Back to LanguagesPrevious ChapterNext Chapter
Turkish - Chapter 26 - Ash-Shuara
Translation by Muslim Shahin — Permalink
Verse 1 — Surah Ash-Shuara 26:1
Tâ. Sîn. Mîm
Verse 2 — Surah Ash-Shuara 26:2
Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir
Verse 3 — Surah Ash-Shuara 26:3
(Rasûlüm!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın
Verse 4 — Surah Ash-Shuara 26:4
Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır
Verse 5 — Surah Ash-Shuara 26:5
Kendilerine, Rahmân (o çok esirgeyici Allah) dan hiçbir yeni öğüt gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler
Verse 6 — Surah Ash-Shuara 26:6
Üstelik (ona) «yalandır» derler, fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir
Verse 7 — Surah Ash-Shuara 26:7
Yeryüzüne bir bakmazlar mı! Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik
Verse 8 — Surah Ash-Shuara 26:8
Şüphesiz bunlarda (Allah'ın kudretine) bir nişâne vardır; ama çoğu iman etmezler
Verse 9 — Surah Ash-Shuara 26:9
Şüphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Verse 10 — Surah Ash-Shuara 26:10
Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, git diye seslenmişti
Verse 11 — Surah Ash-Shuara 26:11
Firavun'un kavmine. Hâlâ (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar
Verse 12 — Surah Ash-Shuara 26:12
Musa şöyle dedi: Rabbim! Doğrusu, beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum
Verse 13 — Surah Ash-Shuara 26:13
Göğsüm daralıyor; dilim çözülmüyor; onun için Harun'a da elçilik ver
Verse 14 — Surah Ash-Shuara 26:14
Onların bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ötürü beni öldürmelerinden korkuyorum
Verse 15 — Surah Ash-Shuara 26:15
Allah buyurdu: Hayır (seni asla öldüremezler)! İkiniz mucizelerimizle gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz
Verse 16 — Surah Ash-Shuara 26:16
Haydi Firavun’a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz
Verse 17 — Surah Ash-Shuara 26:17
İsrailoğullarını bizimle beraber gönder
Verse 18 — Surah Ash-Shuara 26:18
(Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi
Verse 19 — Surah Ash-Shuara 26:19
Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin
Verse 20 — Surah Ash-Shuara 26:20
Mûsâ da demişti ki: "Ben onu o zaman cahillerden biri olarak, bilmeyerek yapmıştım
Verse 21 — Surah Ash-Shuara 26:21
Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı
Verse 22 — Surah Ash-Shuara 26:22
O nimet diye başıma kaktığın ise, (aslında) İsrailoğullarını kendine kul köle etmendir
Verse 23 — Surah Ash-Shuara 26:23
Firavun şöyle dedi: Alemlerin Rabbi dediğin de nedir
Verse 24 — Surah Ash-Shuara 26:24
Musa cevap verdi: Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir
Verse 25 — Surah Ash-Shuara 26:25
(Firavun) etrafında bulunanlara: İşitiyor musunuz? dedi
Verse 26 — Surah Ash-Shuara 26:26
Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir
Verse 27 — Surah Ash-Shuara 26:27
Firavun: Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir, dedi
Verse 28 — Surah Ash-Shuara 26:28
Musa devamla şunu söyledi: Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir
Verse 29 — Surah Ash-Shuara 26:29
Firavun: Benden başkasını tanrı edinirsen, andolsun ki seni zindanlıklardan ederim! dedi
Verse 30 — Surah Ash-Shuara 26:30
Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi
Verse 31 — Surah Ash-Shuara 26:31
Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karşılık verdi
Verse 32 — Surah Ash-Shuara 26:32
Bunun üzerine Musa asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ apaçık koca bir yılan (oluvermiş)
Verse 33 — Surah Ash-Shuara 26:33
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)
Verse 34 — Surah Ash-Shuara 26:34
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz
Verse 35 — Surah Ash-Shuara 26:35
Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz
Verse 36 — Surah Ash-Shuara 26:36
Etrafındakiler de ona şöyle demişlerdi: "Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder
Verse 37 — Surah Ash-Shuara 26:37
Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler
Verse 38 — Surah Ash-Shuara 26:38
Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi
Verse 39 — Surah Ash-Shuara 26:39
Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi hemen toplanın), denildi
Verse 40 — Surah Ash-Shuara 26:40
(Firavunun adamları:) Eğer üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız, dediler
Verse 41 — Surah Ash-Shuara 26:41
Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a: Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır değil mi? dediler
Verse 42 — Surah Ash-Shuara 26:42
Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden de olacaksınız
Verse 43 — Surah Ash-Shuara 26:43
Musa onlara: Ne atacaksanız atın! dedi
Verse 44 — Surah Ash-Shuara 26:44
Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve: Firavun'un kudreti hakkı için elbette bizler galip geleceğiz, dediler
Verse 45 — Surah Ash-Shuara 26:45
Sonra Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuveriyor
Verse 46 — Surah Ash-Shuara 26:46
(Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye kapandılar
Verse 47 — Surah Ash-Shuara 26:47
«Âlemlerin Rabbine, iman ettik» dediler
Verse 48 — Surah Ash-Shuara 26:48
Musa ve Harun'un Rabbi
Verse 49 — Surah Ash-Shuara 26:49
Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihri öğreten büyüğünüzmüş o! Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve) bileceksiniz. Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım
Verse 50 — Surah Ash-Shuara 26:50
«Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.»
Verse 51 — Surah Ash-Shuara 26:51
«Biz, ilk iman edenler olduğumuz için Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umarız.»
Verse 52 — Surah Ash-Shuara 26:52
Musa’ya: Kullarımı geceleyin yola çıkar; çünkü takip edileceksiniz, diye vahyettik
Verse 53 — Surah Ash-Shuara 26:53
Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi
Verse 54 — Surah Ash-Shuara 26:54
«Esasen bunlar, sayıları az, bölük pörçük bir cemaattır.»
Verse 55 — Surah Ash-Shuara 26:55
«(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.»
Verse 56 — Surah Ash-Shuara 26:56
«Biz ise, elbette uyanık (ve yek vücut) bir cemaatız.» (diyor ve dedirtiyordu)
Verse 57 — Surah Ash-Shuara 26:57
Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, çıkardık
Verse 58 — Surah Ash-Shuara 26:58
Hâzinelerden ve değerli bir yerden çıkardık
Verse 59 — Surah Ash-Shuara 26:59
Böylece, bunlara İsrailoğullarını mirasçı yaptık
Verse 60 — Surah Ash-Shuara 26:60
Derken (Firavun ve adamları) gün doğumunda onların ardına düştüler
Verse 61 — Surah Ash-Shuara 26:61
İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları: "İşte yakalandık!" dediler
Verse 62 — Surah Ash-Shuara 26:62
Musa: Asla! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir
Verse 63 — Surah Ash-Shuara 26:63
Bunun üzerine Musa'ya: Asân ile denize vur! diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (on iki yol açıldı), her bölük koca bir dağ gibi oldu
Verse 64 — Surah Ash-Shuara 26:64
Ötekilerini de oraya yaklaştırdık
Verse 65 — Surah Ash-Shuara 26:65
Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık
Verse 66 — Surah Ash-Shuara 26:66
Sonra ötekilerini suda boğduk
Verse 67 — Surah Ash-Shuara 26:67
Şüphesiz bunda bir ibret vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir
Verse 68 — Surah Ash-Shuara 26:68
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Verse 69 — Surah Ash-Shuara 26:69
(Rasûlüm!) Onlara İbrahim’in haberini de naklet
Verse 70 — Surah Ash-Shuara 26:70
Hani o, babasına ve kavmine: Neye tapıyorsunuz? demişti
Verse 71 — Surah Ash-Shuara 26:71
«Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz» diye cevap verdiler
Verse 72 — Surah Ash-Shuara 26:72
İbrahim: Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı
Verse 73 — Surah Ash-Shuara 26:73
Yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar mı
Verse 74 — Surah Ash-Shuara 26:74
Şöyle cevap verdiler: Hayır, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk
Verse 75 — Surah Ash-Shuara 26:75
İbrahim dedi ki: İyi ama,neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü
Verse 76 — Surah Ash-Shuara 26:76
İster sizin, ister önceki atalarınızın
Verse 77 — Surah Ash-Shuara 26:77
İyi bilin ki onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)
Verse 78 — Surah Ash-Shuara 26:78
Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren O'dur
Verse 79 — Surah Ash-Shuara 26:79
Beni yediren, içiren O’dur
Verse 80 — Surah Ash-Shuara 26:80
Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur
Verse 81 — Surah Ash-Shuara 26:81
Benim canımı alacak, sonra beni diriltecek O’dur
Verse 82 — Surah Ash-Shuara 26:82
Ve hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O'dur
Verse 83 — Surah Ash-Shuara 26:83
Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat
Verse 84 — Surah Ash-Shuara 26:84
Benden sonrakiler içinde, beni iyi dille anılanlardan eyle
Verse 85 — Surah Ash-Shuara 26:85
Beni, Naîm cennetinin vârislerinden kıl
Verse 86 — Surah Ash-Shuara 26:86
Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et). Çünkü o sapıklardandır
Verse 87 — Surah Ash-Shuara 26:87
(İnsanların) dirilecekleri gün, beni mahcup etme
Verse 88 — Surah Ash-Shuara 26:88
O gün, ne mal fayda verir ne de evlât
Verse 89 — Surah Ash-Shuara 26:89
Ancak Allah'a kalbi selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur)
Verse 90 — Surah Ash-Shuara 26:90
(O gün) cennet, takvâ sahiplerine yaklaştırılır
Verse 91 — Surah Ash-Shuara 26:91
Cehennem de azgınlara apaçık gösterilir
Verse 92 — Surah Ash-Shuara 26:92
Onlara: Allah’tan gayrı taptıklarınız hani nerede
Verse 93 — Surah Ash-Shuara 26:93
Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine (olsun) yardımları dokunuyor mu? denilir
Verse 94 — Surah Ash-Shuara 26:94
Artık onlar, o azgınlar toptan oraya tepetaklak (cehenneme) atılırlar
Verse 95 — Surah Ash-Shuara 26:95
ve İblis orduları
Verse 96 — Surah Ash-Shuara 26:96
orada birbirleriyle çekişerek şöyle derler
Verse 97 — Surah Ash-Shuara 26:97
Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz
Verse 98 — Surah Ash-Shuara 26:98
Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk
Verse 99 — Surah Ash-Shuara 26:99
Bizi ancak o günahkârlar saptırdı
Verse 100 — Surah Ash-Shuara 26:100
Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var
Verse 101 — Surah Ash-Shuara 26:101
ne de yakın bir dostumuz
Verse 102 — Surah Ash-Shuara 26:102
Ah keşke bizim için (dünyaya) bir dönüş daha olsa da, müminlerden olsak
Verse 103 — Surah Ash-Shuara 26:103
Bunda elbet (alınacak) büyük bir ders vardır, ama çokları iman etmezler
Verse 104 — Surah Ash-Shuara 26:104
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Verse 105 — Surah Ash-Shuara 26:105
Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladılar
Verse 106 — Surah Ash-Shuara 26:106
Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız
Verse 107 — Surah Ash-Shuara 26:107
Bilin ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Verse 108 — Surah Ash-Shuara 26:108
Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin
Verse 109 — Surah Ash-Shuara 26:109
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir
Verse 110 — Surah Ash-Shuara 26:110
Onun için, Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Verse 111 — Surah Ash-Shuara 26:111
Onlar şöyle cevap verdiler. Sana düşük seviyeli kimseler tâbi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç
Verse 112 — Surah Ash-Shuara 26:112
Nuh dedi ki: Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur
Verse 113 — Surah Ash-Shuara 26:113
Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Bir düşünseniz
Verse 114 — Surah Ash-Shuara 26:114
Ben iman eden kimseleri kovacak değilim
Verse 115 — Surah Ash-Shuara 26:115
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım
Verse 116 — Surah Ash-Shuara 26:116
Dediler ki: Ey Nuh! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşlanmışlardan olacaksın
Verse 117 — Surah Ash-Shuara 26:117
Nuh: Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla suçladı
Verse 118 — Surah Ash-Shuara 26:118
Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar
Verse 119 — Surah Ash-Shuara 26:119
Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri, o dolu geminin içinde (taşıyarak) kurtardık
Verse 120 — Surah Ash-Shuara 26:120
Sonra da geri kalanları suda boğduk
Verse 121 — Surah Ash-Shuara 26:121
Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler
Verse 122 — Surah Ash-Shuara 26:122
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Verse 123 — Surah Ash-Shuara 26:123
Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı
Verse 124 — Surah Ash-Shuara 26:124
Kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız
Verse 125 — Surah Ash-Shuara 26:125
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Verse 126 — Surah Ash-Shuara 26:126
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin
Verse 127 — Surah Ash-Shuara 26:127
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir
Verse 128 — Surah Ash-Shuara 26:128
Siz her yüksek yere bir alâmet (köşk) dikerek eğleniyor musunuz
Verse 129 — Surah Ash-Shuara 26:129
Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı ediniyorsunuz
Verse 130 — Surah Ash-Shuara 26:130
Yakaladığınız zaman, zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz
Verse 131 — Surah Ash-Shuara 26:131
Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin
Verse 132 — Surah Ash-Shuara 26:132
Bildiğiniz şeyleri size veren, (Allah'a karşı gelmek) den sakının
Verse 133 — Surah Ash-Shuara 26:133
Size nimetler (davarlar), oğullar, ihsan eden
Verse 134 — Surah Ash-Shuara 26:134
bağlar, pınarlar…
Verse 135 — Surah Ash-Shuara 26:135
Doğrusu sizin hakkınızda muazzam bir günün azabından endişe ediyorum
Verse 136 — Surah Ash-Shuara 26:136
(Onlar) şöyle dediler: Sen öğüt versen de, vermesen de bizce birdir
Verse 137 — Surah Ash-Shuara 26:137
Bu, öncekilerin geleneğinden (masallarından) başka bir şey değildir
Verse 138 — Surah Ash-Shuara 26:138
Biz azaba uğratılacak da değiliz
Verse 139 — Surah Ash-Shuara 26:139
Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helâk ettik. Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler
Verse 140 — Surah Ash-Shuara 26:140
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Verse 141 — Surah Ash-Shuara 26:141
Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı
Verse 142 — Surah Ash-Shuara 26:142
Kardeşleri Sâlih onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız
Verse 143 — Surah Ash-Shuara 26:143
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Verse 144 — Surah Ash-Shuara 26:144
Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin
Verse 145 — Surah Ash-Shuara 26:145
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir
Verse 146 — Surah Ash-Shuara 26:146
Siz burada, güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)
Verse 147 — Surah Ash-Shuara 26:147
Bahçelerin, pınarların içinde
Verse 148 — Surah Ash-Shuara 26:148
ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında
Verse 149 — Surah Ash-Shuara 26:149
(Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapıyorsunuz)
Verse 150 — Surah Ash-Shuara 26:150
Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin
Verse 151 — Surah Ash-Shuara 26:151
Aşırı gidenlerin emrine uymayın
Verse 152 — Surah Ash-Shuara 26:152
Onlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyor, fakat ıslâh etmiyorlar
Verse 153 — Surah Ash-Shuara 26:153
Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin
Verse 154 — Surah Ash-Shuara 26:154
Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir
Verse 155 — Surah Ash-Shuara 26:155
Salih: İşte (mucize) bu dişi devedir; onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir, dedi
Verse 156 — Surah Ash-Shuara 26:156
Ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir
Verse 157 — Surah Ash-Shuara 26:157
Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular
Verse 158 — Surah Ash-Shuara 26:158
Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler
Verse 159 — Surah Ash-Shuara 26:159
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Verse 160 — Surah Ash-Shuara 26:160
Lût kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı
Verse 161 — Surah Ash-Shuara 26:161
Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız
Verse 162 — Surah Ash-Shuara 26:162
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Verse 163 — Surah Ash-Shuara 26:163
Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin
Verse 164 — Surah Ash-Shuara 26:164
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir
Verse 165 — Surah Ash-Shuara 26:165
İnsanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz
Verse 166 — Surah Ash-Shuara 26:166
Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz... Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz
Verse 167 — Surah Ash-Shuara 26:167
Onlar şöyle dediler: Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmişlerden olacaksın
Verse 168 — Surah Ash-Shuara 26:168
Lût: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim
Verse 169 — Surah Ash-Shuara 26:169
Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar
Verse 170 — Surah Ash-Shuara 26:170
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık
Verse 171 — Surah Ash-Shuara 26:171
Ancak yaşlı bir kadın dışında O, geride kalanlardan (oldu)
Verse 172 — Surah Ash-Shuara 26:172
Sonra diğerlerini helâk ettik
Verse 173 — Surah Ash-Shuara 26:173
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü
Verse 174 — Surah Ash-Shuara 26:174
Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler
Verse 175 — Surah Ash-Shuara 26:175
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Verse 176 — Surah Ash-Shuara 26:176
Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı
Verse 177 — Surah Ash-Shuara 26:177
Şuayb onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız
Verse 178 — Surah Ash-Shuara 26:178
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim
Verse 179 — Surah Ash-Shuara 26:179
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin
Verse 180 — Surah Ash-Shuara 26:180
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir
Verse 181 — Surah Ash-Shuara 26:181
Ölçüyü tastamam yapın, (insanların hakkını) eksik verenlerden olmayın
Verse 182 — Surah Ash-Shuara 26:182
Doğru terazi ile tartın
Verse 183 — Surah Ash-Shuara 26:183
İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın
Verse 184 — Surah Ash-Shuara 26:184
Sizi ve önceki nesilleri yaratan (Allah) dan korkun
Verse 185 — Surah Ash-Shuara 26:185
Onlar söyle dediler: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin
Verse 186 — Surah Ash-Shuara 26:186
Sen de, ancak bizim gibi bir beşersin. Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz
Verse 187 — Surah Ash-Shuara 26:187
Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten azap yağdır
Verse 188 — Surah Ash-Shuara 26:188
Şuayb: Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir, dedi
Verse 189 — Surah Ash-Shuara 26:189
Velhasıl onu yalancı saydılar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabı idi
Verse 190 — Surah Ash-Shuara 26:190
Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler
Verse 191 — Surah Ash-Shuara 26:191
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir
Verse 192 — Surah Ash-Shuara 26:192
Muhakkak ki o (Kur'an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir
Verse 193 — Surah Ash-Shuara 26:193
(Rasûlüm!) Onu Rûhu'l-emîn (Cebrail) indirmiştir
Verse 194 — Surah Ash-Shuara 26:194
Uyarıcılardan olasın diye, senin kalbine
Verse 195 — Surah Ash-Shuara 26:195
apaçık Arap diliyle
Verse 196 — Surah Ash-Shuara 26:196
O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır
Verse 197 — Surah Ash-Shuara 26:197
Benî İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil midir
Verse 198 — Surah Ash-Shuara 26:198
Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de
Verse 199 — Surah Ash-Shuara 26:199
bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi
Verse 200 — Surah Ash-Shuara 26:200
Onu günahkârların kalplerine böyle soktuk
Verse 201 — Surah Ash-Shuara 26:201
Onun için, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler
Verse 202 — Surah Ash-Shuara 26:202
İşte bu (azap) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir
Verse 203 — Surah Ash-Shuara 26:203
O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir
Verse 204 — Surah Ash-Shuara 26:204
(Durmadan mucize talebiyle) onlar bizim azabımızı mı çarçabuk istiyorlardı
Verse 205 — Surah Ash-Shuara 26:205
Ne dersin! Eğer biz onları yıllarca yaşatıp nimetlerden faydalandırsak
Verse 206 — Surah Ash-Shuara 26:206
sonra tehdit edilmekte oldukları (azap) başlarına gelse
Verse 207 — Surah Ash-Shuara 26:207
Faydalandırıldıkları nimetler onlara hiç yarar sağlamayacaktır
Verse 208 — Surah Ash-Shuara 26:208
Biz hiçbir memleketi, (gönderdiğimiz) uyarıcıları (peygamberleri) olmadan yok etmemişizdir
Verse 209 — Surah Ash-Shuara 26:209
Öğüt vermek üzere, biz zalim değiliz
Verse 210 — Surah Ash-Shuara 26:210
O'nu (Kur'an’ı) şeytanlar indirmedi
Verse 211 — Surah Ash-Shuara 26:211
Bu onlara düşmez; zaten güçleri de yetmez
Verse 212 — Surah Ash-Shuara 26:212
Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır
Verse 213 — Surah Ash-Shuara 26:213
O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, sonra azap edilenlerden olursun
Verse 214 — Surah Ash-Shuara 26:214
(Önce) en yakın akrabanı uyar
Verse 215 — Surah Ash-Shuara 26:215
Sana uyan müminlere (merhamet) kanadını indir
Verse 216 — Surah Ash-Shuara 26:216
Şayet sana karşı gelirlerse de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak ki uzağım
Verse 217 — Surah Ash-Shuara 26:217
Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan
Verse 218 — Surah Ash-Shuara 26:218
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor
Verse 219 — Surah Ash-Shuara 26:219
Secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor)
Verse 220 — Surah Ash-Shuara 26:220
Her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilen, muhakkak ki O'dur
Verse 221 — Surah Ash-Shuara 26:221
Şeytanların ise kime ineceğini size haber vereyim mi
Verse 222 — Surah Ash-Shuara 26:222
Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler
Verse 223 — Surah Ash-Shuara 26:223
Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar
Verse 224 — Surah Ash-Shuara 26:224
Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarlar
Verse 225 — Surah Ash-Shuara 26:225
Onların her vâdide başıboş dolaştıklarını görmedin mi
Verse 226 — Surah Ash-Shuara 26:226
Ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi
Verse 227 — Surah Ash-Shuara 26:227
Ancak iman edip salih ameller işleyenler, Allah’ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir