Back to Languages

Turkish - Chapter 16 - An-Nahl

Translation by Tefhim Ul Kuran — Permalink

Verse 1 — Surah An-Nahl 16:1

Allah´ın emri geldi, artık onda acele etmeyin. O (Allah), şirk koştukları şeylerden münezzeh ve yücedir

Verse 2 — Surah An-Nahl 16:2

Kullarından dilediklerine, melekleri emrinden olan ruh ile indirir: Benden başka ilah yoktur, şu halde benden korkup sakının, diye uyarıp korkutun.»

Verse 3 — Surah An-Nahl 16:3

Gökleri ve yeri hak ile yarattı: O, şirk koştukları şeylerden yücedir

Verse 4 — Surah An-Nahl 16:4

İnsanı bir damla sudan yarattı, buna rağmen o, apaçık bir düşmandır

Verse 5 — Surah An-Nahl 16:5

Ve hayvanları da yarattı; sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır, ve onlardan yemektesiniz

Verse 6 — Surah An-Nahl 16:6

Akşamları getirir, sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır

Verse 7 — Surah An-Nahl 16:7

Kendisine ulaşmadan canlarınızın yarısının telef olacağı şehirlere onlar, ağırlıklarınızı da taşımaktadırlar. Şüphesiz sizin Rabbiniz şefkatli ve merhametlidir

Verse 8 — Surah An-Nahl 16:8

Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır

Verse 9 — Surah An-Nahl 16:9

Yolu doğrultmak Allah´a aittir, kimi (yollar) ise eğridir. Eğer o dileseydi, sizin tümünüzü elbette hidayete erdirirdi

Verse 10 — Surah An-Nahl 16:10

Sizin için gökten su indiren O´dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız

Verse 11 — Surah An-Nahl 16:11

Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır

Verse 12 — Surah An-Nahl 16:12

Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O´nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır

Verse 13 — Surah An-Nahl 16:13

Yerde sizin için üretip türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayet vardır

Verse 14 — Surah An-Nahl 16:14

Denizi de sizin emrinize veren O´dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O´nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir

Verse 15 — Surah An-Nahl 16:15

Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz

Verse 16 — Surah An-Nahl 16:16

Ve (başka) işaretler de (yarattı) ; onlar yıldız(lar) la da doğru yolu bulabilirler

Verse 17 — Surah An-Nahl 16:17

Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp düşünmez misiniz

Verse 18 — Surah An-Nahl 16:18

Eğer Allah´ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Verse 19 — Surah An-Nahl 16:19

Allah, saklı tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı bilir

Verse 20 — Surah An-Nahl 16:20

Allah´tan başka yakardıkları hiç bir şeyi yaratamazlar, üstelik onlar yaratılıp durmaktadırlar

Verse 21 — Surah An-Nahl 16:21

Ölüdürler, diri değildirler; ne zaman dirileceklerinin şuuruna da varamazlar

Verse 22 — Surah An-Nahl 16:22

Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkârcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır

Verse 23 — Surah An-Nahl 16:23

Şüphesiz ki, Allah, onların saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir; gerçekten O, müstekbirleri sevmez

Verse 24 — Surah An-Nahl 16:24

Onlara «Rabbiniz ne indirdi?» dendiğinde, «Eskilerin masalları» dediler

Verse 25 — Surah An-Nahl 16:25

Kıyamet gününde kendi günahlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıklarının günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar

Verse 26 — Surah An-Nahl 16:26

Onlardan öncekiler, hileli düzenler kurmuşlardı da, Allah(ın azab emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi, böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü; azab onlara şuurunda olmadıkları yerden gelmişti

Verse 27 — Surah An-Nahl 16:27

Sonra (Allah) kıyamet günü onları aşağılık kılacak ve diyecek ki: «Haklarında (mü´minlere karşı) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?» Kendilerine ilim verilenler, dediler ki: «Bugün, gerçekten aşağılanma ve kötülük kâfirlerin üstünedir.»

Verse 28 — Surah An-Nahl 16:28

Ki melekler, kendi nefislerinin zalimleri olarak onların canlarını aldıklarında, «Biz hiç bir kötülük yapmıyorduk» diye teslim olurlar. Hayır, şüphesiz Allah, sizin neler yaptığınızı bilendir

Verse 29 — Surah An-Nahl 16:29

Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür

Verse 30 — Surah An-Nahl 16:30

(Allah´tan) Sakınanlara: «Rabbiniz ne indirdi?» denildiğinde, «Hayır» dediler. Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir

Verse 31 — Surah An-Nahl 16:31

Adn cennetleri; ona girerler, onun altından ırmaklar akar, içinde onların her diledikleri şey vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir

Verse 32 — Surah An-Nahl 16:32

Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: «Selam size» derler. «Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.»

Verse 33 — Surah An-Nahl 16:33

(Küfre sapanlar) Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı

Verse 34 — Surah An-Nahl 16:34

Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp kuşatıverdi

Verse 35 — Surah An-Nahl 16:35

Şirk koşmakta olanlar dediler ki: «Eğer Allah dileseydi, O´nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O´nsuz hiç bir şeyi haram da kılmazdık.» Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde peygamberlere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı

Verse 36 — Surah An-Nahl 16:36

Andolsun, biz her ümmete: «Allah´a kulluk edin ve tağuttan kaçının» (diye tebliğ etmesi için) bir peygamber gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine de sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün

Verse 37 — Surah An-Nahl 16:37

Sen, onların hidayet bulmalarını ne kadar tutkuyla istesen de, Allah, şüphesiz saptırdığına hidayet vermez, onlar için yardım edecek yoktur

Verse 38 — Surah An-Nahl 16:38

Olanca yeminleriyle: «Öleni Allah diriltmez» diye yemin ettiler. Hayır; bu, O´nun üzerinde hak olan bir vaidtir, ancak insanların çoğu bilmezler

Verse 39 — Surah An-Nahl 16:39

Hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaması ve küfre sapanların kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi için (diriltecektir)

Verse 40 — Surah An-Nahl 16:40

Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca «Ol» demekten ibarettir; o da hemen oluverir

Verse 41 — Surah An-Nahl 16:41

Zulme uğratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri dünyada şüphesiz güzel bir biçimde yerleştireceğiz; ahiret karşılığı ise daha büyüktür. Bilmiş olsalardı

Verse 42 — Surah An-Nahl 16:42

Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir

Verse 43 — Surah An-Nahl 16:43

Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka (peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun

Verse 44 — Surah An-Nahl 16:44

(Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik) . Sana da zikri (Kur´an´ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye

Verse 45 — Surah An-Nahl 16:45

Artık ´kötülüğü örgütleyip düzenleyenler´, Allah´ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler

Verse 46 — Surah An-Nahl 16:46

Ya da onlar, dönüp dolaşmaktalarken, onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar (bu konuda Allah´ı) aciz bırakacak değildirler

Verse 47 — Surah An-Nahl 16:47

Veya onları bir korku üzerinde yakalayıvermesinden (mi emindirler) ? Öyleyse Rabbin, gerçekten şefkatli ve merhamet sahibidir

Verse 48 — Surah An-Nahl 16:48

Allah´ın herhangi bir şeyden yarattığına bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri küçülerek sağdan ve soldan Allah´a secde eder vaziyette döner

Verse 49 — Surah An-Nahl 16:49

Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler Allah´a secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar

Verse 50 — Surah An-Nahl 16:50

Üstlerinden (her an bir azab göndermeğe kadir olan) Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyi yaparlar

Verse 51 — Surah An-Nahl 16:51

Allah dedi ki: «İki ilah edinmeyin; O, ancak tek bir ilahtır. Öyleyse benden, yalnızca benden korkun.»

Verse 52 — Surah An-Nahl 16:52

Göklerde ve yerde ne varsa O´nundur, itaat, kulluk da (din de) sürekli olarak O´nundur. Böyleyken Allah´tan başkasından mı korkup sakınıyorsunuz

Verse 53 — Surah An-Nahl 16:53

Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah´tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O´na yalvarmaktasınız

Verse 54 — Surah An-Nahl 16:54

Sonra sizden zararı kaldırdığında, sizden bir grup (hemen) Rablerine şirk koşarlar

Verse 55 — Surah An-Nahl 16:55

Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etmek için. Öyleyse yararlanın, ilerde bileceksiniz

Verse 56 — Surah An-Nahl 16:56

Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, hiç bir şey bilmeyenlere paylar ayırıyorlar. Andolsun Allah´a karşı düzmekte olduklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz

Verse 57 — Surah An-Nahl 16:57

Ve Allah´a kızlar isnad ediyorlar, (haşa) O yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) da kendilerinindir

Verse 58 — Surah An-Nahl 16:58

Onlardan birine dişi (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle taşarak yüzü simsiyah kesilir

Verse 59 — Surah An-Nahl 16:59

Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu aşağılanarak tutacak mı, yoksa toprağa gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne kötüdür

Verse 60 — Surah An-Nahl 16:60

Ahirete inanmayanların kötü örnekleri vardır, en yüce örnekler ise Allah´a aittir. O, güç sahibi olandır, hüküm ve hikmet sahibidir

Verse 61 — Surah An-Nahl 16:61

Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiç bir şey bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler

Verse 62 — Surah An-Nahl 16:62

Onlar, Allah´a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın ´kendilerinin olduğunu´ düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir

Verse 63 — Surah An-Nahl 16:63

Andolsun Allah´a, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) gönderdik, fakat şeytan onlara yapıp ettiklerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acıklı bir azab vardır

Verse 64 — Surah An-Nahl 16:64

Biz Kitab´ı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavime rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik

Verse 65 — Surah An-Nahl 16:65

Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır

Verse 66 — Surah An-Nahl 16:66

Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz

Verse 67 — Surah An-Nahl 16:67

Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır

Verse 68 — Surah An-Nahl 16:68

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin

Verse 69 — Surah An-Nahl 16:69

Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü, uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır

Verse 70 — Surah An-Nahl 16:70

Allah sizi yarattı, sonra sizi öldürüyor, sizden kimi de, bildikten sonra bir şey bilmesin diye, ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilir. Şüphe yok, Allah bilendir, her şeye güç yetirendir

Verse 71 — Surah An-Nahl 16:71

Allah rızıkta kiminizi kiminize üstün kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunanlara onda eşit olacak şekilde çevirip verici değildirler. Şimdi Allah´ın nimetini inkâr mı ediyorlar

Verse 72 — Surah An-Nahl 16:72

Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden de çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzel şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar, batıla mı inanıyorlar ve Allah´ın nimetini inkâr mı ediyorlar

Verse 73 — Surah An-Nahl 16:73

Allah´ın dışında, kendileri için göklerden ve yerden hiç bir rızıka, hiç bir şeye malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen şeylere mi tapıyorlar

Verse 74 — Surah An-Nahl 16:74

Artık Allah´a benzerler aramağa kalkışmayın; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz

Verse 75 — Surah An-Nahl 16:75

Allah, hiç bir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde olan ile, tarafımızdan kendisine güzel bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah´ındır; fakat onların çoğu bilmezler

Verse 76 — Surah An-Nahl 16:76

Allah şu örneği de verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiç bir şeye gücü yetmez ve her şeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi

Verse 77 — Surah An-Nahl 16:77

Göklerin ve yerin gaybı Allah´a aittir. (Kıyamet) Saatin(in) emri de yalnızca (süratli) bir göz çarpması gibidir, veya daha yakındır. Şüphe yok, Allah her şeye güç yetirendir

Verse 78 — Surah An-Nahl 16:78

Allah sizi annelerinizin karnından siz hiç bir şey bilmez halde iken çıkardı. Size, şükredesiniz diye kulaklar, gözler ve gönüller (düşünen kafalar) verdi. Ta ki şükredesiniz

Verse 79 — Surah An-Nahl 16:79

Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah´tan başkası tutmuyor. Şüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır

Verse 80 — Surah An-Nahl 16:80

Allah, size evlerinizi (içinde) «güvenlik ve huzur bulacağınız yerler» kıldı; ve size hayvan derilerinden hem göç gününde, hem de yerleşme gününde kolaylıkla taşıyabileceğiniz evler; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir zamana kadar giyimlikler, döşemelikler ve (ticaret için) bir meta kıldı

Verse 81 — Surah An-Nahl 16:81

Allah, sizin için yarattığı şeylerden gölgeler kıldı. Dağlarda da sizin için barınaklar, siperler kıldı, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak giyimlikler de var etti. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki teslim olursunuz

Verse 82 — Surah An-Nahl 16:82

Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir

Verse 83 — Surah An-Nahl 16:83

Onlar, Allah´ın nimetini bilmektedirler, sonra da inkâr etmektedirler; onların çoğu küfre sapanlardır

Verse 84 — Surah An-Nahl 16:84

Her ümmetten bir şahid göndereceğimiz gün; (artık ondan) sonra ne küfredenlere (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de (Allah´tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecek

Verse 85 — Surah An-Nahl 16:85

O zulmedenler, azabı gördüklerinde, ne (azab) onlara hafifletilecek, ne de onlara süre tanınacak

Verse 86 — Surah An-Nahl 16:86

O şirk koşanlar, şirk koştuklarını gördükleri zaman: «Rabbimiz, seni bırakıp bizim tapmakta olduğumuz ortaklarımız bunlardır» diyecekler. (Onlar da bunlara:) «Siz gerçekten yalan söyleyenlersiniz» diye sözü (geri çevirip) fırlatacaklar

Verse 87 — Surah An-Nahl 16:87

O gün (artık) Allah´a teslim olmuşlardır ve uydurdukları (yalancı ilahlar) da onlardan çekilip uzaklaşmıştır

Verse 88 — Surah An-Nahl 16:88

Küfre sapıp da Allah´ın yolundan alıkoyanlar; biz, işledikleri bozgunculuğa karşılık, onlara azab üstüne azab ilâve ettik

Verse 89 — Surah An-Nahl 16:89

Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara da bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik

Verse 90 — Surah An-Nahl 16:90

Şüphe yok Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşâdan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz

Verse 91 — Surah An-Nahl 16:91

Ahidleştiğiniz zaman, Allah´ın ahdini yerine getirin, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın; çünkü Allah´ı üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şüphe yok Allah, yapmakta olduklarınızı bilir

Verse 92 — Surah An-Nahl 16:92

Bir ümmet diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha gelişkindir diye, yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup çözen (kadın) gibi olmayın. Şüphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır

Verse 93 — Surah An-Nahl 16:93

Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet kılardı; ancak dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Yapmakta olduklarınızdan muhakkak sorulacaksınız

Verse 94 — Surah An-Nahl 16:94

Yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasağlam basan ayak kayar ve Allah´ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. (Ayrıca) Büyük azab da sizin içindir

Verse 95 — Surah An-Nahl 16:95

Allah´ın ahdini ucuz bir değere karşılık satmayın. Eğer bilirseniz, Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır

Verse 96 — Surah An-Nahl 16:96

Sizin yanınızda olan tükenir, Allah´ın katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle biz muhakkak vereceğiz

Verse 97 — Surah An-Nahl 16:97

Erkek olsun, kadın olsun, bir mü´min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz

Verse 98 — Surah An-Nahl 16:98

Öyleyse Kur´an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah´a sığın

Verse 99 — Surah An-Nahl 16:99

Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun hiç bir zorlayıcı gücü yoktur

Verse 100 — Surah An-Nahl 16:100

Onun zorlayıcı gücü ancak onu veli edinenlerle onunla O´na (Allah´a) ortak koşanlar üzerindedir

Verse 101 — Surah An-Nahl 16:101

Biz bir ayeti, bir (başka) ayetin yeriyle değiştirdiğimiz zaman, -Allah neyi indirdiğini daha iyi bilmektedir- «Sen yalnızca iftira edicisin» dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler

Verse 102 — Surah An-Nahl 16:102

De ki: «İnananları sağlamlaştırmak ve müslümanlara yol gösterici ve müjde olmak üzere onu (Kur´an´ı) Ruh´ül Kudüs, Rabbinden hak gereğince indirdi.»

Verse 103 — Surah An-Nahl 16:103

Andolsun ki biz, onların: «Bunu ancak kendisine bir beşer öğretmektedir» dediklerini biliyoruz. Saparak kendisine yöneldikleri (kimse) nin dili a´cemidir, bu ise açıkça Arapça olan bir dildir

Verse 104 — Surah An-Nahl 16:104

Allah´ın ayetlerine inanmayanları Allah hidayete ulaştırmaz ve onlar için acıklı bir azab vardır

Verse 105 — Surah An-Nahl 16:105

Yalanı, yalnızca Allah´ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte yalancıların asıl kendileri de onlardır

Verse 106 — Surah An-Nahl 16:106

Kim imanından sonra Allah´a (karşı) küfre sapıp da, -kalbi imanla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç- küfre göğüs açarsa, işte onların üstünde Allah´tan bir gazab vardır ve büyük azab onlarındır

Verse 107 — Surah An-Nahl 16:107

Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah´ın da küfre sapan bir topluluğu hidayete ulaştırmaması nedeniyledir

Verse 108 — Surah An-Nahl 16:108

Onlar, Allah´ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafil olanlar da onların ta kendileridir

Verse 109 — Surah An-Nahl 16:109

Hiç şüphe yok, onlar ahirette ziyana uğrayanlardır

Verse 110 — Surah An-Nahl 16:110

Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından cihad edip sabredenlerin (destekçisidir) . Hiç şüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir

Verse 111 — Surah An-Nahl 16:111

O gün, herkes kendi nefsi adına mücadele eder ve herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir. Onlar zulme uğratılmazlar

Verse 112 — Surah An-Nahl 16:112

Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah´ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı

Verse 113 — Surah An-Nahl 16:113

Andolsun, onlara kendi içlerinden bir peygamber gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azab onları yakalayıverdi

Verse 114 — Surah An-Nahl 16:114

O halde, ey insanlar, Allah´ın size verdiği rızıktan helal (ve) hoş olarak yeyin ve Allah´ın nimetine şükredin; eğer ona kulluk ediyorsanız

Verse 115 — Surah An-Nahl 16:115

O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah´tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan) ı haram kıldı. Fakat kim mecbur kalırsa, saldırmamak ve sınırı aşmamak üzere (yiyebilir). Çünkü gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Verse 116 — Surah An-Nahl 16:116

Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla: «Şuna helal buna haram» demeyin. Çünkü Allah´a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah´a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler

Verse 117 — Surah An-Nahl 16:117

(Bu dünyada olup biten) Pek az bir metadır. Onlara ise acıklı bir azab vardır

Verse 118 — Surah An-Nahl 16:118

Yahudi olanlara da, bundan önce sana aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı

Verse 119 — Surah An-Nahl 16:119

Sonra gerçekten Rabbin, cehalet sonucu kötülük işleyen, sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlar(la beraberdir). Şüphe yok, senin Rabbin bundan sonra bağışlayandır, esirgeyendir

Verse 120 — Surah An-Nahl 16:120

Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah´a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi

Verse 121 — Surah An-Nahl 16:121

O´nun nimetlerine şükrediciydi. (Allah) Onu seçti ve doğru yola iletti

Verse 122 — Surah An-Nahl 16:122

Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır

Verse 123 — Surah An-Nahl 16:123

Sonra sana vahyettik: «Hanif (muvahhid) olan İbrahim´in dinine uy. O müşriklerden değildi.»

Verse 124 — Surah An-Nahl 16:124

Cumartesi, ancak onda ihtilafa düşenlere (farz) kılındı. Şüphesiz senin Rabbin, onların ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecektir

Verse 125 — Surah An-Nahl 16:125

Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir

Verse 126 — Surah An-Nahl 16:126

Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza verin ve eğer sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır

Verse 127 — Surah An-Nahl 16:127

Sabret; senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli düzenlerden dolayı da sıkıntıya düşme

Verse 128 — Surah An-Nahl 16:128

Şüphe yok Allah, korkup sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir