Back to Languages

Turkish - Chapter 9 - At-Tawbah

Translation by Celal Y Ld R M — Permalink

Verse 1 — Surah At-Tawbah 9:1

Allah´tan ve Peygamberinden kendileriyle anlasma yaptıgınız musrik (Allah´a ortak kosan inkarcı)lere son ve kesin, donulmez uyandır

Verse 2 — Surah At-Tawbah 9:2

Artık (siz ey musrikler!) yeryuzunde dort ay (istediginiz gibi) gezip dolasın ve bilin ki siz elbette Allah´ı aciz kılacak degilsiniz; Allah ise inkarcı sapıkları suphe yok ki rezil ve rusvay edecektir

Verse 3 — Surah At-Tawbah 9:3

Ve buyuk hacc (hacc-ı ekber) gunu, Allah ve Peygamberinden insanlara bir duyurudur: Suphesiz ki Allah ve Peygamberi musriklerden iliskilerini kesinlikle kesmislerdir. Eger (inkar ve azgınlıktan) tevbe ederseniz bu sizin icin hayırlıdır; yuzcevirirseniz, bilin ki siz Allah´ı aciz kılacak degilsiniz. Ve artık o kufurde ısrar edenleri elem verici bir azab ile mujdele

Verse 4 — Surah At-Tawbah 9:4

Ancak musriklerden kendileriyle anlasma yaptıktan sonra anlasma maddelerinde size karsı hicbir eksiklik yapmayan ve sizin aleyhinize baska birine destek olup yardım etmiyenler mustesna. Bunlarla olan anlasma hukumlerine, suresinin sonuna kadar tamamen baglı kalın. Suphesiz ki Allah (doneklikten) sakınanları sever

Verse 5 — Surah At-Tawbah 9:5

Haram Aylan cıkınca artık musrikleri buldugunuz yerde oldurun ; yakalayıp tutuklayın ; gelip gececek butun gozetleme yollarını tutun. Tevbe eder. namaz kılar ve zekat verirlerse onları serbest bırakın gitsinler. Cunku Allah suphesiz cok bagıslayan, cok merhamet edendir

Verse 6 — Surah At-Tawbah 9:6

Musriklerden biri aman dileyerek sana gelirse, ona aman ver ki Allah´ın sozunu dinleyebilsin. Sonra da onu guven duyacagı yere kadar ulastır. Cunku onlar bilgisiz bir topluluktur

Verse 7 — Surah At-Tawbah 9:7

Musriklerin Allah yanında ve Peygamberi yanında nasıl bir sozlesme ve anlasmaları olabilir? Ancak Mescid-i Haram yanında anlastıklarınız mustesna ; onlar size karsı dogru davrandıkca siz de (mevcut anlasma hukumlerine uyarak) kendilerine karsı dogru davranın. Suphesiz ki Allah (sozlesme ve anlasmalara baglı kalıp hıyanet ve doneklikte bulunmaktan) sakınanları sever

Verse 8 — Surah At-Tawbah 9:8

Nasıl anlasmaları olabilir ki. eger onlar size karsı ustunluk saglamıs olsalar, hakkınızda ne bir hak ve yakınlık, ne de sozlesme vecibelerini gozetirler. Sizi agızlarıyla hos tutmaya calısırlar, kalbleri ise (nefret duyup) kacınır. Cogu(ilahi sınırları hice sayan) fasıklardır

Verse 9 — Surah At-Tawbah 9:9

Allah´ın ayetlerine karsılık az bir degeri satın aldılar da Allah yolundan alıkoydular. Bunlar gercekten ne kotu seyler islemektedirler

Verse 10 — Surah At-Tawbah 9:10

Hic bir mu´min hakkında ne bir hak ve yakınlık, ne de bir sozlesme ve anlasma vecibesini gozetirler ve iste bunlar haddi asanların kendileridir

Verse 11 — Surah At-Tawbah 9:11

Eger (kufur ve inatdan, azgınlık ve fitneden) vazgecip tevbe eder, namazı kılar, zekatı verirlerse, artık dinde kardeslerinizdir ve biz bilen bir millete ayetlerimizi (boylece) bir bir acıklıyoruz

Verse 12 — Surah At-Tawbah 9:12

Ve eger verdikleri sozden sonra yeminlerini bozar da dininize dil uzatıp saldırırlarsa. o takdirde kufrun ileri gelen elebaslarıyla savasın ; cunku onların gercekten yeminleri yoktur. Olur ki (bu tutum ve doneklikten) vazgecerler

Verse 13 — Surah At-Tawbah 9:13

Analarını bozup Peygamberi (yurdundan) cıkarmaya calısan bir toplulukla savasmaz mısınız ki, ilk defa onlar sizinle (savasmaya) baslamıslardı. Yoksa onlardan korkuyor musunuz ? Eger cidden mu´minler iseniz kendisinden korkulmaya Allah daha layıktır

Verse 14 — Surah At-Tawbah 9:14

Onlarla savasın ki Allah sizin ellerinizle onlara azab edip kendilerini rusvay eylesin ; onlara karsı size yardım edip zafer yolunu acsın da inanan bir toplulugun yureklerini ferahlatıp sifa versin

Verse 15 — Surah At-Tawbah 9:15

Kalblerindeki kin ve ofkeyi gidersin. Allah diledigine tevbeyi nasib eder. Allah bilendir ve hikmet sahibidir

Verse 16 — Surah At-Tawbah 9:16

Yoksa siz, icinizden cihad edenleri; Allah´tan Peygamberinden ve mu´minlerden baskasını dost ve sırdas edinmiyenleri kendi ilmiyle ayırd etmeden, Allah´ın sizi kendi halinize terkedecegini mi sanırsınız ? Allah yapageldiginiz seylerden haberlidir

Verse 17 — Surah At-Tawbah 9:17

Allah´a ortak kosan putperestler, kendi aleyhlerine kufur ile sehadette bulunup dururlarken Allah´ın mescidlerini imar etmeleri uygun ve yakısır degildir. Iste bunların (iyilik adına) yaptıkları bosa gitmistir ve ateste onlar temelli kalıcılardır

Verse 18 — Surah At-Tawbah 9:18

Allah´ın mescidlerini ancak, Allah´a ve Ahiret gunune inanan, namazı dosdogru kılan, zekatı veren ve Allah´tan baska kimseden korkmayanlar imar eder. Iste bunların dogru yolda olup basarıya erismeleri umulur

Verse 19 — Surah At-Tawbah 9:19

Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram´ı bayındır hale getirmeyi, Allah´a ve Ahiret gunune iman edip Allah yolunda cihad edenin (iman ve ameli) gibi mi tuttunuz ? Bunlar Allah yanında esdegerde degildirler. Hem Allah, zalim bir toplulugu dogru yola eristirmez

Verse 20 — Surah At-Tawbah 9:20

Onlar ki iman edip (yurtlarını bırakarak Allah yolunda) hicret ettiler ve Allah yolunda mallariyle, canlariyle savastılar, derece bakımından Allah yanında cok daha buyukturler ve iste kurtulusa erenler bunlardır

Verse 21 — Surah At-Tawbah 9:21

Rableri, onları kendinden bir rahmet, rıdvan (= ebedi hosnutluk) ve kendilerini, icinde sonsuz ve devamlı nimet bulunan Cennetlerle mujdeler

Verse 22 — Surah At-Tawbah 9:22

Onlar orada devamlı kalıcılardır. Suphesiz ki en buyuk mukafat Allah katındadır

Verse 23 — Surah At-Tawbah 9:23

Ey iman edenler! Babalarınızı ve kardeslerinizi, eger kufru imandan ustun tutup seviyorlarsa, (gonulden) dost edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, kendilerine cok yazık etmis olurlar

Verse 24 — Surah At-Tawbah 9:24

De ki: Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, baglı bulundugunuz oymak ve kabile; kazandıgınız mallar, surumsuzlugunden korktugunuz ticaret ve hoslandıgınız konaklar size Allah ve Peygamberinden ve Allah yolunda cihaddan daha sevgili ve sevimli ise, Allah´ın emri gelinceye kadar bekleyin !. Allah fasık (ilahi sınırları asan) bir toplulugu dogru yola eristirmez

Verse 25 — Surah At-Tawbah 9:25

And olsun ki, Allah size bircok yorelerde ve yerde; Huneyn gununde yardım etmistir. Oyleki (o gun) coklugunuz sizi boburlendirmisti de size hic de yararlı olmamıs, doygun kılmamıstı. Yeryuzu ise genisligine ragmen size dar gelmisti ve sonra da arka cevirip geri donmustunuz

Verse 26 — Surah At-Tawbah 9:26

Sonra Allah, Peygamberi ve mu´minler uzerine sukunet, emniyet ve gonul yatıskanlıgı indirmisti; derken gormediginiz askerleri de indirmisti ve inkar edenleri azaba ugratmıstı, fste bu, kafirlerin cezasıdır

Verse 27 — Surah At-Tawbah 9:27

Bundan sonra da Allah diledigine tevbe idrakini verip dilediginin tevbesini kabul eder. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

Verse 28 — Surah At-Tawbah 9:28

Ey iman edenler! musrikler (Allah´a ortak kosanlar) ancak murdardırlar. Bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram´a yaklasmasınlar. Eger yoksulluk ve darlıktan korkarsanız, Allah dilerse ileride (sebepleri kolaylastırarak) kendi kerem ve ihsanından sizi zenginlestirir. Suphesiz ki Allah bilendir, hikmet sahibidir

Verse 29 — Surah At-Tawbah 9:29

Kendilerine kitap verilenlerden Allah´a ve Ahiret gunune inanmayanlar, Allah´ın ve Peygamberinin haram kıldıgını haram saymayanlar ve hak dini (Islam´ı) din edinmiyenlerle —boyun egip kuculmus olarak elden cizye verinceye kadar— savasın

Verse 30 — Surah At-Tawbah 9:30

Yahudiler, «Uzeyr, Allah´ın ogludur» dediler. Nasara (= Hıristiyanlar) da «Mesih (Isa) Allah´ın ogludur» dediler. Bu daha once inkara sapanların soylediklerine benzer anlamda, agızlarında geveledikleri sozlerdir. Allah kahredesiler! Nasıl da (hak´tan saptırılıp) yuzleri cevriliyor

Verse 31 — Surah At-Tawbah 9:31

Bunlar Allah´ı bırakıp hahamlarını ve rahiplerini; (aynı zamanda) Meryem oglu Mesih´i Rabler (Tanrılar) edindiler. Halbuki ancak bir ilaha kulluk ve ibadetle emrolunmuslardı. Allah´tan baska ilah yoktur; O, onların ortak kostukları seylerden pak ve munezzehtir

Verse 32 — Surah At-Tawbah 9:32

Allah´ın nurunu agızlarıyla sondurmek istiyorlar. Kafirler hoslanmasalar bile Allah oyle istemiyor. O mutlaka nurunu tamamlamayı diliyor

Verse 33 — Surah At-Tawbah 9:33

O Allah ki, musrikler hoslanmasa da, istemese de dinini butun dinlerden ustun kılmak icin Peygamberini dogru yol ve hak din ile gondermistir

Verse 34 — Surah At-Tawbah 9:34

Ey iman edenler! Dogrusu Hahamların ve Rahiplerin cogu, insanların mallarını haksız sebeplerle yerler; bir de (onları) Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gumusu hazine edip de Allah yolunda harcamıyanları elem verici bir azab ile mujdele

Verse 35 — Surah At-Tawbah 9:35

Oyle bir gunde ki bunlar Cehennem atesinde kızdırılarak onların alınları, yanları ve sırtları daglanacak ve «Iste bu sizin kendiniz hesabına toplayıp hazine edindiginizdir. Toplayıp hazine edindiginizi tadın bakalım !» (denilecek)

Verse 36 — Surah At-Tawbah 9:36

Suphesiz ayların sayısı, Allah yanında —gokleri ve yeri yarattıgı gunde(n beri) Allah´ın kitabında (planlandıgı uzere)— on ikidir. Bunlardan dordu hurmetli aylardır. Bu en saglıklı ve dogru hesaptır. Artık bu aylarda kendinize zulmetmeyiniz. (Ancak) putperestler nasıl sizinle topyekun savasıyorlarsa, siz de onlarla topyekun savasın. Bilin ki Allah (ilahi sınırlara saygılı olup kotuluklerden ve haksızlıktan) sakınanlarla beraberdir

Verse 37 — Surah At-Tawbah 9:37

(Hurmetli ayların yerlerini degistirip) geciktirmek, kufurde bir artıstan baska degildir. Oyle yapmakla kafirler (busbutun) sasırtılıp saptırılırlar ; Allah´ın haram kıldıgı sayıya uydurmak icin onu bir yıl helal, bir yıl haram sayarlar ve boylece Allah´ın haram kıldıgını helal kabul ederler. Kotu isleri kendilerine suslenip hos gorunmustur. Allah ise kufur uzere olan milleti dogru yola eristirmez

Verse 38 — Surah At-Tawbah 9:38

Ey iman edenler! Size ne oldu ki, «Allah yolunda seferber olun !» denildigi zaman (bulundugunuz) yerde agırlasıp kalıyorsunuz ?! Yoksa Ahiretten (yuzcevirip) Dunya hayatına mı razı oldunuz ? Dunya hayatının yarar ve gecimligi Ahiret´e oranla pek azdır

Verse 39 — Surah At-Tawbah 9:39

Eger seferber olup cıkmazsanız, O sizi elem verici bir azabla azablandırır ve yerinize baska bir millet getirip koyar da siz O´na hic bir zarar veremezsiniz. Allah´ın kudreti her seye yeter

Verse 40 — Surah At-Tawbah 9:40

Eger Ona (Muhammed´e) yardım etmezseniz, Allah Ona yardım etmistir. Hani o kufredenler, iki kisiden biri olarak Onu (yurdundan) cıkarmıslardı da. ikisi magarada iken arkadasına, «Uzulme Allah bizimle beraberdir» demisti. Allah da Onun uzerine sukunet, huzur, kalb yatıskanlıgı indirmis ve Onu gormediginiz askerlerle desteklemisti; aynı zamanda kufredenlerin sozunu alcalttıkca alcaltmıstı. Allah sozu ise en yucedir. Allah yegane ustundur, cok gucludur, (sonsuz ve sınırsız) hikmet sahibidir

Verse 41 — Surah At-Tawbah 9:41

Sizler hafifliginiz ve agırlıgınızla savasa cıkın; Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihada devam edin. Eger bilirseniz bu sizin icin hayırlıdır

Verse 42 — Surah At-Tawbah 9:42

Eger yakın bir yarar, orta (mesafede) bir sefer olsaydı, elbette arkana takılırlardı. Ne var ki o mesakkatli (mesafe) onlara uzun geldi. «Gucumuz yetseydi seninle beraber cıkardık» diyerek Allah ile yemin edecekler de kendilerini (yalanları sebebiyle) mahvedecekler. Allah onların elbette yalancı olduklarını bilir

Verse 43 — Surah At-Tawbah 9:43

Allah seni affetsin ! Dogru soyleyenler sence belli oluncaya ve yalancılar bilininceye kadar neden onlara izin verdin

Verse 44 — Surah At-Tawbah 9:44

Ama Allah´a ve Ahiret gunune (dosdogru) iman edenler, mallariyle, canlarıyla (Allah yolunda) cihad etmeleri hususunda (geri kalmak icin) senden izin istemezler. Allah (iki yuzlulukten ve doneklikten) sakınanları sever

Verse 45 — Surah At-Tawbah 9:45

Senden ancak Allah´a ve Ahiret gunune iman etmiyenler; kalbleri supheyle calkanıp supheleri icinde bocalayıp duranlar (savasa cıkmamak icin) izin isterler

Verse 46 — Surah At-Tawbah 9:46

Eger onlar savasa cıkmayı isteselerdi, onun icin bir takım hazırlıklarda bulunurlardı; ama Allah davranmalarını hos gormedi de onları alıkoydu, «oturun, oturanlarla beraber» denildi

Verse 47 — Surah At-Tawbah 9:47

Eger aranızda onlar da (savasa) cıkmıs olsalardı, fesad ve fenalık artırmaktan baska bir sey yapmazlardı. Sizi fitneye dusurmek arzusuyla aranıza sokulup entrikalar cevirirlerdi; aranızda onlara kulak verenler de vardır. Allah zalimleri cok iyi bilir

Verse 48 — Surah At-Tawbah 9:48

And olsun ki, onlar bundan once de fitne cıkarmak istemislerdi, sana karsı birtakım entrikalar cevirmislerdi. Hoslanmadıkları halde hak geldi ve Allah´ın emri ustunluk sagladı

Verse 49 — Surah At-Tawbah 9:49

Onlardan bir kısmı «Bana izin ver de beni fitneye dusurme» diyordu. Haberiniz olsun ki kendileri fitneye dusmuslerdir ve suphesiz ki Cehennem kafirleri cepecevre kusatacaktır

Verse 50 — Surah At-Tawbah 9:50

Sana bir iyilik dokunursa, onları uzup tasalandırır. Sana bir musibet (kotuluk) dokunursa. «Biz isimizi onceden yoluna koyup onlem aldık» derler ve buna sevindikleri halde donup giderler

Verse 51 — Surah At-Tawbah 9:51

De ki: Bize ancak Allah´ın (takdir edip) yazdıgı dokunur; O bizim Mevlamızdır. Mu´minler ancak Allah´a guvenip dayansınlar

Verse 52 — Surah At-Tawbah 9:52

De ki: Bizim hakkımızda bekleyedurdugunuz, gozetleyip beklediginiz, iki iyilikten baskası mıdır ? (Yo gazi, ya da sehid olmak). Biz de Allah´ın kendi tarafından veya bizim elimizle size bir azab dokunduracagını bekliyoruz. Siz de bekleyin ; dogrusu biz de sizinle beraber beklemekteyiz

Verse 53 — Surah At-Tawbah 9:53

De ki: Gerek isteyerek, gerek istemiyerek harcayın, elbetteki sizden kabul edilmiyecektir. Cunku siz (ilahi emri dinlemeyen) hak yolundan cıkmıs bir topluluksunuz

Verse 54 — Surah At-Tawbah 9:54

Harcadıklarının kendilerinden kabul edilmesini ancak, Allah´ı ve Peygamberini inkar etmeleri, usenerek namaza gelmeleri ve bir de istemeyerek (mallarını hayır islerinde) sarfetmeleri engellemistir

Verse 55 — Surah At-Tawbah 9:55

Onların mallarının ve cocuklarının (bollugu) seni imrendirmesin. Allah bunlarla dunya hayatında onlara azab etmek ve kafir oldukları halde canlarının cıkmasını istiyor

Verse 56 — Surah At-Tawbah 9:56

Elbette sizden yana olduklarına dair Allah ile yemin ederler. Halbuki sizden yana degildirler. Fakat onlar korkup odleri patlayan bir topluluktur

Verse 57 — Surah At-Tawbah 9:57

Eger sıgınacak bir yer veya barınacak bir takım magaralar veya sokulacak bir cukur bulsalardı, onlerine gecilmiyecek sekilde yuzcevirip oraya kosarlardı

Verse 58 — Surah At-Tawbah 9:58

Onlardan bir kısmı da sadakaların taksim ve dagıtımı hakkında sana dil uzatıp kınamada bulunurlar. Ondan kendilerine verilirse hosnud olurlar; verilmezse bir de bakarsın kızıp ofkelenirler

Verse 59 — Surah At-Tawbah 9:59

Eger onlar Allah ve Peygamberinin kendilerine verdigine razı olsalardı ve «Allah bize yeter; Allah ve Resulu bize kendi fazl-u keremlerinden vereceklerdir. Biz elbette Allah´a ragbet edicileriz» deselerdi, (ne iyi olurdu)

Verse 60 — Surah At-Tawbah 9:60

Zekatlar, Allah´tan bir farz olarak ancak fakirlere, miskinlere (yoksullara), (zekat toplamakla gorevli) tahsildarlara; (hurriyetlerine kavusturulacak) kolelere, esirlere; borclulara; Allah yolunda (luzumlu gorulen yerlere, cihada cıkanlara) ve yolda kalmıslaradır. Allah her seyi en iyi bilen, her seyi hikmetle uygulayandır

Verse 61 — Surah At-Tawbah 9:61

Onlardan kimi de Peygamber´i incitiyor ve «O (her seyi isiten) bir kulaktır!» diyorlar. De ki: O, sizin icin hayırlı kulaktır; Allah´a iman eder, mu´minlere inanır ve sizden iman edenlere bir rahmettir. Allah´ın peygamberini incitip uzenler icin elem verici bir azab vardır

Verse 62 — Surah At-Tawbah 9:62

Onlar sizi hosnut etmek icin gelip Allah ile yemin ederler. Eger (cidden) inanıyorlarsa, Allah ve Peygamberini hosnut etmeleri daha dogru ve daha uygundur

Verse 63 — Surah At-Tawbah 9:63

Bilmiyorlar mı ki, kim Allah ve Peygamberine muhalefette bulunup dusmanlık ederse, suphesiz ki onun icin, icinde ebedi kalacagı Cehennem atesi vardır, iste bu, rusvaylıgın buyugudur

Verse 64 — Surah At-Tawbah 9:64

Munafıklar kalblerinde olan seyleri haber verecek bir surenin baslarına inmesinden cekinip endise etmekteler. De ki: Istediginiz gibi eglenin ; Allah elbette sizin cekinip endise duydugunuz seyleri ortaya cıkaracaktır

Verse 65 — Surah At-Tawbah 9:65

Kendilerine (yaptıkları maskaralıgı) soracak olsan, yeminle derler ki, «Biz sadece (lafa) dalıp egleniyorduk». De ki: Siz Allah ile, ayetleriyle ve Peygamberiyle mi eglenip duruyordunuz

Verse 66 — Surah At-Tawbah 9:66

(Bosuna) ozur dilemeyin. Dogrusu siz iman ettiginizi (acıkladıktan) sonra kufre saptınız. Icinizden bir toplulugu (tevbeleri sebebiyle) affedersek, diger bir toplulugu suc ve gunahta (Israr ettiklerinden) dolayı azaba ugratacagız

Verse 67 — Surah At-Tawbah 9:67

Munafık erkeklerle, munafık kadınlar birbirlerinin (kopyası ve ta mamlayıcısı)dır; Kotulukleri emrederler, iyilikten alıkoyarlar ve ellerini (cimriliklerinden dolayı) sımsıkı tutarlar. Allah´ı unuttular, Allah da onları unutmaya terketti (inayet ve hidayetini onlardan kesti.) Suphesiz ki munafıklar, fasıklar (ilahi buyrukları cigneyip ser´i hukumleri asanlar)dır, onlar

Verse 68 — Surah At-Tawbah 9:68

Allah munafık erkeklere, munafık kadınlara ve kafirlere, icinde ebedi kalacakları Cehennem atesini va´d etmistir; o onlara yeter. Allah onları lanetledi (rahmetinden kovup uzaklastırdı). Onlar icin devamlı bir azab vardır

Verse 69 — Surah At-Tawbah 9:69

(Ey munafıklar!) sizin durumunuz, sizden oncekilerin durumuna benzer. (Ne var ki) onlar sizden daha guclu, mal ve evlad bakımından daha cok (imkanlara sahip) idiler. Kendi paylarından yararlanmaya (zevk almaya) calıstılar; sizden oncekiler (dunyalıktan) kendi paylarından yararlanmak istedikleri gibi siz de kendi (nifak) payınızdan yararlanıp (zevk almak) istediniz, (boyle bir bataklıga) dalanlar gibi daldınız, iste bunların amelleri hem Dunya´da, hem Ahiret´te bosa gitmistir ve iste ziyana ugrayanlar bunlardır

Verse 70 — Surah At-Tawbah 9:70

Kendilerinden once (gelip gecen) Nuh, Ad, Semud kavimlerinin, ibrahim kavminin, Medyen´in yerli halkının ve altust olup yıkılan kasabalar halkının haberi bunlara gelmedi mi ? Onlara peygamberleri acık ayet ve mu´cizelerle gelmisti; (o halde) Allah onlara zulmetmedi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı

Verse 71 — Surah At-Tawbah 9:71

Mu´min erkeklerle mu´min kadınlar birbirlerinin velileri (yardımcıları, destekleyicileri ve Allah icin dost ve yakınları)dırlar. Iyilikle emrederler, fenalıktan men´ederler; namazı vaktince kılarlar, zekatı (yerli yerince) verirler ve Allah´a, Peygamberine itaat ederler. Iste bunları Allah (genis) rahmetine eristirecektir. Suphesiz ki Allah yegane ustundur, her isinde hikmet sahibidir

Verse 72 — Surah At-Tawbah 9:72

Allah, mu´min erkeklerle mu´min kadınlara, altlarından ırmaklar akan Cennetler va´detmistir; orada ebedi kalıcılardır ve ayrıca Adn Cennetlerinde guzel, gonul cekici konaklar da va´detmistir. Allah´ın razı olması ise, (hepsinden) daha buyuk. Iste bu buyuk bir kurtulustur

Verse 73 — Surah At-Tawbah 9:73

Ey Peygamber! Kafirlerle ve munafıklarla savas ; onlara karsı sert davran ; onların eylesecekleri yer Cehennem´dir. Orası ne kotu gidilecek yerdir

Verse 74 — Surah At-Tawbah 9:74

(Kufru gerektiren sozu) soylemediklerine Allah ile yemin ediyorlar. And olsun ki, o kufur sozunu soylediler ; Islam´dan sonra kufre saptılar ; erisemedikleri (buyuk bir cinayet) isine de kasdedip yoneldiler. Onların kin ve intikamı, sadece Allah ve Peygamberinin kendi fazl-u keremiyle mu´minleri doygun kılmalarından ileri geliyordu. Eger tevbe ederlerse, kendileri icin hayırlı olur; yuzcevirirlerse, Allah onları Dunya´da da, Ahiret´te de elem verici bir azabla azablandıracak ve yeryuzunde kendileri icin bir dost ve yardımcı da yoktur

Verse 75 — Surah At-Tawbah 9:75

Onlardan kimi de, «eger Allah bize kendi genis nimetinden verirse, herhalde zekat ve sadaka verir ve salihler (iyi-yararlı kisiler)den oluruz» diyerek Allah´a karsı .soz vermislerdi

Verse 76 — Surah At-Tawbah 9:76

Ne vakit ki, Allah onlara genis nimetinden verdi, onunla cimrilik edip yuzcevirdiler; zaten onlar donek kimselerdir

Verse 77 — Surah At-Tawbah 9:77

Allah´a karsı verdikleri sozu yerine getirmedikleri, va´dlerini tutmadıkları ve yalan soyledikleri icin Allah da kendisine kavusacakları gune kadar, yaptıklarını kendi kalblerinde nifaka ceviriverdi

Verse 78 — Surah At-Tawbah 9:78

Bilmezler mi ki, Allah onların sırlarını da, gizli toplantı ve fısıltılarını da bilir. Allah gaybleri de yeterince bilendir

Verse 79 — Surah At-Tawbah 9:79

Mu´minlerden, sadakalar hususunda, zekattan baska bir de arzu ve istekle bagısta bulunanlara dil uzatanları ve ancak o didinerek ele gecirdiklerini tasadduk edenleri alaya alanları, Allah alaya alıp rezil eder ve onlar icin elem verici bir azab vardır

Verse 80 — Surah At-Tawbah 9:80

Onlar icin ister bagıslanma dile, ister dileme (farketmez). Onlar icin yetmis defa bagıslanma dilesen, Allah elbette onları bagıslamıyacaktır. Bu boyledir; cunku onlar Allah ve Peygamber´i inkar ettiler. Allah ise hak yolundan cıkmıs ahlaksızları dogru yola eristirmez

Verse 81 — Surah At-Tawbah 9:81

(Savasa cıkmayıp) Resulullah´tan ayrılarak geriye kalanlar (evlerinde) oturmalarıyle sevindiler de Allah yolunda mallarıyle, canlarıyle savasmaktan hoslanmadılar ve «bu sıcakta savasa cıkmayın!» dediler. De ki: Cehennem atesi daha sıcak. Bunu bir bilip anlasalardı

Verse 82 — Surah At-Tawbah 9:82

Isledikleri gunahın cezası olarak bundan boyle az gulsunler, cok aglasınlar

Verse 83 — Surah At-Tawbah 9:83

Eger Allah seni (Tebuk´ten) dondurur de onlardan bir grupla karsılasırsan, onlar da (baska bir savasa) cıkmak icin senden izin isterlerse, de ki: Artık benimle birlikte hicbir zaman cıkamıyacaksınız ve benimle beraber hicbir dusmanla sava-samıyacaksınız. Cunku siz ilk once (evinizde) oturmaya razı oldunuz; artık geride kalanlarla beraber hep oturun

Verse 84 — Surah At-Tawbah 9:84

Ve onlardan olenin namazını kesinlikle kılma, kabri basında (dua ve istigfar icin) durma ! Cunku onlar gercekten Allah ve Peygamberini inkar edip fasık olarak (ilahi buyrukları cigneyip hice sayarak) can verdiler

Verse 85 — Surah At-Tawbah 9:85

Onların malları ve cocukları seni imrendirmesin; Allah bununla Dunya´da onları azaba ugratmayı ve kafir oldukları halde canlarının cıkmasını istiyor

Verse 86 — Surah At-Tawbah 9:86

Allah´a iman edin ve Peygamberiyle beraber savasın, diye bir sure indigi zaman, onlardan servet sahipleri senden izin isterler: «Bizi bırak da (evlerinde) oturan (kadın)larla birlikte olalım» derler

Verse 87 — Surah At-Tawbah 9:87

Geriye kalan kadınlarla beraber olmaya istekli cıktılar; kalblerine muhur vuruldu, artık onlar (gercegi) anlayamazlar

Verse 88 — Surah At-Tawbah 9:88

Fakat o peygamber ve onun maiyetinde bulunan mu´minler mallarıyle, canlarıyle savastılar. Iste onlar, butun hayırlar onlarındır. Onlar umduklarına kavusanların ta kendileridir

Verse 89 — Surah At-Tawbah 9:89

Allah onlara, icinde ebedi kalmaları uzere altlarından ırmaklar akan Cennetler hazırladı. Iste bu en buyuk kurtulus ve saadettir

Verse 90 — Surah At-Tawbah 9:90

Bedevilerden kendilerine izin verilsin diye ozur beyan edenler geldiler ; Allah´a ve Peygamberine karsı yalan soyleyenler de evlerinde oturdular ; bunlardan kafir olanlara elbette elem verici bir azab dokunacaktır

Verse 91 — Surah At-Tawbah 9:91

Zayıflara, hastalara ve (savasta) sarfedeceklerini bulamıyanlara —Allah ve Peygamberine baglı kalıp hayırlı davrandıkları takdirde— bir sorumluluk ve sakınca yoktur. Iyilikte bulunmayı prensip edinenleri kınamaya yol yoktur. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

Verse 92 — Surah At-Tawbah 9:92

Binek veresin diye sana geldiklerinde, «sizi bindirecek binek bulamıyorum» dedigin zaman, Allah yolunda harcayacak bir sey bulamadıklarına uzulerek goz yası doke doke donup gidenlere de kınama-ayıplama yoktur

Verse 93 — Surah At-Tawbah 9:93

Kınama ve ayıplamaya yol, ancak zengin oldukları halde senden izin isteyip geriye kalanlar (kadınlarca beraber olmaya razı olanlardır. Allah da bunların kalblerini muhurledi ; artık (sonun ne olacagını) bilmezler

Verse 94 — Surah At-Tawbah 9:94

Munafıklar (savastan) dondugunuzde sizden ozur dilerler. De ki: Ozur dilemeyin ! Elbette size inanmıyoruz. Allah haberlerinizi bize acıkca bildirmistir. Bundan boyle de Allah da Peygamberi de yaptıklarınızı gorecek (ve degerlendirecek). Sonra da (olup) gizli ve acık her seyi hakkıyle bilen (Allah)e donduruleceksiniz; O da yaptıklarınızı size bir bir haber verecektir

Verse 95 — Surah At-Tawbah 9:95

Kendilerine dondugunuz zaman (kınama ve ayıplamadan) vazgecesiniz diye Allah ile yemin edeceklerdir. Siz de onlara (boyle yapmaktan) vazgecin. Cunku gercekten onlar murdardırlar. Eylesecekleri yer de —kazandıkları seye karsılık— Cehennem´dir

Verse 96 — Surah At-Tawbah 9:96

Kendilerinden hosnud olasınız diye size yemin ederler. Siz onlardan hosnud olsanız bile elbette Allah fasıklar (ilahi sınırları asıp itaat dısında kalanlardan razı olmaz)

Verse 97 — Surah At-Tawbah 9:97

Bedeviler kufur ve nifak bakımından daha siddetlidirler ve Allah´ın Peygamberine indirdigi (dini hukumlerin) sınırlarını bilmemeye, tanımamaya daha yatkın ve uyumludurlar. Allah her seyi bilen, her seyi hikmetle yurutendir

Verse 98 — Surah At-Tawbah 9:98

Bedevilerden oylesi de var ki, (Allah yolunda harcadıgını) cerime sayar ve (kurtulmak icin) basınıza turlu belaların gelmesini bekleyip dururlar; belalar onların basına... Allah her seyi isitendir, bilendir

Verse 99 — Surah At-Tawbah 9:99

Yine Bedevilerden oylesi de var ki, Allah´a, Ahiret gunune iman ederler. (Allah yolunda) harcadıgını Allah katında yakınlıklara ve Peygamberin dualarına (layık olmaya vesile) edinirler. Iyi bilin ki bu onlar icin Allah katında bir yakınlıktır. Allah onları rahmetine layık gorup kavusturacaktır. Suphesiz ki Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

Verse 100 — Surah At-Tawbah 9:100

Muhacir ve Ansar´dan (hicret etmede ve Peygamber´e Yardımda) yarısırcasına one gecen ilk (grupta gelen)ler ve onlara iyilik ve guzellikle uyanlardan Allah razı oldu; onlar da Allah´tan razı olmuslardır. Allah onlar icin, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları Cennetler hazırlamıstır. Iste bu en buyuk kurtulustur

Verse 101 — Surah At-Tawbah 9:101

Cevrenizdeki Bedeviler´den bir kısmı munafıktırlar. Medineliler´ den de bir kısmı munafıklıkta inatla ısrar etmekteler, siz onları bilmezsiniz, biz biliriz. Onları iki defa azaba ugratacagız. Sonra da buyuk bir azaba donduruleceklerdir

Verse 102 — Surah At-Tawbah 9:102

(Tebuk Seferi´ne katılmayanlardan) diger bir kısmı da gunahlarını itiraf ettiler, iyi bir ameli kotusuyle karıstırdılar. Allah´ın onların tevbesini kabul etmesi umulur. Suphesiz ki Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

Verse 103 — Surah At-Tawbah 9:103

Onların mallarından zekat al ki, onunla kendilerini temizler ve (gunah ile kusurlarını) paklarsın ; ayrıca onlara dua et, cunku senin duan onlar icin sukunet ve gonul yatıskanlıgıdır. Allah her seyi isitendir, bilendir

Verse 104 — Surah At-Tawbah 9:104

Bilmediler mi ki, ancak Allah kullarının tevbesini kabul eder; sadakalarını alır ve Allah´tır ancak tevbeleri cokca kabul eden ve cok merhamet eden

Verse 105 — Surah At-Tawbah 9:105

De ki: Istediginiz sekilde amel edin. Allah islediginizi gorup (degerlendirecektir). Peygamberi de, mu´minler de sizin yaptıklarınızı gorup (gerekeni yapacaklardır). Sonra da gizli acık her seyi bilen (Yuce Kudret´e) donduruleceksiniz; O da amel edegeldiginiz seyleri bir bir size haber verecektir

Verse 106 — Surah At-Tawbah 9:106

(Tebuk Seferi´ne katılmayanlardan) baska bir kısmı da Allah´ in verecegi hukme bırakılmıslardır; ya onlara azab eder ya da tevbe nasib edip pismanlıklarını kabul eder. Allah her seyi bilendir, her seyi hikmetle yurutendir

Verse 107 — Surah At-Tawbah 9:107

Zarar vermek, kufrun geregini yapmak, mu´minleri bolmek ; daha once Allah ve Peygamber´i ile savasanı gozetlemek icin mescid yapan lar var ya, «biz bununla ancak iyilik arzu ettik» diye yemin ederler. Allah da onların yalancı olduguna hic suphesiz sehadet eder

Verse 108 — Surah At-Tawbah 9:108

O mescidde hicbir zaman (namaz icin) durma. Ilk gununde takva (Allah korkusu, saygısı ve kotulukten korunma) uzere kurulan mescidde durman daha layık ve uygundur. Onun icinde temizlenip arınmayı sevenler vardır. Allah da cokca temizlenenleri sever

Verse 109 — Surah At-Tawbah 9:109

Yapısını, Allah´tan korkup (kotuluklerden) sakınmak ve O´nun rızasına erismek (temeli ve niyeti) uzerine kuran mı hayırlıdır, yoksa yapısını, cokmek uzere bulunan bir yar kenarına kurup da onunla beraber Cehennem atesine yıkılıp giden mi hayırlıdır ? Allah zulmeden toplulugu dogru yola eristirmez

Verse 110 — Surah At-Tawbah 9:110

Onların kurdukları yapı, kalblerinde hep bir suphe olarak kala cak; kalbleri didik didik oluncaya kadar (surup gidecek). Allah her seyi hakkıyle bilendir, hikmetle yurutendir

Verse 111 — Surah At-Tawbah 9:111

Suphesiz ki Allah, Tevrat´da incil´de ve Kur´an´da va´dettigi bir hak olarak, karsılıgında kendilerine Cennet verilmek uzere mu´minlerden canlarını ve mallarını satın almıstı*. Onlar Allah yolunda savasırlar, oldururler ve oldurulurler. Allah´tan daha fazla va´dini yerine getiren kim ? O halde yaptıgınız alım-satımdan dolayı mujdelenip sevinin. Iste bu, selamete giden buyuk bir kurtulustur

Verse 112 — Surah At-Tawbah 9:112

Pismanlık duyup tevbe edenleri ; ibadete devam edenleri, (Allah´a) hamd edenleri; (ilim elde etmek, din, ahlak ve fazileti yaymak icin) seyahat edenleri; ruku´ ve secde edenleri; iyilikle emredenleri, kotulukten men´edenleri; Allah´ın koymus oldugu hududu (ser´i hukumleri, dini sınırları) koruyanları, (evet bu suurlu) mu´minleri mujdele

Verse 113 — Surah At-Tawbah 9:113

Musriklerin Cehennemlik oldukları besbelli anlasıldıktan sonra, hısım da olsalar, Peygamberin ve iman edenlerin onlar icin istigfar etmeleri uygun olmaz

Verse 114 — Surah At-Tawbah 9:114

Ibrahim´in kendi babası icin istigfarına gelince, bu sırf ona verdigi bir sozden dolayı idi. Babasının bir Allah dusmanı oldugu ona belli olunca, Ibrahim ondan ilgisini kesip uzaklastı. Dogrusu ibrahim yufka yurekli ve cok yumusak tabiatlı, guzel ahlaklı idi

Verse 115 — Surah At-Tawbah 9:115

Allah bir milleti dogru yola cıkardıktan sonra ne gibi seylerden sakınmaları gerektigini acıklamadıkca onları dogru yoldan saptıracak degildir. Suphesiz ki Allah her seyi yeterince bilendir

Verse 116 — Surah At-Tawbah 9:116

Suphesiz ki goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Diriltir ve oldurur. Allah´tan baska yoktur sizin icin ne bir dost, ne de bir yardımcı

Verse 117 — Surah At-Tawbah 9:117

And olsun ki, mu´minlerden bir kısmının kalbleri kaymak uzere iken Allah, Peygamberini (munafıklara izin verdiginden dolayı affettigi gibi) sıkıntılı anda ona uyan Muhacirler´le Ansar´ı tevbeye muvaffak kıldıktan sonra tevbelerini kabul buyurdu. Suphesiz ki O, onlara karsı cok sefkatli, cok merhametlidir

Verse 118 — Surah At-Tawbah 9:118

Ve geriye kalan o uc kisinin de, butun genisligiyle beraber (oylesine bunalmıslardı ki) yeryuzu onlara dar gelip, vicdanları icin icin onları sıkıp durduktan ve Allah´tan baska sıgınacak bir (kapı) bulunmadıgını kesinlikle anladıktan sonra eski hallerine donmeleri icin onları tevbeye muvaffak kıldı. Suphesiz ki Allah tevbeleri cokca kabul edendir ve O cok merhametlidir

Verse 119 — Surah At-Tawbah 9:119

Ey iman edenler! Allah´tan korkup (kotuluklerden) sakının ve dogrularla beraber olun

Verse 120 — Surah At-Tawbah 9:120

Medine halkına ve cevresindeki Bedevilere (savasta ve diger umumu ilgilendiren konularda) Allah´ın Peygamberinden geri kalmaları ve kendilerini tercih edip Peygamberden yuzcevirmeleri yakısmaz ve yarasmaz. Bu boyledir; cunku onlara Allah yolunda bir susuzluk veya yorgunluk veya bir aclık sıkıntısı ; kafirlerin ofkesini kabartacak bir yere ayak basmaları ve dusmana karsı bir basarıya nail olmaları karsılıgında mutlaka kendilerine iyi-yararlı bir amel yazılır. Suphesiz ki Allah iyilerin mukafatını zayi´ etmez

Verse 121 — Surah At-Tawbah 9:121

Onlar kucuk olsun, buyuk olsun (Allah yolunda) bir sey harcamaya gorsunler ve (Allah yolunda) bir vadiyi kat´etmeye dursunlar, mutlaka Allah isleyegeldikleri (iyi-yararlı) seylere daha guzeliyle karsılık vermek icin onlar adına (amelleri) yazılır

Verse 122 — Surah At-Tawbah 9:122

Mu´minlerin toptan (hic kimse geriye kalmamak sartiyle) savasa cıkmaları uygun degildir. Her grup (kabile) savasa cıkarken kendilerinden birkac kisinin dini ilimleri ogrenmeleri ve geri dondukleri zaman sakınırlar diye kavimlerini bu hususta uyarmaları (onlara ogrendiklerini ogretmeleri) gerekmez mi

Verse 123 — Surah At-Tawbah 9:123

Ey iman edenler! Kafirlerden (cografi bakımdan) size yakın olanlarla savasın. Onlar sizde sertlik ve ustun gayret gorsunler. Bilin ki, Allah (kotuluklerden ve adaletsizlikten) sakınıp korunanlarla beraberdir

Verse 124 — Surah At-Tawbah 9:124

Bir sure indirildiginde, iclerinden kimisi, «bu sure hanginizin imanını artırdı ?» diyerek (ilahi vahyi kucumserler), iman edenlerin ise imanını artırmıstır ve onlar (bununla) sevinip mujdelenirler

Verse 125 — Surah At-Tawbah 9:125

Kalblerinde hastalık bulunanlara gelince: Onların, murdarlıklarına murdarlık katıp artırmıstır ve onlar kafir oldukları halde olmuslerdir

Verse 126 — Surah At-Tawbah 9:126

Onlar her yıl bir veya iki defa fitneye ugradıklarını gormuyorlar mı ? Sonra da tevbe etmiyorlar ve onlar ibret ve ogut de almıyorlar

Verse 127 — Surah At-Tawbah 9:127

Bir sure inince, «sizi bir kimse goruyor mu ?» diye birbirlerine bakarlar, sonra da ayrılıp giderler. Allah onların kalblerini (iman ve irfandan) dondurmustur. Cunku onlar anlamaz bir topluluktur

Verse 128 — Surah At-Tawbah 9:128

And olsun ki size sizden bir Peygamber geldi. Mesakkat ve sıkıntıya ugramanız ona agır gelir; (dogru yolu bulup iman nimeti icinde hayra yonelmenizi) cok arzu eder, mu´ minlere karsı cok sefkatli, cok merhametlidir

Verse 129 — Surah At-Tawbah 9:129

Buna ragmen yuzcevirirlerse, de ki: Allah bana yeter; O´ndan baska hicbir ilah yoktur; ancak O´na guvenip dayanırım. O, buyuk Ars´ın sahibidir