Verse 1 — Surah Ar-Rum 30:1
Elif - Lâm - Mîm
Verse 2 — Surah Ar-Rum 30:2
Rûm (Romalı)lar yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. (Ama) onlar bu yenilgiden sonra birkaç yıl (üç ilâ dokuz veya üç ilâ yedi) içinde üstünlük sağlayacaklardır. Bundan önce de, sonra da buyruk Allah´ındır ve işte o gün mü´minler Allah´ın yardımına sevinecekler. Allah dilediğine yardım eder. O çok üstündür, çok güçlüdür, çok merhamet sahibidir
Verse 3 — Surah Ar-Rum 30:3
Rûm (Romalı)lar yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. (Ama) onlar bu yenilgiden sonra birkaç yıl (üç ilâ dokuz veya üç ilâ yedi) içinde üstünlük sağlayacaklardır. Bundan önce de, sonra da buyruk Allah´ındır ve işte o gün mü´minler Allah´ın yardımına sevinecekler. Allah dilediğine yardım eder. O çok üstündür, çok güçlüdür, çok merhamet sahibidir
Verse 4 — Surah Ar-Rum 30:4
Rûm (Romalı)lar yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. (Ama) onlar bu yenilgiden sonra birkaç yıl (üç ilâ dokuz veya üç ilâ yedi) içinde üstünlük sağlayacaklardır. Bundan önce de, sonra da buyruk Allah´ındır ve işte o gün mü´minler Allah´ın yardımına sevinecekler. Allah dilediğine yardım eder. O çok üstündür, çok güçlüdür, çok merhamet sahibidir
Verse 5 — Surah Ar-Rum 30:5
Rûm (Romalı)lar yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. (Ama) onlar bu yenilgiden sonra birkaç yıl (üç ilâ dokuz veya üç ilâ yedi) içinde üstünlük sağlayacaklardır. Bundan önce de, sonra da buyruk Allah´ındır ve işte o gün mü´minler Allah´ın yardımına sevinecekler. Allah dilediğine yardım eder. O çok üstündür, çok güçlüdür, çok merhamet sahibidir
Verse 6 — Surah Ar-Rum 30:6
Bu, Allah´ın verdiği bir sözdür. Allah verdiği sözünden caymaz. Ama ne var ki insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler
Verse 7 — Surah Ar-Rum 30:7
Onlar Dünya hayatının bir dış tarafını bilirler. Onlar Âhiret´ten oldukça habersizdirler
Verse 8 — Surah Ar-Rum 30:8
Kendi kendilerine düşünmediler mi ki, Allah gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hakk ile ve (kendi katında) belirlenmiş bir süreye kadar (takdîr edip) yaratmıştır. (Ne yazık ki) insanların çoğu Rablarına kavuşmayı inkâr ederler
Verse 9 — Surah Ar-Rum 30:9
Onlar yeryüzünde gezip de kendilerinden önceki (millet)lerin sonlarının ne olduğuna bakmıyorlar mı ? Ki onlar kuvvetçe bunlardan üstün idiler, üstelik yeryüzünü kazıp sürmüşler, toprağı alt-üst etmişler ve (bulundukları) yeri bunlardan daha çok bayındır hale getirmişlerdi. Peygamberleri onlara açık belgelerle, mu´cizelerle gelmişlerdi. Allah onlara haksızlık eder olmadı; ama onlar kendilerine zulmettiler
Verse 10 — Surah Ar-Rum 30:10
Sonra da kötülük İşleyip onu huy edinenlerin sonu (ne fena olmuştur). Çünkü onlar Allah´ın âyetlerini yalanlamışlar ve onunla alay etmişlerdi
Verse 11 — Surah Ar-Rum 30:11
Allah, önce halkı (veya hilkati) meydana getirir. Onu (öldükten) sonra geri çevirir. Sonra da ancak O´na döndürüleceksiniz
Verse 12 — Surah Ar-Rum 30:12
Kıyamet saati gelip çattığı gün suçlu günahkârlar umutsuz olurlar
Verse 13 — Surah Ar-Rum 30:13
(Allah´a) koştukları ortakları, onlar için hiç de şefaatçi değillerdir. Onlar (ister istemez o gün) o ortaklarını inkâr ve reddedip dururlar
Verse 14 — Surah Ar-Rum 30:14
Kıyamet kopacağı gün, evet o gün (putperestlerle putları, mü´minlerle kâfirler, suçlu günahkârlarla suçsuzlar) birbirlerinden (seçilip) ayrılırlar
Verse 15 — Surah Ar-Rum 30:15
Artık dosdoğru İmân edip İyi-yararlı amellerde bulunanlar Cennet bahçelerinde ağırlanıp neşelenirler
Verse 16 — Surah Ar-Rum 30:16
İnkâr edenlere; âyetlerimizi ve Âhiret´te bana kavuşmayı yalanlıyanlara gelince: İşte onlar azâb İçin hazır duruma getirilmişlerdir
Verse 17 — Surah Ar-Rum 30:17
O halde akşamlarken, sabahlarken Allah´ı tesbîh edin (O´nun için namaz kılın)
Verse 18 — Surah Ar-Rum 30:18
Hamd (her türlü güzel övgü) göklerde de, yerde de O´na mahsustur, (övülmeğe ancak O lâyıktır). İkindi vaktinde de, öğleye girerken de (O´nu tesbîh edin, namaz kılın)
Verse 19 — Surah Ar-Rum 30:19
O, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. Yeryüzüne (kuruyup) ölgünleştikten sonra hayat verir ve işte siz de böylece (kabirlerinizden) çıkarılacaksınız
Verse 20 — Surah Ar-Rum 30:20
O´nun (varlığına ve kudretinin yüceliğine delâlet eden) açık belgelerinden biri de, sizi topraktan yaratmasıdır. Sonra da siz insan olarak (yeryüzüne) yayılırsınız
Verse 21 — Surah Ar-Rum 30:21
O´nun açık belgelerinden biri de, size kendinizden eşler yaratmasıdır ki, onlarla sükûnet bulup huzura kavuşursunuz. Aranızda sevgi ve rahmet meydana getirmiştir. Şüphesiz ki bunda düşünebilen bir millet için öğütler, ibretler ve deliller vardır
Verse 22 — Surah Ar-Rum 30:22
O´nun açık belgelerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır. Şüphesiz ki bunda ilim adamları için deliller, ibretler vardır
Verse 23 — Surah Ar-Rum 30:23
O´nun açık belgelerinden biri de, gece ve gündüz (gerektiğinde) uyumanız ve O´nun geniş lûtfundan (geçiminizi) arzulayıp aramanızdır. Şüphesiz ki bunda işitebilen bir millet için öğütler ve ibretler vardır
Verse 24 — Surah Ar-Rum 30:24
O´nun açık belgelerinden biri de, size korku ve umut vermek için şimşeği göstermesi ve gökten su indirip öldükten sonra yeryüzüne hayat vermesidir. Doğrusu bunda aklını kullanan bir millet için deliller ve ibretler vardır
Verse 25 — Surah Ar-Rum 30:25
O´nun açık belgelerinden biri de, göğün ve yerin O´nun buyruğuyla (yörüngelerinde hareketlerini sağlayıp) durmasıdır. Sonra da sizi bir defa çağırınca hemen yerden çıkarsınız
Verse 26 — Surah Ar-Rum 30:26
Göklerde ve yerde bulunan (her şey) O´na aittir. Hepsi de (ister istemez) O´nun buyruğuna boyun eğip itaat etmektedir
Verse 27 — Surah Ar-Rum 30:27
Önce halkı yaratan, (oldurduktan) sonra da diriltip (hayata) çeviren O´dur. Bu da O´na göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce misaller, en bedi sıfatlar O´nundur. O çok güçlüdür, çok üstündür ve hikmet sahibidir
Verse 28 — Surah Ar-Rum 30:28
Allah size kendinizden bir misâl veriyor: Size rızık olarak verdiğimiz nesnelerde sahibi bulunduğunuz kölelerinizden ortaklarınız bulunsa, ortaklık konusunda birbirinizden korkup endişelendiğiniz gibi onlardan korkarak sizinle onların eşit olmasını ve kendinizi saydığınız gibi onları saymanızı ister misiniz ? İşte biz böylece âyetlerimizi aklını kullanan bir millete bir bir açıklarız
Verse 29 — Surah Ar-Rum 30:29
Ne var ki zulmedenler, bilgisizce kendi heveslerine uymuşlardır. Allah´ın saptırdığını kim doğru yola iletebilir? Bu durumda onlara yardımcılar da yoktur
Verse 30 — Surah Ar-Rum 30:30
Sen artık yüzünü Hakk´a yönelmiş bir birleyici olarak dine çevir ki bu. Allah´ın sağladığı bir mayadır, insanları onun üzerine yaratmıştır. Allah´ın yaratışında hiçbir değişme, değiştirme bulunmaz. İşte en doğru en sağlam din budur! Ama insanların çoğu bilmezler
Verse 31 — Surah Ar-Rum 30:31
Gönülden kendinizi Allah´a verin, O´ndan korkup (kötülük ve azgınlıktan, sapıklık ve nankörlükten) sakının; namazı dosdoğru kılın ve sakın müşriklerden (Allah´a ortak koşanlardan) olmayın
Verse 32 — Surah Ar-Rum 30:32
Onlar ki, dinlerini parçalayıp gruplara ayrıldılar ve her grup benimsediği şeyle sevinmektedir
Verse 33 — Surah Ar-Rum 30:33
İnsanlara bir zarar dokununca gönülden yönelerek Rablarına yalvarırlar. Sonra da kendi katından onlara bir rahmet tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir kısmı Rablarına ortak koşarlar. Böylece kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük ederler. Öyle ise eğlenip yararlanın yararlanabildiğiniz kadar, ileride (gerçeği) anlayıp öğreneceksiniz (ama neden sonra)
Verse 34 — Surah Ar-Rum 30:34
İnsanlara bir zarar dokununca gönülden yönelerek Rablarına yalvarırlar. Sonra da kendi katından onlara bir rahmet tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir kısmı Rablarına ortak koşarlar. Böylece kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük ederler. Öyle ise eğlenip yararlanın yararlanabildiğiniz kadar, ileride (gerçeği) anlayıp öğreneceksiniz (ama neden sonra)
Verse 35 — Surah Ar-Rum 30:35
Yoksa biz onlara ortak koşmakta oldukları hakkında konuşan (bilgi veren) bir belge mi indirdik
Verse 36 — Surah Ar-Rum 30:36
İnsanlara bir rahmet (ferahlık ve genişlik) tattırdığımız zaman, onunla sevinirler. Kendilerine ellerinin kazanıp öne sürdüğü bir kötülük dokununca bir de bakarsın ümitsizliğe kapılırlar
Verse 37 — Surah Ar-Rum 30:37
Görmezler mi ki, Allah rızkı dilediğine genişletir ve daraltır. Şüphesiz ki bunda inanan bir millet için öğüt, ibret ve açık delil vardır
Verse 38 — Surah Ar-Rum 30:38
O halde hısımlara, yoksula, yolda kalmışa (zekât ve sadaka) hakkını ver. Bu. Allah´ın hoşnudluğunu dileyenler için hayırlıdır. Ve işte korktuğundan kurtulup umduğuna kavuşanlar da onlardır
Verse 39 — Surah Ar-Rum 30:39
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz faiz Allah yanında artmaz. Allah´ın hoşnudluğunu dileyerek verdiğiniz zekât (böyle değildir). İşte bunlar (zekât verenler onun) karşılığını kat kat artıranlardır
Verse 40 — Surah Ar-Rum 30:40
Allah, O ki, sizi öldürür, sonra da diriltir. Allah´a koştuğunuz eşler-ortaklardan, bunlardan bir şeyi olsun yapabilen (yaratabilen) var mıdır ? Allah onların koştukları ortaklardan münezzehtir ve yücedir
Verse 41 — Surah Ar-Rum 30:41
İnsanların elleriyle işledikleri (bilgisizce) işlerden, fenalıklardan dolayı karada ve denizde fesâd ortaya çıktı. Allah da, belki (pişmanlık duyup) dönerler diye işlediklerinin bir kısmının (cezasını) onlara (Dünya´da) tattıracak
Verse 42 — Surah Ar-Rum 30:42
De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da önce gelip geçenlerin sonunun ne olduğunu bir görün ! Onların çoğu Allah´a eş-ortak koşanlardı
Verse 43 — Surah Ar-Rum 30:43
Allah tarafından geri döndürülmesi mümkün olmayan (Kıyamet) günü gelmeden önce yüzünü o dosdoğru sapasağlam dine çevir. O gün insanlar gruplar halinde birbirlerinden ayırd edilirler
Verse 44 — Surah Ar-Rum 30:44
Kim kâfir olursa, küfrü kendi aleyhinedir; kim de iyi-yararlı amellerde bulunursa kendi lehine (Cennet´teki) konakları hazırlamış olurlar
Verse 45 — Surah Ar-Rum 30:45
Bu da Allah´ın, imân edip iyi-yararlı amellerde bulunanları kendi lütuf ve kereminden mükâfatlandırması içindir. Çünkü Allah gerçekten kâfirleri sevmez
Verse 46 — Surah Ar-Rum 30:46
Rüzgârları (yağmurun yağacağına, aşılamanın yapılacağına) müjdeciler olarak göndermesi, kendi rahmetinden size tattırması, geminin O´nun buyruğuyla (koyduğu kanunu)yla yüzmesi ve O´nun lütf-u kereminden arzulayıp aramanız, O´nun açık belgelerindendir. Ola ki şükredersiniz
Verse 47 — Surah Ar-Rum 30:47
And olsun ki senden önce kendi milletlerine peygamberler gönderdik, onlara açık belgelerle, mu´cizelerle geldiler. (Çoğu inanmadı). Biz de günah işleyen suçlulardan intikam aldık. Zaten mü´minlere yardım edip onları başarıya eriştirmek bize düşen bir haktır
Verse 48 — Surah Ar-Rum 30:48
Öyle Allah ki rüzgârları gönderir de bir bulut kaldırır. Böylece onu nasıl dilerse öyle yayar ve parça parça eder, katlayıp üstüste getirir, derken yağmurun, onun arasından çıktığını görürsün. Kullarından onu dilediğine verince, bir de bakarsın ki seviniverirler
Verse 49 — Surah Ar-Rum 30:49
Her ne kadar onlar buluttan önce. yağmur yağmadan evvel ümitsizlik içindeydilerse de
Verse 50 — Surah Ar-Rum 30:50
Artık sen Allah´ın rahmet eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor?! Şüphesiz ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O´nun kudreti her şeye yeter
Verse 51 — Surah Ar-Rum 30:51
(Sıcak kavurucu) bir rüzgâr göndersek de (bitkileri) sararmış görseler, hemen arkasından nankörlüğe başlarlar
Verse 52 — Surah Ar-Rum 30:52
Çünkü gerçekten sen ölülere işittiremezsin; arkasını çevirip giden sağırlara da daveti duyuramazsın
Verse 53 — Surah Ar-Rum 30:53
Ve sen, körleri sapıklıktan doğru yola çevirecek de değilsin. Sen ancak âyetlerimize inananlara duyurabilirsin ki onlar Müslümanlar (Hakk´a dosdoğru teslimiyet gösterenleridir)
Verse 54 — Surah Ar-Rum 30:54
Allah´dır ki. sizi oldukça güçsüz (bir madde)derî yarattı. Güçsüzlükten sonra güç verdi, sonra da güçlülüğün arkasından güçsüz kılıp saç aklığı meydana getirdi. O, dilediğini yaratır; O, bilendir, kudret sahibidir
Verse 55 — Surah Ar-Rum 30:55
(Beklenen) Kıyamet saati gelip gerçekleşeceği gün, suçlu günahkârlar (Dünya´da veya kabirde) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (Dünya´da da) hep böyle (haktan gerçekten) çevriliyorlardı
Verse 56 — Surah Ar-Rum 30:56
Kendilerine ilim ve imân verilenler ise şöyle derler: «And olsun ki siz Allah´ın Kitab´ında (yazıldığı gibi) yeniden dirilip kalkacağınız güne kadar (orada) kaldınız. İşte yeniden dirilip kalkma günü bugündür. Ama siz (bunu bir türlü) bilip anlayamadınız.»
Verse 57 — Surah Ar-Rum 30:57
Zulmedenlerin, o gün özür beyân etmeleri kendilerine fayda vermez ve onlardan Allah´ı (razı edecekleri) bir amel ve davranış da istenmez
Verse 58 — Surah Ar-Rum 30:58
Şanıma yemin olsun ki, biz bu Kur´ân´da insanlar için her çeşit misâlden getirdik. And olsun ki sen onlara başka bir âyet (açık belge ya da mu´cize) de getirsen, şüphen olmasın ki o küfredenler, «siz ancak bâtılla (boş anlamsız gerçek dışı şeyhi uğraşanlarsınız» diyecekler)
Verse 59 — Surah Ar-Rum 30:59
İşte kendilerini bilgisizlik içinde bırakanların kalblerini Allah böylece mühürler
Verse 60 — Surah Ar-Rum 30:60
(Ey Peygamber!) Sabret; Allah´ın va´di haktır (mutlaka yerine gelecektir). Kesin kesin İnanmayanlar seni hafife itmesinler