Back to Languages

Turkish - Chapter 2 - Al-Baqarah

Translation by Tefhim Ul Kuran — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Baqarah 2:1

Verse 2 — Surah Al-Baqarah 2:2

Bu, kendisinde suphe olmayan, muttakiler icin de kılavuz olan bir kitaptır

Verse 3 — Surah Al-Baqarah 2:3

Ki onlar, gayba inanırlar, namazı dosdogru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler

Verse 4 — Surah Al-Baqarah 2:4

Ve (yine) onlar, sana indirilene, senden once indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar

Verse 5 — Surah Al-Baqarah 2:5

Iste bunlar, Rablerinden olan bir hidayet uzeredirler ve kurtulusa erenler de bunlardır

Verse 6 — Surah Al-Baqarah 2:6

Suphesiz, kufredenleri uyarıp korkutsan da, uyarmayıp korkutmasan da, onlar icin farketmez; iman etmezler

Verse 7 — Surah Al-Baqarah 2:7

Allah, onların kalplerini ve kulaklarını muhurlemistir; gozlerinin uzerinde de perdeler vardır. Ve buyuk azab onlarındır

Verse 8 — Surah Al-Baqarah 2:8

Insanlardan oyleleri vardır ki: «Biz Allah´a ve ahiret gunune iman ettik.» derler; oysa onlar inanmıs degildirler

Verse 9 — Surah Al-Baqarah 2:9

(Sozde) Allah´ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatmaktadırlar da suurunda degildirler

Verse 10 — Surah Al-Baqarah 2:10

Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıstır. Yalan soylemekte olduklarından dolayı, onlar icin acıklı bir azab vardır

Verse 11 — Surah Al-Baqarah 2:11

Kendilerine: «Yeryuzunde fesat cıkarmayın» denildiginde: «Biz yalnızca ıslah edicileriz» derler

Verse 12 — Surah Al-Baqarah 2:12

Haberiniz olsun; gercekten, asıl fesatcılar bunlardır, ama suurunda degildirler

Verse 13 — Surah Al-Baqarah 2:13

Ve (yine) kendilerine: «Insanların iman ettigi gibi siz de iman edin» denildiginde: «Dusuk akıllılar (beyinsizler) ın iman ettigi gibi mi iman edelim?» derler. Bilin ki, gercekten asıl dusuk akıllılar kendileridir: ama bilmezler

Verse 14 — Surah Al-Baqarah 2:14

Iman edenlerle karsılastıkları zaman: «Iman ettik» derler. Seytanlarıyla basbasa kaldıklarında ise, derler ki: Suphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay edicileriz.»

Verse 15 — Surah Al-Baqarah 2:15

Allah da onlarla alay eder ve tugyan (azgınca taskınlık) ları icinde saskınca dolasmalarına (belli bir) sure verir

Verse 16 — Surah Al-Baqarah 2:16

Iste bunlar, hidayete karsılık sapıklıgı satın almıslardır; fakat bu alısverisleri bir yarar saglamamıs; hidayeti de bulmamıslardır

Verse 17 — Surah Al-Baqarah 2:17

Bunların ornegi, ates yakan adamın ornegine benzer; (ki onun atesi) cevresini aydınlattıgı zaman, Allah onların aydınlıgını giderir ve goremez bir sekilde karanlıklar icinde bırakıverir

Verse 18 — Surah Al-Baqarah 2:18

(Onlar) Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler. Bundan dolayı donmezler

Verse 19 — Surah Al-Baqarah 2:19

Ya da (bunlar) karanlıklar, gok gurultusu ve simsek(ler) le yuklu, gokten siddetli bir yagmur fırtınasına tutulmus gibidirler ki, yıldırımların saldıgı dehsetle; olum korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Ama Allah kafirleri cepecevre kusatıcıdır

Verse 20 — Surah Al-Baqarah 2:20

Cakan simsek, neredeyse gozlerini kapıverecek; onlerini her aydınlattıgında (biraz) yururler, uzerlerine karanlık basıverince de kalakalırlar. Allah dileseydi, isitmelerini de gormelerini de gideriverirdi. Hic suphe yok Allah, herseye guc yetirendir

Verse 21 — Surah Al-Baqarah 2:21

Ey insanlar, sizi ve sizden oncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki sakınasınız

Verse 22 — Surah Al-Baqarah 2:22

O, sizin icin yeryuzunu bir dosek, gokyuzunu bir bina kıldı. Ve gokten yagmur indirerek bununla sizin icin (cesitli) urunlerden rızık cıkardı. Oyleyse (butun bunları) bile bile Allah´a esler kosmayın

Verse 23 — Surah Al-Baqarah 2:23

Eger kulumuza indirdigimiz (Kur´an) den suphedeyseniz, bu durumda, siz de bunun benzeri olan bir sure getirin. Ve eger dogru sozluler iseniz, Allah´tan baska sahitlerinizi (kendilerine guvendiginiz yardımcılarınızı) cagırın

Verse 24 — Surah Al-Baqarah 2:24

Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamıyacaksınız- bu durumda kafirler icin hazırlanmıs ve yakıtı insanlar ve taslar olan atesten sakının

Verse 25 — Surah Al-Baqarah 2:25

(Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları mujdele. Gercekten onlar icin altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu urunlerden her yedirildiginde: «Bu daha once de rızıklandıgımızdır» derler, bu birbirinin benzeri olarak onlara sunulmustur. Onda, onlar icin tertemiz esler vardır ve onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar

Verse 26 — Surah Al-Baqarah 2:26

Suphesiz Allah, bir sivrisinegi olsun, ondan ustun olanını olsun (herhangi bir seyi) ornek vermekten cekinmez. Boylece iman edenler, kuskusuz bunun Rablerinden hak oldugunu bilirler; kufredenler ise, «Allah, bu ornekle neyi amaclamıstır?» derler. (Oysa Allah,) Bununla bircogunu saptırır, bircogunu da hidayete ulastırır. O bununla ancak fasıkları saptırır

Verse 27 — Surah Al-Baqarah 2:27

Ki (bunlar) Allah´ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah´ın kendisiyle birlestirilmesini emrettigi seyi keserler ve yeryuzunde bozgunculuk (fesad) cıkarırlar. Kayba ugrayanlar, iste bunlardır

Verse 28 — Surah Al-Baqarah 2:28

Nasıl oluyor da Allah´ı inkar ediyorsunuz? Oysa olu iken sizi O diriltti; sonra yine sizi oldurecek, yine diriltecektir ve sonra yalnızca O´na donduruleceksiniz

Verse 29 — Surah Al-Baqarah 2:29

Yerde olanların tumunu sizin icin yaratan O´dur. Sonra goge yonelip (istiva edip) de onları yedi gok olarak duzenleyen O´dur. O, herseyi bilendir

Verse 30 — Surah Al-Baqarah 2:30

Hani Rabbin, Meleklere: «Muhakkak ben, yer yuzunde bir halife var edecegim» demisti. Onlar da: «Biz seni ovup yuceltir ve (surekli) takdis edip dururken, orada fesat cıkaracak ve orada kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?» dediler. (Allah:) «Suphesiz, sizin bilmediginizi ben bilirim.» dedi

Verse 31 — Surah Al-Baqarah 2:31

Ve Adem´e isimlerin hepsini ogretti. Sonra onları meleklere yoneltip: «Eger dogru sozluler iseniz, bunları bana isimleriyle haber verin» dedi

Verse 32 — Surah Al-Baqarah 2:32

Dediler ki: «Sen yucesin, bize ogrettiginden baska bizim hic bir bilgimiz yoktur. Gercekten sen, her seyi bilen, hukum ve hikmet sahibi olansın.»

Verse 33 — Surah Al-Baqarah 2:33

(Allah:) «Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver» dedi. O da, bunları onlara isimleriyle haber verince, (Allah) dedi ki: «Size demedim mi, goklerin ve yerin gaybını gercekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı da, acıga vurduklarınızı da ben bilirim.»

Verse 34 — Surah Al-Baqarah 2:34

Ve meleklere: «Ademe secde edin» dedik de Iblis´ten baska (digerlerinin tumu) secde ettiler. O ise, dayattı ve kibirlendi ve kafirlerden oldu

Verse 35 — Surah Al-Baqarah 2:35

Ve dedik ki: «Ey Adem, sen ve esin cennette yerles. Ikiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.»

Verse 36 — Surah Al-Baqarah 2:36

Fakat Seytan, oradan ikisinin ayagını kaydırdı ve boylece onları icinde bulundukları durumdan cıkardı. Biz de: «Kiminiz kiminize dusman olarak inin, sizin icin yeryuzunde belli bir vakte kadar bir yerlesim ve meta vardır» dedik

Verse 37 — Surah Al-Baqarah 2:37

Derken Adem, Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. (Allah da) Bunun uzerine tevbesini kabul etti. Suphesiz O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir

Verse 38 — Surah Al-Baqarah 2:38

Dedik ki: «Oradan tumunuz inin. Artık, ne zaman size benden bir hidayet gelir de, kim benim hidayetime uyarsa, onlar icin ne bir korku vardır, ne de mahzun olacaklardır.»

Verse 39 — Surah Al-Baqarah 2:39

Kufredip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise; onlar, atesin halkıdırlar ve orada suresiz kalacaklardır

Verse 40 — Surah Al-Baqarah 2:40

Ey Israilogulları, size bagısladıgım nimetimi anın ve ahdime baglı kalın, ki ben de ahdinize baglı kalayım. Ve yalnızca benden korkun

Verse 41 — Surah Al-Baqarah 2:41

Yanınızda olan (Tevrat) ı, dogrulayıcı olarak indirdigime (Kur´an´a) iman edin; onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimi az bir deger karsılıgında degismeyin. Ve yalnızca benden korkun

Verse 42 — Surah Al-Baqarah 2:42

Hakkı batıl ile ortmeyin ve sizce de bilinirken hakkı gizlemeyin

Verse 43 — Surah Al-Baqarah 2:43

Namazı dosdogru kılın, zekatı verin ve ruku edenlerle siz de ruku edin

Verse 44 — Surah Al-Baqarah 2:44

Siz, insanlara iyiligi emrediyorken, kendinizi mi unutuyorsunuz? Oysa siz kitabı okumaktasınız. Yine de akıllanmayacak mısınız

Verse 45 — Surah Al-Baqarah 2:45

Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, suphesiz, ici saygıyla urperenlerin dısında kalanlar icin bir agırlıktır

Verse 46 — Surah Al-Baqarah 2:46

Onlar, (mu´minler ise), hic suphesiz, Rableriyle karsılasacaklarını ve (yine) hic suphesiz, O´na doneceklerini bilirler

Verse 47 — Surah Al-Baqarah 2:47

Ey Israilogulları, size bagısladıgım nimetimi ve sizi (bir donem) alemlere ustun kıldıgımı anın

Verse 48 — Surah Al-Baqarah 2:48

Ve hic kimsenin, hic kimse adına bir sey odeyemeyecegi, hic kimseden bir sefaatin kabul edilmeyecegi ve hic kimseden bir fidye alınmayacagı ve yardım gorulmeyecegi gunden korkup sakının

Verse 49 — Surah Al-Baqarah 2:49

Sizi, en dayanılmaz iskencelere ugrattıklarında, Firavun ailesinin elinden kurtardıgımızı anın. Onlar, kadınlarınızı diri bırakıyorlarken, erkek cocuklarınızı bogazlıyorlardı. Bunda sizin icin Rabbinizden buyuk bir imtihan vardı

Verse 50 — Surah Al-Baqarah 2:50

Ve sizden dolayı denizi ikiye yarıp sizi kurtardıgımızı ve Firavun´un adamlarını -siz seyredip dururken- bogdugumuzu da hatırlayın

Verse 51 — Surah Al-Baqarah 2:51

Hani Musa ile kırk gece icin sozlesmistik. Ama sonra siz, onun arkasından buzagıyı (tanrı) edinmis ve (boylece) zalimler olmustunuz

Verse 52 — Surah Al-Baqarah 2:52

Bundan sonra belki sukredersiniz diye sizi bagısladık

Verse 53 — Surah Al-Baqarah 2:53

Ve (yine) hidayete erersiniz diye Musa´ya Kitabı ve Furkanı verdik

Verse 54 — Surah Al-Baqarah 2:54

Musa, kavmine dedi: «Ey kavmim, gercekten siz, buzagıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca yaratan (gercek ilah) ınıza tevbe edip nefislerinizi oldurun: bu, yaratıcınız katında sizin icin daha hayırlıdır.» Bunun uzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. Suphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir

Verse 55 — Surah Al-Baqarah 2:55

Ve (soyle de) demistiniz: «Ey Musa, biz Allah´ı apacık gorunceye kadar sana inanmayız.» Bunun uzerine siz bakınıp dururken sizi yıldırım carpmıstı

Verse 56 — Surah Al-Baqarah 2:56

Sonra (yine de) belki sukredersiniz diye, sizi olumunuzden sonra dirilttik

Verse 57 — Surah Al-Baqarah 2:57

Bulutları uzerinize golgelendirdik ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin iyisinden yiyin (dedik) . Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler

Verse 58 — Surah Al-Baqarah 2:58

Ve (yine) hatırlayın, demistik ki: «Su sehre girin ve orada istediginiz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken ´dilegimiz bagıslamandır´ deyin; (biz de) hatalarınızı bagıslayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) artıracagız.»

Verse 59 — Surah Al-Baqarah 2:59

Ama zulmedenler, kendilerine soylenen sozu bir baskasıyla degistirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuga karsılık, uzerine gokten igrenc bir azab indirdik

Verse 60 — Surah Al-Baqarah 2:60

Hatırlayın; Musa kavmi icin su aramıstı, o zaman biz ona: «Asanı tasa vur» demistik de ondan oniki pınar fıskırmıstı, boylece herkes icecegi yeri bilmisti. Allah´ın verdigi rızıktan yiyin, icin ve yeryuzunde bozgunculuk (fesad) yaparak karısıklık (ve kıskırtıcılık) cıkarmayın

Verse 61 — Surah Al-Baqarah 2:61

Siz (ise soyle) demistiniz: «Ey Musa, biz bir cesit yemege katlanmayacagız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve sogan cıkarsın.» (O zaman Musa da) «Hayırlı olanı, su degersiz, seyle mi degistirmek istiyorsunuz? (Oyleyse) Mısır´a inin, cunku (orada) kendiniz icin istediginiz vardır.» demisti. Onların uzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah´tan bir gazaba ugradılar. Bu, kuskusuz, Allah´ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere oldurmelerindendi: (yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı cignemelerindendi

Verse 62 — Surah Al-Baqarah 2:62

Suphesiz iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabii´ler(den kim) Allah´a ve ahiret gunune iman eder, salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Ve onlar icin korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır

Verse 63 — Surah Al-Baqarah 2:63

Sizden kesin bir soz almıs ve Tur dagını ustunuze yukseltmistik (ve demistik ki:) «Size verdigimize sımsıkı yapısın ve onda olanı (hukumleri surekli) hatırlayın: umulur ki sakınırsınız.»

Verse 64 — Surah Al-Baqarah 2:64

Siz ise, bundan sonra da yuz cevirdiniz. Eger Allah´ın uzerinizdeki fazlı (lutuf ve ihsanı) ve rahmeti olmasaydı, siz gercekten kayba ugrayanlardan olurdunuz

Verse 65 — Surah Al-Baqarah 2:65

Andolsun, sizden Cumartesi (gunu) haddi asanları elbette biliyorsunuz. Iste biz, onlara: «Asagılık maymunlar olunuz» dedik

Verse 66 — Surah Al-Baqarah 2:66

Bunu, hem cagdaslarına, hem sonradan gelecek olanlara ´ders verici bir ceza,´ takva sahipleri icin de bir ogud kıldık

Verse 67 — Surah Al-Baqarah 2:67

Hani Musa kavmine: «Allah, muhakkak sizin bir sıgır kesmenizi emrediyor» demisti. Onlar: «Bizi alaya mı alıyorsun?» demislerdi. (O da) «Cahillerden olmaktan Allah´a sıgınırım» demisti

Verse 68 — Surah Al-Baqarah 2:68

«Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini acıklasın» demislerdi. (O da Rabbine yalvardıktan sonra onlara) Demisti ki: «Suphesiz Allah diyor ki: O ne pek geckin, ne de pek genc, ikisi arası dinc(likte bir sıgır olmalı) dır. Artık emrolundugunuz seyi yerine getirin.»

Verse 69 — Surah Al-Baqarah 2:69

Demislerdi ki: «Rabbine adımıza (bir daha) yalvar da, bize rengini bildirsin.» O da: «(Rabbim) diyor ki: O, bakanların icini ferahlatacak sarı bir inektir» demisti

Verse 70 — Surah Al-Baqarah 2:70

(Onlar yine:) «Rabbine (bir kere daha) adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini acıklasın. Cunku bize gore (bircok) sıgır birbirinin benzeridir. Insaallah (Allah dilerse,) biz dogruya varırız» demislerdi

Verse 71 — Surah Al-Baqarah 2:71

(Bunun uzerine Musa) Dedi ki «O (Rabbim) diyor ki: O, yeri surmek ve ekini sulamak icin boyunduruga alınmayan, salma ve onda alaca olmayan bir inektir.» (O zaman) : «Simdi gercegi getirdin dediler. Boylece inegi kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı

Verse 72 — Surah Al-Baqarah 2:72

Hani siz bir kisiyi oldurmustunuz de bu konuda birbirinize dusmustunuz. Oysa Allah, sizin gizlediklerinizi acıga cıkaracaktı

Verse 73 — Surah Al-Baqarah 2:73

Bunun icin de: «Ona (olu cesede, kestiginiz inegin) bir parcasıyla vurun» demistik. Boylece, Allah oluleri diriltir ve size ayetlerini gosterir; belki akıllanırsınız

Verse 74 — Surah Al-Baqarah 2:74

Bundan sonra kalpleriniz yine katılastı; tas gibi, hatta daha katı. Cunku taslardan oyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fıskırır, oyleleri vardır ki yarılır, ondan sular cıkar, oyleleri de vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil (habersiz) degildir

Verse 75 — Surah Al-Baqarah 2:75

Siz (muslumanlar,) onların (Yahudilerin) size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bolumu, Allah´ın sozunu isitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile degistiriyorlardı

Verse 76 — Surah Al-Baqarah 2:76

Iman edenlerle karsılastıklarında «iman ettik» derler; birbiriyle kendi baslarına kaldıkları zaman ise, derler ki: «Allah´ın size actık (acıkladık) larını, Rabbiniz katında size karsı bir belge olsun diye mi onlarla soylesiyorsunuz? Hala akıllanmayacak mısınız?»

Verse 77 — Surah Al-Baqarah 2:77

(Peki) Onlar, Allah´ın gizli tuttuklarını da, acıga vurduklarını da bildigini bilmiyorlar mı

Verse 78 — Surah Al-Baqarah 2:78

Onlardan bir bolumu de ummidir. Kitabı bilmezler; (bildikleri) bir suru asılsız seylerden baska degil; bunlar yalnızca zannederler

Verse 79 — Surah Al-Baqarah 2:79

Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir deger karsılıgında satmak icin: «Bu Allah katındandır» diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına

Verse 80 — Surah Al-Baqarah 2:80

Derler ki: «Sayılı gunlerin dısında, ates bize degmeyecektir.» De ki: «Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla va´dinden donmez- Yoksa Allah´a karsı bilmediginizi mi soyluyorsunuz?»

Verse 81 — Surah Al-Baqarah 2:81

Hayır; kim bir kotuluk isler de gunahı kendisini kusatırsa, (artık) onlar, atesin halkıdırlar, orada temelli kalıcıdırlar

Verse 82 — Surah Al-Baqarah 2:82

Iman edip salih amellerde bulunanlar, onlar da cennet halkıdırlar, orada temelli kalıcıdırlar

Verse 83 — Surah Al-Baqarah 2:83

Hani Israilogullarından, «Allah´tan baskasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara guzel soz soyleyin, namazı dosdogru kılın ve zekatı verin» diye kesin soz almıstık. Sonra siz, az bir bolumunuz dısında yuz cevirdiniz ve (hala) cevirmektesiniz

Verse 84 — Surah Al-Baqarah 2:84

Hani sizden «Birbirinizin kanını dokmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan cıkarmayın» diye kesin soz almıstık. Sonra sizler bunu onaylamıstınız, hala da (buna) sahitlik etmektesiniz

Verse 85 — Surah Al-Baqarah 2:85

Sonra (yine) siz, birbirinizi olduruyor, bir bolumunuzu yurtlarından surup -cıkarıyor ve gunah ve dusmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyelesiyorsunuz. Oysa onları cıkarmanız, size haram kılınmıstı. Yoksa siz, Kitabın bir bolumune inanıp da bir bolumunu inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden boyle yapanların cezası, dunya hayatında asagılık olmaktan baska degildir; kıyamet gununde de azabın en siddetli olanına ugratılacaklardır. Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil degildir

Verse 86 — Surah Al-Baqarah 2:86

Iste bunlar, ahirete karsılık dunya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azabları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez

Verse 87 — Surah Al-Baqarah 2:87

Andolsun, biz Musa´ya Kitap verdik ve ardından pespese peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa´ya da apacık belgeler verdik ve onu Ruhu´l-Kudus´le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir peygamber nefsinizin hoslanmayacagı bir seyle gelse, buyukluk taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu oldurecek misiniz

Verse 88 — Surah Al-Baqarah 2:88

Dediler ki: «Bizim kalplerimiz ortuludur.» Hayır; Allah, kufurlerinden dolayı onları lanetlemistir. Bundan dolayı onların pek azı iman eder

Verse 89 — Surah Al-Baqarah 2:89

Allah katından yanlarında olan (Tevrat) ı dogrulayıcı bir Kitap geldigi zaman, -ki bundan once kufredenlere karsı fetih istiyorlardı- iste bilip tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah´ın laneti kafirlerin uzerinedir

Verse 90 — Surah Al-Baqarah 2:90

Allah´ın kularından, diledigine kendi fazlından (peygamberligi) indirmesini ´kıskanarak ve hakka bas kaldırarak´ Allah´ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kotu seye karsılık sattılar. Boylelikle gazab ustune gazaba ugradılar. Kafirler icin alcaltıcı bir azab vardır

Verse 91 — Surah Al-Baqarah 2:91

Onlara: «Allah´ın indirdiklerine iman edin» denildiginde: «Biz, bize indirilene iman ederiz» derler ve ondan sonra olan (Kur´an) ı inkar ederler. Oysa o (Kur´an), yanlarındaki (Kitabı) dogrulayan bir gercektir. (Onlara) De ki: «Eger inanıyor idiyseniz, daha once ne diye Allah´ın peygamberlerini olduruyordunuz?»

Verse 92 — Surah Al-Baqarah 2:92

Andolsun, Musa size apacık belgelerle geldi. Sonra siz onun arkasından buzagıyı (tanrı) edindiniz. Iste siz (boyle) zalimlersiniz

Verse 93 — Surah Al-Baqarah 2:93

Hani sizden kesin soz almıs ve Tur´u ustunuze yukseltmistik (ve) : «Size verdigimize (Kitaba) sımsıkı yapısın ve dinleyin» (demistik) . Demislerdi ki: «Dinledik ve baskaldırdık.» Kufurleri yuzunden buzagı (tutkusu) kalplerine sindirilmisti. De ki: «Inanıyorsanız, inancınız size ne kotu sey emredip onermektedir?»

Verse 94 — Surah Al-Baqarah 2:94

De ki: «Eger Allah katında ahiret yurdu, baska insanarın degil de, yalnızca sizin ise, (ve bunda) dogru sozluler iseniz, hemen olumu dileyin (bakalım) .»

Verse 95 — Surah Al-Baqarah 2:95

Oysa onlar, onceden ellerinin takdim ettiklerinden dolayı onu (olumu) hic bir zaman kesin olarak dilemiyeceklerdir. Allah, zalimleri bilendir

Verse 96 — Surah Al-Baqarah 2:96

Andolsun, onları hayata karsı (diger) insanlardan ve sirk kosanlardan (bile) daha tutkun bulursun. (Onlardan) Her biri, bin yıl yasatılsın ister; oysa onun bunca yasaması, onu azabtan kurtarmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını gorendir

Verse 97 — Surah Al-Baqarah 2:97

De ki: «Cibril´e kim dusman ise, (bilsin ki) gercekten o Kitabı, Allah´ın izniyle kendinden oncekileri dogrulayıcı ve mu´minler icin hidayet ve mujde verici olarak senin kalbine indiren O´dur

Verse 98 — Surah Al-Baqarah 2:98

Her kim Allah´a, meleklerine, peygamberlerine, Cibril´e ve Mikail´e dusman ise, artık suphesiz Allah da kafirlerin dusmanıdır.»

Verse 99 — Surah Al-Baqarah 2:99

Andolsun (Ey Muhammed), biz sana apacık ayetler indirdik. Bunları fasık olanlardan baskası inkar etmez

Verse 100 — Surah Al-Baqarah 2:100

Onlar, ne zaman bir ahidde bulunmuslarsa, iclerinden bir bolumu onu atıp bozmadı mı? Hayır, onların cogu iman etmezler

Verse 101 — Surah Al-Baqarah 2:101

Ne zaman onlara Allah katından yanlarındakini dogrulayan bir peygamber gelse, kendilerine kitap verilenlerden bir takımı, sanki kendileri hic bilmiyorlarmıs gibi Allah´ın Kitabını arkalarına attılar

Verse 102 — Surah Al-Baqarah 2:102

Ve onlar, Suleyman´ın mulku (nubuvvet) aleyhinde seytanların uyduklarına uydular. Suleyman ise kufretmedi; ancak seytanlar kufretti. Onlar, insanlara sihiri ve Babil´deki iki melege Harut´a ve Marut´a indirileni ogretiyorlardı. Oysa o ikisi: «Biz, yalnızca bir fitne (denemeden geciren kimse) yiz, sakın kufretme» demedikce hic kimseye (bir sey) ogretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını acan seyi ogreniyorlardı. Oysa Allah´ın izni olmadıkca onunla hic kimseye zarar veremezlerdi. Onlar ise, kendilerine zarar verecek ve yarar saglamayacak seyi ogreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hic bir payı olmadıgını bildiler; kendi nefislerini karsılıgında sattıkları sey ne kadar kotu; bir bilselerdi

Verse 103 — Surah Al-Baqarah 2:103

Dogrusu eger onlar, iman edip sakınsalardı, sevab(ları) Allah katında gercekten daha hayırlı olurdu; bir bilselerdi

Verse 104 — Surah Al-Baqarah 2:104

Ey iman edenler, «Raina-Bizi gut, bize bak» demeyin, «Unzurna-Bizi gozet» deyin ve dinleyin. Kafirler icin acıklı bir azab vardır

Verse 105 — Surah Al-Baqarah 2:105

Kitap Ehlinden olan kafirler ve musrikler, Rabbinizden uzerinize bir hayrın indirilmesini arzu etmezler. Allah ise, diledigine rahmetini tahsis eder. Allah buyuk fazl sahibidir

Verse 106 — Surah Al-Baqarah 2:106

Biz, ondan daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye (kadar) hic bir ayeti neshetmez (hukmunu yururlukten kaldırmaz) veya unutturmayız (ya da geri bıraktırmayız) . Bilmez misin ki Allah, gercekten her seye guc yetirendir

Verse 107 — Surah Al-Baqarah 2:107

(Yine) Bilmez misin ki, gercekten goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Ve sizin Allah´tan baska veliniz de yardımcınız da yoktur

Verse 108 — Surah Al-Baqarah 2:108

Yoksa daha once Musa´nın sorguya cekildigi gibi, siz de peygamberinizi sorguya mı cekmek istiyorsunuz? Kim imanı kufre degisirse, artık o, dosdogru yolu sapıtmıs olur

Verse 109 — Surah Al-Baqarah 2:109

Kitap Ehlinden cogu, kendilerine gercek (hak) apacık belli olduktan sonra, nefislerini (kusatan) kıskanclıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi kufre dondurmek arzusunu duydular. Fakat, Allah´ın emri gelinceye kadar onları bırakın ve (onlara) ilismeyin. Hic suphesiz Allah, her seye guc yetirendir

Verse 110 — Surah Al-Baqarah 2:110

Dosdogru namazı kılın, zekatı verin; onceden kendiniz icin hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah katında bulacaksınız. Hic suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

Verse 111 — Surah Al-Baqarah 2:111

Dediler ki: «Yahudi veya Hıristiyan olmadıkca, kimse kesin olarak cennete giremez.» Bu, onların kendi kuruntularıdır (ongoruleridir) . De ki: «Eger dogru sozluler iseniz, kesin kanıt (burhan) ınızı getiriniz.»

Verse 112 — Surah Al-Baqarah 2:112

Hayır, kim iyilik yapıcı olarak, yuzunu (kendini) Allah´a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar icin korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır

Verse 113 — Surah Al-Baqarah 2:113

Yahudiler dedi ki: «Hıristiyanlar bir sey (herhangi bir temel) uzere degillerdir. «; Hıristiyanlar da: «Yahudiler bir sey (herhangi bir temel) uzere degillerdir» dedi. Oysa onlar, Kitabı okuyorlar. Bilmeyen (bilgisiz) ler de, onların soylediklerinin benzerini soylemislerdi. Artık Allah, kıyamet gunu anlasmazlıga dustukleri seyde aralarında hukum verecektir

Verse 114 — Surah Al-Baqarah 2:114

Allah´ın mescidlerinde O´nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılmasına caba harcayanlardan daha zalim kimdir? Onların (durumu) iclerine korkarak girmekten baskası degildir. Onlar icin dunyada bir asagılanma, ahirette de buyuk bir azab vardır

Verse 115 — Surah Al-Baqarah 2:115

Dogu da Allah´ındır, batı da. Her nereye donerseniz Allah´ın yuzu (kıblesi) orasıdır. Suphe yok Allah, kusatandır, bilendir

Verse 116 — Surah Al-Baqarah 2:116

Dediler ki: «Allah ogul edindi.» O, (bu yakıstırmadan) yucedir. Hayır, goklerde ve yerde her ne varsa O´nundur, tumu O´na gonulden boyun egmislerdir

Verse 117 — Surah Al-Baqarah 2:117

Gokleri ve yeri (bir ornek edinmeksizin) yaratandır. O, bir isin olmasına karar verirse, ona yalnızca «Ol» der, o da hemen oluverir

Verse 118 — Surah Al-Baqarah 2:118

Bilgisizler, dediler ki: «Allah bizimle konusmalı veya bize de bir ayet gelmeli degil miydi?» Onlardan oncekiler de onların bu soylediklerinin benzerini soylemislerdi. Kalbleri birbirine benzesti. Biz, kesin bir bilgiyle inanan bir topluluga ayetleri apacık gostermisiz

Verse 119 — Surah Al-Baqarah 2:119

Suphesiz biz seni bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur´an) ile gonderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın

Verse 120 — Surah Al-Baqarah 2:120

Sen onların dinlerine uymadıkca, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hosnut olacak degillerdir. De ki: «Kuskusuz dogru yol, Allah´ın (gosterdigi) dosdogru yoldur.» Eger sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku) larına uyacak olursan, senin icin Allah´tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı

Verse 121 — Surah Al-Baqarah 2:121

Kendilerine verdigimiz Kitabı geregi gibi okuyanlar, iste ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkar ederse, artık onlar kayba ugrayanların ta kendileridir

Verse 122 — Surah Al-Baqarah 2:122

Ey Israilogulları, size bagısladıgım nimetimi ve sizi (bir donem) alemlere muhakkak ustun kıldıgımı anın

Verse 123 — Surah Al-Baqarah 2:123

Ve hic kimsenin hic kimse adına bir sey odeyemeyecegi, hic kimseden bir kurtulus karsılıgı (fidye) alınmayacagı ve hic kimseden bir sefaatin kabul edilmeyecegi ve yardım gorulmeyecegi bir gunden korkun

Verse 124 — Surah Al-Baqarah 2:124

Hani Rabbi, Ibrahim´i birtakım kelimelerle denemeden gecirmisti. O da bunları tam olarak yerine getirmisti. (O zaman Allah Ibrahim´e) : «Seni suphesiz insanlara imam kılacagım» demisti. (Ibrahim) «Ya soyumdan olanlar?» deyince (Allah:) «Zalimler benim ahdime erisemez» demisti

Verse 125 — Surah Al-Baqarah 2:125

Hani Evi (Ka´beyi) insanlar icin bir toplanma ve guvenlik yeri kıldık. «Ibrahim´in makamını namaz yeri edinin», Ibrahim ve Ismail´e de, «Evi´mi tavaf edenler, itikafa cekilenler ve ruku ve secde edenler icin temizleyin» diye ahid verdik

Verse 126 — Surah Al-Baqarah 2:126

Hani Ibrahim: «Rabbim, bu sehri bir guvenlik yeri kıl ve halkından Allah´a ve ahiret gunune inananları urunlerle rızıklandır» demisti de (Allah:) «Kufredeni de az bir sure yararlandırır, sonra onu atesin azabına ugratırım; ne kotu bir donustur o» demisti

Verse 127 — Surah Al-Baqarah 2:127

Ibrahim, Ismail´le birlikte Evin (Ka´benin) sutunlarını yukselttiginde (ikisi soyle dua etmisti:) «Rabbimiz bizden (bunu) kabul et, suphesiz, Sen isiten ve bilensin»

Verse 128 — Surah Al-Baqarah 2:128

«Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmus (muslumanlar) kıl ve soyumuzdan da sana teslim olmus (musluman) bir ummet (kıl) . Bize ibadet yontemlerini (yer veya ilkelerini) goster ve tevbemizi kabul et. Suphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin.»

Verse 129 — Surah Al-Baqarah 2:129

«Rabbimiz, iclerinden onlara bir peygamber gonder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti ogretsin ve onları arındırsın. Suphesiz, Sen guclu ve ustun olansın, hukum ve hikmet sahibisin.»

Verse 130 — Surah Al-Baqarah 2:130

Kendi nefsini asagılık kılandan baska, Ibrahim´in dininden kim yuz cevirir? Andolsun, biz onu dunyada sectik, gercekten ahirette de o salihlerdendir

Verse 131 — Surah Al-Baqarah 2:131

Rabbi ona: «Teslim ol» deyince (o:) «Alemlerin Rabbine teslim oldum» demisti

Verse 132 — Surah Al-Baqarah 2:132

Bunu Ibrahim, oglullarına vasiyet etti, Yakup da: «Ogullarım, suphesiz Allah sizlere bu dini secti, siz de ancak musluman olarak can verin» (diye benzer vasiyette bulundu)

Verse 133 — Surah Al-Baqarah 2:133

Yoksa siz, Yakub´un olum anında, orada sahidler miydiniz? O, ogullarına: «Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?» demisti de, onlar: «Senin ilahına ve babaların Ibrahim, Ismail ve Ishak´ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edecegiz; bizler ona teslim olmusuz.» demislerdi

Verse 134 — Surah Al-Baqarah 2:134

Onlar bir ummetti; gelip gecti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız

Verse 135 — Surah Al-Baqarah 2:135

Dediler ki: «Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz.» De ki: «Hayır, (biz) Hanif (muvahhid) olan Ibrahim´in dini (uzereyiz) ; o musriklerden degildi.»

Verse 136 — Surah Al-Baqarah 2:136

Deyin ki: «Biz Allah´a, bize indirilene, Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve Isa´ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hic birini digerinden ayırdetmeyiz ve biz O´na teslim olmuslarız.»

Verse 137 — Surah Al-Baqarah 2:137

Sayet onlar da, sizin inandıgınız gibi inanırlarsa, kuskusuz dogru yolu bulmuslardır; yok eger yuz cevirirlerse, onlar elbette bir (celiski ve) aykırılık icindedirler. Sana ise, onlara karsı Allah yeter. O, isitendir, bilendir

Verse 138 — Surah Al-Baqarah 2:138

Allah´ın boyası; Allah(ın boyasın) dan daha guzel boyası olan kim? Biz (yalnızca) O´na kulluk edenleriz

Verse 139 — Surah Al-Baqarah 2:139

De ki: «O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, bizimle Allah hakkında (sozde kanıtlarla) tartısmalara mı giriyorsunuz? Bizim amellerimiz bizim, sizin de amelleriniz sizindir. Biz, O´na gonulden baglanmıs (muhlis) olanlarız.»

Verse 140 — Surah Al-Baqarah 2:140

Yoksa siz, gercekten Ibrahim´in, Ismail´in, Ishak´ın, Yakub´un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? De ki: «Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah´tan kendisinde olan bir sehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil olmayandır

Verse 141 — Surah Al-Baqarah 2:141

Onlar, bir ummetti, gelip gecti; onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız

Verse 142 — Surah Al-Baqarah 2:142

Insanlardan birtakım beyinsizler: «Onları daha once uzerinde bulundukları kıblelerinden ceviren nedir?» diyecekler. De ki: «Dogu da Allah´ındır, batı da. Diledigini dosdogru yola yoneltip iletir.»

Verse 143 — Surah Al-Baqarah 2:143

Boylece biz sizi, insanlara sahid (ve ornek) olmanız icin vasat bir ummet kıldık; peygamber de uzerinizde bir sahid olsun. Senin uzerinde bulundugun (yonu, Ka´be´yi) kıble yapmamız, peygambere uyanları, iki topugu uzerinde gerisin geri donenlerden ayırdetmek icindir. Dogrusu (bu,) Allah´ın hidayete ulastırdıklarının dısında kalanlar icin buyuk (bir yuk) tur. Allah, imanınızı bosa cıkaracak degildir. Suphesiz, Allah, insanlara sefkat edendir, esirgeyendir

Verse 144 — Surah Al-Baqarah 2:144

Biz, senin, yuzunu cok defa goge dogru cevirip durdugunu goruyoruz. Simdi elbette seni hosnud olacagın kıbleye cevirecegiz. Artık yuzunu Mescid-i Haram yonune cevir. Her nerede bulunursanız, yuzunuzu onun yonune cevirin. Suphesiz, kendilerine kitap verilenler, tartısmasız bunun Rablerinden bir gercek (hak) oldugunu elbette bilirler. Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil olmayandır

Verse 145 — Surah Al-Baqarah 2:145

Andolsun, kendilerine kitap verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yine de onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak degilsin. (Hatta) Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine de uymaz. Andolsun, eger sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku) larına uyacak olursan, kuskusuz, o zaman zalimlerden olursun

Verse 146 — Surah Al-Baqarah 2:146

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), cocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna ragmen iclerinden bir bolumu, bildikleri halde mutlaka gercegi gizlerler

Verse 147 — Surah Al-Baqarah 2:147

Gercek (hak) Rabbindendir. Su halde sakın kuskuya kapılanlardan olma

Verse 148 — Surah Al-Baqarah 2:148

Herkesin (her toplumun) yuzunu kendisine dogru cevirdigi bir yon vardır. Oyleyse hayırlarda birbirinizle yarısınız. Her nerede olursanız, Allah sizleri bir araya getirecektir. Hic suphesiz Allah, her seye guc yetirendir

Verse 149 — Surah Al-Baqarah 2:149

Her nereden cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram yonune cevir. Suphesiz bu, Rabbinden olan bir haktır. Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil degildir

Verse 150 — Surah Al-Baqarah 2:150

Her nereden cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram yonune cevir. (Siz de) her nerede olursanız yuzunuzu onun yonune cevirin. Oyle ki, onlardan zulmedenlerin dısında insanların, size karsı (kullanabilecekleri) delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun, uzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Umulur ki hidayete erersiniz

Verse 151 — Surah Al-Baqarah 2:151

Oyleki icinizde kendinizden size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti ogretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir peygamber gonderdik

Verse 152 — Surah Al-Baqarah 2:152

Oyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) bana sukredin ve (sakın) nankorluk etmeyin

Verse 153 — Surah Al-Baqarah 2:153

Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gercekten Allah, sabredenlerle beraberdir

Verse 154 — Surah Al-Baqarah 2:154

Ve sakın Allah yolunda oldurulenlere «oluler» demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun suurunda degilsiniz

Verse 155 — Surah Al-Baqarah 2:155

Andolsun, biz sizi bir parca korku, aclık ve bir parca mallardan, canlardan ve urunlerden eksiltmekle imtihan edecegiz. Sabır gosterenleri mujdele

Verse 156 — Surah Al-Baqarah 2:156

Onlara bir musibet isabet ettiginde, derler ki; «Biz Allah´a ait (kullar) ız ve suphesiz O´na donuculeriz.»

Verse 157 — Surah Al-Baqarah 2:157

Rablerinden (olan bir salat) bagıslanma ve rahmet bunların uzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır

Verse 158 — Surah Al-Baqarah 2:158

Suphesiz, ´Safa´ ile ´Merve´ Allah´ın isaretlerindendir. Boylece kim Evi (Ka´be´yi) hacceder veya umre yaparsa, artık bu ikisini tavaf etmesinde kendisi icin bir sakınca yoktur. Kim de gonulden bir hayır yaparsa (karsılıgını alır) . Suphesiz Allah, sukrun karsılıgını verendir, bilendir

Verse 159 — Surah Al-Baqarah 2:159

Gercek, apacık belgelerden indirdiklerimizi ve insanlar icin Kitapta acıkladıgımız hidayeti gizlemekte olanlar; iste onlara, hem Allah lanet eder, hem de lanet ediciler lanet eder

Verse 160 — Surah Al-Baqarah 2:160

Ancak tevbe edenler, (kendilerini) duzeltenler ve (indirileni) acıklayanlar (a gelince) ; artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim

Verse 161 — Surah Al-Baqarah 2:161

Suphesiz, kufredip kafir olarak olenler, Allah´ın, meleklerin ve butun insanların laneti bunların uzerinedir

Verse 162 — Surah Al-Baqarah 2:162

Onda (lanette) temelli kalıcıdırlar, onlardan azab hafifletilmez ve onlar gozetilmezler de

Verse 163 — Surah Al-Baqarah 2:163

Sizin ilahınız tek bir ilahtır; O´ndan baska hic bir ilah yoktur; O, bagıslayandır, esirgeyendir

Verse 164 — Surah Al-Baqarah 2:164

Gercek su ki, goklerin ve yerin yaratılmasında gece ile gunduzun ard arda gelisinde, insanlara yararlı seylerle denizde yuzen gemilerde, Allah´ın yagdırdıgı ve kendisiyle olumunden sonra yeryuzunu dirilttigi suda, her canlıyı orada uretip yaymasında, ruzgarları estirmesinde, gokle yer arasında boyun egdirilmis bulutları evirip cevirmesinde dusunen bir topluluk icin gercekten ayetler vardır

Verse 165 — Surah Al-Baqarah 2:165

Insanlar icinde, Allah´tan baskasını «es ve ortak» tutanlar vardır ki, onlar (bu es ve ortakları), Allah´ı sever gibi severler. Iman edenlerin Allah´a olan sevgisi ise, daha gucludur. O zulmedenler, azaba ugrayacakları zaman, hic tartısmasız butun kuvvetin tumuyle Allah´ın oldugunu ve Allah´ın verecegi azabın gercekten siddetli oldugunu bir bilselerdi

Verse 166 — Surah Al-Baqarah 2:166

Oyle ki (o gun) kendilerine uyulanlar, kendilerine uyanlardan uzaklasıp kacmıslardır. (Artık) Onlar azabı gormuslerdir ve aralarındaki butun baglar (ve iliskiler) de parcalanıp kopmustur

Verse 167 — Surah Al-Baqarah 2:167

(O zaman, yonetilip) Uyanlar derler ki: «Eger bize bir kere (daha dunyaya donme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak, onların bizden uzaklastıkları gibi, biz de onlardan uzaklasır (onları yuzustu bırakır) dık.» Boylece Allah, onlara butun yaptıklarını onulmaz hasretlerle gosterecektir. Ve onlar atesten de cıkacak degildirler

Verse 168 — Surah Al-Baqarah 2:168

Ey insanlar, yeryuzunde olan seyleri helal ve temiz olarak yiyin ve seytanın adımlarını izlemeyin. Gercekte o, sizin icin apacık bir dusmandır

Verse 169 — Surah Al-Baqarah 2:169

O, size yalnızca, kotulugu, cirkin-hayasızlıgı ve Allah´a karsı bilmediginiz seyi soylemenizi emreder

Verse 170 — Surah Al-Baqarah 2:170

Ne zaman onlara: «Allah´ın indirdiklerine uyun» denilse, onlar: «Hayır, biz, atalarımızı uzerinde buldugumuz seye (gelenege) uyarız» derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir seye ermez ve dogru yolu da bulmamıs idiyseler

Verse 171 — Surah Al-Baqarah 2:171

Kufre sapanların ornegi cagırma ve bagırmadan baska bir seyi duymayan (duydugu seyin anlamını bilmeyen hayvan) a haykıranın ornegi gibidir. Onlar, sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler; bundan dolayı akıl erdiremezler

Verse 172 — Surah Al-Baqarah 2:172

Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O´na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah´a sukredin

Verse 173 — Surah Al-Baqarah 2:173

O, size oluyu (lesi), kanı, domuz etini ve Allah´tan baskası adına kesilmis olan (hayvan) ı kesin olarak haram kıldı. Fakat kim kacınılmaz olarak muhtac kalırsa, taskınlık (ve saldırı) yapmamak ve haddi asmamak sartıyla (olmeyecek oranda yiyebilir), ona bir gunah yoktur. Gercekten Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

Verse 174 — Surah Al-Baqarah 2:174

Allah´ın indirdigi Kitaptan bir seyi gozardı edip saklayanlar ve onunla degeri az (bir seyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında atesten baskası degildir. Allah kıyamet gunu onlarla konusmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar icin acıklı bir azab vardır

Verse 175 — Surah Al-Baqarah 2:175

Onlar, hidayete karsılık sapıklıgı, bagıslanmaya karsılık azabı satın almıslardır. Atese karsı ne kadar dayanıklıdırlar

Verse 176 — Surah Al-Baqarah 2:176

Bu, Allah´ın Kitabı suphesiz hak olarak indirmesindendir. Kitap konusunda anlasmazlıga dusenler ise uzak bir ayrılık icindedirler

Verse 177 — Surah Al-Baqarah 2:177

Yuzlerinizi dogudan ve batıdan yana cevirmeniz iyilik degildir. Ama iyilik, Allah´a, ahiret gunune, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; ona olan sevgisine ragmen, malı yakınlara, yetimlere, yoksullara, yol ogluna (yolda kalmısa), isteyip dilenene ve kolelere (ozgurlukleri icin) veren; namazı dosdogru kılan, zekatı veren ve ahidlestiklerinde ahidlerine vefa gosterenler ile zorda, hastalıkta ve savasın kızıstıgı zamanlarda (direnip) sabredenler(in tutum ve davranısıdır) . Iste bunlar, dogru olanlardır ve muttaki olanlar da bunlardır

Verse 178 — Surah Al-Baqarah 2:178

Ey iman edenler, oldurulenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı) . Ozgure karsı ozgur, koleye karsı kole ve disiye karsı disi. Fakat kimin (hangi katilin) lehinde, onun (maktulun) kardesi (varisi veya velisi) tarafından bagıslanırsa, artık (yapılması gereken) orfe uymak (ve) ona (maktulun varis veya velisine) guzellikle (diyet) odemektir. Bu, Rabbinizden (size) bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim de bundan sonra tecavuzde bulunursa, onun icin elem verici bir azab vardır

Verse 179 — Surah Al-Baqarah 2:179

Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin icin hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız

Verse 180 — Surah Al-Baqarah 2:180

Sizden birinize olum gelip cattıgı zaman, eger geride bir hayır bırakmıssa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, mesru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah´a karsı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı (farz kılındı)

Verse 181 — Surah Al-Baqarah 2:181

Bundan boyle kim onu (vasiyeti) isittikten sonra degistirirse, gunahı elbette onu degistirenlerin uzerinedir. Suphesiz Allah, isitendir, bilendir

Verse 182 — Surah Al-Baqarah 2:182

Bunun yanında, kim, vasiyet edenin haksızlıga egilim gostereceginden ya da gunaha gireceginden korkup da ikisinin (tarafların) arasını bulup duzeltirse, artık ona da gunah yoktur. Gercekten Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

Verse 183 — Surah Al-Baqarah 2:183

Ey iman edenler, sizden oncekilere yazıldıgı gibi, oruc, size de yazıldı (farz kılındı) . Umulur ki sakınırsınız

Verse 184 — Surah Al-Baqarah 2:184

(Oruc) Sayılı gunlerdir. Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadıgı gunler sayısınca baska gunlerde (tutsun) . Zor dayanabilenlerin uzerinde de bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır) . Kim gonulden bir hayır yaparsa bu da kendisi icin hayırlıdır. Oruc tutmanız, -eger bilirseniz- sizin icin daha hayırlıdır

Verse 185 — Surah Al-Baqarah 2:185

Ramazan ayı. Insanlar icin hidayet olan ve dogru yolu ve hak ile batılı birbirinden ayıran apacık belgeleri (kapsayan) Kur´an onda indirilmistir. Oyleyse sizden kim bu aya sahid olursa artık onu tutsun. Kim de hasta ya da yolculukta olursa, tutmadıgı gunler sayısınca diger gunlerde (tutsun) . Allah, size kolaylık diler, size zorluk dilemez. (Bu kolaylıgı) sayıyı tamamlamanız ve sizi dogru yola (hidayete) ulastırmasına karsılık Allah´ı buyuk tanımanız icindir. Umulur ki sukredersiniz

Verse 186 — Surah Al-Baqarah 2:186

Kullarım beni sana soracak olursa, iste Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettigi zaman dua edenin duasına cevap veririm. Oyleyse, onlar da benim cagrıma cevab versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irsad (dogru yolu bulmus) olurlar

Verse 187 — Surah Al-Baqarah 2:187

Oruc gecesinde kadınlarınıza yaklasmak size helal kılındı. Onlar, sizin ortuleriniz, siz de onların ortususunuz. Allah, gercekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte oldugunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bagısladı. Artık onlara yaklasın ve Allah´ın sizin icin yazdıklarını dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar yiyin, icin, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde itikafta oldugunuz zamanlarda da onlara (kadınlarınıza) yaklasmayın. Bunlar, Allah´ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanasmayın. Iste Allah, insanlara ayetlerini boylece acıklar; umulur ki sakınırlar

Verse 188 — Surah Al-Baqarah 2:188

Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve siz, bile bile gunahla insanların mallarından bir bolumunu, yemeniz icin onları hakimlere aktarmayın

Verse 189 — Surah Al-Baqarah 2:189

Sana, hilalleri (dogus halindeki ayları) sorarlar. De ki: «O, insanlar ve hacc icin belirlenmis vakitlerdir. Iyilik (birr), evlere arkalarından gelmeniz degildir, ama iyilik sakınan(ın tutumudur) . Evlere kapılarından girin. Allah´tan sakının, umulur ki kurtulusa erersiniz

Verse 190 — Surah Al-Baqarah 2:190

Sizinle savasanlara karsı Allah yolunda savasın, (ancak) asırı gitmeyin. Elbette Allah asırı gidenleri sevmez

Verse 191 — Surah Al-Baqarah 2:191

Onları, buldugunuz yerde oldurun ve sizi cıkardıkları yerden siz de onları cıkarın. Fitne, oldurmeden beterdir. Onlar, size karsı savasıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savasmayın. Sizinle savasırlarsa siz de onlarla savasın. Kafirlerin cezası iste boyledir

Verse 192 — Surah Al-Baqarah 2:192

Onlar, (savasa) son verirlerse (siz de son verin) : suphesiz Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

Verse 193 — Surah Al-Baqarah 2:193

(Yeryuzunde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah´ın oluncaya kadar onlarla savasın. Eger vazgecerlerse, artık zulum yapanlardan baskasına karsı dusmanlık yoktur

Verse 194 — Surah Al-Baqarah 2:194

Haram ay, haram aya karsılıktır: hurmetler (de) karsılıklıdır. Oyleyse kim size saldırırsa, size saldırdıgı gibi siz de ona saldırın. Allah´tan korkup sakının ve bilin ki muhakkak Allah, korkup sakınanlarla beraberdir

Verse 195 — Surah Al-Baqarah 2:195

Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. Iyilik edin. Suphesiz Allah, iyilik edenleri sever

Verse 196 — Surah Al-Baqarah 2:196

Haccı da, umreyi de Allah icin tamamlayın. Eger (dusman, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kusatılırsanız, artık size kolay gelen kurban(ı gonderin) . Kurban yerine varıncaya kadar baslarınızı tıras etmeyin. Kim sizden hasta ise ya da basından sikayeti varsa, onun ya oruc ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi gerekir) . Guvenlige kavusursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban (ı kesmesi gerekir) . Bulamayana da, hacc´da uc gun, dondugunuzde yedi (gun) olmak uzere, bunlara, tamı tamına on (gundur) oruc vardır. Bu, ailesi Mescid-i Haram´da olmayanlar icindir. Allah´tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezası pek cetin olandır

Verse 197 — Surah Al-Baqarah 2:197

Hac, bilinen aylardır. Boylelikle kim onlarda haccı farz eder, (yerine getirir) se, (bilsin ki) hacda kadına yaklasmak, fısk yapmak ve kavgaya girismek yoktur. Siz, hayır adına ne yaparsanız, Allah, onu bilir. Azık edinin, kuskusuz, azıgın en hayırlısı takvadır. Ey temiz akıl sahipleri, benden korkup sakının

Verse 198 — Surah Al-Baqarah 2:198

Rabbinizden bir fazl istemenizde size sakınca yoktur. Arafat´tan hep birlikte indiginizde Allah´ı Mes´ar-ı Haram´da anın. O, sizi nasıl dogru yola yoneltip ilettiyse, siz de O´nu anın. Gercek su ki, siz bundan evvel sapık olanlardandınız

Verse 199 — Surah Al-Baqarah 2:199

Sonra insanların (topluca) akın ettigi yerden siz de akın edin ve Allah´tan bagıslanma dileyin. Suphesiz Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

Verse 200 — Surah Al-Baqarah 2:200

(Hac) ibadetlerinizi bitirdiginizde, artık (cahiliye doneminde) atalarınızı andıgınız gibi hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah´ı anın. Insanlardan oylesi vardır ki: «Rabbimiz, bize dunyada ver» der; onun ahirette nasibi yoktur

Verse 201 — Surah Al-Baqarah 2:201

Onlardan oylesi de vardır ki: «Rabbimiz, bize dunyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi atesin azabından koru.» der

Verse 202 — Surah Al-Baqarah 2:202

Iste bunların kazandıklarına karsılık nasibleri vardır. Allah, hesabı pek seri gorendir

Verse 203 — Surah Al-Baqarah 2:203

Sayılı gunlerde Allah´ı anın. Iki gunde (Mina´dan donmek icin) elini cabuk tutana gunah yoktur, geri kalana da gunah yoktur. (Bu) sakınan icin(dir.) Allah´tan korkup sakının ve gercekten bilin ki, siz O´na dondurulup toplanacaksınız

Verse 204 — Surah Al-Baqarah 2:204

insanlardan oylesi de vardır ki, dunya hayatına iliskin sozleri senin hosuna gider ve kalbindekine ragmen Allah´ı sahid getirir; oysa o azılı bir dusmandır

Verse 205 — Surah Al-Baqarah 2:205

O, is basına gecti mi (ya da sırtını cevrip gitti mi) yeryuzunde fesad cıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye caba harcar. Allah ise, fesadı (bozgunculugu ve kıskırtıcılıgı) sevmez

Verse 206 — Surah Al-Baqarah 2:206

Ona: «Allah´tan kork» denildigi zaman, onu buyukluk gururu gunaha surukleyerek alıp kusatır. Boylesine cehennem yeter; ne kotu bir yataktır o

Verse 207 — Surah Al-Baqarah 2:207

Insanlardan oylesi de vardır ki, Allah´ın rızasını ara(yıp kazan) mak amacıyla nefsini satın alır. Allah, kullarına karsı sefkatli olandır

Verse 208 — Surah Al-Baqarah 2:208

Ey iman edenler, hepiniz topluca ´barıs ve guvenlige (silm´e Islam´a) girin ve seytanın adımlarını izlemeyin. Cunku o, size apacık bir dusmandır

Verse 209 — Surah Al-Baqarah 2:209

Size, apacık belgeler (ayetler) geldikten sonra yine ayagınız kayarsa, bilin ki Allah, gercekten ustun ve gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

Verse 210 — Surah Al-Baqarah 2:210

Onlar, bulut golgeleri icinde Allah´ın (azabının) meleklerle onlara gelmesini ve isin bitirilivermesini mi gozluyorlar? Oysa butun isler Allah´a doner

Verse 211 — Surah Al-Baqarah 2:211

Israilogularına sor, onlara nice acık ayet(ler) verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah´ın nimetini degistirirse, (bilsin ki) suphesiz Allah, cezası pek siddetli olandır

Verse 212 — Surah Al-Baqarah 2:212

Inkar edenlere dunya hayatı cekici kılındı (suslendi) . Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa korkup sakınanlar, kıyamet gunu onların ustundedir. Allah, diledigine hesapsız rızık verir

Verse 213 — Surah Al-Baqarah 2:213

Insanlar tek bir ummetti. Allah, mujdeciler ve uyarıcı-korkutucular olarak peygamberler gonderdi ve beraberlerinde, insanların anlasmazlıga dustukleri seyler konusunda, aralarında hukum vermek uzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apacık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karsı-olan ´azgınlık ve kıskanclıkları yuzunden anlasmazlıga dusenler, o, (Kitap) verilenlerden baskası degildir.´ Boylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılıga dustukleri gercege kendi izniyle eristirdi. Allah, kimi dilerse onu dogruya yoneltip iletir

Verse 214 — Surah Al-Baqarah 2:214

Yoksa sizden once gelip gecenlerin hali, basınıza gelmeden cennete gireceginizi mi sandınız? Onlara oyle bir yoksulluk oyle dayanılmaz bir zorluk cattı ve oylesine sarsıldılar ki, sonunda peygamber, beraberindeki mu´minlerle: «Allah´ın yardımı ne zaman?» diyordu. Dikkat edin. Suphesiz Allah´ın yardımı pek yakındır

Verse 215 — Surah Al-Baqarah 2:215

Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: «Hayır olarak infak edeceginiz sey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yol ogluna (yolda kalmısa) dır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu kuskusuz bilir.»

Verse 216 — Surah Al-Baqarah 2:216

Savas, hosunuza gitmedigi halde uzerinize yazıldı (farz kılındı) . Olur ki hosunuza gitmeyen bir sey, sizin icin hayırlıdır ve olur ki, sevdiginiz sey de sizin icin bir serdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz

Verse 217 — Surah Al-Baqarah 2:217

Sana haram olan ayı, onda savasmayı sorarlar. De ki: «Onda savasmak buyuk (bir gunahtır).» Allah katında ise, Allah´ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram´a engel olmak ve halkını oradan cıkarmak daha buyuk (bir gunahtır). Fitne ise, katilden beterdir. Eger guc yetirirlerse, sizi dininizden geri cevirinceye kadar sizinle savasmayı surdururler; sizden kim dininden doner ve kafir olarak olurse, artık onların butun yapıp etmeleri (amelleri) dunyada da, ahirette de bosa cıkmıstır ve onlar atesin halkıdır, onda surekli kalacaklardır

Verse 218 — Surah Al-Baqarah 2:218

Suphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; iste onlar, Allah´ın rahmetini umabilirler. Allah bagıslayandır, esirgeyendir

Verse 219 — Surah Al-Baqarah 2:219

Sana ickiyi ve kumarı sorarlar. De ki: «Onlarda hem buyuk gunah, hem de insanlar icin (bazı) yararlar vardır. Ama gunahları yararlarından daha buyuktur.» Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: «Ihtiyactan artakalanı.» Boylece Allah, size ayetlerini acıklar; umulur ki dusunursunuz

Verse 220 — Surah Al-Baqarah 2:220

Hem dunya (konusun) da, hem ahiret (konusunda) . Ve sana yetimleri sorarlar. De ki: «Onları ıslah etmek (yararlı kılmak) hayırlıdır. Eger onları aranıza katarsanız, artık onlar sizin kardeslerinizdir. Allah bozgun (fesad) cıkaranı ıslah ediciden bilir (ayırdeder) . Eger Allah dileseydi size gucluk cıkarırdı. Suphesiz Allah guclu ve ustun olandır, hukum ve hikmet sahibidir.»

Verse 221 — Surah Al-Baqarah 2:221

Musrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hosunuza gitse de- musrik bir kadından daha hayırlıdır. Musrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir kole, -hosunuza gitse de- musrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, atese cagırırlar, Allah ise kendi izniyle cennete ve magfirete cagırır. O, insanlara ayetlerini acıklar. Umulur ki ogut alıp dusunurler

Verse 222 — Surah Al-Baqarah 2:222

Sana ´kadınların aybası halini´ sorarlar. De ki: «O, bir rahatsızlık (eza) dır. Aybası halinde kadınlardan ayrılın ve temizleninceye kadar onlara yaklasmayın. Eger temizlenirlerse, Allah´ın size emrettigi yerden onlara gidin. Suphesiz Allah, tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.»

Verse 223 — Surah Al-Baqarah 2:223

Kadınlarınız sizin tarlanızdır; tarlanıza dilediginiz gibi varın. Kendiniz icin (gelecege hazırlık olarak guzel davranıslar) takdim edin. Allah´tan korkup sakının ve bilin ki elbette O´na kavusucusunuz. Iman edenlere mujde ver

Verse 224 — Surah Al-Baqarah 2:224

Bir de yeminlerinizi bahane ederek iyilik yapmanız, sakınmanız ve insanların arasını duzeltmenize Allah´ı engel kılmayın. Allah isitendir, bilendir

Verse 225 — Surah Al-Baqarah 2:225

Allah sizi, yeminlerinizdeki ´rastgele soylemelerinizden, bos sozler (lagv) ´den dolayı sorumlu tutmaz; fakat sizi kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar. Allah bagıslayandır, yumusak davranandır

Verse 226 — Surah Al-Baqarah 2:226

Kadınlarından uzaklasmaya yemin edenler icin dort ay bekleme suresi vardır. Eger (bu sure icinde) donerlerse, suphesiz Allah, bagıslayandır, esirgeyendir

Verse 227 — Surah Al-Baqarah 2:227

(Yok) Eger bosamada kararlı davranırsa (bosanırlar) . Suphesiz Allah, isitendir, bilendir

Verse 228 — Surah Al-Baqarah 2:228

Bosanmıs kadınlar kendi kendilerine uc ´hayız ve temizlenme suresi´ beklerler. Eger Allah´a ve ahiret gunune inanıyorlarsa Allah´ın rahimlerinde yarattıgını saklamaları onlara helal olmaz. Kocaları, bu sure icinde barısmak isterlerse, onları geri almada (herkesten) daha cok hak sahibidirler. Onların lehine de, aleyhlerindeki maruf hakka denk bir hak vardır. Yalnız erkekler icin onlar uzerinde bir derece (farkı) var. Allah Aziz olandır. Hakim olandır

Verse 229 — Surah Al-Baqarah 2:229

Bosanma iki defadır. (Sonra ise) Ya iyilikle tutmak ya da guzellikle bırakmadır. Onlara (kadınlara) verdiginiz bir seyi geri almanız sizin icin helal olmaz: Ancak ikisinin Allah´ın sınırlarını ayakta tutmayacaklarından korkmus olmaları (durumu baska) . Eger ikisinin Allah´ın sınırlarını ayakta tutamıyacaklarından korkarsanız, bu durumda (kadının) fidye vermesinde ikisi icin de gunah yoktur. Iste bunlar, Allah´ın sınırlarıdır; onlara tecavuz etmeyin. Kim Allah´ın sınırlarına tecavuz ederse, onlar zalimlerin ta kendileridir

Verse 230 — Surah Al-Baqarah 2:230

Yine onu (kadını ucuncu defa) bosarsa, (kadın) onun dısında bir baska kocayla nikahlanmadıkca ona helal olmaz. Eger (bu koca da) onu bosarsa, onlar (ilk koca ile karısı) Allah´ın sınırlarını ayakta tutacaklarını sanıyorlarsa, tekrar birbirlerine donmelerinde ikisi icin de gunah yoktur. Iste bunlar, Allah´ın sınırlarıdır; bilen bir topluluk icin bunları (boyle) acıklar

Verse 231 — Surah Al-Baqarah 2:231

Kadınları bosadıgınızda, bekleme surelerini tamamlamıslarsa, onları ya guzellikle tutun ya da guzellikle bırakın. Fakat haklarını ihlal edip zarar vermek icin onları (yanınızda) tutmayın. Kim boyle yaparsa artık o, kendi nefsine zulmetmis olur. Allah´ın ayetlerini oyun (konusu) edinmeyin ve Allah´ın size verdigi nimeti ve size ogut olsun diye size indirdigi Kitab´ı ve hikmeti anın. Allah´tan da korkup sakının ve bilin ki, Allah her seyi bilendir

Verse 232 — Surah Al-Baqarah 2:232

Kadınları bosadıgınızda, bekleme surelerini de tamamlamıslarsa -birbirleriyle maruf (bilinen mesru bicimde) anlastıkları takdirde- onlara, kendilerini kocalarına nikahlamalarına engel cıkarmayın. Iste, icinizde Allah´a ve ahiret gunune iman edenlere bununla (boyle) ogut verilir. Bu, sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Allah, bilir de siz bilmezsiniz

Verse 233 — Surah Al-Baqarah 2:233

Emzirmeyi tamamlamak isteyenler icin anneler cocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyecegi, giyecegi bilinen (orf) e uygun olarak, cocuk kendisinin olana (babaya) aittir. Kimseye guc yetireceginin dısında (yuk ve sorumluluk) teklif edilmez. Anne, cocugu, cocuk kendisinin olan baba da, cocugu dolayısıyla zarara ugratılmasın; mirascı uzerindeki (sorumluluk ve gorev) de bunun gibidir. Eger (anne ve baba) aralarında rıza ile ve danısarak (cocugu iki yıl tamamlanmadan) sutten ayırmayı isterlerse, ikisi icin de bir gucluk yoktur. Ve eger cocuklarınızı (bir sut anneye) emzirtmek isterseniz, orfe uygun vereceginizi odedikten sonra size bir sorumluluk yoktur. Allah´tan korkup sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı gorendir

Verse 234 — Surah Al-Baqarah 2:234

Icinizden olenlerin (geride) bıraktıgı esler, kendi kendilerine dort ay on (gun) beklerler. Bu bekleme suresi doldugundan, artık onların kendi haklarında maruf (mesru) bir sekilde yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah, islediklerinizden haberi olandır

Verse 235 — Surah Al-Baqarah 2:235

(Iddeti bekleyen) Kadınları nikahlamak istediginizi (onlara) sezdirmenizde ya da boyle bir istegi gonlunuzde saklamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Gercekte Allah, sizin onları (kalbinizden gecirip) anacagınızı bilmistir. Sakın bilinen (mesru) sozler dısında onlarla gizlice vaadlesmeyin; bekleme suresi tamamlanıncaya kadar nikah bagını baglamaya kesin karar vermeyin. Ve bilin ki, elbette Allah kalbinizden geceni bilmektedir. Artık ondan kacının. Ve bilin ki, suphesiz Allah bagıslayandır, (kullara) yumusak davranandır

Verse 236 — Surah Al-Baqarah 2:236

Kendilerine el surmediginiz, mehirlerini de tesbit etmediginiz kadınları bosamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Onları yararlandırın, zengin olan kendi gucu, darda olan da kendi gucu oranında, maruf (mesru ve orfe uygun) bir sekilde yararlandırmalı. (Bu,) Iyilik edenler uzerinde bir haktır

Verse 237 — Surah Al-Baqarah 2:237

Eger onlara mehir tesbit eder de, el surmeden bosarsanız, bu durumda -kendileri ya da nikah bagı elinde olanın bagıslaması haric- tesbit ettiginiz (mehr) in yarısı onlarındır. sizin (tumunu veya fazlasını) bagıslamanız takvaya daha yakındır. Aranızdaki ustunlugu (derece farkını) da unutmayın. Suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

Verse 238 — Surah Al-Baqarah 2:238

Namazları ve orta namazını (ustlerine duserek, titizlik gostererek) koruyun ve Allah´a gonulden boyun egiciler olarak (namaza) durun

Verse 239 — Surah Al-Baqarah 2:239

Eger korkarsanız, yaya veya binekte iken kılın. Guvenlige girdiginizde ise, yine Allah´ı, size bilmediklerinizi nasıl ogrettiyse oyle anın

Verse 240 — Surah Al-Baqarah 2:240

Icinizde olup de (geride) esler bırakmakta olanlar, (evlerinden) cıkarılmaksızın, senesine kadar yararlanmaları icin eslerine vasiyet (bıraksınlar) . Ama onlar, (kendiliklerinden) cıkarlarsa, artık onların maruf (mesru) olarak kendileri icin yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah guclu ve ustun olandır. Hukum ve hikmet sahibidir

Verse 241 — Surah Al-Baqarah 2:241

Bosanmıs (kadın) ların maruf (mesru) bir tarzda yararlanma (ve gecim pay) ları vardır. Bu korkup sakınanlar uzerinde bir haktır

Verse 242 — Surah Al-Baqarah 2:242

Iste Allah, size ayetlerini boyle acıklar; umulur ki akıl erdirirsiniz

Verse 243 — Surah Al-Baqarah 2:243

Binlerce kisinin olum korkusuyla yurtlarından cıktıklarını gormedin mi? Allah onlara: «Olun» dedi, sonra da onları diriltti. Suphesiz Allah, insanlara karsı fazl sahibidir. Ancak, insanların cogunlugu sukretmez

Verse 244 — Surah Al-Baqarah 2:244

Allah yolunda savasın ve bilin ki, suphesiz Allah isitendir, bilendir

Verse 245 — Surah Al-Baqarah 2:245

Allah´a karsılıgını cok arttırma ile kat kat arttıracagı guzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah, daraltır ve genisletir ve siz O´na donduruleceksiniz

Verse 246 — Surah Al-Baqarah 2:246

Musa´dan sonra Israilogullarının onde gelenlerini gormedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: «Bize bir melik gonder de Allah yolunda savasalım» demislerdi, O: «Ya uzerinize savas yazıldıgı halde, savasmayacak olursanız?» demisti. «Bize ne oluyor ki Allah yolunda savasmayalım? Ki biz yurdumuzdan cıkarıldık ve cocuklarımızdan (uzaklastırıldık.)» demislerdi. Ama onlara savas yazıldıgı (ongoruldugu) zaman, az bir kısmı dısında (cogunlugu) yuz cevirdiler. Allah zalimleri bilir

Verse 247 — Surah Al-Baqarah 2:247

Onlara peygamberleri dedi ki: «Allah size Talut´u (melik olarak) gonderdi.» Onlar: «Biz hukumdarlıga, ona gore daha cok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bollugu verilmemisken, nasıl bizi (yonetmek uzere) hukumdarlık (mulk) onun olabilir?» demislerdi. O (soyle) demisti: «Dogrusu Allah size onu secti ve onun bilgi ve vucud gelisimini arttırdı. Allah, kime dilerse mulkunu verir; Allah (rahmetiyle) genis olandır, bilendir.»

Verse 248 — Surah Al-Baqarah 2:248

Peygamberi, onlara (soyle) dedi: «Onun hukumdarlıgının belgesi, size Tabut´un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden ´bir guven duygusu ve huzur´ ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler tasır. Eger inanmıslarsanız, bunda suphesiz sizin icin bir delil vardır.»

Verse 249 — Surah Al-Baqarah 2:249

Talut, ordusuyla birlikte ayrıldıgında dedi ki: «Dogrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan icerse, artık o benden degildir ve kim de -eliyle bir avuc avuclayanlar haric- onu tadmazsa o bendendir. Onlardan az bir bolumu dısında ondan ictiler. O, kendisiyle beraber iman edenlerle onu (ırmagı) gecince onlar (geride kalanlar) : «Bugun bizim Calut´a ve ordusuna karsı (koyacak) gucumuz yok.» dediler. (O zaman) Elbette Allah´a kavusacaklarını umanlar (soyle) dediler: «Nice az bir topluluk, daha cok olan bir topluluga Allah´ın izniyle galib gelmistir; Allah sabredenlerle beraberdir.»

Verse 250 — Surah Al-Baqarah 2:250

Onlar, Calut ve ordusuna karsı meydana (savasa) cıktıklarında, dediler ki: «Rabbimiz, uzerimize sabır yagdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluguna karsı bize yardım et.»

Verse 251 — Surah Al-Baqarah 2:251

Boylece onları, Allah´ın izniyle yenilgiye ugrattılar. Davud Calut´u oldurdu. Allah da ona mulk ve hikmet verdi; ona dilediginden ogretti. Eger Allah´ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def´i (engellemesi) olmasaydı, yeryuzu mutlaka fesada ugrardı. Ancak Allah, alemlere karsı buyuk fazl (ve ihsan) sahibidir

Verse 252 — Surah Al-Baqarah 2:252

Iste bunlar, Allah´ın ayetleridir; onları sana hak olarak okuyoruz. Sen de gonderilen elcilerdensin

Verse 253 — Surah Al-Baqarah 2:253

Iste bu peygamberler; bir kısmını bir kısmına ustun kıldık. Onlardan, Allah´ın kendileriyle konustugu ve derecelerle yukselttigi vardır. Meryem oglu Isa´ya apacık belgeler verdik ve onu Ruhu´l-Kudus´le destekledik. Sayet Allah dileseydi, kendilerine apacık belgeler geldikten sonra, onların pesinden gelen (ummet) ler, birbirlerini oldurmezdi. Ancak ihtilafa dustuler; onlardan kimi inandı, kimi de kufretti. Allah dileseydi birbirlerini oldurmezlerdi. Ama Allah diledigini yapandır

Verse 254 — Surah Al-Baqarah 2:254

Ey iman edenler, hic bir alıs-verisin, hic bir dostlugun ve hic bir sefaatin olmadıgı gun gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler, onlar zulmedenlerdir

Verse 255 — Surah Al-Baqarah 2:255

Allah. O´ndan baska ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O´nu uyuklama ve uyku tutmaz. Goklerde de, yerde de ne varsa hepsi O´nundur. Izni olmaksızın O´nun katında sefaatte bulunacak kimdir? O, onlerindekini ve, arkalarındakini bilir. Diledigi kadarının dısında, O´nun ilminden hic bir seyi kavrayıp kusatamazlar. . O´nun kursusu, butun gokleri ve yeri kaplayıp kusatmıstır. Onların korunması O´na guc gelmez. O, pek yucedir, pek buyuktur

Verse 256 — Surah Al-Baqarah 2:256

Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Gercek su ki, dogruluk (rusd) sapıklıktan apacık ayrılmıstır. Artık kim tagutu tanımayıp Allah´a inanırsa, o, sapasaglam bir kulpa yapısmıstır; bunun kopması yoktur. Allah, isitendir, bilendir

Verse 257 — Surah Al-Baqarah 2:257

Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekcisi) dir. Onları karanlıklardan nura cıkarır; kufredenlerin velileri ise tagut´tur. Onları da nurdan karanlıklara cıkarırlar. Iste onlar, atesin halkıdırlar, onda sureki olarak kalacaklardır

Verse 258 — Surah Al-Baqarah 2:258

Allah, kendisine mulk verdi, diye rabbi konusunda Ibrahim´le tartısmaya gireni gormedin mi? Hani Ibrahim: «Benim Rabbim diriltir ve oldurur» demisti; o da: «Ben de oldurur ve diriltirim» demisti. (O zaman) Ibrahim: «Suphe yok, Allah gunesi dogudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir» deyince, o kufre sapan boylece afallayıp kalmıstı. Allah, zalimler toplulugunu hidayete erdirmez

Verse 259 — Surah Al-Baqarah 2:259

Ya da altı ustune gelmis, ıpıssız duran bir sehre ugrayan gibisi (goremedin mi?) Demisti ki: «Allah, burasını olumunden sonra nasıl diriltecekmis?» Bunun uzerine Allah, onu yuz yıl olu bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Demisti ki: «Ne kadar kaldın?» O: «Bir gun veya bir gunden az kaldım» demisti. (Allah ona:) «Hayır, yuz yıl kaldın, boyleyken yiyecegine ve icecegine bak, henuz bozulmamıs; esegine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız icindir. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?» demisti. O, kendisine (bunlar) apacık belli olduktan sonra demisti ki: «(Artık simdi) Biliyorum ki gercekten Allah, her seye guc yetirendir.»

Verse 260 — Surah Al-Baqarah 2:260

Hani Ibrahim: «Rabbim, bana oluleri nasıl dirilttigini goster» demisti. (Allah ona:) «Inanmıyor musun?» deyince «Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması icin.» demisti. Oyleyse, dort kus tut. Onları kendine alıstır, sonra onları (parcalayıp) her bir parcasını bir dagın uzerine bırak, sonra da onları cagır. Sana kosarak gelirler. Bil ki, suphesiz Allah, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir.»

Verse 261 — Surah Al-Baqarah 2:261

Mallarını Allah yolunda infak edenlerin ornegi yedi basak bitiren, her bir basakta yuz ´tane´ bulunan bir tek ´tane´nin ornegi gibidir. Allah, diledigine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir

Verse 262 — Surah Al-Baqarah 2:262

Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri seyin pesinden basa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rabbleri katındadır, onlar icin korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır

Verse 263 — Surah Al-Baqarah 2:263

Guzel bir soz ve bagıslama, pesinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hic bir seye ihtiyacı olmayandır, yumusak davranandır

Verse 264 — Surah Al-Baqarah 2:264

Ey iman edenler, Allah´a ve ahiret gunune inanmayıp, insanlara karsı gosteris olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı gecersiz kılmayın. Boylesinin durumu, uzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; ona saganak bir yagmur dustu mu, onu cırılcıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hic bir seye guc yetiremez (elde edemez) ler. Allah, kafirler topluluguna hidayet vermez

Verse 265 — Surah Al-Baqarah 2:265

Yalnızca Allah´ın rızasını istemek ve kendilerinde olanı koklestirip guclendirmek icin mallarını infak edenlerin ornegi, yuksekce bir tepede bulunan, sagnak yagmur aldıgında urunlerini iki kat veren bir bahcenin ornegine benzer ki ona sagnak yagmur isabet etmese de bir cisintisi (vardır) . Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir

Verse 266 — Surah Al-Baqarah 2:266

Hangi biriniz ister ki, altından ırmaklar akan hurmalardan, uzumlerden bir bahcesi olsun, icinde kendisinin olan butun urunler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip catsın, (ustelik) zayıf ve kucuk cocukları olsun (boyle durumda iken), ona (bahcesine) atesli bir kasırga isabet etsin de yanıversin. Iste Allah, size ayetleri boyle acıklar, umulur ki dusunursunuz

Verse 267 — Surah Al-Baqarah 2:267

Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin icin yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin goz yummadan alamıyacagınız bayagı seyleri vermeye kalkısmayın ve bilin ki, suphesiz Allah, hic bir seye ihtiyacı olmayandır, ovulmeye layık olandır

Verse 268 — Surah Al-Baqarah 2:268

Seytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size cirkin-hayasızlıgı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bagıslama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) genis olandır, bilendir

Verse 269 — Surah Al-Baqarah 2:269

Kime dilerse hikmeti ona verir; suphesiz kendisine hikmet verilene buyuk bir hayır da verilmistir. Temiz akıl sahiplerinden baskası ogut alıp dusunmez

Verse 270 — Surah Al-Baqarah 2:270

Nafakadan her ne infak eder veya adaktan her ne adarsanız, muhakkak Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur

Verse 271 — Surah Al-Baqarah 2:271

Sadakaları acıkta verirseniz o ne iyi; fakat gizleyip de fakirlere verirseniz bu, sizin icin daha hayırlıdır. O, gunahlarınızdan bir kısmını bagıslar. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır

Verse 272 — Surah Al-Baqarah 2:272

Onların hidayete ermesi, senin uzerinde (kesin bir yukumluluk) degildir. Ancak Allah, diledigini hidayete erdirir. Hayır olarak her ne infak ederseniz, kendiniz icindir. Zaten siz, ancak Allah´ın hosnutlugunu istemekten baska (bir amacla) infak etmezsiniz. Hayırdan her ne infak ederseniz -haksızlıga (zulme) ugratılmaksızın- size eksiksizce odenecektir

Verse 273 — Surah Al-Baqarah 2:273

(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler icindir ki, onlar, yeryuzunde dolasmaya guc yetiremezler. Iffetlerinden dolayı cahil olan (kisi,) onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yuzlerinden tanırsın. Yuzsuzluk ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, suphesiz Allah onu bilir

Verse 274 — Surah Al-Baqarah 2:274

Onlar ki, mallarını gece, gunduz; gizli ve acık infak ederler. Artık bunların ecirleri Rableri katındadır, onlar icin korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır

Verse 275 — Surah Al-Baqarah 2:275

Faiz (riba) yiyenler, ancak kendisini seytan carpmıs olanın kalkısı gibi, carpılmıs olmaktan baska (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: «Alım-satım da ancak faiz gibidir» demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alısverisi helal, faizi ise haram kılmıstır. Kime Rabbinden bir ogut gelir de (faize) bir son verirse, artık gecmisi kendisine, isi de Allah´a aittir. Kim de (faize) geri donerse, artık onlar atesin halkıdır, orada onlar surekli kalacaklardır

Verse 276 — Surah Al-Baqarah 2:276

Allah, faizi yok eder de, sadakaları arttırır. Allah, gunahkar olan kafirlerin hic birini sevmez

Verse 277 — Surah Al-Baqarah 2:277

Suphesiz iman edip guzel amellerde bulunanlar, dosdogru namazı kılanlar ve zekatı verenler; onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır

Verse 278 — Surah Al-Baqarah 2:278

Ey iman edenler, Allah´tan korkup sakının ve eger inanmıssanız, faizden artakalanı bırakın

Verse 279 — Surah Al-Baqarah 2:279

Sayet boyle yapmazsanız, Allah´a ve Rasulune karsı savas actıgınızı bilin. Eger tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Boylece) Ne zulmetmis olursunuz, ne de zulme ugratılmıs olursunuz

Verse 280 — Surah Al-Baqarah 2:280

Eger (borclu) zorluk icindeyse, ona elverisli bir zamana kadar sure (verin) . (Borcu) Sadaka olarak bagıslamanız ise, sizin icin daha hayırlıdır; eger bilirseniz

Verse 281 — Surah Al-Baqarah 2:281

Allah´a doneceginiz gunden korkun-sakının. Sonra herkese kazandıgı eksiksizce odenecek ve onlara haksızlık yapılmayacaktır

Verse 282 — Surah Al-Baqarah 2:282

Ey iman edenler, belirli bir sure icin borclandıgınız zaman onu yazınız. Aranızdan bir katip dogru olarak yazsın, katip Allah´ın kendisine ogrettigi gibi yazmaktan kacınmasın, yazsın. Uzerinde hak olan (borclu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah´tan korkup sakınsın, ondan hic bir seyi eksiltmesin. Eger uzerinde hak olan (borclu), dusuk akıllı ya da za´f sahibi veya kendisi yazmaya guc yetirmeyecekse, velisi dosdogru yazdırsın. Erkeklerinizden de iki sahid tutun; eger iki erkek yoksa, sahidlerden rıza gostereceginiz bir erkek ve biri unuttugunda oburu ona hatırlatacak iki kadın (da olur) . Sahidler cagırıldıkları zaman kacınmasınlar. Onu (borcu) az olsun, cok olsun, suresiyle birlikte yazmaya usenmeyin. Bu, Allah katında en adil, sahitlik icin en saglam, suphelenmemeniz icin de en yakın olandır. Ancak aranızda devredip durdugunuz ve pesin olarak yaptıgınız ticaret baska, bunu yazmamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Alıs-veris ettiginizde de sahid tutun. Yazana da, sahide de zarar verilmesin. (Aksini) Yaparsanız, o, kendiniz icin (bir zulum ve gunah) fısktır. Allah´tan korkup sakının. Allah size ogretiyor. Allah her seyi bilendir

Verse 283 — Surah Al-Baqarah 2:283

Eger yolculukta iseniz ve katip de bulamazsanız, bu durumda alınan rehin (yeter) . Su durumda eger birbirinize guveniyorsanız, kendisine guven duyulan, Rabbi olan Allah´tan korkup sakınsın da emanetini odesin. Sahidligi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, artık suphesiz, onun kalbi gunahkardır. Allah, yapmakta olduklarınızı bilendir

Verse 284 — Surah Al-Baqarah 2:284

Goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Icinizdekini acıga vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya ceker. Sonra diledigini bagıslar, diledigini azablandırır. Allah, her seye guc yetirendir

Verse 285 — Surah Al-Baqarah 2:285

Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mu´minler de. Tumu, Allah´a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandı. «O´nun peygamberleri arasında hic birini (digerinden) ayırdetmeyiz. Isittik ve itaat ettik. Rabbimiz bagıslamanı (dileriz) . Varıs ancak Sana´dır» dediler

Verse 286 — Surah Al-Baqarah 2:286

Allah, hic kimseye guc yetireceginden baskasını yuklemez. Kazandıgı lehine, kazandırdıkları da aleyhinedir. «Rabbimiz, unuttuklarımızdan ya da yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agır yuk yukleme. Rabbimiz, kendisine guc yetiremeyecegimiz seyi bize tasıtma. Bizi affet, bizi bagısla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluguna karsı bize yardım et.»