Back to Languages

Turkish - Chapter 16 - An-Nahl

Translation by Celal Y Ld R M — Permalink

Verse 1 — Surah An-Nahl 16:1

Allah´ın emri geldi (gelmek uzeredir). Artık onu acele istemeyin. Allah onların ortak kostuklarından pak ve munezzehtir

Verse 2 — Surah An-Nahl 16:2

Allah kendi buyrugundan (haberli kılmak icin) kullarından diledigine melekleri ruh ile indirir de: «Benden baska hicbir ilah olmadıgı ve benden korkup (kotuluklerden) sakınmaları hususunda uyarıda bulunun !» (emrini verir)

Verse 3 — Surah An-Nahl 16:3

Gokleri ve yeri hak ile yarattı. O, onların ortak kostuklarından cok yucedir

Verse 4 — Surah An-Nahl 16:4

Insanı nutfe (spermleri tasıyan sıvıjdan yaratmısken, bakarsın ki o, (bize karsı) acıkca tartısan bir dusman kesilivermistir

Verse 5 — Surah An-Nahl 16:5

Davarları da sizin icin yarattı ; onlarda (sizin icin) ısıtacak sey ve nice yararlar vardır; hem onlardan yersiniz

Verse 6 — Surah An-Nahl 16:6

Onları (agıllarına) surup getirdiginizde ve (otlaklara) surup goturdugunuzde, sizin icin onlarda icinizi acan guzellik ve cekicilik vardır

Verse 7 — Surah An-Nahl 16:7

Agırlıklarınızı da yuklenirler de sizin ancak zor zahmet varabileceginiz sehirlere kadar gotururler. Suphesiz ki Rabbiniz cok sefkatli, cok kayıran, cok merhamet edendir

Verse 8 — Surah An-Nahl 16:8

Binesiniz diye at, katır ve merkebi birer sus olarak yaratmıstır. Bilmediginiz daha nice seyleri yaratır

Verse 9 — Surah An-Nahl 16:9

Dogru yolu bildirmek, gosterip yoneltmek Allah´a aittir. Yollardan bir kısmı egridir, (amaca ulastırıcı degildir). Allah dileseydi hepinizi dogru yola iletirdi

Verse 10 — Surah An-Nahl 16:10

O ki gokten size su indirdi. Ondan hem icilecek su, hem (davarlarınızı) yaymak icin ot saglarsınız

Verse 11 — Surah An-Nahl 16:11

Hem o su ile sizin icin ekin, zeytin, hurma, uzumler ve her cesit meyveler bitirir. Suphesiz ki bunda dusunen bir millet icin ayet (ogut, ibret ve delil) vardır

Verse 12 — Surah An-Nahl 16:12

Ve sizin icin gece ile gunduzu, Gunes ile Ay´ı ve yıldızları belli kanunlarına baglayıp, sizin hizmetinize verdi. Dogrusu bunda aklını kullanan bir millet icin nice ogutler, ibretlerde belgeler vardır

Verse 13 — Surah An-Nahl 16:13

Sizin icin yeryuzunde, farklı ren.Jerde yarattıklarını da hizmetinize vermistir. Suphesiz bunda iyice dusunup ogut alan bir millet icin ogut ve ibret vardır

Verse 14 — Surah An-Nahl 16:14

Pek taze et yemeniz ve takınacagınız sus esyasını cıkarmanız icin denizi de (belli olcu ve kanunlarla) yararınıza sunan O´dur. Gemileri de suyu yara yara gittigini gorursun ki, bu Allah´ın genis lutfunu ve ihsanını dilemeniz icindir. Ola ki sukredersiniz

Verse 15 — Surah An-Nahl 16:15

Yeryuzunde, sizi sarsmasın diye daglar koyup yerlestirdi; ırmaklar meydana getirdi ve sasırmayasınız diye yollar ve alametler koydu ve onlar yıldızlarla da yollarını, yonlerini bulurlar

Verse 16 — Surah An-Nahl 16:16

Yeryuzunde, sizi sarsmasın diye daglar koyup yerlestirdi; ırmaklar meydana getirdi ve sasırmayasınız diye yollar ve alametler koydu ve onlar yıldızlarla da yollarını, yonlerini bulurlar

Verse 17 — Surah An-Nahl 16:17

Artık yaratan yaratamıyan gibi midir? Etraflıca dusunmez misiniz

Verse 18 — Surah An-Nahl 16:18

Allah´ın nimetlerini saymaya kalkısırsanız, sayamazsınız. Suphesiz ki Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

Verse 19 — Surah An-Nahl 16:19

Allah neleri gizlediginizi, neleri acıga vurdugunuzu bilir

Verse 20 — Surah An-Nahl 16:20

Allah´tan baska dua ve ibadet edip taptıkları (putlar) hicbir sey yaratamazlar; kendileri yaratılıyorlar

Verse 21 — Surah An-Nahl 16:21

Onlar (o putperestler) olulerdir; diri degildirler. Ne zaman diriltilip kaldırılacakları bilincinde de degillerdir

Verse 22 — Surah An-Nahl 16:22

Sizin Tanrı´nız tek bir Tanrı´dır. Ahiret´e iman etmeyenler ise, kalbleri inkar icindedir ve onlar (Allah´a ve Ahiret´e imanı) gururlarına yediremezler

Verse 23 — Surah An-Nahl 16:23

Suphesiz ki Allah onların gizlediklerini de, acıkladıklarını da bilir. Dogrusu O, buyukluk taslayanları sevmez

Verse 24 — Surah An-Nahl 16:24

Onlara: «Rabbiniz neler indirdi ?» denilince, «eskilerin masallarını» derler

Verse 25 — Surah An-Nahl 16:25

(Bu tutum ve sozleriyle) Kıyamet gunu, gunah ve veballerini tastamam ve bir de bilgisizce saptırdıkları kisilerin gunah ve veballerini yuklenecekler. Dikkat et, yuklendikleri yuk ne kotudur

Verse 26 — Surah An-Nahl 16:26

Onlardan oncekiler de (peygambere ve ilahi buyruklara karsı bu tarz) maksatlı planlar kurmuslardı. Bu yuzden Allah kurdukları planlarını temelinden gelip (onu kokunden sarsıp), tavanları baslarına yıkılıp coktu ve azab onlara bilmedikleri bir yonden gelmis oldu

Verse 27 — Surah An-Nahl 16:27

Sonra da Allah, Kıyamet gunu onları rusvay eder de «Hakkında tartısıp (o yuzden mu´minlere) dusmanlık ederek, bana kostugunuz ortaklar nerede ?» diye sorar. Kendilerine ilim verilenler derler ki: «Dogrusu bugun rezillik, asagılık ve kotuluk kafirleredir.»

Verse 28 — Surah An-Nahl 16:28

Kendilerine zulmedenlerin melekler canlarını alırken, «biz hicbir kotuluk islemiyorduk» diyerek teslimiyet gosterirler. Hayır, suphesiz ki Allah, sizin isleyegeldiginiz seyleri cok iyi bilir

Verse 29 — Surah An-Nahl 16:29

O sebeple, icinde ebedi kalacagınız Cehennem kapılarından giriniz ! Buyukluk taslayıp gururlananların makamı ne kotudur

Verse 30 — Surah An-Nahl 16:30

(Allah´tan korkup fenalıklardan) sakınanlara, «Rabbınız ne indirdi ?» denilince, «iyilik» derler. Bu dunyada guzel is, hayırlı amelde bulunanlara iyilik ve guzellik vardır. Ahiret yurdu ise elbette daha hayırlıdır. Sakınanların yurdu ne guzeldir

Verse 31 — Surah An-Nahl 16:31

(O yurt) Adn Cennetleri´dir ki, onlara girerler. Altlarından ırmaklar akıp durur. Onlara o Cennetlerde diledikleri seyler vardır. Iste boylece Allah sakınanları mukafatlandırır

Verse 32 — Surah An-Nahl 16:32

(O sakınanlar ki) tertemiz arınmıs oldukları halde melekler canlarını alırlar da, «selam size, yaptıgınıza karsılık girin Cennet´e!» derler

Verse 33 — Surah An-Nahl 16:33

(O inkarcı azgınlar) ancak meleklerin kendilerine, (canlarını almak icin) gelmelerini veya Rabbin emri (azabı)nın (inmesini) beklerler. Kendilerinden oncekiler de boyle yapmıslardı. Allah onlara zulmetmedi, ama onlar kendilerine zulmederler

Verse 34 — Surah An-Nahl 16:34

Bu sebeple, isledikleri kotulukler, onlara yetisip dokunmus ve alaya aldıkları sey de onları kusatmıstır

Verse 35 — Surah An-Nahl 16:35

Allah´a ortak kosanlar dediler ki: «Eger Allah dileseydi ne biz. ne de babalarımız O´ndan baskasına tapmazdık ve O´nun buyrugu olmaksızın bir seyi de haram kılmazdık.» Kendilerinden oncekiler de boyle (soylemis, boyle) yapmıstı. Peygamber´e dusen, sadece apacık tebligdir

Verse 36 — Surah An-Nahl 16:36

And olsun ki, her ummete, «Allah´a kulluk edip tapın, azdırıp saptırıcılardan kacının!» diyerek (uyanda bulunan) bir peygamber gondermisizdir. Onlardan kimini Allah dogru yola eristirdi; kiminin de uzerine sapıklık (damgası vurulması) hak olmustu. O halde siz yeryuzunde gezip dolasın da (Hakk´a karsı gelip peygamberleri) yalanlayanların sonunun ne oldugunu gorun

Verse 37 — Surah An-Nahl 16:37

Sen onların dogru yola erismelerini ne kadar cok arzu etsen, yine de Allah saptıracagını dogru yola iletmez ve onlara yardımcılar da yoktur

Verse 38 — Surah An-Nahl 16:38

«Allah, olen kimseyi tekrar diriltip kaldırmaz» diyerek olanca yeminleriyle Allah ile yemin ettiler. Hayır, bu, Allah uzerine hak bir va´ddir; ne var ki insanların cogu bilmezler

Verse 39 — Surah An-Nahl 16:39

(Diriltip kaldıracak) ki, onlara, hakkında ayrılıga dustukleri seyi acıklasın; inkar edenlerin de kendilerinin yalancılar olduklarını bilsinler

Verse 40 — Surah An-Nahl 16:40

Biz bir seyin olmasını diledigimiz zaman, sozumuz ona sadece «ol!» dememizdir; o da hemen oluverir

Verse 41 — Surah An-Nahl 16:41

Onlar ki zulme ugradıktan sonra Allah yolunda (O´nun rızası ugrunda) hicret ettiler; sanıma and olsun ki, onları Dunya´da guzel (yere) yerlestiririz; Ahiret´in mukafatı ise cok daha buyuktur. Eger (hicretten geri kalanlar bunu) bilselerdi (bir saniye bile durmak istemezlerdi)

Verse 42 — Surah An-Nahl 16:42

Onlar ki, sabrettiler ve sadece Rablarına guvenip dayandılar, (elbette mukafatları cok buyuk olacaktır)

Verse 43 — Surah An-Nahl 16:43

Senden once de ancak kendilerine vahiy ettigimiz adamları bircok belge, mu´cize ve kitablarla gonderdik. Eger (bu konulan) bilmiyorsanız ilim ehlinden sorun. Sonra da kendilerine parca parca (halinde) indirileni insanlara acıklayasın diye Kur´an´ı indirdik; ola ki dusunursunuz

Verse 44 — Surah An-Nahl 16:44

Senden once de ancak kendilerine vahiy ettigimiz adamları bircok belge, mu´cize ve kitablarla gonderdik. Eger (bu konulan) bilmiyorsanız ilim ehlinden sorun. Sonra da kendilerine parca parca (halinde) indirileni insanlara acıklayasın diye Kur´an´ı indirdik; ola ki dusunursunuz

Verse 45 — Surah An-Nahl 16:45

Durmadan fena isler duzenleyip tuzak kuranlar, Allah´ın kendilerini yere batırmasından veya bilmedikleri bir yerden azabın kendilerine gelmesinden guven icinde midirler

Verse 46 — Surah An-Nahl 16:46

Veya donup dolasırlarken, kendilerini (ilahi azabın) yakalayıvermesinden —ki (Allah´ı) aciz bırakacak degillerdir— veya korku ve endise uzere eksile eksile bir durumda bulunurlarken, kendilerini tutuvermesinden emniyette midirler ? Suphesiz ki Rabbiniz cok sefkatli, cok merhametlidir

Verse 47 — Surah An-Nahl 16:47

Veya donup dolasırlarken, kendilerini (ilahi azabın) yakalayıvermesinden —ki (Allah´ı) aciz bırakacak degillerdir— veya korku ve endise uzere eksile eksile bir durumda bulunurlarken, kendilerini tutuvermesinden emniyette midirler ? Suphesiz ki Rabbiniz cok sefkatli, cok merhametlidir

Verse 48 — Surah An-Nahl 16:48

Allah´ın yarattıgı herhangi, bir seye bakmıyorlar mı ki golgesi boyun egip (baglı bulundugu kanuna teslimiyet icinde) Allah´a secde ederek saga sola donup dururlar

Verse 49 — Surah An-Nahl 16:49

Goklerde ve yerde, gerek canlılardan, gerekse meleklerden ne varsa hepsi de buyukluk taslamaksızın Allah´a secde ederler

Verse 50 — Surah An-Nahl 16:50

Ustlerinde (yuce kudretiyle duran) Rablarından korkarlar da emrolunduklarını yerine getirirler

Verse 51 — Surah An-Nahl 16:51

Allah: «Iki tanrı edinmeyin; O ancak tek bir Tanrı´dır ve yalnız benden korkun !» buyurdu

Verse 52 — Surah An-Nahl 16:52

Goklerde ve yerde ne varsa hepsi ancak O´nundur. Din de daima O´nadır; oyle iken Allah´tan baskasından mı korkup sakınıyorsunuz

Verse 53 — Surah An-Nahl 16:53

Sizde olan her nimet Allah´tandır. Sonra da size bir sıkıntı ve zarar dokundugu zaman ancak ve sadece O´na yalvarıp yakarınsınız

Verse 54 — Surah An-Nahl 16:54

Sonra O, sizden sıkıntıyı giderince, icinizden bir kısmı bir de bakarsın kendilerine verdigimize karsılık nankorluk etmek icin Rablarına ortak kosarlar

Verse 55 — Surah An-Nahl 16:55

Haydi oyle ise keyfinize gore gecinin ; ileride (hakikati anlayıp nasıl saptıgınızı) bileceksiniz

Verse 56 — Surah An-Nahl 16:56

Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (gercek yuzunu) bilmedikleri seylere (putlara ve benzeri seylere) pay ayırırlar. Allah´a and olsun ki, bu uydurdugunuz seylerden mutlaka sorulacaksınız

Verse 57 — Surah An-Nahl 16:57

Bir de Allah´a kızlar nisbet ederler; O bundan pak ve yucedir. Kendilerine ise canlarının istedigini (nisbet ederler)

Verse 58 — Surah An-Nahl 16:58

Onlardan biri kız cocuguyla mujdelenince, ofkesini yutmaya calısarak yuzu kararır

Verse 59 — Surah An-Nahl 16:59

Kendisine verilen o kotu mujdeden dolayı kavminden gizlenmeye calısır: Ancak (gonullu) gorunmeye katlanıp onu tutacak mı, yoksa topraga gomerek gizleyecek mi ? (Bir bak) ne fena yargıda bulunuyorlar

Verse 60 — Surah An-Nahl 16:60

Ahirete inanmıyanların (boylesine) kotu misali vardır. En yuce (guzel, yararlı) misaller ise Allah´ındır. O, yegane ustundur, cok gucludur; hikmet sahibidir

Verse 61 — Surah An-Nahl 16:61

Eger Allah, insanları zulumlerinden dolayı (hemen) cezalandırsaydı, yeryuzunde hicbir canlı bırakmazdı. Ne var ki onları belli bir sureye kadar geciktirir. Artık onların eceli gelince ne bir an gecikebilirler, ne de one gecebilirler

Verse 62 — Surah An-Nahl 16:62

Hoslanmadıkları seyleri Allah´a ait kılarlar. Dilleri ise yalan soyler de en guzel seyleri kendilerine nisbet ederler. Suphe yok ki, ates onlarındır ve elbette Cehennem´e ilk varanlar da onlardır

Verse 63 — Surah An-Nahl 16:63

Sanıma and olsun ki, biz senden once ummetlere peygamberler gonderdik. Seytan ise onların (o batıl ve yaramaz) islerini onlara suslu ve cekici gosterdi. Bugun de seytan, onların sahibi ve dostudur ve onlar icin elem verici bir azab vardır

Verse 64 — Surah An-Nahl 16:64

Biz kitabı (Kur´an´ı) sana ancak, onlara, hakkında ayrılıga dustukleri hususu acıklayasın ve onu iman eden bir millete dogru yolu gosterici, rahmet sunucu olsun diye indirdik

Verse 65 — Surah An-Nahl 16:65

Allah gokten su indirdi d9, onunla yeryuzunu olumunden sonra diriltti. Suphesiz bunda kulak verip dinleyen bir millet icin ayet (=belge, ibret ve ogut) vardır

Verse 66 — Surah An-Nahl 16:66

Dogrusu sizin icin davarlarda da ibret vardır: Size onların karnındaki ters ile kan arasındaki halis, icenlerin bogazından rahatlıkla gecen sut iciriyoruz

Verse 67 — Surah An-Nahl 16:67

Hurma agaclarının meyvelerinden ve uzumlerden sarhosluk veren icki ve guzel rızık edinirsiniz. Suphesiz bunda aklını kullanan bir millet icin ibret, ogut ve belge vardır

Verse 68 — Surah An-Nahl 16:68

Rabbin, bal arısına, daglardan, agactan ve kurdukları cardaktan kendine goz goz yuva edin

Verse 69 — Surah An-Nahl 16:69

Sonra da her turlu meyva, cicek ve urunden ye; Rabbinin sana (yayılman icin belirledigi) elverisli yollarda yuru, diye variyetti. Karınlarından degisik renklerde bir icecek cıkar ki, onda insanlara sifa vardır. Suphesiz ki bunda iyice dusunen bir millete ogut, ibret, belge vardır

Verse 70 — Surah An-Nahl 16:70

Allah sizi yarattı, sonra da canınızı alır. Sizden kimi omrunun en fena ve en sevilmiyen noktasına itilir ki (o devrede artık) bildigini bilmez olur. Suphesiz ki Allah her seye gucu yetendir

Verse 71 — Surah An-Nahl 16:71

Allah rızık hususunda kiminizi kiminizden ustun kılmıstır. Ustun kılınanlar ellerinin altındakilere rızıklarını kendilerine esit olacak olcude cevirip verici degillerdir. Allah´ın nimetini bile bile inkar mı ediyorsunuz

Verse 72 — Surah An-Nahl 16:72

Allah, size kendinizden esler verdi ve eslerinizden size ogullar ve torunlar sundu ve sizi pak ve helal seylerden rızıklandırdı. Buna ragmen batıla inanıyorlar da Allah´ın nimetini onlar inkar mı ediyorlar

Verse 73 — Surah An-Nahl 16:73

Allah´ı bırakıp da kendilerine goklerden ve yerden hicbir rızık (cıkarıp vermeye) sahip olamıyanlara, buna guc getiremiyenlere mi tapıyorlar

Verse 74 — Surah An-Nahl 16:74

O halde artık Allah´a misaller (=benzerler, ornekler) kosmayın. Suphesiz ki Allah bilir, siz bilmezsiniz

Verse 75 — Surah An-Nahl 16:75

Allah hicbir seye gucu yetmiyen bir kole ile, kendisini tarafımızdan guzel bir rızıkla rızıklandırıp, ondan gizli ve acık (Allah icin) harcayan (hur) kimseyi misal verir; bunlar hic esit olur mu ? Allah´a hamd olsun. Ne var ki (insanların) cogu bilmezler

Verse 76 — Surah An-Nahl 16:76

Allah yine, iki adamı misal veriyor : Biri dilsizdir, hicbir seye gucu yetmez, efendisine agırlık veren bir yuktur; nereye yoneltip gonderse, hic de hayır ile gelmez ; bununla, adaletle emreden ve dosdogru yol uzerinde bulunan kimse hic esit olurlar mı

Verse 77 — Surah An-Nahl 16:77

Goklerin ve yerin gayb ( = gizli, gozle gorulmeyenini (bilmek) Allah´a mahsustur. Kıyamet´in kopusu bir goz kırpma gibidir veya ondan da yakın (ve suratlidir). Suphesiz ki Allah´ın kudreti her seye yeter

Verse 78 — Surah An-Nahl 16:78

Allah sizi analarınızın karnından, sizi hicbir sey bilmez iken cıkardı ; sukredersiniz diye size isitme, gozler, gonuller verdi

Verse 79 — Surah An-Nahl 16:79

Gok boslugunda (ilahi hilkat sunnetine) boyun egerek ucan kuslara bakmıyorlar mı ? Onları ancak Allah tutar. Dogrusu bunda iman eden bir millet icin dersler, ogutler, ibretler ve belgeler vardır

Verse 80 — Surah An-Nahl 16:80

Allah, evlerinizi size huzur duyma, dinlenme yeri kıldı. Davarların derilerinden, goc ettiginiz gun ve konup eyiestiginiz gun hafif tasıyabileceginiz (cadır) evler yaptı. Yunlerinden, tuylerinden, kıllarından bir sureye kadar (kullanabilmeniz icin) giyimlikler ve (ticari) gecimlikler sundu

Verse 81 — Surah An-Nahl 16:81

Allah yarattıgı seylerin bir kısmında size golgeler, dagların bir kısmında size sıgınacak yuvalar yaptı ; sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve (savasta) sizi koruyacak (zırh ve benzeri) giysiler var kıldı. O´na teslimiyet gosteresiniz diye boylece nimetini size tamamlar

Verse 82 — Surah An-Nahl 16:82

Bunca nimetlere ragmen yuzcevirirlerse, sana dusen (ancak) acık tebligdir

Verse 83 — Surah An-Nahl 16:83

Allah´ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Zaten onların cogu kafir kisilerdir

Verse 84 — Surah An-Nahl 16:84

(Kıyamet) gunu her ummetten bir sahid gonderecegiz. Sonra da o inkar edenlere ne izin verilecek, ne de hosnut edilmeleri icin ozurleri dinlenecek

Verse 85 — Surah An-Nahl 16:85

O zulmedenler azabı gorunce, ne onlardan azab hafifletilecek, ne de kendilerine muhlet verilecek

Verse 86 — Surah An-Nahl 16:86

Allah´a ortak kosanlar, kostukları ortaklarını gorunce : «Ey Rabbimiz ! Seni bırakıp da taptıgımız ortaklarımız bunlardır!» diyecekler. Onlar da musriklere su sozu atacaklar: «Dogrusu sizler yalancıların tekisiniz!»

Verse 87 — Surah An-Nahl 16:87

Ve o gun artık Allah´a teslimiyet gosterirler ve uydurdukları seyler de onları bırakıp (gozden) kaybolurlar

Verse 88 — Surah An-Nahl 16:88

Onlar ki inkar edip baskalarını da Allah yolundan alıkoydular, —cıkardıkları fesad sebebiyle— kendilerine azab ustune azab artırırız

Verse 89 — Surah An-Nahl 16:89

O gun her ummete kendilerinden bir sahid gondeririz ve seni de (Ey Muhammed!) bunlar uzerine sahid oiarak getiririz. Sana her seyi acıklayıp ortaya koyan, dogru yolu gosteren, rahmeti yansıtan ve Muslumanlara mujde olan bu kitabı indirdik

Verse 90 — Surah An-Nahl 16:90

Suphesiz ki Allah, adaleti, iyiligi, yakınlardan (ihtiyac sahiplerine) vermeyi emreder. Her turlu hayasızlıgı, (aklın, orfun ve ser´in hos gormedigi) kotulugu ve her cesit (haksız) tecavuzu men´eder. Dinleyip dusunesiniz, dusunup anlayasınız diye size ogut verir

Verse 91 — Surah An-Nahl 16:91

Andlasma - sozlesme yaptıgınızda Allah´a karsı sozunuzu yerine getirin. Saglama bagladıktan sonra yeminlerinizi bozmayın ; (nasıl bozarsınız ki) Allah´ı kendinize kefil kılmıssınızdır. Suphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir

Verse 92 — Surah An-Nahl 16:92

(Ipligini iyice bukup saglamlastırdıktan sonra onu bozan kadın gibi olmayın. Bir ummet diger bir ummetten daha coktur, diye aranızdaki yeminleri bozup .dolaylı, hileli hareket etmeyin). Allah bununla sizi ancak denemektedir ve Kıyamet gunu de mutlaka ihtilafa dustugunuz seyi size bir bir acıklayacaktır

Verse 93 — Surah An-Nahl 16:93

Allah dileseydi sizi bir tek ummet kılardı. Ama O, diledigi kimseyi saptırır, diledigini de dogru yola iletir. Ve elbette yaptıklarınızdan sorulacaksınız

Verse 94 — Surah An-Nahl 16:94

Yeminlerinizi aranızda dolaylı-hileli yoldan bozmayın. Sonra saglamca basmakta olan ayak kayabilir de Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle azabı tadarsınız ve sizin icin (o takdirde) buyuk bir azab vardır

Verse 95 — Surah An-Nahl 16:95

Allah dına verdiginiz sozu, yaptıgınız andlasmayı az bir pahaya degistirmeyin. Eger bilirseniz, Allah yanında olan sizin icin daha hayırlıdır

Verse 96 — Surah An-Nahl 16:96

Sizin yanınızdaki seyler tukenir. Allah yanındaki ise sonsuzdur (sınırsızdır) tukenmez. Biz elbette sabredenleri, yapageldikleri seyden daha guzeliyle mukaatlandıracagız

Verse 97 — Surah An-Nahl 16:97

Erkek veya kadınlardan kim —mu´min oldugu halde— guzel yararlı amelde bulunursa, mutlaka biz ona hos bir hayat yasatırız ve mukafatlarını da islediklerinin daha guzeliyle karsılayıp degerlendiririz

Verse 98 — Surah An-Nahl 16:98

Kur´an okundugu zaman, kogulup lanetlenen seytandan Allah´a sıgın

Verse 99 — Surah An-Nahl 16:99

Suphesiz ki seytanın, iman edip Rablerine guvenip dayananlar uzerinde sultası yoktur

Verse 100 — Surah An-Nahl 16:100

Onun sultası ancak, onu kendine dost ve yar edinenler ve bir de Allah´a ortak kosanlar uzerindedir

Verse 101 — Surah An-Nahl 16:101

Biz bir ayeti baska bir ayetin yerine koyup degistirdigimizde —ki Allah indirecegini daha iyi bilir— onlar, sen ancak uyduruyorsun, derler. Hayır, onların cogu (hakikati) bilmezler

Verse 102 — Surah An-Nahl 16:102

De ki: Onu, iman edenlerin inancını daha da saglamlastırmak, Muslumanlara dogru yolu gostermek ve mujde olmak icin Rabbinden hak ile Ruhu´l-kuds indirmistir

Verse 103 — Surah An-Nahl 16:103

And olsun ki, onların, «Ona (Muhammed´e) ancak bir insan ogretiyor» dediklerini biliyoruz. O isaret ettikleri kimsenin dili (olsa olsa) fasih ve acık Arapca degildir. Bu Kur´an ise cok acık ve fasih bir Arapca´dır

Verse 104 — Surah An-Nahl 16:104

Allah´ın ayetlerine inanmayanları Allah dogru yola iletmez ve onlar icin elem verici bir azab vardır

Verse 105 — Surah An-Nahl 16:105

Yalan uyduranlar ancak Allah´ın ayetlerine inanmıyanlardır. Iste onlardır yalancıların kendileri

Verse 106 — Surah An-Nahl 16:106

Kalbi iman ile yatısmıs oldugu halde, zorlanan kimse dısında, inandıktan sonra Allah´ı inkar edip gogsunu kufre acanlar uzerine Allah´ tan bir gazab vardır ve buyuk bir azab da onlar icindir

Verse 107 — Surah An-Nahl 16:107

Bu boyledir. Cunku onlar Dunya hayatını sevip Ahirete tercih etmislerdir ve Allah da kafirler toplulugunu dogru yola eristirmez

Verse 108 — Surah An-Nahl 16:108

Iste bunlar, Allah´ın, kalblerini, kulaklarını ve gozlerini muhurledigi kimselerdir; gafil olanlar da bunlardır

Verse 109 — Surah An-Nahl 16:109

Suphesiz ki bunlar, evet bunlar Ahiret´de zarara ugrayanlardır

Verse 110 — Surah An-Nahl 16:110

Sonra cesitli iskence ve eziyete ugratılan, ardından hicret eden sonra da Allah yolunda savasan ve sabreden kimseler icin suphesiz ki Rabbin cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

Verse 111 — Surah An-Nahl 16:111

O gunde her can kendi nefsiyle mucadele edip gelecek ve herkese isledigi amellerinin karsılıgı —kimseler haksızlıga ugratılmadan— noksansız odenecek

Verse 112 — Surah An-Nahl 16:112

Allah size, guven icinde gonulleri huzur ile yatısmıs bir kasaba halkını misal verir: Rızıkları her yandan bol ve rahatca geliyordu. Buna ragmen onlar Allah´ın nimetlerine karsı nankorluk ettiler; Allah da o yaptıklarına karsılık onlara aclık ve korku elbisesini (giydirerek nankorlugun acısını) tattırdı

Verse 113 — Surah An-Nahl 16:113

And olsun ki, iclerinden onlara bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bu yuzden —onlar zalimler iken— azab kendilerini yakalayıverdi

Verse 114 — Surah An-Nahl 16:114

Artık Allah´ın size verdigi rızıktan helal ve temiz olarak yeyin ; Allah´ın nimetine (karsılık) sukredin, eger O´na tapıyorsanız (nankorluk etmeyin)

Verse 115 — Surah An-Nahl 16:115

O ancak size oluyu, kanı, domuz etini ve bir de Allah´tan baskası adına kesileni haram kılmıstır. Kim de darda kalırsa, (baskasının hakkına) tecavuz etmeksizin, (olmeyecek miktarı) asmaksızın (bunlardan yiyebilir). Suphesiz ki Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

Verse 116 — Surah An-Nahl 16:116

Allah´a karsı yalan uydurmak kasdıyle, dillerinizin alısageldigi sekilde uydurup «bu helaldir, bu haramdır» demeyin. Cunku Allah´a karsı yalan uyduranlar elbette umduklarına erisemezler

Verse 117 — Surah An-Nahl 16:117

Az bir yararlanma ve gecim ve kendileri icin elem verici bir azab

Verse 118 — Surah An-Nahl 16:118

Daha once sana anlattıklarımızı da Yahudi olanlara haram kılmıstık. Biz onlara zulmetmedik, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı

Verse 119 — Surah An-Nahl 16:119

Rabbin gercekten, bilmeden kotuluk isledikten sonra ardından tevbe edip kendini duzeltenlerden yanadır. Suphesiz ki, Rabbin bundan sonra da cok bagıslayan, cok merhamet edendir

Verse 120 — Surah An-Nahl 16:120

Suphesiz ki Ibrahim, Allah´a itaat (havası) icinde boyun egen ve O´na dosdogru yonelen, kendi basına bir ummet idi. O, musriklerden (Allah´a ortak kosanlardan) degildi

Verse 121 — Surah An-Nahl 16:121

Ilahi nimetlere sukrederdi. Allah onu secip dosdogru bir yola iletmisti

Verse 122 — Surah An-Nahl 16:122

Ona hem Dunya´da iyilik-guzellik verdik; hem de Ahiret´te O salihlerdendir

Verse 123 — Surah An-Nahl 16:123

Sonra da biz Hanif olan, musriklerden olmayan Ibrahim´in dinine uy, diye sana vahyettik

Verse 124 — Surah An-Nahl 16:124

Cumartesi (tatil ve ibadeti) ancak onda gorus ayrılıgına dusup cekisenlere farz kılınmıstır. Suphesiz ki Rabbin, onların ayrılıga dusup cekistikleri sey hakkında Kıyamet gunu aralarında hukmedecektir

Verse 125 — Surah An-Nahl 16:125

Rabbin yoluna hikmetle ve guzel ogutle cagır; onlarla en guzel (olcu ve usul ne ise ona gore) mucadeleni surdur. Suphesiz ki Rabbin kendi yolundan sapanları daha iyi bilir ve O, dogru yolda olanları da en iyi bilendir

Verse 126 — Surah An-Nahl 16:126

Ceza verecek olursanız, size verilen cezanın misliyle cezalandırın. Ama eger (bu hususta) sabrederseniz, and olsun ki bu, sabredenler icin daha hayırlıdır

Verse 127 — Surah An-Nahl 16:127

Sabret, senin sabrın ancak Allah´ın yardımı iledir. Onların (inkarda inad etmelerine) uzulme ; kurdukları hile ve tuzaktan dolayı telaslanıp sıkıntıda kalma

Verse 128 — Surah An-Nahl 16:128

Suphesiz ki Allah (Rabbinden) korkup (fenalıklardan ; zulum ve tecavuzden) sakınanlarla ve bir de iyiligi huy edinenlerle beraberdir