Ve (yine) kendilerine: «Insanların iman ettigi gibi siz de iman edin» denildiginde: «Dusuk akıllılar (beyinsizler) ın iman ettigi gibi mi iman edelim?» derler. Bilin ki, gercekten asıl dusuk akıllılar kendileridir: ama bilmezler
Bunların ornegi, ates yakan adamın ornegine benzer; (ki onun atesi) cevresini aydınlattıgı zaman, Allah onların aydınlıgını giderir ve goremez bir sekilde karanlıklar icinde bırakıverir
Ya da (bunlar) karanlıklar, gok gurultusu ve simsek(ler) le yuklu, gokten siddetli bir yagmur fırtınasına tutulmus gibidirler ki, yıldırımların saldıgı dehsetle; olum korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Ama Allah kafirleri cepecevre kusatıcıdır
Cakan simsek, neredeyse gozlerini kapıverecek; onlerini her aydınlattıgında (biraz) yururler, uzerlerine karanlık basıverince de kalakalırlar. Allah dileseydi, isitmelerini de gormelerini de gideriverirdi. Hic suphe yok Allah, herseye guc yetirendir
O, sizin icin yeryuzunu bir dosek, gokyuzunu bir bina kıldı. Ve gokten yagmur indirerek bununla sizin icin (cesitli) urunlerden rızık cıkardı. Oyleyse (butun bunları) bile bile Allah´a esler kosmayın
Eger kulumuza indirdigimiz (Kur´an) den suphedeyseniz, bu durumda, siz de bunun benzeri olan bir sure getirin. Ve eger dogru sozluler iseniz, Allah´tan baska sahitlerinizi (kendilerine guvendiginiz yardımcılarınızı) cagırın
(Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları mujdele. Gercekten onlar icin altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu urunlerden her yedirildiginde: «Bu daha once de rızıklandıgımızdır» derler, bu birbirinin benzeri olarak onlara sunulmustur. Onda, onlar icin tertemiz esler vardır ve onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar
Suphesiz Allah, bir sivrisinegi olsun, ondan ustun olanını olsun (herhangi bir seyi) ornek vermekten cekinmez. Boylece iman edenler, kuskusuz bunun Rablerinden hak oldugunu bilirler; kufredenler ise, «Allah, bu ornekle neyi amaclamıstır?» derler. (Oysa Allah,) Bununla bircogunu saptırır, bircogunu da hidayete ulastırır. O bununla ancak fasıkları saptırır
Ki (bunlar) Allah´ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah´ın kendisiyle birlestirilmesini emrettigi seyi keserler ve yeryuzunde bozgunculuk (fesad) cıkarırlar. Kayba ugrayanlar, iste bunlardır
Nasıl oluyor da Allah´ı inkar ediyorsunuz? Oysa olu iken sizi O diriltti; sonra yine sizi oldurecek, yine diriltecektir ve sonra yalnızca O´na donduruleceksiniz
Hani Rabbin, Meleklere: «Muhakkak ben, yer yuzunde bir halife var edecegim» demisti. Onlar da: «Biz seni ovup yuceltir ve (surekli) takdis edip dururken, orada fesat cıkaracak ve orada kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?» dediler. (Allah:) «Suphesiz, sizin bilmediginizi ben bilirim.» dedi
(Allah:) «Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver» dedi. O da, bunları onlara isimleriyle haber verince, (Allah) dedi ki: «Size demedim mi, goklerin ve yerin gaybını gercekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı da, acıga vurduklarınızı da ben bilirim.»
Ve dedik ki: «Ey Adem, sen ve esin cennette yerles. Ikiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.»
Fakat Seytan, oradan ikisinin ayagını kaydırdı ve boylece onları icinde bulundukları durumdan cıkardı. Biz de: «Kiminiz kiminize dusman olarak inin, sizin icin yeryuzunde belli bir vakte kadar bir yerlesim ve meta vardır» dedik
Dedik ki: «Oradan tumunuz inin. Artık, ne zaman size benden bir hidayet gelir de, kim benim hidayetime uyarsa, onlar icin ne bir korku vardır, ne de mahzun olacaklardır.»
Yanınızda olan (Tevrat) ı, dogrulayıcı olarak indirdigime (Kur´an´a) iman edin; onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimi az bir deger karsılıgında degismeyin. Ve yalnızca benden korkun
Ve hic kimsenin, hic kimse adına bir sey odeyemeyecegi, hic kimseden bir sefaatin kabul edilmeyecegi ve hic kimseden bir fidye alınmayacagı ve yardım gorulmeyecegi gunden korkup sakının
Sizi, en dayanılmaz iskencelere ugrattıklarında, Firavun ailesinin elinden kurtardıgımızı anın. Onlar, kadınlarınızı diri bırakıyorlarken, erkek cocuklarınızı bogazlıyorlardı. Bunda sizin icin Rabbinizden buyuk bir imtihan vardı
Musa, kavmine dedi: «Ey kavmim, gercekten siz, buzagıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca yaratan (gercek ilah) ınıza tevbe edip nefislerinizi oldurun: bu, yaratıcınız katında sizin icin daha hayırlıdır.» Bunun uzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. Suphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir
Bulutları uzerinize golgelendirdik ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin iyisinden yiyin (dedik) . Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler
Ve (yine) hatırlayın, demistik ki: «Su sehre girin ve orada istediginiz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken ´dilegimiz bagıslamandır´ deyin; (biz de) hatalarınızı bagıslayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) artıracagız.»
Ama zulmedenler, kendilerine soylenen sozu bir baskasıyla degistirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuga karsılık, uzerine gokten igrenc bir azab indirdik
Hatırlayın; Musa kavmi icin su aramıstı, o zaman biz ona: «Asanı tasa vur» demistik de ondan oniki pınar fıskırmıstı, boylece herkes icecegi yeri bilmisti. Allah´ın verdigi rızıktan yiyin, icin ve yeryuzunde bozgunculuk (fesad) yaparak karısıklık (ve kıskırtıcılık) cıkarmayın
Siz (ise soyle) demistiniz: «Ey Musa, biz bir cesit yemege katlanmayacagız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve sogan cıkarsın.» (O zaman Musa da) «Hayırlı olanı, su degersiz, seyle mi degistirmek istiyorsunuz? (Oyleyse) Mısır´a inin, cunku (orada) kendiniz icin istediginiz vardır.» demisti. Onların uzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah´tan bir gazaba ugradılar. Bu, kuskusuz, Allah´ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere oldurmelerindendi: (yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı cignemelerindendi
Suphesiz iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabii´ler(den kim) Allah´a ve ahiret gunune iman eder, salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Ve onlar icin korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır
Sizden kesin bir soz almıs ve Tur dagını ustunuze yukseltmistik (ve demistik ki:) «Size verdigimize sımsıkı yapısın ve onda olanı (hukumleri surekli) hatırlayın: umulur ki sakınırsınız.»
Siz ise, bundan sonra da yuz cevirdiniz. Eger Allah´ın uzerinizdeki fazlı (lutuf ve ihsanı) ve rahmeti olmasaydı, siz gercekten kayba ugrayanlardan olurdunuz
«Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini acıklasın» demislerdi. (O da Rabbine yalvardıktan sonra onlara) Demisti ki: «Suphesiz Allah diyor ki: O ne pek geckin, ne de pek genc, ikisi arası dinc(likte bir sıgır olmalı) dır. Artık emrolundugunuz seyi yerine getirin.»
Demislerdi ki: «Rabbine adımıza (bir daha) yalvar da, bize rengini bildirsin.» O da: «(Rabbim) diyor ki: O, bakanların icini ferahlatacak sarı bir inektir» demisti
(Onlar yine:) «Rabbine (bir kere daha) adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini acıklasın. Cunku bize gore (bircok) sıgır birbirinin benzeridir. Insaallah (Allah dilerse,) biz dogruya varırız» demislerdi
(Bunun uzerine Musa) Dedi ki «O (Rabbim) diyor ki: O, yeri surmek ve ekini sulamak icin boyunduruga alınmayan, salma ve onda alaca olmayan bir inektir.» (O zaman) : «Simdi gercegi getirdin dediler. Boylece inegi kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı
Bunun icin de: «Ona (olu cesede, kestiginiz inegin) bir parcasıyla vurun» demistik. Boylece, Allah oluleri diriltir ve size ayetlerini gosterir; belki akıllanırsınız
Bundan sonra kalpleriniz yine katılastı; tas gibi, hatta daha katı. Cunku taslardan oyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fıskırır, oyleleri vardır ki yarılır, ondan sular cıkar, oyleleri de vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil (habersiz) degildir
Siz (muslumanlar,) onların (Yahudilerin) size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bolumu, Allah´ın sozunu isitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile degistiriyorlardı
Iman edenlerle karsılastıklarında «iman ettik» derler; birbiriyle kendi baslarına kaldıkları zaman ise, derler ki: «Allah´ın size actık (acıkladık) larını, Rabbiniz katında size karsı bir belge olsun diye mi onlarla soylesiyorsunuz? Hala akıllanmayacak mısınız?»
Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir deger karsılıgında satmak icin: «Bu Allah katındandır» diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına
Derler ki: «Sayılı gunlerin dısında, ates bize degmeyecektir.» De ki: «Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla va´dinden donmez- Yoksa Allah´a karsı bilmediginizi mi soyluyorsunuz?»
Hani Israilogullarından, «Allah´tan baskasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara guzel soz soyleyin, namazı dosdogru kılın ve zekatı verin» diye kesin soz almıstık. Sonra siz, az bir bolumunuz dısında yuz cevirdiniz ve (hala) cevirmektesiniz
Hani sizden «Birbirinizin kanını dokmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan cıkarmayın» diye kesin soz almıstık. Sonra sizler bunu onaylamıstınız, hala da (buna) sahitlik etmektesiniz
Sonra (yine) siz, birbirinizi olduruyor, bir bolumunuzu yurtlarından surup -cıkarıyor ve gunah ve dusmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyelesiyorsunuz. Oysa onları cıkarmanız, size haram kılınmıstı. Yoksa siz, Kitabın bir bolumune inanıp da bir bolumunu inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden boyle yapanların cezası, dunya hayatında asagılık olmaktan baska degildir; kıyamet gununde de azabın en siddetli olanına ugratılacaklardır. Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil degildir
Andolsun, biz Musa´ya Kitap verdik ve ardından pespese peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa´ya da apacık belgeler verdik ve onu Ruhu´l-Kudus´le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir peygamber nefsinizin hoslanmayacagı bir seyle gelse, buyukluk taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu oldurecek misiniz
Allah katından yanlarında olan (Tevrat) ı dogrulayıcı bir Kitap geldigi zaman, -ki bundan once kufredenlere karsı fetih istiyorlardı- iste bilip tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah´ın laneti kafirlerin uzerinedir
Allah´ın kularından, diledigine kendi fazlından (peygamberligi) indirmesini ´kıskanarak ve hakka bas kaldırarak´ Allah´ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kotu seye karsılık sattılar. Boylelikle gazab ustune gazaba ugradılar. Kafirler icin alcaltıcı bir azab vardır
Onlara: «Allah´ın indirdiklerine iman edin» denildiginde: «Biz, bize indirilene iman ederiz» derler ve ondan sonra olan (Kur´an) ı inkar ederler. Oysa o (Kur´an), yanlarındaki (Kitabı) dogrulayan bir gercektir. (Onlara) De ki: «Eger inanıyor idiyseniz, daha once ne diye Allah´ın peygamberlerini olduruyordunuz?»
De ki: «Eger Allah katında ahiret yurdu, baska insanarın degil de, yalnızca sizin ise, (ve bunda) dogru sozluler iseniz, hemen olumu dileyin (bakalım) .»
Andolsun, onları hayata karsı (diger) insanlardan ve sirk kosanlardan (bile) daha tutkun bulursun. (Onlardan) Her biri, bin yıl yasatılsın ister; oysa onun bunca yasaması, onu azabtan kurtarmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını gorendir
De ki: «Cibril´e kim dusman ise, (bilsin ki) gercekten o Kitabı, Allah´ın izniyle kendinden oncekileri dogrulayıcı ve mu´minler icin hidayet ve mujde verici olarak senin kalbine indiren O´dur
Ne zaman onlara Allah katından yanlarındakini dogrulayan bir peygamber gelse, kendilerine kitap verilenlerden bir takımı, sanki kendileri hic bilmiyorlarmıs gibi Allah´ın Kitabını arkalarına attılar
Ve onlar, Suleyman´ın mulku (nubuvvet) aleyhinde seytanların uyduklarına uydular. Suleyman ise kufretmedi; ancak seytanlar kufretti. Onlar, insanlara sihiri ve Babil´deki iki melege Harut´a ve Marut´a indirileni ogretiyorlardı. Oysa o ikisi: «Biz, yalnızca bir fitne (denemeden geciren kimse) yiz, sakın kufretme» demedikce hic kimseye (bir sey) ogretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını acan seyi ogreniyorlardı. Oysa Allah´ın izni olmadıkca onunla hic kimseye zarar veremezlerdi. Onlar ise, kendilerine zarar verecek ve yarar saglamayacak seyi ogreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hic bir payı olmadıgını bildiler; kendi nefislerini karsılıgında sattıkları sey ne kadar kotu; bir bilselerdi
Kitap Ehlinden olan kafirler ve musrikler, Rabbinizden uzerinize bir hayrın indirilmesini arzu etmezler. Allah ise, diledigine rahmetini tahsis eder. Allah buyuk fazl sahibidir
Biz, ondan daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye (kadar) hic bir ayeti neshetmez (hukmunu yururlukten kaldırmaz) veya unutturmayız (ya da geri bıraktırmayız) . Bilmez misin ki Allah, gercekten her seye guc yetirendir
Yoksa daha once Musa´nın sorguya cekildigi gibi, siz de peygamberinizi sorguya mı cekmek istiyorsunuz? Kim imanı kufre degisirse, artık o, dosdogru yolu sapıtmıs olur
Kitap Ehlinden cogu, kendilerine gercek (hak) apacık belli olduktan sonra, nefislerini (kusatan) kıskanclıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi kufre dondurmek arzusunu duydular. Fakat, Allah´ın emri gelinceye kadar onları bırakın ve (onlara) ilismeyin. Hic suphesiz Allah, her seye guc yetirendir
Dosdogru namazı kılın, zekatı verin; onceden kendiniz icin hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah katında bulacaksınız. Hic suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir
Dediler ki: «Yahudi veya Hıristiyan olmadıkca, kimse kesin olarak cennete giremez.» Bu, onların kendi kuruntularıdır (ongoruleridir) . De ki: «Eger dogru sozluler iseniz, kesin kanıt (burhan) ınızı getiriniz.»
Hayır, kim iyilik yapıcı olarak, yuzunu (kendini) Allah´a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar icin korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır
Yahudiler dedi ki: «Hıristiyanlar bir sey (herhangi bir temel) uzere degillerdir. «; Hıristiyanlar da: «Yahudiler bir sey (herhangi bir temel) uzere degillerdir» dedi. Oysa onlar, Kitabı okuyorlar. Bilmeyen (bilgisiz) ler de, onların soylediklerinin benzerini soylemislerdi. Artık Allah, kıyamet gunu anlasmazlıga dustukleri seyde aralarında hukum verecektir
Allah´ın mescidlerinde O´nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılmasına caba harcayanlardan daha zalim kimdir? Onların (durumu) iclerine korkarak girmekten baskası degildir. Onlar icin dunyada bir asagılanma, ahirette de buyuk bir azab vardır
Bilgisizler, dediler ki: «Allah bizimle konusmalı veya bize de bir ayet gelmeli degil miydi?» Onlardan oncekiler de onların bu soylediklerinin benzerini soylemislerdi. Kalbleri birbirine benzesti. Biz, kesin bir bilgiyle inanan bir topluluga ayetleri apacık gostermisiz
Sen onların dinlerine uymadıkca, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hosnut olacak degillerdir. De ki: «Kuskusuz dogru yol, Allah´ın (gosterdigi) dosdogru yoldur.» Eger sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku) larına uyacak olursan, senin icin Allah´tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı
Kendilerine verdigimiz Kitabı geregi gibi okuyanlar, iste ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkar ederse, artık onlar kayba ugrayanların ta kendileridir
Ve hic kimsenin hic kimse adına bir sey odeyemeyecegi, hic kimseden bir kurtulus karsılıgı (fidye) alınmayacagı ve hic kimseden bir sefaatin kabul edilmeyecegi ve yardım gorulmeyecegi bir gunden korkun
Hani Rabbi, Ibrahim´i birtakım kelimelerle denemeden gecirmisti. O da bunları tam olarak yerine getirmisti. (O zaman Allah Ibrahim´e) : «Seni suphesiz insanlara imam kılacagım» demisti. (Ibrahim) «Ya soyumdan olanlar?» deyince (Allah:) «Zalimler benim ahdime erisemez» demisti
Hani Evi (Ka´beyi) insanlar icin bir toplanma ve guvenlik yeri kıldık. «Ibrahim´in makamını namaz yeri edinin», Ibrahim ve Ismail´e de, «Evi´mi tavaf edenler, itikafa cekilenler ve ruku ve secde edenler icin temizleyin» diye ahid verdik
Hani Ibrahim: «Rabbim, bu sehri bir guvenlik yeri kıl ve halkından Allah´a ve ahiret gunune inananları urunlerle rızıklandır» demisti de (Allah:) «Kufredeni de az bir sure yararlandırır, sonra onu atesin azabına ugratırım; ne kotu bir donustur o» demisti
Ibrahim, Ismail´le birlikte Evin (Ka´benin) sutunlarını yukselttiginde (ikisi soyle dua etmisti:) «Rabbimiz bizden (bunu) kabul et, suphesiz, Sen isiten ve bilensin»
«Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmus (muslumanlar) kıl ve soyumuzdan da sana teslim olmus (musluman) bir ummet (kıl) . Bize ibadet yontemlerini (yer veya ilkelerini) goster ve tevbemizi kabul et. Suphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin.»
«Rabbimiz, iclerinden onlara bir peygamber gonder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti ogretsin ve onları arındırsın. Suphesiz, Sen guclu ve ustun olansın, hukum ve hikmet sahibisin.»
Bunu Ibrahim, oglullarına vasiyet etti, Yakup da: «Ogullarım, suphesiz Allah sizlere bu dini secti, siz de ancak musluman olarak can verin» (diye benzer vasiyette bulundu)
Yoksa siz, Yakub´un olum anında, orada sahidler miydiniz? O, ogullarına: «Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?» demisti de, onlar: «Senin ilahına ve babaların Ibrahim, Ismail ve Ishak´ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edecegiz; bizler ona teslim olmusuz.» demislerdi
Onlar bir ummetti; gelip gecti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız
Dediler ki: «Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz.» De ki: «Hayır, (biz) Hanif (muvahhid) olan Ibrahim´in dini (uzereyiz) ; o musriklerden degildi.»
Deyin ki: «Biz Allah´a, bize indirilene, Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve Isa´ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hic birini digerinden ayırdetmeyiz ve biz O´na teslim olmuslarız.»
Sayet onlar da, sizin inandıgınız gibi inanırlarsa, kuskusuz dogru yolu bulmuslardır; yok eger yuz cevirirlerse, onlar elbette bir (celiski ve) aykırılık icindedirler. Sana ise, onlara karsı Allah yeter. O, isitendir, bilendir
De ki: «O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, bizimle Allah hakkında (sozde kanıtlarla) tartısmalara mı giriyorsunuz? Bizim amellerimiz bizim, sizin de amelleriniz sizindir. Biz, O´na gonulden baglanmıs (muhlis) olanlarız.»
Yoksa siz, gercekten Ibrahim´in, Ismail´in, Ishak´ın, Yakub´un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? De ki: «Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah´tan kendisinde olan bir sehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil olmayandır
Onlar, bir ummetti, gelip gecti; onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız
Insanlardan birtakım beyinsizler: «Onları daha once uzerinde bulundukları kıblelerinden ceviren nedir?» diyecekler. De ki: «Dogu da Allah´ındır, batı da. Diledigini dosdogru yola yoneltip iletir.»
Boylece biz sizi, insanlara sahid (ve ornek) olmanız icin vasat bir ummet kıldık; peygamber de uzerinizde bir sahid olsun. Senin uzerinde bulundugun (yonu, Ka´be´yi) kıble yapmamız, peygambere uyanları, iki topugu uzerinde gerisin geri donenlerden ayırdetmek icindir. Dogrusu (bu,) Allah´ın hidayete ulastırdıklarının dısında kalanlar icin buyuk (bir yuk) tur. Allah, imanınızı bosa cıkaracak degildir. Suphesiz, Allah, insanlara sefkat edendir, esirgeyendir
Biz, senin, yuzunu cok defa goge dogru cevirip durdugunu goruyoruz. Simdi elbette seni hosnud olacagın kıbleye cevirecegiz. Artık yuzunu Mescid-i Haram yonune cevir. Her nerede bulunursanız, yuzunuzu onun yonune cevirin. Suphesiz, kendilerine kitap verilenler, tartısmasız bunun Rablerinden bir gercek (hak) oldugunu elbette bilirler. Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil olmayandır
Andolsun, kendilerine kitap verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yine de onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak degilsin. (Hatta) Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine de uymaz. Andolsun, eger sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku) larına uyacak olursan, kuskusuz, o zaman zalimlerden olursun
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), cocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna ragmen iclerinden bir bolumu, bildikleri halde mutlaka gercegi gizlerler
Herkesin (her toplumun) yuzunu kendisine dogru cevirdigi bir yon vardır. Oyleyse hayırlarda birbirinizle yarısınız. Her nerede olursanız, Allah sizleri bir araya getirecektir. Hic suphesiz Allah, her seye guc yetirendir
Her nereden cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram yonune cevir. (Siz de) her nerede olursanız yuzunuzu onun yonune cevirin. Oyle ki, onlardan zulmedenlerin dısında insanların, size karsı (kullanabilecekleri) delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun, uzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Umulur ki hidayete erersiniz
Oyleki icinizde kendinizden size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti ogretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir peygamber gonderdik
Suphesiz, ´Safa´ ile ´Merve´ Allah´ın isaretlerindendir. Boylece kim Evi (Ka´be´yi) hacceder veya umre yaparsa, artık bu ikisini tavaf etmesinde kendisi icin bir sakınca yoktur. Kim de gonulden bir hayır yaparsa (karsılıgını alır) . Suphesiz Allah, sukrun karsılıgını verendir, bilendir
Gercek, apacık belgelerden indirdiklerimizi ve insanlar icin Kitapta acıkladıgımız hidayeti gizlemekte olanlar; iste onlara, hem Allah lanet eder, hem de lanet ediciler lanet eder
Ancak tevbe edenler, (kendilerini) duzeltenler ve (indirileni) acıklayanlar (a gelince) ; artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim
Gercek su ki, goklerin ve yerin yaratılmasında gece ile gunduzun ard arda gelisinde, insanlara yararlı seylerle denizde yuzen gemilerde, Allah´ın yagdırdıgı ve kendisiyle olumunden sonra yeryuzunu dirilttigi suda, her canlıyı orada uretip yaymasında, ruzgarları estirmesinde, gokle yer arasında boyun egdirilmis bulutları evirip cevirmesinde dusunen bir topluluk icin gercekten ayetler vardır
Insanlar icinde, Allah´tan baskasını «es ve ortak» tutanlar vardır ki, onlar (bu es ve ortakları), Allah´ı sever gibi severler. Iman edenlerin Allah´a olan sevgisi ise, daha gucludur. O zulmedenler, azaba ugrayacakları zaman, hic tartısmasız butun kuvvetin tumuyle Allah´ın oldugunu ve Allah´ın verecegi azabın gercekten siddetli oldugunu bir bilselerdi
Oyle ki (o gun) kendilerine uyulanlar, kendilerine uyanlardan uzaklasıp kacmıslardır. (Artık) Onlar azabı gormuslerdir ve aralarındaki butun baglar (ve iliskiler) de parcalanıp kopmustur
(O zaman, yonetilip) Uyanlar derler ki: «Eger bize bir kere (daha dunyaya donme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak, onların bizden uzaklastıkları gibi, biz de onlardan uzaklasır (onları yuzustu bırakır) dık.» Boylece Allah, onlara butun yaptıklarını onulmaz hasretlerle gosterecektir. Ve onlar atesten de cıkacak degildirler
Ne zaman onlara: «Allah´ın indirdiklerine uyun» denilse, onlar: «Hayır, biz, atalarımızı uzerinde buldugumuz seye (gelenege) uyarız» derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir seye ermez ve dogru yolu da bulmamıs idiyseler
O, size oluyu (lesi), kanı, domuz etini ve Allah´tan baskası adına kesilmis olan (hayvan) ı kesin olarak haram kıldı. Fakat kim kacınılmaz olarak muhtac kalırsa, taskınlık (ve saldırı) yapmamak ve haddi asmamak sartıyla (olmeyecek oranda yiyebilir), ona bir gunah yoktur. Gercekten Allah, bagıslayandır, esirgeyendir
Allah´ın indirdigi Kitaptan bir seyi gozardı edip saklayanlar ve onunla degeri az (bir seyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında atesten baskası degildir. Allah kıyamet gunu onlarla konusmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar icin acıklı bir azab vardır
Yuzlerinizi dogudan ve batıdan yana cevirmeniz iyilik degildir. Ama iyilik, Allah´a, ahiret gunune, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; ona olan sevgisine ragmen, malı yakınlara, yetimlere, yoksullara, yol ogluna (yolda kalmısa), isteyip dilenene ve kolelere (ozgurlukleri icin) veren; namazı dosdogru kılan, zekatı veren ve ahidlestiklerinde ahidlerine vefa gosterenler ile zorda, hastalıkta ve savasın kızıstıgı zamanlarda (direnip) sabredenler(in tutum ve davranısıdır) . Iste bunlar, dogru olanlardır ve muttaki olanlar da bunlardır
Ey iman edenler, oldurulenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı) . Ozgure karsı ozgur, koleye karsı kole ve disiye karsı disi. Fakat kimin (hangi katilin) lehinde, onun (maktulun) kardesi (varisi veya velisi) tarafından bagıslanırsa, artık (yapılması gereken) orfe uymak (ve) ona (maktulun varis veya velisine) guzellikle (diyet) odemektir. Bu, Rabbinizden (size) bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim de bundan sonra tecavuzde bulunursa, onun icin elem verici bir azab vardır
Sizden birinize olum gelip cattıgı zaman, eger geride bir hayır bırakmıssa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, mesru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah´a karsı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı (farz kılındı)
Bunun yanında, kim, vasiyet edenin haksızlıga egilim gostereceginden ya da gunaha gireceginden korkup da ikisinin (tarafların) arasını bulup duzeltirse, artık ona da gunah yoktur. Gercekten Allah, bagıslayandır, esirgeyendir
(Oruc) Sayılı gunlerdir. Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadıgı gunler sayısınca baska gunlerde (tutsun) . Zor dayanabilenlerin uzerinde de bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır) . Kim gonulden bir hayır yaparsa bu da kendisi icin hayırlıdır. Oruc tutmanız, -eger bilirseniz- sizin icin daha hayırlıdır
Ramazan ayı. Insanlar icin hidayet olan ve dogru yolu ve hak ile batılı birbirinden ayıran apacık belgeleri (kapsayan) Kur´an onda indirilmistir. Oyleyse sizden kim bu aya sahid olursa artık onu tutsun. Kim de hasta ya da yolculukta olursa, tutmadıgı gunler sayısınca diger gunlerde (tutsun) . Allah, size kolaylık diler, size zorluk dilemez. (Bu kolaylıgı) sayıyı tamamlamanız ve sizi dogru yola (hidayete) ulastırmasına karsılık Allah´ı buyuk tanımanız icindir. Umulur ki sukredersiniz
Kullarım beni sana soracak olursa, iste Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettigi zaman dua edenin duasına cevap veririm. Oyleyse, onlar da benim cagrıma cevab versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irsad (dogru yolu bulmus) olurlar
Oruc gecesinde kadınlarınıza yaklasmak size helal kılındı. Onlar, sizin ortuleriniz, siz de onların ortususunuz. Allah, gercekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte oldugunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bagısladı. Artık onlara yaklasın ve Allah´ın sizin icin yazdıklarını dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar yiyin, icin, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde itikafta oldugunuz zamanlarda da onlara (kadınlarınıza) yaklasmayın. Bunlar, Allah´ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanasmayın. Iste Allah, insanlara ayetlerini boylece acıklar; umulur ki sakınırlar
Onları, buldugunuz yerde oldurun ve sizi cıkardıkları yerden siz de onları cıkarın. Fitne, oldurmeden beterdir. Onlar, size karsı savasıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savasmayın. Sizinle savasırlarsa siz de onlarla savasın. Kafirlerin cezası iste boyledir
(Yeryuzunde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah´ın oluncaya kadar onlarla savasın. Eger vazgecerlerse, artık zulum yapanlardan baskasına karsı dusmanlık yoktur
Haram ay, haram aya karsılıktır: hurmetler (de) karsılıklıdır. Oyleyse kim size saldırırsa, size saldırdıgı gibi siz de ona saldırın. Allah´tan korkup sakının ve bilin ki muhakkak Allah, korkup sakınanlarla beraberdir
Haccı da, umreyi de Allah icin tamamlayın. Eger (dusman, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kusatılırsanız, artık size kolay gelen kurban(ı gonderin) . Kurban yerine varıncaya kadar baslarınızı tıras etmeyin. Kim sizden hasta ise ya da basından sikayeti varsa, onun ya oruc ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi gerekir) . Guvenlige kavusursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban (ı kesmesi gerekir) . Bulamayana da, hacc´da uc gun, dondugunuzde yedi (gun) olmak uzere, bunlara, tamı tamına on (gundur) oruc vardır. Bu, ailesi Mescid-i Haram´da olmayanlar icindir. Allah´tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezası pek cetin olandır
Hac, bilinen aylardır. Boylelikle kim onlarda haccı farz eder, (yerine getirir) se, (bilsin ki) hacda kadına yaklasmak, fısk yapmak ve kavgaya girismek yoktur. Siz, hayır adına ne yaparsanız, Allah, onu bilir. Azık edinin, kuskusuz, azıgın en hayırlısı takvadır. Ey temiz akıl sahipleri, benden korkup sakının
Rabbinizden bir fazl istemenizde size sakınca yoktur. Arafat´tan hep birlikte indiginizde Allah´ı Mes´ar-ı Haram´da anın. O, sizi nasıl dogru yola yoneltip ilettiyse, siz de O´nu anın. Gercek su ki, siz bundan evvel sapık olanlardandınız
(Hac) ibadetlerinizi bitirdiginizde, artık (cahiliye doneminde) atalarınızı andıgınız gibi hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah´ı anın. Insanlardan oylesi vardır ki: «Rabbimiz, bize dunyada ver» der; onun ahirette nasibi yoktur
Sayılı gunlerde Allah´ı anın. Iki gunde (Mina´dan donmek icin) elini cabuk tutana gunah yoktur, geri kalana da gunah yoktur. (Bu) sakınan icin(dir.) Allah´tan korkup sakının ve gercekten bilin ki, siz O´na dondurulup toplanacaksınız
insanlardan oylesi de vardır ki, dunya hayatına iliskin sozleri senin hosuna gider ve kalbindekine ragmen Allah´ı sahid getirir; oysa o azılı bir dusmandır
O, is basına gecti mi (ya da sırtını cevrip gitti mi) yeryuzunde fesad cıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye caba harcar. Allah ise, fesadı (bozgunculugu ve kıskırtıcılıgı) sevmez
Israilogularına sor, onlara nice acık ayet(ler) verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah´ın nimetini degistirirse, (bilsin ki) suphesiz Allah, cezası pek siddetli olandır
Inkar edenlere dunya hayatı cekici kılındı (suslendi) . Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa korkup sakınanlar, kıyamet gunu onların ustundedir. Allah, diledigine hesapsız rızık verir
Insanlar tek bir ummetti. Allah, mujdeciler ve uyarıcı-korkutucular olarak peygamberler gonderdi ve beraberlerinde, insanların anlasmazlıga dustukleri seyler konusunda, aralarında hukum vermek uzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apacık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karsı-olan ´azgınlık ve kıskanclıkları yuzunden anlasmazlıga dusenler, o, (Kitap) verilenlerden baskası degildir.´ Boylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılıga dustukleri gercege kendi izniyle eristirdi. Allah, kimi dilerse onu dogruya yoneltip iletir
Yoksa sizden once gelip gecenlerin hali, basınıza gelmeden cennete gireceginizi mi sandınız? Onlara oyle bir yoksulluk oyle dayanılmaz bir zorluk cattı ve oylesine sarsıldılar ki, sonunda peygamber, beraberindeki mu´minlerle: «Allah´ın yardımı ne zaman?» diyordu. Dikkat edin. Suphesiz Allah´ın yardımı pek yakındır
Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: «Hayır olarak infak edeceginiz sey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yol ogluna (yolda kalmısa) dır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu kuskusuz bilir.»
Savas, hosunuza gitmedigi halde uzerinize yazıldı (farz kılındı) . Olur ki hosunuza gitmeyen bir sey, sizin icin hayırlıdır ve olur ki, sevdiginiz sey de sizin icin bir serdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz
Sana haram olan ayı, onda savasmayı sorarlar. De ki: «Onda savasmak buyuk (bir gunahtır).» Allah katında ise, Allah´ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram´a engel olmak ve halkını oradan cıkarmak daha buyuk (bir gunahtır). Fitne ise, katilden beterdir. Eger guc yetirirlerse, sizi dininizden geri cevirinceye kadar sizinle savasmayı surdururler; sizden kim dininden doner ve kafir olarak olurse, artık onların butun yapıp etmeleri (amelleri) dunyada da, ahirette de bosa cıkmıstır ve onlar atesin halkıdır, onda surekli kalacaklardır
Sana ickiyi ve kumarı sorarlar. De ki: «Onlarda hem buyuk gunah, hem de insanlar icin (bazı) yararlar vardır. Ama gunahları yararlarından daha buyuktur.» Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: «Ihtiyactan artakalanı.» Boylece Allah, size ayetlerini acıklar; umulur ki dusunursunuz
Hem dunya (konusun) da, hem ahiret (konusunda) . Ve sana yetimleri sorarlar. De ki: «Onları ıslah etmek (yararlı kılmak) hayırlıdır. Eger onları aranıza katarsanız, artık onlar sizin kardeslerinizdir. Allah bozgun (fesad) cıkaranı ıslah ediciden bilir (ayırdeder) . Eger Allah dileseydi size gucluk cıkarırdı. Suphesiz Allah guclu ve ustun olandır, hukum ve hikmet sahibidir.»
Musrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hosunuza gitse de- musrik bir kadından daha hayırlıdır. Musrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir kole, -hosunuza gitse de- musrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, atese cagırırlar, Allah ise kendi izniyle cennete ve magfirete cagırır. O, insanlara ayetlerini acıklar. Umulur ki ogut alıp dusunurler
Sana ´kadınların aybası halini´ sorarlar. De ki: «O, bir rahatsızlık (eza) dır. Aybası halinde kadınlardan ayrılın ve temizleninceye kadar onlara yaklasmayın. Eger temizlenirlerse, Allah´ın size emrettigi yerden onlara gidin. Suphesiz Allah, tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.»
Kadınlarınız sizin tarlanızdır; tarlanıza dilediginiz gibi varın. Kendiniz icin (gelecege hazırlık olarak guzel davranıslar) takdim edin. Allah´tan korkup sakının ve bilin ki elbette O´na kavusucusunuz. Iman edenlere mujde ver
Allah sizi, yeminlerinizdeki ´rastgele soylemelerinizden, bos sozler (lagv) ´den dolayı sorumlu tutmaz; fakat sizi kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar. Allah bagıslayandır, yumusak davranandır
Kadınlarından uzaklasmaya yemin edenler icin dort ay bekleme suresi vardır. Eger (bu sure icinde) donerlerse, suphesiz Allah, bagıslayandır, esirgeyendir
Bosanmıs kadınlar kendi kendilerine uc ´hayız ve temizlenme suresi´ beklerler. Eger Allah´a ve ahiret gunune inanıyorlarsa Allah´ın rahimlerinde yarattıgını saklamaları onlara helal olmaz. Kocaları, bu sure icinde barısmak isterlerse, onları geri almada (herkesten) daha cok hak sahibidirler. Onların lehine de, aleyhlerindeki maruf hakka denk bir hak vardır. Yalnız erkekler icin onlar uzerinde bir derece (farkı) var. Allah Aziz olandır. Hakim olandır
Bosanma iki defadır. (Sonra ise) Ya iyilikle tutmak ya da guzellikle bırakmadır. Onlara (kadınlara) verdiginiz bir seyi geri almanız sizin icin helal olmaz: Ancak ikisinin Allah´ın sınırlarını ayakta tutmayacaklarından korkmus olmaları (durumu baska) . Eger ikisinin Allah´ın sınırlarını ayakta tutamıyacaklarından korkarsanız, bu durumda (kadının) fidye vermesinde ikisi icin de gunah yoktur. Iste bunlar, Allah´ın sınırlarıdır; onlara tecavuz etmeyin. Kim Allah´ın sınırlarına tecavuz ederse, onlar zalimlerin ta kendileridir
Yine onu (kadını ucuncu defa) bosarsa, (kadın) onun dısında bir baska kocayla nikahlanmadıkca ona helal olmaz. Eger (bu koca da) onu bosarsa, onlar (ilk koca ile karısı) Allah´ın sınırlarını ayakta tutacaklarını sanıyorlarsa, tekrar birbirlerine donmelerinde ikisi icin de gunah yoktur. Iste bunlar, Allah´ın sınırlarıdır; bilen bir topluluk icin bunları (boyle) acıklar
Kadınları bosadıgınızda, bekleme surelerini tamamlamıslarsa, onları ya guzellikle tutun ya da guzellikle bırakın. Fakat haklarını ihlal edip zarar vermek icin onları (yanınızda) tutmayın. Kim boyle yaparsa artık o, kendi nefsine zulmetmis olur. Allah´ın ayetlerini oyun (konusu) edinmeyin ve Allah´ın size verdigi nimeti ve size ogut olsun diye size indirdigi Kitab´ı ve hikmeti anın. Allah´tan da korkup sakının ve bilin ki, Allah her seyi bilendir
Kadınları bosadıgınızda, bekleme surelerini de tamamlamıslarsa -birbirleriyle maruf (bilinen mesru bicimde) anlastıkları takdirde- onlara, kendilerini kocalarına nikahlamalarına engel cıkarmayın. Iste, icinizde Allah´a ve ahiret gunune iman edenlere bununla (boyle) ogut verilir. Bu, sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Allah, bilir de siz bilmezsiniz
Emzirmeyi tamamlamak isteyenler icin anneler cocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyecegi, giyecegi bilinen (orf) e uygun olarak, cocuk kendisinin olana (babaya) aittir. Kimseye guc yetireceginin dısında (yuk ve sorumluluk) teklif edilmez. Anne, cocugu, cocuk kendisinin olan baba da, cocugu dolayısıyla zarara ugratılmasın; mirascı uzerindeki (sorumluluk ve gorev) de bunun gibidir. Eger (anne ve baba) aralarında rıza ile ve danısarak (cocugu iki yıl tamamlanmadan) sutten ayırmayı isterlerse, ikisi icin de bir gucluk yoktur. Ve eger cocuklarınızı (bir sut anneye) emzirtmek isterseniz, orfe uygun vereceginizi odedikten sonra size bir sorumluluk yoktur. Allah´tan korkup sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı gorendir
Icinizden olenlerin (geride) bıraktıgı esler, kendi kendilerine dort ay on (gun) beklerler. Bu bekleme suresi doldugundan, artık onların kendi haklarında maruf (mesru) bir sekilde yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah, islediklerinizden haberi olandır
(Iddeti bekleyen) Kadınları nikahlamak istediginizi (onlara) sezdirmenizde ya da boyle bir istegi gonlunuzde saklamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Gercekte Allah, sizin onları (kalbinizden gecirip) anacagınızı bilmistir. Sakın bilinen (mesru) sozler dısında onlarla gizlice vaadlesmeyin; bekleme suresi tamamlanıncaya kadar nikah bagını baglamaya kesin karar vermeyin. Ve bilin ki, elbette Allah kalbinizden geceni bilmektedir. Artık ondan kacının. Ve bilin ki, suphesiz Allah bagıslayandır, (kullara) yumusak davranandır
Kendilerine el surmediginiz, mehirlerini de tesbit etmediginiz kadınları bosamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Onları yararlandırın, zengin olan kendi gucu, darda olan da kendi gucu oranında, maruf (mesru ve orfe uygun) bir sekilde yararlandırmalı. (Bu,) Iyilik edenler uzerinde bir haktır
Eger onlara mehir tesbit eder de, el surmeden bosarsanız, bu durumda -kendileri ya da nikah bagı elinde olanın bagıslaması haric- tesbit ettiginiz (mehr) in yarısı onlarındır. sizin (tumunu veya fazlasını) bagıslamanız takvaya daha yakındır. Aranızdaki ustunlugu (derece farkını) da unutmayın. Suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir
Icinizde olup de (geride) esler bırakmakta olanlar, (evlerinden) cıkarılmaksızın, senesine kadar yararlanmaları icin eslerine vasiyet (bıraksınlar) . Ama onlar, (kendiliklerinden) cıkarlarsa, artık onların maruf (mesru) olarak kendileri icin yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah guclu ve ustun olandır. Hukum ve hikmet sahibidir
Binlerce kisinin olum korkusuyla yurtlarından cıktıklarını gormedin mi? Allah onlara: «Olun» dedi, sonra da onları diriltti. Suphesiz Allah, insanlara karsı fazl sahibidir. Ancak, insanların cogunlugu sukretmez
Allah´a karsılıgını cok arttırma ile kat kat arttıracagı guzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah, daraltır ve genisletir ve siz O´na donduruleceksiniz
Musa´dan sonra Israilogullarının onde gelenlerini gormedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: «Bize bir melik gonder de Allah yolunda savasalım» demislerdi, O: «Ya uzerinize savas yazıldıgı halde, savasmayacak olursanız?» demisti. «Bize ne oluyor ki Allah yolunda savasmayalım? Ki biz yurdumuzdan cıkarıldık ve cocuklarımızdan (uzaklastırıldık.)» demislerdi. Ama onlara savas yazıldıgı (ongoruldugu) zaman, az bir kısmı dısında (cogunlugu) yuz cevirdiler. Allah zalimleri bilir
Onlara peygamberleri dedi ki: «Allah size Talut´u (melik olarak) gonderdi.» Onlar: «Biz hukumdarlıga, ona gore daha cok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bollugu verilmemisken, nasıl bizi (yonetmek uzere) hukumdarlık (mulk) onun olabilir?» demislerdi. O (soyle) demisti: «Dogrusu Allah size onu secti ve onun bilgi ve vucud gelisimini arttırdı. Allah, kime dilerse mulkunu verir; Allah (rahmetiyle) genis olandır, bilendir.»
Peygamberi, onlara (soyle) dedi: «Onun hukumdarlıgının belgesi, size Tabut´un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden ´bir guven duygusu ve huzur´ ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler tasır. Eger inanmıslarsanız, bunda suphesiz sizin icin bir delil vardır.»
Talut, ordusuyla birlikte ayrıldıgında dedi ki: «Dogrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan icerse, artık o benden degildir ve kim de -eliyle bir avuc avuclayanlar haric- onu tadmazsa o bendendir. Onlardan az bir bolumu dısında ondan ictiler. O, kendisiyle beraber iman edenlerle onu (ırmagı) gecince onlar (geride kalanlar) : «Bugun bizim Calut´a ve ordusuna karsı (koyacak) gucumuz yok.» dediler. (O zaman) Elbette Allah´a kavusacaklarını umanlar (soyle) dediler: «Nice az bir topluluk, daha cok olan bir topluluga Allah´ın izniyle galib gelmistir; Allah sabredenlerle beraberdir.»
Onlar, Calut ve ordusuna karsı meydana (savasa) cıktıklarında, dediler ki: «Rabbimiz, uzerimize sabır yagdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluguna karsı bize yardım et.»
Boylece onları, Allah´ın izniyle yenilgiye ugrattılar. Davud Calut´u oldurdu. Allah da ona mulk ve hikmet verdi; ona dilediginden ogretti. Eger Allah´ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def´i (engellemesi) olmasaydı, yeryuzu mutlaka fesada ugrardı. Ancak Allah, alemlere karsı buyuk fazl (ve ihsan) sahibidir
Iste bu peygamberler; bir kısmını bir kısmına ustun kıldık. Onlardan, Allah´ın kendileriyle konustugu ve derecelerle yukselttigi vardır. Meryem oglu Isa´ya apacık belgeler verdik ve onu Ruhu´l-Kudus´le destekledik. Sayet Allah dileseydi, kendilerine apacık belgeler geldikten sonra, onların pesinden gelen (ummet) ler, birbirlerini oldurmezdi. Ancak ihtilafa dustuler; onlardan kimi inandı, kimi de kufretti. Allah dileseydi birbirlerini oldurmezlerdi. Ama Allah diledigini yapandır
Ey iman edenler, hic bir alıs-verisin, hic bir dostlugun ve hic bir sefaatin olmadıgı gun gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler, onlar zulmedenlerdir
Allah. O´ndan baska ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O´nu uyuklama ve uyku tutmaz. Goklerde de, yerde de ne varsa hepsi O´nundur. Izni olmaksızın O´nun katında sefaatte bulunacak kimdir? O, onlerindekini ve, arkalarındakini bilir. Diledigi kadarının dısında, O´nun ilminden hic bir seyi kavrayıp kusatamazlar. . O´nun kursusu, butun gokleri ve yeri kaplayıp kusatmıstır. Onların korunması O´na guc gelmez. O, pek yucedir, pek buyuktur
Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Gercek su ki, dogruluk (rusd) sapıklıktan apacık ayrılmıstır. Artık kim tagutu tanımayıp Allah´a inanırsa, o, sapasaglam bir kulpa yapısmıstır; bunun kopması yoktur. Allah, isitendir, bilendir
Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekcisi) dir. Onları karanlıklardan nura cıkarır; kufredenlerin velileri ise tagut´tur. Onları da nurdan karanlıklara cıkarırlar. Iste onlar, atesin halkıdırlar, onda sureki olarak kalacaklardır
Allah, kendisine mulk verdi, diye rabbi konusunda Ibrahim´le tartısmaya gireni gormedin mi? Hani Ibrahim: «Benim Rabbim diriltir ve oldurur» demisti; o da: «Ben de oldurur ve diriltirim» demisti. (O zaman) Ibrahim: «Suphe yok, Allah gunesi dogudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir» deyince, o kufre sapan boylece afallayıp kalmıstı. Allah, zalimler toplulugunu hidayete erdirmez
Ya da altı ustune gelmis, ıpıssız duran bir sehre ugrayan gibisi (goremedin mi?) Demisti ki: «Allah, burasını olumunden sonra nasıl diriltecekmis?» Bunun uzerine Allah, onu yuz yıl olu bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Demisti ki: «Ne kadar kaldın?» O: «Bir gun veya bir gunden az kaldım» demisti. (Allah ona:) «Hayır, yuz yıl kaldın, boyleyken yiyecegine ve icecegine bak, henuz bozulmamıs; esegine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız icindir. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?» demisti. O, kendisine (bunlar) apacık belli olduktan sonra demisti ki: «(Artık simdi) Biliyorum ki gercekten Allah, her seye guc yetirendir.»
Hani Ibrahim: «Rabbim, bana oluleri nasıl dirilttigini goster» demisti. (Allah ona:) «Inanmıyor musun?» deyince «Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması icin.» demisti. Oyleyse, dort kus tut. Onları kendine alıstır, sonra onları (parcalayıp) her bir parcasını bir dagın uzerine bırak, sonra da onları cagır. Sana kosarak gelirler. Bil ki, suphesiz Allah, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir.»
Mallarını Allah yolunda infak edenlerin ornegi yedi basak bitiren, her bir basakta yuz ´tane´ bulunan bir tek ´tane´nin ornegi gibidir. Allah, diledigine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir
Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri seyin pesinden basa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rabbleri katındadır, onlar icin korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır
Ey iman edenler, Allah´a ve ahiret gunune inanmayıp, insanlara karsı gosteris olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı gecersiz kılmayın. Boylesinin durumu, uzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; ona saganak bir yagmur dustu mu, onu cırılcıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hic bir seye guc yetiremez (elde edemez) ler. Allah, kafirler topluluguna hidayet vermez
Yalnızca Allah´ın rızasını istemek ve kendilerinde olanı koklestirip guclendirmek icin mallarını infak edenlerin ornegi, yuksekce bir tepede bulunan, sagnak yagmur aldıgında urunlerini iki kat veren bir bahcenin ornegine benzer ki ona sagnak yagmur isabet etmese de bir cisintisi (vardır) . Allah, yapmakta olduklarınızı gorendir
Hangi biriniz ister ki, altından ırmaklar akan hurmalardan, uzumlerden bir bahcesi olsun, icinde kendisinin olan butun urunler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip catsın, (ustelik) zayıf ve kucuk cocukları olsun (boyle durumda iken), ona (bahcesine) atesli bir kasırga isabet etsin de yanıversin. Iste Allah, size ayetleri boyle acıklar, umulur ki dusunursunuz
Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin icin yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin goz yummadan alamıyacagınız bayagı seyleri vermeye kalkısmayın ve bilin ki, suphesiz Allah, hic bir seye ihtiyacı olmayandır, ovulmeye layık olandır
Seytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size cirkin-hayasızlıgı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bagıslama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) genis olandır, bilendir
Sadakaları acıkta verirseniz o ne iyi; fakat gizleyip de fakirlere verirseniz bu, sizin icin daha hayırlıdır. O, gunahlarınızdan bir kısmını bagıslar. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır
Onların hidayete ermesi, senin uzerinde (kesin bir yukumluluk) degildir. Ancak Allah, diledigini hidayete erdirir. Hayır olarak her ne infak ederseniz, kendiniz icindir. Zaten siz, ancak Allah´ın hosnutlugunu istemekten baska (bir amacla) infak etmezsiniz. Hayırdan her ne infak ederseniz -haksızlıga (zulme) ugratılmaksızın- size eksiksizce odenecektir
(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler icindir ki, onlar, yeryuzunde dolasmaya guc yetiremezler. Iffetlerinden dolayı cahil olan (kisi,) onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yuzlerinden tanırsın. Yuzsuzluk ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, suphesiz Allah onu bilir
Onlar ki, mallarını gece, gunduz; gizli ve acık infak ederler. Artık bunların ecirleri Rableri katındadır, onlar icin korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır
Faiz (riba) yiyenler, ancak kendisini seytan carpmıs olanın kalkısı gibi, carpılmıs olmaktan baska (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: «Alım-satım da ancak faiz gibidir» demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alısverisi helal, faizi ise haram kılmıstır. Kime Rabbinden bir ogut gelir de (faize) bir son verirse, artık gecmisi kendisine, isi de Allah´a aittir. Kim de (faize) geri donerse, artık onlar atesin halkıdır, orada onlar surekli kalacaklardır
Suphesiz iman edip guzel amellerde bulunanlar, dosdogru namazı kılanlar ve zekatı verenler; onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır
Sayet boyle yapmazsanız, Allah´a ve Rasulune karsı savas actıgınızı bilin. Eger tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Boylece) Ne zulmetmis olursunuz, ne de zulme ugratılmıs olursunuz
Eger (borclu) zorluk icindeyse, ona elverisli bir zamana kadar sure (verin) . (Borcu) Sadaka olarak bagıslamanız ise, sizin icin daha hayırlıdır; eger bilirseniz
Ey iman edenler, belirli bir sure icin borclandıgınız zaman onu yazınız. Aranızdan bir katip dogru olarak yazsın, katip Allah´ın kendisine ogrettigi gibi yazmaktan kacınmasın, yazsın. Uzerinde hak olan (borclu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah´tan korkup sakınsın, ondan hic bir seyi eksiltmesin. Eger uzerinde hak olan (borclu), dusuk akıllı ya da za´f sahibi veya kendisi yazmaya guc yetirmeyecekse, velisi dosdogru yazdırsın. Erkeklerinizden de iki sahid tutun; eger iki erkek yoksa, sahidlerden rıza gostereceginiz bir erkek ve biri unuttugunda oburu ona hatırlatacak iki kadın (da olur) . Sahidler cagırıldıkları zaman kacınmasınlar. Onu (borcu) az olsun, cok olsun, suresiyle birlikte yazmaya usenmeyin. Bu, Allah katında en adil, sahitlik icin en saglam, suphelenmemeniz icin de en yakın olandır. Ancak aranızda devredip durdugunuz ve pesin olarak yaptıgınız ticaret baska, bunu yazmamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Alıs-veris ettiginizde de sahid tutun. Yazana da, sahide de zarar verilmesin. (Aksini) Yaparsanız, o, kendiniz icin (bir zulum ve gunah) fısktır. Allah´tan korkup sakının. Allah size ogretiyor. Allah her seyi bilendir
Eger yolculukta iseniz ve katip de bulamazsanız, bu durumda alınan rehin (yeter) . Su durumda eger birbirinize guveniyorsanız, kendisine guven duyulan, Rabbi olan Allah´tan korkup sakınsın da emanetini odesin. Sahidligi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, artık suphesiz, onun kalbi gunahkardır. Allah, yapmakta olduklarınızı bilendir
Goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Icinizdekini acıga vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya ceker. Sonra diledigini bagıslar, diledigini azablandırır. Allah, her seye guc yetirendir
Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mu´minler de. Tumu, Allah´a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandı. «O´nun peygamberleri arasında hic birini (digerinden) ayırdetmeyiz. Isittik ve itaat ettik. Rabbimiz bagıslamanı (dileriz) . Varıs ancak Sana´dır» dediler
Allah, hic kimseye guc yetireceginden baskasını yuklemez. Kazandıgı lehine, kazandırdıkları da aleyhinedir. «Rabbimiz, unuttuklarımızdan ya da yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agır yuk yukleme. Rabbimiz, kendisine guc yetiremeyecegimiz seyi bize tasıtma. Bizi affet, bizi bagısla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluguna karsı bize yardım et.»