Back to Languages

Turkish - Chapter 21 - Al-Anbiya

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Anbiya 21:1

Insanların hesab (gunleri yaklasdı. Boyleyken onlar (haala) gaflet icindedirler, (bunu tefekkurden) yuz ceviricidirler

Verse 2 — Surah Al-Anbiya 21:2

Rablerinden kendilerine yeni bir ihtaar gelmeye dursun, onlar bunu ille istihza ederek ve kalbleri oyuna dalarak dinlemislerdir. Zaalimler gizli fısıltı ile (soyle) konusdular: «Bu sizin gibi bir insandan baska mıdır? Kendiniz gorub (ve bilib) dururken simdi sihre mi geleceksiniz»

Verse 3 — Surah Al-Anbiya 21:3

Rablerinden kendilerine yeni bir ihtaar gelmeye dursun, onlar bunu ille istihza ederek ve kalbleri oyuna dalarak dinlemislerdir. Zaalimler gizli fısıltı ile (soyle) konusdular: «Bu sizin gibi bir insandan baska mıdır? Kendiniz gorub (ve bilib) dururken simdi sihre mi geleceksiniz»

Verse 4 — Surah Al-Anbiya 21:4

(Onlara) dedi ki: «Rabbim gokdeki, yerdeki (her) sozu bilir. O, hakkıyle isidici, kemaliyle bilicidir»

Verse 5 — Surah Al-Anbiya 21:5

Dediler: «Hayır, (bunlar) sacma sapan ru´yalardır. Hayır, onu kendisi uydurmusdur. Hayır, o, bir sairdir. (Bunlar degilse) o halde evvelki (peygamber) lere gonderildigi gibi o da bize bir mu´cize getirsin»

Verse 6 — Surah Al-Anbiya 21:6

Onlardan evvel helak etdigimiz hic bir memleket (halkı helak olub gitdi), iman etmedi de (simdi) bunlar mı iman edecekler

Verse 7 — Surah Al-Anbiya 21:7

Biz senden evvel de kendilerine vahy etdigimiz erkeklerden baskasını (peygamber olarak) gondermedik. Eger bilmiyorsanız ehl-i zikre sorun

Verse 8 — Surah Al-Anbiya 21:8

Biz onları yemek yemez birer cesed olarak yaratmadık. Onlar (bu dunyada) ebedi de degillerdi

Verse 9 — Surah Al-Anbiya 21:9

Sonra biz onlara olan va´d (imiz) in dogrulugunu gosterdik de hem kendilerini, hem kimleri diliyorsak onları kurtardık. Iftiracıları ise helak etdik

Verse 10 — Surah Al-Anbiya 21:10

Andolsun, size oyle bir kitab indirmisizdir ki (butun) zikir (ve seref) iniz ondadır. Haala akıllanmıyacak mısınız

Verse 11 — Surah Al-Anbiya 21:11

Biz (kufur ve) zulmeden nice memleketi kırıb gecirdik, sonra ardından da diger kavm (ler) i yaratdık

Verse 12 — Surah Al-Anbiya 21:12

(Evet), onlar azabımızı his (ve musahede) etdikleri zaman hemen oralardan harıl harıl kacıyorlardı

Verse 13 — Surah Al-Anbiya 21:13

(Onlara:) «Kacmayın, icinde bulundugunuz refaha, yurdlarında donun, cunku sorguya cekileceksiniz» (denildi)

Verse 14 — Surah Al-Anbiya 21:14

Dediler: «Ne yazık bize! Biz hakıykaten zaalimler idik»

Verse 15 — Surah Al-Anbiya 21:15

Nihayet biz onları bicilmis bir ot, ocakları sonmus (bir kul yıgını) haaline getirinceye kadar daima feryadları bu (soz) olmusdur

Verse 16 — Surah Al-Anbiya 21:16

Biz gogu de, yeri de, ikisinin arasında bulunan seyleri de oyuncular (ın isi) olarak yaratmadık

Verse 17 — Surah Al-Anbiya 21:17

Eger biz bir eglence edinmek isteseydik onu kendi canibimizden edinirdik elbet. Biz (boyle) yapanlar da degiliz

Verse 18 — Surah Al-Anbiya 21:18

Hayır, biz hakkı baatılın tepesine (indirib) atarız da o, bunun beynini parcalar. Bir de gorursunuz ki bu, yok olub gitmisdir. (Allaha karsı) vasf (ve isnad) etmekde oldugunuz (iftiralar) dan dolayı yazıklar olsun size

Verse 19 — Surah Al-Anbiya 21:19

Goklerde ve yerde bulunan kisiler Onundur. Onun huzuurundaki kisiler kendisine ibadet etmekden asla kibirlenmezler, yorulmazlar da

Verse 20 — Surah Al-Anbiya 21:20

Onlar gece gunduz ara vermeyerek (Onu) tesbih (ve tenzih) ediyorlar

Verse 21 — Surah Al-Anbiya 21:21

Yoksa onlar yerden bir takım Tanrılar edindiler de (oluleri) onları mı diriltecekler

Verse 22 — Surah Al-Anbiya 21:22

Eger her ikisinde Allahdan baska Tanrılar olsaydı onların ikisi de muhakkak ki harab olup gitmisdi. Demek, arsın Rabbi olan Allah, onların vasf (ve isnad) edegeldikleri seylerden yucedir, munezzehdir

Verse 23 — Surah Al-Anbiya 21:23

O, yapacagından mes´ul olmaz, fakat onlar mes´ul olurlar

Verse 24 — Surah Al-Anbiya 21:24

Ondan baska Tanrılar edindiler ha? Sen (onlara) de ki: «(Varsa) delilinizi getirin. Iste benimle beraber olan (musluman) ların kitabı, (iste) benden evvel gelenlerin kitabı (da meydanda)». Hayır, onların cogu hakkı bilmezler de bunun icin yuz ceviricidirler onlar

Verse 25 — Surah Al-Anbiya 21:25

Biz senden evvel hic bir peygamber gondermedik (ya´ni hic biri mustesna degildir) ki ille ona su hakikati vahy etmisizdir: «Benden baska hic bir Tanrı yok. O halde bana ibadet «din»

Verse 26 — Surah Al-Anbiya 21:26

«O cok esirgeyici (Allah) evlad edindi» dediler. Onun saanı bundan yucedir, munezzehdir. Hayır (evlad dedikleri) onlar, ikrama mazhar edilmis kullardır (meleklerdir)

Verse 27 — Surah Al-Anbiya 21:27

Bunlar soz (leriy) le asla Onun onune gecemezler. (Bil´akis) bunlar Onun emriyle hareket ederler

Verse 28 — Surah Al-Anbiya 21:28

Onlerindekini de, arkalarındakini de O bilir. Bunlar, Onun rızasına ermis olandan baska kimseye sefaat etmezler. Bunlar Onun korkusundan titreyenlerdir

Verse 29 — Surah Al-Anbiya 21:29

Bunlardan kim «Tanrı O degil, ben im» derse onu cehennemle cezalandırırız. Biz o zaalimleri de boylece cezalandıracagız

Verse 30 — Surah Al-Anbiya 21:30

Goklerle yer bitisik bir halde iken biz onları birbirinden yarıb ayırdıgımızı, her diri sey´i de sudan yaratdıgımızı o kufr (ve inkar) edenler gormedi (ler) mi? Haala inanmayacaklar mı onlar

Verse 31 — Surah Al-Anbiya 21:31

Yer (yuzun) de, onları (insanları) calkalar diye, sabit sabit daglar yaratdık. Aralarında da bol bol yollar acdık. Taki (maksadlarına) ersinler

Verse 32 — Surah Al-Anbiya 21:32

Biz gok yuzunu de korunmus bir tavan (gibi) yapdık. Onlar ise bunun ayetlerinden yuz ceviricidirler

Verse 33 — Surah Al-Anbiya 21:33

O, geceyi, gunduzu, gunesi, ayı yaratandır ve butun bunlar kendi dairesi icinde yuzmekde (devr etmekde) dirler

Verse 34 — Surah Al-Anbiya 21:34

Biz senden evvel de hicbir besere (dunyada) ebedilik vermedik. Simdi sen olursen (sanki) onlar baakıy midirler

Verse 35 — Surah Al-Anbiya 21:35

Her can olumu tadıcıdır. Sizi bir imtihan olarak hayr ile de, ser ile de deniyoruz. (Nihayet yine) ancak bize donduruleceksiniz

Verse 36 — Surah Al-Anbiya 21:36

O kufr (u inkar) edenler seni gordukleri zaman, seni istihza (mevzuu) ndan baska bir sey edinmezler: «Sizin Tanrılarınızı diline dolayan bu mu?» derler. Halbuki cok esirgeyici Allahın (indirdigi) Kur´anı inkar ile kafir olanlar onlardır, onların kendileridir

Verse 37 — Surah Al-Anbiya 21:37

Insan (lar sanki) aceleden yaratılmıs. Size ayetlerimi gosterecegim. Benden onu acele istemeyin

Verse 38 — Surah Al-Anbiya 21:38

«Eger dogrucular iseniz, derler, bu tehdid (in tahakkuku) ne zaman»

Verse 39 — Surah Al-Anbiya 21:39

O kufredenler yuzlerinden ve arkalarından (saran) atesi hicbir suretle meni´ edemeyecekleri, kendilerinin yardım da goremeyecekleri zamaanı bir bilse (ler) di

Verse 40 — Surah Al-Anbiya 21:40

Belki (bu), onlara ansızın gelecek de kendilerini sasırtacakdır. Artık onu redde muktedir olamayacaklar (ı gibi), onlara muhlet de verilmeyecekdir

Verse 41 — Surah Al-Anbiya 21:41

Andolsun, senden evvelki peygamberlerle de istihza (alay) edilmisdir de alay etmekde oldukları seyler (kavmlerinin) icinden istihza eden o maskaraların kendilerini kusatmısdır

Verse 42 — Surah Al-Anbiya 21:42

De ki: «Allah (ın) geceleyin, gunduzun (gelebilecek azabına karsı) o cok esirgeyici olan (Allahdan baska) sizi koruyabilir»? Hayır, onlar (korkmak soyle dursun) Rablerini hatırlayıb anmakdan (bile) yuz ceviricidirler

Verse 43 — Surah Al-Anbiya 21:43

Yoksa onların bize karsı mudafaa edebilecek (baskaca) Tanrıları var mı? (Tapdıkları o nesneler) kendi nefislerine bile yardım etmiye guc yetiremezler. Bizden ise hic sahaabet goremezler onlar

Verse 44 — Surah Al-Anbiya 21:44

Evet, biz onları da, atalarını da — (bu dunyada) omur (leri) tepelerini asıb uzayıncaya kadar — (yasatıb) gecindirdik. Fakat simdi gormuyorlar mı ki biz o arza gelib etrafından (tedricen) eksiltib duruyoruz. O halde gaalib olanlar onlar mı

Verse 45 — Surah Al-Anbiya 21:45

De ki: «Ben ancak vahy ile sizin basınıza gelecek tehlikeleri haber veriyorum». (Fakat) sagırlar inzar (ve tehdid) edilecekleri zaman duymazlar

Verse 46 — Surah Al-Anbiya 21:46

Andolsun ki Rabbinin azabından onlara edna bir sey dokunsa muhakkak: «Yazıklar olsun bize. Biz gercekden zaalimlermisiz» diyeceklerdir

Verse 47 — Surah Al-Anbiya 21:47

Biz kıyamet gunune mahsus adalet terazileri koyacagız. Artık hicbir kimse hicbir seyle haksızlıga ugratılmayacakdır. (O sey) bir hardal danesi kadar bile olsa onu getiririz (mizana koyarız). Hesabcılar olarak da biz yeteriz

Verse 48 — Surah Al-Anbiya 21:48

Andolsun ki biz Musa ile Haruunu bir zıyaa, takvaa saahibleri icin de bir seref olan furkaanı verdik

Verse 49 — Surah Al-Anbiya 21:49

(Oyle takvaa saahibleri) ki onlar tenhada da Rablerine candan saygı gosterirler. Onlar kıyametden korkanlardır

Verse 50 — Surah Al-Anbiya 21:50

Iste bu (Kur´an) da bizim indirdigimiz feyz kaynagı bir zikirdir. Simdi siz mi bunu inkar edicilersiniz

Verse 51 — Surah Al-Anbiya 21:51

Andolsun ki biz daha evvel Ibrahime de rusdunu verdik ve biz onu (n buna ehil oldugunu) bilenlerdik

Verse 52 — Surah Al-Anbiya 21:52

O zaman o, babasına ve kavmine: «Sizin tapmakda oldugunuz bu heykeller nedir?» demisdi

Verse 53 — Surah Al-Anbiya 21:53

Onlar: «Biz atalarımızı bunların tapıcıları olarak bulduk» dediler

Verse 54 — Surah Al-Anbiya 21:54

(Ibrahim) dedi: «Andolsun, siz de, atalarınız da apacık bir sapıklık icindesiniz»

Verse 55 — Surah Al-Anbiya 21:55

Onlar: «Sen bize gercegi mi getirdin, yoksa sen sakacılardan mısın?» dediler

Verse 56 — Surah Al-Anbiya 21:56

O da: «Hayır, dedi, sizin Rabbiniz hem goklerin, hem yerin Rabbidir ki bunları O yaratmısdır ve ben de buna yakıyn haasıl edenlerdenim»

Verse 57 — Surah Al-Anbiya 21:57

«Allaha yemin ederim ki siz arkanızı donub gitdikden sonra ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracagım»

Verse 58 — Surah Al-Anbiya 21:58

Derken o, bunları parca parca etdi. Yalınız onların buyugunu bırakdı, belki ona muracaat ederler diye

Verse 59 — Surah Al-Anbiya 21:59

Dediler: «Bunu bizim Tanrılarımıza kim yapdı? Her halde o, zaalimlerden biri (olacak)»

Verse 60 — Surah Al-Anbiya 21:60

Dediler: «Isitdik ki kendisine Ibrahim denilen bir gene bunları diline doluyordu»

Verse 61 — Surah Al-Anbiya 21:61

Dediler: «O halde onu insanların gozleri onune getirin. Olur ki onlar da (aleyhinde) sahidlik ederler»

Verse 62 — Surah Al-Anbiya 21:62

«Ey Ibrahim, dediler, sen mi Tanrılarımıza bu isi yapdın?»

Verse 63 — Surah Al-Anbiya 21:63

Dedi: «Belki bu isi onların su buyugu yapmısdır! O halde (baslarına geleni) onlara sorun, eger soylerlerse»

Verse 64 — Surah Al-Anbiya 21:64

Bunun uzerine vicdanlarına donub (birbirlerine) dediler ki: «Hic subhesiz (asıl) zaalimler sizsiniz, siz»

Verse 65 — Surah Al-Anbiya 21:65

Sonra yine (eski) kafalarına dondurulduler; «Andolsun ki bunların soz soylemeyecegini sen de bilirsin» dediler

Verse 66 — Surah Al-Anbiya 21:66

(Ibrahim) dedi: «Oyleyse Allahı bırakıb da size hicbir seyle ne faide, ne zarar yapamayacak olan (bu put) lara haala tapacak mısınız»

Verse 67 — Surah Al-Anbiya 21:67

«Yuf size ve Allahı bırakıb tapmakda olduklarınıza! Akıllanmayacak mısınız siz»

Verse 68 — Surah Al-Anbiya 21:68

Dediler: «Ona yakın! (bu suretle) Tanrılarınıza yardım edin, eger (bir is) yapanlarsanız»

Verse 69 — Surah Al-Anbiya 21:69

Biz de dedik: «Ey ates, Ibrahime karsı serin ve selamet ol»

Verse 70 — Surah Al-Anbiya 21:70

Ona (boyle) bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz kendilerini daha ziyade husrana dusenler (den) kıldık

Verse 71 — Surah Al-Anbiya 21:71

Onu da, Lutu da — icinde alemler icin bereketler verdigimiz arza (ulasdırıb) — kurtardık

Verse 72 — Surah Al-Anbiya 21:72

Ona (Ibrahime) Ishaakı, ustelik bir de Ya´kuubu ihsan etdik ve (bunların) her birini saalih (zat) ler yapdık

Verse 73 — Surah Al-Anbiya 21:73

Onları emrimizle dogru yolu gosterecek rehberler kıldık, kendilerine hayırlı isler yapmayı, dosdogru namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyetdik. Onlar bize ibadet edicilerdi

Verse 74 — Surah Al-Anbiya 21:74

Luta, (evet) ona da bir hukum, bir ilim verdik. Onu kotulukler yapmakda devam eden o memleketden kurtardık. Hakıykat onlar fena bir kavm idiler, fasıkdılar

Verse 75 — Surah Al-Anbiya 21:75

Onu rahmetimizin ta icine koyduk. Cunku o, saalihlerdendi

Verse 76 — Surah Al-Anbiya 21:76

Nuuhu da (hatırla). Cunku o, daha evvel dua etmisdi de biz onu kabul eylemisdik. Nihayet kendisini de, ehlini de o buyuk sıkıntıdan kurtardık

Verse 77 — Surah Al-Anbiya 21:77

Onun, ayetlerimizi yalanlayan kavminden, biz ocunu aldık. Hakıykat onlar kotu bir kavmdiler. Biz de iste topunu birden (suda) bogduk

Verse 78 — Surah Al-Anbiya 21:78

Davudu ve Suleymanı da (hatırla). Hani onlar ekin (yahud bag mes´elesi) hakkında hukum veriyorlardı. Hani kavmin davarı (geceleyin cobansız olarak ekinin, yahud bagın) icinde yayılmıs (zarar yapmıs) di. Onların (verdikleri) hukmun biz sahidleri idik

Verse 79 — Surah Al-Anbiya 21:79

Biz onu (n fetvasını) hemen Suleymana anlatmısdık. (Zaten) biz, her birine hukum, ve ilim vermisdik. Dagları ve kusları, Davud ile birlikde tesbih etmek uzere, ram etmisdik. (Butun bunları) yapanlar bizdik

Verse 80 — Surah Al-Anbiya 21:80

Biz ona sizin icin, sizin muhaarebenizin siddetinden korumak icin giyecek (zırh) san´atını ogretdik. Simdi siz (bundan dolayı) sukredenler misiniz

Verse 81 — Surah Al-Anbiya 21:81

Suleymana da siddetli esen ruzgarı (musehhar kıldık ki) bu kendisini icerisine (feyz-u) bereket verdigimiz yere onun emriyle akar gotururdu. Biz her sey´i bilenleriz

Verse 82 — Surah Al-Anbiya 21:82

Seytanlardan onun icin denize dalacak ve bundan baska is (ler) gorecek olan kimseleri de (teshir etdik). Biz onların nigehbanı idik

Verse 83 — Surah Al-Anbiya 21:83

Eyyubu da (hatırla.) Hani o, Rabbine: «Hakıykat, bana (bu) derd (gelib) catdı. Sen esirgeyicilerin esirgeyicisisin» diye niyaz etmisdi

Verse 84 — Surah Al-Anbiya 21:84

Biz de onu (n bu duasını) kabul etmis, kendisindeki o zararı gidermis, tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler icin bir haatıra olmak uzere hem ailesini, hem onlarla beraber daha bir mislini ona vermisdik

Verse 85 — Surah Al-Anbiya 21:85

Ismaili, Idrisi, Zulfiku de (yadet. Bunların) her biri de sabr (ve sebat) edenlerdendi

Verse 86 — Surah Al-Anbiya 21:86

Onları da rahmetimizin icerisine sokduk. Onlar hakıykaten saalihlerdendi

Verse 87 — Surah Al-Anbiya 21:87

O balık saahibini de (hatırla). Hani o, (kavmine) ofkelenmis olarak gitmisdi de bizim kendisini hicbir zaman sıkısdırmayacagımızı sanmısdı. Derken o, karanlıklar icinde (kalıb): «Senden baska hicbir Tanrı yokdur. Seni tenzih ederim. Hakıykat ben haksızlık edenlerden oldum» diye (Allaha) niyaz etmisdi

Verse 88 — Surah Al-Anbiya 21:88

Bunun uzerine biz de onu (n bu duasını) kabul etdik, kendisini gamdan selamete erdirdik. Iste biz iman edenleri boyle kurtarırız

Verse 89 — Surah Al-Anbiya 21:89

Zekeriyyayi de (an). Hani o, Rabbine: «Rabbim, beni yalınız basıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın» diye niyaz etmisdi

Verse 90 — Surah Al-Anbiya 21:90

Biz onu (n) da (bu duasını) kabul ve kendisine Yahyayi ihsan etdik. Esini (dogurmıya) saalih kıldık. Hakıykat (butun) bunlar (bu peygamberler) hayır islerinde yarısırlar, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bizim icin derin saygı gosterenlerdi

Verse 91 — Surah Al-Anbiya 21:91

Irzını (bir kala gibi) koruyan o kızı da (yad et) ki biz ona ruuhumuzdan uflemis, kendisini de, oglunu da alemlere ibret kılmısdık

Verse 92 — Surah Al-Anbiya 21:92

Hakıykat, bu sizin ummetiniz bir tek ummetdir. (Su tevhid ve Islam dini, bir tek din olarak, sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde (baskasına degil) bana kulluk edin

Verse 93 — Surah Al-Anbiya 21:93

(Muhaatablardan ba´zıları) aralarında, (din) islerinde fırka fırka oldular. (Bununla beraber) hepsi yine ancak bize donuculerdir

Verse 94 — Surah Al-Anbiya 21:94

O halde kim mu´min olarak iyi (amel) lerden bir (sey) yaparsa onun sa´yinin (karsılıgı sukran olacakdır), kufran (ve mahrumiyyet) degil. Biz onun hic subhesiz yazıcılarıyız

Verse 95 — Surah Al-Anbiya 21:95

Helak etdigimiz bir memleket (ahalisinin) hakıykaten (mahsere) donmemeleri imkansızdır

Verse 96 — Surah Al-Anbiya 21:96

Nihayet Ye´cuc ve Me´cuc (un seddi) acılıb da her tepeden saldıracakları ve gercek va´d olan (kıyamet) yaklasdıgı vakit, iste o zaman o kufr (ve inkar) edenlerin gozleri hemen belirib kalacak, «Eyvah bizlere! Dogrusu biz bundan gaflet icindeydik. Hayır, biz zaalim kimselerdik» (diyecekler)

Verse 97 — Surah Al-Anbiya 21:97

Nihayet Ye´cuc ve Me´cuc (un seddi) acılıb da her tepeden saldıracakları ve gercek va´d olan (kıyamet) yaklasdıgı vakit, iste o zaman o kufr (ve inkar) edenlerin gozleri hemen belirib kalacak, «Eyvah bizlere! Dogrusu biz bundan gaflet icindeydik. Hayır, biz zaalim kimselerdik» (diyecekler)

Verse 98 — Surah Al-Anbiya 21:98

Siz de, Allahı bırakıb tapmakda olduklarınız da hic subhesiz ki cehennem odunusunuz. Siz oraya gireceksiniz

Verse 99 — Surah Al-Anbiya 21:99

Eger onlar (tapdıgınız o yalancı Tanrılar) ma´butlar olsalardı oraya girmeyeceklerdi. (Tapanların da, tapılanların da) hepsi orada ebedi kalıcıdırlar

Verse 100 — Surah Al-Anbiya 21:100

Orada (hakları) inim inim inlemekdir onların (tapılanların). Bunlar orada da (sagır olub bir sey) duymayacaklardır

Verse 101 — Surah Al-Anbiya 21:101

Subhe yok ki kendileri icin bizden en guzel (bir seadet) sebk etmis (takdir edilmis) olanlar, iste bunlar oradan (cehennemden) uzaklasdırılmıslardır

Verse 102 — Surah Al-Anbiya 21:102

Bunlar gonullerinin diledigi (ni´metler) icinde ebedi (yasamlarken onun (cehennemin) gizli sesini bile duymazlar

Verse 103 — Surah Al-Anbiya 21:103

O en buyuk korku bunları asla tasaya dusurmez. Bunları melekler karsılayarak: «Bu, size (dunyada) va´d olunan (mutlu) gununuzdur» (diye cennet kapıları onunde tebrik ederler)

Verse 104 — Surah Al-Anbiya 21:104

(Yadet) o gunu ki biz gogu, kitabların sahifesini durub buker gibi, durecegiz. ilk yaratısa nasıl basladıksa, uzerimizde (hak) bir va´d olarak, yine onu iade edecegiz. Hakıykatde faailler biziz

Verse 105 — Surah Al-Anbiya 21:105

Andolsun, Tevratdan sonra Zebur da da yazmısızdır ki arza (ancak) saalih kullarım mirascı olur

Verse 106 — Surah Al-Anbiya 21:106

Subhe yok ki bu (Kur´an) da abidler zumresi icin (umduklarına) ulasma (careleri) vardır

Verse 107 — Surah Al-Anbiya 21:107

Biz, seni (Habibim) alemlere (baska bir sey icin degil) ancak rahmet icin gonderdik

Verse 108 — Surah Al-Anbiya 21:108

De ki: «Bana sade Tanrınızın ancak bir Tanrı oldugu vahy olunuyor. Artık siz (bu vech ile) musluman oluyor musunuz»

Verse 109 — Surah Al-Anbiya 21:109

Eger (Bu teklife karsı) onlar (yine) yuz cevirirlerse (o vakit da) de ki: «Size (hakıykatları) musavat uzere bildirdim. Tehdid edilmekde oldugunuz (o korkunc akıbet) yakın mı, yoksa uzak mı, ben bilmem»

Verse 110 — Surah Al-Anbiya 21:110

«Hic subhesiz ki sozun acıgını da O biliyor, gizlemekde oldugunuzu da O biliyor»

Verse 111 — Surah Al-Anbiya 21:111

«Ben bilmem. Belki bu (muhlet) sizin icin bir imtihandır, bir zamana kadar bir faidelenmedir, (bir gecinmedir)»

Verse 112 — Surah Al-Anbiya 21:112

(Peygamber) dedi: «Yarab, sen (benimle o tekzib edenlerin arasını) hak ile hukmet. Bizim Rabbimiz; O cok esirgeyen (Allah) dır ki sizin vasf (-u isnad) edegeldiklerinize karsı (yegane) sıgınılan Odur»