baksanıza Allah'ın ayetleri hakkında tartısanlara, ileri geri konusanlara! Nasıl oluyor da haktan vazgeciriliyorlar

    [70] Kitabı ve elcilerimizle gonderdigimiz buyrukları yalan sayanlar, suclarının neticesini yakında ogreneceklerdir

    [71] Boyunlarında demir halkalar, ayaklarında zincirler olarak once kaynar suya suruklenecek, sonra da ateste cayır cayır yakılacaklardır

    [72] Boyunlarında demir halkalar, ayaklarında zincirler olarak once kaynar suya suruklenecek, sonra da ateste cayır cayır yakılacaklardır

    [73] Sonra da kendilerine soyle denilecektir: “Allah'tan baska O’na serik saydıgınız putlar nerede?” Onlar: “Bizden uzaklasıp ortadan kayboldular. Daha dogrusu, biz, taptıklarımızın bir hic oldugunu, simdi anladık.Megerse bizim taptıklarımız, bir hicten ibaretmis.”Iste Allah, kafirleri boyle sasırtır

    [74] Sonra da kendilerine soyle denilecektir: “Allah'tan baska O’na serik saydıgınız putlar nerede?” Onlar: “Bizden uzaklasıp ortadan kayboldular. Daha dogrusu, biz, taptıklarımızın bir hic oldugunu, simdi anladık.Megerse bizim taptıklarımız, bir hicten ibaretmis.”Iste Allah, kafirleri boyle sasırtır

    [75] Bu sasırtmanın sebebi, dunyada haksız yere sımarıp kibirlenmeniz ve taskınlık yapmanızdır

    [76] Haydin, icinde devamlı kalmak uzere cehennem kapılarından girin.Kibirlilerin yeri, ne kotu bir yerdir

    [77] Sabret! Cunku Allah'ın vadi gercektir.Biz onlara vad ettigimizin bir kısmını sana gostersek de, yahut senin ruhunu yanımıza alsak da, onlar mutlaka sonunda donup huzurumuza geleceklerdir

    [78] Biz senden once de bircok resul gonderdik. Onlardan bazısını sana anlattık, bazısını ise anlatmadık.Hicbir peygamber, Allah'ın izni olmaksızın bir mucize getiremez.Allah’ın emri gelince de hak ve adaletle hukmolunur ve batıl yolda olanlar, (ozellikle ısrarla, peygamberin azap getirmesini isteyenler) husrana ugrarlar

    [79] Allah O Yuce Zattır ki, sizin binmeniz icin hayvanlar yaratmıstır, hem onların bazılarının etlerini de yersiniz

    [80] Sizin onlarda birtakım baska menfaatleriniz de vardır. Ayrıca icinizden hissettiginiz bir ihtiyacı onlara binerek ve yukunuzu yukleyerek giderirsiniz. Karada onların, denizde gemilerin uzerinde tasınırsınız

    [81] Allah boylece size kudretinin alametlerini gosterir.Artık Allah'ın hangi delillerini inkar edebilirsiniz

    [82] Onlar hic dunyayı gezip dolasmadılar mı ki kendilerinden onceki ummetlerin akıbetlerinin nasıl oldugunu gorup ders alsınlar?Oysa onlar, kendilerinden gerek kuvvet, gerek ulkede bıraktıkları eserler bakımından daha ileri idiler.Ama onların elde ettikleri bu ozellikler kendilerine fayda vermedi. Feci akıbetlerini onleyemedi

    [83] Resulleri onlara acık acık delilleri getirdikce, bunlar kendilerinde bulunan bilgi ile sımarıp boburlendiler (Peygamberlerin getirdigi hidayetle alay ettiler).Sonunda alaya almalarının cezası, kendilerini her taraftan kusatıverdi

    [84] Onlar Bizim azabımızın siddetini gorur gormez “Allah'ın birligine iman ettik, ona serik saydıgımız putları da red ve inkar ettik” dediler

    [85] Fakat siddetimizi gorduklerinde iman etmeleri kendilerine fayda saglamadı.Allah'ın kulları hakkında cari olan uygulaması hep boyle olmustur.Iste kafirler burada husrana ugramıslardır

    Surah 41
    Fussilet

    [1] Ha, Mim

    [2] Bu kitap rahman ve rahim (olan Allah) tarafından indirilmistir

    [3] Bu kitap; bilen, anlayan kimseler icin ayetleri acıklanmıs bir kitap olup, Arap diliyle olan bir Kur'an’dır, okunan bir derstir

    [4] Bu kitap, Allah'ın rahmeti ile mujdelemek, cezasını haber vererek uyarmak icin gonderildi.Buna ragmen insanların cogu ondan yuz cevirdiler. Onlar artık dinlemezler

    [5] Ve derler ki: “Senin bizi davet ettigin inanclara karsı kalplerimiz kapalıdır, ortuler icindedir; kulaklarımızda da agırlık bulunmaktadır.Hem aramızda bir perde cekilmistir. Artık bu durumda yapacagın bir sey varsa yap, biz de bildigimiz gibi yapmaya devam edecegiz!”

    [6] De ki: “Ben de sizin gibi bir insanım. Yalnız, bana su vahyolunuyor:“Sizin Ilahınız, sadece bir tek Ilahtır.O halde O'na yonelerek dogru yolda yuruyun, O’ndan af dileyin! O’na es, ortak uyduranların vay haline

    [7] O musrikler ki zekat vermez, ahireti de inkar ederler

    [8] Iman edip makbul ve guzel isler isleyenlere ise, kesintiye ugramayan bir mukafat vardır.”

    [9] De ki: Siz dunyayı iki gunde yaratan Allah'ın tek Ilah oldugunu inkar edip O’na birtakım esler, ortaklar mı uyduruyorsunuz?Halbuki butun bunları yapan, Rabbulalemindir

    [10] O, yerin ustunde yuce daglar yarattı, orayı bereketli kıldı ve orada ihtiyac sahipleri icin gıdalarını, bitkilerini ve agaclarını tam dort gunde takdir etti, duzenledi

    [11] Sonra iradesi bir gaz halinde olan goge yoneldi. Ona ve yere soyle buyurdu:“Isteyerek de olsa, istemeyerek de olsa emrime gelin!” onlar da: “Gonullu olarak geldik.” dediler

    [12] Derken, iki gun icinde, gokleri yedi kat olarak sekillendirdi ve her bir goge kendisine ait isi vahyetti. Biz dunya semasını kandillerle, yıldızlarla susledik, bozulup yıkılmaktan koruduk. Iste bu, aziz ve alim (ustun kudret sahibi, her seyi en mukemmel tarzda bilen Allah)'ın takdiridir

    [13] Eger yuz cevirirlerse sen soyle de: “Ben, sizi Ad ve Semud halklarını carpan kasırga gibi bir kasırganın gelecegini bildirerek uyarıyorum.”

    [14] Kendilerine onlerinden, arkalarından resullerimiz:“Allah'tan baskasına sakın ibadet etmeyiniz!” dediklerinde onlar: “Rabbimiz dileseydi, ustumuze melekler indirirdi. Boyle olunca biz, sizinle gonderilen seylerin hepsini inkar ettik!” dediler

    [15] Ad halkına gelince: Onlar dunyada haksız ve sebepsiz yere buyukluk taslayıp,“Kuvvet yonunden var mı bize galip gelecek?” dediler.Halbuki kendilerini yaratan Allah'ın, o mahluklardan daha kuvvetli oldugunu gorup anlamadılar mı?Onlar Bizim ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı

    [16] Biz de onların uzerine, o ugursuz gunlerde bir kasırga gonderdik.Bunu onlara dunya hayatında bir rezillik ve rusvaylık tattırmak icin yaptık.Ahiret azabı ise daha cok rusvay eder. Hem orada hic kimse kendilerine yardım edemez

    [17] Semud halkına gelince Biz onlara da dogru yolu gosterdik; fakat onlar korlugu hidayete tercih ettiler.Derken isledikleri isler sebebiyle alcaltıcı bir azap yıldırımı onları alıverdi

    [18] Iman edip de Allah'a karsı gelmekten sakınanları da kurtardık

    [19] Gun gelir, Allah'ın dusmanları toplanıp cehenneme sevk olunmak uzere, bastan sona tutuklanırlar

    [20] Nihayet oraya ulastıklarında kulakları, gozleri ve derileri yaptıkları isleri soyleyip kendi aleyhlerinde sahitlik ederler

    [21] Derilerine: “Nicin aleyhimizde sahitlik ettiniz?” deyince onlar:“Bizi konusturan, her seyi konusturan Allah'tır.Zaten sizi ilkin yaratan ve sonunda da huzuruna goturuleceginiz Rabbiniz de O’dur.”

    [22] Siz, kulaklarınızın, gozlerinizin, derilerinizin, aleyhinizde sahitlik edecekleri bir gunun gelecegine inanmıyor ve ondan sakınmıyordunuz, ayrıca siz, yaptıklarınızın cogunu, Allah'ın bilmedigini sanıyordunuz

    [23] Iste Rabbiniz hakkında beslediginiz bu kotu zandır ki sizi mahvetti de, o yuzden husrana ugrayanlardan oldunuz

    [24] Eger sabredip dayanabilirlerse, cehennem zaten kendi yerlesme yerleridir. Sayet ozur dileyip Rab'lerini razı etmek icin tekrar dunyaya donmek isterlerse, onlara bu imkan verilmez

    [25] Biz onların yanına birtakım arkadaslar katarız. Bunlar, onların onlerinde ve arkalarında ne varsa yaptıkları her turlu isi susler, cazip gosterirler.Boylece cinlerden ve insanlardan gelmis gecmis toplumlar hakkında yururlukte olan cezalandırma hukmu, onlar hakkında da gerekli olur.Cunku onların hepsi kendilerini husrana atmıslardı

    [26] Bir de kafirler dediler ki: “Su Kur'an okundugunda ona kulak vermediginiz gibi, ona karsı yaygara koparıp onun, baskaları tarafından anlasılmasını da engelleyin.Ancak boyle yaparak ustunluk saglayıp onu bastırmayı umabilirsiniz.”

    [27] Iste Biz de onun icin o kafirlere dunyada siddetli bir azap tattıracagız ve ahirette de yaptıkları o pek kotu islere gore hak ettikleri karsılıgı verecegiz

    [28] Iste Allah dusmanlarının cezası da: O ates! Ayetlerimizi bile bile red ve inkar ettiklerinden oturu onlara orada ebedi kalmak vardır

    [29] Kafirler cehennemde: “Ey ulu Rabbimiz!” derler,“gerek cinlerden, gerek insanlardan bizi saptıran o seytanları bize bir gosteriver de onları ayaklarımızla cigneyelim, asagıların asagısı olsunlar”

    [30] “Rabbimiz Allah'tır” deyip sonra da istikamet uzere, dogru yolda yuruyenler yok mu,iste onların yanına melekler inip: “Hic endise etmeyin, hic uzulmeyin ve size vad edilen cennetle sevinin!” derler

    [31] Dunya hayatında da, ahirette de biz sizin dostunuzuz. Orada sizin canınızın cektigi her sey, Gafur ve Rahim'den (affı, merhamet ve ihsanı bol olan Allah tarafından) bir ikram olarak sizindir.Hem orada siz butun istediklerinize kavusacaksınız

    [32] Dunya hayatında da, ahirette de biz sizin dostunuzuz. Orada sizin canınızın cektigi her sey, Gafur ve Rahim'den (affı, merhamet ve ihsanı bol olan Allah tarafından) bir ikram olarak sizindir.Hem orada siz butun istediklerinize kavusacaksınız

    [33] Allah yoluna cagıran, makbul ve guzel isler isleyen ve “Ben Muslumanlardanım” diyen kimseden daha guzel soz soyleyen kim olabilir?”

    [34] Iyilikle kotuluk bir olmaz. O halde sen kotulugu en guzel tarzda uzaklastırmaya bak.Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında dusmanlık olan kisi candan, sıcak bir dost oluvermis

    [35] Ama kotuluge karsı iyilik hasleti, ancak sabredenlerin karıdır, faziletten yana nasibi bol olanların karıdır. {KM, Luka}

    [36] Eger seytandan gelen bir vesvese seni durterse hemen Allah'a sıgın. Cunku O, her seyi isitir, her seyi mukemmel tarzda bilir

    [37] Gece gunduz, Gunes, Ay, hepsi O'nun ayetlerindendir.O halde Gunes’e ve Ay’a degil, onları oylece yaratana secde edin, eger O’na ibadet ediyorsanız

    [38] Eger kibirlenecek olurlarsa, sunu bilsinler ki Rabbinin nezdinde olan melekler, gece gunduz O'nu tenzih, tesbih ederler ve asla usanmazlar

    [39] O'nun kudretinin ve hikmetinin delillerinden biri de sudur ki:Sen yeri boynu bukuk, kupkuru gorursun. Fakat Biz uzerine su indirince yer harekete gecip kabarır.Iste bu yere kim hayat veriyorsa oluleri de O diriltecektir.Cunku O her seye kadirdir

    [40] Ayetlerimiz konusunda, haktan sapanlar bize gizli kalmazlar.Simdi soyleyin bakalım: Cehenneme atılmak mı iyidir, yoksa kıyamet gunu buyuk durusmaya tam bir guven icinde gelmek mi?Istediginizi yapın, cunku O, butun yaptıklarınızı gormektedir

    [41] Kendilerine gelen bu sanı yuce dersi inkar edenler elbette cezadan kurtulamazlar.Halbuki o essiz ve pek kıymetli bir kitaptır.Oyle bir kitaptır ki batıl ona ne onunden, ne ardından, hic bir taraftan yol bulamaz.(Tam hukum ve hikmet sahibi, butun hamdlerin ve ovgulerin sahibi) o Hakim ve Hamid tarafından indirilmistir

    [42] Kendilerine gelen bu sanı yuce dersi inkar edenler elbette cezadan kurtulamazlar.Halbuki o essiz ve pek kıymetli bir kitaptır.Oyle bir kitaptır ki batıl ona ne onunden, ne ardından, hic bir taraftan yol bulamaz.(Tam hukum ve hikmet sahibi, butun hamdlerin ve ovgulerin sahibi) o Hakim ve Hamid tarafından indirilmistir

    [43] Sana soylenenler, senden onceki peygamberlere soylenen sozlerden baska bir sey degildir.Senin Rabbin hem magfiret, hem de gayet acı bir azap sahibidir

    [44] Eger biz Kur'an’ı yabancı bir dille gonderseydik derlerdi ki:“Neden, onun ayetleri acıkca beyan edilmedi? Dil yabancı, muhatap arap! Olur mu boyle sey?” De ki: “O, iman edenler icin hidayet ve sifadır.”Ama iman etmeyenlerin kulaklarında agırlıklar vardır. Kur’an onlara kapalı ve karanlık gelir.Onların, cok uzak bir yerden sesleniliyor da soyleneni hic anlamıyorlar gibi bir halleri vardır

    [45] Gercekten Biz Musa'ya da kitap vermistik de Kur’an hakkında bunlar ihtilaf ettigi gibi, onun hakkında da ihtilaf edilmisti.Eger Rabbinden haklarındaki azabı erteleme ve hukmu kıyamete bırakma seklinde daha once bir hukum verilmis olmasaydı, onların isleri bitmisti bile! Bu gercege ragmen onlar hala bundan derin bir suphe icindedirler

    [46] Kim makbul ve guzel isler yaparsa kendi lehine, kim kotuluk yaparsa kendi aleyhinedir.Rabbin kullarına asla zulmetmez

    [47] Kıyamet (yani dirilme) vaktini yalnız O bilir.O'nun bilgisi ve izni olmaksızın, ne bir meyve tomurcugundan cıkabilir, ne her hangi bir disi hamile kalabilir, ne hamile olan biri yavrusunu dogurabilir.Gun gelir: “Neredeymis Bana ortak saydıgınız putlar?” diye nida eder de, musrikler: “Icimizden buna sahitlik edecek bir tek kisi bile olmadıgını Sana arz ederiz!” derler. [7,1]

    [48] Boylece daha once ibadet ettikleri putlar kendilerini terk eder, musrikler de kacacak yer kalmadıgını anlarlar

    [49] Insan mal mulk istemekten usanmaz, ama kendisine maddi sıkıntı dokununca hemen ye'se duser, umitsiz olur

    [50] Basına gelen bir sıkıntıdan sonra, tarafımızdan ona nimet tattırırsak:“Bu benim hakkımdı zaten,Kıyametin gelecegini de pek zannetmem.Ama olur da (muminlerin dedigi gibi), Rabbimin huzuruna goturulecek olsam bile,O'nun yanında en guzel ne varsa o da benim olur, (hic tereddudunuz olmasın)!” der.Biz elbette o kafirlere, dunyada yapmıs oldukları her seyi tek tek bildirecegiz ve onlara siddetli bir azap tattıracagız

    [51] Biz insana nimet verdigimizde o, sukurden yuz cevirir, basını alır uzaklasır.Fakat kendisine sıkıntı dokununca, bir de bakarsın uzun uzun yalvarır durur

    [52] Artık soyleyin bakalım: Eger bu Kur'an Allah tarafından gonderilmis de, siz bunu red ve inkar etmisseniz,o takdirde haktan iyice uzaklasmıs olan sizlerden daha sapık kim olabilir

    [53] Evet, Biz ileride onlara delillerimizi gerek dıs dunyada, gerek kendi oz varlıklarında gosterecegiz; ta ki Kur'an’ın, Allah tarafından gelen gercegin ta kendisi oldugu onlar tarafından da iyice anlasılacak.Rabbinin her seye sahid olması yetmez mi

    [54] Ama dikkat edin ki onlar Rab'lerine kavusma hususunda suphe icindedirler.Iyi bilin ki O, her seyi ilmi ve kudreti ile kusatmıstır

    Surah 42
    Şûrâ

    [1] Ha, Mim

    [2] Ayn, Sin, Kaf

    [3] (O ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibi) aziz ve hakim olan Allah, boylece sana da, senden onceki resullere de buyruklarını vahyeder

    [4] Goklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O, yuceler yucesidir, pek buyuktur

    [5] Oyle ki neredeyse gokler ustlerinden yarılacaklar.Melekler Rab'lerini overek tenzih ve takdis eder ve yerde bulunanlar icin magfiret dilerler.Iyi bilin ki, gafur ve rahim O’dur (affı, merhamet ve ihsanı pek boldur)

    [6] Allah'tan baska birtakım hamiler (veliler) edinenlere gelince, Allah onları daima gozetleyip kontrol etmektedir, sen onlar uzerinde yonetici degilsin

    [7] Boylece sana Arapca bir Kur'an vahyettik ki sen Anakent olan Mekke ile butun etrafını uyarıp irsad edesin ve gercekleseceginde hic suphe olmayan mahser gunundeki buyuk bulusmayı haber veresin.O ne muthis manzara: Bir kısım cennette… bir kısım alevli cehennemde

    [8] Eger Allah dileseydi butun insanları, aynı dine baglı, tek ummet yapardı.Ama O, insanların hak etmelerine gore diledigi kimseyi rahmetine dahil eder, Zalimlerin ise ne hamileri, ne de yardımcıları vardır

    [9] Gercek bu iken, bilakis onlar Allah'tan baska birtakım hamiler edindiler. Olacak is midir bu! Hami ancak Allah’tır, oluleri diriltecek de O’dur ve O her seye kadirdir

    [10] Hangi hususta ihtilaf ederseniz bilin ki O'nun hukmu, Allah’a aittir. Iste Rabbim olan Allah budur.Ben de yalnız O’na dayanır ve guvenir, O’na yonelip gonul veririm

    [11] O gokleri ve yeri yoktan yaratandır.Size kendi nefislerinizden esler yarattıgı gibi davarlara da esler yarattı. O, bu duzen icinde sizi uretiyor.Onun benzeri hicbir sey yoktur. O, her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [12] Goklerin ve yerin hazinelerinin anahtarları O'nun yanındadır.Dilediginin nasibini bollastırır, diledigi kimsenin nasibini daraltır. Cunku O, her seyi bildigi gibi her duruma en uygun olanı da bilir

    [13] O, “Dini dogru anlayıp hukumlerini uygulayın ve o hususta tefrikaya dusmeyin!” diye, din esasları olarak Nuh'a emrettigini, hem sana vahyettigimizi, keza Ibrahim’e, Musa’ya, Isa’ya emrettigimizi sizin icin de din kıldı.Senin insanları davet ettigin esaslar, musriklere cok agır gelmektedir.Halbuki Allah diledigi kullarını bu din icin secer ve gonulden Kendine yoneleni dogru yola iletir

    [14] Gecmis ummetler, ancak kendilerine buna (tefrikanın haram olduguna) dair bilgi ulastıktan sonra, sırf aralarındaki ihtiras ve haset yuzunden, bolunduler. Daha once Rabbin tarafından yururluge konulan vaad, yani cezayı belirli sureye, kıyamete kadar erteleme sozu olmasaydı, onların isleri coktan bitmisti bile!Ehl-i kitaptan sonra kitaba varis kılınanlar (Mekke musrikleri) onun hakkında derin bir suphe icindedirler

    [15] Onun icin sen durma, hakka davet et ve sana emredildigi tarzda dosdogru ol, sakın onların keyiflerine uyma ve soyle de:“Allah hangi kitabı indirmisse ben ona inandım. Hem bana, aranızda adaletle hukmetmem emri verildi.Allah bizim de, sizin de Rabbinizdir.Bizim islerimizin sorumlulugu bize, sizinkilerinki ise size aittir.Bizimle sizin aranızda bir tartısma sebebi yoktur. Allah hepimizi bir arada toplayacaktır.Hepimiz de O'nun huzuruna goturulecegiz.”

    [16] Insanların cogu dine daveti kabul edip girdikten sonra,Allah'ın dini hakkında hala, ileri geri tartısanların itirazları, Rab’leri yanında bostur.Onlara buyuk bir gazap ve siddetli bir azap vardır

    [17] Allah hakkı bildirip ikame etmek icin kitabı ve adalet olcusunu indirmistir.Hep gercegi bildiren o kitabın bildirdigi kıyamet, ne bilirsin, belki de yakın olabilir

    [18] Kıyamet (yani dirilme) saatinin gelmesini acele ile isteyenler, ona inanmayanlardır.Muminler ise O'nun gercekten vaki olacagını bilir ve ondan kacınırlar. Kıyamet hakkında munakasa edenler, haktan ve gercekten cok uzak, derin bir sapıklık icindedirler

    [19] Allah kullarına buyuk lutuf sahibidir. Diledigi her kulunu, bir turlu rızıklandırır. O, pek kuvvetlidir, ustun kudret sahibidir

    [20] Kim ahiret mahsulu isterse, onun urunlerini fazla fazla artırırız.Kim de sırf dunya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hic nasibi olmaz

    [21] Yoksa Yuce Allah'ın izin vermedigi birtakım seylerikendilerine din diye kabul ettirmek isteyen putları mı var?Sayet Allah’ın cezayı ertelemeye dair hukmu olmasaydı isleri coktan bitirilmisti.Zalimlere elbette gayet acı bir azap vardır

    [22] (Buyuk durusma gunu) zalimlerin, kendi yaptıkları islerden bucak bucak uzak durup, korkudan titrediklerini gorursun.Halbuki care yok, onların cezası tepelerinin ustunde durmaktadır. Iman edip makbul isler isleyenler ise, cennet bahcelerindedirler.Rab'leri yanında, cennette, istedikleri ne varsa kendilerine verilecektir.Iste bu da pek buyuk bir lutuftur

    [23] Iste bu, Allah'ın iman edip makbul ve guzel isler yapan kullarına verdigi mutluluk mujdesidir. De ki: Ben bu risalet ve irsad hizmetinden oturu, sizden akrabalık sevgisinden baska bekledigim hicbir karsılık yoktur. Iste kim boyle bir sevgi olsun, baska iyi isler olsun gerceklestirirse, Biz de onun o iyiliginin sevap ve mukafatını kat kat artırırız. Cunku Allah gafurdur, sekurdur (cok affedicidir, kullarının az islerini fazlasıyla odullendirir)

    [24] Yoksa senin hakkında: “Allah adına yalan uydurdu”mu diyorlar? (Bunun gercekle hicbir ilgisi olamaz. Zira buna ancak kalbi muhurlu bazı beyinsizler cur'et edebilir).Halbuki Allah dilerse senin kalbini muhurler. Allah batılı imha eder, hakkı ise indirdigi kitapla kuvvetlendirir. Gercekten O, kalplerin icinde ne varsa bilir

    [25] O'dur ki kullarının tovbesini kabul eder, gunahlarını affeder. Hem sizin butun yaptıklarınızı da bilir

    [26] Hem iman edip makbul ve guzel isler yapanların dualarına karsılık verir, hatta lutuf ve ihsanından onların odullerini artırır. Kafirlere ise siddetli bir azap vardır

    [27] Eger Allah kullarına rızık ve imkanları bol bol yaysaydı, onlar dunyada azarlardı.Lakin O, bu imkanları diledigi bir olcuye gore indirir. Cunku O, kullarından haberdar olup onların butun yaptıklarını ve yapacaklarını gormektedir

    [28] O'dur ki insanlar artık umitlerini kestikten sonra yagmur indirir, rahmetini her tarafa yayar. O, gercek dost ve hamidir, butun ovgulere ve hamdlere layıktır

    [29] Gokleri ve yeri yaratması ve oraları her turlu canlı ile doldurması, O'nun (kudretinin ve hikmetinin) delillerindendir. O elbette diledigi zaman onları mahserde toplamaya da kadirdir

    [30] Basınıza gelen her musibet, islediginiz gunahlar (ihmal ve kusurlarınız) sebebiyledir, hatta Allah gunahlarınızın cogunu da affeder

    [31] Siz, kacmakla Allah'ın cezasından kendinizi kurtaramazsınız. Sizin Allah’tan baska ne haminiz, ne de yardımcınız yoktur

    [32] Denizlerde daglar gibi akıp giden gemiler de O'nun kudretinin ve hikmetinin delillerindendir. Eger O dilerse ruzgarı durdurur, gemiler de denizin ustunde durakalır. Elbette bunda sabrı ve sukru bol olanlar icin alacak ibretler vardır.Yahut isledikleri gunahlar sebebiyle o gemileri batırır, gunahların bircogunu da affeder.Boyle yapmasının bir sebebi de, ayetlerimiz hakkında tartısanların kacacak bir yerleri olmadıgını onlara bildirmektir

    [33] Denizlerde daglar gibi akıp giden gemiler de O'nun kudretinin ve hikmetinin delillerindendir. Eger O dilerse ruzgarı durdurur, gemiler de denizin ustunde durakalır. Elbette bunda sabrı ve sukru bol olanlar icin alacak ibretler vardır.Yahut isledikleri gunahlar sebebiyle o gemileri batırır, gunahların bircogunu da affeder.Boyle yapmasının bir sebebi de, ayetlerimiz hakkında tartısanların kacacak bir yerleri olmadıgını onlara bildirmektir

    [34] Denizlerde daglar gibi akıp giden gemiler de O'nun kudretinin ve hikmetinin delillerindendir. Eger O dilerse ruzgarı durdurur, gemiler de denizin ustunde durakalır. Elbette bunda sabrı ve sukru bol olanlar icin alacak ibretler vardır.Yahut isledikleri gunahlar sebebiyle o gemileri batırır, gunahların bircogunu da affeder.Boyle yapmasının bir sebebi de, ayetlerimiz hakkında tartısanların kacacak bir yerleri olmadıgını onlara bildirmektir

    [35] Denizlerde daglar gibi akıp giden gemiler de O'nun kudretinin ve hikmetinin delillerindendir. Eger O dilerse ruzgarı durdurur, gemiler de denizin ustunde durakalır. Elbette bunda sabrı ve sukru bol olanlar icin alacak ibretler vardır.Yahut isledikleri gunahlar sebebiyle o gemileri batırır, gunahların bircogunu da affeder.Boyle yapmasının bir sebebi de, ayetlerimiz hakkında tartısanların kacacak bir yerleri olmadıgını onlara bildirmektir

    [36] Size verilen ne varsa hep dunya hayatının gecici metaıdır. Allah'ın yanında, ahirette olan nimetler ise iman edenler ve Rab’lerine guvenenler icin hem daha degerli, hem de devamlıdır

    [37] Onlar oyle kimselerdir ki buyuk gunahlardan ve hayasız cirkin islerden kacınırlar, kızdıkları zaman ofkelerini yutar, karsıdakinin kusurlarını affederler

    [38] Onlar oyle kimselerdir ki Rab'lerinin cagrısına kulak verip, namazı hakkıyla ifa ederler.Islerini istisare ile yuruturler, kendilerine nasib ettigimiz imkanlardan hayırlı islerde sarf ederler

    [39] Onlar zulme ugradıklarında yardımlasıp haklarını alırlar. {KM, Cıkıs 32,26-29; Luka}

    [40] Ama unutmayın ki haksızlıgın karsılıgı, yapılan haksızlık kadar olabilir, fazlası helal olmaz.Bununla beraber kim affeder, haksızlık edenle arasını duzeltirse onun da mukafatı artık Allah'a yarasan tarzda olur.Su kesindir ki Allah zalimleri sevmez

    [41] Kim zulme ugradıktan sonra hakkını alırsa, bunlara hic bir sorumluluk yoktur

    [42] Sorumlu olanlar, ancak insanlara zulmedenler ve ulkede haksız yere baskalarının hukukuna saldıranlardır.Iste boylelerinin hakkı gayet acı bir azaptır

    [43] Her kim disini sıkarak sabr eder ve kusurları affederse,iste onun bu hareketi, ancak buyuklere yarasan ornek davranıslardandır

    [44] Allah kimi sasırtırsa, artık ondan sonra kendisini koruyacak kimse bulunamaz.O zalimlerin azabı gorunce, imanlı kul olmak icin “Acaba geri donme imkanı var mıdır?” dediklerini gorursun

    [45] Onları ugradıkları zilletten dolayı boyunları bukuk, yurekleri titrer vaziyette cehennemin onune getirildiklerinde, korkudan, sadece goz ucuyla atese baktıklarını fark edersin.Muminler ise (bu manzara karsısında): “En buyuk kayba ugrayanlar, hem kendilerini hem de ailelerini kıyamet gununde husrana surukleyenlerdir.” derler.Iyi bilin ki zalimler devamlı bir azap icindedirler

    [46] Kendilerine, Allah'tan baska yardım edecek dostları da yoktur artık.Allah kimi sasırtırsa artık onun icin hicbir kurtulus yolu yoktur

    [47] Allah tarafından gelecek ve geri cevrilmesi mumkun olmayacak olan gun gelmeden once Rabbinizin cagrısını kabul edip O'na donun. Yoksa o gun ne sıgınacak bir delik bulabilirsiniz, ne de yaptıklarınızı inkara bir care

    [48] Eger bu cagrıya sırtlarını donerlerse, hos biz de seni uzerlerine bekci gondermedik ya! Senin gorevin sadece tebligdir.Biz insana tarafımızdan bir nimet tattırırsak o ferahlar, sımarır.Ama baslarına, yine kendi isledikleri hatalar sebebiyle bir sıkıntı gelirse insan hemen nankorlesir

    [49] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah'ındır. O diledigini yaratır. Diledigine kız evlat, diledigine erkek evlat verir, yahut kızlı oglanlı olarak her iki cinsten karma yapar.Diledigini de kısır bırakır.O her seyi mukemmel bilir, her seye kadirdir

    [50] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah'ındır. O diledigini yaratır. Diledigine kız evlat, diledigine erkek evlat verir, yahut kızlı oglanlı olarak her iki cinsten karma yapar.Diledigini de kısır bırakır.O her seyi mukemmel bilir, her seye kadirdir

    [51] Allah bir insana ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından hitab eder, yahut ona Kendi izniyle diledigini vahyedecek bir elci gonderir.Cunku O yuceler yucesidir, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [52] Iste boylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Halbuki sen daha once kitap nedir, iman nedir bilmezdin.Lakin Biz onu, kullarımızdan dilediklerimize dogru yolu gosteren bir nur kıldık.Sen gercekten insanlara dogru yolu gosterirsin

    [53] Yani goklerde ve yerde bulunan her seyin sahibi olan Allah'ın yolunu gosterirsin.Iyi bilin ki butun isler eninde sonunda Allah’a doner, kararlar O’ndan cıkar

    Surah 43
    Zuhruf

    [1] Ha. Mim

    [2] Acık olan ve gercekleri acıklayan bu kitaba yemin olsun

    [3] Biz dusunup anlamanız icin onu Arapca bir Kur'an olarak indirdik

    [4] O, Bizim nezdimizdeki ana kitapta saklı olup cok yucedir, hikmet doludur

    [5] Siz haddi asan bir topluluksunuz diye bu hakikatli mesajla sizi uyarmaktan vaz mı gececegiz? Bu mumkun degil

    [6] Daha once gelip gecmis nesillere nice nebiler gonderdik

    [7] Onlara hicbir nebi gelmedi ki onunla alay etmis olmasınlar

    [8] Biz bunlardan, (senin Mekkeli muhataplarından) daha kuvvetli olan toplumlar helak ettik. Nitekim oncekilerin kıssaları gecmistir.

    [9] Onlara: “Gokleri ve yeri kim yarattı?” diye sorarsan, mutlaka: “Onları o Aziz ve Hakim (O mutlak galip, tam hukum ve hikmet sahibi) yarattı.” derler

    [10] O Yaratıcıdır ki yeryuzunu sizin icin besik gibi yapmıs ve yol bulmanız icin yerden yollar ve gecitler var etmistir

    [11] Gokten, bir olcuye gore su indiren de O'dur. Biz onunla olu bir ulkeye hayat veririz.Iste siz de mezarlarınızdan oyle cıkarılacaksınız

    [12] Butun ciftleri yaratan, binmeniz icin gemileri ve hayvanları var eden de O'dur

    [13] Ta ki onların ustune binerken Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve soyle diyesiniz:“Bunları bizim hizmetimize veren Allah yuceler yucesidir, her turlu eksiklikten munezzehtir.O lutfetmeseydi biz buna guc yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize donecegiz.”

    [14] Ta ki onların ustune binerken Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve soyle diyesiniz:“Bunları bizim hizmetimize veren Allah yuceler yucesidir, her turlu eksiklikten munezzehtir.O lutfetmeseydi biz buna guc yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize donecegiz.”

    [15] Oyle iken, musrikler tuttular kullarından bir kısmını O'nun cuz’u (parcası) saydılar. Gercekten insan cok nankordur

    [16] Ne o, yoksa O, yaratıklarından, aklınız sıra kızları Kendisi evlat edindi de, o degerli ogulları size mi ikram etti

    [17] O musriklerden her biri, Rahman'a yakıstırdıgı kız cocugunun dunyaya geldigi haberini alınca, birden yuzu mosmor kesilir, kederinden yutkunur durur

    [18] Onlar -iddialarınca- sus icinde yetisen ve tartısmada meramını kuvvetle anlatamayan kızları mı Allah'a isnad ediyorlar? (Oysa insanın en degerli saydıgı seyi Mabud’una vermesi gerekir)

    [19] Rahman'ın kulları olan melaikeyi de disi saydılar.Ne o! Onların yaratıldıkları sırada hazır mı bulundular?Onların bu iddiaları yazılacak ve bundan oturu onlar sorguya cekileceklerdir

    [20] Bir de dediler ki: “Eger Rahman dileseydi, biz onlara tapmazdık.”Aslında onların ciddi bir bilgileri yoktur. Onlar sırf kafadan atıyorlar

    [21] Yoksa Bizim onlara daha once verdigimiz bir kitap varmıs da onlar buna mı sarılıyorlar

    [22] Hayır! Ne bilgileri var, ne kitapları! Sadece soyle derler:“Biz babalarımızı bir dine baglanmıs gorduk. Biz de onların izlerinden gidiyoruz.”

    [23] Iste boylece senden once, uyarıcı bir resul gonderdigimiz hicbir sehir yoktur ki oraların varlıklı kisileri:“Biz babalarımızı bir dine baglanmıs gorduk. Biz de onların izlerine uyduk!” demis olmasınlar

    [24] Peygamber onlara: “Peki, size babalarınızın baglandıgı dinden daha dogrusunu getirmissem, yine de surup gidecek misiniz?” deyince onlar: “Sunu bilin ki,” dediler, “biz, sizinle gonderilen mesajı reddediyoruz.”

    [25] Bunun uzerine Biz de onlardan muminlerin intikamını aldık. Iste bak peygamberlere yalancı diyenlerin sonu nasıl oldu gor!”

    [26] Bir vakit Ibrahim babasına ve halkına soyle dedi: “Bilin ki ben sizin taptıklarınızdan her turlu ilisigi kestim. Ben ancak beni yaratana ibadet ederim. O bana yol gosterecektir.”

    [27] Bir vakit Ibrahim babasına ve halkına soyle dedi: “Bilin ki ben sizin taptıklarınızdan her turlu ilisigi kestim. Ben ancak beni yaratana ibadet ederim. O bana yol gosterecektir.”

    [28] O, bu sozu hakka donsunler diye, gelecek nesillere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı

    [29] Dogrusu, Ben bunları da, babalarını da kendilerine hakikat ve onu acıklayan peygamber gelinceye kadar yasattım

    [30] Ama bu gercek kendilerine gelince: “Bu sihirdir, biz bunu kabul etmeyiz” dediler ve eklediler: “Bu Kur'an, bu iki sehirden buyuk bir adama indirilseydi ya!”

    [31] Ama bu gercek kendilerine gelince: “Bu sihirdir, biz bunu kabul etmeyiz” dediler ve eklediler: “Bu Kur'an, bu iki sehirden buyuk bir adama indirilseydi ya!”

    [32] Senin Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Halbuki bu dunya hayatında onların maisetlerini aralarında taksim eden, bir kısmının diger kısmını calıstırması icin, kimini kimine ustun kılan Biziz. Senin Rabbinin rahmeti ise, onların topladıkları butun seylerden daha hayırlıdır

    [33] Eger, butun insanların dinsizlige imrenecek bir tek ummet haline gelme mahzuru olmasaydı, Rahman'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını ve cıkacakları merdivenleri, evlerinin kapılarını, uzerine kurulacakları koltukları hep gumusten yapardık. Onları altına, mucevhere bogardık. Fakat butun bunlar dunya hayatının gecici metaından ibarettir. Ahiret ise Rabbinin nezdinde Allah’a karsı gelmekten sakınanlara mahsustur

    [34] Eger, butun insanların dinsizlige imrenecek bir tek ummet haline gelme mahzuru olmasaydı, Rahman'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını ve cıkacakları merdivenleri, evlerinin kapılarını, uzerine kurulacakları koltukları hep gumusten yapardık. Onları altına, mucevhere bogardık. Fakat butun bunlar dunya hayatının gecici metaından ibarettir. Ahiret ise Rabbinin nezdinde Allah’a karsı gelmekten sakınanlara mahsustur

    [35] Eger, butun insanların dinsizlige imrenecek bir tek ummet haline gelme mahzuru olmasaydı, Rahman'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını ve cıkacakları merdivenleri, evlerinin kapılarını, uzerine kurulacakları koltukları hep gumusten yapardık. Onları altına, mucevhere bogardık. Fakat butun bunlar dunya hayatının gecici metaından ibarettir. Ahiret ise Rabbinin nezdinde Allah’a karsı gelmekten sakınanlara mahsustur

    [36] Kim Rahman'ın hikmetlerle dolu ders olarak gonderdigi Kur’an’ı goz ardı ederse, Biz de ona bir seytan sardırırız; artık o, ona arkadas olur

    [37] Bu seytanlar onları yoldan cıkarırlar, ama onlar kendilerinin hala dogru yolda olduklarını sanırlar

    [38] Ta ki huzurumuza gelinceye kadar boyle devam eder.Huzurumuza cıktıgında arkadasına:“Keske seninle aramız dogu ile batı arası kadar uzak olsaydı!Meger sen ne kotu arkadasmıssın!” der

    [39] Allah buyurur: “Bu temenniniz bugun size hicbir fayda vermez.Cunku hayat boyunca, birlikte zulmettiniz. Burada da azabı birlikte cekeceksiniz.”

    [40] Sen sagırlara soz isittirebilir, korleri dogru yolda yurutebilir, besbelli sapıklıkta olanları hidayete erdirebilir misin

    [41] Ey Resulum! Biz seni vefat ettirip yanımıza alsak da,yine onlardan muminlerin intikamını alırız.Yahut onlara vad ettigimiz azabı, sana saglıgında gosteririz. Cunku onlara karsı Biz her zaman gucluyuz

    [42] Ey Resulum! Biz seni vefat ettirip yanımıza alsak da,yine onlardan muminlerin intikamını alırız.Yahut onlara vad ettigimiz azabı, sana saglıgında gosteririz. Cunku onlara karsı Biz her zaman gucluyuz

    [43] O halde sen sana vahyedilen buyruklara sımsıkı sarıl, muhakkak ki sen dosdogru yoldasın

    [44] Bu Kur'an hem sana, hem milletine guzel bir namdır, sereftir.Ileride ondan dolayı sorguya cekileceksiniz

    [45] Senden once gonderdigimiz resullere sor bakalım:Biz, hic Rahman'dan baska tapılacak tanrılar kabul etmis miyiz

    [46] Nitekim onlardan Musa'yı, delillerimiz ve mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen yetkililerine gonderdik.O da onlara: “Ben Rabbulalemin’in size elcisiyim” dedi

    [47] O, delillerimizle onlara gidince onlar alay edip gulmeye koyuldular

    [48] Onlara hep birbirinden buyuk mucizeler gosterdik. Belki donus yaparlar diye azaplarla sarstık

    [49] Azabı tadınca Musa'ya: “Haydi buyucu! Sana verdigi sozunun geregi olarak bizim icin Rabbine dua et, bizi bagıslasın, zira artık yola gelecegiz” dediler

    [50] Fakat Biz, onlardan azabı giderince, hemen sozlerinden caydılar

    [51] Firavun halkına duyuru yapıp dedi ki: “Ey benim halkım! Mısır'ın yonetimi benim elimde degil mi? Ayaklarımın altından akan su nehirler, kanallar benim degil mi? Gormuyor musunuz? Yoksa ben, su asagılık, meramını bile neredeyse anlatamayan adamdan daha ustun degil miyim?Eger o dedigi gibi ise, ustune gokten altın bilezikler atılmalı, yahut beraberinde melaikeler gelmeli degil miydi?” [26,29; 28,38] {KM, Hezekiel}

    [52] Firavun halkına duyuru yapıp dedi ki: “Ey benim halkım! Mısır'ın yonetimi benim elimde degil mi? Ayaklarımın altından akan su nehirler, kanallar benim degil mi? Gormuyor musunuz? Yoksa ben, su asagılık, meramını bile neredeyse anlatamayan adamdan daha ustun degil miyim?Eger o dedigi gibi ise, ustune gokten altın bilezikler atılmalı, yahut beraberinde melaikeler gelmeli degil miydi?” [26,29; 28,38] {KM, Hezekiel}

    [53] Firavun halkına duyuru yapıp dedi ki: “Ey benim halkım! Mısır'ın yonetimi benim elimde degil mi? Ayaklarımın altından akan su nehirler, kanallar benim degil mi? Gormuyor musunuz? Yoksa ben, su asagılık, meramını bile neredeyse anlatamayan adamdan daha ustun degil miyim?Eger o dedigi gibi ise, ustune gokten altın bilezikler atılmalı, yahut beraberinde melaikeler gelmeli degil miydi?” [26,29; 28,38] {KM, Hezekiel}

    [54] O halkını kucumsedi, onlar da ona itaat ettiler. Dogrusu onlar yoldan iyice cıkmıs bir toplum idi

    [55] Onlar bizi gazaba davet edince, Biz de onların hepsini suda bogarak, onlardan muminlerin intikamını aldık

    [56] Onları sonraki nesillere, gecmis bir ibret ve misal yaptık

    [57] Vakta ki Meryem'in oglu Isa misal verildi, derhal halkın keyiflenerek haykıra haykıra gulmeye koyuldu ve “Bizim tanrılarımız mı ustun, dediler, yoksa o mu?” Bunu, sırf bir munakasa olsun diye sana misal verdiler. Zaten onlar kavgacı bir toplumdur

    [58] Vakta ki Meryem'in oglu Isa misal verildi, derhal halkın keyiflenerek haykıra haykıra gulmeye koyuldu ve “Bizim tanrılarımız mı ustun, dediler, yoksa o mu?” Bunu, sırf bir munakasa olsun diye sana misal verdiler. Zaten onlar kavgacı bir toplumdur

    [59] Hayır, o bir tanrı degil, nimetimize mazhar ettigimiz ve Israilogulları icin bir ornek yaptıgımız bir has kulumuzdu. Sayet yapmak isteseydik, sizin yerinize gecmek uzere melekler yaratırdık. Ama bu, Allah'ın hikmetine aykırıdır

    [60] Hayır, o bir tanrı degil, nimetimize mazhar ettigimiz ve Israilogulları icin bir ornek yaptıgımız bir has kulumuzdu. Sayet yapmak isteseydik, sizin yerinize gecmek uzere melekler yaratırdık. Ama bu, Allah'ın hikmetine aykırıdır

    [61] Gercekten o, kıyamet icin bir beyandır.Artık siz, o saatin geleceginden hic suphe etmeyin de Bana tabi olun.Dogru yol budur

    [62] Sakın Seytan sizi yoldan cevirmesin.Cunku o sizin besbelli dusmanınızdır

    [63] Isa, acık acık delillerle onlara gelince: “Ben, size hikmet getirdim,bir de hakkında ayrılıga dustugunuz bazı seyleri size acıklamak icin geldim.O halde Allah'a karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin.Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir, yalnız O’na ibadet edin. Dogru yol budur.” dedi

    [64] Isa, acık acık delillerle onlara gelince: “Ben, size hikmet getirdim,bir de hakkında ayrılıga dustugunuz bazı seyleri size acıklamak icin geldim.O halde Allah'a karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin.Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir, yalnız O’na ibadet edin. Dogru yol budur.” dedi

    [65] Ondan sonra kendisine mensup birtakım fırkalar aralarında ayrılıga dustuler.Gayet acı bir gunun azabından zalimlerin vay haline

    [66] Insanlar, hic farkında degillerken o kıyamet ansızın baslarına gelivermesini mi bekliyorlar

    [67] Muttakiler dısında dunyadaki butun dostlar, o gun birbirine dusmandır

    [68] Allah muttakilere soyle buyurur: “Ey Benim kullarım!Bugun size herhangi bir endise yoktur.Sizi uzen bir durum da olmayacaktır.”

    [69] Ne mutlu onlara ki onlar, ayetlerimize inanmıs ve Allah'a itaat etmislerdir

    [70] Haydi siz de, esleriniz de nes'e dolu olarak buyurun cennete

    [71] Altın tepsi ve kaselerle kendilerine ikram eden hizmetciler, etraflarında fır doner.Hulasa orada canınız ne isterse, gozleriniz hangi manzaralardan hoslanırsa hepsi var!Hem siz burada devamlı kalacaksınız

    [72] Iste dunyada yaptıgınız makbul islerden dolayı varisi yapıldıgınız cennet

    [73] Size orada, istediginiz sekilde yiyeceginiz her turlu meyve vardır

    [74] Suclular ise cehennem azabında ebedi kalacaklar

    [75] Azapları hic gevsetilmeyecek,orada butun umitlerini yitirmis olarak kalacaklardır

    [76] Boyle yapmakla Biz onlara haksızlık etmedik, ama asıl kendileri oz canlarına zulmettiler

    [77] Cehennem bekcisine soyle feryad ederler: “Malik! Ne olur, tukendik artık!Rabbin canımızı alsın, bitirsin isimizi!”O da: “Olup kurtulmak yok, ebedi kalacaksınız burada!” der

    [78] Allah da soyle buyurur: “Biz size gercegi getirmistik.Fakat cogunuz hakikatten hoslanmamıstınız.”

    [79] Ey Resulum! Onlar size hile kurmakta isi saglama aldıklarını mı dusunuyorlar?Iste Biz de isi saglam tutuyoruz

    [80] Yoksa onlar Bizim, kendilerinin sırlarını ve gizli konusmalarını isitmedigimizi mi sanıyorlar? Hayır isitiriz ve yanlarındaki elcilerimiz de yaptıkları her seyi yazarlar

    [81] De ki: Faraza, Rahman'ın cocugu olsaydı ona ilk ibadet eden ben olurdum

    [82] Goklerin ve yerin Rabbi, o Arsın, o muazzam saltanatın Rabbi,Kendisine es, ortak uyduranların iddialarından munezzehtir, yuceler yucesidir

    [83] Kendilerine bildirilen o hesap gunune kavusuncaya kadar, onları kendi hallerine bırak, batıllarına dalsınlar, varsın oyalansınlar

    [84] O, Allah'tır, gokte de yerde de tek ve gercek Ilahtır.O tam hukum ve hikmet sahibidir, her seyi hakkıyla bilir

    [85] Goklerin, yerin ve ikisinin arasında olan butun varlıkların mulk ve hakimiyetine sahip olan Allah'ın sanı cok yucedir, hayır ve bereketi sınırsızdır.Kıyamet saatini bilmek O’na aittir.Hepiniz sonunda O’nun huzuruna goturuleceksiniz

    [86] Musriklerin O'ndan baska yalvardıkları sahte tanrıların sefaat yetkileri yoktur.Ancak bilerek hak ve gercege sahitlik edenler bunu yapabileceklerdir

    [87] Eger kendilerine: “Sizi kim yarattı?” diye sorarsan “Allah yarattı” derler.O halde, nasıl oluyor da O'nu tek Ilah kabul etmekten vazgeciriliyorlar

    [88] Allah, elbette Resulunun: “Ya Rabbi! Ne yapayım, onlar, bir turlu imana gelmeyen bir topluluktur” demesini de biliyor

    [89] Simdi sen onlardan yuz cevir ve: “Selam size!” de.Artık yakında maruz kalacakları akıbeti ogrenirler

    Surah 44
    Duhân

    [1] Ha, Mim

    [2] Acık olan ve gercegi acıklayan bu kitaba yemin ederim ki

    [3] Biz onu kutlu bir gecede indirdik. Cunku Biz haktan yuz cevirenleri uyarırız

    [4] O, oyle bir gecedir ki her hikmetli is, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir.Rabbinden bir rahmet olarak hep resuller gondermekteyiz. Muhakkak ki O, her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [5] O, oyle bir gecedir ki her hikmetli is, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir.Rabbinden bir rahmet olarak hep resuller gondermekteyiz. Muhakkak ki O, her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [6] O, oyle bir gecedir ki her hikmetli is, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir.Rabbinden bir rahmet olarak hep resuller gondermekteyiz. Muhakkak ki O, her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [7] Yakin, kesin bilgi ve itmi'nan pesinde iseniz, bilin ki O, goklerin, yerin ve ikisi arasındaki varlıkların Rabbidir.O’ndan baska tanrı yoktur. Hayatı veren ve hayatı alıp olduren de O’dur. Sizin ve daha once gelmis gecmis atalarınızın da Rabbidir

    [8] Yakin, kesin bilgi ve itmi'nan pesinde iseniz, bilin ki O, goklerin, yerin ve ikisi arasındaki varlıkların Rabbidir.O’ndan baska tanrı yoktur. Hayatı veren ve hayatı alıp olduren de O’dur. Sizin ve daha once gelmis gecmis atalarınızın da Rabbidir

    [9] Fakat onlar suphe icindedirler. Din gercekleriyle alay edip eglenirler

    [10] O halde sen gogun, butun insanları saracak olan asikar bir duman cıkaracagı gunu gozle. Bu, gayet acı bir azaptır

    [11] O halde sen gogun, butun insanları saracak olan asikar bir duman cıkaracagı gunu gozle. Bu, gayet acı bir azaptır

    [12] Iste o zaman insanlar: “Ey ulu Rabbimiz, bizden bu azabı kaldır, cunku artık iman ediyoruz!” derler

    [13] Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar degil.Boyle olmadıkları icin, gercekleri apacık anlatan Peygamber geldigi halde ona sırtlarını donduler de: “Bu, baskaları tarafından bir seyler belletilmis delinin teki!” dediler

    [14] Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar degil.Boyle olmadıkları icin, gercekleri apacık anlatan Peygamber geldigi halde ona sırtlarını donduler de: “Bu, baskaları tarafından bir seyler belletilmis delinin teki!” dediler

    [15] Azabı uzerinizden biraz kaldıracagız, fakat siz yine eski halinize doneceksiniz.

    [16] Ama o muthis satvetle kendilerini yakalayacagımız gun, onlardan tam intikam alırız

    [17] Biz onlardan once Firavun'un halkını da imtihan ettik, onlara da pek degerli bir resul gelip demisti ki: “Ey Allah’ın kulları, benim hakkımı verin, yani tebligimi dinleyin; cunku ben size gonderilen guvenilir bir elciyim

    [18] Biz onlardan once Firavun'un halkını da imtihan ettik, onlara da pek degerli bir resul gelip demisti ki: “Ey Allah’ın kulları, benim hakkımı verin, yani tebligimi dinleyin; cunku ben size gonderilen guvenilir bir elciyim

    [19] Sakın Allah'a bas kaldırmayın, zira ben size apacık bir delil getiriyorum.Beni taslayıp oldurmenizden, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a sıgınıyorum.Bana inanmıyorsanız, bari beni kendi halime bırakın (bana kotuluk etmeyin).”

    [20] Sakın Allah'a bas kaldırmayın, zira ben size apacık bir delil getiriyorum.Beni taslayıp oldurmenizden, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a sıgınıyorum.Bana inanmıyorsanız, bari beni kendi halime bırakın (bana kotuluk etmeyin).”

    [21] Sakın Allah'a bas kaldırmayın, zira ben size apacık bir delil getiriyorum.Beni taslayıp oldurmenizden, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a sıgınıyorum.Bana inanmıyorsanız, bari beni kendi halime bırakın (bana kotuluk etmeyin).”

    [22] Onlar kabul etmeyince Rabbine soyle yalvardı: “Ya Rabbi, onlar suclu bir guruh! (Onları sana havale ettim, Sen onların hakkından gel.)”

    [23] Yuce Allah buyurdu: “Mumin kullarımla geceleyin cıkıp git. Muhakkak ki sizi takip edeceklerdir. Denizi yarıp maiyetini gecirdikten sonra, onu oldugu gibi acık bırak. Cunku onlar bogulacak bir ordudur

    [24] Yuce Allah buyurdu: “Mumin kullarımla geceleyin cıkıp git. Muhakkak ki sizi takip edeceklerdir. Denizi yarıp maiyetini gecirdikten sonra, onu oldugu gibi acık bırak. Cunku onlar bogulacak bir ordudur

    [25] Geride neler bırakmadılar neler!... Ne baglar, bahceler, ne pınarlar, ne ciftlikler... Ne guzel guzel konaklar, ne makamlar, icinde zevk-u safa surdukleri ne nimetler

    [26] Geride neler bırakmadılar neler!... Ne baglar, bahceler, ne pınarlar, ne ciftlikler... Ne guzel guzel konaklar, ne makamlar, icinde zevk-u safa surdukleri ne nimetler

    [27] Geride neler bırakmadılar neler!... Ne baglar, bahceler, ne pınarlar, ne ciftlikler... Ne guzel guzel konaklar, ne makamlar, icinde zevk-u safa surdukleri ne nimetler

    [28] Iste boyle oldu! Sonra butun bunları, baska bir topluma miras bıraktık. Merhamete layık olma haklarını kaybettiklerinden, perisan hallerine gok de aglamadı, yer de aglamadı. Artık onlara yeni bir muhlet de verilmedi

    [29] Iste boyle oldu! Sonra butun bunları, baska bir topluma miras bıraktık. Merhamete layık olma haklarını kaybettiklerinden, perisan hallerine gok de aglamadı, yer de aglamadı. Artık onlara yeni bir muhlet de verilmedi

    [30] Boylece, Israilogullarını gercekten zelil eden, asagılayan o iskenceden, Firavun'un iskencesinden kurtardık. Dogrusu, bu adam, haddini asan, buyukluk taslayan zorbanın teki idi

    [31] Boylece, Israilogullarını gercekten zelil eden, asagılayan o iskenceden, Firavun'un iskencesinden kurtardık. Dogrusu, bu adam, haddini asan, buyukluk taslayan zorbanın teki idi

    [32] Musa'ya baglı olanları da, durumlarını bilerek, o devirdeki butun insanlara ustun kıldık

    [33] Onlara, acık ve zahir nimetleri ortaya koyan nice mucizevi haller verdik

    [34] (Mekke musrikleri ise), derler ki: “Biz bir kere olduk mu is biter, artık dirilmemiz mumkun degil. Ama siz dirilme iddianızda tutarlı iseniz, daha once gelip gecmis atalarımızı diriltin de gorelim!”

    [35] (Mekke musrikleri ise), derler ki: “Biz bir kere olduk mu is biter, artık dirilmemiz mumkun degil. Ama siz dirilme iddianızda tutarlı iseniz, daha once gelip gecmis atalarımızı diriltin de gorelim!”

    [36] (Mekke musrikleri ise), derler ki: “Biz bir kere olduk mu is biter, artık dirilmemiz mumkun degil. Ama siz dirilme iddianızda tutarlı iseniz, daha once gelip gecmis atalarımızı diriltin de gorelim!”

    [37] Onlar mı daha guclu kuvvetli, yoksa Tubba' halkı ve onlardan onceki toplumlar mı? Belli ki onlar daha guclu idiler. Ama agır suclar islediklerinden imha ettik onları

    [38] Biz gokleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları eglenmek icin yaratmadık

    [39] Evet, onları hak ve hikmetle, ciddi maksat ve gayelerle yarattık, ama onların cogu bunu anlamazlar

    [40] Muhakkak ki butun hesapların gorulecegi o karar gunu, hepsinin bulusacagı gundur

    [41] O gun dost dosta fayda veremez. Allah'ın merhametine mazhar olanlar dısında, kimseye yardım da edilmez. O, gercekten azizdir, rahimdir (ustun kudret sahibidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [42] O gun dost dosta fayda veremez. Allah'ın merhametine mazhar olanlar dısında, kimseye yardım da edilmez. O, gercekten azizdir, rahimdir (ustun kudret sahibidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [43] Muhakkak ki zakkum agacı, gunahkarların yiyecegidir

    [44] Muhakkak ki zakkum agacı, gunahkarların yiyecegidir

    [45] Kaynar su nasıl fokurdarsa, o da erimis maden gibi karınlarında fokurdar

    [46] Kaynar su nasıl fokurdarsa, o da erimis maden gibi karınlarında fokurdar

    [47] Allah Zebanilere: “Tutun onu da, buyurur, cehennemin ta ortasına surukleyin.Sonra da basının ustunden kaynar su dokun!”ve deyin ki: “Tat bakalım! Hani ustundun, kudretliydin, asildin!”Iste hakkında suphe ve mucadele ettiginiz o gercek budur

    [48] Allah Zebanilere: “Tutun onu da, buyurur, cehennemin ta ortasına surukleyin.Sonra da basının ustunden kaynar su dokun!”ve deyin ki: “Tat bakalım! Hani ustundun, kudretliydin, asildin!”Iste hakkında suphe ve mucadele ettiginiz o gercek budur

    [49] Allah Zebanilere: “Tutun onu da, buyurur, cehennemin ta ortasına surukleyin.Sonra da basının ustunden kaynar su dokun!”ve deyin ki: “Tat bakalım! Hani ustundun, kudretliydin, asildin!”Iste hakkında suphe ve mucadele ettiginiz o gercek budur

    [50] Allah Zebanilere: “Tutun onu da, buyurur, cehennemin ta ortasına surukleyin.Sonra da basının ustunden kaynar su dokun!”ve deyin ki: “Tat bakalım! Hani ustundun, kudretliydin, asildin!”Iste hakkında suphe ve mucadele ettiginiz o gercek budur

    [51] Muttakiler guvenli bir makamdadırlar:Bahcelerde ve pınar baslarındadırlar.Ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymis olarak karsılıklı otururlar.Hem Biz onları guzel gozlu hurilerle evlendiririz.Onlar canlarının cektigi her meyveden rahatlıkla isterler.Ilk olum dısında artık orada olum tatmazlar.Allah kendilerini, tarafından bir lutuf eseri olarak cehennem azabından korur.Iste en buyuk mutluluk, en buyuk basarı budur

    [52] Muttakiler guvenli bir makamdadırlar:Bahcelerde ve pınar baslarındadırlar.Ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymis olarak karsılıklı otururlar.Hem Biz onları guzel gozlu hurilerle evlendiririz.Onlar canlarının cektigi her meyveden rahatlıkla isterler.Ilk olum dısında artık orada olum tatmazlar.Allah kendilerini, tarafından bir lutuf eseri olarak cehennem azabından korur.Iste en buyuk mutluluk, en buyuk basarı budur

    [53] Muttakiler guvenli bir makamdadırlar:Bahcelerde ve pınar baslarındadırlar.Ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymis olarak karsılıklı otururlar.Hem Biz onları guzel gozlu hurilerle evlendiririz.Onlar canlarının cektigi her meyveden rahatlıkla isterler.Ilk olum dısında artık orada olum tatmazlar.Allah kendilerini, tarafından bir lutuf eseri olarak cehennem azabından korur.Iste en buyuk mutluluk, en buyuk basarı budur

    [54] Muttakiler guvenli bir makamdadırlar:Bahcelerde ve pınar baslarındadırlar.Ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymis olarak karsılıklı otururlar.Hem Biz onları guzel gozlu hurilerle evlendiririz.Onlar canlarının cektigi her meyveden rahatlıkla isterler.Ilk olum dısında artık orada olum tatmazlar.Allah kendilerini, tarafından bir lutuf eseri olarak cehennem azabından korur.Iste en buyuk mutluluk, en buyuk basarı budur

    [55] Muttakiler guvenli bir makamdadırlar:Bahcelerde ve pınar baslarındadırlar.Ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymis olarak karsılıklı otururlar.Hem Biz onları guzel gozlu hurilerle evlendiririz.Onlar canlarının cektigi her meyveden rahatlıkla isterler.Ilk olum dısında artık orada olum tatmazlar.Allah kendilerini, tarafından bir lutuf eseri olarak cehennem azabından korur.Iste en buyuk mutluluk, en buyuk basarı budur

    [56] Muttakiler guvenli bir makamdadırlar:Bahcelerde ve pınar baslarındadırlar.Ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymis olarak karsılıklı otururlar.Hem Biz onları guzel gozlu hurilerle evlendiririz.Onlar canlarının cektigi her meyveden rahatlıkla isterler.Ilk olum dısında artık orada olum tatmazlar.Allah kendilerini, tarafından bir lutuf eseri olarak cehennem azabından korur.Iste en buyuk mutluluk, en buyuk basarı budur

    [57] Muttakiler guvenli bir makamdadırlar:Bahcelerde ve pınar baslarındadırlar.Ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymis olarak karsılıklı otururlar.Hem Biz onları guzel gozlu hurilerle evlendiririz.Onlar canlarının cektigi her meyveden rahatlıkla isterler.Ilk olum dısında artık orada olum tatmazlar.Allah kendilerini, tarafından bir lutuf eseri olarak cehennem azabından korur.Iste en buyuk mutluluk, en buyuk basarı budur

    [58] Biz Kur'an’ı, insanlar iyi anlayıp ibret alsınlar diye, senin dilinle indirerek anlasılmasını kolaylastırdık

    [59] O halde neticeyi bekle!Zaten onlar da senin basına bir felaket gelmesini can atarak beklemektedirler

    Surah 45
    Câsiye

    [1] Ha, Mim

    [2] Bu kitabın indirilmesi o (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibi) aziz ve hakim Allah tarafındandır

    [3] Suphesiz goklerde ve yerde muminler icin Allah'ın kudret ve hikmetine dair cok deliller vardır

    [4] Siz insanların yaratılısınızda ve Allah'ın dunyanın her tarafında yaydıgı canlılarda, kesin bilgiye ulasıp gercekleri tasdik edecek kimseler icin deliller vardır

    [5] Gece ve gunduzun pes pese gelip muddetlerinin uzayıp kısalmasında, Allah'ın gokten bir rızık, yani yagmur indirip onunla olumunden sonra yeryuzunu diriltmesinde, ruzgarları evirip cevirmesinde, akıllarını kullanıp dusunecek kimseler icin Allah’ın kudretine ve hikmetine dair bircok deliller vardır

    [6] (O tekvini ayetlerin yanında) iste bunlar da Allah'ın (tenzili) ayetleridir ki, gercegin ta kendisi olarak (Cebrail vasıtasıyla) okuyup beyan ediyoruz.Allah’a ve O’nun ayetlerine inanmadıktan sonra, onlar acaba daha hangi soze inanacaklar

    [7] Yalana, sahtekarlıga, gunaha dadanan her kimsenin vay haline! Boylesi, Allah'ın kendisine okunan ayetlerini isitir de sonra kibrine yediremeyip buyukluk taslayarak, sanki onları hic isitmemis gibi inkarında direnir. Ona gayet acı bir azabı mujdele

    [8] Yalana, sahtekarlıga, gunaha dadanan her kimsenin vay haline! Boylesi, Allah'ın kendisine okunan ayetlerini isitir de sonra kibrine yediremeyip buyukluk taslayarak, sanki onları hic isitmemis gibi inkarında direnir. Ona gayet acı bir azabı mujdele

    [9] Ayetlerimizden ogrendigi bir seyler olursa, onları alaya alır. Iste onlara hor ve zelil edecek bir azabın gelecegini mujdele

    [10] Peslerinde de cehennem onları beklemektedir. Ne kazandıkları servetler, ne de Allah'tan baska edindikleri dostlar ve hamiler, kendilerine fayda vermez. Onlara muthis bir azap vardır

    [11] Bu Kur'an, hidayet rehberidir. Rab’lerinin ayetlerini reddedenlere ise, en fenasından gayet acı bir azap vardır

    [12] Allah o yuce Zattır ki, icinde emri ve izni ile gemiler akıp gitsin, lutfundan nasiplerinizi arayıp sukredesiniz diye denizleri hizmetinize vermistir

    [13] Hem goklerde ve yerde ne varsa, hepsini Kendi tarafından bir lutuf olarak hizmetinize veren de O'dur. Elbette bunda dusunecek kimseler icin ibretler vardır

    [14] Iman edenlere soyle ki: Allah'ın ceza gunlerinin gelip catacagını beklemeyenlerin ezalarına aldırıs etmesinler, kusurlarını bagıslasınlar. Cunku nasılsa Allah, herkese yaptıklarının karsılıgını verecektir (iman edenlere de sabır ve aflarının odulunu verecektir)

    [15] Kim guzel ve makbul bir is yaparsa, kendisi icin yapar. Kim de kotuluk islerse kendi aleyhinedir. Sonunda Rabbinizin huzuruna goturuleceksiniz

    [16] Gercekten Biz Israilogullarına, kitap, hukumranlık, hikmet ve nubuvvet verdik.Onları helal ve has nimetlerle rızıklandırdık ve onları diger insanlara ustun kıldık

    [17] Onlara din isinde parlak deliller, mucizeler verdik. Simdi onların din konusunda ihtilaf etmeleri, sırf kendilerine gercege dair ilim geldikten sonra haset ve ihtirastan dolayıdır.Senin Rabbin kıyamet gunu, ayrılıga dustukleri hususlarda aralarında hukmunu verecektir

    [18] Sonra din isinde, seni ayrı bir seriat yoluna koyduk. Sen ona tabi ol, gercegi bilmeyenlerin keyiflerine uyma

    [19] Cunku Allah'tan gelecek herhangi bir cezayı onleme hususunda, onlar sana hicbir fayda veremezler. Zalimler birbirinin dostudur. Allah ise muttakilerin dostudur

    [20] Bu Kur'an, delilleri ile, fikirleri ve kalpleri aydınlatan basiret nurlarıdır iman edecek kimseler icin hidayet rehberi ve rahmettir

    [21] Yoksa o kotulukleri isleyip duranlar, iman edip guzel ve makbul isler gerceklestirenlere yaptıgımız muameleyi, kendilerine de gosterecegimizi, hayatlarında ve olumlerinde onları bir tutacagımızı mı sanıyorlar? Ne kotu, ne yanlıs bir muhakeme

    [22] Halbuki Allah gokleri ve yeri hikmetle, gercek bir maksatla ve bir de herkes ne kazanmıssa, kendilerine asla haksızlık edilmeksizin, ona gore karsılık gormesi icin yaratmıstır

    [23] Baksana kendi heva ve hevesini ilah edinen, ilmi oldugu halde Allah'ın kendisini sasırtıp, kulagını ve kalbini muhurledigi, gozlerine de perde cektigi kimsenin haline! Hakkı gormemekte ve azgınlıkta ısrar etmesi sebebiyle Allah’ın sasırttıgı bu kimseyi kim yola getirebilir? Dusunmuyor musunuz

    [24] Ahireti inkar eden kafirler bir de soyle dediler: “Hayat, sadece bu dunyada yasadıgımız hayattan ibarettir: Oluruz, yasarız. Bizi yalnız zamanın akısı helak eder.”Aslında, buna dair hicbir kesin bilgileri yoktur, onlar sadece zanlarıyla boyle soyluyorlar

    [25] Kendilerine iman esaslarına ve bu arada ahirete dair ayetlerimiz acık acık okundugunda, onların ileri surdukleri tek iddia: “Eger siz bu inancınızda tutarlı iseniz, gelip gecmis atalarımızı diriltin de onumuze getirin” demekten baska bir sey olmaz

    [26] De ki: “Size hayatı veren Allah'tır. Sonra sizi yine O oldurur, sonra da hepinizi, hakkında hic suphe olmayan kıyamet (dirilme) gunu bir araya toplar; ama insanların cogu bu gercegi bilmezler.” [6]

    [27] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah'ındır. Kıyamet saati gelip cattıgı gun, iste o gun batıl dava pesinde olanlar, en buyuk kayba ugrayacaklardır

    [28] O gun butun ummetleri, bir araya toplanmıs ve diz cokmus vaziyette gorursun. Her ummet, hesap defterlerini okumaya cagırılır. Daha once ne yaptıysanız bugun sadece onun karsılıgını alırsınız

    [29] Iste karsınızda sadece gercekleri dile getiren defterimiz. Biz sizin yaptıgınız her isi bir yere kaydediyorduk

    [30] Iman edip makbul ve guzel isler yapanların yuce Rab'leri, kendilerini rahmetine alır. Iste en kesin basarı, en buyuk mutluluk budur

    [31] Kafirlere ise yuce Allah tarafından, soyle denilir: “Ayetlerim size okundugunda siz buyukluk taslamıs ve hep suc isleyen kimseler olmustunuz degil mi?”

    [32] Size: “Allah'ın vadi gercektir, kıyamet (dirilme) saati mutlaka gelecektir” denildiginde siz: “Kıyamet neymis bilmeyiz, biz olsa olsa bir zan ve tahminde bulunabiliriz, ama biz kesin bir tarzda ona inanmayız.” demistiniz

    [33] Derken, yaptıkları ne kadar kotu, pis is varsa karsılarına cıktı. Alay ettikleri cehennem azabı, kendilerini her taraftan sardı

    [34] Ve kendilerine soyle denildi: “Siz Bizi, daha once nasıl unutup terk ettiyseniz, Biz de bugun sizi unutup kendi halinize bırakacagız! Kalacagınız yer atestir. Hicbir yardımcınız da yoktur.Bu boyle olacak, cunku siz Allah'ın ayetlerini alay konusu yaptınız, dunya hayatı sizi aldattı.” Bugun artık ne oradan cıkarılırlar, ne de ozurleri kabul edilip dunyaya gonderilirler

    [35] Ve kendilerine soyle denildi: “Siz Bizi, daha once nasıl unutup terk ettiyseniz, Biz de bugun sizi unutup kendi halinize bırakacagız! Kalacagınız yer atestir. Hicbir yardımcınız da yoktur.Bu boyle olacak, cunku siz Allah'ın ayetlerini alay konusu yaptınız, dunya hayatı sizi aldattı.” Bugun artık ne oradan cıkarılırlar, ne de ozurleri kabul edilip dunyaya gonderilirler

    [36] Demek ki butun hamdler, ovguler goklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

    [37] Goklerde ve yerde ululuk yalnız O'na aittir. Aziz ve hakim O’dur (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    Surah 46
    Ahkaf

    [1] Ha Mim

    [2] Bu kitabın indirilmesi, (o ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibi), aziz ve hakim Allah tarafındandır

    [3] Biz gokleri, yeri ve bunların arasındaki varlıkları ancak gercek bir maksatla, adalet ve hikmetle, bir de belli bir sure icin yarattık. Ama kafirler uyarıldıkları kı

    [4] Musriklere de ki: “Simdi baksanıza su sizin Allah'tan baska ilahlastırıp yalvardıgınız putlarınıza! Soyler misiniz, onlar yerde hangi seyi yaratmıslar, yoksa goklerde mi bir ortaklıkları var?(Akıl yonunden bu mumkun olmayınca, nakil yonunden putlara ibadetin gercek oldugunu gosterin) Eger bu iddianızda tutarlı iseniz, daha once gelmis bir kitap yahut hic degilse bir bilgi kalıntısı varsa getirin gorelim.”

    [5] Kendisinin duasına, ta kıyamete kadar cevap veremeyecek olan ve esasen kendilerine yapılan dualardan habersiz o Allah'tan baska uydurulan nesnelere yalvaran kimseden daha saskın biri hic olabilir mi

    [6] Insanlar diriltilip mahsere toplandıklarında bu putlar, musriklere dusman kesilir ve onların kendilerine tapınmalarını siddetle reddederler

    [7] Ayetlerimiz acık acık okunup beyan edildiginde o kafirler onlerine gelen gercek hakkında: “Bu, besbelli bir sihirdir!” derler

    [8] Yoksa, “Kur'an’ı kendisi uydurdu!” mu diyorlar? De ki: “Eger ben uydurduysam zaten Allah, cok gecmeden cezamı verir. Siz bana yardım etmek isteseniz bile Allah’ın azabından beni kurtaramazsınız. (Ben cezamı cekmeye hazırım. Siz rahat olun). Demek ki sizin bu kabil laflarınız bos sozlerden, icine daldıgınız yaygaradan ibarettirAllah da bunu pek iyi bilmektedir. Benimle sizin aranızda sahit olarak O, kafidir. O gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı pek boldur).

    [9] De ki: Peygamber olarak gelen ilk insan ben degilim ki! (Sanki peygamber oldugunu soyleyen ilk insan benmisim gibi nedir bu kadar tepkiniz?)Dunya hayatında benim ve sizin basınıza neler gelecegini bilemem. Ben sadece bana ne vahyediliyorsa ona uyarım. Cunku ben acıkca uyaran bir elciden baska bir sey degilim

    [10] De ki: Soyleyin bakalım: Eger bu Kur'an Allah tarafından geldigi halde siz reddetmisseniz, Israilogullarından da bir sahit, (tevhid, ahiret vb. Iman esasları gibi Kur’an’da bildirilen hakikatlerin) benzerine sahitlik edip iman ettigi halde, siz buyukluk taslayarak iman etmezseniz sizden daha saskın, daha zalim kimse olabilir mi? Allah elbette boyle zalimleri hidayet edip emellerine ulastırmaz

    [11] Inkar edenler bir de, muminler hakkında soyle derler: “Bu Islam dini eger onemli ve degerli bir sey olsaydı, bu Muslumanlar akıllarını kullanıp onu anlamakta bizi gecemezlerdi.” Kendileri bunu basaramayınca “Bu, zaten eski, modası gecmis bir yalan!” deyip gecistirmek isterler

    [12] Bundan once, bir rehber ve rahmet olarak Musa'nın kitabı vardı. Bu ise, zalimleri uyarmak, iyi hareket eden muminleri mujdelemek uzere indirilmis, onu dogrulayan Arapca bir kitaptır

    [13] Onlar ki “Rabbimiz Allah'tır” deyip sonra da durust hareket ederler, iste onlara korku ve endise yoktur, onlar kendilerini uzecek hicbir durumla da karsılasmazlar

    [14] Onlar cennetlik olup, yaptıkları guzel islere karsılık olarak ebedi kalmak uzere o cennetlere girerler.yamet gununden yuz cevirirler

    [15] Biz insana, anne ve babasına guzel muamele etmesini emrettik.Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında tasımıs ve nice gucluklerle dogurmustur. Cocugun anne karnında tasınması ve sutten kesilmesi otuz ay surer.Nihayet insan, gucunu kuvvetini bulup daha sonra kırk yasına girince“Ya Rabbi!” der. “Gerek bana, gerek anneme babama lutfettigin nimetlerine sukur yoluna beni sevk et.Senin razı olacagın makbul ve guzel is yapmaya beni yonelt ve bana salih, dine baglı, makbul nesil nasib eyle!Rabbim! Senin kapına dondum, ben sana teslim olanlardanım.”

    [16] Iste Biz, onların yaptıkları en guzel islerini, taatlerini kabul edip, gunahlarını affedecegiz.Bunlar cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara soz verilen gercek bir vaaddir

    [17] Fakat bir de oyleleri var ki, kendisini imana davet eden anne ve babasına:“Of be! (Yetti artık!) Benden once nice nesiller olup de geri donmedigi halde, siz beni mezarımdan dirilip cıkarılmakla mı korkutuyorsunuz!” derken,onlar: Allah'a sıgınıp yalvararak ogullarına:“Yazık ediyorsun kendine! derler, imana gel, Allah’ın vadi elbette gercektir.”O ise yine de: “Bu ahiret inancı eskilerin masallarından baska bir sey degildir” diye diretir

    [18] Iste onlar, kendilerinden once insanlardan ve cinlerden gelmis gecmis topluluklar icinde, haklarında azap hukmu kesinlesmis olanlardır. Cunku onlar husrana ugramıs kimselerdir

    [19] Herkesin, yaptıgı islere gore dereceleri vardır.Sonucta Allah onlara islerinin karsılıgını tam tamına odeyecek, onlar asla haksızlıga maruz kalmayacaklardır

    [20] Gun gelir, kafirler cehennem atesinin karsısına tutulurken soyle denilir:“Butun zevklerinizi dunya hayatınızda kullanıp tukettiniz, onlarla safa surdunuz.Artık bugun dunyada haksız yere buyukluk taslamanız ve dinden cıkıp fasıklık etmeniz sebebiyle hor ve hakir eden bir azap ile cezalandırılacaksınız.”

    [21] Bir de Ad halkının kardesleri Hud'u hatırla.O Ahkaf’da kavmini uyarmıstı.Gercekte ondan once de, sonra da bircok uyaran peygamberler gelip gecmisti. O: “Yalnız Allah’a ibadet edin. Dogrusu ben, sizin basınıza gelecek muthis bir gunun azabından endise ediyorum.” demisti

    [22] Onlar: “Sen bizi tanrılarımızdan vazgecirmeye mi geldin!Haydi, iddianda tutarlı isen, gelecegini bildirerek bizi tehdit ettigin azabı basımıza getir bakalım!” dediler

    [23] O soyle cevap verdi:“Azabın vakti hakkında kesin bilgi Rabbimin nezdindedir.Ben sadece benimle gonderilen mesajı size duyuruyorum.Ne var ki sizi cahilce davranan bir toplum buluyorum.”

    [24] Vakta ki, bildirilen azabı, vadilerine dogru enlemesine yayılarak ilerleyen bir bulut halinde gorunce:“Bu, dediler, bize yagmur getiren bir bulut!”Hud: “Hayır, dedi, bu, sizin gelmesi icin acele edip durdugunuz seydir, yani can yakıcı azap tasıyan bir ruzgardır! Rabbinin izniyle her seyi devirip yerle bir eden bir kasırgadır.”Derken hepsi helak olup sadece meskenleri kaldı.Iste Biz, suca gomulmus guruhu boyle cezalandırırız. [7,65; 11,50; 26,123 vd]

    [25] Vakta ki, bildirilen azabı, vadilerine dogru enlemesine yayılarak ilerleyen bir bulut halinde gorunce:“Bu, dediler, bize yagmur getiren bir bulut!”Hud: “Hayır, dedi, bu, sizin gelmesi icin acele edip durdugunuz seydir, yani can yakıcı azap tasıyan bir ruzgardır! Rabbinin izniyle her seyi devirip yerle bir eden bir kasırgadır.”Derken hepsi helak olup sadece meskenleri kaldı.Iste Biz, suca gomulmus guruhu boyle cezalandırırız. [7,65; 11,50; 26,123 vd]

    [26] Gercekten, Biz onlara, size vermedigimiz imkanlar vermistik.Kulaklar, gozler ve gonuller lutfetmistik kendilerine.Fakat ne kulakları, ne gozleri, ne de gonulleri kendilerine hicbir fayda vermedi.Cunku onlar Allah'ın ayetlerini bile bile, inatla inkar ediyorlardı.Neticede alaya aldıkları o azap kendilerini her taraftan sarıverdi

    [27] (Mekkeliler!) Etrafınızda bulunan bircok sehirleri yerle bir ettik ve yanlıs yoldan donsunler diye ayetlerimizi farklı usluplarla tekrar tekrar acıkladık

    [28] Kendilerine Allah'ın nezdinde yakınlık saglasınlar diye Allah’tan baska edindikleri tanrılar, o musrikleri kurtarsalardı ya!Bilakis onlar ortalıktan kaybolup kendilerini terk ettiler.Iste onların sapıtmalarının ve uydurup durdukları iftiralarının neticesi bundan ibarettir

    [29] Hani Biz bir vakit cinlerden bir takımını Kur'an dinlemeleri icin sana gondermistik.Kur’an’ı isitip dinleyecek yere gelince birbirlerine: “Susun, dinleyin!” dediler.Okuma tamamlanınca kendi toplumlarına birer uyarıcı olarak donduler. [12,109;]

    [30] “Ey milletimiz! dediler, biz Musa'dan sonra gonderilen, kendisinden onceki vahiyleri tasdik eden, gercege ve dosdogru yola goturen bir kitap dinledik.”

    [31] “Ey milletimiz! Allah yoluna davet eden bu elcinin cagrısını kabul ve ona iman edin kiAllah da sizin gunahlarınızı affetsin ve gayet acı bir azaptan sizi kurtarsın

    [32] Allah'ın elcisine icabet etmeyen kimse bilsin ki,Allah’ın cezasından asla kacıp kurtulamaz ve Allah’tan baska hicbir hami ve dost bulamaz.Onlar besbelli bir sapıklık icindedirler

    [33] O kafirler su gercegi hala anlamadılar mı ki; gokleri ve yeri yaratan ve yarattıktan sonra hicbir yorgunluk cekmeyen Allah, oluleri diriltmeye de, haydi haydi kadirdir!Evet, O her seye kadirdir. [50,15.38] {KM, Tekvin 2,3; Cıkıs}

    [34] Gun gelecek, kafirler cehennem atesine karsı tutulacaklar.Iste o zaman, kendilerine: “Nasıl, bu ates dogru degil miymis?” diye sorulunca:“Evet, Rabbimize yemin ederiz ki haktır, gercektir!” diyecekler.Yuce Allah da soyle buyuracak:“Inkar edip durdugunuz icin haydi oyleyse tadın bakalım azabı!”

    [35] O halde ey Resulum! O ustun azim sahipleri olan peygamberler nasıl sabrettilerse, sen de oyle sabret.Onlar hakkında azap gelmesi icin acele etme! Onlar, tehdit edildikleri azabı gordukleri gun, dunyada gunduzun, sadece bir saatinden daha fazla kalmadıklarını dusuneceklerdir.Bu bir duyurudur. Sozun kısası: “Allah'ın yolundan cıkmıs guruhtan baskası helak edilmez.” [55,46-47; 18,107]

    Surah 47
    Muhammed

    [1] Inkar edip insanları Allah'ın yolundan engelleyenlerin butun yaptıklarını Allah bosa cıkaracaktır

    [2] Iman edip guzel ve makbul isler yapanlar ve Rab'leri tarafından gercegin ta kendisi olarak Muhammed’e indirilen vahye iman edenlerin ise gunahlarını ortup, hallerini duzeltir

    [3] Bu boyledir. Cunku kafirler batıla uydular. Iman edenler ise Rab'leri tarafından gonderilen hakka uydular. Iste Allah insanlara kendi durumlarını boylece beyan eder

    [4] Imdi kafirlerle savasta karsılastıgınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onları iyice maglub edince, isi saglama baglayın, onları esir alın. Savas bitince onları ister lutuf olarak karsılıksız salıverir, ister fidye alarak bırakırsınız.Durum su ki: Allah dileseydi, onlardan intikamınızı alır, onları cezalandırırdı. Fakat O, sizi birbirinizle denemek icin savası emrediyor. Allah yolunda oldurulenler var ya, Allah onların yaptıklarını asla zayi etmeyecek, bosa cıkarmayacaktır

    [5] Allah onları dogru yola iletir ve onların hallerini duzeltir

    [6] Onları, kendilerine tanıtmıs oldugu cennetine alır

    [7] Ey iman edenler! Eger siz Allah'a (Allah’ın dinine) destek olursanız, O da size yardım eder ve savasta ayaklarınızı kaydırmaz

    [8] O inkarcılara gelince, onların hakkı yıkımdır. Allah onların yaptıklarını bosa cıkarır

    [9] Bu boyledir, zira onlar Allah'ın indirdigi buyruklarını begenmediler.Allah da onların butun iyi ve guzel islerini bosa cıkardı

    [10] Peki onlar dunyada hic dolasmadılar mı ki, daha once yasamıs nesillerin akıbetlerinin nasıl olduguna baksınlar: Allah onları yerle bir etti.Benzeri is yapan kafirleri de, benzeri akıbetler beklemektedir

    [11] Bu boyledir, cunku iman edenlerin yardımcısı Allah'tır, kafirlerin ise mevlaları, dostları yoktur

    [12] Muhakkak ki Allah iman edip, makbul ve guzel isler yapanları, icinden ırmaklar akan cennetlere yerlestirecektir.Kafirler ise dunyada zevklerini yasamak ister, hayvanlar gibi yerler. Iste onların barınagı atestir

    [13] Nice sehirler vardı ki halkı, seni suren Mekke sehri'nin halkından daha kuvvetli idiler.Iste Biz, onları imha ettik ve kendilerine yardım edecek kimse cıkmadı

    [14] Rabbi tarafından apacık bir delile tabi olan kimse hic, yaptıgı isler kendisine suslenen ve heva ve heveslerinin pesinden giden kimse gibi olur mu

    [15] Allah'a karsı gelmekten sakınanlara vad edilen cennetin durumu ise sudur:Orada bozulmayan su ırmakları, tadı degismeyen sut ırmakları, icerken lezzet veren sarap ırmakları ve suzme bal ırmakları vardır.Onlara orada her turlu meyve ile bir de Rableri tarafından magfiret vardır.Bu nimetlere erisenler hic, ateste devamlı kalıp, kaynar sulardan icirilip bununla bagırsakları lime lime olan kimseler gibi olur mu? [55,52; 2,25; 56,20] {KM, Tekvin 2,11-14; Tesniye}

    [16] Onlardan seni dinlemeye gelen de vardır. Ama ne zaman ki senin yanından cıkarlar, o vakit sana kulak verip meseleleri ogrenenlere:“Sahi, az once o, neler soyluyordu?” diye sorarlar.Iste Allah onların kalplerini muhurlemis ve onlar da hevalarına uymuslardır

    [17] Hidayeti kabul edenlerin ise Allah hidayette yakinlerini artırır ve kendilerine takva nasib eder

    [18] Yoksa onlar, kıyametin kendilerine ansızın gelmesini mi gozluyorlar?Zaten alametleri geldi bile!Ama kıyamet gelip cattıktan sonra, ibret almaları neye yarar ki! [53,56-57; 54]

    [19] O halde su gercegi hic unutma ki:Allah'tan baska ilah yoktur.Sen hem kendi gunahın , hem mumin erkeklerin ve mumin kadınların gunahı icin Allah’tan af dile.Allah, (dunyada) donup dolastıgınız yeri de, (ahirette) varıp duracagınız yeri de pek iyi bilir

    [20] Iman edenler: “Keske savas hakkında bir sure indirilseydi?” diyorlar.Fakat net ve kesin bir sure indirilip de icinde savasma emri zikredilince, kalplerinde hastalık bulunanların, olum sekeratına giren kimsenin bakısı gibi bos gozlerle sana baktıklarını gorursun. Korktukları baslarına gelsin

    [21] Onlara dusen: Itaat etmek ve tatlı soz soylemektir. Is ciddiye bindiginde,Allah'a verdikleri sozde dursalardı, kendileri icin elbette daha hayırlı olurdu

    [22] Demek ki ey munafıklar! Siz isbasına gececek olursanız, ulkede fesat cıkaracak, nizamı bozacak, akrabalık baglarını parcalayacaksınız! (Allah'a verdigi soze bile sadık kalmayan kimsenin, boylesi hakları gozetmesi de beklenemez)

    [23] Iste bunlar, Allah'ın lanet edip kulaklarını sagırlastırdıgı, gozlerini kor ettigi kimselerdir

    [24] Oyle olmasaydı, Kur'an’ı dusunmeleri gerekmez miydi? Yoksa kalplerinin uzerinde ust uste kilitler mi var

    [25] Kendilerine dogru yol iyice belli olduktan sonra, gerisin geri dinden cıkanlara muhakkak ki seytan once fit vermis; onları uzun emellere, dusurmustur

    [26] Bu boyledir; Cunku onlar Allah'ın indirdiginden hoslanmayanlara:“Biz, bazı hususlarda size itaat edecegiz” demislerdi.Halbuki Allah onların gizledikleri seyleri hep bilmektedir

    [27] Haydi dunyada birtakım hile ve dolaplar ceviriyorlar, peki melekler, onların yuzlerine, sırtlarına vura vura canlarını aldıkları zaman halleri ne olacak

    [28] Bu boyledir: Cunku onlar Allah'ın gazabına sebeb olan seylerin pesine dustuler, O’nu razı edecek seyleri ise begenmediler.Bu yuzden Allah da onların butun islerini bosa cıkardı

    [29] Yoksa kalplerinde hastalık (nifak) bulunan munafıklar Allah'ın, kalplerinde muminlere karsı duydukları kinleri acıga cıkarmayacagını mı zannediyorlar

    [30] Eger dileseydik onları sana tek tek gosterirdik, sen de onları simalarından tanırdın.Hatta sen onları ifadelerinden, ses tonlarından kesinlikle tanırsın.Allah butun islerinizi bilir

    [31] Sizi mutlaka imtihan edecegiz, ta ki icinizden mucahede edenleri, sabır ve sebat gosterenleri ortaya cıkaracak ve gosterdiginiz yararlılıkları imtihan meydanlarında ornek gosterecegiz

    [32] Kendileri inkar edip insanları Allah yolundan cevirenler ve dogru yol kendilerine iyice belli olduktan sonra bile, Peygamberin karsısına cıkanlar, Allah'a (yani Allah’ın Peygamberine, dinine) asla zarar veremezler.Allah onların islerini heder edecektir

    [33] Ey iman edenler! Allah'a ve Resulune itaat edin de emeklerinizi bosa cıkarmayın

    [34] Kendileri inkar edip insanları da Allah yolundan ceviren, sonunda da kafir olarak olenler var ya,Allah onları asla affetmeyecektir

    [35] O halde gevsemeyin de, sizler daha ustun durumda iken, zillet gosterip barıs olması icin yalvarmayın. Allah sizinle beraberdir. O, asla sizin gayretinizi kuvvetten dusurmez, emeklerinizi zayi etmez

    [36] Dunya hayatı sadece bir oyun ve eglenceden ibarettir.Eger siz iman eder ve haramlardan sakınırsanız, hem size mukafatlarınızı verir, hem de mallarınızın tamamını istemez

    [37] Eger onların hepsini isteyip de sizi iyice sıkıstırsaydı cimrilik eder, dayatırdınız. O zaman da, Allah, butun ahlaki zaaflarınızı ortaya cıkarırdı

    [38] Iste sizler Allah yolunda harcamaya davet ediliyorsunuz.Icinizden bazıları cimrilik ediyor. Her kim cimri davranırsa, ancak kendine cimrilik eder.Mustagni (hicbir seye ihtiyacı olmayan), Allah'tır; muhtac olan ise sizlersiniz. Sayet imandan ve takvadan yuz cevirirseniz O, yerinize baska bir millet getirir de, onlar sizin gibi hayırsız olmazlar

    Surah 48
    Fetih

    [1] Biz sana asikar bir fetih ve zafer ihsan ettik

    [2] Bu da Allah'ın, senin gecmis ve gelecek kusurlarını bagıslaması, sana yaptıgı ihsan ve in’amı tamamlaması, seni dosdogru yola hidayet etmesi

    [3] Ve sana sanlı bir zafer vermesi icindir

    [4] Imandaki yakinlerini iyice artırsınlar diye muminlerin kalplerine sekine indiren O'dur. Goklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [5] Bu da, Allah'ın mumin erkekleri ve mumin kadınları icinde ebedi kalacakları, icinden ırmaklar akan cennetlere yerlestirmesi, onların gunahlarını bagıslaması icindir. Bu, Allah katında buyuk bir nailiyettir, buyuk bir basarıdır

    [6] Ote yandan, Allah hakkında kotu zanda bulunan munafık erkekler ve munafık kadınlar, musrik erkek ve musrik kadınları cezalandırması icindir. Kotuluk, onların baslarına donsun! Allah, onlara gazap etmis, lanetlemis ve onlara cehennemi hazırlamıstır. Ne kotu yerdir orası

    [7] Goklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah hep aziz ve hakimdir (mutlak galip, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [8] Muhakkak ki: Biz, seni bir sahit, bir mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik ki

    [9] Allah'a ve Resulune iman edesiniz, ona destek olup saygı gosteresiniz ve Allah’ı da sabah aksam tesbih ve tenzih edesiniz

    [10] Sana biat edenler, gercekte Allah'a biat etmektedirler. Allah’ın eli, hepsinin ellerinin ustundedir. Kim sozunden donerse, kendi aleyhine olarak doneklik eder. Ama kim Allah’a verdigi sozunde durursa, Allah ona pek buyuk mukafat verir

    [11] (Hudeybiye seferine katılmayıp) kacak durumda geri kalan bedeviler sana gelip: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz oyaladı da ondan katılamadık. Ne olur bizim icin Allah'tan af dile!” derler.Onlar aslında, dilleriyle, kalplerinde olmayan seyler soylerler. De ki: Simdi hakkınızda Allah bir zarar veya fayda vermek isterse, kim O’na karsı koyup engelleyebilir? Hayır! Is sizin iddia ettiginiz gibi degil. Allah her seyden haberdar oldugu gibi sizin gazaya katılamayısınızın gercek sebebinden de haberdardır

    [12] Aslında siz Peygamberin ve muminlerin ailelerine artık geri donemeyeceklerini dusundunuz.Bu hayal, gonullerinizde allanıp pullandı ve yerlesti. Kotu zanlara dustunuz ve helaki hak etmis kimseler oldunuz

    [13] Kim Allah'a ve Resulune inanmazsa bilsin ki Biz kafirlere alevli atesler hazırladık

    [14] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah'ındır. O, diledigini affeder, diledigini cezalandırır. Allah gafurdur, rahimdir (affı ve ihsanı boldur)

    [15] Gazaya katılmayanlar, siz ganimetleri almak icin gittiginizde: “Izin verin, biz de size tabi olalım.” derler. Boylece Allah'ın hukmunu degistirmek isterler.De ki: “Siz bizimle gelemezsiniz, zira Allah Teala daha once boyle buyurmustur” Bu defa da: “Hayır!” diyecekler, “siz bizi cekemiyorsunuz” Bilakis kendileri anlayısları kıt olan, cok az anlayan kimselerdir

    [16] O gazaya katılmayıp geri kalan bedevilere de ki: “Siz yakında cok kuvvetli ve savascı bir milletle savasmaya davet edileceksiniz. Onlar teslim olup boyun eginceye kadar onlarla savasacaksınız. Eger bu sefer itaat ederseniz Allah sizi pek guzel bir sekilde odullendirir. Ama daha once yaptıgınız gibi arkanızı doner, cihaddan kacarsanız, O, size gayet acı bir azap verir.”

    [17] Gazaya katılmama konusunda amaya sorumluluk yok, topala sorumluluk yok, hastaya sorumluluk yoktur. Kim Allah'a ve Resulune itaat ederse, Allah onu, icinden ırmaklar akan cennetlere yerlestirir. Kim de itaatten yuz cevirirse onu gayet acı sekilde cezalandırır

    [18] Gercekten Allah, (Hudeybiye'de) o agacın altında sana biat ettikleri zaman, muminlerden razı oldu. Onların kalplerindeki ihlası bildigi icin uzerlerine sekine, huzur ve guven indirdi. Onları hemen yakında gerceklesen bir zaferle ve alacakları bircok ganimetle mukafatlandırdı.Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [19] Gercekten Allah, (Hudeybiye'de) o agacın altında sana biat ettikleri zaman, muminlerden razı oldu. Onların kalplerindeki ihlası bildigi icin uzerlerine sekine, huzur ve guven indirdi. Onları hemen yakında gerceklesen bir zaferle ve alacakları bircok ganimetle mukafatlandırdı.Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [20] Allah size daha baska bircok ganimet vad etti. Onları ileride alacaksınız. Simdilik size bunu verdi ve insanların ellerini sizden cekti ki muminler icin Allah'ın teyidine bir delil ve ibret olsun ve sizi dosdogru yola eristirsin. Allah size henuz guc yetiremediginiz ama Kendisinin (ilim ve kudretiyle) hazırladıgı baska fetih ve ganimetler de vad etti. Allah her seye hakkıyla kadirdir

    [21] Allah size daha baska bircok ganimet vad etti. Onları ileride alacaksınız. Simdilik size bunu verdi ve insanların ellerini sizden cekti ki muminler icin Allah'ın teyidine bir delil ve ibret olsun ve sizi dosdogru yola eristirsin. Allah size henuz guc yetiremediginiz ama Kendisinin (ilim ve kudretiyle) hazırladıgı baska fetih ve ganimetler de vad etti. Allah her seye hakkıyla kadirdir

    [22] Eger (o Mekkeli) kafirler sizlerle savassalardı, arkalarını donup kacar, sonra da ne kendilerini koruyan, ne de destek olan hic kimse bulamazlardı

    [23] Allah'ın oteden beri cari olan kanunu budur. Ve sen Allah’ın nizamında hicbir degisiklik bulamazsın

    [24] Mekke vadisinde size kafirlere karsı zafer nasib ettikten sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan ceken O'dur. Allah butun yaptıklarınızı gorur

    [25] Inkarda ısrar edip sizi Mescid-i Haram'ı ziyaret etmekten ve bekletilmekte olan hediye kurbanlıkları yerine ulastırmaktan geri cevirenler onlardır.Eger orada kendilerini tanımadıgınız icin tepeleyeceginiz ve bilmeyerek tepelemenizden oturu zor durumda kalacagınız mumin erkekler ve mumin kadınlar olmasaydı, Allah ellerinizi birbirinizden cekmez, savasmanıza engel olmazdı. Diledigi kimseleri rahmetine nail etmek icin Allah boyle takdir buyurdu. Sayet onlar birbirlerinden secilip ayrılmıs olsalardı, elbette kafirleri gayet acı bir cezaya carptırırdık

    [26] Kafirlerin kalplerine taassubu, Cahiliye taassup ve tarafgirligini yerlestirdikleri o sırada, Allah da Resulunun ve muminlerin gonullerine huzur ve guven duygusu verdi. Takva kelimesini onlara yoldas etti. Zaten onlar bu soze pek layık ve ehil idiler. Allah her seyi hakkıyla bilir

    [27] Allah, Resulunun ruyasını elbette dogru cıkaracaktır. Insaallah siz kiminiz basını tıras ettirmis, kiminiz saclarını kısaltmıs olarak, Mescid-i Haram'a korkmaksızın tam bir guvenlik icinde gireceksiniz. Ama Allah sizin bilemediginiz seyleri bildiginden ondan once, yakın bir zafer nasib etti

    [28] Butun dinlere ustun kılmak icin Resulunu hidayet ve hak dinle gonderen O'dur. Buna sahit olarak Allah yeter

    [29] Muhammed Allah'ın resuludur. Onun beraberindeki muminler de kafirlere karsı siddetli olup kendi aralarında sefkatlidirler. Sen onları ruku ederken, secde ederken, Allah’tan lutuf ve rıza ararken gorursun. Onların alameti, yuzlerindeki secde izi, secde aydınlıgıdır. Bunlar, Tevrat’taki sıfatları olup Incil’deki meselleri ise soyledir: Oyle bir ekin ki filizini cıkarmıs, sonra da onu kuvvetlendirmis, derken kalınlasmıs da artık govdesi uzerinde dogrulmus. Oyle ki ekicilerin hosuna gider, kafirleri de ofkelendirir. Iste boylece Allah, onlar gibi iman edip makbul ve guzel isler yapanlara magfiret ve buyuk bir mukafat hazırlamıstır. [5,54] {KM, Vahiy 14,1; Matta 13, 31-32; Markos 4,26-27; Luka}

    Surah 49
    Hucurât

    [1] Ey iman edenler: Soz ve hareketlerinizde ileri gidip de Allah'ın ve Resulunun onune gecmeyin. Allaha karsı gelmekten sakının. Allah her seyi hakkıyla isitir ve bilir

    [2] Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinden fazla yukseltmeyin. Birbirinizle yuksek sesle konustugunuz gibi onunla da oylece konusmayın. Yoksa siz farkında olmadan butun emekleriniz hice iniverir

    [3] Peygamberin huzurunda seslerini ayarlayanlar var ya, iste Allah, icindeki takvayı ortaya cıkarmak icin onların kalplerini sınamıs ve onlar bu imtihanı basarmıslardır. Onlara magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

    [4] Ama sana evinin dısından seslenenlerin ise ekserisi dusuncesiz, makul davranmayan kimselerdir

    [5] Eger onlar sen kendilerinin yanına cıkıncaya kadar bekleselerdi, elbette kendileri icin daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah gafurdur, rahimdir

    [6] Ey iman edenler, herhangi bir fasık size bir haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, dogrulugunu arastırın. Yoksa, gercegi bilmeyerek, birtakım kimselere karsı fenalık edip sonra yaptıgınıza pisman olursunuz. Fasık kelimesi burada, “cizgi dısına cıkmıs, itaatsiz, emirleri yerine getirmeyen” anlamındadır

    [7] Iyi dusunun ki Allah'ın Resulu sizin aranızda bulunmaktadır. Sayet o bircok iste size uysaydı, haliniz yaman olurdu. Ama Allah size imanı sevdirdi ve onu kalplerinizde guzellestirdi; inkardan, fasıklıktan ve isyandan ise sizi igrendirdi. Iste Allah’tan bir lutuf ve nimet olarak dogru yolda yuruyenler onlardır. Allah her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [8] Iyi dusunun ki Allah'ın Resulu sizin aranızda bulunmaktadır. Sayet o bircok iste size uysaydı, haliniz yaman olurdu. Ama Allah size imanı sevdirdi ve onu kalplerinizde guzellestirdi; inkardan, fasıklıktan ve isyandan ise sizi igrendirdi. Iste Allah’tan bir lutuf ve nimet olarak dogru yolda yuruyenler onlardır. Allah her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [9] Eger muminlerden iki topluluk birbirleriyle vurusursa, onların aralarını bulun. Buna ragmen biri oburune saldırırsa, bu saldıran tarafla, Allah'ın emrine donunceye kadar siz de vurusun. Dondugu takdirde aralarını hakkaniyetle duzeltin ve hep adil olun, cunku Allah adil davrananları sever

    [10] Muminler sadece kardestirler. O halde ihtilaf eden kardeslerinizin arasını duzeltin. Allah'a karsı gelmekten sakının ki O’nun merhametine nail olasınız

    [11] Ey iman edenler! Sizden hicbir topluluk bir baska toplulukla alay etmesin. Ne malum? Belki alay edilenler edenlerden daha hayırlıdır. Kadınlar da baska kadınlarla alay etmesinler. Belki de alay edilenler edenlerden daha hayırlıdır. Birbirinizi, (daha dogrusu kendilerinizi) karalamayın. Birbirinize kotu lakaplar takmayın. Iman ettikten sonra insanın adının kotuye cıkması, fasık damgası yemesi ne fena bir seydir! Kim tovbe etmezse iste onlar tam zalim kimselerdir. [104,1; 68,11; 4,29] {KM, Efeslilere}

    [12] Ey iman edenler! Zandan cok sakının. Cunku zanların bir kısmı gunahtır. Birbirinizin gizli hallerini arastırmayın. Kiminiz kiminizi gıybet etmesin. Hic sizden biriniz olmus kardesinin cesedini dislemekten hoslanır mı? Iste bundan hemen tiksindiniz! Oyleyse Allah'ın azabından korkun da bu cirkin isten kendinizi koruyun. Allah tevvabdır, rahimdir (tovbeleri kabul eder, merhamet ve ihsanı boldur)

    [13] Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizi tanıyıp sahip cıkmanız icin milletlere, sulalelere ayırdık. Sunu unutmayın ki Allah'ın nazarında en degerli, en ustun olanınız, takvada (Allah’ı sayıp haramlardan sakınmada) en ileri olandır. Muhakkak ki Allah her seyi mukemmelen bilir, her seyden hakkıyla haberdardır

    [14] Bedeviler “iman ettik!” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz, lakin “Islam olduk, size inkıyad ettik!” deyiniz. Zira iman henuz kalplerinize girmis degildir. Eger Allah'a ve resulune itaat ederseniz, sizin emeklerinizden hicbir seyin mukafatını eksiltmez. Yaptıgınızı zayi etmez. Gercekten Allah gafur ve rahimdir (magfireti, merhamet ve ihsanı boldur)

    [15] Muminler ancak o kimselerdir ki Allah'ı ve resulunu tasdik eder ve sonra da hicbir supheye dusmezler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mucahede ederler. Iste imanına baglı, gercek muminler bunlardır

    [16] De ki: “Dindarlık derecenizi siz mi Allah'a bildireceksiniz? (Allah sanki bunu bilmiyor da sizin iddianıza mı bakacak?) Halbuki Allah bunu bildigi gibi, goklerde ve yerde ne varsa bilir. Evet, Allah her seyi hakkıyla bilir.”

    [17] Islam'a girmelerini sana minnet ediyorlar. Onlara de ki: “Muslumanlıgınızı bana minnet etmeyin. Asıl size iman yolunu gosteren Allah size minnet eder, eger iman iddianızda samimi iseniz!”

    [18] Muhakkak ki Allah goklerin ve yerin gaybını bilir. Butun bunları bilen Allah, sizin yaptıgınız her seyi de elbette gorur

    Surah 50
    Kâf

    [1] Kaf. Sanlı serefli Kur'an hakkı icin

    [2] Dogrusu, onlar, kendilerinden birinin, uyarıp irsad etmek icin gelmesine sasırdılar da kafirler: “Bu, ne tuhaf sey!” dediler, “Biz olup de toprak olduktan sonra mı dirilecegiz? Bu, aklın alamayacagı kadar uzak bir ihtimal!”

    [3] Dogrusu, onlar, kendilerinden birinin, uyarıp irsad etmek icin gelmesine sasırdılar da kafirler: “Bu, ne tuhaf sey!” dediler, “Biz olup de toprak olduktan sonra mı dirilecegiz? Bu, aklın alamayacagı kadar uzak bir ihtimal!”

    [4] Biz topragın, onların bedenlerini (hucre hucre) nasıl curuttugunu tafsilatıyla biliriz. Zaten yanımızda her seyin kayıtlı oldugu sasmaz bir sicil vardır

    [5] Bilakis onlar, kendi onlerine kadar gelen gercegi yalan saydılar.Artık onlar kararsızlık ve perisanlık icindedirler

    [6] Hic uzerlerindeki goge bakmazlar mı? Bakıp da Bizim onu nasıl saglamca bina ettigimizi, onda en ufak bir catlaklık, dengesizlik olmadıgını dusunmezler mi

    [7] Yeri de dosedik, oraya dengeyi saglayacak saglam ulu daglar yerlestirdik. Orada, gonuller, gozler acan her cesit bitkiden ciftler bitirdik

    [8] Butun bunları, Allah'a yonelecek her kula Yaradan’ın kudretini hatırlatması, dersler veren birer basiret nisanesi ve ibret numunesi olması icin yaptık

    [9] Gokten bereketli bir su indirdik. Onunla bahceler ve bicilen ekinler, salkım salkım meyveleriyle ulu hurma agacları yetistirdik

    [10] Gokten bereketli bir su indirdik. Onunla bahceler ve bicilen ekinler, salkım salkım meyveleriyle ulu hurma agacları yetistirdik

    [11] Butun bunlar kullarımıza rızık vermek icindir. Hem o su ile olu topraga hayat verdik.Iste olmus insanların mezarlarından cıkısı da boyle olacaktır

    [12] Onlardan once Nuh halkı, Ashab-ı Ress, Semud, Ad, Firavun halkları. Lut'un hemsehrileri, Ashab-ı Eyke ve Tubba’ halkı da hakkı yalanladılar.Evet onların hepsi peygamberleri yalancı saydılar da tehdidime mustehak oldular, azaba carptırıldılar

    [13] Onlardan once Nuh halkı, Ashab-ı Ress, Semud, Ad, Firavun halkları. Lut'un hemsehrileri, Ashab-ı Eyke ve Tubba’ halkı da hakkı yalanladılar.Evet onların hepsi peygamberleri yalancı saydılar da tehdidime mustehak oldular, azaba carptırıldılar

    [14] Onlardan once Nuh halkı, Ashab-ı Ress, Semud, Ad, Firavun halkları. Lut'un hemsehrileri, Ashab-ı Eyke ve Tubba’ halkı da hakkı yalanladılar.Evet onların hepsi peygamberleri yalancı saydılar da tehdidime mustehak oldular, azaba carptırıldılar

    [15] Biz ilkin yoktan yaratmada bir acizlik, becerisizlik mi gosterdik ki bu tekrar yaratmada acze duselim?Hayır! Oyle degil, onlar da boyle olmadıgını bilirler. Ama yine de onlar bu yeniden yaratılıstan (dirilmeden) suphe icindedirler

    [16] Insanı Biz yarattık. Onun icin, nefsinin kendisine neler fısıldadıgını, neler telkin ettigini de Biz pek iyi biliriz.Cunku Biz ona sahdamarından daha yakınız

    [17] Zaten onun sagında ve solunda yerlesmis iki kayıtcı vardır.Agzından cıkan bir tek soz olmaz ki yanında, bu is icin hazırlanmıs gozcu olmasın, onun soyledigini ve yaptıgını kaydetmis olmasın

    [18] Zaten onun sagında ve solunda yerlesmis iki kayıtcı vardır.Agzından cıkan bir tek soz olmaz ki yanında, bu is icin hazırlanmıs gozcu olmasın, onun soyledigini ve yaptıgını kaydetmis olmasın

    [19] Vakti geldiginde olum sekeratı baslayınca, can cekistigi sırada insana “Iste” denir, “senin en cok nefret edip kactıgın sey!”

    [20] Sura ufurulur kalk borusu calar. Iste bu da tehdit edilen azabın gunudur

    [21] O gun herkes beraberinde bir muhafız, bir de sahit olarak Yuce Divana gelir

    [22] Allah ona buyurur: “Sen bundan gaflet icindeydin. Iste gozunun onunden perdeyi kaldırdık, simdi artık gozun pek keskindir!”

    [23] Yanındaki arkadası “Iste!” der, “onun defteri! Her ne yapmıssa, burada yazılı!”

    [24] Allah muhafızla sahide veya cehennem gorevlisi iki melege: “Atın! buyuracak, atın cehenneme, her nankor, inatcı kafiri: Hayra mani olan, haddi asıp azan, supheye dalanı!Allah'ın yanı sıra baska bir tanrı benimseyeni! Atın onu o cetin azaba!”

    [25] Allah muhafızla sahide veya cehennem gorevlisi iki melege: “Atın! buyuracak, atın cehenneme, her nankor, inatcı kafiri: Hayra mani olan, haddi asıp azan, supheye dalanı!Allah'ın yanı sıra baska bir tanrı benimseyeni! Atın onu o cetin azaba!”

    [26] Allah muhafızla sahide veya cehennem gorevlisi iki melege: “Atın! buyuracak, atın cehenneme, her nankor, inatcı kafiri: Hayra mani olan, haddi asıp azan, supheye dalanı!Allah'ın yanı sıra baska bir tanrı benimseyeni! Atın onu o cetin azaba!”

    [27] Yanındaki arkadas: “Ya Rabbi,” der, “onu ben saptırmadım, kendisi zaten haktan iyice uzak bir sapıklık icinde idi.”

    [28] “Cekismeyin huzurumda!” buyurur Allah, “Cunku Ben daha once gelecek tehlikeyi size bildirmistim. Benim verdigim kararlar degistirilmez. Ben, kullarıma asla zulmetmem!”

    [29] “Cekismeyin huzurumda!” buyurur Allah, “Cunku Ben daha once gelecek tehlikeyi size bildirmistim. Benim verdigim kararlar degistirilmez. Ben, kullarıma asla zulmetmem!”

    [30] O gun cehenneme Biz: “Doldun mu, dedikce O: “Daha yok mu?” diye istahını dile getirir. {KM, Suleymanın Meseleleri}

    [31] Cennet de takva sahiplerine yaklastırılır

    [32] Onlara: “Iste, denir, buydu size vad edilen mukafat. Hakka yonelen, koruması gereken her seyi koruyan, insanların gormedigi yerlerde bile Rahman'a hep saygılı olan ve daima Rabbine donen bir gonul ile gelen herkese bu mukafat vardır

    [33] Onlara: “Iste, denir, buydu size vad edilen mukafat. Hakka yonelen, koruması gereken her seyi koruyan, insanların gormedigi yerlerde bile Rahman'a hep saygılı olan ve daima Rabbine donen bir gonul ile gelen herkese bu mukafat vardır

    [34] “Haydi selametle girin oraya, bugun artık ebediyet gunudur.”

    [35] Orada onlara istedikleri her sey verilir. Nezdimizde bundan da fazlası vardır

    [36] Kendilerinden once Biz oyle nesiller helak ettik ki onlar, bunlardan daha guclu kuvvetli idiler. Hakimiyetlerini yaymıs, sehir sehir dolasmıs, “olumden kacıp kurtulacak bir yer yok mu?” diye her tarafı delik desik etmislerdi, ama hep eli bos donmuslerdi

    [37] Elbette bunda, icinde bir kalb tasıyan veya zihnini derleyip toplayarak can kulagıyla dinleyen kimseler icin alacak bir ders vardır

    [38] Biz gokleri, yeri, ikisinin arasındaki butun varlıkları altı gunde yarattık da Bize en ufak bir yorgunluk dokunmadı

    [39] O halde sen onların soylediklerine karsı sabret. Gerek gunesin dogusundan, gerek batısından once Rabbine hamd ederek ibadet et

    [40] Geceleyin de, secdelerin pesinden de Ona ibadet et

    [41] Munadinin yakın bir yerden seslenecegi gune kulak ver

    [42] Butun insanların o sayhayı kesin ve gercek olarak isitecekleri gune kulak ver. Iste o gun mezarlarından kalkıs gunudur

    [43] Muhakkak ki hayatı veren de, hayatı alıp olduren de Biziz.Evet, herkes Bizim huzurumuza donecektir

    [44] Yerin yarılıp kendilerinin buyuk bir hızla mahser meydanına kosacakları gun, mutlaka gelecektir. Bu diriltip mahserde toplama Bize gore cok kolaydır

    [45] Biz onların aykırı iddialarını pek iyi biliyoruz, ama sen onları kuvvet kullanarak imana getirecek bir zorba degilsin. Sen sadece uyaran bir elcisin.Senin yapacagın is, sadece tehdidimden endise edecek kemseleri Kur'an ile irsad etmektir

    Surah 51
    Zâriyât

    [1] O tozutup savuran (ruzgarlara)

    [2] Yagmur yuklenen bulutlara

    [3] Kolayca akıp giden (yıldızlar, bulutlar vb.) seylere

    [4] Emirleri, rızıkları, yagmurları vb. seyleri taksim eden meleklere yemin ederim ki

    [5] Size vad olunan dirilis elbette gercektir

    [6] Islerin karsılıgı da mutlaka alınacaktır

    [7] Yollarla, yorungelerle dolu gok hakkı icin! Siz tam bir celiski icindesiniz

    [8] Yollarla, yorungelerle dolu gok hakkı icin! Siz tam bir celiski icindesiniz

    [9] Oysa bu davetten, ancak aklı carpılmıs olan kimse cevrilip vazgecirilir

    [10] O kahrolası yalancılar sarhosluk ve cehalet icinde ne yaptıklarını bilmeden atıp tutarlar. Bir de alay ederek: “Ne zaman o hesap gunu?” diye sorarlar

    [11] O kahrolası yalancılar sarhosluk ve cehalet icinde ne yaptıklarını bilmeden atıp tutarlar. Bir de alay ederek: “Ne zaman o hesap gunu?” diye sorarlar

    [12] O kahrolası yalancılar sarhosluk ve cehalet icinde ne yaptıklarını bilmeden atıp tutarlar. Bir de alay ederek: “Ne zaman o hesap gunu?” diye sorarlar

    [13] O gun, onların atesin uzerinde kıvrandırılacakları gundur

    [14] Onlara: “Tadın bakalım fitnenizi, tadın dunyada kaynattıgınız fitne atesinin neticesini! Iste gelmesini dort gozle beklediginiz azap!” denilir

    [15] Ama muttakiler bahcelerde, pınar baslarındadırlar

    [16] Rab'lerinin kendilerine verdigi mukafatları almaktadırlar. Cunku onlar, daha once dunyada iyi davranan kimselerdi

    [17] Geceleri az uyurlardı

    [18] Seher vakitleri istigfar ederlerdi

    [19] Mallarında isteyenlerin ve yoksulların hakkını ayırırlardı

    [20] Kesin inanmak isteyenler icin yeryuzunde bircok deliller vardır. Bizzat kendi varlıklarınızda da boyle deliller vardır. Hala gormeyecek misiniz? Gokte de hem rızkınız (rızkınızın vesileleri), hem de size vad olunan cennet vardır

    [21] Kesin inanmak isteyenler icin yeryuzunde bircok deliller vardır. Bizzat kendi varlıklarınızda da boyle deliller vardır. Hala gormeyecek misiniz? Gokte de hem rızkınız (rızkınızın vesileleri), hem de size vad olunan cennet vardır

    [22] Kesin inanmak isteyenler icin yeryuzunde bircok deliller vardır. Bizzat kendi varlıklarınızda da boyle deliller vardır. Hala gormeyecek misiniz? Gokte de hem rızkınız (rızkınızın vesileleri), hem de size vad olunan cennet vardır

    [23] Gogun ve yerin Rabbine yemin olsun ki bu vaad, tıpkı sizin konusmanızın sabit oldugu gibi bir gercektir

    [24] Sahi! Ibrahimin serefli misafirlerinin gelislerinden haberin oldu mu

    [25] Onlar yanına varınca: “Selam!” dediler. O da: “Size de Selam!” diye cevap verdi, ama icinden: “Bunlar tanımadıgım kimseler, hayırdır insaallah!” dedi

    [26] Onlara yemek getirmek icin gizlice ailesinin yanına gecti ve semiz bir dana kebabı getirdi. Onlerine koyup “buyurmaz mısınız?” diye ikram etti. [11,69] {KM, Tekvin 18. bolum}

    [27] Onlara yemek getirmek icin gizlice ailesinin yanına gecti ve semiz bir dana kebabı getirdi. Onlerine koyup “buyurmaz mısınız?” diye ikram etti. [11,69] {KM, Tekvin 18. bolum}

    [28] O sırada onlardan yana icine bir korku dustu. “Korkma!” dediler ve ona buyudugunde alim olacak bir cocuklarının dunyaya gelecegini mujdelediler

    [29] Evin obur kosesinden bunu duyan esi, elini yuzune vurarak: “Vay basıma gelene! Ben kısır bir kocakarı iken mi doguracagım!” diye cıglık attı

    [30] Onlar, hanımına: “Evet, Rabbin boyle buyurdu, dediler. O, tam hukum ve hikmet sahibidir, her seyi hakkıyla bilir.”

    [31] Ibrahim: “Peki sizin gelisinizin asıl sebebini ogrenebilir miyim ey degerli elciler?” dedi

    [32] “Biz” dediler, “Suclu bir guruhun, haddini asanların tepelerine, camurdan pisirilip de Rabbinin nezdinde damgalanmıs tasları indirmek icin gorevlendirildik.”

    [33] “Biz” dediler, “Suclu bir guruhun, haddini asanların tepelerine, camurdan pisirilip de Rabbinin nezdinde damgalanmıs tasları indirmek icin gorevlendirildik.”

    [34] “Biz” dediler, “Suclu bir guruhun, haddini asanların tepelerine, camurdan pisirilip de Rabbinin nezdinde damgalanmıs tasları indirmek icin gorevlendirildik.”

    [35] Derken, oradaki muminleri sehirden cıkarma emrini verdik

    [36] Ama orada, bir hane dısında, Biz'e itaat eden aile bulamadık

    [37] Ve oyle acı bir azaptan korkanlar icin, orada bir alamet bıraktık

    [38] Musa'nın olayında da alınacak dersler vardır. Onu asikar bir delille (mucize ile) Firavun’a gondermistik

    [39] O var gucuyle ve butun ordusuyla sırtını cevirdi ve “Musa, ya bir buyucu, ya da bir delidir!” dedi

    [40] Biz de hem onu, hem ordularını yakalayıp denizin dibine geciriverdik. Bogulurken, pismanlıkla kendi kendini kınıyordu

    [41] Ad halkında da alınacak dersler vardır. Onlara da ortalıgı kasıp kavuran koklerini kurutan bir kasırga gonderdik

    [42] Bu ruzgar, ugradıgı her seyi derhal kul gibi savuruyordu

    [43] Semud ahalisinde de boyle alınacak ibretler vardır. Onlara da “Bir sure hayattan zevk alın bakalım!” denilmisti

    [44] Onlar Rab'lerinin emrinden uzaklasıp azıtınca kendileri baka baka, o muthis yıldırım onları carpıverdi

    [45] Oldukları yerde coke kaldılar, ne dogrulabildiler, ne de yardım gorduler

    [46] Daha onceleri de Nuh'un halkını helak etmistik. Cunku onlar da din yolundan cıkmıs kimselerdi

    [47] Gogu Biz cok saglam bir sekilde bina ettik, onu genisleten Biziz. Cunku Biz genis kudret ve hakimiyet sahibiyiz

    [48] Yeryuzunu de Biz dosedik, bakınız Biz ne de guzel dosedik

    [49] Her seyi de cift yarattık ki dusunup ders alasınız

    [50] “O halde, Allah'a kacın, cabuk Allah’ın himayesine kosun. Zira ben O’nun tarafından, sizi uyarmak icin gonderilen asikar bir elciyim.”

    [51] Sakın Allah'ın yanı sıra baska mabud icad etmeyin. Iste ben O’nun tarafından, sizi uyarmak icin gonderilen aydınlatıcı bir elciyim

    [52] Iste boyle... Senin hemsehrilerinden onceki ummetlere ne zaman bir elci geldiyse mutlaka ona muhatapları buyucu veya deli dediler

    [53] Birbirlerine tavsiye mi ettiler, aralarında anlastılar mı ki hep aynı seyleri soylediler? Hayır, boyle bir tavsiye yok ama, onlar azgınlıkta musterekler. Iste ondan, boyle soylerler

    [54] Sen de onlardan yuz cevir, yeterince onlara hakkı anlatmaya calıstıgından artık bundan oturu seni kimse ayıplayamaz

    [55] Bununla beraber yine de hatırlatıp ogut ver! Zira gercegi hatırlatıp nasihatte bulunma, inananlara ve inanacaklara fayda verir

    [56] Ben cinleri ve insanları sırf Beni tanıyıp yalnız Bana ibadet etsinler diye yarattım

    [57] Onlardan nafaka istemiyorum, beni yedirip beslemelerini de istemiyorum. Asıl butun mahlukların rızıklarını veren, kamil kuvvet ve tam iktidar sahibi olan Allah Tealadır

    [58] Onlardan nafaka istemiyorum, beni yedirip beslemelerini de istemiyorum. Asıl butun mahlukların rızıklarını veren, kamil kuvvet ve tam iktidar sahibi olan Allah Tealadır

    [59] Muhakkak ki simdiki zalimlerin de, daha onceki meslekdaslarının payı gibi, bir azap payı vardır. Acele etmelerine hic gerek yok, nasılsa ona kavusacaklar

    [60] Ama tehdit olundukları o gun de gelince, cekeceklerinden dolayı vay o kafirlerin haline

    Surah 52
    Tûr

    [1] Tur'a (o daga)

    [2] Ince deri uzerine yazılmıs o kitaba

    [3] Ince deri uzerine yazılmıs o kitaba

    [4] Beyt-i Ma'mur’a

    [5] O pek yuksek tavan, gok kubbeye

    [6] Agzına kadar dolu okyanusa yemin olsun ki

    [7] Rabbinin cezası mutlaka vuku bulacaktır

    [8] Onu onleyecek hic bir kuvvet yoktur

    [9] Gun gelecek, gok siddetle calkalanacak

    [10] Daglar sur'atle yuruyecektir

    [11] O gun, hakkı yalan sayıp Peygambere yalancı diyenlerin vay hallerine

    [12] Onlar ki daldıkları batıl icinde oynayıp dururlar

    [13] O gun onlar cehenneme siddetle itilirler

    [14] Iste, denilir, alın size yalan saydıgınız ates

    [15] Haydi soyleyin bakalım, bu da mı sihir, yoksa siz mi gormuyormussunuz

    [16] Girin oraya! Ister dayanın, ister dayanamayın, artık hepsi bir!Siz sadece ne yaptıysanız onun karsılıgını bulacaksınız

    [17] Muttakiler ise cennetlerde nimet icindedirler

    [18] Rab'lerinin kendilerine verdikleriyle sefa surerler. Rab’leri onları yakıcı atesin azabından korumustur

    [19] Ve onlara denilir ki: “Dunyada yaptıgınız guzel davranıslardan oturu: “Yiyin, icin, afiyetler olsun!” Onlar sıra sıra dizilmis koltuklara yaslanırlar. Kendilerine temiz ve guzel hurileri de es yaparız

    [20] Ve onlara denilir ki: “Dunyada yaptıgınız guzel davranıslardan oturu: “Yiyin, icin, afiyetler olsun!” Onlar sıra sıra dizilmis koltuklara yaslanırlar. Kendilerine temiz ve guzel hurileri de es yaparız

    [21] Kendileri iman edip zurriyetleri de iman ile kendilerinin izinden gidenlerin nesillerini de kendilerine kavustururuz.Onların emeklerinden hicbir seyin mukafatını eksiltmeyiz. Onlardan her biri kazandıgı guzel neticeleri ile daimdir

    [22] Onlara canlarının istedigi meyve ve et cesitlerinden bol bol veririz. [56,20-21] {KM, Matta 8,11; Luka 13,29; Vahiy}

    [23] Onlar orada icecek kadehleri kapsırlar ki bunları icmede ne sacma sapan konusma olur, ne de gunaha girilir

    [24] Etraflarında kendi hizmetlerine tahsis edilmis, sedef icinde saklı inci gibi pırıl pırıl civanlar dolasır

    [25] Birbirlerinin yanına gelip soyle sorup sohbet etmeye baslarlar

    [26] Biz dunyada, ailemiz icinde iken sonumuzdan endise ederdik. Ama sukurler olsun ki Allah bize lutfetti ve bizi, o kavuran atesten korudu

    [27] Biz dunyada, ailemiz icinde iken sonumuzdan endise ederdik. Ama sukurler olsun ki Allah bize lutfetti ve bizi, o kavuran atesten korudu

    [28] Cunku biz daha once Allah'a dua ve ibadet eder, bizi atesten korumasını niyaz ederdik. Gercekten O, berr’dir, rahimdir (hayırların kaynagıdır, merhamet ve ihsanı boldur)

    [29] Ey Resulum, sen irsad ve nasihatina devam et! Sen Rabbinin ihsanı sayesinde kafirlerin iddia ettikleri gibi kahin de degilsin, deli de degilsin

    [30] Ne o, yoksa onlar senin hakkında: “Ne olacak? Sairin biri! Felegin onun basına neler getirecegini gorecegiz” mi diyorlar

    [31] De ki: “Bekleyin bakalım! Ben de sizin feci akıbetinizi bekliyorum.”

    [32] Akılları mı kendilerinden bunu istiyor, yoksa onlar azgın bir toplum olduklarından mı boyle yapıyorlar

    [33] Yahut Kur'an’ı “kendi uydurdu” mu diyorlar? Hayır! Onlar bu iddialarında samimi degiller. Onların inanmaya niyetleri yok da onun icin bu kabil sozler sarf ediyorlar

    [34] O halde bu iddialarında tutarlı iseler Kur'an gibi bir soz getirsinler bakalım

    [35] Onlar bir Yaratan olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa kendi kendilerini mi yarattılar

    [36] Yoksa, gokleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin bilgiye ulasmaya gitmezler

    [37] Yoksa Rabbinin hazineleri onların mı yanında? Yoksa kainatı onlar mı yonetiyorlar

    [38] Yoksa onların yukselmelerini saglayan bir merdivenleri, kuleleri var da o sayede mi goklerin haberlerini dinliyorlar? Oyleyse o haber dinleyenleri kim ise, meleklerin sozlerini dinledigine dair kesin bir delil getirsin

    [39] Yoksa kız cocukları O'nun da, erkekler sizin mi

    [40] Yoksa onlardan vahyi teblig, risalet ve irsad hizmetlerinden oturu bir ucret istiyorsun da, onlar agır bir borc yuku altında eziliyorlar mı

    [41] Yoksa gayba dair bilgiler kendilerinin elinin altındadır da, onlar oradan istedikleri tarzda yazıp kopyalıyorlar mı

    [42] Yoksa onlar bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Sunu bilsinler ki: Asıl kapana kısılacak olanlar, o kafirler olacaklar

    [43] Yoksa onların Allah'tan baska bir tanrıları mı var? Allah onların iddia ettikleri ortaklardan munezzeh ve yucedir

    [44] Sayet kendilerinin kotu bir maksatla istedikleri gibi gokten bir parcanın dustugunu gorseler, inatlarından oturu “Bunlar ust uste yıgılmıs bulutlardır.” derler. Kendilerine ceza olarak gonderildigini inkar ederler

    [45] O halde sen onları, darbe yiyip carpılacakları gune kadar kendi hallerine bırak

    [46] O gun hile ve tuzakları kendilerine asla fayda saglamaz ve yardım da gormezler

    [47] Muhakkak ki o zalimlere bundan baska azap da vardır; fakat onların cogu bunu bilmezler

    [48] Rabbinin hukmu yerine gelinceye kadar sabret. Cunku sen Bizim himayemiz altındasın. Namaza kalktıgında Rabbini hamd ile tenzih et. Geceleyin de, gecenin sonunda yıldızların batısının ardından da O'na ibadet edip tenzih et

    [49] Rabbinin hukmu yerine gelinceye kadar sabret. Cunku sen Bizim himayemiz altındasın. Namaza kalktıgında Rabbini hamd ile tenzih et. Geceleyin de, gecenin sonunda yıldızların batısının ardından da O'na ibadet edip tenzih et

    Surah 53
    Necm

    [1] Kayan yıldıza yemin olsun ki

    [2] Arkadasınız (Muhammed) yanılmadı, sapmadı, aldanmadı

    [3] O kendi heva ve hevesiyle konusmuyor

    [4] O, kendisine vahyedilen bir vahiyden baska bir sey degildir

    [5] Onu kendisine pek guclu ve kuvvetli, o ustun akıl ve kemal sahibi olan (melek Cebrail) ogretti. [81,19-21]Melek kendi asli suretine girip dogruldu. Iste o zaman kendisi en yuce ufukta idi

    [6] Onu kendisine pek guclu ve kuvvetli, o ustun akıl ve kemal sahibi olan (melek Cebrail) ogretti. [81,19-21]Melek kendi asli suretine girip dogruldu. Iste o zaman kendisi en yuce ufukta idi

    [7] Onu kendisine pek guclu ve kuvvetli, o ustun akıl ve kemal sahibi olan (melek Cebrail) ogretti. [81,19-21]Melek kendi asli suretine girip dogruldu. Iste o zaman kendisi en yuce ufukta idi

    [8] Sonra yaklastı ve iyice sarktı. Oyle ki araları yayın iki ucu arası kadar veya daha az kaldı

    [9] Sonra yaklastı ve iyice sarktı. Oyle ki araları yayın iki ucu arası kadar veya daha az kaldı

    [10] O da kuluna vahyetmek istedigi her seyi vahyetti

    [11] Gozlerinin gordugunu kalbi yalan saymadı

    [12] Simdi siz kalkmıs da onun gordukleri hakkında suphe edip kendisiyle munakasa mı ediyorsunuz

    [13] Onun bir baska inisini Sidretu'l-Muntehanın yanında gormustu

    [14] Onun bir baska inisini Sidretu'l-Muntehanın yanında gormustu

    [15] Me'va cenneti de onun yanındadır

    [16] O dem ki Sidre'yi bir feyiz sarıyor, sardıkca sarıyordu

    [17] Peygamberin gozu kaymadı, sasmadı, asmadı da

    [18] Vallahi gordu, hem de Rabbinin ayetlerinden en buyugunu gordu

    [19] Simdi baksanıza su Lat'a, Uzza’ya! Ve bir de su geride olan ucunculeri Menat’a

    [20] Simdi baksanıza su Lat'a, Uzza’ya! Ve bir de su geride olan ucunculeri Menat’a

    [21] Erkek evlatlar size, kızlar O'na olsun, oyle mi

    [22] O zaman bu insafsız bir taksim olmaz mı

    [23] Aslında bu putlar sizin ve atalarınızın uydurdugu, kuru isimlerden, bos lafızlardan baska bir sey degildir. Allah onların tanrılıklarına delil olabilecek hicbir sey indirmemistir. Onlar sadece zanlarına ve nefislerinin heva ve heveslerine uyarlar. Halbuki onlara Rab'leri tarafından uyacakları mukemmel Rehber coktan gelmis bulunuyor

    [24] Ne o, insanoglu kurdugu her hulyaya, icinden gecen her seye nail olur mu sanıyor

    [25] Hayır, oyle degil! Ahiret hayatı da, dunya hayatı da Allah'ın elindedir. Kime ve neyi verecegini, Kendisi takdir eder

    [26] Nitekim goklerde nice melaike var ki, Allah'ın diledigi ve razı oldugu kimseler hakkında gecerli olması icin izin cıkmadıkca, onların sefaatleri asla fayda vermez

    [27] Evet, ahirete inanmayanlardır ki melaikeyi Allah'ın kızları iddia ederek onlara kız isimleri takarlar

    [28] Onların buna dair hicbir bilgileri yoktur. Sadece ve sadece zanna tabi oluyorlar. Oysa zan, hakikat karsısında ne ifade eder ki

    [29] O halde Bizi anmaktan, bu Yuce Kitabımızı dinlemekten uzak duran ve dunya zevkinden baska bir sey istemeyen kimseleri sen de bir tarafa bırak

    [30] Onların bilgi seviyesi ancak bu kadardır; bildikleri bilecekleri budur. Senin Rabbin, kimin Allah'ın yolundan saptıgını, kimin dogru yolda yurudugunu pek iyi bilir

    [31] Goklerde ne var, yerde ne varsa hep Allah'ındır. Boyle oldugu icin, sapanı ve dogru yolda olanı pek iyi bildigi, yaptıklarını kaydettigi icindir ki, kotuluk isleyenleri, yaptıklarının karsılıgı ile cezalandırarak, iyi hareket edenlere de en guzel mukafatı verecektir

    [32] O iyiler, ufak kusur ve gunahlardan olmasa da, buyuk gunahlardan, asikar hayasızlıklardan kacınırlar. Senin Rabbinin magfireti boldur. O sizi topraktan yaratırken ve siz annelerinizin karınlarında dol halinde iken mayanızın ne oldugunu gayet iyi bilir. Oyleyse kendinizi temize cıkarmayın, ovunup durmayın. Cunku kimin Allah'ı daha cok sayıp O’na karsı gelmekten sakındıgını O pek iyi bilmektedir

    [33] Simdi iyice dikkat edin su sırtını cevirip uzaklasana

    [34] Azıcık verip de sonra cimrilik ederek vermeyene

    [35] Gaypların bilgisi onun yanındadır da onları kendisi mi goruyor

    [36] Yoksa o Musa'nın ve o cok vefalı Ibrahim’in sahifelerinde bulunan su kesin gercekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hicbir kimse baskasının gunah yukunu cekemez. Insan, emek ve gayretinin neticesinden baska sey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya cıkacaktır. Emeginin karsılıgı kendisine tam tamına odenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur gulduren ve aglatan; O’dur olduren ve yasatan. [2,124;]

    [37] Yoksa o Musa'nın ve o cok vefalı Ibrahim’in sahifelerinde bulunan su kesin gercekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hicbir kimse baskasının gunah yukunu cekemez. Insan, emek ve gayretinin neticesinden baska sey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya cıkacaktır. Emeginin karsılıgı kendisine tam tamına odenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur gulduren ve aglatan; O’dur olduren ve yasatan. [2,124;]

    [38] Yoksa o Musa'nın ve o cok vefalı Ibrahim’in sahifelerinde bulunan su kesin gercekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hicbir kimse baskasının gunah yukunu cekemez. Insan, emek ve gayretinin neticesinden baska sey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya cıkacaktır. Emeginin karsılıgı kendisine tam tamına odenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur gulduren ve aglatan; O’dur olduren ve yasatan. [2,124;]

    [39] Yoksa o Musa'nın ve o cok vefalı Ibrahim’in sahifelerinde bulunan su kesin gercekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hicbir kimse baskasının gunah yukunu cekemez. Insan, emek ve gayretinin neticesinden baska sey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya cıkacaktır. Emeginin karsılıgı kendisine tam tamına odenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur gulduren ve aglatan; O’dur olduren ve yasatan. [2,124;]

    [40] Yoksa o Musa'nın ve o cok vefalı Ibrahim’in sahifelerinde bulunan su kesin gercekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hicbir kimse baskasının gunah yukunu cekemez. Insan, emek ve gayretinin neticesinden baska sey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya cıkacaktır. Emeginin karsılıgı kendisine tam tamına odenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur gulduren ve aglatan; O’dur olduren ve yasatan. [2,124;]

    [41] Yoksa o Musa'nın ve o cok vefalı Ibrahim’in sahifelerinde bulunan su kesin gercekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hicbir kimse baskasının gunah yukunu cekemez. Insan, emek ve gayretinin neticesinden baska sey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya cıkacaktır. Emeginin karsılıgı kendisine tam tamına odenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur gulduren ve aglatan; O’dur olduren ve yasatan. [2,124;]

    [42] Yoksa o Musa'nın ve o cok vefalı Ibrahim’in sahifelerinde bulunan su kesin gercekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hicbir kimse baskasının gunah yukunu cekemez. Insan, emek ve gayretinin neticesinden baska sey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya cıkacaktır. Emeginin karsılıgı kendisine tam tamına odenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur gulduren ve aglatan; O’dur olduren ve yasatan. [2,124;]

    [43] Yoksa o Musa'nın ve o cok vefalı Ibrahim’in sahifelerinde bulunan su kesin gercekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hicbir kimse baskasının gunah yukunu cekemez. Insan, emek ve gayretinin neticesinden baska sey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya cıkacaktır. Emeginin karsılıgı kendisine tam tamına odenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur gulduren ve aglatan; O’dur olduren ve yasatan. [2,124;]

    [44] Yoksa o Musa'nın ve o cok vefalı Ibrahim’in sahifelerinde bulunan su kesin gercekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hicbir kimse baskasının gunah yukunu cekemez. Insan, emek ve gayretinin neticesinden baska sey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya cıkacaktır. Emeginin karsılıgı kendisine tam tamına odenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur gulduren ve aglatan; O’dur olduren ve yasatan. [2,124;]

    [45] Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve disi ciftini yaratma, oldukten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. Insanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Musriklerin taptıgı Si’ra yıldızının Rabbi de O’dur. Onceki Ad milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hicbir sey bırakmayan da O’dur. Daha once Nuh milletini yok eden de O. Cunku bunlar cok zalim, cok azgındılar. Altı ustune getirilen Lut milletinin sehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musibetler, neler kapladı neler

    [46] Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve disi ciftini yaratma, oldukten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. Insanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Musriklerin taptıgı Si’ra yıldızının Rabbi de O’dur. Onceki Ad milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hicbir sey bırakmayan da O’dur. Daha once Nuh milletini yok eden de O. Cunku bunlar cok zalim, cok azgındılar. Altı ustune getirilen Lut milletinin sehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musibetler, neler kapladı neler

    [47] Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve disi ciftini yaratma, oldukten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. Insanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Musriklerin taptıgı Si’ra yıldızının Rabbi de O’dur. Onceki Ad milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hicbir sey bırakmayan da O’dur. Daha once Nuh milletini yok eden de O. Cunku bunlar cok zalim, cok azgındılar. Altı ustune getirilen Lut milletinin sehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musibetler, neler kapladı neler

    [48] Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve disi ciftini yaratma, oldukten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. Insanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Musriklerin taptıgı Si’ra yıldızının Rabbi de O’dur. Onceki Ad milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hicbir sey bırakmayan da O’dur. Daha once Nuh milletini yok eden de O. Cunku bunlar cok zalim, cok azgındılar. Altı ustune getirilen Lut milletinin sehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musibetler, neler kapladı neler

    [49] Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve disi ciftini yaratma, oldukten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. Insanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Musriklerin taptıgı Si’ra yıldızının Rabbi de O’dur. Onceki Ad milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hicbir sey bırakmayan da O’dur. Daha once Nuh milletini yok eden de O. Cunku bunlar cok zalim, cok azgındılar. Altı ustune getirilen Lut milletinin sehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musibetler, neler kapladı neler

    [50] Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve disi ciftini yaratma, oldukten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. Insanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Musriklerin taptıgı Si’ra yıldızının Rabbi de O’dur. Onceki Ad milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hicbir sey bırakmayan da O’dur. Daha once Nuh milletini yok eden de O. Cunku bunlar cok zalim, cok azgındılar. Altı ustune getirilen Lut milletinin sehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musibetler, neler kapladı neler

    [51] Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve disi ciftini yaratma, oldukten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. Insanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Musriklerin taptıgı Si’ra yıldızının Rabbi de O’dur. Onceki Ad milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hicbir sey bırakmayan da O’dur. Daha once Nuh milletini yok eden de O. Cunku bunlar cok zalim, cok azgındılar. Altı ustune getirilen Lut milletinin sehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musibetler, neler kapladı neler

    [52] Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve disi ciftini yaratma, oldukten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. Insanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Musriklerin taptıgı Si’ra yıldızının Rabbi de O’dur. Onceki Ad milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hicbir sey bırakmayan da O’dur. Daha once Nuh milletini yok eden de O. Cunku bunlar cok zalim, cok azgındılar. Altı ustune getirilen Lut milletinin sehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musibetler, neler kapladı neler

    [53] Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve disi ciftini yaratma, oldukten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. Insanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Musriklerin taptıgı Si’ra yıldızının Rabbi de O’dur. Onceki Ad milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hicbir sey bırakmayan da O’dur. Daha once Nuh milletini yok eden de O. Cunku bunlar cok zalim, cok azgındılar. Altı ustune getirilen Lut milletinin sehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musibetler, neler kapladı neler

    [54] Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve disi ciftini yaratma, oldukten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. Insanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O’na aittir. Musriklerin taptıgı Si’ra yıldızının Rabbi de O’dur. Onceki Ad milletini yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hicbir sey bırakmayan da O’dur. Daha once Nuh milletini yok eden de O. Cunku bunlar cok zalim, cok azgındılar. Altı ustune getirilen Lut milletinin sehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musibetler, neler kapladı neler

    [55] Artık, ey insan, simdi Rabbinin hangi nimetinde suphe edersin

    [56] Iste bu Peygamber de, onceki rehberlerden ve uyaranlardan biridir. O yaklasan (kıyamet) yaklastı. O gelmeden, ne zaman olacagını bildirecek, geldiginde de onu giderecek Allah'tan baska kimse yoktur

    [57] Iste bu Peygamber de, onceki rehberlerden ve uyaranlardan biridir. O yaklasan (kıyamet) yaklastı. O gelmeden, ne zaman olacagını bildirecek, geldiginde de onu giderecek Allah'tan baska kimse yoktur

    [58] Iste bu Peygamber de, onceki rehberlerden ve uyaranlardan biridir. O yaklasan (kıyamet) yaklastı. O gelmeden, ne zaman olacagını bildirecek, geldiginde de onu giderecek Allah'tan baska kimse yoktur

    [59] Simdi siz bu soze mi sasırıyorsunuz? Hep guluyorsunuz, ama aglamıyorsunuz. Ustelik kafa tutuyor, oyalanıyorsunuz. Haydi artık (bırakın bu gafleti de) Allah'a secde ve ibadet edin

    [60] Simdi siz bu soze mi sasırıyorsunuz? Hep guluyorsunuz, ama aglamıyorsunuz. Ustelik kafa tutuyor, oyalanıyorsunuz. Haydi artık (bırakın bu gafleti de) Allah'a secde ve ibadet edin

    [61] Simdi siz bu soze mi sasırıyorsunuz? Hep guluyorsunuz, ama aglamıyorsunuz. Ustelik kafa tutuyor, oyalanıyorsunuz. Haydi artık (bırakın bu gafleti de) Allah'a secde ve ibadet edin

    [62] Simdi siz bu soze mi sasırıyorsunuz? Hep guluyorsunuz, ama aglamıyorsunuz. Ustelik kafa tutuyor, oyalanıyorsunuz. Haydi artık (bırakın bu gafleti de) Allah'a secde ve ibadet edin

    Surah 54
    Kamer

    [1] Kıyamet saati yaklastı, Ay bolundu

    [2] Ama o musrikler her ne zaman bir mucize gorseler sırtlarını doner: “Bu, kuvvetli ve devamlı bir buyudur!” derler

    [3] Onlar hakkı yalan saydılar, heva ve heveslerine uydular. Halbuki her is gibi bu nubuvvetin de kararlastırılmıs bir sonu elbette vardır

    [4] Oysa onlara kendilerini inkardan vazgecirecek ibretler ihtiva eden nice olaylar bildirilmisti

    [5] Bunlar son derece ustun hikmettir. Ama ne fayda! Uyarmalar kar etmiyor

    [6] Sen de simdi onları kendi hallerine terk et. Gun gelir bir munadi, hic de hosa gitmeyen, insanın gorur gormez kacacagı bir yere cagırır

    [7] Gozleri korkudan onlerine egildikce egilmis, dehset icinde mezarlarından cıkar, yayılmıs cekirgeler gibi her tarafı dalga dalga kaplarlar

    [8] Boyunlarını, cagıran munadiye dogru uzatmıs vaziyette, kafirler: “Bugun cok zorlu bir gun, isimiz bitik!” derler

    [9] Kendilerinden once Nuh kavmi de Peygamberi yalancı saydı ve: “Bu delinin teki!” dediler. Onu incittiler, tebligini engellediler

    [10] O da: “Ya Rabbi, ben maglubum, artık Sen bana yardım et!” dedi

    [11] Biz de derhal, bosalan bir su ile gogun kapılarını actık

    [12] Yeri pınar pınar fıskırttık. Oyle ki her iki su kutlesi, takdir edilen o isin olması icin birlesti

    [13] Biz Nuh'u, levha halindeki tahtalar ve civilerle yapılmıs gemiye bindirdik. [7,64] {KM, Tekvin}

    [14] O kadri bilinmemis degerli insana, bir mukafat olarak gemi, Bizim inayetimiz altında akıp gidiyordu

    [15] Biz bir ibret olsun diye, o gemiyi geriye bıraktık. Haydi, var mı ibret alan

    [16] Nasılmıs Benim cezalandırmam ve tehdidim! Gorsunler bakalım

    [17] Yemin olsun: Biz, ders alınsın diye Kur'an’ın anlasılmasını kolaylastırdık. Haydi var mı dusunen ve ibret alan

    [18] Ad kavmi de Peygamberlerini yalancı saydı. Nasılmıs Benim cezalandırmam ve tehdidim! Gorsunler bakalım

    [19] Biz onların ustune o pek talihsiz gunde, her seyi sokup atan bir kasırga gonderdik

    [20] Oyle ki insanları, koku sokulmus, ici bos hurma kutukleri gibi fırlatıp atıyordu

    [21] Nasılmıs Benim cezalandırmam ve tehdidim, gorsunler bakalım

    [22] Yemin olsun: Biz ders alınsın diye Kur'an’ın anlasılmasını kolaylastırdık. Haydi var mı dusunen ve ibret alan

    [23] Semud kavmi de Peygamberlerini yalancı saydılar ve: “Yani biz,” dediler, “icimizden bir adamın pesinden mi gidecegiz? Boyle yaparsak dogrusu sapıtmıs ve cıldırmıs oluruz! Ne o, yani bu kitap, icimizden bula bula onu mu buldu, o mu buna layık gorulmus? Hic de oyle degil, bilakis o, yalancının, kustahın tekidir!”

    [24] Semud kavmi de Peygamberlerini yalancı saydılar ve: “Yani biz,” dediler, “icimizden bir adamın pesinden mi gidecegiz? Boyle yaparsak dogrusu sapıtmıs ve cıldırmıs oluruz! Ne o, yani bu kitap, icimizden bula bula onu mu buldu, o mu buna layık gorulmus? Hic de oyle degil, bilakis o, yalancının, kustahın tekidir!”

    [25] Semud kavmi de Peygamberlerini yalancı saydılar ve: “Yani biz,” dediler, “icimizden bir adamın pesinden mi gidecegiz? Boyle yaparsak dogrusu sapıtmıs ve cıldırmıs oluruz! Ne o, yani bu kitap, icimizden bula bula onu mu buldu, o mu buna layık gorulmus? Hic de oyle degil, bilakis o, yalancının, kustahın tekidir!”

    [26] Biz de Peygamberleri Salih'e dedik ki: “Sen hic uzulme! Asıl kimin yalancı ve kustah oldugunu yarın ogrenirler!”

    [27] “Biz imtihan etmek icin onlara bir deve gonderecegiz. Simdi sen onların ne yapacagını bekle ve eziyetlerine sabret.”

    [28] “Hem onlara bildir ki su, aralarında nobetlese olacak, her su nobetinde, sahibi hazır bulunacaktır.”

    [29] Onlar en yakın arkadaslarını cagırdılar, o da bıcagı cıkarıp deveyi kesti

    [30] Nasılmıs Benim cezalandırmam ve tehdidim! Gorsunler bakalım

    [31] Biz onlara bir sayha, muthis bir ses gonderdik, davar agılındaki kuru ot ve cırpı gibi oldular

    [32] Yemin olsun, Biz, ders alınsın diye Kur'an’ın anlasılmasını kolaylastırdık. Haydi var mı dusunen ve ibret alan

    [33] Lut kavmi de peygamberlerini yalancı saydılar

    [34] Biz de Lut'un ailesi dısında, hepsinin uzerine tas savuran bir fırtına gonderdik. Onları ise, tarafımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Iste sukredenleri Biz boyle odullendiririz

    [35] Biz de Lut'un ailesi dısında, hepsinin uzerine tas savuran bir fırtına gonderdik. Onları ise, tarafımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Iste sukredenleri Biz boyle odullendiririz

    [36] Lut onları Bizim yakalarından tutup azaba carptıracagımızı soyleyerek tehdit etmisti. Ama onlar uyarmalara karsı supheye dustuler

    [37] Onlar Lut'un misafirlerine karsı niyetlerini bozdular, onlarla yalnız kalmak icin gidip gidip geldiler. Biz de gozlerini silme kor ettik. Haydi tadın Benim cezalandırmamı ve tehditlerimi! [11,77-83; 15,61-74] {KM, Tekvin}

    [38] Bir sabah kendilerini, yakalarını hic bırakmayacak bir azap bastırıverdi

    [39] Haydi tadın Benim cezalandırmamı ve tehditlerimi

    [40] Yemin olsun: Biz, ders alınsın diye Kur'an’ın anlasılmasını kolaylastırdık. Haydi, var mı dusunen ve ibret alan

    [41] Firavun hanedanına da uyaran peygamberler geldi

    [42] Onlar ayet ve delillerimizin hepsini yalan saydılar. Biz de onları mutlak galip, tam muktedir olan Allah'ın sanına yarasır tarzda cezalandırdık

    [43] Simdi soyleyin (ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı gucludur! Yoksa ilahi kitaplarda sizin ebedi olan ahirette kurtulacagınıza dair berat senedi mi var

    [44] Ne o, “Biz tam dayanısma halinde olan, muzaffer bir topluluguz” mu diyorlar

    [45] Iyi bilsinler: Onların toplu kuvvetleri bozguna ugrayacak ve arkalarını donup kacacaklardır

    [46] Daha dogrusu, onların asıl bulusma zamanları, kıyamet saatidir.Kıyamet saatinin dehseti ise tarif edilemeyecek kadar muthis ve acıdır

    [47] Mucrimler tam bir saskınlık ve cılgınlık icindedirler

    [48] O gun cehennemde yuzleri ustu surundurulurler ve kendilerine: “Tadın cehennemin temasını!” denilir

    [49] Muhakkak ki Biz her seyi bir kaderle, bir olcu ile yarattık

    [50] Bizim emrimiz sadece bir kere, hem de goz acıp kapama gibi pek hızlıdır

    [51] Gercekten Biz sizin nice benzerlerinizi imha ettik! Haydi var mı dusunen ve ibret alan

    [52] Onların yaptıkları her sey, defterlerde kayıtlıdır.Kucuk, buyuk her sey, satır satır yazılıdır

    [53] Onların yaptıkları her sey, defterlerde kayıtlıdır.Kucuk, buyuk her sey, satır satır yazılıdır

    [54] Ama muttakiler ise cennetlerde, bahcelerde ve ırmak kenarındadırlar

    [55] Son derece kuvvetli o Hukumdarın, hak ve durustluk meclisinde yerlerini alırlar

    Surah 55
    Rahmân

    [1] Rahman Kur'an’ı ogretti

    [2] Rahman Kur'an’ı ogretti

    [3] Insanı yarattı, ona konusmayı ogretti

    [4] Insanı yarattı, ona konusmayı ogretti

    [5] Gunes ve Ay bir hesap ile hareket ederler

    [6] Yıldızlar ve bitkiler hep secdededirler

    [7] Gogu bu ahenkle O yukseltti ve bu mizanı koydu ki siz de ders alıp olcu dısına tasmayasınız

    [8] Gogu bu ahenkle O yukseltti ve bu mizanı koydu ki siz de ders alıp olcu dısına tasmayasınız

    [9] Oyleyse siz de tartıyı adaletle yapın, sakın teraziyi, dengeyi aksatmayın

    [10] Allah yeryuzunu de canlı yaratıklar icin alcaltıp dosedi

    [11] Orada meyve cesitleri, salkımlarla dolu hurma agacları, saplı ve yapraklı hububat ve hos kokulu bitkiler vardır

    [12] Orada meyve cesitleri, salkımlarla dolu hurma agacları, saplı ve yapraklı hububat ve hos kokulu bitkiler vardır

    [13] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [14] Insanı kiremit gibi pismis camurdan yarattı

    [15] Cinni ise halis atesten yarattı

    [16] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [17] O hem iki dogunun, hem iki batının Rabbidir

    [18] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [19] O iki denizi salıverdi, birbirine kavusurlar

    [20] Fakat aralarında bir engel bulundugundan, birbirinin sınırını asmazlar

    [21] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [22] Onların her ikisinden inci ve mercan cıkar

    [23] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [24] Denizde koca daglar gibi yuzen gemiler O'nundur

    [25] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [26] Yerin ustunde olan herkes fanidir

    [27] Ancak senin azamet ve kerem sahibi Rabbinin Zatı baki kalır

    [28] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [29] Goklerde olan, yerde olan herkes, ihtiyacları icin O'na yalvarır (butun bunları gerceklestirmek icin) O, her an yeni tecellilerle is basındadır

    [30] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [31] Hele az bekleyin, ey cin ve ins toplulugu! Yakında sizin de sıranız gelecek

    [32] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [33] Ey cin ve ins toplulugu! Yapabilirseniz haydi goklerin ve yerin hududundan gecin bakalım!Ama gecemezsiniz, ancak ustun bir guc, kuvvetli bir delil ve ilimle gecebilirsiniz

    [34] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [35] Uzerinize atesler, duman alevleri gonderilir de artık kendinizi savunamazsınız. {KM, Mezmurlar 136,10; Cıkıs 15; Tesniye}

    [36] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [37] Gok yarılıp kızıl sahtiyan gibi kıpkırmızı bir gule donustugunde oyle muthis isler olacak ki! {KM, Yoel 3,4; Resullerin isleri 2,20; Vahiy}

    [38] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [39] Artık o gun insanlara ve cinlere gunahları sorulmaz. Herkesin siması, soruya hacet bırakmaz

    [40] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [41] Suclular simalarından tanınırlar, percemlerinden ve ayaklarından tutulup yaka paca cehenneme atılırlar

    [42] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [43] Ve onlara: “Iste sucluların yalan saydıkları cehennem!” denilir

    [44] Onlar cehennem ile kaynar su arasında devamlı gidip gelirler

    [45] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [46] Rabbinin huzuruna cıkmaktan endise duyan mumine iki cennet var

    [47] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [48] Her iki cennet de cesit cesit agaclarla doludur

    [49] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [50] Ikisinde de akıp giden iki pınar vardır

    [51] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [52] Ikisinde de her cesit meyveler, cift cift vardır

    [53] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [54] O cennetlikler, astarları kalın atlasdan doseklere yaslanırlar. Her iki cennetin devsirilecek meyveleri, hemen ellerinin altında olacaktır

    [55] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [56] O cennetlerde gozleri eslerinden baskasını gormeyen, tatlı bakıslı oyle guzeller vardır ki, daha once cin ve insanlardan hic kimse kendilerine dokunmamıstır

    [57] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [58] O hanımlar parlaklıkta sanki yakut ve mercandırlar

    [59] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [60] Oyle ya, iyiligin neticesi iyilikten baska mı olacaktı

    [61] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [62] Bu ikisinden baska, onların ikiser cenneti daha vardır

    [63] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [64] Bunlar da yemyesildir

    [65] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [66] Bunlarda da kaynayan iki pınar var

    [67] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [68] Bunlarda da meyveler, hurmalar, narlar

    [69] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [70] Onların da icinde iyi huylu, guzel hanımlar

    [71] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [72] Otaklarda eslerine hasredilmis guzeller

    [73] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [74] Oyle guzeller ki daha once insanlardan ve cinlerden kimse kendilerine dokunmamıstır

    [75] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [76] Yesil yastıklara ve harikulade guzel guzel dosemelere yaslanırlar

    [77] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz

    [78] Azamet ve kerem sahibi olan Rabbinin adı cok yucedir, cok yuce

    Surah 56
    Vâkıa

    [1] O gercek olan kıyamet gerceklesince neler olacak neler

    [2] Zaten onun olmasını yalanlayacak hicbir delil olamaz

    [3] O kimini alcaltır, kimini yuceltir

    [4] Yer siddetle sarsıldıgı

    [5] Daglar darmadagın edilip parcalandıgı

    [6] Ucusan toz zerreleri haline geldigi zaman

    [7] Sizler de uc sınıfa ayrılırsınız

    [8] Ashab-ı yemin ki ne ashab-ı yemin! Ne mutludur onlar

    [9] Ashab-ı simal ki ne ashab-ı simal! Ne bedbahttır onlar

    [10] Imanda, fazilette onculer ki ne onculer! Onlar herkesi gecerler

    [11] Iste onlardır Allah'a en yakın olanlar. Naim cennetlerindedir onlar

    [12] Iste onlardır Allah'a en yakın olanlar. Naim cennetlerindedir onlar

    [13] Cogu onceki ummetlerden, biraz da sonrakilerden

    [14] Cogu onceki ummetlerden, biraz da sonrakilerden

    [15] Mucevheratla islenmis tahtlara yaslanarak karsılıklı otururlar

    [16] Mucevheratla islenmis tahtlara yaslanarak karsılıklı otururlar

    [17] Etraflarında, cennet sarabından dolu testiler, surahiler, kadehlerle, ebedilige ermis cocuklar dolasıp hizmet ederler

    [18] Etraflarında, cennet sarabından dolu testiler, surahiler, kadehlerle, ebedilige ermis cocuklar dolasıp hizmet ederler

    [19] Bu ickiden oturu bas agrısı cekmezler, sarhos da olmazlar

    [20] Bir de... tercih edecekleri meyveler

    [21] Canlarının istedigi kus etleri

    [22] Ve gun gormemis saklı inciler gibi guzel esler

    [23] Ve gun gormemis saklı inciler gibi guzel esler

    [24] Butun bunlar dunyada yaptıkları guzel islere mukafat olarak verilecek

    [25] Onlar cennette ne bos bir soz, ne de gunaha sokan bir laf isitmezler

    [26] Isittikleri soz, hep: “Selam! selam!” sesleridir

    [27] Ashab-ı yemin ki ne ashab-ı yemin! Ne mutludur onlar

    [28] Dalbastı kirazlar

    [29] Dolgun salkımlı muzlar

    [30] Yayılmıs golgeler

    [31] Sarıl sarıl akan sular

    [32] Tukenmeyen, eksilmeyen, hicbir surette esirgenmeyen bircok meyveler icindedirler

    [33] Tukenmeyen, eksilmeyen, hicbir surette esirgenmeyen bircok meyveler icindedirler

    [34] Onlara, pek degerli esler de verdik. Biz o esleri, yepyeni bir yaratılısla yaratıp, suret ve siretlerini son derece guzellestirdik

    [35] Onlara, pek degerli esler de verdik. Biz o esleri, yepyeni bir yaratılısla yaratıp, suret ve siretlerini son derece guzellestirdik

    [36] Boylece onları, ashab-ı yemin icin bakire kızlar, kocalarına asık yasıtlar kıldık

    [37] Boylece onları, ashab-ı yemin icin bakire kızlar, kocalarına asık yasıtlar kıldık

    [38] Boylece onları, ashab-ı yemin icin bakire kızlar, kocalarına asık yasıtlar kıldık

    [39] Bircogu onceki ummetlerden, bircogu da sonrakilerden

    [40] Bircogu onceki ummetlerden, bircogu da sonrakilerden

    [41] Ashab-ı simal ki ne ashab-ı simal! Ne bedbahttır onlar

    [42] Onlar kızgın ateste ve kaynar sularda

    [43] Ne serin, ne de faydalı olmayan, kapkara duman tabakası altındadırlar

    [44] Ne serin, ne de faydalı olmayan, kapkara duman tabakası altındadırlar

    [45] Cunku onlar dunyada iken refah icinde sımarırlardı

    [46] O en buyuk gunahta, sirkte ısrar ederlerdi

    [47] Ve derlerdi ki: “Olup toprak olduktan ve curumus kemik haline geldikten sonra mı biz diriltilecekmisiz? Gelip gecmis atalarımız da mı?”

    [48] Ve derlerdi ki: “Olup toprak olduktan ve curumus kemik haline geldikten sonra mı biz diriltilecekmisiz? Gelip gecmis atalarımız da mı?”

    [49] De ki: “Oncekiler de, sonrakiler de belli bir gunun, belli vaktinde mutlaka toplanacaksınız.”

    [50] De ki: “Oncekiler de, sonrakiler de belli bir gunun, belli vaktinde mutlaka toplanacaksınız.”

    [51] Sonra siz ey yoldan sapanlar ve hak dini yalan sayanlar

    [52] Zakkum agacının meyvesinden yiyecek

    [53] Karınlarınızı onunla dolduracak

    [54] Ustune de kaynar su iceceksiniz

    [55] Hem de susamıs develerin suya saldırısı gibi saldırarak iceceksiniz

    [56] Iste hesap gununde onlara ikram edilecek ziyafet

    [57] Sizi yaratan Biz'iz, hala bu gercegi ikrar ve tasdik etmeyecek misiniz

    [58] Simdi dusunsenize o akıttıgınız meniyi! Onu yaratıp insan haline getiren siz misiniz, yoksa Biz miyiz

    [59] Simdi dusunsenize o akıttıgınız meniyi! Onu yaratıp insan haline getiren siz misiniz, yoksa Biz miyiz

    [60] Aranızda olumu Biz takdir ettik. Sizi yok edip yerinize benzerlerinizi getirmeyi ve sizi bilemeyeceginiz bir bicimde ve vasıfta yaratmayı dilersek, Bize mani olacak hicbir guc yoktur

    [61] Aranızda olumu Biz takdir ettik. Sizi yok edip yerinize benzerlerinizi getirmeyi ve sizi bilemeyeceginiz bir bicimde ve vasıfta yaratmayı dilersek, Bize mani olacak hicbir guc yoktur

    [62] Siz ilk yaratmayı pek iyi biliyorsunuz, artık dusunup ibret almanız gerekmez mi? [30,2]

    [63] Ektiginiz tohuma baksanıza! Siz mi onu yetistiriyorsunuz Biz mi

    [64] Ektiginiz tohuma baksanıza! Siz mi onu yetistiriyorsunuz Biz mi

    [65] Eger isteseydik onu kuru cop haline getirirdik, siz de sasıp kalır, pisman olurdunuz

    [66] “Eyvah! Emeklerimiz bosa gitti.”

    [67] Hatta dogrusu biz rızıktan mahrum kaldık, sefalete mahkum olduk.” derdiniz

    [68] Peki ictiginiz suya ne dersiniz

    [69] Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa Biz mi

    [70] Dileseydik onu tuzlu da yapardık. Sukretmeniz gerekmez mi

    [71] Peki, yakmakta oldugunuz atese ne dersiniz

    [72] Onun agacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan Biz miyiz

    [73] Biz onu colde, yolda bulunanlar ve muhtaclar icin hem bir ders, hem de istifade vesilesi kıldık

    [74] Oyleyse Ulu Rabbinin yuce adını tenzih et

    [75] Hayır! Vakit vakit inen Kur'an’a yemin ederim ki

    [76] Eger anlarsanız bu gercekten buyuk bir yemindir

    [77] Bu kitap, pek degerli, serefli bir Kur'an’dır

    [78] O iyi korunmus bir kitapta, Levh-i Mahfuzdadır

    [79] Ona tertemiz (abdestli) olanlardan baskası dokunamaz

    [80] Rabbulalemin tarafından indirilmistir

    [81] Simdi bu kelamı mı siz kucumsuyorsunuz

    [82] Bu nimete tesekkurunuz, onu yalan saymanız mı olmalıydı

    [83] Haydi gorelim sizi, can bogaza geldiginde

    [84] O vakit can cekisenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz

    [85] Biz ise, ona sizden daha yakınız, ama siz goremezsiniz

    [86] Haydi bakalım eger ahirette vereceginiz hesap yoksa

    [87] Iddianızda tutarlı iseniz, cıkmakta olan o ruhu geri dondursenize

    [88] Ama eger olen kimse Allah'a yakın olanlardan ise, onun icin rahatlık, guzel nasip ve naim cenneti var

    [89] Ama eger olen kimse Allah'a yakın olanlardan ise, onun icin rahatlık, guzel nasip ve naim cenneti var

    [90] Eger ashab-ı yeminden ise “Selam sana ashab-ı yeminden!” denilecek

    [91] Eger ashab-ı yeminden ise “Selam sana ashab-ı yeminden!” denilecek

    [92] Ama eger dini yalan sayan sapıklardan ise onun ziyafeti kaynar su, pesinden de cehenneme atılıs olacak

    [93] Ama eger dini yalan sayan sapıklardan ise onun ziyafeti kaynar su, pesinden de cehenneme atılıs olacak

    [94] Ama eger dini yalan sayan sapıklardan ise onun ziyafeti kaynar su, pesinden de cehenneme atılıs olacak

    [95] Iste, hakkında hic suphe olmayan gercek budur

    [96] O halde Ulu Rabbinin ismini tenzih et

    Surah 57
    Hadîd

    [1] Goklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ı tenzih ve tesbih eder. O aziz ve hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [2] Goklerin ve yerin hakimiyeti O'nundur. Hayatı veren ve hayatı alıp olduren O’dur. O her seye kadirdir

    [3] Evvel O'dur, Ahir O. Zahir O’dur, Batın O! O her seyi hakkıyla bilir

    [4] O'dur ki gokleri ve yeri altı gunde yaratıp sonra Arsına kuruldu.Yere gireni, yerden cıkanı, gokten ineni ve goge yukseleni bilir. Hasılı siz nerede olursanız olun O, (ilmi ve kudreti ile) sizinle beraberdir. Allah butun yaptıklarınızı gorur. [6,59; 11,5; 13,10. Ars icin bkz]

    [5] Goklerin ve yerin hakimiyeti O'nundur. Butun isler O’na goturulur, (butun kararlar O’nun kapısından cıkar)

    [6] Geceyi gunduze katar, boylece gunduz uzar. Gunduzu geceye katar, boylece gece uzar. Kalplerin kunhunu O bilir

    [7] Allah'a ve Resulune iman edin ve O’nun (sizi emanetci yaptıgı) yonetimini size bıraktıgı mallardan harcayın.Icinizden iman edip harcayanlara buyuk ecir vardır

    [8] Size ne oluyor ki, Resulullah da sizi Rabbinize iman etmeye cagırdıgı halde, Allah'a inanmıyorsunuz.Oysa Allah sizden bu hususta kesin soz almıstı, eger imana gelecekseniz bu yeter

    [9] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin, o has kuluna acık acık ayetler indiren O'dur. Muhakkak ki Allah size karsı raufdur, rahimdir (son derece sefkatlidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [10] Goklerin ve yerin yegane varisi Allah olup, butun mallarınız zaten O'na ait oldugu halde nicin Allah yolunda harcamıyorsunuz?Sizden, fetihden once infak eden ve savasan kimse ile bunları yapmayan elbette bir olmaz.Iste onlar, bundan sonra infak edip savasanlardan derece bakımından daha yuksektirler.Bununla beraber Allah, her birine de cennet vad eder. Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [11] Kim Allah'a guzel bir odunc verir (malını Allah yolunda harcarsa) Allah bunu kat kat artırır. Ona degerli bir mukafat da vardır

    [12] Gun gelir, mumin erkekleri ve mumin kadınları, onlerinde ve sag taraflarındaki nurlarıyla, kosarcasına cennete dogru ilerlediklerini gorursun. Kendilerine: “Bugun size mujdeler olsun! Buyurun, icinden ırmaklar akan cennetlere, ebedi kalmak uzere girin!” denilir. Iste en buyuk basarı ve mutluluk budur

    [13] O gun munafık erkek ve kadınlar, muminlere: “N'olur,” derler, “yuzumuze bir bakın da nurunuzdan biz de yararlanalım!” Bunun uzerine onlara soyle denilir: “Arkanıza donun de bir nur arayın!” Derken, aralarına bir duvar cekilir. Bu duvarın bir kapısı olup bu kapının ic tarafında rahmet, dıs tarafında ise azap vardır. [42,17] {KM, Matta}

    [14] Munafıklar soyle seslenirler: “Biz de sizinle beraber degil miydik?” Muminler cevap verirler: “Evet, beraberdiniz, fakat siz kendi canınızı yaktınız, muminlere hep felaket gelmesini gozleyip durdunuz, suphelere dustunuz, sizi birtakım kuruntular oyaladı. Bir de baktınız ki emr-i Hak gelmis. Boylece o dessas, cok aldatıcı seytan sizi Allah'ın affı ve keremi ile aldattı.”

    [15] “Bugun artık ne sizden, ne de kafirlerden kurtulus fidyesi kabul edilmez. Varacagınız yer atestir. Sizin layıgınız odur. Orası varılacak ne kotu yerdir!”

    [16] Iman edenlerin kalplerinin Allah'ı ve Cenab-ı Hak tarafından inen hakikatleri hatırlayarak yumusayıp saygı ile dirilme vakti gelmedi mi? Sakın onlar daha once kitap verilen ummetler gibi olmasınlar. Zira kitabı tanımalarının uzerinden kendilerince uzun zaman gecmesi sebebiyle, onlarda ulfet ve kanıksama meydana gelmis, neticede kalpleri katılasmıstı. Hatta onların cogu busbutun yoldan cıkmıslardır

    [17] Iyi dusunun ki Allah, butun yeryuzunu bile olumunden sonra diriltiyor; (gevseyen ve uyuklayan gonulleri de boylece diriltebilir). Zaten aklını calıstıran, zihnini isleten kimseler icin bu canlanmayı gerceklestirecek ayetlerimizi iyice acıklamıs bulunuyoruz

    [18] Dini tasdiklerinin ifadesi olarak, hayır islerinde mal harcayan erkekler, mal harcayan hanımlar ve Allah'a guzel bir odunc verenlerin odulleri kat kat artırılacak, ayrıca onlara degerli bir mukafat da verilecektir

    [19] Allah'a ve resullerine iman edenler, evet iste onlardır Rabbinin nezdinde sıddikler ve Hakka sahitlik edenler! Kendilerine mukemmel ecirler ve nurlar vardır.Ama kafir olup ayetlerimizi yalan sayanlar.Iste onlar da cehennemliktirler

    [20] Iyi bilin ki (ahirete yer vermeyen) dunya hayatı, bir oyundur, bir oyalanmadır, bir sustur.Kendi aranızda karsılıklı ovunme, mal ve nesli cogaltma yarısıdır. Tıpkı o yagmura benzer ki bitirdigi urun, ciftcilerin hosuna gider. Ama sonra kurur, sen onu sapsarı kurumus gorursun. Sonra da cercop haline gelir. Iste dunya hayatı da boyledir. Ahirette ise kafirler icin siddetli bir ceza, muminler icin ise Rab'leri tarafından bir magfiret ve rıza!Evet, dunya hayatı bir aldanma metaından baska bir sey degildir

    [21] Rabbiniz tarafından verilecek magfirete ve cennete girmek icin yarısın! Oyle bir cennet ki eni goklerle yerin eni gibi olup Allah'a ve resullerine iman edenler icin hazırlanmıstır. Iste bu, Allah’ın diledigi kimselere olan bir ihsanıdır. Allah buyuk lutuf sahibidir

    [22] (Uzulmenize veya sevinmenize sebep olacak sekilde) gerek ulkenizde, gerek kendi nefislerinizde, size ulasan hicbir sey yoktur ki Bizim onu yaratmamızdan once bir kitapta yazılı olmasın. Bu, Allah'a gore elbette pek kolaydır

    [23] Bu da, elinizden cıkan seylerden dolayı gam yememeniz, Allah'ın size nasib ettigi nimetlerle de sımarmamanız icindir. Allah ovunup duran, kibirli, kendini begenmis kimseleri sevmez

    [24] Boyleleri hayır islerinde hem kendileri cimri davranır, hem de baskalarına cimriligi ogutlerler. Ama bunlar bilsinler ki kim malını Allah yolunda harcamaktan yuz cevirirse Allah ganidir, hamiddir (hicbir seye ihtiyacı olmayan mustagnidir, her turlu hamd ve ovguye layıktır)

    [25] Su kesindir ki Biz resullerimizi acık delillerle gonderdik ve insanların adaleti gerceklestirmeleri icin, resullerle beraber kitap ve adalet terazisi indirdik.Mahiyetinde buyuk bir kuvvet ve insanlara bircok fayda bulunan demiri de, kullanmaları ve Allah'ı gormedikleri halde O’nun dinini ve peygamberlerini, kimlerin bu kuvvet ile destekleyecegini bilip ortaya cıkarmak icin, buyuk bir nimet olarak indirdik.Unutmayın ki Allah cok kuvvetlidir, mutlak galiptir (kimsenin destegine ihtiyacı yoktur). [11,]

    [26] Biz Nuh'u, Ibrahim’i peygamber olarak gonderdigimiz gibi, zurriyetlerine de kitap ve nubuvvet verdik. Onlardan kimisi dogru yolu bulsa da, cogu busbutun yoldan cıkmıslardır

    [27] Sonra bunların ardından pes pese peygamberlerimizi gonderdik. Ozellikle Meryem'in oglu Isa’yı arkalarından gonderdik, kendisine Incil’i verdik ve ona uyanların kalplerine sefkat, ve merhamet yerlestirdik. Uydurdukları ruhbanlıgı ise Biz kendilerine farz kılmadık, lakin Allah’ın rızasına nail olmak icin kendileri icad ettiler. Kaldı ki ona geregi gibi de riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mukafatlarını verdik, onların cogu ise busbutun yoldan cıkmıslardır

    [28] Ey (onceki resullere) iman edenler! Allah'a karsı gelmekten sakının ve Allah’ın bu Resulune de iman edin ki rahmet hazinesinden size iki hisse versin ve size, sayesinde karanlıgı dagıtıp yurumenizi saglayan bir nur versin ve sizi affetsin. Cunku Allah gafur ve rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur)

    [29] Ehl-i kitap sunu bilsinler ki: Allah'ın lutfundan malik oldukları hicbir sey, hicbir kısım mevcut degildir. Butun lutuf ve inayet Allah’ın elindedir, onu diledigine verir. Allah buyuk lutuf sahibidir

    Surah 58
    Mücâdele

    [1] Kocası hakkında sana basvurup tartısan ve halini Allah'a arzeden o kadının sozlerini elbette Allah isitti.Allah sizin konusmalarınızı dinliyordu. Suphesiz Allah semi’dir, basirdir (her seyi isitir ve gorur)

    [2] Icinizden kadınlar hakkında zıhar yapanlar bilsinler ki onlar kendilerinin anneleri degildir, onların anneleri sadece kendilerini dogurmus olanlardır. Onlar gercekten cirkin ve yalan bir soz soyluyorlar. Bununla beraber, Allah'ın affı ve merhameti coktur (gecmis durumlar hakkında tovbe edenleri affeder)

    [3] Eslerine zıhar yaparak onlardan ayrılmaya kalkıp da sonra soylediklerinden donenlerin, esleriyle temastan once bir koleyi hurriyetine kavusturmaları gerekir. Iste size emredilen budur. Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [4] Buna imkan bulamayan kimse, temaslarından once, iki ay ara vermeksizin oruc tutmalıdır. Buna da gucu yetmeyen altmıs fakiri doyurmalıdır. Bu hukumler Allah'ı ve Resulunu tasdik ve onlarla amel edip Cahiliye uygulamalarını reddetmeniz icin konulmustur. Iste bunlar Allah’ın hudutlarıdır. Kafirler icin gayet acı bir azap vardır

    [5] Allah'a ve Resulune karsı cıkanlar, kendilerinden once boyle yapanlar, nasıl helak edilmislerse oylece helak edilirler. Halbuki Biz onlara apacık ayetler de indirmistik. Kafirler icin zelil ve perisan eden bir azap vardır

    [6] Gun gelecek, Allah onların hepsini diriltecek ve kendilerine, dunyada her ne islemislerse tek tek bildirecektir. Kendileri onları unuttukları halde Allah onları tesbit ettirmistir. Cunku Allah her seye sahittir

    [7] Gormez misin ki Allah goklerde ne var, yerde ne varsa bilir?Bir araya gelip gizlice fısıldasan uc kisinin dordunculeri mutlaka Allah'tır.Bes kisi gizli konussa altıncıları mutlaka Allah’tır. Bundan ister daha az, ister daha cok olsunlar, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlaka O, kendileriyle beraberdir.O, ileride kıyamet gununde, yapmıs oldukları isleri onlara tek tek bildirecek, (dilerse karsılıgını da verecektir). Suphesiz ki Allah her seyi bilir

    [8] Boyle kulis yapmaları men edilmisken, kendilerine yasaklanan bir isi tekrar yapıp gunah, zulum, Peygambere isyan hususunda kulis yapan, fısıldasan kimseleri gormuyor musun?Senin yanına vardıklarında, sana Allah'ın ogrettigi selamdan baska bir sekilde selam verirler.Kendi iclerinden de: “Allah bizi bu soylediklerimizden dolayı cezalandırsa ya!” diye alay ederler. Onların hakkından ancak cehennem gelir! Muhakkak onlar oraya girecekler. Orası gidilecek ne fena yerdir

    [9] Ey iman edenler! Sayet siz gizlice konusacak olursanız sakın gunah, zulum ve Peygambere isyan hususlarında kulis yapmayın.Bunu hayır ve takva hususunda yapın.Dirilip huzurunda toplanacagınız Allah'a karsı gelmekten sakının

    [10] Boyle mesru olmayan kulisler, muminleri uzuntuye bogmak icin seytan tarafından telkin edilir. Ama, Allah dilemedikce bu onlara asla zarar veremez. Onun icin muminler de yalnız Allah'a guvenip dayansınlar

    [11] Ey iman edenler! Siz toplantı halinde iken “Biraz yer acıverin!” denildigi zaman yer acın ki Allah da size genislik versin.“Kalkın!” denilince de kalkıverin ki Allah sizin gibi iman, hele hele bir de ilim nasib edilenlerin derecelerini yukseltsin. Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [12] Ey iman edenler! Sayet Resulullah ile bas basa gorusmek isterseniz, bu ozel gorusmeden once bir sadaka verin.Boyle yapmak sizin icin daha hayırlı, saibeden daha uzak, gunahlarınızı temizleme yonunden daha uygun bir davranıs olur. Eger buna imkan bulamazsanız Allah sizi muaf tutar, cunku Allah gafurdur, rahimdir (cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)

    [13] Ozel gorusmeden once sadaka vermeniz halinde fakir duseceginizden mi korktunuz?Size emredilen bir bu tasadduku yapmadıgınıza gore, Allah da sizi bundan muaf tuttu.Artık namazı hakkıyla ifa edin, zekatı verin, Allah'a ve Resulune itaat edin! Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

    [14] Allah'ın gazab ettigi bir toplulugu dost edinenlere baksana! Bunlar ne sizden, ne de onlardandır. Bunlar bile bile yalan yere yemin ederler

    [15] Allah onlara siddetli bir ceza hazırladı. Cunku bunlar cok fena isler yapıyorlar

    [16] Onlar yeminlerini siper edinip Allah'ın yolundan insanları uzaklastırdılar. Onlara zelil ve perisan eden bir azap vardır

    [17] Allah'ın cezalandırma iradesine karsı onların ne malları, ne de evlatları asla fayda veremez. Onlar cehennemliktirler, hem de orada devamlı kalacaklardır

    [18] Allah'ın hepsini diriltecegi gun, onlar dunyada Musluman olduklarına dair size yemin ettikleri gibi, Allah’a da yemin edecek ve bununla bir sey elde edeceklerini sanacaklar. Iyi bilin ki onların isi gucu yalan soylemektir

    [19] Seytan onların akıllarını celmis de onlara, Allah'ı hatırlamayı unutturmustur. Iste onlar seytanın takımıdır ve sunu unutmayın ki seytanın takımı ziyan ve husrana mahkumdur

    [20] Allah'ı ve Resulunu karsısına alanlar, onlara dusmanlık edenler en alcak olanların derekesindedirler

    [21] Cunku Allah: “Ben ve Resullerim elbette galip geliriz.” diye hukmetmistir. Suphesiz ki Allah cok kuvvetlidir, mutlak galiptir

    [22] Allah'a ve ahiret gunune iman eden hicbir milletin, Allah’ın ve Resulunun karsısına cıkan kimseleri, isterse o kimseler babaları, evlatları, kardesleri ve sulaleleri olsun, sevip dost edindiklerini goremezsin. Iste Allah onların kalplerine imanı naksetmis ve Kendi tarafından bir ruhla onları desteklemistir. Onları, iclerinden ırmaklar akan cennetlere, hem de ebedi kalmak uzere yerlestirecektir. Allah onlardan, onlar da O’ndan razıdırlar. Iste onlar Allahın tarafında olanlardır. Ve iyi bilin ki, felaha erenler, Allah’ın tarafında yer alanlar olacaklardır

    Surah 59
    Haşr

    [1] Goklerde ne var yerde ne varsa Allah'ı tesbih ve tenzih eder. O, azizdir, hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [2] Nitekim Ehl-i kitaptan olan kafirleri ilk defa O, yurtlarından bir cırpıda cıkardı. Halbuki siz onların cıkacaklarını asla dusunemezdiniz. Onlar da kalelerinin, kendilerine Allah tarafından takdir edilen azabı onleyecegini sanırlardı.Ama Allah hic ummadıkları yerden onları bastırdı ve kalplerine korku saldı. Oyle ki evlerini bizzat kendi elleriyle yıkıyorlardı. Bir taraftan da muminlerin elleriyle yıktırıyorlardı. Dusunun de ibret alın ey akıl sahipleri

    [3] Eger Allah onlar hakkında toplu surgun cezası takdir etmeseydi, mutlaka onları dunyada cezalandırırdı. Ahirette de onlara ates azabı vardır

    [4] Bunun sebebi onların, Allah ve Resulune karsı cıkmaları oldu. Kim Allah'ı ve Resulunu karsısına alırsa bilmelidir ki Allah’ın cezası pek cetindir

    [5] O kafirleri kızdırmak icin herhangi bir hurma agacı kesmis iseniz veya kokleri uzerinde bırakmıssanız bu, hep Allah'ın izniyle ve o, yoldan cıkmısları cezalandırmak icin olmustur

    [6] Allah'ın, daha once onlara ait olup Peygamberine ganimet olarak nasib ettigi mallara gelince, siz onun icin ne at, ne de deve kosturmadınız.Fakat Allah, resullerini diledigi kimselere, savas kulfeti ve zahmeti olmaksızın galip getirir. Allah her seye kadirdir

    [7] Savas olmaksızın fethedilen ulkelerin halklarına ait mallardan Allah'ın, Peygamberine nasib ettigi ganimetler;Allaha, Resulune, akrabalara (Peygamber’in yakın akrabalarına), yetimlere, fakirlere ve yolda kalmıs gariplere aittir. Ta ki o mallar, sizden yalnız zenginler arasında el degistiren bir servet haline gelmesin. Peygamber size ne verirse onu alınız, o sizi neden men ederse onu terk ediniz. Allah’a karsı gelmekten sakınınız. Muhakkak ki Allah’ın cezası pek cetindir

    [8] Allah'ın nasib ettigi bu ganimet malları o hicret eden fakirlere aittir ki, onlar Allah’ın lutfunu ve rızasını taleb etmek, Allah’ın dinine ve Resulune destek vermek icin yurtlarından ve mallarından edildiler.Iste imanlarında sadık ve samimi olanlar ancak onlardır

    [9] Bunlardan once Medine'yi yurt edinip imana sarılanlar ise, kendi beldelerine hicret edenlere sevgi besler, onlara verilen ganimetlerden oturu iclerinde bir kıskanma veya istek duymazlar. Hatta kendileri ihtiyac duysalar bile o kardeslerine oncelik verir, onlara verilmesini tercih ederler. Her kim nefsinin hırsından ve mala duskunlugunden kendini kurtarırsa, iste felah ve mutluluga erenler onlar olacaklardır

    [10] Onlardan sonra gelenler (basta muhacirler olarak, kıyamete kadar gelecek muminler): “Ey kerim Rabbimiz, derler, bizi ve bizden onceki mumin kardeslerimizi affeyle! Icimizde muminlere karsı hicbir kin bırakma! Duamızı kabul buyur ya Rabbena, cunku Sen raufsun, rahimsin!” (sefkat ve ihsanın son derece fazladır)

    [11] Bakmaz mısın su munafıklık yapanlara? Onlar Ehl-i kitaptan kafir kardeslerine: “Vallahi,” diyorlar, eger siz buradan cıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle beraber cıkarız. Sizin oldugunuz yerde asla kimseye itaat etmeyiz, eger size savas acan cıkarsa mutlaka size yardım ederiz.”Ama Allah sahittir ki onlar yalan soylemektedirler

    [12] Cunku, o Yahudiler yurtlarından cıkarılırsa, bu munafıklar onlarla beraber cıkmazlar ve eger kendilerine savas acılırsa onlara yardım etmezler.Eger yardım etseler bile (muminlerin karsısında dayanamayarak) arkalarını donup kacarlar. Sonra Allah onları helak eder de artık kurtarılmazlar

    [13] Onların kalplerinde sizden duydukları korku, Allah'tan korkmalarından daha ileridir.Bu boyledir, cunku onlar, gercegi bilip anlamayan kimselerdir

    [14] Onlar sizinle toplu durumda savasmazlar, ancak saglam kaleler icinden veya duvarların arkasından sizinle savasmak isterler.Kendi aralarındaki catısmaları pek siddetlidir.Sen dısardan onları birlik icinde sanırsın. Halbuki kalpleri darma dagınıktır.Boyledir, cunku onlar aklını kullanmayan, dusunmeyen bir guruhtur

    [15] Bu Yahudilerin hali, kendilerinden az once, yaptıkları islerin vebalini tatmıs olan, ahirette de ayrıca gayet acı bir azap cekecek olan kimselerin durumuna benzer

    [16] Yahudileri savasa tesvik eden munafıkların durumu ise tıpkı seytan'ın durumuna benzer ki o, insana: “Dine inanma, reddet!” diye telkin eder.O kendisine kulak verip kafir olunca da soyle der: “Ben senden uzagım. Cunku ben alemlerin Rabbinden korkarım!”

    [17] Neticede ikisinin akıbeti de, ebedi kalmak uzere cehenneme girmek oldu. Iste zalimlerin cezası budur

    [18] Ey iman edenler! Allah'ın azabına maruz kalmaktan korunun.Herkes yarın ahireti icin ne gonderdigine dikkat etsin.Allah’ın azabına ducar olmaktan korunun.Cunku Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [19] Sakın sunlar gibi olmayın ki onlar Allah'ı unuttukları icin, Allah da kendi oz canlarını kendilerine unutturdu. (Fayda ve zararlarını dahi bilemiyorlar). Iste yoldan cıkanlar bunlardır

    [20] Cehennemliklerle cennetlikler elbette bir olmaz. Felah ve basarıya erenler, cennetliklerdir

    [21] Eger Biz bu Kur'an’ı bir dagın tepesine indirseydik onun, Allah’a tazimi sebebiyle basını egip parcalandıgını gorurdun.Iste bunlar birtakım misallerdir ki dusunup istifade etmeleri icin, Biz onları insanlara anlatıyoruz

    [22] Allah'tır gercek Ilah! O’ndan baska yoktur ilah. Gorunmeyen ve gorunen her seyi bilir. O rahmandır, rahimdir. [1,3; 10,58; 7,156; 6,54] {KM, Matta}

    [23] Allah'tır gercek Ilah! O’ndan baska yoktur ilah! O melik’tir, kuddus’tur, sel^am’dır, Mu’min’dir, muheymin’dir, aziz’dir, cebbar’dır, mutekebbir’dir. Allah, musriklerin iddialarından munezzeh ve yucedir. [62,1] {KM, Isaya 6,3; Cıkıs 15,11; I Samuel}

    [24] Allah o gercek Ilahtır ki halık'tır, bari’dir, musavvir’dir. Hasılı, en guzel isimler ve vasıflar O’nundur.Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nu tesbih ve tenzih eder. O, azizdir, hakimdir

    Surah 60
    Mümtehine

    [1] Ey iman edenler! Benim de sizin de dusmanlarınızı dost edinmeyin. Onlar size gelen gercegi reddettikleri halde, siz onlara sevgi sunuyorsunuz. Resulullahı ve sizi, sırf Rabbiniz olan Allah'a inandıgınız icin, vatanınızdan kovuyorlar.Siz Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı kazanmak icin yurdunuzdan cıkarılmayı goze aldıysanız, nasıl olur da onlara sevgi gosterip sır verirsiniz? Halbuki Ben sizin gizlediginiz ve acıkladıgınız her seyi bilmekteyim. Dogrusu icinizden kim bunu yaparsa, artık dogru yoldan sapmıs olur

    [2] Eger size karsı ellerine bir fırsat gecerse, size dusman kesilirler. Ellerini de, dillerini de size fenalık etmek icin uzatırlar ve sizin de kafir olmanızı can-u gonulden isterler

    [3] Ne hısımlarınızın, ne de evlatlarınızın kıyamet gunu size faydası olmaz. Allah kıyamet gunu aranızda hukmeder, itaat edenleri cennete, kafir ve asileri cehenneme gonderir. Allah yaptıgınız her seyi gorur

    [4] Ibrahim'de ve onunla beraber olanlarda size guzel bir ornek vardır: Hani onlar hemsehrilerine soyle demislerdi: Bizim, ne sizinle, ne de Allah’tan baska ibadet ettiginiz seriklerinizle hic bir ilisigimiz kalmamıstır. Siz Allah’ın tek Ilah olduguna inanmadıkca, biz sizi reddediyor, bizimle sizin aranızda ebedi olarak dusmanlık ve nefret meydana geldigini ilan ediyoruz.Ne var ki Ibrahim’in babasına: “Senin icin Rabbimden af dileyecegim. Bununla beraber, Allah’ın senin hakkında diledigi hic bir seyi onlemem mumkun degildir.” demesi baska. Onun ve beraberinde olanların duası sudur: “Ey Yuce Rabbimiz! Yalnız sana guvenip dayandık, Sana yoneldik ve sonunda da Senin huzuruna varacagız.

    [5] “Ey Ulu Rabbimiz, bizi kafirlere deneme konusu kılma, affet bizi. Cunku Sen aziz ve hakimsin (mutlak galip, tam hukum ve hikmet sahibisin)

    [6] Onlarda sizin icin, Allah'a ve ahiret gunune kavusmayı arzu edenler icin guzel bir ornek vardır. Ama kim de aksine giderse bilsin ki Allah gani ve hamiddir (hicbir seye ihtiyacı yoktur, her turlu hamd ve ovgu O’na mahsustur)

    [7] Umulur ki Allah sizinle dusmanlarınız arasında bir sevgi ve yakınlık kurar. Cunku Allah herseye kadirdir. Allah gafurdur, rahimdir

    [8] Dininizden oturu sizinle savasmayan, sizi yerinizden, yurdunuzdan etmeyen kafirlere gelince, Allah sizi, onlara iyilik etmeden, adalet ve insaf gozetmeden menetmez. Cunku Allah adil olanları sever

    [9] Allah sadece, dininizden oturu sizinle savasan, sizi yerinizden yurdunuzdan kovan ve kovulmanıza destek veren kafirleri dost edinmenizi meneder. Her kim onları dost edinirse, iste onlar zalimlerin ta kendileridir

    [10] Ey iman edenler! Mumin hanımlar size katılmak uzere hicret etmis olarak geldiklerinde onları imtihan edin. Gerci Allah onların imanlarını pek iyi bilir. Ama siz de onların mumin olduklarını anlarsanız, artık onları kafirlere geri gondermeyin. Bundan boyle bu hanımlar kafir kocalarına, kafir kocaları da bu hanımlara helal olmazlar. Bununla beraber kocalarına da vermis oldukları mehirleri, siz iade ediniz. Kendilerine mehirlerini vererek bu kadınlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. Kafir kadınları nikahınızda tutmayın. Onlara harcadıgınız mehri, varacakları kafir kocalarından isteyin. Kafirler de Islama girip sizinle evlenen eslerine sarfetmis oldukları mehri sizden geri istesinler. Allah'ın hukmu budur. Aranızda O hukmeder. Zira Allah her seyi hakkıyla bilir, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [11] Eger eslerinizden biri dinden donup kafirlere kacar da, sonra yaptıgınız savasta siz galip gelirseniz, esleri gitmis olan kocalara ganimet malından, harcadıkları mehir kadar verin. Inandıgınız Allah'a karsı gelmekten sakının

    [12] Ey Peygamber! Mumin hanımlar:Allah'a hic bir surette ortak tanımamak hırsızlık yapmamak, zina etmemek, cocuklarını oldurmemek, hic yoktan yalan uydurup iftira atmamak, buldugu bir cocugu, kocasına isnat etmemek veya gayr-ı mesru bir cocuk dunyaya getirip onu kocasına mal etmemek, senin kendilerine emredecegin mesru olan herhangi bir konuda sana karsı gelmemek hususlarında sana biat etmeye geldiklerinde, sen de onların biatlarını kabul et ve onlar icin Allah’tan af dile. Cunku Allah gafurdur, rahimdir (affı ve ihsanı boldur)

    [13] Ey iman edenler! Allah'ın kendilerine gazab ettigi bir guruhu dost edinmeyin.Onlar ki olup kabre giren bir kafir nasıl ahiret mutlulugundan umidini kesmisse, kendileri de ahiretten oyle umitlerini kesmislerdir

    Surah 61
    Saff

    [1] Goklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ı tesbih ve tenzih eder. O azizdir, hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    [2] Ey iman edenler! Nicin yapmayacagınız seyleri soyluyorsunuz

    [3] Yapmayacagınız seyleri soylemek, Allah'ın en cok nefret ettigi seylerdendir

    [4] Allah, tasları birbirine kenetlenmis bir bina gibi saflar halinde, Kendi yolunda savasanları sever

    [5] Hani bir vakit Musa kendi milletine “Ey benim milletim!” demisti, “Benim Allah'ın Resulu oldugumu bildiginiz halde nicin bana boyle eziyet ediyorsunuz?” Onlar batıla meyledince, Allah da onların kalplerini hakkı kabul etmekten, hakka meyletmekten uzaklastırdı. Oyle ya, Allah yoldan cıkmakta direten bir guruha hidayet etmez, onları, emellerine ulastırmaz

    [6] Vakti geldi, Meryem'in oglu Isa da: “Ey Israil ogulları! dedi, “Ben size Allah’ın Resuluyum. Benden onceki Tevrat’ı tasdik etmek, benden sonra gelip ismi “Ahmed” olacak bir resulu mujdelemek uzere gonderildim. Ne zaman ki o peygamber, acık acık delillerle kendilerine geldi:”Bu, kesin bir buyuden ibarettir!” dediler. {KM, Yuhanna 14,16; 16,13; Matta 4,15-16; Isaya}

    [7] Allah'a itaate davet edildiginde, bunu kabul etmedigi gibi, ustelik uydurdugu yalanı Allah’a mal eden, Allah adına yalan soyleyenden daha zalim kim olabilir? Allah boyle zalimleri hidayet etmez, emellerine ulastırmaz

    [8] Onlar Allah'ın nurunu agızlarıyla ufleyerek sondurmek isterler. Fakat kafirlerin hosuna gitmese de, Allah nurunu tamamlayacak (dunyanın her tarafına ulastıracaktır)

    [9] O Resulunu, diger butun dinlere ustun kılmak icin, hidayet ve hak dini ile gondermistir. Isterse musrikler bundan hoslanmasınlar

    [10] Ey iman edenler! Sizi gayet acı bir azaptan kurtaracak, ustelik size cok karlı bir ticaret saglayacak bir is bildireyim mi? Allah'a ve Elcisine inanır, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla mucahede edersiniz. Eger bilirseniz bunu yapmak sizin icin cok hayırlıdır

    [11] Ey iman edenler! Sizi gayet acı bir azaptan kurtaracak, ustelik size cok karlı bir ticaret saglayacak bir is bildireyim mi? Allah'a ve Elcisine inanır, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla mucahede edersiniz. Eger bilirseniz bunu yapmak sizin icin cok hayırlıdır

    [12] Boyle yaparsanız sizin gunahlarınızı affeder ve icinden ırmaklar akan cennetlere ve ozellikle Adn cennetlerinde cok guzel saraylara yerlestirir. Iste en buyuk basarı, en buyuk mutluluk budur

    [13] Memnun olacagınız bir sey daha var: Allah'tan bir yardım ve yakında gerceklesecek bir zafer! Muminlere bunları mujdele

    [14] Ey iman edenler! Siz Allah'ın tarafında olunuz (O’nun dinine yardım ediniz). Nasıl ki Meryem’in oglu Isa vaktiyle, havarilere: “Allah’ın yolunda giderken kim bana yardımcı olmak ister?” diye sorunca, havariler: “Biz Allah’ın tarafında oluruz!” diye cevap vermislerdi. Neticede Israilogullarından bir kısmı Isa’nın peygamberligine iman etti, bir kısmı da inkar etti. Biz de iman edenleri dusmanlarına karsı destekledik de onlar otekilere ustun geldiler. {KM, Matta}

    Surah 62
    Cum'a

    [1] Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi melik (kainatın gercek hukumdarı), kuddus (cok yuce, her noksandan munezzeh) aziz ve hakim olan Allah'ı tesbih ve tenzih eder

    [2] O, ummiler arasından, kendilerinden olan bir elci gonderdi. Bu elci onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları arındırır, onlara kitabı ve hikmeti ogretir. Halbuki daha once belli ve kesin bir sapıklık icinde idiler

    [3] Bu Peygamber, henuz kendilerine katılmamıs bulunan diger insanlara da gonderilmistir. O gercekten azizdir, hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir). [17,44; 3,20]

    [4] Bu, Allah'ın lutfu olup onu diledigine verir. Allah buyuk lutuf ve ihsan sahibidir

    [5] Tevratın mesajını ulastırma ve onu uygulama yukumlulugunu kabul ettikleri halde, sonra bu yukumlulugu yerine getirmeyenler, tıpkı ciltlerle kitap tasıyan merkebe benzer. Allah'ın ayetlerini yalan sayan kimselerin dustukleri durum ne feci! Allah boylesi zalim guruhu hidayet etmez, emellerine ulastırmaz

    [6] De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! Insanlar arasında yalnız kendinizin Allah'ın dostları oldugunu iddia ettiginize gore, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen olmeyi temenni edin de bir an once O’na kavusun

    [7] Ama onlar bizzat yaptıkları zulumler sebebiyle asla olumu temenni etmezler. Allah o zalimleri pek iyi bilir

    [8] De ki: “Sizin kactıgınız o olum var ya, o mutlaka sizi karsılayacaktır. Sonra da gorunmeyen ve gorunen ne varsa hepsini bilen Allah'ın huzuruna goturuleceksiniz, O da sizin yaptıklarınızı tek tek bildirecek (ve ondan oturu karsılıgını verecektir)

    [9] Ey iman edenler! Cuma namazına ezan ile cagırıldıgınız zaman derhal Allah'ı zikretmeye (hutbe ve namaza) gidin, alısverisi bırakın. Eger bilirseniz, bu sizin icin cok hayırlıdır

    [10] Namaz tamamlanınca yeryuzune yayılın, isinize gucunuze gidin, Allah'ın lutfundan nasibinizi arayın. Felaha ermenizi umid ederek Allah’ı cok zikrediniz

    [11] Onlar bir ticaret veya bir eglence gorunce oraya dogru sokun edip, seni hutbe verirken ayakta bırakıverdiler. De ki: Allah'ın nezdinde ahirette olan nasip, buradaki eglenceden ve ticaretten elbette daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır. {KM, Matta}

    Surah 63
    Münâfikûn

    [1] Munafıklar sana geldiklerinde: “Biz, senin Allah'ın Resulu olduguna sahitlik ederiz.” derler. Allah da senin Kendisinin elcisi oldugunu elbette bilir. Bununla beraber, Allah, onların bunu soylerken yalan soylediklerine, samimi olmadıklarına sahitlik eder

    [2] Onlar yeminlerini kalkan olarak kullanıp insanları Allah'ın yolundan uzaklastırırlar. Yaptıkları bu is ne kotu bir istir

    [3] Cunku onlar once inandıklarını iddia ettiler, sonra inkara gittiler. Bu sebeple kalpleri muhurlendi. Artık onlar hakkı anlamazlar

    [4] Onları gordugunde kalıpları kıyafetleri senin hosuna gider, onları begenirsin. Konustuklarında sozlerine kulak verirsin. Gercekte ise onlar, adeta duvara dayatılan, ruhsuz kutuklere benzerler. Icleri bos, odlek olduklarından cıkan her sesten pirelenir, her yeni haberi kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar dusmandır, onlardan sakın! Allah belalarını versin onların! Nasıl da hakikatten vazgeciriliyorlar

    [5] Onlara: “Gelin, Resulullahın huzuruna varın, sizin icin dua etsin, Allah'tan size af dilesin!” denildiginde, (acıktan bir sey soyleyemediklerinden), kibirlerinden oturu baslarını saga sola buker, icten ice homurdanırlar ve onların kibirli bir sekilde yan cizdiklerini gorursun

    [6] Ha magfiret diledin, ha dilemedin, onlara gore birdir. Allah onları asla affetmeyecektir. Cunku Allah, fasıklıgı tabiat haline getirenleri hidayet etmez, emellerine ulastırmaz

    [7] Onlar: “Resulullahın etrafındaki fakirlere infak etmeyin, destek olmayın ki dagılsınlar!” diyen bedbahtlardır. Halbuki goklerin ve yerin butun hazineleri Allah'ındır, lakin munafıklar bunu bilmezler, anlamazlar

    [8] Hem derler ki: “Medineye bir donelim; goreceksiniz aziz olan, zelil olanı oradan dısarı atacaktır.” Heyhat! Izzet, Allah'ın, Resulunun ve muminlerindir. Ne var ki munafıklar bunu bilmezler

    [9] Ey iman edenler! Ne mallarınız, ne evlatlarınız sizi Allah'ı zikretmekten alıkoymasın! Bilin ki boyle yapanlar, en buyuk kayba ugrarlar

    [10] Sizden birinize olum gelip catmadan once, size nasib ettigimiz imkanlardan Allah yolunda harcayın! Olum gelip catınca: “Ya Rabbi, az muhlet ver bana, bak nasıl hayırlar yapacagım, tam takva ehlinden olacagım!” diyecek olsa da, Allah vadesi gelen hicbir kimsenin ecelini ertelemez. Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [11] Sizden birinize olum gelip catmadan once, size nasib ettigimiz imkanlardan Allah yolunda harcayın! Olum gelip catınca: “Ya Rabbi, az muhlet ver bana, bak nasıl hayırlar yapacagım, tam takva ehlinden olacagım!” diyecek olsa da, Allah vadesi gelen hicbir kimsenin ecelini ertelemez. Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    Surah 64
    Teğâbün

    [1] Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih ve tenzih eder. Hakimiyet O’nundur. Butun hamdler ve ovguler O’na mahsustur. O her seye kadirdir

    [2] Sizin hepinizi yaratan O'dur. Oyle iken artık kiminiz kafirdir, kiminiz mu’min. Allah yaptıgınız her seyi gorur

    [3] Allah, gokleri ve yeri gercek bir maksatla, hikmetle yarattı. Sizi yarattı, hem de size guzel guzel suretler verdi. Donusunuz de O'na olacaktır

    [4] O, goklerde ve yerde olan her seyi bilir. Gizlediginiz ve acıkladıgınız her seyi de bilir. O sinelerin ozunu, gonullerin ta kunhunu de bilir

    [5] Daha onceki inkarcıların baslarına gelen olaylardan haberiniz olmadı mı? Onlar yaptıkları islerin cezasını dunyada cektiler, ahirette de onlara gayet acı bir azap vardır

    [6] Boyle oldu... Cunku peygamberleri onlara acık acık delillerle geldiler. Fakat bunlar: “Bizim gibi bir beser mi bize yol gosterecekmis!” dediler. Onların nubuvvetlerini inkar edip, sırt cevirdiler, Allah da mustagni oldugunu acıkladı. Gercekten Allah ganidir, hamiddir (hicbir seye ihtiyacı yoktur, butun ovgulere layık olan O'dur)

    [7] Kafirler oldukten sonra diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: “Hayır! Rabbim hakkı icin, elbette diriltileceksiniz, yaptıklarınız size tek tek bildirilecek (ve karsılıgı verilecektir). Bu, Allah'a gore pek kolaydır.”

    [8] O halde Allah'a, Resulune ve ona indirdigimiz nura, Kur’an’a iman edin. Allah yaptıgınız her seyden haberdardır

    [9] Gun gelir, Allah hepinizi en buyuk toplantı gunu olan mahserde bir araya getirir. Iste o gun aldanma gunudur.Kim Allah'a iman eder, makbul ve guzel isler yaparsa,Allah onun fenalıklarını, gunahlarını siler ve icinden ırmaklar akan cennetlere, hem de devamlı kalmak uzere yerlestirir.Iste en buyuk basarı, en buyuk mutluluk budur

    [10] Dini inkar edip ayetlerimizi yalan sayanlar ise, onlar da, devamlı olmak uzere cehennemliktirler. Gidilecek ne fena yerdir orası

    [11] Allah'ın izni olmaksızın hicbir musibet basa gelmez.Kim Allah’ı tasdik ederse, Allah onun kalbini hakka ve dogruya acar. Allah her seyi hakkıyla bilir

    [12] Allah'a itaat edin, Resulune itaat edin. Eger yuz cevirirseniz bilin ki Elcimizin gorevi sadece acık bir tebligden ibarettir

    [13] Allah'tır gercek ilah! O’ndan baska yoktur ilah!Muminler yalnız Allah’a dayanıp guvenmelidirler

    [14] Ey iman edenler! Eslerinizden ve evlatlarınızdan size dusman olanlar da cıkabilir.Boyle olanlara karsı dikkatli olun!Bununla beraber musamaha eder, kusurlarına bakmaz, onları affederseniz bu da sizin icin bir fazilettir. Cunku Allah da gafurdur, rahimdir (affı ve ihsanı boldur. Siz kusurları bagıslarsanız O da size oyle muamele eder)

    [15] Mallarınız, evlatlarınız, sizin icin sadece bir imtihandır. Asıl buyuk mukafat ve mutluluk ise Allah nezdindedir

    [16] Onun icin gucunuz yettigince Allah'a karsı gelmekten, haramlara girmekten sakının, hakkı dinleyip, itaat edin ve kendi iyiliginize olarak hayır yolunda mal harcayın.Kim nefsinin hırsından ve cimriliginden kendini kurtarabilirse asıl felaha erenler iste onlardır

    [17] Eger Allah'a odunc verirseniz O sizin icin, onun karını kat kat artırarak verir, hem de sizin gunahlarınızı bagıslar. Cunku Allah sekur’dur, halimdir (kucuk iyiliklerden oturu bile buyuk mukafat verir, musamahakardır, cezalandırmada acele etmez)

    [18] Gorunmeyen ve gorunen her seyi bilir. O azizdir, hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir)

    Surah 65
    Talâk

    [1] Ey Peygamber! Eslerinizi bosayacagınız vakit onların iddetlerini dikkate alarak bosayın ve iddeti dikkatle sayın. Rabbiniz olan Allah'a karsı gelmekten, ozellikle eslerinizin hukukuna zarar vermekten sakının. Onlar zina gibi acık bir hayasızlık irtikab etmedikce siz onları evlerinizden cıkarmayın. Kendileri de cıkıp gitmesinler. Iste Allah’ın hudutları! Kim Allah’ın hudutlarını cignerse hakikaten kendine zulmetmis olur. Nereden bileceksin, bakarsın Allah bundan sonra yeni bir durum meydana getirir

    [2] Bekleme surelerinin (uc adet suresinin) sonuna yaklastıkları zaman, onları ya guzelce evinizde alıkoyun, evliligi devam ettirin, yahut guzellikle ayrılın ve bu bosanmaya sizden iki adil kimseyi sahit tutun ve sahitligi de Allah icin durust yapın. Iste sizden Allah'a ve ahirete iman edenlere verilen talimat, yapılan tavsiye budur. Kim Allah’a karsı gelmekten sakınırsa, Allah ona sıkıntıdan cıkıs kapıları acar. Onu hic ummadıgı yerlerden rızıklandırır. Allah’a dayanıp guvenene Allah kafidir. Allah buyrugunu elbette yerine getirir. Gercekten Allah her sey icin bir olcu, her is icin bir vade belirlemistir

    [3] Bekleme surelerinin (uc adet suresinin) sonuna yaklastıkları zaman, onları ya guzelce evinizde alıkoyun, evliligi devam ettirin, yahut guzellikle ayrılın ve bu bosanmaya sizden iki adil kimseyi sahit tutun ve sahitligi de Allah icin durust yapın. Iste sizden Allah'a ve ahirete iman edenlere verilen talimat, yapılan tavsiye budur. Kim Allah’a karsı gelmekten sakınırsa, Allah ona sıkıntıdan cıkıs kapıları acar. Onu hic ummadıgı yerlerden rızıklandırır. Allah’a dayanıp guvenene Allah kafidir. Allah buyrugunu elbette yerine getirir. Gercekten Allah her sey icin bir olcu, her is icin bir vade belirlemistir

    [4] Kadınlarınızdan adetten kesilenlerin iddetinde tereddut ederseniz, onların iddet sureleri uc aydır. Henuz adet gormeyenlerin de sureleri boyledir. Hamile olan kadınların iddetleri, cocuklarını dogurdukları vakit biter. Kim Allah'ı sayıp O’ na karsı gelmekten korunursa, Allah onun isinde bir kolaylık verir

    [5] Iste bu, Allah'ın size indirdigi bir emirdir. Kim Allah’a karsı gelmekten korunursa Allah onun gunahlarını orter, onun mukafatını artırır, ecrini bol bol verir

    [6] Bosadıgınız eslerinizi, imkanlarınız nisbetinde oturdugunuz meskenlerin bir bolumunde iddetlerini tamamlayıncaya kadar oturtun! Onlar uzerinde cıkıp gitmelerini saglamak icin bir baskı kurmak niyetiyle onlara zarar vermeye kalkısmayın.Eger onlar hamile iseler, cocuklarını doguruncaya kadar nafakalarını verin. Sonra bosadıgınız eslerle ilginiz kesilince sizin hesabınıza cocuklarınızı emzirirlerse, ucretlerini verin.Aranızda ucret isini mesru cercevede, orfe uygun olarak guzellikle gorusup sonuclandırın! Eger annesinin cocugu emzirmemesi sebebiyle sıkıntıya duserseniz, bu takdirde baba, ucret vererek bir baska emziren kadın bulacaktır

    [7] Imkanı genis olan, imkanına gore nafakayı bol versin. Nasibi sınırlı olan ise Allah'ın kendisine verdigi imkan olcusunde nafaka versin.Allah, herkesi sadece ona verdigi imkan nisbetinde yukumlu tutar. Allah, sıkıntının ardından kolaylık ihsan eder

    [8] Rab'lerinin emrinden ve O’nun resullerinin talimatlarından taskınlık ederek azan nice ulkelerin halkları var ki, Biz onları siddetli bir sekilde hesaba cektik ve esi benzeri gorulmemis sekilde cezalandırdık

    [9] Boylece kotu islerinin sorumlulugunu tattılar, islerinin sonu tam bir husran oldu

    [10] Allah onlar icin ahirette de pek cetin bir azap hazırladı. Artık siz ey akıl sahipleri, ey iman etmis kullarım! Allah'a karsı gelmekten, ileride de hep sakının ki boyle bir azaptan korunasınız.Iste Allah size gercekleri hatırlatan bir kitap indirdi, bir Elci gonderdi. Allahın nurlar sacan, yollar acan ayetlerini sizlere okuyor ki iman edip makbul ve guzel isler yapanları karanlıklardan aydınlıga cıkarsın.Kim Allah’a iman eder, makbul ve guzel isler yaparsa, Allah onları, hem de devamlı kalmak uzere, icinden ırmaklar akan cennetlere yerlestirir. Allah boyle kuluna gercekten pek guzel nasip ihsan eder

    [11] Allah onlar icin ahirette de pek cetin bir azap hazırladı. Artık siz ey akıl sahipleri, ey iman etmis kullarım! Allah'a karsı gelmekten, ileride de hep sakının ki boyle bir azaptan korunasınız.Iste Allah size gercekleri hatırlatan bir kitap indirdi, bir Elci gonderdi. Allahın nurlar sacan, yollar acan ayetlerini sizlere okuyor ki iman edip makbul ve guzel isler yapanları karanlıklardan aydınlıga cıkarsın.Kim Allah’a iman eder, makbul ve guzel isler yaparsa, Allah onları, hem de devamlı kalmak uzere, icinden ırmaklar akan cennetlere yerlestirir. Allah boyle kuluna gercekten pek guzel nasip ihsan eder

    [12] Allah O yuce Yaratıcıdır ki yedi kat gogu ve yerden de onların benzerini yaratmıstır. Allah'ın emri ve hukmu bunlar arasında inip durur ki, Allah’ın her seye kadir oldugunu ve Allah’ın her seyi ilmiyle ihata ettigini, O’nun ilmi dısında hicbir sey olmayacagını siz de bilesiniz

    Surah 66
    Tahrîm

    [1] Ey Peygamber! Nicin eslerini memnun etmek icin sen kendini sıkıntıya sokup Allah'ın sana helal kıldıgı seyleri nefsine adeta haram kılıyor, kendini onlardan mahrum bırakıyorsun? Bilirsin ki Allah gafurdur, rahimdir (senin bu zelleni de bagıslar. Sana olan bu tarizi, senin yuce makamını titizlikle korumasındandır)

    [2] Allah gerektiginde yeminlerinizi cozmek icin keffaret yolunu gostermistir. Allah sizin yardımcınızdır, sahibinizdir. O her seyi mukemmelen bilen, tam hukum ve hikmet sahibidir

    [3] Hani bir ara Peygamber, eslerinden birine sır olarak bir soz soylemisti. Fakat o, bunu kumalarından birine haber verince, Allah da bu durumu Peygamberine bildirdi. O da esine soylediginin bir kısmını bildirip, bir kısmından ise vazgecmisti. Peygamber, o esine bu durumu anlatınca o hayret ederek: “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber de: “Her seyi bilen, her seyden haberdar olan Allah, bana haber verdi.” diye cevap verdi

    [4] Simdi ikiniz de ey Peygamber esleri, eger kalplerinizin matlup olan durumdan kayması sebebiyle Allah'a tovbe ederseniz ne ala! Yok eger hislerinize maglub olup Peygambere karsı birbirinize arka cıkarsanız bilin ki Allah da onun yardımcısıdır. Cebrail de, salih muminler ve melaikeler de ayrıca onun yardımcılarıdır

    [5] Eger o sizi bosayacak olursa Rabbi ona, sizden daha hayırlı, Allah'a teslimiyet gosteren, mumin, gonulden itaat eden, tovbe eden, ibadete duskun, oruca duskun dul veya bakireler olarak baska esler nasib edebilir

    [6] Ey iman edenler! Kendilerinizi ve ailenizi, yakıtı insanlarla taslar olan o muthis atesten koruyun. Onun basında kaba yapılı, sert ve siddetli melekler olup onlar asla Allah'a isyan etmez ve kendilerine verilen butun emirleri tam yerine getirirler

    [7] Ey kafirler! Siz ise bugun bosuna mazeret ileri surmeyin. Siz ne yaptıysanız onun cezasını cekeceksiniz

    [8] Ey iman edenler! Samimi ve kesin bir donusle Allah'a tovbe ediniz! Boyle yaparsanız Rabbinizin sizin gunahlarınızı affedecegini, sizi icinden ırmaklar akan cennetlere yerlestirecegini umabilirsiniz. O gun Allah, Peygamberini ve onun beraberindeki muminleri utandırmaz. Onların nuru, onlerinden ve sag taraflarından sur’atle ilerler.Soyle derler onlar: “Ey Kerim Rabbimiz! Nurumuzu daha da artır, tamamına erdir, kusurlarımızı affet, cunku Sen her seye kadirsin.”

    [9] Ey Peygamber! Kafirler ve munafıklarla mucahede et ve onlara sert davran. Onların varacagı yer cehennemdir. Gidilecek yer olarak ne fena yerdir orası

    [10] Allah, kafirlere Nuh'un esi ile Lut’un esini misal getirir. Her ikisi de iki iyi kulumuzun mahremi idiler. Ama inkar tarafına giderek esleri olan peygamberlere hıyanet ettiler, kocaları da Allah’tan gelen cezadan eslerini asla kurtaramadılar. Onlara (olurken veya kıyamet gunu): “Haydi, cehenneme girenlerle beraber siz de girin!” denilir

    [11] Iman edenlere ise Allah, Firavun'un esini misal getirir. O vakit bu Hatun soyle niyaz etmisti: “Ya Rabbi! Sen kendi nezdinde, cennette benim icin bir konak yaptır, beni Firavun’dan ve onun kotu isinden kurtar, beni bu zalimler guruhundan halas eyle!”

    [12] Bir de Imran'ın kızı Meryem’i misal getirir. Meryem, iffet ve namusunu korudu. Biz ona Ruhumuzdan ufledik. O da Rabbisinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti ve gonulden itaat edenlerden oldu

    Surah 67
    Mülk

    [1] Hakimiyet elinde bulunan o yuce Allah mukaddestir, hayrı ve bereketi sınırsızdır ve O her seye kadirdir

    [2] Hanginizin daha guzel is ortaya koyacagını denemek icin, olumu ve hayatı yaratan O'dur. O azizdir, gafurdur (ustun kudret sahibidir, affı ve magfireti boldur)

    [3] Yedi kat gogu birbiriyle tam uyum icinde yaratan O'dur. Rahman’ın yaratmasında hicbir nizamsızlık goremezsin. Gozunu cevir de bak: Herhangi bir kusur gorebilir misin?Sonra tekrar tekrar gozunu cevir de bak, gozun bir kusur bulamadıgından, eli bos ve bitkin geri doner

    [4] Yedi kat gogu birbiriyle tam uyum icinde yaratan O'dur. Rahman’ın yaratmasında hicbir nizamsızlık goremezsin. Gozunu cevir de bak: Herhangi bir kusur gorebilir misin?Sonra tekrar tekrar gozunu cevir de bak, gozun bir kusur bulamadıgından, eli bos ve bitkin geri doner

    [5] Biz yere en yakın semayı lambalarla donattık. Onları seytanlara atılan mermiler yaptık. Hem onlara alevli ates hazırladık

    [6] Rab'lerini inkar edenlere de cehennem azabı var. Gidilecek ne kotu yerdir orası

    [7] Onlar oraya atılınca, cehennemin muthis homurtusunu, kaynaya kaynaya cıkardıgı ugultuyu isitirler

    [8] Cehennem, ofkesinden neredeyse catlayacak haldedir. Ne zaman oraya yeni bir kafile atılsa, oranın bekcileri: “Sizi uyaran bir peygamber daveti size ulasmadı mı?” diye sorarlar

    [9] Onlar soyle cevap verirler: “Evet, bizi uyaran oldu, ama biz onu yalancı saydık ve Rahman hicbir vahiy indirmedi, siz besbelli bir sapıklık icindesiniz.” dedik

    [10] Ve ilave edecekler: “Sayet biz gercegi isiten ve aklını calıstıran kimseler olsaydık, elbette bu alevli atese girenlerden olmazdık!”

    [11] Boylece gunahlarını itiraf ederler. Rahmetten uzak olsun o cehennemlikler

    [12] Fakat Rab'lerini gormedikleri halde, O’na karsı saygılı davrananlara magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

    [13] Sozunuzu ister icinizde gizleyin, ister acıga vurun, hepsi birdir. Zira Allah gonullerin kunhunu dahi bilir

    [14] O yarattıgı mahlukunu hic bilmez olur mu? (Ilmi her seye nufuz eden, her seyden haberi olan) latif ve habir O'dur

    [15] Yeryuzunu size hizmete hazır, uysal bir binek gibi kılan da O'dur.Haydi oyleyse siz de onun omuzları ustunde rahatca dolasın. O’nun takdir ettigi rızıklardan yiyin, istifade edin. Ama olumden sonra dirilip O’nun huzuruna cıkacagınızı da bilin

    [16] Yuceler yucesi olan Allah'ın sizi yerin dibine gecirmesinden emin mi oldunuz? O zaman bir de bakarsınız yer calkalanıp duruyor

    [17] Yahut O'nun size tas yagdıran bir kasırga gondermesinden emin mi oldunuz? Fakat bu tehdidimin ne demek oldugunu yakında ogrenirsiniz

    [18] Onlardan oncekiler de (dini, peygamberleri) yalan saydılar. Ama Ben'im red ve inkar edisim, intikamım nasıl olurmus, anladılar

    [19] Ustlerinde kusların saf saf dizilip kanatlarını acıp yumarak dolasmalarını hic gormuyorlar mı? Onları havada Rahman'dan baska tutan yoktur. O elbette her seyi gorur

    [20] Rahman'ın dısında size guya yardım edecek kimmis? Dogrusu kafirler buyuk bir aldanıs icindedirler

    [21] Peki, Allah size ihsan ettigi nasibi alıkorsa, sizi baska rızıklandıracak kimmis? Dogrusu, onlar azgınlık ve nefret icinde diretmektedirler

    [22] Dusunun bir: Yuzukoyun kapanıp yerde surunen mi varılacak yere daha kolayca ulasır, yoksa dumduz yolda duzgun sekilde yuruyen mi

    [23] De ki: Sizi yaratan ve size kulaklar, gozler ve gonuller veren O'dur. Sizin sukrunuz ne de az

    [24] Sizi yeryuzunde yaratıp zurriyet halinde yayan O'dur. Olumden sonra da diriltilip yine O’nun huzurunda toplanacaksınız

    [25] Ama onlar yalnızca sunu soruyorlar: “Eger iddianızda tutarlı iseniz, bu vaad yani inanmadıgımız takdirde gelecegini bildirip tehdid ettigin azap ne zaman

    [26] De ki: “Bunu yalnız Allah bilir. Ben ise sadece acık ve kesin bir tarzda uyarırım.”

    [27] Onu yanıbaslarında buldukları zaman inkar edenlerin kederden yuzleri mosmor kesilir. Kendilerine: “Iste sizin isteyip durdugunuz sey!” denilir

    [28] De ki: “Soyler misiniz bana: Allah eger beni ve beraberimdeki muminleri, ister helak eder, ister merhamet eder,ne ederse eder, peki kafirleri o acı azaptan kim kurtarır?”

    [29] De ki: “Sizi imana davet ettigimiz Ilah, Rahmandır. Biz O'na iman ettik. O’na dayandık. Kimin kesin bir yanlıslık icinde oldugunu yakında ogrenirsiniz

    [30] De ki: “Soyleyin bana: sayet suyunuz cekilir, yerin dibine giderse, o akan tatlı suyu, kim getirebilir size?”

    Surah 68
    Kalem

    [1] Nun. Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri seyler hakkı icin

    [2] Rabbinin lutfuyla, deli degilsin

    [3] Hem senin ecrin, mukafatın hic kesilmez

    [4] Ve sen pek yuksek bir ahlak uzerindesin

    [5] Yakında goreceksin, onlar da gorecekler

    [6] Hanginizde imis o dertler, o delilikler

    [7] Senin Rabbin suphesiz pek iyi bilir:Allah yolundan sapanlar kimdir ve O'nun yolunu tutanlar kimdir

    [8] O halde, hakkı yalan sayanların, sozlerine sakın uyma

    [9] Isterler ki sen gevseyesin de, boylece kendileri de yumusasınlar

    [10] Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, degersiz adama! O gammaz, soz gezdiren, hayrın onunu kesene, o saldırgana, gunaha dadanmısa! Serefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine ayetlerimiz okundugunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu daglayıp damga basarız.

    [11] Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, degersiz adama! O gammaz, soz gezdiren, hayrın onunu kesene, o saldırgana, gunaha dadanmısa! Serefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine ayetlerimiz okundugunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu daglayıp damga basarız.

    [12] Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, degersiz adama! O gammaz, soz gezdiren, hayrın onunu kesene, o saldırgana, gunaha dadanmısa! Serefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine ayetlerimiz okundugunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu daglayıp damga basarız.

    [13] Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, degersiz adama! O gammaz, soz gezdiren, hayrın onunu kesene, o saldırgana, gunaha dadanmısa! Serefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine ayetlerimiz okundugunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu daglayıp damga basarız.

    [14] Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, degersiz adama! O gammaz, soz gezdiren, hayrın onunu kesene, o saldırgana, gunaha dadanmısa! Serefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine ayetlerimiz okundugunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu daglayıp damga basarız.

    [15] Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, degersiz adama! O gammaz, soz gezdiren, hayrın onunu kesene, o saldırgana, gunaha dadanmısa! Serefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine ayetlerimiz okundugunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu daglayıp damga basarız.

    [16] Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, degersiz adama! O gammaz, soz gezdiren, hayrın onunu kesene, o saldırgana, gunaha dadanmısa! Serefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine ayetlerimiz okundugunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu daglayıp damga basarız.

    [17] Biz tıpkı o bahce sahiplerini sınadıgımız gibi, bunları da sınadık.Onlar sabah erken mahsulu devsireceklerini yeminle pekistirip kesin soylemis, (insaallah dememis), Allah'ın iznine baglamamıslardı. Ayrıca fakirlerin payını dusunmemislerdi

    [18] Biz tıpkı o bahce sahiplerini sınadıgımız gibi, bunları da sınadık.Onlar sabah erken mahsulu devsireceklerini yeminle pekistirip kesin soylemis, (insaallah dememis), Allah'ın iznine baglamamıslardı. Ayrıca fakirlerin payını dusunmemislerdi

    [19] Fakat onlar henuz uykuda iken, Rabbin tarafından gonderilen bir afet bahceyi kapladı. Bahce sabahleyin siyah kul haline geliverdi. {KM, Tekvin 32,3; II Samuel 24,16; II Tarihler}

    [20] Fakat onlar henuz uykuda iken, Rabbin tarafından gonderilen bir afet bahceyi kapladı. Bahce sabahleyin siyah kul haline geliverdi. {KM, Tekvin 32,3; II Samuel 24,16; II Tarihler}

    [21] Onlar ise olup bitenden habersiz, neseli neseli birbirlerine seslendiler: “Haydi, madem devsireceksiniz, cabuk ekininizin basına!”

    [22] Onlar ise olup bitenden habersiz, neseli neseli birbirlerine seslendiler: “Haydi, madem devsireceksiniz, cabuk ekininizin basına!”

    [23] Hemen yola koyuldular. Bir taraftan da aralarında soyle fiskos ediyorlardı: “Sakın, bugun yanımıza fakir fukara gelmesin, onların bahceye girmelerine hic imkan vermeyin!”

    [24] Hemen yola koyuldular. Bir taraftan da aralarında soyle fiskos ediyorlardı: “Sakın, bugun yanımıza fakir fukara gelmesin, onların bahceye girmelerine hic imkan vermeyin!”

    [25] Yoksulları engelleme azmi icinde ilerlediler

    [26] Bahceyi gorunce: apısıp kaldılar. “Galiba yolu sasırdık, yanlıs yere geldik!” dediler

    [27] Cok gecmeden isi anlayınca: “Hayır! dediler, Dogrusu felakete ugramısız!”

    [28] En makul olanları ise: “Ben size Allah'ı zikretmenizi soylememis miydim!” dedi

    [29] Bunun uzerine “Subhansın ya Rabbena, her turlu noksandan uzaksın! Dogrusu biz kendimize zulmetmisiz!” deyip, birbirlerini kınamaya basladılar

    [30] Bunun uzerine “Subhansın ya Rabbena, her turlu noksandan uzaksın! Dogrusu biz kendimize zulmetmisiz!” deyip, birbirlerini kınamaya basladılar

    [31] “Yazıklar olsun bize, ne azgın kimselermisiz!”

    [32] Olur ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimizin rahmetini arzu ediyor, O'na donuyoruz.”

    [33] Azap boyledir iste! Ahiretteki azap ise daha muthistir. Keske bunu bir bilselerdi

    [34] Allah'ı sayan, haramlardan sakınan muttakilere ise Rab’leri nezdinde naim cennetleri vardır

    [35] Biz hic, Allah'a itaat ve teslimiyet gosterenleri suclu kafirlerle bir tutar mıyız

    [36] Neyiniz var, nasıl olur da boyle bir sey iddia edebilirsiniz? Ne bicim hukum veriyorsunuz oyle

    [37] Yoksa size ait bir kitap var da bu kabil bilgileri oradan mı okuyorsunuz

    [38] Onda “Siz neyi tercih ederseniz size verilir.” diye bir bilgi mi buluyorsunuz

    [39] Yoksa “Neye hukmederseniz o yerine getirilir.” diye, kıyamete kadar gecerli olacak size yeminle verilmis sozumuz mu var

    [40] Sor bakalım onlara: “Boylesi bir iddiayı savunacak kimse var mı aralarında

    [41] Yoksa guvendikleri serikleri mi var?” iddialarında tutarlı iseler getirsinler de gorelim o ortakları

    [42] O gun isler son derece guclesir, pacalar tutusur. Butun insanlar secdeye davet edilir, fakat kafirler secde edemezler

    [43] Gozleri yerde, kendilerini zillet kaplamıstır. Halbuki dunyada bedenleri saglam, azaları salim iken de secdeye davet edilirler, ama bunu yapmazlardı

    [44] O halde sen bu serefli sozu, Kur'an’ı yalan sayanı Bana bırak! Biz onları, bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden, yavas yavas azaba yaklastırırız. Ben onlara muhlet veriyorum! Dogrusu Ben’im duzenim, pek saglamdır. [23,55-56]

    [45] O halde sen bu serefli sozu, Kur'an’ı yalan sayanı Bana bırak! Biz onları, bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden, yavas yavas azaba yaklastırırız. Ben onlara muhlet veriyorum! Dogrusu Ben’im duzenim, pek saglamdır. [23,55-56]

    [46] Yoksa sen onlardan bu risalet hizmetinden oturu bir ucret istiyorsun da onlar cereme odemekten ezilmisler mi

    [47] Yoksa gayb kitabı yanlarında da, onlar oradan mı yazıp duruyorlar

    [48] Sen Rabbinin hukmunu sabırla bekle ve balıgın yoldası olan zat gibi olma! Hani o dertli dertli Rabbine yalvarmıstı

    [49] Sayet Rabbinden gelen bir lutuf onun imdadına yetismeseydi, kınanmaya mustahak bir vaziyette, deniz tarafından karaya atılırdı

    [50] Ama Rabbi, kendisini secti de onu en iyi, en has kullarından kıldı

    [51] O kafirler Zikri (Kur'an’ı) isittikleri zaman, hırslarından neredeyse seni bakıslarıyla kaydıracak, adeta gozleriyle yiyecekler! Hala da: “o, delinin teki!” derler

    [52] Delilik nerede, o nerede? Kur'an’ın hic delilikle ilgisi mi olur? Kur’an olsa olsa, sadece butun insanlara bir derstir

    Surah 69
    Hâkka

    [1] Kesin gerceklesecek olan

    [2] Evet nedir o gerceklesecek olan

    [3] Gerceklesecek kıyameti sen nereden bileceksin

    [4] Iste Semud ve Ad milletleri de o kafalara carpan kıyamet dehsetini yalan saymıslardı

    [5] Bunlardan Semud o korkunc zelzele ile yok edildi. Ad ise azgın bir kasırga ile imha edildi

    [6] Bunlardan Semud o korkunc zelzele ile yok edildi. Ad ise azgın bir kasırga ile imha edildi

    [7] Allah o kasırgayı uzerlerine yedi gece, sekiz gun kesintisiz olarak salıverdi. Oyle ki sen, o halkı ici bos hurma kutukleri gibi yerlere serilmis gorurdun

    [8] Simdi onlardan geri kalan bir sey gorebilir misin

    [9] Firavun da, ondan oncekiler de, altust edilip yerin dibine gecirilen Lut milletine ait kasabaların ahalileri de hep o gunaha (yani sirke) girdiler

    [10] Rab'lerinin elcisine isyan ettiler, Allah da onları siddetle cezaya carptırdı

    [11] Unutmayın ki Nuh zamanında, sular tastıgı vakit, sizi (varlıgınıza vesile olan atalarınızı) emniyetli gemide Biz tasımıstık! Onu sizin icin hem bir ibret vesilesi kılalım, hem de can kulagı ile dinleyip ders alanlar iyice bellesinler diye boyle yapmıstık. [36,4]

    [12] Unutmayın ki Nuh zamanında, sular tastıgı vakit, sizi (varlıgınıza vesile olan atalarınızı) emniyetli gemide Biz tasımıstık! Onu sizin icin hem bir ibret vesilesi kılalım, hem de can kulagı ile dinleyip ders alanlar iyice bellesinler diye boyle yapmıstık. [36,4]

    [13] Artık sura kuvvetle uflendiginde,yer ve daglar yerlerinden kaldırılıp bir tek darbe ile carpılıp paramparca edildiginde

    [14] Artık sura kuvvetle uflendiginde,yer ve daglar yerlerinden kaldırılıp bir tek darbe ile carpılıp paramparca edildiginde

    [15] Iste o gun olan olur, kıyamet o gun kopar

    [16] O gun gok yarılır, parcalanır, iyice kuvvetten duser

    [17] Melekler de gogun etrafında bulunurlar. O gun Rabbinin Ars'ını, sekiz melek tasır

    [18] O gun butun yaptıklarınızla Allah'a arz olunursunuz; oyle ki sizden en ufak bir sey bile gizli kalmaz

    [19] Hesap defteri sag tarafından verilen neselenir ve: “Iste defterim! Buyurun okuyun, inceleyin!”

    [20] “Zaten ben hesabımla karsılasacagımı biliyordum!” der

    [21] O artık mutluluk veren bir yasam icindedir

    [22] Cok guzel ve pek kıymetli cennet bahcelerindedir

    [23] Meyveleri hemen el ile koparılacak durumdadır

    [24] Kendilerine soyle denilir: “Gecmis gunlerinizde yaptıgınız guzel islerden dolayı afiyetle, yiyin, icin!”

    [25] Ama hesap defteri sol tarafından verilen kimse: “Eyvah der, keske verilmez olaydı bu defterim

    [26] Keske hesabımı bilmez olaydım

    [27] N'olurdu, olum her seyi bitirmis olaydı

    [28] Servetim, malım bana fayda etmedi

    [29] Butun gucum, iktidarım yok oldu gitti!”

    [30] Allah cehennem bekcilerine emir verir: “Tutun baglayın onu, kelepceleyin!”

    [31] Sonra da cehenneme fırlatın

    [32] Sonra da onu, yetmis arsın uzunlugundaki zincire vurun!”

    [33] Cunku o, buyukler buyugu Allah'a inanmazdı

    [34] Cunku o, fakiri doyurmayı tesvik etmezdi

    [35] Bugun artık burada O'nun bir dostu olmaz

    [36] Yiyecek olarak da cehennemliklerin irininden baska bir sey bulunmaz

    [37] Onu, buyuk sirk sucunu isleyenlerden baskası yemez

    [38] Yok, yok! gordugunuz ve goremediginiz alemlere yemin olsun ki

    [39] Yok, yok! gordugunuz ve goremediginiz alemlere yemin olsun ki

    [40] Bu Kur'an, pek kerim bir Resulun sozudur

    [41] O, bir sairin sozu degildir, inanmanız ne de az sizin

    [42] O bir kahinin sozu de degil! Ne de az dusunuyorsunuz

    [43] O, Rabbulalemin'den indirilen bir derstir

    [44] Eger o Resul bizim adımıza birtakım sozler uydursaydı, onu elimizle yakalar, sonra da onun sah damarını keserdik

    [45] Eger o Resul bizim adımıza birtakım sozler uydursaydı, onu elimizle yakalar, sonra da onun sah damarını keserdik

    [46] Eger o Resul bizim adımıza birtakım sozler uydursaydı, onu elimizle yakalar, sonra da onun sah damarını keserdik

    [47] Sizden kimse de buna mani olamazdı

    [48] Suphesiz o muttakiler icin bir irsaddır

    [49] Elbette sizden bazılarının Peygamberi “yalancı” saydıgını biliriz

    [50] Suphesiz o, kafirler icin buyuk bir pismanlık ve karsılasacakları kesin bir gercektir

    [51] Suphesiz o, kafirler icin buyuk bir pismanlık ve karsılasacakları kesin bir gercektir

    [52] O halde, (ey sanlı Elci)! Haydi sen de Rabbinin yuce adını zikret

    Surah 70
    Me'âric

    [1] Biri cıkıp gelecek azabı sordu

    [2] O azap ki onu, kafirlerden uzaklastıracak hicbir kuvvet yoktur

    [3] Cunku bu azap, yuceler yucesi Allah'tan gelecektir

    [4] Melekler ve Ruh, O'nun Ars’ına; miktarı ellibin sene olan bir gunde yukselirler

    [5] O halde sen, musriklerin eziyetlerine guzelce sabret. Cunku azabın inmesi yaklasmaktadır

    [6] Onlar, o gunu cok uzakta zannediyorlar, ama Biz yakın oldugunu biliyoruz

    [7] Onlar, o gunu cok uzakta zannediyorlar, ama Biz yakın oldugunu biliyoruz

    [8] O gun gok erimis maden gibi olur

    [9] Daglar ise atılmıs rengarenk yune doner

    [10] Birbirlerine gosterildikleri halde hicbir candan dost, dostunun halini sormaz.Her mucrim o gunku azaptan kurtulmak icin fidye olarak ogullarını, esini, kardesini,kendisine sahip cıkan sulalesini, hatta dunyada olanların tamamını verip de kurtulmak ister. [31]

    [11] Birbirlerine gosterildikleri halde hicbir candan dost, dostunun halini sormaz.Her mucrim o gunku azaptan kurtulmak icin fidye olarak ogullarını, esini, kardesini,kendisine sahip cıkan sulalesini, hatta dunyada olanların tamamını verip de kurtulmak ister. [31]

    [12] Birbirlerine gosterildikleri halde hicbir candan dost, dostunun halini sormaz.Her mucrim o gunku azaptan kurtulmak icin fidye olarak ogullarını, esini, kardesini,kendisine sahip cıkan sulalesini, hatta dunyada olanların tamamını verip de kurtulmak ister. [31]

    [13] Birbirlerine gosterildikleri halde hicbir candan dost, dostunun halini sormaz.Her mucrim o gunku azaptan kurtulmak icin fidye olarak ogullarını, esini, kardesini,kendisine sahip cıkan sulalesini, hatta dunyada olanların tamamını verip de kurtulmak ister. [31]

    [14] Birbirlerine gosterildikleri halde hicbir candan dost, dostunun halini sormaz.Her mucrim o gunku azaptan kurtulmak icin fidye olarak ogullarını, esini, kardesini,kendisine sahip cıkan sulalesini, hatta dunyada olanların tamamını verip de kurtulmak ister. [31]

    [15] Lakin ne mumkun! O cehennem alev alev yanan bir atestir

    [16] Eli, ayagı, butun uzuvları sokup atar

    [17] Imana sırtını donup haktan yuz cevireni, bir de servet toplayıp yıgan ve hayırda harcamayanı o ates kendine cagırır

    [18] Imana sırtını donup haktan yuz cevireni, bir de servet toplayıp yıgan ve hayırda harcamayanı o ates kendine cagırır

    [19] Gercekten insan cimri olarak yaratılmıstır

    [20] Bası derde dustu mu sızlanır durur

    [21] Ama servet sahibi olunca da pinti kesilir

    [22] Ancak namazlarını devamlı kılanlar boyle degildir

    [23] Ancak namazlarını devamlı kılanlar boyle degildir

    [24] Onlar o kimselerdir ki mallarında isteyen ve yoksun olanların haklarını ayırırlar

    [25] Onlar o kimselerdir ki mallarında isteyen ve yoksun olanların haklarını ayırırlar

    [26] Onlar hesap gununu tasdik ederler

    [27] Onlar Rab'lerinin cezasından korkarlar

    [28] Cunku Rab'lerinin azabından kimse emin olamaz

    [29] Onlar edep yerlerini, esleri ve cariyelerinden baskasından korurlar. Yalnız bunlarla munasebeti olanlar ayıplanamazlar

    [30] Onlar edep yerlerini, esleri ve cariyelerinden baskasından korurlar. Yalnız bunlarla munasebeti olanlar ayıplanamazlar

    [31] Ama bu sınırın otesine gecenler haddi asmıs, zulum islemis olurlar

    [32] Onlar uzerlerine aldıkları emanetlere ve verdikleri sozlere riayet ederler

    [33] Onlar sahitliklerini durustce ifa ederler

    [34] Onlar namazlarına tam dikkat ederler

    [35] Iste bunlar cennetlerde ikrama nail olacaklar

    [36] O kafirlere ne oluyor ki, seninle alay etmek maksadıyla sagdan soldan dagınık gruplar halinde, boyunlarını uzatarak sana dogru kosuyorlar

    [37] O kafirlere ne oluyor ki, seninle alay etmek maksadıyla sagdan soldan dagınık gruplar halinde, boyunlarını uzatarak sana dogru kosuyorlar

    [38] Onlardan her biri (iman etmeden) naim cennetine yerlesmeye mi hevesleniyor

    [39] (Hic heveslenmesin, hic kimsenin oteki insanlar uzerinde boburlenmeye hakkı olamaz). Cunku Biz onları da, obur insanlar gibi, o bildikleri nesneden, meniden yarattık

    [40] Hayır, Allah'ın nizamı onların sandıgı gibi degildir! Doguların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, Biz onların yerine kendilerinden daha hayırlı insanlar getirmeye kadiriz. Bizim elimizden kurtulan, gucumuzun yetmedigi hicbir sey yoktur

    [41] Hayır, Allah'ın nizamı onların sandıgı gibi degildir! Doguların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, Biz onların yerine kendilerinden daha hayırlı insanlar getirmeye kadiriz. Bizim elimizden kurtulan, gucumuzun yetmedigi hicbir sey yoktur

    [42] Artık sen onları kendi hallerine bırak da, kendilerine vad edilen gun gelinceye kadar batıla dalsın, oynasınlar

    [43] O gun onlar kabirlerinden cıkıp sur'atle sanki bir hedefe varmak istercesine kosarlar

    [44] Gozleri yerde, kendilerini bastan asagı bir zillet kaplamıs durumdadır.Iste kendilerine vad edilen gun, bugundur

    Surah 71
    Nûh

    [1] Biz Nuh'u kendi milletine peygamber olarak gonderip:“Gayet acı bir azap baslarına gelip catmadan once halkını uyar!” dedik

    [2] O da: “Ey benim milletim! Ben size gonderilen kesin bir uyarıcıyım. Soyle ki: Yalnız Allah'a ibadet edin, O’na karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki: Sizin gunahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani olum anına kadar azap cektirmeksizin hayatta bıraksın.Cunku Allah’ın takdir ettigi vade gelince, asla ertelenmez. Keske bunu bir bilseniz

    [3] O da: “Ey benim milletim! Ben size gonderilen kesin bir uyarıcıyım. Soyle ki: Yalnız Allah'a ibadet edin, O’na karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki: Sizin gunahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani olum anına kadar azap cektirmeksizin hayatta bıraksın.Cunku Allah’ın takdir ettigi vade gelince, asla ertelenmez. Keske bunu bir bilseniz

    [4] O da: “Ey benim milletim! Ben size gonderilen kesin bir uyarıcıyım. Soyle ki: Yalnız Allah'a ibadet edin, O’na karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki: Sizin gunahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani olum anına kadar azap cektirmeksizin hayatta bıraksın.Cunku Allah’ın takdir ettigi vade gelince, asla ertelenmez. Keske bunu bir bilseniz

    [5] “Ya Rabbi, dedi Nuh, ben milletimi gece gunduz dine davet ettim. Ama benim davetim, onların sadece daha cok uzaklasmalarına yol actı.”

    [6] “Ya Rabbi, dedi Nuh, ben milletimi gece gunduz dine davet ettim. Ama benim davetim, onların sadece daha cok uzaklasmalarına yol actı.”

    [7] Her ne zaman, onları bagıslaman icin cagırdıysam, onlar parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar. Esvaplarıyla ortunduler, direttiler ve cok kibirlendiler

    [8] Ben onları bu sefer yuksek sesle davet etmeye basladım

    [9] Daha sonra onları gah acıkca cagırdım, gah iyice gizli bir davet yonelttim, her turlu yolu denedim

    [10] Dedim ki onlara: “Rabbinizden af dileyiniz. Zira o gafurdur.”

    [11] Magfiret dileyin ki uzerinize bol bol yagmur indirsin

    [12] “Size mal ve evlad ihsan buyursun, size bahceler, ırmaklar, su kanalları nasib etsin.”

    [13] “Neden acaba siz, sizi tavırdan tavıra yaratan Allah'ın buyuklugunu kabul etmiyorsunuz?”

    [14] “Neden acaba siz, sizi tavırdan tavıra yaratan Allah'ın buyuklugunu kabul etmiyorsunuz?”

    [15] Gormez misiniz ki Allah yedi kat gogu tam birbiri ile uyum icinde yarattı

    [16] Gokte Ay'ı bir nur, Gunes’i ise lamba yaptı

    [17] Allah sizi yerden nebat bitirircesine bitirip yetistirdi

    [18] Sonra sizi tekrar oraya gonderip, yine sizi oradan cıkaracaktır

    [19] Allah yeri size bir yaygı yaptı ki onun genis yollarında yuruyesiniz

    [20] Allah yeri size bir yaygı yaptı ki onun genis yollarında yuruyesiniz

    [21] Nuh: “Ya Rabbi, dedi, Sen de biliyorsun ki onlar bana isyan ettiler; servet ve evlat coklugunun kendi ziyanını artırdıgı kimselere uydular

    [22] Buyuk hile ve tuzaklar kurdular

    [23] “Sakın tanrılarınızdan vazgecmeyin, Ved, Suva, Yegus, Yeuk ve Nesr'i, bunlardan hicbirini bırakmayın!” dediler

    [24] Boylece onlar bircok insanı sasırttılar. Mademki oyle yaptılar, Sen de bu zalimlerin saskınlıgını artır ya Rabbi!”

    [25] Hasılı, bircok sucları sebebiyle suda boguldular ve cehenneme tıkıldılar! Allah'a karsı, kendilerine yardım edecek bir tek yardımcı bile bulamadılar

    [26] Nuh: “Ya Rabbi, dedi, yeryuzunde dolasan bir tek kafir bile bırakma!”

    [27] “Zira bırakırsan onlar Senin kullarını, Senin yolundan saptırırlar,ve sadece kendileri gibi kafir, ahlaksız cocuklar dunyaya getirip yetistirirler.”

    [28] “Ya Rabbi, beni, anamı, babamı ve evime mumin olarak girenleri, erkek ve kadın butun muminleri affeyle.O zalimleri ise, daha da beter eyle, daha da perisan eyle!”

    Surah 72
    Cinn

    [1] De ki: Bana vahyolunduguna gore bir cin cemaati Kur'an’ı dinledikten sonra soyle dediler: “Biz gercekten, dogru yolu gosteren harikulade bir Kur’an dinledik.Bundan boyle Rabbimize asla bir serik tanımayacagız.Rabbimizin sanı cok yucedir, O ne es, ne de cocuk edinmistir.Meger icimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gercek olmayan sozler soyluyormus! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan soylemez sanmısız!Meger bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sıgınıp, boylece onları daha da azgın hale getirmisler! Onlar da, sizin zannettiginiz gibi, Allah’ın olen hicbir kimseyi diriltmeyecegini zannetmisler

    [2] De ki: Bana vahyolunduguna gore bir cin cemaati Kur'an’ı dinledikten sonra soyle dediler: “Biz gercekten, dogru yolu gosteren harikulade bir Kur’an dinledik.Bundan boyle Rabbimize asla bir serik tanımayacagız.Rabbimizin sanı cok yucedir, O ne es, ne de cocuk edinmistir.Meger icimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gercek olmayan sozler soyluyormus! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan soylemez sanmısız!Meger bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sıgınıp, boylece onları daha da azgın hale getirmisler! Onlar da, sizin zannettiginiz gibi, Allah’ın olen hicbir kimseyi diriltmeyecegini zannetmisler

    [3] De ki: Bana vahyolunduguna gore bir cin cemaati Kur'an’ı dinledikten sonra soyle dediler: “Biz gercekten, dogru yolu gosteren harikulade bir Kur’an dinledik.Bundan boyle Rabbimize asla bir serik tanımayacagız.Rabbimizin sanı cok yucedir, O ne es, ne de cocuk edinmistir.Meger icimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gercek olmayan sozler soyluyormus! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan soylemez sanmısız!Meger bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sıgınıp, boylece onları daha da azgın hale getirmisler! Onlar da, sizin zannettiginiz gibi, Allah’ın olen hicbir kimseyi diriltmeyecegini zannetmisler

    [4] De ki: Bana vahyolunduguna gore bir cin cemaati Kur'an’ı dinledikten sonra soyle dediler: “Biz gercekten, dogru yolu gosteren harikulade bir Kur’an dinledik.Bundan boyle Rabbimize asla bir serik tanımayacagız.Rabbimizin sanı cok yucedir, O ne es, ne de cocuk edinmistir.Meger icimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gercek olmayan sozler soyluyormus! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan soylemez sanmısız!Meger bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sıgınıp, boylece onları daha da azgın hale getirmisler! Onlar da, sizin zannettiginiz gibi, Allah’ın olen hicbir kimseyi diriltmeyecegini zannetmisler

    [5] De ki: Bana vahyolunduguna gore bir cin cemaati Kur'an’ı dinledikten sonra soyle dediler: “Biz gercekten, dogru yolu gosteren harikulade bir Kur’an dinledik.Bundan boyle Rabbimize asla bir serik tanımayacagız.Rabbimizin sanı cok yucedir, O ne es, ne de cocuk edinmistir.Meger icimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gercek olmayan sozler soyluyormus! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan soylemez sanmısız!Meger bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sıgınıp, boylece onları daha da azgın hale getirmisler! Onlar da, sizin zannettiginiz gibi, Allah’ın olen hicbir kimseyi diriltmeyecegini zannetmisler

    [6] De ki: Bana vahyolunduguna gore bir cin cemaati Kur'an’ı dinledikten sonra soyle dediler: “Biz gercekten, dogru yolu gosteren harikulade bir Kur’an dinledik.Bundan boyle Rabbimize asla bir serik tanımayacagız.Rabbimizin sanı cok yucedir, O ne es, ne de cocuk edinmistir.Meger icimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gercek olmayan sozler soyluyormus! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan soylemez sanmısız!Meger bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sıgınıp, boylece onları daha da azgın hale getirmisler! Onlar da, sizin zannettiginiz gibi, Allah’ın olen hicbir kimseyi diriltmeyecegini zannetmisler

    [7] De ki: Bana vahyolunduguna gore bir cin cemaati Kur'an’ı dinledikten sonra soyle dediler: “Biz gercekten, dogru yolu gosteren harikulade bir Kur’an dinledik.Bundan boyle Rabbimize asla bir serik tanımayacagız.Rabbimizin sanı cok yucedir, O ne es, ne de cocuk edinmistir.Meger icimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gercek olmayan sozler soyluyormus! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan soylemez sanmısız!Meger bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sıgınıp, boylece onları daha da azgın hale getirmisler! Onlar da, sizin zannettiginiz gibi, Allah’ın olen hicbir kimseyi diriltmeyecegini zannetmisler

    [8] “Biz goge cıkmak istedik: Bir de ne gorelim: orası sert ve kuvvetli bekciler, sihablar, alevler, (roket gibi mermiler)le dolu

    [9] “Onceleri biz gogun bazı yerlerinde oturup dinleme merkezleri edinirdik. Ama simdi kim dinlemeye kalkısırsa, derhal kendini gozetleyip izleyen bir alevle karsılasıyor. {KM, Tekvin}

    [10] “Dogrusu, iyi anlayamadık: Yerde oturanlara fenalık mı irade edildi, yoksa Rab'leri onlar hakkında hayır ve hidayet mi diledi, bilemiyoruz.”

    [11] “Bizden iyi kimseler oldugu gibi, iyi olmayanlar da var. Biz turlu turlu yollar tutmusuz

    [12] Sunu da anladık ki, biz yerde Allah'ın iradesine karsı koyamayacagımız gibi, kacmaya tesebbus etmekle de O’nun elinden yakamızı kurtaramayız

    [13] Biz hidayet Rehberini dinleyince onu tasdik ettik. Kim Rabbine iman ederse, ne hakkının eksik verilmesinden, ne de gadre ugramaktan asla endisesi kalmaz.”

    [14] “Bizden Allah'a itaat edenlerin yanında, hak yoldan sapan kafirler de var. Allah’a itaat ve teslimiyet gosterenler, dogru yolu arayanlardır.”

    [15] “Hak yoldan sapanlar ise, cehennem odunu olurlar.”

    [16] Allah Teala soyle buyurur: “Eger insanlar ve cinler, Allah'ın yolunda dosdogru yuruselerdi, onlara bol yagmur verir, rızıklarını bollastırırdık

    [17] Bu nimetimiz onları imtihan etmek icindir. Kim Rabbini hatırlamaktan yuz cevirirse Allah onu git gide artan cetin bir azaba sokar

    [18] Suphesiz ki mescidler Allah'ındır (secdeler O’na mahsustur).Oyleyse sakın Allah’tan baska hicbir tanrıya dua ve ibadet etmeyin!”

    [19] Ne tuhaftır ki, isi tam tersine cevirip, Allah'ın has kulu, bir olan Allah’a ibadete kalkınca, basına oyle bir usustuler ki nerdeyse birbirlerini cigneyeceklerdi

    [20] Sen de ki: “Ben yalnız Rabbime yalvarır, O'na kulluk ederim. Hicbir seyi O’na ortak saymam.”

    [21] De ki: “Benim size ne zarar vermeye ve ne de en buyuk fayda olan hidayete ulastırmaya gucum yeter

    [22] De ki: “Allah'ın cezasından beni hicbir kimse kurtaramaz. Benim O’nun dısında sıgınacak yerim de yoktur

    [23] Benim vazifem sadece Allah'ın mesajlarını teblig etmektir. Kim Allah’a ve Elcisine isyan ederse, ona cehennem atesi vardır, hem de ebedi kalmak uzere oraya girecektir

    [24] Kendilerine vad olunan azabı veya kıyamet saatini gorduklerinde, kimin yardımcılarının daha zayıf, kimin askerlerinin daha az oldugunu, iste o zaman anlayacaklardır

    [25] Ey Resulum! De ki: “O sizin tehdit edildiginiz azap yakın mıdır, yoksa Rabbim onun icin bir sure mi belirler, kesin bilmiyorum.”

    [26] O butun gaybı bilir. Fakat gayplarını kimseye acmaz. Ancak, bildirmeyi diledigi bir elciye bildirir. Bu durumda (mesajı korumak icin) o elcisinin onune ve arkasına gozetleyiciler yerlestirir. Boylece (Allah) elcilerinin, Rab'lerinin mesajlarını geregince teblig ettiklerini bilmek (yani fiilen gormek) ister. Dogrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her seyi ilmiyle ihata etmis, her seyi bir bir kaydetmistir

    [27] O butun gaybı bilir. Fakat gayplarını kimseye acmaz. Ancak, bildirmeyi diledigi bir elciye bildirir. Bu durumda (mesajı korumak icin) o elcisinin onune ve arkasına gozetleyiciler yerlestirir. Boylece (Allah) elcilerinin, Rab'lerinin mesajlarını geregince teblig ettiklerini bilmek (yani fiilen gormek) ister. Dogrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her seyi ilmiyle ihata etmis, her seyi bir bir kaydetmistir

    [28] O butun gaybı bilir. Fakat gayplarını kimseye acmaz. Ancak, bildirmeyi diledigi bir elciye bildirir. Bu durumda (mesajı korumak icin) o elcisinin onune ve arkasına gozetleyiciler yerlestirir. Boylece (Allah) elcilerinin, Rab'lerinin mesajlarını geregince teblig ettiklerini bilmek (yani fiilen gormek) ister. Dogrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her seyi ilmiyle ihata etmis, her seyi bir bir kaydetmistir

    Surah 73
    Müzzemmil

    [1] Ey ortusune burunen Resulum

    [2] Geceleyin kalk da, az bir kısmı haric geceyi ibadetle gecir

    [3] Duruma gore gecenin yarısında, veya bundan biraz daha azında veya fazlasında ibadet etmen de yeterlidir. Kur'an’ı tertil ile, dusunerek oku

    [4] Duruma gore gecenin yarısında, veya bundan biraz daha azında veya fazlasında ibadet etmen de yeterlidir. Kur'an’ı tertil ile, dusunerek oku

    [5] Biz sana pek agır bir soz vahyedecegiz

    [6] Muhakkak ki geceleyin kalkıp ibadet etmek daha tesirlidir ve Kur'an okuyusu bakımından daha duzgun, daha saglam bir tilavet saglar

    [7] Halbuki gunduz seni mesgul edecek yıgınla is vardır

    [8] Rabbinin yuce adını zikret, fanilere bel baglamaktan kurtul ve butun gonlunle yalnız O'na yonel

    [9] O dogunun da batının da Rabbidir. O'ndan baska Ilah yoktur. O halde sen de yalnız O’nun himayesine sıgın, yalnız O’na guven

    [10] Onların soylediklerine karsı sabret, onlardan guzel bir tavırla uzak dur

    [11] Nimet ve devlet icinde yuzen, hak dini yalan sayanları, sen Bana bırak ve onlara biraz muhlet ver

    [12] Muhakkak ki Bizim nezdimizde bukagılar, alevli atesler, dikenli, bogazı tırmalayan yiyecekler ve gayet acı azap var

    [13] Muhakkak ki Bizim nezdimizde bukagılar, alevli atesler, dikenli, bogazı tırmalayan yiyecekler ve gayet acı azap var

    [14] Gun gelir; yer, daglar siddetle sarsılır ve daglar dagılan kum yıgınları haline gelir

    [15] Bakın (ey Mekkeliler, ey butun insanlar) Biz vaktiyle Firavun'a bir elci gonderdigimiz gibi size de hakkınızda sahitlik edecek bir elci gonderdik

    [16] Firavun o Resule isyan etti. Biz de onu siddetle cezaya carptırdık

    [17] Kafirliginizde devam ederseniz, dehsetinden cocukları birden ak saclı ihtiyarlara cevirecek o gunden kendinizi nasıl koruyabilirsiniz

    [18] O gunun dehsetinden gok bile catlar. Allah'ın vadi mutlaka gerceklesir

    [19] Bu, bir ogut ve uyarıdır. Artık isteyen, Rabbine varan yolu tutar

    [20] Senin Rabbin, gecenin bazen ucte ikisine yakın bir kısmını, bazen yarısını, bazen ucte birini ibadetle gecirdigini, senin yanında yer alan muminlerden bir cemaatin da boyle yaptıgını elbette biliyor. Gece ve gunduzu yaratıp surelerini belirleyen Allah'tır. O sizin bu gece ibadetini gozetemeyeceginizi bildigi icin, lutuf ve merhametiyle size yeniden bakıp muaf tuttu. Artık Kur’an’dan kolayınıza gelen miktarı okuyun. Allah bilmektedir ki aranızda hastalananlar olacaktır. Kimileri Allah’ın lutfundan nasiplerini aramak icin yol tepecek, dunyanın cesitli yerlerinde dolasacaklardır. Bazıları Allah yolunda muharebe icin sefere cıkacaklardır. Haydi artık Kur’an’dan, kolayınıza gelen miktarı okuyun. Namazı hakkıyla ifa edin, zekatı verin ve bir de Allah’a guzel odunc takdim edin! Unutmayın ki kendi iyiliginiz icin ahirete hazırlık olarak her ne gonderirseniz mutlaka onu Allah’ın nezdinde bulursunuz. Hem daha ustun ve daha hayırlı, mukafatı kat kat artmıs olarak! Allah’tan af dileyin. Muhakkak ki Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur)

    Surah 74
    Müddessir

    [1] Ey ortuye burunen! (Inziva arzu eden!) Ayaga kalk ve insanları uyar. Rabbinin buyuklugunu an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her seyden kacın Verdigini cok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a uflendigi gun, Dogrusu, o cok cetin bir gun! Kafirlere hic kolay olmayan bir gun

    [2] Ey ortuye burunen! (Inziva arzu eden!) Ayaga kalk ve insanları uyar. Rabbinin buyuklugunu an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her seyden kacın Verdigini cok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a uflendigi gun, Dogrusu, o cok cetin bir gun! Kafirlere hic kolay olmayan bir gun

    [3] Ey ortuye burunen! (Inziva arzu eden!) Ayaga kalk ve insanları uyar. Rabbinin buyuklugunu an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her seyden kacın Verdigini cok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a uflendigi gun, Dogrusu, o cok cetin bir gun! Kafirlere hic kolay olmayan bir gun

    [4] Ey ortuye burunen! (Inziva arzu eden!) Ayaga kalk ve insanları uyar. Rabbinin buyuklugunu an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her seyden kacın Verdigini cok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a uflendigi gun, Dogrusu, o cok cetin bir gun! Kafirlere hic kolay olmayan bir gun

    [5] Ey ortuye burunen! (Inziva arzu eden!) Ayaga kalk ve insanları uyar. Rabbinin buyuklugunu an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her seyden kacın Verdigini cok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a uflendigi gun, Dogrusu, o cok cetin bir gun! Kafirlere hic kolay olmayan bir gun

    [6] Ey ortuye burunen! (Inziva arzu eden!) Ayaga kalk ve insanları uyar. Rabbinin buyuklugunu an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her seyden kacın Verdigini cok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a uflendigi gun, Dogrusu, o cok cetin bir gun! Kafirlere hic kolay olmayan bir gun

    [7] Ey ortuye burunen! (Inziva arzu eden!) Ayaga kalk ve insanları uyar. Rabbinin buyuklugunu an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her seyden kacın Verdigini cok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a uflendigi gun, Dogrusu, o cok cetin bir gun! Kafirlere hic kolay olmayan bir gun

    [8] Ey ortuye burunen! (Inziva arzu eden!) Ayaga kalk ve insanları uyar. Rabbinin buyuklugunu an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her seyden kacın Verdigini cok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a uflendigi gun, Dogrusu, o cok cetin bir gun! Kafirlere hic kolay olmayan bir gun

    [9] Ey ortuye burunen! (Inziva arzu eden!) Ayaga kalk ve insanları uyar. Rabbinin buyuklugunu an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her seyden kacın Verdigini cok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a uflendigi gun, Dogrusu, o cok cetin bir gun! Kafirlere hic kolay olmayan bir gun

    [10] Ey ortuye burunen! (Inziva arzu eden!) Ayaga kalk ve insanları uyar. Rabbinin buyuklugunu an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her seyden kacın Verdigini cok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sur'a uflendigi gun, Dogrusu, o cok cetin bir gun! Kafirlere hic kolay olmayan bir gun

    [11] Mal ve ailesiz, tek olarak yarattıgım, sonra cok cok mal, servet ve etrafında dolasan ogullar verdigim, her turlu imkanı onune serdigim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak

    [12] Mal ve ailesiz, tek olarak yarattıgım, sonra cok cok mal, servet ve etrafında dolasan ogullar verdigim, her turlu imkanı onune serdigim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak

    [13] Mal ve ailesiz, tek olarak yarattıgım, sonra cok cok mal, servet ve etrafında dolasan ogullar verdigim, her turlu imkanı onune serdigim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak

    [14] Mal ve ailesiz, tek olarak yarattıgım, sonra cok cok mal, servet ve etrafında dolasan ogullar verdigim, her turlu imkanı onune serdigim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak

    [15] Hala da acgozlulukle imkanlarını daha da artırmama hevesleniyor

    [16] Hic heveslenmesin! Cunku o Bizim ayetlerimize karsı inatcı kesildi

    [17] Ben de onu sarp mı sarp bir yokusa sardıracagım

    [18] O dusundu, olctu, bicti

    [19] Kahrolası, nasıl da olctu bicti

    [20] Hay kahrolası! Nasıl, nasıl da olctu bicti

    [21] Sonra baktı

    [22] Derken suratını astı, kaslarını cattı

    [23] Sonra da sırtını dondu, kibirinden kabardı, arkasına bakmadan cekip gitti

    [24] “Bu, buyuculerden nakledilen buyuden ibarettir.” dedi

    [25] Bu, beser sozunden baska bir sey degildir.”

    [26] (“Beser” desin bakalım) “Ben de onu sekar'a atacagım

    [27] Sekar nedir bilir misin? Nereden bileceksin

    [28] O, icine atılanı yer, bitirir. Yine de bırakmaz, eski haline cevirip bu isi tekrar eder

    [29] Surekli olarak derileri kavurur

    [30] Uzerinde on dokuz gorevli vardır

    [31] Biz cehennem gorevlilerini sadece melaikelerden kıldık. Onların sayısını da kafirler icin imtihan ve sıkıntı sebebi yaptık ki Ehl-i kitaptan olanlar Peygambere imanda yakin sahibi olup, daha kesin inansınlar. mu'minlerin imanlarındaki yakinleri artsın. Ehl-i kitap ve muminler tereddude dusmesinler. Kalplerinde hastalık olan munafıklar ile kafirler de neticede: “Allah, bu misal ile ne anlatmak istemis olabilir?” desinler. Boylece Allah diledigini sasırtır, diledigini dogru yola iletir. Rabbinin ordularını Kendisinden baska kimse bilemez. Bu, (yani cehennem veya ondan bahseden ayetler) besere bir ogut ve uyarıdan baska bir sey degildir

    [32] Hayır! Is kafirlerin dedigi gibi degil. Ay'a

    [33] Ve donup giden geceye

    [34] Agardıgı dem sabaha kasem edip sahit tutarım ki

    [35] O sekar belaların en muthisidir

    [36] Beser icin en buyuk uyarıdır

    [37] Ileri veya geri gitmek durumunda olanlar icin en buyuk uyarıdır

    [38] Ashab-ı yeminden, hesap defterini sag tarafından alan cennetlikler dısında herkes, yaptıgı islerin rehini ve esiri olacaktır

    [39] Ashab-ı yeminden, hesap defterini sag tarafından alan cennetlikler dısında herkes, yaptıgı islerin rehini ve esiri olacaktır

    [40] Onlar mutlaka cennetlerde mucrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konusurlar. O suclulara: “Neydi bu cehenneme sizi surukleyen?” diye sorulur

    [41] Onlar mutlaka cennetlerde mucrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konusurlar. O suclulara: “Neydi bu cehenneme sizi surukleyen?” diye sorulur

    [42] Onlar mutlaka cennetlerde mucrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konusurlar. O suclulara: “Neydi bu cehenneme sizi surukleyen?” diye sorulur

    [43] Onlar soyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan degildik

    [44] Fakirleri doyurmaz, onların ihtiyaclarıyla ilgilenmezdik

    [45] Batıl sozlere dalanlarla beraber biz de dalardık

    [46] Bu hesap gununu yalan sayardık

    [47] Olum bizi yakalayıncaya kadar hep boyle idik.”

    [48] Artık onlara sefaatcilerin sefaati fayda etmez

    [49] Ne oluyor onlara ki bu ogutten, bu irsaddan arslandan urkup kacan yaban esegi gibi kacıyorlar

    [50] Ne oluyor onlara ki bu ogutten, bu irsaddan arslandan urkup kacan yaban esegi gibi kacıyorlar

    [51] Ne oluyor onlara ki bu ogutten, bu irsaddan arslandan urkup kacan yaban esegi gibi kacıyorlar

    [52] Bu beyler, bu ogutle yetinmeyip ustelik her biri kendisine mahsus ozel kitap, ozel ferman isterler

    [53] Hayır! onlar aslında ahiret endisesi tasımazlar

    [54] Hayır! Gercekten bu bir oguttur, bir uyarıdır

    [55] Dileyen onu okur, dusunur ve ders alır

    [56] Ama Allah dilemedikce onlar ders alamazlar. Saygı duyulup cezasından sakınmaya layık olan da, gunahkarların gunahlarını bagıslama sanına yarasan da yalnız O'dur

    Surah 75
    Kıyâme

    [1] Hayır, gercek oyle degil! Kıyamet gunu hakkı icin

    [2] Kendisini elestirip kusurlarından pismanlık duyan kimse hakkı icin (ki siz mutlaka diriltileceksiniz)

    [3] Insan zanneder mi ki olumunden sonra Biz kemiklerini toplayıp onu diriltmeyecegiz

    [4] Evet, toplarız, hem de parmak uclarına varıncaya kadar eski halinde duzenleriz

    [5] Fakat insan suc isleyip durmak icin onundeki kıyameti inkar etmek ister de

    [6] “Ne zamanmıs o kıyamet gunu?” diye alay eder

    [7] Gozler kamasıp karardıgı

    [8] Ayın ısıgının busbutun gittigi

    [9] Gunes ile ay yan yana getirildigi zaman

    [10] Iste o gun insan der: “Var mı kacacak mekan?”

    [11] Hayır, sıgınacak hicbir yer yoktur

    [12] O gun varılacak yer ancak Rabbinin huzurudur

    [13] O gun insana yaptıgı her turlu iyilik ve fenalık ile; yapmadıgı her turlu iyilik ve fenalık tek tek bildirilir.Ona gore karsılıgını alır

    [14] Turlu turlu mazeretler one surse de, Artık insan, kendisi hakkında sahit olur

    [15] Turlu turlu mazeretler one surse de, Artık insan, kendisi hakkında sahit olur

    [16] Sana vahyedileni unutmamak icin tekrarlarken, hemen anında bellemek icin dilini kımıldatma

    [17] Cunku vahyi senin kalbinde toplamak ve onu okutmak Bize ait bir istir

    [18] O halde Biz Kur'an’ı okudugumuzda, sen de onun okunusunu izle

    [19] Ayrıca onu acıklamak da bize ait bir istir. (Bu onemli gercegi, arada belirttikten sonra gelelim esas konumuza)

    [20] Gercek su ki: Siz bu pesin dunya hayatına cok duskunsunuz

    [21] Onun icin ahireti terk edip durursunuz

    [22] Yuzler vardır o gun pırıl pırıl

    [23] (O guzel ve Yuce) Rab'lerine bakakalır

    [24] Ve nice suratlar vardır o gun asılır

    [25] Belini kıran darbeyi yedigini hisseder

    [26] Hayır, hayır! Ne zaman ki can bogaza gelir, iste o zaman can cekisenin yanındakiler

    [27] “Bunu iyilestiren, kurtaran yok mu?” der

    [28] Artık ayrılık vakti geldigini kendisi de anlar

    [29] Bacagı bacagına dolasır, olum acısıyla kıvranır

    [30] O gun sevkiyat, dogru Rabbinin divanına olur

    [31] Ne dini tasdik eder, ne namaz kılardı

    [32] Hep hakkı yalan sayıp ona sırtını donerdi

    [33] Bir de yaptıgından memnun olarak,calımlı calımlı kendi taraftarlarının yanına varırdı

    [34] Yazık sana yazık

    [35] Yazık ki sana ne yazık

    [36] Insan basıbos bırakılacagını mı sanır

    [37] Onun aslı, atılan bir meni damlası degil miydi

    [38] Sonra (rahim cidarına) yapısan bir hucre oldu da, Rabbi onu yaratıp duzenledi

    [39] Ondan erkek ve disi olarak her iki cinsi yarattı

    [40] Butun bunları yapan, oluleri diriltmeye kadir olmaz olur mu

    Surah 76
    İnsan

    [1] Dehrin akısı icinde oyle zaman gecti ki, o donemde, insanın adı bile anılmazdı

    [2] Biz insanı katısık bir meniden yarattık. Onu denemek istiyoruz; bu sebeple de kendisini isiten ve goren bir varlık yaptık

    [3] Ona yolu da gosterdik: artık ister sukreder, ister nankor ve kafir olur

    [4] Biz kafirlere zincirler, kelepceler, alevli atesler hazırladık

    [5] Iyi insanlar ise, kafur suyu ile hazırlanmıs icecek kaselerini yudumlarlar

    [6] Bu, Allah'ın has kullarının icip, istedikleri yere akıttıkları bir kaynaktır

    [7] Bu kullar, dunya hayatında iken sozlerinde durur, adadıkları seyi yerine getirir ve felaketi butun ufukları tutan kıyamet gununden endise ederlerdi

    [8] Kendileri de ihtiyac duydukları halde yiyeceklerini, sırf Allah'ın rızasına ermek icin fakire, yetime ve esire ikram ederler

    [9] Ve derler ki: “Biz size sırf Allah rızası icin ikram ediyoruz, yoksa sizden karsılık istemedigimiz gibi bir tesekkur bile beklemiyoruz.”

    [10] Biz, yuzleri eksiten asık suratlı o gunde Rabbimizin gazabından korkarız.”

    [11] Allah da onları o gunun felaketinden korur, onların yuzlerine nur, gonullerine surur verir

    [12] Sabretmelerine karsılık onlara cennetler, ipekler ihsan eder

    [13] Koltuklarında diledikleri gibi dinlenir, orada ne gunes sıcagı gorurler, ne de dondurucu soguklara ugrarlar

    [14] Cennet agaclarının golgeleri uzerlerine sarkar, meyveleri devsirmeleri pek kolay olur

    [15] Etraflarında hizmet edenler gumus kaplar, billur kaseler, gumusi parlaklıkta billur kupalarla dolasır, onlara ikram ederler.Cennetlikler iceceklerini kendi istahları olcusunce tayin ederler

    [16] Etraflarında hizmet edenler gumus kaplar, billur kaseler, gumusi parlaklıkta billur kupalarla dolasır, onlara ikram ederler.Cennetlikler iceceklerini kendi istahları olcusunce tayin ederler

    [17] Onlara karısımında zencefil bulunan kadehler ikram edilir

    [18] Bu icecekler, adı Selsebil olan pınardandır

    [19] Etraflarında ebedi cennet cocukları dolasır durur ki, onları gordugunde parlaklıklarından oturu etrafa sacılan inciler sanırsın

    [20] Hangi tarafa baksan hep nimet, servet, ihtisam, buyuk bir saltanat gorursun

    [21] Elbiseleri ince veya kalın yesil renkli ipeklerden, atlaslardandır. Gumus bilezikler takınırlar. Onların Rabbi, kendilerine tertemiz bir icki ikram edip soyle demistir: “Iste butun bunlar sizin mukafatınızdır! Gayretleriniz makbul oldu.”

    [22] Elbiseleri ince veya kalın yesil renkli ipeklerden, atlaslardandır. Gumus bilezikler takınırlar. Onların Rabbi, kendilerine tertemiz bir icki ikram edip soyle demistir: “Iste butun bunlar sizin mukafatınızdır! Gayretleriniz makbul oldu.”

    [23] Ey Resulum! Kur'an’ı sana parca parca Biz indiriyoruz

    [24] O halde Rabbinin hukmu gelinceye kadar sabret, sakın gunaha ve kufre dadananlara itaat etme

    [25] Sabah aksam Rabbinin adını zikret! Gecenin bir kısmında da O'na secde et, geceleyin uzun bir sure de O’na tesbih ve ibadet et

    [26] Sabah aksam Rabbinin adını zikret! Gecenin bir kısmında da O'na secde et, geceleyin uzun bir sure de O’na tesbih ve ibadet et

    [27] Su insanlar bu pesin dunya hayatını arzulayıp, onlerinde kendilerini bekleyen o agır gunu ihmal ediyorlar

    [28] Onları yaratan, organlarını birbirine baglayan ve onlara bu saglam bunyeyi veren Biz'iz.Diledigimiz vakit elbette onların yerine baskalarını getirebiliriz

    [29] Iste bu, bir oguttur, bir uyarıdır. Artık dileyen Rabbine varan yolu tutar

    [30] Ama Allah dilemedikce, siz dileyemezsiniz. Cunku her seyi bilen, tam hukum ve hikmet sahibi olan, Allah'tır. Her seyi bildigi gibi, rahmet ve hidayete layık olanları da pek iyi bilir

    [31] Boylece diledigini rahmetine alır. Zalimler icin ise, gayet acı bir ceza hazırlamıstır

    Surah 77
    Mürselât

    [1] Iyilik icin birbirinin pesinden gonderilenler

    [2] Esip savuranlar

    [3] Tohumlarını yaydıkca yayanlar

    [4] Hakla batılı, dogru ile egriyi ayırt edenler

    [5] Hak sahiplerine ozur, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı icin

    [6] Hak sahiplerine ozur, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı icin

    [7] Size vad edilen mutlaka gerceklesecektir

    [8] Yıldızların ısıgı sonduruldugu zaman

    [9] Gok yarıldıgı zaman

    [10] Daglar parcalanıp savruldugu zaman

    [11] Resullere ummetleri hakkında sahitlik vakitleri belirlendigi zaman; beklenen kıyamet kopmustur

    [12] Bunlar hangi gune ertelendiler

    [13] “Hukum gunune!”

    [14] “Hukum gunu” nedir bilir misin

    [15] Hakkı yalan sayanların o gun vay hallerine

    [16] Biz o peygamberleri reddedenlerden oncekileri yok etmedik mi

    [17] Sonra gidenleri de onların ardına takarız

    [18] Iste suclu kafirlere Biz boyle davranırız

    [19] Hakkı yalan sayanların o gun, vay hallerine

    [20] Biz sizi basit bir sudan yaratmadık mı

    [21] Sonra da o meni nutfesini belirli bir sureye kadar saglam bir yere yerlestirdik

    [22] Sonra da o meni nutfesini belirli bir sureye kadar saglam bir yere yerlestirdik

    [23] Biz iste boyle takdir ettik. Ne guzel takdir ederiz Biz

    [24] Hakkı yalan sayanların o gun, vay hallerine

    [25] Gerek diriler ve gerek oluler icin Biz dunyayı toplanma yeri kılmadık mı

    [26] Gerek diriler ve gerek oluler icin Biz dunyayı toplanma yeri kılmadık mı

    [27] Orada, saglam yuksek daglar yarattık ve size tatlı bir su ihsan ettik

    [28] Hakkı yalan sayanların o gun, vay hallerine

    [29] Nankorlere ise soyle denir: “Haydi, durmayın yalan dediginiz o azaba girin bakalım!”

    [30] Uc kola ayrılmıs golgeye gidin

    [31] Gidin ama, o, atesten sizi korumaz, golgelik olmaz

    [32] O, birer saray gibi kıvılcımlar atar

    [33] O kıvılcımlardan her biri, sanki birer deve yavrusudur

    [34] Hakkı yalan sayanların o gun vay hallerine

    [35] Bugun, kafirlerin konusamayacakları bir gundur

    [36] Kendilerine konusma izni verilmez ki ozur dilesinler

    [37] Hakkı yalan sayanların o gun, vay hallerine

    [38] Bu gun karar ve hukum gunudur.Sizi de, once gelip gecmis olanları da bir araya topladık

    [39] Iste hepiniz bir aradasınız. Kurtulmak icin, bir duzeniniz, bir hileniz varsa, hic durmayın, derhal uygulayın

    [40] Hakkı yalan sayanların o gun, vay hallerine

    [41] Allah'a karsı gelmekten sakınanlar ise o gun golgeliklerde, pınar baslarındadırlar

    [42] Arzu ettikleri her turlu meyveyi bulurlar

    [43] Dunyada yaptıklarınızdan oturu afiyetle yiyin, icin

    [44] Biz iyi hareket edenleri iste boyle odullendiririz

    [45] Hakkı yalan sayanların o gun, vay hallerine

    [46] Ey kafirler! Yiyin, azıcık zevkedin bakalım. Gercek su ki siz mucrimsiniz

    [47] Hakkı yalan sayanların o gun, vay hallerine

    [48] Onlara: Haydin Allah'a boyun egin denildiginde, boyun egmezler

    [49] Hakkı yalan sayanların o gun, vay hallerine

    [50] Artık bu Kur'an’a da inanmazlarsa, hangi soze inanırlar acaba

    Surah 78
    Nebe'

    [1] Onlar birbirine neyi sorup duruyorlar

    [2] Hakkında ihtilafa dustukleri o muhim haberi mi

    [3] Hakkında ihtilafa dustukleri o muhim haberi mi

    [4] Hayır! (Ihtilafa ne hacet,) yakında anlayacaklar

    [5] Elbette ve elbette yakında gercegi ogrenecekler

    [6] Biz yeri bir dosek yapmadık mı

    [7] Dagları da arzı tutan birer destek yapmadık mı

    [8] Hem, sizi cift yarattık

    [9] Uykunuzu dinlenme yaptık

    [10] Geceyi bir ortu, gunduzu geciminiz icin calısma zamanı kıldık

    [11] Geceyi bir ortu, gunduzu geciminiz icin calısma zamanı kıldık

    [12] Ustunuzde yedi saglam gok bina ettik

    [13] Orada pırıl pırıl yanan bir lamba koyduk

    [14] Size hububat, tohumlar, bitkiler ve agacları birbirine sarmas dolas bahceler cıkaralım diye, sıkısıp yogunlasmıs bulutlardan bol bol yagmur indirdik

    [15] Size hububat, tohumlar, bitkiler ve agacları birbirine sarmas dolas bahceler cıkaralım diye, sıkısıp yogunlasmıs bulutlardan bol bol yagmur indirdik

    [16] Size hububat, tohumlar, bitkiler ve agacları birbirine sarmas dolas bahceler cıkaralım diye, sıkısıp yogunlasmıs bulutlardan bol bol yagmur indirdik

    [17] (Imdi bunları anladıysanız, hakkında ihtilaf ettiginiz o mahser dirilisini de anlarsınız. Iste bunları kim yapmıssa, oluleri de O diriltecektir.) Evet, o “karar gunu,” vakti kesin olarak belirlenmis bir gundur

    [18] O gun sura ufurulur, siz de boluk boluk gelirsiniz

    [19] Gokler kapı kapı acılır (her tarafı kapı haline gelen gokten melaike orduları birden indirme yapar)

    [20] Daglar yurutulur, serab olur gider, her taraf dumduz olur. [27,]

    [21] Cehennem pusuda... her an eline dusecek avlarını gozlemektedir

    [22] Azgınların donup dolasıp varacakları yuvalarıdır

    [23] Devirler boyunca orada kalacaklardır

    [24] Orada ne bir serinlik, ne bir icecek tadarlar

    [25] Icecek olarak sadece kaynar su ile irin bulurlar

    [26] Bu, yaptıklarının tam karsılıgıdır

    [27] Cunku onlar bu hesap gunune inanmıyor (onu hesaba almıyorlardı)

    [28] Isleri gucleri ayetlerimizi yalan saymaktı

    [29] Biz de (her seyi kaydettigimiz gibi), onların yaptıklarını da tek tek tesbit ettik

    [30] Onun icin onlara soyle diyecegiz: Yaptıgınız kotuluklerin meyvelerini tadın!Artık Bizden sizin azabınızı artırmaktan baska bir sey beklemeyin

    [31] Ama Allah'ı sayıp gunahlıklardan sakınanlar, basarı ve mutluluga ererler

    [32] Onlara bahceler, uzum bagları, turunc goguslu genc yasıt dilberler, dolu dolu kadehler var

    [33] Onlara bahceler, uzum bagları, turunc goguslu genc yasıt dilberler, dolu dolu kadehler var

    [34] Onlara bahceler, uzum bagları, turunc goguslu genc yasıt dilberler, dolu dolu kadehler var

    [35] Orada bos sozler, yalanlar isitmezler

    [36] Iste bu da Rabbinden mukafat, yeter mi yeter

    [37] Goklerin, yerin ve bunların arasındaki varlıkların Rabbinden, O Rahman'dan bir mukafattır.O’nun huzurunda agzını acacak, soz soyleyecek hic kimse yoktur

    [38] O gun Ruh ve melekler saf saf sıralanır. Rahman'ın izin verdiklerinin dısında, asla konusmazlar. Konusan da yerli yerinde soz soyler

    [39] Iste bu, gercekligi kesin olan gundur. Artık dileyen, Rabbine varan yolu tutar, O'na sıgınır

    [40] Biz, gelmesi yaklasmıs bir azabı bildirerek sizi uyarıyoruz. O gun gelecek,ve her sahıs onunde, yalnız yapıp ettiklerini bulup bakacak ve kafir: “Ah ne olurdu, keske toprak olaydım!” diyecek

    Surah 79
    Nâziât

    [1] Var gucuyle kosanlar

    [2] Nes'e ve sevkle yuruyenler

    [3] Yuzup yuzup gidenler

    [4] Yarısıp gecenler

    [5] Isleri duzenleyip yonetenler, hakkı icin ki: (kıyamet gercektir, hepiniz olumden sonra diriltileceksiniz)

    [6] Gunu gelince, sura ilk ufleme, yeri siddetli bir depremle yıkacak

    [7] Onu izleyen ikinci ufleme herkesi mezarından kaldıracak

    [8] O gun kalpler gup gup atacak

    [9] Gozler yere egilecek

    [10] Inkarcılar alay ederek soyle derler: “Curumus kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmisiz! O takdirde bu, bizim icin ziyanlı bir donus olur!”

    [11] Inkarcılar alay ederek soyle derler: “Curumus kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmisiz! O takdirde bu, bizim icin ziyanlı bir donus olur!”

    [12] Inkarcılar alay ederek soyle derler: “Curumus kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmisiz! O takdirde bu, bizim icin ziyanlı bir donus olur!”

    [13] Fakat olay (zor degil,) bir tek emirden ibarettir. Bir anda mahserde toplanıverirler

    [14] Fakat olay (zor degil,) bir tek emirden ibarettir. Bir anda mahserde toplanıverirler

    [15] Musa'nın hadisesinden haberin olmustu degil mi

    [16] Hani Rabbi ona kutlu Tuva vadisinde soyle seslenmisti

    [17] “Firavuna git, zira o iyice azdı!Ona de ki: kendini arındırmaya gonlun var mı

    [18] “Firavuna git, zira o iyice azdı!Ona de ki: kendini arındırmaya gonlun var mı

    [19] “Ister misin Seni Rabbine kavusturan yola vurayım.Boylece Sen de O'na saygı duyasın?” [7]

    [20] Ona en buyuk mucizeyi gosterdi

    [21] Fakat o buna “yalan” dedi ve isyan etti

    [22] Sonra sırtını donup Musa'ya karsı bir calısma icine girdi

    [23] Adamlarını topladı ve onlara: “Sizin en yuce rabbiniz benim!” dedi

    [24] Adamlarını topladı ve onlara: “Sizin en yuce rabbiniz benim!” dedi

    [25] Allah da onu dunyada da, ahirette de siddetle cezalandırdı

    [26] Bu da Rabbini sayacak kimselere bir ibret oldu

    [27] Siz ey hasri inkar edenler: Dusunun, sizi yeniden yaratmak mı zor, yoksa gok alemini mi?Iste bakın: Allah onu nasıl da saglam bina etti

    [28] Allah onu direksiz yukseltti ve kusursuz isleyen bir sisteme bagladı

    [29] Gecesini karanlık, gunduzunu parlak sekilde acıga cıkardı

    [30] Sonra da yeri doseyip yerlesmeye hazırladı

    [31] Oradan sularını, otlaklarını cıkardı

    [32] Daglarını oturttu

    [33] Butun bunları sizin ve hayvanlarınızın hayat icin yaptı

    [34] Fakat her seyi bastıran o felaket geldigi zaman

    [35] Insan neyin pesinde kostugunu anlar ama, artık is isten gecer

    [36] Cehennem her gorene, apacık gorunur

    [37] Artık kim azdıysa

    [38] Ahireti unutup dunya zevkini tercih ettiyse

    [39] Onun varacagı yer, olsa olsa cehennemdir

    [40] Ama kim Rabbinin divanında durmaktan korkarsa,ve nefsini heva ve hevese uymaktan dizginlerse

    [41] Onun varacagı yer de olsa olsa cennettir

    [42] Sana kıyamet saatini sorarlar: “Demir atması ne zaman?” diye

    [43] Sen nerede, onun vaktini bildirmek nerede

    [44] Onun sonu Rabbine varır, kesin bilgisi O'na aittir

    [45] Sana dusen sadece: ondan korkanı uyarmaktır

    [46] Onu gordukleri gun oyle gelir ki onlara:Yalnız bir aksam veya bir sabah faslı durdular dunyada

    Surah 80
    Abese

    [1] Yanına gormeyen (ama) biri geldi diye yuzunu eksitti ve sırtını dondu

    [2] Yanına gormeyen (ama) biri geldi diye yuzunu eksitti ve sırtını dondu

    [3] Ne bilirsin, belki de alacagı ogutle arınacaktı. Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı

    [4] Ne bilirsin, belki de alacagı ogutle arınacaktı. Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı

    [5] Ama irsada ihtiyac duymayana ise, ona donup itibar ediyorsun

    [6] Ama irsada ihtiyac duymayana ise, ona donup itibar ediyorsun

    [7] Halbuki kendisi arınmak istemiyorsa onun arınmamasından sana ne

    [8] Fakat Allaha saygı duyarak sana sevkle kosa kosa gelenle sen ilgilenmiyorsun

    [9] Fakat Allaha saygı duyarak sana sevkle kosa kosa gelenle sen ilgilenmiyorsun

    [10] Fakat Allaha saygı duyarak sana sevkle kosa kosa gelenle sen ilgilenmiyorsun

    [11] Hayır! Oyle yapma! Cunku o ayetler oguttur, uyarıdır

    [12] Artık isteyen ders alır

    [13] O ayetler serefli yuce ve tertemiz sahifelerde, iyilik timsali cok degerli katiplerin elleriyle yazılıdır

    [14] O ayetler serefli yuce ve tertemiz sahifelerde, iyilik timsali cok degerli katiplerin elleriyle yazılıdır

    [15] O ayetler serefli yuce ve tertemiz sahifelerde, iyilik timsali cok degerli katiplerin elleriyle yazılıdır

    [16] O ayetler serefli yuce ve tertemiz sahifelerde, iyilik timsali cok degerli katiplerin elleriyle yazılıdır

    [17] Kahrolası kafir insan, ne nankordur o

    [18] Yaratan onu neden yarattı?Bir meni damlasından yarattı.Yarattı ve guzel bir bicim verdi.Sonra da hayat yolunu kolaylastırdı.En sonunda da onu oldurur ve kabre koyar. Daha sonra da, istedigi zaman onu diriltir

    [19] Yaratan onu neden yarattı?Bir meni damlasından yarattı.Yarattı ve guzel bir bicim verdi.Sonra da hayat yolunu kolaylastırdı.En sonunda da onu oldurur ve kabre koyar. Daha sonra da, istedigi zaman onu diriltir

    [20] Yaratan onu neden yarattı?Bir meni damlasından yarattı.Yarattı ve guzel bir bicim verdi.Sonra da hayat yolunu kolaylastırdı.En sonunda da onu oldurur ve kabre koyar. Daha sonra da, istedigi zaman onu diriltir

    [21] Yaratan onu neden yarattı?Bir meni damlasından yarattı.Yarattı ve guzel bir bicim verdi.Sonra da hayat yolunu kolaylastırdı.En sonunda da onu oldurur ve kabre koyar. Daha sonra da, istedigi zaman onu diriltir

    [22] Yaratan onu neden yarattı?Bir meni damlasından yarattı.Yarattı ve guzel bir bicim verdi.Sonra da hayat yolunu kolaylastırdı.En sonunda da onu oldurur ve kabre koyar. Daha sonra da, istedigi zaman onu diriltir

    [23] Hayır! Insan, Allah'ın buyrugunu layıkıyla yerine getirmedi

    [24] Hele, insan, yiyeceklerinin kaynagına bir baksın: Biz yagmuru gokten sırıl sırıl doktuk.Sonra nebat bitsin diye, topragı iyice surduk, Orada hububatlar, taneler, uzumler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, agacları gur ve sık bahceler, meyveler ve cayırlar bitirdik

    [25] Hele, insan, yiyeceklerinin kaynagına bir baksın: Biz yagmuru gokten sırıl sırıl doktuk.Sonra nebat bitsin diye, topragı iyice surduk, Orada hububatlar, taneler, uzumler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, agacları gur ve sık bahceler, meyveler ve cayırlar bitirdik

    [26] Hele, insan, yiyeceklerinin kaynagına bir baksın: Biz yagmuru gokten sırıl sırıl doktuk.Sonra nebat bitsin diye, topragı iyice surduk, Orada hububatlar, taneler, uzumler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, agacları gur ve sık bahceler, meyveler ve cayırlar bitirdik

    [27] Hele, insan, yiyeceklerinin kaynagına bir baksın: Biz yagmuru gokten sırıl sırıl doktuk.Sonra nebat bitsin diye, topragı iyice surduk, Orada hububatlar, taneler, uzumler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, agacları gur ve sık bahceler, meyveler ve cayırlar bitirdik

    [28] Hele, insan, yiyeceklerinin kaynagına bir baksın: Biz yagmuru gokten sırıl sırıl doktuk.Sonra nebat bitsin diye, topragı iyice surduk, Orada hububatlar, taneler, uzumler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, agacları gur ve sık bahceler, meyveler ve cayırlar bitirdik

    [29] Hele, insan, yiyeceklerinin kaynagına bir baksın: Biz yagmuru gokten sırıl sırıl doktuk.Sonra nebat bitsin diye, topragı iyice surduk, Orada hububatlar, taneler, uzumler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, agacları gur ve sık bahceler, meyveler ve cayırlar bitirdik

    [30] Hele, insan, yiyeceklerinin kaynagına bir baksın: Biz yagmuru gokten sırıl sırıl doktuk.Sonra nebat bitsin diye, topragı iyice surduk, Orada hububatlar, taneler, uzumler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, agacları gur ve sık bahceler, meyveler ve cayırlar bitirdik

    [31] Hele, insan, yiyeceklerinin kaynagına bir baksın: Biz yagmuru gokten sırıl sırıl doktuk.Sonra nebat bitsin diye, topragı iyice surduk, Orada hububatlar, taneler, uzumler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, agacları gur ve sık bahceler, meyveler ve cayırlar bitirdik

    [32] Butun bunları sizin ve davarlarınızın faydalanması icin yaptık

    [33] Ama vakti gelip de o kulakları patlatan dehsetli gun geldigi zaman

    [34] Iste o gun kisi kardesinden, annesinden ve babasından, esinden ve evlatlarından bile kacar

    [35] Iste o gun kisi kardesinden, annesinden ve babasından, esinden ve evlatlarından bile kacar

    [36] Iste o gun kisi kardesinden, annesinden ve babasından, esinden ve evlatlarından bile kacar

    [37] O gun onlardan her birinin basından askın derdi ve tasası vardır

    [38] Yuzler vardır o gun pırıl pırıldır

    [39] Gulectir, sevinc doludur

    [40] Yuzler de vardır toza topraga bulanmıs

    [41] Ustunu karanlık kaplamıstır

    [42] Iste bunlar kafir, gunaha dadanan, haktan sapan kimselerdir

    Surah 81
    Tekvîr

    [1] Gunes durulup ısıgı sondugu zaman

    [2] Yıldızlar yerlerinden dusup dagıldıgı zaman

    [3] Daglar yurutuldugu zaman

    [4] Dogurmak uzere olan develer, kıyılmaz mallar terk edildigi zaman

    [5] Vahsi hayvanlar diriltilip toplandıgı zaman

    [6] Denizler ateslenip kaynatıldıgı zaman

    [7] Nefisler eslestirildigi, ruhlar bedenlere girdigi zaman

    [8] Diri diri gomulen kız cocuguna

    [9] Hangi suctan oturu olduruldugu soruldugu zaman

    [10] Hesap defterleri acıldıgı zaman

    [11] Gok cisimleri yerlerinden kaydırıldıgı zaman

    [12] Cehennem alev alev kızıstırıldıgı zaman

    [13] Cennet yaklastırıldıgı zaman

    [14] Iste o zaman... Her insan hazırladıgını, ortaya ne koydugunu anlayacaktır

    [15] Bakın: Gunduzun sinip gizlenen yıldızlara

    [16] Dolasıp dolasıp yuvalarına, yorungelerine giren gezegenlere

    [17] Gecmeye basladıgı dem geceye

    [18] Nefes almaya basladıgı dem sabaha kasem ederim ki

    [19] Kur'an, degerli bir Elcinin, Cebrail’in getirip okudugu sozdur

    [20] O Elci ki cok kuvvetlidir. Yuce Ars sahibi Allah'ın nezdinde pek itibarlıdır

    [21] Goklerde ona itaat edilir, vahiyler ona emanet edilir

    [22] Sunu da bilin ki, icinizden biri olan bu arkadasınız deli degildir

    [23] O, vahyi getiren elci Cebrail'i, apacık ufukta gormustu

    [24] O, vahiy hususunda cimri davranan, vahyi sizden esirgeyen bir zat degildir. Vahiy hakkında her turlu tohmetten de uzaktır

    [25] Bu soz, hele hele, kovulmus seytanın sozu hic degildir

    [26] O halde siz nereye gidiyorsunuz oyle, neden bahsediyorsunuz

    [27] Bu, olsa olsa butun alemlere bir oguttur, bir uyarıdır. Istikamet sahibi olmak isteyenler onu dinlerler

    [28] Bu, olsa olsa butun alemlere bir oguttur, bir uyarıdır. Istikamet sahibi olmak isteyenler onu dinlerler

    [29] Ama bu is sizin istemenizle degil, ancak Rabbulalemin olan Allah'ın dilemesiyle tamam olur

    Surah 82
    İnfitâr

    [1] Gok yarıldıgı zaman

    [2] Yıldızlar parcalanıp etrafa sacıldıgı zaman

    [3] Denizler birbirine katılıp tek deniz haline geldigi zaman

    [4] Kabirlerin ici dısına cıkarıldıgı zaman

    [5] Iste o zaman!.. Her kisi ne yapıp ne yapmadıgını iyice anlayacaktır

    [6] Ey insan, nedir seni o kerim Rabbin hakkında aldatan

    [7] O degil mi seni yaratan, butun vucud sistemini duzenleyen ve sana dengeli bir hilkat veren

    [8] Ve seni diledigi bir surette terkib eden

    [9] Hayır, yanlıs yapıyorsunuz! Siz tutup dini, dirilip hesap vermeyi yalan sayıyorsunuz

    [10] Halbuki yanınızdan ayrılmayan muhafızlar var

    [11] O muhafızlar degerli, serefli katiplerdir

    [12] Yaptıgınız her seyi bilip yazarlar

    [13] Iyi ve hayırlı insanlar naim cennetinde, nimetler icindedirler

    [14] Yoldan sapan kafirler ise atestedirler

    [15] Onlar yalan saydıkları hesap gunu oraya girerler

    [16] Hem oradan hic ayrılmazlar

    [17] O din gununun, o hesap gununun ne oldugunu sen bilir misin

    [18] Evet, bir daha soyluyorum: Din gununun ne oldugunu sen bilir misin

    [19] O, kimsenin kimseye hic fayda veremeyecegi bir gun!O gun, butun hukum ve yetki, yalnız Allah'ın

    Surah 83
    Mutaffifîn

    [1] Vay haline eksik olcup tartanların

    [2] Onlar ki satın alırken haklarını tam olarak alırlar

    [3] Fakat kendileri baskalarına satar, olcup tartarken eksik yapar, hile karıstırırlar

    [4] Sahi onlar, o en muhim gunde, yani butun insanların Rabbulalemin'in divanında duracakları gunde, diriltilip toplanacaklarını dusunmezler mi

    [5] Sahi onlar, o en muhim gunde, yani butun insanların Rabbulalemin'in divanında duracakları gunde, diriltilip toplanacaklarını dusunmezler mi

    [6] Sahi onlar, o en muhim gunde, yani butun insanların Rabbulalemin'in divanında duracakları gunde, diriltilip toplanacaklarını dusunmezler mi

    [7] Hayır! Hileye sapmayın, ahireti inkar etmeyin! Dogrusu, yoldan sapan kafirlerin hesap defterleri Siccin'dedir

    [8] Siccin nedir bilir misin

    [9] Siccin kafirlerin yaptıkları islerin kaydedildigi defterdir

    [10] Hakkı yalan sayanların o gun, vay hallerine

    [11] Hesap vermeyi yalan sayanların vay hallerine

    [12] Buna “yalan” diyenler, ancak zalimler, azgınlar, gunaha dadananlardır

    [13] Kendilerine ayetlerimiz okundugunda: “Bunlar, eski devirde yasamıs insanların masalları!” diyenlerdir

    [14] Hayır! Gercek oyle degil! Onların yapageldikleri kotu isler, gitgide kalplerini paslandırmıstır. (onun icin ahireti inkar ederler)

    [15] Hayır! Hayır! Bu, cezasız kalmayacak. Onlar, o gun Rab'lerini gormekten mahrum kalacaklardır

    [16] Pesinden de elbette cehenneme gireceklerdir

    [17] Sonra kendilerine: “Iste size yalan saydıgınız cehennem!” denilir

    [18] Fakat hayırlı insanların hesap defterleri “illiyyun”dadır

    [19] “Illiyyun” bilir misin nedir

    [20] Illiyyun, muminlerin yaptıkları islerin kaydedildigi defterdir

    [21] Allah'a yakın olanlar ona sahit olurlar

    [22] Iste o hayırlı insanlar, naim cennetlerindedir

    [23] Koltuklarına kurulup nese ile etrafa bakınırlar

    [24] Sen onlara bakınca yuzlerinde, cennet nimetlerinin verdigi sevinci okursun

    [25] Kendilerine agzı muhurlu saf sarap siselerinden sarap ikram edilir

    [26] Hitamı misktir, icildiginde sonu mis gibi kokar. Iste yarısacaklarsa insanlar, bu cennet devletine konmak icin yarıssınlar

    [27] O saraba Tesnim ickisi de karıstırılır

    [28] Tesnim de, Allah'a yakın olanların icecekleri bir kaynaktır

    [29] Curumlere, suclara batanlar dunyada iken, muminlerle alay edip onlara gulerlerdi

    [30] Yanlarından gecerken kas goz hareketleriyle onları kucumserlerdi

    [31] Ailelerine donduklerinde yaptıkları bu islerle ovunup eglenirlerdi

    [32] Onları gordukleri zaman: “Sunlar kacık insanlar, anormal tipler!” derlerdi

    [33] Hos bunları muminlere gozcu tayin eden de yoktu ya! (Fuzuli bir tarzda, kendi kendilerinde oyle bir yetki gorurlerdi)

    [34] Iste bu gun de, muminlerkafirlerin ustune gulerler

    [35] Koltuklarına kurulurlar“Kafirler yaptıklarının cezasını buldular mı?” diye bakınırlar

    [36] Koltuklarına kurulurlar“Kafirler yaptıklarının cezasını buldular mı?” diye bakınırlar

    Surah 84
    İnşikâk

    [1] Gok yarıldıgı zaman

    [2] Ve hep yapageldigi gibi, Rabbinin buyrugunu dinledigi zaman

    [3] Yer yayılıp dumduz edildigi

    [4] Icindekileri dısarı atıp bosaldıgı

    [5] Ve hep yapageldigi gibi, Rabbinin buyrugunu dinledigi zaman... Seyredin siz: neler olacak o zaman

    [6] Ey insan! Sen, ta Rabbine kavusuncaya kadar didinip duracaksın

    [7] Hesap defteri sag eline verilen kimsenin hesabı kolayca gorulur.Ve ailesine sevinc icinde doner

    [8] Hesap defteri sag eline verilen kimsenin hesabı kolayca gorulur.Ve ailesine sevinc icinde doner

    [9] Hesap defteri sag eline verilen kimsenin hesabı kolayca gorulur.Ve ailesine sevinc icinde doner

    [10] Hesap defteri arkasından sol eline verilen kimse ise

    [11] Yok olmayı ister

    [12] Alevli atese girer

    [13] O dunyada iken ailesi icinde keyifli, sımarık idi

    [14] Hicbir surette Rabbine donmeyecegini sanırdı

    [15] Hayır! O Rabbine donecek! Zira Rabbi, devamlı surette onun yaptıklarını goruyor, tek tek kontrol ediyordu. (Bu kontrolun de elbette boyle bir neticesi olacaktı)

    [16] Demek, gercek onun sandıgı gibi degildir. Safak hakkı icin

    [17] Gece ve gecenin barındırdıgı, seyler hakkı icin

    [18] Dolunay halini alan ay hakkı icin

    [19] Siz halden hale gececeksiniz

    [20] Oyleyse onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar

    [21] Kendilerine Kur'an okundugunda derin bir saygı ile egilmiyorlar

    [22] Bilakis, o kafirler dini yalan saymaya devam ediyorlar

    [23] Allah, onların kalplerinde ne sakladıklarını pek iyi bilir

    [24] Sen de onlara gayet acı bir azap mujdele

    [25] Fakat iman edip makbul ve guzel isler yapanlara ise, hic kesintiye ugramayan, bitip tukenmeyen mukafat vardır

    Surah 85
    Bürûc

    [1] Burclarla suslu goge

    [2] Gelecegi vad olunan kıyamet gunune

    [3] Sahid ile meshuda kasem ederim ki

    [4] Tıpkı kahrolası Ashab-ı uhdud'un,o tutusturulmus atesle dolu hendegi hazırlayanların mel’un oldukları gibi

    [5] Tıpkı kahrolası Ashab-ı uhdud'un,o tutusturulmus atesle dolu hendegi hazırlayanların mel’un oldukları gibi

    [6] Hani onlar atesin basında oturur, muminlere yaptıklarını acımasızca seyrederlerdi

    [7] Hani onlar atesin basında oturur, muminlere yaptıklarını acımasızca seyrederlerdi

    [8] Onların muminlere bu iskenceyi yapmalarının tek sebebi, muminlerin goklerin ve yerin tek hakimi, aziz ve hamid (mutlak galip ve butun ovgulere layık) olan Allah'a iman etmeleri idi. Allah her seye sahittir

    [9] Onların muminlere bu iskenceyi yapmalarının tek sebebi, muminlerin goklerin ve yerin tek hakimi, aziz ve hamid (mutlak galip ve butun ovgulere layık) olan Allah'a iman etmeleri idi. Allah her seye sahittir

    [10] Mumin erkeklere ve mumin kadınlara iskence edip de, sonra tovbe etmeyenler var ya, Iste onlara cehennem azabı var, yangın azabı var

    [11] Iman edip makbul ve guzel isler yapanlara ise, icinden ırmaklar akan cennetler var. Iste en buyuk basarı, en buyuk mutluluk budur

    [12] Senin Rabbinin darbesi cok muthistir

    [13] O ilkin yaratır, sonra oldurup tekrar diriltir

    [14] O gafurdur (magfireti boldur), veduddur (kullarını sever, onlar tarafından da sevilir)

    [15] O Ars sahibidir, sanı pek yucedir

    [16] Diledigi her seyi yapar

    [17] Nitekim o orduların, Firavun ve Semud milletlerinin baslarına gelenleri mutlaka ogrenmissindir

    [18] Nitekim o orduların, Firavun ve Semud milletlerinin baslarına gelenleri mutlaka ogrenmissindir

    [19] Fakat kafirler yine de dini yalan saymaya devam ediyorlar

    [20] Ama ne yaparlarsa yapsınlar,Allah'ın hukmunden kacamazlar.Zira Allah, ilmi ve kudretiyle onları, arkalarından kusatmıstır

    [21] Hayır, hayır! Kur'an onların iddia ettikleri gibi beser sozu degildir.O, Levh-i Mahfuzda olan pek serefli bir Kur’an’dır

    [22] Hayır, hayır! Kur'an onların iddia ettikleri gibi beser sozu degildir.O, Levh-i Mahfuzda olan pek serefli bir Kur’an’dır

    Surah 86
    Târık

    [1] Goge ve “Tarık'a” kasem ederim

    [2] Tarık, bilir misin nedir

    [3] O pırıl pırıl parlayan bir yıldızdır

    [4] Hicbir kimse yoktur ki yanında bekci bir melek bulunmasın

    [5] Oyleyse insan neden yaratıldıgını bir dusunsun

    [6] O, bel ile gogus nahiyesinden cıkan, atılan bir sudan yaratıldı

    [7] O, bel ile gogus nahiyesinden cıkan, atılan bir sudan yaratıldı

    [8] Onu ilkin yaratan Allah, elbette onu diriltmeye kadirdir

    [9] Gun gelir, butun gizli haller ortaya dokulur

    [10] O gun insanın ne bir kudreti, ne de bir yardımcısı kalır

    [11] Yagmur dolu gok, bitkilerin cıkması icin yarılan yer hakkı icin

    [12] Yagmur dolu gok, bitkilerin cıkması icin yarılan yer hakkı icin

    [13] Bu Kur'an, kesin bir sozdur, hakla batılı ayırt eden bir sozdur

    [14] O bir saka degildir

    [15] O kafirler, vargucleriyle hile kurarlar

    [16] Ben de kurarım, (yani hilelerini bosa cıkarırım)

    [17] Oyleyse o kafirleri [31,24]kendi hallerine bırak! (yakında sana destegimiz gelecektir)

    Surah 87
    A'lâ

    [1] Tenzih et Rabbinin yuce adını

    [2] O seni yaratıp, mukemmel yaratılıs vereni!O her canlıyı bir olcuye gore yapıp hayatının devamını, saglayacak yolları gostereni

    [3] O seni yaratıp, mukemmel yaratılıs vereni!O her canlıyı bir olcuye gore yapıp hayatının devamını, saglayacak yolları gostereni

    [4] O, yesillikleri cıkarıp sonra da onu kara kuru bir cope cevireni

    [5] O, yesillikleri cıkarıp sonra da onu kara kuru bir cope cevireni

    [6] Bundan boyle sana Kur'an okutacagız da sen unutmayacaksın. Ancak Allah’ın diledigi mustesna. Cunku O, size gore acık ve net olanı da, gizli olanı da pek iyi bilir

    [7] Bundan boyle sana Kur'an okutacagız da sen unutmayacaksın. Ancak Allah’ın diledigi mustesna. Cunku O, size gore acık ve net olanı da, gizli olanı da pek iyi bilir

    [8] Seni en kolay olana muvaffak edecegiz

    [9] O halde ogutun fayda verecegi umidiyle sen nasihat et

    [10] Allah'a saygı duyacak olan, nasihati dusunup ders alır

    [11] Ama pek bedbaht olan ise ondan kacınır

    [12] Boyle olanlar ahirette, en buyuk atese girer

    [13] Orada artık ne olur, ne de rahat yuzu gorur

    [14] Kendisini kotuluklerden arındıran,Rabbinin adını anıp namaz kılan, felaha erer

    [15] Kendisini kotuluklerden arındıran,Rabbinin adını anıp namaz kılan, felaha erer

    [16] Fakat bilakis siz dunya hayatını ve zevklerini tercih ediyorsunuz

    [17] Halbuki ahiret mutlulugu daha ustun, daha hayırlı, hem de ebedidir

    [18] Bu, elbette onceki sahifelerde, Ibrahim ile Musa'ya verilen sahifelerde de bildirilmistir

    [19] Bu, elbette onceki sahifelerde, Ibrahim ile Musa'ya verilen sahifelerde de bildirilmistir

    Surah 88
    Ğâşiye

    [1] Gasiye'nin,dehseti her tarafı saracak olan o felaketin mahiyeti hakkında elbet sen de bilgi sahibi oldun

    [2] Yuzler vardır o gun yere egilmistir, zelildir

    [3] Yorgundur, bitkin mi bitkindir

    [4] Kızgın atese girerler

    [5] Susayınca kaynar su kaynayan bir cesmeden icerler

    [6] Yiyecekleri sadece bir dikenden ibarettir

    [7] Bu diken ne besleyicidir, ne de aclıgı giderir

    [8] Ama yuzler vardır, o gun mutludurlar

    [9] Emeklerinin neticesini almadan oturu gayet memnundurlar

    [10] Pek ustun ve pek muteber bir cennettedirler

    [11] Orada hic bos soz isitmezler

    [12] Orada akan berrak pınarlar

    [13] Orada ustun, kıymetli tahtlar

    [14] Hazırlanmıs kadehler

    [15] Dizilmis koltuklar, yastıklar

    [16] Yayılmıs halılar ve dosemeler

    [17] O kafirler bakıp dusunmezler mi: (Mesela) deve nasıl yaratılmıs

    [18] Gok nasıl kurulup ucsuz bucaksız yukseltilmis

    [19] Daglar nasıl da yeri tutup, dengeleyen direkler halinde dikilmis

    [20] Yeryuzu nasıl yayılıp hayata elverisli kılınmıs

    [21] Iste boyle... Sen insanları irsada devam et! Zaten senin gorevin sadece irsad edip dusundurmektir

    [22] Yoksa sen kimseyi zorlayacak degilsin

    [23] Lakin kim ki imana sırtını doner ve inkar eder

    [24] Allah da onu en buyuk cezaya carptırır

    [25] Elbet onların donusu Bize olacaktır

    [26] Elbet hesaplarını gormek de Bizim isimiz olacaktır

    Surah 89
    Fecr

    [1] Fecre

    [2] O on geceye

    [3] Cifte ve teke

    [4] Akıp giden geceye yemin olsun ki:(Kıyamet gelecektir)

    [5] Nasıl, bunlarda aklı olan icin yemin degeri vardır degil mi

    [6] Beldeler icinde benzeri yaratılmamıs ve yuksek binalarla dolu Irem sehrinde oturan Ad milletine. [69,6-10; 7,71-72; 41,15;53,50]Vadideki kayaları oyup yontarak saglam evler yapan Semud milletine [7,73-79; 11,61-68; 26, 141-158]Cadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, [7,103-141; 11,96-99; 43,46-56]Rabbinin ne yaptıgını gormedin mi

    [7] Beldeler icinde benzeri yaratılmamıs ve yuksek binalarla dolu Irem sehrinde oturan Ad milletine. [69,6-10; 7,71-72; 41,15;53,50]Vadideki kayaları oyup yontarak saglam evler yapan Semud milletine [7,73-79; 11,61-68; 26, 141-158]Cadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, [7,103-141; 11,96-99; 43,46-56]Rabbinin ne yaptıgını gormedin mi

    [8] Beldeler icinde benzeri yaratılmamıs ve yuksek binalarla dolu Irem sehrinde oturan Ad milletine. [69,6-10; 7,71-72; 41,15;53,50]Vadideki kayaları oyup yontarak saglam evler yapan Semud milletine [7,73-79; 11,61-68; 26, 141-158]Cadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, [7,103-141; 11,96-99; 43,46-56]Rabbinin ne yaptıgını gormedin mi

    [9] Beldeler icinde benzeri yaratılmamıs ve yuksek binalarla dolu Irem sehrinde oturan Ad milletine. [69,6-10; 7,71-72; 41,15;53,50]Vadideki kayaları oyup yontarak saglam evler yapan Semud milletine [7,73-79; 11,61-68; 26, 141-158]Cadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, [7,103-141; 11,96-99; 43,46-56]Rabbinin ne yaptıgını gormedin mi

    [10] Beldeler icinde benzeri yaratılmamıs ve yuksek binalarla dolu Irem sehrinde oturan Ad milletine. [69,6-10; 7,71-72; 41,15;53,50]Vadideki kayaları oyup yontarak saglam evler yapan Semud milletine [7,73-79; 11,61-68; 26, 141-158]Cadırlı ordugahlar, piramitler sahibi Firavun'a, [7,103-141; 11,96-99; 43,46-56]Rabbinin ne yaptıgını gormedin mi

    [11] Butun bunlar, bulundukları ulkelerde azdıkca azdılar

    [12] Oralarda fesat ve bozgun cıkarıp, nizamı altust ettiler

    [13] Bu yuzden senin Rabbin de onların ustune azap kamcıları yagdırdı

    [14] Cunku Rabbin hep gozetlemededir

    [15] Rabbi, insanı denemek icin ona deger verip, nimetlere gark edince o: “Rabbim hakkım olan ikramı yaptı.” der

    [16] Ama yine denemek icin nasibini daraltınca O: “Rabbim beni zelil, perisan etti!” der

    [17] Hayır! (Siz Allah'tan hep ikramı devam ettirmesini istersiniz ama,) yetime deger vermezsiniz

    [18] Muhtacları doyurmaya tesvik etmezsiniz

    [19] Mirasları helal haram demeden ne gelse yersiniz

    [20] Mal mulk sevgisi ise butun benliginizi kaplamıs

    [21] Hayır! Bu yaptıklarınız kesinlikle yanlıs!Dunya sarsılıp parca parca dokuldugu zaman

    [22] Rabbinin emri gelip melekler de saf saf geldikleri zaman

    [23] Ve cehennemin getirildigi gun...Insan isi anlar o gun!Ama anlamasının ne faydası var o gun

    [24] “Keske saglıgımda bu hayatım icin hazırlık yapsaydım!” der

    [25] Iste o gun O'nun ettigi azabı kimse edemez

    [26] O'nun vurdugu bagı kimse vuramaz

    [27] Ey gonul huzuruna ermis ruh!Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak don Rabbine!Sen de katıl has kullarımın icine, gir cennetime

    [28] Ey gonul huzuruna ermis ruh!Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak don Rabbine!Sen de katıl has kullarımın icine, gir cennetime

    [29] Ey gonul huzuruna ermis ruh!Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak don Rabbine!Sen de katıl has kullarımın icine, gir cennetime

    [30] Ey gonul huzuruna ermis ruh!Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak don Rabbine!Sen de katıl has kullarımın icine, gir cennetime

    Surah 90
    Beled

    [1] Hayır! Gercek, kafirlerin dedigi gibi degil.Bu sanlı belde hakkı icin

    [2] Senin bu beldeye girisin hakkı icin

    [3] Hem o degerli baba, hem o degerli evladının hakkı icin

    [4] Biz insanı, imtihan ve cile yuklu bir hayata gonderdik

    [5] O insan kendi uzerinde kimsenin guc sahibi olmadıgını mı sanır

    [6] “Ben yıgınla servet tukettim.” diye ovunup durur

    [7] Kendisini goren olmadıgını mı sanır

    [8] Biz ona gormesi icin gozler

    [9] Gonlune tercuman olacak dil ve dudaklar, vermedik mi

    [10] Ona hayır ve ser yollarını gostermedik mi

    [11] Fakat o sarp yokusu asmaya calısmadı. (Boyle yaparak verilen nimetlerin sukrunu eda etmedi)

    [12] Sarp yokus, bilir misin nedir

    [13] Sarp yokus: bir koleyi, bir esiri hurriyetine kavusturmaktır

    [14] Kıtlık zamanında yemek yedirmektir

    [15] Yakınlıgı olan bir yetimi

    [16] Ya da yeri yatak, (gogu yorgan yapan, barınacak hicbir yeri olmayan) fakiri doyurmaktır

    [17] Hem sarp yokus: Gonulden iman edip, birbirlerine sabır ve sefkat dersi vermek, sabır ve sefkat ornegi olmaktır

    [18] Iste hesap defterleri sag ellerine verilecek olanlar bunlardır

    [19] Ayetlerimizi inkar edenlerin hesap defterleri ise, sol ellerine verilecektir

    [20] Onların cezası da, kapıları, uzerlerine sımsıkı kapatılmıs ates deposuna konulmak olacaktır

    Surah 91
    Şems

    [1] Gunes ve onun aydınlıgı, hakkı icin

    [2] Onu izledigi zaman ay hakkı icin

    [3] Dunyayı acıga cıkaran gunduz

    [4] Onu buruyup saran gece hakkı icin

    [5] Gok ve onu bina eden

    [6] Yer ve onu yayıp doseyen

    [7] Her bir nefis ve onu duzenleyen

    [8] Ona hem kotuluk, hem de ondan sakınma yolu ilham eden hakkı icin ki:Nefsini maddi ve manevi kirlerden arındıran, felaha erer

    [9] Ona hem kotuluk, hem de ondan sakınma yolu ilham eden hakkı icin ki:Nefsini maddi ve manevi kirlerden arındıran, felaha erer

    [10] Onu gunahlarla orten ise ziyana ugrar

    [11] Azgınlıgı yuzunden Semud milletiResullerinin bildirdigi gercekleri yalan saydı

    [12] Bir ara onların en azılı olanları one atıldıgında, bu yalanlamaları iyice siddetlendi

    [13] elcileri ise kendilerine: “(Mucizevi olarak verilen) Allah'ın devesini ve onun su icme sırasını gozetin, ona dokunmayın!” dedi

    [14] Fakat onlar o Peygamberi yalancı sayıp deveyi kestiler.Allah da boylesi suc ve isyanları sebebiyle azap indirdi, onları yerle bir etti

    [15] Bunun sonucundan da asla endise etmedi

    Surah 92
    Leyl

    [1] Karanlıgı ile ortalıgı burudugu zaman gece hakkı icin

    [2] Acılıp parladıgı zaman gunduz

    [3] Erkegi de, disiyi de yaratan kudret hakkı icin ki

    [4] Sizin isleriniz cesit cesittir

    [5] Malını Allah yolunda harcayıp O'na saygı duyarak haramdan sakınan

    [6] O en guzel kelimeyi (kelime-i tevhidi) tasdik eden kimseyi

    [7] Biz de en kolay yola muvaffak ederiz

    [8] Cimri davranan, bir de kendini guclu sanıp Allah'tan mustagni goren

    [9] O en guzel kelimeyi (kelime-i tevhidi) yalan sayanı ise, en guc yola sardırırız

    [10] O en guzel kelimeyi (kelime-i tevhidi) yalan sayanı ise, en guc yola sardırırız

    [11] O, asagıya dogru yuvarlanırken malı kendisine hic fayda etmez

    [12] Dogru yolu gostermek elbette Bizim isimizdir

    [13] Ahiret gibi dunya da elbette Bize aittir

    [14] Iste Ben, sizi alev sacan bir atese karsı uyarıyorum

    [15] O ates ki dini yalan sayan ve ona sırtını donenden baskası oraya girmez

    [16] O ates ki dini yalan sayan ve ona sırtını donenden baskası oraya girmez

    [17] Ama Allah'a karsı gelmekten cok sakınan ve gonlunu arındırmak icin Allah yolunda mal harcayan ise ondan uzak tutulur

    [18] Ama Allah'a karsı gelmekten cok sakınan ve gonlunu arındırmak icin Allah yolunda mal harcayan ise ondan uzak tutulur

    [19] O, verdigini kendisine yapılan bir iyiligin karsılıgı olarak vermez. Verdiginden oturu hic kimseden mukafat da beklemez

    [20] Sadece ve sadece yuce Rabbini razı etmek ister

    [21] Kendisi de ukbada elbet hosnut olur

    Surah 93
    Duhâ

    [1] Gunesin yukselip en parlak halini aldıgı kusluk vakti hakkı icin

    [2] Sukunete erdigi dem gece hakkı icin ki

    [3] Ey Resulum! Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da

    [4] Elbette senin icin her zaman, isin sonu, basından daha hayırlıdır

    [5] Elbette Rabbin sana ileride oyle ihsan edecek, ta ki sen de O'ndan ve verdiginden razı olacaksın

    [6] Seni yetim bulup barındırmadı mı

    [7] Seni dinin hukumlerinden habersiz bulup secerek dosdogru yola koymadı mı

    [8] Seni muhtac bulup ihtiyacını gidermedi mi

    [9] Oyle ise, sakın yetimi gucsuz bulup hakkını yeme, sakın onu kucumseyip uzme

    [10] Isteyene de kaba davranma, onu azarlama

    [11] Rabbinin nimetlerini ise durmayıp soyle

    Surah 94
    İnşirâh

    [1] Biz senin gogsunu acıp genisletmedik mi

    [2] Senin belini catırdatan o agır yukunu indirmedik mi

    [3] Senin belini catırdatan o agır yukunu indirmedik mi

    [4] Hem senin sanını yuceltmedik mi

    [5] Demek ki guclukle beraber kolaylık vardır

    [6] Evet, guclukle beraber kolaylık vardır

    [7] O halde bir isi bitirince, hemen baska ise giris, onunla ugras

    [8] Hep Rabbine yonel, O'na yaklas

    Surah 95
    Tîn

    [1] Incir ve zeytin hakkı icin

    [2] Sina dagı, hakkı icin

    [3] Bu emin belde hakkı icin ki

    [4] Biz insanı en mukemmel surette yarattık

    [5] Sonra da onu en asagı derekeye dusurduk

    [6] Ancak iman edip guzel ve makbul isler yapanlar mustesnadır. Onlara ise hic eksilmeyen bir mukafat vardır

    [7] Butun bunlardan sonra ey insan, senin mahsere ve hesaba inanmana hangi engel kalabilir

    [8] Allah hakimlerin hakimi degil midir

    Surah 96
    Alak

    [1] Yaratan Rabbinin adıyla oku

    [2] Insanı (rahim cidarına) yapısan bir hucreden yaratan

    [3] Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir

    [4] Kalemle yazmayı ogretendir

    [5] Insana bilmediklerini ogretendir

    [6] Hayır! Rabbinin bunca nimetlerine ragmen kafir insan kendisini ihtiyacsız zannetti diye azar

    [7] Hayır! Rabbinin bunca nimetlerine ragmen kafir insan kendisini ihtiyacsız zannetti diye azar

    [8] Ama donus elbette Rabbinedir

    [9] Baksana su namaz kılan, o mukemmel kulu engelleyen kimseye

    [10] Baksana su namaz kılan, o mukemmel kulu engelleyen kimseye

    [11] Ne dersin, o hidayette olsa ve Allah'ı sayıp O’na karsı gelmemeyi tavsiye etse, ne iyi olurdu

    [12] Ne dersin, o hidayette olsa ve Allah'ı sayıp O’na karsı gelmemeyi tavsiye etse, ne iyi olurdu

    [13] Ne dersin, o kul, dini yalan saysa ve haktan yuz cevirse iyi mi olurdu

    [14] O bilmiyor mu ki Allah, olan biten her seyi gorur

    [15] Hayır! Hayır! Olmaz boyle sey! Eger bu tutumundan vazgecmezse, onu perceminden tutup cehenneme surukleriz. Evet, o yalancı ve suclu perceminden tutup surukleriz

    [16] Hayır! Hayır! Olmaz boyle sey! Eger bu tutumundan vazgecmezse, onu perceminden tutup cehenneme surukleriz. Evet, o yalancı ve suclu perceminden tutup surukleriz

    [17] Istedigi kadar grubunu yardıma cagırsın

    [18] Biz de Zebanileri cagırırız

    [19] Hayır! Ona boyun egme! Rabbine secde et, O'na yaklas

    Surah 97
    Kadir

    [1] Biz Kur'an’ı indirdik kadir gecesi

    [2] Bilir misin nedir kadir gecesi

    [3] Bin aydan daha hayırlıdır kadir gecesi

    [4] O gece Rab'lerinin izniyle Ruh ve melekler, her turlu is icin iner de iner

    [5] Artık o gece bir esenliktir gider...Ta tan agarana kadar

    Surah 98
    Beyyine

    [1] Gerek Ehl-i kitaptan, gerek musriklerden olan kafirler, kendilerine o acık ve kesin delil gelmedikce, inkarlarından ayrılacak degillerdi

    [2] O kesin delil de: Icinde hak, hikmet ve adaletin ifadesi olan yazılar ihtiva eden tertemiz sayfaları okuyan, ve Allah tarafından gonderilen bir Resuldur

    [3] O kesin delil de: Icinde hak, hikmet ve adaletin ifadesi olan yazılar ihtiva eden tertemiz sayfaları okuyan, ve Allah tarafından gonderilen bir Resuldur

    [4] Ehl-i kitap mensupları, o kesin delil gelinceye kadar bu konuda ihtilaf etmemislerdi. [2,213-253; 3,]

    [5] Halbuki onlara, sirkten uzak olarak yalnız Allah'a ibadet etmeleri, namazı hakkıyla ifa etmeleri, zekatı vermeleri emredilmisti. Iste saglam, dosdogru din budur

    [6] Gerek Ehl-i kitaptan, gerek musriklerden olan kafirler, hem de devamlı kalmak uzere cehennem atesindedirler. Onlar butun yaratıkların en serlisidirler

    [7] Ama iman edip, makbul ve guzel isler yapanlar ise butun yaratıkların en hayırlı olanlarıdır

    [8] Bunların Rab'leri nezdindeki odulleri icinden ırmaklar akan, hem de devamlı kalmak uzere girecekleri, Adn cennetleridir.Allah onlardan, onlar da Allah’tan razı olmuslardır. Iste bu rıza makamı da Rabbine saygı duyanlarındır

    Surah 99
    Zilzâl

    [1] Yer o muthis depremiyle sarsıldıgı zaman

    [2] Ve yer bagrındaki agırlıkları cıkardıgı zaman

    [3] Insan saskın saskın: “Ne oluyor buna!” dedigi zaman

    [4] Iste o gun yer, ustunde olan biten her seyi anlatır

    [5] Cunku Rabbin ona bunları vahyeder

    [6] Iste o gun bolukler halinde insanlar,kabirlerinden cıkıp yuce divana dururlar,ta ki yaptıklarının karsılıgını gorup alırlar

    [7] Zerre agırlıgınca hayır yapan onu bulur

    [8] Zerre agırlıgınca ser yapan da onu bulur

    Surah 100
    Âdiyât

    [1] Gazilerin nefes nefese kosan

    [2] Kosarken tırnaklarıyla kıvılcımlar sacan

    [3] Sabah erkenden baskın basan

    [4] O esnada tozu dumana katan

    [5] Derken dusman kuvvetinin ortasına dalan atların hakkı icin ki

    [6] Gercekten insan, Rabbine karsı cok nankordur

    [7] Kendisi de buna sahittir

    [8] Ondaki mal hırsı pek siddetlidir

    [9] Peki o insan, kendisinin ve malının akıbetini hala bilip anlamayacak mı?Kabirlerde olanlar diriltilip dısarı atıldıgı zaman, sinelerin icinde bulunan her sey derlenip ortaya konuldugu zaman

    [10] Peki o insan, kendisinin ve malının akıbetini hala bilip anlamayacak mı?Kabirlerde olanlar diriltilip dısarı atıldıgı zaman, sinelerin icinde bulunan her sey derlenip ortaya konuldugu zaman

    [11] Iste bilhassa o gun, Rab'leri, onların butun yaptıklarından haberdardır

    Surah 101
    Kâria

    [1] Kari'a

    [2] Nedir o kari'a

    [3] Kari'ayı, o kapıları doven ve dehsetiyle kalplere carpan o kıyamet felaketini sen nereden bileceksin ki

    [4] O gun insanlar ucusan kelebekler gibi suraya buraya fırlatılır

    [5] Daglar atılmıs yune doner

    [6] Artık kimin tartıları agır basarsa

    [7] Memnun kalacagı bir hayata girer

    [8] Kimin tartıları da hafif gelirse

    [9] Onun barınagı da Haviye olur

    [10] Onun ne oldugunu bilir misin

    [11] Haviye bir atestir: kızgın mı kızgın

    Surah 102
    Tekâsür

    [1] Dunyalıklarla boburlenmek, oyaladı sizleri

    [2] Ta boylayıncaya kadar kabirleri

    [3] Hayır (gecici dunya zevklerine baglanmak dogru degil, sakının bundan) ileride bileceksiniz

    [4] Evet, evet! Ileride bileceksiniz

    [5] Sakının bundan! Eger kesin bir tarzda (ilmelyakin) bilseydiniz boyle yapmazdınız

    [6] Siz cehennemi goreceksiniz

    [7] Evet, evet onu mutlaka gozlerinizle goreceksiniz

    [8] Sonra o gun nimetlerden hesaba cekileceksiniz

    Surah 103
    Asr

    [1] Yemin ederim zamana

    [2] Insanlar husranda

    [3] Ancak sunlar mustesna:Iman edip makbul ve guzel isler yapanlar,Bir de birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler

    Surah 104
    Hümeze

    [1] Vay haline her humeze ve lumeze'nin

    [2] Boylesi mal yıgar ve onu sayar durur

    [3] Malının kendisini ebedi yasatacagını sanır

    [4] Hayır! (Vazgecsin bu hulyadan, malı kendisini kurtaramaz) Mutlaka o Hutame'ye fırlatılır

    [5] Bilir misin Hutame nedir

    [6] Allah'ın tutusturulmus bir atesidir. Bir ates ki ta kalplere kadar isleyip yakar

    [7] Allah'ın tutusturulmus bir atesidir. Bir ates ki ta kalplere kadar isleyip yakar

    [8] Bu ates mahzeninin kapıları uzerlerine kapatılacaktır.Kendileri de uzun sutunlara baglı bırakılacaklardır

    [9] Bu ates mahzeninin kapıları uzerlerine kapatılacaktır.Kendileri de uzun sutunlara baglı bırakılacaklardır

    Surah 105
    Fîl

    [1] Rabbinin Ashab-ı fil'e ettiklerini gormedin mi

    [2] Onların hile ve duzenlerini bosa cıkarmadı mı

    [3] Uzerlerine ebabili, suru suru kusları salıverdi

    [4] Bunlar onlara piskin tugladan yapılmıs taslar atıyorlardı

    [5] Derken onları kurt yenigi ekin yapragına ceviriverdi

    Surah 106
    Kureyş

    [1] Kureys'in guven ve barıs anlasmalarından faydalanmalarını saglamak icin

    [2] Kıs ve yaz seferlerinde faydalandıkları anlasmaların kadrini bilmis olmak icin

    [3] Yalnız bu Ev'in (Ka’benin) Rabbine ibadet etsinler

    [4] Kendilerini aclıktan kurtarıp doyuran, korkudan emin kılan Rab'lerine kulluk etsinler

    Surah 107
    Mâûn

    [1] Baksana su dini, mahser ve hesabı yalan sayana

    [2] O, yetimi siddetle itip kakar

    [3] Muhtacı doyurmayı hic tesvik etmez

    [4] Vay haline soyle namaz kılanların

    [5] Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın degerini bilmez, namaza gereken ihtimamı gostermezler). Ibadetlerini gosteris icin yapar, zekat ve diger yardımlarını esirger, vermezler

    [6] Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın degerini bilmez, namaza gereken ihtimamı gostermezler). Ibadetlerini gosteris icin yapar, zekat ve diger yardımlarını esirger, vermezler

    [7] Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın degerini bilmez, namaza gereken ihtimamı gostermezler). Ibadetlerini gosteris icin yapar, zekat ve diger yardımlarını esirger, vermezler

    Surah 108
    Kevser

    [1] Biz gercekten sana verdik kevser

    [2] Sen de Rabbin icin namaz kıl ve kurban kesiver

    [3] Dogrusu, seni kotuleyendir ebter

    Surah 109
    Kâfirûn

    [1] De ki: Ey kafirler

    [2] Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem

    [3] Siz de benim ibadet ettigime ibadet etmiyorsunuz

    [4] Ben sizin ibadet ettiklerinize asla ibadet edecek degilim

    [5] Siz de benim ibadet ettigime ibadet etmezsiniz

    [6] O halde sizin dininiz size, benim dinim bana

    Surah 110
    Nasr

    [1] Allah'ın yardım ve zaferi geldigi zaman

    [2] Ve insanların kafile kafile Allah'ın dinine girdiklerini gordugun zaman

    [3] Rabbine hamd ile tesbih et ve O'ndan af dile.Cunku O tevvabdır, tovbeleri cok kabul eder

    Surah 111
    Tebbet

    [1] Kurusun Ebu Leheb'in elleri. Zaten de kurudu

    [2] Ona ne malı, ne de yaptıgı isler fayda verdi

    [3] O, alev alev yukselen atese girecek

    [4] Esi de boynunda bukulmus urgan olarak,o atese odun tasıyacak

    [5] Esi de boynunda bukulmus urgan olarak,o atese odun tasıyacak

    Surah 112
    İhlâs

    [1] De ki: O, Allah'tır, gercek Ilahtır ve Birdir

    [2] Allah Samed'dir.Samed: “Tam, eksigi olmayan, her sey Kendisine muhtac oldugu halde, Kendisi hicbir seye muhtac olmayan” demektir

    [3] Ne dogurdu, ne de doguruldu.

    [4] Ne de herhangi bir sey O'na denk oldu

    Surah 113
    Felak

    [1] De ki: Sabahın Rabbine sıgınırım

    [2] Yarattıgı seylerin serrinden

    [3] Karanlıgı coktugu zaman gecenin serrinden

    [4] Dugumlere ufleyip buyu yapan buyucu kadınların serrinden

    [5] Ve hased ettigi zaman hasetcinin serrinden

    Surah 114
    Nâs

    [1] De ki: Insanların Rabbine

    [2] Insanların yegane Hukumdarına

    [3] Insanların Ilahına sıgınırım

    [4] O sinsi seytanın serrinden

    [5] O ki insanların kalplerine vesvese verir

    [6] O seytan, cinlerden de olur, insanlardan da olur