Back to Languages

Turkish - Chapter 42 - Ash-Shura

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah Ash-Shura 42:1

Verse 2 — Surah Ash-Shura 42:2

Verse 3 — Surah Ash-Shura 42:3

O mutlak gaalib, O hukum ve hikmet saahibi Allah sana da, senden evvelkilere de iste boyle vahyeder

Verse 4 — Surah Ash-Shura 42:4

Goklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. O (nun sanı) cok yuce, (burhanı)cok buyukdur

Verse 5 — Surah Ash-Shura 42:5

Gokler nerdeyse tepelerinden catlayacaklar. Melekler Rablerine hamd ile tesbih ediyorlar. Yerdeki kimselerin de yarlıganmalarını istiyorlar. Gozunuzu acın, Subhesiz Allah, O, cok yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir

Verse 6 — Surah Ash-Shura 42:6

Ondan baska veliler edinenlere gelince: Allah onların uzerinde daima gorub gozetleyicidir. Sen (Habibim) onların ustunde bir vekil degilsin

Verse 7 — Surah Ash-Shura 42:7

Sehirlerin anası (halkı) na ve etrafında bulunanlara gelecek tehlikeleri haber vermen icin ve hakkında hicbir subhe bulunmayan o toplanma gununun dehsetiyle korkutman icin sana boyle Arabca bir Kur´an vahyetdik. (Onlardan) bir takımı cennetde, bir takımı cehennemdedir

Verse 8 — Surah Ash-Shura 42:8

Eger Allah dileseydi onları elbet birtek ummet de yapardı. Fakat O, kimi dilerse onu rahmetine sokar. Zaalimler (e gelince:) Onların ne bir haamisi, ne de (baskaca) bir yardımcısı yokdur

Verse 9 — Surah Ash-Shura 42:9

Yoksa onlar Allahdan baskasını dostlar mı edindiler? Iste Allah! (Asıl) dost Odur. Oluleri O diriltir. O, hersey´e hakkıyle kaadirdir

Verse 10 — Surah Ash-Shura 42:10

(Kafirlerle) ihtilaf etdiginiz herhangi birsey hakkında hukum vermek Allaha aiddir, iste benim Rabbim (O haakim) olan Allahdır. Ben ancak Ona guvenib dayandım. (Her muskilde) ben yalnız Ona donerim

Verse 11 — Surah Ash-Shura 42:11

gokleri ve yeri yaratandır. Size hem kendi (cins) inizden esler, hem davarlardan esler yapdı. Sizi bu suretle (zurriyyetlendirib) uretiyor. Onun (benzeri olmak soyle dursun) benzeri gibisi (dahi) yokdur. O, hakkıyle isiden, kemaliyle gorendir

Verse 12 — Surah Ash-Shura 42:12

Goklerin ve yerin anahtarları Onundur. Kimi dilerse onun rızkını yayar, (diledigininkini de) kısar. Cunku O, her sey´i cok iyi bilendir

Verse 13 — Surah Ash-Shura 42:13

O, «Dini dogru tutun, onda tefrikaya dusmeyin» diye (asl-ı) dinden hem Nuuha tavsiye etdigini, hem sana vahyeyledigimizi, hem Ibrahime, Musaye ve isaye tavsiye etdigimizi sizin icin de seriat yapdı. Senin kendilerini da´vet etmekde oldugun (bu) sey musriklerin uzerinde buyudu (agır geldi.) Allah kimi dilerse buna onu secib ceker, (ancak kendisine itaatla) donmekde olanları buna muvaffak eder

Verse 14 — Surah Ash-Shura 42:14

Onlar ancak kendilerine ilim geldikden sonradır ki, aralarındaki ihtiraas yuzunden, ayrılıga dusduler. Eger Rabbinden ad verilmis bir va´deye kadar bir soz gecmis olmasaydı aralarında muhakkak hukum verilmis (her sey olub bitirilmisdi) bile. Onlardan sonra kitaba mirascı yapılanlar da ondan mutlak subheci bir tereddud icindedirler

Verse 15 — Surah Ash-Shura 42:15

Iste bunun icin sen (Habibim onları tevhide) da´vet et. Emrolundugun vech ile dosdogru hareketde sebat kıl. Onların heva (ve heves) lerine uyma ve de ki: «Ben Allahın indirdigi her kitaba inandım. Aranızda (icra-yi) adalet etmemle emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amel (ve hareket) lerimiz bize, sizin amel (ve hareket) leriniz de size aiddir. Bizimle sizin aranızda hicbir husumet yokdur. Allah hepimizi birlikde toplayacak. Donus ancak Onadır»

Verse 16 — Surah Ash-Shura 42:16

Allah (ın dini) hakkında, kendisine icabet edilen sey´in ardından, (haala) munakasa edenlerin (one surecekleri butun) huccetleri Rableri indinde bosdur. Onların uzerlerine hem (inadlarından dolayı) bir gazab, hem (kufurlerinden nasi) kendilerine cetin bir azab vardır

Verse 17 — Surah Ash-Shura 42:17

Allah, hakkın ikaamesine sebeb olmak uzere kitab (lar) ı ve mizanı indirendir. Ne bilirsin, belki de o saat yakındır

Verse 18 — Surah Ash-Shura 42:18

Buna inanmaz olanlar onun cabuk (gelmesini) ister (ler). Inananlar ise ondan korku icindedirler. Bilirler ki o, subhesiz hakdır. Gozunuzu acın ki o saat hakkında (subhelenib) mucadele edenler herhalde (hakdan) uzak bir sapıklık (cukurun) dadırlar

Verse 19 — Surah Ash-Shura 42:19

Allah, kullarına cok lutufkardır. Kimi dilerse onu rızıklandırır. O (muradına haakim ve) kavidir, yegane gaalibdir

Verse 20 — Surah Ash-Shura 42:20

Kim ahiret ekimi dilerse onun ekinini artırırız. Kim de (sade) dunya ekimini isterse ona da (yalınız) bundan veririz. Ahiretde ise onun hicbir, nasıybi yokdur

Verse 21 — Surah Ash-Shura 42:21

Yoksa onların Allahın izin vermedigi seyleri (o fasid) din (lerin) den kendilerine seriat (cıkarıb) yapan ortakları mı var? Eger o fasıl kelimesi olmasaydı aralarında mutlakaa (dunyada icra) edilmis (isleri bitirilmis) di bile. Subhesiz ki o zaalimler icin hakkı cetin bir azab vardır

Verse 22 — Surah Ash-Shura 42:22

Sen o zaalimlerin (dunyada) isleyib kazandıkları (kotulukler) yuzunden (kıyamet gununde nasıl) korkulara ducar olacaklarını — ki bu (kotuluklerin cezası o gun mutlakaa) onların basına gelecekdir — goreceksin. Iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlar ise cennetlerin (haas) bagcelerindedir. Rableri huzurunda ne dilerlerse (hepsi) onlarındır. Iste bu, buyuk fazl (-u kerem) in ta kendisidir

Verse 23 — Surah Ash-Shura 42:23

Iste bu, Allahın — iman edib de iyi iyi amel (ve hareketlerde bulunan — kullarına mujdelemekde oldugu (seadet) dir. (Habibim) de ki: «Ben bu (tebligıma) karsı akrıbalıkda sevgiden baska hicbir mukafat istemiyorum». Kim bir guzellik kazanırsa biz onun bu hususdaki guzelligini artırırız. Cunku Allah cok yarlıgayıcıdır. (Guzel amellere karsı guzel sevab ve) mukafat ile mukaabele edicidir

Verse 24 — Surah Ash-Shura 42:24

Yoksa «O, Allaha karsı bir yalan duzdu» mu derler? Fakat eger Allah dilerse senin kalbini muhurler Allah baatılı (yasatmaz) mahveder. Sozleriyle hakkı yerine getirir. Subhesiz ki O, kalblerde olan (sır) ları dahi bilendir

Verse 25 — Surah Ash-Shura 42:25

O, kullarının tevbesini kabul eden, kotu hareketlerini (tevbe ile) bagıslayan, ne islerseniz bilendir

Verse 26 — Surah Ash-Shura 42:26

Iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlar (ın duasın) a icabet eder. Onlara fazl (-u kerem) inden (daha nicesini) artırır da. Kafirlere gelince: Onlar icin de cok cetin bir azab vardır

Verse 27 — Surah Ash-Shura 42:27

Eger Allah (butun) kullarına (musavat uzere) bol rızık verseydi yer (yuzun) de muhakkak ki taskınlık ederler, azarlardı. Fakat O, ne mıkdar dilerse (rızkı o kadar) indirir. Subhe yok ki O, kulların (ın her haalin) den hakkıyle haberdardır, (her sey´i) kemaliyle gorendir

Verse 28 — Surah Ash-Shura 42:28

O, (insanlar) umidlerini kesdikden sonra, yagmuru indirmekde, rahmetini yaymakda olandır. O, hakıyki yar, her hamde sezavardır

Verse 29 — Surah Ash-Shura 42:29

Goklerin ve yerin ve bunlar icinde yayıp uretdigi canlıların yaratılısı Onun ayetlerindendir. O, butun bunları (kıyamet gununde) toplamıya da, dileyecegi zaman, hakkıyle kaadirdir

Verse 30 — Surah Ash-Shura 42:30

Sizi carpan her musiybet, kendi ellerinizin (ihtiyarınızın) isleyib kazandıgı (gunahlar) yuzundendir. (Bununla beraber Allah) bir cogunu da afveder (de musıybete ugratmaz)

Verse 31 — Surah Ash-Shura 42:31

Siz yer (yuzun) de (Allahı) aaciz bırakabilecekler degilsiniz Sizin Allahdan baska ne bir haaminiz, ne bir yardımcınız yokdur

Verse 32 — Surah Ash-Shura 42:32

Denizde daglar gibi akıb giden gemiler de Onun ayetlerindendir

Verse 33 — Surah Ash-Shura 42:33

Eger O, dilerse ruzgarı durdurur da (gemiler denizin) sırtı ustunde (akmayıb) kalırlar. Subhesiz ki bunda cok sabreden, cok sukreden herkes icin kat´i ayetler vardır

Verse 34 — Surah Ash-Shura 42:34

Yahud (Allah bu gemileri, binenlerin) kazandıkları (gunahlar) yuzunden (fırtına ile batırıb) helak eder. (Iclerindekilerden) bir cogunu da bagıslar (kurtarır)

Verse 35 — Surah Ash-Shura 42:35

(Taki) ayetlerimiz hakkında mucadele etmekde olanlar, kendileri icin kac (ıb kurtul) acakları hicbir yer olmadıgını bilsin (ler)

Verse 36 — Surah Ash-Shura 42:36

Size verilen sey dunya hayaatının (gecici birer) faidesidir. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayırlı, daha sureklidir. (Bu sevablar) iman edib de ancak Rablerine guvenib dayanmakda, buyuk gunahlardan ve faahis kotuluklerden kacınmakda, ofkelendikleri zaman bizzat (kusurları) ortmekde (bagıslamakda) olanlara, Rablerinin (tevhid ve ibadete aid da´vetine) icabet edenlere, namaz (ların) ı dosdogru kılanlara — ki bunların isleri aralarında musavere (ile) dir—, kendilerini rızıklandırdıgımız seylerden (Allaha taat ugrunda) harcamakda bulunanlara, kendilerine tagallub ve zulum vaaki oldugu zaman elbirlik (mazluma) yardım eyleyenlere mahsusdur

Verse 37 — Surah Ash-Shura 42:37

Size verilen sey dunya hayaatının (gecici birer) faidesidir. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayırlı, daha sureklidir. (Bu sevablar) iman edib de ancak Rablerine guvenib dayanmakda, buyuk gunahlardan ve faahis kotuluklerden kacınmakda, ofkelendikleri zaman bizzat (kusurları) ortmekde (bagıslamakda) olanlara, Rablerinin (tevhid ve ibadete aid da´vetine) icabet edenlere, namaz (ların) ı dosdogru kılanlara — ki bunların isleri aralarında musavere (ile) dir—, kendilerini rızıklandırdıgımız seylerden (Allaha taat ugrunda) harcamakda bulunanlara, kendilerine tagallub ve zulum vaaki oldugu zaman elbirlik (mazluma) yardım eyleyenlere mahsusdur

Verse 38 — Surah Ash-Shura 42:38

Size verilen sey dunya hayaatının (gecici birer) faidesidir. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayırlı, daha sureklidir. (Bu sevablar) iman edib de ancak Rablerine guvenib dayanmakda, buyuk gunahlardan ve faahis kotuluklerden kacınmakda, ofkelendikleri zaman bizzat (kusurları) ortmekde (bagıslamakda) olanlara, Rablerinin (tevhid ve ibadete aid da´vetine) icabet edenlere, namaz (ların) ı dosdogru kılanlara — ki bunların isleri aralarında musavere (ile) dir—, kendilerini rızıklandırdıgımız seylerden (Allaha taat ugrunda) harcamakda bulunanlara, kendilerine tagallub ve zulum vaaki oldugu zaman elbirlik (mazluma) yardım eyleyenlere mahsusdur

Verse 39 — Surah Ash-Shura 42:39

Size verilen sey dunya hayaatının (gecici birer) faidesidir. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayırlı, daha sureklidir. (Bu sevablar) iman edib de ancak Rablerine guvenib dayanmakda, buyuk gunahlardan ve faahis kotuluklerden kacınmakda, ofkelendikleri zaman bizzat (kusurları) ortmekde (bagıslamakda) olanlara, Rablerinin (tevhid ve ibadete aid da´vetine) icabet edenlere, namaz (ların) ı dosdogru kılanlara — ki bunların isleri aralarında musavere (ile) dir—, kendilerini rızıklandırdıgımız seylerden (Allaha taat ugrunda) harcamakda bulunanlara, kendilerine tagallub ve zulum vaaki oldugu zaman elbirlik (mazluma) yardım eyleyenlere mahsusdur

Verse 40 — Surah Ash-Shura 42:40

Kotulugun karsılıgı ona denk bir kotuluk (bir misilleme) dir. Fakat kim afveder, barısı saglarsa mukafatı Allaha aiddir. Subhe yok ki O, zaalimleri asla sevmez

Verse 41 — Surah Ash-Shura 42:41

Kim kendisine (yapılan) zulmun ardından herhalde hakkını alırsa bunlar aleyhinde (mes´uliyyete) bir yol yokdur

Verse 42 — Surah Ash-Shura 42:42

O yol ancak insanlara zulum etmekde, yer (yuzun) de haksız olarak tegallube kalkmakda olanlara karsıdır. Iste bunlar (yok mu?) bunların hakkı pek acıklı bir azabdır

Verse 43 — Surah Ash-Shura 42:43

Bununla beraber kim sabreder, (sucları) orter (bagıslar) sa iste bu, subhesiz ve elbet azm olunacak umurdandır

Verse 44 — Surah Ash-Shura 42:44

Allah kimi sasırtırsa bundan sonra onun hicbir haamisi yokdur. O zaalimleri goreceksin ki onlar azabı gordukleri zaman «(Dunyaye) geri donmiye bir yol var mı?» diyeceklerdir

Verse 45 — Surah Ash-Shura 42:45

Onların (atese) arz olunurlarken, zilletden boyunlarını buke buke goz ucuyle (nasıl) bakacaklarını goreceksin. iman etmis olanlar (soyle) demis (ler) dir (diyeceklerdir): «Gercek husrana dusenler, kıyamet gunu kendilerini de tarafdarlarını da husrana ugratanlardır». Gozunuzu acın ki zaalimler muhakkak surekli bir azab icindedirler

Verse 46 — Surah Ash-Shura 42:46

Onların Allahdan baska kendilerine yardım edecek, hicbir dostları yokdur. Allah kimi sapıklıkda bırakırsa ona hicbir yol yokdur

Verse 47 — Surah Ash-Shura 42:47

Allahdan reddine asla care olmayacak bir gun gelmezden evvel Rabbiniz (in da´vetin) e icabet edin. O gun sizin icin ne sıgınacak bir yer, sizin icin ne de (gunahlarınızı) inkar (a bir mecal) yokdur

Verse 48 — Surah Ash-Shura 42:48

Eger onlar (imandan) yine yuz cevirirlerse biz seni (zaten) onların uzerine bir bekci gondermedik ya. Sana aid olan (vazife), tebligden baskası degildir. Hakıykat biz insana tarafımızdan bir ni´met tatdırdıgımız vakit o, bununla ferahlanır. Eger onlara, kendi ellerinin one surdukleri (ihtiyarlariyle irtikab etdikleri) seyler (gunahlar) yuzunden, bir fenalık isaabet ederse o zaman da insan cidden bir nankordur

Verse 49 — Surah Ash-Shura 42:49

Goklerin ve yerin mulk (ve tasarruf) u Allahındır. Ne dilerse yaratır O. Kimi dilerse ona kız (evlad) lar bagıslar, kimi dilerse ona erkek (evlad) lar lutfeder

Verse 50 — Surah Ash-Shura 42:50

Yahud (o cocukları) erkekler, disiler olmak uzere cift verir. Kimi de dilerse onu kısır bırakır. Subhesiz O, hakkıyle bilendir, (her sey´e) kaadirdir

Verse 51 — Surah Ash-Shura 42:51

(Ya) bir vahy ile, ya bir perde arkasından, yahud bir elci gonderib de kendi izniyle dileyecegini vahyetmesi olmadıkca Allahın hicbir besere kelam soylemesi (vaaki) olmamısdır. Subhesiz ki O, cok yucedir, mutlak bir hukum ve hikmet saahibidir

Verse 52 — Surah Ash-Shura 42:52

Iste biz, sana da (Habibim) boylece emrimizden bir ruuh vahyetdik. Halbuki (vahiyden evvel) kitab nedir, iman nedir, sen bilmezdin. Fakat biz onu bir nuur yapdık. Bununla kullarımızdan kimi dilersek ona hidayet ederiz. Subhesiz ki sen herhalde dogru bir yolun rehberligini yapıyorsun

Verse 53 — Surah Ash-Shura 42:53

(Oyle dogru bir yol ki, o) goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi kendisinin olan Allahın yoludur. Gozunuzu acın: (Butun) isler ancak Allaha donub varır