Back to Languages

Turkish - Chapter 7 - Al-Araf

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Araf 7:1

Elif, lam, Mim, Saad

Verse 2 — Surah Al-Araf 7:2

(Bu sure, yahud Kur´an) — onunla (halkı) inzar etmekligim icin, mu´minlere de bir ogud olmak uzere — sana indirilen bir kitabdır. Artık bundan dolayı goksunde bir sıkıntı olmasın

Verse 3 — Surah Al-Araf 7:3

Rabbinizden size indirilen (Kur´an-ı kerim) e uyun, ondan baska (larını) veliler (edinib de kendilerin) e uymayın. Ne kadar az ogud tutuyorsunuz

Verse 4 — Surah Al-Araf 7:4

Biz nice memleketler (ehalisin) i helak etdik. Oyle ki (kah) geceleyin, kah onlar kaylule ederlerken azabımız gelib catdı onlara

Verse 5 — Surah Al-Araf 7:5

Kendilerine azabımız geldigi zaman cagrısları «Biz hakikaten zaalimlerdendik» demelerinden baska (bir sey) olmadı

Verse 6 — Surah Al-Araf 7:6

Kendilerine (peygamber) gonderilenlere de mutlak soracagız, onlara gonderilen (peygamber) lere de her halde soracagız

Verse 7 — Surah Al-Araf 7:7

(Soracagız da) kendilerine karsı (olub biteni mutlak) bir ilim ile her halde anlatacagız. (Cunku) biz (onlardan hic bir zaman) gaaib degildik

Verse 8 — Surah Al-Araf 7:8

(Herkesin dunyada yapıb etdigini) tartmak da o gun hakdır. Artık kim (ler) in terazileri agır basarsa iste onlar murada erenlerin ta kendileridir

Verse 9 — Surah Al-Araf 7:9

Kimin de tartıları hafif gelirse bunlar da, ayetlerimize zulmeder oldukları icin, kendilerine cok yazık etmis kimselerdir

Verse 10 — Surah Al-Araf 7:10

Andolsun, sizi yer (yuzun) de yerlesdirmisiz, size orada bir cok gecim vasıtaları yaratmısızdır. Ne az sukredersiniz

Verse 11 — Surah Al-Araf 7:11

Andolsun, sizi (evvela), yaratdık, sonra size suuret verdik, sonra da meleklere: «Ademe (yahud Adem icin Allaha) secde edin» dedik. Hemen secde etdiler. Fakat Iblis dayatdı, secde edicilerden olmadı

Verse 12 — Surah Al-Araf 7:12

(Allah) dedi: «Sana emretdigim zaman secde etmemen (i mu-cib olan, seni secde etmek) den men´eden (sebeb) neydi?» (Iblis) dedi: «Ben ondan (Ademden) hayırlıyım. (Cunku) beni atesden yaratdın, onu camurdan yaratdın»

Verse 13 — Surah Al-Araf 7:13

(Allah) oyleyse, dedi, hemen in oradan. Artık senin orada kibirlenmen, kafa tutman gerekmez. Hemen cık (git). Cunku sen alcaklardansın

Verse 14 — Surah Al-Araf 7:14

(Iblis) dedi: «Bana (halkın) dirilib kaldırılacakları gune kadar muhlet ver

Verse 15 — Surah Al-Araf 7:15

(Allah) dedi ki: «Sen muhlet verilmislerdensin»

Verse 16 — Surah Al-Araf 7:16

«(Iblis) oyleyse, dedi, (madem ki) Sen beni azgınlıga mahkum etdin, ben de bu sebeble, andolsun ki, onlar (ı sapdırmak) icin senin dogru yolunda (pusu kurub) oturacagım»

Verse 17 — Surah Al-Araf 7:17

«Sonra, andolsun, onların onlerinden, arkalarından, saglarından, sollarından kendilerine gelecegim (musallat olacagım). Sen de onların cogunu sukredici (kimse) ler bulmayacaksın»

Verse 18 — Surah Al-Araf 7:18

(Allah) dedi ki: «(Her yonden) zem ve tahkıyre ugramıs ve (rahmetimden) kogulmus olarak cık oradan. Yemin ederim ki, onlardan kim sana uyarsa cehennemi butun sizden dolduracagım»

Verse 19 — Surah Al-Araf 7:19

Ey Adem, sen, zevcenle birlikde, cennetde yerles (in) de ikiniz de dilediginiz yerden yeyin. (Ancak) su agaca yaklasmayın. Sonra (kendilerine) yazık etmislerden olursunuz

Verse 20 — Surah Al-Araf 7:20

Derken seytan, onlardan gizli bırakılmıs o cirkin yerlerini kendilerine acıklamak (gostermek) icin ikisine de vesvese verdi: «Rabbiniz size bu agacı baska bir sey icin degil, ancak iki melek olacagınız, yahud (olumden azade ve) ebedi kalıcılardan bulunacagınız icin (ya´ni boyle olmayasınız diye) yasak etdi» dedi

Verse 21 — Surah Al-Araf 7:21

Bir de onlara: «Subhesiz ki ben sizin iyiliginizi isteyenlerdenim» diye yemin etdi

Verse 22 — Surah Al-Araf 7:22

Iste bu suuretle ikisini de aldatarak (o agacdan yemiye) tenezzul ettirdi Agac (in meyvesin) i tatdıkları anda ise o cirkin yerleri kendilerine acılıverdi ve uzerlerine cennet yapragından ust uste yamayıb ortmiye basladılar. Rableri de: «Ben size bu agacı yasak etmedim mi? Seytan size muhakkak apacık bir dusmandır demedim mi?» diye nida etdi

Verse 23 — Surah Al-Araf 7:23

Dediler: «Ey Rabbimiz, kendimize yazık etdik. Eger bizi bagıslamaz, bizi esirgemezsen her halde (maddi ve ma´nevi en buyuk) zarara ugrayanlardan olacagız»

Verse 24 — Surah Al-Araf 7:24

(Allah) dedi ki: «Kiminiz kiminize dusman olarak inin. Yer (yuzun) de sizin icin bir zamana kadar yerlesib kalmak ve gecinmek (mukadderdir)»

Verse 25 — Surah Al-Araf 7:25

Dedi ki: «Orada yasayacaksınız, orada oleceksiniz, yine oradan (dirilib) cıkarılacaksınız»

Verse 26 — Surah Al-Araf 7:26

Ey Adem ogulları, size (seytanın acmak istedigi) cirkin yerlerinizi ortecek bir libas, bir de giyib susleneceginiz bir libas indirdik. Takvaa libası ise, o, daha hayırlıdır. Bu (libasların indirilmesi) Allahın (fazl-u rahmetine delalet eden) ayetlerinden (alametlerinden) dir. Taki (insanlar) iyice dusunsunler (nimetlerinin kadrini bilsinler)

Verse 27 — Surah Al-Araf 7:27

Ey Adem ogulları seytan ana ve babanızı fena, yerlerini kendilerine gostermek icin, elbiselerini soyarak nasıl cennetden cıkardıysa sakın size de bir fitne (bela) yapmasın. Cunku o da, kabiylesinden olan (lar) da sizi, sizin kendilerini goremeyeceginiz yer (ler) den muhakkak gorur (ler). Biz seytanları iman etmeyeceklerin velileri yapdık

Verse 28 — Surah Al-Araf 7:28

Onlar (o iman etmeyenler) bir hayaasızlık yapdıkları zaman «Biz atalarımızı da bunun uzerinde bulduk. Allah da bize bunu emretdi» dediler. (Onlara) soyle: «Allah hic bir zaman kotulugu emretmez. Bilmeyeceginiz seyleri Allahın uzerine mi (atıb) soyluyorsunuz»

Verse 29 — Surah Al-Araf 7:29

De ki: «Rabbim adaleti emretdi. Her secde yerinde yuzlerinizi (kıbleye) dogrultun. Ona — dinde ancak kendine (baglı, gosterisden bayagı emellerden uzak haalis ve) muhlis (insan) lar olarak — ibadet edin. ilkin sizi yaratdıgı gibi yine (Ona) doneceksiniz

Verse 30 — Surah Al-Araf 7:30

(Allah) bir kısmına hidayet verdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Cunku bunlar Allahı bırakıb seytanları kendilerine dostlar ve amirler edindiler, oyle sanıyorlar ki onlar hakıykaten dogru yolu bulmuslardır

Verse 31 — Surah Al-Araf 7:31

Ey Adem ogulları, her mescid huzurunda zinetinizi alın (giyin). Yeyin, icin, israf etmeyin. Cunku O (Allah) israf edenleri sevmez

Verse 32 — Surah Al-Araf 7:32

De ki: «Allahın kulları icin cıkardıgı zineti, temiz ve hos rızıkları kim haram etmis»? De ki: «O (nlar), dunya hayatında iman edenler icindir. Kıyamet gunu ise yalınız (ve yalınız) onlara mahsusdur». Iste biz ayetleri, bilirler icin, boylece tafsıyl ederiz

Verse 33 — Surah Al-Araf 7:33

De ki: «Rabbim ancak hayasızlıkları, onların acıgını, gizlisini, bununla beraber (her turlu) gunahı, haksız isyanı, Allaha — hic bir zaman bir burhan indirmedigi — her hangi bir sey´i es tutmanızı, Allaha bilmeyeceginiz seyleri isnad etmenizi haram etmisdir»

Verse 34 — Surah Al-Araf 7:34

Her ummetin (mukadder) bir eceli vardır. Binaen´aleyh o muddetleri gelince bir saat ne geri bırakabilirler, ne one alabilirler

Verse 35 — Surah Al-Araf 7:35

Ey Adem ogulları, eger size icinizden ayetlerimi kendinize anlatacak peygamberler gelir ve artık kim (onlara muhaalefetden) sakınır ve (nefsini) ıslah ederse onlar icin bir korku yokdur, onlar mahzun da olacak degillerdir

Verse 36 — Surah Al-Araf 7:36

Ayetlerimizi yalan sayanlar (a) ve onları kibirlerine yediremiyenler (e gelince:) Onlar da o atesin yaranıdırlar. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar

Verse 37 — Surah Al-Araf 7:37

O halde Allaha karsı (demedigini soyledi diye) yalan uydurub atandan, yahud Onun ayetlerini yalan sayandan daha zaalim kimdir? Onların kitabdan nasıybleri (ne ise) kendilerine erisecekdir. Nihayet elci (melek) lerimiz, canlarını almak uzere onlara geldikleri vakit diyecekler ki: «Allahı bırakıb da tapa geldiginiz (tanrılarınız) nerede»? (Cevaben soyle) diyecekler: «Onlar bizi bırakıb gaaib oldular». Kendileri kendi aleyhlerine, muhakkak kufredenler olduklarına, sahidlik edeceklerdir

Verse 38 — Surah Al-Araf 7:38

(Allah) diyecek: «Ins ve cinden sizden evvel gecmis ummetler arasında siz de girin bu atesin icine». Her ummet girdikce (kendisine uyub saydıgı) hemsiresine la´net edecek. Nihayet hepsi birbiri ardınca oraya girib toplanınca da sonrakiler evvelkiler icin: «Ey Rabbimiz, diyecek, iste bizi bunlar saptırdılar. Onun icin bunlara atesden katmerli azab ver». Buyuracak ki: «Herkes icin katmerli. Su kadar ki siz (bunu) bilmezsiniz»

Verse 39 — Surah Al-Araf 7:39

Onların evvelkileri de sonrakilerine: «Sizin bize karsı hicbir ustunlug (unuz) yokdur. O halde ne kazanmıs idiyseniz karsılıgı olan azabı tadın» dedi (diyecek)

Verse 40 — Surah Al-Araf 7:40

Bizim ayetlerimizi yalan sayıb da onlara karsı kibirlenmek isteyenler (yok mu?) onlar icin gok kapıları acılmayacak, onlar, deve igne deligine girinceye kadar, cennete girmeyeceklerdir. Biz gunahkarları boyle cezalandırırız

Verse 41 — Surah Al-Araf 7:41

Onlara cehennem (de, altlarında ates) den dosekler, ustlerinde (yine atesden) ortuler vardır. Biz zaalimleri boyle cezalandırırız

Verse 42 — Surah Al-Araf 7:42

Iman edip de guzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince:) — ki biz hic bir kimseye gucu yeteceginden baskasını yuklemeyiz— onlar cennetin yaranıdırlar. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar

Verse 43 — Surah Al-Araf 7:43

Kinden goguslerinde (dunyadan kalma) ne varsa sokub atacagız. Altlarından ırmaklar akacakdır. «Hamd olsun Allaha ki, derler, bizi hidayetiyle buna kavusdurdu. Eger Allah bize hidayet etmeseydi kendiligimizden bunun yolunu bulmus olamazdık. Andolsun ki, Rabbimizin peygamberleri gercegi getirmislerdir». Onlara: «Iste (dunyada) yapmakda devam etdiginiz (iyi isler) sayesinde mirascı edildiginiz cennet budur» diye nida edilecekdir

Verse 44 — Surah Al-Araf 7:44

Cennet yaranı, ates yaranına (cehennemliklere): «Rabbimizin bize va´detdigini hak bulduk. Siz de Rabbinizin (tehdid olarak) bildirdigini (cezayı) gercek buldunuz mu?» diye nida eder (ler). Onlar da: «Evet (oyle bulduk)» derler. Bunun uzerine aralarında bir munadi: «Allahın la´neti zaalimlerin tepesine» diye unler

Verse 45 — Surah Al-Araf 7:45

Ki Onlar, Allahın yolundan (insanları) men´ edegelenler, onu egri (hakka aykırı) bir haale getirmek isteyenlerdi. Onlar ahireti de inkar edicilerdi»

Verse 46 — Surah Al-Araf 7:46

Iki (taraf) arasında (surdan) bir perde ve «A´raaf» uzerinde de (cennetlik ve cehennemliklerin) her birini simalarıyle tanıyacak (muvahhid) rical vardır ki onlar henuz oraya (cennete) girmemis, fakat onlar girmeyi siddetle arzu eder olarak cennet yaranına: «Selamun aleykum» diye nida ederler

Verse 47 — Surah Al-Araf 7:47

Gozleri ehl-i cehennem tarafına cevrildigi zaman da: «Ey Rabbimiz, bizi zaalimler guruhu ile beraber bulundurma» derler

Verse 48 — Surah Al-Araf 7:48

(Yine) a´raaf yaranı (kafirlerden) simalarıyla tanıdıkları (elebası) birtakım adamlara soyle nida ederek derler: «Ne coklugunuz (yahut topladıgınız mallar), ne de (hakka karsı) yeltenmekde devam etdiginiz o kibr (-u azamet) size hic bir faide vermedi»

Verse 49 — Surah Al-Araf 7:49

«Kendilerini Allahın, rahmetine erdirmeyecegine yemin etdiginiz kimseler bunlar (bu ehl-i cennet) mi idi? Girin cennete. Size hic bir korku yokdur ve siz mahzun da olacak degilsiniz»

Verse 50 — Surah Al-Araf 7:50

Ates yaranı, cennet yaranına: «Su (yunuz) dan veya Allahın size verdigi rızıkdan biraz da bize akıtın» diye feryad ederler. Onlar da: «Dogrusu, derler, Allah bunları kafirlere haram etdi»

Verse 51 — Surah Al-Araf 7:51

(O kafirler) ki onlar dinlerini bir eglence ve bir oyun edinmislerdi. Onları dunya hayaatı aldatmısdı. Iste onlar nasıl su gunlerine kavusmayı unutdular, ayetlerimizi nasıl bilerek inkar etdiler idiyse biz de bugun onları oylece unutacagız

Verse 52 — Surah Al-Araf 7:52

Andolsun, biz onlara oyle bir kitab getirmisizdir ki iman edecek herhangi bir kavme (mahz-ı) hidayet ve rahmet olmak icin onu tam bir ilim uzere tafsıyl etmisizdir

Verse 53 — Surah Al-Araf 7:53

Onlar (kafirler) onun te´vilinden baskasını bekler mi? (Hayır). Onun haber verdigi akıbetin (baslarına) geldigi gun ise daha evvelden onu (o akıbeti) unutanlar diyecek (ler) ki; «Cidden Rabbimizin Peygamberleri hakkı (gercegi) getirmisdir. Simdi bizim icin sefaatcilerden (kimse) var mıdır ki bize sefaat etsinler, yahud (dunyaye) dondurulur muyuz ki (evvelce) yapmıs oldugumuzdan baskasını yapalım». Onlar kendilerine cidden yazık etmislerdir. Uydurmakda devam etdikleri seyler (putlar) da kendilerinden uzaklasıb gaaib olmusdur

Verse 54 — Surah Al-Araf 7:54

Subhesiz ki Rabbiniz, gokleri ve yeri altı gunde yaratan, sonra (emri) ars uzerinde hukumran olan Allahdır. Kendisini durmayıb kogalayan gunduze geceyi O buruyub orter. Gunesi, ayı, yıldızları — hepsi de emrine ram olarak — (yaratan O). Haberin olsun ki yaratmak da, emretmek de Ona mahsus. Alemlerin Rabbi olan Allahın sanı ne kadar yucedir

Verse 55 — Surah Al-Araf 7:55

Rabbinize yalvara yakara, gizlice dua edin. Su bir hakıykatdır ki: Allah haddi asanları sevmez

Verse 56 — Surah Al-Araf 7:56

Yer (yuzun) de — o, iyi bir haale getirildikden sonra da — fesadcılık etmeyin. Ona (Cenab- Hakka), korkarak ve umarak, dua edin. Subhe yok ki iyi hareket edenlere Allahın rahmeti cok yakındır

Verse 57 — Surah Al-Araf 7:57

O, rahmetinin onunden ruzgarı mujdeci gonderendir. Nihayet bunlar (su ile yuklu) agır agır bulutları kaldırıb yuklendigi zaman (gorursun ki) biz on (lar) ı olmus bir memlekete sevketmisizdir. Derken ona su indirmisizdir de orada her (turlusunden) meyveler (mahsuller) cıkarmısızdır. Iste oluleri de (diriltib kabirlerinden) boyle cıkaracagız biz. Gerek ki (bunları) iyi dusunub ibret alasınız

Verse 58 — Surah Al-Araf 7:58

(Topragı verimli) guzel memleketin nebatı, Rabbinin izniyle (bol) cıkar. Fena olandan ise faidesi pek az bir seyden baskası cıkmaz. Iste sukredecek bir kavm icin ayetleri boyle cesidli olarak acıklarız

Verse 59 — Surah Al-Araf 7:59

Andolsun, Nuhu kavmine peygamber gonderdik de: «Ey kavmim, dedi, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan baska hic bir Tanrınız yokdur. Ben buyuk bir gunun ustunuze (gelecek) azabından cidden korkuyorum»

Verse 60 — Surah Al-Araf 7:60

Kavminden ileri gelenler de soyle dedi: «Biz seni hic subhesiz apacık bir sapıklık icinde goruyoruz»

Verse 61 — Surah Al-Araf 7:61

(Bunun uzerine Nuh) dedi ki: «Ey kavmim, bende hic bir sapıklık yokdur. Fakat ben kainatın Rabbinden (gonderilmis) bir peygamberim»

Verse 62 — Surah Al-Araf 7:62

«Size Rabbimin vahyetdiklerini teblig ediyorum, sizin iyiliginizi istiyorum. Ben sizin bilmeyeceklerinizi de Allahdan (gelen vahy ile) biliyorum»

Verse 63 — Surah Al-Araf 7:63

«Size o korkunc akıbeti haber vermek icin, korunmanız icin ve belki (o sayede) rahmete kavusdurulmanız icin kendinizden bir adam (vasıtasiyle) Rabbinizden size bir ihtaar geldi diye teaccub mu etdiniz»

Verse 64 — Surah Al-Araf 7:64

Bunun uzerine onu yalanladılar. Biz de kendisini ve beraberinde gemide bulunanları selamete erdirdik, ayetlerimizi yalan sayanları (tuufan ile) dogduk. Cunku onlar (kalb gozleri) kor (olan) bir kavm idiler

Verse 65 — Surah Al-Araf 7:65

Ad (kavmine) de kardesleri Hudu (gonderdik). O, (kavmine soyle) dedi: «Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan baska hic bir Tanrınız yokdur. (Hala Allahdan) korkmayacak mısınız»

Verse 66 — Surah Al-Araf 7:66

Kavminin ileri gelenlerinden kafir bir cemaat de: «Biz seni muhakkak bir beyinsizlik icinde goruyoruz, seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz» dedi

Verse 67 — Surah Al-Araf 7:67

(Bunun uzerine Hud): «Ey kavmim, dedi, bende hic bir beyinsizlik yokdur. Fakat ben alemlerin Rabbinden (gonderilmis) bir peygamberim»

Verse 68 — Surah Al-Araf 7:68

«Size Rabbimin vahyetdiklerini teblig ediyorum, ben sizin emin bir hayrhaahınızım»

Verse 69 — Surah Al-Araf 7:69

«Size o korkunc akıbeti haber vermek icin icinizden bir adam (vasıtasiyle) Rabbinizden size bir ihtaar gelmesi tuhafınıza mı gitdi? Dusunun ki O, sizi Nuh kavminden sonra hukumdarlar yapdı, size yaratılısda onlardan ziyade boy bos (ve kuvvet) verdi. O halde Allahın ni´metlerini (unutmayıb) hatırlayın ki kurtulusa erdirilesiniz»

Verse 70 — Surah Al-Araf 7:70

Dediler: «Sen bize yalınız Allaha kulluk etmemiz, atalarımızın tapmakda olduklarını bırakmamız icin mi geldin? O halde dogruculardan isen bizi tehdid etmekde oldugun sey´i (azabı) getir bize»

Verse 71 — Surah Al-Araf 7:71

(Hud) dedi: «Rabbinizden uzerinize bir azab, bir gazab hak oldu muhakkak. Kendinizin ve atalarınızın takdıgınız (duzme) bir takım adlar (tanrılar) hakkında, Allah onlara bir huccet indirmemisken, benimle mucadele mi ediyorsunuz? Artık bekleyin. Subhesiz ben de sizinle beraber (onu) bekleyenlerdenim»

Verse 72 — Surah Al-Araf 7:72

Bunun uzerine kendisini de, onunla beraber olanları da, katımızdan bir rahmet ile, kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayıb iman etmemis olanların ise kokunu kesdik

Verse 73 — Surah Al-Araf 7:73

Semud (kavmine) de kardesleri Saalihi (gonderdik). De ki: «Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan baska hic bir Tanrınız yokdur. Size Rabbinizden apacık bir mu´cize gelmisdir. Iste size bir alamet olmak uzere Allahın su disi devesi! Onu (kendi haaline) bırakın, Allahın arzında otlasın. Ona bir fenalıkla dokunmayın. Sonra sizi acıklı bir azab yakalar»

Verse 74 — Surah Al-Araf 7:74

«Dusunun ki (Allah) sizi Ad´den sonra hukumdarlar yapdı. Yer yuzunde sizi yerlesdirdi. Ovalarından koskler yapıyor, daglarından evler yontuyorsunuz. Artık (hepiniz) Allahın lutuflarını anın, yer yuzunde fesadcılar olub taskınlık yapmayın

Verse 75 — Surah Al-Araf 7:75

Onun kavminden (iman etmeyi) kibirlerine yediremeyen ileri gelenleri de kendilerince hor gorunenlere, onların icinden iman edenlere soyle dedi (ler): «Siz, Saalihin gercekden Rabbi katından gonderilmis bir peygamber oldugunu biliyor musunuz»? Onlar da: «Biz, dediler, dogrusu onunla ne gonderildiyse ona iman edicileriz»

Verse 76 — Surah Al-Araf 7:76

(Yine) o kibirlenen kimseler: «Biz, dogrusu o sizin iman etdiginizi inkar ile kafir olanlarız» dedi (ler)

Verse 77 — Surah Al-Araf 7:77

Derken o disi deveyi, ayaklarını keserek, oldurduler. Rablerinin emrinden (uzaklasıb) isyan etdiler ve: «Saalih, eger sen gonderilmis peygamberlerden isen bizi tehdid edib durdugun azabı getir bize» dediler

Verse 78 — Surah Al-Araf 7:78

Bunun uzerine onları siddetli bir sarsıntı tutuverdi de yurtlarında diz ustu coken (helake ugrayan) kimseler oldular

Verse 79 — Surah Al-Araf 7:79

O da onlardan yuz cevirdi ve (kendi kendine) soyle dedi: «Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin elcilerini teblig etmisimdir. Size hayrhahlık gostermisimdir. Fakat siz hayrhahları sevmezsiniz ki»

Verse 80 — Surah Al-Araf 7:80

Lutu (gonderdik). Hani o, kavmine: «Sizden evvel, demisdi, alemlerden hic birinin yapmadıgı hayasızlıgı mı yapıyorsunuz»

Verse 81 — Surah Al-Araf 7:81

«Cunku siz kadınları bırakıb da sehvetle erkeklere yanasıyorsunuz. Meger siz haddi asan bir kavm imissiniz»

Verse 82 — Surah Al-Araf 7:82

Kavminin cevabı «Cıkarın onları memleketinizden. Cunku onlar fazla temizlik yapar insanlardır» demelerinden baska (bir sey) olmadı

Verse 83 — Surah Al-Araf 7:83

Bunun uzerine biz de hem onu, hem geride kalanlardan olan karısından baska butun ehlini kurtardık

Verse 84 — Surah Al-Araf 7:84

Onların uzerine bir (azab) yagmur (u) yagdırdık. Iste bak gunahkarların sonu nice olmusdur

Verse 85 — Surah Al-Araf 7:85

Medyen (evladlarına) da kardesleri Suaybı (gonderdik). Dedi ki: «Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan baska hic bir Tanrınız yokdur. Rabbinizden size apacık bir burhan gelmisdir. Artık kileyi, teraziyi tam tutun, insanların esyasına (karsı) haksızlık etmeyin. Yer yuzunu — o, ıslah edildikden sonra — fesada vermeyin. (Bana) inanıcı iseniz (bu soylediklerim) sizin icin hayırlıdır»

Verse 86 — Surah Al-Araf 7:86

«Ve siz, Allaha iman edenleri tehdid ederek, (onları) Allahın yolundan men´ederek, onun (o yolun) egriligini arayarak, oyle her caddenin basını tutub oturmayın. Dusunun ki vaktiyle siz, pek az idiniz de (Allah) sizi cogaltdı. Bakın ki fesad cıkaranların sonu nice olmusdur»

Verse 87 — Surah Al-Araf 7:87

«Eger icinizden bir kısmı benimle gonderilen sey´e (hakıykate) iman etmis, bir kısmı da inanmamıssa, Allah aramızda hukmunu verinceye kadar, sabredin. O, haakimlerin en hayırlısıdır»

Verse 88 — Surah Al-Araf 7:88

Onun kavminden (iman etmeyi) kibirlerine yediremeyen kodamanlar soyle dedi: «Ey Suayb, seni ve beraberindeki iman edenleri ya muhakkak memleketimizden cıkaracagız, yahud mutlaka bizim dinimize doneceksiniz». O: «Ya istemesek de mi?» dedi

Verse 89 — Surah Al-Araf 7:89

«(Oyle amma) Allah bizi ondan kurtardıkdan sonra yine sizin dininize donersek Allaha karsı muhakkak yalan dusmus, iftira etmisizdir (demekdir). Ona donmemiz bizim icin olacak sey degildir, Meger ki Rabbimiz olan Allah dileye. Rabbimizin ilmi her sey´i kaplamısdır. Biz ancak Allaha guvenib dayandık. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimizin arasında Sen hak olanı hukmet. Sen hukmedenlerin en hayırlısısın»

Verse 90 — Surah Al-Araf 7:90

Onun kavminden kafir olan ileri gelirler: «(Dininizi terk ile) Suaybe uyarsanız, andolsun ki, o takdirde muhakkak en buyuk zarara ugramıs kimseler olacaksınız» dedi

Verse 91 — Surah Al-Araf 7:91

Bunun uzerine onları o mudhis zelzele yakalayıverdi de yurdlarında diz ustu coken (helake ugrayan) kimseler oldular

Verse 92 — Surah Al-Araf 7:92

Suaybı yalanlayanlar zaten (yurdlarında) oturmuslar gibi oldular. Suaybı yalanlayanlardır ki en buyuk zarara ugrayanlar onlar olmuslardır

Verse 93 — Surah Al-Araf 7:93

Bunun uzerine (Suayb) onlardan yuz cevirib (kendi kendine) dedi ki: «Andolsun, ey kavmim, ben size Rabbimin gonderdigi (hukumleri) ulasdırdım, sizin iyiliginizi istedim. Simdi ben o kafirler guruhuna karsı nasıl tasalanırım»

Verse 94 — Surah Al-Araf 7:94

Biz hangi memlekete bir peygamber gonderdi isek onun halkını (peygamberlerini tanımamaları yuzunden) yalvarıb yakarsınlar diye mutlakaa fakirlikle, siddetle, hastalıkla (sıkıb) yakaladık

Verse 95 — Surah Al-Araf 7:95

Sonra bu sıkıntının yerine iyilik (selamet, bolluk) verdik. Nihayet cogaldılar, «Atalarımıza da (gah boyle) fakirlik, siddet, hastalık, (gah) iyilik, genislik dokunmusdur» dediler. Bunun uzerine biz de kendileri farkına varmadan, onları ansızın tutub yakalayıverdik

Verse 96 — Surah Al-Araf 7:96

Eger o memleketler halkı iman edib de (kufur ve isyandan) sakınmıs olsalardı elbette uzerlerine gokden ve yerden nice bereket (hazine) ler (ini) acardık. Fakat onlar (peygamberlerini) yalanladılar da biz de kazanmakda oldukları (kufur ve isyan) yuzunden onları tutub yakaladık

Verse 97 — Surah Al-Araf 7:97

O memleketlerin halkı, kendileri geceleyin uyurlarken, azabımızın onlara gelib catmasından (korkmayıb) emin mi oldu (lar)

Verse 98 — Surah Al-Araf 7:98

Yoksa o memleketlerin ehalisi, kendileri gupegunduz oynarlarken, azabımızın onlara gelib catmasından mı (korkmayıb) emin oldu (lar)

Verse 99 — Surah Al-Araf 7:99

Onlar artık Allahın (kendilerini) ihmal (etdigi) inden mi emin oldular? Fakat buyuk zararı goze alanlar guruhundan baskası Allahın imhalinden emin olmaz

Verse 100 — Surah Al-Araf 7:100

(Evvelki) saahiblerinden sonra yer yuzune varis olanlara haala su (hakıykat) belli olmadı mı ki eger biz dileseydik onları da gunahlarından dolayı musıybetlere ugratırdık. Biz onların kalbleri uzerine muhur basarız. Binaen´aleyh (hakıykatı) isitmezler

Verse 101 — Surah Al-Araf 7:101

Iste o memleketler (in haali! Habibim) sana onların haberlerinden bir kısmını naklediyoruz. Andolsun ki peygamberleri onlara apacık alametler (mu´cizeler) getirmisdir. Fakat daha evvelden yalanlamıs oldukları seylere iman etmediler. Iste kafirlerin yureklerine Allah boyle muhur basar

Verse 102 — Surah Al-Araf 7:102

Biz onların cogunda ahd (e vefa) bulmadık, onların cogunu muhakkak ki itaatden cıkmıs kimseler bulduk

Verse 103 — Surah Al-Araf 7:103

Sonra onların (o peygamberlerin) ardından Musayi ayetlerimizle Fir´avne ve onun cem´iyyetine (peygamber olarak) gonderdik de (o ayetlere) zulm etdiler. Bak ki fesadcıların sonu nice oldu

Verse 104 — Surah Al-Araf 7:104

Musa: «Ey Fir´avn, dedi, ben hic subhesiz ki alemlerin Rabbi katından gonderilmis bir peygamberim»

Verse 105 — Surah Al-Araf 7:105

«Allaha karsı hakdan baskasını soylememekligim (uzerime) borcdur. Size Rabbinizden acık bir alametle gelmisimdir. Artık Israil ogullarını benimle beraber gonder»

Verse 106 — Surah Al-Araf 7:106

(Fir´avn soyle) dedi: «Eger sen bir ayet (mu´cize) getirdiysen goster onu, eger sadıklardan isen»

Verse 107 — Surah Al-Araf 7:107

Bunun uzerine (Musa) asasını bırakdı, bir de ne gorsunler: O, apacık bir ejderhadır

Verse 108 — Surah Al-Araf 7:108

Elini cıkardı. Ne gorsunler: O da temasa edenlere (ısıklar sacan) bembeyaz (bir el)

Verse 109 — Surah Al-Araf 7:109

Fir´avnın kavminden ileri gelenler dedi ki: «Bu sizi yurdunuzdan cıkarmak isteyen bilgin bir buyucudur muhakkak». (Fir´avn sordu:) «O halde ne buyurursunuz»

Verse 110 — Surah Al-Araf 7:110

Fir´avnın kavminden ileri gelenler dedi ki: «Bu sizi yurdunuzdan cıkarmak isteyen bilgin bir buyucudur muhakkak». (Fir´avn sordu:) «O halde ne buyurursunuz»

Verse 111 — Surah Al-Araf 7:111

Dediler ki: «Onunla kardesini alıkoy, sehirlere toplayıcılar yolla da bilgic sihirbaz (lar) in hepsini getirsinler sana»

Verse 112 — Surah Al-Araf 7:112

Dediler ki: «Onunla kardesini alıkoy, sehirlere toplayıcılar yolla da bilgic sihirbaz (lar) in hepsini getirsinler sana»

Verse 113 — Surah Al-Araf 7:113

Sihirbazlar Fir´avna geldi. Dediler ki: «Eger galebeyi kazananlar biz olursak elbet bize bir mukafat var, degil mi»

Verse 114 — Surah Al-Araf 7:114

(Fir´avn): «Var ya, dedi, hem siz (benim) en yakınlar (ım) dan da olacaksınız muhakkak»

Verse 115 — Surah Al-Araf 7:115

(Sihirbazlar) dediler: «Musa, sen mi (ilkin hunerini ortaya) atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım»

Verse 116 — Surah Al-Araf 7:116

(Musa): «Siz atın» dedi. Vaktaki atdılar, halkın gozlerini buyulediler, onlara korku saldılar, buyuk bir sihir (meydana) getirmis oldular

Verse 117 — Surah Al-Araf 7:117

Biz de Musaya: «Bırak asaanı» diye vahyetdik. Bir de ne gorsunler: Bu, onların butun uydurub duzduklerini yakalayıb yutuyor

Verse 118 — Surah Al-Araf 7:118

Iste, bu suretle hak yerini buldu, onların yapmakda oldukları seyler de bir hic olub gitdi

Verse 119 — Surah Al-Araf 7:119

Artık orada yenildiler, zelil ve makhur geri donduler

Verse 120 — Surah Al-Araf 7:120

Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar

Verse 121 — Surah Al-Araf 7:121

«Alemlerin Rabbine, Musa ve Harunun Rabbine iman etdik» dediler

Verse 122 — Surah Al-Araf 7:122

«Alemlerin Rabbine, Musa ve Harunun Rabbine iman etdik» dediler

Verse 123 — Surah Al-Araf 7:123

Fir´avn «Ben size izin vermeden, dedi, Ona iman mı etdiniz? Bu, hic subhesiz ki sehirde — onun halkını icinden cıkarmanız icin — kurdugunuz bir hıylekarlıkdır. Yakında (basınıza ne gelecegini) bilirsiniz siz»

Verse 124 — Surah Al-Araf 7:124

«Elbet ve elbet ellerinizi, ayaklarınızı caprazına kesdirecegim. (Bundan) sonra da elbet ve elbet topunuzu asdıracagım»

Verse 125 — Surah Al-Araf 7:125

«Biz, dediler, subhesiz ki nihayet (olerek) Rabbimize donuculeriz»

Verse 126 — Surah Al-Araf 7:126

«Sen bizden, baska bir sebeble degil, ancak Rabbimizin ayetlerine —onlar bize geldigi zaman — iman etdik diye intikam alacaksın». (Sonra soyle niyaz etdiler:) «Ey Rabbimiz, ustumuze sabır yagdır, bizi muslumanlar olarak oldur»

Verse 127 — Surah Al-Araf 7:127

Fir´avn kavminden olan ileri gelenler soyle dedi: «Musayi ve kavmini — fesadcılık etmeleri, seni de, Tanrılarını da terk etmesi icin mi — bu toprakda (Mısırda) bırakacaksın? O da: «(Eskiden oldugu gibi yine) ogullarını oldurturuz, yalınız kadınlarını sag bırakırız. Subhesiz ki biz onların tepesinde kahredicileriz» dedi

Verse 128 — Surah Al-Araf 7:128

Musa, kavmine: «Allahdan yardım isteyin. Katlanın. Subhesiz ki yer, Allahındır. Ona kullarından biri dilerse onu mirascı yapar. Sonuc ise (fenalıklardan) sakınanlarındır» dedi

Verse 129 — Surah Al-Araf 7:129

(Israil ogulları): «Biz, dediler, sen bize (peygamber olarak) gelmezden evvel de, bize geldiginden sonra da iskenceye ducar edildik». (Musa soyle) dedi: «Umulur ki Rabbiniz dusmanınızı helak edecek, sizi bu yerde hukumdar yapacak da sizin nasıl hareket edeceginize bakacakdır»

Verse 130 — Surah Al-Araf 7:130

Andolsun ki biz Fir´avn hanedanını, dusunub ibret alsınlar diye, yıllarca kuraklıkla, mahsullerin kıtlıgıyle tutub sıkdık

Verse 131 — Surah Al-Araf 7:131

Fakat onlara iyilik gelince: «Bu, bizim hakkımızdır» dediler. Eger kendilerine bir fenalık da gelirse Musa ile onun beraberindekilere ugursuzluk yuklerlerdi. Gozunuzu acın ki onların ugursuzlugu ancak Allah tarafındandır. Fakat cokları bilmezler

Verse 132 — Surah Al-Araf 7:132

Dediler: «Bizi buyulemek icin her ne mu´cize getirsen sana iman ediciler degiliz biz»

Verse 133 — Surah Al-Araf 7:133

Bunun uzerine biz de, ayrı ayrı alametler olmak uzere, baslarına tuufan, cekirge, haserat, kurbagalar ve kan gonderdik. (Boyle iken) yine (iman etmeyi) kibirlerine yediremediler. Onlar oyle gunahkarlar guruhu idiler

Verse 134 — Surah Al-Araf 7:134

Uzerlerine o azab cokunce: «Ya Musa, dediler bizim icin Rabbine — sana olan ahdi hurmetine —dua et. Eger bu azabı bizden ayırıb sıyırırsan, andolsun, sana kat´iyyen iman edecegiz. Andolsun, Israil ogullarını da seninle beraber mutlak gonderecegiz»

Verse 135 — Surah Al-Araf 7:135

Vaktaki biz, kendilerinin erisecekleri bir muddete kadar, onlardan azabı giderdik, bir de ne bakarsın: Onlar yeminlerini bozuyorlar bile

Verse 136 — Surah Al-Araf 7:136

Artık biz de bunca ayetlerimizi yalanladıkları, onları umursanmadıkları icin kendilerinden intikam almak istedik de hepsini denizde bogduk

Verse 137 — Surah Al-Araf 7:137

Hakaaretlere ma´ruz bırakılmıs olan o kavmi de kendisine feyz ve bereket verdigimiz yerin dogularına ve batılarına mirascı kıldık. (Bu suretle) Rabbinin Israil ogullarına olan o pek guzel va´di, (sedaide) katlandıkları sebebiyle, tam yerine geldi. Fir´avnın ve kavminin yapmakda oldukları seylerle yukseltmekde devam etdikleri (binaları) ise hep harab etdik

Verse 138 — Surah Al-Araf 7:138

Israil ogullarını denizden gecirdik. Simdi putlarının onunde tapagelen bir kavme rast geldiler. Dediler ki: «Ya Musa, onların nasıl Tanrıları varsa sen de bize oyle bir Tanrı yap»! «Siz, dedi, cidden ne cahillik eder bir kavmsiniz»

Verse 139 — Surah Al-Araf 7:139

«Subhe yok ki bunların, icinde bulundukları (din) helake mahkumdur. (Ibadet diye) yapmakda oldukları nesne de bosunadır»

Verse 140 — Surah Al-Araf 7:140

Dedi: «Tanrı olarak Allahdan baskasını mı arayacakmısım size? Halbuki O, sizi alemlerin ustune gecirmisdir»

Verse 141 — Surah Al-Araf 7:141

Hani sizi Fir´avn haanedanından kurtarmısdık. Onlar ki size azabın kotusunu yukluyorlardı. Ogullarınızı olduruyorlar, yalınız kızlarınızı sag bırakıyorlardı. Bunda size Rabbinizden buyuk bir imtihan vardı

Verse 142 — Surah Al-Araf 7:142

Musa ile otuz gece (bize munacatda bulunması icin) sozlesdik ve ona bir on (gece) daha katdık. Bu suretle Rabbinin ta´yin buyurdugu vakit kırk gece olarak tamamlandı. Musa, biraderi Haruna dedi ki: «Kavmimin icinde benim yerime gec, (onları) ıslah et, fesadcıların yoluna uyma

Verse 143 — Surah Al-Araf 7:143

Vaktaki Musa (ibadeti icin) ta´yin etdigimiz vakıtda geldi, Rabbi ona (ilahi sozunu) soyledi. (Musa) dedi ki: «Rabbim, (cemalini) goster bana, (ne olur) seni goreyim». Buyurdu: «Beni kat´iyyen goremezsin. Fakat su daga bak. Eger o, yerinde durabilirse sen de beni gorursun». Derken Rabbi o daga tecelli edince onu param parca ediverdi. Musa da baygın yere dusdu. Ayılınca dedi ki: «Seni tenzih ederim. Tevbe etdim Sana. Ben iman edenlerin ilkiyim»

Verse 144 — Surah Al-Araf 7:144

Buyurdu ki: «Ey Musa, ben seni risaletlerimle, kelamımla (butun) insanlardan mumtaz kıldım. Simdi su sana verdigimi al ve sukredenlerden ol»

Verse 145 — Surah Al-Araf 7:145

Biz onun icin levhalarda her bir sey´i, mev´ızaya ve (hukumlerin) tafsiline aid her sey´i yazdık. «Haydi bunları kuvvetle (ciddiyetle, azm ile) tut, kavmine de onun en guzel (hukumler) ini tutmalarını emret. Size ileride faasıkların yurdunu gosterecegim»

Verse 146 — Surah Al-Araf 7:146

Yer yuzunde haksızlıkla kibirlenenleri ayetlerim (i idrak) den cevirecegim. Onlar her ayeti gorseler ona inanmazlar, akl-ı selimin yolunu (dogru yolu) gorseler de onu bir yol edinmezler. (Fakat) azgınlıgın yolunu gorurlerse (yol diye iste) onu edinirler! Bu, ayetlerimizi yalan saydıklarından, onlardan gaafil olmalarındandır

Verse 147 — Surah Al-Araf 7:147

Halbuki ayetlerimizi ve ahirete kavusmayı yalan sayanların butun isledikleri bosa gitmisdir. Onlar yapmakda olduklarından baskasıyle mi cezalandırılacaklardı ya

Verse 148 — Surah Al-Araf 7:148

(«Tuur» a giden) Musanın arkasından kavmi zinet takımlarından bir buzagı heykel (i yapıb onu Tanrı) edindiler ki onun (inek gibi) bir bogurmesi de vardı. Onun kendileriyle konusmayacagını, onlara bir yol da gosteremeyecegini gormediler mi ki ona tutundular, kendilerine yazık ediciler oldular

Verse 149 — Surah Al-Araf 7:149

Vaktaki (buzagıya tapmakdan) cok pesiman oldular ve kendilerinin muhakkak sapdıklarını gorduler: «Eger Rabbimiz bize acımaz, bizi bagıslamazsa her halde en buyuk ziyana ugrayanlardan olacagız» dediler

Verse 150 — Surah Al-Araf 7:150

Musa, kavmine ofkeli, kederli dondugu zaman dedi ki: «Size bırakdıgım su makaamımda arkamdan ne kotu isler yapmıssınız! Rabbinizin emrini (beklemeyib) acele etdiniz ha»? (Tevrat) levhaları (nı) bırakıverib kardesinin basından tutdu, onu kendine dogru cekiyordu. (Harun) «Anam oglu», dedi, bu kavm (bu adamlar) beni cidden zaif gorduler (hırpaladılar). Az kaldı ki beni oldureceklerdi. Sen de bana dusmanları sevindirecek hareketde bulunma boyle. Beni zalimler guruhiyle beraber, tutma»

Verse 151 — Surah Al-Araf 7:151

(Musa) dedi ki: «Ya Rab, beni de, biraderimi de yarlıga. Bizi rahmetinin icine sal. Sen esirgeyenlerden daha esirgeyensin»

Verse 152 — Surah Al-Araf 7:152

Subhe yok ki buzagıya (Tanrı diye) tutunanlara Rablerinden bir gazab, dunya hayaatında da bir horluk erisecekdir. Iste biz (Allaha karsı) yalan duzenleri boyle cezalandırırız

Verse 153 — Surah Al-Araf 7:153

Kotulukler isleyib de sonra ardından tevbe ve bununla beraber iman edenler (e gelince): Subhesiz ki Rabbin bunun ardından (o tevbe ve imanlarından sonra) elbette (kendilerini) yarlıgayıcıdır, hakkıyle esirgeyicidir

Verse 154 — Surah Al-Araf 7:154

Vaktaki Musadan o ofke uzaklasıb sukun haasıl oldu, (bırakdıgı) levhaları aldı. Onun bir nushasında (su da yazılı idi: «Sapıklıkdan kurtulub) hidayet (e), (azabdan sıyrılıb) rahmet (e kavusmak) o kimselere mahsusdur ki onlar Rablerinden korkarlar»

Verse 155 — Surah Al-Araf 7:155

Musa, ta´yin etdigimiz vakıtda (tevbe icin beraberinde goturmek uzere) kavminden yetmis adam ayırdı. Vaktaki onları mudhis bir sarsıntı tuttu, dedi ki: «Ya Rab, eger dileseydin onları da, beni de daha evvel helak ederdin, icimizden bir takım beyinsizlerin isledigi (gunah) yuzunden hepimizi helak mı edeceksin? Zaten o da Senin imtihaanından baska (bir sey) degildi. Sen onunla kimi dilersen sapıklıga goturur, yine onunla kimi dilersen (bunu da) dogru yola iletirsin. Sen bizim velimizsin. O halde bizi yarlıga, bizi esirge. Sen yarlıgayıcıların en hayırlısısın»

Verse 156 — Surah Al-Araf 7:156

«Dunyada da, ahiretde de bize iyilik yaz. Biz hic subhesiz (tevbe ederek) sana donduk». Buyurdu: «Ben azabıma kimi dilersem onu ducar ederim. Benim rahmetim ise her sey´i kusatmısdır. Onu (rahmetimi, kufurden, masıyetden) sakınmakda, zekatı vermekde, bir de ayetlerimize iman etmekde olanlar (yok mu?) iste onlara has olmak uzere tesbit edecegim»

Verse 157 — Surah Al-Araf 7:157

(Onlar) nezdlerindeki Tevrat ve Incilde (ismini ve sıfatını) yazılı bulacakları ummi nebiy olan o resule tabi´ olanlardır. O, kendi terine iyiligi emrediyor, onları kotulukden nehyediyor, onlara (nefislerine haram kıldıkları) temiz seyleri halal, (halal kıldıkları) murdar seyleri de uzerlerine haram kılıyor. Onların agır yuklerini, sırtlarında olan zincirleri indiriyor o. Iste ona iman edenler, onu ta´zim edenler, ona yardım edenler ve onunla (onun nubuvvetiyle) birlikde indirilen nura tabi´ olanlar! Onlar selamete erenlerin ta kendileridir

Verse 158 — Surah Al-Araf 7:158

(Habibim) de ki: «Ey insanlar, subhesiz ben goklerin ve yerin mulk (-u tasarruf) una malik olan, kendisinden baska hic bir Tanrı bulunmayan, hem dirilten, hem olduren Allahın size, hepinize gonderdigi peygamberim. O halde Allaha ve Onun ummi nebiy olan resulune — ki kendisi de o Allaha ve Onun sozlerine iman etmekde olandır — iman edin, ona tabi´ olun. Taki dogru yolu bulmus olasınız»

Verse 159 — Surah Al-Araf 7:159

Musanın kavminden bir cemaat vardır ki (halkı) hakka irsad ederler, onunla (hukumde) adalet yaparlar

Verse 160 — Surah Al-Araf 7:160

Biz onları on ikiye, (o kadar) torunlara (kabileye), ummetlere ayırdık. («Tih» de susayan) kavmi, (Musadan) su istedigi zaman «Asaanı tasa vur» diye (vahyetdik de) ondan on iki pınar kaynayıb akdı. Insanların her kısmı su icecekleri yeri iyice belledi; Onları ustlerindeki bulutla golgelendirdik, onlara kudret helvasıyle bıldırcın indirdik. «Size rızk olarak verdigimiz en temiz ve guzellerinden yeyin» (dedik) Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi kendilerine zulmediyorlardı

Verse 161 — Surah Al-Araf 7:161

O zaman onlara: «Su sehirde yerlesin. Onun dilediginiz yerinden yeyin. «Hıtta» deyin. Kapısından hepiniz secde edici olarak girin ki suclarınızı yarlıgayalım. Iyi hareket edenlere ileride daha fazlasıyle verecegiz» denilmisdi

Verse 162 — Surah Al-Araf 7:162

Fakat iclerinden o zulmedenler sozu kendilerine soylenenden baska bir seyle koydu. Biz de ustlerine, zulmeder oldukları icin, gokden murdar bir azab indirdik

Verse 163 — Surah Al-Araf 7:163

(Habibim), onlara denizin yakınında, (sahilde) ki o kasabayı (onun haalini ve ehalisinin basına gelenleri) sor. Hani onlar cumartesi gununun hurmetini ihlal ederek haddi asmıslardı. Cunku cumartesi ta´tili yapdıkları gun balıklar akın akın meydana cıkarak yanlarına geliyordu. Cumartesi ta´tili yapmayacakları gun ise gelmiyordu, iste biz, itaatdan cıkmakda olduklarından dolayı kendilerini boylece imtihan ediyorduk

Verse 164 — Surah Al-Araf 7:164

Hani iclerinden bir ummet: «Allahın kendilerini (dunyada) helak edecegi veya (ahiretde) cetin bir azab ile cezalandıracagı bir kavme ne diye ogud veriyorsunuz?» dedigi zaman onlar (o va´z edenler) de: «Rabbinize ozur (dilemiye yuzumuz olsun) icin. Umulur ki sakınırlar» demislerdi

Verse 165 — Surah Al-Araf 7:165

Vaktaki onlar artık edilen va´zları unutdular: Biz de kotulukden vaz gecirmekde sebat edenleri selamete cıkardık. Zulmedenleri ise yapmakda oldukları Asıklar yuzunden siddetli bir azab ile yakaladık

Verse 166 — Surah Al-Araf 7:166

Bu suretle onlar serkeslik ederek yasak edileni yapmakda ısraar edince kendilerine: «Hor ve zelil maymunlar olun» dedik

Verse 167 — Surah Al-Araf 7:167

O vakit Rabbin (Habibim) kıyaamet gunune kadar onların uzerine kendilerini en kotu azaba ducar edecek kimseler gonderecegini yeminle i´lam (ve Hukm) etdi. Subhe yok ki Rabbin cezayı cabuk verendir. Muhakkak ki O, cok yarlıgayıcı, cok esirgeyicidir de

Verse 168 — Surah Al-Araf 7:168

Onları — kimi salah erbabı, kimi bu (salandan) asagı ummetler olmak uzere — perisan bir suretde yer yuzune dagıtdık. Onları hem iyi, hem fena hallerle imtihaana cekdik ki (gozlerini acıb iyilige) donsunler

Verse 169 — Surah Al-Araf 7:169

Onlardan sonra — (bir tarafdan) bu dunyanın gecici metaını kapıb: «Biz (nasıl olsa) ileride yarlıganırız» demek, (bir tarafdan) kendilerine ona benzer bir meta´ gelirse onu da (kacırmayıb) almak (da devam etmek) ozere o kitaba varis olan — kotu kimseler gelib onların yerine gecmisdir. Allaha Icardı hakdan baskasını soylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın (hukmu vech ile) te´minat alınmadı mıydı? Halbuki onda olanı durmayıp okumuslardır da. Halbuki ahiret yurdu (oyle kotu hallerden) sakınanlar icin (mahz-ı) hayırdır. Daha aklınızı basınıza almayacak mısınız

Verse 170 — Surah Al-Araf 7:170

Bir de (ahiret yurdu) kitaba sımsıkı sarılanlar ve namaz; dosdogru kılanlar (icin mahz-ı hayırdır). Subhesiz ki biz iyilige calısanların mukafatını zayi´ etmeyiz

Verse 171 — Surah Al-Araf 7:171

Biz bir zaman dagı, sanki o bir golgelik imis gibi, cekib (Israil ogullarının) ustlerine kaldırmısdık. Onlar hakıykaten bu, kendilerine dusecek sanmıslardı. (Iste o vakit): «Size verdigimiz (kitab) ı kuvvetle (ciddiyetle, azm ile) tutun. Onda olanı dusunun. Taki (kotulukden) sakınmıs olasınız» (demisdik)

Verse 172 — Surah Al-Araf 7:172

Hani Rabbin Adem ogullarından, onların sırtlarından zurriyyetlerini cıkarıb kendilerini nefslerine sahid tutmus, «Ben sizin Rabbiniz degil miyim?» (demisdi). Onlar da: «Evet, (Rabbimizsin), sahid olduk» demislerdi. (Iste bu sahidlendirme) kıyamet gunu «Bizim bundan haberimiz yokdu» dememeniz icindi

Verse 173 — Surah Al-Araf 7:173

Yahud «Daha evvel ancak atalarımız (Allaha) sirk kosmusdu. Biz de onların ardından (gelen) bir nesliz Simdi o baatılı kuranların isledigi (gunahlar) yuzunden bizi helak mı edeceksin?» dememeniz icindi

Verse 174 — Surah Al-Araf 7:174

Iste biz ayetleri boyle acıklarız. Olur ki (kufurlerinden) donerler

Verse 175 — Surah Al-Araf 7:175

(Habibim) onlara o kimsenin haberini de oku ki biz kendisine ayetlerimizi vermisdik de, o bunlardan sıyrılıb cıkmıs, derken seytan onu arkasına takmıs, nihayet azgınlardan olmusdu

Verse 176 — Surah Al-Araf 7:176

Eger dileseydik onu bu (ayetler) le yukseltirdik. Fakat o, yere saplandı, hevasına uydu. Artık onun sıfatı o kopegin haali gibidir ki ustune varsan dilini sarkıtıb solur, yahud kendi haaline bıraksan yine dilini uzatıb solur. Iste ayetlerimizi yalan sayanlar guruhunun sıfatı budur. Artık sen (Habibim) kıssayı (onlara) anlat. Belki iyice dusunurler

Verse 177 — Surah Al-Araf 7:177

Ayetlerimizi yalanlayarak sırf kendilerine zulm etmekde olanlar guruhunun haali ne kotudur

Verse 178 — Surah Al-Araf 7:178

Allah kime hidayet ederse o dogru yolu bulmusdur. Kimi de sapdırırsa onlar en buyuk zarara ugrayanların ta kendileridir

Verse 179 — Surah Al-Araf 7:179

Andolsun ki biz cin ve insden bir cogunu cehennem icin yaratmısızdır. Onların kalbleri vardır, bunlarla idrak etmezler; gozleri vardır, bunlarla gormezler; kulakları vardır, bunlarla isitmezler. Onlar dort ayaklı hayvanlar gibidir. Hatta daha sapıkdırlar. Onlar gaflete dusenlerin ta kendileridir

Verse 180 — Surah Al-Araf 7:180

En guzel isimler Allahındır. O halde Ona bunlarla dua edin. Onun isimlerinden egri (ve aykırı) yola gidenleri bırakın. Onlar, yapmakda olduklarının cezasına ugratılacaklardır

Verse 181 — Surah Al-Araf 7:181

Yaratdıklarımızdan oyle bir ummet de vardır ki onlar hakka rehberlik ederler, adaleti de onunla (o dairede) tatbıyk ederler

Verse 182 — Surah Al-Araf 7:182

Ayetlerimizi yalan sayanları biz bilmeyecekleri nokta (lardan derece derece (yavas yavas) helake yaklasdırırız

Verse 183 — Surah Al-Araf 7:183

Ben onlara muhlet veririm. (Onların iplerini uzatıveririm!) Benim lutuf yuzunden kahrım (tahammul edilemeyecek kadar) cetindir

Verse 184 — Surah Al-Araf 7:184

Onlar dusunmediler mi ki kendilerinin saahibinde delilik den hic bir (eser) yokdur. O, ilerideki tehlikeyi apacık haber verenden baska (bir zat) degildir

Verse 185 — Surah Al-Araf 7:185

Onlar (Allahın) goklerde ve yerdeki o muazzam mulk-u saltanat (ın) a, Allahın yaratdıgı her hangi bir sey´e, belki ecellerinin yaklasmıs olduguna da hic bakmadılar mı? Artık bundan sonra hangi bir soze inanacaklar ki

Verse 186 — Surah Al-Araf 7:186

Allah kimi sapdırırsa artık onu yola getirecek yokdur. O, bunları taskınlıgı icinde, ve serseri bir halde, bırakıverir

Verse 187 — Surah Al-Araf 7:187

Kıyaametin subut (ve vukuu) nun ne zaman oldugunu sana sorarlar. De ki: «Onun ilmi ancak Rabbimin nezdindedir. Onun vaktini kendisinden baskası acıklayamaz. Goklere de, yere de agır basmısdır o. O, size (baska suretle degil) ancak ansızın gelir. Tam ma´nasiyle biliyormussun gibi sana (tekrar) onu sorarlar (Yine) de ki: «Onun ilmi ancak Allah karındadır. Fakat insanların cogu (bunu) bilmezler»

Verse 188 — Surah Al-Araf 7:188

De ki: «Ben kendim icin, Allahın dilediginden baska, ne bir faide (yi celb etmi) ye, ne de bir zarar (ı savmıy) a muktedir degilim. Eger ben gaybı bilseydim elbet daha cok hayır yapmak isterdim ve bana hic bir fenalık da dokunmazdı. Ben iman edecek her hangi bir kavme (Baslarına gelecek) azabın habercisi, (Cennetin) mujdeci (si) olmakdan baska (bir sey) degilim»

Verse 189 — Surah Al-Araf 7:189

O, sizi bir candan (Ademden) yaratan, bundan da, (gonlu) kendisine (yatıb) ısınsın diye, esini yapan Odur (Allahdır). Vakta ki o, (esini) ortub burudu, o da hafif bir yuk yuklendi de (bir muddet) bununla gidip geldi. Nihayet (gebeligi) agırlasınca ikisi de Rablerine soyle dua etdiler: «Eger bize duzgun (hilkati tam) bir cocuk verirsen andolsun ki her halde sukredenlerden olacagız»

Verse 190 — Surah Al-Araf 7:190

Fakat (Allah) onlara duzgun (bir cocuk) verince kendilerine verdigi bu (cocuk) hakkında ona esler tutmıya basladılar. Onlar neyi es tutuyorlarsa Allah onlardan (munezzehdir) yucedir

Verse 191 — Surah Al-Araf 7:191

Kendileri yaratılıb durmakda oldukları halde (bizzat) hic bir sey´i yaratamayan (putlar) ı (O yaradan Allaha) es mi kosuyorlar onlar

Verse 192 — Surah Al-Araf 7:192

Halbuki bunlar o (tapanlara) hic bir suretle yardım edemeyecekler gibi kendi kendilerine bile yardım edemezler

Verse 193 — Surah Al-Araf 7:193

Eger bunları (putları) dogru yolu gostermiye cagırırsanız size uymazlar. Onları (musrikleri) ha da´vet etmissiniz, ha (etmeyib) susmussunuz, size karsı (durumları) birdir

Verse 194 — Surah Al-Araf 7:194

(Ey kafirler) Allahı bırakıp tapdıgınız (putlar) da sizin gibi kullardır. Eger (davanızda) dogrucu iseniz haydi onları cagırın da size icabet etsinler

Verse 195 — Surah Al-Araf 7:195

Onların yuruyecekleri ayakları mı, yoksa tutacakları elleri mi, yahud gorecekleri gozleri mi, yoksa isidecekleri kulakları mı, (nesi) var? (Habibim) de ki: «Cagırın ortaklarınızı, sonra bana (istediginiz) tuzagı kurun da soyle bir goz bile acdırmayın bana»

Verse 196 — Surah Al-Araf 7:196

Cunku benim velim, o kitabı indiren Allahdır ve O, butun saalihlere de velilik ediyor

Verse 197 — Surah Al-Araf 7:197

Sizi Onu (Allahı) bırakıb tapdıklarınızın ise sizin imdadınıza yetismiye gucleri yetmedigi gibi (hatta) kendilerine de mededleri dokunmaz

Verse 198 — Surah Al-Araf 7:198

Eger onları dogru yolu gostermiye cagırsanız duymazlar. Onları sana bakar gorursun. Halbuki gormezler de onlar

Verse 199 — Surah Al-Araf 7:199

(Habibim) sen (gudugu degil) kolaylıgı (saglayan yolu) tut. Iyiligi emret. Cahillerden yuz cevir

Verse 200 — Surah Al-Araf 7:200

Eger seytandan bir fit (gelib) seni durterse hemen Allaha sıgın. Cunku O, hakkıyle isidici, tam bilicidir

Verse 201 — Surah Al-Araf 7:201

Takvaya erenler (yok mu?) onlara seytandan her hangi bir arıza ilisdigi zaman (Allahın emr veya nehy etdigi seyleri) iyice dusunurler, bir de bakarsın ki onlar (hakıykatı) gorup bilmislerdir bile

Verse 202 — Surah Al-Araf 7:202

(Seytanların) kardesleri (olan kafirleri) ise bunlar sapıklıga surerler, sonra da (bir daha yakalarını) bırakmazlar

Verse 203 — Surah Al-Araf 7:203

Onlara (istedikleri) bir ayet gelmedigi vakit derler ki: «(Kendinden derib) onları toplasaydın ya!». De ki: «Rabbimden bana ne vahy olunursa ben ancak ona uyarım. Bu (Kur´an ayetleri, kalblerinize) Rabbinizden (acılan) gozlerdir, iman edecek bir kavm icin (mahz-ı) hidayet ve rahmetdir»

Verse 204 — Surah Al-Araf 7:204

Kur´an okundugu zaman derhal onu dinleyin, susun. Taki (Allahın rahmetiyle) esirgenmis olasınız

Verse 205 — Surah Al-Araf 7:205

Rabbini, icinden, yalvararak, ve korkarak, (fakat) yuksek olmayan bir sesle sabah ve aksam an. Gaafillerden olma

Verse 206 — Surah Al-Araf 7:206

Subhe yok ki Rabbinin katındaklier ona kulluk etmekden asla kibirlenmezler, onu tesbih ve yalınız ona secde ederler