Back to Languages

Turkish - Chapter 11 - Hud

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah Hud 11:1

Elif, lam, raa. (Bu) oyle bir kitabdır ki ayetleri (en kat´i burhanlarla) desteklenmis, sonra da apacık bildirilmis, (her isi) hikmetle yapan, (her seyden) kemaliyle haberdar olan (Allah) tarafından (indirilmisdir)

Verse 2 — Surah Hud 11:2

Taki Allahdan baskasına ibadet etmeyin. Subhesiz, ben sizi Onun tarafından (egri yolun akıbetinden) korkutan, (mu´minlere) mujde veren (bir peygamber) im

Verse 3 — Surah Hud 11:3

Ve taki Rabbinizden magfiret isteyin, sonra (ıhlas ile) ona donun ki sizi adı konmus (ta´yin ve takdir edilmis) bir muddete kadar guzel ni´metleriyle faidelendirsin, her fazıylet saahibine kendi fazl (-u kerem) ini versin. (Habibim onlara de ki:) «Eger (imandan) yuz cevirirseniz ben sizin basınıza (gelecek) buyuk bir gunun azabından korkarım»

Verse 4 — Surah Hud 11:4

Donusunuz ancak Allaha dır. O her sey´e hakkıyle kaadirdir

Verse 5 — Surah Hud 11:5

Haberiniz olsun ki ondan (o peygamberden dusmanlıklarını) gizlemeleri icin goguslerini durub bukerler. (Hakkı isitmemek icin) elbiseleriyle ortundukleri zaman da (hallerine) dikkat et. (Halbuki) Allah Onların gizleyeceklerini de, acıga vuracaklarını da biliyor. Cunku O, sinelerin ta ozunu bilendir

Verse 6 — Surah Hud 11:6

(Yerde yuruyen hic bir canlı haaric olmamak uzere rızıklar) Allahın ustunedir. Onların duracak yerlerini de, emanet edilen yerlerini de O bilir. (Bunların) hepsi (ve butun halleri) o apacık kitabdadır

Verse 7 — Surah Hud 11:7

O, hanginizin ameli (haal-u hareketi) daha guzel oldugu (hususunda) sizi imtihan etmek icin gokleri ve yeri altı gunde yaratandır. (Bundan evvel ise) arsı su ustunde idi. And olsun ki «Olumden sonra muhakkak yine diriltileceksiniz» desen kafir olanlar mutlakaa «Bu, apacık bir aldatmadan baska (bir sey) degildir» derler

Verse 8 — Surah Hud 11:8

Andolsun ki biz kendilerinden azabı sayılı bir muddete kadar gecikdirsek mutlakaa diyeceklerdir ki: «Bunu alıkoyan (sebeb) de ne»? Haberiniz olsun ki, o bunlara gelecegi gun kendilerinden dondurulecek degildir. Eglenceye alageldikleri sey (azab) onları cepcevre kusatacakdır

Verse 9 — Surah Hud 11:9

Insana bizden bir rahmet (ve ni´met) tatdırıb da sonra bunu kendisinden soyub alıversek, andolsun, (o anda) o, (Allahın fazlından) umidini kesen bir adam, (evvelki ni´metleri tamamen unutan) bir nankordur

Verse 10 — Surah Hud 11:10

Sayed kendisine dokunan bir derdden sonra ona ni´meti tatdırırsak andolsun diyecek ki: «Benden kotulukler (bir daha gelmemek uzere) uzaklasıb gitdi». Cunku o (bu anda) sımarıkdır, (halka karsı) boburlenendir

Verse 11 — Surah Hud 11:11

(Derdlere, sıkıntılara) gogus gerib de guzel guzel amel (ve hareketler) de bulunanlar boyle degil. (Gunahlarını) yarlıgamak ve buyuk mukafat iste bunlar, bunlar icindir

Verse 12 — Surah Hud 11:12

Simdi sen (musriklerin belki): «Ona (gokden) bir hazine indirilseydi, yahud maiyyetinde bir de melek gelseydi ya» demelerinden (nasi) sana vahy olunandan bir kısmını, bu yuzden yuregin daralarak, hemen terk mi edivereceksin? Sen ancak bir nezirsin (Allahın azabiyle korkutan bir peygambersin). Allah ise her sey´e hakkıyle vekildir

Verse 13 — Surah Hud 11:13

Yoksa onu (Kur´anı) kendisi mi uydurdu diyorlar? De ki: «O halde haydi siz de onun gibi on sure getirin duzme ve uydurma olarak. Allahdan baska kime gucunuz yetiyorsa (kime guveniyorsanız) onları da (yardıma) cagırın, eger (iddianızda) dogrucular iseniz

Verse 14 — Surah Hud 11:14

Eger bunun uzerine (ey musrikler) onlar da (o yardıma cagırdıklarınız da ızhaar-ı acz edib) size cevab veremediler, (bu isi beceremediler) se bilin ki, demek, o (Kur´an) ancak Allahın ilmiyle indirilmisdir. (O Allah ki) hakikaten kendinden baska hic bir Tanrı yokdur. Artık siz musluman oluyor musunuz

Verse 15 — Surah Hud 11:15

Kim (yalınız) dunya hayaatını ve onun zinet (ve ihtisam) ını arzu ederse onların yapdıklarının (calısdıklarının) karsılıgını burada tamamen oderiz. Onlar bu hususda bir eksiklige de ugratılmazlar

Verse 16 — Surah Hud 11:16

Onlar oyle kimselerdir ki ahiretde kendilerine atesden baskası yokdur. (Dunyada) isledikleri seyler (hatta iyilikler) orada bosa gitmisdir. Zaten yapageldikleri hep bosdur (onların)

Verse 17 — Surah Hud 11:17

(Yalınız dunya hayaatını arzu eden kimse); Rabbinin acık bir delil? uzerinde bulunub da ardınca yine Ondan bir sahid gelen, ondan once de bir rehber ve bir rahmet olmak uzere Musanın hitabı (ile tasdıyk edilmis) olan kimse gibi midir ki boyle olanlar ona (Kur´ana) inanırlar. Her hangi bir guruh onu tanımazsa ates onun va´d edilen yeridir. Sen de bundan subhe icinde olma. Cunku o, hakdır, Rabbindendir. Fakat insanların cogu iman etmezler

Verse 18 — Surah Hud 11:18

Allaha karsı (kendiliginden) yalan duzenden daha zaalim kimdir? Onlar Rablerine arzedilecekler, sahidler de «Iste bunlar Rablerine karsı yalan soyleyenlerdir» diyecek. Haberiniz olsun ki Allahın la´neti zaalimlerin tepesindedir

Verse 19 — Surah Hud 11:19

Oyle (zaalimler) ki (insanları) Allahın yolundan dondururler, onu egriltmek isterler. Onlar ahireti inkar edenlerin ta kendileridir

Verse 20 — Surah Hud 11:20

Onlar yer yuzunde (Allahı) aciz bırakabilecek degillerdir. Kendilerini Allahdan (kurtaracak) hic bir haamileri de yokdur. Onların azabı kat kat olacakdır. (Cunku) onlar (hakkı) isitmiye tehammul edemezlerdi, (onu) gormezlerdi de

Verse 21 — Surah Hud 11:21

Onlar nefislerine ziyan edenlerdir. Uydurmakda oldukları seyler (putlar) da kendilerinden uzaklasıb gaybolmusdur

Verse 22 — Surah Hud 11:22

Subhesiz onlar ahiretde en cok zarar gorenlerin ta kendileridir

Verse 23 — Surah Hud 11:23

Iman edib de guzel isler yapanlar (a) ve husu ve tevaazu´la Rablerine baglananlar (a gelince) onlar cennetin yaranıdırlar. Onun icinde ebedi kalıcıdırlar onlar

Verse 24 — Surah Hud 11:24

Bu iki zumrenin haali kor ve sagırla goren ve isiden (in haali) gibidir. Bunlar birbirine denk olurlar mı hic? Haala iyi dusunmeyecek misiniz

Verse 25 — Surah Hud 11:25

Andolsun ki biz Nuhu kavmine (peygamber olarak) gondermisizdir. (O, oyle demisdi:) «Subhesiz ki ben sizi Allahın azabından apacık korkutanım. Allahdan baskasına ibadet etmeyin. Hakıykat, ben sizi basınıza acıklı bir gunun azabı (gelib catması) ndan endiyse ediyorum»

Verse 26 — Surah Hud 11:26

Andolsun ki biz Nuhu kavmine (peygamber olarak) gondermisizdir. (O, oyle demisdi:) «Subhesiz ki ben sizi Allahın azabından apacık korkutanım. Allahdan baskasına ibadet etmeyin. Hakıykat, ben sizi basınıza acıklı bir gunun azabı (gelib catması) ndan endiyse ediyorum»

Verse 27 — Surah Hud 11:27

Bunun uzerine kavminden kufredenlerin elebasları «Biz seni kendimiz gibi bir insandan baska olarak gormuyoruz. Basıyt ve zaahiri bir gorusle (uyan) en asagı tabakalarımızdan baskasının sana tabi oldugunu da gormuyoruz. Sizin bize karsı bir ustunlugunuzu dahi gormuyoruz. Biz sizi bil´akis yalancılar sanıyoruz» dedi (ler)

Verse 28 — Surah Hud 11:28

(Nuh) dedi ki: «Ya ben (da´vamın sıdkına sahid olmak uzere) Rabbimden (gelen) apacık bir burhan uzerinde isem? O, bana kendi katından bir rahmet vermis de bunlar siz (in kor gozleriniz) den gizli bırakılmıssa? Soyleyin bana ey kavmim? Sizi ona, kendiniz hos gormeyib dururken de zorlayacak mıyız (sanki)»

Verse 29 — Surah Hud 11:29

Ey kavmim, bundan (bu tebliglerimden) dolayı sizden hic bir mal istemiyorum. Benim mukafatım Allahdan baskasına aid degildir ve ben iman edenleri tardedici de degilim. Cunku onlar muhakkak ki Rablerine kavusanlardır. Ancak ben sizi cahillik eder bir kavm goruyorum»

Verse 30 — Surah Hud 11:30

«Ey kavmim, ben onları kogarsam Allahdan (Allahın intikaamından) beni kim (kurtarabilir, bana kim) yardım eder? Hic de dusunmez misiniz?»

Verse 31 — Surah Hud 11:31

«Ben size: Allahın hazineleri benim nezdimdedir demiyorum. Ben gaybı bilmem. Ben hakıykatde bir melek´im de demiyorum. Bununla beraber gozlerinizin hor gordugu kimseler (mu´minler) hakkında Allah onlara asla bir hayr vermeyecekdir dahi diyemem. Allah, onların ozlerindekini encok bilendir. (Eger bunları tard edersem) o takdirde subhesiz ki ben zaalimlerdenimdir»

Verse 32 — Surah Hud 11:32

Dediler: «Ey Nuh, bizimle cidden ugrasdın. Bizimle olan bu mucadelende ileri de gitdin. Eger sen dogruculardan isen bizi tehdid edib durdugun (azab) ı haydi getir bize»

Verse 33 — Surah Hud 11:33

(Nuh da): «Dilerse onu size ancak Allah getirir. Siz (Onu) aciz bırakabilecekler degilsiniz» dedi

Verse 34 — Surah Hud 11:34

«Eger Allah sizi helak etmek dilemisse, ben sizin iyiliginizi arzu etmis olsam bile, bu hayırhahlıgım size faide vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihayet ancak Ona donduruleceksiniz»

Verse 35 — Surah Hud 11:35

(Habibim) belki «Onu (Kur´anı) kendiliginden uydurdu» derler. De ki: «Eger ben onu kendim uydurdumsa gunahı benim ustume olsun. Halbuki ben sizin (boyle bir iftira ile) irtikab edegeldiginiz (gunah) dan tamamen uzagım»

Verse 36 — Surah Hud 11:36

Nuha su hakıykat vahy olundu: «Kavminden gercek iman etmis olanlardan baskası asla iman etmeyecekdir. O halde (bihude uzulub de) isleyegeldikleri seylerden (tecavuzlerden) dolayı tasalanma»

Verse 37 — Surah Hud 11:37

«Bizim nezaretimiz ve vahyimiz ile gemi yap. Zulmedenler hakkında bana bir sey soyleme. Cunku onlar suda bogulmuslardır (bogulacaklardır)»

Verse 38 — Surah Hud 11:38

(Nuh) gemiyi yapıyordu. Kavminden her hangi bir guruh yanından gecdikce onunla egleniyorlardı. Dedi ki: «Eger bizimle eglenirseniz biz de sizinle, bu eglendiginiz gibi, eglenecegiz»

Verse 39 — Surah Hud 11:39

«Artık kendisini rusvay edecek azabın kime gelib catacagını (bundan baska ahiretdeki) daim? azabın da kimin basına gelecegini ileride bileceksiniz»

Verse 40 — Surah Hud 11:40

Nihayet emrimiz gelib de fırın kaynadıgı zaman (Nuha) dedik ki: «Her birinden (her bir neviden erkek ve disi) ikiser cift ile — aleyhinde soz gecmis (helakleri takdir edilmis) olanlar mustesna — aileni ve iman edenleri icine yukle». Zaten onun maiyyetindeki az kimselerden baskası da iman etmemisdi

Verse 41 — Surah Hud 11:41

(Nuh) dedi ki: «Binin icerisine. Onun akması da, durması da Allahın adıyladır. Seksiz subhesiz Rabbim cok yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir»

Verse 42 — Surah Hud 11:42

O (gemi) bunları daglar gibi dalga (lar) icinden akıtıb goturuyordu. Nuh ayrı bir yere cekilmis olan ogluna bagırdı: «Ogulcagızım, (gel) bizim yanımıza sen de bin, kafirlerden olma»

Verse 43 — Surah Hud 11:43

O, dedi ki: «Bir daga sıgınırım, o beni sudan korur». (Nuh da soyle) dedi: «Bu gun Allahın emrinden, esirgeyen kendinden baska, hic bir koruyucu yokdur», ikisinin arasına dalga girdi, o da bogulanlardan oldu

Verse 44 — Surah Hud 11:44

(Taraf-ı ilahiden) denildi ki: «Ey arz suyunu yut, ey gok sen de tut». Su kesildi, is olub bitirildi, (gemi de) Cudi (dagının) uzerinde durdu. O zaalimler guruhuna «Uzak olsunlar» denildi

Verse 45 — Surah Hud 11:45

Nuh Rabbine dua edib dedi ki: «Ey Rabbim, benim oglum da subhesiz benim ailemdendir. Senin va´din elbette hakdır ve Sen haakimlerin haakimisin»

Verse 46 — Surah Hud 11:46

(Allah da soyle) buyurdu: «Ey Nuh, o kat´iyyen senin ailenden degildir. Cunku o (nun isledigi) Saalih olmayan (kotu) bir isdir. O halde bilgin olmadıgı bir sey´i benden isteme. Seni bilmezlerden olmakdan bihakkın men ederim»

Verse 47 — Surah Hud 11:47

(Nuh) «Ey Rabbim, dedi, ben bilgimin olmadıgı sey´i Senden istemekden Sana sıgınırım. Eger beni yarlıgamazsan, beni esirgemezsen husrane dusmuslerden olurum»

Verse 48 — Surah Hud 11:48

Denildi ki: «Ya Nuh, sana ve (gemide) maiyyetinde bulunanlardan (gelecek mu´min) ummetlere bizden selam (-u selamet) ve bereketlerle in (gemiden. Onlardan tureyecek diger kafir) ummetler de vardır ki biz onları dahi (dunyada bol rızıklarla) faidelendirecegiz. Sonra ise (ahiretde) onları bizden acıklı bir azab carpacakdır

Verse 49 — Surah Hud 11:49

Bunlar gayb haberlerindendir ki sana onları vahyediyoruz. Onları bundan evvel ne sen biliyordun, ne kavmin. O halde (Habibim) sen de (Nuh gibi her cefaye) katlan. Akıbet hic subhesiz takvaaye erenlerindir

Verse 50 — Surah Hud 11:50

Ad´e biraderleri Hud´u (gonderdik). «Ey kavmim, dedi, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan baska hic bir Tanrınız yok. Siz (Allaha karsı) yalan duzenlerden baska (kimseler) degilsiniz»

Verse 51 — Surah Hud 11:51

«Ey kavmim, ben buna (bu tebligıma) mukaabil sizden hic bir ucret istemiyorum. Benim mukafatım, beni yaradandan baskasına aid degildir. Haala akıllanmayacak mısınız?»

Verse 52 — Surah Hud 11:52

«Ey kavmim, Rabbinden magfiret isteyin. Sonra yine Ona tevbe (ve rucu) edin ki ustunuze gokden bol bol (feyzini) gondersin, kuvvetinize daha fazla kuvvet katsın. Gunahkarlar olarak yuz cevirmeyin»

Verse 53 — Surah Hud 11:53

Dediler ki: «Ey Hud, sen bize acık bir mu´cize getirmedin. Biz de senin sozunle Tanrılarımızı bırakıcı degiliz. Sana inanıcılar da degiliz»

Verse 54 — Surah Hud 11:54

Biz «Tanrılarımızdan kimi seni fena carpmıs» (demekden) baska (bir sey) soylemeyiz. (Hud) dedi: «Allahı hakıyki sahid gosteririm ve siz de sahid olun ki ben sizin Allahı bırakıb da Ona ortak tutmakda devam etdiginiz seylerden kat´iyyen uzagım. Artık bana topyekun istediginiz tuzagı kurun, sonra bana muhlet de vermeyin»

Verse 55 — Surah Hud 11:55

Biz «Tanrılarımızdan kimi seni fena carpmıs» (demekden) baska (bir sey) soylemeyiz. (Hud) dedi: «Allahı hakıyki sahid gosteririm ve siz de sahid olun ki ben sizin Allahı bırakıb da Ona ortak tutmakda devam etdiginiz seylerden kat´iyyen uzagım. Artık bana topyekun istediginiz tuzagı kurun, sonra bana muhlet de vermeyin»

Verse 56 — Surah Hud 11:56

«Subhesiz ki ben, kendimin de, sizin de Rabbiniz olan Allaha guvenib dayandım. Yurur hic bir mahluk haaric olmamak uzere (hepsinin) alnından tutan Odur. Benim Rabbim hakıykaten dogru bir yol uzerindedir»

Verse 57 — Surah Hud 11:57

«Eger simdi yuz cevirirseniz (ne diyeyim). Ben size ne ile gonderilmissem iste size onu teblig etdim. Rabbim size yerinize diger bir kavmi getirir de Ona hic bir seyle zarar yapamazsınız. Subhesiz ki benim Rabbim her sey´in ustunde bir nigehbandır»

Verse 58 — Surah Hud 11:58

Vaktaki (azab) emrimiz geldi. Hud´u de, maiyyetindeki mu´minleri de, bizden bir rahmet olarak, selamete erdirdik, onları agır azabdan kurtardık

Verse 59 — Surah Hud 11:59

Iste Ad (kavmi)! Onlar Rablerinin ayetlerini bilerek inkar etdiler, peygamberlerine aasi oldular, inadcı her zorbanın emri ardınca gitdiler

Verse 60 — Surah Hud 11:60

Onlar bu dunyada da, kıyaamet gununde de la´net (cezasına) tabi´ tutuldular. Haberiniz olsun ki Ad (kavmi) Rablerine kufretdiler. Gozunuzu acın ki Hud´un kavmi olan Ad´e (rahmet-i ilahiyyeden ebedi) uzaklık (verildi)

Verse 61 — Surah Hud 11:61

Semuud´a biraderleri Saalih´i (gonderdik). Dedi ki: «Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan baska hic bir Tanrınız yokdur. O, sizi toprakdan meydana getirdi, sizi orada omur gecirmiye (yahud: i´maara) me´mur etdi. O halde Ondan magfiret isteyin, sonra Ona tevbe edin (hep Ona donun). Subhesiz ki Rabbim (in rahmeti) cok yakındır; O, (duaları da) kabul edendir»

Verse 62 — Surah Hud 11:62

«Ey Saalih, dediler, sen bundan evvel icimizde umid beslenen bir (zat) din. (Simdi) atalarımızın tapdıgı seylere tapmamızdan bizi vaz gecirmek mi istiyorsun? Senin bizi (kulluguna) da´vet etdigin (Rab) den hakıykaten sek icindeyiz, subheleniciyiz»

Verse 63 — Surah Hud 11:63

(Saalih) dedi ki: «Ey kavmim, ya ben Rabbimden (gelen) apacık bir mu´cizenin uzerinde isem ve O, kendinden bana bir rahmet (bir peygamberlik) vermisse? (Buna) ne dersiniz? O halde Allah (ın intikaamın) dan, eger Ona isyan edersem, (kurtarmak hususunda) bana kim yardım eder? Demek, siz beni ziyana ugratmakdan, (bunu) bana karsı artırmakdan baska, bir sey yapmayacaksınız»

Verse 64 — Surah Hud 11:64

«Ey kavmim, iste size bir ayet (bir mu´cize) olmak uzere Allahın su disi devesi! Artık onu (serbest) bırakın. Allahın arzında yesin. Ona fenalık edib dokunmayın. Binnetice sizi yakın bir azab yakalar»

Verse 65 — Surah Hud 11:65

Derken, onu, ayaklarını keserek oldurduler. Bunun uzerine (Saalih) dedi ki: «Memleketinizde uc gun daha yasayın. Iste bu, yalanı cıkarılamayacak bir tehdiddir»

Verse 66 — Surah Hud 11:66

Vaktaki (azab) emrimiz geldi, Saalihi de, onun maiyyetinde iman etmis olanları da tarafımızdan bir esirgeme olarak (azabdan ve) o gunun rusvaylıgından kurtardık. Subhesiz ki senin Rabbin, O, cok kuvvetlidir, mutlak gaalibdir

Verse 67 — Surah Hud 11:67

O zaalimleri ise korkunc bir ses alıb goturdu de yurdlarına diz ustu coken (canları cıkan) kimseler oluverdiler

Verse 68 — Surah Hud 11:68

Sanki orada (zaten) oturmamıslardı. Haberiniz olsun ki Semud (kavmi) hakıykaten Rablerine kufretdiler, gozunuzu acın ki Semuda (rahmet-i ilahiyyeden) uzaklık (verilmisdir)

Verse 69 — Surah Hud 11:69

Andolsun, elcilerimiz, Ibrahime mujde ile gelib «Selam» dediler. O da «Selam» dedi ve eglenmeden gidib (onlara) kızartılmıs bir buzagı getirdi

Verse 70 — Surah Hud 11:70

(Ibrahim), ellerinin buna uzanmadıgını gorunce onları (n durumundan) hoslanmadı, onlardan kalbine bir nev´i korku gizledi. Onlar: «Korkma, dediler, cunku biz Luut kavmine gonderildik»

Verse 71 — Surah Hud 11:71

(Ibrahimin) karısı (hizmet icin) ayakda idi. (Bu soz uzerine) guldu. Biz de ona Ishakı, Ishakın ardından da (torunu) Ya´kubu mujdeledik

Verse 72 — Surah Hud 11:72

«(Kadın) vay, dedi, kendim bir koca karı, su zevcim de bir ihtiyar iken ben mi doguracak mısım? Bu, cidden pek sasılacak bir sey»

Verse 73 — Surah Hud 11:73

(Elci melekler): «Allahın emrine mi sasıyorsun? Ey ehl-i beyt, Allahın rahmeti, bereketleri sizin uzerinizdedir. Subhe yok ki, O, asıl hamde layık, hayr-u ihsanı cok olandır» dediler

Verse 74 — Surah Hud 11:74

Vaktaki Ibrahimden o korku gitdi, kendisine bir de mujde geldi. (Simdi o) Lut kavmi hakkında (adeta) bizimle mucadele ediyordu

Verse 75 — Surah Hud 11:75

Cunku Ibrahim cidden yumusak huylu, yuregi yanık, kendisini tamamen Allaha vermis biri idi

Verse 76 — Surah Hud 11:76

«Ey Ibrahim, (dediler), bundan (bu mucadeleden) vaz gec. Zira hakıykat sudur: Rabbinin emri gelmisdir. Onlara muhakkak reddolunamıyacak bir azab gelib catıcıdır»

Verse 77 — Surah Hud 11:77

Vaktaki elcilerimiz Luta geldi. O, bunlar yuzunden kaygıya dusdu, bunlar yuzunden gogsu daraldı ve: «Bu cetin bir gundur» dedi

Verse 78 — Surah Hud 11:78

(Lutun) kavmi, kendisine dogru (soluk soluga) kosarak yanına geldi. Onlar daha evvelden kotulukleri islemiye alısmıs kimselerdi. (Lut): «Ey kavmim, dedi, iste kızlarım. Sizin icin onlar daha temizdir. Artık Allahdan korkun, beni musafirlerimin icinde kucuk dusurmeyin. Icinizde aklı basında bir adam da yok mu sizin»

Verse 79 — Surah Hud 11:79

Dediler: «Andolsun, senin de bildigin vech ile bizim senin kızlarınla hic bir hak (ve alaka) mız yokdur. Sen bizim ne diledigimizi elbette bilirsin»

Verse 80 — Surah Hud 11:80

(Lut: «Ah), dedi, size (yetecek) bir kuvvetim olsaydı, yahud sarp bir kal´aya sıgınabilseydim»

Verse 81 — Surah Hud 11:81

(Elci melekler): «Ya Lut, emin ol, biz Rabbinin elcileriyiz. Onlar sana kat´iyyen dokunamazlar. Sen hemen gecenin bir kısmında ailenle yuru (yola cık). Icinizden hic biri geri kalmasın. Yalınız karın mustesna. Cunku onlara (kavmine) isaabet edecek (azab) hic subhesiz ona da carpacakdır. Onlara va´d olunan (helak) zamanı sabah vaktidir. Sabah vaktı da yakın degil mi?» dediler

Verse 82 — Surah Hud 11:82

Vaktaki (azab) emrimiz geldi, (o memleketin) ustunu altına getirdik ve tepelerine balcıkdan pisirilmis, istif edilmis taslar yagdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmıslardı. Onlar zaalimlerden uzak degildir

Verse 83 — Surah Hud 11:83

Vaktaki (azab) emrimiz geldi, (o memleketin) ustunu altına getirdik ve tepelerine balcıkdan pisirilmis, istif edilmis taslar yagdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmıslardı. Onlar zaalimlerden uzak degildir

Verse 84 — Surah Hud 11:84

Medyen´e de biraderleri Suaybı (gonderdik). Dedi ki: «Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin ondan baska hic bir Tanrınız yokdur. Olcegi, tartıya eksik tutmayın. Ben sizi hakıykat bir ni´met (ve refah) icinde goruyorum. Subhesiz ki ben bir gun (hepinizi) cepcevre kusatıcı bir azabdan korkmakdayım»

Verse 85 — Surah Hud 11:85

«Ey kavmim olcekde ve tartıda adaleti yerine getirin. Nasin esyasını (mallarını, hakkını) eksiltmeyin. Yer yuzunde fesadcılar olarak fenalık yapmayın»

Verse 86 — Surah Hud 11:86

«Eger mu´min kimseler iseniz Allah´ın (halalınden) bırakdıgı (kar) sizin icin daha hayırlıdır. (Bununla beraber) ben sizin uzerinizde bir bekci de degilim»

Verse 87 — Surah Hud 11:87

Dediler ki: «Ey Suayb, atalarımızın tapdıgı seylerden, yahud mallarımızdan ne dilersek onu yapmamızdan vaz gecmemizi sana namazın mı emrediyor? Cunku sen, muhakkak ki sen (biliyoruz) yumusak huylu, aklı basında (bir adam) sın»

Verse 88 — Surah Hud 11:88

«Ey kavmim, dedi, ya ben Rabbimden (gelen) apacık bir burhanın uzerinde isem ve O, bana kendisinden guzel bir rızk ihsan etmis ise? (Buna) ne dersiniz? Size etdigim yasaga ragmen, kendim size muhaalefet etmek istemiyorum ki. Ben gucumun yetdigi kadar ıslahdan baska bir sey arzu etmem. Benim muvaffakıyyetim ancak Allahın yardımıyledir. Ben yalınız Ona guvenib dayandım ve yalınız Ona donerim»

Verse 89 — Surah Hud 11:89

«Ey kavmim, bana olan dusmanlıgınız, Nuh kavminin, ya Hud kavminin, yahud Saalih kavminin baslarına gelenler gibi size bir musiybet yuklemesin. Lut kavmi de sizden uzak degil»

Verse 90 — Surah Hud 11:90

«Rabbinizden magfiret dileyin. Sonra Ona tevbe ile rucu edin. Cunku Rabbim cok esirgeyendir, (mu´minleri) cok sevendir»

Verse 91 — Surah Hud 11:91

Dediler ki: «Ey Suayb, biz senin soylemekde oldugundan bir cogunu iyice anlamıyoruz. Seni de icimizden cidden zaif goruyoruz. Eger kabilen olmasaydı muhakkak ki seni tasla oldururduk. Sen bizden ustun bir seref saahibi degilsin ki...»

Verse 92 — Surah Hud 11:92

(Suayb): «Ey kavmim, dedi, size gore benim kabilem mi Allahdan daha sereflidir ki Onu (tutub) arkanıza atılmıs (degersiz) bir sey edindiniz? Benim Rabbim (in ilmi) subhesiz ne yaparsanız (hepsini) cepcevre kusatıcıdır»

Verse 93 — Surah Hud 11:93

«Ey kavmim, elinizden geleni yapın. Ben de (vazifemi) yapıcıyım: Yakında bileceksiniz ki kendisini rusvay edecek azab kime gelecekdir ve o yalancı kimdir? (O azabı) gozetleyin, ben de sizinle beraber (onu) gozetleyiciyim»

Verse 94 — Surah Hud 11:94

Vaktaki (azab) emrimiz geldi. Hem Suaybı, hem onun maiyyetinde iman etmis olanları, bizden bir esirgeme olarak, kurtardık. Zulmedenleri ise korkunc bir ses yakaladı da yurdlarında diz ustu coke kaldılar (helak oldular)

Verse 95 — Surah Hud 11:95

Sanki onlar zaten orada oturmamıslardı. Haberiniz olsun ki Semud (kavmi) rahmet-i ilahiyyeden nasıl uzaklasdıysa Medyen (kavmi) ne de oylece bir uzaklık (verildi)

Verse 96 — Surah Hud 11:96

Andolsun ki biz Musayı da Fir´avna ve onun ileri gelenlerine mucizelerimizle ve apacık bir huccetle gonderdik de yine onlar Fir´avnın emrine tabi oldular. Halbuki Fir´avn´ın emri hic de salahiyyetli ve durust degildi

Verse 97 — Surah Hud 11:97

Andolsun ki biz Musayı da Fir´avna ve onun ileri gelenlerine mucizelerimizle ve apacık bir huccetle gonderdik de yine onlar Fir´avnın emrine tabi oldular. Halbuki Fir´avn´ın emri hic de salahiyyetli ve durust degildi

Verse 98 — Surah Hud 11:98

O, kıyaamet gunu kavminin onune dusecekdir. Artık o, bunları (suya goturur gibi) atese goturmusdur. Vardıkları o yer ne kotu yerdir

Verse 99 — Surah Hud 11:99

Burada da, kıyaamet gununde de la´nete tabi tutuldular onlar. (Kendilerine) verilen bu vergi ne kotu vergidir

Verse 100 — Surah Hud 11:100

Sana kıssa olarak bildirmekde oldugumuz bu (haberler, helak olmus) memleketlerin haberlerindendir ki onların kimi (nin izleri) ayakda kalmıs, (kimi de) bicilmis ekin (gibi yok olmusdur)

Verse 101 — Surah Hud 11:101

Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi nefislerine zulmetdiler. Binaen´aleyh Allahı bırakıb tapdıkları (yalancı) Tanrılar, Rabbinin (azab) emri geldigi zaman, onlara hic bir faide vermedi, ziyanlarını artırmakdan baska bir sey´e yaramadı

Verse 102 — Surah Hud 11:102

Rabbinin yakalayısı — (ahalisi) zulmeder halde bulunan memleketleri yakaladıgı zaman — iste boyle (olur). Subhesiz ki Onun carpması (cezası) pek acıklıdır, pek cetindir

Verse 103 — Surah Hud 11:103

Bunda (bu kıssalarda) ahiret azabından korkanlar icin kat´i birer ibret vardır. O, butun insanların bir arada toplanmıs olacakları bir gundur. O, (istisnasız butun halkın) haazır olacakları bir gundur

Verse 104 — Surah Hud 11:104

Biz onu (kıyaamet gununu) ancak sayılı bir muddet icin gecikdiririz

Verse 105 — Surah Hud 11:105

Gelecek olan o gunde Allahdan izinsiz hic bir kimse konusmaz. Artık onlardan kimi sakıy (bedbaht), kimi de said (bahtiyar) dir

Verse 106 — Surah Hud 11:106

Sakıy olanlara gelince: Onlar atesdedirler ki orada (cok feci) bir nefes alıb vermeleri vardır onların

Verse 107 — Surah Hud 11:107

Gokler ve yer durdukca orada ebedi kalıcıdırlar. Rabbinin diledigi (muddet) baska. Cunku Rabbin ne dilerse hakkıyle onu yapandır

Verse 108 — Surah Hud 11:108

Mes´ud olanlara gelince: Onlar da cennetdedirler. Rabbinin diledigi (muddet) mustesna olmak uzere gokler ve yer durdukca onlar orada ebedi kalıcıdırlar. (Bu), bir lutf-u ihsandır ki (tukenib) kesilmesi yokdur

Verse 109 — Surah Hud 11:109

Artık onların tapmakda oldukları seyler (in kendilerini ne feci akıbetlere surukleyecegin) den subhe icinde olma. Onlar, daha evvelden ataları nasıl tapıyorlar idiyse (baska suretle degil) tıbkı onun gibi tapıyorlar. Biz de elbet nasıyblerini (cezalarını) eksiksiz vericiyiz

Verse 110 — Surah Hud 11:110

Andolsun ki biz Musaya o kitabı (Tevratı) verdik de onun hakkında da ihtilaf edildi. Eger Rabbinden bir soz gecmis olmasaydı elbette aralarında (simdiye kadar) hukum verilmis bitmisdi bile. Hakıykat onlar (senin kavmin) bu (Kur´an) dan yana siddetli bir tereddud ve subhe icindedirler

Verse 111 — Surah Hud 11:111

Subhesiz Rabbin, her birinin amellerini (amellerinin karsılıgını) onlara tam olarak verecekdir. Cunku O, ne yapıyorlarsa (hepsinden) hakkıyle haberdardır

Verse 112 — Surah Hud 11:112

O halde sen [habibim), maiyyetindeki tevbe edenlerle beraber, emr olundugun vech ile, dosdogru hareket et. Asırı gitmeyin. Cunku O, ne yaparsanız (hepsini) hakkıyle gorucudur

Verse 113 — Surah Hud 11:113

Bir de zulmedenlere meyletmeyin. Sonra size ates carpar. Zaten sizin Allahdan baska yardımcılarınız yokdur. Sonra (Ondan da) yardım goremezsiniz

Verse 114 — Surah Hud 11:114

Gunduzun iki tarafında, gecenin de yakın saatlerinde dosdogru namaz kıl. Cunku guzellikler kotulukleri (gunahları) giderir. Bu, iyi dusunenlere bir oguddur

Verse 115 — Surah Hud 11:115

Sabr-u sebat et. Zira Allah iyi hareket edenlerin mukafatını zaayi etmez

Verse 116 — Surah Hud 11:116

Sizden onceki devirlerde (insanları) yer yuzunde fesad (cıkarmak) dan vaz gecirmiye calısacak (bu suretle onları helakden kurtaracak) fazilet saahibleri bulunmalı degil miydi? (O devirlerin insanları) icinden (vazifelerini yapdıkları icin) kurtardıgımız (kimseler) ancak (pek) azdır. Zaalim olanlar ise yalınız kendilerine verilen (dunyevi) refahın ardına dusduler, gunahkar insanlardı onlar

Verse 117 — Surah Hud 11:117

Senin Rabbin — ehalisi (hem nefislerini, hem yekdigerini) ıslaahedib dururken de — O memleketleri (sırf) sirk yuzunden helak edecek degildi ya

Verse 118 — Surah Hud 11:118

Eger Rabbin dileseydi butun insanları muhakkak ki bir tek ummet yapardı. Onlar ihtilaf edici bir halde (iste boylece) devam edib gideceklerdir

Verse 119 — Surah Hud 11:119

Rabbinin, rahmet (ine mazhar) etdigi kimseler mustesna. (Allah) onları bunun icin yaratmısdır. Bununla beraber Rabbinin su sozu de tastamam yerine gelmisdir: «Andolsun ki ben cehennemi butun insan ve cinden (mustehık olanlarla) dolduracagım»

Verse 120 — Surah Hud 11:120

Peygamberlerin haberlerinden — onunla kalbini (tatmin ve) tesbiit edecegimiz — her cesidini sana kıssa olarak anlatıyoruz. Bunda, (bu sure ile) de sana hak ve mu´minlere bir ogud ve bir muhtıra gelmisdir

Verse 121 — Surah Hud 11:121

Iman etmeyeceklere de ki: «Elinizden, gucunuzden geleni yapın. Biz de subhesiz calısıcılarız»

Verse 122 — Surah Hud 11:122

«Siz gozetleyin, biz de her halde gozetleyiciyiz»

Verse 123 — Surah Hud 11:123

«Goklerin ve yerin (sırr-ı) gaybı Allahındır. Her is Ona dondurulur, oyle ise Ona ibadet et, Ona guvenib dayan. Senin Rabbin yapmakda oldugunuz seylerden gaafil (ve habersiz) degildir»