(Ey musrikler, haydi) yer yuzunde dort ay daha (guvenlikle) dolasın. Bilin ki siz Allahı aaciz bırakabilecekler degilsiniz. Allah her halde kafirleri (diledigi zaman) rusvay edicidir
Ve (bu), hacc-ı ekber gunu Allahdan ve Resulunden insanlara (soyle) bir i´lamdır: Allah ve Resulu musrikler (i himaye etmek) den artık kat´iyyen uzakdır. (Bununla beraber) eger (kufurden ve muaahedelere haainlik etmekden) tevbe ve rucu ederseniz bu, sizin icin hayırlıdır. Eger (yine) yuz cevirirseniz, (sunu) bilin ki, subhesiz, siz Allahı aaciz bırakabilecek degilsiniz. O kufredenlere (Allahı ve peygamberi tanımayanlara) acıklı bir azabı mujdele
Muaahede yapdıgınız musriklerden size (ahidierinin sartlarında) hicbir sey eksiklik yapmamıs, aleyhinizde (dusmanlarınızdan) hic bir kimseye yardım etmemis olanlar (bu hukumden) mustesnadır. O halde onların muddetleri (bitinceye) kadar ahidlerini tamamlayın. Cunku Allah (haksızlıkdan) sakınanları sever
(Dokunulması) haram olan o aylar cıkdıgı zaman artık o musrikleri, onları nerede bulursanız, oldurun, onları (esir olarak) yakalayın, onları habsedin, onların butun gecid yerlerini tutun. Eger tevbe ederler, (tevbelerini ve imanlarını tasdıyk icin) namaz kılarlar, zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Cunku Allah cor yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir
Eger (kendilerine tearruz edilmesi emrolunan) musriklerden biri senden aman dilerse ona aman ver. Taki Allahın kelamını dinlesin. Sonra onu emin oldugu yere kadar (selametle) ulasdır. Cunku onlar (hakıykatı) bilmeyen bir kavmdir
O musriklerin Allah yanında, resulu yanında nasıl bir ahdi olabilir? Mescid-i haraamın yanında muaahede etdikleriniz mustesnadır. O halde bunlar size karsı (ahidlerine sadakat hususunda) dogrulukla haraket ederlerse siz de kendilerine oylece dogrulukla muamele edin. Subhesiz ki Allah (ahde vefasızlıkdan) sakınanları sever
(Onların) nasıl (ahdi olabilir) ki eger size galebe ederlerse hakkınızda ne bir yemin, ne de bir vecibe gozetib tanımazlar. Sizi agızlariyle (guya) hosnud ederler, (fakat) kalbleri dayatır. Onların cogu faasık (adam) lardır
Onlar Allahın ayetleri mukaabilinde az bir bahayı satın aldılar da onun yolundan (halkı zorla) men´etdiler. Hakıykat, onların yapa geldikleri seyler ne kotudur
(Bununla beraber) eger tevbe ve rucu ederler, namaz kılarlar, zekat verirlerse artık dinde kardeslerinizdir onlar. Biz ayetleri bilecek bir kavm icin acıklarız
Eger ahidlerinden sonra yine andlarını bozarlar ve dininize saldırırlarsa kufrun onderlerini hemen oldurun. Cunku onlar (hakıykatda) andları olmayan adamlardır. (Bu suretle) umabilirsiniz ki (onlara tabi olanlar) vaz gecerler
(Ey mu´minler,) andlarını bozan, o peygamberi surub cıkarmayı kuran ve bununla beraber ilk defa da sizinle kendileri (muhaarebeye) baslayan bir kavm ile dogusmez misiniz? Onlardan korkacak mısınız? Eger (gercekden) inanmıs kimselerseniz kendisinden korkmanıza daha cok layık olan bir Allah vardır
Onlarla muhaarebe edin ki Allah sizin ellerinizle onları azablandırsın, onları rusvay etsin, size onlara karsı nusret versin, mu´minler zumresinin goguslerini ferahlandırsın
Allaha es kosanların, kendi kufurlerine bizzat kendileri sahid iken, Allahın mescidlerini i´mar etmelerine (ehliyyetleri) yokdur. Onların (hayır namına) butun yapdıkları bosa gitmisdir ve onlar atesde ebedi kalıcıdırlar
Allahın mescidlerini ancak Allaha ve ahiret gunune iman eden, namazı dosdogru kılan, zekatı veren ve Allahdan baskasından korkmayan kimseler i´mareder. iste dogru yola ermislerden olmaları umulanlar bunlardır
Siz hacı sakalıgını, mescid-i haraamın i´marını Allaha, ahiret gunune inanan, Allah yolunda cihad eden kimse (lerin amelleri) gibi mi tutdunuz? Bunlar (bu iki sınıf) Allah yanında bir olmazlar. Allah zaalimler guruhuna hidayet vermez
Iman edenlerin, hicret edenlerin, Allah yolunda mallariyle, canlariyle savasanların Allah yanında derecesi cok buyukdur. Kurtulusa (dunya ve ahiret seaadetine) erenler de iste onların ta kendileridir
Ey iman edenler, babalarınızı, kardeslerinizi — eger kufru sevib Onu iman uzerine tercih ediyorlarsa — veliler edinmeyin. Icinizden kim onların velilikleri altına girerse onlar zaalimlerin ta kendileridir
De ki: «Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, kabileniz, elinize gecirdiginiz mallar, kesad (a ugramasın) dan korka geldiginiz bir ticaret ve hosunuza gitmekte olan meskenler size Allahdan, Onun peygamberinden ve Onun yolundaki bir cihaddan daha sevgili ise, artık Allahın emri gelinceye kadar bekleye durun. Allah faasıklar guruhunu hidayete erdirmez
Andolsun ki Allah bir cok (savas) yerler (in) de ve Huneyn gununde size yardım etmisdir. (O Huneyn gununde ki) coklugunuz o zaman size ucub vermisdi de bu, size (gelecek kazaadan) bir sey´i gidermiye yaramamısdı. Yer yuzu, o genisligine ragmen, basınıza dar gelmisdi. Nihayet (bozularak) gerisin geri donub gitmisdiniz
Sonra Allah; resulu ile mu´minlerin uzerine sekinetini (kuvve-i ma´neviyyesini) indirdi, gormediginiz (melek) orduları (nı) indirdi ve kafirleri azablandırdı. Bu, o kafirlerin cezası idi
Ey iman edenler, musrikler ancak bir necisdir. Onun icin bu yıllarından sonra onlar mescid-i haraama yaklasmasınlar. Eger fakirlikden korkarsanız, Allah dilerse, sizi yakında kendi fazlından zenginlesdirir. Cunku Allah, gercek bilicidir, tam hukum ve hikmet saahibidir
Kendilerine kitab verilenlerden ne Allaha, ne ahiret gunune inanmayan, Allahın ve peygamberinin haraam etdigi seyleri haram tanımayan, hak dinini din olarak kabul etmeyen kimselerle, zelil ve hakıyr kendi el (ler) iyle cizye verecekleri zamana kadar, muhaarebe edin
Yahudiler «Uzeyr Allahın ogludur» dedi (ler), Hıristiyanlar da «Mesih» (isa) Allahın ogludur» dedi (ler). Bu, onların agızlariyle (geveledikleri cahilce) sozleridir ki (bununla guya) daha evvel kufredenlerin sozlerini taklid ediyorlar. Hay Allah kahredesi adamlar! (Hakdan baatıla) nasıl da donduruluyorlar
Onlar, Allahı bırakıb bilginlerini, rahiblerini, Meryemin oglu Mesihi Tanrılar edindiler. Halbuki bunlar da ancak bir olan Allaha ibadet etmelerinden baskasıyle emr olunmamıslardır. Ondan baska hic bir Tanrı yok. O, bunların es tutageldikleri her seyden munezzehdir
Dilerler ki Allahın nuurunu agızlariyle (puf deyib) sondursunler. Halbuki Allah kendi nuurunu kendisi tamamlamakdan (ila etmekden) baskasına raazi olmaz. Isterse kafirler hos gormesin
Ey iman edenler, su muhakkak ki, (Yahud) bilginleri (ni) n ve (Hıristiyan) rahibleri (ni) n bir cogu baatıl (sebebleri) le insanların mallarını yerler, (onları) Allahın yolundan men ederler. Altını ve gumusu yıgıb ve birikdirib de onları Allah yolunda harcamayanlar (yok mu?) iste bunlara pek acıklı bir azabı mustula
O gun ki bunlar, uzerlerinde (yakılacak) cehennem atesinin icinde kızdırılacak da o kimselerin alınları, bogurleri ve sırtları bunlarla daglanacak, «Iste bu, (denilecek), nefisleriniz icin toblayıb sakladıklarınız! Artık saklayıb istifcilik etdiginiz bu nesneleri (n acısını haydi) tadın!»
Hakıykatde ayların sayısı Allah yanında, Allahın kitabında — ta gokleri ve yeri yaratdıgı gunden beri — on iki aydır. Onlardan dordu haraam olanlardır, iste bu en dogru hesabdır. O halde (bilhassa) bunlarda (o haram aylarda) nefislerinize zulmetmeyin. (Bununla beraber) musrikler sizinle nasıl topyekun harb ederlerse siz de onlarla topyekun harb edin. Bilin ki Allah, (fenalıkdan) sakınanlarla beraberdir
(Haram ayları) gecikdirmek ancak kufurde bir artıs (sebebedir. Onunla kafirler sasırtılır, onlar bunu bir yıl halal, bir yıl haram sayarlar ki Allahın haram kıldıgına sayıca uysunlar da (varsın) Allahın haram etdigini halal kılmıs olsunlar! Bu suretle de onların amellerinin kotulugu kendilerine suslenib guzel gosterildi. Allah o kafirler guruhunu hidayete erdirmez
Ey iman edenler, ne oldunuz ki size: «Allah yolunda elbirlik gazaye cıkın» denildigi zaman yere (mıhlanıb) agırlasdınız? Ahiretden (vaz gecib yalınız) dunya hayaatına mı raazi oldunuz? Fakat bu dunya hayaatının faidesi ahiretin yanında pek azdır
Eger (emrolundugunuz bu cihada) elbirlik cıkmazsanız (Allah) sizi pek acıklı bir azaba ducar eder, yerinize sizden baska (itaatli) bir kavmi getirir. Siz Ona hic bir seyle zarar yapamazsınız. Allah her sey´e hakkıyle kaadirdir
Eger siz ona (Resulume) yardım etmezseniz (hatırlayın o demleri ki) kafirler onu (Mekkeden) cıkardıkları (hicretine sebeb oldukları) zaman bizzat Allah ona yardım etmisdi. (Yine de O, nusretini esirgemez. O demler oyle demlerdi ki Resulullah ancak) ikinin ikincisinden ibaretdi (Hakdan baska mededkar! yokdu. O zaman onlar («Sevr» dagının tepesindeki) magaradaydılar. Peygamber, o vakit arkadasına (Ebu Bekir-is Sıddıyka): «Tasalanma. Allah, hic subhe yok, bizimle beraberdir» diyordu. Allah o (arkadası) nın uzerine (kalbine) sekinetini (kuvve-i ma´neviyyesini) indirmis, onu (Habibini) gormediginiz (ma´nevi) ordularla te´yid etmis, kafirlerin kelimesini (kufurlerini) alcaltmısdı. Allahın kelimesi (tevhid kelimesi) ise, o cok yucedir. Allah mutlak gaalibdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir
(Ey mu´minler) sizler gerek hafif, gerek agırlıklı olarak elbirlik (savasa) cıkın. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihadedin. Eger bilirseniz bu, sizin icin cok hayırlıdır
Eger (davet olundukları sey) yakın (ve dunyevi) bir menfeat, orta bir sefer olsaydı elbette senin arkana duserlerdi. Fakat mesakkatle kat edilecek olan mesafe) onlara uzak geldi. (Bununla beraber) onlar (sen «Tebuk» den donunce): «Eger gucumuz yetseydi her halde biz de sizinle beraber cıkardık» (diye) Allaha yemin edeceklerdir. Bunlar (bu suretle) kendilerini helake suruklerler. Allah biliyor ki onlar hic subhesiz ve muhakkak yalancıdırlar
Allaha ve ahiret gunune iman etmekde olanlar mallariyle, canlariyle cihad etmeleri hususunda senden izin istemez (ler). Allah takvaa saahiblerini cok iyi bilendir
Senden ancak Allaha ve ahiret gunune inanmaz, kalbleri sek ve subheye dusub de kendilerini o subhelerinin icinde sasırıb bocalar kimseler izin isterler
Eger onlar (harbe) cıkmak isteselerdi elbet bunun icin bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların davranmalarını cirkin gordu de kendilerini (korkaklıkları ve tenbellikleri yuzunden evlerinde) alıkoydu. Onlara: «Oturun oturanlarla beraber» denildi
Eger icinizde onlar da (savasa) cıksalardı sizde ser ve fesadı artırmakdan baska bir sey yapmazlar, aranıza muhakkak ki fitne sokmak isteyerek (bozgunculuga) kosarlardı. Icinizde onlara iyice kulak verecekler de vardır. Allah o zaalimleri cok guzel bilendir
Andolsun ki onlar bundan evvel de fitne (ve fesad) aramıslar, senin hakkında bir takım isler (dolablar) cevirmislerdi. Nihayet Hak (nusret ve te´yid-i ilahi) geldi. Allahın emri (dini), onların fenalarına gitmesine ragmen, zuhur ve galebe etdi
Onlardan kimi de: «Bana izin ver, beni fitneye (isyana ve muhaalefete) dusurme» diyeceklerdir. Haberin olsun ki onlar zaten fitne cukuruna dusmuslerdir. Cehennem ise o kafirleri her halde ve her halde cepcevre kusatıcıdır
Eger sana bir iyilik isaabet ederse bu, (mudhis hasedlerinden dolayı) onların fenasına gider. Sayed sana bir musiybet erisirse «Biz derler, daha onceden (ihtiyat) tedbirimizi almısızdır» ve onlar boburlene boburlene donub giderler
De ki: «Siz bizde iki guzelligin birinden baskasını mı gozetiyorsunuz? Halbuki biz Allahın size ya kendi katından, yahud bizim elimizle bir azab getirecegini bekliyoruz. Haydi siz (bizim akıbetimizi) gozetleye durun, biz de sizinle beraber (kendi feci´ akıbetlerinizi) bekleyiciyiz»
De ki: «Gerek gonul rızaasıyla harcedin, gerek istemeyerek (verin). Sizden (cıkan) hic bir (nafaka) kat´iyyen kabul olunmayacakdır. Cunku siz (Allah yolunda cihaddan geri kalmak suretiyle) faasıklar guruhu (na iltihak etmis) oldunuz»
Nafakalarının onlardan kabul edilmesini men´eden de (baskası degil) onların Allaha ve resulune kufretmeleri, namaza ancak usene usene gelmeleridir. Onlar istahsız olmadıkca da harcamazlar
Artık (Habibim) onların ne malları, ne evladları seni imrendirmesin. Allah bunlar sebebiyle ancak kendilerini dunya hayatında azaba carpdırmayı ve canlarının, kendileri kafir olarak, guclukle cıkmasını irade eder
Hakikat, onlar muhakkak sizden olduklarına (dair) Allaha and de ederler. Halbuki onlar sizden degildir. Fakat onlar oyle bir kavmdir ki daima korkarlar
Iclerinden sadakalar (ın taksimi) hususunda seni ayıblayacaklar da var. Cunku eger iclerinden kendilerine (diledikleri bir sey) verilirse hoslanırlar. Sayed yine kendilerinden olanlara (diledikleri sey) verilmezse derhal kızarlar
Eger onlar — Allah ve Resulu kendilerine ne verdiyse — buna raazi olsalardı da «Bize Allah yeter, yakında bize lutf-u kereminden Allah da verir, Resulu de. Biz ancak Allaha ragbet edicileriz (umidimiz hep Ona baglıdır)» deselerdi (ne olurdu)
Sadakalar, Allahdan bir farz olarak, ancak fakirlere, miskinlere, (sadakaların) uzerine me´mur olanlara, kalbleri (muslumanlıga) alısdırılmak istenenlere, kolelere, esirlere, (borcundan fazla nisaabı olmayan) borclulara, Allah yolunda (harcamıya) ve yol ogluna (ya´ni memleketinde zengin bile olsa mesru´ bir maksadla seyr-u sefer ederken muhtac kalmıs olan yolculara) mahsusdur. Allah hakkıyle bilendir, tam hukum ve hikmet saahibidir
(Yine o munafıkların) iclerinde oyle kimseler vardır ki peygambere eza ederler (onu incitirler) ve: «O, (her soyleyeni dinleyen) bir kulakdır» derler. De ki: «O, sizin icin bir hayır kulagıdır, Allaha inanır, mu´minler (in sozun) e inanır. Icinizden iman edenler icin de bir rahmetdir o. Allahın Resulunu incitenler (yok mu? Iste) en acıklı azab onlarındır
Haala su hakıykatı anlamadılar mı ki: Kim Allaha ve Resulune karsı yan cizerse ona, icinde ebedi kalıcı olmak uzere, cehennem atesi vardır. Bu (ebedi kalıs) ise en buyuk rusvaylıkdır
Munafıklar, kalblerinde olanı kendilerine acıkca haber verecek bir surenin tepelerine indirilmesinden daima endise ederler. De ki: «Siz maskaralık yapadurun, Allah kocunageldiginiz sey´i (zaten) meydana cıkarandır»
Sayet onlara (seninle birlikde «Tebuk» e giderlerken nicin alay etdiklerini) sorsan, andolsun ki, «Biz ancak (yol zahmetini hissetmemek icin lafa) dalmıs bulunuyor, sakalasıyorduk» derler. De ki: «Allah ile, Onun ayetleriyle, Onun Resulu ile mi egleniyordunuz»
(Bihude) ozur dilemiye kalkmayın. Siz iman (etdiginizi ikramdan sonra kufretdiniz. icinizden bir zumreyi afvetsek bile (diger) bir guruhunu — onlar mucrim (curumlerinde musir) kimseler oldukları icin — azablandıracagız
Munafık erkekler de, munafık kadınlar da birbirinin (tamamlayıcı) parcasıdırlar (hepsi birbirine benzer). Onlar kotulugu (kufru, meaasiyi) emrederler, iyilikden (imandan, taatden) vaz gecirmiye ugrasırlar, ellerini (cimrilikle sımsıkı) yumarlar. Onlar Allahı unutdular (Ona taati bırakdılar), O da onları unutdu (onlara lutfunu terketdi). Subhesiz ki munafıklar faasıkların ta kendileridir
Allah, erkek munafıklara da, kadın munafıklara da, kafirlere de — kendileri icin ebedi kalıcı olmak uzere — cehennem atesini va´d etdi. Bu, onlara yeter. Allah, onları rahmetinden kogdu. Onlara bitib tukenmeyen bir azab vardır
(Ey munafıklar) siz de tıbkı kendinizden evvelkiler gibisiniz. (Halbuki) onlar kuvvetce sizden daha yamandı, malları, evladları daha cokdu. (Bu dunyadaki) nasıybleri kadar (zevkden) faidelenmek istediler. Iste sizden evvelkiler nasıl oyle nasıyblerince yasamak istedilerse siz de yine kısmetinizce (zevkden) faide aradınız. Siz de (o bataga) dalanlar gibi daldınız. Onların dunyada da, ahiretde de yapdıkları bosa gitdi. Iste bunlar da husran icinde kalanların ta kendileridir
Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Ad, Semud kavm (lerinin, Ibrahim kavminin, Medyen saahiblerinin, Mu´tefikelerin haberi de gelmedi mi? Peygamberleri onlara apacık mu´cizeler getirmisdi. (Inanmadıkları icin tamamen helak oldular). Demek ki Allah onlara zulmediyor degildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı
Mu´min erkekler de, mu´min kadınlar da birbirinin velileri (dostları ve yardımcıları) dir. Bunlar (insanlara) iyiligi emrederler, (onları) kotulukten vaz gecirmeye calısırlar, namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler, Allaha ve Resulune itaat ederler. Iste bunlar. Allah onları rahmetiyle yarlıgayacakdır. Cunku azizdir (va´d ve vaidini yerine getirmekden hic bir sey Onu acze dusuremez), hakimdir (her sey´i yerli yerinde, hikmetle yapandır)
Allah, mu´min erkeklere de, mu´min kadınlara da — kendileri icinde ebedi kalıcı olmak uzere — altından ırmaklar akan Adn cennetlerini ve cok guzel meskenler va´detdi. Allahın bir rıdvaanı (rızaası) ise daha buyukdur. Iste bu, asıl bu, en buyuk seadetdir
(Munafıklar, o kotu sozu) soylemediklerine (dair) Allaha yemin ediyorlar. Andolsun, o kufur kelimesini soylemislerdir. Onlar muslumanlıklarından sonra yine kafir oldular. Basaramadıkları bir sey´e (cinayete) de yeltendiler onlar. Halbuki (peygambere ve mu´minlere karsı kin besleyib) intikaam olmıya yeltenmeleri icin Allah ile peygamberinin lutf-u inayeti Ile onları zenginlesdirmis oldugundan baska (meydanda bir sebeb) de yokdu. Eger (nifakdan) tevbe ederlerse onlar icin hayırlı olur. Eger yuz cevirirlerse Allah onları dunyada da, ahiretde de pek acıklı bir azaba ugratır, yer yuzunde onlar icin ne bir yar, ne bir mededkar da yokdur artık
Iclerinden kimi de Allaha (soyle) ahdetmisdi: «eger bize lutf-u, kereminden ihsan ederse, andolsun, zekatını verecegiz, muhakkak saalihlerden olacagız»
Nihayet, Allaha va´d etdiklerini tutmadıkları, yalan soyledikleri icin O da (bu fiillerinin) akıbetini kalblerinde, kendisinin huzuruna cıkacakları gune kadar (surecek), bir nifak yapdı
(Munafıklar) hala bitmediler mi ki Allah, subhesiz onların iclerinde gizlediklerini de, fısıltılarını da biliyor ve muhakkak ki Allah, gayıbları cok iyi bilendir
Sadakalarda (farz olan zekatdan fazla olarak ve gonullerinden koparak) bagıslarda bulunan mu´minlerle (bir turlu), guclerinin yetebildiginden baskasını bulamayan (fakir) lerle (diger turlu laf atarak ve kas goz oynatarak) eglenenler (yok mu?) Allah onları maskaraya cevirmisdir. Onlar icin pek acıklı bir azab vardır
(Habibim) onlar icin (diler) Istigfaar et (Allahdan magfiret iste, diler) istigfaar etme. Eger onlar icin yetmis defa, istigfaar dahi etsen yine Allah kendilerini kat´iyyen yarlıgayacak degildir. Bu, boyledir. Cunku Allahı ve resulunu inkar ile kafir olmuslardır. Allah ise (oyle imandan ve itaatden cıkmıs) faasıklar guruhuna hidayet etmez
Allahın peygamberine muhaalefet icin (savasdan) geri kalan (munafık) lar (memleketlerinden cıkmayıb) oturmalarıyle sevindi (ler), Allah yolunda mallariyle, canlariyle cihad etmeyi cirkin gorduler ve: «Bu sıcakda harbe cıkmayın» dediler. De ki: «Cehennemin atesi daha sıcak». Iyice bilmis olsalardı
Eger Allah seni (Tebukden Medineye), onlardan (orada kalmıs olanlardan) bir zumrenin (munafıkların) yanına dondurur de (baska bir savasa) cıkmıya senden izin isterlerse de ki: «Bundan sonra benimle birlikde kat´iyyen ve ebedi (sefere) cıkamazsınız. Benimle beraber hic bir dusmanla muhaarebe edemezsiniz. Cunku siz ilk defa (Tebuk seferinden geri kalıb) oturmayı hos gordunuz. (Artık bundan boyle) siz geri kalan (kadın ve cocuk) larla beraber oturun
Onlardan olen hic bir kimseye ebedi dua etme (Defn veya ziyaret icin) kabrinin basında da durma. Cunku onlar Allahı ve Resulunu inkar ile kafir oldular, onlar faasık (adam) lar olarak olduler
Onların ne malları, ne evladları seni imrendirmesin. Allah bunlar (bu varlıkları) sebebiyle ancak kendilerini dunyada azaba carpdırmayı ve canlarının, onlar kafir oldukları halde, guclukle cıkmasını diler
«Allaha iman edin, Resulunun maiyyetinde cihada gidin» diye bir sure indirildigi zaman iclerinden servet saahibi olanlar senden izin isteyib: «Bırak bizi, (harbe gidemeyib) oturanlarla beraber olalım» dediler
Onlar oturanlarla beraber olmalarını hos gorduler. Kalblerine muhur vurulmus onların. Bundan dolayı onlar (cihadda olan hikmeti, gaayeyi, Resule muvaafakatdaki seadeti, ondan geri kalmanın sekaavetini) iyice anlamazlar
Fakat o peygamber ve onun maiyyetinde bulunan mu´minler mallariyle, canlariyle savasdılar. Iste onlar! Butun hayırlar onlarındır. Onlar umduklarına kavusanların da ta kendileridir
(Bedevilerden ozur dermiyan edenler kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allaha ve Resulune yalan soyleyenler de oturub kaldılar). Iclerinden kafir olanları pek acıklı bir azab carpacakdır
Allaha ve Resulune hayrhah olmak sartiyle ne zaiflere, ne hastalara, ne de (fakirliklerinden dolayı seferde) harcayacaklarını bulamayanlara (geri kalmakda) bir gunah (ve mes´uliyyet) yokdur. (Onlar geri kalmakla beraber memleketde iyilik ediyorlar), iyilik edenlere karsı (da muahazeye) bir yol yokdur. Allah cok yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir
Bir de sunlara gunah (ve mes´uliyyet) yokdur ki: Kendilerini bindir (ib sevk et) men icin ne zaman sana geldilerse, «Size bir binek bulamıyorum» dedin ve (bu ugurda kendileri) harcayacak bir sey bulamadılar da kederlerinden gozleri yas doke doke donduler
(Muahazeye) yol ancak o kimselerdir ki zengin oldukları halde (yurdlarında kalmak icin) senden izin isterler. Bunlar geri kalanlarla beraber olmıya rızaa gosterdiler. Allah da kalblerini muhurledi. Artık onlar (akıbetlerindeki acılıgı) bilmezler
(Seferden) onlara dondugunuz vakit size ozur dermiyan edeceklerdir. De ki: (Bihude) ozur dilemeyin. Size kat´iyyen inanmıyoruz. Allah, bize (hallerinizden bir cok) haberler vermisdir. (Bundan sonraki) hareketinizi de Allah, Resulu ile beraber, gorecekdir. (En) sonra gizliyi ve asikarı bilen (Allah) a donduruleceksiniz de O, size, neler yapıyordunuz, (hepsini) haber verecekdir
Onlar (ın yanın) a dondugunuz zaman kendilerin (i muahaze) den vaz gecmeniz icin Allaha andedecekler. O halde onlardan yuz cevirin. Cunku onlar murdardır. Irtikab edegeldiklerinin cezası olarak varacakları yer de cehennemdir onların
Bedeviler kufur ve nifak bakımından (sehirlilerden) daha beterdir. Allahın, Resulu uzerine indirdigi (hukumler) in sınırlarını bilmemeleri de daha cok onlara layıkdır. Allah kemaliyle bilendir, tam bir hukum ve hikmet saahibidir
Bedevilerden oyle kimse vardır ki (Allah yolunda) harcayacagını bir angarye sayar ve (ondan kurtulmak icin) sizin ustunuze belalar gelmesini bekler durur. O belalar kendi baslarına olsun! Allah hakkıyle isiden, kemaliyle bilendir
Bedevilerden oyle adam da vardır ki Allaha ve ahiret gunune inanır, harcedecegini Allah yanında yakınlıklara ve o peygamberin dualarına (vesile) edinir. Haberiniz olsun ki bu, onlar icin gercek bir yakınlıkdır. Allah, onları rahmetine koyacakdır. Subhesiz ki Allah cok yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir
(Islamda) birinci dereceyi kazanan Muhacirler ve ensar ile onlara guzellikle tabi olanlar (yok mu?) Allah onlardan raazi olmusdur. Onlar da Allahdan raazi olmuslardır. (Allah) bunlar icin — kendileri icinde ebedi kalıcı olmak uzere — altlarından ırmaklar akar cennetler hazırladı. Iste bu, en buyuk bahtiyarlıkdır
Cevrenizdeki bedevilerden ve Medine ahalisinden bir takım munafıklar vardır ki onlar nifak uzerinde idman yapmıslardır! Sen bunları bilmezsin. Onları biz biliriz. Biz onları iki kerre azaba ugratacagız. Sonra da daha buyuk bir azaba donduruleceklerdir onlar
(Onlardan) diger bir kısmı da gunahlarını i´tiraf etdiler. Onlar iyi bir ameli baska bir kotu ile karısdırmıslardır. Olur ki Allah onların tevbelerini kabul eder. Cunku Allah hic subhesiz ki yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir
Onların mallarından sadaka al ki bununla kendilerini (gunahlarından) temizlemis, bununla onları (n hasenatını) bereketlendirmis, (kendilerini muhlisler mertebesine yukseltmis) olasın. Onlara dua et. Cunku senin duan onlar icin (onların yurekleri icin medar-ı) sukunetdir. Allah (onların itiraflarını) hakkıyle isiden, (pesimanlıklarını) cok iyi bilendir
Onlar bilmediler mi ki subhesiz Allah, kullarından (saadır olan) tevbeyi kabul edecek, sadakaları alacak olan ancak kendisidir ve hakıykatde tevvab ve rahıym yalınız Odur (Tevbeleri kabul etmek ve kendilerine fazliyle, rahmetiyle muamele eylemek ancak Onun sanındandır)
De ki: «(Dilediginizi) yapın. Cunku hareketinizi Allah da, Resulu de, mu´minler de gorecekdir. (Bir gun de olub) gizli ve asikarı bilene donduruleceksiniz de. O, size ne yapar idiginizi haber verecekdir»
(Savasa gitmeyenlerden) diger bir takımı da Allahın emrine (intizaren) gecikdirilmislerdir. O, bunları ya azaba ugratacak, yahud tevbelerini kabul edecekdir. Allah (onların hallerini) cok iyi bilen, (her sey´i) tam bir hikmetle yapandır
Bir de (muslumanlar) zarar vermek icin, kufr icin, mu´minlerin arasına ayrılık sokmak icin ve daha evvel Allah ve Resulu ile harb eden (in gelmesini istiyaak ile) beklemek ve gozetmek icin bir (bina yapıb onu) mescid edinenler ve: «(Bununla) iyilikden baska bir sey kasdetmedik» diye muhakkak yemin edecek olanlar vardır. Allah, sahidlik eder ki onlar seksiz, subhesiz yalancıdırlar
(Habibim) onun icerisinde hic bir vakit (namaza durma). Ta ilk gununde temeli takvaa uzerine te´sis edilen mescid, senin icinde kıyaamına elbet daha layıkdır. Orada tertemiz olmalarını arzu etmekde olan rical vardır. Allah da cok temizlenenleri sever
Binasını Allah korkusu ve rızaası uzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir yarın kenarına kurub da onunla beraber kendisini de cehennem atesine cokub giden kimse mi? Allah, zaalimler guruhuna hidayet vermez
Onların kurdukları bina, kalblerinde daimi bir sek (ve nifaaka sebeb) olacakdır. Meger ki kalbleri (olumle) parcalanmıs olsun. Allah (her sey´i) cok iyi bilendir, tam bir hukum ve hikmet saahibidir
Subhesiz ki Allah hak yolunda (muhaarebe ederek dusmanları) oldurmekde, kendileri de oldurulmekte olan mu´minlerin canlarını ve mallarını — kendilerine cennet (vermek) mukaabilinde — satın almısdık (Onun) Tevratda, Incilde ve Kur´anda (zikr olunan bu va´di) kendi uzerinde hak (ve kat´i) bir va´ddir. Allah kadar ahdine vefa eden kimdir? O halde (ey mu´minler) yapmıs oldugunuz bu alıs verisden dolayı sevinin. Bu, en buyuk seadetdir
Tevbe edenler, ibadet edenler, Hamd edenler, seyaahat edenler, ruku´ edenler, secde edenler, (insanlara) iyiligi emredenler ve (onları) kotulukden vaz gecirmiye calısanlar ve Allahın sınırlarını koruyanlar (yok mu? Iste onlar da cennet ehlidirler. Habibim) sen o mu´minlere dahi (cenneti) mujdele
Musriklerin, o cılgın atesin yaranı (cehennemlik) oldukları muhakkak meydana cıkdıkdan sonra, artık onların lehine, velev hısım olsunlar, ne peygamberin, ne de mu´min olanların istigfaar etmeleri dogru degildir
Ibrahimin, babasına olan istigfaarı ancak ona etdigi bir va´dden dolayı idi. Yoksa onun Allahın bir dusmanı oldugu kendisince besbelli olunca o, (bu istigfaarını kesdi ve) ondan uzaklasdı. Ibrahim cidden pek cok tezarru´ ve niyaz eden, (kalbi yufka ve ezaya karsı) gercekden sabırlı (bir zat) idi
Allah bir kavme hidayet etdikden sonra sakınacakları seyleri kendilerine apacık bildirinceye kadar onları (n) sapıklıgına (hukm) edecek degildir. Suphesiz ki Allah her sey´i hakkıyle bilendir
Goklerin ve yerin mulk (-u saltanat) ı hakıykaten Allahındır, Onundur. O, hem diriltir, hem oldurur. Sizin Allahdan baska ne bir yariniz, ne de bir yardımcınız yokdur
Andolsun ki Allah, peygamberini (muhaarebeden geri kalanlara izin verildiginden dolayı afvetdigi gibi) iclerinden bir takımının gonulleri hemen hemen egrilmek uzere iken guduk zamanında ona (o peygambere) ta´bi´ olan Muhacirlerle ensaarı da tevbeye muvaffak buyurdu ve sonra onların (bu) tevbelerini kabul eyledi. Cunku O cok esirgeyici, cok bagıslayıcıdır
(Savasdan) geri bırakılan (ve haklarındaki hukum geciken) uc (kisin) in (tevbelerini de kabul etdi. Cunku) yer yuzu bunca genisligine ragmen onlara dar gelmis, vicdanları kendilerini sıkdıkca sıkmısdı. Nihayet Allah (ın hısmın) dan yine Allahdan baska sıgınacak hic bir yer olmadıgını anladılar (da bundan) sonra (Allah) onları da eski hallerine donsunler diye, tevbeye muvaffak buyurdu. Subhesiz ki Allah, (ancak) O, tevbeyi en cok kabul eden, hakkıyle esirgeyendir
Gerek Medineliler icin, gerek cevrelerindeki bedeviler icin (savasda ve diger hususlarda) Allahın Resulunden geri kalmaları, (onun emirlerine muhaalefetde bulunmaları) ve bizzat kendisine (katlandıgı zahmetlerde) onların da canla basla (katlanmıya) ragbet etmemeleri yasakdır. Bunun sebebi sudur: (Cunku onların) Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, bir aclık (cekmeleri), kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları, bir dusmana karsı muvaffakiyyete erismeleri (gibi hic bir hal ve hareket) yokdur ki mukaabilinde kendileri icin bu sebeble iyi bir amel yazılmıs olmasın. Cunku Allah, iyi hareket edenlerin mukafatını zaayi etmez
Onlar (hak yolunda) gerek kucuk, gerek buyuk herhangi bir masraf yapmaya dursunlar, bir vadiyi gecmeye dursunlar ille Allah o yapar olduklarının daha guzeliyle onlara mukafat etmek icin, (butun onlar) hesablarına yazılmısdır
(Bununla beraber) mu´minlerin hepsinin (topyekun) savasa cıkmaları layık degildir. O halde (onların her sınıfından yalınız birer zumre savasa gitmeli), kimi de — din ve seriat ilimlerini iyice ogrenmeleri ve kavmleri (savasdan) donup kendilerine geldikleri zaman onları Allah azabıyle korkutmaları icin — (gitmeyip kalmalıdırlar). Olur ki (bu suretle mu´minler aykırı hareketlerden) kacınırlar
Ey iman edenler, kafirlerden size yakın olanlarla muhaarebe edin. Onlar sizde buyuk bir azm-u siddet bulsunlar. Bilin ki Allah muhakkak takvaa saahibleriyle beraberdir
Bir sure indirildigi zaman iclerinden kimi: «Bu (sure) hanginizin imaanını artırdı?» der. Iman etmis olanlara gelince: (Her inen sure) daima onların imanını artırmısdır ve onlar (Kur´an indikce sevinclerinden) birbiriyle mujdelesirler
(Munafıklar) gormuyorlar mı ki onlar her yıl ya bir, ya iki kerre cesidli belalara carpılıyorlar da yine (nifaklarından) tevbe etmiyorlar ve onlar (bundan) ibret de almıyorlar
(Aleyhlerinde) bir sure indirilince birbirine bakarlar da «Sizi bir kimse gormuyor mu?» (diye de endise ederler) ve sonra (rusvay olmakdan korkarak sıvısıb) giderler. Allah onların gonullerini ters cevirmis. Cunku onlar oyle bir kavmdir ki ince anlamazlar
Andolsun, size kendinizden oyle bir peygamber gelmisdir ki sizin sıkıntıya ugramanız ona cok agır ve guc gelir. Ustunuze cok duskundur. Mu´minleri cidden esirgeyicidir, bagıslayıcıdır o
(Habibim, sana iman etmekden) yuz cevirirlerse de ki: «Bana Allah yeter. Ondan baska hicbir Tanrı yok. Ben ancak Ona guvenib dayandım. O, buyuk arsın saahibidir»