Back to Languages

Turkish - Chapter 2 - Al-Baqarah

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Baqarah 2:1

Verse 2 — Surah Al-Baqarah 2:2

Bu, o kitab´dır ki kendisinde (Allah katından gonderilmis oldugunda) hic subhe yokdur. (O) takvaa sahibleri icin dogru yolun ta kendisidir

Verse 3 — Surah Al-Baqarah 2:3

(O takvaa saahibleri ki) onlar gaybe inanırlar, namazı dosdogru kılarlar, kendilerine rızk olarak verdigimizden de (Allah yolunda) harcarlar

Verse 4 — Surah Al-Baqarah 2:4

(O takvaa saahibleri ki Habibim) onlar sana indirilene de, senden evvel indirilenlere de inanırlar. Ahirete ise onlar subhesiz bir bilgi ve inan beslerler

Verse 5 — Surah Al-Baqarah 2:5

Iste onlar Rablerinden (gelen) Hidayetin tam uzerindedirler. Asıl muradlarına kavusanlar da iste onlar

Verse 6 — Surah Al-Baqarah 2:6

Su muhakkak ki kufr edenleri inzar etsen de onlarca bir, kendilerini inzar etmesen de inanmazlar

Verse 7 — Surah Al-Baqarah 2:7

Allah onların kalblerine de, kulaklarına da muhur basmısdır. Gozlerinin uzerinde bir de perde var. En buyuk azab onlarındır

Verse 8 — Surah Al-Baqarah 2:8

Insanlardan oyle kimseler vardır ki kendileri iman etmis olmadıkları halde, «Allaha ve ahiret gunune inandık» derler. Halbuki onlar inanıcı (insan) lar degildir

Verse 9 — Surah Al-Baqarah 2:9

Allahı da, iman edenleri de (guya) aldatırlar. Halbuki onlar kendilerinden baskasını aldatmazlar da yine farkına varmazlar

Verse 10 — Surah Al-Baqarah 2:10

Kalblerinde bir maraz vardır onların. Allah da marazlarını artırdı. Yalan soylemekde oldukları icin de onlara acıklı bir azab vardır

Verse 11 — Surah Al-Baqarah 2:11

Kendilerine «Yer (yuzun) de fesad yapmayın» denildigi zaman «Biz ancak islah edicileriz» derler

Verse 12 — Surah Al-Baqarah 2:12

Gozunu ac, onlar muhakkak ki fesadcıların ta kendileridir. Fakat suurlarını isletmezler

Verse 13 — Surah Al-Baqarah 2:13

Onlara «insanların (muslumanların) inandıgı gibi inanın» denilince «Biz de o beyinsizlerin inandıgı gibi mi inanacagız?» derler. Dikkat et ki (asıl) beyinsizler hic suphesiz kendileridir. Fakat bilmezler

Verse 14 — Surah Al-Baqarah 2:14

Onlar iman edenlere kavusdukları zaman «inandık» derler. Seytanlariyle yalınızca (basbasa) kalınca ise «Emin olun, biz sizinle beraberiz. Biz ancak istihza edicileriz» derler

Verse 15 — Surah Al-Baqarah 2:15

(Asıl) Allah onlarla istihza eder ve taskınlıkları, azgınlıkları icinde serseri dolasmalarına muhlet verir

Verse 16 — Surah Al-Baqarah 2:16

Onlar o kimselerdir ki dogru yolu bırakıp sapkınlıgı (egri yolu) satın almıslardır. Demek, alıs verisleri onlara kazanc saglamamıs, onlar dogru yolu da bulmamıslardır

Verse 17 — Surah Al-Baqarah 2:17

Onların haali bir ates yakanın haali gibidir ki o (ates) cevresindekileri aydınlatınca Allah ısıklarını giderib (sondurub) kendilerini karanlıklar icinde, gormez (ve saskın kimse) ler haalinde bırakıvermisdir

Verse 18 — Surah Al-Baqarah 2:18

(Onlar) sagırlar, dilsizler, korlerdir. Artık (Hakka) donmezler

Verse 19 — Surah Al-Baqarah 2:19

Yahud (onların haali) gokden (bulutdan bosanan) yagmur (a tutulmusun haali) gibidir ki onda (o yagmurda) karanlıklar, gok gurultusu ve simsek cakısı vardır. Olum korkusiyle yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kafirleri cepcevre kusatandır

Verse 20 — Surah Al-Baqarah 2:20

O simsek hemen hemen gozlerini kapıp alıverecek. Onları aydınlatınca (ısıgı) icinde yururler, baslarına karanlık cokunce ise dikilib kalırlar. Allah dileseydi onların isitmelerini, gozlerini de giderirdi. Subhe yok ki Allah her sey´e hakkıyle kaadirdir

Verse 21 — Surah Al-Baqarah 2:21

Ey insanlar, siz de, sizden oncekileri de yaratan Rabbinize ibadet (kulluk) edin. Taki takvaa saahibi olasınız

Verse 22 — Surah Al-Baqarah 2:22

O (Rab) ki yer yuzunu sizin (ikaamet ve istirahatiniz) icin bir dosek, gogu (yuksek tavan ve kubbe gibi) bir bina yapdı. O gokden su indirib onunla durlu, durlu semerelerden (meyvalardan, mahsullerden) sizin icin rızk cıkardı. O halde, kendiniz bilib dururken (yaratılan o seylerle) Allaha esler kosmayın

Verse 23 — Surah Al-Baqarah 2:23

Eger kulumuz (Muhammed) in uzerine parca parca (sure sure, ayet ayet) indirdigimiz (Kur´anın Allah katından geldigin) den subhe ediyorsanız haydi onun benzerinden siz de (meydana) bir sure getirin. Allahdan baska sahicilerinizi (tapdıgınız putları ve bilginlerinizi) de (yardıma) cagırın, eger (iddianızda) dogru (insan) lar iseniz

Verse 24 — Surah Al-Baqarah 2:24

Fakat bunu yapmazsanız ki hic bir zaman yapamayacaksınız artık sakının o atesden ki onun tutaragı (odunu, cırası, ocaktası) insanla o tasdır. O (ates) kafirler icin hazırlanmısdır

Verse 25 — Surah Al-Baqarah 2:25

(Habibim) iman eden, bir de guzel guzel amel (ve hareketlerde bulunan kimselere mustula ki altlarından ırmaklar akan cennetler onların. Kendilerine ne zaman onlardan bir meyva rızk olarak yedirilse her defasında «ha, bu, evvelce de (dunyada) rızıklandıgımız (yedigimiz) seydi» diyecekler Ve o rızk (renkde, sekilde) birbirinin benzeri, (fakat tatda, keyfiyyetde baska baska ve cok yuksek ve mustesna kıymetlerde) olmak uzere kendilerine sunulacak. Orada cok temiz zevceler de onların. Hem orada onlar daim de kalıcıdırlar

Verse 26 — Surah Al-Baqarah 2:26

Hakıykat bir sivri sinek olsun, daha ustundeki (buyugu) olsun her hangi bir sey´i Allah mesel (ve misal) getirmekden cekinmez. Artık iman edenler onun Rablerinden (gelen) bir gercek oldugunu bilirler. Kafirler ise «Allah bu misal ile ne murad etmisdir» derler. Allah onunla bir cogunu sasırtır, yine onunla bir cogunu yola getirir. Onunla fasıklardan baskasını sasırtmaz

Verse 27 — Surah Al-Baqarah 2:27

O (fasıklar) ki Allanın, (Kitablarında Muhammede iman etmeleri hakkındaki ahid (ve emr) ini onu te´kid de etdikden sonra bozarlar, Allah´ın birlestirilmesini emretdigi sey´i (hısımlık rabıtalarını, cem´iyyet birligini, peygambere imanda birlesmeyi) keserler, yer yuzunde bozgunculuk yaparlar. Iste onlar husrane (maddi ve manevi en buyuk zarara) ugrayanların ta kendileridir

Verse 28 — Surah Al-Baqarah 2:28

Allaha nasıl olub da kufrediyor (Onun varlıgını ve birligini inkar ediyor) sunuz? Halbuki siz oluler iken (henuz babalarınızın sulbunde bir nutfe iken annelerinizin rahminde, sonra da dunyada sizi) O diriltdi. Sonra sizi yine O oldurecek, tekrar sizi (kabirde ve nesirde) O diriltecek ve nihayet (Hasirden sonra) yine yalınız ona donduruleceksiniz

Verse 29 — Surah Al-Baqarah 2:29

Yerde ne varsa hepsini sizin (faideniz) icin yaratan, sonra (iradesi) goge yonelib de onları yedi gok haalinde tesviye (ve tanzim) eden (sapasaglam yapan) Odur ve O her sey´i hakkıyle bilendir

Verse 30 — Surah Al-Baqarah 2:30

Hani Rabbin meleklere: «Muhakkak ben yer yuzunde (benim emirlerimi teblig ve infaza me´mur) bir halife (bir insan, adem) yaratacagım» demisdi. (Melekler) de: «Biz seni hamdinle tesbih ve seni takdis (ayıblardan, es kosmakdan, eksikliklerden tenzih) edib dururken (yerde) orada bozgunculuk edecek, kanlar dokecek kimse mi yaratacaksın?» demislerdi. Allah (da) : «Sizin bilemeyeceginizi her halde ben bilirim» demisdi

Verse 31 — Surah Al-Baqarah 2:31

Ademe butun isimleri ogretmisdi. Sonra onları (onların delalet etdikleri alemleri, esyayi) meleklere gosterib: «Dogrucular iseniz (her seyin ic yuzunu biliyorsanız) bunları adlarıyle bana haber verin» demisdi

Verse 32 — Surah Al-Baqarah 2:32

(Melekler) de: «Seni tenzih ederiz. Senin bize ogretdiginden baska bizim hic bir bilgimiz yok. Cunku (her sey´i) hakkıyle bilen, hukum ve hikmet sahibi olan subhesiz ki sensin Sen» demislerdi

Verse 33 — Surah Al-Baqarah 2:33

(Allah) : «Ey Adem, onları adlariyle kendilerine haber ver» deyib de o da onları isimleriyle soyleyiverince (soyle) dedi: «Size demedim mi ki goklerin ve yerin gaybını subhesiz ben bilirim. Neyi acıklarsanız, neyi de gizlemisseniz ben biliyorum.»

Verse 34 — Surah Al-Baqarah 2:34

Hani meleklere: «Ademe (yahud: Adem icin Allaha) secde edin» demisdik de (seytanların reisi olan) iblisden baskası hemen secde etmislerdi. O ise dayatmıs, kibirlenmek istemisdi. (Zaten de) o kafirlerdendi

Verse 35 — Surah Al-Baqarah 2:35

Ve demisdik ki: «Ey Adem, sen esinle beraber Cennetde yerles, Ondan (Cennetin yiyeceklerinden), neresinden isterseniz, ikiniz de bol bol yeyin. (Fakat) su agaca yaklasmayın. Yoksa ikiniz de (nefsine) zulmedenlerden olursunuz»

Verse 36 — Surah Al-Baqarah 2:36

Bunun uzerine Seytan onları (n ayagını) oradan kaydırıp icinde bulunduklarından (onun ni´metlerinden) onları cıkarıvermis (mahrum edivermis) di. Biz de: «Kiminiz kiminize dusman olarak inin. Yer yuzunde sizin icin bir vakta (omrunuzun sonuna) kadar durak ve faidelenecek sey vardır» demisdik

Verse 37 — Surah Al-Baqarah 2:37

Derken Adem Rabbinden kelimeler belleyip aldı (Ona yalvardı). O da Tevbesini kabul etdi. Cunku tevbeyi en cok kabul eden, asıl esirgeyen odur

Verse 38 — Surah Al-Baqarah 2:38

(Evet, oyle) Dedik: Hepiniz oradan inin. Sonra size benden bir hidayet (ci rehber) gelir de kim benim hidayetimin izince giderse artık onlara hicbir korku (ve tehlike) yokdur. Onlar mahzun da olacak degillerdir

Verse 39 — Surah Al-Baqarah 2:39

O kufredenler, ayetlerimizi yalan sayanlar (Yok mu?), onlar atesin (cehennemin) arkadaslarıdır. Onlar orada bir daha cıkmamak uzere kalıcıdırlar

Verse 40 — Surah Al-Baqarah 2:40

Ey Israil (Ya´kub) ogulları, size (atalarınıza) ihsanetdigim bunca ni´metlerimi hatırlayın (Peygambere iman hususundaki) tavsiyemi yerine getirin, ben de size karsı olan ahdimi yapayım. Bir de (vefayı terk hususunda) benden korkun

Verse 41 — Surah Al-Baqarah 2:41

Nezdinizdekini (Tevratı) tasdik edici (ve dogrultucu) olarak indirdigim (Kur´an) a iman edin, onu inkaredenlerin ilki siz olmayın, ayetlerimi az bir baha ile (bayagı bir menfaat mukaabilinde) degismeyin. Ancak benden korkun

Verse 42 — Surah Al-Baqarah 2:42

Kendiniz bilib dururken Hakkı baatıla karıstırıb da gercegi gizlemeyin

Verse 43 — Surah Al-Baqarah 2:43

Dosdogru namaz kılın, zekat verin, ruku´ eden (mumin) lerle birlikde ruku´ edin (cemaate devam edin)

Verse 44 — Surah Al-Baqarah 2:44

(Ey Yahudi bilginleri) siz, insanlara iyiligi (gercegi ve peygambere iman etmegi) emredersiniz de kendinizi unutur musunuz? Halbuki Kitab (Tevrat) da okursunuz. Haala aklınızı basınıza almayacak mısınız

Verse 45 — Surah Al-Baqarah 2:45

Hem sabır (ve sebat) ile, hem namazla (Hakdan) yardım isteyin. (Gerci) bu, elbette buyuk (agır ve cetin bir sey) dir. Ancak (Allaha karsı) yuksek saygı gosterenlere gore oyle degil

Verse 46 — Surah Al-Baqarah 2:46

O (yuksek saygı gostere) nler ki onlar hakıykaten Rablerine kavusucu ve hakıykaten ancak ona donucu olduklarını bilirler (de namazlarını o vech ile kılarlar)

Verse 47 — Surah Al-Baqarah 2:47

Ey Israil ogulları, size ihsan etdigim bunca ni´metimi ve sizi (bir zaman) alemlerin ustune gecirdigimi hatırlayın

Verse 48 — Surah Al-Baqarah 2:48

Ve oyle bir gunden korkun ki (o gunde) hicbir kimse, hicbir kimse namına bir sey odeyemez. Ondan her hangi bir sefaat kabul olunmaz. Ondan bir fidye (bedel) alınmaz, onlara (Allahın azabından kurtulmak hususunda) yardım da edilmez

Verse 49 — Surah Al-Baqarah 2:49

Yine hatırlayın o zamanı ki (yeni dogan) ogullarınızı bogazlayıp kızlarınızı sag bırakmak (yahud kadınlarınıza utanılacak durlu fenalıklar yapmak) suretiyle size (atalarınıza) iskencenin en kotusunu yuklemekde devameden Fir´avun haanedanından sizi kurtarmısdık. Bunda (bu azabda ve kurtarmada) Rabbinizden (gelen) buyuk bir imtihan vardı sizin icin

Verse 50 — Surah Al-Baqarah 2:50

Hem hatırlayın o demleri ki sizin sebebinize denizi yarıb da hepinizi kurtarmıs, Fir´avun haanedanını ise, kendiniz de gozlerinizle bakıb dururken, (suda) bogmusduk

Verse 51 — Surah Al-Baqarah 2:51

Hani Musa ile kırk gece («Tur» da kalmak ve ondan sonra kendisine Tevrat verilmek uzere) vaidlesmisdik. Yine siz onun arkasından (nefsinizin) zaalimler (i) olarak («Samiri» nin tanrı diye gosterdigi) buzagıya tutunmus (onu tanrı edinmis) diniz

Verse 52 — Surah Al-Baqarah 2:52

Bil´ahare sizi bundan sonra da afvetmisdik. Gerekdi ki subedesiniz

Verse 53 — Surah Al-Baqarah 2:53

Hani Musaya, (sapıklıkdan ayrılıb) dogru yola gelesiniz diye, («Tur» da) o kitabı (Tevratı) ve Furkaanı (Hak ile batılı ayırd eden hukumleri) vermisdik

Verse 54 — Surah Al-Baqarah 2:54

Ve hani Musa, kavmine: «Ey kavmim, siz buzagıya tutunmakla (onu tanrı edinmekle) subhesiz kendinize yazık etmissiniz. Hemen Yaradanınıza tevbe edip nefislerinizi oldurun (ıslah edin), boyle yapmanız Yaradanınız katında, sizin icin cok hayırlıdır» demisdi de (Allah da) tevbelerinizi kabul etmisdi. Cunku o, tevbeleri en cok kabul edenin, en cok esirgeyenin, ta kendisidir

Verse 55 — Surah Al-Baqarah 2:55

Bir de hatırlayın o zamanı ki siz (Musa ile birlikde Allaha karsı ozur dilemek, onun emirlerini dinlemek uzere cıkdıgınız vakit) «Ey Musa, biz Allahı apasikar gorunceye kadar sana kat´iyyen iman etmeyiz» demisdiniz de gozunuz bakıb dururken sizi o yıldırım (sayha) carpmısdı

Verse 56 — Surah Al-Baqarah 2:56

Sonra olumunuzun arkasından sizi yine diriltmisdik. Gerekdi ki sukredesiniz

Verse 57 — Surah Al-Baqarah 2:57

Ve («Tih» de gunesin sıcaklıgından korunmanız icin) ustunuze (ince bir) bulutu golge yapmıs, size (orada) kudret helvasiyle yelve kusunu indirmis, «Size rızk olarak verdigimiz seylerin iyilerinden, guzellerinden (en temiz ve halal olanlarından) yeyin» (onları gizlice saklayıb ve biriktirib de nankorluk ve tama´karlık etmeyin demisdik). Onlar (o nankorlukleriyle) bize zulmetmemisler, fakat kendi kendilerine zulmetmislerdi

Verse 58 — Surah Al-Baqarah 2:58

Hani: («Tih» den cıkdıkdan sonra) su kasabaya girib dilediginiz yerde istediginizi bol bol yeyin, kapısından secde ederek (egilerek, saygı gostererek) girin ve (dilegimiz) hıtta (dır, gunahlarımızın dokulup dusmesidir) deyin, (tevbe edin de o sayede) kusurlarınızı ortelim, iyilik (ve itaat) edenler (in ecrin) i ise daha artıracagız» demisdik

Verse 59 — Surah Al-Baqarah 2:59

(Evet, oyle demisdik de iclerinden nefislerine) zulmedenler sozu kendilerine soylenenden baskasına cevirmislerdi, biz de o zaalimlerin ustune gokden etdikleri fıskın karsılıgı olmak uzere murdar bir azab indirmisdik

Verse 60 — Surah Al-Baqarah 2:60

Bir de hani Musa, («Tih» de susayan) kavmi icin su arayınca: «Asaanı tasa vur demisdik de ondan (on iki sıbt adedince) on iki pınar kaynamıs ve her sınıf, su alacagı yeri ogrenmisdi. (Demisdik ki) «Allanın rızkından yeyin, icin. (Fakat) yer yuzunde fesadcılar olarak taskınlık yapmayın»

Verse 61 — Surah Al-Baqarah 2:61

Hani siz : «Ey Musa, bir cesid yemege (kudret helvasiyle bıldırcın etine), mumkin degil, dayanamayız. O halde bizim icin Rabbine dua et de yerin bitirdigi seylerden, sebze, acur, sarımsak, mercimek ve sogan cıkarsın» demisdiniz. (Musa da): «O hayırlı olanı su daha asagı olanla degisdirmek mi istiyorsunuz? (oyle ise) bir sehre inin, cunku (orada) size istediginiz (sebzeler) var» demisdi. Onların uzerine horluk ve yoksulluk vuruldu. Allahdan bir gazaba da ugradılar. Bu, onların Allahın ayetlerini inkar etdiklerinden, Peygamberlerini haksız yere oldurduklerindendi. Bu, isyan eylediklerinden ve (meaaside) asırı gitdiklerindendi

Verse 62 — Surah Al-Baqarah 2:62

Subhe yok ki (senden evvel peygamberlere) iman edenler (olsun, Musa dinini kabul eden) Yahudiler (olsun), Nasrani (Hiristiyan) ve Sabiiler (olsun) kim (peygamberin seriatine gore) Allaha ve ahiret gunune inanır, bununla beraber (o seriatin emri vech ile) saalih (iyi) amel (ve hareket) de bulunursa elbette onların Rableri katında ecirleri (mukafatları) vardır. Hem onlara bir korku da yokdur, onlar mahzun da olacak degillerdir

Verse 63 — Surah Al-Baqarah 2:63

Hani sizden (Tevrat ile amil olacagınıza dair) sapasaglam soz almısdık, «Tur» u da (tepenize iniverecek bir durumda) ustunuze kaldırmısdık, (ve demisdik ki:) «Size verdigimiz (Kitab) ı (n hukumlerini) kuvvetle tutun, onda onlar (la amel etmek luzumun) u hatırlayın. Ta ki (cehennemden, gunahlardan) sakınmıs olasınız»

Verse 64 — Surah Al-Baqarah 2:64

Sonra onun (Tevratı kabul edisinizin) arkasından yine yuz cevirmisdiniz. Iste eger uzerinizde Allanın fazl-u rahmeti olmasaydı elbette maddi ve ma´nevi en buyuk zarara ugrayanlardan olacakdınız (mahvolacakdınız)

Verse 65 — Surah Al-Baqarah 2:65

Andolsun, icinizden Cumartesi gunu (ne saygı gostermek) hakkında (ki dini hududu balık avlamak suretiyle) cigneyib gecen («eyle» li) ler (in hallerini, baslarına gelenler) i de her halde bil (ib ogren) missinizdir. Iste biz onlara (Davud lisaniyle) : «Hor ve zelil maymunlar olun» dedik, (uc gun sonra hepsi helak oldu)

Verse 66 — Surah Al-Baqarah 2:66

Binaen´aleyh onu hem onundekilere (o zaman hazır olanlara), hem ardındakilere (sonradan geleceklere) ibret verici ceza ve (mu´minlerden) takvaaye erenler de bir ogud yaptık

Verse 67 — Surah Al-Baqarah 2:67

Bir zaman da Musa, kavmine: «Allah size her halde bir inek bogazlamanızı emrediyor» demisdi. Onlar: «Bizi eglence mi ediniyorsun?» demisdi. Musa da: «Ben cahillerden olmakdan Allaha sıgınrım» demisdi

Verse 68 — Surah Al-Baqarah 2:68

(Yine) demislerdi ki: «Bizim icin Rabbine dua et de onun (o inegin) ne oldugunu (kac yasında olacagını) bize iyice acıklasın». (Musa da): «Allah diyor ki o, ne cok yaslı, ne de pek gene degil, ikisi ortası bir dine (inek) dir. Artık emrolundugunuz sey´i yapın» demisdi

Verse 69 — Surah Al-Baqarah 2:69

(Tekrar) soyle soyledilerdi: «Bizim icin Rabbine dua et de onun donu (rengi) nedir, bize tam acıklasın». O da : («Rabbim) diyor ki: o, bakanlara ferahlık verecek sapsarı bir inekdir» demisdi

Verse 70 — Surah Al-Baqarah 2:70

(Yine) demislerdi: «Bizim icin Rabbine dua et de o nedir? Apacık anlatsın bize. Cunku bizce bir cok inekler birbirine benziyor. Allah dilerse (istenen inegi bulmıya) muvaffak oluruz (yahud hidayete erdirilmis bulunuruz)

Verse 71 — Surah Al-Baqarah 2:71

Musa soyle dedi: «Rabbim buyuruyor ki: O, ne boyunduruga kosulub arazi surecek, ne ekin sulayacak bir inek degildir. Salmadır (yahud ayıbdan salimdir). Hicbir alacası da yokdur». Onlar: «Iste simdi hakikati getirdin (vasfını tastamam bildirdin)» dediler. Bunun uzerine o inegi (bulub) bogazladılar ki az kaldı (bunu) yapmayacaklardı

Verse 72 — Surah Al-Baqarah 2:72

Hani siz bir kimse oldurmusdunuz de onun (kaatili) hakkında birbirinizle atısmısdınız (her biriniz sucu ustunuzden atmısdınız). Halbuki Allah sizin gizleyecek oldugunuz sey´i acıga vurandı

Verse 73 — Surah Al-Baqarah 2:73

Onun icin biz «Ona (oldurulen o adama, kesilen o inegin) bir parcasiyle vurun» demisdik. Iste Allah boylece oluleri diriltir, size ayetlerini (kudretini acıklayan delilleri, alametleri, mu´cizeleri) gosterir. Gerek ki aklınızı basınıza alasınız

Verse 74 — Surah Al-Baqarah 2:74

Sonra, bunun arkasından yine kalbleriniz katılasdı. Simdi o, tas gibi, yahud daha katı. Cunku tasın oylesi vardır ki ondan ırmaklar kaynar, oylesi vardır ki yarılıb ondan su fıskırır, oylesi de vardır ki Allah korkusiyle yukardan asagı duser (yuksekden asagı yuvarlanır). Allah, ne yaparsanız (hic birinden) gaafil degildir

Verse 75 — Surah Al-Baqarah 2:75

Artık (ey mu´minler) onların (Yahudilerin) size inanacaklarını umar mısınız? Halbuki onlardan (hahamlık eden) bir zumre vardır ki Allanın kelamını (Tevratı) dinlerlerdi de akılları aldıkdan sonra onlar bunu bile bile tahrif (ve tagyir) ederlerdi

Verse 76 — Surah Al-Baqarah 2:76

(Yahudi munafıklar) iman edenlere kavusdukları zaman «Inandık» derler. Birbirine (donub) halvet oldukları vakit ise (aralarındaki ileri gelenler, munafıklık eden arkadaslarına) : «Allahın size acdıgı sey´i (Resulullahın sıfatlarına ve saireye dair Tevratda ogretdiklerini) mu´minler onunla Rabbiniz katında (aleyhinizde) kuvvetli delil getirsinler diye mi onlara soyleyib duruyorsunuz? Buna aklınız ermiyor mu?» derler

Verse 77 — Surah Al-Baqarah 2:77

Onlar bilmiyorlar mı ki Allah, ne gizlerlerse, ne acıklarlarsa (hepsini) bilir

Verse 78 — Surah Al-Baqarah 2:78

Onların icinde ummi ler de var ki Kitabı (Tevratı) bilmezler. (Butun bildikleri yalınız reislerinin telkin etdikleri) bir suru kuruntu ve yalandan baskası degil. Onlar baska degil, yalınız zanda (ve cehaletde) kalmıs bulunuyorlar

Verse 79 — Surah Al-Baqarah 2:79

Artık, elleriyle Kitabı (Tevratı yalan yanlıs) yazıb da sonra onu az bir baha ile satabilmek icin «Bu, Allah karındadır» diyegelenlerin vay haaline!.. Vay ellerinin yazdıklarından baslarına geleceklere! Vay su kazanmakda oldukları (risvet, gunah) yuzunden onlara

Verse 80 — Surah Al-Baqarah 2:80

(Peygamber onları Cehennemle korkutdugu zaman da : «Atalarımızın buzagıye tapdıkları) sayılı (ve mahdud) gunlerden (kırk gunden) baska (fazla) bize kat´iyyen Cehennem (azabı) dokunmayacak» dediler. Soyle (Habibim) ki: «Allah katından (bu hususda) bir ahdi mi elde etdiniz? (Ondan boyle bir sozu mu aldınız?) ki Allah ahdinden asla caymaz yoksa Allaha karsı bilmeyeceginiz bir sey´i mi soyluyorsunuz?»

Verse 81 — Surah Al-Baqarah 2:81

Hayır (is oyle degil). Kim bir kotuluk (gunah) kazanır da sucu kendisini cepcevre kusatırsa onlar cehennemin saahibleridirler. Onlar orada, bir daha cıkmamak uzere, kalıcıdırlar

Verse 82 — Surah Al-Baqarah 2:82

Iman edib guzel guzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince) : onlar da cennetin arkadaslarıdırlar. Onlar orada muhalleddirler (ebedi kalacaklardır)

Verse 83 — Surah Al-Baqarah 2:83

Hani Israil ogullarından: «Allahdan baskasına ibadet etmeyin, anaya, babaya, hısımlara, yetimlere, yoksullara iyilik yapın, insanlara guzellikle soyleyin, dosdogru namaz kılın, zekat verin» diye (emretmis), te´minatlı soz almısdık. Sonra (bu saglam sozunuze karsı) icinizden birazınız hark olmak uzere arka dondunuz ve siz (de atalarınız gibi) haala yuz cevirmekde berdevamsınız

Verse 84 — Surah Al-Baqarah 2:84

Hani sizden (ey Yahudiler,) : «(Birbirinizin) kanlarını (haksız) yere) akıtmayın, kendinizi kendi yurdlarınızdan cıkarmayın» diye kat´i soz almısdık. Sonra siz de (buna karsı) ikraar vermisdiniz ve haala (bu yolda aleyhinizde) sahidlik edib duruyorsunuz da

Verse 85 — Surah Al-Baqarah 2:85

(Oyle oldukdan) sonra sizler, yine onlarsınız ki (iste) kendilerinizi olduruyor, icinizden bir fırkayı yurdlarından cıkarıyor, aleyhlerinde gunah ile, dusmanlıkla birlesib yardımlasıyorsunuz. Eger size esir olub gelirlerse kendileriyle fidyelesir (esir mubadelesi yapar, Yine onların; yurdlarında kalmasına musaade etmez) siniz. Halbuki onların cıkarılması size haram kılınmısdı. Yoksa siz Kitabın (fidyeye aid) bir kısmına inanıyorsunuz da (Katl-i nefsi, nefyi, kotulukde yardımlasmayı men´ eden) bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Su halde icinizden boyle yapan (lar) ın cezası dunya hayaatında bir rusvaylıkdan (esir ve makhur yasamakdan) baska (bir sey) degildir. Kıyamet gununde de onlar azabın en cetinine itileceklerdir. Allah, ne yaparsanız (hic birinden) gaafil degildir

Verse 86 — Surah Al-Baqarah 2:86

Onlar ahirete bedel dunya hayatını satın almıs kimselerdir. Bundan dolayı kendilerinden azab kaldırılıb hafifletilmeyecek, onlara yardım da edilmeyecekdir

Verse 87 — Surah Al-Baqarah 2:87

Andolsun, Musaya o Kitabı verdik, ondan (Musadan) sonra da birbiri ardınca (ayni seriatle memur) peygamberler gonderdik. Meryemin oglu Isaye de beyyineler (gaayet acık burhanlar, mu´cizeler) verdik ve onu Ruuh-ul kuds ile destekledik. Demek, size ne vakit bir peygamber gonullerinizin hoslanmadıgı bir sey´i getirirse kibirlenmek isteyeceksiniz de kiminiz yalanlayacak, kiminiz de oldureceksiniz, oyle mi

Verse 88 — Surah Al-Baqarah 2:88

(Yahudiler, Peygamberle istihza yolunda) dediler: «Kalblerimiz perdelidir (kaserlenmisdir. Bize ne soylersen karetmez)». Oyle degil. Allah onları kufurleri yuzunden rahmetinden kogmusdur. Onun icin ancak birazı iman edeceklerdir

Verse 89 — Surah Al-Baqarah 2:89

Vaktaki onlara Allah katından nezdlerinde bulunan (Tevrat) ı tasdıyk edici (ve dogrultucu) bir Kitab (Kur´an) geldi, ki daha evvel kufredenlerin (Arab musriklerinin) aleyhine (Allahdan boyle bir) feth istiyorlardı, iste (Tevratın sehadet ve saraahatiyle) tanıdıkları o sey (Kur´an) kendilerine gelince ona (hasedlerinden ve mevki´ hırsından dolayı) kufretdiler. Artık Allahın la´neti o kafirlerin tepesine

Verse 90 — Surah Al-Baqarah 2:90

Onlar Allahın, kullarından kimi dilerse ona fazi (u kerem) inden (vahyi, peygamberligi) indirmesini (oteden beri) gunuledikleri (hased etdikleri) icin Allahın (bu kerre) indirdigi sey´i (Kur´an)ı da inkar etmek (suretiy) le nefslerini ne kotu sey´e degisib satdılar da gazab ustune gazaba donduler. O kafirler icin (kendilerini) hor ve hakir edici bir azab vardır

Verse 91 — Surah Al-Baqarah 2:91

Bir de onlara (Yahudilere) : «Allahın indirdigi sey´e (Kur´ana) iman edin» denildigi zaman: «Biz, bize indirilen (Tevrat) a inanırız» der bir de ondan baskasına kufrederler. Halbuki o (gonderilen kitab) nezdlerindeki (Tevrat) ı dogrultan (bir) gercekdir. De ki: (Habibim) : «Oyle ise mu´minler idiniz de (Tevrata inanıyordunuz da) daha evvel Allahın peygamberlerini neye olduruyordunuz

Verse 92 — Surah Al-Baqarah 2:92

Andolsun, Musa size en acık delilleri getirdi. Sonra siz onun ardından (gıyaabında) o buzagıye tutundunuz (onu tanrı edindiniz). Siz (oyle) zaalimlersiniz

Verse 93 — Surah Al-Baqarah 2:93

Bir vakit «Size verdigimiz (Tevrat) ı kuvvetle tutun (ona sımsıkı yapısın, soz) dinleyin» (diye) «Tur» u tepenizin ustune kaldırıb sizden te´minatlı va´d almısdık. «(Kulagımızla) dinledik, (kalbimizle) isyan etdik» demislerdi. (Cunku) kufurleri yuzunden ozlerine buzagı (bir su gibi) icirilmis (iyice islemis) di. De ki: «Eger mu´min (kimse) ler iseniz inancınız size ne kotu sey emrediyor.»

Verse 94 — Surah Al-Baqarah 2:94

(Habibim) soyle : «Allah yanında ahiret yurdu (cennet, diger) insanların degil de yalınız sizinse (ve bu da´vanızda) dogruculardan iseniz haydi olumu temenni edin. (Bunu canınıza minnet bilin)»

Verse 95 — Surah Al-Baqarah 2:95

(Fakat) onlar onceden elleriyle islediklerinden (kotu amellerinden, Tevratı tahrif etdiklerinden) oturu onu (olumu) hicbir zaman arzuu edemezler. Allah o zaalimleri hakkıyle bilendir

Verse 96 — Surah Al-Baqarah 2:96

Andolsun, sen onları (Yahudileri) insanlardan, (hatta) musrik olanlardan ziyade hayaata duskun bulacaksın. Onlardan her biri arzuu eder ki (kendisine) bin yıl omur verilsin. Halbuki onun cok yasatılması kendisini azabdan uzaklasdırıcı degildir. Allah, onlar ne islerlerse, hakkıyle gorucudur

Verse 97 — Surah Al-Baqarah 2:97

(Habibim) de ki: «Kim Cebraile dusman olursa» (kahrından gebersin!). Cunku kendinden evvelki (Kitab) ları tasdik edici (ve dogrultucu) ve mu´minler icin ayn-ı hidayet ve mujde olan (Kuran) ı Allahın izni ile senin kalbinin ustune o indirmisdir

Verse 98 — Surah Al-Baqarah 2:98

Kim Allaha, meleklerine, peygamberlerine, Cebraile, Mikaile dusman olursa subhesiz Allah da o (gibi) kafirlerin dusmanıdır

Verse 99 — Surah Al-Baqarah 2:99

Andolsun, biz sana apacık ayetler indirdik. Onları faasıklardan baskası inkar etmez

Verse 100 — Surah Al-Baqarah 2:100

Onlar ne zaman bir ahid ile baglandılarsa iclerinden bir guruh onu bozub atıvermedi mi? Hayır, (bir guruh degil), onların cogu (ahid tanımazlar), iman etmezler

Verse 101 — Surah Al-Baqarah 2:101

Onlara ne zaman Allah katından nezdlerindeki (Kitabı) tasdik edici (ve dogrultucu) bir peygamber geldiyse kendilerine Kitab verilen (o kimse) lerden bir guruh sanki onlar (hakıykati) bilmiyorlarmıs gibi Allahın Kitabını sırtlarının arkasına atmıs (ondan yuz cevirmisidir)

Verse 102 — Surah Al-Baqarah 2:102

Seytanların; Suleymanın mulk (-u saltanat ve nubuvvet) i aleyhine uydurub ta´kib etdikleri seylere (yalanlara) uydular. Halbuki Suleyman asla kafir olmadı. Fakat o seytanlar kafirdiler ki insanlara sihri (buyuculugu) ve Babildeki iki melege, Harur ve Maruta indirilen seyleri ogretiyorlardı. Halbuki onlar (o iki melek) : «Biz ancak fitneyiz (imtihan icin gonderilmisizdir). «sakın (sihir, buyu yapıb da) kafir olma» demedikce hic bir kimseye (sihir) ogretmezlerdi. Iste onlardan (o iki melekden) koca ile karısının arasını ayıracak seyler ogrendiler. Halbuki (sihirbazlar) Allahın izni olmadıkca onunla hic bir kimseye zarar verici degillerdir. Onlar ise kendilerini zarara sokacak, onlara faide vermeyecek seyleri ogreniyorlardı. Andolsun, onlar muhakkak biliyorlardı ki onu (sihri) satın alan (ona revac veren) kimsenin ahiretden hic bir nasibi yokdur. Onların kendilerini cidden ne kotu sey mukaabilinde satdıklarını bilmis olsalardı

Verse 103 — Surah Al-Baqarah 2:103

Eger onlar (Yahudiler, Peygambere ve Kurana) iman edib de (sihir yapmak gibi gunahlardan) sakınmıs olsalardı Allah katından (kazanacakları) sevab, (haklarında) elbet daha hayırlı olurdu. Eger bunu bilselerdi

Verse 104 — Surah Al-Baqarah 2:104

Ey iman edenler, «Raina» demeyin, «Unzurna» deyin (Soze iyi) kulak verin. Kafirler icin cok acıklı bir azab vardır

Verse 105 — Surah Al-Baqarah 2:105

Ehl-i Kitabdan olan kafirler de, (Allaha es kosan) musriklerde size Rabbinizden hic bir hayır indirilmesini istemez (ler) Allah ise rahmetiyle kimi dilerse onu mumtaz kılar. Allah en buyuk lutf-u inayet saahibidir

Verse 106 — Surah Al-Baqarah 2:106

Biz neshetdigimiz (hukmunu diger bir ayetle degistirdigimiz) veya unutdurdugumuz (geri bırakdırdıgımız) bir ayetin (yerine) ya ondan daha hayırlısını, yahud onun benzerini getiririz. Allanın her sey´e kemaliyle kaadir oldugunu bilmedin mi? (Elbette bildin)

Verse 107 — Surah Al-Baqarah 2:107

Goklerin ve yerin mulk (-u tasarrufu) hakıykaten Allahın oldugunu ve sizin Allahdan baska ne bir yar, ne de hakıyki bir yardımcı bulunmadıgını bilmedin mi

Verse 108 — Surah Al-Baqarah 2:108

Yoksa siz de (ey Yahudiler) evvelce Musaya soruldugu gibi Peygamberinizi sorguya mı cekmek istiyorsunuz? Kim imanı (nı) kufr ile degisirse dumduz yolu sapıtmıs olur

Verse 109 — Surah Al-Baqarah 2:109

Ehl-i Kitabdan bir cogu, Hak kendilerince besbelli oldukdan sonra, ruhlarındaki hasedden oturu sizi imanınızdan sonra kufre dondurmek hevesine dusdu. Allanın emri gelinceye kada simdilik onları bırakın, serzenis de etmeyin. Subhesiz ki Allah her sey´e hakkıyle kaadirdir

Verse 110 — Surah Al-Baqarah 2:110

Namazı dosdogru kılın, zekat verin, kendiniz icin onden ne hayır yollarsanız Allah katında onu bulacaksınız. Suphesiz Allah ne yaparsanız kemaliyle gorucu (ve ona gore mukafatını verici) dir

Verse 111 — Surah Al-Baqarah 2:111

(Yahudiler ve Hıristiyanlar) dediler ki: «Yahudi veya Nasrani olanlardan baskası asla cennete girmeyecek.» Bu, onların kuruntularıdır. (Habibim, onlara) soyle: «Eger (bu iddianızda) dogrucu kimseler iseniz burhanınızı getirin.»

Verse 112 — Surah Al-Baqarah 2:112

Hayır, kim (taat ve amelinde) «ihsan» mertebesine yukselerek yuzunu (kendini) tastamam Allaha teslim ederse iste ona Rabbi katında (amelinin) ecri (olarak cennet) vardır. Onlara hic bir korku yokdur. Onlar mahzun da olmazlar

Verse 113 — Surah Al-Baqarah 2:113

Yahudiler: «Hıristiyan (saymıya deger) bir sey´e saahib degil» dedi (ler). Hıristiyanlar da: «Yahudiler (saymıya deger) bir sey´e saahib degil» dedi (ler). Halbuki hepsi de (kendilerine indirilen) Kitabı (sozde) okuyorlar. (Okumak) bilmeyenler de tıbkı onların dediklerini soyledi. Artık Allah ihtilafa dusmekde oldukları bu (davada) kıyamet gunu aralarında hukmunu verecekdir

Verse 114 — Surah Al-Baqarah 2:114

Allahın mescidlerinde (secde edilen ibadet yerlerinde) onun adının anılmasını men´edenlerden, onların harab olmasına kosandan daha zaalim kimdir? Onların (hakkı) oralara korkak korkak girmekden baskası degildir. Dunyada rusvaylık onlarındır. Ahiretde en buyuk azab da yine onların

Verse 115 — Surah Al-Baqarah 2:115

Mesrık da Allahındır. Magrıb da. Onun icin nereye (hangi semte) doner, yonelirseniz Allahın yuzu (kıblesi) oradadır. Subhe yok ki Allah vaasi´dir, hakkıyle bilicidir

Verse 116 — Surah Al-Baqarah 2:116

Onlar (Yahudiler ve Hıristiyanlar) : «Allah kendine cocuk edindi» dediler. (Haasa!) O, (bu gibi seylerden) pak ve munezzehidir. Bil´akis goklerde ve yerde ne varsa hepsi onun. Hepsi de onun emrine ramdırlar

Verse 117 — Surah Al-Baqarah 2:117

Goklerin ve yerin Yaratıcısıdır o. O bir sey´e hukmetdi mi ona ancak «o!» der, o da oluverir

Verse 118 — Surah Al-Baqarah 2:118

(Hakıykati) bilmeyenler (veya bilib de bilmezlenenler): «Ne olur, Allah bizimle (senin hak peygamber olduguna dair yuz yuze bir) soylese, konussa, yahud (bu babda) bize bir ayet (mucize) gelse» dedi (ler). Onlardan evvelkiler de tıpkı onların soyledikleri gibi soylemis (ler) di. Kalbleri birbirine ne kadar da benzemis!. Biz hakıykatleri iyice bilmek isteyenlere ayetlerimizi apacık gostermisizdir

Verse 119 — Surah Al-Baqarah 2:119

(Habibim) subhe yok ki biz seni (rahmetimizin) kamil bir mujdeci (si) ve (azabımızın) gercek korkutucu (su ve habercisi) olarak o Hak (Kur´an) ile gonderdik. Sen cehennemin arkadaslarından (cehennemlik olanların kufurde ayak diremelerinden) mes´ul olacak degilsin

Verse 120 — Surah Al-Baqarah 2:120

Ne Yahudiler, ne Hıristiyanlar sen onların dinine uyuncaya kadar asla senden hosnud olmaz (lar). De ki: «Allahın hidayet (yolu olan Islam yok mu? Iste) dogru yolun ta kendisi odur». Eger (vahy ile) sana gelen (bunca) ilimden sonra (bilfarz) onların heva (ve heves) lerine uyacak olursan, andolsun, senin icin Allahdan (baska koruyacak) ne hakıyki, bir dost, ne de hakıyki bir yardımcı yokdur

Verse 121 — Surah Al-Baqarah 2:121

Kendilerine kitab verdigimiz kimseler onu tilavet hakkını tam gozeterek okurlar. Iste ona iman edenler bunlardır. Kim ona kufrederse onlar da (maddi ve manevi) en buyuk zarara ugrayanların ta kendileridir

Verse 122 — Surah Al-Baqarah 2:122

Ey Israil ogulları, size ihsan etdigim (bunca) ni´metimi ve sizi (bir zaman) alemler uzerine hakıykaten mumtaz kılmıs oldugumu hatırlayın

Verse 123 — Surah Al-Baqarah 2:123

O gunden sakının ki hic bir kimse kimseden yana birsey odeyemez. Kimseden bedel kabul olunmaz. Kimseye de sefaat faide vermez ve onlara (baska her hangi bir) yardım da edilmez

Verse 124 — Surah Al-Baqarah 2:124

Ve hatırlayın o zaman ki Rabbi, Ibrahimi bir takım kelimelerle (emirleriyle) imtihan edib de o, bunları tamamen yerine getirince: «Seni insanlara imam (rehber) yapacagım» buyurmus, (Ibrahim). «Zur-riyyetimden de» demis, Allah ise: «Zaalimler ahdime (rahmetime, imametime, taatıma) eremez» demisdi

Verse 125 — Surah Al-Baqarah 2:125

Hani Beyt (-i serifi, Kabey) i insanlar icin bir toplantı yeri ve emin bir mahal yapmısdık (hatırlayın). «Siz de Ibrahimin makamından bir namazgah edinin», Ibrahim ile Ismaile de: «Evimi tavaf edenler, (ibadet kasdıyle orada) kalanlar, ruku ve sucud eyleyenler (namaz kılanlar) icin titizlikle temizleyin» diye kuvvetli emir vermisdik

Verse 126 — Surah Al-Baqarah 2:126

Hani Ibrahim: «Ya Rab, burasını emniyyetli bir sehir yap ve ehalisinden Allaha ve ahiret gunune inananları (yemis, hububat gibi) mahsullerle rızıklandır» demisdi. (Allah da:) «Kafir olanı dahi kısa bir zaman icin (yasadıgı muddetce) faidelendirecegim, sonra onu cehennem azabına icbar edecegim. Varacagı yer ne kotudur» buyurmusdu

Verse 127 — Surah Al-Baqarah 2:127

Hani Ibrahim o Beytin temellerini (yahud: divarlarını), Ismail ile birlikde, yukseltiyordu (da ikisi de soyle dua etmislerdi:) «Ey Rabbimiz, bizden (su hizmeti) kabul buyur. Subhesiz hakkıyle isiden, kemaliyle bilen sensin Sen»

Verse 128 — Surah Al-Baqarah 2:128

«Ey Rabbimiz, ikimizi de sana teslimiyyetde sabit kıl. Soyumuzdan da (yalınız Sana boyun egen) musluman bir ummet (yetisdir), Bize ibadet edecegimiz yerleri (Hac amellerini) goster (ogret), tevbemizi kabul et. Cunku tevbeleri en cok kabul eden, ve (mu´minleri) hakkıyle esirgeyen Sensin Sen»

Verse 129 — Surah Al-Baqarah 2:129

«Ey Rabbimiz, onların (muslim olan o soyumuzun) icinden onlara Senin ayetlerini okuyacak, onlara Kitabı (Kur´anı), hikmeti (ondan hukumleri) ogretecek, onları (sirkden) iyice temizleyecek bir peygamber gonder. Subhesiz yegane gaalib, (sun´unda) tam hikmet saahibi Sensin Sen»

Verse 130 — Surah Al-Baqarah 2:130

Kendini bilmeyenden baska kim Ibrahimin dininden yuz cevirir? Andolsun ki biz onu dunyada begenip secmisizdir. O, suphe yok ahiretde de muhakkak saalihlerden (yuksek derece erbabından) dır

Verse 131 — Surah Al-Baqarah 2:131

Rabbi ona: «(Kendini Hakka) teslim et» dedigi zaman o, «Alemlerin Rabbine teslim oldum» demisdi

Verse 132 — Surah Al-Baqarah 2:132

Ibrahim, bunu (ayni sey´i) ogullarına da tavsiye etdi. (Torunu) Ya´kub da (oyle yapdi:) «Ey ogullarım, Allah sizin icin (Islam) dini (ni) begenib secdi. O halde siz de (baska degil) ancak muslumanlar olarak can verin (dedi)»

Verse 133 — Surah Al-Baqarah 2:133

Yoksa (Ey Yahudiler), olum Yakubun onune geldigi vakit siz de orada haazır mı idiniz? (Hayır) o, ogullarına: «Benden (olumumden) sonra neye ibadet edeceksiniz?» dedigi zaman onlar: «Senin Tanrına ve babaların Ibrahimin, Ismailin, Ishakın birtek Tanrı olan Allahına ibadet edecegiz. Biz, ona teslim olmusuzdur» demislerdi

Verse 134 — Surah Al-Baqarah 2:134

Onlar birer ummetdi (gelib) gecdi. (o ummetlerin) kazandıgı kendilerinin, sizin kazandıgınız da (ey Yahudiler) sizin ve siz, onların islemis olduklarından mes´ul olacak degilsiniz

Verse 135 — Surah Al-Baqarah 2:135

(Yahudi ve Hıristiyanlar Muslumanlara:) «Yahudi veya Nasraani olun ki dogru yolu bulasınız» dediler. De ki (Habibim): «Hayır, (biz) muvahhid (Allah´ı bir tanıyarak ve muslim) olarak Ibrahimin dini (n deyiz). O, Allaha es tutanlardan degildi»

Verse 136 — Surah Al-Baqarah 2:136

(Ey mu´minler) deyin ki: «Biz Allaha, bize indirilene (Kur´an-ı Kerime), Ibrahime, Ismaile, Ishaka, Yakuba ve torunlarına (esbaata) indirilenlere, Musaya, Isaye verilenlere ve (butun) peygamberlere Rableri katından verilen (Kitab ve ayetler) e iman etdik. Onlardan hicbirini (kimine inanmak, kimini inkaretmek suretiyle) digerinden ayırd etmeyiz. Biz (Allaha) teslim olmus (muslumanlar) ız»

Verse 137 — Surah Al-Baqarah 2:137

Artık, eger onlar da sizin bu iman etdiginiz gibi iman ederlerse muhakkak dogru yolu bulmuslardır. Sayed yuz cevirirlerse onlar (size karsı) ancak muhaalefetdedirler. (Habibim) o suretde onlara karsı Allah (sana) yeter (Allah seni sıyanet edecekdir). O, hakkıyle isiden hakkıyla bilendir

Verse 138 — Surah Al-Baqarah 2:138

(Biz) Allahın boyasıyle (boyanmısızdır). Allahdan daha guzel boyası olan kim? Biz ona kulluk edenleriz

Verse 139 — Surah Al-Baqarah 2:139

De ki (Habibim) : «Siz (Arabdan bir peygamber geldi diye) bizimle Allah hakkında cekisiyor musunuz? Halbuki o bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. (Diledigini O secer) Bizim yapdıklarımız (ın mukafatı) bize, sizin yapdıklarınız (ın mucazatı) size aid. Biz ona butun samimiyyetimizle baglanmısızdır»

Verse 140 — Surah Al-Baqarah 2:140

Yoksa siz: «Gercek, Ibrahim, Ismail, Ishak, Ya´kub ve ogulları Yahudi, yahud Hıristiyanlar mı idi» diyorsunuz? De ki: «(Bunu) siz mi daha iyi bilensiniz, yoksa Allah mı? Nezdinde Allahdan (gelen) bir sahidligi (insanlardan) saklayandan daha zaalim kimdir ki? Allah, sizin yapmakda olduklarınızdan gaafil degil»

Verse 141 — Surah Al-Baqarah 2:141

Onlar birer ummetdi, (gelib) gecdi. (O ummetlerin) kazandıgı kendilerinin, sizin kazandıgınız da sizindir ve siz onların islemis olduklarından mes´ul de olacak degilsiniz

Verse 142 — Surah Al-Baqarah 2:142

Insanlardan (Yahudi ve musriklerden) bir takım beyinsizler: «(Muslumanların namazda kıble edinib) uzerinde durdukları (devam etdikleri eski) Kıblesinden ceviren (sebeb) nedir?» diyecekler. De ki (Habibim): «Dogu da Allahın, batı da. O, kimi dilerse onu dogru yola iletir.»

Verse 143 — Surah Al-Baqarah 2:143

Boylece sizi (Ey Muhammed ummeti) vasat (orta) bir ummet yapmısızdır, insanlara karsı (hakıykatın) sahidler (i) olasınız, bu peygamber de sizin uzerinize tam bir sahidi olsun diye. (Habibim) senin haala ustunde durageldigin (Ka´beyi tekrar) kıble yapmamız; o peygambere (sana) uyanları (senin izince gidenleri) ayagının iki okcesi uzerinde geri doneceklerden (irtidad edeceklerden ve munafıklardan) ayırd etmemiz icindir. Gerci (Kıblenin bu suretle cevrilmesi) elbette buyuk bir (mesele) dir. Ancak bu, Allanın, dogru yola iletdigi kimseler hakkında (asla varid) degil. Allah imanınızı zaayi edecek degildir. Cunku Allah insanları cok esirgeyendir, (onlara) rahmet (ve inayet) ini rayigan edendir

Verse 144 — Surah Al-Baqarah 2:144

Biz, yuzunu (vahye intizaar ve istiyakından) cok kerre goge dogru evirib cevirdigini muhakkak goruyoruz. Simdi seni herhalde hosnud olacagın bir kıbleye donduruyoruz. (Namazda) yuzunu artık Mescid-i haram tarafına (Ka´be semtine) cevir. (Ey Muminler,) siz de nerede bulunursanız (namazda) yuzlerinizi o yana dondurun. Suphe yok ki kendilerine Kitab verilenler bunun Rablerinden gelen bir gercek oldugunu pek iyi bilirler. Allah onların yapacaklarından gaafil degildir

Verse 145 — Surah Al-Baqarah 2:145

Andolsun ki (Habibim) sen, kendilerine Kıble verilenlere (kıble mes´elesine dair) her ayeti (burhanı, mu´cizeyi) getirmis olsan onlar (inadiarmdan) yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine tabi´ olucu degilsin. (Hatta) onların kimi kiminin (Yahudiler Hıristiyanların, Hıristiyanlar Yahudilerin) kıblesine uyucu degildir. Andolsun (Habibim) sana gelen bunca ilim (ve vahy) den sonra (bilfarz) onların heva (ve heves) terine uyacak olursan, o takdirde subhesiz ve muhakkak (kendilerine) yazık etmislerden (sayılır) sın

Verse 146 — Surah Al-Baqarah 2:146

Kendilerine Kitab verdiklerimiz onu (o peygamberi) Oz ogulları gibi tanırlar, oyle iken iclerinden bir guruh, kendileri bilib durdukları halde, yine mutlakaa Hakkı gizlerler

Verse 147 — Surah Al-Baqarah 2:147

Hak, Rabbindendir. O halde sakın suphecilerden olma

Verse 148 — Surah Al-Baqarah 2:148

Herkesin (ve her kavm ve milletin) yuzunu kendine dondurucu oldugu bir yoneti vardır, oyle ise siz de (ey mu´minler) hayır islerine kosun, birbirinizle yarıs edin. Nerede bulunursanız (bulunun), Allah hepinizi (bir araya) getirecekdir. Subhesiz ki Allah hersey´e hakkıyle kaadirdir

Verse 149 — Surah Al-Baqarah 2:149

Hangi yerden (sefere) cıkarsan (namazda) yuzunu Mescid-i haram tarafına dondur. Bu (emir de) Rabbinden (gelen) mutlak bir Hak dır. Allah, yapacaklarınızdan gaafil degildir

Verse 150 — Surah Al-Baqarah 2:150

(Evet habibim) hangi yerden cıkarsan (namazda) yuzunu Mescid-i haraama dogru cevir. (Siz de ey mu´minler) nerede olursanız (olun) yuzlerinizi o yana dondurun. Taki aleyhinizde, insanların, iclerindeki zaalim olanlarından baskasının (tutunabitacegi) bir huccet (bir vesika ve bir i´tiraz mevzuu) kalmasın. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Taki size karsı olan ni´metimi tamamlayayım. (Bu sayede) siz de hidayete kavusmayı umid edebilirsiniz

Verse 151 — Surah Al-Baqarah 2:151

Nitekim icinizde kendinizden bir peygamber gonderdik ki o, size ayetlerimizi okuyor, sizi (Allaha es tutmakdan, gunahlardan, maddi ve ma´nevi kotuluklerden kurtarıb) tertemiz yapıyor, size Kitab (Kur´anı) ve hikmeti (icinde bulunan hukumleri) ogretiyor, bilmediginiz seyleri size bildiriyor

Verse 152 — Surah Al-Baqarah 2:152

Oyle ise siz beni (taatle, ibadetle) anın, ben de sizi (sevab ile, magfiretle) anayım. Bir de bana sukredin, bana nankorluk etmeyin

Verse 153 — Surah Al-Baqarah 2:153

Ey iman edenler, (taate ve belaye) sabr ile, bir de namazla (Hakdan) yardım isteyin. Subhesiz ki Allah (ın yardımı) sabredenlerle beraberdir

Verse 154 — Surah Al-Baqarah 2:154

Allah yolunda oldurulmus olanlar icin «oluler» demeyin. Bil´akis onlar diridirler. Fakat siz iyice anlamazsınız

Verse 155 — Surah Al-Baqarah 2:155

Andolsun, sizi biraz korku, (biraz) aclık, (biraz da) mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiltme ile imtihan edecegiz. Sabredenlere (lutf-u keremimi) mujdele

Verse 156 — Surah Al-Baqarah 2:156

Ki onlar kendilerine bir bela geldigi zaman «Biz (dunyada) Allanın (teslim olmus kulları) yız ve biz (ahiretde de) ancak ona donuculeriz» diyenlerdir

Verse 157 — Surah Al-Baqarah 2:157

Onlar (o teslimiyyet ve istircaı gosterenler yok mu?) Rablerinden magfiretler ve rahmet hep onların uzerindedir ve onlar dogru yola erdirilenlerin ta kendileridir

Verse 158 — Surah Al-Baqarah 2:158

Subhe yok ki «Safaa» ile «Merve» Allahın seairindendir. Iste kim o «Beyt» i (Ka´beyi) hacc veya Umre (kasdı) ile ziyaret ederse bunları guzelce tavaf etmesinde uzerine bir beis yokdur. Kim gonlunden koparak (vacib olmayan amellerden) bir hayır islerse (mukafatını gorur). Cunku Allah taatlerin ecrini veren, (her sey´i de) hakkıyle bilendir

Verse 159 — Surah Al-Baqarah 2:159

Hakıykat, indirdigimiz o acık acık ayetlerimizi ve dogruyu biz kitabda insanlara onu pek asikar bir suretde bildirdikden sonra gizleyenler (yok mu?) iste onlar (ın haali:) onlara hem Allah la´net eder ve hem la´net etmek sanından olanlar la´net eder

Verse 160 — Surah Al-Baqarah 2:160

Ancak tevbe (ve rucu) edenler, (hareketlerini) duzeltenler ve (hakıykatı gizlemeyib) iyice acıklayanlar baska. Ben artık onların gunahlarından gecerim. Ben en cok tevbeyi kabul edenim, en cok esirgeyenim

Verse 161 — Surah Al-Baqarah 2:161

Hakıykat, kufredib de kendileri kafirler olarak olenler (yok mu?) iste onlar: Allanın, meleklerine ve butun insanlarına la´neti onların ustundedir

Verse 162 — Surah Al-Baqarah 2:162

Onun (o la´netin, yahud cehennemin) icinde ebedi kalıcıdırlar onlar. Onlardan azab da hafifletilmez. Kendilerinin yuzlerine de bakılmaz

Verse 163 — Surah Al-Baqarah 2:163

Hepinizin Tanrısı (zatinde ve sıfatlarında asla benzeri bulunmayan) bir tek Tanrıdır. Ondan baska hic bir Tanrı yokdur. O, hem Rahmandır, hem rahimdir

Verse 164 — Surah Al-Baqarah 2:164

Subhesiz goklerin ve yerin yaradılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelisinde, insanlara yarar seyleri denizde akıt (ıb tasıy) an o gemilerde, Allahın yukarıdan indirib onunla yer yuzunu, olumunden sonra, diriltdigi suda, deprenen her hayvanı orada uretib yaymasında, gokle yer arasında (Hakkın emrine) boyun egmis olan ruzgarları ve bulutları evirib cevirmesinde aklı ile dusunen bir kavm icin nice ayetler (Allahın varlıgına, birligine ve kemal-i kudretine delalet eden bir cok alametler) vardır

Verse 165 — Surah Al-Baqarah 2:165

Insanlar icinde Allahdan gayrisini (Ona) emsal edinen adamlar da vardır ki onlara Allaha olan sevgi gibi muhabbet beslerler. Iman edenlerin Allaha sevgisi ise (her seyden) saglamdır. (Allaha es tutarak nefislerine) zulmedenler azabı gorecekleri zaman butun kuvvet (ve kudret) in hakıykaten Allahın oldugunu ve Allahın hakıykaten pek cetin azablı bulundugunu (gozleriyle gorur gibi) bilselerdi

Verse 166 — Surah Al-Baqarah 2:166

O zaman (gorecekler ki) arkalarından uyulub gidilenler kendilerine uyanlardan hızla uzaklasmısdır. (Hepsi) o azabı gormuslerdir. Aralarındaki ipler (munasebetler) de parcalanıb kopmusdur

Verse 167 — Surah Al-Baqarah 2:167

Ve tabi´ olanlar soyle demisdir: «Bizim icin (dunyaye) bir donus olsaydı da (bugun) bizden uzaklasdıkları gibi biz de (o gun) onlardan uzaklassaydık». Boylece Allah onlara butun yapdıklarını hasret (ve nedamet) ler haalinde kendilerine gosterecekdir ve onlar cehennemden akıcılar da degildirler

Verse 168 — Surah Al-Baqarah 2:168

Ey insanlar, yerdeki seylerden, halal ve temiz olmak sartıyle, yeyin. Seytanın adımlarına uymayın. Cunku o, size hakıykaten apacık bir dusmandır

Verse 169 — Surah Al-Baqarah 2:169

O, size ancak kotulugu, hayasızlıgı ve Allaha karsı bilmeyeceginiz seyleri soylemenizi emreder

Verse 170 — Surah Al-Baqarah 2:170

Onların (musriklere); «Allahın indirdigine uyun» denildigi zaman onlar: «Hayır, biz atalarımızı uzerinde bulundugumuz sey´e uyarız» derler. Ya ataları birsey anlamamıs, dogruyu da bulamamıs idiyseler

Verse 171 — Surah Al-Baqarah 2:171

O kufredenlerin haali bagırıb cagırısdan baska bir sey duymayan (anlamayan hayvanlara durmayıb) haykıran (bir coban) ın haaline (ne kadar da) benziyor. (Onlar bir suru) sagırlar, dilsizler ve korlerdir. Onun icin dusunmezler

Verse 172 — Surah Al-Baqarah 2:172

Ey iman edenler, size rızk olarak verdigimiz seylerin (maddeten ve manen) en temiz olanlarından yeyin, Allaha sukredin, eger (hakıykaten) ona kulluk ediyorsanız

Verse 173 — Surah Al-Baqarah 2:173

O, size oluyu (murdar hayvanı), kanı, domuz etini, bir de Allahdan baskası icin kesileni kat´iyyen haram kıldı. Fakat kim bunlardan yemiye muztar kalırsa (kimseye) saldırmamak ve haddi (olmeyecek mikdarı) gecmemek sartıyle onun uzerine gunah yokdur. Subhesiz ki Allah cok yargılayıcıdır, hakkıyle esirgeyicidir

Verse 174 — Surah Al-Baqarah 2:174

Allanın indirdigi Kitabdan (Peygamberin vasıflarına dair) bir sey´i gizleyib de onunla az bir bahayi (hasis, bir menfaati) satın alanlar (yok mu?) Onlar karınlarına atesden baska (bir sey) yemis olamazlar. Kıyaamet gunu Allah onlarla konusmaz, onları temize de cıkarmaz. Onlar icin pek acıklı bir azab vardır

Verse 175 — Surah Al-Baqarah 2:175

Onlar dogru yolu bırakıb sapıklıgı, magfirete bedel azaabı satın almıs kimselerdir. Onlar atese karsı ne de sabırlıdırlar

Verse 176 — Surah Al-Baqarah 2:176

Bu (azabın) sebebi sudur: Cunku Allah Kitabı subhesiz hak olarak indirmisdir. O kitab (ın inzal, tasdıyk ve sıhhatin) da ihtilafa dusenler elbette (Hakdan) uzak bir ayrılık icindedirler

Verse 177 — Surah Al-Baqarah 2:177

(Namazda) yuzlerinizi dogu ve batı yonune dondurmeniz; birr (taat bu) degildir. Fakat birr, Allaha, ahiret gunune, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden, malı (nı Allah) sevgisiyle (yahud: mala olan sevgisine ragmen) akrabaye, yetimlere, yoksullara, yol ogluna (Yolda kalmıs musafırlere), dilenenlere ve kole ve esirler (i kurtarmıy) a veren, namazı (nı) dosdogru kılan, zekatı (nı) veren (kimselerin), ahidlesdikleri zaman sozlerini yerine getirenler (in), sıkıntıda ve hastalıkda ve muhaarebenin kızısdıgı zamanlarda sabr-u metanet gosterenler (in birridir). Onlar (yok mu? imanlarında ve birr-u taat iddiasında) saadık olanlar onlardır ve onlar takvaaya erenlerin de ta kendileridir

Verse 178 — Surah Al-Baqarah 2:178

Ey iman edenler, maktuller hakkında size kısas (misilleme) yazıldı (farzedildi). Hur, hur ile, kole, kole ile, disi, disi ile (kısas olunur). Fakat kimin (hangi kaatilin) lehinde maktulun kardesi (velisi) tarafından cuz´i birsey afvolunursa (hemen kısas duser). Artık orfe uymak (ser´in ve aklın iyi gordugunu yapmak, borcu) ona (maktulun velisine) guzellikle odemek (lazımdır). Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve esirgemedir. O halde kim bu (afivden ve edadan) sonra (kaatile veya taraflarına muhaasame ve) tecavuzde bulunursa onun icin pek acıklı bir azab vardır

Verse 179 — Surah Al-Baqarah 2:179

Ey salim akıl saahibleri, kısasda sizin icin (umumi) bir hayaat vardır. Taki (katilden) sokmasınız

Verse 180 — Surah Al-Baqarah 2:180

Sizden birinize olum gelib catdıgı vakit eger mal bırakacaksa anaya, babaya, yakın akrabaya mesru´ bir suretde vasıyyetde bulunmak takvaa sahihleri uzerinde bir hak olarak farzedildi

Verse 181 — Surah Al-Baqarah 2:181

Artık kim bunu (olunun bu vasıyyetini) isitdikden sonra onu tebdil ederse her halde vebali onu degisdirenlerin uzerinedir. Subhesiz ki Allah hakkıyle isidici, kemaliyle bilicidir

Verse 182 — Surah Al-Baqarah 2:182

Bununla beraber, kim vasıyyet edenin haksızlıga meylinden, yahud gunaha gireceginden endise edib de (alakalıların) aralarını bulursa ona da hic bir gunah yokdur. Subhesiz ki Allah cok yarlıgayıcı, hakkıyle esirgeyicidir

Verse 183 — Surah Al-Baqarah 2:183

Ey iman edenler sizden evvelki (ummet) lere yazıldıgı gibi sizin uzerinize de oruc yazıldı (farz edildi). Taki korunasınız

Verse 184 — Surah Al-Baqarah 2:184

sayılı gunler (dir). Artık sizden kim (o gunlerde) hasta, yahud sefer uzerinde olur (ve orucunu yemis bulunur) sa tutamadıgı gunler sayısınca baska gunlerde (tutar. Ihtiyarlıgından, yahud sifa bulması umid edilmeyen bir hastalıkdan dolayı oruc tutmıya) gucu yetmeyenler uzerine de bir yoksul doyumu fidye (lazımdır). Bununla beraber kim gonul istegiyle bir hayır yaparsa iste bu, onun icin daha hayırlıdır. Oruc tutmanız sizin hakkınızda (yemenizden ve fidye vermenizden) hayırlıdır, bilirseniz

Verse 185 — Surah Al-Baqarah 2:185

(O sayılı gunler) Ramazan ayıdır ki Kur´an onda (ki Kadir gecesinde levh-i mahfuzdan sema-i dunyaye) indirilmisdir. (O Kur´an ki) insanlara (mahz-ı) hidayetdir, dogru yolun ve Hak ile baatılı ayırd eden hukumlerin nice acık delilleridir. Oyleyse icinizden kim o aya erisirse (hazır olur, musafir olmazsa) onu (orucunu) tutsun, kim de hasta olur, yahud bir sefer uzerinde bulunursa o halde baska gunlerde, oruc tutamadıgı gunler sayısınca (orucunu kazaa etsin). Allah size kolaylık diler, size guduk istemez. (Bu kolaylıgı istemesi;) o sayıyı (kazaa borcunuzu) ikmal etmeniz, Allahı sizi muvaffak buyurdugu o seyden dolayı da buyuk tanımanız icindir. Olur ki sukr edersiniz

Verse 186 — Surah Al-Baqarah 2:186

Kullarım (Habibim) sana beni sorunca (haber ver ki) iste ben muhakkak yakınımdır. Bana dua edince ben o dua edenin da´vetine icabet ederim. O halde onlar da benim da´vetime (itaatle) icabet ve bana Iman (da devam) etsinler. Taki (o sayede) dogru yola ulasmıs olalar

Verse 187 — Surah Al-Baqarah 2:187

Oruc (gunlerinizin) gecesinde kadınlarınıza yaklasmak size halal edildi. Onlar sizin icin, siz de onlar icin birer libassınız. Allah nefislerinize karsı za´f gostermekde oldugunuzu bildi de tevbenizi kabul etdi, sizi bagısladı. Artık (bundan sonra geceleri) onlara yaklasın ve Allahın hakkınızda yazdıgını isteyin. (Butun gece) fecr (-I saadık) olan ak iplik kara iplikden size secilinceye kadar yeyin, icin, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde i´tikafda bulundugunuz zaman kadınlarınıza (geceleri de) yaklasmayın. Bu (hukumler) Allahın sınırlarıdır. Sakın onlara (o sınırlara) yaklasmayın, iste Allah ayetlerini boylece insanlara acıklar. Taki korunsunlar

Verse 188 — Surah Al-Baqarah 2:188

Aranızda (birbirinizin) mallarınızı haksız sebeblerle yemeyin ve kendiniz bilib dururken insanların mallarından bir kısmını gunah (ı mucip suretler) le yemeniz icin onları (o malları) haakimlere aktarma etmeyin

Verse 189 — Surah Al-Baqarah 2:189

Sana yeni dogan ayları sorarlar. De ki: «O, insanların faidesi icin, bir de hacc icin vakit olculeridir, iyilik ve taat, evlere arkalarından gelmeniz degildir. Fakat iyilik (eden; Allaha muhalefetden) sakınandır. Evlere kapılarından gelin. Allahdan korkun. Taki muraadınıza kavusasınız

Verse 190 — Surah Al-Baqarah 2:190

Size harb acanlarla, Allah yolunda, sizde dogusun (mudafaa harbi yapın. Ancak) asırı gitmeyin. Subhesiz ki Allah asırı gidenleri sevmez

Verse 191 — Surah Al-Baqarah 2:191

Onları (size harb acanları) nerede yakalarsanız oldurun, onları sizi cıkardıkları yerden (Mekkeden) cıkarın. Fitne katilden beterdir. Onlar Mescid-i haram yanında, orada sizinle dogusunceye kadar, (ya´ni dogusmedikce) siz de orada kendileriyle dogusmeyin. Fakat (Orada) sizi. oldururlerse siz de onları oldurun. Kafirlerin cezası boyledir

Verse 192 — Surah Al-Baqarah 2:192

Bununla beraber (Muhaarebeden) vazgecerlerse (siz de bırakın), subhesiz ki Allah cok yarlıgayıcı, hakkiyle esirgeyicidir

Verse 193 — Surah Al-Baqarah 2:193

Fitne (den eser) kalmayıncaya, din de (sunun bunun degil) yalınız Allahın (dini diye tanılmıs) oluncaya kadar onlarla savasın. Vaz gecerlerse artık zaalimlerden baskasına hic bir husumet yokdur

Verse 194 — Surah Al-Baqarah 2:194

Haram ay, haram aya bedeldir. Hurmetler karsılıklıdır. Onun icin kim sizin uzerinize saldırırsa siz de, tıbkı onların ustunuze saldırdıkları gibi, ona saldırın. (Fakat daima) Allahdan korkun ve bilin ki subhesiz Allah takvaa saahibleriyle beraberdir

Verse 195 — Surah Al-Baqarah 2:195

Allah yolunda mallarınızı harcayın. Kendinizi tehlikeye atmayın. (Daima da) iyilik edin. Allah muhakkak iyilik edenleri sever

Verse 196 — Surah Al-Baqarah 2:196

Haccı da, umreyi de Allah icin, tam yapın. Fakat (herhangi bir sebeble bunlardan) alıkonursanız o halde kolayınıza gelen kurban (ı gonderin. Bununla beraber) kurban yerine (Minaya) varıncaya kadar baslarınızı tıras etmeyin. Artık icinizden kim hasta olur, yahud basından bir eziyyeti bulunursa ona orucdan, ya sadakadan yahud da kurbandan (biriyle) fidye (vacip olur). Emin oldugunuz vakit ise kim hacca kadar umre ile faidelenmek (sevaba girmek) isterse kolayına gelen bir kurban (ı kesmek vacip olur). Fakat (onu) bulamazsa hacc gunlerinden (ihramlı olarak) uc, dondugunuz vakit yedi gun olmak uzere oruc tutmak (vacip olur ki) bunlar tam on (gun eder). Bu, ailesi (ikametgahı) Mescid-i haramda bulunmayanlara aiddir. Allahdan korkun ve bilin ki Allah, cezası cidden cetin olandır

Verse 197 — Surah Al-Baqarah 2:197

Hacc (ayları) bilinen aylardır, iste kim onlarda (o aylarda) haccı (kendine) farz eder (ihrama girer) se artık hacda kadına yaklasmak, gunah yapmak, kavga etmek yokdur. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. Bir de (Hacc seferinize yetecek mikdarda) azıklanın. Muhakkak ki azıgın en hayırlısı (dilenmekden, insanlara yuk olmakdan) kacınmakdır. Ey kamil akıl saahibleri, benden korkun

Verse 198 — Surah Al-Baqarah 2:198

(Hacc mevsiminde ticaretle) Rabbinizden rızık istemenizde bir gunah yokdur. Arafatdan (orada «vakfe» den sonra, seller gibi) bosanıp (elbirlik) akdıgınız zaman «Mes´ar-i haraam» ın yanında Allahı zikredin, O, size nasıl hidayet etdiyse siz de Onu oylece anın. (Bilirsiniz ya) siz bundan evvel gercek sapıklardandınız

Verse 199 — Surah Al-Baqarah 2:199

Sonra insanların (elbirlik) dondugu yerden siz de donun. Allahdan (gunahlarınızı) magfiret (buyurmasını) isteyin. Suphesiz ki Allah cok yarlıgayıcı, hakkıyle esirgeyicidir

Verse 200 — Surah Al-Baqarah 2:200

Menasikinizi (hacca ait ibadetlerinizi) bitirince (cahiliyyetde) atalarınızı (boburlenerek) andıgınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anısla Allahı anın. Artık o insanlardan kimi «Ey Rabbimiz, bize (nasibimizi) dunyada ver» der ki onun ahiretden nasibi yokdur

Verse 201 — Surah Al-Baqarah 2:201

Kimi de «Ey Rabbimiz bize dunyada da iyi hal ver, ahiretde de iyi hal ver ve bizi o ates (cehennem) azabından koru» der

Verse 202 — Surah Al-Baqarah 2:202

Iste onların (o her iki kısmın hacda) kazandıklarından nasib (ler) i vardır. Allah hesabı pek cabuk gorendir

Verse 203 — Surah Al-Baqarah 2:203

Bir de sayılı gunlerde Allahı zikredin (tekbir alın). Kim iki gunde («Mina» dan donmek icin) acele ederse ustune gunah yokdur. Kim de geri kalırsa ona da gunah yokdur. (Fakat bu,) takva saahibi icin (dir). Allahdan korkun ve bilin ki muhakkak (hepiniz) ancak Ona (varıb) toplanacaksınız

Verse 204 — Surah Al-Baqarah 2:204

Insanlardan oyle kimse vardır ki, onun (bu) dunya hayaatına aid sozu hosuna gider ve o, kalbinde olana Allahı sahid getirir. Halbuki o, dusmanların en yamanıdır

Verse 205 — Surah Al-Baqarah 2:205

O, yer yuzunde is basına gecdi mi orada fesad cıkarmıya, ekini ve zurriyeti kokunden kurutmıya kosar. Allah fesadı sevmez

Verse 206 — Surah Al-Baqarah 2:206

Ona: «Allahdan kork» denildigi zaman izzet (-i nefsi, cahilane kibr) i kendisini (daha ziyade) gunah islemeye goturur. Iste oylesine cehennem yetisir. O, hakıykat ne kotu yatakdır

Verse 207 — Surah Al-Baqarah 2:207

Insanlardan oyle kimse de vardır ki Allahın rızasını isteyerek nefsini satın alır. Allah kullarına cok merhametlidir

Verse 208 — Surah Al-Baqarah 2:208

Ey iman edenler, hep birden sulh-u selama girin. Seytanın adımları ardına dusmeyin. Cunku o, sizin apacık bir dusmanınızdır

Verse 209 — Surah Al-Baqarah 2:209

Size bunca asikar deliller geldikten sonra yine kayarsanız bilin ki subhesiz Allah mutlak gaalibdir. (Sununda) tam hikmet saahibidir

Verse 210 — Surah Al-Baqarah 2:210

Onlar (Islama girmeyenler) ille Allanın, bulutdan golgeler icinde meleklerle birlikde kendilerine gelivermesine ve islerinin bitirilivermesine mi bakıyorlar? Halbuki (butun) isler Allah´a dondurulur

Verse 211 — Surah Al-Baqarah 2:211

Sor israil ogullarına; Onlara nice acık ayet (ler) verdik. Kim Allahın ni´metini, o (nimet) kendisine geldikten sonra, (kufr ile) degisdirirse subhesiz Allah, cezası pek cetin olandır

Verse 212 — Surah Al-Baqarah 2:212

Kufredenler dunya hayaatı pek suslendi. iman edenlerden kimiyle (Bilal, Ammar, Suheyb gibi fakirlerle) egleniyorlar. Halbuki takvaaya eren (o mu´min) ler kıyaamet gununde onların ustundedirler. Allah kimi dilerse ona hesabsız rızık verir

Verse 213 — Surah Al-Baqarah 2:213

Insanlar bir tek ummetdi (kimi iman etmek, kimi kufre sapmak suretiyle ihtilafa dusduler). Binaen´aleyh Allah (rahmetinin) mujdeciler (i, azabının) haberciler (i) olmak uzere (onlara) peygamberler gonderdi ve beraberlerinde — insanların ihtilafa dusdukleri seyler hakkında aralarında hukum vermek icin — hak (ve gercek) kitablar da indirdi. Halbuki kendilerine apacık deliller geldikden sonra birbirine karsı olan ihtiras ve hasedden oturu ihtilafa dusenler; o (Kitab) verilenlerden baskası degildir. Iste Allah (boylece) iman edenleri, kendi iradesiyle; hakkında ihtilafa dusdukleri hakka (gercege) ulasdırdı. Allah kimi dilerse onu dogru yola iletir

Verse 214 — Surah Al-Baqarah 2:214

(Ey mu´minler) yoksa siz, sizden evvel gecenlerin haali basınıza gelmeden cennete girivereceginizi mi sandınız? Onlara oyle yoksulluk (lar), ve sıkıntı (lar) gelib catdı ve (cesidli belalarla) sarsıldılar ki, hatta peygamber (leri) maiyyetindeki mu´minlerle birlikde: «Allahın yardımı ne zaman?» diyordu. Gozunuzu acın: Allahın yardımı yakındır muhakkak

Verse 215 — Surah Al-Baqarah 2:215

Onlar, hangi sey´i nafaka olarak vereceklerini sana sorarlar. De ki: «Maldan vereceginiz sey (evleviyyetle) ananın, babanın, akrabanın, yetimlerin, yoksulların, yol oglunun (musafirin hakkı) dır. Her ne hayır islerseniz subhesiz Allah onu cok iyi bilen (mukafatını veren) dir

Verse 216 — Surah Al-Baqarah 2:216

(Ey mu´minler, tab´an) sizin hosunuza gitmedigi halde uhdenize, kıtal (dusmanlarla savas) yazıldı (farz edildi). Olur ki´bir sey hosunuza gitmezken o, sizin icin hayırlı olur, bir sey´i de sevdiginiz halde o da hakkınızda ser olur. Allah bilir, siz bilmezsiniz

Verse 217 — Surah Al-Baqarah 2:217

Sana haram olan o ayı, ondaki muhaarebeyi sorarlar. De ki: «Onda (o ayda) muhaarebe etmek buyuk (gunah) dır, (insanları) Allah yolundan men´ etmek, onu inkar etmek, (ziyaretcilerin) Mescid-i haraama gitmelerine mani´ olmak, Onun halkını oradan cıkarmak ise Allah katında daha buyuk (gunah) dır. Fitne katilden de beterdir. Kafirler, gucleri yetse, sizi dininizden dondurunceye kadar sizinle savasmalarında devam edeceklerdir. Icinizden kim dininden doner de o, kafir olarak olurse onların (o gibilerin) yaptıgı (iyi) isler dunyada da, ahiretde de bosa gitmisdir. Onlar o atesin (cehennemin) arkadaslarıdır. Onlar orada (bir daha cıkmamak uzere) ebedi kalıcıdırlar

Verse 218 — Surah Al-Baqarah 2:218

Hakıykat, iman edenler, bir de Allah yolunda (yurdlarından) hicret edib de savasanlar (yok mu?) iste onlar Allahın rahmetini umarlar. Allah (mu´minleri) hakkıyle yarlıgayıcı, (onları) cidden esirgeyicidir

Verse 219 — Surah Al-Baqarah 2:219

Sana ickiyi ve kumarı sorarlar. De ki: «Onlarda hem buyuk gunah, hem insanlar icin faideler vardır. Gunahları ise faidelerinden daha buyukdur.» (Yine) sana hangi sey´i nafaka vereceklerini sorarlar. De ki: «Ihtiyacınızdan artanı (verin)». Allah size boylece ayetlerini (pek guzel) acıklar. Olur ki dunya hususunda da, ahiret isinde de iyice dusunursunuz. Bir de sana yetimleri sorarlar. De ki: «Onları yarar ve iyi bir haale getirmek hayırlıdır. Sayet kendileriyle bir arada yasarsanız onlar sizin kardesierinizdir. Allah, (yetimlerin) salahına calısanlarla (onların mal ve haalinde) fesad (ve fenalık) yapanları bilir. Eger Allah dileseydi sizi muhakkak zahmete sokardı. Subhesiz Allah mutlak gaalibdir, tam hukum ve hikmet saahibidir

Verse 220 — Surah Al-Baqarah 2:220

Sana ickiyi ve kumarı sorarlar. De ki: «Onlarda hem buyuk gunah, hem insanlar icin faideler vardır. Gunahları ise faidelerinden daha buyukdur.» (Yine) sana hangi sey´i nafaka vereceklerini sorarlar. De ki: «Ihtiyacınızdan artanı (verin)». Allah size boylece ayetlerini (pek guzel) acıklar. Olur ki dunya hususunda da, ahiret isinde de iyice dusunursunuz. Bir de sana yetimleri sorarlar. De ki: «Onları yarar ve iyi bir haale getirmek hayırlıdır. Sayet kendileriyle bir arada yasarsanız onlar sizin kardesierinizdir. Allah, (yetimlerin) salahına calısanlarla (onların mal ve haalinde) fesad (ve fenalık) yapanları bilir. Eger Allah dileseydi sizi muhakkak zahmete sokardı. Subhesiz Allah mutlak gaalibdir, tam hukum ve hikmet saahibidir

Verse 221 — Surah Al-Baqarah 2:221

(Ey mu´minler) Allaha es tanıyan kadınlarla (musriklerle), onlar imana gelinceye kadar, evlenmeyin. Iman eden bir cariye, musrik bir kadından — bu, sizin hosunuza gitse de — elbet daha hayırlıdır. Musrik erkeklere de, onlar iman edinceye kadar, (mu´min kadınları) nikahlamayın. Mu´min bir kul musrikden — o, sizin hosunuza gitse de — elbette hayırlıdır. Onlar sizi cehenneme cagırırlar, Allah ise, kendi iradesiyle, cennete ve magfirete cagırır. O, insanlara ayetlerini apacık soyler. Taki iyice dusunub ibret alsınlar

Verse 222 — Surah Al-Baqarah 2:222

Sana kadınların ay haalini de sorarlar. De ki: «O bir ezadır (pislikdir). Onun icin hayız zamanında kadınlar (ınızla cinsi munasebet) den ayrılın, temizlendikleri vakta kadar kendilerine yaklasmayın. Iyice temizlendiler mi o zaman Allahın size emretdigi yerden onlara gidin. Her halde Allah hem cok tevbe edenleri sever, hem cok temizlenenleri sever

Verse 223 — Surah Al-Baqarah 2:223

Kadınlarınız sizin (evlad yetisdiren) tarlanızdır. O halde tarlanıza, dilediginiz gibi, gelin. Kendiniz icin onden (iyi ameller) gonderin (hayırlı evladlar yetisdirin). Bir de Allahdan korkun ve bilin ki her halde siz ona kavusacaksınız. iman edenlere mujdele

Verse 224 — Surah Al-Baqarah 2:224

Allahı, yeminlerinizden dolayı, iyilik etmenize, (fenalıkdan) sakınmanıza, insanların arasını bulmıya engel yapmayın. Allah (her sey´i) hakkıyle isidici, kemaliyle bilicidir

Verse 225 — Surah Al-Baqarah 2:225

Allah, sizi yeminlerinizdeki «lagv» dan dolayı sorumlu tutmaz. Fakat sizi kalplerinizin azmetdigi yeminler yuzunden muaahaze eder. Allah cok yarlıgayıcıdır, halimdir (kullarının gunahı sebebiyle azıklarını da kesici degildir)

Verse 226 — Surah Al-Baqarah 2:226

Kadınlarına yaklasmamıya yemin edenler icin dort ay beklemek vardır. Eger erkekler (o muddet icinde keffaret yaparak zevcelerine) donerlerse suphe yok ki Allah cidden yarlıgayıcı, hakkıyle esirgeyicidir

Verse 227 — Surah Al-Baqarah 2:227

Eger (o suretle yemin edenler ric´at etmeyib de kadınlarını) bosamıya karar verirlerse (ayrılırlar). Subhesiz Allah (onların sozlerini) hakkıyle isidici, (niyyetlerini) gercekden bilicidir

Verse 228 — Surah Al-Baqarah 2:228

Bosanmıs kadınlar kendi kendilerine uc hayız ve temizlenme muddeti beklerler (beklesinler). Eger onlar Allaha ve ahiret gunune inanıyorlarsa Allahın, kendi rahimlerinde yaratdıgını (soylemeyerek) gizlemeleri onlara halal olmaz. Kocaları bu bekleme muddeti icinde barısmak isterlerse onları geri almıya (herkesden) cok layıkdırlar. Erkeklerin mesru´ suretde kadınlar uzerindeki (hakları) gibi kadınların da onlar uzerinde (hakları) vardır. (Yalnız) erkekler onlar uzerinde (daha ustun) bir dereceye malikdirler. Allah mutlak gaalibdir, gercek hukum ve hikmet saahibidir

Verse 229 — Surah Al-Baqarah 2:229

Bosama iki defadır. (Ondan sonrası) ya iyilikle tutmak, ya guzellikle salmakdır. (Ey zevcler) onlara (kadınlara) verdiginiz bir sey´i (mehri geri) almanız size halal olmaz. Meger ki erkekle kadın Allahın sınırlarını (evlilik haklarını) ayakda tutamayacaklarından korkmus (umidlerini kesmis) olsunlar. Eger bu suretle siz de onların (zevc ve zevcenin), Allahın sınırlarını hakkıyle muhaafaza ve ifa edemeyeceklerinden korkarsanız o halde (kadının serbest bosanması icin) fidye vermesinde (hakkından vaz gecmesinde) ikisi uzerinde de vebal yokdur. Bunlar Allahın sınırlarıdır. Onları (cigneyib) gecmeyin. Kim Allahın sınırlarını asarsa, iste onlar zaalimlerin ta kendileridir

Verse 230 — Surah Al-Baqarah 2:230

Yine erkek, zevcesini (ucuncu defa olarak) bosarsa ondan sonra kadın kendinden baska bir ere nikahlanıp varıncaya kadar ona (o birinci zevcine) halal olmaz. Bununla beraber, eger bu (yeni) koca da onu bosar da onlar (birinci zevc ile aynı zevce) Allahın sınırlarını ayakda tutacaklarını (tatbik edeceklerini) zannederlerse (ıddet bitdikten sonra) tekrar birbirine donmelerinde (evlenmelerinde) her ikisi hakkında da vebal yokdur. Bunlar bilir, anlar bir kavm icin Allahın acıkladıgı sınırlardır

Verse 231 — Surah Al-Baqarah 2:231

Hem kadınları bosadınız da ıddetlerini bitirdiler mi, artık onları ya (kendilerine ric´atle) iyilikle tutun, ya iyilikle bırakın. (Fakat) onları, sırf zulmedebilmeniz icin, zararlarına olarak, tutmayın. Kim boyle yaparsa muhakkak kendine yazık etmis olur. Allahın ayetlerini (muhalefetle) oyuncak yerine koymayın. Allahın uzerinizdeki ni´metini ve size ogud vermek icin indirdigi kitabı (Kur´anı) ve (ondaki) hikmeti dusunun. Allahdan korkun ve bilin ki Allah her sey´i hakkıyle bilendir

Verse 232 — Surah Al-Baqarah 2:232

Kadınları bosadınız da ıddetlerini bitirdiler mi, aralarında mesru´ bir suretde anlasdıkları takdirde, artık kendilerini kocalarına nikah etmelerine engel olmayın, iste icinizden Allaha ve ahiret gunune iman etmekde olan (lar) a bununla ogud veriliyor. Bu sizin icin daha fazıyletli ve daha temizdir. (Ondaki maslahatı) Allah bilir, siz bilmezsiniz

Verse 233 — Surah Al-Baqarah 2:233

Anneler cocuklarını iki butun yıl emzirirler. (Bu hukum) emmeyi tamam yapdırmak isteyen (ler) icindir. Onların (annelerin) ma´ruf vech ile yiyecegi, giyecegi; cocuk kendisinin olan (babaya) aiddir. Kimse taakatınden ziyadesiyle mukellef tutulmaz. Ne bir anne cocugu yuzunden, ne de bir cocuk kendisinin olan (bir baba) cocugu sebebiyle zarara sokulmasın. Mirascıya dusen (vazıyfe) de bunun gibidir. Eger (ana ve baba) aralarında rızaa ve musavere ile (bil´ittifak cocugu iki sene dolmadan) memeden kesmeyi arzu ederlerse ikisinin uzerine de vebal yokdur. Cocuklarınızı (baskalarına) emzirtmek isterseniz mesru´ suretde verdiginiz (emzirme ucretin) i teslim etmek (odemek) sartıyle yine uhdenize vebal yokdur. Allahdan korkun ve bilin ki subhesiz Allah, ne yaparsanız hakkıyle gorendir

Verse 234 — Surah Al-Baqarah 2:234

Icinizden olenlerin (geride) bırakdıkları zevceler kendi kendilerine dort ay on (gun) beklerler. Iste bu muddeti bitirdikleri zaman artık onların kendileri hakkında mesru´ vech ile yapdıkları seyden dolayı size gunah yokdur, Allah ne islerseniz (hepsinden) hakkıyle haberdardır

Verse 235 — Surah Al-Baqarah 2:235

(Vefat ıddetini bekleyen) kadınları nikahla isteyeceginizi cıtlatmanızda, yahud boyle bir arzuyu gonullerinizde saklamanızda uzerinize bir vebal yokdur, Allah bilmisdir ki siz onları mutlakaa hatırlayacaksınız. Ancak kendileriyle gizlice va´dlesmeyin. (Cıtlatma suretinde) mesru´ bir soz soylemeniz ise baska. (Farz olan ıddet), sonunu buluncaya kadar da nikah bagını baglamıya azmetmeyin ve bilin ki Allah kalblerinizde olanı muhakkak biliyor. Artık ondan sakının ve yine bilin ki subhesiz Allah cok yarlıgayıcıdır, gercek hilm saahibidir (cezada acele edici degildir)

Verse 236 — Surah Al-Baqarah 2:236

Kendileriyle temas etmediginiz, yahud kendilerine bir mehir ta´yin eylemediginiz kadınları bosamıssanız (bunda) uzerinize vebal yokdur. Onları — zengin olan (ınız) kudretince, darda bulunan (ınız) da haalince (olmak uzere) — ma´ruf bir faide ile faidelendiriniz. Bu, iyilik etmek siaarında bulunanların uzerine bir borcdur

Verse 237 — Surah Al-Baqarah 2:237

Eger siz onları kendilerine temas etmeden once bosar, (fakat daha evvelden) onlara bir mehir ta´yin etmis bulunursanız, o halde ta´yin etdiginiz (o mehr) in yarısı onlarındır. Meger ki kendileri vazgecmis olsunlar, yahud nikah dugumu elinde bulunan kimse bagıs yapmıs olsun. (Ey erkekler) sizin bagıslamanız takvaaya daha yakındır. Aranızdaki ustunlugu unutmayın. Subhesiz Allah, ne yaparsanız hakkıyle gorucudur

Verse 238 — Surah Al-Baqarah 2:238

Namazlara ve orta namaza (vakıflarında rukunleri ve sartları ile) devam edin. Allahın (divanına) tam husu´ ve taatle durun

Verse 239 — Surah Al-Baqarah 2:239

Fakat (muhaarebe, su baskını ve benzerleri gibi bir tehlikeden) korkar (ak hakkın divanına tam husu´ ve taatle durmak imkanını bulamaz) sanız o halde (namazı) yuruyerek, yahud suvari olarak (Kıbleye veya her hangi bir semte karsı) kılın (bırakmayın). (Tehlikeden) emin (ve salim) oldugunuz vakit ise yine Allahı, size bilmediginiz seyleri nasıl ogretdi ise, o vech ile, anın

Verse 240 — Surah Al-Baqarah 2:240

Sizden zevceler (ini geride) bırakıb olecek olanlar eslerinin (kendi evlerinden) cıkarılmayarak yılına kadar faidelenmesini (bakılmasını) vasıyyet (etsinler). Bunun uzerine onlar (kendiliklerinden) cıkarlarsa artık onların bizzat yapdıkları mesru´ islerden dolayı size mes´uliyyet yokdur. Allah (emr-u nehyine muhaalefet ve ilahi hududunu tecavuz edenlerden intikam almakda) mutlak gaalibdir, (tesri´de ve hukumleri acıklamada da) yuce hikmet saahibidir

Verse 241 — Surah Al-Baqarah 2:241

Bosanan kadınların da mesru´ suretde faidelenmeleri haklarıdır ki bu, Allahdan korkanlar icin bir vazifedir

Verse 242 — Surah Al-Baqarah 2:242

Iste Allah akıllarınız ersin diye size ayetlerini boyle acıklar

Verse 243 — Surah Al-Baqarah 2:243

(Habibim, sayıları) binlerce oldugu halde olum korkusiyle yurdlarından (bırakıb) cıkanları gor (mus gibi bil) medin mi? Allah onlara «Olum!» dedi, sonrada kendilerini diriltdi. Her halde Allah insanlara karsı fazl (-u ınayet) saahibidir. Fakat insanların pek cogu sukretmezler

Verse 244 — Surah Al-Baqarah 2:244

Allah yolunda muhaarebe edin. Bilin ki subhesiz Allah hakkıyle isidici, kemaliyle bilicidir

Verse 245 — Surah Al-Baqarah 2:245

Kimdir o ki Allaha guzel bir odunc versin de (Allah da) onu katkat, bir cok artırsın? Allah (kimini) daraltır, (kimini) genisletir. Siz (hepiniz) ancak ona donduru (lup goturu) leceksiniz

Verse 246 — Surah Al-Baqarah 2:246

Musadan sonra Israil ogullarının ileri gelenlerine bakmadın mı? Hani onlar, peygamberlerine : «Bize bir hukumdar gonder (ta´yin et) de Allah yolunda savasalım» demislerdi. O (da): «Ya uzerinize bir muhaarebe yazılıb (farz edilib) de savası tutmayıverirseniz?» demisdi. Onlar (soyle) soylemislerdi: «Allah yolunda neye savasmayalım? Hem hakıykaten yurdlarımızdan cıkarıldık, hem evladlarımızdan (mahrum edildik)». Fakat vakta ki uhdelerine savas yazıldı, iclerinden birazı mustesna olmak uzere, (muhaarebeden) yuz cevirdiler. Allah cok iyi bilicidir o zaalimleri

Verse 247 — Surah Al-Baqarah 2:247

Onlara peygamberleri: «Hakıykat, Allah size bir padisah olarak Taalut´u gondermisdir» dedi. Dediler ki: «Biz hukumdarlıga ondan daha layık iken ve ona maldan da bir bolluk verilmemisken nasıl olur da bizim basımızda padisahlık onun olabilir?» (Peygamber) dedi: «Subhesiz Allah onu sizin ustunuze begenib secmisdir. Ona bilgice, vucudca (kuvvetce) de bir ustunluk vermisdir. Allah mulkunu kime dilerse ona verir. Allah (in rahmeti, ilmi her sey´e yaygın ve lutf-u keremi) boldur. Gercek bilicidir

Verse 248 — Surah Al-Baqarah 2:248

Peygamberleri onlara (soyle de) soyledi: «Gercek, onun hukumdarlıgının acık alameti size o Tabutun gelmesi olacakdır ki icinde Rabbinizden bir sekinet ve Musa haanedaniyle Harun ailesinin metrukatından bir bakiyye vardır. Meleklere onu yuklen (ib getir) ecekdir. Elbette bunda size kafi bir alamet (ve ibret) vardır, eger iman etmis (kimse) lerseniz

Verse 249 — Surah Al-Baqarah 2:249

Vaktaki Taalut ordusiyle ayrılıb cıkdı, dedi ki: «Subhesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edicidir, iste kim ondan (kana kana) icerse benden degil, kim onu tutmazsa artık o benden. Eliyle bir avuc alanlar baska (onlara musaade var)». Derken (ırmaga varır varmaz), iclerinden birazı mustesna olmak uzere ondan (bol bol) icdiler. Nihayet o (Taalut) ve mahiyyetindeki mu´minler vaktaki onu (ırmagı) gecdiler, (beri yanda kalanlar) dediler ki: «Bugun bizim Caluta ve ordusuna karsı (duracak) takatimiz yokdur». (Ahiretde) muhakkak Allaha kavusacaklarını bilenler (ve itaatle ırmagı gecenler) ise «Nice az bir cem´iyyet, daha cok bir cem´iyyete Allanın izniyle galebe etmisdir. Allah sabır (ve sebat) edenlerle beraberdir» dediler

Verse 250 — Surah Al-Baqarah 2:250

Onlar (Taaluta itaat eden mu´minler), Calut ile askerlerine karsı cıkdıkları zaman (niyaz edib) dediler ki: «Ey Rabbimiz, uzerimize (yagmur gibi) sabır yagdır. Ayaklarımıza sebat ver (er meydanından kaydırma). Bu kafirler guruhuna karsı bize yardım et»

Verse 251 — Surah Al-Baqarah 2:251

Derken (dusmanla karsılasır karsılasmaz) Allahın izniyle onları (dusmanlarını) bozguna ugratdılar (Mu´minlerin arasında bulunan) Davud da Calutu oldurdu. Allah da ona (Esmuilin ve Taalutun vefatından sonra, bir arada) saltanat ve hikmeti (peygamberligi) verdi ve daha dilemekde oldugundan da ba´zı seyler ogretdi. Eger Allah insanların bir kısmını diger bir kısmı ile onleyib savmasaydı yer (yuzu) muhakkak fesada ugrardı. Fakat Allah, alemlere karsı buyuk fazi (-u inayet) saahibidir

Verse 252 — Surah Al-Baqarah 2:252

Bunlar Allahın ayetleridir ki onları (Habibim) sana Hak olarak okuyoruz. Sen subhesiz, muhakkak gonderilen peygamberlerdensin

Verse 253 — Surah Al-Baqarah 2:253

(Bu surede zikredilen) o peygamberler (yok mu?) biz onların kimine kiminden ustun meziyyetler verdik. Allah onlardan biri ile soylesmis, birini de bircok derecelerle yukseltmisdir. Meryem´in oglu Isa´ya o beyyineleri (acık ayetleri, burhanları, mu´cizeleri) biz verdik ve onu Ruhul kuds (Cebrail) ile destekledik. Eger Allah dileseydi onların arkasındaki (ummet) ler, kendilerine o apacık burhanlar geldikten sonra, birbirini oldurmez (ler) di. Fakat ihtilafa dusduler. Binnetice onlardan kimi iman etdi, kimi kufre sapdı. Eger Allah dileseydi birbirini oldurmezlerdi. Su var ki Allah ne dilerse yapar

Verse 254 — Surah Al-Baqarah 2:254

Ey iman edenler, icinde ne bir alıs veris, ne bir dostluk, ne de bir sefaat (imkanı) bulunmayan bir gun gelmezden evvel size verdigimiz rızıkdan (Hak yolunda) harcayın. Kafirler zulmedenlerin ta kendileridir

Verse 255 — Surah Al-Baqarah 2:255

Allah (o Allahdır ki) kendinden baska hic bir Tanrı yokdur. (O, zati, ezeli ve ebedi hayaat ile) diridir (baakıydir). Zatiyle ve kemaliyle kaaimdir. (Yaratdıklarının heran tedbir-u hıfzında yegane haakimdir, her sey onunla kaaimdir). Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi onun. Onun izni olmadıkca nezdinde sefaat edecek kim mis. O (yaratdıklarının) onlerindekini, arkalarındakini, (yapdıklarını, yapacaklarını, bildiklerini, bilmediklerini, acıkladıklarını, gizlediklerini, dunyalarını, ahiretlerini, hulasa her sey´ini, her sey´ini) bilir. (Mahlukatı) onun ilminden yalnız kendisinin dilediginden baska hic bir sey´i (kaabil degil) kavrayamazlar. Onun kursusu gokleri ve yeri (kucaklamısdır, o kadar) vasi´dir. Bunların nigehbanlıgı Ona agır da gelmez. O, cok yuce, cok buyukdur

Verse 256 — Surah Al-Baqarah 2:256

Dinde zorlama yokdur. Hakıykat, iman ile kufr apacık meydana cıkmısdır. Artık kim seytanı tanımayıp da Allaha iman ederse o, muhakkak ki kopması (mumkin) olmayan en saglam kulpa yapısmısdır. Allah hakkıyle isidici, (her sey´i) kemaliyle bilicidir

Verse 257 — Surah Al-Baqarah 2:257

Allah iman edenlerin yardımcısıdır. Onları karanlıklardan (kurtarıp) nura cıkarır. Kufredenlerin dostları ise seytandır. O da kendilerini nurdan (ayırıb) karanlıklara cıkarır. Onlar cehennemin arkadaslarıdır. Onlar orada, bir daha cıkmamak uzere, ebedi kalıcıdırlar

Verse 258 — Surah Al-Baqarah 2:258

Allah kendisine mulk (-u saltanat) verdigi icin (sımararak) Ibrahim ile, Rabbi hakkında, cekiseni gormedin mi? Hani Ibrahim: «Benim Rabbim hem diriltir, hem oldurur» deyince o: «Ben de diriltir, oldururum» demisdi. Ibrahim: «Allah gunesi dogudan getiriyor. Haydi sen de onu batıdan getir» deyince ise o kafir sasırıb (ve tutulub) kalmısdı. Allah zaalimler guruhunu muvaffak etmez

Verse 259 — Surah Al-Baqarah 2:259

Yahud o kimse gibisini (gormedin mi) ki (binalarının) catıları cokmus, dıvarları ustune yıkılmıs (kimsecikleri de kalmamıs bir kasabaya ugramıs. (Kendi kendine) : «Allah burasını olumden sonra acaba nasıl diriltecek?» demis. Allah da onu yuz yıl olu bırakmıs, sonra diriltmis (kendisine) : «Ne kadar eglendin?» demis o da: «Bir gun, yahud bir gunden az» diye soylemisdi. Allah (ona) : «Hayır, yuz yıl (olu) kaldın, iste yiyecegine, icecegine bak, henuz bozulmamısdır. Bir de merkebine bak. (Boyle yapmamız) seni insanlara ibret nisanesi kılmamız icindir. (Merkebin) kemikler (ine) de bak, onları nasıl birlesdirib yerli yerine koyuyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz» dedi. O — (merkeb dirilib eski haaline geldigi ve her sey) kendisine apacık belli oldugu zaman — (soyle) soyledi: «(Artık su musahedemle de) biliyorum ki Allah subhesiz her sey´e hakkıyle gucuyetendir»

Verse 260 — Surah Al-Baqarah 2:260

Hani Ibrahim: «Ey Rabbim, oluleri nasıl diriltecegini bana goster» demis, (Allah, «Buna) inanmadın mı yoksa» demis, o da «Inandım. Fakat kalbimin (gozumle de gorerek) yatısması icin (istedim» diye) soylemisdi. (Allah) dedi ki «Dort kus tut. Onları kendine alısdır, sonra (kesib, hamur yapıp) her parcasını bir dagın uzerine bırak. Sonra da onları cagır. Kosarak sana geleceklerdir». Bil ki subhesiz Allah bir kaadir-i mutlakdır, tam bir hukum ve hikmet saahibidir

Verse 261 — Surah Al-Baqarah 2:261

Mallarını Allah yolunda harcayanların haali yedi basak bitiren, her basakda yuz «tane» bulunan bir tek tohumun haali gibidir Allah kime dilerse ona katkat verir. Allah, ihsanı bol olan, hakkıyle bilendir

Verse 262 — Surah Al-Baqarah 2:262

Mallarını (Allah yolunda) harcayıb da sonra o harcadıklarının arkasından bir basa kakıs ve bir eziyyet takıb katmayanlar (yok mu?) Onların Rableri yanında mukafatları vardır. Onlara hic bir korku yokdur, mahzun da olacak degillerdir onlar

Verse 263 — Surah Al-Baqarah 2:263

Iyi (guzel ve tatlı) bir soz ve bir ayıb ortme; ardından eziyyet gelen bir sadakadan hayırlıdır. Allah (kullarının sadakalarından) mustagnidir, halimdir (ukuubetde acele edici degildir)

Verse 264 — Surah Al-Baqarah 2:264

Ey iman edenler, sadakalarınızı — malını insanlara gosteris icin harcayan, Allaha ve ahiret gunune inanmayan bir kimse gibi — basa kakmak ve incitmek suretiyle heder etmeyin. Cunku onun haali, uzerinde bir toprak bulunub da kendine siddetli bir yagmur isaabet eden, bu suretle o, kendisini kaskatı bir tas haaline bırakmıs olan kaypak bir kayanın haali gibidir. Onlar (dunyada) isledikleri hic bir seyden (sevab kazanmıya) muktedir olmazlar. Allah, kafirler guruhuna hidayet vermez

Verse 265 — Surah Al-Baqarah 2:265

Allahın rızasını istemek ve ruhlarında olan (iman) ı koklesdirib takviye etmek icin mallarını harcayanların hali de bir tepenin uzerinde bulunan guzel bir bagcenin haline benzer ki ona bir yagmur isaabet etmis de meyvelerini iki kat vermisdir, ona bol bir yagmur dusmese de (hic olmazsa onda) bir cisinti (bulunur) Allah, ne yaparsanız (hepsini) hakkıyle gorucudur

Verse 266 — Surah Al-Baqarah 2:266

Sizden her hangi biriniz arzu eder mi ki hurmalardan, uzumlerden onun bir bagcesi olsun, altından ırmaklar aksın, orada kendisinin her cesit meyveleri bulunsun, (fakat) ona ihtiyarlık coksun, aciz ve kucuk cocukları da olsun, derken (onun ve yavrularının biricik gecim vasıtaları olan) ona (o bagceye) icinde bir ates bulunan bir bora isaabet etsin de o, yanıversin? Iste Allah size ayetlerini boyle apacık bildirir. Olur ki iyi dusunursunuz

Verse 267 — Surah Al-Baqarah 2:267

Ey iman edenler, (Hak yolunda) infaakı (harcamayı) kazandıklarınızın en guzellerinden ve sizin icin yerden cıkardıklarımızdan yapın. Kendinizin goz yummadan alıcısı olmadıgınız pek adi, bayagı seyleri vermiye yellenmeyin. Bilin ki subhesiz Allah her seyden mustagnidir, asıl hamde layık olan Odur

Verse 268 — Surah Al-Baqarah 2:268

Seytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur. Size cimriligi emreder. Allah ise (nafaka hususunda) size kendisinden bir yarlıgama ve bir bolluk va´d ediyor. Allah (ihsanı) genis olan, (her sey´i) hakkıyle bilendir

Verse 269 — Surah Al-Baqarah 2:269

(Allah) hikmeti kime dilerse ona verir. Kime de hikmet verilirse muhakkak ki ona cok hayır verilmisdir. Salim akıl saahiblerinden baskası iyi dusunmez

Verse 270 — Surah Al-Baqarah 2:270

Nafakadan ne harcadınız, yahud adakdan ne adadınızsa muhakkak Allah onu bilir. Zaalimlerin hic bir yardımcıları yokdur

Verse 271 — Surah Al-Baqarah 2:271

Eger sadakaları asikare verirseniz o, ne guzel. Eger onları gizler, onları (bu suretle) fakirlere verirseniz iste bu, sizin icin daha hayırlıdır. (Allah o sebeble) gunahlarınızdan bir kısmını yarlıgar. Allah ne yaparsanız ondan hakkıyle haberdardır

Verse 272 — Surah Al-Baqarah 2:272

(Habibim) onları (Insanları) hidayete erdirmek senin ustune borc degil. Ancak Allah hidayeti kime dilerse ona verir (nasıyb eder). Infak edeceginiz hayır (mal) kendi faidenizedir. Zaten siz, (Ey mu´minler) Allahın rızaasını aramakdan baska bir suretle infak da etmezsiniz ya. (Allah yolunda) maldan harcedeceginiz (in mukafatı) size fazlasıyle odenecekdir. Siz (bu hususda da) haksızlıga ugratılmayacaksınız

Verse 273 — Surah Al-Baqarah 2:273

(Sadakalar) Allah yolunda kendilerini vakfetmis fakirler icindir ki onlar yer yuzunde dolasmıya muktedir olmazlar. (Hallerini) bilmeyen; iffet ve istignalarından dolayı onları zengin (kimse) ler sanır. Sen (Habibim) o gibileri sımalarından tanırsın. Onlar insanlardan yuzsuzluk edib de (bir sey) istemezler. Siz (Hak yolunda) ne mal harcarsanız subhesiz Allah onu hakkıyle bilicidir

Verse 274 — Surah Al-Baqarah 2:274

Mallarını gece gunduz, gizli asikar (Hak yolunda) harcayanlar (yok mu?), Iste onların, Rableri katında mukafatları vardır, Onlara hic bir korku da yokdur, onlar mahzun da olacak degillerdir

Verse 275 — Surah Al-Baqarah 2:275

Riba (faiz) yiyenler kendilerini seytan carpmıs (birer mecnun) dan baska bir halde (kabirlerinden) kalkmazlar. Boyle olması da onların: «Alım satım da ancak riba gibidir» demelerindendir. Halbuki Allah, alıs verisi halal, ribayı (faizi) haram kılmısdır. (Bundan boyle) kim Rabbinden kendisine bir ogut gelib de (faizden) vaz gecerse gecmisi ona, ve isi (hakkındaki hukum) de Allaha aiddir. Kim de tekrar (faize) donerse onlar o atesin yaranıdırlar ki orada onlar (bir daha cıkmamak uzere) ebedi kalıcıdırlar

Verse 276 — Surah Al-Baqarah 2:276

Allah rıbanın bereketini tamaamen giderir, sadaka (sı verilen mal) lan ise artırır, Allah (haramı halal tanımakda ısrar eden) cok kafir, cok gunahkar hic bir kimseyi sevmez

Verse 277 — Surah Al-Baqarah 2:277

Iman eden, iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunan, namazı (nı) dosdogru kılan, bir de zekatı (nı) veren kimseler (in, evet), onların Rableri indinde mukafatları vardır. Onlara hic bir korku yokdur, onlar mahzun da olacak degillerdir

Verse 278 — Surah Al-Baqarah 2:278

Ey iman edenler, (gercek) mu´minler iseniz Allahdan korkun, faizden (henuz alınmamıs olub da) kalanı bırakın (almayın)

Verse 279 — Surah Al-Baqarah 2:279

Iste (boyle) yapmazsanız Allaha ve Peygamberine karsı harb (e girmis oldugunuzu) bilin. Eger (tefecilige, murabehacılıga) tevbe ederseniz mallarınızın basları (sermayeleriniz) yine sizindir. (Bu suretle) ne haksızlık yapmıs, ne de haksızlıga ugratılmıs olmazsınız

Verse 280 — Surah Al-Baqarah 2:280

Eger (borclu) darlık icinde bulunuyorsa ona genis bir zamana kadar muhlet (verin). Sadaka oiarak bagıslamanız ise sizi nicin daha hayırlıdır. Eger bilirseniz

Verse 281 — Surah Al-Baqarah 2:281

Oyle bir gunden sakının ki (hepiniz) o gun Allaha donduruleceksiniz. Sonra herkese kazandıgı tastamam verilecek, onlara haksızlık edilmeyecekdir

Verse 282 — Surah Al-Baqarah 2:282

Ey iman edenler, ta´yin edilmis bir vakta kadar birbirinize borclandıgınız zaman onu yazın. Aranızda bir yazıcı da dogrulukla (onu) yazsın. Katib, Allahın kendisine ogretdigi gibi yazmakdan cekinmesin, yazsın. Uzerinde hak olan (borclu) da yazdırsın (borcunu ıkraar etsin). Rabbi olan Allahdan korksun, ondan (borcundan) hic bir sey´i eksik bırakmasın. Eger ustunde hak bulunan (bordu) bir beyinsiz veya bir zaif olur, yahud da bizzat yazdırmıya (ve ıkraara) gucu yetmezse velisi dosdogru yazdırsın (ıkraar etsin). Erkeklerinizden iki de sahid yapın. Eger iki erkek bulunmazsa o halde raazi (ve dogruluguna emin) olacagınız sahidlerden bir erkekle iki kadın (yeter. Bu suretle) kadınlardan biri unutursa oburunun hatırlatması (kolay olur). Sahidler (sehadeti edaye) cagırıldıkları vakit kacınmasın. Az olsun, cok olsun, onu va´desiyle beraber yazmakdan usenmeyin. Bu, Allah yanında adalete daha uygun, sahidlik icin daha saglam, subheye dusmemenize de daha yakındır. Meger ki aranızda (elden ele) devredeceginiz ve pesin yaptıgınız bir ticaret olsun. O zaman bunu yazmamanızda size bir vebal yokdur. Alısveris erdiginiz vakit da sahid tutun. Yazana da, sahidlik edene de asla zarar verilmesin. (Bunu) yaparsanız o, kendinize (dokunacak) bir fısk (ve isyan olur). Allahdan korkun. Allah size ogretiyor. Allah her sey´i hakkıyle bilendir

Verse 283 — Surah Al-Baqarah 2:283

Eger bir sefer uzerinde iseniz, bir yazıcı da bulamadınızsa o vakit (borcludan) alınmıs rehinler (de yeter). Eger birbirinize emin olmussanız kendisine inanılan adam (borclu) Rabbi olan Allahdan korksun da emanetini tastamam odesin. Sahidligi gizlemeyin. Kim onu gizlerse hakıykat sudur ki onun kalbi bir gunahkardır. Allah ne yaparsanız hakkıyle bilendir

Verse 284 — Surah Al-Baqarah 2:284

Goklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) Allahındır. Eger siz icinizdekini acıklar, yahud, gizlerseniz Allah onunla sizi hesaba ceker. Sonra kimi dilerse onu yarlıgar, kimi dilerse onu da azablandırır. Allah her sey´e hakkıyle kaadirdir

Verse 285 — Surah Al-Baqarah 2:285

O peygamber de kentlisine Rabbinden indirilene iman etdi, muminler de. (Onlardan) her biri Allaha, onun meleklerine, Kitablarına, peygamberlerine inandı. «Onun (Allanın) peygamberlerinden hic birini digerlerinin arasından ayırmayız (hepsine inanırız), dinledik (kabul etdik; emrine) itaat etdik. Ey Rabbimiz, magfiretini (isteriz). Son varıs (ımız) ancak Sanadır» dediler

Verse 286 — Surah Al-Baqarah 2:286

Allah hic bir kimseye gucunun yeteceginden baskasını yuklemez. (Herkesin) kazandıgı (hayır) kendi faidesine, yapdıgı (Ser) kendi zararınadır. «Ey Rabbimiz, unutduk, yahud yanıldıysak bizi tutub sorguya cekme. Ey Rabbimiz, bizden evvelki (ummet) lere yukledigin gibi ustumuze agır bir yuk yukleme. Ey Rabbimiz, taakat getiremeyecegimizi bize tasıtma. Bizden (saadır olan gunahları) sil, bagısla, bizi yarlıga, bizi esirge. Sen mevlamızsın bizim. Artık kafirler guruhuna karsı da bize yardım et»