(Bu sure, yahud Kur´an) — onunla (halkı) inzar etmekligim icin, mu´minlere de bir ogud olmak uzere — sana indirilen bir kitabdır. Artık bundan dolayı goksunde bir sıkıntı olmasın
Andolsun, sizi (evvela), yaratdık, sonra size suuret verdik, sonra da meleklere: «Ademe (yahud Adem icin Allaha) secde edin» dedik. Hemen secde etdiler. Fakat Iblis dayatdı, secde edicilerden olmadı
(Allah) dedi: «Sana emretdigim zaman secde etmemen (i mu-cib olan, seni secde etmek) den men´eden (sebeb) neydi?» (Iblis) dedi: «Ben ondan (Ademden) hayırlıyım. (Cunku) beni atesden yaratdın, onu camurdan yaratdın»
«(Iblis) oyleyse, dedi, (madem ki) Sen beni azgınlıga mahkum etdin, ben de bu sebeble, andolsun ki, onlar (ı sapdırmak) icin senin dogru yolunda (pusu kurub) oturacagım»
«Sonra, andolsun, onların onlerinden, arkalarından, saglarından, sollarından kendilerine gelecegim (musallat olacagım). Sen de onların cogunu sukredici (kimse) ler bulmayacaksın»
(Allah) dedi ki: «(Her yonden) zem ve tahkıyre ugramıs ve (rahmetimden) kogulmus olarak cık oradan. Yemin ederim ki, onlardan kim sana uyarsa cehennemi butun sizden dolduracagım»
Ey Adem, sen, zevcenle birlikde, cennetde yerles (in) de ikiniz de dilediginiz yerden yeyin. (Ancak) su agaca yaklasmayın. Sonra (kendilerine) yazık etmislerden olursunuz
Derken seytan, onlardan gizli bırakılmıs o cirkin yerlerini kendilerine acıklamak (gostermek) icin ikisine de vesvese verdi: «Rabbiniz size bu agacı baska bir sey icin degil, ancak iki melek olacagınız, yahud (olumden azade ve) ebedi kalıcılardan bulunacagınız icin (ya´ni boyle olmayasınız diye) yasak etdi» dedi
Iste bu suuretle ikisini de aldatarak (o agacdan yemiye) tenezzul ettirdi Agac (in meyvesin) i tatdıkları anda ise o cirkin yerleri kendilerine acılıverdi ve uzerlerine cennet yapragından ust uste yamayıb ortmiye basladılar. Rableri de: «Ben size bu agacı yasak etmedim mi? Seytan size muhakkak apacık bir dusmandır demedim mi?» diye nida etdi
Dediler: «Ey Rabbimiz, kendimize yazık etdik. Eger bizi bagıslamaz, bizi esirgemezsen her halde (maddi ve ma´nevi en buyuk) zarara ugrayanlardan olacagız»
Ey Adem ogulları, size (seytanın acmak istedigi) cirkin yerlerinizi ortecek bir libas, bir de giyib susleneceginiz bir libas indirdik. Takvaa libası ise, o, daha hayırlıdır. Bu (libasların indirilmesi) Allahın (fazl-u rahmetine delalet eden) ayetlerinden (alametlerinden) dir. Taki (insanlar) iyice dusunsunler (nimetlerinin kadrini bilsinler)
Ey Adem ogulları seytan ana ve babanızı fena, yerlerini kendilerine gostermek icin, elbiselerini soyarak nasıl cennetden cıkardıysa sakın size de bir fitne (bela) yapmasın. Cunku o da, kabiylesinden olan (lar) da sizi, sizin kendilerini goremeyeceginiz yer (ler) den muhakkak gorur (ler). Biz seytanları iman etmeyeceklerin velileri yapdık
Onlar (o iman etmeyenler) bir hayaasızlık yapdıkları zaman «Biz atalarımızı da bunun uzerinde bulduk. Allah da bize bunu emretdi» dediler. (Onlara) soyle: «Allah hic bir zaman kotulugu emretmez. Bilmeyeceginiz seyleri Allahın uzerine mi (atıb) soyluyorsunuz»
De ki: «Rabbim adaleti emretdi. Her secde yerinde yuzlerinizi (kıbleye) dogrultun. Ona — dinde ancak kendine (baglı, gosterisden bayagı emellerden uzak haalis ve) muhlis (insan) lar olarak — ibadet edin. ilkin sizi yaratdıgı gibi yine (Ona) doneceksiniz
(Allah) bir kısmına hidayet verdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Cunku bunlar Allahı bırakıb seytanları kendilerine dostlar ve amirler edindiler, oyle sanıyorlar ki onlar hakıykaten dogru yolu bulmuslardır
De ki: «Allahın kulları icin cıkardıgı zineti, temiz ve hos rızıkları kim haram etmis»? De ki: «O (nlar), dunya hayatında iman edenler icindir. Kıyamet gunu ise yalınız (ve yalınız) onlara mahsusdur». Iste biz ayetleri, bilirler icin, boylece tafsıyl ederiz
De ki: «Rabbim ancak hayasızlıkları, onların acıgını, gizlisini, bununla beraber (her turlu) gunahı, haksız isyanı, Allaha — hic bir zaman bir burhan indirmedigi — her hangi bir sey´i es tutmanızı, Allaha bilmeyeceginiz seyleri isnad etmenizi haram etmisdir»
Ey Adem ogulları, eger size icinizden ayetlerimi kendinize anlatacak peygamberler gelir ve artık kim (onlara muhaalefetden) sakınır ve (nefsini) ıslah ederse onlar icin bir korku yokdur, onlar mahzun da olacak degillerdir
O halde Allaha karsı (demedigini soyledi diye) yalan uydurub atandan, yahud Onun ayetlerini yalan sayandan daha zaalim kimdir? Onların kitabdan nasıybleri (ne ise) kendilerine erisecekdir. Nihayet elci (melek) lerimiz, canlarını almak uzere onlara geldikleri vakit diyecekler ki: «Allahı bırakıb da tapa geldiginiz (tanrılarınız) nerede»? (Cevaben soyle) diyecekler: «Onlar bizi bırakıb gaaib oldular». Kendileri kendi aleyhlerine, muhakkak kufredenler olduklarına, sahidlik edeceklerdir
(Allah) diyecek: «Ins ve cinden sizden evvel gecmis ummetler arasında siz de girin bu atesin icine». Her ummet girdikce (kendisine uyub saydıgı) hemsiresine la´net edecek. Nihayet hepsi birbiri ardınca oraya girib toplanınca da sonrakiler evvelkiler icin: «Ey Rabbimiz, diyecek, iste bizi bunlar saptırdılar. Onun icin bunlara atesden katmerli azab ver». Buyuracak ki: «Herkes icin katmerli. Su kadar ki siz (bunu) bilmezsiniz»
Onların evvelkileri de sonrakilerine: «Sizin bize karsı hicbir ustunlug (unuz) yokdur. O halde ne kazanmıs idiyseniz karsılıgı olan azabı tadın» dedi (diyecek)
Bizim ayetlerimizi yalan sayıb da onlara karsı kibirlenmek isteyenler (yok mu?) onlar icin gok kapıları acılmayacak, onlar, deve igne deligine girinceye kadar, cennete girmeyeceklerdir. Biz gunahkarları boyle cezalandırırız
Iman edip de guzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince:) — ki biz hic bir kimseye gucu yeteceginden baskasını yuklemeyiz— onlar cennetin yaranıdırlar. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar
Kinden goguslerinde (dunyadan kalma) ne varsa sokub atacagız. Altlarından ırmaklar akacakdır. «Hamd olsun Allaha ki, derler, bizi hidayetiyle buna kavusdurdu. Eger Allah bize hidayet etmeseydi kendiligimizden bunun yolunu bulmus olamazdık. Andolsun ki, Rabbimizin peygamberleri gercegi getirmislerdir». Onlara: «Iste (dunyada) yapmakda devam etdiginiz (iyi isler) sayesinde mirascı edildiginiz cennet budur» diye nida edilecekdir
Cennet yaranı, ates yaranına (cehennemliklere): «Rabbimizin bize va´detdigini hak bulduk. Siz de Rabbinizin (tehdid olarak) bildirdigini (cezayı) gercek buldunuz mu?» diye nida eder (ler). Onlar da: «Evet (oyle bulduk)» derler. Bunun uzerine aralarında bir munadi: «Allahın la´neti zaalimlerin tepesine» diye unler
Iki (taraf) arasında (surdan) bir perde ve «A´raaf» uzerinde de (cennetlik ve cehennemliklerin) her birini simalarıyle tanıyacak (muvahhid) rical vardır ki onlar henuz oraya (cennete) girmemis, fakat onlar girmeyi siddetle arzu eder olarak cennet yaranına: «Selamun aleykum» diye nida ederler
(Yine) a´raaf yaranı (kafirlerden) simalarıyla tanıdıkları (elebası) birtakım adamlara soyle nida ederek derler: «Ne coklugunuz (yahut topladıgınız mallar), ne de (hakka karsı) yeltenmekde devam etdiginiz o kibr (-u azamet) size hic bir faide vermedi»
«Kendilerini Allahın, rahmetine erdirmeyecegine yemin etdiginiz kimseler bunlar (bu ehl-i cennet) mi idi? Girin cennete. Size hic bir korku yokdur ve siz mahzun da olacak degilsiniz»
Ates yaranı, cennet yaranına: «Su (yunuz) dan veya Allahın size verdigi rızıkdan biraz da bize akıtın» diye feryad ederler. Onlar da: «Dogrusu, derler, Allah bunları kafirlere haram etdi»
(O kafirler) ki onlar dinlerini bir eglence ve bir oyun edinmislerdi. Onları dunya hayaatı aldatmısdı. Iste onlar nasıl su gunlerine kavusmayı unutdular, ayetlerimizi nasıl bilerek inkar etdiler idiyse biz de bugun onları oylece unutacagız
Andolsun, biz onlara oyle bir kitab getirmisizdir ki iman edecek herhangi bir kavme (mahz-ı) hidayet ve rahmet olmak icin onu tam bir ilim uzere tafsıyl etmisizdir
Onlar (kafirler) onun te´vilinden baskasını bekler mi? (Hayır). Onun haber verdigi akıbetin (baslarına) geldigi gun ise daha evvelden onu (o akıbeti) unutanlar diyecek (ler) ki; «Cidden Rabbimizin Peygamberleri hakkı (gercegi) getirmisdir. Simdi bizim icin sefaatcilerden (kimse) var mıdır ki bize sefaat etsinler, yahud (dunyaye) dondurulur muyuz ki (evvelce) yapmıs oldugumuzdan baskasını yapalım». Onlar kendilerine cidden yazık etmislerdir. Uydurmakda devam etdikleri seyler (putlar) da kendilerinden uzaklasıb gaaib olmusdur
Subhesiz ki Rabbiniz, gokleri ve yeri altı gunde yaratan, sonra (emri) ars uzerinde hukumran olan Allahdır. Kendisini durmayıb kogalayan gunduze geceyi O buruyub orter. Gunesi, ayı, yıldızları — hepsi de emrine ram olarak — (yaratan O). Haberin olsun ki yaratmak da, emretmek de Ona mahsus. Alemlerin Rabbi olan Allahın sanı ne kadar yucedir
Yer (yuzun) de — o, iyi bir haale getirildikden sonra da — fesadcılık etmeyin. Ona (Cenab- Hakka), korkarak ve umarak, dua edin. Subhe yok ki iyi hareket edenlere Allahın rahmeti cok yakındır
O, rahmetinin onunden ruzgarı mujdeci gonderendir. Nihayet bunlar (su ile yuklu) agır agır bulutları kaldırıb yuklendigi zaman (gorursun ki) biz on (lar) ı olmus bir memlekete sevketmisizdir. Derken ona su indirmisizdir de orada her (turlusunden) meyveler (mahsuller) cıkarmısızdır. Iste oluleri de (diriltib kabirlerinden) boyle cıkaracagız biz. Gerek ki (bunları) iyi dusunub ibret alasınız
(Topragı verimli) guzel memleketin nebatı, Rabbinin izniyle (bol) cıkar. Fena olandan ise faidesi pek az bir seyden baskası cıkmaz. Iste sukredecek bir kavm icin ayetleri boyle cesidli olarak acıklarız
Andolsun, Nuhu kavmine peygamber gonderdik de: «Ey kavmim, dedi, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan baska hic bir Tanrınız yokdur. Ben buyuk bir gunun ustunuze (gelecek) azabından cidden korkuyorum»
«Size o korkunc akıbeti haber vermek icin, korunmanız icin ve belki (o sayede) rahmete kavusdurulmanız icin kendinizden bir adam (vasıtasiyle) Rabbinizden size bir ihtaar geldi diye teaccub mu etdiniz»
Bunun uzerine onu yalanladılar. Biz de kendisini ve beraberinde gemide bulunanları selamete erdirdik, ayetlerimizi yalan sayanları (tuufan ile) dogduk. Cunku onlar (kalb gozleri) kor (olan) bir kavm idiler
Ad (kavmine) de kardesleri Hudu (gonderdik). O, (kavmine soyle) dedi: «Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan baska hic bir Tanrınız yokdur. (Hala Allahdan) korkmayacak mısınız»
«Size o korkunc akıbeti haber vermek icin icinizden bir adam (vasıtasiyle) Rabbinizden size bir ihtaar gelmesi tuhafınıza mı gitdi? Dusunun ki O, sizi Nuh kavminden sonra hukumdarlar yapdı, size yaratılısda onlardan ziyade boy bos (ve kuvvet) verdi. O halde Allahın ni´metlerini (unutmayıb) hatırlayın ki kurtulusa erdirilesiniz»
Dediler: «Sen bize yalınız Allaha kulluk etmemiz, atalarımızın tapmakda olduklarını bırakmamız icin mi geldin? O halde dogruculardan isen bizi tehdid etmekde oldugun sey´i (azabı) getir bize»
(Hud) dedi: «Rabbinizden uzerinize bir azab, bir gazab hak oldu muhakkak. Kendinizin ve atalarınızın takdıgınız (duzme) bir takım adlar (tanrılar) hakkında, Allah onlara bir huccet indirmemisken, benimle mucadele mi ediyorsunuz? Artık bekleyin. Subhesiz ben de sizinle beraber (onu) bekleyenlerdenim»
Bunun uzerine kendisini de, onunla beraber olanları da, katımızdan bir rahmet ile, kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayıb iman etmemis olanların ise kokunu kesdik
Semud (kavmine) de kardesleri Saalihi (gonderdik). De ki: «Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan baska hic bir Tanrınız yokdur. Size Rabbinizden apacık bir mu´cize gelmisdir. Iste size bir alamet olmak uzere Allahın su disi devesi! Onu (kendi haaline) bırakın, Allahın arzında otlasın. Ona bir fenalıkla dokunmayın. Sonra sizi acıklı bir azab yakalar»
«Dusunun ki (Allah) sizi Ad´den sonra hukumdarlar yapdı. Yer yuzunde sizi yerlesdirdi. Ovalarından koskler yapıyor, daglarından evler yontuyorsunuz. Artık (hepiniz) Allahın lutuflarını anın, yer yuzunde fesadcılar olub taskınlık yapmayın
Onun kavminden (iman etmeyi) kibirlerine yediremeyen ileri gelenleri de kendilerince hor gorunenlere, onların icinden iman edenlere soyle dedi (ler): «Siz, Saalihin gercekden Rabbi katından gonderilmis bir peygamber oldugunu biliyor musunuz»? Onlar da: «Biz, dediler, dogrusu onunla ne gonderildiyse ona iman edicileriz»
Derken o disi deveyi, ayaklarını keserek, oldurduler. Rablerinin emrinden (uzaklasıb) isyan etdiler ve: «Saalih, eger sen gonderilmis peygamberlerden isen bizi tehdid edib durdugun azabı getir bize» dediler
O da onlardan yuz cevirdi ve (kendi kendine) soyle dedi: «Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin elcilerini teblig etmisimdir. Size hayrhahlık gostermisimdir. Fakat siz hayrhahları sevmezsiniz ki»
Medyen (evladlarına) da kardesleri Suaybı (gonderdik). Dedi ki: «Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan baska hic bir Tanrınız yokdur. Rabbinizden size apacık bir burhan gelmisdir. Artık kileyi, teraziyi tam tutun, insanların esyasına (karsı) haksızlık etmeyin. Yer yuzunu — o, ıslah edildikden sonra — fesada vermeyin. (Bana) inanıcı iseniz (bu soylediklerim) sizin icin hayırlıdır»
«Ve siz, Allaha iman edenleri tehdid ederek, (onları) Allahın yolundan men´ederek, onun (o yolun) egriligini arayarak, oyle her caddenin basını tutub oturmayın. Dusunun ki vaktiyle siz, pek az idiniz de (Allah) sizi cogaltdı. Bakın ki fesad cıkaranların sonu nice olmusdur»
«Eger icinizden bir kısmı benimle gonderilen sey´e (hakıykate) iman etmis, bir kısmı da inanmamıssa, Allah aramızda hukmunu verinceye kadar, sabredin. O, haakimlerin en hayırlısıdır»
Onun kavminden (iman etmeyi) kibirlerine yediremeyen kodamanlar soyle dedi: «Ey Suayb, seni ve beraberindeki iman edenleri ya muhakkak memleketimizden cıkaracagız, yahud mutlaka bizim dinimize doneceksiniz». O: «Ya istemesek de mi?» dedi
«(Oyle amma) Allah bizi ondan kurtardıkdan sonra yine sizin dininize donersek Allaha karsı muhakkak yalan dusmus, iftira etmisizdir (demekdir). Ona donmemiz bizim icin olacak sey degildir, Meger ki Rabbimiz olan Allah dileye. Rabbimizin ilmi her sey´i kaplamısdır. Biz ancak Allaha guvenib dayandık. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimizin arasında Sen hak olanı hukmet. Sen hukmedenlerin en hayırlısısın»
Onun kavminden kafir olan ileri gelirler: «(Dininizi terk ile) Suaybe uyarsanız, andolsun ki, o takdirde muhakkak en buyuk zarara ugramıs kimseler olacaksınız» dedi
Bunun uzerine (Suayb) onlardan yuz cevirib (kendi kendine) dedi ki: «Andolsun, ey kavmim, ben size Rabbimin gonderdigi (hukumleri) ulasdırdım, sizin iyiliginizi istedim. Simdi ben o kafirler guruhuna karsı nasıl tasalanırım»
Biz hangi memlekete bir peygamber gonderdi isek onun halkını (peygamberlerini tanımamaları yuzunden) yalvarıb yakarsınlar diye mutlakaa fakirlikle, siddetle, hastalıkla (sıkıb) yakaladık
Sonra bu sıkıntının yerine iyilik (selamet, bolluk) verdik. Nihayet cogaldılar, «Atalarımıza da (gah boyle) fakirlik, siddet, hastalık, (gah) iyilik, genislik dokunmusdur» dediler. Bunun uzerine biz de kendileri farkına varmadan, onları ansızın tutub yakalayıverdik
Eger o memleketler halkı iman edib de (kufur ve isyandan) sakınmıs olsalardı elbette uzerlerine gokden ve yerden nice bereket (hazine) ler (ini) acardık. Fakat onlar (peygamberlerini) yalanladılar da biz de kazanmakda oldukları (kufur ve isyan) yuzunden onları tutub yakaladık
Onlar artık Allahın (kendilerini) ihmal (etdigi) inden mi emin oldular? Fakat buyuk zararı goze alanlar guruhundan baskası Allahın imhalinden emin olmaz
(Evvelki) saahiblerinden sonra yer yuzune varis olanlara haala su (hakıykat) belli olmadı mı ki eger biz dileseydik onları da gunahlarından dolayı musıybetlere ugratırdık. Biz onların kalbleri uzerine muhur basarız. Binaen´aleyh (hakıykatı) isitmezler
Iste o memleketler (in haali! Habibim) sana onların haberlerinden bir kısmını naklediyoruz. Andolsun ki peygamberleri onlara apacık alametler (mu´cizeler) getirmisdir. Fakat daha evvelden yalanlamıs oldukları seylere iman etmediler. Iste kafirlerin yureklerine Allah boyle muhur basar
Sonra onların (o peygamberlerin) ardından Musayi ayetlerimizle Fir´avne ve onun cem´iyyetine (peygamber olarak) gonderdik de (o ayetlere) zulm etdiler. Bak ki fesadcıların sonu nice oldu
Fir´avnın kavminden ileri gelenler dedi ki: «Bu sizi yurdunuzdan cıkarmak isteyen bilgin bir buyucudur muhakkak». (Fir´avn sordu:) «O halde ne buyurursunuz»
Fir´avnın kavminden ileri gelenler dedi ki: «Bu sizi yurdunuzdan cıkarmak isteyen bilgin bir buyucudur muhakkak». (Fir´avn sordu:) «O halde ne buyurursunuz»
Fir´avn «Ben size izin vermeden, dedi, Ona iman mı etdiniz? Bu, hic subhesiz ki sehirde — onun halkını icinden cıkarmanız icin — kurdugunuz bir hıylekarlıkdır. Yakında (basınıza ne gelecegini) bilirsiniz siz»
«Sen bizden, baska bir sebeble degil, ancak Rabbimizin ayetlerine —onlar bize geldigi zaman — iman etdik diye intikam alacaksın». (Sonra soyle niyaz etdiler:) «Ey Rabbimiz, ustumuze sabır yagdır, bizi muslumanlar olarak oldur»
Fir´avn kavminden olan ileri gelenler soyle dedi: «Musayi ve kavmini — fesadcılık etmeleri, seni de, Tanrılarını da terk etmesi icin mi — bu toprakda (Mısırda) bırakacaksın? O da: «(Eskiden oldugu gibi yine) ogullarını oldurturuz, yalınız kadınlarını sag bırakırız. Subhesiz ki biz onların tepesinde kahredicileriz» dedi
Musa, kavmine: «Allahdan yardım isteyin. Katlanın. Subhesiz ki yer, Allahındır. Ona kullarından biri dilerse onu mirascı yapar. Sonuc ise (fenalıklardan) sakınanlarındır» dedi
(Israil ogulları): «Biz, dediler, sen bize (peygamber olarak) gelmezden evvel de, bize geldiginden sonra da iskenceye ducar edildik». (Musa soyle) dedi: «Umulur ki Rabbiniz dusmanınızı helak edecek, sizi bu yerde hukumdar yapacak da sizin nasıl hareket edeceginize bakacakdır»
Fakat onlara iyilik gelince: «Bu, bizim hakkımızdır» dediler. Eger kendilerine bir fenalık da gelirse Musa ile onun beraberindekilere ugursuzluk yuklerlerdi. Gozunuzu acın ki onların ugursuzlugu ancak Allah tarafındandır. Fakat cokları bilmezler
Bunun uzerine biz de, ayrı ayrı alametler olmak uzere, baslarına tuufan, cekirge, haserat, kurbagalar ve kan gonderdik. (Boyle iken) yine (iman etmeyi) kibirlerine yediremediler. Onlar oyle gunahkarlar guruhu idiler
Uzerlerine o azab cokunce: «Ya Musa, dediler bizim icin Rabbine — sana olan ahdi hurmetine —dua et. Eger bu azabı bizden ayırıb sıyırırsan, andolsun, sana kat´iyyen iman edecegiz. Andolsun, Israil ogullarını da seninle beraber mutlak gonderecegiz»
Hakaaretlere ma´ruz bırakılmıs olan o kavmi de kendisine feyz ve bereket verdigimiz yerin dogularına ve batılarına mirascı kıldık. (Bu suretle) Rabbinin Israil ogullarına olan o pek guzel va´di, (sedaide) katlandıkları sebebiyle, tam yerine geldi. Fir´avnın ve kavminin yapmakda oldukları seylerle yukseltmekde devam etdikleri (binaları) ise hep harab etdik
Israil ogullarını denizden gecirdik. Simdi putlarının onunde tapagelen bir kavme rast geldiler. Dediler ki: «Ya Musa, onların nasıl Tanrıları varsa sen de bize oyle bir Tanrı yap»! «Siz, dedi, cidden ne cahillik eder bir kavmsiniz»
Hani sizi Fir´avn haanedanından kurtarmısdık. Onlar ki size azabın kotusunu yukluyorlardı. Ogullarınızı olduruyorlar, yalınız kızlarınızı sag bırakıyorlardı. Bunda size Rabbinizden buyuk bir imtihan vardı
Musa ile otuz gece (bize munacatda bulunması icin) sozlesdik ve ona bir on (gece) daha katdık. Bu suretle Rabbinin ta´yin buyurdugu vakit kırk gece olarak tamamlandı. Musa, biraderi Haruna dedi ki: «Kavmimin icinde benim yerime gec, (onları) ıslah et, fesadcıların yoluna uyma
Vaktaki Musa (ibadeti icin) ta´yin etdigimiz vakıtda geldi, Rabbi ona (ilahi sozunu) soyledi. (Musa) dedi ki: «Rabbim, (cemalini) goster bana, (ne olur) seni goreyim». Buyurdu: «Beni kat´iyyen goremezsin. Fakat su daga bak. Eger o, yerinde durabilirse sen de beni gorursun». Derken Rabbi o daga tecelli edince onu param parca ediverdi. Musa da baygın yere dusdu. Ayılınca dedi ki: «Seni tenzih ederim. Tevbe etdim Sana. Ben iman edenlerin ilkiyim»
Biz onun icin levhalarda her bir sey´i, mev´ızaya ve (hukumlerin) tafsiline aid her sey´i yazdık. «Haydi bunları kuvvetle (ciddiyetle, azm ile) tut, kavmine de onun en guzel (hukumler) ini tutmalarını emret. Size ileride faasıkların yurdunu gosterecegim»
Yer yuzunde haksızlıkla kibirlenenleri ayetlerim (i idrak) den cevirecegim. Onlar her ayeti gorseler ona inanmazlar, akl-ı selimin yolunu (dogru yolu) gorseler de onu bir yol edinmezler. (Fakat) azgınlıgın yolunu gorurlerse (yol diye iste) onu edinirler! Bu, ayetlerimizi yalan saydıklarından, onlardan gaafil olmalarındandır
Halbuki ayetlerimizi ve ahirete kavusmayı yalan sayanların butun isledikleri bosa gitmisdir. Onlar yapmakda olduklarından baskasıyle mi cezalandırılacaklardı ya
(«Tuur» a giden) Musanın arkasından kavmi zinet takımlarından bir buzagı heykel (i yapıb onu Tanrı) edindiler ki onun (inek gibi) bir bogurmesi de vardı. Onun kendileriyle konusmayacagını, onlara bir yol da gosteremeyecegini gormediler mi ki ona tutundular, kendilerine yazık ediciler oldular
Vaktaki (buzagıya tapmakdan) cok pesiman oldular ve kendilerinin muhakkak sapdıklarını gorduler: «Eger Rabbimiz bize acımaz, bizi bagıslamazsa her halde en buyuk ziyana ugrayanlardan olacagız» dediler
Musa, kavmine ofkeli, kederli dondugu zaman dedi ki: «Size bırakdıgım su makaamımda arkamdan ne kotu isler yapmıssınız! Rabbinizin emrini (beklemeyib) acele etdiniz ha»? (Tevrat) levhaları (nı) bırakıverib kardesinin basından tutdu, onu kendine dogru cekiyordu. (Harun) «Anam oglu», dedi, bu kavm (bu adamlar) beni cidden zaif gorduler (hırpaladılar). Az kaldı ki beni oldureceklerdi. Sen de bana dusmanları sevindirecek hareketde bulunma boyle. Beni zalimler guruhiyle beraber, tutma»
Subhe yok ki buzagıya (Tanrı diye) tutunanlara Rablerinden bir gazab, dunya hayaatında da bir horluk erisecekdir. Iste biz (Allaha karsı) yalan duzenleri boyle cezalandırırız
Kotulukler isleyib de sonra ardından tevbe ve bununla beraber iman edenler (e gelince): Subhesiz ki Rabbin bunun ardından (o tevbe ve imanlarından sonra) elbette (kendilerini) yarlıgayıcıdır, hakkıyle esirgeyicidir
Vaktaki Musadan o ofke uzaklasıb sukun haasıl oldu, (bırakdıgı) levhaları aldı. Onun bir nushasında (su da yazılı idi: «Sapıklıkdan kurtulub) hidayet (e), (azabdan sıyrılıb) rahmet (e kavusmak) o kimselere mahsusdur ki onlar Rablerinden korkarlar»
Musa, ta´yin etdigimiz vakıtda (tevbe icin beraberinde goturmek uzere) kavminden yetmis adam ayırdı. Vaktaki onları mudhis bir sarsıntı tuttu, dedi ki: «Ya Rab, eger dileseydin onları da, beni de daha evvel helak ederdin, icimizden bir takım beyinsizlerin isledigi (gunah) yuzunden hepimizi helak mı edeceksin? Zaten o da Senin imtihaanından baska (bir sey) degildi. Sen onunla kimi dilersen sapıklıga goturur, yine onunla kimi dilersen (bunu da) dogru yola iletirsin. Sen bizim velimizsin. O halde bizi yarlıga, bizi esirge. Sen yarlıgayıcıların en hayırlısısın»
«Dunyada da, ahiretde de bize iyilik yaz. Biz hic subhesiz (tevbe ederek) sana donduk». Buyurdu: «Ben azabıma kimi dilersem onu ducar ederim. Benim rahmetim ise her sey´i kusatmısdır. Onu (rahmetimi, kufurden, masıyetden) sakınmakda, zekatı vermekde, bir de ayetlerimize iman etmekde olanlar (yok mu?) iste onlara has olmak uzere tesbit edecegim»
(Onlar) nezdlerindeki Tevrat ve Incilde (ismini ve sıfatını) yazılı bulacakları ummi nebiy olan o resule tabi´ olanlardır. O, kendi terine iyiligi emrediyor, onları kotulukden nehyediyor, onlara (nefislerine haram kıldıkları) temiz seyleri halal, (halal kıldıkları) murdar seyleri de uzerlerine haram kılıyor. Onların agır yuklerini, sırtlarında olan zincirleri indiriyor o. Iste ona iman edenler, onu ta´zim edenler, ona yardım edenler ve onunla (onun nubuvvetiyle) birlikde indirilen nura tabi´ olanlar! Onlar selamete erenlerin ta kendileridir
(Habibim) de ki: «Ey insanlar, subhesiz ben goklerin ve yerin mulk (-u tasarruf) una malik olan, kendisinden baska hic bir Tanrı bulunmayan, hem dirilten, hem olduren Allahın size, hepinize gonderdigi peygamberim. O halde Allaha ve Onun ummi nebiy olan resulune — ki kendisi de o Allaha ve Onun sozlerine iman etmekde olandır — iman edin, ona tabi´ olun. Taki dogru yolu bulmus olasınız»
Biz onları on ikiye, (o kadar) torunlara (kabileye), ummetlere ayırdık. («Tih» de susayan) kavmi, (Musadan) su istedigi zaman «Asaanı tasa vur» diye (vahyetdik de) ondan on iki pınar kaynayıb akdı. Insanların her kısmı su icecekleri yeri iyice belledi; Onları ustlerindeki bulutla golgelendirdik, onlara kudret helvasıyle bıldırcın indirdik. «Size rızk olarak verdigimiz en temiz ve guzellerinden yeyin» (dedik) Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi kendilerine zulmediyorlardı
O zaman onlara: «Su sehirde yerlesin. Onun dilediginiz yerinden yeyin. «Hıtta» deyin. Kapısından hepiniz secde edici olarak girin ki suclarınızı yarlıgayalım. Iyi hareket edenlere ileride daha fazlasıyle verecegiz» denilmisdi
Fakat iclerinden o zulmedenler sozu kendilerine soylenenden baska bir seyle koydu. Biz de ustlerine, zulmeder oldukları icin, gokden murdar bir azab indirdik
(Habibim), onlara denizin yakınında, (sahilde) ki o kasabayı (onun haalini ve ehalisinin basına gelenleri) sor. Hani onlar cumartesi gununun hurmetini ihlal ederek haddi asmıslardı. Cunku cumartesi ta´tili yapdıkları gun balıklar akın akın meydana cıkarak yanlarına geliyordu. Cumartesi ta´tili yapmayacakları gun ise gelmiyordu, iste biz, itaatdan cıkmakda olduklarından dolayı kendilerini boylece imtihan ediyorduk
Hani iclerinden bir ummet: «Allahın kendilerini (dunyada) helak edecegi veya (ahiretde) cetin bir azab ile cezalandıracagı bir kavme ne diye ogud veriyorsunuz?» dedigi zaman onlar (o va´z edenler) de: «Rabbinize ozur (dilemiye yuzumuz olsun) icin. Umulur ki sakınırlar» demislerdi
Vaktaki onlar artık edilen va´zları unutdular: Biz de kotulukden vaz gecirmekde sebat edenleri selamete cıkardık. Zulmedenleri ise yapmakda oldukları Asıklar yuzunden siddetli bir azab ile yakaladık
O vakit Rabbin (Habibim) kıyaamet gunune kadar onların uzerine kendilerini en kotu azaba ducar edecek kimseler gonderecegini yeminle i´lam (ve Hukm) etdi. Subhe yok ki Rabbin cezayı cabuk verendir. Muhakkak ki O, cok yarlıgayıcı, cok esirgeyicidir de
Onları — kimi salah erbabı, kimi bu (salandan) asagı ummetler olmak uzere — perisan bir suretde yer yuzune dagıtdık. Onları hem iyi, hem fena hallerle imtihaana cekdik ki (gozlerini acıb iyilige) donsunler
Onlardan sonra — (bir tarafdan) bu dunyanın gecici metaını kapıb: «Biz (nasıl olsa) ileride yarlıganırız» demek, (bir tarafdan) kendilerine ona benzer bir meta´ gelirse onu da (kacırmayıb) almak (da devam etmek) ozere o kitaba varis olan — kotu kimseler gelib onların yerine gecmisdir. Allaha Icardı hakdan baskasını soylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın (hukmu vech ile) te´minat alınmadı mıydı? Halbuki onda olanı durmayıp okumuslardır da. Halbuki ahiret yurdu (oyle kotu hallerden) sakınanlar icin (mahz-ı) hayırdır. Daha aklınızı basınıza almayacak mısınız
Bir de (ahiret yurdu) kitaba sımsıkı sarılanlar ve namaz; dosdogru kılanlar (icin mahz-ı hayırdır). Subhesiz ki biz iyilige calısanların mukafatını zayi´ etmeyiz
Biz bir zaman dagı, sanki o bir golgelik imis gibi, cekib (Israil ogullarının) ustlerine kaldırmısdık. Onlar hakıykaten bu, kendilerine dusecek sanmıslardı. (Iste o vakit): «Size verdigimiz (kitab) ı kuvvetle (ciddiyetle, azm ile) tutun. Onda olanı dusunun. Taki (kotulukden) sakınmıs olasınız» (demisdik)
Yahud «Daha evvel ancak atalarımız (Allaha) sirk kosmusdu. Biz de onların ardından (gelen) bir nesliz Simdi o baatılı kuranların isledigi (gunahlar) yuzunden bizi helak mı edeceksin?» dememeniz icindi
(Habibim) onlara o kimsenin haberini de oku ki biz kendisine ayetlerimizi vermisdik de, o bunlardan sıyrılıb cıkmıs, derken seytan onu arkasına takmıs, nihayet azgınlardan olmusdu
Eger dileseydik onu bu (ayetler) le yukseltirdik. Fakat o, yere saplandı, hevasına uydu. Artık onun sıfatı o kopegin haali gibidir ki ustune varsan dilini sarkıtıb solur, yahud kendi haaline bıraksan yine dilini uzatıb solur. Iste ayetlerimizi yalan sayanlar guruhunun sıfatı budur. Artık sen (Habibim) kıssayı (onlara) anlat. Belki iyice dusunurler
Andolsun ki biz cin ve insden bir cogunu cehennem icin yaratmısızdır. Onların kalbleri vardır, bunlarla idrak etmezler; gozleri vardır, bunlarla gormezler; kulakları vardır, bunlarla isitmezler. Onlar dort ayaklı hayvanlar gibidir. Hatta daha sapıkdırlar. Onlar gaflete dusenlerin ta kendileridir
En guzel isimler Allahındır. O halde Ona bunlarla dua edin. Onun isimlerinden egri (ve aykırı) yola gidenleri bırakın. Onlar, yapmakda olduklarının cezasına ugratılacaklardır
Onlar dusunmediler mi ki kendilerinin saahibinde delilik den hic bir (eser) yokdur. O, ilerideki tehlikeyi apacık haber verenden baska (bir zat) degildir
Onlar (Allahın) goklerde ve yerdeki o muazzam mulk-u saltanat (ın) a, Allahın yaratdıgı her hangi bir sey´e, belki ecellerinin yaklasmıs olduguna da hic bakmadılar mı? Artık bundan sonra hangi bir soze inanacaklar ki
Kıyaametin subut (ve vukuu) nun ne zaman oldugunu sana sorarlar. De ki: «Onun ilmi ancak Rabbimin nezdindedir. Onun vaktini kendisinden baskası acıklayamaz. Goklere de, yere de agır basmısdır o. O, size (baska suretle degil) ancak ansızın gelir. Tam ma´nasiyle biliyormussun gibi sana (tekrar) onu sorarlar (Yine) de ki: «Onun ilmi ancak Allah karındadır. Fakat insanların cogu (bunu) bilmezler»
De ki: «Ben kendim icin, Allahın dilediginden baska, ne bir faide (yi celb etmi) ye, ne de bir zarar (ı savmıy) a muktedir degilim. Eger ben gaybı bilseydim elbet daha cok hayır yapmak isterdim ve bana hic bir fenalık da dokunmazdı. Ben iman edecek her hangi bir kavme (Baslarına gelecek) azabın habercisi, (Cennetin) mujdeci (si) olmakdan baska (bir sey) degilim»
O, sizi bir candan (Ademden) yaratan, bundan da, (gonlu) kendisine (yatıb) ısınsın diye, esini yapan Odur (Allahdır). Vakta ki o, (esini) ortub burudu, o da hafif bir yuk yuklendi de (bir muddet) bununla gidip geldi. Nihayet (gebeligi) agırlasınca ikisi de Rablerine soyle dua etdiler: «Eger bize duzgun (hilkati tam) bir cocuk verirsen andolsun ki her halde sukredenlerden olacagız»
Fakat (Allah) onlara duzgun (bir cocuk) verince kendilerine verdigi bu (cocuk) hakkında ona esler tutmıya basladılar. Onlar neyi es tutuyorlarsa Allah onlardan (munezzehdir) yucedir
Eger bunları (putları) dogru yolu gostermiye cagırırsanız size uymazlar. Onları (musrikleri) ha da´vet etmissiniz, ha (etmeyib) susmussunuz, size karsı (durumları) birdir
Onların yuruyecekleri ayakları mı, yoksa tutacakları elleri mi, yahud gorecekleri gozleri mi, yoksa isidecekleri kulakları mı, (nesi) var? (Habibim) de ki: «Cagırın ortaklarınızı, sonra bana (istediginiz) tuzagı kurun da soyle bir goz bile acdırmayın bana»
Takvaya erenler (yok mu?) onlara seytandan her hangi bir arıza ilisdigi zaman (Allahın emr veya nehy etdigi seyleri) iyice dusunurler, bir de bakarsın ki onlar (hakıykatı) gorup bilmislerdir bile
Onlara (istedikleri) bir ayet gelmedigi vakit derler ki: «(Kendinden derib) onları toplasaydın ya!». De ki: «Rabbimden bana ne vahy olunursa ben ancak ona uyarım. Bu (Kur´an ayetleri, kalblerinize) Rabbinizden (acılan) gozlerdir, iman edecek bir kavm icin (mahz-ı) hidayet ve rahmetdir»