Back to Languages

Turkish - Chapter 20 - Ta-Ha

Translation by Celal Y Ld R M — Permalink

Verse 1 — Surah Ta-Ha 20:1

Verse 2 — Surah Ta-Ha 20:2

Kur´ân´ı sana sıkıntı çekesin (veya mutsuz olasın) diye indirmedik

Verse 3 — Surah Ta-Ha 20:3

O´nu ancak saygı (dolu bir gönül) ile korkanlara bir öğüt diye indirdik

Verse 4 — Surah Ta-Ha 20:4

O, yeri ve yüce gökleri yaratan tarafından parça parça indirilmiştir

Verse 5 — Surah Ta-Ha 20:5

Rahman, Arş üzerinde istiva etmiş (hükümranlığını ve yüce kudretini bütün haşmetiyle kurmuş) tur

Verse 6 — Surah Ta-Ha 20:6

Göklerde olan da, yerde olan da, bu ikisi arasında bulunan da ve toprağın altında olan da O´nundur

Verse 7 — Surah Ta-Ha 20:7

Sözü acık söylesen de, şüphesiz ki, O, gizlisini ve daha gizlisini bilir

Verse 8 — Surah Ta-Ha 20:8

Allah, O´ndan başka yoktur hiçbir ilâh. En güzel isimler O´nundur

Verse 9 — Surah Ta-Ha 20:9

Musâ ile ilgili haber sana geldi mi

Verse 10 — Surah Ta-Ha 20:10

Hani o bir ateş görmüştü de ailesine, «durun demişti, doğrusu bir ateşe gözüm ilişti, ondan size bir kor getireceğimi veya üzerinde bir yol gösterici bulabileceğimi ümit ederim»

Verse 11 — Surah Ta-Ha 20:11

Musâ ateşe varınca, «Ey Musâ !» diye seslenildi: «Şüphesiz ki ben senin Rabbinim; ayakkaplarını çıkar, çünkü sen gerçekten kutsal vadi Tûr´da bulunuyorsun

Verse 12 — Surah Ta-Ha 20:12

Musâ ateşe varınca, «Ey Musâ !» diye seslenildi: «Şüphesiz ki ben senin Rabbinim; ayakkaplarını çıkar, çünkü sen gerçekten kutsal vadi Tûr´da bulunuyorsun

Verse 13 — Surah Ta-Ha 20:13

Ben seni (peygamberlik için) seçip beğendim. Artık vahyedileni dinle

Verse 14 — Surah Ta-Ha 20:14

Şüphesiz ben Allah´ım. Benden başka hiçbir (hakiki) ilâh yoktur. Onun için bana ibâdet et; beni anmak için namaz kıl.»

Verse 15 — Surah Ta-Ha 20:15

Kıyâmet(in kopuş saati) elbette gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, onu neredeyse (açıklar gibi oluyorum, ama yine de) gizliyorum

Verse 16 — Surah Ta-Ha 20:16

Kıyâmet´e inanmıyan ve kendi hevesine uyan kimse seni ondan alıkoymasın ; sonra yok olup gidersin

Verse 17 — Surah Ta-Ha 20:17

Ey Musâ! Sağ elindeki nedir

Verse 18 — Surah Ta-Ha 20:18

Musâ, «o benim asâm (değneğim)dir, ona dayanırım; onunla davarlarıma yaprak silkerim ve benim onu (kullanmamda) başka ihtiyaçlarım da vardır» dedi

Verse 19 — Surah Ta-Ha 20:19

Allah, «onu yere bırak ya Mu sâ !» buyurdu

Verse 20 — Surah Ta-Ha 20:20

Musâ da hemen onu yere bırakıverdi, derken bir de ne görsün, sürünüp yol alan bir yılan o

Verse 21 — Surah Ta-Ha 20:21

Allah dedi ki: Onu tut, korkma, biz onu ilk şekline döndüreceğiz

Verse 22 — Surah Ta-Ha 20:22

Elini koltuğuna sok, diğer bir mu´cize olarak o kusursuz bembeyaz ışıl ışıl olarak çıksın

Verse 23 — Surah Ta-Ha 20:23

Tâ ki, bununla sana en büyük mu´cizelerimizi gösterelim

Verse 24 — Surah Ta-Ha 20:24

Artık Fir´avn´a git, çünkü o iyice azıtmıştır

Verse 25 — Surah Ta-Ha 20:25

Musâ dedi ki: Ey Rabbim! Benim göğsümü geniş let. işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü anlayabilsinler

Verse 26 — Surah Ta-Ha 20:26

Musâ dedi ki: Ey Rabbim! Benim göğsümü geniş let. işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü anlayabilsinler

Verse 27 — Surah Ta-Ha 20:27

Musâ dedi ki: Ey Rabbim! Benim göğsümü geniş let. işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü anlayabilsinler

Verse 28 — Surah Ta-Ha 20:28

Musâ dedi ki: Ey Rabbim! Benim göğsümü geniş let. işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü anlayabilsinler

Verse 29 — Surah Ta-Ha 20:29

Bana ailemden kardeşim Harun´u vezir eyle

Verse 30 — Surah Ta-Ha 20:30

Bana ailemden kardeşim Harun´u vezir eyle

Verse 31 — Surah Ta-Ha 20:31

Onunla arkamı pekiştirip kuvvetlendir

Verse 32 — Surah Ta-Ha 20:32

İşimde onu bana ortak kıl

Verse 33 — Surah Ta-Ha 20:33

Ki seni çokça tesbîh edelim

Verse 34 — Surah Ta-Ha 20:34

Ve seni çokça analım

Verse 35 — Surah Ta-Ha 20:35

Şüphesiz ki Sen bizi (her an) görmektesin

Verse 36 — Surah Ta-Ha 20:36

Allah ona, «ey Musâ! istediğin sana verildi» dedi

Verse 37 — Surah Ta-Ha 20:37

And olsun ki, biz bir başka defa da sana minnette bulunup lütfetmiştik

Verse 38 — Surah Ta-Ha 20:38

Hani annene ilham edilecek şeyi ilham etmiştik: Musa´yı bir sandığa yerleştir de suya at, su onu kıyıya bıraksın; hem bana, hem ona düşman biri onu alır. (Ey Musâ!) Gözetimim altında yetiştirilesin diye kendi katımdan senin üzerine sevgimi koydum

Verse 39 — Surah Ta-Ha 20:39

Hani annene ilham edilecek şeyi ilham etmiştik: Musa´yı bir sandığa yerleştir de suya at, su onu kıyıya bıraksın; hem bana, hem ona düşman biri onu alır. (Ey Musâ!) Gözetimim altında yetiştirilesin diye kendi katımdan senin üzerine sevgimi koydum

Verse 40 — Surah Ta-Ha 20:40

Hani kızkardeşin (Fir´avn´ın evine) yürüyüp giderken, «ona bakacak bir kimseyi size haber vereyim mi ?» demişti. Böylece gözü aydınlık olup üzülmesin diye seni annene çevirmiş olduk. Ve sen bir kişiyi öldürdün de biz seni üzüntü ve kederden kurtardık; seni türlü türlü imtihanlarla karşı karşıya getirdik. O sebeple Medyen halkı arasında yıllarca kaldıktan sonra ey Musâ, bir kader (çizgisi gereği dönüp buraya) geldin

Verse 41 — Surah Ta-Ha 20:41

Seni kendim için yetiştirip hazırladım

Verse 42 — Surah Ta-Ha 20:42

Senle kardeşin açık belgelerimle gidin, beni anmak hususunda gevşeklik göstermeyin

Verse 43 — Surah Ta-Ha 20:43

Fir´avn´a gidin; çünkü gerçekten o azmıştır

Verse 44 — Surah Ta-Ha 20:44

Ona yumuşak söz söyleyin; ola ki öğüt alır ya da (âlemlerin Rabbına saygı duyup) korkar

Verse 45 — Surah Ta-Ha 20:45

Musâ ile kardeşi, «Rabbimiz ! Doğrusu onun bize azgınca saldırmasından veya zulüm ve tuğyanda bulunmasından korkarız» dediler

Verse 46 — Surah Ta-Ha 20:46

Allah onlara, «korkmayın. Şüphesiz ki ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm» dedi

Verse 47 — Surah Ta-Ha 20:47

Ona gidin de deyin ki: «Biz şüphen olmasın ki Rabbın elçileriyiz; artık israil oğulları´nı bizimle gönder de onlara azâb etme; gerçekten sana Rabbinden bir mu´cizeyle geldik. Selâm doğru yola uyana olsun.»

Verse 48 — Surah Ta-Ha 20:48

«Şüphesiz ki bize şöyle vahyedildi: Azâb elbette (hakkı) yalanlayıp yüzçevirenleredir.»

Verse 49 — Surah Ta-Ha 20:49

Fir´avn : «Ya Musâ ! Rabbiniz kim ?» diye sordu

Verse 50 — Surah Ta-Ha 20:50

O da : «Rabbimiz her şeye hilkatim (yaratılışta türünün özelliğini) veren, sonra da doğru yolu gösterendir» dedi

Verse 51 — Surah Ta-Ha 20:51

Fir´avn, «ya öyle ise gelip geçen nesillerin durumu ne oluyor ?» dedi

Verse 52 — Surah Ta-Ha 20:52

Musâ, «onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta yazılıdır. Rabbim şaşırmaz da, unutmaz da,» dedi

Verse 53 — Surah Ta-Ha 20:53

O Rab ki yeryüzünü size bir beşik yapmış, onda size yollar açmış, üzerinize gökten su indirmiştir. Biz o su ile çeşit çeşit, çift çift bitkiler çıkarmışızdır

Verse 54 — Surah Ta-Ha 20:54

Hem onlardan yeyin, hem davarlarınızı otlatın. Şüphesiz ki bu düzende sağduyu sahipleri için nice belgeler vardır

Verse 55 — Surah Ta-Ha 20:55

Sizi topraktan yarattık; oraya döndüreceğiz ve oradan tekrar sizi çıkaracağız

Verse 56 — Surah Ta-Ha 20:56

And olsun ki Fir´avn´a (gereken) bütün belgelerimizi gösterdik, bununla beraber o yalanlayıp kabul etmekten kaçındı

Verse 57 — Surah Ta-Ha 20:57

Ey Musâ, dedi, bizi kendi toprağımızdan sihir ve büyünle çıkarmak için mi geldin

Verse 58 — Surah Ta-Ha 20:58

Elbette biz de seninkinin benzeri bir sihir sana getireceğiz. Artık bizimle kendi aranda bir yer ve vakit belirle ki bizim de, senin de sözümüzden dönmeyeceğimiz (elverişli) düz bir yer olsun o

Verse 59 — Surah Ta-Ha 20:59

Musâ: Buluşma yerimiz ve zamanımız o şenlik günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir, dedi

Verse 60 — Surah Ta-Ha 20:60

Fir´avn ayrılıp gitti; hile ve düzenini toplayıp hazırlandıktan sonra geldi

Verse 61 — Surah Ta-Ha 20:61

Musâ onlara dedi ki: Yazıklar olsun size! Allah´a karşı yalan uydurmayın, sonra bir azâb ile kökünüzü kesip kurutur. Allah´a iftira eden gerçekten hüsrana uğramıştır

Verse 62 — Surah Ta-Ha 20:62

Sihirbazlar durumlarını (ne yapacaklarını) kendi aralarında tartıştılar ve konuştuklarını gizli tutmaya çalıştılar

Verse 63 — Surah Ta-Ha 20:63

Dediler ki: Bu ikisi (Musâ ite Harun) iki sihirbazdır ki sizi sihirleriyle toprağınızdan çıkarmak ve örnek sayılan yolumuzu, mezhebimizi (temelinden yıkıp) gidermek istiyorlar

Verse 64 — Surah Ta-Ha 20:64

Onun için hile ve düzen adına neyiniz varsa biraraya getirin, sonra birer dizi halinde gelin. Bugün üstün gelen elbette o kazanmış ve umduğuna ermiş (olacak)

Verse 65 — Surah Ta-Ha 20:65

Sihirbazlar: «Ey Musâ!» dediler, «ya önce sen (asanı ve hünerini ortaya) koy, ya da biz koyalım ?»

Verse 66 — Surah Ta-Ha 20:66

Musâ onlara: «Siz koyun,» dedi. Ansızın urganları ve değnekleri sihirleriyle Musâ´ya doğru sür´atle geliyormuş gibi (hayalî şekilde) görün dü

Verse 67 — Surah Ta-Ha 20:67

O yüzden Musâ, içinde bir korku duydu

Verse 68 — Surah Ta-Ha 20:68

Biz ona, «korkma, bugün mutlaka üstün olan sensin» dedik

Verse 69 — Surah Ta-Ha 20:69

«Sağ elindekini yere bırakıver de onların yaptıklarını yalayıp yutsun. Yaptıkları, sihirbazın hile ve düzeninden başkası değildir. Sihirbaz ise nereden gelirse gelsin umduğuna erişip başarılı olamaz.»

Verse 70 — Surah Ta-Ha 20:70

(Hak ortaya çıkınca) sihirbazlar secdeye kapandılar ve biz Harun ile Musa´nın Rabbına imân ettik, dediler

Verse 71 — Surah Ta-Ha 20:71

Fir´avn, «ben size izin vermeden imân mı ettiniz? Şüphesiz ki size sihir öğreten elebaşınız odur. Yemin ederim ki ellerinizi ve, ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi öylece hurma dallarına asacağım ve işte (o zaman) hangimizin azabı daha şiddetli ve sürekli olduğunu elbette bileceksiniz,» dedi

Verse 72 — Surah Ta-Ha 20:72

İmân eden sihirbazlar ona dediler ki: «Seni, bize gelen bunca acık belge ve mu´cizelere ve bizi yoktan var kılıp meydana getirene elbette tercîh etmeyeceğiz. Artık neye hükmedeceksen hükmet. Senin ancak Dünya hayatına hükmün geçer

Verse 73 — Surah Ta-Ha 20:73

Şüphesiz ki biz, suçlarımızı ve bizi zorladığın sihire karşı (meydana gelen günahlarımızı) bağışlaması için Rabbimize imân ettik. Allah en hayırlı ve baki olandır.»

Verse 74 — Surah Ta-Ha 20:74

Doğrusu kim Rabbine suçlu olarak gelirse, şüphe edilmesin ki Cehennem onadır; orada ne ölür, ne de yaşar

Verse 75 — Surah Ta-Ha 20:75

Kim de Rabbine mü´min olarak ve iyi yararlı amellerde bulunarak gelirse, işte onlar için en yüksek dereceler vardır

Verse 76 — Surah Ta-Ha 20:76

Altlarından ırmaklar akan ÂDN CENNET´leri vardır. Orada ebedî kalıcılardır. İşte bu, arınıp temizlenenlerin mükâfatıdır

Verse 77 — Surah Ta-Ha 20:77

Şanıma and olsun ki, Musâ´ ya, kullarımı geceleyin yürüt de de nizde onlara kuru bir yol aç; (Fir´avn´ın size) yetişmesinden korkma, (boğulacağız diye) endişe etme, diye vahyettik

Verse 78 — Surah Ta-Ha 20:78

Derken Fir´avn askerleriyle birlikte onları tâkib etti. Deniz de onları nasıl kaplayıp içine aldıysa öylece kaplayıp aldı

Verse 79 — Surah Ta-Ha 20:79

Fir´avn, kavmini (doğru yoldan) saptırdı ve onlara (bir türlü) doğru yolu göstermedi

Verse 80 — Surah Ta-Ha 20:80

Ey İsrail oğulları! Sizi cidden düşmanınızdan kurtardık; Tûr´un sağ tarafında size va´de verdik ve üzerinize kudret helvasiyle bıldırcın kuşu indirdik

Verse 81 — Surah Ta-Ha 20:81

Size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yeyin; bunda azgınlık ve taşkınlık etmeyin, sonra gazabım size gerekli olur. Kimin üzerine gazabım gerekli olursa, şüphesiz ki o uçuruma yuvarlanıp düşer

Verse 82 — Surah Ta-Ha 20:82

Şüphesiz ki ben tevbe edipinanan ve iyi yararlı amelde bulunduktan sonra doğru yolu bulanı çok bağışlayanım

Verse 83 — Surah Ta-Ha 20:83

Ey Musâ ! Seni kavminden önce acele ettirip getiren nedir

Verse 84 — Surah Ta-Ha 20:84

Musâ dedi ki: Onlar, işte onlar izim üzerinde geliyorlar. Rabbim ! Sana (gelmekte) acele ettim, razı olasın diye

Verse 85 — Surah Ta-Ha 20:85

Rabbı ona: Doğrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik; Sâmiriy onları saptırdı

Verse 86 — Surah Ta-Ha 20:86

Bunun üzerine Musâ, öfkeli ve üzgün olarak kavmine döndü de, «ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir va´dde bulunmadı mı ? Yoksa ayrılışım, va´dedilen süreden size uzun mu geldi? Yoksa Rabbınızın gazabının size gerekli olmasını mı arzu ettiniz de bana verdiğiniz sözden caydınız ?» dedi

Verse 87 — Surah Ta-Ha 20:87

Onlar dediler ki: Sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık; ama o kavmin zînetinden ağırlıklar yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, Sâmiriy de bizim gibi (taşıdığını) ateşe attı

Verse 88 — Surah Ta-Ha 20:88

Derken Sâmiriy onlara böğüren bir buzağı heykeli (döküp) çıkardı. Sâmiriy ve arkadaşları, «işte bu sizin de tanrınızdır, Musa´nın da tanrısıdır, ne var ki o bunu unuttu» dediler

Verse 89 — Surah Ta-Ha 20:89

Onlar görüp bilmiyorlar mıydı ki, o (buzağı) kendilerine hiçbir söz ile cevap vermiyor ve onlar için ne bir zarar, ne de bir yarara sahip olamıyordu

Verse 90 — Surah Ta-Ha 20:90

And olsun ki Harun da onlara daha önce, ey kavmim, demişti, siz ancak bu buzağıyla çetin bir imtihana tabi tutulmuşsunuzdur. Şüphesiz ki Rabbiniz Rahmân´dır. Artık bana uyun ve emrime itaat edin

Verse 91 — Surah Ta-Ha 20:91

Onlar, Musâ bize dönünceye kadar buna, üstüne kapanırcasına ibâdet edeceğiz, demişlerdi

Verse 92 — Surah Ta-Ha 20:92

Musâ : «Ey Harun !» de di, «onların sapıttığını gördüğün zaman bana uymandan (yolumu takip etmekten) seni alıkoyan neydi ? Yoksa emrime karşı mı geldin ?»

Verse 93 — Surah Ta-Ha 20:93

Musâ : «Ey Harun !» de di, «onların sapıttığını gördüğün zaman bana uymandan (yolumu takip etmekten) seni alıkoyan neydi ? Yoksa emrime karşı mı geldin ?»

Verse 94 — Surah Ta-Ha 20:94

Harun ona: «Ey anamın oğlu ! Sakalımı ve başımı tutup (çekme) ; çünkü senin bana; İsrail oğulları´nın arasını açtın, onları böldün, sözüme dikkat etmedin, diyeceğinden korktum,» dedi

Verse 95 — Surah Ta-Ha 20:95

Musâ: «Ey Sâmiriy! Ya senin derdin ve amacın neydi ?» diye sordu

Verse 96 — Surah Ta-Ha 20:96

Sâmiriy, «onların görmediği şeyi gördüm, o (Tanrı) elçisinin izinden bir avuç (toprak) alıp onu (potanın içine) attım; işte böylece nefsim bunu bana hoş gösterdi» dedi

Verse 97 — Surah Ta-Ha 20:97

Musâ ona dedi ki: «Defol git; artık hayatta senin ölçü ve anlayışın benimle hiç temasta bulunmayın !´ demen olacak ve senin için asla kurtulamıyacağın bir ceza va´desi daha var. Üstüne kapanıp durduğun tanrına bak! Onu önce yakacağız, sonra da külkütük halinde şüphesiz ki denize atacağız»

Verse 98 — Surah Ta-Ha 20:98

Sizin ilâhınız kendisinden başka (hakk) hiçbir ilâh olmayan Allah´tır. O, ilmiyle her şeyi kapsayıp kuşatmıştır

Verse 99 — Surah Ta-Ha 20:99

İşte böylece geçmişin önemli haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Katımızdan sana da bir zikir (Kur´ân) verdik

Verse 100 — Surah Ta-Ha 20:100

Kim bundan yüzçevirirse. şüphesiz ki Kıyamet günü ağır bir günah yüklenecek

Verse 101 — Surah Ta-Ha 20:101

O günah taşıma (azabı) içinde devamlı kalacak. Bu da Kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür

Verse 102 — Surah Ta-Ha 20:102

O gün Sûr´a üfürülecek, o gün suçlu günahkârları gözleri (korku ve heyecandan) gömgök olarak biraraya toplayacağız

Verse 103 — Surah Ta-Ha 20:103

Kendi aralarında, «ancak on (gün veya gece) eyleştiniz» diye fısıldaşacaklar

Verse 104 — Surah Ta-Ha 20:104

Aralarında neler konuştuklarını biz daha iyi biliriz. Onların en mutedil ve gidişçe en akıllıları ise, «sadece bir gün eyleştiniz» diyecekler

Verse 105 — Surah Ta-Ha 20:105

(Kıyametin meydana geldiği vakit) dağların (nasıl olacağını) sana soruyorlar. De ki: Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak; yerlerini dümdüz pürüzsüz boş olarak bırakacak; artık onda ne bir eğrilik, ne de bir tümseklik göreceksin

Verse 106 — Surah Ta-Ha 20:106

(Kıyametin meydana geldiği vakit) dağların (nasıl olacağını) sana soruyorlar. De ki: Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak; yerlerini dümdüz pürüzsüz boş olarak bırakacak; artık onda ne bir eğrilik, ne de bir tümseklik göreceksin

Verse 107 — Surah Ta-Ha 20:107

(Kıyametin meydana geldiği vakit) dağların (nasıl olacağını) sana soruyorlar. De ki: Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak; yerlerini dümdüz pürüzsüz boş olarak bırakacak; artık onda ne bir eğrilik, ne de bir tümseklik göreceksin

Verse 108 — Surah Ta-Ha 20:108

O gün çağrıcıya hiçbir tarafa sapmadan uyarlar. Rahman (kudret ve azametinin heybetin)den sesler kısılmıştır; fısıltı ve hışıltıdan başka bir şey duymazsın

Verse 109 — Surah Ta-Ha 20:109

O gün şefaat yarar sağlamaz ; meğerki Rahmân´ın izin verdiği ve sözüne razı olduğu kimse şefaat etmiş olsun

Verse 110 — Surah Ta-Ha 20:110

Allah onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir; onların ilmi ise, O´nu kuşatamaz, kavrayamaz

Verse 111 — Surah Ta-Ha 20:111

Artık bütün yüzler, O hep diri olan ve kendi zatiyle duran ve her şeyi belli kanunla tutan kudrete baş eğmiştir. Zulüm taşıyanlar ise cidden hüsrana uğramıştır

Verse 112 — Surah Ta-Ha 20:112

Mü´min iken iyiyararlı amellerde bulunan kimse ne haksızlığa uğramaktan, ne de (sevabının) eksilmesinden korkar

Verse 113 — Surah Ta-Ha 20:113

İşte böylece onu, Arapça Kur´ân olarak indirdik ve tehdîdden (bölümleri ve belgeleri) değişik tekrarlarla açıkladık; ola ki Allah´tan korkup fenalıklardan sakınırlar veya O, onlara yeni bir hatırlama ve idrâk uyanıklığı sağlar

Verse 114 — Surah Ta-Ha 20:114

Hakk olan yegâne hükümdar Allah çok yücedir. Vahiy sana henüz tamamlanmadan Kur´ân´ı (hemen okuyayım diye) acele etme ve de ki: «Rabbim ! İlmimi artır.»

Verse 115 — Surah Ta-Ha 20:115

And olsun ki daha önce Âdem´e de emrimizi vermiştik, ama o unuttu, onda bir azim de görmedik

Verse 116 — Surah Ta-Ha 20:116

Hani biz meleklere: Âdem´e secde edin, demiştik de onlar secde etmişlerdi; ancak İblîs dayatmış, secde etmemişti

Verse 117 — Surah Ta-Ha 20:117

O sebeple, ya Âdem, dedik, şüphesiz ki bu hem sana hem de eşine düşmandır; sakın sizi Cennet´ten çıkarmasın, sonra sıkıntıya düşersin

Verse 118 — Surah Ta-Ha 20:118

Şüphesiz ki senin acıkmaman ve çıplak kalmaman Cennet´tedir

Verse 119 — Surah Ta-Ha 20:119

Ve sen orada susamazsın, güneşte de yanmazsın

Verse 120 — Surah Ta-Ha 20:120

Bununla beraber,Şeytan ona vesvese verdi de, ey Âdem, dedi, sana ebedîlik ağacını, çürüyüp yok olmayacak bir mülkü salık vereyim mi ?»

Verse 121 — Surah Ta-Ha 20:121

Bunun üzerine Âdem´le eşi o ağaçtan yediler. Bu sebeple edep yerleri açılıverdi. Üzerlerini Cennet yapraklarıyla örtmeğe başladılar ve böylece Âdem, Rabbına karşı geldi de şaşırıp kaldı

Verse 122 — Surah Ta-Ha 20:122

Sonra yine Rabbı onu seçti de tevbesini kabul buyurdu ve doğru yola iletti

Verse 123 — Surah Ta-Ha 20:123

Onlara, haydi ikiniz de birbirinize düşman olarak hep birlikte inin buradan; ne zaman benden size doğru yol gösteren biri gelir de kim benim gösterdiğim doğru yola uyarsa, artık ne sapıtır, ne de bedbaht olup şaşırır

Verse 124 — Surah Ta-Ha 20:124

Kim de beni anmaktan (indirdiğim kitaptan) yüzçevirirse, şüphesiz ki onun için sıkıntılı bir geçim vardır, Kıyamet günü onu kör olarak haşrederiz

Verse 125 — Surah Ta-Ha 20:125

Rabbim! Beni neden kör olarak hasrettin? Halbuki ben (Dünya´da) gören bir kimseydim, der

Verse 126 — Surah Ta-Ha 20:126

Allah ona: Bu böyledir. Âyetlerimiz sana geldi ama sen onları unuttun (bir tarafa itip terkettin). Bugün de sen öylece unutulurda (Cehennem´e) terkedilirsin, buyurur, d

Verse 127 — Surah Ta-Ha 20:127

(İşte günah ve haksızlıkta) ileri gidenleri, haddini aşanları ve Rablarının âyetlerine inanmayanları da böylece cezalandıracağız. Âhiret azabı ise daha şiddetli ve daha süreklidir

Verse 128 — Surah Ta-Ha 20:128

Kendilerinden önce nice nesilleri yok etmemiz bunları doğru yola getirmedi mi? Yok edilenlerin oturdukları yerlerde yürüyüp dolaşmaktadırlar, (hiç de ibret almazlar mı ?). Şüphesiz ki bunda sağduyu sahipleri için nice acık belgeler ve ibretler vardır

Verse 129 — Surah Ta-Ha 20:129

Eğer Rabbinden bir söz ve belirlenmiş bir va´de geçmemiş olsaydı, elbette (azâb onlara) gerekli olurdu

Verse 130 — Surah Ta-Ha 20:130

Onların dediklerine karşı sabret. Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbını hamd ile tesbîh et; gece saatlerinde ve gündüzün etrafında da O´nu tesbîh et ki ilâhî hoşnutluğa eresin

Verse 131 — Surah Ta-Ha 20:131

O inkarcılardan kendilerini denemek için Dünya hayatının süsleriyle yararlandırdığımız kimselere (içinde bulundukları geçici şatafata) gözlerini dikme. Rabbın rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir

Verse 132 — Surah Ta-Ha 20:132

Ehline (=Ümmetine ve yakınlarına) namazı emret! Kendin de sabır gösterip devam et; biz senden rızık (için çalışmanı) istemiyoruz. (Senin çok daha önemli görevlerin, hizmet amaçların vardır). Biz seni rızıklandırırız. İyi sonuç, Allah´tan korkup fenalıklardan sakınmaya mahsustur

Verse 133 — Surah Ta-Ha 20:133

(İnkarcı sapıklar) O (Muhammed), Rabbından bize bir mu´cize getirse ya, dediler. Önceki sahifelerde gecen belgeler, deliller onlara gelmedi mi ? (Kur´ân, o mu´cize ve belgeleri onlara açıklamadı mı)

Verse 134 — Surah Ta-Ha 20:134

Eğer biz onları (Kur´ân´ı indirmeden, peygamber göndermeden) önce bir azâb ile yok etmiş olsaydık, (Kıyamet günü onlar): «Ey Rabbimiz ! Bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp zillete uğramadan âyetlerine uysaydık (olmaz mıydı ?) diyecekler

Verse 135 — Surah Ta-Ha 20:135

De ki: Hep beklemekte(yiz), siz de bekleyin, bakalım; yakında kimlerin doğru yolun yakınları (adamları) olduğunu, kimlerin de doğru yolda bulunduğunu bileceksiniz