Verse 1 — Surah Ta-Ha 20:1
Verse 2 — Surah Ta-Ha 20:2
Biz sana bu Kur´an´ı güçlük çekmen için indirmedik
Verse 3 — Surah Ta-Ha 20:3
´İçi titreyerek korku duyanlara´ ancak öğütle hatırlatma (olsun diye indirdik)
Verse 4 — Surah Ta-Ha 20:4
Yeri ve yüksek gökleri yaratan tarafından bir indirmedir
Verse 5 — Surah Ta-Ha 20:5
Rahman (olan Allah) arşa istiva etmiştir
Verse 6 — Surah Ta-Ha 20:6
Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O´nundur
Verse 7 — Surah Ta-Ha 20:7
Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir) . Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir
Verse 8 — Surah Ta-Ha 20:8
Allah; O´ndan başka ilah yoktur. En güzel isimler O´nundur
Verse 9 — Surah Ta-Ha 20:9
Sana Musa´nın haberi geldi mi
Verse 10 — Surah Ta-Ha 20:10
Hani bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: «Durun, şüphesiz ben bir ateş gördüm; umulur ki size ondan bir kor getiririm ya da ateşin yanında bir yol gösterici bulurum.»
Verse 11 — Surah Ta-Ha 20:11
Nitekim ona gidince, kendisine seslenildi: «Ey Musa.»
Verse 12 — Surah Ta-Ha 20:12
«Gerçekten Ben, Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva´dasın.»
Verse 13 — Surah Ta-Ha 20:13
«Ben seni seçmiş bulunmaktayım; bundan böyle vahyolunanı dinle.»
Verse 14 — Surah Ta-Ha 20:14
«Gerçekten Ben, Ben Allah´ım, Ben´den başka ilah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl.»
Verse 15 — Surah Ta-Ha 20:15
«Şüphesiz, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (koşup haberini) neredeyse gizleyeceğim.»
Verse 16 — Surah Ta-Ha 20:16
«Öyleyse, ona inanmayıp kendi hevasına uyan, sakın seni ondan alıkoymasın; sonra yıkıma uğrarsın.»
Verse 17 — Surah Ta-Ha 20:17
«Sağ elindeki nedir ey Musa?»
Verse 18 — Surah Ta-Ha 20:18
Dedi ki: «O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var.»
Verse 19 — Surah Ta-Ha 20:19
Dedi ki: «Onu at, ey Musa.»
Verse 20 — Surah Ta-Ha 20:20
Böylece, o da onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş)
Verse 21 — Surah Ta-Ha 20:21
Dedi ki: «Onu al ve korkma, biz onu ilk durumuna çevireceğiz.»
Verse 22 — Surah Ta-Ha 20:22
«Elini de koltuğuna sok, bir hastalık olmadan, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın.»
Verse 23 — Surah Ta-Ha 20:23
«Öyleki, sana büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım.»
Verse 24 — Surah Ta-Ha 20:24
«Firavun´a git, çünkü o azmış bulunmaktadır.»
Verse 25 — Surah Ta-Ha 20:25
Dedi ki: «Rabbim, benim göğsümü aç.»
Verse 26 — Surah Ta-Ha 20:26
«Bana işimi kolaylaştır,»
Verse 27 — Surah Ta-Ha 20:27
«Dilimden düğümü çöz,»
Verse 28 — Surah Ta-Ha 20:28
«Ki söyleyeceklerimi kavrasınlar.»
Verse 29 — Surah Ta-Ha 20:29
«Ailemden bana bir yardımcı kıl,»
Verse 30 — Surah Ta-Ha 20:30
«Kardeşim Harun´u»
Verse 31 — Surah Ta-Ha 20:31
«Onunla arkamı kuvvetlendir.»
Verse 32 — Surah Ta-Ha 20:32
«Onu işimde ortak kıl,»
Verse 33 — Surah Ta-Ha 20:33
«Böylece seni çok tesbih edelim.»
Verse 34 — Surah Ta-Ha 20:34
«Ve seni çok zikredelim.»
Verse 35 — Surah Ta-Ha 20:35
«Hiç şüphesiz sen, bizi görmektesin.»
Verse 36 — Surah Ta-Ha 20:36
(Allah) Dedi ki: «Ey Musa! İstediğin sana verilmiştir.»
Verse 37 — Surah Ta-Ha 20:37
«Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.»
Verse 38 — Surah Ta-Ha 20:38
«Hani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik, (şöyleki:)»
Verse 39 — Surah Ta-Ha 20:39
«Onu sandığın içine koy, onu suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, kendimden sana bir sevgi yönelttim.»
Verse 40 — Surah Ta-Ha 20:40
«Hani kız kardeşin gezinip: «Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?» demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni ´esaslı bir denemeden geçirip denemiştik.´ Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa.»
Verse 41 — Surah Ta-Ha 20:41
«Seni kendim için seçtim.»
Verse 42 — Surah Ta-Ha 20:42
«Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve beni zikretmede gevşek davranmayın.»
Verse 43 — Surah Ta-Ha 20:43
«İkiniz Firavun´a gidin, çünkü o, azmış bulunmaktadır.»
Verse 44 — Surah Ta-Ha 20:44
«Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki o öğüt alıp düşünür ya da içi titrer, korkar.»
Verse 45 — Surah Ta-Ha 20:45
Dediler ki: «Rabbimiz, biz gerçekten, onun bize karşı ´taşkın bir tutum takınmasından´ ya da ´azgın davranmasından´ korkmaktayız.»
Verse 46 — Surah Ta-Ha 20:46
Dedi ki: «Korkmayın, çünkü ben sizinle birlikteyim; işitmekteyim ve görmekteyim.»
Verse 47 — Surah Ta-Ha 20:47
«Haydi ona gidin de deyin ki: -Biz senin Rabbinin elçileriyiz, İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder ve onlara (artık) azab verme. Sana Rabbinden bir ayetle geldik. Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun.»
Verse 48 — Surah Ta-Ha 20:48
«Gerçekten bize vahyolundu ki: Doğrusu azab, yalanlayan ve yüz çevirenlerin üstünedir.»
Verse 49 — Surah Ta-Ha 20:49
(Ona gidip aynı şeyleri tekrarladıklarında, Firavun onlara) Dedi ki: «Sizin Rabbiniz kim ey Musa?»
Verse 50 — Surah Ta-Ha 20:50
Dedi ki: «Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra doğru yolunu gösterendir»
Verse 51 — Surah Ta-Ha 20:51
(Firavun) Dedi ki: «İlk çağlardaki kuşakların durumu nedir öyleyse?»
Verse 52 — Surah Ta-Ha 20:52
Dedi ki: «Bunun bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Benim Rabbim şaşırmaz ve unutmaz.»
Verse 53 — Surah Ta-Ha 20:53
«Ki (Rabbim), yeryüzünü sizin için bir beşik kıldı, onda sizin için yollar döşendi ve gökten su indirdi; böylelikle bununla her tür bitkiden çiftler çıkardık.»
Verse 54 — Surah Ta-Ha 20:54
«Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphe yok, bunda sağduyu sahipleri için elbette ayetler vardır
Verse 55 — Surah Ta-Ha 20:55
Sizi ondan yarattık, sizi ona geri vereceğiz ve sizi bir kere daha ondan çıkaracağız
Verse 56 — Surah Ta-Ha 20:56
Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti
Verse 57 — Surah Ta-Ha 20:57
Dedi ki: «Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp çıkarmaya mı gelmiş bulunuyorsun?»
Verse 58 — Surah Ta-Ha 20:58
«Madem böyle, biz de sana buna benzer bir sihirle geleceğiz; şimdi sen, bir ´buluşma zamanı ve yeri´ tesbit et, bizim de, senin de ona karşı olamayacağımız açık, geniş bir yer olsun» dedi
Verse 59 — Surah Ta-Ha 20:59
(Musa) Dedi ki: «Buluşma zamanımız, (ülkenin ulusal) bayram günü ve insanların toplanacağı kuşluk vakti (olsun) .»
Verse 60 — Surah Ta-Ha 20:60
Böylelikle Firavun, arkasını dönüp gitti, hileli düzenini (yürütecek büyücüleri) bir araya getirdi, sonra geldi
Verse 61 — Surah Ta-Ha 20:61
Musa onlara dedi ki: «Size yazıklar olsun, Allah´a karşı yalan düzüp uydurmayın, sonra bir azab ile kökünüzü kurutur. Yalan düzüp uyduran gerçekten yok olup gitmiştir.»
Verse 62 — Surah Ta-Ha 20:62
Bunun üzerine, kendi aralarında durumlarını tartışmaya başladılar ve gizli konuşmalara geçtiler
Verse 63 — Surah Ta-Ha 20:63
Dediler ki: «Bunlar her halde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler.»
Verse 64 — Surah Ta-Ha 20:64
«Bundan ötürü, tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra gruplar halinde gelin; bugün üstünlük sağlayan, gerçekten kurtuluşu bulmuştur.»
Verse 65 — Surah Ta-Ha 20:65
«Ey Musa» dediler. «Ya sen (asanı) at veya önce atanlar bizler olalım.»
Verse 66 — Surah Ta-Ha 20:66
Dedi ki: «Hayır, sizler atın.» Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü
Verse 67 — Surah Ta-Ha 20:67
Musa, bu yüzden kendi içinde bir tür korku duymaya başladı
Verse 68 — Surah Ta-Ha 20:68
«Korkma» dedik. «Şüphesiz sen, üstün gelecek olan sensin.»
Verse 69 — Surah Ta-Ha 20:69
«Sağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz.»
Verse 70 — Surah Ta-Ha 20:70
Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: «Harun´un ve Musa´nın Rabbine iman ettik» dediler
Verse 71 — Surah Ta-Ha 20:71
(Firavun) Dedi ki: «Ben size izin vermeden önce O´na inandınız, öyle mi? Kuşkusuz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız.»
Verse 72 — Surah Ta-Ha 20:72
Dediler ki: «Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla ´tercih edip seçmeyiz´. Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin.»
Verse 73 — Surah Ta-Ha 20:73
«Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir.»
Verse 74 — Surah Ta-Ha 20:74
«Gerçek şu ki, kim Rabbine suçlu günahkâr olarak gelirse, hiç şüphe yok, onun için cehennem vardır. Onun içinde ise, ne ölebilir, ne de dirilebilir.»
Verse 75 — Surah Ta-Ha 20:75
«Kim de O´na iman edip salih amellerde bulunmuş olarak O´na gelirse, işte onlar, onlar için de yüksek dereceler vardır.»
Verse 76 — Surah Ta-Ha 20:76
«İçlerinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan Adn cennetleri de (onlarındır.) Ve işte bu arınmış olanın karşılığıdır.»
Verse 77 — Surah Ta-Ha 20:77
Andolsun, biz Musa´ya vahyetmiştik: «Kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, onlara denizde kuru bir yol aç, (size) yetişilmekten korkmadan ve endişeye kapılmadan.»
Verse 78 — Surah Ta-Ha 20:78
Firavun ise, ordularıyla peşlerine düştü; sulardan onları kaplayıveren kaplayıverdi
Verse 79 — Surah Ta-Ha 20:79
Firavun, kendi kavmini şaşırtıp saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi
Verse 80 — Surah Ta-Ha 20:80
Ey İsrailoğulları, andolsun, sizi düşmanlarınızdan kurtardık, Tur´un sağ yanında sizinle vaadleştik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik
Verse 81 — Surah Ta-Ha 20:81
Size, rızık olarak verdiklerimizden temiz olanlarından yiyin, bu konuda azgınlık yapmayın, yoksa gazabım üzerinize kaçınılmaz olarak iner: benim gazabım, kimin üzerine inerse, muhakkak o, tepetaklak düşmüştür
Verse 82 — Surah Ta-Ha 20:82
Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım
Verse 83 — Surah Ta-Ha 20:83
«Ey Musa, seni kavminden çabucak ayrılıp gelmeye sevk eden nedir?»
Verse 84 — Surah Ta-Ha 20:84
Dedi ki: «Onlar arkamda izin üzerindedirler, hoşnut kalman için, sana gelmekte acele ettim Rabbim.»
Verse 85 — Surah Ta-Ha 20:85
Dedi ki: «Biz senden sonra kavmini deneme (fitne) den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp saptırdı.»
Verse 86 — Surah Ta-Ha 20:86
Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: «Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadte bulunmadı mı? Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden üzerinize kaçınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?»
Verse 87 — Surah Ta-Ha 20:87
Dediler ki: «Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, biz onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı.»
Verse 88 — Surah Ta-Ha 20:88
Böylece onlara böğürmesi olan bir buzağı heykeli döküp çıkardı, «İşte, sizin de ilahınız, Musa´nın da ilahı budur; fakat (Musa) unuttu» dediler
Verse 89 — Surah Ta-Ha 20:89
Onun kendilerine bir sözle cevap vermediğini ve onlara bir zarar veya fayda sağlamaya gücü olmadığını görmüyorlar mı
Verse 90 — Surah Ta-Ha 20:90
Andolsun, Harun bundan önce onlara: «Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (denendiniz) . Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah) dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin» demişti
Verse 91 — Surah Ta-Ha 20:91
Demişlerdi ki: «Musa bize geri gelinceye kadar ona (buzağıya) karşı bel büküp önünde eğilmekten kesinlikle ayrılmayacağız.»
Verse 92 — Surah Ta-Ha 20:92
(Musa da gelince:) «Ey Harun» demişti. «Onların saptıklarını gördüğün zaman seni (onlara müdahale etmekten) alıkoyan neydi?»
Verse 93 — Surah Ta-Ha 20:93
«Niye bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın?»
Verse 94 — Surah Ta-Ha 20:94
Dedi ki: «Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup yolma. Ben, senin: «-İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin» demenden endişe edip korktum.»
Verse 95 — Surah Ta-Ha 20:95
(Musa) Dedi ki: «Ya senin amacın nedir ey Samiri?»
Verse 96 — Surah Ta-Ha 20:96
Dedi ki: «Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp onu atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi.»
Verse 97 — Surah Ta-Ha 20:97
Dedi ki: «Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: «Bana dokunulmasın») deyip yerinmendir.» Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azab dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız.»
Verse 98 — Surah Ta-Ha 20:98
«Sizin ilahınız yalnızca Allah´tır ki, O´nun dışında ilah yoktur. O, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır.»
Verse 99 — Surah Ta-Ha 20:99
Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz. Gerçekten, sana katımızdan bir zikir verdik
Verse 100 — Surah Ta-Ha 20:100
Kim bundan yüz çevirirse, hiç şüphesiz kıyamet günü o, bir günah yükü yüklenecektir
Verse 101 — Surah Ta-Ha 20:101
O (yükün altı)nda ebedi olarak kalıcıdırlar. Bu, kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür
Verse 102 — Surah Ta-Ha 20:102
Sur´a üfürüleceği gün, biz suçlu günahkârları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak toplayacağız
Verse 103 — Surah Ta-Ha 20:103
«(Dünyada) Yalnızca on (gün) kaldınız» diye kendi aralarında fısıldaşacaklar
Verse 104 — Surah Ta-Ha 20:104
Onların sözünü ettiklerini biz daha iyi biliyoruz. Tutulan yol bakımından onların daha üst olanları ise: «Siz yalnızca bir gün kaldınız» derler
Verse 105 — Surah Ta-Ha 20:105
Sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: «Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak.»
Verse 106 — Surah Ta-Ha 20:106
«Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.»
Verse 107 — Surah Ta-Ha 20:107
«Orada ne bir eğrilik göreceksin, ne de bir tümsek.»
Verse 108 — Surah Ta-Ha 20:108
O gün, kendisinden sapma imkânı olamayan çağırıcıya uyacaklar. Rahman (olan Allah)´a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin
Verse 109 — Surah Ta-Ha 20:109
O gün, Rahman (olan Allah)´ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz
Verse 110 — Surah Ta-Ha 20:110
O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O´nu kavrayıp kuşatmazlar
Verse 111 — Surah Ta-Ha 20:111
(Artık bütün) Yüzler, diri, kaim olanın önünde eğik durmuştur ve zulüm yüklenen ise yok olup gitmiştir
Verse 112 — Surah Ta-Ha 20:112
Kim de bir mü´min olarak, salih olan amellerde bulunursa, artık o, ne zulümden korksun, ne de hakkının eksik tutulmasından
Verse 113 — Surah Ta-Ha 20:113
Böylece biz onu, Arapça bir Kur´an olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup sakınırlar ya da onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur
Verse 114 — Surah Ta-Ha 20:114
Hak olan, biricik hükümdar olan Allah yücedir. Onun vahyi sana gelip tamamlanmadan evvel, Kur´an´ı (okumada) acele etme ve de ki: «Rabbim, ilmimi arttır.»
Verse 115 — Surah Ta-Ha 20:115
Andolsun, biz bundan önce Adem´e ahid vermiştik, fakat o, unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık
Verse 116 — Surah Ta-Ha 20:116
Hani biz meleklere: «Adem´e secde edin» demiştik, İblis´in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi, o, ayak diretmişti
Verse 117 — Surah Ta-Ha 20:117
Bunun üzerine dedik ki: «Ey Adem, bu gerçekten sana da, eşine de düşmandır; sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın, sonra mutsuz olursun.»
Verse 118 — Surah Ta-Ha 20:118
Şüphesiz ki, senin acıkmaman ve çıplak kalmaman orda (cennette kalmana bağlı) dır.»
Verse 119 — Surah Ta-Ha 20:119
Ve gerçekten sen burada susamayacaksın ve güneş altında yanmayacaksın da.»
Verse 120 — Surah Ta-Ha 20:120
Sonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: «Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?»
Verse 121 — Surah Ta-Ha 20:121
Böylece ikisi ondan yediler, hemen ardından ayıp yerleri kendilerine açılıverdi, üzerlerini cennet yapraklarından yamayıp örtmeye başladılar. Adem, Rabbine karşı gelmiş oldu da şaşırıp kaldı
Verse 122 — Surah Ta-Ha 20:122
Sonra Rabbi onu seçti, tevbesini kabul etti ve doğru yola iletti
Verse 123 — Surah Ta-Ha 20:123
Dedi ki: «Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak, hepiniz ordan inin. Artık size benden bir yol gösterici gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz da olmaz.»
Verse 124 — Surah Ta-Ha 20:124
«Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.»
Verse 125 — Surah Ta-Ha 20:125
«O da (şöyle) demiş olur: -Ben görmekte olan biriyken, beni niye kör olarak haşrettin Rabbim?»
Verse 126 — Surah Ta-Ha 20:126
(Allah da) Der ki: «İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti, fakat sen onları unuttun, bugün de sen işte böyle unutulmaktasın.»
Verse 127 — Surah Ta-Ha 20:127
İşte biz ölçüsüzce davrananları ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız; ahiretin azabı ise gerçekten daha şiddetli ve daha süreklidir
Verse 128 — Surah Ta-Ha 20:128
Kendilerinden önceki kuşaklardan nicelerini yıkıma uğratmamız, onları doğruya yöneltmedi mi? (Oysa bugün kendileri) onların kaldıkları yerlerde (tarihi kalıntıları üzerinde) gezinip durmaktadırlar. Şüphesiz bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır
Verse 129 — Surah Ta-Ha 20:129
Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve adı konulmuş (belirlenmiş) bir süre (ecel) olmasaydı kuşkusuz (yıkım azabı) kaçınılmaz olurdu
Verse 130 — Surah Ta-Ha 20:130
Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan önce ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut olabilesin
Verse 131 — Surah Ta-Ha 20:131
Onlardan bazı gruplara, kendilerini onunla denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir
Verse 132 — Surah Ta-Ha 20:132
Ehline (ümmetine) namazı emret ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık vermekteyiz. Sonuç da takvanındır
Verse 133 — Surah Ta-Ha 20:133
Dediler ki: «Bize kendi Rabbinden bir ayet (mucize) getirmesi gerekmez miydi?» Onlara önceki kitaplarda açık belgeler gelmedi mi
Verse 134 — Surah Ta-Ha 20:134
Eğer biz onları bundan önceki bir azab ile yıkıma uğratmış olsaydık, şüphesiz diyeceklerdi ki: «Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de, küçülmeden ve aşağılanmadan önce senin ayetlerine tabi olsaydık.»
Verse 135 — Surah Ta-Ha 20:135
De ki: «Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş, ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz.»