Back to Languages

Turkish - Chapter 2 - Al-Baqarah

Translation by Muslim Shahin — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Baqarah 2:1

Verse 2 — Surah Al-Baqarah 2:2

İşte bu kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir

Verse 3 — Surah Al-Baqarah 2:3

Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler

Verse 4 — Surah Al-Baqarah 2:4

Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; âhiret gününe de kesinkes inanırlar

Verse 5 — Surah Al-Baqarah 2:5

İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır

Verse 6 — Surah Al-Baqarah 2:6

Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler

Verse 7 — Surah Al-Baqarah 2:7

Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır

Verse 8 — Surah Al-Baqarah 2:8

İnsanlardan bazıları da vardır ki, (inanmadıkları halde) «Allah’a ve ahiret gününe inandık» derler. Halbuki onlar mü'min değillerdir

Verse 9 — Surah Al-Baqarah 2:9

Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah’ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir

Verse 10 — Surah Al-Baqarah 2:10

Onların kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalığını artırmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azap vardır

Verse 11 — Surah Al-Baqarah 2:11

Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, «Biz ancak ıslah edicileriz» derler

Verse 12 — Surah Al-Baqarah 2:12

Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar

Verse 13 — Surah Al-Baqarah 2:13

Onlara; İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiği vakit «Biz hiç, sefihlerin (akılsız ve ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!» derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler)

Verse 14 — Surah Al-Baqarah 2:14

(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit «(Biz de) iman ettik» derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: «Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz» derler

Verse 15 — Surah Al-Baqarah 2:15

Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet başıboş dolaşırlar

Verse 16 — Surah Al-Baqarah 2:16

İşte, hidâyete karşılık sapıklığı satın alanlar onlardır. Fakat onların bu ticareti kazançlı olmamış ve kendileri doğru yolu da bulamamışlardır

Verse 17 — Surah Al-Baqarah 2:17

Onların (münafıkların) durumu, ateş yakan bir kimsenin misali gibidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığında Allah, hemen onların aydınlığını giderir ve onları görmez bir halde karanlıklar içinde bırakıverir

Verse 18 — Surah Al-Baqarah 2:18

Onlar sağırdırlar, dilsizdirler ve kördürler. Bu sebeple onlar (hakka) geri dönemezler

Verse 19 — Surah Al-Baqarah 2:19

Yahut (onların durumu), gökten sağanak halinde boşanan, içinde yoğun karanlıklar, gürültü ve yıldırımlar bulunan yağmur (a tutulmuş kimselerin durumu) gibidir. O münafıklar yıldımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır

Verse 20 — Surah Al-Baqarah 2:20

(O esnada) şimşek sanki gözlerini çıkaracakmış gibi çakar, onlar için etrafı her aydınlattığında orada birazcık yürürler, karanlık üzerlerine çökünce de oldukları yerde kalırlar. Allah dileseydi elbette onların kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Allah şüphesiz her şeye kadirdir

Verse 21 — Surah Al-Baqarah 2:21

Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk (ibâdet) edin. Umulur ki, böylece korunmuş (Allah'ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz

Verse 22 — Surah Al-Baqarah 2:22

O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de (kubbemsi) bir tavan yaptı. Gökten su indirdi, o su ile size besin olsun diye (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Artık bunu bile bile Allah'a ortaklar koşmayın

Verse 23 — Surah Al-Baqarah 2:23

Eğer kulumuza (Muhammmed'e) indirdiğimizden (Kur'ân'dan) herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sûre getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah’ın dışındaki şahitlerinizi de (yardımcılarınızı da) çağırın

Verse 24 — Surah Al-Baqarah 2:24

Bunu yapamazsanız ki elbette yapamayacaksınız. O halde yakıtı, insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş kâfirler için hazırlanmıştır

Verse 25 — Surah Al-Baqarah 2:25

İman edip salih ameller işleyenlere, onlar için içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! Oradan kendilerine rızık olarak her defasında bir meyve verildikçe: "Bu daha önce rızıklandığımız (meyve) dandır", diyecekler. Onlara birbirinin benzeri (rızıklar) verilecek. Onlar için cennette tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedî kalıcıdırlar

Verse 26 — Surah Al-Baqarah 2:26

Şüphesiz Allah (hakkı açıklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlığı misal getirmekten çekinmez. İman etmişlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kâfir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fâsıkları saptırır (çünkü bunlar birer imtihandır)

Verse 27 — Surah Al-Baqarah 2:27

Onlar öyle (fasıklar) ki, kesin söz verdikten sonra Allah'ın ahdini bozarlar (sözlerinden dönerler). Allah'ın, birleştirilmesini emrettiğin (sıla-i rahim) i keserler ve yeryüzünde fitne ve fesat çıkarırlar. İşte onlar gerçekten zarara uğrayanlardır

Verse 28 — Surah Al-Baqarah 2:28

Ey kâfirler! Siz ölü iken sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren) Allah'ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz

Verse 29 — Surah Al-Baqarah 2:29

O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O , her şeyi hakkıyla bilendir

Verse 30 — Surah Al-Baqarah 2:30

Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak ve kanlar dökecek kimseler mi yaratacaksın? Dediler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğiniz şeyleri ben bilirim, dedi

Verse 31 — Surah Al-Baqarah 2:31

Allah Âdem’e bütün isimleri, öğretti. Sonra onları önce meleklere arzedip: Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin, dedi

Verse 32 — Surah Al-Baqarah 2:32

Melekler: (Rabbimiz) Seni (noksan sıfatlardan) tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alîm (herşeyi bilen) ve hakîm olan ancak sensin, dediler

Verse 33 — Surah Al-Baqarah 2:33

(Bunun üzerine:) Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere bildir, dedi. Âdem onların isimlerini onlara bildirince: (Allah: ) Ben size, muhakkak semâvat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi

Verse 34 — Surah Al-Baqarah 2:34

Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu

Verse 35 — Surah Al-Baqarah 2:35

Biz:«Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin ve dilediğiniz yerde O'nun nimetlerinden bol bol yiyin. (Ancak) şu ağaca yaklaşmayın; yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz» dedik

Verse 36 — Surah Al-Baqarah 2:36

Ne var ki Şeytan onları oradan uzaklaştırmış ve içinde bulundukları (o rahat durumdan, cennetten) çıkarmıştı. Bunun üzerine; «Biz de bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek nimet vardır» dedik

Verse 37 — Surah Al-Baqarah 2:37

Bu durum devam ederken Adem, Rabbinden bir takım kelimeler aldı ve tevbe etti. Çünkü O (Allah), tevbeleri çokça kabul eden ve merhameti bol olandır

Verse 38 — Surah Al-Baqarah 2:38

Dedik ki: Hepiniz oradan inin! Eğer benden size bir hidâyet gelir de her kim hidâyetime tâbi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler

Verse 39 — Surah Al-Baqarah 2:39

İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir, onlar orada ebedî kalırlar

Verse 40 — Surah Al-Baqarah 2:40

Ey İsrâiloğulları! Size verdiğim nimetlerimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size olan sözümü yerine getireyim. Ve yalnızca benden korkun

Verse 41 — Surah Al-Baqarah 2:41

Elinizdekini (Tevrât'ın aslını) tasdik edici olarak indirdiğime (Kur'ân'a) iman edin. Sakın onu inkâr edenlerin ilki olmayın! Âyetlerimi az bir karşılık pahasına satmayın, yalnız benden (benim azabımdan) sakının

Verse 42 — Surah Al-Baqarah 2:42

Bilerek hakkı bâtıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin

Verse 43 — Surah Al-Baqarah 2:43

Namazı dosdoğru kılın, zekâtı (hakkıyla) verin ve rükû edenlerle beraber rükû edin

Verse 44 — Surah Al-Baqarah 2:44

(Ey bilginler!) Sizler Kitab’ı (Tevrât'ı) okuduğunuz (gerçekleri bildiğiniz) halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz

Verse 45 — Surah Al-Baqarah 2:45

Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Şüphesiz bu, huşu duyan (Allah’a saygıdan kalbi ürperen) ların dışındakilere zor (bir görev) dur

Verse 46 — Surah Al-Baqarah 2:46

Onlar (huşu duyanlar), kesinlikle Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini düşünen ve bunu kabullenen kimselerdir

Verse 47 — Surah Al-Baqarah 2:47

Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın

Verse 48 — Surah Al-Baqarah 2:48

Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) şefâat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz

Verse 49 — Surah Al-Baqarah 2:49

Hatırlayın ki, sizi, Firavun taraftarlarından kurtardık. Çünkü onlar size azabın en kötüsünü reva görüyorlar, yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlar, (fenalık için) kızlarınızı hayatta bırakıyorlardı. Aslında o size reva görülenlerde Rabbinizden büyük bir imtihan vardı

Verse 50 — Surah Al-Baqarah 2:50

Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun'un taraftarlarını da, siz bakıp dururken denizde boğduk

Verse 51 — Surah Al-Baqarah 2:51

Musâ ile kırk gece (vahyetmek üzere) sözleşmiştik. Sonra haksızlık ederek buzağıyı ( ilâh ) edindiniz

Verse 52 — Surah Al-Baqarah 2:52

O davranışlarınızdan sonra (akıllanıp) şükredersiniz diye sizi affetmiştik

Verse 53 — Surah Al-Baqarah 2:53

Doğru yolu bulasınız diye Musâ'ya Kitab'ı ve furkân (hak ile bâtılı ayıran hükümler) ı verdik

Verse 54 — Surah Al-Baqarah 2:54

Musâ kavmine: Ey kavmim! Şüphesiz siz, buzağıyı (ilâh) edinmekle kendinize zulmettiniz. Onun için yaradanınıza tevbe edin de nefislerinizi öldürün. Öyle yapmanız yaradanınızın katında sizin için daha hayırlıdır, demiş ve böylece Allah tevbenizi kabul etmişti. Çünkü acıyıp tevbeleri çokça kabul eden ve merhameti bol olan ancak O'dur

Verse 55 — Surah Al-Baqarah 2:55

(Bir zamanlar:) Siz Ey Musâ! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız, demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım çarpmıştı

Verse 56 — Surah Al-Baqarah 2:56

Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki şükredesiniz

Verse 57 — Surah Al-Baqarah 2:57

Ve sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik ve «Verdiğimiz güzel nimetlerden yiyiniz» (dedik). (Hakikatte) Onlar bize değil sadece kendilerine zulmediyorlardı

Verse 58 — Surah Al-Baqarah 2:58

(İsrâiloğullarına:) Bu kasabaya girin, orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bol bol yiyin, kapısından secde ederek (eğilerek) girin, (girerken) «Hıtta!» (Yâ Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarınızı bağışlayalım; zira biz, iyi davrananlara (karşılığını) fazlasıyla vereceğiz, demiştik

Verse 59 — Surah Al-Baqarah 2:59

Fakat (onların içlerinden ) zulmedenler, kendilerine söylenenleri başka sözlerle değiştirdiler. Bunun üzerine biz, zalimlerin üzerine fâsıklık yapmalarından dolayı gökten acı bir azap indirdik

Verse 60 — Surah Al-Baqarah 2:60

Musâ kavmi için su istemişti de biz ona: "Âsân ile taşa vur!" demiştik. Derhal (taştan) on iki göz (pınar) fışkırmıştı. Her insan (topluluğu), içeceği kaynağı bilmişti. (Onlara:) Allah’ın rızkından yiyin, için, sakın yeryüzünde bozgunculuk etmeyin, dedik

Verse 61 — Surah Al-Baqarah 2:61

Hani siz (verilen nimetlere karşılık): Ey Musa! Bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim için Rabbine dua et de yerin bitirdiği şeylerden; sebzesinden, hıyarından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından bize çıkarsın, dediniz. Musa ise: Daha iyiyi daha kötü ile değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehre inin. Zira istedikleriniz sizin için orada var, dedi. İşte (bu hadiseden sonra) üzerlerine aşağılık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah'ın gazabına uğradılar. Bu musibetler (onların başına), Allah'ın âyetlerini inkâra devam etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi. Bunların hepsi, sadece isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir

Verse 62 — Surah Al-Baqarah 2:62

Şüphesiz iman edenler, yahûdîler, hıristiyanlar ve sâbiîler; bunlardan Allah’a ve âhiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir

Verse 63 — Surah Al-Baqarah 2:63

Sizden sağlam bir söz almış, Tûr'u da üzerinize kaldırıp, size verdiğimizi sıkıca/kuvvetle tutun, onda bulunanları daima hatırlayın, umulur ki, böylece korunursunuz (demiştik de)

Verse 64 — Surah Al-Baqarah 2:64

bundan sonra sözünüzden (yine) dönmüştünüz. Eğer sizin üzerinizde Allah'ın ihsanı ve rahmeti olmasaydı, muhakkak zarara uğrayanlardan olurdunuz

Verse 65 — Surah Al-Baqarah 2:65

İçinizden cumartesi günü azgınlık edip de, bu yüzden kendilerine: "Aşağılık maymunlar olun!" dediklerimizi elbette bilmektesiniz

Verse 66 — Surah Al-Baqarah 2:66

Biz bu (maymunlaşmış insanları) hadiseyi bizzat görenler ve sonradan gelenler için bir ibret dersi, müttakîler için de bir öğüt vesilesi kıldık

Verse 67 — Surah Al-Baqarah 2:67

Musâ, kavmine: Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor, demişti de: (Onlar,) Bizimle alay mı ediyorsun? demişlerdi. O da: Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım, demişti

Verse 68 — Surah Al-Baqarah 2:68

(Musâ'ya:) «Bizim adımıza Rabbine dua et, bize onun ne olduğunu açıklasın» dediler. Musâ: Allah diyor ki: «O, ne yaşlı ne de genç (sadece birkez doğurmuş) tir; bu ikisinin arasında (dinç) bir inektir.»Emrolunduğunuz şeyi (hemen) yapın, dedi

Verse 69 — Surah Al-Baqarah 2:69

(Bu defa da;) Bizim için Rabbine dua et de, bize onun rengini açıklasın, dediler. (Musâ da: ) «O diyor ki: Sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir» dedi

Verse 70 — Surah Al-Baqarah 2:70

«(Ey Musâ!) Bizim için, Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın, zira nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Fakat Allah dilerse bizler herhalde (nasıl bir inek keseceğimizi) buluruz» dediler

Verse 71 — Surah Al-Baqarah 2:71

(Musâ) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir. «İşte şimdi gerçeği anlattın» dediler ve bunun üzerine sığırı (bulup) kestiler, az kalsın (bunu) kesmeyeceklerdi

Verse 72 — Surah Al-Baqarah 2:72

Hani siz bir adam öldürmüştünüz de o hususta ayrılığa düşmüş ve suçu birbirinizin üzerine atmıştınız. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır

Verse 73 — Surah Al-Baqarah 2:73

«Haydi, şimdi (öldürülen) adama, (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun» dedik. Böylece belki akıllarınızı başlarınıza alırsınız diye Allah ölüleri böyle diriltir ve düşünesiniz diye size âyetlerini böyle gösterir

Verse 74 — Surah Al-Baqarah 2:74

(Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz taş gibi yahut daha sert bir şekilde katılaşmıştı. Halbuki içinden nehirler kaynayan, yarılıp (içlerinden) sular çıkan ve Allah korkusundan yuvarlanan nice taşlar vardır! Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir

Verse 75 — Surah Al-Baqarah 2:75

Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki, onlardan bir grup, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi

Verse 76 — Surah Al-Baqarah 2:76

(Münafıklar) inananlarla karşılaştıklarında «İman ettik» derler. Birbirleriyle baş başa kaldıkları vakit ise: «Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz?» derler

Verse 77 — Surah Al-Baqarah 2:77

Oysa onlar, gizlediklerini de açığa vurduklarını da Allah'ın bildiğini bilmezler mi

Verse 78 — Surah Al-Baqarah 2:78

İçlerinde bir takım ümmîler vardır ki, Kitab’ı (Tevrât’ı) bilmezler. Bütün bildikleri bir takım kuruntu (ve yalan) lardır. Onlar sadece zanda bulunuyorlar

Verse 79 — Surah Al-Baqarah 2:79

Kitabı elleriyle yazıp da sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için «Bu Allah katındandır» diyenlere yazıklar olsun! Yazıklar olsun elleriyle yazdıklarından ötürü onlara ve yazıklar olsun kazandıklarından ötürü onlara

Verse 80 — Surah Al-Baqarah 2:80

(İsrâiloğulları: )Sayılı birkaç gün dışında, bize asla ateş dokunmayacaktır, dediler. (Onlara) De ki : Siz Allah katından bir söz mü aldınız, zira Allah sözünden caymaz, yoksa Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz

Verse 81 — Surah Al-Baqarah 2:81

Hayır! Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa, işte o kimseler Cehennem ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlar

Verse 82 — Surah Al-Baqarah 2:82

İman edip salih amel işleyenler ise onlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlar

Verse 83 — Surah Al-Baqarah 2:83

Vaktiyle biz, İsrâiloğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve «İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin» demiştik. Sonra içinizden çok azınız hariç (bu sözden) döndünüz. Hala da yüz çevirip duruyorsunuz

Verse 84 — Surah Al-Baqarah 2:84

(Ey İsrâiloğulları!) Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden kesin bir söz almıştık. Her şeyi görerek sonunda bunları kabul etmiştiniz

Verse 85 — Surah Al-Baqarah 2:85

Bu misakı kabul eden sizler, (verdiğiniz sözün tersine) birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir zümreyi yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı yardımlaşıyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde (hem çıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onları kurtarıyorsunuz. Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak zillettir. Kıyâmet gününde ise en şiddetli azaba uğratılacaklardır. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir

Verse 86 — Surah Al-Baqarah 2:86

İşte onlar, âhirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden ne azapları hafifletilecek, ne de kendilerine yardım edilecektir

Verse 87 — Surah Al-Baqarah 2:87

Andolsun biz Musâ'ya Kitab'ı verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem Oğlu İsâ’ya da apaçık deliller verdik. Ve onu, Rûhu'l Kudüs (Cebrâil) ile destekledik. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir peygamber geldikçe, ona karşı büyüklük taslayıp, (size gelen peygamberlerden) bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz

Verse 88 — Surah Al-Baqarah 2:88

(Yahudiler peygamberlerle alay ederek) «Kalplerimiz perdelidir» dediler. Hayır; küfürleri sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. O yüzden çok az inanırlar

Verse 89 — Surah Al-Baqarah 2:89

Onlara, Allah katından ellerindeki (Tevrât'ı) doğrulayan bir kitap geldiğinde önceden kâfirlere karşı (kendilerine böyle yardım edici bir kitabın gelmesini) bekleyip duruyorlardı. İşte önceden geleceğini bildikleri bu kitap gelince onu inkâr ettiler. İşte Allah'ın lâneti böyle inkarcılaradır

Verse 90 — Surah Al-Baqarah 2:90

Onların, Allah'ın kullarından dilediğine (Kitap) indirmesini kıskandıkları için Allah'ın indirdiğini (Kur'ân'ı) inkâr ederek kendilerini çok kötü bir şey karşılığında satmaları ne kadar kötü bir şeydir! Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uğradılar. Ayrıca kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır

Verse 91 — Surah Al-Baqarah 2:91

Kendilerine: Allah'ın indirdiğine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrât'a) inanırız, derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Halbuki o Kur'an, kendi ellerinde bulunan Tevrât'ı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır. (Ey Muhammed:) Onlara deki: Şayet siz gerçekten (kendinize indirilene) inanıyorsanız daha önce Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz

Verse 92 — Surah Al-Baqarah 2:92

Andolsun Musâ size apaçık mucizeler getirmişti. Sonra onun ardından, zalimler olarak buzağıyı (ilah ) edindiniz

Verse 93 — Surah Al-Baqarah 2:93

Hatırlayın ki, sizden kesin bir söz almış veTûr'u da üzerinize kaldırarak size verdiğimize kuvvetlice tutunun ve (emirlerini) dinleyin, demiştik. Onlar: İşittik ve isyan ettik, dediler. İnkârları sebebiyle kalplerine buzağı sevgisi dolduruldu. De ki: Eğer inanıyorsanız, imanınız size ne kötü şeyler emrediyor

Verse 94 — Surah Al-Baqarah 2:94

(Ey Muhammed! Onlara:) Şayet (iddia ettiğiniz gibi) âhiret yurdu Allah katında diğer insanlara değil de yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğru iseniz haydi ölümü temenni edin (bakalım), de

Verse 95 — Surah Al-Baqarah 2:95

Onlar, kendi elleriyle önceden yaptıkları işler (günah ve isyanları) sebebiyle hiç bir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri en iyi bilir

Verse 96 — Surah Al-Baqarah 2:96

Yemin olsun ki, sen onların hayat (yaşamay)a başkalarından ve hattâ her biri bin sene yaşamayı temenni eden müşriklerden bile daha düşkün olduklarını görürsün. Oysa uzun yaşamak, onları azaptan kurtarmayacaktır Allah, elbette, yaptıklarını hakkıyla görendir

Verse 97 — Surah Al-Baqarah 2:97

De ki: Cebrâil'e kim düşman ise ( iyi bilsin ki) Allah'ın izniyle önceki kitapları doğrulayan, müminler için hidâyet rehberi ve müjde olan Kur'ân'ı senin kalbine indiren odur

Verse 98 — Surah Al-Baqarah 2:98

Kim, Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâil'e ve Mikâil’e düşman olursa (bilsin ki) Allah da inkârcı kâfirlerin düşmanıdır

Verse 99 — Surah Al-Baqarah 2:99

Andolsun ki sana apaçık âyetler indirdik. (Ey Muhammed) onları fâsıklardan başkası inkâr etmez

Verse 100 — Surah Al-Baqarah 2:100

Ne zaman onlar bir antlaşma yaptılarsa, yine kendilerinden bir grup onu bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez

Verse 101 — Surah Al-Baqarah 2:101

Allah tarafından kendilerine, yanlarında bulunanı tasdik edici bir elçi gelince ehli kitaptan bir grup, sanki Allah'ın kitabını bilmiyormuş gibi onu arkalarına atıp terkettiler

Verse 102 — Surah Al-Baqarah 2:102

Süleymân'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleymân (büyü yapıp) kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar, sihri ve Bâbil'deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe indirilen şeyleri insanlara öğreterek kâfir oldular. Halbuki o iki melek, herkese: «Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız», demeden hiç kimseye (sihir ilmini) öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekten, kişi ile karısının arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa onlar, Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. onlar sihri satın alanların âhirette nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı

Verse 103 — Surah Al-Baqarah 2:103

Eğer iman edip kendilerini kötülükten korusalardı, şüphesiz Allah tarafından verilecek sevap daha hayırlı olacaktı. Keşke bunları anlasalardı

Verse 104 — Surah Al-Baqarah 2:104

Ey iman edenler! «Râinâ» demeyin, «unzurnâ» deyin. (Söylenenleri) dinleyin. Kâfirler için elem verici bir azap vardır

Verse 105 — Surah Al-Baqarah 2:105

(Ey müminler!) Ehli kitaptan ve müşriklerden olan kâfirler, Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini dilediği kimseye tahsis eder. Allah büyük lütuf sahibidir

Verse 106 — Surah Al-Baqarah 2:106

Biz, bir âyet (in hükmün)i nesheder (kaldırır)sek veya onu unutturursak mutlaka ondan daha hayırlısını veya onun bir dengini getiririz. Allah'ın her şeye kâdir olduğunu bilmez misin

Verse 107 — Surah Al-Baqarah 2:107

(Yine) bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığı yalnızca Allah'ındır? Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır

Verse 108 — Surah Al-Baqarah 2:108

Yoksa siz de (ey müslümanlar), daha önce Musâ'dan istenildiği gibi, kendi peygamberinizden de (bir takım mucizeler) talep etmek mi istiyorsunuz? Her kim, îmanı küfürle değişirse, dümdüz yoldan sapmış olur

Verse 109 — Surah Al-Baqarah 2:109

Ehli kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye kadîrdir

Verse 110 — Surah Al-Baqarah 2:110

Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah'ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir

Verse 111 — Surah Al-Baqarah 2:111

(Ehli kitap:) Yahudiler yahut hıristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara: Eğer sahiden doğru söylüyorsanız delilinizi getirin, de

Verse 112 — Surah Al-Baqarah 2:112

Bilâkis, kim muhsin olarak yüzünü Allah'a döndürürse (Allah'a hakkıyla kulluk ederse) onun ecri Rabbi katındadır. Onlara hiç bir korku yoktur, üzülecek olanlar da onlar değildir

Verse 113 — Surah Al-Baqarah 2:113

Hepsi de kitabı (Tevrât ve İncîl'i) okumakta oldukları halde Yahûdiler: Hristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler. Hristiyanlar da: Yahûdiler doğru yolda değillerdir, dediler. Kitabı bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah, ihtilâfa düştükleri hususlarda kıyâmet günü onlar hakkında hükmünü verecektir

Verse 114 — Surah Al-Baqarah 2:114

Allah’ın mescidlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır! Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Başka türlü girmeye hakları yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik, âhirette de büyük azap vardır

Verse 115 — Surah Al-Baqarah 2:115

Doğu da Allah'ındır batı da. Nereye dönerseniz Allah’ın vechi oradadır. Şüphesiz Allah ( ın kullarına rahmeti ve nimeti) geniştir, O her şeyi hakkıyla bilendir

Verse 116 — Surah Al-Baqarah 2:116

«Allah çocuk edindi» dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur, hepsi O'na boyun eğmiştir

Verse 117 — Surah Al-Baqarah 2:117

göklerin ve yerin yoktan varedicisidir. Bir şeyi dilediğinde ona sadece «Ol!» der, o da hemen oluverir

Verse 118 — Surah Al-Baqarah 2:118

Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konuşmalı ya da bize bir âyet (mucize) gelmeli değil miydi? Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri (akılları) nasıl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice (yakînen) bilmek isteyenlere âyetleri apaçık gösterdik

Verse 119 — Surah Al-Baqarah 2:119

Doğrusu biz seni Hak (Kur'ân) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen Cehennem ashâbından sorumlu değilsin

Verse 120 — Surah Al-Baqarah 2:120

Ne yahûdiler ne de hristiyanlar sen onların dinlerine uymadıkça senden asla razı olmayacaklar. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır

Verse 121 — Surah Al-Baqarah 2:121

Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyan kimseler, işte bunlar ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte gerçekten hüsrana uğrayanlar onlardır

Verse 122 — Surah Al-Baqarah 2:122

Ey İsrâiloğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) âlemlere üstün kılmış olduğumu hatırlayın

Verse 123 — Surah Al-Baqarah 2:123

Ve bir günden sakının ki, o günde hiç kimse başkası namına bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez. Onlar hiçbir yardım da görmezler

Verse 124 — Surah Al-Baqarah 2:124

Bir zamanlar Rabbi İbrâhim'i bir takım kelimelerle sınamış, onları tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara imam (önder) yapacağım, demişti. «Soyumdan da (önderler yap, yâ Rabbi!) » deyince Allah: Ahdim zâlimlere ulaşmaz (onlar için söz vermem) buyurdu

Verse 125 — Surah Al-Baqarah 2:125

Biz, Beyt’i (Ka'be'yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık ve siz de İbrâhim'in makamından bir namaz yeri edinin (dedik). İbrâhim ve İsmâil'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmiştik

Verse 126 — Surah Al-Baqarah 2:126

İbrâhim de demişti ki: Ey Rabbim! Burayı emin bir şehir yap, halkından Allah'a ve âhiret gününe inananları çeşitli meyve (ürün) lerle besle. Allah buyurdu ki: Kim inkâr ederse onu az bir süre faydalandırır, sonra onu cehennem azâbına mecbur kılarım . Ne kötü varılacak yerdir orası

Verse 127 — Surah Al-Baqarah 2:127

Bir zamanlar İbrâhim, İsmâil ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor, (şöyle dua ediyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur, şüphesiz sen hakkıyla işiten ve hakkıyla bilensin

Verse 128 — Surah Al-Baqarah 2:128

Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olan iki kul, neslimizden de sana teslim olan bir ümmet eyle, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin

Verse 129 — Surah Al-Baqarah 2:129

Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder. Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin

Verse 130 — Surah Al-Baqarah 2:130

İbrâhim'in dininden kendini bilmezlerden başka kim yüz çevirir? Andolsun ki, biz dünyada onu (elçi) seçtik, şüphesiz o âhirette de sâlih kullardandır

Verse 131 — Surah Al-Baqarah 2:131

Çünkü Rabbi ona: "Teslim ol," demiş, o da: Âlemlerin Rabbine teslim oldum, demişti

Verse 132 — Surah Al-Baqarah 2:132

Bunu İbrâhim de kendi oğullarına vasiyet etmiş, Ya'kûb da: (aynı şeyi yapmış ve): Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm'ı) seçti. O halde sadece müslümanlar olarak ölünüz (dedi)

Verse 133 — Surah Al-Baqarah 2:133

Yoksa Ya'kûb'a ölüm geldiği zaman siz orada mı idiniz? O zaman (Ya'kûb) oğullarına: Benden sonra kime ibâdet (kulluk) edeceksiniz? demişti. Onlar: Senin ve ataların İbrâhim, İsmâil ve İshâk'ın bir tek ilâhına (Allah'a) kulluk edeceğiz; biz ancak O’na teslim olmuşuzdur, dediler

Verse 134 — Surah Al-Baqarah 2:134

Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz

Verse 135 — Surah Al-Baqarah 2:135

(Yahûdiler ve hristiyanlar müslümanlara:) Yahûdi ya da hristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanîf olan İbrâhim'in (dosdoğru) dinine uyarız. O, müşriklerden değildi

Verse 136 — Surah Al-Baqarah 2:136

«Biz, Allah'a iman ettik ve (yine) bize indirilene; İbrâhim, İsmâil, İshâk, Ya'kûb ve Esbât (Ya'kûb'un torunların)a indirilene, Musâ ve İsâ'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk» deyin

Verse 137 — Surah Al-Baqarah 2:137

Eğer onlar (Yahûdi ve hristiyanlar) da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulur (hidâyete erer) lar; yok eğer yüz çevirirlerse mutlaka anlaşmazlık (ve ayrılık) içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir

Verse 138 — Surah Al-Baqarah 2:138

İşte Allah'ın boyası (İslâm Dini)… Allah’tan daha güzel boyası olan kim vardır? Biz ancak O'na kulluk ederiz

Verse 139 — Surah Al-Baqarah 2:139

De ki ( Ey Yahûdi ve hristiyanlar): Siz, Allah hakkında bizimle delilli tartışmaya mı girişiyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz O'na (ibâdet ve taatlerimizde) ihlâs ile bağlananlarız

Verse 140 — Surah Al-Baqarah 2:140

Yoksa siz, İbrâhim, İsmâil, İshâk, Ya'kûb ve Esbât (Ya'kûb'un torunların)ın yahûdi, yahut hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah tarafından gelen bir şâhitliği gizleyenden daha zâlim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir

Verse 141 — Surah Al-Baqarah 2:141

Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz

Verse 142 — Surah Al-Baqarah 2:142

İnsanlardan bir kısım beyinsizler: Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah'ındır. O, dilediğini doğru yola iletir

Verse 143 — Surah Al-Baqarah 2:143

İşte böylece sizin insanlara şâhitler olmanız, Rasûl'ün de size şahit olması için biz, sizi vasat (orta, mutedil) bir ümmet kıldık. Senin üzerinde bulunduğun kıbleyi, biz ancak Rasûl'e uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönenlerden (ayırıp) bilelim diye kıble yaptık. Bu, (Kıblenin değiştirilmesi) Allah'ın hidâyet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı (namazlarınızı) asla zâyi edecek değildir. Zira Allah insanlara karşı şefkatli ve çok merhametlidir

Verse 144 — Surah Al-Baqarah 2:144

(Ey Muhammed!) Senin, yüzünü göğe doğru çevirdiğini elbette görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm (ka'be) tarafına çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehli kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından gâfil değildir

Verse 145 — Surah Al-Baqarah 2:145

Sen, ehli kitaba her türlü âyeti (delili) getirsen yine de onlar senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine uymazlar. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen muhakak zâlimlerden olursun

Verse 146 — Surah Al-Baqarah 2:146

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), özoğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir grup, hakkı bile bile gizler

Verse 147 — Surah Al-Baqarah 2:147

Hak ( Gerçek olan), Rabbinden gelendir. O halde şüphecilerden olma

Verse 148 — Surah Al-Baqarah 2:148

Herkesin yöneldiği bir kıblesi vardır. (Ey müminler!) Siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir

Verse 149 — Surah Al-Baqarah 2:149

Nereden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir. Bu emir Rabbinden sana gelen gerçektir. (Biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan gâfil (habersiz) değildir

Verse 150 — Surah Al-Baqarah 2:150

(Evet Rasûlüm!) Nereden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mescidi Harâm'a doğru çevir. (Siz de ey müslümanlar!) Nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin ki, aralarından haksızlık edenler (kuru inatçılar) müstesna, insanların aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delil bulunmasın. Sakın onlardan korkmayın! Yalnız benden korkun. Size olan nimetimi tamamlayayım da böylece doğru yolu bulasınız

Verse 151 — Surah Al-Baqarah 2:151

Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi (kötülüklerden) arındıran, size, Kitabı ve hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir Rasul gönderdik

Verse 152 — Surah Al-Baqarah 2:152

Öyle ise siz beni (ibadet ve taatle) anın ki ben de sizi (rahmetimle) anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin

Verse 153 — Surah Al-Baqarah 2:153

Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir

Verse 154 — Surah Al-Baqarah 2:154

Allah yolunda öldürülenlere «ölüler» demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız

Verse 155 — Surah Al-Baqarah 2:155

Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele

Verse 156 — Surah Al-Baqarah 2:156

O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: «Biz Allah'a âidiz ve biz O'na döneceğiz» derler

Verse 157 — Surah Al-Baqarah 2:157

İşte Rablerinden (gelen) mağfiret (bağışlama) ve rahmet hep onlaradır. Ve hidayete erenler de onlardır

Verse 158 — Surah Al-Baqarah 2:158

Şüphe yok ki, Safa ile Merve Allah'ın koyduğu nişanlardandır. Her kim Beytullah'ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur. Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa şüphesiz Allah kabul eder ve (yaptıklarını) hakkıyla bilir

Verse 159 — Surah Al-Baqarah 2:159

İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlara apaçık gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder

Verse 160 — Surah Al-Baqarah 2:160

Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim

Verse 161 — Surah Al-Baqarah 2:161

(Âyetlerimizi) inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lâneti onların üzerinedir

Verse 162 — Surah Al-Baqarah 2:162

Onlar ebediyen lânet içinde kalırlar. Artık onlardan azap hafifletilmez ve onların yüzlerine (mazeretlerine) de bakılmaz

Verse 163 — Surah Al-Baqarah 2:163

İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân'dır, Rahîm'dir

Verse 164 — Surah Al-Baqarah 2:164

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda ve orada yaydığı her türlü canlıda, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah'ın varlığını ve birliğini ispatlayan) birçok deliller vardır

Verse 165 — Surah Al-Baqarah 2:165

İnsanlar içinde bir takım kimseler de vardır ki, Allah'tan başkasını O'na ortak edinip, onları, Allah'ı sever gibi severler; gerçi iman edenlerin Allah'a olan sevgileri çok daha kuvvetlidir. Fakat o zulmedenler, azâbı görürken, bütün kuvvetin Allah'a mahsus ve Allah'ın şiddetli azâp sahibi olduğunu bir bilseler

Verse 166 — Surah Al-Baqarah 2:166

İşte o zaman (görecekler ki) kendilerine uyulup arkalarından gidenler, uyanlardan hızla uzaklaşırlar ve (o anda her iki taraf da) azabı görmüş, nihayet aralarındaki bağlar kopup parçalanmıştır

Verse 167 — Surah Al-Baqarah 2:167

(Kötülere) uyanlar şöyle derler: Ah, keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da, şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık! Böylece Allah onlara, amellerini, pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar artık ateşten çıkamazlar

Verse 168 — Surah Al-Baqarah 2:168

Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın adımlarına uymayın; zira şeytan sizin için apaçık bir düşmandır

Verse 169 — Surah Al-Baqarah 2:169

O size, sadece kötülüğü, hayasızlığı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder

Verse 170 — Surah Al-Baqarah 2:170

Onlara (müşriklere): Allah’ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar, «Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız» dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler

Verse 171 — Surah Al-Baqarah 2:171

(Hidayet çağrısına kulak vermeyen) kâfirlerin durumu, sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düşünmezler

Verse 172 — Surah Al-Baqarah 2:172

Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin, eğer siz yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız O'na şükredin

Verse 173 — Surah Al-Baqarah 2:173

Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan çokça esirgeyendir

Verse 174 — Surah Al-Baqarah 2:174

Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi (âhir zaman Peygamberinin vasıflarını) gizleyip onu az bir paha ile değişenler yok mu, işte onların yiyip de karınlarına doldurdukları, ateşten başka bir şey değildir. Kıyâmet günü Allah ne kendileriyle konuşur ve ne de onları temize çıkarır. Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır

Verse 175 — Surah Al-Baqarah 2:175

Hidâyet (doğru yol) e karşılık sapıklığı ve mağfirete karşılık da azâbı satın alanlar işte onlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar

Verse 176 — Surah Al-Baqarah 2:176

O azabın sebebi, Allah’ın, kitabı hak olarak indirmiş olmasıdır. (Buna rağmen farklı yorum yapıp) kitapta ayrılığa düşenler, elbette derin bir anlaşmazlığın içine düşmüşlerdir

Verse 177 — Surah Al-Baqarah 2:177

İyilik (hayır), yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır

Verse 178 — Surah Al-Baqarah 2:178

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azâp vardır

Verse 179 — Surah Al-Baqarah 2:179

Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız

Verse 180 — Surah Al-Baqarah 2:180

Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek Allah’tan korkanlar üzerine bir borçtur

Verse 181 — Surah Al-Baqarah 2:181

Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenlerin üzerinedir. Şüphesiz Allah hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir

Verse 182 — Surah Al-Baqarah 2:182

Her kim, vasiyet edenin haksızlığa yahut günaha meyletmesinden endişe eder de (alâkalıların) aralarını bulursa kendisine günah yoktur. Şüphesiz Allah çok bağışlayan hem de çok esirgeyendir

Verse 183 — Surah Al-Baqarah 2:183

Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz

Verse 184 — Surah Al-Baqarah 2:184

Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için (fidye vermekten) daha hayırlıdır

Verse 185 — Surah Al-Baqarah 2:185

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an' ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir

Verse 186 — Surah Al-Baqarah 2:186

Kullarım sana, beni sorduğunda (onlara deki): Ben (şüphesiz onlara) çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar. Ola ki doğru yolu bulurlar

Verse 187 — Surah Al-Baqarah 2:187

Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin, nefislerinize ihânet (kötülük) etmekte olduğunuzu bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yiyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar

Verse 188 — Surah Al-Baqarah 2:188

Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin

Verse 189 — Surah Al-Baqarah 2:189

Sana, hilâl (şeklinde yeni doğan ay) leri sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve özellikle hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından gelip girmeniz değildir. Lâkin iyilik, korunan (ve ölçülü giden) kimsenin davranışıdır. Evlere kapılarından girin, Allah'tan korkun, umulur ki kurtuluşa erersiniz

Verse 190 — Surah Al-Baqarah 2:190

Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın. Sakın aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez

Verse 191 — Surah Al-Baqarah 2:191

Onları (size karşı savaşanları) yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Harâm’da onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onları öldürün, işte kâfirlerin cezası böyledir

Verse 192 — Surah Al-Baqarah 2:192

Eğer onlar (savaştan) vazgeçerlerse, (siz de vazgeçin, şunu iyi bilin ki) Allah; Gafûr (çok bağışlayıcı) ve Rahîm' (çok esirgeyici) dir

Verse 193 — Surah Al-Baqarah 2:193

Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse (siz de vazgeçin) zâlimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur

Verse 194 — Surah Al-Baqarah 2:194

Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler (dokunulmazlıklar) karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah müttakîler (ondan hakkıyla sakınanlar) le beraberdir

Verse 195 — Surah Al-Baqarah 2:195

Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Her türlü İşlerinizi de çok iyi yapın; zira Allah, iyi iş yapanları sever

Verse 196 — Surah Al-Baqarah 2:196

Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, ya oruç ya sadaka ya da kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar . Hepsi tam on gündür . Bu söylenenler , ailesi Mescid-i Harâm civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun . Biliniz ki Allah, şiddetli ceza sahibidir

Verse 197 — Surah Al-Baqarah 2:197

Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca niyet ederse (ihramını giyerse), hac esnasında kadına yaklaşmak, günah sayılan davranışlara yönelmek, kavga etmek yoktur. Hayır olarak ne yaparsanız, Allah onu bilir. (Ey müminler! Âhiret için) azık edinin. Bilin ki azığın en hayırlısı takvâdır. Ey akıl sahipleri! Benden (emirlerime muhalefet etmekten) sakının

Verse 198 — Surah Al-Baqarah 2:198

(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizden gelecek bir lütfu (kazancı) aramanızda size herhangi bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş'ar-i Harâm'da Allah'ı zikredin. Siz, önceden sapıklardan olduğunuz halde, sizi doğru yola sevk ettiği için O'nu anın

Verse 199 — Surah Al-Baqarah 2:199

Sonra insanların (sel gibi) aktığı yerden siz de akın. Allah'tan mağfiret isteyin. Çünkü Allah çok affedici ve çok esirgeyicidir

Verse 200 — Surah Al-Baqarah 2:200

Hac ibadetlerinizi bitirince, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah'ı anın. İnsanlardan öyleleri var ki: Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver, derler. Böyle kimselerin âhiretten hiç nasibi yoktur

Verse 201 — Surah Al-Baqarah 2:201

Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! «Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azâbından koru!» derler

Verse 202 — Surah Al-Baqarah 2:202

İşte onlar için, kazandıklarında büyük bir nasip vardır. (Şüphesiz) Allah, hesabı çabuk görendir

Verse 203 — Surah Al-Baqarah 2:203

Sayılı günlerde (teşrik günlerinde) Allah’ı anın. Kim iki gün içinde acele edip (Mina'dan çıkmak hususunda) dönmek isterse ona herhangi bir günah yoktur. Bunlar günahtan sakınanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız

Verse 204 — Surah Al-Baqarah 2:204

İnsanlardan (münâfıklardan) öyleleri vardır ki, dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider. Hatta böylesi kalbinde olana (samimi olduğuna dair) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, hasımların en yamanıdır

Verse 205 — Surah Al-Baqarah 2:205

O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez

Verse 206 — Surah Al-Baqarah 2:206

Böylesine «Allah’tan kork!» denilince benlik ve gurur kendisini günaha sevkeder. (Ceza ve azap olarak) ona cehennem yeter. O ne kötü yerdir

Verse 207 — Surah Al-Baqarah 2:207

İnsanlardan öyleleri de var ki, Allah'ın rızasını almak için kendini ve malını feda eder. Allah, kullarına karşı çok şefkatlidir

Verse 208 — Surah Al-Baqarah 2:208

Ey iman edenler! Hep birden İslâm'a girin. Sakın şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin apaçık düşmanınızdır

Verse 209 — Surah Al-Baqarah 2:209

Size (Kur'an ve Sünnet gibi) apaçık deliller geldikten sonra, eğer haktan saparsanız, şunu iyi bilin ki Allah Azîz'dir, Hakîm'dir

Verse 210 — Surah Al-Baqarah 2:210

Onlar, (kıyâmet günü) ille de buluttan gölgeler içinde Allah’ın ve meleklerinin gelmesini ve işin olup bitmesini mi bekliyorlar ? Halbuki iş bitirilmiştir. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür

Verse 211 — Surah Al-Baqarah 2:211

İsrailoğullarına sor ki kendilerine nice apaçık mucizeler verdik. Kim mucizeler kendisine geldikten sonra Allah’ın nimetini (âyetlerini) değiştirirse bilsin ki Allah'ın azâbı şiddetlidir

Verse 212 — Surah Al-Baqarah 2:212

Kâfir olanlar için dünya hayatı câzip kılındı. (Bu yüzden) onlar, iman edenler ile alay ederler. Oysa ki, (iman edip) inkârdan sakınanlar kıyâmet gününde onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir

Verse 213 — Surah Al-Baqarah 2:213

İnsanlar tek bir ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri hakkı (gerçeği) izniyle gösterdi. Allah dilediğini doğru yola iletir

Verse 214 — Surah Al-Baqarah 2:214

(Ey müminler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır

Verse 215 — Surah Al-Baqarah 2:215

Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan vereceğiniz şey, anaya babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlaradır. İyilik olarak yaptığınız şeyleri Allah, şüphesiz en iyi bilendir

Verse 216 — Surah Al-Baqarah 2:216

Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Fakat olabilir ki, bir şey sizin hakkınızda hayırlıdır da, onu kötü görürsünüz; bir şey de hakkınızda şer olduğu halde, ondan hoşlanırsınız. (Bunu) siz bilemezsiniz de Allah bilir

Verse 217 — Surah Al-Baqarah 2:217

Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah’ı inkâr etmek, Mescid-i Harâm'ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne, (bir kimseyi) öldürmekten daha kötüdür. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte dünya ve âhiretteki amelleri boşa gitmiş olanlar bunlardır; Cehennem ashâbı olanlar da bunlardır ve bunlar orada daimîdirler

Verse 218 — Surah Al-Baqarah 2:218

İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, işte Allah'ın rahmetini umanlar da bunlardır. Allah, çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir

Verse 219 — Surah Al-Baqarah 2:219

Sana, içkiyi ve kumar hakkında soruyorlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür. Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını sorarlar. «İhtiyaç fazlasını» de. İşte Allah, düşünesiniz diye size âyetleri böyle açıklar

Verse 220 — Surah Al-Baqarah 2:220

Dünya ve âhiret hakkında (lehinize olan davranışları düşünün ve ona göre hareket edin). Sana yetimler hakkında soruyorlar. De ki: Onları iyi yetiştirmek (yüz üstü bırakmaktan) daha hayırlıdır. Eğer onlarla birlikte yaşarsanız, (unutmayın ki) onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, işleri bozanla düzelteni bilir. Eğer Allah dileseydi, sizi de zahmet ve meşakkate sokardı. Çünkü Allah Azîz'dir, Hakîm'dir

Verse 221 — Surah Al-Baqarah 2:221

İman etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, müşrik bir kadından, mü'min bir câriye kesinlikle daha hayırlıdır. İman etmedikçe müşrik erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, müşrik bir kişiden mü'min bir köle kesinlikle daha hayırlıdır. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. İşte, Allah, düşünüp ibret alsınlar diye, âyetlerini insanlara böyle açıklar

Verse 222 — Surah Al-Baqarah 2:222

(Ey Muhammed! Sana;) Hayızı (kadınların âdet halini) soruyorlar. (Onlara) de ki: O bir eza (rahatsızlık) dır. Bu sebeple âdet halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah çokça tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever

Verse 223 — Surah Al-Baqarah 2:223

Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (gelecekte faydasını göreceğiniz iyi amellerle) hazırlık yapın. Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavuşacaksınız. (Ey Muhammed!) Mü'minleri müjdele

Verse 224 — Surah Al-Baqarah 2:224

Yeminlerinizden dolayı , iyilik etmenize, O'ndan sakınmanıza ve insanların arasını düzeltmenize Allah'ı (O'nun adını) engel kılmayın. Allah, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir

Verse 225 — Surah Al-Baqarah 2:225

Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lâkin kalplerinizin kasdettiği yeminden sorumlu tutar. Allah, Gafûr'dur, Halîm'dir

Verse 226 — Surah Al-Baqarah 2:226

Kadınlarına yanaşmamaya yemin edenlerin dört ay beklemeleri gerekir. Eğer (yeminlerinden) dönerlerse, şüphesiz, Allah, Ğafûr'dur, Rahîm'dir

Verse 227 — Surah Al-Baqarah 2:227

Eğer (müddeti içinde dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Allah, şüphesiz, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir

Verse 228 — Surah Al-Baqarah 2:228

Boşanmış kadınlar, kendi başlarına üç hayız (veya temizlik) süresi beklerler. Eğer onlar Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helâl olmaz. Eğer kocalar barışmak isterlerse, bu durumda boşadıkları kadınları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Kocalarının onlar üzerinde hakları olduğu gibi, onların da kocaları üzerinde belli hakları vardır, ancak erkekler, onlar üzerinde bir üstünlük derecesine sahiptirler. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir

Verse 229 — Surah Al-Baqarah 2:229

Boşama iki defadır. Bundan sonrası (bilinen şekilde) ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir. Kadınlara (mehir olarak) verdiğiniz şeyi, kadın ve erkek, Allah'ın çizdiği hududu ihlâl etmekten korkmadıkça geri almanız helâl olmaz. (Ey müminler!) Siz de karı ile kocanın, Allah'ın sınırlarını, hakkıyla muhafaza etmelerinden kuşkuya düşerseniz, kadının (erkeğe) fidye vermesinde her iki taraf için de sakınca yoktur. Bu söylenenler Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın onları aşmayın. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa işte onlar zâlimlerdir

Verse 230 — Surah Al-Baqarah 2:230

Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa artık o kadın, başka bir eşle evlenmedikçe ilk kocasına helâl olmaz. Eğer (kadını, boşandıktan sonra evlendiği) bu koca da boşarsa, (her iki taraf da) Allah'ın sınırlarını muhafaza edeceklerine inandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar, Allah'ın, bunları bilmek, öğrenmek isteyen topluluk için açıkladığı hudutlarıdır

Verse 231 — Surah Al-Baqarah 2:231

Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Fakat haksızlık ederek ve zarar vermek için onları nikâh altında tutmayın. Kim bunu yaparsa muhakkak kendine zulmetmiş olur. Allah'ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini, (size verdiği hidâyeti), size öğüt vermek üzere indirdiği Kitab'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah her şeyi hakkıyla bilendir

Verse 232 — Surah Al-Baqarah 2:232

Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, aralarında iyilikle anlaştıkları takdirde, onların (kendilerini bir yahut iki talakla boşamış olan) kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın. İşte bununla içinizden Allah'a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Bu öğüdü tutmanız kendiniz için en iyisi ve en temizidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

Verse 233 — Surah Al-Baqarah 2:233

Emzirmeyi tamamlatmak isteyen (baba) için, anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların örfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi baba tarafına aittir. Bir insan ancak gücü yettiğinden sorumlu tutulur. Hiçbir anne, çocuğu sebebiyle, hiçbir baba da çocuğu yüzünden zarara uğratılmamalıdır. Onun benzeri (nafaka temini) vâris üzerine de gerekir. Eğer ana ve baba birbiriyle görüşerek ve karşılıklı anlaşarak çocuğu memeden kesmek isterlerse, kendilerine günah yoktur. Çocuklarınızı (süt anne tutup) emzirtmek istediğiniz takdirde, süt anneye vermekte olduğunuz ücreti iyilikle teslim etmeniz şartıyla, üzerinize günah yoktur. Allah’tan korkun. Bilin ki Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir

Verse 234 — Surah Al-Baqarah 2:234

Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler. Bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, kendileri hakkında yaptıkları meşru işlerde size bir günah yoktur. Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilir

Verse 235 — Surah Al-Baqarah 2:235

(İddet beklemekte olan) kadınlarla evlenme hususundaki düşüncelerinizi üstü kapalı biçimde anlatmanızda veya onu içinizde gizli tutmanızda size günah yoktur. Allah bilir ki siz onları anacaksınız. Lâkin, meşru sözler söylemeniz müstesna, sakın onlara gizlice buluşma sözü vermeyin. Farz olan bekleme müddeti dolmadan, nikâh kıymaya kalkışmayın. Bilin ki Allah, gönlünüzdekileri bilir. Bu sebeple Allah'tan sakının. Şunu iyi bilin ki Allah Gafûr'dur, Halîm'dir

Verse 236 — Surah Al-Baqarah 2:236

Nikâhtan sonra henüz dokunmadan veya onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadınları boşarsanız bunda size herhangi bir günah yoktur.Bu durumda onlara hediye cinsinden bir şeyler verin. Zengin olan durumuna göre, fakir de durumuna göre vermelidir

Verse 237 — Surah Al-Baqarah 2:237

Kendilerine mehir tayin ederek evlendiğiniz kadınları, temas etmeden boşarsanız, tayin ettiğiniz mehrin yarısı onların hakkıdır. Ancak kadınların vazgeçmesi veya nikâh bağı elinde bulunanın (velinin) bundan vazgeçmesi hali müstesnadır. Affetmeniz (mehirden vazgeçmeniz), takvaya daha uygundur. Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayın. Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür

Verse 238 — Surah Al-Baqarah 2:238

Namazlara ve orta namaza devam (ve dikkat) edin. Allah için saygı ve bağlılık içinde namaz kılın

Verse 239 — Surah Al-Baqarah 2:239

Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek yahut binmiş olarak (kılın). Güvene kavuştuğunuz zaman, siz bilmezken Allah'ın size öğrettiği şekilde O’nu anın (namaz kılın)

Verse 240 — Surah Al-Baqarah 2:240

Sizden ölüp de (dul) eşler bırakan kimseler, zevcelerinin, evlerinden çıkarılmadan, bir yıla kadar bıraktıkları maldan faydalanmaları hususunda (sağlıklarında) vasiyet etsinler. Eğer o kadınlar, (kendiliklerinden) çıkıp giderlerse, kendileri hakkında yaptıkları meşru şeylerden size bir günah yoktur. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir

Verse 241 — Surah Al-Baqarah 2:241

Boşanmış kadınlar için de marûf (hakkaniyet) ölçülerinde faydalanacakları bir mal olmalıdır. Bu, Allah korkusu taşıyanlar üzerine bir borçtur

Verse 242 — Surah Al-Baqarah 2:242

İşte, Allah size düşünüp (hakikati) anlayasınız diye âyetlerini böyle açıklar

Verse 243 — Surah Al-Baqarah 2:243

Binlerce oldukları halde, ölüm korkusundan dolayı yurtlarından çıkıp gidenleri görmedin mi? Allah onlara «Ölün!» dedi (öldüler). Sonra onları diriltti. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütufkârdır. Lâkin insanların çoğu şükretmez

Verse 244 — Surah Al-Baqarah 2:244

O halde Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir

Verse 245 — Surah Al-Baqarah 2:245

Allah'a güzel bir ödünç verip de Allah'ın da onun karşılığını kat kat artırarak (kendisine vereceği) kim vardır? Allah, hem daraltır, hem genişletir. (Neticede yine) O' na döndürüleceksiniz

Verse 246 — Surah Al-Baqarah 2:246

Mûsâ'dan sonra İsrâioğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Kendilerine gönderilmiş bir peygambere: «Bize bir hükümdar gönder ki (onun komutasında) Allah yolunda savaşalım» demişlerdi. (O da onlara:) «Ya size savaş farz kılınır da savaşmazsanız?» dedi. «Yurtlarımızdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda neden savaşmayalım?» dediler. Kendilerine savaş farz kılınınca, içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah zâlimleri en iyi bilendir

Verse 247 — Surah Al-Baqarah 2:247

Peygamberleri onlara: Bilin ki Allah, Tâlût'u size hükümdâr olarak gönderdi, dedi. (Bunun üzerine onlar:) Biz, hükümdârlığa daha lâyık olduğumuz halde, kendisine servet ve zenginlik yönünden geniş imkânlar verilmemişken o bize nasıl hükümdâr olur? dediler. (Peygamberleri de onlara:) «Allah sizin üzerinize onu seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah (fazlı ve lütfu) geniş olan ve herşeyi hakkıyla bilendir» dedi

Verse 248 — Surah Al-Baqarah 2:248

Peygamberleri onlara: Onun hükümdârlığının alâmeti, içinde, Rabbinizden gelen bir gönül rahatlığıyla Mûsâ ve Harun ailesinin bıraktığı şeylerden artakalanların bulunduğu ve meleklerin taşıdığı sandığın gelmesidir. Eğer mü'min iseniz sizin için bunda şüphesiz (ibret alınacak) bir delil vardır, dedi

Verse 249 — Surah Al-Baqarah 2:249

Tâlût askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Kim ondan sadece eliyle bir avuç alırsa, bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve iman edenler beraberce ırmağı geçince: Bugün bizim Câlût'a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah’ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler

Verse 250 — Surah Al-Baqarah 2:250

Câlût ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et, dediler

Verse 251 — Surah Al-Baqarah 2:251

Sonunda Allah'ın izniyle onları yendiler. Dâvud da Câlût'u öldürdü. Allah ona (Dâvud'a) hükümdârlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti. Eğer Allah’ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü fesâda uğrar (altüst olur)dı. Lâkin Allah bütün âlemlere karşı lütuf ve kerem sahibidir

Verse 252 — Surah Al-Baqarah 2:252

İşte bunlar Allah'ın âyetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyor (anlatıyor)uz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin

Verse 253 — Surah Al-Baqarah 2:253

O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derece derece yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya açık mucizeler verdik ve onu Rûhu'l Kudüs ile güçlendirdik. Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkâr etti. Allah dileseydi onlar savaşmazlardı; lâkin Allah dilediğini yapar

Verse 254 — Surah Al-Baqarah 2:254

Ey iman edenler! Kendisinde artık alışveriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyâmet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir

Verse 255 — Surah Al-Baqarah 2:255

Allah, O'ndan başka ilâh yoktur; O, Hayy (diri) dir; Kayyûm'dur. O'nu ne bir uyuklama ve ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun ilminden kendisinin dilediği dışında hiçbir şeyi kavrayamazlar. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür

Verse 256 — Surah Al-Baqarah 2:256

Dinde zorlama yoktur. Hak yol, bâtıl yoldan ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, hakkıyla işiten hakkıyla bilendir

Verse 257 — Surah Al-Baqarah 2:257

Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır . İnkâr edenlere gelince, onların dostları da tâğuttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte bunlar cehennem ashâbıdırlar ve onlar orada daimîdirler

Verse 258 — Surah Al-Baqarah 2:258

Allah'ın kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrâhim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi! İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrâhim: Allah güneşi doğudan getirmektedir, haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir şaşırıp kaldı. Allah zâlim kimseleri hidâyete (doğru yola) erdirmez

Verse 259 — Surah Al-Baqarah 2:259

Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş) bir kasabaya uğradı; «Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!» dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldın? dedi. «Bir gün yahut daha az» dedi. Allah ona: Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir, dedi

Verse 260 — Surah Al-Baqarah 2:260

İbrâhim Rabbine: Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rabbi ona: Yoksa inanmadın mı? dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi. Bunun üzerine Allah: Öyleyse dört tane kuş yakala, (onları kendine alıştır) sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki Allah Azîz'dir, Hakîm'dir, buyurdu

Verse 261 — Surah Al-Baqarah 2:261

Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah, lütfu geniş olan ve herşeyi hakkıyla bilendir

Verse 262 — Surah Al-Baqarah 2:262

Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında (has) mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir

Verse 263 — Surah Al-Baqarah 2:263

Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah, zengindir (kullarının verecekleri sadakadan müstağnidir), Halîm'dir

Verse 264 — Surah Al-Baqarah 2:264

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin (gösteriş için sadaka verenin) durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak bir kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez

Verse 265 — Surah Al-Baqarah 2:265

Allah'ın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki cömertliği kuvvetlendirmek için mallarını hayra sarfedenlerin durumu, bir tepede kurulmuş güzel bir bahçeye benzer ki, üzerine bol yağmur yağmış da iki kat ürün vermiştir. Bol yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer (de yine ürün verir). Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir

Verse 266 — Surah Al-Baqarah 2:266

Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve üzüm ağaçlarıyla dolu, arasından sular akan ve kendisi için orada her çeşit meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçesi olsun da, bakıma muhtaç çoluk çocuğu varken kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, bahçeye de içinde ateş bulunan bir kasırga isabet ederek yakıp kül etsin! (Elbette bunu kimse arzu etmez.) İşte düşünüp anlayasınız diye Allah size âyetleri açıklar

Verse 267 — Surah Al-Baqarah 2:267

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah, (sizin vereceğiniz şeylerden) müstağnidir (onlara ihtiyacı yoktur); hamd edilmeye asıl lâyık olan da O'dur

Verse 268 — Surah Al-Baqarah 2:268

Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği ve masiyeti telkin eder. Allah ise size katından bir mağfiret ve bir lütuf vâdeder. Allah, ihsanı geniş olan ve her şeyi hakkıyla bilendir

Verse 269 — Surah Al-Baqarah 2:269

Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar

Verse 270 — Surah Al-Baqarah 2:270

Yaptığınız her harcamayı ve adadığınız her adağı muhakkak Allah bilir. Zalimler için hiç yardımcı yoktur

Verse 271 — Surah Al-Baqarah 2:271

Eğer sadakaları (zekât ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz iyidir. Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır. Allah da bu sebeple sizin günahlarınızdan bir kısmını örter. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

Verse 272 — Surah Al-Baqarah 2:272

(Ey Muhammed!) Onları hidâyete erdirmek (doğru yola iletmek) sana ait değildir. Lâkin Allah dilediğini doğru yola iletir. Hayır olarak harcadıklarınız kendi iyiliğiniz içindir. Yapacağınız hayırları ancak Allah'ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa, karşılığı size tam olarak verilir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız

Verse 273 — Surah Al-Baqarah 2:273

(Yapacağınız hayırlar,) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Sadaka olarak verdiğiniz her şeyi, Allah, hakkıyla bilendir

Verse 274 — Surah Al-Baqarah 2:274

Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarfedenler var ya, onların mükâfatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler

Verse 275 — Surah Al-Baqarah 2:275

Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların «alışveriş tıpkı faiz gibidir» demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alışverişi helâl, faizi ise haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah’a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar cehennem ashâbıdırlar, orada dâimidirler

Verse 276 — Surah Al-Baqarah 2:276

Allah faizi tüketir (Faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez

Verse 277 — Surah Al-Baqarah 2:277

İman edip salih amel işleyenler, namazı dosdoğru kılanlar ve zekât verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler

Verse 278 — Surah Al-Baqarah 2:278

Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Eğer gerçekten mü'min iseniz, faizden geri kalanı terkedin

Verse 279 — Surah Al-Baqarah 2:279

Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah'a ve Rasûlüne karşı savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz (ana paranız) sizindir. Ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz

Verse 280 — Surah Al-Baqarah 2:280

Eğer (borçlu) darlık içinde ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet vermek (gerekir). Halbuki bilmiş olsanız, (alacağınızı) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır

Verse 281 — Surah Al-Baqarah 2:281

Allah'a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğinin eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının

Verse 282 — Surah Al-Baqarah 2:282

Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın. Bir kâtip (yazan) onu aranızda adâletle yazsın. Hiçbir kâtip Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gibi) yazsın. Borçlu olan da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan korkup borcundan hiçbir şey eksiltmesin. Şayet borçlu câhil (okuma yazma bilmeyen) veya aklı zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi (borcu) adâletle yazdırsın. (Borç ve alacak yazılırken) Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için iki kadın (olsun). Çağırıldıkları vakit şahitler gelmezlik etmesin. Büyük veya küçük, vâdesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. Ancak aranızda yapıp bitirdiğiniz peşin bir ticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu yazmamanızda size bir günah yoktur. (Genellikle) alışveriş yaptığınızda şahit tutun. Yazana da şâhide de zarar verilmesin. Eğer (yazana ve şâhide bir zarar) verirseniz, bu kendinize dokunacak bir günah olur. Allah'tan korkun. Allah size gerekli olanı öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir

Verse 283 — Surah Al-Baqarah 2:283

Yolculukta olur da, yazacak kimse bulamazsanız (borca karşılık) alınmış bir rehin de yeterlidir. Birbirinize bir emanet bırakırsanız, emanet bırakılan kimse emaneti sahibine versin ve (bu hususta) Rabbi olan Allah'tan korksun. Şahitliği (bildiklerinizi) gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsin ki onun kalbi günahkârdır. Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilendir

Verse 284 — Surah Al-Baqarah 2:284

Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ındır. İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir, sonra dilediğini affeder, dilediğine de azap eder. Allah her şeye kadirdir

Verse 285 — Surah Al-Baqarah 2:285

Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. «Allah'ın peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik; Rabbimiz, bağışlamanı dileriz. Dönüş sanadır.» dediler

Verse 286 — Surah Al-Baqarah 2:286

Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et