Back to Languages

Turkish - Chapter 21 - Al-Anbiya

Translation by Celal Y Ld R M — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Anbiya 21:1

Insanların hesap verme (gunu) yaklastı; onlar hala gaflet icinde (Hak´tan) yuzcevirirler

Verse 2 — Surah Al-Anbiya 21:2

Rablarından kendilerine gelen her yeni uyarıyı mutlaka eglenerek dinlerler

Verse 3 — Surah Al-Anbiya 21:3

Kalbleri (iyice) oyun ve eglenceye dalmıstır. O zulmedenler gizli gizli gorusup fısıldasırlar: «Bu da sizin gibi ancak bir insandır. Siz gorup durdugunuz halde sihre buyuye mi gidiyorsunuz?» (derler)

Verse 4 — Surah Al-Anbiya 21:4

(Onların bu tutumuna karsı Peygamber de soyle) dedi: «Rabbim gokte ve yerde soyleneni bilir; O her seyi isiten ve bilendir.»

Verse 5 — Surah Al-Anbiya 21:5

Onlar, «hayır, (Kur´an ve Muhammed´in dedikleri) olsa olsa (suur altında biriken) ruya sacmalarıdır. Hayır, O bunları uydurmustur; hayır O sairdir; degilse, bize onceki peygamberlere gonderildigi gibi bir mu´cize getirsin» derler

Verse 6 — Surah Al-Anbiya 21:6

Onlardan once yok ettigimiz hicbir kasaba halkı iman etmemisti, bunlar mı inanacaklar

Verse 7 — Surah Al-Anbiya 21:7

Senden once ancak Kendilerine vahyettigimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gonderdik. (Kadınlardan peygamber gondermedik). Eger bilmiyorsanız ilim ehlinden sorun

Verse 8 — Surah Al-Anbiya 21:8

Biz, o peygamberleri yemek yemiyen birer cesed kılmadık ve onlar (Dunya´da) ebedi de degillerdi

Verse 9 — Surah Al-Anbiya 21:9

Sonra da onlara verdigimiz sozu dogrulukla yerine getirdik. Onları ve diledigimiz kimseleri kurtardık, (inkarda, sapıklık ve azgınlıkta) asırı gidenleri ise yok ettik

Verse 10 — Surah Al-Anbiya 21:10

And olsun ki, size oyle bir kitap indirdik ki seref ve itibarınız ondadır (onunla gerceklesir). Hala aklınızı kullanmıyacak mısınız

Verse 11 — Surah Al-Anbiya 21:11

Zalim olan nice kasaba halkını kırıp gecirdik de onlardan sonra baska bir kavim yaratıp olusturduk

Verse 12 — Surah Al-Anbiya 21:12

Onlar, yok edici baskınımızı hissedince hemen oradan tabana kuvvet kacmaga koyuldular

Verse 13 — Surah Al-Anbiya 21:13

Kacmayın, refah icinde gecirdiginiz nimetlere ve konaklarınıza donunuz; cunku elbette sorguya cekileceksiniz

Verse 14 — Surah Al-Anbiya 21:14

(Kacmakla kurtulamıyacaklarını anlayınca), vay yazık oldu bize! Dogrusu biz zalimler idik, dediler

Verse 15 — Surah Al-Anbiya 21:15

Onların bicilmis ot, sonup bir yıgın kul haline gelinceye kadar hayıflanıp soylenmeleri boyle oldu

Verse 16 — Surah Al-Anbiya 21:16

Biz, gogu, yeri ve ikisi arasındaki seyleri oyuncak olarak yaratmadık

Verse 17 — Surah Al-Anbiya 21:17

Eger biz oyun eglence edinmeyi dileseydik, elbette onu kendi katımızda (kudretimizin yuceligine uygun anlamda) edinirdik. Ama biz boyle (gereksiz seyleri) yapanlar da (hic bir zaman) olmadık

Verse 18 — Surah Al-Anbiya 21:18

Hayır, biz hakkı batılın uzerine fırlatırız da onun beynini parcalar; bir de bakarsın ki batıl yok oluvermistir. (Allah´a yakıstırmaya calıstıkları) vasıflardan dolayı cok, hem cok yazıklar olsun size

Verse 19 — Surah Al-Anbiya 21:19

Goklerde ve yerde bulunan her sey O´nundur. O´nun huzurunda bulunanlar O´na ibadet etmeyi (bir hafiflik sayıp) buyukluk taslamazlar ve bıkkınlık da duymazlar

Verse 20 — Surah Al-Anbiya 21:20

Gece gunduz durmadan, dinlenmeden tesbih ederler

Verse 21 — Surah Al-Anbiya 21:21

Yoksa yeryuzunde bir takım ilahlar edindiler de onlar mı oluleri diriltip kaldıracaklar

Verse 22 — Surah Al-Anbiya 21:22

Eger gokte ve yerde Allah´tan baska ilahlar olsaydı gokle yerin duzeni bozulup altust olurdu. Ars´ın Rabbı olan Allah onların vasıflandırdıkları seylerden munezzehtir

Verse 23 — Surah Al-Anbiya 21:23

O, yaptıgından sorulmaz; onlar ise (yaptıklarından) sorulurlar

Verse 24 — Surah Al-Anbiya 21:24

Yoksa Allah´tan baska ilahlar mı edindiler? De ki : Haydi getirin kesin huccetlerinizi! Iste (bu Kur´an) benimle beraber olanların zikri ve benden oncekilerin zikridir! Hayır, onların cogu hakkı bilmezler de o sebeple yuzcevirirler

Verse 25 — Surah Al-Anbiya 21:25

Senden once gonderdigimiz, istisnasız her peygambere soyle vahyettik : Suphesiz ki benden baska ilah yoktur, artık bana ibadet edin

Verse 26 — Surah Al-Anbiya 21:26

Rahman (olan Allah) cocuk edindi, dediler. O, (cocuk edinmekten) cok yucedir, munezzehtir. Hayır onlar, (o melekler) ikrama ermis serefli kullardır

Verse 27 — Surah Al-Anbiya 21:27

Sozleriyle O´nun onune gecmezler ve ancak O´nun buyruguyla amel ederler

Verse 28 — Surah Al-Anbiya 21:28

Allah onların onlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ancak Allah´ın razı olacagı kimse icin sefaat ederler ve onlar Allah korkusundan saygıyla titrerler

Verse 29 — Surah Al-Anbiya 21:29

Onlardan kim, «ben Allah´tan baska bir tanrıyım» derse, iste onu Cehennem ile cezalandırırız. Zulmedenleri de iste boylece cezalandırırız

Verse 30 — Surah Al-Anbiya 21:30

Inkarcı sapıklar, goklerin ve yerin bitisik oldugunu, onları bizim ayırdıgımızı ve her canlı olanı sudan yaratıp meydana getirdigimizi gorup anlamıyorlar mı ? Hala inanmıyorlar mı

Verse 31 — Surah Al-Anbiya 21:31

Yeryuzu, insanları sarsıp calkalar diye onda sabit daglar olusturduk (da sarsıntıyı onledik); dogru hareket edebilsinler (sasırmadan varacakları yere varsınlar) diye onda yollar gecitler meydana getirdik

Verse 32 — Surah Al-Anbiya 21:32

Gogu de (bozulup dengesizlige dusmekten) korunmus bir tavan (gibi) yaptık. Halbuki onlar, bundaki belge ve delillerden yuzceviriyorlar

Verse 33 — Surah Al-Anbiya 21:33

Gece ve gunduzu; Gunes ve Ay´ı yaratan O´dur. Her biri bir yorungede yuzup gitmektedir

Verse 34 — Surah Al-Anbiya 21:34

Senden once de hicbir insana (Dunya´da) ebedilik vermedik. Sen olursun de onlar ebedi mi kalırlar

Verse 35 — Surah Al-Anbiya 21:35

Her canlı olumu tadıcıdır ve sizi imtihan olsun diye iyilik ve kotulukle mubtela kılarız, (yaratılısınız bu iki seyi islemeye musatddir). Sonunda bize donduruleceksiniz

Verse 36 — Surah Al-Anbiya 21:36

O kufredenler, seni gordukleri zaman alaya almaktan baska bir sey yapmazlar; «bu mu ilahlarınızı diline dolayıp duran ?» derler. Rahman´ın (indirdigi) Kur´an´ı inkar edip kafir olanlar da ancak bunlardır

Verse 37 — Surah Al-Anbiya 21:37

Insan (karakteri geregi) aceleden (acele hareket etme duygusuyla) yaratılmıstır. Size ayetlerimi gosterecegim, artık siz pek acele etmeyin

Verse 38 — Surah Al-Anbiya 21:38

Onlar size, «eger dogru soyleyenlerden iseniz, bu tehdidiniz ne zaman (gerceklesir) ? derler

Verse 39 — Surah Al-Anbiya 21:39

O kufredenler, onlerinden ve arkalarından kendilerini saran atesi men´edemiyecekleri ve yardım da goremiyecekleri anı bir bilselerdi

Verse 40 — Surah Al-Anbiya 21:40

Hayır, o onlara aniden gelecek de kendilerini sasırtacak ve artık onu geri cevirmeye guc getiremiyecekler ve onlara sure de tanınmıyacak

Verse 41 — Surah Al-Anbiya 21:41

And olsun ki, senden onceki peygamberler de alaya alınmıstı da alaya alanları alay ettikleri sey (cepecevre) kusatmıstı

Verse 42 — Surah Al-Anbiya 21:42

Geceleyin ya da gunduzleyin sizi Rahman (olan Allah)´dan (gelecek azabdan) kim koruyabilir? Aksine onlar, Rablarının zikrinden (kitabından) yuzcevirirler

Verse 43 — Surah Al-Anbiya 21:43

Yoksa kendilerini bizim (azabımızdan koruyup) engelleyecek bizden baska tanrıları mı vardır ? (Nerede ?..) O tanrılar kendilerine yardıma guc. getiremezler, bizden ise hic dostluk ve yakınlık goremezler

Verse 44 — Surah Al-Anbiya 21:44

Dogrusu biz, bunları da babalarını da gecindirdik de omurleri uzayıp gitti. Yerlerine (yasadıkları ulkelerine) gelip onu cevresinden yavas yavas eksilttigimizi gormuyorlar mı? Ustun gelenler onlar mıdır

Verse 45 — Surah Al-Anbiya 21:45

De ki: Ben ancak sizi vahiy ile uyarıyorum. Ama ne kadar uyarılsalar da sagırlar uyarı davetini isitmezler

Verse 46 — Surah Al-Anbiya 21:46

Yemin ederim ki, Rabbın azabından onlara bir esinti dokunsa, elbette, «yazıklar olsun bize ! Dogrusu biz zalimler idik» diyecekler

Verse 47 — Surah Al-Anbiya 21:47

Kıyamet gunune has adalet terazileri koyacagız. Hicbir kimse en az bir haksızlıga ugramaz. Hardal tanesi agırlıgında olsa bile (yapılan iyilik ve kotulugu) getirip ortaya koyacagız. Hesapcılar olarak biz yeteriz

Verse 48 — Surah Al-Anbiya 21:48

And olsun ki biz Musa ile Harun´a hak ile batılı ayıran, Allah´tan korkup fenalıklardan sakınanlar icin bir ısık, bir ogut olan kitap verdik

Verse 49 — Surah Al-Anbiya 21:49

O sakınanlar ki Rablarından gıyabında saygı ile korkarlar ve Kıyametin meydana gelis saatinden endise icinde titreyip dururlar

Verse 50 — Surah Al-Anbiya 21:50

Iste bu (Kur´an), indirdigimiz mubarek bir kitaptır. Simdi sız mı bunu inkar ediyorsunuz

Verse 51 — Surah Al-Anbiya 21:51

And olsun ki, bundan once de Ibrahim´e rusdunu (uygun olanı, dogru yolu, dogru dusunmeyi) vermistik ve biz bunu bilenlerdik

Verse 52 — Surah Al-Anbiya 21:52

Hani o bir vakit babasına ve kavmine, «nedir bu uzerine kapanıp durdugunuz heykeller?» demisti

Verse 53 — Surah Al-Anbiya 21:53

Onlar da, «babalarımızı bunlara tapanlar olarak bulduk» demislerdi

Verse 54 — Surah Al-Anbiya 21:54

O da, «yemin ederim ki siz de, babalarınız da cok acık bir sapıklık icindesiniz» demisti

Verse 55 — Surah Al-Anbiya 21:55

Onlar, «sen bize hakikati mi getirdin, yoksa sen saka mı ediyorsun ?» demislerdi

Verse 56 — Surah Al-Anbiya 21:56

Ibrahim onlara, «bilakis (ciddi soyluyorum). Sizin Rabbiniz goklerin ve yerin Rabbıdır ki onları yokluk karanlıgını yırtıp yaratmıstır ve ben de sahid olanlardanım» demisti

Verse 57 — Surah Al-Anbiya 21:57

Allah´a and olsun ki, siz arkanızı cevirip gittiginizde elbette putlarınıza bir tuzak kuracagım, (diye kendi kendine fısıldamıstı)

Verse 58 — Surah Al-Anbiya 21:58

Derken Ibrahim, onları parca parca etti; ancak donup basvururlar diye (putların) en buyugunu kırmadı

Verse 59 — Surah Al-Anbiya 21:59

Ilahlarımıza bu isi kim yaptı? O elbette zalimlerdendir, dediler

Verse 60 — Surah Al-Anbiya 21:60

Onlardan bir kısmı, «Ibrahim denen bir gene bunları diline dolayıp duruyordu» dediler

Verse 61 — Surah Al-Anbiya 21:61

Bunların sahitlik etmeleri ic!n onu halkın onune getirin, dediler

Verse 62 — Surah Al-Anbiya 21:62

Ey Ibrahim! Bunu sen mi yaptın ilahlarımıza ? dediler

Verse 63 — Surah Al-Anbiya 21:63

Ibrahim, «belki bu isi onların en buyugu yapmıstır, eger konusabiliyorlarsa, onlara sorun» dedi

Verse 64 — Surah Al-Anbiya 21:64

Bunun uzerine kendi vicdanlarına donup: «Suphesiz ki siz haksızlarsınız» dediler

Verse 65 — Surah Al-Anbiya 21:65

Sonra da basları uzerine donduler de: «And olsun ki bunların konusamıyacagını sen de bilirsin» dediler

Verse 66 — Surah Al-Anbiya 21:66

Ibrahim: «Siz Allah´ı bırakıp hicbir sey ile size yarar ve zarar vermeyecek seylere mi tapıyorsunuz

Verse 67 — Surah Al-Anbiya 21:67

Size de, Allah´tan baska taptıklarınıza da yuh olsun ! Hala aklınızı kullanmıyacak mısınız ?» dedi

Verse 68 — Surah Al-Anbiya 21:68

Onlar, «eger (Ibrahim´e ceza olarak bir sey) yapacaksanız onu ateste yakın da tanrılarınıza yardımcı olun» dediler

Verse 69 — Surah Al-Anbiya 21:69

Biz de «ey ates! Serin ve esenlik ol Ibrahim´e» dedik

Verse 70 — Surah Al-Anbiya 21:70

Ibrahim´e tuzak kurmak istediler. Biz de onları husrana ugrattık

Verse 71 — Surah Al-Anbiya 21:71

Hem ibrahim´i, hem Lut´u alemler icin mubarek kıldıgımız ulkeye (ulastırıp) kurtardık

Verse 72 — Surah Al-Anbiya 21:72

Ve ibrahim´e Ishak´ı, fazla olarak da Yakub´u verdik ve hepsini de iyi yararlı kisiler kıldık

Verse 73 — Surah Al-Anbiya 21:73

Onları emrimiz uyarınca dogru yolu gosteren onderler kıldık. Onlara hayırlı isleri islemeyi, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Zaten onlar bize ibadet eden kullardı

Verse 74 — Surah Al-Anbiya 21:74

Lut´a da hukum hikmet ve ilim verdik ve onu cok igrenc islerde bulunan kasabadan kurtardık. Suphesiz ki onlar, kotu, dogru yoldan cıkmıs ahlaksız bir kavim idi

Verse 75 — Surah Al-Anbiya 21:75

Lut´u rahmetimize aldık ; cunku o, iyi yararlı kisilerden idi

Verse 76 — Surah Al-Anbiya 21:76

Nuh´u da hatırla, hani o bir dua etmisti de duasını kabul edip onu da, ev halkını da buyuk bir felaket ve sıkıntıdan kurtardık

Verse 77 — Surah Al-Anbiya 21:77

Ve ayetlerimizi yalanlayan kavme karsı ona yardım edip intikam aldık. Suphesiz ki onlar kotu bir kavim idi; biz de hepsini oldugu gibi (tufanda) bogduk

Verse 78 — Surah Al-Anbiya 21:78

Davud ve Suleyman´ı da an, hani bir vakit bir kavmin koyunlarının yayıldıgı ekin tarlası hakkında hukum veriyorlardı ve biz de onların hukmune sahidler idik

Verse 79 — Surah Al-Anbiya 21:79

Biz onun (cozumunu gerektiren hukmu) Suleyman´a anlattık. Her ikisine de ayrı bir hukum, ayrı bir bilgi verdik. Davud´la beraber tesbih etsinler diye daglara ve kuslara bas egdirdik; (evet) biz idik (bunları duzenleyip) yapanlar

Verse 80 — Surah Al-Anbiya 21:80

Sizin icin, sizi onun (savasın) siddetinden korumak icin Davud´a giyilecek sekilde (zırh imal etme) sanatını ogrettik; artık siz (bunca nimetlere) sukredenler misiniz

Verse 81 — Surah Al-Anbiya 21:81

Suleyman´a siddetle esen ruzgarı bas egdirdik; onun emriyle, mubarek kıldıgımız yere akıp eserdi ve biz her seyi bilenleriz

Verse 82 — Surah Al-Anbiya 21:82

Seytanlardan da onun icin dalgıclık edenleri ve daha baska isleri gorenleri bas egdirdik ; onun buyruguna verdik ve onları koruyup disipline eden biz idik

Verse 83 — Surah Al-Anbiya 21:83

Eyyub´u da an, hani bir vakit o, Rabbına soyle (boyun egip) seslenmisti : «Dogrusu dert ve maraz bana gelip surtundu. Sen ise merhamet edenlerin en cok merhametlisisin.»

Verse 84 — Surah Al-Anbiya 21:84

Onun duasını kabul etmis, kendisinden o dert ve marazı gidermistik ve bizden bir rahmet, ibadete gonul verip devam edenlere bir anı olmak uzere ona, ailesini, onlarla beraber (kaybettiklerinin) bir mislini de vermistik

Verse 85 — Surah Al-Anbiya 21:85

Ismail, Idris ve Zelkifl´i de an, hepsi de sabredenlerdi

Verse 86 — Surah Al-Anbiya 21:86

Onları rahmetimize aldık. Suphesiz ki onlar iyi yararlı kisilerdendi

Verse 87 — Surah Al-Anbiya 21:87

Zunnun´u da an, hani bir vakit o ofkelenerek gitmisti de kendisini hic sıkıstırmıyacagımızı sanmıstı; ne var ki o karanlıklar icinde, «senden baska ilah yoktur, seni tenzih ederim ; dogrusu ben kendime haksızlık edenlerdenim» diye dua etmisti

Verse 88 — Surah Al-Anbiya 21:88

Onun duasını kabul ettik de kendisini uzuntu ve sıkıntıdan kurtardık. Iste biz, mu´minleri boyle kurtarırız

Verse 89 — Surah Al-Anbiya 21:89

Zekeriyya´yı da an, hani bir vakit o, «Rabbim, beni tek basıma bırakma ; sen ki varislerin en hayırlısısın,» diyerek Rabbına dua edip yalvarmıstı

Verse 90 — Surah Al-Anbiya 21:90

Onun duasını kabul ettik de Yahya´yı kendisine bagısladık; esini de (gebe kalmaya) elverisli duruma getirdik. Suphesiz ki onlar hayırlı islerde birbirleriyle yarısıyorlar, umit besleyerek icin icin saygı duyup korkarak bize dua ediyorlardı. Hem bize icten derin saygı duyup (kalbleri) urperenlerdi onlar

Verse 91 — Surah Al-Anbiya 21:91

Iffet ve namusunu gerektigi gibi koruyan o kadını (Meryem´i) de an ki, biz ona ruhumuzdan ufledik; kendisini de oglunu da alemlere acık bir ayet (belirgin bir mu´cize) yaptık

Verse 92 — Surah Al-Anbiya 21:92

Suphesiz ki bu sizin dininiz ve seriatınız tek bir din ve seriattır ve ben de Rabbınızım. Artık bana ibadet edin

Verse 93 — Surah Al-Anbiya 21:93

(Ne var ki insanlar) kendi aralarında bolunup parca parca oldular. (Ama sonunda) hepsi de bize doneceklerdir

Verse 94 — Surah Al-Anbiya 21:94

Artık kim mu´min oldugu halde iyi yararlı amellerde bulunursa, onun is ve gayreti inkar edilmiyecektir ve suphesiz ki biz onları yazmaktayız

Verse 95 — Surah Al-Anbiya 21:95

Yok etmemiz gereken kasaba halkının (yok olduktan sonra dunyaya donmesi veya yok olma noktasına geldikten sonra pismanlık duyup tevbe ederek) donus yapması haramdır, (mumkun degildir)

Verse 96 — Surah Al-Anbiya 21:96

Sonunda Ye´cuc ve Me´cuc (seddi) acılır da her bir tepeden sokulup sur´atle inerler

Verse 97 — Surah Al-Anbiya 21:97

Hak olan va´d (Kıyametin safhaları) yaklasınca bir de bakarsın ki o inkar edenlerin gozleri belerip kalır, «eyvah bize! Biz bundan gaflette bulunuyorduk; daha dogrusu biz zalimler idik» derler

Verse 98 — Surah Al-Anbiya 21:98

Suphesiz ki siz ve Allah´tan baska taptıklarınız Cehennem odunusunuz ve siz oraya varacaksınız

Verse 99 — Surah Al-Anbiya 21:99

Eger bu taptıkları (putlar) gercek ilahlar olsaydı, elbette Cehennem´e varmazlardı. Hepsi de orada devamlı kalıcılardır

Verse 100 — Surah Al-Anbiya 21:100

Onlara, orada ah, vah edip inlemek vardır ve orada bir sey de isitmiyeceklerdir

Verse 101 — Surah Al-Anbiya 21:101

Suphesiz ki bizden kendilerine en guzel (en doyurucu mutluluk) sozu verilmis olanlar (var ya), iste onlar Cehennem´den uzak tutulmuslardır

Verse 102 — Surah Al-Anbiya 21:102

Cehennem ugultusunu da duymazlar ve onlar canlarının cektigi nimetler icinde ebedidirler

Verse 103 — Surah Al-Anbiya 21:103

En buyuk dehset salan korku onları uzmez. Melekler onları karsılar da «bu size soz verilen gundur!» derler

Verse 104 — Surah Al-Anbiya 21:104

O gun gogu, kitap (sahifelerini ya da formalarını) katladıgımız gibi katlarız. Ilk yaratmaya basladıgımız gibi uzerimize gerekli bir va´d olarak tekrar (yaratıp) geri cevirecegiz. Suphesiz ki biz (boyle) yaparız

Verse 105 — Surah Al-Anbiya 21:105

And olsun ki, Zikir ( = Levhi-mahfuz veya Tevrat) dan sonra Zebur´da da yeryuzune iyi yararlı kullarım varis olacak diye yazmısızdır

Verse 106 — Surah Al-Anbiya 21:106

Suphesiz ki bu (Kur´an)da kendini ibadete veren bir millet icin amaca ulasma ve yeterli ogut (yolları) vardır

Verse 107 — Surah Al-Anbiya 21:107

Biz seni acak onlemlere rahmet olarak gonderdik

Verse 108 — Surah Al-Anbiya 21:108

De ki: Bana ancak ilahınızın tek bir ilah oldugu vahyediliyor. Artık siz Musluman olmuyor musunuz

Verse 109 — Surah Al-Anbiya 21:109

Yuzcevirirlerse de ki: Size dupeduz bildirdim : Tehdid edildiginiz o sey yakın mı, uzak mı bilmem

Verse 110 — Surah Al-Anbiya 21:110

Suphesiz ki O, sozun acıga vurulanını da bilir, gizlediginizi de bilir

Verse 111 — Surah Al-Anbiya 21:111

Bu (tehdid edilen seyin) geciktirilmesi sizin icin bir sınav ve belki bir sureye kadar gecindirmek icin midir bilmiyorum

Verse 112 — Surah Al-Anbiya 21:112

(Peygamber) dedi ki: Ey Rabbim! Aramızda hakk ile hukmet. Rahman olan Rabbimiz, sizin vasfe degeldiginiz seylere karsı yardımı istenilendir