Back to Languages

Turkish - Chapter 43 - Az-Zukhruf

Translation by Suleyman Ates — Permalink

Verse 1 — Surah Az-Zukhruf 43:1

Verse 2 — Surah Az-Zukhruf 43:2

Apaçık Kitaba andolsun ki

Verse 3 — Surah Az-Zukhruf 43:3

Biz, düşünüp anlamanız için onu Arapça bir Kur'an yaptık

Verse 4 — Surah Az-Zukhruf 43:4

O, katımızda bulunan ana Kitaptadır. Yücedir, hikmetlidir

Verse 5 — Surah Az-Zukhruf 43:5

Siz, aşırı giden bir kavim oldunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim

Verse 6 — Surah Az-Zukhruf 43:6

Biz önce gelenlere nice peygamber gönderdik

Verse 7 — Surah Az-Zukhruf 43:7

Onlara hiçbir peygamber gelmezdi ki mutlaka onunla alay etmesinler

Verse 8 — Surah Az-Zukhruf 43:8

Biz de bunlardan daha güçlü olan(o kavimler)i helak ettik. Öncekilerin örneği geçti

Verse 9 — Surah Az-Zukhruf 43:9

Andolsun onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette diyecekler ki: "Onları, çok üstün, çok bilen (Allah) yarattı

Verse 10 — Surah Az-Zukhruf 43:10

O yeri sizin için beşik kıldı ve varacağınız yere gitmeniz için yeryüzünde size yollar yaptı

Verse 11 — Surah Az-Zukhruf 43:11

Gökten bir ölçü ile su indirdi de, onunla ölü bir ülkeyi canlandırdık. İşte siz de öyle (canlandırılıp) çıkarılacaksınız

Verse 12 — Surah Az-Zukhruf 43:12

O bütün çiftleri yarattı ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etti

Verse 13 — Surah Az-Zukhruf 43:13

Ki onların sırtlarına binesiniz, sonra onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin ni'metini anasınız ve (şöyle) diyesiniz: "Bunu bizim hizmetimize veren (Allah)ın şanı yücedir, yoksa biz bunu (hizmetimize) yanaştıramazdık

Verse 14 — Surah Az-Zukhruf 43:14

Biz elbette Rabbimize döneceğiz

Verse 15 — Surah Az-Zukhruf 43:15

Tuttular, O'na kullarından bir parça tasarladılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür

Verse 16 — Surah Az-Zukhruf 43:16

Yoksa (Allah), yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğullar için sizi mi yeğledi

Verse 17 — Surah Az-Zukhruf 43:17

Onlardan birine Rahman'a benzer olarak anlattığı (kız çocuğu) müjdelense yüzü kapkara kesilir, öfkesinden yutkunup durur

Verse 18 — Surah Az-Zukhruf 43:18

Süs içinde yetiştirilip, mücadelede açık olmayanı (tartışmayı ve kavgayı beceremeyeni) mi (Allah'ın çocuğu yaptılar)

Verse 19 — Surah Az-Zukhruf 43:19

Rahman'ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına mı şahid oldular ki (böyle hüküm veriyorlar)? Şahidlikleri yazılacak ve (bundan) sorulacaklardır

Verse 20 — Surah Az-Zukhruf 43:20

Ve dediler ki: "Rahman dileseydi, biz onlara tapmazdık." Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece saçmalıyorlar

Verse 21 — Surah Az-Zukhruf 43:21

Yoksa bundan önce onlara bir Kitap vermişiz de ona mı sarılıyorlar

Verse 22 — Surah Az-Zukhruf 43:22

Hayır, (ne bilgileri var, ne de Kitapları). Sadece: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerinde gidiyoruz" dediler

Verse 23 — Surah Az-Zukhruf 43:23

İşte böyle, senden önce de hangi kente uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıklıları: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler

Verse 24 — Surah Az-Zukhruf 43:24

Ben size, babalarınızı, üzerinde bulduğunuz(din)den daha doğrusunu getirmiş olsam da (yine babalarınızın yolunu)mu (tutacaksınız)? dedi. "Doğrusu biz sizinle gönderilen mesajı tanımıyoruz." dediler

Verse 25 — Surah Az-Zukhruf 43:25

Biz de onlardan öc aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu

Verse 26 — Surah Az-Zukhruf 43:26

Bir zaman İbrahim babasına ve kavmine demişti ki: "Ben sizin taptıklarınızdan uzağım

Verse 27 — Surah Az-Zukhruf 43:27

Ben yalnız beni yaratana (taparım). Çünkü O, bana doğru yolu gösterecektir

Verse 28 — Surah Az-Zukhruf 43:28

Ve bu sözü ardında kalıcı bir söz yaptı ki (insanlar Allah'a kulluğa) dönsünler

Verse 29 — Surah Az-Zukhruf 43:29

Doğrusu bunları da, babalarını da kendilerine gerçek söz ve (onu) açıklayan elçi gelinceye dek yaşattım

Verse 30 — Surah Az-Zukhruf 43:30

Fakat kendilerine gerçek gelince: "Bu, büyüdür, biz onu tanımayız" dediler

Verse 31 — Surah Az-Zukhruf 43:31

Ve dediler ki: "Bu Kur'an iki kentten, büyük bir adama indirilmeli değil miydi

Verse 32 — Surah Az-Zukhruf 43:32

Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik ve onlardan kimini ötekine derecelerle üstün kıldık ki biri, diğerine iş gördürebilsin. Rabbinin rahmeti, onların toplayıp yığdıklarındandaha hayırlıdır

Verse 33 — Surah Az-Zukhruf 43:33

İnsanlar (küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasaydı. Rahman'ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine binip çıkacakları merdivenler yapardık

Verse 34 — Surah Az-Zukhruf 43:34

Ve evlerine kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar, divanlar

Verse 35 — Surah Az-Zukhruf 43:35

Ve (nice) süs(ler verirdik). Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçiminden ibarettir. Rabbinin katında ahiret ise, (günahlardan) korunanlar içindir

Verse 36 — Surah Az-Zukhruf 43:36

Kim Rahman'ın zikrine karşı kör olursa ona bir şeytanı sardırırız; artık o, onun (yanından ayrılmaz, ona sürekli olarak kötülükleri telkin eden) arkadaşı olur

Verse 37 — Surah Az-Zukhruf 43:37

O(şeyta)nlar onları yoldan çıkardıkları halde bunlar doğru yolda olduklarını sanırlar

Verse 38 — Surah Az-Zukhruf 43:38

Nihayet (Zikr'imize karşı körlük edip yoldan çıkan o adam) bize geldiği zaman (kötü arkadaşına) der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) arası kadar uzaklık olsaydı (seni hiç görmeseydim); meğer ne kötü arkadaş(mışsın sen)

Verse 39 — Surah Az-Zukhruf 43:39

(Böyle söylemeniz) Bugün size bir yarar sağlamaz; çünkü zulmettiniz. Siz, azab (çekme)de ortaksınız

Verse 40 — Surah Az-Zukhruf 43:40

(Ey Muhammed), sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık sapıklıkta olanı yola ileteceksin

Verse 41 — Surah Az-Zukhruf 43:41

Ya biz seni alıp götürdükten sonra onlardan öc alırız

Verse 42 — Surah Az-Zukhruf 43:42

Yahut onları uyardığımız şeyi sana gösteririz (senin gözlerinin önünde onları azaba uğratırız); bizim onlara gücümüz yeter

Verse 43 — Surah Az-Zukhruf 43:43

Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl, çünkü sen doğru yoldasın

Verse 44 — Surah Az-Zukhruf 43:44

O (Kur'an) sana ve kavmine bir Zikir(uyarı, şan ve şeref)dir ve yakında (ona uyup uymadığınızdan) sorulacaksınız

Verse 45 — Surah Az-Zukhruf 43:45

Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor: Rahman'dan başka tapılacak tanrılar yapmış mıyız

Verse 46 — Surah Az-Zukhruf 43:46

Andolsun biz Musa'yı da ayetlerimizle Fir'avn'a ve ileri gelen adamlarına gönderdik: "Ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" dedi

Verse 47 — Surah Az-Zukhruf 43:47

Onlara ayetlerimizi getirince onlar o ayetlerle alay edip gülmeğe başladılar

Verse 48 — Surah Az-Zukhruf 43:48

Onlara gösterdiğimiz her mu'cize, mutlaka kızkardeşinden (ötekinden) büyüktü. Belki dönerler diye onları (kıtlık, tufan, çekirge gibi türlü) azab(lar) ile cezalandırdık

Verse 49 — Surah Az-Zukhruf 43:49

Bunun üzerine dediler ki: "Ey büyücü, bizim için Rabbine du'a et, sana verdiği söz hakkı için (bizi bağışlasın) artık biz yola geleceğiz

Verse 50 — Surah Az-Zukhruf 43:50

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden dönmeğe başladılar

Verse 51 — Surah Az-Zukhruf 43:51

Fir'avn kavminin içinde bağırıp dedi: "Ey kavmim, Mısır mülkü ve şu altımdan akıp giden ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz

Verse 52 — Surah Az-Zukhruf 43:52

Yahut ben, şu aşağılık, nerdeyse söz anlatamayacak durumda olan adamdan daha iyi değil miyim

Verse 53 — Surah Az-Zukhruf 43:53

(Eğer o, doğru söylüyorsa) Üzerine altın bilezikler atılmalı, yahut yanında (kendisine yardım eden, onu doğrulayan) melekler de gelmeli değil miydi

Verse 54 — Surah Az-Zukhruf 43:54

Kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim idiler

Verse 55 — Surah Az-Zukhruf 43:55

Onlar bizi kızdırınca biz de onlardan öc aldık, hepsini boğduk

Verse 56 — Surah Az-Zukhruf 43:56

Onları sonradan gelen(inkarcı)ların geçmiş ataları ve örneği yaptık(bunlar da onların izinden gittiler)

Verse 57 — Surah Az-Zukhruf 43:57

Meryem oğlu, bir misal olarak anlatılınca hemen kavmin, ondan ötürü yaygarayı bastılar

Verse 58 — Surah Az-Zukhruf 43:58

Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa o mu? dediler. Bunu sadece tartışma için sana misal verdiler. Doğrusu onlar, kavgacı bir toplumdur

Verse 59 — Surah Az-Zukhruf 43:59

O, sadece kendisine ni'met verdiğimiz ve İsrail oğullarına örnek kıldığımız bir kuldur

Verse 60 — Surah Az-Zukhruf 43:60

Eğer dileseydik, sizden şu dünyada yerinize geçen melekler yapardık

Verse 61 — Surah Az-Zukhruf 43:61

O, kıyametin kopacağını gösterir bir ilimdir. O sa'atin geleceğinden hiç şüphe etmeyin, bana uyun, doğru yol budur

Verse 62 — Surah Az-Zukhruf 43:62

Şeytan sizi (bundan) alıkoymasın. Çünkü o, sizin için açık bir düşmandır

Verse 63 — Surah Az-Zukhruf 43:63

Îsa açık kanıtlar getirince dedi ki: "Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştünüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için (geldim), Allah'tan korkun ve bana ita'at edin

Verse 64 — Surah Az-Zukhruf 43:64

Allah, işte benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz O'dur. O'na tapın, doğru yol budur. Lo! Allah, He is my Lord and your Lord. So worship Him. This is a right path

Verse 65 — Surah Az-Zukhruf 43:65

Aralarından çıkan partiler, birbirleriyle ihtilafa düşmüşlerdir. Acı bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline

Verse 66 — Surah Az-Zukhruf 43:66

Onlar ille o sa'atin, kendilerinin hiç farkında olmadıkları bir sırada, ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar

Verse 67 — Surah Az-Zukhruf 43:67

O gün, korunanlar dışında, dostlar birbirine düşmandır. (Onlara alemlerin Rabbi şöyle hitabeder)

Verse 68 — Surah Az-Zukhruf 43:68

Ey kullarım, bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz

Verse 69 — Surah Az-Zukhruf 43:69

Onlar, ayetlerimize inanmış ve müslüman olmuş (kullarım) idiler

Verse 70 — Surah Az-Zukhruf 43:70

Haydi, siz cennete girin. Siz ve eşleriniz ağırlanıp sevindirileceksiniz

Verse 71 — Surah Az-Zukhruf 43:71

Onların önünde altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey var! Ve siz orada ebedi kalacaksınız

Verse 72 — Surah Az-Zukhruf 43:72

İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur

Verse 73 — Surah Az-Zukhruf 43:73

Orada sizin için çok meyva var. Onlardan yersiniz

Verse 74 — Surah Az-Zukhruf 43:74

Suçlular, cehennem azabında sürekli kalacaklardır

Verse 75 — Surah Az-Zukhruf 43:75

(Azab) Kendilerinden hiç hafifletilmeyecektir. Onlar azab içinde umutsuzdurlar

Verse 76 — Surah Az-Zukhruf 43:76

Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendileri zalim idiler

Verse 77 — Surah Az-Zukhruf 43:77

(Cehennemin muhafızına): "Ey Malik, Rabbin bizim işimizi bitirsin, (bizi yok etsin, böyle yaşamaktansa ölmek daha iyidir)!" diye seslendiler. (Malik) "Siz kalacaksınız (hiçbir suretle buradan kurtuluş yok)." dedi

Verse 78 — Surah Az-Zukhruf 43:78

Andolsun biz size hakkı getirdik; fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz

Verse 79 — Surah Az-Zukhruf 43:79

Yoksa (hakka engel olma hususunda) bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de (onları cezalandırmağa ve hakkı yerleştirmeğe) kararlıyız

Verse 80 — Surah Az-Zukhruf 43:80

Yoksa biz, onların sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmez miyiz sanıyorlor? Hayır, işitiriz ve yanlarında bulunan elçilerimiz de (her yaptıklarını) yazarlar

Verse 81 — Surah Az-Zukhruf 43:81

De ki: "Eğer Rahman'ın çocuğu olsaydı (O'na) tapanların ilki ben olurdum

Verse 82 — Surah Az-Zukhruf 43:82

Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın Rabbi onların nitelendirmelerinden yücedir, münezzehtir

Verse 83 — Surah Az-Zukhruf 43:83

Bırak onları, kendilerine söylenen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar

Verse 84 — Surah Az-Zukhruf 43:84

O'dur ki gökte de Tanrı'dır, yerde de Tanrı'dır. O, hakimdir, bilendir

Verse 85 — Surah Az-Zukhruf 43:85

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü kendisine aidolan (Allah) ne yücedir! (Kıyametin kopacağı) Sa'ati bilmek de O'nun yanındadır ve siz O'na döndürülüp götürüleceksiniz

Verse 86 — Surah Az-Zukhruf 43:86

O'ndan başka (tanrı diye) yalvardıkları şeyler şefa'at (yetkisin)e sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahidlik edenler (bildiklerini doğru anlatanlar) bunun dışındadır

Verse 87 — Surah Az-Zukhruf 43:87

Andolsun onlara, "Kendilerini kim yarattı?" diye sorsan, elbette: "Allah," derler. O halde nasıl (haktan) çevriliyorlar

Verse 88 — Surah Az-Zukhruf 43:88

Ve Elçinin: "Ya Rab, bunlar inanmayan bir kavimdir," demesini de (Allah biliyor)

Verse 89 — Surah Az-Zukhruf 43:89

Şimdi sen onlardan geç ve: "Size esenlik (dilerim)" de. Yakında bileceklerdir