Rablerinden kendilerine yeni bir ihtaar gelmeye dursun, onlar bunu ille istihza ederek ve kalbleri oyuna dalarak dinlemislerdir. Zaalimler gizli fısıltı ile (soyle) konusdular: «Bu sizin gibi bir insandan baska mıdır? Kendiniz gorub (ve bilib) dururken simdi sihre mi geleceksiniz»
Rablerinden kendilerine yeni bir ihtaar gelmeye dursun, onlar bunu ille istihza ederek ve kalbleri oyuna dalarak dinlemislerdir. Zaalimler gizli fısıltı ile (soyle) konusdular: «Bu sizin gibi bir insandan baska mıdır? Kendiniz gorub (ve bilib) dururken simdi sihre mi geleceksiniz»
Dediler: «Hayır, (bunlar) sacma sapan ru´yalardır. Hayır, onu kendisi uydurmusdur. Hayır, o, bir sairdir. (Bunlar degilse) o halde evvelki (peygamber) lere gonderildigi gibi o da bize bir mu´cize getirsin»
Hayır, biz hakkı baatılın tepesine (indirib) atarız da o, bunun beynini parcalar. Bir de gorursunuz ki bu, yok olub gitmisdir. (Allaha karsı) vasf (ve isnad) etmekde oldugunuz (iftiralar) dan dolayı yazıklar olsun size
Eger her ikisinde Allahdan baska Tanrılar olsaydı onların ikisi de muhakkak ki harab olup gitmisdi. Demek, arsın Rabbi olan Allah, onların vasf (ve isnad) edegeldikleri seylerden yucedir, munezzehdir
Ondan baska Tanrılar edindiler ha? Sen (onlara) de ki: «(Varsa) delilinizi getirin. Iste benimle beraber olan (musluman) ların kitabı, (iste) benden evvel gelenlerin kitabı (da meydanda)». Hayır, onların cogu hakkı bilmezler de bunun icin yuz ceviricidirler onlar
Biz senden evvel hic bir peygamber gondermedik (ya´ni hic biri mustesna degildir) ki ille ona su hakikati vahy etmisizdir: «Benden baska hic bir Tanrı yok. O halde bana ibadet «din»
Onlerindekini de, arkalarındakini de O bilir. Bunlar, Onun rızasına ermis olandan baska kimseye sefaat etmezler. Bunlar Onun korkusundan titreyenlerdir
Goklerle yer bitisik bir halde iken biz onları birbirinden yarıb ayırdıgımızı, her diri sey´i de sudan yaratdıgımızı o kufr (ve inkar) edenler gormedi (ler) mi? Haala inanmayacaklar mı onlar
O kufr (u inkar) edenler seni gordukleri zaman, seni istihza (mevzuu) ndan baska bir sey edinmezler: «Sizin Tanrılarınızı diline dolayan bu mu?» derler. Halbuki cok esirgeyici Allahın (indirdigi) Kur´anı inkar ile kafir olanlar onlardır, onların kendileridir
O kufredenler yuzlerinden ve arkalarından (saran) atesi hicbir suretle meni´ edemeyecekleri, kendilerinin yardım da goremeyecekleri zamaanı bir bilse (ler) di
Andolsun, senden evvelki peygamberlerle de istihza (alay) edilmisdir de alay etmekde oldukları seyler (kavmlerinin) icinden istihza eden o maskaraların kendilerini kusatmısdır
De ki: «Allah (ın) geceleyin, gunduzun (gelebilecek azabına karsı) o cok esirgeyici olan (Allahdan baska) sizi koruyabilir»? Hayır, onlar (korkmak soyle dursun) Rablerini hatırlayıb anmakdan (bile) yuz ceviricidirler
Yoksa onların bize karsı mudafaa edebilecek (baskaca) Tanrıları var mı? (Tapdıkları o nesneler) kendi nefislerine bile yardım etmiye guc yetiremezler. Bizden ise hic sahaabet goremezler onlar
Evet, biz onları da, atalarını da — (bu dunyada) omur (leri) tepelerini asıb uzayıncaya kadar — (yasatıb) gecindirdik. Fakat simdi gormuyorlar mı ki biz o arza gelib etrafından (tedricen) eksiltib duruyoruz. O halde gaalib olanlar onlar mı
Biz kıyamet gunune mahsus adalet terazileri koyacagız. Artık hicbir kimse hicbir seyle haksızlıga ugratılmayacakdır. (O sey) bir hardal danesi kadar bile olsa onu getiririz (mizana koyarız). Hesabcılar olarak da biz yeteriz
Onları emrimizle dogru yolu gosterecek rehberler kıldık, kendilerine hayırlı isler yapmayı, dosdogru namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyetdik. Onlar bize ibadet edicilerdi
Luta, (evet) ona da bir hukum, bir ilim verdik. Onu kotulukler yapmakda devam eden o memleketden kurtardık. Hakıykat onlar fena bir kavm idiler, fasıkdılar
Davudu ve Suleymanı da (hatırla). Hani onlar ekin (yahud bag mes´elesi) hakkında hukum veriyorlardı. Hani kavmin davarı (geceleyin cobansız olarak ekinin, yahud bagın) icinde yayılmıs (zarar yapmıs) di. Onların (verdikleri) hukmun biz sahidleri idik
Biz onu (n fetvasını) hemen Suleymana anlatmısdık. (Zaten) biz, her birine hukum, ve ilim vermisdik. Dagları ve kusları, Davud ile birlikde tesbih etmek uzere, ram etmisdik. (Butun bunları) yapanlar bizdik
Suleymana da siddetli esen ruzgarı (musehhar kıldık ki) bu kendisini icerisine (feyz-u) bereket verdigimiz yere onun emriyle akar gotururdu. Biz her sey´i bilenleriz
Biz de onu (n bu duasını) kabul etmis, kendisindeki o zararı gidermis, tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler icin bir haatıra olmak uzere hem ailesini, hem onlarla beraber daha bir mislini ona vermisdik
O balık saahibini de (hatırla). Hani o, (kavmine) ofkelenmis olarak gitmisdi de bizim kendisini hicbir zaman sıkısdırmayacagımızı sanmısdı. Derken o, karanlıklar icinde (kalıb): «Senden baska hicbir Tanrı yokdur. Seni tenzih ederim. Hakıykat ben haksızlık edenlerden oldum» diye (Allaha) niyaz etmisdi
Biz onu (n) da (bu duasını) kabul ve kendisine Yahyayi ihsan etdik. Esini (dogurmıya) saalih kıldık. Hakıykat (butun) bunlar (bu peygamberler) hayır islerinde yarısırlar, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bizim icin derin saygı gosterenlerdi
Hakıykat, bu sizin ummetiniz bir tek ummetdir. (Su tevhid ve Islam dini, bir tek din olarak, sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde (baskasına degil) bana kulluk edin
O halde kim mu´min olarak iyi (amel) lerden bir (sey) yaparsa onun sa´yinin (karsılıgı sukran olacakdır), kufran (ve mahrumiyyet) degil. Biz onun hic subhesiz yazıcılarıyız
Nihayet Ye´cuc ve Me´cuc (un seddi) acılıb da her tepeden saldıracakları ve gercek va´d olan (kıyamet) yaklasdıgı vakit, iste o zaman o kufr (ve inkar) edenlerin gozleri hemen belirib kalacak, «Eyvah bizlere! Dogrusu biz bundan gaflet icindeydik. Hayır, biz zaalim kimselerdik» (diyecekler)
Nihayet Ye´cuc ve Me´cuc (un seddi) acılıb da her tepeden saldıracakları ve gercek va´d olan (kıyamet) yaklasdıgı vakit, iste o zaman o kufr (ve inkar) edenlerin gozleri hemen belirib kalacak, «Eyvah bizlere! Dogrusu biz bundan gaflet icindeydik. Hayır, biz zaalim kimselerdik» (diyecekler)
O en buyuk korku bunları asla tasaya dusurmez. Bunları melekler karsılayarak: «Bu, size (dunyada) va´d olunan (mutlu) gununuzdur» (diye cennet kapıları onunde tebrik ederler)
(Yadet) o gunu ki biz gogu, kitabların sahifesini durub buker gibi, durecegiz. ilk yaratısa nasıl basladıksa, uzerimizde (hak) bir va´d olarak, yine onu iade edecegiz. Hakıykatde faailler biziz
Eger (Bu teklife karsı) onlar (yine) yuz cevirirlerse (o vakit da) de ki: «Size (hakıykatları) musavat uzere bildirdim. Tehdid edilmekde oldugunuz (o korkunc akıbet) yakın mı, yoksa uzak mı, ben bilmem»
(Peygamber) dedi: «Yarab, sen (benimle o tekzib edenlerin arasını) hak ile hukmet. Bizim Rabbimiz; O cok esirgeyen (Allah) dır ki sizin vasf (-u isnad) edegeldiklerinize karsı (yegane) sıgınılan Odur»