Back to Languages

Turkish - Chapter 14 - Ibrahim

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah Ibrahim 14:1

Elif, lâm, raa. Bu bir kitabdır ki (bütün) insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa, o yegâne gaalib, hamde lâyık olan (Allah) ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik

Verse 2 — Surah Ibrahim 14:2

O (yegâne gaalib, hamde lâyık) Allah ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep onundur. (Uğrayacakları) çetin azâbdan dolayı vay kâfirlere (kâfirlerin başına geleceklere)

Verse 3 — Surah Ibrahim 14:3

Ki onlar dünyâ hayaatını âhiretden üstün (tutub) sevenler, (insanları ve birbirini) Allahın yolundan alıkoyanlar, onu (o yolu) eğriliğe çevirmek isteyenlerdir. İşte onlar (hakdan) uzak bir sapıklık içindedirler

Verse 4 — Surah Ibrahim 14:4

Biz hiçbir peygamberi kendi kavminin dilinden başkasıyle göndermedik ki (emr olunduklarını) onlara apaçık anlatsın. Artık Allah kimi dilerse sapdırır, kimi de dilerse doğru yola götürür. O, (irâdesinde) yegâne (haakim ve) gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir

Verse 5 — Surah Ibrahim 14:5

Andolsun, biz Musâyi — : «Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allahın günlerini hatırlat» diye — mucizelerimizle göndermişizdir ki şübhesiz bunda (belâlara) çok sabır ve (ni´metlere) çok şükür eden herkes için (ibret verici) alâmetler vardır

Verse 6 — Surah Ibrahim 14:6

Hani Musa, kavmine: «Allahın üzerinizdeki ni´metini hatırlayın. Çünkü O, sizi kötü azaba (işkenceye) sürmekde olan, oğullarınızı boğazlamıya, (yalınız) kadınlarınızı (kızlarınızı) diri bırakmaya devam eden Fir´avn ailesinden sizi kurtarmışdır ve bunda Rabbinizden büyük bir imtihan vardır» demişdi

Verse 7 — Surah Ibrahim 14:7

«Hatırlayın ki Rabbiniz (size) şunu bildirmişdi: — Andolsun, şükrederseniz elbette sizi (n nimetinizi) artırırım. Andolsun, nankörlük ederseniz hiç şübhesiz benim azabım cidden çetindir»

Verse 8 — Surah Ibrahim 14:8

Musa: «Siz de, yer yüzünde bulunanların hepsi de nankörlük etseniz yine şeksiz şübhesiz Allah (her şeyden) müstağnidir, hakkıyle hamde ancak O lâyıkdır» demişdi

Verse 9 — Surah Ibrahim 14:9

Sizden evvelkilerin, Nur, Âd ve Semud kavmlerinin ve onlardan sonra (gelib sayılarını) Allahdan başkasının bilmediği (kavmlerin) haberi size gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık bürhanlar getirmişdi de onlar ellerini ağızlarına itib: «Biz size gönderileni inkâr etdik ve biz sizin da´vet eder olduğunuz (dîn) den kat´î ve kocundurucu bir şek ve şübhe içindeyiz» demişlerdi

Verse 10 — Surah Ibrahim 14:10

Peygamberleri de şöyle demişdi: «Gökleri ve yeri yaratan, sizi günâhlarınızdan yarlığamak, size muayyen bir vaktâ kadar meydan vermek için (hak dîne) da´vet etmekde olan Allah hakkında mı bir şek»? Onlar da: «Siz de bizim gibi beşerden başka (bir şey) değilsiniz. Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir hüccet getirin» demişlerdi

Verse 11 — Surah Ibrahim 14:11

Peygamberleri onlara: «Biz de, demişdi, sizin gibi insandan başka (bir şey) değiliz. Fakat Allah, ni´metini kullarından kimi dilerse ona ihsan eder. Allahın izni olmaksızın bizim size (kaahir) bir hüccet getirmemize imkân yokdur. Mü´minler ancak Allaha güvenib dayanmalıdır»

Verse 12 — Surah Ibrahim 14:12

«Hem biz ne diye Allaha güvenib dayanmayalım ki bize dosdoğru yolları O göstermişdir. Bize yapdığınız eziyyetlere elbette katlanacağız. Tevekkül edenler dahi yalınız Allaha güvenib dayanmakda sebat etmelidir»

Verse 13 — Surah Ibrahim 14:13

O küfredenler, peygamberlerine (şöyle) dediler: «Elbette ve elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, yahud mutlak ve mutlak dînimize döneceksiniz». Bunun üzerine Rableri kendilerine (o peygamberlere): «O zaalimleri muhakkak helak edeceğiz» diye vahyetdi

Verse 14 — Surah Ibrahim 14:14

«Ve onlardan sonra sizi behemehal, o yurda yerleşdireceğiz. İşte bu (mükâfatım), benim makaamımdan korkanlara, benim tehdidimden korkanlara haasdır»

Verse 15 — Surah Ibrahim 14:15

(Peygamberler hep) fütûhaat istediler. (Buna kavuşdular. Hakka karşı alabildiğine) inâd eden her zorba ise (nihayet) haaib (ve haasir) oldu

Verse 16 — Surah Ibrahim 14:16

Onun önünde (ilerisinde) de cehennem vardır. Ona (orada) irinli sudan içirilecekdir

Verse 17 — Surah Ibrahim 14:17

Öyle ki o, bunu zoraaki içmiye çalışacak, bir türlü boğazından geçiremeyecek, her yandan kendisine ölüm gelecek, halbuki ölmeyecek de. Önünden de daha ağır (zorlu ve ebedî) bir azâb gelib çatacak

Verse 18 — Surah Ibrahim 14:18

Rablerini küfr-ü inkâr edenlerin misâli şudur: yapdıkları işler fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şey´i ellerine geçiremezler. İşte bu, (Hakdan) uzak sapıklığın ta kendisidir

Verse 19 — Surah Ibrahim 14:19

Görmedin mi ki Allah gökleri ve yeri hak (ve hikmet) le yaratmışdır. Eğer dilerse sizi (n varlığınızı) giderir (yok eder, yerinize) yepyeni bir halk getirir

Verse 20 — Surah Ibrahim 14:20

Bu, Allaha göre güç değildir

Verse 21 — Surah Ibrahim 14:21

Hepsi toplanıb Allahın huzuruna çıkarlar da zaîfler o büyüklük taslayanlara: «Siz sizin tebeanız (aveneniz) dik. Şimdi siz Allahın azabından (cüz´î) bir şey´i olsun bizden uzaklaşdırıb def edebiliyor musunuz?» derler. Onlar da: «Eğer, derler, Allah bize hidâyet verseydi biz de size elbette doğru bir yol gösterirdik. Şimdi bizler sızlansak da, katlansak da birdir. Bizim için sığınacak hiç bir yer yokdur»

Verse 22 — Surah Ibrahim 14:22

İş olub bitince şeytan der ki: «Şübhesiz Allah size sözün doğrusunu söyledi. Ben de size va´d etdim amma, size yalancı çıkdım. Zâten benim, sizin üzerinizde hiç bir hükmüm, nüfuzum da yokdu. Yalınız ben sizi çağırdım, siz de bana hemen icabet etdiniz. O halde kusuru bana yüklemeyin. Kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Esasen beni evvelce (Allaha) ortak tutmanızı da muhakkak tanımamışdım ya! Zaalimlerin, (evet) onların hakkı elbette pek acıklı bir azâbdır»

Verse 23 — Surah Ibrahim 14:23

Îman edib de Saalih saalih ameller (güzel güzel işler ve ibâdetler) yapanlar, Rablerinin izniyle içerisinde dâim kalmak üzere, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokulacakdır. Onların orada tahıyyeleri selâmdır

Verse 24 — Surah Ibrahim 14:24

Görmedin mi, Allah sana nasıl bir mesel îrâd etmişdir. Güzel bir kelime, kökü sabit (ve sağlam) ve dal (lar) ı semâda (yukarıda) olan bir ağaç gibidir

Verse 25 — Surah Ibrahim 14:25

Ki o (ağaç) Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir durur. Allah insanlara (böyle) misâller îrâd eder. Olur ki onlar çok iyi düşünüb ibret alırlar

Verse 26 — Surah Ibrahim 14:26

Kötü bir kelimenin haali de (göğdesi) toprağın üstünden koparılıvermiş kötü bir ağaç gibidir ki onun hiç bir sebatı (tutunma ve yerinde kalma kaabiliyyeti) yokdur

Verse 27 — Surah Ibrahim 14:27

Allah, îman, edenlere dünyâ hayaatında da, âhiretde de, o sabit söz (ler) inde, dâima sebat ihsan eder. Allah zaalimleri (kâfirleri) şaşırtır. Allah ne dilerse yapar

Verse 28 — Surah Ibrahim 14:28

Allahın ni´metine bedel küfrü (ve nankörlüğü) ihtiyâr edenleri, (bununla beraber) kavmlerini de helak yurduna, cehenneme (sürükleyib) sokanları görmedin mi? Onlar (ın hepsi) oraya girecekler. O, ne kötü bir karar (gâh) dır

Verse 29 — Surah Ibrahim 14:29

Allahın ni´metine bedel küfrü (ve nankörlüğü) ihtiyâr edenleri, (bununla beraber) kavmlerini de helak yurduna, cehenneme (sürükleyib) sokanları görmedin mi? Onlar (ın hepsi) oraya girecekler. O, ne kötü bir karar (gâh) dır

Verse 30 — Surah Ibrahim 14:30

Onlar Allaha, (insanları) Onun yolundan sapdırmak için, (eşler), benzerler tutdular. De ki: «(Şimdilik) eğlenin. Çünkü (nasıl olsa) dönüşünüz, hiç şübhesiz ki, ateşedir»

Verse 31 — Surah Ibrahim 14:31

Îman eden kullarıma de ki: «Namaz (lar) ınızı dosdoğru kılın, ne bir alış veriş, ne de bir dostluk (carî ve nafiz) olmayan birgün gelmezden evvel rızk olarak size verdiğimiz şeylerden gizli ve aşikâr infaak edin»

Verse 32 — Surah Ibrahim 14:32

Allah, gökleri ve yeri yaratandır, üstden (bulutlardan) su (yağmur) indirib onunla size rızk olarak türlü mahsuller, meyveler çıkarandır, emr (ve izn-i ilâhîs) i ile gemileri denizde yürümek için size râm edendir, akar suları da yine size, sizin (fâidenize) müsehhar kılandır

Verse 33 — Surah Ibrahim 14:33

Güneşi, ayı âdetlerinde dâim (ve hizmetlerinde kaaim) olarak, size teshıyr eden O, geceyi gündüzü sizin (fâidenize) tahsis eyleyen Odur

Verse 34 — Surah Ibrahim 14:34

O, size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi. Eğer Allahın (bunca) ni´metini birer birer saymak isterseniz (ne mümkin?) siz (onları) icmal suretiyle bile sayamazsınız. Hakıykat, insan çok zulümkârdır, çok nankördür

Verse 35 — Surah Ibrahim 14:35

Hatırla o zamanı ki İbrâhîm: «Rabbim, demişdi, bu şehri emniyyetli kıl. Beni de, oğullarımı da putlara tapmakdan uzak tut»

Verse 36 — Surah Ibrahim 14:36

«Rabbim, çünkü onlar insanlardan bir çoğunu başdan çıkardılar. Bundan sonra kim bana uyarsa işte o, bendendir. Kim de bana karşı gelirse... Hakıykat, sen çok yarlığayıcı, çok esirgeyicisin»

Verse 37 — Surah Ibrahim 14:37

«Ey Rabbimiz, ben evlâdlarımdan kimini Senin mukaddes olan evinin yanında ekinsiz bir vadiye yerleşdirdim. Sebebi şudur ki, Rabbimiz, dosdoğru namaz (larını) kılsınlar. Artık Sen insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyl etdir. Onların şükretmeleri me´mul olduğu için kendilerini ba´zı meyvelerle rızıklandır»

Verse 38 — Surah Ibrahim 14:38

«Ey Rabbimiz, ne gizlersek, ne açıklarsak şübhe yok ki sen bilirsin. Zâten yerde ve gökde hiç bir şey Allaha gizli kalmaz»

Verse 39 — Surah Ibrahim 14:39

«Bana (şu) ihtiyarlığ (ım) a rağmen İsmâîli ve Ishaakı bahş eden Allaha hamd olsun. Çünkü benim Rabbim düâyı elbette işidendir»

Verse 40 — Surah Ibrahim 14:40

«Ey Rabbim, beni dosdoğru namaz kılmakda berdevam et. Zürriyetimden de (böylece namaz kılanlar yarat). Ey Rabbimiz, düâmı kabul et»

Verse 41 — Surah Ibrahim 14:41

«Ey Rabbimiz, (kıyaametde) hesâb ayağa kalkacağı gün beni, ana ve babamı ve bütün îman edenleri yarlığa»

Verse 42 — Surah Ibrahim 14:42

O zaalimlerin yapacaklarından Allâhı gaafil zannetme sakın. O bunları ancak öyle bir gün için geçikdiriyor ki o (gün) gözler (şaşkınlıkla) belerib kalacakdır

Verse 43 — Surah Ibrahim 14:43

(O haldeki) hepsi de başlarını dikerek koşacaklar. Gözleri kendilerine bile dönüb bakamayacak. Kalblerinin içi ise (müdhiş korkularından dolayı akıldan) bomboşdur

Verse 44 — Surah Ibrahim 14:44

İnsanlara o azabın kendilerine geleceği günün, tehlikesini anlat ki (o gün) o zaalimler: «Ey Rabbimiz, bizi yakın bir müddete kadar gecikdir de Senin da´vetine icabet edelim, peygamberlere tâbi olalım» diyecek (ler) dir. Halbuki daha evvel siz (dünyâda) kendinize «hiç bir zeval yokdur» diye yemîn etmediniz miydi

Verse 45 — Surah Ibrahim 14:45

Siz (Âd ve Semud kavmleri gibi) nefislerine zulmedenlerin diyarında da yerleşdiniz. Onlara neler yapdığımız sizin için apaçık meydana çıkdı. Size (bu hususta) bir çok misâller de gösterdik

Verse 46 — Surah Ibrahim 14:46

Hakıykat, onlar (peygamberlere karşı) bir takım tuzaklar kurmuşlardı. Halbuki onların tuzaklarından dağlar yerinden oynayıb gitmiş olsa bile Allah katında onlara âid (nice nice) cezalar vardır

Verse 47 — Surah Ibrahim 14:47

Öyle ise zinhar Allah, peygamberlerine olan va´dinden cayar sanma. Şübhesiz ki Aliah mutlak gaalibdir, intikam saahibidir

Verse 48 — Surah Ibrahim 14:48

O gün ki yer başka bir yere, gökler de (başka göklere) tebdil olunacakdır. (İnsanlar kabirlerinden kalkıb) bir olan, kahhâr olan Allahın huzurunda toplanacaklardır

Verse 49 — Surah Ibrahim 14:49

O gün günahkârların (şeytanlarıyle birlikde) bukağılara vurulmuş olduğunu görürsün

Verse 50 — Surah Ibrahim 14:50

Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecekdir

Verse 51 — Surah Ibrahim 14:51

(Onlar kabirlerinden şundan dolayı kalkacaklardır ki:) Allah herkese kazandığının cezasını versin. Şübhesiz ki Allah, hesabı çabuk görendir

Verse 52 — Surah Ibrahim 14:52

İşte bu (Kur´an) — onunla tehlikelerden haberdâr edilsinler, Onun (Allahın) ancak bir tek Tanrı olduğunu bilsinler, akl-ı selîm saahibleri iyice düşünüb öğüd alsınlar diye — (bütün) insanlara bir tebliğdir