Back to LanguagesPrevious ChapterNext Chapter
Turkish - Chapter 21 - Al-Anbiya
Translation by Abdulbaki Golpinarli — Permalink
Verse 1 — Surah Al-Anbiya 21:1
İnsanların hesap günü yaklaştı da hala onlar gaflet içinde, yüz çevirmedeler
Verse 2 — Surah Al-Anbiya 21:2
Rablerinden, Kur'an'a ait yeni bir ayet geldi mi onu alaya alarak dinlerler, oyun sanırlar
Verse 3 — Surah Al-Anbiya 21:3
Kalpleri de oyuna dalmıştır da o zalimler, fısıltıyla konuşarak bu da sizin gibi bir insandan başka bir mahluk mu ki, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız derler
Verse 4 — Surah Al-Anbiya 21:4
Peygamber de, Rabbim der, gökte söylenen sözü de bilir, yeryüzünde söyleneni de ve odur duyan, bilen
Verse 5 — Surah Al-Anbiya 21:5
Hatta derler ki: Bu sözler, saçmasapan rüyadan ibaret, belki de kendisi uyduruyor bunları, hatta o, bir şair. Değilse neden evvelkilere gönderildiği gibi bize bir mucize gösteremiyor
Verse 6 — Surah Al-Anbiya 21:6
Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir şehir halkı inanmamıştı, şimdi bunlar mı inanacaklar
Verse 7 — Surah Al-Anbiya 21:7
Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erleri göndermiştik insanlara, bilmiyorsanız sorun kitap ehlinin bilginlerine
Verse 8 — Surah Al-Anbiya 21:8
Ve onları yemek yemeyen bir kalıp olarak yaratmamıştık ve onlar, ebedi de değillerdi
Verse 9 — Surah Al-Anbiya 21:9
Sonra vaadimizi gerçekleştirmiştik onlara da onları da kurtarmıştık, dilediklerimizi de ve imansızlıkta ileri gidenleri helak etmiştik
Verse 10 — Surah Al-Anbiya 21:10
Sonra size bir kitap indirdik ki o kitapta şerefiniz, yüceliğiniz anılmadadır, hala mı akıl etmezsiniz
Verse 11 — Surah Al-Anbiya 21:11
Zulmeden nice şehirleri helak ettik de ondan sonra diğer toplulukları yarattık
Verse 12 — Surah Al-Anbiya 21:12
Azabımızı hissettiler mi hemen kaçmaya başlıyorlardı ondan
Verse 13 — Surah Al-Anbiya 21:13
Kaçmayın, dönün sahip olduğunuz mallara, nimetlere ve evlere; çünkü sorguya çekileceksiniz
Verse 14 — Surah Al-Anbiya 21:14
Yazıklar olsun bize derler, gerçekten de zulmetmiştik biz
Verse 15 — Surah Al-Anbiya 21:15
Onları kesilmiş bir ot, ateşi yanıp bitmiş bir kül yığını haline getirinciye dek sözleri, ancak budur işte
Verse 16 — Surah Al-Anbiya 21:16
Ve biz, göğü, yeryüzünü ve ikisinin arasında olanları, bir eğlence diye yaratmadık
Verse 17 — Surah Al-Anbiya 21:17
Eğlence için bir kadın edinmek isteseydik kendi katımızdakilerden edinirdik, fakat biz, böyle bir şey yapmayız
Verse 18 — Surah Al-Anbiya 21:18
Biz, gerçeği, aslı olmayan şeye karşı izhar ederiz de onu tamamıyla iptal ederiz ve batıl, helak olup gider o zaman. Ona isnad ettiğiniz şeylerden dolayı yazıklar olsun size
Verse 19 — Surah Al-Anbiya 21:19
Ve onundur ne varsa göklerde ve yeryüzünde ve onun katındakiler, ona kulluk etmekten çekinip ululanmadıkları gibi yorulmazlar, bıkmazlar da
Verse 20 — Surah Al-Anbiya 21:20
Hiç durmadan gecegündüz onu noksan sıfatlardan tenzih ederler
Verse 21 — Surah Al-Anbiya 21:21
Yoksa onlar, yeryüzünde, ölüleri diriltecek mabutları mı edindiler
Verse 22 — Surah Al-Anbiya 21:22
Gökte ve yerde, Allah'tan başka bir mabut daha olsaydı gök de bozulup mahvolurdu, yer de. Şüphe yok ki arşın Rabbi Allah, onların söyledikleri şeylerden yücedir, münezzehtir
Verse 23 — Surah Al-Anbiya 21:23
Yaptığından sorulmaz ona, fakat onlardır sorumlu olanlar, sorguya çekilenler
Verse 24 — Surah Al-Anbiya 21:24
Ondan başka bir mabut mu kabul ettiler? De ki: Getirin delilinizi öyleyse. İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitapları. Hayır, onların çoğu, gerçeği bilmiyorlar ve bundan dolayı da yüz çeviriyorlar
Verse 25 — Surah Al-Anbiya 21:25
Ve senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona, benden başka yoktur tapacak, bana kulluk edin ancak diye vahyetmeyelim
Verse 26 — Surah Al-Anbiya 21:26
Derler ki: Rahman, kendisine evlat edinmiştir, haşa, yücedir, münezzehtir bundan, onlar, kadirleri yüceltilmiş kullardır
Verse 27 — Surah Al-Anbiya 21:27
Onların sözleri, hep onun emrine uygundur ve onlar, daima onun emrini yerine getirirler
Verse 28 — Surah Al-Anbiya 21:28
O bilir, onların önlerinde ve artlarında ne varsa ve Tanrı rızasına mazhar olandan başkasına şefaat de edemezler ve onlar, onun korkusundan ürkerler
Verse 29 — Surah Al-Anbiya 21:29
Onlardan kim, ben de ondan ayrı bir mabudum derse onu cehennemle cezalandırırız; zalimleri böyle cezalandırırız biz
Verse 30 — Surah Al-Anbiya 21:30
Kafir olanlar görmezler mi ki gerçekten de göklerle yer birdi de biz onları ayırdık ve her şeyi, sudan yarattık, hala mı inanmazlar
Verse 31 — Surah Al-Anbiya 21:31
İnsanlarla beraber çalkalanmasın diye yeryüzünde metin dağlar yarattık ve yollarını bulsunlar, maksatlarına ersinler diye de orada geniş yollar açtık
Verse 32 — Surah Al-Anbiya 21:32
Gökyüzünü, korunmakta olan bir tavan yaptık, onlarsa hala delillerinden yüz çevirmedeler
Verse 33 — Surah Al-Anbiya 21:33
O, öyle bir mabut ki geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratmıştır, hepsi de gökte yüzüp durmada
Verse 34 — Surah Al-Anbiya 21:34
Senden önce de ebedi olarak yaşayacak hiçbir insan yaratmadık; sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar
Verse 35 — Surah Al-Anbiya 21:35
Herkes, ölümü tadacak ve sizi, bir sınama olarak hayırla, şerle de denemedeyiz ve dönüp tapımıza geleceksiniz
Verse 36 — Surah Al-Anbiya 21:36
Kafir olanlar, seni görünce ancak alaya alırlar, bu mudur derler, mabutlarınızı anan, halbuki onlar rahmanı anmayı inkar ederler
Verse 37 — Surah Al-Anbiya 21:37
İnsan, pek aceleci yaratılmıştır; delillerimi yakında göstereceğim size, acele etmeyin
Verse 38 — Surah Al-Anbiya 21:38
Doğru söylüyorsanız derler, ne zaman yerine gelecek vaadiniz
Verse 39 — Surah Al-Anbiya 21:39
Bir bilselerdi kafir olanlar önlerinden, artlarından kendilerini saran ateşi defedemeyecekleri ve hiçbir yardım da göremeyecekleri zamanı
Verse 40 — Surah Al-Anbiya 21:40
Hatta o gün, onlara birdenbire geliverecek de şaşırtacak onları ve onu reddetmeye güçleri yetmeyeceği gibi mühlet de verilmeyecek onlara
Verse 41 — Surah Al-Anbiya 21:41
Andolsun ki senden önceki peygamberlerle de alay edilmiştir de onlarla alayları yüzünden alay ettikleri azaba uğrayıvermişlerdir
Verse 42 — Surah Al-Anbiya 21:42
De ki: Kim koruyabilir rahmandan sizi geceleyin ve gündüzün? Fakat onlar, Rablerini anmaktan yüz çevirirler
Verse 43 — Surah Al-Anbiya 21:43
Onların, azabımızı kendilerinden menedecek bir mabutları mı var yoksa? O mabutların, ne kendilerine yardım etmeye güçleri yeter, ne de bizden bir yardım görür kafirler
Verse 44 — Surah Al-Anbiya 21:44
Hatta biz, onların da, atalarının da ömürlerini uzattık, ömürleri boyunca onları geçindirdik, fakat görmezler mi ki yerlerine, yurtlarına girip hakim oldukları yerleri daraltıp azaltmadayız; hala onlar mı üstün olanlar
Verse 45 — Surah Al-Anbiya 21:45
De ki: Ben sizi vahiyle korkutup duruyorum ancak, fakat sağırlar, korkutuldukları zaman da kendilerini davet edenin sözünü duymazlar
Verse 46 — Surah Al-Anbiya 21:46
Fakat onlara Rabbinin azabından bir koku bile esse derhal eyvahlar olsun bize derler gerçekten de biz zalimdik
Verse 47 — Surah Al-Anbiya 21:47
Kıyamet günü, adalet terazilerini kuracağız, hiçbir kimse hiçbir şeyde haksızlığa uğramıyacak, hatta hardal tanesi ağırlığında bir işin bile karşılığını vereceğiz, bizim hesap görüşümüz yeter
Verse 48 — Surah Al-Anbiya 21:48
Ve andolsun ki Musa'ya ve Harun'a, hakkı batıldan ayıran ve çekinenlere ışık ve öğüt olan kitabı verdik
Verse 49 — Surah Al-Anbiya 21:49
O çekinenler, görmedikleri halde Rablerinden korkarlar ve kıyametten ürküp titrerler
Verse 50 — Surah Al-Anbiya 21:50
Ve bu da kutlu Kur'an'dır, bunu da indirdik; inkar mı edeceksiniz onu
Verse 51 — Surah Al-Anbiya 21:51
Andolsun ki daha önce İbrahim'e onu doğru yola sevkedecek delilleri vermiştik ve onun, buna ehil olduğunu da biliyorduk
Verse 52 — Surah Al-Anbiya 21:52
Hani atasına ve kavmine, nedir bu tapıp durduğunuz heykeller demişti
Verse 53 — Surah Al-Anbiya 21:53
Biz dediler, atalarımızı bunlara tapıyor bulduk
Verse 54 — Surah Al-Anbiya 21:54
O da andolsun ki demişti, siz de apaçık bir sapıklık içindesiniz, atalarınız da
Verse 55 — Surah Al-Anbiya 21:55
Onlar, bize bir gerçekle mi geldin demişlerdi, yoksa oyun oynayanlardan mısın
Verse 56 — Surah Al-Anbiya 21:56
O, hayır demişti, Rabbiniz, göklerin ve yeryüzünün Rabbidir, onları yaratmıştır ve ben de bu söze tanık olanlardanım
Verse 57 — Surah Al-Anbiya 21:57
Ve andolsun Allah'a ki siz dönüp gittikten sonra ben, onlara yapacağımı yapacağım
Verse 58 — Surah Al-Anbiya 21:58
Onları paramparça etti, yalnız, ona baş vursunlar diye büyüklerini bıraktı
Verse 59 — Surah Al-Anbiya 21:59
Mabutlarımıza kim yaptı bu işi dediler, şüphe yok ki o gerçekten de zalimlerden
Verse 60 — Surah Al-Anbiya 21:60
Bir genç duymuştuk dediler, İbrahim deniyordu adına, onlardan bahsediyordu
Verse 61 — Surah Al-Anbiya 21:61
Öyleyse dediler, onu halkın gözü önüne getirin de söylediği söze tanıklıkta bulunsunlar
Verse 62 — Surah Al-Anbiya 21:62
Ey İbrahim dediler, bu işi sen mi yaptın mabutlarımıza
Verse 63 — Surah Al-Anbiya 21:63
O, belki de şu put yapmıştır bu işi dedi, büyükleri bu, söyliyebilirse sorun ona
Verse 64 — Surah Al-Anbiya 21:64
Birbirlerine dönüp de gerçekten de zalimsiniz siz dediler
Verse 65 — Surah Al-Anbiya 21:65
Sonra başlarını eğdiler ve andolsun ki dediler, sen de bunların konuşmadığını bilirsin
Verse 66 — Surah Al-Anbiya 21:66
İbrahim, peki dedi, öyleyse Allah'ı bırakıp da ne diye tapıyorsunuz size ne bir faydası dokunan, ne bir zararı gelen şeylere
Verse 67 — Surah Al-Anbiya 21:67
Yuh size de, Allah'ı bırakıp taptığınız şeylere de; akıl etmez misiniz ki
Verse 68 — Surah Al-Anbiya 21:68
Bir şey yapacaksanız dediler, yakın onu da mabutlarınıza yardım edin
Verse 69 — Surah Al-Anbiya 21:69
Ey ateş dedik, soğu İbrahim'e karşı ve bir zarar verme ona
Verse 70 — Surah Al-Anbiya 21:70
Onlar, İbrahim'e bir düzen kurmak istedilerse de biz, onları en büyük bir ziyana uğrattık
Verse 71 — Surah Al-Anbiya 21:71
Onu da, Lut'u da kurtarıp alemlere kutlu ettiğimiz yere ulaştırdık
Verse 72 — Surah Al-Anbiya 21:72
Ve ona İshak'ı verdik, Yakup'u da istemeden ihsan ettik ve hepsini de temiz ve iyi kişiler kıldık
Verse 73 — Surah Al-Anbiya 21:73
Onları öyle rehberler ettik ki emrimizle halkı doğru yola sevk ederler ve onlara hayırlı işleri, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik ve onlar, bize ibadet eden kişilerdi
Verse 74 — Surah Al-Anbiya 21:74
Ve Lut'a da peygamberlik ve bilgi verdik ve halkı, kötü işlerde bulunan şehirden kurtardık onu; gerçekten de onlar, kötü ve buyruktan çıkmış bir topluluktu
Verse 75 — Surah Al-Anbiya 21:75
Ve rahmetimize ithal ettik onu; gerçekten de temiz kişilerdendi o
Verse 76 — Surah Al-Anbiya 21:76
Ve Nuh da bundan önce hani nida etmişti de duasını kabul etmiştik, onu ve ailesini, yürekleri bile yakan pek büyük bir dertten kurtarmıştık
Verse 77 — Surah Al-Anbiya 21:77
Ve delillerimizi yalanlayan bir topluluğa karşı yardım etmiştik ona; gerçekten de kötü bir topluluktu onlar ve bu yüzden hepsini de sulara boğmuştuk
Verse 78 — Surah Al-Anbiya 21:78
Davud'la Süleyman da, hani bir topluluğun koyunları, geceleyin birisinin tarlasına yayılmış, harap etmişti de bu hususta hüküm vermişlerdi ve biz de hükümlerine tanık olmuştuk
Verse 79 — Surah Al-Anbiya 21:79
O hükmü, biz anlatmıştık Süleyman'a ve hepsine de peygamberlik ve bilgi vermiştik ve beraberce Tanrıyı tenzih etmek için dağları ve kuşları, Davud'a ram ettik ve bunları yaptık, gücümüz yeter yapmaya
Verse 80 — Surah Al-Anbiya 21:80
Ve ona, sizi savaşlarda koruması için zırh yapma sanatını öğrettik, hala mı şükretmezsiniz
Verse 81 — Surah Al-Anbiya 21:81
Ve Süleyman'a kasırga gibi esen rüzgarı ram ettik, emriyle, kutladığımız yere esip giderdi ve biz her şeyi biliriz
Verse 82 — Surah Al-Anbiya 21:82
Ve Şeytanlardan, onun için denize dalıp ona mücevherat çıkaranlar ve bundan başka daha ayrı işler yapanlar da vardı ve biz de onları korurduk
Verse 83 — Surah Al-Anbiya 21:83
Ve Eyyub da hani Rabbine nida etmişti de gerçekten demişti, bana zarar dokundu ve sen, merhametlilerin en merhametlisisin
Verse 84 — Surah Al-Anbiya 21:84
Derken duasını kabul ettik de ne zarara uğradıysa giderdik ve katımızdan rahmet ve ibadet edenlere ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber daha da bir mislini verdik
Verse 85 — Surah Al-Anbiya 21:85
Ve İsmail de, İdris de, ZülKifl de, hepsi de sabredenlerdendi
Verse 86 — Surah Al-Anbiya 21:86
Ve onları rahmetimize ithal ettik; gerçekten de temiz kişilerdendi onlar
Verse 87 — Surah Al-Anbiya 21:87
Ve Zünnun da hani öfkelenip gitmişti de sanmıştı ki bizim gücümüz yetmeyecek ona; derken karanlıklarda nida ederek gerçekten de senden başka yoktur tapacak, tenzih ederim seni ve şüphe yok ki ben, zalimlerden oldum demişti
Verse 88 — Surah Al-Anbiya 21:88
Derken duasını kabul etmiştik onun ve gamdan kurtarmıştık onu ve böyle kurtarırız insanları
Verse 89 — Surah Al-Anbiya 21:89
Ve hani Zekeriyya da Rabbine nida etmiş ve Rabbim demişti, beni yalnız bırakma ve sensin mirasçıların en hayırlısı
Verse 90 — Surah Al-Anbiya 21:90
Derken duasını kabul etmiştik onun ve ona Yahya'yı vermiştik ve karısının kısırlığını gidermiştik, doğurmaya kabiliyet vermiştik. Onlar, hayırlı işlerde koşuşurlar, yarışırlar ve umarak, korkarak bize dua ederlerdi ve onlar, bize karşı gönül alçaklığı gösterirlerdi
Verse 91 — Surah Al-Anbiya 21:91
Hani, bir de ırzını koruyan o kız vardı, onu da an; biz, ona ruhumuzdan üflemiştik ve onu ve oğlunu, alemlere bir delil yapmıştık
Verse 92 — Surah Al-Anbiya 21:92
Hiç şüphe yok ki bir tek ümmetsiniz siz ve ben Rabbinizim, bana kulluk edin
Verse 93 — Surah Al-Anbiya 21:93
Dine ait işlerinde, kendi aralarında bölükbölük oldu onlar ve hepsi de dönüp bizim tapımıza gelecek
Verse 94 — Surah Al-Anbiya 21:94
İnanarak iyi işlerde bulunanların çalışmaları, inkar edilmez ve biz, şüphe yok ki onları yazmadayız
Verse 95 — Surah Al-Anbiya 21:95
Helak ettiğimiz bir şehir halkının, dönüp bizim tapımıza gelmemesine imkan yok
Verse 96 — Surah Al-Anbiya 21:96
Sonunda Ye'cüc ve Me'cuc'un seti açılınca ve onlar, her tepeden yeryüzüne saldırınca
Verse 97 — Surah Al-Anbiya 21:97
Ve gerçek vait yaklaşınca işte o zaman kafir olanlar, gözlerini dikip kalacaklar ve yazıklar olsun bize diyecekler, bundan gafildik, hatta zalimdik biz
Verse 98 — Surah Al-Anbiya 21:98
Şüphe yok ki siz de, Allah'ı bırakıp taptıklarınız da cehennem odunusunuz, siz, oraya gireceksiniz
Verse 99 — Surah Al-Anbiya 21:99
Şunlar, mabud olsalardı oraya uğramazlardı, halbuki hepsi de orada ebedidir
Verse 100 — Surah Al-Anbiya 21:100
Orada şiddetle inleyerek nefes alacak onlar ve onlar, orada hiçbir şey duymayacaklar
Verse 101 — Surah Al-Anbiya 21:101
Fakat kendilerine, tarafımızdan güzel bir vaitte bulunulan, haklarında iyilik takdir edilen kimseler, oradan uzaklaşmışlardır
Verse 102 — Surah Al-Anbiya 21:102
Orasının en hafif bir sesini bilmezduymaz onlar ve canlarının dilediği, arzuladığı şeylerin içinde ebedidir onlar
Verse 103 — Surah Al-Anbiya 21:103
O en büyük korku, onları hüzünlendirmez ve melekler, onları karşılarlar da işte derler, size vaadedilen gün, bugün
Verse 104 — Surah Al-Anbiya 21:104
Biz o gün göğü, kitap sahifelerini dürüp büker gibi dürüp bükeceğiz; önce nasıl yaratmaya başladıysak tekrar yaratacağız, bu, vaadimizdir bizim ve gerçekten de yapacağız bunu, gücümüz yeter yapmaya
Verse 105 — Surah Al-Anbiya 21:105
Andolsun ki biz, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazdık: Şüphe yok ki yeryüzü, temiz kullarıma miras kalır
Verse 106 — Surah Al-Anbiya 21:106
Şüphe yok ki bu, kullukta bulunan topluluğa bir tebliğdir
Verse 107 — Surah Al-Anbiya 21:107
Ve biz seni, ancak alemlere rahmet olarak gönderdik
Verse 108 — Surah Al-Anbiya 21:108
De ki: Bana, mabudumuzun, bir tek mabut olduğu vahyedildi ancak, Müslüman oluyor musunuz siz de
Verse 109 — Surah Al-Anbiya 21:109
Eğer yüz çevirirlerse de ki: Aynı tarzda hepinize de bildirdim ve size vaadedilen yakında mı olacak, uzak bir zamanda mı, onu bilmem ben
Verse 110 — Surah Al-Anbiya 21:110
Şüphe yok ki o, açık konuşulan sözü de bilir, gizlediğiniz sözü de
Verse 111 — Surah Al-Anbiya 21:111
Ve bildirdiğim, sizi bir sınama ve bir zamana dek geçindirme de olabilir, onu da bilmem ben
Verse 112 — Surah Al-Anbiya 21:112
Dedi ki: Rabbim, gerçek olarak hükmet ve Rabbimiz olan rahmanın yardımını dileriz onun hakkında söylediğiniz aslı olmayan sözler yüzünden