Back to Languages

Turkish - Chapter 18 - Al-Kahf

Translation by Celal Y Ld R M — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Kahf 18:1

Hamd O Allah´a ki, (inkarcı sapıkları) kendi katından siddetli bir azab ile korkutmak; iyi-yararlı amellerde bulunan mu´minleri, icinde devamlı kalacakları guzel bir mukafatla mujdelemek ve «Allah cocuk edindi» diyenleri uyarmak icin kulu (Muhammed´e) kitabı indirdi ve onda hicbir egrilik meydana getirmedi; onu dosdogru sapasaglam tuttu

Verse 2 — Surah Al-Kahf 18:2

Hamd O Allah´a ki, (inkarcı sapıkları) kendi katından siddetli bir azab ile korkutmak; iyi-yararlı amellerde bulunan mu´minleri, icinde devamlı kalacakları guzel bir mukafatla mujdelemek ve «Allah cocuk edindi» diyenleri uyarmak icin kulu (Muhammed´e) kitabı indirdi ve onda hicbir egrilik meydana getirmedi; onu dosdogru sapasaglam tuttu

Verse 3 — Surah Al-Kahf 18:3

Hamd O Allah´a ki, (inkarcı sapıkları) kendi katından siddetli bir azab ile korkutmak; iyi-yararlı amellerde bulunan mu´minleri, icinde devamlı kalacakları guzel bir mukafatla mujdelemek ve «Allah cocuk edindi» diyenleri uyarmak icin kulu (Muhammed´e) kitabı indirdi ve onda hicbir egrilik meydana getirmedi; onu dosdogru sapasaglam tuttu

Verse 4 — Surah Al-Kahf 18:4

Hamd O Allah´a ki, (inkarcı sapıkları) kendi katından siddetli bir azab ile korkutmak; iyi-yararlı amellerde bulunan mu´minleri, icinde devamlı kalacakları guzel bir mukafatla mujdelemek ve «Allah cocuk edindi» diyenleri uyarmak icin kulu (Muhammed´e) kitabı indirdi ve onda hicbir egrilik meydana getirmedi; onu dosdogru sapasaglam tuttu

Verse 5 — Surah Al-Kahf 18:5

(Allah cocuk edindi) iddiasiyle ilgili ne kendilerinin, ne de babalarının bir bilgisi var. Agızlarından cıkan soz ne buyuk! Onlar yalandan baska bir sey soylemezler

Verse 6 — Surah Al-Kahf 18:6

Bu soze (Kur´an´a) inanmıyacak olurlarsa, arkalarından uzuntu duyup hayıflanarak kendini yoksa tuketecek misin

Verse 7 — Surah Al-Kahf 18:7

Suphesiz ki biz yeryuzunde bulunan seyleri ona bir sus yaptık, ta ki onlardan (insanlardan) hangisinin daha guzel-iyi amel ettigini deneyelim

Verse 8 — Surah Al-Kahf 18:8

Ve elbette biz yeryuzunun ustundeki seyleri kuru bir toprak haline getiricileriz

Verse 9 — Surah Al-Kahf 18:9

Yoksa sen magara ve yazılı levha sahiplerini bizim sasılacak ayetlerimizden mi sandın

Verse 10 — Surah Al-Kahf 18:10

Hani bir grup genc, magaraya cekilmisler ve : «Ey Rabbimiz ! Bize kendi katından bir rahmet ver; isimizde dogruyu goster de bizi basarılı kıl» demislerdi

Verse 11 — Surah Al-Kahf 18:11

Bu sebeple magarada nice yıllar onların kulakları uzerine (duymamaları icin engel) koyduk

Verse 12 — Surah Al-Kahf 18:12

Sonra da iki gruptan hangisinin magarada ne kadar kaldıklarını daha iyi hesaplamasını belirlemek icin onları uyandırıp kaldırdık

Verse 13 — Surah Al-Kahf 18:13

Biz sana onların basından gecen olayı anlatıyoruz; onlar Rablerine iman eden bir grup genc idi; biz de onların dogru yolu bulup (Rablarına daha cok) baglanmalarını artırdık

Verse 14 — Surah Al-Kahf 18:14

Ve (hukumdarın karsısında) ayakta durup, «bizim Rabbimiz goklerin ve yerin Rabbıdır, ondan baska hicbir tanrıya mumkun degil tapmayız ; bunun aksini soylersek ancak yalan soylemis oluruz,» dedikleri zaman kalblerini (dayanma ve sebat gosterme duygusuyla) pekistirdik

Verse 15 — Surah Al-Kahf 18:15

Iste su bizim milletimiz, Allah´tan baska ilahlar edindiler; onların (ilah) olduguna karsılık acık delil ve belge getirselerdi ya.. Artık Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim kim vardır

Verse 16 — Surah Al-Kahf 18:16

Onlardan da, Allah´tan baska taptıklarından da ayrılıp cekildiginiz zaman magaraya yerlesin ki Rabbiniz uzerinize kendi rahmetinden yaysın ve islerinizi de size uygun ve yararlı sekilde hazırlasın

Verse 17 — Surah Al-Kahf 18:17

Bir gorsen, Gunes dogunca magaralarının sagına meyleder; batınca da onların sol tarafını kesip gecer. Onlar magaranın genisce bir yerinde idiler. Bu, Allah´ın acık belgelerinden biridir. Allah kimi dogru yola iletirse, o dogru yolu bulmustur. Kimi de saptırırsa, artık onun icin irsad edecek bir dost ve yardımcı bulamazsın

Verse 18 — Surah Al-Kahf 18:18

Onları uyanık sanırsın, oysa uyku halindedirler; saga sola onları cevirip dururuz. Kopekleri de iki kolunu esigine uzatmıs vaziyette. Onları bir gorseydin donup onlardan kacardın ve icin korku dolup urperirdin

Verse 19 — Surah Al-Kahf 18:19

Kendi aralarında birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırıp kaldırdık. Onlardan bir sozcu, «ne kadar burada eylestiniz ?» dedi. «Ya bir gun, ya da daha az bir sure...» dediler. «Ne kadar kaldıgımızı Allah daha iyi bilir. Simdi siz su gumus paranızla birinizi sehre gonderin de daha iyi ve temiz bir yiyecege bakıp ondan size bir rızık getirsin ; (alıs-veris ederken) ince ve nazik davransın, sakın sizi birine sezdirmesin !» dediler

Verse 20 — Surah Al-Kahf 18:20

Cunku onlar elbette uzerinize cıkıp gelirlerse, ya sizi taslayarak oldururler, ya da kendi dinlerine donduruler ve o takdirde ebediyen kurtulus bulamazsınız

Verse 21 — Surah Al-Kahf 18:21

Boylece, Allah va´dinin hak oldugunu, Kıyametin kopusunda hicbir suphe bulunmadıgını bilmeleri icin (insanları) onların durumu hakkında bilgi sahipleri kıldık. Oyle ki, halk onların durumuyla Ilgili kendi aralarında tartısıp duruyorlardı: «Onların uzerine bir bina yapın» diyorlardı. Halbuki Rableri onları cok iyi bilendir. Gorusleri ustun gelenler ise, «and olsun ki, onların uzerine elbette bir mescid kurmalıyız!» dediler

Verse 22 — Surah Al-Kahf 18:22

Magaradakiler uctur, dordunculeri kopekleridir, derler. Bestir, altıncıları kopekleridir, derler. Bu, gaybe tas atmaktır. Kimi de, yedidir, sekizincileri kopekleridir, derler. De ki: Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Onları pek az kimseden baskası bilmez. Onlar hakkında (su) ortaya konulandan fazlasiyle tartısma ve onlar hakkında hic kimseden bir sey sorma

Verse 23 — Surah Al-Kahf 18:23

Hicbir sey icin «ben bunu mutlaka yarın yapacagım» deme ; ancak Allah dilerse yapacagım, de. Unuttugun zaman Rabbini an ve de ki: Umulur ki Rabbim beni bundan daha yakın dogruya eristirir

Verse 24 — Surah Al-Kahf 18:24

Hicbir sey icin «ben bunu mutlaka yarın yapacagım» deme ; ancak Allah dilerse yapacagım, de. Unuttugun zaman Rabbini an ve de ki: Umulur ki Rabbim beni bundan daha yakın dogruya eristirir

Verse 25 — Surah Al-Kahf 18:25

Onlar magaralarında ucyuz yıl kaldılar ve dokuz da artırdılar

Verse 26 — Surah Al-Kahf 18:26

De ki: Onların ne kadar kaldıgını Allah daha iyi bilir. Goklerin ve yerin gaybını (gizli kapalı hususlarını) bilmek Allah´a aittir. O ne guzel gorur ve ne guzel isitir! Onların O´ndan baska bir dostu ve yardımcısı yoktur. O, hic kimseyi hukmunde ortak tutmaz

Verse 27 — Surah Al-Kahf 18:27

Artık sen Rabbinin kitabında sana vahyolunanı oku. O´nun sozlerini degistirecek yoktur ve sen O´ndan baska bir dayanak ve sıgınak da elbette bulamazsın

Verse 28 — Surah Al-Kahf 18:28

Sabah aksam Allah´ın rızasını dileyerek Rabbına dua edip yonelenlerle beraber kendine sabretme gucunu ver. Dunya hayatının susunu isteyerek gozlerini onlardan (hakka gonul veren kimsesiz fakir mu´minlerden) ayırma ve bir de kalbini bizi anmaktan gaflete dusurdugumuz, hevesinin pesine takılmıs kimseye uyma. Zaten o isinde sınırı asmıstır

Verse 29 — Surah Al-Kahf 18:29

De ki: Hak, Rabbindendir; artık isteyen iman etsin, isteyen inkara sapsın. Suphesiz ki biz, zalimler icin ihata duvarları (seklinde) her taraftan kendilerini kusatacak bir ates hazırlamısızdır. Eger (susuzluktan) sızlanıp yardım isterlerse onlara, (icerken) yuzleri kavuran erimis katran gibi kalınca bir su verilir. Ne kotu icecektir o! Ve Cehennem de ne fena oturulacak yerdir

Verse 30 — Surah Al-Kahf 18:30

Suphesiz ki, iman edip guzel f yararlı amellerde bulunanlar var ya,^ dogrusu biz guzel-yararlı amellerde! bulunanların ecrini (mukafatını) bosa cıkarmayız

Verse 31 — Surah Al-Kahf 18:31

Iste onlar icin altlarından ırmaklar akan ADN Cennetleri var; orada altın bileziklerle suslenirler; ince ve kalın nefis ipekli yesil kumastan elbise giyerek tahtlar uzerine kurulurlar. Ne guzel sevap ve ne guzel oturulacak yerlerdir

Verse 32 — Surah Al-Kahf 18:32

Onlara iki adamı misal olarak ver: Birine iki uzumbagı vermis ve ikisinin de etrafını hurmalarla cevirmisiz ve aralarında ekin meydana getirmisiz

Verse 33 — Surah Al-Kahf 18:33

O iki bag da yemislerini verdi, hicbir sey eksik bırakmadı ve ikisinin arasından bir de ırmak akıtmıstık

Verse 34 — Surah Al-Kahf 18:34

O adamın ayrıca geliri de var. O sebeple arkadasıyla yuzyuze konusurken ona dedi ki: Dogrusu ben hem malca senden zenginim, hem de aile fertleri bakımından senden daha aziz ve serefliyim

Verse 35 — Surah Al-Kahf 18:35

Kendine yazık ederek bahcesine girdi ve, «bu bahcenin hicbir zaman bozulup yok olacagını sanmıyorum; Kıyamet´in kopacagını da zannetmiyorum. Ama eger Rabbime dondurulursem, bunun yerine daha hayırlısını bulurum» diyordu

Verse 36 — Surah Al-Kahf 18:36

Kendine yazık ederek bahcesine girdi ve, «bu bahcenin hicbir zaman bozulup yok olacagını sanmıyorum; Kıyamet´in kopacagını da zannetmiyorum. Ama eger Rabbime dondurulursem, bunun yerine daha hayırlısını bulurum» diyordu

Verse 37 — Surah Al-Kahf 18:37

Arkadası onunla konusurken cevap verip dedi ki: «Seni once topraktan, sonra bir damla sudan yaratıp sonra da seni duzenleyip bir adam sekline sokan Rabbini mi inkar ettin ?»

Verse 38 — Surah Al-Kahf 18:38

«Ama ben (derim ki) O Allah, benim Rabbimdir, hicbir seyi O´na ortak kosmam.»

Verse 39 — Surah Al-Kahf 18:39

«Bahcene girdigin zaman beni malca ve evladca kendinden az gorsen bile, masaallah, kuvvet ancak Allah iledir, demeli degil miydin ?»

Verse 40 — Surah Al-Kahf 18:40

«Olabilir ki Rabbim bana senin bahcenden daha hayırlısını verir ve seninkinin uzerine gokten bir afet indirir de kaygan-verimsiz bir yere donebilir veya suyu cekiliverir de artık bir daha onu arayıp bulamazsın.»

Verse 41 — Surah Al-Kahf 18:41

«Olabilir ki Rabbim bana senin bahcenden daha hayırlısını verir ve seninkinin uzerine gokten bir afet indirir de kaygan-verimsiz bir yere donebilir veya suyu cekiliverir de artık bir daha onu arayıp bulamazsın.»

Verse 42 — Surah Al-Kahf 18:42

Beklenen oldu, meyvesini (felaket) her taraftan cevirdi. Sabahlayıp durumu gorunce, ona harcadıgına karsı ellerini ogusturarak (hayıflanıyordu).! Bahcesi ise, cardakları cokmus bir gorunumdeydi. Ah keske Rabbıma hicbir seyi ortak kosmasaydım ! diyordu

Verse 43 — Surah Al-Kahf 18:43

Ona Allah´tan baska yardım edecek bir cevre ve toplulugu da yoktu; kendi kendine yardım edecek durumda da degildi

Verse 44 — Surah Al-Kahf 18:44

Iste burada sahiblilik, kuvvet ve yardım Hakk olan Allah´a aittir. O sevabca da, cezaca da (en adil) en hayırlıdır

Verse 45 — Surah Al-Kahf 18:45

Onlara Dunya hayatının misalini soyle ver: O, gokten indirdigimiz suya benzer ki, onunla yeryuzunun bitkileri birbirine karısır, derken (cok gecmeden) ruzgarın savuracagı cer-cope doner. Allah her seyin ustunde (sınırsız) kudret sahibidir

Verse 46 — Surah Al-Kahf 18:46

Mal ve ogullar Dunya hayatının susleridir. Baki kalan guzel-yararlı ameller ise Rabbının yanında se-vabca da daha hayırlıdır, emel ve umutca da daha hayırlıdır

Verse 47 — Surah Al-Kahf 18:47

O gun daglan yerinden ayırıp yuruturuz. Yeryuzunu duz ve puruzsuz gorursun. (Insanları) kaldırıp mahser alanına toplarız da onlardan hicbirini geride bırakmamıs oluruz

Verse 48 — Surah Al-Kahf 18:48

(Hepsi de) saf saf Rabbınıza arzedilmislerdir. And olsun ki, sizi ilk yarattıgımız gibi bize geldiniz. Ama (ne yazık ki) size va´dimizi gerceklestirecek bir yer ve zaman belirlemedigimizi iddia edip durdunuz

Verse 49 — Surah Al-Kahf 18:49

Amel defteri konulmustur. Suclu gunahkarların onda yazılı bulunanlardan titreyerek korktuklarını gorursun. «Eyvah bize, bu nasıl bir defterdir ki, kucuk buyuk bir sey bırakmayıp hepsini sayıp dokmustur!» derler. (Dunya´da) islediklerini (onlerinde) hazır bulurlar. Rabbin hicbir kimseye haksızlık etmez

Verse 50 — Surah Al-Kahf 18:50

Hani bir zamanlar meleklere, «Adem´e secde edin» demistik de onlar hemen secde etmislerdi; ancak Iblis degil; o cinlerden idi, Rabbının buyrugunun dısına cıkmıstı. Boyle iken beni bırakıp da onu ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz ?! Oysa onlar size dusmandırlar. Zalimler icin ne kotu bir degistirme

Verse 51 — Surah Al-Kahf 18:51

Ben onları, ne goklerle yerin yaratılısına, ne de kendilerinin yaratılısına sahid kılmadım (hazır bulundurmadım) ve ben saptıranları da (hicbir zaman) yardımcı edinmedim

Verse 52 — Surah Al-Kahf 18:52

O gun (Allah) «iddia edip durdugunuz ortaklarımı cagırın» buyuracak. Onlar da cagıracaklar ama kendilerine onlar cevap veremiyecekler ; aralarına atesten bir dere koyacagız

Verse 53 — Surah Al-Kahf 18:53

Gunahkar suclular Cehennem´i gorurler de ona duseceklerini iyice anlarlar, ama bundan cevrilip kurtulacak bir yer bulamıyacaklar

Verse 54 — Surah Al-Kahf 18:54

And olsun ki biz bu Kur´an´da insanlara (bilgiler, ibretler ve ogutler alınacak) her turlu misali birer birer, tekrar tekrar acıkladık, insan her seyden cok tartısıp durandır

Verse 55 — Surah Al-Kahf 18:55

Kendilerine dogru yolu (gosteren) geldigi halde insanları iman etmekten ve Rablarından bagıslanmalarını dilemekten alıkoyan sey, kendilerine de oncekiler hakkında uygulanan (ilahi) sunnetin gelmesini veya azabın kendilerine yonelip gelmesini (beklemeleridir)

Verse 56 — Surah Al-Kahf 18:56

Biz peygamberleri ancak mujdeciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Kufredenler ise, hakkı batılla yerinden kaydırıp curutmek icin ugrasıp dururlar. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alay konusu edinirler

Verse 57 — Surah Al-Kahf 18:57

Rabbının ayetleri kendine ogut yollu hatırlatıldıgı halde ondan yuzcevirenden ve ellerinin once isleyip one surduklerini unutandan daha zalim kim vardır ? Suphesiz ki biz onların kalbleri uzerine anlamalarını engelleyecek perdeler gerdik ve kulaklarına da bir agırlık koyduk. Onları dogru yola cagırsan, yine de dogru yolu asla bulamazlar

Verse 58 — Surah Al-Kahf 18:58

Rabbin rahmet sahibi olup bagıslayandır. Eger onları kazanıp elde ettiklerinden dolayı yakalayıp (hesaba cekseydi) elbette onlara azabı acele ederdi. Ama onlar icin va´dedilen bir vakit vardır; (o vakit gelince artık) ondan kacıp sıgınılacak hicbir yer bulamıyacaklardır

Verse 59 — Surah Al-Kahf 18:59

(Iste zulmettikleri zaman yok ettigimiz kasabaların kalıntıları ortada) ! Onların da yok edilmelerine bir sure belirlemistik

Verse 60 — Surah Al-Kahf 18:60

Hani bir zaman Musa, genc (arkadasına) ben iki denizin birlestigi yere ulasıncaya kadar hic durmadan gidecegim, ya da (bu ugurda) yıllar gecirecegim, demisti

Verse 61 — Surah Al-Kahf 18:61

ikisi, iki denizin birlestigi yere ulasınca balıklarını unuttular. Balık ise, denize bir delikten girip yolunu bulmustu

Verse 62 — Surah Al-Kahf 18:62

Orayı gectiklerinde Musa, genc arkadasına, «azıgımızı faize getir; and olsun ki, bu yolculugumuzdan yorgun ve bitkin dustuk, demisti.»

Verse 63 — Surah Al-Kahf 18:63

O da, «gordun mu, o kayaya sıgındıgımız vakit dogrusu ben balıgı unutmustum, onu hatırlamamı bana ancak seytan unutturdu. Balık ise denizde sasılacak sekilde yolunu tutup gitmis,» dedi

Verse 64 — Surah Al-Kahf 18:64

Musa ona: «Aradıgımız bu ya» dedi ve izleri uzerine gerisin geri donduler

Verse 65 — Surah Al-Kahf 18:65

Boylece onlar kendisine yanımızdan bir rahmet verdigimiz ve katımızdan bir ilim ogrettigimiz kullarımızdan bir kul buldular

Verse 66 — Surah Al-Kahf 18:66

Musa ona dedi ki: «Ogretildigin ilimden bana, dogruya iyiye ileten hususları ogretmen icin sana uyayım mı ?»

Verse 67 — Surah Al-Kahf 18:67

O, «sen benimle beraber elbette pek sabredemezsin» dedi

Verse 68 — Surah Al-Kahf 18:68

«Ic yuzunu kavrayamadıgın bir seye nasıl sabredebilirsin ?»

Verse 69 — Surah Al-Kahf 18:69

Musa ona: «Insaallah beni sabırlı bulursun, hicbir isde sana karsı gelmiyecegim» dedi

Verse 70 — Surah Al-Kahf 18:70

O: «O halde bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkca hicbir seyden (sebep ve ic yuzunden) sorma» dedi

Verse 71 — Surah Al-Kahf 18:71

Anlasıp gittiler. Sonunda bir gemiye bindiler, derken o kul gemiyi deldi. Musa ona : «icindekilerini bogmak icin mi onu deldin ? Dogrusu korkunc bir sey yaptın !» dedi

Verse 72 — Surah Al-Kahf 18:72

O: «Ben sana demedim mi, benimle birlikte bulunmaya dayanamazsın ?» dedi

Verse 73 — Surah Al-Kahf 18:73

Musa: «Unuttugumdan dolayı bana cıkısma ve bu isimde bana zorluk cıkarma» dedi

Verse 74 — Surah Al-Kahf 18:74

Derken yollarına devam ettiler ; sonunda bir oglan cocuguna rastladılar. O kul, o oglanı oldurdu. Musa: «Bir cana karsılık olmaksızın tertemiz masum bir canı mı oldurdun ? Dogrusu cok kotu bir is yaptın !» dedi

Verse 75 — Surah Al-Kahf 18:75

O, Musa´ya : «Ben sana demedim mi, benimle beraber bulunmaya sabredemezsin ?» dedi

Verse 76 — Surah Al-Kahf 18:76

Musa ona: «Bundan boyle senden bir sey sorarsam, artık bana arkadaslık etme» dedi. (Cunku o zaman) benden yana ozur (beyan edecek ortama) gelmissin demektir. (Artık mazur sayılabilirsin)

Verse 77 — Surah Al-Kahf 18:77

Yine yollarına devam ettiler, derken bir kasaba halkına vardılar ve onlardan yiyecek istediler. Onlar bu iki (yabancıyı) misafir edinmekten kacındılar. O kasabada yıkılmaga yuz tutmus bir duvara rastladılar; o kul onu dogrulttu. Musa: «Isteseydin buna karsılık ucret alırdın» dedi

Verse 78 — Surah Al-Kahf 18:78

O kul: «Iste bu benimle senin ayrılmamız! O sabredemedigin seylerin yorumunu sana anlatacagım

Verse 79 — Surah Al-Kahf 18:79

Gemiye gelince, o, denizde is goren birkac yoksulundu, onu kusurlu kılmak istedim ki arkalarında (veya onlerinde) her (saglam) gemiyi zorla alan bir hukumdar bulunuyordu

Verse 80 — Surah Al-Kahf 18:80

Oglana gelince, onun ana-babası ikisi de mu´min kisilerdi, cocugun onları azgınlıga ve kufre itmesinden endise ettik

Verse 81 — Surah Al-Kahf 18:81

Rablarının onun yerine onlara temizlikce daha hayırlısını, merhametce de daha yakınını vermesini diledik

Verse 82 — Surah Al-Kahf 18:82

Duvara gelince, o, sehirde iki yetim erkek cocuga aitti, altında onlar icin bir hazine bulunuyordu ; ana-babaları da iyi insanlardı. Rabbim o iki cocugun rusde erip hazinelerini cıkarmalarını, kendi katından bir rahmet olarak diledi. Ben bu hususları kendi gorusumle yapmadım, iste sabredemedigin hususların yorumu budur!» dedi

Verse 83 — Surah Al-Kahf 18:83

Sana Zulkarneyn´den soruyorlar. De ki: Ondan size bir haber anlatacagım

Verse 84 — Surah Al-Kahf 18:84

Suphesiz ki biz onu yeryuzunde kudretli bicimde yerlestirip imkan verdik ve ona (gereken) her seyden (kolaylastırıcı bir) sebep verdik

Verse 85 — Surah Al-Kahf 18:85

O da bir sebebi (secip ona gore) bir yol izledi

Verse 86 — Surah Al-Kahf 18:86

Sonunda Gunes´in battıgı yere (iyice batı cihetine) ulastı; onu kara balcıklı bir suya batar (gorunumunde) buldu. O kesimde bir millete rastladı. Biz de ona: «Ey Zulkarneyn ! Ya azaba ugratırsın, ya da haklarında guzel muamelede bulunabilirsin, (bu hususta serbestsin)» dedik

Verse 87 — Surah Al-Kahf 18:87

De ki: Kim zulmederse, ona azab edecegiz; sonra da o Rabbına dondurulur. O da ona gorulmedik bir azab ile azab eder

Verse 88 — Surah Al-Kahf 18:88

Ama kim iman edip iyi-yararlı amelde bulunursa, ona da en guzel mukafat vardır ve ona buyrugumuzdan kolay olanı soyleyecegiz

Verse 89 — Surah Al-Kahf 18:89

Sonra o baska bir yol tuttu

Verse 90 — Surah Al-Kahf 18:90

Ta ki Gunes´in dogdugu yere (iyice dogu kesimine) ulasınca, Gunes´i oyle bir millet uzerine doguyor buldu ki, onlara Gunes´ten korunacak bir siper yapmamıstık

Verse 91 — Surah Al-Kahf 18:91

Iste boylece onun yanında olan her seyi kusatıp biliyorduk

Verse 92 — Surah Al-Kahf 18:92

Sonra o baska bir yol tuttu

Verse 93 — Surah Al-Kahf 18:93

Ta ki, iki sed arasına ulastıgında, onların onunde neredeyse hic soz anlamaz bir millete rastladı

Verse 94 — Surah Al-Kahf 18:94

Onlar: «Ey Zulkarneyn ! Dogrusu su Ye´cuc - Me´cuc yeryuzunde durmadan fesad cıkarıyorlar; bizimle onlar arasında bir SED yapman icin sana bir harc (gereken vergi ve masrafı) versek olmaz mı ?»

Verse 95 — Surah Al-Kahf 18:95

Zulkarneyn onlara dedi ki: «Rabbimin bana verdigi imkan, kudret ve iktidar daha hayırlıdır. Bununla beraber siz gucunuzle bana yardım edin de sizinle onlar arasına saglam bir SED yapayım

Verse 96 — Surah Al-Kahf 18:96

Bana demir kutleleri getirin». Bununla iki dag arasını (doldurup esit duruma gelince) Zulkarneyn, «korukleyin !» diye emretti. Sonunda demirler ates haline gelince, «bana erimis bakır getirin de uzerine dokeyim» dedi

Verse 97 — Surah Al-Kahf 18:97

Artık o Ye´cuc - Me´cuc ne onu asabildiler, ne de bir gedik acmaya guc getirebildiler

Verse 98 — Surah Al-Kahf 18:98

Zulkarneyn: «Bu Rabbimden verilen bir rahmettir. Rabbimin belirledigi vakit gelince bunu yerle bir eder. Rabbimin verdigi soz haktır, (hedefinden, amacından) sasmaz,» dedi

Verse 99 — Surah Al-Kahf 18:99

O gun onları bırakırız da dalgalanır halde kaynasırlar. Sur´a uflenince onları hep biraraya getiririz

Verse 100 — Surah Al-Kahf 18:100

Beni anmak (ogudumu kabullenmek) hususunda gozle/i perdeli olup (Kur´an´ı) dinlemeye tahammulleri olmayan kafirlere o gun Cehennem´i gosterip karsı karsıya getiririz

Verse 101 — Surah Al-Kahf 18:101

Beni anmak (ogudumu kabullenmek) hususunda gozle/i perdeli olup (Kur´an´ı) dinlemeye tahammulleri olmayan kafirlere o gun Cehennem´i gosterip karsı karsıya getiririz

Verse 102 — Surah Al-Kahf 18:102

O kufredenler beni bırakıp kullarımı kendilerine yardımcı dost (ve ilah) edineceklerini mi sanırlar ? Suphesiz ki kafirlere (Cehennem´i) konak olarak hazırladık

Verse 103 — Surah Al-Kahf 18:103

De ki, (Kıyamet gunu) amelleri cihetiyle en cok zarara ugrayanları size haber vereyim mi

Verse 104 — Surah Al-Kahf 18:104

Onlar ki Dunya hayatında inkarlarından dolayı isleri bosa gitmistir. Oysa onlar guzel-yararlı Is yaptıklarını sanıyorlar

Verse 105 — Surah Al-Kahf 18:105

Onlardır ki, Rablerinin ayetlerini ve O´na kavusmayı inkar etmislerdir. O sebeple amelleri bosa gitmistir. Kıyamet gunu onlar icin bir tartı tutmayacagız

Verse 106 — Surah Al-Kahf 18:106

Iste bu inkarlarından, ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıklarından dolayı cezaları Cehennem´dir

Verse 107 — Surah Al-Kahf 18:107

iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara ise, Firdevs Cennetleri onlar icin konaktır

Verse 108 — Surah Al-Kahf 18:108

Orada ebedi kalırlar; baska yere cıkıp gitmek istemezler

Verse 109 — Surah Al-Kahf 18:109

De ki: Rabbimin sozlerini (yazmak) icin deniz(ler) murekkep olsa ve bir o kadarı da ilave edilse, Rabbimin sozleri bitmeden denizler tukenirdi

Verse 110 — Surah Al-Kahf 18:110

De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım, (su farkla ki) ilahınızın bir tek ilah oldugu bana vahyolundu. Artık kim Rabbine kavusmayı arzu ederse, iyi-yararlı amelde bulunsun ve Rabbına ibadette (kullukta) hicbir ortak tutmasın