Verse 1 — Surah At-Tawbah 9:1
Allah ve Elcisinden, andlasma yaptıgınız musriklere ihtardır
Verse 2 — Surah At-Tawbah 9:2
Dort ay daha yeryuzunde dolasın, bilin ki siz, Allah'ı aciz bırakamazsınız ve Allah, kafirleri rezil, perisan edecektir
Verse 3 — Surah At-Tawbah 9:3
En buyuk Hac gunu, Allah ve Elcisinden insanlara duyurudur: Allah ve Elcisi puta tapanlardan uzaktır. Eger tevbe ederseniz, bu sizin icin daha iyidir. Ve eger donerseniz bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak degilsiniz! (Ey Muhammed) kafirlere acı bir azabı mujdele
Verse 4 — Surah At-Tawbah 9:4
Ancak andlasma yaptıgınız musriklerden, (andlasma sartlarından) hicbir seyi size eksik bırakmayan ve size karsı hic kimseye arka cıkmayanların andlasmalarını, kendilerine tanıdıgınız sureye kadar tamamlayın. Cunku Allah korunanları sever
Verse 5 — Surah At-Tawbah 9:5
Haram aylar cıkınca (Allah'a) ortak kosanları nerede bulursanız oldurun; onları yakalayın, hapsedin ve her gozetleme yerinde otur(up) onları bekleyin. Eger tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse yollarını serbest bırakın. Cunku Allah bagıslayandır, esirgeyendir
Verse 6 — Surah At-Tawbah 9:6
Ve eger ortak kosanlardan biri guvence dileyip yanına gelmek isterse, onu yanına al ki, Allah'ın sozunu isitsin; sonra onu guven icinde bulunacagı yere ulastır. Boyle (yap), cunku onlar, bilmez bir topluluktur
Verse 7 — Surah At-Tawbah 9:7
Ortak kosanların, Allah'ın yanında ve Elcisinin yanında nasıl andlasması olabilir? Ancak Mescid-i haram'da andlastklarınız haric. Onlar size durust davrandıkca siz de onlara durust davranın, cunku Allah, korunanları sever
Verse 8 — Surah At-Tawbah 9:8
Evet (Allah ve Elcisi yanında onların) nasıl (ahdi olabilir)? Eger onlar size galib gelselerdi, sizin hakkınızda ne and ne de andlasma gozetmezlerdi. Agızlarıyla sizi razı ederler, fakat kalbleri (sizi) istemez. Cokları da yoldan cıkmıslardır
Verse 9 — Surah At-Tawbah 9:9
Allah'ın ayetlerini az bir paraya sattılar da O'nun yoluna engel oldular. Onların yaptıkları, gercekten ne kotudur
Verse 10 — Surah At-Tawbah 9:10
Bir mu'mine karsı ne and, ne de andlasma gozetmezler. Iste saldırganlar onlardır
Verse 11 — Surah At-Tawbah 9:11
Eger tevbe ederler, namazı kılarlar ve zekatı verirlerse, dinde sizin kardeslerinizdirler. Biz, bilen bir kavme ayetleri boyle uzun uzun acıklıyoruz
Verse 12 — Surah At-Tawbah 9:12
Eger andlasma yaptıktan sonra andlarını bozarlar ve dininize dil uzatırlarsa, o kufur onderleriyle savasın. Cunku onların andları yoktur; belki (boylece kufurden) vazgecerler
Verse 13 — Surah At-Tawbah 9:13
Andlarını bozan, Elciyi (Mekke'den) cıkarmaga yeltenen ve ilk once kendileri siz(inle savas)a baslamıs olan bir kavimle savasmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eger gercekten inanan insanlar iseniz, kendisinden korkmanıza en layık olan Allah'tır
Verse 14 — Surah At-Tawbah 9:14
Onlarla savasın ki Allah, sizin ellerinizle onlara azabetsin, onları rezil etsin, sizi onlara ustun getirsin ve inananlar toplumunun goguslerine sifa versin
Verse 15 — Surah At-Tawbah 9:15
Yureklerinin ofkesini gidersin. Allah, dilediginin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir
Verse 16 — Surah At-Tawbah 9:16
Yoksa siz, Allah icinizden cihadeden ve Allah'tan, Elcisinden ve mu'minlerden baskasını kendisine sırdas edinmeyenleri bilmeden, bırakılacagınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızı haber almaktadır
Verse 17 — Surah At-Tawbah 9:17
(Allah'a) Ortak kosanlar nefislerinin kufrunu gore gore Allah'ın mescidlerini senlendiremezler. Onların yaptıkları isler, bosa cıkmıstır. Ve onlar, ateste surekli kalacaklardır
Verse 18 — Surah At-Tawbah 9:18
Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gunune inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan baska kimseden korkmayanlar senlendirirler. Onların, dogru yolu bulanlardan olacakları umulur
Verse 19 — Surah At-Tawbah 9:19
(Ey musrikler siz), hacılara su verme ve Mescid-i haram'ı senlendirmeyi; Allah'a, ahiret gunune inanan ve Allah yolunda cihadeden(in eylemiy)le bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında bir olmazlar. Allah, zalimler topluluguna yol gostermez
Verse 20 — Surah At-Tawbah 9:20
Inanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyle, canlarıyle savasanların, Allah katında dereceleri daha buyuktur. Iste kurtulusa erenler onlardır
Verse 21 — Surah At-Tawbah 9:21
Rableri onlara, kendisinden bir rahmet, rıza ve icinde surekli kalacakları ni'meti bol cennetleri mujdeler
Verse 22 — Surah At-Tawbah 9:22
Orada ebedi kalacaklardır. Suphesiz buyuk mukafat Allah katındandır
Verse 23 — Surah At-Tawbah 9:23
Ey inananlar, eger imana karsı kufru seviyorlarsa babalarınızı ve kardeslerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli tanır(dost tutar)sa iste zalimler onlardır
Verse 24 — Surah At-Tawbah 9:24
De ki: "Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, hısım akrabanız, kazandıgınız mallar, dusmesinden korktugunuz ticaret(iniz), hoslandıgınız konutlar, size Allah'tan, Elcisinden ve O'nun yolunda cihadetmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gozetleyin (basınıza gelecekleri goreceksiniz)! Allah, yoldan cıkmıs toplulugu (dogru) yola iletmez
Verse 25 — Surah At-Tawbah 9:25
Andolsun Allah size bircok yerlerde, Huneyn gununde de yardım etmisti. Hani (o gun) coklugunuz sizi boburlendirmisti. Fakat size hicbir yarar da saglamamıstı. Butun genisligine ragmen yeryuzu basınıza dar gelmisti, nihayet bozularak arkanızı donmus(kacmaga baslamıs)tınız
Verse 26 — Surah At-Tawbah 9:26
Sonra Allah, Elcisinin ve mu'minlerin uzerine sekinetini (guven veren rahmetini) indirdi, sizin gormediginiz askerler indirdi ve kafirlere azab etti (onları bozguna ugrattı). Iste kafirlerin cezası budur
Verse 27 — Surah At-Tawbah 9:27
Sonra Allah, bunun ardından yine dilediginin tevbesini kabul eder. Allah bagıslayandır, esirgeyendir
Verse 28 — Surah At-Tawbah 9:28
Ey inananlar, (Allah'a) ortak kosanlar pisliktir, artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklasmasınlar. Eger (onların hacca gelmemeleri sonucu ekonominiz bozulup) yoksulluga dusmekten korkarsanız; biliniz ki Allah dilerse yakında sizi kendi lutfundan zengin edecektir. Suphesiz Allah, bilendir, hikmet sahibidir
Verse 29 — Surah At-Tawbah 9:29
Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gunune inanmayan, Allah'ın ve Elcisinin haram kıldıgını haram saymayan ve gercek dini din edinmeyen kimselerle, kucul(up boyun eg)erek elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savasın
Verse 30 — Surah At-Tawbah 9:30
Yahudiler: "Uzeyr, Allah'ın ogludur." dediler. Hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın ogludur." dediler. Bu, onların agızlariyle geveledikleri sozleridir. (Sozlerini), onceden inkar etmis(olan musrik)lerin sozlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan batıla) cevriliyorlar
Verse 31 — Surah At-Tawbah 9:31
Hahamlarını ve rahiplerini Allah'tan ayrı rabler edindiler, Meryem oglu Mesih'i de oyle. Oysa kendilerine yalnız tek Tanrı olan Allah'a ibadet etmeleri emredilmisti. O'ndan baska tanrıı yoktur. O, onların ortak kostukları seylerden munezzehtir
Verse 32 — Surah At-Tawbah 9:32
Allah'ın nurunu agızlariyle sondurmek istiyorlar. Halbuki, kafirler hoslanmasa da Allah, mutlaka nurunu tamamlamak ister, (bundan baska bir seye razı olmaz)
Verse 33 — Surah At-Tawbah 9:33
O, Elcisini hidayetle ve hak dinle gonderdi ki (Allah'a) ortak kosanlar hoslanmasa da o (hak di)ni, butun din(ler)in ustune cıkarsın
Verse 34 — Surah At-Tawbah 9:34
Ey inananlar, hahamlardan ve rahiplerden bircogu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve (insanları) Allah yolundan cevirirler. Altın ve gumusu yıgıp da onları Allah yolunda harcamayanlar var ya, iste onlara acı bir azabı mujdele
Verse 35 — Surah At-Tawbah 9:35
O gun cehennem atesinde bunların uzeri ısıtılı(p pullanı)r; bunlarla, onların alınları, yanları ve sırtları daglanır: "Iste nefisleriniz icin yıgdıklarınız, yıgdıklarınızı tadın!" (denilir)
Verse 36 — Surah At-Tawbah 9:36
Gokleri ve yeri yarattıgı gundeki yazısına gore Allah'ın katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dordu haram(ay)lardır. Iste dogru din budur. O aylar icinde (konulmus yasagı cigneyerek) kendinize zulmetmeyin ve (Allah'a) ortak kosanlar nasıl sizinle topyekun savasıyorlarsa, siz de onlarla topyekun savasın ve bilin ki Allah korunanlarla beraberdir
Verse 37 — Surah At-Tawbah 9:37
(Haram ayını) Ertelemek, kufurde daha ileri gitmektir. Inkar edenler, onunla saptırılır. O(haram ayı)nı bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki, Allah'ın haram kıldıgının sayısını denk getirip, Allah'ın haram kıldıgını helal yapsınlar. Yaptıkları isin kotulugu, kendilerine suslu gosterildi. Allah, kafirler toplumuna yol gostermez
Verse 38 — Surah At-Tawbah 9:38
Ey inananlar, size ne oldu ki: "Allah yolunda topluca savasa cıkın!" dendigi zaman yere cakılıp kaldınız? ahirettense dunya hayatına mı razı oldunuz? Ama dunya hayatının gecimi, ahiretin yanında pek azdır
Verse 39 — Surah At-Tawbah 9:39
Eger topluca (savasa) cıkmazsanız, (Allah) size acı (bir sekilde) azabeder ve yerinize sizden baska bir topluluk getirir, O'na hicbir zarar veremezsiniz, Allah herseyi yapabilendir
Verse 40 — Surah At-Tawbah 9:40
Eger siz o(Hak elcisi)ne yardım etmezseniz, iyi bilin ki, Allah ona yardım etmisti: Hani yalnız iki kisiden biri oldugu halde, inkar edenler kendisini (Mekke'den) cıkardıkları sırada ikisi magarada iken arkadasına "Uzulme, Allah bizimle beraberdir!"diyordu. (Iste o zaman) Allah (ona yardım etti) onun uzerine sekine(huzur ve guven duygu)sunu indirdi ve onu, sizin gormediginiz askerlerle destekledi; inanmayanların sozunu alcattı. Yuce olan, yalnız Allah'ın sozudur. Allah daima ustundur, hukum ve hikmet sahibidir
Verse 41 — Surah At-Tawbah 9:41
Gerek hafif, gerek agır olarak savasa cıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihadedin. Eger bilirseniz bu, sizin icin daha hayırlıdır
Verse 42 — Surah At-Tawbah 9:42
Yakın bir dunya menfaati ve orta bir yolculuk olsaydı (savasa katılmayan o munafıklar), elbette sana tabi olurlardı. Fakat guc asılacak mesafe, kendilerine uzak geldi. Bir de "Gucumuz yetseydi, sizinle beraber cıkardık!"diye Allah'a yemin edecekler. Bosuna kendilerini mahvediyorlar. Allah, onların yalancı olduklarını biliyor
Verse 43 — Surah At-Tawbah 9:43
Allah seni affetsin; dogru soyleyenler sana iyice belli olup, yalan soyleyenleri bilmezden once nicin onlara izin verdin
Verse 44 — Surah At-Tawbah 9:44
Allah'a ve ahiret gunune inananlar; mallariyle, canlariyle, cihadetmek(ten geri kalmaları) icin senden izin istemezler. Allah, korunanları bilir
Verse 45 — Surah At-Tawbah 9:45
Ancak Allah'a ve ahiret gunune inanmayan, kalbleri kuskuya dusmus ve supheleri icinde bocalayıp duranlar, (geri kalmak icin) senden izin isterler
Verse 46 — Surah At-Tawbah 9:46
Eger (cihada) cıkmak isteselerdi, onun icin bir hazırlık yaparladı. Fakat Allah, onların davranıslarından hoslanmadıgı icin onları durdurdu: "Oturan(kadın ve cocuk)larla beraber oturun!" denildi
Verse 47 — Surah At-Tawbah 9:47
Sizin icinizde (sefere) cıkmıs olsalardı, size bozgunculuktan baska bir katkıları olmazdı. Sizi birbirinize dusurmek icin hemen aranıza sokulurlardı, icinizde de onlara kulak verenler vardı. Allah zalimleri bilir
Verse 48 — Surah At-Tawbah 9:48
(Onlar) onceden de fitne cıkarmak istediler ve sana nice isleri ters cevirdiler. Nihayet hak geldi, onlar istemedikleri halde Allah'ın emri galebe caldı
Verse 49 — Surah At-Tawbah 9:49
Iclerinden oylesi var ki: "Bana izin ver, beni fitneye dusurme" der. Iyi bilinki, onlar zaten fitneye dusmuslerdir. Cehennem de kafirleri kusatacaktır
Verse 50 — Surah At-Tawbah 9:50
Sana bir iyilik ulassa (bu,) onların hosuna gitmez ve eger sana bir kotuluk ulassa: "Biz onceden (sefere katılmamakla) basımızın caresine bakmısız" derler, sevinerek doner(gider)ler
Verse 51 — Surah At-Tawbah 9:51
De ki: "Allah, bizim icin ne yazmıs (ne takdir etmis) ise ancak o, bize ulasır, bizim sahibimiz O'dur. Inananlar Allah'a dayansınlar
Verse 52 — Surah At-Tawbah 9:52
De ki: "Bize yalnız iki iyilikten (ya gazilik veya sehidlikten) birini gozetmiyor musunuz? Ama biz, Allah'ın size ya kendi tarafından veya bizim ellerimizle bir azab ulastırmasını gozetiyoruz. Haydi gozetin, biz de sizinle beraber gozetenleriz
Verse 53 — Surah At-Tawbah 9:53
De ki: "Ister gonullu, ister gonulsuz sadaka verin: sizden kabul edilmeyecektir. Cunku siz yoldan cıkan bir kavimsiniz
Verse 54 — Surah At-Tawbah 9:54
Sadakalarının kabul edilmesine engel olan sadece sudur: Onlar Allah'a ve elcisine karsı nankorluk ettiler; namaza da usene usene gelirler ve istemeye istemeye sadaka verirler
Verse 55 — Surah At-Tawbah 9:55
Onların ne malları, ne de evladları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dunya hayatında azabetmeyi ve kafir olarak canlarının cıkmasını istiyor
Verse 56 — Surah At-Tawbah 9:56
Sizden olduklarına Allah'a yemin ediyorlar. Oysa onlar sizden degiller, fakat onlar korkak bir topluluktur
Verse 57 — Surah At-Tawbah 9:57
Eger (sizden korunmak icin) sıgınacak bir yer, yahut (barınacak) magaralar, ya da sokulacak bir delik bulsalardı, hemen oraya dogru kosarlardı
Verse 58 — Surah At-Tawbah 9:58
Onlardan kimi de sadakalar(ın bolusturulmesi hususun)da sana dil uzatır. Eger o sadakalardan kendilerine pay verilse hoslanırlar, onlardan kendilerine pay verilmezse hemen kızarlar
Verse 59 — Surah At-Tawbah 9:59
(Ne olur) onlar, Allah'ın ve Elcisinin kendilerine verdigine razı olup: "Allah bize yeter, yakında Allah da bize bol lutfundan verecek, Elcisi de; biz sadece Allah'a ragbet ederiz (yalnız O'ndan umarız)." deselerdi
Verse 60 — Surah At-Tawbah 9:60
Sadakalar, (zekatlar) Allah'tan bir farz olarak ancak fakirlere, duskunlere, onlar uzerinde calısan (zekat toplayan) memurlara, kalbleri (Islam'a) ısındırılacak olanlara, kolelik altında bulunanlara, borclulara, Allah yoluna ve yolcuya mahsustur (toplanan zekat, ancak bu sayılanlara verilir). Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir
Verse 61 — Surah At-Tawbah 9:61
Iclerinden bazıları da Peygamberi incitirler: "O, (her soyleneni dinleyen) bir kulaktır." derler. De ki: "(O), sizin icin hayır kulagıdır. Allah'a inanır, mu'minlere inanır. Sizden inananlar icin de (O), bir rahmettir, Allah'ın Elcisini incitenlere acı bir azab vardır
Verse 62 — Surah At-Tawbah 9:62
Gonlunuzu hos etmek icin size (gelip) Allah'a yemin ederler. Halbuki inanmıs olsalardı, Allah'ı ve Resulunu hosnud etmeleri daha uygundu
Verse 63 — Surah At-Tawbah 9:63
Bilmediler mi ki kim Allah'a ve Elcisine karsı koymaga kalkarsa onun icin surekli kalacagı cehennem atesi vardır. Iste, buyuk rezillik budur
Verse 64 — Surah At-Tawbah 9:64
Munafıklar, kendileri hakkında, kalblerinde bulunanı kendilerine haber verecek bir surenin indirileceginden cekiniyorlar. De ki; "Siz alay edin, Allah cekindiginiz seyi ortaya cıkaracaktır
Verse 65 — Surah At-Tawbah 9:65
Eger onlara sorsan: "Biz sadece lafa dalmıs, sakalasıyorduk!" derler. De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle ve O'nun Elcisi ile mi alay ediyordunuz
Verse 66 — Surah At-Tawbah 9:66
Hic ozur dilemeyin, siz inandıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile suc islediklerinden dolayı bir kısmına da azab edecegiz
Verse 67 — Surah At-Tawbah 9:67
Munafık erkekler ve munafık kadınlar birbirlerindendir. Kotulugu emrederler, iyilikten meneder ve ellerini sıkı tutarlar. Allah'ı unuttular, O da onları unuttu. Munafıklar; iste yoldan cıkanlar onlardır
Verse 68 — Surah At-Tawbah 9:68
Allah munafık erkeklere ve munafık kadınlara ve kafirlere icinde ebedi kalacakları cehennem atesini va'detmistir. O, onlara yeter. Allah, onları la'netlemistir. Onlar icin surekli bir azab vardır
Verse 69 — Surah At-Tawbah 9:69
(Siz de), sizden oncekiler gibi (yaptınız). Onlar kuvvetce sizden daha yaman, mal ve evladca sizden daha cok idiler. Onlar, (dunya malından) kendi paylarına dusenle zevklerine baktılar, sizden oncekilerin, (dunyadan) kendi paylarına dusenle zevklerine baktıkları gibi, siz de kendi payınıza dusenle zevkinize baktınız ve (batıla) dalanlar gibi siz de(batıla) daldınız. Onlar, eylemleri, dunya ve ahirette bosa gitmis kimselerdir ve ziyana ugrayanlar da onlardır
Verse 70 — Surah At-Tawbah 9:70
Onlara kendilerinden oncekilerin, Nuh, Ad, Semud kavminin, Ibrahim kavminin, Medyen halkının ve basları ustune ters donen sehirlerin haberi gelmedi mi? Elcileri, onlara acık deliller getirmisti (Ama inanmadılar, bundan dolayı Allah'ın gazabına ugradılar). Allah onlara zulmediyor degildi, onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı
Verse 71 — Surah At-Tawbah 9:71
Inanan erkekler ve inanan kadınlar, birbirlerinin velisidirler. Iyiligi emrederler, kotulukten men'ederler, namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah'a ve Elcisine ita'at ederler. Iste onlara Alah rahmet edecektir. Allah daima ustundur, hukum ve hikmetsahibidir
Verse 72 — Surah At-Tawbah 9:72
Allah inanan erkeklere ve inanan kadınlara, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetler ve Adn cennetlerinde guzel meskenler va'detmistir. Allah'ın (onlardan) razı olması ise hepsinden buyuktur. Iste buyuk basarı budur
Verse 73 — Surah At-Tawbah 9:73
Ey peygamber, kafirlerle ve munafıklarla cihadet, onlara sert davran; onların varacakları yer cehennemdir. Ne kotu bir gidis yeridir o
Verse 74 — Surah At-Tawbah 9:74
(Senin aleyhinde soyledikleri yakısıksız sozleri) soylemediklerine Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o kufur sozunu soylediler, Islam olduktan sonra inkar ettiler, basaramadıkları bir seye yeltendiler. Sırf Allah ve Elcisi, Allah'ın lutfiyle kendilerini zengin etti diye (simdi) oc almaga kalktılar. (Allah ve Elcisinin iyiligine karsı boyle nankorluk ettiler.) Eger tevbe ederlerse kendileri icin daha iyi olur. Yok eger (inkar yoluna) donerlerse Allah onlara dunyada da, ahirette de acı bir bicimde azabedecektir. Yeryuzunde onların ne velisi, ne de yardımcısı vardır
Verse 75 — Surah At-Tawbah 9:75
Kimileri de: "Eger Allah, lutfundan bize verirse elbette sadaka verecegiz ve yararlı insanlardan olacagız!" diye Allah'a and ictiler
Verse 76 — Surah At-Tawbah 9:76
Ne zaman ki Allah lutfundan onlara verdi, O'n(un verdigin)e cimrilik ettiler ve yuz cevirerek (sozlerinden) donduler
Verse 77 — Surah At-Tawbah 9:77
Kendisine verdikleri sozden donduklerinden ve yalan soylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karsılasacakları gune kadar onların kalblerine iki yuzluluk sokmustur
Verse 78 — Surah At-Tawbah 9:78
Bilmediler mi ki Allah, onların sırlarını ve gizli konusmalarını bilir ve Allah, gizlileri bilendir
Verse 79 — Surah At-Tawbah 9:79
Sadakalar hususunda gonulden veren mu'minleri cekistiren ve guclerinin yettiginden baskasını bulamayanlarla alay edenler yok mu, Allah onlarla alay etmistir. Onlar icin acı bir azab vardır
Verse 80 — Surah At-Tawbah 9:80
Onlar icin ister af dile, ister dileme, onlar icin yetmis defa af dilesen, yine Allah onları affetmez. Boyledir, cunku onlar Allah'ı ve Elcisini tanımadılar; Allah, yoldan cıkan kavmi yola iletmez
Verse 81 — Surah At-Tawbah 9:81
Allah'ın Elcisinin arkasından oturmakla sevindiler, mallarıyle ve canlarıyle cihadetmekten hoslanmadılar: "Sıcakta sefere cıkmayın." dediler. De ki: "Cehennemin atesi daha sıcaktır!" Keske anlasalardı
Verse 82 — Surah At-Tawbah 9:82
Artık kazandıkları islere karsılık az gulsunler, cok aglasınlar
Verse 83 — Surah At-Tawbah 9:83
Eger Allah, seni onlardan bir toplulugun yanına dondurur de (onlar savasa) cıkmak icin senden izin isterlerse "Asla benimle cıkmayacaksınız, benimle beraber dusmanla savasmayacaksınız. Siz ilk once oturmaga razı olmustunuz. Oyle ise geri kalanlarla beraber oturun!"de
Verse 84 — Surah At-Tawbah 9:84
Ve Onlardan olen birinin uzerine asla namaz kılma, onun kabri basında durma. Cunku onlar Allah'ı ve Elcisini tanımadılar ve yoldan cıkmıs olarak olduler
Verse 85 — Surah At-Tawbah 9:85
Onların malları ve evladları seni imrendirmesin; Allah onlara dunyada, bunlarla azabetmeyi ve kafir olarak canlarının cıkmasını istiyor
Verse 86 — Surah At-Tawbah 9:86
Allah'a inanın, Elcisiyle beraber cihadedin! diye bir sure indirildigi zaman iclerinden servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bizi bırak, oturanlarla beraber oturalım." dediler
Verse 87 — Surah At-Tawbah 9:87
Geride kalan kadınlarla beraber olmaga razı oldular, kalbleri muhurlendi, artık onlar anlamazlar
Verse 88 — Surah At-Tawbah 9:88
Fakat Elci ve onunla beraber inananlar, mallariyle, canlariyle cihadettiler. Iste butun hayırlar onlarındır ve iste basarıya erenler onlardır
Verse 89 — Surah At-Tawbah 9:89
Allah, onlar icin altlarından ırmaklar akan, iclerinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıstır. Iste buyuk basarı budur
Verse 90 — Surah At-Tawbah 9:90
Ozur bahane eden bedevi Araplar, kendilerin(in savasa katılmamasın)a izin verilmesi icin geldiler; Allah'a ve Elcisine yalan soyleyenler oturdular. Onlardan inkar edenlere, acı bir azab erisecektir
Verse 91 — Surah At-Tawbah 9:91
Zayıflara, hastalara, harcayacak bir sey bulamayanlara, Allah ve Elcisi icin ogut verdikleri takdirde (sefere katılmamalarından oturu) bir gunah yoktur. Iyilik edenlerin aleyhine bir yol yoktur (onlar kınanmazlar). Allah, bagıslayandır, esirgeyendir
Verse 92 — Surah At-Tawbah 9:92
Kendilerini (binek saglayıp) bindirmen icin sana geldikleri zaman, sen: "Sizi bindirecek bir sey bulamıyorum" deyince harcayacak bir sey bulamadıklarından dolayı uzuntuden gozlerinden yas akarak donen kimselerin aleyhine de (yol yoktur, Onlar da kınanmazlar)
Verse 93 — Surah At-Tawbah 9:93
Ancak su kimselerin kınanmasına yol vardır ki, zengin oldukları halde (geri kalmak icin) senden izin isterler. Geri kalan kadınlarla beraber olmaga razı oldular. Allah da onların kalblerini muhurledi; artık onlar bilmezler
Verse 94 — Surah At-Tawbah 9:94
(Seferden) geri donup onların yanına geldiginiz zaman sizden ozur dilerler. De ki: "Hic ozur dilemeyin, size inanmayız! Allah bize sizin haberlerinizden (bize karsı cevirdiginiz entrikalardan) bazılarını bildirdi. Yaptıgınızı Allah da gorecek, Elciside. Sonra gorulmeyeni ve goruleni bilenin huzuruna donduruleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecek
Verse 95 — Surah At-Tawbah 9:95
Siz yanlarına geldiginiz zaman kendilerinden vazgecesiniz diye Allah'a yemin edecekler. Onlardan vazgecin, cunku onlar murdardır. Kazandıkları islerin cezası olarak varacakları yer de cehennemdir
Verse 96 — Surah At-Tawbah 9:96
Size yemin ediyorlar ki kendilerinden razı olasınız. Siz onlardan razı olsanız bile Allah, yoldan cıkan topluluktan razı olmaz
Verse 97 — Surah At-Tawbah 9:97
Bedevi Araplar, kufur ve iki yuzlulukce daha yaman ve Allah'ın, Elcisine indirdigi seylerin sınırlarını tanımamaga daha musaittirler. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir
Verse 98 — Surah At-Tawbah 9:98
Bedevi Araplardan kimi var ki, verdigini angarya sayar ve sizin basınıza belalar gelmesini gozetler. Kotu bela onların basına gelsin. Allah isitendir, bilendir
Verse 99 — Surah At-Tawbah 9:99
Bedevi Araplardan kimi de var ki Allah'a ve ahiret gunune inanır, verdigini Allah'a yakın dereceler kazanmaga ve Elcinin du'alarını almaga vesile sayar. Gercekten o (verdikleri) kendileri icin yakın dereceler(e vesile)dir. Allah onları rahmetinin icine sokacaktır. Muhakkak ki Allah bagıslayandır, esirgeyendir
Verse 100 — Surah At-Tawbah 9:100
Muhacirlerden ve Ensardan (Islam'a girmekte) ilk one gecenler ile bunlara guzelce tabi olanlar... Allah onlardan razı olmustur, onlar da O'ndan razı olmuslardır. (Allah) onlara, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıstır. Iste buyuk kurtulus budur
Verse 101 — Surah At-Tawbah 9:101
Cevrenizdeki bedevi Araplardan ve Medine halkından iki yuzluluge iyice alısmıs munafıklar vardır. Sen onları bilmezsin, onları biz biliriz. Onlara iki kere azabedecegiz, sonra da onlar, buyuk azaba itileceklerdir
Verse 102 — Surah At-Tawbah 9:102
Baska bir kısmı da gunahlarını itiraf ettiler, iyi isle kotu isi birbirine karıstırdılar. Belki Allah, onların tevbesini kabul eder. Cunku Allah bagıslayandır, esirgeyendir
Verse 103 — Surah At-Tawbah 9:103
Onların mallarından, kendilerini temizleyecegin, yuceltecegin bir sadaka al ve onlara du'a et; cunku senin du'an, onlara huzur verir. Allah isitendir, bilendir
Verse 104 — Surah At-Tawbah 9:104
Bilmediler mi ki, kullarından tevbeyi kabul eden, sadakaları alan Allah'tır. Ve Allah, tevbeyi cok kabul eden, cok esirgeyendir
Verse 105 — Surah At-Tawbah 9:105
De ki: "Yapın (yapacagınızı); yaptıgınız isleri Allah da gorecek Elcisi de, mu'minler de. Sonra gorulmeyeni ve goruleni bilen(Allah)a donduruleceksiniz. O size yaptıklarınızı bir bir haber verecek
Verse 106 — Surah At-Tawbah 9:106
Baska bir takımları da var ki Allah'ın emrine bırakılmıslardır. (Allah) ya onlara azabeder, ya da onları affeder. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir
Verse 107 — Surah At-Tawbah 9:107
(Seferden geri kalanlar arasında) Zarar vermek, nankorluk etmek, mu'minlerin arasını acmak ve onceden Allah ve Elcisiyle savasmıs olan(adamın gelmesin)i gozetlemek icin bir mescid yapanlar da var. "Iyilikten baska bir niyetimiz yoktu" diye de yemin edecekler. Oysa Allah onların yalan soylediklerine sahidtir
Verse 108 — Surah At-Tawbah 9:108
Orada asla namaza durma, ta ilk gunden takva uzere kurulan mescid, elbette icinde namaza durmana daha uygundur. Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah da temizlenenleri sever
Verse 109 — Surah At-Tawbah 9:109
Yapısını, Allah'tan korku ve rıza uzerine kuran mı hayırlıdır, yoksa yapısını bir yarın kenarına kurup onunla birlikte cehennem atesine yuvarlanan mı? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez
Verse 110 — Surah At-Tawbah 9:110
Yaptıkları bina, kalbleri parcalanıncaya dek yureklerinde bir kusku olarak kalacaktır. Allah bilendir, hukum ve hikmet sahibidir
Verse 111 — Surah At-Tawbah 9:111
Allah, mu'minlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak uzere satın almıstır. Allah yolunda savasırlar, oldururler ve oldurulurler. Bu, Allah'ın, Tevrat'ta, Incil'de ve Kur'an'da ustlendigi gercek bir sozdur! Kim Allah'tan daha cok sozunde durabilir? O halde O'nunla yaptıgınız bu alısverisinizden oturu sevinin. Gercekten bu, buyuk basarıdır
Verse 112 — Surah At-Tawbah 9:112
Tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, seyahat edenler, ruku edenler, secde edenler, iyiligi emredip kotulukten men'edenler ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar... Iste o mu'minleri mujdele (ne mutlu onlara)
Verse 113 — Surah At-Tawbah 9:113
Akraba bile olsalar, cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra (Allah'a) ortak kosanlar icin magfiret dilemek; ne peygamberin, ne de inananların yapacagı bir is degildir
Verse 114 — Surah At-Tawbah 9:114
Ibrahim'in babası icin magfiret dilemesi, sadece ona verdigi bir sozden oturu idi. Fakat onun, bir Allah dusmanı oldugu, kendisine belli olunca ondan uzak durdu. Gercekten Ibrahim, cok icli ve yumusak huylu idi
Verse 115 — Surah At-Tawbah 9:115
Allah, bir kavmi dogru yola ilettikten sonra, sakınmaları gereken seyleri kendilerine acıklamadıkca onları saptıracak degildir. Allah herseyi bilendir
Verse 116 — Surah At-Tawbah 9:116
Goklerin ve yerin mulku Allah'ındır. Yasatan, olduren O'dur. Sizin Allah'tan baska bir dost ve yardımcınız yoktur
Verse 117 — Surah At-Tawbah 9:117
Andolsun Allah, Peygamberi ve o gucluk sa'atinde ona uyan Muhacirleri ve Ensarı affetti. O zaman iclerinden bir kısmının kalbleri kaymaga yuz tutmus iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Cunku O, onlara karsı cok sefkatli, cok merhametlidir
Verse 118 — Surah At-Tawbah 9:118
Ve (seferden) geri bırakılan o uc kisinin de tevbesini kabul buyurdu. Butun genisligiyle beraber dunya baslarına dar gelmis ve canları sıkıldıkca sıklmıs ve Allah'tan, yine kendisine sıgınmaktan baska care olmadıgını anlamıslardı. Allah onların tevbesini kabul buyurdu ki tevbe etsinler. Cunku Allah, tevbeyi cok kabul eden, cok esirgeyendir
Verse 119 — Surah At-Tawbah 9:119
Ey inananlar, Allah'tan korkun ve dogrularla beraber olun
Verse 120 — Surah At-Tawbah 9:120
Ne Medine halkının, ne de onların cevresinde bulunan bedevi Arapların, Allah'ın Elcisinden geri kalmaları ve onun canından once kendi canlarının kaygısına dusmeleri, onlara yakısmaz. Boyledir, cunku Allah yolunda ugrayacakları hicbir susuzluk, yorgunluk, aclık; kafirleri ofkelendirecek bir yeri cigne(yip zaptet)meleri ve dusmana karsı bir basarı kazanmaları yoktur ki mutlaka bunlarla kendilerine iyi bir amel yazılmıs olmasın. Allah guzel davrananların ecrini zayi etmez
Verse 121 — Surah At-Tawbah 9:121
Kucuk, buyuk bir masraf yapmaları, bir vadiyi gecmeleri, mutlaka onların lehine yazılır ki Allah onları, yaptıklarının en guzeliyle mukafatlandırsın
Verse 122 — Surah At-Tawbah 9:122
Insanların hepsi toptan sefere cıkacak degillerdi. Ama her kabileden bir cemaatin dini iyice ogrenmeleri ve donup kavimlerine geldiklerinde, sakınmaları umuduyla onları uyarmaları icin sefere cıkmaları gerekmez miydi
Verse 123 — Surah At-Tawbah 9:123
Ey inananlar, yakınınızda bulunan kafirlerle savasın, (onlar), sizde bir katılık bulsunlar. Bilin ki Allah, korunanlarla beraberdir
Verse 124 — Surah At-Tawbah 9:124
Ne zaman bir sure indirilse onlardan kimi: "Bu, hanginizin imanını artırdı?" der. Bu, inananların imanını artırır, onlar sevinirler
Verse 125 — Surah At-Tawbah 9:125
Fakat yureklerinde hastalık olanlara gelince (bu), onların pisliklerine pislik katar. Ve onlar kafir olarak olurler
Verse 126 — Surah At-Tawbah 9:126
Kendilerinin her yıl bir iki defa sınandıklarını gormuyorlar mı? Yine de tevbe etmiyor, ogut almıyorlar
Verse 127 — Surah At-Tawbah 9:127
Bir sure indirildigi zaman: "Sizi birisi goruyor mu?" diye birbirine bakar, sonra sıvısırlar. Anlamaz bir topluluk oldukları icin Allah onların kalblerini cevirmistir
Verse 128 — Surah At-Tawbah 9:128
Andolsun, icinizden size oyle bir Elci geldi ki sıkıntıya ugramanız ona agır gelir; size duskun, mu'minlere sefkatli, merhametlidir
Verse 129 — Surah At-Tawbah 9:129
Eger yuz cevirirlerse de ki: "Allah bana yeter! O'ndan baska tanrı yoktur. O'na dayandım, O buyuk Ars'ın sahibidir