Back to Languages

Turkish - Chapter 68 - Al-Qalam

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Qalam 68:1

Hokka ile kaleme ve (erbab-ı kalemin) yazmakda oldukları seylere andolsun ki

Verse 2 — Surah Al-Qalam 68:2

(Habibim) sen, Rabbinin ni´meti sayesinde, bir mecnun degilsin

Verse 3 — Surah Al-Qalam 68:3

Senin icin muhakkak ve muhakkak tukenmeyen bir mukafat vardır

Verse 4 — Surah Al-Qalam 68:4

Hic suphesiz buyuk bir ahlaak uzerindesin sen

Verse 5 — Surah Al-Qalam 68:5

Yakında goreceksin, onlar da gorecekler

Verse 6 — Surah Al-Qalam 68:6

Delilik hanginizde imis

Verse 7 — Surah Al-Qalam 68:7

Subhesiz ki Rabbin, O, kendi yolundan sapan kisiyi cok iyi bilendir. O, hidayete ermis olanları da pek iyi bilendir

Verse 8 — Surah Al-Qalam 68:8

Artık (Habibim) o yalanlayanları tanıma (onlara boyun egme)

Verse 9 — Surah Al-Qalam 68:9

Onlar arzuu etdiler ki sen yumusak davranasın da kendileri de yumusaklık gostersinler

Verse 10 — Surah Al-Qalam 68:10

(Dogruya da, egriye de) alabildigine yemin eden, izzet-i nefsi bulunmayan, (otekini berikini) daima ayıblayan, (gammazlıkla) laf getirib goturmiye kosan, (insanları) hayırdan durmayıb men´eyleyen asırı zaalim, cok gunahkar, kaba, hasin, butun bunlardan baska da kulagı kesik (damgalı soysuz) olan her kisiyi tanıma (onlara boyun egme)

Verse 11 — Surah Al-Qalam 68:11

(Dogruya da, egriye de) alabildigine yemin eden, izzet-i nefsi bulunmayan, (otekini berikini) daima ayıblayan, (gammazlıkla) laf getirib goturmiye kosan, (insanları) hayırdan durmayıb men´eyleyen asırı zaalim, cok gunahkar, kaba, hasin, butun bunlardan baska da kulagı kesik (damgalı soysuz) olan her kisiyi tanıma (onlara boyun egme)

Verse 12 — Surah Al-Qalam 68:12

(Dogruya da, egriye de) alabildigine yemin eden, izzet-i nefsi bulunmayan, (otekini berikini) daima ayıblayan, (gammazlıkla) laf getirib goturmiye kosan, (insanları) hayırdan durmayıb men´eyleyen asırı zaalim, cok gunahkar, kaba, hasin, butun bunlardan baska da kulagı kesik (damgalı soysuz) olan her kisiyi tanıma (onlara boyun egme)

Verse 13 — Surah Al-Qalam 68:13

(Dogruya da, egriye de) alabildigine yemin eden, izzet-i nefsi bulunmayan, (otekini berikini) daima ayıblayan, (gammazlıkla) laf getirib goturmiye kosan, (insanları) hayırdan durmayıb men´eyleyen asırı zaalim, cok gunahkar, kaba, hasin, butun bunlardan baska da kulagı kesik (damgalı soysuz) olan her kisiyi tanıma (onlara boyun egme)

Verse 14 — Surah Al-Qalam 68:14

(Oylesini tanıma) mal ve ogullar saahibi olmus diye

Verse 15 — Surah Al-Qalam 68:15

Karsısında ayetlerimiz okundugu zaman o, «Evvelkilerin masalları» demisdir

Verse 16 — Surah Al-Qalam 68:16

Biz yakında onun hortumunun ustune damga basacagız

Verse 17 — Surah Al-Qalam 68:17

Biz, o bagce saahiblerini nasıl belaya ugratdiysek muhakkak bunları da belalandırdık. Hani (bagce saahibleri) sabah olunca onu mutlakaa devsireceklerine, biceceklerine yemin etmislerdi

Verse 18 — Surah Al-Qalam 68:18

(Bu babda) istisna da yapmıyorlardı

Verse 19 — Surah Al-Qalam 68:19

Halbuki onlar uyurlarken hemen Rabbinden (gonderilen) dolasıcı bir bela onu sardı da

Verse 20 — Surah Al-Qalam 68:20

(O bagce) simsiyah kesiliverdi

Verse 21 — Surah Al-Qalam 68:21

Iste sabaha karsı birbirlerini cagırdılar

Verse 22 — Surah Al-Qalam 68:22

«Devsirecekseniz erkence mahsulunuzu (devsirmiye) cıkın» diye

Verse 23 — Surah Al-Qalam 68:23

Derken onlar aralarında fısıldasarak gitdiler

Verse 24 — Surah Al-Qalam 68:24

«Sakın bugun karsınıza hicbir yoksul (cıkıb) oraya girmesin» diye

Verse 25 — Surah Al-Qalam 68:25

(Fakirleri) men´e (sanki) gucleri yetecek adamlar tavriyle erkenden gitdiler

Verse 26 — Surah Al-Qalam 68:26

Fakat onu (bu halde) goruverince dediler ki: «Her halde biz yanlıs gelenleriz»

Verse 27 — Surah Al-Qalam 68:27

(Sonra hakıykatı anlayınca da) «Hayır, biz mahrum (kalmıs) larız»

Verse 28 — Surah Al-Qalam 68:28

Ortancaları: «Ben size demedim mi? (Allahı) tenzih etmeli degil miydiniz?» dedi

Verse 29 — Surah Al-Qalam 68:29

«Seni (tesbih ve) tenzih ederiz ey Rabbimiz. Hakıykaten biz zaalimlermisiz» dediler

Verse 30 — Surah Al-Qalam 68:30

Simdi kabahati birbirlerine yuklemiye basladı (lar)

Verse 31 — Surah Al-Qalam 68:31

«Yazıklar olsun bize, dediler, hakıykaten biz azgınlarmısız»

Verse 32 — Surah Al-Qalam 68:32

«(Eh) Rabbimizin bize, bunun yerine, ondan daha hayırlısını vermesi me´muldur. Biz (butun dilek ve isteklerimizi artık) gercekden Rabbimize cevirenleriz»

Verse 33 — Surah Al-Qalam 68:33

Iste azab boyledir. Ahiret azabı ise elbet daha buyukdur. (Bunu) bilselerdi

Verse 34 — Surah Al-Qalam 68:34

Subhesiz ki (fenalıkdan) sakınanlar icin Rableri nezdinde ni´meti daim ve haalis cennetler vardır

Verse 35 — Surah Al-Qalam 68:35

Oyle ya, biz muslumanları o gunahkarlar gibi yapar mıyız hic

Verse 36 — Surah Al-Qalam 68:36

Size ne oluyor? Nasıl boyle hukmediyorsunuz

Verse 37 — Surah Al-Qalam 68:37

Yoksa size mahsus (indirilmis) bir kitab var da onda mı okuyorsunuz

Verse 38 — Surah Al-Qalam 68:38

Ki icinde ne (arzu ve) ihtiyar ederseniz, hepsi mutlaka sizin (olacakdır diye yazılıdır)

Verse 39 — Surah Al-Qalam 68:39

Yahud uzerimizde, sizin lehinize kıyamet gunune kadar (surecek) yeminler (imiz, teahhudlerimiz) mi vardır ki (nefisleriniz icin) ne hukum ederseniz, mutlaka sizindir

Verse 40 — Surah Al-Qalam 68:40

(Habibim) sor kendilerine: Onlardan hangisi bunun avukatı olacak

Verse 41 — Surah Al-Qalam 68:41

Yoksa ortakları da mı var onların? Oyleyse o ortaklarını da getirsinler, (iddialarında) dogrucu (adam) lar iseler

Verse 42 — Surah Al-Qalam 68:42

(Hatırla ki o gun) baldır (lar) ın acılacagı, kendilerinin secdeye da´vet edilecekleri bir gundur. Fakat (buna) guc yetiremeyeceklerdir

Verse 43 — Surah Al-Qalam 68:43

(Evet, secdeye da´vet edilecekler) gozleri dusuk, kendilerini bir zillet sarmıs olarak. Halbuki onlar bu secdeye (dunyada) herseyden salim ve sapasaglam iken da´vet ediliyorlardı

Verse 44 — Surah Al-Qalam 68:44

Artık bu sozu yalan sayanları bana bırak. Biz onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir cihetden, derece derece azaba yaklasdırıyoruz

Verse 45 — Surah Al-Qalam 68:45

Ben onlara muhlet (zaman) veriyorum. Subhe yok ki benim fendim saglamdır

Verse 46 — Surah Al-Qalam 68:46

Yoksa sen kendilerinden bir ucret istiyorsun da onlar (sana odeyecekleri) bir borcdan dolayı agır yuk altında mı bırakılmıslardır

Verse 47 — Surah Al-Qalam 68:47

Yahud gayb, yanlarındadır da onlar (bunu ondan) mı yazıyorlar

Verse 48 — Surah Al-Qalam 68:48

(Habibim) sen (simdilik) Rabbinin hukmune (intizaaren) sabret. O balık saahibi gibi olma. Hatırla ki o, gamla dolu olarak (Rabbine) dua etmisdi

Verse 49 — Surah Al-Qalam 68:49

Eger Rabbinden ona bir ni´met erismis olmasaydı o, mutlakaa cırıl cıplak (cıkarıldıgı) o yere kınanmıs bir halde atılacakdı

Verse 50 — Surah Al-Qalam 68:50

(Bunun ardından) Rabbi onu secdi de kendisini saalihlerden yapdı

Verse 51 — Surah Al-Qalam 68:51

Hakıykat, o kufredenler zikri isitdikleri zaman az kaldı seni gozleriyle yıkacaklardı. Haala da (kin ve hasedlerinden) «O, mutlakaa bir mecnundur» diyorlar

Verse 52 — Surah Al-Qalam 68:52

Halbuki o (Kur´an butun) alemler icin (mahz-ı) serefden baska (bir sey) degildir