Verse 1 — Surah Hud 11:1
Elif - Lam - Ra. Bu bir kitabdır ki ayetleri saglam esaslara, kuvvetli kesin delillere oturtulmustur. Sonra da bir bir acıklanmıstır. Bu, yegane hikmet sahibi ve her seyden haberli (yuce kudret) katındandır
Verse 2 — Surah Hud 11:2
Oyle ki, Allah´tan baskasına ibadet etmiyesiniz. Ben de suphesiz O´ndan (gonderilen) bir uyarıcı ve mujdeciyim
Verse 3 — Surah Hud 11:3
Ve Rabbinizden bagıslanma isteyesiniz, sonra da O´na tevbe edesiniz ; ta ki belli bir sureye kadar sizi guzel bir gecimle gecindirsin ve her fazilet sahibine faziletini versin. Eger yuzcevirirseniz, dogrusu ben sizin icin buyuk bir gunun azabından korkarım
Verse 4 — Surah Hud 11:4
Donusunuz ancak Allah´adır. O´nun guc ve kudreti her seye yeter
Verse 5 — Surah Hud 11:5
Dikkat et ki, onlar O´ndan gizlenmek icin goguslerini katlayıp (iki) buklum olurlar. Haberiniz olsun ki, elbiselerine burunduklerinde, Allah onların gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir. Suphesiz ki Allah goguslerde donup dolasanı bilendir
Verse 6 — Surah Hud 11:6
Yeryuzunde hareket eden hicbir canlı yoktur ki, rızkı Allah´a ait olmasın. Onların yerlestikleri yeri de, tevdi´ edildikleri yeri de bilir. Bunların hepsi acık kitabdadır
Verse 7 — Surah Hud 11:7
O sizi denemek, hanginizin amelinin daha guzel oldugunu ortaya cıkarmak icin gokleri ve yeri altı gun (devir)de yarattı ki Ars´ı da su ustunde idi. Eger onlara, oldukten sonra dirilip kalkacaksınız, diyecek olsan, o kufredenler, «elbette bu acık bir sihirden baskası degildir!» diyecekler
Verse 8 — Surah Hud 11:8
Sayet azabı onlardan sayılı bir sureye kadar geciktirecek olsak, «onu engelleyip alıkoyan nedir?» diyecekler. Bilin ki azab onlara geldigi gun, artık kendilerinden cevrilecek degildir ve alaya aldıkları sey onları iyiden iyiye kusatacaktır
Verse 9 — Surah Hud 11:9
Insana kendi tarafımızdan bir rahmet tattırdıktan sonra, onu ondan cekip alırsak, (bir de bakarsın ki) o cok umutsuz ve cok nankordur
Verse 10 — Surah Hud 11:10
Eger kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra nimet tattırsak, and olsun ki o, «sıkıntılar ve kotulukler benden ayrılıp gitti» der. Suphesiz ki o (bu durumda) cokca sevinir ve boburlenir
Verse 11 — Surah Hud 11:11
Ancak sabredip guzel-yararlı amellerde bulunanlar boyle degildirler. Iste bunlara bagıslanma ve buyuk mukafat vardır
Verse 12 — Surah Hud 11:12
Onların O´na (sapık inkarcıların Peygamber´e) bir hazine indirmeli degil miydi veya onunla beraber bir melek gelmeli degil miydi ? demelerinden neredeyse sana vahyolunanın bir kısmını terkeder gibi oluyorsun ve bu sebeple gogsun daralıyor. (Unutma ki) sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise, her seyi duzenleyen, koruyan tek guven kaynagıdır
Verse 13 — Surah Hud 11:13
Yoksa Kur´an´ı O mu uydurdu diyorlar ? De ki: Oyle ise haydi onun gibi uydurma on sure getirin ve sozunuzde dogrulardan iseniz, Allah´ tan baska gucunuzun yettigi (kadar) kimseleri (de yardımınıza) cagırın
Verse 14 — Surah Hud 11:14
Eger sizin (bu onerinize) olumlu cevap vermezlerse, bilin ki O, Allah´ın ilmiyle donatılarak indirilmistir. O´ndan baska hicbir ilah yoktur, ancak O vardır. Artık siz teslimiyet gosterip Islam´ı kabul etmez misiniz
Verse 15 — Surah Hud 11:15
Dunya hayatını, onun sus ve satafatını isteyenlere, Dunya´da islediklerinin karsılıgını tastamam veririz ve onlar burada bir zarara ve eksiklige de ugratılmazlar
Verse 16 — Surah Hud 11:16
Iste bunlar, oyle kimselerdir ki, Ahiret´de kendilerine atesten baskası yoktur. Dunya´da isledikleri bosa gitmistir ve yaptıklarının hepsi de degersiz ve anlamsızdır
Verse 17 — Surah Hud 11:17
Rabbinden acık bir belge uzere olan ve onu, yine Rabbinden bir sahid izleyen ve onunde de bir onder ve rahmet olcusu olan Musa´nın kitabı bulunan kimse, (sadece dunyalık isteyen ve sohret pesinde kosan) gibi midir ? Iste bunlar Kur´an´a inanırlar. Hangi zumre de onu inkar eder, tanımazlık yaparsa, ates onun va´dolunmus yeridir. Ve sakın bu hususta supheci olma ! Cunku Kur´an Rabbinden (inen) hakkın-gercegin kendisidir. Ne var ki insanların cogu inanmazlar
Verse 18 — Surah Hud 11:18
Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir ? iste boyleleri Rablerinin huzuruna cıkarılırlar ; sahidler de «Rablarına karsı yalan uyduranlar iste bunlardır I» derler. Haberiniz olsun ki, Allah´ın laneti zalimleredir
Verse 19 — Surah Hud 11:19
O zalimler ki, Allah´ın yolundan alıkorlar, onu egri gostermek isterler. Bunlar, evet bunlardır Ahiret´i inkar edenler
Verse 20 — Surah Hud 11:20
Bunlar yeryuzunde (Allah´ı) aciz bırakıcı da degillerdir ve Allah´ tan baska kendilerine dostluk elini uzatacak (kendilerine sahip cıkacak) kimseleri de yoktur. Onlara azab kat kat olup katmerlesecek. Aslında onlar ne (hakk´ın sesini) isitmeye guc getirebilmislerdi, ne de (gercegi) gorebilmislerdi
Verse 21 — Surah Hud 11:21
Iste bunlar kendilerine yazık edenlerdir ve uydurdukları seyler (putlar ve benzeri uydurma ilahlar) de kendilerine yan cizip gitmistir
Verse 22 — Surah Hud 11:22
Suphe yok ki, Ahiret´te de zarara ugrayanlar onlardır
Verse 23 — Surah Hud 11:23
Onlar ki, iman edip iyi-yararlı amellerde bulundular ve Rablarına gonulden baglanıp kalb yatıskanlıgıyla O´na yonelip egildiler, iste onlar Cennet yaranıdırlar ve orada ebedi kalıcılardır
Verse 24 — Surah Hud 11:24
Bu iki (zıt) zumrenin misali, kor ile sagıra, goren ile isitene benzer ; hic bunlar esit olurlar mı ? Artık dusunup ogut almaz mısınız
Verse 25 — Surah Hud 11:25
And olsun ki, Nuh´u kendi kavmine (peygamber olarak) gonderdik. (O da kavmine): «Suphesiz ben sizin icin acık bir uyarıcıyım
Verse 26 — Surah Hud 11:26
Allah´tan baskasına tapmayın. Dogrusu ben, hakkınızda elim bir gunun azabından korkuyorum,» demisti
Verse 27 — Surah Hud 11:27
Kavminden inkara sapanların ileri gelenleri: «Biz seni de ancak kendimiz gibi bir insan olarak goruyoruz ; hem sana ancak ilk bakısta bizden en rezil ve asagılık kimselerin uydugunu musahede ediyoruz. Sizin bize karsı bir ustunlugunuzu de, faziletinizi de goremiyoruz; belki sizi yalancılar sanıyoruz» demislerdi
Verse 28 — Surah Hud 11:28
Nuh : «Ey kavmim !» dedi, «ne dersiniz, eger ben Rabbimden gelen acık bir kanıt uzere isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermis de o size kapalı kalmıssa, ondan tiksinip hoslanmadıgınız halde sizi ona zorlayabilir miyim ?»
Verse 29 — Surah Hud 11:29
Ey kavmim, buna karsılık sizden bir mal da istemiyorum. Benim ecrim (hizmetimin karsılıgı) ancak Allah´a aittir ve suphesiz ki ben o iman edenleri kovacak da degilim. Onlar mutlaka Rablarına kavusacaklardır. Ama ben sizi cehalet icinde (bocalayan) bir kavim olarak goruyorum
Verse 30 — Surah Hud 11:30
Ey kavmim, onları (iman edenleri) kovacak olursam, Allah´ın (verecegi cezadan) kim (beni kurtarıp) yardım edebilir? Hic dusunmuyor musunuz
Verse 31 — Surah Hud 11:31
Ben size, Allah´ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir melegim de demiyorum. Gozlerinizin, kucuk gorup hafife aldıgı kisilere Allah hic hayır vermeyecek de demem. Onların icyuzunu Allah daha iyi bilir. Aksi halde suphe etmeyin ki zalimlerden olurum
Verse 32 — Surah Hud 11:32
(Kavmi ona) : Ey Nuh ! Dediler, cidden bizimle tartısıp ugrastın ve bizimle ugrasmanı cogalttın (ileri gittin). Eger dogrulardan isen su bizi tehdid edip durdugun (azabı) getir
Verse 33 — Surah Hud 11:33
Nuh : Onu size ancak, dilerse Allah getirir; Allah´ı aciz bırakacak degilsiniz
Verse 34 — Surah Hud 11:34
Eger Allah, sizi azdırıp yok etmek istese, ben size ogut vermek istesem de ogudum size bir yarar saglamaz. O sizin Rabbinizdir ve ancak O´na donduruleceksiniz
Verse 35 — Surah Hud 11:35
Yoksa onu uydurdu mu diyorlar ? De ki: Eger onu uydurdumsa, gunah ve vebali benim uzerimedir ve ben sizin islediginiz gunah ve vebalinizden beriyim, dedi
Verse 36 — Surah Hud 11:36
Nuh´a, senin kavminden iman edenlerden baskası, suphen olmasın ki (sana) inanmıyacaktır. Artık onların isleyegeldiklerinden dolayı uzulup tasalanma
Verse 37 — Surah Hud 11:37
Gozetimimiz altında ve vahyimiz dogrultusunda gemiyi yap ve sakın zulmedenler hakkında bana hitabda bulunma ; cunku onlar mutlaka bogulacaklardır, diye vahyolundu
Verse 38 — Surah Hud 11:38
Nuh gemiyi yapmaya basladı ; kavminin ileri gelenleri yanından gectikce onu alaya alıyorlardı. Nuh onlara : «Bizimle alay ediyorsunuz ; bizimle alay ettiginiz gibi biz de (yakında) sizinle alay edecegiz
Verse 39 — Surah Hud 11:39
Ileride rusvay edici azabın kime gelecegini ve kalıcı azabın kimin uzerine inecegini anlayacaksınız» dedi
Verse 40 — Surah Hud 11:40
Sonunda emrimiz gelip tennur kaynamaya baslayınca (Nuh´a) dedik ki: «Her (hayvanın) disi ve erkeginden ikiser taneyi ve aleyhinde (ilahi) hukum gecmis olanlar dısında aileni ve iman edenleri gemiye yuklet (bindir)!» Ne var ki, beraberinde iman edenler pek az kimseler idi
Verse 41 — Surah Hud 11:41
Nuh, «Bininiz ona ; yuzup yurumesi de, demir atıp durması da Allah´ın adıyladır. Suphesiz ki Rabbim, cok bagıslayan, cok merhamet eden, dir,» dedi
Verse 42 — Surah Hud 11:42
Gemi, icinde tasıdıklarıyla birlikte dag gibi dalgalar arasında yuzup yol alıyordu. Nuh, ayrı bir yere cekilen ogluna, «ogulcagızım ! Bizimle beraber (gel) gemiye bin, kafirlerle beraber olma,» diye seslendi
Verse 43 — Surah Hud 11:43
O, «ben az sonra bir daga sıgınırım, o beni sudan korur» dedi. Nuh ona: «Bugun Allah´ın emrinden koruyacak (hicbir guc ve yardımcı) yoktur; ancak O´nun merhamet ettigi mustesna,» derken aralarına dal ga(lar) girdi ve o da bogulanlardan (biri) oldu
Verse 44 — Surah Hud 11:44
Ey yeryuzu ! Suyunu yut; ey gok ! Sen de (suyunu) tut, denildi. Su cekildi, is bitirildi ve gemi CUDI uzerinde yontemli sekilde durdu. O zalimler topluluguna da «rahmetten uzak olun !» denildi
Verse 45 — Surah Hud 11:45
Nuh, Rabbına (yanık bir yurekle) seslendi «Rabbim ! Dogrusu oglum benim ailemdendi. Suphesiz ki senin va´din haktır ve sen hukmedenlerin en iyi hukmedenisin» dedi
Verse 46 — Surah Hud 11:46
Allah Ona : «Ey Nuh ! Suphesiz ki, o senin ailenden degildir; cunku onun (yaptıgı) cidden salih (Iyi-yararlı) bir amel degildi. Artık (icyuzunu) bilmedigin bir seyi benden isteme. Bilgisizlerden olmayasın diye gercekten sana ogut veriyorum» buyurdu
Verse 47 — Surah Hud 11:47
Nuh dedi ki: «Rabbim! Bilmedigim bir seyi senden istemekten yine sana sıgınırım; eger beni bagıslamaz ve merhamet etmezsen elbette zarara ugrayanlardan olurum»
Verse 48 — Surah Hud 11:48
Denildi ki: «Ey Nuh! Bizden sana ve seninle birlikte bulunan mu´ minlere (topluluklara) bir selamet ve cok bereketlerle gemiden in.. Ileride nice ummetleri de gecindirip yararlandıracagız ; sonra da bizden onlara elem verici azab dokunacak.»
Verse 49 — Surah Hud 11:49
Iste bunlar, sana vahiy ile bildirdigimiz gaybi haberlerdir. Daha once ne sen bunu biliyordun, ne de kavmin biliyordu. Oyleyse sen de sabret. Sonunda kazanacak olanlar, elbette Allah´tan korkup (kotuluklerden) sakınanlardır
Verse 50 — Surah Hud 11:50
Ad (kavmine) de kardesleri Hud´u (peygamber olarak) gonderdik.. «Ey kavmim,» dedi, «Allah´a tapın ; sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. Siz ancak yalan uydurup duruyorsunuz
Verse 51 — Surah Hud 11:51
Ey kavmim, buna karsı sizden bir ecir (hizmet karsılıgı bir ucret) istemiyorum. Benim ucretim ancak beni yoktan yaratana aittir. Artık aklınızı kullanmaz mısınız
Verse 52 — Surah Hud 11:52
Ey kavmim, Rabbinizden bagıslanmanızı dileyin ; sonra da O´na tevbe edin ki. uzerinize bol yagmur gondersin ; kuvvetinize kuvvet katarak gucunuzu artırsın; siz de artık gunahkar suclular olarak (O´ndan) yuzcevirmeyin.»
Verse 53 — Surah Hud 11:53
Ey Hud ! Dediler, sen bize acık bir belge (mu´cize) getirmedin, bu yuzden senin sozunden dolayı tanrılarımızı bırakacak ve sana da iman edecek degiliz
Verse 54 — Surah Hud 11:54
Bizim sana sozumuz ancak sudur: Tanrılarımızdan bir kısmı seni fena halde carpmıstır. O da ; «Ben, Allah´ı sahid ediniyorum ve siz de sahid olun ki, ben sizin, Allah´ı bırakıp da O´na ortak kostuklarınızdan beriyim
Verse 55 — Surah Hud 11:55
Artık hep birlikte benim icin dilediginiz tuzagı kurun, sonra da bana hic sure tanımayın
Verse 56 — Surah Hud 11:56
Dogrusu ben, benim de Rabbim, sizin de Rabblniz Allah´a guvenip dayanmısımdır. Hicbir yerde bir canlı yoktur ki Allah onun perceminden tutmus bulunmasın, (her seyin dizgini O´nun kudret elinde bulunuyordur). Suphesiz ki, Rabbim dosdogru yoldadır, (buyrukları ancak dogruyu, iyiyi, guzeli, yararlıyı ve mutlulugu yansıtır)
Verse 57 — Surah Hud 11:57
Eger yuzcevirirseniz, gercekten ben size benimle gonderilen (ilahi buyrukları) teblig ettim. Rabbim, sizden baska bir kavmi yerinize getirir de siz ona hicbir sekilde zarar veremezsiniz. Suphesiz ki Rabbim, her seyi gozetip koruyandır,» dedi
Verse 58 — Surah Hud 11:58
Buyrugumu tasıyan hukmumuz gelince, kendi katımızdan bir rahmetle Hud´u ve onunla birlikte olan mu´minleri kurtardık, onları oldukca agır bir azabdan selamete erdirdik
Verse 59 — Surah Hud 11:59
Iste bu Ad kavmi, Rablarının ayetlerini inatla inkar ettiler, O´nun peygamberine karsı geldiler ve her inatcı zorbanın emrine uydular
Verse 60 — Surah Hud 11:60
Bu Dunya´da da, Ahiret´te de lanet peslerine takılıp kaldı; haberiniz olsun ki Ad kavmi, Rablarını tanımayıp kufru sectiler. Bilin ki Hud kavmi Ad´a (ilahi rahmetten) uzaklık olsun
Verse 61 — Surah Hud 11:61
Semud (kavmine) de kardesleri Salih´i (peygamber olarak) gonderdik. «Ey kavmim,» dedi, «Allah´a tapın, sizin O´ndan baska tanrılarınız yoktur. Sizi yerden (topraktan) yetistirip meydana getiren ve sizin bir omur gecirip orayı bayındır hale getirmenizi dileyen O´dur. O halde O´ndan bagıslanmanızı dileyin de O´na yonelip tevbe edin. Suphesiz ki Rabbim cok yakındır ve (duaları, tevbe ve istigfarları) kabul edendir.»
Verse 62 — Surah Hud 11:62
Ey Salih, dediler, sen bundan once aramızda umit beslenir bir kisi idin ; babalarımızın taptıklarına tapmamızdan alıkoymaya mı calısıyorsun ?! Dogrusu biz, bizi davet ettigin sey hakkında suphe ve kusku icindeyiz
Verse 63 — Surah Hud 11:63
«Ey kavmim,» dedi, «soyleyin, eger ben Rabbimden acık bir belge (mu´cize ve yeterli belge) uzere isem ve bana kendi katından bir rahmet vermisse, O´na isyan ettigim takdirde (Allah´ın azabından kurtulabilmem icin) kim bana yardım eder? O halde siz benim hakkımda zararı artırmaktan baska bir sey yapmıyorsunuz
Verse 64 — Surah Hud 11:64
Ey kavmim, iste bu size bir ayet (mu´cize, acık belge) olarak Allah´ın (belirledigi) disi devedir; bırakın da Allah´ın arzında otlayadursun;ona kotulukle dokunmayın, yoksa cok yakın bir azab sizi ya kalayı verir
Verse 65 — Surah Hud 11:65
Bu uyarıya ragmen onlar deveyi devirip oldurduler. Salih onlara : Oyle ise evinizde uc gun (daha) yasayıp yararlanın. Bu, yalanı olmayan bir tehdittir,» dedi
Verse 66 — Surah Hud 11:66
Buyrugumuz gelince, Salih´i ve beraberindeki iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık, hem de o gunun rezilliginden.. Suphesiz ki, Rabbin yegane guclu ve yegane ustundur
Verse 67 — Surah Hud 11:67
O zulmedenleri korkunc bir ses, bir gurultu yakalayıverdi, derken evlerinde dizustu cokup kaldılar
Verse 68 — Surah Hud 11:68
Sanki daha once orada hic oturmamıs (yuva kurup gecinmemis) gibi oldular. Dikkat edin, Semud kavmi Rablerini tanımadılar ve Semud´a (ilahi rahmetten) uzaklık olsun
Verse 69 — Surah Hud 11:69
And olsun ki, elcilerimiz (melekler) Ibrahim´e mujde ile geldiler ve «Selam» dediler. O da (size de) selam, dedi ve oyalanmadan kızartılmıs bir buzagı getirdi
Verse 70 — Surah Hud 11:70
(Gelen musafirlerin) ellerinin (sofraya) uzanmadıgını gorunce, durumlarını yadırgadı, onlardan icine bir korku dustu, ibrahim´e: «Korkma, suphesiz ki biz Lut kavmine gonderildik» dediler
Verse 71 — Surah Hud 11:71
Ibrahim´in karısı ayakta idi. guldu. Biz de ona Ishak ve onun ardından Yakub´u mujdeledik
Verse 72 — Surah Hud 11:72
Vay, dedi, doguracak mıyım ? Oysa ben bir kocakarı, su kocam da bir ihtiyar. Dogrusu bu sasılacak sey
Verse 73 — Surah Hud 11:73
(Elci melekler) ona : «Allah´ın emrine mi sasıyorsun ? Ey ev halkı, Allah´ın rahmeti ve bereketleri uzerinizdedir. Suphesiz ki Allah cok ovulmeye layıktır ve O, cok yuce ve cok sanlıdır
Verse 74 — Surah Hud 11:74
Ibrahim´in korkusu gidip kendine mujde gelince, Lut kavmi hakkında bizim (elcilerimiz)le tartısmaya basladı
Verse 75 — Surah Hud 11:75
Suphesiz ki Ibrahim cok yumusak huylu, yufka yurekli ve kendini butunuyle Allah´a veren bir kimse idi
Verse 76 — Surah Hud 11:76
Ey Ibrahim, bu (tartısman)dan vazgec. Cunku gercekten Rabbin em ri gelmistir ve onlara reddi mumkun olmayan azab gelecektir
Verse 77 — Surah Hud 11:77
Elcilerimiz Lut´a geldiler; bu yuzden Lut endiseye kapılıp fenalastı, icin icin sıkıldı ve «Bu ne cetin bir gun !» dedi
Verse 78 — Surah Hud 11:78
Kavmi ise ona kosa kosa gelirdiler; zaten onlar daha once de kotu fiiller isliyorlardı. Lut «Ey kavmim,» dedi, «iste kızlarım, bunlar (nikah akdiyle) sizin icin daha pak ve uygundur. Artık Allah´tan korkun da beni misafirlerim hakkında rusvay etmeyin. Icinizde dogru dusunen, dogru yolda yuruyen bir adam yok mudur?!»
Verse 79 — Surah Hud 11:79
Lut´a dediler ki: «Elbette sen de bilirsin, bizim senin kızlarında hicbir hakkımız yoktur ve sen bizim ne istedigimizi de cok iyi bilirsin.»
Verse 80 — Surah Hud 11:80
Lut onlara dedi ki: «Ah, keske size karsı yetecek bir gucum olsaydı veya cok saglam bir yere sıgınabilseydim i»
Verse 81 — Surah Hud 11:81
(O elci melekler): «Ey Lut,» dediler, «suphesiz ki biz, Rabbinin elcileriyiz ; onlar sana, mumkun degil el uzatamazlar. Gecenin bir bolumunde ailenle birlikte yola cık, hic biriniz arkasına donup bakmasın. Ancak esin degil; cunku kavmine dokunacak olan (azab) ona da dokunacak. Suphesiz ki onlara va´dolunan vakit sabahtır ; sabah vakti yakın degil midir
Verse 82 — Surah Hud 11:82
Buyrugumuz gelince (ulkenin) ustunu altına getirdik; birbiri uzerine konulmus pismis balcık (gibi) taslar yagdırdık ki bu taslar Allah yanında belirlenmisti ve zalimlerden de asla uzak degildi
Verse 83 — Surah Hud 11:83
Buyrugumuz gelince (ulkenin) ustunu altına getirdik; birbiri uzerine konulmus pismis balcık (gibi) taslar yagdırdık ki bu taslar Allah yanında belirlenmisti ve zalimlerden de asla uzak degildi
Verse 84 — Surah Hud 11:84
Medyen´e de kardesleri Suayb´ı (peygamber olarak) gonderdik. Ey kavmim, dedi, Allah´a kulluk edin ; sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. Olcu ve tartıyı eksik tutmayın ; ben sizi elbette hayr ( = bol nimet, genis refah imkanları) icinde goruyorum. Ve dogrusu ben sizi cepecevre saracak bir gunun azabından endise etmekteyim
Verse 85 — Surah Hud 11:85
Ey kavmim, olcu ve tartıyı adaletle uygulayın, insanların esyasını (haksız yollardan) eksiltmeyin; yeryuzunde bozgunculuk ederek fenalık yapmayın
Verse 86 — Surah Hud 11:86
Inanmıs kisiler iseniz, Allah´ın (helalinden) bıraktıgı kar daha hayırlıdır. Ve ben sizin uzerinizde koruyucu ve gozetici de degilim
Verse 87 — Surah Hud 11:87
Onlar, «ey Suayb,» dediler, «babalarımızın taptıgını terketmemizi veya kendi mallarımızda diledigimizi yapmamızı bırakıvermemizi senin namazın mı emrediyor? Suphesiz ki sen, yumusak huylusun, dogru bir kimsesin, aklı basındasın.»
Verse 88 — Surah Hud 11:88
«Ey kavmim,» dedi, «ya ben Rabbimden acık bir mucize uzere isem ve kendi katından beni guzel bir rızıkla rızıklandırmıssa, ne dersiniz, (O´na nankorluk edebilir miyim ?). Ve ben sizi men´ettigim seyde aykırı hareket edip (onu islemek) istemem. Ben ancak gucum yettigince duzeltmek isterim. Muvaffakiyetim ancak Allah´ın yardımıyladır ve ben ancak O´na guvenip dayanırım ve O´na derin saygı ve sevgi ile yonelirim
Verse 89 — Surah Hud 11:89
Ey kavmim ! Bana dusmanlık beslemeniz, Nuh kavmine veya Hud kavmine ya da Salih kavmine dokunan musibetin bir benzerini size dokundurmasın. Lut kavmi de sizden pek uzak degildir
Verse 90 — Surah Hud 11:90
Rabbınızdan bagıslanma dileyin de O´na tevbe edin. Suphesiz ki Rabbim, cok merhametlidir ve cok sevendir, sevilendir.»
Verse 91 — Surah Hud 11:91
Dediler ki: Ey Suayb ! Biz senin soylediklerinin cogunu anlamıyoruz ve biz seni aramızda zayıf olarak goruyoruz. Kabilen olmasaydı, elbette seni taslardık. Hem sen bizim yanımızda pek aziz-serefli, itibırlı, ustun bir kimse de degilsin
Verse 92 — Surah Hud 11:92
Ey kavmim, dedi, size gore benim kabilem Allah´tan daha mı azizdir ki, O´nun (buyruklarını) arkanıza attınız ? Rabbim elbette sizin yapageldiginizi (ilmiyle) kusatmıstır
Verse 93 — Surah Hud 11:93
Ey kavmim, imkanınızı ortaya koyup elinizden geleni yapın. Suphesiz ben de (gerekeni) yapacagım. Rusvay edici azabın kime gelecegini ve kimin yalancı oldugunu bileceksiniz. (Gelecek azabı) gozleyin, ben de sizinle beraber gozleyip bekliyorum
Verse 94 — Surah Hud 11:94
Buyrugumuz gelince, Suayb´ı ve beraberindeki iman edenleri rahmetimizle kurtardık. Zalimleri ise korkunc bir ses ve ugultu yakalayıverdi; evlerinde dizustu cokup kaldılar. Orada hic bulunmamıs, yasamamıs gibi oldular. Dikkat edin, Semud kavmi nasıl (ilahi) rahmetten uzak kaldıysa Medyen de uzak kaldı
Verse 95 — Surah Hud 11:95
Buyrugumuz gelince, Suayb´ı ve beraberindeki iman edenleri rahmetimizle kurtardık. Zalimleri ise korkunc bir ses ve ugultu yakalayıverdi; evlerinde dizustu cokup kaldılar. Orada hic bulunmamıs, yasamamıs gibi oldular. Dikkat edin, Semud kavmi nasıl (ilahi) rahmetten uzak kaldıysa Medyen de uzak kaldı
Verse 96 — Surah Hud 11:96
And ollsun ki, biz Musa´ yi da ayetlerimizle ve acık-saglam belge ile Fir´avn´a ve onun (milletinin) ileri gelenlerine gonderdik. Bununla beraber onlar (o ileri gelenler) yine de Fir´avn´ın emrine uydular. Oysa Fir´avn´ın emri dogru ve sıhhatli degildi
Verse 97 — Surah Hud 11:97
And ollsun ki, biz Musa´ yi da ayetlerimizle ve acık-saglam belge ile Fir´avn´a ve onun (milletinin) ileri gelenlerine gonderdik. Bununla beraber onlar (o ileri gelenler) yine de Fir´avn´ın emrine uydular. Oysa Fir´avn´ın emri dogru ve sıhhatli degildi
Verse 98 — Surah Hud 11:98
Fir´avn Kıyamet gunu kavminin onune duser de onları (suya goturur gibi) atese goturur. Varacakları yer ne kotu yerdir
Verse 99 — Surah Hud 11:99
Burada lanet peslerine takıldı ; Kıyamet gununde de (oyle olacak). Desteklendikleri sey ne kotu destektir
Verse 100 — Surah Hud 11:100
(Ey Muhammed!) Bu, ilahi azaba ugrayan kasabaların haberlerinden (bazı safhalar)dır ki, sana nakledip anlatıyoruz. Bu kıssalardan bir kısmının kalıntısı duruyor, bir kısmı ise bicilmis ekin gibi (belirsiz olmustur)
Verse 101 — Surah Hud 11:101
Biz onlara zulmetmedik ; fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbin buyrugu gelince, onlara, Allah´ı bırakıp da taptıkları tanrılar bir yarar saglamadı; zararlarını, silinip yok olmalarını artırmaktan baska bir seye yaramadı
Verse 102 — Surah Hud 11:102
Iste Rabbin kasabalar halkını —zalimlikleri uzere— yakaladıgı zaman boyle yakalar. Suphesiz ki, O´nun yakalaması cok elim ve siddetlidir
Verse 103 — Surah Hud 11:103
Suphesiz ki bu (naklettigimiz kıssalarda) Ahiret azabından korkanlar icin ibretli belge vardır; o, insanların biraraya gelip toplanacagı bir gundur; o, hazır olup gorulecek bir gundur
Verse 104 — Surah Hud 11:104
O gunu ancak belli bir vakte kadar geciktiririz
Verse 105 — Surah Hud 11:105
O gun geldikte Allah´ın izni olmadan hic kimse konusamaz. Onlardan kimi bedbaht-mutsuz, kimi de bahtlı-mutludur
Verse 106 — Surah Hud 11:106
Bedbaht-mutsuz olanlar atestedirler. Onların orada siddetli inilti ve sesli sesli solugu vardır
Verse 107 — Surah Hud 11:107
Gokler ve yer durdukca orada temelli kalıcılardır; ancak Rabbin diledigi mustesna. Cunku Rabbin diledigini (hakkıyle) yapıp yerine getirendir
Verse 108 — Surah Hud 11:108
Bahtlı-mutlu olanlar ise, Cennet´tedirler; gokler ve yer durdukca orada temelli kalıcılardır; ancak Rabbin diledigi mustesna. Bu, ardı-arkası kesilmeyen bir bagıstır
Verse 109 — Surah Hud 11:109
Artık bunların taptıklarının (boyle bir azaba yol acacak bir sapıklık oldugunda) suphen olmasın ; onlar ancak daha once babalarının taptıkları gibi taparlar. Biz de elbette (atesten) nasiplerini noksansız verecegiz
Verse 110 — Surah Hud 11:110
And olsun ki, Musa´ya kitab verdik, ne var ki, (idraksizler yuzunden) onda anlasmazlık meydana geldi. Eger Rabbinden gecmis bir soz olmasaydı hemen aralarında hukmedilip (coktan) sonuca baglanmıs olurdu bile. Ve dogrusu onlar bunda kusku ve suphe icindeler
Verse 111 — Surah Hud 11:111
Suphesiz her birinin amellerinin (karsılıgını) Rabbin tastamam verecektir. Dogrusu O, onların yapa geldiklerinden haberlidir
Verse 112 — Surah Hud 11:112
O halde sen —ve beraberinde tevbe edenlerle birlikte— em-rolundugun gibi dosdogru ol! Asırı gitmeyin. Allah ne yaptıklarınızı suphesiz ki iyiden iyiye gorendir
Verse 113 — Surah Hud 11:113
Ve bir de zulmedenlere meyletmeyin, yoksa dokunur size ates. Allah´tan baska sizin dost ve sahibiniz de yoktur. Sonra (O´ndan da) yardım goremezsiniz
Verse 114 — Surah Hud 11:114
Hem gunduzun iki ucunda ve gecenin ilk saatlerinde namaz kıl. Cunku iyilikler kotulukleri (temizleyip) giderir. Bu, iyi dusunenlere bir ogut, bir hatırlatmadır
Verse 115 — Surah Hud 11:115
Ve sabret; suphesiz ki Allah iyiligi huy edinip iyilikte bulunanların mukafatını zayi´etmez
Verse 116 — Surah Hud 11:116
Sizden onceki nesillerden akıl ve idrak sahiplerinin yeryuzunde fitne ve fesadı yasaklamaları gerekmiyor muydu ? Onlardan kurtardıgımızın pek azı ancak (bu fazileti gosterip mucadele etmisti). O zulmedenler ise kendilerine sunulan refahın pesine dustuler, zaten onlar suclu gunahkarlar idi
Verse 117 — Surah Hud 11:117
Rabbin, halkından, kendilerini (ve cevrelerini) duzeltenler bulundukca kasabaları haksız yere yok edecek degildir
Verse 118 — Surah Hud 11:118
Eger Rabbin dileseydi, insanları bir tek ummet haline getirirdi. (Goruldugu gibi) onlar durmadan anlasmazlık halindeler
Verse 119 — Surah Hud 11:119
Ancak Rabbinin merhamet ettigi kimseler mustesna. Zaten Rabbin insanları bunun icin (bu duygu ve dusuncede) yaratmıstır. Ve Rabbinin su sozu tamamlanıp yerini bulmustur : «And olsun ki, Cehennem´i tamamen cinlerden ve insanlardan (olan gunahkar suclularla) dolduracagım.»
Verse 120 — Surah Hud 11:120
(Iste ey Muhammed !) Gelip gecen peygamberlerin olup biten bu haberlerinden senin kalbini yatıstırıp pekistirecek kadarını sana anlattık. Bu surede de sana hak; mu´minlere ogut ve (dusunup gercegi daha iyi kavrayabilmeleri icin) hatırlatma gelmistir
Verse 121 — Surah Hud 11:121
Sen o iman etmiyenlere de ki: Yapacagınızı yapın ; dogrusu biz de (gerekeni) yapacagız
Verse 122 — Surah Hud 11:122
Bekleyip durun, biz de bekliyoruz
Verse 123 — Surah Hud 11:123
Goklerin ve yerin gaybı Allah´ındır. Butun isler O´na dondurulur. Artık O´na ibadet edin ve O´na guvenip dayanın. Rabbin yapageldiginizden habersiz degildir