Verse 1 — Surah Al-Kahf 18:1
Hamd olsun Allah'a ki kuluna, kitabı indirdi ve onda hiçbir eğrilik koymadı
Verse 2 — Surah Al-Kahf 18:2
Dosdoğru (bir kitap olarak), katından (gelecek) şiddetli bir azapla korkutmak ve salih amellerde bulunan müminlere güzel bir ecir olduğunu müjde vermek için (indirdi)
Verse 3 — Surah Al-Kahf 18:3
Onlar onda ebedi olarak kalıcıdırlar
Verse 4 — Surah Al-Kahf 18:4
Ve “Allah çocuk edinmiştir.” diyen kimseleri uyarması için indirmiştir
Verse 5 — Surah Al-Kahf 18:5
Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz pek büyüktür. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar
Verse 6 — Surah Al-Kahf 18:6
Belki de sen, bu kitaba iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helak edeceksin
Verse 7 — Surah Al-Kahf 18:7
İnsanların hangisi daha güzel amel işleyecek diye imtihan etmek için yeryüzünde bulunanları, oranın süsü yaptık
Verse 8 — Surah Al-Kahf 18:8
Biz mutlaka (yeryüzü) üzerinde olanları kupkuru çorak bir toprak kılıcılarız
Verse 9 — Surah Al-Kahf 18:9
Kehf ve Rakim ehlini (n başına gelenleri) (tek) şaşılacak ayetlerimizden sanma
Verse 10 — Surah Al-Kahf 18:10
Hani bir kaç genç mağaraya sığınmıştı ve şöyle demişlerdi: Rabbimiz, bize katından bir rahmet ver ve bu işimizde doğruyu bize nasip et
Verse 11 — Surah Al-Kahf 18:11
Mağarada onları yıllarca uyuttuk
Verse 12 — Surah Al-Kahf 18:12
Sonra da iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap ettiğini ortaya çıkarmak için onları uyandırdık
Verse 13 — Surah Al-Kahf 18:13
Biz sana onların haberlerini hak/gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar, Rablerine iman etmiş gençlerdi. Biz onların hidayetini artırmıştık
Verse 14 — Surah Al-Kahf 18:14
Ayağa kalkarak: "Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan başka bir ilaha dua etmeyeceğiz" dedikleri zaman onların kalplerini sağlamlaştırmıştık. Yoksa hak olmayan, batıl bir söz söylemiş oluruz
Verse 15 — Surah Al-Kahf 18:15
Şu bizim kavmimiz Allah'tan başka ilahlar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Allah hakkında yalan uydurandan daha zalimi kimdir
Verse 16 — Surah Al-Kahf 18:16
Onlardan ve onların Allah’tan başka ibadet ettiklerinden ayrıldınız. O halde mağaraya çekilin ki Rabbiniz size rahmetini yaysın ve işlerinizde kolaylık sağlasın
Verse 17 — Surah Al-Kahf 18:17
Güneş doğduğunda mağaranın sağ tarafından meylettiğini, batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçirdiğini görürdün. Onlar, mağarada geniş bir alan içinde idiler. İşte bu Allah’ın ayetlerindendir. Allah kime hidayet verirse o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, ona da yol gösterecek bir veli bulamazsın
Verse 18 — Surah Al-Kahf 18:18
Onlar uykuda iken sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola döndürüyorduk. Köpekleri de ön ayaklarını eşiğe uzatmıştı. Onları görseydin, onlardan korkup arkana dönüp kaçardın
Verse 19 — Surah Al-Kahf 18:19
Böylece, birbirlerine sorsunlar diye onları tekrar uyandırdık. Onlardan biri şöyle dedi: “Ne kadar kaldınız?” Bir gün veya daha az.” dediler. Ne kadar kaldığınızı en iyi Rabbiniz bilir. Şimdi, içinizden birini gümüş parayla şehre gönderin de baksın hangi yiyecek daha temiz ise ondan size azık getirsin. Çok dikkatli olsun, sizi kimseye hissettirmesin.” dediler
Verse 20 — Surah Al-Kahf 18:20
Eğer onların sizden haberi olacak olursa, taşa tutarlar veya sizi dinlerine döndürürler. O zaman asla kurtuluşa eremezsiniz
Verse 21 — Surah Al-Kahf 18:21
İşte bu şekilde insanları onlardan haberdar kıldık ki Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyamet saatinde hiç bir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. Onların (mağaralarının) çevresine bina yapın. Onları en iyi Rableri bilir, diyorlardı. Onlar durumuna galip gelen (krallar): Oraya mescid yapacağız, dediler
Verse 22 — Surah Al-Kahf 18:22
Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir" diyecekler; yine: "Beş kişidir; altıncıları köpekleridir" diyecekler. (Bunlar) gayb hakkında taş atmaktır. "Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir De ki: Onların sayısını en iyi Rabbim bilir. Onları çok az kimseden başkası bilmez. O halde, onlar hakkında açık olarak ortaya konandan başka bir şeyi tartışma. Onlar hakkında (Ehli Kitaptan hiçbir)kimseye bir şey sorma
Verse 23 — Surah Al-Kahf 18:23
Hiç bir şey için “Ben onu yarın mutlaka yapacağım.” deme
Verse 24 — Surah Al-Kahf 18:24
“İnşaallah/Allah dilerse..” de. Bunu unuttuğun zaman da Rabbini an ve Rabbim umulur ki beni doğruya en yakın olana eriştirir, de
Verse 25 — Surah Al-Kahf 18:25
Onlar, mağarada üç yüz sene kaldılar ve buna dokuz sene daha eklediler
Verse 26 — Surah Al-Kahf 18:26
De ki: Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. O ne güzel gören ve işitendir. Onların Allah’tan başka bir velisi yoktur. Hükmünde hiç kimseyi ortak etmez
Verse 27 — Surah Al-Kahf 18:27
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O’ndan başka bir sığınak da bulamazsın
Verse 28 — Surah Al-Kahf 18:28
Sabah, akşam Rablerinin yüzünü/rızasını dileyerek O’na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süslerini arzulayarak, gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, heva/arzularına uymuş ve işi taşkınlık olan kimseye itaat etme
Verse 29 — Surah Al-Kahf 18:29
De ki: Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen küfretsin. Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimiş kurşun gibi yüzleri kavuran bir su verilir. O, ne kötü bir içecektir, (ateş) ne kötü bir dayanaktır
Verse 30 — Surah Al-Kahf 18:30
İman edip, salih amellerde bulunanlar, elbette biz, güzel amel işleyenlerin ecrini zayi etmeyiz
Verse 31 — Surah Al-Kahf 18:31
Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükâfat! (Cennet) Ne güzel bir barınak
Verse 32 — Surah Al-Kahf 18:32
Onlara iki adamı örnek ver. Onlardan birisine iki üzüm bağı vermiştik. Çevresini de hurmalıklarla çevirmiş, bu ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik
Verse 33 — Surah Al-Kahf 18:33
Her iki bahçe de ürünlerini vermiş, hiç bir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından da bir ırmak akıtmıştık
Verse 34 — Surah Al-Kahf 18:34
Onun başka ürünleri de vardı. İşte böyle bir halde arkadaşıyla konuşurken: Benim malım senden daha çok, insan sayısı olarak da senden üstünüm, dedi
Verse 35 — Surah Al-Kahf 18:35
Kendine zulmederek, bahçeye girdiğinde: Bu bahçenin batacağına hiç inanmıyorum
Verse 36 — Surah Al-Kahf 18:36
Kıyametin kopacağına da hiç inanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülecek olursam, elbette bundan daha iyi bir dönüş yeri bulurum, dedi
Verse 37 — Surah Al-Kahf 18:37
Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: Seni topraktan, sonra bir damla nutfeden yaratan, sonra da seni adam haline getirene mi küfrediyorsun
Verse 38 — Surah Al-Kahf 18:38
Oysa, O Allah, benim Rabbimdir ve ben, Rabbime hiç kimseyi şirk koşmam
Verse 39 — Surah Al-Kahf 18:39
Bahçene girdiğinde: Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır, deseydin ya! Eğer malca ve evlatça beni kendinden güçsüz görüyorsan (şunu bil ki)
Verse 40 — Surah Al-Kahf 18:40
Rabbim bana, senin bahçenden daha iyisini verebilir. Seninkinin üzerine de gökten bir azap/afet gönderir de kupkuru çorak bir toprak oluverir
Verse 41 — Surah Al-Kahf 18:41
Ya da suyu çekilir de bir daha onu arayıp bulamazsın
Verse 42 — Surah Al-Kahf 18:42
(Birden) Onun ürünleri (afetle) kuşatılıverdi. Orası için harcadıklarına karşı avuçlarını (esefle) ovuşturup duruyordu. Bahçenin çardakları yere çökmüştü. Ah, keşke Rabbime hiçbir şirk koşmamış olsaydım! diyordu
Verse 43 — Surah Al-Kahf 18:43
Allah’tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Kendindi kendine bile yardım edemedi
Verse 44 — Surah Al-Kahf 18:44
İşte bu durumda velayet/yardım, şüphesiz Allah’tandır. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel akıbeti veren yine O'dur
Verse 45 — Surah Al-Kahf 18:45
Onlara dünya hayatının örneğini ver: O, gökten indirdiğimiz su gibidir. Suyla yerin bitkisi birbirine karışır. Sonunda rüzgarın savuracağı çerçöpe döner. Her şeyin üstünde güç sahibi olan Allah'tır
Verse 46 — Surah Al-Kahf 18:46
Mal ve evlat dünya hayatının süsüdür. Rabbinin katında kalıcı salih ameller, mükâfat bakımından en iyisidir; ümit bakımından da en iyisidir
Verse 47 — Surah Al-Kahf 18:47
O gün dağları yürütürüz de yeri açık (üzerinde hiçbir şey olmadan) görürsün. Onlardan hiç birini bırakmadan, (mahşerde) toplarız
Verse 48 — Surah Al-Kahf 18:48
Saf saf Rablerinin huzuruna arz edilirler. Sizi ilk defa yarattığımız halde bize geldiniz. Sizi (tekrardan diriltip, hesap sormak için) bir vakit belirlemediğimizi sanmıştınız, denir
Verse 49 — Surah Al-Kahf 18:49
Kitap ortaya konulduğunda suçluların onda yazılı olandan korktuklarını görürsün. Eyvah bize, bu kitap büyük küçük bırakmamış, hepsini saymış. Yaptıklarını hazır bulurlar, Rabbin hiç kimseye zulmetmez
Verse 50 — Surah Al-Kahf 18:50
Hani meleklere: Adem'e secde edin, demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. O, İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı. O halde siz, onlar sizin düşmanınız olmasına rağmen, benim dışımda onu ve soyunu kendinize dost mu ediniyorsunuz? Zalimler için ne kötü bir bedel
Verse 51 — Surah Al-Kahf 18:51
Onları, göklerin ve yerin yaratılmasına veya kendilerinin yaratılışına şahit tutmadım. Saptıranları da yardımcı edinecek değilim
Verse 52 — Surah Al-Kahf 18:52
”Benim ortaklarım olduğunu iddia ettiklerinizi çağırın”, dediği gün; onları çağırırlar. Fakat, onların çağrısına cevap veremezler. Aralarına (topluca) bir helak koyarız
Verse 53 — Surah Al-Kahf 18:53
Suçlular ateşi görünce, ona düşeceklerini anlarlar. Ondan çıkış yolu da bulamazlar
Verse 54 — Surah Al-Kahf 18:54
Andolsun ki, bu Kur'an’da insan için her örneği verdik. Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır
Verse 55 — Surah Al-Kahf 18:55
İnsanlara hidayet geldiği zaman, onları iman etmekten ve Rablerinden mağfiret dilemekten alıkoyan ancak öncekilere gelenin, kendi başlarına gelmesi yahut azabın göz göre göre kendilerine gelmesini beklemeleridir
Verse 56 — Surah Al-Kahf 18:56
Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz. Kâfirler, batıl ile hakkı ortadan kaldırmak için mücadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alay konusu yaparlar
Verse 57 — Surah Al-Kahf 18:57
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, ondan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim vardır? Biz, onların kalplerine, iyice anlamalarına engel örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yol göstericisine çağırsan da; onlar hiç bir zaman doğru yola girmezler
Verse 58 — Surah Al-Kahf 18:58
Rabbin ise çok mağfiret edendir, rahmet sahibidir. Eğer onları yaptıkları dolayısıyla hemen (azap ile) yakalayıverseydi elbette onlara azabı çabucak verirdi. Fakat onlara bir süre tanınmıştır. Ondan başka bir sığınak asla bulamazlar
Verse 59 — Surah Al-Kahf 18:59
İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helak ettik. Onları helak etmek için de belli bir zaman belirledik
Verse 60 — Surah Al-Kahf 18:60
Hani Musa, genç arkadaşına: İki denizin birleştiği yere ulaşmaya veya yıllarca yürümeye kararlıyım, demişti
Verse 61 — Surah Al-Kahf 18:61
Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında balıklarını unuttular. O da denizde bir yol tutup gitti
Verse 62 — Surah Al-Kahf 18:62
O yeri geçtikleri zaman genç arkadaşına: Kahvaltımızı getir, bu yolculuğumuzda bir hayli yorgun düştük, dedi
Verse 63 — Surah Al-Kahf 18:63
Gördün mü, kayalığa sığındığımızda ben balığı unuttum. Onu bana Şeytandan başkası unutturmadı. Şaşılacak şekilde o, denizde yol aldı, demişti
Verse 64 — Surah Al-Kahf 18:64
Musa: İşte, aradığımız buydu, dedi. İzleri üzerine gerisin geriye döndüler
Verse 65 — Surah Al-Kahf 18:65
Orada, kendisine katımızdan rahmet verip, yine tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular
Verse 66 — Surah Al-Kahf 18:66
Musa o kula: Sana doğru yolu bulmak için sana öğretilen ilimden bana da öğretmen için sana tabi olayım mı? dedi
Verse 67 — Surah Al-Kahf 18:67
O da: Sen benimle olmaya sabredemezsin, dedi
Verse 68 — Surah Al-Kahf 18:68
Gerçek yönünü kavrayıp, kuşatamadığın bir şey hakkında nasıl sabredebilirsin
Verse 69 — Surah Al-Kahf 18:69
İnşallah, beni sabırlı olarak bulacaksın ve senin emrine karşı gelmeyeceğim, dedi
Verse 70 — Surah Al-Kahf 18:70
Eğer bana tabi olacaksan, ben sana anlatmadıkça hiç bir şey sormayacaksın, dedi
Verse 71 — Surah Al-Kahf 18:71
Kalkıp yürüdüler. Sonunda bir gemiye bindiler. O kul, gemiyi deldi. Musa: Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Gerçekten sen büyük bir iş yaptın, dedi
Verse 72 — Surah Al-Kahf 18:72
Ben sana benimle olmaya sabredemezsin demedim mi? diye cevap verdi
Verse 73 — Surah Al-Kahf 18:73
Unuttuğum şeyden dolayı beni sorgulama, işimde bana güçlük çıkarma, dedi
Verse 74 — Surah Al-Kahf 18:74
Yine yola devam ettiler. Sonunda bir gençle karşılaştılar. O, hemen onu öldürdü: Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir cana mı kıydın? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın
Verse 75 — Surah Al-Kahf 18:75
Ben sana, benimle birlikte olmaya sabredemezsin demedim mi? dedi
Verse 76 — Surah Al-Kahf 18:76
Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, benimle arkadaşlık etme. O zaman, benim tarafımdan mazur görülürsün, dedi
Verse 77 — Surah Al-Kahf 18:77
Yine yola koyuldular, sonunda ulaştıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O kul, bunu doğrulttu. Musa: Eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin, dedi
Verse 78 — Surah Al-Kahf 18:78
Bu aramızdaki ayrılık noktasıdır. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin tevilini haber vereceğim
Verse 79 — Surah Al-Kahf 18:79
Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı
Verse 80 — Surah Al-Kahf 18:80
Gence gelince, onun, anne ve babası mümin idi. Gencin onları azgınlık ve küfre sürüklemesinden korktuk
Verse 81 — Surah Al-Kahf 18:81
Rablerinin onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini vermesini istedik
Verse 82 — Surah Al-Kahf 18:82
Duvar ise, şehirdeki iki yetim gence aitti. Altında da onlara ait bir hazine vardı. Babaları salih insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben, bunları kendiliğimden yapmadım. İşte bu sabredemediğin şeylerin tevilidir
Verse 83 — Surah Al-Kahf 18:83
Sana Zülkarneyn’i soruyorlar. Ondan size bir haber okuyacağım, de
Verse 84 — Surah Al-Kahf 18:84
Biz, onu yeryüzünde güçlendirmiş ve ona (ihtiyaç duyduğu) her şey için bir sebep verdik
Verse 85 — Surah Al-Kahf 18:85
O da bir sebep/yol tuttu
Verse 86 — Surah Al-Kahf 18:86
Sonunda, güneşin battığı yere varınca, kara balçıklı bir suda batıyor buldu, Orada da bir kavim buldu. Ona dedik ki: Ey Zülkarneyn! Onları ister cezalandır, ister iyi davran
Verse 87 — Surah Al-Kahf 18:87
Dedi ki: Kim, zulmederse onu cezalandıracağız, sonra Rabbine döndürülür ve Rabbi onu şiddetli bir azapla cezalandırır
Verse 88 — Surah Al-Kahf 18:88
Fakat, kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona da iyi bir mükâfat vardır. Ona emrimizden kolay olanı söyleriz
Verse 89 — Surah Al-Kahf 18:89
Sonra bir sebep/ yol tuttu
Verse 90 — Surah Al-Kahf 18:90
Sonunda, güneşin doğduğu yere vardığında onun, güneşe karşı hiçbir örtü (elbise, çatı..) yapmadığımız bir kavmin üzerine doğduğunu gördü
Verse 91 — Surah Al-Kahf 18:91
İşte böyle, onun yanındakilerin hepsini ilmimizle kuşattık
Verse 92 — Surah Al-Kahf 18:92
Sonra yoluna devam etti
Verse 93 — Surah Al-Kahf 18:93
Sonunda iki dağ arasında, hemen hemen hiçbir söz anlamayan bir kavme rastladı
Verse 94 — Surah Al-Kahf 18:94
Ey Zülkarneyn! Dediler. Ye’cüc ve Me’cüc bu ülkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir set yapman için sana vergi verelim mi
Verse 95 — Surah Al-Kahf 18:95
Rabbimin bana verdikleri, sizinkinden daha hayırlıdır. Bana gücünüzle yardım edin, sizinle onlar arasına sağlam bir engel yapayım, dedi
Verse 96 — Surah Al-Kahf 18:96
Bana demir kütleleri getirin de bunlar iki dağın arasını aynı seviyeye getirince: Körükleyin, dedi. Sonunda onu ateş haline getirdi. Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim, dedi
Verse 97 — Surah Al-Kahf 18:97
Artık, seddi aşmaya güçleri yetmedi ve delip geçmediler
Verse 98 — Surah Al-Kahf 18:98
Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onun yerle bir eder. Bu, Rabbimin gerçek bir vaadidir, dedi
Verse 99 — Surah Al-Kahf 18:99
Günü gelince biz onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur’a üflendiği zaman da hepsini bir araya toplarız
Verse 100 — Surah Al-Kahf 18:100
O gün, kâfirlere Cehennem'i tam bir gösterişle sunarız
Verse 101 — Surah Al-Kahf 18:101
Onların gözleri öğütlerime/uyarılarıma karşı örtülü ve kulakları da duymuyordu
Verse 102 — Surah Al-Kahf 18:102
Kâfirler, beni bırakıp da kullarımı veliler/ilahlar edineceklerini mi sandılar? Biz, cehennemi kâfirler için konak olarak hazırladık
Verse 103 — Surah Al-Kahf 18:103
De ki: Amelleri bakımından hüsranda olan kimseleri size haber verelim mi
Verse 104 — Surah Al-Kahf 18:104
Onlar, dünya hayatındaki bütün amelleri boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanan kimselerdir
Verse 105 — Surah Al-Kahf 18:105
İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı küfredenlerdir. Artık onların yapıp ettikleri boşa çıkmıştır, kıyamet günü onlara bir ağırlık/değer de vermeyeceğiz
Verse 106 — Surah Al-Kahf 18:106
İşte onların cezası, kâfir oldukları, ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için Cehennem'dir
Verse 107 — Surah Al-Kahf 18:107
İman edip salih amellerde bulunanlar ise, konak olarak Firdevs Cennetleri vardır
Verse 108 — Surah Al-Kahf 18:108
Orada ebedi kalacaklardır, oradan hiç ayrılmak istemeyeceklerdir
Verse 109 — Surah Al-Kahf 18:109
De ki: Rabbimin sözleri için denizler mürekkep olsaydı Rabbin sözleri bitmeden denizler tükenirdi. Hatta bir misli daha mürekkep getirsek bile…
Verse 110 — Surah Al-Kahf 18:110
De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım! Bana ilahınızın sadece tek ilah olduğu vahyediliyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine ibadet etmede hiç kimseyi O’na ortak koşmasın