Back to Languages

Turkish - Chapter 9 - At-Tawbah

Translation by Tefhim Ul Kuran — Permalink

Verse 1 — Surah At-Tawbah 9:1

(Bu,) Müşriklerden kendileriyle antlaşma imzaladıklarınıza Allah´tan ve Resulünden kesin bir uyarıdır

Verse 2 — Surah At-Tawbah 9:2

Bundan böyle yeryüzünde (size tanınmış bir süre olarak) dört ay dolaşın. Ve bilin ki Allah´ı aciz bırakacak değilsiniz. Gerçekten Allah, küfre sapanları hor ve aşağılık kılıcıdır

Verse 3 — Surah At-Tawbah 9:3

Ve büyük Hacc (Hacc-ı Ekber) günü, Allah´tan ve Resulünden insanlara bir duyuru: Kesin olarak Allah, müşriklerden uzaktır, O´nun Resulü de... Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır; yok eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Allah´ı elbette aciz bırakacak değilsiniz. Küfre sapanları acıklı bir azabla müjdele

Verse 4 — Surah At-Tawbah 9:4

Ancak müşriklerden kendileriyle antlaşma imzaladıklarınızdan (antlaşmadan) bir şeyi eksiltmeyenler ve size karşı hiç kimseye yardım etmeyenler başka; artık antlaşmalarını, süresi bitene kadar tamamlayın. Şüphesiz, Allah muttaki olanları sever

Verse 5 — Surah At-Tawbah 9:5

Haram aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip tutun. Eğer tevbe edip namaz kılarlarsa ve zekâtı verirlerse yollarını açıverin. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Verse 6 — Surah At-Tawbah 9:6

Eğer müşriklerden biri, senden ´aman isterse´, ona aman ver; öyle ki Allah´ın sözünü dinlemiş olsun, sonra onu ´güvenlik içinde olacağı yere ulaştır´. Bu, onların elbette bilmeyen bir topluluk olmaları nedeniyledir

Verse 7 — Surah At-Tawbah 9:7

Mescid-i Haram yanında kendileriyle anlaştıklarınız dışında, müşriklerin Allah katında ve Resulünün katında nasıl bir ahdi olabilir? Şu halde o (anlaşmalı olanlar), size karşı (doğru) bir tutum takındıkça, siz de onlara karşı doğru bir tutum takının. Şüphesiz Allah, muttaki olanları sever

Verse 8 — Surah At-Tawbah 9:8

Nasıl olabilir ki!... Eğer size karşı galip gelirlerse, size karşı ne ´akrabalık bağlarını´, ne de ´sözleşme hükümlerini´ gözetip tanırlar. Sizi ağızlarıyla hoşnut kılarlar, kalbleri ise karşı koyar. Onların çoğu fıska sapanlardır

Verse 9 — Surah At-Tawbah 9:9

Allah´ın ayetlerine karşılık az bir değeri satın aldılar, böylece O´nun yolunu engellediler. Onların yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür

Verse 10 — Surah At-Tawbah 9:10

Onlar (hiç) bir mü´mine karşı ne ´akrabalık bağlarını´, ne de ´sözleşme hükümlerini´ gözetip tanırlar. İşte bunlar, haddi aşmakta olanlardır

Verse 11 — Surah At-Tawbah 9:11

Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız

Verse 12 — Surah At-Tawbah 9:12

Ve eğer antlaşmalardan sonra, yine yeminlerini bozarlarsa ve dininize hınç besleyip saldırırlarsa, bu durumda küfrün önderleriyle çarpışın. Çünkü onlar, yeminleri olmayan kimselerdir; belki cayarlar

Verse 13 — Surah At-Tawbah 9:13

Yeminlerini bozan, peygamberi (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (savaşa) başlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eğer inanıyorsanız, kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır

Verse 14 — Surah At-Tawbah 9:14

Onlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azablandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü´minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun

Verse 15 — Surah At-Tawbah 9:15

Ve kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Verse 16 — Surah At-Tawbah 9:16

Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah´tan ve Resulünden ve mü´minlerden başka sır dostu edinmeyenleri Allah ´bilip (ortaya) çıkarmadan´ bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yapmakta olduklarınızdan haberi olandır

Verse 17 — Surah At-Tawbah 9:17

Şirk koşanların, kendi küfürlerine bizzat kendileri şahidler iken, Allah´ın mescidlerini onarmalarına (hak ve yetkileri) yoktur. İşte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır. Ve bunlar ateşte temelli kalacak da olanlardır

Verse 18 — Surah At-Tawbah 9:18

Allah´ın mescidlerini, yalnızca Allah´a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah´tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır

Verse 19 — Surah At-Tawbah 9:19

Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram´ı onarmayı, Allah´a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Allah zulme sapan bir topluluğa hidayet vermez

Verse 20 — Surah At-Tawbah 9:20

İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte ´kurtuluşa ve mutluluğa´ erenler bunlardır

Verse 21 — Surah At-Tawbah 9:21

Rableri onlara katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler

Verse 22 — Surah At-Tawbah 9:22

Onda ebedi kalıcıdırlar. Hiç şüphesiz Allah, büyük mükâfat katında olandır

Verse 23 — Surah At-Tawbah 9:23

Ey iman edenler, eğer imana karşı küfrü sevip tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte zulme sapanlar bunlardır

Verse 24 — Surah At-Tawbah 9:24

De ki: «Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah´tan, O´nun Resulünden ve O´nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah´ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez

Verse 25 — Surah At-Tawbah 9:25

Andolsun, Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Hani çok sayıda oluşunuz sizi böbürlendirip gururlandırmıştı, fakat size bir şey de sağlıyamamıştı. Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonra arkanıza dönüp gerisin geri gitmiştiniz

Verse 26 — Surah At-Tawbah 9:26

(Bundan) Sonra Allah, Resulü ile mü´minlerin üzerine ´güven duygusu ve huzur´ indirdi, sizin görmediğiniz orduları da indirdi ve küfre sapmış olanları azablandırdı. Bu, küfre sapanların cezasıdır

Verse 27 — Surah At-Tawbah 9:27

Sonra bunun ardından Allah, dilediği kimseden tevbesini kabul eder. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Verse 28 — Surah At-Tawbah 9:28

Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler; öyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram´a yaklaşmasınlar. Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız, Allah dilerse sizi kendi fazlından zengin kılar. Hiç şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Verse 29 — Surah At-Tawbah 9:29

Kendilerine kitap verilenlerden, Allah´a ve ahiret gününe inanmayan, Allah´ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslâm´ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülmüşler olarak cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın

Verse 30 — Surah At-Tawbah 9:30

Yahudiler: «Üzeyir Allah´ın oğludur» dediler; Hıristiyanlar da: «Mesih Allah´ın oğludur» dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki küfredenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar

Verse 31 — Surah At-Tawbah 9:31

ve Meryem oğlu Mesih´i de... Oysa onlar, tek olan bir ilah´a ibadet etmekten başkasıyla emrolunmadılar. O´ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koşmakta oldukları şeylerden yücedir

Verse 32 — Surah At-Tawbah 9:32

Ağızlarıyla Allah´ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor

Verse 33 — Surah At-Tawbah 9:33

Müşrikler istemese de O dini (İslam´ı) bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderen O´dur

Verse 34 — Surah At-Tawbah 9:34

Ey iman edenler, gerçek şu ki, (Yahudi) bilginlerinden ve (Hıristiyan) rahiplerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah´ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar ise, onlara da acıklı bir azabı müjdele

Verse 35 — Surah At-Tawbah 9:35

Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) «işte bu, kendileriniz için yığıp sakladıklarınızdır; yığıp sakladıklarınızı tadın» (denilecek)

Verse 36 — Surah At-Tawbah 9:36

Gerçek şu ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah´ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesab (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşın. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir

Verse 37 — Surah At-Tawbah 9:37

(Haram ayları) Ertelemek ancak küfürde bir artıştır. Bununla kâfirler şaşırtılıp saptırılır. Allah´ın haram kıldığına sayı bakımından uymak için, onu bir yıl helal, bir yıl haram kılıyorlar. Böylelikle Allah´ın haram kıldığını helal kılmış oluyorlar. Yaptıklarının kötülüğü kendilerine ´çekici ve süslü´ gösterilmiştir. Allah, küfre sapan bir topluluğa hidayet vermez

Verse 38 — Surah At-Tawbah 9:38

Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz) de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp da) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır

Verse 39 — Surah At-Tawbah 9:39

Eğer savaşa kuşanıp çıkmazsanız, O sizi pek acıklı bir azabla azablandıracak ve yerinize bir başka topluluğu getirip değiştirecektir. Siz O´na hiç bir şeyle zarar veremezsiniz. Allah, her şeye güç yetirendir

Verse 40 — Surah At-Tawbah 9:40

Siz ona (peygambere) yardım etmezseniz, Allah ona yardım etmiştir. Hani kâfirler ikiden biri olarak onu (Mekke´den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: «Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir.» Böylece Allah ona ´huzur ve güvenlik duygusunu´ indirmişti, onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, küfre sapanların da kelimesini (küfür çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah´ın kelimesi ise, yüce olandır. Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir

Verse 41 — Surah At-Tawbah 9:41

Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizler için daha hayırlıdır

Verse 42 — Surah At-Tawbah 9:42

Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. «Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık» diye sana Allah adına yemin de edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylemekte olduklarını bilmektedir

Verse 43 — Surah At-Tawbah 9:43

Allah seni affetsin; doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara izin verdin

Verse 44 — Surah At-Tawbah 9:44

Allah´a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten (kaçınmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir

Verse 45 — Surah At-Tawbah 9:45

Senden, yalnızca Allah´a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya kapılıp da kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister

Verse 46 — Surah At-Tawbah 9:46

Eğer (savaşa) çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, (savaşa) gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarını doladı ve: «(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun» denildi

Verse 47 — Surah At-Tawbah 9:47

Sizinle birlikte çıksalardı, size ´kötülük ve zarardan´ başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara ´haber taşıyanlar´ vardır. Allah, zulme sapanları bilir

Verse 48 — Surah At-Tawbah 9:48

Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah´ın emri ortaya çıkıp üstünlük sağladı

Verse 49 — Surah At-Tawbah 9:49

Onlardan bir kısmı: «Bana izin ver ve beni fitneye katma» der. Haberin olsun, onlar fitnenin (ta) içine düşmüşlerdir. Hiç şüphesiz cehennem, o küfre sapanları mutlaka çepeçevre kuşatıcıdır

Verse 50 — Surah At-Tawbah 9:50

Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır, sana bir musibet isabet edince ise: «Biz önceden tedbirimizi almıştık» derler ve sevinç içinde dönüp giderler

Verse 51 — Surah At-Tawbah 9:51

De ki: «Allah´ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü´minler yalnızca Allah´a tevekkül etmelidirler.»

Verse 52 — Surah At-Tawbah 9:52

De ki: «Siz bizim için iki güzellikten (şehidlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı beklemektesiniz? Oysa biz de, Allah´ın ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azab dokunduracağını beklemekteyiz. Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz.»

Verse 53 — Surah At-Tawbah 9:53

De ki: «İsteyerek ya da istemiyerek infak edin; sizden kesin olarak kabul edilmeyecektir. Çünkü siz bir fasıklar topluluğu oldunuz.»

Verse 54 — Surah At-Tawbah 9:54

İnfak ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelleyen şey, Allah´ı ve Resulünü tanımamaları, namaza ancak isteksizce gelmeleri ve hoşlarına gitmiyorken infak etmeleridir

Verse 55 — Surah At-Tawbah 9:55

Şu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dünya hayatında azablandırmak ve canlarının onlar küfür içindeyken zorlukla çıkmasını ister

Verse 56 — Surah At-Tawbah 9:56

Gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler. Oysa onlar sizden değildirler. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur

Verse 57 — Surah At-Tawbah 9:57

Eğer onlar bir sığınak ya da (kalacak) mağaralar veya girebilecekleri bir yer bulsalardı, hızla oraya yönelip koşarlardı

Verse 58 — Surah At-Tawbah 9:58

Onlardan sadakalar konusunda seni yadırgayacaklar vardır. Ondan kendilerine verilirse hoşlanırlar, ondan kendilerine verilmediği zaman da bu sefer gazablanırlar

Verse 59 — Surah At-Tawbah 9:59

Eğer onlar, Allah´ın ve Resulünün verdiklerine hoşnut olsalardı ve: «Bize Allah yeter; Allah pek yakında bize fazlından verecek, O´nun Resulü de. Biz gerçekten ancak Allah´a rağbet edenleriz» deselerdi (ya)

Verse 60 — Surah At-Tawbah 9:60

Sadakalar, -Allah´tan bir farz olarak -yalnızca fakirler, düşkünler, (zekât) işinde görevli olanlar, kalbleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Verse 61 — Surah At-Tawbah 9:61

İçlerinden peygamberi incitenler ve: «O (her sözü dinleyen) bir kulaktır» diyenler vardır. De ki: «O sizin için bir hayrın kulağıdır. Allah´a iman eder, müminlere inanıp güvenir ve sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah´ın Resulüne eziyet edenler, onlar için acıklı bir azab vardır.»

Verse 62 — Surah At-Tawbah 9:62

Sizi hoşnut kılmak için Allah´a yemin ederler; oysa mü´min iseler, hoşnut kılınmaya Allah ve Resulü daha layıktır

Verse 63 — Surah At-Tawbah 9:63

Bilmiyorlar mı, kim Allah´a ve Resulüne karşı koymaya çalışırsa, gerçekten onun için, onda ebedi kalmak üzere cehennem ateşi vardır? İşte en büyük aşağılanma budur

Verse 64 — Surah At-Tawbah 9:64

Münafıklar, kalblerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin aleyhlerinde indirilmesinden çekiniyorlar. De ki: «Alay edin. Şüphesiz, Allah, kaçınmakta olduklarınızı açığa çıkarandır.»

Verse 65 — Surah At-Tawbah 9:65

Onlara sorarsan, andolsun: «Biz dalmış, oyalanıyorduk» derler. De ki: «Allah ile, O´nun ayetleriyle ve Resulüyle mi alay etmekteydiniz?»

Verse 66 — Surah At-Tawbah 9:66

Özür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra küfre saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu, günahkâr olmaları nedeniyle azablandıracağız

Verse 67 — Surah At-Tawbah 9:67

Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah´ı unuttular, O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır

Verse 68 — Surah At-Tawbah 9:68

Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kâfirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azab vardır

Verse 69 — Surah At-Tawbah 9:69

Sizden önceki (münafıklar ve kâfirler) gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de (dünya ve zevke) dalanlar gibi daldınız. İşte onların dünyada ahirette bütün yapıp ettikleri (amelleri) boşa çıkmıştır ve işte onlar kayba uğrayanlardır

Verse 70 — Surah At-Tawbah 9:70

Onlara, kendilerinden öncekilerin Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmetmektelerdi

Verse 71 — Surah At-Tawbah 9:71

Mü´min erkekler ve mü´min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve Allah´a ve Resulüne itaat ederler. İşte Allah´ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir

Verse 72 — Surah At-Tawbah 9:72

Allah, mü´min erkeklere ve mü´min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah´tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur

Verse 73 — Surah At-Tawbah 9:73

Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktır o

Verse 74 — Surah At-Tawbah 9:74

Allah´a and içiyorlar ki (o küfür sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar küfür sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra küfre sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Allah´ın ve Resulünün bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azabla azablandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu dost ve bir yardımcı yoktur

Verse 75 — Surah At-Tawbah 9:75

Onlardan kimi de: «Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız» diye Allah´a ahdetmişti

Verse 76 — Surah At-Tawbah 9:76

Onlara kendi bol ihsanından verince ise, onunla cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler; onlar böyle sırt dönenlerdir

Verse 77 — Surah At-Tawbah 9:77

Böylece O da, Allah´a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar, kalplerinde nifakı (sonuçta köklü bir duygu olarak) yerleşik kıldı

Verse 78 — Surah At-Tawbah 9:78

Onlar bilmiyorlar mı ki, elbette Allah, onların gizli tuttuklarını da, fısıldaştıklarını da biliyor. Gerçekten Allah, gaybın bilgisine sahip olandır

Verse 79 — Surah At-Tawbah 9:79

Sadakalar konusunda, mü´minlerden ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için de acıklı bir azab vardır

Verse 80 — Surah At-Tawbah 9:80

Sen, ister onlar için bağışlanma dile ya da istersen onlar için bağışlanma dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onların Allah´a ve Resulüne (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez

Verse 81 — Surah At-Tawbah 9:81

Allah´ın Resulüne muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: «Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın» dediler. De ki: «Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.» Bir kavrayıp anlasalardı

Verse 82 — Surah At-Tawbah 9:82

Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar

Verse 83 — Surah At-Tawbah 9:83

Bundan böyle, Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de, (yine savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: «Kesin olarak benimle hiç bir zaman (savaşa) çıkamazsınız ve kesin olarak benimle bir düşmana karşı savaşamazsınız. Çünkü siz oturmayı ilk defa hoş gördünüz; öyleyse geride kalanlarla birlikte oturun.»

Verse 84 — Surah At-Tawbah 9:84

Onlardan ölen birinin namazını hiç bir zaman kılma, mezarı başında durma. Çünkü onlar, Allah´a ve Resulüne (karşı) küfre saptılar ve fasıklar olarak öldüler

Verse 85 — Surah At-Tawbah 9:85

Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin; Allah bunlarla, ancak onları dünyada azablandırmak ve canlarının onlar küfür içindeyken zorluk içinde çıkmasını istiyor

Verse 86 — Surah At-Tawbah 9:86

«Allah´a iman edin, O´nun Resulü ile cihada çıkın» diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: «Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım» dediler

Verse 87 — Surah At-Tawbah 9:87

(Savaştan) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalbleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp anlamazlar

Verse 88 — Surah At-Tawbah 9:88

Ama peygamber ve onunla birlikte olan mü´minler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler; işte bütün hayırlar onlarındır ve kurtuluşa erenler onlardır

Verse 89 — Surah At-Tawbah 9:89

Allah onlar için, temelli kalacakları altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte büyük ´kurtuluş ve mutluluk´ budur

Verse 90 — Surah At-Tawbah 9:90

Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah´a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan küfre sapanlara pek acıklı bir azab isabet edecektir

Verse 91 — Surah At-Tawbah 9:91

Allah´a ve Resulüne karşı ´içten bağlı kalıp hayra çağıranlar´ oldukları sürece, güçsüz zayıflara, hastalara ve infak etmek için birşey bulamayanlara bir sorumluluk (günah) yoktur. İyilik edenlerin aleyhinde de bir yol yoktur. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Verse 92 — Surah At-Tawbah 9:92

Bir de kendilerini bindirmen için sana her gelişlerinde onlara: «Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum» dediğin ve infak edecek bir şey bulamayıp hüzünlerinden dolayı gözlerinden yaşlar boşana boşana geri dönenler üzerinde de (sorumluluk) yoktur

Verse 93 — Surah At-Tawbah 9:93

Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, bilmezler

Verse 94 — Surah At-Tawbah 9:94

Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: «Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, sizin durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O´nun Resulü de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene döndürüleceksiniz ve O, yapmakta olduklarınızı size haber verecektir.»

Verse 95 — Surah At-Tawbah 9:95

Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah´a and içecekler. Artık siz onlara sırt çevirin. Onlar gerçekten pistirler. Kazanmakta olduklarının bir cezası olarak, onların barınma yerleri cehennemdir

Verse 96 — Surah At-Tawbah 9:96

Kendilerinden hoşnut olmanız için size yemin ederler. Siz onlardan hoşnut olsanız bile şüphesiz Allah, fasıklar topluluğundan hoşnut olmaz

Verse 97 — Surah At-Tawbah 9:97

Bedeviler, küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah´ın Resulüne indirdiği sınırları bilmemeye de onlar daha ´yatkın ve elverişlidir.´ Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır

Verse 98 — Surah At-Tawbah 9:98

Bedevilerden öyleleri vardır ki, infak ettiğini bir cereme sayar ve sizi felâketlerin sarıvermesini bekler. Kötü felâket onları sarıversin. Allah işitendir, bilendir

Verse 99 — Surah At-Tawbah 9:99

Bedevilerden öyleleri de vardır ki, onlar Allah´a ve ahiret gününe iman eder ve infak ettiğini Allah katında bir yakınlaşmaya ve peygamberin dua ve bağışlama dileklerine (bir yol) sayar. Haberiniz olsun, bu gerçekten onlar için bir yakınlaşmadır. Allah da onları kendi rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Verse 100 — Surah At-Tawbah 9:100

Öne geçen Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O´ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük ´kurtuluş ve mutluluk´ budur

Verse 101 — Surah At-Tawbah 9:101

Çevrenizdeki bedevilerden münafık olanlar vardır ve Medine halkından da nifakı alışkanlığa çevirmiş olanlar vardır. Sen onları bilmezsin, biz onları biliriz. Biz onları iki kere azablandıracağız, sonra onlar büyük bir azaba döndürülecekler

Verse 102 — Surah At-Tawbah 9:102

Diğerleri de günahlarını itiraf ettiler, onlar salih bir ameli bir başka kötüyle karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tevbelerini kabul eder. Hiç şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

Verse 103 — Surah At-Tawbah 9:103

Onların mallarından sadaka al, bununla onları temizlemiş, arındırmış olursun. Onlara dua et. Doğrusu, senin duan, onlar için ´bir sükûnet ve huzurdur.´ Allah işitendir, bilendir

Verse 104 — Surah At-Tawbah 9:104

Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları da alacak olan O´dur. Şüphesiz, tevbeleri kabul eden, esirgeyen O´dur

Verse 105 — Surah At-Tawbah 9:105

De ki: «Yapıp edin. Allah sizin yapıp ettiklerinizi (amellerinizi) görecektir, O´nun Resulü ve mü´minler de. Yakında gaybı da, müşahede edilebileni de Bilen´e döndürüleceksiniz ve O, size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.»

Verse 106 — Surah At-Tawbah 9:106

Diğer bir kısmı da, Allah´ın emri için ertelenmişlerdir. O, bunları, ya azablandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Verse 107 — Surah At-Tawbah 9:107

Zarar vermek, küfrü (pekiştirmek), mü´minlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah´a ve Resulüne karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler ve: «Biz iyilikten başka bir şey istemedik» diye yemin edenler (var ya,) Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahidlik etmektedir

Verse 108 — Surah At-Tawbah 9:108

Sen bunun (böyle bir mescidin) içinde hiç bir zaman durma. Daha ilk gününden takva temelli üzerine kurulan mescid, senin bunda (namaza ve diğer işlere) durmana daha uygundur. Onda, arınmayı içten arzulayan adamlar vardır. Allah arınanları sever

Verse 109 — Surah At-Tawbah 9:109

Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulme sapan bir topluluğa hidayet vermez

Verse 110 — Surah At-Tawbah 9:110

Onların kalbleri parçalanmadıkça, kurdukları bina kalblerinde bir şüphe olarak sürüp gidecektir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır

Verse 111 — Surah At-Tawbah 9:111

Hiç şüphesiz Allah, mü´minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat´ta, İncil´de ve Kur´an´da O´nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah´tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip müjdeleşiniz. İşte ´büyük kurtuluş ve mutluluk´ budur

Verse 112 — Surah At-Tawbah 9:112

Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah´ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü´minleri müjdele

Verse 113 — Surah At-Tawbah 9:113

Kendilerine onların gerçekten çılgın ateşin arkadaşları oldukları açıklandıktan sonra -yakınları dahi olsa- müşrikler için bağışlanma dilemeleri peygambere ve iman edenlere yaraşmaz

Verse 114 — Surah At-Tawbah 9:114

İbrahim´in babası için bağışlanma dilemesi, ona yalnızca verdiği bir söz dolayısıyla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah´a düşman olduğu açıklanınca ondan uzaklaştı. Doğrusu İbrahim, çok duygulu, yumuşak huyluydu

Verse 115 — Surah At-Tawbah 9:115

Bir topluluğa, Allah, hidayet verdikten sonra, korkup sakınacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar, onları sapıklığa sürükleyecek değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir

Verse 116 — Surah At-Tawbah 9:116

Gerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah´ındır; diriltir ve öldürür. Sizin Allah´tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur

Verse 117 — Surah At-Tawbah 9:117

Andolsun Allah, peygamberin, Muhacirlerin ve Ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi nerdeyse kaymak üzereyken - ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir

Verse 118 — Surah At-Tawbah 9:118

(Savaştan) Geri bırakılan üç (kişiyi) de (bağışladı) . Öyleki, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmişti, nefisleri de kendilerine dar (sıkıntılı) gelmişti ve O´nun dışında (yine) Allah´tan başka bir sığınacak olmadığını iyice anladılar. Sonra tevbe etsinler diye onların tevbesini kabul etti. Şüphesiz Allah, (yalnızca) O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir

Verse 119 — Surah At-Tawbah 9:119

Ey iman edenler, Allah´tan sakının ve doğru (sadık) olanlarla birlikte olun

Verse 120 — Surah At-Tawbah 9:120

Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, peygamberden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, ´dayanılmaz bir açlık´ (çekmeleri), kâfirleri ´kin ve öfkeyle ayaklandıracak´ bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez

Verse 121 — Surah At-Tawbah 9:121

Küçük, büyük infak ettikleri her nafaka ve (Allah yolunda) aştıkları her vadi, mutlaka Allah´ın yapmakta olduklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır

Verse 122 — Surah At-Tawbah 9:122

Mü´minlerin tümünün öne fırlayıp çıkmaları gerekmez. Öyleyse onlardan her bir topluluktan bir grup, çıktığında (bir grup da), dinde derin bir kavrayış edinmek (tafakkuhta bulunmak) ve kavimleri kendilerine geri döndüğünde onları uyarıp korkutmak için (geride kalabilir) . Umulur ki onlar da kaçınıp sakınırlar

Verse 123 — Surah At-Tawbah 9:123

Ey iman edenler, küfre sapanlardan size en yakın olanlarla savaşın; sizde ´bir güç ve caydırıcılık´ görsünler. Ve bilin ki gerçekten Allah takva sahipleriyle beraberdir

Verse 124 — Surah At-Tawbah 9:124

Bir sure indirildiğinde onlardan bazısı: «Bu, hanginizin imanını arttırdı?» der. Ancak iman edenlere gelince; onların imanını arttırmıştır ve onlar müjdeleşmektedirler

Verse 125 — Surah At-Tawbah 9:125

Kalblerinde hastalık olanların ise, iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip arttırmış ve onlar kâfirler olarak ölmüşlerdir

Verse 126 — Surah At-Tawbah 9:126

Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar

Verse 127 — Surah At-Tawbah 9:127

Bir sure indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve) : «Sizi bir kimse görüyor mu?» (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini çevirmiştir

Verse 128 — Surah At-Tawbah 9:128

Andolsun, size içinizden sıkıntıya düşmeniz onun gücüne giden, size pek düşkün, mü´minlere de şefkatli ve esirgeyici olan bir peygamber gelmiştir

Verse 129 — Surah At-Tawbah 9:129

Eğer onlar yüz çevirirlerse, de ki: «Bana Allah yeter. O´ndan başka ilah yoktur. Ben O´na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O´dur.»