Back to Languages

Turkish - Chapter 9 - At-Tawbah

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah At-Tawbah 9:1

Musriklerin icinden (kendileriyle) muaahede etdiklerinize Allahdan ve Resulunden bir ultumatomdur (bu)

Verse 2 — Surah At-Tawbah 9:2

(Ey musrikler, haydi) yer yuzunde dort ay daha (guvenlikle) dolasın. Bilin ki siz Allahı aaciz bırakabilecekler degilsiniz. Allah her halde kafirleri (diledigi zaman) rusvay edicidir

Verse 3 — Surah At-Tawbah 9:3

Ve (bu), hacc-ı ekber gunu Allahdan ve Resulunden insanlara (soyle) bir i´lamdır: Allah ve Resulu musrikler (i himaye etmek) den artık kat´iyyen uzakdır. (Bununla beraber) eger (kufurden ve muaahedelere haainlik etmekden) tevbe ve rucu ederseniz bu, sizin icin hayırlıdır. Eger (yine) yuz cevirirseniz, (sunu) bilin ki, subhesiz, siz Allahı aaciz bırakabilecek degilsiniz. O kufredenlere (Allahı ve peygamberi tanımayanlara) acıklı bir azabı mujdele

Verse 4 — Surah At-Tawbah 9:4

Muaahede yapdıgınız musriklerden size (ahidierinin sartlarında) hicbir sey eksiklik yapmamıs, aleyhinizde (dusmanlarınızdan) hic bir kimseye yardım etmemis olanlar (bu hukumden) mustesnadır. O halde onların muddetleri (bitinceye) kadar ahidlerini tamamlayın. Cunku Allah (haksızlıkdan) sakınanları sever

Verse 5 — Surah At-Tawbah 9:5

(Dokunulması) haram olan o aylar cıkdıgı zaman artık o musrikleri, onları nerede bulursanız, oldurun, onları (esir olarak) yakalayın, onları habsedin, onların butun gecid yerlerini tutun. Eger tevbe ederler, (tevbelerini ve imanlarını tasdıyk icin) namaz kılarlar, zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Cunku Allah cor yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir

Verse 6 — Surah At-Tawbah 9:6

Eger (kendilerine tearruz edilmesi emrolunan) musriklerden biri senden aman dilerse ona aman ver. Taki Allahın kelamını dinlesin. Sonra onu emin oldugu yere kadar (selametle) ulasdır. Cunku onlar (hakıykatı) bilmeyen bir kavmdir

Verse 7 — Surah At-Tawbah 9:7

O musriklerin Allah yanında, resulu yanında nasıl bir ahdi olabilir? Mescid-i haraamın yanında muaahede etdikleriniz mustesnadır. O halde bunlar size karsı (ahidlerine sadakat hususunda) dogrulukla haraket ederlerse siz de kendilerine oylece dogrulukla muamele edin. Subhesiz ki Allah (ahde vefasızlıkdan) sakınanları sever

Verse 8 — Surah At-Tawbah 9:8

(Onların) nasıl (ahdi olabilir) ki eger size galebe ederlerse hakkınızda ne bir yemin, ne de bir vecibe gozetib tanımazlar. Sizi agızlariyle (guya) hosnud ederler, (fakat) kalbleri dayatır. Onların cogu faasık (adam) lardır

Verse 9 — Surah At-Tawbah 9:9

Onlar Allahın ayetleri mukaabilinde az bir bahayı satın aldılar da onun yolundan (halkı zorla) men´etdiler. Hakıykat, onların yapa geldikleri seyler ne kotudur

Verse 10 — Surah At-Tawbah 9:10

Onlar bir mu´min hakkında ne bir yemin, ne de bir vecibe gozetib tanımazlar. Onlar taskınların ta kendileridir

Verse 11 — Surah At-Tawbah 9:11

(Bununla beraber) eger tevbe ve rucu ederler, namaz kılarlar, zekat verirlerse artık dinde kardeslerinizdir onlar. Biz ayetleri bilecek bir kavm icin acıklarız

Verse 12 — Surah At-Tawbah 9:12

Eger ahidlerinden sonra yine andlarını bozarlar ve dininize saldırırlarsa kufrun onderlerini hemen oldurun. Cunku onlar (hakıykatda) andları olmayan adamlardır. (Bu suretle) umabilirsiniz ki (onlara tabi olanlar) vaz gecerler

Verse 13 — Surah At-Tawbah 9:13

(Ey mu´minler,) andlarını bozan, o peygamberi surub cıkarmayı kuran ve bununla beraber ilk defa da sizinle kendileri (muhaarebeye) baslayan bir kavm ile dogusmez misiniz? Onlardan korkacak mısınız? Eger (gercekden) inanmıs kimselerseniz kendisinden korkmanıza daha cok layık olan bir Allah vardır

Verse 14 — Surah At-Tawbah 9:14

Onlarla muhaarebe edin ki Allah sizin ellerinizle onları azablandırsın, onları rusvay etsin, size onlara karsı nusret versin, mu´minler zumresinin goguslerini ferahlandırsın

Verse 15 — Surah At-Tawbah 9:15

Ve kalblerindeki gazabı gidersin. Allah kimi dilerse ona tevbe nasıyb eder. Allah hakkıyle bilendir, tam bir hukum ve hikmet saahibidir O

Verse 16 — Surah At-Tawbah 9:16

Yoksa siz (kendi haalinize) bırakılıvereceginizi, icinizden cihad edenleri, Allahdan, Resulunden ve mu´minlerden baskasını sır dostu edinmeyenleri Allahın bilmedigi (Onun ugrundaki fedakarlıklarınızın mukafatsız kalacagını) mı sandınız? Allah, ne yaparsanız (hepsinden) haberdardır

Verse 17 — Surah At-Tawbah 9:17

Allaha es kosanların, kendi kufurlerine bizzat kendileri sahid iken, Allahın mescidlerini i´mar etmelerine (ehliyyetleri) yokdur. Onların (hayır namına) butun yapdıkları bosa gitmisdir ve onlar atesde ebedi kalıcıdırlar

Verse 18 — Surah At-Tawbah 9:18

Allahın mescidlerini ancak Allaha ve ahiret gunune iman eden, namazı dosdogru kılan, zekatı veren ve Allahdan baskasından korkmayan kimseler i´mareder. iste dogru yola ermislerden olmaları umulanlar bunlardır

Verse 19 — Surah At-Tawbah 9:19

Siz hacı sakalıgını, mescid-i haraamın i´marını Allaha, ahiret gunune inanan, Allah yolunda cihad eden kimse (lerin amelleri) gibi mi tutdunuz? Bunlar (bu iki sınıf) Allah yanında bir olmazlar. Allah zaalimler guruhuna hidayet vermez

Verse 20 — Surah At-Tawbah 9:20

Iman edenlerin, hicret edenlerin, Allah yolunda mallariyle, canlariyle savasanların Allah yanında derecesi cok buyukdur. Kurtulusa (dunya ve ahiret seaadetine) erenler de iste onların ta kendileridir

Verse 21 — Surah At-Tawbah 9:21

Rableri onlara rahmetini, rızaasını, onlara iclerinde tukenmez ve ebedi bir naim (ni´met) bulunan cennetleri mujdeler

Verse 22 — Surah At-Tawbah 9:22

Onlar orada ebedi ve sermedi kalıcıdırlar. Cunku Allah katında buyuk ecir (ve mukafatlar) vardır muhakkak

Verse 23 — Surah At-Tawbah 9:23

Ey iman edenler, babalarınızı, kardeslerinizi — eger kufru sevib Onu iman uzerine tercih ediyorlarsa — veliler edinmeyin. Icinizden kim onların velilikleri altına girerse onlar zaalimlerin ta kendileridir

Verse 24 — Surah At-Tawbah 9:24

De ki: «Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, kabileniz, elinize gecirdiginiz mallar, kesad (a ugramasın) dan korka geldiginiz bir ticaret ve hosunuza gitmekte olan meskenler size Allahdan, Onun peygamberinden ve Onun yolundaki bir cihaddan daha sevgili ise, artık Allahın emri gelinceye kadar bekleye durun. Allah faasıklar guruhunu hidayete erdirmez

Verse 25 — Surah At-Tawbah 9:25

Andolsun ki Allah bir cok (savas) yerler (in) de ve Huneyn gununde size yardım etmisdir. (O Huneyn gununde ki) coklugunuz o zaman size ucub vermisdi de bu, size (gelecek kazaadan) bir sey´i gidermiye yaramamısdı. Yer yuzu, o genisligine ragmen, basınıza dar gelmisdi. Nihayet (bozularak) gerisin geri donub gitmisdiniz

Verse 26 — Surah At-Tawbah 9:26

Sonra Allah; resulu ile mu´minlerin uzerine sekinetini (kuvve-i ma´neviyyesini) indirdi, gormediginiz (melek) orduları (nı) indirdi ve kafirleri azablandırdı. Bu, o kafirlerin cezası idi

Verse 27 — Surah At-Tawbah 9:27

Sonra Allah bunun ardından kimi dilerse onun tevbesini kabul eder. Allah cok yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir

Verse 28 — Surah At-Tawbah 9:28

Ey iman edenler, musrikler ancak bir necisdir. Onun icin bu yıllarından sonra onlar mescid-i haraama yaklasmasınlar. Eger fakirlikden korkarsanız, Allah dilerse, sizi yakında kendi fazlından zenginlesdirir. Cunku Allah, gercek bilicidir, tam hukum ve hikmet saahibidir

Verse 29 — Surah At-Tawbah 9:29

Kendilerine kitab verilenlerden ne Allaha, ne ahiret gunune inanmayan, Allahın ve peygamberinin haraam etdigi seyleri haram tanımayan, hak dinini din olarak kabul etmeyen kimselerle, zelil ve hakıyr kendi el (ler) iyle cizye verecekleri zamana kadar, muhaarebe edin

Verse 30 — Surah At-Tawbah 9:30

Yahudiler «Uzeyr Allahın ogludur» dedi (ler), Hıristiyanlar da «Mesih» (isa) Allahın ogludur» dedi (ler). Bu, onların agızlariyle (geveledikleri cahilce) sozleridir ki (bununla guya) daha evvel kufredenlerin sozlerini taklid ediyorlar. Hay Allah kahredesi adamlar! (Hakdan baatıla) nasıl da donduruluyorlar

Verse 31 — Surah At-Tawbah 9:31

Onlar, Allahı bırakıb bilginlerini, rahiblerini, Meryemin oglu Mesihi Tanrılar edindiler. Halbuki bunlar da ancak bir olan Allaha ibadet etmelerinden baskasıyle emr olunmamıslardır. Ondan baska hic bir Tanrı yok. O, bunların es tutageldikleri her seyden munezzehdir

Verse 32 — Surah At-Tawbah 9:32

Dilerler ki Allahın nuurunu agızlariyle (puf deyib) sondursunler. Halbuki Allah kendi nuurunu kendisi tamamlamakdan (ila etmekden) baskasına raazi olmaz. Isterse kafirler hos gormesin

Verse 33 — Surah At-Tawbah 9:33

O, resulunu hidayetle, hak din ile — (sırf) o dini her dine gaalib kılmak icin — gonderendir, isterse musrikler hos gormesin

Verse 34 — Surah At-Tawbah 9:34

Ey iman edenler, su muhakkak ki, (Yahud) bilginleri (ni) n ve (Hıristiyan) rahibleri (ni) n bir cogu baatıl (sebebleri) le insanların mallarını yerler, (onları) Allahın yolundan men ederler. Altını ve gumusu yıgıb ve birikdirib de onları Allah yolunda harcamayanlar (yok mu?) iste bunlara pek acıklı bir azabı mustula

Verse 35 — Surah At-Tawbah 9:35

O gun ki bunlar, uzerlerinde (yakılacak) cehennem atesinin icinde kızdırılacak da o kimselerin alınları, bogurleri ve sırtları bunlarla daglanacak, «Iste bu, (denilecek), nefisleriniz icin toblayıb sakladıklarınız! Artık saklayıb istifcilik etdiginiz bu nesneleri (n acısını haydi) tadın!»

Verse 36 — Surah At-Tawbah 9:36

Hakıykatde ayların sayısı Allah yanında, Allahın kitabında — ta gokleri ve yeri yaratdıgı gunden beri — on iki aydır. Onlardan dordu haraam olanlardır, iste bu en dogru hesabdır. O halde (bilhassa) bunlarda (o haram aylarda) nefislerinize zulmetmeyin. (Bununla beraber) musrikler sizinle nasıl topyekun harb ederlerse siz de onlarla topyekun harb edin. Bilin ki Allah, (fenalıkdan) sakınanlarla beraberdir

Verse 37 — Surah At-Tawbah 9:37

(Haram ayları) gecikdirmek ancak kufurde bir artıs (sebebedir. Onunla kafirler sasırtılır, onlar bunu bir yıl halal, bir yıl haram sayarlar ki Allahın haram kıldıgına sayıca uysunlar da (varsın) Allahın haram etdigini halal kılmıs olsunlar! Bu suretle de onların amellerinin kotulugu kendilerine suslenib guzel gosterildi. Allah o kafirler guruhunu hidayete erdirmez

Verse 38 — Surah At-Tawbah 9:38

Ey iman edenler, ne oldunuz ki size: «Allah yolunda elbirlik gazaye cıkın» denildigi zaman yere (mıhlanıb) agırlasdınız? Ahiretden (vaz gecib yalınız) dunya hayaatına mı raazi oldunuz? Fakat bu dunya hayaatının faidesi ahiretin yanında pek azdır

Verse 39 — Surah At-Tawbah 9:39

Eger (emrolundugunuz bu cihada) elbirlik cıkmazsanız (Allah) sizi pek acıklı bir azaba ducar eder, yerinize sizden baska (itaatli) bir kavmi getirir. Siz Ona hic bir seyle zarar yapamazsınız. Allah her sey´e hakkıyle kaadirdir

Verse 40 — Surah At-Tawbah 9:40

Eger siz ona (Resulume) yardım etmezseniz (hatırlayın o demleri ki) kafirler onu (Mekkeden) cıkardıkları (hicretine sebeb oldukları) zaman bizzat Allah ona yardım etmisdi. (Yine de O, nusretini esirgemez. O demler oyle demlerdi ki Resulullah ancak) ikinin ikincisinden ibaretdi (Hakdan baska mededkar! yokdu. O zaman onlar («Sevr» dagının tepesindeki) magaradaydılar. Peygamber, o vakit arkadasına (Ebu Bekir-is Sıddıyka): «Tasalanma. Allah, hic subhe yok, bizimle beraberdir» diyordu. Allah o (arkadası) nın uzerine (kalbine) sekinetini (kuvve-i ma´neviyyesini) indirmis, onu (Habibini) gormediginiz (ma´nevi) ordularla te´yid etmis, kafirlerin kelimesini (kufurlerini) alcaltmısdı. Allahın kelimesi (tevhid kelimesi) ise, o cok yucedir. Allah mutlak gaalibdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir

Verse 41 — Surah At-Tawbah 9:41

(Ey mu´minler) sizler gerek hafif, gerek agırlıklı olarak elbirlik (savasa) cıkın. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihadedin. Eger bilirseniz bu, sizin icin cok hayırlıdır

Verse 42 — Surah At-Tawbah 9:42

Eger (davet olundukları sey) yakın (ve dunyevi) bir menfeat, orta bir sefer olsaydı elbette senin arkana duserlerdi. Fakat mesakkatle kat edilecek olan mesafe) onlara uzak geldi. (Bununla beraber) onlar (sen «Tebuk» den donunce): «Eger gucumuz yetseydi her halde biz de sizinle beraber cıkardık» (diye) Allaha yemin edeceklerdir. Bunlar (bu suretle) kendilerini helake suruklerler. Allah biliyor ki onlar hic subhesiz ve muhakkak yalancıdırlar

Verse 43 — Surah At-Tawbah 9:43

Hay Allah aafiyet veresice, su (ozrunde) saadık olanlar sana besbelli oluncaya ve sen o yalancıları bilinceye kadar, neden izin verdin onlara

Verse 44 — Surah At-Tawbah 9:44

Allaha ve ahiret gunune iman etmekde olanlar mallariyle, canlariyle cihad etmeleri hususunda senden izin istemez (ler). Allah takvaa saahiblerini cok iyi bilendir

Verse 45 — Surah At-Tawbah 9:45

Senden ancak Allaha ve ahiret gunune inanmaz, kalbleri sek ve subheye dusub de kendilerini o subhelerinin icinde sasırıb bocalar kimseler izin isterler

Verse 46 — Surah At-Tawbah 9:46

Eger onlar (harbe) cıkmak isteselerdi elbet bunun icin bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların davranmalarını cirkin gordu de kendilerini (korkaklıkları ve tenbellikleri yuzunden evlerinde) alıkoydu. Onlara: «Oturun oturanlarla beraber» denildi

Verse 47 — Surah At-Tawbah 9:47

Eger icinizde onlar da (savasa) cıksalardı sizde ser ve fesadı artırmakdan baska bir sey yapmazlar, aranıza muhakkak ki fitne sokmak isteyerek (bozgunculuga) kosarlardı. Icinizde onlara iyice kulak verecekler de vardır. Allah o zaalimleri cok guzel bilendir

Verse 48 — Surah At-Tawbah 9:48

Andolsun ki onlar bundan evvel de fitne (ve fesad) aramıslar, senin hakkında bir takım isler (dolablar) cevirmislerdi. Nihayet Hak (nusret ve te´yid-i ilahi) geldi. Allahın emri (dini), onların fenalarına gitmesine ragmen, zuhur ve galebe etdi

Verse 49 — Surah At-Tawbah 9:49

Onlardan kimi de: «Bana izin ver, beni fitneye (isyana ve muhaalefete) dusurme» diyeceklerdir. Haberin olsun ki onlar zaten fitne cukuruna dusmuslerdir. Cehennem ise o kafirleri her halde ve her halde cepcevre kusatıcıdır

Verse 50 — Surah At-Tawbah 9:50

Eger sana bir iyilik isaabet ederse bu, (mudhis hasedlerinden dolayı) onların fenasına gider. Sayed sana bir musiybet erisirse «Biz derler, daha onceden (ihtiyat) tedbirimizi almısızdır» ve onlar boburlene boburlene donub giderler

Verse 51 — Surah At-Tawbah 9:51

De ki: «Allahın bizim icin yazdıgından baskası asla bize erismez. O, bizim mevlamızdır. Onun icin mu´minler yalınız Allaha guvenib dayanmalıdır»

Verse 52 — Surah At-Tawbah 9:52

De ki: «Siz bizde iki guzelligin birinden baskasını mı gozetiyorsunuz? Halbuki biz Allahın size ya kendi katından, yahud bizim elimizle bir azab getirecegini bekliyoruz. Haydi siz (bizim akıbetimizi) gozetleye durun, biz de sizinle beraber (kendi feci´ akıbetlerinizi) bekleyiciyiz»

Verse 53 — Surah At-Tawbah 9:53

De ki: «Gerek gonul rızaasıyla harcedin, gerek istemeyerek (verin). Sizden (cıkan) hic bir (nafaka) kat´iyyen kabul olunmayacakdır. Cunku siz (Allah yolunda cihaddan geri kalmak suretiyle) faasıklar guruhu (na iltihak etmis) oldunuz»

Verse 54 — Surah At-Tawbah 9:54

Nafakalarının onlardan kabul edilmesini men´eden de (baskası degil) onların Allaha ve resulune kufretmeleri, namaza ancak usene usene gelmeleridir. Onlar istahsız olmadıkca da harcamazlar

Verse 55 — Surah At-Tawbah 9:55

Artık (Habibim) onların ne malları, ne evladları seni imrendirmesin. Allah bunlar sebebiyle ancak kendilerini dunya hayatında azaba carpdırmayı ve canlarının, kendileri kafir olarak, guclukle cıkmasını irade eder

Verse 56 — Surah At-Tawbah 9:56

Hakikat, onlar muhakkak sizden olduklarına (dair) Allaha and de ederler. Halbuki onlar sizden degildir. Fakat onlar oyle bir kavmdir ki daima korkarlar

Verse 57 — Surah At-Tawbah 9:57

Eger sıgınacak bir yer, yahud (barınabilecekleri) magaralar, veya (sokulacak soyle) bir delik bulsalardı yuzlerini kosa kosa o tarafa cevirirdi onlar

Verse 58 — Surah At-Tawbah 9:58

Iclerinden sadakalar (ın taksimi) hususunda seni ayıblayacaklar da var. Cunku eger iclerinden kendilerine (diledikleri bir sey) verilirse hoslanırlar. Sayed yine kendilerinden olanlara (diledikleri sey) verilmezse derhal kızarlar

Verse 59 — Surah At-Tawbah 9:59

Eger onlar — Allah ve Resulu kendilerine ne verdiyse — buna raazi olsalardı da «Bize Allah yeter, yakında bize lutf-u kereminden Allah da verir, Resulu de. Biz ancak Allaha ragbet edicileriz (umidimiz hep Ona baglıdır)» deselerdi (ne olurdu)

Verse 60 — Surah At-Tawbah 9:60

Sadakalar, Allahdan bir farz olarak, ancak fakirlere, miskinlere, (sadakaların) uzerine me´mur olanlara, kalbleri (muslumanlıga) alısdırılmak istenenlere, kolelere, esirlere, (borcundan fazla nisaabı olmayan) borclulara, Allah yolunda (harcamıya) ve yol ogluna (ya´ni memleketinde zengin bile olsa mesru´ bir maksadla seyr-u sefer ederken muhtac kalmıs olan yolculara) mahsusdur. Allah hakkıyle bilendir, tam hukum ve hikmet saahibidir

Verse 61 — Surah At-Tawbah 9:61

(Yine o munafıkların) iclerinde oyle kimseler vardır ki peygambere eza ederler (onu incitirler) ve: «O, (her soyleyeni dinleyen) bir kulakdır» derler. De ki: «O, sizin icin bir hayır kulagıdır, Allaha inanır, mu´minler (in sozun) e inanır. Icinizden iman edenler icin de bir rahmetdir o. Allahın Resulunu incitenler (yok mu? Iste) en acıklı azab onlarındır

Verse 62 — Surah At-Tawbah 9:62

Size (gelirler) gonlunuzu hos etmek icin Allaha andederler. Eger bunlar mu´min iseler Allahı ve Resulunu raazi etmeleri daha dogrudur

Verse 63 — Surah At-Tawbah 9:63

Haala su hakıykatı anlamadılar mı ki: Kim Allaha ve Resulune karsı yan cizerse ona, icinde ebedi kalıcı olmak uzere, cehennem atesi vardır. Bu (ebedi kalıs) ise en buyuk rusvaylıkdır

Verse 64 — Surah At-Tawbah 9:64

Munafıklar, kalblerinde olanı kendilerine acıkca haber verecek bir surenin tepelerine indirilmesinden daima endise ederler. De ki: «Siz maskaralık yapadurun, Allah kocunageldiginiz sey´i (zaten) meydana cıkarandır»

Verse 65 — Surah At-Tawbah 9:65

Sayet onlara (seninle birlikde «Tebuk» e giderlerken nicin alay etdiklerini) sorsan, andolsun ki, «Biz ancak (yol zahmetini hissetmemek icin lafa) dalmıs bulunuyor, sakalasıyorduk» derler. De ki: «Allah ile, Onun ayetleriyle, Onun Resulu ile mi egleniyordunuz»

Verse 66 — Surah At-Tawbah 9:66

(Bihude) ozur dilemiye kalkmayın. Siz iman (etdiginizi ikramdan sonra kufretdiniz. icinizden bir zumreyi afvetsek bile (diger) bir guruhunu — onlar mucrim (curumlerinde musir) kimseler oldukları icin — azablandıracagız

Verse 67 — Surah At-Tawbah 9:67

Munafık erkekler de, munafık kadınlar da birbirinin (tamamlayıcı) parcasıdırlar (hepsi birbirine benzer). Onlar kotulugu (kufru, meaasiyi) emrederler, iyilikden (imandan, taatden) vaz gecirmiye ugrasırlar, ellerini (cimrilikle sımsıkı) yumarlar. Onlar Allahı unutdular (Ona taati bırakdılar), O da onları unutdu (onlara lutfunu terketdi). Subhesiz ki munafıklar faasıkların ta kendileridir

Verse 68 — Surah At-Tawbah 9:68

Allah, erkek munafıklara da, kadın munafıklara da, kafirlere de — kendileri icin ebedi kalıcı olmak uzere — cehennem atesini va´d etdi. Bu, onlara yeter. Allah, onları rahmetinden kogdu. Onlara bitib tukenmeyen bir azab vardır

Verse 69 — Surah At-Tawbah 9:69

(Ey munafıklar) siz de tıbkı kendinizden evvelkiler gibisiniz. (Halbuki) onlar kuvvetce sizden daha yamandı, malları, evladları daha cokdu. (Bu dunyadaki) nasıybleri kadar (zevkden) faidelenmek istediler. Iste sizden evvelkiler nasıl oyle nasıyblerince yasamak istedilerse siz de yine kısmetinizce (zevkden) faide aradınız. Siz de (o bataga) dalanlar gibi daldınız. Onların dunyada da, ahiretde de yapdıkları bosa gitdi. Iste bunlar da husran icinde kalanların ta kendileridir

Verse 70 — Surah At-Tawbah 9:70

Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Ad, Semud kavm (lerinin, Ibrahim kavminin, Medyen saahiblerinin, Mu´tefikelerin haberi de gelmedi mi? Peygamberleri onlara apacık mu´cizeler getirmisdi. (Inanmadıkları icin tamamen helak oldular). Demek ki Allah onlara zulmediyor degildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

Verse 71 — Surah At-Tawbah 9:71

Mu´min erkekler de, mu´min kadınlar da birbirinin velileri (dostları ve yardımcıları) dir. Bunlar (insanlara) iyiligi emrederler, (onları) kotulukten vaz gecirmeye calısırlar, namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler, Allaha ve Resulune itaat ederler. Iste bunlar. Allah onları rahmetiyle yarlıgayacakdır. Cunku azizdir (va´d ve vaidini yerine getirmekden hic bir sey Onu acze dusuremez), hakimdir (her sey´i yerli yerinde, hikmetle yapandır)

Verse 72 — Surah At-Tawbah 9:72

Allah, mu´min erkeklere de, mu´min kadınlara da — kendileri icinde ebedi kalıcı olmak uzere — altından ırmaklar akan Adn cennetlerini ve cok guzel meskenler va´detdi. Allahın bir rıdvaanı (rızaası) ise daha buyukdur. Iste bu, asıl bu, en buyuk seadetdir

Verse 73 — Surah At-Tawbah 9:73

Ey peygamber, kafirlerle ve munafıklarla savas. Karsılarında cetin ol. Onların yurdu cehennemdir. O, ne kotu bir donus yeridir

Verse 74 — Surah At-Tawbah 9:74

(Munafıklar, o kotu sozu) soylemediklerine (dair) Allaha yemin ediyorlar. Andolsun, o kufur kelimesini soylemislerdir. Onlar muslumanlıklarından sonra yine kafir oldular. Basaramadıkları bir sey´e (cinayete) de yeltendiler onlar. Halbuki (peygambere ve mu´minlere karsı kin besleyib) intikaam olmıya yeltenmeleri icin Allah ile peygamberinin lutf-u inayeti Ile onları zenginlesdirmis oldugundan baska (meydanda bir sebeb) de yokdu. Eger (nifakdan) tevbe ederlerse onlar icin hayırlı olur. Eger yuz cevirirlerse Allah onları dunyada da, ahiretde de pek acıklı bir azaba ugratır, yer yuzunde onlar icin ne bir yar, ne bir mededkar da yokdur artık

Verse 75 — Surah At-Tawbah 9:75

Iclerinden kimi de Allaha (soyle) ahdetmisdi: «eger bize lutf-u, kereminden ihsan ederse, andolsun, zekatını verecegiz, muhakkak saalihlerden olacagız»

Verse 76 — Surah At-Tawbah 9:76

Allah, kendilerine fazl-u inayetinden verince de onunla cimrilik edib (taat-i ilahiyyeye) arka cevirdiler. Onlar oyle donekdirler

Verse 77 — Surah At-Tawbah 9:77

Nihayet, Allaha va´d etdiklerini tutmadıkları, yalan soyledikleri icin O da (bu fiillerinin) akıbetini kalblerinde, kendisinin huzuruna cıkacakları gune kadar (surecek), bir nifak yapdı

Verse 78 — Surah At-Tawbah 9:78

(Munafıklar) hala bitmediler mi ki Allah, subhesiz onların iclerinde gizlediklerini de, fısıltılarını da biliyor ve muhakkak ki Allah, gayıbları cok iyi bilendir

Verse 79 — Surah At-Tawbah 9:79

Sadakalarda (farz olan zekatdan fazla olarak ve gonullerinden koparak) bagıslarda bulunan mu´minlerle (bir turlu), guclerinin yetebildiginden baskasını bulamayan (fakir) lerle (diger turlu laf atarak ve kas goz oynatarak) eglenenler (yok mu?) Allah onları maskaraya cevirmisdir. Onlar icin pek acıklı bir azab vardır

Verse 80 — Surah At-Tawbah 9:80

(Habibim) onlar icin (diler) Istigfaar et (Allahdan magfiret iste, diler) istigfaar etme. Eger onlar icin yetmis defa, istigfaar dahi etsen yine Allah kendilerini kat´iyyen yarlıgayacak degildir. Bu, boyledir. Cunku Allahı ve resulunu inkar ile kafir olmuslardır. Allah ise (oyle imandan ve itaatden cıkmıs) faasıklar guruhuna hidayet etmez

Verse 81 — Surah At-Tawbah 9:81

Allahın peygamberine muhaalefet icin (savasdan) geri kalan (munafık) lar (memleketlerinden cıkmayıb) oturmalarıyle sevindi (ler), Allah yolunda mallariyle, canlariyle cihad etmeyi cirkin gorduler ve: «Bu sıcakda harbe cıkmayın» dediler. De ki: «Cehennemin atesi daha sıcak». Iyice bilmis olsalardı

Verse 82 — Surah At-Tawbah 9:82

Artık irtikab etmekde oldukları (gunahın) cezası olmak uzere az gulsunler, cok aglasınlar onlar

Verse 83 — Surah At-Tawbah 9:83

Eger Allah seni (Tebukden Medineye), onlardan (orada kalmıs olanlardan) bir zumrenin (munafıkların) yanına dondurur de (baska bir savasa) cıkmıya senden izin isterlerse de ki: «Bundan sonra benimle birlikde kat´iyyen ve ebedi (sefere) cıkamazsınız. Benimle beraber hic bir dusmanla muhaarebe edemezsiniz. Cunku siz ilk defa (Tebuk seferinden geri kalıb) oturmayı hos gordunuz. (Artık bundan boyle) siz geri kalan (kadın ve cocuk) larla beraber oturun

Verse 84 — Surah At-Tawbah 9:84

Onlardan olen hic bir kimseye ebedi dua etme (Defn veya ziyaret icin) kabrinin basında da durma. Cunku onlar Allahı ve Resulunu inkar ile kafir oldular, onlar faasık (adam) lar olarak olduler

Verse 85 — Surah At-Tawbah 9:85

Onların ne malları, ne evladları seni imrendirmesin. Allah bunlar (bu varlıkları) sebebiyle ancak kendilerini dunyada azaba carpdırmayı ve canlarının, onlar kafir oldukları halde, guclukle cıkmasını diler

Verse 86 — Surah At-Tawbah 9:86

«Allaha iman edin, Resulunun maiyyetinde cihada gidin» diye bir sure indirildigi zaman iclerinden servet saahibi olanlar senden izin isteyib: «Bırak bizi, (harbe gidemeyib) oturanlarla beraber olalım» dediler

Verse 87 — Surah At-Tawbah 9:87

Onlar oturanlarla beraber olmalarını hos gorduler. Kalblerine muhur vurulmus onların. Bundan dolayı onlar (cihadda olan hikmeti, gaayeyi, Resule muvaafakatdaki seadeti, ondan geri kalmanın sekaavetini) iyice anlamazlar

Verse 88 — Surah At-Tawbah 9:88

Fakat o peygamber ve onun maiyyetinde bulunan mu´minler mallariyle, canlariyle savasdılar. Iste onlar! Butun hayırlar onlarındır. Onlar umduklarına kavusanların da ta kendileridir

Verse 89 — Surah At-Tawbah 9:89

Allah onlar icin — kendileri icinde ebedi kalıcı olmak uzere — altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. Iste bu, en buyuk seadetdir

Verse 90 — Surah At-Tawbah 9:90

(Bedevilerden ozur dermiyan edenler kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allaha ve Resulune yalan soyleyenler de oturub kaldılar). Iclerinden kafir olanları pek acıklı bir azab carpacakdır

Verse 91 — Surah At-Tawbah 9:91

Allaha ve Resulune hayrhah olmak sartiyle ne zaiflere, ne hastalara, ne de (fakirliklerinden dolayı seferde) harcayacaklarını bulamayanlara (geri kalmakda) bir gunah (ve mes´uliyyet) yokdur. (Onlar geri kalmakla beraber memleketde iyilik ediyorlar), iyilik edenlere karsı (da muahazeye) bir yol yokdur. Allah cok yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir

Verse 92 — Surah At-Tawbah 9:92

Bir de sunlara gunah (ve mes´uliyyet) yokdur ki: Kendilerini bindir (ib sevk et) men icin ne zaman sana geldilerse, «Size bir binek bulamıyorum» dedin ve (bu ugurda kendileri) harcayacak bir sey bulamadılar da kederlerinden gozleri yas doke doke donduler

Verse 93 — Surah At-Tawbah 9:93

(Muahazeye) yol ancak o kimselerdir ki zengin oldukları halde (yurdlarında kalmak icin) senden izin isterler. Bunlar geri kalanlarla beraber olmıya rızaa gosterdiler. Allah da kalblerini muhurledi. Artık onlar (akıbetlerindeki acılıgı) bilmezler

Verse 94 — Surah At-Tawbah 9:94

(Seferden) onlara dondugunuz vakit size ozur dermiyan edeceklerdir. De ki: (Bihude) ozur dilemeyin. Size kat´iyyen inanmıyoruz. Allah, bize (hallerinizden bir cok) haberler vermisdir. (Bundan sonraki) hareketinizi de Allah, Resulu ile beraber, gorecekdir. (En) sonra gizliyi ve asikarı bilen (Allah) a donduruleceksiniz de O, size, neler yapıyordunuz, (hepsini) haber verecekdir

Verse 95 — Surah At-Tawbah 9:95

Onlar (ın yanın) a dondugunuz zaman kendilerin (i muahaze) den vaz gecmeniz icin Allaha andedecekler. O halde onlardan yuz cevirin. Cunku onlar murdardır. Irtikab edegeldiklerinin cezası olarak varacakları yer de cehennemdir onların

Verse 96 — Surah At-Tawbah 9:96

Kendilerinden hosnud olmanız icin size yemin edecekler. (Fakat) eger siz onlardan raazi olursanız subhesiz Allah o faasıklar guruhundan raazi olmaz

Verse 97 — Surah At-Tawbah 9:97

Bedeviler kufur ve nifak bakımından (sehirlilerden) daha beterdir. Allahın, Resulu uzerine indirdigi (hukumler) in sınırlarını bilmemeleri de daha cok onlara layıkdır. Allah kemaliyle bilendir, tam bir hukum ve hikmet saahibidir

Verse 98 — Surah At-Tawbah 9:98

Bedevilerden oyle kimse vardır ki (Allah yolunda) harcayacagını bir angarye sayar ve (ondan kurtulmak icin) sizin ustunuze belalar gelmesini bekler durur. O belalar kendi baslarına olsun! Allah hakkıyle isiden, kemaliyle bilendir

Verse 99 — Surah At-Tawbah 9:99

Bedevilerden oyle adam da vardır ki Allaha ve ahiret gunune inanır, harcedecegini Allah yanında yakınlıklara ve o peygamberin dualarına (vesile) edinir. Haberiniz olsun ki bu, onlar icin gercek bir yakınlıkdır. Allah, onları rahmetine koyacakdır. Subhesiz ki Allah cok yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir

Verse 100 — Surah At-Tawbah 9:100

(Islamda) birinci dereceyi kazanan Muhacirler ve ensar ile onlara guzellikle tabi olanlar (yok mu?) Allah onlardan raazi olmusdur. Onlar da Allahdan raazi olmuslardır. (Allah) bunlar icin — kendileri icinde ebedi kalıcı olmak uzere — altlarından ırmaklar akar cennetler hazırladı. Iste bu, en buyuk bahtiyarlıkdır

Verse 101 — Surah At-Tawbah 9:101

Cevrenizdeki bedevilerden ve Medine ahalisinden bir takım munafıklar vardır ki onlar nifak uzerinde idman yapmıslardır! Sen bunları bilmezsin. Onları biz biliriz. Biz onları iki kerre azaba ugratacagız. Sonra da daha buyuk bir azaba donduruleceklerdir onlar

Verse 102 — Surah At-Tawbah 9:102

(Onlardan) diger bir kısmı da gunahlarını i´tiraf etdiler. Onlar iyi bir ameli baska bir kotu ile karısdırmıslardır. Olur ki Allah onların tevbelerini kabul eder. Cunku Allah hic subhesiz ki yarlıgayıcıdır, cok esirgeyicidir

Verse 103 — Surah At-Tawbah 9:103

Onların mallarından sadaka al ki bununla kendilerini (gunahlarından) temizlemis, bununla onları (n hasenatını) bereketlendirmis, (kendilerini muhlisler mertebesine yukseltmis) olasın. Onlara dua et. Cunku senin duan onlar icin (onların yurekleri icin medar-ı) sukunetdir. Allah (onların itiraflarını) hakkıyle isiden, (pesimanlıklarını) cok iyi bilendir

Verse 104 — Surah At-Tawbah 9:104

Onlar bilmediler mi ki subhesiz Allah, kullarından (saadır olan) tevbeyi kabul edecek, sadakaları alacak olan ancak kendisidir ve hakıykatde tevvab ve rahıym yalınız Odur (Tevbeleri kabul etmek ve kendilerine fazliyle, rahmetiyle muamele eylemek ancak Onun sanındandır)

Verse 105 — Surah At-Tawbah 9:105

De ki: «(Dilediginizi) yapın. Cunku hareketinizi Allah da, Resulu de, mu´minler de gorecekdir. (Bir gun de olub) gizli ve asikarı bilene donduruleceksiniz de. O, size ne yapar idiginizi haber verecekdir»

Verse 106 — Surah At-Tawbah 9:106

(Savasa gitmeyenlerden) diger bir takımı da Allahın emrine (intizaren) gecikdirilmislerdir. O, bunları ya azaba ugratacak, yahud tevbelerini kabul edecekdir. Allah (onların hallerini) cok iyi bilen, (her sey´i) tam bir hikmetle yapandır

Verse 107 — Surah At-Tawbah 9:107

Bir de (muslumanlar) zarar vermek icin, kufr icin, mu´minlerin arasına ayrılık sokmak icin ve daha evvel Allah ve Resulu ile harb eden (in gelmesini istiyaak ile) beklemek ve gozetmek icin bir (bina yapıb onu) mescid edinenler ve: «(Bununla) iyilikden baska bir sey kasdetmedik» diye muhakkak yemin edecek olanlar vardır. Allah, sahidlik eder ki onlar seksiz, subhesiz yalancıdırlar

Verse 108 — Surah At-Tawbah 9:108

(Habibim) onun icerisinde hic bir vakit (namaza durma). Ta ilk gununde temeli takvaa uzerine te´sis edilen mescid, senin icinde kıyaamına elbet daha layıkdır. Orada tertemiz olmalarını arzu etmekde olan rical vardır. Allah da cok temizlenenleri sever

Verse 109 — Surah At-Tawbah 9:109

Binasını Allah korkusu ve rızaası uzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir yarın kenarına kurub da onunla beraber kendisini de cehennem atesine cokub giden kimse mi? Allah, zaalimler guruhuna hidayet vermez

Verse 110 — Surah At-Tawbah 9:110

Onların kurdukları bina, kalblerinde daimi bir sek (ve nifaaka sebeb) olacakdır. Meger ki kalbleri (olumle) parcalanmıs olsun. Allah (her sey´i) cok iyi bilendir, tam bir hukum ve hikmet saahibidir

Verse 111 — Surah At-Tawbah 9:111

Subhesiz ki Allah hak yolunda (muhaarebe ederek dusmanları) oldurmekde, kendileri de oldurulmekte olan mu´minlerin canlarını ve mallarını — kendilerine cennet (vermek) mukaabilinde — satın almısdık (Onun) Tevratda, Incilde ve Kur´anda (zikr olunan bu va´di) kendi uzerinde hak (ve kat´i) bir va´ddir. Allah kadar ahdine vefa eden kimdir? O halde (ey mu´minler) yapmıs oldugunuz bu alıs verisden dolayı sevinin. Bu, en buyuk seadetdir

Verse 112 — Surah At-Tawbah 9:112

Tevbe edenler, ibadet edenler, Hamd edenler, seyaahat edenler, ruku´ edenler, secde edenler, (insanlara) iyiligi emredenler ve (onları) kotulukden vaz gecirmiye calısanlar ve Allahın sınırlarını koruyanlar (yok mu? Iste onlar da cennet ehlidirler. Habibim) sen o mu´minlere dahi (cenneti) mujdele

Verse 113 — Surah At-Tawbah 9:113

Musriklerin, o cılgın atesin yaranı (cehennemlik) oldukları muhakkak meydana cıkdıkdan sonra, artık onların lehine, velev hısım olsunlar, ne peygamberin, ne de mu´min olanların istigfaar etmeleri dogru degildir

Verse 114 — Surah At-Tawbah 9:114

Ibrahimin, babasına olan istigfaarı ancak ona etdigi bir va´dden dolayı idi. Yoksa onun Allahın bir dusmanı oldugu kendisince besbelli olunca o, (bu istigfaarını kesdi ve) ondan uzaklasdı. Ibrahim cidden pek cok tezarru´ ve niyaz eden, (kalbi yufka ve ezaya karsı) gercekden sabırlı (bir zat) idi

Verse 115 — Surah At-Tawbah 9:115

Allah bir kavme hidayet etdikden sonra sakınacakları seyleri kendilerine apacık bildirinceye kadar onları (n) sapıklıgına (hukm) edecek degildir. Suphesiz ki Allah her sey´i hakkıyle bilendir

Verse 116 — Surah At-Tawbah 9:116

Goklerin ve yerin mulk (-u saltanat) ı hakıykaten Allahındır, Onundur. O, hem diriltir, hem oldurur. Sizin Allahdan baska ne bir yariniz, ne de bir yardımcınız yokdur

Verse 117 — Surah At-Tawbah 9:117

Andolsun ki Allah, peygamberini (muhaarebeden geri kalanlara izin verildiginden dolayı afvetdigi gibi) iclerinden bir takımının gonulleri hemen hemen egrilmek uzere iken guduk zamanında ona (o peygambere) ta´bi´ olan Muhacirlerle ensaarı da tevbeye muvaffak buyurdu ve sonra onların (bu) tevbelerini kabul eyledi. Cunku O cok esirgeyici, cok bagıslayıcıdır

Verse 118 — Surah At-Tawbah 9:118

(Savasdan) geri bırakılan (ve haklarındaki hukum geciken) uc (kisin) in (tevbelerini de kabul etdi. Cunku) yer yuzu bunca genisligine ragmen onlara dar gelmis, vicdanları kendilerini sıkdıkca sıkmısdı. Nihayet Allah (ın hısmın) dan yine Allahdan baska sıgınacak hic bir yer olmadıgını anladılar (da bundan) sonra (Allah) onları da eski hallerine donsunler diye, tevbeye muvaffak buyurdu. Subhesiz ki Allah, (ancak) O, tevbeyi en cok kabul eden, hakkıyle esirgeyendir

Verse 119 — Surah At-Tawbah 9:119

Ey iman edenler, Allahdan korkun. Bir de saadık olanlarla beraber olun

Verse 120 — Surah At-Tawbah 9:120

Gerek Medineliler icin, gerek cevrelerindeki bedeviler icin (savasda ve diger hususlarda) Allahın Resulunden geri kalmaları, (onun emirlerine muhaalefetde bulunmaları) ve bizzat kendisine (katlandıgı zahmetlerde) onların da canla basla (katlanmıya) ragbet etmemeleri yasakdır. Bunun sebebi sudur: (Cunku onların) Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, bir aclık (cekmeleri), kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları, bir dusmana karsı muvaffakiyyete erismeleri (gibi hic bir hal ve hareket) yokdur ki mukaabilinde kendileri icin bu sebeble iyi bir amel yazılmıs olmasın. Cunku Allah, iyi hareket edenlerin mukafatını zaayi etmez

Verse 121 — Surah At-Tawbah 9:121

Onlar (hak yolunda) gerek kucuk, gerek buyuk herhangi bir masraf yapmaya dursunlar, bir vadiyi gecmeye dursunlar ille Allah o yapar olduklarının daha guzeliyle onlara mukafat etmek icin, (butun onlar) hesablarına yazılmısdır

Verse 122 — Surah At-Tawbah 9:122

(Bununla beraber) mu´minlerin hepsinin (topyekun) savasa cıkmaları layık degildir. O halde (onların her sınıfından yalınız birer zumre savasa gitmeli), kimi de — din ve seriat ilimlerini iyice ogrenmeleri ve kavmleri (savasdan) donup kendilerine geldikleri zaman onları Allah azabıyle korkutmaları icin — (gitmeyip kalmalıdırlar). Olur ki (bu suretle mu´minler aykırı hareketlerden) kacınırlar

Verse 123 — Surah At-Tawbah 9:123

Ey iman edenler, kafirlerden size yakın olanlarla muhaarebe edin. Onlar sizde buyuk bir azm-u siddet bulsunlar. Bilin ki Allah muhakkak takvaa saahibleriyle beraberdir

Verse 124 — Surah At-Tawbah 9:124

Bir sure indirildigi zaman iclerinden kimi: «Bu (sure) hanginizin imaanını artırdı?» der. Iman etmis olanlara gelince: (Her inen sure) daima onların imanını artırmısdır ve onlar (Kur´an indikce sevinclerinden) birbiriyle mujdelesirler

Verse 125 — Surah At-Tawbah 9:125

Fakat (o sureler) kalblerinde maraz (kufur ve nifaak) bulunanların kufurlerine kufur katıb artırdı ve onlar kafir kafir olduler

Verse 126 — Surah At-Tawbah 9:126

(Munafıklar) gormuyorlar mı ki onlar her yıl ya bir, ya iki kerre cesidli belalara carpılıyorlar da yine (nifaklarından) tevbe etmiyorlar ve onlar (bundan) ibret de almıyorlar

Verse 127 — Surah At-Tawbah 9:127

(Aleyhlerinde) bir sure indirilince birbirine bakarlar da «Sizi bir kimse gormuyor mu?» (diye de endise ederler) ve sonra (rusvay olmakdan korkarak sıvısıb) giderler. Allah onların gonullerini ters cevirmis. Cunku onlar oyle bir kavmdir ki ince anlamazlar

Verse 128 — Surah At-Tawbah 9:128

Andolsun, size kendinizden oyle bir peygamber gelmisdir ki sizin sıkıntıya ugramanız ona cok agır ve guc gelir. Ustunuze cok duskundur. Mu´minleri cidden esirgeyicidir, bagıslayıcıdır o

Verse 129 — Surah At-Tawbah 9:129

(Habibim, sana iman etmekden) yuz cevirirlerse de ki: «Bana Allah yeter. Ondan baska hicbir Tanrı yok. Ben ancak Ona guvenib dayandım. O, buyuk arsın saahibidir»