Back to Languages

Turkish - Chapter 7 - Al-Araf

Translation by Suleyman Ates — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Araf 7:1

Verse 2 — Surah Al-Araf 7:2

(Bu,) Sana indirilen bir Kitaptır. Onunla (insanları) uyarman ve insanlara ogut (vermen) hususunda gogsunde bir sıkıntı olmasın (hic kuskulanma, tasalanma, bu tamamen Allah tarafındandır. Sen hemen insanları uyar)

Verse 3 — Surah Al-Araf 7:3

(Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan baska velilere uymayın. Ne kadar da az ogut alıyorsunuz

Verse 4 — Surah Al-Araf 7:4

Nice kent(ler)i helak ettik; gece yatarlarken, yahut gunduz uyurlarken, azabımız onlara geliverdi

Verse 5 — Surah Al-Araf 7:5

Azabımız onlara geldiginde "Biz gercekten zalimlermisiz!" demelerinden baska yalvarıları kalmadı

Verse 6 — Surah Al-Araf 7:6

Hem kendilerine elci gonderilmis olanlara soracagız, hem de gonderilen elcilere soracagız

Verse 7 — Surah Al-Araf 7:7

Ve elbette onlara, olan biten herseyi bilgi ile anlatacagız, zira biz onlardan uzak degiliz

Verse 8 — Surah Al-Araf 7:8

O gun tartı tam dogrudur. Kimin (sevap) tartıları agır gelirse, iste onlar kurtulanlardır

Verse 9 — Surah Al-Araf 7:9

Kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, iste onlar da ayetlerimize haksızlık etmelerinden oturu kendilerini ziyana sokanlardır

Verse 10 — Surah Al-Araf 7:10

Dogrusu biz sizi yeryuzunde yerlestirdik, orada size gecimlikler verdik; ne kadar da az sukrediyorsunuz

Verse 11 — Surah Al-Araf 7:11

Sizi yarattık, sonra size bicim verdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin!" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız Iblis etmedi, o secde edenlerden olmadı

Verse 12 — Surah Al-Araf 7:12

(Allah) buyurdu: "Sana emrettigim zaman seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (Iblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım. Beni atesten yarattın, onu camurdan yarattın

Verse 13 — Surah Al-Araf 7:13

(Allah) buyurdu: "Oyle ise oradan in, orada buyukluk taslamak senin haddin degildir. Cık, cunku sen asagılıklardansın

Verse 14 — Surah Al-Araf 7:14

(Iblis) dedi: "(Bari) bana (insanların) tekrar dirilecekleri gune kadar sure ver

Verse 15 — Surah Al-Araf 7:15

(Allah) buyurdu: "Haydi sen sure verilmislerdensin

Verse 16 — Surah Al-Araf 7:16

Oyle ise, dedi, beni azdırmana karsılık, and icerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) icin senin dogru yolunun ustune oturacagım

Verse 17 — Surah Al-Araf 7:17

Sonra (onların) onlerinden, arkalarından, saglarından, sollarından onlara sokulacagım ve coklarını sukredenlerden bulmayacaksın

Verse 18 — Surah Al-Araf 7:18

(Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmis ve kovulmus olarak oradan cık. Andolsun ki onlardan sana kim uyarsa (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracagım (azdıran sizler de, size uyup yoldan cıkan insanlar da cehenneme gireceksiniz)

Verse 19 — Surah Al-Araf 7:19

(Sonra Allah, Adem'e hitabetti): "Ey Adem, sen ve esin cennette durun, dilediginiz yerden yeyin; fakat su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz

Verse 20 — Surah Al-Araf 7:20

Derken seytan, onların, kendilerinden gizlenmis olan cirkin yerlerini kendilerine gostermek icin onlara fısıldadı: "Rabbiniz, baska bir sebepten dolayı degil, sırf ikiniz de birer melek, ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi su agactan men'etti" dedi

Verse 21 — Surah Al-Araf 7:21

Ve onlara: "Elbette ben size ogut verenlerdenim." diye de yemin etti

Verse 22 — Surah Al-Araf 7:22

Boylece onları aldatarak asagı sarkıttı, (onceki mevkilerinden indirdi). Agac(ın meyvasın)ı tadınca cirkin yerleri kendilerine gorundu ve cennet yapraklarını ust uste yamayıp uzerlerine ortmege basladılar. Rableri onlara unledi: "Ben sizi o agactan men'etmedim mi ve seytan size apacık dusmandır, demedim mi

Verse 23 — Surah Al-Araf 7:23

Dediler: "Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, eger bizi bagıslamaz ve bize acımazsan, muhakkak ziyana ugrayanlardan oluruz

Verse 24 — Surah Al-Araf 7:24

(Allah) buyurdu: "Birbirinize dusman olarak inin, sizin yeryuzunde bir sureye kadar kalıp gecinmeniz gerekmektedir

Verse 25 — Surah Al-Araf 7:25

Orada yasayacaksınız, orada oleceksiniz ve yine oradan (diriltilip) cıkarılacaksınız! dedi

Verse 26 — Surah Al-Araf 7:26

Ey Adem ogulları, size cirkin yerlerinizi ortecek giysi, suslenecek elbise indirdik. Korunma giysisi, en iyisidir. Iste bu(nlar), Allah'ın ayetlerindendir, belki dusunup ogut alırlar

Verse 27 — Surah Al-Araf 7:27

Ey Adem ogulları, seytan, ana babanızı, cirkin yerlerini onlara gostermek icin elbiselerini soyarak cennetten cıkardıgı gibi, sizi de (sasırtıp) bir belaya dusurmesin! Cunku o ve kabilesi, sizin onları goremeyeceginiz yerden sizi gorurler. Biz seytanları, inanmayanların dostları yaptık

Verse 28 — Surah Al-Araf 7:28

Onlar bir kotuluk yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti." dediler. "Allah kotulugu emretmez, de, Allah'a karsı bilmediginiz seyler mi soyluyorsunuz

Verse 29 — Surah Al-Araf 7:29

De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yuzlerinizi O'na dogrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın (Allah'a hicbir benzer, es, ortak kosmadan, gonlunuze baska tanrılar getirmeden sırf Allah'a yonelerek O'na kulluk edin). Ilkin sizi yarattıgı gibi yine O'na doneceksiniz

Verse 30 — Surah Al-Araf 7:30

bir toplulugu dogru yola iletti, bir topluluga da sapıklık hak oldu. Cunku onlar, seytanları Allah'tan baska dostlar tuttular ve kendilerinin de dogru yolda olduklarını sanıyorlar

Verse 31 — Surah Al-Araf 7:31

Ey Adem ogulları, her mesci(de gidisiniz)de sus(lu, guzel giysiler)inizi alın; yeyin, icin, fakat israf etmeyin; cunku O, israf edenleri sevmez

Verse 32 — Surah Al-Araf 7:32

De ki: "Allah'ın, kulları icin cıkardıgı susu ve guzel rızıkları kim haram etti?" De ki: "O, dunya hayatında inananlarındır, kıyamet gunu de yalnız onlarındır." Iste biz, bilen bir topluluk icin ayetleri boyle acıklıyoruz

Verse 33 — Surah Al-Araf 7:33

De ki: "Rabbim, fuhusları, gerek acıgını, gerek kapalısını; gunahı ve haksız yere saldırmayı; hakkında hicbir delil indirmedigi bir seyi Allah'a ortak kosmayı ve Allah hakkında bilmediginiz seyler soylemenizi kesinlikle haram etmistir

Verse 34 — Surah Al-Araf 7:34

Her ummetin bir suresi vardır. Sureleri gelince (onlar), ne bir an geri kalırlar, ne de one gecerler, (tam vaktinde batıp giderler)

Verse 35 — Surah Al-Araf 7:35

Ey Adem ogulları, size kendi icinizden elciler gelip size ayetlerimi anlattıkarı zaman korunup uslananlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

Verse 36 — Surah Al-Araf 7:36

Ayetlerimizi yalanlayıp onları kabule tenezzul etmeyenlere gelince, onlar da ates halkıdır; onlar orada surekli kalacaklardır

Verse 37 — Surah Al-Araf 7:37

Allah'a yalan uyduran, ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitaptan nasipleri erisir (ezelde kendileri icin ne rızık takdir edilmisse onu alır ve kendilerine yazılmıs sure kadar yasarlar); nihayet (omurleri tukendigizaman) melek elcilerimiz gelip canlarını alırken: "Hani Alah'tan baska yalvardıklarınız nerede?" dediklerinde: "Bizden sapıp, kayboldular" dediler ve kendi aleyhlerine, kendilerinin kafir olduklarına sahidlik ettiler

Verse 38 — Surah Al-Araf 7:38

(Allah) buyurdu: "Sizden once gecen cin ve insan topluluklariyle beraber atesin icine girin!" Her ummet girdikce yoldasına la'net etti. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler, oncekiler icin dediler ki: "Rabbimiz, bunlar bizi saptırdılar. Bunlara atesten bir kat daha azab ver!" (Allah): "Hepsi icin bir kat fazla (azab) vardır, ama siz bilmezsiniz." dedi

Verse 39 — Surah Al-Araf 7:39

Oncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir ustunlugunuz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karsılık azabı tadın

Verse 40 — Surah Al-Araf 7:40

Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaga tenezzul etmeyenler var ya, iste onlara gok kapıları acılmayacak ve deve, igne deliginden gecinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir! Iste sucluları boyle cezalandırırız

Verse 41 — Surah Al-Araf 7:41

Onlar icin cehennemden bir dosek ve ustlerinde de (yine atesten) ortuler vardır. Iste zalimleri boyle cezalandırırız

Verse 42 — Surah Al-Araf 7:42

Inanıp iyi isler yapanlar, -ki hic kimseye gucunun ustunde bir sey yuklemeyiz- Iste onlar cennet halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır

Verse 43 — Surah Al-Araf 7:43

Goguslerinden kinden (tasadan) ne varsa hepsini cıkarıp atmısızdır. Altlarından ırmaklar akmaktadır. "lutfedip bizi buraya getiren Allah'a hamdolsun, Allah bizi getirmeseydi, biz bunu bulamazdık! Rabbimizin elcileri, gercegi getirmisler (soyledikleri dogruymus)." dediler. Onlara: "Iste size cennet; yaptıklarınıza karsılık o size miras verildi" diye seslenildi

Verse 44 — Surah Al-Araf 7:44

Cennet halkı, ates halkına seslendi: "Rabbimizin bize va'dettigini biz gercek bulduk. Siz de Rabbinizin size va'dettigini gercek buldunuz mu?" (Onlar da): "Evet", dediler ve aralarından bir unleyici: "Allah'ın la'neti zalimlerin uzerine olsun!" diye unledi

Verse 45 — Surah Al-Araf 7:45

Onlar ki Allah'ın yolundan menedip, onu egriltmek isterler, ahireti de inkar ederlerdi

Verse 46 — Surah Al-Araf 7:46

Iki taraf arasında bir perde ve A'raf uzerinde de hepsini (hem cennetlikleri hem de cehennemlikleri, yuzlerindeki) isaretleriyle tanıyan erkekler vardır. (Bunlar), henuz cennete girmemis olan, fakat girmeyi bekleyen, cennet halkına: "selam size!" diye seslendiler

Verse 47 — Surah Al-Araf 7:47

Gozleri ates halkı tarafına cevrildigi zaman da; "Rabbimiz, bizi su -zalim toplulukla beraber bulundurma!" dediler

Verse 48 — Surah Al-Araf 7:48

A'raf halkı, yuzlerindeki isaretleriyle tanıdıkları birtakım adamlara da unleyerek dediler ki: "Ne toplulugunuz, ne de buyukluk taslamanız, size hicbir yarar saglamadı

Verse 49 — Surah Al-Araf 7:49

Allah onları hicbir rahmete erdirmeyecek, diye yemin ettiginiz kimseler bunlar mıydı? (Cennetliklere donerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz uzuleceksiniz!" dediler

Verse 50 — Surah Al-Araf 7:50

Ates halkı, cennet halkına: "Suyunuzdan veya Allah'ın size verdigi rızıktan biraz da bizim uzerimize akıtın (ne olur)!" diye seslendiler. (Onlar da) dediler ki; "Allah, bu ikisini kafirlere haram etmistir

Verse 51 — Surah Al-Araf 7:51

Onlar ki dinlerini bir eglence ve oyun yerine koydular ve dunya hayatı, kendilerini aldattı. Onlar, bu gunleriyle karsılasacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi bile bile nasıl inkar ediyor idilerse, biz de bugun onları oyle unuturuz

Verse 52 — Surah Al-Araf 7:52

Gercekten onlara, bilgiye gore acıkladıgımız, inanan bir toplum icin yol gosterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik

Verse 53 — Surah Al-Araf 7:53

Ille onun te'vilini mi gozetiyorlar? Onun te'vili geldigi (haber verdigi seyler ortaya cıktıgı) gun, onceden onu unutmus olanlar derler ki: "Dogrusu Rabbimizin elcileri gercegi getirmis. Simdi bizim sefa'atcilerimiz var mı ki bize sefa'at etsinler, yahut tekrar geri dondurul(up dunyaya gonderil)memiz mumkun mu ki, (orada eski) yaptıklarımızdan baskasını yapalım?" Onlar, kendilerini ziyana soktular ve uydurdukları seyler, kendilerinden saptı (kaybolup gitti)

Verse 54 — Surah Al-Araf 7:54

Rabbiniz o Allah'tır ki; gokleri ve yeri altı gunde yarattı, sonra Arsa istiva etti (tahta kuruldu. O), geceyi, durmadan onu kovalayan gunduzun uzerine buruyup orter. Gunesi, ayı ve yıldızları buyruguna boyun egmis vaziyette (yaratan O'dur). Iyi bilin ki, yaratma ve emir O'nundur. Alemlerin Rabbi Allah, ne uludur

Verse 55 — Surah Al-Araf 7:55

Rabbinize yalvararak ve gizlice du'a edin, cunku O, haddi asanları sevmez

Verse 56 — Surah Al-Araf 7:56

Yeryuzu duzeltildikten sonra onda bozgunculuk yapmayın, korkarak ve umarak O'na du'a edin. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır

Verse 57 — Surah Al-Araf 7:57

O ki ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci gonderir. Nihayet onlar, agır agır bulutları yuklenince, onu olu bir ulkeye yollarız; onunla su indirir ve turlu turlu meyvalar cıkarırız. Iste oluleri de boyle cıkaracagız. Herhalde bundan ibret alırsınız

Verse 58 — Surah Al-Araf 7:58

Guzel olan ulkenin bitkisi, Rabbinin izniyle cıkar; kotu olandan ise yararsız bitkiden baska bir sey cıkmaz. Iste biz, sukreden bir toplum icin ayetleri boyle dondurup (tekrar tekrar) acıklarız

Verse 59 — Surah Al-Araf 7:59

Andolsun Nuh'u kavmine gonderdik: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska tanrınız yoktur. Dogrusu ben, size buyuk bir gunun azabın(ın inmesin)den korkuyorum

Verse 60 — Surah Al-Araf 7:60

Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni acık bir sapıklık icinde goruyoruz

Verse 61 — Surah Al-Araf 7:61

Dedi ki: "Ey kavmim, bende bir sapıklık yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir elciyim

Verse 62 — Surah Al-Araf 7:62

Size Rabbimin mesajlarını duyuruyorum, size ogut veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediginiz seyleri biliyorum

Verse 63 — Surah Al-Araf 7:63

Korunup da merhamete ugramanız icin, icinizden sizi uyaracak bir adam aracılıgı ile bir Zikir (sizi ikaz eden bir Kitap, size san ve seref verecek bir kanun) gelmesine sastınız mı

Verse 64 — Surah Al-Araf 7:64

O'nu yalanladılar, biz de O'nunla berebar gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları bogduk! Cunku onlar kor bir kavim idiler

Verse 65 — Surah Al-Araf 7:65

Ad(kavmin)e de kardesleri Hud'u (gonderdik): "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'dan baska tanrınız yoktur. (O'na karsı gelmekten) sakınmaz mısınız?" dedi

Verse 66 — Surah Al-Araf 7:66

Kavminden ileri gelen inkarcılar dediler ki: "Biz seni bir beyinsizlik icinde goruyoruz ve biz seni yalancılardan sanıyoruz

Verse 67 — Surah Al-Araf 7:67

Ey kavmim, bende beyinsizlik yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir elciyim. dedi

Verse 68 — Surah Al-Araf 7:68

Size Rabbimin mesajlarını duyuruyorum ve ben sizin icin guvenilir bir ogutcuyum

Verse 69 — Surah Al-Araf 7:69

Sizi uyarması icin icinizden bir adam aracılıgı ile Rabbinizden size bir Zikir gelmesine sastınız mı? Dusunun ki (Allah) sizi, Nuh kavminden sonra, onların yerine hakimler yaptı. Ustelik, yaratılısta, size irilik verdi (sizi daha iri yapılı yarattı). Allah'ın ni'metlerini hatırlayın ki basarıya eresiniz

Verse 70 — Surah Al-Araf 7:70

Dediler ki; "Ya, demek sen, tek Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi bize geldin? Eger dogrulardan isen bizi tehdidettigin(o azab)ı bize getir

Verse 71 — Surah Al-Araf 7:71

Dedi ki: "Artık size Rabbinizden bir rics (pislik) ve gazab inmistir. Allah'ın, kendileri icin hicbir delil indirmedigi (ve hicbir guc vermedigi), sadece sizin ve atalarınızın taktıgı (bos) isimler hakkında mı benimle tartısıyorsunuz? Bekleyin oyle ise, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

Verse 72 — Surah Al-Araf 7:72

O'nu ve O'nunla beraber olanları, bizden bir rahmetle kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanların ve inanmayacak olanların ardını kestik

Verse 73 — Surah Al-Araf 7:73

Semud(kavmin)e de kardesleri Salih'i (gonderdik): "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska tanrınız yoktur. Size Rabbinizden acık delil geldi. Iste su, Allah'ın devesi, size bir mu'cizedir; bırakın onu Allah'ın arzından yesin (icsin), sakın ona bir kotuluk etmeyin, yoksa sizi acı bir azab yakalar

Verse 74 — Surah Al-Araf 7:74

Dusunun ki (Allah), Ad'dan sonra sizi hukumdarlar yaptı ve yeryuzunde sizi yerlestirdi: Onun duzluklerinde saraylar ediniyorsunuz, daglarını yontup evler yapıyorsunuz, artık Allah'ın ni'metlerini hatırlayın da yeryuzunde bozgunculuk yapıp karısıklık cıkarmayın

Verse 75 — Surah Al-Araf 7:75

Kavminden buyukluk taslayan ileri gelenler, iclerinden zayıf gorulen inananlara: "Siz, dediler, Salih'in, gercekten Rabbi tarafından gonderildigini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), dogrusu biz onunla gonderilene inananlarız!" dediler

Verse 76 — Surah Al-Araf 7:76

Buyukluk taslayanlar: "Biz, sizin inandıgınızı inkar edenleriz!" dediler

Verse 77 — Surah Al-Araf 7:77

Derken disi deveyi bogazladılar ve Rablerinin buyrugu dısına cıktılar; "Ey Salih, eger hakikaten elcilerdensen, bizi tehdidettigin (azab)ı bize getir!" dediler

Verse 78 — Surah Al-Araf 7:78

Bunun uzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz ustu cokekaldılar

Verse 79 — Surah Al-Araf 7:79

(Salih), onlardan oteye dondu de: "Ey kavmim, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size ogut verdim; fakat siz ogut verenleri sevmiyorsunuz!" dedi

Verse 80 — Surah Al-Araf 7:80

Lut'u da (gonderdik). Kavmine dedi ki: "Siz, sizden once dunyalarda hic kimsenin yapmadıgı fuhsu mu yapıyorsunuz

Verse 81 — Surah Al-Araf 7:81

Siz, kadınları bırakıp sehvetle erkeklere gidiyorsunuz ha! Dogrusu siz, israfcı (asırı) bir kavimsiniz

Verse 82 — Surah Al-Araf 7:82

Kavminin cevabı: "Onları (su Lut taraftarlarını) kentinizden cıkarın, cunku onlar, fazla temizlenen insanlarmıs!" demelerinden baska olmadı

Verse 83 — Surah Al-Araf 7:83

Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı geride kalanlardan oldu

Verse 84 — Surah Al-Araf 7:84

Ve uzerlerine bir (tas) yagmur(u) yagdırdık; bak, iste sucluların sonu nasıl oldu

Verse 85 — Surah Al-Araf 7:85

Medyen'e de kardesleri Suayb'i (gonderdik): "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baska tanrınız yoktur. Size Rabbinizden acık bir delil geldi. Olcuyu ve tartıyı tam yapın, insanların esyalarını eksik vermeyin, duzeltildikten sonra yeryuzunde bozgunculuk yapmayın; eger inananlar iseniz, boylesi sizin icin daha iyidir

Verse 86 — Surah Al-Araf 7:86

Ve her yolun basına oturup da tehdidederek inananları Allah yolundan cevirmege ve o(Hak yolu)nu egriltmege calısmayın; dusunun siz az idiniz, O sizi cogalttı ve bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu

Verse 87 — Surah Al-Araf 7:87

Eger icinizden bir kısmı benimle gonderilene inanmıs, bir kısmı da inanmamıs ise, Allah aramızda hukmedinceye kadar sabredin; O, hukmedenlerin en iyisidir

Verse 88 — Surah Al-Araf 7:88

Kavminden buyukluk taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Su'ayb, mutlaka seni ve seninle beraber inananları kentimizden cıkarırız, ya da dinimize donersiniz!" Dedi ki: "Istemesek de mi (bizi yurdumuzdan cıkaracak veya dinimizden dondureceksiniz)

Verse 89 — Surah Al-Araf 7:89

Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eger tekrar ona donersek, Allah'ın uzerine yalan atmıs oluruz. Rabbimiz Allah, dilemedikten sonra o(sizin dediginiz di)ne donmemiz, bizim icin olur sey degildir. Rabbimiz, bilgice her seyi kusatmıstır. Biz Allah'a dayanmısız. (Ey) Rabbimiz, bizimle kavmimizin arasın(daki is)i gercekle ac(ıga cıkar). Muhakkak ki sen (gercekleri) ac(ıga cıkar)anlanın en iyisisin

Verse 90 — Surah Al-Araf 7:90

Kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: "Eger Su'ayb'e uyarsanız muhakkak siz ziyana ugrarsınız

Verse 91 — Surah Al-Araf 7:91

Derken o muthis sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz ustu cokekaldılar

Verse 92 — Surah Al-Araf 7:92

Su'ayb'i yalanlayanlar, sanki yurtlarında hic oturmamıs gibi oldular. Su'ayb'i yalanlayanlar... iste ziyana ugrayanlar, onlar oldular

Verse 93 — Surah Al-Araf 7:93

(Su'ayb), onlardan oteye dondu de: "Ey kavmim dedi, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size ogut verdim, artık kafir bir kavme nasıl acırım

Verse 94 — Surah Al-Araf 7:94

Biz hangi ulkeye bir peygamber gonderdiysek, onun halkını -yalvarıp yakarsınlar diye- mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmısızdır

Verse 95 — Surah Al-Araf 7:95

Sonra kotulugu degistirip yerine iyilik getirdik de (insanlar) cogaldılar ve: "Atalarımıza da darlık ve sevinc dokunmustu (onlar da uzuntulu ve sevincli gunler gecirmislerdi)." dediler (de olaylardan ibret alıp sukretmediler). Biz de onları, hic farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık

Verse 96 — Surah Al-Araf 7:96

ulkelerin halkı inanıp (kotuluklerden) korunsalardı, elbette uzerlerine gokten ve yerden bolluklar acardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyle yakaladık

Verse 97 — Surah Al-Araf 7:97

Peki (o) ulkelerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine gelmeyeceginden emin midirler

Verse 98 — Surah Al-Araf 7:98

Ya da (o) ulkelerin halkı, kusluk vakti eglenirlerken azabımızın onlara gelmeyeceginden emin midirler

Verse 99 — Surah Al-Araf 7:99

Allah'ın tuzagından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana ugrayan topluluktan baskası, Allah'ın tuzagın(a yakalanmayacagın)dan emin olamaz

Verse 100 — Surah Al-Araf 7:100

(Gecmistekilerin baslarına gelenler), sahiplerinden sonra su topraga varis olanları yola getirmedi mi (hala anlamadılar mı) ki biz dilesek, kendilerini de gunahlarıyle cezalandırırız ve kalblerini muhurleriz, artık hic isitmezler

Verse 101 — Surah Al-Araf 7:101

Iste o ulkeler; sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun, elcileri onlara acık deliller getirmislerdi. Fakat onceden yalanladıklarından oturu, inanmak istemediler. Iste Allah, kafirlerin kalblerini boyle muhurler

Verse 102 — Surah Al-Araf 7:102

Onların coklarını yoldan cıkmıs bulduk ama, coklarında sozde durma diye bir sey bulmadık

Verse 103 — Surah Al-Araf 7:103

Onlardan sonra Musa'yı ayetlerimizle Fir'avn'a ve onun ileri gelen adamlarına gonderdik, ayetlerimize haksızlık ettiler; fakat bak, bozguncuların sonu nasıl oldu

Verse 104 — Surah Al-Araf 7:104

Musa dedi ki: "Ey Fir'avn, ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir elciyim

Verse 105 — Surah Al-Araf 7:105

Allah'a karsı gercekten baskasını soylememek, benim uzerime borctur. Size Rabbinizden acık bir delil getirdim, artık Israil ogullarını benimle gonder

Verse 106 — Surah Al-Araf 7:106

(Fir'avn) dedi. "Eger bir ayet (mu'cize) getirmis isen, hakikaten dogru soyluyorsan goster onu bakalım

Verse 107 — Surah Al-Araf 7:107

Bunun uzerine (Musa), asasını attı, birden o, acıkca bir ejderha (oluverdi)

Verse 108 — Surah Al-Araf 7:108

Ve elini (bogrunden) cıkardı, birden o, bakanlar icin, bembeyaz parlayan bir sey oldu

Verse 109 — Surah Al-Araf 7:109

Fir'avn kavminden ileri gelen bir topluluk dediler ki: "Bu, cok bilgili bir buyucudur

Verse 110 — Surah Al-Araf 7:110

Sizi yurdunuzdan cıkarmak istiyor, ne buyurursunuz

Verse 111 — Surah Al-Araf 7:111

Onu da kardesini de beklet, dediler, sehirlere toplayıcılar yolla

Verse 112 — Surah Al-Araf 7:112

Butun bilgili buyuculeri (toplayıp) sana getirsinler

Verse 113 — Surah Al-Araf 7:113

Buyuculer Fir'avn'a gelip: "Eger ustun gelen biz olursak, elbet bize bir mukafat var, degil mi?" dediler

Verse 114 — Surah Al-Araf 7:114

(Fir'avn): "Evet, dedi, hem de siz (benim) yakınlar(ım)dan(olacak)sınız

Verse 115 — Surah Al-Araf 7:115

Dediler ki "Ey Musa, sen mi (once hunerini ortaya) atacaksın, yoksa (once) atanlar biz mi olalım

Verse 116 — Surah Al-Araf 7:116

Siz atın dedi. (Hunerlerini ortaya) atınca, insanların gozlerini buyulediler, onları urkuttuler ve buyuk bir buyu (ortaya) getirdiler

Verse 117 — Surah Al-Araf 7:117

Biz de Musa'ya: "Asanı at!" diye vahyettik. Bir de baktılar ki o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. (Musa'nın ejderha olan degnegi, buyuculerin buyulerini yutup yok etmisti)

Verse 118 — Surah Al-Araf 7:118

Gercek ortaya cıktı ve onların butun yaptıkları batıl oldu

Verse 119 — Surah Al-Araf 7:119

Orada yenildiler, kucuk dustuler

Verse 120 — Surah Al-Araf 7:120

Ve buyuculer secdeye kapandılar

Verse 121 — Surah Al-Araf 7:121

Alemlerin Rabbine inandık! dediler

Verse 122 — Surah Al-Araf 7:122

Musa ve Harun'un Rabbine

Verse 123 — Surah Al-Araf 7:123

Fir'avn: "Ben size izin vermeden ona inandınız mı?" dedi. "Bu, bir tuzaktır, sehirde bu tuzagı kurdunuz ki, halkını oradan cıkarasınız, ama yakında (basınıza gelecekleri) bileceksiniz

Verse 124 — Surah Al-Araf 7:124

Elbette ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim, sonra hepinizi (hurma dallarına) asacagım

Verse 125 — Surah Al-Araf 7:125

Dediler ki: "Biz zaten Rabbimize donecegiz

Verse 126 — Surah Al-Araf 7:126

Rabbimizin, bize gelmis olan ayetlerine inandıgımız icin bizden oc alıyorsun. (Ey) Rabbimiz, uzerimize sabır bosalt ve bizi muslumanlar olarak oldur

Verse 127 — Surah Al-Araf 7:127

Fir'avn kavminden ileri gelen bir topluluk dedi ki: "Musa'yı ve kavmini bırakıyorsun ki, seni ve tanrılarını terk edip yeryuzunde bozgunculuk mu yapsınlar?" (Fir'avn): "Biz onların ogullarını oldurecegiz, kadınlarını sag bırakacagız. Biz daima onların ustunde eziciler olacagız!" dedi

Verse 128 — Surah Al-Araf 7:128

Musa, kavmine; "Allah'tan yardım isteyin, sabredin!" dedi; yeryuzu Allah'ındır, onu kullarından diledigine verir. Sonuc, korunanlarındır

Verse 129 — Surah Al-Araf 7:129

(Ey Musa), sen bize gelmezden once de, sen bize geldikten sonra da bize iskence edildi. dediler. (Musa) dedi: "Umulur ki Rabbiniz dusmanınızı yok eder ve onların yerine sizi yeryuzune hakim kılar da nasıl hareket edeceginize bakar

Verse 130 — Surah Al-Araf 7:130

Andolsun biz, Fir'avn ailesini tuttuk, ogut alsınlar diye yıllarca kıtlıkla ve urunleri azaltmakla sıktık

Verse 131 — Surah Al-Araf 7:131

Onlara bir iyilik geldigi zaman: "Bu, bizimdir (kendi becerimizle bunu elde ettik)" derler; kendilerine bir kotuluk ulasırsa, Musa ve onunla beraber olanları ugursuz sayarlar(onların yuzunden belaya ugradıklarını sanırlar)dı. Iyi bilinki, onların ugursuzlugu Allah katındadır, fakat cokları bilmezler

Verse 132 — Surah Al-Araf 7:132

Ve dediler ki: "bizi buyulemek icin ne kadar mu'cize getirirsen getir, biz sana inanacak degiliz

Verse 133 — Surah Al-Araf 7:133

Biz de onların uzerine ayrı ayrı mu'cizeler olarak Tufan, Cekirge, Kımıl (haserat), Kurbagalar ve Kan gonderdik; ama yine buyukluk tasladılar ve suclu bir topluluk oldular

Verse 134 — Surah Al-Araf 7:134

Uzerlerine azab cokunce: "Ey Musa, dediler, sana verdigi soz uyarınca bizim icin Rabbine du'a et; eger bizden azabı kaldırırsan, muhakkak sana inanacagız ve mutlaka Israil ogullarını seninle beraber gonderecegiz

Verse 135 — Surah Al-Araf 7:135

Biz onlardan, gecirecekleri bir sureye kadar azabı kaldırınca, hemen yeminlerini bozmaga basladılar

Verse 136 — Surah Al-Araf 7:136

Biz de onlardan oc aldık, onları yemm(su)da bogduk! Cunku onlar, ayetlerimizi yalanlamıslardı ve onları umursamaz olmuslardı

Verse 137 — Surah Al-Araf 7:137

Hor gorulup ezilmekte olan milleti de icini bereketlerle donattıgımız yerin, dogularına ve batılarına mirascı kıldık. Rabbinin Israil ogullarına verdigi guzel soz, sabretmeleri yuzunden tam yerine geldi. Fir'avn'ın ve kavminin yapageldigi seyleri ve yukseltmekte oldukları sarayları (ve bahceleri) de yıktık

Verse 138 — Surah Al-Araf 7:138

Israil ogullarını denizden gecirdik, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar: "Ey Musa, dediler, (bak) bunların nasıl tanrıları var, bize de oyle bir tanrı yap!" (Musa) dedi: "Siz, gercekten cahil bir toplumsunuz

Verse 139 — Surah Al-Araf 7:139

Sunların icinde bulundukları (din) yıkılmıstır ve yaptıkları seyler bosa cıkmıstır

Verse 140 — Surah Al-Araf 7:140

Allah, sizi alemlere ustun yapmıs iken size Allah'tan baska bir tanrı mı arayayım? dedi

Verse 141 — Surah Al-Araf 7:141

(Ey Israil ogulları), hatırlayın o zamanı ki biz sizi Fir'avn ailesinden kurtarmıstık. Onlar size azabın en kotusunu yapıyorlardı: "Ogullarınızı olduruyor, kadınlarınızı sag bırakıyorlardı. Bunda, size Rabbiniz tarafından buyuk bir imtihan vardı

Verse 142 — Surah Al-Araf 7:142

Musa ile otuz gece (bana ibadet etmesi icin) sozlestik ve buna on gece daha kattık. Boylece Rabbinin tayin ettigi vakit, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardesi Harun'a dedi ki: "Kavmim icinde benim yerime gec, ıslah et, bozguncuların yoluna uyma

Verse 143 — Surah Al-Araf 7:143

Musa, tayin ettigimiz vakitte bizimle bulusmaga gelip de Rabbi ona konusunca: "Rabbim, bana gorun, sana bakayım!" dedi. (Rabbi) buyurdu ki: "Sen beni goremezsin; fakat daga bak, eger o yerinde durursa, sen de beni goreceksin!" Rabbi daga gorununce onu darmadagın etti ve Musa da baygın dustu. Ayılınca: "Sen yucesin, sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim!" dedi

Verse 144 — Surah Al-Araf 7:144

(Allah) buyurdu ki: "Ey Musa, Ben mesajlarımla ve konusmamla seni insanların basına sectim; sana verdigimi al ve sukredenlerden ol

Verse 145 — Surah Al-Araf 7:145

Ogute ve her seyin acıklamasına dair ne varsa hepsini Musa icin levhalara yazdık: "Bunları kuvvetle tut, kavmine de emret, bunların en guzelini tutsunlar (bu en guzel buyruklar geregince amel etsinler); size, yoldan cıkmısların yurdunu (nasıl tarumar ettigimi) gosterecegim

Verse 146 — Surah Al-Araf 7:146

Yeryuzunde haksız yere buyuklenenleri ayetlerimden uzaklastıracagım. Onlar her ayeti gorseler de yine ona inanmazlar. Dogru yolu gorseler, onu yol edinmezler, ama azgınlık yolunu gorseler, onu yol edinirler. Cunku onlar, ayetlerimizi yalanladılar ve onları umursamaz oldular

Verse 147 — Surah Al-Araf 7:147

Ayetlerimizi ve ahirete kavusmayı yalanlayanların eylemleri bosa cıkmıstır. Onlar, yalnız yaptıklarıyle cezalanmıyorlar mı

Verse 148 — Surah Al-Araf 7:148

Musa kavmi, kendisin(in, Rabbi ile mulakata gitmesin)den sonra kendilerinin zinet takımlarından yapılmıs, bogurmesi olan bir buzagı heykelini (tanrı diye) benimsediler. Gormediler mi ki o, ne kendilerine soz soyluyor, ne de onlara yol gosteriyor? Onu benimsediler ve zalimler(den) oldular

Verse 149 — Surah Al-Araf 7:149

Ne zaman ki (pismanlıklarından oturu) basları elleri arasına dusuruldu ve kendilerinin gercekten sapmıs olduklarını gor(up anla)dılar, dediler ki: "Eger Rabbimiz bize acımaz ve bizi bagıslamazsa, elbette ziyana ugrayanlardan oluruz

Verse 150 — Surah Al-Araf 7:150

Musa, kavmine kızgın ve uzgun bir halde donunce: "Benden sonra arkamdan ne kotu isler yaptınız? Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?" dedi, levhaları yere attı ve kardesinin basını tutup kendine dogru cekmeye basladı. (Kardesi): "Anamın oglu, dedi, bu insanlar beni hırpaladılar, az daha beni olduruyorlardı. (Ne olur) dusmanları ustume guldurme, beni bu zalim kavimle beraber tutma

Verse 151 — Surah Al-Araf 7:151

(Musa): "Rabbim, dedi, beni ve kardesimi bagısla, bizi rahmetinin icine sok, merhametlilerin en merhametlisi sensin

Verse 152 — Surah Al-Araf 7:152

Buzagıyı (tanrı diye) benimseyenlere, muhakkak Rablerinden bir ofke ve dunya hayatında bir alcaklık erisecektir! Iste biz iftiracıları boyle cezalandırırız

Verse 153 — Surah Al-Araf 7:153

Ama kotulukler yaptıktan sonra ardından tevbe edip inananlar(a karsı), muhakkak ki Rabbin, o(tevbe ve ima)ndan sonra, elbette bagıslayandır, esirgeyendir

Verse 154 — Surah Al-Araf 7:154

Ofkesi dinince Musa, levhaları aldı. Onlardaki yazıda Rablerinden korkanlar icin yol gosterme ve rahmet vardı

Verse 155 — Surah Al-Araf 7:155

(Allah, Musa'ya kırk gece ibadetten sonra bulusma va'detmis ve kavminden yetmis kisiyi de secip o huzura getirmesini emretmisti). Musa, bizimle bulusma vakti icin kavminden yetmis adam secti (huzura getirdi. Gelenler, Musa ile Allah arasındaki o yuce konusmayı isitmekle yetinmeyip Allah'ı acıkca gormedikce inanmayacaklarını soylediler. Bunun uzerine) onları sarsıntı yakalayınca (Musa) dedi ki: "Rabbim, dileseydin bunları da beni de daha once helak ederdin. Icimizden bazı beyinsizlerin yaptıklarından oturu bizi helak mı edeceksin? Bu (is), senin imtihanından baska bir sey degildir. Onunla diledigini sasırtırsın, diledigine yol gosterirsin. Sen bizim velimizsin, bizi bagısla, bize acı! Sen bagıslayanların en iyisisin

Verse 156 — Surah Al-Araf 7:156

Bize bu dunyada da iyilik yaz, ahirette de. Biz sana yoneldik. (Alah) buyurdu ki: "Azabıma, diledigimi ugratırım; rahmetim ise her seyi kaplamıstır. Onu, korunanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacagım

Verse 157 — Surah Al-Araf 7:157

Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve Incil'de yazılı buldukları o Elci'ye, o ummi Peygamber'e uyarlar. O (Peygamber) ki, kendilerine iyiligi emreder, kendilerini kotulukten meneder; onlara guzel seyleri helal, cirkin seyleri haram kılar, uzerlerindeki agırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. O'na inanan, destekleyerek O'na saygı gosteren, O'na yardım eden ve O'nunla beraber indirilen nura uyanlar, iste felaha erenler onlardır

Verse 158 — Surah Al-Araf 7:158

De ki: "Ey insanlar, ben sizin hepinize, goklerin ve yerin sahibi olan, kendisinden baska tanrı bulunmayan, yasatan, olduren Allah'ın Elcisiyim. Gelin Allah'a ve O'nun ummi peygamberi olan Elcisine inanın -ki o (peygamber) de Allah'a ve O'nun sozleri ne inanmaktadır,-O'na uyun ki dogru yolu bulasınız

Verse 159 — Surah Al-Araf 7:159

Musa kavmi icinde dogrulukla hakka goturen ve hak ile adalet yapan bir topluluk da vardır

Verse 160 — Surah Al-Araf 7:160

Biz onları (Ya'kub'un oniki oglundan gelen) oniki torun kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa'ya: "Asanla tasa vur!" diye vahyettik. Tastan oniki goze fıskırdı. Her kabile icecegi yeri bildi. (Ayrıca) uzerlerine bulutla golge yaptık ve onlara kudret helvasıyle bıldırcın eti indirdik: "Size verdigimiz guzel rızıklardan yeyin!" (dedik). Ama onlar (saptılar, haksızlık ettiler. Boylece onlar) bize zulmetmediler, fakat kendi kendilerine zulmediyorlardı

Verse 161 — Surah Al-Araf 7:161

Onlara: "Su kentte oturun. Orada dilediginiz yerden yeyin, (Allah'a niyaz edip bizi) affet deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınızı bagıslayalım; biz iyilik edenlere daha fazlasını da verecegiz." denildi

Verse 162 — Surah Al-Araf 7:162

Iclerinden zulmedenler, (soyledigimiz) sozu, kendilerine soylenmeyen bir sozle degistirdiler. Biz de haksızlık ettiklerinden dolayı uzerlerine gokten bir azab gonderdik

Verse 163 — Surah Al-Araf 7:163

Onlara, deniz kıyısında bulunan kent(halkın)ın durumunu sor. Hani onlar Cumartesine saygısızlık edip haddi asıyorlardı. Cunku Cumartesi (tatil) yaptıkları gun, balıkları onlara akın akın gelirdi. Cumartesi (tatil) yapmadıkları gun balıkları gelmezlerdi. Biz onları yoldan cıkmalarından oturu boyle sınıyorduk

Verse 164 — Surah Al-Araf 7:164

Iclerinden bir topluluk: "Allah'ın helak edecegi, yahut siddetli bir sekilde azabedecegi bir kavme artık ne diye ogut veriyorsunuz?" dedi. Dediler ki: "Rabbinize ma'zeret (beyan edebilmek) icin, bir de belki korunurlar diye (ogut veriyoruz)

Verse 165 — Surah Al-Araf 7:165

Ne zaman ki onlar, kendilerine hatırlatılanı unuttular, biz de kotulukten menedenleri kurtardık; zulmedenleri de, yoldan cıkmaları yuzunden cetin bir azab ile yakaladık

Verse 166 — Surah Al-Araf 7:166

Kibirlerinden dolayı kendilerine yasak kılınan seylerden vazgecmeyince onlara: "Asagılık maymunlar olun!" dedik

Verse 167 — Surah Al-Araf 7:167

Rabbin, "Elbette ta kıyamet gunune kadar onlara azabın en kotusunu yapacak kimseler gonderecektir!" diye ilan etmisti. Dogrusu, Rabbin cabuk ceza verendir ve O, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

Verse 168 — Surah Al-Araf 7:168

Onları yeryuzunde topluluklara ayırdık. Onlardan kimi iyi kisilerdi, kimi de alcak! Belki donerler diye onları iyiliklerle de, kotuluklerle de sınadık

Verse 169 — Surah Al-Araf 7:169

Onların ardından, yerlerine gecip Kitaba varis olan birtakım insanlar geldi ki, onlar, su alcak(dunyan)ın menfaatini alıyorlar: "Biz nasıl olsa bagıslanacagız!" diyorlar. Kendilerine, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki "Allah hakkında, gercekten baskasını, soylememeleri hususunda kendilerinden Kitap misakı alınmamıs mıydı? Ve onun icindekini okuyup ogrenmediler mi? Ahiret yurdu, korunanlar icin daha hayırlıdır. Dusunmuyor musunuz

Verse 170 — Surah Al-Araf 7:170

O(koruna)nlar ki Kitaba sımsıkı sarılırlar ve namazı kılarlar; elbette biz, iyilige calısanların ecrini zayi etmeyiz

Verse 171 — Surah Al-Araf 7:171

Bir zaman da uzerlerine dagı, bir golge gibi kaldırmıstık, ustlerine dusecek sanmıslardı: "Size verdigim(Kitap)ı kuvvetle tutun ve icinde olanı hatırlay(ıp yap)ın ki (azabımızdan) korunasınız!" (demistik)

Verse 172 — Surah Al-Araf 7:172

Rabbin, Adem ogullarından, onların bellerinden zurriyetlerini almıs ve: "Ben sizin Rabbiniz degil miyim?" diye onları kendilerine sahid tutmustu. "Evet, (buna) sahidiz!" dediler. kıyamet gunu "Biz bundan habersizdik!" demeyesiniz

Verse 173 — Surah Al-Araf 7:173

Yahut: "(Ne yapalım) daha once babalarımız (Allah'a) ortak kostu, biz de onlardan sonra gelen bir nesil old(ugumuz icin oyle yapt)ık. (Gercekleri) iptal edenlerin yaptıkları yuzunden bizi helak mı ediyorsun?" demeyesiniz diye (sizin Rabbiniz oldugum hakkında sizleri sahid tutmustuk)

Verse 174 — Surah Al-Araf 7:174

Iste biz, ayetleri boyle acıklıyoruz, artık herhalde doner(yola gelir)ler

Verse 175 — Surah Al-Araf 7:175

Onlara su adamın haberini de oku: Kendisine ayetlerimizi verdik de onlardan sıyrıldı, cıktı, seytan onu pesine taktı, boylece azgınlardan oldu

Verse 176 — Surah Al-Araf 7:176

Dileseydik elbette onu o ayetlerle yukseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin pesine dustu. Onun durumu, tıpkı su kopegin durumuna benzer: Ustune varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. Iste ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki dusunur(ogut alır)lar

Verse 177 — Surah Al-Araf 7:177

Ayetlerimizi yalanlayan ve kendilerine de zulmeden toplulugun durumu ne kotudur

Verse 178 — Surah Al-Araf 7:178

Allah kime yol gosterirse, iste yolu bulan odur. Kimi de saptırırsa, iste ziyana ugrayanlar onlardır

Verse 179 — Surah Al-Araf 7:179

Andolsun, cehennem icin de bircok cin ve insan yarattık ki kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gozleri var, fakat onlarla gormezler; kulakları var, fakat onlarla isitmezler. Iste onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da sapık... Ve iste gafiller onlardır

Verse 180 — Surah Al-Araf 7:180

En guzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o (guzel isim)lerle du'a edin ve O'nun isimleri hakkında egrilige sapanları bırakın; onlar yaptıklarının cezasını cekeceklerdir

Verse 181 — Surah Al-Araf 7:181

Yarattıklarımız icinde, dogrulukla hakka goturen ve hak ile adalet yapan bir ummet de vardır

Verse 182 — Surah Al-Araf 7:182

Ayetlerimizi yalanlayanları, hic bilmeyecekleri yerden yavas yavas helake yaklastıracagız

Verse 183 — Surah Al-Araf 7:183

Onlara muhlet veriyorum, cunku benim tuzagım saglamdır

Verse 184 — Surah Al-Araf 7:184

Dusunmediler mi ki arkadaslarında hicbir delilik yoktur, o apacık bir uyarıcıdır

Verse 185 — Surah Al-Araf 7:185

Goklerin, yerin melekutuna ve Allah'ın yarattıgı seylere ve ecellerinin yaklasmıs olabilecegine bak(ıp ibret al)madılar mı? Peki bun(a inanmadık)dan sonra hangi soze inanacaklar

Verse 186 — Surah Al-Araf 7:186

Allah kimi saptırırsa, artık onun icin yol gosteren olmaz. Ve bırakır onları, azgınlıkları icinde bocalayıp dururlar

Verse 187 — Surah Al-Araf 7:187

Sana (Durusma) sa'at(in)den soruyorlar: Gelip catması ne zaman diye. De ki: "Onun bilgisi, ancak Rabbimin yanındadır. Onu tam zamanında acıga cıkaracak olan, yalnız O'dur. O, goklere de, yere de agır gelmistir. O size ansızın gelecektir." Sanki sen, onu biliyormussun gibi, sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi, Allah'ın yanındadır. Fakat insanların cogu bilmezler

Verse 188 — Surah Al-Araf 7:188

De ki: "Ben kendime, Allah'ın dilediginden baska ne bir fayda, ne de bir zarar verme gucune sahip degilim. Eger gaybı bilseydim, elbete cok hayır (mal ve mulk) elde ederdim. Bana kotuluk dokunmamıs (beni cin carpmamıs)tır. Ben sadece inanan bir kavim icin bir uyarıcı ve mujdeleyiciyim

Verse 189 — Surah Al-Araf 7:189

O'dur ki sizi bir tek nefisten yarattı, gonlu ısınsın diye ondan esini var eti; esini sarıp ortunce (esiyle birlesince) esi, hafif bir yuk yuklendi, onu gezdirdi. (Yuku) agırlasınca ikisi beraber Rableri Allah'a du'a ettiler: "Eger bize iyi, guzel bir cocuk verirsen elbette sukredenlerden oluruz!" (dediler)

Verse 190 — Surah Al-Araf 7:190

Fakat (Allah) onlara iyi, guzel bir cocuk verince, kendilerine verdigi seyde Allah'a ortaklar kosmaga basladılar. Allah ise onların ortak kostukları seylerden yucedir

Verse 191 — Surah Al-Araf 7:191

Hicbir sey yaratmayan, kendileri yaratılan seyleri (Allah'a) ortak mı kosuyorlar

Verse 192 — Surah Al-Araf 7:192

(O putlar), ne onlara bir yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler

Verse 193 — Surah Al-Araf 7:193

Onları dogru yola cagırsanız size uymazlar. Ha onları cagırmıssınız, ha susmussunuz, sizin icin birdir

Verse 194 — Surah Al-Araf 7:194

Allah'tan baska yalvardıklarınız da sizler gibi kullardır, (onların tanrı oldugu hakkındaki iddianızda) dogru iseniz, cagırın onları da size cevap versinler

Verse 195 — Surah Al-Araf 7:195

Onların yuruyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var, yoksa gorecekleri gozleri mi var, yahut isitecekleri kulaklarımı var? De ki: "(Allah'a) ortak(kostuk)larınızı cagırın, sonra bana tuzak kurun, haydi (elinizden geliyorsa) hic goz actırmayın bana

Verse 196 — Surah Al-Araf 7:196

Benim velim, Kitabı indiren Allah'tır. O, iyileri yonetir (korur)

Verse 197 — Surah Al-Araf 7:197

O'ndan baska yalvardıklarınız ise, ne size yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler

Verse 198 — Surah Al-Araf 7:198

Onları hidayete cagırırsanız, isitmezler. Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar gormezler

Verse 199 — Surah Al-Araf 7:199

Affı al, iyiligi emret, cahillere aldırıs etme

Verse 200 — Surah Al-Araf 7:200

Ne zaman seytandan bir kotu dusunce seni durtuklerse, Allah'a sıgın; cunku O, isitendir, bilendir

Verse 201 — Surah Al-Araf 7:201

Allah'tan korkanlar, kendilerine seytandan gelen bir vesvese dokundugu zaman dusunur, (gercegi) gorurler

Verse 202 — Surah Al-Araf 7:202

Kardesleri ise onları, azgınlıga cekerler, hic yakalarını bırakmazlar

Verse 203 — Surah Al-Araf 7:203

Onlara bir ayet getirmedigin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basiretler(gonul gozlerini acan nurlar, gercege ileten kanıtlar)dır ve inanan bir toplum icin yol gosterici ve rahmettir

Verse 204 — Surah Al-Araf 7:204

Kur'an okundugu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin

Verse 205 — Surah Al-Araf 7:205

Rabbini, icinden, yalvararak ve korkarak, yuksek olmayan bir sesle sabah aksam an, gafillerden olma

Verse 206 — Surah Al-Araf 7:206

Rabbinin yanında olanlar, buyukluk taslayıp O'na kulluktan geri kalmazlar, (daima) O'nu tesbih ederler ve O'na secde ederler