Verse 1 — Surah An-Nisa 4:1
Ey insanlar! Sizi bir tek nefs (can olan Adem)den yaratan, ondan da esini meydana getiren ve ikisinden bircok erkekler ve kadınlar ureten Rabbinize karsı gelmekten ve akrabalık (baglarını koparmak)tan sakının. Suphesiz ki, Allah uzerinizde (kusursuz) bir gozeticidir
Verse 2 — Surah An-Nisa 4:2
Yetimlere mallarını verin; temizi murdara degistirmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza karıstırarak yemeyin. Cunku boyle yapmanız muhakkak ki buyuk bir vebaldir
Verse 3 — Surah An-Nisa 4:3
Eger (velisi bulundugunuz) yetim kızlarla (evlenince) haklarını gozetemiyeceginizden, adalet saglayamıyacagınızdan korkarsanız, (onlarla degil) size helal olup hosunuza giden diger kadınlarla ikiser, ucer, dorder nikah ediniz. Eger bu takdirde de aralarında adalet kuramıyacagınızdan endise ederseniz bir kadınla veya elinizin altındaki cariye ile yetinin. Bu, adaletten sapmamanıza daha yakındır
Verse 4 — Surah An-Nisa 4:4
(Evlendiginiz) kadınlara mehirlerini gucluk cıkarmadan gonul rızasıyla verin. Eger onun bir kısmını kendi arzularıyla size bagıslarlarsa, onu rahatlıkla, icinize sinerek yeyin
Verse 5 — Surah An-Nisa 4:5
Allah´ın geciminizi saglamaya destek kıldıgı mallarınızı (savurgan) beyinsizlere vermeyin; (mallarınızda yapacagınız tasarruf ve elde edeceginiz gelirle) onları besleyin, giydirin ve kendilerine orfe uygun guzel soz soyleyin
Verse 6 — Surah An-Nisa 4:6
(Himayeniz altındaki) yetimleri, evlenme cagına gelinceye kadar deneyin ; onlarda (din ve dunya islerinde, malı koruma ve bilerek harcama hususunda) bir olgunluk gorurseniz, mallarını kendilerine teslim ediniz. Buyurler de (geri alırlar) diye mallarını tezelden gereksiz harcayıp yemeyiniz. Zengin olan (vasi ya da veli) mustagni davransın ; fakir olanı ise orfe uygun sekilde yesin. Bir de yetimlerin mallarını (vakti gelip) kendilerine teslim ettiginiz zaman onlara karsı sahid tutunuz. Hesap sorucu olarak Allah yeter
Verse 7 — Surah An-Nisa 4:7
Ana-baba ve yakın hısımların —az olsun, cok olsun— geriye bıraktıgı (mirası)ndan erkeklere bir pay; yine ana-baba ve yakın hısımların geriye bıraktıgı (mirası)ndan kadınlara bir pay vardır. Bu, farz kılınmıs belirli bir hissedir
Verse 8 — Surah An-Nisa 4:8
Miras taksiminde (mirascı olmayan) hısımlar, oksuzler ve yoksullar hazır bulunursa, azık olacak olcude onlara da bir sey verin ve guzel soz soyleyin (kırıcı, incitici olmayın)
Verse 9 — Surah An-Nisa 4:9
Arkalarında elleri ermez, gucleri yetmez cocuklarını bırakacak olsalardı, onlar hakkında endise duyanlar, (vasilik ettikleri yetimler hakkında da) aynı endiseyi duysunlar (ve bu hususta da) Allah´a karsı gelmekten sakınsınlar, saglam ve dogru soz soylesinler
Verse 10 — Surah An-Nisa 4:10
Dogrusu yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak karın dolusu ates yemis olurlar. Onlar harıl harıl yanıp yukselen bir atese gireceklerdir
Verse 11 — Surah An-Nisa 4:11
Allah, cocuklarınız hakkında (miras konusunda) sunu tavsiye eder, (ilahi hukumlerini bildirir): Erkege, iki disi payı vardır. Disiler ikiden fazla ise, (erkek kardesleri de yoksa) terekenin ucte ikisini alırlar. Disi bir tane ise, (yine erkek kardesi de yoksa) terekenin yarısı onundur. Eger olenin cocugu varsa, ana-baba-dan her birine altıda bir hisse verilir. Olenin cocugu yoksa, ana-babası da kendine mirascı bulunuyorsa, anasına ucte bir, (geriye kalanı babasına) verilir. Olenin kardesleri varsa, anası altıda bir alır. Butun bunlar, olenin yaptıgı vasiyyeti ve uzerindeki borcu yerine getirildikten sonradır. Babalarınızdan ve cocuklarınızdan hangisinin fayda bakımından daha yakın oldugunu bilemezsiniz. (Belirlenen paylar) Allah´tan bir farizadır. Allah bilendir ve yegane hikmet sahibidir
Verse 12 — Surah An-Nisa 4:12
Eger karılarınızın cocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Cocukları varsa, bıraktıklarının dortte biri sizindir. Butun bunlar yaptıkları vasiyyet veya (uzerlerindeki) borc (odenip) yerine getirildikten sonradır. Eger cocugunuz yoksa, bıraktıgınızın dortte biri karılarınızındır. Cocugunuz varsa, bıraktıgınızın sekizde biri karılarınızındır. Bu da yaptıgınız vasiyyet veya borctan sonradır. Eger varis olunan (muris) erkek veya kadının cocugu ve babası yoksa ve (ana tarafından) bir erkek veya kız kardesi bulunuyorsa, herbirine altıda bir verilir. Sayıları bundan (birden) fazla ise ucte bir hisseye ortaktırlar. Bu da yapılan vasiyyet veya borctan sonradır. Butun bunlar mirascıları zarara ugratmaksızın yerine getirilir. Bunlar Allah tarafından tavsiye (emir)dir. Allah bilendir ve yuksek hilm sahibidir
Verse 13 — Surah An-Nisa 4:13
Iste bunlar Allah´ın sınırlarıdır. Kim Allah´a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları Cennetlere koyar. Bu da buyuk bir kurtulustur
Verse 14 — Surah An-Nisa 4:14
Kim de Allah´a ve Peygamberine isyan edip (baskaldırır) da O´nun sınırlarını asarsa, Allah onu, icinde devamlı kalacagı bir atese sokar ; artık horlayıcı bir azab onun icindir
Verse 15 — Surah An-Nisa 4:15
Kadınlarınızdan fuhus (zina) yapanların, (bunu isbat icin) aleyhlerine aranızdan dort sahit getirin. Eger sahitlik ederlerse, o kadınları olum alıp goturunceye veya Allah onlara bir yol acıncaya kadar evlerde tutun
Verse 16 — Surah An-Nisa 4:16
Sizlerden fuhusa sapanların (zina edenlerin) ikisine de eziyette bulunun (onları ayıplayıp, kınayın). Tevbe edip kendilerini duzeltirlerse, artık vazgecin. Suphesiz ki, Allah tevbeleri cokca kabul eden ve merhameti bol olandır
Verse 17 — Surah An-Nisa 4:17
Allah´ın kabul edecegini uzerine aldıgı tevbe, bilmeyerek kotuluk (gunah) isledikten sonra cok gecmeden pismanlık duyanların tevbesidir. Iste Allah bunların tevbesini kabul eder. Allah bilendir ve yegane hikmet sahibidir
Verse 18 — Surah An-Nisa 4:18
Yoksa kotuluk (gunah ve veballeri isleyip (devam ederken) kendisine olum gelince, «Ben simdi tevbe ettim» diyenlerin ve bir de kafir olarak olenlerin tevbesi (kabul edilir) degildir. Iste onlara elem verici bir azab hazırlamısızdır
Verse 19 — Surah An-Nisa 4:19
Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmaya kalkmanız, (mehir olarak) verdiginizin bir kısmını alıp goturmeniz icin onları sıkıstırmanız size helal degildir. Megerki apacık bir fuhus isleyeler. (O takdirde verilenin bir kısmı karsılıgında bosayabilirsiniz). Kadınlarınızla iyi gecinin. Kendilerinden hoslanmayıp tiksiniyorsanız, hoslanmadıgınız bir seyde Allah bircok hayr takdir etmis olabilir
Verse 20 — Surah An-Nisa 4:20
Bir esinizi bosayıp da yerine baska bir es almak istiyorsanız, oncekine (mehir olarak) kantar kantar altın (cokca mal) vermis olsanız bile, hicbir seyi geri almayınız. (Bosamaya sebep uydurup) iftira ederek, acık gunah isleyerek verdiginizi ondan geri alır mısınız
Verse 21 — Surah An-Nisa 4:21
Nasıl alırsınız ki, birbirinize iyice katılıp basbasa kaldınız ve onlar (adına) sizden saglam bir soz de almıslardı
Verse 22 — Surah An-Nisa 4:22
Babalarınızın evlendigi kadınlarla evlenmeyin, ancak gecen gecti. Dogrusu bu bir fuhus, cok cirkin bir davranıs, ilahi gazab ve ne kotu bir yoldur
Verse 23 — Surah An-Nisa 4:23
Analarınız, kızlarınız, kızkardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardes kızları, kızkardes kızları, sizi emziren sut analarınız, sut kardesleriniz, karılarınızın anaları, kendileriyle gerdege girdiginiz karılarınızdan (dogma) yanınızda beslediginiz uvey kızlarınız, —analarıyla gerdege girmemisseniz onlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur— oz ogullarınızın kanlarıyla ve iki kız kardesi nikahınız altında birlestirmek suretiyle evlenmeniz haram kılınmıstır. Ancak (daha once) gecen gecmistir. Suphesiz ki Allah hem cok bagıslayan, hem cok merhamet edendir
Verse 24 — Surah An-Nisa 4:24
Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılınmıstır. Elinizde bulunan (evli harp esirleri) cariyeler mustesna.. (Iste butun bunlar) Allah´ in size farz kıldıgı yazılı hukumlerdir; bunlardan baskasını, namuslu-iffetli, zinadan kacınarak mallarınızla (mehir verip) istemeniz size helal kılınmıstır. O halde onlardan hangisinden (nikah akdiyle) yararlandınızsa, mehrini takdir edildigi sekilde verin ; (bu bir haktır). Takdir edildikten sonra karsılıklı rıza ile anlastıgınızda size bir vebal yoktur. Suphesiz ki, Allah bilendir ve yegane hikmet sahibidir
Verse 25 — Surah An-Nisa 4:25
Sizden kim iffetli hur mu´mine kadınlarla evlenecek guce sahip degilse, ellerinizde bulunan mu´mine cariyelerinizden (alıp evlensin). Allah imanınızı daha iyi bilendir. Kiminiz kiminizdensiniz, (aynı soydan gelmesiniz). O halde fuhusta bulunmayan, gizli dost edinmeyen namuslu iffetli olanlarını sahiplerinin izniyle kendinize nikahlayın ; mehirlerini de orfe uygun bicimde verin. Bu evlilikten sonra fuhsa saparlar (zina ederler)se, o takdirde cezaları, hur kadınlar hakkında konan cezanın yarısıdır. (Cariyeyle evlenmenize izin verilmesi) sizden gunah sıkıntısına (zinaya) dusmekten korkanlar icindir. Sabretmeniz sizin icin daha hayırlıdır. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir
Verse 26 — Surah An-Nisa 4:26
Allah size (dini hukumleri ve hukumlerin baglı bulundugu ahlaki olculeri) acıklamak, sizden oncekilerin yollarını (ornekleriyle sergileyip) gostermek ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah bilendir ve yegane hikmet sahibidir
Verse 27 — Surah An-Nisa 4:27
(Oyle ya) Allah tevbelerinizi kabul etmek ister. Sehvetlerine uyup gidenler ise, sizin (dogru yoldan) iyice sapmanızı arzu ederler
Verse 28 — Surah An-Nisa 4:28
Allah sizden (agır sorumlulukları, tasınması zor yukleri) hafifletmek ister. Insan oldukca zayıf (iradeli) yaratılmıstır
Verse 29 — Surah An-Nisa 4:29
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl sebeplerle yemeyin; ancak karsılıklı rızayla meydana gelen alım-satım ile (yemeniz helaldir). Kendi kendinizi (haram yiyip haksızlıkta bulunarak) oldurmeyin. Suphesiz ki Allah size karsı cok merhametlidir
Verse 30 — Surah An-Nisa 4:30
Kim de bunu (ilahi sınırı) asarak, haksızlıkta bulunarak islerse, onu atese ulastırıp (Cehennem´e) sokacagız. Bu da Allah´a gore cok kolaydır
Verse 31 — Surah An-Nisa 4:31
Eger men´edildiginiz buyuk gunahlardan kacınırsanız, kusurlarınızı ortup temizleriz ve sizi serefli bir makama yerlestiririz
Verse 32 — Surah An-Nisa 4:32
Allah´ın kiminizi kiminizden ustun kıldıgı hususları temenni edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Siz Allah´tan bol nimetini, comertce ihsanını isteyin. Suphesiz ki Allah, her seyi bilendir
Verse 33 — Surah An-Nisa 4:33
Ana-babanın ve yakın hısımların geriye bıraktıkları maldan —erkek ve kadından her biri icin— varisler kıldık. Kendileriyle yeminli baglantı yaptıgınız kimselere de hisselerini verin. Suphesiz ki Allah her seye sahittir
Verse 34 — Surah An-Nisa 4:34
Erkekler, kadınlar uzerine koruyucu ve islerini yurutucu ustunluktedirler. Bu da Allah´ın kimini kimine ustun kılması ve erkeklerin mallarını (mehir ve nafaka olarak) harcamaları sebebiyledir. Bu bakımdan guzel huylu, iyi amelli kadınlar itaatlıdırlar. Allah (onların haklarını ve iffet perdelerini) nasıl koruduysa, onlar da (kocalarının) yoklugunda oylece (hem kendilerini, hem kocalarının mal ve serefini) korurlar. O kadınların ki, bas kaldırıp itaatsizliklerinden endise duyarsanız, once onlara ogut verin, sonra da yataklarında yalnız bırakın ; (yola gelmezlerse) bu defa dovun. O takdirde (kadınlık vecibelerini yerine getirip) size itaat ederlerse, artık (uzup incitmek icin) aleyhlerinde bir yol aramayın. Suphesiz ki Allah, cok yucedir, cok buyuktur
Verse 35 — Surah An-Nisa 4:35
Karı-koca arasının acılmasından endise ederseniz, bir hakem erkegin ailesi tarafından, bir hakem de kadının ailesi tarafından gonderin ; karı-koca (ya da hakemler) aralarını duzeltmeyi dilerlerse, Allah onları basarılı kılar. Suphesiz ki, Allah her seyi bilen ve her olup bitenden haberlidir
Verse 36 — Surah An-Nisa 4:36
Allah´a ibadet edin (kulluk vecibelerini yerine getirin), hicbir seyi O´na ortak kosmayın. Anaya, babaya iyilik edin ; hısımlara, yetimlere, yoksullara, yakın komsuya, uzak komsuya, yanınızdaki arkadasa, yolda kalmısa ve sahip oldugunuz elinizin altındaki (kole, cariye, hizmetci, isci)lere de iyilik edin, (alcak gonullu, guzel sozlu davranın). Suphesiz ki, Allah kendini begenip boburleneni ve ovuneni sevmez
Verse 37 — Surah An-Nisa 4:37
Onlar ki, cimrilik eder, insanlara da cimrilikle tavsiyede bulunur ve Allah´ın kendilerine verdigi bol nimeti, comertce ihsanı gizlerler, (elbette ki Allah onları sevmez). Biz de boyle olan inkarcı nankorlere asagılayıcı bir azab hazırladık
Verse 38 — Surah An-Nisa 4:38
Hem onlar ki mallarını, insanlara gosteris olsun diye. harcarlar da Allah´a ve Ahiret gunune inanmazlar, (onların arkadası Seytan´dır). Artık Seytan kime dost ve arkadas olursa, arkadas olarak o ne kotudur
Verse 39 — Surah An-Nisa 4:39
Allah´a ve Ahiret gunune iman edip Allah´ın kendilerine rızık olarak verdiginden (Allah icin) harcasalardı ne zararları olurdu ? Allah onları bilendir
Verse 40 — Surah An-Nisa 4:40
Suphesiz ki Allah zerre agırlıgınca haksızlık yapmaz. Zerre agırlıgınca bir iyilik olsa, onu kat kat arttırır ve kendi katından bir de buyuk bir ecir (mukafat) verir
Verse 41 — Surah An-Nisa 4:41
Her ummetten bir sahid getirecegimiz, seni de onlar uzerine sahid getirecegimiz zaman (halleri) nice olur
Verse 42 — Surah An-Nisa 4:42
Kufredip Peygamber´e karsı gelenler; o gun yerle bir olmayı cok isterler ve Allah´tan hicbir soz gizleyemezler
Verse 43 — Surah An-Nisa 4:43
Ey iman edenler! Sarhos iken —ne dediginizi bilinceye kadar— cunup iken, —yoldan gecmeniz mustesna— gusledinceye kadar namaza (ve mescide) yaklasmayın. Eger hasta veya yolculukta iseniz, sizden biriniz tabii ihtiyacını gidermekten gelmisse veya kadınlara dokunmussanız, bu durumda su da bulamamıssanız, temiz bir topraga teyemmum edip yuzlerinize ve ellerinize surun. Suphesiz ki Allah cok affedici ve cok bagıslayıcıdır
Verse 44 — Surah An-Nisa 4:44
Kendilerine kitaptan az-cok bir pay verilenlere bakmaz mısın ? Bunlar sapıklıgı satın alıp sizin de dogru yoldan sapmanızı isterler
Verse 45 — Surah An-Nisa 4:45
Allah ise dusmanlarınızı daha iyi bilendir. Isinizi duzenleyici dost olarak da Allah yeter; yardımcı olarak da Allah elverir
Verse 46 — Surah An-Nisa 4:46
Yahudilerden bir kısmı, kelimeleri konuldugu yerden degistirirler, dillerini egip bukerek, dine de saldırarak, «isittik (ama kalbimizle) karsı koyduk!» derler. Dinle, a dinlemez olası! «Raina — bizi gut, bizi gozet a coban !» derler. Eger onlar, «isittik ve itaat ettik», «dinle ve bizi gozet!» deselerdi herhalde kendileri icin daha hayırlı ve daha dogru olurdu. Ama Allah kufurleri sebebiyle onları lanetlemistir. Bu yuzden —azı mustesna— iman etmezler
Verse 47 — Surah An-Nisa 4:47
Ey kendilerine kitap verilenler ! Beraberinizdeki kitabı tasdik ettigi halde indirdigimiz bu Kitab (Kur´an)a, biz henuz bir takım yuzleri belirsiz hale getirip enselerine cevirmeden veya Cumartesi (hurmetini cigneyen) kimseleri lanetledigimiz gibi onları lanetlemeden once iman edin. Allah´ın emri mutlaka yerine gelir
Verse 48 — Surah An-Nisa 4:48
Suphesiz ki Allah, kendisine ortak kosulmasını bagıslamaz; bundan baska (gunahları) diledigi kimseler icin bagıslar. Artık kim Allah´a ortak kosarsa, suphesiz o, buyuk bir gunah ile iftirada bulunmus olur
Verse 49 — Surah An-Nisa 4:49
Gormedin mi, su kendini temize cıkaranları ? Ama Allah, diledigini temize cıkarır ve hurma cekirdegindeki ince lif kadar olsun haksızlıga ugramazlar
Verse 50 — Surah An-Nisa 4:50
Bak, Allah´a karsı nasıl yalan uyduruyorlar! Acık gunah olarak bu yeter
Verse 51 — Surah An-Nisa 4:51
Su kendilerine kitaptan azcok bir pay verilenleri gormedin mi? Cibt ve Tagut (put ve benzeri batıl tanrılarla inanıyorlar ve inkarcılar icin de, «Bunlar su iman eden (Musluman mu´min)lerden yolca daha dogrudurlar!» diyorlar
Verse 52 — Surah An-Nisa 4:52
Iste bunlar, Allah´ın lanetledigi kimselerdir. Allah kimi lanetlerse artık ona bir yardımcı bulamazsın
Verse 53 — Surah An-Nisa 4:53
Yoksa onlara mulk-u saltanattan bir pay mı var ? O takdirde insanlara hurma cekirdeginin oyugu kadar bir sey bile vermezler
Verse 54 — Surah An-Nisa 4:54
Yoksa Allah´ın insanlara comertce sundugu nimet ve bol ihsanına karsı hased mi ediyorlar ? Gercekten biz Ibrahim hanedanına kitap ve hikmet verdik, hem de buyuk bir mulk sunduk
Verse 55 — Surah An-Nisa 4:55
Bu sebeple onlardan kimi iman etti, kimi de yuzcevirdi. Cehennemin boy boy yukselen atesi onlara elverir
Verse 56 — Surah An-Nisa 4:56
Suphesiz ki, ayetlerimizi in kar eden kafirleri ileride atese atıp yakacagız; derileri her yandıgında —azabı iyice tadsınlar diye— onun yerine baska deri koyup yeniliyecegiz. Dogrusu Allah cok gucludur, cok ustundur, yegane hikmet sahibidir
Verse 57 — Surah An-Nisa 4:57
Iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanları, altlarından ırmaklar akan Cennet´lere sokacagız; artık orada devamlı kalırlar; onlara orada tertemiz zevceler vardır ve onları koyu golgelige koyacagız
Verse 58 — Surah An-Nisa 4:58
Suphesiz ki Allah emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hukmettiginizde adaletle hukmetmenizi emreder. Dogrusu Allah, bununla size ne guzel ogut verir! Suphesiz ki Allah her seyi isiten ve gorendir
Verse 59 — Surah An-Nisa 4:59
Ey iman edenler! Allah´a itaat edin ; Peygambere itaat edin, sizden olan emir sahiplerine de... Bir sey hakkında tartısıp cekisirseniz, onu Allah´a ve Peygamber´e dondurun ; tabii eger Allah´a ve Ahiret gunune inanıyorsanız... Boyle yapmanız daha hayırlı, sonuc itibariyle de daha iyidir
Verse 60 — Surah An-Nisa 4:60
Sana indirilene ve senden once indirilene inandıklarını iddia edenleri gormedin mi ? Batılı temsil edenin onunde muhakeme olmak isterler ; halbuki onu tanımamak (reddedip uymamak)la emrolunmuslardı. Seytan onları cok uzak bir sapıklıkla saptırmak ister
Verse 61 — Surah An-Nisa 4:61
Onlara, Allah´ın indirdigine ve Peygamber´e gelin, denildigi zaman, munafıkların senden hep uzak kaldıgını gorursun
Verse 62 — Surah An-Nisa 4:62
islediklerinin karsılıgı olarak kendilerine bir musibet dokununca nasıl da cok gecmeden sana gelip iyilik etmekten ve ara bulmaktan baska bir sey istemedik, diye Allah ile yemin ederler
Verse 63 — Surah An-Nisa 4:63
Iste bunlar oyle kimselerdir ki, Allah kalblerinde olanı cok iyi bilir. Onlardan yuzcevir, onlara ogut ver, onlara kendileriyle ilgili cok te´sirli acık-secik soz soyle
Verse 64 — Surah An-Nisa 4:64
Biz gonderdigimiz her peygamberi, ancak —Allah´ın izniyle— kendisine itaat edilmesi icin gonderdik. Eger onlar kendilerine zulmettiklerinde sana gelip Allah´tan gunahlarının bagıslanmasını dileselerdi ve Peygamber de onlar icin Allah´tan bagıslanma dileseydi, elbette Allah´ı tevbeleri cokca kabul eden ve cok merhametli bulurlardı
Verse 65 — Surah An-Nisa 4:65
Hayır, hayır! Rabbine and olsun ki, aralarında tartısıp cekistikleri seylerde seni hakem kabul edip sonra da verdigin hukumden dolayı iclerinde bir sıkıntı duymaksızın tam bir baglanısla baglanmadıkca iman etmis olmazlar
Verse 66 — Surah An-Nisa 4:66
Eger onlara: «Kendinizi oldurun veya yurdunuzdan cıkın !» diye bir sey farz kılmıs olsaydık, iclerinden pek azı dısında bunu yapmazlardı. Eger kendilerine yapılan ogudu yerine getirselerdi, herhalde haklarında hayırlı, (imanlarının) sebat etmesi bakımından daha saglam ve sıhhatli olurdu
Verse 67 — Surah An-Nisa 4:67
Ve o zaman biz de kendi katımızdan onlara buyuk bir mukafat verir ve kendilerini elbette dogru bir yola eristirirdik
Verse 68 — Surah An-Nisa 4:68
Ve o zaman biz de kendi katımızdan onlara buyuk bir mukafat verir ve kendilerini elbette dogru bir yola eristirirdik
Verse 69 — Surah An-Nisa 4:69
Oyle ya, kim Allah´a ve Peygamber´e itaat ederse, iste onlar Allah´ın kendilerine nimet sundugu Peygamberler, Sıddikler, Sehidler ve Salihlerle beraberdirler. Bunlar ise ne guzel arkadaslardır
Verse 70 — Surah An-Nisa 4:70
Iste bu bol nimet, cok ihsan Allah´tandır. Allah´ın (her seyi geregi gibi) bilmesi yeter
Verse 71 — Surah An-Nisa 4:71
Ey iman edenler! (dusmana karsı) hazırlanıp tetik uzere olun da (gerektiginde) boluk boluk cıkın veya toptan seferber olun
Verse 72 — Surah An-Nisa 4:72
icinizden oylesi var ki, agır davranır; size bir musibet dokunursa, «Herhalde Allah bana lutfetti, cunku onlarla beraber hazır bulunmadım» der
Verse 73 — Surah An-Nisa 4:73
Ve Allah´tan size bol nimet, cok ihsan erisirse, —aranızda hicbir dostluk ve sevgi yokmus gibi davranarak— «Keske onlarla beraber bulunsaydım da, ben de buyuk bir basarı elde etseydim» diye (hayıflanır)
Verse 74 — Surah An-Nisa 4:74
Gercek bu olunca, artık dunya hayatını Ahiret (sevabı ve mutlulugu) karsılıgında satanlar, Allah yolunda savassınlar. Kim Allah yolunda savasır da oldurulur veya ustun gelir (gazi olur)sa, ona buyuk bir ecir (mukafat) verecegiz
Verse 75 — Surah An-Nisa 4:75
Size ne oluyor da Allah yolunda ve «Rabbimiz ! Halkı zalim olan su ulkeden bizi cıkarıp kurtar ve kendi katından islerimizi duzene koyacak bir sahip ve kendi tarafından bize bir yardımcı gonder» diyen zavallı erkekler, kadınlar ve cocuklar ugrunda savasmıyorsunuz
Verse 76 — Surah An-Nisa 4:76
Iman edenler, Allah yolunda savasırlar; inkar edenler, tagut (azgın kafirler, lanete hak kazanan Iblis ve Allah´tan baska ilah edinilen batıl tanrı) yolunda savasırlar. O halde siz seytanın dostlarıyla savasın. Suphesiz ki, seytanın hilesi pek zayıftır
Verse 77 — Surah An-Nisa 4:77
Kendilerine, «ellerinizi savastan cekin ; namazı kılın, zekatı verin» denilen kimseleri gormedin mi ? Savas uzerlerine farz kılınınca iclerinden bir topluluk (dusmanları olan) insanlardan, Allah´tan korkar gibi veya daha fazla korkarlar ve : «Ey Rabbimiz ! Neden uzerimize savası farz kıldın ? Bizi yakın bir zamana kadar geciktiremez miydin ?» derler. De ki: Dunya gecimligi ne de olsa azdır. Ahiret ise, Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlar icin daha hayırlıdır ; hem hurma cekirdegindeki fitil kadar haksızlıga ugratılmazsınız
Verse 78 — Surah An-Nisa 4:78
Nerede olursanız olun, isterse saglam yapılı kaleler icinde bulunun, olum gelip size yetisecektir. Kendilerine bir iyilik dokunursa, bu Allah´tandır, derler. Bir kotuluk dokunursa bu senin yuzundendir, derler. De ki: Hepsi de Allah´tandır. O topluluga ne oluyor da hicbir soz anlamaya yanasmıyorlar
Verse 79 — Surah An-Nisa 4:79
Sana dokunan herhangi bir iyilik Allah´tandır. Sana isabet eden herhangi bir kotuluk de senin nefsindendir. Biz seni insanlara bir peygamber olarak gonderdik ; sahit olarak Allah yeter
Verse 80 — Surah An-Nisa 4:80
Peygambere itaat eden, gercekte Allah´a itaat eder. Kim de yuz cevirirse (uzulme, cunku) seni onlar uzerine koruyucu (bir bekci olarak) gondermedik
Verse 81 — Surah An-Nisa 4:81
(Munafıklar): «Bizden sana itaat !»dedi(er. Yanından ayrılıp dısarı cıktıklarında onlardan bir kısmı senin dediginin baska (olcu ve degisik hukmuyle) geceler; (yani aksine bir yol, bir plan kurmaya calısır). Allah onların neler kurup gecelediklerini (bir bir) yazıyor. Boyle olunca da sen onlardan vazgec; Allah´a guvenip dayan. Vekil olarak Allah yeter
Verse 82 — Surah An-Nisa 4:82
Onlar Kur´an´a etraflıca bakıp iyice dusunmuyorlar mı ? Eger O, Allah´tan baskası tarafından (indirilmis ya da yazılmıs) olsaydı herhalde icinde birbirini tutmayan bircok uyumsuzluklar, tutarsızlıklar bulurlardı
Verse 83 — Surah An-Nisa 4:83
Kendilerine guven ve korkuyla ilgili bir haber geldiginde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu (yaymadan) Peygamber´e ve kendilerinden emir sahiplerine arzetselerdi, onlardan hukum cıkarmaya (olumlu sonuc almaya) yetkili olanları elbette onu bilirdi. Allah´ın size fazl-u rahmeti olmasaydı, —azınız mustesna— seytana uyup giderdiniz
Verse 84 — Surah An-Nisa 4:84
O halde Allah yolunda savas. Sen ancak kendinden sorumlusun. Mu´minleri de savasa tesvik et. Ola ki Allah, o inkarcıların kuvvet ve saldırısını onler. Allah´ın kuvvet ve saldırısı ise elbette daha siddetlidir. (Saldırganları) uzaklastırıp (onlara hakkettikleri) cezayı vermesi de daha agırdır
Verse 85 — Surah An-Nisa 4:85
Kim guzel bir sefaatte bulunur (hakkını savunamıyan birine sahip cıkıp haklılıgını isbatlamasını veya suc zanlılıgından kurtarmasını veya hakkının geri alınmasını saglarsa), ona, o sefaatten (sevap ve sonuc bakımından) bir pay vardır. Kim de kotu bir sefaatte bulunursa ona da (gunah ve suc bakımından) bir hisse varda. Allah, her seyi gorup gozeten ve her seye gucu yetendir
Verse 86 — Surah An-Nisa 4:86
Sevgi, saygı ve selam ifade eden bir soz ile size ilgi ve saygı gosterildiginde siz de ondan daha iyisiyle ilgi ve saygı gosterin veya aynen karsılık verin. Suphesiz ki Allah, her seyin hesabını layıkıyle gorendir
Verse 87 — Surah An-Nisa 4:87
Allah´tan baska hicbir ilah yok, ancak O vardır. (Meydana geleceginde) hic suphe olmayan Kıyamet gunu elbette sizi toplayıp biraraya getirecektir. Allah´tan daha dogru sozlu kim
Verse 88 — Surah An-Nisa 4:88
Size ne oluyor da, Allah kendilerini kazandıkları (bunca vebal ve gunah) yuzunden basasagı ettigi halde munafıklar hakkında iki fırkaya ayrılıyorsunuz! Yoksa Allah´ın (sunneti ve koymus oldugu hayat kanunu geregi) saptırdıgını siz mi dogru yola eristirmek istiyorsunuz?! Allah kimi saptırırsa elbette onun icin (dogru) bir yol bulamazsın
Verse 89 — Surah An-Nisa 4:89
Kendileri kufre girdigi gibi, sizin de kufre girip (onlarla) esit olmanızı cok isterler. Artık (bu durumda inanıp) Allah yolunda hicret edinceye kadar, onlardan dost edinmeyin. Eger (inanmayıp) yuzcevirirlerse, o takdirde bulup yakaladıgınız yerde onları oldurun; onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinin´
Verse 90 — Surah An-Nisa 4:90
Ancak sizinle aralarında anlasma bulunan bir kavme varıp sıgınanlar veya sizinle savasmaktan ya da kendi kavimleriyle savasmaktan gogusleri daralmıs olarak size gelenleri oldurmeyin. Allah dileseydi onları size musallat ederdi de sizinle savasırlardı. O halde sizi bırakıp bir tarafa cekilirler de sizinle savasmazlar ve size barıs onerirlerse, artık Allah onlara karsı (tecavuzde bulunmanız icin) size bir yol bırakmamıstır
Verse 91 — Surah An-Nisa 4:91
Onlardan diger bir kısmını da hem sizden guven icinde olmayı, hem kendi kavimlerinden guven icinde kalmayı arzu eder (bir tutum icinde) bulursunuz. Ama ne kadar fitneye sevkedilirlerse, basasagı (o fitnenin) icine atılırlar. Sayet sizi bırakıp bir tarafa cekilmezler, size barıs teklif etmezler ve ellerini de (sizden) cekip tutmazlarsa, buldugunuz yerde onlar aleyhine, size cok acık bir belge ve yetki verdik
Verse 92 — Surah An-Nisa 4:92
Bir mu´minin diger bir mu´mini oldurmesi hic de dogru ve yakısır degildir; megerki yanlıslıkla (oldurmus) ola.. Kim bir mu´mini yanlıslıkla oldururse, mu´min bir kole azad etmesi (hurriyetine kavusturması) ve oldurulenin varislerine teslim edilecek bir diyet (kan pahası) odemesi gerekir. Megerki mirascılar o diyeti sadaka olarak bagıslasınlar, (o takdirde diyet kalkar). Eger (yanlıslıkla) oldurulen kimse mu´min oldugu halde, size dusman bir kavimden ise, o takdirde bir inanmıs kole azad etmesi gerekir. Eger aranızda anlasma bulunan bir kavimden olursa, varislerine teslim edilecek bir diyet ve bir de inanmıs bir kole azad etmesi gerekir. Bunları bulamıyana Allah tarafından tevbenin kabulu icin ardarda iki ay oruc tutması gerekir. Allah her seyi bilen ve yegane hikmet sahibidir
Verse 93 — Surah An-Nisa 4:93
Kim de bir mu´mini kasden oldururse, onun cezası, icinde devamlı kalacagı Cehennem´dir. Allah ona gazab etmis, onu lanetlemistir ve ona buyuk bir azab hazırlamıstır
Verse 94 — Surah An-Nisa 4:94
Ey iman edenler! Allah yolunda (savasmak uzere) adım atıp yurudugunuzde, acıklıga kavusmasını anlamaya, sonucunu tesbit edip ogrenmeye calısın, size Islami olcude selam verip musluman oldugunu bildirene, —dunya hayatının menfaatini arzulayarak— sen mu´min degilsin, demeyin. (Unutmayın ki) Allah katında bircok ganimetler var. Bundan once siz de oyle idiniz; Allah size lutf-u keremde bulundu. O sebeple acıklıga kavusmasını iyice arastırın. Suphesiz ki Allah, yapageldiginiz seylerden haberlidir
Verse 95 — Surah An-Nisa 4:95
Mu´minlerden —ozur sahipleri dısında— (evlerinde) oturanlarla mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihad edenler esit degillerdir. Allah, mallarıyla canlarıyla cihada katılanları derece bakımından, oturup kalanlardan ustun kılmıstır. Gerci Allah herbirine en guzel (yurt olan Cennet)i va´detmistir. Allah cihad edenleri oturup kalanlar uzerine buyuk mukafatlarla, kendi katından derecelerle, magfiret ve rahmetle cok ustun kılmıstır. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir
Verse 96 — Surah An-Nisa 4:96
Mu´minlerden —ozur sahipleri dısında— (evlerinde) oturanlarla mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihad edenler esit degillerdir. Allah, mallarıyla canlarıyla cihada katılanları derece bakımından, oturup kalanlardan ustun kılmıstır. Gerci Allah herbirine en guzel (yurt olan Cennet)i va´detmistir. Allah cihad edenleri oturup kalanlar uzerine buyuk mukafatlarla, kendi katından derecelerle, magfiret ve rahmetle cok ustun kılmıstır. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir
Verse 97 — Surah An-Nisa 4:97
Kendilerine haksızlıkta bulunup yazık eder bir halde iken meleklerin (gelip) canlarını aldıkları kimselere gelince, onlara: «Ne iste bulundunuz ?» diye sorarlar. Onlar da: «Biz yeryuzunde (savasamıyan, cihada katılamıyan) birtakım acizler idik,» derler. Melekler: «Allah´ın arzı genis degil miydi, orada hicret etseydiniz ya ?!» derler. Iste bunların donup eylesecekleri yer Cehennemdir. Gidilecek yer olarak orası ne kotudur
Verse 98 — Surah An-Nisa 4:98
Ancak erkeklerden, kadınlardan ve cocuklardan cidden aciz olup bir care bulmaya guc getiremiyenler ve bu yuzden (hicrete) yol bulamıyanlar mustesna
Verse 99 — Surah An-Nisa 4:99
Iste bunları Allah´ın affetmesi umulur. Allah hem cok affedendir, hem cok magfirette bulunandır
Verse 100 — Surah An-Nisa 4:100
Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryuzunde gidilecek cok yol ve genis yer bulabilir. Kim de evinden, Allah´a ve Peygamberine hicret niyetiyle cıkar da (yolda) olum kendisine yetisirse, herhalde onun mukafatı Allah´a aittir. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir
Verse 101 — Surah An-Nisa 4:101
Yeryuzunde yolculuga cıktıgınızda, kufredenlerin sizi fitneye dusurup kotuluk edeceklerinden endise ederseniz, namazı kısaltmanızda (veya hafif tutmanızda) size bir vebal yoktur. Dogrusu kafirler sizin cok acık dusmanlarınızdır
Verse 102 — Surah An-Nisa 4:102
Ve sen Iclerinde olup da onlara namaz kıldıracak olursan, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursun, silahlarını da yanlarına alsınlar. Secde ettiklerinde(n hemen sonra) arkanızda yerlerini alsınlar. Bu defa henuz namaz kılmayan diger kısım gelip seninle beraber namaz kılsınlar; tetikte olup silahlarını yanlarında tutsunlar. Kufredenler, silahlarınızdan ve esyanızdan gaflet etmenizi ve boylece size birdenbire baskın yapmayı isterler. Eger yagmurdan tedirgin olur veya hasta bulunursanız, silahlarınızı bırakmanızda bir sakınca yoktur; ama her seye ragmen tetikte olun, ihtiyatlı davranın. Suphesiz ki Allah kafirlere asagılayıcı, horlayıcı bir azab hazırlamıstır
Verse 103 — Surah An-Nisa 4:103
Namazı kıldınızmı, gerek ayakta, gerek oturarak, gerekse yanlarınız uzerine bulunurken Allah´ı anın, (korkuyu atıp) kalbiniz yatısınca da tam olarak namazı kılın. Cunku namaz belirli vakitlerde mu´minler uzerine farz kılınmıstır
Verse 104 — Surah An-Nisa 4:104
(Dusmanınız olan) kavmi (kafirleri) takip etmekte gevseklik gostermeyin. Siz acı ve kaygı duyuyorsanız, herhalde onlar da sizin duydugunuz gibi acı ve kaygı duyuyorlar ; kaldı ki siz onların ummadıkları seyi Allah´tan umuyorsunuz. Allah bilendir ve yegane hikmet sahibidir
Verse 105 — Surah An-Nisa 4:105
Allah´ın sana gosterdigi olcu ve anlamda, insanlar arasında hukmedesin diye bu Kitab´ı hak olarak suphesiz ki sana indirdik. Artık hainlerden yana savunucu olma
Verse 106 — Surah An-Nisa 4:106
Ve Allah´tan magfiret (gunahların bagıslanmasını, temizlenmesini) iste. Suphesiz ki Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir
Verse 107 — Surah An-Nisa 4:107
Kendi kendilerine hıyanet eden (guveni kotuye kullanan, nefs ve seytan dogrultusunda hareket eden)lerden yana cekisip ugrasma. Suphesiz ki Allah, hainlikte asırı giden gunahkarı sevmez
Verse 108 — Surah An-Nisa 4:108
Insanlardan gizlerler de Allah´tan gizlemezler; halbuki Allah´ın razı olmayacagı sozu geceleyin kurup duzerlerken O, onlarla beraberdir. Hem Allah onların yapageldiklerini (ilmiyle, kudretiyle) kusatmıstır
Verse 109 — Surah An-Nisa 4:109
Iste siz oyle kimselersiniz ki, dunya hayatında onlardan yana cekisip ugrasırsınız, ya Kıyamet gunu Allah´a karsı kim onlardan yana savunuculuk yapıp ugrasacak ? Ya da kim onlara vekil olacak
Verse 110 — Surah An-Nisa 4:110
Kim bir kotuluk isler veya kendine haksızlıkta bulunur, sonra da Allah´a yonelip istigfar ederse, Allah´ı cok bagıslayıcı ve cok merhamet edici bulur
Verse 111 — Surah An-Nisa 4:111
Kim de bir gunah kazanırsa, herhalde onu kendi aleyhine kazanmıs olur. Allah (her seyi layıkıyle) bilendir, hikmet sahibidir
Verse 112 — Surah An-Nisa 4:112
Kim de bir hata veya bir gunah kazanır da sonra onu bir gunahsızın uzerine atarsa, suphesiz ki o cok cirkin bir iftira ve acık bir gunah ve vebal yuklenmistir
Verse 113 — Surah An-Nisa 4:113
Allah´ın sana, senden yana sundugu fazilet ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir tayfa seni bile (dogru bir hukumde bulunmaktan) sasırtmayı planlamıslardı. Halbuki onlar ancak kendilerini sasırtıp saptırırlar, sana hic bir zarar veremezler. Allah sana Kitab´ı ve hikmeti indirdi; sana bilmedigini ogretti; Allah´ın (bu bakımdan da) sana olan fazl-u keremi cok buyuktur
Verse 114 — Surah An-Nisa 4:114
Onların toplanıp gizli gorusme yaparak fısıldasmalarının cogunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka vermeyi, (din ve sagduyu cercevesinde) iyi bir is yapmayı, insanların arasını duzeltmeyi emredenler mustesna.. Kim bunları Allah´ın hosnutlugunu arzulayarak islerse, ona buyuk bir mukafat verecegiz
Verse 115 — Surah An-Nisa 4:115
Kendisine dogru yol acıkca belli olduktan sonra Peygamber´e dusmanlık edip uymayan, mu´minlerin yolundan baskasına uyan kimseyi tuttugu yolda kendi haline bırakır da ileride onu Cehennem´e sokarız..! Orası ne kotu gidis ve varıs yeridiri
Verse 116 — Surah An-Nisa 4:116
Suphesiz ki Allah kendisine ortak kosulmasını bagıslamaz ; bun dan baska (gunah ve kusurları) diledigi kimse icin bagıslar. Dogrusu kim Allah´a ortak kosarsa, suphesiz ki o uzak bir sapıklıkla sapmıstır
Verse 117 — Surah An-Nisa 4:117
Allah´ı bırakır da yalnız disilere taparlar ve onlar boylece inatcı azgın seytandan baskasına tapmazlar
Verse 118 — Surah An-Nisa 4:118
Allah onu lanetledi. O da : «And olsun ki, senin kullarından belirli bir pay edinecegim; elbette onları saptıracagım, herhalde onları kuruntularla oyalıyacagım; elbette onlara emredecegim hayvanların kulaklarını yaracaklar ve yine onlara emredecegim, Allah´ın yarattıgını degistirecekler» dedi. Artık kim Allah´ı bırakır da seytanı dost ve arkadas edinirse, gercekten o, acık bir ziyana ugramıstır
Verse 119 — Surah An-Nisa 4:119
Allah onu lanetledi. O da : «And olsun ki, senin kullarından belirli bir pay edinecegim; elbette onları saptıracagım, herhalde onları kuruntularla oyalıyacagım; elbette onlara emredecegim hayvanların kulaklarını yaracaklar ve yine onlara emredecegim, Allah´ın yarattıgını degistirecekler» dedi. Artık kim Allah´ı bırakır da seytanı dost ve arkadas edinirse, gercekten o, acık bir ziyana ugramıstır
Verse 120 — Surah An-Nisa 4:120
Seytan onlara va´dde bulunur, onları kuruntulara dusurur. Seytan onlara ancak kuru ve bos aldanma va´deder
Verse 121 — Surah An-Nisa 4:121
Iste onların eylesecekleri yer Cehennem´dir; oradan bir cıkıs yolu da bulamıyacaklardır
Verse 122 — Surah An-Nisa 4:122
Iman edip iyi-yararlı islerde bulunanları, altlarından ırmaklar akan Cennet´lere koyacagız; orada devamlı kalıcılardır. Allah, hakkı va´detmistir. Allah´tan daha dogru sozlu kim vardır
Verse 123 — Surah An-Nisa 4:123
Durum sizin kuruntunuza gore de degildir, Kitap ehli´nin kuruntusuna gore de degildir: Kim bir kotuluk islerse, onunla cezalanır ve artık o kendi lehine Allah´tan baska ne bir dost. ne de bir yardımcı bulabilir
Verse 124 — Surah An-Nisa 4:124
Erkek ve kadından kim mu´min oldugu halde iyi ve yararlı islerde bulunursa, iste onlar Cennet´e girerler, hurma cekirdeginin zarındaki kucucuk oyuk kadar olsun haksızlıga ugramazlar
Verse 125 — Surah An-Nisa 4:125
iyiligi kendine is ve adet edinerek Allah´a yonelip yuzunu O´na teslim eden ve Ibrahim´in Hanif Milleti (dini)ne uyan kimseden daha guzel dinli kim vardır? Allah, ibrahim´i Halil (yakın dost) edinmistir
Verse 126 — Surah An-Nisa 4:126
Goklerde olanlar da, yerdekiler de hep Allah´ındır. Allah her seyi (ilmiyle, kudretiyle, kahır ve teshiriyle) kusatmıstır
Verse 127 — Surah An-Nisa 4:127
Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkında fetvayı Allah size verir; kendileri icin farz kılınıp takdir edilen (mehir ve mirası) vermediginiz ve nikahlarına da istek gostermediginiz oksuz kızlar ve zavallı cocuklara ve bir de yetimlere adaletle, insafla davranmanız hakkında Kitab´da size okunan hukumler vardır. Hayırdan ne islerseniz, suphesiz ki Allah onu bilir
Verse 128 — Surah An-Nisa 4:128
Eger bir kadının, kocasının ilgisizliginden veya (kendisinden) yuzcevirmesinden endise ederse, kendi aralarında anlasıp uzlasmaya gayret etmelerinde (evliliklerinin devamında yarar varsa devamına, yoksa ayrılmalarına karar vermelerinde) bir sakınca yoktur. Barısmak ve anlasmak (herhalde) hayırlıdır. Nefsler asırı cimrilik, bencillik ve kıskanclıktan yana hazırlanagelmistir. Eger iyilikle davranır, (ilgisizlikten) sakınırsanız, Allah suphesiz yapageldiginiz seylerden haberlidir
Verse 129 — Surah An-Nisa 4:129
Kadınlar arasında ne kadar adil davranmak isteseniz de elbette (buna) guc getiremezsiniz. 0 halde busbutun (birine) meyledip (digerini) askıdaymıs gibi bırakmayın ve eger arayı duzeltir (inat, bencillik ve haksızlıktan) sakınırsanız, suphesiz ki Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir
Verse 130 — Surah An-Nisa 4:130
(Anlasma ve uzlasma imkanları kalmaz da) karı-koca ayrılırsa, Allah herbirini kendi fazl-u keremiyle gani kılar. Allah´ın lutf-u keremi cok genistir. O, yegane hikmet sahibidir
Verse 131 — Surah An-Nisa 4:131
Goklerdeki ve yerdeki her sey Allah´ındır. And olsun ki, sizden once kendilerine kitap verilenlere de, size de Allah´tan korkup kotuluklerden sakınmanızı tavsiye etmisizdir. Eger inkara sapıp tanımazlık ederseniz, (bilmis olun ki) goklerde olanlar da, yerdekiler de Allah´ındır. Allah her seyden mustagnidir; (hicbir seye ihtiyacı yoktur). Ovulmege de (her zaman) layıktır
Verse 132 — Surah An-Nisa 4:132
Goklerdeki olanlar da, yerdekiler de Allah´a aittir; (isleri duzene koymada) vekil olarak Allah yeter
Verse 133 — Surah An-Nisa 4:133
(Allah) dilerse —ey insanlar !— sizleri giderip baskalarını getirir. Allah´ın (elbette) gucu buna yeter
Verse 134 — Surah An-Nisa 4:134
Kim dunya sevabı (nimet ve mutlulugu) isterse, (bilsin ki) dunya sevabı da, Ahiret sevabı da Allah´ın yanındadır. Allah isiten ve gorendir
Verse 135 — Surah An-Nisa 4:135
Ey iman edenler! Haktan yana olup adaleti sapasaglam ayakta tutun, Allah icin sahidler olun. Isterse kendinizin veya ana-babanızın ya da yakınlarınızın aleyhine olsun (adaletten sasmayın), isterse onlar zengin veya fakir bulunsun.. Allah onları (korumada) sizden elbette ondedir ve daha yegdir. Artık hak ve adalette (kendi) heves(iniz)e uymayın. Eger dilinizi (hak ve adaleti yerine getirmede) buker veya yuzcevirirseniz, (bilmis olun ki), Allah yaptıklarınızdan haberlidir
Verse 136 — Surah An-Nisa 4:136
Ey iman edenler! Allah´a, Peygamberine, Peygambere indirdigi Kitab´a, daha once indirdigi Kitab´a iman edin (imanınızda sabit ve daim kalın). Kim Allah´ı, meleklerini, kitabını, peygamberlerini, Ahiret gununu inkar edip (tanımazlıkta bulunursa), gercekten uzak bir sapmayla (dogru yoldan) sapmıstır
Verse 137 — Surah An-Nisa 4:137
Suphesiz ki inandıktan sonra inkara sapanlar, sonra iman edip yine inkara sapanlar, sonra da inkarlarını artıranları Allah bagıslayacak degildir ve onları dogru yola eristirecek de degildir
Verse 138 — Surah An-Nisa 4:138
Munafıkları, kendilerine elem verici bir azab ile mujdele
Verse 139 — Surah An-Nisa 4:139
Onlar ki, mu´minleri bırakıp kafirleri dost edinirler; seref ve ustunlugu onların yanında mı arıyorlar ? Suphesiz ki butun seref ve ustunluk Allah´a aittir
Verse 140 — Surah An-Nisa 4:140
Gercekten O size Kitap´ta, Allah´ın ayetlerinin inkar edildigini ve alaya alındıgını isittiginiz zaman artık onların yanında oturmayın, ta ki baska bir konusmaya dalsınlar, yoksa siz de onların bir benzeri olursunuz, diye indirmistir. Allah elbette munafıklarla kafirlerin hepsini Cehennem´de toplayıp bir araya getiricidir
Verse 141 — Surah An-Nisa 4:141
(Oyle munafıklar ki), sizi gozleyip duruyorlar (sonunuzun nereye varacagını bekliyorlar). Size Allah´tan bir zafer kapısı acılırsa, «sizinle beraber degil miydik ?» derler. Kafirlere (zaferden yana) bir pay cıkarsa, «size yardım edip ustun gelmenizi saglamadık mı. mu´minlerden size dokunacak (zararı) engellemedik mi ?» derler. Artık Allah Kıyamet gunu aranızda hukmedecek ve Allah elbette mu´minler aleyhine kafirlere bir yol vermiyecektir
Verse 142 — Surah An-Nisa 4:142
Munafıklar Allah´a karsı duzenbazlıkta bulunmak isterler; Allah onların duzen ve oyununu bosa cıkarıp baslarına gecirir. Onlar namaza kalkınca usenerek kalkarlar, insanlara gosteris yaparlar; Allah´ı pek az anarlar
Verse 143 — Surah An-Nisa 4:143
Onlar (kufurle Iman) arasında bocalayıp dururlar; ne bunlara, ne onlara (baglanırlar). Allah kimi dogru yoldan saptırıp sasırtırsa, artık sen ona elbette bir yol bulamazsın
Verse 144 — Surah An-Nisa 4:144
Ey iman edenler! Mu´minleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin, (onları basınıza gecirmeyin). Yoksa Allah´a kendi aleyhinizde acık bir belge mi vermek istiyorsunuz
Verse 145 — Surah An-Nisa 4:145
Suphesiz ki munafıklar Cehennem´in en asagı tabakasındadırlar, onlara herhalde bir yardımcı da bulamazsın
Verse 146 — Surah An-Nisa 4:146
Ancak tevbe edip durumlarını (dusunce ve davranıslarını) duzeltip Allah´a sarılanlar ve dinlerini gosteristen uzak, Allah icin katıksız ve saf tutanlar mustesna... Iste bunlar mu´minlerle beraberdirler, mu´minlere ise Allah buyuk mukafat verecektir
Verse 147 — Surah An-Nisa 4:147
Siz sukredip inanırsanız Allah size neden azab etsin ? Allah sukredenin ecrini verendir ve (onların sukrunu) bilendir
Verse 148 — Surah An-Nisa 4:148
Allah kotu sozun acıkca soylenmesini (hic) sevmez. Megerki soyleyen haksızlıga ugramıs bulunsun, (o takdirde zalimin zulmunu anlatabilir). Allah her seyi isiten ve gorendir
Verse 149 — Surah An-Nisa 4:149
Bir hayrı (iyiligi) acıga vurur veya gizli tutar veya bir kotulugu affederseniz, Allah muhakkak cok affedendir, gucu her seye yetendir
Verse 150 — Surah An-Nisa 4:150
Dogrusu o kimseler ki Allah ve Peygamberini inkar ederler ve bir de Allah ile Peygamberini birbirinden ayırmak isterler: Bunlardan kimine inanırız, kimini inkar ederiz, derler de bu ikisi (iman ile kufur) arasında bir yol tutmayı arzularlar; iste onlar gercek kafirlerdir. Biz de kafirler icin horlayıcı, asagılayıcı bir azab hazırlamısızdır
Verse 151 — Surah An-Nisa 4:151
Dogrusu o kimseler ki Allah ve Peygamberini inkar ederler ve bir de Allah ile Peygamberini birbirinden ayırmak isterler: Bunlardan kimine inanırız, kimini inkar ederiz, derler de bu ikisi (iman ile kufur) arasında bir yol tutmayı arzularlar; iste onlar gercek kafirlerdir. Biz de kafirler icin horlayıcı, asagılayıcı bir azab hazırlamısızdır
Verse 152 — Surah An-Nisa 4:152
Allah´a ve Peygamberine iman edip onlardan birini (digerlerinden iman hususunda) ayırmayanlar (var ya), iste onların mukafatlarını Allah kendilerine verecektir. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir
Verse 153 — Surah An-Nisa 4:153
(Kitap Ehli´nden Yahudiler) senden gokten uzerlerine bir (yazılı) kitap indirivermeni isterler. (Uzulme), Musa´dan bundan daha buyugunu istemisler, «Allah´ı bize acıkca goster !» demislerdi de zulumleri sebebiyle onları yıldırım carpmıstı. Sonra da kendilerine cok acık belgeler (mu´cizeler) geldigi halde (altından yaptıkları) buzagıyı ilah edindiler, derken (pismanlık duyup tevbe ettiler, biz de) onları affettik. Musa´ya da acık belgeler ve deliller verdik
Verse 154 — Surah An-Nisa 4:154
Soz vermeleri sebebiyle (ve ona baglı kalmaları icin) uzerlerine Tur´u yukseltip kaldırdık ve: «Bu kapıdan secde ederek girin!» dedik. Cumartesi gununde de (ilahi yasagı) asmayın diye emrettik ve (bu hususta) onlardan saglam ve sıkı bir soz aldık
Verse 155 — Surah An-Nisa 4:155
Verdikleri kesin ve saglam sozlerini bozmaları, Allah´ın ayetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberleri oldurmeleri ve «kalblerimiz kılıftır veya kılıflıdır» demeleri sebebiyledir ki, (kendilerini lanetledik). Belki kufurleri sebebiyle Allah onların kalblerini muhurledi de bu yuzden —azı mustesna— imana gelmezler
Verse 156 — Surah An-Nisa 4:156
(Yahudiler, Isa Peygamberi) inkarları, Meryem´e zina (gibi) buyuk bir iftirada bulunmaları ve Allah´ın Peygamberi Meryem oglu isa´yı gercekten oldurduk, demeleri (sebebiyle Allah onları lanetleyip kalblerini muhurledi). Oysa onlar Isa´yı olduremediler ve asamadılar; (oldurulen baskası idi). kendilerine (Isa gibi) benzetildi. Isa´ nın oldurulmesi hakkında ihtilafa dusenler elbette bu hususta suphe icindedirler ; onların bu konuda zanna uymaktan baska bir, bilgileri yoktur. Isa´yı kesinlikle olduremediler; bilakis Allah onu kendi katına yukseltti. Allah yegane ustundur, hikmet sahibidir
Verse 157 — Surah An-Nisa 4:157
(Yahudiler, Isa Peygamberi) inkarları, Meryem´e zina (gibi) buyuk bir iftirada bulunmaları ve Allah´ın Peygamberi Meryem oglu isa´yı gercekten oldurduk, demeleri (sebebiyle Allah onları lanetleyip kalblerini muhurledi). Oysa onlar Isa´yı olduremediler ve asamadılar; (oldurulen baskası idi). kendilerine (Isa gibi) benzetildi. Isa´ nın oldurulmesi hakkında ihtilafa dusenler elbette bu hususta suphe icindedirler ; onların bu konuda zanna uymaktan baska bir, bilgileri yoktur. Isa´yı kesinlikle olduremediler; bilakis Allah onu kendi katına yukseltti. Allah yegane ustundur, hikmet sahibidir
Verse 158 — Surah An-Nisa 4:158
(Yahudiler, Isa Peygamberi) inkarları, Meryem´e zina (gibi) buyuk bir iftirada bulunmaları ve Allah´ın Peygamberi Meryem oglu isa´yı gercekten oldurduk, demeleri (sebebiyle Allah onları lanetleyip kalblerini muhurledi). Oysa onlar Isa´yı olduremediler ve asamadılar; (oldurulen baskası idi). kendilerine (Isa gibi) benzetildi. Isa´ nın oldurulmesi hakkında ihtilafa dusenler elbette bu hususta suphe icindedirler ; onların bu konuda zanna uymaktan baska bir, bilgileri yoktur. Isa´yı kesinlikle olduremediler; bilakis Allah onu kendi katına yukseltti. Allah yegane ustundur, hikmet sahibidir
Verse 159 — Surah An-Nisa 4:159
Kitap Ehli´nden hic kimse yok ki, olmeden once O´na iman edecek olmasın. Kıyamet gununde Isa onların, (dosdogru iman etmiyenlerin) aleyhinde sahid olacaktır
Verse 160 — Surah An-Nisa 4:160
Yahudilerden (cogunun) zulumleri, bircoklarını Allah yolundan alıkoymaları, men´edildikleri halde faiz almaları ve haksız sebeplerle insanların mallarını yemeleri sebebiyle (daha once) kendilerine helal kılınan iyi ve temiz seyleri onlara haram kıldık ve yine onlardan kufur uzere kalanlara elem verici bir azab hazırladık
Verse 161 — Surah An-Nisa 4:161
Yahudilerden (cogunun) zulumleri, bircoklarını Allah yolundan alıkoymaları, men´edildikleri halde faiz almaları ve haksız sebeplerle insanların mallarını yemeleri sebebiyle (daha once) kendilerine helal kılınan iyi ve temiz seyleri onlara haram kıldık ve yine onlardan kufur uzere kalanlara elem verici bir azab hazırladık
Verse 162 — Surah An-Nisa 4:162
Ama onlardan ilimde kok salıp derinlesenler, sana indirilene de, senden once indirilene de inanan, namazı kılan, zekatı veren, Allah´a ve Ahiret gunune iman eden mu´minlere gelince: Iste onlara buyuk bir ecir (karsılık ve mukafat) verecegiz
Verse 163 — Surah An-Nisa 4:163
Suphesiz ki biz Nuh´a, ondan sonraki peygamberlere, Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Ya´kub´a, onun evlad ve torunlarına; Isa´ya, Eyyub´a, Yunus´a, Harun´a ve Suleyman´a vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Davud´a da Zebur´u verdik
Verse 164 — Surah An-Nisa 4:164
Hem daha once kıssalarını sana haber verdigimiz peygamberlerle, kıssalarını haber vermedigimiz peygamberlere (vahyettigimiz gibi) ve Allah Musa´ya seslenip konustugu gibi sana da vahiy indirdik
Verse 165 — Surah An-Nisa 4:165
Peygamberlerden sonra insanların Allah´a karsı (itiraz yollu) bir delilleri olmasın diye peygamberleri rahmet mujdecileri, azab tehlikesine karsı uyarıcılar (olarak gonderdik). Allah cok ustundur, cok gucludur; yegane hikmet sahibidir
Verse 166 — Surah An-Nisa 4:166
Ama Allah, sana indirdigiyle sahitlik eder ki, onu kendi ilmiyle indirmistir; melekler de sahitlik ederler. Sahit olarak Allah yeter
Verse 167 — Surah An-Nisa 4:167
Dogrusu onlar ki inkara sapıp (insanları) Allah yolundan alıkorlar ; (dogru yoldan) uzak bir sapıklıkla sapmıslardır
Verse 168 — Surah An-Nisa 4:168
Suphesiz ki inkar edip kufre saplananları ve haksızlıkta bulunanları Allah bagıslayacak degildir ; onları Cehennem yolundan baska bir yola iletici de degildir. Orada ebediyen kalıcılardır. Bu da Allah´a gore pek kolaydır
Verse 169 — Surah An-Nisa 4:169
Suphesiz ki inkar edip kufre saplananları ve haksızlıkta bulunanları Allah bagıslayacak degildir ; onları Cehennem yolundan baska bir yola iletici de degildir. Orada ebediyen kalıcılardır. Bu da Allah´a gore pek kolaydır
Verse 170 — Surah An-Nisa 4:170
Ey insanlar I Rabbinizden size hak (din) ile bir peygamber geldi ; iman ederseniz sizin icin hayırlı olur. Inkara saparsanız (bilmis olun ki) goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Allah her seyi bilendir, yegane hikmet sahibidir
Verse 171 — Surah An-Nisa 4:171
Ey Kitap Ehli! Dininizde sının asmayın, olcuyu kacırıp asırı gitmeyin. Allah´a karsı ancak hakkı soyleyin. Meryem oglu Mesih Isa, ancak Allah´ın Peygamberi, Meryem´e ilka ettigi kelimesi ve Allah´tan (gelme) bir ruhtur. O halde Allah´a ve peygamberlerine iman edin de (Tanrı) uctur, demeyin, bundan vazgecin, sizin icin hayırlı olur. Allah ancak bir tek ilahtır; cocugu olmaktan pak ve munezzehtir ve yucedir. Goklerde olanlar, yerde olanlar O´nundur. Vekil olarak Allah yeter
Verse 172 — Surah An-Nisa 4:172
Mesih de, en yakın melekler de Allah´a kul olmaktan cekinmezler. Kim O´na kulluktan cekinir de buyukluk taslarsa, (unutmasın ki) Allah hepsini (kabirlerinden kaldırıp) huzurunda biraraya getirerek toplayacaktır
Verse 173 — Surah An-Nisa 4:173
Artık iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanların mukafatlarını noksansız odeyecek ve bir de kendi fazl-u kereminden onlara fazlasını verecektir. (Kulluktan) cekinip buyukluk taslayanlara gelince: Onları elem verici bir azabla azablandıracak ve kendilerine Allah´tan baska ne bir dost ve sahip, ne de bir yardımcı bulamıyacaklardır
Verse 174 — Surah An-Nisa 4:174
Ey insanlar! Dogrusu Rabbinizden size bir burhan (kesinligi acık delil ve belge) geldi ve size cok acık bir nur indirdik
Verse 175 — Surah An-Nisa 4:175
Artık Allah´a iman edip O´na sarılanları, Allah kendi katından bir rahmete ve genis bir nimet ve ihsana sokacak ve kendisine giden dogru yola eristirecektir
Verse 176 — Surah An-Nisa 4:176
Senden fetva isterler. De ki: Allah size k e I a I e (babası ve cocugu olmayıp kardeslerini mirascı bırakan) hakkında fetva veriyor; Eger bir adam olur, cocugu da yoksa, bir kız kardesi mirascı bulunuyorsa, terekenin yarısı onadır. Kız kardes cocuksuz (olur) ise, erkek kardes onun bıraktıgının (tamamını) alır. (Tabii olenin kocası varsa, malın yarısı ona verildikten sonra kardesi geriye kalanı alır). (Aynı durumda) kız kardesler iki (ya da daha fazla) olurlarsa, erkek kardeslerinin bıraktıgının ucte ikisionlaradır. Mirascılar erkek ve kız kardesler ise, o takdirde erkek icin disinin iki payı vardır. Allah, adaletten saparsınız diye size (hukumlerini) acıklıyor. Allah her seyi hakkıyle bilendir