[1] Elif, Lam, Mim
[2] Iste Kitap! Suphe yoktur onda. Rehberdir muttakilere
[3] O muttakiler ki gorunmeyen aleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle ifa ederler. Kendilerine ihsan ettigimiz nimetlerden hayır yolunda harcarlar
[4] Hem sana indirilen kitabı, hem de senden once indirilen kitapları tasdik ederler. Ahirete de kesin olarak onlar inanırlar
[5] Iste bunlardır Rableri tarafından dogru yola ulastırılanlar. Ve iste bunlardır felah bulanlar
[6] Inkara saplananları ise ister uyar ister uyarma onlar icin birdir, imana gelmezler
[7] Allah onların kalplerini ve kulaklarını muhurlemistir. Gozlerine de bir perde inmistir. Bunların hakkı buyuk bir azaptır
[8] Oyle insanlar da vardır ki “Allah'a ve ahiret gunune inandık.” derler; Oysa iman etmemislerdir
[9] Akılları sıra Allah'ı ve iman edenleri aldatmayı kurarlar. Kendilerinden baskasını aldatamazlar da farkında degiller
[10] Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını daha da ilerletti. Bu yalancılık (ve samimiyetsizlikleri) sebebiyle bunlara gayet acı bir ceza vardır
[11] Ne zaman onlara: “Yeryuzune fesat sacmayın!” denilse “Biz sadece barıscıyız, ortalıgı duzeltmekten baska isimiz yok!” derler
[12] Gozunuzu acın, bunlar bozguncuların ta kendileridir, lakin suurları yok, farkında degiller
[13] Ne zaman onlara: “Su guzel insanların iman ettigi gibi siz de iman edin.” denilse “Yani o beyinsizlerin inandıkları gibi mi inanalım?” derler. Asıl beyinsizler kendileridir de farkında degiller
[14] Bunlar iman edenlerle karsılastıkları vakit “Biz de muminiz” derler. Fakat seytanlarıyla basbasa kaldıklarında da: “Emin olun, biz sizinle beraberiz, biz onlarla alay ediyoruz.” derler
[15] Allah da kendileriyle alay eder ve azgınlıklarında onlara muhlet verir; boylece onlar bir muddet basıbos dolasırlar
[16] Iste onlar hidayeti verip, dalalet satın aldılar. Ama bu, karlı bir ticaret olmadı. Cunku kar yolunu tutmadılar
[17] Bunların durumu, aydınlanmak icin ates yakan bir kimsenin durumuna benzer. Ates cevresini aydınlatır aydınlatmaz. Allah onların gozlerinin nurunu giderir ve karanlıklar icinde bırakır, onlar da goremez olurlar
[18] Sagır, dilsiz ve kordurler onlar. Onun icin hakka donmezler
[19] Yahut onların durumu gokten saganak halinde bosanan ve icinde yogun karanlıklar, gok gurlemeleri ve simsekler bulunan yagmura tutulmus kimselerin durumuna benzer. Yıldırımların verdigi dehsetle, olum korkusundan, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Fakat Allah kafirleri cepecevre kusatır
[20] Simsek nerdeyse gozlerini koreltecek. Onlerini aydınlattı mı ısıgında yururler, (simsek sonup) karanlık cokunce de dikilir kalırlar. Allah dileseydi kulaklarını sagır, gozlerini kor ederdi. Allah gercekten her seye kadirdir
[21] Ey insanlar! Hem sizi, hem de sizden onceki insanları yaratan Rabbinize ibadet ediniz. Boyle yapmakla her turlu zarardan korunmayı umid edebilirsiniz
[22] O Rabbinize ki yeryuzunu size bir dosek, gogu de bir kubbe yaptı. Gokten yagmur indirip, onunla size rızık olarak cesitli mahsuller cıkardı. Oyleyse siz gercegi bilip dururken sakın Rabbinize es kosmayın
[23] Eger kulumuza indirdigimiz Kur'an’ın Allah’ın sozu oldugu hakkında supheniz varsa, haydi onun surelerinden birine benzer bir sure meydana getirin ve Allah’tan baska guvendiklerinizin hepsini cagırın, iddianızda tutarlı iseniz.
[24] Bunu yapamazsanız -ki hicbir zaman yapamayacaksınız- cırası insanlarla taslar olan ve kafirler icin hazırlanmıs o atesten sakının
[25] Iman edip makbul ve guzel isler yapanları mujdele: Onlara icinden ırmaklar akan cennetler vardır. Oyle cennetler ki, ne zaman meyvelerinden kendilerine bir sey ikram edilirse: “Bu, daha once de dunyada yedigimiz sey!” diyecekler. Oysa bu, onların aynısı olmayıp, benzeri olarak kendilerine sunulacaktır. Orada onların tertemiz esleri de olacak ve onlar orada devamlı kalacaklardır
[26] Allah gercegi acıklamak icin bir sivrisinegi, hatta onun otesinde olan bir seyi misal getirmekten cekinmez. Iman edenler onun Rab'lerinden gelen gercek oldugunu bilirler. Kafirler ise “Allah boyle misal vermekle ne kasdediyor?” derler. Allah bu misal ile bircoklarını sasırtır, yine onunla bircoklarını yola getirir; ancak bununla fasıklardan baskasını sasırtmaz. [22,73; 2]
[27] Bu fasıklar o kimselerdir ki, Allah'a kesin soz verdikten sonra sozlerinden donerler. Allah’ın, kurulmasını istedigi bagları koparır ve yeryuzunde fitne ve fesat cıkarırlar. Iste bunlar ziyana ugrayanların ta kendileridir
[28] Ey kafirler! Allah'ı nasıl inkar edebilirsiniz ki, siz olu iken size hayatı veren O’dur. Sunu bilin ki, tayin ettigi vade gelince sizi oldurecek, yine diriltecek ve sonunda O’nun huzuruna goturuleceksiniz. [52,35; 76,1; 40,11; 45,26] {KM, Hezekiel 37,1-14; Isaya 26,19; Daniel 12,2-3; Yuhanna 5,21; Romalılara}
[29] O'dur ki yeryuzunde bulunan her seyi sizin icin yarattı. Sonra iradesi yukarıya yonelip orayı da yedi gok halinde saglamca nizama koydu. O her seyi hakkıyla bilir. [41,9-12] {KM, Tesniye 10,14; I Krallar}
[30] Rabbin meleklere: “Ben yeryuzunde bir halife yaratacagım” dedigi vakit onlar: “A! Oradaki nizamı bozacak ve yeryuzunu kana bulayacak bir mahluk mu yaratacaksın? Oysa biz sana devamlı hamd, ibadet yapıp, Sen'i tenzih etmekteyiz!” dediler. Allah: “Ben, sizin bilmediginiz pek cok sey bilirim” buyurdu. {KM, Tekvin}
[31] Ve Adem'e butun isimleri ogretti. Muteakiben once onları meleklere gostererek: “Iddianızda tutarlı iseniz haydi Bana sunları isimleriyle bir bildirin bakalım!” dedi. {KM, Tekvin}
[32] “Subhansın ya Rab! Senin bize bildirdiginden baska ne bilebiliriz ki? Her seyi hakkıyla bilen, her seyi hikmetle yapan Sensin.” dediler
[33] Allah: “Adem! Esyanın isimlerini onlara sen bildir.” dedi. O da isimleriyle onları bildirince Allah buyurdu: “Ben size demedim mi ki, goklerin ve yerin sırlarını Ben bilirim!” Ve Ben sizin gizli acık yapmakta oldugunuz her seyi de bilirim!”
[34] O vakit meleklere: “Adem‘e secde edin!” dedik. Iblis dısındaki butun melekler secde ettiler. Iblis bunu yapmadı, kibrine yediremedi ve kafirlerden oldu
[35] Ve dedik ki: “Adem! Esinle birlikte cennete yerlesin, oradaki nimetlerden istediginiz sekilde bol bol yiyin, sadece su agaca yaklasmayın. Boyle yaparsanız zalimlerden olursunuz.” [7,19-20; 20,120] {KM, Tekvin}
[36] Derken Seytan onların ayaklarını kaydırarak icinde bulundukları nimet yurdundan cıkardı. Biz de: “Haydi, dedik, birbirinize dusman olarak yeryuzune inin! Siz orada belirli bir sure ikamet edip yararlanacaksınız.”
[37] Buyuk pismanlık duyan Adem, Rabbinden birtakım kelimeler ogrenip onlara gore hareket etti. Rabbine yalvardı. Allah da tovbesini kabul etti. Zaten O tovbeyi kabul eder, merhameti boldur
[38] Dedik ki: “Inin oradan hepiniz! Artık ne zaman Ben'den size dogru yolu gosteren rehber gelir de kim ona uyarsa, onlara hic bir korku olmayacak, hic uzulmeyecekler de. Inkar edip ayetlerimizi yalan sayanlar ise cehennemliktirler, hem de orada ebedi kalacaklardır.”
[39] Dedik ki: “Inin oradan hepiniz! Artık ne zaman Ben'den size dogru yolu gosteren rehber gelir de kim ona uyarsa, onlara hic bir korku olmayacak, hic uzulmeyecekler de. Inkar edip ayetlerimizi yalan sayanlar ise cehennemliktirler, hem de orada ebedi kalacaklardır.”
[40] Ey Israil'in evlatları! Hatırlayın ve dusunun size ihsan ettigim nimetimi! Bana verdiginiz sozu yerine getirin ki Ben de size karsı ahdimi yerine getireyim ve yalnız Ben’den korkun! [44,30-34; 5,20] {KM, Tekvin}
[41] Sizin yanınızda bulunan Tevrat'ı tasdik etmek uzere indirdigim Kur’an’a iman edin, onu inkar edenlerin basını siz cekmeyin. Ayetlerimi az bir fiyatla, yani dunya menfaati karsılıgında satmayın. Asıl Bana karsı gelmekten sakının. [2,89.91.97.101; 3,81; 4,47;]
[42] Batılı hakka karıstırmayın, bile bile gercegi gizlemeyin
[43] Hem namazı tam kılın, zekatı verin, ruku edenlerle beraber siz de namaz kılın
[44] Halka iyiligi emredip kendinizi unutuyor musunuz yoksa? Halbuki siz Tevratı okuyup duruyorsunuz. Artık aklınızı basınıza almayacak mısınız
[45] Sabır gostererek, namazı vesile ederek Allah'tan yardım dileyin! Gerci bu cok zor bir istir, fakat ici saygı ile urperenlere degil
[46] Ici saygı dolu olan bu muminler, Rab'lerine kavusacaklarını ve O’na doneceklerini iyi bilirler
[47] Ey Israil'in evlatları! Size ihsan ettigim nimetimi ve vaktiyle sizin atalarınızı diger insanlara ustun kıldıgımı hatırlayın
[48] Oyle bir gunden sakının ki, o gun hic kimse baskasının yerine birsey odeyemez, kimseden sefaat kabul edilmez, hic kimseden fidye alınmaz, hem onlara yardım da edilmez
[49] Hem sizi en feci iskencelere ugrattıkları zaman Firavun'un adamlarından kurtardıgımızı da hatırlayın! Onlar sizin dunyaya gelen erkek cocuklarınızı kesiyor, kız cocuklarınızı ise kotuluk icin hayatta bırakıyorlardı. Iste bunda size Rabbiniz tarafından cetin bir imtihan vardı. {KM, Cıkıs}
[50] Yine hatırlayın ki, sizin gecmeniz icin denizi yarmıs, sizi kurtarıp, siz bakıp dururken gozlerinizin onunde Firavun hanedanını bogmustuk. {KM, Cıkıs 14,16; 21-30; Mezmurlar}
[51] Ve bir vakit Musa'ya kırk gecelik bir sure ayırmıstık. Ama siz Musa’nın ayrılmasından az sonra, buzagıyı ilah edinip zalim olmustunuz. [7,142; 2,54.92; 4,153; 7,148; 20,85-97] {KM, Cıkıs 14,18; Tesniye}
[52] Bundan sonra sukredesiniz diye Biz sizi affettik
[53] Musa'ya Kitap ve Furkan’ı verdik, ta ki dogru yolda yuruyebilesiniz. [28, 5]
[54] Musa kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler buzagıya tutulmakla kendinize cok yazık ettiniz! Derhal Yaradanınıza tevbe edin! Allah yolunda kendinizi oldurun! Boyle yapmanız sizi Yaratan nezdinde daha hayırlıdır.” Boylece Allah da sizin tovbelerinizi kabul etsin. Cunku o tovbeleri cok kabul eder, merhamet ve ihsanı boldur. (4,66) {KM, Cıkıs}
[55] Bir zaman da: “Ey Musa! Biz Allah'ı acıkca gormedikce sana inanmayız!” dediniz. Bunun uzerine derhal sizi yıldırım carptı, siz de bakakaldınız
[56] Siz bir muddet olu vaziyette kaldıktan sonra, sukredesiniz diye sizi dirilttik
[57] Uzerinize bulutları golge yaptık. Size kısmet ettigimiz helal hos rızıklardan yiyesiniz diye kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Fakat nankorluk etmekle onlar Biz'e degil, kendilerine yazık ediyorlardı. [7,160; 20,80] {KM, Cıkıs}
[58] Bir zaman da soyle dedik: “Su sehre girin ve orada istediginiz yerden bol bol yiyin! Sehrin kapısından secde ederek, saygılı bir tavırla girin ve “Affet bizi ya Rebbena (hıtta)” deyin ki suclarınızı affedelim; iyilik yapanların mukafatlarını daha da artıracagız
[59] Ne var ki o zalimler sozu degistirip baska sekle koydular. Biz de o zalimlere, itaat dısına cıktıkları icin, gokten acı bir azap indirdik
[60] Bir zaman da Musa, kavmi icin su arayıp Allah'a yalvarmıstı. Biz de: “Asanı tasa vur!” demistik. Bunun uzerine o tastan on iki pınar fıskırmıs, her boluk kendine mahsus pınarı bilmisti. “Allah’ın rızkından yiyin icin, fakat sakın yeryuzunde fesat cıkararak taskınlık yapmayın!” demistik. [7,160; 20,20; 26,45] {KM, Cıkıs}
[61] Bir vakit soyle dediniz: “Musa! Biz bir cesit yemege imkanı yok katlanamayız. O halde bizim icin Rabbine yalvar da yerin bitirdigi sebzesinden, kabagından, sarımsagından, mercimeginden, soganından cıkarsın.” Musa da: “Ne o! dedi. Siz, daha ustun olanı vererek daha dusuk olanı mı almak istiyorsunuz? Pekala, sehre inin, iste istediklerinizi orada bulursunuz.” Uzerlerine asagılık ve yoksulluk damgası basıldı ve neticede Allah'tan bir gazaba ugradılar. Evet oyle oldu! Cunku onlar Allah’ın ayetlerini inkar ediyor ve haksız yere peygamberleri olduruyorlardı. Oyle oldu; cunku onlar isyan ediyor ve haddi asıyorlardı
[62] Iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar, Sabiiler... Her kim Allah'a ve ahiret gunune (gercekten) iman eder ve amel-i salih islerse, elbette onların Rab’leri yanında mukafatları vardır. Onlar icin herhangi bir korku olmadıgı gibi kendilerini uzecek bir sey
[63] Ey Israil'in evlatları! Bir vakit de Tevratı uygulayacagınıza dair sizden soz almıs, sonra bu ahdi bozdugunuz icin Dagı uzerinize kaldırarak demistik ki: «Size verdigimiz Kitaba kuvvetle sarılın ve muhtevasını iyi inceleyip ders alın ki kotu akıbetten kor
[64] Bundan sonra yine yuz cevirdiniz. Eger uzerinizde Allah'ın lutuf ve merhameti olmasaydı elbette husrana ugrayanlardan olurdunuz
[65] Icinizden cumartesi gunu haddi asanları elbette bilirsiniz. Biz boyle yapanlara «Asagılık maymun olun!» dedik
[66] Bunu, hem bu hadiseye sahit olanlara, hem de sonradan gelecek olan nesillere bir ibret ve korunacaklara da bir ogut kıldık
[67] Bir vakit de Musa kavmine: «Allah, bir sıgır kesmenizi emrediyor» demis, onlar da: «Ay! Sen bizimle alay mı ediyorsun» diye cevap vermislerdi. Musa da «Oyle cahillere katılmaktan Allah'a sıgınırım» demisti
[68] Bunun uzerine Musa'ya: «Peki oyleyse Rabbine yalvar da onun ne oldugunu bize acıklasın» dediler. Musa: «Rabbim soyle buyuruyor: O sıgır ne pek geckin, ne de korpe olmayıp orta yasta dinc bir inek olacaktır» Haydi size emredilen isi yapın bakalım» dedi
[69] Bu sefer dediler ki: «Rabbine yalvar da onun rengini bize bildirsin» O da: Allah diyor ki: «O, bakanların icini acan parlak sarı bir inek olacaktır» dedi
[70] Onlar yine dediler ki: Bizim adımıza Rabbine yalvar da onun nasıl olacagını bize iyice bildirsin. Zira istenen sıgır, bize digerlerine benzer geldiginden tereddutte kaldık. Ama insaallah asıl istenen sıgırı buluruz
[71] Musa: «Rabbim soyle diyor: O inek, ne topragı surmek icin cifte kosulmus, ne de ekin sulamada calıstırılmıs olmayan, salma ve her kusurdan uzak, hic alacası bulunmayan bir inek olacaktır.» Onlar: «Iste simdi gercegi tam anlayacagımız tarzda bildirdin» diy
[72] Hani siz bir adam oldurmustunuz de pesinden katilin kim oldugu hakkında birbirinizle kavgaya tutusup sucu uzerinizden atmıstınız. Halbuki Allah sizin gizlediginizi meydana cıkaracaktı
[73] Bunun uzerine dedik ki: «Kestiginiz sıgırın bir parcasıyla o maktulun cesedine vurun» (Vurulunca da o diriliverdi.) Iste Allah bunu nasıl dirilttiyse oluleri de oyle diriltir. Aklınızı iyice kullanasınız diye ayetlerini size gosterir
[74] Sonra bunun arkasından kalpleriniz katılastı, artık onlar tas gibi, hatta ondan da katı! Cunku oyle tas var ki icinden ırmaklar fıskırır. Oylesi var ki catlar da bagrından su kaynar. Ve oylesi var ki Allah'a olan tazimi sebebiyle yukarıdan dusup parcalanı
[75] Nasıl olur onların size guvenmelerini beklersiniz ki onlardan bir zumre vardı ki Allah'ın kelamını isitip akılları aldıktan sonra, bile bile onu tahrif eder, degistirirlerdi
[76] Onlar iman edenlerle karsılastıklarında «Biz de iman ettik» derler. Kendi aralarında kaldıklarında ise: «Ne yapıyorsunuz? derler, Rabbinizin huzurunda aleyhinize huccet edinsinler diye mi tutup Allah'ın size actıgı gercegi onlara soyluyorsunuz? Hic aklınızı kullanmıyor musunuz?»
[77] Bilmiyorlar mı ki Allah onların gizlediklerini de bilir, acıkladıklarını da
[78] Onların bir kısmı da ummidir. Kitap nedir bilmezler. Butun bildikleri, kendilerine anlatılan birtakım kuruntu ve uydurmalardır. Onlar sadece bir zan icindedirler
[79] Elleriyle kitap yazıp, biraz para almak icin: “Bu Allah tarafındandır.” diyenlerin vay haline! Vay o ellerinin yazdıklarından oturu onlara! Vay o kazandıkları vebal yuzunden onlara
[80] Bir de derler ki: “Cehennem atesi, sayılı birkac gun dısında bize asla dokunmayacak.” De ki: “Buna dair Allah'tan garanti mi aldınız? Aldıysanız ne ala, Allah vadinden asla caymaz.” Yoksa kesin bilmediginiz seyi mi Allah adına soyluyorsunuz
[81] Hayır, durum hic de oyle degil! Gunah isleyip de gunahın kendisini her taraftan kusattıgı kapladıgı kimseler var ya, iste onlar cehennemliktir. Hem de orada ebedi kalacaklardır
[82] Iman edip makbul ve guzel isler yapanlar ise, Iste onlar da cennetliktir. Hem de orada ebedi kalacaklardır
[83] Bir vakit Israilogullarından soz alıp: “Allah'tan baskasına ibadet etmeyin! Anneye babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara guzel muamele edin, Insanlara tatlı soz soyleyin, namazı hakkıyla eda edin, zekatı verin!” demistik. Sonra pek azınız haric, sozunuzden dondunuz. Hala da yuz cevirmektesiniz
[84] Hani sizden, “Birbirinizin kanını dokmeyin, birbirinizi ulkenizden cıkarmayın!” diye soz almıstık, siz de bunu kabul etmistiniz. Buna siz de sahitlik edersiniz
[85] Ama iste siz birbirinizi olduruyor, bir kısmınızı yurdunuzdan cıkarıyor, onlara karsı gunahta ve zulumde birbirinizi destekliyorsunuz. Bununla beraber, onlar esir olarak gelirlerse fidyelerini verip onları kurtarıyorsunuz. Halbuki aslında onların cıkarılması size haram kılınmıstı. Ne o, Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını red mi ediyorsunuz? Icinizden boyle yapanların elde edecegi netice, dunya hayatında rusvaylıktan baska bir sey degildir. Kıyamet gunu ise en siddetli azaba itilirler. Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir
[86] Iste onlar ahiretlerini verip, karsılıgında dunya hayatını satın almıslardır. Onun icin, bunların cezası asla hafifletilmez, kendilerine yardım da edilmez
[87] Biz Musa'ya kitap verdik. Ondan sonra pes pese peygamberler gonderdik. Meryem’in oglu Isa’ya da mucizeler, acık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudus (Cebrail) ile destekledik. Demek size her ne zaman bir peygamber gelip de nefislerinizin hoslanmadıgı bir sey getirirse kafa tutacak, onların kimine yalancı deyip kimini oldureceksiniz ha!
[88] “Kalplerimiz perdelidir.” dediler. Oyle degil! Kafirlikleri sebebiyle Allah onlara lanet etti. Onun icin pek az iman ederler. [41,5; 4,155] {KM, Tekvin 17,7; Levililer 12,4; Tesniye, 30,6; Yeremya}
[89] Onlara, Allah tarafından, ellerindeki Tevrat'ı tasdik eden bir kitap gonderildigi zaman. Daha once kafirlere karsı zafer kazanmak icin “ahir zaman Peygamberi hakkı icin” diye dua ettikleri halde. Evet o tanıyıp bekledikleri Peygamber kendilerine gelince, onu inkar ettiler. Bu sebeple sebeple, Allah’ın laneti de kafirlerin boynuna olsun
[90] Bunların, kendilerini ugruna sattıkları sey ne kadar da fena! Allah'ın kullarından diledigi birine kendi lutfundan vahiy indirmesini kıskanarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkar ettiler de gazap ustune gazaba ugradılar! Kafirler icin zelil ve perisan eden bir azap da vardır
[91] Onlara: “Allah'ın indirdigi bu Kur’an’a da iman edin!” denildigi vakit: “Biz sadece bize indirilene inanırız!” derler. Kur’an, ellerindeki Tevrat’ı tasdik eden hak kitap olmasına ragmen, kendi kitaplarından baskasını inkar ederler. Onlara de ki: “Size gonderilen Tevrat’a inanma iddianızda samimi iseniz, peki ne diye daha once, Allahın nebilerini olduruyordunuz
[92] Musa size en acık delil ve mucizelerle geldi de, sonra kalkıp, onun yoklugunda buzagıyı tanrı edindiniz. Siz oyle zalimlersiniz iste!”
[93] “Size verdigimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin” diye Tur'u (Dagı) tepenize kaldırıp sizden (atalarınızdan) kesin soz aldık. Onlar: “Dinledik ve fakat isyan ettik.” dediler. Cunku kafirlikleri sebebiyle buzagıya tapma sevgisi iliklerine islemisti. De ki: “Eger mumin iseniz, imanınız size ne kotu sey emrediyor!”
[94] De ki: Eger Allah katında ahiret yurdu (cennet) butun insanlar icinde yalnız size ait ise ve bu iddianızda samimi iseniz haydi olumu istesenize
[95] Fakat elleriyle yaptıkları isler ortada iken, olumu asla istemezler. Allah o zalimleri pek iyi bilir
[96] Insanlar icinde dunya hayatına en hırslı olanların onlar oldugunu gorursun. Hatta bu hırsta musriklerden bile daha ileridirler. Onlardan her biri bin yıl yasamak ister. Fakat uzun omur onu cezadan uzaklastıracak degildir. Allah, onların butun yaptıklarını gorur
[97] De ki: “Kim Cebrail'e dusman ise iyi bilsin ki, bu Kur’an’ı daha onceki kitapları tasdik etmek, inananlar icin bir rehber ve mujde olmak uzere, Allah’ın izniyle senin kalbine o indirmistir. [4,150-151; 19,64; 66,4] {KM, Daniel 8,16-26; 9,21-27; Luka}
[98] Kim Allah'a, meleklerine, resullerine, Cebraile, Mikail’e dusman ise, iyi bilsin ki, Allah da kafirlerin dusmanıdır
[99] Biz sana apacık ayetler indirdik. Onları yoldan cıkan sapıklardan baskası inkar etmez
[100] O fasıklar hem bunları reddedecek, hem de ne zaman bir anlasma yapsalar, iclerinden bir guruh onu bozup atıverecek oyle mi? (Hatta sadece az bir guruh da degil), onların ekserisi ahit tanımaz imansızlardır
[101] Onlara, Allah katından, ellerinde ki Tevrat'ı tasdik eden bir Peygamber gelince, O Ehl-i kitaptan bir kısmı, guya gercegi hic bilmiyorlarmıs gibi, Allah’ın kitabını arkalarına atarak ondan yuz cevirdiler de
[102] Tuttular, Suleyman'ın hukumranlıgı hakkında seytanların uydurdukları sozlere tabi oldular. Halbuki Suleyman kufre gitmemisti. Fakat asıl o seytanlar kufre gittiler. Halka sihiri ve Babil’de Harut ve Marut adlı iki melege indirilen seyleri ogretiyorlardı. Oysa o ikisi: “Biz sırf imtihan icin gonderildik, sakın kafir olma!” demedikce hic kimseye sihir ogretmezlerdi. Iste bunlardan koca ile karısının arasını acacak seyler ogreniyorlardı. Fakat Allah’ın izni olmadıkca onlar bununla hic kimseye zarar veremezlerdi. Onlar kendilerine zarar getirip fayda vermeyen seyler ogreniyorlardı. Buyuye musteri olan kimsenin ahiretten nasibi olmadıgını pek iyi biliyorlardı. Karsılıgında kendi varlıklarını sattıkları sey ne kotu! Keske bunu anlasalardı
[103] Sayet onlar iman edip (sihir gibi) haramlardan sakınmıs olsalardı, Allah katından kendilerine verilecek mukafatlar elbette haklarında daha hayırlı olurdu. Keske bunu bilselerdi
[104] Ey iman edenler! (Siz, onların boylesi kotu etkilerine karsı uyanık olun, mesela) “Raina” demeyin, “Unzurna” deyin ve dinleyip itaat edin. Kafirler icin acı veren bir azap vardır
[105] Gerek Ehl-i kitaptan gerek musriklerden olsun, kafirler, Rabbinizden size herhangi bir hayır indirilmesini arzu etmezler. Fakat Allah rahmetini diledigine secip ihsan eder. Allah buyuk lutuf sahibidir
[106] Biz, daha hayırlısını veya benzerini getirmedikce, herhangi bir ayetin hukmunu neshetmez veya ertelemeyiz. Allah'ın her seye kadir oldugunu bilmez misin
[107] Bilmez misin ki goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah'ındır. Sizin O’ndan baska ne bir haminiz, ne de bir yardımcınız yoktur
[108] Yoksa siz daha once Musa'dan istendigi gibi Resulunuzden de olur olmaz seyler istemek, onu sorguya cekmek mi istiyorsunuz? Kim imana bedel inkarı alırsa, artık dogru yoldan sapmıs olur
[109] Sırf nefislerinden ileri gelen bir kıskanclık sebebiyle, Ehl-i kitaptan bircok kimse, gercek kendilerine ayan beyan belli olduktan sonra, sizi imanınızdan uzaklastırıp kafir haline cevirmek isterler. Yine de Allah bu husustaki emrini bildirinceye kadar affedin ve hosgorun. Suphesiz Allah her seye kadirdir
[110] Namazı hakkıyla eda edin, zekatı verin. Dunyada hayır olarak ne yapıp gonderirseniz, mutlaka onun mukafatını ahirette Allah katında bulursunuz. Zira Allah islediginiz her seyi gormektedir
[111] Bir de: “Yahudi veya Hıristiyan olanlardan baskası cennete asla giremez!” dediler. Bu onların kendi kuruntuları... Sen de ki: “Iddianızda tutarlı iseniz haydi delilinizi ortaya koyun!”
[112] Hayır, is oyle degil! Kim halis olarak kendisini Allah'a teslim edip guzel davranıslarda bulunursa Rabbinin nezdinde onun mukafatı olacaktır. Onlar ne korkacak ve ne de uzuntu duyacaklardır
[113] Yahudiler: “Hıristiyanlar hakiki bir din uzere degil.” Hıristiyanlar ise: “Yahudiler hakiki bir din uzere degil.” dediler. Halbuki her iki topluluk da kitabı (Tevrat ve Incil'i) okumaktalar. Dini bilmeyenler de onlarınkine benzer sozler soylediler. Allah, kıyamet gunu anlasamadıkları hususlarda hukmunu verecektir
[114] Allah'ın mescitlerinde Allah’ın adının anılmasını engelleyip oraların ıssız ve harap hale gelmesine calısanlardan daha zalim kim olabilir? Bunlar oralara ancak korka korka girebilirler. Onlar icin dunyada zillet, ahirette ise muthis bir azap vardır
[115] Dogu da Batı da Allah'ındır. Hangi tarafa donerseniz, orada Allah’a itaat ve ibadet ciheti vardır. Muhakkak ki Allah’ın lutfu ve rahmeti genistir, ilmi her seyi kusatır
[116] Bir de: “Allah evlat edindi.” dediler. Hasa! O boyle seylerden munezzehtir. Bilakis goklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nun mahlukudur. Hepsi O’nun emrine boyun egmektedir. [19,88; 112,1-4; 13,15] {KM, Tekvin 6,2.4; Eyup 1,6; Mezmurlar 2,7. Luka 3,38; Matta 26,63; 5, 44-45; Luka}
[117] O, gokleri ve yeri yoktan var edendir. Bir seyi yaratmak isteyince sadece “ol!” der, oluverir
[118] Gercegi bilmeyenler dediler ki: “Allah bizimle konusmalı veya bize mucize gosterilmeli degil miydi?” Onlardan oncekiler de buna benzer sozler soylemislerdi. Kalpleri nasıl da birbirine benziyor! Gercekleri iyice bilmek isteyenler icin delilleri apacık gosterdik
[119] Biz seni sırf Kur'an’la mujdelemen ve uyarman icin gercegin ta kendisi olarak gonderdik. Yoksa sen cehennemliklerden oturu sorguya cekilecek degilsin
[120] Ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar, sen onların dinlerine tabi olmadıkca asla senden razı olmazlar. Sen de ki: “Allah'ın hidayet yolu olan Islam, dogru yolun ta kendisidir. Sana gelen bunca ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyacak olursan, Allah’a karsı hicbir koruyucu ve yardımcı bulamazsın
[121] Kendilerine verdigimiz kitabı, layık oldugu sekilde okuyup izleyenler var ya, iste onu tasdik edenler onlardır. Kim onu inkar ederse, iste onlar husrana ugrayacakların ta kendileridir. [5]
[122] Ey Israil'in evlatları! Size ihsan ettigim nimetimi. Ve sizi vaktiyle diger insanlara ustun kıldıgımı hatırlayın
[123] Oyle bir gunden sakının ki, O gun hicbir kimse bir baskasının yerine odeme yapamaz, Hicbir kimseden fidye kabul edilmez Ve kendisine sefaat fayda etmez. Onlara yardım da edilmez
[124] Sunu da hatırda tutun ki: Bir vakit Rabbi Ibrahim'i birtakım emirlerle sınamıstı. O da onları hakkıyla yerine getirdiginden Rabbi kendisine: “Seni insanlara onder (Imam) yapacagım.” dedi. Ibrahim: “Ya Rabbi, neslimden de onderler cıkar!” deyince, Allah: “Zalimler ahdime (nubuvvete) nail olamazlar.” buyurdu. [6,161; 16,120-123; 3,67-68; 37,113; 14,40; 22,78] {KM, Tekvin 12,1; 17,11; 22,1-10; Matta 3,9; Luka}
[125] Biz Beytullah'ı insanlara sevap kazanmaları icin toplantı ve guven yeri kıldık. Siz de Makam-ı Ibrahim’i namazgah edininiz! Ibrahim ile Ismail’e de: “Tavaf edenler, itikafa girenler, ruku ve secde edenler icin bu Evimi tertemiz bulundurun!” diye emretmistik. [14,35-41; 9,109; 22,26-29; 2,187, 3,97] {KM, Tekvin}
[126] Ve o vakit Ibrahim: “Ya Rabbi, burayı guvenli bir sehir yap. Buranın halkından Allah'a ve ahiret gunune iman edenleri cesit cesit mahsullerle rızıklandır!” dedi. Bunun uzerine buyurdu ki: “Onlardan inkar edeni dahi rızıklandırıp az bir zaman hayattan nasip aldırır, sonra da onları cehennem azabına surerim. Orası varılacak yer olarak ne fena bir yerdir!” [14,3]
[127] Ibrahim ile Ismail beytullah'ın temellerini yukseltirken soyle dua ediyorlardı. “Ey bizim Kerim Rabbimiz! Yaptıgımız bu isi kabul buyur bizden! Hakkıyla isiten ve bilen ancak Sen’sin.”
[128] Ey bizim Kerim Rabbimiz! Bizi, yalnız Sana boyun egen musluman kıl. Soyumuzdan da yalnız Sana teslimiyet gosteren bir Musluman ummet yetistir. Ve bizlere ibadetimizin yollarını goster, tovbelerimizi kabul buyur. Muhakkak ki tovbeleri en guzel sekilde kabul eden, cok merhametli olan ancak Sensin!”
[129] “Ey bizim Hakim Rabbimiz! Onların icinden oyle bir resul gonder ki; Kendilerine Senin ayetlerini okusun, onlara kitabı ve hikmeti ogretsin Ve onları tertemiz kılsın. Muhakkak ki aziz Sen'sin, hakim Sen’sin! (Ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibisin!)”
[130] Kendini bilmeyen ahmaktan baska kim Ibrahim'in dininden yuz cevirir ki? Biz onu dunyada nubuvvetle muserref kılıp sectik. O ahirette de salihlerden olacaktır
[131] Rabbi ona: “Kendini canı gonulden Hakka teslim et!” deyince o derhal: “Alemlerin Rabbine teslim oldum” demisti
[132] Bu dini Ibrahim kendi evlatlarına vasiyet ettigi gibi Yakub da boyle yaptı ve: “Evlatlarım! dedi, Allah sizin icin bu dini secti. Sakın Muslumanlıktan baska bir din uzere olmeyin.”
[133] Ne o, yoksa siz olum Yakub'a gelip cattıgında, o evlatlarına: “Benim olumumden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediginde siz orada mı bulunuyordunuz? Onlar cevaben soyle demislerdi: “Senin Ilahına, senin ataların Ibrahim, Ismail ve Ishak’ın Ilahı olan Tek Ilaha kulluk ederiz Ve biz ancak O’na teslim olan muslumanlarız.” {KM, Tekvin}
[134] Iste onlar bir ummetti, geldi gecti... Onların kazandıgı kendilerine, sizin kazandıgınız da sizedir. Siz onların islediklerinden sorguya cekilmezsiniz
[135] Bir de: “Yahudi veya Hıristiyan olun ki dogru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Biz butun batıl dinlerden uzaklasmıs olarak Ibrahim'in dinine tabi oluruz. O hicbir zaman musriklerden olmadı.”
[136] Deyiniz ki: “Biz Allah'a, bize indirilen Kur’an’a, Keza Ibrahim’e, Ismail’e, Ishak’a, Yakub’a ve onun torunlarına indirilene Ve yine Musa’ya, Isa’ya, Hulasa butun peygamberlere Rab’leri tarafından verilen kitaplara iman ettik. Onlar arasında asla bir ayrım yapmayız. Biz yalnız O’na teslim olan Muslumanlarız.” [4,150; 2,285] {KM, Tekvin 56 ve 59. bolumler; Yusa}
[137] Eger onlar da sizin iman ettiginiz gibi iman ederlerse, dogru yolu bulmus olurlar. Yok yuz cevirirlerse, mutlaka size karsı bir ayrılık ve dusmanlık icindedirler. Bu takdirde ise onların hakkından gelmek icin Allah sana yeter. O hakkıyla isitir ve bilir
[138] Siz Allah'ın verdigi rengi alınız. Allah’ın boyasından daha guzel boya vuran kim olabilir? “Biz ancak O’na ibadet ederiz.” deyiniz
[139] Ve de ki: “Allah hem bizim Rabbimiz, hem de sizin Rabbiniz oldugu halde, Siz bizimle Allah hakkında mı munakasa ediyorsunuz? Bizim yaptıklarımızın karsılıgı bize, sizin yaptıklarınızınki ise size ait. Biz tam bir samimiyetle yalnız O'na baglıyız.”
[140] Yoksa Siz Ibrahim, Ismail, Ishak ve Yakub'un ve onun evlatlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bileceksiniz yoksa Allah mı? Allah’ın, kitabı vasıtasıyla kendisine ulastırdıgı hakikati gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir
[141] Iste onlar bir ummetti geldi gecti...Onların kazandıgı kendilerine, sizin kazandıgınız da sizedir! Siz onların islediklerinden sorguya cekilmezsiniz
[142] Akılsız insanlar: Bu Muslumanları daha once yoneldikleri kıbleden ceviren sebep nedir?” diyecekler. De ki: “Dogu da Batı da Allah'ındır. O diledigi kimseyi dogru yola yoneltir. {KM, Tekvin 2,8; Cıkıs 26,22; Hezekiel 47,1. Luka}
[143] Ve iste boylece Biz sizi ornek bir ummet kıldık ki insanlar nezdinde Hakk'ın sahitleri olasınız ve Peygamber de sizin hakkınızda sahit olsun. Senin arzulayıp da su anda yoneldigin Kabeyi kıble yapmamızın sebebi, sırf Peygamberin izinden gidenlerle ondan ayrılıp gerisin geriye donecekleri meydana cıkarmaktır. Gerci bu oldukca agır bir istir. Ancak Allah’ın dogru yola erdirdigi kimseler icin mesele teskil etmez. Allah imanınızı zayi edecek degildir. Cunku Allah insanlara karsı pek sefkatlidir, cok merhametlidir
[144] Elbette ilahi buyrugu bekleyerek yuzunun semada aranıp durdugunu goruyoruz. Artık musterih ol, iste memnun olacagın kıbleye seni yoneltiyoruz! Haydi yuzunu Mescid-i Haram'a dogru cevir! Siz de ey muminler, nerede olursanız olunuz yuzunuzu oraya dogru cevirin! Kendilerine kitap verilmis olanlar, kıbleyi cevirmenin gercekten Rab’leri tarafından oldugunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz degildir. {KM, Yuhanna}
[145] Kendilerine kitap verilmis olanlara her turlu delili de getirsen onlar senin kıblene yonelmezler. Sen de onların kıblesine donecek degilsin. Zaten onların da bazısı bazısının kıblesine yonelmez ki!... Faraza, sana gelen bunca ilimden sonra onların keyiflerine uyacak olursan, Bilmis ol ki, o takdirde sen de zalimlerden olursun
[146] Kendilerine kitap vermis oldugumuz kimseler, onu (Muhammed'i) tıpkı evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Boyle iken, onlardan bir kısmı, bile bile gercegi gizler
[147] Hak ve gercek olan, Rabbinden gelendir, bunda hic tereddudun olmasın
[148] Herkesin yoneldigi bir yon vardır, Haydin oyleyse hep hayırlara kosun, yarısın! Nerede olursanız olunuz, Allah hepinizi bir araya getirir. Suphesiz ki Allah her seye kadirdir
[149] Her nereden yola cıkarsan cık, (namazda) yuzunu Mescid-i Haram tarafına dondur! Suphesiz ki boyle yapmak, Rabbin tarafından gelen gercektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir
[150] Her nereden yola cıkarsan cık, sen yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir! Ve siz de ey muminler! Her nerede olursanız yuzunuzu oraya dogru cevirin ki Halk aleyhinizde kullanacak bir delil bulamasın. Yalnız onlardan haksızlık edenler baska! Siz de onlardan degil, Ben'den cekinin ve o tarafa yonelin ki size olan nimetlerimi tamamlayayım ve boylece siz de dogru yolu tutmus olasınız
[151] Nitekim, size ayetlerimizi okuması, Sizi tertemiz hale getirmesi, size kitap ve hikmeti ve bilmediginiz nice seyleri ogretmesi icin sizden birini elci gonderdik
[152] Oyleyse siz Ben'i zikredin ki Ben de sizi anayım. Bana sukredin, sakın nankorluk etmeyin
[153] Ey iman edenler! Sabır gostererek ve namazı vesile kılarak Allah'tan yardım dileyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle bereberdir
[154] Allah yolunda oldurulenler hakkında “olu” demeyin. Bilakis, onlar diridirler, fakat siz bunun farkında degilsiniz
[155] Biz mutlaka sizi biraz korku ile, biraz aclık ile, yahut mala, cana veya urunlere gelecek noksanlıkla deneriz. Sen sabredenleri mujdele
[156] Sabırlılar o kimselerdir ki baslarına musibet geldiginde, “Biz Allah'a aidiz ve vakti geldiginde elbette O’na donecegiz” derler
[157] Iste Rab'leri tarafından bol magfiret ve rahmete mazhar olanlar onlardır. Dogru yolu bulanlar da ancak onlardır
[158] Safa ile Merve Allah'ın belirledigi nisanelerdendir. Kim hac veya umre niyetiyle Kabe’yi ziyaret ederse oraları tavaf etmesinde bir beis yoktur. Her kim de, farz olmadıgı halde gonlunden koparak bir hayır islerse, mukafatını gorur. Zira Allah sukrun karsılıgını verir. O, az amele cok mukafat veren ve her seyi bilendir
[159] Insanlar icin biz kitapta acıkladıktan sonra, indirmis oldugumuz asikar delilleri ve hidayeti gizleyenler var ya, iste onlara Allah lanet ettigi gibi, Lanet edebilecek herkes de lanet eder
[160] Ancak onlardan tovbe edip hallerini duzelten ve gercekleri acıklayanlara gelince: Ben onların tovbelerini kabul ederim. Zira tovbeleri kabul eden, cok merhametli olan Ben'im
[161] Inkar edenler ve inkarcı olarak da olenler var ya, Iste Allah'ın, meleklerinin ve butun insanların laneti hep onların ustunedir
[162] Onlar bu lanet icinde ebedi olarak kalırlar. Onların azapları hafifletilmeyecegi gibi, Kendilerine yeni bir muhlet de verilmez
[163] Hepinizin Ilahı tek Ilahtır. O'ndan baska tanrı yoktur. O, rahmandır, rahimdir. {KM, Tesniye 4,35; Isaya}
[164] Goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun surelerinin degismesinde, insanlara fayda saglamak uzere denizlerde gemilerin suzulusunde, Allah'ın gokten indirip kendisiyle olmus yeri canlandırdıgı yagmurda, Ve yeryuzunde hayat verip yaydıgı canlılarda, ruzgarların yonlerini degistirip durmasında, gokle yer arasında emre hazır bulutların durusunda, Elbette aklını calıstıran kimseler icin Allah’ın varlıgına ve birligine nice deliller vardır
[165] Oyle insanlar vardır ki, Allah'tan baskasını Allah’a denk tutar, tıpkı Allah’ı severcesine onları severler. Muminlerin Allah’a olan sevgileri ise her seyden daha ileri ve daha kuvvetlidir. Boyle yaparak kendilerine zulmedenler, azabı gordukleri zaman anlayacakları gibi, butun kuvvet ve kudretin yalnız Allah’a ait olup, Allah’ın azabının pek siddetli oldugunu, keske simdiden bilselerdi
[166] Iste onderler kendilerini izleyenlerden uzak durdular, Azabı gorduler ve aralarındaki her turlu bag kesildi
[167] Bunun uzerine tabi olanlar soyle dediler: “Ah ne olurdu, elimize bir fırsat gecse de onların bizden uzak durdukları gibi, Biz de onları bir reddetseydik! Iste Allah Teala onlara, butun yaptıklarını, en siddetli pismanlıklar halinde gosterecektir. Onların o atesten cıkacakları da yoktur. [25,23; 14,18; 24,39; 23,99;]
[168] Ey insanlar! Yeryuzunde olan butun nimetlerimden helal hos olmak sartı ile yiyiniz; Fakat seytanın pesinden gitmeyiniz. Cunku o sizin besbelli dusmanınızdır
[169] O sizi hep cirkin isler ve hayasızlık yapmaya Bir de Allah hakkında bilmediginiz seyleri iddia etmeye tesvik eder
[170] Onlara: “Gelin Allah'ın indirdigi buyruklara tabi olun!” denildiginde: “Hayır, biz babalarımızı hangi inanc uzerinde bulduysak ona uyarız.” derler. Babaları bir seye akıl erdirememis ve dogruyu bulamamıs olsalar da mı onlara uyacaklar
[171] Inkarcıları hakka cagıranın durumu, tıpkı bagırıp cagırmadan baska bir seyden anlamayan hayvanlara haykıran cobanın durumuna benzer. Onlar sagır, dilsiz ve kordurler. Bundan oturu akıllarını kullanıp gercegi anlayamazlar
[172] Ey iman edenler! Size kısmet ettigimiz rızıkların temiz ve helalinden yiyiniz! Eger yalnız Allah'a ibadet ediyorsanız, O’na sukrediniz
[173] O size lesi, kanı, domuz etini ve Allah'tan baskası adına kesilen hayvanın etini haram kıldı. Kim mecbur kalırsa baskasının hakkına tecavuz etmemek ve zaruret miktarını gecmemek sartıyla bunlardan yemesinde gunah yoktur. Allah gafurdur, rahimdir. (gunahları cok affeder, merhamet ve ihsanı boldur). [5,3; 6,145; 16, 115] {KM, Resullerin isleri}
[174] Allah'ın indirdigi kitaptan bir sey gizleyip onu birkac paraya satanlar var ya, iste onlar karınlarına atesten baska bir sey doldurmazlar. Kıyamet gunu Allah onlarla konusmaz ve onları temize cıkarmaz. Onlara son derece acı bir azap vardır
[175] Iste onlar hidayeti bırakıp dalaleti, magfireti verip azabı satın almıslardır. Bunlar atese karsı ne kadar da dayanıklı imisler
[176] Boyle olacaktır: Cunku Allah kitabı gercek bir gaye ile hak olarak indirmistir. Ve kitap hakkında ihtilafa dalanlar, haktan pek uzaga dusmuslerdir
[177] Iyilik (ve hayır), yuzlerinizi doguya ya da batıya dogru cevirme degildir. Asıl iyilik; Allah'a, ahiret gunune, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman eden, Sevdigi malını Allah’ı hosnud etmek icin Yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, isteyenlere ve boyunduruk altında bulunup hurriyetine kavusmak isteyen kole ve esirlere veren, Namazı hakkıyla ifa edip zekatı veren, Sozlestigi zaman sozlerinde duran, Hele hele sıkıntı ve hastalık hallerinde, Savasın siddetleri esnasında sabreden kimselerin davranıslarıdır. Iste onlardır imanlarında samimi olanlar ve iste onlardır Allah’ı sayıp gunahlardan korunan takvalılar! [2,285; 4,136; 22,3]
[178] Ey iman edenler! Oldurulen kimselerin hakkını almak icin size kısas farz kılındı. Hur hur ile, kole kole ile, disi disi ile kısas olunur. Ama kim, maktulun velisi tarafından affedilirse kısas duser. Bundan sonra, diyeti ona guzel bir sekilde ve tam olarak odemek gerekir. Bu esneklik Rabbiniz tarafından bir kolaylık ve lutuftur. Artık kim bundan sonra karsıdakinin hakkına tecavuz ederse, Ona son derece acı bir azap vardır. {KM, Levililer 24,19-21; I Samuel 15,33; Matta}
[179] Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin icin hayat vardır. Boylece korunmayı umabilirsiniz
[180] Sizden olecegini hisseden herhangi biriniz, geriye mal bırakacaksa; Annesi, babası ve akrabaları icin, munasip bir tarzda vasiyet etmesi size farz kılındı. Bu, haksızlık yapmaktan korunan takvalılar uzerine borctur
[181] Kim bu vasiyeti isittikten sonra degistirirse, artık vebali degistirenlerin boynunadır. Suphesiz Allah her seyi hakkıyla isitir ve bilir
[182] Vasiyet edenin hataya dusup haksızlıga kaymasından veya gunaha girmesinden endise edip ilgililerin arasını bulan kimse, hicbir vebale girmez. Allah cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur
[183] Ey iman edenler! Sizden oncekilere farz kılındıgı gibi oruc tutmak size de farz kılındı. Boylece umulur ki fenalıklardan korunursunuz
[184] Oruc sayılı gunlerdedir. Sizden her kim o gunlerde hasta veya yolcu olursa, tutamadıgı gunler sayısınca baska gunlerde oruc tutar. Oruc tutamayanlara fidye gerekir. Fidye bir fakiri doyuracak miktardır. Her kim de, kendi hayrına olarak fidye miktarını artırırsa bu, kendisi hakkında elbette daha hayırlıdır. Bununla beraber, eger isin gercegini bilirseniz, oruc tutmanız sizin icin daha hayırlıdır
[185] O sayılı gunler, ramazan ayıdır. O ramazan ayı ki insanlıga bir rehber olan, onları dogru yola goturen Ve hakkı batıldan ayıran en acık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur'an o ayda indirildi. Artık sizden kim ramazan ayının hilalini gorurse, o gun oruca baslasın. Hasta veya yolcu olan, tutamadıgı gunler sayısınca, baska gunlerde oruc tutar. Allah sizin hakkınızda kolaylık ister, zorluk istemez. Oruc gunlerini tamamlamanızı, size dogru yolu gosterdiginden oturu Allah’ı tazim etmenizi ister. Sukredesiniz diye bu kolaylıgı gosterir. [2,200; 62,11] {KM, Tesniye 9,9.18; I Krallar 19, 8.Matta}
[186] Kullarım Ben'i senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Oyleyse onlar da davetime icabet ve Bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki dogru yolda yuruyerek selamete ersinler
[187] (Ey kocalar), oruc tuttugunuz gunlerin gecelerinde, eslerinize yaklasmak size helal kılındı. Esleriniz sizin elbiseleriniz, siz de eslerinizin elbiselerisiniz. Allah nefsinize guvenemeyeceginizi bildigi icin yuzunuze bakıp, size bu lutufta bulundu. Artık bundan boyle onlara yaklasıp Allah'ın sizin icin takdir buyurdugu neslin arayısı icinde olun! Safak vaktine, gunun agarması gecenin karanlıgından fark edilinceye kadar yiyin icin. Sonra gece girinceye kadar orucu tamamlayın! Mescidlerde itikafta bulundugunuz sırada eslerinize yaklasmayın! Bunlar Allah’ın yasak sınırlarıdır, sakın o hudutlara yaklasmayın! Iste boylece Allah insanlara, zararlardan sakınıp korunmaları icin ayetlerini iyice acıklar
[188] Bir de, birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin. Halkın mallarından bir kısmını, bile bile haksız yere yemek icin, rusvetlerle hakimlere kosmayın
[189] Sana hilalleri sorarlar. De ki: Onlar insanlar icin; ozellikle hac icin vakit olculeridir. Evlere arka taraftan girmeniz fazilet degildir. Asıl fazilet, haramlardan sakınan insanın gosterdigi fazilettir. Oyleyse evlere kapılardan girin. Allah'a karsı gelmekten sakının ki umdugunuza kavusasınız
[190] Sizinle savasanlara karsı, siz de Allah yolunda savasın. Fakat haksız yere saldırmayın. Muhakkak ki Allah haddi asanları sevmez
[191] Onları nerede yakalarsanız oldurun. Sizi cıkardıkları yerden siz de onları cıkarın. Fitne (dinden dondurmek icin iskence yapmak), adam oldurmekten beterdir. Yalnız, onlar, Mescid-i Haram'ın yanında sizinle savasmadıkca, siz de onlarla orada savasmayın, Fakat onlar size savas acarlarsa siz de onlarla savasın. Iste kafirlerin cezası boyledir
[192] Sayet onlar vazgecerlerse (siz de savastan vazgecin). Zira Allah cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur
[193] Bu fitne (iskence) ortadan kalkıp din ve itaat yalnız Allah'a mahsus oluncaya kadar onlarla savasın. Eger inkardan ve tecavuzden vazgecerlerse, bilin ki zalimlerden baskasına dusmanlık yoktur
[194] Haram ay, Haram aya bedeldir. Hurmetler karsılıklıdır. O halde kim size saldırırsa siz de aynısıyla karsılık verin. Allah'a karsı gelmekten sakının ve bilin ki Allah bu sakınanlarla beraberdir
[195] Allah yolunda malınızı harcayın da, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve hep guzel davranın. Cunku Allah guzel hareket edenleri sever
[196] Haccı da, umreyi de Allah rızası icin tamamlayın. Eger engellenecek olursanız, o durumda kolayınıza gelen bir kurban gonderin. Kurbanlık, yerine varıncaya kadar basınızı tıras etmeyin. Aranızda hasta, yahut basından rahatsız olan varsa, ona fidye olarak; oruc tutmak, sadaka vermek, yahut kurban kesmek gerekir. Hastalık veya yol emniyeti olmaması gibi sebeplerle haccınızın engellenmesinden emin oldugunuz zaman ise, her kim hacca kadar umre (Temettu) yaparak sevap kazanmak isterse, onun da kolayına gelen bir kurban kesmesi gerekir. Kurbanlık temin edemeyen kimse, uc gun hacda yedi gun de dondugunuz zaman memleketinde olmak uzere tam on gun oruc tutar. Bu (temettu' ve kurban), Harem bolgesinde (Mekke’de) ikamet etmeyenler icindir. Allah’a karsı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının cetin oldugunu iyi bilin
[197] Hac malum aylardadır. Kim o aylarda haccı ifaya azmederse bilsin ki hac esnasında Ne cinsel yaklasma, ne gunah sayılan davranıslarda bulunma, ne de tartısma ve surtusme caiz degildir. Siz hayır olarak her ne yaparsanız, Allah mutlaka onu bilir. Azıklanın ve bilin ki azıgın en hayırlısı kotuluklerden korunmadır. Oyleyse Bana karsı gelmekten korunun ey akıl sahipleri
[198] Hac mevsiminde ticaret yaparak, Rabbinizden size gelecek kar ve yarar taleb etmenizde size bir vebal yoktur. Arafat'ta vakfeden ayrılıp sel gibi Muzdelife’ye dogru akın ettiginizde, Mes’ar-ı Haram’da Allah’ı zikredin. O size nasıl guzelce dogru yolu gosterdiyse, siz de oyle guzel bir sekilde O’nu zikredin! Bilirsiniz ki, O’nun yol gostermesinden once siz yolu sasırmıs kimselerdendiniz
[199] Sonra, insanların sel gibi aktıgı yerden siz de akın edin ve Allah'tan af dileyin! Cunku Allah cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur
[200] Hac ibadetlerinizi tamamlayınca, vaktiyle atalarınızı anıp onlarla ogundugunuz gibi. Hatta daha fazla, daha hurmetle Allah'ı anın! Bazı kimseler: “Ey Yuce Rabbimiz, bize verecegini bu dunyada ver!” derler. Bunların ahirette nasipleri yoktur
[201] Bazıları da, “Ey bizim (Yuce) Rabbimiz! Bize bu dunyada da iyilik ve guzellik ver, ahirette de iyilik ve guzellik ver, Ve bizi cehennem atesinden koru!” derler
[202] Iste bunlar kazandıkları seylerin hayır ve bereketlerini fazlasıyla gorurler. Allah hesabı cok cabuk gorur
[203] O sayılı gunlerde tekbir getirerek Allah'ı zikredin! Kim acele edip iki gunde donerse ona vebal yoktur. Kim geri kalırsa, gunahlardan korundugu takdirde, ona da vebal yok. Allah’a karsı gelmekten korunun ve bilin ki Hepiniz neticede diriltilip O’nun huzurunda toplanacaksınız
[204] Insanlardan oylesi vardır ki dunya hayatına dair sozleri senin hosuna gider. Ustelik sozunun ozune uyduguna Allah'ı da sahit gosterir. Halbuki gercekte o, dusmanların en yamanıdır
[205] Senin yanından ayrılınca, ulkede fesat cıkarmaya calısır, Urunleri ve nesilleri mahvetmek icin ugrasır. Allah, elbette fesadı (bozgunculugu) sevmez
[206] O adama: “Allah'tan kork da fesat cıkarma!” denildiginde, Kendini benlik ve gurur kaplar ve bu, onu daha fazla gunaha surukler. Boylesinin hakkından cehennem gelir. Gercekten ne fena yataktır o cehennem
[207] Insanlardan oylesi de vardır ki Allah'ın rızasını kazanmak icin kendisini feda eder. Allah da kullarına pek merhametlidir
[208] Ey iman edenler! Hepiniz toptan barıs ve selamete girin de seytanın adımlarını izlemeyin. Cunku o, sizin aranızı acan belli bir dusmandır
[209] Eger size bunca gercekler, acık deliller geldikten sonra haktan ayrılırsanız, Iyi bilin ki: Allah aziz ve hakimdir (son derece guclu, tam hukum ve hikmet sahibidir)
[210] Seytanın pesinden gidenler ne bekliyorlar? Onlar (akılları sıra), buluttan golgelikler icinde Allah'ın ve meleklerin gelip, Haklarındaki hukmun verilmesini, islerinin bitirilivermesini mi bekliyorlar? Butun isler ve hukumler Allah’a aittir
[211] Israilogullarına sor, onlara nice acık belgeler verdik! Her kim, Allah'ın kendisine lutfetmis oldugu nimeti degistirirse, iyice bilsin ki Allah’ın cezası pek siddetlidir
[212] Kafirlere dunya hayatı suslu gosterildi; Bu yuzden iman edenlerle eglenirler. Halbuki Allah'a karsı gelmekten sakınanlar, kıyamet gunu oburlerinin ustundedir. Allah diledigine hesapsız nimetler verir
[213] Butun insanlar bir tek ummet teskil ediyorlardı. Aralarında ihtilaflar baslayınca, Allah onlara iclerinden mujdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gonderdi. Onların beraberinde, insanlar arasında hukmetmek icin, kitap ve hikmeti gonderdi ki, ihtilaf ettikleri konularda aralarında hukmetsin. Halbuki, o meselelerde anlasmazlıga dusenler, kendilerine apacık ayetlerimiz geldikten sonra, sırf aralarındaki haset yuzunden ihtilafa dusen Ehl-i kitaptan baskası degildi. Allah da, onların hakkında ihtilaf ettikleri gercegi, Kendi izni ile bu iman edenlere bildirdi. Oyle ya, Allah diledigini dogru yola eristirir
[214] Yoksa siz, daha once gecmis ummetlerin baslarına gelen durumlara maruz kalmadan cennete gireceginizi mi sandınız? Onlar oyle ezici mihnetlere, oyle zorluklara ducar oldular, oyle siddetle sarsıldılar ki, Peygamber ile yanındaki muminler bile “Allah'ın vaad ettigi yardım ne zaman yetisecek?” diyecek duruma geldiler. Iyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır
[215] Sana Allah yolunda kimlere ve ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: Infak edeceginiz mal anne baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmıs gariplere verilmelidir. Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah muhakkak onu bilir
[216] Hoslanmasanız da savas size farz kılındı. Olur ki hoslanmadıgınız bir sey sizin icin hayırlı olur. Olur ki sevip arzu ettiginiz bir sey sizin icin serli olur. Gercegi Allah bilir, siz bilmezsiniz
[217] Sana haram ayı ve bu ayda savasmanın hukmunu sorarlar. De ki: “O ayda savasmak buyuk bir gunahtır. Fakat insanları Allah yolundan engellemek, Allah'ı inkar etmek, Mescid-i Haram’ı ziyareti yasaklamak, o mescidin cemaatini yani Muslumanları oradan cıkarmak ise, Allah nazarında daha buyuk gunahtır. Dinden dondurmek icin iskence, oldurmekten beterdir. Kafirler, ellerinden gelse, sizi dininizden dondurunceye kadar sizinle savasmaktan geri durmazlar. Sizden her kim dininden doner ve kafirlikte devam ederek olurse, iste onların dunyada da,ahirette de yaptıkları bosa gider.Bunlar cehennemlik olup orada ebedi kalacaklardır
[218] Iman edip (gerektiginde) Allah yolunda hicret ve cihad edenler var ya, iste bunlar Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur
[219] Sana sarap ve kumar hakkındaki hukmu sorarlar. De ki: Ikisinde de hem buyuk gunah, hem de insanlara bazı menfaatler vardır. Fakat gunahları faydalarından daha coktur. Bir de senden hayır olarak ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: Ihtiyacınızdan artanı harcayın. Boylece Allah size ayetlerini acıklıyor ki dunya ve ahiret hakkında dusunesiniz. [5,90,91; 4,43] {KM, Tekvin 27,28; Tesniye 11,14; Sayılar}
[220] Sana yetimler hakkında da soru sorarlar. De ki: Onların gerek kendilerini, gerek mallarını iyilestirip gelistirmek, elbette hayırlı bir istir. Eger onlara sahip cıkmak icin kendileriyle beraber oturmak isterseniz bu da mumkundur; Zira onlar sizin kardeslerinizdir. Allah kimin iyilestirme gayesi guttugunu, kimin de isi bozmayı dusundugunu pek iyi bilir. Sayet Allah dileseydi sizi zora kosardı. Muhakkak ki Allah ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir
[221] Musrik kadınlar iman etmedikce onlarla evlenmeyin! Mumin bir cariye, hosunuza giden hur bir musrik kadından daha hayırlıdır! Mumin kadınları da, onlar iman etmedikce, musriklere nikahlamayınız; Mumin bir kole hosunuza giden hur bir musrikten daha hayırlıdır. Musrikler sizi cehenneme davet ederler. Allah ise sizi Kendi izniyle, cennete ve magfirete davet eder ve uzerinde dusunup gerekli dersi alsınlar diye ayetlerini insanlara acıklar. [2,96; 5,5; 60,10] {KM, Cıkıs 9,12; Tesniye}
[222] Bir de sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: Bu, bir rahatsızlıktır, Onun icin, adet sırasında kadınlardan geri durun ve onlar temizleninceye kadar, kendilerine cinsel yaklasmada bulunmayın! Temizlendikten sonra, Allah'ın izin verdigi sekilde onlara yaklasın! Allah tovbe ile kendisine donenleri sever, temizlenenleri de sever. {KM, Levililer 15,19-30; Hezekiel}
[223] Esleriniz sizin nesil yetistiren tarlanızdır. Tarlanıza dilediginiz sekilde varın. Kendiniz icin ilerisini dusunerek hazırlık yapın. Allah'ın haram kıldıgı seylerden korunun ve O’nun huzuruna varacagınızı iyi bilin. (Ey Resulum)! muminleri mujdele
[224] Bir de Allah adına yemin ederek; iyilik etmeye, gunahlardan uzak durmaya ve insanların arasını duzeltmeye O'nun adını engel yapmayın. Allah hakkıyla isitir ve bilir. [24,22; 5,89] {KM, Cıkıs 20,7; Tesniye}
[225] Allah sizi yeminlerinizdeki yanılmadan dolayı kınamaz, fakat bilerek yaptıgınız yeminlere uymazsanız sizi sorumlu tutar. Allah cok affedicidir, cezayı cabuklastırmaz (tovbe icin fırsat tanır)
[226] Eslerine yaklasmamaya yemin eden kocaların, dort ay bekleme hakkı vardır. Sayet kocaları bu sure bitmeden eslerine donerlerse bunda mahzur yoktur. Cunku Allah cok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur
[227] Yok eger bosanmaya azmederlerse, bilsinler ki Allah her seyi hakkıyla isitir ve bilir
[228] Bosanmıs kadınlar kendilerini tutup yeni bir nikah yapmadan once uc adet beklesinler! Allah'a ve ahirete iman ediyorlarsa, kendi rahimlerinde Allah’ın onceki evlilikten yaratmıs oldugu cocugu veya hayızı gizlemeleri onlara helal olmaz. Kocaları gercekten barısmak istiyorlarsa, bu iddet muddeti icinde onları tekrar almaya baskalarından daha cok hak sahibidirler. Erkeklerin hanımları uzerinde bulunan hakları gibi, hanımların da kocaları uzerinde mesru cercevede hakları vardır. Su kadar ki erkeklerin onların uzerindeki hakları bir derece daha fazladır. Unutmayın ki Allah ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir
[229] Bosama hakkı iki defadır. Bundan sonra yapılması gereken ya mesru tarzda guzelce birlikte yasama yahut esini guzellikle salıvermedir. Ey kocalar, bosama sırasında esinize daha once vermis oldugunuz mehirden herhangi bir miktar geri almanız size asla helal olmaz; Fakat Allah'ın koydugu hudutlarda durmayacaklarından endise etmeleri hali bunun dısındadır. Sayet siz de onlar gibi, onların Allah’ın koydugu hudutlarda duramayacaklarından (evlilik hukukuna riayet edemeyeceklerinden) endise ederseniz, bu durumda kadının, ayrılmak icin mesru cercevede hakkından bir sey vermesinde, her ikisi icin de bir vebal yoktur. Iste bunlar Allah’ın tayin ettigi sınırlardır ki sakın onları asmayasınız, Her kim Allah’ın hudutlarını asarsa iste onlar zalimlerin ta kendileridir
[230] Eger koca esini ikinci talaktan sonra ucuncu defa bosarsa, artık baska bir kocaya varıp ondan bosanmadıkca, o kadın ilk kocasına helal olmaz. Ama bu ikinci kocası kendi rızasıyla onu bosar ve kadın ile ilk kocası Allah'ın koydugu evlilik hukukunu yerine getireceklerine inanırlarsa, nikahla bir araya gelmelerinde bir gunah yoktur. Iste bunlar Allah’ın belirledigi hudutlardır ki, bilmek isteyenler icin O bunları beyan buyurmaktadır
[231] Ey kocalar! Eslerinizi bosar, onlar da iddetlerini bitirirlerse, artık ya onları iyilikle yanınızda tutar, yahut guzellikle salıverirsiniz! Onların hukukuna tecavuz etmek kasdıyla zarar vermek icin eslerinizi alıkoymayın! Kim boyle yaparsa kendine zulmetmis olur. Sakın Allah'ın ayetlerini sakaya almayın! Allah’ın sizin uzerinizdeki nimetleri ve sizi irsad etmek gayesiyle indirmis oldugu kitap ve hikmeti hatırlayın, dile getirin, Allah’a karsı gelmekten sakının ve Allah’ın her seyi hakkıyla bildigini pek iyi bilin
[232] Ey kocalar! Eslerinizi bosayıp da onlar da iddetlerini tamamladıklarında, kendi aralarında mesru surette anlasmaları durumunda, kocaları ile tekrar nikahlanmaları hususunda onlara baskı yapmayın. Sizden Allah'a ve ahiret gunune iman edenlere bu ayetlerle ogut verilir. Boyle yapmak, sizin icin daha hayırlı, daha nezihtir. Allah bilir, siz bilemezsiniz
[233] Anneler, cocuklarını iki tam yıl emzirsinler. Bu, emzirmeyi mukemmel sekliyle uygulamak isteyenler icindir. Annelerin, munasip sekilde yiyecegini giyecegini saglamak, babanın gorevidir. Hicbir kimse takatinin dısında bir gorevle yukumlu tutulmaz. Cocuk yuzunden ne annesi, ne de babası zarar gormemelidir. Bu yukumluluk, babanın varisine de duser. Fakat anne baba aralarında gorusup anlasmaya vararak, iki yıldan once, cocuklarını sutten kesmek isterlerse, kendilerine bir vebal yoktur. Sayet cocuklarınızı baskalarına emzirtmek isterseniz, Kendilerine vereceginiz ucreti munasip tarzda odemek sartı ile, bunda da size vebal yoktur. Allah'a karsı gelmekten sakının ve bilin ki Allah yaptıgınız her seyi gormektedir
[234] Sizden vefat eden erkeklerin eslerinin evlenebilmeleri icin dort ay on gun iddet beklemeleri gerekir. Onlar bu surelerini tamamladıktan sonra, mesru surette kendi haklarında verecekleri karardan oturu size bir sorumluluk yoktur. Allah yaptıgınız her seyden haberdardır
[235] Sizden bu hanımlarla evlenmeyi dusunenlerin bu muddet esnasında, onlara bu niyetlerini cıtlatmalarında veya gonullerinde tutmalarında bir beis yoktur. Allah sizin onları hatırınızdan gecireceginizi pek iyi bilmektedir. Ancak mesru sozler dısında, onlarla gizlice bulusma hususunda sozlesmeyin! Bekleme suresi sona ermeden nikah akdine girismeyin! Allah'ın icinizde saklı olan her seye hakkıyla vakıf oldugunu bilerek O’nun emrine aykırı davranmaktan sakının! Hem de bilin ki Allah cok affedici, cok musamahalıdır, cezayı cabuklastırmaz
[236] Henuz kendilerine dokunmadan veya mehir belirlemeden kadınları bosamanızda size gunah yoktur. Zengin kudretince, eli dar olan, kendi halince olmak uzere onlara munasip tarzda mut'a versin. Iyiligi siar edinenlere, bunu yapmak bir borctur
[237] Bir mehir belirlemis olarak, kendilerine dokunmadan eslerinizi bosarsanız, bu takdirde belirlediginiz mehrin yarısını vermeniz gerekir. Ancak esler yahut nikah bagı elinde bulunan kocalar, gozu tok davranırsa baska! (Bu durumda kadın mehrinden vazgecebilir veya erkek mehrin tamamını verebilir). Ey kocalar, sizin bagıslamanız (musamaha gosterip mehrin tamamını bırakmanız) takvaya daha uygun duser! Birbirinize lutuf ve muruvvet gostermeyi unutmayın. Allah sizin butun islediklerinizi gorur
[238] Namazlara, hele salat-ı vustaya dikkat edin ve kalkıp husu ile Allah'ın divanında durun
[239] Eger bir korku halinde iseniz, yaya olarak veya binek uzerinde namaz kılın. Fakat guvenlige cıktıgınızda, bilmediginiz seyleri size ogreten Allah'ın ogrettigi gibi ibadetinizi ifa edin
[240] Sizden geride eslerini bırakarak vefat edecek kocalar, eslerinin bir yıl sure ile evden cıkarılmayıp bıraktıkları maldan gecimlerini saglamasını temin edecek sekilde vasiyette bulunsunlar. Sayet bunlar kendiliklerinden cıkarlarsa bu durumda mesru surette yapacakları sahsi davranıslarından dolayı size vebal yoktur. Allah ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir
[241] Bosanmıs eslere de orfe gore gonullerini alacak hediye vermek gerekir. Bu, haksızlıktan sakınan takvalılara bir borctur
[242] Boylece, dusunesiniz diye Allah size ayetlerini iyice acıklar
[243] Baksana, sayıları binlerce olmasına ragmen olum korkusuyla diyarlarını terkedip cıkan kimselere! Allah onlara:“Olun!” dedi sonra onları diriltti. Dogrusu Allah insanlara lutufkardır, fakat insanların cogu sukretmezler
[244] Allah yolunda savasın ve bilin ki Allah her seyi isitir, her seyi hakkıyla bilir
[245] Kimdir o yigit ki Allah'a guzelce odunc verir, Allah da onun verdiginin mukafatını kat kat artırır. Allah rızkı kısar da, bollastırır da. Zaten hepiniz dondurulup O’na goturuleceksiniz. [5,12; 57,11.18; 64,17; 73,20] {KM, Suleymanın Meselleri}
[246] Musa'dan sonra Israilogullarının ileri gelenlerine dikkat ettin mi? O vakit onlar aralarındaki Peygambere: “Ne olur, bize bir hukumdar tayin et de biz de Allah yolunda cihad edelim!” demislerdi. O cevaben: “Ya savasma emri size farz kılınır, siz de savasmazsanız?” deyince onlar: “Ne diye Allah yolunda cihad etmeyelim ki vatanlarından cıkarılan biz, coluk cocugundan ayrı dusenler yine biziz!” dediler. Fakat savasma kendilerine farz kılınınca iclerinden pek azı haric, hepsi donuverdiler. Allah o zalimleri pek iyi bilir. [KM; Cıkıs 24, 1.9; Sayılar]
[247] Peygamberleri onlara dedi ki: “Allah size hukumdar olarak Talut'u tayin etti.” Onlar ise: “Biz hukumdarlıga ondan daha layık iken nasıl olur da o bize hukmedebilir ki! Ustelik servetten de nasibi fazla degil!” dediler. Peygamber soyle cevap verdi: “Allah onu size ustun kıldı, ona genis ilim ve saglam bir vucut verdi. Allah hakimiyeti diledigine verir. Allah’ın lutfu boldur, her sey gibi kabiliyet ve liyakatlari de bilir.” [KM, I Samuel]
[248] Peygamberleri devamla soyle dedi: “Onun hukumdarlıgının alameti, size icinde Rabbinizden bir sekine ile Musa ve Harun'un manevi mirasından bir bakiyyenin bulundugu ve meleklerce tasınan bir sandıgın gelmesidir. Eger iman etmeye niyetli iseniz bunda, elbette sizin icin delil vardır.” [KM, Cıkıs 25,10; I Samuel 14,18; II Samuel]
[249] Talut ordusunu harekete gecirip sefere cıkınca askerlerine soyle dedi: “Allah sizi, bir ırmakla imtihan edecektir: Imdi onun suyundan icen benden sayılmayacak; Sadece avucuyla aldıgı miktar muaf olmak uzere, Kim onun suyunu icmezse o da benden sayılacaktır.” Derken onların pek azı haric, varır varmaz ondan ictiler. Talut ile yanındaki muminler ırmagı gecince O vakit beri yanda kalanlar “Bugun bizim Calut ve ordusuna karsı duracak takatimiz yoktur” dediler. Olumden sonra diriltilip Allah'ın huzuruna cıkacaklarını bilenler ise soyle dediler:“Nice kucuk topluluklar vardır ki, Allah’ın izniyle, buyuk cemaatlere galip gelmistir. Dogrusu Allah sabredenlerle beraberdir.” [KM, Hakimler]
[250] Talut'un beraberindeki muminler ise Calut ile ordusuna karsı cıkınca dediler ki: “Ya Rabbena, ustumuze (gurul gurul) sabır yagdır, Ayaklarımıza sebat ver ve kafir topluluga karsı bizi muzaffer eyle!” [KM, I Samuel]
[251] Derken Allah'ın izniyle onları bozguna ugrattılar. Davud Calut’u oldurdu, Allah ona hukumdarlık ve hikmet verdi ve diledigi bircok sey ogretti. Eger Allah bazı insanların serrini bazıları ile onlemeseydi dunyadaki nizam bozulurdu. Lakin Allah alemlere buyuk lutuf ve inayet sahibidir. [KM, II Samuel 5,3. I Korintos]
[252] Iste bunlar Allah'ın ayetleri olup Biz sana onları dosdogru bildiriyoruz. Sen elbette resullerdensin
[253] Biz, o peygamberlerin kimini kimine ustun kıldık. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu, bazısını bircok derecelerle yukseltti. Meryem'in oglu Isa’ya da o acık belgeleri, mucizeleri verdik ve onu Ruhulkudus ile destekledik. Eger Allah dileseydi, onların peslerinden gelenler kendilerine acık delillerin gelmesine ragmen, birbirleriyle savasmazlardı. Lakin ihtilafa dustuler de onlardan bir kısmı iman, bir kısmı ise inkar etti. Sayet Allah dileseydi onlar birbirleri ile savasmazlardı, lakin su var ki Allah diledigi her seyi yapar
[254] Ey iman edenler! Ne alısverisin, ne bir dosttan yardım beklemenin, ne de bir kimseden sefaat ummanın mumkun olmadıgı bir gun gelmeden once, size nasip ettigimiz seylerden harcayın! Kafirler, zalimlerin ta kendileridir
[255] Allah o Ilahtır ki Kendisinden baska ilah yoktur. Haydır, kayyumdur kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Goklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Izni olmadan huzurunda sefaat etmek kimin haddine? Yarattıgı mahlukların onunde ardında ne var, hepsini bilir. Mahluklar ise O’nun dilediginden baska, ilminden hicbir sey kavrayamazlar. O’nun kursusu gokleri ve yeri kaplamıstır. Gokleri ve yeri koruyup gozetmek O’na agır gelmez, O oyle ulu, oyle buyuktur. [19,93-95; 53,26; 21,28; 20,110] [KM, Tesniye 5,26; Tekvin 21,33; Cıkıs]
[256] Dinde zorlama yoktur. Dogru yol, sapıklıktan, hak batıldan ayrılıp belli olmustur. Artık kim tagutu reddedip Allah'a iman ederse, iste o, kopması mumkun olmayan en saglam tutamaga yapısmıstır. Allah her seyi isitir, bilir
[257] Allah iman edenlerin yardımcısıdır, onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Inkar edenlerin dostları ise tagutlar olup onları aydınlıktan karanlıklara gotururler. Iste onlar cehennemlik kimselerdir ki orada ebedi kalacaklardır. [5, 16; 6,1-153;]
[258] Allah kendisine hukumdarlık verdigi icin sımararak Rabbi hakkında Ibrahim ile tartısan kisinin haline bir baksana! Ibrahim ona: “Benim Rabbim hayatı veren ve hayatı alandır.” deyince O: “Ben de yasatır ve oldururum.” dedi. Bunun uzerine Ibrahim: “Iste Allah gunesi dogudan dogduruyor, haydi sen de batıdan dogdur bakalım!”der demez kafir donakaldı. Zaten Allah zalimleri hidayet etmez, emellerine kavusturmaz
[259] Yahut su kimsenin hali gibi ki o bir sehre ugramıstı. Sehrin altı ustune gelmis, ıpıssız yatıyordu. “Allah burayı bu olumunden sonra nasıl diriltecek?” dedi. Bunun uzerine Allah onu yuz yıl boyunca oldurup sonra diriltti. “Olu vaziyette ne kadar kaldın?” diye sorunca o: “Bir gun veya daha az” diye cevap verdi. Allah ona: “Hayır! yuz sene kaldın. Iste yiyecegine ve icecegine bak henuz bozulmamıs. Bir de merkebine bak! (Kemikleri nasıl birbirinden ayrılmıs). Seni de insanlara canlı bir delil yapmak icin oldurup dirilttik. Hele o kemiklere dikkat et, onları nasıl birlestirip yerli yerine koyuyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz!” Boylece isin gercegi kendisine tam manasıyla belli olunca: “Artık pek iyi biliyorum ki Allah her seye kadirdir.” dedi. {KM, Hezekiel}
[260] Bir vakit de Ibrahim: “Ya Rabbi, oluleri nasıl diriltecegini bana gosterir misin?” demisti. Allah: “Ne o, yoksa buna inanmadın mı?” dedi. Ibrahim soyle cevap verdi: “Elbette inandım, lakin sırf kalbim tatmin olsun diye bunu istedim.” Allah ona: “Dort kus tut, onları kendine alıstır. Sonra kesip her dagın basına onlardan birer parca koy. Sonra da onları cagır! Kosa kosa sana geleceklerdir. Iyi bil ki Allah azizdir, hakimdir (ustun kudret, tam hukum ve hikmet sahibidir). {KM, Tekvin}
[261] Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi basak verip her basagında yuz tane bulunan bir tanenin haline benzer. Allah diledigine kat kat fazlasını da verir. Allah'ın lutfu genistir, ilmi her seyi kaplar
[262] Mallarını Allah yolunda harcayıp da infaklarının ardından minnet etmeyenler, rahatsızlık vermeyenler yok mu, iste onların Rab'leri katında mukafatları vardır. Onlara hicbir endise yoktur ve onlar asla uzulmeyeceklerdir
[263] Bir tatlı soz, bir kusur bagıslama, pesinden incitme gelen maddi yardımdan (sadakadan) cok daha iyidir. Zira Allah gani ve halimdir (sizin sadakalarınıza muhtac degildir, cok musamahalı olup cezayı cabuk vermez)
[264] Ey iman edenler! yardım ettiginiz kimselere minnet etmek ve incitmek suretiyle o sadakalarınızı bosa cıkarmayın! Allah'a da, ahirete de inanmadıgı halde sırf insanlara gosteris yapmak icin malını harcayan kimsenin durumuna dusmeyin! Onun durumu, uzerinde azıcık toprak bulunan kaygan bir kayanın durumuna benzer ki, siddetli bir yagmur iner inmez topragı kayıverir, cascavlak kalır. Oyleleri isledikleri hicbir seyden sevap ve mukafat elde edemezler. Zira Allah inkarcıları emellerine kavusturmaz. [4,38.142] {KM, Matta 6,2.5; II Korintos}
[265] Allah'ın rızasını kollamak Ve ruhlarındaki imanı koklestirmek icin Mallarını harcayanların durumu ise, Bir tepedeki guzel bir bahcenin haline benzer. Bir bahce ki ona bol yagmur yagar, meyvelerini iki kat verir. Bol yagmur dusmese de hafif bir yagmur, bir cisinti de yetisir. Allah ne yaparsanız hepsini gorur
[266] Sizden herhangi biriniz hic arzu eder mi ki: Kendisinin hurmalıgı ve uzum bagı bulunsun, Bahcede dereler akıyor, icinde her turlu mahsulatı bulunuyor. Ama kendisinin ustune de ihtiyarlık cokmus ve elleri ermez, gucleri yetmez, bakıma muhtac kucuk cocukları var. Derken… atesli bir kasırga kopsun da bagı kasıp kavursun? Iste Allah ayetlerini size boyle apacık bildirir. Olur ki iyi dusunursunuz
[267] Ey iman edenler! Kazandıgınız seylerin ve yerden sizin icin cıkardıgımız nimetlerin iyi olanlarından Allah yolunda harcayın! Siz goz yummadan, gonlunuze yatmaksızın almayacagınız bayagı seyleri vermeye kalkmayın! Iyi bilin ki: Allah ganidir, hamiddir (kimseye ihtiyacı yoktur, butun ovgulere layıktır)
[268] Seytan sizi (hayırda harcamakla) muhtac olacaksınız diye korkutur, sizi cimrilige ve cirkin seylere tesvik eder. Allah ise kendi katından bir af ve lutuf vaad buyurur. Allah'ın ihsanı genistir, her seyi hakkıyla bilir
[269] O hikmeti diledigine verir. Kime hikmet nasib edilmisse, dogrusu ona pek cok hayır verilmistir. Ancak tam akıllı olanlar gercekleri anlar ve dusunurler
[270] Hayır olarak harcadıgınız her seyi, adadıgınız her adagı, Allah mutlaka bilir ve mukafatını verir. Fakat zalimlerin ahirette yardımcıları olmaz
[271] Allah rızası icin yaptıgınız maddi yardımlarınızı acıkca verirseniz ne guzel! Ama bu hayırlarınızı saklı tutar ve muhtaclara ulastırırsanız, Bu sizin icin daha hayırlı olur Ve Allah bu sebeple bir kısım gunahlarınızı affeder.Allah, yaptıgınız butun seylerden haberdardır
[272] Onları hak yola getirmek senin gorevin degil, lakin Allah diledigini dogru yola getirir. Hayır olarak yaptıgınız her harcama sadece kendiniz icindir. Zaten siz Allah rızasını aramaktan baska bir gaye ile infak etmezsiniz. Islediginiz her hayrın mukafatı size tamamen verilir ve sizin hakkınız yenmez.
[273] Bu yardımlar, kendilerini Allah yoluna vakfeden yoksullar icindir. Bunlar yeryuzunde dolasıp gecimlerini saglama imkanı bulamazlar. Halktan istemekten geri durmaları sebebiyle, onların gercek hallerini bilmeyen kimse, onları zengin sanır. Ey Resulum, sen onları simalarından tanırsın! Onlar yuzsuzluk ederek halktan bir sey istemezler. Sunu bilin ki, hayır adına her ne verirseniz mutlaka Allah onu bilir
[274] Mallarını gece ve gunduz, gizli ve asikar olarak hayra harcayanlar var ya, iste onların Rab'leri katında mukafatları vardır. Onlara korku yoktur ve onlar asla uzulmeyeceklerdir
[275] Faiz yiyenler tıpkı seytanın carptıgı kimsenin kalkısı gibi kalkarlar. Bu, onların “Alıs veris de faiz gibidir.” demelerindendir. Halbuki Allah alıs verisi mubah, faizi ise haram kılmıstır. Her kime Rabbinden bir talimat gelir, o da faizden vazgecerse, daha once yaptıgı muamele kendisi icin gecerlidir, hakkındaki hukum de Allah'a aittir. Her kim tekrar faizcilige baslarsa, iste onlar cehennemliktir, hem de orada ebedi kalacaklardır. {KM, Cıkıs 22,24; Levililer 25,36-37; Tesniye}
[276] Allah faizin bereketini eksiltir, zekat ve sadakaları ise nemalandırır. Hem Allah kafirlikte ileri giden, gunahta ısrarlı hicbir kimseyi sevmez
[277] Iman eden, makbul ve guzel isler yapanların, namazı hakkıyla ifa eden, zekat verenlerin...Iste onların, Rab'leri nezdinde mukafatları vardır. Onlar icin hicbir endise yoktur ve onlar asla uzulmeyeceklerdir
[278] Ey iman edenler! Allah'a karsı gelmekten sakının ve eger mumin iseniz geri kalan faizi terkedin
[279] Eger boyle yapmazsanız Allah ve Resulu tarafından size savas acıldıgını biliniz! Eger faizcilikten tovbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Boylece ne haksızlık eder, ne de haksızlıga ugrarsınız
[280] Eger borclu sıkıntıda ise, kolaylıga cıkıncaya kadar ona muhlet verin! Sayet bilirseniz, alacagınızı bagıslamanız sizin icin daha da hayırlıdır
[281] Oyle bir gunde rezil olmaklıktan sakının ki, O gun Allah'ın huzuruna cıkarılacaksınız, Sonra her kisiye kazandıgının karsılıgı tamamen odenecek Ve kendilerine asla haksızlık edilmeyecektir
[282] Ey iman edenler! Belirli bir vadeye kadar birbirinize borc verdiginiz zaman onu kaydedin! Aranızda dogrulukla tanınmıs bir katip onu yazsın! Katip, Allah'ın kendisine ogrettigi gibi (adalete uygun olarak) yazmaktan kacınmasın da yazsın! Uzerinde hak olan borclu kisi akdi yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan sakınsın da borcundan hicbir sey noksan bırakmasın! Eger uzerinde hak olan borclu, akılca noksan veya kucuk veya yazdırmaktan aciz bir kimse ise, onun velisi adalet olculeri icinde yazdırsın! Icinizden iki erkek sahit de tutun! Iki erkek bulunmazsa o zaman dogruluklarından emin oldugunuz bir erkek ile iki kadının sahitligini alın! (Bir erkek yerine iki kadının sahit olmasına sebep) birinin unutması halinde ikincisinin hatırlatmasına imkan vermek icindir. Sahitler cagırıldıklarında, sahitlikten kacınmasınlar! Siz yazanlar da, borc az olsun, cok olsun, vadesiyle birlikte yazmaktan usenmeyin! Boyle yapmak, Allah katında daha adil, sahitligi ifa etmek icin daha saglam ve supheyi gidermek icin daha uygun bir yoldur. Ancak aranızda hemen alıp vereceginiz pesin bir ticaret olursa, onu yazmamakta size bir gunah yoktur. Alıs veris yaptıgınız zaman da sahit tutun! Ne katip, ne de sahit asla magdur edilmesin. Bunu yapar, zarar verirseniz, dogru yoldan ayrılmıs, Allah’a itaatin dısına cıkmıs olursunuz. Allah’a itaatsizlikten sakının! Allah size en uygun tutumu ogretiyor. Cunku Allah her seyi hakkıyla bilir. [8,29; 57,28] {KM, Tesniye 19,15.Matta 18,16; Yuhanna}
[283] Eger yolculuk halinde iseniz ve katip bulamazsanız, o takdirde borc karsılıgıda rehin alırsınız. Sayet birbirinize guvenirseniz, guvenilen kimse Rabbi olan Allah'tan korksun da Uzerindeki emaneti odesin! Bir de sahitligi, gorup bildiginizi gizlemeyin! Bildigini gizleyenin kalbi gunahkar olur. Allah her ne yaparsanız bilir
[284] Goklerde ve yerde olan her sey Allah'ındır. Ey insanlar! Siz icinizdeki seyleri acıga vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onlardan dolayı hesaba ceker. Sonra diledigini affeder, diledigini azaba ugratır. Dogrusu Allah her seye kadirdir
[285] Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, muminler de! Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. “O’nun resullerinden hic birini digerinden ayırt etmeyiz.” dediler ve eklediler: “Isittik ve itaat ettik ya Rabbena, affını dileriz, donusumuz Sanadır.”
[286] Allah hicbir kimseyi guc yetiremeyecegi bir sekilde yukumlu tutmaz. Herkesin kazandıgı iyilik kendi lehine, isledigi fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbena! Eger unuttuk veya kasıtsız olarak yanlıs yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma! Ya Rabbena! Bizden oncekilere yukledigin gibi agır yuk yukleme! Ya Rabbena! Takat getiremeyecegimiz seylerle bizi yukumlu tutma! Affet bizi, lutfen bagısla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlamız, yardımcımız! Kafir topluluklara karsı Sen yardım eyle bize