Back to Languages

Turkish - Chapter 10 - Yunus

Translation by Celal Y Ld R M — Permalink

Verse 1 — Surah Yunus 10:1

Elif - Lâm - Râ. işte bunlar hikmet ve hüküm dolu kitabın âyetleridir

Verse 2 — Surah Yunus 10:2

İnsanları (tuttukları yolun tehlikesine karşı) uyar; imân edenleri Rablarının yanında kendilerine ayrılan KADEM-I SIDK (Güzel sevap, şalin amel, ebedî saadet, yüksek makam) ile müjdele, diye içlerinden bir adama vahyetmemiz (Mekkeli´ler için) şaşılacak şey mi ki, o kâfirler, «bu ancak açık bir büyücüdür» dediler

Verse 3 — Surah Yunus 10:3

Şüphesiz ki Rabblniz gökleri ve yeri altı gün (devir)de yaratıp sonra da Arş üzerine saltanatı ve kudretiyle tecelli ederek her işi gereği gibi düzenleyip yürüten Allah´tır. Onun izni olmadıktan sonra hiçbir şefaatçi şefaat edemez. İşte bu Allah sizin Rabbinizdir. Artık O´na kulluk ediniz. Hâlâ düşünüp öğüt almaz mısınız

Verse 4 — Surah Yunus 10:4

Hepinizin dönüşü ancak O´nadır. Allah´ın verdiği söz haktır. Şüphesiz ki O, imân edip iyi-yararlı amellerde bulunanları —adalet ölçüleriyle— mükâfatlandırmak için önce halkı yaratıp varlık alanına getirir, sonra da geri çevirip (diriltir). İnkâr edenlere ise, küfrettiklerinden dolayı fıkır fıkır kaynayan su ve elem verici bir azâb vardır

Verse 5 — Surah Yunus 10:5

Güneş´i ziya (ışık ve enerji), Ay´ı nûr (aydınlık) yapan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için Ay´a konaklar takdir eden O´dur. Allah bunu ancak hak ile (katıksız, kusursuz, şaşmayan kanunla) yarattı. Bilip (anlayacak) bir millete âyetleri (böylece) bir bir açıklıyor

Verse 6 — Surah Yunus 10:6

Şüphesiz ki gece ile gündüzün birbirini izleyip değişmesinde ve Allah´ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde, O´ndan korkup kötülüklerden sakınan bir millet için âyetler-belgeler vardır

Verse 7 — Surah Yunus 10:7

(Öldükten sonra yeniden dirilip) bize kavuşmayı ümit etmeyen, Dünya hayatına razı olup onunla gönlü yatışanlarla bizim âyetlerimizden gafil olanlar var ya, işte onların, kazandıklarına karşılık varacakları yer ateştir

Verse 8 — Surah Yunus 10:8

(Öldükten sonra yeniden dirilip) bize kavuşmayı ümit etmeyen, Dünya hayatına razı olup onunla gönlü yatışanlarla bizim âyetlerimizden gafil olanlar var ya, işte onların, kazandıklarına karşılık varacakları yer ateştir

Verse 9 — Surah Yunus 10:9

Onlar ki imân edip iyi-yararlı amellerde bulundular, elbette Rabları onları, imânlarına karşılık, altlarından ırmaklar akan Naîm Cennetlerine eriştirir

Verse 10 — Surah Yunus 10:10

Oradaki duaları, «Allah´ım! Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin» sözüdür. Sağlık ve esenlik temennileri ise, «Selâmadır. Dualarının sonu ise «Hamd ( = Her türlü güzel övgü), âlemlerin Rabbi Allah´adır.»

Verse 11 — Surah Yunus 10:11

Eğer Allah insanlara, hayrı hemen acele istedikleri gibi, şerri de onlara çabuklaştırsaydı, ecelleri hemen yerine gelip (her şey) bitmiş olurdu. Ne var ki, bize kavuşmayı arzu etmeyenleri azgınlıkları içinde bocaladıkları bir halde bırakıveririz

Verse 12 — Surah Yunus 10:12

İnsana bir dert ve sıkıntı dokunduğu zaman gerek yan üstü uzanıkken, gerek otururken, gerek ayakta dururken bize duâ eder. Kendisinden dert ve sıkıntıyı kaldırdığımızda ise, kendisine dokunan dert ve sıkıntıdan (kurtulmak için) bize (hiç) duâ etmemiş gibi (eski haline) geçip gider. İşte müsriflere (haddini aşanlara) yapageldikleri ameller böylece süslenmiştir

Verse 13 — Surah Yunus 10:13

And olsun ki sizden önce nice kuşakları, kendilerine peygamberlerimiz açık belgelerle gelmişken (baş kaldırıp) zulmettikleri ve imâna gelmiyecekleri (sabit olup dönme ihtimalleri kalmadığı) zaman yok ettik, işte biz, suçlu-günahkâr milleti böyle cezalandırırız

Verse 14 — Surah Yunus 10:14

Sonra onların ardından nasıl amel edeceğinizi görmek için sizi onların yerine getirdik

Verse 15 — Surah Yunus 10:15

Âyetlerimiz onlara karşı açık-seçik okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar, «bundan başka bir Kur´ân getir veya bunu değiştir» derler. De ki: Onu kendiliğimden değiştiremem, bu bana yakışır şey değildir ; ben ancak bana vahyedilene uyarım; eğer Rabbime isyan edersem, o büyük günün azabından korkarım

Verse 16 — Surah Yunus 10:16

De ki: Eğer Allah dileseydi ben size onu okumaz ve O da size (benim vasıtamla) bildirilmemiş olurdu. Elbette bundan önce aranızda bir ömür bulundum ; artık aklınızı kullanmaz mısınız

Verse 17 — Surah Yunus 10:17

Allah´a karşı yalan uydurandan veya O´nun âyetlerini yalan sayandan daha zâlim kim olabilir ? Doğrusu suçlu günahkârlar kurtuluşa erişemezler

Verse 18 — Surah Yunus 10:18

Onlar (inkarcı putperestler), Allah´ı bırakıp kendilerine zarar ve yarar veremiyen cisimlere tapıyorlar ve «Bunlar Allah yanında şefaatçilerimizdir» diyorlar. De ki: Allah´a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz ?! O, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve çok yücedir

Verse 19 — Surah Yunus 10:19

İnsanlar ancak bir tek ümmet idi; sonra ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz (hükme bağlanıp) geçmemiş olsaydı, elbette ihtilâfa düştükleri şey hakkında hüküm verilirdi de (iş) bitmiş olurdu

Verse 20 — Surah Yunus 10:20

Bir de derler ki: Ona Rabbinden bir âyet (açık bir mu´cize) indirilmeli değil miydi ? De ki: Gayb ancak Allah´a aittir. Bekleyin, ben de sizinle beraber bekliyenlerdenim

Verse 21 — Surah Yunus 10:21

İnsanlara dokunan bir sıkıntı ve dertten sonra onlara bir rahmet (= genişlik, ferahlık ve bolluk) tattırdığımız zaman, âyetlerimiz hakkında (bir de bakarsın) yalan-dolan düzerler. De ki: Allah (yalan-dolana) karşılık vermekte daha çabuktur. Çünkü elçilerimiz (olan melekler) sizin kurduğunuz yalan-dolanı yazmaktadırlar

Verse 22 — Surah Yunus 10:22

Sizi karada da, denizde de gezdiren O´dur. O kadar ki gemide bulunduğunuz bir sırada, gemiler, okşayıcı hoş bir hava içinde seyredip yol alırken, yolcular da bununla ferahlık ve neşe duyarlarken ansızın şiddetli bir fırtına gelir de dalgalar her yandan onlara yönelir, derken ta mamen kuşatılıp (yok olacaklarını) sanırlar ve (bu korku ve telâş içinde) ihlâs üzere dini Allah´a has kılıp O´na duâ ederler, «eğer bizi bundan kurtarırsa herhalde şükredenlerden oluruz !» diye yalvarırlar

Verse 23 — Surah Yunus 10:23

Ne vakit ki Allah onları kur. tarır, (vakit kaybetmeden) yeryüzünde haksız yere taşkınlık ve azgınlığa başlarlar. Ey insanlar! Taşkınlık ve azgınlığınız ancak kendi aleyhinizedir. Bu da dünya hayatının geçici önemsiz bir geçimliğidir. Sonra da dönüşünüz bizedir; yapageldiklerinizi size bir bir haber vereceğiz

Verse 24 — Surah Yunus 10:24

Dünya hayatının misâli, ancak gökten indirdiğimiz suya benzer; insan ve hayvanların yediği yeryüzündeki bitkiler onunla birbirine karışır, tâ ki yeryüzü bütün zînetini takınıp süslendiği, yeryüzü ehli de kendilerini onun üzerinde kudretli sandıkları bir sırada geceleyin ya da gündüzleyin o yere emrimiz gelir de sanki bir gün önce hiçbir şenlik yokmuş gibi onu biçik ve sökük hale getirir. İşte düşünebilecek bir millete âyetleri böylece bir bir açıklarız

Verse 25 — Surah Yunus 10:25

Allah selâmet yurduna çağırır ; dilediğini de doğru yola eriştirir

Verse 26 — Surah Yunus 10:26

İyi-yararlı güzel amelde bulunanlara daha iyisi ve güzeli, bir de fazlası vardır. Yüzlerini ne bir toz duman, ne de aşağılık ve horluk kaplar. İşte onlar Cennet yaranıdırlar. Orada devamlı kalıcılardır onlar

Verse 27 — Surah Yunus 10:27

Kötülük kazananlara gelince : Kötülüğün cezası, misliyledir; onları ayrıca bir aşağılık ve horluk kaplar. Allah´tan kendilerini kurtaracak hiçbir kurtarıcı ve koruyucu da yoktur. Yüzleri sanki geceden kara bir parça ile örtülmüştür. İşte bunlar Cehennem yaranıdır ve orada temelli kalıcılardır

Verse 28 — Surah Yunus 10:28

O gün onların hepsini biraraya getireceğiz, sonra da Allah´a ortak koşanlara, «Siz ve ortak koştuklarınız yerinize !» diyeceğiz ve böylece onları birbirinden ayıracağız. Ortakları ise, «siz bize tapmıyordunuz

Verse 29 — Surah Yunus 10:29

Bizimle sizin aramızda şahit olarak Allah yeter. Gerçekten sizin ibâdetinizden hiç ama hiç haberimiz yoktu» diyecekler

Verse 30 — Surah Yunus 10:30

İşte orada her kişi işleyip önden gönderdiği şeyleri tadar ve Hakk´ olan Mevlâlârının (adaletine) döndürülürler ; uydurdukları (putlar ve put misâli) şeyler de onlardan uzaklaşarak yok olup gitmişlerdir

Verse 31 — Surah Yunus 10:31

De ki: Gökten ve yerden size rızık veren kimdir ? Kimdir kulağa ve gözlere (yaratma yönünden) sahip ? Ya diriyi ölüden, ölüyü de diriden çıkaran kimdir ? Kimdir işleri düzene koyan ? Hemen «Allah´tır» diyecekler. O halde de ki: Artık (Allah´tan saygı ile) korkup (fenalıklardan, putlara tapmaktan) sakınmaz mısınız

Verse 32 — Surah Yunus 10:32

İşte bu Allah, Hakk(olan)Rabbinizdir. Haktan sonra ancak sapıklık var. O halde nasıl (olur da Hak´tan) döndürülüyorsunuz

Verse 33 — Surah Yunus 10:33

Bunun gibi, ilâhî sınırların ve O´na uzanan yolun dışına çıkanlara karşı Rabbin sözü gerçekleşti, ki onlar gerçekten imân etmezler

Verse 34 — Surah Yunus 10:34

De ki: (Tanrı diye) ortak edindiklerinizden ilkin yaratıp (öldürdükten) sonra tekrar onu (diriltip geri) çeviren var mıdır ? De ki: Allah ilkin yaratıp meydana getirir, sonra tekrar (diriltip geri) çevirir. Nasıl da (Hak´tan) çevrilip saptırılıyorsunuz

Verse 35 — Surah Yunus 10:35

De ki: Ortak edindiklerinizden Hakk´a yol gösteren, Hakk´a ileten var mıdır ? De ki:. Allah Hakk´a yol gösterir ve ona iletir. Hakk´a ileten mi, yoksa iletilmeden kendiliğinden hak yolu bulamayan mı uyulmaya daha lâyıktır ? Size ne oluyor, nasıl hükmediyorsunuz

Verse 36 — Surah Yunus 10:36

Çoğu ancak zanna uyarlar; doğrusu zan haktan yana hiçbir anlam taşımaz (onun yerine hiçbir zaman geçmez). Şüphesiz ki Allah onların yapageldiklerini çok iyi bilir

Verse 37 — Surah Yunus 10:37

Bu Kur´ân Allah´tandır, başkası tarafından uydurulup ortaya konulamaz. O ancak önündeki (daha önce indirilen) Tevrat ve İncil´i doğrular ve (Allah katında yazılı olan) kitabı bir bir açıklar. Onda şüphe adına hiçbir şey yoktur; O, âlemlerin Rabbinden (indirilme)dir

Verse 38 — Surah Yunus 10:38

Onu uydurdu mu, diyorlar? De ki: Haydi, eğer doğrulardan iseniz Onun benzeri bir sûre getirin ve Allah´tan başka gücünüzün yettiği kimseleri çağırın

Verse 39 — Surah Yunus 10:39

Hayır, onlar ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine gelip ulaşmıyan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Bir bak, zâlimlerin sonu ne oldu

Verse 40 — Surah Yunus 10:40

İçlerinden buna inanan da var, inanmayan da var. Rabbin ise müfsitleri (Hakk´ı yalanlayıp toplum içinde fitne ve fesad çıkaranları) bilir

Verse 41 — Surah Yunus 10:41

Seni yalanlarlarsa, de ki: Benim işlediğim bana, sizin işlediğiniz size. Benim işlediğimle sizin ilişiğiniz yoktur; benim de sizin işlediğinizle ilişiğim yoktur

Verse 42 — Surah Yunus 10:42

İçlerinden sana kulak verenler eksik değildir. Sen sağırlara —hele bir de akılları ermiyorsa— işittirebilir misin

Verse 43 — Surah Yunus 10:43

İçlerinden bir kısmı da sana bakar; sen körlere —hele bir de göremiyorlarsa— yol gösterebilir misin

Verse 44 — Surah Yunus 10:44

Şüphesiz ki Allah insanlara hiç zulmetmez. Ama insanlar kendilerine zulmederler

Verse 45 — Surah Yunus 10:45

Onları diriltip biraraya getirerek toplayacağı gün, gündüzden ancak bir saat (ân) kadar eğleşmiş gibidirler; kendi aralarında birbirlerini (rahatlıkla) tanırlar. Allah´a kavuşmayı yalanlayanlar cidden zarara uğramışlardır. (Zaten onlar) doğru yolu da (hiçbir zaman) tutmuş değillerdi

Verse 46 — Surah Yunus 10:46

Onlara va´dettiğimiz azabın bir kısmını ya sana göstereceğiz, ya da (göstermeden) senin ruhunu tutup alacağız; (her iki durumda da) onların dönüşü yalnız bizedir. Sonra Allah onların yapageldiklerine şahittir

Verse 47 — Surah Yunus 10:47

Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onlara peygamberleri gelince aralarında adaletle hükmedilir; onlar haksızlığa uğramazlar

Verse 48 — Surah Yunus 10:48

Bu va´d(edilen azâb) ne zaman ? Eğer doğrulardan iseniz (bize haber verin) derler

Verse 49 — Surah Yunus 10:49

De ki: Ben —Allah´ın dilediğinden başka— kendi kendime ne bir zarara, ne de bir yarara mâlikim. Her ümmetin belirlenmiş bir süresi vardır, onların o süresi gelince ne bir ân geri kalırlar, ne de bir ân ileri geçerler

Verse 50 — Surah Yunus 10:50

De ki: Allah´ın azabı ya gecelerken, ya da gündüzleyin gelecek olursa, suçlu günahkârlar bundan (hangisini) acele istiyorlar

Verse 51 — Surah Yunus 10:51

Yoksa bu azâb meydana geldikten sonra mı (Allah´a) imân edeceksiniz ? (Veya va´dedilen azaba öyle mi inanacaksınız ?) Şimdi mi ? Oysa siz onu acele isteyip duruyordunuz

Verse 52 — Surah Yunus 10:52

Sonra o zulmedenlere, «tadın sonu gelmiyen azabı, siz ancak elde ettiğinize karşılık ceza görüyorsunuz» denilecek

Verse 53 — Surah Yunus 10:53

O (azâb) hak mıdır, diye senden haber isterler. De ki: Evet, Rabbim hakkı için o gerçekten haktır ve siz (ondan Allah´ı) âciz bırakacak değilsiniz (yakayı da kurtaramıyacaksınız)

Verse 54 — Surah Yunus 10:54

Eğer zulmeden her kişi, yeryüzündeki her şey kendisine ait olsaydı, onu kurtuluş akçesi olarak verirdi. Azabı gördükleri vakit hepsi de için için pişmanlık duydular. Aralarında adaletle hükmedilir ve onlar haksızlığa da uğratılmazlar

Verse 55 — Surah Yunus 10:55

Haberiniz olsun ki, göklerdeki ve yerdeki şeyler Allah´ındır. Dikkat edin ki Allah´ın va´di haktır; ne var ki insanların çoğu bunu bilmezler

Verse 56 — Surah Yunus 10:56

O diriltir ve öldürür ve ancak O´na döndürüleceksiniz

Verse 57 — Surah Yunus 10:57

Ey insanlar! Size gerçekten Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki (manevî hastalıklara) bir şifâ ve mü´minlere doğru yolu gösteren (bir belge) ve rahmet gelmiştir

Verse 58 — Surah Yunus 10:58

De ki: Ancak Allah´ın geniş nimeti, yardım ve rahmetiyle; işte bununla ferahlanın ; bu onların topladıklarından daha hayırlıdır

Verse 59 — Surah Yunus 10:59

De ki: Baksanıza, Allah´ın size indirdiği rızıktan bir kısmını haram, bir kısmını helâl saydınız. De ki: Allah mı (bu hususta) size izin verdi, yoksa Allah´a karşı yalan mı uyduruyorsunuz

Verse 60 — Surah Yunus 10:60

Allah´a karşı yalan uyduranlar Kıyamet gününü ne sanırlar ? Şüphesiz Allah insanlara bol nîmet ve geniş yardım sahibidir. Ne yazık ki onların çoğu şükretmezler

Verse 61 — Surah Yunus 10:61

(Ey sânı yüce Peygamber !) Hiçbir durumda bulunmazsın, onunla ilgili Kur´ân´dan bir şey okumazsın ve hiçbir iş yapmazsınız ki yaptıklarınıza dalarken üzerinizde hazır olmayalım. Ne yerde, ne de gökte zerre ağırlığınca hiçbir varlık Rabbinizden uzak (ve örtülü) kalmaz. Bundan daha küçüğü de, daha büyüğü de yok ki, o açık kitabda (yazılı) olmasın

Verse 62 — Surah Yunus 10:62

Haberiniz olsun ki, Allah dostlarına hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de

Verse 63 — Surah Yunus 10:63

Onlar (o Allah´ın dostları) ki, dosdoğru imân ettiler ve hep Allah´ tan korkup (fenalıklardan) sakındılar

Verse 64 — Surah Yunus 10:64

Dünya hayatında da, Âhiret´te de müjde onlara ! Allah´ın sözlerinde hiçbir değişme, değiştirme yoktur ve işte bu büyük bir kurtuluş ve başarıdır

Verse 65 — Surah Yunus 10:65

O inkarcıların sözü seni üzmesin. Çünkü gerçekten bütün kuvvet ve kudret, üstünlük ve hâkimiyet Allah´ındır. O, her şeyi işitendir, bilendir

Verse 66 — Surah Yunus 10:66

Haberiniz olsun ki, göklerde olanlar da, yerde olanlar da şüphesiz ki Allah´ındır. Allah´tan başkasına tapınanlar, ortak edindiklerine (de gerçek anlamda) uymazlar; onlar ancak zanna uyarlar, onlar ancak yalan uydurup söylerler

Verse 67 — Surah Yunus 10:67

Geceyi dinlenip sükûnet bulmanız için (karanlık), gündüzü de (çalışıp hayatınızı kazanmanız için) aydınlık yapan O´dur. Şüphesiz ki bunda kulak verip anlamak isteyen bir millet için âyetler (açık belgeler) vardır

Verse 68 — Surah Yunus 10:68

Allah çocuk edindi, dediler. Allah çocuk edinmekten pâk ve yücedir. O mutlak ganiydir (hiçbir şeye muhtaç değildir). Göklerdeki de, yerdeki de O´nundur. Bu iddianıza karşılık yanınızda hiçbir ilmî delil yoktur. Allah´a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz

Verse 69 — Surah Yunus 10:69

De ki: Allah´a karşı yalan uydurup duranlar, korktuklarından kurtulup umduklarına erişemezler

Verse 70 — Surah Yunus 10:70

Dünya pek az bir zevkli geçimdir ; sonra da dönüşleri ancak bizedir. Sonra da küfretmekte olduklarına karşılık onlara pek şiddetli azabı tattıracağız

Verse 71 — Surah Yunus 10:71

(Ey Peygamber!) O inkarcılara Nuh´un olaylı geçen haberini oku. O bir vakitler kavmine demişti ki: «Ey kavmim, eğer (aranızda) yer alışım ve Allah´ın âyetleriyle öğüt vermişliğim size ağır geliyorsa, ben ancak Allah´a güvenip dayanıyorum. Siz ne yapacağınızı ve ortak edindiklerinizi biraraya getirin, öyle ki, sonunda ne yapacağınız size tasa olup kalmasın, sonra da hükmünüzü hakkımda uygulayın ve bana hiç de süre tanımayın

Verse 72 — Surah Yunus 10:72

Eğer (benden ve öğütlerimden) yüzçevirirseniz, zaten ben sizden bir ücret istemiş değilim; benim mükâfatım ancak Allah´a aittir ve ben müslimler (= Hakk´a teslim olmuşlar)den olmakla emrolundum.»

Verse 73 — Surah Yunus 10:73

Yine de onu yalanladılar. Biz onu ve gemide beraberindekilerin! kurtardık ve bu (kurtardıklarımızı) o (yok ettiklerimizin) yerine geçirdik; âyetlerimizi yalan sayanları boğduk. Artık sen o uyarılanların sonunun ne olduğuna bir bak

Verse 74 — Surah Yunus 10:74

Ondan sonra kendi kavimlerine Peygamberler gönderdik. Onlar da kavimlerine açık belgelerle, mu´cizelerle geldiler. Daha önce yalan saydıklarına bakarak bir türlü imân eder olmadılar. İşte (ilâhî buyrukları dinlemeyip) haddi aşanların kalblerini böylece mühürleriz

Verse 75 — Surah Yunus 10:75

Sonra onların ardından Musa ile Harun´u âyetlerimizle Fir´avn´a ve onun ileri gelen cemaatine gönderdik. (Allah´a imânı) gururlarına yediremediler. Zaten onlar suçlu günahkâr bir topluluk idi

Verse 76 — Surah Yunus 10:76

Onlara bizim katımızdan hak gelince, «bu ancak açık bir sihirdir» dediler

Verse 77 — Surah Yunus 10:77

Musa ; «size hak gelince böyle mi diyorsunuz ? (İnsafla düşünün) bu sihir midir? Oysa sihirbazlar umdukları kurtuluşa ve başarıya erişemezler» dedi

Verse 78 — Surah Yunus 10:78

Onlar, «bizi, babalarımızı üzerinde bulduğumuz (dinden ve yoldan) çevirmek ve ikiniz için yeryüzünde büyüklük (liderlik ve önderlik) sağlamak için mi bize geldin ? İkinize de inanacak değiliz» dediler

Verse 79 — Surah Yunus 10:79

Fir´avn, «bana ne kadar bilgili sihirbaz varsa hepsini getirin» diye emretti

Verse 80 — Surah Yunus 10:80

Sihirbazlar gelince, Musa onlara : «Atacağınızı atın !» dedi

Verse 81 — Surah Yunus 10:81

Onlar da atacaklarını atınca, Musa, «bu getirip ortaya koyduğunuz sihirdir. Doğrusu Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah fesatçıların işini düzeltmez» dedi

Verse 82 — Surah Yunus 10:82

Suçlu günahkârlar hoşlanmasa bile Allah hakkı kendi sözleriyle gerçekleştirir

Verse 83 — Surah Yunus 10:83

Fir´avn ve çevresindeki ileri gelen yandaşlarının, kendilerini fitneye düşürür korkusuyla kavminin soyundan ancak bir kısmı Musa´ya imân etti. Çünkü Fir´avn o yerde oldukça üstündü ve o aşırı gidip hakkı çiğneyenlerden idi

Verse 84 — Surah Yunus 10:84

Musa, «Ey kavmim,» dedi, «eğer siz Allah´a imân ettiyseniz ve teslimiyet de gösterdiyseniz, artık O´na güvenip dayanın.»

Verse 85 — Surah Yunus 10:85

Onlar da dediler ki: «Biz ancak Allah´a güvenip dayanmışızdır. Ey Rabbimiz I Bizi o zâlimlerin oluşturduğu kavme fitne kılma, (bizi onlar sebebiyle fitne ve mihnete düşürme)

Verse 86 — Surah Yunus 10:86

Ve bizi kendi rahmetinle o kâfir kavimden kurtar.»

Verse 87 — Surah Yunus 10:87

Musa ile kardeşi Harun´a : «Mısır´da kendi kavimlerine evler hazırlayın, evlerinizi kıbleye yönelik yapın, namazınızı da kılın» diye vahyettik. Artık sen mü´minleri müjdele

Verse 88 — Surah Yunus 10:88

Musa, «Ey Rabbimiz.» dedi, «doğrusu sen Fir´avn´a ve ileri gelen cemaatine Dünya hayatında zînet ve mallar verdin. Rabbim! Bunu senin yolundan saptırsınlar diye mi verdin ? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil-süpür de belirsiz hale getir; kalblerini sık da sık. O elîm azabı görmedikçe (belli ki) onlar inanmıyacaklardır

Verse 89 — Surah Yunus 10:89

Allah, «ikinizin de duası kabul olundu. Doğrulukta (doğru yolda yürümekte) devam edin ve sakın (o kendini ve Hakk´ı) bilmezlerin yoluna uymayın !» buyurdu

Verse 90 — Surah Yunus 10:90

İsrail oğulları´nı denizden geçirdik ; Fir´avn ve askerleri zulüm ve düşmanlık (izhar ederek) onları takibe koyuldular. Sonunda Fir´avn boğulma derecesine gelince (şöyle) dedi : «İsrail oğulları´nın inandığı Allah´ tan başka ilâh olmadığına inandım ve ben artık (O´na) teslimiyet gösterenlerdenim i»

Verse 91 — Surah Yunus 10:91

Şimdi mi imân ettin ? Oysa önce isyan ettin ve fesatçılardan oldun, (değil mi)

Verse 92 — Surah Yunus 10:92

Senden sonrakilere (ibret ve öğüt alınacak tarihî) bir belge olmak için bugün senin bedenini kıyıya yüksekçe bir yere atacağız. Çünkü insanların çoğu bizim âyetlerimizden cidden gafildirler

Verse 93 — Surah Yunus 10:93

And olsun ki, İsrail oğulları´nı güzelce elverişli ve huzurlu bir yere yerleştirdik ve onları temiz ve nezih şeylerden rızıklandırdık. Kendilerine (Kur´ân) gelinceye kadar görüş ayrılığında bulunmadılar. Şüphesiz ki Rabbin onların ayrılığa düştükleri hususta Kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir

Verse 94 — Surah Yunus 10:94

Sana indirdiğimiz şeylerde şüpheye düştüğünü (farzedelim) o takdirde senden önce kitap okuyanlardan sor. And olsun ki Rabbinden sana hak (bir kitab) gelmiştir, sakın şüphe edenlerden olma

Verse 95 — Surah Yunus 10:95

Allah´ın âyetlerini yalanlayanlardan da herhalde olma, sonra zarara uğrayanlardan olursun

Verse 96 — Surah Yunus 10:96

Onlar ki haklarında Rabbin sözü gerçekleşti, kendilerine her türlü âyet (belge ve mu´cize) de gelse, elem verici azabı görmedikçe (emin olunuz ki) inanmazlar

Verse 97 — Surah Yunus 10:97

Onlar ki haklarında Rabbin sözü gerçekleşti, kendilerine her türlü âyet (belge ve mu´cize) de gelse, elem verici azabı görmedikçe (emin olunuz ki) inanmazlar

Verse 98 — Surah Yunus 10:98

(Azâb geleceği vakitte) imân edip de imânı kendisine yarar sağlayan bir kasaba (halkı) varsa, şüphesiz ki Yûnus´un kavmidir. İmân ettiklerinde rüsvaylık azabını açıp kaldırdık ve bir süreye kadar onları yararlandırdık

Verse 99 — Surah Yunus 10:99

Rabbin dileseydi yeryüzünde kim varsa hepsi de imân ederdi. Hal böyle iken mü´minler olsunlar diye sen mi insanları zorlayacaksın

Verse 100 — Surah Yunus 10:100

Allah´ın izni olmadıkça hiçbir kimse imân etmez ve akıllarını kullanmıyanlar üzerine murdarlık azabı verir

Verse 101 — Surah Yunus 10:101

De ki: Bir bakın göklerde ve yerde neler var! İmân etmiyecek bir topluluğa o âyetler ve o uyarılar ne fayda sağlar

Verse 102 — Surah Yunus 10:102

Onlar ancak kendilerinden önce gelip geçenlerin günleri gibi bir gün beklemekteler, değil mi ? De ki: Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

Verse 103 — Surah Yunus 10:103

Sonra da peygamberlerimizi ve imân edenleri böylece kurtarırız. Mü´minleri de (azâb geldiğinde) kurtarmamız üzerimize bir haktır

Verse 104 — Surah Yunus 10:104

De ki: Ey insanlar I Eğer dinimde şüphe ediyorsanız, (bilin ki) Allah´tan başka taptıklarınıza tapmam ; ama ben ancak sizin canınızı alacak olan Allah´a taparım ve ben mü´minlerden olmakla emrolundum

Verse 105 — Surah Yunus 10:105

Ve H a n î f ( = Bâtıldan uzak, Hakk´a bütünüyle yönelik olan Tevhîd İnancı üzerine bir Allah´ı tasdîk edici) olarak yüzünü dine doğrult ve sakın Allah´a ortak koşanlardan olma

Verse 106 — Surah Yunus 10:106

Sana (taptığında) yarar, (tapmadığında) zarar veremiyecek, Allah´tan başkasına ibâdet etme. Eğer (böyle) yapıp (başka şeylere taparsan) o takdirde sen (kendine) zulmedenlerden olursun

Verse 107 — Surah Yunus 10:107

Eğer Allah sana bir zarar, bir sıkıntı dokunduracak olursa, onu O´ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir iyilik dilerse, O´nun nîmet ve ihsanını reddedecek de yoktur; onu kullarından dilediğine eriştirir. O çok bağışlayan, çok merhamet edendir

Verse 108 — Surah Yunus 10:108

De ki: Ey insanlar! Gerçekten Rabbinizden size Hak (olan kitab ve hak olan peygamber) geldi. Artık bu durumda kim doğru yolu seçerse, ancak kendi lehine seçmiştir. Kim de sapıtırsa, kendi aleyhine sapıtmıştır. Ben sizin üzerinizde bir vekîl (bekçi, koruyucu ve işleri yüklenen, sizi dilediğim gibi savunan) değilim

Verse 109 — Surah Yunus 10:109

(Ey Muhammed !) Sana vahyolunana uy, Allah hükmünü verinceye kadar sabret; Allah hükmedenlerin en hayırlısıdır