Back to Languages

Turkish - Chapter 2 - Al-Baqarah

Translation by Celal Y Ld R M — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Baqarah 2:1

Verse 2 — Surah Al-Baqarah 2:2

Iste bu kitab ki onda (Allah tarafından indirildiginde) hic suphe yoktur. Muttaki (Ilahi buyruklara uyup kotuluklerden ve yasaklardan kacınıp korunanları dogru yola irsad eder)

Verse 3 — Surah Al-Baqarah 2:3

O korunanlar ki gayb (fizik otesinden verilen ilahi haberler)e inanırlar ; namazı vakitlerinde kılmaya devam ederler; kendilerine rızık olarak verdigimiz nimetlerden (Allah´ın hosnutluguna erismek icin) harcarlar

Verse 4 — Surah Al-Baqarah 2:4

Ve onlar ki, Sana indirilene de, Senden once indirilene de iman ederler. Ahiret´e de ancak onlar kesin bir bilgiyle inanırlar

Verse 5 — Surah Al-Baqarah 2:5

Iste bunlar, Rabları tarafından dogru yol uzeredirler ve korktuklarından kurtulup umduklarına kavusanlar da bunlardır

Verse 6 — Surah Al-Baqarah 2:6

Suphesiz ki (ey sanı yuce peygamber!) o kufre saplanıp kalanları (inkar ve inadları yuzunden tuttukları yanlıs yolun tehlikeli sonucundan) korkutsan da, korkutmasan da onlara gore birdir; inanmazlar, d

Verse 7 — Surah Al-Baqarah 2:7

Allah (degismiyen sunneti geregi) onların kalblerini, kulaklarını muhurlemistir. Gozleri uzerinde de bir perde ve onlar icin buyuk bir azab vardır

Verse 8 — Surah Al-Baqarah 2:8

Insanlardan oyleler de var ki, inanmadıkları halde Allah´a ve ahiret gunune inandık derler

Verse 9 — Surah Al-Baqarah 2:9

(Zanlarınca) Allah´ı ve iman edenleri aldatırlar. Halbuki ancak kendilerini aldatırlar da farkında bile olmazlar

Verse 10 — Surah Al-Baqarah 2:10

Kalblerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalıgını artırmıstır.. Yalan soylemelerine karsılık onlara elem verici bir azab vardır

Verse 11 — Surah Al-Baqarah 2:11

Hem onlara : «Yeryuzunde fesad cıkarmayın» denildiginde, «biz ancak ıslah edicileriz» derler

Verse 12 — Surah Al-Baqarah 2:12

Haberiniz olsun ki, onlar, onlardır ancak fesadcılar, ama farkında degillerdir

Verse 13 — Surah Al-Baqarah 2:13

Onlara «Olgun insanların inandıgı gibi inanın!» denildigi zaman, «O beyinsizlerin inandıgı gibi inanalım mı ?» derler. Dikkat edin ki, onlar, onlardır asıl beyinsizler; fakat bilmezler

Verse 14 — Surah Al-Baqarah 2:14

Onlar iman edenlere rastladıkları zaman «inandık» derler. Seytanlarıyla basbasa kaldıkları zaman : «Dogrusu biz sizinle beraberiz. Biz ancak (o mu´minlerle) alay edicileriz,» derler

Verse 15 — Surah Al-Baqarah 2:15

Allah onlarla alay eder de kendilerini taskınlıkları icinde bocalar sekilde bırakır

Verse 16 — Surah Al-Baqarah 2:16

Iste onlar oyle kimselerdir ki, dogru yola karsılık sapıklıgı satın almıslardır. Bu alıs verisleri kendilerine kar saglamamıstır; dogru yolu da bulmus degillerdir

Verse 17 — Surah Al-Baqarah 2:17

Onların durumu o kimselere benzer ki, bir ates yakmak isteyip (yakılan) ates cevrelerini aydınlatınca Allah ısıklarını tutup almıs da onları zifiri karanlıklar icinde bırakmıstır. (Boylece onlar) goremez olmuslardır

Verse 18 — Surah Al-Baqarah 2:18

Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler. Artık (dogru yola) donmezler

Verse 19 — Surah Al-Baqarah 2:19

Veya gokten (sagnak halinde) bosanan, icinde karanlıklar, bir gurleme, bir simsek bulunan siddetli yagmura (tutulmus saskın kimselerin perisan haline) benzerler ki yıldırımın (dehsetinden) olum korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah (in kudreti, ilmi ve hukumranlıgı) kafirleri (her tarafından) kusatmıstır

Verse 20 — Surah Al-Baqarah 2:20

Cakan simsek neredeyse onların gozlerini kapıp alır. Onlerini aydınlatınca da onun ısıgında yururler. Uzerlerine karanlık coktugu zaman ise (oldukları yerde) dikilip kalırlar. Allah dileseydi onların isitmelerini de, gozlerini de alıverirdi. Suphesiz ki Allah´ın her seye gucu yeter

Verse 21 — Surah Al-Baqarah 2:21

Ey insanlar! Sizi de, sizden oncekileri de yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki korunup sakınanlar olabilesiniz

Verse 22 — Surah Al-Baqarah 2:22

Oyle (bir Rab) ki, yeryuzunu size bir dosek, gogu bir kubbe kıldı. Gokten su indirdi ve onunla size (cesitli) meyvelerden (turlu turlu urunlerden) rızık cıkardı. Artık siz de bildiginiz halde (nankorluk ederek) Allah´a (gizli ve asikar) esler (ve benzerler) kosmayın

Verse 23 — Surah Al-Baqarah 2:23

Eger kulumuz (Muhammed)´a parca parca indirdigimiz (Kur´an)´den suphede iseniz onun benzeri bir sure (tertipleyip meydana) getirin ve Allah´tan baska (size yardımcı olacak, rehber olacak) sahidlerinizi de cagırın, (eger iddianızda) dogru iseniz

Verse 24 — Surah Al-Baqarah 2:24

Eger (Onun bir benzerini) yapamazsanız ki yapamıyacaksınız da o takdirde kafirler icin hazırlanan yakıtı insanlarla tastan olan atesten korkup sakının

Verse 25 — Surah Al-Baqarah 2:25

Dosdogru iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara mujde ver ki, onlara altından ırmaklar akan Cennetler vardır. (Oraya girdikleri zaman) kendilerine oradaki meyveden ne kadar bir rızık verildiginde, «bu daha once de rızıklandıgımız seylerdendir» diyecekler. (Evet) onlara (renk ve cesit bakımından az da olsa dunyadaki veya kendilerine az once sunulan meyvalara) benzer (fakat lezzet ve nefaset bakımından cok farklı ve ustun meyvalar) verilecek. Hem onlar icin orada (dunyada kadınlara arız olan her turlu kusurlardan arınmıs) tertemiz esler vardır ve onlar orada ebedi kalıcılardır

Verse 26 — Surah Al-Baqarah 2:26

Allah suphesiz ki bir sivrisinegi ve ondan (hilkat ve san´at inceligi bakımından) daha buyugunu, (yapı itibariyle daha kucugunu) misal getirmekten cekinmez. Iman edenlere gelince, onlar bunun Rabları tarafından hak oldugunu elbette bilirler. Kufre saplananlar Ise, «Allah bununla misal olarak neyi murad etmistir?» derler. (Allah) bununla (insanları imtihan ederek) bir cogunu (bilgisizlikleri ve nankorlukleri yuzunden) sasırtır. Bir cogunu da (bilgili oldukları ve akıllarını hayra kullandıkları icin) dogru yola iletir. (Fakat) bununla fasıklardan baskasını sasırtmaz

Verse 27 — Surah Al-Baqarah 2:27

fasıklar ki, Allah´ın (Elestu bi-Rabbikum = Ben sizin Rabbınız degil miyim ? hitabındaki veya semavi kitaplarda gelecegi haber verilen son peygambere inanmaları hususundaki) ahdini tevsik ettikten sonra bozarlar. Allah´ın (biraraya getirilip) bitistirilmesini emrettigi (dini, ahlaki, ictimai bagları) keserler ve yeryuzunde fesad cıkarırlar. Iste zararda kalanlar ancak onlardır

Verse 28 — Surah Al-Baqarah 2:28

Allah´ı nasıl inkar edersiniz?! Halbuki siz oluler (gibi) idiniz de O sizi diriltti. Sonra sizi yine oldurecek, sonra tekrar diriltecek. Sonra da (ahirette) yalnız O´na donduruleceksiniz

Verse 29 — Surah Al-Baqarah 2:29

Yeryuzundeki butun seyleri sizin yararınıza yaratan, sonra gokyuzune iradesiyle, saltanatıyla yonetip onları yedi gok halinde saglam bir (sistem ve) duzene koyan O´dur. O her seyi hakkıyla bilendir

Verse 30 — Surah Al-Baqarah 2:30

Rabbin (ezeli iradesi Adem´i var kılmayı murad ettiginde) meleklere : «Ben yeryuzunde herhalde (emirlerimi yerine getirecek, Benim adıma konusacak) bir halife var kılacagım» demisti. (Melekler de) «Orada fesad cıkaracak, kanlar dokecek kimse mi yaratacaksın ?! Oysa biz Seni hamdinle tesbih ve Seni takdis ediyoruz» demislerdi. (Allah), «Suphesiz ki Benim bildigimi siz bilmezsiniz» demisti

Verse 31 — Surah Al-Baqarah 2:31

Allah, Adem´e (gerekli olan) butun (esyanın) isimlerini ogretti. Sonra o esyayı meleklere gostererek, (iddianızda) dogrular iseniz, bunların isimlerini Bana haber verin, buyurdu

Verse 32 — Surah Al-Baqarah 2:32

(Melekler de): «Seni tenzih ederiz. Senin bize ogrettiginden baska hicbir bilgimiz yoktur. Suphesiz ki Sen her seyi bilensin, yegane hikmet sahibi de Sensin!» dediler

Verse 33 — Surah Al-Baqarah 2:33

(Allah): «Ey Adem! Bunlara onların isimlerini haber ver» buyurdu. Adem onlara sozu edilen esyanın isimlerini haber verince (Allah meleklere): «Size demedim mi, Ben goklerin ve yerin gaybını (gorunmeyen, sizlerce bilinmeyen seylerini de) elbette bilirim ve sizin acıkladıgınızı da, gizli tuttugunuzu da bilirim.» buyurdu

Verse 34 — Surah Al-Baqarah 2:34

Ve Biz meleklere : «Adem´e (saygı yollu) secde edin» dedigimizde, onlar hemen secde ettiler. Yalnız Iblis dayattı, (bunu) kibrine yediremedi de kafirlerden oldu

Verse 35 — Surah Al-Baqarah 2:35

Ey Adem! dedik, (artık) sen ve esin cennette sakin olun. Dilediginiz yerde ondan (ondaki nimetlerden) refah ve huzur icinde yeyin. (Ancak) su agaca yaklasmayın, sonra (Hakk´a karsı gelip kendine) zulmedenlerden olursunuz

Verse 36 — Surah Al-Baqarah 2:36

(Ne var ki) Seytan onları oradan kaydırdı; ikisini de icinde bulundukları seyden (sonsuz nimetlerden) cıkardı. (Bunun uzerine) Biz de (bundan boyle) kiminiz kiminize dusman olarak (oradan yeryuzune) inin. Sizin icin yeryuzunde (belli) bir sureye kadar bir karargah ve yararlanacagınız sey (ler) vardır, dedik

Verse 37 — Surah Al-Baqarah 2:37

(Bu kayma ve kendine zulmetme uzerine buyuk bir pismanlık duyup tevbe eden) Adem, Rabbinden (gelen ve onun kalbine ilka olunan) kelimeleri karsılayıp aldı. Allah da onun tevbesini kabul etti. Cunku tevbeyi cokca kabul eden ve cokca merhamette bulunan ancak O´dur

Verse 38 — Surah Al-Baqarah 2:38

(Evet) Inin oradan hepiniz! dedik. Benden size bir hidayet (dogru yolu gosteren kitap ya da peygamber) gelecek olursa, artık kim hidayetime uyarsa, onlara ne bir korku vardır ne de onlar mahzun olurlar

Verse 39 — Surah Al-Baqarah 2:39

(Bizi) inkar edip ayetlerimizi (varlıgımıza ve birligimize delalet eden belgelerimizi) yalanlayanlara gelince, iste onlar atesin yakın dostu ve arkadaslarıdır, onlar orada ebediyen kalıcıdırlar

Verse 40 — Surah Al-Baqarah 2:40

Ey Israil ogullan! Size ihsan ettigim nimetimi hatırlayın, ahdimi yerine getirin ki Ben de size olan sozumu yerine getireyim ve (ahde vefa etmemekte) ancak Benden korkun

Verse 41 — Surah Al-Baqarah 2:41

Beraberinizdeki kitap (Tevrat)! tasdik edici olarak indirdigime (Kur´an´a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve (sakın) ayetlerimi az (kıymetsiz) bir paha (bayagı bir menfaat) karsılıgında degistirmeyin. Ancak Benden korkup (bu gibi olcusuzluklerden) sakının

Verse 42 — Surah Al-Baqarah 2:42

Bildiginiz halde hakkı batıla karıstırıp gercegi gizlemeyin

Verse 43 — Surah Al-Baqarah 2:43

Namazı kılın, zekatı verin, ruku´ edenlerle beraber ruku´ edin

Verse 44 — Surah Al-Baqarah 2:44

Kendi nefslerinizi unutursunuz da insanlara iyilikle mi emredersiniz ?! Halbuki siz Kitap (Tevrat)ı okuyup durursunuz. Artık aklınızı kullanmaz mısınız

Verse 45 — Surah Al-Baqarah 2:45

(—46) Sabır ve namaz ile (Allah´tan) yardım isteyin. Gerci bu, Allah´a kavusacaklarına ve ancak O´na doneceklerine kesin bilgi (ve inanc) edinen saygılı kimselerden baskasına agır ve sıkıcıdır

Verse 46 — Surah Al-Baqarah 2:46

(—46) Sabır ve namaz ile (Allah´tan) yardım isteyin. Gerci bu, Allah´a kavusacaklarına ve ancak O´na doneceklerine kesin bilgi (ve inanc) edinen saygılı kimselerden baskasına agır ve sıkıcıdır

Verse 47 — Surah Al-Baqarah 2:47

Ey Israil ogulları! Size ihsan ettigim nimetimi ve (bir zaman) sizi (n atalarınızı) diger milletlerden ustun kıldıgımı hatırlayın

Verse 48 — Surah Al-Baqarah 2:48

Ve hic bir kimsenin hicbir kimse icin birsey odeyemiyecegi, hic kimseden (kafirler hakkında) sefaat kabul olunmayacagı, hicbir kimseden kurtulus akcesi alınmayacagı ve onların yardım olunmayacagı gunden korkup sakının

Verse 49 — Surah Al-Baqarah 2:49

Hani size iskencenin en kotusunu tattırıp yuklemekte devam eden, ogullarınızı bogazlayıp kadınlarınızı (kızlarınızı) diri bırakmak isteyen Fir´avn´ın yoldaslarından sizi (atalarınızı) kurtardıgımız zamanı bir hatırlayın! Bunda da size Rabbinizden buyuk bir imtihan vardı

Verse 50 — Surah Al-Baqarah 2:50

Ve hatırlayın ki sizin icin denizi yarıp sizi kurtardıgımızı; Fir´avn´ in yoldaslarını ise —sizler bakıp dururken— bogdugumuz zamanı

Verse 51 — Surah Al-Baqarah 2:51

Ve yine Musa´ya (Tevrat verilmek uzere Tur´da kırk gece ibadet edip beklemesi icin) va´dettigimizi (veya va´de verdigimizi) hatırlayın ki siz onun ardından (nefsinize) zulmediciler olarak (Samiri´nin altından yaptıgı) buzagıyı (ilah) edinmistiniz

Verse 52 — Surah Al-Baqarah 2:52

Sonra bunun ardından da sukredersiniz diye sizi bagıslamıstık

Verse 53 — Surah Al-Baqarah 2:53

Ve hani dogru yola erisesiniz diye Musa´ya kitap ve furkanı vermistik

Verse 54 — Surah Al-Baqarah 2:54

Musa da kavmine : «Ey milletim! Cidden buzagıyı (Ilah) edinmenizle kendinize zulmettiniz. Derhal (her kusurdan pak ve yuce olan) Yaradanınıza tevbe edin; (nefsinizin kotu arzularını kesin de Allah yolunda) kendinizi oldurun. Bu, Yaradanınız katında sizin icin daha hayırlıdır,» demisti. Bunun uzerine (Allah) tevbenizi kabul buyurmustu. Suphesiz ki O, O´dur tevbeleri cokca kabul eden, O´dur cokca merhamette bulunan

Verse 55 — Surah Al-Baqarah 2:55

Ve hatırlayın ki (sizden temsilci olarak yetmis kisi Musa ile Tur´a cıktıgınızda): «Ya Musa! Biz Allah´ı acıkca meydanda gormedikce sana asla inanmıyacagız...» demistiniz de yıldırım size carpmıstı ve siz de bakıp duruyordunuz

Verse 56 — Surah Al-Baqarah 2:56

(Bir bakıma) olumunuzden sonra da sukredesiniz diye sizi (o baygın halden uyandırıp) kaldırmıstık

Verse 57 — Surah Al-Baqarah 2:57

Ve (Sina colunde sizi gunesin yakıcı sıcaklıgından korusun diye) ustunuze bulutu golge yapmıs, uzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirmis ve «Size rızık olarak verdiklerimizin iyisinden yeyin,» demistik. (Fakat onlar bu nimetlerin sukrunu yerine getirmeyip nankorluk etmekle) Bize zulmetmemislerdi, ama kendilerine zulmetmislerdi

Verse 58 — Surah Al-Baqarah 2:58

Ve hatırlayın ki, bu sehre (Beytu´l-Makdis´e) girin, dilediginiz yerde ondan (onun nimetlerinden) refah icinde bol bol yeyin. Kapısından da secde ederek (eglip saygı gostererek veya bas yere koyup Hakk´a arz-ı sukranda bulunarak) girin ve «dilegimiz, gunahlarımızın dokulmesidir» deyin. Biz de kusur ve suclarınızı bagıslayalım. Iyilik edenlere (Allah´ı gorurcesine davrananlara nimetlerimizi) daha da artıracagız, demistik

Verse 59 — Surah Al-Baqarah 2:59

Kendilerine zulmedenler, soylenenleri baska bir sozle degistirdiler. Bu yuzden o zulmedenler uzerine ilahi buyrukların dısına cıkmalarına karsılık gokten kotu bir azab indirdik

Verse 60 — Surah Al-Baqarah 2:60

Yine hatırlayın ki, Musa (colde susuzluktan yok olmaya yuztutan) kavmi icin su istemisti. «Asa´nı tasa vur!» demistik. (O da vurunca) tastan oniki pınar kaynamıstı. (Boylece) her soy su alacagı pınarı bilmisti. (Onlara): «Allah´ın rızkından yeyin, icin (fakat) fesad cıkararak yeryuzunde haddi asmayın (ilahi sınırların dısına tasmayın) denilmisti

Verse 61 — Surah Al-Baqarah 2:61

Ve hani: «Ey Musa! Biz bir cesit yemek uzerine mumkun degil sabredemeyiz. Artık Rabbine bizim icin dua et de yeryuzunun bitirdigi sebze, hıyar, sarmısak, mercimek ve sogan (gibi) seylerden bize cıkarsın» demistiniz. Musa da «O hayırlı olanı daha adi seylere mi degistirmek istiyorsunuz? Bir sehre inin de sizin istediginiz seyler orada vardır» demisti. (Sonra) onların uzerine zillet ve meskenet vuruldu; Allah´tan bir gazaba ugradılar. Bu da Allah´ın ayet (mu´cize ve acık belge)lerini inkar etmelerinden, haksız yere peygamberleri oldurmelerindendi. (Evet) iste bu, isyan etmelerinden, haddi asmalarından (dolayı) idi

Verse 62 — Surah Al-Baqarah 2:62

Suphesiz ki, Iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabitlerden kim dosdogru Allah´a, ahiret gunune inanır ve iyi-yararlı amelde bulunursa, artık onlar icin Rableri katında ecirler vardır, onlar uzerinde bir korku da yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklar

Verse 63 — Surah Al-Baqarah 2:63

Ve hatırlayın ki, sizden (atalaranızdan) (Tevrat ile dosdogru amel edeceklerine dair) soz almıstık. Tur´u ustunuze kaldırmıs ve koruna-sınız, Allah´a karsı gelmekten sakınasınız diye «Size verdigimiz kitabı kuvvetle (iman ve idrak ciddiyetiyle) tutun, icinde olan (buyrukları) hatırlayın» demistik

Verse 64 — Surah Al-Baqarah 2:64

Bundan sonra yine yuzcevirmistiniz. Allah´ın size fazl-u rahmeti olmasaydı, nerhalde zarara ugrayanlardan olurdunuz

Verse 65 — Surah Al-Baqarah 2:65

Icinizden Cumartesi gununde (ilahi buyrukları ve o gune olan hurmeti cigneyip) tecavuz edenleri elbette bilirsiniz. Biz onlara : «Rahmetten uzak hor ve hakir maymunlar olun!» demistik

Verse 66 — Surah Al-Baqarah 2:66

Iste Biz bu (milletin tutumunu ve baslarına gelen kotu sonucları) kendi devirlerinde yasayanlara ve sonradan gelecek olanlara bir ibret ve takva (Allah´tan korkup kotuluklerden sakınan irfan) sahiplerine bir ogut kıldık

Verse 67 — Surah Al-Baqarah 2:67

Hatırlayın ki bir vakit de Musa, milletine : «Allah size bir sıgır bogazlamanızı emrediyor» demisti. Onlar (atalarınız): «Bizi alaya mı alıyorsun ?!» demislerdi. O da : «Oyle cahillerden olmaktan Allah´a sıgınırım» demisti

Verse 68 — Surah Al-Baqarah 2:68

(Oyle ise) bizim icin Rabbine dua et de onun ne oldugunu bize acıklasın, demislerdi. Musa da (aldıgı emri beyanla): «Allah diyor ki: O ne pek kart, ne de pek genc, ikisi ortası bir dinc sıgırdır. Artık emrolundugunuz seyi yerine getirin» demisti

Verse 69 — Surah Al-Baqarah 2:69

Onlar tekrar: «Bizim icin Rabbine dua et de o sıgırın rengi nedir, bize acıklasın» demislerdi. Musa da : «Rabbim buyuruyor ki, hic suphesiz o, bakanların icini acacak sekilde parlak sarı bir sıgırdır» demisti

Verse 70 — Surah Al-Baqarah 2:70

Onlar yine : «Bizim icin Rabbine dua et de o sıgırın mahiyetini (iyice) bize acıklasın. Cunku tarif edilen sıgır bize (digerlerine) benzer gibi geliyor. Allah dilerse, elbette (bogazlanması emrolunan sıgırı) bulabiliriz» demislerdi

Verse 71 — Surah Al-Baqarah 2:71

Musa da (aldıgı emir uzerine) «Rabbim o, yeri surup ekini sulayarak boyunduruga girmemis bir sıgırdır, salmadır, hic alacası lekesi yoktur, buyuruyor» demisti. Onlar: «Iste simdi hakikatle geldin» demislerdi. Bunun uzerine o sıgırı bogazladılar. Az kalsın bunu yapmıyacaklardı

Verse 72 — Surah Al-Baqarah 2:72

Hatırlayın ki, bir zamanlar bir adam oldurmustunuz ve onun hakkında (birbirinizi suclamak suretiyle) cekismistiniz. Allah da sizin gizlediginizi meydana cıkarandır

Verse 73 — Surah Al-Baqarah 2:73

«Sıgırın bir kısmını oldurulen, adama vurun» demistik. (Vurulunca da o dirilivermisti). Iste boylece Allah oluleri diriltir. Aklınızı iyice kullanasınız diye ayetlerini size gosterir

Verse 74 — Surah Al-Baqarah 2:74

Bundan sonra yine kalbleriniz katılastı, tas gibi ve hatta daha da katı oldu. Cunku tastan oylesi var ki, ondan ırmaklar fıskırır, oylesi var ki, yarılıp ondan su cıkar, oylesi de var ki, Allah korkusuyla (ilahi kanunlara boyun egerek) asagı dusup (parcalanır). Allah islediginiz (ve isleyeceginizden habersiz degildir)

Verse 75 — Surah Al-Baqarah 2:75

(Ey Peygamber ve mu´minler! Yahudilerin) size inanmalarını cok mu istiyorsunuz ? Halbuki onlardan bir topluluk Allah´ın Kelamını (Tevrat´ı) dinlerler, ona akıl erdirdikten sonra onu bile bile tahrif ederlerdi

Verse 76 — Surah Al-Baqarah 2:76

Onlar iman edenlerle karsılastıkları zaman, «inandık» derlerdi. Birbirleriyle tenha kaldıkları zaman, «Allah´ın size actıgı seyi, Rabblniz katından size kanıt olarak getirsinler diye mi onlara anlatıyorsunuz? (Buna) aklınız ermiyor mu ?» derlerdi

Verse 77 — Surah Al-Baqarah 2:77

Bilmezler mi ki, Allah onların gizlediklerini de, acıkladıklarını da elbette bilir

Verse 78 — Surah Al-Baqarah 2:78

Onlardan bir kısmı ummidir (okuyup yazması yoktur); Kitab (Tevrat)! bilmezler, ancak birtakım kuruntuları bilirler. Onlar sadece zan pesindedirler

Verse 79 — Surah Al-Baqarah 2:79

Kitabı elleriyle yazdıktan sonra onu onemsiz bir paha karsılıgında satmak icin, «Bu Allah katındandır» diyenlerin vay haline! Elleriyle yazdıklarından dolayı vay onlara!. Vay, kazanmakta oldukları seyden onlara

Verse 80 — Surah Al-Baqarah 2:80

(Yahudiler) «Ates bize ancak sayılı birkac gun dokunacaktır» dediler. De ki: Allah katından bir soz mu aldınız? ki boyle bir sey varsa, Allah verdigi sozunden asla caymaz Yoksa Allah´a karsı bilmediginiz seyi mi (uydurup) soyluyorsunuz

Verse 81 — Surah Al-Baqarah 2:81

Hayır (durum hic de onların anladıgı ve iddia ettigi gibi degildir) kim kotuluk kazanır da isyan ve kufur onu cepecevre kusatırsa, iste onlar cehennemliktirler; onlar orada ebedi kalıcılardır

Verse 82 — Surah Al-Baqarah 2:82

Iman edip iyi yararlı amellerde bulunanlar ise, iste onlar cennetliktirler, onlar orada temelli kalanlardır

Verse 83 — Surah Al-Baqarah 2:83

Hatırlayın ki, Israil ogullarından, «Allah´tan baskasına tapmayın, ana-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilikte bulunun ; insanlara (hitap ederken, onlarla bir konu uzerinde fikir alısverisinde bulunurken) iyi soz soyleyin ; namazı vakitlerinde dosdogru kılın, zekatı verin» diye (bildirmis ve bu hususta gereken) sozu almıstık. Sonra siz pek azınız mustesna olmak uzere yuzcevirdiniz. Sizler zaten donek kimselersiniz

Verse 84 — Surah Al-Baqarah 2:84

Ve hani birbirinizin kanlarını dokmeyin, birbirinizi yurdunuzdan cıkarmayın, diye sizden soz almıstık. Sonra siz de bunu ikrar etmistiniz ve buna hala da sahidlik ediyorsunuzdur

Verse 85 — Surah Al-Baqarah 2:85

Sonra siz o kimselersiniz ki, birbirinizi olduruyorsunuz ve icinizden bir kısmını yurtlarından cıkarıyor da aleyhlerinde gunah, dusmanlık ve haksızlıkla biribirinize yardım edip bilesiyorsunuz. (Bununla beraber) onlar size esir olarak gelecek olurlarsa fidyelesir, (kurtulus akcesi alıp verirsiniz). Halbuki onların (yurtlarından) cıkarılması size haram kılınmıstır. Yoksa Kitab´ın bir kısmına inanıyor, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz ? Sizden boyle yapanların cezası, ancak dunyada rusvaylıktır; kıyamet gununde de en siddetli azaba dondurulup ugratılmaktadır. Allah yapageldiginiz seylerden habersiz degildir

Verse 86 — Surah Al-Baqarah 2:86

Iste onlar dunya hayatını ahirete karsılık satın alan kimselerdir. Bunun icin azab onlardan hafifletilmez ve onlar yardım da olunmazlar

Verse 87 — Surah Al-Baqarah 2:87

And olsun ki, Musa´ya o kitabı verdik. Ondan sonra da birbiri ardınca peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa´ya da beyyineler (acık belgeler ve mu´cizeler) verdik ve O´ nu Ruhu´l-Kuds (Melek Cebrail) ile de destekledik. (Butun bu peygamberler aynı esas ve cogu aynı seriat uzerine birbirini takip edip Israil ogullarına gonderildigi halde) Size (Ey Yahudiler!) Ne kadar peygamber, nefslerinizin hoslanmayacagı bir buyrukla geldiyse, buyukluk tasladınız. Oyle ki, bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da oldurdunuz (ve oldurmeye devam etmek istiyorsunuz)

Verse 88 — Surah Al-Baqarah 2:88

(Yahudiler) «Kalblerimiz kılıflıdır» (artık hicbir sey te´sir etmez veya kalblerimiz ilim ve Irfanla doludur, baska seye ihtiyacımız yoktur) dediler. Oyle degil, (siz o sozu bırakın). Allah kufurleri sebebiyle onlara lanet etti. Boyle olunca da pek azı iman ederler

Verse 89 — Surah Al-Baqarah 2:89

Allah katından onlara, yanlarındaki kitab (Tevrat)ı tasdik eden (yanlıslarını duzeltip semavi oldugunu bildiren) bir kitab (Kur´an) gelince, ki daha once inkar edenlere karsı boyle bir fetih (yardım kapısının acılmasını) istiyorlardı (Tevrat´da vasfını gorup) tanıdıkları sey (Kur´an ve Hz. Muhammed A.S.) kendilerine gelince, onu inkar ettiler. O sebeple Allah´ın laneti inkar edenler uzerinedir

Verse 90 — Surah Al-Baqarah 2:90

Onlar Allah´ın kendi kullarından diledigi kimselere fazl-u kereminden indirdigi (ayetleri) haset ve azgınlık ile kıskanarak Allah´ın indirdigini inkar etmekle kendilerini ne kotu sey karsılıgında (yok pahasına) sattılar da gazab ustune gazaba ugradılar!. Kafirler icin ezici, horlayıcı bir azab vardır

Verse 91 — Surah Al-Baqarah 2:91

Onlara: Allah´ın (rahmet olarak) indirdigine (Kur´an´a) inanın, denildigi zaman, «Biz, bize indirilene (Tevrat´a) inanırız» derler ve ondan baskasını inkar ederler. Halbuki (Kur´an) onların yanındakini (Tevrat´ı) tasdik eden hak (bir kitab)dır. De ki: Eger (cidden) mu´minler iseniz bundan once neden Allah´ın peygamberlerini olduruyordunuz

Verse 92 — Surah Al-Baqarah 2:92

(Nerede Tevrat´a baglılık ve imanınız ?) And olsun ki, Musa size apacık mu´cizeler, belgeler getirdi de sonra onun ardından buzagıyı (tanrı) edindiniz; zalim oldugunuz halde (bu gibi kufru gerektiren yola girdiniz)

Verse 93 — Surah Al-Baqarah 2:93

(Ve nerede sozunuzun dogrulugu ki) bir vakit sizden soz almıstık : Tur´u uzerinde yukseltip size verdigimiz (Tevrat)ı sıkı tutun, (buyruklarımızı iyice) dinleyin, demistik. (Ama) onlar (yani atalarınız), «Dinledik ve karsı geldik» demislerdi. Kufurleri sebebiyle buzagıya (tapma) sevgisi (iclerine) sindirilmisti. De ki: Eger mu´minler (oldugunuzu Iddia ediyor) iseniz, imanınız size ne kotu sey emrediyor

Verse 94 — Surah Al-Baqarah 2:94

(Ey Peygamber!) De ki: Eger ahiret yurdu Allah yanında baska insanlara degil de yalnız size mahsussa, haydi olumu temenni edin, dogru kisilerden iseniz

Verse 95 — Surah Al-Baqarah 2:95

Bunu, elleriyle isleyip onden gonderdikleri (fena amellerinden) dolayı asla temenni etmezler. Allah o zalimleri hakkıyla bilendir

Verse 96 — Surah Al-Baqarah 2:96

And olsun ki, onları (dunya) hayatına karsı diger insanlardan ve (hatta) Allah´a ortak kosanlardan daha duskun ve hırslı bulursun! (O kadar ki) onlardan her biri kendisine bin yıl omur verilmesini ister. Halbuki bu uzun omur ile yasama onu azabdan uzaklastırıcı degildir. Allah isleyegeldiginiz seyleri gorup bilendir

Verse 97 — Surah Al-Baqarah 2:97

De ki: Kim Cibril´e dusmansa (bilsin ki) o kendinden onceki kitapları tasdik eden, inananlar icin dogru yolu gosteren ve aynı zamanda mujde olan Kur´an´ı Allah´ın izniyle Senin kalbine indirmistir

Verse 98 — Surah Al-Baqarah 2:98

Kim Allah´a, meleklerine, peygamberlerine, Cibril´e ve Mikail´e dusmansa, (bilsin ki) Allah da herhalde o kafirlerin dusmanıdır

Verse 99 — Surah Al-Baqarah 2:99

(Ey Peygamber!) And olsun ki. Biz sana (dunya nizamını, toplum duzenini saglayan, hakkı butun acıklıgıyla yansıtan) apacık ayetler indirdik. Onları ancak yoldan cıkan sapıklar inkar eder

Verse 100 — Surah Al-Baqarah 2:100

Onlar (Yahudiler) ne kadar bir ahidde bulundularsa, iclerinden bir kısmı onu bozup (peygamberlerin ve mursitlerin yuzune) atmadılar mı ? Zaten onların cogu (ahde baglı kalmaz ve) dosdogru iman etmezler

Verse 101 — Surah Al-Baqarah 2:101

Onlara Allah katından yanlarındaki seyi (Kitab´ı) tasdik edici bir peygamber gelince, kendilerine kitab verilenlerden bir kısmı, sanki onu bilmiyorlarmıs gibi. Allah´ın kitabını arkalarına attılar da

Verse 102 — Surah Al-Baqarah 2:102

Seytanların (o bozguncu kotu ruhluların Suleyman´ın mulku hakkında uydurduklarına uydular. Halbuki Suleyman kafir olmadı, fakat o seytanlar (bozguncu ruha sahip olanlar) kafir oldular da insanlara sihir ogretiyorlardı. B a b i l ´de melek (tabiatlı) Harut ve Marut uzerine (sihir ilmi ve benzeri) bir sey indirilmemisti. Zaten o ikisi, «Biz(im bilgimiz sizin icin) bir fitne (imtihan)dır. Sakın (sihir ve buyu ilmini ogrenerek) kafir olmayın!» demedikce hic bir kimseye (sihir) ogretmezlerdi. Fakat (sihir ve buyu meraklıları ve bunları gecim vasıtası yapanlar) o ikisinden, koca ile karısının arasını acacak seyler ogreniyorlardı. Halbuki Allah´ın izni olmadıkca onlar bir kimseye zarar verici olamazlar. (Cunku her olay, Allah´ın kainattaki cari kanunlarına gore meydana gelir). Ve onlar kendilerine zarar verecek, fayda saglamıyacak seyleri ogrenmeye devam ediyorlardı. And olsun ki, onu (sihri, ona ait bilgileri) satın alan kimsenin ahirette bir nasibi olmadıgını biliyorlardı. Onlar kendilerini nasıl da adi, onemsiz sey karsılıgında sattıklarını bir bilselerdi

Verse 103 — Surah Al-Baqarah 2:103

Ve eger onlar (Yahudiler, Peygambere ve Kur´an´a) Inanıp (sihir ve buyuden) sakınmıs olsalardı, Allah katından (kendilerine verilecek) sevap daha hayırlı olurdu. Bunu bir bilselerdi

Verse 104 — Surah Al-Baqarah 2:104

Ey iman edenler! RAINA demeyin, UNZURNA deyin ve guzelce dinleyin. Kafirler icin elem verici bir azab vardır

Verse 105 — Surah Al-Baqarah 2:105

Kitap ehlinden inkara sapanlar da, Allah´a ortak kosanlar da Rabbinizden size bir iyilik indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetini diledigine tahsis eder. Allah cok buyuk lutuf ve iyilik sahibidir

Verse 106 — Surah Al-Baqarah 2:106

Herhangi bir ayeti nesheder (diger bir ayetle hukmunu kaldırır) veya unutturursak, ondan daha hayırlısını ya da bir benzerini getiririz. Bilmez misin Allah´ın kudreti her seye yeter

Verse 107 — Surah Al-Baqarah 2:107

Goklerin ve yerin mulkunun Allah´a ait oldugunu bilmez misin? Size de Allah´tan baska ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır

Verse 108 — Surah Al-Baqarah 2:108

Yoksa siz de daha once Musa´dan soruldugu gibi Peygamberinizi sorguya mı cekmek istiyorsunuz? Kim imanı kufurle degistirirse, herhalde dogru yoldan sapmıs olur

Verse 109 — Surah Al-Baqarah 2:109

Kitap ehlinden cogu hak kendilerine apacık belli olduktan sonra sırf iclerindeki hasedden dolayı sizi imanınızdan sonra kufre dondurmeyi cok arzu ederler. Allah´ın (bu husustaki) emri, hukmu gelinceye kadar (onları) bagıslayın ve (olgunluk gosterip) vazgecin. Suphesiz ki Allah´ in kudreti her seye yeter

Verse 110 — Surah Al-Baqarah 2:110

Namazı dosdogru kılın, zekatı verin. Kendiniz icin onceden ne gibi bir hayr gonderirseniz Allah katında onu bulacaksınız; suphesiz ki Allah islediklerinizi cok iyi gorup bilir

Verse 111 — Surah Al-Baqarah 2:111

(Yahudilerle Hıristiyanlar) dediler ki: «Yahudi ve Hıristiyan olanlardan baskası elbette Cennet´e giremez.» Bu, onların kuruntularıdır. De ki: (Eger bu iddianızda) dogru kimselerseniz haydi kesin bilgi veren delillerinizi getirin

Verse 112 — Surah Al-Baqarah 2:112

Hayır, (nereden onu getirebilirler?) Kim Allah´ı gorurcesine (bir duygu tasır da ibadet ve gunluk islerinde) kendini Allah´a verip tam bir teslimiyet gosterirse, iste onun icin Rabbi katında mukafat vardır. Onlar icin hicbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar

Verse 113 — Surah Al-Baqarah 2:113

Yahudiler, «Hıristiyanlar kayde deger bir sey (hak bir din) uzere degillerdir,» dediler. Hıristiyanlar da, «Yahudiler kayde deger bir sey (hak bir din) uzere degillerdir,» dediler. Halbuki her iki taraf da kendilerine ait kitapları okurlar. Boylece bu hususta bilgisi olmayanlar da (takiid yolunu secerek) onların dedigi gibi demeye basladılar. Allah kıyamet gunu ayrılıga dustukleri hususta onlar arasında hukmedecektir

Verse 114 — Surah Al-Baqarah 2:114

Allah´ın mescidlerinde O´nun adının anılmasına (ya da namaz kılınıp ibadet edilmesine) engel olup bunu yasaklayan ve onların yıkılıp viran hale gelmesine calısanlardan daha zalim kim (olabilir) ? Bunlar ancak mescidlere endise ve korku icinde girebilirler. Dunyada rusvaylık onlaradır, ahirette de buyuk azab onlar icindir

Verse 115 — Surah Al-Baqarah 2:115

Dogu da Allah´ındır, batı da... Ne yana yonelirseniz Allah´ın vecdi (ilim ve kudreti, hosnudluk ve sevabı) oradadır. Suphesiz ki Allah(ın ilim ve kudreti) cok genistir ve O her seyi bilir

Verse 116 — Surah Al-Baqarah 2:116

Hem onlar (Yahudi ve Hıristiyanlar), Allah cocuk edindi, dediler. Allah (bu gibi beseri sıfatlardan) munezzehtir. Bilakis goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´na aittir, hepsi de O´na boyun egip buyruguna hazır vaziyettedir

Verse 117 — Surah Al-Baqarah 2:117

(Allah) gokleri ve yeri orneksiz yaratandır. O bir seyi (yaratmayı) hukmedip yerine getirmek istedi mi, ona sadece «ol!» der, o da oluverir

Verse 118 — Surah Al-Baqarah 2:118

(Gercegi) bilmeyenler, «Allah bizimle konussa ya..» Veya «bize bir ayet (mu´cize, acık belge) gelse ya..» derler. Bunlardan oncekiler de tıpkı bunların dedikleri gibi demislerdi. Kalbleri ne kadar birbirine benzemis! Hakikati bilip supheden kurtulanlara ayetlerimizi yeterince acıklamısızdır

Verse 119 — Surah Al-Baqarah 2:119

Suphesiz ki Biz Seni bir mujdeci ve (sonucu felaket olacak yolun tehlikesini) haber verip uyarıcı olarak hak ile gonderdik. Cehennemliklerden artık Sen mes´ul degilsin

Verse 120 — Surah Al-Baqarah 2:120

Ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar, onların dinine uymadıkca Senden asla hosnud olmayacaklar. (Onlara) de ki: Herhalde (Islam´ın ilettigi) yol, Allah´ın dogru yoludur. Sana gelen bunca ilimden sonra (bilfarz) onların heveslerine uyacak olursan, and olsun ki, artık Allah´tan Senin icin ne hakiki bir dost, ne de gercek bir yardımcı vardır

Verse 121 — Surah Al-Baqarah 2:121

(Kendilerine kitap verdiklerimizden bilgili ve yetkili) kimseler once onu gercek manada (anlayarak) gonullerine indirerek okurlar. Iste onlar, buna iman ederler. Her kim de onu inkar ederse, onlar da zarara ugrayanların kendileridir

Verse 122 — Surah Al-Baqarah 2:122

Ey Israil ogulları! Size iyilik ve ihsanda bulundugum (bunca) nimetlerimi ve sizi (bir zamanlar diger) milletlere karsı ustun tuttugumu hatırlayın

Verse 123 — Surah Al-Baqarah 2:123

Ve sakının o gunden ki, kimse kimseden yana bir sey odeyemez, kimseden fidye (kurtulus akcesi) kabul olunmaz ve kimseye de (Allah´ın izni olmaksızın) sefaat fayda vermez, onlar yardım da olunmazlar

Verse 124 — Surah Al-Baqarah 2:124

Ve hatırlayın o zamanı ki, Rabbi, Ibrahim´i birtakım kelimelerle denemis, o da onları tamamlayıp yerine getirince, (Allah) ona : «Seni insanlara imam (bir rehber, bir onder) yapacagım» demisti. Ibrahim : «Benim neslimden de...» deyince, Allah : «Benim ahdim (imamet ve onderlik rahmetim) zalimlere erismez,» buyurmustu

Verse 125 — Surah Al-Baqarah 2:125

Ve hani biz Beytullah´ı insanlara donup varılacak toplantı, sevap ve emniyet yeri kılmıstık. Siz de Ibrahim´in makamından bir namazgah edinin! Ve Biz Ibrahim´le Ismail´e: «Evimi tavaf edenler, ibadete kapananlar, ruku ve secde edenler icin tertemiz tutun,» diye vahyettik

Verse 126 — Surah Al-Baqarah 2:126

O vakit Ibrahim, «Rabbim! Burayı emin bir belde eyle, burada oturanları, (onlardan) Allah´a ve ahiret gunune inananları turlu meyvelerle (gıdalarla) rızıklandır» demisti de Allah, «Kufre sapanları da (yasadıkları) az bir sure yararlandırırım da sonra onları Cehennem azabıyla (karsı karsıya kalma) zorunda bırakırım. Varılacak yer ne fenadır!» buyurmustu

Verse 127 — Surah Al-Baqarah 2:127

Hani Ibrahim, Beyt-i Serifin temellerini yukseltiyordu da Ismail ile birlikte (soyle dua ediyorlardı): «Ey Rabbimiz! Bunu kabul buyur bizden, suphesiz ki daima Isiten, hakkıyla bilen ancak Sensin

Verse 128 — Surah Al-Baqarah 2:128

Ey Rabbimiz! Ikimizi Musluman olarak Sana boyun egmekte sabit kıl, soyumuzdan da yalnız Sana teslimiyet gosterip boyun egen bir ummet meydana getir. Bize hac ibadetimizi goster. Tevbelerimizi de kabul buyur. Suphesiz ki tevbeyi en cok kabul eden, en cok merhametli olan Sensin Sen

Verse 129 — Surah Al-Baqarah 2:129

Ey Rabbimiz! Onlara kendilerinden bir peygamber gonder ki. uzerlerine Senin ayetlerini okusun, kendilerine kitabı ve hikmeti ogretsin, onları (her turlu sirk ve isyandan) temizlesin. Suphesiz ki Sen cok ustun cok guclu ve yegane hikmet sahibisin

Verse 130 — Surah Al-Baqarah 2:130

Ibrahim´in dininden ve acmıs oldugu (yuksek ahlak ve saglam sunnet) yolundan, kendini bilmeyen beyinsizden baska kim yuzcevirir? And olsun ki. Biz onu dunyada (peygamberlik ve onderlik gorevi icin) secip begendik, ahirette de herhalde O, (kurtulusa erisen) iyi-yararlı kisilerdendir

Verse 131 — Surah Al-Baqarah 2:131

Ve hani Rabbin ona: «Teslimiyette devam et!» deyince, o da, «alemlerin Rabbine teslim olup (boyun egdim)» demisti

Verse 132 — Surah Al-Baqarah 2:132

Bunu (dini ve teslimiyeti) Ibrahim kendi ogullarına tavsiye etti. Yakub da tavsiyede bulunarak (dedi ki): «Ogullarım! Allah bu dini sizin icin begenip secmistir. Artık siz de ancak musluman olarak (Hakk´a gonulden baglanıp boyun egerek) can verin.»

Verse 133 — Surah Al-Baqarah 2:133

Yoksa (ey Yahudiler ve ey Hıristiyanlar!) Yakub´a olum hazır olunca siz orada bulunuyor muydunuz ? Hani Yakub (o sırada) ogullarına : «Benden sonra neye ibadet edeceksiniz ?» demisti de, onlar da, «Senin Tanrına, babaların Ibrahim, Ismail ve Ishak´ın tek olan Tanrısına ibadet edecegiz; biz ancak O´na teslim olmusuzdur» diye cevap vermislerdi

Verse 134 — Surah Al-Baqarah 2:134

O bir ummetdi ki gelip gecti. Onların kazandıgı kendilerine, sizin kazandıgınız da size aittir. Onların islediklerinden sorulacak degilsiniz

Verse 135 — Surah Al-Baqarah 2:135

(Onların bunca yanlıs ve o nisbette sapık tutumları yetmiyormus gibi bir de) «Yahudi veya Hıristiyan olun ki dogru yolu bulasınız» dediler. De ki: Hayır, (herhalde bir dine uymam gerekiyorsa) Hakk´a dosdogru yonelmis bulunan Ibrahim´in dinine uyarız. O hic bir zaman Allah´a es-ortak kosanlardan olmadı

Verse 136 — Surah Al-Baqarah 2:136

Deyiniz ki, biz Allah´a ve bize indirilene, Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a ve Esbat´a (Yakub Peygamberin veya Israil´in torunlarına) indirilene ; Musa ve Isa´ya ve (diger) peygamberlere Rableri tarafından verilen (sahife, kitap ve vahy)e iman ettik. Onlardan hic birini digerinden farklı tutmayız. Biz ancak Allah´a boyun egen Muslumanlardanız

Verse 137 — Surah Al-Baqarah 2:137

Eger onlar (Yahudiler ve Hıristiyanlar) sizin iman ettiginiz gibi iman ederlerse herhalde dogru yolu bulurlar. Yok eger yuzcevirecek olurlarsa, ancak ayrı (bir yola) dusmus olurlar. Bu takdirde de Allah onlara karsı Sana yeter ve O, geregi gibi isiten ve bilendir

Verse 138 — Surah Al-Baqarah 2:138

Allah´ın (degismiyen) boyasına gerekli olun! Boya cihetlyle Allah´tan daha guzel kim ? Biz ancak O´na ibadet ederiz

Verse 139 — Surah Al-Baqarah 2:139

De ki: Allah hakkında bizimle tartısıp cekisiyor musunuz? Halbuki O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim islediklerimizin (karsılıgı) bize aittir, sizin islediklerinizin (karsılıgı) size aittir. Biz ancak O´na icten gelen katıksız bir ciddiyet ve samimiyetle baglanmısızdır

Verse 140 — Surah Al-Baqarah 2:140

Yoksa siz Ibrahim´in, Ismail´ In, Ishak´ın, Yakub ve Esbat (Onun torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz ?! De ki: Sizler mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı ? Allah tarafından yanındaki bir sehadeti bilerek saklayandan daha zalim kim olabilir? Allah sizin yapageldikleriniz seylerden hic de gafil degildir)

Verse 141 — Surah Al-Baqarah 2:141

Onlar birer ummetdi ki gelip gecti. Onların kazandıkları kendilerinedir; sizin de kazandıklarınız sizedir. Onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız

Verse 142 — Surah Al-Baqarah 2:142

Insanlardan kendini bilmeyen beyinsizler, «Muslumanları bulundukları kıbleden ceviren nedir ?» diyecekler. De ki: «Dogu da Allah´ındır, Batı da Allah´ındır. O, kimi dilerse dogru yola iletir

Verse 143 — Surah Al-Baqarah 2:143

Ve iste boylece sizi (ifratla tefrit arasında) vasat bir ummet kıldık ki, butun insanlara karsı adalet ornekleri, hak sahitleri olasınız. Peygamber de size hakkıyla sahid olsun. Ustunde durdugun (arzu edip istedigin Beytullah´ı) kıble yapısımız da sırf Peygamber´e uyanları, gerisi gerisine doneceklerden bilip ayırd etmemiz icindir. Her ne kadar bu, Allah´ın dogru yola ilettiklerinden baskasına agır gelirse de (boyledir). Allah imanınızı zayedip bosa cıkaracak degildir. Herhalde Allah, insanlara sefkatla yaklasıp cokca rahmet edendir ; aynı zamanda O cok merhametlidir

Verse 144 — Surah Al-Baqarah 2:144

Suphesiz ki Biz, yuzunu (ilahi buyrugu bekleyerek) goge dogru cevirip durdugunu goruyoruz. Artık Seni —and olsun ki— hosnud olacagın bir kıbleye donduruyoruz: (Bundan boyle namazda) yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Siz de (ey mu´ minler!) nerede bulunursanız (namazda) yuzunuzu oraya dogru cevirin. Kendilerine kitap verilenler bunun Rab´lerinden gelme bir hak oldugunu pek iyi bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz degildir

Verse 145 — Surah Al-Baqarah 2:145

And olsun ki, kendilerine kitap verilenlere her turlu ayet (delil, belge, kanıt)ı getirsen yine de Senin kıblene uymazlar. (Elbetteki) Sen de onların kıblesine uyacak degilsin. Onların kimi kiminin (Yahudiler, Hıristiyanların, Hıristiyanlar da Yahudilerin) kıblesine zaten uyacak degillerdir. And olsun ki. Sana gelen bunca ilimden sonra kalkar da (farzedelim) onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, suphesiz ki o zaman Sen de zalimlerden olursun

Verse 146 — Surah Al-Baqarah 2:146

Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudiler ile Hıristiyanlar) O´nu (son peygamberi) oz ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı bilip durdukları halde hakkı gizlerler

Verse 147 — Surah Al-Baqarah 2:147

Hak daima Rabbin katındandır. Artık supheye dusenlerden olma sakın

Verse 148 — Surah Al-Baqarah 2:148

Her milletin bir yonu, yolu ve yontemi vardır ki ona dogru yonelir. Siz ise (ey Muhammed ummeti!) hayırlara yonelip (bu hususta) birbirinizle yarısın. Nerede olursanız olun Allah hepinizi toplayıp bir araya getirecektir. Suphesiz ki Allah´ın her seye kudreti yeter

Verse 149 — Surah Al-Baqarah 2:149

Her nerede (yola) cıkarsan cık, (namazda) yuzunu Mescid-i Haram´a cevir. Suphesiz ki bu, Rabbin tarafından (verilen) hak (bir emir)dir. Allah yapacaklarınızdan habersiz degildir

Verse 150 — Surah Al-Baqarah 2:150

(Evet, Peygamberim!) Nereden cıkarsan cık (namazda) yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Siz de (ey mu´minler!) nerede olursanız olun, yuzunuzu (namazda) o tarafa dogru dondurun; ta ki insanlar icin aleyhinize bir huccet kalmasın; ancak iclerinden zulmedenler haric. Siz artık onlardan korkmayın. Benden korkun; hem size olan nimetimi tamamlayayım; ola ki dogru yolu bulursunuz

Verse 151 — Surah Al-Baqarah 2:151

Nitekim icinizden size bir peygamber gonderdik, sizi (ruhunuzun yuceligiyle ters dusen, insanlıgınızın olcusunu zedeleyen, ebedi mutlulugunuza engel olan her kotu seyden) temizler; size kitap ve hikmeti ogretir; size bilmediginiz seyleri ogretip belletir

Verse 152 — Surah Al-Baqarah 2:152

O halde anın Beni, anayım sizi; sukredin Bana ve sakın nankorluk etmeyin

Verse 153 — Surah Al-Baqarah 2:153

Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile (Hak´tan) yardım isteyin. Suphesiz ki Allah sabredenlerle beraberdir

Verse 154 — Surah Al-Baqarah 2:154

(Sabredip de) Allah yolunda oldurulenler icin «oluler» demeyin ; bilakis onlar dirilerdir, ama siz farkında degilsiniz

Verse 155 — Surah Al-Baqarah 2:155

And olsun ki, sizi biraz korku, biraz aclık ile, biraz da maldan, candan ve urunlerden noksanlık vermekle deneriz. Artık sabredenleri mujdele

Verse 156 — Surah Al-Baqarah 2:156

Onlar ki kendilerine bir musibet dokundugu zaman «Biz Allah´a aidiz ve sonunda O´na dondurulecegiz» derler

Verse 157 — Surah Al-Baqarah 2:157

Iste onlar (o sabredip Allah´a baglılık ve teslimiyet gosterenler var ya) onlara, Rab´larından bol magfiretler ve rahmet vardır. Dogru yola erisenler de onlardır

Verse 158 — Surah Al-Baqarah 2:158

Suphesiz ki, S a f a ile M e r v e Allah´ın (ibadet yerleri olarak gosterdigi) alametlerdendir. Artık kim Beyt´i (Kabe´yi) hacceder veya umre (niyetiyle) ziyaret ederse, bu ikisini tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Her kim de gonulden (kendisine vacib olmadıgı halde) bir hayr ve iyilik islerse, suphesiz ki Allah (onu mukafatlandırarak) sukrun karsılıgını verendir ve O her seyi bilendir

Verse 159 — Surah Al-Baqarah 2:159

Suphesiz ki, indirdigimiz o acık belgeleri ve dogru yolu, Kitab´da insanlara acıkladıktan sonra gizleyenler yok mu, iste onlara hem Allah lanet eder, hem lanetciler lanet eder. Ancak tevbe edip kendini duzeltenler ve hakkı acıklayıp ortaya koyanlar bu lanetin dısında kalır, iste Ben onların tevbesini kabul ederim. (Cunku) tevbeleri cokca kabul eden, genis rahmette bulunan ancak Benim

Verse 160 — Surah Al-Baqarah 2:160

Suphesiz ki, indirdigimiz o acık belgeleri ve dogru yolu, Kitab´da insanlara acıkladıktan sonra gizleyenler yok mu, iste onlara hem Allah lanet eder, hem lanetciler lanet eder. Ancak tevbe edip kendini duzeltenler ve hakkı acıklayıp ortaya koyanlar bu lanetin dısında kalır, iste Ben onların tevbesini kabul ederim. (Cunku) tevbeleri cokca kabul eden, genis rahmette bulunan ancak Benim

Verse 161 — Surah Al-Baqarah 2:161

(Hakkı, dogruyu) inkar edip de inkarcı oldukları halde olenler var ya, iste Allah´ın, meleklerin ve insanların hepsinin laneti onlaradır

Verse 162 — Surah Al-Baqarah 2:162

Lanette devamlı kalıcılardır ; azab onlardan hafifletilmez ve (bir an olsun) azabdan geri bırakılıp bekletilmezler

Verse 163 — Surah Al-Baqarah 2:163

Tanrınız tek bir tanrıdır. O´ndan baska tanrı yoktur. O´nun merhameti coktur, rahmeti sonsuzdur

Verse 164 — Surah Al-Baqarah 2:164

Suphesiz ki, goklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yarar saglayan seylerle denizde akıp giden gemilerde; Allah´ın gokten indirip, oldukten sonra yeri dirilttigi suda ve her canlıyı orada serpistirip yaymasında, gokle yer arasında goreve hazır bekleyen ruzgarların ve bulutların degistirilip dondurulmesinde, aklını kullanan bir topluluk icin nice belgeler ve deliller vardır

Verse 165 — Surah Al-Baqarah 2:165

Insanlardan bir kısmı Allah´ tan baskasını (O´na) denk ve ortak edinirler de Allah´ı sever gibi onları severler. Iman edenlerin ise Allah´ı sevmesi cok daha koklu ve devamlıdır. O zulmedip kendilerine yazık edenler azabı gorecekleri zaman butun kuvvet ve kudretin Allah´a ait oldugunu ve Allah´ın cok siddetli azab edici bulundugunu bir bilselerdi

Verse 166 — Surah Al-Baqarah 2:166

O zaman uyulanlar azabı gorunce kendilerine uyanlardan uzaklasırlar ve aralarındaki butun baglar kopuverir. Onlara uyanlar ise, «Ah! bir daha bizim icin dunyaya donus olsaydı, bizden uzaklastıkları gibi biz de onlardan uzaklassaydık» derler. Boylece Allah onlara yaptıklarını hasret ve pismanlıklar olarak gosterecektir ve onlar atesten cıkacak da degillerdir

Verse 167 — Surah Al-Baqarah 2:167

O zaman uyulanlar azabı gorunce kendilerine uyanlardan uzaklasırlar ve aralarındaki butun baglar kopuverir. Onlara uyanlar ise, «Ah! bir daha bizim icin dunyaya donus olsaydı, bizden uzaklastıkları gibi biz de onlardan uzaklassaydık» derler. Boylece Allah onlara yaptıklarını hasret ve pismanlıklar olarak gosterecektir ve onlar atesten cıkacak da degillerdir

Verse 168 — Surah Al-Baqarah 2:168

Ey insanlar! Yeryuzundeki seylerden helal ve temiz olarak yeyin ; seytanın adımlarına uymayın (ona adım uydurmayın). Cunku o size apacık bir dusmandır

Verse 169 — Surah Al-Baqarah 2:169

O ancak size kotulugu, hayasızlıgı ve Allah´a karsı bilmediginiz seyleri soylemenizi emreder

Verse 170 — Surah Al-Baqarah 2:170

Onlara, «Allah´ın indirdigine uyun» denilince, «hayır biz baba ve dedelerimizi uzerinde buldugumuz seye uyarız» derler. Ya baba ve dedeleri bir sey akledememis ve dogru yolu bulamamıslarsa

Verse 171 — Surah Al-Baqarah 2:171

Inkara sapıp kufur uzere kalanların durumu, bagırıp cagırmaktan baska bir sey isitmeyen (ve tıpkı davarlara seslenen coban) gibidir. Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler ; bu yuzden akledip anlayamazlar

Verse 172 — Surah Al-Baqarah 2:172

Ey iman edenler! Sizi rızıklandıgımız seylerin iyi ve temiz olanından yeyin. Eger yalnız Allah´a tapıp kulluk ediyorsanız O´na sukredin

Verse 173 — Surah Al-Baqarah 2:173

O, ancak size oluyu (olu hayvan etini), kanı, domuz etini; bir de Allah´dan baskası adına bogazlanan hayvanı haram kılmıstır. Ama (aclıktan) darda kalana, (baskasının hakkına el uzatmamak ve zaruret miktarını asmamak sartiyle) gunah yoktur. Suphesiz ki, Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

Verse 174 — Surah Al-Baqarah 2:174

Suphesiz ki Allah´ın indirdigi kitaptan bir seyi gizleyip onu az bir degere degistirenler yok mu, iste onlar karınlarında atesten baska bir sey yemezler. Kıyamet gunu Allah onlarla konusmaz, onları temize cıkarmaz (ayıp ve gunahlardan temizlemez); onlara elem verici bir azab vardır

Verse 175 — Surah Al-Baqarah 2:175

Iste onlardır ki dogru yolun karsılıgında sapıklıgı, gunahlardan arınıp temizlenme yerine azabı satın almıslardır. Bunlar atese karsı ne de sabırlıdırlar

Verse 176 — Surah Al-Baqarah 2:176

Bu azab, Allah´ın Kitabını hak olarak indirmesindendir. Kitap hakkında ayrılıga dusenler, elbetteki uzak bir ayrılık (derin bir cıkmaz) icindedirler

Verse 177 — Surah Al-Baqarah 2:177

Yuzlerinizi dogu ve batı yonune cevirmeniz (hakiki imanı yansıtan) iyilik ve erdemlik degildir. Ama (gercek) iyilik ve erdemlik: Allah´a, ahiret gunune, meleklere, kitaba ve peygamberlere inananların, malı —ona olan sevgisiyle— yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmıslara, dilenenlere, kole ve esirleri kurtarmaya harcayanların, namaz kılan ve zekat verenlerin; andlasıp anlastıkları zaman verdikleri sozu yerine getirenlerin; zorda, darda ve savasın kızıstıgında sabredenlerin (bu. durumları ve imanlaradır. Iste bunlardır dogru olanlar ve bunlardır korunup sakınanlar)

Verse 178 — Surah Al-Baqarah 2:178

Ey iman edenler! Oldurulenler hakkında size kısas (esit sekilde karsılık = misilleme) farz kılındı : Hurre hur, koleye kole, disiye disi... Bununla beraber kim (oldurulenin) kardesinden az da olsa bagıslanırsa (kısas duser); kendisine orfe uymak ve bagıslayana diyeti guzellikle odemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Artık kim bundan sonra tecavuzde bulunursa, onun icin elem verici bir azab vardır

Verse 179 — Surah Al-Baqarah 2:179

Hem kısasta, ey akıl sahipleri sizin icin hayat vardır. Ola ki (Allah´tan korkup) sakınırsınız

Verse 180 — Surah Al-Baqarah 2:180

Birinize olum geldiginde, bir hayr (cokca mal) bırakacaksa, ana - babaya, yakınlara uygun ve mesru´ bir bicimde vasiyette bulunması, —Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlara yerine getirilmesi bir hak olmak uzere— size farz kılındı

Verse 181 — Surah Al-Baqarah 2:181

Artık vasiyyeti Isittikten sonra onu kim degistirirse, gunah ve vebalı degistirenler uzerinedir. Suphesiz ki Allah isitendir, bilendir

Verse 182 — Surah Al-Baqarah 2:182

Kim de vasiyyet edenin hataya dusup haksızlıga kayacagından veya gunaha gireceginden endise eder de ilgililerin arasını duzeltirse, ona hic bir gunah yoktur. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

Verse 183 — Surah Al-Baqarah 2:183

Ey iman edenler! Oruc sizden oncekilere farz kılındıgı gibi, size de sayılı gunlerde farz kılındı. Ola ki korunup sakınırsınız

Verse 184 — Surah Al-Baqarah 2:184

Sizden kim hasta ya da yolculuk halinde bulunursa, (tutamadıgı) gunler sayısınca diger gunlerde tutar. (Fazla yaslılıktan veya iyilesmesi umulmayan bir hastalıktan dolayı) oruc tutmaya guc getiremiyenlere bir yoksulu (sabah-aksam) doyuracak fidye gerekir. Kim de gonulden (fidyeyi artırıp) hayr yaparsa, bu onun icin daha iyidir. Bununla beraber oruc tutmanız, eger bilirseniz, sizin icin hayırlıdır

Verse 185 — Surah Al-Baqarah 2:185

(O Ramazan ayı ki) icinde Kur´an, insanlara dogru yolu gosterici ve dogru yolun, hakkı batıldan, dogruyu egriden ayırıcı belgeleri olarak indirildi. Artık sizden kim bu cıy´a hazır olursa, oruc tutsun. Kim de hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa, tutamadıgı gunler sayısınca diger gunlerde (kaza etsin). Allah size kolaylık ister, zorluk istemez. (Bu kolaylıgı) sayıyı tamamlamanız ve size yol gosterip basarılı kıldıgı icin O´nu ululamanız icindir. Ola ki sukredersiniz

Verse 186 — Surah Al-Baqarah 2:186

Kullarım sana benden sorarlarsa, suphesiz ki Ben (onlara cok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin dilegini kabul ederim. O halde onlar da benim davetime gelsinler ve bana inansınlar (imanlarında devamlılık gostersinler) ki dogruya erismis, saadete kavusmus olsunlar

Verse 187 — Surah Al-Baqarah 2:187

(Ramazan´da) Oruc (tuttugunuz gunlerin) gecesi kadınlarınıza cinsel yaklasmada bulunmanız size helal kılındı. Onlar sizin icin bir elbise, siz de onlar icin bir elbisesiniz. Allah kendinize olan guveni kotuye kullanacagınızı biliyordu. (Bu hususta) tevbenizi kabul etti, sizi bagısladı. Artık (geceleri) onlara yaklasın ve Allah´ın size yazıp takdir ettigini dileyin. Fecirde beyaz iplik siyah iplikten size secilinceye (gunduzun aydınlıgı, gecenin karanlıgından sıyrılıp ayrılıncaya) kadar yeyin, icin. Sonra da orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikatta bulundugunuzda kadınlarınıza (geceleri de) cinsel yaklasmada bulunmayın. Bunlar Allah´ın sınırlarıdır; sakın yaklasmayın. Iste Allah ayetlerini boylece insanlara acıklıyor. Ola ki sakınırlar

Verse 188 — Surah Al-Baqarah 2:188

Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin ; insanların mallarından bir kısmını bile bile gunah isleyerek yemeniz icin onu hakimlere (rusvet yolu) aktarmayın

Verse 189 — Surah Al-Baqarah 2:189

Sana hilallerden soruyorlar, de ki: O, insanların yararına ve bir de Hacc icin vakit olculeridir. Iyilik ve ibadet, evlere arkalarından gelmeniz (girmeniz) degildir, fakat gercek iyilik, kotuluklerden sakınıp korunan kimsenin (bu olcu ve anlamda olan) iyiligidir. Ve artık evlere kapılarından girin. Allah´tan korkup O´nunla korunun ki, kurtulusa eresiniz

Verse 190 — Surah Al-Baqarah 2:190

Sizinle savasanlarla Allah yolunda savasın. Asırı gitmeyin. Cunku Allah asırı gidenleri sevmez

Verse 191 — Surah Al-Baqarah 2:191

Size savas acanları nerede yakalarsanız oldurun ve sizi cıkardıkları yerden onları cıkarın. Fitne adam oldurmekten daha kotudur. (Yalnız) Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savasmadıkca siz de onlarla savasmayın; ama orada sizi oldurmeye kalkısırlarsa, siz de onları oldurun. Inkarcıların cezası iste boyledir

Verse 192 — Surah Al-Baqarah 2:192

Eger inkardan (ya da savastan) vazgecerlerse, suphesiz ki, Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

Verse 193 — Surah Al-Baqarah 2:193

Fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah´a ait oluncaya kadar onlarla savasın; vazgecerlerse artık dusmanlık ancak zalimlere karsıdır

Verse 194 — Surah Al-Baqarah 2:194

Hurmetli ay hurmetli ay´a karsılıktır. Hurmetler birbirine denktir. O halde kim size saldırırsa siz de ona —size saldırdıgının misliyle— saldırın. Bir de (bu hususta da) Allah´tan korkun ve bilin ki, Allah kotuluklerden kacınıp kendisinden korkanlarla beraberdir

Verse 195 — Surah Al-Baqarah 2:195

Allah yolunda (mallarınızı belli bir olcuye gore) harcayın; kendi elinizle (kendinizi) tehlikeye atmayın ve (ozellikle) iyilikte bulunun, (islerinizi) iyi yararlı olcu ve anlamda yapın ; cunku Allah suphesiz ki iyilikte bulunanları, iyi yararlı is yapanları sever

Verse 196 — Surah Al-Baqarah 2:196

Hacc ve Umre´yi Allah icin tamamlayın. Bundan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen kurbanı gonderin. Kurban yerine ulasıncaya kadar baslarınızı tıras etmeyin. Sizden hasta olan veya basında bir eziyet ve rahatsızlıgı bulunan kimseye (Kurban yerine varmadan tıras olursa, bunun icin) oruc ya da sadaka ya da kurbanlardan bir fidye (kurtulus akcesi) vacib olur. Guven icinde olursanız, her kim Hacc´a kadar Umre´den yararlanmak isterse, ona da kurbandan kolay geleni kesmek gerekir. Bunu bulamayan kimseye ise, uc gun Hacc´da, yedi de evinize dondugunuzde oruc tutmak gerekir ki, bunlar tam on gundur. Bu, ailesi (evi ve cocukları) Mescid-i Haram´da olmayanlar icindir. Allah´tan korkup kotuluklerden sakının ve bilin ki, Allah´ın cezası siddetlidir

Verse 197 — Surah Al-Baqarah 2:197

Hacc bilinen aylardır (Sevval, Zilka´de, Zilhicce); kim o aylarda hacc´ı (ihrama girerek, sesini telbiye ile = Lebbeyk nidasıyla yukseltip) kendine farz ederse, artık ne cinsi yaklasma ve benzeri davranıslar, ne ser´i sınırı asma, ne sovusme tartısma, ne de surtusme ve kavga vardır. Hayırdan ne islerseniz Allah onu bilir. Azık edinin. Dogrusu azıgın hayırlısı takva (Allah´tan saygı ile korkup kotuluklerden sakınmak)dır. Ve (ancak) Benden korkun ey akıl sahipleri

Verse 198 — Surah Al-Baqarah 2:198

Rabbinizden (ticaret amacıyla) kar ve yarar istemenizde size bir gunah yoktur. Arafat´tan akıp geldiginizde Mes´ar-i Haram yanında Allah´ı anın. O sizi nasıl dogruya eristirdiyse siz de O´nu oylece anın ; her ne kadar bundan once sapık kimselerdendiniz (ama simdi dogru yola eristirildiniz)

Verse 199 — Surah Al-Baqarah 2:199

Sonra insanların akıp geldigi yerden (Islam birligini, ´ Tevhid Inancı´nın derin anlam ve hikmetini dusunerek) akıp gelin ve Allah´tan gunahlarınızın bagıslanmasını dileyin. Suphesiz Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

Verse 200 — Surah Al-Baqarah 2:200

Hacc ile ilgili ibadetinizi yerine getirince babalarınızı andıgınız gibi ya da daha guclu ve icli bir anısla Allah´ı anın.. Insanlardan kimi, «Rabbimiz! bize Dunya´da ver» der. Artık onun icin Ahiret´te bir nasip yoktur

Verse 201 — Surah Al-Baqarah 2:201

Kimi de, «Rabbimiz! bize Dunya´da da iyilik ve guzellik ver, Ahiret´te de iyilik ve guzellik ver ve bizi Cehennem atesinden koru» der

Verse 202 — Surah Al-Baqarah 2:202

Iste bunlara kazandıklarından nasip var. Allah ise hesabı cabuk gorendir

Verse 203 — Surah Al-Baqarah 2:203

Ve sayılı gunlerde Allah´ı anın.. Kim iki gunde (Mina´dan ayrılmak icin) acele ederse, ona hicbir gunah yoktur. Kim de geri kalırsa, ona da hicbir gunah yoktur. (Tabii bu) Allah´tan korkup gunahlardan sakınan icindir. Artık Allah´tan korkun ve bilin ki herhalde siz O´na hasrolunacaksınız

Verse 204 — Surah Al-Baqarah 2:204

Insanlardan oylesi var ki, dunya hayatı hakkındaki sozu begenmene yol acar ve kalbinde olana Allah´ı sahit tutar. Halbuki o (din) dusmanlıgı gudenlerin en azılısıdır

Verse 205 — Surah Al-Baqarah 2:205

Is basına gecince de yeryuzunde bozgunculuk cıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye calısır. Allah bozguncuları hic sevmez

Verse 206 — Surah Al-Baqarah 2:206

Ona, Allah´tan kork, denilince onur ve gururu tutar da kendisini gunaha iter. Artık ona Cehennem yeter; orası ne kotu yataktır

Verse 207 — Surah Al-Baqarah 2:207

Insanlardan oylesi de var ki, Allah´ın hosnutlugunu dileyerek canını feda eder. Allah ise kullarına cok sefkatli ve cok merhametlidir

Verse 208 — Surah Al-Baqarah 2:208

Ey iman edenler! Hep birden (Allah´a itaat ve O´na kul olmanın derin anlam ve hikmetini anlayarak) sulh ve selamete girin.. Seytanın adımlarına uymayın. Suphesiz ki o, sizin apacık dusmanınızdır

Verse 209 — Surah Al-Baqarah 2:209

Size bunca belgeler geldikten sonra kayarsanız, biliniz ki, Allah cok ustun ve cok gucludur; yegane hikmet sahibidir

Verse 210 — Surah Al-Baqarah 2:210

Onlar Allah´ın buluttan golgelikler icinde meleklerle gelivermesini ve isin hemen bitiriverilmesini mi bekliyorlar ? (Halbuki) isler (eninde sonunda) ancak Allah´a dondurulur

Verse 211 — Surah Al-Baqarah 2:211

Sor Israil ogullarına, onlara nice nice acık belge verdik. Kendisine Allah´ın nimeti geldikten sonra kim onu degistirirse, suphesiz ki Allah´ın azabı pek siddetlidir

Verse 212 — Surah Al-Baqarah 2:212

Inkarcılara dunya hayatı pek suslendi. Inananlarla alay ediyorlar. Oysa Allah´tan korkup gunah ve kotuluklerden sakınanlar Kıyamet gunu onların (bircok derecelerle) ustundedir. Allah diledigine (nimetler kapısını acıp) hesapsız rızık verir

Verse 213 — Surah Al-Baqarah 2:213

Insanlar tek bir ummet idi. (Dusunce ve inanc ayrılıklarına dustukleri icin) Allah, peygamberleri mujdeciler ve uyarıcılar olarak gonderdi ; insanların ayrılıga dustukleri konularda, aralarında hukum vermek icin beraberlerinde hak kitaplar indirdi. Ancak ne var ki kitap verilenler kendilerine acık belgeler geldikten sonra aralarındaki ihtiras yuzunden onda ayrılıga dustuler. Bu nedenle Allah kendi izniyle inananları (digerlerinin) ayrılıga dustukleri hak ve hakikate eristirdi. Allah diledigi kimseyi dogru yola ulastırır

Verse 214 — Surah Al-Baqarah 2:214

Yoksa siz, kendinizden once gelenlerin benzer durumu basınıza gelmeden Cennet´e gireceginizi mi sandınız ?! Onlara ezici uzucu sıkıntı ve zorluklar gelip dokundu da sarsıldıkca sarsıldılar, o kadar ki Peygamber ve Onunla beraber olan inanmıslar: «Allah´ın yardımı ne zaman ?!» diyecek duruma gelmislerdi. Haberiniz olsun ki, Allah´ın yardımı elbette yakındır

Verse 215 — Surah Al-Baqarah 2:215

Sana neyi harcayacaklarını soruyorlar, de ki: Hayırdan sarfedeceginiz, ana baba, en yakınlar, yetimler, duskunler ve yolda kalmıslar icindir. Hayırdan ne islerseniz, suphesiz ki Allah onu bilir

Verse 216 — Surah Al-Baqarah 2:216

Savas (insani duygularınızın gelismesinden ve ilahi rahmeti yansıtan bir ummet olmanızdan dolayı), hoslanmadıgınız halde, size farz kılındı. Umulur ki hoslanmadıgınız bir sey sizin icin hayırlı olabilir; sevip hoslandıgınız bir sey de sizin icin serr olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

Verse 217 — Surah Al-Baqarah 2:217

Sana hurmetli ay (Receb) den ondaki savastan soruyorlar, de ki: Hurmetli ay´da savas buyuk bir gunahtır. (Ama) Allah yolundan alıkoymak, onu inkar etmek ve Mescid-i Haram´a girmelerine engel olmak, halkını oradan cıkarmak, Allah katında daha buyuk bir gunahtır. Fitne adam oldurmekten daha buyuk (bir suc ve gunah)tır. Onlar (Allah ve Peygamberini inkar edenler, Islam´ı din olarak kabul etmeyenler) gucleri yetse sizi dininizden dondurunceye kadar durmadan savasırlar. Sizden kim dininden doner de kafir oldugu halde olurse, artık boylelerinin amelleri Dunya´da da, Ahiret´te de bosa gitmistir ve iste cehennemlikler ve orada devamlı kalıcılar bunlardır

Verse 218 — Surah Al-Baqarah 2:218

Suphesiz ki, iman edenler, Allah yolunda yurdunu terkedip butun gucleriyle Allah yolunda savasanlar yok mu, iste onlar Allah´ın rahmetini umarlar. Allah ise cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

Verse 219 — Surah Al-Baqarah 2:219

Sana hamr (alkollu icki)" den ve kumardan soruyorlar. De ki: Ikisinde de hem buyuk gunah, hem insanlar icin (bazı) faydalar vardır; ama gunahları (ve zararları) yararlarından daha buyuktur. Ve Sana (Allah icin, O´nun yolunda) neyi harcayacaklarını soruyorlar; de ki: Artanı... Boylece Allah (Dunya ve Ahiret hakkında) dusunesiniz diye size ayetlerini acıklıyor

Verse 220 — Surah Al-Baqarah 2:220

Hem sana yetimlerden soruyorlar, de ki: Onlardan yana isleri duzeltmek (onların yararına hayırlı tesebbuslerde bulunmak) daha hayırlıdır. Eger onlarla bir arada yasarsanız, artık onlar kardeslerinizdir. Allah (islerini duzenleyip yetimleri yetistirmeyi, faydalı birer insan yapmayı) bozanı duzeltenden ayırd edip bilir. Allah dileseydi sizi (bu hususta daha agır bir sorumluluk altına sokup) sıkıntıya ugratabilirdi. Suphesiz ki, Allah yegane ustun ve sonsuz hikmet sahibidir

Verse 221 — Surah Al-Baqarah 2:221

Allah´a ortak kosup inkar icinde bulunan kadınlarla —iman edinceye kadar— evlenmeyin. Inanan bir cariye, Allah´a ortak kosan bir kadından —bu sizi imrendirse bile— herhalde hayırlıdır. Allah´a ortak kosup inkar icinde bulunan erkeklerle —iman edinceye kadar— Musluman kadınları evlendirmeyin. Herhalde inanan bir kole —sizin hosunuza gitse bile— Allah´a ortak kosan (hur) bir adamdan hayırlıdır. Iste onlar (sizi) atese cagırırlar. Allah ise kendi izniyle Cennet´e ve magfirete (gunahları temizleyip bagıslanmaya) cagırır da ayetlerini, ibret ve ogut alsınlar diye insanlara (boylece) acıklar

Verse 222 — Surah Al-Baqarah 2:222

Sana kadınların ay halinden de soruyorlar, de ki: O bir eza (kadını sıkıcı, erkegi tiksindirici, fakat kadın icin yararlı) bir seydir. Bu sebeple ay halinde iken kadınlardan uzak durun ; temizlenmelerine kadar onlara yaklasmayın. Iyice temizlendikleri zaman Allah´ın size emrettigi yerden (ureme organından) onlara yaklasın. Suphesiz ki Allah cokca tevbe edenleri ve iyice temizlenenleri sever

Verse 223 — Surah Al-Baqarah 2:223

Kadınlarınız sizin (urun veren, insan yetistiren) tarlanızdır; tarlanıza nasıl (ve ne zaman) isterseniz geliniz. Bir de kendiniz icin onceden (guzel ve yararlı) amelleri sunun; Allah´tan korkun; O´na elbette kavusacagınızı bilin. Ve Sen, inananları mujdele

Verse 224 — Surah Al-Baqarah 2:224

Iyilik etmeniz, Allah´tan korkup gunah ve kotulukden sakınmanız ve insanların arasını duzeltmeniz icin Allah´ı yeminlerinizle engel yapmayın. Allah isiten ve bilendir

Verse 225 — Surah Al-Baqarah 2:225

Allah sizi, bilmeyerek rasgele yaptıgınız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. Ama kalblerinizin kasdettigi yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

Verse 226 — Surah Al-Baqarah 2:226

Kadınlarına cinsi yaklasmada bulunmamaya yemin edenlere dort ay beklemek gerekir. Sayet erkekler (bu sure bitmeden keffaret verip karılarına) donerlerse, suphesiz ki, Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

Verse 227 — Surah Al-Baqarah 2:227

Yok eger bosamaya azmederlerse, (o takdirde bosayabilirler.) Suphesiz ki Allah her seyi isiten ve bilendir

Verse 228 — Surah Al-Baqarah 2:228

Bosanan kadınlar kendi kendilerine uc ay hali (ya da ay halinden uc temizlenme) beklerler. Allah´ın onların dolyatagında yarattıgını gizlemeleri kendilerine helal olmaz ; Allah´a ve Ahiret gunune inanıyorlarsa bunu gizlemezler. Kocaları barısmak, arayı duzeltmek istiyorlarsa, belirlenen bekleme suresi (iddet) icinde eslerini geri almaya daha haklıdırlar. Kadınların erkekler uzerinde, erkeklerin de kadınlar uzerinde orfe uygun denk hakları vardır. Ne var ki erkeklerin onlar uzerinde bir ustun derecesi mevcuttur. Allah elbette cok ustundur, cok gucludur ve hikmet sahibidir

Verse 229 — Surah Al-Baqarah 2:229

Bosama iki keredir. (Ondan sonra kadını) ya orfe uygun tutmak, ya da kendisine iyilikte bulunarak salıvermektir. Onlara (orf ve adete uygun) verdiginizden bir sey (geri) almanız size helal olmaz. Ancak karı koca Allah´ın (evlilik hakkında) cizdigi sınırları yerine getirip ayakta tutamıyacaklarından korkar ve siz de onların bu sınırları koruyup ayakta tutamıyacaklarmdan endise ederseniz, (bu durumda) kadının ayrılmak icin (orfe uygun) hakkından vazgecmesinde ikisi icin de bir vebal yoktur. Iste bunlar Allah´ın koydugu sınırlar (yasalar)dır; onları haksızlık yaparak asmayın. Kim artık Allah´ın sınırlarını asarsa, onlar evet onlar zalimlerin kendileridir

Verse 230 — Surah Al-Baqarah 2:230

Eger koca, karısını (iki defa bosadıktan sonra ucuncu defa bosarsa), artık o kadın baska biriyle evlenmedikce ona helal olmaz. Bu ikinci koca da onu bosarsa, Allah´ın koymus oldugu sınırları koruyup ayakta tutabileceklerini umarlarsa eski karı kocanın birbirine donup yeniden evlenmelerinde ikisine de bir gunah yoktur. Iste bu, bilen bir topluluk icin Allah´ın acıkladıgı sınırlardır

Verse 231 — Surah Al-Baqarah 2:231

Bir de kadınları bosadıgınızda ser´i bekleme suresini bitirmek uzere iken onları ya orfe uygun iyilik olculeri icinde tutun, ya da orfe uygun iyilik olculeri icinde bırakın; haklarına tecavuz icin zararlarına (sakın) tutmayın. Kim boyle yaparsa, kendine yazık etmis olur. Allah´ın size olan nimetlerini ve size ogut vermek icin uzerinize indirdigi Kitap ve hikmeti dusunun. Allah´tan korkun, bilin ki Allah her seyi yeterince bilir

Verse 232 — Surah Al-Baqarah 2:232

Kadınları bosadıgınızda ser´i bekleme suresi sona erince aralarında orfe uygun iyilik olculeri icinde anlastıkları takdirde, kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın. Bununla sizden Allah´a ve Ahiret gunune inananlara ogut veriliyor. Bu sizin icin daha uygun ve daha pak ve nezihtir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

Verse 233 — Surah Al-Baqarah 2:233

Analar cocuklarını, baba, sut emzirme suresinin tamamlanmasını istiyorsa, iki tam yıl emzirirler. Anaların yiyecek ve giyecekleri orfe uygun bicimde, cocuk kendisine ait olan babaya gerekir. Herkese ancak gucune (mali yapısına) gore sorumluluk yuklenir. Ne anne cocugundan dolayı, ne de cocuk kendisine ait olan baba cocugundan dolayı zarara ugratılsın. Varise dusen de aynı seydir. Ana ile baba aralarında danısarak ve karsılıklı anlasarak cocugu (iki yıl tamamlanmadan) memeden kesmek isterlerse, kendilerine bir gunah yoktur. Cocuklarınızı sut anne tutarak emzirmek isterseniz, emzirme ucretini orfe uygun olcu ve miktarda verdiginiz takdirde uzerinize yine bir vebal yoktur. Allah´tan (bu hususta da) korkun; bilin ki Allah elbette yaptıklarınızı gorup bilendir

Verse 234 — Surah Al-Baqarah 2:234

Sizden olenlerin geriye bıraktıkları esleri, kendi kendilerine dort ay on gun beklerler; bekleme suresini doldurunca artık kendi haklarında orfe uygun mesru bicimde yaptıkları seylerden dolayı size gunah ve sorumluluk yoktur. Allah ne yaparsanız bilir

Verse 235 — Surah Al-Baqarah 2:235

Bu durumda olan kadınlara evlenme isteginizi kapalı bir sekilde cıtlatmanızda, ya da icinizde gizli tutmanızda size bir vebal yoktur. Allah bilir ki onları herhalde anımsıyacaksınız; ama mesru sozler dısında kendileriyle gizlice soylesmeyin; gerekli ser´i bekleme suresi sona ermeyince nikah akdine kalkısmayın. Bilin ki, Allah icinizde olanları (icinizden gecenleri) bilir. Artık Allah´tan korkup sakının ve yine bilin ki, Allah cok bagıslayan ve cok yumusak ve incelik yansıtan sabır sahibidir

Verse 236 — Surah Al-Baqarah 2:236

Kendileriyle cinsel yaklasmada bulunmadıgınız ya da bir mehir takdir etmediginiz kadınları bosarsanız, uzerinize bir gunah ve sorumluluk yoktur. Eli genis olan kendi olcusune, eli dar olan da kendi olcusune gore, orfe uygun bir fayda ile onlara yarar saglayın. Bu (daha cok) iyilik sevenler, iyilikte bulunmak isteyenler uzerine bir haktır

Verse 237 — Surah Al-Baqarah 2:237

Eger cinsel yaklasmada bulunmadan once onları bosar ve kendilerine bir mehir de belirlememisseniz, bunun yarısı onların hakkıdır; megerki kadınlar bu hakkı bagıslamıs olsunlar veya nikah akdi elinde bulunan erkek affetsin. Ama (ey erkekler !) sizin bagıslamanız takvaya daha yakındır. Bir de aranızdaki ustunluk ve iyiligi, fazilet olcusunu unutmayın. Suphesiz ki Allah yaptıklarınızı gorup bilendir

Verse 238 — Surah Al-Baqarah 2:238

Namazlara, ozellikle orta namaza (ya da daha ustun olan namaza) devam edin, onu gerektigi gibi koruyun ve Allah´a saygı ve korku dolu bir gonul ile el baglayıp durun

Verse 239 — Surah Al-Baqarah 2:239

Eger (dusman ve benzeri bir tehlikeden korkar da belirlenen sekilde huzurda duramazsanız) yaya ya da suvari olarak (namazı kılın). Korkuyu atıp guvene kavustugunuzda, size bilmediginiz seyleri ogrettigi gibi Allah´ı anın, namazı yine (belirlenen sekilde) kılmaya devam edin

Verse 240 — Surah Al-Baqarah 2:240

Sizden olup de kadınlarını geriye bırakanlar, kadınları icin evlerinden cıkarılmaksızın yılına kadar gecimlerini karsılayacak bir intifa´ vasiyyet etsinler. Bununla beraber evlerinden cıkarlarsa kendi haklarında orfe uygun mesru bicimde yaptıklarından artık size hicbir sorumluluk yoktur. Allah cok ustundur, cok gucludur ve hikmet sahibidir

Verse 241 — Surah Al-Baqarah 2:241

Bosanan kadınlara da orfe uygun bir yarar saglanması, Allah´tan korkup gunah ve kotuluklerden sakınanlar uzerine bir haktır

Verse 242 — Surah Al-Baqarah 2:242

Allah boylece size ayetlerini acıklıyor; ola ki aklınızı kullanırsınız

Verse 243 — Surah Al-Baqarah 2:243

Sayıları binlerce oldugu halde olum korkusuyla ulkelerinden cıkanları gormedin mi? O sebeple Allah onlara «Olun!» dedi. Sonra da onları diriltti. Suphesiz ki Allah insanlara karsı merhamet, sefkat ve yardım edicidir. Ne var ki insanların cogu sukretmezler

Verse 244 — Surah Al-Baqarah 2:244

Allah yolunda savasın, bilin ki Allah elbette isitir ve bilir

Verse 245 — Surah Al-Baqarah 2:245

Kimdir ki Allah´a (faizsiz, karsılıksız) odunc versin de, Allah onu kat kat artırıp cogaltsın?! Allah (sasmayan kanunu ve sunneti geregi) hem sıkıp daraltır, hem acıp genisletir ve ancak O´na donduruleceksiniz

Verse 246 — Surah Al-Baqarah 2:246

Musa´dan sonra Israil ogulları´nın ileri gelenlerini gormedin mi? Hani peygamberlerinden birine: «Bize bir hukumdar gonder (ta´yin et) de Allah yolunda savasalım,» demislerdi. O da : «Ya bir de savas size farz kılınır da savasmayacak olursanız?!» demisti. Onlar: «Bize ne olmus da Allah yolunda savasmıyalım; gercekten yurtlarımızdan cıkarılıp ailemizden ayrı bırakıldık» diyerek (bu hususta kararlı olduklarını bildirmislerdi). Bunun uzerine savas onlara farz kılınınca, pek azından baskası (savasmaktan) yuzcevirdiler. Allah ise zalimleri cok iyi bilir

Verse 247 — Surah Al-Baqarah 2:247

Peygamberleri onlara : «Iste Allah size Talut´u hukumdar gonderdi !» dedi. «AA! ona bizim uzerimize hukumdar olma (yetki ve hakkı) neden ? Hukumdarlıga biz ondan daha cok hak sahibiyiz (ve layıkız); hem ona mal (ve servetce) bir bolluk da verilmis degil» dediler. Peygamber (onların haksız tepkisine karsı) dedi ki: «Suphesiz ki Allah onu sizin uzerinize secmis ve ona bilgide ve vucutta bir gelisme ve ustunluk vermistir. Allah mulku (saltanat ve hukumranlıgı) diledigine verir. Allah (mulk ve kudret cihetlyle) cok genistir; O her seyi bilendir.»

Verse 248 — Surah Al-Baqarah 2:248

Hem peygamberleri onlara dedi ki: «Onun hukumdarlıgının alameti, T a b u t ´un size gelmesidir ki onda Rabbinizden bir gonul yatıskanlıgı, Musa ve Harun hanedanından kalma bazı (tarihi) esya vardır; melekler onu tasıyıp getirecektir. Suphesiz ki bunda sizin icin —eger inanmıs kimselerseniz— acık belge ve ogut vardır.»

Verse 249 — Surah Al-Baqarah 2:249

T a I u t orduyla beraber (isleri duzene koyup sehirden) ayrılıp cıkınca dedi ki: «Suphesiz Allah bir ırmakla sizi deneyecektir; ondan su icen benden degildir; sadece ondan tatmayan bendendir. Ancak eliyle bir avuc alanlar mustesnadır (onlara izin vardır). Onlardan pek azının dısında digerleri o sudan (doyasıya) ictiler. Ne vakit ki T a I u t ve beraberindeki mu´minler ırmagı gectiler, (saglam bir iman ve irfan sahibi olmayanlar), «Bugun C a I u t ´a ve ordusuna karsı (durup savasacak) gucumuz yoktur» dediler. Allah´a kavusacaklarını kesinlikle bilenler ise, «Nice az topluluk, cok topluluga —Allah´ın Izniyle— ustun gelmistir; Allah sabredenlerle beraberdir» diyerek (teslimiyet ve tevekkul gosterdiler)

Verse 250 — Surah Al-Baqarah 2:250

Onlar (o teslimiyet gosteren mu´minler) Calut´a ve onun ordusuna karsı (savasmak uzere) cıkınca (soyle duada bulunup) dediler ki: «Rabbimiz ! Uzerimize sabır (guc ve kudretini) bosalt (tıpkı bolca yagan yagmur gibi). Ayaklarımızı (savas alanında, dusman karsısında) saglam ve sabit tut ve bize, Inkar ve haksızlık icinde bulunan millete karsı yardım et!»

Verse 251 — Surah Al-Baqarah 2:251

Ve az sonra onları —Allah´ın izniyle— bozguna ugratıp dagıttılar. (Inanmıslar saftında yer alan) Davud ise Calut´u oldurdu. Allah da ona mulk ve hikmeti (saltanat ve peygamberligi bir arada) verdi ve dilediginden bazı seyler ona ogretti. Eger Allah insanların (azgınlık ve taskınlıgını) birbirleriyle savmasaydı, yeryuzunun duzeni herhalde bozulur, kargasalık ortalıgı kaplardı. Ama Allah milletlere karsı fazl-u kerem sahibidir

Verse 252 — Surah Al-Baqarah 2:252

Iste bunlar Allah´ın ayetleridir ! Onları sana butun gercegiyle okuyoruz. Suphesiz ki sen gonderilen Resullerdensin

Verse 253 — Surah Al-Baqarah 2:253

Iste bu peygamberlerin kimini kiminden ustun kıldık ; onlardan, Allah´ın kendileriyle soylestigi kimseler vardır ve bir kısmının da derecelerini yukseltmistir. Meryem oglu Isa´ya acık belgeler verdik ve onu Ruhulkuds (Melek Cebrail) ile destekledik. Eger Allah dileseydi bunların arkasından gelen (ummet)ler kendilerine acık belgeler geldikten sonra artık birbirlerini oldurmezlerdi. Ama (her seye ragmen) ayrılıp surtustuler : Kimi iman etti, kimi kufre saptı; fakat Allah dileseydi birbirlerini oldurmezlerdi. Ne var ki Allah diledigini isler

Verse 254 — Surah Al-Baqarah 2:254

Ey iman edenler! Icinde hicbir alım-satım, icten dostluk ve sefaatin olmadıgı gun gelmeden once sizi rızıklandırdıgımızdan (Allah icin, Allah yolunda) harcayın. Inkarcılar ise hep o haksızlıkta bulunanlardır

Verse 255 — Surah Al-Baqarah 2:255

Allah ki, O´ndan baska hicbir ilah yoktur, ancak O vardır; hep diridir O; yarattıklarını kudretiyle tedbiriyle tutup duran O; ne uyuklama tutar O´nu, ne de uyku...... Goktekiler ve yerdekiler O´nun. Izni olmaksızın O´nun katında sefaat edecek olan kim? Yarattıklarının onunde ne var, arkalarında ne var bilir. Onlar ise O´nun dilediginden baska, ilminden hicbir sey kavrayamazlar. Kursu´su (yuce kudret ve saltanatı) gokleri ve yeri kusatıp kaplamıstır. Her ikisini gorup gozetmek O´na agır gelmez. O, cok yuce ve cok buyuktur

Verse 256 — Surah Al-Baqarah 2:256

Dinde hicbir zorlama yoktur. Suphesiz dogru egriden, hak batıldan, hidayet dalaletten, hayır serden, iman kufurden (ayrılıp) acıkca ortaya cıkmıstır. Artık kim Hakk´a yonelir de ilahi sınırları asan sapıklık ve bilgisizligi, azgınlık ve asırılıgı tanımıyarak Allah´a inanırsa, gercekten o kopmak nedir bilmeyen en saglam kulpa tutunup yapısmıstır. Allah her seyi isitir ve bilir

Verse 257 — Surah Al-Baqarah 2:257

Allah, Iman edenlerin dost ve yardımcısıdır; onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Inkar edenlerin dost ve yardımcıları sapık azgınlardır, batılı temsil edenlerdir. Onları aydınlık (hak dinin nurun)dan karanlıklara cıkarırlar. Iste onlar Cehennem yaranlarıdır ve onlar orada ebedi kalıcılardır

Verse 258 — Surah Al-Baqarah 2:258

Kendisine Allah (kendi hikmet ve sunneti geregi) mulk verdi diye (olcusuzluk ve asırılık gostererek) Ibrahim ile Rabbi hakkında huccet getirme yarısına kalkısıp tartısanı gormedin mi ? Ibrahim ona : «Benim Rabbim hem diriltir, hem oldurur» deyince, o: «Ben de diriltir ve oldururum» demisti. Ibrahim bu defa : «Allah suphesiz ki gunesi dogudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir» deyince, o kufreden sapık sasırıp kalmıs (cevap veremez olmustu). Oyle ya, Allah haksızlık icinde olan milleti, dogru yolu bulmada basarılı kılmaz

Verse 259 — Surah Al-Baqarah 2:259

Veya catıları cokup altı ustune gelmis bir sehre ugrayan kimseyi gormedin mi? «Allah burayı olumunden sonra nasıl diriltecek ?» demisti. Bunun uzerine Allah o kimseyi yuz yıl olu bıraktıktan sonra diriltmisti ve: «Ne kadar (olu vaziyette) kaldın ?» diye sormustu. O da : «Ya bir gun, ya da bir gunden az bir zaman kaldım» diye cevap vermisti. Allah ona : «Hayır, yuz yıl kaldın ; oyle iken yiyecegine ve icecegine bak, henuz bozulmamıstır; bir de merkebine dikkat et! Ve hem bunlar seni insanlara (canlı bir) ibret ve ogut belgesi kılmamız icindir. Bir de o kemiklere bak, nasıl biraraya getirip yerli yerince duzene koyuyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz. Ne vakit ki (hakk) ona (bu suretle) apacık (bir defa daha) belli oldu, dedi ki: «Artık biliyorum ki, Allah´ın gercekten gucu her seye yeter (kalbim iyice buna inanıp yatıstı).»

Verse 260 — Surah Al-Baqarah 2:260

Bir vakit de Ibrahim: «Rabbim ! Oluleri nasıl diriltirsin, bana goster ?» demisti. Allah ona : «Inanmadın mı ?» buyurmustu. O da : «Hayır, inandım (ve inanıyorum) fakat kalbim yatıssın diye (arzuluyorum)» demisti. Allah : (Oyle ise) kuslardan dort tane tut da onları kendine alıstırıp cevir ve parcalayıp her parcasını bir dagın uzerine koy, sonra da onları cagır, kosarak sana gelirler. Bil ki Allah cok ustundur, cok gucludur ve yegane hikmet sahibidir,» buyurmustu

Verse 261 — Surah Al-Baqarah 2:261

Mallarını Allah yolunda harcayanların misali, yedi basak bitiren, her basagında yuz tane bulunan bir tohuma benzer. Allah diledigi kimseye (feyiz ve bereketini) kat kat artırır. Allah bol bol comertce verendir ; her seyi bilir

Verse 262 — Surah Al-Baqarah 2:262

Onlar ki mallarını Allah yolunda harcar sonra da harcadıklarının arkasından basa kakmaz, gonul incitmezler, onlar icin Rabları katında ecir vardır; onlara bir korku da yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

Verse 263 — Surah Al-Baqarah 2:263

Guzel tatlı bir soz ve bagıslama (kusur gormeme), pesine eziyet takılan bir sadakadan hayırlıdır. Allah (her seyden) gani (doygun)dir ve halim (lutuf ile muamele edip incitmeyen, aceleci olmayan)dır

Verse 264 — Surah Al-Baqarah 2:264

Ey iman edenler! Allah´a ve Ahiret gunune inanmayıp malını insanlara gosteris icin harcayan kimse gibi, sadakalarınızı basa kakmak ve gonul incitmekle bosa cıkarmayın. Cunku onun misali, kaygan bir kayaya benzer ki, uzerinde azıcık toprak vardır, derken ona siddetli bir yagmur dokunur da dazlak bırakır; isleyegeldikleri hic bir seye karsılık (bir sevap ve mukafat) kazanmaya guc getiremezler. Allah inkarcıları dogru yola eristirmez

Verse 265 — Surah Al-Baqarah 2:265

Allah´ın hosnutlugunu isteyerek ve kendilerini (iman ve Islam, hurriyet ve bagımsızlık vadisinde) koklestirip saglam bir duzeye eristirmek icin mallarını harcayanların misali, yuksekce bir arazideki guzel bahceye benzer ki, ona bol bol yagmur dokunmus da yemislerini iki kat vermistir. Ona bol bol yagmur dokunmasa bile bir cisenti (dokunmak yeter). Allah isleye geldiklerinizi gorup bilendir

Verse 266 — Surah Al-Baqarah 2:266

Sizden biriniz ister mi ki, hurmalık ve uzumlukten guzel bir bahcesi olsun, icinden ırmaklar aksın ; orada kendisinin her cesit meyvası bulunsun da yaslılık gelip catsın ve (is goremez aciz) zayıf cocukları olsun, derken o bahceye atesli bir kasırga dokunuversin de bahce oldugu gibi yansın ? Iste Allah iyice dusunesiniz diye size ayetlerini boylece acıklar

Verse 267 — Surah Al-Baqarah 2:267

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyi-temiz olanından ve yerden size cıkardıklarımızdan (Allah icin muhtaclara) harcayın. Kendinizin goz yummadan alıcısı olmadıgınız bayagı-kotu seyleri vermeye kalkmayın. Allah´ın (her seyden) doygun ve ovulmeye layık oldugunu bilin

Verse 268 — Surah Al-Baqarah 2:268

Seytan sizi fakirlikle tehdid edip korkutur, cimrilik ve hayasızlıga tesvik eder. Allah Ise kendi katından bir magfiret ve fazla (bir kar) va´deder. Allah´ın lutfu ihsanı boldur, O her seyi bilir

Verse 269 — Surah Al-Baqarah 2:269

Allah hikmeti diledigine verir. Kime hikmet verilmisse, gercekten ona cokca hayır verilmistir. Bunu da ancak akıl sahipleri dusunup anlar

Verse 270 — Surah Al-Baqarah 2:270

Nafakadan ne harcadınız veya adaktan ne adadınızsa elbette Allah onu bilir. Zalimlerin yardımcıları yoktur

Verse 271 — Surah Al-Baqarah 2:271

Sadakaları acıkca verirseniz o ne guzel! Eger onu gizler de oylece fakirlere verirseniz, bu sizin icin daha hayırlıdır ve (Allah bu sebeple) gunahlarınızdan bir kısmını orter (de bagıslar). Allah yaptıklarınızdan elbette haberlidir, (onları yeterince bilir)

Verse 272 — Surah Al-Baqarah 2:272

Onları dogru yola iletip eristirmek sana gerekmez, (senin gorev sınırına girmez). Ama Allah diledigi kimseyi dogru yola eristirir. Hayır (ve iyilik)den ne harcarsanız bunun yararı kendinizedir. Zaten siz ancak Allah rızasını gozeterek harcarsınız. Hayırdan ne harcarsanız karsılıgı tastamam verilir ve siz haksızlıga ugramıs olmazsınız

Verse 273 — Surah Al-Baqarah 2:273

(Sadakalarınızı), kendilerini Allah yoluna adayıp yeryuzunde dolasmayan (kapı kapı gezmiyen) fakirlere (verin) ki, onlar yuzsuyu dokmediklerinden, durumlarını bilmeyen, onları zengin sanır. Onları (siz Allah yolunda olanlar) cehrelerinden tanırsınız ; insanlardan yuzsuzluk ederek Istemezler. (Evet) hayırdan ne harcarsanız suphesiz ki Allah onu bilir

Verse 274 — Surah Al-Baqarah 2:274

Onlar ki. mallarını gece gunduz, gizli ve acık (hayır Isleyerek) harcarlar, iste onların ecir (karsılık verilecek mukafat)ları Rabları katındadır. Onlar uzerine bir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir de

Verse 275 — Surah Al-Baqarah 2:275

Riba (= faiz) yiyenler, (kabirlerinden) ancak Seytan carpmıs kimse gibi kalkarlar. Bu, onların «Alım-satım da faiz gibidir», demelerindendir. Halbuki Allah alım-satımı helal, faizi haram kılmıstır. Artık bundan boyle kime Rabbinden bir ogut gelir de faizden vazgecerse, gecmisi kendisine, isi hakkındaki hukum ise Allah´a aittir. Kim de faize doner, once oldugu gibi faizcilik yapmaya tekrar baslarsa, iste onlar Cehennemliktir, orada hep kalıcılardır

Verse 276 — Surah Al-Baqarah 2:276

Allah faizi, bereketini gidererek hep azaltır; sadakaları ise bereketlendirip arttırır. Hem Allah cok inkarcı hicbir gunahkarı sevmez

Verse 277 — Surah Al-Baqarah 2:277

Suphesiz ki iman edip yararlı islerde bulunan, namazı kılıp zekatı verenlerin mukafat ve sevapları Rabları katındadır. Hem onlara hicbir korku da yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir de

Verse 278 — Surah Al-Baqarah 2:278

Ey iman edenler! Allah´tan korkun, faizden arta kalanı bırakın eger gercekten inanmıssanız (Rabbinizin emrine uyun)

Verse 279 — Surah Al-Baqarah 2:279

Yok eger boyle yapmazsanız, artık Allah´a ve Peygamberine karsı savas actıgınızı bilin. Eger tevbe edip (faizcilikten vazgecerseniz) ana sermayeniz sizindir. Artık ne haksızlık eder, ne de haksızlıga ugramıs olursunuz

Verse 280 — Surah Al-Baqarah 2:280

Eger borclu sıkıntıda ise, onu, bir kolaylık bulununcaya kadar beklemek (uygun olur). (Alacagınızı) sadaka olarak bagıslarsanız sizin icin —eger bilirseniz— daha hayırlıdır

Verse 281 — Surah Al-Baqarah 2:281

Allah´a donduruleceginiz ve sonra da herkese kazandıgının (karsılıgı) eksiksiz verilecegi gunden (o gundeki hesaptan) korkun

Verse 282 — Surah Al-Baqarah 2:282

Ey iman edenler! Birbirinize belirli bir sureye kadar borclandıgınızda, onu yazın ; aranızdan dogrulukla tanınmıs bir katip de kendisine Allah´ın ogrettigi gibi yazmaktan cekinmesin, yazsın. Bir de uzerinde hak bulunan (borclu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah´tan korksun, (borcundan ve vadesinden) bir sey eksiltmesin. Eger borclu (malını dusunmeden ya da bilmeden harcayan) bir bon veya zayıf ya da yazdıramıyacak kadar acizse, velisi dogruluk olculeri icinde yazdırsın ve erkeklerinizden iki de sahid tutun ; eger ikisi de erkek olarak bulunamıyorsa, o takdirde sahidlerden razı olacagınız bir erkek, biri unutunca digerinin ona hatırlatması icin iki kadın (tutun). Sahidler cagrıldıklarında kacınmasınlar. Borc az olsun cok olsun onu vadesine kadar yazmaktan usenmeyin. Bu, Allah katında adalet olcu ve anlamına daha uygundur; sahidlik icin en saglam ve supheye dusmemeniz icin de en yakın olanıdır. Ancak aranızda hemen devredeceginiz pesin bir ticaret (alım-satım) ise, o takdirde bunu yazmamanızda size bir vebal yoktur. (Yazmalarında ise bir sakınca soz konusu degildir). Alım satımda bulundugunuzda da sahid tutun, yazana da, sahidlik edene de zarar verilmesin, (gerekirse ikisinin de mesaisi degerlendirilsin). Eger zarar verirseniz, herhalde bu sizin dogru yoldan cıkmanız olur. Allah´tan korkun ; Allah size (en dogrusunu) ogretiyor. Allah her seyi bilendir

Verse 283 — Surah Al-Baqarah 2:283

Eger yolculuk halinde iseniz ve bir katip de bulamıyorsanız, o takdirde alınan bir rehin yeter. Ama eger birbirinize karsı guven besliyorsanız, guvenilen kimse uzerindeki emaneti (ve borcu) odesin ; Rabbi olan Allah´tan korksun. Bir de sahitligi gizlemeyin. Onu kim gizlerse, herhalde kalbi gunahkardır. Allah islediklerinizi bilir

Verse 284 — Surah Al-Baqarah 2:284

Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Icinizdekini acıklasanız da, gizleseniz de Allah onunla sizi hesaba ceker, sonra da diledigini bagıslar, diledigine azab eder. Allah´ın kudreti her seye yeter

Verse 285 — Surah Al-Baqarah 2:285

Peygamber, Rabbinden indirilene iman etti; mu´minler de hepsi de Allah´a, O´nun meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar ve: «Peygamberlerinden hic birini (digerinden) ayırd etmeyiz» dediler ve «Isittik, itaat ettik ey Rabbimiz ! magfiretini dileriz, varısımız ancak Sanadır» derler

Verse 286 — Surah Al-Baqarah 2:286

Allah her kisiyi ancak gucunun yetecegiyle mukellef tutar; herkesin kazandıgı (iyilik ve guzellik) kendi yararınadır; yuklendigi (kotuluk ve vebal) kendi zararınadır. Ey Rabbimiz ! Unutacak ya da yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden oncekilere yukledigin agır bir yuku yukleme. Ey Rabbimiz! Guc getiremiyecegimiz seyi bize tasıtma. Bizi affet, bizi bagısla, bize merhamet et.. Sensin Mevlamız (yegane sahibimiz, koruyucumuz ve yakın dostumuz).. Artık kafir milletlere karsı bize yardım et