Back to LanguagesPrevious ChapterNext Chapter
Turkish - Chapter 26 - Ash-Shuara
Translation by Celal Y Ld R M — Permalink
Verse 1 — Surah Ash-Shuara 26:1
Tâ - Sîn - Mîm
Verse 2 — Surah Ash-Shuara 26:2
Bu, açık-seçik (aynı zamanda açıklayıcı) Kitab´ın âyetleridir
Verse 3 — Surah Ash-Shuara 26:3
(Ey Peygamber!) Onlar dosdoğru imân etmiyeoekler diye neredeyse kendine yazık edip kıyacaksın
Verse 4 — Surah Ash-Shuara 26:4
Biz isteseydik onlara gökten bir âyet (acık bir belge ya da mu´cize) indirirdik de onlar ona boyun eğip eğilirlerdi
Verse 5 — Surah Ash-Shuara 26:5
Onlara Rahmân´dan ne kadar yeni bir öğüt geldiyse mutlaka ondan yüzçevirdiler
Verse 6 — Surah Ash-Shuara 26:6
Cidden (onu) yalanladılar. Alaya aldıkları hususların haberi kendilerine gelecektir
Verse 7 — Surah Ash-Shuara 26:7
Yeryüzüne bakmadılar mı? Onda gönül çekici her (bitki)den nice çiftler yetiştirdik
Verse 8 — Surah Ash-Shuara 26:8
Şüphesiz ki bunda açık bir belge vardır, ama onların çoğu inanmazlar
Verse 9 — Surah Ash-Shuara 26:9
Rabbin gerçekten çok üstündür, çok güçlüdür ve çok merhamet sahibidir
Verse 10 — Surah Ash-Shuara 26:10
Hani bir zaman Rabbin, Musâ´ya : «Zulmü âdet edinen millete, Fir´avn´ın milletine git; artık (Allah´tan) korkup (inkâr ve azgınlıktan, haksızlık ve taşkınlıktan) sakınmıyacaklar mı ?» diye seslenmişti
Verse 11 — Surah Ash-Shuara 26:11
Hani bir zaman Rabbin, Musâ´ya : «Zulmü âdet edinen millete, Fir´avn´ın milletine git; artık (Allah´tan) korkup (inkâr ve azgınlıktan, haksızlık ve taşkınlıktan) sakınmıyacaklar mı ?» diye seslenmişti
Verse 12 — Surah Ash-Shuara 26:12
Musâ: «Rabbim! Doğrusu (beni) yalanlıyacaklarından korkuyorum da
Verse 13 — Surah Ash-Shuara 26:13
Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun´a da peygamberlik gönder
Verse 14 — Surah Ash-Shuara 26:14
Hem onların benim üzerimde bir (cinayet) günahı vardır; bu yüzden beni öldüreceklerinden endişeliyim» demişti
Verse 15 — Surah Ash-Shuara 26:15
(Allah ona): «Hayır, bırak bu endişeleri» dedi; açık belge ve mu´cizelerimizle ikiniz (onlara) gidiniz. Şüpheniz olmasın ki biz sizinle beraberiz ; (olup bitenleri) işitiriz
Verse 16 — Surah Ash-Shuara 26:16
İkiniz Fir´avn´a gidin de ona deyin ki:«Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin peygamberleriyiz
Verse 17 — Surah Ash-Shuara 26:17
İsrail oğulları´nı (salıver de) bizimle gönder.»
Verse 18 — Surah Ash-Shuara 26:18
(Fir´avn onlara): «A, seni çocukken aramızda besleyip büyütmedik mi ve sen ömrünün birkaç yılını bizde (geçirip) kalmadın mı
Verse 19 — Surah Ash-Shuara 26:19
Yapmak istediğini yaptın ve sen (cidden) nankörlerdensin,» dedi
Verse 20 — Surah Ash-Shuara 26:20
Musâ, «o işi ben henüz (peygamberlik) yolunda değil iken yapmıştım» dedi
Verse 21 — Surah Ash-Shuara 26:21
«Sizden korktuğum zaman da aranızdan kaçtım, derken Rabbim bana hüküm ve hikmet verdi ve beni peygamberlerden eyledi
Verse 22 — Surah Ash-Shuara 26:22
Sizde büyütülmemi başıma kakılan bir nîmet (görüyorsan bu), israil oğulları´nı kulköle edinmendendir.»
Verse 23 — Surah Ash-Shuara 26:23
Fir´avn ona: «Âlemlerin Rabbı ne demektir ?» diye sordu
Verse 24 — Surah Ash-Shuara 26:24
Musâ, «göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbıdır. Kesin olarak bilip inanırsanız (bu böyledir),» dedi
Verse 25 — Surah Ash-Shuara 26:25
Fir´avn çevresindekilere, «işitmiyor musunuz ? (Ben ne sordum, o ne cevap verdi!)» dedi
Verse 26 — Surah Ash-Shuara 26:26
(Bunun üzerine Musâ): «O, sizin de Rabbınızdır ve daha önceki atalarınızın da Rabbıdır» dedi
Verse 27 — Surah Ash-Shuara 26:27
Fir´avn, «doğrusu size gönderilen elçinin elbette aklî dengesi bozuktur» dedi
Verse 28 — Surah Ash-Shuara 26:28
Musâ, «eğer aklınızı kullanabiliyorsanız, (bilin ki) O, doğunun da, batının da, ikisi arasındaki şeylerin de Rabbıdır; (bütün bunları yaratıp meydana getiren, terbiye edip kemâle erdirendir).» dedi
Verse 29 — Surah Ash-Shuara 26:29
Fir´avn, «eğer benden başka ilâh edinirsen, elbette seni zindanlıklardan ederim» dedi
Verse 30 — Surah Ash-Shuara 26:30
Musâ ona : «Sana açık-seçik bir belge (ve mu´cize) getirsem de mi ?» dedi
Verse 31 — Surah Ash-Shuara 26:31
Fir´avn, «eğer doğru kişilerden isen haydi o belgeyi getir!» dedi
Verse 32 — Surah Ash-Shuara 26:32
Bunun üzerine Musâ, Asâ´sını yere bırakıverdi, derken o çok açık ve belirgin ölçüde bir ejderha (oluverdi)
Verse 33 — Surah Ash-Shuara 26:33
Ve elini çekip çıkardı derken o durup bakanlara (pırıl pırıl ışık veren) bembeyaz (bir görünüme büründü)
Verse 34 — Surah Ash-Shuara 26:34
Fir´avn, çevresindeki ileri gelenlere, «şüphesiz ki bu, bilgin bir sihirbazdır
Verse 35 — Surah Ash-Shuara 26:35
Sizi kendi ülkenizden sihriyle çıkarmak istiyor; (ey ileri gelenler! Bu hususta) ne buyurursunuz ?» dedi
Verse 36 — Surah Ash-Shuara 26:36
Onlar, «bununla kardeşini gözaltında tut ve (sonra da) şehirlere toplayıcılar gönder de
Verse 37 — Surah Ash-Shuara 26:37
Bilgili olan her sihirbazı toplayıp sana getirsinler» dediler
Verse 38 — Surah Ash-Shuara 26:38
Böylece sihirbazlar bilinen bir günün belli vaktinde toplandılar
Verse 39 — Surah Ash-Shuara 26:39
Halka, «siz de toplandınız mı ?» denildi
Verse 40 — Surah Ash-Shuara 26:40
Üstün gelirlerse, sihirbazlara uyacağımızı umarız dediler
Verse 41 — Surah Ash-Shuara 26:41
Sihirbazlar geldiğinde Fir´avn´a dediler ki, «eğer üstün gelenler bizler olursak bizim için elbette bir mükâfat vardır ?»
Verse 42 — Surah Ash-Shuara 26:42
Fir´avn, «evet, o takdirde siz elbette (bana) yakınlardan olursunuz» dedi
Verse 43 — Surah Ash-Shuara 26:43
Musâ, sihirbazlara : «Siz ne atacaksanız, ne ortaya koyacaksanız koyun !» dedi
Verse 44 — Surah Ash-Shuara 26:44
Onlar da urganlarını ve değneklerini yere attılar ve «Fir´avn´ın azizliği hakkı için elbette bizler üstünleriz» dediler
Verse 45 — Surah Ash-Shuara 26:45
Musâ da Asâ´sını yere attı, derken ansızın onların uydurup (göz boyayarak) ortaya koyduklarını yalayıp yuttu
Verse 46 — Surah Ash-Shuara 26:46
Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapandılar
Verse 47 — Surah Ash-Shuara 26:47
«Biz âlemlerin Rabbına, Musâ ve Harun´un Rabbına inandık» dediler
Verse 48 — Surah Ash-Shuara 26:48
«Biz âlemlerin Rabbına, Musâ ve Harun´un Rabbına inandık» dediler
Verse 49 — Surah Ash-Shuara 26:49
Fir´avn, «ben size izin vermeden ona imân ettiniz (öyle mi ?) Elbette o size sihir öğreten büyüğünüzdür. Yakında (neler yapacağımı) bileceksiniz. Yemin ederim ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve elbette hepinizi asacağım» dedi
Verse 50 — Surah Ash-Shuara 26:50
(Onlar): «Ne zararı var, çünkü biz mutlaka Rabbımıza döneceğiz
Verse 51 — Surah Ash-Shuara 26:51
Biz (senin adamlarından) ilk imân edenler olduktan geri Rabbımızın hatâlarımızı bize bağışlayacağını ummaktayız» dediler
Verse 52 — Surah Ash-Shuara 26:52
Biz, Musâ´ya: «Kullarımı geceleyin yola çıkar; çünkü gerçekten siz takip edileceksiniz» diye vahyettik
Verse 53 — Surah Ash-Shuara 26:53
Fir´avn da şehir ve kasabalara (asker) toplayıcı yetkilileri gönderdi (ve dedi ki): «Şüpheniz olmasın ki bunlar sayıları pek az birer topluluktur
Verse 54 — Surah Ash-Shuara 26:54
Fir´avn da şehir ve kasabalara (asker) toplayıcı yetkilileri gönderdi (ve dedi ki): «Şüpheniz olmasın ki bunlar sayıları pek az birer topluluktur
Verse 55 — Surah Ash-Shuara 26:55
Ve elbette bunlar bize karşı iyice kızgın olup (diş bilemektedirler)
Verse 56 — Surah Ash-Shuara 26:56
Doğrusu biz de uyanık tedbirli bir topluluğuzdur.»
Verse 57 — Surah Ash-Shuara 26:57
Bununla beraber biz Fir´avn ve askerlerini bahçelerinden, pınarlarından, hazine ve yüce-şerefli makamlardan çıkardık
Verse 58 — Surah Ash-Shuara 26:58
Bununla beraber biz Fir´avn ve askerlerini bahçelerinden, pınarlarından, hazine ve yüce-şerefli makamlardan çıkardık
Verse 59 — Surah Ash-Shuara 26:59
Böylece İsrail oğulları´nı (onların yerine) vâris kıldık
Verse 60 — Surah Ash-Shuara 26:60
Güneş doğup ortalığı aydınlatırken Fir´avn ve adamları onları takibe koyuldular
Verse 61 — Surah Ash-Shuara 26:61
İki topluluk birbirini görünce, Musa´nın arkadaşları, «eyvah ! Elbette yetişilmekteyiz» dediler
Verse 62 — Surah Ash-Shuara 26:62
Musâ (onlara): «Hayır, şüpheniz olmasın ki Rabbim bizimledir; (O, kurtuluş) yolu gösterecektir» dedi
Verse 63 — Surah Ash-Shuara 26:63
Bunun üzerine Musâ´ya: «Asâ´nı denize vur!» diye vahyettik. Böylece deniz yarılıverdi de her parçası büyük bir dağ gibi (yükselip kaldı)
Verse 64 — Surah Ash-Shuara 26:64
Ötekilerini de oraya yaklaştırdık
Verse 65 — Surah Ash-Shuara 26:65
Musa´yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık
Verse 66 — Surah Ash-Shuara 26:66
Sonra da diğerlerini (denizde) boğduk
Verse 67 — Surah Ash-Shuara 26:67
Şüphesiz ki bu olayda öğüt ve ibret vardır; (ne varki kalanların) çoğu imân etmiş değillerdir
Verse 68 — Surah Ash-Shuara 26:68
Rabbın, gerçekten O´dur yegâne üstün, yegâne güçlü ; O´dur çok rahmet sahibi
Verse 69 — Surah Ash-Shuara 26:69
Onlara İbrahim´le ilgili haberi de oku
Verse 70 — Surah Ash-Shuara 26:70
Hani İbrâhim babasına ve kavmine dedi ki: «Neye tapıyorsunuz ?»
Verse 71 — Surah Ash-Shuara 26:71
«Putlara tapıyoruz ve hep onlar için toplanıp üzerlerine kapanırcasına tapmaya devam ediyoruz» dediler
Verse 72 — Surah Ash-Shuara 26:72
İbrâhim onlara: «Duâ ettiğinizde sizi duyuyorlar mı veya size yarar ya da zarar verebiliyorlar mı ?» dedi
Verse 73 — Surah Ash-Shuara 26:73
İbrâhim onlara: «Duâ ettiğinizde sizi duyuyorlar mı veya size yarar ya da zarar verebiliyorlar mı ?» dedi
Verse 74 — Surah Ash-Shuara 26:74
«Hayır, biz babalarımızı böyle yaparlarken bulduk» dediler
Verse 75 — Surah Ash-Shuara 26:75
İbrâhim : «Sizin ve önceki atalarınızın nelere taptıklarını (üzerinde düşünüp onların neler olduklarını iyice) görüp anladınız mı
Verse 76 — Surah Ash-Shuara 26:76
İbrâhim : «Sizin ve önceki atalarınızın nelere taptıklarını (üzerinde düşünüp onların neler olduklarını iyice) görüp anladınız mı
Verse 77 — Surah Ash-Shuara 26:77
Şüpheniz olmasın ki o taptıklarınız benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbı müstesna. (O benim yegâne dostumdur)
Verse 78 — Surah Ash-Shuara 26:78
O ki beni yaratmış ve beni doğru yola iletmiştir
Verse 79 — Surah Ash-Shuara 26:79
O ki beni yedirir ve içirir
Verse 80 — Surah Ash-Shuara 26:80
Hastalandığım zaman O bana şifâ verir
Verse 81 — Surah Ash-Shuara 26:81
O ki beni öldürür, sonra da diriltir
Verse 82 — Surah Ash-Shuara 26:82
O ki, hesap-cezâ günü günah ve kusurlarımı bağışlamasını ummaktayım» dedi
Verse 83 — Surah Ash-Shuara 26:83
Rabbim! Bana hüküm-hikmet ver ve beni iyi-yararlı kişilere eriştir
Verse 84 — Surah Ash-Shuara 26:84
Sonra gelenler arasında doğru bir dil ile (anılmamı) bana sağla
Verse 85 — Surah Ash-Shuara 26:85
Beni Naîm Cennet´inin vârislerinden eyle
Verse 86 — Surah Ash-Shuara 26:86
Babamı da bağışla; çünkü gerçekten o (doğru yoldan) sapmışlardandır
Verse 87 — Surah Ash-Shuara 26:87
Beni (canlıların) dirilip kaldırılacakları gün rezîl ve rüsvay eyleme
Verse 88 — Surah Ash-Shuara 26:88
Öyle gün ki, mal ve oğullar (evlâd) fayda vermez
Verse 89 — Surah Ash-Shuara 26:89
Ancak Allah´a selîm bir kalb ile gelenler müstesna, (onların elbette imânı ve iyi-yararlı ameli fayda verir)
Verse 90 — Surah Ash-Shuara 26:90
(Allah´tan) korkup (fenalıklardan) sakınanlara Cennet yaklaştırılır
Verse 91 — Surah Ash-Shuara 26:91
Cehennem de azgın sapıklar için ortaya çıkarılıp gösterilir
Verse 92 — Surah Ash-Shuara 26:92
Onlara, Allah´tan başka taptıklarınız nerede ? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine yardımları oluyor mu ? denilir
Verse 93 — Surah Ash-Shuara 26:93
Onlara, Allah´tan başka taptıklarınız nerede ? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine yardımları oluyor mu ? denilir
Verse 94 — Surah Ash-Shuara 26:94
Onlar da, azgın sapıklar da, İblîs´in askerleri de hepsi birden yüzükoyun Cehennem´e itilirler
Verse 95 — Surah Ash-Shuara 26:95
Onlar da, azgın sapıklar da, İblîs´in askerleri de hepsi birden yüzükoyun Cehennem´e itilirler
Verse 96 — Surah Ash-Shuara 26:96
Orada tartışıp çekişerek derler ki
Verse 97 — Surah Ash-Shuara 26:97
Allah´a yemin ederiz ki, bizler gerçekten açık bir sapıklık içinde idik
Verse 98 — Surah Ash-Shuara 26:98
Çünkü sizi, âlemlerin Rabbı ile eşit seviyede tutuyorduk
Verse 99 — Surah Ash-Shuara 26:99
Ve bizi ancak suçlu günahkârlar saptırdı
Verse 100 — Surah Ash-Shuara 26:100
Artık (bugün için) ne şefaatçilerimiz vardır, ne de candan sıcak bir dostumuz
Verse 101 — Surah Ash-Shuara 26:101
Artık (bugün için) ne şefaatçilerimiz vardır, ne de candan sıcak bir dostumuz
Verse 102 — Surah Ash-Shuara 26:102
Ah! Eğer bir defa daha (Dünya´ya) dönüşümüz olsaydı elbette mü´minlerden olurduk
Verse 103 — Surah Ash-Shuara 26:103
Şüphesiz ki bu (anlatılanlarda bir öğüt ve ibret vardır; (ne yazık ki) onların çoğu imân etmemiştir
Verse 104 — Surah Ash-Shuara 26:104
Ve elbette senin Rabbın yegâne üstündür, çok merhametlidir
Verse 105 — Surah Ash-Shuara 26:105
Nuh´un kavmi de peygamberleri yalanladılar
Verse 106 — Surah Ash-Shuara 26:106
Hani kardeşleri Nûh onlara dedi ki: (Allah´tan) korkup (putlara tapmaktan, kötülüklerde bulunmaktan) sakınmaz mısınız
Verse 107 — Surah Ash-Shuara 26:107
Şüphe etmeyin ki ben size gönderilen güvenilir bir peygamberim
Verse 108 — Surah Ash-Shuara 26:108
Artık Allah´tan korkup bana itaat edin
Verse 109 — Surah Ash-Shuara 26:109
Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ; benim hizmetimin karşılığı ancak âlemlerin Rabbına aittir
Verse 110 — Surah Ash-Shuara 26:110
O halde Allah´tan korkun ve bana uyun
Verse 111 — Surah Ash-Shuara 26:111
Onlar Nuh´a dediler ki: Sana en rezil aşağılık insanlar uymuşken biz sana inanır mıyız
Verse 112 — Surah Ash-Shuara 26:112
Nûh da dedi ki:«Onların yaptıklarıyla ilgili bilgim yoktur, (onların içyüzünü bilmem)
Verse 113 — Surah Ash-Shuara 26:113
Bir düşünseniz a, onların hesabını görmek ancak Rabbıma aittir
Verse 114 — Surah Ash-Shuara 26:114
Ve ben mü´minleri kovacak da değilim
Verse 115 — Surah Ash-Shuara 26:115
Ben ancak açık-seçik (şekilde, gelecek olan tehlikeyi haber veren ve işlenilen kötülüklere karşı elîm bir azâbın hazırlandığını duyuran) bir uyarıcıyım
Verse 116 — Surah Ash-Shuara 26:116
Bunun üzerine onlar dediler ki: «Ey Nûh ! Eğer (uyarıdan) vazgeçmezsen elbette taşlanacak (bedbaht)lardan olursun.»
Verse 117 — Surah Ash-Shuara 26:117
Nûh : «Ey Rabbim !» dedi, «doğrusu milletim beni yalanladı
Verse 118 — Surah Ash-Shuara 26:118
Artık benimle onlar arasını (hükmederek) ayır ve benimle beraber olan mü´minleri kurtar.»
Verse 119 — Surah Ash-Shuara 26:119
Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri (binenlerle ve yüklenen şeylerle) dolan gemide kurtardık
Verse 120 — Surah Ash-Shuara 26:120
Sonra da geride kalanları (suda) boğduk
Verse 121 — Surah Ash-Shuara 26:121
Şüphesiz ki bunda öğüt ve ibret vardır. (Ne yazık ki) onların çoğu imân etmediler
Verse 122 — Surah Ash-Shuara 26:122
Senin Rabbın şüphesiz ki yegâne üstündür, çok merhametlidir
Verse 123 — Surah Ash-Shuara 26:123
Âd (kavmi) de gönderilen peygamberleri yalanladı
Verse 124 — Surah Ash-Shuara 26:124
Hani kardeşlen Hûd onlara dedi ki: «(Allah´tan) korkup (putlara tapmaktan, kötülük işlemekten) sakınmaz mısınız
Verse 125 — Surah Ash-Shuara 26:125
Şüpheniz olmasın ki ben, sîze gönderilen güvenilir bir peygamberim
Verse 126 — Surah Ash-Shuara 26:126
Artık Allah´tan korkup bana uyunuz
Verse 127 — Surah Ash-Shuara 26:127
Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum ; benim (hizmetimin) karşılığı ancak âlemlerin Rabbına aittir
Verse 128 — Surah Ash-Shuara 26:128
Siz her yüksekçe yere bir anıt yapıp (kendinizden dünyalıkça aşağı olanlarla mı) eğlenirsiniz
Verse 129 — Surah Ash-Shuara 26:129
Devamlı kalacağınızı umarak birtakım (su kanalları, sarnıçlar, kaleler gibi) sanat eserleri sayılacak yapıları mı (kendinize tek iş ve amaç) ediniyorsunuz
Verse 130 — Surah Ash-Shuara 26:130
Şiddetle (hınçla) atılıp yakaladığınızda zorbalar gibi mi yakalarsınız
Verse 131 — Surah Ash-Shuara 26:131
Artık Allah´tan korkun ve bana uyun
Verse 132 — Surah Ash-Shuara 26:132
Bildiğiniz nimetleri size (cömertçe) verenden (O´na karşı gelmekten) sakının
Verse 133 — Surah Ash-Shuara 26:133
Size nice nimetlerle, oğullarla, bahçelerle, pınarlarla yardımda bulunmuştur
Verse 134 — Surah Ash-Shuara 26:134
Size nice nimetlerle, oğullarla, bahçelerle, pınarlarla yardımda bulunmuştur
Verse 135 — Surah Ash-Shuara 26:135
Ben, elbette size karşı o büyük günün azabından endişe ediyorum.»
Verse 136 — Surah Ash-Shuara 26:136
Onlar dediler ki: Öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizim için fark etmez, birdir
Verse 137 — Surah Ash-Shuara 26:137
Bu tutumunuz, öncekilerin (sürüp gelen) âdetlerinden başkası değildir
Verse 138 — Surah Ash-Shuara 26:138
Ve biz azâb edilecek de değiliz
Verse 139 — Surah Ash-Shuara 26:139
Böylece Hûd Peygamber´i yalanladılar. Biz de onları yok ettik. Şüphesiz ki bunda öğüt ve ibret vardır ; ne yazık ki onların çoğu imân etmedi
Verse 140 — Surah Ash-Shuara 26:140
Şenin Rabbın elbette O´dur cok güçlü, çok üstün ; O´dur cok merhametli
Verse 141 — Surah Ash-Shuara 26:141
Semûd (kavmi) de peygamberleri yalanladılar
Verse 142 — Surah Ash-Shuara 26:142
Hani kardeşleri Sâlih onlara dedi ki: «Artık (putlara tapmaktan, Hakk´ı inkâr etmekten) sakınmaz mısınız
Verse 143 — Surah Ash-Shuara 26:143
Şüpheniz olmasın ki ben sizin için güvenilir bir peygamberim
Verse 144 — Surah Ash-Shuara 26:144
Artık Allah´tan korkun ve bana uyun
Verse 145 — Surah Ash-Shuara 26:145
Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim (hizmetimin) mükâfatı ancak âlemlerin Rabbına aittir
Verse 146 — Surah Ash-Shuara 26:146
Şu bulunduğunuz yerde ; bağlar ve bahçelerde ; pınarlar başında, ekinler içinde, gönül çekici salkım hurmalıklarda güven içinde kendi halinize bırakılacak mısınız
Verse 147 — Surah Ash-Shuara 26:147
Şu bulunduğunuz yerde ; bağlar ve bahçelerde ; pınarlar başında, ekinler içinde, gönül çekici salkım hurmalıklarda güven içinde kendi halinize bırakılacak mısınız
Verse 148 — Surah Ash-Shuara 26:148
Şu bulunduğunuz yerde ; bağlar ve bahçelerde ; pınarlar başında, ekinler içinde, gönül çekici salkım hurmalıklarda güven içinde kendi halinize bırakılacak mısınız
Verse 149 — Surah Ash-Shuara 26:149
Dağlardan da ustaca sayılacak şekilde (fakat) şımarıkça evler yontuyorsunuz : (Bunun böyle devam edeceğini mi sanıyorsunuz ? Hayır aldanıyorsunuz)
Verse 150 — Surah Ash-Shuara 26:150
Artık Allah´tan korkun, bana itaat edin
Verse 151 — Surah Ash-Shuara 26:151
Yeryüzünde fesâd çıkarıp orada dirlik-düzenlik getirmeyenlerin; inkâr ve azgınlıktan aşırı gidenlerin emrine uymayın.»
Verse 152 — Surah Ash-Shuara 26:152
Yeryüzünde fesâd çıkarıp orada dirlik-düzenlik getirmeyenlerin; inkâr ve azgınlıktan aşırı gidenlerin emrine uymayın.»
Verse 153 — Surah Ash-Shuara 26:153
Dediler ki: «Elbette sen büyülenenlerden birisin
Verse 154 — Surah Ash-Shuara 26:154
Sen de ancak bizim gibi bir insansın ; eğer (iddianda) doğrulardan isen haydi bize bir açık belge, bir mu´cize getir.»
Verse 155 — Surah Ash-Shuara 26:155
Sâlih, «işte (belge ve mu´cize olarak) bir dişi deve ! Su içme sırası (bir gün) onun, belirli bir gün de sizindir
Verse 156 — Surah Ash-Shuara 26:156
Sakın ona kötü (niyetle) dokunmayın ; sonra büyük bir azâb sizi yakalar» dedi
Verse 157 — Surah Ash-Shuara 26:157
Buna rağmen onlar o deveyi (bacaklarına) vurup devirdiler, (inatla onu) kestiler. (Sonra da) pişmanlık duyarak sabahladılar
Verse 158 — Surah Ash-Shuara 26:158
O sebeple azâb onları yakaladı. Şüphesiz ki (bu olayda) bir ibret ve öğüt vardır; ama onların çoğu imân edenler olmadı
Verse 159 — Surah Ash-Shuara 26:159
Ve senin Rabbin şüphesiz ki yegâne üstündür, çok güçlüdür; çok merhamet edendir
Verse 160 — Surah Ash-Shuara 26:160
Lût kavmi de peygamberleri yalanladı
Verse 161 — Surah Ash-Shuara 26:161
Hani kardeşleri Lût onlara dedi ki: «Artık (putlara tapmaktan, Hakk´ı inkârdan, hayasızca davranmaktan) sakınmaz mısınız
Verse 162 — Surah Ash-Shuara 26:162
Şüpheniz olmasın ki ben size (gönderilen güvenilir) bir peygamberim
Verse 163 — Surah Ash-Shuara 26:163
halde Allah´tan artık korkun ve bana uyun
Verse 164 — Surah Ash-Shuara 26:164
Bu (hizmete) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim hizmetimin karşılığı ancak âlemlerin Rabbına aittir
Verse 165 — Surah Ash-Shuara 26:165
Rabbınızın sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da âlemler içinden (kala kala) erkeklere mi (şehvetle) gidiyorsunuz ?! Hayır, siz haddi aşan bir milletsiniz.»
Verse 166 — Surah Ash-Shuara 26:166
Rabbınızın sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da âlemler içinden (kala kala) erkeklere mi (şehvetle) gidiyorsunuz ?! Hayır, siz haddi aşan bir milletsiniz.»
Verse 167 — Surah Ash-Shuara 26:167
Onlar dediler ki; «Ey Lût! Eğer (bu tür uyarılardan) vazgeçmezsen elbette (yurdundan) çıkarılanlardan olursun.»
Verse 168 — Surah Ash-Shuara 26:168
Lût, «şüpheniz olmasın ki ben sizin yaptıklarınıza iyice içerlenenlerdenim» dedi
Verse 169 — Surah Ash-Shuara 26:169
Rabbim! Beni ve ailemi bunların işleyegeldiği (iğrençliğin günah ve azâb)ından kurtar, (diyerek duâ etti)
Verse 170 — Surah Ash-Shuara 26:170
Biz de geride kalanlar arasında yaşlı bir kadın (Lût´un eşi) dışında onu ve bütün ailesini kurtardık
Verse 171 — Surah Ash-Shuara 26:171
Biz de geride kalanlar arasında yaşlı bir kadın (Lût´un eşi) dışında onu ve bütün ailesini kurtardık
Verse 172 — Surah Ash-Shuara 26:172
Sonra da diğerlerini yerle bir edip yok ettik
Verse 173 — Surah Ash-Shuara 26:173
Ve üzerlerine (taştan topraktan bir felâket) yağmuru yağdırdık. O uyarılanların yağmuru ne de kötü
Verse 174 — Surah Ash-Shuara 26:174
Şüphesiz ki bunda bir ibret ve öğüt vardır; ama onların çoğu imân edenler olmadı
Verse 175 — Surah Ash-Shuara 26:175
Ve elbette Rabbın yegâne üstündür, güçlüdür ve çok merhametlidir
Verse 176 — Surah Ash-Shuara 26:176
Eykeli´ler (=Ormanda eyleşen Şuâyb Peygamber´in gönderildiği kavim) de peygamberleri yalanladılar
Verse 177 — Surah Ash-Shuara 26:177
Hani Şuâyb onlara: «Artık (putlara tapmaktan, haksızlık etmekten, Hakk´a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız
Verse 178 — Surah Ash-Shuara 26:178
Şüpheniz olmasın ki ben, size (gönderilen) güvenilir bir peygamberim
Verse 179 — Surah Ash-Shuara 26:179
Artık Allah´tan korkun ve bana uyun
Verse 180 — Surah Ash-Shuara 26:180
Bu (hizmetime) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim (hizmetimin) karşılığı ancak âlemlerin Rabbına aittir
Verse 181 — Surah Ash-Shuara 26:181
Ölçeği tam tutun; (hak yiyip hakları) eksiltenlerden olmayın
Verse 182 — Surah Ash-Shuara 26:182
Dosdoğru terazi ile tartın
Verse 183 — Surah Ash-Shuara 26:183
İnsanların (haklarından bir) şeyler eksiltmeyin ve bir de sakın yeryüzünde fesâd çıkararak düzensizlik ve bozgunculuk yapmayın
Verse 184 — Surah Ash-Shuara 26:184
Sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan (O eşsiz kudret)ten korkun» dedi
Verse 185 — Surah Ash-Shuara 26:185
«Sen ancak büyülenmiş (aklî dengesini kaybetmiş)lerden birisin
Verse 186 — Surah Ash-Shuara 26:186
Sen ancak bizim gibi bir insansın ; biz seni elbette yalancılardan sanıyoruz
Verse 187 — Surah Ash-Shuara 26:187
Eğer doğrulardan isen haydi göğün bir parçasını üzerimize düşür» dediler
Verse 188 — Surah Ash-Shuara 26:188
Şuâyb onlara: «Rabbim yapageldiğinizi cok iyi bilir» dedi
Verse 189 — Surah Ash-Shuara 26:189
Buna rağmen onu yalanladılar. O sebeple gölge (yapan bulutun ortaya çıktığı) günün azabı onları yakalayıverdi. Şüphesiz ki bu büyük bir günün azabı idi
Verse 190 — Surah Ash-Shuara 26:190
Bunda elbette bir öğüt ve ibret vardır. Zaten onların çoğu mü´min değildi
Verse 191 — Surah Ash-Shuara 26:191
Şüphesiz ki, Rabbın çok üstündür, çok güçlüdür, çok merhamet sahibidir
Verse 192 — Surah Ash-Shuara 26:192
Gerçekten bu Kur´ân, âlemlerin Rabbından indirilmedir
Verse 193 — Surah Ash-Shuara 26:193
Uyarıcılardan olasın diye Ruhu´l-emîn (Melek Cebrail) onu senin kalbine açık-seçik Arap diliyle indirmiştir
Verse 194 — Surah Ash-Shuara 26:194
Uyarıcılardan olasın diye Ruhu´l-emîn (Melek Cebrail) onu senin kalbine açık-seçik Arap diliyle indirmiştir
Verse 195 — Surah Ash-Shuara 26:195
Uyarıcılardan olasın diye Ruhu´l-emîn (Melek Cebrail) onu senin kalbine açık-seçik Arap diliyle indirmiştir
Verse 196 — Surah Ash-Shuara 26:196
Hem o, öncekilere (indirilen semavî) kitaplarda da (bazı özellikleriyle) vardır
Verse 197 — Surah Ash-Shuara 26:197
Onu İsrail oğulları´ndan olan ilim adamlarının bilmesi onlar için (gerçeği yansıtan) bir belge ve kanıt değil midir
Verse 198 — Surah Ash-Shuara 26:198
Eğer Kur´ân´ı Arap olmayanlardan birine indirseydik, o da onlara bunu okusaydı, yine de ona inanacak değillerdi
Verse 199 — Surah Ash-Shuara 26:199
Eğer Kur´ân´ı Arap olmayanlardan birine indirseydik, o da onlara bunu okusaydı, yine de ona inanacak değillerdi
Verse 200 — Surah Ash-Shuara 26:200
İşte biz onu (=inkâr ve sapıklığı) böylece suçlu günahkârların kalblerine aktarıp soktuk da elem verici azabı görmedikçe mümkün değil ona inanmazlar
Verse 201 — Surah Ash-Shuara 26:201
İşte biz onu (=inkâr ve sapıklığı) böylece suçlu günahkârların kalblerine aktarıp soktuk da elem verici azabı görmedikçe mümkün değil ona inanmazlar
Verse 202 — Surah Ash-Shuara 26:202
Bu azâb, farkına varmadıkları bir halde ansızın kendilerine gelir de
Verse 203 — Surah Ash-Shuara 26:203
Acaba bize mühlet verilmez mi ? derler
Verse 204 — Surah Ash-Shuara 26:204
Onlar azabımızı mı acele istiyorlar
Verse 205 — Surah Ash-Shuara 26:205
Söylesen ya, eğer biz onları yıllarca (bolluk ve refah içinde) yararlandırıp geçindirsek, sonra da va´dolundukları (günün azabı) onlara geliverse
Verse 206 — Surah Ash-Shuara 26:206
Söylesen ya, eğer biz onları yıllarca (bolluk ve refah içinde) yararlandırıp geçindirsek, sonra da va´dolundukları (günün azabı) onlara geliverse
Verse 207 — Surah Ash-Shuara 26:207
O yararlandırılıp geçindirildikleri bolluk ve refahın kendilerine bir faydası olur mu
Verse 208 — Surah Ash-Shuara 26:208
Hiçbir kasaba (halkını), kendilerine uyarıcılar göndermedikçe yok etmiş değiliz
Verse 209 — Surah Ash-Shuara 26:209
Öğüt ve hatırlatmada bulunulmuştur ; ve biz onlara zulmediciler olmadık
Verse 210 — Surah Ash-Shuara 26:210
Kur´ân´ı (hiçbir zaman) şeytanlar indirmemiştir
Verse 211 — Surah Ash-Shuara 26:211
Hem bu, onlara göre uygun ve lâyık da değildir; hem güçleri de yetmez
Verse 212 — Surah Ash-Shuara 26:212
Onlar (inen vahyi) dinlemekten kesinlikle uzak tutulmuşlardır
Verse 213 — Surah Ash-Shuara 26:213
Artık sen, Allah ile beraber başka bir tanrıya duâ edip kullukta bulunma, sonra azaba uğratılanlardan olursun
Verse 214 — Surah Ash-Shuara 26:214
En yakın hısımlarını (bulundukları yolun eğri olduğu hakkında) uyar
Verse 215 — Surah Ash-Shuara 26:215
Mü´minlerden sana uyanlara (tevazu, hoşgörü, rahmet ve şefkat) kanadını (yerlere kadar) indir
Verse 216 — Surah Ash-Shuara 26:216
Bununla beraber (hısımlarından) sana karşı gelip başkaldırırlarsa, de ki: «Şüphesiz ben sizin işleyegeldiğiniz (inkâr, azgınlık ve sapıklık)dan beriyim.»
Verse 217 — Surah Ash-Shuara 26:217
O yegâne güçlü, çok üstün, çok merhametli olan (Allah)´a güvenip dayan
Verse 218 — Surah Ash-Shuara 26:218
O Allah ki, seni ayakta durduğun halde de, secde edenler arasında dolaştığın durumda da görüyor
Verse 219 — Surah Ash-Shuara 26:219
O Allah ki, seni ayakta durduğun halde de, secde edenler arasında dolaştığın durumda da görüyor
Verse 220 — Surah Ash-Shuara 26:220
Çünkü gerçekten Allah işitendir, bilendir
Verse 221 — Surah Ash-Shuara 26:221
Size şeytanların kimler üzerine inip durduğunu haber vereyim mi
Verse 222 — Surah Ash-Shuara 26:222
Her günahkâr iftiracı, yalancı, sahtekâr üzerine iner
Verse 223 — Surah Ash-Shuara 26:223
Bunlardır (şeytanların iftira ve yalanına) kulak verirler. Çoğu ise yalancıdır
Verse 224 — Surah Ash-Shuara 26:224
(Sapık hayalci) şâirlere ise, ancak yozmuş azgınlar uyarlar
Verse 225 — Surah Ash-Shuara 26:225
Baksana, onlar her vadide avare-şaşkın dolaşırlar
Verse 226 — Surah Ash-Shuara 26:226
Ve yapmadıklarını söyleyip dururlar
Verse 227 — Surah Ash-Shuara 26:227
Ancak imân edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar, Allah´ı çokça ananlar ve zulme uğradıktan sonra kendilerini savunup (gerektiğinde) karşı koyanlar müstesna.. O zulmedenler, yakında nasıl bir inkılâba uğrayacaklarını, nerede dönüp kalacaklarını bileceklerdir