Back to Languages

Turkish - Chapter 48 - Al-Fath

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Fath 48:1

Biz hakıykat sana (Hudeybiyye musaalehası ile) apasikar bir feth (-u zafer yolu) acdık

Verse 2 — Surah Al-Fath 48:2

(Bu), gecmis ve gelecek gunahını Allahın yarlıgaması, senin uzerindeki ni´metini tamamlaması, seni (bu sayede) dogru yola iletmesi icindir

Verse 3 — Surah Al-Fath 48:3

Ve Allahın sana cok serefli bir muzafferiyyetle yardım etmesi icin (dir)

Verse 4 — Surah Al-Fath 48:4

O, mu´minlerin yureklerine — imanlarını katmerli bir iman ile artırmaları icin— sekineti (kuvve-i ma´neviyyeyi) indirendir. Goklerin ve yerin orduları Allahındır. Allah her sey´i hakkıyle bilendir, yegane hukum ve hikmet saahibidir

Verse 5 — Surah Al-Fath 48:5

(Butun bu lutuflar) erkek mu´minlerle kadın mu´minleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere —iclerinde ebedi ve sermedi olarak — sokmak, onların gunahlarını yarlıgamak icindir. Iste bu, Allah indinde (sizin) en buyuk kurtulus (unuz) ve seadet (iniz) dir

Verse 6 — Surah Al-Fath 48:6

(Bir de bu fazl-u keremler) Allaha kotu zanda bulunan erkek munafıklarla kadın munafıkları ve erkek musriklerle kadın musrikleri — ki kotu hezimet baslarına gelsin — (bir cok sekil ve nev´ilerde) azablandtrmak icin (dir). Allah onlara karsı gazablanmıs, onları rahmetinden kogmusdur. Onlara cehennemi de hazırlamısdır ki varacakları (bu) yer ne kotudur

Verse 7 — Surah Al-Fath 48:7

Goklerin ve yerin (azab) orduları (da rahmet ve nusret orduları gibi) Allahındır. Allah mutlak kaadirdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir

Verse 8 — Surah Al-Fath 48:8

Hakikat biz, seni bir sahid, bir mujdeleyici, bir korkutucu olarak gonderdik

Verse 9 — Surah Al-Fath 48:9

ki (hepiniz ey insanlar) Allaha ve peygamberine iman edesiniz, ona yardım edesiniz, onu buyuk tanıyasınız, sabah ve aksam O´nu (Allahı) tesbih (ve tenzih)´ edesiniz

Verse 10 — Surah Al-Fath 48:10

Gercek, sana biat edenler ancak Allaha biat etmis olurlar. Allahın eli onların elleri ustundedir. Su halde kim (bu bagı) cozerse kendi aleyhine cozmus olur. Kim de Allah ile sozlesdigi sey´e vefa (onun hukmunu ifa) ederse O da ona buyuk bir ecir verecekdir

Verse 11 — Surah Al-Fath 48:11

Bedevilerden geri bırakılanlar yakında sana «Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Onun icin bizim yarlıganmamızı isteyiver» diyecekler. Onlar kalblerinde olmayan sey´i dilleriyle soylerler. Sen de ki: «Allah size bir zarar diler, yahud size bir faide dilerse Allah (ın mesiyyetinden ve kazaasından) her hangi bir seyle sizi kim men´edebilir? Hayır, Allah yapmakda oldugunuz her seyden hakkıyle haberdardır»

Verse 12 — Surah Al-Fath 48:12

Daha dogrusu siz peygamberin de, mu´minlerin de ailelerine temelli donemeyeceklerini sandınız. Bu, sizin kalblerinizde suslen (ib kokles) di. Kotu zanda bulundunuz. (Bu yuzden Allah indinde) helake mahkum bir kavm oldunuz

Verse 13 — Surah Al-Fath 48:13

Kim Allaha ve peygamberine iman etmezse muhakkak (bilsin) ki biz o kafirler icin cılgın bir ates hazırlamısızdır

Verse 14 — Surah Al-Fath 48:14

Goklerin ve yerin mulk (-u tasarruf) u Allahındır. Kimi dilerse yarlıgar, kimi dilerse azablandırır. Allah cok yarlıgayıcı, cok esirgeyicidir

Verse 15 — Surah Al-Fath 48:15

Siz ganimetler almak icin gitdiginiz vakit o geri bırakılanlar diyecek (ler) ki: «Bırakın biz de arkanıza duselim». Onlar (bununla) Allahın sozunu degisdirmelerini isterler. De ki: «Bizim arkamıza asla dusemezsiniz siz. Allah, daha evvel boyle buyurmusdur». Bunun uzerine de «Hayır, siz bizi cekemiyorsunuz» diyeceklerdir. Bil´akis onlar (baska degil) pek az anlar kimselerdir

Verse 16 — Surah Al-Fath 48:16

Bedevilerden o geri bırakılanlara de ki: «Siz yakında cetin bir harb ehli olan bir kavme, siz kendileriyle muhaarebe etmek, yahut (muhaarebesiz) onlar (ın) musluman ol (malarını sagla) mak uzere da´vet olunacaksınız. Binaen´aleyh (onlarla dogusmek hususunda) itaat ederseniz Allah size guzel bir mukafat verir, eger evvelce dondugunuz gibi donerseniz sizi elem verici bir azab ile azablandırır.»

Verse 17 — Surah Al-Fath 48:17

A´maaya (muhaarebeden geri kalmak hususunda) vebal yok. Topala vebal yok. Hastaya vebal yok. Kim Allaha ve resulune itaat ederse (Allah) onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim geri kalırsa onu da elem verici bir azab ile azablandırır

Verse 18 — Surah Al-Fath 48:18

Andolsun ki Allah mu´minlerden —seninle o agacın altında biat ederlerken— raazi olmusdur da kalblerindeki bilerek uzerlerine kuvve-i ma´neviyyeyi indirmis ve onları yakın bir feth ile ve alacakları bir cok ganimetlerle mukafatlandırmadır. Allah mutlak gaalibdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir

Verse 19 — Surah Al-Fath 48:19

Andolsun ki Allah mu´minlerden —seninle o agacın altında biat ederlerken— raazi olmusdur da kalblerindeki bilerek uzerlerine kuvve-i ma´neviyyeyi indirmis ve onları yakın bir feth ile ve alacakları bir cok ganimetlerle mukafatlandırmadır. Allah mutlak gaalibdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir

Verse 20 — Surah Al-Fath 48:20

Allah size alacagınız daha bircok ganimetler de va´detmis, simdilik bunu size pesin vermis, insanların ellerini sizden cekmisdir. (Bunun) hikmeti de mu´minlere bir ayet olması ve sizi (Allahın) dogru bir yola iletmesidir

Verse 21 — Surah Al-Fath 48:21

Size henuz guc yetiremediginiz daha diger (ganimet) ler de (vermisdir). Allah butun onları (ilmiyle) hakıykaten kusatmısdır, Allah her sey´e hakkıyle kaadirdir

Verse 22 — Surah Al-Fath 48:22

Eger o kufredenler sizinle carpıssalardı mutlak arkalarına doneceklerdi. Sonra da ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı bulamayacaklardı

Verse 23 — Surah Al-Fath 48:23

Allahın oteden beri cari olagelen sunneti (adeti budur). Allahın sunnetinde asla degisiklik bulamazsın

Verse 24 — Surah Al-Fath 48:24

O, sizi Mekkenin karnında onlara karsı muzaffer kıldıkdan sonra onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan cekendi. Allah ne yaparsanız hakkıyle gorucudur

Verse 25 — Surah Al-Fath 48:25

Onlar, kufreden, sizi Mescid-i haramdan ve alıkonulmus hediyyelerin mahalline ulasmasından men´ edenlerdir. Eger (Mekkede) kendilerini henuz tanımadıgınız mu´min erkeklerle mu´min kadınları bilmeyerek cigneyib de o yuzden size bir vebal isaabet edecek olmasaydı (Allah size feth icin elbette izin verirdi). (Bunu) kimi dilerse onu rahmetine kavusdurmak icin (yapdı). Eger onlar secilib ayrılmıs olsalardı biz onlardan kufredenleri muhakkak elem verici bir azaba giriftar etmisdik bile

Verse 26 — Surah Al-Fath 48:26

O kufredenler kalblerine o taassubu, o cahillik taassubunu yerlesdirdigi sırada idi ki hemen Allah, resulunun ve mu´minlerin uzerine kuvve-i ma´neviyyesini indirdi, onları takva sozu uzerinde durdurdu. Onlar da buna cok layık ve buna ehil idiler. Allah her sey´i hakkıyle bilendir

Verse 27 — Surah Al-Fath 48:27

Andolsun ki Allah, resulunun gordugu ru´yanın hak oldugunu tasdıyk etmisdir. Insaallah (hepiniz) —emniyyet icinde, (kiminiz) baslarınızı tıras etdirerek, (kiminiz saclarınızı) kısaltarak— korkusuzca mutlakaa Mescid-i haraama gireceksiniz. Fakat (Allah) sizin bilmediginizi bildi de ondan once yakın bir feth yapdı

Verse 28 — Surah Al-Fath 48:28

O, peygamberini hidayetle ve hak din ile gonderendir. (Bu da) onu (o hak dini) diger butun din (ler) e gaalib kılmak icin (dir). (Senin bu suretle gonderildigine) tam sahid olarak da Allah yeter

Verse 29 — Surah Al-Fath 48:29

Muhammed Allahın resuludur. Onun maiyyetinde bulunanlar da kafirlere karsı cetin (ve metin), kendi aralarında merhametlidirler. Onları ruku´ ediciler, secde ediciler olarak gorursun. Onlar Allahdan (daima) fazl (-u kerem) ve rızaa isterler. Secde izinden (meydana gelen) nisanları yuzlerindedir. Iste onların Tevratdaki vasıfları budur. Indideki vasıfları da (soyledir: Onlar) filizini yarıb cıkarmıs, gitgide onu kuvvetlendirmis, kalınlasmıs, sakları uzerine dogrulub kalkmıs bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hosuna gider. (Ashab hakkındaki bu tesbih) onunla kafirleri ofkelendirmek icin (dir). Iclerinden iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) de bulunanlara Allah hem magfiret, hem buyuk mukafat va´d etmisdir