Turkish

Translation: tur-celalyldrm-la

Author: Celal Y Ld R M

Fâtiha

Surah 1

[1] BISMI´LLAHI´R-RAHMANI´R-RAHIM

[2] Hamd, alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, ceza (hesap gorulecek, karsılık verilecek) gunun yegane sahibi Allah´a mahsustur

[3] Hamd, alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, ceza (hesap gorulecek, karsılık verilecek) gunun yegane sahibi Allah´a mahsustur

[4] Hamd, alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, ceza (hesap gorulecek, karsılık verilecek) gunun yegane sahibi Allah´a mahsustur

[5] (Allahım !) Yalnız Sana ibadet eder ve ancak Senden yardım dileriz

[6] Bizi dogru yola ilet

[7] Nimetine erdirdigin kimselerin yoluna... Gazaba ugrayanların ve sapıklarınkine degil

Bakara

Surah 2

[1] Elif - Lam - Mim

[2] Iste bu kitab ki onda (Allah tarafından indirildiginde) hic suphe yoktur. Muttaki (Ilahi buyruklara uyup kotuluklerden ve yasaklardan kacınıp korunanları dogru yola irsad eder)

[3] O korunanlar ki gayb (fizik otesinden verilen ilahi haberler)e inanırlar ; namazı vakitlerinde kılmaya devam ederler; kendilerine rızık olarak verdigimiz nimetlerden (Allah´ın hosnutluguna erismek icin) harcarlar

[4] Ve onlar ki, Sana indirilene de, Senden once indirilene de iman ederler. Ahiret´e de ancak onlar kesin bir bilgiyle inanırlar

[5] Iste bunlar, Rabları tarafından dogru yol uzeredirler ve korktuklarından kurtulup umduklarına kavusanlar da bunlardır

[6] Suphesiz ki (ey sanı yuce peygamber!) o kufre saplanıp kalanları (inkar ve inadları yuzunden tuttukları yanlıs yolun tehlikeli sonucundan) korkutsan da, korkutmasan da onlara gore birdir; inanmazlar, d

[7] Allah (degismiyen sunneti geregi) onların kalblerini, kulaklarını muhurlemistir. Gozleri uzerinde de bir perde ve onlar icin buyuk bir azab vardır

[8] Insanlardan oyleler de var ki, inanmadıkları halde Allah´a ve ahiret gunune inandık derler

[9] (Zanlarınca) Allah´ı ve iman edenleri aldatırlar. Halbuki ancak kendilerini aldatırlar da farkında bile olmazlar

[10] Kalblerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalıgını artırmıstır.. Yalan soylemelerine karsılık onlara elem verici bir azab vardır

[11] Hem onlara : «Yeryuzunde fesad cıkarmayın» denildiginde, «biz ancak ıslah edicileriz» derler

[12] Haberiniz olsun ki, onlar, onlardır ancak fesadcılar, ama farkında degillerdir

[13] Onlara «Olgun insanların inandıgı gibi inanın!» denildigi zaman, «O beyinsizlerin inandıgı gibi inanalım mı ?» derler. Dikkat edin ki, onlar, onlardır asıl beyinsizler; fakat bilmezler

[14] Onlar iman edenlere rastladıkları zaman «inandık» derler. Seytanlarıyla basbasa kaldıkları zaman : «Dogrusu biz sizinle beraberiz. Biz ancak (o mu´minlerle) alay edicileriz,» derler

[15] Allah onlarla alay eder de kendilerini taskınlıkları icinde bocalar sekilde bırakır

[16] Iste onlar oyle kimselerdir ki, dogru yola karsılık sapıklıgı satın almıslardır. Bu alıs verisleri kendilerine kar saglamamıstır; dogru yolu da bulmus degillerdir

[17] Onların durumu o kimselere benzer ki, bir ates yakmak isteyip (yakılan) ates cevrelerini aydınlatınca Allah ısıklarını tutup almıs da onları zifiri karanlıklar icinde bırakmıstır. (Boylece onlar) goremez olmuslardır

[18] Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler. Artık (dogru yola) donmezler

[19] Veya gokten (sagnak halinde) bosanan, icinde karanlıklar, bir gurleme, bir simsek bulunan siddetli yagmura (tutulmus saskın kimselerin perisan haline) benzerler ki yıldırımın (dehsetinden) olum korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah (in kudreti, ilmi ve hukumranlıgı) kafirleri (her tarafından) kusatmıstır

[20] Cakan simsek neredeyse onların gozlerini kapıp alır. Onlerini aydınlatınca da onun ısıgında yururler. Uzerlerine karanlık coktugu zaman ise (oldukları yerde) dikilip kalırlar. Allah dileseydi onların isitmelerini de, gozlerini de alıverirdi. Suphesiz ki Allah´ın her seye gucu yeter

[21] Ey insanlar! Sizi de, sizden oncekileri de yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki korunup sakınanlar olabilesiniz

[22] Oyle (bir Rab) ki, yeryuzunu size bir dosek, gogu bir kubbe kıldı. Gokten su indirdi ve onunla size (cesitli) meyvelerden (turlu turlu urunlerden) rızık cıkardı. Artık siz de bildiginiz halde (nankorluk ederek) Allah´a (gizli ve asikar) esler (ve benzerler) kosmayın

[23] Eger kulumuz (Muhammed)´a parca parca indirdigimiz (Kur´an)´den suphede iseniz onun benzeri bir sure (tertipleyip meydana) getirin ve Allah´tan baska (size yardımcı olacak, rehber olacak) sahidlerinizi de cagırın, (eger iddianızda) dogru iseniz

[24] Eger (Onun bir benzerini) yapamazsanız ki yapamıyacaksınız da o takdirde kafirler icin hazırlanan yakıtı insanlarla tastan olan atesten korkup sakının

[25] Dosdogru iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara mujde ver ki, onlara altından ırmaklar akan Cennetler vardır. (Oraya girdikleri zaman) kendilerine oradaki meyveden ne kadar bir rızık verildiginde, «bu daha once de rızıklandıgımız seylerdendir» diyecekler. (Evet) onlara (renk ve cesit bakımından az da olsa dunyadaki veya kendilerine az once sunulan meyvalara) benzer (fakat lezzet ve nefaset bakımından cok farklı ve ustun meyvalar) verilecek. Hem onlar icin orada (dunyada kadınlara arız olan her turlu kusurlardan arınmıs) tertemiz esler vardır ve onlar orada ebedi kalıcılardır

[26] Allah suphesiz ki bir sivrisinegi ve ondan (hilkat ve san´at inceligi bakımından) daha buyugunu, (yapı itibariyle daha kucugunu) misal getirmekten cekinmez. Iman edenlere gelince, onlar bunun Rabları tarafından hak oldugunu elbette bilirler. Kufre saplananlar Ise, «Allah bununla misal olarak neyi murad etmistir?» derler. (Allah) bununla (insanları imtihan ederek) bir cogunu (bilgisizlikleri ve nankorlukleri yuzunden) sasırtır. Bir cogunu da (bilgili oldukları ve akıllarını hayra kullandıkları icin) dogru yola iletir. (Fakat) bununla fasıklardan baskasını sasırtmaz

[27] fasıklar ki, Allah´ın (Elestu bi-Rabbikum = Ben sizin Rabbınız degil miyim ? hitabındaki veya semavi kitaplarda gelecegi haber verilen son peygambere inanmaları hususundaki) ahdini tevsik ettikten sonra bozarlar. Allah´ın (biraraya getirilip) bitistirilmesini emrettigi (dini, ahlaki, ictimai bagları) keserler ve yeryuzunde fesad cıkarırlar. Iste zararda kalanlar ancak onlardır

[28] Allah´ı nasıl inkar edersiniz?! Halbuki siz oluler (gibi) idiniz de O sizi diriltti. Sonra sizi yine oldurecek, sonra tekrar diriltecek. Sonra da (ahirette) yalnız O´na donduruleceksiniz

[29] Yeryuzundeki butun seyleri sizin yararınıza yaratan, sonra gokyuzune iradesiyle, saltanatıyla yonetip onları yedi gok halinde saglam bir (sistem ve) duzene koyan O´dur. O her seyi hakkıyla bilendir

[30] Rabbin (ezeli iradesi Adem´i var kılmayı murad ettiginde) meleklere : «Ben yeryuzunde herhalde (emirlerimi yerine getirecek, Benim adıma konusacak) bir halife var kılacagım» demisti. (Melekler de) «Orada fesad cıkaracak, kanlar dokecek kimse mi yaratacaksın ?! Oysa biz Seni hamdinle tesbih ve Seni takdis ediyoruz» demislerdi. (Allah), «Suphesiz ki Benim bildigimi siz bilmezsiniz» demisti

[31] Allah, Adem´e (gerekli olan) butun (esyanın) isimlerini ogretti. Sonra o esyayı meleklere gostererek, (iddianızda) dogrular iseniz, bunların isimlerini Bana haber verin, buyurdu

[32] (Melekler de): «Seni tenzih ederiz. Senin bize ogrettiginden baska hicbir bilgimiz yoktur. Suphesiz ki Sen her seyi bilensin, yegane hikmet sahibi de Sensin!» dediler

[33] (Allah): «Ey Adem! Bunlara onların isimlerini haber ver» buyurdu. Adem onlara sozu edilen esyanın isimlerini haber verince (Allah meleklere): «Size demedim mi, Ben goklerin ve yerin gaybını (gorunmeyen, sizlerce bilinmeyen seylerini de) elbette bilirim ve sizin acıkladıgınızı da, gizli tuttugunuzu da bilirim.» buyurdu

[34] Ve Biz meleklere : «Adem´e (saygı yollu) secde edin» dedigimizde, onlar hemen secde ettiler. Yalnız Iblis dayattı, (bunu) kibrine yediremedi de kafirlerden oldu

[35] Ey Adem! dedik, (artık) sen ve esin cennette sakin olun. Dilediginiz yerde ondan (ondaki nimetlerden) refah ve huzur icinde yeyin. (Ancak) su agaca yaklasmayın, sonra (Hakk´a karsı gelip kendine) zulmedenlerden olursunuz

[36] (Ne var ki) Seytan onları oradan kaydırdı; ikisini de icinde bulundukları seyden (sonsuz nimetlerden) cıkardı. (Bunun uzerine) Biz de (bundan boyle) kiminiz kiminize dusman olarak (oradan yeryuzune) inin. Sizin icin yeryuzunde (belli) bir sureye kadar bir karargah ve yararlanacagınız sey (ler) vardır, dedik

[37] (Bu kayma ve kendine zulmetme uzerine buyuk bir pismanlık duyup tevbe eden) Adem, Rabbinden (gelen ve onun kalbine ilka olunan) kelimeleri karsılayıp aldı. Allah da onun tevbesini kabul etti. Cunku tevbeyi cokca kabul eden ve cokca merhamette bulunan ancak O´dur

[38] (Evet) Inin oradan hepiniz! dedik. Benden size bir hidayet (dogru yolu gosteren kitap ya da peygamber) gelecek olursa, artık kim hidayetime uyarsa, onlara ne bir korku vardır ne de onlar mahzun olurlar

[39] (Bizi) inkar edip ayetlerimizi (varlıgımıza ve birligimize delalet eden belgelerimizi) yalanlayanlara gelince, iste onlar atesin yakın dostu ve arkadaslarıdır, onlar orada ebediyen kalıcıdırlar

[40] Ey Israil ogullan! Size ihsan ettigim nimetimi hatırlayın, ahdimi yerine getirin ki Ben de size olan sozumu yerine getireyim ve (ahde vefa etmemekte) ancak Benden korkun

[41] Beraberinizdeki kitap (Tevrat)! tasdik edici olarak indirdigime (Kur´an´a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve (sakın) ayetlerimi az (kıymetsiz) bir paha (bayagı bir menfaat) karsılıgında degistirmeyin. Ancak Benden korkup (bu gibi olcusuzluklerden) sakının

[42] Bildiginiz halde hakkı batıla karıstırıp gercegi gizlemeyin

[43] Namazı kılın, zekatı verin, ruku´ edenlerle beraber ruku´ edin

[44] Kendi nefslerinizi unutursunuz da insanlara iyilikle mi emredersiniz ?! Halbuki siz Kitap (Tevrat)ı okuyup durursunuz. Artık aklınızı kullanmaz mısınız

[45] (—46) Sabır ve namaz ile (Allah´tan) yardım isteyin. Gerci bu, Allah´a kavusacaklarına ve ancak O´na doneceklerine kesin bilgi (ve inanc) edinen saygılı kimselerden baskasına agır ve sıkıcıdır

[46] (—46) Sabır ve namaz ile (Allah´tan) yardım isteyin. Gerci bu, Allah´a kavusacaklarına ve ancak O´na doneceklerine kesin bilgi (ve inanc) edinen saygılı kimselerden baskasına agır ve sıkıcıdır

[47] Ey Israil ogulları! Size ihsan ettigim nimetimi ve (bir zaman) sizi (n atalarınızı) diger milletlerden ustun kıldıgımı hatırlayın

[48] Ve hic bir kimsenin hicbir kimse icin birsey odeyemiyecegi, hic kimseden (kafirler hakkında) sefaat kabul olunmayacagı, hicbir kimseden kurtulus akcesi alınmayacagı ve onların yardım olunmayacagı gunden korkup sakının

[49] Hani size iskencenin en kotusunu tattırıp yuklemekte devam eden, ogullarınızı bogazlayıp kadınlarınızı (kızlarınızı) diri bırakmak isteyen Fir´avn´ın yoldaslarından sizi (atalarınızı) kurtardıgımız zamanı bir hatırlayın! Bunda da size Rabbinizden buyuk bir imtihan vardı

[50] Ve hatırlayın ki sizin icin denizi yarıp sizi kurtardıgımızı; Fir´avn´ in yoldaslarını ise —sizler bakıp dururken— bogdugumuz zamanı

[51] Ve yine Musa´ya (Tevrat verilmek uzere Tur´da kırk gece ibadet edip beklemesi icin) va´dettigimizi (veya va´de verdigimizi) hatırlayın ki siz onun ardından (nefsinize) zulmediciler olarak (Samiri´nin altından yaptıgı) buzagıyı (ilah) edinmistiniz

[52] Sonra bunun ardından da sukredersiniz diye sizi bagıslamıstık

[53] Ve hani dogru yola erisesiniz diye Musa´ya kitap ve furkanı vermistik

[54] Musa da kavmine : «Ey milletim! Cidden buzagıyı (Ilah) edinmenizle kendinize zulmettiniz. Derhal (her kusurdan pak ve yuce olan) Yaradanınıza tevbe edin; (nefsinizin kotu arzularını kesin de Allah yolunda) kendinizi oldurun. Bu, Yaradanınız katında sizin icin daha hayırlıdır,» demisti. Bunun uzerine (Allah) tevbenizi kabul buyurmustu. Suphesiz ki O, O´dur tevbeleri cokca kabul eden, O´dur cokca merhamette bulunan

[55] Ve hatırlayın ki (sizden temsilci olarak yetmis kisi Musa ile Tur´a cıktıgınızda): «Ya Musa! Biz Allah´ı acıkca meydanda gormedikce sana asla inanmıyacagız...» demistiniz de yıldırım size carpmıstı ve siz de bakıp duruyordunuz

[56] (Bir bakıma) olumunuzden sonra da sukredesiniz diye sizi (o baygın halden uyandırıp) kaldırmıstık

[57] Ve (Sina colunde sizi gunesin yakıcı sıcaklıgından korusun diye) ustunuze bulutu golge yapmıs, uzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirmis ve «Size rızık olarak verdiklerimizin iyisinden yeyin,» demistik. (Fakat onlar bu nimetlerin sukrunu yerine getirmeyip nankorluk etmekle) Bize zulmetmemislerdi, ama kendilerine zulmetmislerdi

[58] Ve hatırlayın ki, bu sehre (Beytu´l-Makdis´e) girin, dilediginiz yerde ondan (onun nimetlerinden) refah icinde bol bol yeyin. Kapısından da secde ederek (eglip saygı gostererek veya bas yere koyup Hakk´a arz-ı sukranda bulunarak) girin ve «dilegimiz, gunahlarımızın dokulmesidir» deyin. Biz de kusur ve suclarınızı bagıslayalım. Iyilik edenlere (Allah´ı gorurcesine davrananlara nimetlerimizi) daha da artıracagız, demistik

[59] Kendilerine zulmedenler, soylenenleri baska bir sozle degistirdiler. Bu yuzden o zulmedenler uzerine ilahi buyrukların dısına cıkmalarına karsılık gokten kotu bir azab indirdik

[60] Yine hatırlayın ki, Musa (colde susuzluktan yok olmaya yuztutan) kavmi icin su istemisti. «Asa´nı tasa vur!» demistik. (O da vurunca) tastan oniki pınar kaynamıstı. (Boylece) her soy su alacagı pınarı bilmisti. (Onlara): «Allah´ın rızkından yeyin, icin (fakat) fesad cıkararak yeryuzunde haddi asmayın (ilahi sınırların dısına tasmayın) denilmisti

[61] Ve hani: «Ey Musa! Biz bir cesit yemek uzerine mumkun degil sabredemeyiz. Artık Rabbine bizim icin dua et de yeryuzunun bitirdigi sebze, hıyar, sarmısak, mercimek ve sogan (gibi) seylerden bize cıkarsın» demistiniz. Musa da «O hayırlı olanı daha adi seylere mi degistirmek istiyorsunuz? Bir sehre inin de sizin istediginiz seyler orada vardır» demisti. (Sonra) onların uzerine zillet ve meskenet vuruldu; Allah´tan bir gazaba ugradılar. Bu da Allah´ın ayet (mu´cize ve acık belge)lerini inkar etmelerinden, haksız yere peygamberleri oldurmelerindendi. (Evet) iste bu, isyan etmelerinden, haddi asmalarından (dolayı) idi

[62] Suphesiz ki, Iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabitlerden kim dosdogru Allah´a, ahiret gunune inanır ve iyi-yararlı amelde bulunursa, artık onlar icin Rableri katında ecirler vardır, onlar uzerinde bir korku da yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklar

[63] Ve hatırlayın ki, sizden (atalaranızdan) (Tevrat ile dosdogru amel edeceklerine dair) soz almıstık. Tur´u ustunuze kaldırmıs ve koruna-sınız, Allah´a karsı gelmekten sakınasınız diye «Size verdigimiz kitabı kuvvetle (iman ve idrak ciddiyetiyle) tutun, icinde olan (buyrukları) hatırlayın» demistik

[64] Bundan sonra yine yuzcevirmistiniz. Allah´ın size fazl-u rahmeti olmasaydı, nerhalde zarara ugrayanlardan olurdunuz

[65] Icinizden Cumartesi gununde (ilahi buyrukları ve o gune olan hurmeti cigneyip) tecavuz edenleri elbette bilirsiniz. Biz onlara : «Rahmetten uzak hor ve hakir maymunlar olun!» demistik

[66] Iste Biz bu (milletin tutumunu ve baslarına gelen kotu sonucları) kendi devirlerinde yasayanlara ve sonradan gelecek olanlara bir ibret ve takva (Allah´tan korkup kotuluklerden sakınan irfan) sahiplerine bir ogut kıldık

[67] Hatırlayın ki bir vakit de Musa, milletine : «Allah size bir sıgır bogazlamanızı emrediyor» demisti. Onlar (atalarınız): «Bizi alaya mı alıyorsun ?!» demislerdi. O da : «Oyle cahillerden olmaktan Allah´a sıgınırım» demisti

[68] (Oyle ise) bizim icin Rabbine dua et de onun ne oldugunu bize acıklasın, demislerdi. Musa da (aldıgı emri beyanla): «Allah diyor ki: O ne pek kart, ne de pek genc, ikisi ortası bir dinc sıgırdır. Artık emrolundugunuz seyi yerine getirin» demisti

[69] Onlar tekrar: «Bizim icin Rabbine dua et de o sıgırın rengi nedir, bize acıklasın» demislerdi. Musa da : «Rabbim buyuruyor ki, hic suphesiz o, bakanların icini acacak sekilde parlak sarı bir sıgırdır» demisti

[70] Onlar yine : «Bizim icin Rabbine dua et de o sıgırın mahiyetini (iyice) bize acıklasın. Cunku tarif edilen sıgır bize (digerlerine) benzer gibi geliyor. Allah dilerse, elbette (bogazlanması emrolunan sıgırı) bulabiliriz» demislerdi

[71] Musa da (aldıgı emir uzerine) «Rabbim o, yeri surup ekini sulayarak boyunduruga girmemis bir sıgırdır, salmadır, hic alacası lekesi yoktur, buyuruyor» demisti. Onlar: «Iste simdi hakikatle geldin» demislerdi. Bunun uzerine o sıgırı bogazladılar. Az kalsın bunu yapmıyacaklardı

[72] Hatırlayın ki, bir zamanlar bir adam oldurmustunuz ve onun hakkında (birbirinizi suclamak suretiyle) cekismistiniz. Allah da sizin gizlediginizi meydana cıkarandır

[73] «Sıgırın bir kısmını oldurulen, adama vurun» demistik. (Vurulunca da o dirilivermisti). Iste boylece Allah oluleri diriltir. Aklınızı iyice kullanasınız diye ayetlerini size gosterir

[74] Bundan sonra yine kalbleriniz katılastı, tas gibi ve hatta daha da katı oldu. Cunku tastan oylesi var ki, ondan ırmaklar fıskırır, oylesi var ki, yarılıp ondan su cıkar, oylesi de var ki, Allah korkusuyla (ilahi kanunlara boyun egerek) asagı dusup (parcalanır). Allah islediginiz (ve isleyeceginizden habersiz degildir)

[75] (Ey Peygamber ve mu´minler! Yahudilerin) size inanmalarını cok mu istiyorsunuz ? Halbuki onlardan bir topluluk Allah´ın Kelamını (Tevrat´ı) dinlerler, ona akıl erdirdikten sonra onu bile bile tahrif ederlerdi

[76] Onlar iman edenlerle karsılastıkları zaman, «inandık» derlerdi. Birbirleriyle tenha kaldıkları zaman, «Allah´ın size actıgı seyi, Rabblniz katından size kanıt olarak getirsinler diye mi onlara anlatıyorsunuz? (Buna) aklınız ermiyor mu ?» derlerdi

[77] Bilmezler mi ki, Allah onların gizlediklerini de, acıkladıklarını da elbette bilir

[78] Onlardan bir kısmı ummidir (okuyup yazması yoktur); Kitab (Tevrat)! bilmezler, ancak birtakım kuruntuları bilirler. Onlar sadece zan pesindedirler

[79] Kitabı elleriyle yazdıktan sonra onu onemsiz bir paha karsılıgında satmak icin, «Bu Allah katındandır» diyenlerin vay haline! Elleriyle yazdıklarından dolayı vay onlara!. Vay, kazanmakta oldukları seyden onlara

[80] (Yahudiler) «Ates bize ancak sayılı birkac gun dokunacaktır» dediler. De ki: Allah katından bir soz mu aldınız? ki boyle bir sey varsa, Allah verdigi sozunden asla caymaz Yoksa Allah´a karsı bilmediginiz seyi mi (uydurup) soyluyorsunuz

[81] Hayır (durum hic de onların anladıgı ve iddia ettigi gibi degildir) kim kotuluk kazanır da isyan ve kufur onu cepecevre kusatırsa, iste onlar cehennemliktirler; onlar orada ebedi kalıcılardır

[82] Iman edip iyi yararlı amellerde bulunanlar ise, iste onlar cennetliktirler, onlar orada temelli kalanlardır

[83] Hatırlayın ki, Israil ogullarından, «Allah´tan baskasına tapmayın, ana-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilikte bulunun ; insanlara (hitap ederken, onlarla bir konu uzerinde fikir alısverisinde bulunurken) iyi soz soyleyin ; namazı vakitlerinde dosdogru kılın, zekatı verin» diye (bildirmis ve bu hususta gereken) sozu almıstık. Sonra siz pek azınız mustesna olmak uzere yuzcevirdiniz. Sizler zaten donek kimselersiniz

[84] Ve hani birbirinizin kanlarını dokmeyin, birbirinizi yurdunuzdan cıkarmayın, diye sizden soz almıstık. Sonra siz de bunu ikrar etmistiniz ve buna hala da sahidlik ediyorsunuzdur

[85] Sonra siz o kimselersiniz ki, birbirinizi olduruyorsunuz ve icinizden bir kısmını yurtlarından cıkarıyor da aleyhlerinde gunah, dusmanlık ve haksızlıkla biribirinize yardım edip bilesiyorsunuz. (Bununla beraber) onlar size esir olarak gelecek olurlarsa fidyelesir, (kurtulus akcesi alıp verirsiniz). Halbuki onların (yurtlarından) cıkarılması size haram kılınmıstır. Yoksa Kitab´ın bir kısmına inanıyor, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz ? Sizden boyle yapanların cezası, ancak dunyada rusvaylıktır; kıyamet gununde de en siddetli azaba dondurulup ugratılmaktadır. Allah yapageldiginiz seylerden habersiz degildir

[86] Iste onlar dunya hayatını ahirete karsılık satın alan kimselerdir. Bunun icin azab onlardan hafifletilmez ve onlar yardım da olunmazlar

[87] And olsun ki, Musa´ya o kitabı verdik. Ondan sonra da birbiri ardınca peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa´ya da beyyineler (acık belgeler ve mu´cizeler) verdik ve O´ nu Ruhu´l-Kuds (Melek Cebrail) ile de destekledik. (Butun bu peygamberler aynı esas ve cogu aynı seriat uzerine birbirini takip edip Israil ogullarına gonderildigi halde) Size (Ey Yahudiler!) Ne kadar peygamber, nefslerinizin hoslanmayacagı bir buyrukla geldiyse, buyukluk tasladınız. Oyle ki, bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da oldurdunuz (ve oldurmeye devam etmek istiyorsunuz)

[88] (Yahudiler) «Kalblerimiz kılıflıdır» (artık hicbir sey te´sir etmez veya kalblerimiz ilim ve Irfanla doludur, baska seye ihtiyacımız yoktur) dediler. Oyle degil, (siz o sozu bırakın). Allah kufurleri sebebiyle onlara lanet etti. Boyle olunca da pek azı iman ederler

[89] Allah katından onlara, yanlarındaki kitab (Tevrat)ı tasdik eden (yanlıslarını duzeltip semavi oldugunu bildiren) bir kitab (Kur´an) gelince, ki daha once inkar edenlere karsı boyle bir fetih (yardım kapısının acılmasını) istiyorlardı (Tevrat´da vasfını gorup) tanıdıkları sey (Kur´an ve Hz. Muhammed A.S.) kendilerine gelince, onu inkar ettiler. O sebeple Allah´ın laneti inkar edenler uzerinedir

[90] Onlar Allah´ın kendi kullarından diledigi kimselere fazl-u kereminden indirdigi (ayetleri) haset ve azgınlık ile kıskanarak Allah´ın indirdigini inkar etmekle kendilerini ne kotu sey karsılıgında (yok pahasına) sattılar da gazab ustune gazaba ugradılar!. Kafirler icin ezici, horlayıcı bir azab vardır

[91] Onlara: Allah´ın (rahmet olarak) indirdigine (Kur´an´a) inanın, denildigi zaman, «Biz, bize indirilene (Tevrat´a) inanırız» derler ve ondan baskasını inkar ederler. Halbuki (Kur´an) onların yanındakini (Tevrat´ı) tasdik eden hak (bir kitab)dır. De ki: Eger (cidden) mu´minler iseniz bundan once neden Allah´ın peygamberlerini olduruyordunuz

[92] (Nerede Tevrat´a baglılık ve imanınız ?) And olsun ki, Musa size apacık mu´cizeler, belgeler getirdi de sonra onun ardından buzagıyı (tanrı) edindiniz; zalim oldugunuz halde (bu gibi kufru gerektiren yola girdiniz)

[93] (Ve nerede sozunuzun dogrulugu ki) bir vakit sizden soz almıstık : Tur´u uzerinde yukseltip size verdigimiz (Tevrat)ı sıkı tutun, (buyruklarımızı iyice) dinleyin, demistik. (Ama) onlar (yani atalarınız), «Dinledik ve karsı geldik» demislerdi. Kufurleri sebebiyle buzagıya (tapma) sevgisi (iclerine) sindirilmisti. De ki: Eger mu´minler (oldugunuzu Iddia ediyor) iseniz, imanınız size ne kotu sey emrediyor

[94] (Ey Peygamber!) De ki: Eger ahiret yurdu Allah yanında baska insanlara degil de yalnız size mahsussa, haydi olumu temenni edin, dogru kisilerden iseniz

[95] Bunu, elleriyle isleyip onden gonderdikleri (fena amellerinden) dolayı asla temenni etmezler. Allah o zalimleri hakkıyla bilendir

[96] And olsun ki, onları (dunya) hayatına karsı diger insanlardan ve (hatta) Allah´a ortak kosanlardan daha duskun ve hırslı bulursun! (O kadar ki) onlardan her biri kendisine bin yıl omur verilmesini ister. Halbuki bu uzun omur ile yasama onu azabdan uzaklastırıcı degildir. Allah isleyegeldiginiz seyleri gorup bilendir

[97] De ki: Kim Cibril´e dusmansa (bilsin ki) o kendinden onceki kitapları tasdik eden, inananlar icin dogru yolu gosteren ve aynı zamanda mujde olan Kur´an´ı Allah´ın izniyle Senin kalbine indirmistir

[98] Kim Allah´a, meleklerine, peygamberlerine, Cibril´e ve Mikail´e dusmansa, (bilsin ki) Allah da herhalde o kafirlerin dusmanıdır

[99] (Ey Peygamber!) And olsun ki. Biz sana (dunya nizamını, toplum duzenini saglayan, hakkı butun acıklıgıyla yansıtan) apacık ayetler indirdik. Onları ancak yoldan cıkan sapıklar inkar eder

[100] Onlar (Yahudiler) ne kadar bir ahidde bulundularsa, iclerinden bir kısmı onu bozup (peygamberlerin ve mursitlerin yuzune) atmadılar mı ? Zaten onların cogu (ahde baglı kalmaz ve) dosdogru iman etmezler

[101] Onlara Allah katından yanlarındaki seyi (Kitab´ı) tasdik edici bir peygamber gelince, kendilerine kitab verilenlerden bir kısmı, sanki onu bilmiyorlarmıs gibi. Allah´ın kitabını arkalarına attılar da

[102] Seytanların (o bozguncu kotu ruhluların Suleyman´ın mulku hakkında uydurduklarına uydular. Halbuki Suleyman kafir olmadı, fakat o seytanlar (bozguncu ruha sahip olanlar) kafir oldular da insanlara sihir ogretiyorlardı. B a b i l ´de melek (tabiatlı) Harut ve Marut uzerine (sihir ilmi ve benzeri) bir sey indirilmemisti. Zaten o ikisi, «Biz(im bilgimiz sizin icin) bir fitne (imtihan)dır. Sakın (sihir ve buyu ilmini ogrenerek) kafir olmayın!» demedikce hic bir kimseye (sihir) ogretmezlerdi. Fakat (sihir ve buyu meraklıları ve bunları gecim vasıtası yapanlar) o ikisinden, koca ile karısının arasını acacak seyler ogreniyorlardı. Halbuki Allah´ın izni olmadıkca onlar bir kimseye zarar verici olamazlar. (Cunku her olay, Allah´ın kainattaki cari kanunlarına gore meydana gelir). Ve onlar kendilerine zarar verecek, fayda saglamıyacak seyleri ogrenmeye devam ediyorlardı. And olsun ki, onu (sihri, ona ait bilgileri) satın alan kimsenin ahirette bir nasibi olmadıgını biliyorlardı. Onlar kendilerini nasıl da adi, onemsiz sey karsılıgında sattıklarını bir bilselerdi

[103] Ve eger onlar (Yahudiler, Peygambere ve Kur´an´a) Inanıp (sihir ve buyuden) sakınmıs olsalardı, Allah katından (kendilerine verilecek) sevap daha hayırlı olurdu. Bunu bir bilselerdi

[104] Ey iman edenler! RAINA demeyin, UNZURNA deyin ve guzelce dinleyin. Kafirler icin elem verici bir azab vardır

[105] Kitap ehlinden inkara sapanlar da, Allah´a ortak kosanlar da Rabbinizden size bir iyilik indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetini diledigine tahsis eder. Allah cok buyuk lutuf ve iyilik sahibidir

[106] Herhangi bir ayeti nesheder (diger bir ayetle hukmunu kaldırır) veya unutturursak, ondan daha hayırlısını ya da bir benzerini getiririz. Bilmez misin Allah´ın kudreti her seye yeter

[107] Goklerin ve yerin mulkunun Allah´a ait oldugunu bilmez misin? Size de Allah´tan baska ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır

[108] Yoksa siz de daha once Musa´dan soruldugu gibi Peygamberinizi sorguya mı cekmek istiyorsunuz? Kim imanı kufurle degistirirse, herhalde dogru yoldan sapmıs olur

[109] Kitap ehlinden cogu hak kendilerine apacık belli olduktan sonra sırf iclerindeki hasedden dolayı sizi imanınızdan sonra kufre dondurmeyi cok arzu ederler. Allah´ın (bu husustaki) emri, hukmu gelinceye kadar (onları) bagıslayın ve (olgunluk gosterip) vazgecin. Suphesiz ki Allah´ in kudreti her seye yeter

[110] Namazı dosdogru kılın, zekatı verin. Kendiniz icin onceden ne gibi bir hayr gonderirseniz Allah katında onu bulacaksınız; suphesiz ki Allah islediklerinizi cok iyi gorup bilir

[111] (Yahudilerle Hıristiyanlar) dediler ki: «Yahudi ve Hıristiyan olanlardan baskası elbette Cennet´e giremez.» Bu, onların kuruntularıdır. De ki: (Eger bu iddianızda) dogru kimselerseniz haydi kesin bilgi veren delillerinizi getirin

[112] Hayır, (nereden onu getirebilirler?) Kim Allah´ı gorurcesine (bir duygu tasır da ibadet ve gunluk islerinde) kendini Allah´a verip tam bir teslimiyet gosterirse, iste onun icin Rabbi katında mukafat vardır. Onlar icin hicbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar

[113] Yahudiler, «Hıristiyanlar kayde deger bir sey (hak bir din) uzere degillerdir,» dediler. Hıristiyanlar da, «Yahudiler kayde deger bir sey (hak bir din) uzere degillerdir,» dediler. Halbuki her iki taraf da kendilerine ait kitapları okurlar. Boylece bu hususta bilgisi olmayanlar da (takiid yolunu secerek) onların dedigi gibi demeye basladılar. Allah kıyamet gunu ayrılıga dustukleri hususta onlar arasında hukmedecektir

[114] Allah´ın mescidlerinde O´nun adının anılmasına (ya da namaz kılınıp ibadet edilmesine) engel olup bunu yasaklayan ve onların yıkılıp viran hale gelmesine calısanlardan daha zalim kim (olabilir) ? Bunlar ancak mescidlere endise ve korku icinde girebilirler. Dunyada rusvaylık onlaradır, ahirette de buyuk azab onlar icindir

[115] Dogu da Allah´ındır, batı da... Ne yana yonelirseniz Allah´ın vecdi (ilim ve kudreti, hosnudluk ve sevabı) oradadır. Suphesiz ki Allah(ın ilim ve kudreti) cok genistir ve O her seyi bilir

[116] Hem onlar (Yahudi ve Hıristiyanlar), Allah cocuk edindi, dediler. Allah (bu gibi beseri sıfatlardan) munezzehtir. Bilakis goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´na aittir, hepsi de O´na boyun egip buyruguna hazır vaziyettedir

[117] (Allah) gokleri ve yeri orneksiz yaratandır. O bir seyi (yaratmayı) hukmedip yerine getirmek istedi mi, ona sadece «ol!» der, o da oluverir

[118] (Gercegi) bilmeyenler, «Allah bizimle konussa ya..» Veya «bize bir ayet (mu´cize, acık belge) gelse ya..» derler. Bunlardan oncekiler de tıpkı bunların dedikleri gibi demislerdi. Kalbleri ne kadar birbirine benzemis! Hakikati bilip supheden kurtulanlara ayetlerimizi yeterince acıklamısızdır

[119] Suphesiz ki Biz Seni bir mujdeci ve (sonucu felaket olacak yolun tehlikesini) haber verip uyarıcı olarak hak ile gonderdik. Cehennemliklerden artık Sen mes´ul degilsin

[120] Ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar, onların dinine uymadıkca Senden asla hosnud olmayacaklar. (Onlara) de ki: Herhalde (Islam´ın ilettigi) yol, Allah´ın dogru yoludur. Sana gelen bunca ilimden sonra (bilfarz) onların heveslerine uyacak olursan, and olsun ki, artık Allah´tan Senin icin ne hakiki bir dost, ne de gercek bir yardımcı vardır

[121] (Kendilerine kitap verdiklerimizden bilgili ve yetkili) kimseler once onu gercek manada (anlayarak) gonullerine indirerek okurlar. Iste onlar, buna iman ederler. Her kim de onu inkar ederse, onlar da zarara ugrayanların kendileridir

[122] Ey Israil ogulları! Size iyilik ve ihsanda bulundugum (bunca) nimetlerimi ve sizi (bir zamanlar diger) milletlere karsı ustun tuttugumu hatırlayın

[123] Ve sakının o gunden ki, kimse kimseden yana bir sey odeyemez, kimseden fidye (kurtulus akcesi) kabul olunmaz ve kimseye de (Allah´ın izni olmaksızın) sefaat fayda vermez, onlar yardım da olunmazlar

[124] Ve hatırlayın o zamanı ki, Rabbi, Ibrahim´i birtakım kelimelerle denemis, o da onları tamamlayıp yerine getirince, (Allah) ona : «Seni insanlara imam (bir rehber, bir onder) yapacagım» demisti. Ibrahim : «Benim neslimden de...» deyince, Allah : «Benim ahdim (imamet ve onderlik rahmetim) zalimlere erismez,» buyurmustu

[125] Ve hani biz Beytullah´ı insanlara donup varılacak toplantı, sevap ve emniyet yeri kılmıstık. Siz de Ibrahim´in makamından bir namazgah edinin! Ve Biz Ibrahim´le Ismail´e: «Evimi tavaf edenler, ibadete kapananlar, ruku ve secde edenler icin tertemiz tutun,» diye vahyettik

[126] O vakit Ibrahim, «Rabbim! Burayı emin bir belde eyle, burada oturanları, (onlardan) Allah´a ve ahiret gunune inananları turlu meyvelerle (gıdalarla) rızıklandır» demisti de Allah, «Kufre sapanları da (yasadıkları) az bir sure yararlandırırım da sonra onları Cehennem azabıyla (karsı karsıya kalma) zorunda bırakırım. Varılacak yer ne fenadır!» buyurmustu

[127] Hani Ibrahim, Beyt-i Serifin temellerini yukseltiyordu da Ismail ile birlikte (soyle dua ediyorlardı): «Ey Rabbimiz! Bunu kabul buyur bizden, suphesiz ki daima Isiten, hakkıyla bilen ancak Sensin

[128] Ey Rabbimiz! Ikimizi Musluman olarak Sana boyun egmekte sabit kıl, soyumuzdan da yalnız Sana teslimiyet gosterip boyun egen bir ummet meydana getir. Bize hac ibadetimizi goster. Tevbelerimizi de kabul buyur. Suphesiz ki tevbeyi en cok kabul eden, en cok merhametli olan Sensin Sen

[129] Ey Rabbimiz! Onlara kendilerinden bir peygamber gonder ki. uzerlerine Senin ayetlerini okusun, kendilerine kitabı ve hikmeti ogretsin, onları (her turlu sirk ve isyandan) temizlesin. Suphesiz ki Sen cok ustun cok guclu ve yegane hikmet sahibisin

[130] Ibrahim´in dininden ve acmıs oldugu (yuksek ahlak ve saglam sunnet) yolundan, kendini bilmeyen beyinsizden baska kim yuzcevirir? And olsun ki. Biz onu dunyada (peygamberlik ve onderlik gorevi icin) secip begendik, ahirette de herhalde O, (kurtulusa erisen) iyi-yararlı kisilerdendir

[131] Ve hani Rabbin ona: «Teslimiyette devam et!» deyince, o da, «alemlerin Rabbine teslim olup (boyun egdim)» demisti

[132] Bunu (dini ve teslimiyeti) Ibrahim kendi ogullarına tavsiye etti. Yakub da tavsiyede bulunarak (dedi ki): «Ogullarım! Allah bu dini sizin icin begenip secmistir. Artık siz de ancak musluman olarak (Hakk´a gonulden baglanıp boyun egerek) can verin.»

[133] Yoksa (ey Yahudiler ve ey Hıristiyanlar!) Yakub´a olum hazır olunca siz orada bulunuyor muydunuz ? Hani Yakub (o sırada) ogullarına : «Benden sonra neye ibadet edeceksiniz ?» demisti de, onlar da, «Senin Tanrına, babaların Ibrahim, Ismail ve Ishak´ın tek olan Tanrısına ibadet edecegiz; biz ancak O´na teslim olmusuzdur» diye cevap vermislerdi

[134] O bir ummetdi ki gelip gecti. Onların kazandıgı kendilerine, sizin kazandıgınız da size aittir. Onların islediklerinden sorulacak degilsiniz

[135] (Onların bunca yanlıs ve o nisbette sapık tutumları yetmiyormus gibi bir de) «Yahudi veya Hıristiyan olun ki dogru yolu bulasınız» dediler. De ki: Hayır, (herhalde bir dine uymam gerekiyorsa) Hakk´a dosdogru yonelmis bulunan Ibrahim´in dinine uyarız. O hic bir zaman Allah´a es-ortak kosanlardan olmadı

[136] Deyiniz ki, biz Allah´a ve bize indirilene, Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a ve Esbat´a (Yakub Peygamberin veya Israil´in torunlarına) indirilene ; Musa ve Isa´ya ve (diger) peygamberlere Rableri tarafından verilen (sahife, kitap ve vahy)e iman ettik. Onlardan hic birini digerinden farklı tutmayız. Biz ancak Allah´a boyun egen Muslumanlardanız

[137] Eger onlar (Yahudiler ve Hıristiyanlar) sizin iman ettiginiz gibi iman ederlerse herhalde dogru yolu bulurlar. Yok eger yuzcevirecek olurlarsa, ancak ayrı (bir yola) dusmus olurlar. Bu takdirde de Allah onlara karsı Sana yeter ve O, geregi gibi isiten ve bilendir

[138] Allah´ın (degismiyen) boyasına gerekli olun! Boya cihetlyle Allah´tan daha guzel kim ? Biz ancak O´na ibadet ederiz

[139] De ki: Allah hakkında bizimle tartısıp cekisiyor musunuz? Halbuki O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim islediklerimizin (karsılıgı) bize aittir, sizin islediklerinizin (karsılıgı) size aittir. Biz ancak O´na icten gelen katıksız bir ciddiyet ve samimiyetle baglanmısızdır

[140] Yoksa siz Ibrahim´in, Ismail´ In, Ishak´ın, Yakub ve Esbat (Onun torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz ?! De ki: Sizler mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı ? Allah tarafından yanındaki bir sehadeti bilerek saklayandan daha zalim kim olabilir? Allah sizin yapageldikleriniz seylerden hic de gafil degildir)

[141] Onlar birer ummetdi ki gelip gecti. Onların kazandıkları kendilerinedir; sizin de kazandıklarınız sizedir. Onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız

[142] Insanlardan kendini bilmeyen beyinsizler, «Muslumanları bulundukları kıbleden ceviren nedir ?» diyecekler. De ki: «Dogu da Allah´ındır, Batı da Allah´ındır. O, kimi dilerse dogru yola iletir

[143] Ve iste boylece sizi (ifratla tefrit arasında) vasat bir ummet kıldık ki, butun insanlara karsı adalet ornekleri, hak sahitleri olasınız. Peygamber de size hakkıyla sahid olsun. Ustunde durdugun (arzu edip istedigin Beytullah´ı) kıble yapısımız da sırf Peygamber´e uyanları, gerisi gerisine doneceklerden bilip ayırd etmemiz icindir. Her ne kadar bu, Allah´ın dogru yola ilettiklerinden baskasına agır gelirse de (boyledir). Allah imanınızı zayedip bosa cıkaracak degildir. Herhalde Allah, insanlara sefkatla yaklasıp cokca rahmet edendir ; aynı zamanda O cok merhametlidir

[144] Suphesiz ki Biz, yuzunu (ilahi buyrugu bekleyerek) goge dogru cevirip durdugunu goruyoruz. Artık Seni —and olsun ki— hosnud olacagın bir kıbleye donduruyoruz: (Bundan boyle namazda) yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Siz de (ey mu´ minler!) nerede bulunursanız (namazda) yuzunuzu oraya dogru cevirin. Kendilerine kitap verilenler bunun Rab´lerinden gelme bir hak oldugunu pek iyi bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz degildir

[145] And olsun ki, kendilerine kitap verilenlere her turlu ayet (delil, belge, kanıt)ı getirsen yine de Senin kıblene uymazlar. (Elbetteki) Sen de onların kıblesine uyacak degilsin. Onların kimi kiminin (Yahudiler, Hıristiyanların, Hıristiyanlar da Yahudilerin) kıblesine zaten uyacak degillerdir. And olsun ki. Sana gelen bunca ilimden sonra kalkar da (farzedelim) onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, suphesiz ki o zaman Sen de zalimlerden olursun

[146] Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudiler ile Hıristiyanlar) O´nu (son peygamberi) oz ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı bilip durdukları halde hakkı gizlerler

[147] Hak daima Rabbin katındandır. Artık supheye dusenlerden olma sakın

[148] Her milletin bir yonu, yolu ve yontemi vardır ki ona dogru yonelir. Siz ise (ey Muhammed ummeti!) hayırlara yonelip (bu hususta) birbirinizle yarısın. Nerede olursanız olun Allah hepinizi toplayıp bir araya getirecektir. Suphesiz ki Allah´ın her seye kudreti yeter

[149] Her nerede (yola) cıkarsan cık, (namazda) yuzunu Mescid-i Haram´a cevir. Suphesiz ki bu, Rabbin tarafından (verilen) hak (bir emir)dir. Allah yapacaklarınızdan habersiz degildir

[150] (Evet, Peygamberim!) Nereden cıkarsan cık (namazda) yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Siz de (ey mu´minler!) nerede olursanız olun, yuzunuzu (namazda) o tarafa dogru dondurun; ta ki insanlar icin aleyhinize bir huccet kalmasın; ancak iclerinden zulmedenler haric. Siz artık onlardan korkmayın. Benden korkun; hem size olan nimetimi tamamlayayım; ola ki dogru yolu bulursunuz

[151] Nitekim icinizden size bir peygamber gonderdik, sizi (ruhunuzun yuceligiyle ters dusen, insanlıgınızın olcusunu zedeleyen, ebedi mutlulugunuza engel olan her kotu seyden) temizler; size kitap ve hikmeti ogretir; size bilmediginiz seyleri ogretip belletir

[152] O halde anın Beni, anayım sizi; sukredin Bana ve sakın nankorluk etmeyin

[153] Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile (Hak´tan) yardım isteyin. Suphesiz ki Allah sabredenlerle beraberdir

[154] (Sabredip de) Allah yolunda oldurulenler icin «oluler» demeyin ; bilakis onlar dirilerdir, ama siz farkında degilsiniz

[155] And olsun ki, sizi biraz korku, biraz aclık ile, biraz da maldan, candan ve urunlerden noksanlık vermekle deneriz. Artık sabredenleri mujdele

[156] Onlar ki kendilerine bir musibet dokundugu zaman «Biz Allah´a aidiz ve sonunda O´na dondurulecegiz» derler

[157] Iste onlar (o sabredip Allah´a baglılık ve teslimiyet gosterenler var ya) onlara, Rab´larından bol magfiretler ve rahmet vardır. Dogru yola erisenler de onlardır

[158] Suphesiz ki, S a f a ile M e r v e Allah´ın (ibadet yerleri olarak gosterdigi) alametlerdendir. Artık kim Beyt´i (Kabe´yi) hacceder veya umre (niyetiyle) ziyaret ederse, bu ikisini tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Her kim de gonulden (kendisine vacib olmadıgı halde) bir hayr ve iyilik islerse, suphesiz ki Allah (onu mukafatlandırarak) sukrun karsılıgını verendir ve O her seyi bilendir

[159] Suphesiz ki, indirdigimiz o acık belgeleri ve dogru yolu, Kitab´da insanlara acıkladıktan sonra gizleyenler yok mu, iste onlara hem Allah lanet eder, hem lanetciler lanet eder. Ancak tevbe edip kendini duzeltenler ve hakkı acıklayıp ortaya koyanlar bu lanetin dısında kalır, iste Ben onların tevbesini kabul ederim. (Cunku) tevbeleri cokca kabul eden, genis rahmette bulunan ancak Benim

[160] Suphesiz ki, indirdigimiz o acık belgeleri ve dogru yolu, Kitab´da insanlara acıkladıktan sonra gizleyenler yok mu, iste onlara hem Allah lanet eder, hem lanetciler lanet eder. Ancak tevbe edip kendini duzeltenler ve hakkı acıklayıp ortaya koyanlar bu lanetin dısında kalır, iste Ben onların tevbesini kabul ederim. (Cunku) tevbeleri cokca kabul eden, genis rahmette bulunan ancak Benim

[161] (Hakkı, dogruyu) inkar edip de inkarcı oldukları halde olenler var ya, iste Allah´ın, meleklerin ve insanların hepsinin laneti onlaradır

[162] Lanette devamlı kalıcılardır ; azab onlardan hafifletilmez ve (bir an olsun) azabdan geri bırakılıp bekletilmezler

[163] Tanrınız tek bir tanrıdır. O´ndan baska tanrı yoktur. O´nun merhameti coktur, rahmeti sonsuzdur

[164] Suphesiz ki, goklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yarar saglayan seylerle denizde akıp giden gemilerde; Allah´ın gokten indirip, oldukten sonra yeri dirilttigi suda ve her canlıyı orada serpistirip yaymasında, gokle yer arasında goreve hazır bekleyen ruzgarların ve bulutların degistirilip dondurulmesinde, aklını kullanan bir topluluk icin nice belgeler ve deliller vardır

[165] Insanlardan bir kısmı Allah´ tan baskasını (O´na) denk ve ortak edinirler de Allah´ı sever gibi onları severler. Iman edenlerin ise Allah´ı sevmesi cok daha koklu ve devamlıdır. O zulmedip kendilerine yazık edenler azabı gorecekleri zaman butun kuvvet ve kudretin Allah´a ait oldugunu ve Allah´ın cok siddetli azab edici bulundugunu bir bilselerdi

[166] O zaman uyulanlar azabı gorunce kendilerine uyanlardan uzaklasırlar ve aralarındaki butun baglar kopuverir. Onlara uyanlar ise, «Ah! bir daha bizim icin dunyaya donus olsaydı, bizden uzaklastıkları gibi biz de onlardan uzaklassaydık» derler. Boylece Allah onlara yaptıklarını hasret ve pismanlıklar olarak gosterecektir ve onlar atesten cıkacak da degillerdir

[167] O zaman uyulanlar azabı gorunce kendilerine uyanlardan uzaklasırlar ve aralarındaki butun baglar kopuverir. Onlara uyanlar ise, «Ah! bir daha bizim icin dunyaya donus olsaydı, bizden uzaklastıkları gibi biz de onlardan uzaklassaydık» derler. Boylece Allah onlara yaptıklarını hasret ve pismanlıklar olarak gosterecektir ve onlar atesten cıkacak da degillerdir

[168] Ey insanlar! Yeryuzundeki seylerden helal ve temiz olarak yeyin ; seytanın adımlarına uymayın (ona adım uydurmayın). Cunku o size apacık bir dusmandır

[169] O ancak size kotulugu, hayasızlıgı ve Allah´a karsı bilmediginiz seyleri soylemenizi emreder

[170] Onlara, «Allah´ın indirdigine uyun» denilince, «hayır biz baba ve dedelerimizi uzerinde buldugumuz seye uyarız» derler. Ya baba ve dedeleri bir sey akledememis ve dogru yolu bulamamıslarsa

[171] Inkara sapıp kufur uzere kalanların durumu, bagırıp cagırmaktan baska bir sey isitmeyen (ve tıpkı davarlara seslenen coban) gibidir. Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler ; bu yuzden akledip anlayamazlar

[172] Ey iman edenler! Sizi rızıklandıgımız seylerin iyi ve temiz olanından yeyin. Eger yalnız Allah´a tapıp kulluk ediyorsanız O´na sukredin

[173] O, ancak size oluyu (olu hayvan etini), kanı, domuz etini; bir de Allah´dan baskası adına bogazlanan hayvanı haram kılmıstır. Ama (aclıktan) darda kalana, (baskasının hakkına el uzatmamak ve zaruret miktarını asmamak sartiyle) gunah yoktur. Suphesiz ki, Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[174] Suphesiz ki Allah´ın indirdigi kitaptan bir seyi gizleyip onu az bir degere degistirenler yok mu, iste onlar karınlarında atesten baska bir sey yemezler. Kıyamet gunu Allah onlarla konusmaz, onları temize cıkarmaz (ayıp ve gunahlardan temizlemez); onlara elem verici bir azab vardır

[175] Iste onlardır ki dogru yolun karsılıgında sapıklıgı, gunahlardan arınıp temizlenme yerine azabı satın almıslardır. Bunlar atese karsı ne de sabırlıdırlar

[176] Bu azab, Allah´ın Kitabını hak olarak indirmesindendir. Kitap hakkında ayrılıga dusenler, elbetteki uzak bir ayrılık (derin bir cıkmaz) icindedirler

[177] Yuzlerinizi dogu ve batı yonune cevirmeniz (hakiki imanı yansıtan) iyilik ve erdemlik degildir. Ama (gercek) iyilik ve erdemlik: Allah´a, ahiret gunune, meleklere, kitaba ve peygamberlere inananların, malı —ona olan sevgisiyle— yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmıslara, dilenenlere, kole ve esirleri kurtarmaya harcayanların, namaz kılan ve zekat verenlerin; andlasıp anlastıkları zaman verdikleri sozu yerine getirenlerin; zorda, darda ve savasın kızıstıgında sabredenlerin (bu. durumları ve imanlaradır. Iste bunlardır dogru olanlar ve bunlardır korunup sakınanlar)

[178] Ey iman edenler! Oldurulenler hakkında size kısas (esit sekilde karsılık = misilleme) farz kılındı : Hurre hur, koleye kole, disiye disi... Bununla beraber kim (oldurulenin) kardesinden az da olsa bagıslanırsa (kısas duser); kendisine orfe uymak ve bagıslayana diyeti guzellikle odemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Artık kim bundan sonra tecavuzde bulunursa, onun icin elem verici bir azab vardır

[179] Hem kısasta, ey akıl sahipleri sizin icin hayat vardır. Ola ki (Allah´tan korkup) sakınırsınız

[180] Birinize olum geldiginde, bir hayr (cokca mal) bırakacaksa, ana - babaya, yakınlara uygun ve mesru´ bir bicimde vasiyette bulunması, —Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlara yerine getirilmesi bir hak olmak uzere— size farz kılındı

[181] Artık vasiyyeti Isittikten sonra onu kim degistirirse, gunah ve vebalı degistirenler uzerinedir. Suphesiz ki Allah isitendir, bilendir

[182] Kim de vasiyyet edenin hataya dusup haksızlıga kayacagından veya gunaha gireceginden endise eder de ilgililerin arasını duzeltirse, ona hic bir gunah yoktur. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[183] Ey iman edenler! Oruc sizden oncekilere farz kılındıgı gibi, size de sayılı gunlerde farz kılındı. Ola ki korunup sakınırsınız

[184] Sizden kim hasta ya da yolculuk halinde bulunursa, (tutamadıgı) gunler sayısınca diger gunlerde tutar. (Fazla yaslılıktan veya iyilesmesi umulmayan bir hastalıktan dolayı) oruc tutmaya guc getiremiyenlere bir yoksulu (sabah-aksam) doyuracak fidye gerekir. Kim de gonulden (fidyeyi artırıp) hayr yaparsa, bu onun icin daha iyidir. Bununla beraber oruc tutmanız, eger bilirseniz, sizin icin hayırlıdır

[185] (O Ramazan ayı ki) icinde Kur´an, insanlara dogru yolu gosterici ve dogru yolun, hakkı batıldan, dogruyu egriden ayırıcı belgeleri olarak indirildi. Artık sizden kim bu cıy´a hazır olursa, oruc tutsun. Kim de hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa, tutamadıgı gunler sayısınca diger gunlerde (kaza etsin). Allah size kolaylık ister, zorluk istemez. (Bu kolaylıgı) sayıyı tamamlamanız ve size yol gosterip basarılı kıldıgı icin O´nu ululamanız icindir. Ola ki sukredersiniz

[186] Kullarım sana benden sorarlarsa, suphesiz ki Ben (onlara cok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin dilegini kabul ederim. O halde onlar da benim davetime gelsinler ve bana inansınlar (imanlarında devamlılık gostersinler) ki dogruya erismis, saadete kavusmus olsunlar

[187] (Ramazan´da) Oruc (tuttugunuz gunlerin) gecesi kadınlarınıza cinsel yaklasmada bulunmanız size helal kılındı. Onlar sizin icin bir elbise, siz de onlar icin bir elbisesiniz. Allah kendinize olan guveni kotuye kullanacagınızı biliyordu. (Bu hususta) tevbenizi kabul etti, sizi bagısladı. Artık (geceleri) onlara yaklasın ve Allah´ın size yazıp takdir ettigini dileyin. Fecirde beyaz iplik siyah iplikten size secilinceye (gunduzun aydınlıgı, gecenin karanlıgından sıyrılıp ayrılıncaya) kadar yeyin, icin. Sonra da orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikatta bulundugunuzda kadınlarınıza (geceleri de) cinsel yaklasmada bulunmayın. Bunlar Allah´ın sınırlarıdır; sakın yaklasmayın. Iste Allah ayetlerini boylece insanlara acıklıyor. Ola ki sakınırlar

[188] Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin ; insanların mallarından bir kısmını bile bile gunah isleyerek yemeniz icin onu hakimlere (rusvet yolu) aktarmayın

[189] Sana hilallerden soruyorlar, de ki: O, insanların yararına ve bir de Hacc icin vakit olculeridir. Iyilik ve ibadet, evlere arkalarından gelmeniz (girmeniz) degildir, fakat gercek iyilik, kotuluklerden sakınıp korunan kimsenin (bu olcu ve anlamda olan) iyiligidir. Ve artık evlere kapılarından girin. Allah´tan korkup O´nunla korunun ki, kurtulusa eresiniz

[190] Sizinle savasanlarla Allah yolunda savasın. Asırı gitmeyin. Cunku Allah asırı gidenleri sevmez

[191] Size savas acanları nerede yakalarsanız oldurun ve sizi cıkardıkları yerden onları cıkarın. Fitne adam oldurmekten daha kotudur. (Yalnız) Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savasmadıkca siz de onlarla savasmayın; ama orada sizi oldurmeye kalkısırlarsa, siz de onları oldurun. Inkarcıların cezası iste boyledir

[192] Eger inkardan (ya da savastan) vazgecerlerse, suphesiz ki, Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[193] Fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah´a ait oluncaya kadar onlarla savasın; vazgecerlerse artık dusmanlık ancak zalimlere karsıdır

[194] Hurmetli ay hurmetli ay´a karsılıktır. Hurmetler birbirine denktir. O halde kim size saldırırsa siz de ona —size saldırdıgının misliyle— saldırın. Bir de (bu hususta da) Allah´tan korkun ve bilin ki, Allah kotuluklerden kacınıp kendisinden korkanlarla beraberdir

[195] Allah yolunda (mallarınızı belli bir olcuye gore) harcayın; kendi elinizle (kendinizi) tehlikeye atmayın ve (ozellikle) iyilikte bulunun, (islerinizi) iyi yararlı olcu ve anlamda yapın ; cunku Allah suphesiz ki iyilikte bulunanları, iyi yararlı is yapanları sever

[196] Hacc ve Umre´yi Allah icin tamamlayın. Bundan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen kurbanı gonderin. Kurban yerine ulasıncaya kadar baslarınızı tıras etmeyin. Sizden hasta olan veya basında bir eziyet ve rahatsızlıgı bulunan kimseye (Kurban yerine varmadan tıras olursa, bunun icin) oruc ya da sadaka ya da kurbanlardan bir fidye (kurtulus akcesi) vacib olur. Guven icinde olursanız, her kim Hacc´a kadar Umre´den yararlanmak isterse, ona da kurbandan kolay geleni kesmek gerekir. Bunu bulamayan kimseye ise, uc gun Hacc´da, yedi de evinize dondugunuzde oruc tutmak gerekir ki, bunlar tam on gundur. Bu, ailesi (evi ve cocukları) Mescid-i Haram´da olmayanlar icindir. Allah´tan korkup kotuluklerden sakının ve bilin ki, Allah´ın cezası siddetlidir

[197] Hacc bilinen aylardır (Sevval, Zilka´de, Zilhicce); kim o aylarda hacc´ı (ihrama girerek, sesini telbiye ile = Lebbeyk nidasıyla yukseltip) kendine farz ederse, artık ne cinsi yaklasma ve benzeri davranıslar, ne ser´i sınırı asma, ne sovusme tartısma, ne de surtusme ve kavga vardır. Hayırdan ne islerseniz Allah onu bilir. Azık edinin. Dogrusu azıgın hayırlısı takva (Allah´tan saygı ile korkup kotuluklerden sakınmak)dır. Ve (ancak) Benden korkun ey akıl sahipleri

[198] Rabbinizden (ticaret amacıyla) kar ve yarar istemenizde size bir gunah yoktur. Arafat´tan akıp geldiginizde Mes´ar-i Haram yanında Allah´ı anın. O sizi nasıl dogruya eristirdiyse siz de O´nu oylece anın ; her ne kadar bundan once sapık kimselerdendiniz (ama simdi dogru yola eristirildiniz)

[199] Sonra insanların akıp geldigi yerden (Islam birligini, ´ Tevhid Inancı´nın derin anlam ve hikmetini dusunerek) akıp gelin ve Allah´tan gunahlarınızın bagıslanmasını dileyin. Suphesiz Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[200] Hacc ile ilgili ibadetinizi yerine getirince babalarınızı andıgınız gibi ya da daha guclu ve icli bir anısla Allah´ı anın.. Insanlardan kimi, «Rabbimiz! bize Dunya´da ver» der. Artık onun icin Ahiret´te bir nasip yoktur

[201] Kimi de, «Rabbimiz! bize Dunya´da da iyilik ve guzellik ver, Ahiret´te de iyilik ve guzellik ver ve bizi Cehennem atesinden koru» der

[202] Iste bunlara kazandıklarından nasip var. Allah ise hesabı cabuk gorendir

[203] Ve sayılı gunlerde Allah´ı anın.. Kim iki gunde (Mina´dan ayrılmak icin) acele ederse, ona hicbir gunah yoktur. Kim de geri kalırsa, ona da hicbir gunah yoktur. (Tabii bu) Allah´tan korkup gunahlardan sakınan icindir. Artık Allah´tan korkun ve bilin ki herhalde siz O´na hasrolunacaksınız

[204] Insanlardan oylesi var ki, dunya hayatı hakkındaki sozu begenmene yol acar ve kalbinde olana Allah´ı sahit tutar. Halbuki o (din) dusmanlıgı gudenlerin en azılısıdır

[205] Is basına gecince de yeryuzunde bozgunculuk cıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye calısır. Allah bozguncuları hic sevmez

[206] Ona, Allah´tan kork, denilince onur ve gururu tutar da kendisini gunaha iter. Artık ona Cehennem yeter; orası ne kotu yataktır

[207] Insanlardan oylesi de var ki, Allah´ın hosnutlugunu dileyerek canını feda eder. Allah ise kullarına cok sefkatli ve cok merhametlidir

[208] Ey iman edenler! Hep birden (Allah´a itaat ve O´na kul olmanın derin anlam ve hikmetini anlayarak) sulh ve selamete girin.. Seytanın adımlarına uymayın. Suphesiz ki o, sizin apacık dusmanınızdır

[209] Size bunca belgeler geldikten sonra kayarsanız, biliniz ki, Allah cok ustun ve cok gucludur; yegane hikmet sahibidir

[210] Onlar Allah´ın buluttan golgelikler icinde meleklerle gelivermesini ve isin hemen bitiriverilmesini mi bekliyorlar ? (Halbuki) isler (eninde sonunda) ancak Allah´a dondurulur

[211] Sor Israil ogullarına, onlara nice nice acık belge verdik. Kendisine Allah´ın nimeti geldikten sonra kim onu degistirirse, suphesiz ki Allah´ın azabı pek siddetlidir

[212] Inkarcılara dunya hayatı pek suslendi. Inananlarla alay ediyorlar. Oysa Allah´tan korkup gunah ve kotuluklerden sakınanlar Kıyamet gunu onların (bircok derecelerle) ustundedir. Allah diledigine (nimetler kapısını acıp) hesapsız rızık verir

[213] Insanlar tek bir ummet idi. (Dusunce ve inanc ayrılıklarına dustukleri icin) Allah, peygamberleri mujdeciler ve uyarıcılar olarak gonderdi ; insanların ayrılıga dustukleri konularda, aralarında hukum vermek icin beraberlerinde hak kitaplar indirdi. Ancak ne var ki kitap verilenler kendilerine acık belgeler geldikten sonra aralarındaki ihtiras yuzunden onda ayrılıga dustuler. Bu nedenle Allah kendi izniyle inananları (digerlerinin) ayrılıga dustukleri hak ve hakikate eristirdi. Allah diledigi kimseyi dogru yola ulastırır

[214] Yoksa siz, kendinizden once gelenlerin benzer durumu basınıza gelmeden Cennet´e gireceginizi mi sandınız ?! Onlara ezici uzucu sıkıntı ve zorluklar gelip dokundu da sarsıldıkca sarsıldılar, o kadar ki Peygamber ve Onunla beraber olan inanmıslar: «Allah´ın yardımı ne zaman ?!» diyecek duruma gelmislerdi. Haberiniz olsun ki, Allah´ın yardımı elbette yakındır

[215] Sana neyi harcayacaklarını soruyorlar, de ki: Hayırdan sarfedeceginiz, ana baba, en yakınlar, yetimler, duskunler ve yolda kalmıslar icindir. Hayırdan ne islerseniz, suphesiz ki Allah onu bilir

[216] Savas (insani duygularınızın gelismesinden ve ilahi rahmeti yansıtan bir ummet olmanızdan dolayı), hoslanmadıgınız halde, size farz kılındı. Umulur ki hoslanmadıgınız bir sey sizin icin hayırlı olabilir; sevip hoslandıgınız bir sey de sizin icin serr olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[217] Sana hurmetli ay (Receb) den ondaki savastan soruyorlar, de ki: Hurmetli ay´da savas buyuk bir gunahtır. (Ama) Allah yolundan alıkoymak, onu inkar etmek ve Mescid-i Haram´a girmelerine engel olmak, halkını oradan cıkarmak, Allah katında daha buyuk bir gunahtır. Fitne adam oldurmekten daha buyuk (bir suc ve gunah)tır. Onlar (Allah ve Peygamberini inkar edenler, Islam´ı din olarak kabul etmeyenler) gucleri yetse sizi dininizden dondurunceye kadar durmadan savasırlar. Sizden kim dininden doner de kafir oldugu halde olurse, artık boylelerinin amelleri Dunya´da da, Ahiret´te de bosa gitmistir ve iste cehennemlikler ve orada devamlı kalıcılar bunlardır

[218] Suphesiz ki, iman edenler, Allah yolunda yurdunu terkedip butun gucleriyle Allah yolunda savasanlar yok mu, iste onlar Allah´ın rahmetini umarlar. Allah ise cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[219] Sana hamr (alkollu icki)" den ve kumardan soruyorlar. De ki: Ikisinde de hem buyuk gunah, hem insanlar icin (bazı) faydalar vardır; ama gunahları (ve zararları) yararlarından daha buyuktur. Ve Sana (Allah icin, O´nun yolunda) neyi harcayacaklarını soruyorlar; de ki: Artanı... Boylece Allah (Dunya ve Ahiret hakkında) dusunesiniz diye size ayetlerini acıklıyor

[220] Hem sana yetimlerden soruyorlar, de ki: Onlardan yana isleri duzeltmek (onların yararına hayırlı tesebbuslerde bulunmak) daha hayırlıdır. Eger onlarla bir arada yasarsanız, artık onlar kardeslerinizdir. Allah (islerini duzenleyip yetimleri yetistirmeyi, faydalı birer insan yapmayı) bozanı duzeltenden ayırd edip bilir. Allah dileseydi sizi (bu hususta daha agır bir sorumluluk altına sokup) sıkıntıya ugratabilirdi. Suphesiz ki, Allah yegane ustun ve sonsuz hikmet sahibidir

[221] Allah´a ortak kosup inkar icinde bulunan kadınlarla —iman edinceye kadar— evlenmeyin. Inanan bir cariye, Allah´a ortak kosan bir kadından —bu sizi imrendirse bile— herhalde hayırlıdır. Allah´a ortak kosup inkar icinde bulunan erkeklerle —iman edinceye kadar— Musluman kadınları evlendirmeyin. Herhalde inanan bir kole —sizin hosunuza gitse bile— Allah´a ortak kosan (hur) bir adamdan hayırlıdır. Iste onlar (sizi) atese cagırırlar. Allah ise kendi izniyle Cennet´e ve magfirete (gunahları temizleyip bagıslanmaya) cagırır da ayetlerini, ibret ve ogut alsınlar diye insanlara (boylece) acıklar

[222] Sana kadınların ay halinden de soruyorlar, de ki: O bir eza (kadını sıkıcı, erkegi tiksindirici, fakat kadın icin yararlı) bir seydir. Bu sebeple ay halinde iken kadınlardan uzak durun ; temizlenmelerine kadar onlara yaklasmayın. Iyice temizlendikleri zaman Allah´ın size emrettigi yerden (ureme organından) onlara yaklasın. Suphesiz ki Allah cokca tevbe edenleri ve iyice temizlenenleri sever

[223] Kadınlarınız sizin (urun veren, insan yetistiren) tarlanızdır; tarlanıza nasıl (ve ne zaman) isterseniz geliniz. Bir de kendiniz icin onceden (guzel ve yararlı) amelleri sunun; Allah´tan korkun; O´na elbette kavusacagınızı bilin. Ve Sen, inananları mujdele

[224] Iyilik etmeniz, Allah´tan korkup gunah ve kotulukden sakınmanız ve insanların arasını duzeltmeniz icin Allah´ı yeminlerinizle engel yapmayın. Allah isiten ve bilendir

[225] Allah sizi, bilmeyerek rasgele yaptıgınız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. Ama kalblerinizin kasdettigi yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[226] Kadınlarına cinsi yaklasmada bulunmamaya yemin edenlere dort ay beklemek gerekir. Sayet erkekler (bu sure bitmeden keffaret verip karılarına) donerlerse, suphesiz ki, Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[227] Yok eger bosamaya azmederlerse, (o takdirde bosayabilirler.) Suphesiz ki Allah her seyi isiten ve bilendir

[228] Bosanan kadınlar kendi kendilerine uc ay hali (ya da ay halinden uc temizlenme) beklerler. Allah´ın onların dolyatagında yarattıgını gizlemeleri kendilerine helal olmaz ; Allah´a ve Ahiret gunune inanıyorlarsa bunu gizlemezler. Kocaları barısmak, arayı duzeltmek istiyorlarsa, belirlenen bekleme suresi (iddet) icinde eslerini geri almaya daha haklıdırlar. Kadınların erkekler uzerinde, erkeklerin de kadınlar uzerinde orfe uygun denk hakları vardır. Ne var ki erkeklerin onlar uzerinde bir ustun derecesi mevcuttur. Allah elbette cok ustundur, cok gucludur ve hikmet sahibidir

[229] Bosama iki keredir. (Ondan sonra kadını) ya orfe uygun tutmak, ya da kendisine iyilikte bulunarak salıvermektir. Onlara (orf ve adete uygun) verdiginizden bir sey (geri) almanız size helal olmaz. Ancak karı koca Allah´ın (evlilik hakkında) cizdigi sınırları yerine getirip ayakta tutamıyacaklarından korkar ve siz de onların bu sınırları koruyup ayakta tutamıyacaklarmdan endise ederseniz, (bu durumda) kadının ayrılmak icin (orfe uygun) hakkından vazgecmesinde ikisi icin de bir vebal yoktur. Iste bunlar Allah´ın koydugu sınırlar (yasalar)dır; onları haksızlık yaparak asmayın. Kim artık Allah´ın sınırlarını asarsa, onlar evet onlar zalimlerin kendileridir

[230] Eger koca, karısını (iki defa bosadıktan sonra ucuncu defa bosarsa), artık o kadın baska biriyle evlenmedikce ona helal olmaz. Bu ikinci koca da onu bosarsa, Allah´ın koymus oldugu sınırları koruyup ayakta tutabileceklerini umarlarsa eski karı kocanın birbirine donup yeniden evlenmelerinde ikisine de bir gunah yoktur. Iste bu, bilen bir topluluk icin Allah´ın acıkladıgı sınırlardır

[231] Bir de kadınları bosadıgınızda ser´i bekleme suresini bitirmek uzere iken onları ya orfe uygun iyilik olculeri icinde tutun, ya da orfe uygun iyilik olculeri icinde bırakın; haklarına tecavuz icin zararlarına (sakın) tutmayın. Kim boyle yaparsa, kendine yazık etmis olur. Allah´ın size olan nimetlerini ve size ogut vermek icin uzerinize indirdigi Kitap ve hikmeti dusunun. Allah´tan korkun, bilin ki Allah her seyi yeterince bilir

[232] Kadınları bosadıgınızda ser´i bekleme suresi sona erince aralarında orfe uygun iyilik olculeri icinde anlastıkları takdirde, kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın. Bununla sizden Allah´a ve Ahiret gunune inananlara ogut veriliyor. Bu sizin icin daha uygun ve daha pak ve nezihtir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[233] Analar cocuklarını, baba, sut emzirme suresinin tamamlanmasını istiyorsa, iki tam yıl emzirirler. Anaların yiyecek ve giyecekleri orfe uygun bicimde, cocuk kendisine ait olan babaya gerekir. Herkese ancak gucune (mali yapısına) gore sorumluluk yuklenir. Ne anne cocugundan dolayı, ne de cocuk kendisine ait olan baba cocugundan dolayı zarara ugratılsın. Varise dusen de aynı seydir. Ana ile baba aralarında danısarak ve karsılıklı anlasarak cocugu (iki yıl tamamlanmadan) memeden kesmek isterlerse, kendilerine bir gunah yoktur. Cocuklarınızı sut anne tutarak emzirmek isterseniz, emzirme ucretini orfe uygun olcu ve miktarda verdiginiz takdirde uzerinize yine bir vebal yoktur. Allah´tan (bu hususta da) korkun; bilin ki Allah elbette yaptıklarınızı gorup bilendir

[234] Sizden olenlerin geriye bıraktıkları esleri, kendi kendilerine dort ay on gun beklerler; bekleme suresini doldurunca artık kendi haklarında orfe uygun mesru bicimde yaptıkları seylerden dolayı size gunah ve sorumluluk yoktur. Allah ne yaparsanız bilir

[235] Bu durumda olan kadınlara evlenme isteginizi kapalı bir sekilde cıtlatmanızda, ya da icinizde gizli tutmanızda size bir vebal yoktur. Allah bilir ki onları herhalde anımsıyacaksınız; ama mesru sozler dısında kendileriyle gizlice soylesmeyin; gerekli ser´i bekleme suresi sona ermeyince nikah akdine kalkısmayın. Bilin ki, Allah icinizde olanları (icinizden gecenleri) bilir. Artık Allah´tan korkup sakının ve yine bilin ki, Allah cok bagıslayan ve cok yumusak ve incelik yansıtan sabır sahibidir

[236] Kendileriyle cinsel yaklasmada bulunmadıgınız ya da bir mehir takdir etmediginiz kadınları bosarsanız, uzerinize bir gunah ve sorumluluk yoktur. Eli genis olan kendi olcusune, eli dar olan da kendi olcusune gore, orfe uygun bir fayda ile onlara yarar saglayın. Bu (daha cok) iyilik sevenler, iyilikte bulunmak isteyenler uzerine bir haktır

[237] Eger cinsel yaklasmada bulunmadan once onları bosar ve kendilerine bir mehir de belirlememisseniz, bunun yarısı onların hakkıdır; megerki kadınlar bu hakkı bagıslamıs olsunlar veya nikah akdi elinde bulunan erkek affetsin. Ama (ey erkekler !) sizin bagıslamanız takvaya daha yakındır. Bir de aranızdaki ustunluk ve iyiligi, fazilet olcusunu unutmayın. Suphesiz ki Allah yaptıklarınızı gorup bilendir

[238] Namazlara, ozellikle orta namaza (ya da daha ustun olan namaza) devam edin, onu gerektigi gibi koruyun ve Allah´a saygı ve korku dolu bir gonul ile el baglayıp durun

[239] Eger (dusman ve benzeri bir tehlikeden korkar da belirlenen sekilde huzurda duramazsanız) yaya ya da suvari olarak (namazı kılın). Korkuyu atıp guvene kavustugunuzda, size bilmediginiz seyleri ogrettigi gibi Allah´ı anın, namazı yine (belirlenen sekilde) kılmaya devam edin

[240] Sizden olup de kadınlarını geriye bırakanlar, kadınları icin evlerinden cıkarılmaksızın yılına kadar gecimlerini karsılayacak bir intifa´ vasiyyet etsinler. Bununla beraber evlerinden cıkarlarsa kendi haklarında orfe uygun mesru bicimde yaptıklarından artık size hicbir sorumluluk yoktur. Allah cok ustundur, cok gucludur ve hikmet sahibidir

[241] Bosanan kadınlara da orfe uygun bir yarar saglanması, Allah´tan korkup gunah ve kotuluklerden sakınanlar uzerine bir haktır

[242] Allah boylece size ayetlerini acıklıyor; ola ki aklınızı kullanırsınız

[243] Sayıları binlerce oldugu halde olum korkusuyla ulkelerinden cıkanları gormedin mi? O sebeple Allah onlara «Olun!» dedi. Sonra da onları diriltti. Suphesiz ki Allah insanlara karsı merhamet, sefkat ve yardım edicidir. Ne var ki insanların cogu sukretmezler

[244] Allah yolunda savasın, bilin ki Allah elbette isitir ve bilir

[245] Kimdir ki Allah´a (faizsiz, karsılıksız) odunc versin de, Allah onu kat kat artırıp cogaltsın?! Allah (sasmayan kanunu ve sunneti geregi) hem sıkıp daraltır, hem acıp genisletir ve ancak O´na donduruleceksiniz

[246] Musa´dan sonra Israil ogulları´nın ileri gelenlerini gormedin mi? Hani peygamberlerinden birine: «Bize bir hukumdar gonder (ta´yin et) de Allah yolunda savasalım,» demislerdi. O da : «Ya bir de savas size farz kılınır da savasmayacak olursanız?!» demisti. Onlar: «Bize ne olmus da Allah yolunda savasmıyalım; gercekten yurtlarımızdan cıkarılıp ailemizden ayrı bırakıldık» diyerek (bu hususta kararlı olduklarını bildirmislerdi). Bunun uzerine savas onlara farz kılınınca, pek azından baskası (savasmaktan) yuzcevirdiler. Allah ise zalimleri cok iyi bilir

[247] Peygamberleri onlara : «Iste Allah size Talut´u hukumdar gonderdi !» dedi. «AA! ona bizim uzerimize hukumdar olma (yetki ve hakkı) neden ? Hukumdarlıga biz ondan daha cok hak sahibiyiz (ve layıkız); hem ona mal (ve servetce) bir bolluk da verilmis degil» dediler. Peygamber (onların haksız tepkisine karsı) dedi ki: «Suphesiz ki Allah onu sizin uzerinize secmis ve ona bilgide ve vucutta bir gelisme ve ustunluk vermistir. Allah mulku (saltanat ve hukumranlıgı) diledigine verir. Allah (mulk ve kudret cihetlyle) cok genistir; O her seyi bilendir.»

[248] Hem peygamberleri onlara dedi ki: «Onun hukumdarlıgının alameti, T a b u t ´un size gelmesidir ki onda Rabbinizden bir gonul yatıskanlıgı, Musa ve Harun hanedanından kalma bazı (tarihi) esya vardır; melekler onu tasıyıp getirecektir. Suphesiz ki bunda sizin icin —eger inanmıs kimselerseniz— acık belge ve ogut vardır.»

[249] T a I u t orduyla beraber (isleri duzene koyup sehirden) ayrılıp cıkınca dedi ki: «Suphesiz Allah bir ırmakla sizi deneyecektir; ondan su icen benden degildir; sadece ondan tatmayan bendendir. Ancak eliyle bir avuc alanlar mustesnadır (onlara izin vardır). Onlardan pek azının dısında digerleri o sudan (doyasıya) ictiler. Ne vakit ki T a I u t ve beraberindeki mu´minler ırmagı gectiler, (saglam bir iman ve irfan sahibi olmayanlar), «Bugun C a I u t ´a ve ordusuna karsı (durup savasacak) gucumuz yoktur» dediler. Allah´a kavusacaklarını kesinlikle bilenler ise, «Nice az topluluk, cok topluluga —Allah´ın Izniyle— ustun gelmistir; Allah sabredenlerle beraberdir» diyerek (teslimiyet ve tevekkul gosterdiler)

[250] Onlar (o teslimiyet gosteren mu´minler) Calut´a ve onun ordusuna karsı (savasmak uzere) cıkınca (soyle duada bulunup) dediler ki: «Rabbimiz ! Uzerimize sabır (guc ve kudretini) bosalt (tıpkı bolca yagan yagmur gibi). Ayaklarımızı (savas alanında, dusman karsısında) saglam ve sabit tut ve bize, Inkar ve haksızlık icinde bulunan millete karsı yardım et!»

[251] Ve az sonra onları —Allah´ın izniyle— bozguna ugratıp dagıttılar. (Inanmıslar saftında yer alan) Davud ise Calut´u oldurdu. Allah da ona mulk ve hikmeti (saltanat ve peygamberligi bir arada) verdi ve dilediginden bazı seyler ona ogretti. Eger Allah insanların (azgınlık ve taskınlıgını) birbirleriyle savmasaydı, yeryuzunun duzeni herhalde bozulur, kargasalık ortalıgı kaplardı. Ama Allah milletlere karsı fazl-u kerem sahibidir

[252] Iste bunlar Allah´ın ayetleridir ! Onları sana butun gercegiyle okuyoruz. Suphesiz ki sen gonderilen Resullerdensin

[253] Iste bu peygamberlerin kimini kiminden ustun kıldık ; onlardan, Allah´ın kendileriyle soylestigi kimseler vardır ve bir kısmının da derecelerini yukseltmistir. Meryem oglu Isa´ya acık belgeler verdik ve onu Ruhulkuds (Melek Cebrail) ile destekledik. Eger Allah dileseydi bunların arkasından gelen (ummet)ler kendilerine acık belgeler geldikten sonra artık birbirlerini oldurmezlerdi. Ama (her seye ragmen) ayrılıp surtustuler : Kimi iman etti, kimi kufre saptı; fakat Allah dileseydi birbirlerini oldurmezlerdi. Ne var ki Allah diledigini isler

[254] Ey iman edenler! Icinde hicbir alım-satım, icten dostluk ve sefaatin olmadıgı gun gelmeden once sizi rızıklandırdıgımızdan (Allah icin, Allah yolunda) harcayın. Inkarcılar ise hep o haksızlıkta bulunanlardır

[255] Allah ki, O´ndan baska hicbir ilah yoktur, ancak O vardır; hep diridir O; yarattıklarını kudretiyle tedbiriyle tutup duran O; ne uyuklama tutar O´nu, ne de uyku...... Goktekiler ve yerdekiler O´nun. Izni olmaksızın O´nun katında sefaat edecek olan kim? Yarattıklarının onunde ne var, arkalarında ne var bilir. Onlar ise O´nun dilediginden baska, ilminden hicbir sey kavrayamazlar. Kursu´su (yuce kudret ve saltanatı) gokleri ve yeri kusatıp kaplamıstır. Her ikisini gorup gozetmek O´na agır gelmez. O, cok yuce ve cok buyuktur

[256] Dinde hicbir zorlama yoktur. Suphesiz dogru egriden, hak batıldan, hidayet dalaletten, hayır serden, iman kufurden (ayrılıp) acıkca ortaya cıkmıstır. Artık kim Hakk´a yonelir de ilahi sınırları asan sapıklık ve bilgisizligi, azgınlık ve asırılıgı tanımıyarak Allah´a inanırsa, gercekten o kopmak nedir bilmeyen en saglam kulpa tutunup yapısmıstır. Allah her seyi isitir ve bilir

[257] Allah, Iman edenlerin dost ve yardımcısıdır; onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Inkar edenlerin dost ve yardımcıları sapık azgınlardır, batılı temsil edenlerdir. Onları aydınlık (hak dinin nurun)dan karanlıklara cıkarırlar. Iste onlar Cehennem yaranlarıdır ve onlar orada ebedi kalıcılardır

[258] Kendisine Allah (kendi hikmet ve sunneti geregi) mulk verdi diye (olcusuzluk ve asırılık gostererek) Ibrahim ile Rabbi hakkında huccet getirme yarısına kalkısıp tartısanı gormedin mi ? Ibrahim ona : «Benim Rabbim hem diriltir, hem oldurur» deyince, o: «Ben de diriltir ve oldururum» demisti. Ibrahim bu defa : «Allah suphesiz ki gunesi dogudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir» deyince, o kufreden sapık sasırıp kalmıs (cevap veremez olmustu). Oyle ya, Allah haksızlık icinde olan milleti, dogru yolu bulmada basarılı kılmaz

[259] Veya catıları cokup altı ustune gelmis bir sehre ugrayan kimseyi gormedin mi? «Allah burayı olumunden sonra nasıl diriltecek ?» demisti. Bunun uzerine Allah o kimseyi yuz yıl olu bıraktıktan sonra diriltmisti ve: «Ne kadar (olu vaziyette) kaldın ?» diye sormustu. O da : «Ya bir gun, ya da bir gunden az bir zaman kaldım» diye cevap vermisti. Allah ona : «Hayır, yuz yıl kaldın ; oyle iken yiyecegine ve icecegine bak, henuz bozulmamıstır; bir de merkebine dikkat et! Ve hem bunlar seni insanlara (canlı bir) ibret ve ogut belgesi kılmamız icindir. Bir de o kemiklere bak, nasıl biraraya getirip yerli yerince duzene koyuyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz. Ne vakit ki (hakk) ona (bu suretle) apacık (bir defa daha) belli oldu, dedi ki: «Artık biliyorum ki, Allah´ın gercekten gucu her seye yeter (kalbim iyice buna inanıp yatıstı).»

[260] Bir vakit de Ibrahim: «Rabbim ! Oluleri nasıl diriltirsin, bana goster ?» demisti. Allah ona : «Inanmadın mı ?» buyurmustu. O da : «Hayır, inandım (ve inanıyorum) fakat kalbim yatıssın diye (arzuluyorum)» demisti. Allah : (Oyle ise) kuslardan dort tane tut da onları kendine alıstırıp cevir ve parcalayıp her parcasını bir dagın uzerine koy, sonra da onları cagır, kosarak sana gelirler. Bil ki Allah cok ustundur, cok gucludur ve yegane hikmet sahibidir,» buyurmustu

[261] Mallarını Allah yolunda harcayanların misali, yedi basak bitiren, her basagında yuz tane bulunan bir tohuma benzer. Allah diledigi kimseye (feyiz ve bereketini) kat kat artırır. Allah bol bol comertce verendir ; her seyi bilir

[262] Onlar ki mallarını Allah yolunda harcar sonra da harcadıklarının arkasından basa kakmaz, gonul incitmezler, onlar icin Rabları katında ecir vardır; onlara bir korku da yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[263] Guzel tatlı bir soz ve bagıslama (kusur gormeme), pesine eziyet takılan bir sadakadan hayırlıdır. Allah (her seyden) gani (doygun)dir ve halim (lutuf ile muamele edip incitmeyen, aceleci olmayan)dır

[264] Ey iman edenler! Allah´a ve Ahiret gunune inanmayıp malını insanlara gosteris icin harcayan kimse gibi, sadakalarınızı basa kakmak ve gonul incitmekle bosa cıkarmayın. Cunku onun misali, kaygan bir kayaya benzer ki, uzerinde azıcık toprak vardır, derken ona siddetli bir yagmur dokunur da dazlak bırakır; isleyegeldikleri hic bir seye karsılık (bir sevap ve mukafat) kazanmaya guc getiremezler. Allah inkarcıları dogru yola eristirmez

[265] Allah´ın hosnutlugunu isteyerek ve kendilerini (iman ve Islam, hurriyet ve bagımsızlık vadisinde) koklestirip saglam bir duzeye eristirmek icin mallarını harcayanların misali, yuksekce bir arazideki guzel bahceye benzer ki, ona bol bol yagmur dokunmus da yemislerini iki kat vermistir. Ona bol bol yagmur dokunmasa bile bir cisenti (dokunmak yeter). Allah isleye geldiklerinizi gorup bilendir

[266] Sizden biriniz ister mi ki, hurmalık ve uzumlukten guzel bir bahcesi olsun, icinden ırmaklar aksın ; orada kendisinin her cesit meyvası bulunsun da yaslılık gelip catsın ve (is goremez aciz) zayıf cocukları olsun, derken o bahceye atesli bir kasırga dokunuversin de bahce oldugu gibi yansın ? Iste Allah iyice dusunesiniz diye size ayetlerini boylece acıklar

[267] Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyi-temiz olanından ve yerden size cıkardıklarımızdan (Allah icin muhtaclara) harcayın. Kendinizin goz yummadan alıcısı olmadıgınız bayagı-kotu seyleri vermeye kalkmayın. Allah´ın (her seyden) doygun ve ovulmeye layık oldugunu bilin

[268] Seytan sizi fakirlikle tehdid edip korkutur, cimrilik ve hayasızlıga tesvik eder. Allah Ise kendi katından bir magfiret ve fazla (bir kar) va´deder. Allah´ın lutfu ihsanı boldur, O her seyi bilir

[269] Allah hikmeti diledigine verir. Kime hikmet verilmisse, gercekten ona cokca hayır verilmistir. Bunu da ancak akıl sahipleri dusunup anlar

[270] Nafakadan ne harcadınız veya adaktan ne adadınızsa elbette Allah onu bilir. Zalimlerin yardımcıları yoktur

[271] Sadakaları acıkca verirseniz o ne guzel! Eger onu gizler de oylece fakirlere verirseniz, bu sizin icin daha hayırlıdır ve (Allah bu sebeple) gunahlarınızdan bir kısmını orter (de bagıslar). Allah yaptıklarınızdan elbette haberlidir, (onları yeterince bilir)

[272] Onları dogru yola iletip eristirmek sana gerekmez, (senin gorev sınırına girmez). Ama Allah diledigi kimseyi dogru yola eristirir. Hayır (ve iyilik)den ne harcarsanız bunun yararı kendinizedir. Zaten siz ancak Allah rızasını gozeterek harcarsınız. Hayırdan ne harcarsanız karsılıgı tastamam verilir ve siz haksızlıga ugramıs olmazsınız

[273] (Sadakalarınızı), kendilerini Allah yoluna adayıp yeryuzunde dolasmayan (kapı kapı gezmiyen) fakirlere (verin) ki, onlar yuzsuyu dokmediklerinden, durumlarını bilmeyen, onları zengin sanır. Onları (siz Allah yolunda olanlar) cehrelerinden tanırsınız ; insanlardan yuzsuzluk ederek Istemezler. (Evet) hayırdan ne harcarsanız suphesiz ki Allah onu bilir

[274] Onlar ki. mallarını gece gunduz, gizli ve acık (hayır Isleyerek) harcarlar, iste onların ecir (karsılık verilecek mukafat)ları Rabları katındadır. Onlar uzerine bir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir de

[275] Riba (= faiz) yiyenler, (kabirlerinden) ancak Seytan carpmıs kimse gibi kalkarlar. Bu, onların «Alım-satım da faiz gibidir», demelerindendir. Halbuki Allah alım-satımı helal, faizi haram kılmıstır. Artık bundan boyle kime Rabbinden bir ogut gelir de faizden vazgecerse, gecmisi kendisine, isi hakkındaki hukum ise Allah´a aittir. Kim de faize doner, once oldugu gibi faizcilik yapmaya tekrar baslarsa, iste onlar Cehennemliktir, orada hep kalıcılardır

[276] Allah faizi, bereketini gidererek hep azaltır; sadakaları ise bereketlendirip arttırır. Hem Allah cok inkarcı hicbir gunahkarı sevmez

[277] Suphesiz ki iman edip yararlı islerde bulunan, namazı kılıp zekatı verenlerin mukafat ve sevapları Rabları katındadır. Hem onlara hicbir korku da yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir de

[278] Ey iman edenler! Allah´tan korkun, faizden arta kalanı bırakın eger gercekten inanmıssanız (Rabbinizin emrine uyun)

[279] Yok eger boyle yapmazsanız, artık Allah´a ve Peygamberine karsı savas actıgınızı bilin. Eger tevbe edip (faizcilikten vazgecerseniz) ana sermayeniz sizindir. Artık ne haksızlık eder, ne de haksızlıga ugramıs olursunuz

[280] Eger borclu sıkıntıda ise, onu, bir kolaylık bulununcaya kadar beklemek (uygun olur). (Alacagınızı) sadaka olarak bagıslarsanız sizin icin —eger bilirseniz— daha hayırlıdır

[281] Allah´a donduruleceginiz ve sonra da herkese kazandıgının (karsılıgı) eksiksiz verilecegi gunden (o gundeki hesaptan) korkun

[282] Ey iman edenler! Birbirinize belirli bir sureye kadar borclandıgınızda, onu yazın ; aranızdan dogrulukla tanınmıs bir katip de kendisine Allah´ın ogrettigi gibi yazmaktan cekinmesin, yazsın. Bir de uzerinde hak bulunan (borclu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah´tan korksun, (borcundan ve vadesinden) bir sey eksiltmesin. Eger borclu (malını dusunmeden ya da bilmeden harcayan) bir bon veya zayıf ya da yazdıramıyacak kadar acizse, velisi dogruluk olculeri icinde yazdırsın ve erkeklerinizden iki de sahid tutun ; eger ikisi de erkek olarak bulunamıyorsa, o takdirde sahidlerden razı olacagınız bir erkek, biri unutunca digerinin ona hatırlatması icin iki kadın (tutun). Sahidler cagrıldıklarında kacınmasınlar. Borc az olsun cok olsun onu vadesine kadar yazmaktan usenmeyin. Bu, Allah katında adalet olcu ve anlamına daha uygundur; sahidlik icin en saglam ve supheye dusmemeniz icin de en yakın olanıdır. Ancak aranızda hemen devredeceginiz pesin bir ticaret (alım-satım) ise, o takdirde bunu yazmamanızda size bir vebal yoktur. (Yazmalarında ise bir sakınca soz konusu degildir). Alım satımda bulundugunuzda da sahid tutun, yazana da, sahidlik edene de zarar verilmesin, (gerekirse ikisinin de mesaisi degerlendirilsin). Eger zarar verirseniz, herhalde bu sizin dogru yoldan cıkmanız olur. Allah´tan korkun ; Allah size (en dogrusunu) ogretiyor. Allah her seyi bilendir

[283] Eger yolculuk halinde iseniz ve bir katip de bulamıyorsanız, o takdirde alınan bir rehin yeter. Ama eger birbirinize karsı guven besliyorsanız, guvenilen kimse uzerindeki emaneti (ve borcu) odesin ; Rabbi olan Allah´tan korksun. Bir de sahitligi gizlemeyin. Onu kim gizlerse, herhalde kalbi gunahkardır. Allah islediklerinizi bilir

[284] Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Icinizdekini acıklasanız da, gizleseniz de Allah onunla sizi hesaba ceker, sonra da diledigini bagıslar, diledigine azab eder. Allah´ın kudreti her seye yeter

[285] Peygamber, Rabbinden indirilene iman etti; mu´minler de hepsi de Allah´a, O´nun meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar ve: «Peygamberlerinden hic birini (digerinden) ayırd etmeyiz» dediler ve «Isittik, itaat ettik ey Rabbimiz ! magfiretini dileriz, varısımız ancak Sanadır» derler

[286] Allah her kisiyi ancak gucunun yetecegiyle mukellef tutar; herkesin kazandıgı (iyilik ve guzellik) kendi yararınadır; yuklendigi (kotuluk ve vebal) kendi zararınadır. Ey Rabbimiz ! Unutacak ya da yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden oncekilere yukledigin agır bir yuku yukleme. Ey Rabbimiz! Guc getiremiyecegimiz seyi bize tasıtma. Bizi affet, bizi bagısla, bize merhamet et.. Sensin Mevlamız (yegane sahibimiz, koruyucumuz ve yakın dostumuz).. Artık kafir milletlere karsı bize yardım et

Âl-i İmrân

Surah 3

[1] ELIF - LAM - MIM

[2] Allah (Bir´dir), O´ndan baska ilah yoktur. O hep diridir, kudretiyle (varlık alemini) tutup duran, gozetip koruyandır O

[3] Kendinden onceki (kitap)ları dogrulayan Kitab´ı hak ile O sana indirdi. Bundan once de insanlara dogru yolu gostermek uzere Tevrat ve Incil´i indirmistir. Dogruyu egriden, hakkı batıldan ayıran (Kur´an ya da Zebur)u da O indirdi. Allah´ın ayetlerini inkar edenlere herhalde siddetli azab vardır ve Allah cok gucludur, (zalimlerden) oc almada intikam sahibidir

[4] Kendinden onceki (kitap)ları dogrulayan Kitab´ı hak ile O sana indirdi. Bundan once de insanlara dogru yolu gostermek uzere Tevrat ve Incil´i indirmistir. Dogruyu egriden, hakkı batıldan ayıran (Kur´an ya da Zebur)u da O indirdi. Allah´ın ayetlerini inkar edenlere herhalde siddetli azab vardır ve Allah cok gucludur, (zalimlerden) oc almada intikam sahibidir

[5] Suphesiz ki, yerde ve gokte hicbir sey Allah´a gizli kalmaz

[6] Ana rahminde sizi diledigi (hikmet ve kanunla) sekillendiren O´dur. O´ndan baska hicbir ilah yoktur; ancak O vardır. O cok gucludur, cok ustundur; yuce hikmet sahibidir

[7] O ki, Kitab´ı sana indirdi; ondan bir kısmı muhkem (manası acık, yorum goturmez, supheye yer vermez acıklıkta) ayetlerdir ki, bunlar Kitab´ın anasıdır. Diger bir kısmı ise mutesabih (manası kapalı, yorum isteyen) ayetlerdir. Kalblerinde egrilik bulunanlar, fitne cıkarmak, (kendi cıkarına uygun) yorumda bulunmak icin Kitab´ın mutesabih olanına uyarlar. Halbuki onun yorumunu ancak Allah bilir. Ilimde derinlesenler ise, «Ona inandık, hepsi de Rabbimizin katından (indirilme)dir» derler. (Bu hakikatleri) ancak akıl sahipleri dusunebilir

[8] Rabbimiz! Bizi dogru yola eristirdikten sonra kalblerimizi meylettirip saptırma. Kendi katından bize bir rahmet bagısla. Suphesiz ki Sen (evet) Sen cokca bagısta bulunansın

[9] Rabbimiz! Suphesiz ki (meydana gelmesinde) hic suphe olmayan (Kıyamet) gununde insanları toplayan Sensin. Dogrusu Allah va´dinden caymaz

[10] Suphesiz ki o kufredenlerin (hakkı inkar edip sapıklıkta kalanların) ne malları, ne de cocukları onları Allah yanında hicbir sey ile mustagni kılıp (O´nun verecegi cezadan) kurtaramıyacaktır. Iste onlar atesin yakıtlarıdır

[11] (Evet, bunların gidisi ve tutumu) Fir´avn´ın aile ve yoldaslarının ve onlardan oncekilerin tutumuna benzer ki ayetlerimizi yalanladılar da bu yuzden Allah onları gunahlarıyla yakalayıp (cezalandırdı). Allah´ın cezası pek siddetlidir

[12] O kufredenlere de ki: Yenilgiye ugrayacaksınız ve toplanıp Cehennem´e suruleceksiniz. Orası ne kotu yataktır

[13] (Bedir Savasında) karsılasan iki topluluk hakkında sizin icin herhalde acık belge ve bir ibret (tablosu) vardır: Biri Allah yolunda savasıyor, digeri kufur icinde bulunuyordu. Allah yolunda savasanları kendilerine oranla gozleriyle iki kat goruyorlardı (Veya Allah yolunda savasanlar karsı tarafı kendilerine nisbetle iki misli goruyorlardı). Allah diledigini yardımıyla destekler; suphesiz ki, bunda gorebilenler icin ibret ve ogut vardır

[14] Insanlara; kadınlardan, ogullardan, kantar kantar altın ve gumusten, salma atlar ve develer ile ekinlerden gonul cekici, sehvete seslenici bazı seyler suslenmistir. Bunlar dunya hayatının yararlanılacak gecici seyleridir. Asıl varılacak guzel yer Allah katındadır

[15] De ki: Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? (Allah´a karsı gelmekten sakınıp fenalıklara dalmaktan) korkanlar icin Rabları yanında, icinde devamlı kalacakları altlarından ırmaklar akan Cennetler, tertemiz esler ve Allah´tan da bir hosnutluk (rıza makamı) vardır. Allah kullarını gorup bilendir

[16] «Ey Rabbimiz ! Suphesiz ki biz iman ettik; artık gunahlarımızı bagısla ve bizi Cehennem atesinin azabından koru» diyenler: Sabredenler, dogru olanlar, itaat edip bas egenler, boyun bukenler, (mallarını Allah yolunda) harcayanlar ve seher vakitlerinde istigfar edenlerdir

[17] «Ey Rabbimiz ! Suphesiz ki biz iman ettik; artık gunahlarımızı bagısla ve bizi Cehennem atesinin azabından koru» diyenler: Sabredenler, dogru olanlar, itaat edip bas egenler, boyun bukenler, (mallarını Allah yolunda) harcayanlar ve seher vakitlerinde istigfar edenlerdir

[18] Allah kendinden baska ilah olmadıgına sehadette bulundu, (varlıgının ve birliginin delil ve belgelerini varlık aleminde sergiledi). Melekler de sehadette bulundu.. Ilim sahipleri de adalet olculerini ayakta tutarak (O´nun varlıgına, birligine) sahitlik ettiler. O´ndan baska ilah yok. O, cok gucludur, hep ustundur ve her seyi yerine koyup belli bir amaca yoneltendir

[19] Allah katında din, ancak Islam´dır. Kitap verilen (Yahudi ve Hıristiyan)lar kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki ihtiras yuzunden ayrılıga dusup farklı gorus ve inanclar ortaya koydular. Kim Allah´ın ayetlerini inkar ederse, Allah hesabı carcabuk gorendir

[20] O halde seninle tartısmaya kalkısanlara, «Ben bana uyanlarla birlikte yuzumu Allah´a cevirip kendimi O´na teslim ettim» de ve kendilerine kitap verilenlerle ummi (kitap verilmeyen musrik)lere de ki: «Siz de Allah´a teslim oldunuz mu ?» Eger Islam´a girerlerse, dogru yolu bulmus olurlar, yuzcevirirlerse, sana dusen sadece tebligdir. Allah kullarını gorup bilendir

[21] Dogrusu Allah´ın ayetlerini inkar edenleri, haksız yere peygamberleri oldurenleri ve insanlardan adalet ve hakkaniyete uygun is yapmayı emredenlerin canına kıyanları cok acıklı bir azab ile mujdele

[22] Iste onların isleri Dunya ve Ahirette bosa cıkmıstır. Onların yardımcıları da yoktur

[23] Kendilerine kitap (Tevrat)tan bir pay verilenleri gormedin mi ? Aralarında hukmetmek icin Allah´ın kitabına cagırılıyorlar; sonra iclerinden bir (ilim adamı) toplulugu yuzcevirerek donup gidiyor

[24] Bunun sebebi, onların «Bize ancak sayılı gunlerde ates dokunacaktır» demeleri ve uydurageldikleri seyin, dinlerinde kendilerini aldatmasıdır

[25] Meydana gelmesinde hic suphe olmayan gunde onları biraraya getirip topladıgımız ve herkese kazandıgının karsılıgı tastamam —haksızlık yapılmıyarak— verildiginde (halleri) nasıl olacaktır

[26] De ki: Ey mulkun sahibi Allahım! Diledigine mulku verirsin, dilediginden de mulku cekip alırsın ; diledigini aziz kılarsın ; diledigini alcaltın zillete dusurursun; hayr yalnız senin elindedir. Suphesiz senin gucun her seye yeter

[27] Geceyi gunduze, gunduzu geceye sokarsın (katarsın), diriyi oluden cıkarırsın, oluyu de diriden cıkarırsın. Diledigini hesapsız rızıklandırırsın

[28] Mu´minler, mu´minleri bırakıp da kafirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah´ın (dostlugundan kopup O´nun) yanında hicbir degeri kalmaz. Ancak onlardan (gelecek olan bir tehlike ya da umum yararına bir kapının kapanmasından) korunmak icin (dost gorunerek) sakınmıs olasınız. Allah sizi (asıl) kendisinden korkmanızla uyarır. Sonunda gidis Allah´adır

[29] De ki: Gonlunuzde olanı (kafirlere karsı beslediginiz ilgi ve yakınlıgı) gizleseniz de, acıga vursanız da Allah bilir. Allah goklerde ve yerde olanları da bilir. Allah´ın gucu her seye yeter

[30] Herkesin iyilik ve kotulukten ne islemisse, onu onunde hazır bulacagı gunu bir dusunun ki (o gun) kendisiyle kotulukleri arasında uzak bir mesafenin bulunmasını ister. Allah sizi kendisinden korkmanızla uyarır. Allah kullarına pek merhametli ve sefkatlidir

[31] De ki: Eger Allah´ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[32] De ki: Allah´a ve Peygamberine itaat edin ; eger yuz cevirirseniz suphesiz ki Allah kafirleri sevmez

[33] Suphesiz ki Allah, Adem´i, Nuh´u, Ibrahim hanedanını ve Imran ailesini secip (kendi caglarındaki) hanedan ve milletlere ustun kıldı. Bunlar birbirinden gelme aynı soydandır. Allah isiten ve bilendir

[34] Suphesiz ki Allah, Adem´i, Nuh´u, Ibrahim hanedanını ve Imran ailesini secip (kendi caglarındaki) hanedan ve milletlere ustun kıldı. Bunlar birbirinden gelme aynı soydandır. Allah isiten ve bilendir

[35] Hani imran´ın karısı: «Rabbim ! karnımdakini her kayıttan uzak sadece ibadette bulunmak uzere sana adadım. Bunu benden kabul buyur. Suphesiz ki sen, sen her seyi isitirsin, bilirsin,» demisti

[36] Onu dogurunca, «Rabbim ! dogrusu ben onu kız dogurdum —Allah onun ne oldugunu daha iyi bilendir— erkek, kız gibi degildir ve dogrusu ben onun adını Meryem koydum. Suphesiz ki, onu da, ondan gelecek nesli de, kogulmus seytandan sana sıgındırırım» diyerek halini arzetmisti

[37] Bunun uzerine Rabbi onu guzel bir kabulle kabul buyurdu ve onu guzel bir bitki gibi yetistirdi, Zekeriyya´yı ona bakmakla gorevlendirdi. Zekeriyya ne kadar kızın bulundugu mihraba girdiyse onun yanında yeni bir yiyecek buldu. «Meryem ! bu sana nereden ?» diye sorunca, o da «Bu, Allah tarafındandır» dedi. Dogrusu Allah diledigine hesapsız rızık verir

[38] iste orada Zekeriyya, Rabbine dua ederek dedi ki: Rabbim ! bana kendi katından temiz bir soy bagısla Suphesiz ki sen duayı isitirsin

[39] Bunun uzerine Zekeriyya mihrabda namaz kılarken melekler ona seslendi: Allah´tan bir kelime (olan Isa)yı tasdik edici, bas olmaya layık, son derece nefsine hakim, iffetli ve iyilerden bir peygamber olmak uzere Allah Yahya´yı sana mujdeliyor

[40] Zekeriyya (bu mujdeyi alınca) dedi ki: «Ey Rabbim ! oglum nasıl olur ? Gercekten bana yaslılık gelip cattı, karım da kısırdır.» Allah oha : «Oyledir ama, Allah diledigini yapar» buyurdu

[41] (Zekeriyya): «Ya Rab ! bana bir alamet ver» diye niyaz etti. Allah da ona : «Alametin, uc gun —isaretle anlasma dısında— insanlarla konusmamandır. Bir de Rabbini cokca an ve aksam-sabah tesbihte bulun,» buyurdu

[42] Hani bir de melekler: «Ey Meryem !» demislerdi, «dogrusu Allah seni secip begendi, suzup tertemiz kıldı ve seni (cagındaki milletlerin) kadınlarından ustun tuttu.»

[43] «Ey Meryem! saygı dolu bir gonulle huzurda durup Rabbine ibadete devam et; secdeye kapan ve ruku´ edenlerle beraber ruku´a var

[44] Iste bu sana vahyettigimiz, gayb haberlerindendir. (Yoksa) Meryem´i kim himayesine alıp onu koruyacak diye kalemlerini (kur´a icin) atarlarken sen yanlarında degildin. (Bu hususta) tartısırlarken de yanlarında bulunmadın

[45] Melekler bir de soyle demislerdi : «Ey Meryem ! Allah seni kendinden gelen bir kelimeyle mujdeliyor ki ismi Meryem oglu Mesih Isa´ dır; Dunya ve Ahirette serefli ve itibarlıdır ; aynı zamanda Allah´a cok yakınlardandır

[46] Besikte de, yetiskin cagında da insanlara konusacaktır ve O iyilerden, yararlılardandır

[47] (Bunun uzerine) Meryem dedi ki: «Ey Rabbim ! bana bir insan dokunmamısken nasıl cocugum olabilir ?!» Ona denildi ki: Oyle ama, Allah diledigini yaratır, bir seyin olmasını dilediginde ona sadece «Ol!» der, o da oluverir

[48] Allah ona kitab (okuma yazmay)ı, hikmeti ve Tevrat ile Incil´i ogretir

[49] (Allah onu) Israil ogullarına bir peygamber olarak gonderiyor. (Gorevi yerine getirme cagına gelince de Isa onlara soyle diyor): «Suphesiz ki ben size Rabbinizden bir ayet (acık bir belge, belirgin bir mu´cize) getirdim: Size gercekten kus biciminde camurdan bir sey meydana getiririm de icine uflerim, Allah´ın izniyle o, kus olur; anadan dogma koru, alatenliyi iyi ederim. Oluleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber verebilirim. Eger inanan kimselerseniz bunda size elbette acık alamet ve ibret alınacak belge vardır

[50] Onumdeki Tevrat´ı dogrulayan, size haram kılınan bazı seyleri helal kılmak icin geldim ve Rabblniz tarafından size bir mu´cize getirdim. Artık Allah´tan korkun da bana uyun

[51] Suphesiz ki Allah benim de, sizin de Rabbinizdir; artık O´na kulluk edin. Dogru yol da budur.»

[52] Isa onların (Yahudi haham ve devlet adamlarının) inkar ve inatlarını hissedince, «Allah yolunda yardımcılarım kim ?» dedi. Havariler: «Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah´a iman ettik; sahid ol ki, biz herhalde muslumanlar (Hakk´a dosdogru teslimiyet gosterenleriz» dediler)

[53] Ey Rabbimiz! Senin indirdigine inandık. (Gonderdigin) Peygambere uyduk. Artık bizi (Senin varlıgına birligine, Isa´nın Peygamberligine) sahid olanlarla beraber yaz

[54] (Onlardan bir kısım haham ve devlet adamları) hileye basvurdular, (Isa´yı oldurmeyi planladılar). Allah da onların hilesini bosa cıkardı. Allah hileleri bosa cıkaranların en hayırlısıdır

[55] O vakit Allah soyle buyurdu : «Ey Isa ! elbette seni eceline yetirecegim (vakti saati gelince ruhunu alacagım); seni kendime yukseltecegim ve seni inkarcılardan temizleyecegim. Hem sana uyanları, kıyamete kadar o kufredenlerin ustunde tutacagım. Sonra da donusunuz banadır; ihtilafa dustugunuz hususlarda aranızda hukmedecegim.»

[56] Inkarcılara gelince, onları Dunya´da da, Ahiret´te de siddetli bir azab ile azablandıracagım, onların hic yardımcıları da olmayacaktır

[57] Iman edip guzel ve yararlı amellerde bulunanlara gelince, (Rableri) onların mukafatlarını noksansız verecektir. Allah haksızlıkta bulunanları sevmez

[58] Iste bu, sana okudugumuz ayetlerden ve hikmet dolu Kur´an´dan (indirdiklerimiz)dır

[59] Dogrusu Allah yanında Isa´nın (yaratılıstaki) misali, Adem´in durumu gibidir; onu topraktan yarattı, sonra ona «Ol!» dedi, o da oluverdi

[60] Bu (konudaki) hak soz Rabbinden (geleni)dir. Artık suphe edenlerden olma

[61] Sana (gereken) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartısacak olursa, de ki: Haydi gelin de ogullarımızı, ogullarınızı; kadınlarımızı, kadınlarınızı ve kendimizi, kendinizi cagıralım, sonra da lanetleselim ; Allah´ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim

[62] Suphesiz ki, bu anlatılan olaylar hakikatin ta kendisidir. Allah´ tan baska hicbir ilah yoktur. Allah suphesiz ki cok ustundur, cok gucludur ve hikmet sahibidir

[63] Bununla beraber (haktan) yuzcevirirlerse, suphesiz ki Allah bozguncuları cok iyi bilendir

[64] De ki: «Ey Kitap Ehli! aramızda ortaklasa (olcu ve en adil dengeyi saglayacak) bir kelimeye gelin ; (o da): Allah´tan baskasına kulluk etmemeniz, hicbir seyi O´na ortak kosmamanız ve Allah´ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı rabler = tanrılar edinmememizdir. Eger yuzcevirirlerse, deyin ki: Sahid olun biz suphesiz Muslumanlarız.»

[65] Ey Kitap Ehli! Ibrahim hakkında nicin tartısırsınız ? Tevrat da, Incil de ancak ondan sonra indirilmistir. (Bunu da) akletmiyor musunuz

[66] Iste siz boylesiniz; haydi bilginiz olan sey hakkında tartısıp durunuz, ama bilmediginiz sey hakkında niye tartısırsınız ?! Allah bilir, siz bilmezsiniz

[67] Ibrahim ne Yahudi, ne de Hıristiyan idi; ama Hakk´a yonelmis tertemiz katıksız bir muslimdi; Allah´a ortak kosanlardan degildi

[68] Dogrusu insanların Ibrahim´e en yakını" (O´nun cagında) O´na (inanıp) uyanlarla su Peygamber (Muhammed) ve (O´na) iman edenlerdir. Allah iman edenlerin en yakın dostu ve islerini duzeltip yuruteni, sahibidir

[69] Kitap Ehli´nden bir kısmı sizi sasırtıp saptırmak istediler. Oysa farkında olmadan kendilerini saptırırlar

[70] Ey Kitap Ehli! (Ilahi kitaplardaki yazılı hakikatleri) gorup dururken neden Allah´ın ayetlerini inkar edersiniz

[71] Ey Kitap Ehli! bildiginiz halde neden hakkı batıla karıstırıp hakkı gizlersiniz

[72] Kitap Ehlinden bir topluluk, (ayak takımlarına) dediler ki: Suna (Muhammed´e) inananlara indirilene gunun evvelinde inanın, gunun sonunda inkar edin ; ola ki (dinlerinden) donerler

[73] Ve bir de kendi dininize uyandan baskasına (sakın ha) inanmayın. De ki: Elbette dogru yol, hakkın beyanı Allah yoludur. Ve (yine onlar dediler ki): «Size verilenin bir benzeri baska birine verildigine veya (Muhammed´e inananların) size Rabblniz katından delil getirip (ustunluk) saglayacagına inanmayın. (Cunku siz Allah´ın has kulları ve yegane sevgililerisiniz).» De ki: Ustunluk, serefli kılmak, fazilete eristirmek Allah´ın elindedir; onu diledigine verir. Allah genis olcude veren ve her seyi yeterince bilendir

[74] O, rahmetini diledigine has kılar, (hakkı, nakdini diledigine layık gorur). Allah cok buyuk iyilik, nimet ve yardım sahibidir

[75] Kitap Ehlinden oylesi var ki, kendisine bir kantar (altın) emanet bıraksan, onu sana oder. Oylesi de var ki, kendisine bir dinar emanet etsen, basında dikilip durmadıkca onu sana odemez. Bu da onların: «Ummiler (okur yazar olmayan kitapsızların bizim uzerimizde sorumluluktan yana bir yolu (bir hakkı) yoktur» demelerindendir. Allah´a karsı bile bile yalan soylerler

[76] Hayır, yol var: Kim verdigi sozu dosdogru yerine getirir ve (hakkı inkardan, kotuluklere sapıp Allah´a karsı gelmekten) sakınırsa, suphesiz Allah sakınanları sever

[77] Dogrusu Allah´a verdikleri sozu ve ettikleri yeminleri az bir deger (onemsiz bir menfaat) karsılıgında degistirenler (var ya), iste onlar icin Ahiret´te hicbir nasib (yuz guldurucu, kalbe sifa verici bir ilgi) yoktur. Allah Kıyamet gunu onlara konusmayacak ve onları temize cıkarmıyacaktır. Onlar icin elem verici bir azab vardır

[78] Kitap Ehlinden oyle kimseler de var ki, kitapta olmadıgı halde kitaptanmıs sanasınız diye dillerini kitaptan yana evirip cevirirler, egip bukerler de «Bu, Allah´ın kitabındandır» derler. Oysa Allah katından (boyle bir sey indirilmis) degildir. Onlar bile bile Allah´a karsı yalan soylerler

[79] Hic bir insana uygun olmaz, yakısık dusmez ki, Allah ona kitap versin, hukum ve peygamberlik versin de sonra o, insanlara : «Allah´ı bırakıp bana kul olun !» desin. Ama : «Kitabı ogrenip ogrettiginize ve ders verdiginize gore ogretici, egitici ve bilginizle amel edici olun !» der

[80] Hem melekleri ve peygamberleri rablar (tanrılar) edinmenizi de emretmez. Siz musluman (Hakk´a dosdogru teslim) olduktan sonra size kufre sapmanızı mı emreder

[81] Hani Allah, Peygamberlerden kesin soz almıstı: «And olsun ki size kitap ve hikmet verdim, sonra sizinle beraber bulunanı kabul eden bir peygamber gelince, herhalde ona inanasınız ve ona mutlaka yardım edesiniz» (buyurmus ve) «bunu ikrar ettiniz mi, bunun uzerine ahde baglı agır yukumu kabul ettiniz mi ?» demisti. Onlar da: «Ikrar ettik» diye kesin soz vermislerdi. (Allah): «Oyle ise sahid olun, ben de sizinle beraber sahidlerdenim» buyurmustu

[82] Bunun ardından kim yuzcevirirse, artık onlar din dogrultusundan sapan gunahkarlardır

[83] Hala onlar Allah´ın dininden baskasını mı arzuluyorlar?! Halbuki goklerde ve yerde ne varsa hepsi de ister istemez O´na teslim olmustur ve ancak O´na donduruleceklerdir

[84] De ki: Allah´a iman ettik ; bize indirilen (Kur´an)a da ; Ibrahim´e. Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a ve O´nun evladına indirilene de; Rableri katından Musa´ya ve isa´ya, diger peygamberlere verilenlere de inandık. Onlardan hic birini digerinden ayırd etmeyiz. Biz ancak O´na (Allah´a) teslim olup boyun egmisizdir

[85] Kim, Islam´dan baska bir din arzulayıp ararsa, ondan asla kabul edilmiyecektir. Ahirette de o, zarara ugrayanlardandır

[86] Inandıktan, Peygamberin hak olduguna sehadet ettikten ve kendilerine acık belgeler geldikten sonra inkara sapan bir milleti Allah nasıl dogru yola eristirir? Allah zalimleri dogru yola cevirip basarılı kılmaz, (tevbe edip donus yapmadıkca dogru yolu bulamazlar)

[87] Iste onların cezası, Allah´ın, meleklerin ve butun insanların lanetine ugramalarıdır

[88] Bu lanet (azabı icin)de devamlı kalıcılardır. Ne bu azab onlardan hafifletilir, ne de (rahmet ile) yuzlerine bakılır

[89] Ancak bundan sonra tevbe edip kendini duzeltenler mustesna.. Suphesiz ki. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[90] Suphesiz ki, iman ettikten sonra inkara sapıp sonra da inkarını artıran kimselerin tevbeleri (umitsizlik ve olum anında) kabul edilmiyecektir. Iste sapıklar bunlardır

[91] Suphesiz ki, inkara sapıp kafir olarak olenler —kurtulus fidyesi olarak— dunya dolusu altın verseler hic birinden mumkun degil kabul edilmiyecektir. Bunlar icin cok acıklı bir azab vardır ve yardımcıları da yoktur

[92] Sevdiginiz seylerden (Allah yolunda, O´nun rızası ugrunda) harcamadıkca, gercek iyilige elbette erisemezsiniz. Her ne harcarsanız, elbette Allah onu bilir

[93] Tevrat indirilmeden once Israil (Yakub Peygamberin kendisine haram kıldıgı seyler dısında kalan butun yiyecekler Israil ogullarına helal idi. De ki: Eger dogrulardan iseniz haydi Tevrat´ı getirip okuyun)

[94] Bundan sonra kim Allah´a karsı yalan uydurursa, iste zalimler onlardır

[95] De ki: Allah dogru soylemistir ; batıldan uzak, hakka tamamen yonelik Ibrahim´in dinine uyun; O, Allah´a ortak kosanlardan degildi

[96] Suphesiz ki, insanlar yararına (yeryuzune) ilk konulan ibadet evi, alemler icin mubarek olan ve dogru yolu gosteren Mekke´deki mabeddir

[97] Onda acık ayetler, Ibrahim´in makamı vardır. Kim oraya girerse (her turlu saldırıdan) guven icinde olur. Yol bulmaya guc getirebilenin Beyt´i (Kabe´yi) haccetmesi Allah´ın insanlar uzerinde bir hak ve vecibesidir. Kim bu hakkı inkar (ya da kucumseyerek terk) ederse, suphesiz Allah alemlerden mustagnidir (hic kimsenin ibadetine ihtiyacı yoktur)

[98] De ki: Ey Kitap Ehli! Allah´ın ayetlerini neden inkar ediyorsunuz ? Oysa Allah islediklerinizi gorup biliyor

[99] De ki: Ey Kitap Ehli! Iman edenleri neden Allah yolundan —onda bir egrilik arayarak— dondurmeye calısıyorsunuz ? Halbuki (son dinin hak olduguna, Hz. Muhammed´in son Nebi olarak gonderildigine) sahid bulunuyorsunuzdur. Allah islediklerinizden habersiz degildir

[100] Ey iman edenler! Kendilerine kitab verilenlerden (herhangi) bir zumreye uyacak olursanız, imanınızdan sonra sizi kafir ederler (dininizden dondurmeye fırsat bulurlar)

[101] Uzerinize Allah´ın ayetleri okunurken ve aranızda da O´nun Resulu (Muhammed A.S.) bulunurken nasıl kufre donersiniz ? Kim Allah´a (gonulden inanıp samimiyetle) sımsıkı baglanırsa, gercekten o dogru yola eristirilmistir

[102] Ey iman edenler! Allah´tan gerektigi gibi korkup (fenalıklardan, inkara sapmaktan) sakının ve siz ancak Musluman olarak can verin

[103] Hepiniz birden Allah´ın ipine sımsıkı sarılın, sakın ayrılıp bolunmeyin. Allah´ın uzerinizdeki nimetini anın; hani bir zamanlar birbirinize dusmandınız, kalbleriniz arasını uzlastırdı da, O´nun bu nimeti sayesinde kardes oldunuz. Atesten bir cukur kenarına geldiniz de Allah sizi ondan kurtardı. Dogru yolda yuruyesiniz diye Allah size boylece ayetlerini acıklar

[104] Sizden hayra cagıran, iyilikle emreden, kotulukten men´eden bir cemaat olsun ! Iste kurtulusa erisenler onlardır

[105] Kendilerine acık belgeler geldikten sonra bolunup ayrılanlar, tartısıp ayrılıga dusenler gibi olmayın. Iste onlar icin buyuk bir azab vardır

[106] Oyle bir gunde ki, kimi yuzler aklasır ısıldar, kimi yuzler kararıp solar. Yuzleri kararanlara: «Inandıktan sonra inkara mı saptınız ? Inkar ettiginize karsılık tadın azabı!» denilir. Yuzleri aklasanlara gelince, onlar Allah´ın rahmetindedirler, orada temelli kalıcılardır

[107] Oyle bir gunde ki, kimi yuzler aklasır ısıldar, kimi yuzler kararıp solar. Yuzleri kararanlara: «Inandıktan sonra inkara mı saptınız ? Inkar ettiginize karsılık tadın azabı!» denilir. Yuzleri aklasanlara gelince, onlar Allah´ın rahmetindedirler, orada temelli kalıcılardır

[108] Iste bunlar sana hak ile okudugumuz Allah´ın ayetleridir. Allah alemlere herhangi bir haksızlıkta bulunmayı dileyecek de degil

[109] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah´ındır. Isler (eninde sonunda) ancak O´na dondurulecektir

[110] Siz insanlardan yana (yeryuzune) cıkarılmıs en hayırlı bir ummetsiniz; iyilikle emreder, kotulukten men´eden Allah´a inanırsınız. Kitablılar (Yahudi ve Hıristiyanlar) iman etmis olsalardı onlar icin hayırlı olurdu. Iclerinden iman edenler var, fakat cogu dinden cıkmıs´ kimselerdir

[111] Onlar size, incitmekten baska elbette bir zarar veremezler; sizinle savasırlarsa arka cevirip kacarlar; sonra yardım da edilmezler

[112] Nerede bulunsalar uzerlerine alcaklık damgası vurulmustur. —Allah´ın ve inanan insanların ahdine sıgınmıs olanlar mustesna— Allah´tan gelen bir gazaba ugradılar; uzerlerine meskenet damgası vuruldu. Sebebine gelince : Onlar Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlar; haksız yere peygamberleri olduruyorlardı. Onların bu tutumu (Allah´a) isyan etmelerinden ve (ilahi) sınırları asıp asırı gitmelerindendi

[113] (Tabii ki) hepsi bir degildir ; iclerinden dogruluk uzere bulunan bir cemaat var ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah´ın ayetlerini okurlar; Allah´a ve Ahiret gunune inanırlar; iyilikle emreder, kotulukten alıkorlar; hayırlı islere kosusurlar. Iste onlar yararlı ve iyi kimselerdendir

[114] (Tabii ki) hepsi bir degildir ; iclerinden dogruluk uzere bulunan bir cemaat var ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah´ın ayetlerini okurlar; Allah´a ve Ahiret gunune inanırlar; iyilikle emreder, kotulukten alıkorlar; hayırlı islere kosusurlar. Iste onlar yararlı ve iyi kimselerdendir

[115] Hayırdan yana ne yaparlarsa, karsılıksız bırakılmıyacaklardır. Allah, saygı ile kendisinden korkup fenalıklardan sakınanları bilendir

[116] O kufredenler var ya, suphesiz ki ne malları, ne cocukları onları Allah´tan hicbir seyle mustagni kılmaz (onları ilahi azabdan kurtaramaz). Iste onlar Cehennem atesinin yakın dostlarıdır ve orada ebedi kalıcılardır

[117] Onların bu dunya hayatında harcadıklarının misali, kendi kendilerine haksızlık eden bir kavmin ekinine dokunup mahveden kavurucu (ya da dondurucu) soguk (ya da cok sıcak) bir ruzgarın misali gibidir. Allah onlara zulmetmedi, ama onlar kendilerine zulmettiler

[118] Ey iman edenler! Kendinizden baskasını dost ve sırdas edinmeyin. Onlar sizi sasırtıp bozmakta kusur etmezler. Sıkıntıya dusmenizi cok arzu ederler. Size olan asırı kin ve dusmanlıkları agızlarından tasıp ortaya cıkmıstır. Kalblerinin gizledigi (kin ve dusmanlık) daha buyuktur. Eger aklınızı kullanırsanız size ayetlerimizi yeterince acıkladık

[119] Siz (ey mu´min)ler, oylesiniz ki onları seversiniz, onlar ise sizi sevmez ve siz (kutsal) kitab(lar)ın hepsine iman edersiniz. Onlar ise sizinle karsılasınca «inandık» derler, kendi baslarına kalınca size karsı ofkelerinden parmaklarının uclarını ısırırlar. De ki: Ofkenizle olun ! Suphesiz ki Allah kalblerde olanları bilir

[120] Size bir iyilik dokunsa onları tasalandırır. Size bir kotuluk isabet etse onunla sevinirler. Eger sabreder ve Allah´tan saygı ile korkarsanız, onların hilesi size hic de zarar vermez. Suphesiz ki, Allah onların yapageldiklerini (ilmiyle kudretiyle) kusatmıstır

[121] Hani sen erkenden ailen arasından cıkıp mu´minleri savas icin uygun yerlere yerlestiriyordun ; Allah (her seyi) isiten ve bilendir

[122] Ve hani sizden iki fırka korku ve endise duyarak geri cekilmek istiyorlardı. Halbuki Allah onların dost ve yardımcısı idi, (bunu hatırlayarak geri cekilmekten vazgecmislerdi). Mu´minler ancak Allah´a guvenip dayansınlar

[123] And olsun ki siz Bedir gununde (sayı ve silah bakımından) daha asagı bir durumda iken, Allah size yardım etmisti. O halde Allah´tan saygı ile korkun (itaatsizlikten sakının) ki sukretmis olasınız

[124] Hani sen mu´minlere : «Rabbinize indirilen uc bin melekle yardım elini uzatması size yetmiyecek mi ?» diyordun

[125] Evet, eger sabreder ve (itaatsizlikten) sakınırsanız, dusmanınız da hemen size karsı gelirse, Rabblniz bes bin nisanlı (uniformalı) melekle size yardım edecektir

[126] Allah bunu sırf mujde olsun ve kalbiniz iyice yatıssın diye yapmıstır, imdad ve yardım ancak o yegane galib ve hikmet sahibi Allah katındandır

[127] (Allah) kafirlerden bir kısmını koparıp ayırsın veya basasagı etsin diye (yardımda bulunmus) ve bu sebeple onlar husrana ugrayarak yuzustu gelmislerdir

[128] Senin elinde emirden bir sey yoktur; Allah ya onların tevbesini kabul eder, ya da onlara azab eder. Cunku onlar zalimlerdir

[129] Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Diledigini bagıslar, diledigini azaba ugratır. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[130] Ey iman edenler! Faiz´i kat kat artırarak yemeyin. Allah´a (karsı gelmekten ve O´nun buyruklarına karsı durmak)dan sakının ki korktugunuzdan kurtulup umdugunuza ensesiniz

[131] Kafirler icin hazırlanan atesten korkup sakının

[132] Allah´a ve Peygambere itaat edin ki merhamet olunasınız

[133] Rabbinizden bir magfirete ve eni (genisligi) goklerle yer kadar olan Cennet´e kosusun ki, orası saygı ile Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlar icin hazırlanmıstır

[134] Onlar ki, bollukta da, darlıkta da (Allah´ın hosnutluguna erismek icin) harcarlar; ofkelerini yutarlar, insanları (kusur ve gunahlarına bakmayıp) bagıslarlar. Allah ise iyilikte bulunanları sever

[135] Ve onlar ki, bir hayasızlık isledikleri veya kendilerine zulmettiklerinde Allah´ı anar, gunahlarından dolayı istigfar ederler —gunahları da Allah´tan baska kim bagıslar?— ve yaptıkları (kotuluk, kusur ve gunah) uzerinde ısrar edip bile bile durmazlar

[136] Iste onların mukafatı Rablarından bir bagıslama ve altlarından ırmaklar akan cennetlerdir; orada devamlı kalıcılardır. (Iyi-yararlı) amel edenlerin mukafatı ne guzeldir

[137] Muhakkak ki, sizden once (Allah´ın koymus oldugu hayat kanunları geregi) birtakım olaylar, yollar, yontemler, seriatler gelip gecti. O halde yeryuzunde gezip dolasın da (Hakk´ı inkar edip Peygamberleri) yalan sayanların sonunun nasıl oldugunu bir gorun

[138] Iste bu (haberleri) insanlar icin bir acıklama, (Allah´tan saygı dolu bir gonulle) korkup kotuluklerden sakınanlar icin dogru yolu gosterme ve bir oguttur

[139] Gevsemeyin, uzulmeyin, eger inanıyorsanız elbette sizler ustunsunuzdur

[140] (Uhud Savası´nda) bir yara aldıysanız, suphesiz ki o topluluk da (Bedir Savası´nda) benzeri bir yara almıstı. Allah sizden sehidler (veya sahidler) edinmek, bir de Allah, iman edenleri secip tertemiz kılmak (iclerindeki cevheri ortaya cıkarmak), kafirleri yok etmek icin bu gunleri (bazen lehte, bazen aleyhte olmak uzere) insanlar arasında nobetlese dondurup dururuz. Allah zalimleri sevmez

[141] (Uhud Savası´nda) bir yara aldıysanız, suphesiz ki o topluluk da (Bedir Savası´nda) benzeri bir yara almıstı. Allah sizden sehidler (veya sahidler) edinmek, bir de Allah, iman edenleri secip tertemiz kılmak (iclerindeki cevheri ortaya cıkarmak), kafirleri yok etmek icin bu gunleri (bazen lehte, bazen aleyhte olmak uzere) insanlar arasında nobetlese dondurup dururuz. Allah zalimleri sevmez

[142] Yoksa siz, Allah sizden cihad edenleri belirleyip ortaya cıkarmadan, sabredenleri belli etmeden Cennet´e gireceginizi mi sandınız

[143] And olsun ki, olumle karsılasmadan once onu temenni edip duruyordunuz. Iste onu gozlerinizle bakarak goruyorsunuz

[144] Muhammed de ancak bir peygamberdir. Ondan once bir nice peygamberler gelip gecti. Eger O olur ya da oldurulurse, okceleriniz uzerine gerisin geriye mi doneceksiniz ? Kim geriye donecek olursa, Allah´a elbette hicbir zarar veremez. Allah sukredenleri mukafatlandıracaktır

[145] Hic bir cana Allah´ın izni olmadan olmek yoktur. Bu, belli bir vakte baglanmıs yazılan bir yazıdır. Artık kim dunya sevabı isterse ona ondan veririz; kim de ahiret sevabı isterse, ona da ondan veririz. Sukredenleri mukafatlandırırız

[146] Peygamberlerden nicelerinin maiyetindeki bircok Allah dostları savastılar da Allah yolunda kendilerine dokunan elem ve sıkıntılardan dolayı gevsemediler, zaaf gostermediler ; boyun egmediler. Allah sabredenleri sever

[147] (Evet) onların (bu durumda da) sozleri su oldu : «Ey Rabbimiz ! Gunahlarımızı, islerimizdeki asırılıklarımızı affedip bagısla ; (hak yolunda) ayaklarımızı sabit kıl; kafirler topluluguna karsı bize yardım et

[148] Bu sebeple Allah da onlara hem dunya sevabını, hem ahiretin guzel sevabını verdi. Allah iyi yararlı islerde bulunan iyileri sever

[149] Ey iman edenler! Eger inkar edenleri dinler de onlara uyarsanız sizi gerisin geri cevirirler; bu yuzden zarara ugrayanlar olarak donup kalırsınız

[150] Oysa sizin Mevlanız (yegane sahibiniz, koruyucunuz ve yakın dostunuz) Allah´tır. O, yardımcıların en hayırlısıdır

[151] Allah´ın, hakkında hicbir kanıt ve huccet indirmedigi seyi O´na ortak kosmaları sebebiyle o kafirlerin kalblerine korku salacagız. Onların varıp eylesecegi yer Cehennem atesidir. Zalimlerin kaldıgı yer ne kotudur

[152] And olsun ki, Allah´ın size verdigi soz dogru cıktı; hani Allah´ın izniyle onları kırıp geciriyordunuz, ta ki sevdiginiz seyi (zafer ve ganimeti) size gosterdikten sonra korkuyla karısık bir yılgınlık gostererek bu hususta tartısıp cekistiniz, emre uymadınız ; o kadar ki, kiminiz dunyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra denemek icin sizi onlardan cevirdi (bozguna ugrattı). Sanıma and olsun ki sizi (Allah) affetti. Allah mu´minlere karsı fazl-u kerem sahibidir

[153] Hani siz durmadan uzaklasıyor; hic kimseye donup bakmıyordunuz. Peygamber de arkanızdan sizi cagırıp dokunan felakete uzulmeyesiniz diye, Allah (bunun dısında) keder ustune keder verdi size. Allah yaptıklarınızdan haberlidir

[154] Sonra o uzuntu ve kederin ardından uzerinize bir guven, bir uyuklama indirdi de icinizden bir kısmını kendinden gecirircesine burudu. Bir kısmı da kendi derdine, can kaygısına dustuler; Allah hakkında haksız yere Cahiliyyet Devri zannını beslediler ve «bu isten bize ne ?» dediler. De ki: «Suphesiz isin hepsi Allah´ındır.» Iclerinde sana acmadıkları bir seyi gizliyorlar ve «bizim bu iste bir (gorus) hissemiz olsaydı burada oldurulmezdik» diye soyleniyorlardı. De ki: «Evlerinizde de olsaydınız yine de hakkında oldurulme yazılmıs olanlar cıkar, katledilecekleri yere giderlerdi. Bu, Allah´ın goguslerinizdekini yoklayıp denemek ve kalblerinizdekini ortaya cıkarıp (suphe ve vesveseyi) temizlemesi icindi. Allah gonullerde olanı hakkıyle bilir

[155] Iki ordunun karsılastıgı gun, icinizden arkasını cevirenleri, seytan onların kazandıkları bazı seylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. And olsun ki, Allah onları affetti. Cunku Allah cok bagıslayandır, hilm sahibidir, (cezayı cabuklastırmaz, kullarına karsı sefkatli ve merhametli ve de sabırlıdır)

[156] Ey iman edenler! Yola cıkıp seyahatte olen veya savaslarda oldurulen kardesleri icin, «yanımızda olsalardı ne olur, ne de oldurulurlerdi» diyen inkarcılar gibi olmayın ki, Allah bunu onların kalbinde hasret olarak bıraksın. Allah hem diriltir, hem oldurur. Allah yaptıklarınızı gorup bilendir

[157] Sanıma yemin olsun ki, eger Allah yolunda oldurulur veya olurseniz, suphesiz Allah´tan magfiret ve rahmet onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır

[158] Celalim hakkı icin, eger olur veya oldurulurseniz, elbette Allah´ın huzurunda bir araya getirilip toplanacaksınız

[159] Ancak Allah´ın rahmetiyledir ki, sen onlara yumusak (ve hosgoruyle) davrandın. Eger kaba, katı yurekli olsaydın, elbette etrafından dagılır, giderlerdi. O halde onları affet, onlar icin istigfarda bulun, (dunya) isiyle ilgili hususlarda onlara danıs (goruslerini al). (Bu yoldan hareketle) azmettigin zaman artık Allah´a guvenip dayan. Cunku Allah kendisine guvenip dayananları sever

[160] Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Sizi yardımsız bırakırsa, artık O´ndan sonra size kim yardım edebilir? O halde mu´minler ancak Allah´a guvenip dayansınlar

[161] Hic bir peygambere ganimeti ve millet-devlet malını asırmak yarasmaz. Kim boyle bir asırma ve ihanette bulunursa, Kıyamet gunu asırdıgı ile gelir. Sonra da herkese kazandıgının karsılıgı noksansız odenir ; onlar haksızlıga da ugratılmazlar

[162] Allah´ın hosnutluguna uyup giden, O´nun hısmına ugrayan ve varacagı yer Cehennem olan kimse gibi midir ? Varıs yeri olarak ne kotudur orası

[163] Onlar Allah katında derece derecedirler (herkesin derecesi, inancı ve ameli nisbetindedir). Allah onların neler islediklerini gorup bilendir

[164] And olsun ki, Allah, daha once acık bir sapıklık icinde bulunurlarken, mu´minlere yine kendilerinden, onlara Allah´ın ayetlerini okuyan, onları (kufrun kirlerinden) temizleyip arıtan, onlara kitab ve hikmeti ogreten bir peygamber gondermekle buyuk bir lutuf ve ikramda bulunmustur

[165] Hal boyle iken, dusmanlarınıza iki misli dokundurdugunuz bir musibet size dokununca mı, «bu neden boyle ?» dediniz ! De ki: Bu kendinizdendir. Dogrusu Allah´ın kudreti her seye yeter

[166] Iki toplulugun karsılastıgı gunde basınıza gelen musibet de Allah´ın izniyledir. Bu da mu´minleri belirlemesi, munafıklık yapanları da ayırd etmesi icindir ki onlara : «Geliniz Allah yolunda savasınız veya (hic olmazsa) savunmaya geciniz» denilmisti ; onlar ise «Biz savasmasını (veya savas olacagını) bilseydik arkanızdan gelirdik» diye cevap vermislerdi. Onlar o gun imandan cok kufre yakındılar. Kalblerinde olmayanı agızlarıyla soyluyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir

[167] Iki toplulugun karsılastıgı gunde basınıza gelen musibet de Allah´ın izniyledir. Bu da mu´minleri belirlemesi, munafıklık yapanları da ayırd etmesi icindir ki onlara : «Geliniz Allah yolunda savasınız veya (hic olmazsa) savunmaya geciniz» denilmisti ; onlar ise «Biz savasmasını (veya savas olacagını) bilseydik arkanızdan gelirdik» diye cevap vermislerdi. Onlar o gun imandan cok kufre yakındılar. Kalblerinde olmayanı agızlarıyla soyluyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir

[168] O munafıklar ki, oturdular da savasa katılan kardesleri icin, «Bize uyup kalsalardı oldurulmezlerdi» dediler. De ki: Eger dogrulardan iseniz haydi kendinizden olumu geri cevirin

[169] Allah yolunda oldurulenleri oluler sanmayın ; onlar Rabları katında diridirler, rızıklanırlar

[170] Allah´ın kendi fazl-u kereminden verdigi (o yuce) nimetlerle sevinclidirler. Arkalarından henuz kendilerine ulasamıyan kimselere de hicbir korku olmayacagını, uzulmeyeceklerini mujdelemek isterler

[171] Onlar Allah´tan gelen bir nimeti, fazl-u keremi ve Allah´ın mu´minlerin mukafatını zay´etmiyecegini de mujdeliyerek ferahlık duyarlar

[172] Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberin cagrısına uyup gonul verenlere, hele onlardan iyilik edenlere ve Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlara buyuk ecirler vardır

[173] Onlar ki, kendilerine bazı kimselerin, «Dusmanınız olan insanlar size karsı ordu toplayıp hazırladılar, (aman) onlardan korkun !» demeleri, onların ancak imanını artırdı da, «Allah bize yeter, O ne guzel Vekil´dir (koruyucu ve gozetici, yardım edici ve sahip akıcıdır)!» dediler

[174] Ve sonunda kendilerine bir kotuluk dokunmadan Allah´ın (selamet ve gonul yatıstırıcı) nimetiyle ve fazl-u keremiyle geri donduler; Allah´ın rızası dogrultusunda hareket edip O´na uydular. Allah cok buyuk fazl-u kerem sahibidir

[175] (Size o haberi getiren) ancak seytandır; kendi dostlarını (savas ve olumle) korkutur. Mu´min iseniz onlardan korkmayın, benden korkun

[176] Kufurde yarısanlar seni kaygılandırmasın ; cunku onlar Allah´a hicbir surette zarar veremezler. Allah onlara Ahirette (saadetten yana) bir pay vermemeyi ister. Onlar icin buyuk bir azab vardır

[177] Dogrusu kufru iman karsılıgında satın alanlar, elbette hicbir sey ile Allah´a zarar veremezler. Onlar icin cok acıklı bir azab vardır

[178] O kufredenler bir sure ken dilerini oyle bırakısımızı sakın kendileri icin hayır sanmasınlar; onları bu bırakısımız gunah artırmaları icindir. Onlara asagılayıcı bir azab vardır

[179] Allah mu´minleri de su bulundugunuz hal uzere bırakacak degildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Allah sizi, (Peygamberi vahiy yoluyla gaybden haberli kıldıgı gibi) gaybden haberli kılacak da degildir; ama Allah peygamberlerinden diledigini secer (de ona gaybı bildirir). O halde siz Allah´a ve Peygamberine iman edin. Eger inanır (ve Allah´tan korkup kotuluklerden) sakınırsanız, size buyuk bir ecir vardır

[180] Allah´ın kendilerine verdigi bol nimetiyle cimrilik edenler, sakın onu kendileri icin hayırlı sanmasınlar; bilakis bu onlar icin serdir. Cimrilik ettikleri sey Kıyamet gunu boyunlarına dolanacaktır. Goklerin ve yerin mirası Allah´ındır. Allah islediklerinizden haberlidir

[181] «Allah fakirdir, biz zenginiz» diyenlerin sozunu suphesiz ki Allah isitti. O dediklerini ve haksız yere peygamberleri oldurduklerini yazacagız ve : «Tadınız o yakıcı azabı!» diyecegiz

[182] Iste ellerinizle onden gonderdiginizin karsılıgıdır bu ! Cunku Allah elbette kullarına haksızlık edici degildir

[183] «Atesin yiyecegi bir kurban getirmedikce hicbir peygambere iman etmiyecegimize dair Allah bize ahidde bulundu. (Tevrat´ta emir verdi)» diyenlere, de ki: «Benden once size peygamberler acık belgelerle ve sizin dediginiz seyle geldi, dogru sozluler iseniz neden onları oldurdunuz?»

[184] Ey Muhammed ! Eger seni(n peygamberligini) yalan saydılarsa, senden onceki bircok peygamberler de yalanlanmıstır ki, onlar acık belgeler, mu´cizeler, irsad dolu sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmislerdi

[185] Her canlı olumu tadıcıdır (tadar). (Amellerinizin) karsılıgını ancak Kıyamet gunu tam olarak goreceksiniz. Artık kim atesten uzaklastırılıp Cennet´e konulursa, gercekten o kurtulmustur. Dunya hayatı ise aldatıcı bir yararlanma ve gecimlikten ibarettir

[186] Sanıma and olsun ki, mallarınızda ve canlarınızda ciddi bir sınavdan gecirileceksiniz ve gerek sizden once kendilerine kitab verilenlerden, gerekse musriklerden bircok incitici (sozler ve davranıslar) duyacaksınız. Eger sabreder (takva olculeri icinde) sakınırsanız, iste bu azmedilecek islerdendir

[187] Hani Allah, kitab verilenlerden, «Sanıma and olsun ki, onu insanlara elbette acıklayacaksınız; hicbir seyi ondan gizlemiyeceksiniz!» diye kesin soz almıstı. Ne var ki, onlar bu sozu arkalarına (kulak ardına) attılar da onemsiz bir paha ile onu sattılar. Satın aldıkları sey ne kotu

[188] Yaptıklarına ferahlanan, yapmadıkları sey ile ovulmesini sevenlerin sakın azabdan kurtulacaklarını sanma ; sakın sanma, cunku onlar icin cok acıklı bir azab vardır

[189] Goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah´ındır. Allah´ın kudreti her seye yeter

[190] Suphesiz ki goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelisinde, aklını iyi kullananlar icin (yol gosterici) belgeler vardır

[191] O akıl sahipleri ki, ayakta, otururken ve yatarken Allah´ı anarlar ; goklerin ve yerin yaratılısı hakkında (iyice) dusunup, «Rabbimiz! Sen bunu bosuna yaratmadın ; seni (bos ve gereksiz sey yaratmaktan) tenzih ederiz. Bizi (Cehennem) atesinin azabından koru,» (derler)

[192] Rabbimiz! Suphesiz sen kimi atese sokarsan, elbette onu rezil ve rusvay edersin. Zalimler icin yardımcılar da yoktur

[193] Rabbimiz ! Dogrusu biz, imana cagıran, Rabbinize iman edin, diyen bir cagrıcı duyduk, iman ettik. Rabbimiz ! Artık gunahlarımızı bagısla ; kotuluklerimizi ort ve canımızı iyilerle beraber al

[194] Rabbimiz! peygamberlerine bizim icin va´dettiklerini bize ver, Kıyamet gunu bizi rezil ve rusvay etme. Suphesiz ki sen va´dinden donmezsin

[195] Rableri onların dualarını kabul buyurdu da, «Sizden erkek ve kadın hic kimsenin amelini zayi´ etmem; birbirinizdensiniz. Onlar ki hicret ettiler, yurtlarından cıkarıldılar, benim yolumda iskenceye ugratıldılar ; savastılar, oldurulduler, sanıma and olsun ki, onların gunah ve kotuluklerini ortup temizleyecegim, altlarından ırmaklar akan Cennetlere elbette sokacagım; (boylece) Allah katından bir sevaba (erisecekler). Sevabın guzeli Allah katındadır

[196] Inkarcıların diyar diyar refah icinde gezip dolasmaları sakın seni aldatmasın

[197] Az bir gecim ve yararlanma, sonra da varacakları yer Cehennem´dir; o ne kotu eylesim yeridir

[198] Ama Rablerinden (ustun saygı ile) korkanlar icin altlarından ırmaklar akan, ebedi kalacakları Cennetler, Allah tarafından konaklar vardır. Allah katındaki (nimetler), iyi ve temiz bir hayat yasayanlar icin daha hayırlıdır

[199] Suphesiz ki Kitap Ehli´nden Allah´a iman edip size ve kendilerine indirilene inanan, Allah´a karsı ustun saygı duyup O´nun yuce huzurunda kalbi urpererek egilenler ve Allah´ın ayetlerini az ve onemsiz bir degere degistirmeyenler vardır. Iste onların mukafatı Rableri katındadır. Suphesiz ki Allah, hesabı cabuk gorendir

[200] Ey iman edenleri Sabredin ve dayanıklı olma yarısında (dusmanlarınızı) gecin; dusmana karsı hazır vaziyette durun ve Allah´tan (ustun saygı duyarak) korkun ki, kurtulusa erisesiniz

Nisâ

Surah 4

[1] Ey insanlar! Sizi bir tek nefs (can olan Adem)den yaratan, ondan da esini meydana getiren ve ikisinden bircok erkekler ve kadınlar ureten Rabbinize karsı gelmekten ve akrabalık (baglarını koparmak)tan sakının. Suphesiz ki, Allah uzerinizde (kusursuz) bir gozeticidir

[2] Yetimlere mallarını verin; temizi murdara degistirmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza karıstırarak yemeyin. Cunku boyle yapmanız muhakkak ki buyuk bir vebaldir

[3] Eger (velisi bulundugunuz) yetim kızlarla (evlenince) haklarını gozetemiyeceginizden, adalet saglayamıyacagınızdan korkarsanız, (onlarla degil) size helal olup hosunuza giden diger kadınlarla ikiser, ucer, dorder nikah ediniz. Eger bu takdirde de aralarında adalet kuramıyacagınızdan endise ederseniz bir kadınla veya elinizin altındaki cariye ile yetinin. Bu, adaletten sapmamanıza daha yakındır

[4] (Evlendiginiz) kadınlara mehirlerini gucluk cıkarmadan gonul rızasıyla verin. Eger onun bir kısmını kendi arzularıyla size bagıslarlarsa, onu rahatlıkla, icinize sinerek yeyin

[5] Allah´ın geciminizi saglamaya destek kıldıgı mallarınızı (savurgan) beyinsizlere vermeyin; (mallarınızda yapacagınız tasarruf ve elde edeceginiz gelirle) onları besleyin, giydirin ve kendilerine orfe uygun guzel soz soyleyin

[6] (Himayeniz altındaki) yetimleri, evlenme cagına gelinceye kadar deneyin ; onlarda (din ve dunya islerinde, malı koruma ve bilerek harcama hususunda) bir olgunluk gorurseniz, mallarını kendilerine teslim ediniz. Buyurler de (geri alırlar) diye mallarını tezelden gereksiz harcayıp yemeyiniz. Zengin olan (vasi ya da veli) mustagni davransın ; fakir olanı ise orfe uygun sekilde yesin. Bir de yetimlerin mallarını (vakti gelip) kendilerine teslim ettiginiz zaman onlara karsı sahid tutunuz. Hesap sorucu olarak Allah yeter

[7] Ana-baba ve yakın hısımların —az olsun, cok olsun— geriye bıraktıgı (mirası)ndan erkeklere bir pay; yine ana-baba ve yakın hısımların geriye bıraktıgı (mirası)ndan kadınlara bir pay vardır. Bu, farz kılınmıs belirli bir hissedir

[8] Miras taksiminde (mirascı olmayan) hısımlar, oksuzler ve yoksullar hazır bulunursa, azık olacak olcude onlara da bir sey verin ve guzel soz soyleyin (kırıcı, incitici olmayın)

[9] Arkalarında elleri ermez, gucleri yetmez cocuklarını bırakacak olsalardı, onlar hakkında endise duyanlar, (vasilik ettikleri yetimler hakkında da) aynı endiseyi duysunlar (ve bu hususta da) Allah´a karsı gelmekten sakınsınlar, saglam ve dogru soz soylesinler

[10] Dogrusu yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak karın dolusu ates yemis olurlar. Onlar harıl harıl yanıp yukselen bir atese gireceklerdir

[11] Allah, cocuklarınız hakkında (miras konusunda) sunu tavsiye eder, (ilahi hukumlerini bildirir): Erkege, iki disi payı vardır. Disiler ikiden fazla ise, (erkek kardesleri de yoksa) terekenin ucte ikisini alırlar. Disi bir tane ise, (yine erkek kardesi de yoksa) terekenin yarısı onundur. Eger olenin cocugu varsa, ana-baba-dan her birine altıda bir hisse verilir. Olenin cocugu yoksa, ana-babası da kendine mirascı bulunuyorsa, anasına ucte bir, (geriye kalanı babasına) verilir. Olenin kardesleri varsa, anası altıda bir alır. Butun bunlar, olenin yaptıgı vasiyyeti ve uzerindeki borcu yerine getirildikten sonradır. Babalarınızdan ve cocuklarınızdan hangisinin fayda bakımından daha yakın oldugunu bilemezsiniz. (Belirlenen paylar) Allah´tan bir farizadır. Allah bilendir ve yegane hikmet sahibidir

[12] Eger karılarınızın cocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Cocukları varsa, bıraktıklarının dortte biri sizindir. Butun bunlar yaptıkları vasiyyet veya (uzerlerindeki) borc (odenip) yerine getirildikten sonradır. Eger cocugunuz yoksa, bıraktıgınızın dortte biri karılarınızındır. Cocugunuz varsa, bıraktıgınızın sekizde biri karılarınızındır. Bu da yaptıgınız vasiyyet veya borctan sonradır. Eger varis olunan (muris) erkek veya kadının cocugu ve babası yoksa ve (ana tarafından) bir erkek veya kız kardesi bulunuyorsa, herbirine altıda bir verilir. Sayıları bundan (birden) fazla ise ucte bir hisseye ortaktırlar. Bu da yapılan vasiyyet veya borctan sonradır. Butun bunlar mirascıları zarara ugratmaksızın yerine getirilir. Bunlar Allah tarafından tavsiye (emir)dir. Allah bilendir ve yuksek hilm sahibidir

[13] Iste bunlar Allah´ın sınırlarıdır. Kim Allah´a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları Cennetlere koyar. Bu da buyuk bir kurtulustur

[14] Kim de Allah´a ve Peygamberine isyan edip (baskaldırır) da O´nun sınırlarını asarsa, Allah onu, icinde devamlı kalacagı bir atese sokar ; artık horlayıcı bir azab onun icindir

[15] Kadınlarınızdan fuhus (zina) yapanların, (bunu isbat icin) aleyhlerine aranızdan dort sahit getirin. Eger sahitlik ederlerse, o kadınları olum alıp goturunceye veya Allah onlara bir yol acıncaya kadar evlerde tutun

[16] Sizlerden fuhusa sapanların (zina edenlerin) ikisine de eziyette bulunun (onları ayıplayıp, kınayın). Tevbe edip kendilerini duzeltirlerse, artık vazgecin. Suphesiz ki, Allah tevbeleri cokca kabul eden ve merhameti bol olandır

[17] Allah´ın kabul edecegini uzerine aldıgı tevbe, bilmeyerek kotuluk (gunah) isledikten sonra cok gecmeden pismanlık duyanların tevbesidir. Iste Allah bunların tevbesini kabul eder. Allah bilendir ve yegane hikmet sahibidir

[18] Yoksa kotuluk (gunah ve veballeri isleyip (devam ederken) kendisine olum gelince, «Ben simdi tevbe ettim» diyenlerin ve bir de kafir olarak olenlerin tevbesi (kabul edilir) degildir. Iste onlara elem verici bir azab hazırlamısızdır

[19] Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmaya kalkmanız, (mehir olarak) verdiginizin bir kısmını alıp goturmeniz icin onları sıkıstırmanız size helal degildir. Megerki apacık bir fuhus isleyeler. (O takdirde verilenin bir kısmı karsılıgında bosayabilirsiniz). Kadınlarınızla iyi gecinin. Kendilerinden hoslanmayıp tiksiniyorsanız, hoslanmadıgınız bir seyde Allah bircok hayr takdir etmis olabilir

[20] Bir esinizi bosayıp da yerine baska bir es almak istiyorsanız, oncekine (mehir olarak) kantar kantar altın (cokca mal) vermis olsanız bile, hicbir seyi geri almayınız. (Bosamaya sebep uydurup) iftira ederek, acık gunah isleyerek verdiginizi ondan geri alır mısınız

[21] Nasıl alırsınız ki, birbirinize iyice katılıp basbasa kaldınız ve onlar (adına) sizden saglam bir soz de almıslardı

[22] Babalarınızın evlendigi kadınlarla evlenmeyin, ancak gecen gecti. Dogrusu bu bir fuhus, cok cirkin bir davranıs, ilahi gazab ve ne kotu bir yoldur

[23] Analarınız, kızlarınız, kızkardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardes kızları, kızkardes kızları, sizi emziren sut analarınız, sut kardesleriniz, karılarınızın anaları, kendileriyle gerdege girdiginiz karılarınızdan (dogma) yanınızda beslediginiz uvey kızlarınız, —analarıyla gerdege girmemisseniz onlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur— oz ogullarınızın kanlarıyla ve iki kız kardesi nikahınız altında birlestirmek suretiyle evlenmeniz haram kılınmıstır. Ancak (daha once) gecen gecmistir. Suphesiz ki Allah hem cok bagıslayan, hem cok merhamet edendir

[24] Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılınmıstır. Elinizde bulunan (evli harp esirleri) cariyeler mustesna.. (Iste butun bunlar) Allah´ in size farz kıldıgı yazılı hukumlerdir; bunlardan baskasını, namuslu-iffetli, zinadan kacınarak mallarınızla (mehir verip) istemeniz size helal kılınmıstır. O halde onlardan hangisinden (nikah akdiyle) yararlandınızsa, mehrini takdir edildigi sekilde verin ; (bu bir haktır). Takdir edildikten sonra karsılıklı rıza ile anlastıgınızda size bir vebal yoktur. Suphesiz ki, Allah bilendir ve yegane hikmet sahibidir

[25] Sizden kim iffetli hur mu´mine kadınlarla evlenecek guce sahip degilse, ellerinizde bulunan mu´mine cariyelerinizden (alıp evlensin). Allah imanınızı daha iyi bilendir. Kiminiz kiminizdensiniz, (aynı soydan gelmesiniz). O halde fuhusta bulunmayan, gizli dost edinmeyen namuslu iffetli olanlarını sahiplerinin izniyle kendinize nikahlayın ; mehirlerini de orfe uygun bicimde verin. Bu evlilikten sonra fuhsa saparlar (zina ederler)se, o takdirde cezaları, hur kadınlar hakkında konan cezanın yarısıdır. (Cariyeyle evlenmenize izin verilmesi) sizden gunah sıkıntısına (zinaya) dusmekten korkanlar icindir. Sabretmeniz sizin icin daha hayırlıdır. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[26] Allah size (dini hukumleri ve hukumlerin baglı bulundugu ahlaki olculeri) acıklamak, sizden oncekilerin yollarını (ornekleriyle sergileyip) gostermek ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah bilendir ve yegane hikmet sahibidir

[27] (Oyle ya) Allah tevbelerinizi kabul etmek ister. Sehvetlerine uyup gidenler ise, sizin (dogru yoldan) iyice sapmanızı arzu ederler

[28] Allah sizden (agır sorumlulukları, tasınması zor yukleri) hafifletmek ister. Insan oldukca zayıf (iradeli) yaratılmıstır

[29] Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl sebeplerle yemeyin; ancak karsılıklı rızayla meydana gelen alım-satım ile (yemeniz helaldir). Kendi kendinizi (haram yiyip haksızlıkta bulunarak) oldurmeyin. Suphesiz ki Allah size karsı cok merhametlidir

[30] Kim de bunu (ilahi sınırı) asarak, haksızlıkta bulunarak islerse, onu atese ulastırıp (Cehennem´e) sokacagız. Bu da Allah´a gore cok kolaydır

[31] Eger men´edildiginiz buyuk gunahlardan kacınırsanız, kusurlarınızı ortup temizleriz ve sizi serefli bir makama yerlestiririz

[32] Allah´ın kiminizi kiminizden ustun kıldıgı hususları temenni edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Siz Allah´tan bol nimetini, comertce ihsanını isteyin. Suphesiz ki Allah, her seyi bilendir

[33] Ana-babanın ve yakın hısımların geriye bıraktıkları maldan —erkek ve kadından her biri icin— varisler kıldık. Kendileriyle yeminli baglantı yaptıgınız kimselere de hisselerini verin. Suphesiz ki Allah her seye sahittir

[34] Erkekler, kadınlar uzerine koruyucu ve islerini yurutucu ustunluktedirler. Bu da Allah´ın kimini kimine ustun kılması ve erkeklerin mallarını (mehir ve nafaka olarak) harcamaları sebebiyledir. Bu bakımdan guzel huylu, iyi amelli kadınlar itaatlıdırlar. Allah (onların haklarını ve iffet perdelerini) nasıl koruduysa, onlar da (kocalarının) yoklugunda oylece (hem kendilerini, hem kocalarının mal ve serefini) korurlar. O kadınların ki, bas kaldırıp itaatsizliklerinden endise duyarsanız, once onlara ogut verin, sonra da yataklarında yalnız bırakın ; (yola gelmezlerse) bu defa dovun. O takdirde (kadınlık vecibelerini yerine getirip) size itaat ederlerse, artık (uzup incitmek icin) aleyhlerinde bir yol aramayın. Suphesiz ki Allah, cok yucedir, cok buyuktur

[35] Karı-koca arasının acılmasından endise ederseniz, bir hakem erkegin ailesi tarafından, bir hakem de kadının ailesi tarafından gonderin ; karı-koca (ya da hakemler) aralarını duzeltmeyi dilerlerse, Allah onları basarılı kılar. Suphesiz ki, Allah her seyi bilen ve her olup bitenden haberlidir

[36] Allah´a ibadet edin (kulluk vecibelerini yerine getirin), hicbir seyi O´na ortak kosmayın. Anaya, babaya iyilik edin ; hısımlara, yetimlere, yoksullara, yakın komsuya, uzak komsuya, yanınızdaki arkadasa, yolda kalmısa ve sahip oldugunuz elinizin altındaki (kole, cariye, hizmetci, isci)lere de iyilik edin, (alcak gonullu, guzel sozlu davranın). Suphesiz ki, Allah kendini begenip boburleneni ve ovuneni sevmez

[37] Onlar ki, cimrilik eder, insanlara da cimrilikle tavsiyede bulunur ve Allah´ın kendilerine verdigi bol nimeti, comertce ihsanı gizlerler, (elbette ki Allah onları sevmez). Biz de boyle olan inkarcı nankorlere asagılayıcı bir azab hazırladık

[38] Hem onlar ki mallarını, insanlara gosteris olsun diye. harcarlar da Allah´a ve Ahiret gunune inanmazlar, (onların arkadası Seytan´dır). Artık Seytan kime dost ve arkadas olursa, arkadas olarak o ne kotudur

[39] Allah´a ve Ahiret gunune iman edip Allah´ın kendilerine rızık olarak verdiginden (Allah icin) harcasalardı ne zararları olurdu ? Allah onları bilendir

[40] Suphesiz ki Allah zerre agırlıgınca haksızlık yapmaz. Zerre agırlıgınca bir iyilik olsa, onu kat kat arttırır ve kendi katından bir de buyuk bir ecir (mukafat) verir

[41] Her ummetten bir sahid getirecegimiz, seni de onlar uzerine sahid getirecegimiz zaman (halleri) nice olur

[42] Kufredip Peygamber´e karsı gelenler; o gun yerle bir olmayı cok isterler ve Allah´tan hicbir soz gizleyemezler

[43] Ey iman edenler! Sarhos iken —ne dediginizi bilinceye kadar— cunup iken, —yoldan gecmeniz mustesna— gusledinceye kadar namaza (ve mescide) yaklasmayın. Eger hasta veya yolculukta iseniz, sizden biriniz tabii ihtiyacını gidermekten gelmisse veya kadınlara dokunmussanız, bu durumda su da bulamamıssanız, temiz bir topraga teyemmum edip yuzlerinize ve ellerinize surun. Suphesiz ki Allah cok affedici ve cok bagıslayıcıdır

[44] Kendilerine kitaptan az-cok bir pay verilenlere bakmaz mısın ? Bunlar sapıklıgı satın alıp sizin de dogru yoldan sapmanızı isterler

[45] Allah ise dusmanlarınızı daha iyi bilendir. Isinizi duzenleyici dost olarak da Allah yeter; yardımcı olarak da Allah elverir

[46] Yahudilerden bir kısmı, kelimeleri konuldugu yerden degistirirler, dillerini egip bukerek, dine de saldırarak, «isittik (ama kalbimizle) karsı koyduk!» derler. Dinle, a dinlemez olası! «Raina — bizi gut, bizi gozet a coban !» derler. Eger onlar, «isittik ve itaat ettik», «dinle ve bizi gozet!» deselerdi herhalde kendileri icin daha hayırlı ve daha dogru olurdu. Ama Allah kufurleri sebebiyle onları lanetlemistir. Bu yuzden —azı mustesna— iman etmezler

[47] Ey kendilerine kitap verilenler ! Beraberinizdeki kitabı tasdik ettigi halde indirdigimiz bu Kitab (Kur´an)a, biz henuz bir takım yuzleri belirsiz hale getirip enselerine cevirmeden veya Cumartesi (hurmetini cigneyen) kimseleri lanetledigimiz gibi onları lanetlemeden once iman edin. Allah´ın emri mutlaka yerine gelir

[48] Suphesiz ki Allah, kendisine ortak kosulmasını bagıslamaz; bundan baska (gunahları) diledigi kimseler icin bagıslar. Artık kim Allah´a ortak kosarsa, suphesiz o, buyuk bir gunah ile iftirada bulunmus olur

[49] Gormedin mi, su kendini temize cıkaranları ? Ama Allah, diledigini temize cıkarır ve hurma cekirdegindeki ince lif kadar olsun haksızlıga ugramazlar

[50] Bak, Allah´a karsı nasıl yalan uyduruyorlar! Acık gunah olarak bu yeter

[51] Su kendilerine kitaptan azcok bir pay verilenleri gormedin mi? Cibt ve Tagut (put ve benzeri batıl tanrılarla inanıyorlar ve inkarcılar icin de, «Bunlar su iman eden (Musluman mu´min)lerden yolca daha dogrudurlar!» diyorlar

[52] Iste bunlar, Allah´ın lanetledigi kimselerdir. Allah kimi lanetlerse artık ona bir yardımcı bulamazsın

[53] Yoksa onlara mulk-u saltanattan bir pay mı var ? O takdirde insanlara hurma cekirdeginin oyugu kadar bir sey bile vermezler

[54] Yoksa Allah´ın insanlara comertce sundugu nimet ve bol ihsanına karsı hased mi ediyorlar ? Gercekten biz Ibrahim hanedanına kitap ve hikmet verdik, hem de buyuk bir mulk sunduk

[55] Bu sebeple onlardan kimi iman etti, kimi de yuzcevirdi. Cehennemin boy boy yukselen atesi onlara elverir

[56] Suphesiz ki, ayetlerimizi in kar eden kafirleri ileride atese atıp yakacagız; derileri her yandıgında —azabı iyice tadsınlar diye— onun yerine baska deri koyup yeniliyecegiz. Dogrusu Allah cok gucludur, cok ustundur, yegane hikmet sahibidir

[57] Iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanları, altlarından ırmaklar akan Cennet´lere sokacagız; artık orada devamlı kalırlar; onlara orada tertemiz zevceler vardır ve onları koyu golgelige koyacagız

[58] Suphesiz ki Allah emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hukmettiginizde adaletle hukmetmenizi emreder. Dogrusu Allah, bununla size ne guzel ogut verir! Suphesiz ki Allah her seyi isiten ve gorendir

[59] Ey iman edenler! Allah´a itaat edin ; Peygambere itaat edin, sizden olan emir sahiplerine de... Bir sey hakkında tartısıp cekisirseniz, onu Allah´a ve Peygamber´e dondurun ; tabii eger Allah´a ve Ahiret gunune inanıyorsanız... Boyle yapmanız daha hayırlı, sonuc itibariyle de daha iyidir

[60] Sana indirilene ve senden once indirilene inandıklarını iddia edenleri gormedin mi ? Batılı temsil edenin onunde muhakeme olmak isterler ; halbuki onu tanımamak (reddedip uymamak)la emrolunmuslardı. Seytan onları cok uzak bir sapıklıkla saptırmak ister

[61] Onlara, Allah´ın indirdigine ve Peygamber´e gelin, denildigi zaman, munafıkların senden hep uzak kaldıgını gorursun

[62] islediklerinin karsılıgı olarak kendilerine bir musibet dokununca nasıl da cok gecmeden sana gelip iyilik etmekten ve ara bulmaktan baska bir sey istemedik, diye Allah ile yemin ederler

[63] Iste bunlar oyle kimselerdir ki, Allah kalblerinde olanı cok iyi bilir. Onlardan yuzcevir, onlara ogut ver, onlara kendileriyle ilgili cok te´sirli acık-secik soz soyle

[64] Biz gonderdigimiz her peygamberi, ancak —Allah´ın izniyle— kendisine itaat edilmesi icin gonderdik. Eger onlar kendilerine zulmettiklerinde sana gelip Allah´tan gunahlarının bagıslanmasını dileselerdi ve Peygamber de onlar icin Allah´tan bagıslanma dileseydi, elbette Allah´ı tevbeleri cokca kabul eden ve cok merhametli bulurlardı

[65] Hayır, hayır! Rabbine and olsun ki, aralarında tartısıp cekistikleri seylerde seni hakem kabul edip sonra da verdigin hukumden dolayı iclerinde bir sıkıntı duymaksızın tam bir baglanısla baglanmadıkca iman etmis olmazlar

[66] Eger onlara: «Kendinizi oldurun veya yurdunuzdan cıkın !» diye bir sey farz kılmıs olsaydık, iclerinden pek azı dısında bunu yapmazlardı. Eger kendilerine yapılan ogudu yerine getirselerdi, herhalde haklarında hayırlı, (imanlarının) sebat etmesi bakımından daha saglam ve sıhhatli olurdu

[67] Ve o zaman biz de kendi katımızdan onlara buyuk bir mukafat verir ve kendilerini elbette dogru bir yola eristirirdik

[68] Ve o zaman biz de kendi katımızdan onlara buyuk bir mukafat verir ve kendilerini elbette dogru bir yola eristirirdik

[69] Oyle ya, kim Allah´a ve Peygamber´e itaat ederse, iste onlar Allah´ın kendilerine nimet sundugu Peygamberler, Sıddikler, Sehidler ve Salihlerle beraberdirler. Bunlar ise ne guzel arkadaslardır

[70] Iste bu bol nimet, cok ihsan Allah´tandır. Allah´ın (her seyi geregi gibi) bilmesi yeter

[71] Ey iman edenler! (dusmana karsı) hazırlanıp tetik uzere olun da (gerektiginde) boluk boluk cıkın veya toptan seferber olun

[72] icinizden oylesi var ki, agır davranır; size bir musibet dokunursa, «Herhalde Allah bana lutfetti, cunku onlarla beraber hazır bulunmadım» der

[73] Ve Allah´tan size bol nimet, cok ihsan erisirse, —aranızda hicbir dostluk ve sevgi yokmus gibi davranarak— «Keske onlarla beraber bulunsaydım da, ben de buyuk bir basarı elde etseydim» diye (hayıflanır)

[74] Gercek bu olunca, artık dunya hayatını Ahiret (sevabı ve mutlulugu) karsılıgında satanlar, Allah yolunda savassınlar. Kim Allah yolunda savasır da oldurulur veya ustun gelir (gazi olur)sa, ona buyuk bir ecir (mukafat) verecegiz

[75] Size ne oluyor da Allah yolunda ve «Rabbimiz ! Halkı zalim olan su ulkeden bizi cıkarıp kurtar ve kendi katından islerimizi duzene koyacak bir sahip ve kendi tarafından bize bir yardımcı gonder» diyen zavallı erkekler, kadınlar ve cocuklar ugrunda savasmıyorsunuz

[76] Iman edenler, Allah yolunda savasırlar; inkar edenler, tagut (azgın kafirler, lanete hak kazanan Iblis ve Allah´tan baska ilah edinilen batıl tanrı) yolunda savasırlar. O halde siz seytanın dostlarıyla savasın. Suphesiz ki, seytanın hilesi pek zayıftır

[77] Kendilerine, «ellerinizi savastan cekin ; namazı kılın, zekatı verin» denilen kimseleri gormedin mi ? Savas uzerlerine farz kılınınca iclerinden bir topluluk (dusmanları olan) insanlardan, Allah´tan korkar gibi veya daha fazla korkarlar ve : «Ey Rabbimiz ! Neden uzerimize savası farz kıldın ? Bizi yakın bir zamana kadar geciktiremez miydin ?» derler. De ki: Dunya gecimligi ne de olsa azdır. Ahiret ise, Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlar icin daha hayırlıdır ; hem hurma cekirdegindeki fitil kadar haksızlıga ugratılmazsınız

[78] Nerede olursanız olun, isterse saglam yapılı kaleler icinde bulunun, olum gelip size yetisecektir. Kendilerine bir iyilik dokunursa, bu Allah´tandır, derler. Bir kotuluk dokunursa bu senin yuzundendir, derler. De ki: Hepsi de Allah´tandır. O topluluga ne oluyor da hicbir soz anlamaya yanasmıyorlar

[79] Sana dokunan herhangi bir iyilik Allah´tandır. Sana isabet eden herhangi bir kotuluk de senin nefsindendir. Biz seni insanlara bir peygamber olarak gonderdik ; sahit olarak Allah yeter

[80] Peygambere itaat eden, gercekte Allah´a itaat eder. Kim de yuz cevirirse (uzulme, cunku) seni onlar uzerine koruyucu (bir bekci olarak) gondermedik

[81] (Munafıklar): «Bizden sana itaat !»dedi(er. Yanından ayrılıp dısarı cıktıklarında onlardan bir kısmı senin dediginin baska (olcu ve degisik hukmuyle) geceler; (yani aksine bir yol, bir plan kurmaya calısır). Allah onların neler kurup gecelediklerini (bir bir) yazıyor. Boyle olunca da sen onlardan vazgec; Allah´a guvenip dayan. Vekil olarak Allah yeter

[82] Onlar Kur´an´a etraflıca bakıp iyice dusunmuyorlar mı ? Eger O, Allah´tan baskası tarafından (indirilmis ya da yazılmıs) olsaydı herhalde icinde birbirini tutmayan bircok uyumsuzluklar, tutarsızlıklar bulurlardı

[83] Kendilerine guven ve korkuyla ilgili bir haber geldiginde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu (yaymadan) Peygamber´e ve kendilerinden emir sahiplerine arzetselerdi, onlardan hukum cıkarmaya (olumlu sonuc almaya) yetkili olanları elbette onu bilirdi. Allah´ın size fazl-u rahmeti olmasaydı, —azınız mustesna— seytana uyup giderdiniz

[84] O halde Allah yolunda savas. Sen ancak kendinden sorumlusun. Mu´minleri de savasa tesvik et. Ola ki Allah, o inkarcıların kuvvet ve saldırısını onler. Allah´ın kuvvet ve saldırısı ise elbette daha siddetlidir. (Saldırganları) uzaklastırıp (onlara hakkettikleri) cezayı vermesi de daha agırdır

[85] Kim guzel bir sefaatte bulunur (hakkını savunamıyan birine sahip cıkıp haklılıgını isbatlamasını veya suc zanlılıgından kurtarmasını veya hakkının geri alınmasını saglarsa), ona, o sefaatten (sevap ve sonuc bakımından) bir pay vardır. Kim de kotu bir sefaatte bulunursa ona da (gunah ve suc bakımından) bir hisse varda. Allah, her seyi gorup gozeten ve her seye gucu yetendir

[86] Sevgi, saygı ve selam ifade eden bir soz ile size ilgi ve saygı gosterildiginde siz de ondan daha iyisiyle ilgi ve saygı gosterin veya aynen karsılık verin. Suphesiz ki Allah, her seyin hesabını layıkıyle gorendir

[87] Allah´tan baska hicbir ilah yok, ancak O vardır. (Meydana geleceginde) hic suphe olmayan Kıyamet gunu elbette sizi toplayıp biraraya getirecektir. Allah´tan daha dogru sozlu kim

[88] Size ne oluyor da, Allah kendilerini kazandıkları (bunca vebal ve gunah) yuzunden basasagı ettigi halde munafıklar hakkında iki fırkaya ayrılıyorsunuz! Yoksa Allah´ın (sunneti ve koymus oldugu hayat kanunu geregi) saptırdıgını siz mi dogru yola eristirmek istiyorsunuz?! Allah kimi saptırırsa elbette onun icin (dogru) bir yol bulamazsın

[89] Kendileri kufre girdigi gibi, sizin de kufre girip (onlarla) esit olmanızı cok isterler. Artık (bu durumda inanıp) Allah yolunda hicret edinceye kadar, onlardan dost edinmeyin. Eger (inanmayıp) yuzcevirirlerse, o takdirde bulup yakaladıgınız yerde onları oldurun; onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinin´

[90] Ancak sizinle aralarında anlasma bulunan bir kavme varıp sıgınanlar veya sizinle savasmaktan ya da kendi kavimleriyle savasmaktan gogusleri daralmıs olarak size gelenleri oldurmeyin. Allah dileseydi onları size musallat ederdi de sizinle savasırlardı. O halde sizi bırakıp bir tarafa cekilirler de sizinle savasmazlar ve size barıs onerirlerse, artık Allah onlara karsı (tecavuzde bulunmanız icin) size bir yol bırakmamıstır

[91] Onlardan diger bir kısmını da hem sizden guven icinde olmayı, hem kendi kavimlerinden guven icinde kalmayı arzu eder (bir tutum icinde) bulursunuz. Ama ne kadar fitneye sevkedilirlerse, basasagı (o fitnenin) icine atılırlar. Sayet sizi bırakıp bir tarafa cekilmezler, size barıs teklif etmezler ve ellerini de (sizden) cekip tutmazlarsa, buldugunuz yerde onlar aleyhine, size cok acık bir belge ve yetki verdik

[92] Bir mu´minin diger bir mu´mini oldurmesi hic de dogru ve yakısır degildir; megerki yanlıslıkla (oldurmus) ola.. Kim bir mu´mini yanlıslıkla oldururse, mu´min bir kole azad etmesi (hurriyetine kavusturması) ve oldurulenin varislerine teslim edilecek bir diyet (kan pahası) odemesi gerekir. Megerki mirascılar o diyeti sadaka olarak bagıslasınlar, (o takdirde diyet kalkar). Eger (yanlıslıkla) oldurulen kimse mu´min oldugu halde, size dusman bir kavimden ise, o takdirde bir inanmıs kole azad etmesi gerekir. Eger aranızda anlasma bulunan bir kavimden olursa, varislerine teslim edilecek bir diyet ve bir de inanmıs bir kole azad etmesi gerekir. Bunları bulamıyana Allah tarafından tevbenin kabulu icin ardarda iki ay oruc tutması gerekir. Allah her seyi bilen ve yegane hikmet sahibidir

[93] Kim de bir mu´mini kasden oldururse, onun cezası, icinde devamlı kalacagı Cehennem´dir. Allah ona gazab etmis, onu lanetlemistir ve ona buyuk bir azab hazırlamıstır

[94] Ey iman edenler! Allah yolunda (savasmak uzere) adım atıp yurudugunuzde, acıklıga kavusmasını anlamaya, sonucunu tesbit edip ogrenmeye calısın, size Islami olcude selam verip musluman oldugunu bildirene, —dunya hayatının menfaatini arzulayarak— sen mu´min degilsin, demeyin. (Unutmayın ki) Allah katında bircok ganimetler var. Bundan once siz de oyle idiniz; Allah size lutf-u keremde bulundu. O sebeple acıklıga kavusmasını iyice arastırın. Suphesiz ki Allah, yapageldiginiz seylerden haberlidir

[95] Mu´minlerden —ozur sahipleri dısında— (evlerinde) oturanlarla mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihad edenler esit degillerdir. Allah, mallarıyla canlarıyla cihada katılanları derece bakımından, oturup kalanlardan ustun kılmıstır. Gerci Allah herbirine en guzel (yurt olan Cennet)i va´detmistir. Allah cihad edenleri oturup kalanlar uzerine buyuk mukafatlarla, kendi katından derecelerle, magfiret ve rahmetle cok ustun kılmıstır. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[96] Mu´minlerden —ozur sahipleri dısında— (evlerinde) oturanlarla mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihad edenler esit degillerdir. Allah, mallarıyla canlarıyla cihada katılanları derece bakımından, oturup kalanlardan ustun kılmıstır. Gerci Allah herbirine en guzel (yurt olan Cennet)i va´detmistir. Allah cihad edenleri oturup kalanlar uzerine buyuk mukafatlarla, kendi katından derecelerle, magfiret ve rahmetle cok ustun kılmıstır. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[97] Kendilerine haksızlıkta bulunup yazık eder bir halde iken meleklerin (gelip) canlarını aldıkları kimselere gelince, onlara: «Ne iste bulundunuz ?» diye sorarlar. Onlar da: «Biz yeryuzunde (savasamıyan, cihada katılamıyan) birtakım acizler idik,» derler. Melekler: «Allah´ın arzı genis degil miydi, orada hicret etseydiniz ya ?!» derler. Iste bunların donup eylesecekleri yer Cehennemdir. Gidilecek yer olarak orası ne kotudur

[98] Ancak erkeklerden, kadınlardan ve cocuklardan cidden aciz olup bir care bulmaya guc getiremiyenler ve bu yuzden (hicrete) yol bulamıyanlar mustesna

[99] Iste bunları Allah´ın affetmesi umulur. Allah hem cok affedendir, hem cok magfirette bulunandır

[100] Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryuzunde gidilecek cok yol ve genis yer bulabilir. Kim de evinden, Allah´a ve Peygamberine hicret niyetiyle cıkar da (yolda) olum kendisine yetisirse, herhalde onun mukafatı Allah´a aittir. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[101] Yeryuzunde yolculuga cıktıgınızda, kufredenlerin sizi fitneye dusurup kotuluk edeceklerinden endise ederseniz, namazı kısaltmanızda (veya hafif tutmanızda) size bir vebal yoktur. Dogrusu kafirler sizin cok acık dusmanlarınızdır

[102] Ve sen Iclerinde olup da onlara namaz kıldıracak olursan, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursun, silahlarını da yanlarına alsınlar. Secde ettiklerinde(n hemen sonra) arkanızda yerlerini alsınlar. Bu defa henuz namaz kılmayan diger kısım gelip seninle beraber namaz kılsınlar; tetikte olup silahlarını yanlarında tutsunlar. Kufredenler, silahlarınızdan ve esyanızdan gaflet etmenizi ve boylece size birdenbire baskın yapmayı isterler. Eger yagmurdan tedirgin olur veya hasta bulunursanız, silahlarınızı bırakmanızda bir sakınca yoktur; ama her seye ragmen tetikte olun, ihtiyatlı davranın. Suphesiz ki Allah kafirlere asagılayıcı, horlayıcı bir azab hazırlamıstır

[103] Namazı kıldınızmı, gerek ayakta, gerek oturarak, gerekse yanlarınız uzerine bulunurken Allah´ı anın, (korkuyu atıp) kalbiniz yatısınca da tam olarak namazı kılın. Cunku namaz belirli vakitlerde mu´minler uzerine farz kılınmıstır

[104] (Dusmanınız olan) kavmi (kafirleri) takip etmekte gevseklik gostermeyin. Siz acı ve kaygı duyuyorsanız, herhalde onlar da sizin duydugunuz gibi acı ve kaygı duyuyorlar ; kaldı ki siz onların ummadıkları seyi Allah´tan umuyorsunuz. Allah bilendir ve yegane hikmet sahibidir

[105] Allah´ın sana gosterdigi olcu ve anlamda, insanlar arasında hukmedesin diye bu Kitab´ı hak olarak suphesiz ki sana indirdik. Artık hainlerden yana savunucu olma

[106] Ve Allah´tan magfiret (gunahların bagıslanmasını, temizlenmesini) iste. Suphesiz ki Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[107] Kendi kendilerine hıyanet eden (guveni kotuye kullanan, nefs ve seytan dogrultusunda hareket eden)lerden yana cekisip ugrasma. Suphesiz ki Allah, hainlikte asırı giden gunahkarı sevmez

[108] Insanlardan gizlerler de Allah´tan gizlemezler; halbuki Allah´ın razı olmayacagı sozu geceleyin kurup duzerlerken O, onlarla beraberdir. Hem Allah onların yapageldiklerini (ilmiyle, kudretiyle) kusatmıstır

[109] Iste siz oyle kimselersiniz ki, dunya hayatında onlardan yana cekisip ugrasırsınız, ya Kıyamet gunu Allah´a karsı kim onlardan yana savunuculuk yapıp ugrasacak ? Ya da kim onlara vekil olacak

[110] Kim bir kotuluk isler veya kendine haksızlıkta bulunur, sonra da Allah´a yonelip istigfar ederse, Allah´ı cok bagıslayıcı ve cok merhamet edici bulur

[111] Kim de bir gunah kazanırsa, herhalde onu kendi aleyhine kazanmıs olur. Allah (her seyi layıkıyle) bilendir, hikmet sahibidir

[112] Kim de bir hata veya bir gunah kazanır da sonra onu bir gunahsızın uzerine atarsa, suphesiz ki o cok cirkin bir iftira ve acık bir gunah ve vebal yuklenmistir

[113] Allah´ın sana, senden yana sundugu fazilet ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir tayfa seni bile (dogru bir hukumde bulunmaktan) sasırtmayı planlamıslardı. Halbuki onlar ancak kendilerini sasırtıp saptırırlar, sana hic bir zarar veremezler. Allah sana Kitab´ı ve hikmeti indirdi; sana bilmedigini ogretti; Allah´ın (bu bakımdan da) sana olan fazl-u keremi cok buyuktur

[114] Onların toplanıp gizli gorusme yaparak fısıldasmalarının cogunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka vermeyi, (din ve sagduyu cercevesinde) iyi bir is yapmayı, insanların arasını duzeltmeyi emredenler mustesna.. Kim bunları Allah´ın hosnutlugunu arzulayarak islerse, ona buyuk bir mukafat verecegiz

[115] Kendisine dogru yol acıkca belli olduktan sonra Peygamber´e dusmanlık edip uymayan, mu´minlerin yolundan baskasına uyan kimseyi tuttugu yolda kendi haline bırakır da ileride onu Cehennem´e sokarız..! Orası ne kotu gidis ve varıs yeridiri

[116] Suphesiz ki Allah kendisine ortak kosulmasını bagıslamaz ; bun dan baska (gunah ve kusurları) diledigi kimse icin bagıslar. Dogrusu kim Allah´a ortak kosarsa, suphesiz ki o uzak bir sapıklıkla sapmıstır

[117] Allah´ı bırakır da yalnız disilere taparlar ve onlar boylece inatcı azgın seytandan baskasına tapmazlar

[118] Allah onu lanetledi. O da : «And olsun ki, senin kullarından belirli bir pay edinecegim; elbette onları saptıracagım, herhalde onları kuruntularla oyalıyacagım; elbette onlara emredecegim hayvanların kulaklarını yaracaklar ve yine onlara emredecegim, Allah´ın yarattıgını degistirecekler» dedi. Artık kim Allah´ı bırakır da seytanı dost ve arkadas edinirse, gercekten o, acık bir ziyana ugramıstır

[119] Allah onu lanetledi. O da : «And olsun ki, senin kullarından belirli bir pay edinecegim; elbette onları saptıracagım, herhalde onları kuruntularla oyalıyacagım; elbette onlara emredecegim hayvanların kulaklarını yaracaklar ve yine onlara emredecegim, Allah´ın yarattıgını degistirecekler» dedi. Artık kim Allah´ı bırakır da seytanı dost ve arkadas edinirse, gercekten o, acık bir ziyana ugramıstır

[120] Seytan onlara va´dde bulunur, onları kuruntulara dusurur. Seytan onlara ancak kuru ve bos aldanma va´deder

[121] Iste onların eylesecekleri yer Cehennem´dir; oradan bir cıkıs yolu da bulamıyacaklardır

[122] Iman edip iyi-yararlı islerde bulunanları, altlarından ırmaklar akan Cennet´lere koyacagız; orada devamlı kalıcılardır. Allah, hakkı va´detmistir. Allah´tan daha dogru sozlu kim vardır

[123] Durum sizin kuruntunuza gore de degildir, Kitap ehli´nin kuruntusuna gore de degildir: Kim bir kotuluk islerse, onunla cezalanır ve artık o kendi lehine Allah´tan baska ne bir dost. ne de bir yardımcı bulabilir

[124] Erkek ve kadından kim mu´min oldugu halde iyi ve yararlı islerde bulunursa, iste onlar Cennet´e girerler, hurma cekirdeginin zarındaki kucucuk oyuk kadar olsun haksızlıga ugramazlar

[125] iyiligi kendine is ve adet edinerek Allah´a yonelip yuzunu O´na teslim eden ve Ibrahim´in Hanif Milleti (dini)ne uyan kimseden daha guzel dinli kim vardır? Allah, ibrahim´i Halil (yakın dost) edinmistir

[126] Goklerde olanlar da, yerdekiler de hep Allah´ındır. Allah her seyi (ilmiyle, kudretiyle, kahır ve teshiriyle) kusatmıstır

[127] Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkında fetvayı Allah size verir; kendileri icin farz kılınıp takdir edilen (mehir ve mirası) vermediginiz ve nikahlarına da istek gostermediginiz oksuz kızlar ve zavallı cocuklara ve bir de yetimlere adaletle, insafla davranmanız hakkında Kitab´da size okunan hukumler vardır. Hayırdan ne islerseniz, suphesiz ki Allah onu bilir

[128] Eger bir kadının, kocasının ilgisizliginden veya (kendisinden) yuzcevirmesinden endise ederse, kendi aralarında anlasıp uzlasmaya gayret etmelerinde (evliliklerinin devamında yarar varsa devamına, yoksa ayrılmalarına karar vermelerinde) bir sakınca yoktur. Barısmak ve anlasmak (herhalde) hayırlıdır. Nefsler asırı cimrilik, bencillik ve kıskanclıktan yana hazırlanagelmistir. Eger iyilikle davranır, (ilgisizlikten) sakınırsanız, Allah suphesiz yapageldiginiz seylerden haberlidir

[129] Kadınlar arasında ne kadar adil davranmak isteseniz de elbette (buna) guc getiremezsiniz. 0 halde busbutun (birine) meyledip (digerini) askıdaymıs gibi bırakmayın ve eger arayı duzeltir (inat, bencillik ve haksızlıktan) sakınırsanız, suphesiz ki Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[130] (Anlasma ve uzlasma imkanları kalmaz da) karı-koca ayrılırsa, Allah herbirini kendi fazl-u keremiyle gani kılar. Allah´ın lutf-u keremi cok genistir. O, yegane hikmet sahibidir

[131] Goklerdeki ve yerdeki her sey Allah´ındır. And olsun ki, sizden once kendilerine kitap verilenlere de, size de Allah´tan korkup kotuluklerden sakınmanızı tavsiye etmisizdir. Eger inkara sapıp tanımazlık ederseniz, (bilmis olun ki) goklerde olanlar da, yerdekiler de Allah´ındır. Allah her seyden mustagnidir; (hicbir seye ihtiyacı yoktur). Ovulmege de (her zaman) layıktır

[132] Goklerdeki olanlar da, yerdekiler de Allah´a aittir; (isleri duzene koymada) vekil olarak Allah yeter

[133] (Allah) dilerse —ey insanlar !— sizleri giderip baskalarını getirir. Allah´ın (elbette) gucu buna yeter

[134] Kim dunya sevabı (nimet ve mutlulugu) isterse, (bilsin ki) dunya sevabı da, Ahiret sevabı da Allah´ın yanındadır. Allah isiten ve gorendir

[135] Ey iman edenler! Haktan yana olup adaleti sapasaglam ayakta tutun, Allah icin sahidler olun. Isterse kendinizin veya ana-babanızın ya da yakınlarınızın aleyhine olsun (adaletten sasmayın), isterse onlar zengin veya fakir bulunsun.. Allah onları (korumada) sizden elbette ondedir ve daha yegdir. Artık hak ve adalette (kendi) heves(iniz)e uymayın. Eger dilinizi (hak ve adaleti yerine getirmede) buker veya yuzcevirirseniz, (bilmis olun ki), Allah yaptıklarınızdan haberlidir

[136] Ey iman edenler! Allah´a, Peygamberine, Peygambere indirdigi Kitab´a, daha once indirdigi Kitab´a iman edin (imanınızda sabit ve daim kalın). Kim Allah´ı, meleklerini, kitabını, peygamberlerini, Ahiret gununu inkar edip (tanımazlıkta bulunursa), gercekten uzak bir sapmayla (dogru yoldan) sapmıstır

[137] Suphesiz ki inandıktan sonra inkara sapanlar, sonra iman edip yine inkara sapanlar, sonra da inkarlarını artıranları Allah bagıslayacak degildir ve onları dogru yola eristirecek de degildir

[138] Munafıkları, kendilerine elem verici bir azab ile mujdele

[139] Onlar ki, mu´minleri bırakıp kafirleri dost edinirler; seref ve ustunlugu onların yanında mı arıyorlar ? Suphesiz ki butun seref ve ustunluk Allah´a aittir

[140] Gercekten O size Kitap´ta, Allah´ın ayetlerinin inkar edildigini ve alaya alındıgını isittiginiz zaman artık onların yanında oturmayın, ta ki baska bir konusmaya dalsınlar, yoksa siz de onların bir benzeri olursunuz, diye indirmistir. Allah elbette munafıklarla kafirlerin hepsini Cehennem´de toplayıp bir araya getiricidir

[141] (Oyle munafıklar ki), sizi gozleyip duruyorlar (sonunuzun nereye varacagını bekliyorlar). Size Allah´tan bir zafer kapısı acılırsa, «sizinle beraber degil miydik ?» derler. Kafirlere (zaferden yana) bir pay cıkarsa, «size yardım edip ustun gelmenizi saglamadık mı. mu´minlerden size dokunacak (zararı) engellemedik mi ?» derler. Artık Allah Kıyamet gunu aranızda hukmedecek ve Allah elbette mu´minler aleyhine kafirlere bir yol vermiyecektir

[142] Munafıklar Allah´a karsı duzenbazlıkta bulunmak isterler; Allah onların duzen ve oyununu bosa cıkarıp baslarına gecirir. Onlar namaza kalkınca usenerek kalkarlar, insanlara gosteris yaparlar; Allah´ı pek az anarlar

[143] Onlar (kufurle Iman) arasında bocalayıp dururlar; ne bunlara, ne onlara (baglanırlar). Allah kimi dogru yoldan saptırıp sasırtırsa, artık sen ona elbette bir yol bulamazsın

[144] Ey iman edenler! Mu´minleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin, (onları basınıza gecirmeyin). Yoksa Allah´a kendi aleyhinizde acık bir belge mi vermek istiyorsunuz

[145] Suphesiz ki munafıklar Cehennem´in en asagı tabakasındadırlar, onlara herhalde bir yardımcı da bulamazsın

[146] Ancak tevbe edip durumlarını (dusunce ve davranıslarını) duzeltip Allah´a sarılanlar ve dinlerini gosteristen uzak, Allah icin katıksız ve saf tutanlar mustesna... Iste bunlar mu´minlerle beraberdirler, mu´minlere ise Allah buyuk mukafat verecektir

[147] Siz sukredip inanırsanız Allah size neden azab etsin ? Allah sukredenin ecrini verendir ve (onların sukrunu) bilendir

[148] Allah kotu sozun acıkca soylenmesini (hic) sevmez. Megerki soyleyen haksızlıga ugramıs bulunsun, (o takdirde zalimin zulmunu anlatabilir). Allah her seyi isiten ve gorendir

[149] Bir hayrı (iyiligi) acıga vurur veya gizli tutar veya bir kotulugu affederseniz, Allah muhakkak cok affedendir, gucu her seye yetendir

[150] Dogrusu o kimseler ki Allah ve Peygamberini inkar ederler ve bir de Allah ile Peygamberini birbirinden ayırmak isterler: Bunlardan kimine inanırız, kimini inkar ederiz, derler de bu ikisi (iman ile kufur) arasında bir yol tutmayı arzularlar; iste onlar gercek kafirlerdir. Biz de kafirler icin horlayıcı, asagılayıcı bir azab hazırlamısızdır

[151] Dogrusu o kimseler ki Allah ve Peygamberini inkar ederler ve bir de Allah ile Peygamberini birbirinden ayırmak isterler: Bunlardan kimine inanırız, kimini inkar ederiz, derler de bu ikisi (iman ile kufur) arasında bir yol tutmayı arzularlar; iste onlar gercek kafirlerdir. Biz de kafirler icin horlayıcı, asagılayıcı bir azab hazırlamısızdır

[152] Allah´a ve Peygamberine iman edip onlardan birini (digerlerinden iman hususunda) ayırmayanlar (var ya), iste onların mukafatlarını Allah kendilerine verecektir. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[153] (Kitap Ehli´nden Yahudiler) senden gokten uzerlerine bir (yazılı) kitap indirivermeni isterler. (Uzulme), Musa´dan bundan daha buyugunu istemisler, «Allah´ı bize acıkca goster !» demislerdi de zulumleri sebebiyle onları yıldırım carpmıstı. Sonra da kendilerine cok acık belgeler (mu´cizeler) geldigi halde (altından yaptıkları) buzagıyı ilah edindiler, derken (pismanlık duyup tevbe ettiler, biz de) onları affettik. Musa´ya da acık belgeler ve deliller verdik

[154] Soz vermeleri sebebiyle (ve ona baglı kalmaları icin) uzerlerine Tur´u yukseltip kaldırdık ve: «Bu kapıdan secde ederek girin!» dedik. Cumartesi gununde de (ilahi yasagı) asmayın diye emrettik ve (bu hususta) onlardan saglam ve sıkı bir soz aldık

[155] Verdikleri kesin ve saglam sozlerini bozmaları, Allah´ın ayetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberleri oldurmeleri ve «kalblerimiz kılıftır veya kılıflıdır» demeleri sebebiyledir ki, (kendilerini lanetledik). Belki kufurleri sebebiyle Allah onların kalblerini muhurledi de bu yuzden —azı mustesna— imana gelmezler

[156] (Yahudiler, Isa Peygamberi) inkarları, Meryem´e zina (gibi) buyuk bir iftirada bulunmaları ve Allah´ın Peygamberi Meryem oglu isa´yı gercekten oldurduk, demeleri (sebebiyle Allah onları lanetleyip kalblerini muhurledi). Oysa onlar Isa´yı olduremediler ve asamadılar; (oldurulen baskası idi). kendilerine (Isa gibi) benzetildi. Isa´ nın oldurulmesi hakkında ihtilafa dusenler elbette bu hususta suphe icindedirler ; onların bu konuda zanna uymaktan baska bir, bilgileri yoktur. Isa´yı kesinlikle olduremediler; bilakis Allah onu kendi katına yukseltti. Allah yegane ustundur, hikmet sahibidir

[157] (Yahudiler, Isa Peygamberi) inkarları, Meryem´e zina (gibi) buyuk bir iftirada bulunmaları ve Allah´ın Peygamberi Meryem oglu isa´yı gercekten oldurduk, demeleri (sebebiyle Allah onları lanetleyip kalblerini muhurledi). Oysa onlar Isa´yı olduremediler ve asamadılar; (oldurulen baskası idi). kendilerine (Isa gibi) benzetildi. Isa´ nın oldurulmesi hakkında ihtilafa dusenler elbette bu hususta suphe icindedirler ; onların bu konuda zanna uymaktan baska bir, bilgileri yoktur. Isa´yı kesinlikle olduremediler; bilakis Allah onu kendi katına yukseltti. Allah yegane ustundur, hikmet sahibidir

[158] (Yahudiler, Isa Peygamberi) inkarları, Meryem´e zina (gibi) buyuk bir iftirada bulunmaları ve Allah´ın Peygamberi Meryem oglu isa´yı gercekten oldurduk, demeleri (sebebiyle Allah onları lanetleyip kalblerini muhurledi). Oysa onlar Isa´yı olduremediler ve asamadılar; (oldurulen baskası idi). kendilerine (Isa gibi) benzetildi. Isa´ nın oldurulmesi hakkında ihtilafa dusenler elbette bu hususta suphe icindedirler ; onların bu konuda zanna uymaktan baska bir, bilgileri yoktur. Isa´yı kesinlikle olduremediler; bilakis Allah onu kendi katına yukseltti. Allah yegane ustundur, hikmet sahibidir

[159] Kitap Ehli´nden hic kimse yok ki, olmeden once O´na iman edecek olmasın. Kıyamet gununde Isa onların, (dosdogru iman etmiyenlerin) aleyhinde sahid olacaktır

[160] Yahudilerden (cogunun) zulumleri, bircoklarını Allah yolundan alıkoymaları, men´edildikleri halde faiz almaları ve haksız sebeplerle insanların mallarını yemeleri sebebiyle (daha once) kendilerine helal kılınan iyi ve temiz seyleri onlara haram kıldık ve yine onlardan kufur uzere kalanlara elem verici bir azab hazırladık

[161] Yahudilerden (cogunun) zulumleri, bircoklarını Allah yolundan alıkoymaları, men´edildikleri halde faiz almaları ve haksız sebeplerle insanların mallarını yemeleri sebebiyle (daha once) kendilerine helal kılınan iyi ve temiz seyleri onlara haram kıldık ve yine onlardan kufur uzere kalanlara elem verici bir azab hazırladık

[162] Ama onlardan ilimde kok salıp derinlesenler, sana indirilene de, senden once indirilene de inanan, namazı kılan, zekatı veren, Allah´a ve Ahiret gunune iman eden mu´minlere gelince: Iste onlara buyuk bir ecir (karsılık ve mukafat) verecegiz

[163] Suphesiz ki biz Nuh´a, ondan sonraki peygamberlere, Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Ya´kub´a, onun evlad ve torunlarına; Isa´ya, Eyyub´a, Yunus´a, Harun´a ve Suleyman´a vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Davud´a da Zebur´u verdik

[164] Hem daha once kıssalarını sana haber verdigimiz peygamberlerle, kıssalarını haber vermedigimiz peygamberlere (vahyettigimiz gibi) ve Allah Musa´ya seslenip konustugu gibi sana da vahiy indirdik

[165] Peygamberlerden sonra insanların Allah´a karsı (itiraz yollu) bir delilleri olmasın diye peygamberleri rahmet mujdecileri, azab tehlikesine karsı uyarıcılar (olarak gonderdik). Allah cok ustundur, cok gucludur; yegane hikmet sahibidir

[166] Ama Allah, sana indirdigiyle sahitlik eder ki, onu kendi ilmiyle indirmistir; melekler de sahitlik ederler. Sahit olarak Allah yeter

[167] Dogrusu onlar ki inkara sapıp (insanları) Allah yolundan alıkorlar ; (dogru yoldan) uzak bir sapıklıkla sapmıslardır

[168] Suphesiz ki inkar edip kufre saplananları ve haksızlıkta bulunanları Allah bagıslayacak degildir ; onları Cehennem yolundan baska bir yola iletici de degildir. Orada ebediyen kalıcılardır. Bu da Allah´a gore pek kolaydır

[169] Suphesiz ki inkar edip kufre saplananları ve haksızlıkta bulunanları Allah bagıslayacak degildir ; onları Cehennem yolundan baska bir yola iletici de degildir. Orada ebediyen kalıcılardır. Bu da Allah´a gore pek kolaydır

[170] Ey insanlar I Rabbinizden size hak (din) ile bir peygamber geldi ; iman ederseniz sizin icin hayırlı olur. Inkara saparsanız (bilmis olun ki) goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Allah her seyi bilendir, yegane hikmet sahibidir

[171] Ey Kitap Ehli! Dininizde sının asmayın, olcuyu kacırıp asırı gitmeyin. Allah´a karsı ancak hakkı soyleyin. Meryem oglu Mesih Isa, ancak Allah´ın Peygamberi, Meryem´e ilka ettigi kelimesi ve Allah´tan (gelme) bir ruhtur. O halde Allah´a ve peygamberlerine iman edin de (Tanrı) uctur, demeyin, bundan vazgecin, sizin icin hayırlı olur. Allah ancak bir tek ilahtır; cocugu olmaktan pak ve munezzehtir ve yucedir. Goklerde olanlar, yerde olanlar O´nundur. Vekil olarak Allah yeter

[172] Mesih de, en yakın melekler de Allah´a kul olmaktan cekinmezler. Kim O´na kulluktan cekinir de buyukluk taslarsa, (unutmasın ki) Allah hepsini (kabirlerinden kaldırıp) huzurunda biraraya getirerek toplayacaktır

[173] Artık iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanların mukafatlarını noksansız odeyecek ve bir de kendi fazl-u kereminden onlara fazlasını verecektir. (Kulluktan) cekinip buyukluk taslayanlara gelince: Onları elem verici bir azabla azablandıracak ve kendilerine Allah´tan baska ne bir dost ve sahip, ne de bir yardımcı bulamıyacaklardır

[174] Ey insanlar! Dogrusu Rabbinizden size bir burhan (kesinligi acık delil ve belge) geldi ve size cok acık bir nur indirdik

[175] Artık Allah´a iman edip O´na sarılanları, Allah kendi katından bir rahmete ve genis bir nimet ve ihsana sokacak ve kendisine giden dogru yola eristirecektir

[176] Senden fetva isterler. De ki: Allah size k e I a I e (babası ve cocugu olmayıp kardeslerini mirascı bırakan) hakkında fetva veriyor; Eger bir adam olur, cocugu da yoksa, bir kız kardesi mirascı bulunuyorsa, terekenin yarısı onadır. Kız kardes cocuksuz (olur) ise, erkek kardes onun bıraktıgının (tamamını) alır. (Tabii olenin kocası varsa, malın yarısı ona verildikten sonra kardesi geriye kalanı alır). (Aynı durumda) kız kardesler iki (ya da daha fazla) olurlarsa, erkek kardeslerinin bıraktıgının ucte ikisionlaradır. Mirascılar erkek ve kız kardesler ise, o takdirde erkek icin disinin iki payı vardır. Allah, adaletten saparsınız diye size (hukumlerini) acıklıyor. Allah her seyi hakkıyle bilendir

Mâide

Surah 5

[1] Ey iman edenler! Akidleri yerine getirin. Ihramlı iken —avlanmayı helal saymaksızın— size davarların (eti) helal kılınmıstır. Ancak (asagıda) size okunacak olanlar mustesna. Suphesiz ki Allah diledigini hukmeder

[2] Ey iman edenler! Allah´ın (ibadet icin koydugu) belirtileri, haram ayını, (hediye olarak Kabe´ye gonderilen) kurbanlıgı, kurbanlık hayvana takılan gerdanlıkları; Rablerinin hosnutlugunu, O´nun fazl-u keremini (kendi bilgileri olcusunde de olsa) dileyerek Beytu´l-Haram´a yonelip gelenlerin mal ve canını) helal sayıp saygısızlık etmeyin, ihramdan cıktıgınızda (isterseniz) avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram´a girmekten alıkoydular diye bir topluluga beslediginiz kin ve ofke sizi tecavuze sevk etmesin; iyilik ve takva (Allah´tan saygı ile korkup kotuluklerden sakınmak) hususunda yardımlasın ; gunah ve (haklara) tecavuz uzerinde yardımlasmayın. Allah´tan korkup (kotuluklerden, her turlu haksız tecavuzden) sakının. Suphesiz ki Allah´ın cezası cok siddetlidir

[3] Olu (hayvan), kan, domuz eti, Allah´tan baskası adına bogazladıgınız —yetiserek sartına uygun kesilen mustesna— bogulmus, (bir cisimle) vurularak oldurulmus, yuksekce bir yerden yuvarlanıp olmus, susulerek olmus, canavar tarafından parcalanarak olmus hayvan; dikili taslar (putlar) uzerine kesilen ve bir de fal okları, kumar zarlarıyla kısmet aramanız size haram kılınmıstır. Butun bunlar (Allah ve din) yolundan cıkıstır. Bugun kafirler sizin dininizden (onun nurunu sondurmekten) umidlerini kesmislerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugun size dininizi kemale erdirdim, nimetimi uzerinize tamamladım. Sizin icin din olarak Islam´ı begendim. Kim aclıktan bunalıp caresiz hale^ gelir, —gunaha istek gosterip egilmeksizin— onlardan yemek zorunda kalırsa, suphesiz ki Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[4] Senden kendilerine nelerin helal kılındıgını soruyorlar; de ki . Size temiz yararlı seyler helal kılınmıstır. Egittiginiz ve Allah´ın size ogrettigini ogrettiginiz avcı hayvanların sizden yana yakaladıklarını yeyiniz ve uzerine Allah´ın ismini anınız (Besmele cekiniz). Allah´tan korkup kotuluklerden (murdar ve zararlı seylerden) sakının ; suphesiz ki Allah hesabı cabuk gorendir

[5] Bugun size temiz-yararlı seyler helal kılındı; kendilerine kitap verilen (Yahudi ve Hıristiyan)lerin yiyecegi size helaldir; sizin de yiyeceginiz onlara helaldir. Inanan iffetli kadınlarla, sizden once kendilerine kitap verilenlerin iffetli kadınları, —iffetli oldugunuz, zina etmediginiz, gizli dost tutmadıgınız halde— (nikah akdi yaparak) mahirlerini verdiginizde (size helaldırlar). Kim (Hakk´a) imanı inkar ederse, gercekten ameli bosa gider ve Ahirette de zarara ugrayanlardandır

[6] Ey iman edenler! Namaza kalkmayı dilediginizde yuzlerinizi, dirseklere kadar (dirsekler dahil) ellerinizi yıkayın. Baslarınıza meshedip topuklarına kadar (topuklar dahil) ayaklarınızı yıkayın. Cunub iseniz iyice yıkanıp temizlenin (boy abdesti alın). Hasta iseniz veya yolculukta bulunuyorsanız veya sizden biri tabii ihtiyacını gidermekten gelmisse veya kadınlara dokunmussanız, bu durumda su da bulamamıssanız, tertemiz bir toprakla teyemmum edin ; ondan yuzlerinize ve ellerinize surun. Allah size sıkıntı vermek istemez. ama sizi tertemiz yapmak ve sukredesiniz diye uzerinize nimetini tamamlamak ister

[7] Allah´ın size olan nimetini ve «Isittik, itaat ettik» dediginiz zaman sizi bagladıgı misakını hatırlayın. Allah´tan korkup (ahdi ve andı bozmaktan) sakının. Suphesiz ki Allah goguslerdekini geregi gibi bilir

[8] Ey iman edenler! Allah icin (hakkı) saglam olculerle ayakta tutun ; adaletli sahidler olun ve bir kavme (veya millet ve topluluga) olan kin (ve dusmanlıgınız) sizi sakın adaletsizlige itmesin. Adaletle hareket edin ; o, takva (Allah´tan saygı ile korkup kotuluklerden sakınma)ya daha cok yakındır. Allah´tan korkup takva uzere bulunmaya devam edin. Suphesiz ki Allah islediklerinizden haberlidir

[9] Allah, iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara va´detti: Onlar icin bagıslanma ve buyuk bir mukafat vardır

[10] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince: Iste onlar Cehennemliktirler

[11] Ey iman edenler! Allah´ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani bir kavim ellerini size uzatmayı (sizi oldurup yok etmeyi) kasdetmisti de Allah onların ellerini sizden men´etmisti. Allah´tan korkup (kotuluklerden, haklara tecavuzden) sakının. Mu´minler ancak Allah´a guvenip dayansınlar

[12] And olsun ki Allah Israil ogullarından kesin bir soz almıstı; onlardan oniki tane ileri gelen soz sahiplerini gorevlendirip gondermistik. Allah onlara, «eger namaz kılar, zekat verir, Peygamberlerime inanır da kendilerine yeterince yardım ederseniz ve Allah´a faizsiz guzel bir odunc verirseniz, and olsun ki kusur ve gunahlarınızı elbette bagıslarım ve altlarından ırmaklar akan Cennetlere sizi yerlestiririm» demisti. Bu kesin sozden sonra sizden kim nankorluk edip inkara saparsa, gercekten o duz ve dogru yoldan sapmıs olur

[13] Verdikleri kesin sozu bozmaları sebebiyle onları lanetledik, kalblerini de kaskatı yaptık. Kelimeleri (asıl konuldukları) yerlerinden oynatıp degistirirler. Uyarıldıkları hususlardan nasiplerini unuttular. Iclerinden pek azı mustesna, onlardan surekli olarak hainlik gorursun. (Bununla beraber) sen onları affet ve (gecmis kusurlarından) gec.. Suphesiz ki Allah iyilikte bulunan yararlı kisileri sever

[14] «Biz, Nasraniyiz» diyenlerden de kesin soz aldık. (Ne yazık ki) onlar da uyarıldıkları hususlardan nasiplerini unuttular. Bu yuzden aralarına Kıyamet gunune kadar dusmanlık, kin ve nefret sokup bulastırdık. Allah onlara neler islediklerini, ne sanatlar kurduklarını haber verecektir

[15] Ey Kitap Ehli! Kitabınızdan gizlediginiz bircok seyi size acıklayan ve bircogunu da (acıklamaya gerek gormeyip) gecen Peygamberimiz size gelmistir. Suphesiz ki size Allah´tan bir nur ve cok acık bir kitap gelmistir

[16] Allah kendi hosnutluguna uyanları onunla selamet yollarına eristirir; kendi izniyle onları karanlıklardan cıkarıp aydınlıga ulastırır ve dogru yola koyar

[17] «Allah, Meryem oglu Mesih´in kendisidir,» diyenler, and olsun ki kafir olmuslardır. De ki: Eger Allah, Meryem oglu Mesih´i, anasını ve yeryuzundeki her seyi yok etmeyi dilese, Allah´ın (bu iradesin)den bir sey kurtarmaya (onu durdurmaya) kim sahip olabilir ? Goklerin, yerin ve aralarındaki her seyin mulku Allah´ındır. Diledigini yaratır. Allah´ın kudreti her seye yeter

[18] Yahudi ve Hıristiyanlar, «Biz Allah´ın ogulları ve sevgilileriyiz» dediler. De ki: Oyle ise neden Allah gunahlarınız sebebiyle size azab ediyor ? Hayır, siz O´nun yarattıklarından bir besersiniz. O, diledigini bagıslar, diledigine azab eder. Goklerin, yerin ve ikisi arasındaki seylerin mulku (ve tasarrufu) Allah´ındır; donus O´nadır

[19] Ey Kitap Ehli! Peygamberlerin ardı arkası kesildigi bir zamanda, «biz3 (saadet va´deden) bir mujdeci ve uyarıcı gelmedi» demiyesiniz diye size (en dogruyu, guzeli ve iyiyi ve her yonuyle hakkı) acıklayan Peygamberimiz gelmistir. Suphe yok ki, size hem mujdeci, hem uyarıcı gelmistir. Allah´ın kudreti her seye yeter

[20] Musa, kendi kavmine bir ara soyle demisti: Ey kavmim ! Allah´ın size olan nimetini hatırlayın; hani icinizden peygamberler cıkardı, sizi hukumdarlar, (hur insanlar) yaptı ve milletlerden hic birine vermedigini size verdi

[21] Ey kavmim I Allah´ın size yazıp takdir ettigi Arz-ı Mukaddes (kutsal yer)e girin ; gerisin geri arkanıza donmeyin, sonra zarara ugramıs olarak donersiniz

[22] Ey Musa ! dediler, dogrusu orada zorba bir millet vardır; onlar oradan cıkmadıkca elbette biz giremiyecegiz ; eger oradan cıkarlarsa, o zaman biz gercekten girebiliriz

[23] (Ilahi buyruga uymamaktan) korkup Allah´ın kendilerine (saglam bir iman ve irfan) nimetini sundugu iki adam (cıkıp) dediler ki: «Onların uzerine kapıdan giris yapın; bir defa girdiniz mi artık supheniz olmasın ki siz ustunsunuzdur. Eger inanmıs kisilerseniz Allah´a guvenip dayanın.»

[24] Onlar (yine) ey Musa ! dediler, o zorbalar orada oldukca biz kesinlikle oraya giremeyiz. Sen, Rabbinle git de ikiniz (onlarla) savasın, biz burada otururuz

[25] Musa dedi ki: Ey Rabbim! Dogrusu ben ancak kendimle kardesime sahip bulunuyorum; artık bizimle (Allah) yolundan cıkıp yozan milletin arasını ayır

[26] (Allah ona): Suphesiz ki, o kutsal yer onlara kırk yıl haram kılınmıstır. (Col) yerinde saskın perisan dolasıp duracaklar. Sen artık (Allah) yolundan cıkan bir millet Icini tasalanma, dedi

[27] Bir de onlara Adem´in iki og lunun haberini (aralarında gecen ola yi) gercek yonuyle anlat: Hani ikisi birer kurban sunmuslardı da birinden kabul edilmis, digerinden kabul edilmemisti. (Kurbanı kabul edilmeyen bu duruma ofkelenmis): And olsun ki seni oldurecegim, demisti. O da : Allah ancak muttakiler (Hakk´a saygılı olup kotuluklerden sakınanlardan kabul buyurur)

[28] Yemin ederim ki, beni oldurmek icin elini uzatırsan, herhalde ben seni oldurmek icin elimi uzatacak degilim ; cunku ben suphe yok ki alemlerin Rabbi Allah´tan korkarım, demisti

[29] Ben (bu durumda) Isterim ki, benim gunahımı da kendi gunahını da yuklenip Cehennemliklerden olasın, iste zalimlerin cezası budur

[30] Kardesini oldurmek icin nefsi ona bas egdirdi, o da tutup oldurdu ve zarara ugrayanlardan oldu

[31] Derken Allah ona kardesinin cesedini nasıl ortecegini gostermek icin yeri eseleyen bir karga gonderdi. (Bunun uzerine) O, «yazıklar olsun bana, su karga gibi olup da kardesimin cesedini ortmekten aciz mi kaldım ?» dedi. Bu sebeple ettigine pismanlık duyanlardan oldu

[32] Iste bundan dolayı (Tevrat´ ta) Israil ogulları uzerine sunu yazdık : «Kim bir kisiyi, bir kisi karsılıgında veya yeryuzunde fesat (cıkarma sucundan dolayı) olmaksızın oldururse, butun insanları oldurmus gibi olur; kim de bir kisinin hayatını kurtarırsa, butun insanların hayatını kurtarmıs gibi olur. Sanıma and olsun ki, peygamberlerimiz onlara cok acık belgelerle ve kanıtlarla geldi. Ne var ki onlardan bir cogu bunca belgelerden sonra yeryuzunde (kotuluk ve gunahta) asırı gidenler oldular

[33] Allah ve Peygamberiyle savasanların ve yeryuzunde fesat cıkaranların cezası, ancak oldurulmeleri veya asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının capraz bicimde kesilmesi veya (eylestikleri) yerden surulmeleridir. Bu ceza onlar icin dunyada bir asagılık ve rusvaylıktır. Ahirette ise onlara buyuk bir azab vardır

[34] Ancak onlara eliniz henuz yetmeden once tevbe edenler bu hukmun dısındadır. Bilmis olun ki, Allah cok affedendir ve cok merhamette bulunandır

[35] Ey iman edenler I Allah´tan korkup (kotuluklerden, ilahi sınırları asmaktan) sakının; O´na yakın olmak icin vesile arayın ve yolunda cihad edin. Ola ki, korktugunuzdan kurtulup umdugunuza kavusursunuz

[36] Suphesiz yeryuzundeki butun seyler ve bir misli de beraberinde o kufredenlerin olsa da Kıyamet gununun azabından kurtulmak karsılıgında verseler, yine de kendilerinden kabul edilmez; onlar icin elem verici bir azab vardır

[37] Atesten cıkmak isterler, ne care ki oradan cıkıcı degillerdir; (onları oradan Allah´tan baska cıkaracak bir kuvvet yoktur), onlar icin devam edecek bir azab vardır

[38] Hırsızlık eden erkegin ve hırsızlık eden kadının (bu yoldan) elde ettiklerine (ve insan haklarına el uzatmalarına) karsılık Allah tarafından ibret verici bir ceza olmak uzere ellerini kesin. Allah cok ustundur, cok gucludur, yegane hikmet sahibidir

[39] Kim de yaptıgı haksızlık (hırsızlıktan sonra tevbe eder ve kendini duzeltirse, suphesiz ki Allah onun tevbesini kabul eder. Cunku Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir)

[40] Bilmez misin ki, ancak Allah´ indir goklerin ve yerin mulku ; diledigine azab eder. diledigini bagıslar. Allah´ın kudreti her seye yeter

[41] Ey Peygamber! Agızlarıyla Inandık deyip kalbleri inanmayanlarla Yahudilerden kufre kosusanlar seni uzmesin. Onlar yalana iyice kulak verir, sana gelmeyen bir topluluktan yana kulak kabartıp casusluk yaparlar ; kelimeleri yerine konulmusken kaydırıp degistirirler de, «size bu anlamda (bir hukum) verirlerse alın, boyle vermezlerse kacının !» derler. Allah kimin fitne icinde kalmasını dilerse artık onun icin Allah´tan (dogru yolu bulmasına) hicbir sey ile sahip olamazsın. Iste onlar oyle kimselerdir ki Allah onların kalblerini temizlemeyi dilememistir. Dunya´da onlar icin asagılık ve rusvaylık, Ahirette de onlara buyuk bir azab vardır

[42] Yalana iyice kulak verirler, durmadan haram yerler. Sayet sana gelirlerse, aralarında hukmet veya (istersen) kendilerinden yuzcevir. Yuzcevirecek olursan sana elbette hicbir zarar veremezler. Hukmedecek olursan aralarında adalet ve insafla hukmet. Cunku Allah suphe yok ki adil ve insaflı olanları sever

[43] Hem icinde Allah´ın hukumleri bulunan Tevrat yanlarında bulundugu halde nasıl oluyor da (bu ciddi ve samimi olmayan kisiler) seni hakem ediniyorlar?! Sonra da (samimiyetsizliklerini ortaya koyup) verdigin hukumden yuzceviriyor, arka donuyorlar

[44] Suphesiz ki, biz, icinde hidayet (dogru yolu gosterici ve ona iletici) ve (kafa ile gonulleri) aydınlatıcı (belgeler) bulunan Tevrat´ı indirdik. Kendilerini (hakka) teslim eden peygamberler, Yahudiler arasında onunla hukmederlerdi; yine onlardan Rabb icin yol gosterenleri de, bilginleri de Allah´ın kitabından muhafazasıyla emrolundukları hususlarla hukmederlerdi. Ve onlar buna sahitlerdi de.. (Ey hukmetme durumunda olanlar !) artık insanlardan korkmayın benden korkun ; ayetlerimizi az bir degere satmayın. Kim Allah´ın Indlrdigiyle hukmetmezse, iste onlar kafirlerdir

[45] Tevrat´ta onlara (sunu da) yazıp farz kıldık : Cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis ve yaralar misliyle karsılık gorur. Ama kim bu hakkını sadaka olarak bagıslarsa, (gunahlarına) keffarettir. Kim de Allah´ın indirdigiyle hukmetmezse, iste onlar zalimlerdir

[46] Ardından da peygamberlerin izleri uzerine Meryem oglu Isa´yı. onundeki Tevrat´ı tasdik edici olarak gonderdik ve ona, icinde hidayet (dogru yolu gosterici, kalb ve kafaları) aydınlatıcı belgeler bulunan, sakınanlar icin hidayet ve ogut olan Incil´i verdik

[47] (Onlara dedik ki:) Artık Incil´e baglı olanlar, Allah´ın onda indirdigiyle hukmetsin. Kim Allah´ın indirdigiyle hukmetmezse, iste onlar Hak yolunu ve ilahi sınırları asan gunahkarlardır

[48] Sana da (Ey Muhammed !) onundeki kitabı (Tevrat, Zebur ve Incil´i) dogrulayan, onları gozetip denetliyerek tashih eden HAK KITAB´I indirdik. Artık onlar arasında Allah´ın indirdigiyle hukmet; sana gelen haktan sonra onların heveslerine uyma. Her biriniz icin bir seriat ve acık bir yol meydana getirdik. Eger Allah dileseydi hepinizi tek bir ummet yapardı ; ama size verdigiyle sizi denemek icin (tek bir ummet yapmadı). O halde hayırlara kosusun ; hepinizin donusu ancak Allah´adır. Hakkında ayrılıga dustugunuz seylerden size O haber verecektir

[49] Ve artık aralarında Allah´ın indirdigiyle hukmet; onların arzu ve heveslerine uyma ; Allah´ın sana indirdiginin bir kısmında seni sasırtmalarından sakın. Eger yuz cevirirlerse, bilmis ol ki, Allah bazı gunahlarından dolayı onları musibete ugratmak istiyor ve hem insanların cogu gercekten ilahi sınırları asanlardır

[50] Onlar Cahiliyye Devri´ne ait hukum mu istiyorlar? Supheden uzak bir bilgiyle inanan bir millet icin Allah´tan daha guzel hukum veren kim olabilir

[51] Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar (gerektiginde) birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse, dogrusu o da onlardandır. Suphesiz ki Allah zalim toplulugu dogru yola eristirmez

[52] Kalblerinde hastalık bulunanları, onlara dogru (dostluk kucagını acarak) kosustuklarını gorursun ve: «Bize, (devrin donmesiyle) bir felaketin dokunmasından korkarız» derler. Umulur ki Allah fetih veya kendi katından bir emirle gelir de (o kimseler) iclerinde gizleyip durduklarına pisman olarak sabahlarlar

[53] Iman edenler de, «Bunlar mıdır olanca yeminleriyle Allah´a yemin edip sizinle beraber olduklarını Iddia edenler ?» derler. Amelleri bosa gitti de zarara ugrayanlar olarak sabahladılar

[54] Ey iman edenler! Sizden kim dininden donerse, Allah onun yerine ileride oyle bir millet getirir ki, Allah ´ onları sever, onlar da Allah´ı severler ; mu´minlere karsı boyunları bukuk ve alcak gonulludurler; kafirlere karsı baslan dik, vakarlı ve gucludurler ; Allah yolunda cihad (kutsal savas) ederler, kınayıp ayıplayanların ayıplamasından endise etmezler, iste bu, Allah´ın oyle bir lutfudur ki diledigine verir. Allah´ın (lutuf ve Ihsanı) genistir ve (O her seyi) bilendir

[55] Sizin dostlarınız ancak Allah´tır, O´nun Peygamberidir ve namazı dosdogru kılıp ruku´u yerine getirerek zekat veren mu´minlerdir

[56] Kim Allah´ı, Peygamberini ve iman edenleri dost edinirse, suphesiz ki ancak Allah´tan yana olanlar ustundurler

[57] Ey iman edenler! Sizden once kendilerine kitap verilenlerden dininizi eglence konusu edinip oyuncak yerine koyanları ve bir de kafirleri dostlar edinmeyin. Eger mu´minler iseniz, Allah´tan korkup (bu gibi dostluk ve yakınlıktan) sakının

[58] Namaza (eron okuyup) cagırdıgınızda, onu eglence ve alaya alırlar. Bu onların akletmiyen bir topluluk olmasındandır

[59] De ki: Ey Kitap Ehli! Elbette Allah´a iman etmemizden, bize indirilene ve bizden once indirilene inanmamızdan ve bir de cogunuzun Allah yolundan cıktıgınızdan dolayı ofkelenip bizden hoslanmıyorsunuz

[60] De ki: Allah yanında ceza olarak bundan daha kotusunu size haber vereyim mi ? Allah´ın lanetledigi, gazab ettigi ve kendilerinden maymun ve domuz yaptıgı ve Tagut´a tapan kimseler (var ya), iste onlar yer ve makam itibariyle daha ser ve duz yoldan daha cok sapmıslardır

[61] Size geldikleri zaman, «inandık» derler. Halbuki (yanınıza) kufur ile girip yine kufur ile cıktılar. Allah onların gizlediklerini cok iyi bilir

[62] Onlardan bircogunun gunaha, haksızlıkla dusmanlıga, haram yemege yarısırcasına kosustuklarını gorursun. Yapageldikleri sey ne de fena

[63] Rab´den yana olan mursidleri ve (dinde derinlesmis) bilginleri onları gunah soylemekten ve haram yemekten alıkoysalardı ya! Isleyegeldikleri sey ne kotu

[64] Yahudiler, «Allah´ın eli baglıdır,» dediler. Dediklerinden dolayı elleri baglansın ve lanet olsunlar. Hayır, Allah´ın iki eli (lutuf, ihsan ve rahmeti) acıktır, diledigi gibi harcar. Sanıma and olsun ki, sana Rabbinden indirilen (ilahi buyruklar) onların cogunun azgınlık ve kufrunu artırır. Aralarına ta Kıyamete kadar surecek dusmanlık ve kin attık. Ne kadar savas Icin bir ates yaksalar, Allah onu sondurur. (Onlar durmadan) yeryuzunde fesat cıkarmaya kosusurlar. Allah ise fesat cıkaranları sevmez

[65] Eger Kitap Ehli iman etselerdi ve (Allah´tan) korkup (fitne ve fesat cıkarmaktan) sakınsalardı, gunah ve kotuluklerini orter ve kendilerini Naim Cennetlerine koyardık

[66] Ve eger Kitap Ehli, Tevrat ve incil´i ve Rablerinden kendilerine indirilen (Kur´an hukumlerini) dosdogru yerine getirselerdi, herhalde hem ustlerinden, hem ayaklarının altından (nice nimetler) yerlerdi. Onlardan mutedil (ve insaflı) bir grup yok degildir. Cogu ise ne kotu Isler yapıyorlar

[67] Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni teblig et; eger etmezsen, (Rabbin sana verdigi) peygamberligi teblig etmemis olursun ; Allah seni insanlardan korur ve suphesiz ki Allah kafirleri amaclarına eristirmez

[68] De ki: Ey Kitap Ehli! Tevrat´ı, Incil´i ve size Rabbinizden indirilen (Kur´an hukumlerini) dosdogru yerine getirmedikce hicbir sey (ciddi bir inanc ve temel) uzere degilsinizdir. Sanıma and olsun ki, sana Rabbinden indirilen (Kur´an) onlardan cogunun azgınlık ve kufrunu artırır. Artık sen kafirler topluluguna (bu azgınlıklarından dolayı baslarına gelecek azabdan dolayı) uzulme

[69] Suphesiz ki, (gorunurde yalnız dilleriyle) iman edenlerle Yahudiler, Sabiiler ve Nasraniler´den kim Allah´a ve Ahiret gunune inanır, iyi ve yararlı amelde bulunursa, onlara hicbir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir de

[70] And olsun ki, Israil ogullarından saglam soz aldık ve kendilerine peygamberler gonderdik; ne kadar onlara bir peygamber, canlarının hoslanmadıgı bir hukumle geldiyse, kimini yalanladılar, kimini de olduruyorlardı

[71] Hem (yapageldiklerinden dolayı) bir fitne olmayacagını sandılar da korlesip sagırlastılar. Allah onların ne yaptıgını gormektedir

[72] Sanıma and olsun ki, «Allah, Meryem oglu Mesih´in kendisidir,» diyenler kafir olmuslardır. Halbuki Mesih (onlara soyle) demisti: «Ey Israil ogulları! Benim ve sizin Rabbınız Allah´a tapın. Dogrusu kim Allah´a ortak kosarsa, herhalde Allah ona Cenneti haram kılar/varıp eylesecegi yer ise ates (Cehennemdir). Zalimlerin hicbir yardımcısı da yoktur

[73] And olsun ki, Allah ucun ucuncusudur (uc ilahtan biridir) diyenler de kafir olmuslardır. Halbuki bir ilahtan baska ilah yoktur. Eger dediklerinden vazgecmezlerse, suphesiz onlardan kufre girenlere elem verici bir azab vardır

[74] Hala Allah´a tevbe edip bagıslanmalarını dilemiyecekler mi ? Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[75] Meryem oglu Mesih, peygamberden baska degildir. Suphesiz ki ondan once de peygamberler gelip gecmistir. Annesi de cok dogru (ve iffetli) bir kadındı; ikisi de yemek yerlerdi. Dikkat et, onlara ayetlerimizi nasıl acıklıyoruz; sonra yine dikkat et de bak, nasıl cevriliyorlar

[76] De ki: Allah´ı bırakıp da size zarar ve yarara sahip olamayan seylere mi tapıyorsunuz ? Allah (her seyi) isitendir, bilendir

[77] De ki: Ey Kitap Ehli! Dininizde haksız yere taskınlık yapıp sınırı asmayın. Daha once sapmıs ve bircoklarını saptırmıs da duz yoldan ayrılmıs bir toplulugun heveslerine uymayın

[78] Israil ogulları´ndan kufre sapanlar, Davud´un ve Meryem oglu isa´nın diliyle lanetlenmislerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve taskınlık yapıp haddi asmalarındandır

[79] Oyle ki, yaptıkları kotulukten birbirlerini men´etmiyorlardı. Yapageldikleri sey ne de kotu

[80] Onlardan cogunun (Allah´ı) inkar edenleri dost edindiklerini gorursun. Nefslerinin kendilerinden yana one surdugu sey ne fena! Allah onlara hısmetmistir ve onlar azab icinde devamlı kalıcılardır

[81] Eger Allah´a, Peygamber´e ve Peygamber´e indirilene iman etmis olsalardı, elbette o kafirleri dost edinmezlerdi; ne var ki, onların cogu fasık (ilahi yol ve sınırı asmıs)dırlar

[82] And olsun ki, mu´minlere karsı insanlardan en siddetli dusman olarak Yahudileri ve bir de Allah´a ortak kosanları bulursun. Ve onlardan mu´minlere karsı en yakın sevgi gosterenleri ise, «Biz Nasraniyiz» diyenleri bulursun. Bu da, onların arasında papazlar ve rahipler bulundugu icindir; hem bunlar (Hakk´ı kabulde pek) buyukluk taslamazlar

[83] Peygambere indirileni isitince, Hakk´a olan asinalıklarından dolayı gozlerinde yas dolup bosaldıgını gorursun. «Rabbimiz! Inandık, bizi (hakka) sahidlerle beraber yaz» derler

[84] Bize ne oluyor da Allah´a ve bize gelen hakka (ilahi cagrıya) inanmayalım ? Halbuki Rabbimizin bizi iyi kisiler topluluguna katmasını umup durmaktayız

[85] Allah da onlara, bu sozlerine karsılık altlarından ırmaklar akıp, icinde ebedi kalacakları Cennetleri sevap (mukafat) olarak verdi. Iste bu iyilikte bulunup ihsan uzere davrananların mukafatıdır

[86] Hakk´ı inkar edip kufre sapanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar (var ya), iste onlar Cehennem ehlidir

[87] Ey iman edenler! Allah´ın size helal kıldıgı temiz ve yararlı seyleri haram kılmayın ; asırı da gitmeyin. Suphesiz ki Allah asırı gidenleri sevmez

[88] Allah´ın size verdigi rızıktan heial ve temiz olarak yiyin ; iman ettiginiz Allah´tan korkup (haddi asmaktan ve haram yemekten) sakının

[89] Allah sizi bosanlamsız (dil alıskanlıgı sebebiyle yaptıgınız) yeminlerinizle sorumlu tutmaz; ama (bilerek, azmederek) bagladıgınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun keffareti, coluk cocugunuza yedirdiginizin ortalamasından on yoksula yedirmeniz veya onları giydirmeniz ya da bir kole azad etmenizdir. Bunları bulamayan kimseye uc gun oruc gerekir. Iste yemin ettiginizde yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi koruyun. Iste boylece Allah size ayetlerini acıklıyor, ola ki sukredersiniz

[90] Ey iman edenler! icki, kumar, tapınmak icin konulan dikili taslar ve fal okları (talih zarları) seytan isi murdar seylerden baskası degildir. O halde bunlardan kacınıp sakının ki kurtulusa eresiniz

[91] Seytan, icki ve kumar hususunda ancak aranıza dusmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah´ı anmaktan, namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık vazgecersiniz degil mi

[92] Allah´a itaat edin. Peygamber´e itaat edin ve (icki, kumar gibi haramlardan) sakının. Eger yuzcevirirseniz, bilin ki Peygamberimize dusen sadece acık tebligdir

[93] Iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar, (Allah´a ortak kosmaktan) sakınıp (Allah´a ve Peygamber´e) imanlarında sebat ederek iyi yararlı amellerini surdururler, sonra da (icki, kumar ve benzeri fenalıklardan) sakınıp (bunların haram kılındıklarını kabul ederek) inanırlar ve amellerini guzellestirip iyi hal uzere olurlarsa, (daha once bu gibi haram nesnelerden) tattıklarından dolayı kendilerine bir gunah yoktur. Allah guzel amellerde bulunup durumunu iyilestirenleri sever

[94] Ey iman edenler! And olsun ki Allah sizi, gıyabında kendisinden kimin (saygı dolu bir kalb ile) korktugunu, ellerinizin ve mızraklarınızın erisebildigi av (cinsinden) bir seyle denemektedir. Artık kim bundan sonra (Allah´ın koymus oldugu yasak sınırını) asarsa, onun icin elem verici bir azab vardır

[95] Ey iman edenler! Siz ihramlı iken avı oldurmeyin ; sizden kim bile bile onu oldururse kendisine ceza vardır. O da oldurdugune benzer bir davardır ki, oldurulen gibi oldugunu iki adil kimse takdir eder, hukum verir. Davar, hacı kurbanı olmak uzere Kabe´ye goturulur, orada kesilir; yahut yoksullara yemek vermek veya onun dengince oruc tutarak keffaretini eda etsin. Ta ki isledigi (bu cinayetin) vebalini tatmıs olsun. Gecmisteki (islenen bu tur cinayetleri) Allah bagısladı. Kim donup bir daha boyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah hep ustundur, gucludur ve (ilahi sınırları asanlardan tevbe etmezlerse) intikam alıcıdır

[96] Deniz avı ve onu yemek size de, gelen misafir kafilelere de helal kılındı. Ve ihramlı bulundugunuz surece kara avı size haram kılınmıstır. (Kabirlerinizden kalkıp hesap alanına) toplanacagınız, (huzurunda yer alacagınız) Allah´tan korkun

[97] Allah Beytu´l-Haram = Kabe´yi, hurmetli ay´ı, Kabe´ye gonderilen gerdanlıklı, gerdanlıksız kurbanlıkları, insanların hayat duzeni icin dayanak kılmıstır. Bu, Allah´ın goklerde olanı da, yerde olanı da bildigini ve gercekten Allah´ın her seyi bilen oldugunu bilip anlamanız icindir

[98] Biliniz ki, Allah gercekten hem verecegi ceza bakımından cok siddetlidir, hem de Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[99] Peygambere ancak teblig gerekir. Allah ise sizin neler acıkladıgınızı, neler gizlediginizi bilir

[100] De ki: Murdarın coklugu senin hosuna gidip hayretini mucib olsa da murdarla pak bir degildir. O halde ey sagduyu sahipleri! Allah´tan korkun ki kurtulusa eresiniz

[101] Ey iman edenler! Size acıklanınca sizi kotumser yapacak (veya uzecek) seylerden sormayın; ama Kur´an indirildiginde sorarsanız size acıklanır. Allah (daha once bu kuralı bilmeden) sorduklarınızdan dolayı sizi) atfetmistir. Allah cok bagıslayandır, sefkatle, lutufla, merhametle sabredendir

[102] Sizden once bir millet de onları sormustu, sonra da o yuzden kafir olmuslardı

[103] Allah ne bahire, ne saibe, ne vesile, ne de ham´dan hic biriyle emretmemis ve mesru´ da kılmamıstır. Ama o kufredenler Allah´a karsı yalan uydurup iftirada bulunuyorlar; cogunun da aklı ermemektedir

[104] Onlara, «Allah´ın indirdigi Kitab´a ve Peygamberin (Sunnetine) yuzcevirip gelin!» denilince, atalarımızı uzerinde buldugumuz seyler bize yeter, derler. Ya ataları bir sey bilmeyenler ve dogru yolu bulmayanlar idiyse

[105] Ey iman edenler! Kendinize sahip cıkın. Siz dogru yolda iseniz, yoldan sapan size zarar veremez. Hepinizin de donusu Allah´adır. O size yaptıklarınızı bir bir haber verip acıklayacaktır

[106] Ey iman edenler! Sizden birine olum hali geldiginde vasiyyette bulunurken, aranızdan iki adil kisiyi veya yolculuk halinde bulunuyorsanız, bu sırada size olum musibeti gelip catmıssa, sizden olmayan baska iki kimseyi sahid tutun ve onları namazdan sonra alıkoyun. Suphelendiginiz takdirde, onlar soyle yemin ederler: «And olsun ki, yakınımız bile olsa andımızı paha ile degistirmeyecegiz, aksi halde gunaha girenlerden oluruz !»

[107] Eger bu iki sahidin (vebal altına girip) bir gunahı hakkedeceklerine bilgi edinilirse, onların yerine, olene daha yakın hak sahibi varislerden iki kisi gecer ve Allah´a yemin ederek soyle derler: «Yemin olsun ki bizim sahidligimiz onların sahidliginden daha haktır ve hakkı da asmadık, aksi halde zalimlerden oluruz.»

[108] Bu, sahidligi yerine getirmelerine veya yeminlerinden sonra yeminlerinin reddolunmasından korkmalarına daha yakın (bir care)dir. Allah´tan korkup (sahitligi yerine getirmemekten) sakının ve (iyice) dinleyin. Allah, ilahi sınırları asıp gunah isleyenleri sevmez

[109] Allah, peygamberleri biraraya getirecegi gunde, «size ne cevap verildi ?» diyecek. Onlar da «bizim hic bir bilgimiz yok, gayıbları bilen suphesiz ki sensin sen!» diyecekler

[110] Allah (o gun) buyuracak ki: Ey Meryem oglu Isa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla ; hani seni Ruhu´l-Kudus ile desteklemistim de besikte ve yetiskin iken insanlara konusuyordun ; hani sana kitab´ı (okuyup yazmayı), hikmeti, Tevrat ve incil´i ogretmistim ve sana, benim iznimle camurdan kus biciminde (sekil) yapıp ona uflemistin, o da benim iz nimle kus oluvermisti. Bir de anadan dogma koru, alaca tenliyi benim iznimle iyilestirmistin; hani oluleri de benim iznimle kabirden diri olarak cıkarıyordun ve Israil ogulları´na acık belgeler (mu´cizeler) getirdiginde onların (saldırısını) senden savmıstım ; onlardan inkara sapanlar, «bu acık bir sihirden baskası degildir» demislerdi

[111] Ve hani Havarilere, bana ve peygamberime iman edin diye ilhamda bulunmustum, onlar da «biz iman ettik, Hakk´a teslimiyet gostredigimize sahid ol» demislerdi

[112] Hani bir vakit de Havariler, «Ey Meryem oglu Isa ! Rabbin gokten uzerimize bir sofra indirebilir mi ? (veya sen Rabbin´den boyle bir istekte bulunabilir misin?)» demislerdi. (Bunun uzerine Isa onlara:) «Eger mu´minler iseniz Allah´tan korkup (ilahi sınırları asmaktan, O´nun hakkında suphe etmekten) sakının,» demisti

[113] Havariler, «ondan yemegi, kalbimizin yatısmasını ve senin de bize dogruyu soyledigini bilmeyi, onun uzerine sahitlerden olmayı arzu ediyoruz da (ondan bu istekte bulunuyoruz),» diyerek (samimiyetlerini) belirtmislerdi

[114] Meryem oglu Isa (dua ederek) dedi ki: Allah´ım ! Rabbimiz ! Uzerimize gokten (oyle) bir sofra indir ki, bizim ilkimize de sonrakilerimize de bayram ve senden acık bir belge (mu´cize) olsun. Bizi rızıklandır; sen rızık verenlerin en hayırlısısın

[115] Allah (onun bu istegine karsı soyle) buyurdu : O sofrayı herhalde size indirecegim ; artık kim ondan sonra inkara, nankorluge saparsa, alemlerde hic kimseye yapmayacagım bir azab ile ona azab ederim

[116] Hem Allah, «Ey Meryem oglu Isa! Sen mi insanlara Allah´tan baska benimle annemi iki ilah edinin, dedin ?!» demisti (diyecek) de Isa, «Seni (ortaklardan, noksanlıklardan) tenzih ederim ; bana, hak olmayan bir sozu soylemek yarasmaz. Eger soylemissem elbette sen onu bilirsin. Nefsimde olup biten seyi bilirsin, ben ise senin nefsinde (ilminde subut bulan) seyleri bilmem. Suphesiz ki sen, sensin gaybleri cok iyi bilen,» diye cevap vermisti (cevap verecek)

[117] Onlara sadece bana emrettigini soyledim: «Benim de Rabbim, sizin de Rabblniz olan Allah´a kulluk edin». Onlar arasında bulundugum surece kendilerine sahid idim. Beni aralarından tutup aldıgında, uzerlerinde denetleyici olarak (sadece) sen kaldın ; sen her seye yeterince sahidsin

[118] Eger onlara azab edersen, suphesiz ki onlar senin kullarındır; bagıslarsan, dogrusu sen cok guclusun, cok ustunsun, hem de yegane hikmet sahibisin

[119] (Bunun uzerine) Allah buyuracak : (Bugun) dogruların dogruluklarının kendilerine yarar verdigi gundur; onlar icin altlarından ırmaklar akan icinde ebedi kalacakları Cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah´tan razı oldular. Iste bu, buyuk bir kurtulustur

[120] Goklerin, yerin ve bunlarda bulunanların mulku (tasarruf ve hukumranlıgı) Allah´ındır. O her seye kadirdir (gucu her seye yeter)

En'âm

Surah 6

[1] Hamd o Allah´a ki gokleri ve yeri yaratmıs, karanlıkları ve aydınlıgı duzenleyip var kılmıstır. Sonra da (Hakk´ı) inkar edenler Rablarına, (yaptıkları putları, putlastırdıkları kisileri) denk tutuyorlar

[2] O ki, sizi camurdan yaratmıs, sonra da (size) bir ecel belirleyip takdir etmistir. Belirlenip adlandırılan ecel O´nun yanındadır. Sonra da siz (kalkıp) suphe ediyorsunuz

[3] O, goklerde de, yerde de (ovulmege layık olan) Allah´tır; sizin gizli ve acık hallerinizi bilir; kazandıklarınızı da bilir

[4] Onlara Rablerinden ne kadar bir ayet geldiyse, mutlaka ondan yuzcevirdiler

[5] Kendilerine (Rablerinden) hak (olan Peygamber ve Kitab) geldiginde durmadan onu yalanladılar. Yakında ne ile alay ettiklerinin (bas dondurucu) haberi gelecektir

[6] Kendilerinden once nice nesilleri yok ettigimizi gormediler mi ? Yeryuzunde sizi yerlestirmedigimiz yerlere onları yerlestirmis, uzerlerine gokten bol yagmur indirmis, ırmakları ayaklarının altından akar duruma getirmistik. Ama gunahları sebebiyle onları yok ettik de, arkalarından baska bir nesil yetistirdik

[7] Eger sana kagıt uzerinde yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, o kufredenler yine de bu acık bir sihirden baskası degildir, derlerdi

[8] Bir de O´nun (Muhammed´in) uzerine (bizim gorebilecegimiz bicimde) bir melek indirilseydi ya, derler. Eger bir melek indirseydik, (ilahi sunnetimiz geregi) is olup biterdi de kendilerine goz bile actırılmazdı

[9] Eger o indirecegimizi melek kılsaydık, yine onu bir adam (seklinde) yapardık da dustukleri supheye tekrar onları dusurmus olurduk

[10] And olsun ki, senden onceki peygamberlerle de alay edildi, o alaya aldıkları sey onların uzerine inip her taraflarından sararak mahvetti

[11] De ki: (Ey inkarcı sapıklar!) yeryuzunde gezip dolasın da sonra (hakk´ı) yalanlayanların sonunun ne oldugunu bir gorun

[12] De ki: Goklerde ve yerde olan kimindir? De ki: Allah´ındır. O, rahmeti kendine gerekli kılmıstır. And olsun ki, meydana geleceginde hic suphe olmayan Kıyamet gunu sizi bir araya getirip toplayacaktır. Kendilerine yazık edenler (var ya), iste onlar (Allah´a ve Kıyamete) inanmazlar

[13] Gecede ve gunduzde eylesen ne varsa hepsi O´nundur. O isiten ve bilendir

[14] De ki: Allah´tan baskasını mı dost edinirim ? O ki, goklerin ve yerin orneksiz, benzersiz yaradanıdır. O, rızık verip yedirir; kendisi yedirilip rızıklanmaz. De ki: Ben. dini Allah´a halis kılıp O´na teslimiyet gosterenlerin ilki olmakla emrolundum ve sakın Allah´a ortak kosanlardan olma

[15] De ki: Eger Rabbime karsı gelirsem, elbette buyuk gunun azabından korkarım

[16] Artık kim o gun azabdan cevrilirse. gercekten Allah ona merhamet etmistir ve bu cok acık bir kurtulustur

[17] Eger Allah, sana bir sıkıntı ve uzuntu dokundurursa, onu O´ndan baska giderip kaldıran bulunmaz. Ve eger sana bir hayır dokunursa, (suphesiz ki) O. her seye gucu yetendir

[18] O, kullan ustunde essiz ustunluge, sınırsız tasarrufa sahiptir; O, hikmetle tasarrufta bulunandır, (her seyden) haberlidir

[19] De ki: Hangi sey sahid olarak daha buyuktur? De ki: Allah... 0, benimle sizin aranızda sahiddir. Bu Kur´an bana, onunla sizi ve kime ulasırsa onu uyarmam icin vahyedildi. Ya sizler cidden Allah ile beraber ilahlar bulunduguna sehadet eder misiniz ? De ki: Ben sehadet etmem. De ki: Ancak O. bir tek ilahtır ve ben suphe yok ki, sizin ortak kostuklarınızdan beriyim, (hicbir ilgim ve ilisigim yoktur)

[20] Kendilerine kitap verdigimiz (ummetler), Onu (Peygamber Muhammed´i) oz cocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerine yazık edenler (var ya) onlardır ki inanmazlar

[21] Allah´a iftirada bulunup yalan uyduran veya O´nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim vardır? Durum o ki, zalimler (umdukları) kurtulusa elbette kavusamazlar

[22] Onların hepsini (kabirlerinden) kaldırıp biraraya getirecegimiz, sonra da ortak kosanlara, «iddia edip durdugunuz ortaklarınız nerede ?» diyecegimiz gun, (onlar icin hic oma hic kurtulus olmayacaktır)

[23] Sonra onların bir baska fitnesi olmayacak, sadece su sozleri olacak: «Rabbimiz Allah´a yemin ederiz ki, biz ortak kosanlar degildik !»

[24] Bak, kendilerine karsı nasıl yalan soylediler de uydurdukları seyler (putlar) da onlardan (nasıl) uzaklasıp kayboldular

[25] Onlardan bir kısmı da sana kulak verip dinlerler, (inandıkları icin dinlemezler, kusur bulmak icin kulak kabartırlar). Biz, anlamamaları icin kalblerinin uzerine kat kat ortu gerdik ; kulaklarına da bir agırlık koyduk ; artık onlar butun belge ve mu´cizeleri de gorseler yine inanmazlar. O kadar ki, sana geldiklerinde seninle tartısıp cekisirler; kufredenler, «bu, eskilerin masallarından baska bir sey degildir» derler

[26] Onlar, O´ndan (Kur´an ve Peygamber´den) alıkoymak Icin engel olurlar ve kendileri de O´ndan uzak kalırlar. Farkına varmayarak ancak kendilerini mahvederler

[27] Onları ates uzerinde durdurulacakları zaman bir gorsen, «Ah keske biz geri cevrilsek de Rabbimizin ayetlerini bir daha yalanlamasak ve mu´minlerden olsak» derler

[28] Hayır, daha once gizledikleri seyler onlara acıkca gorundu. Eger (Dunya´ya) geri dondurulselerdi yine de men´edildlkleri seylere doneceklerdi ; dogrusu onlar yalancıdırlar

[29] Dediler ki: Hayat, sırf dunya hayatımızdır, baska bir hayat yoktur ve biz bir daha diriltilip kaldırılacak da degiliz

[30] Onları, Rabbin karsısına cıkarılıp (hesap alanında) durdurulacakları zaman bir gorsen, su (gordugunuz dirilme) hak degil mi..? Diyecek. Evet, Rabbimize and olsun ki haktır, diyecekler. O halde inkar ettiginize karsılık azabı tadın, buyuracak

[31] Allah´a kavusmayı yalanlayanlar gercekten ziyanda kaldılar; ta ki Kıyametin kopusu ansızın kendilerine gelince, gunah ve veballerinin agırlıklarını sırtlarına yuklendikleri halde, dunyadaki noksanlık ve kusurlarımızdan dolayı ah, yazıklar olsun bize I diyecekler. Ne kotudur o yuklendikleri sey

[32] Dunya hayatı bir oyuncak ve eglenceden baska bir sey degildir. Ahiret yurdu ise, Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlar icin elbette daha hayırlıdır; artık akletmiyecek misiniz

[33] Onların soylediklerinin seni uzdugunu cok iyi biliyoruz. Gercekte onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler bile bile Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlar

[34] And olsun ki, senden once gonderilen nice peygamberler de yalanlanmıstır, ama onlar bizim yardımımız kendilerine gelinceye kadar yalanlandıkları seylere ve kendilerine yapılan eziyetlere katlanıp sabrettiler. Allah´ın (va´dettigi) sozlerini degistirecek (hicbir kuvvet) yoktur. Hem and olsun ki, sana o peygamberlerin haberinden bazı bolumler de geldi

[35] Ama eger onların yuzcevirmeleri sana agır geliyorsa, hemen onlara daha baska bir ayet (benzeri olmayan bir mu´cize) getirmen icin yerin derinliklerine bir tunel veya goge (yukselmege) bir merdiven aramaya koyul, guc getirebilirsen (durma gerceklestir). Eger Allah dileseydi onları dogru yol uzerinde toplayıp biraraya getirirdi. Sakın sen bilgisizlerden olma

[36] (Hakk´a cagrıya) olumlu cevap verenler, ancak (seni gonulden) dinleyip kulak verenlerdir. Oluleri ise, ancak Allah diriltir; sonra da hepsi O´na dondurulurler

[37] Ve O´na (Muhammed´e) Rabbinden bir baska ayet (herkesi inandırıcı mu´cize) indirilseydi ya, derler. De ki: Allah´ın bir ayet indirmege mutlaka gucu yeter. Ne var ki onların cogu (bu yuce kudreti, ilahi sunneti) bilmezler

[38] Yeryuzunde yuruyup hareket eden her hayvan, kanatlarıyla ucan her kus, sizin gibi birer ummettirler. Kitab´da hicbir seyi eksik bırakmadık ve ihmal de etmedik. Sonunda (hepsi de) Rablerine hasrolunurlar

[39] Ayetlerimizi yalanlayanlar ise, karanlıklar icinde bir suru sagırlar ve dilsizlerdir. Allah diledigini dogru yoldan saptırır, diledigini de dogru yol uzerinde bulundurur

[40] De ki: (Ey inkarcı sapıklar!) bana haber verin, size Allah´ın azabı gelecek olsa veya Kıyamet saati gelip catsa Allah´tan baskasını mı cagırır, dua edersiniz ? Dogrulardan iseniz (soyleyin gercegi)

[41] Herhalde ancak Allah´a yonelip dua edersiniz, artık O dilerse, (korkup) kendisine dua ettiginiz seyi giderir; siz de O´na ortak kostugunuz seyi unutursunuz

[42] And olsun ki, senden once (gelip gecen) ummetlere peygamberler gonderdik, (muhalefet ettikleri icin) onları —yalvarıp yakarsınlar diye— darlık ve bunaltıcı seylerle yakaladık

[43] Onlara darlık ve sıkıntımız geldigi zaman yalvarıp yakarsaydılar ya.. Ama nerede, kalbleri katılasmıs ve yapageldikleri seyleri seytan onlara susleyip cekici duruma getirmistir

[44] Ne vakit ki kendilerine yapılan hatırlatmayı unuttular; her seyin kapılarını onlara actık; sonunda verilen seylerle sevinip ferahladıklarında ansızın kendilerini yakalayıverdik de umitlerini yitirdiler

[45] Boylece zulmedenlerin ardı arkası kesildi. Alemlerin Rabbine hamd olsun

[46] De ki: Haber verin bana, eger Allah isitmenizi ve gozlerinizi alır, kalbleriniz uzerini muhurlerse, Allah´tan baska hangi ilah onu size getirir? Dikkat et, ayetlerimizi nasıl turlu turlu acıklayıp ceviriyoruz, sonra da onlar (inkarcı sapıklar) yuzceviriyorlar

[47] De ki: Haber verin bana, eger Allah´ın azabı ansızın veya acıktan size gelecek olursa, zalimler toplulugundan baskası mı helak olur

[48] Biz, peygamberleri ancak mujdeciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Artık kim iman edip kendini duzeltirse, onlar uzerinde´ hicbir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir de

[49] Ayetlerimizi yalanlayanlara ise, dogru yoldan sapıp ilahi sınırları astıkları karsılıgında azab dokunacaktır

[50] De ki: Ben size Allah´ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, elbette ben bir melegim de demiyorum. Ben ancak bana vahyedilene uyarım. De ki: Gormeyenle goren bir midir ? Artık dusunmez misiniz

[51] Ve bunun (Kur´an) ile Rabbınıza hasr olunacaklarına (inanıp) korkanları uyar; onlara Rablarından gayri ne bir sahip cıkan dostları, ne de bir sefaatcileri vardır; ola ki, (Allah´tan) korkup kotuluklerden sakınırlar

[52] Allah´ın hosnutlugunu dileyerek sabah-aksam Rablarına dua edip (kulluk gorevlerini yerine getirmeye) calısanları (huzurundan ya da meclisinde bulunmaktan) kovma ; onların hesabından sana bir sey yok, senin hesabından da onlara bir sey yok ki onları kovup haksızlıkta bulunanlardan olasın

[53] Boylece onlardan kimini kimiyle deneyip fitneye soktuk, ta ki «Aramızdan bunlara mı Allah nimet verip lutufta bulunmustur?» desinler. Allah sukredenleri daha iyi bilen degil midir

[54] Ayetlerimize inananlar sana geldiklerinde, de ki: Selam size, Rabblniz kendine rahmeti gerekli kılmıstır. Suphesiz ki sizden kim bilmeyerek bir kotuluk (veya gunah) isler, sonra de tevbe edip kendini duzeltirse, Allah suphesiz ki cok bagıslayandır ve cok merhamet edendir

[55] Iste boylece ayetlerimizi bir bir acıklıyoruz ki sucluların yolu belli olup secilsin

[56] De ki: Dogrusu ben sizin Allah´tan baska taptıgınız seye tapmaktan men´olundum. Ve de ki: Sizin heveslerinize de uymam, o takdirde hem sapıtırım, hem de dogru yol uzerinde bulunanlardan olmam

[57] De ki: Suphesiz ki ben, Rabbimden (hakkı ve gercegi yansıtan) acık belge uzereyim ve siz onu yalan saydınız; acele edip isteye durdugunuz azab da elimde degildir; hukum ancak Allah´ındır; O hakkı anlatır, O (hakkı batıldan, iyiyi kotuden, dogruyu egriden) ayırd edenlerin en hayırlısıdır

[58] De ki: Eger sizin acele edip istediginiz sey elimde olsaydı, aramızdaki durum herhalde coktan hukme baglanıp sonuclanırdı. Allah ise zalimleri daha iyi bilendir

[59] Gaybın anahtarları (veya hazineleri) O´nun katındadır; onları O´ndan baskası bilmez. O, denizdeki ve karadaki seyleri bilir. Bir yaprak dusmez ki O bilmesin ; yerin kararılıkldrındaki bir daneyi de O bilir. Yas kuru ne varsa hepsi o acık, her seyi acıklayan kitaptadır

[60] Geceleyin sizi uyutup olu gibi yapan, gunduzleyin neler kazanacagınızı bilen, sonra da belirlenmis eceliniz tamamlansın diye sizi {sureli olarak) uyutup kaldıran O´dur. Sonra da donusunuz ancak O´nadır. Sonunda yapageldikleriniz! size bir bir haber verir

[61] Kulları uzerinde kudret ve saltanatiyle hep O ustundur. Size Hafeze (islediklerinizi yazıp koruyan melekler) gonderir, sizden birinize olum geldiginde, elcilerimiz onun canını alırlar ve onlar (gorevlerinde) bir eksiklik yapmazlar

[62] Sonra da canları alınarak Hakk olan Mevla´larına (yegane sahiplerine) dondurulurler. Haberiniz olsun ki, hukum ancak O´nundur ve O, hesap gorenlerin en cabugudur

[63] De ki: Sizi kara ve denizin karanlıklarından kim kurtarır ? Yalvara yalvara gizlice Allah´a dua edersiniz de eger bizi bundan kurtarırsa herhalde sukredenlerden oluruz (dersiniz)

[64] De ki: Allah sizi ondan da ve her sıkıntıdan da kurtarır; sonra da (kurtulunca) siz (O´na) ortak kosarsınız

[65] De ki: O, ustunuzden ve ayaklarınızın altından bir azab gondermege, ya da sizi birbiriinze katıp taraflara ayırmaga ve kiminize kiminizin hıncını tattırmaga elbette gucu yeter. Ayetleri nasıl ayrı ayrı anlatımla acıklyoruz, bir bak !. Ola ki anlarlar

[66] Kavmin Onu (Kur´an´ı) yalan saydı. Halbuki O haktır. De ki: Uzerinize vekil degilim, (benim gorevim acık tebligdir. Azab ve mukafat verme Allah´ın kudreti dahilindedir)

[67] Her haberin kararlastırılmıs bir vakti (belirlenmis bir saati) vardır ve siz de onu ileride gorup anlayacaksınız

[68] Ayetlerimize (alaylı bir tavırla, saygısızca) dalanları gordugun zaman, baska bir soze dalıncaya kadar onlardan yuzcevir. Sayet seytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalim kavm ile beraber oturma

[69] Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlar uzerinde onların hesabından bir sey yoktur; fakat bir hatırlatmadır, olur ki sakınırlar

[70] Dinlerini oyuncak ve eglence edinenleri, dunya hayatının aldattıgı kimseleri (kendi hallerine) bırak (da bocalayıp dursunlar). Ve Kur´an ile sunu hatırlat ki, bir kimse kendi kazandıgı ile kendini mahvetmeye gorsun, (o takdirde) onun icin Allah´tan baska ne bir yakın dost, ne de bir sefaatci vardır. Her turlu fidyeyi de verse kendisinden alınmaz. Kazandıklarına karsılık mahvolanlar iste bunlardır. (Evet) bunlar icin inkarlarına karsılık cok kaynar bir icki ve elem verici bir azab vardır

[71] De ki: Allah´ı bırakıp da bize ne bir yarar saglayan, ne de zarar verebilen seylere mi tapalım ? Allah bizi dogru yola eristirdikten sonra seytanların, saskın perisan bir halde yeryuzune salıp dolastırmak istedikleri ve arkadaslarının ise. «bize gel!» diye dogru yola cagırdıkları kimse gibi mi topuklarımız uzerine geriye donelim ? De ki: Suphesiz ki Allah´ın gosterdigi yol, dogru yolun kendisidir. Ve biz de alemlerin Rabbine teslimiyet gostermekle emrolunmusuzdur

[72] Ayrıca namazı dosdogru kılın, Allah´tan korkup kotuluklerden sakının diye emrolunduk. Hasrolunacagımız da ancak O´nadır

[73] O ki, gokleri ve yeri hak ile yarattı. «Ol!» dedigi gun oluverir. O´nun sozu haktır. Sur ufrulecegi gun de mulk (saltanat ve hukum) O´nundur. Gorulmeyeni de, goruleni de (olmus, olacagı da) O bilir. O, hikmet sahibidir ve (her seyden) haberlidir

[74] Bir zaman Ibrahim, babası Azer´e: Putları tanrılar mı ediniyorsun ? demis ve dogrusu ben seni ve kavmini acık bir sapıklık icinde goruyorum (diye ilave etmisti)

[75] Iste boylece biz Ibrahim´e kesin bilgi edinenlerden olsun diye goklerin ve yerin melekutunu (yaratılısındaki duzen, denge, plan ve bazı kanunların isleyisini) gosteriyorduk

[76] Gece karanlıgı basmaya baslayınca bir (buyukce) yıldız gordu, «bu imis Rabbim» dedi. Yıldız batınca da «ben batanları sevmem» dedi

[77] Sonra Ay´ı dogarken gorunce, «bu imis benim Rabbim» dedi. Ay batınca, «eger Rabbim beni dogru yola eristirmeseydi, herhalde su sapıtmıs topluluktan olurdum» (diye rek putperestleri uyarmaya calıstı)

[78] Ne vakit ki Gunes´i dogarken gordu, «bu imis benim Rabbim, bu daha buyukmus!» dedi. Gunes batınca, O, «Ey kavmim ! Suphesiz ki sizin ortak kostuklarınızdan beriyim» diyerek (onlara hak ile batıl ilahlar arasında bir mukayese yapma, aklın ısıgında arastırmada bulunma dusunce ve duygusunu vermege calıstı)

[79] Hem ben suphesiz ki yuzumu, batıldan uzak, hakka tamamen yonelmis bir halde gokleri ve yeri orneksiz yaratana cevirdim ve ben ortak kosanlardan degilim, (diyerek inanc ve gorevini acıkladı)

[80] Kavmi, Ibrahim´le tartısmaya kalkıstı. O da dedi ki: «Beni dogru yola eristirmisken Allah hakkında benimle tartısıyor musunuz ? O´na ortak kostugunuz seylerden korkmam ; megerki Rabbim bir seyi dilerse (mutlaka O´nun dilegi yerine gelir). Rabbim ilim bakımından her seyi kusatıp kapsamıstır. Artık dusunup ogut almaz mısınız

[81] Ortak kostugunuz seylerden nasıl korkarım ki, uzerinize hakkında hicbir kanıt ve belge indirmedigi seyleri O´na ortak kosmaktan korkmuyorsunuz ! O halde eger biliyorsanız (soyleyin), iki taraftan hangisi guvenilmege daha haklıdır

[82] Iiman edip imanlarını hicbir haksızlıkla karıstırmayanlar var ya, iste guven onlaradır; dogru yola erisenler de onlardır

[83] Iste bu, kavmine karsı Ibrahim´e verdigimiz kanıt ve belgelerimizdir. Diledigimiz kimselerin derecelerini yukseltiriz. Suphesiz ki, Rabbin hikmet sahibidir ve (her seyi) bilendir

[84] Ve ayrıca Ona (Ibrahim´e) Ishak´ı ve Yakub´u bagısladık ve her birini dogru yolda bulundurduk; daha once Nuh´u ve O´nun soyundan Davud´u ve Suleyman´ı, Eyyub´u, Yusuf´u, Musa ve Harun´u dogru yolda bulundurduk. Iste boylece iyi ve guzel davrananları mukafatlandırırız

[85] Zekeriyya, Yahya, Isa ve Ilyas´ı da dogru yolda bulundurduk; hepsi de iyi yararlı kisilerdendi

[86] Ismail, Elyesa´, Yunus ve Lut´u da dogru yolda bulundurduk ki hepsini de alemlerden (yasadıkları cagın insanlarından) ustun kıldık

[87] Onların babalarından, soylarından ve kardeslerinden de secip dogru yola eristirdik

[88] Iste bu, Allah´ın yoludur ki kullarından diledigini ona eristirir. Onlar Allah´a ortak kosmus olsalardı. Isledikleri amelleri bosa cıkardı

[89] Iste bunlar kendilerine kitap, hukum ve peygamberlik verdigimiz kimselerdir. Eger onlar (Mekke musrikleri) bunları tanımaz da inkar ederlerse, inkarcı olmayan bir kavmi (iman edenleri) buna vekil kılmısızdır

[90] Iste bunlar Allah´ın dogru yola eristirdigi kimselerdir; sen de onların yoluna uy. De ki: Buna karsılık sizden bir mukafat istemem. O (Kur´an) alemler icin ancak bir ogut, bir hatırlatmadır

[91] (Yahudiler), Allah insana hicbir sey indirmemistir, diyerek Allah´ın kadr-u kıymetini, azamet ve kudretini bilip anlayamadılar. De ki: Musa´ nın insanlara bir nur, bir hidayet olarak getirdigi kitabı kim indirdi ? —ki siz onu ayrı ayrı kagıtlara yazarak kimini ortaya cıkarıp acıklıyorsunuz, cogunu da gizliyorsunuz. Ne sizin, ne babalarınızın bilmediginiz seyler (o kitapla) size ogretilmistir—. De ki: (Tevrat´ı) Allah indirmistir. Sonra da onları bırak da daldıkları seyde oynayadursunlar

[92] Bu indirdigimiz kitap mubarektir; ellerindeki (Tevrat ve Incil´i) tasdik edicidir. Ummu´l-Kura (=Kentler Anası Mekke)lileri ve cevresindekileri uyarman icindir. Ahirete iman edenler, namazlarına devam ederek ona da iman ederler

[93] Allah´a karsı yalan uydurandan veya kendisine hicbir sey vahyedilmedigi halde, «bana vahyolundu» diyenden ve «Allah´ın indirdiginin benzerini ben de indirecegim» diye iddia edenden daha zalim kim vardır? O zalimleri olumun siddetli dalgalanması icinde meleklerin ellerini uzatıp «canlarınızı cıkarın ! Allah´a karsı haksız soylediklerinize ve O´nun ayetlerine karsı buyukluk taslamakta oldugunuza karsılık bugun horlayıcı alcaltıcı azab ile cezalandırılacaksınız !» (derlerken) bir gorsen

[94] Sanıma and olsun ki, sizi ilk yarattıgımız gibi bize bir bir geldiniz ve size verdigimiz nimetleri arkanızda bıraktınız. Aranızda (Allah´a) ortak oldugunu iddia ettiginiz sefaatcilerinizi beraberinizde goremiyoruz. And olsun ki, aranızdaki baglar kopmus ve iddia edip durdugunuz (her sey) sizden ayrılıp kaybolmustur

[95] Suphesiz ki Allah daneyi ve cekirdegi (yeniden hayat verip yesertmek icin) catlatıp yarandır. Diriyi oluden cıkarır, oluyu de diriden cıkarandır. Iste Allah bu! (Hak´tan) nasıl ve neden (oluyor da) donduruluyorsunuz

[96] sabahı (karanlıktan) yarıp cıkarandır. Geceyi de dinlenip sukunet bulma donemi; gunesi ve ay´ı da hesap uzere yaratıp duzenlemistir, iste bu yegane ustun olanın ve her seyi hakkıyle bilenin takdiridir

[97] Kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulmanız icin yıldızları size duzenlemistir. Gercekten biz ayetlerimizi bilip anlayan bir millet icin acık acık belirttik

[98] O ki sizi bir tek nefsten meydana getirdi. Bir karar yeri, bir de emanet yeri vardır. Gercekten biz anlayıslı bir millete ayetlerimizi bir bir acıkladık

[99] O ki. gokten su indirdi de onunla her seyin bitkisini cıkardık; ondan da yesillikler cıkarıp meydana getirdik; ondan da uzerine sıralanmıs doneler cıkardık. Hurma tomurcuklarından sarkan salkımlar, birbirine benzer ve benzemez zeytin ve nar cıkardık. Meyve verdiklerinde meyvelerine ve olgunlasmıs durumuna bir bakın I Suphesiz ki bunlarda inanan bir millet icin acık belgeler vardır

[100] Bir de cinleri, —O yarattıgı halde— Allah´a ortak kostular. Ayrıca O´na, bilgisizce ogullar ve kızlar uydurup sacmaladılar. Allah onların vasfedegeldiklerinden paktır ve cok yucedir

[101] Gokleri ve yeri ornekslz ve modelsiz var kılıp vucuda getirendir. O´nun esi olmadıgı halde cocugu nasıl olabilir?! Her seyi yaratmıstır ve O her seyi bilendir

[102] Iste Rabblniz, Allah budur! O´ndan baska ilah yoktur; her seyi yaratan O, artık O´na kulluk edip tapın. O, her seye vekildir, (koruyup duzen ve dengede tutan, belli kanunlarına gore tasarrufta bulunan O´dur)

[103] Gozler O´nu kusatıp goremez ; O, gozleri gorup kusatır. O, lutuf sahibidir ve her seyden haberlidir

[104] Gercekten Rabbinizden size kalb gozunuzu acacak, aklınıza ısık tutacak belgeler gelmistir. Artık kim gozunu acar, aklını kullanırsa, kendilehine, kim de korluk ederse kendi aleyhinedir. Ve ben, uzerinizde koruyucu bir bekci degilim

[105] Iste biz boylece ayetleri cesit cesit acıklayıp sekilden sekile ceviririz. O kadar ki, «sen okumus ogrenim yapmıssın» derler; biz de Onu (Ku´an´ı) bilip anlayabilen bir millete acıklayalım (diye cesitli acıklamalar yapıyoruz)

[106] Sana Rabbinden vahyedilene uy !. O´ndan baska ilah yoktur. Allah´a esortak kosanlardan yuzcevir

[107] Allah dileseydi, onlar ortak kosmazlardı. Biz seni onlar uzerine bir koruyucu kılmadık ve sen onlar uzerinde bir vekil de degilsin

[108] Allah´tan baskasını ilah edinip (onlara) tapanlara sovmeyin, sonra onlar da bilgisizce sınırı asıp Allah´a soverler. Her ummete amelini boylece suslemisizdir. (Hepsinin de) donusu Rablarınadır; o zaman neler islediklerini onlara bir bir haber verecektir

[109] Eger kendilerine (arzuları dogrultusunda) bir mu´cize gelirse, herhalde ona inanacaklarına dair olanca yeminleriyle yemin ettiler. De ki: Mu´cizeler ancak Allah katındadır. Farkında degilsiniz, onlara mu´cize gelse yine de inanmazlar

[110] Onların gonullerini ve gozlerini Ilk once inanmadıkları gibi ters ceviririz ve kendilerini azgınlıkları icinde bırakırız da bocalayıp dururlar

[111] Eger onlara melekleri de indirmis olsak, oluler de onlarla konusmus bulunsa, her seyi karsılarında grup grup toplasak yine de Allah dilemedikce onlar iman edecek degillerdir. Ne var ki cokları (bu gercege) bilgisizdirler

[112] Iste bunun gibi her peygambere insan ve cin seytanlarını dusman kıldık; onlar aldatmak icin birbirlerine yaldızlı sozler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Onları da, iftira edip durdukları seyleri de (basbasa) bırak

[113] Bir de Ahiret´e inanmayanların gonullerinin meyletmesini, hoslanmalarını ve elde ettikleri gunahları isleyedurmalarını (devam ettirmek) icin (bu yola basvururlar)

[114] Allah size kitabı bolum bolum (yeterince) acıklanmıs bicimde indirmisken, O´ndan baskasını mı hakem isteyeyim ? Kendilerine (daha once) kitap verdiklerimiz bilirler ki, O (Kur´an) elbette hak olarak Rabbından indirilmistir. Artık sen suphelenenlerden olma

[115] Rabbin sozu dogruluk bakımından da, adalet bakımından da tamamlanmıstır. O´nun sozunu degistirecek yoktur. O, isiten ve bilendir

[116] Yeryuzundekilerin coguna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar ; onlar zandan baskasına uymazlar ve onlar sadece yalan soyler, tahminlerde bulunurlar

[117] Suphesiz ki Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir ve O, dogru yolda bulunanları da cok iyi bilendir

[118] Uzerine Allah´ın adı anılmıs olanlardan yiyin ; eger O´nun ayetlerine inanan mu´minler iseniz (buna dikkat edin)

[119] Size ne oluyor da uzerine Allah´ın adı anılmıs olanlardan yemiyorsunuz ? Halbuki —darda kalıp kesin ihtiyac duydugunuz durum dısında— size haram kıldıklarını bir bir acıklayıp bildirmistir. Dogrusu bir cokları bilgisizce heveslerine uyup sapıtıyorlar. Suphesiz ki Rabbin asırı gidip (ilahi) sınırı asanları en iyi bilendir

[120] Artık gunahın acıgını da, gizlisini de bırakın! Dogrusu onlar ki gunah kazanırlar, kazandıklarının karsılıgını goreceklerdir

[121] Uzerine Allah´ın adı anılmamıs olanlardan yemeyin; cunku bu (baskası adına ve bir de putlar icin, onlar adına bogazlamak) suphesiz ki ilahi yoldan cıkmaktır. Hem seytanlar sizinle mucadele etmeleri icin dostlarına fısıldayıp dururlar; eger onlara uyarsanız, suphesiz ki, siz de Allah´a es-ortak kosanlar olursunuz

[122] Olu iken dirilttigimiz, insanlar arasında yurumesi icin kendisine bir nur sundugumuz kimse, karanlıklar icinde kalıp bir turlu cıkamayan kimse gibi midir? Boylece kafirlere isleyegeldikleri ameller suslenip yaldızlı gosterilmistir

[123] Iste bunun gibi, her kasabanın ileri gelenlerini, orada hile yapıp birtakım isler cevirsinler diye o kasabanın suc isleyenleri yaptık. Oysa onlar ancak kendilerini aldatıp hile yaparlar da farkında olmazlar

[124] Kendilerine bir ayet (mucize, Kur´an´dan acık bir belge) geldigi zaman, «Allah´ın peygamberine verilen (seref ve itibarın) bir benzeri bize verilmedikce asla iman etmeyiz !» dediler. Allah ise peygamberlik gorevini nereye (kime) sunacagını daha iyi bilir. Suc isleyen o kimselere —hilelerinden ve kirli islerinden dolayı— Allah katından hem asagılık, hem siddetli bir azab dokunacaktır

[125] Allah kimi dogru yola eristirmeyi dilerse, onun kalbini Islam´a acar. Kimi de saptırmak isterse, goge yukseliyormus gibi gogsunu daraltıp sıkıstırır. Iste boylece Allah iman etmiyenler uzerine murdarlık ve rusvaylık, azab ve ıztırab getirir

[126] Iste bu (Islam Dini), Rabbin dosdogru yoludur. Dusunup idrakini kullanabilen bir millete ayetleri bir bir yeterince acıkladık

[127] Onlara Rableri katında Daru´s-Selam (Selamet Yurdu) vardır; yapageldikleri (iyi amelleri)ne karsılık onların dost ve yarı (Allah)dır

[128] Onların hepsini (kabirlerinden kaldırıp) bir araya toplayacagı gun,;«Ey cin toplulugu! Insanlardan cogunu (dogru yoldan cıkarıp) kendinize cekmek amacını surdurdunuz» (diyecek). Onların insanlardan olan dost ve yandasları, «Rabbimiz ! Kimimiz kimimizden yararlandık ve bizim icin takdir buyurdugun sonuca eristik» diyecekler. (Rableri onlara soyle) buyuracak: «Cehennem atesi sizin konagınızdır; orada —Allah´ın diledikleri mustesna— ebedi kalıcılarsınız. Suphesiz ki Rabbin hikmet sahibidir ve (her seyi) bilendir

[129] Iste boylece zalimlerin kimini kimine kazandıkları (gunah ve yaptıkları zalimlik) sebebiyle dost ve yoldas ederiz

[130] Ey cin ve insan toplulukları! Size ayetlerimizi anlatan ve sizi bugununuzun gelip catacagıyla uyaran sizden peygamberler, elciler gelmedi mi ? (diye sorulacak). (Ey Rabbimiz !) kendi aleyhimize sahidler olduk, diyecekler. Dunya hayatı onları aldattı da kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine sahidlik ettiler

[131] Iste bu, (peygamberler gonderilmesinin, onların uyarıda bulunmasının sebebi), haberleri yokken, zulumleri yuzunden Rabbinin kasabaları yok edici olmadıgı (hikmetine dayanmakta)dır

[132] Herbiri icin islediklerinden dolayı dereceler vardır. Rabbin onların islediklerinden habersiz degildir

[133] Rabbin her seyden mustagni (hicbir seye ihtiyacı yoktur, butun varlık alemi 0´nun)dır; rahmet sahibidir. Dilerse sizi ortadan kaldırıp yok eder ve arkanızdan yerinize diledigini getirir; nitekim sizi de baska bir milletin soyundan meydana getirmistir

[134] Size va´dolunan elbette gelecektir ve siz (gelecek olan kazayı engelleyip Allah´ı) aciz kılacak degilsin izdir

[135] De ki: Ey Kavmim! Imkan ve gucunuz yettigince yapın yapacagınızı ; dogrusu ben (gorevimi yerine) getiriciyim. Ileride dunya evinin, Ahiret yurdunun (feyizli) sonucu kimin olacaktır bileceksiniz. Elbette zalimler kurtulusa eremiyeceklerdir

[136] Bir de kalkıp Allah´a, yarattıgı ekin ve davarlardan bir pay ayırdılar da kendi Zanlarınca, «bu Allah icin, su da ortaklarımız (olan putlarımız) icindir» dediler. Ortakları icin olanı Allah tarafına gecmezdi, (ama) Allah icin olanı ortaklarına (aktarılarak) gecip ulasırdı. Hukmettikleri sey ne kotu

[137] Bunun gibi, ortaklan, musriklerden bir coguna oz cocuklarını oldurmeyi susleyip cekici kılmıstı. (Bu da) hem onları mahvetmek, hem de dinlerini karıstırmak icindi. Allah dileseydi boyle yapmazlardı. O halde (ey peygamber!) onları iftira edip durdukları seyle basbasa bırak

[138] Onlar kendi zanlarına gore, «Bu davarlar ve ekinler dokunulmaz ; diledigimiz kimselerden baskası bunlardan yiyemez. Davarlardan bir kısmının sırtları haramdır» derler. Bir kısmını da (keserken) uzerine Allah adını anmazlar da Allah´a iftira ederler. Iftiralarına karsılık Allah onları cezalandıracaktır

[139] Yine onlar, «su davarların karınlarında bulunan yavrular (canlı dogarsa) sadece erkeklerimize mahsustur ; eslerimize ise haramdır. Olu olursa, hepsi (hepimiz) ona ortaktırlar» derler. Allah onlara, bu vasıflamalarından dolayı ceza verecektir, Suphesiz ki Allah, hikmet sahibidir ve (her seyi) bilendir

[140] Dusuncesizlikleri ve beyinsizlikleri yuzunden bilgisizce oz cocuklarını oldurenler; Allah´ın kendilerine rızık olarak sundugu seyleri, Allah´a iftira ederek haram kılanlar, zarara ugramıslardır. Gercekten onlar sapmıslardır (ve hic bir zaman) dogru yolu da bulamadılar

[141] O ki, cardaklı cardaksız, asmalı asmasız bag ve bahceleri; yemisleri ve tadları farklı olan hurma ve ekinleri; birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narı yaratıp ortaya cıkarandır. Gelisip meyve verdigi zaman meyvesinden yiyin ve bicilip devsirildigi gun hakkını verin; bir de sakın israf etmeyin ; cunku Allah gercekten israf edenleri sevmez

[142] Davarlarda da yuk tasıyan ve yununden, kılından yaygı yapılıp serilen (turler) yaratıp meydana getiren O´dur. Allah´ın size rızık olarak sundugundan yiyin, seytanın adımlarına uymayın ; cunku o sizin acık dusmanınızdır

[143] (Allah) sekiz cift (disili erkekli sekiz davar) yaratmıstır. Koyundan iki, keciden de iki.. De ki: Iki erkegini mi yoksa disisini mi veya iki disinin rahminin kapsayıp sarındıgını mı haram kılmıstır ? Eger dogrulardan iseniz ilme dayalı bana haber verin

[144] Ve deveden de iki, sıgırdan da iki yarattı. De ki: Iki erkegi mi yoksa iki disiyi mi veya iki disinin rahminin kapsayıp sarındıgını mı haram kılmıstır ? Yoksa Allah size bununla tavsiyede bulunurken siz hazırmıydınız ? Bilgisiz (dayanaksız ve vahiysiz)ce, insanları saptırmak icin Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Suphesiz ki Allah, zalim toplulugu dogru yola eristirmez

[145] De ki: Bana vahyolunanda olu, akıtılmıs kan, domuz eti —ki o murdardır—, ilahi sınırı asıp gunah isleyerek Allah´tan baskası adına bogazlanan hayvandan gayrisinin, yiyecek olan bir kimseye haram sayıldıgıyla ilgili (bir emir, bir belge) bulamıyorum. (Bunlardan da) kim yemege mecbur kalırsa, (diger darda kalana ve baskalarının hakkına) tecavuz etmemek, (zaruret miktarını) asmamak uzere yiyebilir. Suphesiz ki Rabbin cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[146] Yahudi (dininden) olanlara da (Tevrat´da) her tırnaklı olan hayvanı haram kıldık. Sıgır ve koyunların da sırtlarında veya bagırsaklarında veya kemige karısık bulunan yaglar dısında ic yaglarını haram kıldık. Bu, asırı gidip ilahi sınırları asmalarından, insan haklarına el uzatmalarından dolayı onlara verdigimiz bir cezadır ve elbette biz dogrularızdır

[147] Eger seni yalanlarlarsa, de ki: Rabbınız genis rahmet sahibidir; O´nun saltanat kahrı, suclu gunahkar topluluktan geri cevrilemez

[148] Allah´a ortak kosanlar diyecekler ki: Allah dileseydi ne biz (putlara taparak) ortak kosardık, ne de babalarımız ortak kosardı. Ve ne de bir seyi haram kılardık. Onlardan oncekiler de boyle yalanladılar (veya boyle yalan soylediler), sonunda kahredici azabımızı tattılar. De ki: (Bunu belgeleyecek) yanınızda ilimden bize cıkaracagınız bir sey varmı ? Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve siz ancak (delilsiz, bilgisiz, yalan yanlıs) atıp tutuyorsunuz

[149] De ki: En kesin ve ustun delil Allah´ındır; dileseydi hepinizi dogru yola eristirirdi, (ama oyle bir kanun koymadı, size akıl ve yetenek verip dogru ve egri yolu gostererek sizi serbest bıraktı)

[150] De ki: Allah´ın bunu haram kıldıgına tanıklık edecek sahitlerinizi haydi getirin ! Eger sahitlik ederlerse, sen onlarla beraber sahitlik etme; bizim ayetlerimizi yalanlayanların ve Ahirete de inanmayanların heveslerine uyma ; onlar (putlarını) Rablerine denk tutarlar

[151] De ki: (Ey Allah´a karsı yayalan uyduranlar!) Gelin de Allah´ın size neleri haram kıldıgını okuyup (haber vereyim); Hic bir seyi O´na ortak kosmayın ; ana babanıza iyilikte bulunun ; yoksulluk endisesiyle cocuklarınızı oldurmeyin; —sizin de onların da rızkınızı biz veririz—, hayasızlıgın acıgına da, gizlisine de yaklasmayın ; Allah´ın haram kıldıgı canı haksız yere oldurmeyin. Iste Allah bunları, aklınızı kullanırsınız diye size emreder

[152] Bir de yetim malına —rusde erinceye kadar— en iyi ve en uygun tarzın dısında yaklasmayın; olcuyu tartıyı tam ve dogru olcun tartın. Hic kimseye guc getiremiyecegiyle teklifte bulunmayız. Soz soylediginiz zaman —yakınınız bile olsa— ancak adaleti gozetin. Allah´ın ahdini (farz ve vacib kıldıgı hususları ve O´na karsı verdiginiz sozu) yerine getirin. Iste Allah, bunları size emreder; ola ki dusunur de ogut alırsınız

[153] Suphesiz bu benim dosdogru yolumdur; artık bu yola uyun, baska yollara uymayın, sonra o yollar sizi Allah yolundan saptırıp parcalar (fırkalara ayırır). Iste Allah size bunları emretmektedir; olur ki sakınırsınız

[154] Sonra biz Musa´ya kitabı, onu guzel (uygulayana) tamamlamak, her seyi uygun bicimde acıklamak ve dogru yolu gostermek, aynı zamanda rahmet olmak icin verdik ; olur ki, (Israil ogulları) Rablarına kavusacaklarına inanırlar

[155] Bu (Kur´an) ise, indirdigimiz mubarek bir kitabdır. Artık Ona uyunuz ve (Allah´tan korkup kotuluklerden) sakınınız ki merhamet olunasınız

[156] Bizden once yalnız iki topluluga (Yahudi ve Nasara´ya) kitap indirildi ve biz de onların egitim ve ogretimlerinden habersiz bulunuyorduk, dememeniz

[157] Veya bize de kitap indirilseydi elbette onlardan daha cok dogru yolu bulup basarılı olurduk, dememeniz icindir. Iste size Rabbınızdan acık belge, hidayet (dogru yolu gosteren rehber) ve bir de rahmet gelmistir. Allah´ın ayetlerini yalanlayıp (insanları ona yonelmekten) alıkoyanlardan daha zalim kim vardır? Ayetlerimizi yuzcevirerek engelleyenleri bu engellemeleri sebebiyle en kotu azabla cezalandıracagız

[158] Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbin gelmesini veya Rabbin bazı ayetleri (mu´cizeleri)nin gelmesini bekliyorlar. Rabbin bazı ayetlerinin gelecegi gun, daha once iman etmemis veya imanında bir hayır (iyilik ve salih amel) kazanmamıs hicbir kisiye imanı yarar saglamayacaktır. Onlara de ki: Bekleyin, biz de bekliyoruz

[159] Suphesiz ki, hizipleserek dinlerini parca parca edenler var ya, sen hicbir seyde onlarla bagımlı ve ilgili degilsin. Onların durumu Allah´a kalmıstır. Ileride ne istediklerini onlara haber verecektir

[160] Artık kim iyilikle gelirse, ona on misli vardır. Kim de kotulukle gelirse, ona ancak misliyle karsılık vardır ve onlara haksızlık edilmez

[161] De ki: Dogrusu Rabbim beni dosdogru yola, ibrahim´in dimdik ayakta duran, batıldan uzak, tamamiyle Hakk´a yonelmis (Hanif) dinine eristirmistir. Ve O hicbir zaman musriklerden olmadı´

[162] De ki. Suphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve olumum alemlerin Rabbi Allah icindir

[163] O´nun hicbir ortagı yoktur; bsn sadece bununla emrolundum ve ben Muslumanların ilkiyim

[164] De ki: Allah her seyin Rabbi oldugu halde ben O´ndan baska Rab mı arzulayıp ararım ? Herkesin kazandıgı (gunah ve vebal) kendisine aittir. Gunah yuku tasıyan hic kimse digerinin gunah yukunu tasımaz. Sonunda donusunuz Rabbınızadır; o zaman hakkında ayrılıga dustugunuz seyi size bildirecektir

[165] Sizi yeryuzunun halifeleri kılan, verdigi seylerden dolayı sizi denemek icin kiminizi kiminizden ustun derecelerle yukselten O´dur. Dogrusu Rabbin cezalandırmayı cok cabuk gerceklestirendir ve suphesiz ki O, hem cok bagıslayan, hem cok merhamet edendir

A'râf

Surah 7

[1] Elif - Lam - Mim - Sad

[2] Bu, uyarman ve mu´minlere ogutte bulunman icin sana indirilen bir kitaptır. Artık bundan dolayı gogsunde bir sıkıntı olmasın

[3] Size Rabbınızdan indirilene uyun ; O´ndan baska dostlar (edinip) uymayın. Ne de az ogut tutuyorsunuz

[4] Nice kasabaları bitik hale getirip yok etmisizdir ki, kahredici azabımız geceleyin veya ogle sıcagında dinlenirlerken onlara gelivermistir

[5] Kahredici azabımız gelip cattıgında, bagırıp cagırmaları sadece, «dogrusu biz zalimler idik!» olmus tur

[6] And olsun ki, kendilerine peygamberler gonderilenlerden soracagız ve suphesiz gonderilen peygamberlerden de soracagız

[7] Ve and olsun ki, onlara (kesin) bir bilgi ile (olup bitenleri) bir bir anlatacagız ve biz onlardan (hic bir an) gaib degildik

[8] O gun (amellerin) tartısı haktır. Artık kimlerin tartıları agır gelirse, iste onlar korktuklarından kurtulup umduklarına kavusanlardır

[9] Kimlerin de tartıları hafif gelirse, iste onlar ayetlerimizi (hice sayıp) haksızlık etmeleri karsılıgında kendilerine yazık edip zarara ugrayanlardır

[10] And olsun ki, sizi yeryuzune yerlestirdik ve orada sizin icin gecim yollarını yaratıp duzenledik. Ne de az sukrediyorsunuz

[11] Ve and olsun ki, sizi yarattık, sonra sizi sekillendirdik, sonra da meleklere: «Adem´e secde edin» diye buyurduk. Onlar da hemen secde ettiler; ancak Iblis secde edenlerden olmadı

[12] (Allah ona:) «Sana emrettigim halde seni secde etmekten alıkoyan sey nedir?» dedi. Iblis: «Ben ondan hayırlıyım, beni atesten, onu ise camurdan yarattın» diye cevap verdi

[13] (Allah ona:) «In oradan, sana orada buyukluk taslayıp gururlanmak gerekmez; cık, cunku elbette sen alcagın tekisin !» buyurdu

[14] Iblis, «kabirlerden dirilip kalkılacagı gune kadar bana muhlet ver» dedi

[15] Allah da: «Sen muhlet verilenlerdensin» buyurdu

[16] (Iblis): «Beni azgınlıga itmene karsılık, and olsun ki, onları saptırmak icin senin dosdogru yolun uzerinde oturacagım, sonra da onlara onlerinden, arkalarından, saglarından ve sollarından (yaklasıp) gelecegim ve Sen, onların cogunu sukreder bulamıyacaksın» dedi

[17] (Iblis): «Beni azgınlıga itmene karsılık, and olsun ki, onları saptırmak icin senin dosdogru yolun uzerinde oturacagım, sonra da onlara onlerinden, arkalarından, saglarından ve sollarından (yaklasıp) gelecegim ve Sen, onların cogunu sukreder bulamıyacaksın» dedi

[18] (Allah ona :) «Yerilmis ve kovulmus bir halde cık oradan. And olsun ki, onlardan kim sana uyarsa, Cehennemi sizlerle (evet) hepinizle dolduracagım» buyurdu

[19] Ey Adem! Sen ve esin Cennet´te eylesin, dilediginiz yerde(ki nimetlerden yeyin; (yalnız) su agaca yaklasmayın, sonra Hakk´a karsı gelip kendine yazık edenlerden olursunuz, (buyurdu)

[20] Bunun uzerine seytan (harekete gecip) ortulmus olan utanc yerlerini kendilerine gostermek icin ikisine vesvese verdi (fısıldadı, durtuslerde bulundu) ve: «Rabbınız bu agactan sizi ancak melek olmanızı veya burada temelli kalıcılardan bulunmanızı onlemek icin men´etmistir» dedi

[21] Ve «herhalde ben size ogut verenlerdenim» diyerek onlara yemin etti

[22] Boylece ikisini de aldatıp saptırdı : Adem ile esi o agactan tadınca, utanc yerleri acılıp ortaya cıktı. Cennet yapraklarından oralarının uzerine koymaya basladılar. Rabları da onlara soyle seslendi: «Ben ikinizi de o agactan men´etmedim mi ve size, "seytan mutlaka ikinize de acık bir dusmandır," demedim mi?»

[23] Ikisi birden: «Ey Rabbimiz! Kendimize haksızlık ve yazık ettik. Eger bizi bagıslamaz ve merhamet etmezsen herhalde zarara ugrayanlardan oluruz» dediler

[24] «Birbirinize dusman olarak inin ! Sizin icin yeryuzunde bir sureye kadar yerlesip kalmak ve yararlanıp gecinmek vardır» buyurdu

[25] «Orada yasar, orada olur ve oradan (tekrar dirilip) cıkarılırsınız» dedi

[26] Ey Adem ogulları! Size utanc yerlerinizi ortecek, elbise ve bir de sus elbisesi indirdik. Takva (Allah´tan korkup kotuluklerden sakınmak) elbisesi ise bunlardan daha hayırlıdır. Iste bu (nimetler) Allah´ın (yuce kudretine delalet eden) belgelerdendir Olur ki dusunur de ogut alırlar

[27] Ey Adem ogulları! Seytan utanc yerlerini kendilerine gostermek icin ana babanızın elbiselerini cekip cıkarmak suretiyle onları Cennet´ten cıkardıgı gibi, sizi de fitneye sokup saptırmasın. Dogrusu o da, yandasları da —onları gormediginiz yerden— sizi gorurler. Suphesiz ki biz Seytan´ı iman etmeyenlerin dostu kılmısızdır

[28] Onlar (o Seytan´ın dostu ve yandasları) bir terbiyesizlikte bulunduklarında, «babalarımızı bu yolda bulduk, Allah da bize bunu emretmistir» dediler. De ki: Allah, edepsizlik ve terbiyesizlikle emretmez. Bilmediginiz seyi Allah´a karsı mı (iftirada bulunup) soyluyorsunuz

[29] De ki: Rabbim adalet ve insafı emretmistir. Her secde yerinde yuzlerinizi (O´na, O´nun kutsal evine) dogrultun; dini O´nun icin katıksız kılarak dua ve ibadet edin. Sizi ilk yarattıgı gibi, yine O´na doneceksiniz

[30] Bir kısmını dogru yola iletti, bir kısmına da sapıklık hakkoldu. Cunku bunlar Allah´ı bırakıp seytanları dost edinmislerdi de kendilerini dogru yolda sanmıslardı

[31] Ey Adem ogulları! Her mescidde (namaz vakitlerinde orada bulundugunuzda) guzel ve temiz elbisenizi alıp giyinin ve bir de yiyiniz, iciniz israf etmeyiniz. Cunku Allah gercekten musrifleri sevmez

[32] De ki: Allah´ın kullarına cıkarıp sundugu susu ve rızıklardan temiz-pak olanlarını kim haram kılmıstır ? De ki: O dunya hayatında iman edenler icindir, Kıyamet´te de yine onlara mahsustur. Iste boylece bilen bir millet icin ayetlerimizi acıklıyoruz

[33] De ki: Rabbim ancak gizli-acık her turlu edep ve terbiye dısı seyleri, gunahı ve haksız yere tecavuzu ; hakkında hic bir delil indirmedigi seyleri Allah´a karsı (uydurup) soylemenizi haram kılmıstır

[34] Her ummetin (her milletin) son bulması icin belirlenmis bir vakti vardır, o gelince ne bir an geri kalırlar, ne de ileri gecerler

[35] Ey Adem ogulları! Size sizden, ayetlerimizi bir bir acıklayıp anlatan peygamberlerimiz gelir de kim (onlara karsı gelmekten, muhalefet etmekten) sakınır ve kendini duzeltirse, artık onlar icin korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir de

[36] Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karsı buyukluk taslayanlar yok mu, iste onlardır Cehennem yaranları, onlardır orada ebedi kalıcılar

[37] Allah´a karsı yalan uydurandan ve bir de O´nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim vardır ? Iste onlara kitapta (yazılı bulunandan) nasipleri ne ise erisecektir; ta ki, canlarını alacak olan elcilerimiz kendilerine gelince, «Allah´tan baska yalvarıp taptıklarınız nerede ?» diyecekler. Onlar da, «Bizden kacıp ortadan kayboldular» diyecekler ve kufre sapanlardan olduklarına dair (kendi aleyhlerine) sahitlikte bulunacaklar

[38] (Allah da onlara): Sizden once gelip gecen cin ve insanlar arasında siz de Cehennem´e girin, buyuracak. Ne kadar bir ummet atese girse yoldasına lanet edecek. Sonunda hepsi orada toplanıp biraraya gelince, sonrakiler oncekiler icin, «Ey Rabbimiz ! Iste bunlar bizi saptırdılar, o nedenle bunlara atesten kat kat azab ver,» diyecekler. Allah da: «Her birinize kat kat vardır, ama bilmiyor, anlamıyorsunuz,» buyuracak

[39] Oncekiler sonrakilere, «Sizin bize karsı bir ustunlugunuz yoktur. Kazandıgınıza karsılık azabı tadın I» diyecekler

[40] Elbette ayetlerimizi yalanlayıp onları kabul etmeyi (bir turlu) gururlarına yediremiyenlere suphesiz goklerin (rahmet) kapıları acılmaz ve deve igne deliginden gecmedikce, onlar da Cennet´e giremiyeceklerdir. Iste gunahkar sucluları biz boyle cezalandırırız

[41] Onlara Cehennem´den (hazırlanmıs) bir dosek ve ustlerinde de (atesten) ortuler vardır ve iste zalimleri biz boyle cezalandırırız

[42] Onlar ki iman edip guzel-yararlı amellerde bulunurlar —ki biz her kisiye ancak guc getirebilecegini yukleriz— iste onlardır Cennet yaranları ve onlardır orada ebedi kalıcılar

[43] Oyle ki, goguslerinde kinden ne varsa sokup atarız; altlarından da (ferahlatıcı) ırmaklar akıp durur da onlar soyle derler: «Bizi bu (yuce saadete) eristiren Allah´a hamd olsun ; eger Allah bizi buna eristirmeseydi, kendiligimizden dogruyu bulup erismis olamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri hak ile (bize) geldiler, (onlar sadece hakkı ve dogru olanı soylediler). Onlara : «isleyegeldiginiz (iyi-yararlı) amellerinize karsılık iste varis kılındıgınız Cennet!» diye seslenilecek

[44] Cennet yaranları, Cehennem yaranına soyle seslenirler: «Gercekten biz Rabbimizin bize va´dettigini hak olarak bulduk. Siz de Rabbinizin size va´dettigini hak olarak buldunuz mu?» Onlar, «evet...» derler ve hemen sonra aralarında bir cagrıcı, «Allah´ın laneti zalimler uzerine!» diye seslenir

[45] Ahiret hayatını inkar eden (bu zalim)ler, insanları Allah yolundan cevirir ve o (yolun) dogrulugunu bozmaga calısırlar

[46] Iki taraf arasında bir perde vardır ve A´raf uzerinde bunların hepsini tanıyan adamlar bulunuyordur ki Cennet yaranına: «Selam size !» diye seslenirler. Bunlar Cennet´e girmemislerdir, ama girmeyi umuyorlardır

[47] Gozleri. Cehennem yaranına dogru cevrilince, «Ey Rabbimiz ! Bizi zalim bir toplulukla beraber bulun durma» derler

[48] A´ra f´dakiler simalarından tanıdıkları adamlara seslenerek, «Ne toplulugunuz ve topladıgınız, ne de buyuklenip gururlandıgınız seyler sizi mustagni kılmıstır; size bir yarar da saglamamıstır» (derler)

[49] Allah´ın rahmetine eristirmiyecegine dair yemin ettiginiz kimseler bunlar mıdır ? derler. Derken onlara : «Girin Cennet´e, size hicbir korku yoktur ve siz uzulmeyeceksiniz de !» (diye ilahi buyruk tecelli eder)

[50] Cehennem yaranı Cennet yaranına, «o sudan veya Allah´ın size rızık olarak verdiklerinden biraz da bize dokup akıtın!» diye seslenirler. Cennet yaranı onlara: «Dogrusu Allah bu suyu ve bu rızıkları kafirlere haram kılmıstır» diye cevap verirler

[51] O kafirler ki, dinlerini oyun ve eglence edindiler ve dunya hayatı onları aldattı da aldattı. Onlar bu gunle karsılasacaklarını unuttukları ve ayetlerimizi inatla inkar ettikleri gibi, bugun de biz onları unuturuz (rahmetimize layık gormeyiz)

[52] And olsun ki onlara oyle bir kitap getirdik ki, iman edecek bir millete dogru yolu gostermek ve rahmet olmak uzere onu kusursuz bir bilgi ile bir bir acıklayıp (yerli yerince indirdik)

[53] O inatla inkar edenler O´nun ancak haber verdigi elim sonucu beklerler. O´nun haber verdigi elim sonuc geldigi gun daha once onu unutanlar diyecekler ki: «Gercekten Rabbınızın peygamberleri hak ile gelmislerdi. Bize sefaat edecek sefaatciler acaba (ortada) var mı ki sefaat etsinler ?! Veya geri dondurulur muyuz ki daha once yaptıklarımızın baskasını yapalım». Onlar cidden zararda kalıp kendilerine yazık ettiler. Iftira edip durdukları (putlar ve ilahlastırdıkları) seyler yan cizip onlardan uzaklasmıslardır

[54] Suphesiz ki Rabbimiz, gokleri ve yeri altı gun (devir)de yaratan, sonra Ars uzerine saltanatını kurup (sasmayan kanunlarıyla varlık alemini belli duzende yaratan); birbirlerini aralıksız izleyip gelen gunduzu gece ile buruyen Allah´tır. Gunes, Ay ve yıldızları buyruguna basegdirerek yaratmıstır. Dikkat edin, yaratma da O´na hastır, emir de O´na hastır. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yuce, ne uludur

[55] Rabbinize, icin icin yalvarıp dua edin. Cunku gercekten O, asırı gidenleri sevmez

[56] Yeryuzunde —duzeni kurup yorungesine oturttuktan sonra— bozgunculuk yapmayın. Allah´a hem icin icin korkarak, hem derin bir umut baglayarak dua edin. Suphesiz ki, Allah´ın rahmeti iyilik uzere davrananlara pek yakındır

[57] Ve O Allah ki, (yagmur) rahmetinin onunde ruzgarları mujdeci olarak gonderir. Nihayet ruzgarlar (yagmur yuklu) agır bulutları tasır da biz onu olu bir memlekete sevkedip onunla su indirir ve onunla her cesit meyveleri, urunleri cıkarırız. Iste bunun gibi, oluleri de (diriltip) cıkaracagız. Olur ki, (bunu yeterince) dusunur de ogut ve ibret alırsınız

[58] (Topragı verimli) hos memleketin bitkisi Rabbının izniyle (yeserip) cıkar. Kotu yerin bitkisi ise ise yaramaz, cıksa da hayırsız cıkar. Iste sukreden bir millet icin ayetlerimizi boylece acık secik bildiririz

[59] And olsun ki Nuh´u, kavmine peygamber olarak gonderdik ; ey kavmim, dedi. Allah´a ibadet edin. Sizin O´ndan baska tanrınız yoktur. Dogrusu ben uzerinize buyuk bir gunun azabının (inmesinden) endise duyuyorum

[60] Kavminden ileri gelenler Ona : Dogrusu biz seni acık bir sapıklık icinde goruyoruz, dediler

[61] O, ey kavmim, dedi, bende hicbir sapıklık yoktur; ama ben alemlerin Rabbından (size) gonderilen bir peygamberim

[62] Rabbimin vahyettigi buyrukları size teblig ediyor, size ogut veriyorum ve ben sizin bilmediginizi Allah´tan (vahiy yoluyla alıp) biliyorum

[63] (Allah´tan) korkup kotuluklerden sakınmanız ve merhamete erismeniz icin sizi uyaran sizden bir adam aracılıgıyla Rabbınızdan bir haber gelmesine mi hayret edip sasıyorsunuz

[64] Buna ragmen Onu yalanladılar. Biz de Onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık ve bizim ayetlerimizi yalanlayanları (tufanda) bogduk. Cunku onlar kor bir topluluktu

[65] Ad Kavmi´ne de kardesleri Hud´u (peygamber olarak) gonderdik. «Ey kavmim !» dedi, «Allah´a ibadet edin ; sizin O´ndan baska tanrınız yoktur. Artık (Allah´ın buyruklarına karsı gelip azgınlıkta bulunmaktan) sakınmaz mısınız?»

[66] Kavminden inkarcı ileri gelenler, ona: «Dogrusu biz seni bir beyinsizlik ve cılgınlık icinde (bocalar) goruyor ve elbette seni yalancılardan biri sayıyoruz» dediler

[67] «Ey kavmim !» dedi, «bende beyinsizlik ve cılgınlık yoktur; ama ben gercekten alemlerin yegane Rabbından (gorevlendirilip gonderilen) bir peygamberim.»

[68] Size Rabbımın vahiy ile inen buyruklarını teblig ediyorum ve ben sizin icin guvenilir bir ogutcuyum

[69] Sizi uyarmak icin aranızdan bir adam aracılıgıyla Rabbınızdan bir haber gelmesine mi hayret ediyorsunuz?! Allah´ın Nuh kavminden sonra sizi onların yerine getirdigini ve yaratılısta size guc, beden yapınızda fazlalık verdigini bir dusunun ! Allah´ın nimetlerini hatırlayın. Olur ki, kurtulusa erisirsiniz

[70] Onlar, «yalnız Allah´a ibadet etmemiz ve babalarımızın Ibadet edip taptıklarını terketmemiz icin mi geldin ?! Haydi eger dogrulardan isen bizi tehdid edip durdugun azabı getir» dediler

[71] O da, «suphesiz ki Rabbınızdan uzerinize bir murdarlık ve bir de gazab inmesine layık oldunuz. Siz, sizin ve babalarınızın ad taktıgınız putlar hakkında mı benimle tartısıyorsunuz ?! Allah o putlara hic de boyle bir tapma hususunda bir belge ve kanıt indirmemistir. Artık (gelecek kazayı) bekleyin ; cunku ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[72] O sebeple biz Hud´u da, onunla beraber olanları da katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayıp iman etmemis olanların kokunu kestik

[73] Semud kavmine de kardesleri Salih´i (uyarıcı peygamber olarak) gonderdik. O da: «Ey kavmim !» dedi, «Allah´a ibadet edin; sizin O´ndan baska tanrıniz yoktur. Size Rabbınız tarafından acık bir belge (mu´cize) geldi: Allah´ın (bir sure icin kutsal ve dokunulmaz kıldıgı) bu disi deve sizin icin acık bir alamettir. Bırakın da onu Allah´ın arzında otlasın ve sakın ona kotulukle dokunmayın, sonra sizi elem verici bir azab yakalayıverir de (bir daha kurtulamazsınız)

[74] Allah´ın Ad Kavmi´nden sonra sizi onların yerine getirdigini ve sizi bu topraklara yerlestirdigini bir hatırlayın ; bu toprakların ovalarında koskler ediniyor, daglarındaki (kayaları) yontup evler yapıyorsunuz. Artık Allah´ın nimetlerini anın, yeryuzunde bozgunculuk, fesad cıkarmayın

[75] Onun kavminden buyukluk taslayan ileri gelenleri, iclerinden kucumseyip hor gordukleri mu´minlere: «Siz, Salih´in Rabbi tarafından gonderildigini sahi biliyor musunuz?» dediler. Onlar da. «supheden uzak bir inancla biz O´nunla gonderilene inanıyoruz» diye cevap verdiler

[76] Buyukluk taslayanlar, «biz sizin iman ettiginiz seyi inkar ediyoruz» dediler ve o yuzden devenin bacaklarını kesip onu yere devirdiler de Rablarının buyruguna bas kaldırıp tugyan ettiler ve: «Ey Salih ! Eger (cidden) peygamberlerden isen bizi tehdid edip durdugun azabı haydi getir gorelim» dediler

[77] Buyukluk taslayanlar, «biz sizin iman ettiginiz seyi inkar ediyoruz» dediler ve o yuzden devenin bacaklarını kesip onu yere devirdiler de Rablarının buyruguna bas kaldırıp tugyan ettiler ve: «Ey Salih ! Eger (cidden) peygamberlerden isen bizi tehdid edip durdugun azabı haydi getir gorelim» dediler

[78] Bunun uzerine onları ansızın bir sarsıntı (muthis bir deprem) yakalayıverdi, derken bulundukları yerde dizustu cokup kaldılar

[79] Salih de onlardan yuzcevirip ayrıldı ve: «Ey kavmim! Ben size Rabbımın buyruklarını teblig ettim ve size ogutte bulundum, ama siz ogut verenleri hic de sevmediniz,» dedi

[80] Lut´u da (uyarıcı bir peygamber olarak) gonderdik. Hani bir ara kavmine, «sizden once yeryuzunde yasayan milletlerden hic birinin yapmadıgı ahlaksızlıgı ve hayasızlıgı mı isliyorsunuz ? Dogrusu siz kadınları bırakıp erkeklere sehvetle yanasıyorsunuz. Suphesiz ki siz azgın ve asırı giden bir kavimsiniz» demisti

[81] Lut´u da (uyarıcı bir peygamber olarak) gonderdik. Hani bir ara kavmine, «sizden once yeryuzunde yasayan milletlerden hic birinin yapmadıgı ahlaksızlıgı ve hayasızlıgı mı isliyorsunuz ? Dogrusu siz kadınları bırakıp erkeklere sehvetle yanasıyorsunuz. Suphesiz ki siz azgın ve asırı giden bir kavimsiniz» demisti

[82] Kavminin ise cevabı ancak su oldu: «Cıkarın bunları kasabanızdan, cunku temizlenmeye ozen gosteren insanlarmıs bunlar!»

[83] Bunun uzerine biz Lut´u da, onun ev halkını da kurtardık, ancak karısını degil, o geriye kalıp (gazaba ugrayanlardan) oldu

[84] Uzerlerine bir (azab ve gazablı tas) yagmuru yagdırdık. (Azgınlık ve taskınlık icinde olan) sucluların bir bak sonları ne oldu

[85] Medyen (halkına da) kardesleri Suayb´ı (uyarıcı bir peygamber olarak) gonderdik. «Ey kavmim,» dedi, «Allah´a ibadet edin. O´ndan baska sizin tanrınız yoktur. Dogrusu Rabbinizden size acık bir belge geldi. Artık olcu ve tartıyı tam tutun; insanların esyasını (olcup tartarken onlara) haksızlık etmeyin ve bir de yeryuzunde duzen saglanmısken bozgunculuk edip fesad cıkarmayın. Eger cidden inanıyorsanız, bu (haber verdigim husus) elbette sizin icin hayırlıdır

[86] Allah´a iman edenleri tehdid ederek ve Allah´ın yolundan alıkoyarak oyle her yolda —o yolun egriligini arzu ederek— oturmayın. Bir dusunun, bir zamanlar az idiniz, O sizi cogalttı, bozgunculuk yapıp fesad cıkaranların sonunun ne olduguna bir bakın

[87] Icinizden bir kısmı benimle gonderilen (ilahi vahye) inanmıs ve bir kısmı da inanmamıssa, Allah aranızda hukmedinceye kadar sabredin. Allah hukmedenlerin en hayırlısıdır

[88] Kavminden buyukluk taslayan ileri gelenler dediler ki: «Ey Suayb ! Ya milletimize (dinimize) donersiniz, ya da and olsun ki seni de seninle beraber iman edenleri de kasabamızdan cıkarırız.» O da: «Istemesek de mi?» dedi

[89] Allah bizi kurtardıktan sonra dininize donecek olursak, suphesiz Allah´a yalan ile iftira etmis oluruz. Dininize donmemiz artık bize yakısmaz ve uygun olmaz; megerki Allah dilemis olsun... Rabbimiz ilim yonunden her seyi kapsayıp kusatmıstır. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında hak ile fetihte bulun; sen fetihte bulunup hukmedenlerin en hayırlısısın

[90] Kavminden inkara sapan ileri gelenler: «Suayb´e inanıp uyarsanız and olsun ki o takdirde ziyana ugrayanlardan olursunuz!» diyerek (tehdidde bulundular)

[91] Bunun uzerine onları muthis sarsıntı yakalayıverdi ve (boylece) kendi yurtlarında oldukları yerde dizustu cokup kaldılar; Suayb´ı yalanlayanlar sanki orada hic sensatır yasamamıs gibi oldular. Suayb´ı yalanlayanlar ziyana ugrayanların ta kendileri oldular

[92] Bunun uzerine onları muthis sarsıntı yakalayıverdi ve (boylece) kendi yurtlarında oldukları yerde dizustu cokup kaldılar; Suayb´ı yalanlayanlar sanki orada hic sen-satır yasamamıs gibi oldular. Suayb´ı yalanlayanlar ziyana ugrayanların ta kendileri oldular

[93] Ve artık Suayb onlardan yuzcevirip uzaklasırken ey kavmim, dedi, yemin ederim ki, size Rabbimin buyruklarını teblig ettim ve size (gereken uyarı ve) ogutte bulundum. Bu durumda kufurde (ısrar edip kalan) bir kavim icin ne diye tasalanayım

[94] Hangi memlekete bir peygamber gonderdiysek mutlaka oranın halkını, yalvarıp yakarsınlar (gafletten uyansınlar) diye bir takım sıkıntı, darlık ve siddete (tabi) tutup (hırpalamısızdır)

[95] Sonra da bu tur kotulugu iyilige cevirmisizdir, o kadar ki. cogalmıslar ve «dogrusu atalarımıza da (bu gibi) sıkıntı ve darlık dokunmus, bolluk ve ferahlıga kavusmuslardı» demislerdi de o sebepten haberleri olmadan ansızın onları tutup (mahvetmistik)

[96] Eger o kasabaların halkı (dosdogru) inanıp (inkar, inat ve azgınlıktan) sakınsalardı, elbette uzerlerine gokten ve yerden bereket (kapılarını acardık; ama ne yazık ki (Hakk´ı) yalanladılar, biz de onları kazandıkları (kotuluk ve haksızlıktan dolayı kahrımızla) yakaladık

[97] Kasabalar halkı geceleyin uykuda iken azabımızın (ansızın) kendilerine gelmesinden guvende midirler

[98] Veya kasabalar halkı, oynayıp eglenirlerken kusluk vakti kendilerine gelecek azabımızdan emin midirler

[99] Yoksa onlar Allah´ın kurdugu duzen ve tedbirden guvende midirler ? Oysa Allah´ın kurdugu duzen ve tedbirden ancak kendilerine yazık edenler guvende olurlar

[100] Onceki yerlilerinden sonra yeryuzune varis olanlar su gercegi hala anlayamadılar mı ? Dilemis olsaydık onları da gunahları karsılıgında felakete ugratır ve kalbleri uzerine muhur basardık. (Boylece) isitmez ve anlamaz duruma gelirlerdi

[101] Iste bu kasabaların haberlerinden ve durumlarından bir kısmını sana anlatıyoruz. And olsun ki peygamberleri, onlara acık belgelerle (mu´cizelerle) geldiler, ama daha once yalanladıkları seye inanmak istemediler. Iste boylece Allah inkara saplanıp kalanların kalblerini muhurler

[102] Biz onların cogunda ahde vefanın (izini) bulamadık. Cogunu, suphe yok ki fasık (ilahi buyruk ve sınırın dısına cıkmıs) bulduk

[103] Sonra da onların ardından Musa´yı ayetlerimizle Fir´avn´a ve (onun meclisinde yer alan, itibar goren) ileri gelenlerine gonderdik. Ayetlerimize karsı haksızlıkta bulundular ama (sen) fesad cıkarıp (Hakk´a karsı gelenlerin) sonunun nasıl olduguna bir bak

[104] Musa dedi ki: Ey Fir´avn! Suphesiz ki ben, alemlerin Rabbinden (gorevlendirilip gonderilen) bir peygamberim

[105] Bana yakısıp yarasan, Allah´a karsı ancak gercegi soylemekligimdir. Dogrusu size Rabbinizden acık bir belge (mu´cize) ile geldim ; artık israil ogulları´nı benimle beraber gonder

[106] Fir´avn Ona : Bir ayet (mu´cize) ile gelmis bulunuyorsan hemen onu getir de (ortaya koy), eger dogrulardan isen, dedi

[107] Bunun uzerine Musa, Asa´sını bırakıverdi, derken ansızın o acık ortada buyukce bir yılan oluverdi

[108] Ve elini (koynuna sokup) cıkarıverdi de o, bakanlara bembeyaz (ısık sacan, pırıl pırıl) oluverdi

[109] Fir´avn´ın kavminden ileri gelenler, (bu mu´cizeyi inkar edip), bu cok bilgili bir sihirbazdır

[110] Sizi yurdunuzdan cıkarmak ister, dediler. Bunun uzerine Fir´avn onlara : «Peki ama ne tavsiye edersiniz ?» diye sordu

[111] Onlar da: «Musa ile kardesini alıkoy ve sehirlere toplayıcı gorevliler gonder de

[112] Sana uzman olan butun sihirbazları getirsinler,» diye cevap verdiler

[113] Sihirbazlar Fir´avn´a gelip, eger ustun gelirsek bize mukafat var, (degil mi ?) dediler

[114] O da, evet ve hem de (bana) yakınlardan olursunuz, dedi

[115] Ey Musa! dediler; ya sen (once marifetini) ortaya atıver, ya da biz (hunerimizi) atıverenlerden olalım

[116] (Musa onlara): Once siz atıverin, dedi. Bunun uzerine onlar hunerlerini ortaya atıverince, halkın gozlerini buyulediler ve onları hayli korkuttular da buyuk bir sihir sergilediler

[117] Musa´ya Asa´nı bırakıver! diye vahyettik, derken Asa onların uydurduklarını (bir bir) yutmaya basladı

[118] Boylece hak (butun acıklıgıyla) gerceklesti; onların yapageldikleri (sihir, gozboyacılık ve elcabuklugu) bosa cıkıp hukumsuz kaldı

[119] Artık sihirbazlar orada yenilgiye ugradılar ve alcalmıs, kuculmus olarak gerisingeri donduler

[120] Ve sihirbazlar secdeye kapandılar da «Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun´un Rabbine iman ettik» dediler

[121] Ve sihirbazlar secdeye kapandılar da «Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun´un Rabbine iman ettik» dediler

[122] Ve sihirbazlar secdeye kapandılar da «Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun´un Rabbine iman ettik» dediler

[123] Fir´avn onlara: «Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Dogrusu bu, halkını cıkarmak icin ulkede kurdugunuz bir hiledir; ama yakında (neler yapacagımı) goreceksiniz

[124] And olsun ki ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim ve (sonra da) hepinizi asacagım» dedi

[125] Onlar (o takdirde) biz (can verip) Rabbimize donuculeriz

[126] Rabbimizin ayetleri bize gelince sırf onlara inandıgımız icin bizden intikam (oc) almak istiyorsun! dediler. (Ve sonra soyle duada bulundular) : «Ey Rabbimiz! uzerimize sabır (ve dayanma gucunu) bosalt ve muslimler (Hakk´a teslimiyet gosterenler) olarak canımızı al!»

[127] Fir´avn kavminin ileri gelenleri (goruslerini ortaya koyup): «Yeryuzunde fesad cıkarsınlar ve seninle ilahlarını terkedip (bir tarafa itsinler) diye mi Musa ile kavmini (serbest) bırakacaksın ?» dediler. Fir´avn : «Onların erkek cocuklarını oldurecegiz, kadınlarını (kız cocuklarını) sag bırakacagız. Elbette biz onların ustunde kahredici guce sahibizdir» dedi

[128] Musa, kavmine dedi ki: «Allah´tan yardım dileyin ve sabredin ; suphesiz ki yeryuzu Allah´ındır, kullarından diledigini ona varis kılar; iyi ve hayırlı sonuc (Allah´tan korkup kotuluklerden) sakınanlarındır.»

[129] Kavmi Ona : «Ey Musa ! Sen bize (peygamber olarak) gelmeden once de ve bize geldikten sonra da hep eziyete ugradık» diye (sızlandılar). Musa onlara : «Umulur ki Rabblniz dusmanınızı yok eder ve sizi yeryuzunde onların yerine gecirir de nasıl (hareket) edeceginize bakar» dedi

[130] And olsun ki Fir´avn taraftarlarını, ogut ve ibret alsınlar diye kıtlık yılları ve urunlerinin noksanlıgıyla tutup (sıkıntıya ugrattık)

[131] Kendilerine iyilik geldigi zaman, «bu bize layıktır» derlerdi. Bir kotuluk dokununca, Musa ve onunla beraber olanların ugursuzluguna yorumlarlardı. Haberiniz olsun ki, onların ugursuzlukları Allah katındadır, ne var ki cogu bunu bilmezler

[132] Musa´ya dediler ki: «Bizi buyulemek icin ne kadar ayet (mu´cize) getirirsen getir, sana inanıcılar degiliz!»

[133] O nedenle (kudretimizin yuceliginin) ayrı ayrı belgeleri olmak uzere baslarına tufan (sel baskını) cekirge, hasere, kurbaga ve kan gonderdik ; buna ragmen gurur ve kibir gosterdiler. Zaten onlar suclu gunahkar bir kavim idiler

[134] Uzerlerine (bu gibi azab, murdarlık) cokunce. Ey Musa, dediler, sana verdigi soze karsılık Rabbine bizim icin dua et. Eger bizden bu azab ve murdarlıgı kaldırırsan and olsun ki sana kesinlikle inanırız ve Israil ogullarını seninle beraber (serbest bırakıp) gondeririz

[135] Ne vakit ki, erisecekleri (mukadder) sureye kadar azabı kendilerinden kaldırdık, bir de ne bakarsın yeminlerini yerine getirmiyorlardı

[136] Biz de ayetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gaflet icinde bulundukları sebebiyle intikam aldık da denizde bogduk onları

[137] Ve kucumsenip hırpalanan kavmi de feyiz ve bereketli kıldıgımız yerin (arz-ı mev´ud´un) dogularına, batılarına varis kıldık. Rabbin, Israil ogullarına olan o guzel sozu, sabretmelerine karsılık tam anlamıyla gerceklestirdi. Fir´avn ile kavminin yapageldikleri eserlerini ve yukselttikleri kosklerini yıkıp yok ettik

[138] Ve Israil ogulları´nın denizden (salimen) gecmelerini sagladık. Az sonra kendilerine mahsus putlarına, uzerlerine kapanırcasına tapmakta olan bir kavme rasladılar. «Ey Musa !» dediler, «bunların ilahları oldugu gibi bize de bir ilah yap!» Musa, onlara dedi ki: «Siz gercekten cahillik eden bir topluluksunuz

[139] Supheniz olmasın ki bunlar icinde bulundukları (dinle birlikte) yok olacaklardır ve yapageldikleri seyler bos ve anlamsızdır

[140] Allah´ın sizi (cagınızdaki) milletlere (veya diger canlılara) ustun kıldıgı halde O´ndan baska ilah mı arayayım

[141] Hatırlayın ki, sizi Fir´avn hanedanından kurtardık; oyle ki onlar size azabın kotusunu uyguluyor; erkek cocuklarınızı olduruyor, kadınlarınızı diri bırakıyorlardı ve butun bunlarda Rabbinizden size buyuk bir imtihan vardı.»

[142] Musa ile otuz geceye sozlestik ve onu bir on gun ile tamamladık. Boylece Rabbinin belirledigi (ibadet ve Tevrat´ı almaya hazırlanmak icin) vakit kırk gece olarak tamamlandı. Musa, kardesi Harun´a : «Kavmim arasında benim yerime gec; isleri duzene koy ve fesadcıların yoluna uyma !» dedi

[143] Ne vakit ki Musa belirledigimiz vakitte geldi ve Rabbi onunla konustu. Musa : «Ey Rabbim !» dedi, «kendini bana goster de sana bakayım». Rabbi ona: «Sen elbette beni goremezsin ; ama daga dikkatle bak, eger yerinde durursa beni gorebileceksin demektir,» buyurdu. Rabbi daga tecelli edince onu param parca etti ve Musa da bayılıp dustu. Kendine gelince, «Seni tenzih ve tesbih ederim. Sana tevbe ile yoneldim ve ben mu´minlerin ilkiyim» dedi

[144] (Rabbi ona): «Ey Musa!» dedi. «suphesiz ki seni risaletimle (peygamberlik goreviyle) ve sozumle diger insanlar arasından secip ustun kıldım. O halde sana verdigimi al ve sukredenlerden ol!» buyurdu

[145] Biz onun icin Levhalar´da (dini bir hayat duzenlemesi icin) her seyden bir ogut ve her seyin hukmunu acıklar mahiyette yazdık. (Artık ey Musa!) bunları cok ciddi olarak tut ve kavmine de bunların en guzelini (derleyip) tutmalarını emret. Ilahi sınırları asıp azgınlık gosterenlerin yurdunu size gosterecegim

[146] Yeryuzunde haksız yere buyukluk taslayanları ayetlerimizden cevirecegim. Onlar her ayeti (ve acık belgeyi) de gorseler yine inanmazlar ona. Iyilik, dogruluk ve duzenlik yolunu da gorseler, onu (kendilerine) yol edinmezler; azgınlık ve sapıklık yolunu gorurlerse, onu hemen (benimseyip) yol edinirler. Bu boyle, cunku onlar ayetlerimizi yalanlamayı sanat edinmisler ve hep ondan gaflet edegelmislerdir

[147] Ayetlerimizi ve Ahiret´e kavusmayı yalanlayanlar var ya, onların amelleri bosa gitmistir. Onlar ancak, amel edegeldiklerinin karsılıgıyla cezalandırılırlar

[148] Musa´nın (belirlenen vakitte Tur Dagı´na cıkması) ardından kavmi, kendi zinetlerinden uc boyutlu boguren bir buzagı heykeli yapıp (tanrı) edindiler. O buzagının kendileriyle konusamıyacagını ve bir yol da gosteremiyecegini gormediler mi ?! Onu kendilerine ilah edindiler; zaten onlar zalimler idiler

[149] Ne vakit ki, yaptıklarına icin icin pismanlık duydular ve kendilerini cidden sapıtmıs gorduler, «and olsun ki Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bagıslamazsa elbette zarara ugrayanlardan oluruz!» diyerek (gunahkar asi olduklarını dile getirdiler)

[150] Musa (Tur Dagı´ndaki gorevini tamamlayıp kavmine) ofkeli ve uzgun bir halele donunce, (Harun´a): «Benden sonra yerime gecip ne kotu isler islemissin! Rabbimizin emrini (size verecegi azabı) mı acele beklediniz ?» dedi ve elindeki (Tevrat ayetleri yazılı) Levhaları bırakıverdi de kardesinin basından tutup kendine dogru cekmege basladı. Kardesi ona : «Anamın oglu I Dogrusu bu kavim beni kucumseyip hırpaladılar ve neredeyse beni olduruyorlardı; artık sen de bana karsı dusmanları sevindirme ve bu zalim kavimle bir tutma» dedi

[151] (Musa): «Ey Rabbim ! Beni ve kardesimi bagısla ve bizi rahmetine sok ; sen merhamet edenlerin en cok merhamet edenisin» diye dua etti

[152] Buzagıyı ilah edinenlere gelince : Suphesiz ki, Rablerinden bir gazab ve Dunya hayatında da bir asagılık ve alcaklık onlara erisecektir. Iste yalan atıp iftira edenleri boyle cezalandırırız

[153] Kotulukleri isledikten sonra tevbe edip dosdogru iman edenlere gelince; Suphesiz ki Rabbin tevbelerinden sonra cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[154] Musa´nın ofkesi yatısınca, Levhaları koydugu yerden aldı; onların bir nushasında, Rablarından korkanlar icin dogru yolu gosterir belgeler ve rahmet (yazılı) idi

[155] Musa belirledigimiz vakitte ibadet yerine (gelmek uzere) kavminden yetmis kisi secip ayırdı. Ne vakit ki, onları siddetli sarsıntı tuttu, Musa dedi ki: «Ey Rabbim ! Dileseydin bundan once onları da, beni de yok ederdin. Bizden birtakım beyinsizlerin yaptıkları (kotulukten) dolayı bizi helak mı edersin ? Dogrusu bu senin bir denemendir ki, diledigini onunla saptırır, diledigini de dogru yola eristirirsin. Bizim Velimiz (yegane sahibimiz, koruyucumuz ve dostumuz) sensin. Bizi bagısla, bize merhamet eyle ; sen bagıslayanların en hayırlısısın

[156] Bizim icin su dunyada da, Ahirette de iyilik yaz. Dogrusu biz sana yonelip geldik.» Allah da: «Azabıma kimi dilersem onu ugratırım; rahmetim ise her seyi kapsayıp kusatmıstır. Onu Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlara, zekatını verip ayetlerimize dosdogru iman edenlere yazacagım.»

[157] Onlar ki, yanlarındaki Tevrat ve Incil´de yazılı buldukları Ummi Peygamber´e uyarlar. O Ummi Peygamber ki, onlara iyiligi emreder, onları kotulukten men´eder; iyi ve temiz olan yararlı seyleri onlara helal kılar; kotu ve murdar seyleri onlara haram kılar; onların agır yukunu ve uzerlerinde bulunagelen bagları, zincirleri indirir. Artık onlar ki Peygamber´e (gonulden) inandılar, saygı gosterip O´nu aziz tuttular ve O´na yardımda bulundular ve O´nunla beraber indirilen nura uydular, iste kurtulusa ve mutluluga erenler onlardır

[158] (Ey Peygamber!) De ki: Ey insanlar! Suphesiz ki ben hepinize gonderilen Allah´ın peygamberiyim; o Allah ki, goklerin ve yerin mulku O´nundur; O´ndan baska ilah yoktur; diriltir ve oldurur. Artık Allah´a iman edin ; Allah´a ve O´nun sozlerine iman eden Ummi Peygamberine Resulune inanın; O´na uyun ki dogru yolu bulasınız

[159] Musa´nın kavminden bir topluluk var ki, hakkı dogruyu gosterip irsadda bulunurlar ve onunla adaleti yansıtırlar

[160] Biz, Israil ogulları´nı ayrı ayrı topluluk halinde on iki boy´a ayırdık. Kavmi kendisinden su istedigi zaman Musa´ya «Asa´nı tasa vur,» diye vahyettik. Boylece tastan on iki pınar fıskırmaya basladı. Her boy´dan insan, icecegi pınarı bilip belledi. Onların uzerinde bulutları golge yaptık, ayrıca kendilerine kudret helvası Ile bıldırcın kusu indirdik. Sundugumuz rızıkların iyi ve temizinden yiyin, dedik ; ama onlar (tuttukları yanlıs yol sebebiyle) bize haksızlık etmediler, kendilerine zulmettiler

[161] Bir zaman onlara : Su kasabaya yerlesin ve dilediginiz yerde dilediginiz gibi yiyin ; «gunahlarımızı ve agırlıklarımızı kaldırıp at!» deyin ve kapıdan egilerek tevazu ile girin ki, hatalarınızı bagıslayalım, denildi. Iyilik edenlere mukafatlarını artıracagız

[162] Iclerinden haksızlıgı adet edinenler kendilerine soyleneni baska bir soze cevirip degistirdiler. Bu yuzden biz de onlara isledikleri haksızlıga karsılık gokten murdar bir azab gonderdik

[163] Ey Muhammed ! Bir de onlara su deniz sahilindeki sehrin (durumunu sor). Hani bir zamanlar Cumartesi yasagına saygısızlık gosterip ilahi sınırı asıyorlardı; hani Cumartesi gunu balıklar suru halinde akın akın onlara dogru geliyordu; diger gunlerde ise onlara gelmiyorlardı. Biz onları gunah isleyip ilahi sınırları astıklarından dolayı boylece denedik

[164] Iclerinden bir topluluk, «Allah´ın yok edecegi veya siddetli bir azab ile azablandıracagı bir kavme neden ogut veriyorsunuz ?» demislerdi de, onlar da : «Rabbımıza bir ozur (beyan edelim) ve bir de belki Allah´tan korkup kotuluklerden sakınırlar diye (ogut verme ihtiyacını duyuyoruz), cevabında bulunmuslardı

[165] Ne vakit ki kendilerine yapılan uyarı ve ogudu unuttular; kotulukten alıkoymaya calısanları kurtardık ; bas kaldırıp haksızlıga devam edenleri —ilahi sınırları asmaları sebebiyle— siddetli bir azaba ugrattık

[166] Onlar, men´edildlkleri seyleri dikbaslık ve inatla yapmaya devam edince ; onlara : «Rahmetten kovulup uzaklastırılmıs asagılık maymunlar olun!» dedik

[167] Hani Rabbin Kıyamete kadar onları kotu bir azaba ugratacak kimseleri uzerlerine mutlaka gonderecegini bildirmisti. Suphesiz ki, Rabbin cezayı cok cabuk verendir ve O, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[168] Onları yeryuzunde parca parca edip birkac topluluga ayırdık: Kimileri iyiler ve duzenli, kimileri de bundan asagı duzensiz; iyilik ve duzene donerler diye onları birtakım iyilikler ve kotuluklerle denedik

[169] Arkalarından onların yerine birtakım bozuk kimseler geldiler de kitaba varis (sahip) oldular; (hukumlerini degistirme karsılıgında) su degersiz asagılık dunyanın gecici malını almaya basladılar ve «nasılsa ileride bagıslanırız» dediler; buna benzer gecici bir mal (ve menfaat) gelse yine de almakta tereddut etmezler. Allah´a karsı haktan (ve dogruluktan) baska bir sey soylemiyeceklerine dair kitabda (mevcut hukumler uyarınca) soz alınmamıs mıydı ? Ve kitabdakini ders olarak okumuslardı. (Allah´tan korkup, kotuluklerden) sakınanlar icin Ahiret yurdu hayırlıdır. Artık aklınızı kullanmaz mısınız

[170] Kitaba (suurlu) sarılanlara ve namazı dosdogru kılanlara gelince ; Suphesiz ki biz iyi yararlı amellerde bulunanların mukafatını zayi´ etmeyiz

[171] Ve bir vakit biz (Tur) dagını onların uzerine bir golgelik gibi kaldırıp tutmustuk da, uzerlerine dusecek sanmıslardı. Size verdigimizi butun gucunuzle tutun ve icindekini dusunup hatırınızdan cıkarmayın ; olur ki (Allah´tan saygı ile korkup kotuluklerden) sakınırsınız

[172] Hani Allah Adem ogullarından (onların) sırtlarından soylarını alıp, onları kendilerine karsı sahid tutmustu da: «Rabblniz degil miyim?» (buyurmustu). Onlar da «Evet sahidiz» diye cevap vermislerdi. Bu da Kıyamet gunu bizim bundan haberimiz yoktu dememeniz

[173] Ya da «babalarımız daha once Allah´a ortak kosmuslardı, biz ise onlardan sonraki soy idik; haksız ve bos bir duzen kuranların yaptıgından dolayı bizi helak mı ediyorsunuz?» dememeniz icindir

[174] Iste boylece biz ayetleri bir bir acıklıyoruz, belki (iyice dusunurler de inkar ve isyandan) donerler

[175] (Ey Muhammed!) Kendisine ayetlerimizi verdigimiz kimsenin haberini (olayını) anlat: O verdigimiz ayetlerden sıyrılıp cıktı; seytan da onu kendi pesine takıp surukledi ve boylece azgınlardan oldu

[176] Dileseydik onu ayetlerimizle yukseltir (kadrini yuce kılar)dık; ne var ki o maddeye yonelip asagılıga baglı kalmayı (tercih etti), hevesine uydu. Onun hali ve tutumu, uzerine varsan da kendi durumuna bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan kopegin haline benzer. Iste bu ayetlerimizi yalanlayan toplulugun misalidir. Artık sen olayı onlara nakledip anlat, olur ki dusunurler

[177] Ayetlerimizi yalanlayıp kendilerine haksızlık eden toplulugun misali ne kotudur

[178] Allah kime dogru yolu gosterirse, o dogru yolu bulur; kimi de saptırırsa, iste onlar da, evet onlar, zarara ugrayanlardır

[179] Sanıma and olsun ki, cin ve insanlardan bircogunu Cehennem icin yarattık; kalbleri vardır onunla (hakkı) anlamazlar, gozleri vardır onunla (hakikati) gormezler, kulakları vardır, onunla (dogruyu) isitmezler. Iste bunlar (bu suursuzlar) hayvanlar gibidir, belki daha da sapık ve saskındırlar, iste gafiller ancak bunlardır

[180] En guzel isimler Allah´ındır. O halde siz O´nu o guzel isimleriyle cagırın (dua ve ibadet edin); O´nun isimleri hakkında sapıtıp yanlıs yolu secenleri bırakın, ileride onlar yapageldiklerinin cezasını goreceklerdir

[181] Yarattıklarımızdan bir ummet de var ki, onlar hakka giden yolu gosterir, ona dogru irsad ederler; yine onunla adaleti uygularlar

[182] Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onları farkına varmayacakları sekilde yavas yavas, basamak basamak (kahrolacakları) sonuca yaklastıracagız

[183] Onlara muhlet veririm. Dogrusu benim onlarla ilgili duzenim cok metindir

[184] Hic dusunmediler mi, vatandasları (Hz. Muhammed´de) cinnet eseri yoktur. O ancak acık-secik (ilerideki tehlikeli ucurumu haber veren) bir uyarıcıdır

[185] Onlar goklerin ve yerin ve Allah´ın yarattıgı herhangi bir seyin varlık ve duzenini nasıl yuksek, dengeli ve ahenkli bir kanunla yurutuldugune bakmıyorlar mı ? Ve umulur ki ecellerinin de pek yakın oldugunu hic dusunmediler mi ? Bundan sonra artık hangi soze inanırlar

[186] Allah kimi dogru yoldan saptırırsa, onu dogru yola iletecek yoktur. Allah onları azgınlıkları icinde bocalayıp saskın saskın dururken bırakıverir

[187] Sana Kıyametin kopus saatinden soruyorlar, ne zaman subut bulacak (meydana gelecek) ? De ki; Onunla ilgili ilim Rabbimin katındadır. Onun vaktini Rabbimden baskası acıklayamaz. O saat goklerde de, yerde de agır basmıstır; o size ancak ansızın gelecektir. Sen onu arastırıp biliyormussun gibi senden soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah´ın yanındadır; ama ne var ki (bu gercegi) insanların cogu bilmezler

[188] De ki: Ben —Allah´ın diledigi dısında— kendi kendime bir yarar ya da bir zarar vermeye sahip degilim. Eger gaybı bilmis olsaydım, iyilik yapmayı daha da cogaltırdım ve bana kotuluk de dokunmazdı. Ama ben ancak iman eden bir milleti (tehlikeye karsı), uyaran, (onları sonsuz bir saadet ile) mujdeleyen bir peygamberim

[189] Sizi bir tek nefsten yaratan, ondan da gonlunun ısınıp yatısması icin esini vucuda getiren Allah´tır. Ne var ki, o esine sarmasdolas olup yaklastı, derken esi hafif bir yuk yuklendi ve bir sure boyle gecip gitti de agırlastı. Karı koca, Rableri olan Allah´a dua ettiler: Eger bize duzenli, elverisli, uygun bir cocuk verirsen elbette sukredenlerden oluruz, dediler

[190] Ne vakit ki, Rabları onlara (dileklerine karsılık) duzenli uygun bir cocuk verdi; kendilerine verdigi bu nimet hakkında (olcuyu kacırıp) Allah´a (bilmeden gizli ve ortulu anlamda) ortaklar kosmaya yoneldiler. Allah ise onların kosageldikleri ortaklıktan cok yucedir

[191] Hicbir sey yaratamıyan seyleri mi ortak kosuyorlar ? Oysa onların kendileri yaratılmıstır

[192] Hem o ortaklar onlara hicbir sekilde yardıma guc getiremezler ve kendi kendilerine de yardımcı olamazlar

[193] Onları dogru yola cagıracak olursanız size uymazlar. Onları ha cagırmıssınız, ha susup ses cıkarmamıssınız, sizin aleyhinize (olan tutumları) aynıdır, degismez

[194] (Ey Allah´a ortak kosanlar!) Dogrusu Allah´ı bırakıp tapındıgınız seyler, sizin gibi kullardır. Eger iddianızda dogru iseniz, haydi onları cagırın da size cevap versinler, gorelim

[195] Onların yuruyecekleri ayakları mı var ? Tutacak elleri mi var ? Gorecek gozleri mi var ? Isitecek kulakları mı var ? De ki: Haydi ortak kostuklarınızı cagırın, sonra da bana tuzak ve birtakım duzenler kurun, bir an bile gozactırmayın

[196] Cunku benim Velim (sahibim, dostum ve islerimi duzene koyup yurutenim) O kitabı indirendir ve O, hep iyi kullarına yakınlık kurup dostluk eder

[197] Sizin O´ndan baska taptıklarınız, ne size yardıma guc getirebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler

[198] Onları dogru yola cagırsanız duymazlar; sana bakıp (hayasızca) durduklarını gorursun ; oysa onlar (gercegi hic de) gormezler

[199] (Ey Sanlı Peygamber!) Sen affetme yolunu sec; iyilikle, guzel davranısla emret ve cahillerden yuzcevir

[200] Seytandan taraf seni durtecek bir vesvese duyacak olursan hemen Allah´a sıgın. Cunku Allah, suphesiz ki isiten ve bilendir

[201] Dogrusu (Allah´tan korkup fenalıklardan) sakınanlara seytandan vesvese (azıcık bir hayal sinyali) dokundugunda Allah´ı anarlar ve hemen (dogruyu ve gercegi) gorurler

[202] (Seytan´ın) kardesleri ise bunları sapıklıga cekip suruklerler, sonra da bir daha peslerini bırakmazlar

[203] Sen onlara (istedikleri) bir ayet getirmediginde ise, «Sen bir tane derleyip meydana getirseydin ya !» derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uyarım. Bu (kitap) Rabbinizden kalb gozlerinizi acacak belgelerdir ve inanan bir millet icin dogru yolun ve rahmetin kendisidir

[204] Kur´an okundugu zaman Ona kulak verip dinleyin ve susun. Ola ki merhamete erdirilirsiniz

[205] Hem Rabbini sabah aksam, icinden yalvarıp yakararak, urpererek yuksegin altında bir sesle an. gafillerden olma

[206] Suphesiz ki, Rabbin katında olanlar (melekler) O´na kulluk edip tapmaktan asla (kucukluk duyup) buyukluk taslamazlar; O´nu hep tesbih ve tenzih ederler ve ancak O´na secde ederler

Enfâl

Surah 8

[1] Sana (savasta elde edilen) ganimetlerden soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah´a ve Peygamberine aittir. Eger cidden inanıyorsanız. Allah´ tan korkup (tartısmayı bırakın) aranızı duzeltin; Allah´ın ve Peygamberinin (buyruklarına) uyun

[2] Gercek mu´minler o kimselerdir ki, Allah anildıgı zaman kalbleri urperir; karsılarında ayetleri okununca bu onların imanını artırır ve onlar. Rablarına guvenip dayanırlar

[3] Hem onlar namazı dosdogru kılarlar ve bizim rızık olarak kendilerine sundugumuzdan (Allah icin) harcarlar

[4] Iste bunlar, gercekten mu´minler bunlardır. Rabları yanında onlar icin dereceler, magfiret ve guzel-serefli rızık(lar) vardır

[5] Nitekim Rabbin seni hak ugrunda (savasmak uzere) evinden cıkarmıstı da mu´minlerden bir kısmı bundan hoslanmamıs, isteksizlik gostermislerdi

[6] Hak besbelli olup ortaya cıktıktan sonra bile seninle tartısıyorlar ; sanki baka baka olume surukleniyormus gibi oluyorlardı

[7] Hani Allah iki taifeden birini size va´dediyordu da siz ise gucsuz, silahsız olanın size dusmesini arzu ediyordunuz. Allah da sozleriyle hakkın yerine gelmesini ve kafirlerin kokunu kesmeyi diliyor

[8] Suclular hoslanmasa bile hakkı hak olarak ortaya koymayı, batılı bosa cıkarıp hukumsuz kılmayı (murad ediyordu)

[9] Hani Rabbinizden yalvarıp yardım bekliyordunuz; 0 da, ben sizi ardarda bin melekle destekleyip yardım ediyorum, diye bildirmisti

[10] Allah bu yardımı sırf mujde olması ve onunla kalblerinizin iyice yatısması icin yapmıstı. Yardım ancak Allah´tandır. Cunku Allah gercekten cok gucludur, cok ustundur; yegane hikmet sahibidir

[11] Hani kendi katından bir guven olsun diye sizi hafif bir uykuya daldırmıstı ve sizi temizlemek, sizden seytanın murdarlıgını gidermek ; kalbleriniz! iyice (Hakk´a) baglayıp saglamlastırmak ve ayaklarınızı kaydırmayıp saglam tutmak icin gokten uzerinize su indirmisti

[12] Hani Rabbin meleklere : Muhakkak ben sizinle beraberim; iman edenlerin (moral vererek) sebatlarını saglayın, diye vahyetmisti. Inkar edip duranların kalblerine korku ve dehset salacagım. Artık (ey mu´minler,) vurun onların boyunlarına, vurun onların her bir parmagına

[13] Bu da onların Allah´a ve Peygamberine karsı gelmelerindendir. Kim Allah ve Peygamberine karsı gelirse, suphesiz ki Allah´ın cezası cok siddetlidir

[14] Iste bunu (bugunku azabımızı) tadın. Dogrusu kafirlere bir de (Cehennem) atesi azabı vardır

[15] Ey iman edenler! (Savas icin cıkıldıgında) yavas yavas ilerlerken, kafirlerle karsılastıgınız zaman onlara arka cevirmeyin

[16] Kim o gun —savasmak icin bir tarafa cekilmek veya diger bir fırkaya ulasıp mevzilenmek dısında— onlara arkasını dondururse, suphesiz ki Allah´ın gazabına ugrar ve onun yurdu Cehennem´dir; orası ne kotu ugraktır

[17] Onları (hakikatte) siz oldurmediniz, ama Allah onları oldurdu. Onlara attıgın vakit sen atmadın, ama Allah attı. Bu da Allah´ın guzel bir denemeyle mu´minleri denemesi icindi. Suphesiz ki Allah her seyi isiten ve bilendir

[18] Iste bu boyledir; Allah kafirlerin hile ve dolanını (iyice) gevsetip ise yaramaz hale getirir

[19] (Ey Mekkeliler !) Siz zafer istiyordunuz, iste size zafer gelmistir, (mu´minler elde ettikleri zaferle sizi kahretmislerdir). Vazgecerseniz bu sizin icin hayırlıdır. Donerseniz biz de doneriz. Toplulugunuz ne kadar cok olsa da sizi hicbir sey ile doygun kılamaz (sizi hezimete ugramaktan kurtaramaz). Cunku Allah gercekten inananlarla beraberdir

[20] Ey iman edenler! Allah´a ve Peygamberine itaat edin. (Allah sozunu) isittiginiz halde ondan yuzcevirmeyin

[21] Isitmedikleri halde, «isittik» diyenler gibi olmayın

[22] Suphesiz ki (yeryuzunde) yuruyup hareket eden hayvanların Allah yanında en kotusu, akletmeyen o sagır ve dilsiz olanlardır

[23] Allah onlarda (hakkı, gercegi, dogruyu akledip kabullenecek) bir hayır gorseydi, elbette onlara (hakkı) duyururdu. Duyurmus olsa bile yuzcevirirlerdi. Zaten onlar hep yuzceviren kimselerdir

[24] Ey iman edenler! Allah ve Peygamberi, hayat veren seye sizi cagırdıgında icabet edin. Bilin ki Allah kisi ile kalbi arasına girer ve sonunda (dirilip) hepiniz O´nun huzurunda biraraya getirilip toplanacaksınız

[25] Oyle bir fitneden korkup sakının ki, o yalnız sizden zalimlere dokunmaz. Bilin ki, gercekten Allah´ın ceza olarak verecegi azab cok siddetlidir

[26] Hatırlayın ki, bir zamanlar siz yeryuzunde hem az, hem zayıf ve acizdiniz; insanların sizi kapıp goturmesinden korkuyordunuz; bu durumda iken Allah size yer-yurt verip barındırdı, sizi yardımıyla destekleyip kuvvetlendirdi ve sizi temiz ve helal seylerle rızıklandırdı ki sukredesiniz

[27] Ey iman edenler! Bildiginiz halde Allah´a ve Peygamber´e hıyanet etmeyin ; (sonra) size inanılıp guvenilen seylere hıyanet edersiniz

[28] Bilin ki, mallarınız ve cocuklarınız bir deneme ve sınavdan baska degildir. Buyuk mukafat ise Allah katındadır

[29] Ey iman edenler I Eger Allah´ tan korkup (kotuluklerden) sakınırsanız ; O size bir f u r k a n (= iyiyi kotuden, hayrı serden, dogruyu egriden, sevabı gunahtan, temizi murdardan, hakkı batıldan ayıran bir olcu ve kıstas, bir bilgi ve marifet) verir. Ustelik suc ve gunahlarınızı orter ve sizi bagıslar

[30] Hatırlayın ki, o kufredenler bir zaman seni tutup baglamaları veya seni oldurmeleri ya da seni (Mekke´den) cıkarmaları icin sana pusu ve tuzak kurmuslardı. Onlar, pusu ve tuzak kurarlarken Allah da o tuzagın karsılıgını kuruyordu. Allah tuzak kuranların (hilesine karsı tedbir almada) en hayırlısıdır

[31] Ayetlerimiz onlara karsı okununca, «isittik, isittik, istersek bunun bir benzerini biz de soyleyebilirdik ; bu olsa olsa eskilerin masallarıdır!» derler

[32] Hani bir zaman da onlar, «Ey Allahımız ! Eger bu Kur´an hakikaten senden ise, uzerimize gokten tas yagdır veya bize acıklı bir azab getir» demislerdi

[33] Oysa sen onların arasında iken Allah onlara azab edecek degildir ve onların (arasında kalan mu´minler) istigfar ederken Allah yine kendilerine azab edici degildir

[34] (Sen ve Istigfar eden mu´minler aralarında bulunmayınca) Allah onlara ne diye azab etmeyecek ? Oysa onlar (mu´minleri) Mescid-i Haram´a (girmekten) men´ediyorlar. (Bununla beraber) onlar O Mescid´in dostları ve layıkları da degillerdir. Onun dostları ve layıkları ancak muttaki (Allah´tan saygı ile korkup fenalıklardan sakınanlardır. Ama ne var ki, onların cogu (bu gercegi) bilmezler

[35] Beyt´in (Allah´ın Evi´nin) yanında namazları (kendilerine gore ibadetleri) ıslık calmaktan ve el cırpmaktan baska bir sey degildir. O halde inkar ve nankorlugunuzden dolayı azabı tadın

[36] Suphesiz ki, o inkar edenler, Allah yolundan alıkoymak icin mallarını harcarlar. Onu yine de harcayacaklar ; sonra bu kendilerine ic acısı olacak, sonra da yenilgiye ugrayacaklardır. Ve kafir olanlar toplatılıp Cehennem´e suruleceklerdir

[37] Bu da Allah´ın temizi murdardan ayırd etmesi, murdarın bir kısmını bir kısmı uzerine yıgıp hepsini toptan Cehennem´e koyması icindir. Iste zarara ugrayanlar onlardır

[38] Inkar edenlere de ki: Eger (inkar ve inattan, saskınlık ve azgınlıktan) vazgecerlerse, onların gecmisteki (kufur ve gunahları) bagıslanır. Tekrar (inkar ve azgınlıga) donerlerse, oncekiler hakkında cari olan sunnet (ilahi kanun) hukmunu yurutecektir

[39] Yeryuzunde bir fitne kalmayıncaya ve din butunuyle Allah´ın oluncaya kadar onlarla savasın. Eger (inkar ve fitneden) vazgecerlerse, suphesiz ki Allah onların yapageldiklerini yeterince gorendir

[40] Eger yuzcevirirlerse, bilin ki Allah sizin Mevla´nızdır. Ne guzel Mevla ve ne guzel yardımcıdır O

[41] Bilin ki (savasda) elde ettiginiz ganimetin beste biri Allah icindir; Peygamber´e, yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmıslara aittir. Eger Allah´a, hak ile batılın birbirinden ayrılıp iyice belirgin hale geldigi gun, iki ordunun karsılastıgı gun kulumuza indirdigimiz ayetlere inanıyorsanız (bunu boyle kabul edin). Allah´ın kudreti her seye yeter

[42] Hani bir zaman siz vadinin yakın bir yerinde, onlar da uzak bir ucunda bulunuyordunuz; kervan ise sizden epeyce asagıda idi; oyle ki, eger (daha once) onlarla (savas konusunda) sozlesmis olsaydınız, belirlenen vakitte (orada bulunmak hususunda) gorus ayrılıgına duserdiniz. Ama Allah, olacak bir durumu yerine getirmek icin (sizi oldubittiyle karsılastırdı). Ta ki, mahvolacak olan, acık belgeleri (gorup) mahvolsun; yasayacak olan da acık belgeleri (gorup oylece) yasasın. Suphesiz ki, Allah her seyi gerektigi gibi isitir ve bilir

[43] Hatırla o vakti ki, Allah onları uykunda sana az gostermisti; eger onları cok gosterseydi korkar ve emr-u kumanda hususunda cekisip tartısırdınız. Ama Allah esenlik verdi de (sizi) kurtardı. Suphesiz ki O, sinelerde olanı cok iyi bilir

[44] Ve hatırla ki, (olacak bir durumu yerine getirmek icin) karsılastıgınızda (Allah) onları gozlerinizde az gosteriyor ve sizi de onların gozunde az gosteriyordu. Isler ancak Allah´a dondurulur

[45] Ey iman edenler! (savasmak uzere cıkan) dusman toplulugu ile karsılastıgınız vakit, (korkmayın) sebat edin, Allah´ı cokca anın ki kurtulusa (ve basarıya) eresiniz

[46] Allah´a ve Peygamberi´ne itaat edin. Surtusup cekismeyin, tartısıp bolunmeyin; sonra korkaklasır (devletinizin kudret) havası ayrılıp gider. Sabrediniz, suphesiz ki Allah sabredenlerle beraberdir

[47] Yurtlarından sımarıklık gostererek, boburlenip halka gosteris yaparak ve (insanları) Allah yolundan men´ederek cıkanlar gibi olmayın, Allah onların yapageldiklerini (ilim ve kudretiyle) kusatmıstır

[48] Hani seytan onlara isleyip durdukları (kotu islerini, fena niyetlerini) susleyip, «bugun insanlardan size ustun gelecek yoktur ve ben de sizi destekleyici bir yardımcıyım !» demisti de iki ordu birbirlerini gorup karsılasınca, (bu defa) topugu uzerine gerisin geri donerek soyle demisti : «Dogrusu benim sizinle ilgim yoktur ; sizin goremiyeceginiz seyleri goruyorum. Hem dogrusu ben Allah´tan korkarım, Allah´ın verecegi ceza siddetlidir.»

[49] Hani bir vakit de munafıklar ve kalblerinde (inkar, inat, cehalet ve fitne) hastalıgı bulunanlar diyorlardı ki: «Canım su mu´minleri de dinleri aldatmıstır.» Kim Allah´a guvenip dayanırsa suphesiz ki Allah yegane ustun ve yegane hikmet sahibidir

[50] Bir de melekler o kufredenlerin yuzlerine ve arkalarına vura vura ve «tadın yakıcı azabı!» (diye diye) canlarını aldıklarını gormeliydin

[51] iste bu sizin ellerinizin isleyip one surdugunuzun karsılıgıdır ve elbette Allah kullarına zulmedici degildir

[52] (Bunların tutum ve gidisi) Fir´avn ve ondan oncekilerin tutum ve gidisi gibidir. Allah´ın ayetlerini inkar ettiler, bu yuzden Allah onları —gunahlarına karsılık— yakaladı. Suphesiz ki Allah, cok kuvvetlidir, cezası cok siddetlidir

[53] Bu boyledir. Cunku Allah bir millete verdigi nimeti, onlar kendilerindeki (huy, yasayıs ve davranısları)nı degistirmedikce, degistirici degildir ve suphesiz Allah isitendir, bilendir

[54] (Bunların tutumu ve gidisi) Fir´avn´ın ve onlardan oncekilerin tutum ve gidisi gibidir. Rablarının ayetlerini yalan saydılar, o sebeple onları gunahları karsılıgında yok ettik; Fir´avn tarafdarını (denizde) bogduk. Onların hepsi zalimler idi

[55] Allah katında (yeryuzunde) yuruyenlerin en kotusu, o inkar edenlerdir. Onlar inanmazlar

[56] Oyle ki, onlar kendileriyle yaptıgın anlasmayı her defasında hic cekinmeden (ve sonucunu hesaba katmadan) bozarlar

[57] Savasta onları (ne zaman yakalarsan,) oylesine darmadagın et ki arkalarındakiler ogut ve ibret alsınlar

[58] Eger bir milletin hıyanetinden endise ederseniz esit olculere gore sen de anlasmayı bozup (yuzlerine) at! Cunku Allah, elbette hainleri sevmez

[59] O inkar edenler, one gectiklerini (ve gececeklerini) hic de sanmasınlar. Cunku onlar (bizi ve sizi) aciz bırakamazlar

[60] (Ey Muslumanlar!) Onlara karsı gucunuzun yettigince her turlu kuvveti ve (savas icin) beslenen atları (gereken aracları) hazırlayın. Bununla hem Allah´ın dusmanlarını, hem sizin dusmanlarınızı ve sizin bilmediginiz, Allah´ın bildigi diger dusmanları korkutup yıldırırsınız. Allah yolunda her ne harcarsanız, (karsılıgı) size tastamam odenir, hic de haksızlıga ugramazsınız

[61] Eger (dusmanlarınız) barısa meylederlerse, sen de ona yanas, Allah´a guvenip dayan. Cunku Allah muhakkak isiten ve bilendir

[62] Eger hile yapıp seni aldatmak isterlerse, suphesiz ki Allah, sana yeterdir; seni ve mu´minleri yardımıyla destekleyip guclendiren O´dur. Mu´minlerin gonullerini birbirine ısındırıp biraraya getiren de O´dur. Eger yeryuzunde bulunan her seyi harcasaydın yine de onların kalblerini birbirine ısındırıp biraraya getiremezdin. Ama Allah´tır ki onların kalblerini birbirine ısındırıp biraraya getirmistir. Suphesiz ki O, cok guclu, cok ustundur ve yegane hikmet sahibidir

[63] Eger hile yapıp seni aldatmak isterlerse, suphesiz ki Allah, sana yeterdir; seni ve mu´minleri yardımıyla destekleyip guclendiren O´dur. Mu´minlerin gonullerini birbirine ısındırıp biraraya getiren de O´dur. Eger yeryuzunde bulunan her seyi harcasaydın yine de onların kalblerini birbirine ısındırıp biraraya getiremezdin. Ama Allah´tır ki onların kalblerini birbirine ısındırıp biraraya getirmistir. Suphesiz ki O, cok guclu, cok ustundur ve yegane hikmet sahibidir

[64] Ey Peygamber! Allah sana da, sana uyan mu´minlere de yeter

[65] Ey Peygamber! Mu´minleri savasa tahrik ve tesvik et. Sizden sabreden yirmi kisi olursa, ikiyuz kisiyi yenip alteder. Sizden yuz kisi olursa, o kufredenlerden bin kisiyi yenip alteder. Cunku onlar (hakkın gucunu, ilahi kudretin ustunlugunu) idrak etmeyen anlayıssız bir topluluktur

[66] Ama simdi Allah, sizden yuku hafifletti ve sizde bir zaaf oldugunu bildi. Sizden sabreden yuz kisi olursa, —Allah´ın izniyle— ikiyuz kisiyi yenip alteder. Sizden bin kisi olursa, —Allah´ın izniyle— ikibin kisiyi yenip alteder. Allah sabredenlerle beraberdir

[67] Hic bir peygambere yeryuzunde agır basıp zafer elde etmedikce esirler edinmesi uygun olmamıstır. Siz, dunya malını istiyorsunuz. Allah ise Ahireti (elde etmenizi) istiyor. Allah cok ustundur ve yegane hikmet sahibidir

[68] Eger Allah tarafından yazılı bir hukum gecmis olmasaydı, herhalde aldıgınız (fidye)den dolayı size buyuk bir azab dokunurdu

[69] Artık elde ettiginiz ganimetlerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah´tan korkup (kotuluklerden) sakının. Suphesiz ki Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[70] Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eger Allah sizin kalbinizde bir hayır (iman ve irfan ortamı) bulundugunu bilirse, sizden alınanın daha hayırlısını size verir ve sizi bagıslar. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[71] Sana hıyanette bulunmayı istiyorlarsa (uzulme), onlar bundan once Allah´a da hıyanet etmislerdi. Allah da onlara karsı (sana) imkan ve guc verdi. Allah her seyi layıkıyle bilendir; hikmet sahibidir

[72] Onlar ki inanıp hicret ettiler ve mallariyle canlariyle Allah yolunda savastılar ve onlar ki (hicret edenleri) barındırıp yardımda bulundular, iste bunlar birbirlerinin dostu ve yarıdır. Onlar ki inandılar ama hicret etmediler, uzerlerinde —hicret etmelerine kadar— lehlerine hicbir velayetiniz yoktur. Bununla beraber dinde size yardım etmek isterlerse, sizinle aralarında kesin anlasma bulunan bir cemaat dısında onlara yardım size gerekir. Allah yapageldiginiz seyleri gormektedir

[73] inkar edip kufre sapanlar ise birbirlerinin dost ve yarıdırlar. Eger boyle yapmaz (birbirinize dost ve yakın olmaz)sanız, yeryuzunde bir fitne ve buyuk bir fesad meydana gelir

[74] Inanıp hicret edenler ve Allah yolunda savasanlarla (onları) barındırıp yardımda bulunanlar (var ya), iste onlar gercekten mu´minlerdir. On lar icin magfiret ve bol bereketli rızık vardır

[75] Bunlardan sonra inanıp hicret edenler ve sizinle beraber (Allah yolunda) savasanlar ise, iste onlar sizdendir. Ulu´l-erham = hısımlar ise Allah´ın kitabına gore birbirine daha yakındırlar. Suphesiz ki Allah her seyi hakkıyle bilir

Tevbe

Surah 9

[1] Allah´tan ve Peygamberinden kendileriyle anlasma yaptıgınız musrik (Allah´a ortak kosan inkarcı)lere son ve kesin, donulmez uyandır

[2] Artık (siz ey musrikler!) yeryuzunde dort ay (istediginiz gibi) gezip dolasın ve bilin ki siz elbette Allah´ı aciz kılacak degilsiniz; Allah ise inkarcı sapıkları suphe yok ki rezil ve rusvay edecektir

[3] Ve buyuk hacc (hacc-ı ekber) gunu, Allah ve Peygamberinden insanlara bir duyurudur: Suphesiz ki Allah ve Peygamberi musriklerden iliskilerini kesinlikle kesmislerdir. Eger (inkar ve azgınlıktan) tevbe ederseniz bu sizin icin hayırlıdır; yuzcevirirseniz, bilin ki siz Allah´ı aciz kılacak degilsiniz. Ve artık o kufurde ısrar edenleri elem verici bir azab ile mujdele

[4] Ancak musriklerden kendileriyle anlasma yaptıktan sonra anlasma maddelerinde size karsı hicbir eksiklik yapmayan ve sizin aleyhinize baska birine destek olup yardım etmiyenler mustesna. Bunlarla olan anlasma hukumlerine, suresinin sonuna kadar tamamen baglı kalın. Suphesiz ki Allah (doneklikten) sakınanları sever

[5] Haram Aylan cıkınca artık musrikleri buldugunuz yerde oldurun ; yakalayıp tutuklayın ; gelip gececek butun gozetleme yollarını tutun. Tevbe eder. namaz kılar ve zekat verirlerse onları serbest bırakın gitsinler. Cunku Allah suphesiz cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[6] Musriklerden biri aman dileyerek sana gelirse, ona aman ver ki Allah´ın sozunu dinleyebilsin. Sonra da onu guven duyacagı yere kadar ulastır. Cunku onlar bilgisiz bir topluluktur

[7] Musriklerin Allah yanında ve Peygamberi yanında nasıl bir sozlesme ve anlasmaları olabilir? Ancak Mescid-i Haram yanında anlastıklarınız mustesna ; onlar size karsı dogru davrandıkca siz de (mevcut anlasma hukumlerine uyarak) kendilerine karsı dogru davranın. Suphesiz ki Allah (sozlesme ve anlasmalara baglı kalıp hıyanet ve doneklikte bulunmaktan) sakınanları sever

[8] Nasıl anlasmaları olabilir ki. eger onlar size karsı ustunluk saglamıs olsalar, hakkınızda ne bir hak ve yakınlık, ne de sozlesme vecibelerini gozetirler. Sizi agızlarıyla hos tutmaya calısırlar, kalbleri ise (nefret duyup) kacınır. Cogu(ilahi sınırları hice sayan) fasıklardır

[9] Allah´ın ayetlerine karsılık az bir degeri satın aldılar da Allah yolundan alıkoydular. Bunlar gercekten ne kotu seyler islemektedirler

[10] Hic bir mu´min hakkında ne bir hak ve yakınlık, ne de bir sozlesme ve anlasma vecibesini gozetirler ve iste bunlar haddi asanların kendileridir

[11] Eger (kufur ve inatdan, azgınlık ve fitneden) vazgecip tevbe eder, namazı kılar, zekatı verirlerse, artık dinde kardeslerinizdir ve biz bilen bir millete ayetlerimizi (boylece) bir bir acıklıyoruz

[12] Ve eger verdikleri sozden sonra yeminlerini bozar da dininize dil uzatıp saldırırlarsa. o takdirde kufrun ileri gelen elebaslarıyla savasın ; cunku onların gercekten yeminleri yoktur. Olur ki (bu tutum ve doneklikten) vazgecerler

[13] Analarını bozup Peygamberi (yurdundan) cıkarmaya calısan bir toplulukla savasmaz mısınız ki, ilk defa onlar sizinle (savasmaya) baslamıslardı. Yoksa onlardan korkuyor musunuz ? Eger cidden mu´minler iseniz kendisinden korkulmaya Allah daha layıktır

[14] Onlarla savasın ki Allah sizin ellerinizle onlara azab edip kendilerini rusvay eylesin ; onlara karsı size yardım edip zafer yolunu acsın da inanan bir toplulugun yureklerini ferahlatıp sifa versin

[15] Kalblerindeki kin ve ofkeyi gidersin. Allah diledigine tevbeyi nasib eder. Allah bilendir ve hikmet sahibidir

[16] Yoksa siz, icinizden cihad edenleri; Allah´tan Peygamberinden ve mu´minlerden baskasını dost ve sırdas edinmiyenleri kendi ilmiyle ayırd etmeden, Allah´ın sizi kendi halinize terkedecegini mi sanırsınız ? Allah yapageldiginiz seylerden haberlidir

[17] Allah´a ortak kosan putperestler, kendi aleyhlerine kufur ile sehadette bulunup dururlarken Allah´ın mescidlerini imar etmeleri uygun ve yakısır degildir. Iste bunların (iyilik adına) yaptıkları bosa gitmistir ve ateste onlar temelli kalıcılardır

[18] Allah´ın mescidlerini ancak, Allah´a ve Ahiret gunune inanan, namazı dosdogru kılan, zekatı veren ve Allah´tan baska kimseden korkmayanlar imar eder. Iste bunların dogru yolda olup basarıya erismeleri umulur

[19] Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram´ı bayındır hale getirmeyi, Allah´a ve Ahiret gunune iman edip Allah yolunda cihad edenin (iman ve ameli) gibi mi tuttunuz ? Bunlar Allah yanında esdegerde degildirler. Hem Allah, zalim bir toplulugu dogru yola eristirmez

[20] Onlar ki iman edip (yurtlarını bırakarak Allah yolunda) hicret ettiler ve Allah yolunda mallariyle, canlariyle savastılar, derece bakımından Allah yanında cok daha buyukturler ve iste kurtulusa erenler bunlardır

[21] Rableri, onları kendinden bir rahmet, rıdvan (= ebedi hosnutluk) ve kendilerini, icinde sonsuz ve devamlı nimet bulunan Cennetlerle mujdeler

[22] Onlar orada devamlı kalıcılardır. Suphesiz ki en buyuk mukafat Allah katındadır

[23] Ey iman edenler! Babalarınızı ve kardeslerinizi, eger kufru imandan ustun tutup seviyorlarsa, (gonulden) dost edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, kendilerine cok yazık etmis olurlar

[24] De ki: Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, baglı bulundugunuz oymak ve kabile; kazandıgınız mallar, surumsuzlugunden korktugunuz ticaret ve hoslandıgınız konaklar size Allah ve Peygamberinden ve Allah yolunda cihaddan daha sevgili ve sevimli ise, Allah´ın emri gelinceye kadar bekleyin !. Allah fasık (ilahi sınırları asan) bir toplulugu dogru yola eristirmez

[25] And olsun ki, Allah size bircok yorelerde ve yerde; Huneyn gununde yardım etmistir. Oyleki (o gun) coklugunuz sizi boburlendirmisti de size hic de yararlı olmamıs, doygun kılmamıstı. Yeryuzu ise genisligine ragmen size dar gelmisti ve sonra da arka cevirip geri donmustunuz

[26] Sonra Allah, Peygamberi ve mu´minler uzerine sukunet, emniyet ve gonul yatıskanlıgı indirmisti; derken gormediginiz askerleri de indirmisti ve inkar edenleri azaba ugratmıstı, fste bu, kafirlerin cezasıdır

[27] Bundan sonra da Allah diledigine tevbe idrakini verip dilediginin tevbesini kabul eder. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[28] Ey iman edenler! musrikler (Allah´a ortak kosanlar) ancak murdardırlar. Bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram´a yaklasmasınlar. Eger yoksulluk ve darlıktan korkarsanız, Allah dilerse ileride (sebepleri kolaylastırarak) kendi kerem ve ihsanından sizi zenginlestirir. Suphesiz ki Allah bilendir, hikmet sahibidir

[29] Kendilerine kitap verilenlerden Allah´a ve Ahiret gunune inanmayanlar, Allah´ın ve Peygamberinin haram kıldıgını haram saymayanlar ve hak dini (Islam´ı) din edinmiyenlerle —boyun egip kuculmus olarak elden cizye verinceye kadar— savasın

[30] Yahudiler, «Uzeyr, Allah´ın ogludur» dediler. Nasara (= Hıristiyanlar) da «Mesih (Isa) Allah´ın ogludur» dediler. Bu daha once inkara sapanların soylediklerine benzer anlamda, agızlarında geveledikleri sozlerdir. Allah kahredesiler! Nasıl da (hak´tan saptırılıp) yuzleri cevriliyor

[31] Bunlar Allah´ı bırakıp hahamlarını ve rahiplerini; (aynı zamanda) Meryem oglu Mesih´i Rabler (Tanrılar) edindiler. Halbuki ancak bir ilaha kulluk ve ibadetle emrolunmuslardı. Allah´tan baska ilah yoktur; O, onların ortak kostukları seylerden pak ve munezzehtir

[32] Allah´ın nurunu agızlarıyla sondurmek istiyorlar. Kafirler hoslanmasalar bile Allah oyle istemiyor. O mutlaka nurunu tamamlamayı diliyor

[33] O Allah ki, musrikler hoslanmasa da, istemese de dinini butun dinlerden ustun kılmak icin Peygamberini dogru yol ve hak din ile gondermistir

[34] Ey iman edenler! Dogrusu Hahamların ve Rahiplerin cogu, insanların mallarını haksız sebeplerle yerler; bir de (onları) Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gumusu hazine edip de Allah yolunda harcamıyanları elem verici bir azab ile mujdele

[35] Oyle bir gunde ki bunlar Cehennem atesinde kızdırılarak onların alınları, yanları ve sırtları daglanacak ve «Iste bu sizin kendiniz hesabına toplayıp hazine edindiginizdir. Toplayıp hazine edindiginizi tadın bakalım !» (denilecek)

[36] Suphesiz ayların sayısı, Allah yanında —gokleri ve yeri yarattıgı gunde(n beri) Allah´ın kitabında (planlandıgı uzere)— on ikidir. Bunlardan dordu hurmetli aylardır. Bu en saglıklı ve dogru hesaptır. Artık bu aylarda kendinize zulmetmeyiniz. (Ancak) putperestler nasıl sizinle topyekun savasıyorlarsa, siz de onlarla topyekun savasın. Bilin ki Allah (ilahi sınırlara saygılı olup kotuluklerden ve haksızlıktan) sakınanlarla beraberdir

[37] (Hurmetli ayların yerlerini degistirip) geciktirmek, kufurde bir artıstan baska degildir. Oyle yapmakla kafirler (busbutun) sasırtılıp saptırılırlar ; Allah´ın haram kıldıgı sayıya uydurmak icin onu bir yıl helal, bir yıl haram sayarlar ve boylece Allah´ın haram kıldıgını helal kabul ederler. Kotu isleri kendilerine suslenip hos gorunmustur. Allah ise kufur uzere olan milleti dogru yola eristirmez

[38] Ey iman edenler! Size ne oldu ki, «Allah yolunda seferber olun !» denildigi zaman (bulundugunuz) yerde agırlasıp kalıyorsunuz ?! Yoksa Ahiretten (yuzcevirip) Dunya hayatına mı razı oldunuz ? Dunya hayatının yarar ve gecimligi Ahiret´e oranla pek azdır

[39] Eger seferber olup cıkmazsanız, O sizi elem verici bir azabla azablandırır ve yerinize baska bir millet getirip koyar da siz O´na hic bir zarar veremezsiniz. Allah´ın kudreti her seye yeter

[40] Eger Ona (Muhammed´e) yardım etmezseniz, Allah Ona yardım etmistir. Hani o kufredenler, iki kisiden biri olarak Onu (yurdundan) cıkarmıslardı da. ikisi magarada iken arkadasına, «Uzulme Allah bizimle beraberdir» demisti. Allah da Onun uzerine sukunet, huzur, kalb yatıskanlıgı indirmis ve Onu gormediginiz askerlerle desteklemisti; aynı zamanda kufredenlerin sozunu alcalttıkca alcaltmıstı. Allah sozu ise en yucedir. Allah yegane ustundur, cok gucludur, (sonsuz ve sınırsız) hikmet sahibidir

[41] Sizler hafifliginiz ve agırlıgınızla savasa cıkın; Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihada devam edin. Eger bilirseniz bu sizin icin hayırlıdır

[42] Eger yakın bir yarar, orta (mesafede) bir sefer olsaydı, elbette arkana takılırlardı. Ne var ki o mesakkatli (mesafe) onlara uzun geldi. «Gucumuz yetseydi seninle beraber cıkardık» diyerek Allah ile yemin edecekler de kendilerini (yalanları sebebiyle) mahvedecekler. Allah onların elbette yalancı olduklarını bilir

[43] Allah seni affetsin ! Dogru soyleyenler sence belli oluncaya ve yalancılar bilininceye kadar neden onlara izin verdin

[44] Ama Allah´a ve Ahiret gunune (dosdogru) iman edenler, mallariyle, canlarıyla (Allah yolunda) cihad etmeleri hususunda (geri kalmak icin) senden izin istemezler. Allah (iki yuzlulukten ve doneklikten) sakınanları sever

[45] Senden ancak Allah´a ve Ahiret gunune iman etmiyenler; kalbleri supheyle calkanıp supheleri icinde bocalayıp duranlar (savasa cıkmamak icin) izin isterler

[46] Eger onlar savasa cıkmayı isteselerdi, onun icin bir takım hazırlıklarda bulunurlardı; ama Allah davranmalarını hos gormedi de onları alıkoydu, «oturun, oturanlarla beraber» denildi

[47] Eger aranızda onlar da (savasa) cıkmıs olsalardı, fesad ve fenalık artırmaktan baska bir sey yapmazlardı. Sizi fitneye dusurmek arzusuyla aranıza sokulup entrikalar cevirirlerdi; aranızda onlara kulak verenler de vardır. Allah zalimleri cok iyi bilir

[48] And olsun ki, onlar bundan once de fitne cıkarmak istemislerdi, sana karsı birtakım entrikalar cevirmislerdi. Hoslanmadıkları halde hak geldi ve Allah´ın emri ustunluk sagladı

[49] Onlardan bir kısmı «Bana izin ver de beni fitneye dusurme» diyordu. Haberiniz olsun ki kendileri fitneye dusmuslerdir ve suphesiz ki Cehennem kafirleri cepecevre kusatacaktır

[50] Sana bir iyilik dokunursa, onları uzup tasalandırır. Sana bir musibet (kotuluk) dokunursa. «Biz isimizi onceden yoluna koyup onlem aldık» derler ve buna sevindikleri halde donup giderler

[51] De ki: Bize ancak Allah´ın (takdir edip) yazdıgı dokunur; O bizim Mevlamızdır. Mu´minler ancak Allah´a guvenip dayansınlar

[52] De ki: Bizim hakkımızda bekleyedurdugunuz, gozetleyip beklediginiz, iki iyilikten baskası mıdır ? (Yo gazi, ya da sehid olmak). Biz de Allah´ın kendi tarafından veya bizim elimizle size bir azab dokunduracagını bekliyoruz. Siz de bekleyin ; dogrusu biz de sizinle beraber beklemekteyiz

[53] De ki: Gerek isteyerek, gerek istemiyerek harcayın, elbetteki sizden kabul edilmiyecektir. Cunku siz (ilahi emri dinlemeyen) hak yolundan cıkmıs bir topluluksunuz

[54] Harcadıklarının kendilerinden kabul edilmesini ancak, Allah´ı ve Peygamberini inkar etmeleri, usenerek namaza gelmeleri ve bir de istemeyerek (mallarını hayır islerinde) sarfetmeleri engellemistir

[55] Onların mallarının ve cocuklarının (bollugu) seni imrendirmesin. Allah bunlarla dunya hayatında onlara azab etmek ve kafir oldukları halde canlarının cıkmasını istiyor

[56] Elbette sizden yana olduklarına dair Allah ile yemin ederler. Halbuki sizden yana degildirler. Fakat onlar korkup odleri patlayan bir topluluktur

[57] Eger sıgınacak bir yer veya barınacak bir takım magaralar veya sokulacak bir cukur bulsalardı, onlerine gecilmiyecek sekilde yuzcevirip oraya kosarlardı

[58] Onlardan bir kısmı da sadakaların taksim ve dagıtımı hakkında sana dil uzatıp kınamada bulunurlar. Ondan kendilerine verilirse hosnud olurlar; verilmezse bir de bakarsın kızıp ofkelenirler

[59] Eger onlar Allah ve Peygamberinin kendilerine verdigine razı olsalardı ve «Allah bize yeter; Allah ve Resulu bize kendi fazl-u keremlerinden vereceklerdir. Biz elbette Allah´a ragbet edicileriz» deselerdi, (ne iyi olurdu)

[60] Zekatlar, Allah´tan bir farz olarak ancak fakirlere, miskinlere (yoksullara), (zekat toplamakla gorevli) tahsildarlara; (hurriyetlerine kavusturulacak) kolelere, esirlere; borclulara; Allah yolunda (luzumlu gorulen yerlere, cihada cıkanlara) ve yolda kalmıslaradır. Allah her seyi en iyi bilen, her seyi hikmetle uygulayandır

[61] Onlardan kimi de Peygamber´i incitiyor ve «O (her seyi isiten) bir kulaktır!» diyorlar. De ki: O, sizin icin hayırlı kulaktır; Allah´a iman eder, mu´minlere inanır ve sizden iman edenlere bir rahmettir. Allah´ın peygamberini incitip uzenler icin elem verici bir azab vardır

[62] Onlar sizi hosnut etmek icin gelip Allah ile yemin ederler. Eger (cidden) inanıyorlarsa, Allah ve Peygamberini hosnut etmeleri daha dogru ve daha uygundur

[63] Bilmiyorlar mı ki, kim Allah ve Peygamberine muhalefette bulunup dusmanlık ederse, suphesiz ki onun icin, icinde ebedi kalacagı Cehennem atesi vardır, iste bu, rusvaylıgın buyugudur

[64] Munafıklar kalblerinde olan seyleri haber verecek bir surenin baslarına inmesinden cekinip endise etmekteler. De ki: Istediginiz gibi eglenin ; Allah elbette sizin cekinip endise duydugunuz seyleri ortaya cıkaracaktır

[65] Kendilerine (yaptıkları maskaralıgı) soracak olsan, yeminle derler ki, «Biz sadece (lafa) dalıp egleniyorduk». De ki: Siz Allah ile, ayetleriyle ve Peygamberiyle mi eglenip duruyordunuz

[66] (Bosuna) ozur dilemeyin. Dogrusu siz iman ettiginizi (acıkladıktan) sonra kufre saptınız. Icinizden bir toplulugu (tevbeleri sebebiyle) affedersek, diger bir toplulugu suc ve gunahta (Israr ettiklerinden) dolayı azaba ugratacagız

[67] Munafık erkeklerle, munafık kadınlar birbirlerinin (kopyası ve ta mamlayıcısı)dır; Kotulukleri emrederler, iyilikten alıkoyarlar ve ellerini (cimriliklerinden dolayı) sımsıkı tutarlar. Allah´ı unuttular, Allah da onları unutmaya terketti (inayet ve hidayetini onlardan kesti.) Suphesiz ki munafıklar, fasıklar (ilahi buyrukları cigneyip ser´i hukumleri asanlar)dır, onlar

[68] Allah munafık erkeklere, munafık kadınlara ve kafirlere, icinde ebedi kalacakları Cehennem atesini va´d etmistir; o onlara yeter. Allah onları lanetledi (rahmetinden kovup uzaklastırdı). Onlar icin devamlı bir azab vardır

[69] (Ey munafıklar!) sizin durumunuz, sizden oncekilerin durumuna benzer. (Ne var ki) onlar sizden daha guclu, mal ve evlad bakımından daha cok (imkanlara sahip) idiler. Kendi paylarından yararlanmaya (zevk almaya) calıstılar; sizden oncekiler (dunyalıktan) kendi paylarından yararlanmak istedikleri gibi siz de kendi (nifak) payınızdan yararlanıp (zevk almak) istediniz, (boyle bir bataklıga) dalanlar gibi daldınız, iste bunların amelleri hem Dunya´da, hem Ahiret´te bosa gitmistir ve iste ziyana ugrayanlar bunlardır

[70] Kendilerinden once (gelip gecen) Nuh, Ad, Semud kavimlerinin, ibrahim kavminin, Medyen´in yerli halkının ve altust olup yıkılan kasabalar halkının haberi bunlara gelmedi mi ? Onlara peygamberleri acık ayet ve mu´cizelerle gelmisti; (o halde) Allah onlara zulmetmedi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı

[71] Mu´min erkeklerle mu´min kadınlar birbirlerinin velileri (yardımcıları, destekleyicileri ve Allah icin dost ve yakınları)dırlar. Iyilikle emrederler, fenalıktan men´ederler; namazı vaktince kılarlar, zekatı (yerli yerince) verirler ve Allah´a, Peygamberine itaat ederler. Iste bunları Allah (genis) rahmetine eristirecektir. Suphesiz ki Allah yegane ustundur, her isinde hikmet sahibidir

[72] Allah, mu´min erkeklerle mu´min kadınlara, altlarından ırmaklar akan Cennetler va´detmistir; orada ebedi kalıcılardır ve ayrıca Adn Cennetlerinde guzel, gonul cekici konaklar da va´detmistir. Allah´ın razı olması ise, (hepsinden) daha buyuk. Iste bu buyuk bir kurtulustur

[73] Ey Peygamber! Kafirlerle ve munafıklarla savas ; onlara karsı sert davran ; onların eylesecekleri yer Cehennem´dir. Orası ne kotu gidilecek yerdir

[74] (Kufru gerektiren sozu) soylemediklerine Allah ile yemin ediyorlar. And olsun ki, o kufur sozunu soylediler ; Islam´dan sonra kufre saptılar ; erisemedikleri (buyuk bir cinayet) isine de kasdedip yoneldiler. Onların kin ve intikamı, sadece Allah ve Peygamberinin kendi fazl-u keremiyle mu´minleri doygun kılmalarından ileri geliyordu. Eger tevbe ederlerse, kendileri icin hayırlı olur; yuzcevirirlerse, Allah onları Dunya´da da, Ahiret´te de elem verici bir azabla azablandıracak ve yeryuzunde kendileri icin bir dost ve yardımcı da yoktur

[75] Onlardan kimi de, «eger Allah bize kendi genis nimetinden verirse, herhalde zekat ve sadaka verir ve salihler (iyi-yararlı kisiler)den oluruz» diyerek Allah´a karsı .soz vermislerdi

[76] Ne vakit ki, Allah onlara genis nimetinden verdi, onunla cimrilik edip yuzcevirdiler; zaten onlar donek kimselerdir

[77] Allah´a karsı verdikleri sozu yerine getirmedikleri, va´dlerini tutmadıkları ve yalan soyledikleri icin Allah da kendisine kavusacakları gune kadar, yaptıklarını kendi kalblerinde nifaka ceviriverdi

[78] Bilmezler mi ki, Allah onların sırlarını da, gizli toplantı ve fısıltılarını da bilir. Allah gaybleri de yeterince bilendir

[79] Mu´minlerden, sadakalar hususunda, zekattan baska bir de arzu ve istekle bagısta bulunanlara dil uzatanları ve ancak o didinerek ele gecirdiklerini tasadduk edenleri alaya alanları, Allah alaya alıp rezil eder ve onlar icin elem verici bir azab vardır

[80] Onlar icin ister bagıslanma dile, ister dileme (farketmez). Onlar icin yetmis defa bagıslanma dilesen, Allah elbette onları bagıslamıyacaktır. Bu boyledir; cunku onlar Allah ve Peygamber´i inkar ettiler. Allah ise hak yolundan cıkmıs ahlaksızları dogru yola eristirmez

[81] (Savasa cıkmayıp) Resulullah´tan ayrılarak geriye kalanlar (evlerinde) oturmalarıyle sevindiler de Allah yolunda mallarıyle, canlarıyle savasmaktan hoslanmadılar ve «bu sıcakta savasa cıkmayın!» dediler. De ki: Cehennem atesi daha sıcak. Bunu bir bilip anlasalardı

[82] Isledikleri gunahın cezası olarak bundan boyle az gulsunler, cok aglasınlar

[83] Eger Allah seni (Tebuk´ten) dondurur de onlardan bir grupla karsılasırsan, onlar da (baska bir savasa) cıkmak icin senden izin isterlerse, de ki: Artık benimle birlikte hicbir zaman cıkamıyacaksınız ve benimle beraber hicbir dusmanla sava-samıyacaksınız. Cunku siz ilk once (evinizde) oturmaya razı oldunuz; artık geride kalanlarla beraber hep oturun

[84] Ve onlardan olenin namazını kesinlikle kılma, kabri basında (dua ve istigfar icin) durma ! Cunku onlar gercekten Allah ve Peygamberini inkar edip fasık olarak (ilahi buyrukları cigneyip hice sayarak) can verdiler

[85] Onların malları ve cocukları seni imrendirmesin; Allah bununla Dunya´da onları azaba ugratmayı ve kafir oldukları halde canlarının cıkmasını istiyor

[86] Allah´a iman edin ve Peygamberiyle beraber savasın, diye bir sure indigi zaman, onlardan servet sahipleri senden izin isterler: «Bizi bırak da (evlerinde) oturan (kadın)larla birlikte olalım» derler

[87] Geriye kalan kadınlarla beraber olmaya istekli cıktılar; kalblerine muhur vuruldu, artık onlar (gercegi) anlayamazlar

[88] Fakat o peygamber ve onun maiyetinde bulunan mu´minler mallarıyle, canlarıyle savastılar. Iste onlar, butun hayırlar onlarındır. Onlar umduklarına kavusanların ta kendileridir

[89] Allah onlara, icinde ebedi kalmaları uzere altlarından ırmaklar akan Cennetler hazırladı. Iste bu en buyuk kurtulus ve saadettir

[90] Bedevilerden kendilerine izin verilsin diye ozur beyan edenler geldiler ; Allah´a ve Peygamberine karsı yalan soyleyenler de evlerinde oturdular ; bunlardan kafir olanlara elbette elem verici bir azab dokunacaktır

[91] Zayıflara, hastalara ve (savasta) sarfedeceklerini bulamıyanlara —Allah ve Peygamberine baglı kalıp hayırlı davrandıkları takdirde— bir sorumluluk ve sakınca yoktur. Iyilikte bulunmayı prensip edinenleri kınamaya yol yoktur. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[92] Binek veresin diye sana geldiklerinde, «sizi bindirecek binek bulamıyorum» dedigin zaman, Allah yolunda harcayacak bir sey bulamadıklarına uzulerek goz yası doke doke donup gidenlere de kınama-ayıplama yoktur

[93] Kınama ve ayıplamaya yol, ancak zengin oldukları halde senden izin isteyip geriye kalanlar (kadınlarca beraber olmaya razı olanlardır. Allah da bunların kalblerini muhurledi ; artık (sonun ne olacagını) bilmezler

[94] Munafıklar (savastan) dondugunuzde sizden ozur dilerler. De ki: Ozur dilemeyin ! Elbette size inanmıyoruz. Allah haberlerinizi bize acıkca bildirmistir. Bundan boyle de Allah da Peygamberi de yaptıklarınızı gorecek (ve degerlendirecek). Sonra da (olup) gizli ve acık her seyi hakkıyle bilen (Allah)e donduruleceksiniz; O da yaptıklarınızı size bir bir haber verecektir

[95] Kendilerine dondugunuz zaman (kınama ve ayıplamadan) vazgecesiniz diye Allah ile yemin edeceklerdir. Siz de onlara (boyle yapmaktan) vazgecin. Cunku gercekten onlar murdardırlar. Eylesecekleri yer de —kazandıkları seye karsılık— Cehennem´dir

[96] Kendilerinden hosnud olasınız diye size yemin ederler. Siz onlardan hosnud olsanız bile elbette Allah fasıklar (ilahi sınırları asıp itaat dısında kalanlardan razı olmaz)

[97] Bedeviler kufur ve nifak bakımından daha siddetlidirler ve Allah´ın Peygamberine indirdigi (dini hukumlerin) sınırlarını bilmemeye, tanımamaya daha yatkın ve uyumludurlar. Allah her seyi bilen, her seyi hikmetle yurutendir

[98] Bedevilerden oylesi de var ki, (Allah yolunda harcadıgını) cerime sayar ve (kurtulmak icin) basınıza turlu belaların gelmesini bekleyip dururlar; belalar onların basına... Allah her seyi isitendir, bilendir

[99] Yine Bedevilerden oylesi de var ki, Allah´a, Ahiret gunune iman ederler. (Allah yolunda) harcadıgını Allah katında yakınlıklara ve Peygamberin dualarına (layık olmaya vesile) edinirler. Iyi bilin ki bu onlar icin Allah katında bir yakınlıktır. Allah onları rahmetine layık gorup kavusturacaktır. Suphesiz ki Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[100] Muhacir ve Ansar´dan (hicret etmede ve Peygamber´e Yardımda) yarısırcasına one gecen ilk (grupta gelen)ler ve onlara iyilik ve guzellikle uyanlardan Allah razı oldu; onlar da Allah´tan razı olmuslardır. Allah onlar icin, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları Cennetler hazırlamıstır. Iste bu en buyuk kurtulustur

[101] Cevrenizdeki Bedeviler´den bir kısmı munafıktırlar. Medineliler´ den de bir kısmı munafıklıkta inatla ısrar etmekteler, siz onları bilmezsiniz, biz biliriz. Onları iki defa azaba ugratacagız. Sonra da buyuk bir azaba donduruleceklerdir

[102] (Tebuk Seferi´ne katılmayanlardan) diger bir kısmı da gunahlarını itiraf ettiler, iyi bir ameli kotusuyle karıstırdılar. Allah´ın onların tevbesini kabul etmesi umulur. Suphesiz ki Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[103] Onların mallarından zekat al ki, onunla kendilerini temizler ve (gunah ile kusurlarını) paklarsın ; ayrıca onlara dua et, cunku senin duan onlar icin sukunet ve gonul yatıskanlıgıdır. Allah her seyi isitendir, bilendir

[104] Bilmediler mi ki, ancak Allah kullarının tevbesini kabul eder; sadakalarını alır ve Allah´tır ancak tevbeleri cokca kabul eden ve cok merhamet eden

[105] De ki: Istediginiz sekilde amel edin. Allah islediginizi gorup (degerlendirecektir). Peygamberi de, mu´minler de sizin yaptıklarınızı gorup (gerekeni yapacaklardır). Sonra da gizli acık her seyi bilen (Yuce Kudret´e) donduruleceksiniz; O da amel edegeldiginiz seyleri bir bir size haber verecektir

[106] (Tebuk Seferi´ne katılmayanlardan) baska bir kısmı da Allah´ in verecegi hukme bırakılmıslardır; ya onlara azab eder ya da tevbe nasib edip pismanlıklarını kabul eder. Allah her seyi bilendir, her seyi hikmetle yurutendir

[107] Zarar vermek, kufrun geregini yapmak, mu´minleri bolmek ; daha once Allah ve Peygamber´i ile savasanı gozetlemek icin mescid yapan lar var ya, «biz bununla ancak iyilik arzu ettik» diye yemin ederler. Allah da onların yalancı olduguna hic suphesiz sehadet eder

[108] O mescidde hicbir zaman (namaz icin) durma. Ilk gununde takva (Allah korkusu, saygısı ve kotulukten korunma) uzere kurulan mescidde durman daha layık ve uygundur. Onun icinde temizlenip arınmayı sevenler vardır. Allah da cokca temizlenenleri sever

[109] Yapısını, Allah´tan korkup (kotuluklerden) sakınmak ve O´nun rızasına erismek (temeli ve niyeti) uzerine kuran mı hayırlıdır, yoksa yapısını, cokmek uzere bulunan bir yar kenarına kurup da onunla beraber Cehennem atesine yıkılıp giden mi hayırlıdır ? Allah zulmeden toplulugu dogru yola eristirmez

[110] Onların kurdukları yapı, kalblerinde hep bir suphe olarak kala cak; kalbleri didik didik oluncaya kadar (surup gidecek). Allah her seyi hakkıyle bilendir, hikmetle yurutendir

[111] Suphesiz ki Allah, Tevrat´da incil´de ve Kur´an´da va´dettigi bir hak olarak, karsılıgında kendilerine Cennet verilmek uzere mu´minlerden canlarını ve mallarını satın almıstı*. Onlar Allah yolunda savasırlar, oldururler ve oldurulurler. Allah´tan daha fazla va´dini yerine getiren kim ? O halde yaptıgınız alım-satımdan dolayı mujdelenip sevinin. Iste bu, selamete giden buyuk bir kurtulustur

[112] Pismanlık duyup tevbe edenleri ; ibadete devam edenleri, (Allah´a) hamd edenleri; (ilim elde etmek, din, ahlak ve fazileti yaymak icin) seyahat edenleri; ruku´ ve secde edenleri; iyilikle emredenleri, kotulukten men´edenleri; Allah´ın koymus oldugu hududu (ser´i hukumleri, dini sınırları) koruyanları, (evet bu suurlu) mu´minleri mujdele

[113] Musriklerin Cehennemlik oldukları besbelli anlasıldıktan sonra, hısım da olsalar, Peygamberin ve iman edenlerin onlar icin istigfar etmeleri uygun olmaz

[114] Ibrahim´in kendi babası icin istigfarına gelince, bu sırf ona verdigi bir sozden dolayı idi. Babasının bir Allah dusmanı oldugu ona belli olunca, Ibrahim ondan ilgisini kesip uzaklastı. Dogrusu ibrahim yufka yurekli ve cok yumusak tabiatlı, guzel ahlaklı idi

[115] Allah bir milleti dogru yola cıkardıktan sonra ne gibi seylerden sakınmaları gerektigini acıklamadıkca onları dogru yoldan saptıracak degildir. Suphesiz ki Allah her seyi yeterince bilendir

[116] Suphesiz ki goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Diriltir ve oldurur. Allah´tan baska yoktur sizin icin ne bir dost, ne de bir yardımcı

[117] And olsun ki, mu´minlerden bir kısmının kalbleri kaymak uzere iken Allah, Peygamberini (munafıklara izin verdiginden dolayı affettigi gibi) sıkıntılı anda ona uyan Muhacirler´le Ansar´ı tevbeye muvaffak kıldıktan sonra tevbelerini kabul buyurdu. Suphesiz ki O, onlara karsı cok sefkatli, cok merhametlidir

[118] Ve geriye kalan o uc kisinin de, butun genisligiyle beraber (oylesine bunalmıslardı ki) yeryuzu onlara dar gelip, vicdanları icin icin onları sıkıp durduktan ve Allah´tan baska sıgınacak bir (kapı) bulunmadıgını kesinlikle anladıktan sonra eski hallerine donmeleri icin onları tevbeye muvaffak kıldı. Suphesiz ki Allah tevbeleri cokca kabul edendir ve O cok merhametlidir

[119] Ey iman edenler! Allah´tan korkup (kotuluklerden) sakının ve dogrularla beraber olun

[120] Medine halkına ve cevresindeki Bedevilere (savasta ve diger umumu ilgilendiren konularda) Allah´ın Peygamberinden geri kalmaları ve kendilerini tercih edip Peygamberden yuzcevirmeleri yakısmaz ve yarasmaz. Bu boyledir; cunku onlara Allah yolunda bir susuzluk veya yorgunluk veya bir aclık sıkıntısı ; kafirlerin ofkesini kabartacak bir yere ayak basmaları ve dusmana karsı bir basarıya nail olmaları karsılıgında mutlaka kendilerine iyi-yararlı bir amel yazılır. Suphesiz ki Allah iyilerin mukafatını zayi´ etmez

[121] Onlar kucuk olsun, buyuk olsun (Allah yolunda) bir sey harcamaya gorsunler ve (Allah yolunda) bir vadiyi kat´etmeye dursunlar, mutlaka Allah isleyegeldikleri (iyi-yararlı) seylere daha guzeliyle karsılık vermek icin onlar adına (amelleri) yazılır

[122] Mu´minlerin toptan (hic kimse geriye kalmamak sartiyle) savasa cıkmaları uygun degildir. Her grup (kabile) savasa cıkarken kendilerinden birkac kisinin dini ilimleri ogrenmeleri ve geri dondukleri zaman sakınırlar diye kavimlerini bu hususta uyarmaları (onlara ogrendiklerini ogretmeleri) gerekmez mi

[123] Ey iman edenler! Kafirlerden (cografi bakımdan) size yakın olanlarla savasın. Onlar sizde sertlik ve ustun gayret gorsunler. Bilin ki, Allah (kotuluklerden ve adaletsizlikten) sakınıp korunanlarla beraberdir

[124] Bir sure indirildiginde, iclerinden kimisi, «bu sure hanginizin imanını artırdı ?» diyerek (ilahi vahyi kucumserler), iman edenlerin ise imanını artırmıstır ve onlar (bununla) sevinip mujdelenirler

[125] Kalblerinde hastalık bulunanlara gelince: Onların, murdarlıklarına murdarlık katıp artırmıstır ve onlar kafir oldukları halde olmuslerdir

[126] Onlar her yıl bir veya iki defa fitneye ugradıklarını gormuyorlar mı ? Sonra da tevbe etmiyorlar ve onlar ibret ve ogut de almıyorlar

[127] Bir sure inince, «sizi bir kimse goruyor mu ?» diye birbirlerine bakarlar, sonra da ayrılıp giderler. Allah onların kalblerini (iman ve irfandan) dondurmustur. Cunku onlar anlamaz bir topluluktur

[128] And olsun ki size sizden bir Peygamber geldi. Mesakkat ve sıkıntıya ugramanız ona agır gelir; (dogru yolu bulup iman nimeti icinde hayra yonelmenizi) cok arzu eder, mu´ minlere karsı cok sefkatli, cok merhametlidir

[129] Buna ragmen yuzcevirirlerse, de ki: Allah bana yeter; O´ndan baska hicbir ilah yoktur; ancak O´na guvenip dayanırım. O, buyuk Ars´ın sahibidir

Yûnus

Surah 10

[1] Elif - Lam - Ra. iste bunlar hikmet ve hukum dolu kitabın ayetleridir

[2] Insanları (tuttukları yolun tehlikesine karsı) uyar; iman edenleri Rablarının yanında kendilerine ayrılan KADEM-I SIDK (Guzel sevap, salin amel, ebedi saadet, yuksek makam) ile mujdele, diye iclerinden bir adama vahyetmemiz (Mekkeli´ler icin) sasılacak sey mi ki, o kafirler, «bu ancak acık bir buyucudur» dediler

[3] Suphesiz ki Rabblniz gokleri ve yeri altı gun (devir)de yaratıp sonra da Ars uzerine saltanatı ve kudretiyle tecelli ederek her isi geregi gibi duzenleyip yuruten Allah´tır. Onun izni olmadıktan sonra hicbir sefaatci sefaat edemez. Iste bu Allah sizin Rabbinizdir. Artık O´na kulluk ediniz. Hala dusunup ogut almaz mısınız

[4] Hepinizin donusu ancak O´nadır. Allah´ın verdigi soz haktır. Suphesiz ki O, iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanları —adalet olculeriyle— mukafatlandırmak icin once halkı yaratıp varlık alanına getirir, sonra da geri cevirip (diriltir). Inkar edenlere ise, kufrettiklerinden dolayı fıkır fıkır kaynayan su ve elem verici bir azab vardır

[5] Gunes´i ziya (ısık ve enerji), Ay´ı nur (aydınlık) yapan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz icin Ay´a konaklar takdir eden O´dur. Allah bunu ancak hak ile (katıksız, kusursuz, sasmayan kanunla) yarattı. Bilip (anlayacak) bir millete ayetleri (boylece) bir bir acıklıyor

[6] Suphesiz ki gece ile gunduzun birbirini izleyip degismesinde ve Allah´ın goklerde ve yerde yarattıgı seylerde, O´ndan korkup kotuluklerden sakınan bir millet icin ayetler-belgeler vardır

[7] (Oldukten sonra yeniden dirilip) bize kavusmayı umit etmeyen, Dunya hayatına razı olup onunla gonlu yatısanlarla bizim ayetlerimizden gafil olanlar var ya, iste onların, kazandıklarına karsılık varacakları yer atestir

[8] (Oldukten sonra yeniden dirilip) bize kavusmayı umit etmeyen, Dunya hayatına razı olup onunla gonlu yatısanlarla bizim ayetlerimizden gafil olanlar var ya, iste onların, kazandıklarına karsılık varacakları yer atestir

[9] Onlar ki iman edip iyi-yararlı amellerde bulundular, elbette Rabları onları, imanlarına karsılık, altlarından ırmaklar akan Naim Cennetlerine eristirir

[10] Oradaki duaları, «Allah´ım! Sen her turlu noksanlıktan munezzehsin» sozudur. Saglık ve esenlik temennileri ise, «Selamadır. Dualarının sonu ise «Hamd ( = Her turlu guzel ovgu), alemlerin Rabbi Allah´adır.»

[11] Eger Allah insanlara, hayrı hemen acele istedikleri gibi, serri de onlara cabuklastırsaydı, ecelleri hemen yerine gelip (her sey) bitmis olurdu. Ne var ki, bize kavusmayı arzu etmeyenleri azgınlıkları icinde bocaladıkları bir halde bırakıveririz

[12] Insana bir dert ve sıkıntı dokundugu zaman gerek yan ustu uzanıkken, gerek otururken, gerek ayakta dururken bize dua eder. Kendisinden dert ve sıkıntıyı kaldırdıgımızda ise, kendisine dokunan dert ve sıkıntıdan (kurtulmak icin) bize (hic) dua etmemis gibi (eski haline) gecip gider. Iste musriflere (haddini asanlara) yapageldikleri ameller boylece suslenmistir

[13] And olsun ki sizden once nice kusakları, kendilerine peygamberlerimiz acık belgelerle gelmisken (bas kaldırıp) zulmettikleri ve imana gelmiyecekleri (sabit olup donme ihtimalleri kalmadıgı) zaman yok ettik, iste biz, suclu-gunahkar milleti boyle cezalandırırız

[14] Sonra onların ardından nasıl amel edeceginizi gormek icin sizi onların yerine getirdik

[15] Ayetlerimiz onlara karsı acık-secik okundugu zaman, bize kavusmayı ummayanlar, «bundan baska bir Kur´an getir veya bunu degistir» derler. De ki: Onu kendiligimden degistiremem, bu bana yakısır sey degildir ; ben ancak bana vahyedilene uyarım; eger Rabbime isyan edersem, o buyuk gunun azabından korkarım

[16] De ki: Eger Allah dileseydi ben size onu okumaz ve O da size (benim vasıtamla) bildirilmemis olurdu. Elbette bundan once aranızda bir omur bulundum ; artık aklınızı kullanmaz mısınız

[17] Allah´a karsı yalan uydurandan veya O´nun ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir ? Dogrusu suclu gunahkarlar kurtulusa erisemezler

[18] Onlar (inkarcı putperestler), Allah´ı bırakıp kendilerine zarar ve yarar veremiyen cisimlere tapıyorlar ve «Bunlar Allah yanında sefaatcilerimizdir» diyorlar. De ki: Allah´a goklerde ve yerde bilmedigi bir seyi mi haber veriyorsunuz ?! O, onların ortak kostuklarından munezzehtir ve cok yucedir

[19] Insanlar ancak bir tek ummet idi; sonra ayrılıga dustuler. Eger Rabbinden bir soz (hukme baglanıp) gecmemis olsaydı, elbette ihtilafa dustukleri sey hakkında hukum verilirdi de (is) bitmis olurdu

[20] Bir de derler ki: Ona Rabbinden bir ayet (acık bir mu´cize) indirilmeli degil miydi ? De ki: Gayb ancak Allah´a aittir. Bekleyin, ben de sizinle beraber bekliyenlerdenim

[21] Insanlara dokunan bir sıkıntı ve dertten sonra onlara bir rahmet (= genislik, ferahlık ve bolluk) tattırdıgımız zaman, ayetlerimiz hakkında (bir de bakarsın) yalan-dolan duzerler. De ki: Allah (yalan-dolana) karsılık vermekte daha cabuktur. Cunku elcilerimiz (olan melekler) sizin kurdugunuz yalan-dolanı yazmaktadırlar

[22] Sizi karada da, denizde de gezdiren O´dur. O kadar ki gemide bulundugunuz bir sırada, gemiler, oksayıcı hos bir hava icinde seyredip yol alırken, yolcular da bununla ferahlık ve nese duyarlarken ansızın siddetli bir fırtına gelir de dalgalar her yandan onlara yonelir, derken ta mamen kusatılıp (yok olacaklarını) sanırlar ve (bu korku ve telas icinde) ihlas uzere dini Allah´a has kılıp O´na dua ederler, «eger bizi bundan kurtarırsa herhalde sukredenlerden oluruz !» diye yalvarırlar

[23] Ne vakit ki Allah onları kur. tarır, (vakit kaybetmeden) yeryuzunde haksız yere taskınlık ve azgınlıga baslarlar. Ey insanlar! Taskınlık ve azgınlıgınız ancak kendi aleyhinizedir. Bu da dunya hayatının gecici onemsiz bir gecimligidir. Sonra da donusunuz bizedir; yapageldiklerinizi size bir bir haber verecegiz

[24] Dunya hayatının misali, ancak gokten indirdigimiz suya benzer; insan ve hayvanların yedigi yeryuzundeki bitkiler onunla birbirine karısır, ta ki yeryuzu butun zinetini takınıp suslendigi, yeryuzu ehli de kendilerini onun uzerinde kudretli sandıkları bir sırada geceleyin ya da gunduzleyin o yere emrimiz gelir de sanki bir gun once hicbir senlik yokmus gibi onu bicik ve sokuk hale getirir. Iste dusunebilecek bir millete ayetleri boylece bir bir acıklarız

[25] Allah selamet yurduna cagırır ; diledigini de dogru yola eristirir

[26] Iyi-yararlı guzel amelde bulunanlara daha iyisi ve guzeli, bir de fazlası vardır. Yuzlerini ne bir toz duman, ne de asagılık ve horluk kaplar. Iste onlar Cennet yaranıdırlar. Orada devamlı kalıcılardır onlar

[27] Kotuluk kazananlara gelince : Kotulugun cezası, misliyledir; onları ayrıca bir asagılık ve horluk kaplar. Allah´tan kendilerini kurtaracak hicbir kurtarıcı ve koruyucu da yoktur. Yuzleri sanki geceden kara bir parca ile ortulmustur. Iste bunlar Cehennem yaranıdır ve orada temelli kalıcılardır

[28] O gun onların hepsini biraraya getirecegiz, sonra da Allah´a ortak kosanlara, «Siz ve ortak kostuklarınız yerinize !» diyecegiz ve boylece onları birbirinden ayıracagız. Ortakları ise, «siz bize tapmıyordunuz

[29] Bizimle sizin aramızda sahit olarak Allah yeter. Gercekten sizin ibadetinizden hic ama hic haberimiz yoktu» diyecekler

[30] Iste orada her kisi isleyip onden gonderdigi seyleri tadar ve Hakk´ olan Mevlalarının (adaletine) dondurulurler ; uydurdukları (putlar ve put misali) seyler de onlardan uzaklasarak yok olup gitmislerdir

[31] De ki: Gokten ve yerden size rızık veren kimdir ? Kimdir kulaga ve gozlere (yaratma yonunden) sahip ? Ya diriyi oluden, oluyu de diriden cıkaran kimdir ? Kimdir isleri duzene koyan ? Hemen «Allah´tır» diyecekler. O halde de ki: Artık (Allah´tan saygı ile) korkup (fenalıklardan, putlara tapmaktan) sakınmaz mısınız

[32] Iste bu Allah, Hakk(olan)Rabbinizdir. Haktan sonra ancak sapıklık var. O halde nasıl (olur da Hak´tan) donduruluyorsunuz

[33] Bunun gibi, ilahi sınırların ve O´na uzanan yolun dısına cıkanlara karsı Rabbin sozu gerceklesti, ki onlar gercekten iman etmezler

[34] De ki: (Tanrı diye) ortak edindiklerinizden ilkin yaratıp (oldurdukten) sonra tekrar onu (diriltip geri) ceviren var mıdır ? De ki: Allah ilkin yaratıp meydana getirir, sonra tekrar (diriltip geri) cevirir. Nasıl da (Hak´tan) cevrilip saptırılıyorsunuz

[35] De ki: Ortak edindiklerinizden Hakk´a yol gosteren, Hakk´a ileten var mıdır ? De ki:. Allah Hakk´a yol gosterir ve ona iletir. Hakk´a ileten mi, yoksa iletilmeden kendiliginden hak yolu bulamayan mı uyulmaya daha layıktır ? Size ne oluyor, nasıl hukmediyorsunuz

[36] Cogu ancak zanna uyarlar; dogrusu zan haktan yana hicbir anlam tasımaz (onun yerine hicbir zaman gecmez). Suphesiz ki Allah onların yapageldiklerini cok iyi bilir

[37] Bu Kur´an Allah´tandır, baskası tarafından uydurulup ortaya konulamaz. O ancak onundeki (daha once indirilen) Tevrat ve Incil´i dogrular ve (Allah katında yazılı olan) kitabı bir bir acıklar. Onda suphe adına hicbir sey yoktur; O, alemlerin Rabbinden (indirilme)dir

[38] Onu uydurdu mu, diyorlar? De ki: Haydi, eger dogrulardan iseniz Onun benzeri bir sure getirin ve Allah´tan baska gucunuzun yettigi kimseleri cagırın

[39] Hayır, onlar ilmini kavrayamadıkları ve henuz yorumu da kendilerine gelip ulasmıyan seyi yalanladılar. Onlardan oncekiler de boyle yalanlamıslardı. Bir bak, zalimlerin sonu ne oldu

[40] Iclerinden buna inanan da var, inanmayan da var. Rabbin ise mufsitleri (Hakk´ı yalanlayıp toplum icinde fitne ve fesad cıkaranları) bilir

[41] Seni yalanlarlarsa, de ki: Benim isledigim bana, sizin islediginiz size. Benim isledigimle sizin ilisiginiz yoktur; benim de sizin islediginizle ilisigim yoktur

[42] Iclerinden sana kulak verenler eksik degildir. Sen sagırlara —hele bir de akılları ermiyorsa— isittirebilir misin

[43] Iclerinden bir kısmı da sana bakar; sen korlere —hele bir de goremiyorlarsa— yol gosterebilir misin

[44] Suphesiz ki Allah insanlara hic zulmetmez. Ama insanlar kendilerine zulmederler

[45] Onları diriltip biraraya getirerek toplayacagı gun, gunduzden ancak bir saat (an) kadar eglesmis gibidirler; kendi aralarında birbirlerini (rahatlıkla) tanırlar. Allah´a kavusmayı yalanlayanlar cidden zarara ugramıslardır. (Zaten onlar) dogru yolu da (hicbir zaman) tutmus degillerdi

[46] Onlara va´dettigimiz azabın bir kısmını ya sana gosterecegiz, ya da (gostermeden) senin ruhunu tutup alacagız; (her iki durumda da) onların donusu yalnız bizedir. Sonra Allah onların yapageldiklerine sahittir

[47] Her ummetin bir peygamberi vardır. Onlara peygamberleri gelince aralarında adaletle hukmedilir; onlar haksızlıga ugramazlar

[48] Bu va´d(edilen azab) ne zaman ? Eger dogrulardan iseniz (bize haber verin) derler

[49] De ki: Ben —Allah´ın dilediginden baska— kendi kendime ne bir zarara, ne de bir yarara malikim. Her ummetin belirlenmis bir suresi vardır, onların o suresi gelince ne bir an geri kalırlar, ne de bir an ileri gecerler

[50] De ki: Allah´ın azabı ya gecelerken, ya da gunduzleyin gelecek olursa, suclu gunahkarlar bundan (hangisini) acele istiyorlar

[51] Yoksa bu azab meydana geldikten sonra mı (Allah´a) iman edeceksiniz ? (Veya va´dedilen azaba oyle mi inanacaksınız ?) Simdi mi ? Oysa siz onu acele isteyip duruyordunuz

[52] Sonra o zulmedenlere, «tadın sonu gelmiyen azabı, siz ancak elde ettiginize karsılık ceza goruyorsunuz» denilecek

[53] O (azab) hak mıdır, diye senden haber isterler. De ki: Evet, Rabbim hakkı icin o gercekten haktır ve siz (ondan Allah´ı) aciz bırakacak degilsiniz (yakayı da kurtaramıyacaksınız)

[54] Eger zulmeden her kisi, yeryuzundeki her sey kendisine ait olsaydı, onu kurtulus akcesi olarak verirdi. Azabı gordukleri vakit hepsi de icin icin pismanlık duydular. Aralarında adaletle hukmedilir ve onlar haksızlıga da ugratılmazlar

[55] Haberiniz olsun ki, goklerdeki ve yerdeki seyler Allah´ındır. Dikkat edin ki Allah´ın va´di haktır; ne var ki insanların cogu bunu bilmezler

[56] O diriltir ve oldurur ve ancak O´na donduruleceksiniz

[57] Ey insanlar! Size gercekten Rabbinizden bir ogut, gonullerdeki (manevi hastalıklara) bir sifa ve mu´minlere dogru yolu gosteren (bir belge) ve rahmet gelmistir

[58] De ki: Ancak Allah´ın genis nimeti, yardım ve rahmetiyle; iste bununla ferahlanın ; bu onların topladıklarından daha hayırlıdır

[59] De ki: Baksanıza, Allah´ın size indirdigi rızıktan bir kısmını haram, bir kısmını helal saydınız. De ki: Allah mı (bu hususta) size izin verdi, yoksa Allah´a karsı yalan mı uyduruyorsunuz

[60] Allah´a karsı yalan uyduranlar Kıyamet gununu ne sanırlar ? Suphesiz Allah insanlara bol nimet ve genis yardım sahibidir. Ne yazık ki onların cogu sukretmezler

[61] (Ey sanı yuce Peygamber !) Hicbir durumda bulunmazsın, onunla ilgili Kur´an´dan bir sey okumazsın ve hicbir is yapmazsınız ki yaptıklarınıza dalarken uzerinizde hazır olmayalım. Ne yerde, ne de gokte zerre agırlıgınca hicbir varlık Rabbinizden uzak (ve ortulu) kalmaz. Bundan daha kucugu de, daha buyugu de yok ki, o acık kitabda (yazılı) olmasın

[62] Haberiniz olsun ki, Allah dostlarına hicbir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir de

[63] Onlar (o Allah´ın dostları) ki, dosdogru iman ettiler ve hep Allah´ tan korkup (fenalıklardan) sakındılar

[64] Dunya hayatında da, Ahiret´te de mujde onlara ! Allah´ın sozlerinde hicbir degisme, degistirme yoktur ve iste bu buyuk bir kurtulus ve basarıdır

[65] O inkarcıların sozu seni uzmesin. Cunku gercekten butun kuvvet ve kudret, ustunluk ve hakimiyet Allah´ındır. O, her seyi isitendir, bilendir

[66] Haberiniz olsun ki, goklerde olanlar da, yerde olanlar da suphesiz ki Allah´ındır. Allah´tan baskasına tapınanlar, ortak edindiklerine (de gercek anlamda) uymazlar; onlar ancak zanna uyarlar, onlar ancak yalan uydurup soylerler

[67] Geceyi dinlenip sukunet bulmanız icin (karanlık), gunduzu de (calısıp hayatınızı kazanmanız icin) aydınlık yapan O´dur. Suphesiz ki bunda kulak verip anlamak isteyen bir millet icin ayetler (acık belgeler) vardır

[68] Allah cocuk edindi, dediler. Allah cocuk edinmekten pak ve yucedir. O mutlak ganiydir (hicbir seye muhtac degildir). Goklerdeki de, yerdeki de O´nundur. Bu iddianıza karsılık yanınızda hicbir ilmi delil yoktur. Allah´a karsı bilmediginiz seyleri mi soyluyorsunuz

[69] De ki: Allah´a karsı yalan uydurup duranlar, korktuklarından kurtulup umduklarına erisemezler

[70] Dunya pek az bir zevkli gecimdir ; sonra da donusleri ancak bizedir. Sonra da kufretmekte olduklarına karsılık onlara pek siddetli azabı tattıracagız

[71] (Ey Peygamber!) O inkarcılara Nuh´un olaylı gecen haberini oku. O bir vakitler kavmine demisti ki: «Ey kavmim, eger (aranızda) yer alısım ve Allah´ın ayetleriyle ogut vermisligim size agır geliyorsa, ben ancak Allah´a guvenip dayanıyorum. Siz ne yapacagınızı ve ortak edindiklerinizi biraraya getirin, oyle ki, sonunda ne yapacagınız size tasa olup kalmasın, sonra da hukmunuzu hakkımda uygulayın ve bana hic de sure tanımayın

[72] Eger (benden ve ogutlerimden) yuzcevirirseniz, zaten ben sizden bir ucret istemis degilim; benim mukafatım ancak Allah´a aittir ve ben muslimler (= Hakk´a teslim olmuslar)den olmakla emrolundum.»

[73] Yine de onu yalanladılar. Biz onu ve gemide beraberindekilerin! kurtardık ve bu (kurtardıklarımızı) o (yok ettiklerimizin) yerine gecirdik; ayetlerimizi yalan sayanları bogduk. Artık sen o uyarılanların sonunun ne olduguna bir bak

[74] Ondan sonra kendi kavimlerine Peygamberler gonderdik. Onlar da kavimlerine acık belgelerle, mu´cizelerle geldiler. Daha once yalan saydıklarına bakarak bir turlu iman eder olmadılar. Iste (ilahi buyrukları dinlemeyip) haddi asanların kalblerini boylece muhurleriz

[75] Sonra onların ardından Musa ile Harun´u ayetlerimizle Fir´avn´a ve onun ileri gelen cemaatine gonderdik. (Allah´a imanı) gururlarına yediremediler. Zaten onlar suclu gunahkar bir topluluk idi

[76] Onlara bizim katımızdan hak gelince, «bu ancak acık bir sihirdir» dediler

[77] Musa ; «size hak gelince boyle mi diyorsunuz ? (Insafla dusunun) bu sihir midir? Oysa sihirbazlar umdukları kurtulusa ve basarıya erisemezler» dedi

[78] Onlar, «bizi, babalarımızı uzerinde buldugumuz (dinden ve yoldan) cevirmek ve ikiniz icin yeryuzunde buyukluk (liderlik ve onderlik) saglamak icin mi bize geldin ? Ikinize de inanacak degiliz» dediler

[79] Fir´avn, «bana ne kadar bilgili sihirbaz varsa hepsini getirin» diye emretti

[80] Sihirbazlar gelince, Musa onlara : «Atacagınızı atın !» dedi

[81] Onlar da atacaklarını atınca, Musa, «bu getirip ortaya koydugunuz sihirdir. Dogrusu Allah onu bosa cıkaracaktır. Cunku Allah fesatcıların isini duzeltmez» dedi

[82] Suclu gunahkarlar hoslanmasa bile Allah hakkı kendi sozleriyle gerceklestirir

[83] Fir´avn ve cevresindeki ileri gelen yandaslarının, kendilerini fitneye dusurur korkusuyla kavminin soyundan ancak bir kısmı Musa´ya iman etti. Cunku Fir´avn o yerde oldukca ustundu ve o asırı gidip hakkı cigneyenlerden idi

[84] Musa, «Ey kavmim,» dedi, «eger siz Allah´a iman ettiyseniz ve teslimiyet de gosterdiyseniz, artık O´na guvenip dayanın.»

[85] Onlar da dediler ki: «Biz ancak Allah´a guvenip dayanmısızdır. Ey Rabbimiz I Bizi o zalimlerin olusturdugu kavme fitne kılma, (bizi onlar sebebiyle fitne ve mihnete dusurme)

[86] Ve bizi kendi rahmetinle o kafir kavimden kurtar.»

[87] Musa ile kardesi Harun´a : «Mısır´da kendi kavimlerine evler hazırlayın, evlerinizi kıbleye yonelik yapın, namazınızı da kılın» diye vahyettik. Artık sen mu´minleri mujdele

[88] Musa, «Ey Rabbimiz.» dedi, «dogrusu sen Fir´avn´a ve ileri gelen cemaatine Dunya hayatında zinet ve mallar verdin. Rabbim! Bunu senin yolundan saptırsınlar diye mi verdin ? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil-supur de belirsiz hale getir; kalblerini sık da sık. O elim azabı gormedikce (belli ki) onlar inanmıyacaklardır

[89] Allah, «ikinizin de duası kabul olundu. Dogrulukta (dogru yolda yurumekte) devam edin ve sakın (o kendini ve Hakk´ı) bilmezlerin yoluna uymayın !» buyurdu

[90] Israil ogulları´nı denizden gecirdik ; Fir´avn ve askerleri zulum ve dusmanlık (izhar ederek) onları takibe koyuldular. Sonunda Fir´avn bogulma derecesine gelince (soyle) dedi : «Israil ogulları´nın inandıgı Allah´ tan baska ilah olmadıgına inandım ve ben artık (O´na) teslimiyet gosterenlerdenim i»

[91] Simdi mi iman ettin ? Oysa once isyan ettin ve fesatcılardan oldun, (degil mi)

[92] Senden sonrakilere (ibret ve ogut alınacak tarihi) bir belge olmak icin bugun senin bedenini kıyıya yuksekce bir yere atacagız. Cunku insanların cogu bizim ayetlerimizden cidden gafildirler

[93] And olsun ki, Israil ogulları´nı guzelce elverisli ve huzurlu bir yere yerlestirdik ve onları temiz ve nezih seylerden rızıklandırdık. Kendilerine (Kur´an) gelinceye kadar gorus ayrılıgında bulunmadılar. Suphesiz ki Rabbin onların ayrılıga dustukleri hususta Kıyamet gunu aralarında hukmunu verecektir

[94] Sana indirdigimiz seylerde supheye dustugunu (farzedelim) o takdirde senden once kitap okuyanlardan sor. And olsun ki Rabbinden sana hak (bir kitab) gelmistir, sakın suphe edenlerden olma

[95] Allah´ın ayetlerini yalanlayanlardan da herhalde olma, sonra zarara ugrayanlardan olursun

[96] Onlar ki haklarında Rabbin sozu gerceklesti, kendilerine her turlu ayet (belge ve mu´cize) de gelse, elem verici azabı gormedikce (emin olunuz ki) inanmazlar

[97] Onlar ki haklarında Rabbin sozu gerceklesti, kendilerine her turlu ayet (belge ve mu´cize) de gelse, elem verici azabı gormedikce (emin olunuz ki) inanmazlar

[98] (Azab gelecegi vakitte) iman edip de imanı kendisine yarar saglayan bir kasaba (halkı) varsa, suphesiz ki Yunus´un kavmidir. Iman ettiklerinde rusvaylık azabını acıp kaldırdık ve bir sureye kadar onları yararlandırdık

[99] Rabbin dileseydi yeryuzunde kim varsa hepsi de iman ederdi. Hal boyle iken mu´minler olsunlar diye sen mi insanları zorlayacaksın

[100] Allah´ın izni olmadıkca hicbir kimse iman etmez ve akıllarını kullanmıyanlar uzerine murdarlık azabı verir

[101] De ki: Bir bakın goklerde ve yerde neler var! Iman etmiyecek bir topluluga o ayetler ve o uyarılar ne fayda saglar

[102] Onlar ancak kendilerinden once gelip gecenlerin gunleri gibi bir gun beklemekteler, degil mi ? De ki: Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[103] Sonra da peygamberlerimizi ve iman edenleri boylece kurtarırız. Mu´minleri de (azab geldiginde) kurtarmamız uzerimize bir haktır

[104] De ki: Ey insanlar I Eger dinimde suphe ediyorsanız, (bilin ki) Allah´tan baska taptıklarınıza tapmam ; ama ben ancak sizin canınızı alacak olan Allah´a taparım ve ben mu´minlerden olmakla emrolundum

[105] Ve H a n i f ( = Batıldan uzak, Hakk´a butunuyle yonelik olan Tevhid Inancı uzerine bir Allah´ı tasdik edici) olarak yuzunu dine dogrult ve sakın Allah´a ortak kosanlardan olma

[106] Sana (taptıgında) yarar, (tapmadıgında) zarar veremiyecek, Allah´tan baskasına ibadet etme. Eger (boyle) yapıp (baska seylere taparsan) o takdirde sen (kendine) zulmedenlerden olursun

[107] Eger Allah sana bir zarar, bir sıkıntı dokunduracak olursa, onu O´ndan baska giderecek yoktur. Eger sana bir iyilik dilerse, O´nun nimet ve ihsanını reddedecek de yoktur; onu kullarından diledigine eristirir. O cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[108] De ki: Ey insanlar! Gercekten Rabbinizden size Hak (olan kitab ve hak olan peygamber) geldi. Artık bu durumda kim dogru yolu secerse, ancak kendi lehine secmistir. Kim de sapıtırsa, kendi aleyhine sapıtmıstır. Ben sizin uzerinizde bir vekil (bekci, koruyucu ve isleri yuklenen, sizi diledigim gibi savunan) degilim

[109] (Ey Muhammed !) Sana vahyolunana uy, Allah hukmunu verinceye kadar sabret; Allah hukmedenlerin en hayırlısıdır

Hûd

Surah 11

[1] Elif - Lam - Ra. Bu bir kitabdır ki ayetleri saglam esaslara, kuvvetli kesin delillere oturtulmustur. Sonra da bir bir acıklanmıstır. Bu, yegane hikmet sahibi ve her seyden haberli (yuce kudret) katındandır

[2] Oyle ki, Allah´tan baskasına ibadet etmiyesiniz. Ben de suphesiz O´ndan (gonderilen) bir uyarıcı ve mujdeciyim

[3] Ve Rabbinizden bagıslanma isteyesiniz, sonra da O´na tevbe edesiniz ; ta ki belli bir sureye kadar sizi guzel bir gecimle gecindirsin ve her fazilet sahibine faziletini versin. Eger yuzcevirirseniz, dogrusu ben sizin icin buyuk bir gunun azabından korkarım

[4] Donusunuz ancak Allah´adır. O´nun guc ve kudreti her seye yeter

[5] Dikkat et ki, onlar O´ndan gizlenmek icin goguslerini katlayıp (iki) buklum olurlar. Haberiniz olsun ki, elbiselerine burunduklerinde, Allah onların gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir. Suphesiz ki Allah goguslerde donup dolasanı bilendir

[6] Yeryuzunde hareket eden hicbir canlı yoktur ki, rızkı Allah´a ait olmasın. Onların yerlestikleri yeri de, tevdi´ edildikleri yeri de bilir. Bunların hepsi acık kitabdadır

[7] O sizi denemek, hanginizin amelinin daha guzel oldugunu ortaya cıkarmak icin gokleri ve yeri altı gun (devir)de yarattı ki Ars´ı da su ustunde idi. Eger onlara, oldukten sonra dirilip kalkacaksınız, diyecek olsan, o kufredenler, «elbette bu acık bir sihirden baskası degildir!» diyecekler

[8] Sayet azabı onlardan sayılı bir sureye kadar geciktirecek olsak, «onu engelleyip alıkoyan nedir?» diyecekler. Bilin ki azab onlara geldigi gun, artık kendilerinden cevrilecek degildir ve alaya aldıkları sey onları iyiden iyiye kusatacaktır

[9] Insana kendi tarafımızdan bir rahmet tattırdıktan sonra, onu ondan cekip alırsak, (bir de bakarsın ki) o cok umutsuz ve cok nankordur

[10] Eger kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra nimet tattırsak, and olsun ki o, «sıkıntılar ve kotulukler benden ayrılıp gitti» der. Suphesiz ki o (bu durumda) cokca sevinir ve boburlenir

[11] Ancak sabredip guzel-yararlı amellerde bulunanlar boyle degildirler. Iste bunlara bagıslanma ve buyuk mukafat vardır

[12] Onların O´na (sapık inkarcıların Peygamber´e) bir hazine indirmeli degil miydi veya onunla beraber bir melek gelmeli degil miydi ? demelerinden neredeyse sana vahyolunanın bir kısmını terkeder gibi oluyorsun ve bu sebeple gogsun daralıyor. (Unutma ki) sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise, her seyi duzenleyen, koruyan tek guven kaynagıdır

[13] Yoksa Kur´an´ı O mu uydurdu diyorlar ? De ki: Oyle ise haydi onun gibi uydurma on sure getirin ve sozunuzde dogrulardan iseniz, Allah´ tan baska gucunuzun yettigi (kadar) kimseleri (de yardımınıza) cagırın

[14] Eger sizin (bu onerinize) olumlu cevap vermezlerse, bilin ki O, Allah´ın ilmiyle donatılarak indirilmistir. O´ndan baska hicbir ilah yoktur, ancak O vardır. Artık siz teslimiyet gosterip Islam´ı kabul etmez misiniz

[15] Dunya hayatını, onun sus ve satafatını isteyenlere, Dunya´da islediklerinin karsılıgını tastamam veririz ve onlar burada bir zarara ve eksiklige de ugratılmazlar

[16] Iste bunlar, oyle kimselerdir ki, Ahiret´de kendilerine atesten baskası yoktur. Dunya´da isledikleri bosa gitmistir ve yaptıklarının hepsi de degersiz ve anlamsızdır

[17] Rabbinden acık bir belge uzere olan ve onu, yine Rabbinden bir sahid izleyen ve onunde de bir onder ve rahmet olcusu olan Musa´nın kitabı bulunan kimse, (sadece dunyalık isteyen ve sohret pesinde kosan) gibi midir ? Iste bunlar Kur´an´a inanırlar. Hangi zumre de onu inkar eder, tanımazlık yaparsa, ates onun va´dolunmus yeridir. Ve sakın bu hususta supheci olma ! Cunku Kur´an Rabbinden (inen) hakkın-gercegin kendisidir. Ne var ki insanların cogu inanmazlar

[18] Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir ? iste boyleleri Rablerinin huzuruna cıkarılırlar ; sahidler de «Rablarına karsı yalan uyduranlar iste bunlardır I» derler. Haberiniz olsun ki, Allah´ın laneti zalimleredir

[19] O zalimler ki, Allah´ın yolundan alıkorlar, onu egri gostermek isterler. Bunlar, evet bunlardır Ahiret´i inkar edenler

[20] Bunlar yeryuzunde (Allah´ı) aciz bırakıcı da degillerdir ve Allah´ tan baska kendilerine dostluk elini uzatacak (kendilerine sahip cıkacak) kimseleri de yoktur. Onlara azab kat kat olup katmerlesecek. Aslında onlar ne (hakk´ın sesini) isitmeye guc getirebilmislerdi, ne de (gercegi) gorebilmislerdi

[21] Iste bunlar kendilerine yazık edenlerdir ve uydurdukları seyler (putlar ve benzeri uydurma ilahlar) de kendilerine yan cizip gitmistir

[22] Suphe yok ki, Ahiret´te de zarara ugrayanlar onlardır

[23] Onlar ki, iman edip iyi-yararlı amellerde bulundular ve Rablarına gonulden baglanıp kalb yatıskanlıgıyla O´na yonelip egildiler, iste onlar Cennet yaranıdırlar ve orada ebedi kalıcılardır

[24] Bu iki (zıt) zumrenin misali, kor ile sagıra, goren ile isitene benzer ; hic bunlar esit olurlar mı ? Artık dusunup ogut almaz mısınız

[25] And olsun ki, Nuh´u kendi kavmine (peygamber olarak) gonderdik. (O da kavmine): «Suphesiz ben sizin icin acık bir uyarıcıyım

[26] Allah´tan baskasına tapmayın. Dogrusu ben, hakkınızda elim bir gunun azabından korkuyorum,» demisti

[27] Kavminden inkara sapanların ileri gelenleri: «Biz seni de ancak kendimiz gibi bir insan olarak goruyoruz ; hem sana ancak ilk bakısta bizden en rezil ve asagılık kimselerin uydugunu musahede ediyoruz. Sizin bize karsı bir ustunlugunuzu de, faziletinizi de goremiyoruz; belki sizi yalancılar sanıyoruz» demislerdi

[28] Nuh : «Ey kavmim !» dedi, «ne dersiniz, eger ben Rabbimden gelen acık bir kanıt uzere isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermis de o size kapalı kalmıssa, ondan tiksinip hoslanmadıgınız halde sizi ona zorlayabilir miyim ?»

[29] Ey kavmim, buna karsılık sizden bir mal da istemiyorum. Benim ecrim (hizmetimin karsılıgı) ancak Allah´a aittir ve suphesiz ki ben o iman edenleri kovacak da degilim. Onlar mutlaka Rablarına kavusacaklardır. Ama ben sizi cehalet icinde (bocalayan) bir kavim olarak goruyorum

[30] Ey kavmim, onları (iman edenleri) kovacak olursam, Allah´ın (verecegi cezadan) kim (beni kurtarıp) yardım edebilir? Hic dusunmuyor musunuz

[31] Ben size, Allah´ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir melegim de demiyorum. Gozlerinizin, kucuk gorup hafife aldıgı kisilere Allah hic hayır vermeyecek de demem. Onların icyuzunu Allah daha iyi bilir. Aksi halde suphe etmeyin ki zalimlerden olurum

[32] (Kavmi ona) : Ey Nuh ! Dediler, cidden bizimle tartısıp ugrastın ve bizimle ugrasmanı cogalttın (ileri gittin). Eger dogrulardan isen su bizi tehdid edip durdugun (azabı) getir

[33] Nuh : Onu size ancak, dilerse Allah getirir; Allah´ı aciz bırakacak degilsiniz

[34] Eger Allah, sizi azdırıp yok etmek istese, ben size ogut vermek istesem de ogudum size bir yarar saglamaz. O sizin Rabbinizdir ve ancak O´na donduruleceksiniz

[35] Yoksa onu uydurdu mu diyorlar ? De ki: Eger onu uydurdumsa, gunah ve vebali benim uzerimedir ve ben sizin islediginiz gunah ve vebalinizden beriyim, dedi

[36] Nuh´a, senin kavminden iman edenlerden baskası, suphen olmasın ki (sana) inanmıyacaktır. Artık onların isleyegeldiklerinden dolayı uzulup tasalanma

[37] Gozetimimiz altında ve vahyimiz dogrultusunda gemiyi yap ve sakın zulmedenler hakkında bana hitabda bulunma ; cunku onlar mutlaka bogulacaklardır, diye vahyolundu

[38] Nuh gemiyi yapmaya basladı ; kavminin ileri gelenleri yanından gectikce onu alaya alıyorlardı. Nuh onlara : «Bizimle alay ediyorsunuz ; bizimle alay ettiginiz gibi biz de (yakında) sizinle alay edecegiz

[39] Ileride rusvay edici azabın kime gelecegini ve kalıcı azabın kimin uzerine inecegini anlayacaksınız» dedi

[40] Sonunda emrimiz gelip tennur kaynamaya baslayınca (Nuh´a) dedik ki: «Her (hayvanın) disi ve erkeginden ikiser taneyi ve aleyhinde (ilahi) hukum gecmis olanlar dısında aileni ve iman edenleri gemiye yuklet (bindir)!» Ne var ki, beraberinde iman edenler pek az kimseler idi

[41] Nuh, «Bininiz ona ; yuzup yurumesi de, demir atıp durması da Allah´ın adıyladır. Suphesiz ki Rabbim, cok bagıslayan, cok merhamet eden, dir,» dedi

[42] Gemi, icinde tasıdıklarıyla birlikte dag gibi dalgalar arasında yuzup yol alıyordu. Nuh, ayrı bir yere cekilen ogluna, «ogulcagızım ! Bizimle beraber (gel) gemiye bin, kafirlerle beraber olma,» diye seslendi

[43] O, «ben az sonra bir daga sıgınırım, o beni sudan korur» dedi. Nuh ona: «Bugun Allah´ın emrinden koruyacak (hicbir guc ve yardımcı) yoktur; ancak O´nun merhamet ettigi mustesna,» derken aralarına dal ga(lar) girdi ve o da bogulanlardan (biri) oldu

[44] Ey yeryuzu ! Suyunu yut; ey gok ! Sen de (suyunu) tut, denildi. Su cekildi, is bitirildi ve gemi CUDI uzerinde yontemli sekilde durdu. O zalimler topluluguna da «rahmetten uzak olun !» denildi

[45] Nuh, Rabbına (yanık bir yurekle) seslendi «Rabbim ! Dogrusu oglum benim ailemdendi. Suphesiz ki senin va´din haktır ve sen hukmedenlerin en iyi hukmedenisin» dedi

[46] Allah Ona : «Ey Nuh ! Suphesiz ki, o senin ailenden degildir; cunku onun (yaptıgı) cidden salih (Iyi-yararlı) bir amel degildi. Artık (icyuzunu) bilmedigin bir seyi benden isteme. Bilgisizlerden olmayasın diye gercekten sana ogut veriyorum» buyurdu

[47] Nuh dedi ki: «Rabbim! Bilmedigim bir seyi senden istemekten yine sana sıgınırım; eger beni bagıslamaz ve merhamet etmezsen elbette zarara ugrayanlardan olurum»

[48] Denildi ki: «Ey Nuh! Bizden sana ve seninle birlikte bulunan mu´ minlere (topluluklara) bir selamet ve cok bereketlerle gemiden in.. Ileride nice ummetleri de gecindirip yararlandıracagız ; sonra da bizden onlara elem verici azab dokunacak.»

[49] Iste bunlar, sana vahiy ile bildirdigimiz gaybi haberlerdir. Daha once ne sen bunu biliyordun, ne de kavmin biliyordu. Oyleyse sen de sabret. Sonunda kazanacak olanlar, elbette Allah´tan korkup (kotuluklerden) sakınanlardır

[50] Ad (kavmine) de kardesleri Hud´u (peygamber olarak) gonderdik.. «Ey kavmim,» dedi, «Allah´a tapın ; sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. Siz ancak yalan uydurup duruyorsunuz

[51] Ey kavmim, buna karsı sizden bir ecir (hizmet karsılıgı bir ucret) istemiyorum. Benim ucretim ancak beni yoktan yaratana aittir. Artık aklınızı kullanmaz mısınız

[52] Ey kavmim, Rabbinizden bagıslanmanızı dileyin ; sonra da O´na tevbe edin ki. uzerinize bol yagmur gondersin ; kuvvetinize kuvvet katarak gucunuzu artırsın; siz de artık gunahkar suclular olarak (O´ndan) yuzcevirmeyin.»

[53] Ey Hud ! Dediler, sen bize acık bir belge (mu´cize) getirmedin, bu yuzden senin sozunden dolayı tanrılarımızı bırakacak ve sana da iman edecek degiliz

[54] Bizim sana sozumuz ancak sudur: Tanrılarımızdan bir kısmı seni fena halde carpmıstır. O da ; «Ben, Allah´ı sahid ediniyorum ve siz de sahid olun ki, ben sizin, Allah´ı bırakıp da O´na ortak kostuklarınızdan beriyim

[55] Artık hep birlikte benim icin dilediginiz tuzagı kurun, sonra da bana hic sure tanımayın

[56] Dogrusu ben, benim de Rabbim, sizin de Rabblniz Allah´a guvenip dayanmısımdır. Hicbir yerde bir canlı yoktur ki Allah onun perceminden tutmus bulunmasın, (her seyin dizgini O´nun kudret elinde bulunuyordur). Suphesiz ki, Rabbim dosdogru yoldadır, (buyrukları ancak dogruyu, iyiyi, guzeli, yararlıyı ve mutlulugu yansıtır)

[57] Eger yuzcevirirseniz, gercekten ben size benimle gonderilen (ilahi buyrukları) teblig ettim. Rabbim, sizden baska bir kavmi yerinize getirir de siz ona hicbir sekilde zarar veremezsiniz. Suphesiz ki Rabbim, her seyi gozetip koruyandır,» dedi

[58] Buyrugumu tasıyan hukmumuz gelince, kendi katımızdan bir rahmetle Hud´u ve onunla birlikte olan mu´minleri kurtardık, onları oldukca agır bir azabdan selamete erdirdik

[59] Iste bu Ad kavmi, Rablarının ayetlerini inatla inkar ettiler, O´nun peygamberine karsı geldiler ve her inatcı zorbanın emrine uydular

[60] Bu Dunya´da da, Ahiret´te de lanet peslerine takılıp kaldı; haberiniz olsun ki Ad kavmi, Rablarını tanımayıp kufru sectiler. Bilin ki Hud kavmi Ad´a (ilahi rahmetten) uzaklık olsun

[61] Semud (kavmine) de kardesleri Salih´i (peygamber olarak) gonderdik. «Ey kavmim,» dedi, «Allah´a tapın, sizin O´ndan baska tanrılarınız yoktur. Sizi yerden (topraktan) yetistirip meydana getiren ve sizin bir omur gecirip orayı bayındır hale getirmenizi dileyen O´dur. O halde O´ndan bagıslanmanızı dileyin de O´na yonelip tevbe edin. Suphesiz ki Rabbim cok yakındır ve (duaları, tevbe ve istigfarları) kabul edendir.»

[62] Ey Salih, dediler, sen bundan once aramızda umit beslenir bir kisi idin ; babalarımızın taptıklarına tapmamızdan alıkoymaya mı calısıyorsun ?! Dogrusu biz, bizi davet ettigin sey hakkında suphe ve kusku icindeyiz

[63] «Ey kavmim,» dedi, «soyleyin, eger ben Rabbimden acık bir belge (mu´cize ve yeterli belge) uzere isem ve bana kendi katından bir rahmet vermisse, O´na isyan ettigim takdirde (Allah´ın azabından kurtulabilmem icin) kim bana yardım eder? O halde siz benim hakkımda zararı artırmaktan baska bir sey yapmıyorsunuz

[64] Ey kavmim, iste bu size bir ayet (mu´cize, acık belge) olarak Allah´ın (belirledigi) disi devedir; bırakın da Allah´ın arzında otlayadursun;ona kotulukle dokunmayın, yoksa cok yakın bir azab sizi ya kalayı verir

[65] Bu uyarıya ragmen onlar deveyi devirip oldurduler. Salih onlara : Oyle ise evinizde uc gun (daha) yasayıp yararlanın. Bu, yalanı olmayan bir tehdittir,» dedi

[66] Buyrugumuz gelince, Salih´i ve beraberindeki iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık, hem de o gunun rezilliginden.. Suphesiz ki, Rabbin yegane guclu ve yegane ustundur

[67] O zulmedenleri korkunc bir ses, bir gurultu yakalayıverdi, derken evlerinde dizustu cokup kaldılar

[68] Sanki daha once orada hic oturmamıs (yuva kurup gecinmemis) gibi oldular. Dikkat edin, Semud kavmi Rablerini tanımadılar ve Semud´a (ilahi rahmetten) uzaklık olsun

[69] And olsun ki, elcilerimiz (melekler) Ibrahim´e mujde ile geldiler ve «Selam» dediler. O da (size de) selam, dedi ve oyalanmadan kızartılmıs bir buzagı getirdi

[70] (Gelen musafirlerin) ellerinin (sofraya) uzanmadıgını gorunce, durumlarını yadırgadı, onlardan icine bir korku dustu, ibrahim´e: «Korkma, suphesiz ki biz Lut kavmine gonderildik» dediler

[71] Ibrahim´in karısı ayakta idi. guldu. Biz de ona Ishak ve onun ardından Yakub´u mujdeledik

[72] Vay, dedi, doguracak mıyım ? Oysa ben bir kocakarı, su kocam da bir ihtiyar. Dogrusu bu sasılacak sey

[73] (Elci melekler) ona : «Allah´ın emrine mi sasıyorsun ? Ey ev halkı, Allah´ın rahmeti ve bereketleri uzerinizdedir. Suphesiz ki Allah cok ovulmeye layıktır ve O, cok yuce ve cok sanlıdır

[74] Ibrahim´in korkusu gidip kendine mujde gelince, Lut kavmi hakkında bizim (elcilerimiz)le tartısmaya basladı

[75] Suphesiz ki Ibrahim cok yumusak huylu, yufka yurekli ve kendini butunuyle Allah´a veren bir kimse idi

[76] Ey Ibrahim, bu (tartısman)dan vazgec. Cunku gercekten Rabbin em ri gelmistir ve onlara reddi mumkun olmayan azab gelecektir

[77] Elcilerimiz Lut´a geldiler; bu yuzden Lut endiseye kapılıp fenalastı, icin icin sıkıldı ve «Bu ne cetin bir gun !» dedi

[78] Kavmi ise ona kosa kosa gelirdiler; zaten onlar daha once de kotu fiiller isliyorlardı. Lut «Ey kavmim,» dedi, «iste kızlarım, bunlar (nikah akdiyle) sizin icin daha pak ve uygundur. Artık Allah´tan korkun da beni misafirlerim hakkında rusvay etmeyin. Icinizde dogru dusunen, dogru yolda yuruyen bir adam yok mudur?!»

[79] Lut´a dediler ki: «Elbette sen de bilirsin, bizim senin kızlarında hicbir hakkımız yoktur ve sen bizim ne istedigimizi de cok iyi bilirsin.»

[80] Lut onlara dedi ki: «Ah, keske size karsı yetecek bir gucum olsaydı veya cok saglam bir yere sıgınabilseydim i»

[81] (O elci melekler): «Ey Lut,» dediler, «suphesiz ki biz, Rabbinin elcileriyiz ; onlar sana, mumkun degil el uzatamazlar. Gecenin bir bolumunde ailenle birlikte yola cık, hic biriniz arkasına donup bakmasın. Ancak esin degil; cunku kavmine dokunacak olan (azab) ona da dokunacak. Suphesiz ki onlara va´dolunan vakit sabahtır ; sabah vakti yakın degil midir

[82] Buyrugumuz gelince (ulkenin) ustunu altına getirdik; birbiri uzerine konulmus pismis balcık (gibi) taslar yagdırdık ki bu taslar Allah yanında belirlenmisti ve zalimlerden de asla uzak degildi

[83] Buyrugumuz gelince (ulkenin) ustunu altına getirdik; birbiri uzerine konulmus pismis balcık (gibi) taslar yagdırdık ki bu taslar Allah yanında belirlenmisti ve zalimlerden de asla uzak degildi

[84] Medyen´e de kardesleri Suayb´ı (peygamber olarak) gonderdik. Ey kavmim, dedi, Allah´a kulluk edin ; sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. Olcu ve tartıyı eksik tutmayın ; ben sizi elbette hayr ( = bol nimet, genis refah imkanları) icinde goruyorum. Ve dogrusu ben sizi cepecevre saracak bir gunun azabından endise etmekteyim

[85] Ey kavmim, olcu ve tartıyı adaletle uygulayın, insanların esyasını (haksız yollardan) eksiltmeyin; yeryuzunde bozgunculuk ederek fenalık yapmayın

[86] Inanmıs kisiler iseniz, Allah´ın (helalinden) bıraktıgı kar daha hayırlıdır. Ve ben sizin uzerinizde koruyucu ve gozetici de degilim

[87] Onlar, «ey Suayb,» dediler, «babalarımızın taptıgını terketmemizi veya kendi mallarımızda diledigimizi yapmamızı bırakıvermemizi senin namazın mı emrediyor? Suphesiz ki sen, yumusak huylusun, dogru bir kimsesin, aklı basındasın.»

[88] «Ey kavmim,» dedi, «ya ben Rabbimden acık bir mucize uzere isem ve kendi katından beni guzel bir rızıkla rızıklandırmıssa, ne dersiniz, (O´na nankorluk edebilir miyim ?). Ve ben sizi men´ettigim seyde aykırı hareket edip (onu islemek) istemem. Ben ancak gucum yettigince duzeltmek isterim. Muvaffakiyetim ancak Allah´ın yardımıyladır ve ben ancak O´na guvenip dayanırım ve O´na derin saygı ve sevgi ile yonelirim

[89] Ey kavmim ! Bana dusmanlık beslemeniz, Nuh kavmine veya Hud kavmine ya da Salih kavmine dokunan musibetin bir benzerini size dokundurmasın. Lut kavmi de sizden pek uzak degildir

[90] Rabbınızdan bagıslanma dileyin de O´na tevbe edin. Suphesiz ki Rabbim, cok merhametlidir ve cok sevendir, sevilendir.»

[91] Dediler ki: Ey Suayb ! Biz senin soylediklerinin cogunu anlamıyoruz ve biz seni aramızda zayıf olarak goruyoruz. Kabilen olmasaydı, elbette seni taslardık. Hem sen bizim yanımızda pek aziz-serefli, itibırlı, ustun bir kimse de degilsin

[92] Ey kavmim, dedi, size gore benim kabilem Allah´tan daha mı azizdir ki, O´nun (buyruklarını) arkanıza attınız ? Rabbim elbette sizin yapageldiginizi (ilmiyle) kusatmıstır

[93] Ey kavmim, imkanınızı ortaya koyup elinizden geleni yapın. Suphesiz ben de (gerekeni) yapacagım. Rusvay edici azabın kime gelecegini ve kimin yalancı oldugunu bileceksiniz. (Gelecek azabı) gozleyin, ben de sizinle beraber gozleyip bekliyorum

[94] Buyrugumuz gelince, Suayb´ı ve beraberindeki iman edenleri rahmetimizle kurtardık. Zalimleri ise korkunc bir ses ve ugultu yakalayıverdi; evlerinde dizustu cokup kaldılar. Orada hic bulunmamıs, yasamamıs gibi oldular. Dikkat edin, Semud kavmi nasıl (ilahi) rahmetten uzak kaldıysa Medyen de uzak kaldı

[95] Buyrugumuz gelince, Suayb´ı ve beraberindeki iman edenleri rahmetimizle kurtardık. Zalimleri ise korkunc bir ses ve ugultu yakalayıverdi; evlerinde dizustu cokup kaldılar. Orada hic bulunmamıs, yasamamıs gibi oldular. Dikkat edin, Semud kavmi nasıl (ilahi) rahmetten uzak kaldıysa Medyen de uzak kaldı

[96] And ollsun ki, biz Musa´ yi da ayetlerimizle ve acık-saglam belge ile Fir´avn´a ve onun (milletinin) ileri gelenlerine gonderdik. Bununla beraber onlar (o ileri gelenler) yine de Fir´avn´ın emrine uydular. Oysa Fir´avn´ın emri dogru ve sıhhatli degildi

[97] And ollsun ki, biz Musa´ yi da ayetlerimizle ve acık-saglam belge ile Fir´avn´a ve onun (milletinin) ileri gelenlerine gonderdik. Bununla beraber onlar (o ileri gelenler) yine de Fir´avn´ın emrine uydular. Oysa Fir´avn´ın emri dogru ve sıhhatli degildi

[98] Fir´avn Kıyamet gunu kavminin onune duser de onları (suya goturur gibi) atese goturur. Varacakları yer ne kotu yerdir

[99] Burada lanet peslerine takıldı ; Kıyamet gununde de (oyle olacak). Desteklendikleri sey ne kotu destektir

[100] (Ey Muhammed!) Bu, ilahi azaba ugrayan kasabaların haberlerinden (bazı safhalar)dır ki, sana nakledip anlatıyoruz. Bu kıssalardan bir kısmının kalıntısı duruyor, bir kısmı ise bicilmis ekin gibi (belirsiz olmustur)

[101] Biz onlara zulmetmedik ; fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbin buyrugu gelince, onlara, Allah´ı bırakıp da taptıkları tanrılar bir yarar saglamadı; zararlarını, silinip yok olmalarını artırmaktan baska bir seye yaramadı

[102] Iste Rabbin kasabalar halkını —zalimlikleri uzere— yakaladıgı zaman boyle yakalar. Suphesiz ki, O´nun yakalaması cok elim ve siddetlidir

[103] Suphesiz ki bu (naklettigimiz kıssalarda) Ahiret azabından korkanlar icin ibretli belge vardır; o, insanların biraraya gelip toplanacagı bir gundur; o, hazır olup gorulecek bir gundur

[104] O gunu ancak belli bir vakte kadar geciktiririz

[105] O gun geldikte Allah´ın izni olmadan hic kimse konusamaz. Onlardan kimi bedbaht-mutsuz, kimi de bahtlı-mutludur

[106] Bedbaht-mutsuz olanlar atestedirler. Onların orada siddetli inilti ve sesli sesli solugu vardır

[107] Gokler ve yer durdukca orada temelli kalıcılardır; ancak Rabbin diledigi mustesna. Cunku Rabbin diledigini (hakkıyle) yapıp yerine getirendir

[108] Bahtlı-mutlu olanlar ise, Cennet´tedirler; gokler ve yer durdukca orada temelli kalıcılardır; ancak Rabbin diledigi mustesna. Bu, ardı-arkası kesilmeyen bir bagıstır

[109] Artık bunların taptıklarının (boyle bir azaba yol acacak bir sapıklık oldugunda) suphen olmasın ; onlar ancak daha once babalarının taptıkları gibi taparlar. Biz de elbette (atesten) nasiplerini noksansız verecegiz

[110] And olsun ki, Musa´ya kitab verdik, ne var ki, (idraksizler yuzunden) onda anlasmazlık meydana geldi. Eger Rabbinden gecmis bir soz olmasaydı hemen aralarında hukmedilip (coktan) sonuca baglanmıs olurdu bile. Ve dogrusu onlar bunda kusku ve suphe icindeler

[111] Suphesiz her birinin amellerinin (karsılıgını) Rabbin tastamam verecektir. Dogrusu O, onların yapa geldiklerinden haberlidir

[112] O halde sen —ve beraberinde tevbe edenlerle birlikte— em-rolundugun gibi dosdogru ol! Asırı gitmeyin. Allah ne yaptıklarınızı suphesiz ki iyiden iyiye gorendir

[113] Ve bir de zulmedenlere meyletmeyin, yoksa dokunur size ates. Allah´tan baska sizin dost ve sahibiniz de yoktur. Sonra (O´ndan da) yardım goremezsiniz

[114] Hem gunduzun iki ucunda ve gecenin ilk saatlerinde namaz kıl. Cunku iyilikler kotulukleri (temizleyip) giderir. Bu, iyi dusunenlere bir ogut, bir hatırlatmadır

[115] Ve sabret; suphesiz ki Allah iyiligi huy edinip iyilikte bulunanların mukafatını zayi´etmez

[116] Sizden onceki nesillerden akıl ve idrak sahiplerinin yeryuzunde fitne ve fesadı yasaklamaları gerekmiyor muydu ? Onlardan kurtardıgımızın pek azı ancak (bu fazileti gosterip mucadele etmisti). O zulmedenler ise kendilerine sunulan refahın pesine dustuler, zaten onlar suclu gunahkarlar idi

[117] Rabbin, halkından, kendilerini (ve cevrelerini) duzeltenler bulundukca kasabaları haksız yere yok edecek degildir

[118] Eger Rabbin dileseydi, insanları bir tek ummet haline getirirdi. (Goruldugu gibi) onlar durmadan anlasmazlık halindeler

[119] Ancak Rabbinin merhamet ettigi kimseler mustesna. Zaten Rabbin insanları bunun icin (bu duygu ve dusuncede) yaratmıstır. Ve Rabbinin su sozu tamamlanıp yerini bulmustur : «And olsun ki, Cehennem´i tamamen cinlerden ve insanlardan (olan gunahkar suclularla) dolduracagım.»

[120] (Iste ey Muhammed !) Gelip gecen peygamberlerin olup biten bu haberlerinden senin kalbini yatıstırıp pekistirecek kadarını sana anlattık. Bu surede de sana hak; mu´minlere ogut ve (dusunup gercegi daha iyi kavrayabilmeleri icin) hatırlatma gelmistir

[121] Sen o iman etmiyenlere de ki: Yapacagınızı yapın ; dogrusu biz de (gerekeni) yapacagız

[122] Bekleyip durun, biz de bekliyoruz

[123] Goklerin ve yerin gaybı Allah´ındır. Butun isler O´na dondurulur. Artık O´na ibadet edin ve O´na guvenip dayanın. Rabbin yapageldiginizden habersiz degildir

Yûsuf

Surah 12

[1] Elif - Lam - Ra. Bunlar cok acık ve acıklayıcı Kitab´ın ayetleridir

[2] Akıl yoluyla rahat anlayasınız diye biz onu Arapca bir Kur´an olarak indirdik

[3] Sana bu Kur´an´ı vahyetmemizle, kıssaların en guzelini anlatıyoruz. Halbuki daha once bundan haberin yoktu

[4] Hani bir vakitler Yusuf, babasına : «Babacıgım, dogrusu ben ruyamda onbir Yıldız, Gunes ve Ay´ı gordum, gordum ki bunlar bana secde ediyorlar,» demisti

[5] (Yakub ona): «Oguicagızım, dedi, ruyanı kardeslerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar; cunku seytan insana gercekten acık bir dusmandır

[6] Iste bunun gibi Rabbin seni sececek; sana ruyaları yorumlamayı ogretecek ; hem sana, hem de Yakub hanedanına nimetini tamamlayacak, nasıl ki daha once ataların Ibrahim ve Ishak uzerine nimetini tamamlamıstı. Suphesiz ki Rabbin (her seyi geregi gibi) bilendir, yegane hikmet sahibidir.»

[7] And olsun ki, Yusuf ve kardesleri (arasında gecen olay)da soranlara, (hem duzenli bir hayat yasamaları, hem de Hz. Muhammed´in parlak gelecegi hakkında) belgeler ve ibretler vardır

[8] Hani kardesleri: «And olsun ki Yusuf ve kardesi babamıza bizden daha sevgilidirler; halbuki biz guclu bir topluluguz. Dogrusu babamız (bu hususta) acık bir yanılgı icindedir,» demislerdi

[9] Onlardan biri dedi ki: «Yusuf´u oldurunuz veya onu bos bir araziye atınız ki, babanızın yuzu size donup ilgi kursun ve ondan sonra da kendini duzelten iyi kisiler olursunuz.»

[10] Onlardan bir sozcu de dedi ki: «Yusuf´u oldurmeyin, onu kuyunun derinligine atın da gelip gecen kafilelerden biri onu orada raslayıp alır; eger (ona elbette) bir sey yapmak istiyorsanız, boyle yapın.»

[11] (Bunun uzerine toplanıp babalarına gelerek) dediler ki: «Ey babamız ! Yusuf´u neden bize guvenip vermiyorsun ? Oysa biz ondan yana elbette iyilik dusunenleriz.»

[12] yarın bizimle gonder de gezip oynasın ; suphesiz ki onu koruyup gozetiriz.»

[13] (Babaları:) «Dogrusu onu alıp goturmeniz beni cok uzer ve sizin haberiniz yokken onu kurt yer diye korkuyorum,» dedi

[14] Onlar: «Eger biz boyle guclu bir toplulukken kurt onu yerse, o takdirde biz husrana ugramıs oluruz,» dediler

[15] Ne vakit ki Yusuf´u alıp goturduler ve toplanıp onu kuyunun dibine bırakmayı kararlastırdılar; biz de ona, «And olsun ki, sen (bir gun) onların bu yaptıklarını kendilerine, farkına varmadıkları bir halde haber vereceksin!» diye vahyettik

[16] Onlar yatsı vakti aglayarak babalarına geldiler ve: «Ey babamız ! Dediler, biz yarısmak uzere gittik; Yusuf´u da esyamızın yanına bıraktık, derken onu kurt yemis; biz dogru (sozlu)ler de olsak sen bize inanacak degilsin.»

[17] Onlar yatsı vakti aglayarak babalarına geldiler ve: «Ey babamız ! Dediler, biz yarısmak uzere gittik; Yusuf´u da esyamızın yanına bıraktık, derken onu kurt yemis; biz dogru (sozlu)ler de olsak sen bize inanacak degilsin.»

[18] Uzerine uydurma bir kan bulastırıp gomlegini de getirmislerdi. O da, «nefsiniz sizi aldatıp boylesine (cirkin bir ise) itmistir. Artık (bana gereken) guzel bir sabır.. Anlattıklarınıza karsılık ancak, Allah´ın yardımı beklenir» dedi

[19] Ve bir kervan geldi, sucularını gonderdiler, o da kovasını (kuyudaki) suya saldı; «Ey mujde, iste bir oglan !» dedi. Onu ticari bir mal olarak sakladılar. Allah, onların ne yaptıklarını bilendir

[20] Onlar (boylece) Yusuf´u pek az bir fiatla, birkac dirheme sattılar; onun hakkında isteksizlerden idiler

[21] Onu satın alan Mısırlı adam, karısına: «Buna iyi bakıp ikramda bulun. Umulur ki bize yararı dokunur veya ogul ediniriz.» Iste Yusuf´u boylece (Mısır) topragına yerlestirdik ve ona ruyaların yorumunu ogrettik. Allah kendi emrinde (mutlak) ustundur. Ne var ki, insanların cogu bilmezler

[22] Olgunluk cagına erisince ona hikmetle hukmetme becerisi ve ilim verdik. Ve iste iyiligi, yardımseverligi huy edinenleri boyle mukafatlandırırız

[23] Bulundugu evin hanımı onu kendisiyle iliski kurmaya cagırdı; kapıları da iyice kapadı ve «haydi yaklassana !» dedi. Yusuf, «Allah´a sıgınırım ; cunku o (senin kocan) benim efendimdir; bana cok baktı. Suphesiz ki haksızlık edenler kurtulusa eremezler» dedi

[24] And olsun ki kadın niyetini bozup onu kasdetmisti; eger Rabbinden bir burhan (acık bir kanıt ve belge) gormemis olsaydı, o da kadına (yonelmeye ya da ona hakaret etmeye) niyetlenmisti, iste biz boylece ondan kotulugu ve hayasızlıgı ceviririz; cunku o bizim gosteristen uzak ciddiyet ve samimiyete ermis kullarımızdandı

[25] (O sebeple ikisi birden) kapıya dogru kostular; kadın onun gomlegini arkadan yırttı, derken kapının yanında kadının efendisiyle karsılastılar. Kadın, «senin ailene kotuluk yapmak isteyenin cezası ya zindandır, ya da elem verici bir azab» dedi. (Ve Yusuf´u mutecaviz olarak tanıtmaya calıstı)

[26] Yusuf, «O beni kendine cagırdı» dedi. Kadının ailesinden biri sahidlik ederek dedi ki: «Eger Yusuf´un gomlegi onden yırtılmıssa, kadın dogru soylemistir, o ise yalancılardandır. Yok eger gomlegi arkadan yırtılmıssa, kadın yalan soylemistir, o ise dogru sozlulerdendir.»

[27] Yusuf, «O beni kendine cagırdı» dedi. Kadının ailesinden biri sahidlik ederek dedi ki: «Eger Yusuf´un gomlegi onden yırtılmıssa, kadın dogru soylemistir, o ise yalancılardandır. Yok eger gomlegi arkadan yırtılmıssa, kadın yalan soylemistir, o ise dogru sozlulerdendir.»

[28] Evin efendisi, Yusuf´un gomleginin arkadan yırtıldıgını gorunce, dedi ki: «Dogrusu bu, siz (kadınlar)ın hilesindendir; cunku sizin hileniz pek buyuktur!»

[29] «Ey Yusuf! Sen bu (konuyu acmak)dan vazgec; ey kadın, sen de gunahından dolayı bagıslanma dile. Gunku elbette sen gunah isleyenlerden oldun.»

[30] Sehirde (olayı duyan soylu) kadınlar, «Aziz (vezir)in karısı delikanlısıyla iliski kurmak icin onu kendine davet ediyormus; ona olan askı yureginin derinligine islemis. Dogrusu biz onu acık bir sapıklık icinde goruyoruz» diye (dedikodu yapmıslardı)

[31] Kadınların dedikodu mahiyetindeki fısıldasmalarını isitince onları davet edip kendileri icin dayalıdoseli yer hazırladı. Sonra da (gelen) kadınlardan herbirinin (eline) bir bıcak verdi ve (Yusuf´a seslenerek) «cık karsılarına !» dedi. Onlar Yusuf´u gorunce, onu kendi gozlerinde iyice buyuttuler de (saskınlıktan) ellerini kestiler ve «hasa, Allah´ı tenzih ederiz, bu bir insan degil, ancak guzel-cekici bir melektir» dediler

[32] Azizin karısı onlara : «Iste beni hakkında kınadıgınız delikanlı bu ! Yemin ederim ki, ben iliski kurmak icin bunu kendime cagırdım, fakat o iffet gosterip cekindi. Ama benim kendisine emrettigimi yapmıyacak olursa, elbette zindana atılacak, asagılanıp perisanlıga suruklenenlerden olacak» dedi

[33] (Bunun uzerine Yusuf) dedi ki: «Rabbim ! Zindan bana bunların davet ettigi seyden daha sevimlidir ve eger sen, bu kadınların hile ve fendini benden cevirmezsen, olur da onlara meyleder de cahillerden olabilirim.»

[34] Rabbisi onun dua ve istegini kabul buyurdu da kadınların hile ve fendini ondan cevirdi. Suphesiz ki O isitendir, bilendir

[35] Kadının ailesi (Yusuf´un iffet ve nezahetine delalet eden) bircok delil ve belgeleri gordukten sonra, yine de onu bir sure zindana atmayı uygun buldular

[36] Yusuf´la beraber zindana iki genc daha girmisti. Onlardan biri, «Ruyamda sarap (icin uzum) sıktıgımı gordum» dedi. Digeri ise, «Ben de kendimi, basımın ustunde ekmek tasıyorum, kuslar ondan yiyor, seklinde gordum» dedi. «Bize bunun yorumunu haber ver; cunku biz seni iyi kisilerden biri olarak goruyoruz» (dediler)

[37] (Yusuf onlara) dedi ki: «Sizin yiyeceginiz yemek size henuz gelmeden ruyanızın yorumunu yapıp size bildirecegim. Bu, Rabbimin bana ogrettigi hususlardandır. Suphesiz ki ben, Allah´a iman etmeyen ve Ahiret´i inkar edip duran bir toplulugun dinini bıraktım.»

[38] Atalarım Ibrahim, Ishak ve Yakub´un dinine uydum. Allah´a herhangi bir seyi ortak kosmak bize yakısmaz. Bu da Allah´ın bize ve insanlara olan iyilik ve ihsanıdır. Ne var ki insanların cogu sukretmezler

[39] Ey zindan arkadaslarım i (Ayrı ayrı isimler altında bir suru) dagınık, tutarsız tanrılar mı hayırlıdır, yoksa Bir ve Kahhar olan Allah mı ? Allah´ı bırakıp taptıgınız seyler, sizin ve atalarınızın isimler uydurdukları birtakım (putlardır) ki, Allah onların (haklılıgı) hakkında hicbir belge ve kanıt indirmemistir. Hukum Allah´a aittir; O, ancak kendisine tapmanızı emretmistir. Iste en saglam ve dogru din de budur ! Ama ne var ki insanların cogu (bu gercegi) bilmezler

[40] Ey zindan arkadaslarım i (Ayrı ayrı isimler altında bir suru) dagınık, tutarsız tanrılar mı hayırlıdır, yoksa Bir ve Kahhar olan Allah mı ? Allah´ı bırakıp taptıgınız seyler, sizin ve atalarınızın isimler uydurdukları birtakım (putlardır) ki, Allah onların (haklılıgı) hakkında hicbir belge ve kanıt indirmemistir. Hukum Allah´a aittir; O, ancak kendisine tapmanızı emretmistir. Iste en saglam ve dogru din de budur ! Ama ne var ki insanların cogu (bu gercegi) bilmezler

[41] Ey zindan arkadaslarım ! Size gelince, biriniz efendisine sarap sunacak. Digeriniz ise asılacak da kuslar basının etini yiyecek. Iste hakkında fetva (yorum) istediginiz sey olup bitmistir; (ilahi kaza ve hukum yerini mutlaka bulacaktır)

[42] Yusuf, ikisinden kurtulacagını sandıgı (ya da kesinlikle bildigi) kisiye : «Efendinin yanında beni an !» dedi. Ama seytan ona efendisine anmayı unutturdu da Yusuf bu sebeple birkac yıl daha zindanda kaldı

[43] (Mısır) kralı dedi ki: «Ben ruyamda yedi semiz inegi yedi arık inegin yedigini ve yedi yesil basak ve diger yedi kuru basak goruyorum. Ey ileri gelenler; eger ruya yorumlamayı biliyorsanız, ruyamı yorumlayıp bana bilgi verin.»

[44] Onlar, «bunlar birbirine karısmıs neyin nesi oldugu bilinmiyen karmasık ruyalardır. Biz boyle karısık ruyaların yorumunu bilen kimseler degiliz» dediler

[45] Zindandaki o ikisinden kurtulan adam, hayli zaman sonra Yusuf´u hatırladı da, «ben size bunun yorumunu haber vereyim, beni hemen (zindana) gonderin !» dedi

[46] (Adam zindana gonderilince), «Ey Yusuf, ey dogru sozlu arkadas, bize yedi semiz inegi yedi arık inek yiyor ve yedi yesil basak, digeri de bir o kadar kuru basak... seklindeki bir ruyanın yorumunu yap ki, insanlara doneyim de olur ki (senin degerini) bilip anlarlar» dedi

[47] (Yusuf ona) dedi ki: «Yedi yıl adetiniz uzere devamlı ekersiniz; yiyeceginiz icin az bir sey ayırmanız dısında bictiklerinizi basagında bırakınız

[48] Sonra onun ardından yedi yıl sıkıntı ve kuraklık meydana gelecek, (tohumluk icin) sakladıgınız az seyin dısında, once biriktirdiginizi yiyip goturecek

[49] Sonra onun ardından bir yıl gelecek ki, halk yagmura kavusacak ve o yıl icinde sıkıp sagacaklar.»

[50] Kral, «onu bana getirin !» dedi. Elci Yusuf´a gelince, Yusuf ona, «Efendine don de o kadınlara ne oldu da ellerini kestiler ? diye sor. Suphesiz ki Rabbim onların hile ve fendini bilendir.»

[51] Kral o kadınlara : «Yusuf´u kendinize cekmek istediginizdeki durum ne idi ?» diye sordu. Kadınlar da «Hasa, Allah icin biz onun aleyhine fenalıktan hicbir sey bilmiyoruz» diye cevap verdiler. Aziz (vezir)in esi, «Simdi hak ortaya cıktı. Onunla iliski kurmak isteyen ben idim ve suphesiz Yusuf dogrulardandır» diyerek gercegi anlattı

[52] Yusuf, «Iste amacım, gıyabında ihanet etmedigimi ve Allah´ın hainlerin hilesini basarıya eristirmiyecegini efendimin bilmesini ortaya koymaktı» dedi

[53] Nefsimi de temize cıkarmıyorum ; cunku n e f s kotulugu cokca emredendir; ancak Rabbimin merhamet ettigi sey (nefsler) mustesna. Suphesiz ki Rabbim cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[54] Kral, «Yusuf´u bana getirin, onu kendime ozel bir musavir edineyim» dedi. Ne vakit ki, onunla konustu, dedi ki: «Bugun senin bizim yanımızda onemli bir yerin ve guvenilir bir makamın vardır!»

[55] Yusuf ona: «Beni Mısır hazineleri uzerine gorevlendir; cunku ben hem cok iyi bir koruyucuyum, hem de (yerli yerince harcamasını) iyi bilenim» dedi

[56] Iste boylece biz Yusuf´u (Mısır) ulkesine yerlestirip, onu serefli, itibarlı kıldık; (o kadar ki) orada diledigi yerde oturabiliyordu. (Boylece) rahmetimizi diledigimiz kimselere nasib ederiz ve iyilerin mukafatını zayi´ etmeyiz

[57] Ahiret mukafatı ise, iman edip takva uzere bulunan (Allah´tan saygı ile korkup fenalıklardan sakınanlar icin daha hayırlıdır)

[58] Yusuf´un kardesleri gelip yanına girdiler; Yusuf onları tanıdı, onlar ise onu tanıyamadılar

[59] Yusuf onların yuklerini hazırlatıp iyice techiz etti ve, «Bana babanızdan olan bir kardesinizi de getirin,» dedi; «goruyorsunuz ya, ben olcegi tastamam olcuyorum ve ben konukseverlerin hayırlısıyım!»

[60] «Eger onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size tek olcek (zahire) yok ve bir daha bana yaklasmayın.»

[61] Dediler ki: «Onu babasından almaya calısacagız ve biz elbette (bu isteginizi) yaparız.»

[62] Yusuf, usaklarına, «zahire bedellerini yuklerinin icine yerlestirin, belki ailelerine donduklerinde anlarlar da yine (bize) donup gelirler» dedi

[63] Onlar babalarına donduklerinde, «Ey babamız! Dediler, bize olcek(ile ilgili maddeler) yasaklandı. Bizimle beraber kardesimizi gonder ki, olcek(le Ilgili maddeleri) alabilelim. Suphesiz ki biz onu koruyucularız.»

[64] Babaları, onlara: «Daha once kardesini size emanet ettigim gibi, bunu da mı emanet edeyim ? Ama Allah en hayırlı koruyucudur ve O, merhamet edenlerin en cok merhamet edenidir,» dedi

[65] Onlar yuklerini acınca, zahire bedellerinin kendilerine geri verirdigini gorduler, «ey babamız, daha ne isteriz ? Iste sermayemiz bize geri verilmis, yine (bununla) ailemize gıda maddesi satın alıp getiririz; hem kardesimizi koruruz, hem de onun adına bir deve yuku artırmıs oluruz. Bu getirdigimiz gıda maddesi pek az bir olcek»

[66] Yakub, «Onu bana (geri) getireceginize dair Allah adına saglam ve kesin soz vermedikce, onu elbette sizinle gondermiyecegim. Meger ki kusatılıp olumle burun buruna gelmis olsanız» dedi. Saglam ve guvenilir soz verdiklerinde Yakub, «Allah bu dediklerimize karsı vekildir» diyerek (razı oldu)

[67] Yakub, «ey ogullarım! (Mısır´a) bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber sizden Allah´ın takdirini cevirecek de degilim. Hukum ancak Allah´ındır. Ben O´na guvenip dayandım ; guvenip dayanmak isteyenler de ancak O´na guvenip dayansınlar» dedi

[68] Babalarının emrettigi gibi (sehre) girdiler. Bu durum Allah´ın takdirinden bir seyi geri cevirecek degildi; sadece Yakub´un icindeki arzuya uyularak yerine getirilmisti. Suphesiz ki Yakub bizim kendisine ogrettigimiz olcude ilim sahibi idi. Fakat insanların cogu (bu gercegi) bilmezler

[69] Onlar Yusuf´un huzuruna girince ; kardesini yanına aldı ve «suphen olmasın ki, ben senin kardesinim ; onların yaptıklarına artık uzulme !» dedi

[70] Yusuf, onların yuklerini donatıp hazırlarken, su kabını oz kardesinin yukune koydurdu. Sonra da bir cagrıcı soyle seslendi: «Ey kafile ! Sizler elbette hırsızlarsınızdır.»

[71] (Bunun uzerine) kafile onlara geri donerek, «ne kaybettiniz ?i diye sordular

[72] Onlar da, «kralın su kabını kaybettik. Onu getirene bir deve yuku (odul) vardır, ben buna kefilim,» dediler

[73] Allah´a yemin ederiz ki, sizin de bildiginiz gibi biz (Mısır) topragında fesad cıkarmaya gelmedik ve hırsız da degilizdir, dediler

[74] Eger yalan soyluyorsanız, hırsızlıgın cezası nedir diye sordular

[75] Onlar da hırsızlıgın cezası, su kabı kimin yukunde bulunursa, o onun cezasıdır. Nitekim biz zalimleri boyle cezalandırırız, dediler

[76] Yusuf, kardesinin kabından once onların kaplarını (aramaya) basladı ve sonunda onu kardesinin kapları arasında bulup cıkardı. Iste biz Yusuf´a boyle bir plan ogrettik; cunku hukumdarın «ceza kanununa» gore kardesini alıkoyamazdı. Meger ki Allah dilemis olsun. Biz diledigimiz kisilerin derecelerini yukseltiriz. Her ilim sahibinin ustunde bir bilen vardır

[77] O hırsızlık etmisse, daha once onun kardesi de hırsızlık etmisti, diye mırıldandılar. Yusuf bu sozu icinde tuttu, onlara (bir sey) acmadı ve icinden, «siz kotu bir tutum icindesiniz. Allah bu anlattıklarınızı cok daha iyi bilir» diye gecirdi

[78] Kardesleri, «ey aziz, dogrusu onun iyice yaslı bir babası var; bizden birimizi onun yerine alıkoy; seni iyilik sevenlerden goruyoruz» dediler

[79] Yusuf, «Allah´a sıgınırım, malımızı kimde bulduysak ancak onu alıkoruz; aksi halde zalimlerden oluruz» dedi

[80] Ondan umitlerini kesince, kendi aralarında gorusmek icin bir kenara cekildiler. Buyukleri dedi ki: «Bilmez misiniz ki, babanız sizden Allah adına kesin soz ve guven aldı. Daha once Yusuf hakkında da cok ileri gitmistiniz. Artık babam bana izin vermedikce veya Allah lehimde hukmetmedikce —ki O hukmedenlerin en hayırlısıdır— yerimden mumkun degil ayrılmıyacagım!»

[81] Siz babanıza donunuz ve ona deyiniz ki: «Ey babamız, suphen olmasın ki, senin oglun hırsızlık etti. Biz ancak bildigimize gore sahit olduk ; gaybı bilen gozculer degiliz.»

[82] «Bulundugumuz kasaba halkından ve bir de icinde bulundugumuz kafileye sor. Biz herhalde dogru soyleyenleriz»

[83] Yakub onlara : «Hayır, nefsiniz size bir isi susleyip hayal gucunuzu artırmıstır. Artık guzel bir sabır gerekir. Allah´ın, her ikisini de birden bana getirecegini umit ederim. Suphesiz ki O, (her seyi hakkıyle) bilendir, yegane hikmet sahibidir.»

[84] Ve onlardan yuzunu cevirip ofkesini yutarak icin icin (agladı) da vah Yusuf´a ! Diyerek uzuntusunu dile getirdi ve uzuntusunden gozlerine ak indi

[85] Ogulları ona, «Allah´a yemin olsun ki, sen durmadan Yusuf´u ana ana, ya uzuntuden bitkin duseceksin, ya da yok olup gidenlerden olacaksın,» dediler

[86] O da, «Ben keder ve uzuntumu ancak Allah´a sikayet ederim. Ben, Allah´tan sizin bilmediginiz (cok) seyleri bilmekteyim» dedi

[87] Yakub, «Ey ogullarım! dedi, (Mısır´a) gidin de Yusuf ile kardesini arastırıp (bulmaya calısın). Ve Allah´ in lutf-u rahmetinden (estirecegi ferah ve umut havasından) umidinizi kesmeyin. Cunku O´nun lutf-u kereminden ancak kafir bir millet umidini keser.»

[88] Kardesleri (Mısır´a donup) Yusuf´un yanına girince, «Ey aziz (vezir), bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu ; az bir sermaye ile geldik. Artık bize yine de olcegi tam tut, tasaddukta bulun. Suphesiz ki Allah sadaka verenleri mukafatlandırır,» dediler

[89] Yusuf onlara: «Cahillik (gunlerin)de Yusuf´a ve kardesine neler yaptıgınızı bilir misiniz ?» diye sordu

[90] (Onlar bu sorudan onun Yusuf oldugunu anlayarak) «Yoksa sen Yusuf musun ?» dediler. O da «Evet. ben Yusuf´um, bu da kardesimdir. Allah bize iyilik ve yardımda bulundu. Cunku dogrusu kim korkup sakınır ve sabrederse, elbette Allah iyilerin mukafatını zayi´ etmez» dedi

[91] Allah hakkı icin, Allah seni secip bize ustun kılmıstır. Dogrusu bizler suclu kimseler idik, dediler

[92] Yusuf onlara: «Size bugun azarlama ve basakakma yok. Allah sizi bagıslasın, affetsin. O merhamet edenlerin en cok merhamet edenidir.»

[93] «Simdi su gomlegimi alıp goturun de babamın yuzune atıverin, gozu acılıp gormege baslar. (Sonra da) butun aile halkınızla birlikte bana geliniz!» dedi

[94] Kafile (Mısır´dan) ayrılıp hareket edince, babaları, «Supheniz olmasın ki, ben Yusuf´un kokusunu alıyorum ; bana «bunadı» demeseniz (iyi olur),» dedi

[95] Oradakiler, «Allah´a and olsun ki, sen elbette o eski saskınlıgın icinde bulunuyorsundur» dediler

[96] Ne var ki mujdeci gelip, gomlegi Yakub´un yuzune surunce, gozu acılıverdi. «Ben size, Allah´tan bilmediginizi suphesiz ben bilirim dememis miydim?» dedi

[97] Ogullan, «Ey babamız I Gunahlarımızın bizim icin bagıslanmasını dile ; dogrusu bizler gunahkar olarak bulunuyorduk» dediler

[98] Yakub, «sizin icin ileride Rabbimden bagıslanma dileyecegim. Suphesiz ki O, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir.»

[99] (Yakub ailesi Mısır´a gelip) Yusuf´un yanına girdiklerinde, Yusuf ana-babasını kucaklayıp yanına aldı ve «Mısır´a —insaallah— guven duyguları icinde girin!» dedi

[100] Ve ana-babasını tutup taht, uzerine cıkardı. Onlar da egilip Yusuf´a saygı (Allah´a sukur secdesinde bulunarak teslimiyet) gosterdiler. Yusuf, «Babacıgım,» dedi, «iste daha once gordugum ruyanın yorumudur bu ! Rabbim onu gerceklestirdi; cidden bana buyuk iyiliklerde bulundu : Beni zindandan cıkardı; seytan benimle kardeslerimin arasını bozduktan sonra size colden (veya Beda adlı yerden buraya) getirdi. Suphesiz ki Rabbim, diledigi hususlarda cok lutuf sahibidir. Hem dogrusu Rabbim bilendir, hikmet sahibidir

[101] Rabbim ! Gercekten bana mulk verdin, ruyaları yorumlamayı ogrettin. Ey gokleri ve yeri yaratan ! Dunya´da da Ahiret´te de islerimi duzene koyan, bana sahip cıkan Sensin. Ruhumu musluman oldugum (Hakk´a teslimiyet gosterdigim) halde al ve beni iyi kisilere kat.»

[102] (Ey Muhammed!) iste bu gayb haberlerindendir ki, onu sana vahiy yoluyla bildiriyoruz. Onlar hile ve duzen kurarak islerini kararlastırmak icin toplandıklarında sen onların yanında bulunmuyordun

[103] Sen ne kadar icten arzu edip cırpınsan da insanların cogu iman edecek degillerdir

[104] Ve sen buna karsılık onlardan bir ucret de istemiyorsun. Bu (Kur´an) alemler icin ancak bir ogut, bir hatırlatmadır

[105] Goklerde ve yerde nice ayetler (acık belgeler, yol gosterici kanıtlar) vardır ki, onlardan yuzlerini cevirerek gecerler (de bir sey anlamazlar)

[106] Onların cogu ancak ortak kosarak Allah´a inanırlar

[107] Allah´ın azabının birdenbire kendilerini kaplayıp kusatacak sekilde geleceginden veya farkına varmazlarken, Kıyametin ansızın gelmesinden guvende midirler

[108] De ki, iste benim yolum budur! Ben de, bana uyanlar da bilerek idrak ederek Allah´a davet ediyorum, (ediyoruz). Allah´ı tenzih ederim ve ben ortak kosanlardan degilim

[109] Senden once kasabalar halkından kendilerine vahyedip peygamber olarak gonderdigimiz kimseler de ancak birtakım adamlardı. Yeryuzunde dolasıp kendilerinden oncekilerin akıbetinin ne olduguna bakmıyorlar mı ? Ahiret yurdu, elbette (Allah´tan korkup kufur ve sirkten) sakınanlar icin cok daha hayırlıdır. Artık aklınızı kullanmaz mısınız

[110] O kadar ki, peygamberler umitlerini kaybedecek duruma gelip (inkarcıların onları) yalana cıkaracaklarını sandıkları zaman yardımımız onlara gelip yetisti; diledigimiz kimseler kurtarıldı. Suclu gunahkar milletten ise azab ve siddetimiz geri cevrilmez

[111] Sanıma and olsun ki, peygamberlerin kıssalarında sagduyu sahipleri icin ibret (ve ogut)ler vardır. Bu (Kur´an) uydurulmus bir soz degildir. Onundeki (kitapları) dogrulayan ; iman eden bir millet icin her seyi acıklayan, dogru yolu gosteren hidayet ve rahmettir

Ra'd

Surah 13

[1] Elif - Lam - Mim - Ra. Bunlar Kitab´ın ayetleridir ve sana Rabbin´den indirilen (Kur´an) haktır. Ne var ki insanların cogu (buna) inanmazlar

[2] Allah, oyle bir kudrettir ki, gokleri, gordugunuz sekilde direksiz yukseltmis, sonra ARS uzerinde ilahi saltanatını kurmus ; Gunes ve Ay´ı (belli kanunlara baglayıp) emrine basegdirmistir —ki, bunlardan her biri belirlenmis bir sureye kadar (kendi yorungelerinde) hareketlerini saglar—. Isi planlı bicimde kusursuz yurutur ve ayetleri (varlıgına delalet eden belgeleri) bir bir acıklar; ta ki, ´Rabbinize kavusacagınıza kesin bilgi edinesiniz

[3] Oyle kudret ki O, yeri yayıp onda sabit daglar ve ırmaklar meydana getirmis; yeryuzunde her turlu meyve ve urunu cift cift yaratıp var kılmıs; geceyi gunduze burumustur. Iste bunlarda iyice dusunen bir millet icin belgeler, ibretler ve ogutler vardır

[4] Yeryuzunde birbirine komsu kıt´alar, uzum bagları, ekinler ve dallı dalsız (catallı catalsız) hurmalıklar vardır ki, hepsi de aynı su ile sulanmaktadır ; tad ve lezzette bir kısmını digerinden ustun ve farklı kılıyoruz. Suphesiz ki bunda aklını kullanan bir millet icin belgeler, ibretler, ogutler vardır

[5] Eger sasıyorsan, asıl sasılacak sey, onların : «Biz toprak olunca mı yeni bir halk (canlı yaratık) olacagız ?» sozudur. Iste bunlar Rablarını tanımıyanlardır ve bunlardır boyunlarında demir halka olanlar! iste bunlardır Cehennem yaranı. Orada devamlı kalıcılard´r bunlar

[6] (Inkarcı azgınlar) senden iyilikten once kotulugun (gelmesini) acele isterler. Halbuki onlardan once ibretli misal teskil edecek nice cezalar gelip gecmistir. Suphesiz ki, Rabbin insanlara, isledikleri zulumlerine karsı yine de magfiret sahibidir ve suphesiz ki Rabbin cezası pek siddetlidir

[7] O inkara sapanlar diyorlar ki: O´na (Muhammed´e) Rabbinden bir mu´cize, bir acık belge indirilseydi ya.. Sen ancak bir uyarıcısın ve her millet icin yol gostericisindir

[8] Allah her disinin (rahminde) ne tasıdıgını; rahimlerin neyi eksilttigini, neyi artırdıgını bilir. Her sey O´nun yanında belli bir olcuye goredir

[9] Gorulmeyeni de, goruleni de bilendir. O, cok buyuktur, cok yucedir

[10] Sizden sozunu gizleyen ve onu acıga vuran, geceleyin gizlenen, gunduzleyin beliren (her sey onun yanında) birdir, farketmez

[11] Herbiri icin onunden arkasından kendisini izleyen (gorevli melek)ler vardır; onu Allah´ın emriyle korurlar. Bir millet (hayat kanununa uyup) kendi (ahlak ve duzenini) degistirmedikce, Allah, onlar hakkındaki (hukmunu) degistirmez. Allah bir millete fenalık yapmayı irade buyurdugunda, artık onu geri cevirecek yoktur ve onlar icin Allah´tan baska bir dost ve yardımcı da bulunmaz

[12] O oyle kudrettir ki, korku ve umit (duygusunu vermek icin) simsegi (olusturup) size gosterir. Yagmurla agırlasan (yuklu) bulutları olusturur

[13] Ra´d = gok gurlemesi hamd ile, melekler ise (ilahi kudretin, azamet ve yuceliginin) korkusundan tesbih ederler. Onlar, Allah hakkında tartısıp surtusurlerken. O, yıldırımlar gonderir de, onu diledigine dokundurur. Oysa O, cekisme ve ceza vermekte cok siddetlidir

[14] Gercek ibadet ancak O´nadır. O´ndan baska dua ve ibadet ettikleri (putlar, sekiller) kendilerine hicbir sey ile cevap veremezler. Bunlar, agızlarına ulassın diye avuclarını suya dogru acıp da bir turlu ona ulasamayan kimseye benzerler. Kafirlerin dua ve ibadeti sapıklık icinde bocalamaktan baska bir anlam tasımaz

[15] Goktekiler ve yerdekiler ister istemez Allah´a secde ederler; golgeleri de sabah aksam Allah´a secde eder

[16] De ki: Goklerin ve yerin Rabbi kimdir? De ki: Allah´tır. De ki: Boyle iken Allah´ı bırakıp kendilerine ne bir yarar ne de bir zarar vermeye malik olamıyanları mı dost ve yardımcı ediniyorsunuz ? De ki: Gormeyenle goren bir midir? Veya karanlıklarla aydınlık esit midir? Yoksa Allah´ın yarattıgı gibi yaratan ortaklar mı buldular da o sebeple yaratma hususu onlar uzerinde bir benzetme mi meydana getirdi ? De ki: Her seyin yaratanı Allah´tır. O, birdir, mutlak ustundur, her seyi kaza ve kader cizgisine, iradesine, hukmune sokan O´dur

[17] Gokten su indirdi de dereler kendi olcusunce dolup tastı. Sel, uste cıkan kopugu yuklenip goturdu. Sus esyası veya yararlanılacak (baska) bir sey elde etmek amacıyla ateste ısıtıp erittikleri seylerden de bunun gibi kopuk (posa) meydana gelir. Iste Allah hak ile batıla boyle misal getirir. Kopuge gelince, ucup gider ; insanlara yarar saglayan seylere gelince", yerde (dipte) kalır. Iste Allah, boylece misaller getirir

[18] Rablerinin cagrısına olumlu cevap verip gelenlere, en guzeli vardır. Onun cagrısına olumlu cevap vermeyenler ise, yeryuzundekilerin hepsi ve bir misliyle beraber onların olmus olsaydı, (elbette) onu kurtulus fidyesi verirlerdi. Iste bunlara hesabın kotusu vardır; yurtları Cehennem´dir, o ne kotu yataktır

[19] Sana Rabbinden indirilen seyin gercekten hak oldugunu bilen kimse, (onu goremiyen) kor gibi midir ? Ancak sagduyu sahipleri dusunup gercegi anlarlar

[20] O sagduyu sahipleri ki, Allah´a verdikleri sozu yerine getirirler; guven saglayan anlasma ve sozlesmeleri bozmazlar

[21] Onlar ki, Allah´ın ulastırıp (yerine getirilmesini) emrettigi seyi ulastırırlar ve hesabın kotuye gitmesinden endise duyarlar

[22] Onlar ki, Rablarının rızasını dileyerek sabrettiler, namazı dosdogru kıldılar, kendilerine verilen rızıklardan gizli-acık (Allah icin, Allah yolunda) harcadılar ve (hepsiyle birlikte) kotulugu iyilikle savarlar; iste onlara Dunya yurdunun guzel bir sonucu (tatlı bir urunu), girecekleri ADN Cennetleri vardır; babalarından, eslerinden, cocuklarından kendini duzeltip iyiler sınıfına girenler de onlarla beraber gireceklerdir. Melekler her kapıdan onların yanına girerler de, «sabretmenize karsılık selam size ; burası Dunya yurdunun ne guzel sonucudur» derler

[23] Onlar ki, Rablarının rızasını dileyerek sabrettiler, namazı dosdogru kıldılar, kendilerine verilen rızıklardan gizli-acık (Allah icin, Allah yolunda) harcadılar ve (hepsiyle birlikte) kotulugu iyilikle savarlar; iste onlara Dunya yurdunun guzel bir sonucu (tatlı bir urunu), girecekleri ADN Cennetleri vardır; babalarından, eslerinden, cocuklarından kendini duzeltip iyiler sınıfına girenler de onlarla beraber gireceklerdir. Melekler her kapıdan onların yanına girerler de, «sabretmenize karsılık selam size ; burası Dunya yurdunun ne guzel sonucudur» derler

[24] Onlar ki, Rablarının rızasını dileyerek sabrettiler, namazı dosdogru kıldılar, kendilerine verilen rızıklardan gizli-acık (Allah icin, Allah yolunda) harcadılar ve (hepsiyle birlikte) kotulugu iyilikle savarlar; iste onlara Dunya yurdunun guzel bir sonucu (tatlı bir urunu), girecekleri ADN Cennetleri vardır; babalarından, eslerinden, cocuklarından kendini duzeltip iyiler sınıfına girenler de onlarla beraber gireceklerdir. Melekler her kapıdan onların yanına girerler de, «sabretmenize karsılık selam size ; burası Dunya yurdunun ne guzel sonucudur» derler

[25] Allah´a verdikleri sozu, saglam-guvenli bir and ile pekistirdikten sonra bozanlar ve Allah´ın ulastırılmasını emrettigini koparanlar ve yeryuzunde fesad cıkaranlar var ya, iste lanet onlaradır ve onlar icin kotu bir yurt vardır

[26] Allah diledigine rızkı genisletir ve bir olcuye gore de daraltır. (Inkarcı maddeciler) ise Dunya hayatiyle sevinirler. Oysa Dunya hayatı Ahiret´e gore ancak az bir gecimlik ve cok az bir yararlanmadan ibarettir

[27] O inkar edenler derler ki: «Ona Rabbinden bir mu´cize indirilseydi ya». De ki: Suphesiz Allah diledigini saptırır ve kendisine gonul verip yoneleni de dogru yola eristirir

[28] Bunlar, dosdogru iman edip kalbleri Allah´ı anmakla yatısıp huzur duyanlardır. Haberiniz olsun ki, kalbler ancak Allah´ı anmakla yatısıp huzur bulur

[29] Iman ettikten sonra guzel ve yararlı amellerde bulunanlara mujde ve mutluluk; bir de donulecek guzel bir yer var

[30] Boylece biz seni de kendilerinden once bircok ummetlerin gelip gectigi gibi, bir ummete (kendi ummetine), —sana vahyettigimizi onlara okuman icin— peygamber gonderdik. Bunlar Rahman (olan Allahjı tanımazlar. De ki: O benim Rabbimdir, O´ndan baska ilah yoktur. Ancak O´na yonelip dayanırım, tevbem ve donusum de O´nadır)

[31] Eger bu Kur´an ile daglar yurutulseydi veya yer onunla parca parca edilseydi, ya da oluler onunla konusturulsaydı, (emin ol Peygamberim, o inkarcı azgınlar yine de iman etmezlerdi veya bu gibi haller ve olaylar ancak Kur´an ile mumkun olabilirdi). Ne var ki, butun emir (ve hukum) Allah´ındır. O iman edenler (inkarcılardan umut kesip) anlamadılar mı ki, Allah dileseydi butun insanları dogru yola eristirirdi. O kufredenlerin isledikleri sanatları durmadan baslarına bela indirecek veya yurtlarının hemen yanıbasına dusecek de bu hal Allah´ın va´di gelinceye kadar (surup gidecek)

[32] And olsun ki, senden onceki peygamberlerle de alay etmislerdi de ben o inkar edenlere bir sure vermistim ; sonra onları (azabımla) yakaladım, (bir gorseydin) verdigim ceza nasıldı

[33] Herkesin kazandıgını gorup gozeten (Allah nasıl inkar edilir ?!); tuttular Allah´a ortak kostular. De ki: Onlara ad takın (takabildiginiz kadar; neyin nesi bunlar ?) Yoksa yeryuzunde bilmedigi seyi mi O´na haber veriyorsunuz ? Yoksa anlamsız sozle mi (kendinizi avutuyorsunuz ?) Ne var ki inkara sapanlara duzenbazlıkları suslu gosterildi de dogru yoldan alıkondular. Artık Allah kimi saptırırsa onu dogru yola eristiren bulunmaz

[34] Onlara Dunya hayatında azab vardır. Ahiret azabı ise daha agır ve daha uzucudur. Onları Allah´ın (adaletinden) koruyacak bir kimse de yoktur

[35] Takva sahiplerine (Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanlara) va´d olunan Cennet´in altlarından ırmaklar akar; yiyecekleri devamlıdır, golgeleri de hep oyle.. Iste bu, Allah´tan korkup fenalıklardan sakınanların (varacakları en) mutlu sonuctur. Kafirlerin varacagı sonuc ise, atestir

[36] Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen sey (Kur´an) ile sevinirler. (Islam aleyhine birlesen) gruplardan kimi onun bir kısmını inkar eder; de ki: Ben ancak Allah´a kulluk etmek ve O´na ortak kosmamakla emrolundum. Ancak O´na davet ederim ve donusum de O´nadır

[37] Ve iste boylece Kur´an´ı Arapca bir hukum (ve hikmet) olarak indirdik. Artık (ey peygamber!) sana gelen (bunca) ilimden sonra onların heveslerine uyacak olursan, senin icin Allah´tan ne bir yardımcı dost, ne de bir koruyucu vardır

[38] And olsun ki, senden once de peygamberler gonderdik; onlara da esler ve cocuklar verdik. Allah´ın izni olmadan herhangi bir peygamberin bir ayet getirmesi (mumkun) degildir, olamaz da. Her vakit icin bir yazı; yazılı her emir icin de belirlenmis bir vakit vardır

[39] Allah diledigini siler, diledigini isbat eder (yerinde sabit bırakır). Ummu´l-Kitab (=Ana Kitab) O´nun yanındadır

[40] Onlara va´dettigimiz azabın ya bir kısmını sana gosteririz ya da (gostermeden) senin ruhunu tutup alırız. Sana dusen ancak tebligdir; bize de hesap gormek duser

[41] Yeryuzunu cevresinden eksilttigimizi gormediler mi ? Allah hep hukmeder; O´nun hukmunu takip ve reddedecek; kazasını bozacak yoktur. O, hesabı carcabuk gorendir

[42] Onlardan oncekiler de duzen ve tuzak kurdular; sonunda butun duzen ve tuzakların (cezasını vermek) Allah´a aittir. O, her kisinin kazandıgı ne ise onu bilir. Kafirler de o yurdun (mutlu) sonucu kimin olacak, bileceklerdir

[43] Inkar edenlere, «Sen peygamber degilsin» derler. De ki: benimle sizin aramızda sahid olarak Allah ve bir de yanında kitab bilgisi bulunanlar yeter

İbrâhîm

Surah 14

[1] Elif - Lam - Ra. Bu Kitab´ı, Rablarının izniyle, insanları karanlıklardan aydınlıga, O yegane ustun ve ovulmege layık olanın yoluna cıkarman icin sana indirdik

[2] (O ovulmege layık olan) Allah ki, goktekiler de, yerde olanlar da O´nundur. Cok siddetli azabından da vay o kafirlere

[3] Onlar ki Dunya hayatını sever, Ahiret´e tercih ederler; Allah´ın yolundan alıkoyarlar da onu egri gostermek isterler. Iste onlar uzak bir sapıklık icindedirler

[4] Biz, her peygamberi, onlara acık-secik anlatsınlar diye kendi milletinin diliyle gonderdik. Artık Allah diledigini saptırır; diledigini dogru yola iletir

[5] And olsun ki Musa´yı da «kavmine-milietine karanlıklardan aydınlıga cıkar ve onlara Allah´ın gunlerini hatırlat» diye ayetlerimizle (acık belgelerimiz ve mu´cizelerimizle) gondermistik. Suphesiz ki, bunda cokca sabreden, cokca sukreden herkes icin ibretler, ogutler vardır

[6] Ve Musa da o vakit kavmine soyle demisti: «Allah´ın size olan nimetini anın ; hani sizi Fir´avn hanedanımın zulmunjden kurtarmıstı ki, onlar sizi azabın kotusune ugratıyor; erkek cocuklarınızı bogazlıyor, kız cocuklarınızı sag bırakıyorlardı. Bunlarda Rabbınız tarafından sizin icirt buyuk bir imtihan vardı

[7] Yine hatırlayın ki, Rabbınız soyle buyurmustu: Sanıma and olsun ki, sukrederseniz elbette (lutuf ve nimetimi) artırırım. Nankorluk ederseniz, (bilin ki) azabım suphesiz ki cok siddetlidir

[8] Musa (devamla) dedi ki: Siz ve yeryuzundekilerin hepsi inkara sapıp nankorluk edecek olursanız, supheniz olmasın ki, Allah mustagnidir (her seyden ganidir, hicbir seye ihtiyacı yoktur, fakat her sey O´na mutlaka muhtactır) ve ovulmege de (her zaman cok daha) layıktır

[9] Sizden once gelip gecen Nuh, Ad, Semud´un ve onlardan sonra gelip (ismini, sayısını, kıssalarını) Allah´ tan baskasının bilmedigi kavimlerin (ve milletlerin) haberleri size gelmedi mi ? Peygamberleri onlara acık belgelerle, mu´cizelerle geldiler; onlar ise (peygamberleri konusturmamak icin) ellerini (onların) agızlarına dogru uzatıp, «dogrusu biz sizinle gonderilen seyleri inkar ediyoruz; bizi davet ettiginiz seyden de iyice suphe icindeyiz!» dediler

[10] Peygamberleri onlara dediler ki: «Gecmiste hicbir ornegi ve benzeri olmaksızın gokleri ve yeri yaratan ; gunahlarınızdan temizleyip bagıslamak icin sizi davet eden ve sizi belli bir sureye kadar (yok etmeyip) geciktiren Allah hakkında mı suphe ediyorsunuz ?! Onlar, «siz de bizim gibi insansınız, babalarımızın taptıklarından bizi alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize acık belge ve delil getirin» dediler

[11] Peygamberleri onlara dediler ki: «Dogrusu biz de sizin gibi insandan baskası degiliz, ama Allah, kullarından diledigine minnet buyurup nimetini verir. Allah´ın izni olmadıkca size belge ve delil (acık mu´cize) getirmek ne haddimize. Ve artık mu´minler ancak Allah´a guvenip dayansınlar

[12] Biz ne diye ancak Allah´a guvenip dayanmıyalım ki O cidden bize yollarımızı gostermistir. Bize yaptıgınız eziyetlere karsı elbette sabredecegiz. Artık tevekkul edenler sadece Allah´a guvenip dayansınlar

[13] Inkara sapanlar, peygamberlerine, «and olsun, ya sizi yurdumuzdan cıkarırız, ya da bizim dinimize donersiniz !» diyerek (tehdidde bulundular). Bu sebeple Rabları onlara ; «Sanıma and olsun ki, zalimleri elbette yok edecegiz» diye vahyetti

[14] Onların ardından sizi o yurda mutlaka yerlestirecegiz. Iste bu (mutlu sonuc) makamımdan ve tehdidimden korkanlaradır

[15] Peygamberler fetih ve yardım dilediler; inatcı her zorba ise ziyana ugrayıp mahvoldu

[16] Onunde ise, Cehennem vardır ; kanlı su ve irin icirilir

[17] Yudum yudum icmeye calısacak, hic de bogazından rahat gecmeyecek. Olum her yandan gelecek, ama o yine olmiyecek. (Bunun) arkasından da buyuk bir azab vardır

[18] Rablerini inkar edip kufre sapanların (Allah´ı tanımıyanların) misali, amelleri fırtınalı bir gunde ruzgarın siddetle esip savurdugu kule benzer. Kazandıklarından bir sey elde edemezler. Bu da (gercekten) uzak sapıklıgın, saskınlıgın kendisidir

[19] Gormedin mi, Allah gokleri ve yeri hak ile yaratmıstır. Dilerse sizi giderip yok eder, yerinize yeni bir insan toplulugu getirir

[20] Bu da Allah´a gore zor degildir

[21] Bunların hepsi Allah´ın huzuruna cıkıp toplanırlar; zayıflar, o buyukluk taslayıp (Allah´a imanı) gururlarına yediremiyenlere derler ki: «Dogrusu bizler size uymustuk (uydunuz olmustuk). Allah´ın azabından az bir sey olsun savıp bizi ondan koruyabilir misiniz ?» Onlar, «ne yapalım, Allah bizi dogru yola eristirseydi, biz de sizi dogru yola eristirirdik. Simdi artık bizler sızlansak da, sabretsek de birdir. Bizim icin kacıp sıgınacak bir kurtulus yoktur» derler

[22] Is olup bitince, ilahi hukum yerine gelince, seytan der ki: «Dogrusu Allah size gercek bir va´dde bulunmustu, ben de size soz vermistim, ama sozumden dondum, (doneklik yaptım). Zaten uzerinizde bir sultam ve nufuzum da yoktu, sadece sizi davet ettim, siz de olumlu karsılayıp bana geldiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ben sizin feryadınıza kosup kurtaramam; siz de benim feryadıma kosup beni kurtaramazsınız. Aslında beni daha once Allah´a ortak tutmanızı da tanımamıstım.» Suphesiz ki zalimlere elem verici azab vardır

[23] Iman edip, iyi-yararlı amellerde bulunanlar, altlarından ırmaklar akan Cennetlere sokulacaklardır. Rablerinin izniyle orada devamlı kalırlar. Oradaki kutlamaları «selamadır

[24] Allah´ın sana nasıl misal verdigine baksana ; guzel bir soz, koku saglam, sabit, dalları gokte guzel bir agac gibidir

[25] Rabbinin izniyle her an meyve verir; dusunup ogut alsınlar diye Allah insanlara (boyle) misaller verir

[26] Kotu bir soz ise, yerin ustunde govdesi koparılmıs hicbir yararı olmayan bir agac gibidir

[27] Allah iman edenleri Dunya hayatında da, Ahiret´te de sabit bir soz ile saglamlastırır. Zalimleri ise saptırır ve Allah diledigini yapar

[28] Allah´ın nimetini kufre, nankorluge degistirenleri ve milletlerini de helak yurduna (surukleyip) sokanları gormedin mi ? Cehennem´e yaslanırlar; orası ne kotu karargah

[29] Allah´ın nimetini kufre, nankorluge degistirenleri ve milletlerini de helak yurduna (surukleyip) sokanları gormedin mi ? Cehennem´e yaslanırlar; orası ne kotu karargah

[30] (Halkı) Allah´ın yolundan saptırmak icin O´na ortaklar, benzerler kostular. De ki: Bir sure keyfinize bakıp yararlanın; elbette varacagınız yer Cehennem´dir

[31] Iman eden kullarıma de ki: Icinde alım-satım, dostluk bulunmayan gun gelmeden once namazı kılsınlar, kendilerine rızık olarak sundugumuz seylerden gizli-acık (Allah icin) harcasınlar

[32] Oyle Allah ki, gokleri ve yeri yaratmıs, gokten su indirerek size rızık olsun diye onunla turlu urunler cıkarmıs ; denizde O´nun emriyle (koydugu kanunla) dolasıp gezmeniz icin gemiyi sizin buyrugunuza vermis ; nehirleri de sizin (yararınıza) bas egdirmistir

[33] Gunes´le Ay´ı baglı bulundukları kanun geregi (gorevlerini) biteviye surdurmek uzere hizmetinize veren, gece ile gunduzu size musahhar kılan da O´dur

[34] Isteyebileceginiz her seyi veren de O´dur. Eger Allah´ın nimetlerini saymaya kalkısacak olursanız sayamazsınız. Dogrusu insan cok haksız ve cok nankordur

[35] Bir zaman Ibrahim demisti ki: «Rabbim ! Bu sehri (Mekke´yi) guvenli eyle ; beni ve ogullarımı putlara tapmaktan uzak bulundur.»

[36] «Rabbim! O putlar insanlardan bir cogunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, suphesiz ki o bendendir ; kim de bana karsı gelirse, suphe yok ki sen cok bagıslayan ve cok merhamet edensin.»

[37] «Rabbimiz ! Dogrusu ben cccuklarımdan bir kısmını senin Hurmetli Evin´in yanına ziraatsız bir vadiye yerlestirdim. Rabbimiz! Namaz kılsınlar diye (boyle bir yer sectim). Artık sen insanlardan bir kısmının gonlunu hevesle onlara meylettir; onları bazı meyvelerle rızıklandır; umulur ki sukrederler.»

[38] «Rabbimiz ! Suphesiz ki Sen bizim gizlediklerimizi de, acıkladıgımızı da bilirsin. Ne yerde, ne de gokte hicbir sey Allah´a gizli kalmaz.»

[39] «Hamd o Allah´a ki, bana yaslılıgımda Ismail ile Ishak´ı bagısladı. Suphesiz ki Rabbim duayı isitendir.»

[40] «Rabbim ! Beni de, cocuklarımı da namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.»

[41] «Rabbimiz ! Beni de, ana-babamı da, butun mu´minleri de hesaba durulacagı gun bagısla.»

[42] (Bu gecen olayları hatırla da) Allah´ı, o zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma ! Onları ancak gozlerin bir noktaya dikilip kalacagı gune kadar geciktiriyor

[43] (O gun) basları yukarıya dikilmis, gozlerini kendilerine (bile) cevirip bakamazlar; kalbleri de bombos halde kosarlar

[44] Insanları azabın gelecegi gun hakkında uyar! Zulmedenler diyecekler ki, «ey Rabbimiz! Bizi yakın bir gelecege kadar ertele ki davetine olumlu cevap vererek gelelim, peygamberlere uyalım.» Ama daha once sizin icin zeval (=sonunuzun gelmesi) yok diye yemin eden sizler degil miydiniz

[45] Hem kendilerine zulmeden (saskınların) yerlerine yerlestiniz ; ustelik onlara neler yaptıklarımız da size acık sekilde belli olmustu; ayrıca size birtakım misaller de vermistik

[46] Onlar kurmak istedikleri tuzagı kurdular; hile ve tuzaklarıyla daglar bile yerinden oynasa, Allah yanında da onların tuzagına karsı tuzak var

[47] Allah´ın peygamberine verdigi sozden cayacagını sakın sanma ! Suphesiz ki Allah cok ustundur, cok gucludur; cezaya layık olanın cezasını verendir

[48] O gunde ki, yer baska bir yere, gokler de baska goklere cevrilir ve (hepsi de) O bir olan, her seyi kahr-u saltanatı altında tutan Allah´ın huzuruna kosarlar

[49] Suclu gunahkarları o gun bukagılara vurulmus gorursun

[50] Gomlekleri katrandan ; yuzlerini de ates kaplar

[51] (Butun bunlar) Allah´ın herkese elde ettiginin karsılıgını vermesi icindir. Dogrusu Allah hesabı carcabuk gorendir

[52] Bu (Kur´an) insanlara bir tebligdir ki, onunla uyarılsınlar, Allah´ın tek bir ilah oldugunu bilsinler ve sagduyu sahipleri ogut alsınlar

Hicr

Surah 15

[1] Elif - Lam - Ra. Bunlar Kitab´ın ve apacık olan, acıklayan Kur´an´ın ayetleridir

[2] Kafirler cok defa Musluman olmayı arzu edeceklerdir

[3] Bırak da onları, yesinler (nefs ve sehvet otlagında) gecinip yararlansınlar ; emel (=sonu gelmeyen arzu) onları avundursun. Ileride (boylesine sefih bir hayatın sonunun nereye varacagını) bileceklerdir

[4] Hic bir kasabayı yok etmedik ki, onun bilinen belli bir yazısı olmasın

[5] Hic bir ummet ecelinin ne onune gecebilir, ne de ondan geri kalabilir

[6] Dediler ki: «Ey o kendisine zikir (Kitab) indirildigini (iddia edip duran) kisi! Dogrusu sen delisin

[7] Eger dogrulardan isen bize melekleri getirseneI.»

[8] (Melekleri ancak hak´ka dayalı bir hikmet) ile indiririz ve o zaman da (inkarcılara) muhlet verilmez, goz actırılmaz

[9] Suphesiz ki Kur´an´ı biz indirdik ve elbette biz onun koruyucularıyızdır

[10] And olsun ki, senden onceki topluluklara kendilerinden (uyarıcı peygamberler) gondermisizdir

[11] Ne var ki onlara ne kadar bir peygamber geldiyse, mutlaka onu alaya aldılar

[12] Bunun gibi onu (sapıklık, inkar, alay ve sirki) suclu gunahkarların kalblerine sokarız (oncekilerin kalblerine soktugumuz gibi)

[13] Kur´an´a inanmazlar. Halbuki oncekilerin (bu yuzden baslarına) bir sunnet (ilahi hukum) de gelip gecmistir, (misali vardır)

[14] Kendilerine gokten bir kapı acsak, onlar da yukarı yukselip cıksalar yine de diyecekler ki, gozlerimize perde kapanmıs, belki de biz buyulenmis bir milletiz

[15] Kendilerine gokten bir kapı acsak, onlar da yukarı yukselip cıksalar yine de diyecekler ki, gozlerimize perde kapanmıs, belki de biz buyulenmis bir milletiz

[16] Sanıma and olsun ki, gokte burclar yarattık ve onları seyredenler icin susleyip (cekici gorunumde) donattık

[17] Hem onları kovulmus her seytandan koruduk

[18] Ancak kulak hırsızlıgıyla bir seyler calmak isteyenleri parlak bir ates parcası izleyip kovalar

[19] Yeryuzunu de yaydık, orada agırlıgı olan sabit daglar koyduk ve orada olculmus (miktar ve ozelligi belirlenmis) her seyi yetistirdik

[20] Yine yeryuzunde size ve sizin rızık veremiyeceginiz kimselere (canlılara) gecimlikler meydana getirdik

[21] Hic bir sey yoktur ki, onun hazineleri katımızda olmasın ve biz onu ancak belirli bir olcude indiririz

[22] Ruzgarları da asılayıcılar olarak gonderdik. Gokten su indirdik de onunla sizi suladık; yoksa siz onu toplayıp depolayacak degilsiniz

[23] Suphesiz ki biz, diriltir ve oldururuz ve varis olanlar da biziz

[24] And olsun ki, sizden one gecmek isteyenleri de bilmisizdir; arkada kalmak isteyenleri de

[25] Suphesiz ki, Rabbin onları diriltip biraraya getirecek. Cunku O, mutlak hikmet sahibidir, yegane bilendir

[26] Sanıma and olsun ki, insanı pismedik balcıktan yarattık

[27] Cann´ı da daha once dumansız zehirli atesten yarattık

[28] Bir vakitler Rabbin meleklere : «Gercekten ben, pismedik kuru camurdan, bicimlendirilmis balcıktan bir beser (insan) yaratacagım

[29] Bu bakımdan onu duzenleyip ruhumdan ona ufledigimde derhal secdeye kapanın» demisti

[30] Bu buyruk uzerine meleklerin hepsi birden secde ettiler

[31] Ancak IBLIS secde edenlerle beraber olmaktan cekinip (emre uymadı, Adem´e secde etmedi)

[32] Allah, «ey Iblis», dedi, «neyin var, neden secde edenlerle beraber olmadın ?»

[33] Iblis, «pismedik kuru, sekillendirilmis balcıktan yarattıgın bir besere (insana) secde etmem icin ben var olmadım» dedi

[34] Bunun uzerine Allah ona: «Cık oradan ; cunku dogrusu sen kogulmus ve surulmussun

[35] Ve dogrusu hesap-ceza gunune kadar elbette lanet senin uzerindedir,» dedi

[36] Iblis, «Rabbim, oyle ise bana onların dirilip kalkacakları gune kadar muhlet ver» dedi

[37] Allah da, «sen bilinen vaktin gunune kadar muhlet verilenlerdensin» dedi

[38] Allah da, «sen bilinen vaktin gunune kadar muhlet verilenlerdensin» dedi

[39] Iblis, «Rabbim, dedi, beni azdırman hakkı icin yeryuzunde insanlara (gunah ve kotulukleri) iyice susleyecegim ve hepsini de azdıracagım

[40] Ancak iclerinden ihlas (gosteristen uzak, katıksız bir samimiyetle Allah rızası gozeterek amel etme suurunu) verdigin kulların mustesna...»

[41] Allah, «iste bu bana gore dosdogru yoldur !» dedi

[42] Suphesiz ki, kullarımın uzerinde senin hicbir sultan yoktur; ancak saskın azgınlardan senin pesine takılanlar mustesna

[43] Ve gercekten Cehennem hepsine va´dolunan yerdir

[44] Onun yedi kapısı vardır; her kapıdan onlar icin ayrılmıs bir kısım ve pay mevcuttur

[45] Suphesiz ki takva sahipleri (Allah´tan saygı ile korkup fenalıklardan sakınanlar) Cennetlerde pınarlar (baslarında zevk-u safa icinde)dirier

[46] Girin oraya, esenlik ve guven icinde ! (denilir)

[47] Kalblerindeki kini sokup cıkarmısızdır. Sedirler uzerinde karsılıklı oturan kardeslerdir onlar

[48] Orada onlara hicbir zahmet ve yorgunluk dokunmaz ve onlar bir daha oradan cıkarılacak da degillerdir

[49] Kullarıma haber ver ki, gercekten ben, evet ben, cok bagıslayan, cok merhamet edenim ve dogrusu azabım da cok elem verici bir azabdır

[50] Kullarıma haber ver ki, gercekten ben, evet ben, cok bagıslayan, cok merhamet edenim ve dogrusu azabım da cok elem verici bir azabdır

[51] (Ey Muhammed !) Onlara Ibrahim´in konuklarından da haber ver

[52] Bir vakit Ibrahim´in yanına gelerek «selam !» demislerdi. O da, «dogrusu biz sizden korkuyoruz» demisti

[53] Onlar, «korkma, cunku biz seni bilgin bir ogulla mujdeliyoruz» demislerdi

[54] Yaslılık gelip yapısmısken, beni mi mujdeliyorsunuz? Hem neye gore mujdeliyorsunuz ? demisti

[55] Dediler ki: «Seni hak ile mujdeledik. Artık sen umitsizlerden olma !»

[56] O da, «sapıklardan baska kim Rabbinin rahmetinden umidini keser ?» demisti

[57] «Ey elciler! Goreviniz ne?» diyerek sormustu

[58] Onlar da: «Dogrusu biz suclu gunahkar bir kavme gonderildik.»

[59] «Ancak Lut ailesi mustesna, onların hepsini elbette kurtaracagız

[60] Yalnız Onun karısını degil; onun (helak olmasını) takdir etmisizdir ; o elbette geride kalanlardandır» demislerdi

[61] Ne vakit ki, Lut ailesine elciler geldi

[62] Lut, onlara : «Elbette (yabancısınız) tanınan bir topluluk degilsiniz,» dedi

[63] Onlar da, «kavmin, hakkında suphe edip durdukları seyi (gelecek azabı) sana getirdik

[64] Sana Hakk´ın (buyruguyla) geldik; suphen olmasın ki biz dogrularız

[65] Gecenin bir bolumunde aileni yola koy, sen de arkalarından onları izle ve sakın sizden hicbiri donup arkasına bakmasın ; emrolundugunuz yere gecip gidin» dediler

[66] Lut´a su emri hukmettigimizi bildirdik: «Sabahladıklarında bunların koku kesilmis olacak.»

[67] (Memleketlerine yabancı kimselerin geldigini haber alan) sehir halkı birbirine mujde vererek (Lut´a) geldiler

[68] O da «supheniz olmasın ki, bunlar benim konuklarımdır; beni rusvay etmeyin

[69] Allah´tan korkun da beni utandırıp uzmeyin» dedi

[70] Onlar: «Biz seni yabancıları (konuk edinmek)den men´etmemis miydik ?» dediler

[71] O da, «iste kızlarım, eger yapmak (evlenmek) istiyorsanız, (onları size nikahlıyabilirim)» dedi

[72] (Peygamberim !) hayatına yemin olsun ki, onlar sarhoslukları icinde ne yaptıklarını bilmiyorlardı

[73] Gunes dogarken bir ses, bir ugultu onları yakalayıverdi

[74] Sehirlerinin ustunu altına getiriverdik ve uzerlerine camurdan pisirilmis tas yagdırdık

[75] Suphesiz ki bunda sezis, anlayıs, gorus yetenegi olanlara ogutler, ibretler, belgeler vardır

[76] Ve sehrin kalıntısı, oteden beri islek olan yol uzerinde duruyor

[77] Dogrusu bunda mu´minler icin ayetler vardır

[78] EYKE halkı da cidden zalimlerdi

[79] O yuzden onlardan da intikam aldık. (Sozunu ettigimiz) sehirlerin ikisi de acık bir (yolun) onunde bulunuyordur

[80] And olsun ki, Hicir halkı da peygamberleri yalanlamıslardı

[81] Biz ise onlara ayetler (acık belgeler ve mu´cizeler) verdik; buna ragmen ondan yuzcevirdiler

[82] Daglarda evler yontarak guven icinde bulunuyorlardı; derken sabahladıklarında onları muthis bir ses ve ugultu yakalayıverdi

[83] Daglarda evler yontarak guven icinde bulunuyorlardı; derken sabahladıklarında onları muthis bir ses ve ugultu yakalayıverdi

[84] Artık elde ettikleri seylerin kendilerine hic de yararı olmadı

[85] Gokleri, yeri ve bu ikisi arasındaki seyleri ancak Hak ile yarattık. Kıyamet mutlaka gelecektir. O halde onları bagısla da guzel-tatlı davranmaya devam et

[86] Suphesiz ki senin Rabbin (gerektigi olcude) yaratan ve (her seyi hakkıyle) bilendir

[87] And olsun ki sana tekrarlanan yedi ikili ayeti ve cok buyuk kutsal Kur´an´ı verdik

[88] Kafirlerden bir kısmına —birbirine emsal sayılacak olcude— verdigimiz servete gozlerini dikme, onların iman etmemesine karsı uzulme ; bir de (tevazu) kanadını mu´minlere indir

[89] Ve de ki: Suphesiz ben acık bir uyarıcıyım

[90] Nitekim isbolumu yapanlara

[91] Kur´an´ı parca parca edenlere de (azab indirmistik)

[92] Rabbin hakkı icin elbette onların hepsinden, yapageldikleri seylerden bir bir soracagız

[93] Rabbin hakkı icin elbette onların hepsinden, yapageldikleri seylerden bir bir soracagız

[94] (Ey Sanlı Peygamber!) Artık sen ne ile emrolunuyorsan (onu hak ile batılın arasını) ayıracak sekilde ortaya koy. Allah´a ortak kosanlardan yuzcevir (de aldırıs etme onlara)

[95] Suphen olmasın ki, Allah ile beraber baska ilah tanıyan o alaycı gruba karsı biz sana yeteriz. Ileride (ne olacagını) bilecekler

[96] Suphen olmasın ki, Allah ile beraber baska ilah tanıyan o alaycı gruba karsı biz sana yeteriz. Ileride (ne olacagını) bilecekler

[97] Sanıma yemin olsun ki, biz onların dediklerinden dolayı senin gogsunun daraldıgını biliyoruz

[98] Sen Rabbine hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol

[99] Sana yakın (hak ile olum) gelinceye kadar Rabbine ibadet et

Nahl

Surah 16

[1] Allah´ın emri geldi (gelmek uzeredir). Artık onu acele istemeyin. Allah onların ortak kostuklarından pak ve munezzehtir

[2] Allah kendi buyrugundan (haberli kılmak icin) kullarından diledigine melekleri ruh ile indirir de: «Benden baska hicbir ilah olmadıgı ve benden korkup (kotuluklerden) sakınmaları hususunda uyarıda bulunun !» (emrini verir)

[3] Gokleri ve yeri hak ile yarattı. O, onların ortak kostuklarından cok yucedir

[4] Insanı nutfe (spermleri tasıyan sıvıjdan yaratmısken, bakarsın ki o, (bize karsı) acıkca tartısan bir dusman kesilivermistir

[5] Davarları da sizin icin yarattı ; onlarda (sizin icin) ısıtacak sey ve nice yararlar vardır; hem onlardan yersiniz

[6] Onları (agıllarına) surup getirdiginizde ve (otlaklara) surup goturdugunuzde, sizin icin onlarda icinizi acan guzellik ve cekicilik vardır

[7] Agırlıklarınızı da yuklenirler de sizin ancak zor zahmet varabileceginiz sehirlere kadar gotururler. Suphesiz ki Rabbiniz cok sefkatli, cok kayıran, cok merhamet edendir

[8] Binesiniz diye at, katır ve merkebi birer sus olarak yaratmıstır. Bilmediginiz daha nice seyleri yaratır

[9] Dogru yolu bildirmek, gosterip yoneltmek Allah´a aittir. Yollardan bir kısmı egridir, (amaca ulastırıcı degildir). Allah dileseydi hepinizi dogru yola iletirdi

[10] O ki gokten size su indirdi. Ondan hem icilecek su, hem (davarlarınızı) yaymak icin ot saglarsınız

[11] Hem o su ile sizin icin ekin, zeytin, hurma, uzumler ve her cesit meyveler bitirir. Suphesiz ki bunda dusunen bir millet icin ayet (ogut, ibret ve delil) vardır

[12] Ve sizin icin gece ile gunduzu, Gunes ile Ay´ı ve yıldızları belli kanunlarına baglayıp, sizin hizmetinize verdi. Dogrusu bunda aklını kullanan bir millet icin nice ogutler, ibretlerde belgeler vardır

[13] Sizin icin yeryuzunde, farklı ren.Jerde yarattıklarını da hizmetinize vermistir. Suphesiz bunda iyice dusunup ogut alan bir millet icin ogut ve ibret vardır

[14] Pek taze et yemeniz ve takınacagınız sus esyasını cıkarmanız icin denizi de (belli olcu ve kanunlarla) yararınıza sunan O´dur. Gemileri de suyu yara yara gittigini gorursun ki, bu Allah´ın genis lutfunu ve ihsanını dilemeniz icindir. Ola ki sukredersiniz

[15] Yeryuzunde, sizi sarsmasın diye daglar koyup yerlestirdi; ırmaklar meydana getirdi ve sasırmayasınız diye yollar ve alametler koydu ve onlar yıldızlarla da yollarını, yonlerini bulurlar

[16] Yeryuzunde, sizi sarsmasın diye daglar koyup yerlestirdi; ırmaklar meydana getirdi ve sasırmayasınız diye yollar ve alametler koydu ve onlar yıldızlarla da yollarını, yonlerini bulurlar

[17] Artık yaratan yaratamıyan gibi midir? Etraflıca dusunmez misiniz

[18] Allah´ın nimetlerini saymaya kalkısırsanız, sayamazsınız. Suphesiz ki Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[19] Allah neleri gizlediginizi, neleri acıga vurdugunuzu bilir

[20] Allah´tan baska dua ve ibadet edip taptıkları (putlar) hicbir sey yaratamazlar; kendileri yaratılıyorlar

[21] Onlar (o putperestler) olulerdir; diri degildirler. Ne zaman diriltilip kaldırılacakları bilincinde de degillerdir

[22] Sizin Tanrı´nız tek bir Tanrı´dır. Ahiret´e iman etmeyenler ise, kalbleri inkar icindedir ve onlar (Allah´a ve Ahiret´e imanı) gururlarına yediremezler

[23] Suphesiz ki Allah onların gizlediklerini de, acıkladıklarını da bilir. Dogrusu O, buyukluk taslayanları sevmez

[24] Onlara: «Rabbiniz neler indirdi ?» denilince, «eskilerin masallarını» derler

[25] (Bu tutum ve sozleriyle) Kıyamet gunu, gunah ve veballerini tastamam ve bir de bilgisizce saptırdıkları kisilerin gunah ve veballerini yuklenecekler. Dikkat et, yuklendikleri yuk ne kotudur

[26] Onlardan oncekiler de (peygambere ve ilahi buyruklara karsı bu tarz) maksatlı planlar kurmuslardı. Bu yuzden Allah kurdukları planlarını temelinden gelip (onu kokunden sarsıp), tavanları baslarına yıkılıp coktu ve azab onlara bilmedikleri bir yonden gelmis oldu

[27] Sonra da Allah, Kıyamet gunu onları rusvay eder de «Hakkında tartısıp (o yuzden mu´minlere) dusmanlık ederek, bana kostugunuz ortaklar nerede ?» diye sorar. Kendilerine ilim verilenler derler ki: «Dogrusu bugun rezillik, asagılık ve kotuluk kafirleredir.»

[28] Kendilerine zulmedenlerin melekler canlarını alırken, «biz hicbir kotuluk islemiyorduk» diyerek teslimiyet gosterirler. Hayır, suphesiz ki Allah, sizin isleyegeldiginiz seyleri cok iyi bilir

[29] O sebeple, icinde ebedi kalacagınız Cehennem kapılarından giriniz ! Buyukluk taslayıp gururlananların makamı ne kotudur

[30] (Allah´tan korkup fenalıklardan) sakınanlara, «Rabbınız ne indirdi ?» denilince, «iyilik» derler. Bu dunyada guzel is, hayırlı amelde bulunanlara iyilik ve guzellik vardır. Ahiret yurdu ise elbette daha hayırlıdır. Sakınanların yurdu ne guzeldir

[31] (O yurt) Adn Cennetleri´dir ki, onlara girerler. Altlarından ırmaklar akıp durur. Onlara o Cennetlerde diledikleri seyler vardır. Iste boylece Allah sakınanları mukafatlandırır

[32] (O sakınanlar ki) tertemiz arınmıs oldukları halde melekler canlarını alırlar da, «selam size, yaptıgınıza karsılık girin Cennet´e!» derler

[33] (O inkarcı azgınlar) ancak meleklerin kendilerine, (canlarını almak icin) gelmelerini veya Rabbin emri (azabı)nın (inmesini) beklerler. Kendilerinden oncekiler de boyle yapmıslardı. Allah onlara zulmetmedi, ama onlar kendilerine zulmederler

[34] Bu sebeple, isledikleri kotulukler, onlara yetisip dokunmus ve alaya aldıkları sey de onları kusatmıstır

[35] Allah´a ortak kosanlar dediler ki: «Eger Allah dileseydi ne biz. ne de babalarımız O´ndan baskasına tapmazdık ve O´nun buyrugu olmaksızın bir seyi de haram kılmazdık.» Kendilerinden oncekiler de boyle (soylemis, boyle) yapmıstı. Peygamber´e dusen, sadece apacık tebligdir

[36] And olsun ki, her ummete, «Allah´a kulluk edip tapın, azdırıp saptırıcılardan kacının!» diyerek (uyanda bulunan) bir peygamber gondermisizdir. Onlardan kimini Allah dogru yola eristirdi; kiminin de uzerine sapıklık (damgası vurulması) hak olmustu. O halde siz yeryuzunde gezip dolasın da (Hakk´a karsı gelip peygamberleri) yalanlayanların sonunun ne oldugunu gorun

[37] Sen onların dogru yola erismelerini ne kadar cok arzu etsen, yine de Allah saptıracagını dogru yola iletmez ve onlara yardımcılar da yoktur

[38] «Allah, olen kimseyi tekrar diriltip kaldırmaz» diyerek olanca yeminleriyle Allah ile yemin ettiler. Hayır, bu, Allah uzerine hak bir va´ddir; ne var ki insanların cogu bilmezler

[39] (Diriltip kaldıracak) ki, onlara, hakkında ayrılıga dustukleri seyi acıklasın; inkar edenlerin de kendilerinin yalancılar olduklarını bilsinler

[40] Biz bir seyin olmasını diledigimiz zaman, sozumuz ona sadece «ol!» dememizdir; o da hemen oluverir

[41] Onlar ki zulme ugradıktan sonra Allah yolunda (O´nun rızası ugrunda) hicret ettiler; sanıma and olsun ki, onları Dunya´da guzel (yere) yerlestiririz; Ahiret´in mukafatı ise cok daha buyuktur. Eger (hicretten geri kalanlar bunu) bilselerdi (bir saniye bile durmak istemezlerdi)

[42] Onlar ki, sabrettiler ve sadece Rablarına guvenip dayandılar, (elbette mukafatları cok buyuk olacaktır)

[43] Senden once de ancak kendilerine vahiy ettigimiz adamları bircok belge, mu´cize ve kitablarla gonderdik. Eger (bu konulan) bilmiyorsanız ilim ehlinden sorun. Sonra da kendilerine parca parca (halinde) indirileni insanlara acıklayasın diye Kur´an´ı indirdik; ola ki dusunursunuz

[44] Senden once de ancak kendilerine vahiy ettigimiz adamları bircok belge, mu´cize ve kitablarla gonderdik. Eger (bu konulan) bilmiyorsanız ilim ehlinden sorun. Sonra da kendilerine parca parca (halinde) indirileni insanlara acıklayasın diye Kur´an´ı indirdik; ola ki dusunursunuz

[45] Durmadan fena isler duzenleyip tuzak kuranlar, Allah´ın kendilerini yere batırmasından veya bilmedikleri bir yerden azabın kendilerine gelmesinden guven icinde midirler

[46] Veya donup dolasırlarken, kendilerini (ilahi azabın) yakalayıvermesinden —ki (Allah´ı) aciz bırakacak degillerdir— veya korku ve endise uzere eksile eksile bir durumda bulunurlarken, kendilerini tutuvermesinden emniyette midirler ? Suphesiz ki Rabbiniz cok sefkatli, cok merhametlidir

[47] Veya donup dolasırlarken, kendilerini (ilahi azabın) yakalayıvermesinden —ki (Allah´ı) aciz bırakacak degillerdir— veya korku ve endise uzere eksile eksile bir durumda bulunurlarken, kendilerini tutuvermesinden emniyette midirler ? Suphesiz ki Rabbiniz cok sefkatli, cok merhametlidir

[48] Allah´ın yarattıgı herhangi, bir seye bakmıyorlar mı ki golgesi boyun egip (baglı bulundugu kanuna teslimiyet icinde) Allah´a secde ederek saga sola donup dururlar

[49] Goklerde ve yerde, gerek canlılardan, gerekse meleklerden ne varsa hepsi de buyukluk taslamaksızın Allah´a secde ederler

[50] Ustlerinde (yuce kudretiyle duran) Rablarından korkarlar da emrolunduklarını yerine getirirler

[51] Allah: «Iki tanrı edinmeyin; O ancak tek bir Tanrı´dır ve yalnız benden korkun !» buyurdu

[52] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi ancak O´nundur. Din de daima O´nadır; oyle iken Allah´tan baskasından mı korkup sakınıyorsunuz

[53] Sizde olan her nimet Allah´tandır. Sonra da size bir sıkıntı ve zarar dokundugu zaman ancak ve sadece O´na yalvarıp yakarınsınız

[54] Sonra O, sizden sıkıntıyı giderince, icinizden bir kısmı bir de bakarsın kendilerine verdigimize karsılık nankorluk etmek icin Rablarına ortak kosarlar

[55] Haydi oyle ise keyfinize gore gecinin ; ileride (hakikati anlayıp nasıl saptıgınızı) bileceksiniz

[56] Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (gercek yuzunu) bilmedikleri seylere (putlara ve benzeri seylere) pay ayırırlar. Allah´a and olsun ki, bu uydurdugunuz seylerden mutlaka sorulacaksınız

[57] Bir de Allah´a kızlar nisbet ederler; O bundan pak ve yucedir. Kendilerine ise canlarının istedigini (nisbet ederler)

[58] Onlardan biri kız cocuguyla mujdelenince, ofkesini yutmaya calısarak yuzu kararır

[59] Kendisine verilen o kotu mujdeden dolayı kavminden gizlenmeye calısır: Ancak (gonullu) gorunmeye katlanıp onu tutacak mı, yoksa topraga gomerek gizleyecek mi ? (Bir bak) ne fena yargıda bulunuyorlar

[60] Ahirete inanmıyanların (boylesine) kotu misali vardır. En yuce (guzel, yararlı) misaller ise Allah´ındır. O, yegane ustundur, cok gucludur; hikmet sahibidir

[61] Eger Allah, insanları zulumlerinden dolayı (hemen) cezalandırsaydı, yeryuzunde hicbir canlı bırakmazdı. Ne var ki onları belli bir sureye kadar geciktirir. Artık onların eceli gelince ne bir an gecikebilirler, ne de one gecebilirler

[62] Hoslanmadıkları seyleri Allah´a ait kılarlar. Dilleri ise yalan soyler de en guzel seyleri kendilerine nisbet ederler. Suphe yok ki, ates onlarındır ve elbette Cehennem´e ilk varanlar da onlardır

[63] Sanıma and olsun ki, biz senden once ummetlere peygamberler gonderdik. Seytan ise onların (o batıl ve yaramaz) islerini onlara suslu ve cekici gosterdi. Bugun de seytan, onların sahibi ve dostudur ve onlar icin elem verici bir azab vardır

[64] Biz kitabı (Kur´an´ı) sana ancak, onlara, hakkında ayrılıga dustukleri hususu acıklayasın ve onu iman eden bir millete dogru yolu gosterici, rahmet sunucu olsun diye indirdik

[65] Allah gokten su indirdi d9, onunla yeryuzunu olumunden sonra diriltti. Suphesiz bunda kulak verip dinleyen bir millet icin ayet (=belge, ibret ve ogut) vardır

[66] Dogrusu sizin icin davarlarda da ibret vardır: Size onların karnındaki ters ile kan arasındaki halis, icenlerin bogazından rahatlıkla gecen sut iciriyoruz

[67] Hurma agaclarının meyvelerinden ve uzumlerden sarhosluk veren icki ve guzel rızık edinirsiniz. Suphesiz bunda aklını kullanan bir millet icin ibret, ogut ve belge vardır

[68] Rabbin, bal arısına, daglardan, agactan ve kurdukları cardaktan kendine goz goz yuva edin

[69] Sonra da her turlu meyva, cicek ve urunden ye; Rabbinin sana (yayılman icin belirledigi) elverisli yollarda yuru, diye variyetti. Karınlarından degisik renklerde bir icecek cıkar ki, onda insanlara sifa vardır. Suphesiz ki bunda iyice dusunen bir millete ogut, ibret, belge vardır

[70] Allah sizi yarattı, sonra da canınızı alır. Sizden kimi omrunun en fena ve en sevilmiyen noktasına itilir ki (o devrede artık) bildigini bilmez olur. Suphesiz ki Allah her seye gucu yetendir

[71] Allah rızık hususunda kiminizi kiminizden ustun kılmıstır. Ustun kılınanlar ellerinin altındakilere rızıklarını kendilerine esit olacak olcude cevirip verici degillerdir. Allah´ın nimetini bile bile inkar mı ediyorsunuz

[72] Allah, size kendinizden esler verdi ve eslerinizden size ogullar ve torunlar sundu ve sizi pak ve helal seylerden rızıklandırdı. Buna ragmen batıla inanıyorlar da Allah´ın nimetini onlar inkar mı ediyorlar

[73] Allah´ı bırakıp da kendilerine goklerden ve yerden hicbir rızık (cıkarıp vermeye) sahip olamıyanlara, buna guc getiremiyenlere mi tapıyorlar

[74] O halde artık Allah´a misaller (=benzerler, ornekler) kosmayın. Suphesiz ki Allah bilir, siz bilmezsiniz

[75] Allah hicbir seye gucu yetmiyen bir kole ile, kendisini tarafımızdan guzel bir rızıkla rızıklandırıp, ondan gizli ve acık (Allah icin) harcayan (hur) kimseyi misal verir; bunlar hic esit olur mu ? Allah´a hamd olsun. Ne var ki (insanların) cogu bilmezler

[76] Allah yine, iki adamı misal veriyor : Biri dilsizdir, hicbir seye gucu yetmez, efendisine agırlık veren bir yuktur; nereye yoneltip gonderse, hic de hayır ile gelmez ; bununla, adaletle emreden ve dosdogru yol uzerinde bulunan kimse hic esit olurlar mı

[77] Goklerin ve yerin gayb ( = gizli, gozle gorulmeyenini (bilmek) Allah´a mahsustur. Kıyamet´in kopusu bir goz kırpma gibidir veya ondan da yakın (ve suratlidir). Suphesiz ki Allah´ın kudreti her seye yeter

[78] Allah sizi analarınızın karnından, sizi hicbir sey bilmez iken cıkardı ; sukredersiniz diye size isitme, gozler, gonuller verdi

[79] Gok boslugunda (ilahi hilkat sunnetine) boyun egerek ucan kuslara bakmıyorlar mı ? Onları ancak Allah tutar. Dogrusu bunda iman eden bir millet icin dersler, ogutler, ibretler ve belgeler vardır

[80] Allah, evlerinizi size huzur duyma, dinlenme yeri kıldı. Davarların derilerinden, goc ettiginiz gun ve konup eyiestiginiz gun hafif tasıyabileceginiz (cadır) evler yaptı. Yunlerinden, tuylerinden, kıllarından bir sureye kadar (kullanabilmeniz icin) giyimlikler ve (ticari) gecimlikler sundu

[81] Allah yarattıgı seylerin bir kısmında size golgeler, dagların bir kısmında size sıgınacak yuvalar yaptı ; sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve (savasta) sizi koruyacak (zırh ve benzeri) giysiler var kıldı. O´na teslimiyet gosteresiniz diye boylece nimetini size tamamlar

[82] Bunca nimetlere ragmen yuzcevirirlerse, sana dusen (ancak) acık tebligdir

[83] Allah´ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Zaten onların cogu kafir kisilerdir

[84] (Kıyamet) gunu her ummetten bir sahid gonderecegiz. Sonra da o inkar edenlere ne izin verilecek, ne de hosnut edilmeleri icin ozurleri dinlenecek

[85] O zulmedenler azabı gorunce, ne onlardan azab hafifletilecek, ne de kendilerine muhlet verilecek

[86] Allah´a ortak kosanlar, kostukları ortaklarını gorunce : «Ey Rabbimiz ! Seni bırakıp da taptıgımız ortaklarımız bunlardır!» diyecekler. Onlar da musriklere su sozu atacaklar: «Dogrusu sizler yalancıların tekisiniz!»

[87] Ve o gun artık Allah´a teslimiyet gosterirler ve uydurdukları seyler de onları bırakıp (gozden) kaybolurlar

[88] Onlar ki inkar edip baskalarını da Allah yolundan alıkoydular, —cıkardıkları fesad sebebiyle— kendilerine azab ustune azab artırırız

[89] O gun her ummete kendilerinden bir sahid gondeririz ve seni de (Ey Muhammed!) bunlar uzerine sahid oiarak getiririz. Sana her seyi acıklayıp ortaya koyan, dogru yolu gosteren, rahmeti yansıtan ve Muslumanlara mujde olan bu kitabı indirdik

[90] Suphesiz ki Allah, adaleti, iyiligi, yakınlardan (ihtiyac sahiplerine) vermeyi emreder. Her turlu hayasızlıgı, (aklın, orfun ve ser´in hos gormedigi) kotulugu ve her cesit (haksız) tecavuzu men´eder. Dinleyip dusunesiniz, dusunup anlayasınız diye size ogut verir

[91] Andlasma - sozlesme yaptıgınızda Allah´a karsı sozunuzu yerine getirin. Saglama bagladıktan sonra yeminlerinizi bozmayın ; (nasıl bozarsınız ki) Allah´ı kendinize kefil kılmıssınızdır. Suphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir

[92] (Ipligini iyice bukup saglamlastırdıktan sonra onu bozan kadın gibi olmayın. Bir ummet diger bir ummetten daha coktur, diye aranızdaki yeminleri bozup .dolaylı, hileli hareket etmeyin). Allah bununla sizi ancak denemektedir ve Kıyamet gunu de mutlaka ihtilafa dustugunuz seyi size bir bir acıklayacaktır

[93] Allah dileseydi sizi bir tek ummet kılardı. Ama O, diledigi kimseyi saptırır, diledigini de dogru yola iletir. Ve elbette yaptıklarınızdan sorulacaksınız

[94] Yeminlerinizi aranızda dolaylı-hileli yoldan bozmayın. Sonra saglamca basmakta olan ayak kayabilir de Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle azabı tadarsınız ve sizin icin (o takdirde) buyuk bir azab vardır

[95] Allah dına verdiginiz sozu, yaptıgınız andlasmayı az bir pahaya degistirmeyin. Eger bilirseniz, Allah yanında olan sizin icin daha hayırlıdır

[96] Sizin yanınızdaki seyler tukenir. Allah yanındaki ise sonsuzdur (sınırsızdır) tukenmez. Biz elbette sabredenleri, yapageldikleri seyden daha guzeliyle mukaatlandıracagız

[97] Erkek veya kadınlardan kim —mu´min oldugu halde— guzel yararlı amelde bulunursa, mutlaka biz ona hos bir hayat yasatırız ve mukafatlarını da islediklerinin daha guzeliyle karsılayıp degerlendiririz

[98] Kur´an okundugu zaman, kogulup lanetlenen seytandan Allah´a sıgın

[99] Suphesiz ki seytanın, iman edip Rablerine guvenip dayananlar uzerinde sultası yoktur

[100] Onun sultası ancak, onu kendine dost ve yar edinenler ve bir de Allah´a ortak kosanlar uzerindedir

[101] Biz bir ayeti baska bir ayetin yerine koyup degistirdigimizde —ki Allah indirecegini daha iyi bilir— onlar, sen ancak uyduruyorsun, derler. Hayır, onların cogu (hakikati) bilmezler

[102] De ki: Onu, iman edenlerin inancını daha da saglamlastırmak, Muslumanlara dogru yolu gostermek ve mujde olmak icin Rabbinden hak ile Ruhu´l-kuds indirmistir

[103] And olsun ki, onların, «Ona (Muhammed´e) ancak bir insan ogretiyor» dediklerini biliyoruz. O isaret ettikleri kimsenin dili (olsa olsa) fasih ve acık Arapca degildir. Bu Kur´an ise cok acık ve fasih bir Arapca´dır

[104] Allah´ın ayetlerine inanmayanları Allah dogru yola iletmez ve onlar icin elem verici bir azab vardır

[105] Yalan uyduranlar ancak Allah´ın ayetlerine inanmıyanlardır. Iste onlardır yalancıların kendileri

[106] Kalbi iman ile yatısmıs oldugu halde, zorlanan kimse dısında, inandıktan sonra Allah´ı inkar edip gogsunu kufre acanlar uzerine Allah´ tan bir gazab vardır ve buyuk bir azab da onlar icindir

[107] Bu boyledir. Cunku onlar Dunya hayatını sevip Ahirete tercih etmislerdir ve Allah da kafirler toplulugunu dogru yola eristirmez

[108] Iste bunlar, Allah´ın, kalblerini, kulaklarını ve gozlerini muhurledigi kimselerdir; gafil olanlar da bunlardır

[109] Suphesiz ki bunlar, evet bunlar Ahiret´de zarara ugrayanlardır

[110] Sonra cesitli iskence ve eziyete ugratılan, ardından hicret eden sonra da Allah yolunda savasan ve sabreden kimseler icin suphesiz ki Rabbin cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[111] O gunde her can kendi nefsiyle mucadele edip gelecek ve herkese isledigi amellerinin karsılıgı —kimseler haksızlıga ugratılmadan— noksansız odenecek

[112] Allah size, guven icinde gonulleri huzur ile yatısmıs bir kasaba halkını misal verir: Rızıkları her yandan bol ve rahatca geliyordu. Buna ragmen onlar Allah´ın nimetlerine karsı nankorluk ettiler; Allah da o yaptıklarına karsılık onlara aclık ve korku elbisesini (giydirerek nankorlugun acısını) tattırdı

[113] And olsun ki, iclerinden onlara bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bu yuzden —onlar zalimler iken— azab kendilerini yakalayıverdi

[114] Artık Allah´ın size verdigi rızıktan helal ve temiz olarak yeyin ; Allah´ın nimetine (karsılık) sukredin, eger O´na tapıyorsanız (nankorluk etmeyin)

[115] O ancak size oluyu, kanı, domuz etini ve bir de Allah´tan baskası adına kesileni haram kılmıstır. Kim de darda kalırsa, (baskasının hakkına) tecavuz etmeksizin, (olmeyecek miktarı) asmaksızın (bunlardan yiyebilir). Suphesiz ki Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[116] Allah´a karsı yalan uydurmak kasdıyle, dillerinizin alısageldigi sekilde uydurup «bu helaldir, bu haramdır» demeyin. Cunku Allah´a karsı yalan uyduranlar elbette umduklarına erisemezler

[117] Az bir yararlanma ve gecim ve kendileri icin elem verici bir azab

[118] Daha once sana anlattıklarımızı da Yahudi olanlara haram kılmıstık. Biz onlara zulmetmedik, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı

[119] Rabbin gercekten, bilmeden kotuluk isledikten sonra ardından tevbe edip kendini duzeltenlerden yanadır. Suphesiz ki, Rabbin bundan sonra da cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[120] Suphesiz ki Ibrahim, Allah´a itaat (havası) icinde boyun egen ve O´na dosdogru yonelen, kendi basına bir ummet idi. O, musriklerden (Allah´a ortak kosanlardan) degildi

[121] Ilahi nimetlere sukrederdi. Allah onu secip dosdogru bir yola iletmisti

[122] Ona hem Dunya´da iyilik-guzellik verdik; hem de Ahiret´te O salihlerdendir

[123] Sonra da biz Hanif olan, musriklerden olmayan Ibrahim´in dinine uy, diye sana vahyettik

[124] Cumartesi (tatil ve ibadeti) ancak onda gorus ayrılıgına dusup cekisenlere farz kılınmıstır. Suphesiz ki Rabbin, onların ayrılıga dusup cekistikleri sey hakkında Kıyamet gunu aralarında hukmedecektir

[125] Rabbin yoluna hikmetle ve guzel ogutle cagır; onlarla en guzel (olcu ve usul ne ise ona gore) mucadeleni surdur. Suphesiz ki Rabbin kendi yolundan sapanları daha iyi bilir ve O, dogru yolda olanları da en iyi bilendir

[126] Ceza verecek olursanız, size verilen cezanın misliyle cezalandırın. Ama eger (bu hususta) sabrederseniz, and olsun ki bu, sabredenler icin daha hayırlıdır

[127] Sabret, senin sabrın ancak Allah´ın yardımı iledir. Onların (inkarda inad etmelerine) uzulme ; kurdukları hile ve tuzaktan dolayı telaslanıp sıkıntıda kalma

[128] Suphesiz ki Allah (Rabbinden) korkup (fenalıklardan ; zulum ve tecavuzden) sakınanlarla ve bir de iyiligi huy edinenlerle beraberdir

İsrâ

Surah 17

[1] Kulu (Muhammedi) gecenin bir bolumunde —kendisine bir kısım ayetlerimizi (kudretimizi yansıtan belgelerimizi) gostermek icin— Mescid-i Haram´dan, cevresini mubarek kıldıgımız Mescid-i Aksa´ya goturen Allah (butun noksanlıklardan) yucedir, munezzehtir, isiten ve goren O´dur

[2] Musa´ya da kitap verdik ve benden baskasını vekil edinmeyin diye onu Israil ogulları icin dogru yolu gosteren bir rehber kıldık

[3] Ey Nuh ile beraber (gemiye) yukledigimiz kimselerin soyundan olanlar! (Nuh´un sabrını tasıyın); suphesiz ki, Nuh cok sukreden bir kul idi

[4] Israil ogullan´na kitapta sunu hukmettik: Sanıma and olsun ki, yeryuzunde iki defa fesad cıkaracaksınız ve elbette gururlanıp buyuk bir serkeslik gostereceksiniz

[5] Onlardan birincisinin va´desi ( = mukadder vakti) gelince uzerinize cok guclu (savascı) kullarımızı gonderdik, yurtları(nızın) arasına kadar sokulup (her tarafı didik didik edip) arastırdılar. Bu, yerine getirilmis bir va´d idi ki (gerceklesti)

[6] Sonra onlara karsı size tekrar ustunluk verdik; size mallarla, ogullarla yardımda bulunduk ve toplulugunuzu cogalttık

[7] Iyilik ederseniz, kendinize iyilik yapmıs olursunuz ; kotuluk islerseniz, onu da kendi aleyhinize (islemis olursunuz). Diger ikinci fesadın vakti gelince, yuzlerinizi karartıp kotulestirenleri, ilk defa girdikleri gibi Mescid´e girmeleri; alt-ust ettiklerini busbutun mahvu perisan etmeleri icin (ustunuze yeni guclu dusmanları gonderecegiz)

[8] Ola ki Rabbiniz size merhamet eder. Eger donerseniz, biz de doneriz. Cehennemi de kafirlere zindan kıldık

[9] Suphesiz ki bu Kur´an, en dogruya, en saglama iletir. Guzel-yararlı amellerde bulunan mu´minlere buyuk bir mukafatı mujdeler

[10] Ahiret´e inanmayanlara elem verici bir azabı hazırladıgımızı bildirir

[11] Insan hayra dua eder gibi kotuluk icin dua eder; zaten insan cok acelecidir

[12] Gece ve gunduzu (varlıgımıza, kudretimize) birer delil ve belge kıldık; gece belgesini silip gunduz belgesini aydınlık yaptık; ta ki Rabbinizin genis lutfu ve keremini isteyesiniz ve yılların sayısını ve hesabı bilesiniz; (boylece) her seyi yeterince acıklayıp bildirdik

[13] Her insanın (Dunya´da isledigi) amelini boynuna dolarız; Kıyamet gunu de acık vaziyette bulacagı bir kitabı onune cıkaracagız

[14] Oku kitabını! Bugun hesap gorucu olarak sen kendine yetersin

[15] Kim dogru yolu bulup secerse, onu ancak kendi lehine bulup secer. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapmıs olur. Hicbir gunahkar diger bir gunahkarın gunahını yuklenmez. Ve biz bir peygamber gondermedikce azab ediciler de degiliz

[16] Bir memleketi yıkıp yok etmek istedigimiz zaman oranın luks ve konfor icinde yasayan sımarık varlıklılarına, (peygamber ve kitaba uyarak dogru yolu secmelerini) emrederiz ; buna ragmen onlar itaatsizlik edip yanlıs yolda yurumeye devam ederler; o takdirde o memleket uzerine (azab ile ilgili) hukum hakk olur ve artık orayı yıkıp yerle bir ederiz

[17] Nuh´dan sonra nice kusakları yok ettik. Kullarının gunahlarından haberli ve goren olarak Rabbin yeter

[18] Kim acele (ve pesin bir dunya hayatı) istiyorsa, biz Dunya´da diledigimizi istedigimize acele olarak veririz. Sonra da Cehennem´i ona ayırırız ; yerilmis ve kovulmus olarak oraya varıp girer

[19] Kim de Ahiret"! ister ve mu´min olarak orası icin layık oldugu bicimde calısıp caba gosterirse, iste onların calısıp cabalaması ovulmeye ve kabul edilmeye layıktır

[20] Her birine: Onlara da, bunlara da Rabbinin bagıs ve ihsanından ardarda veririz. Zaten Rabbinin bagıs ve ihsanı (kimselerden) yasaklanmıs degildir

[21] Bak, onların kimini kiminden nasıl ustun kıldık ve sanıma and olsun ki, Ahiret, dereceler bakımından da daha buyuktur, ustunluk bakımından da daha buyuktur

[22] Allah ile beraber baska bir ilah edinip tapma ! Sonra yerilmis ve yalnızlıga itilip yardımsız bırakılmıs olursun

[23] Rabbin ancak kendisine kulluk etmeni; ana-babaya iyilikte bulunmanı emretmistir. Onlardan biri ya da ikisi senin yanında yaslanırsa, onlara «of!» bile deme; onları sakın azarlama, onlara hep guzel, tatlı, ic acıcı soz soyle

[24] Onlara cok merhametli davranıp tevazu´ kanadını indir ve de ki: Rabbim I Kucukken beni besleyip buyuttukleri gibi onlara merhamette bulun

[25] Rabbiniz, icinizde olanı iyi bilir ; eger iyi-yararlı kisiler olursanız, suphesiz ki O, kendisine (imanla, tevbeyle) donup yonelenler icin cok bagıslayıcıdır

[26] Yakınlara, yoksula, yolda kalmısa hakkını ver ve sakın sacıp savurma

[27] Suphe yok ki, sacıp savuranlar, seytanların kardesleridir. Seytan ise Rabbine karsı cok nankordur

[28] Rabbinden umdugun rahmeti arzulayarak, onlardan (sozu edilen hak sahiplerinden) yuzcevirirsen, o durumda onlara (hic degilse) tatlı yumusak bir soz soyle

[29] Elini boynuna baglayıp asma, onu busbutun acma, sonra kınanır, pismanlık icinde acıkta kalırsın

[30] Suphesiz ki Rabbin rızkı diledigine genisletir, diledigine de bir olcuye gore daraltır. Cunku O, kullarından elbette haberlidir ve onları mutlaka gorur

[31] Cocuklarınızı fakirlik endise ve korkusuyla oldurmeyin. Biz onları da, sizi de rızıklandırıyoruz. Suphesiz ki, onları oldurmek buyuk bir suctur

[32] Zinaya yaklasmayın; cunku o elbette hayasızlıktır ve kotu bir yoldur

[33] Allah´ın haram kıldıgı, (oldurulmesini kesinlikle yasakladıgı) kimseyi —haklı bir sebep dısında— oldurmeyin. Kim haksız yere oldururse, onun (oldurulenin) velisine bir yetki vermisizdir; artık o da oldurme hususunda asırı gitmesin ; cunku o yardıma eristirilmistir

[34] Yetim malına da —rusde erinceye kadar— en guzel ve uygun seklin dısında yaklasmayın. Verilen sozu, yapılan sozlesmeyi yerine getirin. Cunku verilen soz ve yapılan sozlesmede mutlaka sorumluluk vardır

[35] Olctugunuz zaman olcegi tam olarak yerine getirin ; dogru teraziyle tartın. Bu daha hayırlı ve sonuc yonunden de daha iyidir

[36] Bilmedigin bir seyin ardına dusme; cunku dogrusu kulak, goz ve kalb, bunların herbiri ondan (ardına dustugun seyden) sorumludur

[37] Yeryuzunde boburlenerek yurume ; cunku sen yeri delemezsin ve boyca da daglara ulasamazsın

[38] Daha kotusu, butun bunlar Rabbin katında sevilmeyen seylerdir

[39] Iste bunlar Rabbinin sana vahyettigi hikmetlerdendir. Allah ile beraber baska bir tanrı edinme, sonra kınanmıs, kogulmus olarak Cehennem´e atılırsın

[40] Rabbiniz sizi ogullarla seckinlestirdi de kendisi meleklerden disiler (kızlar) mı edindi ?! Dogrusu siz cok buyuk (cok agır) bir soz soyluyorsunuz

[41] Sanıma and olsun ki biz, bu Kur´an´da (sozu edilen hususları), iyice dusunup ogut alsınlar diye bir bir acıklayıp tekrarladık. Ne yazık ki bu uyarı ve ogutler onların sadece nefretini artırmaktadır

[42] De ki: Eger O´nunla beraber —dedikleri gibi— baska ilahlar olsaydı, elbette onlar Ars´ın sahibine bir yol ararlardı

[43] Munezzeh ve cok yuce olan Allah onların dediklerinden hem cok yuce, hem cok buyuktur

[44] Yedi gokler, yer ve bunlarda bulunanlar O´nu tesbih ve tenzih ederler. Zaten hicbir sey yoktur ki, O´nu hamd ile tesbih etmesin ; ne var ki, siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Suphesiz ki O, Halim´dir (sefkatlidir, merhametlidir, sabırlıdır, lutf ile muamele edicidir) ve cok bagıslayandır

[45] Kur´an´ı okudugun zaman, seninle Ahiret´e inanmayanlar arasına gorunmez bir perde yerlestiririz

[46] Kalbleri uzerine O´nu anlamalarına engel kılıflar geciririz (perdeler orteriz); kulaklarına da bir agırlık koyarız. Kur´an´da Rabbini, «Bir» olarak andıgın zaman nefretle arkalarını donup giderler

[47] Seni dinledikleri zaman neye nasıl kulak verdiklerini ve o gizli toplanıp fısıldasarak zalimlerin ; «siz ancak buyulenmis bir adama uyuyorsunuz» dediklerini cok iyi biliyoruz

[48] Dikkat et, sana nasıl da misaller veriyorlar da bu yuzden sapıttılar ; artık bir yol da bulamıyacaklar

[49] Biz kemik (yıgını) ve ufalanmıs toz haline geldigimiz zaman, biz mi yepyeni bir yaratık olarak diriltilip kaldırılacagız? derler

[50] De ki: Ister tas olun, ister demir; isterse gonlunuzde buyuyen baska bir yaratık olun, (elbette diriltilip kaldırılacaksınız). «Bizi kim diriltebilecek ?» diyecekler. De ki: Sizi ilk defa yoktan var edip yaratan... Sana baslarını sallayacaklar ve «ne vakit bu ?» diyecekler. De ki: Yakında oluvermesi umulur

[51] De ki: Ister tas olun, ister demir; isterse gonlunuzde buyuyen baska bir yaratık olun, (elbette diriltilip kaldırılacaksınız). «Bizi kim diriltebilecek ?» diyecekler. De ki: Sizi ilk defa yoktan var edip yaratan... Sana baslarını sallayacaklar ve «ne vakit bu ?» diyecekler. De ki: Yakında oluvermesi umulur

[52] O (yuce kudret sahibi) sizi cagıracagı gun ovguyle kosacaksınız ve (kabillerinizde ya da Dunya´da) pek az bir sure kaldıgınızı sanacaksınız

[53] Kullanma de ki: Sozun en^ guzelini soylesinler. Cunku seytan aralarını bozmaya calısır. Supheniz olmasın ki, seytan, insanın acık bir dusmanı olarak bulunuyordur

[54] Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder, dilerse size azab eder. Biz seni onlara vekil olarak gondermedik

[55] Ve Rabbin goktekileri ve yerde olan kimseleri daha iyi bilir. And olsun ki, peygamberlerin bir kısmını brr kısmından ustun kıldık; Davud´a da Zebur´u verdik

[56] De ki: Allah´tan baska ilah diye iddia ettiklerinizi cagırın ; (goreceksiniz ki) ne sizden sıkıntıyı giderebilirler, ne de onu degistirebilirler

[57] Iste onların yalvarıp durduklarından Rablerine hangisi daha yakınsa, onunla (yaklasmak icin) vesile ararlar; onun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Cunku Rabbinin azabı korkulup sakınılmaya elverir

[58] Hicbir sehir-kasaba yoktur ki, biz onu Kıyametten once yok etmiyelim veya siddetli bir azaba ugratmıyalım. Bu, o kitap (Levh-i Mahfuz) da yazılı bulunuyordur

[59] Bize ayetler (mu´cizeler ve acık belgeler) gondermekten alıkoyan, ancak oncekilerin o ayetleri ya lanlamasıdır. (Mesela) Semud kavmine deveyi gozle gorulur bicimde verdik, ona zulmettiler. Halbuki biz o ayetleri ancak korkutmak icin gondeririz

[60] Hani biz sana, Rabbin gercekten butun insanları (ilmiyle, kudretiyle, saltanotiyle, tedbir ve tasarrufuyla) kusatmıstır, demistik. Sana gosterdigimiz goruntuyu (ya da ruyayı) ve Kur´an´da lanetlenmis agacı sadece insanlara bir fitne (imtihan) kıldık ve onları (boylece) korkuturuz; bu da onlarda buyuk bir taskınlık ve azgınlıktan baska bir sey artırmaz

[61] Hani bir vakitler meleklere, «Adem´e secde edin I» diye emretmistik ; onlar da hemen secde etmislerdi. Ancak Iblis secde etmedi ve, «camurdan yarattıgın kimseye secde mi ederim !» dedi

[62] «Baksana benden ustun ve serefli kıldıgın bu da kim ? Eger beni Kıyamet gunune kadar geciktirirsen, and olsun ki pek azı dısında onun soyunu emir ve kumandam altına alacagım» diye ilave etti

[63] Allah ona: «Yıkıl da git, artık onlardan kim sana uyarsa. Cehennem hepinizin cezasıdır, hem de eksiksiz bir ceza...» buyurdu

[64] «Hem onlardan gucun yettigince sesinle yerinden oynat, suvarinle piyadenle uzerlerine yuru ; mallarına ve cocuklarına ortak ol, onlara va´dlerde bulun, —ama Seytan onlara aldatmadan baska bir sey va´detmez—»

[65] «Suphesiz ki benim (gercek mu´min) kullarım uzerinde senin hicbir sultan olamaz. Vekil olarak Rabbin yeter

[66] Rabbiniz (o sınırsız kudret sahibidir ki) O´nun genis nimet ve ihsanından (geciminizi) arayasınız diye denizde sizin icin gemiyi yuzdurur. Dogrusu Rabbiniz sizin hakkınızda cok merhametlidir

[67] Denizde size bir sıkıntı dokundugu zaman O´ndan baska taptıklarınız ortadan yok olur, derken O, sizi kurtarıp karaya ulastırınca yuzcevirirsiniz. Insan cok nankor bulunuyordun

[68] Ya sizi kara tarafında yere batırmasından ya da uzerinize taslı-topraklı bir kasırga gondermesinden guvende misiniz ? Sonra da kendinize (kurtarıp koruyucu) bir vekil de bulamazsınız

[69] Yoksa sizi tekrar denize cevirip uzerinize her seyi alt-ust eden bir fırtına gonderip inkar ve nankorlugunuzden dolayı sizi bogmasından guvende misiniz ? Sonra da bize karsı, sizin icin, onun ocunu alacak bir yardımcı da bulamazsınız

[70] And olsun ki, biz Adem ogullarını aziz, saygıdeger kıldık; karada ve denizde onları tasıyacak araclar (imal etme yetenegini) verdik; onları yararlı, temiz ve iyi nimetlerle rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın cogundan ustun kıldık da kıldık

[71] Bir gun butun insanları onder ve liderleriyle birlikte cagıracagız. Artık kimin (amel) kitabı sag eline verilirse, iste onlar kitaplarını (rahatlıkla, guven duyarak) okuyacaklar ve bir hurma fitili kadar haksızlıga ugramıyacaklar

[72] Kim bu Dunya´da korse, Ahiret´te de o kordur ve yol cihetiyle daha da saskındır

[73] Neredeyse onlar sana vahyettigimizden baskasını bize karsı uydurman icin seni bile fitneye dusurecek ve o takdirde seni samimi bir dost edineceklerdi

[74] Eger sana sebat vermemis olsaydık, az da olsa, onlara neredeyse meyledecektin

[75] Ve o takdirde sana hayatın da, olumun de (acısını) kat kat tattırırdık, sonra da kendine, bize karsı bir yardımcı da bulamazdın

[76] Yakında seni bu yerden cıkartmak icin seni rahatsız edip dururlar. O takdirde kendileri de senin ardından pek az bir sure kalıp (sonra da) yok olup giderler

[77] Bu senden once gonderdigimiz peygamberler hakkında (cari) bir sunnettir ve sen sunnetimizde bir degisiklik bulamazsın

[78] Gunes´in (zeval vaktinde) kaymasından, gecenin kararmasına kadar namaz kıl; bir de Kur´an´ın (feyiz ve bereketiyie icice olan) sabah namazını kıl; suphesiz ki sabah namazına (melekler) sahid olur

[79] Gecenin bir bolumunde uykudan kalk da sana has, fazladan bir namazı, onunla (Kur´an ile) kıl. Umulur ki Rabbin seni MAKAM-I MAH-MUD´a (=Ovulmege layık makama, Sefaat makamına) eristirir

[80] De ki: Rabbim ! Beni girecegim yere sıdk ile sok, cıkaracagın yerden sıdk ile cıkar ve kendi katından bana yardımcı bir kuvvet ver

[81] De ki: Hakk geldi, batıl yok oldu ; cunku gercekten batıl yok olmaya mahkumdur

[82] Kur´an´dan mu´minlere sifa ve rahmet olan (parcalar, bolumler) indiririz. Zalimlerin ise ancak ziyanını artırır

[83] Insana nimet verdigimiz zaman yuzcevirir de yancizer. Kendisine kotuluk dokundugu zaman umitsizlige kapılır

[84] De ki: Herkes mizacına ve inancına gore amel eder. O halde kimin daha dogru yolda bulundugunu Rabbiniz daha iyi bilir

[85] Sana ruhtan soruyorlar, de ki: Ruh Rabbimin emrindendir. Size ilimden az bir sey verilmistir

[86] And olsun ki, dilersek sana vahyettigimizi giderip gotururuz (hafızandaki her seyi sileriz). Sonra bize karsı kendinden yana bir vekil de bulamazsın

[87] Ancak Rabbinden bir rahmet (onu gidermistir. Suphesiz ki O´nun sana iyilik ve ikramı pek buyuktur)

[88] De ki: Eger insanlarla cinler, birbirlerine yardımcı ve destek de olsalar, bu Kur´an´ın bir benzerini getirmek icin biraraya gelseler, yine de onun bir benzerini (yazıp) getiremezler

[89] And olsun ki biz, bu Kur´an´da (luzumlu) her misali tekrar tekrar acıkladık; yine de insanların cogu inkar ve nankorlukte ısrar edip dururlar

[90] (Sapık kafirler) dediler ki: Mumkun degil sana inanmayız, ta ki bize yerden kaynak (su) cıkarasın

[91] Veya sana ait hurmalık ve baglar olup aralarından ırmaklar fıskırtarak akıtasın

[92] Veya iddia ettigin gibi gogu parca parca uzerimize dusuresin ya da Allah´ı ve meleklerini karsımıza (kanıt ve acık belge) olarak getiresin

[93] Veya senin altınla kaplanmıs (cinsten) bir evin olsun, ya da goge yukselesin, —ama okuyabilecegimiz bir kitabı oradan uzerimize indirmedikce senin goge yukselmene de elbette inanmıyacagız— De ki: Rabbimi tenzih ederim; ben peygamber olan bir insandan baska bir sey miyim

[94] Dogru yolu gosteren (Kur´an) geldiginde insanları inanmaktan alı1 koyan sey, sadece «Allah bir insanı mı peygamber olarak gondermis ?!» demeleridir

[95] De ki: Eger yeryuzunde eylesip gonulleri mutmain ve huzur icinde yuruyen melekler bulunsaydı, elbette uzerlerine gokten peygamber olarak melek gonderirdik

[96] De ki: Benimle sizin aramızda sahid olarak Allah yeter. Suphesiz ki O, kullarından haberlidir ve (onların her halini) gorendir

[97] Allah kimi dogru yola iletirse, o dogru yolu bulmus olur. Kimi de saptırırsa. artık Allah´tan baska onlar icin elbette dost ve yardımcı bulamazsın. Kıyamet gunu ise onları yuzukoyun korler, dilsizler, sagırlar olarak kaldırıp hesap alanına sevkedecegiz. Varıp eylesecekleri yer Cehennem´dir. Onun atesi tesirini kaybetmeye yuz tutunca, biz onun cılgınca (yukselen) alevlerini onlardan yana artırırız

[98] Bu, onların ayetlerimizi inkar etmeleri ve «biz kemikler ve ufalıp toz-toprak haline geldikten sonra mı yeni bir yaratık olarak dirilip kaldırılacagız ?» demelerine karsılık cezalarıdır

[99] Onlar, gokleri ve yeri yaratan Allah´ın kendileri gibilerini yaratmaya kudretli bulundugunu gormezler mi ? Allah onlar icin belirli bir sure koymustur ki, bunda hic suphe yoktur. Buna ragmen, zalimler kufur! ve nankorlukte direnip dururlar

[100] De ki: Eger sizler Rabbimin^ rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o takdirde harcamakla tukenir korkusuyla (cimrilik edip) elinizde tutardınız. Zaten insan (tabiatı geregi) cok cimridir

[101] And olsun ki, Musa´ya, Israil ogulları´na geldigi zaman dokuz ayet (mu´cize, acık belge) verdik. Sen onu Israil ogulları´na bir sor. Fir´avn ona : Ey Musa! Dogrusu seni buyulenmis sanıyorum, demisti

[102] Musa da ona: «Yemin ederim ki bunları ancak goklerin ve yerin Rabbinin acıkca gorulecek belgeler halinde indirdigini sen de cok iyi bilirsin ve elbette ben de seni yok edilmis sanıyorum» demisti

[103] Bunun uzerine Fir´avn onları yerlerinden oynatıp cıkarmak istedi, derken onu da, beraberindekilerin hepsini de (denizde) bogduk

[104] Bu olaydan sonra israil ogulları´na, «siz artık bu (soz verilen) toprakta oturun. Ahiret va´di (gunu) gelince sizi (onlarla) derleyip biraraya getiririz» dedik

[105] Kur´an´ı da hak ile indirdik ve hak ile indi. Seni de ancak (rahmetimizin) mu|decisi, (azabımızın) uyarıcısı olarak gonderdik

[106] Insanlara, agır agır, aralıklı, nefes ala ala okuyasın diye Kur´an´ı parca parca sunduk, gerektikce (ihtiyaca gore) indirdik

[107] De ki: O´na ister inanın, Ister inanmayın, ondan once kendilerine ilim verilenlere karsı Kur´an okununca ceneleri uzerine secdeye kapanırlar

[108] «Rabbımızı tenzih ederiz; Rabbınızın va´di mutlaka yerine gelmis bulunuyor» derler

[109] Yine ceneleri uzerine yere kapanıp aglarlar ve bu onların saygı dolu korkusunu artırır

[110] De ki: Ister «Allah» deyin, ister «Rahman» deyin, hangisini derseniz deyin, en guzel isimler O´nundur. Namazında sesini pek yukseltme, onu pek kısma, bu ikisi arasında bir yol (bir ses tonu) tut

[111] De ki: Hamd O Allah´a ki cocuk edinmemistir; mulkunde de hicbir ortagı yoktur; kendini horluk ve acizlikten (kurtarmak hususunda) yardımcıya ve dosta ihtiyacı da olmadı. O´nun buyuklugunu an da an

Kehf

Surah 18

[1] Hamd O Allah´a ki, (inkarcı sapıkları) kendi katından siddetli bir azab ile korkutmak; iyi-yararlı amellerde bulunan mu´minleri, icinde devamlı kalacakları guzel bir mukafatla mujdelemek ve «Allah cocuk edindi» diyenleri uyarmak icin kulu (Muhammed´e) kitabı indirdi ve onda hicbir egrilik meydana getirmedi; onu dosdogru sapasaglam tuttu

[2] Hamd O Allah´a ki, (inkarcı sapıkları) kendi katından siddetli bir azab ile korkutmak; iyi-yararlı amellerde bulunan mu´minleri, icinde devamlı kalacakları guzel bir mukafatla mujdelemek ve «Allah cocuk edindi» diyenleri uyarmak icin kulu (Muhammed´e) kitabı indirdi ve onda hicbir egrilik meydana getirmedi; onu dosdogru sapasaglam tuttu

[3] Hamd O Allah´a ki, (inkarcı sapıkları) kendi katından siddetli bir azab ile korkutmak; iyi-yararlı amellerde bulunan mu´minleri, icinde devamlı kalacakları guzel bir mukafatla mujdelemek ve «Allah cocuk edindi» diyenleri uyarmak icin kulu (Muhammed´e) kitabı indirdi ve onda hicbir egrilik meydana getirmedi; onu dosdogru sapasaglam tuttu

[4] Hamd O Allah´a ki, (inkarcı sapıkları) kendi katından siddetli bir azab ile korkutmak; iyi-yararlı amellerde bulunan mu´minleri, icinde devamlı kalacakları guzel bir mukafatla mujdelemek ve «Allah cocuk edindi» diyenleri uyarmak icin kulu (Muhammed´e) kitabı indirdi ve onda hicbir egrilik meydana getirmedi; onu dosdogru sapasaglam tuttu

[5] (Allah cocuk edindi) iddiasiyle ilgili ne kendilerinin, ne de babalarının bir bilgisi var. Agızlarından cıkan soz ne buyuk! Onlar yalandan baska bir sey soylemezler

[6] Bu soze (Kur´an´a) inanmıyacak olurlarsa, arkalarından uzuntu duyup hayıflanarak kendini yoksa tuketecek misin

[7] Suphesiz ki biz yeryuzunde bulunan seyleri ona bir sus yaptık, ta ki onlardan (insanlardan) hangisinin daha guzel-iyi amel ettigini deneyelim

[8] Ve elbette biz yeryuzunun ustundeki seyleri kuru bir toprak haline getiricileriz

[9] Yoksa sen magara ve yazılı levha sahiplerini bizim sasılacak ayetlerimizden mi sandın

[10] Hani bir grup genc, magaraya cekilmisler ve : «Ey Rabbimiz ! Bize kendi katından bir rahmet ver; isimizde dogruyu goster de bizi basarılı kıl» demislerdi

[11] Bu sebeple magarada nice yıllar onların kulakları uzerine (duymamaları icin engel) koyduk

[12] Sonra da iki gruptan hangisinin magarada ne kadar kaldıklarını daha iyi hesaplamasını belirlemek icin onları uyandırıp kaldırdık

[13] Biz sana onların basından gecen olayı anlatıyoruz; onlar Rablerine iman eden bir grup genc idi; biz de onların dogru yolu bulup (Rablarına daha cok) baglanmalarını artırdık

[14] Ve (hukumdarın karsısında) ayakta durup, «bizim Rabbimiz goklerin ve yerin Rabbıdır, ondan baska hicbir tanrıya mumkun degil tapmayız ; bunun aksini soylersek ancak yalan soylemis oluruz,» dedikleri zaman kalblerini (dayanma ve sebat gosterme duygusuyla) pekistirdik

[15] Iste su bizim milletimiz, Allah´tan baska ilahlar edindiler; onların (ilah) olduguna karsılık acık delil ve belge getirselerdi ya.. Artık Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim kim vardır

[16] Onlardan da, Allah´tan baska taptıklarından da ayrılıp cekildiginiz zaman magaraya yerlesin ki Rabbiniz uzerinize kendi rahmetinden yaysın ve islerinizi de size uygun ve yararlı sekilde hazırlasın

[17] Bir gorsen, Gunes dogunca magaralarının sagına meyleder; batınca da onların sol tarafını kesip gecer. Onlar magaranın genisce bir yerinde idiler. Bu, Allah´ın acık belgelerinden biridir. Allah kimi dogru yola iletirse, o dogru yolu bulmustur. Kimi de saptırırsa, artık onun icin irsad edecek bir dost ve yardımcı bulamazsın

[18] Onları uyanık sanırsın, oysa uyku halindedirler; saga sola onları cevirip dururuz. Kopekleri de iki kolunu esigine uzatmıs vaziyette. Onları bir gorseydin donup onlardan kacardın ve icin korku dolup urperirdin

[19] Kendi aralarında birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırıp kaldırdık. Onlardan bir sozcu, «ne kadar burada eylestiniz ?» dedi. «Ya bir gun, ya da daha az bir sure...» dediler. «Ne kadar kaldıgımızı Allah daha iyi bilir. Simdi siz su gumus paranızla birinizi sehre gonderin de daha iyi ve temiz bir yiyecege bakıp ondan size bir rızık getirsin ; (alıs-veris ederken) ince ve nazik davransın, sakın sizi birine sezdirmesin !» dediler

[20] Cunku onlar elbette uzerinize cıkıp gelirlerse, ya sizi taslayarak oldururler, ya da kendi dinlerine donduruler ve o takdirde ebediyen kurtulus bulamazsınız

[21] Boylece, Allah va´dinin hak oldugunu, Kıyametin kopusunda hicbir suphe bulunmadıgını bilmeleri icin (insanları) onların durumu hakkında bilgi sahipleri kıldık. Oyle ki, halk onların durumuyla Ilgili kendi aralarında tartısıp duruyorlardı: «Onların uzerine bir bina yapın» diyorlardı. Halbuki Rableri onları cok iyi bilendir. Gorusleri ustun gelenler ise, «and olsun ki, onların uzerine elbette bir mescid kurmalıyız!» dediler

[22] Magaradakiler uctur, dordunculeri kopekleridir, derler. Bestir, altıncıları kopekleridir, derler. Bu, gaybe tas atmaktır. Kimi de, yedidir, sekizincileri kopekleridir, derler. De ki: Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Onları pek az kimseden baskası bilmez. Onlar hakkında (su) ortaya konulandan fazlasiyle tartısma ve onlar hakkında hic kimseden bir sey sorma

[23] Hicbir sey icin «ben bunu mutlaka yarın yapacagım» deme ; ancak Allah dilerse yapacagım, de. Unuttugun zaman Rabbini an ve de ki: Umulur ki Rabbim beni bundan daha yakın dogruya eristirir

[24] Hicbir sey icin «ben bunu mutlaka yarın yapacagım» deme ; ancak Allah dilerse yapacagım, de. Unuttugun zaman Rabbini an ve de ki: Umulur ki Rabbim beni bundan daha yakın dogruya eristirir

[25] Onlar magaralarında ucyuz yıl kaldılar ve dokuz da artırdılar

[26] De ki: Onların ne kadar kaldıgını Allah daha iyi bilir. Goklerin ve yerin gaybını (gizli kapalı hususlarını) bilmek Allah´a aittir. O ne guzel gorur ve ne guzel isitir! Onların O´ndan baska bir dostu ve yardımcısı yoktur. O, hic kimseyi hukmunde ortak tutmaz

[27] Artık sen Rabbinin kitabında sana vahyolunanı oku. O´nun sozlerini degistirecek yoktur ve sen O´ndan baska bir dayanak ve sıgınak da elbette bulamazsın

[28] Sabah aksam Allah´ın rızasını dileyerek Rabbına dua edip yonelenlerle beraber kendine sabretme gucunu ver. Dunya hayatının susunu isteyerek gozlerini onlardan (hakka gonul veren kimsesiz fakir mu´minlerden) ayırma ve bir de kalbini bizi anmaktan gaflete dusurdugumuz, hevesinin pesine takılmıs kimseye uyma. Zaten o isinde sınırı asmıstır

[29] De ki: Hak, Rabbindendir; artık isteyen iman etsin, isteyen inkara sapsın. Suphesiz ki biz, zalimler icin ihata duvarları (seklinde) her taraftan kendilerini kusatacak bir ates hazırlamısızdır. Eger (susuzluktan) sızlanıp yardım isterlerse onlara, (icerken) yuzleri kavuran erimis katran gibi kalınca bir su verilir. Ne kotu icecektir o! Ve Cehennem de ne fena oturulacak yerdir

[30] Suphesiz ki, iman edip guzel f yararlı amellerde bulunanlar var ya,^ dogrusu biz guzel-yararlı amellerde! bulunanların ecrini (mukafatını) bosa cıkarmayız

[31] Iste onlar icin altlarından ırmaklar akan ADN Cennetleri var; orada altın bileziklerle suslenirler; ince ve kalın nefis ipekli yesil kumastan elbise giyerek tahtlar uzerine kurulurlar. Ne guzel sevap ve ne guzel oturulacak yerlerdir

[32] Onlara iki adamı misal olarak ver: Birine iki uzumbagı vermis ve ikisinin de etrafını hurmalarla cevirmisiz ve aralarında ekin meydana getirmisiz

[33] O iki bag da yemislerini verdi, hicbir sey eksik bırakmadı ve ikisinin arasından bir de ırmak akıtmıstık

[34] O adamın ayrıca geliri de var. O sebeple arkadasıyla yuzyuze konusurken ona dedi ki: Dogrusu ben hem malca senden zenginim, hem de aile fertleri bakımından senden daha aziz ve serefliyim

[35] Kendine yazık ederek bahcesine girdi ve, «bu bahcenin hicbir zaman bozulup yok olacagını sanmıyorum; Kıyamet´in kopacagını da zannetmiyorum. Ama eger Rabbime dondurulursem, bunun yerine daha hayırlısını bulurum» diyordu

[36] Kendine yazık ederek bahcesine girdi ve, «bu bahcenin hicbir zaman bozulup yok olacagını sanmıyorum; Kıyamet´in kopacagını da zannetmiyorum. Ama eger Rabbime dondurulursem, bunun yerine daha hayırlısını bulurum» diyordu

[37] Arkadası onunla konusurken cevap verip dedi ki: «Seni once topraktan, sonra bir damla sudan yaratıp sonra da seni duzenleyip bir adam sekline sokan Rabbini mi inkar ettin ?»

[38] «Ama ben (derim ki) O Allah, benim Rabbimdir, hicbir seyi O´na ortak kosmam.»

[39] «Bahcene girdigin zaman beni malca ve evladca kendinden az gorsen bile, masaallah, kuvvet ancak Allah iledir, demeli degil miydin ?»

[40] «Olabilir ki Rabbim bana senin bahcenden daha hayırlısını verir ve seninkinin uzerine gokten bir afet indirir de kaygan-verimsiz bir yere donebilir veya suyu cekiliverir de artık bir daha onu arayıp bulamazsın.»

[41] «Olabilir ki Rabbim bana senin bahcenden daha hayırlısını verir ve seninkinin uzerine gokten bir afet indirir de kaygan-verimsiz bir yere donebilir veya suyu cekiliverir de artık bir daha onu arayıp bulamazsın.»

[42] Beklenen oldu, meyvesini (felaket) her taraftan cevirdi. Sabahlayıp durumu gorunce, ona harcadıgına karsı ellerini ogusturarak (hayıflanıyordu).! Bahcesi ise, cardakları cokmus bir gorunumdeydi. Ah keske Rabbıma hicbir seyi ortak kosmasaydım ! diyordu

[43] Ona Allah´tan baska yardım edecek bir cevre ve toplulugu da yoktu; kendi kendine yardım edecek durumda da degildi

[44] Iste burada sahiblilik, kuvvet ve yardım Hakk olan Allah´a aittir. O sevabca da, cezaca da (en adil) en hayırlıdır

[45] Onlara Dunya hayatının misalini soyle ver: O, gokten indirdigimiz suya benzer ki, onunla yeryuzunun bitkileri birbirine karısır, derken (cok gecmeden) ruzgarın savuracagı cer-cope doner. Allah her seyin ustunde (sınırsız) kudret sahibidir

[46] Mal ve ogullar Dunya hayatının susleridir. Baki kalan guzel-yararlı ameller ise Rabbının yanında se-vabca da daha hayırlıdır, emel ve umutca da daha hayırlıdır

[47] O gun daglan yerinden ayırıp yuruturuz. Yeryuzunu duz ve puruzsuz gorursun. (Insanları) kaldırıp mahser alanına toplarız da onlardan hicbirini geride bırakmamıs oluruz

[48] (Hepsi de) saf saf Rabbınıza arzedilmislerdir. And olsun ki, sizi ilk yarattıgımız gibi bize geldiniz. Ama (ne yazık ki) size va´dimizi gerceklestirecek bir yer ve zaman belirlemedigimizi iddia edip durdunuz

[49] Amel defteri konulmustur. Suclu gunahkarların onda yazılı bulunanlardan titreyerek korktuklarını gorursun. «Eyvah bize, bu nasıl bir defterdir ki, kucuk buyuk bir sey bırakmayıp hepsini sayıp dokmustur!» derler. (Dunya´da) islediklerini (onlerinde) hazır bulurlar. Rabbin hicbir kimseye haksızlık etmez

[50] Hani bir zamanlar meleklere, «Adem´e secde edin» demistik de onlar hemen secde etmislerdi; ancak Iblis degil; o cinlerden idi, Rabbının buyrugunun dısına cıkmıstı. Boyle iken beni bırakıp da onu ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz ?! Oysa onlar size dusmandırlar. Zalimler icin ne kotu bir degistirme

[51] Ben onları, ne goklerle yerin yaratılısına, ne de kendilerinin yaratılısına sahid kılmadım (hazır bulundurmadım) ve ben saptıranları da (hicbir zaman) yardımcı edinmedim

[52] O gun (Allah) «iddia edip durdugunuz ortaklarımı cagırın» buyuracak. Onlar da cagıracaklar ama kendilerine onlar cevap veremiyecekler ; aralarına atesten bir dere koyacagız

[53] Gunahkar suclular Cehennem´i gorurler de ona duseceklerini iyice anlarlar, ama bundan cevrilip kurtulacak bir yer bulamıyacaklar

[54] And olsun ki biz bu Kur´an´da insanlara (bilgiler, ibretler ve ogutler alınacak) her turlu misali birer birer, tekrar tekrar acıkladık, insan her seyden cok tartısıp durandır

[55] Kendilerine dogru yolu (gosteren) geldigi halde insanları iman etmekten ve Rablarından bagıslanmalarını dilemekten alıkoyan sey, kendilerine de oncekiler hakkında uygulanan (ilahi) sunnetin gelmesini veya azabın kendilerine yonelip gelmesini (beklemeleridir)

[56] Biz peygamberleri ancak mujdeciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Kufredenler ise, hakkı batılla yerinden kaydırıp curutmek icin ugrasıp dururlar. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alay konusu edinirler

[57] Rabbının ayetleri kendine ogut yollu hatırlatıldıgı halde ondan yuzcevirenden ve ellerinin once isleyip one surduklerini unutandan daha zalim kim vardır ? Suphesiz ki biz onların kalbleri uzerine anlamalarını engelleyecek perdeler gerdik ve kulaklarına da bir agırlık koyduk. Onları dogru yola cagırsan, yine de dogru yolu asla bulamazlar

[58] Rabbin rahmet sahibi olup bagıslayandır. Eger onları kazanıp elde ettiklerinden dolayı yakalayıp (hesaba cekseydi) elbette onlara azabı acele ederdi. Ama onlar icin va´dedilen bir vakit vardır; (o vakit gelince artık) ondan kacıp sıgınılacak hicbir yer bulamıyacaklardır

[59] (Iste zulmettikleri zaman yok ettigimiz kasabaların kalıntıları ortada) ! Onların da yok edilmelerine bir sure belirlemistik

[60] Hani bir zaman Musa, genc (arkadasına) ben iki denizin birlestigi yere ulasıncaya kadar hic durmadan gidecegim, ya da (bu ugurda) yıllar gecirecegim, demisti

[61] ikisi, iki denizin birlestigi yere ulasınca balıklarını unuttular. Balık ise, denize bir delikten girip yolunu bulmustu

[62] Orayı gectiklerinde Musa, genc arkadasına, «azıgımızı faize getir; and olsun ki, bu yolculugumuzdan yorgun ve bitkin dustuk, demisti.»

[63] O da, «gordun mu, o kayaya sıgındıgımız vakit dogrusu ben balıgı unutmustum, onu hatırlamamı bana ancak seytan unutturdu. Balık ise denizde sasılacak sekilde yolunu tutup gitmis,» dedi

[64] Musa ona: «Aradıgımız bu ya» dedi ve izleri uzerine gerisin geri donduler

[65] Boylece onlar kendisine yanımızdan bir rahmet verdigimiz ve katımızdan bir ilim ogrettigimiz kullarımızdan bir kul buldular

[66] Musa ona dedi ki: «Ogretildigin ilimden bana, dogruya iyiye ileten hususları ogretmen icin sana uyayım mı ?»

[67] O, «sen benimle beraber elbette pek sabredemezsin» dedi

[68] «Ic yuzunu kavrayamadıgın bir seye nasıl sabredebilirsin ?»

[69] Musa ona: «Insaallah beni sabırlı bulursun, hicbir isde sana karsı gelmiyecegim» dedi

[70] O: «O halde bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkca hicbir seyden (sebep ve ic yuzunden) sorma» dedi

[71] Anlasıp gittiler. Sonunda bir gemiye bindiler, derken o kul gemiyi deldi. Musa ona : «icindekilerini bogmak icin mi onu deldin ? Dogrusu korkunc bir sey yaptın !» dedi

[72] O: «Ben sana demedim mi, benimle birlikte bulunmaya dayanamazsın ?» dedi

[73] Musa: «Unuttugumdan dolayı bana cıkısma ve bu isimde bana zorluk cıkarma» dedi

[74] Derken yollarına devam ettiler ; sonunda bir oglan cocuguna rastladılar. O kul, o oglanı oldurdu. Musa: «Bir cana karsılık olmaksızın tertemiz masum bir canı mı oldurdun ? Dogrusu cok kotu bir is yaptın !» dedi

[75] O, Musa´ya : «Ben sana demedim mi, benimle beraber bulunmaya sabredemezsin ?» dedi

[76] Musa ona: «Bundan boyle senden bir sey sorarsam, artık bana arkadaslık etme» dedi. (Cunku o zaman) benden yana ozur (beyan edecek ortama) gelmissin demektir. (Artık mazur sayılabilirsin)

[77] Yine yollarına devam ettiler, derken bir kasaba halkına vardılar ve onlardan yiyecek istediler. Onlar bu iki (yabancıyı) misafir edinmekten kacındılar. O kasabada yıkılmaga yuz tutmus bir duvara rastladılar; o kul onu dogrulttu. Musa: «Isteseydin buna karsılık ucret alırdın» dedi

[78] O kul: «Iste bu benimle senin ayrılmamız! O sabredemedigin seylerin yorumunu sana anlatacagım

[79] Gemiye gelince, o, denizde is goren birkac yoksulundu, onu kusurlu kılmak istedim ki arkalarında (veya onlerinde) her (saglam) gemiyi zorla alan bir hukumdar bulunuyordu

[80] Oglana gelince, onun ana-babası ikisi de mu´min kisilerdi, cocugun onları azgınlıga ve kufre itmesinden endise ettik

[81] Rablarının onun yerine onlara temizlikce daha hayırlısını, merhametce de daha yakınını vermesini diledik

[82] Duvara gelince, o, sehirde iki yetim erkek cocuga aitti, altında onlar icin bir hazine bulunuyordu ; ana-babaları da iyi insanlardı. Rabbim o iki cocugun rusde erip hazinelerini cıkarmalarını, kendi katından bir rahmet olarak diledi. Ben bu hususları kendi gorusumle yapmadım, iste sabredemedigin hususların yorumu budur!» dedi

[83] Sana Zulkarneyn´den soruyorlar. De ki: Ondan size bir haber anlatacagım

[84] Suphesiz ki biz onu yeryuzunde kudretli bicimde yerlestirip imkan verdik ve ona (gereken) her seyden (kolaylastırıcı bir) sebep verdik

[85] O da bir sebebi (secip ona gore) bir yol izledi

[86] Sonunda Gunes´in battıgı yere (iyice batı cihetine) ulastı; onu kara balcıklı bir suya batar (gorunumunde) buldu. O kesimde bir millete rastladı. Biz de ona: «Ey Zulkarneyn ! Ya azaba ugratırsın, ya da haklarında guzel muamelede bulunabilirsin, (bu hususta serbestsin)» dedik

[87] De ki: Kim zulmederse, ona azab edecegiz; sonra da o Rabbına dondurulur. O da ona gorulmedik bir azab ile azab eder

[88] Ama kim iman edip iyi-yararlı amelde bulunursa, ona da en guzel mukafat vardır ve ona buyrugumuzdan kolay olanı soyleyecegiz

[89] Sonra o baska bir yol tuttu

[90] Ta ki Gunes´in dogdugu yere (iyice dogu kesimine) ulasınca, Gunes´i oyle bir millet uzerine doguyor buldu ki, onlara Gunes´ten korunacak bir siper yapmamıstık

[91] Iste boylece onun yanında olan her seyi kusatıp biliyorduk

[92] Sonra o baska bir yol tuttu

[93] Ta ki, iki sed arasına ulastıgında, onların onunde neredeyse hic soz anlamaz bir millete rastladı

[94] Onlar: «Ey Zulkarneyn ! Dogrusu su Ye´cuc - Me´cuc yeryuzunde durmadan fesad cıkarıyorlar; bizimle onlar arasında bir SED yapman icin sana bir harc (gereken vergi ve masrafı) versek olmaz mı ?»

[95] Zulkarneyn onlara dedi ki: «Rabbimin bana verdigi imkan, kudret ve iktidar daha hayırlıdır. Bununla beraber siz gucunuzle bana yardım edin de sizinle onlar arasına saglam bir SED yapayım

[96] Bana demir kutleleri getirin». Bununla iki dag arasını (doldurup esit duruma gelince) Zulkarneyn, «korukleyin !» diye emretti. Sonunda demirler ates haline gelince, «bana erimis bakır getirin de uzerine dokeyim» dedi

[97] Artık o Ye´cuc - Me´cuc ne onu asabildiler, ne de bir gedik acmaya guc getirebildiler

[98] Zulkarneyn: «Bu Rabbimden verilen bir rahmettir. Rabbimin belirledigi vakit gelince bunu yerle bir eder. Rabbimin verdigi soz haktır, (hedefinden, amacından) sasmaz,» dedi

[99] O gun onları bırakırız da dalgalanır halde kaynasırlar. Sur´a uflenince onları hep biraraya getiririz

[100] Beni anmak (ogudumu kabullenmek) hususunda gozle/i perdeli olup (Kur´an´ı) dinlemeye tahammulleri olmayan kafirlere o gun Cehennem´i gosterip karsı karsıya getiririz

[101] Beni anmak (ogudumu kabullenmek) hususunda gozle/i perdeli olup (Kur´an´ı) dinlemeye tahammulleri olmayan kafirlere o gun Cehennem´i gosterip karsı karsıya getiririz

[102] O kufredenler beni bırakıp kullarımı kendilerine yardımcı dost (ve ilah) edineceklerini mi sanırlar ? Suphesiz ki kafirlere (Cehennem´i) konak olarak hazırladık

[103] De ki, (Kıyamet gunu) amelleri cihetiyle en cok zarara ugrayanları size haber vereyim mi

[104] Onlar ki Dunya hayatında inkarlarından dolayı isleri bosa gitmistir. Oysa onlar guzel-yararlı Is yaptıklarını sanıyorlar

[105] Onlardır ki, Rablerinin ayetlerini ve O´na kavusmayı inkar etmislerdir. O sebeple amelleri bosa gitmistir. Kıyamet gunu onlar icin bir tartı tutmayacagız

[106] Iste bu inkarlarından, ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıklarından dolayı cezaları Cehennem´dir

[107] iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara ise, Firdevs Cennetleri onlar icin konaktır

[108] Orada ebedi kalırlar; baska yere cıkıp gitmek istemezler

[109] De ki: Rabbimin sozlerini (yazmak) icin deniz(ler) murekkep olsa ve bir o kadarı da ilave edilse, Rabbimin sozleri bitmeden denizler tukenirdi

[110] De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım, (su farkla ki) ilahınızın bir tek ilah oldugu bana vahyolundu. Artık kim Rabbine kavusmayı arzu ederse, iyi-yararlı amelde bulunsun ve Rabbına ibadette (kullukta) hicbir ortak tutmasın

Meryem

Surah 19

[1] Kaf - Ha - Ya - Ayn - Sad

[2] Bu, Rabbın rahmetini kulu Zekeriyya´ya artmasıdır

[3] Hani bir vakit o, Rabbine gizli bir seslenisle seslenmisti de

[4] «Ey Rabbim ! Kemiklerim gercekten iyice zayıfladı ve basımdaki saclarım da aklasıp alev alev tutusurcasına agardı. Rabbim ! Sana yalvarıp yakarmakta hic de bedbaht olmadım

[5] Ve dogrusu arkamdan yerime gececek yakınlarımdan endiseliyim. Karım da kısır bulunuyor. Artık sen kendi katından bana da, Yakub ailesine de varis olacak bir veli (isleri senin adına yurutecek bir erkek evlad) bagısla. Hem Rabbim! Onu rızana layık gor.» Demisti

[6] Ve dogrusu arkamdan yerime gececek yakınlarımdan endiseliyim. Karım da kısır bulunuyor. Artık sen kendi katından bana da, Yakub ailesine de varis olacak bir veli (isleri senin adına yurutecek bir erkek evlad) bagısla. Hem Rabbim! Onu rızana layık gor.» Demisti

[7] (Allah), «Ey Zekeriyya ! Dogrusu biz seni Yahya isminde bir oglanla mujdeliyoruz ki bundan once bu adı kimseye vermedik.»

[8] Zekeriyya dedi ki: «Rabbim ! Benim nasıl oglum olabilir ki karım kısırdır, ben de yaslılıgın son kertesine gelmis bulunuyorum ?!»

[9] Allah ona: «Bu boyledir. Rabbin buyurdu, o bana gore cok kolaydır; sen hicbir sey degil iken bundan once seni yarattım,» dedi

[10] Zekeriyya: «Rabbim ! O halde bana bir alamet lutfet,» dedi. Allah ona: «Saglıgın tam yerindeyken insanlarla uc gece konusmaman (senin icin alamet)dır,» buyurdu

[11] Bunun uzerine Zekeriyya, mihrabdan cıkıp kavmine, «sabah aksam tesbih edin!» diye isarette bulundu

[12] Ey Yahya ! Kitaba butun gucunle sarıl, dedik. Biz ona henuz cocuk iken hikmet (ilim ve irfan) verdik. Ayrıca kendi katımızdan bir ince kalblilik, yufka yureklilik ve paklık sunduk. O zaten (gunah ve fenalıktan) sakınan, ana - babasına cok iyi davranan idi; o zorba ve isyankar degildi

[13] Ey Yahya ! Kitaba butun gucunle sarıl, dedik. Biz ona henuz cocuk iken hikmet (ilim ve irfan) verdik. Ayrıca kendi katımızdan bir ince kalblilik, yufka yureklilik ve paklık sunduk. O zaten (gunah ve fenalıktan) sakınan, ana - babasına cok iyi davranan idi; o zorba ve isyankar degildi

[14] Ey Yahya ! Kitaba butun gucunle sarıl, dedik. Biz ona henuz cocuk iken hikmet (ilim ve irfan) verdik. Ayrıca kendi katımızdan bir ince kalblilik, yufka yureklilik ve paklık sunduk. O zaten (gunah ve fenalıktan) sakınan, ana - babasına cok iyi davranan idi; o zorba ve isyankar degildi

[15] Ona (Allah katından) hem dogdugu gun, hem olecegi gun, hem de dirilip kalkacagı gun selam olsun

[16] Kitapta Meryem´i de an; hani o, ailesinden ayrılıp dogu tarafına cekilmisti

[17] Sonra da onlardan taraf bir perde tutup germisti. Biz de ona ruhumuzu (Melek Cebrail´i) gondermistik de O, ona endamlı, yakısıklı bir insan seklinde temessul edip gorunmustu

[18] Meryem, «eger (Allah´tan) korkup sakınan bir kimse isen, senden elbette Allah´a sıgınırım» demisti

[19] Cibril ona : «Ben ancak sana tertemiz pak bir oglan bagıslamak icin Rabbin elcisiyim,» demisti

[20] Meryem de, «bana bir insan dokunmamısken bir oglum nasıl olur ? Ben kotu ahlaklı bir kadın da degilim» demisti

[21] Cibril ona : «Oyle de olsa, Rabbin buyurdu: Bu bana gore pek kolaydır; hem onu insanlara (kudretimizin yuceligine delalet eden mustesna) bir belge ve bizden bir rahmet olarak sunacagız. Ve artık bu hukmedilmis bir istir ki olup bitmistir.» demisti

[22] Meryem, ogluna gebe kaldı ve bu haliyle uzak bir yere cekildi

[23] Derken dogum sancısı onu bir hurma dalına cekip goturdu. «Ah keske bundan once olseydim de unutulup gitseydim, (bu is basıma gelmeseydi) !» dedi

[24] Altından bir ses soyle dedi ona : «Uzulme, Rabbin senin altında bir su arkı meydana getirdi, hurma dalını kendine dogru cekip silkele, uzerine taze hurma dokulsun.»

[25] Altından bir ses soyle dedi ona : «Uzulme, Rabbin senin altında bir su arkı meydana getirdi, hurma dalını kendine dogru cekip silkele, uzerine taze hurma dokulsun.»

[26] Ye, ic ; (doguracagın oglunla) gozun aydın olsun. Insanlardan birini gorursen de ki: Dogrusu ben Rahman´a oruc (susup konusmamayı) adadım ; o bakımdan bugun hicbir insan ile konusmayacagım

[27] Onu alıp kavmine getirdi. Dediler ki: A Meryem ! And olsun ki cok sasılacak bir sey getirdin

[28] Ey Harun´un kız kardesi! Senin baban fena bir kisi degildi, anan da iffetsiz ve hayasız bir kadın degildi

[29] Bunun uzerine Meryem cocuga isaret ederek onu gosterdi. Onlar : Henuz besikteki bir cocukla nasıl konusalım ? dediler

[30] Isa, «suphesiz ki ben Allah´ın kuluyum, O bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı

[31] Ve nerede olursam olayım beni mubarek eyledi. Yasadıgım surece bana namaz kılmamı ve zekat vermemi tavsiye etti

[32] Anama iyilikte bulunmamı emretti; O beni bedbaht bir zorba yapmadı

[33] Dogdugum gun de, olecegim gun de, dirilip kaldırılacagım gun de selam (esenlik ve mutluluk) bana olsun !» dedi

[34] Iste hakkında supheye dustukleri Meryem oglu Isa, gercek (yanıyla ve yonuyle) budur. (Veya O, hakkın kelimesidir, kun emriyle vucut bulmustur)

[35] Allah´ın cocuk edinmesi olur sey degildir. O, (bu gibi beseri sıfatlardan) cok yuce ve munezzehtir. O, bir seyin olup yerine gelmesini irade edince, ona ancak «ol!» der, o da oluverir

[36] Ve dogrusu Allah, benim de, sizin de Rabbimizdir; artık O´na ibadet ediniz. Dosdogru yol budur

[37] (Isa hakkında) kendi aralarında gruplasanlar gorus ayrılıgına dustuler. Artık o buyuk gune sahit olacak o inkarcıların vay haline

[38] Bize gelecekleri gun neler isitecekler, neler gorecekler ? Ama o zalimler cok acık bir sapıklık icindedirler

[39] Onlar gafletteyken ve onlar iman etmezken isin bitirilmis oldugu o hasret gunu ile kendilerini uyar

[40] Suphesiz ki biz, yeryuzune de, onda bulunanlara da varis olacagız ve onlar ancak bize donduruleceklerdir

[41] Kitapta Ibrahim´i de an. Suphesiz ki o dogruluk timsalidir; o peygamberdir

[42] Hani bir zaman o babasına (soyle) demisti: Babacıgım, hic isitmeyen, gormeyen ve sana hic yararı olmayan seylere nicin tapıyorsun

[43] Babacıgım, suphen olmasın ki ilimden sana gelmiyen bana gelmistir; onun icin bana uy ki seni dosdogru bir yola gotureyim

[44] Babacıgım, seytana tapma ; cunku gercekten seytan Rahman´a bas kaldırıp karsı gelmistir

[45] Babacıgım, dogrusu ben. Rahman´dan sana dokunacak bir azabdan korkarım ; o takdirde seytana dost ve arkadas olursun

[46] Babası ona : Ey Ibrahim ! Sen benim tanrılarımdan yuz mu ceviriyorsun? And olsun ki bundan vazgecmezsen elbette seni taslarım. Uzun bir sure beni terkedip uzaklas, dedi

[47] Ibrahim, babasına: Selam sana, senin icin Rabbimden bagıslanma dileyecegim. Suphesiz ki O benim hakkımda (sizden cok) lutuf ve kerem sahibidir

[48] Sizi Allah´tan baska taptıklarınızla bırakıp cekilir, Rabbime dua ederim ; umulur ki Rabbıma yapacagım dua ile bedbaht olmam, (dedi)

[49] Ibrahim onları Allah´tan baska taptıkları seyle basbasa bırakıp cekilince, biz ona Ishak ile Yakub´u bagısladık ve onların herbirini peygamber kıldık

[50] Onlara rahmetimizden sunduk ve onlar icin cok yuce bir dogruluk dili verdik

[51] Kitapta Musa´yı da an. Suphesiz ki o, (Tevhid Dininde) samimi ve katıksız Idi ve o bir resul bir nebi Idi

[52] Ona Tur dagının sag tarafından seslenmis, konusmak icin onu yaklastırmıstık

[53] Ve rahmetimizden kardesi Harun´u peygamber olarak ona (bir rahmet bagısı olarak) verdik

[54] Kitapta Ismail´i de an. Dogrusu o sozunde sadık bir kimse; (aynı zamanda) bir resul ve nebi idi

[55] Ailesine ve yakınlarına namaz ve zekat ile emrederdi ve o, Rabbinin yanında begenilmis, hosnutluga erismisti

[56] Kitapta Idris´i de an. Dogrusu o, dogrulugun timsali bir peygamberdi

[57] Biz onu yuce bir yere yukselttik

[58] Iste bunlar Allah´ın kendilerine nimetler verdigi peygamberler; Adem´in soyundan, Nuh ile beraber tasıdıklarımızdan; Ibrahim ile Ismail´in neslinden ve dogru yola erdirdigimizdendirler. Rahman´ın ayetleri onlara okundugu zaman aglayarak secdeye kapanırlardı

[59] Bunların ardından (bozuk) bir nesil geldi, namazı bıraktılar, sehvetlerine uydular. Onlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklardır

[60] Ancak tevbe edip iman eden ve iyi-yararlı islerde bulunanlar mustesna.. Bunlar Cennet´e girecekler ve hicbir haksızlıga ugramıyacaklar

[61] Rahman´ın kullarına gıyaben va´dettigi ADN Cennetlerine girecekler. Suphesiz ki O´nun va´di yerine gelecektir

[62] Orada bos anlamsız bir soz degil, sadece «selam» isitecekler. Onların orada sabah aksam rızıkları hazırdır

[63] Iste bu Cennet´lere kullarımızdan (Allah´tan) korkup (fenalıklardan) sakınanları varis kılacagız

[64] Biz gorevli melekler ancak Rabbın buyruguyla ineriz. Onunuzde, arkanızda ve bunun arasındaki her sey O´nundur. Senin Rabbin unutkan degildir

[65] O, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan seylerin Rabbıdır. Artık O´na ibadet et ve O´na ibadetinde sabırlı olmaya calıs. O´na denk ve benzer olacak hicbir sey bilir misin

[66] Insafı der ki: Ben oldugumde mi bir sure sonra diri olarak (kabrimden) cıkarılacagım

[67] Bu insan daha once hicbir sey degilken kendisini yarattıgımızı dusunup hatırlamaz mı

[68] Rabbına and olsun ki, onları seytanlarla beraber mutlaka diriltipkaldıracagız ve biraraya getirip toplayacagız. Sonra da onları Cehennemin etrafında dizustu hazır bulunduracagız

[69] Sonra da her topluluktan Rahman´a en cok kustahlık yapıp baskaldıranları cekip (Cehennem´e atacagız)

[70] Sonra, elbette biz o Cehennem´e girip yaslanmaya en layık olanları da daha iyi biliriz

[71] Hem sizden hicbir kimse yoktur ki Cehennem´e ugramıs olmasın. Bu, Rabbın yanında kesin hukme baglanmıstır

[72] Sonra da Allah´tan korkup fenalıklardan sakınanları kurtaracagız. Zalimleri ise dizleri ustu Cehennem´de bırakacagız

[73] Ayetlerimiz kendilerine acık secik okundugu zaman o inkar edenler, iman edenlere derler ki, «bu iki topluluktan hangisinin makamı daha iyi, meclis ve mahfilce daha guzeldir?»

[74] Oysa onlardan once nice nesilleri yok ettik ki malca da, gosterisce de daha (guclu ve) guzel idiler

[75] De ki: Kim sapıklıkta bulunursa, Rahman (olan Allah) onun ipini uzattıkca uzatsın (ama) sonunda onlar kendilerine va´dolunan azabı ya da Kıyamet´i gorunce, kimin makamca daha fena, askerce daha zayıf oldugunu bileceklerdir

[76] Allah ise dogru yolu bulanların dogruyu bulma yetenegini artırır. Baki kalacak iyi yararlı ameller ise Rabbın katında hemsevabca daha hayırlıdır, hem sonucca daha hayırlıdır

[77] Ayetlerimizi inkar edip, «bana elbette mal ve cocuk verilecektir» diyeni gordun mu

[78] Gaybı mı biliyor, yoksa Rahman´ın katından bir soz mu almıstır

[79] Hayır, onun soyledigini yazacagız ve azabı ondan yana uzattıkca uzatacagız

[80] Onun soyledikleri seye biz mirascı olacagız ve o yalnız basına bize gelecektir

[81] Kendilerine azizlik ve seref (vesilesi) olsunlar diye Allah´tan baska bir takım tanrılar edindiler

[82] Hayır, o tanrılar, onların ibadetlerini inkar edecekler ve onlara karsı dusman olacaklar

[83] Kafirlerin uzerine onları surukleyip canlarını sıkan seytanları gonderdigimizi gormedin mi

[84] O halde aleyhlerine acele etme; biz onların (gunlerini) sayıyoruz

[85] O gun Allah´tan korkup kotuluklerden sakınanları Rahman´a gonderilen konuk heyet olarak toplayacagız

[86] Suclu gunahkarları ise susuz bir vaziyette Cehennem´e surup goturecegiz

[87] Rahman´ın yanında bir soz almıs olandan baskası sefaate yetkili olmayacak

[88] Rahman cocuk edindi, dediler

[89] And olsun ki, cok cirkin ve de buyuk bir soz ortaya getirip attınız

[90] Neredeyse Rahman´a cocuk isnad etmelerinden dolayı gokler catlayacak, yer yarılacak ve daglar yıkılıp cokecek

[91] Neredeyse Rahman´a cocuk isnad etmelerinden dolayı gokler catlayacak, yer yarılacak ve daglar yıkılıp cokecek

[92] Oysa Rahman´a cocuk edinmek yakısmaz, (O´nun ilahlık vasfına uygun dusmez)

[93] Goklerde ve yerde her kim ve ne varsa mutlaka Rahman´a kul olarak gelirler

[94] And olsun ki, O, onları birer birer sayıp hesaplamıstır

[95] Ve hepsi de Kıyamet gunu O´na yalnız basına gelecektir

[96] Iman edip Iyi yararlı amellerde bulunanları elbette Rahman (olan Allah) sevgili kılar

[97] Biz bu Kur´an´ı Allah´tan korkup fenalıklardan sakınanları mujdelemen ve inadcı bir toplulugu onunla uyarman icin senin dilinle kolaylastırdık

[98] Ve onlardan once nice nesilleri yok ettik. Onlardan birini olsun hissediyor musun veya onların bir fısıltısını duyuyor musun

Tâhâ

Surah 20

[1] Ta-Ha

[2] Kur´an´ı sana sıkıntı cekesin (veya mutsuz olasın) diye indirmedik

[3] O´nu ancak saygı (dolu bir gonul) ile korkanlara bir ogut diye indirdik

[4] O, yeri ve yuce gokleri yaratan tarafından parca parca indirilmistir

[5] Rahman, Ars uzerinde istiva etmis (hukumranlıgını ve yuce kudretini butun hasmetiyle kurmus) tur

[6] Goklerde olan da, yerde olan da, bu ikisi arasında bulunan da ve topragın altında olan da O´nundur

[7] Sozu acık soylesen de, suphesiz ki, O, gizlisini ve daha gizlisini bilir

[8] Allah, O´ndan baska yoktur hicbir ilah. En guzel isimler O´nundur

[9] Musa ile ilgili haber sana geldi mi

[10] Hani o bir ates gormustu de ailesine, «durun demisti, dogrusu bir atese gozum ilisti, ondan size bir kor getirecegimi veya uzerinde bir yol gosterici bulabilecegimi umit ederim»

[11] Musa atese varınca, «Ey Musa !» diye seslenildi: «Suphesiz ki ben senin Rabbinim; ayakkaplarını cıkar, cunku sen gercekten kutsal vadi Tur´da bulunuyorsun

[12] Musa atese varınca, «Ey Musa !» diye seslenildi: «Suphesiz ki ben senin Rabbinim; ayakkaplarını cıkar, cunku sen gercekten kutsal vadi Tur´da bulunuyorsun

[13] Ben seni (peygamberlik icin) secip begendim. Artık vahyedileni dinle

[14] Suphesiz ben Allah´ım. Benden baska hicbir (hakiki) ilah yoktur. Onun icin bana ibadet et; beni anmak icin namaz kıl.»

[15] Kıyamet(in kopus saati) elbette gelecektir. Herkes islediginin karsılıgını gorsun diye, onu neredeyse (acıklar gibi oluyorum, ama yine de) gizliyorum

[16] Kıyamet´e inanmıyan ve kendi hevesine uyan kimse seni ondan alıkoymasın ; sonra yok olup gidersin

[17] Ey Musa! Sag elindeki nedir

[18] Musa, «o benim asam (degnegim)dir, ona dayanırım; onunla davarlarıma yaprak silkerim ve benim onu (kullanmamda) baska ihtiyaclarım da vardır» dedi

[19] Allah, «onu yere bırak ya Mu sa !» buyurdu

[20] Musa da hemen onu yere bırakıverdi, derken bir de ne gorsun, surunup yol alan bir yılan o

[21] Allah dedi ki: Onu tut, korkma, biz onu ilk sekline dondurecegiz

[22] Elini koltuguna sok, diger bir mu´cize olarak o kusursuz bembeyaz ısıl ısıl olarak cıksın

[23] Ta ki, bununla sana en buyuk mu´cizelerimizi gosterelim

[24] Artık Fir´avn´a git, cunku o iyice azıtmıstır

[25] Musa dedi ki: Ey Rabbim! Benim gogsumu genis let. isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu anlayabilsinler

[26] Musa dedi ki: Ey Rabbim! Benim gogsumu genis let. isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu anlayabilsinler

[27] Musa dedi ki: Ey Rabbim! Benim gogsumu genis let. isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu anlayabilsinler

[28] Musa dedi ki: Ey Rabbim! Benim gogsumu genis let. isimi kolaylastır, dilimin dugumunu coz ki sozumu anlayabilsinler

[29] Bana ailemden kardesim Harun´u vezir eyle

[30] Bana ailemden kardesim Harun´u vezir eyle

[31] Onunla arkamı pekistirip kuvvetlendir

[32] Isimde onu bana ortak kıl

[33] Ki seni cokca tesbih edelim

[34] Ve seni cokca analım

[35] Suphesiz ki Sen bizi (her an) gormektesin

[36] Allah ona, «ey Musa! istedigin sana verildi» dedi

[37] And olsun ki, biz bir baska defa da sana minnette bulunup lutfetmistik

[38] Hani annene ilham edilecek seyi ilham etmistik: Musa´yı bir sandıga yerlestir de suya at, su onu kıyıya bıraksın; hem bana, hem ona dusman biri onu alır. (Ey Musa!) Gozetimim altında yetistirilesin diye kendi katımdan senin uzerine sevgimi koydum

[39] Hani annene ilham edilecek seyi ilham etmistik: Musa´yı bir sandıga yerlestir de suya at, su onu kıyıya bıraksın; hem bana, hem ona dusman biri onu alır. (Ey Musa!) Gozetimim altında yetistirilesin diye kendi katımdan senin uzerine sevgimi koydum

[40] Hani kızkardesin (Fir´avn´ın evine) yuruyup giderken, «ona bakacak bir kimseyi size haber vereyim mi ?» demisti. Boylece gozu aydınlık olup uzulmesin diye seni annene cevirmis olduk. Ve sen bir kisiyi oldurdun de biz seni uzuntu ve kederden kurtardık; seni turlu turlu imtihanlarla karsı karsıya getirdik. O sebeple Medyen halkı arasında yıllarca kaldıktan sonra ey Musa, bir kader (cizgisi geregi donup buraya) geldin

[41] Seni kendim icin yetistirip hazırladım

[42] Senle kardesin acık belgelerimle gidin, beni anmak hususunda gevseklik gostermeyin

[43] Fir´avn´a gidin; cunku gercekten o azmıstır

[44] Ona yumusak soz soyleyin; ola ki ogut alır ya da (alemlerin Rabbına saygı duyup) korkar

[45] Musa ile kardesi, «Rabbimiz ! Dogrusu onun bize azgınca saldırmasından veya zulum ve tugyanda bulunmasından korkarız» dediler

[46] Allah onlara, «korkmayın. Suphesiz ki ben sizinle beraberim; isitir ve gorurum» dedi

[47] Ona gidin de deyin ki: «Biz suphen olmasın ki Rabbın elcileriyiz; artık israil ogulları´nı bizimle gonder de onlara azab etme; gercekten sana Rabbinden bir mu´cizeyle geldik. Selam dogru yola uyana olsun.»

[48] «Suphesiz ki bize soyle vahyedildi: Azab elbette (hakkı) yalanlayıp yuzcevirenleredir.»

[49] Fir´avn : «Ya Musa ! Rabbiniz kim ?» diye sordu

[50] O da : «Rabbimiz her seye hilkatim (yaratılısta turunun ozelligini) veren, sonra da dogru yolu gosterendir» dedi

[51] Fir´avn, «ya oyle ise gelip gecen nesillerin durumu ne oluyor ?» dedi

[52] Musa, «onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta yazılıdır. Rabbim sasırmaz da, unutmaz da,» dedi

[53] O Rab ki yeryuzunu size bir besik yapmıs, onda size yollar acmıs, uzerinize gokten su indirmistir. Biz o su ile cesit cesit, cift cift bitkiler cıkarmısızdır

[54] Hem onlardan yeyin, hem davarlarınızı otlatın. Suphesiz ki bu duzende sagduyu sahipleri icin nice belgeler vardır

[55] Sizi topraktan yarattık; oraya dondurecegiz ve oradan tekrar sizi cıkaracagız

[56] And olsun ki Fir´avn´a (gereken) butun belgelerimizi gosterdik, bununla beraber o yalanlayıp kabul etmekten kacındı

[57] Ey Musa, dedi, bizi kendi topragımızdan sihir ve buyunle cıkarmak icin mi geldin

[58] Elbette biz de seninkinin benzeri bir sihir sana getirecegiz. Artık bizimle kendi aranda bir yer ve vakit belirle ki bizim de, senin de sozumuzden donmeyecegimiz (elverisli) duz bir yer olsun o

[59] Musa: Bulusma yerimiz ve zamanımız o senlik gunu ve insanların toplanacagı kusluk vaktidir, dedi

[60] Fir´avn ayrılıp gitti; hile ve duzenini toplayıp hazırlandıktan sonra geldi

[61] Musa onlara dedi ki: Yazıklar olsun size! Allah´a karsı yalan uydurmayın, sonra bir azab ile kokunuzu kesip kurutur. Allah´a iftira eden gercekten husrana ugramıstır

[62] Sihirbazlar durumlarını (ne yapacaklarını) kendi aralarında tartıstılar ve konustuklarını gizli tutmaya calıstılar

[63] Dediler ki: Bu ikisi (Musa ite Harun) iki sihirbazdır ki sizi sihirleriyle topragınızdan cıkarmak ve ornek sayılan yolumuzu, mezhebimizi (temelinden yıkıp) gidermek istiyorlar

[64] Onun icin hile ve duzen adına neyiniz varsa biraraya getirin, sonra birer dizi halinde gelin. Bugun ustun gelen elbette o kazanmıs ve umduguna ermis (olacak)

[65] Sihirbazlar: «Ey Musa!» dediler, «ya once sen (asanı ve hunerini ortaya) koy, ya da biz koyalım ?»

[66] Musa onlara: «Siz koyun,» dedi. Ansızın urganları ve degnekleri sihirleriyle Musa´ya dogru sur´atle geliyormus gibi (hayali sekilde) gorun du

[67] O yuzden Musa, icinde bir korku duydu

[68] Biz ona, «korkma, bugun mutlaka ustun olan sensin» dedik

[69] «Sag elindekini yere bırakıver de onların yaptıklarını yalayıp yutsun. Yaptıkları, sihirbazın hile ve duzeninden baskası degildir. Sihirbaz ise nereden gelirse gelsin umduguna erisip basarılı olamaz.»

[70] (Hak ortaya cıkınca) sihirbazlar secdeye kapandılar ve biz Harun ile Musa´nın Rabbına iman ettik, dediler

[71] Fir´avn, «ben size izin vermeden iman mı ettiniz? Suphesiz ki size sihir ogreten elebasınız odur. Yemin ederim ki ellerinizi ve, ayaklarınızı caprazlama kesecegim ve sizi oylece hurma dallarına asacagım ve iste (o zaman) hangimizin azabı daha siddetli ve surekli oldugunu elbette bileceksiniz,» dedi

[72] Iman eden sihirbazlar ona dediler ki: «Seni, bize gelen bunca acık belge ve mu´cizelere ve bizi yoktan var kılıp meydana getirene elbette tercih etmeyecegiz. Artık neye hukmedeceksen hukmet. Senin ancak Dunya hayatına hukmun gecer

[73] Suphesiz ki biz, suclarımızı ve bizi zorladıgın sihire karsı (meydana gelen gunahlarımızı) bagıslaması icin Rabbimize iman ettik. Allah en hayırlı ve baki olandır.»

[74] Dogrusu kim Rabbine suclu olarak gelirse, suphe edilmesin ki Cehennem onadır; orada ne olur, ne de yasar

[75] Kim de Rabbine mu´min olarak ve iyi yararlı amellerde bulunarak gelirse, iste onlar icin en yuksek dereceler vardır

[76] Altlarından ırmaklar akan ADN CENNET´leri vardır. Orada ebedi kalıcılardır. Iste bu, arınıp temizlenenlerin mukafatıdır

[77] Sanıma and olsun ki, Musa´ ya, kullarımı geceleyin yurut de de nizde onlara kuru bir yol ac; (Fir´avn´ın size) yetismesinden korkma, (bogulacagız diye) endise etme, diye vahyettik

[78] Derken Fir´avn askerleriyle birlikte onları takib etti. Deniz de onları nasıl kaplayıp icine aldıysa oylece kaplayıp aldı

[79] Fir´avn, kavmini (dogru yoldan) saptırdı ve onlara (bir turlu) dogru yolu gostermedi

[80] Ey Israil ogulları! Sizi cidden dusmanınızdan kurtardık; Tur´un sag tarafında size va´de verdik ve uzerinize kudret helvasiyle bıldırcın kusu indirdik

[81] Size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yeyin; bunda azgınlık ve taskınlık etmeyin, sonra gazabım size gerekli olur. Kimin uzerine gazabım gerekli olursa, suphesiz ki o ucuruma yuvarlanıp duser

[82] Suphesiz ki ben tevbe edipinanan ve iyi yararlı amelde bulunduktan sonra dogru yolu bulanı cok bagıslayanım

[83] Ey Musa ! Seni kavminden once acele ettirip getiren nedir

[84] Musa dedi ki: Onlar, iste onlar izim uzerinde geliyorlar. Rabbim ! Sana (gelmekte) acele ettim, razı olasın diye

[85] Rabbı ona: Dogrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik; Samiriy onları saptırdı

[86] Bunun uzerine Musa, ofkeli ve uzgun olarak kavmine dondu de, «ey kavmim, Rabbiniz size guzel bir va´dde bulunmadı mı ? Yoksa ayrılısım, va´dedilen sureden size uzun mu geldi? Yoksa Rabbınızın gazabının size gerekli olmasını mı arzu ettiniz de bana verdiginiz sozden caydınız ?» dedi

[87] Onlar dediler ki: Sana verdigimiz sozden kendiligimizden caymadık; ama o kavmin zinetinden agırlıklar yuklenmistik, onları (atese) attık, Samiriy de bizim gibi (tasıdıgını) atese attı

[88] Derken Samiriy onlara boguren bir buzagı heykeli (dokup) cıkardı. Samiriy ve arkadasları, «iste bu sizin de tanrınızdır, Musa´nın da tanrısıdır, ne var ki o bunu unuttu» dediler

[89] Onlar gorup bilmiyorlar mıydı ki, o (buzagı) kendilerine hicbir soz ile cevap vermiyor ve onlar icin ne bir zarar, ne de bir yarara sahip olamıyordu

[90] And olsun ki Harun da onlara daha once, ey kavmim, demisti, siz ancak bu buzagıyla cetin bir imtihana tabi tutulmussunuzdur. Suphesiz ki Rabbiniz Rahman´dır. Artık bana uyun ve emrime itaat edin

[91] Onlar, Musa bize donunceye kadar buna, ustune kapanırcasına ibadet edecegiz, demislerdi

[92] Musa : «Ey Harun !» de di, «onların sapıttıgını gordugun zaman bana uymandan (yolumu takip etmekten) seni alıkoyan neydi ? Yoksa emrime karsı mı geldin ?»

[93] Musa : «Ey Harun !» de di, «onların sapıttıgını gordugun zaman bana uymandan (yolumu takip etmekten) seni alıkoyan neydi ? Yoksa emrime karsı mı geldin ?»

[94] Harun ona: «Ey anamın oglu ! Sakalımı ve basımı tutup (cekme) ; cunku senin bana; Israil ogulları´nın arasını actın, onları boldun, sozume dikkat etmedin, diyeceginden korktum,» dedi

[95] Musa: «Ey Samiriy! Ya senin derdin ve amacın neydi ?» diye sordu

[96] Samiriy, «onların gormedigi seyi gordum, o (Tanrı) elcisinin izinden bir avuc (toprak) alıp onu (potanın icine) attım; iste boylece nefsim bunu bana hos gosterdi» dedi

[97] Musa ona dedi ki: «Defol git; artık hayatta senin olcu ve anlayısın benimle hic temasta bulunmayın !´ demen olacak ve senin icin asla kurtulamıyacagın bir ceza va´desi daha var. Ustune kapanıp durdugun tanrına bak! Onu once yakacagız, sonra da kulkutuk halinde suphesiz ki denize atacagız»

[98] Sizin ilahınız kendisinden baska (hakk) hicbir ilah olmayan Allah´tır. O, ilmiyle her seyi kapsayıp kusatmıstır

[99] Iste boylece gecmisin onemli haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Katımızdan sana da bir zikir (Kur´an) verdik

[100] Kim bundan yuzcevirirse. suphesiz ki Kıyamet gunu agır bir gunah yuklenecek

[101] O gunah tasıma (azabı) icinde devamlı kalacak. Bu da Kıyamet gunu onlar icin ne kotu bir yuktur

[102] O gun Sur´a ufurulecek, o gun suclu gunahkarları gozleri (korku ve heyecandan) gomgok olarak biraraya toplayacagız

[103] Kendi aralarında, «ancak on (gun veya gece) eylestiniz» diye fısıldasacaklar

[104] Aralarında neler konustuklarını biz daha iyi biliriz. Onların en mutedil ve gidisce en akıllıları ise, «sadece bir gun eylestiniz» diyecekler

[105] (Kıyametin meydana geldigi vakit) dagların (nasıl olacagını) sana soruyorlar. De ki: Rabbim onları darmadagın edecek, ufalayıp savuracak; yerlerini dumduz puruzsuz bos olarak bırakacak; artık onda ne bir egrilik, ne de bir tumseklik goreceksin

[106] (Kıyametin meydana geldigi vakit) dagların (nasıl olacagını) sana soruyorlar. De ki: Rabbim onları darmadagın edecek, ufalayıp savuracak; yerlerini dumduz puruzsuz bos olarak bırakacak; artık onda ne bir egrilik, ne de bir tumseklik goreceksin

[107] (Kıyametin meydana geldigi vakit) dagların (nasıl olacagını) sana soruyorlar. De ki: Rabbim onları darmadagın edecek, ufalayıp savuracak; yerlerini dumduz puruzsuz bos olarak bırakacak; artık onda ne bir egrilik, ne de bir tumseklik goreceksin

[108] O gun cagrıcıya hicbir tarafa sapmadan uyarlar. Rahman (kudret ve azametinin heybetin)den sesler kısılmıstır; fısıltı ve hısıltıdan baska bir sey duymazsın

[109] O gun sefaat yarar saglamaz ; megerki Rahman´ın izin verdigi ve sozune razı oldugu kimse sefaat etmis olsun

[110] Allah onların onlerindekini de, arkalarındakini de bilir; onların ilmi ise, O´nu kusatamaz, kavrayamaz

[111] Artık butun yuzler, O hep diri olan ve kendi zatiyle duran ve her seyi belli kanunla tutan kudrete bas egmistir. Zulum tasıyanlar ise cidden husrana ugramıstır

[112] Mu´min iken iyiyararlı amellerde bulunan kimse ne haksızlıga ugramaktan, ne de (sevabının) eksilmesinden korkar

[113] Iste boylece onu, Arapca Kur´an olarak indirdik ve tehdidden (bolumleri ve belgeleri) degisik tekrarlarla acıkladık; ola ki Allah´tan korkup fenalıklardan sakınırlar veya O, onlara yeni bir hatırlama ve idrak uyanıklıgı saglar

[114] Hakk olan yegane hukumdar Allah cok yucedir. Vahiy sana henuz tamamlanmadan Kur´an´ı (hemen okuyayım diye) acele etme ve de ki: «Rabbim ! Ilmimi artır.»

[115] And olsun ki daha once Adem´e de emrimizi vermistik, ama o unuttu, onda bir azim de gormedik

[116] Hani biz meleklere: Adem´e secde edin, demistik de onlar secde etmislerdi; ancak Iblis dayatmıs, secde etmemisti

[117] O sebeple, ya Adem, dedik, suphesiz ki bu hem sana hem de esine dusmandır; sakın sizi Cennet´ten cıkarmasın, sonra sıkıntıya dusersin

[118] Suphesiz ki senin acıkmaman ve cıplak kalmaman Cennet´tedir

[119] Ve sen orada susamazsın, guneste de yanmazsın

[120] Bununla beraber,Seytan ona vesvese verdi de, ey Adem, dedi, sana ebedilik agacını, curuyup yok olmayacak bir mulku salık vereyim mi ?»

[121] Bunun uzerine Adem´le esi o agactan yediler. Bu sebeple edep yerleri acılıverdi. Uzerlerini Cennet yapraklarıyla ortmege basladılar ve boylece Adem, Rabbına karsı geldi de sasırıp kaldı

[122] Sonra yine Rabbı onu secti de tevbesini kabul buyurdu ve dogru yola iletti

[123] Onlara, haydi ikiniz de birbirinize dusman olarak hep birlikte inin buradan; ne zaman benden size dogru yol gosteren biri gelir de kim benim gosterdigim dogru yola uyarsa, artık ne sapıtır, ne de bedbaht olup sasırır

[124] Kim de beni anmaktan (indirdigim kitaptan) yuzcevirirse, suphesiz ki onun icin sıkıntılı bir gecim vardır, Kıyamet gunu onu kor olarak hasrederiz

[125] Rabbim! Beni neden kor olarak hasrettin? Halbuki ben (Dunya´da) goren bir kimseydim, der

[126] Allah ona: Bu boyledir. Ayetlerimiz sana geldi ama sen onları unuttun (bir tarafa itip terkettin). Bugun de sen oylece unutulurda (Cehennem´e) terkedilirsin, buyurur, d

[127] (Iste gunah ve haksızlıkta) ileri gidenleri, haddini asanları ve Rablarının ayetlerine inanmayanları da boylece cezalandıracagız. Ahiret azabı ise daha siddetli ve daha sureklidir

[128] Kendilerinden once nice nesilleri yok etmemiz bunları dogru yola getirmedi mi? Yok edilenlerin oturdukları yerlerde yuruyup dolasmaktadırlar, (hic de ibret almazlar mı ?). Suphesiz ki bunda sagduyu sahipleri icin nice acık belgeler ve ibretler vardır

[129] Eger Rabbinden bir soz ve belirlenmis bir va´de gecmemis olsaydı, elbette (azab onlara) gerekli olurdu

[130] Onların dediklerine karsı sabret. Gunesin dogmasından ve batmasından once Rabbını hamd ile tesbih et; gece saatlerinde ve gunduzun etrafında da O´nu tesbih et ki ilahi hosnutluga eresin

[131] O inkarcılardan kendilerini denemek icin Dunya hayatının susleriyle yararlandırdıgımız kimselere (icinde bulundukları gecici satafata) gozlerini dikme. Rabbın rızkı daha hayırlı ve daha sureklidir

[132] Ehline (=Ummetine ve yakınlarına) namazı emret! Kendin de sabır gosterip devam et; biz senden rızık (icin calısmanı) istemiyoruz. (Senin cok daha onemli gorevlerin, hizmet amacların vardır). Biz seni rızıklandırırız. Iyi sonuc, Allah´tan korkup fenalıklardan sakınmaya mahsustur

[133] (Inkarcı sapıklar) O (Muhammed), Rabbından bize bir mu´cize getirse ya, dediler. Onceki sahifelerde gecen belgeler, deliller onlara gelmedi mi ? (Kur´an, o mu´cize ve belgeleri onlara acıklamadı mı)

[134] Eger biz onları (Kur´an´ı indirmeden, peygamber gondermeden) once bir azab ile yok etmis olsaydık, (Kıyamet gunu onlar): «Ey Rabbimiz ! Bize bir peygamber gonderseydin de alcalıp zillete ugramadan ayetlerine uysaydık (olmaz mıydı ?) diyecekler

[135] De ki: Hep beklemekte(yiz), siz de bekleyin, bakalım; yakında kimlerin dogru yolun yakınları (adamları) oldugunu, kimlerin de dogru yolda bulundugunu bileceksiniz

Enbiyâ

Surah 21

[1] Insanların hesap verme (gunu) yaklastı; onlar hala gaflet icinde (Hak´tan) yuzcevirirler

[2] Rablarından kendilerine gelen her yeni uyarıyı mutlaka eglenerek dinlerler

[3] Kalbleri (iyice) oyun ve eglenceye dalmıstır. O zulmedenler gizli gizli gorusup fısıldasırlar: «Bu da sizin gibi ancak bir insandır. Siz gorup durdugunuz halde sihre buyuye mi gidiyorsunuz?» (derler)

[4] (Onların bu tutumuna karsı Peygamber de soyle) dedi: «Rabbim gokte ve yerde soyleneni bilir; O her seyi isiten ve bilendir.»

[5] Onlar, «hayır, (Kur´an ve Muhammed´in dedikleri) olsa olsa (suur altında biriken) ruya sacmalarıdır. Hayır, O bunları uydurmustur; hayır O sairdir; degilse, bize onceki peygamberlere gonderildigi gibi bir mu´cize getirsin» derler

[6] Onlardan once yok ettigimiz hicbir kasaba halkı iman etmemisti, bunlar mı inanacaklar

[7] Senden once ancak Kendilerine vahyettigimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gonderdik. (Kadınlardan peygamber gondermedik). Eger bilmiyorsanız ilim ehlinden sorun

[8] Biz, o peygamberleri yemek yemiyen birer cesed kılmadık ve onlar (Dunya´da) ebedi de degillerdi

[9] Sonra da onlara verdigimiz sozu dogrulukla yerine getirdik. Onları ve diledigimiz kimseleri kurtardık, (inkarda, sapıklık ve azgınlıkta) asırı gidenleri ise yok ettik

[10] And olsun ki, size oyle bir kitap indirdik ki seref ve itibarınız ondadır (onunla gerceklesir). Hala aklınızı kullanmıyacak mısınız

[11] Zalim olan nice kasaba halkını kırıp gecirdik de onlardan sonra baska bir kavim yaratıp olusturduk

[12] Onlar, yok edici baskınımızı hissedince hemen oradan tabana kuvvet kacmaga koyuldular

[13] Kacmayın, refah icinde gecirdiginiz nimetlere ve konaklarınıza donunuz; cunku elbette sorguya cekileceksiniz

[14] (Kacmakla kurtulamıyacaklarını anlayınca), vay yazık oldu bize! Dogrusu biz zalimler idik, dediler

[15] Onların bicilmis ot, sonup bir yıgın kul haline gelinceye kadar hayıflanıp soylenmeleri boyle oldu

[16] Biz, gogu, yeri ve ikisi arasındaki seyleri oyuncak olarak yaratmadık

[17] Eger biz oyun eglence edinmeyi dileseydik, elbette onu kendi katımızda (kudretimizin yuceligine uygun anlamda) edinirdik. Ama biz boyle (gereksiz seyleri) yapanlar da (hic bir zaman) olmadık

[18] Hayır, biz hakkı batılın uzerine fırlatırız da onun beynini parcalar; bir de bakarsın ki batıl yok oluvermistir. (Allah´a yakıstırmaya calıstıkları) vasıflardan dolayı cok, hem cok yazıklar olsun size

[19] Goklerde ve yerde bulunan her sey O´nundur. O´nun huzurunda bulunanlar O´na ibadet etmeyi (bir hafiflik sayıp) buyukluk taslamazlar ve bıkkınlık da duymazlar

[20] Gece gunduz durmadan, dinlenmeden tesbih ederler

[21] Yoksa yeryuzunde bir takım ilahlar edindiler de onlar mı oluleri diriltip kaldıracaklar

[22] Eger gokte ve yerde Allah´tan baska ilahlar olsaydı gokle yerin duzeni bozulup altust olurdu. Ars´ın Rabbı olan Allah onların vasıflandırdıkları seylerden munezzehtir

[23] O, yaptıgından sorulmaz; onlar ise (yaptıklarından) sorulurlar

[24] Yoksa Allah´tan baska ilahlar mı edindiler? De ki : Haydi getirin kesin huccetlerinizi! Iste (bu Kur´an) benimle beraber olanların zikri ve benden oncekilerin zikridir! Hayır, onların cogu hakkı bilmezler de o sebeple yuzcevirirler

[25] Senden once gonderdigimiz, istisnasız her peygambere soyle vahyettik : Suphesiz ki benden baska ilah yoktur, artık bana ibadet edin

[26] Rahman (olan Allah) cocuk edindi, dediler. O, (cocuk edinmekten) cok yucedir, munezzehtir. Hayır onlar, (o melekler) ikrama ermis serefli kullardır

[27] Sozleriyle O´nun onune gecmezler ve ancak O´nun buyruguyla amel ederler

[28] Allah onların onlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ancak Allah´ın razı olacagı kimse icin sefaat ederler ve onlar Allah korkusundan saygıyla titrerler

[29] Onlardan kim, «ben Allah´tan baska bir tanrıyım» derse, iste onu Cehennem ile cezalandırırız. Zulmedenleri de iste boylece cezalandırırız

[30] Inkarcı sapıklar, goklerin ve yerin bitisik oldugunu, onları bizim ayırdıgımızı ve her canlı olanı sudan yaratıp meydana getirdigimizi gorup anlamıyorlar mı ? Hala inanmıyorlar mı

[31] Yeryuzu, insanları sarsıp calkalar diye onda sabit daglar olusturduk (da sarsıntıyı onledik); dogru hareket edebilsinler (sasırmadan varacakları yere varsınlar) diye onda yollar gecitler meydana getirdik

[32] Gogu de (bozulup dengesizlige dusmekten) korunmus bir tavan (gibi) yaptık. Halbuki onlar, bundaki belge ve delillerden yuzceviriyorlar

[33] Gece ve gunduzu; Gunes ve Ay´ı yaratan O´dur. Her biri bir yorungede yuzup gitmektedir

[34] Senden once de hicbir insana (Dunya´da) ebedilik vermedik. Sen olursun de onlar ebedi mi kalırlar

[35] Her canlı olumu tadıcıdır ve sizi imtihan olsun diye iyilik ve kotulukle mubtela kılarız, (yaratılısınız bu iki seyi islemeye musatddir). Sonunda bize donduruleceksiniz

[36] O kufredenler, seni gordukleri zaman alaya almaktan baska bir sey yapmazlar; «bu mu ilahlarınızı diline dolayıp duran ?» derler. Rahman´ın (indirdigi) Kur´an´ı inkar edip kafir olanlar da ancak bunlardır

[37] Insan (karakteri geregi) aceleden (acele hareket etme duygusuyla) yaratılmıstır. Size ayetlerimi gosterecegim, artık siz pek acele etmeyin

[38] Onlar size, «eger dogru soyleyenlerden iseniz, bu tehdidiniz ne zaman (gerceklesir) ? derler

[39] O kufredenler, onlerinden ve arkalarından kendilerini saran atesi men´edemiyecekleri ve yardım da goremiyecekleri anı bir bilselerdi

[40] Hayır, o onlara aniden gelecek de kendilerini sasırtacak ve artık onu geri cevirmeye guc getiremiyecekler ve onlara sure de tanınmıyacak

[41] And olsun ki, senden onceki peygamberler de alaya alınmıstı da alaya alanları alay ettikleri sey (cepecevre) kusatmıstı

[42] Geceleyin ya da gunduzleyin sizi Rahman (olan Allah)´dan (gelecek azabdan) kim koruyabilir? Aksine onlar, Rablarının zikrinden (kitabından) yuzcevirirler

[43] Yoksa kendilerini bizim (azabımızdan koruyup) engelleyecek bizden baska tanrıları mı vardır ? (Nerede ?..) O tanrılar kendilerine yardıma guc. getiremezler, bizden ise hic dostluk ve yakınlık goremezler

[44] Dogrusu biz, bunları da babalarını da gecindirdik de omurleri uzayıp gitti. Yerlerine (yasadıkları ulkelerine) gelip onu cevresinden yavas yavas eksilttigimizi gormuyorlar mı? Ustun gelenler onlar mıdır

[45] De ki: Ben ancak sizi vahiy ile uyarıyorum. Ama ne kadar uyarılsalar da sagırlar uyarı davetini isitmezler

[46] Yemin ederim ki, Rabbın azabından onlara bir esinti dokunsa, elbette, «yazıklar olsun bize ! Dogrusu biz zalimler idik» diyecekler

[47] Kıyamet gunune has adalet terazileri koyacagız. Hicbir kimse en az bir haksızlıga ugramaz. Hardal tanesi agırlıgında olsa bile (yapılan iyilik ve kotulugu) getirip ortaya koyacagız. Hesapcılar olarak biz yeteriz

[48] And olsun ki biz Musa ile Harun´a hak ile batılı ayıran, Allah´tan korkup fenalıklardan sakınanlar icin bir ısık, bir ogut olan kitap verdik

[49] O sakınanlar ki Rablarından gıyabında saygı ile korkarlar ve Kıyametin meydana gelis saatinden endise icinde titreyip dururlar

[50] Iste bu (Kur´an), indirdigimiz mubarek bir kitaptır. Simdi sız mı bunu inkar ediyorsunuz

[51] And olsun ki, bundan once de Ibrahim´e rusdunu (uygun olanı, dogru yolu, dogru dusunmeyi) vermistik ve biz bunu bilenlerdik

[52] Hani o bir vakit babasına ve kavmine, «nedir bu uzerine kapanıp durdugunuz heykeller?» demisti

[53] Onlar da, «babalarımızı bunlara tapanlar olarak bulduk» demislerdi

[54] O da, «yemin ederim ki siz de, babalarınız da cok acık bir sapıklık icindesiniz» demisti

[55] Onlar, «sen bize hakikati mi getirdin, yoksa sen saka mı ediyorsun ?» demislerdi

[56] Ibrahim onlara, «bilakis (ciddi soyluyorum). Sizin Rabbiniz goklerin ve yerin Rabbıdır ki onları yokluk karanlıgını yırtıp yaratmıstır ve ben de sahid olanlardanım» demisti

[57] Allah´a and olsun ki, siz arkanızı cevirip gittiginizde elbette putlarınıza bir tuzak kuracagım, (diye kendi kendine fısıldamıstı)

[58] Derken Ibrahim, onları parca parca etti; ancak donup basvururlar diye (putların) en buyugunu kırmadı

[59] Ilahlarımıza bu isi kim yaptı? O elbette zalimlerdendir, dediler

[60] Onlardan bir kısmı, «Ibrahim denen bir gene bunları diline dolayıp duruyordu» dediler

[61] Bunların sahitlik etmeleri ic!n onu halkın onune getirin, dediler

[62] Ey Ibrahim! Bunu sen mi yaptın ilahlarımıza ? dediler

[63] Ibrahim, «belki bu isi onların en buyugu yapmıstır, eger konusabiliyorlarsa, onlara sorun» dedi

[64] Bunun uzerine kendi vicdanlarına donup: «Suphesiz ki siz haksızlarsınız» dediler

[65] Sonra da basları uzerine donduler de: «And olsun ki bunların konusamıyacagını sen de bilirsin» dediler

[66] Ibrahim: «Siz Allah´ı bırakıp hicbir sey ile size yarar ve zarar vermeyecek seylere mi tapıyorsunuz

[67] Size de, Allah´tan baska taptıklarınıza da yuh olsun ! Hala aklınızı kullanmıyacak mısınız ?» dedi

[68] Onlar, «eger (Ibrahim´e ceza olarak bir sey) yapacaksanız onu ateste yakın da tanrılarınıza yardımcı olun» dediler

[69] Biz de «ey ates! Serin ve esenlik ol Ibrahim´e» dedik

[70] Ibrahim´e tuzak kurmak istediler. Biz de onları husrana ugrattık

[71] Hem ibrahim´i, hem Lut´u alemler icin mubarek kıldıgımız ulkeye (ulastırıp) kurtardık

[72] Ve ibrahim´e Ishak´ı, fazla olarak da Yakub´u verdik ve hepsini de iyi yararlı kisiler kıldık

[73] Onları emrimiz uyarınca dogru yolu gosteren onderler kıldık. Onlara hayırlı isleri islemeyi, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Zaten onlar bize ibadet eden kullardı

[74] Lut´a da hukum hikmet ve ilim verdik ve onu cok igrenc islerde bulunan kasabadan kurtardık. Suphesiz ki onlar, kotu, dogru yoldan cıkmıs ahlaksız bir kavim idi

[75] Lut´u rahmetimize aldık ; cunku o, iyi yararlı kisilerden idi

[76] Nuh´u da hatırla, hani o bir dua etmisti de duasını kabul edip onu da, ev halkını da buyuk bir felaket ve sıkıntıdan kurtardık

[77] Ve ayetlerimizi yalanlayan kavme karsı ona yardım edip intikam aldık. Suphesiz ki onlar kotu bir kavim idi; biz de hepsini oldugu gibi (tufanda) bogduk

[78] Davud ve Suleyman´ı da an, hani bir vakit bir kavmin koyunlarının yayıldıgı ekin tarlası hakkında hukum veriyorlardı ve biz de onların hukmune sahidler idik

[79] Biz onun (cozumunu gerektiren hukmu) Suleyman´a anlattık. Her ikisine de ayrı bir hukum, ayrı bir bilgi verdik. Davud´la beraber tesbih etsinler diye daglara ve kuslara bas egdirdik; (evet) biz idik (bunları duzenleyip) yapanlar

[80] Sizin icin, sizi onun (savasın) siddetinden korumak icin Davud´a giyilecek sekilde (zırh imal etme) sanatını ogrettik; artık siz (bunca nimetlere) sukredenler misiniz

[81] Suleyman´a siddetle esen ruzgarı bas egdirdik; onun emriyle, mubarek kıldıgımız yere akıp eserdi ve biz her seyi bilenleriz

[82] Seytanlardan da onun icin dalgıclık edenleri ve daha baska isleri gorenleri bas egdirdik ; onun buyruguna verdik ve onları koruyup disipline eden biz idik

[83] Eyyub´u da an, hani bir vakit o, Rabbına soyle (boyun egip) seslenmisti : «Dogrusu dert ve maraz bana gelip surtundu. Sen ise merhamet edenlerin en cok merhametlisisin.»

[84] Onun duasını kabul etmis, kendisinden o dert ve marazı gidermistik ve bizden bir rahmet, ibadete gonul verip devam edenlere bir anı olmak uzere ona, ailesini, onlarla beraber (kaybettiklerinin) bir mislini de vermistik

[85] Ismail, Idris ve Zelkifl´i de an, hepsi de sabredenlerdi

[86] Onları rahmetimize aldık. Suphesiz ki onlar iyi yararlı kisilerdendi

[87] Zunnun´u da an, hani bir vakit o ofkelenerek gitmisti de kendisini hic sıkıstırmıyacagımızı sanmıstı; ne var ki o karanlıklar icinde, «senden baska ilah yoktur, seni tenzih ederim ; dogrusu ben kendime haksızlık edenlerdenim» diye dua etmisti

[88] Onun duasını kabul ettik de kendisini uzuntu ve sıkıntıdan kurtardık. Iste biz, mu´minleri boyle kurtarırız

[89] Zekeriyya´yı da an, hani bir vakit o, «Rabbim, beni tek basıma bırakma ; sen ki varislerin en hayırlısısın,» diyerek Rabbına dua edip yalvarmıstı

[90] Onun duasını kabul ettik de Yahya´yı kendisine bagısladık; esini de (gebe kalmaya) elverisli duruma getirdik. Suphesiz ki onlar hayırlı islerde birbirleriyle yarısıyorlar, umit besleyerek icin icin saygı duyup korkarak bize dua ediyorlardı. Hem bize icten derin saygı duyup (kalbleri) urperenlerdi onlar

[91] Iffet ve namusunu gerektigi gibi koruyan o kadını (Meryem´i) de an ki, biz ona ruhumuzdan ufledik; kendisini de oglunu da alemlere acık bir ayet (belirgin bir mu´cize) yaptık

[92] Suphesiz ki bu sizin dininiz ve seriatınız tek bir din ve seriattır ve ben de Rabbınızım. Artık bana ibadet edin

[93] (Ne var ki insanlar) kendi aralarında bolunup parca parca oldular. (Ama sonunda) hepsi de bize doneceklerdir

[94] Artık kim mu´min oldugu halde iyi yararlı amellerde bulunursa, onun is ve gayreti inkar edilmiyecektir ve suphesiz ki biz onları yazmaktayız

[95] Yok etmemiz gereken kasaba halkının (yok olduktan sonra dunyaya donmesi veya yok olma noktasına geldikten sonra pismanlık duyup tevbe ederek) donus yapması haramdır, (mumkun degildir)

[96] Sonunda Ye´cuc ve Me´cuc (seddi) acılır da her bir tepeden sokulup sur´atle inerler

[97] Hak olan va´d (Kıyametin safhaları) yaklasınca bir de bakarsın ki o inkar edenlerin gozleri belerip kalır, «eyvah bize! Biz bundan gaflette bulunuyorduk; daha dogrusu biz zalimler idik» derler

[98] Suphesiz ki siz ve Allah´tan baska taptıklarınız Cehennem odunusunuz ve siz oraya varacaksınız

[99] Eger bu taptıkları (putlar) gercek ilahlar olsaydı, elbette Cehennem´e varmazlardı. Hepsi de orada devamlı kalıcılardır

[100] Onlara, orada ah, vah edip inlemek vardır ve orada bir sey de isitmiyeceklerdir

[101] Suphesiz ki bizden kendilerine en guzel (en doyurucu mutluluk) sozu verilmis olanlar (var ya), iste onlar Cehennem´den uzak tutulmuslardır

[102] Cehennem ugultusunu da duymazlar ve onlar canlarının cektigi nimetler icinde ebedidirler

[103] En buyuk dehset salan korku onları uzmez. Melekler onları karsılar da «bu size soz verilen gundur!» derler

[104] O gun gogu, kitap (sahifelerini ya da formalarını) katladıgımız gibi katlarız. Ilk yaratmaya basladıgımız gibi uzerimize gerekli bir va´d olarak tekrar (yaratıp) geri cevirecegiz. Suphesiz ki biz (boyle) yaparız

[105] And olsun ki, Zikir ( = Levhi-mahfuz veya Tevrat) dan sonra Zebur´da da yeryuzune iyi yararlı kullarım varis olacak diye yazmısızdır

[106] Suphesiz ki bu (Kur´an)da kendini ibadete veren bir millet icin amaca ulasma ve yeterli ogut (yolları) vardır

[107] Biz seni acak onlemlere rahmet olarak gonderdik

[108] De ki: Bana ancak ilahınızın tek bir ilah oldugu vahyediliyor. Artık siz Musluman olmuyor musunuz

[109] Yuzcevirirlerse de ki: Size dupeduz bildirdim : Tehdid edildiginiz o sey yakın mı, uzak mı bilmem

[110] Suphesiz ki O, sozun acıga vurulanını da bilir, gizlediginizi de bilir

[111] Bu (tehdid edilen seyin) geciktirilmesi sizin icin bir sınav ve belki bir sureye kadar gecindirmek icin midir bilmiyorum

[112] (Peygamber) dedi ki: Ey Rabbim! Aramızda hakk ile hukmet. Rahman olan Rabbimiz, sizin vasfe degeldiginiz seylere karsı yardımı istenilendir

Hac

Surah 22

[1] Ey insanlar! Rabbınızın (degismiyen kanunlarına, hayatınızı duzene sokan sunnetine uyun), O´nu dinlemezlikten sakının. Suphesiz ki Kıyamet sarsıntısı buyuk bir olaydır

[2] O gunu bir gorseniz, emzikli olan her kadın emzirdigini bırakıp gecer ve her gebe kadın tasıdıgını dusurur. Insanları (o gun) sarhos (gibi) gorursun, halbuki sarhos degildirler; ama (ne var ki) Allah´ın azabı oldukca siddetlidir

[3] Insanlardan oylesi de var ki,bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartısıp durur ve hayırdan sıyrılmıs, fesada hazır her azılı seytana uyar

[4] Onun hakkında soyle yazılmıstır : Kim onu dost ve yardımcı edinirse, mutlaka o, onu dogru yoldan saptırır ve onu o cılgın alevli (Cehennem) azabına iletir

[5] Ey insanlar! Oldukten sonra dirilip kalkmaktan suphede iseniz, gercek odur ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra nutfe (sperma) dan, sonra pıhtılasmıs kan parcasından, sonra yaratıs bicimi belirli belirsiz bir cignem etten yarattık ki, size (kudretimizin yuceligini, sanatımızın essizligini) acıkca gosterelim. Diledigimizi belli bir sureye kadar ana rahminde bekletiriz, sonra da sizi bir bebek olarak cıkarırız; sonra guclenip kendinizi tanıyarak iyiyi kotuden ayırd edecek duruma getiririz. Sizden kimine olum gelip catar, kiminiz de omrun en rezil noktasına itilir de bildikten sonra bir sey bilmez duruma gelir, (yaslılıktan bunayıp kalır). Yeryuzunu kupkuru olgun gorursun. Uzerine su indirdigimiz zaman harekete gecer de kabarır ve her gonul cekici guzel bitkilerden cift cift yetistirir

[6] Bu boyledir; cunku Allah Hakk´tır; suphesiz ki O, oluleri diriltir; O´nun gucu mutlaka her seye yeter

[7] Kıyamet kesinlikle gelecektir ; onda hic suphe yoktur ve supheniz olmasın ki Allah kabirlerde olanları diriltip kaldıracaktır

[8] Insanlardan oylesi de var ki, hicbir bilgisi, dogruyu gosterici belgesi ve (yolunu) aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah yolundan saptırmak icin burun bukup buyukluk taslayarak Allah hakkında tartısıp durur. Dunya´da rusvaylık onadır. Kıyamet gununde ise ona yakıcı azabı tattıracagız

[9] Insanlardan oylesi de var ki, hicbir bilgisi, dogruyu gosterici belgesi ve (yolunu) aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah yolundan saptırmak icin burun bukup buyukluk taslayarak Allah hakkında tartısıp durur. Dunya´da rusvaylık onadır. Kıyamet gununde ise ona yakıcı azabı tattıracagız

[10] Bu, senin iki elin kazanıp onden gonderdigi seyin karsılıgıdır ve Allah kullarına zulmedici degildir

[11] Insanlardan kimi de Allah´a kıyıdan (suphe uzere) ibadet eder; kendisine bir iyilik erisirse, onunla gonlu yatısır; bir sıkıntı, dert ve bela dokunursa, yuzustu doner de hem Dunya´da, hem Ahiret´te zarara ugramıs olur. Bu da cok acık bir ziyandır

[12] Allah´tan baska kendisine ne zarar verecek, ne de yarar saglayacak seylere (taparcasına) yalvarıp yakarır ki bu da uzak bir sapıklıgın kendisidir

[13] Zararı yararından daha yakın olana tapar; taptıgı sey ne kotu dost ve yardımcı ve ne fena yandastır

[14] Suphesiz ki Allah, iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanları, altlarından ırmaklar akan Cennet´lere yerlestirir. Allah suphesiz ki diledigini yapar

[15] Kim Dunya´da da, Ahiret´te de Allah´ın o peygambere asla yardım etmiyecegini sanıyorsa, hemen bir ip goge (tavana) uzatsın, sonra da (nefesini) kessin de bir baksın, kin ve ofkesini giderebilecek mi

[16] Iste boylece biz o (kitabı) cok acık ayetler halinde indirdik. Ve suphe yok ki, Allah diledigi kimseyi dogru yola iletir

[17] Dosdogru iman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve Allah´a ortak kosan (putperestler) var ya Allah suphesiz ki Kıyamet gunu bunların arasında (haklıyı, haksızı) ayırıp hukmedecektir. Cunku gercekten Allah her seye sahiddir

[18] Gormez misin ki, goklerde olanlar, yerde olanlar, Gunes, Ay, yıldızlar, daglar, agaclar, hayvanlar ve insanlardan bir cogu Allah´a secde ederler. (Insanlardan) cogunun da uzerine azab hak olmustur. Allah kimi degersiz kılıp asagılarsa, onu, saygı gosterip agırlayan bulunmaz. Suphesiz ki Allah diledigini yapar

[19] Iste birbirine hasım iki grup, Rabları hakkında cekisip tartısırlar. (O´nu) inkar edenlere atesten elbiseler bicilmistir. Basları uzerine de kaynar su dokulur

[20] Bununla, karınlarında olan seyler ve derileri eritilir

[21] Ve onlara (vurulacak) demirden gurzler de vardır

[22] Ne kadar bir uzuntu ve elemden dolayı atesten cıkmak isteseler; oraya geri cevrilirler ve «yakıcı azabı tadın !» denilir

[23] Suphesiz ki Allah, iman edip iyi yararlı amellerde bulunanları, altlarından ırmaklar akıp duran Cennet´lere yerlestirir; orada altından (yapılmıs) bileziklerle, incilerle suslenecekler ; oradaki elbiseleri ise Ipektir

[24] Bunlar sozun guzeline, nezihine eristirilmislerdir; her an her turlu guzel ovguye layık (olan Allah)ın yoluna iletilmislerdir

[25] O inkar edenlere, Allah yolundan ve icinde yerlisi ve misafiri esit tutulan Mescid-i Haram´dan alıkoyanlara; icinde haksızlık yaparak dinsizlige yeltenen kimselere elbette elem verici azabdan tattıracagız

[26] Hani bir vakit Beytu´l-Haram´ın yerini Ibrahim´e hatırlattık da ona, «bana hic bir seyi ortak kosma, evimi tavaf edenlere, (onda) ayakta duranlara, ruku´ ve secde edenlere tertemiz tut» demistik

[27] Insanlar arasında Hacc´ı ilan et de yaya olarak, arık binekler uzerinde her uzak vadiden, yoldan sana gelsinler

[28] Ta ki kendileri lehine bir takım menfaatlere sahid ve hazır olsunlar. Allah´ın onlara rızık olarak sundugu eti yenen hayvanlara (kurban etmelerine) karsılık belli gunlerde Allah´ın ismini ansınlar. Siz de onların etinden yeyin ve sıkıntıya ugramıs fakirlere yedirin

[29] Sonra da (saclarını, tırnaklarını kesip ust-baslarındaki) kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve (yeryuzunde Allah´a ibadet icin) ilk kurulan Beyt´i tavaf etsinler

[30] Iste (Hacc ibadeti) budur. Kim Allah´ın yasakladıgı hususlara, yapılmasını emrettigi seylere saygılı olur da geregini yerine getirirse, bu onun icin Rabbinin yanında daha hayırlıdır. Size (yenilmesi haram oldugu Maide Suresi´nde) okunarak bildirilen seyler mustesna olmak uzere davarlar helal kılınmıstır. O halde Allah´a (Onun hak dinine) yonelerek O´na ortak kosmaksızın murdar putlardan uzaklasın; yalan sozden kacının

[31] Kim Allah´a ortak kosarsa, sanki o gokten dusup de kus onu tutup kapıyor veya ruzgar onu ucra bir yere surukleyip atıyor (gibi kendini boslukta hisseder)

[32] (Gercek) budur. Kim Allah´ın ibadet icin koydugu alamet ve olculere uyup saygı gosterirse, suphesiz ki bu kalblerin takvası (Allah´tan korkup saygısızlıktan sakınması)dır

[33] Sizin icin onlarda belli bir sureye kadar bir takım yararlar vardır. Sonra da (bogazlanıp dagıtılacakları) yerleri Beytu´l-Atik´dir

[34] Her ummete nusuk (ibadet) mahiyetinde kurban kesmeyi mesru´ kıldık; ta ki Allah´ın kendilerine rızık olarak sundugu davarların uzerine Allah´ın ismini anıp (oylece bogazlasınlar). Tanrı´nız bir tek Tanrı´dır. Artık O´na (muslimler olarak) teslim olun.. Tevazu, gonul yatıskanlıgı ve urpertisi icinde Allah´a yonelenleri mujdele

[35] Onlar ki, Allah anıldıgı zaman kalbleri korku ve saygıdan titrer; kendilerine dokunan seye (sıkıntı ve uzuntuye) karsı sabrederler; namazı vaktinde kılarlar ve kendilerine sundugumuz rızıktan (Allah icin) harcarlar

[36] Kurbanlık develeri de sizin icin Allah´a ibadet nisanelerinden kıldık. Sizin icin onda hayır vardır. O halde bir dizi halinde (ayakta) bogazlanırken uzerlerine Allah´ın ismini anın ; yanustu yere yıkılınca da onlardan yeyin ve hem kanaat edip istemiyene, hem de isteyen fakire yedirin. Iste boylece biz, onları size boyun egdirdik, ola ki sukredersiniz

[37] Bogazlanan kurbanlık hayvanların ne eti, ne de kanı elbette Allah´a ulasmaz; ama Allah´a ulasacak olan, sizin takvanızdır. Boylece Allah size dogru yolu, ibadet olcusunu gosterdiginden O´na TEKBIR getirip ululamanız icin bu hayvanları sizin buyrugunuza bas egdirdi; sen iyiligi huy edinenleri mujdele

[38] Suphesiz ki Allah, iman edenlerden (azgın musriklerin gaile ve saldırısını) savar; suphesiz ki Allah hainligi sanat edinip nankorlugu benimseyen hic kimseyi sevmez

[39] Kendileriyle savas acılıp da zulme ugrayanlara, savasmaları icin Izin verilmistir. Suphesiz ki Allah´ın onlara yardımda bulunmaya kudreti yeter

[40] Onlar ki haksız yere ve sadece «Allah Rabbimizdir» dedikleri icin yurtlarından cıkarıldılar. Eger Allah, insanların bir kısmının (serrini) diger bir kısmıyla savmamıs olsaydı, elbette manastırlar, kiliseler, havralar ve icinde Allah ismi cokca anılan mescidler yıkılıp yok olurdu. Ve elbette Allah kendi (dinine) yardım edenlere yardım edecektir. Suphesiz ki Allah cok guclu, cok ustundur

[41] O mu´minler ki, kendilerini yeryuzunde yerlestirip iktidar sahibi kılarsak, namazı kılarlar, zekatı verirler ; iyilikle emredip kotulukten men´ederler. Islerin sonucu ise Allah´a aittir

[42] Eger seni yalanlıyorlarsa, onlardan once Nuh kavmi, Ad ve Semud kavmi, Ibrahim kavmi, Lut kavmi, Medyen halkı da yalanlamıstı ; Musa da yalanlanmıstı. Kafirlere muhlet verdim. Sonra da onları yakalayıverdim. (Bir gorsunler) benim durumu-duzeni degistirip alt-ust etmemi

[43] Eger seni yalanlıyorlarsa, onlardan once Nuh kavmi, Ad ve Semud kavmi, Ibrahim kavmi, Lut kavmi, Medyen halkı da yalanlamıstı ; Musa da yalanlanmıstı. Kafirlere muhlet verdim. Sonra da onları yakalayıverdim. (Bir gorsunler) benim durumu-duzeni degistirip alt-ust etmemi

[44] Eger seni yalanlıyorlarsa, onlardan once Nuh kavmi, Ad ve Semud kavmi, Ibrahim kavmi, Lut kavmi, Medyen halkı da yalanlamıstı ; Musa da yalanlanmıstı. Kafirlere muhlet verdim. Sonra da onları yakalayıverdim. (Bir gorsunler) benim durumu-duzeni degistirip alt-ust etmemi

[45] Bircok kasaba halkını zulum edip dururlarken yakalayıp yok ettik. Damları cokmus, kuyuları kendi haline terkedilmis ve (ıssız kalmıs) yuksekce sarayları

[46] Yeryuzunde gezip dolasmadılar mı ki, o sebeple akledip anlayacak kalbleri, isitecek kulakları olsun. Dogrusu (yalnız) gozler kor olmaz; goguslerde olan kalbler de kor olur

[47] (O sapık inkarcılar) senden acele azabın gelmesini istiyorlar. And olsun ki Allah verdigi sozden caymaz. Suphesiz ki Rabbın yanında bir gun, sizin sayıp hesapladıgınız bin yıl gibidir

[48] Nice kasabalar zalim oldukları halde onlara muhlet vermisizdir; sonra (sırası ve vakti gelince) onları yakalayıverdim. Donus ise ancak banadır

[49] De ki: Ey insanlar! Supheniz olmasın ki ben ancak sizin icin acık bir uyarıcıyım

[50] Artık iman edip guzel yararlı amellerde bulunanlar icin bir bagıslanma, iyi ve temiz bir rızık vardır

[51] (Karsısındakiler!) acze dusurmek icin ayetlerimiz hakkında (kotu niyetle) kosup duranlara gelince, iste onlardır Cehennem yaranları

[52] Senden once ne kadar bir Resul ve bir Nebi gonderdikse, o bir arzu ve temennide bulundugunda seytan mutlaka onun temennisine bir vesvese atmıs (arzusunu karıstırmıs) tır. Ama Allah, seytanın attıgı vesveseyi giderip te´sirsiz bırakır; sonra da kendi ayetlerini (onun kalbinde) saglam bicimde tesbit eder. Allah bilir ve hikmet sahibidir

[53] Bu da, seytanın attıgı vesveseyi, kalblerinde hastalık bulunanlara ve kalbleri katılasanlara bir imtihan kılması icindir. Suphesiz ki zalimler uzak bir ayrılık icindedirler

[54] Ve bir de kendilerine ilim verilenlerin, onun (Kur´an´ın) senin Rabbından hakk olarak (indirildigini) bilmeleri ve boylece ona inanıp kalbleri de ona saygı duyarak baglanması icindir. Hem suphesiz ki Allah, iman edenleri dogru yola iletendir

[55] O kufredenler ise, kendilerine Kıyamet´in kopus saati ansızın gelip catınca veya kısır bir gunun azabı gelip dokununcaya kadar Kur´an hakkında devamlı bir suphe icinde bocalayıp kalırlar

[56] Mulk o gun Allah´ındır. Onlar arasında hukmeder. Iman edip iyi yararlı amellerde bulunanlar Naim Cennet´lerindedirler

[57] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise, iste onlar icin alcaltıcı, asagılayıcı, horlayıcı azab vardır

[58] Onlar ki Allah yolunda hicret ettiler, sonra da (yine Allah yolunda) oldurulduler veya ecelleriyle olduler, elbette Allah onları guzel bir rızık (ebedi saadetin nimeti) ile rızıklandıracaktır. Suphesiz ki Allah rızıklandıranların mutlaka en hayırlısıdır

[59] And olsun ki, onları hosnut olacakları bir yere sokacaktır ve suphesiz ki Allah yegane bilendir, Halim´dir ( = kullarına karsı cok sefkatli, merhametli ve sabırlıdır)

[60] (Allah´ın sunneti) budur. Kim kendisine yapılan haksız saldırıya karsı misliyle karsılık verdikten sonra yine tecavuze ugrarsa, Allah gercekten ona yardım eder. Suphesiz ki, Allah cok affeden, cok bagıslayandır

[61] Bu boyledir. Allah geceyi gunduze sokar, gunduzu de geceye sokar ve mutlaka Allah isitendir, gorendir

[62] (Gercek) budur. Cunku Allah, O´dur Hakk; Ondan baska taptıkları ise batıldır ve dogusu Allah cok yucedir, cok buyuktur

[63] Gormedin mi ki, Allah gokten bir su indirdi de yeryuzu yemyesil oluverdi. Suphesiz ki Allah cok lutuf sahibidir ve her seyden haberlidir

[64] Goklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi O´nundur. Ve dogrusu Allah cok zengindir (kimselere muhtac degildir), cok ovulmeye layıktır

[65] Allah´ın yerde olanları ve O´nun buyruguyla denizde yol alıp giden gemiyi sizin emrinize verdigini gormedin mi ? Yerin ustune (buyukce gok taslarının) dusmemesi icin gogu (ondaki cisimleri) tutar; ancak O´nun izniyle dusebilir. Suphesiz ki Allah insanlara karsı cok sefkatli, esirgeyici ve cok merhametlidir

[66] O´dur ki sizi dirilten; sonra sizi oldurecek, sonra yine diriltecek de O´dur. Dogrusu insan cok nankordur

[67] Her ummete (kendi caglarında) ayrı bir ibadet yolu sunduk ki onlar o yolda ibadet ederler. O halde bu konuda seninle tartısmasınlar. Sen Rabbına davet etmeye bak. Suphesiz ki sen dosdogru yolda bulunuyorsundur

[68] Bununla beraber seninle mucadele ederlerse, de ki: Allah sizin neler yaptıgınızı bilir

[69] Allah Kıyamet gunu gorus ayrılıgına dustugunuz seyler hakkında aranızda hukmedecektir

[70] Bilmez misin ki, Allah mutlaka gokte ve yerde olanları bilir. Suphesiz ki bunların (hepsi) kitapta (yazılı)dır. Ve bunlar elbette Allah´a pek kolaydır

[71] Allah´tan baska, hakkında Allah´ın hicbir delil ve belge indirmedigi ve o hususta (kendilerinin de) hicbir bilgileri olmadıgı seylere tapıyorlar. Zalimler icin hicbir yardımcı yoktur

[72] Ayetlerimiz onlara karsı acık secik okundugu zaman o kafirlerin yuzunde inkar ve hosnudsuzluk (belirtisini) anlarsın. Neredeyse kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: Bundan daha kotusunu size haber vereyim mi ? Allah´ın inkarcılara va´dettigi (Cehennem) atesi... O ne kotu gidilecek yerdir

[73] Ey insanlar! Bir misal verildi, ona simdi iyice kulak verin: Suphesiz ki Allah´tan baska taptıklarınız bir sinek bile yaratamazlar hepsi bunun icin biraraya gelse bile (yine de bunu meydana getiremezler). Sinek onlardan bir sey koparıp alsa, onu ondan kurtaramazlar. Isteyen de aciz, istenen de aciz

[74] Allah´ın kadru kıymetini geregi gibi anlayıp takdir edemediler. Suphesiz ki Allah cok guclu, cok ustundur

[75] Allah, hem meleklerden, hem insanlardan elciler begenip secer. Dogrusu Allah isitendir, gorendir

[76] Onların onunde ve ardında olan her seyi bilir. Isler ancak Allah´a dondurulur

[77] Ey iman edenler! Ruku´ edin, secde edin; Rabbınıza (kulluk olculeri icinde) ibadet edin ve hayır isleyin ki korktugunuzdan kurtulup umdugunuza kavusasınız

[78] Allah (yolunda O´nun) icin nasıl gerekiyorsa oylece cihad edin. Sizi (insanlar arasından bu emanete layık gorup) secen O´dur. Dinde size hicbir zorluk meydana getirmedi; babanız Ibrahim´in (temelde Islam´a benzeyen Hanif) dinine uyun ! (Kur´an´ın inmesinden) once de, bunda da size Musluman adını veren odur. Ta ki Peygamber (Muhammed) size sahid ola ve siz de insanlara sahid olasınız. Artık namaz kılmaya devam edin, zekatı verin; Allah´a sımsıkı baglanıp guvenin ; o sizin yegane sahibiniz ve dostunuzdur; ne guzel Mevladır ve ne guzel yardımcıdır O

Mü'minûn

Surah 23

[1] Mu´minler gercekten, korktuklarından kurtulup umduklarına kavusmuslardır

[2] Onlar ki, namazlarında saygı dolu bir korkuyla egilirler

[3] Onlar ki, bos ve anlamsız seyden yuzcevirirler

[4] Onlar ki zekatı verip (emredildigi sekilde) yerine getirirler

[5] Onlar ki, namus ve iffetlerini (arzu duymaları mustesna;) bu yuzden kınanmazlar

[6] Ancak eslerine veya sahip oldukları cariyelerine karsı (cinsel arzu duymalarına da) bu yuzden kınanmazlar

[7] Artık kimler bu (mesru) sınırı gecerse, iste onlar haddi asanlardır

[8] Onlar ki emanetlerini ve verdikleri sozu gozetir (yerine getirirler)

[9] Onlar ki, namazlarını (vaktinde kılıp) koruyarak gozetirler

[10] Iste onlardır varisler

[11] Firdevs Cenneti´ne varis olurlar ve orada devamlı kalırlar

[12] And olsun ki, insanı suzulmus bir camurdan yarattık

[13] Sonra onu saglamca, durup dinlenecek bir yerde nutfe haline getirdik

[14] Sonra o nutfeyi kan pıhtısı durumuna getirdik. Kan pıhtısını ise cignenmis bir et parcasına donusturduk. O cignenmis etten de kemikler yarattık, kemiklere et giydirdik. Sonra onu bambaska bir yaratık yaptık. Yaratanların en guzeli olan Allah ne yucedir, ne mukaddestir

[15] Sonra bunun ardından siz elbette olursunuz

[16] Sonra da suphesiz ki siz Kıyamet gunu dirilip kaldırılacaksınız

[17] And olsun ki, uzerinizde yedi tabaka (veya yol, ya da sistem) yarattık. Ve biz yarattıgımızdan habersiz degilizdir

[18] Gokten de belli olcu ve oranda su indirdik de onu yeryuzunde eylestirdik. Gercekten bizim onu (bulundugu yerden) gidermeye gucumuz yeter

[19] Boylece onunla size hurmalıklar, uzum bagları, bahceleri meydana getirdik ki, sizin icin onlarda bircok meyveler vardır ve onlardan yeyip gecinirsiniz

[20] Ve (daha cok) Tur-i Sina´da cıkan, yiyenlere yag ve katık bitirip veren bir agac da yeserttik

[21] Sizin icin suphesiz ki (bazı bineklerde ve) davarlarda da bir ibret (ogut ve ders) vardır. Karınlarında olusandan size iciririz ve sizin icin onlarda daha nice yararlı seyler vardır; onlardan yersiniz

[22] Bunlara da, gemilere de yuklenip binersiniz

[23] And olsun ki, biz Nuh´u kavmine gonderdik. O, «ey kavmim!» dedi, «Allah´a ibadet edin, O´ndan baska sizin hicbir (hakiki) tanrınız yoktur. Artık (putlara tapmaktan, azgınlıktan ve kotuluklerden) sakınmaz mısınız ?»

[24] Bunun uzerine kavminin ileri gelenlerinden inkara sapan bir grup dedi ki: «Bu da ancak sizin gibi bir insandır. Size karsı ustunluk saglamak ister. Allah, (peygamber gondermeyi) dilemis olsaydı, elbette melekleri (gorevlendirip) gonderirdi. Hem ilk atalarımızdan da boyle bir sey isitmedik.»

[25] «Bu suphesiz kendisinde cinnet (belirtisi) bulunan bir adamdır. Bir sure onu gozetip bekleyelim.»

[26] Nuh, «ey Rabbim ! Beni yalanlamalarına karsılık sen bana yardım et» dedi

[27] Nuh´a, «gemiyi gozumuzun onunde (talimatımız altında) vahyimiz uyarınca yap; emrimiz gelip tandırdan su kaynayıp fıskırınca ona her (cins hayvandan) ikiser cift (veya birer cift) ve aleyhlerinde emir (hukum) gecmis olanın dısında aileni getirip yerlestir ve sakın o zalimler hakkında bana hitap etme; cunku onlar mutlaka bogulacaklardır,» diye vahyettik

[28] Artık sen ve beraberindekiler gemiye yerlesip yerinizi alınca, de ki: «Bizi zalim bir kavimden kurtaran Allah´a hamd olsun.»

[29] Ve de ki: «Rabbim ! Beni mubarek bir konaga indir, sen (konaklara) indirenlerin en hayırlısısın.»

[30] Suphesiz ki (bu onemli ve ibretli olayda) bircok ogutler ve dersler vardır. Dogrusu biz hep (boyle) sınava cekeriz

[31] Sonra onların ardından baska bir nesil ortaya cıkardık

[32] Iclerinden (secip begendiklerimizi) kendilerine peygamber olarak gonderdik. (O da onlara): «Allah´a ibadet edin, O´ndan baska sizin icin (hakiki) hicbir tanrı yoktur; artık (inkardan, puta tapmaktan, azgınlık gostermekten) sakınmazmısınız ?» dedi

[33] O´nun kavminden kufredip Ahiret´e kavusmayı yalan (ve sacma) sayan, Dunya hayatında refaha kavusturdugumuz ileri gelenler dediler ki: «Bu da ancak sizin gibi bir insandır; sizin yediginizden yiyor, ictiginizden iciyor

[34] Eger kendiniz gibi bir insana itaat edip pesine takılırsanız o takdirde husrana ugrarsınız

[35] Siz oldugunuz, toprak ve kemik haline geldiginiz zaman, elbette (topraktan yeniden) cıkarılacagınızı mı va´dediyor O

[36] Va´dolundugunuz seyler pek uzaktır, pek uzak

[37] Bizim ancak Dunya hayatımızdır ki (bir kısmımız) oluruz, (bir kısmımız) yasarız ve biz bir daha diriltilip kaldırılmıyacagız

[38] (Peygamberlik iddiasında bulunan) o adam, Allah´a karsı yalan uyduran bir (saskından) baskası degildir. Biz de ona inanacak degiliz

[39] O (Peygamber) dedi ki: «Rabbim ! Beni yalancı saymalarına karsılık bana yardım et.»

[40] Allah buyurduki: «Az bir zamanda (azabı gorunce) pisman olacaklar.»

[41] Derken korkunc bir ses gercekten onları yakaladı da bu yuzden onları (kıyılara atılıp itilmis) cercop haline getirdik. Zalim kavme (rahmet ve yardımdan) uzaklık

[42] Sonra bunların ardından biz nice nesilleri ortaya cıkardık

[43] Hicbir ummet (yok edilip silinecek) suresini ne ileri gecer, ne de geri kalır, (belirlenmis vakit gelince ilahi hukum tecelli eder)

[44] Sonra peygamberleri ardarda gonderdik. Ne kadar bir ummete bir peygamber geldiyse, onu yalanladılar. Biz de onları arka arkaya (yok edip) hepsini birer masal yapıverdik. iman etmeyen bir kavme (rahmet ve yardımdan) uzaklık olsun

[45] Sonra da Musa ile kardesi Harun´u, Fir´avn´a ve onun yandaslarına mu´cizelerle ve cok acık belge ve delillerle gonderdik. Onlar ise buyukluk tasladılar. Zaten dik baslı, kendilerini cok yukseklerde goren bir milletti

[46] Sonra da Musa ile kardesi Harun´u, Fir´avn´a ve onun yandaslarına mu´cizelerle ve cok acık belge ve delillerle gonderdik. Onlar ise buyukluk tasladılar. Zaten dik baslı, kendilerini cok yukseklerde goren bir milletti

[47] «Biz» dediler, «bizim gibi (yiyip icen) iki insana hic inanır mıyız? Kaldı ki ikisinin de kavmi bize kulluk etmekteler.»

[48] Boylece Musa ile Harun´u yalanladılar da bu yuzden yok edilen (bedbaht)lardan oldular

[49] And olsun ki Musa´ya o kitabı (Tevrat´ı) verdik ki, onlar dogru yolu bulsunlar

[50] Meryem´in oglu ile onun anasını da bir mu´cize olarak sunduk. Onları yuksekce pınarı olan duz, oturmaya elverisli bir tepeye yerlestirip barındırdık

[51] Ey peygamberler! Tertemiz yararlı helal gıdalardan yeyiniz; iyi-yararlı amellerde bulununuz. Suphesiz ki ben sizin neler yaptıklarınızı bilenim

[52] Ve dogrusu bu (dininiz) bir tek yol ve seriattır. (Her peygamber aynı esası yansıtmakla gorevliydi). Ben de sizin (tek olan, esi olmayan) Rabbınızım ; artık benden korkup (bu esasa uymayan seylerden) sakının

[53] Ama ne var ki (gercek bu olmakla beraber) ummetler kendi aralarında bolunup parca parca oldular, her biri sahip bulundugu (din ve mezhep) ile kendi halinden memnun ve mutludur

[54] Artık sen onları (ilahi emir ve hukum ininceye kadar) bir sure saskınlıkları icinde (bocalar halde) bırak

[55] Kendilerine mal ve ogullardan verdigimizle onlar hakkında hayırlarda acele kosustugumuzu mu sanırlar ? Hayır, onlar (ilahi sunnetin hukmunu yurutecegini) bir turlu anlayamıyorlar

[56] Kendilerine mal ve ogullardan verdigimizle onlar hakkında hayırlarda acele kosustugumuzu mu sanırlar ? Hayır, onlar (ilahi sunnetin hukmunu yurutecegini) bir turlu anlayamıyorlar

[57] Dogrusu onlar ki Rablarından derin bir saygı ile korkup titrerler

[58] Onlar ki Rablerinin ayetlerine inanırlar

[59] Onlar ki, Rablerine ortak kosmazlar

[60] Onlar ki kendilerine verilen (nimetler)den (Allah yolunda muhtaclara) verirler ve Rablarına mutlaka doneceklerini (bildikleri) icin kalbleri urperir

[61] Iste onlar hayırlı islerde yarısırlar ve bunun icin one gecerler

[62] Herkese ancak gucu ve imkanı nisbetinde teklifte bulunuruz. Yanımızdaki kitap hakkı soyler ve onlar haksızlıga ugramazlar

[63] Ne var ki, onların (o inkarcı sapıkların) kalbi bundan bilgisizlik ve dalgınlık icindedir; onların bundan baska isleyip durdukları birtakım isleri daha vardır (ki onunla oyalanıp omur tuketirler)

[64] Ne vakit ki, refah icinde yuzen ileri gelenlerini azab ile yakalarız, o zaman sızlanıp yardıma cagırırlar

[65] Bugun sızlanıp yardıma cagırmayın; suphesiz ki siz bizden yardım goremiyeceksiniz

[66] Ayetlerimiz cidden size okunuyordu, ama siz onu onurunuza, gururunuza yediremiyerek geceleyin yakısıksız sozler soyleyerek okceleriniz uzerine gerisin geri donuyordunuz

[67] Ayetlerimiz cidden size okunuyordu, ama siz onu onurunuza, gururunuza yediremiyerek geceleyin yakısıksız sozler soyleyerek okceleriniz uzerine gerisin geri donuyordunuz

[68] (Inen) sozu iyice dusunup uzerinde durmuyorlar mı, yoksa kendilerine ilk atalarına gelmeyen seyler mi gelmistir

[69] Yoksa peygamberlerini tanımadılar mı ki, onu inkar ediyorlar

[70] Yoksa o peygamberlerde bir cinnet mi var diyorlar ?! Hayır, O, onlara Hakk ile gelmistir

[71] Eger Hakk, onların heveslerine uymus olsaydı, elbette goklerle yer ve ikisinde bulunanlar (duzeni bozulup) alt-ust olurdu. Hayır, biz onlara anılmalarını saglayanı) getirdik; ama onlar bu (serefle) anılmalarını (saglayan Kur´an´dan) yuzceviriyorlar

[72] Yoksa (ey Muhammed !) sen onlardan bir haracmı istiyorsun ? Rabbin verecegi ucret (cok daha) hayırlıdır; O, rızık verenlerin de hayırlısıdır

[73] Ve suphesiz ki sen onları dosdogru bir yola cagırırsın

[74] Gercekten o Ahiret´e inanmayanlar (cagırdıgın o) dogru yoldan sapmaktadırlar

[75] Eger biz onlara merhamet edip de uzerlerine coken sıkıntıyı kaldırıversek, yine de azgınlıklarında inad edip bocalar dururlar

[76] And olsun ki biz onları azab ile yakalayıvermistik de (buna ragmen) yine Rablarına boyun egmemis, yalvarıp yakarmamıslardı

[77] Sonunda uzerlerine siddetli bir azab kapısı actıgımızda, ansızın sasırıverdiler de umitsizlige kapıldılar

[78] O ki size kulagı, gozleri, gonulleri yarattı; ne de az sukrediyorsunuz

[79] O ki sizi yeryuzunde yaratıp yaydı ve ancak (dirilip) O´nun huzurunda biraraya getirileceksiniz

[80] O ki diriltir ve oldurur; gece ile gunduzun degisip durması, O´nun (koydugu sasmayan kanunlar) iledir. Artık aklınızı kullanmaz mısınız

[81] Bilakis oncekilerin dedikleri gibi dediler

[82] Biz oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman diriltilip kaldırılacak mıyız

[83] And olsun ki, biz de, bundan once babalarımız da bununla va´dolunmustuk. Bu oncekilerin masallarından baskası degildir, dediler

[84] De ki: Yerkure ve icinde olanlar kime aittir? Eger biliyorsanız (haydi cevap verin)

[85] Allah´a aittir diyecekler. De ki: Artık iyice dusunmez misiniz

[86] De ki: Yedi gogun ve o buyuk Ars´ın Rabbı kimdir

[87] Allah´tır, diyecekler. De ki: O halde (O´ndan korkup inkar ve sapıklıktan) sakınmaz mısınız

[88] De ki: Eger biliyorsanız (soyleyin), her seyin mulku ve tasarrufu kimin elindedir? O, guven verip korur, kendisi korunmaya muhtac degildir

[89] Allah´ın elindedir, diyecekler. De ki: O halde nasıl nereden buyuleniyorsunuz

[90] Evet, biz onlara hakkı (dogruyu ve gercegi) getirdik ve onlar cidden yalancıdırlar

[91] Allah hicbir cocuk edinmemistir. O´nunla beraber hic bir ilah da yoktur; boyle olsaydı her ilah yarattıgını alıp (bir yana) giderdi de kimi kimine ustun gelirdi. Allah onların vasfedegeldiklerinden pak ve munezzehtir

[92] Gaybı da, hazır olanı da bilendir; onların ortak kostukları seylerden cok yucedir

[93] De ki: «Rabbim! Inkarcıların va´dolundukları azabı bana elbette gostereceksen

[94] Rabbim ! Beni o zalim topluluk arasında bulundurma.»

[95] Suphesiz ki (Peygamberim ) onlara va´dettigimiz azabı sana gostermeye kudretimiz yeter

[96] Sen o kotulugu en guzeli ile savıp karsılık ver. Biz onların vasfettiklerini daha iyi biliriz

[97] De ki: «Rabbim ! Seytanların vesvese ile durtusmelerinden sana sıgınırım

[98] Ve onların yanımda bulunmalarından da sana sıgınırım.»

[99] Sonunda onlardan her birine olum gelince, (caresiz kalıp Allah´ı hatırlar ve) Rabbim ! Beni geri cevirin de ola ki terkettigime karsılık onu (telafi icin) iyi, yararlı amelde bulunurum, der. Hayır, bu bir sozdur ki (temenni anlamında) soyler. Dirilip (hesab gunune) kaldırılıncaya kadar onlerine bir Berzah (donmelerine bir engel) vardır

[100] Sonunda onlardan her birine olum gelince, (caresiz kalıp Allah´ı hatırlar ve) Rabbim ! Beni geri cevirin de ola ki terkettigime karsılık onu (telafi icin) iyi, yararlı amelde bulunurum, der. Hayır, bu bir sozdur ki (temenni anlamında) soyler. Dirilip (hesab gunune) kaldırılıncaya kadar onlerine bir Berzah (donmelerine bir engel) vardır

[101] Sur´a ufurulunce, o gun artık aralarında soy baglan kalmaz; birbirlerinden (bir seyler de) soramazlar

[102] Artık kimin terazide tartıları agır gelirse, iste onlar kurtulusa erenlerin kendileridir. Kimin de terazide tartıları hafif gelirse, iste onlar da kendilerine zarar verenlerdir; Cehennem´de devamlı kalıcılardır

[103] Artık kimin terazide tartıları agır gelirse, iste onlar kurtulusa erenlerin kendileridir. Kimin de terazide tartıları hafif gelirse, iste onlar da kendilerine zarar verenlerdir; Cehennem´de devamlı kalıcılardır

[104] Ates yuzlerini yakar da dudakları kasılarak disleri sırıtıp kalır

[105] (Allah onlara): Ayetlerim size okunurdu da onları yalan sayardınız, degil mi ? (buyurur)

[106] Onlar, Rabbimiz! Haydutlugumuz bize ustun geldi de (dogru yoldan) sapıtan bir millet olduk

[107] Rabbimiz! Bizi buradan cıkar, bir daha haydutluga donersek elbette zalimlerizdir (o zaman) derler

[108] (Allah onlara): Asagılıkla sinin orada, konusmayın benimle, der

[109] Suphesiz kullarımdan bir grup: «Ey Rabbimiz! Iman ettik, bizi bagısla, bize merhamet eyle; sen merhamet edenlerin en hayırlısısın» derlerdi de

[110] Siz onları alaya alırdınız; o kadar ki (bu yaramaz haliniz) beni anmayı size unutturdu ve siz onlara (bakıp bakıp alaylı sekilde) guluyordunuz

[111] Dogrusu ben onları, sabrettiklerine karsılık bugun mukafatlandırdım. Suphesiz ki onlar, kurtulusa erenlerin kendileridir

[112] (Allah onlara): Yeryuzunde kac yıl kaldınız ? diye sorar

[113] «Bir gun ya da bir gunun birazı kaldık, sayanlara sor» derler

[114] Allah: Ancak az bir sure kaldınız. Bunu (daha once) bir bilseydiniz a ?! Buyurur

[115] Sizi bosuna, amacsız yarattıgımızı ve bize dondurulmeyeceginizi mi sandınız

[116] Hak hukumdar olan Allah cok yucedir; O´ndan baska tanrı yoktur. O cok serefli aziz olan Ars´ın sahibidir

[117] Allah´la beraber baska bir ilaha —bu hususta (isbatlayıcı) hicbir delil yokken— ibadet edip tapan kimsenin hesabı ancak Rabbinin yanındadır ; dogrusu kafirler kurtulusa eremezler

[118] De ki: Rabbim! Bagısla, merhamet eyle; sen merhamet edenlerin en hayırlısısın

Nûr

Surah 24

[1] Bu bir suredir ki, onu indirdik ve (hukumlerini) farz kıldık. Icinde acık-secik ayetleri, dusunup ogut alasınız diye indirdik

[2] Zina eden erkek ve zina eden kadından her birine yuz degnek vurun. Eger Allah´a ve Ahiret gunune inanıyorsanız Allah´ın dinin(in hukumlerini uygulamada) bunlardan yana bir sefkat ve acıma duygusu sizi tutmasın ve mu´minlerden bir topluluk da onlar hakkında uygulanan azab (cezay)a sahid olsunlar, (hazır bulunsunlar)

[3] Zina eden erkek, ancak zina eden bir kadınla veya Allah´a ortak kosan bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadın da, ancak zina eden bir erkekle veya Allah´a ortak kosan bir erkekle evlenebilir. Bu, mu´minlere haram kılınmıstır

[4] Iffetli hur kadınlara zina (sucunu yakıstırıp iftira) atan, sonra (bunu isbat icin) dort sahid getiremiyenlere seksen degnek vurun ve onların sahiciliklerini ebediyyen kabul etmeyin ve iste onlar gunah isleyip ilahi yoldan cıkmıs kimselerdir

[5] Ancak bu iftira gunahından sonra tevbe edip kendini duzelterek ilahi yola donenler mustesna.. Cunku gercekten Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[6] Kendi eslerine (zina sucu isnad edip iftira) atanlar ve kendilerinden baska sahidleri bulunmayanlardan herbirinin sahidligi, dogrulardan olduguna dair dort defa Allah ile (yemin edip) sehadette bulunmasıdır

[7] Besinci defa, eger yalancılardan ise Allah´ın lanetinin kendi uzerine olmasını soylemesidir

[8] Kocasının elbette yalancılardan olduguna dair dort defa Allah ile yemin edip sehadette bulunması

[9] Besinci defa, eger kocası dogrulardan ise Allah´ın gazabının kendisi uzerine (inmesini) dilemesi, kadından cezayı savar

[10] Eger Allah´ın size olan fazl-u rahmeti olmasaydı, (durumunuz ne olurdu ?) ve suphesiz ki Allah tevbeyi cokca kabul eden yegane hikmet sahibidir

[11] Dogrusu, iftira ile gelenler sizden birkac kisidir. Bunu kendiniz icin ser sanmayın, bilakis o sizin icin hayırlıdır. O iftiracılardan her birine kazandıgı gunah vardır. Onlardan iftiranın buyuklugune sahip cıkıp yurutene ise buyuk bir azab vardır

[12] Onu isittiginiz zaman mu´min erkekler ve mu´min kadınlar kendi kendilerine iyi zan besleyip bu acık bir iftiradır, deselerdi olmaz mıydı

[13] Onlar iftiraya karsı dort sahit getirmeli degiller miydi ? Sahidleri getiremediklerine gore, onlar evet onlar Allah yanında yalancılardır

[14] Allah´ın size Dunya ve Ahiret´te fazl-u keremi olmasaydı o iftiradan dolayı size buyuk bir azab dokunurdu

[15] Bir vakit ki o iftirayı dilden dile aktarıyor, hakkında hicbir (dogru) bilginiz olmadıgı seyi soyleyip duruyordunuz ve siz bunu kolay sanıyordunuz. Halbuki o Allah yanında oldukca buyuk bir buhtan (iftira)dır

[16] Onu isittiginiz vakit, (Peygamberin esiyle ilgili) boyle bir konusmamız bize uygun olmaz; Hakk´ı tenzih ederiz, bu en buyuk bir iftiradır, deseydiniz ya

[17] Eger mu´minler iseniz benzeri seye bir daha donmeyesiniz diye Allah size ogut veriyor

[18] Allah size ayetleri bir bir acıklıyor; Allah bilendir ve hikmet sahibidir

[19] Iman edenler arasında edep dısı, iffet lekeleyici sozlerin yayılmasını arzu edip duranlar icin Dunya´da da, Ahiret´te de elem verici bir azab vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[20] Eger Allah´ın size fazl-u keremi, rahmeti olmasaydı ve dogrusu Allah cok esirgeyen ve cok merhamet eden bulunmasaydı, (aranızda buyuk fitneler cıkardı, bu yuzden cezanızı carcabuk verirdi)

[21] Ey iman edenler! Seytan´ın adımlarına uymayın. Kim Seytan´ın adımlarına uyarsa, suphesiz ki o, hayasızlıgı, uygunsuzlugu; dinin, aklın ve saglam orfun cirkin kabul ettigi seyi emreder. Allah´ın sizin uzerinize bol rahmeti ve lutfu olmasaydı, sizden hic biriniz ebediyen (gunah ve fenalıktan) temize cıkamazdı. Ama Allah diledigini temize cıkarır. Allah (her seyi geregi gibi) isitendir, bilendir

[22] Sizden fazilet ve varlık sahibi olanlar yakınlarına, duskunlere, Allah yolunda hicret edenlere (yardımda) bulunmamaya yemin etmesinler (veya vermekte kusur etmesinler); affetsinler, bagıslayıp aldırıs etmesinler. Allah´ın sizi bagıslamasını sevip arzu etmez misiniz ? Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[23] Onlar ki, iffetli, (hayasızlıktan) habersiz mu´mine kadınlara zina iftirasında bulunurlar, suphesiz ki Dunya´da da, Ahiret´te de lanetlenmislerdir ; onlar icin buyuk bir azab vardır

[24] Oyle bir gundeki elleri ve ayakları onların yaptıklarına, islediklerine karsılık aleyhlerinde sahidlik ederler

[25] O gun Allah, onlara hakkettikleri hesap ve cezayı tastamam verecek ve onlar da Allah´ın apacık hakk oldugunu (her seyi acıklayıp ortaya koydugunu) bilecekler

[26] Kotu yaramaz kadınlar (veya sozler), kotu yaramaz erkeklere ; kotu yaramaz erkekler, kotu yaramaz kadınlara (veya sozlere); iyi temiz kadınlar (veya sozler) iyi temiz erkeklere ; iyi temiz erkekler de iyi temiz kadınlara (veya sozlere) yakısır. Iste bunlar, onların dediklerinden pak ve uzaktırlar. Bunlar icin bagıslanma ve cok serefli rızık vardır

[27] Ey iman edenler! Kendi evlerinizden baska evlere, sahipleriyle alıskanlık saglayıp (onlardan) izin almadıkca ve onlara selam vermedikce girmeyin. Bu sizin icin hayırlıdır. Umulur ki iyice dusunursunuz

[28] Icinde bir kimse bulamazsanız, size izin verilmedikce yine de girmeyin. Size, «geri donun» denilirse, geri donun. Bu sizin icin daha nezih ve daha uygundur. Allah yapageldiklerinizi bilir

[29] Icinde sizinle ilgili bir yarar bulunup oturulmayan evlere girmenizde bir gunah ve vebal yoktur. Allah acıkladıgınızı da, gizli tuttuklarınızı da bilir

[30] (Ey Muhammed !) Mu´min erkeklere de ki: Gozlerini (kendilerine helal olmayanlardan) sakınsınlar, utanc yerlerini korusunlar. Bu onlar icin daha nezih ve daha uygundur. Suphesiz ki Allah onların isleyegeldiklerinden haberlidir

[31] Mu´mine kadınlara da de ki: (Bakılması haram olan seylerden) gozlerini sakınsınlar; iffet ve namuslarını korusunlar, sus yerlerini —gorunen kısımlar dısında— acmasınlar; basortulerini yakaları uzerine (gelecek sekilde) salıversinler; zinetlerini (ve zinet yerlerini) kocalarından veya babalarından veya kocalarının babalarından veya ogullarından veya kocalarının ogullarından veya kardeslerinden veya kardeslerinin ogullarından veya kızkardeslerinin ogullarından veya kendi (din kardesleri sayılan) kadınlardan veya ellerinin sahip oldugu cariyelerden veya erkeklikten kesilip (kadınlara) ihtiyac duymayan hizmetcilerden veya kadınların utanc yerlerine ilgi duymayan cocuklardan baskasına acmasınlar. Suslerinden gizledikleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar (ayak bileklerindeki halhali tasıdıklarını hissettirmesinler). Hepiniz birden Allah´a tevbe edin ey mu´minler! Ola ki korktuklarınızdan kurtulup umduklarınıza erisirsiniz

[32] Sizden evli olmayanları; kolelerinizden ve cariyelerinizden (yuva kurmaya, evlilik hukukuna saygılı olmaya) elverisli bulunanları evlendirin. Fakir iseler Allah onları fazl-u kereminden zengin kılar. Allah´ın vergisi bol ve genistir; Allah bilendir

[33] Evlenemiyenler (mali imkanı buna elvermiyenler) Allah kendilerini fazl-u kereminden zengin kılıncaya kadar iffetli kalmaya calıssınlar. Sahip oldugunuz kole ve cariyelerinizden belli bir para odemek suretiyle azad edilmesi hakkında yazılı bir anlasma yapmak isteyenlerle —onlarda iyi bir durum biliyorsanız— yazılı anlasma yapın. Allah´ın size verdigi maldan onlara verin. Dunya hayatının gecici menfaatini elde etmek icin cariyelerinizi —iffetli kalmayı arzu edip duruyorlarsa— fuhsa sakın zorlamayın. Kim onları (bu hususta) zorlarsa, elbette Allah onların zorlamasından sonra (o cariyeleri) cok bagıslayan ve (haklarında) cok merhamet edendir

[34] And olsun ki size cok acık-secik ayetler, sizden once gelip gecenlerden birtakım misaller ve Allah´tan korkup fenalıklardan sakınanlar, ilahi sınırlara saygılı (ve baglı) olanlar icin ogut(ler) indirdik

[35] Allah goklerin ve yerin nurudur. O´nun nurunun misali, icinde kandil bulunan ice acık bir pencere gibidir. Kandil cam icindedir; cam pırıl pırıl ısık veren bir yıldıza benzer; ne yalnız dogunun, ne de yalnız batının urunu olan mubarek zeytin agacından yakılır. O´nun yagı ates dokunmasa bile neredeyse ısık verir; nur ustune nurdur. Allah, (gercegi anlayabilsinler diye) insanlara birtakım misaller verir. Allah her seyi bilendir

[36] Allah´ın saygıyla yuksek tutulmasına ve iclerinde isminin anılmasına izin verdigi evlerde (cami ve mecidlerde) sabah-aksam O´na tesbih ederler

[37] Oyle adamlar ki, ne ticaret, ne alım-satım onları Allah´ı anmaktan, zekatı vermekten alıkoymaz. Kalblerin ve gozlerin (korkudan) donecegi gunden korkarlar

[38] (Bu da) Allah´ın onları islediklerinin en guzeliyle mukafatlandırması ve kendi bol nimetini, genis rahmetini onlara fazlasiyle vermesi icindir. Allah diledigi kimseleri hesapsız rızıklandırır

[39] Kufre sapanların amelleri, alabildigine duz bir coldeki serap gibidir ; susayan kimse onu su sanır, sonunda ona gelince bir sey bulamaz, orada Allah´ı (O´nun hukmunu, kader cizgisini) bulur; O da onun hesabını noksansız gorur. Allah hesabı carcabuk gorendir

[40] Veya (kufre sapanların isleri) engin bir denizdeki karanlıklara benzer ; ustuste dalgalar ve onun ustunde birbiri ustune karanlık bulutlar cokmus vaziyettedir; elini cıkardıgında neredeyse onu bile goremez. Allah kime nur vermemisse, onun icin nur yoktur

[41] Gormedin mi ki, goktekilerle yerdekiler ve dizi dizi olan kuslar Allah´ı tesbih ederler. Her biri cidden dua ve tesbihini bilmistir. Allah onların yaptıklarını bilendir

[42] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır; gidis ancak Allah´adır

[43] Gormedin mi ki, Allah bulutları (diledigi olculere gore) bir tarafa surer, sonra onları toplayıp birlestirir, sonra da ustuste yıgar; yagmurun bunun arasından cıktıgını gorursun. Gokten icinde dolu bulunan daglar (gibi bulutlar) indirir de onu diledigine dokundurur, dilediginden de onu cevirip uzaklastırır. Simsegin parıltısı neredeyse gozleri kamastırıp alır

[44] Allah gece ile gunduzu (birbiri ardınca) devrettirir. Suphesiz ki bunda kalb gozu, kafa gozu (acık) olanlar icin ibret vardır

[45] Allah hareket edip debelenen her canlıyı sudan yaratmıstır; onlardan bir kısmı karnı uzerine yurur, bir kısmı iki ayak uzerine yurur, bir kısmı da dort ayak uzerine yurur. Allah diledigini (diledigi bicimde) yaratır. Allah´ın her seye kudreti yeter

[46] And olsun ki, nice acıklayıcı ayetler indirdik. Allah diledigini (sunneti uyarınca) dogru yola iletir

[47] Ikiyuzlu donekler, «biz Allah´a ve Peygamber´e iman edip buyruklarına basegdik» derler. Sonra bunun ardından onlardan bir kısmı yuzcevirirler. iste bunlar (gercek) mu´minler degillerdir

[48] Aralarında hukmetmek icin onlar Allah´a ve Peygamberine davet edildikleri zaman bir de bakarsın ki onlardan bir grup sırt cevirip (bu davete) aldırıs etmezler

[49] Eger hakk kendilerinden yana ise, basegerek kosa kosa gelirler

[50] (Sahi) bunların kalbinde hastalık mı var, yoksa suphe mi ediyorlar, ya da Allah ve Peygamberinin kendileri aleyhine haksızlık edeceginden mi korkuyorlar ?! Hayır, (ikiyuzlu donekler olmaları onları bu duruma dusurmustur). Istezalimler bunlardır

[51] Aralarında hukmetmek uzere Allah ve Peygamber´ine cagırıldıkları zaman mu´minlerin sozu ancak su olmustur: «Isittik, itaat ettik». Iste korktugundan kurtulup umduguna kavusanlar bunlardır

[52] Ve kim Allah´a ve Peygamber´ine itaat eder de Allah´tan saygı ile korkar ve (karsı gelmekten) sakınırsa, iste kurtulusa erenler onlardır

[53] Eger kendilerine emredersen, elbette savasa cıkacaklarına dair olanca yeminleriyle and icerler.De ki: And icmeyin, bu, bilinegelen (sahte) bir itaatınızdır. Suphesiz ki Allah, isleyegeldiginiz seylerden haberlidir

[54] De ki: Allah´a itaat ediniz, Peygamber´e itaat ediniz. Bununla beraber Yuzcevirirlerse, Peygamber´e gereken, kendisine yuklenilen (teblig ve irsad)dır; size de kendinize yuklenen duser. (Herkes kendine yukletilenden sorumludur). Eger ona itaat ederseniz dogru yolu bulmus olursunuz. Peygamber´e gereken sadece acık tebligdir

[55] Allah sizden iman edip iyi-yararlı islerde bulunanları, onlardan oncekileri yeryuzunde (inkarcı sapıkların) yerine getirdigi gibi, onları da (putperest musriklerin) yerine getirecegini, onlar icin hos gorup razı oldugu dini yine onlar icin saglam temellere oturtup yerlestirecegini ve korkularının ardından guvene cevirecegini yeminle va´detmistir: Oyle ki bana ibadet edecekler, hicbir seyi ortak kosmayacaklar. Bundan sonra kim kufrederse, iste onlar ilahi sınırları asanların kendileridir

[56] Namazı dosdogru kılın, zekatı yerin. Peygamber´e itaat edin. Olaki rahmete layık gorulursunuz

[57] Kufre sapanların (bizi) yeryuzunde aciz bırakacaklarını sakın sanma ; onların varacagı yer atestir ve o ne kotu bir gidistir

[58] Ey iman edenler! Ellerinizin sahip bulundugu kole, cariye ve hizmetcileriniz ve sizden henuz ergen olmayanlar, (odanıza girmek istediklerinde su) uc vakit sizden´ izin istesinler : Sabah namazından once, ogle sıcagından (bunalıp) elbisenizi cıkararak (bir tarafa) koydugunuzda ve yatsı namazından sonra. Bu uc vakit utanc yerlerinizin acık olabilecegi halvet zamanıdır. Bu vakitlerin dısında (yanınıza girmelerinde) birbirinize ugrayıp dolasmanızda ne size, ne de onlara bir sakınca yoktur. Iste Allah boylece ayetlerini size acıklar. Allah bilendir, hikmet sahibidir

[59] Sizden olan cocuklar, ergenlik cagına girince, onlardan once (dogup ergen) olanların istedigi gibi izin isteyerek (oylece yanınıza) girsinler. Iste Allah size ayetlerini boylece acıklar. Allah bilendir, hikmet sahibidir

[60] Evlenme umidi kalmamıs (ay hali ve lohusalıktan kesilip) oturan kadınların, sus yerlerini gostermeksizin dıs elbiselerini cıkarmalarında kendilerine bir gunah yoktur. Bununla beraber iffetli davranmaları, kendileri icin hayırlıdır. Allah isitendir, bilendir

[61] (Kendilerine anahtar teslim edilen) kole, (teslim edilen evdeki gıda maddesinden bir seyler yemesinde) bir vebal yoktur. (Aynı sekilde) topala da bir vebal yoktur, hastaya da bir vebal yoktur. Size de kendi evlerinizde izinsiz yemek yemenizde veya babalarınızın evlerinde veya analarınızın evlerinde veya kardeslerinizin evlerinde veya kızkardeslerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip (kahyası) bulundugunuz evlerde yemenizde bir sakınca yoktur. Gerek bir arada, gerekse dagınık ayrı ayrı yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. (3). Evlere girdiginiz zaman kendinize Allah´tan feyiz, bereket, iyilik, guzellik esenligi olmak uzere selam verin. Allah boylece size ayetlerini acıklar. Ola ki aklınızı kullanırsınız

[62] Mu´minler ancak o kimselerdir ki, Allah´a ve Peygamber´ine iman etmisler ve Peygamberle beraber toplu bir is uzerinde bulunup (gorustuklerinde) ondan izin istemedikce (bir tarafa ayrılıp) gitmemislerdir. Suphesiz ki senden izin isteyenler var ya, iste onlar Allah´a ve Peygamber´ine (dosdogru) inananlardır. Artık onlar bazı isleri icin senden izin isterlerse, onlardan diledigine izin ver. Onlar icin Allah´tan bagıslanma isteginde bulun. Suphesiz ki Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[63] Peygamber´e (kendisiyle konusurken) seslenmenizi, kendi aranızda birbirinize seslendiginiz gibi saymayın. Icinizden birbirini siper edinip sıvısarak gidenleri elbette Allah bilir. Artık Peygamber´in emrine muhalefef edenler, kendilerine bir fitnenin dokunmasından veya kendilerine elem verici bir azabın erismesinden (korkup) cekinsinler

[64] Haberiniz olsun ki, goklerde, ve yerde olanlar Allah´ındır. Uzerinde bulundugunuz durumu ve (insanların) kendisine dondurulecegi gunu cok iyi bilir de onlara neler yaptıklarını bir bir acık-secik haber verir. Allah her seyi bilir

Furkan

Surah 25

[1] Feyiz ve bereket, azamet ve kudret sahibi ne yucedir ki (hakkı batıldan, dogruyu egriden, helali haramdan ayıran) Furkan´ı, milletleri (tuttukları yolun tehlikesine karsı) uyarıcı olsun diye kulu (Muhammed´e) indirmistir. O yuce kudret ki, goklerin ve yerin mulku O´nundur. O, cocuk edinmemistir; mulkunde hicbir ortagı yoktur; her seyi yaratıp duzene koymus, belli olculere gore takdir etmistir

[2] Feyiz ve bereket, azamet ve kudret sahibi ne yucedir ki (hakkı batıldan, dogruyu egriden, helali haramdan ayıran) Furkan´ı, milletleri (tuttukları yolun tehlikesine karsı) uyarıcı olsun diye kulu (Muhammed´e) indirmistir. O yuce kudret ki, goklerin ve yerin mulku O´nundur. O, cocuk edinmemistir; mulkunde hicbir ortagı yoktur; her seyi yaratıp duzene koymus, belli olculere gore takdir etmistir

[3] (Oyle iken inkarcı sapıklar) O´nu bırakıp baska tanrılar edindiler ki, bunlar bir sey yaratamazlar, kendileri yaratılmıslardır; kendi kendilerine ne bir zarar, ne de bir yarara sahiptirler ; ne olume, ne dirime, ne de oldukten sonra yeniden dirilmeye guc getirebilirler

[4] Kufre sapanlar, «bu Kur´an, Muhammed´in uydurdugu yalandan baskası degildir; bunu (duzmede) baska bir topluluk ona yardım etmistir» dediler. Onlar cidden haksızlık ve yalanla geldiler

[5] Yine onlar, «bu onun yazdırıp sabah aksam kendisine okunan eskilerin masallarıdır» dediler

[6] De ki -. «Onu goklerdeki ve yerdeki gizliligi bilen (Yuce Kudret) indirmistir. Suphesiz ki O, cok bagıslayan, cok merhamet edendir.»

[7] Hem dediler ki: «Bu peygambere ne oluyor ki yemek yiyor, carsı-pazarlarda dolasıyor ?! Ona bir melek indirilseydi de kendisiyle beraber uyarıcı olsaydı ya..»

[8] «Veya Ona bir hazine sunulsa, ya da kendisine ait bir Cennet olsa da ondan yese ya..» Bu zalimler, (Muhammed´e inananlara): «Siz olsa olsa, buyulenmis bir adama uyuyorsunuz !» dediler

[9] Bir bak, sana nasıl misaller getirdiler de bu yuzden sapıttılar; yol bulmaya da gucleri yetmez

[10] Feyiz, bereket ve rahmet kaynagı O Yuce Kudret, dilerse sana bundan daha iyi olan, altlarından ırmaklar akan Cennetleri verir ve sana koskler meydana getirir

[11] Hayır, onlar Kıyamet´i de yalan saydılar. Biz ise Kıyamet´i yalanlayan kimseye cılgın bir ates hazırlamısızdır

[12] O ates bunları uzak bir yerden gorunce, onun, ofkesinden kopurup korkunc ugultusunu duyarlar

[13] (Seytanlarla birlikte) elleri boyunlarına baglı bulundugu halde atesten daracık bir yere atıldıkları zaman orada yok olmayı dovunerek isterler

[14] Bugun bir tek defa dovunup yok olmayı istemeyin, bircok defa dovunup yok olmayı isteyin, (denilir)

[15] De ki: «Bu mu hayırlıdır, yoksa muttakilere (Allah´tan korkup kufurden, azgınlıktan, haramdan sakınanlara) va´dedilen sonsuz Cennet mi daha hayırlıdır ? Onlar icin bir mukafat, sonunda varacakları (mutlu) bir yer bulunuyordun

[16] Devamlı kalıcı oldukları halde, orada kendileri icin diledikleri seyler vardır. Bu da Rabbın uzerine istenilmeye layık, verilmis bir sozdur.»

[17] Onları ve Allah´ı bırakıp taptıkları seyleri kaldırıp (hesap alanına) toplayacagı gun (Allah) onlara : Siz mi su kullarımı saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar? der

[18] Onlar (tapılan seyler), «seni tenzih ederiz, bize senden baska dostlar ve sahip edinmeler yakısmaz ; ne var ki ,sen onları ve babalarını nimetlerle zevke daldırdın, o kadar ki seni anmayı unuttular ve yok olmaya ugratılan bir millet oldular» derler

[19] Gercekten, taptıklarınız, soyledikleriniz seyler hakkında sizi yalanladılar. Artık bu durumda ne (azabı) savmaya, ne de bir yardım (gormeye) gucunuz yeter. Sizden kim haksızlık ederse, ona da buyuk bir azab tattırırız

[20] Senden once gonderdigimiz peygamberler de suphesiz ki yemek yerler, carsı-pazarlarda gezip dolasırlardı. Bir kısmınızı bir kısmınıza deneme ve sınav vesilesi kıldık. Sabreder misiniz ? Rabbın ise yeterince bilip gorendir

[21] Bize kavusacaklarını umit etmeyenler: «Uzerimize melekler indirilseydi ya, ya da Rabbimizi gormeli degil miydik» derler. And olsun ki onlar kendi kendilerine buyukluk tasladılar da azgınlık ve taskınlıkta hayli ileri gittiler

[22] Melekleri gorecekleri gun, evet o gun suclu gunahkarlara hicbir mujde (haberi) yoktur. Melekler de (mujde haberi size) iyice yasak, yasak ! diyecekler

[23] Onların isledigi her ameli karsılayıp dagılmıs toz haline getiririz

[24] O gun Cennetlik olanlar en hayırlı eylesecek. en guzel dinlenecek yerdedirler

[25] O gun gok beyaz bulutlar seklinde (bir gorunum vererek) yarılıp dagılacak ; melekler grup grup indirilecek

[26] O gun gercek mulk (ve hukumranlık butunuyle) Rahman´ındır. O gun kafirler icin pek sıkıntılıdır

[27] O gun zalim zorba, ellerini ısırıp «keske Peygamberle beraber bir yol tutsaydım !» diyecek

[28] Eyvah, yazıklar olsun bana! Keske falanı dost edinmeseydim

[29] And olsun ki bana Kur´an geldikten sonra o dost (dedigim kimse) beni saptırdı. Seytan ise insanı asagılık halde yapayalnız bırakandır

[30] Peygamber de dedi ki: Ey Rabbim! Suphesiz ki kavmim bu Kur´an´ı (bir kenara itip) terkettiler

[31] Iste bunun gibi her peygamber icin suclu gunahkarlardan bir dusman ortaya cıkardık. Dogru yolu gosterici ve yardım (elini) uzatıcı olarak Rabbin yeter

[32] Inkara saplanıp kalanlar dediler ki: «Kur´an O´na (Muhammed´e) bir defada butunuyle indirilseydi ya..» Biz onunla senin kalbini iyice yatıstırıp pekistirmek ve tane tane okuman icin boylece (parca parca ve uzun surede) indirdik

[33] Sana bir misal getirmezler ki mutlaka biz (ona karsılık) hakkı yorum ve acıklama cihetiyle en guzelini getirmis olmayalım

[34] Onlar ki toplanıp yuzukoyun Cehennem´e sevkedilirler, iste onlar yer cihetiyle daha serli, yol cihetiyle daha sapıktırlar

[35] And olsun ki Musa´ya kitap verdik ve kardesi Harun´u maiyetinde (bulunmak uzere) vezir yaptık

[36] Onlara, ayetlerimizi yalanlayan millete gidin, dedik. (O millet buna ragmen yalanlama ve inkardan vazgecmeyince) cok gecmeden onları fena halde yok ettik

[37] Nuh kavmine de (uyarıcı peygamber) gonderdik; peygamberleri yalanlayınca onları (suda) bogduk ve kendilerini (geride kalan) insanlara bir ogut ve ibret kıldık. Zalimlere de elem verici bir azab hazırladık

[38] Ad´ı da, Semud´u da, Ress (Yemame yoresindeki kasaba veya tasla orulmus kuyu) halkını da ve bunlar arasında (gelip gecen) bircok nesilleri de (yine aynı sebeplerle) yok ettik

[39] Onların herbiri icin (dogru yola donerler diye) misaller verdik ve (sonunda) herbirini yıkıp belirsiz hale getirdik

[40] And olsun ki onlar (inkarcı sapıklar) afet yagmuruna tutulup (yok edilen) kasabaya varmıslardı, onu gormediler mi ? Hayır, yeniden dirilip kalkmayı ummazlar

[41] Seni gordukleri zaman. «Allah´ın elci olarak gonderdigi bu mudur ?» diyerek (ciddi hicbir tavır takınmazlar), sadece alaya alırlar

[42] Tanrı edindigimiz (putlara tapmakta) sabretmemis olsaydık, neredeyse bizi saptıracaktı! derler. Ileride bunlar azabı gorunce kimin yol edinme bakımından daha sapık oldugunu bileceklerdir

[43] Arzu ve hevesini tanrı edineni gordun mu ? Yoksa sen mi onun uzerine (koruyucu, kurtarıcı) vekil olacaksın

[44] Yoksa sen onların cogunun isittigini, ya da eklettigini mi sanıyorsun ? Onlar ancak davarlar gibidirler, hayır onlar (yol) edinme bakımından daha da saskındırlar

[45] Rabbin (kurdugu duzen, koydugu kanun uyarınca) golgeyi nasıl uzattıgını gormedin mi? Dileseydi onu yerinde sakin bırakırdı. Sonra biz gunesi ona sebep ve delil yaptık

[46] Sonra da onu tutup kendimize dogru azar azar cekip (kısaltmaktayız)

[47] O´dur ki size geceyi bir ortu, uykuyu bir dinlenme (devresi), gunduzu yeni bir hayat (suresi) kıldı

[48] O´dur ki ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci gonderdi ve olu bir ulkeyi diriltmemiz ve yarattıgımız davarları ve bircok insanları sulamamız icin gokten tertemiz su indirdi

[49] O´dur ki ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci gonderdi ve olu bir ulkeyi diriltmemiz ve yarattıgımız davarları ve bircok insanları sulamamız icin gokten tertemiz su indirdi

[50] And olsun ki, bu (tabiat olayını) ogut alsınlar diye insanlar arasında cevirip dururuz. Bununla beraber insanların cogu inad edip dayattılar da nankorlukten vazgecmediler

[51] Isteseydik her kasabaya (ve koye) bir uyarıcı (peygamber) gonderirdik. (Oyle yapmadık, yalnız seni secip butun insanlara gondermeyi uygun bulduk)

[52] O halde kafirlere bas egip uyma; onlarla buyuk bir cihad (ruh ve heyecanı) ile savas

[53] O ki, iki denizi salıverip yaklastırdı ; sunun suyu tatlı icimi kolay, bunun suyu tuzlu acı; aralarında da (birbirlerine karısmalarını onlemek icin) bir engel, asılması zor bir sınır koydu

[54] O ki, sudan bir insan (turu) yarattı, onların arasında soy ve hısımlık meydana getirdi. Rabbın kudreti (her seye) yeter

[55] Allah´ı bırakıp kendilerine ne yarar, ne de zarar veremiyen baska seylere tapıyorlar. Zaten kafir, Rabbına karsı (Iblis´e ve nefse) arka cıkar

[56] Biz seni ancak (rahmet, gufran ve ebedi saadet) mujdecisi ve (egri yolun felakete, bedbahtlıga gittigini bildiren) uyarıcı olarak gonderdik

[57] De ki:Ben buna (hizmete) karsı sizden bir ucret istemiyorum ; ancak Rabbime dogru bir yol tutmak isteyeni arzuluyorum

[58] O hep diri olup hic olmeyecek Rabbine guvenip dayan ; O´na hamd ile tesbihte bulun. Kullarının gunahlarından haberli olarak Allah yeter

[59] O Allah ki, gokleri, yeri ve ikisi arasındaki seyleri altı gun (devir)de yaratmıs; sonra da Ars uzerine saltanat ve kudretini kurmustur. O Rahman´dır. Artık sen O´nu (O´ndan) haberli olandan sor

[60] Onlara, haydi Rahman´a secde edin, denilince, onlar, «Rahman da neymis ? Bize emrettigine secde mi ederiz ?» derler. Ve bu onların nefretini artırır

[61] Ne yuce, ne mubarektir O Allah ki, gokte burclar meydana getirmis ve orada kandil (misali bir Gunes) ve aydınlatıcı bir Ay var kılmıstır

[62] O ki, dusunup ogut ve ibret almak isteyenler veya sukretmeyi ar zu edenler icin gece ile gunduzu birbiri ardınca getirmistir

[63] O Rahman´ın kulları (o kimseler)dir ki, yeryuzunde alcak gonullu yururler; cahiller onlara soz attıgı vakit, «selametle» derler

[64] Onlar ki Rablarına secde ederek, ayakta durarak (namaz ve niyazda bulunarak) gecelerler

[65] Onlar ki «Rabbimiz bizden Cehennem azabını cevirip uzaklastır. Suphesiz ki onun azabı devamlı acı ve iskencedir» derler

[66] Suphesiz ki orası kotu bir karargah ve fena bir eylesim yeridir

[67] Onlar ki (mallarını) harcadıkları zaman ne israf ederler, ne de cimrilik yaparlar, bu ikisi arasında dengeli ortalama (bir yol tutarlar)

[68] Onlar ki Allah´la beraber baska bir tanrıya tapmazlar, haklı bir sebep dısında Allah´ın haram kıldıgı canı oldurmezler; zina etmezler.. Kim bunları islerse cezaya carpılır

[69] Kıyamet gunu azabı kat kat olur ve azab icinde asagılanmıs halde devamlı kalır

[70] Ancak tevbe edenler, dosdog ru iman edip iyi-yararlı amelde bulunanlar mustesna. Iste Allah bunların kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[71] (Evet) kim tevbe edip iyi-yararlı amelde bulunursa suphesiz ki o, Allah´a, tevbesi kabul edilmis ve sevabına erismis olarak doner

[72] Onlar ki yalan yere sahidlik etmezler, bosanlamsız bir seyle karsılasınca sukunet ve vakarla gecerler

[73] Onlar ki Rablarının ayetleri kendilerine hatırlatılınca ustune sagırlar, korler gibi kapanıp kalmazlar

[74] Onlar ki, ey Rabbimiz ! derler, bize eslerimizden ve cocuklarımızdan gozlerin aydınlıgı (olcusunde) bagısla ve bizi (Allah´tan) korkup (fenalıklardan) sakınanlara onder ve lider eyle

[75] Iste bunlar sabrettiklerine karsılık Cennet´in gonul acıcı yuksek cardagıyla mukafatlandırılmaya layık gorulurler ve orada saygı ve selam ile karsılanırlar

[76] Orada devamlı kalıcılardır. Orası ne guzel karargah ve ne guzel kalınacak yerdir

[77] De ki: Eger duanız (ve iba detiniz) olmasa, Rabbim size ne diye deger versin. Siz (ey inkarcı sapıklar !) cidden (Hakk´ı) yalanladınız. Bunun cezası luzumlu olup (sizi bırakmıyacaktır)

Şuarâ

Surah 26

[1] Ta - Sin - Mim

[2] Bu, acık-secik (aynı zamanda acıklayıcı) Kitab´ın ayetleridir

[3] (Ey Peygamber!) Onlar dosdogru iman etmiyeoekler diye neredeyse kendine yazık edip kıyacaksın

[4] Biz isteseydik onlara gokten bir ayet (acık bir belge ya da mu´cize) indirirdik de onlar ona boyun egip egilirlerdi

[5] Onlara Rahman´dan ne kadar yeni bir ogut geldiyse mutlaka ondan yuzcevirdiler

[6] Cidden (onu) yalanladılar. Alaya aldıkları hususların haberi kendilerine gelecektir

[7] Yeryuzune bakmadılar mı? Onda gonul cekici her (bitki)den nice ciftler yetistirdik

[8] Suphesiz ki bunda acık bir belge vardır, ama onların cogu inanmazlar

[9] Rabbin gercekten cok ustundur, cok gucludur ve cok merhamet sahibidir

[10] Hani bir zaman Rabbin, Musa´ya : «Zulmu adet edinen millete, Fir´avn´ın milletine git; artık (Allah´tan) korkup (inkar ve azgınlıktan, haksızlık ve taskınlıktan) sakınmıyacaklar mı ?» diye seslenmisti

[11] Hani bir zaman Rabbin, Musa´ya : «Zulmu adet edinen millete, Fir´avn´ın milletine git; artık (Allah´tan) korkup (inkar ve azgınlıktan, haksızlık ve taskınlıktan) sakınmıyacaklar mı ?» diye seslenmisti

[12] Musa: «Rabbim! Dogrusu (beni) yalanlıyacaklarından korkuyorum da

[13] Gogsum daralıyor, dilim acılmıyor. Onun icin Harun´a da peygamberlik gonder

[14] Hem onların benim uzerimde bir (cinayet) gunahı vardır; bu yuzden beni oldureceklerinden endiseliyim» demisti

[15] (Allah ona): «Hayır, bırak bu endiseleri» dedi; acık belge ve mu´cizelerimizle ikiniz (onlara) gidiniz. Supheniz olmasın ki biz sizinle beraberiz ; (olup bitenleri) isitiriz

[16] Ikiniz Fir´avn´a gidin de ona deyin ki:«Suphesiz biz alemlerin Rabbinin peygamberleriyiz

[17] Israil ogulları´nı (salıver de) bizimle gonder.»

[18] (Fir´avn onlara): «A, seni cocukken aramızda besleyip buyutmedik mi ve sen omrunun birkac yılını bizde (gecirip) kalmadın mı

[19] Yapmak istedigini yaptın ve sen (cidden) nankorlerdensin,» dedi

[20] Musa, «o isi ben henuz (peygamberlik) yolunda degil iken yapmıstım» dedi

[21] «Sizden korktugum zaman da aranızdan kactım, derken Rabbim bana hukum ve hikmet verdi ve beni peygamberlerden eyledi

[22] Sizde buyutulmemi basıma kakılan bir nimet (goruyorsan bu), israil ogulları´nı kulkole edinmendendir.»

[23] Fir´avn ona: «Alemlerin Rabbı ne demektir ?» diye sordu

[24] Musa, «goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbıdır. Kesin olarak bilip inanırsanız (bu boyledir),» dedi

[25] Fir´avn cevresindekilere, «isitmiyor musunuz ? (Ben ne sordum, o ne cevap verdi!)» dedi

[26] (Bunun uzerine Musa): «O, sizin de Rabbınızdır ve daha onceki atalarınızın da Rabbıdır» dedi

[27] Fir´avn, «dogrusu size gonderilen elcinin elbette akli dengesi bozuktur» dedi

[28] Musa, «eger aklınızı kullanabiliyorsanız, (bilin ki) O, dogunun da, batının da, ikisi arasındaki seylerin de Rabbıdır; (butun bunları yaratıp meydana getiren, terbiye edip kemale erdirendir).» dedi

[29] Fir´avn, «eger benden baska ilah edinirsen, elbette seni zindanlıklardan ederim» dedi

[30] Musa ona : «Sana acık-secik bir belge (ve mu´cize) getirsem de mi ?» dedi

[31] Fir´avn, «eger dogru kisilerden isen haydi o belgeyi getir!» dedi

[32] Bunun uzerine Musa, Asa´sını yere bırakıverdi, derken o cok acık ve belirgin olcude bir ejderha (oluverdi)

[33] Ve elini cekip cıkardı derken o durup bakanlara (pırıl pırıl ısık veren) bembeyaz (bir gorunume burundu)

[34] Fir´avn, cevresindeki ileri gelenlere, «suphesiz ki bu, bilgin bir sihirbazdır

[35] Sizi kendi ulkenizden sihriyle cıkarmak istiyor; (ey ileri gelenler! Bu hususta) ne buyurursunuz ?» dedi

[36] Onlar, «bununla kardesini gozaltında tut ve (sonra da) sehirlere toplayıcılar gonder de

[37] Bilgili olan her sihirbazı toplayıp sana getirsinler» dediler

[38] Boylece sihirbazlar bilinen bir gunun belli vaktinde toplandılar

[39] Halka, «siz de toplandınız mı ?» denildi

[40] Ustun gelirlerse, sihirbazlara uyacagımızı umarız dediler

[41] Sihirbazlar geldiginde Fir´avn´a dediler ki, «eger ustun gelenler bizler olursak bizim icin elbette bir mukafat vardır ?»

[42] Fir´avn, «evet, o takdirde siz elbette (bana) yakınlardan olursunuz» dedi

[43] Musa, sihirbazlara : «Siz ne atacaksanız, ne ortaya koyacaksanız koyun !» dedi

[44] Onlar da urganlarını ve degneklerini yere attılar ve «Fir´avn´ın azizligi hakkı icin elbette bizler ustunleriz» dediler

[45] Musa da Asa´sını yere attı, derken ansızın onların uydurup (goz boyayarak) ortaya koyduklarını yalayıp yuttu

[46] Bunun uzerine sihirbazlar secdeye kapandılar

[47] «Biz alemlerin Rabbına, Musa ve Harun´un Rabbına inandık» dediler

[48] «Biz alemlerin Rabbına, Musa ve Harun´un Rabbına inandık» dediler

[49] Fir´avn, «ben size izin vermeden ona iman ettiniz (oyle mi ?) Elbette o size sihir ogreten buyugunuzdur. Yakında (neler yapacagımı) bileceksiniz. Yemin ederim ki ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim ve elbette hepinizi asacagım» dedi

[50] (Onlar): «Ne zararı var, cunku biz mutlaka Rabbımıza donecegiz

[51] Biz (senin adamlarından) ilk iman edenler olduktan geri Rabbımızın hatalarımızı bize bagıslayacagını ummaktayız» dediler

[52] Biz, Musa´ya: «Kullarımı geceleyin yola cıkar; cunku gercekten siz takip edileceksiniz» diye vahyettik

[53] Fir´avn da sehir ve kasabalara (asker) toplayıcı yetkilileri gonderdi (ve dedi ki): «Supheniz olmasın ki bunlar sayıları pek az birer topluluktur

[54] Fir´avn da sehir ve kasabalara (asker) toplayıcı yetkilileri gonderdi (ve dedi ki): «Supheniz olmasın ki bunlar sayıları pek az birer topluluktur

[55] Ve elbette bunlar bize karsı iyice kızgın olup (dis bilemektedirler)

[56] Dogrusu biz de uyanık tedbirli bir topluluguzdur.»

[57] Bununla beraber biz Fir´avn ve askerlerini bahcelerinden, pınarlarından, hazine ve yuce-serefli makamlardan cıkardık

[58] Bununla beraber biz Fir´avn ve askerlerini bahcelerinden, pınarlarından, hazine ve yuce-serefli makamlardan cıkardık

[59] Boylece Israil ogulları´nı (onların yerine) varis kıldık

[60] Gunes dogup ortalıgı aydınlatırken Fir´avn ve adamları onları takibe koyuldular

[61] Iki topluluk birbirini gorunce, Musa´nın arkadasları, «eyvah ! Elbette yetisilmekteyiz» dediler

[62] Musa (onlara): «Hayır, supheniz olmasın ki Rabbim bizimledir; (O, kurtulus) yolu gosterecektir» dedi

[63] Bunun uzerine Musa´ya: «Asa´nı denize vur!» diye vahyettik. Boylece deniz yarılıverdi de her parcası buyuk bir dag gibi (yukselip kaldı)

[64] Otekilerini de oraya yaklastırdık

[65] Musa´yı ve beraberindekilerinin hepsini kurtardık

[66] Sonra da digerlerini (denizde) bogduk

[67] Suphesiz ki bu olayda ogut ve ibret vardır; (ne varki kalanların) cogu iman etmis degillerdir

[68] Rabbın, gercekten O´dur yegane ustun, yegane guclu ; O´dur cok rahmet sahibi

[69] Onlara Ibrahim´le ilgili haberi de oku

[70] Hani Ibrahim babasına ve kavmine dedi ki: «Neye tapıyorsunuz ?»

[71] «Putlara tapıyoruz ve hep onlar icin toplanıp uzerlerine kapanırcasına tapmaya devam ediyoruz» dediler

[72] Ibrahim onlara: «Dua ettiginizde sizi duyuyorlar mı veya size yarar ya da zarar verebiliyorlar mı ?» dedi

[73] Ibrahim onlara: «Dua ettiginizde sizi duyuyorlar mı veya size yarar ya da zarar verebiliyorlar mı ?» dedi

[74] «Hayır, biz babalarımızı boyle yaparlarken bulduk» dediler

[75] Ibrahim : «Sizin ve onceki atalarınızın nelere taptıklarını (uzerinde dusunup onların neler olduklarını iyice) gorup anladınız mı

[76] Ibrahim : «Sizin ve onceki atalarınızın nelere taptıklarını (uzerinde dusunup onların neler olduklarını iyice) gorup anladınız mı

[77] Supheniz olmasın ki o taptıklarınız benim dusmanımdır; ancak alemlerin Rabbı mustesna. (O benim yegane dostumdur)

[78] O ki beni yaratmıs ve beni dogru yola iletmistir

[79] O ki beni yedirir ve icirir

[80] Hastalandıgım zaman O bana sifa verir

[81] O ki beni oldurur, sonra da diriltir

[82] O ki, hesap-ceza gunu gunah ve kusurlarımı bagıslamasını ummaktayım» dedi

[83] Rabbim! Bana hukum-hikmet ver ve beni iyi-yararlı kisilere eristir

[84] Sonra gelenler arasında dogru bir dil ile (anılmamı) bana sagla

[85] Beni Naim Cennet´inin varislerinden eyle

[86] Babamı da bagısla; cunku gercekten o (dogru yoldan) sapmıslardandır

[87] Beni (canlıların) dirilip kaldırılacakları gun rezil ve rusvay eyleme

[88] Oyle gun ki, mal ve ogullar (evlad) fayda vermez

[89] Ancak Allah´a selim bir kalb ile gelenler mustesna, (onların elbette imanı ve iyi-yararlı ameli fayda verir)

[90] (Allah´tan) korkup (fenalıklardan) sakınanlara Cennet yaklastırılır

[91] Cehennem de azgın sapıklar icin ortaya cıkarılıp gosterilir

[92] Onlara, Allah´tan baska taptıklarınız nerede ? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine yardımları oluyor mu ? denilir

[93] Onlara, Allah´tan baska taptıklarınız nerede ? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine yardımları oluyor mu ? denilir

[94] Onlar da, azgın sapıklar da, Iblis´in askerleri de hepsi birden yuzukoyun Cehennem´e itilirler

[95] Onlar da, azgın sapıklar da, Iblis´in askerleri de hepsi birden yuzukoyun Cehennem´e itilirler

[96] Orada tartısıp cekiserek derler ki

[97] Allah´a yemin ederiz ki, bizler gercekten acık bir sapıklık icinde idik

[98] Cunku sizi, alemlerin Rabbı ile esit seviyede tutuyorduk

[99] Ve bizi ancak suclu gunahkarlar saptırdı

[100] Artık (bugun icin) ne sefaatcilerimiz vardır, ne de candan sıcak bir dostumuz

[101] Artık (bugun icin) ne sefaatcilerimiz vardır, ne de candan sıcak bir dostumuz

[102] Ah! Eger bir defa daha (Dunya´ya) donusumuz olsaydı elbette mu´minlerden olurduk

[103] Suphesiz ki bu (anlatılanlarda bir ogut ve ibret vardır; (ne yazık ki) onların cogu iman etmemistir

[104] Ve elbette senin Rabbın yegane ustundur, cok merhametlidir

[105] Nuh´un kavmi de peygamberleri yalanladılar

[106] Hani kardesleri Nuh onlara dedi ki: (Allah´tan) korkup (putlara tapmaktan, kotuluklerde bulunmaktan) sakınmaz mısınız

[107] Suphe etmeyin ki ben size gonderilen guvenilir bir peygamberim

[108] Artık Allah´tan korkup bana itaat edin

[109] Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum ; benim hizmetimin karsılıgı ancak alemlerin Rabbına aittir

[110] O halde Allah´tan korkun ve bana uyun

[111] Onlar Nuh´a dediler ki: Sana en rezil asagılık insanlar uymusken biz sana inanır mıyız

[112] Nuh da dedi ki:«Onların yaptıklarıyla ilgili bilgim yoktur, (onların icyuzunu bilmem)

[113] Bir dusunseniz a, onların hesabını gormek ancak Rabbıma aittir

[114] Ve ben mu´minleri kovacak da degilim

[115] Ben ancak acık-secik (sekilde, gelecek olan tehlikeyi haber veren ve islenilen kotuluklere karsı elim bir azabın hazırlandıgını duyuran) bir uyarıcıyım

[116] Bunun uzerine onlar dediler ki: «Ey Nuh ! Eger (uyarıdan) vazgecmezsen elbette taslanacak (bedbaht)lardan olursun.»

[117] Nuh : «Ey Rabbim !» dedi, «dogrusu milletim beni yalanladı

[118] Artık benimle onlar arasını (hukmederek) ayır ve benimle beraber olan mu´minleri kurtar.»

[119] Bunun uzerine biz de onu ve beraberindekileri (binenlerle ve yuklenen seylerle) dolan gemide kurtardık

[120] Sonra da geride kalanları (suda) bogduk

[121] Suphesiz ki bunda ogut ve ibret vardır. (Ne yazık ki) onların cogu iman etmediler

[122] Senin Rabbın suphesiz ki yegane ustundur, cok merhametlidir

[123] Ad (kavmi) de gonderilen peygamberleri yalanladı

[124] Hani kardeslen Hud onlara dedi ki: «(Allah´tan) korkup (putlara tapmaktan, kotuluk islemekten) sakınmaz mısınız

[125] Supheniz olmasın ki ben, size gonderilen guvenilir bir peygamberim

[126] Artık Allah´tan korkup bana uyunuz

[127] Buna karsılık sizden bir ucret istemiyorum ; benim (hizmetimin) karsılıgı ancak alemlerin Rabbına aittir

[128] Siz her yuksekce yere bir anıt yapıp (kendinizden dunyalıkca asagı olanlarla mı) eglenirsiniz

[129] Devamlı kalacagınızı umarak birtakım (su kanalları, sarnıclar, kaleler gibi) sanat eserleri sayılacak yapıları mı (kendinize tek is ve amac) ediniyorsunuz

[130] Siddetle (hıncla) atılıp yakaladıgınızda zorbalar gibi mi yakalarsınız

[131] Artık Allah´tan korkun ve bana uyun

[132] Bildiginiz nimetleri size (comertce) verenden (O´na karsı gelmekten) sakının

[133] Size nice nimetlerle, ogullarla, bahcelerle, pınarlarla yardımda bulunmustur

[134] Size nice nimetlerle, ogullarla, bahcelerle, pınarlarla yardımda bulunmustur

[135] Ben, elbette size karsı o buyuk gunun azabından endise ediyorum.»

[136] Onlar dediler ki: Ogut versen de, ogut verenlerden olmasan da bizim icin fark etmez, birdir

[137] Bu tutumunuz, oncekilerin (surup gelen) adetlerinden baskası degildir

[138] Ve biz azab edilecek de degiliz

[139] Boylece Hud Peygamber´i yalanladılar. Biz de onları yok ettik. Suphesiz ki bunda ogut ve ibret vardır ; ne yazık ki onların cogu iman etmedi

[140] Senin Rabbın elbette O´dur cok guclu, cok ustun ; O´dur cok merhametli

[141] Semud (kavmi) de peygamberleri yalanladılar

[142] Hani kardesleri Salih onlara dedi ki: «Artık (putlara tapmaktan, Hakk´ı inkar etmekten) sakınmaz mısınız

[143] Supheniz olmasın ki ben sizin icin guvenilir bir peygamberim

[144] Artık Allah´tan korkun ve bana uyun

[145] Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum; benim (hizmetimin) mukafatı ancak alemlerin Rabbına aittir

[146] Su bulundugunuz yerde ; baglar ve bahcelerde ; pınarlar basında, ekinler icinde, gonul cekici salkım hurmalıklarda guven icinde kendi halinize bırakılacak mısınız

[147] Su bulundugunuz yerde ; baglar ve bahcelerde ; pınarlar basında, ekinler icinde, gonul cekici salkım hurmalıklarda guven icinde kendi halinize bırakılacak mısınız

[148] Su bulundugunuz yerde ; baglar ve bahcelerde ; pınarlar basında, ekinler icinde, gonul cekici salkım hurmalıklarda guven icinde kendi halinize bırakılacak mısınız

[149] Daglardan da ustaca sayılacak sekilde (fakat) sımarıkca evler yontuyorsunuz : (Bunun boyle devam edecegini mi sanıyorsunuz ? Hayır aldanıyorsunuz)

[150] Artık Allah´tan korkun, bana itaat edin

[151] Yeryuzunde fesad cıkarıp orada dirlik-duzenlik getirmeyenlerin; inkar ve azgınlıktan asırı gidenlerin emrine uymayın.»

[152] Yeryuzunde fesad cıkarıp orada dirlik-duzenlik getirmeyenlerin; inkar ve azgınlıktan asırı gidenlerin emrine uymayın.»

[153] Dediler ki: «Elbette sen buyulenenlerden birisin

[154] Sen de ancak bizim gibi bir insansın ; eger (iddianda) dogrulardan isen haydi bize bir acık belge, bir mu´cize getir.»

[155] Salih, «iste (belge ve mu´cize olarak) bir disi deve ! Su icme sırası (bir gun) onun, belirli bir gun de sizindir

[156] Sakın ona kotu (niyetle) dokunmayın ; sonra buyuk bir azab sizi yakalar» dedi

[157] Buna ragmen onlar o deveyi (bacaklarına) vurup devirdiler, (inatla onu) kestiler. (Sonra da) pismanlık duyarak sabahladılar

[158] O sebeple azab onları yakaladı. Suphesiz ki (bu olayda) bir ibret ve ogut vardır; ama onların cogu iman edenler olmadı

[159] Ve senin Rabbin suphesiz ki yegane ustundur, cok gucludur; cok merhamet edendir

[160] Lut kavmi de peygamberleri yalanladı

[161] Hani kardesleri Lut onlara dedi ki: «Artık (putlara tapmaktan, Hakk´ı inkardan, hayasızca davranmaktan) sakınmaz mısınız

[162] Supheniz olmasın ki ben size (gonderilen guvenilir) bir peygamberim

[163] halde Allah´tan artık korkun ve bana uyun

[164] Bu (hizmete) karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Benim hizmetimin karsılıgı ancak alemlerin Rabbına aittir

[165] Rabbınızın sizin icin yarattıgı esleri bırakıyorsunuz da alemler icinden (kala kala) erkeklere mi (sehvetle) gidiyorsunuz ?! Hayır, siz haddi asan bir milletsiniz.»

[166] Rabbınızın sizin icin yarattıgı esleri bırakıyorsunuz da alemler icinden (kala kala) erkeklere mi (sehvetle) gidiyorsunuz ?! Hayır, siz haddi asan bir milletsiniz.»

[167] Onlar dediler ki; «Ey Lut! Eger (bu tur uyarılardan) vazgecmezsen elbette (yurdundan) cıkarılanlardan olursun.»

[168] Lut, «supheniz olmasın ki ben sizin yaptıklarınıza iyice icerlenenlerdenim» dedi

[169] Rabbim! Beni ve ailemi bunların isleyegeldigi (igrencligin gunah ve azab)ından kurtar, (diyerek dua etti)

[170] Biz de geride kalanlar arasında yaslı bir kadın (Lut´un esi) dısında onu ve butun ailesini kurtardık

[171] Biz de geride kalanlar arasında yaslı bir kadın (Lut´un esi) dısında onu ve butun ailesini kurtardık

[172] Sonra da digerlerini yerle bir edip yok ettik

[173] Ve uzerlerine (tastan topraktan bir felaket) yagmuru yagdırdık. O uyarılanların yagmuru ne de kotu

[174] Suphesiz ki bunda bir ibret ve ogut vardır; ama onların cogu iman edenler olmadı

[175] Ve elbette Rabbın yegane ustundur, gucludur ve cok merhametlidir

[176] Eykeli´ler (=Ormanda eylesen Suayb Peygamber´in gonderildigi kavim) de peygamberleri yalanladılar

[177] Hani Suayb onlara: «Artık (putlara tapmaktan, haksızlık etmekten, Hakk´a karsı gelmekten) sakınmaz mısınız

[178] Supheniz olmasın ki ben, size (gonderilen) guvenilir bir peygamberim

[179] Artık Allah´tan korkun ve bana uyun

[180] Bu (hizmetime) karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Benim (hizmetimin) karsılıgı ancak alemlerin Rabbına aittir

[181] Olcegi tam tutun; (hak yiyip hakları) eksiltenlerden olmayın

[182] Dosdogru terazi ile tartın

[183] Insanların (haklarından bir) seyler eksiltmeyin ve bir de sakın yeryuzunde fesad cıkararak duzensizlik ve bozgunculuk yapmayın

[184] Sizi ve sizden onceki nesilleri yaratan (O essiz kudret)ten korkun» dedi

[185] «Sen ancak buyulenmis (akli dengesini kaybetmis)lerden birisin

[186] Sen ancak bizim gibi bir insansın ; biz seni elbette yalancılardan sanıyoruz

[187] Eger dogrulardan isen haydi gogun bir parcasını uzerimize dusur» dediler

[188] Suayb onlara: «Rabbim yapageldiginizi cok iyi bilir» dedi

[189] Buna ragmen onu yalanladılar. O sebeple golge (yapan bulutun ortaya cıktıgı) gunun azabı onları yakalayıverdi. Suphesiz ki bu buyuk bir gunun azabı idi

[190] Bunda elbette bir ogut ve ibret vardır. Zaten onların cogu mu´min degildi

[191] Suphesiz ki, Rabbın cok ustundur, cok gucludur, cok merhamet sahibidir

[192] Gercekten bu Kur´an, alemlerin Rabbından indirilmedir

[193] Uyarıcılardan olasın diye Ruhu´l-emin (Melek Cebrail) onu senin kalbine acık-secik Arap diliyle indirmistir

[194] Uyarıcılardan olasın diye Ruhu´l-emin (Melek Cebrail) onu senin kalbine acık-secik Arap diliyle indirmistir

[195] Uyarıcılardan olasın diye Ruhu´l-emin (Melek Cebrail) onu senin kalbine acık-secik Arap diliyle indirmistir

[196] Hem o, oncekilere (indirilen semavi) kitaplarda da (bazı ozellikleriyle) vardır

[197] Onu Israil ogulları´ndan olan ilim adamlarının bilmesi onlar icin (gercegi yansıtan) bir belge ve kanıt degil midir

[198] Eger Kur´an´ı Arap olmayanlardan birine indirseydik, o da onlara bunu okusaydı, yine de ona inanacak degillerdi

[199] Eger Kur´an´ı Arap olmayanlardan birine indirseydik, o da onlara bunu okusaydı, yine de ona inanacak degillerdi

[200] Iste biz onu (=inkar ve sapıklıgı) boylece suclu gunahkarların kalblerine aktarıp soktuk da elem verici azabı gormedikce mumkun degil ona inanmazlar

[201] Iste biz onu (=inkar ve sapıklıgı) boylece suclu gunahkarların kalblerine aktarıp soktuk da elem verici azabı gormedikce mumkun degil ona inanmazlar

[202] Bu azab, farkına varmadıkları bir halde ansızın kendilerine gelir de

[203] Acaba bize muhlet verilmez mi ? derler

[204] Onlar azabımızı mı acele istiyorlar

[205] Soylesen ya, eger biz onları yıllarca (bolluk ve refah icinde) yararlandırıp gecindirsek, sonra da va´dolundukları (gunun azabı) onlara geliverse

[206] Soylesen ya, eger biz onları yıllarca (bolluk ve refah icinde) yararlandırıp gecindirsek, sonra da va´dolundukları (gunun azabı) onlara geliverse

[207] O yararlandırılıp gecindirildikleri bolluk ve refahın kendilerine bir faydası olur mu

[208] Hicbir kasaba (halkını), kendilerine uyarıcılar gondermedikce yok etmis degiliz

[209] Ogut ve hatırlatmada bulunulmustur ; ve biz onlara zulmediciler olmadık

[210] Kur´an´ı (hicbir zaman) seytanlar indirmemistir

[211] Hem bu, onlara gore uygun ve layık da degildir; hem gucleri de yetmez

[212] Onlar (inen vahyi) dinlemekten kesinlikle uzak tutulmuslardır

[213] Artık sen, Allah ile beraber baska bir tanrıya dua edip kullukta bulunma, sonra azaba ugratılanlardan olursun

[214] En yakın hısımlarını (bulundukları yolun egri oldugu hakkında) uyar

[215] Mu´minlerden sana uyanlara (tevazu, hosgoru, rahmet ve sefkat) kanadını (yerlere kadar) indir

[216] Bununla beraber (hısımlarından) sana karsı gelip baskaldırırlarsa, de ki: «Suphesiz ben sizin isleyegeldiginiz (inkar, azgınlık ve sapıklık)dan beriyim.»

[217] O yegane guclu, cok ustun, cok merhametli olan (Allah)´a guvenip dayan

[218] O Allah ki, seni ayakta durdugun halde de, secde edenler arasında dolastıgın durumda da goruyor

[219] O Allah ki, seni ayakta durdugun halde de, secde edenler arasında dolastıgın durumda da goruyor

[220] Cunku gercekten Allah isitendir, bilendir

[221] Size seytanların kimler uzerine inip durdugunu haber vereyim mi

[222] Her gunahkar iftiracı, yalancı, sahtekar uzerine iner

[223] Bunlardır (seytanların iftira ve yalanına) kulak verirler. Cogu ise yalancıdır

[224] (Sapık hayalci) sairlere ise, ancak yozmus azgınlar uyarlar

[225] Baksana, onlar her vadide avare-saskın dolasırlar

[226] Ve yapmadıklarını soyleyip dururlar

[227] Ancak iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar, Allah´ı cokca ananlar ve zulme ugradıktan sonra kendilerini savunup (gerektiginde) karsı koyanlar mustesna.. O zulmedenler, yakında nasıl bir inkılaba ugrayacaklarını, nerede donup kalacaklarını bileceklerdir

Neml

Surah 27

[1] Ta-Sin. Bu, Kur´an´ın ve (hakkı, dogruyu) acıklayan kitabın ayetleridir

[2] Mu´minler icin dogru yol ve mujdedir

[3] O mu´minler ki, namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler ve Ahiret´e kesinlikle inanırlar

[4] Ahiret´e inanmayanlara ise amellerini susleyip cekici kıldık da o sebeple onlar (inkar ve azgınlıkları icinde) bocalayıp dururlar

[5] Iste bunlar oyle kimselerdir ki, kendilerine azabın kotusu vardır ve bunlar Ahiret´te de ziyana ugrayanların kendileridir

[6] Suphesiz ki sen (Ey Muhammed !) Kur´an´ı O yegane hikmet sahibi (her seyi) bilenden alıyorsun

[7] Hani bir vakit Musa kendi ailesine, «dogrusu benim bir atese gozum ilisti; size ondan ya bir haber getirecegim, ya da ısınasınız diye bir kor getirecegim» demisti

[8] Ne vakit ki o atese vardı, kendisine (soyle) seslenildi: «Atesin onundeki kimse ve cevresindekiler mubarek kılınmıstır. Alemlerin Rabbı Allah (her turlu noksanlıktan, es ve ortaktan) paktır, yucedir, munezzehtir

[9] Ya Musa ! Suphen olmasın ki Ben, O cok ustun hikmet sahibi olan Allah´ım

[10] Asa´nı yere atıver.» Derken onu cok kıvrak bir yılan gibi hareket eder gorunce donup kactı, arkasına bakmadı. «Ya Musa ! Korkma ; cunku gercekten benim yanımda peygamberler korkmazlar.»

[11] Ancak zulmeden mustesna. Sonra da kotulugun ardından onu iyilige cevirirse, suphe etmesin ki ben cok bagıslayan ve cok merhamet edenim

[12] (Ya Musa!) Elini koynuna sok da kusursuz bembeyaz pırıl pırıl cıksın, ta ki Fir´avn´a ve milletine sunacagın dokuz mu´cize icinde yer alsın. Cunku gercekten onlar Hakk´ın yolundan cıkmıs bir millettir

[13] Mu´cize ve belgelerimiz onların gozleri onune acık bicimde sergilenerek gelince, «bu acık bir sihirdir» dediler

[14] Mu´cizeleri, gonulleri kesinlikle kabul ettigi halde sırf haksızlık, azgınlık ve kendilerini yuksek gormek yuzunden onları inadla inkar ettiler. Artık sen fesatcıların sonunun ne olduguna bir bak

[15] And olsun ki Davud´a ve Suleyman´a ilim verdik. Onlar da «bizi mu´min kullarından bir coguna ustun kılan o Allah´a hamd olsun» dediler

[16] Ve Suleyman (babası) Davud´a (hem peygamberlik, hem hukumdarlıkta) varis oldu da ; «Ey insanlar !» dedi, «bize kus dili ogretildi ve bize (insanları idare edip yonetme hususunda) her sey verildi. Suphesiz ki bu apacık ortada (gozle gorulebilen) bir ustunluktur..»

[17] Suleyman´ın (buyrugu geregi) cinlerden, insanlardan ve kuslardan meydana gelen ordusu toplanıp bir araya getirildi ve bunlar (emredildigi cihete) gruplar halinde dagıtıldı

[18] Sonunda karıncaların (daha cok eylestigi) vadiye geldiler. Disi bir karınca, «ey karıncalar! Yuvanıza hemen girin ki Suleyman ve ordusu farkına varmadan sizi kırıp gecmesinler» dedi

[19] Bunun uzerine Suleyman, karıncanın o sozune gulerek tebessum etti ve «Ey Rabbim!» dedi, «bana, anama-babama verdigin nimetlere sukretmemi ve senin hosnut olacagın iyi-yararlı isde bulunmamı bana ilham eyle ve beni kendi rahmetinle salih kulların arasına sok.»

[20] Bir de kusları denetleyip arastırdı, derken, «nerede Hudhud´u (cavuskusu) goremiyorum, yoksa kayıplara mı karıstı

[21] O, ya bana acık kesin bir kanıt getirmelidir, ya da ona cok siddetli bir azab ile azab ederim veya onu keserim» dedi

[22] Derken cok beklemeden Hud-hud cıkageldi ve Suleyman´a dedi ki: «Senin (hukumdarlıgınla bilip) kapsayamadıgın bir seyi kapsayıp ogrendim ; sana Sebe´ (ulkesin)den kesin bir haberle geldim

[23] Suphen olmasın ki ben, ulkesi halkına hukmeden ve (bu hususta gereken ne ise) kendisine her seyden (bir pay) verilen, aynı zamanda buyuk bir tahtı bulunan bir kadına rastladım

[24] Onu ve milletini, Allah´ı bırakıp Gunes´e secde ettiklerini gordum. Seytan onlara islerini suslemis de (onları dogru yoldan) alıkoymustur; bu yuzden onlar da dogru yolu bulamıyorlar.»

[25] (Seytanın bu suslemesi ve alıkoyması), goklerde ve yerde gizli (her seyi) ortaya cıkaran ve sizin gizlediklerinizi de acıkladıgınızı da bilen Allah´a secde etmemeleri(ni saglaması) icindir

[26] Allah, Buyuk Ars´ın Rabbıdır; Ondan baska hicbir ilah yoktur

[27] Suleyman ona dedi ki: «Bir bakalım dogru mu soyledin, yoksa yalancılardan mı oldun?»

[28] «Simdi bu mektubumu gotur de onların yanına bıraktıktan sonra geri cekil, nasıl bir sonuca varacaklarına bir bak!»

[29] (Hudhud verilen emri aynen yerine getirdi. Sebe´ Melikesi): «Ey ileri gelenler!» dedi, «dogrusu bana cok onemli bir mektup bırakıldı; suphesiz ki o, Suleyman´dandır; Rahman ve Rahim olan Allah adıyladır.»

[30] (Hudhud verilen emri aynen yerine getirdi. Sebe´ Melikesi): «Ey ileri gelenler!» dedi, «dogrusu bana cok onemli bir mektup bırakıldı; suphesiz ki o, Suleyman´dandır; Rahman ve Rahim olan Allah adıyladır.»

[31] (Mektup soyledir). «Bana karsı kendinizi yuksek gorup bas kaldırmayın ve (Hakk´a, bir olan Allah´a) teslimiyet gostererek bana gelin !»

[32] (Melike): «Ey ileri gelenler! Bu onemli isim hakkında gorusunuzu bildirin. Siz hazır olmadıgınız takdirde bir isi kesin sonuca baglayacak degilim» dedi

[33] Onlar dediler ki: «Biz kuvvet sahibiyiz ve oldukca siddetli (savascı ve dayanıklı) kimseleriz. Ama emir size aittir; artık ne emredeceksen ona bak.»

[34] (Melike); «Dogrusu hukumdarlar bir kasabaya (savas niyetiyle) girecekleri zaman oranın duzenini bozarlar da aziz ve serefli kisilerini asagılık kılıp rezil ederler. Iste (bir ulkeye giren dusmanlar) boyle yaparlar.»

[35] «Dogrusu ben onlara bir he diye gondereyim de elcilerin ne (haber) ile donecegine bir bakayım» dedi

[36] (Melikenin gonderdigi elci) Suleyman´a gelince, O, «siz mal ile mi bana yardım ve destekte bulunmak istiyorsunuz ? (Oysa) Allah´ın bana verdigi (nimetler) size verdiginden daha hayırlıdır. Hayır, siz hediyenizle sevinip duruyorsunuz

[37] Sen artık (getirdigin hediyenle) onlara don. Yemin ederim ki, karsı koyamıyacakları bir ordu ile kendilerine gelecegiz ve onları asagılayıp rusvay edilmis bir halde zelil ve hakir olarak (yurtlarından) cıkaracagız,» dedi

[38] Suleyman, «ey ileri gelenler! Bana teslimiyet gosterip gelmelerinden once sizden hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir ?» dedi

[39] Cinlerden bir ifrit, «sen yeninden henuz kalkmadan ben onu sana getiririm. Ben elbette ona karsı hem gucluyum, hem de guvenilirimdir,» dedi

[40] Yanında kitaptan (az-cok) bilgisi bulunan biri ise soyle dedi: «Sen gozunu acıp kapamadan onu sana getiririm» derken Suleyman onu (melikenin tahtını) yanında karar kılmıs bir halde gorunce dedi ki: «Bu, Rabbimin lutf-u kereminden (bana verilen bir nimet) dir ki sukur mu edecegim, nankorlukte mi bulunacagım diye beni deniyor. Tabii kim sukrederse, o ancak kendi lehine sukretmis olur; kim de nankorluk ederse elbette Rabbim ganiy (=her seyden mustagnidir, kimsenin sukrune ihtiyacı yoktur; ama herkes O´na mutlaka muhtac)dır. Kerim (=iyilik ve ihsan sahibi)dir

[41] Suleyman, «tahtını ona tanıyamıyacagı hale sokun da bakalım onu tanıyabilecek mi, yoksa tanımayanlardan mı olacak?» dedi

[42] Melike gelince, «tahtın boyle mi idi ?» denildi. O da «onun gibi bir sey; bundan daha once bize bilgi verilmisti; bizler de teslim olmus idik,» dedi

[43] Melike´yi (bu teslimiyetten) alıkoyan, Allah´tan baska taptıgı seydi; cunku o inkarcı bir milletten idi

[44] Ona, «koske gir!» denildi. Melike koskun (selamlık kısmını) gorunce onu derince buyuk bir su (havuzu) sandı ve bacaklarını sıvadı. Suleyman, «o camdan kaplı bir salondur» dedi. Melike «Rabbim!» dedi, «dogrusu ben kendime haksızlık ettim ve artık Suleyman´la beraber alemlerin Rabbı Allah´a teslim oldum.»

[45] And olsun ki, Semud (kavmine) de Allah´a tapsınlar diye kardesleri Salih´i (peygamber olarak) gonderdik. Fakat onlar, ansızın birbirleriyle surtusup tartısan iki grup oluverdiler

[46] Salih, onlara: «Ey kavmim!» dedi, «neden iyilikten once kotulugu acele istiyorsunuz? Allah´tan bagıslanmanızı dileseniz a ; ola ki rahmete eristirilirsiniz.»

[47] Kavmi ona: «Biz seninle ve beraberinde bulunanlar sebebiyle ugursuzluga ugradık» dediler. O da. «sizin ugursuzlugunuz Allah yanında (kotu amelinizden dolayı)dır. Hayır, siz ciddi bir imtihandan geciriliyorsunuz!» dedi

[48] O sehirde dokuz kisilik bir (fesadcı) grubu bulunuyordu ki onlar yeryuzunde fesad cıkarıp barıs ve duzenden yana olmuyorlardı

[49] O (fesadcılar) kendi aralarında yemin edip dediler ki: «Ona ve ailesine bir gece baskınında bulunalım, sonra da ona sahip cıkan yakınına, ailesinin yok edilmesine sahid olmadık ve elbette bizler dogru kimseleriz, diyelim.»

[50] Onlar, bir hile ve duzen planladılar, biz de onlar farkında degilken hilelerini baslarına gecirerek bir plan kurduk

[51] Onların hile ve duzeninin sonuna bir bak! Dogrusu onları ve kavimlerinin hepsini yok edip (ulkelerinin) altını ustune getirdik

[52] Iste zulmettiklerine karsılık catısı cokuk evleri!. Suphesiz ki bunda bilen bir millet icin (ibret alınacak) belge ve ogut vardır

[53] Iman edenleri kurtardık. Bunlar (Allah´tan) korkup (kotuluklerden) sakınanlar idi

[54] Lut´u da (kavmine peygamber gonderdik). Hani o, kavmine, «gorup bildiginiz halde bu gibi hayasızlıgı mı isleyeceksiniz, oyle mi

[55] Kadınları bırakıp da sehvetle erkeklere mi gidiyorsunuz ? Hayır siz (ne yaptıgını) bilmeyen bir milletsiniz» dedi

[56] Bu uyarıya karsı milletinin cevabı sadece su olmustu : «Lut ailesini kasabanızdan cıkarın ; cunku onlar fazlaca temizlenip arınmaya ozenen insanlardır.»

[57] Biz, Lut´u da, ailesini de kurtardık ; ancak karısını degil, onu geride kalıp (yok edilecekler) arasında takdir ettik

[58] Ve uzerlerine bir yagmur yagdırdık. O uyarılanların yagmuru ne kotudur

[59] De ki, hamd Allah´a, selam da Allah´ın secip begendigi kullarına olsun. Allah mı daha hayırlıdır, yoksa (sapıkların) ortak kostukları mı

[60] (Onlar mı) yoksa gokleri ve yeri yaratan ve size gokten su indiren mi (daha hayırlıdır) ? Ki o su ile goz ve gonul acan guzel bahceler yetistirdik. Oysa siz onun bir agacını bile bitirecek (guce sahip) degilsiniz. Allah ile beraber baska bir tanrı mı ?! Hayır, onlar dogru yoldan sapan bir millettir

[61] Yoksa yeri oturmaya uygun yaratan, aralarında ırmaklar meydana getiren; ona (denge saglayıcı) daglar sunan ve iki deniz arasında bir engel koyan mı ? Allah ile beraber baska bir tanrı mı ?! Hayır, onların cogu (gercegi) bilmezler

[62] Yoksa darda kalıp da dua ettiginde duasına olumlu cevap veren ; uzuntu ve sıkıntıyı acıp gideren ve sizi yeryuzunde oncekilerin yerine gecirip soz sahibi kılan mı ? Allah ile beraber baska bir tanrı mı ?! Ne de az dusunuyorsunuz

[63] Yoksa kara ve denizin karanlıkları icinde size yol gosteren ve rahmetinin hemen onunde ruzgarları mujdeci olarak gonderen mi ? Allah ile beraber baska bir tanrı mı ?! Allah onların ortak kostuklarından cok yucedir

[64] Yoksa halkı yaratmaya baslayıp devam eden, sonra da onu (oldurdukten sonra) yeniden cevirip var kılan ; gokten ve yerden size rızık veren mi ? Allah ile beraber baska bir ilah mı ?! De ki: Eger dogrulardan iseniz haydi delil ve belgenizi getirin

[65] De ki: Goklerde ve yerde gaybı Allah´tan baska kimse bilmez ve onlar da ne zaman diriltilip kaldırılacaklarının bilincinde degillerdir. Hayır, onların Ahiret hakkındaki bilgisi kıt ve yetersizdir. Hayır, Ahiret hakkında (devamlı) suphe icindedirler. Hayır, onlar Ahiret´ten yana (o hususta) kordurler

[66] De ki: Goklerde ve yerde gaybı Allah´tan baska kimse bilmez ve onlar da ne zaman diriltilip kaldırılacaklarının bilincinde degillerdir. Hayır, onların Ahiret hakkındaki bilgisi kıt ve yetersizdir. Hayır, Ahiret hakkında (devamlı) suphe icindedirler. Hayır, onlar Ahiret´ten yana (o hususta) kordurler

[67] O kufredenler dediler ki: «Biz ve babalarımız toprak oldugumuz vakit mi, cidden bizler (kabirlerimizden diriltilip) cıkarılacak mıyız?!»

[68] «And olsun ki, bu bize ve daha once babalarımıza da soylenegelen bir tehdittir; bu ancak eskilerin (uydurdukları) masallardır.»

[69] De ki: Yeryuzunde bir gezin de o suclu gunahkarların sonunun ne oldugunu bir gorun

[70] Ve artık (ey Peygamber! Bu inkar ve inatlarından dolayı) onlara karsı (onlardan yana) uzuntu cekme ve planladıkları hile ve duzenden de sıkıntıya kapılma

[71] Derler ki, dogrulardan iseniz bu va´diniz (tehdidiniz) ne zaman

[72] De ki: O acele istediginiz seyin (azabın) bir kısmı belki size yaklasıp ensenize yapısmak uzeredir

[73] Ve suphesiz ki Rabbın, insanlara karsı lutuf, iyilik ve ihsan sahibidir ; ne var ki onların cogu sukretmezler

[74] Hem gercekten Rabbın, onların goguslerinde neleri gizlediklerini ve neleri acıga vurduklarını elbette bilir

[75] Gokte ve yerde gizli hicbir sey yoktur ki o acık ve acıklayıcı kitapta (yazılı) olmasın

[76] Supheniz olmasın ki, bu Kur´an, Israil ogulları´na, hakkında ihtilaf ettikleri seylerin pek cogunu (yer yer, bolum bolum) anlatır

[77] Hem Kur´an, suphesiz ki iman edenlere dogru yolu gosterendir ve katıksız bir rahmettir

[78] Rabbın elbette onlar arasında kendi hukmunu verecektir ve O, cok ustundur, cok gucludur ve (her seyi) bilendir

[79] Artık Allah´a guvenip dayan. Cunku sen mutlaka apacık hakk uzeresin

[80] Suphesiz ki sen olulere isittiremezsin ; arkalarını donup gidecekleri vakit sagırlara da (Hakk´ın davetini) duyuramazsın

[81] Ve sen korleri bulundukları sapıklıktan kurtarıp dogru yola eristirici de degilsin. Sen ancak ayetlerimize inanan kimselere (Hakk´ın sesini) duyurabilirsin. Iste (Hakk´a) teslim olup esenlige erisenler bunlardır

[82] Soylenen (tehdid edildikleri sey) baslarına gelince, onlara yerden bir DABBE cıkarırız da, o, insanların ayetlerimize kesin kesin inanmadıklarını kendilerine bildirir

[83] Ve o gun, her ummetten, ayetlerimizi yalanlıyanları birer grup halinde toplayıp biraraya getirecegiz ; onları birarada tutup (sonra da Cehennem´e) sevkedecegiz

[84] Sonunda (Mahser alanına) geldiklerinde, (Allah onlara) «siz ayetlerimi anlayıp kavrayamazken onları yalan mı saydınız ? Yoksa neler yapıyordunuz?» der

[85] Isledikleri zulumden dolayı soylenen soz (va´dedilen azab) baslarına gelir de artık soz soyleyecek (gucleri) kalmaz

[86] Gormediler mi ki biz gercekten dinlensinler diye geceyi olusturduk, gunduzu de aydınlık kıldık. Suphesiz ki bunda iman eden bir millet icin deliller ve belgeler vardır

[87] Sur´a ufurulecegi gun, —Allah´ın diledigi kimseler dısında— goktekiler de, yerdekiler de boyunlarını bukerek asagılanmıs bir halde gelecekler

[88] (Ey Peygamber ve ey inananlar !) Dagları yerinde durur gorursun, oysa onlar bulutların gecisi gibi gecmektedirler. Her seyi sapasaglam yapan Allah´ın sanatıdır bu. Suphesiz ki O, yaptıklarınızdan haberlidir

[89] Kim iyilikle gelirse, ona ondan daha hayırlısı var ve onlar, o gu nun muthis korkusundan guven icindedirler

[90] Kim de kotuluk getirirse, yuzukoyun atese atılırlar. Sizler yaptıklarınızdan baskasıyla mı cezalandırılacaksınız

[91] Ben ancak hurmete layık gordugu bu sehrin (Mekke´nin) Rabbına ibadetle emrolundum. Her sey O´na aittir ve ben Muslumanlardan olmakla, Kur´an okumakla da emrolundum. Artık kim dogru yolu bulup secerse, o ancak kendi lehine bulmus olur; kim de sapıtırsa, de ki: Ben ancak (kotu ve tehlikeli sonucu haber veren) uyarıcılardanım

[92] Ben ancak hurmete layık gordugu bu sehrin (Mekke´nin) Rabbına ibadetle emrolundum. Her sey O´na aittir ve ben Muslumanlardan olmakla, Kur´an okumakla da emrolundum. Artık kim dogru yolu bulup secerse, o ancak kendi lehine bulmus olur; kim de sapıtırsa, de ki: Ben ancak (kotu ve tehlikeli sonucu haber veren) uyarıcılardanım

[93] Ve de ki: Hamd olsun O Allah´a ki size ayetlerini gosterecek de onları bilip anlayacaksınız. Hem Rabbim yapageldiklerinizden habersiz degildir

Kasas

Surah 28

[1] Ta-Sin-Mim

[2] Bunlar o cok acık ve acıklayıcı Kitab´ın ayetleridir

[3] Iman eden bir millet icin (onların yararına) Musa ve Fir´avn´la ilgili haberi sana gercek olcude okuyup anlatacagız

[4] Suphesiz ki Fir´avn yeryuzunde (Mısır ulkesinde) yukselip iyice azıttı ve ora halkını farklı zumrelere ayırdı; onlardan bir zumreyi gucsuz hale sokup erkek cocuklarını bogazlıyor, kız cocuklarını sag bırakıyordu. Dogrusu o, fitne ve fesad cıkaranlardan idi

[5] Biz ise, o ulkede gucsuz hale dusurulenlere (lutuf ve rahmetimizle) yardımda bulunmayı, onları (ornek alınacak) liderler, onderler kılmayı, onları (o yerlere) varisler yapmayı

[6] O yerlere yerlestirmeyi ve Fir´avn´a, Haman´a ve askerlerine onlardan (hep endise duyup) kacındıkları hususu gostermeyi diledik

[7] Musa´nın anasına : «Cocugunu emzir, ona karsı (bir kotuluk ve tecavuzden) korktugun zaman onu suya (Nil ırmagının akıntısına) atıver; korkma ve uzulme. Suphen olmasın ki onu mutlaka sana dondurecegiz ve onu teblig gorevini yuklenen peygamberlerden kılacagız» diye ilhamda bulunduk

[8] Fir´avn´ın ailesinden bir kısmı, kendilerine ileride dusman, uzulmelerine sebep olsun diye (bilmeden) onu suya atılmıs sahipsiz bir cocuk olarak kendi himayelerine aldılar. Dogrusu Fir´avn da, Haman da, askerleri de hep suclu gunahkarlar idiler

[9] Fir´avn´ın esi, «bu bulunan cocuk benim icin de, senin icin de goz bebegi (veya gozumun aydınlıgı) ! Sakın onu oldurmeyin ; umulur ki bize yararlı olur veya onu kendimize evlad ediniriz» dedi. Kendileri (bunun altındaki sır ve hikmetten) habersiz idiler

[10] Musa´nın anası ise, yuregi bombos olarak sabahladı. (Hakk´ın verdigi sozun eninde sonunda gercaklesecegine) inananlardan olması icin onun kalbini guclendirip yatıstırmasaydık, neredeyse olup biteni acıga vuracaktı

[11] O, Musa´nın kızkardesine, «kardesini izle!» dedi. O da uzaktan onu gozetti. Onlar (Fir´avn ailesi) bunu farketmemislerdi

[12] Daha onceden ona, sut analarının gogsunu emmeyi yasakladık. Bunun uzerine Musa´nın kızkardesi, (Fir´avn ailesine) «sizin icin bu cocugu emzirip besleyecek, onu iyi egitecek bir aile halkını size bulup gostereyim mi ?» dedi

[13] Boylece onu, tekrar anasına dondurduk ki gozu aydınlık olsun, uzulmesin ve Allah´ın va´dinin hak oldugunu bilsin. Ne var ki onların cogu bunu (bu gercegi ve tasıdıgı hikmeti) bilmezler

[14] Musa olgunluk cagına erisip olcu ve itidalini bulunca, ona hukum, hikmet ve ilim verdik. Biz, iyi-guzel islerde bulunanları boyle mukafatlandırırız

[15] Musa, halkının haberi olmadıgı bir sırada sehre girdi; iki adamı kavga eder buldu. Biri kendi tarafdarlarından, digeri de dusmanı tarafından idi. Kendi tarafdarlarından olan adam, dusmana karsı Musa´dan yardım diledi. Musa da ona bir yumruk vurdu, derken adam oldu. Musa, bu (olsa olsa) seytanın isindendir. Suphesiz ki o apacık saptırıcı bir dusmandır, dedi

[16] Musa: «Ey Rabbim!» dedi, «dogrusu ben kendime haksızlık ettim; artık beni bagısla.» Bunun uzerine Rabbı onu bagısladı. Cunku O, gercekten cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[17] Musa: «Ey Rabbim ! Bana olan nimetin hakkı icin suclu gunahkarlara hicbir zaman arka olmayacagım» dedi

[18] Bu sebeple Musa, sehirde korkarak etrafı gozetip sabahladı, derken bir de ne gorsun, daha dun kendisinden yardım isteyen adam yine feryad edip yardım isteginde bulunuyor ! Musa ona: «Sen cidden acıkca ortada (donup dolasan) bir azgınsın !» dedi

[19] Ve hem kendinin, hem de yardım isteyenin dusmanı olan o adamı atılıp yakalamayı arzu ederken, o, «ey Musa !» dedi, «dun bir cana kıydıgın gibi beni de mi oldurmek istiyorsun ? Sen ancak yeryuzunde bir zorba olmayı arzuluyorsun, ıslah edenlerden olmak istemiyorsun.»

[20] Derken sehrin obur ucundan bir adam kosarak geldi ve: «Ey Musa !» dedi, «suphen olmasın ki ileri gelenler seni oldurmek icin (kendi aralarında) gorusuyorlar. Vakit kaybetmeden (sehirden) hemen cık. Cunku ben elbette ogut verip iyi dusunenlerdenim.»

[21] Bu haber uzerine Musa, korku icinde etrafı gozeterek cıktı (da sehirden uzaklastı): «Ey Rabbim! Beni su zalim milletten kurtar» dedi

[22] Ve Medyen tarafına yoneldiginde soyle dedi, «Rabbimin beni dogru yola eristirecegini umarım.»

[23] Medyen suyuna varınca uzerinde toplanıp (davarlarını) sulayan bir grup insan buldu ve onların gerisinde (koyunlarına sahip cıkıp) sakınarak (sıra) bekleyen iki kadın gordu. Onlara : «Ne bu haliniz ?» diye sordu. Onlar: «Cobanlar davarlarını sulayıp ayrılmadıkca biz davarlarımızı sulayamayız. Babamız ise iyice yaslanmıs bir ihtiyardır» diyerek cevap verdiler

[24] Bunun uzerine (Musa gayrete galip) onların davarlarını suladı, sonra da golgeye cekilip soyle dedi: «Rabbim! Dogrusu bana indirdigin nimete (her zaman) muhtacım.»

[25] Az sonra o iki kızdan biri utanarak Musa´ya dogru yuruyup geldi ve «bizden yana davarları sulamanıza karsı bir ucret vermek icin babam seni cagırıyor» dedi. Musa, onun babasına gelip (basından gecen) olayı anlatınca, o, «korkma, (halkı) zalimler olan bir milletten kurtuldun» de di

[26] O iki kızdan biri, «babacıgım ! Onu ucretle tut; suphesiz ki ucretle tuttugun kimselerin en hayırlısı bu guclu ve guvenilir olan (adam)dır» dedi

[27] (Kızların babası, Musa´ya): «Sekiz yıl (ucretle calısan bir isci gibi) bana calısmana karsılık bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum ; ama bunu on yıl olarak tamamlarsan o da senden (bir lutuf)... Ben (on yıl hususunda bir sart kosup) sana zorluk cıkarmak istemem. Insaallah beni iyi-yararlı kimselerden bulacaksın» dedi

[28] Musa (ona): «Bu husus benimle senin orandadır. Bu iki sureden hangisini (tamamlayıp sozumu) yerine getirsem, artık bana karsı bir haksızlık soz konusu degildir. Allah bu dediklerimize vekildir» dedi

[29] Musa (hizmeti) yerine getirip belirlenen sureyi tamamlayınca ailesiyle birlikte yola cıktı ve Tur tarafında gozu bir atese ilisti. Ailesine dedi ki: «Siz burada bekleyin, cunku benim gozum bir atese ilisti; umarım ki ondan size ya bir haber, ya da bir kor parcası getiririm de ısınma imkanı bulursunuz.»

[30] Atese dogru gelince, mubarek bolgedeki vadinin sag tarafında yer alan agactan: «Ya Musa ! Suphen olmasın ki ben alemlerin Rabbı Allah´ım» diye seslenildi

[31] «Asa´nı yere atıver» denildi. Musa, Asa´nın kıvrak bir yılan gibi hareket ettigini gorunce arkasını donup uzaklastı, geriye donup bakmadı. «Ya Musa! Yuzunu cevirip gel, hic korkma ; cunku gercekten sen guven icinde olanlardansın

[32] Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz pırıl pırıl cıksın. Korku uyandıran durumdan dolayı kollarını kendine cekip toparlan. Iste bu ikisi, Fir´avn ile ileri gelen yoldaslarına Rabbından iki acık ve kesin belgelerdir. Cunku onlar gercekten (ilahi) sınırı asmıs suclulardır» denildi

[33] Musa : «Ey Rabbim !» dedi, «dogrusu ben onlardan birini oldurdum ; bu yuzden beni oldureceklerinden korkuyorum

[34] Kardesim Harun var ya, o benden daha guzel ve puruzsuz konusur ; onu benimle yardımcı olarak gonder de beni tasdik etsin ; cunku (Fir´avn ve yandaslarının) beni yalanlamalarından endise ediyorum,» dedi

[35] (Allah ona): «Pazını kardesinle takviye edip guclendirecegiz; ikinize oyle bir ustunluk verecegiz ki bu belgelerimiz karsısında size el uzatamıyacaklar. Ikiniz de, ikinize uyanlar da elbette ustunlersiniz» dedi

[36] Musa, acık-secik belge ve mu´cizelerle onlara gelince, «bu ancak uydurulmus bir sihirdir. Once gelen atalarımızdan boyle bir sey isitmedik» dediler

[37] Musa dedi ki: «Rabbim kendi katından kimin dogru yol uzere geldigini ve (Dunya ile Ahiret) yurdunun neticesi kimin olacagını daha iyi bilir. Gercek su ki, zalimler kurtulusa eremezler.»

[38] Fir´avn dedi ki: «Ey ileri gelenler ! Ben sizin icin benden baska bir tanrı bilmiyorum. Ey Haman ! Balcık(tan hazırlanan tuglalar) uzerinde ates yak da benim icin bir kule yap ; belki Musa´nın tanrısına dogru yukselip onun hakkında bir seyler ogrenirim. Dogrusu, ben, Musa´yı yalancılardan sanıyorum.»

[39] O ve askerleri yeryuzunde haksız olarak gurura kapılıp buyukluk tasladılar ve zannettiler ki bize hic dondurulmeyecekler

[40] Biz onu da, askerlerini de yakalayıp (Kızıldeniz´in) sularına fırlatı verdik. Bir bak, o zalimlerin sonu ne oldu

[41] Biz, onları (tuttukları yol geregi) Cehennem atesine davet eden liderler kıldık ve Kıyamet gununde ise yardım goremiyecekler

[42] Bu Dunya´da peslerinden lanet gonderdik ; Kıyamet gununde ise cok cirkin suratlılardan olacaklardır

[43] Ve and olsun ki biz, onceki kusakları yok ettikten sonra Musa´ya, insanların kalb ve vicdanlarını acıp aydınlatacak, dogru yol (rehberi) ve rahmet olacak Kitab´ı verdik; ola ki dusunup ogut alırlar

[44] (Ey Muhammed !) Biz, Musa´ ya emri vahyedip yerine getirdigimizde sen Tur´un batı yanında degildin ve sen (o olaya) sahidlerden de degildin

[45] Fakat biz, bircok kusaklar meydana getirdik de omurleri uzayıp gitti. Ve sen onlara (Mekkeli´lere) ayetlerimizi okurken Medyen halkı arasında da ikamet eder degildin; ama (bu kıssaları anlatman icin sana bilgileri) gonderenler elbetteki biziz

[46] Ve biz (Musa´ya) seslendigimiz vakit sen Tur´un yanında da bulunmuyordun. Senden once kendilerine bir uyarıcı gelmeyen bir milleti uyarman icin Rabbından bir rahmet olarak gonderildin. Ola ki dusunup ogut alırlar

[47] Kendi ellerinin (kazanıp da) one surdugunden dolayı baslarına bir musibet geldigi zaman, «Ey Rabbimiz ! Bize bir (uyarıcı) peygamber gonderseydin de senin ayetlerine uysaydık ve (oylece) mu´minlerden olsaydık» dememeleri icin (bunu boyle yaptık)

[48] Ne vakit ki onlara katımızdan HAKK geldi, dediler ki: «Musa´ya verilenin bir benzeri (mu´cize) buna da verilmeli degil miydi ?» (Oysa) daha once (bu nankorler) Musa´ya verileni de inkar etmemisler miydi ? Birbirlerine arka olan iki sihirbaz, demislerdi ve «biz elbette hepsini inkar edenleriz» diye eklemislerdi

[49] De ki: Eger dogrulardan iseniz bu ikisinden daha dogru yol gosterici ve daha gercekci bir kitab Allah´tan getirin de ona uyayım

[50] Eger senin davetini kabul etmezlerse, bilmis ol ki, onlar sadece heveslerine uyarlar. Allah´tan dogruyu gosterir belge olmaksızın sadece kendi hevesine uyan kimseden daha sapık ve saskın kim vardır? Suphesiz ki Allah zalim kavmi (milleti) dogru yola iletmez

[51] Biz, dusunurler de ogut alırlar diye sozu birbiri ardınca getirdik

[52] Kur´an´dan once kendilerine kitap verdiklerimiz (onlardan ilim sahibi bulunan gercekciler) buna da inanırlar

[53] (Kur´an ayetleri) onlara karsı okununca, derler ki: «Biz buna inandık ; suphesiz ki bu Rabbımızdan gelen hakk (bir kitap)tır. Biz bundan once de Hakk´a teslim olanlar idik.»

[54] Iste onlara (imanlarında ve Hakk´a teslimiyetlerinde gosterdikleri) sabırlarına karsılık mukafatlan iki defa verilir. Hem onlar, kotuluge iyilikle karsı gelip savarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (Allah´ın hosnutlugunu kazanmak icin) harcarlar

[55] Bos ve anlamsız bir soz isittiklerinde (vakar ile) ondan yuzcevirirler ve «bizim islediklerimiz bize, sizin isledikleriniz size aittir; selam size olsun ; biz kendini bilmezleri (o gibilerin dostluk ve arkadaslıgını) arzu etmeyiz !» derler

[56] Ey Peygamber! Dogrusu sen, sevdigin kimseyi dogru yola eristiremezsin ; ama Allah diledigini dogru yola eristirir ve O, dogru yola erisecekleri daha iyi bilir

[57] Onlar (henuz iman etmeyenler) dediler ki: «Eger biz seninle beraber dogru yola uyarsak yurdumuzdan atılırız.» Oysa biz onları guvenli, katımızdan rızık olarak her turlu urunun tasınıp toplandıgı Harem´e yerlestirmedik mi ? Ama cogu (bu kutsal nimeti) bilmezler

[58] Biz, gecimleri konusunda refah icinde sımaran nice kasaba halkını yok ettik. Iste onların kalıntıları; kendilerinden sonra pek az kimseler o yerlerde oturabilmistir. (Onlara) biz, evet biz varisler olduk

[59] Rabbın kasabaların ana yerlesim yerlerine peygamber gondermedikce o kasabaları yok etmis degildir. Ve biz, halkı zalimler olan kasabalardan baskasını da yok ediciler degiliz

[60] Size verilen herhangi bir sey Dunya hayatının yararlanılacak gecimi ve susudur. Allah katındaki ise daha hayırlı ve daha devamlıdır. Artık aklınızı kullanmaz mısınız

[61] Kendisine guzel bir va´dde bulundugumuz ve bu sebeple va´dedilene (layık olup) kavusan kimse; (sadece) Dunya gecimiyle gecindirdigimiz sonra da Kıyamet gunu (hesap ve azab icin) hazırlananlardan olan kimse gibi midir

[62] O gun (Allah) onlara seslenir de, «iddia edip durdugunuz ortaklarım nerede ?» der

[63] Aleyhlerine soz (ilahi hukum) sabit olanlar derler ki: «Ey Rabbimiz ! Iste bunlar bizim azdırıp saptırdıgımız kimselerdir; biz nasıl azdıysak onları da oylece azdırıp saptırdık. Onlarla ilgimizi kesip sana yoneldik. Aslında onlar bize tapıyor degillerdi.»

[64] Onlara, «ortak kosup durdugunuz seyleri (o sahte tanrıları) cagırın !» denilir. Cagırırlar ama onlara cevap vermezler, derken azabı gorurler; keske dogru yolu bulmus olsalardı

[65] O gun (Allah) onlara seslenecek : «Peygamberlerin davet ve tebligine ne cevap verdiniz ?» diyecek

[66] O gun haberler, onlara (cevabı verilmez) bir dugum olacak, artık bu durumda birbirlerinden de soramıyacaklar

[67] Ama tevbe edip dosdogru inanan, iyi-yararlı amelde bulunan kimselerin korktuklarından kurtulup umduklarına kavusanlardan olması umulur

[68] Rabbın diledigini yaratır ve diledigini secip begenir. Onların ise secmek ve secilmek yetkileri yoktur. Allah, onların kostukları ortaklardan munezzehtir ve yucedir

[69] Rabbın onların goguslerinde gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir

[70] O (oyle) Allah´tır ki, Ondan baska Tanrı yoktur. Dunya´da da, Ahiret´te de hamd (her turlu guzel ovgu) O´na mahsustur. Hukum O´na aittir ve ancak O´na donduruleceksiniz

[71] De ki, ne elersiniz ? Eger Allah geceyi size Kıyamet´e kadar uzatıp devam ettirseydi, Allah´tan baska hangi tanrı size bir ısık getirebilir ? Artık (gercegi anlayıp Hakk´ın sesini) duymaz mısınız

[72] De ki, ne dersiniz ? Eger Allah gunduzu size Kıyamet´e kadar uzatıp devam ettirseydi, Allah´tan baska hangi tanrı size icinde dinlenip rahat edeceginiz geceyi getirebilir? Hala gormuyor musunuz

[73] Rahmetinin tecellisi olarak dinlenmeniz ; O´nun bol bol verdigi nimetlerinden geciminizi arayıp elde etmeniz icin geceyi ve gunduzu duzenleyip var kılmıstır. Ola ki sukredersiniz

[74] O gun (Allah) onlara (putperest musriklere) seslenip soyle der «iddia edip durdugunuz ortaklarım nerede?»

[75] (Kıyamet gunu) her bir ummetten (kendilerine uyarıcı olarak gonderilen peygamberlerini) sahit olarak cekip cıkarırız, «haydi acık-secik kesin delillerinizi getirin !» deriz. Onlar, artık Hakk´ın (tamamiyle) Allah´a ait oldugunu bilip anlarlar ve uydurdukları (batıl tanrılar) da kendilerinden uzaklasıp kaybolurlar

[76] Suphesiz ki, Karun, Musa´nın milletinden idi. Onlara karsı azgınlık ve taskınlıkta bulundu. Biz ona oyle hazineler verdik ki, anahtarlarını tasımak guclu bir gruba bile agır geliyordu. Hani kavmi ona dedi ki: «Sımarıp boburlenme; Allah elbetteki sımarıp boburlenenleri sevmez»

[77] «Allah´ın sana verdigi bunca hazinelerle Ahiret yurdunu arayıp elde etmeye calıs. Dunya´daki nasibini de unutma ; Allah sana iyilikte bulundugu gibi sen de iyilikte bulun ; bir de sakın yeryuzunde fesad cıkarmaya ozenme ; cunku gercekten Allah fesad cıkaranları hic sevmez.»

[78] Karun, «bu hazineler tendeki bir bilgi (ve beceri) sayesinde bana verilmistir» dedi. Bilmez mi ki Allah ondan onceki nesillerden daha guclu ve daha cok servet toplayan nicelerini yok etmistir. Suclu gunahkarların suc ve gunahı kendilerinden sorulmaz

[79] Derken Karun (bir gun) satafat icinde kavminin karsısına cıktı. Dunya hayatını (gonulden) arzu edenler, «keske Karun´a verilenin bir benzeri bizim de olsaydı; dogrusu o buyuk bir pay sahibidir» diye temennide bulundular

[80] Kendilerine ilim verilenler ise, «yazıklar olsun size ! Allah´ın sevabı, dosdogru iman edip iyi-yararlı amelde bulunan icin daha hayırlıdır. Buna da ancak sabredenler kavusabilir,» dediler

[81] Biz Karun´u da, evini de yere gecirdik. Allah´a karsı ona yardımda bulunacak cevresi de olmadı. O da (bu durumda) kendine yardım edip savunabilenlerden degildi

[82] Daha dun onun yerinde olmayı temenni edenler sabahlayınca, «vay!» dediler, «demek Allah rızkı kullarından diledigi kimselere genisletiyor, diledigine daraltıyor. Eger Allah bize lutfetmeseydi, elbette bizi de yerin dibine gecirirdi. Vay! Demek ki inkara saplananlar (kufru secip azgınlık gostererek boburlenenler) umduklarına kavusamazlar.»

[83] Iste Ahiret yurdu! Onu yeryuzunde ne boburlenip baskasına te peden bakmak, ne de fesad cıkarmak arzu ve isteginde olmayanlara veririz, iyi sonuc (Allah´tan) korkup (fenalıklardan) sakınanlarındır

[84] Kim iyilikle gelirse, ona daha hayırlısı vardır. Kim de kotulukle gelirse, kotuluk isleyenler ancak islediklerine denk ceza gorurler

[85] Suphesiz ki sana Kur´an´ı (ondaki hukumlerle amel etmeyi) farz kılan (Allah) seni donecegin yere dondurecektir. De ki: Rabbim dogru yol uzere geleni de, acık bir sapıklık icinde bulunanı da daha iyi bilendir

[86] Sen, sana bu Kitab´ın vahyolunacagını ummuyordun. Suphen olmasın ki, bu ancak Rabbından bir rahmet (olarak sana verilmis)tir. O halde sakın kafirlere arka olma

[87] Sana indirildikten sonra sakın onlar seni Allah´ın ayetlerinden alıkoymasınlar. Rabbına (insanları) davete devam et; sakın Allah´a ortak kosanlardan olma

[88] Allah ile beraber sakın baska bir tanrıya tapma. Ondan baska tanrı yoktur. Allah´ın vechinden (zatından veya O´nun rızasına uygun olanından) baska her sey yok olucudur. Hukum O´nundur ve ancak O´na donduruleceksiniz

Ankebût

Surah 29

[1] Elif - Lam - Mim

[2] Insanlar, «inandık» demeleriyle kendi hallerine terkedileceklerini, cetin sınavlardan gecirilmiyecek lerini mi sanırlar

[3] And olsun ki onlardan oncekilerini de cetin sınavlardan gecirmisizdir. Allah, elbette dogru olanları da bilir, yalancıları da bilir

[4] Yoksa o cesitli kotulukleri Isleyenler bizi (aciz bırakıp) gececeklerini mi sanırlar ? Hukmettikleri sey ne kotu

[5] Kim Allah´a kavusmayı umarsa, elbette Allah´ın belirledigi ecel gelecektir. Allah isiten ve bilendir

[6] Kim (Allah yolunda, Allah sozu daha yuce olsun diye) cihad ederse, o gercekten kendi lehine cihad etmis olur. Cunku Allah elbette alemlerden mustagnidir (hic kimsenin cihad etmesine ihtiyacı yoktur)

[7] iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanların suphesiz ki kotuluklerini (tevbeleri sebebiyle affedip) orter ve temizleriz ve yaptıklarını en guzeliyle mukafatlandırırız

[8] Insana, ana babasına iyi davranmasını, guzellikle muamele etmesini tavsiye ettik. (Bununla beraber) onlar, hakkında bilgin olmadıgı bir seyi bana ortak kosman icin seninle ugrasıp agırlıklarını koymaya calısırlarsa, o zaman onlara itaat etme; donusunuz ancak banadır; yapageldiklerinizi size bir bir haber veririm

[9] Dosdogru iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanları elbette iyi-yararlı kisilerin arasına yerlestirecegiz

[10] Insanlardan oyleleri de var ki, «Allah´a iman ettik» derler. (Ama) Allah yolunda bir eziyete ugrarlarsa, insanların eza-cefasını Allah´ın azabı gibi sayarlar ve eger Rabbından bir yardım gelirse, «biz elbette sizinle beraberdik» derler. Allah, alemlerin (butun insanların) goguslerinde olanı (dogrulugu, yalan ve ikiyuzlulugu, inkar ve sapıklıgı) en iyi bilen degil midir

[11] Ve and olsun ki, Allah, iman edenleri de bilir, ikiyuzlu donekleri de bilir

[12] Inkar edenler, iman edenlere derler ki: «Siz bizim yolumuza uyun, kusur ve gunahlarınızı yuklenelim». Halbuki onların kusur ve gunahlarından hicbir sey yuklenecek degillerdir. Onlar suphen olmasın ki yalancılardır

[13] And olsun ki onlar kendi (gunah) agırlıklarını ve kendi agırlıklarıyla beraber agırlıklar yuklenecekler ve uydurup ortaya attıkları iftiradan Kıyamet gununde mutlaka sorulacaklardır

[14] And olsun ki, Nuh´u kendi milletine (uyarıcı peygamber olarak) gonderdik. Aralarında —elli yılı mustesna— bin yıl durdu. (Sonuc alamayınca) onlar zalimler iken tufan kendilerini yakalayıverdi

[15] Biz onu da gemide bulunanları da kurtardık ve bu olayı butun milletlere ibret ve ogut kıldık

[16] Ibrahim´i de (uyarıcı olarak gonderdik). Hani bir vakit O, milletine demisti ki: «Allah´a ibadet edin ve O´na karsı gelmekten sakının. Eger bilirseniz bu sizin icin hayırlıdır

[17] Sizler Allah´ı bırakıp da birtakım putlara tapıyorsunuz ve durmadan yalan uydurup soyluyorsunuz. Suphesiz ki Allah´tan baska taptıgınız seylerin size rızık vermeye gucleri yetmez. O halde rızkı Allah yanında arayın. O´na ibadet edin, O´na sukredin. Ancak O´na donduruleceksiniz.»

[18] Eger siz (Peygamber´i) yalanlarsanız, gercekten sizden onceki bircok ummetler de (kendilerine gonderilen peygamberleri) yalanlamıslardı. Peygamber´e gereken, ancak acık tebligdir

[19] Gormediler mi ki, Allah, yaratmaya nasıl baslıyor sonra onu (oldurup) tekrar geri ceviriyor; elbetteki bu Allah´a gore pek kolaydır

[20] (Ey Peygamber !) De ki: Yeryuzunde gezip dolasın, (Allah´ın) yaratmaya nasıl basladıgına dikkatle bakın. Sonra da Ahiret´te (tekrar) yaratmayı (oylece) baslatıp meydana getirecektir. Suphesiz ki Allah´ın kudreti her seye yeter

[21] Diledigine azab eder, diledigine merhamette bulunur ve ancak O´na cevrileceksiniz

[22] Ve siz ne yeryuzunde, ne de gokte (Allah´ı) aciz bırakacak degilsiniz. Sizin icin Allah´tan baska ne bir yakın dost, ne de bir yardımcı vardır

[23] Allah´ın ayetlerini ve O´na kavusmayı inkar edenler var ya, iste onlar rahmetimden umit kesmislerdir ve onlar icin elem verici bir azab vardır

[24] (Ibrahim Peygamber´in putları kırıp kavmini Hakka´ cagrısına) onların cevabı sadece soyle demeleri oldu : «Ibrahim´i ya oldurun, ya da ateste yakın.» Ama Allah O´nu atesten (salimen) kurtardı. Bunda elbette dosdogru inanan bir millet icin ogutler, ibretler ve belgeler vardır

[25] Ibrahim ise (onlara) soyle dedi:«Siz elbette Allah´ı bırakıp Dunya hayatında aranızda bir sevgi bagı olsun diye putları (tanrılar) edindiniz. Ama bunun sonrası (ne olacak bilir misiniz ?) Kıyamet gunu bir kısmınız bir kısmınızı inkar eder ve birbirinizi lanetlersiniz. Varıp eyleseceginiz yer ise Cehennem´dir ve sizin icin (orada) yardımcılardan bir kimse de bulunmayacaktır.»

[26] Bu acıklama ve uyarı uzerine Lut O´na iman etti (inandıgını tekrarladı) ve Ibrahim de. «ben Rabbıma (O´nun emri uyarınca) hicret ediyorum. Suphesiz ki Rabbim cok ustun, cok guclu ve yegane hikmet sahibidir,» dedi

[27] Biz O´na Ishak ve Yakub´u (bir teselli ve takviye olarak) ihsan ettik ; O´nun soyundan (layık gorduklerimize) peygamberlik ve kitap verdik ; hem O´nun ecrini Dunya´da kendisine lutfettik, suphesiz ki O, Ahiret´te de iyi-yararlı kisilerdendir

[28] Lut´u da (uyarıcı peygamber olarak kendi kavmine gonderdik). Hani bir vakit o, kavmine dedi ki: «Suphesiz ki milletlerden hicbirinin sizden once islemedigi cok cirkin bir hayasızlıga dogru (durmadan) gidiyorsunuz

[29] Sizler gercekten erkeklere (cinsel sapıklar olarak) gidiyor, yol kesiyor ve toplantılarınızda cirkin seyler yapıyorsunuz oyle mi ?» Bunun uzerine kavminin cevabı ancak soyle demeleri oldu : «Eger dogrulardan isen bize (o tehdid edip durdugun) Allah´ın azabını getir.»

[30] Lut da: «Ey Rabbim !» dedi, «ortalıgı fesada veren bu kavme karsı bana yardımda bulun.»

[31] Ne vakit ki elcilerimiz Ibrahim´e mujde ile geldiler, «dogrusu biz su kasaba halkını yok edecegiz ! Cunku halkı zulum (ve azgınlıgı) sanat edinmislerdir,» dediler

[32] (Bunun uzerine) Ibrahim, «o kasabada Lut bulunuyor» dedi. Elciler, «biz kasabada olanları cok iyi biliyoruz; karısı dısında Lut´u da aile efradını da mutlaka kurtaracagız. Karısına gelince, o, geride kalan (sapıklardan biridir» diye cevap verdiler)

[33] Elcilerimiz Lut´a gelince, onların gelis sebebinden uzulup fenalastı ; eli kolu baglanıp (gogsu) daraldı. Elciler, «korkma ve uzulme ; biz mutlaka seni de, aile efradını da kurtaracagız, ancak esini degil, o geride kalan (sapık ahlaksızlardandır!» dediler (de ona guven verdiler)

[34] «Suphen olmasın ki, biz bu kasaba halkı uzerine, yaptıkları cok cirkin ahlaksızlıktan dolayı gokten azab indirecegiz.»

[35] And olsun ki biz, aklını kullanan bir millet icin bu kasabada acık belge(ler) geriye bıraktık

[36] Medyen´e de kardesleri Suayb´ı (uyarıcı peygamber) gonderdik ; «ey kavmim» dedi, «Allah´a tapın, Ahiret gunune (oradaki mutluluga) umut baglayın ve sakın yeryuzunde fesad cıkararak ortalıgı karıstırmayın.»

[37] Buna karsı onu yalanladılar. O sebeple onları siddetli bir sarsıntı yakalayıverdi, derken kendi yurtlarında dizustu cokup kaldılar

[38] Ad ve Semud´u da yok ettik. Gercekten onların oturdugu yerlerin kalıntıları size acık ve ortadadır. Seytan, onlara amellerini suslemisti de boylece onları (dogru) yoldan alıkoymustu. Halbuki kendileri (az-cok) gozu acık kimseler idi

[39] Karun´u, Fir´avn´ı ve Haman´ı da (inkar ve azgınlıkları yuzunden) yok ettik. Sanım hakkı icin Musa onlara acık belgelerle (susturucu) mu´cizelerle geldi; fakat onlar, yeryuzunde buyukluk tasladılar (Hakk´ı kabul etmediler ve ona boyun egmeyi gururlarına yediremediler). Halbuki (Allah´ı aciz bırakacak ve inecek azabın) onune gecebilecek degillerdi

[40] Bunlardan her birini gunahı sebebiyle yakaladık : Kiminin uzerine siddetli kasırga gonderip tas yagmuruna ugrattık ; kimini korkunc bir gurultu yakalayıp sarıverdi; kimini yere gecirdik ; kimini de (denizde) bogduk. Allah onlara zulmeder olmadı, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı

[41] Allah´ı bırakıp baska baska dostlar, sahipler edinenlerin misali, kendine yuva edinen orumcegin haline benzer ve gercekten evlerin en hafif ve dayanıksızı orumcegin yuvasıdır. Bunu bir bilselerdi

[42] Suphesiz ki Allah, onların kendisinden baska nelere taptıklarını bilir. O, cok ustundur, cok gucludur, yegane hikmet sahibidir

[43] Biz, iste bu misalleri insanlar icin (gercegi daha iyi anlasınlar diye) getiriyoruz. Bunları ancak ilim adamları dusunup akleder

[44] Allah, gokleri ve yeri hakk ile (uyumlu, dengeli ve duzenli olcude ve planda) yaratmıstır. Suphesiz ki bunda inananlar icin acık belge ve delil vardır

[45] (Ey Peygamber!) Kitaptan sana vahyedileni oku; namazı kılmaya devam et; cunku namaz cidden ahlak dısı davranıslardan, (dine, akla ve sahih orfe ters dusen) uygunsuz seyden alıkoyar. Allah´ı anmak elbette cok buyuktur! Allah, neler Islediklerinizi bilir

[46] Kitap Ehli olan (Yahudi ve Hıristiyan)larla —iclerinden zulmedenler dısında— ancak en guzel yoldan mucadele edin. Deyin ki: «Bize indirilene de, size indirilene de inandık ; bizim tanrımız da, sizin tanrınız da birdir ve biz ancak O´na teslimizdir

[47] Iste (ey Peygamber!) Sana boyle bir kitap indirdik. Kendilerine (daha once) kitap verdiklerimizden gercekci ilim adamları) O´na inanırlar. Bunlar (putperest Araplar)dan da O´na inanan kimseler vardır. Bizim ayetlerimizi ancak inadcı kafirler inkar eder

[48] (Ey Peygamber!) Sen bundan once bir kitaptan okur degildin ve elinle de yazı yazar degildin ; oyle olsaydın batılı savunanlar supheye duserlerdi

[49] Bilakis Kur´an, kendilerine ilim verilenlerin gonullerinde ısıl ısıl ısıldayan acık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak inadcı zalimler Inkar eder

[50] Dediler ki: O´na (Muhammed´e) Rabbından birtakım mu´cizeler (veya baska baska ayetler de) indirilseydi ya ? De ki: Ayetler, mu´cizeler ancak Allah´ın yanındadır. Ben ise sadece acık bir uyarıcıyım

[51] Bizim sana indirdigimiz Kitab´ın onlara karsı okunması kendilerine yetmiyor mu ? Suphesiz ki bunda iman eden bir millete rahmet ve ogut vardır

[52] De ki: Aramızda sahid olarak Allah yeter; O goklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inananlar ve Allah´ı inkar edenler var ya, iste onlar zarara ugrayanlardır

[53] Senden azabın hemen Inmesini isterler. Eger belirlenmis bir vakit olmasaydı, azab onlara hemen gelirdi ve elbette farkına varmadıkları halde (bir gun) azab kendilerine gelecektir

[54] Senden azabın acele gelmesini istiyorlar, (aceleye gerek yok). Cehennem zaten kafirleri cepecevre kusatmıstır

[55] O gundeki azab, onları hem ustlerinden, hem ayaklarının altından cevirip kaplayacak ve «yaptıklarınıza karsılık (azabı) tadın !» denilecek

[56] Ey iman eden kullarım! Elbette benim (size hazırladıgım) yeryuzu genistir ve ancak bana ibadet edin

[57] Her canlı olumu tadacaktır. Sonra da bize donduruleceksiniz

[58] Iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanları gercekten altlarından ırmaklar akan icinde devamlı kalacakları Cennet´in yuksek (hos manzaralı) kısımlarına yerlestirecegiz. (Iyi-yararlı) amelde bulunanların mukafatı ne guzeldir

[59] Onlar (Dunya´da hem kufrun saldırısına, hem ibadetin devamına) sabredip Rablarına guvenir ve dayanırlar

[60] Hayvanlardan nicesi var ki, kendi rızıklarını (saglayıp) tasıyamazlar. Allah onlara da rızık veriyor, size de. O, isiten ve bilendir

[61] Onlara, «gokleri ve yeri kim yaratmıstır; Gunes´i ve Ay´ı belli olcu ve duzende tutup buyruk altına kim almıstır?» diye sorsan, «Allah...» diyecekler. O halde (Hak´tan) nasıl cevriliyorlar

[62] Allah, rızkı kullarından diledigine genisletir, hem de kısıp daraltır. Suphesiz ki Allah herseyi bilendir

[63] Yine onlara: «Kim gokten su indirip onunla yeryuzunu olumunden sonra diriltir ?» diye sorsan, «Allah...» derler. De ki: Hamd Allah´a mahsustur (ovulmege hep O layıktır). Ne var ki (insanların) cogu bunu akletmezler

[64] Bu Dunya hayatı bir eglence ve oyundan baska bir sey degildir. Ahiret yurdu ise gercek hayatın kendisidir. Bunu bir bilselerdi

[65] Gemiye bindikleri zaman, dini dindarlıgı Allah´a has kılarak samimiyetle O´na dua edip yalvarırlar. Kendilerini kurtarıp karaya cıkarınca bir de bakarsın onlar (Allah´a) ortak kosarlar

[66] Boylece kendilerine verdigimiz nimetlere karsı nankorluk etsinler ve bir sure yararlanıp gecinsinler ; ileride (bunun nasıl bir kotuluk ve suursuzluk oldugunu) bilecekler

[67] Gormediler mi ki, cevrelerindeki ve civarlarındaki insanlar kapılıp (malları) yagma edilirken, biz (Mekke´yi) guven verici bir Harem yaptık. Onlar hala batıla inanıyor, Allah´ın nimetini inkar mı ediyorlar

[68] Allah´a karsı yakısıksız isnadda bulunup yalan uyduran veya hakk (olan Kur´an ve Peygamber) kendisine gelince O´nu yalan sayandan daha zalim kim vardır? Cehennem´de kafirlere bir konak yok mudur

[69] Bizim hosnudlugumuz dogrultusunda mucadele edenleri elbette yollarımıza iletiriz. Suphesiz ,ki Allah iyiligi, guzelligi huy edinenlerle beraberdir

Rûm

Surah 30

[1] Elif - Lam - Mim

[2] Rum (Romalı)lar yakın bir yerde yenilgiye ugradılar. (Ama) onlar bu yenilgiden sonra birkac yıl (uc ila dokuz veya uc ila yedi) icinde ustunluk saglayacaklardır. Bundan once de, sonra da buyruk Allah´ındır ve iste o gun mu´minler Allah´ın yardımına sevinecekler. Allah diledigine yardım eder. O cok ustundur, cok gucludur, cok merhamet sahibidir

[3] Rum (Romalı)lar yakın bir yerde yenilgiye ugradılar. (Ama) onlar bu yenilgiden sonra birkac yıl (uc ila dokuz veya uc ila yedi) icinde ustunluk saglayacaklardır. Bundan once de, sonra da buyruk Allah´ındır ve iste o gun mu´minler Allah´ın yardımına sevinecekler. Allah diledigine yardım eder. O cok ustundur, cok gucludur, cok merhamet sahibidir

[4] Rum (Romalı)lar yakın bir yerde yenilgiye ugradılar. (Ama) onlar bu yenilgiden sonra birkac yıl (uc ila dokuz veya uc ila yedi) icinde ustunluk saglayacaklardır. Bundan once de, sonra da buyruk Allah´ındır ve iste o gun mu´minler Allah´ın yardımına sevinecekler. Allah diledigine yardım eder. O cok ustundur, cok gucludur, cok merhamet sahibidir

[5] Rum (Romalı)lar yakın bir yerde yenilgiye ugradılar. (Ama) onlar bu yenilgiden sonra birkac yıl (uc ila dokuz veya uc ila yedi) icinde ustunluk saglayacaklardır. Bundan once de, sonra da buyruk Allah´ındır ve iste o gun mu´minler Allah´ın yardımına sevinecekler. Allah diledigine yardım eder. O cok ustundur, cok gucludur, cok merhamet sahibidir

[6] Bu, Allah´ın verdigi bir sozdur. Allah verdigi sozunden caymaz. Ama ne var ki insanların cogu (bu gercegi) bilmezler

[7] Onlar Dunya hayatının bir dıs tarafını bilirler. Onlar Ahiret´ten oldukca habersizdirler

[8] Kendi kendilerine dusunmediler mi ki, Allah gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hakk ile ve (kendi katında) belirlenmis bir sureye kadar (takdir edip) yaratmıstır. (Ne yazık ki) insanların cogu Rablarına kavusmayı inkar ederler

[9] Onlar yeryuzunde gezip de kendilerinden onceki (millet)lerin sonlarının ne olduguna bakmıyorlar mı ? Ki onlar kuvvetce bunlardan ustun idiler, ustelik yeryuzunu kazıp surmusler, topragı alt-ust etmisler ve (bulundukları) yeri bunlardan daha cok bayındır hale getirmislerdi. Peygamberleri onlara acık belgelerle, mu´cizelerle gelmislerdi. Allah onlara haksızlık eder olmadı; ama onlar kendilerine zulmettiler

[10] Sonra da kotuluk Isleyip onu huy edinenlerin sonu (ne fena olmustur). Cunku onlar Allah´ın ayetlerini yalanlamıslar ve onunla alay etmislerdi

[11] Allah, once halkı (veya hilkati) meydana getirir. Onu (oldukten) sonra geri cevirir. Sonra da ancak O´na donduruleceksiniz

[12] Kıyamet saati gelip cattıgı gun suclu gunahkarlar umutsuz olurlar

[13] (Allah´a) kostukları ortakları, onlar icin hic de sefaatci degillerdir. Onlar (ister istemez o gun) o ortaklarını inkar ve reddedip dururlar

[14] Kıyamet kopacagı gun, evet o gun (putperestlerle putları, mu´minlerle kafirler, suclu gunahkarlarla sucsuzlar) birbirlerinden (secilip) ayrılırlar

[15] Artık dosdogru Iman edip Iyi-yararlı amellerde bulunanlar Cennet bahcelerinde agırlanıp neselenirler

[16] Inkar edenlere; ayetlerimizi ve Ahiret´te bana kavusmayı yalanlıyanlara gelince: Iste onlar azab Icin hazır duruma getirilmislerdir

[17] O halde aksamlarken, sabahlarken Allah´ı tesbih edin (O´nun icin namaz kılın)

[18] Hamd (her turlu guzel ovgu) goklerde de, yerde de O´na mahsustur, (ovulmege ancak O layıktır). Ikindi vaktinde de, ogleye girerken de (O´nu tesbih edin, namaz kılın)

[19] O, diriyi oluden cıkarır, oluyu de diriden cıkarır. Yeryuzune (kuruyup) olgunlestikten sonra hayat verir ve iste siz de boylece (kabirlerinizden) cıkarılacaksınız

[20] O´nun (varlıgına ve kudretinin yuceligine delalet eden) acık belgelerinden biri de, sizi topraktan yaratmasıdır. Sonra da siz insan olarak (yeryuzune) yayılırsınız

[21] O´nun acık belgelerinden biri de, size kendinizden esler yaratmasıdır ki, onlarla sukunet bulup huzura kavusursunuz. Aranızda sevgi ve rahmet meydana getirmistir. Suphesiz ki bunda dusunebilen bir millet icin ogutler, ibretler ve deliller vardır

[22] O´nun acık belgelerinden biri de, gokleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır. Suphesiz ki bunda ilim adamları icin deliller, ibretler vardır

[23] O´nun acık belgelerinden biri de, gece ve gunduz (gerektiginde) uyumanız ve O´nun genis lutfundan (geciminizi) arzulayıp aramanızdır. Suphesiz ki bunda isitebilen bir millet icin ogutler ve ibretler vardır

[24] O´nun acık belgelerinden biri de, size korku ve umut vermek icin simsegi gostermesi ve gokten su indirip oldukten sonra yeryuzune hayat vermesidir. Dogrusu bunda aklını kullanan bir millet icin deliller ve ibretler vardır

[25] O´nun acık belgelerinden biri de, gogun ve yerin O´nun buyruguyla (yorungelerinde hareketlerini saglayıp) durmasıdır. Sonra da sizi bir defa cagırınca hemen yerden cıkarsınız

[26] Goklerde ve yerde bulunan (her sey) O´na aittir. Hepsi de (ister istemez) O´nun buyruguna boyun egip itaat etmektedir

[27] Once halkı yaratan, (oldurduktan) sonra da diriltip (hayata) ceviren O´dur. Bu da O´na gore pek kolaydır. Goklerde ve yerde en yuce misaller, en bedi sıfatlar O´nundur. O cok gucludur, cok ustundur ve hikmet sahibidir

[28] Allah size kendinizden bir misal veriyor: Size rızık olarak verdigimiz nesnelerde sahibi bulundugunuz kolelerinizden ortaklarınız bulunsa, ortaklık konusunda birbirinizden korkup endiselendiginiz gibi onlardan korkarak sizinle onların esit olmasını ve kendinizi saydıgınız gibi onları saymanızı ister misiniz ? Iste biz boylece ayetlerimizi aklını kullanan bir millete bir bir acıklarız

[29] Ne var ki zulmedenler, bilgisizce kendi heveslerine uymuslardır. Allah´ın saptırdıgını kim dogru yola iletebilir? Bu durumda onlara yardımcılar da yoktur

[30] Sen artık yuzunu Hakk´a yonelmis bir birleyici olarak dine cevir ki bu. Allah´ın sagladıgı bir mayadır, insanları onun uzerine yaratmıstır. Allah´ın yaratısında hicbir degisme, degistirme bulunmaz. Iste en dogru en saglam din budur! Ama insanların cogu bilmezler

[31] Gonulden kendinizi Allah´a verin, O´ndan korkup (kotuluk ve azgınlıktan, sapıklık ve nankorlukten) sakının; namazı dosdogru kılın ve sakın musriklerden (Allah´a ortak kosanlardan) olmayın

[32] Onlar ki, dinlerini parcalayıp gruplara ayrıldılar ve her grup benimsedigi seyle sevinmektedir

[33] Insanlara bir zarar dokununca gonulden yonelerek Rablarına yalvarırlar. Sonra da kendi katından onlara bir rahmet tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir kısmı Rablarına ortak kosarlar. Boylece kendilerine verdiklerimize karsı nankorluk ederler. Oyle ise eglenip yararlanın yararlanabildiginiz kadar, ileride (gercegi) anlayıp ogreneceksiniz (ama neden sonra)

[34] Insanlara bir zarar dokununca gonulden yonelerek Rablarına yalvarırlar. Sonra da kendi katından onlara bir rahmet tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir kısmı Rablarına ortak kosarlar. Boylece kendilerine verdiklerimize karsı nankorluk ederler. Oyle ise eglenip yararlanın yararlanabildiginiz kadar, ileride (gercegi) anlayıp ogreneceksiniz (ama neden sonra)

[35] Yoksa biz onlara ortak kosmakta oldukları hakkında konusan (bilgi veren) bir belge mi indirdik

[36] Insanlara bir rahmet (ferahlık ve genislik) tattırdıgımız zaman, onunla sevinirler. Kendilerine ellerinin kazanıp one surdugu bir kotuluk dokununca bir de bakarsın umitsizlige kapılırlar

[37] Gormezler mi ki, Allah rızkı diledigine genisletir ve daraltır. Suphesiz ki bunda inanan bir millet icin ogut, ibret ve acık delil vardır

[38] O halde hısımlara, yoksula, yolda kalmısa (zekat ve sadaka) hakkını ver. Bu. Allah´ın hosnudlugunu dileyenler icin hayırlıdır. Ve iste korktugundan kurtulup umduguna kavusanlar da onlardır

[39] Insanların mallarında artıs olsun diye verdiginiz faiz Allah yanında artmaz. Allah´ın hosnudlugunu dileyerek verdiginiz zekat (boyle degildir). Iste bunlar (zekat verenler onun) karsılıgını kat kat artıranlardır

[40] Allah, O ki, sizi oldurur, sonra da diriltir. Allah´a kostugunuz esler-ortaklardan, bunlardan bir seyi olsun yapabilen (yaratabilen) var mıdır ? Allah onların kostukları ortaklardan munezzehtir ve yucedir

[41] Insanların elleriyle isledikleri (bilgisizce) islerden, fenalıklardan dolayı karada ve denizde fesad ortaya cıktı. Allah da, belki (pismanlık duyup) donerler diye islediklerinin bir kısmının (cezasını) onlara (Dunya´da) tattıracak

[42] De ki: Yeryuzunde gezip dolasın da once gelip gecenlerin sonunun ne oldugunu bir gorun ! Onların cogu Allah´a es-ortak kosanlardı

[43] Allah tarafından geri dondurulmesi mumkun olmayan (Kıyamet) gunu gelmeden once yuzunu o dosdogru sapasaglam dine cevir. O gun insanlar gruplar halinde birbirlerinden ayırd edilirler

[44] Kim kafir olursa, kufru kendi aleyhinedir; kim de iyi-yararlı amellerde bulunursa kendi lehine (Cennet´teki) konakları hazırlamıs olurlar

[45] Bu da Allah´ın, iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanları kendi lutuf ve kereminden mukafatlandırması icindir. Cunku Allah gercekten kafirleri sevmez

[46] Ruzgarları (yagmurun yagacagına, asılamanın yapılacagına) mujdeciler olarak gondermesi, kendi rahmetinden size tattırması, geminin O´nun buyruguyla (koydugu kanunu)yla yuzmesi ve O´nun lutf-u kereminden arzulayıp aramanız, O´nun acık belgelerindendir. Ola ki sukredersiniz

[47] And olsun ki senden once kendi milletlerine peygamberler gonderdik, onlara acık belgelerle, mu´cizelerle geldiler. (Cogu inanmadı). Biz de gunah isleyen suclulardan intikam aldık. Zaten mu´minlere yardım edip onları basarıya eristirmek bize dusen bir haktır

[48] Oyle Allah ki ruzgarları gonderir de bir bulut kaldırır. Boylece onu nasıl dilerse oyle yayar ve parca parca eder, katlayıp ustuste getirir, derken yagmurun, onun arasından cıktıgını gorursun. Kullarından onu diledigine verince, bir de bakarsın ki seviniverirler

[49] Her ne kadar onlar buluttan once. yagmur yagmadan evvel umitsizlik icindeydilerse de

[50] Artık sen Allah´ın rahmet eserlerine bak! Yeryuzunu olumunden sonra nasıl diriltiyor?! Suphesiz ki O, oluleri de elbette diriltecektir. O´nun kudreti her seye yeter

[51] (Sıcak kavurucu) bir ruzgar gondersek de (bitkileri) sararmıs gorseler, hemen arkasından nankorluge baslarlar

[52] Cunku gercekten sen olulere isittiremezsin; arkasını cevirip giden sagırlara da daveti duyuramazsın

[53] Ve sen, korleri sapıklıktan dogru yola cevirecek de degilsin. Sen ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin ki onlar Muslumanlar (Hakk´a dosdogru teslimiyet gosterenleridir)

[54] Allah´dır ki. sizi oldukca gucsuz (bir madde)deri yarattı. Gucsuzlukten sonra guc verdi, sonra da guclulugun arkasından gucsuz kılıp sac aklıgı meydana getirdi. O, diledigini yaratır; O, bilendir, kudret sahibidir

[55] (Beklenen) Kıyamet saati gelip gerceklesecegi gun, suclu gunahkarlar (Dunya´da veya kabirde) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (Dunya´da da) hep boyle (haktan gercekten) cevriliyorlardı

[56] Kendilerine ilim ve iman verilenler ise soyle derler: «And olsun ki siz Allah´ın Kitab´ında (yazıldıgı gibi) yeniden dirilip kalkacagınız gune kadar (orada) kaldınız. Iste yeniden dirilip kalkma gunu bugundur. Ama siz (bunu bir turlu) bilip anlayamadınız.»

[57] Zulmedenlerin, o gun ozur beyan etmeleri kendilerine fayda vermez ve onlardan Allah´ı (razı edecekleri) bir amel ve davranıs da istenmez

[58] Sanıma yemin olsun ki, biz bu Kur´an´da insanlar icin her cesit misalden getirdik. And olsun ki sen onlara baska bir ayet (acık belge ya da mu´cize) de getirsen, suphen olmasın ki o kufredenler, «siz ancak batılla (bos anlamsız gercek dısı seyhi ugrasanlarsınız» diyecekler)

[59] Iste kendilerini bilgisizlik icinde bırakanların kalblerini Allah boylece muhurler

[60] (Ey Peygamber!) Sabret; Allah´ın va´di haktır (mutlaka yerine gelecektir). Kesin kesin Inanmayanlar seni hafife itmesinler

Lokman

Surah 31

[1] Elif - Lam - Mim

[2] Bunlar o cok hikmetli Kitab´ın ayetleridir

[3] Iyilik ve guzellikte bulunmayı (faydalı is yapmayı) huy edinenlere dogru yol ve rahmettir

[4] Onlar ki, namazı vaktinde dosdogru kılarlar, zekatı verirler ve onlar evet onlar Ahiret´e kesinlikle inanırlar

[5] Iste bunlar, Rablarından (belirlenip gosterilen) dogru yol uzeredirler ve iste bunlar kurtulusa erenlerdir

[6] Insanlardan bir kısmı bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve onu eglence edinmek icin sozun alaylı (guldurucu) olanını edinir. Iste onlar icin asagılayıp rusvay edici bir azab vardır

[7] Ona (o alaycı nankore) ayetlerimiz okundugu zaman sanki hic isitmiyormus, kulaklarında bir agırlık varmıs gibi buyukluk taslayarak arkasını cevirir. Iste onu elem verici bir azab ile mujdele

[8] Onlar ki, iman edip iyi-yararlı amellerde bulundular, suphesiz onlar icin nimet cennetleri vardır

[9] Orada ebedi kalıcılardır. Allah´ın va´di haktır, (elbette gerceklesecektir). O, cok gucludur, cok ustundur; yegane hikmet sahibidir

[10] Gokleri —gordugunuz sekilde— direksiz yarattı. Yeryuzune de sizi sarsar diye sabit ulu daglar yerlestirdi ve orada her turden hayvanlar serpistirip yaydı. Ve biz, gokten su indirdik de yeryuzunde her cesit bitkiden yetistirdik

[11] Iste bu Allah´ın yarattıgıdır. Haydi O´ndan baskalarının neler yarattıgını gosterin bana ! Hayır, zalimler acık bir sapıklık icindedirler

[12] And olsun ki Lukman´a, Allah´a sukret diye hikmet verdik. Kim sukrederse ancak kendi lehine sukretmis olur; kim de nankorluk ederse, suphesiz ki Allah ganiydir, (hic kimsenin sukrune ihtiyacı yoktur), ovulmege cok daha layıktır

[13] Hani bir vakit Lukman ogluna ogut vererek dedi ki: «Ogulcagızım ! Sakın Allah´a ortak kosma. Cunku gercekten ortak kosmak buyuk bir haksızlıktır.»

[14] Biz insana, ana-babasının (haklarını gozetmesini de) tavsiye ettik. Anası onu sıkıntı ustune sıkıntı cekerek (karnında) tasımıstır. Sutten kesilmesi iki yıl icindedir. Bana ve ana-babana sukret; donus ancak banadır

[15] Eger anan-baban, hakkında bilgin olmadıgı seyi bana ortak kosman icin seninle tartısıp agırlıklarını koyarlarsa, sakın onlara (bu hususta) itaat etme. Dunya (islerin)de ise onlara guzel olcude destek ol; bana yonelip gonul verenlerin yoluna uy. Sonra da donusunuz elbette banadır ; yapageldiginizi (o zaman) size bir bir haber veririm

[16] (Lukman yine ogluna dedi ki:) Ogulcagızım ! (Isledigin iyilik olsun, kotuluk olsun) bir hardal tanesi agırlıgınca bile olsa ve o bir kayanın Icinde veya goklerde ya da yerde bu lunsa, mutlaka Allah onu getirir (ortaya kor). Suphesiz ki Allah en ince, en gizli seyleri bilendir, her seyden haberlidir

[17] Ogulcagızım! Namazı dosdogru kıl, (dince, akılca, saglam orfce) uygun olanı emret, kotu olanlardan da men´et. Basına gelene sabret. Suphesiz ki bunlar azmedilmege deger islerdendir

[18] Insanlardan (buyukluk taslayarak) yuzunu cevirme; yeryuzunde calımlı calımlı yurume. Suphesiz ki Allah, her boburlenen kendini be genmisi sevmez

[19] Yuruyusunde ortalama bir davranıs icinde ol; sesini alcalt. Cunku seslerin en hosa gitmeyeni, suphesiz ki esek sesidir

[20] Gormediniz mi, Allah goklerde ve yerde olanı bas egdirip sizin emrinize vermistir; acık gizli (bircok) nimetlerini size tamamlamıstır. insanlardan oylesi var ki, ilimsiz, dogru yolu gosteren aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartısıp durur

[21] Onlara, «Allah´ın indirdigine uyun !» denildigi zaman, «hayır, babalarımızı neyin uzerinde bulduysak ona uyarız» derler. Ya Seytan babalarını cılgın alevli atese cagırmıssa (ona ne derler)

[22] Kim iyilik ve guzelligi huy edinerek yuzunu (butun varlıgını ve benligini) Allah´a teslim ederse, cidden o en saglam kulpa yapısmıstır. Islerin sonu Allah´a varıp dayanır

[23] Kim de kufrederse, onun kufru seni uzmesin. Onların donusu ancak bizedir. O zaman islediklerini kendilerine bir bir haber veririz. Suphesiz ki Allah, goguslerde olanı bilendir

[24] Onları az bir sure gecindirip yararlandırırız. Sonra da pek agır bir azaba katlanmaya caresiz kılarız

[25] And olsun ki, onlara, «gokleri ve yeri kim yarattı ?» diye soracak olsan, «elbette Allah...» diyecekler. De ki: Allah´a hamd olsun ! Ama onların cogu bilmezler

[26] Goklerde ve yerde olanlar Allah´ındır. Suphesiz ki Allah ganiydir (hicbir seye muhtac degildir; ama her sey O´na muhtactır); ovulmeye de en cok O layıktır

[27] Eger yeryuzundeki agaclar kalem, deniz de arkasından yedi deniz daha katılıp (murekkep) olsaydı, yine de Allah´ın sozleri bitmezdi. Suphesiz ki Allah cok ustundur, cok gucludur, yegane hikmet sahibidir

[28] Sizin yaratılmanız da, olduk ten sonra diriltilip kaldırılmanız da ancak bir tek canlıyı (yaratmak ve diriltmek) gibidir. Suphesiz ki Allah isitendir, gorendir

[29] Gormedin mi ki, Allah geceyi gunduze, gunduzu de geceye katar; Gunes ve Ay´ı buyruk altına almıstır herbiri belirlenmis bir vakte kadar (kendi yorungesinde) seyredip durur. Ve Allah elbette yapageldiginiz seylerden haberlidir

[30] Bu boyledir. Cunku Allah hakk´tır, O´ndan baska taptıklarınız batıldır. Ve elbette Allah cok yucedir, cok buyuktur

[31] Gormedin mi ki, gemi, Allah´ in nimetiyle denizde yuzup gider. Allah, bununla (kudretinin yuceligine delalet eden) bazı ayetlerini gosterir Suphesiz ki bunda cokca sabreden, cokca sukreden herkese ogutler, ibretler vardır

[32] Onları daglar gibi (veya golge salan bulutlar gibi) dalgalar sarıp kapladıgında, dini Allah´a has kılıp samimiyetle O´na dua edip yalvarırlar. Kendilerini kurtarıp karaya cıkardıgı vakit, onlardan bir kısmı sadık kalıp verdigi soze baglılık gosterir. Zaten bizim ayetlerimizi ancak cok nankor gaddar olanlar inadla Inkar ederler

[33] Ey insanlar! Rabbınızdan korkup (kotuluklerden) sakının. Oyle bir gunden korkun ki baba, evladından oturu bir sey odeyemez, evlad da babasından oturu bir sey odeyici degildir. Suphesiz ki Allah´ın va´di (verdigi soz) haktır. Sakın Dunya hayatı sizi aldatmasın ve sakın o aldanmıs magrur (Seytan) sizi Allah´a (O´ nun genis rahmetine ibadetsiz amelsiz) guvendirmesin

[34] Suphesiz ki Kıyamet´in kopus saatiyle ilgili bilgi Allah´ın yanındadır. Yagmuru O yagdırır; ana rahmindekini O bilir. Hic kimse yarın ne kazanıp elde edecegini bilmez. Hic kimse hangi yerde olecegini bilmez. Allah elbette (her seyi hakkıyle) bilendir, (her seyden mutlaka) haberlidir

Secde

Surah 32

[1] Elif - Lam - Mim

[2] Bu Kitab´ın alemlerin Rabbından indirildiginde hicbir suphe yoktur

[3] Yoksa O´nu (Peygamber) uydurdu mu diyorlar?! Hayır, senden once kendilerine bir uyarıcı gelmeyen bir milleti uyarman icin O, Rabbından (indirilen) hakkın (gercegin ve dogru yolun) kendisidir. Ola ki dogru yolu bulurlar

[4] O Allah ki, gokleri, yeri ve ikisi arasındaki seyleri altı gun (=de-vir)de yarattı, sonra da Ars uzerine saltanatını kurdu. Sizin icin O´ndan baska ne bir dost ve sahip, ne de bir sefaatci vardır. Artık iyice dusunmez misiniz

[5] Gokten yere butun isleri O duzenleyip yonetir. Sonra da isler, sizin hesabınıza gore bin yıl kadar suren bir gunde O´na yukselir

[6] Iste bu (Allah) gorunmeyeni de, goruneni de bilendir. O cok ustundur, cok gucludur, cok rahmet edendir

[7] O ki yarattıgı her seyi guzel yarattı ve insanı yaratmaya camurdan basladı

[8] Sonra onun neslini bayagı bir suyun suzulen (sperma haline gelen)inden meydana getirdi

[9] Sonra da duzeltip kılıgına soktu ve kendi ruhundan ona ufledi de (boylece) size isiten kulaklar, goren gozler, anlayan kalbler var kıldı. Buna ragmen ne de az sukrediyorsunuz

[10] Dediler ki: Yeryuzunde topraga karısıp belirsiz hale geldigimizde mi yeniden yaratılacagız ? Hayır, (onlar buna inanmamakla) Rablarına kavusmayı inkar ediyorlar

[11] De ki: Sizin (ruhunuzu almaya) gorevli kılınan Olum Melegi canınızı alır, sonra da Rabbınıza dondurulursunuz

[12] Suclu gunahkarları, Rablarının huzurunda baslarını egerek «ey Rabbimiz! Artık gorduk ve isittik, bizi (Dunya´ya) geri cevir de iyi-yararlı amelde bulunalım; cunku biz elbette kesinlikle inanıp anlamıs bulunuyoruz,» dedikleri vakit bir gorsen

[13] Biz dileseydik herkesi dogru yola iletirdik; ama sanıma yemin olsun ki, Cehennem´i cinlerle, insanlarla oldugu gibi dolduracagım diye benden hak bir soz cıkmıstır

[14] O halde bugune kavusmayı unutup kulak ardına atmanız sebebiyle tadın tadacagınızı. Suphesiz ki, biz de sizi unuttuk (rahmetimizden sizi uzak tuttuk). Artık yapageldiginiz islere karsılık sonsuz azabı tadın

[15] Ayetlerimize ancak o kimseler inanır ki, onlar kendilerine ayetlerimiz hatırlatıldıgı vakit secdeye kapanırlar ; Rablarına hamd ile tesbih edip (kulluk gorevlerini yerine getirirken) buyukluk taslamazlar

[16] Onların yanları, doseklerinden aralanıp Rablarına korkarak, umutlanarak dua eder, yalvarırlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (Allah rızası icin) harcarlar

[17] Hic kimse isledikleri (iyi-yararlı) amellerine karsılık gozlerin aydınlıgı olarak nelerin saklandıgını bilmez

[18] Mu´min olan kimse, fasık (yozmus ahlaksız) gibi midir? Bunlar esit olamazlar

[19] Iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara gelince: Onlar icin yaptıklarına karsılık konukluk olarak Me´va Cennetleri vardır

[20] Yozmus ahlaksızlara gelince : Onların eylesecekleri yerleri atestir. Oradan ne kadar cıkmak isteseler hemen geri cevirilirler ve onlara, «yalanlayıp durdugunuz atesin azabını tadın !» denilir

[21] And olsun ki biz onlara —belki donerler diye— o en buyuk azabdan once yakın azabı mutlaka tattıracagız

[22] Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılarak ogut verildikten sonra ondan yuzcevirenden daha haksız kim vardır? Suphesiz ki biz, suclu gunahkarlardan intikam alıcılarız

[23] And olsun ki Musa´ya kitab verdik. Sakın sen ona kavusmakta suphe etme. Biz onu (kendisine verdigimiz kitabı) Israil ogulları´na dogru yolu gosteren rehber kıldık

[24] Onlardan bir kısmını sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları icin emrimizle dogru yola irsad eden onderler yaptık

[25] Suphesiz ki Rabbın onların ihtilaf ettikleri seyler hakkında Kıyamet gunu aralarında hukmedip (haklıyı haksızdan) ayırd edecektir

[26] Kendilerinden once yok ettigimiz nice nesillerin yurtlarında gezip dolasmaları onları dogru yola irsad etmiyor mu ? Dogrusu bunda ogutler ve ibretler vardır. Hala isitmiyorlar mı

[27] Gormediler mi ki, biz suyu kupkuru yere sevkedip onunla davarlarının ve kendilerinin yedigi ekini (urunu) cıkarıyoruz. Hala gormuyorlar mı

[28] Ve diyorlar ki, «eger dogru sozlulerden iseniz, o (bahsettiginiz) fetih gunu ne zaman ?»

[29] De ki: Fetih gunu, kufredenlere inanmaları artık fayda vermez ve onlara muhlet de verilmez

[30] Artık sen onlardan yuzcevir ve bekle; onlar da beklemekteler

Ahzâb

Surah 33

[1] Ey Peygamber! Allah´tan korkmaya devam et ve sakın kafirlere ve munafıklara uyma. Suphesiz ki Allah bilendir, hikmet sahibidir

[2] Rabbından sana vahyolunana uy! Suphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberlidir

[3] Allah´a guvenip dayan ; vekil olarak Allah yeter

[4] Allah bir adamın icinde iki kalb yaratmamıs; ziharda bulundugunuz eslerinizi de anneleriniz (gibi) kılmamıstır. Evlatlıklarınızı da oz ogullarınız yapmamıstır. Bunlar agızlarınızda dolasan (hukum ifade etmiyen) sozlerinizdir. Allah hakkı soyler ve dogru yolu gosterir

[5] Evladlıklarınızı babalarına nisbetle cagırın. Bu, Allah yanında daha adil, daha dogrudur. Eger babalarını bilmiyorsanız, artık onlar, dinde kardesleriniz ve yakın dostlarınızdır. Bu hususta islediginiz hatadan dolayı size bir vebal yoktur. Ama kalblerinizin kasdettigi seylerde vebal vardır. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[6] Peygamber, mu´minlere kendi nefslerinden daha yakın, daha yegdir. O´nun esleri de onların analarıdır. Hısımlar ise (miras hususunda) Allah´ın Kitabında mu´minlerden ve Muhacirlerden birbirine daha yakın ve daha layıktırlar. Ancak yakın dostlarınıza uygun sekilde yapacagınız (bir vasiyyet) mustesna. Bu, Kitab´da yazılıdır

[7] Hani bir vakit peygamberlerden kesin anlamda anda dayalı soz almıstık; senden, Nuh´tan, Ibrahim´ den, Musa´dan ve Meryem oglu Isa´ dan da, evet bunlardan saglam-kesin soz almıstık

[8] Dogrulara sadakatlerini sormak icin (boyle yapmıstık). Kafirlere de elem verici bir azab hazırlamıstık

[9] Ey iman edenler! Allah´ın size olan nimetini hatırlayın, hani size dogru ordular gelmisti de onların uzerine bir ruzgar, bir de gormediginiz askerler gondermistik. Allah yaptıklarınızı gorendir

[10] Hani onlar (dusman orduları) ust tarafınızdan (hucuma gecip) uzerinize gelmislerdi ve hani gozler de kaymıs, yurekler gırtlaklara gelip dayanmıstı. Allah´a karsı da turlu turlu zanlarda bulunuyordunuz

[11] Iste orada mu´minler cetin bir deneme gecirmis ve siddetli bir sarsıntıya ugradıkca ugramıslardı

[12] Ve hani munafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar, «Allah ve Peygamberi bize ancak aldatıcı bir va´dde bulunmuslardır» diyorlardı

[13] Ve hani onlardan (munafıklardan) bir topluluk da «Ey Yesrlb (Medine) halkı! Artık sizin burada yeriniz yok, donunuz» diyordu. Bir topluluk da peygamberden izin istiyorlar, «evlerimiz elbette (ortada sahipsiz) acıktır» diyorlardı. Halbuki evleri acık degildi. Onlar ancak (savastan) kacmayı istiyorlardı

[14] Eger uzerinize (sehrin) etrafından girilse ve sonra da fitne cıkarmaları istense, vakit kaybetmeden onu hemen yapar ve yurtlarında pek az bir sure eylesirlerdi

[15] Oysa bunlar, and olsun ki, daha once arka cevirip kacmayacaklarına dair Allah´a kesin soz vermislerdi. Allah´a verilen kesin soz ise (sorumluluk gerektirdiginden) elbette sorulacaktır

[16] De ki: Eger olumden veya oldurulmekten kacıyorsanız, kacmanız asla size fayda vermiyecektir. O takdirde (Dunya´da) pek az bir sure ancak gecinip yararlanabilirsiniz

[17] De ki: Eger Allah (faraza) size bir kotuluk dilese, kim sizi Allah´ tan koruyabilir ? Veya size rahmet elini uzatsa, (kim O´na engel olabilir ?). Allah´tan baska ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirler

[18] Allah gercekten icinizden (baskalarını) alıkoyup agır davrananları ve kardeslerine, «kalkın bize gelin !» diyenleri bilir. Zaten onlardan ancak pek azı savasın sıkıntı ve siddetine (gogus gerip) gelirler

[19] (Gelseler bile) size karsı oldukca kıskanc ve cimridirler. Korku geldigi zaman olum baygınlıgı geciren kimse gibi gozleri doner bir halde sana bakıp durduklarını gorursun. Korku gidince hayra karsı pek kıskanc ve cimrice bir tavır icinde sivri dilleriyle sizi .incitir sekilde atıp tutarlar. Bunlar (hakikatte) iman etmemislerdir. Bu sebeple Allah amellerini bosa cıkarmıstır; bu da Allah´a gore cok kolaydır

[20] Munafıklar, muttefik dusman birliklerinin gitmedigini sanıyorlardı. Muttefik dusman birlikleri bir daha gelecek olsa, onlar colde Bedeviler arasında bulunup da sizin haberlerinizi sormayı cok arzu ederlerdi, icinizde bulunsalar pek azı savasırlardı

[21] And olsun ki, sizin icin, sizden Allah´a ve Ahiret gunune kavusmayı umanlar ve Allah´ı cokca ananlar icin Resulullah´da guzel ornekler vardır

[22] Mu´minler ise, muttefik dusman birliklerini gorunce, «iste bu, Allah ve Peygamberinin bize va´dettigidir. Allah ve Peygamberi dogru soylemistir» dediler. Bu (olay) onların ancak iman ve teslimiyetlerini artırmıstır

[23] Mu´minlerden oyle erler (yigit kahramanlar) vardır ki, Allah´a verdikleri sozu yerine getirip sadakatlerini isbat ettiler. Onlardan kimi ahde vefa, soze baglılık edip canını verdi; kimi de (canını vermek icin) beklemektedir. Verdikleri sozu asla degistirmediler (ikiyuzluler gibi doneklik yapmadılar)

[24] Allah bu sebeple dogruları dogruluklarına karsılık mukafatlandıracak ; munafıkları da dilerse azaba ugratacak veya tevbe nasib edip tevbelerini kabul edecek. Suphesiz ki Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[25] Allah, o kufredenleri ofke ve kinleriyle geri cevirdi de hic bir hayra eremediler. Allah savasta (yardımcı olarak) mu´minlere yetti. Allah cok gucludur, cok ustundur

[26] Allah, Kitap Ehli´nden dusmanlara arka cıkıp yardım edenleri kalelerinden indirdi de kalblerine korku saldı. Onlardan kimini olduruyordunuz, kimini de esir ediyordunuz

[27] Sizi, onların arazisine, yurtlarına, mallarına ve bir de henuz ayak basmadıgınız bir yere varis kıldı. Allah´ın kudreti her seye yeter

[28] Ey Peygamber! Eslerine de ki: Eger siz dunya hayatını, onun sus ve satafatını istiyorsanız, gelin de size yararlanacagınız (bosanma) hakkınızı vereyim de sizi guzellikle salıvereyim

[29] Yok eger Allah´ı, Peygamberini ve Ahiret yurdunu arzu ediyorsanız, (bilin ki) Allah, sizden iyiligi-guzelligi huy edinenlere buyuk mukafatlar hazırlamıstır

[30] Ey Peygamber kadınları! Sizden kim acık bir hayasızlık, ahlak dısı davranısta bulunursa azab onun icin iki kat olur. Bu da Allah´a gore cok kolaydır

[31] Sizden kim Allah´a ve Peygamberine boyun egip itaat eder, iyi-yararlı amelde bulunursa, onun mukafatını iki defa veririz ve biz ona kadri yuce serefli bir rızık da hazırlamısızdır

[32] Ey Peygamber kadınları! Sizler, kadınlardan herhangi biri gibi degilsiniz; Allah´tan korkuyorsanız (yabancı erkeklere karsı) kırıtarak konusmayın, sonra kalbinde (sehvetten arız) hastalık bulunan kimsede arzu uyanabilir. Guzel, olculu (agırbaslı) soz soyleyin

[33] Evlerinizde vakarla oturun; eski cahiliyyet gunlerindeki gibi kırıtarak (sokaklarda) sus ve guzelliklerinizi dısarı atmayın; namazı dosdogru kılın, zekatı verin, Allah´a ve Peygamberine itaat edin. Ey Ehl-i beyt (=Peygamber hanedanı, O´nun ev halkı). Allah, elbette sizden her turlu cirkinligi gidermek ve sizi tertemiz (pak ve nezih) yapmak ister

[34] Evlerinizde okunan Allah´ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın ; suphesiz ki Allah her seyin inceligini, esrar ve hikmetini bilir, her seyden haberlidir

[35] Elbette Musluman erkekler ve Musluman kadınlar; mu´min erkekler ve mu´min kadınlar; kendilerini ibadet ve taate veren erkekler ve kadınlar; (niyet ve davranıslarında) dogru ve samimi olan erkekler ve kadınlar ; sabreden erkekler ve kadınlar ; sadaka veren erkekler ve kadınlar; iffet ve namuslarını koruyan erkekler ve kadınlar; Allah´ı cokca anan erkekler ve kadınlar (var ya), iste Allah onlara magfiret ve buyuk mukafat hazırlamıstır

[36] Allah ve Peygamberi bir is, bir mesle hakkında hukum verdiginde, artık hic bir mu´min erkege ve kadına kendi is ve meselelerinde istediklerini secmek uygun olmaz. Kim Allah ve Peygamberine karsı gelirse, gercekten o, acık bir sapıklıkla sapıtmıs olur

[37] Hani sen, Allah´ın nimetlendirdigi ve senin de nimet verip besledigin kimseye, «esini nikahında tut; Allah´tan korkup (yanlıs bir karar vermekten) sakın !» diyordun da Allah´ın acıga vuracagı seyi icinde gizliyordun ; insanlardan (onların dedikodusundan) endise ediyordun. Halbuki Allah, kendisinden korkup sakınmana daha layıktır. Zeyd o esiyle iliskisini kestiginde, biz onu seninle evlendirdik; ta ki ogullukları esleriyle iliskilerini kesince onlarla evlenme hususunda mu´minler uzerine bir vebal ve sakınca olmasın. Allah´ın emri mutlaka yerine gelir

[38] Peygamber uzerinde, Allah´ın onun icin takdir edip gerekli kıldıgı seyde bir vebal ve sakınca yoktur. Bu daha once gelip gecenler hakkında da Allah´ın cari bir sunnetidir (ki uygulanır). Allah´ın emri elbette yerini bulan bir kaderdir

[39] Onlar (Peygamberler), Allah´ın gonderdiklerini teblig ederler, Allah´tan saygı ile korkarlar; Allah´ tan baska hic kimseden korkmazlar. Hesab gorucu olarak da Allah yeter

[40] Muhammed, sizin adamlarınızdan hic birinin babası degildir; fakat O, Allah´ın Resulu ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her seyi layıkıyla bilendir

[41] Ey iman edenler! Allah´ı cokca anın

[42] Sabah ve aksam O´nu tesbih edin

[43] O Allah ki, sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin, O da, melekleri de uzerinize rahmet ve gufran indirir. O, mu´minlere oldukca merhametlidir

[44] O´na kavusacakları gun saglık ve esenlik dilekleri, «Selam»dır. Allah onlara cok serefli, goz-gonul doldurucu mukafat hazırlamıstır

[45] Ey Peygamber! Suphesiz ki biz seni sahid, mujdeci, uyarıcı : Allah´ın izniyle O´nun (yoluna) cagrıcı ve aydınlatıcı bir kandil olarak gonderdik

[46] Ey Peygamber! Suphesiz ki biz seni sahid, mujdeci, uyarıcı : Allah´ın izniyle O´nun (yoluna) cagrıcı ve aydınlatıcı bir kandil olarak gonderdik

[47] Mu´minleri, Allah´tan kendilerine buyuk sevaplar ve ustunluklerle mujdele

[48] Sakın kafirlere ve munafıklara uyma ! Eziyetlerine aldırıs etme. Allah´a guvenip dayan. Vekil olarak Allah yeter

[49] Ey iman edenler! Iman eden kadınları nikahladıktan sonra kendilerine henuz dokunmadan (cinsel yaklasma ve ona itici bir davranısta bulunmadan) bosayacak olursanız, artık sizin icin onlar hakkında sayacagınız i d d e t (ser´i bekleme suresi) yoktur. Onları gecimlikle yararlandırın ve guzel bir sekilde salıverin

[50] Ey Peygamber! Suphesiz ki biz, mehirlerini verdigin eslerini ve Allah´ın savas ganimetinden elin altına verdigi cariyeleri; seninle beraber hicret eden amcan kızlarını, halaların kızlarını, dayın kızlarını, teyzelerin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca mu´min bir kadın (mehirsiz olarak) kendini peygambere bagıslar, peygamber de onunla evlenmeyi arzu ederse, onu, mu´minlere degil de sadece sana has bir hukum olarak helal kıldık. Biz, mu´minlere, esleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldıgımızı biliriz. Bu (hukum) sana bir sıkıntı ve sakınca olmamak icindir. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[51] (Ey Peygamber! Giyimkusam hususunda seni uzen) eslerinden diledigini uzaklastırır, diledigini yanına alıp barındırırsın. Ayrılıp uzak kaldıgın eslerinden de diledigini almanda sana bir sakınca yoktur. Bu tutum, onların gozlerinin aydın olması, uzulmeyip hepsine verdigine karsılık hosnud kalmalarına en uygun, en yakın (care) olanıdır. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah bilendir ve Halim´dir (=her seyi sabır ve rahmetinin yumusaklıgı ve lutfunun inceligile yurutendir)

[52] (Ey Peygamber!) Bundan boyle kadın almak sana helal olmaz. Onlardan birini baska eslerle —guzellikleri senin hosuna gitse bile— degistirmen de helal degildir. Ancak sahip oldugun cariyeler mustesna. Allah her seyi gorup gozetendir

[53] Ey iman edenler! Peygamberin evlerine, yemege izin verilmeksizin, vaktine de bakılmaksızın girmeyin. Ancak davet edildiginizde girin, yemek yediginizden hemen sonra dagılın. Soz ve sohbette bulunmak icin de izinsiz girmeyin. Suphesiz ki bu gibi davranıslarınız Peygamberi uzuyor, sizden utanıp bir sey de demiyor. Ama Allah, hakkı soylemekten cekinmez. Peygamberin eslerinden ise yarar bir sey sormak istediginiz zaman perde arkasından kendilerinden sorun ; bu olcude hareket etmeniz hem sizin kalbleriniz, hem onların kalbleri icin daha temiz, daha nezihtir. Allah´ın Peygamberini incitmeniz ve kendisinden sonra O´nun esleriyle evlenmeniz size asla helal degildir. Boyle bir sey yapmanız Allah yanında cok buyuk (bir gunah)tır

[54] Bir seyi acıklar veya gizlerseniz, (bilin ki) Allah her seyi bilendir

[55] (Peygamberin eslerine ve diger Musluman) kadınlara, babaları, ogulları, kardesleri, kardeslerinin ogulları, kızkardeslerinin ogullan, Musluman kadınları ve sahip oldukları cariyeleri hakkında bir sakınca ve vebal yoktur. Ey kadınlar! Allah´tan korkup (iffetinizi ve vakarınızı) sakının. Suphesiz ki Allah her seye (yeterince) sahiddir

[56] Muhakkak Allah ve melekleri Peygamber´e salat ederler. Ey iman edenler! Siz de O´na cokca salat-u selam getirin

[57] Onlar ki Allah´a ve Peygamberine eziyet ederler, Allah Dunya´da da, Ahiret´te de onlara lanet etmis ve onlar icin asagılayıcı, horlayıcı bir azab hazırlamıstır

[58] Mu´min erkeklere ve mu´min kadınlara, islemedikleri bir suc ve gunah sebebiyle eziyet edenler ise, cidden iftira ve acık bir gunah yuklenmislerdir

[59] Ey Peygamber! Kendi eslerine, kızlarına ve Musluman kadınlarına de ki: Dıs elbiselerini uzerlerine alıp ortunsunler. Bu onların (iffetli) tanınmalarına, eziyet edilmemelerine daha uygun olanıdır. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[60] Munafıklar, kalblerinde (fitne ve fesad gibi) hastalık bulunanlar ve Medine´de olmadık fena haberleri yayanlar, eger bu huylarından vazgecmezlerse, and olsun ki, seni uzerlerine caydırıcı olarak gondeririz, sonra da Medine´de senin komsulugunda pek az bir sure kalabilirler

[61] Lanete ugramıslardır. Nerede bulunurlarsa yakalanıp oldurulurler de oldurulurler

[62] (Bu), Allah´ın daha onceleri de gelip gecenler hakkında uygulanagelen sunnetidir. Ve sen, elbette Allah´ın Sunneti´nde bir degisiklik bulamazsın

[63] Insanlar, sana Kıyamet´in kopus saatinden soruyorlar. De ki: Ona ait bilgi ancak Allah´ın yanındadır. Ne bilirsin, belki de onun kopus saati yakın olabilir

[64] Suphesiz ki Allah, kafirleri lanetlemis ve onlara cılgın alevli bir ates hazırlamıstır

[65] Orada ebedi kalıcılardır; ne bir dost ve sahip cıkan, ne de bir yardımcı bulabilirler

[66] Bir gunde ki, yuzleri atese cevrilir de, «Ah keske Allah´a itaat etseydik, Peygambere uysaydık!» derler

[67] Ve dediler ki: «Ey Rabbimiz! Dogrusu biz efendilerimize ve buyuklerimize uyduk, onlar da bizi sasırtıp yolumuzu saptırdılar

[68] Ey Rabbimiz! Onlara azabdan iki kat ver de onları buyuk bir lanet ile lanetle.»

[69] Ey iman edenler! Musa´ya eziyet edenler gibi olmayın; Allah, Musa´yı onların dediklerinden temiz tutup uzaklastırdı. O, Allah katında degerli ve itibarlı idi

[70] Ey iman edenler! Allah´tan korkun (Peygamberi incitmekten) sakının ve hep dogru soz soyleyin ki

[71] Allah islerinizi sizin icin duzeltip yararlı duruma getirsin; gunahlarınızı bagıslasın. Kim Allah´a ve Peygamberine itaat ederse, gercekten o, buyuk bir kurtulusa ermistir

[72] Suphesiz ki biz emaneti goklere, yere ve daglara sunduk, onu yuklenmeye yanasmadılar, ondan korkup titrediler; insan onu yuklendi ; suphesiz ki o, cok zalim ve cok cahildir

[73] Sunun icin ki, Allah, ikiyuzlu donek erkeklerle, ikiyuzlu donek kadınlara; Allah´a ortak kosan erkeklere, Allah´a ortak kosan kadınlara azab edecek ve iman eden erkeklerin, iman eden kadınların tevbesini kabul edecek. Allah, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

Sebe'

Surah 34

[1] Hamd o Allah´a ki, goktekiler de, yerdekiler de O´na aittir. Ahiret´te hamd O´na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her seyden) haberlidir

[2] Yere girenleri, yerden cıkanları ; gokten inenleri, goge yukselenleri bilir. O, cok merhamet edendir, cok bagıslayandır

[3] Kufre saplananlar, «Kıyamet bize gelmez» derler. De ki: Hayır, gaybı bilen Rabbıma and olsun ki elbette Kıyamet size gelecektir. Goklerde ve yerde zerre agırlıgınca hicbir sey O´nun ilminden uzak kalmaz. Bundan daha kucugu de, daha buyugu de mutlaka o acık ve acıklayıcı kitaptadır

[4] Cunku iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanları mukafatlandıracak. Iste bunlara magfiret (bol bagıslanma), cok serefli goz ve gonul doldurucu rızık vardır

[5] (Bizi) aciz bırakmak icin yarısıp ayetlerimiz hakkında (olumsuz yonde) caba gosterenlere gelince . Onlara elem verici murdar bir azab vardır

[6] Kendilerine ilim verilen (gercekciler ise, Rabbından sana indirilenin hak oldugunu ve cok guclu, cok ustun, ovulmege hep layık olanın yoluna irsad ettigini gorup bilirler)

[7] O kufre saplanıp kalanlar ise, siz olup didik didik hale geldiginizde yeniden yaratılacagınızı size haber veren bir adamı salık verelim mi ? derler

[8] O, Allah´a karsı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde akli dengesizlik mi var ? Hayır, Ahiret´e inanmayanlar (haktan cok) uzak sapıklık icinde, azab icindedirler

[9] Gokten ve yerden onlerinde ve arkalarında bulunan (acık belgeleri, isbatlayıcı delilleri) gormediler mi ? Dilesek onları yerin dibine gecirir veya uzerlerine gokten bir parca dusururuz. Suphesiz ki bunda (Allah´a) gonul verip yonelen her kul icin ogut, delil ve ibret vardır

[10] And olsun ki, Davud´a kendi katımızdan bir ustunluk verdik; «Ey daglar ve kuslar, Onunla beraber tesbihte bulunup sesinizi cıkarın!» dedik ve ona demiri yumusattık da

[11] «Uzunca, genisce zırhlar yap: (halkalarının) islenmesini duzenli bicimde tut; iyi-yararlı amelde bulun. Suphesiz ki, ben sizin yaptıklarınızı gorenim» (diye vahyettik)

[12] Suleyman´a da ruzgarı (boyun egdirdik). Sabah bir aylık, aksam bir aylık (mesafeden esmekte idi). Erimis bakırı ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun ellerinin altında calısanlar vardı. Onlardan buyrugumuzun geregini yapmayıp sapanlara cılgın atesin azabını tattırdık

[13] Onun icin diledigi sekilde kaleler, heykeller, havuz gibi lengerler, buyukce sabit kazanlar yaparlardı. Ey Duvud hanedanı! Sukur icin calısın. Kullarımdan sukredenler azdır

[14] Ne vakit ki Suleyman´a olumu hukmettik; (calıstırdıgı) cinlere onun olumunu ancak degnegini yiyen agackurdu gosterdi. Suleyman (olmus vaziyette) yere kapanınca, su gercek ortaya cıktı ki, eger cinler gaybı bilmis olsalardı, o horlayıcı, asagılayıcı azabın icinde kalmazlardı

[15] And olsun ki, Sebe´li´lere kendi yurtlarında (ilahi nimeti guzelligiyle yansıtan) bir belge ve belirti vardı: Saglı sollu (Cennet misali) iki bahce bulunuyordu. «Rabbınızın rızkından yeyin, O´na sukredin. Guzel hos bir sehir ve cokca bagıslayan bir Rabb» (denilmisti)

[16] Ne var ki, onlar (bu uyarıdan) yuzcevirdiler. Biz de uzerlerine A r i m S e l ´ini gonderdik. (O guzelim) iki bahcelerini, acımsı buruk yemisli, acı ılgın ve biraz da sidir (Arabistan kirazı) bulunan iki bahceye cevirdik

[17] Bununla, onları, inkar ve nankorluklerine karsı cezalandırdık ve biz ancak cok nankorleri cezalandırırız

[18] Onların yurtlarıyla, feyizlendirip mubarek kıldıgımız kasabalar arasında biri digerinden gorulebilen yakın kasaba ve koyler meydana getirdik ; bunlar arasında gezip dolasma imkanlarını takdir ettik, «geceleri ve gunduzleri guven icinde gezip dolasın !» (dedik)

[19] Onlar ise (bu bereket, guven ve rahatlıgı anlayamadılar da) «Ey Rabbimiz! Yolculugumuzun konaklarını (birbirinden) uzaklastır» dediler ve boylece kendilerine haksızlık ettiler. Biz de onları bu yuzden dillerde dolasan masallara cevirdik ve parcalayıp dagıttık. Suphesiz ki bunda cokca sukredebilen her cok sabırlı kimse icin ogutler ve ibretler vardır

[20] And olsun ki, Iblis onlar hakkındaki zan ve tahminini dogruya cıkarmıs ; mu´minlerden bir topluluk dısında hepsi de ona uymuslardı

[21] Halbuki Iblis´in onlar uzerinde bir sultası yoktu. Ancak biz, Ahiret´e iman edenlerle o hususta suphe icinde bulunanları bilip belli etmek icin (bu fırsatı verdik). Senin Rabbın her seyi gorup gozetendir

[22] De ki: Allah´tan baska (ilahlar olduklarını) iddia ettiginiz seylere dua edip yalvarın ; ne goklerde, ne de yerde zerre kadar seye sahip degillerdir ; ikisinde de onların hicbir ortagı (Allah´a ortak olacak bir dayanakları) yoktur; Allah´ın o tanrılardan yardımcı bir arkası da yoktur

[23] Allah´ın huzurunda O´nun Izin verdiginin dısında (kimselerin) sefaatı fayda vermez. Sonunda kalblerindeki korku ve dehset giderilince «Rabbimiz ne buyurdu ?» derler. «Hakkı buyurdu. O, yucedir, uludur.»

[24] De ki: Sizi goklerden ve yerden rızıklandıran kimdir ? De ki: Allah´tır. Suphesiz ki, ya biz, ya da siz dogru yol uzereyiz veya acık bir sapıklık icindeyiz

[25] De ki: Bizim isledigimiz suc ve gunahtan siz sorumlu tutulmazsınız ; sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu tutulmayız

[26] De ki: Rabbimiz bizi bir araya toplayacak, sonra da hakk ile aramızı ayıracak (haklıyı haksızdan kesin kesin ayırd edecek). O, hakk ile en iyi hukmedendir; her seyi bilendir

[27] De ki: O´na kattıgınız ortakları bana gosterin ! Hayır, (O´nun ortakları yoktur). O cok ustundur, cok gucludur, hikmet sahibi olan Allah´tır O

[28] (Ey Peygamber!) Biz seni butun insanlara ancak (rahmetin) mujdecisi, (azabın) uyarıcısı olarak gonderdik. Ama insanların cogu bilmezler

[29] Ve dediler ki: Dogrulardan iseniz (soyleyin) bu va´d ne zaman

[30] De ki: Size belirlenen bir gun vardır ki ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de bir an ileri gecebilirsiniz

[31] Kufredenler dediler ki: «Biz elbette ne bu Kur´an´a inanırız, ne de onundeki (once indirilenlere inanırız.» Bu zalimleri, Rablarının huzurunda durduruldukları zaman bir gorsen, sozu birbirlerinin uzerine atıp tutar, evirip cevirirler. Iclerinden zayıf ve aciz sayılanlar, buyukluk taslayanlara : «Siz olmasaydınız bizler elbette mu´minler olurduk» derler)

[32] Buyukluk taslayanlar, aciz ve zayıf olanlara, «size dogru yolu gosteren geldikten sonra biz mi sizi alıkoyduk ? Hayır, siz esasen suclu gunahkarlar idiniz,» derler

[33] Aciz ve zayıf olanlar ise, buyukluk taslayanlara, «Allah´ı inkar etmemiz ve O´na esler, ortaklar, benzerler kosmamız icin gece gunduz hileler kurup bize emir ve tavsiyelerde bulundunuz,» derler. Bunlar azabı gorunce icin icin pismanlık duyarlar. Biz de kafirlerin boyunlarına demir halkalar geciririz; onlar ancak yaptıklarına karsılık ceza cekerler

[34] Biz ne kadar bir kasabaya bir uyarıcı gonderdikse, mutlaka oranın sımarık ileri gelenleri, «dogrusu biz sizinle gonderilen seyleri tanımıyoruz» demislerdir

[35] Hem diyorlar ki, «biz malca da, evladca da daha coguz ve biz azaba da ugratılacak degiliz.»

[36] De ki: Suphesiz Rabbın, rızkı diledigine genisletir ve daraltır. Ama insanların cogu (bu hikmeti) bilmezler

[37] Sizi bize yaklastıran ne mallarınız, ne de evladınızdır. Ancak iman edip iyi-yararlı amellerde bulunan kimseler (var ya) iste onlar icin yaptıklarına karsılık kat kat mukafat vardır ve onlar Cennet´in yuksekce, manzaralı kısımlarında guven icindedirler

[38] (Bizi) aciz bırakacaklarını sanarak ayetlerimiz hakkında (olumsuz yonde) ugrasıp caba gosterenlere gelince: Iste onlar azab icinde bekletileceklerdir

[39] De ki: Suphesiz Rabbim, rızkı kullarından diledigine, genisletir ve daraltır. (Allah icin) neyi harcarsanız Allah onun yerine bir digerini verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır

[40] (Allah) onların hepsini o gun biraraya toplayacak, sonra da meleklerine, «bunlar mı size tapıyorlardı ?» diyecek

[41] Melekler, «seni tesbih ve tenzih ederiz; onlar degil, sen bizim yegane sahibimizsin. Hayır, onlar, cinlere tapıyorlardı; cogu onlara inanmıslardı,» diyecekler

[42] Bugun kiminizin kiminize ne yarar, ne de zarar vermeye gucu yeter; zulmedenlere de deriz ki: Yalanlayıp durdugunuz atesin azabını tadın

[43] Ayetlerimiz kendilerine karsı acık-secik okundugu zaman, dediler ki, «bu adam ancak sizi babalarınızın taptıgı seylerden alıkoymak ister ve bu Kur´an uydurulmus bir duzmeden baskası degildir.» Inkar edenler de hakk (olan Kur´an) kendilerine geldigi zaman, «bu acık bir sihirden baskası degildir» dediler

[44] Halbuki biz, onlara ders yapacakları bir kitap vermedik ve senden once kendilerine bir uyarıcı da gondermedik

[45] Onlardan once gelen (inkarcılar da) yalanlamıstı; onlara verdigimizin onda birine olsun (bunlar) erisememislerdir. Peygamberlerini yalanladılar. (Bir bak), beni inkarın sonu ne oldu

[46] De ki: Size tek bir ogutte bulunuyorum: Allah icin ikiser ikiser, birer birer ayaga kalkmanızı, sonra da iyice dusunmenizi (istiyorum). Arkadasınızda cinnet diye bir sey yoktur. O, ancak cok siddetli bir azabdan once sizi uyaran bir peygamberdir

[47] De ki: Sizden bir ucret istediysem, o size olsun. Benim ucretim ancak Allah´a aittir. O, her seye sahiddir

[48] De ki: Suphesiz ki Rabbim, hakkı (batılın beynine) fırlatıp carpar. O, gaybleri en iyi bilendir

[49] De ki: Hakk geldi; batıl ise ne (bir sey) baslatıp meydana getirebilir, ne de (onu) geri cevirebilir

[50] De ki: Eger ben sapıtırsam kendi aleyhime sapıtmıs olurum. Dogru yolu bulursam, bu, Rabbimin bana vahyetmesiyledir. Suphesiz ki O, isitendir, yakındır

[51] Onları, korkup telasa kapıldıkları zaman gorsen ! Artık kurtulma (sansları) hic yoktur ve yakın bir yerde yakalanmıslardır

[52] «Biz O´na iman ettik» derler. Ama uzak bir yerden (Ahiret´ten imana) el sunmak (Dunya´ya yeniden dondurulmek) onlara nereden

[53] Halbuki daha once onu inkar etmisler, uzak yerden gaybe tas atmıslar (bilmedikleri seye dil uzatmıslardı)

[54] Artık onlarla arzuladıkları sey arasına bir perde gerilmistir. Daha once benzerlerine yapıldıgı gibi. Dogrusu onlar hep zan ve iftiraya itici bir suphe icindeydiler

Fâtır

Surah 35

[1] Hamd o Allah´a ki, gokleri ve yeri yoktan var kılıp yaratmıs ; ikiser, ucer ve dorder kanatlı melekleri elciler yapmıstır. O, yaratmada diledigini artırır. Suphesiz ki Allah´ın kudreti her seye yeter

[2] Allah insanlara rahmetinden neyi acarsa onu tutacak yoktur; neyi de tutar salıvermezse, onu ondan sonra salıverip gonderecek yoktur. O cok gucludur, cok ustundur; yegane hikmet sahibidir

[3] Ey insanlar! Allah´ın size dan nimetini hatırlayın ; gokten ve yerden sizi rızıklandıran O´ndan baska yaratan var mıdır ? O´ndan baska tanrı yok. Artık nasıl (haktan) donduruluyorsunuz

[4] Eger seni yalanlıyorlarsa, senden once de bircok peygamberler yalanlanmıstı. Isler (eninde sonunda) Allah´a doner

[5] Ey insanlar! Suphesiz ki Allah´ın va´di haktır. Artık Dunya hayatı sakın sizi aldatmasın ve sakın o gurura kapılıp aldanan (seytan) da sizi Allah´a (O´nun genis rahmetine amelsiz, ibadetsiz guvendirerek) aldatmasın

[6] Muhakkak ki seytan sizin dusmanınızdır. Artık siz de onu dusman edinin. Cunku o kendi yandaslarını alev alev kopuren bir atesin yakın dostları olsunlar diye cagırır

[7] Kufre saplanıp kalanlar icin siddetli bir azab vardır. Iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara magfiret (gunahlardan bagıslanıp arınma) ve buyuk bir mukafat vardır

[8] Kotu ameli kendisine cekici gosterip de onu guzel goren kimse, (iyi yararlı amellerde bulunan kimse gibi midir?). Allah, elbette diledigini saptırır, diledigini dogru yola iletir. Artık onlara karsı uzuntulere kapılarak kendini yıpratmaya yonelme. Suphesiz ki Allah onların neler isledigini bilendir

[9] O Allah ki, ruzgarı gonderir de bir bulut kaldırır, onu olu bir beldeye sevkederiz, derken yeri olumunden sonra onunla diriltiriz. iste yeniden dirilip kabirlerden kalkmak da boyledir

[10] Kim azizlik, san ve seref istiyorsa, (bilsin ki) san ve serefin tamamı Allah´ındır. Guzel, nezin soz ancak O´na yukselir; iyi-yararlı amel de o sozu yukseltir. Kotulukler kuranlara siddetli azab vardır. Ve iste onların kurdugu (duzenler, duzenbazlıklar) silinip yok olmaya mahkumdur

[11] Allah sizi topraktan yarattı, sonra bir nutfeden ; sonra da sizi ciftler seklinde meydana getirdi. Her bir disinin karnında tasıdıgı ve dogurdugu mutlaka O´nun bilgisiyledir. Omru uzayanın omrunun uzaması, omru kısalanın omrunun kısalması mutlaka Kitab´dadır. Suphesiz ki bu da Allah´a gore cok kolaydır

[12] Iki deniz (veya gol) bir degildir. Bu, tatlı, susuzlugu giderici, kolay icimlidir. O, tuzlu acıdır; ama her birinden taze et yersiniz ve takındıgınız (bazı) sus esyasını cıkarırsınız. Allah´ın tasan nimetini elde etmek icin gemilerin de denizde suyu yara yara yuzup gittigini gorursun. Ola ki sukredersiniz

[13] Geceyi gunduze, gunduzu de geceye katar. Gunes ve Ay´ı buyruk altına almıs (sasmayan kanunlara baglamıs)tır. Herbiri belirlenmis bir sure icinde (kendi yorungesinde) hareketini surdurur. iste bunları yapan (kudretiyle duzenleyen) Allah Rabbiniz (yegane terbiyeciniz)dir. Mulk O´nundur. O´ndan baska yalvarıp taptıklarınız ise, bir cekirdegin zarına bile malik degillerdir

[14] Onlara (el acıp) yalvararak dua etseniz, duanızı isitmezler, isitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gununde ise sizin (onları Allah´a) ortak kosmanızı inkar ve reddederler. (Her seyden) haberli olan (Allah) gibi (hicbir sey) sana haber veremez

[15] Ey insanlar! Sizler hepiniz Allah´a muhtacsınız, Allah ise ganiy (hicbir seye muhtac olmayan mutlak varlıklı)dır. Ovulmege cok layıktır

[16] Dilerse sizi (sahneden) alıp goturur de yeni bir halk toplulugu getirir

[17] Bu da Allah´a gore guc degildir

[18] Hicbir gunahkar diger bir gunahkarın gunahını tasımaz. Yuku agır olanın, tasıması icin —yakını bile olsa— yukunden hicbir sey baskası tarafından tasınmaz. Sen ancak Rabbından gıyabında saygı ile korkanları ve namazı dosdogru kılanları uyarırsın. Kim kendini (gunah kirlerinden) pak tutarsa, o ancak kendi lehine paklanmıs olur. Varıs ancak Allah´adır

[19] Gormeyenle goren bir degildir

[20] Karanlıklar ile aydınlık

[21] Golge ile sıcaklık da bir degildir

[22] Dirilerle oluler de bir degildir. Suphesiz Allah diledigi kimselere isittirir. Sen ise kabirlerde olanlara isittirecek degilsin

[23] Sen ancak, (tuttukları yolun tehlikeli olduguna ve gelecek olan azaba karsı) bir uyarıcısın

[24] Suphesiz ki biz seni (rahmet mujdecisi), (azaba karsı) uyarıcı olarak hakk ile gonderdik. Hicbir millet yoktur ki iclerinden (gelecek felakete, inkar ve sapıklıklarındaki inatlarına karsı) bir uyarıcı peygamber gelip gecmis olmasın

[25] Eger seni yalanlıyorlarsa, onlardan oncekiler de (kendilerine gonderilen peygamberleri) yalanlamıslardı. Peygamberleri, onlara acık belgelerle, mu´cizelerle, yazılı sahifelerle, aydınlatıcı kitapla gelmislerdi

[26] Sonra o inkar edenleri yakalayıverdim. (Bir gorsunler) beni inkar nasıl olur

[27] Gormedin mi ki, Allah gokten su indirdi de biz onunla renkleri farklı meyveler cıkardık. Daglardan da kimi beyaz, kimi kırmızı muhtelif renklerde ve siyahımsı gorunumde cesitli yollar meydana getirdik

[28] Insanlardan, yerde yuruyen hayvanlardan, davarlardan da bunun gibi ayrı ayrı renklerde olanlar vardır. Allah´tan ise, O´nun kullarından ancak ilim sahipleri saygı ile korkarlar. Suphesiz ki Allah cok gucludur, cok ustundur, cok bagıslayandır

[29] Allah´ın kitabını okuyanlar, namazı dosdogru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli-acık harcayanlar, iste onlar kesada ugramıyacak, yok olmayacak bir ticaret umarlar

[30] Cunku Allah onların bu harcamalarının karsılıgını noksansız verir. Suphesiz ki O cok bagıslayan ve sukredenlere nimetini cok artırandır

[31] Kitap´tan sana onundekini (Tevrat ve Incil´i) dogrulayarak vahyettigimiz haktır. Suphesiz ki Allah kullarından haberlidir (onların her halini ve dusunduklerini) gorup bilendir

[32] Sonra da Kitab´ı kullarımızdan secip begendiklerimize miras bıraktık. Artık onlardan bir kısmı kendine haksızlık eder; bir kısmı ortalama gider; bir kısmı da —Allah´ın izniyle— hayırlarda one gecer, iste bu buyuk bir fazilettir

[33] Onlar Adn Cennetleri´ne girerler, orada altın bileziklerle, incilerle suslenirler. Oradaki elbiseleri ise ipektir

[34] Bizden uzuntu ve sıkıntıyı gideren Allah´a hamd olsun ; suphesiz ki Rabbimiz cok bagıslayan ve sukredene sukrunun karsılıgını bolca verendir

[35] Bizi kendi fazl-u kereminden sonsuza dek kalınacak bir konaga yerlestirdi. Artık burada bize ne bir yorgunluk dokunur, ne de burada bize usanc ve bıkkınlık gelir, derler

[36] Kufur icinde kalanlara ise Cehennem atesi vardır. Olum hukmu verilmez ki olsunler; ne de oranın azabı kendilerinden hafifletilir. Iste biz, her asırı nankor inkarcıyı boyle cezalandırırız

[37] Onlar, Cehennem´de soyle bagırıp cagırırlar: «Rabbimiz! Bizi (buradan) cıkar, yapageldigimizden baska iyi-yararlı amelde bulunalım.» Sizi, dusunup de gercegi anlayabilenin dusunebilecegi kadar omurlu kılmadık mı ? Ustelik size o peygamber de geldi. O halde tadın tadacagınızı! Artık zalimler icin hicbir yardımcı yoktur

[38] Suphesiz Allah, goklerde ve yerde gorunmeyeni, bilinmeyeni bilendir. O elbette kalblerde olanı da cok iyi bilir

[39] O Allah ki, yeryuzunde sizi (gocup gidenlerin yerine) koyup yerlestirdi. Artık kim kufrederse kufrunun zararı kendisinedir ve kafirlerin kufru Rabları yanında gazabdan baska kendilerine bir sey artırmaz. Kafirlerin kufru kendilerine ancak husran artırır

[40] De ki: Bir baksanıza, Allah´ı bırakıp da dua edip yalvardıgınız ortaklarınızı gosterin bana, yeryuzunde neyi yaratmıslardır? Yoksa onların goklerde bir ortaklıgı mı vardır, yoksa kendilerine bir kitap vermisiz de ondan (elde ettikleri) acık bir delil uzere mi bulunuyorlardır? Hayır, o zalimler birbirini aldatmadan baska va´dde bulunmazlar

[41] Suphesiz ki Allah, gokleri ve yeri zeval bulmasınlar diye (koydugu belli kanunlarıyla) tutmaktadır. Eger zeval bulacak olurlarsa, O´ndan baska hicbiri onları (yorungelerinde) tutamaz. O, muhakkak ki Halim´dir (her seye sabırla yonelir, lutufla muamele eder, ceza vermekte acele etmez); cok bagıslayandır

[42] Olanca yeminleriyle yemin edip, eger kendilerine uyarıcı bir peygamber gelecek olursa, elbette, ummetlerden en ileri olanından daha cok dogru yolu bulacaklarını (soylemislerdi). Ne vakit ki, kendilerine uyarıcı peygamber geldi, (aksine) bu onların ancak nefretini artırdı

[43] Sebebi ise, yeryuzunde sırf boburlenip buyukluk taslamak ve bir de kotu bir duzen kurmak istekleriydi. Halbuki kotu duzen, ancak onu kuranları sarıp baslarına coker. Oncekilerin sonunu belirleyen (ilahi) sunnetten (onun tecellisinden) baska ne beklerler ? Ve sen, Allah´ın sunnetinde elbette bir degisiklik ve degisme bulamazsın; evet, sen Allah´ın sunnetinde bir dondurme, baskalasma bulamazsın

[44] (Bunlar) yeryuzunde gezip dolasarak kendilerinden oncekilerin sonunun ne olduguna bakmıyorlar mı ? Ki onlar, bunlardan daha kuvvetli idiler. Goklerde ve yerde Allah´ı aciz bırakacak hicbir sey yoktur. Suphesiz ki O, bilendir, kudreti her seye yetendir

[45] Eger Allah, insanları kazandıkları sey sebebiyle hemen yakalayıp cezalandırmıs olsaydı, yeryuzunde tek bir canlı bırakmazdı. Ama onları belirlenmis bir vakte kadar geciktirir. Artık o vakit gelince (hukmunu yerine getirip cezalandırır). Cunku Allah, mutlaka kullarını gorup bilendir

Yâsîn

Surah 36

[1] Ya-Sin

[2] Hikmet dolu Kur´an´a and olsun ki

[3] Sen elbette gonderilen peygamberlerdensin

[4] Dogru yol uzerindesin

[5] (Kur´an) cok ustun, cok guclu, cok merhametli (Allah´ın) indirdigidir

[6] Babaları uyarılmayan bir milleti —ki onlar gaflet icindedirler— uyarman icindir

[7] And olsun ki, hukum, cogu hakkında gerceklesip subut bulmustur, artık inanmazlar

[8] Suphesiz ki biz onların boyunlarına, cenelerine dayanacak sekilde demir halkalar gecirdik. Bu yuzden basları yukarıya kalkıktır

[9] Onlerine de, arkalarına da bir sed koyduk, gozlerini de bir perdeyle ortuverdik, artık onlar gormezler

[10] (Ey Peygamber!) Onları (tuttukları yolun tehlikesine karsı) uyarsan da uyarmasan da birdir; iman etmezler

[11] Sen ancak Zikr´e (Kur´an´a) uyup Rahman´dan, gıyabında saygı ile korkanları uyarabiiirsin. Oylesini magfiret ve goz-gonul dolduran guzel bir mukafatla mujdele

[12] Suphesiz biz, evet biz, oluleri diriltiriz; onden gonderdikleri seyleri ve bıraktıkları eserleri (koydukları izleri) yazarız. Ve her seyi acık ve acıklayıcı bir Ana Kitap´ta sayıp tesbit etmisizdir

[13] Onlara, o kasaba halkından misal getir; hani onlara peygamberler gelmisti

[14] Hani kendilerine iki elci gondermistik de onları yalanlamıslardı. Bunun uzerine o ikisini bir ucuncu-suyle destekleyip guclendirmistik. «Suphesiz biz size gonderilen elcileriz !» Demislerdi

[15] Onlar ise, hayır, dediler, siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman bir sey indirmemistir. Siz ancak yalan soyluyorsunuz

[16] Elciler de, «Rabbimiz bilir ki biz gercekten size gonderilen elcileriz

[17] Bize gereken, sadece acık tebligdir,» dediler

[18] Kasaba halkı onlara: «Dogrusu sizin yuzunuzden basımıza ugursuzluk coktu. Eger (bu iddia ve uyarınızdan) vazgecmezseniz elbette sizi taslar ve elbette bizden size elem verici bir azab dokunur,» dediler

[19] Elciler dediler ki: «Sizin ugursuzlugunuz beraberinizdedir; size ogut verilse de mi ? Hayır, siz (inkar ve sapıklıkta, inat ve azgınlıkta) asırı giden bir milletsiniz.»

[20] Sehrin en uzak kesiminden bir adam kosarak geldi ve: «Ey kavmim ! Gonderilen bu elcilere uyun

[21] Uyun sizden ucret istemiyen-lere. Bunlar dogru yol uzerinde bulunuyorlardır.» Dedi

[22] Hem beni yoktan yaratıp varlık alanına getiren Allah´a ne diye tapmıyayım ? Hepiniz ancak O´na donduruleceksiniz

[23] Artık ben, O´ndan baska tanrılar edinir miyim ? Eger Rahman, bana bir zarar vermeyi dilese, onların sefaati bana hicbir fayda saglamaz ve beni kurtaramazlar da

[24] O takdirde ben, mutlaka acık bir sapıklık icinde olurum

[25] (Ey elciler!) Supheniz olmasın ki ben sizin Rabbınıza iman ettim, beni isittiniz

[26] Ona, «gir Cennet´e!» denildi. O da, «ah keske kavmim, Rabbimin beni bagısladıgını ve beni, ikrama layık gorulen kisilerden kıldıgını bir bilselerdi.»

[27] Ona, «gir Cennet´e!» denildi. O da, «ah keske kavmim, Rabbimin beni bagısladıgını ve beni, ikrama layık gorulen kisilerden kıldıgını bir bilselerdi.»

[28] Onun ardından, milleti uzerine gokten hicbir (yok edici) asker indirmedik, indirecek de degildik

[29] Sadece bir haykırıs (yetti); hemen sonuverdiler

[30] Yazık cok yazık o kullara ki, kendilerine ne kadar bir peygamber geldiyse, mutlaka onunla alay ederlerdi

[31] Gormediler mi ki, kendilerinden once nice nice nesilleri yok ettik ki onlar(dan hic birlen) bunlara (bir daha) donup gelmiyorlardı

[32] Hepsi de istisnasız huzurumuzda biraraya getirileceklerdir

[33] Diriltip icinden daneler cıkardıgımız olu toprak onlar icin (varlıgımızın ve kudretimizin) acık belgelerinden biridir, ondan yeyip gecinirler

[34] Onda hurmalık ve uzum bahceleri meydana getirdik ve icinden pınarlar fıskırttık

[35] Ki onun meyvelerinden ve ellerinin isleyip ortaya cıkardıgı urunlerden yesinler. Artık sukretmezler mi

[36] O´nu tesbih ve tenzih edin ki, yerin yetistirdiginden, kendi nefslerinden ve bilmedikleri daha nice seylerden cift cift yaratmıstır

[37] Gece de onlar icin (ilahi kudrete delalet eden) acık bir belgedir. Gunduzu ondan cekip sıyırırız da hemen karanlıkta kalmıs olurlar

[38] Gunes de kendine has karargahta (yorungesinde) cereyan etmektedir. Bu o cok guclu, cok ustun, her seyi bilen (Allah´ın) takdiridir

[39] Ay icin de konaklar belirledik ; sonunda kuru hurma cubugu gibi (incelip egik) doner

[40] Ne Gunes´in Ay´a yetismesi uygun (bir kanun)dur, ne de gece, gunduzun onune gecebilir. Her biri ayrı bir yorungede yuzerler (hareketlerini surdururler)

[41] Onlar icin ayrı bir acık belge de, soylarını o dolu gemiye yukleyip tasımamız

[42] Ve bunun benzeri binecekleri seyleri onlar icin yaratmamızdır

[43] Dilersek onları (suda) bogarız da artık ne cıglıklarına kosan bulunur, ne de kurtarılma sansları olur

[44] Ancak bizden bir rahmet ve bir sureye kadar gecinip yararlanmaları icin irademiz onların kurtulmasını saglamıstır

[45] Kendilerine, onunuzdekinden ve arkanızdakinden (Dunya ve Ahiret´te azabı ve rusvaylıgı gerektiren fenalıklardan) korkup sakının ki, merhamet olunasınız, denildigi zaman (aldırıs bile etmezler)

[46] Kendilerine ne kadar Rabbın ayetlerinden bir ayet geldiyse, mutlaka ondan yuzcevirdiler. ´

[47] Yine kendilerine, Allah´ın size rızık olarak verdiklerinden (Allah icin) harcayın, denildigi zaman, o kufredenler, iman edenlere, «Allah´ın diledigi takdirde yedirecegi kimseyi biz mi yedirelim ?! Suphesiz ki siz acık bir sapıklık icinde bulunuyorsunuz,» derler

[48] Ve derler ki: Eger dogru kimselerdenseniz bu va´d ne zaman

[49] Onlar cekisip tartısırken ansızın kendilerini yakalayıverecek bir haykırısı beklerler

[50] Artık (bu durumda) ne bir tavsiyede bulunmaya guc getirebilirler, ne de ailelerine donebilirler

[51] Sur´a ufrulunce bir de bakarsın kabirlerinden cıkıp Rablarına dogru akın akın kosarlar

[52] Eyvah bize ! Kim bizi uyudugumuz yerden kaldırdı ? derler. (Onlara :) Bu, Rahman (olan Allah´ın) va´dettigi ve peygamberlerin dogru soyledigi (gundur, denilir)

[53] Sadece bir haykırıs. Bir de bakarsın hepsi huzurumuzda hazır bekliyorlar

[54] Bugun hic kimseye zulmedilmez ve ancak yapageldiginiz seylerin karsılıgını gorursunuz

[55] Bugun cennetlikler tatlı bir eglence icinde sevinip neselenmektedirler

[56] Onlar da, esleri de golgede tahtlar, kanepeler uzerinde kurulmuslardır

[57] Onlara orada meyveler ve istedikleri her sey vardır

[58] Onlara O cok merhametli Rabb´dan sozlu selam vardır

[59] Ey suclu gunahkarlar! Bugun bir tarafa ayrılın

[60] Ey Adem ogulları! Seytana tapmayın, o gercekten sizin acık dusmanınızdır

[61] Bana tapın. Iste en dogru yol budur, diye size buyurmadım mı

[62] And olsun ki seytan sizden nice nice nesilleri saptırmıstır. Akledecek durumda degil miydiniz

[63] Iste bu, tehdid edilegeldiginiz Cehennem´dir

[64] Inkar edegeldiginize karsılık bugun girin oraya

[65] Bugun onların (o inkarcı azgınların, sapık doneklerin) agızlarını muhurleriz. Neler isleyip elde ettiklerini (ortaya dokmek icin) bizimle (onların agzı degil) elleri konusur, ayakları da sahidlikte bulunur

[66] Dilemis olsak, gozlerini silme kor ederdik de yolu bulabilmek icin kosusup dururlardı; ama nerede gorebilirlerdi

[67] Dilemis olsak, onları oldukları yerde suretlerini degistirirdik de artık ne ileri gidebilirler, ne de geri donebilirlerdi

[68] Kimi uzun omurlu yasatırsak, yaratılısını tersine cevirip degistiririz. Hala aklınızı kullanmaz mısınız

[69] Biz O´na (Muhammed´e) siir ogretmedik; aslında siir ona yarasmaz da. O ancak katıksız bir ogut ve acık ortada bir Kur´an´dır

[70] Diriyi uyarmak ve kafirler uzerine (azabla ilgili) sozun hakk olması icindir (bu Kur´an)

[71] Gormedin mi ki, biz (kudret) ellerimizin imalatı olan davarları yarattık; boylece onlar buna sahip oluyorlardır

[72] Onları kendilerine boyun eger kıldık da bir kısmı binekleridir, bir kısmının da etini yemekteler

[73] Kendileri icin onlarda birtakım yararlar ve icecekler de vardır. Artık sukretmezler mi

[74] Yardım olunurlar (kendilerine imdad olunur) diye tutup Allah´tan baska tanrılar edindiler

[75] Halbuki o tanrıların, onlara yardımda bulunmaya gucleri yetmez onlar ise, o tanrılar icin hazır (koruyucu) askerlerdir

[76] Sakın onların sozu seni uzmesin. Suphesiz ki, biz onların gizlediklerini de, acıga vurduklarını da biliriz

[77] Insan, kendisini bir nutfeden yarattıgımızı gormedi mi ? Buna ragmen bir de bakarsın ki o, (bize karsı) acık bir hasım

[78] Kendi yaratılısını unuttu da curudugu halde bu kemikleri kim yaratabilir? diyerek bize misal vermeye kalkıstı

[79] De ki, onu ilk yaratıp meydana getiren diriltecektir. O, yaratısın, yaratılısın her ozelligini bilendir

[80] O ki, size yesil agactan ates meydana getirdi. Siz de o atesten yakıp duruyorsunuz

[81] Gokleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini (veya tıpkısını) yaratmaya kudreti yetmez mi ? Elbette yeter. O her seyi yaratandır, bilendir

[82] O, bir seyi (var kılmayı) dileyince, O´nun emri sadece «ol!» demesidir, o sey hemen oluverir

[83] Her seyin mulku (mukadderat ve tasarrufu) elinde olan (Allah) cok yucedir, cok munezzehtir

Saffât

Surah 37

[1] And olsun saf saf dizilenlere

[2] Surukleyip goturenlere, vazgecirip alıkoyanlara

[3] Kitap okuyanlara

[4] Muhakkak sizin Tanrınız Bir´ dir

[5] Goklerin, yerin ve ikisi arasındaki seylerin Rabbı´dır; doguların da Rabbı´dır

[6] Suphesiz ki biz Dunya semasını (veya en yakın semayı) yıldızlarla susledik

[7] Ve orayı itaatten cıkmıs her azgın seytandan koruduk

[8] Mele-i A´la´ya kulak verip dinleyemezler ve her yandan atılıp itilip kovulurlar

[9] Onlar icin devamlı azab vardır

[10] Ancak bir soz dinleyip kapan olursa, pesine cok parlak bir kıvılcım takılır

[11] Onlara bir sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur yoksa bizim yarattıklarımız (gokler, sistemler ve duzenler) mi ?.. Suphesiz biz onları yapıskan bir camurdan yarattık

[12] Ne var ki sen onlara (onların)

[13] Kendilerine ogut verilince ogut almazlar. ise (seninle) egleniyorlar. inkar ve inadlarına) sasıyorsun, onlar

[14] Bir acık belge (delil veya mu´cize) gorseler, onunla alay ederler

[15] Ve derler ki, bu acık bir sihirden baskası degildir

[16] Biz oldugumuz, toprak ve kemik (yıgını) haline geldigimiz zaman mı, biz (tekrar) dirilip kabirlerimizden kaldırılacagız

[17] Ya onceki dede ve babalarımız da mı

[18] De ki: Evet, hem de asagılanıp rusvay oldugunuz halde

[19] Bir tek haykırıs yetecek; hemen (dirilip kalktıklarını) gorurler

[20] Vay bize ! Bu hesap ve ceza gunudur, derler

[21] Evet, bu yalanladıgınız (haklıyı haksızdan, zalimi mazlumdan, mu´mini kafirden ve munafıktan) ayırd etme gunudur

[22] Toplayıp surun mahser yerine o zulmedenleri, eslerini, yandaslarını ve Allah´tan baska taptıklarını, hepsini Cehennem´in yoluna koyun

[23] Toplayıp surun mahser yerine o zulmedenleri, eslerini, yandaslarını ve Allah´tan baska taptıklarını, hepsini Cehennem´in yoluna koyun

[24] Ve onları (belli bir noktada durdurup alıkoyun) cunku onlar mutlaka sorguya cekileceklerdir

[25] Ve onlara: «Size ne oldu da birbirinize yardım edemiyorsunuz ?»

[26] Hayır, onlar bugun (ister istemez) teslimiyet icindedirler

[27] Birbirlerine yonelip sorusturmaya baslarlar

[28] Siz bize sag taraftan (dini acıdan) geliyordunuz, derler

[29] (Digerleri), yok, sizler aslında inanmamıstınız

[30] Bizim sizin uzerinizde bir sultamız olmadı, ama siz, azıp sapıtan bir millettiniz, derler

[31] Bu yuzden Rabbınızın hakkımızdaki sozu yerine geldi. Suphesiz ki artık onu tadıp duracagız

[32] Evet, sizi biz azdırdık. Cunku biz kendimiz azgınlar idik

[33] Dogrusu onların hepsi o gun azabda ortaktırlar

[34] Suphesiz biz, suclu gunahkarlara boyle muamele ederiz

[35] Cunku onlara : «Allah´tan baska tanrı yoktur» denildigi zaman buyukluk taslayıp (bunu kabul etmeyi gururlarına yediremediler)

[36] Ve derlerdi ki: Deli bir sair icin hic tanrılarımızı bırakır mıyız

[37] Hayır, (O, deli degildir). O, hakk ile gelmis ve peygamberleri tasdik etmistir

[38] Ve sizler, elbette elem verici azabı tadacaksınız

[39] Ve ancak siz, yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız

[40] Ancak Allah´ın (iman temeli uzerinde gelisip) iyi niyetli, gosteristen uzak, samimi kulları mustesna

[41] Iste bunlar icin bilinen, belirlenen bir rızık vardır

[42] Meyveler (sunulur) ve kendileri Nimet Cennet´inde (veya Naim Cenneti´nde) agırlanırlar

[43] Meyveler (sunulur) ve kendileri Nimet Cennet´inde (veya Naim Cenneti´nde) agırlanırlar

[44] Kanepeler ustunde karsılıklı otururlar

[45] Pınardan dolu kaseler ile etraflarında dolasılır

[46] Bembeyaz, icenlere lezzet verir

[47] Icinde tiksindirici hicbir sey yoktur ve onlar bundan sarhos da olmazlar, kendilerinden de gecmezler

[48] Yanlarında bakıslarını yalnız eslerine cevirmis iri gozlu (huriler) bulunur

[49] Sanki onlar(ın her biri) saklı bir yumurta (gibi puruzsuz)

[50] Birbirlerine yonelip sorarlar

[51] Onlardan bir sozcu soyle der: Dogrusu bir yakınım vardı

[52] Bana, «cidden sen de mi inananlardansın, (soylenen seyleri tasdik edenlerdensin)

[53] Biz mi olup toprak ve kemik yıgını haline geldigimizde (yeniden dirilip) hesap ve ceza gorecegiz ?» diyordu

[54] Bir digeri, «onun ne durumda oldugunu bilir misiniz» Derken bakar da onu Cehennem´in ortasında gorur

[55] Bir digeri, «onun ne durumda oldugunu bilir misiniz» Derken bakar da onu Cehennem´in ortasında gorur

[56] «Allah´a yemin olsun ki, neredeyse beni de mahvedecektin,» der

[57] Eger Rabbimin (bana suur ve anlayıs veren) nimeti olmasaydı, elbette ben de (azaba) hazır duruma getirilenlerden olurdum

[58] (Onlar artık o gun) biz birinci olumumuzden baska bir daha olmeyecegiz ve biz azaba da ugratılmayacagız degil mi ? (Derler)

[59] (Onlar artık o gun) biz birinci olumumuzden baska bir daha olmeyecegiz ve biz azaba da ugratılmayacagız degil mi ? (Derler)

[60] Suphesiz ki bu buyuk bir kurtulustur

[61] (Dunya´da) calısanlar bunun gibi bir kurtulus icin calıssınlar

[62] Nasıl, boyle bir nimete konmak mı daha hayırlıdır, yoksa Zakkum agacı mı

[63] Suphesiz ki biz o agacı zalimler icin bir fitne (bir dert ve kaygı) kıldık

[64] O bir agactır ki Cehennem´in ta dibinden cıkar

[65] Tomurcukları (veya meyveleri) seytanların baslarına benzer

[66] Onlar (Cehennem´dekiler) mutlaka ondan yiyecekler de karınlarını onunla dolduracaklar

[67] Sonra da bunun uzerine onlar icin iyice kaynar bir su ile karısık bir icecek var

[68] Sonra elbette donecekleri yer yine Cehennem´dir

[69] Cunku onlar babalarını sapıklık icinde buldular

[70] Onların izleri uzerinde kosturup durdular

[71] Ve and olsun ki, onlardan once gelip gecenlerin cogu da sapıtmıstı

[72] And olsun ki, biz onlara uyarıcı peygamberler gondermistik

[73] Artık sen, o uyarılanların sonunun ne olduguna bir bak

[74] Ancak iyi niyetli, samimi, gosteristen uzak, kendini hakka veren Allah kulları mustesna

[75] And olsun ki, Nuh bize seslenip halini arzetmisti; Onun seslenisindeki istegini kabul edenler ne guzeldir

[76] Biz, onu da, aile ve dostlarını da o buyuk sıkıntı ve uzuntuden kurtardık

[77] Hem onun soyunu (yeryuzunde) baki kalanlar kıldık

[78] Sonra gelenler icinde Onun (serefli ismini) bıraktık

[79] Alemler (Dunya milletleri) icinde Nuh´a selam olsun

[80] Suphesiz ki biz, iyiligi, yararlı isleri huy edinenleri boyle mukafatlandırırız

[81] Cunku O, gercekten bizim mu´min kullarımızdan idi

[82] Sonra (inkar icinde kalan) digerlerini (tufanda) bogduk

[83] Suphesiz ki Nuh´un acmıs oldugu yolda yuruyenlerden biri de Ibrahim´di

[84] Hani O, Rabbına arınmıs, esenlige ermis bir gonul ile geldi

[85] Hani babasına ve kendi milletine, «nelere tapıyorsunuz ?» dedi

[86] Allah´ı bırakıp birtakım sahte ilahları mı arzuluyorsunuz

[87] O takdirde alemlerin Rabbını ne sanıyorsunuz

[88] Sonra yıldızlara manalı bakıs baktı ve (putlardan nefret ettigini ima ederek) «dogrusu ben hastayım» dedi

[89] Sonra yıldızlara manalı bakıs baktı ve (putlardan nefret ettigini ima ederek) «dogrusu ben hastayım» dedi

[90] Bunun uzerine milleti, ona arkalarını donup ayrıldılar

[91] Sonra Ibrahim gizlice onların tanrılarına yonelip yaklastı ve, «yemek yemez misiniz ?»

[92] «Neden konusmuyorsunuz ?» dedi

[93] Sonra uzerlerine yurudu ve sag eliyle vurup kırdı

[94] Az sonra milleti birbirine girerek Ibrahim´e dogru geldiler

[95] Ibrahim onlara:«Yontup sekillendirdiginiz seylere mi tapıyorsunuz

[96] Sizi de yaptıgınız seyleri de Allah yaratmıstır,» dedi

[97] Onlar, «bunun icin bir bina yapın da (icine odun yakın ve) kendisini o Cehennem gibi atese atın» dediler

[98] Boylece Ona bir tuzak kurmayı planladılar. Biz de onları alasagı edip daha da alcalttık

[99] Ve Ibrahim, suphesiz ben Rabbıma gidiyorum, O bana dogru yolu gosterir, dedi

[100] Ey Rabbim! Bana iyi-yararlı kisilerden olacak (bir evlad) bagısla, diye dua etti

[101] Biz de O´nu cok sabırlı, zarif ve yumusak huylu bir ogul ile mujdeledik

[102] Cocuk Onun yanında yuruyup konusabilme cagına gelince, Ibrahim ona soyle dedi: Ogulcagızım ! Dogrusu ben ruyamda seni bogazladıgımı goruyorum. Bir bak, bu hususta gorusun ne ? O da : Babacıgım ! Sen emredildigini yap. Beni —Insaallah— sabredenlerden bulacaksın, dedi

[103] Bunun uzerine her ikisi de (hakkın buyruguna) teslimiyet gosterdiler ve O, oglunu alnı uzeri yere yatırdı

[104] Biz de Ona soyle seslendik : Ey Ibrahim! Ruyayı cidden gerceklesirdin. Suphesiz biz, iyiligi, guzelligi, yararlı isleri huy edinenleri boyle mukafatlandırırız

[105] Biz de Ona soyle seslendik : Ey Ibrahim! Ruyayı cidden gerceklesirdin. Suphesiz biz, iyiligi, guzelligi, yararlı isleri huy edinenleri boyle mukafatlandırırız

[106] Suphesiz bu, acık bir imtihan idi

[107] Ve onun yerine fidye olarak buyuk bir kurbanlık verdik

[108] Sonrakiler arasında onu (onun serefli ismini) bıraktık

[109] Selam Ibrahim´e olsun

[110] Biz, iyiligi, guzelligi, yararlı isleri huy edinenleri boyle mukafatlandırırız

[111] Suphesiz o, bizim mu´min kullarımızdandır

[112] Ve biz ona Ishak´ı da iyi-yararlı kisilerden sayılan bir peygamber olarak mujdeledik

[113] Onu da, Ishak´ı da mubarek kıldık (uzerlerine feyiz, bereket ve rahmet indirdik). Ikisinin soyundan iyiler de vardır; kendine acıkca zulmeden de vardır

[114] And olsun ki, biz, Musa Ile Harun´a (peygamberligin) bereketli nimetini verdik

[115] Ikisini de, milletlerini de buyuk bir sıkıntı ve uzuntuden kurtardık

[116] Kendilerine yardım ettik ve onlar da bu sayede ustunluk sagladılar

[117] Ikisine (hukumleri rahatlıkla anlasılır) cok acık kitap verdik

[118] Ikisini de dosdogru yola ilettik

[119] Sonrakiler arasında ikisini (ikisinin serefli ismini) bıraktık

[120] Selam Musa ile Harun´a olsun

[121] Suphesiz biz, iyiligi, yararlı isleri, guzelligi huy edinenleri boyle mukafatlandırırız

[122] Ikisi de elbette bizim mu´min kullarımızdandır

[123] Suphesiz Ilyas da gonderilen peygamberlerdendir

[124] Hani o, kendi kavmine, «siz (Allah´tan) korkup (putlara tapmaktan, kotuluk islemekten) sakınmaz mısınız

[125] Siz, sizin de Rabbiniz, onceki babalarınızın da Rabbı olan Allah´ı, yaratanların o en guzelini bırakıp da Ba´l´e mi tapıp yalvarıyorsunuz?» demisti

[126] Siz, sizin de Rabbiniz, onceki babalarınızın da Rabbı olan Allah´ı, yaratanların o en guzelini bırakıp da Ba´l´e mi tapıp yalvarıyorsunuz?» demisti

[127] Onu yalanladılar. Cunku o inkarcılar da suphesiz (Cehennem´e atılmak uzere) hazır duruma getirileceklerdir

[128] Ancak Allah´ın iyi niyetli samimi, gosteristen uzak (inanan) kulları mustesna

[129] Biz sonrakiler arasında Ilyas´ı (onun serefli ismini) bıraktık

[130] Selam Al-i Yasin´e (Yasin ailesine, hem Ilyas´a, hem inanan kavmine) olsun

[131] Suphesiz biz iyiligi, guzelligi, yararlı islerde bulunmayı huy edinenleri boyle mukafatlandırırız

[132] Dogrusu o, bizim mu´min kullarımızdandır

[133] Suphesiz Lut da gonderilen peygamberlerdendir

[134] Hani biz onu da, ailesini de tamamen kurtardık

[135] Ancak geride kalanlardan bir yaslı kadın mustesna

[136] Sonra da geride kalan (ahlaksız inkarcıları) kokunden yıkıp yerle bir ettik

[137] Ve siz (ey yasayanlar!) sabah aksam onların kalıntılarına ugrar gecersiniz. Artık aklınızı kullanmaz mısınız

[138] Ve siz (ey yasayanlar!) sabah aksam onların kalıntılarına ugrar gecersiniz. Artık aklınızı kullanmaz mısınız

[139] Suphesiz Yunus da gonderilen peygamberlerdendir

[140] Hani bir vakit dolu bir gemiye kacmıstı da

[141] (Gemiciler) kur´a cekmisti, kur´a Ona dusmustu, yenilgiye ugrayanlardan olmustu (bu yuzden denize atılmıstı)

[142] Yunus kendi kendini kınarken buyuk bir balık onu yutuvermisti

[143] Eger O,Tanrı´yı cokca tesbih edenlerden olmasaydı, (insanların) dirilip kalkacagı gune kadar balıgın karnında kalırdı

[144] Eger O,Tanrı´yı cokca tesbih edenlerden olmasaydı, (insanların) dirilip kalkacagı gune kadar balıgın karnında kalırdı

[145] Onu cıplak bir sahile attık, hasta idi

[146] Uzerine (golge yapsın diye) sık ve genis yapraklı (kabak ya da sarmasıkgillerden) bir bitki bitirdik

[147] Ve onu yuzbin veya daha fazla bir topluluga peygamber olarak gonderdik

[148] Onlar da artık Ona iman ettiler. Bu sebeple biz de onları bir sureye kadar yararlandırıp gecindirdik

[149] (Ey Peygamber!) Putperest musriklere sor: Kızlar Rabbın´ın, oglanlar onların mı

[150] Yoksa biz melekleri disiler olarak yaratmısız da onlar sahidler mi bulunuyorlarmıs

[151] Haberiniz olsun ki, onlar cidden yalan uydurmalarından, «Allah dogurdu» diyorlar ve gercekten onlar yalancılardır

[152] Haberiniz olsun ki, onlar cidden yalan uydurmalarından, «Allah dogurdu» diyorlar ve gercekten onlar yalancılardır

[153] (Hasa Allah), kızları ogullara tercih etmis, oyle mi

[154] Size ne oluyor, nasıl hukmediyorsunuz

[155] Iyice dusunmez misiniz

[156] Yoksa sizin acık bir belge ve deliliniz mi var

[157] Dogru kisilerden iseniz haydi kitabınızı getirin (de goreyim)

[158] Bunlar, Allah ile cinler arasında bir de hısımlık uydurdular. Halbuki cinler de onların mutlaka azaba hazır duruma getirileceklerini bilmektedirler

[159] Allah, onların iddia ve isnad ettikleri sıfatlardan yucedir, munezzehtir

[160] Ancak Allah´ın iyi niyetli, samimi, gosteristen uzak (mu´min) kulları mustesna

[161] Cunku siz ve taptıklarınız, Cehennem´e girecek olanlar dısında, Allah´a karsı kimseyi azdıracak, bastan cıkartacak degilsiniz

[162] Cunku siz ve taptıklarınız, Cehennem´e girecek olanlar dısında, Allah´a karsı kimseyi azdıracak, bastan cıkartacak degilsiniz

[163] Cunku siz ve taptıklarınız, Cehennem´e girecek olanlar dısında, Allah´a karsı kimseyi azdıracak, bastan cıkartacak degilsiniz

[164] (Melekler), «bizden her birimiz icin belli-belirli bir makam vardır

[165] Ve bizler mutlaka saf saf dururuz

[166] Ve suphesiz bizler durmadan tesbih ederiz,» (derler)

[167] Her ne kadar musrikler, «yanımızda oncekilerden kalma bir kitap bulunsaydı, elbette bizler, Allah´ın halis kullarından olurduk» dlyorlardıysa da

[168] Her ne kadar musrikler, «yanımızda oncekilerden kalma bir kitap bulunsaydı, elbette bizler, Allah´ın halis kullarından olurduk» dlyorlardıysa da

[169] Her ne kadar musrikler, «yanımızda oncekilerden kalma bir kitap bulunsaydı, elbette bizler, Allah´ın halis kullarından olurduk» dlyorlardıysa da

[170] (Kitap indirilince) onu red ve inkar ettiler. Ileride (bu donekligin sonunun nereye varacagını) bileceklerdir

[171] And olsun ki, peygamber olarak gonderdigimiz kullarımız hakkında su sozumuz subut bulup gerceklesmistir: «Elbette onlar (peygamberler) yardım goreceklerdir.»

[172] And olsun ki, peygamber olarak gonderdigimiz kullarımız hakkında su sozumuz subut bulup gerceklesmistir: «Elbette onlar (peygamberler) yardım goreceklerdir.»

[173] «Ve suphesiz bizim ordumuz mutlaka galib geleceklerdir.»

[174] Artık sen onlardan bir sureye kadar yuzcevir

[175] Onların sonunun ne olacagını gor, onlar da goreceklerdir

[176] Azabımızın hemen gelmesini mi istiyorlar

[177] Azab onların sahasına indigi zaman, o uyarılan (nankor inkarcı)ların sabahı ne kotu olur

[178] Ve sen bir sure onlardan yuzcevir

[179] (Sonlarının ne olacagını) gor, kendileri de yakında goreceklerdir

[180] Cok ustun, cok guclu olan Rabbin, onların vasfedegeldiklerinden yucedir, munezzehtir

[181] Selam, gonderilen peygamberlere olsun

[182] Hamd de alemlerin Rabbi Allah´a mahsustur

Sâd

Surah 38

[1] Sad. Ogud veren Kur´an´a and olsun

[2] O inkar edenler, bir gurur ve bolunme icindedirler

[3] Onlardan once nice nesilleri yok ettik ki cıglık atıp yardım istiyorlardı. Ama artık kurtulma vakti degildi

[4] Kendilerine uyarıcı bir peygamber geldi diye hayret ediyorlar ve kafirler: Bu cok yalancı bir sihirbazdır

[5] Tanrıları tek bir tanrı mı yapıyor ?! Dogrusu bu sasılacak sey! dediler

[6] Onlardan ileri gelen grup da «haydi yuruyun de tanrılarınıza (ibadet ve baglılıkta) sabır gosterin. Cunku elbette (sizden) istenilen de budur!»

[7] Diger sonraki dinde de (Hıristiyanlıkta) hic boyle bir sey duymadık; bu bir uydurmadan baskası degildir

[8] «Aramızdan ona mı Kur´an indirildi, oyle mi ?» (diyorlardı). Hayır, onlar benim Kur´an´ımdan tam bir suphe icindedirler. Hayır, azabımı henuz tadmıs degillerdir

[9] Yoksa O, cok guclu, cok ustun, O cok karsılıksız bagıslayan, ihsanda bulunan Rabb´ın rahmet hazineleri onların yanında mıdır

[10] Yoksa goklerin, yerin ve ikisi arasındaki seylerin mulku (saltanat ve tasarrufu) onlara mı aittir ? O takdirde sebeplere yapısıp (goklere) yukselsinler

[11] Onlar burada bir araya gelmis fakat bozguna ugrayacak kırıkdokuk bir ordu

[12] Onlardan once Nuh, Ad ve kazıklar sahibi Fir´avn milleti de (peygamberlerini) yalanladı

[13] Semud, Lut kavmi ve Eykeli´ler de boyle. Bunlar da (peygamberlere karsı gelen) birlesmis gruplardı

[14] Hepsi de peygamberleri yalanladılar. Bu yuzden azabım (onlar hakkında) gerceklesti

[15] Bunlar da ancak bir tek haykırıs beklerler ki (vakti gelip catınca) ona bir gecikme yoktur

[16] Onlar ise, «ey Rabbimiz! Hesap gunu gelmeden payımızı hemen ver» derler. (Bununla hesap ve ceza konusunu alaya alırlar)

[17] Onların soylediklerine sabret ve bizim guclu kudretli kulumuz Davud´u an. Dogrusu O, Allah´a cokca yonelip gonul veren idi

[18] Kusları da toplu halde Ona emrine verdik; aksam sabah onunla beraber tesbih ederlerdi

[19] Kusları da toplu halde ona boyun egdirdik. Hepsi de ona yonelip uyum icinde bulunurlardı

[20] Onun mulk u saltanatını saglamlastırdık; Ona hikmet ve hakkı batıldan ayırd etme yetenegi verdik

[21] Sana, o davalı-davacı haberi geldi mi ? Hani surdan tırmanıp ibadet odasına yukselip cıkmıslardı

[22] Hani Davud´un yanına girmislerdi de O, onlardan korkup urkmustu. Onlar: Korkma, birbirinin hakkına tecavuz eden iki davacı; aramızda hak ve adaletle hukum ver, hak olan sınırı asma, bize dogru yolu goster, dediler

[23] Suphen olmasın ki, bu benim kardesimdir; doksan dokuz disi koyunu var, benim ise bir tek disi koyunum var. Onu da bana ver, di gerine katayım, dedi ve beni konus mada yendi

[24] Davud, «and olsun ki, senin disi koyununu kendi disi koyunlarına katmak istegiyle sana haksızlık etmistir. Cidden mallarını birbirine katan ortakcıların cogu birbirlerinin hakkına tecavuz ederler. Ancak iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar mustesna. Onlar da pek azdır,» dedi. Davud, kendisini imtihan ettigimizi anladı ve bu yuzden Rabbı´ndan bagıslanma dileyip secdeye kapandı ve O´na yonelip tevbe etti

[25] Biz de onu bagısladık ve suphesiz ki onun yanımızda yakınlıgı, donus ve sonuc guzelligi vardır

[26] Ey Davud ! Suphesiz seni yeryuzunde oncekilerin yerine gecirip hukumdar kıldık. O halde insanlar arasında hak ve adaletle hukum ver, hevesin pesine takılma, sonra seni, Allah yolundan saptırır. Allah yolundan sapanlara, hesap gununu unutmaları yuzunden elbette siddetli bir azab vardır

[27] Biz, gogu, yeri ve ikisi arasındaki seyleri bosuna, anlamsız yaratmadık. Bu, sadece inkarcıların zan ve iddiasıdır. Atesten vay o kafirlere

[28] Yoksa biz, iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanları, yeryuzunde fesad cıkaranlar gibi mi veya (Allah´tan) korkup (inkar ve fitneden) sakınanları yozmus sapıklar gibi mi tutacagız

[29] Biz, sana feyiz ve bereketli bir Kitap indirdik; ayetlerini iyice dusunsunler ve akıl sahipleri de ogut alsınlar

[30] Davud´a Suleyman´ı ihsan ettik. Ne guzel kuldur O! Suphesiz O, devamlı Allah´a yonelip gonlunu O´na verendi

[31] Hani aksama dogru ona, durdukları zaman sakin, kostukları zaman sur´atli iyi cins kosu atları gosterilmisti

[32] O da, suphesiz ben mal sevgisini Rabbımı anmama vesile oldugu icin severim, demisti. Ta ki toz perdesi ardında gozden kaybolmuslardı

[33] Sonra onları bana cevirin, demis ve onların bacaklarını, boyunlarını oksamaya baslamıstı

[34] And olsun ki biz Suleyman´ı bir imtihandan gecirdik; tahtının ustune bir cesed atıverdik, o da Allah´a yonelip O´na gonul baglılıgını devam ettirdi

[35] Ey Rabbim! dedi, beni bagısla ; bana benden sonra hic kimseye yarasmayan bir mulk (hukumdarlık) ihsan eyle. Suphesiz ki sen, karsılıksız cokca verensin

[36] Ruzgarı onun emrine verdik. Ruzgar Onun emriyle tatlı tatlı istedigi yana eserdi

[37] Bina yapan, dalgıclık eden her seytanı, bukagılarla baglı baskalarını ona basegdirdik

[38] Bina yapan, dalgıclık eden her seytanı, bukagılarla baglı baskalarını ona basegdirdik

[39] (Ey Suleyman !) Iste bu bizim vergimizdir, sen de bol bol ver veya yanında tut, hesapsızdır

[40] Suphesiz onun yanımızda yakınlıgı ve guzel donusu, iyi gelecegi vardır

[41] Kulumuz Eyyub´u da an. Hani o, Rabbına soyle seslenmisti: «Seytan elbette bana sıkıntı, yorgunluk ve iskence dokundurdu.»

[42] Ona: Ayagını (yere) vur; iste yıkanacak ve icecek soguk bir su! (dedik)

[43] Biz ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri icin bir ogut olmak uzere ailesini ve onlarla birlikte bir mislini daha verdik

[44] Ona, «eline bir demet sap al, onunla vur, yemininde gunahkar olma !» (dedik). Biz onu oldukca sabırlı bulduk. Ne iyi kuldur o! Suphesiz o, Allah´a yonelip gonul verirdi

[45] Kudretli, basiretli kullarımız ibrahim, Ishak ve Yakub´u an

[46] Suphesiz biz, onları katıksız olarak Ahiret yurdunu dusunen halis kisiler kıldık

[47] Hem onlar yanımızda seckin ve hayırlı kimselerdendirler

[48] Ismail´i, Elyesa´ı ve Zelkif´i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir

[49] Iste bu (anılar) bir ogut ve hatırlamadır. Suphesiz ki (Allah´tan) korkup (fenalıklardan) sakınanlar icin donulecek guzel bir yer ve yurt vardır

[50] Kapıları onlara acık Adn Cennetleri vardır

[51] Orada (kanepelere) yaslanırlar da bircok meyveler ve icecekler isterler

[52] Yanlarında ise, gozlerini sa dece eslerine diken yasıtlar vardır

[53] Bu, hesap gunu icin size va dedilenlerdir

[54] Suphesiz bu, bizim (hazırladıgımız) rızıktır ki hic de bitip tukenmek yok

[55] Bu (mutlu kisiler icindir). Azgın sapıklar icin cok kotu bir donus yeri vardır

[56] Yaslanacakları Cehennem vardır; ne kotu yataktır o

[57] Iste kaynar su ve irin, tadsınlar onu

[58] Bunlara benzer cifte cifte (azablar) var

[59] Iste (sapıklara uyan) bu topluluk sizinle beraber (atese) itilip sokulanlardır ! (Uyulanlar): Onlara hic rahat ve guven yuzu olmasın ! (derler). Cunku onlar da atese girmislerdir

[60] (Uyanlar ise onlara): Hayır, size rahat ve huzur yuzu olmasın ; bunu bize sunan sizsiniz. Ne kotu eylesilecek yerdir! (derler)

[61] Ey Rabbimiz ! Bizi buraya cekip dusuren kimseye, evet onlara ateste azabı kat kat artır

[62] Ve derler ki: (Dunya´da) kendilerini kotulerden saydıgımız (o inanan) adamları neden goremiyoruz

[63] Onları alay ve eglence edinirdik ; yoksa gozler onlardan (baska tarafa) kaydı da (onun icin mi goremiyoruz)

[64] Bu elbette gercektir: Cehennem ehli birbirleriyle tartısıp duracak

[65] De ki: Ben ancak uyarıcı bir peygamberim. O, Bir olan, her seyi kahr u saltanatı altında tutan Allah´tan baska hicbir Tanrı yoktur

[66] O, goklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbıdır. Cok ustun, cok guclu, cok bagıslayandır

[67] De ki: Bu (Kur´an) buyuk bir haberdir

[68] Siz ise Ondan hep yuzceviriyorsunuz

[69] Onlar cekisip dururken Mele-i A´la (=Yuce Alem)´da olup bitenler hakkında bir bilgim yoktur

[70] Bana ancak ve sadece vahyolunmaktadır. Ben ancak acık bir uyarıcıyım

[71] Bir vakit Rabbin meleklere : Ben mutlaka camurdan bir insan yaratacagım, demisti

[72] Onu bicimine koyup ruhumdan ona ufledigimde, kendisine secde edin ! (diye buyurmustum)

[73] Bunun uzerine meleklerin hepsi birden secde ettiler, ancak Iblis secde etmedi, buyukluk tasladı ve kafirlerden oldu

[74] Bunun uzerine meleklerin hepsi birden secde ettiler, ancak Iblis secde etmedi, buyukluk tasladı ve kafirlerden oldu

[75] Allah, «Ey Iblis ! Kudret elimle yarattıgım seye secde etmekten seni alıkoyan nedir ? Buyukluk mu tasladın, yoksa kendini cok yukseklerde mi goruyorsun ?» dedi

[76] Iblis: Ben ondan hayırlıyım, beni atesten yarattın, onu ise camurdan yarattın, dedi

[77] Allah: Cık oradan, cunku suphesiz sen kovulmusun birisin

[78] Ve artık ceza gunune kadar lanetim uzerindedir senin, dedi

[79] Iblis : Rabbim ! Tekrar dirilip kalkacakları gune kadar bana muhlet ver, dedi

[80] Allah : Gercekten bilinen vakte (Kıyamete) kadar sen muhlet verilenlerdensin, dedi

[81] Allah : Gercekten bilinen vakte (Kıyamete) kadar sen muhlet verilenlerdensin, dedi

[82] Iblis : Senin izzetin hakkı icin onların hepsini saptıracagım; ancak iyi niyetli, samimi, gosteristen uzak (mu´min) kulların mustesna, dedi

[83] Iblis : Senin izzetin hakkı icin onların hepsini saptıracagım; ancak iyi niyetli, samimi, gosteristen uzak (mu´min) kulların mustesna, dedi

[84] Allah, «Hakk Benim ve Ben ancak hakkı soylerim. Sanıma and olsun ki, Cehennem´i elbette seninle ve sana uyanlarla hepinizle dolduracagım» dedi

[85] Allah, «Hakk Benim ve Ben ancak hakkı soylerim. Sanıma and olsun ki, Cehennem´i elbette seninle ve sana uyanlarla hepinizle dolduracagım» dedi

[86] (Ey Peygamber!) De ki: Buna (bu uyarı ve ogutlere) karsı sizden bir ucret istemiyorum ve ben kendiligimden bir teklif getirenlerden de degilim

[87] Bu (Kur´an), ancak milletler icin bir oguttur

[88] Onun verdigi haberlerin (dogru cıkacagını) bir sure sonra mutlaka bilip anlayacaksınız

Zümer

Surah 39

[1] Bu Kitab´ın indirilisi, O cok guclu, cok ustun hikmet sahibi Allah´tandır

[2] Suphesiz biz sana bu Kitab´ı hakk ile indirdik. O halde dini (ve dindarlıgı) Allah´a halis kılıp samimiyetle ibadete devam et

[3] Haberiniz olsun ki, halis din (katıksız dindarlık) Allah´ındır; Allah´ı bırakıp (putları) yakın dost ve sahip edinenler, «bunlara ancak bizi Allah´a daha cok yaklastırsınlar diye tapıyoruz» (derler). Allah, elbette onların gorus ayrılıgına dustukleri sey hakkında aralarında hukmedecektir. Suphesiz ki Allah, yalancı nankor inkarcı kimseyi dogru yola cıkarmaz

[4] Eger Allah (bilfarz) ogul edinmeyi dileseydi, elbette yarattıgı seylerden istedigini secebilirdi. Ama O, (evlad edinmekten) yucedir, munezzehtir ; O, her seye boyun egdirip tasarrufu altında tutan, Bir olan Allah´tır

[5] Gokleri ve yeri hakk ile yaratmıstır. Geceyi gunduze doluyor, gunduzu de geceye doluyor. Gunes ve Ay´ı buyruk altına alıp herbiri belirlenmis bir vakte kadar hareketini surdurmektedir. Haberiniz olsun ki, O, cok ustun cok guclu, cok bagıslayandır

[6] Sizi bir tek canlıdan yarattı, sonra ondan da esini meydana getirdi. Sizin icin davarlardan sekiz cift indirdi. Sizi analarınızın karınlarında uc ayrı karanlıklar icinde yaratılıstan yaratılısa sevkederek yaratır. Iste bu Allah, sizin Rabbınız (yegane terbiye edip yetistiriciniz)dir. Mulk O´nundur. O´ndan baska hicbir Tanrı yoktur. O halde nereye donuyor, neye yuzceviriyorsunuz

[7] Eger inkar edip nankorlukte bulunursanız, suphesiz ki Allah´ın size ihtiyacı yoktur; ne var ki O, kullarının inkar ve nankorlugune razı olmaz. Eger sukrederseniz sizden razı olur. Hicbir gunahkar, diger bir gunahkarın gunahını yuklenmez. Sonra da donusunuz Rabbınızadır. Yaptıklarınızı size bir bir haber verecektir. Suphesiz ki O, gonullerde olanı bilir

[8] Insana bir sıkıntı ve zarar dokundugu zaman Rabbına icten yonelerek dua eder. Sonra kendi katından ona bir nimet verince, daha once Allah´a ettigi duayı unutur. Yolundan saptırmak icin de Allah´a esler, ortaklar ve benzerler kosar. De ki: Az bir sure kufrunle yararlanıp gecin. Cunku gercekten atesliklerdensin

[9] Yoksa boylesi, gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadetini yapıp Ahiret´ten cekinen, Rabbı´nın rahmetini uman kimse gibi midir ? De ki: Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ? Bunu ancak akıl sahipleri dusunup ogut alır

[10] De ki: Ey iman eden kullar! Rabbınızdan korkup (kotuluklerden, nankorluklerden) sakının. Bu dunyada iyilikte bulunanlara iyilik vardır. Allah´ın arazisi genistir. Ve elbette sabredenlere mukafatları hesapsız verilir

[11] De ki: Ben elbette dini Allah´a halis kılarak O´na ibadetle emrolundum

[12] Ve Hakk´a teslim olan Muslumanların ilki olmamla da emrolundum

[13] De ki: Eger Rabbıma karsı gelecek olursam, o buyuk gunun azabından korkarım

[14] De ki: Dinimi (dindarlıgımı) Allah´a halis kılarak ancak O´na ibadet ederim

[15] (Ey putperestler!) Siz de Allah´tan baska dilediginize ibadet edin. De ki: Gercek anlamda husrana ugrayanlar. Kıyamet gunu hem kendilerini, hem ailelerini zarara ugratanlardır. Dikkat edin ki, en acık zarar da budur

[16] Onların ustlerinde atesten kat kat tabakalar, altlarında da kat kat tabakalar vardır. Bu boyledir. Allah, bununla kullarını korkutur. Ey kullarım ! Benden korkup (atese itici yollardan ve kimselerden) sakının

[17] Azgın seytana ve putlara tapmaktan kacınıp Allah´a yonelerek gonul verenler icin mujde vardır. O halde (Ey Peygamber!) kullarıma mujde ver

[18] Onlar ki, sozu dinlerler, onun en guzeline uyarlar. Iste Allah´ın dogru yola eristirdigi bunlardır. Ve iste akıl sahipleri de bunlardır

[19] (Ey Peygamber!) Aleyhine azab hukmu gerceklesmis kimseyi, ateste olan kimseyi sen mi kurtaracaksın

[20] Ama Rabblarından korkup (fenalıklardan) sakınanlar icin yuksek manzaralı yerler yapılmıstır ki altlarından ırmaklar akar. Allah´ın va´di (bu)! Allah va´dinden asla donmez

[21] Gormedin mi ki, Allah gokten su indirir, onu yerdeki kaynaklara akıtıp yerlestirir. Sonra onunla renk renk ekin (bitki) cıkarır; sonra kurumaya yuztutar derken onu sararmıs gorursun. Sonra da onu kurutup ufalanmıs cer-cop haline sokar. Suphesiz ki bunda akıl sahipleri icin ogut ve uyarı var

[22] Allah, kimin gogsunu Islam´a acmıssa, elbette ki o, Rabbından bir nur (aydınlık) uzeredir, degil mi ? Bunun icin Allah´ı anmaktan yana kalbleri katılasanların vay haline! Iste onlar acık bir sapıklık icindedirler

[23] Allah, sozun en guzelini indirdi ; birbirine benzer uyumlu ahenkli ikiser ikiser (tekrar ede ede) bir Kitap. Rabbından saygı ile korkanların ondan derileri urperir, sonra da hem derileri, hem kalbleri Allah´ın zikrine yumusar. Bu, Allah´ın dogru yolu gosteren rehberidir; diledigini onunla dogru yola iletir. Allah kimi sapıklık icinde bırakırsa, onun icin dogru yolu gosteren yoktur

[24] Artık Kıyamet gunu yuzunu o kotu azabdan korumaya calısan kimse mi (bir yardımcı bulur) ? Zalimlere : Kazandıklarınızı tadın, denilir

[25] Onlardan oncekiler de (Hakk´ı) yalanladılar. Bu yuzden fark edemedikleri yandan azab kendilerine geliverdi

[26] Boylece Allah, onlara Dunya hayatında rezillik ve rusvaylıgı tattırdı ; suphesiz Ahiret azabı daha buyuktur. Keske bunu bir bilselerdi

[27] And olsun ki, biz bu Kur´an´da her misali getirdik; ola ki dusunurler de ogut alırlar

[28] Bir Kur´an ki icinde egrilik olmayan, puruzsuz bir Arapca ile (indirilmis)dir. Ola ki, Allah´tan sakınırlar

[29] Allah, birbirleriyle gecinemiyen birkac ortak kisinin kolesi olan bir adam ile, tek bir kisinin esenlik icinde kolesi olan adamı misal veriyor; bunlar bir olur mu? Hamd Allah´a mahsustur. Ama onların cogu bilmezler

[30] (Ey Peygamber!) Sen de elbette oleceksin, onlar da olecekler

[31] Sonra da (siz insanlar) Kıyamet gunu Rabbınızın huzurunda davacılar (davalılar) olarak durusacaksınız

[32] Allah´a karsı yalan soyleyen ve kendisine gelen dogruyu (son Peygamber ve Kur´an´ı) yalanlıyandan daha zalim kim vardır ? Cehennem´de kafirler icin bir konak yok mudur

[33] Dogruyu getiren ve onu getireni tasdik eden (var ya) iste (Allah´tan) korkup (inkar ve azgınlıktan) sakınanlar onlardır

[34] Onlar icin Rabları yanında arzu ettikleri vardır. Bu, iyiligi, guzelligi, yararlı olmayı huy edinenlerin mukafatıdır

[35] Cunku Allah, onların islediklerinin en kotusunu de bagıslayıp temizleyecek, yapageldikleri iyiliklerin karsılıgını en guzeliyle mukafatlandıracaktır

[36] Allah, kuluna kafi degil midir ? Seni (Ey Peygamber!) Allah´tan baskasıyla korkutmaya calısıyorlar. Allah, kimi sapıklıgı icinde bırakırsa, onu dogru yola ileten yoktur

[37] Allah kimi dogru yola eristirirse, onu da saptıracak yoktur. Allah, cok ustun, cok guclu, intikam sahibi degil midir

[38] And olsun ki, onlara : «Gokleri ve yeri kim yarattı?» diye soracak olsan, suphen olmasın ki, «Allah...» derler. De ki: Gordunuz ya, Allah´ı bırakarak taptıklarınız, Allah bana bir zarar ve sıkıntı vermeyi dilerse, onlar o sıkıntıyı kaldırabilirler mi ? Veya bana bir rahmet (kapısı acmayı) dilerse, onlar O´nun rahmetini tutup engel olabilirler mi ? De ki: Allah bana yeter. Guvenip dayananlar ancak O´na guvenip dayansınlar

[39] De ki: Ey milletim! Bulundugunuz hal, kurdugunuz duzen, basvurdugunuz care uzere yapacagınızı yapın; supheniz olmasın ki, ben de gerekeni yapmaya calısıyorum. Kime rusvay edici azabın gelecegini ve uzerine devamlı azabın inecegini ileride bilip anlayacaksınız

[40] De ki: Ey milletim! Bulundugunuz hal, kurdugunuz duzen, basvurdugunuz care uzere yapacagınızı yapın; supheniz olmasın ki, ben de gerekeni yapmaya calısıyorum. Kime rusvay edici azabın gelecegini ve uzerine devamlı azabın inecegini ileride bilip anlayacaksınız

[41] Suphesiz ki biz, insanlar icin sana, Kitab´ı hakk ile indirdik. Artık kim dogru yola gelirse kendi lehine gelmis olur; kim de sapıtırsa, kendi aleyhine sapıtmıs olur. Sen onlar uzerinde (koruyucu) bir vekil degilsin

[42] Allah, olum anında canları alır. Olmeyenin de uykuda canını alır. Uzerine olum hukmettigini alıkor, digerini ise belirlenmis bir vakte kadar salıverir. Suphesiz ki bunda dusunebilen bir millet icin belgeler, ogutler ve ibretler vardır

[43] Yoksa Allah´ı bırakıp da sefaatciler mi edindiler ?! De ki: Ya onlar hicbir seye sahip degillerse ve akıl da erdiremiyorlarsa

[44] De ki: Sefaatin tamamı Allah´a aittir (O´nun iznine baglıdır). Goklerin ve yerin mulku (ve tasarrufu munhasıran) O´nundur. Sonra O´na donduruleceksiniz

[45] Ne zaman Allah, bir olarak anılırsa, Ahiret´e inanmayanların kalbleri nefretle tiksinir. Allah´tan baska tanrılar anıldıgında icin icin sevinip yuzleri guler

[46] De ki: Ey gokleri ve yeri orneksiz, misalsiz yaratan, ortada olanı ve olmayanı, goruneni, gorunmeyeni bilen Allahım ! Farklı gorus ve iddialarda bulundukları hususlar hakkında kulların arasında sen hukum vereceksin

[47] Eger yeryuzunde olan (kıymetlerin) hepsi ve bir misli de beraber o zalimlerin olsaydı. Kıyamet gunundeki azabın kotulugunden kurtulmak icin onu fidye olarak verirlerdi. Onların hesaplayamadıkları seyler Allah´tan kendilerine beliriverecek

[48] Kazandıkları amellerin kotulukleri ortaya cıkar, alay ettikleri seyler kendilerini her taraftan sarar

[49] Insana bir sıkıntı dokununca bize dua edip yalvarır. Sonra kendisine katımızdan bir nimet bagıslanıp verildiginde, «bu bana ancak (kazanma yolunu) bildigim icin verilmistir,» der. Hayır o, bir deneme ve sınavdır. Ama cogu bilmezler

[50] Onlardan oncekiler de boyle demisti, ama elde ettikleri seyler kendilerine yarar saglamadı, (kurtarıcı da olmadı)

[51] Bu yuzden de elde ettikleri seylerin kotulukleri baslarına geldi. Bunlardan zulmedenlere ise kazandıkları fenalıkları baslarına gelecektir ve onlar (Allah´ı) aciz bırakacak (guce sahip) degillerdir

[52] Bilmezler mi ki, Allah elbette rızkı diledigine genisletir ve kısıp daraltır. Suphesiz ki bunda, iman eden bir millet icin belgeler, ogutler ve ibretler vardır

[53] De ki: Ey kendilerine haksızlık edip olcuyu asan kullarım! Allah´ın rahmetinden umidinizi kesmeyin. Cunku Allah elbette butun gunahları bagıslar ve gercekten O, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[54] Size henuz azab gelmeden once Rabbınıza yonelip tevbe suuru icinde O´na gonul verin ve O´na teslim olun. Aksi halde yardım goremezsiniz

[55] Farkında olmadıgınız halde ansızın size azab gelmeden once, Rabbınızdan size indirilen en guzel soze (Kur´an´a) uyun

[56] Kisinin, «Allah´ın huzurunda yaptıgım eksikliklerden, kusurlardan dolayı yazıklar olsun bana ; cidden ben alaya alanlar arasında idim!» diyecegi

[57] Veya «eger Allah beni dogru yola eristirseydi, elbette (O´ndan) korkup (fenalıklardan) sakınanlardan olurdum,» diyecegi

[58] Veya azabı gordugunde, «benim icin donus olsaydı da iyiler arasında bulunsaydım,» diyecegi (gun gelmeden, Kur´an´a uyun)

[59] Hayır, sana ayetlerim geldi, sen onları yalan saydın, buyukluk tasladın da kafirlerden oldun, (denilecek)

[60] Kıyamet gunu, Allah´a karsı yalan uyduranları, yuzleri kararmıs bir halde gorursun. Cehennem´de, boburlenip buyukluk taslayanlar icin bir konak yok mudur

[61] Allah (kotuluklerden) sakınanları, kurtulusları sebebi (olan imanları ve iyi amelleri) ile kurtarır. Kotuluk onlara dokunmaz ve onlar uzulmezler de

[62] Allah her seyin yaratanıdır. O, her sey uzerinde vekildir

[63] Goklerin ve yerin (hazinelerinin) anahtarları O´nundur. Allah´ın ayetlerini inkar edenler ise, asıl zarara ugrayanlar onlardır

[64] De ki: Ey cahiller! Siz bana Allah´tan baskasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz

[65] And olsun ki, sana da, senden onceki (peygamber)lere de soyle vahyolundu: Eger Allah´a ortak kosarsan, suphen olmasın ki, amelin bosa gider ve zarara ugrayanlardan olursun

[66] Hayır, ancak Allah´a kulluk et ve sukredenlerden ol

[67] Onlar, Allah´ı (O´nun kudret ve yuceligini, denge ve duzenini) hakkıyle takdir edemediler. Oysa yeryuzu Kıyamet gunu O´nun kudret avucundadır. Gokler de O´nun (kudretini temsil eden) sag elinde katlanmıs olacak. O, (inkarcı nankorlerin) ortak kostuklarından yucedir, munezzehtir

[68] Sur´a ufurulunce, Allah´ın dilediginin dısında, goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi carpılıp cansız yere duser. Sonra ona bir daha ufurulur derken (olenlerin tamamı) kalkıp bakısırlar

[69] Yeryuzu, Rabbının nuruyla parıldar, kitap konur, peygamberler ve sahidler getirilir ve insanlar arasında hakk ile hukmedilir ve onlar haksızlıga ugramazlar

[70] Herkese yaptıgı amelin karsılıgı noksansız odenir. Allah, onların yaptıklarını cok daha iyi bilir

[71] Kafirler boluk boluk Cehennem´e sevkedilir, nihayet oraya vardıklarında Cehennem kapıları acılır. Cehennem bekcileri onlara derler ki: Size, icinizden Rabbınızın ayetlerini okuyan ve bugune kavusacagınız hakkında sizi uyaran peygamberler gelmediler mi ? Onlar da : Evet, geldi derler. Ama azab hukmu kafirlere hakk olmustur

[72] Onlara, icinde devamlı kalacakları Cehennem´in kapılarından girin (denilir). Buyukluk taslayanların kaldıkları yer ne kotu

[73] Rablarından korkup (kufur ve boburlenmekten) sakınanlar, boluk boluk Cennet´e goturulurler; sonunda oraya geldiklerinde Cennet kapıları acılır, oranın bekcileri onlara derler ki: Selam size olsun ! Gonul huzuru buldunuz. Ebedi kalıcıları olarak girin Cennetlere

[74] Onlar da: Hamd O Allah´a ki verdigi sozu bize gerceklestirdi; bizi bu yere varis kıldı ki Cennet´te istedigimiz yerde eylesip oturabiliyoruz. iyi-yararlı amellerde bulunanların mukafatı ne guzeldir

[75] Meleklerin, Ars´ın etrafını cevirmis bir halde Rablarını hamd ile tesbih ettiklerini gorursun. Insanlar arasında ise hakk ile hukmolunmustur. Alemlerin Rabbına hamd olsun ! denilir

Ğâfir

Surah 40

[1] Ha-Mim

[2] Kitab´ın indirilisi, cok guclu cok ustun, her seyi bilen Allah´tandır

[3] Gunahı bagıslayan, tevbeyi kabul eden, cezası siddetli, lutuf ve ihsanı genis ve bol olandır. O´ndan baska Tanrı yoktur. Varıs O´nadır

[4] Allah´ın ayetleri hakkında inkara sapanlardan baskası surtusup tartısmaz. Onların sehirlerde (refah ve zevk icinde) donup dolasması seni aldatmasın

[5] Onlardan once Nuh kavmi ve sonra da birtakım topluluklar (peygamberleri) yalanlamıslardı. Hemen her ummet kendi peygamberini (kin ve nefretle) yakalamayı azmetmis ; hakkı batılla giderip yok etmek icin bosuna mucadele etmislerdir. Bu yuzden onları yakalayıverdim. Cezalandırmam nasılmıs (bir gor)

[6] Boylece inkarcıların Cehennemlik oldukları hakkındaki Rabbin sozu gerceklesti

[7] Ars´ı tasıyan ve cevresinde olan melekler, Rablarını hamd ile tesbih ederler. O´na inanırlar; iman edenler icin bagıslanma dilerler; Rabbimiz ! Rahmet ve ilmin her seyi icine almıstır; tevbe edip senin yoluna uyanları bagısla ve onları Cehennem azabından koru ! (derler)

[8] Rabbimiz! Onları da, babalarından, eslerinden ve soylarından iyi hal, guzel ahlak uzere olanları da kendilerine va´dettigin Adn Cennetleri´ne koy. Suphesiz ki sen, cok ustunsun, cok guclusun, hikmet sahibisin

[9] Onları her turlu kotuluklerden de koru. O gun sen, kimi kotulukten korursan, gercekten onu rahmetine eristirmis olursun. Iste bu, buyuk kurtulustur

[10] Inkar edip kafir olanlara soyle seslenilir: Suphesiz, Allah´ın gazabı, sizin kendi nefslerinize olan gazab ve dusmanlıgınızdan cok buyuktur. Hani (Dunya´da) imana cagrıldıgınız zaman, red ve inkar ederdiniz

[11] Derler ki: Ey Rabbimiz! Bizi iki defa oldurdun, iki defa dirilttin ve biz de gunahlarımızı bir bir acıklayıp kabul ettik; artık cıkıs icin bir yol var mıdır

[12] Bu boyledir; cunku bir olan Allah´a cagrıldıgınızda kufrederdiniz; O´na ortak kosulunca inanırdınız. Artık hukum O Yuce Buyuk Allah´a aittir

[13] O Allah ki, size acık belgelerini, mu´cize ve delillerini gosterir; uzerinize gokten rızık indirirdi. Ancak O´na yonelip gonul verenler ogut ve ibret alırlar

[14] O halde kafirler hoslanmasa da siz (ey mu´minler!) dini Allah´a halis kılarak gosteristen uzak, samimiyetle O´na dua edip yalvarın

[15] Dereceleri yukselten, Ars´ın sahibi, (insanları) kavusma gunune karsı uyarmak icin emrinden olan ruhu (vahyi) kullarından dilediginin kalbine indirir

[16] O kavusma gunu ki, onlar ortaya cıkarlar, onlardan hicbir sey Allah´a gizli kalmaz. Bugun mulk kimindir ? Bir olan her seyi kudret, saltanat ve tasarrufu altında tutan Allah´ındır

[17] Bugun her kisi ne kazanmıssa onun karsılıgını gorur. Bugun haksızlık diye bir sey yoktur. Suphesiz ki Allah, hesabı cabuk gorendir

[18] Onları yaklasmakta olan gun (Kıyamet) ile uyar. Yurekler yutkuna yutkuna gırtlaklara dayanır o gun. Zalimler icin ne sıcak bir dost, ne de sozu dinlenir bir sefaatci vardır

[19] (Allah) hain gozleri, gonullerin gizledigini bilir

[20] Allah, hakkı yerine getirir. Allah´ı bırakıp baskasına dua edip yalvaranlar ise hicbir seyi yerine getiremezler. Suphesiz ki Allah isitendir, gorendir

[21] Onlar, yeryuzunde gezip dolasarak kendilerinden oncekilerin sonunun ne olduguna bakmıyorlar mı ? Ki onlar bunlardan daha guclu ve yeryuzundeki eserleri bakımından daha kuvvetli (ve becerikli) idiler. Allah, onları gunahları sebebiyle yakaladı da kendilerini Allah´tan (O´nun azabından) hicbir koruyan bulunmadı

[22] Bu boyledir; cunku peygamberleri onlara acık belgelerle, kesin delillerle gelirdi de onu inkar ederlerdi. Bu yuzden Allah, onları (azab ile) yakalayıverdi. Suphesiz ki O, cok kuvvetli ve ceza vermekte pek siddetlidir

[23] And olsun ki, biz, Musa´yı mu´cizelerle ve acık belgelerle Fir´avn´a, Haman´a ve Karun´a peygamber olarak gonderdik. Onlar ise, «bu cok yalancı bir sihirbazdır» dediler

[24] And olsun ki, biz, Musa´yı mu´cizelerle ve acık belgelerle Fir´avn´a, Haman´a ve Karun´a peygamber olarak gonderdik. Onlar ise, «bu cok yalancı bir sihirbazdır» dediler

[25] Ne var ki, Musa onlara bizden (kendisine verilen) hakk ile geldi, onlar: «Musa ile beraber iman edenlerin erkek cocuklarını oldurun, kız cocuklarını diri bırakın !» dediler. Kafirlerin hile ve duzeni mutlaka bostur, neticesizdir

[26] Fir´avn, «beni bırakın da Musa´yı oldureyim, varsın o Rabbına yalvara dursun. Dogrusu ben onun, dininizi degistirmesinden veya yeryuzunde fesad cıkarmasından korkuyorum,» dedi

[27] Musa dedi ki: «Suphesiz ben, hesap gunune inanmayan her kendini begenmisten, Rabbim ve Rabbınız (olan Allah)´a sıgınırım!»

[28] Fir´avn hanedanından imanını gizleyen mu´min bir adam, «siz, Rabbim Allah´tır, diyen bir adamı mı oldureceksiniz ? Halbuki o size Rabbinizden acık belgeler, kesin deliller, mu´cizeler getirdi. Eger o yalancı ise, yalanının vebali kendisine; dogru ise, size va´dettigi (azabın) bir kısmı olsun size dokunur. Suphesiz ki Allah, elbette olcusunu asan ve tasan, yalanı huy edinen kimseyi dogru yola eristirmez

[29] Ey milletim ! Bugun icin mulk ve saltanat sizindir. (Bulundugunuz) yerde ustunsunuzdur. Peki ama Allah´tan bize bir kahredici azab gelecek olursa, kim bize yardım eder?» dedi. Fir´avn ise soyle dedi: «Ben size ancak uygun gordugumu ve kendi gorusumu aksettiriyorum ve ben size ancak dogru ve isabetli yolu gosteriyorum..»

[30] Iman eden adam ise, «ey milletim !» dedi, «elbette ben o suru suru toplulukların birlestigi gundeki gibi bir durumun; Nuh kavminin, Ad ve Semud kavminin ve onlardan sonraki kavimlerin durumu gibi bir duru mun sizin de basınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına zulum (etmek) istemez.»

[31] Iman eden adam ise, «ey milletim !» dedi, «elbette ben o suru suru toplulukların birlestigi gundeki gibi bir durumun; Nuh kavminin, Ad ve Semud kavminin ve onlardan sonraki kavimlerin durumu gibi bir duru mun sizin de basınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına zulum (etmek) istemez.»

[32] «Ey milletim ! Dogrusu ben sizin icin bagrıs-cagrıs (seslerinin yukseldigi bir) gunden korkuyorum

[33] O gun arka cevirip kacarsınız da Allah´a (O´nun azabına) karsı sizi koruyan bir kimse bulunmaz. Allah kimi sasırtıp saptırırsa, onu dogru yola eristiren bulunmaz.»

[34] And olsun ki, daha once Yusuf da size acık belgeler, kesin delillerle gelmisti. Siz onun getirdigin de hep suphe edip durmustunuz. O vefat edince (umutsuzlardınız) ve «Allah ondan sonra elbette peygamber gondermiyecek» dediniz. Iste boylece Allah, olcuyu kacırıp suphe icinde bocalayan kimseyi saptırır

[35] O supheciler ki, kendilerine gelmis bir delil ve belge olmaksızın Allah´ın ayetleri hakkında tartısıp durdular. Allah yanında da, iman edenler yanında da (bu) buyuk bir ofke ve nefrettir! Iste Allah, kendini begenmis her zorbanın kalbini boyle muhurler

[36] Fir´avn dedi ki: «Ya Haman ! Bana yuksekce bir kule yap; umarım ki ulastırıcı yollara, goklerin kapılarına ulasırım da Musa´nın Tanrısını gorebilirim. Cunku ben elbette Musa´yı yalancı sanıyorum.» Boylece Fir´avn´ın kotu isleri kendisine cok cekici gorundu de onu dogru yoldan alıkoydu. Fir´avn´ın hile ve duzeni husrana ugramaktan ve yok olmaktan baska bir seye yaramadı

[37] Fir´avn dedi ki: «Ya Haman ! Bana yuksekce bir kule yap; umarım ki ulastırıcı yollara, goklerin kapılarına ulasırım da Musa´nın Tanrısını gorebilirim. Cunku ben elbette Musa´yı yalancı sanıyorum.» Boylece Fir´avn´ın kotu isleri kendisine cok cekici gorundu de onu dogru yoldan alıkoydu. Fir´avn´ın hile ve duzeni husrana ugramaktan ve yok olmaktan baska bir seye yaramadı

[38] Iman eden adam dedi ki: «Ey milletim I Bana uyun ki, size dogru yolu gostereyim

[39] Ey milletim ! Su Dunya hayatı kısa sureli bir gecim ve yararlanmadan ibarettir. Suphesiz ki Ahiret, karar kılınacak yurttur.»

[40] Kim bir kotuluk islerse, ancak misliyle ceza gorur. Erkek ve kadından mu´min oldugu halde kim iyi-yararlı amelde bulunursa, iste onlar Cennet´e girerler ve orada hesapsız rızıklanırlar

[41] Ey milletim ! Ne tuhaftır ki, ben sizi kurtulusa cagırıyorum, siz ise beni atese davet ediyorsunuz

[42] Siz beni Allah´ı tanımamaya, bilgim olmayan seyi O´na ortak kosmaya cagırıyorsunuz. Ben ise sizi O cok gucluye, cok ustune, cok bagıslayana davet ediyorum

[43] Hic suphe yok ki, beni davet ettiginiz seyin Dunya´da da, Ahiret´te de davete (layık hicbir yanı ve yet kisi) yoktur. Hepimizin donusu Allah´adır. Ve olcuyu kacırıp asırı gidenler atesin dostlarıdır

[44] Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız. Ben, isimi ve durumumu Allah´a ısmarlıyorum. Suphesiz ki Allah, kullarını gorendir

[45] Allah, onu, onların hile ve duzeninin kotuluklerinden korudu. Fir´avn ve yandaslarını azabın kotusu sarıverdi

[46] Sabah aksam atese arzolunurlar. Kıyamet´in kopusu meydana gelince, Fir´avn´ın yandaslarını azabın en siddetlisine sokun ! (denilir)

[47] Ateste karsılıklı delil getirip tartısırlarken, zayıflar, buyukluk taslayanlara: «Suphesiz biz size uymus kimselerdik. Su anda bizden atesin bir kısmını olsun savmaz mısınız ?» derler

[48] Buyukluk taslayanlar soyle derler: «Dogrusu hepimiz atesteyiz. Allah ise kulları arasında hukmunu vermistir.»

[49] Ateste olanlar, Cehennem bekcilerine derler ki, «Rabbımıza dua edin de bizden bir gunluk (olsun) azabı hafifletsin.»

[50] Bekciler, «size peygamberleriniz acık belgeler ve mu´cizelerle gelmediler mi ?» derler. Onlar, «evet geldiler,» diye cevap verirler. (Bunun uzerine bekciler onlara:) «Oyle ise kendiniz dua edin,» derler. Kafirlerin duası elbette bos ve neticesizdir

[51] Suphesiz ki biz, peygamberlerimize ve iman edenlere, Dunya hayatında ve sahidliklerin yeraldıgı gunde elbette yardım ederiz

[52] O gun zalimlere ozur dilemeleri fayda vermez. Hem lanet, hem kotu yurt onlaradır

[53] And olsun ki, Musa´ya dogru yolu gosteren rehber verdik. Kitap (Tevrat)ı Israil ogullarına miras bıraktık

[54] Ki o dogru yolu gosteren bir rehber ve akıl sahiplerine bir ogut ve hatırlatmadır

[55] O halde (Ey Peygamber!) sabret. Suphesiz ki Allah´ın va´di haktır. Gunahının bagıslanmasını dile ve aksam-sabah Rabbına hamd ile tesbih et

[56] Allah´ın ayetleri hakkında kendilerine gelen bir delil ve belge olmaksızın tartısıp iddialasanların gercekten iclerinde ulasamıyacakları bir kibir (buyukluk, kendini begenmislik) vardır. Sen artık Allah´a sıgın. Suphesiz ki O, isitendir, gorendir

[57] And olsun ki, gokleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan daha buyuktur. Ama insanların cogu (bunu) bilmezler

[58] Gormeyenle goren, iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlarla kotuluk isleyen kimse bir degildir. Ne de az dusunuyorsunuz

[59] Kıyametin kopus anı mutlaka gelecektir; bunda hic suphe yoktur. Ama ne var ki, insanların cogu (bunu) bilmezler

[60] Rabbınız dedi ki: Bana dua edip yalvarın ki kabul edip karsılık vereyim. Dogrusu bana kulluk etmeyi gururlarına yediremiyenler, zillete ugrayıp asagılanarak Cehennem´e gireceklerdir

[61] O Allah ki, dinlenip sukunet bulasınız diye geceyi; aydınlık icinde (hayatınızı kazanasınız diye) gunduzu sizin icin yarattı. Suphesiz ki, Allah insanlara karsı bol bagıs, cok iyilik sahibidir. Fakat insanların cogu sukretmezler

[62] Iste bu, Rabbınız Allah´tır, her seyi yaratandır. O´ndan baska tanrı yoktur. Oyle iken nereye donuyorsunuz

[63] Allah´ın ayetlerini bile bile inadla inkar edenler de boyle cevriliyorlar

[64] O Allah ki, yeryuzunu sizin icin oturmaya elverisli, gogu de bir bina (kubbe) kıldı. Sizi bicimlendirdi, biciminizi guzel yaptı ve helal-temiz seylerle sizi rızıklandırdı. Iste bu Allah, Rabbinizdir. Alemlerin Rabbi olan Allah cok yucedir, cok kutsaldır

[65] O hep diridir. O´ndan baska tanrı yoktur. Dini O´na halis kılarak kulluk edip yalvarın. Alemlerin Rabbına hamd olsun

[66] De ki: Sizin Allah´tan baska taptıklarınıza tapmaktan, bana Rabbımdan gelen acık belgelere gore kesinlikle men´edilmisimdir ve ben alemlerin Rabbına teslimiyet gostermekle emrolundum

[67] O ki sizi topraktan yarattı, sonra nutfe(deki sperma)dan, sonra kan pıhtısından meydana getirdi; sonra sizi cocuk olarak cıkarır; sonra gucunuzu bulup ergenlige erisiyorsunuz ; sonra da yaslanıyorsunuz. Kiminiz onceden (cocukken ya da genc yasta iken) oldurulur, (kiminiz de) belirlenmis bir vakte erismeniz icin (yasatılırsınız). Olur ki aklınızı kullanırsınız

[68] O ki, yasatır ve oldurur. O bir isin yerine gelmesini dilediginde, ona sadece «ol!» der, o da oluverir

[69] Allah´ın ayetleri hakkında tartısıp iddialasanları gormedin mi ? Nasıl da (Hakk´tan) donduruluyorlar

[70] Onlar ki Kitab´ı ve Kitapla Peygamberimize gonderdigimizi yalanladılar, ileride (bunun onları nasıl bir sonuca goturecegini) bileceklerdir

[71] Hani boyunlarında demir halkalar, (ayaklarında) zincirler oldugu halde kaynar suya surukleneceklerdir, sonra ateste cayır cayır yakılacaklardır

[72] Hani boyunlarında demir halkalar, (ayaklarında) zincirler oldugu halde kaynar suya surukleneceklerdir, sonra ateste cayır cayır yakılacaklardır

[73] Sonra da onlara : «Allah´ı bırakıp kostugunuz ortaklar nerede ?» denilecek. «Onlar uzaklasıp bizden kayboldular. Zaten biz daha oncede hicbir seye ibadet etmiyorduk» derler. Iste Allah, kafirleri boyle sasırtır

[74] Sonra da onlara : «Allah´ı bırakıp kostugunuz ortaklar nerede ?» denilecek. «Onlar uzaklasıp bizden kayboldular. Zaten biz daha oncede hicbir seye ibadet etmiyorduk» derler. Iste Allah, kafirleri boyle sasırtır

[75] Bu (kotu sonuc) sizin yeryuzunde haksız yere sımarıp boburlenmenizden ve olcuyu kacırıp taskınlık yapmanızdandır

[76] Haydi, icinde devamlı kalıcılar olarak Cehennem´in kapılarından girin. Boburlenip ululuk taslayanlarır kalacagı yer ne kotudur

[77] (Ey Peygamber!) Sabret Suphesiz ki, Allah´ın va´di hakktır Sana va´dettigimizin bir kısmını el bette gosterecegiz veya senin ruhu nu alacagız. (Nasılsa) onların donu su bize olacaktır

[78] And olsun ki senden once de peygamberler gonderdik. Onlardan bir kısmının kıssasını sana anlattık, bir kısmının kıssasını anlatmadık. Hicbir peygambere Allah´ın izni olmaksızın bir ayet (bir mu´cize veya ilahi belge) getirmek (hem mumkun degil, hem de yakısır) olmaz. Allah´ın emri gelince de hakk ile yerine getirilir ve iste burada bos ve anlamsız seylerle ugrasanlar husrana ugrarlar

[79] O Allah ki, bir kısmına binmeniz, bir kısmının etinden yemeniz icin davarları sizin icin yarattı

[80] Sizin icin onlarda daha bircok yararlar vardır ve icinizde dusunup tasındıgınız arzuya, onların uzerine (binip) ulasırsınız. Bunlar uzerinde ve gemiler uzerinde tasınırsınız

[81] Allah size ayetlerini (kudretinin yuceligine delalet eden belgelerini) gosteriyor. Artık Allah´ın hangi ayetlerini inkar edebilirsiniz

[82] Onlar, yeryuzunde gezip kendilerinden oncekilerin sonunun ne olduguna bakmıyorlar mı ? Onlar, bunlardan daha cok kuvvetli ve yeryuzundeki eserleri bakımından daha cetin ve becerikli idiler. Ama kazanıp elde ettikleri seyler kendilerine yarar saglamadı, kurtarıcı olmadı

[83] Peygamberlerimiz onlara acık belgeler ve mu´cizelerle gelince, onlar kendilerindeki bilgiden dolayı sımardılar da alaya aldıkları sey kendilerini sarıverdi

[84] Onlar, bizim hısım ve siddetimizi gorunce, «biz, bir olan Allah´a inandık ve O´na kostugumuz seyleri de inkar ettik!» dediler

[85] Ne var ki, hısım ve siddetimizi gordukleri vakitteki imanları kendilerine bir fayda vermedi. (Bu), Allah´ın kulları arasında suregelen sunnetidir ve iste kafirler burada husrana ugradılar

Fussilet

Surah 41

[1] Ha-Mim

[2] Rahman ve Rahim (olan Allah´dan indirilmedir)

[3] Bir Kitap ki, ayetleri yeterince acıklanmıstır; bilen bir millet icin Arapca Kur´an´dır

[4] Hem mujde verici, hem uyarıcıdır. Buna ragmen onların cogu yuzcevirmislerdir, isitmemektedirler

[5] «Bizi cagırdıgın seye karsı kalbimiz kılıflıdır; kulaklarımızda ise agırlık vardır ve bizimle senin aramızda gerili bir perde bulunuyordun Sen yap yapacagını, dogrusu biz de yapıyoruz.»

[6] De ki, ben de ancak sizin gibi bir insanım (su farkla ki) bana Tanrınızın tek bir tanrı oldugu vahyedilmektedir. O halde hep O´na dogrulun ve O´ndan bagıslanma dileyin. Vay haline o ortak kosanların

[7] Onlar ki zekatı vermezler; onlar, evet onlar, Ahireti de tanımazlar

[8] Onlar ki, iman edip iyi-yararlı amellerde bulundular, onlar icin basa kakılmaz, arkası kesilmez mukafat vardır

[9] De ki, gercekten siz mi, yeri iki gunde (iki devirde) yaratanı inkar ediyor, O´na denkler, benzerler kosuyorsunuz ? O, alemlerin Rabbıdır

[10] Yerin ustunde sabit ulu daglar yarattı, onda bereketler meydana getirdi ve orada isteyip arayanlar icin rızıkları belli bir duzeyde dort gunde (devirde veya mevsimde) meydana getirdi

[11] Sonra gaz halinde (veya duman halinde) bulunan goge yoneldi. Ona ve yeryuzune, ister istemez gelin, buyurdu. Ikisi de «Isteyerek, boyun egerek geldik» dediler

[12] Ve sonra onları iki gun (iki devir)de yedi gok seklinde yerine getirip olusturdu. Ve her goge isini vahyetti (yaratıldıgı gayeyi, baglı bulundugu kanunu bildirdi). Dunya´yı (veya en yakın semayı) kandillerle susledik ve onu (duzensizlikten) koruduk. Bu, O cok guclu, cok ustun, her seyi bilenin takdiridir

[13] Buna ragmen yuzcevirirlerse, de ki: Ad ve Semud´a dusen yıldırımın benzeri bir yıldırımla sizi uyardım

[14] Hani onlara peygamberler, onlerinden arkalarından gelmisti de ancak Allah´a kulluk edin (demislerdi). Onlar ise, «eger Rabbimiz dile seydi melekleri indirirdi. Bu bakımdan biz elbette sizinle gonderilen seyi inkar edenleriz!» demislerdi

[15] Ad kavmine gelince: Onlar, yeryuzunde haksız yere buyukluk tasladılar ve «bizden daha guclu kim vardır?» dediler. Onları yaratan Allah´ın kendilerinden daha kuvvetli kudretli oldugunu gormediler mi ? Zaten onlar ayetlerimizi bile bile inadla inkar etmekteydiler

[16] Bu yuzden uzerlerine o ugursuz gunlerde bir kasırga gonderdik, bunu Dunya hayatında onlara rezillik rusvaylık azabını tattırmak icin yaptık. Ahiret azabı ise daha rusvay edicidir ve onlar yardım da goremezler

[17] Semud kavmine gelince Kendilerine dogru yolu gosterdikse de onlar korlugu dogru yola tercih ettiler. Bu sebeple kazanıp elde ettiklerine karsılık asagılayıcı azab (olarak) yıldırım onları yakalayıver di

[18] Iman edenleri, (Allah´tan) korkup (fenalıklardan) sakınanları kurtardık

[19] Allah´ın dusmanları o gun bir araya getirilip boluk boluk (ya da toplu halde) atese surulurler

[20] Ta ki oraya vardıklarında, yapageldikleri seyler sebebiyle kulakları gozleri ve derileri aleyhlerinde sahidlik ederler

[21] Derilerine : «Neden aleyhimize sahidlik ettiniz ?» derler. «Her seyi konusturan Allah bizi de konusturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O´na donduruluyorsunuz» diye cevap verirler

[22] Siz, kulagınızın, gozlerinizin ve derilerinizin aleyhinize sahidlik ederler diye hic de sakınıp gizlenmiyordunuz. Bilakis yaptıklarınızın cogunu Allah bilmez sanıyordunuz

[23] Iste Rabbınız hakkındaki bu zannınız sizi mahvetti de o yuzden ziyana ugrayanlardan oldunuz

[24] Dayanabilirlerse (dayansınlar), ates onların kalacagı yerdir. Memnun olacakları seye donmek isterler, dilekleri yerine getirilecek degildir

[25] Onlara birtakım yandaslar hazırlayıp yardakcı olarak gonderdik de ondekilerini (yapmak istediklerini), arkalarındakini (gecmiste yaptıklarını) kendilerine cok cekici ve suslu gosterdiler; cinlerden ve insanlardan gelip gecen ummetler icinde onların aleyhine de (aynı) soz (=Sanıma yemin olsun ki, Cehennemi cinlerle ve insanlarla dolduracagım, sozu) hakk olmustur. Gercekten onlar ziyanda kalmıslardır

[26] O kufredenler dediler ki, bu Kur´an´ı dinlemeyin ; okunurken gurultu patırdı yapın, belki ustunluk saglar da onu bastırırsınız

[27] And olsun ki, o kufredenlere siddetli bir azab tattıracagız ve elbette yapageldiklerinin en kotusuyle kendilerini cezalandıracagız

[28] Iste Allah dusmanlarının cezası atestir. Ayetlerimizi bile bile inadla inkar etmelerine karsılık onlar icin orada ebedilik yurdu vardır

[29] O kufredenler diyecekler ki, ey Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları goster ki onları ayaklarımızın altına alalım da en asagılardan olsunlar

[30] Suphesiz onlar ki Rabbimiz Allah´tır, dediler, sonra da dosdogru oldular, uzerlerine melekler iner de, «hic korkmayın ve uzulmeyin ; va´dolundugunuz Cennet ile sevinin

[31] Biz Dunya hayatında da, Ahiret´te de sizin yakın dostlarınızız. Sizin icin burada canlarınızın cektigi her sey vardır; sizin icin burada istediginiz mevcuttur

[32] Cok bagıslayan, cok merhamet eden (Allah)´dan bir konukluktur bu !» (derler)

[33] Allah´a davet edip iyi-yararlı amelde bulunan ve «ben suphesiz muslumanlardanım» diyenden daha guzel sozlu kim vardır

[34] Iyilikle kotuluk bir degildir. Sen artık (kotulugu) en guzel sekilde sav. O vakit seninle aranızda dus manlık bulunan kimse sıcak bir dost gibi olur

[35] Buna (bu guzel davranıs ve duyguya) ancak sabredenler erisebilir ve buna ancak buyuk pay sahibi olan kavusabilir

[36] Seytandan sana bir durtus (bir isaret) ile vesvese verilirse, hemen Allah´a sıgın ; cunku O, suphesiz hem isiten, hem bilendir

[37] O´nun (varlıgına birligine delalet eden) belgelerden biri de, gece gunduz, Gunes ve Ay´dır. Sakın Gunes´e ve Ay´a secde etmeyin, eger Allah´a kulluk edecekseniz onları yaratana secde edin

[38] Eger (sapık musrikler) bunu gururlarına yediremezlerse, Rabbının katında olan (melekler) bıkmadan usanmadan gece gunduz O´nu tesbih ederler

[39] O´nun (varlıgına, birligine, kudretinin yuceligine delalet eden) belgelerden biri de, yeryuzunu kupkuru gorursun. Uzerine su indirdigimizde harekete gecip kabarır. Suphesiz ki, onu dirilten, oluleri de diriltir. Dogrusu O´nun kudreti her seye yeter

[40] Ayetlerimiz hakkında inadla inkarda ısrar edenler bize gizli-kapalı kalmazlar. Atese atılan mı hayırlıdır, yoksa Kıyamet gunu guven icinde gelen mi ? Istediginizi yapın, suphesiz ki O, yaptıklarınızı bilmektedir

[41] Onlar ki, Kur´an kendilerine geldigi zaman onu tanımayıp reddettiler, (elbette bunun sonucuna katlanacaklardır). Cunku O, aziz (serefli, ustun, degerli) bir Kitap´tır

[42] Ne onunden ne ardından batıl Ona gelip (sokulamaz). O, yegane hikmet sahibi, her turlu guzel ovguye layık olan (Allah)´dan indirilmedir

[43] Sana soylenen sozler, senden onceki peygamberlere de soylenenden baskası degildir. Suphesiz ki, Rabbin magfiret sahibidir ve elem verici azab sahibidir

[44] Sayet biz, bu Kur´an´ı yabancı bir dille meydana getirseydik, (inkarcı musrikler) derlerdi ki: O´nun ayetleri acıklansaydı ya.. Arab´a yabancı dille mi? De ki: O, iman edenlere dogru yolun rehberidir, (gonullerde) sifadır. Inanmayanların ise kulaklarında bir agırlık vardır. Kur´an, onlara kapalı ve karanlıktır. Sanki onlar uzak bir yerden cagırılırlar (gibi bir halleri vardır)

[45] And olsun ki, biz Musa´ya kitap verdik. (Ama Israil ogulları) onda gorus ayrılıgına dustuler. Eger Rabbından gecmis bir soz verilmemis olsaydı, aralarında hukmedilerek is bitirilmis olurdu. Gercekten onlar, bunun hakkında oldukca suphe icindedirler

[46] Kim iyi-yararlı amelde bulunursa, kendi lehinedir; kim de kotuluk islerse kendi aleyhinedir. Senin Rabbin kullarına zulmeden degildir

[47] Kıyamet´in kopus saati bilgisi O´na cevrilir (Allah´a aittir). O´nun bilgisi dısında ne meyvalar tomurcuklarından cıkar, ne de bir disi gebe kalır, ne de dogurur. O gun (Allah´a) ortak kosanlara : «Nerede bana ortak kostuklarınız ?» diye seslenir. Onlar, «icimizde buna hicbir sahid bulunmadıgını bildirdik» derler

[48] Daha once taptıkları tanrılar, onlardan uzaklasıp gozlerinden kaybolmuslar ve onlar da kendilerine hicbir kacacak yer bulunmadıgını anlamıslardır

[49] Insan, hayır ve iyilik istemekten usanmaz. Ama kendisine kotuluk dokununca umitsizlige duser de ye´se kapılır

[50] Basına gelen sıkıntıdan sonra tarafımızdan kendisine bir rahmet tattıracak olursak, «elbette bu benim hakkımdır. Kıyamet´in kopacagını da sanmıyorum. Sayet Rabbıma dondurulecek olursam, elbette benim icin O´nun yanında daha guzeli vardır» der. And olsun ki biz, elbette o inkar edenlere neler yaptıklarını haber verecegiz ve kendilerine cok agır bir azabdan elbette tattıracagız

[51] Insana nimet verdigimizde yuzcevirip yan cizer. Kendisine kotuluk dokundugu zaman (bakarsın ki), uzun ve genis bir duada bulunur

[52] De ki: Soyler misiniz ? Eger Bu Kur´an Allah´tan indirilmisse, siz de O´nu inkar etmis bulunuyorsanız, uzak bir ayrılık icinde olan kimseden daha sapık, daha saskın kim vardır

[53] Ileride onlara ayetlerimizi hem bircok ufuklarda, hem de kendi nefslerinde gosterecegiz. Ta ki, O´nun (Kur´an´ın) hakk oldugu meydana cıkıp onlara acıklanmıs olsun.. Rabbının her seye sahid olması yetmez mi

[54] Haberiniz olsun ki, onlar Rablarına kavusma hususunda tam bir suphe icindedirler. Dikkat edin ki, O, her seyi (ilmiyle, kudretiyle, tasarrufuyla) kusatmıstır

Şûrâ

Surah 42

[1] Ha - Mim / Ayn - Sin - Kaf

[2] Ha - Mim / Ayn - Sin - Kaf

[3] O cok ustun, cok guclu yegane hikmet sahibi Allah, boylece hem sana, hem senden oncekilere vahyeder

[4] Goklerde olan her sey, yerde bulunan her sey O´nundur. O yucedir, uludur

[5] Gokler neredeyse (ilahi kudretin azametinden veya inkarcıların Allah´ı tanımamasından) ustunden yarılacak.. Melekler ise hamd ile tesbih etmekteler ve yeryuzundekiler icin bagıslanma dilemekteler. Haberiniz olsun ki, Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[6] Onlar ki, Allah´ı bırakıp baska (tanrıları) dost ve sahip edindiler, Allah, onlar uzerinde gorup gozetleyicidir ve sen onlar uzerinde (koruyucu, savunucu, gozetleyici) vekil degilsin

[7] Iste boylece biz sana Arapca Kur´an indirdik ki, Ummu´l-Kura´yı (Mekke halkını) ve cevresindekileri uyarasın ve meydana geleceginde hic suphe olmayan o toplanma (Kıyamet) gununu hatırlatıp korkutasın. (O gun insanların) bir kısmı Cennette, bir kısmı da cılgın atesli Cehennem´dedir

[8] Allah dileseydi hepsini bir ummet yapardı. Ama O, diledigini rahmetine sokar. Zalimlerin ise ne bir dostu, ne de bir yardımcısı vardır

[9] Yoksa onlar, Allah´tan baskasını dostlar ve sahip cıkanlar mı edindiler ?! Halbuki asıl dost ve sahip cıkan Allah´tır. Ve O, oluleri diriltir ; O´nun kudreti her seye yeter

[10] Hakkında farklı gorusler ortaya koydugunuz herhangi bir sey´in hukmu Allah´a aittir. Iste bu Allah, benim Rabbımdır; ancak O´na guvenip dayanır ve ancak O´na yonelip gonul veririm

[11] Gokleri ve yeri misalsiz ve benzersiz yaratandır. Size sizden esler meydana getirdi; davarları cift cift (erkekli disili) yarattı. Boylece sizi ana rahminde uretip cogaltıyor. O´nun benzeri hicbir sey yoktur. O isitendir, gorendir

[12] Goklerin ve yerin hazinelerinin anahtarları O´nundur. Rızkı diledigine genisletip yayar ve kısıp daraltır. Suphesiz ki O, her seyi bilir

[13] O, Nuh´a vasiyyet ettigi seyleri, sana vahyettiklerimizi, Ibrahim´e, Musa´ya ve Isa´ya vasiyyet ettiklerimizi size seriat yaptı da «dini dosdogru ayakta tutun, onda ayrılıga dusmeyin!» (buyurdu). Allah´a ortak kosanlara, kendilerini davet ettigin sey cok agır gelmektedir. Allah diledigini ona (o cagrıya veya kendine) secer ve kendine yonelip gonul vereni dogru yola eristirir

[14] Onlar ancak kendilerine (Allah, Kitap, Peygamber ve Ahiret´le ilgili) bilgi geldikten sonra —sırf aralarındaki kin ve ihtiras yuzunden— tefrikaya dustuler. Eger Rabbından belirlenmis vakte kadar verilmis bir soz gecmeseydi, elbette aralarında hukmedilerek is bitirilmis olurdu. Onlardan sonra Kitab´a varis olanlar da kitaptan yana tam bir suphe icindeydiler

[15] Iste (ey Peygamber!), bunun icin cagrına devam et, emredildigin gibi dosdogru ol; onların heveslerine uyma ve de ki: «Allah´ın indirdigi her kitaba iman ettim ve ben aranızda adaleti yerine getirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Aramızda surtusme, tartısma ve iddialasma diye bir sey yoktur. Allah bizi biraraya getirip toplar ve donus de ancak O´nadır..»

[16] Allah´a olan cagrıya olumlu cevap verdikten sonra O´nun hakkında tartısıp duranların iddia ve delilleri Rabları yanında bos ve anlamsızdır. Uzerlerine gazab ve onlar icin siddetli azab vardır

[17] O Allah, Kitab´ı hakk ile ve teraziyi (denge ve duzeni) indirmistir. Ne bilirsin, belki o Kıyamet´in kopus saati yakındır

[18] Kıyamet´e inanmayanlar, onun hemen gelmesini isterler. Iman edenler ise, korkup cekinirler ve onun mutlaka hakk oldugunu bilirler. Haberiniz olsun ki, Kıyamet´in kopus saati hakkında tartısıp duranlar, gercekten uzak bir sapıklık icindedirler

[19] Allah, kullarına cok lutufkar, cok sefkatli bol insanlıdır. Diledigini rızıklandırır. O cok kuvvetli ve kudretlidir, cok ustun ve cok gucludur

[20] Kim, Ahiret ekinini arzu ederse, onun arzuladıgı ekini artırırız. Kim ele Dunya ekini isterse, ona da ondan veririz; Ahiret´te ise ona bir nasib yoktur

[21] Yoksa Allah´ın izin vermedigi dini, onlara mesru´ kılıp ortaya koyan ortaklar mı var ? Eger kesin bir soz gecmemis olsaydı, aralarında hukmedilirdi de is olup biterdi. Zalimlere elbette elem verici bir azab vardır

[22] Zalimleri o gun, kazanıp elde ettikleri seyden dolayı korku ve kusku icinde gorursun. Oysa korktukları baslarına gelecektir. Iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar ise Cennet bahcelerindedirler. Onların diledigi her sey Rabları yanındadır. Iste bu, buyuk lutuf, buyuk ihsandır

[23] Iste bununla Allah, iman edip iyi-yararlı amellerde bulunan kullarını mujdeler. De ki: Ben, (Allah´ın buyruklarını teblig hususunda) yakınlıkta, hısımlıkta sevgiden baska sizden bir ucret istemiyorum. Kim calısıp iyilik kazanırsa, ona, ondaki iyiligi artırırız. Cunku Allah, gercekten cok bagıslayandır ve sukredene nimetini artırandır

[24] Yoksa (senin icin) Allah´a karsı yalan uydurdu mu diyorlar ? Allah dilerse senin kalbini muhurler. Allah kendi sozleriyle batılı yok eder; hakkı isbat edip ortaya koyar. Suphesiz ki O, gonullerde donup dolasanı bilir

[25] O ki, kullarının tevbelerini kabul eder, kotuluklerini affeder ve neler islediklerini bilir

[26] Iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanların (dilek ve dualarını) kabul eder de kendi bol nimetinden, genis ihsanından onlara artırır. Kafirlere gelince: Onlar icin cok cetin bir azab vardır

[27] Eger Allah, rızkı kullarına iyice genisletip bol bol verseydi, elbette azıp tugyan ederlerdi. Fakat onu diledigi olcuye gore indirir. Suphesiz ki O, kullarından haberlidir, gorendir

[28] O ki, (kulları) umutlarını kestikten sonra yagmur indirir de rahmetini yayar. (Gercek) dost ve yardımcı O´dur, ovulmege de layık O´ dur

[29] O´nun varlıgına (delalet eden) belgelerden biri de, goklerin ve yerin yaratılması ve ikisinde serpistirip yaydıgı canlılardır. O´nun, diledigi zaman onları toplayıp biraraya getirmege gucu ve kudreti yeter

[30] Basınıza gelen her musibet, ellerinizle isleyip kazandıgınız (gunah ve kotulukler) yuzundendir. (Bununla beraber) cogunu affeder

[31] Siz yeryuzunde (Allah´ı) aciz bırakacak (gucte) degilsiniz. Sizin icin Allah´tan baska ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır

[32] O´nun (varlıgına, birligine delalet eden) belgelerden biri de, denizde daglar gibi yuzen gemilerdir

[33] Dilerse ruzgarı durdurur da (yelkenli olanları) su ustunde durakalırlar. Suphesiz ki bunda, cokca sabreden, cokca sukreden kimse icin deliller, belgeler vardır

[34] Veya o (gemilerdekileri) isledikleri (gunah ve vebal) yuzunden (gemileri batırarak) yok eder, cogunu da affeder

[35] Hem ayetlerimiz hakkında tartısıp iddialasanlar, kendileri icin kacacak yer bulunmadıgını bilsinler

[36] Size verilen herhangi bir sey, Dunya hayatının kısa sureli bir gecimidir. Allah yanındaki ise daha hayırlı ve devamlıdır. (Bu da) iman edip Rablarına guvenip dayananlar

[37] Gunahın buyuklerinden ve hayasızlıklardan kacınanlar, ofkelendikleri zaman bagıslayanlar

[38] Rablarının cagrısına olumlu cevap verenler; namazı dosdogru kılanlar; isleri kendi aralarında danısma Ile cozenler; kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (Allah icin) harcayanlar

[39] Ve zulme, hakları tecavuze ugradıkları zaman, yardımlasıp kendilerini savunanlar icindir

[40] Bir kotulugun cezası, misliyle kotuluktur. Artık kim affeder de barıstan yana olursa, onun mukafatı Allah´a aittir. Cunku Allah elbette zalimleri sevmez

[41] Kim de haksızlıga ugradıktan sonra sadece hakkını alırsa, iste onlar aleyhine bir yol yoktur

[42] Ancak insanlara zulmedip yeryuzunde haksız yere yolsuzlukta bulunup haklara tecavuz edenler aleyhine yol vardır. Iste onlara elem verici bir azab vardır

[43] Ve kim de sabredip bagıslarsa, suphesiz ki bu, azmedilmege layık umurdandır

[44] Allah, kimi sapıklıkta bırakırsa, artık O´nun bundan sonra hicbir dostu, sahip cıkanı bulunmaz. Azabı gordukleri zaman o zalimleri bir gorsen ; geri donmege bir yol yok mudur? derler

[45] Onların, alcaklık ve asagılıktan korktukları halde Cehennem azabına getirildiklerini, goz ucuyla ona baktıklarını gorursun. Iman edenler ise, soyle derler: Suphesiz ki husrana ugrayanlar, Kıyamet gunu hem kendilerini, hem ailelerini ziyana surukleyenlerdir. Haberiniz olsun ki, zalimler suphesiz devamlı azab icindedirler

[46] Onlara Allah´tan baska yardım edecek dostlar, sahip de bulun maz. Allah, kimi saptırırsa, onun icin bir yol da yoktur

[47] Allah tarafından geri cevrilmesi mumkun olmayan gun gelmeden once Rabbınızın davetine olumlu cevap verin. O gun sizin icin ne bir sıgınak, ne de inkara care vardır

[48] Oyle iken yuzcevirirlerse, biz seni onlar uzerine koruyucu gozetici (bir bekci) olarak gondermedik. Sana gereken, sadece tebligdir. Suphesiz biz, insana kendi katımızdan bir rahmet tattırsak onunla sevinir. Kendi ellerinin hazırlayıp one surdukleri sey sebebiyle baslarına bir kotuluk gelirse, o takdirde insan cok nankor olur

[49] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Diledigini yaratır, diledigine kız cocugu bagıslar, diledigine erkek cocugu bagıslar

[50] Veya onları erkekli disili cift (ikiz) olarak verir. Diledigini de kısır bırakır. Suphesiz ki O, bilendir, kudreti her seye yetendir

[51] Allah´a yarasır ve yakısır olmaz bir insanla konussun, ancak ya vahiy ile, ya perde arkasından konusur, ya da elci gonderip kendi izniyle diledigini vahyeder. Suphesiz ki O, yucedir, hikmet sahibidir

[52] Ve boylece kendi emrimizden sana (kalblere canlılık veren) bir ruh (kitap) vahyettik. Oysa sen, kitap nedir, iman nedir, bilmezdin. Ama biz onu kullarımızdan diledigimizi dogru yola iletmek icin bir nur kıldık ve sen gercekten dosdogru yolu gosterirsin

[53] Goklerde ne varsa, yerde ne varsa kendisine ait olan Allah´ın yolunu gosterirsin. Haberiniz olsun ki, isler (eninde sonunda) Allah´a doner

Zuhruf

Surah 43

[1] Ha-Mim

[2] Acık ve acıklayıcı olan Kitab´a and olsun ki

[3] Biz, aklınızı kullanırsınız diye Arapca bir Kur´an indirdik

[4] Suphesiz ki, o bizim katımızda ANA KITAB´da (yazılı) kadri yucedir ve hikmet doludur

[5] Olcuyu asan, asırı giden bir millet olmanızdan dolayı, ogut ve hikmet dolu o Kitab´ı size acıklamaktan vaz mı gecelim

[6] Once gelip gecenlere nice nice peygamberler gonderdik

[7] Ama onlara ne kadar bir peygamber geldiyse, mutlaka onu alaya alıp eglendiler

[8] Bu yuzden bunlardan daha cetin, daha atılgan olan (o millet)leri yok ettik. Oncekilerin kıssaları (bircok ayetlerimizde) gecmistir

[9] Eger onlara, «gokleri ve yeri kim yarattı ?» diye sorsan, «onları O cok guclu, cok ustun, her seyi bilen (Allah) yarattı» derler

[10] O Allah ki, yeryuzunu size bir besik yaptı, ve dogru yolu bulup yurumeniz icin onda yollar meydana getirdi

[11] O (Allah) ki, gokten belli bir oranda su indirir de onunla olu bir beldeye hayat verip canlandırırız. Iste bunun gibi siz de diriltilip kabirlerinizden cıkarılacaksınız

[12] O ki, butun ciftleri yaratmıs, gemiyi ve davarlardan binmeniz icin

[13] Sırtlarına binip dogrulmanız, sonra da uzerlerinde iyice kurulunca Rabbınızın nimetini hatırlamanız ve «bunu bizim buyrugumuza verip bas egdiren (Allah) yucedir, munezzehtir ; yoksa biz ona yanasamazdık» demeniz icin var kılınmıstır

[14] Ve elbette biz, donup dolasıp Rabbımıza donecegiz

[15] (Inkarcı putperestler ve azgın sapıklar) ise, Allah´a O´nun kullarından bir cuz´ (cocuk) yakıstırdılar. Suphesiz insan (genellikle) acıktan inkarcı ve cok nankordur. (Ancak Allah´ın korudukları mustesna)

[16] Yoksa Allah yaptıklarınızdan kendine kızlar edindi de ogulları size mi secip verdi

[17] Onlardan biri. Rahman (olan Allah)´a yakıstırmaga calıstıgı sey (kız cocugu) ile mujdelendigi zaman, uzuntu ve ofkesini yutkunarak yuzu kapkara kesilir

[18] Ya, demek onlar sus icinde yetistirilip de tartısıp cekismede, (hayat ile mucadelede) acıklık getirmeyeni mi (Allah´a isnad ediyorlar)

[19] Rahman´ın kulları olan melekleri, disiler sınıfına soktular, onların yaratılısında hazır mı bulundular ? Onların sahidlikleri yazılacak ve sorguya cekileceklerdir

[20] Dediler ki; «Eger Rahman dileseydi biz onlara (o putlara) tapmazdık.» Bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan soyluyorlar

[21] Yoksa biz, bundan (bu Kur´an´dan) once kendilerine kitap verdik de ona mı sıkıca tutunuyorlar

[22] Hayır, suphesiz ki biz babalarımızı bir din ve inanc uzerinde bulduk. Onların izleri ustunde giderek yolumuzu bulduk, (derler)

[23] Iste boylece senden once bir kasabaya ne kadar uyarıcı bir peygamber gonderdikse mutlaka oranın ileri gelen refah icindeki sımarık zenginleri soyle dediler: «Dogrusu biz babalarımızı bir din ve inanc uzerinde bulduk ve suphesiz onların izlerine uyup gitmekteyiz.»

[24] (Uyarıcı peygamber onlara): «Ben size, babalarınızı uzerinde buldugunuz dinden daha dogrusunu getirecek olsam da mı ?» dedi. «Biz, supheniz olmasın ki, sizinle gonderileni inkar edip tanımıyoruz,» diye cevap verdiler

[25] Onlardan intikam aldık. O (hakkı) yalanlayanların sonlarının ne olduguna bir bak

[26] Hani bir vakit Ibrahim, babasına ve kavmine dedi ki: «Hakikat ben, sizin taptıklarınızdan uzagım, onlarla bir ilisigim yoktur. Ancak beni yoktan orneksiz yaratan (Rabbim) mustesna (ancak O´na taparım). Gercek O, beni dogru yola eristirecektir

[27] Hani bir vakit Ibrahim, babasına ve kavmine dedi ki: «Hakikat ben, sizin taptıklarınızdan uzagım, onlarla bir ilisigim yoktur. Ancak beni yoktan orneksiz yaratan (Rabbim) mustesna (ancak O´na taparım). Gercek O, beni dogru yola eristirecektir

[28] Ibrahim bunu, (hakka) donerler diye soyu arasında baki kalacak bir soz olarak bıraktı

[29] Fakat bunları ve babalarını, kendilerine hakk ve (onu) acıklayan peygamber gelinceye kadar bir sure gecindirip yararlandırdık

[30] Hakk onlara geldigi zaman, «bu bir sihirdir ve biz elbette onu inkar edenlerizdir,» dediler

[31] Ve bir de dediler ki: «Bu Kur´an, su iki sehirden buyuk bir adama indirilmeli degil miydi?»

[32] Rabbin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar ? Oysa Dunya hayatında onların gecimligini aralarında taksim eden, bir kısmını digerine is gordurmek icin kimini kiminin ustune derecelerle yukselttik. Rabbin rahmeti ise, onların toplayıp biriktirdiklerinden hayırlıdır

[33] Eger insanların (kufur ve sapıklıkta toplanıp) bir tek ummet olma sakıncası olmasaydı. Rahman (olan Allah)´ı inkar edenlerin evlerinin tavanını, uzerine cıktıkları merdivenleri

[34] Evlerinin kapılarını, uzerine yaslandıkları kanepeleri gumusten yapar ve altın kaplamalarla islerdik. Bunların hepsi dunya hayatının kısa sureli yararlanılan gecimliginden baskası degildir. Ahiret ise, Rabbin yanında korkup sakınanlar icindir

[35] Evlerinin kapılarını, uzerine yaslandıkları kanepeleri gumusten yapar ve altın kaplamalarla islerdik. Bunların hepsi dunya hayatının kısa sureli yararlanılan gecimliginden baskası degildir. Ahiret ise, Rabbin yanında korkup sakınanlar icindir

[36] Kim de Rahman´ı anmaktan yana korluk gosterirse, biz ona yandas olmak uzere bir seytan sardırırız

[37] Ve gercekten onlar, bunları dogru yoldan alıkorlar da bunlar, dogru yolda bulunduklarını sanırlar

[38] Sonunda bize gelince, yandasına : «Keske benimle senin aranda dogu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. (Meger) sen ne kotu arkadasmıssın !.» der

[39] Zulmettiginiz icin bugun (buradaki pismanlıgınız) size fayda vermez. Sizler elbette azabda birlesen ortaklarsınızdır

[40] Sen mi sagırlara isittirecek sin veya korleri ve acık bir sapıklık icinde bulunanı dogru yola ulastıra caksın

[41] Eger biz seni (alıp kendimize) gotursek bile suphesiz onlardan intikam alacagız

[42] Ya da onlara va´dettigimiz seyi (azabı) sana gosterecegiz. Cunku bizim, onlara kudretimiz elbette yeter

[43] Artık sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Suphesiz ki sen dosdogru yol uzerindesin

[44] O Kur´an sana ve milletine elbette hem ogut, hem anılmaya deger bir sereftir. Ileride bundan sorulacaksınız

[45] Senden once elci olarak gonderdigimiz peygamberlerimize sor: «Rahman´dan baska tapılacak tanrılar meydana getirdiler mi?»

[46] And olsun ki biz, Musa´yı acık belge ve mu´cizelerle Fir´avn´a ve ileri gelen yandaslarına peygamber olarak gonderdik. (O da onlara:) «Suphesiz ki ben, alemlerin Rabbı´nın peygamberiyim ve elcisiyim,» dedi

[47] Ne vakit ki onlara mu´cizelerimizle geldi, onlar birdenbire (isi alaya alıp) buna guluverdiler

[48] Onlara hicbir ayet (belge ve mu´cize) gostermedik ki, digerinden daha buyuk olmasın. Belki donerler diye onları azab ile yakalayıverdik

[49] Boyle iken, «ey sihirbaz buyucu !» dediler. «Sana verdigi sozu geregi, Rabbına bizim icin dua edip yalvar, bizler elbette dogru yola gelecegiz.»

[50] Kendilerinden o azabı kaldırdıgımızda, birden verdikleri sozu bozdular (yerine getirmediler)

[51] Fir´avn kendi milleti icinde soyle seslendi: «Ey milletim !» dedi, «Mısır mulku ve krallıgı benim degil midir? Su ırmaklar benim altımdan akmıyor mu ? Gormuyor musunuz

[52] Yoksa ben, su zavallı ve neredeyse acık sekilde meramını anlatamıyan kimseden daha hayırlı degil miyim ?»

[53] (Eger dogru sozlu ise) «uzerine altından bilezikler atılmalı veya beraberinde melekler yer alıp gelmeli degil miydi ?»

[54] Boylece o, kendi milletini hafife aldı (da aldatıcı sozler soyledi). Bu sebeple ona itaat ettiler. Suphesiz ki onlar hakkın yolundan cıkmıs ahlaksız bir milletti

[55] Ne vakit ki, bizi ofkelendirip gazabımızı cektiler, kendilerinden intikam aldık da boylece hepsini (Kızıldeniz´de) bogduk

[56] Onları sonra gelecekler icin gecmis bir ibret ve misal yaptık

[57] Ve ne vakit ki, Meryem oglu misal verildi, senin kavmin hemen bagrısıp cagrıstılar

[58] Ve dediler ki: Bizim tanrılarımız mı hayırlıdır, yoksa O mu hayırlıdır? Bu misali sırf bir tartısma ve surtusme konusu olsun diye sana getirdiler. Zaten onlar yaygaracı, tar-tısıcı bir millettir

[59] O (Meryem oglu Isa) kendisine nimet verdigimiz ve Israil ogulları´na ornek gosterdigimiz bir kuldur

[60] Eger biz, dileseydik yeryuzunde yerinize gececek melekler yaratırdık

[61] Ve suphesiz O (Isa veya Kur´an), Kıyamet´in kopus saati icin bir bilgidir. Artık siz, o saat hakkında suphe etmeyin ; bana uyun. Dosdogru yol da budur

[62] Sakın seytan sizi (dogru yoldan) alıkoymasın. Cunku hakikat o, acık bir dusmandır

[63] Isa, acık belgeler ve mu´cizelerle gelince, «ben gercekten size hikmetle ve gorus ayrılıgına dustugunuz bazı hususları size acıklamak icin geldim; artık Allah´tan korkun da bana itaat edin,» dedi

[64] «Suphesiz ki, Allah, benim de Rabbımdır, sizin de Rabbinizdir. O halde O´na ibadet edin. Dosdogru yol budur!»

[65] Hiziplesenler, kendi aralarında ayrılıga dustuler. O elim gunun azabından, zulmedenlerin vay haline

[66] Onlar ancak beklenen o saatin, farkına varmadıkları bir halde ansızın kendilerine gelmesini bekliyorlar

[67] O gun yakın dostlar birbirlerine dusmandır. Ancak (Allah´tan) korkup (kufur ve nifaktan, azgınlık ve sapıklıktan) sakınanların (dostlugu) bunun dısındadır

[68] Ey kullarım! Bugun size bir korku yoktur ve siz uzulmeyeceksiniz de

[69] O kullar ki, ayetlerimize inandılar ve (bize, buyruklarımıza) teslimiyet gosterdiler

[70] Sizler ve esleriniz sevinc ve mutluluk icinde girin Cennet´e

[71] Cevrelerinde tavaf edercesine altın tepsiler ve bardaklar dolastırırlar ve orada canlarının cektigi, gozlerin lezzet duydugu seyler vardır ve sizler orada devamlı kalıcılarsınız

[72] Iste isleyip geldiginiz (sevap ve iyilikler)e karsılık varis kılındıgınız Cennet

[73] Orada sizin icin (sayısı belirsiz) cok meyveler vardır ki, onlardan yiyeceksiniz

[74] Suclu gunahkarlar ise elbette Cehennem azabında devamlı kalıcılardır

[75] Kendilerinden azaba ara verilip gevsetilmiyecek ve orada umitsizlik icindedirler

[76] Biz onlara zulmetmedik, ama onlar kendileri zalimlerdir

[77] Cehennem bekcisine : «Ey bekci! Rabbin hukmunu verip isimizi bitiriversin (canımızı alsın)» diye seslenirler. Bekci: «Hayır, siz burada (olmeden) kalmaya mahkumsunuz» der

[78] And olsun ki, biz size hakkı getirdik, fakat cogunuz hakktan hoslanmayıp tiksinenlersiniz

[79] Yoksa onlar, isi sıkı mı tuttular ? Dogrusu biz de sıkı tutanlarız

[80] Yoksa onların sırlarını, gizli fısıltılarını isitmedigimizi mi sanırlar ? Hayır, yanlarındaki elcilerimiz yazıyorlar

[81] De ki: Eger (bilfarz) Rahman´ın cocugu olsa idi, ben ona kulluk edenlerin ilki olurdum

[82] Goklerin ve yerin Rabbi, Ars´ın Rabbi onların vasfedegeldiklerinden yucedir, munezzehtir

[83] Bırak onları, (tehdid anlamında) va´d olundukları gunlerine kavusuncaya kadar (inkar ve azgınlıklarına) dalıp oynasınlar

[84] O ki, gokte de tek Tanrı´dır, yerde de tek Tanrı´dır. O hikmet sahibidir, bilendir

[85] Goklerin, yerin ve ikisi arasındaki her seyin mulk u saltanatı kendisine ait olan O Allah´ın, sanı cok yucedir. Kıyamet´in kopus saatinin bilgisi O´nun katındadır ve ancak O´na donduruleceksiniz

[86] Allah´tan baskasına dua edip yalvaranlar, yalvardıkları seyin sefaatine eremezler. Ancak bilerek hakk ile (hakk adına) sehadet edenler mustesna

[87] Eger onlara kendilerini kimin yarattıgını soracak olsan, elbette «Allah...» derler. O halde nasıl (Hakk´tan, O´na kulluktan) donduruluyorlar

[88] (Peygamberin) «Ey Rabbim ! Suphesiz ki bunlar iman etmeyen bir millettir», sozune karsılık, «sen, onlardan vazgec de selam (size), ileride bileceklerdir.» (buyuruldu)

[89] (Peygamberin) «Ey Rabbim ! Suphesiz ki bunlar iman etmeyen bir millettir», sozune karsılık, «sen, onlardan vazgec de selam (size), ileride bileceklerdir.» (buyuruldu)

Duhân

Surah 44

[1] Ha-Mim

[2] Acık ve acıklayıcı olan Kitab´a and olsun ki

[3] Biz onu gercekten mubarek bir gecede indirdik. Suphesiz ki biz, (haktan yuzcevirenleri) uyaranlarız

[4] O gecede her hikmetli is, katımızdan bir emirle ayrılır, ayırd edilir. Rabbından bir rahmet olarak, hakikat biz, peygamberler gondermekteyiz. Suphesiz ki O, isitendir, bilendir

[5] O gecede her hikmetli is, katımızdan bir emirle ayrılır, ayırd edilir. Rabbından bir rahmet olarak, hakikat biz, peygamberler gondermekteyiz. Suphesiz ki O, isitendir, bilendir

[6] O gecede her hikmetli is, katımızdan bir emirle ayrılır, ayırd edilir. Rabbından bir rahmet olarak, hakikat biz, peygamberler gondermekteyiz. Suphesiz ki O, isitendir, bilendir

[7] Eger kesiniikle bilip inanıyorsanız, O, goklerin, yerin ve ikisi arasındaki her seyin Rabbıdır

[8] O´ndan baska (hakiki) tanrı yoktur, ancak O vardır. Diriltir ve oldurur. Sizin de Rabbinizdir, onceki babalarınızın da Rabbıdır

[9] Fakat onlar (o inkarcı sapıklar) suphe icinde (Kur´an´ı) alaya alıp (Onunla) eglenmekteler

[10] (Ey Peygamber!) Artık gogun, insanları saracagı bir dumanla gelecegi gunu gozetle. Bu elem verici bir azabdır

[11] (Ey Peygamber!) Artık gogun, insanları saracagı bir dumanla gelecegi gunu gozetle. Bu elem verici bir azabdır

[12] Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; cunku elbette biz iman edenler olacagız

[13] Onların dusunup ibret alması nerede ? Gercekten kendilerine (Hakk´ı) acıklayan bir peygamber geldigi halde onlar O´ndan yuzcevirdiler de «ogretilmis bir deli» dediler

[14] Onların dusunup ibret alması nerede ? Gercekten kendilerine (Hakk´ı) acıklayan bir peygamber geldigi halde onlar O´ndan yuzcevirdiler de «ogretilmis bir deli» dediler

[15] Biz, azabı elbette sizden biraz kaldıracagız ama siz (yine de inkar ve kotuluge) doneceksiniz

[16] Buyuk bir hısımla yakalayıp sıkacagımız gun, elbette intikam alacagız

[17] And olsun ki, bunlardan once Fir´avn milletini cetin bir sınavdan gecirmistik. Onlara cok saygıdeger bir peygamber gelmisti de, «Allah´ın kullarını bana teslim edin! Cunku ben supheniz olmasın ki size (gonderilen) guvenilir bir peygamberim.»

[18] And olsun ki, bunlardan once Fir´avn milletini cetin bir sınavdan gecirmistik. Onlara cok saygıdeger bir peygamber gelmisti de, «Allah´ın kullarını bana teslim edin! Cunku ben supheniz olmasın ki size (gonderilen) guvenilir bir peygamberim.»

[19] Ve sakın Allah´a karsı kendinizi yuksek gormeyin. Suphesiz ki ben size cok acık bir belgeyi, inandırıcı delili getirdim

[20] Hem beni taslamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbınız (olan Allah)´a sıgındım

[21] Eger bana inanmıyorsanız, beni yalnız basıma bırakıp cekilin

[22] Sonra da Rabbına, «bunlar suclu gunahkar bir millettir,» diye dua etti

[23] Bunun uzerine (Allah ona:) «Kullarımı gecenin bir bolumunde yola cıkarıp gotur. Supheniz olmasın ki takip olunacaksınız

[24] Denizi (gectikten sonra) sakin ve (yol verir sekilde) acık bırak. Onlar elbette bogulacak bir ordudur

[25] Geride nice bahceleri, pınarları, ekinleri, serefli konakları ve icinde zevk u safa surdukleri nimetleri bıraktılar

[26] Geride nice bahceleri, pınarları, ekinleri, serefli konakları ve icinde zevk u safa surdukleri nimetleri bıraktılar

[27] Geride nice bahceleri, pınarları, ekinleri, serefli konakları ve icinde zevk u safa surdukleri nimetleri bıraktılar

[28] Evet bu boyledir. O nimetleri baska bir millete miras bıraktık

[29] Uzerlerine ne gok agladı, ne de yer... Onlara artık muhlet de ve rilmedi

[30] And olsun ki, biz, Israil ogulları´nı horlayıcı asagılayıcı olan o azabdan, Fir´avn(ın zulum ve haksızlıgın)dan kurtardık. Suphesiz ki o, olcuyu kacıranların, asırı gidenlerin kendini yuksekte goreni (baskalarına tepeden bakanı) idi

[31] And olsun ki, biz, Israil ogulları´nı horlayıcı asagılayıcı olan o azabdan, Fir´avn(ın zulum ve haksızlıgın)dan kurtardık. Suphesiz ki o, olcuyu kacıranların, asırı gidenlerin kendini yuksekte goreni (baskalarına tepeden bakanı) idi

[32] And olsun ki, Israil ogulları´ nın durumunu bilerek onları Dunya milletlerinin uzerine secip tercih ettik

[33] Onlara oylesine acık belgeler, mu´cizeler verdik ki, herbirinde hem acık nimet ve bereket, hem de imtihan vardı

[34] Suphesiz bunlar (inkarcı sapıklar) diyorlar ki: Ancak bizim ilk olumumuz var, otesi yoktur ve biz yeniden dirilip kaldırılacak da degiliz

[35] Suphesiz bunlar (inkarcı sapıklar) diyorlar ki: Ancak bizim ilk olumumuz var, otesi yoktur ve biz yeniden dirilip kaldırılacak da degiliz

[36] Eger dogrulardan iseniz, haydi bize (olen) babalarımızı getirin

[37] Bunlar mı daha iyi, yoksa T u b b a´ milleti ve onlardan once gelenler mi ? Onları yok ettik. Cunku onlar cidden suclu gunahkarlar idiler

[38] Biz, gokleri, yeri ve ikisi arasındaki seyleri oyun ve oyuncak olsun diye bos ve anlamsız yaratmadık

[39] Biz, ikisini de ancak hakk ile yarattık, ne var ki onların cogu bilmezler

[40] Suphesiz ki O, (mu´min ile kafirin, hakk ile batılın, dogru ile egrinin birbirinden) ayırd edilecegi gun, hepsinin belirlenmis (biraraya getirilip toplanma) vaktidir

[41] O gun, dost dosttan herhangi bir seyi savıp yararlı olamaz ve yardım da goremezler

[42] Ancak, Allah´ın kendi rahmetine layık gordugu kimse mustesna.. Suphesiz ki, O, cok guclu, cok ustun ve cok merhametlidir

[43] Hakikat, Zakkum agacı, gunah ve vebal tasıyanın yiyecegidir

[44] Hakikat, Zakkum agacı, gunah ve vebal tasıyanın yiyecegidir

[45] Pota misali, kaynar su gibi karınlarında kaynar

[46] Pota misali, kaynar su gibi karınlarında kaynar

[47] Onu yakalayın da Cehennem´in ortasına surukleyin

[48] Sonra da basının ustune kaynar su azabı dokun

[49] (Azabı) tad ! (Iddiana gore) ustundun, gucluydun, saygıdegerdin

[50] Elbette bu, hakkında suphe edip durdugunuz seydir

[51] Suphesiz ki, (Allah´tan) korkup (kufur, azgınlık ve sapıklıktan) sakınanlar, guvenli makamdadırlar, Cennetlerde ve pınar baslarındadırlar

[52] Suphesiz ki, (Allah´tan) korkup (kufur, azgınlık ve sapıklıktan) sakınanlar, guvenli makamdadırlar, Cennetlerde ve pınar baslarındadırlar

[53] Zarif yumusak ipekten, ince ve kalın atlastan giyinirler ve karsılıklı otururlar

[54] Evet bu boyledir. Ve biz onları iri-siyah gozlu hurilerle evlendiririz

[55] Orada tam bir guven icinde her turlu meyveden isteyebilirler

[56] Ilk olumden sonra artık orada olumu tadmazlar. (Allah) onları Cehennem azabından korumustur

[57] Rabbından genis lutuf, bol ihsan olarak bu, buyuk kurtulustur

[58] Biz O´nu (Kur´an´ı) iyi dusunup anlasınlar diye senin dilinle kolaylastırdık

[59] O halde bekle, onlar da bekliyorlar

Câsiye

Surah 45

[1] Ha - Mim

[2] Kitab´ın indirilisi, cok ustun, cok guclu hikmet sahibi Allah´tandır

[3] Suphesiz ki, goklerde ve yerde iman edenler icin acık belgeler, isbatlayıcı deliller vardır

[4] Sizi yaratmasında, hayvanları uretip yaymasında, kesin olarak inanan bir millet icin ogutler, acık deliller ve ibretler vardır

[5] Gece ile gunduzun birbirini izleyip durmasında; Allah´ın gokten indirip oldukten sonra onunla dirilttigi yeryuzundeki rızıkta ; ruzgarları degistirip cevirmesinde, aklını kullanan bir millet icin acık belgeler, isbatlayıcı deliller vardır

[6] Iste bunlar, sana hakk ile okudugumuz Allah´ın ayetleridir. Artık onlar, Allah´tan ve ayetlerinden sonra hangi soze inanırlar

[7] Cok yalan soyleyip iftira atan her gunahkarın vay haline

[8] Allah´ın ayetleri kendisine karsı okununca dinler ve hemen sonra buyukluk taslayarak sanki hic isitmemis gibi ısrar edip durur. Artık onu elem verici bir azab ile mujdele

[9] Ayetlerimizden bir sey anlayıp ogrenince onu alay konusu edinir. Iste bunlar icin horlayıcı, alcaltıcı, asagılayıcı bir azab vardır

[10] Ve onlerinde de Cehennem. Kazandıkları hicbir sey ve Allah´ı bırakıp edindikleri dostlar fayda vermez, (azabı geri cevirmez). Onlar icin buyuk bir azab vardır

[11] Iste bu (Kur´an), dogru yolu gosterendir. Rabblarının ayetlerini inkar edenlere gelince : Onlara da pek fena murdar elemli bir azab hazırlanmıstır

[12] O Allah ki, buyrugu geregi, gemiler yuzup yol alsın; genis lutuf, bol ihsanını arayasınız ve sukredesiniz diye denize basegdirip emrinize vermistir

[13] Goklerde ve yerde ne varsa, hepsini kendi tarafından sizin emrinize vermistir. Suphesiz ki, bunda iyice dusunen bir millet icin acık belgeler vardır

[14] Iman edenlere de ki: Allah´ın her milleti, isleyip elde ettikleriyle cezalandıracagı gunlerin (gelecegini) umit etmeyenleri bagıslasınlar

[15] Kim iyi-yararlı amelde bulunursa kendi lehinedir. Kim de kotuluk islerse kendi aleyhinedir. Sonra da (hepiniz) Rabbınıza donduruleceksiniz

[16] And olsun ki, Israil ogulları´na kitap, hukum ve peygamberlik verdik; onları iyi-temiz seylerle rızıklandırdık ve onları (o cagda yasayan mevcut) milletlerden ustunkıldık

[17] Onlara (din ve dunya) isinde acık belgeler; deliller verdik. Kendilerine ancak ilim (son Kitap ve son Peygamber) geldikten sonra aralarındaki haklara tecavuz ve ihtirastan dolayı gorus ayrılıgına dustuler. Suphesiz ki, Rabbin, gorus ayrılıgına dustukleri hususlar hakkında Kıyamet gunu aralarında hukmedecektir

[18] Sonra da (din ve dunya) isinde seni ayrı bir seriat uzere gorevlendirdik. Artık sen o seriata uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma

[19] Cunku onlar elbette Allah´a karsı seni koruyup (gelecek azabdan) kurtaramazlar. Suphesiz ki zalimler birbirinin dostu ve sahip cıkanlarıdır. Allah ise korkup (inkar ve azgınlıktan, serr ve fesaddan) sakınanların dostu ve sahip cıkanıdır

[20] Bu Kitap, insanlar icin gonul gozleri; kesinlikle inanan bir millet icin dogru yolu gosteren bir rehber ve bir rahmettir

[21] Yoksa o kotulukleri isleyip duranları; iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar gibi mi yapacagız, hayatlarını, olumlerini bir mi tutacagımızı sanıyorlar ? Ne kotu hukum veriyorlar

[22] Allah, gokleri ve yeri hakk ile yarattı. Herkes kazanıp elde ettiginin karsılıgını gorsun diye (onları Dunya´ya getirdi). Onlar (amellerinin karsılıgı verilirken) hic de haksızlıga ugratılmazlar

[23] Kendi hevesini ilah edinen ; Allah´ın, (durumunu) bildigi icin saptırdıgı, kulagını ve kalbini muhurledigi; gozunun ustune bir perde gerdigi kimseye ne dersin ? Allah´tan sonra kim onu dogru yola cıkarabilir ? Artık iyice dusunmez misiniz

[24] Onlar dediler ki: «Bizim ancak dunya hayatımızdır; oluruz ve yasarız. Bizi ancak zaman (asındırıp) yok eder.» Onların bu hususta bir bilgisi yoktur; onlar sadece oyle sanırlar

[25] Ayetlerimiz onlara karsı acık-secik okununca, ileri surdukleri tek delilleri soyle demeleri olur . «Eger dogrulardan iseniz haydi babalarımızı (geri) getirin.»

[26] De ki: Allah sizi diriltir, sonra oldurur, sonra da (vuku´unda) hic suphe olmayan Kıyamet gunu sizi (diriltip) biraraya toplar. Ne var ki, insanların cogu bilmezler

[27] Goklerin ve yerin mulku, saltanatı Allah´ındır. Kıyamet´in kopusu, meydana gelecegi gun, evet o gun (daha once) batıla saplanıp kalanlar husrana ugrayacak

[28] (O gun) her ummeti dizustu cokmus gorursun ve her ummet kendi kitabına cagrılır. Bugun yapageldiginiz seylerin karsılıgını gorursunuz

[29] Iste bu kitabımız size karsı hakkı soyler; cunku gercekten biz sizin islediklerinizi yazdırdık

[30] Iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara gelince : Rabbları onları rahmetine sokar. Bu acık bir kurtulustur

[31] Inkar edenlere gelince: Ayetlerimiz size okundu da buyukluk tasladınız ve boylece suclu gunahkar bir millet oldunuz degil mi

[32] Allah´ın va´di (verdigi soz) mutlaka hakktır; Kıyamet´in kopacagında hic suphe yoktur, denilince de, «biz, Kıyamet´in kopusu nedir bilmiyoruz, sadece zan ve tahminde bulunuyoruz ; bizim bu konuda kesin bilgimiz yoktur,» diye cevap verdiniz

[33] Yapageldikleri islerin kotulukleri kendilerine belli oldu ve alaya aldıkları seyler(in vebali) her taraftan onları kusatıverdi

[34] Onlara: «Bugununuze kavusmayı unuttugunuz gibi, bugun de biz, sizi kendi halinize bırakacagız. Oturup karar kılacagınız yer atestir ve sizin icin yardımcılar da yoktur,» denilecek

[35] Bu boyledir; cunku siz, Allah´ın ayetlerini alay ve eglence konusu edindiniz. Dunya hayatı sizi iyice aldattı. Bugun artık ne atesten cıkarılırlar, ne de ozur ve dilekleri kabul edilir

[36] Goklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah´a hamd olsun

[37] Goklerde ve yerde gercek buyukluk ve ululuk O´nundur. O, cok gucludur, cok ustundur, hikmet sahibidir

Ahkaf

Surah 46

[1] Ha - Mim

[2] Kitab´ın indirilmesi, O cok ustun, cok guclu hikmet sahibi Allah´tandır

[3] Biz, gokleri, yeri ve ikisi arasındaki seyleri ancak hakk ile ve belli bir sureye kadar yarattık. Inkar edenlere gelince: Uyarıldıkları seylerden yuzcevirirler

[4] De ki: Baksanıza, Allah´ı bırakıp yalvararak taptıklarınızın yeryuzunde neler yarattıgını bana gosterir misiniz ? Yoksa onların goklerde bir ortaklıgı mı var ? Eger dogrulardan iseniz bundan once (size verilmis) bir kitab bana getirin veya ilimden bir eser ortaya koyun

[5] Allah´ı bırakıp Kıyamet´e kadar kendisine cevap veremiyecek ve onların yaptıkları dua ve yalvarıdan habersiz bulunan seylere tapandan daha sapık, daha saskın kim vardır

[6] (Kıyamet gunu) insanlar surulup Mahser´de biraraya getirildiginde, (tapındıkları putlar) onlara dusman kesilirler ve kendilerine tapındıklarını inkar ederler

[7] Onlara ayetlerimiz acık-secik okundugu zaman, kufre saplanıp kalanlar, kendilerine gelen hakk icin, «bu acık bir sihirdir» derler

[8] Yoksa onlar, Kur´an´ı O (Muhammed) uydurdu mu diyorlar?! De ki: Eger onu uydurdumsa, o takdirde siz beni Allah´tan (O´nun verecegi azab´dan) kurtaracak hicbir seye sahip degilsinizdir. Ve O, Kur´an hakkında kopardıgınız yaygara ve sergilediginiz taskınlıgı cok iyi bilir. Benimle sizin aramızda sahid olarak Allah yeter. O, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[9] De ki: Ben, gonderilen peygamberlerin ilki degilim ; bana ve size neler yapılacagını da bilmiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyarım ve ben ancak acık bir uyarıcıyım

[10] Soyleseniz a, eger bu (Kur´an), Allah katından ise, siz de bunu inkar etmis olursanız, Israil ogulları´ndan bir adam da bunun benzerine (dayanarak) sehadette bulunup iman ederse ve siz buyukluk taslayıp kabul etmezseniz, (kendinize buyuk bir haksızlık etmis olmaz mısınız ?). Suphesiz ki Allah, zalim bir milleti dogru yola cıkarmaz

[11] Inkar edenler, iman edenlerle ilgili olarak derler ki: «Eger Islam, bir iyilik olsaydı, elbette onlar bizim onumuze gecemezlerdi.» Kur´an ile dogru yolu bulmayı dusunmedikleri icin de, «bu cok eski bir uydurmadır !» derler

[12] Bundan once Musa´nın kitabı, yol gosteren bir rahmet idi. Bu (Kur´an) ise onu dogrular, Arap diliyledir, zulmedenleri uyarmak, iyiligi, guzelligi, yararlılıgı huy edinenleri mujdelemek icin (indirilmistir)

[13] Onlar ki, Rabbimiz Allah´tır dediler, sonra da dosdogru oldular, onlara hicbir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir de

[14] Iste bunlar Cennet ehlidirler, yapageldiklerine karsılık orada ebedidirler

[15] Biz, insana, ana-babasına iyilik edip guzel davranmasını tavsiye ettik. Anası onu gucluk ve sıkıntıyla tasıdı; gucluk ve sıkıntıyla dogurdu. Rahimde tasınması ve sutten kesilmesi (suresi) otuz aydır. Nihayet guc bulup sahsiyetini kazanınca ve kırk yasına erisince, «Ey Rabbim!» dedi, «bana ve ana-babama verdigin nimete karsı sukretmemi, razı olacagın iyi-yararlı amelde bulunmamı ilham eyle. Soyum hakkında da benim icin iyilik, dine baglılık sagla... Suphesiz ki ben, sana yonelip tevbe ettim ve ben gercekten (sana) teslimiyet gosterenlerdenim.»

[16] Iste bunların yapageldiklerinin en guzelini kabul eder; isledikleri kotuluklerinden vazgeceriz (cezalandırmayız). Bunlar Cennet ehli arasındadırlar. Bu, va´dolundukları dogru sozdur (ki mutlaka yerini bulacaktır)

[17] O kimse ki, ana-babasına «uf be ikinize I Benden once nice nice kusaklar gelip gectigi halde siz beni tekrar dirilip topraktan cıkarılacagımla mı tehdid ediyorsunuz ?» derken, ana-babası Allah´a sıgınıp O´nun yardımını dileyerek ona : «Yazıklar olsun sana I Iman et.. Suphesiz ki, Allah´ın verdigi soz hakktır,» derler. O da : «Bu (Kur´an veya sizin anlattıklarınız), eskilerin masallarından baska bir sey degildir,» diye cevap verir

[18] Iste bunlar kendilerinden once cinlerden ve, insanlardan gelip gecen ummetler hakkında (azab va´di ve hukmu) gerceklesen kimselerdir. Suphesiz ki bunlar husran icinde kalanlardır

[19] Herkes icin yaptıkları islere gore dereceler vardır. Bu da Allah´ın onların amellerinin karsılıgını noksansız vermesi icindir ve onlar haksızlıga ugramazlar

[20] Inkar edenler, getirilip atese sunulacakları gun, kendilerine; «En guzel, en iyi seylerinizi Dunya hayatında harcayıp tukettiniz ; onlarla yararlanıp keyif surdunuz. Artık bugun yeryuzunde haksız yere buyukluk tasladıgınıza ve dini kuralları asıp ahlak dısı davranıslarda bulundugunuza karsılık horlayıcı, asagılayıcı azab ile cezalanacaksınız

[21] Ad´ın kardesini (Hud Peygamberi) an. Hani o Ahkaf´da milletini uyarmıstı. Gercekten ondan once de sonra da bircok uyarıcılar gelip gecmistir. O, «Ancak Allah´a kulluk edip tapın. Suphesiz ki size karsı buyuk bir gunun azabından korkarım» demisti

[22] Onlar da, «sen bizi tanrılarımızdan dondurmek icin mi geldin ? Eger dogrulardan isen, tehdid edip durdugun azabı getir» dediler

[23] O, «buna ait bilgi ancak Allah´ın yanındadır; ben, sadece benimle gonderilen seyi size teblig ediyorum. Ne var ki, sizi cahillik edip duran bir millet olarak goruyorum,» dedi

[24] Onlar, vadilerine dogru enine yayılıp gelen bir bulut gorunce, «bu bize yagmur yagdıracak bir buluttur,» dediler. O, «hayır, o sizin acele istediginiz seydir; icinde elem verici azabı tasıyan bir ruzgardır

[25] Rabbımın emriyle her seyi yıkıp yerle bir eder,» dedi. Cok gecmeden meskenlerinin (kalıntılarından) baska bir sey gorunmez oldu. Iste biz, suclu gunahkar milletleri boyle cezalandırırız

[26] And olsun ki, biz onları, sizi yerlestirmedigimiz yerlere yerlestirmis, kendilerine kulaklar, gozler, gonuller vermistik; fakat ne kulakları, ne gozleri, ne de gonulleri onlara bir yarar saglamadı. Cunku Allah´ın ayetlerini bile bile inadla inkar ediyorlardı. Alaya alıp eglendikleri seyler onları kusattı

[27] And olsun ki, cevrenizdeki kasabalardan bircogunu yok ettik; donerler diye ayetleri bir bir acıkladık

[28] Allah´ı bırakıp da Allah´a yaklasmak icin edindikleri tanrılar onlara yardım etselerdi ya.. Hayır, bilakis ortadan kaybolup uzaklasırlar. Ve iste bu onların yalanlarıdır ve uydurup durdukları seylerdir

[29] Hani bir vakit cinlerden birkac tanesini Kur´an dinlemek uzere sana cevirip gondermistik. O´nu dinlemeye hazır duruma gelince, birbirlerine, «susun dinleyin I» dediler. Dinleme isi yerine gelip sona erince birer uyarıcılar olarak kendi topluluklarına donup gittiler

[30] Ey kavmimiz! dediler, supheniz olmasın ki biz, Musa´dan sonra Indirilen, onceki kitapları dogrulayan ve hakka goturen dosdogru yola ileten bir kitap dinledik

[31] Ey kavmimiz I Allah´ın davetcisine olumlu cevap verip uyun ve O´na iman edin ki Allah sizin gunahlarınızı bagıslasın ve sizi elem verici bir azabdan korusun

[32] Kim Allah´ın davetcisine olumlu cevap vermez de O´na uymazsa (bilsin ki) o, yeryuzunde (Allah´ı) aciz bırakacak degildir ve onun icin Allah´tan baska dostlar, sahip cıkanlar da yoktur. Iste onlar acık bir sapıklık icindedirler

[33] Gormediler mi ki, gokleri ve yeri yaratan, onları yaratmaktan yorulmayan Allah, oluleri de diriltmeye kudreti yeter. Evet, O´nun mutlaka her seye kudreti kafi gelir

[34] Inkarcılara, atese sunulacakları gun, «bu hakk degil miydi ?» diye sorulur. Onlar; «Evet, Rabbimiz hakkı icin (oyledir)» diye cevap verirler. Allah da : «inkar edip durmanıza karsılık azabı tadın !» buyurur

[35] (Ey Peygamber!) Peygamberlerden azim (yuksek irade ve dayanma gucu) sahiplerinin sabrettigi gibi sabret. Onlara (inecek azabı) acele etme. Onlar, va´dolunduklan seyi gorecekleri gun sanki gunduzden bir saat kadar kalmıs gibi olacaklar. Bu, yeterli bir tebligdir! Allah yolundan cıkmıs suclu gunahkar bir milletten baskası mı yok edilir

Muhammed

Surah 47

[1] Onlar ki inkara saptılar ve Allah yolundan cevirip alıkoydular, Allah onların islerini bosa cıkarır

[2] Iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara ve Muhammed´e indirilene —ki O Rabbından gelen bir gercektir— inananlara gelince: Allah, onların kotuluklerini ortup bagıslar ve durumlarını duzeltip iyilestirir

[3] Bu boyledir. Cunku inkara sapanlar batıla uydular; iman edenler ise Rablarından gelen hakka uydular. Iste boylece Allah, insanlara kendileriyle ilgili misallerini getirir

[4] Savasta kafirlerle karsılastıgınızda boyunlarını vurun. Sonunda kuvvetlerini kırıp ustunluk saglayınca, artık (aldıgınız esirlerin) bagını sıkı tutun ; savas agırlıklarını bırakıp (nihayete erince) o esirleri ya iyilik edip salıverin, ya da fidye (kurtulus akcesi) alarak serbest bırakın. Bu boyledir. Eger Allah dileseydi onları yok edip oc alabilirdi. Ama (savas ortamında) sizi birbirinizle imtihan etmek ister. Allah, kendi yolunda oldurulenlerin ise amellerini bosa cıkarmaz

[5] Onları (Cennet) yoluna eristirir; islerini ve durumlarını duzeltip´´ iyilestirir

[6] Ve onları, kendilerine tanıttıgı Cennet´e koyar

[7] Ey iman edenler! Eger siz, Allah´a (O´nun dinine, Peygamberine ve O´nun yolunda olanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder de ayaklarınızı sabit kılıp kaydırmaz

[8] Inkar edenlere gelince: Onlara yıkım, yuzukoyun kapanmak olsun !. Allah, onların amellerini bosa cıkarmıstır. Bu boyledir. Cunku onlar, Allah´ın indirdiginden tiksinip hoslanmamıslardır. Bu yuzden Allah, amellerini degersiz kılıp faydasız duruma getirmistir

[9] Inkar edenlere gelince: Onlara yıkım, yuzukoyun kapanmak olsun !. Allah, onların amellerini bosa cıkarmıstır. Bu boyledir. Cunku onlar, Allah´ın indirdiginden tiksinip hoslanmamıslardır. Bu yuzden Allah, amellerini degersiz kılıp faydasız duruma getirmistir

[10] Onlar, yeryuzunde gezip, kendilerinden oncekilerin sonlarının ne olduguna bakmıyorlar mı ? Allah, onları yok edip (neleri varsa hepsini) yerle bir etti. Kafirler icin de bunun benzerleri vardır

[11] Bu boyledir. Cunku Allah, iman edenlerin dostu ve sahip cıkanıdır. Kafirlerin ise hicbir dost ve sahip cıkanı yoktur

[12] Suphesiz ki Allah iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanları, altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyar. Kufredenlere gelince, davarlar gibi yerler icerler, keyif ve zevklerine bakarlar. Ates, onların varıp eylesecegi yerdir

[13] Nice kasabalar var ki onlar senin cıkarıldıgın kasabadan daha kuvvetli idiler, onları yok ettik ; onlara bir yardımcı da bulunmadı

[14] Rabbından acık belge, isbatlayıcı delil uzere bulunan kimse, kendisine kotu ameli suslenip cekici gosterilen ve heveslerine uyan kimse gibi midir

[15] Allah´tan korkup fenalıklardan sakınanlara soz verilen Cennetin misali soyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı degismiyen sutten ırmaklar; icenlere lezzet veren saraptan ırmaklar, iyice suzulmus baldan ırmaklar vardır. Ve onlar icin orada her cesit meyevlerden ye bir de Rabbından bagıslanma vardır. Bu (bahtiyarlıga layık gorulenler), ateste devamlı kalıcı olup kaynar sudan icirilerek barsaklan parca parca olan kimseler gibi midir

[16] Onlardan kimi sana kulak verir de senden ayrılıp dısarı cıkınca, kendilerine (az-cok) ilim verilenlere, «az once O ne soyledi ?» diye sorarlar. Iste bunlar Allah´ın, kalblerini muhurledigi kimselerdir ve bunlar heveslerine uyanlardır

[17] Dogru yolu bulanların ise Allah basarılarını artırır ve takvalarını (Allah´tan saygı ile korkup fenalıklardan sakınmalarını) verir

[18] Yoksa onlar, ancak Kıyamet´in kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar ? Oysa onun alametleri gercekten gelmistir. Ama kendilerine (o gun) geldigi vakit anlayıp ibret almaları neye yarar

[19] Bil ki, baska hicbir ilah yok ancak Allah var. Hem kendi kusurlarından hem de mu´min erkeklerin ve mu´min kadınların kusur ve gunahlarından dolayı bagıslanma dile.. Allah, donup dolasacagınız, varıp kalacagınız yeri bilir

[20] Iman edenler derler ki, «savas hakkında bir sure indirilseydi ya..» Muhkem bir sure indirilip onda savastan (onun farziyetinden) soz edilince kalblerinde hastalık bulunanlar, olum komasına giren kimsenin bakısı gibi baygın gozleriyle sana bakıp durduklarını gorursun. Korktukları baslarına gelsin

[21] (Onlara gereken,) itaat ve guzel bir sozdur. Is, ciddilesip kesinlik kazanınca, Allah´a sadakatlerini gosterselerdi, elbette kendileri icin cok hayırlı olurdu

[22] (Ey ikiyuzlu donekler!) Eger duruma hakim olup is basına gececek olursanız yeryuzunde fesad cıkarmak ve hısımlık baglarını kesmek sizden (pekala) beklenmez mi

[23] Iste Allah´ın lanetledigi, sagırlastırdıgı ve gozlerini kor ettigi kimseler bunlardır

[24] Kur´an´ı iyice tetkik edip uzerinde dusunmuyorlar mı ? Yoksa kalbler uzerinde kilitler mi vardır

[25] Kendilerine dogru yol belli olduktan sonra arkalarını donup gidenlere seytan bunu cok cekici gostermis ve kendilerine uzun umut ve emel vermistir

[26] Bu boyledir. Cunku Allah´ın indirdiginden hoslanmıyanlara, bazı islerde size itaat edecegiz, demislerdi. Allah, onların gizlediklerini bilir

[27] Melekler onların yuzlerine, arkalarına vura vura canlarını alırken halleri nice olur

[28] Bu boyledir. Cunku onlar, Allah´ın gazabına sebep olan seylere uydular. O´nu razı edecek seyden hoslanmadılar. Bu yuzden amelleri bosa cıkmıstır

[29] Kalblerinde hastalık bulunanlar, Allah´ın, iclerindeki kinlerini dısarı cıkarmıyacagını mı sanırlar

[30] Biz, dileseydik onları sana gonderirdik ve sen de onları simalarından tanırdın. Ve and olsun ki sen, onları sozlerinin anlatım tarzından tanırsın. Allah sizin islediklerinizi bilir

[31] And olsun ki, icinizden mucahidleri ve sabredenleri bilip tanıyıncaya kadar sizi hep deneyecegiz ve haberlerinizi ortaya cıkarıp acıklıyacagız

[32] Suphesiz ki, o inkara sapanlar ve (insanları) Allah yolundan alıkoyanlar; kendilerine dogru yol belli olduktan sonra da Peygambere muhalefet edip karsı gelenler elbette Allah´a hicbir sekilde zarar veremezler ; Allah ise, onların amellerini bosa cıkaracaktır

[33] Ey iman edenler I Allah´a itaat edin, Peygambere itaat edin; islediginiz amelleri bosa cıkarmayın (buna sebep olacak soz ve davranıslarda bulunmayın)

[34] Suphesiz onlar ki, inkara saptılar ve Allah yolundan alıkoydular, sonra da kafir oldukları halde (tevbe edip donus yapmadan) olduler, Allah elbette onları bagıslamıyacaktır

[35] O halde gevsemeyin. Sizler ustun iken barısa davet etmeyin. Allah, sizinle beraberdir; is ve gayretinizi kuvevtten dusurup eksiltmez

[36] Dunya hayatı bir oyun ve eglenceden baskası degildir. Eger dosdogru inanır ve saygı ile sakınırsanız, O sizin icin ecirlerinizi (iyi amellerinizin karsılıgını) verir ve sizden mallarınızı istemez

[37] Eger sizden mallarınızı isteyip sizi (bu hususta) sıkıstıracak olsa, cimrilik edersiniz, O da (cimrilikten dogan) icinizdeki kin ve nefreti dısarı cıkarırdı

[38] Iste sizler, Allah yolunda harcamanız icin davet edilenlersiniz! Icinizden bir kısmı cimrilik gosteriyor. Ama kim cimrilik ederse, ancak kendine cimrilik etmis olur. Allah, Ganiy (hicbir seye muhtac degil, her sey O´na muhtac)dır. Sizler ise, fakirlersiniz (devamlı ihtiyac icindesiniz). Eger yuzcevirirseniz (bilin ki) sizin yerinize baskalarını getirir de onlar size (hic de) benzemezler

Fetih

Surah 48

[1] Suphesiz ki, biz, senin icin acık bir fetih (zafer ve basarı yolunu) actık

[2] (Bu da) Allah´ın, senin gecmis ve gelecek kusurlarını bagıslaması, sana olan nimetini tamamlaması, seni dosdogru yola iletmesi

[3] Ve Allah´ın sana cok serefli, cok parlak bir yardımda bulunması icindir

[4] Imanlarıyla birlikte kat kat iman artırsınlar diye mu´minlerin kalblerine guven ve sukunet indirdi. Goklerin ve yerin orduları Allah´ındır. Allah hep bilendir ve hikmet sahibidir

[5] (Bu da) Allah´ın, mu´min erkeklerle mu´min kadınları, altlarından ırmaklar akan icinde devamlı kalacakları Cennetlere sokmak ; gunah ve kusurlarını ortup bagıslamak icindir. Bu, Allah katında buyuk bir kurtulus ve basarıdır

[6] Hem de Allah hakkında kotu zanda bulunan ikiyuzlu donek erkekleri ve kadınları; Allah´a ortak kosan erkek ve kadınları azaba ugratmak icindir. Cevirdikleri o kotu zan basla rina donsun!.. Allah, onlara gazab etmis, onları lanetlemistir. Ayrıca onlara Cehennem´i hazırlamıstır. Orası ne kotu varıs yeridir

[7] Goklerin ve yerin orduları Allah´ındır. Allah cok gucludur, cok ustundur ve yegane hikmet sahibidir

[8] Suphesiz ki biz, seni sahid, mujdeci ve uyarıcı bir peygamber olarak gonderdik

[9] Ki, (siz insanlar da) Allah´a ve Peygamber´ine iman edesiniz; O´nu destekleyip yardımcı olasınız; O´na saygı gosteresiniz ve sabah aksam Allah´ı tesbih edesiniz

[10] (Ey Peygamber!) Suphesiz ki sana biat (bey´at) edenler, ancak Allah´a biat ediyorlardır. Allah´ın eli (kudret ve rahmeti) onların ellerinin ustundedir. Artık kim verdigi sozu bozarsa, ancak kendi aleyhine bozar. Kim de Allah´a karsı verdigi sozu yerine getirirse, Allah ona buyuk bir mukafat verecektir

[11] Bedevilerden (savasa katılmayıp) geri kalanlar ise, «bizi mallarımız ve ailemiz oyaladı. Bizim icin bagıslanma dile..» diyecekler. Onlar kalblerinde olmayanı dilleriyle soylerler. De ki: Eger Allah sizi bir zarara ugratmayı dilerse veya size bir yarar saglamak isterse, O´na karsı kim bir sey yapmaya guc bulabilir ? Elbette Allah yaptıklarınızdan haberlidir

[12] Hayır, siz, Peygamberle mu´minlerin ailelerine bir daha donemiyeceklerini sanmıstınız. Bu, kalblerinizde size cok cazip gorunmustu de kotu zanda bulunmustunuz ve yok olmaya yuztutan bir kavim olmustu nuz

[13] Kim Allah´a ve Peygamberine iman etmezse, elbette biz, kafirlere alevleri kopuren bir ates hazırladık

[14] Goklerin ve yerin mulku-saltanatı Allah´ındır. Diledigi kimseyi bagıslar, diledigi kimseye azab eder Allah, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[15] (Savasa katılmayıp) geri kalanlar, siz ganimetleri almaya gittiginiz vakit, bırakın biz de pesinizden gelelim, derler; onlar, Allah´ın sozunu degistirmek isterler. De ki: Pesimize takılıp gelmeyeceksiniz. Allah, sizin icin daha once boyle buyurdu. Onlar, «hayır siz bizi kıskanıyorsunuz,» diyecekler. Bilakis, kendileri cok az anlayan kimselerdir

[16] Bedevilerden geri kalanlara de ki: Ileride siz guclu savascı bir milletle savasmaya cagrılacaksınız; ya Islam´a girmeyi kabul edecekler, degilse onlarla vurusacaksınız. O takdirde eger (cagrıya evet deyip Peygamber´e) itaat ederseniz, Allah size guzel bir mukafat verir. Daha once arka dondugunuz gibi donerseniz, Allah sizi elem verici bir azab ile azablandırır

[17] Gozleri kor olan kimseye (savasa katılmadıgından dolayı) bir gunah yoktur. Topal ve hastaya da bu hususta gunah yoktur. Kim, Allah´a ve Peygamberine itaat ederse, Allah, onu altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyar; kim de yuzcevirirse, onu da elem verici bir azaba ugratır

[18] And olsun ki, Allah, o agac altında sana bey´at eden mu´minlerden razı oldu ; onların kalblerindekini (iyi niyet ve samimiyetlerini) bildi de bunun icin uzerlerine guven ve sukunet indirdi ve onlara cok yakın bir fethi (muyesser kılmakla basarıyı) ve ele gecirecekleri bircok ganimetleri layık gordu. Allah cok ustundur, cok gucludur, hikmet sahibidir

[19] And olsun ki, Allah, o agac altında sana bey´at eden mu´minlerden razı oldu ; onların kalblerindekini (iyi niyet ve samimiyetlerini) bildi de bunun icin uzerlerine guven ve sukunet indirdi ve onlara cok yakın bir fethi (muyesser kılmakla basarıyı) ve ele gecirecekleri bircok ganimetleri layık gordu. Allah cok ustundur, cok gucludur, hikmet sahibidir

[20] Allah, size, ele gecireceginiz bircok ganimetleri va´detmistir. Bunu simdilik size hemen verdi; insanların elini sizden cekti ki mu´minler icin acık bir belge ve isbatlayıcı bir delil olsun ve sizi dosdogru yola eristirsin

[21] Size baska ganimetler de va´detti ki, onlara henuz kudretiniz yetmemektedir ki, gercekten Allah, o ganimetleri (ilmiyle kudretiyle) kusatmıstır. Allah´ın kudreti her seye yeter

[22] Kafir olanlar, sizinle savasacak olsalardı, arkalarını donup kacarlardı ; sonra da ne bir dost ve sahip cıkan, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi

[23] Allah´ın, oteden beri gelip gecenler hakkındaki cari sunnetidir bu.. Sen artık Allah´ın sunnetinde hicbir degisme bulamazsın

[24] Size, onlara karsı zafer sagladıktan sonra Mekke sınırları icinde onların ellerini sizden ceken, sizin de ellerinizi onlardan ceken O´dur. Allah yaptıklarınızı gorup bilendir

[25] Inkarda ısrar edip sizi Mescid-i Haram´dan alıkoyanlar, hediyelik kurbanlarınızı yerine ulastırmanıza engel olanlar, onlardır. Eger (iclerinde) sizin bilip tanıyamadıgınız mu´min erkekleri ve mu´min kadınları bilmeden cignemeniz ve bu yuzden size vebal, uzuntu ve sıkıntı gelmesi soz konusu olmasaydı, (elbette aranızda bir savas meydana gelirdi). (Bu da) Allah´ın diledigi kimseyi rahmetine sokması icindir. Eger onlar (o mu´min erkek ve kadınlar) digerlerinden secilip ayrılsalardı, onlardan kufre sapanları elem verici bir azaba ugratırdık

[26] Hani o inkara sapanlar kalblerinde Cahiliyye Devri´nin gurur ve taassubunu alevlendirdikleri zaman Allah, Peygamberi ve mu´minler uzerine guven, huzur ve kalb sukuneti indirdi de onlara takva sozunu gerekli kıldı. Zaten onlar bu soze daha layık ve ehil idiler. Allah her seyi bilendir

[27] And olsun ki, Allah, Peygamberine o ruyayı hakk ile dogru gosterdi : Sanıma yemin olsun ki, elbette —Allah dilerse— guven icinde baslarınızı tıras etmis veya kırkmıs bir halde korkmadan Mescid-i Haram´a gireceksiniz. O, sizin bilmediginizi bilir ve ondan once (veya sonra) yakın bir fetih verdi (veya verecek)

[28] Peygamberini dogru yol uzere ve hakk din ile, diger butun dinlere ustun kılmak icin gonderen O´dur. Sahid olarak Allah yeter

[29] Muhammed, Allah´ın Peygamberidir. O´nunla beraber bulunanlar, kafirlere karsı cok cetin ve serttirler; kendi aralarında birbirlerine karsı merhametlidirler. Onları, ruku´ edenler, secde edenler olarak gorursun; Allah´ın genis lutfunu, bol ihsanını arzu ederler. Alametleri, yuzlerindeki secdeden olusan izdir. Iste bu onların Tevrat´taki misalleridir. Incil´deki misalleri ise, filizini cıkarmıs, onu kuvvetlendirmis derken kalınlasmıs da sapı uzerinde dogrulmus, (oyle ki) ziraatcilerin hayranlıgını ceken bir ekin gibidir. (Bu da) Allah´ın kafirleri ofkelendirmesi icindir. Allah, iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara cok bagıslama ve buyuk bir mukafat va´detmistir

Hucurât

Surah 49

[1] Ey iman edenler! Allah ve peygamberinin huzurunda ileri gecmeyin. Allah´tan korkun. Suphesiz ki Allah, isitendir, bilendir

[2] Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinin ustune (O´nu bastıracak sekilde) yukseltmeyin. Birbirinizle yuksek sesle konustugunuz gibi, O´na yuksek sesle hitap etmeyin. Sonra farkına varmıyarak amelleriniz bosa gidebilir

[3] Suphesiz o kimseler ki Resulullah´ın yanında seslerini kısarlar, iste onlar Allah´ın kalblerini takva ile denedigi kimselerdir. Onlar icin bol bagıslanma ve buyuk karsılık vardır

[4] Suphesiz onlar ki (sana ait) odaların arkasından sana seslenirler, cogunun aklı ermez

[5] Eger onlar, sen kendilerine cıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette haklarında cok daha hayırlı olurdu. Allah, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[6] Ey iman edenler! Eger din ve ahlak sınırlarını asan yozmusun biri size bir haberle gelirse, onu (o haberin dogru olup olmadıgını) iyice arastırın, sonra bilmeden bir topluluga kotulukte bulunursunuz da yaptıgınıza pisman olursunuz

[7] Bilin ki, icinizde Allah´ın Peygamberi bulunuyor. Eger O, bircok islerde size uymus olsaydı, elbette sıkıntıya ugrar, kotu duruma duserdiniz. Ne var ki, Allah, imanı size cok sevdirdi de onu kalbinizde susleyip cekici kıldı. (Buna karsılık) kufru, dini ve ahlaki sınırları asmayı, bas kaldırıp itaatsizlikte bulunmayı size cirkin ve tiksindirici gostermistir. Iste bu olcude olanlar, Allah´tan genis lutuf, bol ihsan ve bir nimet olarak dogru yolda bilerek yuruyenlerdir. Allah, bilendir ve hikmet sahibidir

[8] Bilin ki, icinizde Allah´ın Peygamberi bulunuyor. Eger O, bircok islerde size uymus olsaydı, elbette sıkıntıya ugrar, kotu duruma duserdiniz. Ne var ki, Allah, imanı size cok sevdirdi de onu kalbinizde susleyip cekici kıldı. (Buna karsılık) kufru, dini ve ahlaki sınırları asmayı, bas kaldırıp itaatsizlikte bulunmayı size cirkin ve tiksindirici gostermistir. Iste bu olcude olanlar, Allah´tan genis lutuf, bol ihsan ve bir nimet olarak dogru yolda bilerek yuruyenlerdir. Allah, bilendir ve hikmet sahibidir

[9] Eger mu´minlerden iki zumre vurusacak olurlarsa, aralarını duzeltin, barısı saglayın. Buna ragmen onlardan biri digerine tecavuz ederse, mutecaviz tarafla Allah´ın emrine donunceye kadar savasın. Donerlerse, o takdirde aralarını adaletle duzeltin ve hep adil davranın. Suphesiz ki Allah, adil davrananları sever

[10] Mu´minler ancak kardestirler. O halde iki kardesinizin arasını duzeltin. Allah´tan korkun ki merhamete layık gorulesiniz

[11] Ey iman edenler! Sizden bir kabile digeriyle alay etmesin. Olabilir ki alay edilenler, alay edenlerden hayırlıdır. Bir kısım kadınlar da digerleriyle alay etmesin, umulur ki, alay edilen kadınlar, alay eden kadınlardan hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın; kotu lakablarla satasıp atısmayın. Imandan sonra din ve ahlak sınırlarını asmakla ilgili isim ne kotudur! Kim tevbe etmezse, Iste onlar, evet onlar zalimlerdir

[12] Ey iman edenler! Zann´ın cogundan kacının. Suphesiz ki, zann´ın bir kısmı gunahtır. Birbirinizin gizli hallerini arastırmayın. Birbirinizi gıyabında cekistirmeyin. Sizden biriniz, olen kardesinin etini yemek ister mi ? Ondan tiksinirsiniz. Allah´tan korkun. Suphesiz ki Allah, tevbeleri cokca kabul edendir. Cok merhametlidir

[13] Ey insanlar! Hakikat biz sizi bir erkekle bir disiden yarattık ve birbirinizle tanısasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Suphesiz ki, sizin Allah yanında en serefli ve itibarlınız, (O´ndan saygı ila en cok) korkup (fenalıklardan) sakınanızdır. Muhakkak Allah bilir ve haberlidir

[14] Bedeviler, «iman ettik» dediler. De ki: Siz iman etmediniz, belki Islam´a girdik (zahiren teslimiyet gosterdik) deyin. Iman henuz kalblerinize girmedi. Eger Allah´a ve Peygamberine itaat ederseniz, amellerinizden (iyi islerinizin karsılıgında) hicbir sey eksiltmez. Suphesiz ki Allah, cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[15] Mu´minler ancak o kimselerdir ki, Allah´a ve Peygamberine iman etmisler, sonra da (imanlarında) supheye dusmemisler ve mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihad etmislerdir. Iste onlar dogrulardır

[16] De ki: Siz, dininizi Allah´a mı ogretmek istiyorsunuz ?! Allah, goklerde olanı da, yerde olanı da bilir. Allah her seyi (en iyi) bilendir

[17] islam´a girmelerini senin basına kakıyorlar. De ki: islam´a girmenizi benim basıma kakmayın, ama eger dogru kimselerseniz Allah, sizi dogru yola eristirdigi icin sizi minnet altında tutar

[18] Suphesizki, Allah, goklerin ve yerin gaybını (gorunmeyen her seyini) bilir. Allah, yapageldiginiz seyleri gorup bilendir

Kâf

Surah 50

[1] Kaf.. Cok serefli saygıya layık, hayırlı, bereketli Kur´an´a and olsun

[2] Hayır, iclerinden kendilerine uyarıcı bir peygamberin gelmesine sastılar da, kafirler: «Bu sasılacak sey!» dediler. «Biz oldugumuz ve topraga donustugumuz zaman (tekrar dirilecek miyiz) ? Bu, uzak cok uzak bir donus

[3] Hayır, iclerinden kendilerine uyarıcı bir peygamberin gelmesine sastılar da, kafirler: «Bu sasılacak sey!» dediler. «Biz oldugumuz ve topraga donustugumuz zaman (tekrar dirilecek miyiz) ? Bu, uzak cok uzak bir donus

[4] Biz, muhakkak yerin onlardan neyin (curutup) eksilttigini biliriz. Yanımızda (her seyin yazılı bulundugu) muhafazalı bir kitap vardır. Hayır, onlar hakk kendilerine gelince yalanladılar. Bu bakımdan onlar, kararsızlık ve perisanlık icindedirler

[5] Biz, muhakkak yerin onlardan neyin (curutup) eksilttigini biliriz. Yanımızda (her seyin yazılı bulundugu) muhafazalı bir kitap vardır. Hayır, onlar hakk kendilerine gelince yalanladılar. Bu bakımdan onlar, kararsızlık ve perisanlık icindedirler

[6] Ustlerindeki goge bakmıyorlar mı? Onu nasıl kurup meydana getirdik ve (yıldızlarla, sistemlerle) susledik. Onda hicbir yarık (dengesizlik, uyumsuzluk) da yoktur

[7] Yeryuzunu de (nasıl) yaydık, onda sabit buyuk daglar koyup oturttuk ve her guzel turden cift cift bitirdik, (bunlara dikkatle bakmıyorlar mı)

[8] (Bu eserler ve tasıdıgı hikmetli faydalar) Hakk´a yonelip gonul veren her kul icin bir gonul gozu, bir hatırlatma ve oguttur

[9] Gokten mubarek (feyizli, bereketli) su indirdik de onunla bahceler, bicilecek taneler; tomurcukları sıra sıra birbiri ustune gelen yuksek hurma agacları yetistirdik

[10] Gokten mubarek (feyizli, bereketli) su indirdik de onunla bahceler, bicilecek taneler; tomurcukları sıra sıra birbiri ustune gelen yuksek hurma agacları yetistirdik

[11] Kullar icin rızıktır (bunlar). Ve biz, o su ile olu bir beldeyi dirilttik. Iste (dirilip toprak altından da) cıkmak boyledir

[12] Onlardan once Nuh kavmi, Ressli´ler, Semud, Ad, Fir´avn ve Lut´un kardesleri

[13] Onlardan once Nuh kavmi, Ressli´ler, Semud, Ad, Fir´avn ve Lut´un kardesleri

[14] Eykeli´ler, Tubba´ kavmi de (gonderilen peygamberleri) yalanladılar. Evet bunların her biri, peygamberleri yalanladılar. Boylece tehdidimi hakketmislerdir

[15] Ilk yaratmak ile yorulduk mu ? Hayır, onlar yeniden yaratılma hususunu karıstırıp suphe icindedirler

[16] And olsun ki, insanı yarattık ve nefsinin ona ne gibi vesveseler verdigini biliriz. Ve biz, ona sah damarından daha yakınızdır

[17] Hani sagında ve solunda oturan denetleyici ve tesbit edip yazıcı iki melek vardır

[18] Agzından ne gibi bir soz cıkarsa mutlaka yanında onu gorup gozeten bir gozcu vardır

[19] Olumun kendinden gecirme sıkıntısı gercekten gelince, ona : Iste bu senin urkup korktugun seydir, denilir

[20] Sur´a ufurulecek. Bu, va´dedilen gundur

[21] Her canlı, beraberinde bir surucu, bir de sahid ile gelir

[22] And olsun ki, sen bundan (bu gunden) habersizdin. Artık senden perdeyi kaldırıverdik; o nedenle bugun gozun oldukca keskindir

[23] Beraberindeki arkadası (onu sevketmekle gorevli melek), «iste bu (onun amelini yansıtan defter) yanımda hazırdır,» der

[24] Atın Cehennem´e her inadcı nankor kafiri, hayra engel olan saldırgan supheciyi; Allah ile beraber baska tanrı edineni atın siddetli azaba

[25] Atın Cehennem´e her inadcı nankor kafiri, hayra engel olan saldırgan supheciyi; Allah ile beraber baska tanrı edineni atın siddetli azaba

[26] Atın Cehennem´e her inadcı nankor kafiri, hayra engel olan saldırgan supheciyi; Allah ile beraber baska tanrı edineni atın siddetli azaba

[27] Yandası (olan seytan, sapık inkarcı, sekillendirilmis put): «Ey Rabbimiz! Ben bunu azdırmadım, ama o, uzak bir sapıklık ve saskınlık icinde idi,» (der)

[28] Allah: «Benim huzurumda cekisip tartısmayın. Size daha once uyarımı gondermistim

[29] Benim yanımda soz degismez ve ben, kullarıma zulmedici de degilim,» buyurur

[30] O gun Cehennem´e, «doldun mu ?» diyecegiz. O, «daha fazlası var mı ?» diyecek

[31] Cennet ise, (Allah´tan saygı ile) korkup (fenalıklardan) sakınanlar icin yaklastırılmıstır; uzak degildir

[32] Iste bu, size va´dolunandır. Allah´a yonelip gonul veren, (ilahi sınırları) koruyan, gıyabında Rahman´dan saygı ile korkan ve Allah´a yonelen bir kalb ile gelen (her insana soz verilen Cennet´tir)

[33] Iste bu, size va´dolunandır. Allah´a yonelip gonul veren, (ilahi sınırları) koruyan, gıyabında Rahman´dan saygı ile korkan ve Allah´a yonelen bir kalb ile gelen (her insana soz verilen Cennet´tir)

[34] Oraya selametle girin. Iste bu, sonsuzluk gunudur

[35] Orada onlar icin diledikleri her sey var ve yanımızda fazlası da mevcuttur

[36] Bu kufre sapanlardan once nice kusakları yok ettik ki onlar, bunlardan daha guclu, daha cetin, vurup kırıcı, tutup yıkıcı idiler. Sehirlerde delikler, sıgınaklar meydana getirmislerdi. Var mı bir kacıp kurtulacak yer

[37] Suphesiz ki bunda kalbi olana veya hazır bulundugu halde kulak verip dinleyene hatırlatma ve ogut vardır

[38] And olsun ki gokleri, yeri ve ikisi arasındaki seyleri altı gun (devir)de yarattık. Bize hicbir yorgunluk da dokunmadı

[39] O halde onların (o inkarcı sapıkların) dediklerine karsı sabırlı ol ve Gunes dogmadan ve batmadan once Rabbini hamd ile tesbih et

[40] Gecenin bir bolumunde ve secdelerin ardından O´nu tesbih et

[41] Cagrıcının yakın bir yerden cagıracagı gune kulak ver

[42] O gun, o haykırısı hakkıyle isitirler. Iste o gun (kabirlerden) cıkıs gunudur

[43] Suphesiz ki biz, evet biz diriltiriz, oldururuz ve donus ancak bizedir

[44] O gun ki, yer onlardan yarılıp ayrılır da (onlar da dirilip cıkarlar ve) sur´atle kosarlar. Iste bize gore cok kolay bir toplanmayı saglamadır bu

[45] Biz, onların neler soylediklerini biliriz. Sen, onlar uzerinde zorbalık yapan degilsin. Tehdidimden korkanlara Kur´an ile ogut ver

Zâriyât

Surah 51

[1] Tozup savuranlara

[2] Agır yuk yuklenip tasıyanlara

[3] Kolayca akıp gidenlere

[4] Is bolumu yapanlara and olsun ki

[5] Size va´dolunan elbette yerine gelecektir

[6] Hesap ve ceza gunu mutlaka gerceklesecektir

[7] Yollar ve yorungeler sahibi goge and olsun ki

[8] (Ey inkarcı sapıklar!) cidden siz sozunuzde, hukmunuzde gorus ayrılıgı icindesinizdir

[9] Ondan cevrilebilen kimse cevrilir

[10] Yalancı cahiller kahrolsun

[11] bilgisizligin sarhoslugu ve mahmurlugu icinde kalmıs gafillerdir

[12] «Hesap ve ceza gunu ne zaman ?» diye sorarlar

[13] Atese karsı cetin bir sınav verecekleri gundur

[14] Fitnenizi tadın. Iste, acele isteyip durdugunuz sey budur

[15] Suphesiz ki muttakiler (=Allah´tan saygı ile korkup fenalıklardan sakınan mu´minler) Cennetlerde ve pınarlar basındadırlar

[16] Rablarının kendilerine verdigini alırlar. Gunku onlar, bundan once iyiligi, guzelligi, yararlı olmayı huy edinenlerdi

[17] Geceden de az uyurlardı

[18] Seher vakitleri hep Allah´tan bagıslanma dilerlerdi

[19] Onların mallarında, dilenen ve yoksul icin bir hakk vardır

[20] Kesinlikle bilip inananlar icin yeryuzunde (Allah´ın varlıgına, birligine delalet eden) acık belgeler vardır

[21] Sizin kendi (ruh ve beden) varlıgınızda da oyle... Artık (hakikati) gormez misiniz

[22] Gokte hem rızkınız, hem size va´dedilen sey vardır

[23] Gogun ve yerin Rabbi hakkı icin, gercekten bu, sizin kendi konusmanızda (supheniz olmadıgı) gibi hakktır

[24] Sana Ibrahim´in agırlanmaya deger serefli konuklarının haberi geldi mi

[25] Hani onlar Ibrahim´in yanına girip, «Selam» dediler. Ibrahim de «selam» dedi ve tanımadıgım yabancı bir kavim diye icinden gecirdi

[26] Bir sebep bulup ailesinin yanına giderek (kızartılmıs) semiz bir buzagı ile geldi

[27] Onlara yaklastırıp, «buyrun yemez misiniz ?» dedi

[28] (Yemediklerini gorunce) onlardan icinde bir korku ve endise dogdu. Onlar, ona ; «korkma» dediler ve onu bilgili (olacak) bir ogul ile mujdelediler

[29] Bunun uzerine, Ibrahim´in esi bir cıglık atarak geldi ve elini yuzune vurarak, «kısır yaslı bir kadın !» dedi

[30] Onlar: «Bu boyledir. Rabbin buyurdu. Suphesiz ki O, hikmet sahibidir, bilendir» dediler

[31] Ibrahim, onlara : «Ey elciler! Sizin is ve isteginiz nedir?» dedi

[32] Onlar, «dogrusu biz suclu gunahkar bir kavme gonderildik

[33] Ki asırı gidenlerin, olcuyu kacıranların uzerine Rabbin yanında isaretlenmis balcıktan tas yagdıralım diye

[34] Ki asırı gidenlerin, olcuyu kacıranların uzerine Rabbin yanında isaretlenmis balcıktan tas yagdıralım diye

[35] Bunun icin orada bulunan mu´minleri cıkardık

[36] Zaten orada Allah´a teslimiyet gosterenlerden sadece bir ev (aile) bulduk

[37] Orada, elem verici azabdan korkanlar icin acık belge (ibretli kalıntı) bıraktık,» dediler

[38] Musa´nın kıssasında da (ibretli belgeler bıraktık). Hani bir vakit Onu acık belge ve mu´cizeyle Fir´avn´a gonderdik

[39] O, butun ileri gelenleri ve ordusuyla birlikte yuzcevirdi ve «bu ya sihirbazdır, ya da delidir,» dedi

[40] Bu sebeple onu da, ordusunu da yakalayıp (deniz) dalgaları arasına fırlattık ki (o sırada) kendini kınıyordu

[41] Ad kıssasında da (ibretli belgeler bıraktık). Hani bir vakit uzerlerine, koklerini kesip yok eden kasırgayı gondermistik

[42] (Kasırga) nerenin uzerine ugradıysa mutlaka orayı kul haline ceviriyordu

[43] Semud kıssasında da (ibretli belgeler bıraktık). Hani bir vakit onlara, «bir sureye kadar yararlanıp gecinin» denilmisti

[44] Onlar ise azgınlık gosterip, Rablarının emrinin dısına cıkmıslardı. Bu yuzden bakıp dururken yıldırım onları yakalayıvermisti

[45] Artık ayaga kalkmaya guc getiremediler, yardım da goremediler

[46] Bundan once Nuh milletini de (yok ettik). Cunku onlar, din ve ahlak sınırlarını asan (inkarcı azgın) bir milletti

[47] Gogu de kudretimizle yapıp kurduk. Suphesiz ki biz, hep genisleticileriz

[48] Yeryuzunu dosedik. Ne guzeldir o doseyenler

[49] Her seyden cift cift yarattık ; olur ki dusunup ibret ve ogut alırsınız

[50] O halde Allah´a dogru yonelip kacın (O´na guvenip sıgının). Suphesiz ki ben, O´nun tarafından (gonderilen) acık bir uyarıcıyım

[51] Allah ile beraber baska bir Tanrı edinmeyin. Muhakkak ki ben, O´ndan size (gonderilen) acık bir uyarıcıyım

[52] Bunun gibi onlardan oncekilere de ne kadar bir peygamber gonderdikse, mutlaka, «bu bir sihirbazdır veya delinin biridir,» demislerdi

[53] Onlar, birbirlerine bu hususta boyle mi vasiyette bulundular? Hayır, onlar azgınlıgı huy ve sanat edinen bir millettir

[54] Onlardan yuzcevir; bu yuzden kınanacak degilsin

[55] Ve sen ogut vermege devam et. Cunku gercekten hatırlatmada bulunup ogut vermek mu´minlere fayda verir

[56] Ben, cinleri ve insanları ancak beni tanıyıp ibadet etsinler diye yarattım

[57] Onlardan hicbir rızık istemiyorum ve beni yedirip icirmelerini de dilemiyorum

[58] Suphesiz ki Allah, O´dur rızık veren metin kuvvet sahibi

[59] Dogrusu o zulmedenlerin (onceki) arkadaslarının gunahları gibi gunahları vardır. Artık acele etmesinler

[60] Va´dolundukları gunlerinden (o gunun azabından) vay kafirlerin haline

Tûr

Surah 52

[1] Tur´a

[2] Yayınlanmıs ince deri uzerine yazılı Kitab´a

[3] Yayınlanmıs ince deri uzerine yazılı Kitab´a

[4] Bayındır eve (veya Beytu´l-Ma´mur´a)

[5] Yukseltilmis tavana

[6] Dolup kabaran (veya kaynayıp kabaran) denize and olsun ki

[7] Elbette Rabbin azabı gerceklesecektir

[8] Onu savacak bir guc yoktur

[9] O gun, gok dondukce donecek. O gun (Hakk´ı) yalanlıyanların vay haline ! Ki onlar, daldıkları seyde (kufur ve sapıklık icinde) eglenip dururlar

[10] O gun, gok dondukce donecek. O gun (Hakk´ı) yalanlıyanların vay haline ! Ki onlar, daldıkları seyde (kufur ve sapıklık icinde) eglenip dururlar

[11] O gun, gok dondukce donecek. O gun (Hakk´ı) yalanlıyanların vay haline ! Ki onlar, daldıkları seyde (kufur ve sapıklık icinde) eglenip dururlar

[12] O gun, gok dondukce donecek. O gun (Hakk´ı) yalanlıyanların vay haline ! Ki onlar, daldıkları seyde (kufur ve sapıklık icinde) eglenip dururlar

[13] O gun, onlar Cehennem atesine itildikce itilecekler. «Iste bu, yalanladıgınız atestir!» (denilecek)

[14] O gun, onlar Cehennem atesine itildikce itilecekler. «Iste bu, yalanladıgınız atestir!» (denilecek)

[15] Bu da mı sihirdir, yoksa siz goremiyor musunuz

[16] Girin oraya! Ister katlanın, ister katlanmayın sizin icin birdir. Siz, ancak yapageldiklerinize karsılık cezalandırılıyorsunuz

[17] Suphesiz ki muttakiler (Allah´tan saygı ile korkup kotuluklerden sakınan mu´minler) Cennetlerde nimet icindedirler

[18] Rablarının kendilerine verdikleriyle neselenip zevk u safa surmektedirler. Rabları, onları o cok yakıcı Cehennem azabından korumustur

[19] Islediklerinize karsılık afiyetle gonul huzuru icinde yeyiniz iciniz

[20] Bunlar, birer dizi halinde sıralanan kanepelere, tahtlara yaslanırlar ve biz, kendilerini iri kara gozlu eslerle evlendiririz

[21] Onlar ki iman ettiler ve soyları da kendilerine iman ile uydular, soylarını onlara eristirip katarız ve biz, onların amellerinden hicbir sey eksiltmeyiz. Her kisi kazandıgına karsılık rehindir

[22] Onlara (Cennet´tekilere), canlarının cektigi meyvalardan ve etten sunarız

[23] Orada kadeh tokustururlar ki bunda ne bir bosanlamsız sacmalama, ne de gunaha sokma vardır

[24] Kendilerine ait hizmetciler etraflarında donup dolasırlar da sanki herbiri sedefteki saklı inciler gibi

[25] Birbirlerine donup sorarlar

[26] Derler ki: Hakikat biz bundan once (Dunya´da) ailemiz icinde korkup endise duyardık

[27] Allah, bize bol lutufta bulundu da Cehennem´in kavurucu azabından korudu

[28] Suphesiz biz, bundan once de O´na yalvarıp ibadet ederdik. Cunku O, iyiligi bol, rahmeti genistir

[29] Sen ogut vermeye devam et. Sen, Rabbin nimetiyle ne bir kahinsin, ne de deli

[30] Yoksa onlar (senin icin) O sairdir, zamanın tokadını yemesini bekliyoruz mu diyorlar

[31] De ki, siz bekleye durun, dogrusu ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[32] Yoksa bunu (bu tutarsızlık ve celiskiyi) akılları mı onlara emrediyor ? Degilse onlar, azıp sapıtan bir millet midir

[33] Yoksa bunu (Kur´an´ı) kendisi mi uydurup soyledi diyorlar ? Hayır, onlar inanmazlar

[34] Eger dogru sozlu kimseler iseler bu sozun bir benzerini getirsinler

[35] Yoksa onlar, hicbir seysiz mi yaratıldılar? Degilse, yaratanlar kendileri midir

[36] Yoksa gokleri ve yeri onlar mı yarattı ? Hayır, onlar kesinlikle inanmazlar

[37] Yoksa Rabbin hazineleri onların yanında mıdır ? Yoksa onlar mı (Kainat´ta) hukum ve saltanat kurup (duzeni) yurutenlerdir

[38] Yoksa onların merdivenleri var da onunla mı (yukselip goklerin haberlerini) dinliyorlar ? O halde dinleyenleri (bu hususta) acık belge, isbatlayıcı delil getirsinler

[39] Yoksa kızlar Allah´a, oglanlar size, oyle mi

[40] Yoksa sen, onlardan bir ucret istiyorsun da onlar agır bir borc altına mı giriyorlar

[41] Yoksa gayb (gorunmeyen, bilinmeyen hususlar), onların yanında bulunuyor da onu kendileri mi yazıp tesbit ediyorlar ? Ama o kufre sapanlar kendileri tuzaga duseceklerdir

[42] Yoksa bir hile ve tuzak mı kurmak istiyorlar ? Ama o kufre sapanlar kendileri tuzaga duseceklerdir

[43] Yoksa onların, Allah´tan baska bir tanrıları mı var? Allah, onların ortak kostuklarından yucedir, munezzehtir

[44] Gokten bir kutlenin dustugunu gorseler, birbiri ustune yıgılmıs bulut kumesidir derler

[45] Sen onları carpılacakları gune kavusmalarına kadar bırak

[46] O gun onların hile ve tuzagı kendilerine hicbir fayda vermez ve onlar yardımda olunmazlar

[47] Suphesiz ki, zalimler icin bundan baska da azab vardır. Ama cogu bunu bilmezler

[48] Rabbin hukmune (o gelinceye kadar) sabret. Suphesiz ki sen, bizim gozetimimizdesin. Kalktıgında Rabbini hamd ile tesbih et; gecenin bir bolumunde ve yıldızların batmasının ardından da tesbih vam et

[49] Rabbin hukmune (o gelinceye kadar) sabret. Suphesiz ki sen, bizim gozetimimizdesin. Kalktıgında Rabbini hamd ile tesbih et; gecenin bir bolumunde ve yıldızların batmasının ardından da tesbih vam et

Necm

Surah 53

[1] Battıgı zaman yıldıza and olsun ki

[2] Arkadasınız (Muhammed) ne sapıttı, ne de azıttı

[3] O, kendi hevesine de uyarak soz soylemez

[4] O, ancak kendisine vahyolunan bir vahiydir

[5] Onu O´na, cok cetin guce sahip olan Melek (Cebrail) ogretti ki, o guzel bir gorunumdedir ve en yuksek ufukta iken dogruldu

[6] Onu O´na, cok cetin guce sahip olan Melek (Cebrail) ogretti ki, o guzel bir gorunumdedir ve en yuksek ufukta iken dogruldu

[7] Onu O´na, cok cetin guce sahip olan Melek (Cebrail) ogretti ki, o guzel bir gorunumdedir ve en yuksek ufukta iken dogruldu

[8] Sonra yaklastı ve sarktıkca sarktı

[9] O kadar ki (aralarında) iki yay boyu veya daha az bir mesafe kaldı

[10] Kuluna vahyettigini etti

[11] Gozunun gordugunu kalbi yalanlamadı

[12] O´nu gordugu, (gorup gormedigi) hakkında kendisiyle hala tartısmak mı istiyorsunuz

[13] And olsun ki, O´nun bir baska inisini Sidretu´i-munteha´nın yanında gormustu

[14] And olsun ki, O´nun bir baska inisini Sidretu´i-munteha´nın yanında gormustu

[15] Me´va Cennet´i onun yanındadır

[16] Sidre´yi buruyenler buruyordu o demde

[17] Goz, ne kaydı, ne de sastı

[18] And olsun ki, O, Rabbının en buyuk ayetlerini gordu

[19] (Siz ey putperestler !) Ne dersiniz Lat ve Uzza´ya, diger ucuncusu Menat´a

[20] (Siz ey putperestler !) Ne dersiniz Lat ve Uzza´ya, diger ucuncusu Menat´a

[21] Erkek sizin, disi Allah´ın oyle mi

[22] O takdirde bu haksızca bir taksim

[23] Bunlar, sizin ve babalarınızın taktıkları adlardan baskası degildir. Allah, bu hususta hicbir belge ve delil indirmemistir. Onlar, ancak zanna ve nefslerinin heveslendigine uyarlar. Oysa, and olsun ki, Rablarından onlara dogru yolu gosteren gelmistir

[24] Yoksa insana her temenni ettigi mi var

[25] Ahiret de, Dunya da Allah´ındır

[26] Goklerde nice melekler vardır ki, sefaatleri hicbir fayda vermez ; meger ki Allah´ın diledigine, razı olduguna izin verdikten sonra sefaat etmis olsunlar

[27] Suphesiz, Ahiret´e inanmayanlar, melekleri disi diye adlandırırlar

[28] Onların bu hususta hicbir bilgisi yoktur; sadece oyle sanırlar da uyup giderler. Zann ise haktan yana hicbir sey ifade etmez

[29] O halde bizi anmaktan yuzcevirenden ve ancak Dunya hayatını arzu edip durandan sen de yuzcevir

[30] Onların ilimden erisebildikleri iste budur. Suphesiz ki, senin Rabbin, yolundan sapanı cok iyi bilir ve dogru yolda yuruyeni de daha iyi bilir

[31] Goklerde ne varsa, yerde ne varsa, hepsi Allah´ındır. Yaptıklarıyla kotuluk isleyenlere ceza verir; iyilik edenlere de daha iyisiyle karsılık verir

[32] O iyilik isleyenler ki, ufak captaki kusur ve gunahlar dısında gunahın buyuklerinden ve her turlu ahlak ve terbiye dısı soz ve davranıslardan kacınırlar. Suphesiz ki Rabbin bagıslaması genistir. Sizi topraktan (elde edilen urunlerle) olusturup yetisme alanına getirdigi anlarda ve siz, analarınızın karınlarında ceninler halinde bulundugunuz zamanda sizi en iyi bilen O´dur. Artık kendinizi temize cıkarmaya kalkısmayın. O, korkup sakınanları daha iyi bilir

[33] Arkasını doneni, az sey verip gerisini yanında tutup direneni gordun mu

[34] Arkasını doneni, az sey verip gerisini yanında tutup direneni gordun mu

[35] Gaybın ilmi, onun yanındadır da onu o mu goruyor

[36] Yoksa Musa´nın ve ahde vefa eden Ibrahim´in sahifelerindeki hususlar ona bildirilmedi mi

[37] Yoksa Musa´nın ve ahde vefa eden Ibrahim´in sahifelerindeki hususlar ona bildirilmedi mi

[38] Gunah yuku ceken hicbir gunahkar, baskasının gunah yukunu cekmez

[39] Ve insana ancak calısıp cabaladıgı vardır

[40] Ve onun calısıp cabalaması da ileride gorulecek

[41] Sonra da ona, karsılıgı tastamam verilecektir

[42] Ve elbette son varıs Rabbınadır

[43] Suphesiz ki, O, hem guldurur, hem aglatır

[44] Ve elbette O, hem oldurun, hem diriltir

[45] Ve gercekten O´dur, nutfeden atıldıgında (ana rahmine intikal ettiginde) erkegi disiyi cift yaratan

[46] Ve gercekten O´dur, nutfeden atıldıgında (ana rahmine intikal ettiginde) erkegi disiyi cift yaratan

[47] Sonradan olusturup yaratma da O´na aittir

[48] Ve suphesiz O, hem zengin edendir, hem anasermaye verendir

[49] Ve elbette ki O, Si´ra yıldızı´nın da Rabbıdır

[50] Ve gercekten O, ilk Ad´ı ve Semud´u yok edip geriye bırakmayandır

[51] Ve gercekten O, ilk Ad´ı ve Semud´u yok edip geriye bırakmayandır

[52] Daha once Nuh milletini de yok edendir. Cunku onlar, hem cok zalim, hem cok azgın idiler

[53] Yerlebir edilecek kasabaların, O, altını ustune getirdi de

[54] Onları ortecek seyler orttu de orttu

[55] Artık Rabbının hangi nimetinde suphe edersin

[56] Bu (Muhammed) ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır

[57] Yaklasan yaklasıyor (kurtulus yok)

[58] Onu Allah´tan baska acıp ortaya koyacak yok

[59] Yoksa bu soze mi sasıyorsunuz

[60] Guluyorsunuz ve (fakat) aglamıyorsunuz

[61] Ve siz gaflet icinde diretiyorsunuz

[62] Artık Allah´a secde edip O´na kulluk edin

Kamer

Surah 54

[1] Kıyamet´in kopus saati yaklastı, Ay yarıldı

[2] Bir ayet (acık bir belge, bir mu´cize) gorseler yuzcevirirler ve «devamedegelen bir sihir» derler

[3] (Hakk´ı) yalanladılar da kendi heveslerine uydular. Oysa her isin kararlastırılmıs bir vakti vardır

[4] And olsun ki, onlara oyle haberler geldi ki icinde onları (tutumlarından) vazgecirecek olanı da vardı

[5] Gayesinin doruguna yukselmis bir hikmet! Ne var ki, uyarmalar, korkutmalar yarar saglamıyor

[6] Onlardan yuzcevir. O gun cagrıcı, bilinmedik (korkunc) bir seyle cagırır

[7] Onlar da gozleri korkudan onlerine egik bir halde kabirlerinden cıkarlar; tıpkı etrafa yayılan cekirge misali

[8] Cagrıcıya dogru kosarlar. Kafirler ise, «bu zorlu ve sıkıntılı bir gun !» derler

[9] Bunlardan once Nuh milleti, Nuh´u yalanladı; kulumuzu yalanladılar da «delidir» dediler ve (o kadar uzerine vardılar ki, Nuh davetinden) vazgecirildi

[10] O da Rabbına yalvarıp, «yenilgiye ugradım, bana yardım et!» diye dua etti

[11] Bunun uzerine gogun kapılarını sagnak halinde bosanan su ile acıverdik

[12] Yerden de goz goz sular fıskırttık. Boylece sular, mukadder olan bir hukmun gerceklesmesi uzerine birlesti

[13] Biz, Nuh´u tahtalar ve civilerle yapılı gemiye yukledik

[14] Nankorluk ve inkar edilen kimseye (Nuh´a) bir mukafat olmak uzere gemi, gozetim ve denetimimiz altında yuzup yol alıyordu

[15] And olsun ki biz, o gemiyi bir ayet (acık belge ve tarihi bir ibret) olarak bıraktık. Acaba ogut ve ibret alan var mıdır

[16] Benim azabım ve uyarılarım nasılmıs (bir gorun)

[17] And olsun ki biz, Kur´an´ı ibret ve ogut icin kolaylastırdık. Ogut ve ibret alan var mıdır

[18] Ad da (peygamberlerini) yalanladı. Benim azabım ve uyarılarım nasılmıs (bir gorun)

[19] Biz, gercekten onların uzerine, ugursuzlugu devam eden bir gunde ortalıgı alt-ust eden siddetli bir ruzgar gonderdik ki

[20] Insanları bulundukları yerden sokup atıyordu da her biri sanki kokunden devrilen birer hurma kutugune benziyordu. Benim azabım ve uyarılarım nasılmıs (bir gorun)

[21] Insanları bulundukları yerden sokup atıyordu da her biri sanki kokunden devrilen birer hurma kutugune benziyordu. Benim azabım ve uyarılarım nasılmıs (bir gorun)

[22] And olsun ki biz, Kur´an´ı ogut ve ibret almak icin kolaylastırdık. Ogut ve ibret alan var mıdır

[23] Semud kavmi de (yapılan) uyarıları yalanladılar

[24] Bizden bir adama mı uyacagız ? O takdirde biz, sapıklık, sıkıntı ve delilik icinde kalırız

[25] Aramızdan kitap ona mı verilmis ?! Hayır O, cok yalancı sımarıgın biridir, dediler

[26] Yarın kimlerin cok yalancı sımarıklar oldugunu bileceklerdir

[27] Suphesiz ki, onları cetin bir sınavdan gecirmek icin o disi deveyi gonderdik ve (Salih Peygamber´e) «sen onları gozetle ve sabırlı ol!» (dedik)

[28] Suyun aralarında belli bir sıraya gore taksim edildigini haber ver. Herbiri su alıs sırasına hazır bulunsun

[29] Bu uyarıya ragmen (bir azgın gozu donmuse) arkadasları seslendiler ; o da silahını kullanarak deveyi dusurup kesti

[30] Benim azabım ve uyarılarım nasılmıs (bir gorun)

[31] Hakikat biz, uzerlerine bir tek haykırıs salıverdik, onlar da, davar agılındaki kuru ot gibi oldular

[32] And olsun ki, biz Kur´an´ıogut ve ibret icin kolaylastırdık. Ogut ve ibret alan var mıdır

[33] Lut kavmi de yapılan uyarıları yalanladılar

[34] Bunun icin biz, uzerlerine tas (yagmuru yagdıran bir kasırga) gonderdik; ancak Lut ailesini katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Iste sukredeni biz boyle mukafatlandırırız

[35] Bunun icin biz, uzerlerine tas (yagmuru yagdıran bir kasırga) gonderdik; ancak Lut ailesini katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Iste sukredeni biz boyle mukafatlandırırız

[36] Ve and olsun ki, Lut, onları bizim siddetli tutup kahretmemize karsı uyardı; ama onlar, bu uyarılarda suphe edip inadlarını surdurduler

[37] And olsun ki onlar (o ahlaksız cinsel sapıklar), Lut´un konuklarına satasmak icin devamlı O´na gidip geldiler. Bu yuzden onların gozlerini silme kor ettik de «tadın azabımı ve uyarılarımı I» (dedik)

[38] And olsun ki, bir sabah devam eden bir azab onlara geliverdi. «Tadın azabımı ve uyarılarımı!» (dedik)

[39] And olsun ki, bir sabah devam eden bir azab onlara geliverdi. «Tadın azabımı ve uyarılarımı!» (dedik)

[40] And olsun ki biz, Kur´an´ı ogut ve ibret icin kolaylastırdık. Ogut ve ibret alan var mıdır

[41] And olsun ki, Fir´avn ailesine de uyarılar geldi

[42] Onlar ise, ayetlerimizin hepsini yalanladılar. Biz de onları cok ustun, cok guclu muktedire yakısır sekilde yakalayıverdik

[43] Sizin kafirleriniz mi bunlardan hayırlıdır, yoksa onceki kitaplarda sizin icin bir berat mı bulunuyordu

[44] Yoksa onlar, «biz yardım goren (yardımlasan) bir cemiyet miyiz» diyorlar

[45] Yakında o cemiyet hezimete ugrayıp arkalarını donup kacacaklar

[46] Hayır, onlara va´dolunan gun Kıyamet´tir. Kıyamet gununun (azabı) daha korkunc ve daha acıdır

[47] Suphesiz ki, suclu gunahkarlar sapıklık ve cılgınlık icindedirler

[48] Atese yuzustu surulecekleri gun, «Sakar (Cehennem)in dokunan azabını tadın !» (denilecek)

[49] Suphesiz ki biz, her seyi (belli) bir olcuye gore yarattık

[50] Bizim emrimiz ancak bir defadır, gozacıp kapamak gibi

[51] And olsun ki, biz sizin nice benzerlerinizi yok ettik. Ogut ve ibret alan yok mudur? Onların isledikleri her sey defterlerdedir

[52] And olsun ki, biz sizin nice benzerlerinizi yok ettik. Ogut ve ibret alan yok mudur? Onların isledikleri her sey defterlerdedir

[53] Kucuk buyuk her sey satır satır yazılıdır

[54] Suphesiz ki, muttakiler (Allah´tan saygı ile korkup fenalıklardan sakınan mu´minler) Cennetlerde genislik ve aydınlık icindedirler

[55] Dogruluk makamında kuvvetli kudretli hukumdarın yanındadırlar

Rahmân

Surah 55

[1] Rahman (olan Allah)

[2] Kur´an´ı ogretti

[3] Insanı yarattı

[4] Ona anlatma ve acıklama yetenegi verdi

[5] Gunes ve Ay hesap iledir

[6] Bitki ve agac (turleri) secde ederler

[7] Gokyuzunu O yukseltti ve olcu-tartıyı koydu

[8] Sakın tartıda hakkı, insafı asmayın

[9] Tartıyı adaletle ayakta tutun, tartıyı eksik tartmayın

[10] Yeryuzunu de ancak ve sadece canlı varlıklar icin alcaltıp koydu

[11] Onda meyveler ve salkım tomurcuklu hurma agacı vardır

[12] Kabuklu, kapcıklı taneler ve guzel kokulu bitkiler vardır

[13] O halde (ey insanlar ve cinler!) Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[14] insanı testi gibi ses cıkaran kuru balcıktan yarattı

[15] Cann´ı (Cinleri) de dumansız bir atesten yarattı

[16] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[17] O, iki dogunun da Rabbıdır, iki batının da Rabbıdır

[18] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[19] Birbirine kavusmak uzere iki denizi salıverdi

[20] Aralarında bir engel vardır ki, biri digerinin sınırını gecemez

[21] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[22] Ikisinden de cıkar inci ile mercan

[23] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[24] Denizde daglar gibi yukselen gemiler O´nundur

[25] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[26] Yerin ustundeki her sey fanidir

[27] Cok yuce azamet ve iyilik sahibi olan Rabbin zatı bakidir, baki kalacaktır

[28] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[29] Goklerdeki ve yerdeki kimseler hep O´ndan ister; O, her gun (her dem ve an) bir iste, bir tecellidedir

[30] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[31] Ey (yeryuzunun) iki agırlıgı (olan insanlar ve cinler)! Yakında (Kıyamet gunu) sizinle mesgul olup gerekeni yapacagız

[32] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[33] Ey cin ve insan toplulugu! Goklerin ve yerin sınırlarını asıp gecmeye guc getirebilirseniz, haydi gecin.. Ama gecemezsiniz, ancak bir sultan (acık belge, kesin delil, hesap, kuvvet ve ustunluk) ile gecebilirsiniz

[34] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[35] Uzerinize dumansız bir ates ve bunaltıcı bir duman (gaz) gonderilir de artık kendinizi savunamaz ve kurtaramazsınız

[36] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[37] Gok yarılıp gul rengine donuserek yag gibi eridigi zaman

[38] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[39] (O gun, ne insanlara, ne de cinlere gunahlarının sebebi) sorulmaz

[40] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[41] Suclu gunahkarlar yuzlerindeki belirtileriyle bilinip tanınırlar. Alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar (da yaka-paca Cehennem´e atılırlar)

[42] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[43] Iste bu, suclu gunahkarların yalanladıgı Cehennem´dir

[44] Onlar, Cehennem atesiyle son derece kaynar su arasında dolasıp dururlar

[45] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[46] Rabbı´nın (hukum ve adalet) makamından korkan kimseye iki Cennet vardır

[47] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[48] Ikisi de bol cesitli agaclara sahiptirler

[49] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[50] Ikisinde akıp duran iki pınar vardır

[51] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[52] Ikisinde de her cesit meyveden cift cift vardır

[53] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[54] Onlar (o Cennetlere layık gorulen bahtiyarlar), astarlan kalınca atlastan olan dosekler uzerine yaslanırlar. Her iki Cennet´teki meyveler ise kolayca devsirilecek sekilde yakındır

[55] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[56] Cennetlerde gozlerini sadece kendi eslerine cevirmis, daha once kendilerine ne insan, ne de cin dokunmamıs zevceler vardır

[57] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[58] Onlar (o zevceler) sanki yakutlar ve mercanlardır

[59] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[60] iyiligin karsılıgı ancak iyiliktir

[61] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[62] Bu ikisinden baska iki Cennet daha vardır

[63] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[64] Bu ikisi dekoyu yesildir

[65] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[66] Ikisinde de durmadan fıskırıp akan iki pınar vardır

[67] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[68] ikisinde de meyva, hurma ve nar vardır

[69] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[70] Cennetlerde huyları guzel, yuzleri guzel hayırlı kadınlar vardır

[71] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[72] Otaklarında tuller ardında huriler vardır

[73] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[74] Bunlardan once onlara hicbir insan ve cin dokunmamıstır

[75] Artık Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[76] Esleri yesil yastıklara ve benzeri gorulmeyen doseklere yaslanırlar

[77] O halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalanlıyabilirsiniz

[78] Buyukluk, ululuk, saygınlık, comertlik, iyilik sahibi olan Rabb´ının ismi cok mubarektir, cok yucedir

Vâkıa

Surah 56

[1] Kıyamet olayı meydana gelince ki onun meydana gelmesini (inkar edecek) bir yalancı bulunmaz

[2] Kıyamet olayı meydana gelince ki onun meydana gelmesini (inkar edecek) bir yalancı bulunmaz

[3] (Bu buyuk olay kimini) yukseltir, (kimini) alcaltır

[4] Yer sarsıldıkca sarsıldıgı

[5] Daglar tuz-buz olup parcalandıgı, toz halinde dagıldıgı zaman

[6] Daglar tuz-buz olup parcalandıgı, toz halinde dagıldıgı zaman

[7] Sizler uc sınıfa ayrılmıs bulunacaksınız

[8] Meymenetliler, ne mutludur meymenetliler

[9] Seametliler, ne bedbahttır seametliler

[10] Iyilikte one gecenler, (mukafatta da) one gecenlerdir

[11] iste (Allah´a) yakın olanlar bunlardır

[12] Bunlar Nimet (veya Naim) Cennetlerindedirler

[13] Oncekilerden buyuk bir cemaattir, sonrakilerden az bir topluluktur

[14] Oncekilerden buyuk bir cemaattir, sonrakilerden az bir topluluktur

[15] islenmis motifli tahtlar uzerindedirler

[16] Yaslanıp karsılıklı otururlar

[17] Cevrelerinde sonsuzluga erismis cocuklar

[18] Kaynaktan (doldurup getirdikleri) kupler, ibrikler ve kadehlerle donup dolasırlar

[19] Ondan ne baslan agırır, ne de basdonmesi ve bitkinlik meydana gelir

[20] Ve bir de secip begenecekleri meyvalar

[21] Canlarının cektigi cinsten kus eti

[22] Ve iri kara gozlu esler ki

[23] Sedefinde saklı inciller misali

[24] (Butun bunlar) islediklerinin karsılıgı

[25] Orada bos-anlamsız soz isitmezler

[26] Ancak «selam !. Selam !.» sozu isitilir

[27] Meymenetliler, ne mutludur meymenetliler

[28] Dikensiz kiraz

[29] Salkım salkım muzlar

[30] Yaygın golgeler

[31] Devamlı akan sular

[32] Eksilmeyen, sonu gelmeyen, alıkonmayan bircok meyvalar arasında

[33] Eksilmeyen, sonu gelmeyen, alıkonmayan bircok meyvalar arasında

[34] Yuksek dosekler ustundedirler

[35] Biz onları (Cennet´teki Hurileri) yepyeni bir yaratılısla yaratıp meydana getirdik

[36] Onları hep bakire, meymenetli olan eslerine karsı sevgi dolu ve hep bir yasıt kıldık

[37] Onları hep bakire, meymenetli olan eslerine karsı sevgi dolu ve hep bir yasıt kıldık

[38] Onları hep bakire, meymenetli olan eslerine karsı sevgi dolu ve hep bir yasıt kıldık

[39] Bunlar oncekilerden bir buyuk cemaattir, sonrakilerden de buyuk bir cemaat

[40] Bunlar oncekilerden bir buyuk cemaattir, sonrakilerden de buyuk bir cemaat

[41] Seametliler, ne bedbahttır seametliler

[42] Cok kızgın ateste ve kaynarca su icindedirler

[43] Ve kara bogucu bir dumandan meydana gelen golgededirler

[44] O ne serindir, ne de oksayıcı ve rahatlatıcıdır

[45] Suphesiz onlar bundan once refah icinde

[46] Buyuk gunah uzerinde ısrar edip dururlardı

[47] Ve derlerdi ki, «sahi biz oldukten, toprak ve (ufalmıs) kemik haline geldikten sonra gercekten tekrar diriltilip kaldırılacak mıyız ?»

[48] «Once gelip gecen babalarımız da mı ?..»

[49] De ki: Oncekiler de, sen rakiler de mutlaka belli bir gunun belirlenmis vaktinde elbette biraraya toplanacaklar

[50] De ki: Oncekiler de, sen rakiler de mutlaka belli bir gunun belirlenmis vaktinde elbette biraraya toplanacaklar

[51] Sonra siz, ey saskın sapıklar, (hakkı) yalan sayanlar

[52] Supheniz olmasın ki, Zakkum agacından yiyeceksiniz

[53] Karınlarınızı onunla dolduracaksınız

[54] Uzerine de kaynar su iceceksiniz

[55] Hem de susamıs develer gibi iceceksiniz

[56] Hesap ve ceza gununde onların konacakları (sofra) iste budur

[57] Biz, sizi yarattık; hala (bu gercegi) tasdik etmiyecek misiniz

[58] Gordunuz mu o akıttıgınız meniyi ? Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa biz mi yaratıyoruz

[59] Gordunuz mu o akıttıgınız meniyi ? Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa biz mi yaratıyoruz

[60] Sizi (yok edip yerinize) benzerlerinizi getirmemize ve sizi bilemiyeceginiz (sekil ve vasıfta) yaratıp ortaya cıkarmamıza karsı onumuze gecilecek de degiliz

[61] Sizi (yok edip yerinize) benzerlerinizi getirmemize ve sizi bilemiyeceginiz (sekil ve vasıfta) yaratıp ortaya cıkarmamıza karsı onumuze gecilecek de degiliz

[62] And olsun ki, siz, ilk yaratılıp ortaya cıkarılısınızı biliyorsunuzdur. Artık dusunup ibret almaz mısınız

[63] Soyleseniz ya, o ektiklerinizi

[64] Siz mi onları bitiriyorsunuz, yoksa biz mi bitiriyoruz

[65] istesek onu cer-cop yapardık da siz de sasırıp kalırdınız

[66] Ve «dogrusu borc altına girdik, hatta busbutun mahrum kaldık» (dersiniz)

[67] Ve «dogrusu borc altına girdik, hatta busbutun mahrum kaldık» (dersiniz)

[68] Ictiginiz suya ne dersiniz

[69] Onu siz mi buluttan indirdiniz, yoksa biz mi indirenleriz

[70] Dileseydik onu acı yapardık. Artık sukretmez misiniz

[71] Ya yaktıgınız atese ne dersiniz

[72] Onun agacını siz mi yaratıp meydana getirdiniz, yoksa biz mi yaratıp meydana getirenleriz

[73] Biz, onu bir ogut ve ibret ve hem de bos arazide yolculuk yapanlar (gezip dolasanlar, rahat ve temiz hava almak isteyenler) icin bir fayda kıldık

[74] O halde sen, O Buyuk Rabbın´ın adını tesbih ve tenzih et

[75] Hayır, (bu nimetleri inkar edemezsiniz ?) Parca parca inen Kur´an´ın (inis) mevki´lerine yemin ederim ki, eger bilirseniz bu cidden buyuk bir yemindir

[76] Hayır, (bu nimetleri inkar edemezsiniz ?) Parca parca inen Kur´an´ın (inis) mevki´lerine yemin ederim ki, eger bilirseniz bu cidden buyuk bir yemindir

[77] Suphesiz bu, cok yuce, cok degerli Kur´an´dır

[78] Saklı bir kitaptadır

[79] O´na ancak arınıp temizlenmis olanlar dokunabilir

[80] Alemlerin Rabbı´ndan indirilmedir

[81] Siz, bu sozu mu kucumseyip degersiz goruyorsunuz

[82] Siz, rızkınızı (sukurle karsılıyacagınız yerde) yalan saymanıza ceviriyor (onunla nankorluk yapıyorsunuz)

[83] Can bogaza gelip dayandı gında

[84] Siz de bakıp dururken

[85] Biz ona sizden daha yakınızdır, ama siz goremezsiniz

[86] Eger siz hesap ve ceza gormeyecekseniz, haydi iddianızda dogrular iseniz o (cıkmak uzere olan) canı geri cevirin

[87] Eger siz hesap ve ceza gormeyecekseniz, haydi iddianızda dogrular iseniz o (cıkmak uzere olan) canı geri cevirin

[88] Fakat o (olmek uzere olan kimse Allah´a) yakınlık saglayanlardan ise, rahatlık, huzur, nes´e ve Nimet Cenneti onundur

[89] Fakat o (olmek uzere olan kimse Allah´a) yakınlık saglayanlardan ise, rahatlık, huzur, nes´e ve Nimet Cenneti onundur

[90] Ve eger meymenetlilerden ise, meymenetlilerden sana selam olsun

[91] Ve eger meymenetlilerden ise, meymenetlilerden sana selam olsun

[92] Eger o (hakkı) yalanlayan sapık saskınlardan ise, ona da kaynar sudan bir konukluk ve Cehennem´e yaslanmak vardır

[93] Eger o (hakkı) yalanlayan sapık saskınlardan ise, ona da kaynar sudan bir konukluk ve Cehennem´e yaslanmak vardır

[94] Eger o (hakkı) yalanlayan sapık saskınlardan ise, ona da kaynar sudan bir konukluk ve Cehennem´e yaslanmak vardır

[95] Suphesiz ki bu, kesin bilgi derecesinde bir gercektir

[96] O halde O cok buyuk Rabbın´ın ismini tesbih ve tenzih et

Hadîd

Surah 57

[1] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah´ı tesbih ve tenzih eder. O, cok ustun, cok gucludur, hikmet sahibidir

[2] Goklerin ve yerin mulku (tasarruf ve hukumranlıgı) O´na aittir. Diriltir ve oldurur. O´nun kudreti her seye yeter

[3] O, Evvel´dir (O´ndan once hicbir sey yoktur ve O´nun oncesi de yoktur). Ahir´dir (her sey O´nda son bulur, O´nun sonu ve sınırı yoktur). Zahir´dir (sıfatlarının tezahuruyle, ilim ve kudretinin tecelli ve eserleriyle varlıgı ortada acık olarak bilinmektedir). Batın´dır (zatı ve mahiyeti kavranamaz, niceligi ve nasıltıgı bilinemez, idrak edilemez). O, her seyi bilendir

[4] Gokleri ve yeri altı gun (devir)de yaratan, sonra da Ars uzerinde saltanat ve kudretini kuran O´dur.. Yere nelerin girdigini, nelerin ondan cıktıgını; gokten nelerin indigini ve nelerin oraya yukselip cıktıgını bilir. Nerede olursanız olun mutlaka O, sizinledir. Allah yaptıklarınızı gorup bilendir

[5] Goklerin ve yerin mulku (tasarruf ve hukumranlıgı) O´na aittir. Isler eninde sonunda Allah´a doner (veya dondurulur)

[6] Geceyi gunduze sokup baglar, gunduzu de geceye sokup baglar ; O, goguslerde duyulup dolasanı bilir

[7] Allah´a ve Peygamberine iman edin ; Allah´ın sizi baskalarının yerine getirip varis kıldıgı mal ve mulkten (Allah yolunda) harcayın. Artık sizden kimler iman edip (malını Allah´ın diledigi yolda ve olcude) harcarsa, onlar icin buyuk bir mukafat vardır

[8] Size ne oluyor ki, Peygamber, Rabbınıza iman etmeniz icin sizi davet ettigi halde Allah´a iman etmiyorsunuz ? Kaldı ki, O, sizden kesin soz almıstı. Eger cidden mu´min olmak istiyorsanız (bu davete olumlu cevap verin)

[9] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin kuluna (Muhammed´e) acık-secik ayetler indiren O´dur. Suphesiz ki Allah, size karsı cok sefkatla, cok merhametlidir

[10] Size ne oluyor ki, mallarınızı Allah yolunda harcamıyorsunuz ? Oysa goklerin ve yerin mirası Allah´ındır. Sizden fetih (Mekke´nin fethin)den once malını harcayıp savasanlarla, fetihten sonra harcayıp savasanlar bir degildir; oncekilerin derecesi bunlardan daha buyuktur. (Ama) Allah, hepsine de en guzelini (en yuksek dereceleri) va´detmistir. Allah, yaptıklarınızdan haberlidir

[11] Kim ki Allah´a (O´nun icin) faizsiz odunc verirse, Allah, bu oduncu onun icin kat kat artırır ve onun icin guzel, serefli bir karsılık ve dır

[12] O gun mu´min erkekleri ve mu´min kadınları, nurları onlerinde ve saglarında kosarcasına seyrederken gorursun. Bugun size mujde ; altlarından ırmaklar akan, icinde devamlı kalıcıları olacagınız Cennetler vardır. Iste bu, buyuk bir kurtulustur

[13] O gun, ikiyuzlu donek erkeklerle ikiyuzlu kadınlar, iman edenlere derler ki: «Bizi gozetip bekleyin, nurunuzdan biraz edinelim.» Onlara : «Geriye donun de nur arayın !» denilir. Sonra da aralarına kapısı bulunan bir sur cekilir; ic tarafında rahmet, dıs tarafında o cihetten yana azab vardır

[14] Ikiyuzlu donekler, mu´minlere : «Biz sizinle beraber degil miydik ?» diye seslenirler. Onlar da: «Evet, beraberdik, ama siz kendinizi fitne unsuru yaptınız; (mu´minlerin basına gelmesini istediginiz kotulugu ve kurdugunuz tuzagı) gozleyip suphe icinde kaldınız. Kuruntularınız sizi iyice aldattı. Allah´ın emri (azabı) gelinceye kadar bu haliniz devam etti. Aldatıcı azgınlar sizi Allah´a karsı aldatıp ayarttılar

[15] Artık bugun ne sizden, ne de kufre sapanlardan fidye (kurtulus akcesi) alınmaz. Varıp kalacagınız yer Cehennem´dir, sizin dostunuz, sahip cıkanınız atestir. Ne kotu varıs yeridir orası

[16] O iman edenlerin kalblerini Allah´ı saygıyla korkuyla anmaları, O´ndan inen hakka (baglanmaları) zamanı gelmedi mi ? Ve sakın mu´minler, kendilerine daha once kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların uzerlerinden uzun zaman gecti de kalbleri katılastı ve cogu da ilahi sınırları asan yozmus kisilerdir

[17] Bilin ki, Allah yeryuzunu olumunden sonra diriltir. Gercekten Biz, size ayetleri (acık belgeleri) bir bir acıkladık. Ola ki aklınızı kullanırsınız

[18] Suphesiz ki sadaka veren erkeklerin ve sadaka veren kadınların ve (onlardan) Allah´a (O´nun rızasını arzulayarak) faizsiz odunc verenlerin (ecirleri) kat kat verilir ve onlar icin goz ve gonul dolduran karsılık vardır

[19] Allah´a ve Peygamberine dosdogru iman edenler var ya, iste dogrulugu huy edinenler, Rabbları yanında (O´nun adına) sehadette bulunanlar (veya O´nun yolunda sehid olanlar) bunlardır. Kendilerine mukafat ve aydınlık vardır. Bizim ayetlerimizi inkar edip yalanlayanlar ise, iste onlar Cehennem´in arkadasları ve dostlarıdır

[20] Bilin ki, Dunya hayatı oyun ve eglenceden, susten, aranızda ovunme ve boburlenme aracı olmaktan, mal ve evladı cogaltma yarısından ibarettir. Bu, ekini ziraatcıların hosuna giden yagmura benzer. Sonra da onu sararmıs gorursun. Sonra da cer-cop haline gelir. Ahiret´te siddetli azab ve Allah´tan bol bagıslama ve hosnutluk vardır. Dunya hayatı ise, aldatıcı bir yararlanma ve gecimlikten ibarettir

[21] Rabbınızdan bol bagıslanmaya ve eni gokle yer genisligi gibi olup, Allah´a ve Peygamberine iman edenlere hazırlanan Cennet´e kosusup yarısın. Bu, Allah´ın oylesine buyuk ve genis lutfu, bol ihsanıdır ki diledigine verir. Allah, buyuk lutuf ve ihsan sahibidir

[22] Yeryuzunde ve kendi nefsinizde hicbir musibet meydana gelmemistir ki o, biz ortaya cıkarmadan once bir kitapta (yazılı) olmasın. Suphesiz bu da Allah´a gore cok kolaydır

[23] Bu da, elinizden cıkana tasalanmamanız ve size verdigine fazla sevinmemeniz icindir. Allah, cok ovunen boburlenen kimselerden hicbirini sevmez

[24] O ovunenler ki, cimrilik ederler ve insanlara da cimriligi emrederler. Kim (haktan) yuzcevirirse, suphesiz ki Allah ganiydir (hic kimseye, hicbir seye muhtac degildir). Ovulmeye de hep O layıktır

[25] And olsun ki, biz, peygamberlerimizi acık belgelerle gonderdik ve insanlar adaletle is gorsunler diye onlarla beraber Kitab´ı ve (adalet) terazisini indirdik. Demiri de indirdik ; onda siddet ve sertlik ve insanlar icin yararlar vardır. Bu da Allah´ın, kimin O´na ve Peygamberine gıyabında yardım ettigini bilip tesbit etmesi icindir. Suphesiz ki Allah, cok kuvvetlidir, cok ustundur

[26] And olsun ki, Nuh´u ve Ibrahim´i (peygamber olarak) gonderdik ; soylarına peygamberlik ve kitap verdik. Onlardan kimi dogru yol uzeredir ; cogu ise, ilahi sınırları asan sapık yozmuslardır

[27] Sonra onların izleri uzerine peygamberlerimizi birbiri ardınca gonderdik. Ve Meryem oglu Isa´yı da onların ardından gonderdik ve ona Incil´i verdik; ona uyanların kalblerinde bir sefkat ve rahmet meydana getirdik. Uzerlerine gerekli kılmadıgımız halde Allah´ın rızasına erismek icin, ruhbaniyyeti din adına icad edip ortaya cıkardılar; buna ragmen ona da hakkıyla riayet etmediler. Onlardan iman edenlerin mukafatını verdik. Cogu ise ilahi yoldan cıkan yozmuslardır

[28] Ey iman edenler! Allah´tan korkup sakının ; O´nun Peygamberine inanın ki size rahmetinden iki pay versin ; size, aydınlıgında yuruyeceginiz bir nur saglasın ve sizi bagıslasın. Allah cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[29] Ta ki, Kitap Ehli bilsinler ki Allah´ın genis lutfundan, bol ihsanından bir seye (onu elde etmeye veya geri cevirmeye) gucleri yetmez ve elbette genis lutuf, bol ihsan Allah´ın elindedir; onu diledigi kimseye verir. Allah, buyuk lutuf ve ihsan sahibidir

Mücâdele

Surah 58

[1] Kocası hakkında sana basvurup tartısan ve (halini) Allah´a arze-dip sikayette bulunan kadının sozunu Allah, elbette isitti. Allah, karsılıklı konusmanızı da duymaktaydı. Suphesiz ki Allah, isiten ve gorendir

[2] Sizden kadınlarını (eslerini annelerinin sırtına benzeterek) zihar yapanlar (bilsinler ki), karıları onların anaları degildir; anaları ancak onları doguranlardır. Suphesiz ki, sozun cirkinini ve uydurmasını soyluyorlar. Allah elbette cok affeden, cok bagıslayandır

[3] Karılarını (oz analarına benzetip) ziharda bulunduktan sonra sozlerinden donenler, esleriyle cinsel yaklasmada bulunmadan once bir kole azad etmeleri gerekir. Bununla size ogut verilir. Allah yaptıklarınızdan haberlidir

[4] Kim azad edecek kole bulamazsa, yine esiyle cinsel yaklasmada bulunmadan once iki ay ardarda oruc tutsun. Kimin de buna gucu yetmezse, altmıs yoksulu (fakir ve muhtacı) doyursun. Bu (keffaretler) Allah ve Peygamberine inanmanızla ilgilidir ve bunlar, Allah´ın koydugu (dini) sınırlardır. Inkarcılar icin elem verici bir azab vardır

[5] Allah´ın ve Peygamberinin buyruklarına uymayıp karsı gelenler, kendilerinden oncekiler nasıl alcaltılıp rusvay edilmislerse, oylece alcaltılıp rusvay edilirler. Gercekten biz, acık-secik ayetler indirdik. Kafirler icin rezil ve rusvay edici azab vardır

[6] O gun ki, Allah, onların hepsini diriltip kaldıracak ve yaptıklarını kendilerine bir bir haber verecektir. Allah, onları bir bir saymıs, onlar ise bunu unutmuslardır. Allah her seye sahiddir

[7] Gormedin mi, goklerde olanları da, yerde olanı da Allah elbette bilir. Uc kisi toplanıp gizli bir fısıltıda bulunmaz ki, onların dorduncusu Allah olmasın. Bes kisi olmaz ki, onların altıncısı O olmasın. Bundan daha az veya daha cok nerede olurlarsa olsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra da yaptıklarını Kıyamet gunu kendilerine bir bir haber verir. Suphesiz ki, Allah herseyi bilir

[8] Gormedin mi, gizli toplantıdan men´edilmelerinden sonra men´edildlkleri seye donuyorlar; gunah, dusmanlık ve Peygambere karsı gelme hususunda fısıldasıp duruyorlar. Sana geldikleri zaman Allah´ın seni selamlamadıgı bir sey (bir soz ve ifadeyle selamlıyorlar ve kendi kendilerine, «bu dediklerimize karsılık Allah bize azab etse ya» diye soylenirler. Cehennem onlara yeter, oraya girecekler. Varıs yeri olarak ne kotu)

[9] Ey iman edenler! Birbirinizle gizlice fısıldasmak istediginiz zaman gunah, dusmanlık ve Peygambere karsı gelme hususlarında gizli toplantı yapıp fısıldasmayın. Iyilik ve takva .(Allah´tan korkup fenalıklardan sakınma) hususunda toplantı yapıp fısıldasın ve (Kıyamet gunu dirilip) huzurunda toplanarak biraraya getirileceginiz, Allah´tan korkun

[10] Gizli toplantılar ve fısıldasmalar, iman edenleri uzmek icin seytandandır. Oysa Allah´ın izni olmadan mu´minlere zarar verecek degildir. Artık mu´minler ancak Allah´a guvenip dayansınlar

[11] Ey iman edenler! Bulundugunuz toplantılarda size «yer acın» denildigi zaman yer acın ki Allah da size genislik versin. «Kalkın..» denilince de kalkıverin ki Allah sizden dosdogru iman edenlerle kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yukseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberlidir

[12] Ey iman edenler! Peygamberle ozel toplantı yapıp gizli konusmak istediginiz zaman, bu toplantıdan once bir sadaka verin. Bu sizin icin daha hayırlı, daha temiz ve nezihtir. Verecek sadaka bulamadıgınız takdirde, suphesiz ki Allah, cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[13] Yoksa ozel gizli toplantınızdan once sadakalar vermekten endiselendiniz mi ? Zaten bunu yapamadınız. Allah, tevbenizi kabul etmistir. Artık namaz kılmaya devam edin, zekatı verin, Allah´a ve Peygamberine itaat edin. Allah, yapageldiginiz seylerden haberlidir

[14] Allah´ın gazab ettigi bir toplulugu dost ve arkadas edinenleri gormedin mi ? Onlar ne sizden, ne de digerlerindendirler. Bildikleri halde yalan yere yemin ederler

[15] Allah, onlara cetin bir azab hazırlamıstır. Dogrusu onların yapageldigi sey ne kotudur

[16] Yeminlerini siper edindiler de Allah yolundan alıkoydular. Onlar icin rezil ve rusvay edici bir azab vardır

[17] Ne malları, ne de cocukları onları Allah´tan (O´nun hukum ve azabından) hicbir sekilde kurtaramaz. Onlar Cehennem atesinin dost ve arkadaslarıdır

[18] Allah´ın onların hepsini diriltip kaldıracagı gun, size yemin ettikleri gibi Allah´a da yemin ederler ve bununla birsey uzere bulunduklarını sanırlar. Haberiniz olsun ki, onlar elbette yalancıların ta kendileridir

[19] Seytan onlara karsı ustunluk saglamıstır da Allah´ı anmayı kendilerine unutturmustur. Iste bunlar seytanın dostları ve yandaslarıdır. Haberiniz olsun ki, husrana ugrayanlar, ancak seytanın dost ve yandaslarıdır

[20] Suphesiz ki Allah´a ve Peygamberine karsı gelip dusmanlık besleyenler, iste onlar en asagılık kimseler arasındadırlar

[21] Allah, «Ben ve Peygamberlerim mutlaka ustun gelecegiz» diye yazmıstır. Suphesiz ki Allah cok gucludur, cok ustundur

[22] Allah´a ve Ahiret gunune iman eden bir milletin, Allah ve Peygamberine karsı gelip dusmanlık besleyenleri —isterse bunlar babaları veya oz ogulları veya kardesleri ya da hısım ve kabilesi olsunlar— sevip dost edindiklerini goremezsin. Iste Allah onların kalblerine imanı yazmıs, onları kendinden bir ruh (manevi bir destek ve indirdigi inayetle desteklemistir. Onları, altlarından ırmaklar akan, icinde devamlı kalacakları Cennetlere koyacaktır. Allah onlardan hosnut oldu, onlar da Allah´tan hosnut oldular, iste bunlar Allah´ın yakınları ve dostlarıdır. Haberiniz olsun ki, korktuklarından kurtulup umduklarına erenler ancak Allah´ın yakınları ve dostlarıdır)

Haşr

Surah 59

[1] Goklerde ne varsa, yerde ne varsa hersey Allah´ı tesbih ve tenzih eder. O, cok ustundur, hikmet sahibidir

[2] Kitap ehlinden kafir olanları, ilk defa toplu halde yurtlarından cıkaran O´dur. Sizler ise, onların cıkarılacaklarını pek sanmamıstınız. Onlar da kalblerini kendilerini Allah´ tan (O´nun hukmunden ve azabından) koruyup savunacagını sanmıslardı. Ama Allah(ın azabı) onlara hesaplıyamadıkları bir cihetten geliverdi de kalblerine korku saldı; (oyle ki) kendi evlerini ve yurtlarını kendi elleriyle ve mu´minlerin elleriyle kıymaya koyuldular. Artık siz ey kalb gozu acık akıl sahipleri! Ibret alın

[3] Eger Allah, haklarında surulup cıkarılmayı yazmamıs olsaydı, suphe yok ki, onları bu dunyada azaba ugratacaktı. Ahiret´te ise onlar icin Cehennem azabı vardır

[4] Bu boyledir. Cunku onlar, Allah ve Peygamberine karsı gelip ayrıldılar. Kim Allah´a karsı gelip (hakk´tan) ayrılırsa, suphesiz ki, Allah´ın verecegi azab cok siddetlidir

[5] Ne kadar bir hurma agacı kestiniz veya kokleri uzerine ne kadar bir hurma agacı bıraktınızsa, (bu) Allah´ın izniyle gerceklesmistir ve Allah´ın, ilahi sınırı asan sapıkları rusvay etmesi icindir

[6] Allah´ın kendi Peygamberine onlardan (alıp verdigi) ganimete karsı siz ne at surdunuz, ne deve yuruttunuz. Ama Allah, Peygamberini diledigi kimselerin uzerine gonderip O´na ustunluk saglar. Allah´ın kudreti her seye yeter

[7] Allah´ın o (fethedilen) kasabalar halkından Peygamberine ayırdıgı ganimet, Allah icindir, Peygamber icindir, O´nun hısımları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmıslar icindir. Ta ki bu mal icinizden zengin olanlar arasında elden ele dolasan bir servet haline gelmesin. Peygamber size ne verir (ve ne buyurur)se onu alın. Sizi neden men´ederse ondan sakının. Allah´tan korkun. Suphesiz ki Allah´ın azabı siddetlidir

[8] Ganimet malı, bir de fakir muhacirleredir ki onlar yurtlarından ve mallarından cıkarıldılar; (onlar sadece) Allah´ın genis lutuf, bol ihsanını ve hosnutlugunu arzulamaktalar; Allah´a ve Peygamberine yardım ederler. Iste (imanlarında) sadık olanlar da bunlardır

[9] Bunlardan once (Medine´yi) yurt edinip, imanı (kalblerine) yerlestirenler ise, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilen seylerden dolayı kalblerinde bir ihtiyac duymazlar; ihtiyacları olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Kim de nefsinin asırı cimrilik, kıskanclık ve ihtirasından korunursa, iste onlar umduklarına kavusanlardır

[10] Bunlardan sonra (imanları ugruna hicret edip) gelenler ise, «ey Rabbimiz! Bizi ve bizden once iman eden kardeslerimizi bagısla. Kalblerimizde iman edenlere karsı kin bırakma. Rabbimiz! Suphesiz ki sen cok sefkatli ve cok merhametlisin» (dediler)

[11] Gormedin mi, munafıklıkta bulunanları, Kitap Ehli´nden kufre sapan kardeslerine, «eger siz (buradan) cıkarılırsanız, and olsun ki biz de sizinle beraber cıkarız. Sizin hakkınızda (aleyhinizde) hicbir kimseye uymayız ve eger sizinle savasırlarsa elbette size yardım ederiz» diyorlardı. Allah onların suphesiz yalancılar olduklarına sehadet etmektedir

[12] Eger (o kufre sapan kitap ehli, yurtlarından) cıkarılsa, and olsun ki munafıklar onlarla beraber cıkmazlar ve eger onlarla savasılırsa, yardım etmezler. Yardıma gitseler bile donup kacarlar; sonra yardım da gormezler

[13] (And olsun ki, onların yureklerine Allah´tan cok siz korku ve yılgınlık vermektesiniz.) Bu boyledir. Cunku onlar anlayıssız (dini bilgilerden uzak) bir topluluktur

[14] Onlar, sizinle toplu halde vurusmazlar; ancak kale icindeki kasabalarda veya duvarlar gerisinde savasmak isterler. Kendi aralarında (birbirlerine karsı) saldırıları pek cetin ve hırcıncadır. Onları toplanıp birlesmis sanırsın, oysa kalbleri degisik ve dagınıktır. Bu boyledir; cunku onlar akıllarını kullanmayan bir topluluktur

[15] Bunlar, kendilerinden yakın bir sure once gelip gecen, islerinin gunah ve vebalini tadan kimselere benzerler. Bunlar icin elem verici bir azab vardır

[16] (Bunların) misali, hani insana ; «Inkar et» diyen ve insan inkar edince de, «dogrusu ben senden beriyim, uzagım ; ben elbette alemlerin Rabbından korkarım» diyen Seytan´a benzer

[17] Ikisinin de sonu, mutlaka icinde devamlı kalacakları Cehennem atesidir. Iste bu, zalimlerin cezasıdır

[18] Ey iman edenler! Allah´tan saygı ile korkun ; her kisi yarın icin onden ne gondermisse ona dikkatle baksın. Allah´tan saygı ile korkun. Suphesiz ki Allah, yapageldiklerinizden haberlidir

[19] Artık siz, Allah´ı unutan ve bu yuzden Allah´ın da onları kendilerine unutturdugu kimseler gibi olmayın. Iste onlar, ilahi sınırları asıp yozan kisilerdir

[20] Cehennemlik olanlarla Cennetlik olanlar bir degildir. Kurtulup basarıya ulasanlar Cennetlik olanlardır

[21] Eger bu Kur´an´ı bir dag uzerine indirmis olsaydık, onu, saygı ile egilip Allah korkusundan parca parca gorurdun. Bu misalleri belki iyice dusunurler diye insanlara getiriyoruz

[22] O oyle Allah ki, O´ndan baska tanrı yoktur; gaybı da, ortada olanı da bilendir; O (dunyadaki canlılara karsı) cok merhametlidir ve (Ahirette de mu´minlere karsı) cok merhametlidir

[23] O oyle Allah ki, O´ndan baska tanrı yoktur. Mulkun sahibidir. O cok mukaddestir; selamet ve guven kaynagıdır. Gozetendir; cok ustundur; cok gucludur. Diledigini engelsiz, mudahalesiz yapandır; buyukluk ve yucelik O´na mahsustur. Allah (inkarcıların, putperest ve musriklerin) ortak kostuklarından yucedir, munezzehtir

[24] O oyle Allah ki, yaratandır, en guzel sekilde ve biciminde var kılandır. Diledigi surette meydana getirendir. En guzel isimler O´na mahsustur. Goktekilerle yerdekiler O´nu tesbih eder. O, cok ustundur, cok gucludur, hikmet sahibidir

Mümtehine

Surah 60

[1] Ey iman edenler! Benim de dusmanımı, sizin de dusmanınızı dostlar ve arkadaslar edinmeyin. Size gelen hakkı inkar ederlerken siz, onlara sevgi sunuyorsunuz! Rabbınız olan Allah´a iman ettiginiz icin, Peygamber´i ve sizi yurdunuzdan cıkarıyorlardı. Eger siz, benim yolumda cihada cıkmıs ve hosnutlugumu arzu etmisseniz, onlara (nasıl olurda) sevgi sunup sır verirsiniz ? Ben, sizin gizlediginizi de, acıga vurdugunuzu da bilirim. Sizden kim boyle yaparsa, gercekten o dogru yolun ortasında sasırıp sapıtmıstır

[2] Eger onlar, bir yolunu bulup size karsı ustunluk saglarlarsa, hemen dusmanlarınız oluverirler! Ellerini ve dillerini kotulukle size uzatırlar ve kufre donmenizi icten arzu ederler

[3] Kıyamet gunu ise, ne hısımlarınızın, ne de evladınızın size elbette bir yararı dokunmaz. Allah aranızı ayırır. Allah, isleyegeldiginiz seyleri gorup bilendir

[4] Gercekten Ibrahim´de ve onunla beraber olanlarda sizin icin guzel bir ornek vardır: Hani onlar, kendi milletlerine, «suphesiz ki, sizlerden ve Allah´tan baska taptıklarınızdan beriyiz (uzagız, sizinle hicbir ilisigimiz yoktur). Sizi (ve taptıklarınızı) tanımıyoruz. Siz.bir olan Allah´a ibadet edinceye kadar aramızda dusmanlık ve ofke surekli olarak belirmistir» demislerdi. Ancak Ibrahim´in babasına : «And olsun ki senin icin istigfarda (gunahların bagıslanmasını) dileyecegim, ama Allah´tan sana gelecek hicbir seyin onune gecmege sahip degilimdir,» dedigi sozu mustesna.. Ey Rabbimiz! Ancak sana guvenip dayandık; yalnız sana yonelip gonul verdik ve donus de ancak sanadır

[5] Ey Rabbimiz! Bizi o kufre sapanlarla imtihan etme, (onların yuzunden bizi fitneye ugratma), bizi bagısla ey Rabbimiz! Suphesiz ki sen, cok ustunsun, cok guclusun, hikmet sahibisin

[6] And olsun ki, sizin icin, sizden Allah´a ve Ahiret gunune inanıp kavusmayı umanlar icin onlarda (Ibrahim´le arkadaslarında) guzel ornekler vardır. Kim de yuzcevirirse (bilsin ki), Allah ganiydir (hic kimsenin kulluguna ihtiyacı yoktur); O, her turlu guzel ovguye layıktır

[7] Allah´ın, sizinle o dusmanlık ettiginiz kimseler arasında bir sevgi bagı kurması umulabilir. Allah cok kudretlidir; Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[8] Allah, din ugrunda sizinle savasmıyanlara ve sizi yurdunuzdan cıkarmıyanlara iyilikte bulunmanızı, adaletle davranmanızı men´etmez. Suphesiz ki, Allah, adaletle davranıp insaf olculerine baglı kalanları sever

[9] Allah ancak sizi, sizinle din ugrunda (yola cıktıgınız icin) savasanları, sizi yurdunuzdan cıkaranları ve cıkarılmanıza yardımcı olanları dost ve arkadas edinmekten men´eden Kim de onları dost ve arkadas edinirse, iste onlar zalimlerdir

[10] Ey iman edenler! Mu´min kadınlar muhacir olarak size gelirlerse, onları imtihan edin, —Allah onların imanını daha iyi bilir— onların iman ettiklerini bilip anlarsanız, artık kendilerini o kafirlere geri cevirmeyin ; ne bunlar onlara, ne de onlar bunlara helaldir. (O kafir kocaların) bunlara harcadıkları mehirleri kendilerine verin. Artık bu kadınların mehirlerini verdiginiz takdirde kendileriyle evlenmenizde bir sakınca yoktur. Kafire kadınları nikahınız altında tutmayın; onlara harcadıgınız mehri isteyin; o kafir kocalar da (hicret eden mu´mine) eslerinden harcadıkları mehirleri istesinler. Bu, Allah´ın hukmudur ki aranrzda hukmeder. Allah, bilendir, hikmet sahibidir

[11] Eger eslerinizden (biri kufre donup) sizden aldıgı mehirle kafirlere kacarsa ve siz de (onlara ustun gelip) onları cezalandırırsanız, esleri kacıp gidenlere, harcadıkları miktarını (ganimetten) verin. Iman ettiginiz Allah´tan korkun (haksızlıktan) sakının

[12] Ey Peygamber! Inanan kadınlar, Allah´a hicbir seyi ortak kosmamak, hırsızlıkta bulunmamak, zina etmemek, cocuklarını oldurmemek, elleriyle ayakları arasında bir yalan uydurup (baskasından olan cocugu kocalarına nisbet ederek) getirmemek ve iyi-yararlı, uygun ve guzel kabul edilen hususlarda sana karsı gelmemek uzere bey´at etmeye geldikleri zaman, onların bey´atını kabul et; onlar icin Allah´tan bagıslanma dile. Suphesiz ki Allah, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[13] Ey iman edenler! Allah´ın kendilerine gazab ettigi bir milleti, bir toplulugu dost ve arkadas edinmeyin ; kafirler kabirlerdeki kimselerden nasıl umutlarını kesmislerse, onlar da Ahiret´ten oylece umutlarını kesmislerdir

Saff

Surah 61

[1] Goktekiler de, yerdekiler de Allah´ı tesbih ederler. O, cok ustundur, cok gucludur, hikmet sahibidir

[2] Ey iman edenler! Yapamıyacagınız seyi neden soyluyorsunuz

[3] Yapamıyacagınız seyi soylemeniz Allah katında buyuk bir gazab sayılır

[4] Allah kendi yolunda birbirlerine kursunla kenetlenmis bir yapı gibi saff halinde savasanları elbette sever

[5] Hani bir zaman Musa, kendi milletine, «ey milletim !» demisti, «neden beni incitip uzuyorsunuz ? Oysa siz, gercekten benim Allah´ın peygamberi oldugumu biliyorsunuz.» Ne vakit ki, onlar (haktan batıla) meyledip saptılar, Allah da onların kalblerini (hakkı kabulden uzak tutup) egik hale getirdi. Allah, hakkın sınırlarını cigneyip yozan milleti dogru yola cıkarmaz

[6] Hani bir zaman da Meryem oglu Isa soyle demisti: «Ey Israil ogullan I Suphesiz ki ben size gonderilen Allah´ın peygamberiyim; onumdeki Tevrat´ı dogrulayanım ve benden sonra gelecek olan Ahmed ismindeki bir peygamberi mujdeliyenim.» Ne vakit ki, o (mujdelenen peygamber) onlara acık belgelerle, mu´cizelerle geldi, «bu apacık bir sihirdir» dediler

[7] Islam´a cagrıldıgı halde Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Allah, (halkı ve idarecileri) zalimler olan milleti dogru yola eristirmez

[8] Onlar, Allah´ın nurunu agızlarıyla sondurmek istiyorlar. Allah ise —kafirler hoslanmasa da— nurunu hep tamamlayandır

[9] Allah´a ortak kosan putperestler, hoslanmasalar bile, dinini butun dinlere ustun kılmak icin Peygamberini dogru yolu gosterici ve hakk din´le gonderen O´dur

[10] Ey iman edenler! Sizi elem verici bir azabdan kurtaracak bir ticaret yolunu size gostereyim mi

[11] Allah´a ve Peygamberine dosdogru inanırsınız, Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihad edersiniz. Bu, eger bilirseniz sizin icin cok hayırlıdır

[12] Bu durumda Allah gunahlarınızı bagıslar ve sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere, Adn Cennetleri´ndeki tertemiz, gonul acıcı konaklara koyar. Iste bu buyuk bir kurtulustur

[13] Bir baskası da —ki onu cok seveceksiniz— Allah´tan yardım ve yakın bir fetih... Ve sen (Ey Peygamber !) mu´minleri mujdele

[14] Ey Iman edenler! (Dinini sapasaglam ayakta tutmak hususunda) Allah yardımcıları olunuz. Nasıl ki Meryem oglu Isa, Havarilere, «Allah yolunda yardımcılarım kim ?» demisti. Havariler de, «Allah yardımcıları biziz!» demislerdi. Boylece Israil ogulları´ndan bir kısmı iman etmis, bir kısmı da kufre sapmıstı. Biz, iman edenleri dusmanlarına karsı destekledik de ustun geldiler

Cum'a

Surah 62

[1] Goklerdekiler ve yerdekiler, mulk u saltanat sahibi O cok mukaddes, cok ustun hikmet sahibi Allah´ı tesbih ederler

[2] Ummilere (cogu okur-yazar olmayan Araplara) kendilerinden bir peygamber gonderen O´dur. O Peygamber, onlara Allah´ın ayetlerini okur, onların (ic ve dıslarını) arındırıp temizler; onlara kitap ve hikmet ogretir; oysa ummiler daha once acık bir sapıklık icinde bulunuyorlardı

[3] Bunlara yetismeyen (sonradan gelen) diger insanlara da (O, peygamber olarak) gonderilmistir. Allah cok ustundur, hikmet sahibidir

[4] Bu, Allah´ın buyuk bir lutuf ve keremidir ki diledigine verir. Allah buyuk lutuf ve kerem sahibidir

[5] Kendilerine (okuyup amel etmeleri, kalb ve kafalarında tasımaları icin) yukletilen Tevrat´ı sonradan (onunla amel etmeyip) tasımayanların misali, kitap tasıyan esegin misaline benzer. Allah´ın ayetlerini yalanlayan milletin misali ne fena I. Allah, zalim milleti dogru yola cıkarmaz

[6] De ki: Ey Yahudiler! Eger siz cidden insanlardan ayrı olarak Allah´ın dostları ve yakınları bulundugunuzu iddia ediyorsanız ve eger dogru sozlulerden iseniz haydi olumu temenni ediniz

[7] Elleriyle (kazanıp) one surdukleri gunah ve veballer sebebiyle olumu asla temenni etmezler. Allah zalimleri bilendir

[8] De ki: (Su korkup) kactıgınız olum, mutlaka sizinle bulusacaktır. Sonra da ortada olanı da olmayanı da bilen (O Yuce Kudret)e donduruleceksiniz ; O da yapageldikleriniz! size bir bir haber verecektir

[9] Ey iman edenler! Cum´a gunu namaza (ezan Ile) cagrıldıgında hemen Allah´ı anmaya (namaz kılıp hutbe dinlemeye) kosun; alım-satımı bırakın. Bu, eger bilirseniz sizin icin cok hayırlıdır

[10] Namaz kılınıp (Cum´a) yerine getirilince, yeryuzune dagılırı da Allah´ın bol nimetinden, genis lutfundan (nasibinizi) arayın. Bir de Allah´ı cok anın, ola ki muradınıza erer, umdugunuza kavusursunuz

[11] Boyle iken onlar(dan bir kısmı) bir ticaret veya eglence gordukleri zaman seni ayakta bırakıp ona dogru dagılırlar. De ki: Allah katında (sevap, fazilet ve mukafat) o eglence ve ticaretten cok daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır

Münâfikûn

Surah 63

[1] Munafıklar sana geldikleri zaman derler ki: «Biz elbette senin Allah´ın Peygamberi olduguna sehadet ediyoruz.» Allah, senin, kendi peygamberi oldugunu elbette bilir ve Allah, munafıkların suphesiz yalancılar olduklarına sehadet eder

[2] Onlar yeminlerini siper edindiler de oylece Allah yolundan alıkoydular. Gercekten onların yaptıkları ne kotu seydir

[3] Bu boyledir. Cunku onlar once inanıp sonra inkar ettiler. Bu yuzden kalbleri muhurlendi, o sebeple onlar (hakkı) anlamazlar

[4] Onları gordugun zaman bedeni yapıları hosuna gider; konusmaya baslarlarsa, sozlerine kulak verirsin. Onlar, bir yere dayatılmıs keresteler gibidirler. Her haykırısı aleyhlerine sanırlar. Asıl dusman kendileridir. Onlardan sakınıp tetik uzere olun. Allah, onları gebertip kahretsin; nereden nasıl cevriliyorlar

[5] Onlara, gelin de Allah´ın Peygamberi sizin icin bagıslanma dilesin, denilince, baslarını cevirirler, buyukluk taslayarak yuzlerini dondurduklerini gorursun

[6] Onlar icin bagıslanma dilesen de, bagıslanma dilemesen de kendilerine gore birdir, farketmez. Allah elbette onları bagıslamıyacaktır. Suphesiz ki Allah, ilahi sınırı asan sapıkları dogru yola eristirmez

[7] Bunlar o kimselerdir ki, «Allah´ın Peygamberi´nin yanında bulunanlara (yardım olarak) harcama yapmayın ki dagılıp gitsinler» derler. Goklerin ve yerin hazineleri Allah´ındır. Fakat ikiyuzlu donekler (bu gercegi) anlamazlar

[8] Derler ki: «Eger Medine´ye donersek and olsun ki, ustun ve serefli olanlar, asagılık alcakları oradan cıkaracaktır.» (Oysa) ustunluk ve seref Allah´a, Peygamberine ve mu´minlere aittir. Ne var ki munafıklar (bunu) bilmezler

[9] Ey iman edenler! Mallarınız ve cocuklarınız sizi Allah´ı anmaktan mesgul edip alıkoymasın. Kim boyle yaparsa, iste onlar zarara ugrayanlardır

[10] Henuz sizden birinize olum gelmeden ve o da: «Rabbim ! Beni yakın bir ecele geciktirseydin de sadaka versem ve iyi-yararlı kisilerden olsam,» demeden once size rızık olarak verdigimizden (Allah Icin, O´nun yolunda) harcayın

[11] And olsun ki, Allah, hicbir canlıyı eceli geldiginde elbette geciktirmez. Allah isleyegeldiginiz seylerden haberlidir

Teğâbün

Surah 64

[1] Goklerdekiler ve yerdekiler Allah´ı tesbih ederler. Mulk u saltanat O´nundur. Hamd (en guzel ovgu) O´na mahsustur. O´nun her seye kudreti yeter

[2] Sizi O yarattı. Icinizden kiminiz kafir, kiminiz mu´mindir. Allah, yaptıklarınızı gorup bilendir

[3] O, gokleri ve yeri hakk ile yarattı ; sizi bicimlendirdi, biciminizi guzellestirdi. Donus ancak O´nadır

[4] Goklerde ve yerde olanı bilir. Gizlediklerinizi ve acıga vurduklarınızı da bilir. Allah, goguslerde donup dolasan (duyguların ve dusuncelerin) aslını, mayasını bilendir

[5] Size, daha once sapıtanların haberi gelmedi mi ? Yaptıklarının vebalini tattılar ve onlar icin elem verici bir azab vardır

[6] Bu boyledir. Cunku onlara, peygamberleri acık belgelerle geldiler, onlar ise, «bir insan mı bize dogru yolu gosterip bizi ona ulastıracak ?!» dediler de kafir oldular ve yuz cevirdiler. Allah da mustagni oldugunu acıkladı. Allah ganiydir ve en guzel ovguye layıktır

[7] Inkara sapanlar, oldukten sonra bir daha diriltilmiyeceklerini iddia ettiler. .De ki: Hayır, Rabbim hakkı icin elbette diriltilip kaldırılacaksınız ; sonra da neler islediginiz size bir bir haber verilecektir. Bu, Allah´a gore cok kolaydır

[8] Artık Allah´a, Peygamberine ve indirdigimiz nura (Kur´an´a) inanın. Allah sizin yaptıklarınızdan haberlidir

[9] O toplanma gunu icin sizi toplayıp biraraya getirecegi gun, iste o gun aldanma gunudur (kimin aldandıgı, kimin aldattıgı ve aldatıldıgının ortaya cıkacagı gundur). O halde kim Allah´a iman eder de iyi-yararlı amelde bulunursa, Allah onun kotuluklerini ortup temizler ve altlarından ırmaklar akan icinde devamlı kalacakları Cennetlere yerlestirir. Bu da buyuk bir kurtulustur

[10] Kufre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlar (var ya), iste onlar icinde devamlı kalacakları atesin arkadaslarıdır. Varıs yeri olarak ne kotu

[11] Hicbir musibet, Allah´ın izni olmadan .basa gelip catmaz. Kim, Allah´a iman ederse, Allah, onun kalbini dogruya cevirir. Allah herseyi bilendir

[12] Allah´a itaat edin, Peygambere itaat edin. Eger yuzcevirirlerse. bizim Peygamberimize gereken sadece acık tebligdir

[13] Allah (vardır ve birdir). Hicbir tanrı yok ancak O var. Mu´minler ancak Allah´a guvenip dayansınlar

[14] Ey iman edenler! Suphesiz ki, eslerinizden ve cocuklarınızdan size dusman olanlar vardır. Onlardan sakının ve eger affeder, kusurlarını gormezlikten gelir ve bagıslarsanız, suphesiz ki Allah, cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[15] Mallarınız ve cocuklarınız ancak bir fitne (imtihan, ugrası ve uzuntu)dir. Buyuk mukafat Allah kalındadır

[16] Gucunuzun yettigi kadar Allah´tan korkun, (hakkı) dinleyip, itaat edin. Kendi lehinize (mallarınızdan) hayırlı yollara harcayın. Kim nefsinin asırı cimrilik, kıskanclık ve ihtirasından korunursa, iste onlar muradlarına eren, umduklarına kavusanlardır

[17] Eger Allah´a (faizsiz) guzel bir odunc verirseniz, O, onu sizin lehinize kat kat artırır ve sizi bagıslar. Allah, sukredenlere artırandır ve azab etmekte acele etmiyen, kullarına karsı sabır ve sefkatle muamele edendir

[18] Goruleni de, gorulmeyeni de bilendir. Cok ustundur, cok gucludur, hikmet sahibidir

Talâk

Surah 65

[1] Ey Peygamber! Kadınları bosayacagınız vakit, iddetlerini (ay hallerini ve bekleme surelerini) dikkate alarak bosayın ve iddeti sayın. Rabbına Allah´tan korkun ; kadınları evlerinden cıkarmayın; kendileri de cıkmasınlar. Ancak acık bir hayasızlıkta bulunanları mustesna. Bunlar Allah´ın belirledigi sınırlardır. Kim Allah´ın sınırlarını asarsa, gercekten o kendine haksızlık etmis olur. Bilmezsin bunun ardından Allah´ın, (barısıp anlasma gibi) bir durum meydana getirmesi umulur

[2] Bekleme surelerinin sonuna yaklastıkları zaman onları ya iyilikle* guzellikle tutun, ya da guzellikle ayırın. Icinizden iki adil kimseyi sahit tutun; sahitligi Allah icin yerine getirin. Bununla Allah´a ve Ahiret gunune iman edenlere ogut verilir. Kim Allah´tan korkar (da karsı gelmekten) sakınırsa, Allah ona bir cıkıs imkanı saglar

[3] Ve ummadıgı, hesaplıyamadıgı bir cihetten onu rızıklandırır. Kim Allah´a guvenip dayanırsa, Allah ona yeter. Suphesiz ki Allah, emrini yerine getirendir. Gercekten Allah, her sey icin bir olcu belirleyip ortaya koymustur

[4] Kadınlarınızdan ay halinden umitleri kesilmis olanların iddetlerl hakkında suphelenirseniz, onların iddeti uc aydır. Henuz ay hali gormeyen kadın da boyle... Gebe kadınların ise bekleme suresi, dogum yapmasıyla son bulur. Kim Allah´tan korkup sakınırsa, Allah, onun isinde bir kolaylık saglar

[5] Bu Allah´ın buyrugudur ki, size indirmistir. Kim Allah´tan korkar (buyruguna karsı gelmekten) sakınırsa, Allah, onun kotuluklerini ortup temizler; mukafatını buyultur

[6] (Bosayıp da henuz iddeti sona ermemis) kadınları, gucunuz ve imkanınız elverdigi nisbette oturdugunuz yerde oturtun. Sıkıntıya ugratmak icin kendilerine sakın zarar vermeyin. Eger o (bosadıgınız) kadınlar gebe iseler, dogumlarını yapıncaya kadar nafakalarını verin. Size ait cocugu emzirirse ucretlerini verin. (Bu hususları) aranızda guzellikle orfe uygun sekilde gorusun. Eger aranızda sıkıntıya sebep bir anlasmazlık cıkarsa, cocugu baska bir kadın emzirecek (sekilde karar alabilirsiniz)

[7] Genis imkanı olan, genis imkanına gore nafaka versin. Rızkı dar ve sınırlı olan ise, Allah´ın kendisine verdiginden nafaka versin. Allah, hic kimseye verdiginden fazlasını teklif etmez. Allah, bir sıkıntı ve zorlugun ardından bir kolaylık meydana getirir

[8] Nice kasaba (halkı) Rabbının ve Peygamberlerinin buyrugu dısına cıkıp azgınlık gosterdi de biz onları cetin bir hesaba tabi tuttuk ve bilinmedik bir azaba ugrattık

[9] Boylece onlar, yaptıklarının vebalini tattılar da islerinin sonu husran oldu

[10] Allah, onlara cetin bir azab hazırladı. Artık siz ey iman eden akıl sahipleri ! Allah´tan korkun (O´nun buyruklarına karsı gelmekten) sakının. Gercekten Allah size bir zikir (Kur´an) indirmistir

[11] Ayrıca, iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanları karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin size Allah´ın acık-secik ve acıklayıcı ayetlerini okuyan bir peygamber gondermistir. Kim Allah´a inanır da iyi-yararlı amelde bulunursa, Allah onu, altlarından ırmaklar akan icinde devamlı kalacakları Cennetlere yerlestirir. Allah, ona cidden guzel bir rızıkla ihsanda bulunmustur

[12] O Allah ki, yedi gogu ve yerden de onların bir benzerini yarattı. O´nun emri bunlar arasına iner de iner. Bu da, Allah´ın kudretinin herseye yettigini ve Allah´ın gercekten herseyi ilmiyle kapsayıp kusattıgını bilmeniz icindir

Tahrîm

Surah 66

[1] Ey Peygamber! Eslerinin rızasını arzulayarak Allah´ın sana helal kıldıgını neden kendine haram ediyorsun ? Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[2] Suphesiz ki Allah, yeminlerinizin cozumunu (keffaret vermeniz suretiyle) helal kılmıstır. Allah sizin dostunuzdur, sahibinizdir. O, bilendir, hikmet sahibidir

[3] Hani bir ara Peygamber, eslerinden bir kısmına gizli bir soz soylemisti ; o da bu sozu (Peygamber´in diger bir esine) haber verince, Allah, bu durumu Peygamberine actı. O da kendisine acılan bilginin bir kısmını acıklamıs, bir kısmını acıklamaktan vazgecmisti. Peygamber, olup biteni o esine haber verince, o, «bunu kim size haber verdi ?» dedi. Peygamber de: «Bana (her seyi) bilen, (her seyden) haberli olan (Allah) bildirdi» dedi

[4] (Ey Peygamberin iki esi!) Eger ikiniz de Allah´a tevbe ederseniz (Allah bagıslayandır). Cunku gercekten kalbleriniz (vacib olandan) meyletmistir. Yok eger Peygambere karsı birbirinize arka olursanız; suphesiz ki Allah, O´nun dostu ve sahibidir ; sonra da Cibril, salih mu´minler ve melekler O´nun yardımcısıdır

[5] Eger O sizi bosayacak olursa, umulur ki, Rabbi O´na sizin yerinize sizden daha hayırlı hakka teslimiyet gosteren, inanan, Allah´a itaat edip umit baglayan, tevbe eden, ibadete devam gosteren, oruc tutan dul ve bakire kadınları verir

[6] Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi Cehennem atesinden koruyun ki onun yakıtı insan ve tastır; uzerinde kaba yapılı sert tabiatlı gorevli melekler bulunuyordur; Allah´ın kendilerine emrettigi hususlarda O´na karsı gelmezler; emrolundukları seyleri (kusursuz) yerine getirirler

[7] Ey kufre sapanlar! Bugun ozur dilemeye heveslenmeyin. Cunku ancak yapageldiginize karsılık cezalandırılacaksınız

[8] Ey iman edenler! Tam bir pismanlık, gonul huzuru icinde gosteristen uzak olcude Allah´a tevbe ediniz. Umulur ki Rabbınız, kotuluklerinizi ortup temizler ve sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerlestirir. O gunde ki, Allah, Peygamberi ve O´nunla beraber bulunup iman edenleri rusvay etmez. Nurları onlerinde ve saglarında yurur. «Ey Rabbimiz I» derler, «bize nurumuzu tamamla, bizi bagısla. Suphesiz ki senin kudretin herseye yeter.»

[9] Ey Peygamber! Kafirler ve munafıklarla cihada devam et; onlara karsı katı ve sert davran. Onların eylesecegi yer Cehennemdir. Ne kotu gidis yeridir

[10] Allah, o inkar edenlere Nuh´ un esiyle Lut´un esini misal verir. Ikisi de salih kullarımızdan iki kulun nikahı altında idi. Oyle iken onlara hıyanet ettiler; o sebeple o iki salih kul, Allah´tan inen azabdan hicbir seyi onlardan geri ceviremediler. Onlara : «Haydi ikiniz de, girenlerle beraber atese girin !» denildi

[11] Allah, iman edenlere de Fir´avn´ın karısını misal verir. Hani o soyle demisti: «Rabbim ! Benim icin kendi katında Cennet´te bir ev yap ve beni hem Fir´avn´dan, hem onun amelinden kurtar; beni bu zalim milletten de kurtar.»

[12] (Allah), imran kızı Meryem´i de misal verir; o ki, iffet ve namusunu korumustu. Biz de ona kendi ruhumuzdan uflemistik. O Rabbının sozlerinin ve kitaplarının dogrulugunu bilip kabul etmis ve umut baglayıp itaat edenlerden olmustu

Mülk

Surah 67

[1] Mulk u saltanatın tasarrufunu elinde tutan (Allah) cok yuce, cok mubarektir. O´nun kudreti her seye yeter

[2] Hanginizin daha guzel amelde bulunacagını deneyip ortaya cıkarmak icin olumu ve dirimi yaratan O´dur. O, cok ustundur, cok gucludur ve cok bagıslayandır

[3] O ki, yedi gogu tıpatıp uyum halinde yaratmıstır. Sen, Rahman´ın yarattıgında hicbir duzensizlik, uygunsuzluk goremezsin ; gozunu bir cevir de bak, acaba bir catlak, bir bozukluk gorebilir misin

[4] Sonra gozunu tekrar tekrar cevir de bak, gozun yorgun-bitkin halde alcalmıs olarak sana doner

[5] And olsun ki biz, Dunya semasını (veya en yakın semayı) kandillerle susedik; onları seytanlara atılacak seyler yaptık ve onlara alev alev kopuren Cehennem azabını hazırladık

[6] Rabblarını inkar edenler icin de Cehennem azabı vardır. Orası ne kotu gidis yeridir

[7] Oraya itilip atılacakları zaman kaynayıp uguldamanın kotu sesini isitirler

[8] Neredeyse ofkeli kopurmesinden patlayıp paralanacak. Oraya ne kadar bir boluk insan itilip atılırsa, bekcileri onlara : «Size bir uyarıcı peygamber gelmedi mi ?» derler

[9] Onlar da: «Evet bize gercekten uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve Allah birsey indirmemistir, siz ancak buyuk bir sapıklık icindesiniz, dedik» diye cevap verirler

[10] Hem derler ki: «Eger biz isitseydik ve aklımızı kullansaydık, alevi kopuren Cehennem´in yaranları arasında olmazdık.»

[11] Boylece gunahlarını gizlemeyip soylerler. Alev alev kopuren Cehennem dostlarına uzaklık ve helak olsun

[12] Suphesiz ki, «Rabbından gıyabında saygı ile korkup egilenler icin bagıslanma ve buyuk mukafat vardır

[13] Sozunuzu ister gizleyin, ister acıklayın, birdir. Suphesiz ki O, gonullerde donup dolasan duygu ve dusuncelerin aslını ve mahiyetini bilendir

[14] O Yaratan hic bilmez mi? O, Latif´dir (cok lutuf sahibidir; her seyin butun inceliklerini, ozelliklerini en iyi bilendir). (Her seyden) haberlidir

[15] O yeryuzunu sizin yararınıza basegdirdi (uzerini yasanacak duruma getirdi). Bunun icin yerin engebelerinde gezip dolasın da, Allah´ın rızkından yeyin. (Yeniden dirilip kalkınca) donusunuz ancak O´nadır

[16] Goktekilerin sizi yere gocuruvermesinden emin misiniz ? O takdirde bakarsınız ki, ansızın yer sallanıp calkalanır

[17] Ve goktekilerin uzerinize tas yagdıran siddetli bir ruzgar gondermesinden guvende misiniz? O takdirde tehdid eden uyarıcının nasıl oldugunu bileceksiniz

[18] And olsun ki, onlardan oncekiler de (hakkı) yalanlamıslardı. Beni tanımamak nasılmıs (bir gorun)

[19] Onlar, uzerlerinde diziler halinde kanatlarını acıp kapayarak ucan kusları gormediler mi ? Onları ancak Rahman (olan Allah) tutar. Suphesiz ki O, her seyi gorup bilendir

[20] Yoksa Rahman´dan baska O´na karsı size yardım eder ordunuz mu var? Kafirler ancak aldanma ve gaflet icindeler

[21] Yoksa (Allah) rızkını tutup kesecek olursa, kim sizi rızıklandırır? Hayır, onlar bir azgınlık ve nefret icinde inadla ısrar etmekteler

[22] Yuzukoyun yuruyen mi daha dogru yoldadır, yoksa dumduz yolda dimdik yuruyen mi

[23] De ki: Sizi yaratıp varlık alanına getiren, size isiten kulaklar, goren gozler, anlayan gonuller veren O´dur. Ne de az sukredersiniz

[24] De ki: Sizi uretip yeryuzune yayan O´dur. Ve siz ancak diriltilip hepiniz 0*nun huzurunda toplanacaksınız

[25] (Inkarcı maddeciler) derler ki: Eger dogru kimseler iseniz bu vaad (azab tehdidi) ne zaman

[26] De ki: Bunun bilgisi ancak Allah katındadır. Ben sadece acık bir uyarıcıyım

[27] Va´dolunan azabın yaklastıgını gorunce, o kufre sapanların yuzleri bir tuhaf olup cirkinlesin Onlara : «Sizin istediginiz, davet edip durdugunuz bu idi!.» denilir

[28] De ki: Soyler misiniz, eger Allah beni ve benimle beraber olanları yok edecek veya bize merhamet edecek olsa, ya kafirleri elem verici azabdan kim kurtarabilir

[29] De ki: (Kurtaracak olan yalnız) O Rahman (olan Allahjdır. Biz O´na iman ettik ve sadece O´na guvenip dayandık. Ileride kimin acık bir sapıklık icinde oldugunu bileceksiniz)

[30] De ki: Suyunuz iyice cekilip kaynagı kuruyacak olursa, soyler misiniz kim size akan bir su kaynagı getirebilir

Kalem

Surah 68

[1] Nun´a, Kalem´e ve (kalemle) satır satır yazdıklarına and olsun ki

[2] Sen, Rabbin nimetiyle (sımarıp dengeni kaybeden) bir cılgın degilsin

[3] Suphesiz ki senin icin ardı arkası kesilmez bir ecir vardır

[4] Ve sen, elbette buyuk yuksek bir ahlak uzeresin

[5] Yakında kimlerin fitneye ugramıs cılgın oldugunu sen de goreceksin, onlar da gorecekler

[6] Yakında kimlerin fitneye ugramıs cılgın oldugunu sen de goreceksin, onlar da gorecekler

[7] Suphesiz ki Rabbin, yolundan sapan kimseyi daha iyi bilir ve O, dogru yol uzere bulunanları da daha iyi bilir

[8] (Hakk´ı) yalan sayanlara boyun egme

[9] Onlar senin yapmacık da olsa (kendilerine) yumusak ve musamahalı davranmanı, kendilerinin de sana yapmacık yumusaklık gostereceklerini isterler

[10] Cok yemin eden, degersiz alcak, kusur arastırıp leke suren, ikiyuzluluk edip soz goturup getiren, hayra hep engel olan, saldırgan olup hakları cigneyen, gunah isleyen, kaba ve serefsiz ve sonra da soysuz olan hicbir kimseye —mal ve ogullar sahibi de olsa— boyun egme

[11] Cok yemin eden, degersiz alcak, kusur arastırıp leke suren, ikiyuzluluk edip soz goturup getiren, hayra hep engel olan, saldırgan olup hakları cigneyen, gunah isleyen, kaba ve serefsiz ve sonra da soysuz olan hicbir kimseye —mal ve ogullar sahibi de olsa— boyun egme

[12] Cok yemin eden, degersiz alcak, kusur arastırıp leke suren, ikiyuzluluk edip soz goturup getiren, hayra hep engel olan, saldırgan olup hakları cigneyen, gunah isleyen, kaba ve serefsiz ve sonra da soysuz olan hicbir kimseye —mal ve ogullar sahibi de olsa— boyun egme

[13] Cok yemin eden, degersiz alcak, kusur arastırıp leke suren, ikiyuzluluk edip soz goturup getiren, hayra hep engel olan, saldırgan olup hakları cigneyen, gunah isleyen, kaba ve serefsiz ve sonra da soysuz olan hicbir kimseye —mal ve ogullar sahibi de olsa— boyun egme

[14] Cok yemin eden, degersiz alcak, kusur arastırıp leke suren, ikiyuzluluk edip soz goturup getiren, hayra hep engel olan, saldırgan olup hakları cigneyen, gunah isleyen, kaba ve serefsiz ve sonra da soysuz olan hicbir kimseye —mal ve ogullar sahibi de olsa— boyun egme

[15] Onun karsısında ayetlerimiz okunurken: «Oncekilerin masallarıdır» der

[16] Yakında onun burnunu damgalıyacagız

[17] Suphesiz ki biz, onları urunlerini sabahladıklarında devsireceklerine yemin eden ve hicbir istisna yapmayan bahce sahiplerini belaya ugratıp denedigimiz gibi belaya ugratıp denedik

[18] Suphesiz ki biz, onları urunlerini sabahladıklarında devsireceklerine yemin eden ve hicbir istisna yapmayan bahce sahiplerini belaya ugratıp denedigimiz gibi belaya ugratıp denedik

[19] Kendileri henuz uykuda iken Rabbin tarafından dolasan bir bela, bahceyi sarıverdi

[20] Sabaha dogru bahce (yok olup) siyah bir kul (yıgını halin)e dondu

[21] Sabahleyin birbirlerine seslendiler

[22] Devsirecekseniz, haydi durmayın erkenden urunlerinizin basına gidiniz

[23] Derken hemen yola koyuldular ve soyle fısıldastılar: «Sakın bugun urunlerimizin orada aramıza bir yoksul sokulmasın.»

[24] Derken hemen yola koyuldular ve soyle fısıldastılar: «Sakın bugun urunlerimizin orada aramıza bir yoksul sokulmasın.»

[25] (Yoksulu) engellemeye gucleri yeter halde sabah erkenden gittiler

[26] Bahceyi gorunce : «Biz suphesiz sasırıp (baska yere) sapmısız, hayır biz mahrum kalmısız» dediler

[27] Bahceyi gorunce : «Biz suphesiz sasırıp (baska yere) sapmısız, hayır biz mahrum kalmısız» dediler

[28] clerinden en uygun dusuneni : «Ben size demedim mi, tesbih etseydiniz ya !?» dedi

[29] Onlar da: «Rabbimiz! Seni tesbih ve tenzih ederiz. Suphesiz ki, biz zalimlermisiz» dediler

[30] Sonra birbirlerine donup kendilerini kınamaya basladılar

[31] Yazıklar olsun bize! Dogrusu biz azgınlarmısız

[32] Umulur ki Rabbimiz, o bahcenin yerine bize daha iyisini verir. Biz artık Rabbımızı (O´nun lutf-u keremini) gonulden istemekteyiz, dediler

[33] Iste azab boyledir ve and olsun ki Ahiret azabı daha buyuktur. Bunu bir bilseler

[34] Suphesiz ki, muttakilere (Allah´tan korkup haksızlıktan, azgınlıktan, cimrilikten sakınanlara) Rabblarının yanında Nimet Cennetleri (veya Naim Cennetleri) vardır

[35] Artık biz, (hakka) teslimiyet gosterenleri, gunahkar suclular gibi mi tutarız

[36] Ne oluyor size ? Nasıl hukmediyorsunuz

[37] Yoksa size ait ders yapıp okudugunuz bir kitap mı var

[38] Icinde neleri secip begenirseniz onlar sizin olacak (diye) bir bilgi mi var

[39] Yoksa uzerimizde Kıyamet´e kadar surup gidecek sizden yana yeminler mi var ki, siz neleri hukmederseniz o sizin olacak diye

[40] Sor onlara: Iclerinden hangisi buna kefil

[41] Yoksa onlara ait ortaklar mı var? O halde eger dogru kisiler iseler, ortaklarını getirsinler

[42] O gun, baldır-bacak acılacak ; secdeye cagrılacaklar ama (buna) gucleri yetmiyecek

[43] Gozleri korkudan kararmıs halde kendilerini zillet sarıvermistir. Oysa (daha once Dunya´da) kendileri saglam ve sıhhatli iken secdeye cagrılırlardı

[44] Artık bu sozu yalanlayanı bana bırak; biz, onları bilmedikleri cihetten kademe kademe surukleyip (azaba) yaklastırırız

[45] Onlara biraz zaman verip erteliyoruz; suphesiz ki, benim ceza duzenim oldukca saglamdır

[46] Yoksa sen, onlardan bir ucret istiyorsun da bu yuzden kendileri agır bir borc altına mı girmis bulunuyorlar

[47] Yoksa gayb ile ilgili bilgiler yanlarında bulunuyor da onu mu yazıyorlar

[48] Sen, Rabbının hukmunu sabırla bekle de, o balıgın arkadası (Yunus) gibi olma. Hani o ofkeye kapılıp uzuntu icinde (Rabbına) seslenip dua etmisti

[49] Eger Rabbından ona bir lutuf nimeti erismeseydi, yerilecek bir halde cırılcıplak (sahile) atılacaktı

[50] Ama Rabbi, onu secti de iyi-yararlı kisilerden eyledi

[51] Kafirler, Kur´an´ı isittikleri zaman neredeyse seni gozleriyle ye rinden devirecekler ve: «Bu elbette delinin biridir» diyorlardı

[52] Halbuki Kur´an, ancak milletler icin bir oguttur

Hâkka

Surah 69

[1] Sabit olan hakk; nedir sabit olan hakk ? Sabit olan hakkın ne oldugunu bilir misin

[2] Sabit olan hakk; nedir sabit olan hakk ? Sabit olan hakkın ne oldugunu bilir misin

[3] Sabit olan hakk; nedir sabit olan hakk ? Sabit olan hakkın ne oldugunu bilir misin

[4] Semud ve Ad (kavimleri), inecek o muthis felaketi yalan saydılar

[5] Semud´a gelince: Sınırları asan bir haykırısla yok edildiler

[6] Ad ise, yıkıcı bir kasırgayla yok edildiler

[7] O kasırgayı onların uzerine aralıksız olarak yedi gece, sekiz gunduz musallat edip estirdi; o kavmi, icleri kof hurma kutukleri gibi yere serilmis gorursun. Onlardan geriye kalan bir sey gorebilir misin

[8] O kasırgayı onların uzerine aralıksız olarak yedi gece, sekiz gunduz musallat edip estirdi; o kavmi, icleri kof hurma kutukleri gibi yere serilmis gorursun. Onlardan geriye kalan bir sey gorebilir misin

[9] Fir´avn da, ondan onceki altı ustune getirilip yok edilen kasabalar da hep o suc ve azgınlıkla geldiler

[10] Rabblarının peygamberlerine karsı geldiler. O sebeple Rabbları, onları fazla siddetli bir tutusla yakalayıverdi

[11] Dogrusu biz, su iyice kabarıp tastıgında size ibret ve ogut kılmamız icin ve anlayabilen kulaklar anlasın diye sizi yuzup giden gemide tasıdık

[12] Dogrusu biz, su iyice kabarıp tastıgında size ibret ve ogut kılmamız icin ve anlayabilen kulaklar anlasın diye sizi yuzup giden gemide tasıdık

[13] Sur´a bir tek defa ufuruldugunde

[14] Yerkure ve daglar yerlerinden kaldırılıp bir tek carpılısla paramparca edildiginde

[15] Iste o gun olan olur, muthis olay meydana gelir

[16] Gok yarılır; o gun artık o butun guc ve olcusunu kaybetmistir

[17] Melekler de onun kenarlarındadır. O gun Rabbının Ars´ını, bunların ustunde sekiz tanesi tasır

[18] O gun (hesaba) cıkarılacaksınız, sizden hicbir sey gizli kalmaz

[19] Artık kimin kitabı (amel defteri) sagından verilirse, «gelin de kitabımı okuyun

[20] Cunku gercekten ben, hesabımla karsılasacagımı kesinlikle biliyordum» der

[21] Bu kimse hosnut olacagı bir hayat icindedir

[22] Yuksekce bir Cennet´tedir

[23] Meyveleri yakıncacık kulfetsiz koparılmaya elverislidir

[24] Gecirdiginiz gunlerde (islediginiz guzel amellerinize) karsılık afiyetle, gonul rahatlıgıyla yeyiniz, iciniz !. (denilir)

[25] Kitabı sol tarafından verilene gelince: Ah keske kitabım solumdan verilmeseydi

[26] Ve keske hesabımın da ne olcude olacagını bilmeseydim

[27] Keske bu is olup bitseydi (olumle son bulsaydı)

[28] Malım bana bir yarar saglamadı

[29] Guc ve kudretim benden (ayrılıp) yok oldu, der

[30] (Sonra su emir verilir:) Onu yakalayın ,da zincire vurun

[31] Sonra da Cehennem´e itip atın

[32] Sonra boyu yetmis arsın bir zincire vurup yollayın

[33] Cunku gercekten o, o buyuk kadri yuce Allah´a inanmazdı

[34] Yoksulu yedirmek uzere kimseyi tahrik-tesvik etmezdi

[35] O sebeple bugun onun, burada candan sıcak bir dostu ve yakını yoktur

[36] Yiyecek olarak da ancak Gıslin (=Zakkum´a benzer bir agac veya kan irin karısımını andıran fena bir sıvı) vardır

[37] Onu da ancak gunahkarlar yerler

[38] Hayır, gorduklerinize ve gormediklerinize and icerim ki

[39] Hayır, gorduklerinize ve gormediklerinize and icerim ki

[40] Suphesiz bu (soz) serefli saygıdeger bir elcinin sozudur

[41] O, bir sairin sozu degildir. Ne de az inanıyorsunuz

[42] O bir kahinin sozu de degildir. Ne de az dusunuyorsunuz

[43] Alemlerin Rabbından indirilmedir

[44] Eger (o elci) bize karsı kendi kafasından birtakım sozler uydursaydı

[45] Elbette biz, onu sag elimiz (kudret ve kahrımız)le yakalar

[46] Sonra da elbette onun kalb damarını koparırdık

[47] Sizden hic biriniz de O´ndan (gelecek olan azabı), arayerde engeller olup savamazdı

[48] Ve suphesiz ki bu soz (Kur´an), muttakiler (Allah´tan saygı ile korkup yalandan ve kotu dusunce ve davranıslardan sakınanlar) icin bir oguttur

[49] Biz, elbette sizden (Kur´an´ı) yalan sayanları biliriz

[50] Suphesiz ki O, (Kur´an), kafirler uzerinde bir hasret, uzuntu ve ic sıkıntısıdır

[51] Gercekten o, kesinlik ifade eden bir hakikattir

[52] Cok yuce ulu Rabbin ismini tesbih et

Me'âric

Surah 70

[1] Bir soran, yukselme yollarının ve basamaklarının sahibi Allah´tan kafirlerin basına gelecek ve hicbir kimsenin savamayacagı azabı soruyor

[2] Bir soran, yukselme yollarının ve basamaklarının sahibi Allah´tan kafirlerin basına gelecek ve hicbir kimsenin savamayacagı azabı soruyor

[3] Bir soran, yukselme yollarının ve basamaklarının sahibi Allah´tan kafirlerin basına gelecek ve hicbir kimsenin savamayacagı azabı soruyor

[4] Melekler ve Ruh (Melek Cebrail veya cok buyuk bir melek olan Ruh), miktarı elli bin yıl olan bir gunde ona (o derecelere) yukselirler

[5] Artık sen, guzelce sabret (de neticeyi bekle)

[6] Suphesiz o kafirler azabı uzak gorurler

[7] Biz ise, onu yakın gormekteyiz

[8] O gun ki gok erimis maden gibi olur

[9] Daglar, atılmıs renk renk yune benzer

[10] Candan hicbir dost, candan bir dostunu sormaz

[11] Birbirlerine gosterilirler (ama) suclu gunahkarlar o gunun azabına karsılık ogullarını, esini, kardesini, kendisini barındıran kabile ve obasını ve yeryuzundeki her seyi fidye verip kendini kurtarmak ister

[12] Birbirlerine gosterilirler (ama) suclu gunahkarlar o gunun azabına karsılık ogullarını, esini, kardesini, kendisini barındıran kabile ve obasını ve yeryuzundeki her seyi fidye verip kendini kurtarmak ister

[13] Birbirlerine gosterilirler (ama) suclu gunahkarlar o gunun azabına karsılık ogullarını, esini, kardesini, kendisini barındıran kabile ve obasını ve yeryuzundeki her seyi fidye verip kendini kurtarmak ister

[14] Birbirlerine gosterilirler (ama) suclu gunahkarlar o gunun azabına karsılık ogullarını, esini, kardesini, kendisini barındıran kabile ve obasını ve yeryuzundeki her seyi fidye verip kendini kurtarmak ister

[15] Hayır (bu mumkun degil), dogrusu Cehennem alev alev kopurup duran yerdir

[16] Bedenin etrafını ve organlarını koparırcasına kavurur

[17] Arkasını doneni, yuzcevirip gideni, mal toplayıp yıganı davet eder

[18] Arkasını doneni, yuzcevirip gideni, mal toplayıp yıganı davet eder

[19] Suphesiz ki insan, hırslı acgozlu yaratılmıstır

[20] Kendisine bir kotuluk dokununca basar feryadı

[21] Bir iyilik erisince de (kıskanır da onu baskasından) men´eder

[22] Ancak sunlar mustesna : Namaz kılanlar ve namazlarına devam edenler

[23] Ancak sunlar mustesna : Namaz kılanlar ve namazlarına devam edenler

[24] Mallarında, muhtac durumda olana, maldan yoksun bulunana belirli bir hak ayıranlar

[25] Mallarında, muhtac durumda olana, maldan yoksun bulunana belirli bir hak ayıranlar

[26] Hesap ve ceza gununu dogrulayıp inananlar

[27] Rablarının azabından korkup ici titreyenler, —ki Rablarının azabından elbette guven icinde kalınmaz—

[28] Rablarının azabından korkup ici titreyenler, —ki Rablarının azabından elbette guven icinde kalınmaz—

[29] Eslerine ve ellerinin sahip bulundugu cariyelere karsı mustesna —ki bunlara karsı kınanmazlar—, iffetlerini koruyanlar

[30] Eslerine ve ellerinin sahip bulundugu cariyelere karsı mustesna —ki bunlara karsı kınanmazlar—, iffetlerini koruyanlar

[31] Bunun otesini arayıp arzu edenler (olursa), iste onlar (mesru´ sınırı) asanlardır

[32] Emanetlerini ve verdikleri sozu yerine getirirler

[33] Sahitliklerini dosdogru yerine getirirler

[34] Namazlarını (vakitlerinde) kılarak korurlar

[35] Iste bunlar Cennetlerde agırlananlardır

[36] O inkar edenlere ne oluyor ki, sagdan soldan boluk boluk boyunlarını uzatarak sana dogru kosuyorlar

[37] O inkar edenlere ne oluyor ki, sagdan soldan boluk boluk boyunlarını uzatarak sana dogru kosuyorlar

[38] Onlardan her kisi Nimet Cenneti (veya Naim Cennetijne yerlestirilmeyi mi umuyorlar)

[39] Hayır, elbette biz, onları bildikleri seyden yarattık

[40] Hayır, (Ilahi sunnet onların sandıgı gibi degildir). Doguların ve batıların Rabbına and icerim ki, elbette bizim onların yerine kendilerinden hayırlısını getirmege kudretimiz yeter ve bizim onumuze de gecilmez

[41] Hayır, (Ilahi sunnet onların sandıgı gibi degildir). Doguların ve batıların Rabbına and icerim ki, elbette bizim onların yerine kendilerinden hayırlısını getirmege kudretimiz yeter ve bizim onumuze de gecilmez

[42] Artık sen, onları bırak da, kendileri icin va´dolunan gune kavusuncaya kadar (inkar ve azgınlıklarına) dalıp oynasınlar

[43] O gun onlar, sanki dikili hedefe acele akın edip gidiyorlarmıs gibi kabirlerinden sur´atle cıkarlar

[44] Gozleri korkudan alcalıp dusuk bir haldedir, zillet kendilerini saracak ; iste bu, Va´dolundukları gundur

Nûh

Surah 71

[1] Suphesiz ki biz, Nuh´u kendi milletine peygamber olarak gonderdik de, elem verici bir azab gelmeden once onları uyar, (dedik)

[2] O da: «Ey milletim!» dedi. «Hakikaten ben size gonderilen acık bir uyarıcıyım

[3] Allah´a kulluk edin; O´ndan korkup (inkar ve azgınlıktan) sakının ve bana itaat edin ki; Allah sizin gunahlarınızı bagıslasın ve sizi belirlenmis bir vakte kadar da geciktirsin. Suphesiz ki Allah´ın belirledigi vakit gelince artık o geriye bırakılmaz. Bunu keske bir bilseniz!.»

[4] Allah´a kulluk edin; O´ndan korkup (inkar ve azgınlıktan) sakının ve bana itaat edin ki; Allah sizin gunahlarınızı bagıslasın ve sizi belirlenmis bir vakte kadar da geciktirsin. Suphesiz ki Allah´ın belirledigi vakit gelince artık o geriye bırakılmaz. Bunu keske bir bilseniz!.»

[5] Nuh dedi ki: Rabbim! Suphesiz ki ben, milletimi gece gunduz (uyarıp sana, senin dinine) davet ettim, ama benim bu davetim ancak onların (nefretine sebep olup) kacmalarını arttırdı

[6] Nuh dedi ki: Rabbim! Suphesiz ki ben, milletimi gece gunduz (uyarıp sana, senin dinine) davet ettim, ama benim bu davetim ancak onların (nefretine sebep olup) kacmalarını arttırdı

[7] Hakikat ben, onları bagıslaman icin ne kadar ,davet ettimse parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine ortunup duymazlıktan geldiler ; (inkarda) Israr edip buyukluk tasladıkca, tasladılar

[8] Sonra gercekten ben onları acıkca (hakk´a, dogru yola) cagırdım

[9] Sonra yine ben, acıktan duyuruda bulundum ve gizli gizli gorusmeler de yaptım

[10] Rabbınızdan bagıslanma dileyin, cunku mutlaka O, cok bagıslayandır, dedim

[11] Gokten uzerinize faydalı yagmur gonderir

[12] Sizi, mallar ve ogullarla destekleyip guclendirir. Size Cennet misali bahceler verir ve ırmaklar akıtır

[13] Size ne oluyor ki, Allah´a buyukluk ve ululugu, ta´zim ve saygıyı yakıstıramıyorsunuz!?. O´ndan vakar ve seref ummuyorsunuz

[14] Halbuki O, sizi kademeli tavırlardan gecirip yaratmıstır

[15] Allah´ın tıpatıp uyum halinde yedi gogu nasıl yarattıgını gormez misiniz

[16] Orada Ay´ı bir ısık, Gunes´i ise bir kandil yapmıstır

[17] Allah sizi yerden bir bitki (gibi) bitirmistir

[18] Sonra sizi oraya cevirecek ve sizi (tekrar diriltip) bir cıkısla cıkaracaktır

[19] Allah, yeryuzunu size bir yaygı yaptı ki

[20] Orada genis genis yollarda yuruyesiniz

[21] Nuh dedi ki: Rabbim I Dogrusu onlar bana karsı geldiler; malı ve evladı kendisine zarardan baska birsey artırmayan kimseye uydular

[22] Buyuk hileler ve duzenler kurdular

[23] Ve sakın sakın tanrılarınızı terketmeyin ; ozellikle Vedd´i, Suva´ı, Yagus´u, Yauk´u ve Nesr´i bırakmayın, dediler

[24] Bunlar cidden bircoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Bu zalimlerin ancak sapıklık ve saskınlıgını artır

[25] Gunah ve azgınlıkları sebebiyle boguldular da Cehennem´e atıldılar. Kendilerine Allah´tan baska yardımcılar da bulamadılar

[26] Nuh dedi ki: Rabbim! Yeryuzunde kafirlerden dolasıp yurt edinen bir kimse bırakma

[27] Eger onları bırakırsan senin kullarını saptırırlar ve sadece ilahi sınırları cigneyen cok nankor, aynı zamanda ahlaksız evlat dogurup yetistirirler

[28] Rabbim! Beni, ana-babamı, evime mu´min olarak gideni; butun mu´min erkekleri ve mu´min kadınları bagısla. Zalimlerin ise sadece yok olmalarını artır

Cinn

Surah 72

[1] De ki: Cinlerden birkac tanesinin (gelip Kur´an) dinledikleri ve sonra da : «Biz, hayranlık uyandıran bir Kur´an dinledik» dedikleri, bana vahiy yoluyla bildirildi

[2] Oyle bir Kur´an ki, dogruya goturur. Biz ona inandık. Artık hicbir seyi Rabbımıza ortak kosmayız

[3] Ve suphesiz Rabbınızın sanı ve azameti cok yucedir. O, es ve cocuk edinmemistir

[4] Oysa bizim saskın beyinsiz (olanımız), Allah´a karsı sacmalayıp yalan soyluyordu

[5] Ve gercekten biz, insanların ve cinlerin Allah´a karsı yalan soylemiyeceklerini sanıyorduk

[6] Hakikat insanlardan bir kısım adamlar, cinlerden bazı kisilere sıgınırlardı da bu suretle onların azgınlıklarını artırırlardı

[7] Onlar da sizin sandıgınız gibi Allah´ın hicbir kimseyi diriltip kal, dırmıyacagını sanmıslardı

[8] Biz, gercekten gogu yokladık da sert ve guclu bekcilerle ve sihablarla dolu bulduk

[9] Ve biz dogrusu orada dinlemeye uygun oturulacak yerlerde oturduk. Ama simdi kim dinlemek isterse, kendisini gozetleyen bir sihab bulur

[10] Gercekten biz bilmiyorduk, yeryuzundekilere kotuluk mu istenildi, yoksa Rabbları onlar icin bir hayır mı murad etmistir

[11] Ve dogrusu bizden iyi-yararlı kisiler de var ve onların otesinde alcaklar da vardır. Bizler ayrı ayrı yollar tutmusuzdur

[12] Ve biz elbette Allah´ı yeryuzunde de, baska bir yere kacsak da aciz bırakamıyacagımızı kesinlikle anladık

[13] Suphesiz ki, biz dogru yolu gosteren (Kur´an)ı kulak verip dinledigimizde ona iman ettik. Artık kim Rabbına iman ederse, ne (ecrinin) eksileceginden, ne de haksızlıga ugrayacagından korkusu olmaz

[14] Hakikat icimizde (Allah´a) teslimiyet gosterenler de var, kendine yazık eden haksızlar da var. Islam´ı kabul edenler, dogru yolu arayıp secenlerdir

[15] Kendine yazık eden haksızlara gelince: Onlar Cehennem´e odun oldular

[16] Eger onlar o yolda dosdogru gitselerdi, bununla denememiz icin kendilerine bol su icirirdik. Kim Rabbini anmaktan yuzcevirirse, Rabbi onu gittikce yukselen bir azaba sevkeder

[17] Eger onlar o yolda dosdogru gitselerdi, bununla denememiz icin kendilerine bol su icirirdik. Kim Rabbini anmaktan yuzcevirirse, Rabbi onu gittikce yukselen bir azaba sevkeder

[18] Suphesiz ki mescidler Allah´ındır. O halde (oralarda) Allah ile beraber hicbir seye dua, ve ibadet etmeyin

[19] Dogrusu Allah´ın kulu (Muhammed), O´na dua ve ibadet etmek icin kalkınca, onlar (inkarcı musrikler) neredeyse uzerine cullanıyorlardı

[20] De ki: Ben ancak Rabbıma dua ve ibadet ediyorum ve hic birini O´na ortak kosmam

[21] De ki: Ben size ne bir zarara, ne de dogru yolu gosterip yarar saglamaya malik degilim

[22] De ik : Suphesiz hicbir kimse beni Allah´tan (O´nun verecegi cezadan) kurtaramaz ve ben O´ndan baska bir sıgınak da bulamam

[23] (Benim gorevim) ancak Allah´tan geleni, O´nun gonderdiklerini tebligdir. Kim Allah´a ve Peygamberine karsı gelirse suphesiz ki onun icin, icinde devamlı ebediyyen kalacakları Cehennem atesi vardır

[24] Nihayet o va´dolunduklarını gorecekleri vakit, kimin yardımcı bakımından daha gucsuz ve sayı bakımından daha az oldugunu bileceklerdir

[25] De ki: O va´dolundugunuz sey (azab) yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun bir zaman sonraya mı bırakmıstır? Bilemiyorum

[26] O, gaybı bilendir. Gaybına kimseyi muttali´ kılmaz

[27] Ancak secip razı oldugu bir peygambere (bildirmesi) bunun dısındadır. Suphesiz ki, o peygamberin onunde ve ardında dizi halinde gozculer yurutur ki

[28] Peygamberlerin Rablarından gonderilen risaleti teblig ettiklerini (ayan-beyan) bilsin. (Allah) onların yanındaki seyleri kusatmıs ve her seyi bir bir saymıstır

Müzzemmil

Surah 73

[1] Ey elbisesine burunen

[2] Gece kalk da az bir bolumu dısında (ibadet et)

[3] Gecenin yarısı veya ondan biraz eksilt ya da uzerine biraz artır. Kur´an´ı guzel ahenkli tane tane oku

[4] Gecenin yarısı veya ondan biraz eksilt ya da uzerine biraz artır. Kur´an´ı guzel ahenkli tane tane oku

[5] Suphesiz ki biz, sana (kaldırılması) agır bir soz vahyedecegiz

[6] Hakikat (ibadet icin) gece kalkmak hem daha dokunaklı ve te´sirli, hem de okuma cihetiyle daha saglam (bilgi ve huzur verici)dir

[7] Cunku gercekten senin icin gunduz ugrasacagın uzun isler vardır

[8] Rabbının ismini an; her seyden ilgini kesip yalnız O´na yonel

[9] O, dogunun da Rabbıdır, batının da Rabbıdır. Baska tanrı yoktur, ancak O vardır. Artık sen, O´nu hep vekil edin

[10] Onların (inkarcı musriklerin) dediklerine katlan. Onları guzel bir tavırla terkedip ayrıl

[11] Nimet sahipleri olup (Hakk´ı) yalanlayanları bana bırak da kendilerine az bir muhlet ver

[12] Cunku yanımızda bukagılar, Cehennem, bogazdan gecmeyen yiyecek ve elem verici bir azab vardır

[13] Cunku yanımızda bukagılar, Cehennem, bogazdan gecmeyen yiyecek ve elem verici bir azab vardır

[14] Bir gunde ki, yeryuzu ve daglar sarsıldıkca sarsılır; daglar cokmus kum yıgınına donusur

[15] Suphesiz ki, biz, Fir´avn´a bir peygamber gonderdigimiz gibi, size de uzerinize sahit olacak bir peygamber gonderdik

[16] Ne var ki, Fir´avn, o peygambere karsı geldi; bu yuzden onu yakalayıp agır sekilde cezalandırdık

[17] Eger kufre saparsanız, cocukları ak saclı ihtiyarlara cevirecek gunden nasıl korunursunuz

[18] Gok, onunla (o gunun dehsetiyle) catlamıstır (catlayacak). O´nun va´di mutlaka yerine gelir

[19] Gercekten bu bir oguttur. Artık dileyen Rabbına giden bir yol edinir

[20] Suphesiz ki Rabbin, senin ve seninle beraber bir toplulugun gecenin ucte ikisine yakın bir sureyi, yarısını ve bazan da ucte birini kalkıp ibadetle gecirdiginizi bilir. Allah, gece ve gunduzu takdir eder, sizin bunu sayamıyacagınızı bildigi icin size lutuf la yonelir. Bundan boyle Kur´an´dan size kolay geleni okuyun. Allah, sizden hastalar olacagını, diger bir kısmının Allah´ın bol nimet ve genis lutfunu arayıp elde etmek icin yolculuk yapacaklarını, baska bir kısmının ise Allah yolunda vurusacaklarını bilmistir. O halde Kur´an´dan size kolay geleni okuyunuz. Namazı dosdogru kılınız, zekatı veriniz, Allah´a (O´nun rızası ugruna faizsiz) guzel bir odunc veriniz. Kendiniz icin onden ne gibi bir hayır gonderirseniz, onu daha hayırlı ve karsılıgı daha buyuk olarak Allah´ın yanında bulursunuz. Allah´tan bagıslanma dileyiniz. Suphesiz ki, Allah, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

Müddessir

Surah 74

[1] Ey ortuye burunen

[2] Kalk da (yanlıs yolda olanları) uyar

[3] Rabbinin buyuklugunu an

[4] Elbiseni temiz tutmaya devam et

[5] Murdar seyleri de terke devam et

[6] Malını, daha fazlası verilsin diye verme

[7] Rabbin icin sabret

[8] O boruya (Israfil´in Sur´una) ufurulunce

[9] Iste o gun pek zorlu ve sıkıntılı bir gundur

[10] Kafirlere hic de kolay degildir

[11] (Ey Peygamber!) Beni, o tek basına yarattıgım, kendisine genis capta mal ve goz onunde duran cocuklar verdigim; imkanları hazırlayıp dosedigim adamla basbasa bırak

[12] (Ey Peygamber!) Beni, o tek basına yarattıgım, kendisine genis capta mal ve goz onunde duran cocuklar verdigim; imkanları hazırlayıp dosedigim adamla basbasa bırak

[13] (Ey Peygamber!) Beni, o tek basına yarattıgım, kendisine genis capta mal ve goz onunde duran cocuklar verdigim; imkanları hazırlayıp dosedigim adamla basbasa bırak

[14] (Ey Peygamber!) Beni, o tek basına yarattıgım, kendisine genis capta mal ve goz onunde duran cocuklar verdigim; imkanları hazırlayıp dosedigim adamla basbasa bırak

[15] Sonra da (verdigimi) daha da artırmamı ister

[16] Hayır (hic de istemesin). Cunku o, ayetlerimize karsı inadcıdır

[17] Onu elbette sarpa sardıracagım

[18] Cunku gercekten o, iyice dusundu, olcup bicti

[19] Geberesi nasıl olcup bicti I Sonra yine kahrolası nasıl olcup bicti

[20] Geberesi nasıl olcup bicti I Sonra yine kahrolası nasıl olcup bicti

[21] Sonra baktı

[22] Sonra kasını catıp yuzunu eksitti

[23] Sonra da arkasını donup buyukluk taslıyarak gitti

[24] Ve «Bu ancak anlatılagelen bir sihirden baskası degildir

[25] Bu ancak bir insan sozudur» dedi

[26] Onu Sakar´a (Cehennem´in alt tabakasına) itip atacagım

[27] Sakar nedir bilir misin

[28] Ne geriye kor, ne de bırakır

[29] Deriyi iyice degistirir

[30] Uzerinde 19 (bekci) vardır

[31] Cehennem´de gorev yapanları ancak meleklerden kıldık. Biz, onların sayısını kafirler icin bir fitne yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler; iman edenlere de, imanlarını artırsın ve kendilerine kitap verilenler ile mu´minler supheye dusmesin ; kalblerinde (inkar ve inad) hastalıgı bulunanlar ile kafirler de, «Allah bununla misal olarak neyi murad etmistir?» desinler. Iste Allah boylece diledigini saptırır, diledigini dogru yola eristirir. Rabbin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara ancak bir oguttur

[32] Hayır, (onlar ogut almazlar). Ay´a, "donup gittigi zaman geceye, ısık sactıgı zaman sabaha and olsunki, gercekten (Cehennem) buyuk belalardan biridir, insanlar icin sizden one gecmek isteyen veya geri kalmayı arzu eden icin uyarıcıdır

[33] Hayır, (onlar ogut almazlar). Ay´a, "donup gittigi zaman geceye, ısık sactıgı zaman sabaha and olsunki, gercekten (Cehennem) buyuk belalardan biridir, insanlar icin sizden one gecmek isteyen veya geri kalmayı arzu eden icin uyarıcıdır

[34] Hayır, (onlar ogut almazlar). Ay´a, "donup gittigi zaman geceye, ısık sactıgı zaman sabaha and olsunki, gercekten (Cehennem) buyuk belalardan biridir, insanlar icin sizden one gecmek isteyen veya geri kalmayı arzu eden icin uyarıcıdır

[35] Hayır, (onlar ogut almazlar). Ay´a, "donup gittigi zaman geceye, ısık sactıgı zaman sabaha and olsunki, gercekten (Cehennem) buyuk belalardan biridir, insanlar icin sizden one gecmek isteyen veya geri kalmayı arzu eden icin uyarıcıdır

[36] Hayır, (onlar ogut almazlar). Ay´a, "donup gittigi zaman geceye, ısık sactıgı zaman sabaha and olsunki, gercekten (Cehennem) buyuk belalardan biridir, insanlar icin sizden one gecmek isteyen veya geri kalmayı arzu eden icin uyarıcıdır

[37] Hayır, (onlar ogut almazlar). Ay´a, "donup gittigi zaman geceye, ısık sactıgı zaman sabaha and olsunki, gercekten (Cehennem) buyuk belalardan biridir, insanlar icin sizden one gecmek isteyen veya geri kalmayı arzu eden icin uyarıcıdır

[38] Herkes elde ettigine karsılık rehindir

[39] Ancak sag taraftakiler (amel defterleri sagdan verilenler) boyle degildir

[40] Cennetlerde, suclu gunahkarlar hakkında birbirlerinden sorarlar

[41] Cennetlerde, suclu gunahkarlar hakkında birbirlerinden sorarlar

[42] Sizi Cehennem´e surup sokan nedir

[43] Onlar da: Biz namaz kılanlardan olmadık

[44] Yoksulu yedirmedik

[45] (Batıla) dalanlarla birlikte daldık

[46] Ve biz hesap ve ceza gununu yalanladık

[47] Ta ki, olum bize gelip cattı

[48] Artık onlara sefaatcilerin sefaati fayda vermez

[49] Onlara ne oluyor ki ogutten yuzceviriyorlar

[50] Aslandan kacan urkek yaban esekleri gibi

[51] Aslandan kacan urkek yaban esekleri gibi

[52] Hayır, onlardan her kisi kendisine acık sahifeler verilmesini isterler

[53] Hayır, onlar Ahiret´ten korkmazlar

[54] Hayır, o gercekten bir oguttur

[55] Dileyen ondan ogut alır

[56] Ancak Allah´ın diledigi kimseler dusunup ogut alır. Korkulmaya deger olan da O´dur; bagıslamaya layık olan da O´dur

Kıyâme

Surah 75

[1] Kıyamet gunune and icerim

[2] Kendini cokca kınayan nefse de and icerim

[3] Insan, kemiklerini biraraya getiremiyecegimizi mi sanıyor

[4] Evet, bizim, onun parmak uclarını bile (butun hatları ve ozellikleriyle) duzeltip meydana getirmeye kudretimiz yeter

[5] Ama insan onundeki (Kıyamet ve hesabı) gercek saymayıp inkar etmek ister

[6] «Kıyamet gunu de ne zamanmıs ?» diye sorar

[7] Goz simsek cakar (gibi kamastıgı)

[8] Ay tutuldugu

[9] Gunesle Ay biraraya geldigi zaman

[10] O gun insan, «kacıs nereye ?» der

[11] Hayır, hicbir sıgınak yok

[12] O gun karar kılınacak tek yer, ancak Rabbının huzurudur

[13] O gun insana onden gonderdigi ile geriye bıraktıgı seylerden bir bir haber verilir

[14] insan birtakım ozurler ileri surse bile, o kendine karsı duyup goren bir sahittir

[15] insan birtakım ozurler ileri surse bile, o kendine karsı duyup goren bir sahittir

[16] Inen vahyi acele (belleyip ezber) etmek icin dilini kıpırdatma

[17] Suphesiz ki onu toplayıp okutmak bize aittir

[18] O halde biz, onu (Cebrail´in diliyle) okudugumuzda sen de onun okuyusunu izleyerek O´na uy

[19] Sonra da onun acıklaması bize aittir

[20] Hayır, siz tezelden dunya hayatını sevip istiyorsunuz

[21] Ahiret´! bırakıyorsunuz

[22] O gun yuzler var pırıl pırıl ısılar

[23] Ve Rablarına bakar

[24] Yuzler de var, o gun asık ve kararmıstır

[25] Bel kemiginin kırılacagını anlar

[26] Hayır, (can) koprucuk kemigine dayandıgı zaman

[27] Okuyup ufleyecek bir kimse yok mudur? denilecek

[28] Artık ayrılma vaktini anlar

[29] Bacaklar birbirine dolasır

[30] O gun sevk, ancak Rabbına dogru olacak

[31] Ne gercegi dogrulayıp kabul etmis, ne de namaz kılmıstı

[32] Fakat hem yalanlamıstı, hem yuzcevirmisti

[33] Sonra da salına salına gurur icinde ehline (yakınlarına) gitmisti

[34] Yazıklar olsun sana yazıklar

[35] Sonra yine yazıklar olsun sana yazıklar! (Sen bu azaba cok daha layıksın)

[36] Insan basıbos bırakıldıgını mı sanır

[37] Kendisi atıskan bir meniyden degil miydi

[38] Sonra kan pıhtısı oldu derken Allah, onu yaratıp bicimlendirerek duzene koydu

[39] Derken ondan disi ve erkek ciftler meydana getirdi

[40] Artık bunu yapan (Yuce Kudret), oluleri diriltmeye kadir degil midir

İnsan

Surah 76

[1] Insan uzerine zamandan oyle bir donem gelip gecti ki, o anılmaya deger bir sey degildi

[2] Suphesiz ki biz, insanı bilesik bir nutfeden yarattık da onu denemekteyiz. Bu sebeple onu isiten ve goren yaptık

[3] Gercekten biz, insana yol gosterdik ; o ya sukredici, ya da nankor inkarcı olur

[4] Hakikat biz, kafirler icin zincirler, demir halkalar ve alev alev kopuren bir ates hazırladık

[5] Suphesiz ki, iyi kisiler, karısımı kafur olan bir bardaktan icerler

[6] Bir pınardan ki Allah´ın kulları ondan icer de fıskırttıkca fıskırtırlar

[7] Bunlar adaklarını yerine getirirler ve serri yaygın olan bir gunden korkarlar

[8] Allah sevgisi icin (veya mala olan sevgilerine ragmen) fakire, yoksula, yetime ve esire yedirirler. Sizi ancak Allah rızası icin yediriyoruz. Sizden ne bir karsılık, ne de bir tesekkur bekliyoruz

[9] Allah sevgisi icin (veya mala olan sevgilerine ragmen) fakire, yoksula, yetime ve esire yedirirler. Sizi ancak Allah rızası icin yediriyoruz. Sizden ne bir karsılık, ne de bir tesekkur bekliyoruz

[10] Suphesiz ki biz, asık suratlı (yuzlerin asık olacagı) bir gunde Rabbımızdan korkarız (derler)

[11] Allah da onları o gunun serrinden korudu ve yuzlerini ısılar hale getirip sevince erdirdi

[12] Sabretmelerine karsılık onları Cennet ve (oradaki) ipekle mukafatlandırdı

[13] Orada tahtlara ve kanepelere yaslanırlar, orada ne gunes, ne de dondurucu bir soguk gorurler

[14] Cennet (agaclarının) golgesi uzerlerine iyice sarkmıs, meyveleri kolay toplanır sekilde onlara iyice yaklastırılmıstır

[15] Cevrelerinde gumusten kaplar ve billurdan olan kupler dolastırılır

[16] Gumusten (islemeli) billurları belli olculere gore takdir etmislerdir

[17] Orada zencefil karısımı kase ile icirilirler

[18] Orada bir pınar ki, ona Sel-sebil adı verilir

[19] Cevrelerinde hep taze kalan civanlar dolasırlar. Onları gordugunde sacılmıs inciler sanırsın

[20] Orada nereye baksan hep nimet ve buyuk bir mulk gorursun

[21] Ustlerinde ince yesil ipekten ve ince ve kalın atlastan elbise bulunur. Gumusten bileziklerle suslenmislerdir. Rabları onlara tertemiz bir icecek icirmistir

[22] Suphesiz ki, bu sizin icin bir mukafattır; calısıp cabalamanız sukre layık gorulmustur

[23] Gercekten biz sana Kur´an´ı parca parca indirdik

[24] O halde Rabbının hukmune (O´nun hukmu yerine gelinceye kadar) sabret; onlardan hicbir gunahkara ve nankore uyma

[25] Rabbının ismini sabahaksam an

[26] Gecenin bir bolumunde O´na (Rabbına) secde et ve geceleyin uzun bir sure O´nu tesbihe devam eyle

[27] Hakikat bunlar tezelden Dunya´yı arzulayıp seviyorlar (sadece onunla yetinmek istiyorlar). Onlerindeki agır (hesap ve sorumlulukların dikkate alınacagı) bir gunu terkediyorlar

[28] Onları biz yarattık ve eklemlerini biz pekistirip saglamlastırdık. Diledigimiz zaman degisiklige ugratıp onların yerine benzerlerini getiririz

[29] Suphesiz ki bu bir oguttur. Artık isteyen Rabbına bir yol tutar

[30] Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Suphesiz ki Allah bilendir, hikmet sahibidir

[31] Diiedigi kimseyi rahmetine alır; zalimlere gelince, onlar icin elem verici bir azab hazırlanmıstır

Mürselât

Surah 77

[1] Ardarda gonderilen ruzgarlara, (ruzgarlar misali Allah yolunda pespese akıp giden akıncılara, ardarda inen Allah sozlerine)

[2] (Allah´ın dinini) yaydıkca yayanlara

[3] (Hakkı batıldan, dogruyu egriden) ayırdettikce edenlere

[4] Kotulugu temizlemek, yanlıs yoldakileri uyarmak uzere vahiy (veya ogut) getirip (Peygamberin kalbine) sunanlara and olsun ki, size va´dolunan elbette meydana gelecektir

[5] Kotulugu temizlemek, yanlıs yoldakileri uyarmak uzere vahiy (veya ogut) getirip (Peygamberin kalbine) sunanlara and olsun ki, size va´dolunan elbette meydana gelecektir

[6] Kotulugu temizlemek, yanlıs yoldakileri uyarmak uzere vahiy (veya ogut) getirip (Peygamberin kalbine) sunanlara and olsun ki, size va´dolunan elbette meydana gelecektir

[7] Kotulugu temizlemek, yanlıs yoldakileri uyarmak uzere vahiy (veya ogut) getirip (Peygamberin kalbine) sunanlara and olsun ki, size va´dolunan elbette meydana gelecektir

[8] Yıldızların ısıgı giderilip silindigi zaman

[9] Gok acılıp varıldıgı zaman

[10] Daglar yerinden kopup savruldugu zaman

[11] Peygamberler (belli bir gunun) belirlenmis vaktinde (sahidlik icin) biraraya getirildigi zaman

[12] Bunlar hangi gun icin geciktirildiler

[13] (Dogru ile egrinin, hakk ile batılın) birbirinden ayrılıp hukme baglanacagı gun icin (geciktirildiler). O ayrım gunu nedir bilir misin

[14] (Dogru ile egrinin, hakk ile batılın) birbirinden ayrılıp hukme baglanacagı gun icin (geciktirildiler). O ayrım gunu nedir bilir misin

[15] O gun (Hakk´ı) yalanlayanların o gun vay haline

[16] Once gelip gecenleri yok etmedik mi

[17] Sonra arkalarından gelenleri onların pesine takıp katacagız

[18] Iste suclu gunahkarlara boyle yaparız

[19] (Hakk´ı) yalanlıyanların o gun vay haline

[20] Sizi bayagı bir sudan yaratmadık mı

[21] Sonra onu belirlenmis bir vakte kadar saglam bir karargahta bulundurmadık mı

[22] Sonra onu belirlenmis bir vakte kadar saglam bir karargahta bulundurmadık mı

[23] Biz, onu kudretimizle belli olcude tuttuk. Kudret yettirenler olarak biz ne guzel kudretlileriz

[24] (Hakk´ı) yalanlıyanların o gun vay haline

[25] Yeryuzunu dirilere de, olulere de bir toplanma yeri (hazırlık devresi) yapmadık mı

[26] Yeryuzunu dirilere de, olulere de bir toplanma yeri (hazırlık devresi) yapmadık mı

[27] Orada sabit yuce daglar meydana getirdik ve size tatlı icimi kolay bir su icirmedik mi

[28] (Hakk´ı) yalanlıyanların o gun vay haline

[29] Yalanlayıp durdugunuz sey´e (azaba) dogru yollanın

[30] (Cehennem´in kara dumanının olusturdugu) uc kollu golgeye gidin

[31] O, ne golgelendiricidlr, ne de yukselen alevden korur

[32] Suphesiz ki, o, saray gibi (buyukluk ve yukseklikte) kıvılcım atar

[33] Sanki o kıvılcımın herbiri sarı renkte birer devedir

[34] (Hakk´ı) yalanlıyanların o gun vay haline

[35] Bu, onların nutkunun tutulacagı gundur

[36] Kendilerine izin verilmez ki ozur beyan etsinler

[37] (Hakk´ı) yalanlıyanların o gun vay haline

[38] Bu, sizleri ve oncekileri toplayıp biraraya getirdigimiz (Hakkı batıldan, dogruyu egriden, gercegi yalandan) ayırd eden hukum gunudur

[39] O halde eger bir hile ve duzeniniz varsa, o hileyi hemen bana karsı uygulayın

[40] (Hakk´ı) yalanlıyanların o gun vay haline

[41] Suphesiz ki muttakiler (Allah´tan saygı ile korkup hile, yalan ve duzenbazlıktan sakınanlar) golgelikte pınarlar basında, canlarının cektigi meyveler arasındadırlar

[42] Yapageldiginiz (guzel, yararlı) amellere karsılık afiyetle, gonul huzuruyla yeyiniz, iciniz

[43] Hakikat biz, iyiligi, yararlı islerde bulunmayı huy edinenleri boyle mukafatlandırırız

[44] Hakikat biz, iyiligi, yararlı islerde bulunmayı huy edinenleri boyle mukafatlandırırız

[45] (Hakk´ı) yalanlıyanların o gun vay haline

[46] (Ey Peygamberi ve Kitab´ı inkar edip yalanlayanlar!) Yeyiniz, az bir sure yararlanıp gecininiz. Cunku gorcekten sizler suclu gunahkarlarsınız

[47] (Hakk´ı) yalanlıyanların o gun vay haline

[48] Onlara «ruku´ edin» denildigi zaman ruku´ etmezler

[49] (Hakk´ı) yalanlıyanların o gun vay haline

[50] Bundan (Kur´an´dan) sonra artık hangi soze inanırlar

Nebe'

Surah 78

[1] Birbirlerinden neyi soruyorlar

[2] Hakkında gorus ayrılıgına dustukleri cok onemli haberi mi

[3] Hakkında gorus ayrılıgına dustukleri cok onemli haberi mi

[4] Hayır, (gorus ayrılıgına gerek yok) ileride bilecekler

[5] Hayır, hayır, (hic gerek yok, elbette) ileride bilecekler

[6] Yeryuzunu bir dosek

[7] Daglan (yerin bir bakıma dengesini saglayan) kazıklar yapmadık mı

[8] Sizi cift cift (kadın-erkek) yarattık

[9] Uykunuzu, dinlenmenizi saglayıcı kıldık

[10] Geceyi bir ortu

[11] Gunduzu, geciminizi kazanmanıza uygun kıldık

[12] Ustunuzde yedi saglam gok meydana getirdik

[13] (Onda) alabildigine yanıp tutusarak parlak ısık veren bir kandil (Gunes)i var kıldık

[14] (Ruzgarın te´siriyle) sıkısıp yogunlasan bulutlardan done ve (cesitli) bitki cıkarmak; sarmasık bahceler yetistirmek icin bol bol yagmur indirdik

[15] (Ruzgarın te´siriyle) sıkısıp yogunlasan bulutlardan done ve (cesitli) bitki cıkarmak; sarmasık bahceler yetistirmek icin bol bol yagmur indirdik

[16] (Ruzgarın te´siriyle) sıkısıp yogunlasan bulutlardan done ve (cesitli) bitki cıkarmak; sarmasık bahceler yetistirmek icin bol bol yagmur indirdik

[17] Suphesiz ki (Hakkı batıldan, dogruyu egriden, haklıyı haksızdan) ayırd etme gunu (Allah katında) belirlenmis bir vakittir

[18] Sur´a ufurulecegi gun gruplar halinde gelirsiniz

[19] Gokler acılacak, kapı kapı olacak

[20] Daglar yerinden kopup yurutulecek, (tuz-buz olup) seraba donecek

[21] Cehennem, hic suphesiz ki bir pusu, azgın sapıkların varıp donecegi bir yerdir

[22] Cehennem, hic suphesiz ki bir pusu, azgın sapıkların varıp donecegi bir yerdir

[23] Orada uzun sure kalacaklar

[24] Ne serinlik, ne de (serin, tatlı bir) icecek tadacaklar, (amellerine) uygun bir ceza olarak sadece kaynar su ve bir de irinli, cok soguk bir su icecekler

[25] Ne serinlik, ne de (serin, tatlı bir) icecek tadacaklar, (amellerine) uygun bir ceza olarak sadece kaynar su ve bir de irinli, cok soguk bir su icecekler

[26] Ne serinlik, ne de (serin, tatlı bir) icecek tadacaklar, (amellerine) uygun bir ceza olarak sadece kaynar su ve bir de irinli, cok soguk bir su icecekler

[27] Cunku onlar hic de hesabı ummazlardı

[28] Ayetlerimizi yalan saydılar da saydılar

[29] Biz herseyi (bir bir) sayıp kitaba gecirmisizdir

[30] Artık hep (bu azabı) tadın, size elbette azabdan baska bir sey artırmıyacagız

[31] (Allah´tan derin bir saygı ile) korkup (fenalıklardan) sakınanlara kurtulus, basarıya erisme, bahceler, baglar, gogusleri yeni kabarmıs yasıtlar; dolu dolu kadehler vardır

[32] (Allah´tan derin bir saygı ile) korkup (fenalıklardan) sakınanlara kurtulus, basarıya erisme, bahceler, baglar, gogusleri yeni kabarmıs yasıtlar; dolu dolu kadehler vardır

[33] (Allah´tan derin bir saygı ile) korkup (fenalıklardan) sakınanlara kurtulus, basarıya erisme, bahceler, baglar, gogusleri yeni kabarmıs yasıtlar; dolu dolu kadehler vardır

[34] (Allah´tan derin bir saygı ile) korkup (fenalıklardan) sakınanlara kurtulus, basarıya erisme, bahceler, baglar, gogusleri yeni kabarmıs yasıtlar; dolu dolu kadehler vardır

[35] Orada ne bos-anlamsız soz, ne de yalan isitirler

[36] Rabbından bir mukafat, yeterli bir bagıstır (bunlar)

[37] O, goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, Rahman´dır; O´na soz soylemeye guc getiremezler

[38] O gun o (buyuk) Ruh (Melek Cebrail) ve melekler ayakta saf halinde duracaklar. Rahman´ın izin verdiklerinin dısında kimseler konusamıyacak. Izin verilen de ancak dogruyu soyleyecek

[39] Iste hakk olan gun, budur. Arzu eden kimse Rabbına bir varıs yolu edinsin

[40] Dogrusu biz, sizi yakın bir azab ile uyardık; o gun, kisi, ellerinin onden gonderdigine bakacak. Hakk´ı inkar eden ise, (buyuk bir pismanlık icinde) «keske (bugun) toprak olaydım !» diyecek

Nâziât

Surah 79

[1] And olsun o tutup bogarcasına cekip alanlara

[2] O hafif dokunup usulca alanlara

[3] Yuzdukce yuzenlere

[4] Yarıstıkca yarısanlara

[5] Isi yonetip yonlendirenlere

[6] O gun (yeri) sarsan sarsacak

[7] Ardı sıra bir digeri izleyecek

[8] Kalbler o gun (titreyip) yerinden oynayacak

[9] Gozleri saygı ile yere bakıp kalacak

[10] (Inkarcı sapıklar) derler ki: «Biz curuyup ufalanmıs kemikler haline geldigimizde acaba eski durumumuza dondurulecek miyiz?!»

[11] (Inkarcı sapıklar) derler ki: «Biz curuyup ufalanmıs kemikler haline geldigimizde acaba eski durumumuza dondurulecek miyiz?!»

[12] «O takdirde bu zararlı bir donustur..» derler

[13] (Ama onların dirilip eski hallerine gelmesi icin yetecek) bir tek haykırıs

[14] Bir de bakarsın (hepsi) uyanık olarak topragın ustundeler

[15] Musa´nın hadisesi (basından gecen kıssası) sana geldi degil mi

[16] Hani Rabbi ona mukaddes vadi Tuva´da (soyle) seslenmisti

[17] Fir´avn´a git, dogrusu o iyice azmıstır

[18] Ona de ki: «Arınmak ister misin

[19] Sana, Rabbına giden dogru yolu gostereyim de derin bir saygıyla korkup egilesin.»

[20] Bunun uzerine Musa, ona o buyuk mu´cizeyi gosterdi

[21] Fir´avn (onu) yalanladı ve bas kaldırdı

[22] Sonra da arkasını cevirip acele gitti

[23] (Halkı) biraraya toplayıp seslendi

[24] «Ben sizin en yuce tanrınızım !» dedi

[25] Bu yuzden Allah onu (ogut ve ibret alınacak sekilde) Dunya ve Ahiret azabıyla yakalayıverdi

[26] Suphesiz ki bu hadisede, Allah´tan saygı ile korkanlara ibret ve ogut vardır

[27] Sizi yaratmak mı daha zordur yoksa gogu yaratmak mı ? (Allah) onu insa edip var kılmıstır. (Hala gormuyor musunuz)

[28] Tavanını yukseltti de ona (en uygun) duzen ve dengeyi sagladı

[29] Gecesini karanlık yaptı, kuslugunu (aydınlık olarak) cıkardı

[30] Arkasından da yeryuzunu doseyip hazırladı

[31] Ondan da suyunu ve otlagını (cesit cesit agac ve bitkilerini) cıkardı

[32] Dagları dikip saglamlastırdı

[33] (Butun bunları) size ve davarlarınıza yararlı gecimlik kılmıstır

[34] O guc getirilemiyecek buyuk (Kıyamet) felaketi geldigi zaman

[35] O gun insan ne icin calısıp cabaladıgını hatırlayıp anlar

[36] Cehennem de ortaya cıkıp gorebilene gorunur

[37] Artık kim azıp dunya hayatını secerek tercih etmisse, suphesiz Cehennem onun varacagı yerdir

[38] Artık kim azıp dunya hayatını secerek tercih etmisse, suphesiz Cehennem onun varacagı yerdir

[39] Artık kim azıp dunya hayatını secerek tercih etmisse, suphesiz Cehennem onun varacagı yerdir

[40] Kim de Rabbının (yuce) makamından korkmus da nefsini havai seylerden alıkoymussa, suphesiz ki Cennet onun varacagı yerdir

[41] Kim de Rabbının (yuce) makamından korkmus da nefsini havai seylerden alıkoymussa, suphesiz ki Cennet onun varacagı yerdir

[42] Senden Kıyamet´in kopus saatinin ne vakit ortaya cıkacagını soruyorlar

[43] Sende ona ait bilgi nerede ki anlatasın

[44] Onun kopus anının bilgisi Rabbına dayanıp noktalanır

[45] Sen ancak (Allah´tan) saygı ile korkup egilenleri uyaransın

[46] Kıyamet´i gordukleri gun sanki (Dunya´da) ancak bir aksam veya kusluk vakti kadar kalmıs gibidirler. (Dunya´nın omrunun uzunluguna, Ahiretin sonsulzuguna nisbetle insanoglunun omrunun ne kadar kısa olduguna isaret ediliyor)

Abese

Surah 80

[1] Kendisine o iki gozu kor geldi diye yuzunu eksitip cevirdi

[2] Kendisine o iki gozu kor geldi diye yuzunu eksitip cevirdi

[3] Ne bilirsin, belki o temizlenecek veya ogut alacaktı da o ogut ona fayda verecekti

[4] Ne bilirsin, belki o temizlenecek veya ogut alacaktı da o ogut ona fayda verecekti

[5] Ama ogut almaya ihtiyac duymayanı ise, sen ona yonelip ilgi duyuyorsun

[6] Ama ogut almaya ihtiyac duymayanı ise, sen ona yonelip ilgi duyuyorsun

[7] Onun arınmamasından sana ne

[8] (Allah´tan) saygı ile korkarak kosup gelenle ilgilenmeyip kendisinden habersiz (gibi) gorunuyorsun

[9] (Allah´tan) saygı ile korkarak kosup gelenle ilgilenmeyip kendisinden habersiz (gibi) gorunuyorsun

[10] (Allah´tan) saygı ile korkarak kosup gelenle ilgilenmeyip kendisinden habersiz (gibi) gorunuyorsun

[11] Hayır, hayır; O (Kur´an) elbette bir oguttur

[12] Arzu eden Onu hatırlayıp ogut alır

[13] O, saygı duyulan serefli tertemiz yuce sahifelerdedir

[14] O, saygı duyulan serefli tertemiz yuce sahifelerdedir

[15] Iyilik timsali saygıdeger katiplerin elleriyle (yazılmıstır)

[16] Iyilik timsali saygıdeger katiplerin elleriyle (yazılmıstır)

[17] Kahrolası (inkarcı azgın) insan ne de nankordur

[18] Allah onu hangi seyden yaratmıstır

[19] Nutfe (sperma)dan yaratmıs da (en guzel bicimde) takdir etmistir

[20] Sonra da (yasayıp gecinme, anlayıp inanma) yolunu ona kolaylastırmıstır

[21] Sonra onu oldurup kabre koymustur

[22] Sonra diledigi zaman onu diriltip kaldırır

[23] Hayır, hayır; insan, Allah´ın buyrugunu (layıkıyla) yerine getirmemistir

[24] Bir de insan, yiyecegine bir baksın

[25] Suphesiz ki biz suyu doker de dokeriz, (Ihtiyac nisbetinde yagmur yagdırırız)

[26] Sonra yeryuzunu (kabartıp) yarık yarık yaparız

[27] Orada dane, uzum, yonca, zeytin, hurma, sık ve buyuk agaclı bahceler, meyveler ve cayırlar bitiririz

[28] Orada dane, uzum, yonca, zeytin, hurma, sık ve buyuk agaclı bahceler, meyveler ve cayırlar bitiririz

[29] Orada dane, uzum, yonca, zeytin, hurma, sık ve buyuk agaclı bahceler, meyveler ve cayırlar bitiririz

[30] Orada dane, uzum, yonca, zeytin, hurma, sık ve buyuk agaclı bahceler, meyveler ve cayırlar bitiririz

[31] Orada dane, uzum, yonca, zeytin, hurma, sık ve buyuk agaclı bahceler, meyveler ve cayırlar bitiririz

[32] Size ve davarlarınıza yararlı gecimlik olsun diye (bunları lutfederiz)

[33] Kulakları sagırlastıracak o Kıyamet gurultusu geldiginde

[34] O gun kisi kardesinden

[35] Anasından, babasından, esinden ve ogullarından kacar

[36] Anasından, babasından, esinden ve ogullarından kacar

[37] Onlardan her kisinin (o gun) kendine yetecek derdi ve mesguliyeti vardır

[38] Yuzler var ki o gun ısıl ısıl ısıldar

[39] Guler ve mujde sevincini duyar

[40] Yuzler de var ki o gun uzerleri tozludur; o tozu da bir karanlık sarar

[41] Yuzler de var ki o gun uzerleri tozludur; o tozu da bir karanlık sarar

[42] Iste bunlar kafirler ve tacirler (Allah´ı inkar edenler, gunah isleyip haklara tecavuz edenler)dir

Tekvîr

Surah 81

[1] Gunes kararıp duruldugunde

[2] Yıldızlar parcalanıp dokuldugunde

[3] Daglar yerinden oynatılıp yurutuldugunde

[4] Gebe olan develer (kendi haline) bırakıldıgında

[5] Vahsi hayvanlar (korkudan) biraraya toplandıgında

[6] Denizler birbirine karısıp kaynastıgında (veya ates haline geldiginde)

[7] Ruhlar bedenlerle; iyiler iyilerle, kotuler kotulerle birlestiginde

[8] Diri diri gomulen veya gomulmeden oldurulup oylece gomulen kız cocuguna, hangi suctan dolayı olduruldugu soruldugunda

[9] Diri diri gomulen veya gomulmeden oldurulup oylece gomulen kız cocuguna, hangi suctan dolayı olduruldugu soruldugunda

[10] (Amel) sahifeleri acıldıgında

[11] Gok(teki cisimler) yorungesinden kaydırılıp duruldugunde

[12] Cehennem iyice alev alev kızıstırdıgında

[13] Cennet (mu´minlere) yaklastırıldıgında

[14] Herkes neler hazırladıgını bilip anlayacak

[15] Yemin ederim o (gunduzleyin) sinip gizlenen (yıldız)lara

[16] (Geceleyin) ortaya cıkıp gozukenlere

[17] Karanlıga gomulen geceye

[18] Teneffus eden (agarıp nefes nafes belirginlesen) sabaha ki

[19] Muhakkak o (Kur´an), yuce serefli, Ars´ın sahibi yanında guclu ve kudretli bir elcinin sozudur

[20] Muhakkak o (Kur´an), yuce serefli, Ars´ın sahibi yanında guclu ve kudretli bir elcinin sozudur

[21] O elci kendisine uyulandır, guvenilirdir

[22] Arkadasınız (Muhammed) deli ve dengesiz degildir

[23] And olsun ki. O, onu (Muhammed, Melek Cebrail´i) acık ufukta gordu

[24] O (Muhammed) gaybe karsı suc zanlısı veya cimri de degildir

[25] Bu (Kur´an) ilahi rahmetten kovulmus bir seytanın sozu degildir

[26] O halde nereye gidiyorsunuz

[27] O, alemler icin ve sizden dogru davranmayı arzu edenler icin katıksız bir oguttur

[28] O, alemler icin ve sizden dogru davranmayı arzu edenler icin katıksız bir oguttur

[29] Alemlerin Rabbi Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz

İnfitâr

Surah 82

[1] Gok yarıldıgında

[2] Yıldızlar parcalanıp dokuldugunde

[3] Denizler birbirine kaynayıp karıstıgında

[4] Kabirler desilip icindekiler ortaya cıkarıldıgında

[5] Herkes ondon gonderdigini ve geriye neler bıraktıgını bilecek

[6] Ey insan! O cok sanlı lutuf ve iyiligi bol Rabbına karsı seni aldatan nedir

[7] O ki, seni yaratıp (mustesna bicimde) duzenlemis ve (her uzvu yerince koyup) dengede tutmustur

[8] Diledigi herhangi bir sekilde sana ceki-duzen vermistir

[9] Hayır, hayır; siz dini yalanlıyorsunuz (ceza ve mukafat gunune inanmıyorsunuz)

[10] Supheniz olmasın ki, uzerinizde koruyucular, serefli saygıdeger katipler var

[11] Supheniz olmasın ki, uzerinizde koruyucular, serefli saygıdeger katipler var

[12] Onlar yaptıklarınızı bilirler

[13] Iyiler suphesiz nimet icindedirler

[14] Kotuler de elbette Cehennem´dedirler

[15] Ceza ve hesap gunu varıp oraya girecekler

[16] Oradan artık ayrılıp uzaklasamıyacaklar

[17] Din gunu (ceza ve hesap gunu) nedir bilir misin

[18] Evet, yine din gunu nedir bilir misin

[19] O gun hic kimse, digeri icin bir seye malik degildir. Emir o gun ancak Allah´a mahsustur

Mutaffifîn

Surah 83

[1] Olcu ve tartıda dogru davranmayanların vay haline

[2] Onlar ki, insanlardan olcup alırken noksansız alırlar

[3] Kendileri onlara olctukleri veya tarttıkları zaman eksik olcup tartarlar

[4] Sahi bunlar buyuk bir gun icin dirilip kaldırılacaklarını zannetmiyorlar mı

[5] Sahi bunlar buyuk bir gun icin dirilip kaldırılacaklarını zannetmiyorlar mı

[6] O gunde ki, insanlar kalkıp alemlerin Rabbının huzurunda dururlar

[7] Hayır, bırakın ciddiyetsizligi! Acıktan gunah isleyip haklara tecavuz edenlerin defteri «Siccin»dedir

[8] «Siccin» nedir bilir misin ? Yazılı bir kitaptır

[9] «Siccin» nedir bilir misin ? Yazılı bir kitaptır

[10] O gun (Hakk´ı) yalanlayanların vay haline

[11] Onlar ki din gununu (ceza ve hesap gununu) yalan sayarlar

[12] Oysa onu ancak haddini asan her gunahkar yalanlar

[13] Karsısında ayetlerimiz okundugu zaman, «bu oncekilerin masallarıdır» der

[14] Hayır, hayır; onların kazandıkları (gunahlar, haklara tecavuz) kalbleri uzerinde pas baglamıstır

[15] Hayır, (is bu kadar do degil), onlar o gun elbette Rablarından (O´nu gormekten, rahmetine, yuce nimetlerine ermekten) perde arkasında (mahrum ve mahcub) kalacaklardır

[16] Sonra onlar mutlaka Cehennem´e varıp girecekler

[17] Sonra da, «Iste yalanlamakta oldugunuz sey budur!» denilecek

[18] Hayır, hayır; (yalan saymak ne demek ?) Iyilerin amel defteri «Il-liyyin» dedir

[19] «Illiyyin» nedir bilir misin

[20] Yazılı bir kitaptır

[21] Allah´a cok yakın melekler ona sahid olurlar

[22] Suphesiz ki iyiler nimet icindedirler

[23] Tahtlar uzerinde (cevreyi) seyredeceklerdir

[24] Yuzlerinde nimetin icinde bulunmanın pırıltısını tanırsın

[25] Agzı muhurlu saf saraptan icirilirler

[26] Ki sonu misk (gibi)dir. Artık nefaset isteyenler bunun icin yarıssınlar

[27] Onun katkısı «tesnim»dir

[28] Bir pınar ki, (Allah´a) yakın olma serefine erisenler ondan icerler

[29] Gercekten suclu gunahkarlar (Dunya´da iken) iman edenlere gulerlerdi

[30] Onlara ugradıkları zaman birbirlerine gozle kasla isarette bulunurlardı

[31] Yandaslarına donduklerinde neseli bir eglence icinde donerlerdi

[32] Ve iman edenleri gordukleri vakit, «bunlar hic suphesiz sapıtmıslardır» derlerdi

[33] Halbuki kendileri onlar uzerine gozcu gonderilmemislerdi

[34] Bugun ise iman edenler kafirlere (onların perisan haline) gulerler

[35] Kanepeler uzerinde (cevreyi) seyrederler

[36] Nasıl, kafirler yapageldiklerinin cezasını (layık oldugu sekilde) buldular mı

İnşikâk

Surah 84

[1] Gok yarıldıgı, Rabbinin buyruguna kulak verip boyun egdigi zaman —ki gok bunun haklılık olcusundedir—

[2] Gok yarıldıgı, Rabbinin buyruguna kulak verip boyun egdigi zaman —ki gok bunun haklılık olcusundedir—

[3] Yeryuzu uzatılıp dumduz hale getirildigi, icinde olanı bosalttıgı ve Rabbinin buyruguna kulak verdigi zaman —ki yeryuzu bunun haklılık olcusundedir— (herkes ne oldugunu iyice anlayacak)

[4] Yeryuzu uzatılıp dumduz hale getirildigi, icinde olanı bosalttıgı ve Rabbinin buyruguna kulak verdigi zaman —ki yeryuzu bunun haklılık olcusundedir— (herkes ne oldugunu iyice anlayacak)

[5] Yeryuzu uzatılıp dumduz hale getirildigi, icinde olanı bosalttıgı ve Rabbinin buyruguna kulak verdigi zaman —ki yeryuzu bunun haklılık olcusundedir— (herkes ne oldugunu iyice anlayacak)

[6] Ey insan! Sen cidden (olup) Rabbına gidinceye kadar durmadan didinip kosturursun ve sonunda O´na kavusursun

[7] Artık kitabı (amel defteri) sag eline verilen kimsenin kolay bir hesapla hesabı gorulur

[8] Artık kitabı (amel defteri) sag eline verilen kimsenin kolay bir hesapla hesabı gorulur

[9] Ve sevinerek arkadaslarına donup gider

[10] Kitabı (amel defteri) arkasından verilen kimse ise, «vay, yazıklar oldu bana, mahvoldum !» diye bagırıp cagıracak, alev alev yanan Cehennem´e varıp girecek

[11] Kitabı (amel defteri) arkasından verilen kimse ise, «vay, yazıklar oldu bana, mahvoldum !» diye bagırıp cagıracak, alev alev yanan Cehennem´e varıp girecek

[12] Kitabı (amel defteri) arkasından verilen kimse ise, «vay, yazıklar oldu bana, mahvoldum !» diye bagırıp cagıracak, alev alev yanan Cehennem´e varıp girecek

[13] Cunku o, (Dunya´da iken) yandaslarının yanında (isledigi kotuluklerden dolayı) pek sevincliydi

[14] Dogrusu o, (hesap gunune) donmeyecegini sanırdı

[15] Hayır, (kurtulus yok) suphesiz ki Rabbi onun yaptıklarını (bir bir) gormekteydi

[16] Hayır, safak´a (Gunes battıktan sonra ufukta beliren kızıllık veya ondan bir sure sonra beliren sarılık) yemin ederim

[17] Geceye ve (insanlarla hayvanların dinlenmeleri icin) derleyip topladıgına da yemin ederim

[18] Derlenen dolunaya da yemin ederim

[19] Ki sizler suphesiz kademeli hayat safhalarında halden hale gececeksiniz

[20] O halde onlara ne oluyor da„ inanmıyorlar

[21] Kur´an onların karsısında okundugu zaman secde etmezler

[22] Secde etmek soyle dursun kufre saplanıp kalanlar (Hakk´ı) yalanlamaya devam ediyorlar

[23] Halbuki Allah, onların iclerinde neleri gizlediklerini cok iyi bilir

[24] Artık sen, onları elem verici bir azabla mujdele

[25] Ancak iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar icin bitmez-tukenmez mukafat vardır

Bürûc

Surah 85

[1] Kendinde burclar (takım yıldızlar) tasıyan goge and olsun

[2] Va´dedilen gune (Kıyamet gunune) and olsun

[3] Ve sahid olana ve sahid olunana da and olsun ki

[4] Uhdudlular lanetlendiler

[5] Alev alev yanan ates

[6] Hani ya onlar atesin cevresinde oturmuslardı

[7] Onlar, mu´minlere yaptıklarına sahid oluyorlardı

[8] Onların en cok kızıp intikam almak istedikleri ise, O cok guclu, cok ustun, O cok ovulmeye layık Allah´a iman edenlerdi

[9] O Allah ki, goklerin ve yerin mulku O´nundur. Allah her seye sahiddir

[10] O kimseler ki, inanan erkek ve kadınlara (dinlerinden donmeleri icin) iskencede bulundular, sonra da (bu yaptıklarından dolayı) tovbe etmediler ; onlar icin Cehennem azabı vardır; o cok yakıcı azab onlar icindir

[11] Suphesiz ki, iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlara, altlarından ırmaklar akan Cennetler vardır. Iste bu, buyuk bir kurtulustur

[12] Suphesiz ki Rabbin tutup kahretmesi cok siddetlidir

[13] Dogrusu O, once yoktan baslatıp var kılar; sonra da oldurup yeniden geri cevirir

[14] O, cok bagıslayandır, cok sevilen ve sevendir

[15] Yuce serefli, sanlı Ars´ın sahibidir

[16] Irade ettigini kusursuz yapandır

[17] Fir´avn ve Semud askerlerinin haberi sana geldi ya

[18] Fir´avn ve Semud askerlerinin haberi sana geldi ya

[19] Hayır, hayır; o kufredenler durmadan (Hakk´ı) yalanlamakta

[20] Allah ise onları arkalarından kusatmıstır

[21] Hayır, (gercek onların iddia ettigi gibi degildir), bu (Kitap) cok sanlı serefli Kur´andır

[22] Levh-i Mahfuz´dadır

Târık

Surah 86

[1] Goge ve tarıka and olsun

[2] Tarık´ın ne oldugunu bilir misin

[3] O ısıklar sacarak karanlıgı delip gecen yıldızdır

[4] Hicbir canlı yoktur ki uzerinde koruyup gozeten bulunmasın

[5] Insan neden (hangi seyden) yaratıldıgına bir baksın

[6] Fıskırıp akan bir sudan yaratıldı ki

[7] O, bel nahiyesi ile gogusler nahiyesinden (olusup) cıkar

[8] Elbette Allah´ın onu (oldurdukten sonra) dondurmeye kudreti yeter

[9] O gun gizli seyler ortaya cıkar

[10] Artık onun icin ne bir kuvvet, ne de bir yardımcı vardır

[11] Donup dolasan goge (ondaki cisimlere) and olsun

[12] Surulup yarılmaya elverisli yere and olsun

[13] Ki bu Kur´an (Hakkı batıldan, dogruyu egriden) ayırd eden bir sozdur

[14] O, alay ve eglence degildir

[15] Onlar elbette bir tuzak kuruyorlar

[16] Ben de bir tuzak kuruyorum

[17] Onun icin sen, inkarcılara mehil ver, onları bir sure (kendi hallerine) bırak

A'lâ

Surah 87

[1] O cok Yuce Rabbin ismini tesbih et

[2] O ki yarattı, duzene koydu

[3] O ki (yarattıgını) belli olcuye gore ortaya cıkardı ve (ona gore de) yolunu gosterdi

[4] O ki, yesilligi (butun guzelligiyle ve yararlarıyla) cıkardı

[5] Sonra da onu kupkuru komure cevirdi

[6] (Kur´an´ı) sana okuyacagız ve sen de unutmayacaksın

[7] Ancak Allah´ın diledigi mustesna.. Cunku O elbette acıgı da bilir, gizli olanı da bilir

[8] Kolay olana seni iletip basarılı kılacagız

[9] O halde ogut fayda verirse ona devam et

[10] (Allah´tan) saygı ile korkup egilen ogut alacaktır

[11] Sapıtmıs asi gunahkar ise ondan uzak duracaktır

[12] O en buyuk atese varıp girecektir

[13] Sonra da orada ne olecek, ne de yasayacaktır

[14] Kendini (inkar, inad ve kotuluklerden) arındıran, Rabbinin adını anıp namaz kılan kimse, cidden korktugundan kurtulup umduguna kavusmustur

[15] Kendini (inkar, inad ve kotuluklerden) arındıran, Rabbinin adını anıp namaz kılan kimse, cidden korktugundan kurtulup umduguna kavusmustur

[16] Ama siz Dunya hayatını (Ahiret´e) tercih ediyorsunuz

[17] Halbuki Ahiret, hem daha hayırlı, hem devamlı ve sonsuzdur

[18] Supheniz olmasın ki, bu (ogutler) onceki sahifelerde, Ibrahim ve Musa´nın sahifelerinde de vardı

[19] Supheniz olmasın ki, bu (ogutler) onceki sahifelerde, Ibrahim ve Musa´nın sahifelerinde de vardı

Ğâşiye

Surah 88

[1] Korku ve dehseti herseyi kaplayacak olan Kıyamet´in haberi elbette sana geldi

[2] Yuzler var ki, o gun kararıp asagılanmıstır

[3] Calısıp didinmis, bosuna yorulup bitkin dusmustur

[4] Iyice kızısmıs atese varıp yaslanırlar

[5] Cok sıcak bir kaynaktan icirilirler

[6] Onlar icin deri´ dikeninden baska yiyecek yoktur

[7] O ne besler, ne de aclıgı giderir

[8] Yuzler de var ki, o gun yumusacık tazedir

[9] Calısıp cabaladıklarından memnundurlar

[10] Yuksek Cennet´tedirler

[11] Orada bos-anlamsız soz isitmezler

[12] Orada akan pınar vardır

[13] Orada yuksek tahtlar, kanepeler mevcuttur

[14] Konulmus kupler

[15] Dizilmis koltuklar

[16] Serilmis yumusak yaygılar vardır

[17] Devenin nasıl aratıldıgına

[18] Gogun nasıl yukseltildigine

[19] Dagların nasıl dikildigine

[20] Yeryuzunun nasıl yayıldıgına bakmazlar mı

[21] Ogut ver; cunku sen ancak bir ogutcusun

[22] nsanlar uzerine musallat (bir bekci) degilsin

[23] Ancak kim (Hak´tan) yuzcevirip inkara saparsa

[24] Allah ona en buyuk azab ile azabda bulunacak

[25] Supheniz olmasın ki, onların donusu ancak bizedir

[26] Sonra da hesaplarını gormek bize aittir

Fecr

Surah 89

[1] Fecir vaktine

[2] Zilhicce´nin ilk on gununun gecesine

[3] Cift´e ve tek´e

[4] Gelip gectigi vakit geceye and olsun

[5] Suphesiz ki bunda akıl ve sagduyu sahipleri icin (kayda deger) bir and vardır elbette

[6] Gormedin mi Rabbin, Ad kavmine ne yaptı

[7] O sutunlar sahibi Irem sehrine

[8] Oyle ki onun sehirler icinde bir benzeri yaratılmamıstı

[9] Vadide kayaları kesip yontan Semud´a

[10] Kazıklar sahibi Fir´avn´a

[11] Onlar ki ulkelerde azgınlık edip Hakka bas kaldırmıslardı

[12] Oralarda fitne ve fesadı cogalttıkca cogalttılar

[13] Bu yuzden Rabbin, uzerlerine azab kamcısı —dokercesine— indirdi de indirdi

[14] Suphesiz ki Rabbin hep gozetlemededir

[15] insanogluna gelince, Rabbi onu denediginde: Ikramda bulunup nimetlere garkettiginde, o, «Rabbim bana ikramda bulundu» der. Ama onu yine denemek icin rızkını daralttıgı zaman, «Rabbim bana haksızlık etti» der

[16] insanogluna gelince, Rabbi onu denediginde: Ikramda bulunup nimetlere garkettiginde, o, «Rabbim bana ikramda bulundu» der. Ama onu yine denemek icin rızkını daralttıgı zaman, «Rabbim bana haksızlık etti» der

[17] Hayır, hayır; siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz

[18] Yoksulu yedirmek hususunda birbirinizi tahrik ve tesvik etmiyorsunuz

[19] Mirası ise (hakk hukuk sınırı gozetmeksizin) habire yiyorsunuz, yagma edercesine

[20] Malı da oyie seviyorsunuz ki hep biriktirircesine

[21] Hayır, hayır; (bu tutumunuz cok kotu!) Yer sarsılıp parca parca bolundugu (sonra da dumduz duruma geldigi) zaman

[22] Rabbin (emri) gelip melekler saf saf dizildigi zaman

[23] O gun Cehennem getirilip (ortaya konulur), insan dusunup anlamaya calısır, ama o dusunup anlamakdan ona ne (yarar var)

[24] keske (bu) hayatım icin onden (iyi yararlı amelleri) gonderseydim» der

[25] Artık o gun O´nun (Allah´ın) azabı gibi hic kimse azab edemez

[26] Ve hic kimse O´nun (inkarcı sapıklara) vurdugu bag gibi bag vuramaz

[27] Ey emin ve tatmin olmus nefs (ruh)! Sen O´ndan, O da senden razı oldugun halde don Rabbına

[28] Ey emin ve tatmin olmus nefs (ruh)! Sen O´ndan, O da senden razı oldugun halde don Rabbına

[29] (Iyi yararlı) kullarım arasına gir

[30] Gir Cennetime

Beled

Surah 90

[1] Hayır, bu sehre (Kutsal Mekke´ye) and olsun

[2] Sen bu sehirde yerli olarak oturmussundur. (Bu sehir sana daha layık ve daha helaldir)

[3] Babaya da, dogan cocuguna da and olsun

[4] Ki biz insanı (kendine has) sıkıntı ve zorluk icinde (yaratıp) meydana getirdik

[5] O, kendisine hic kimsenin guc getiremiyecegini mi sanır

[6] Yıgın yıgın mal sarfedip tukettim, diyor

[7] Onu hic goren olmadı mı sanıyor

[8] Biz ona iki goz, bir dil, iki dudak vermedik mi

[9] Biz ona iki goz, bir dil, iki dudak vermedik mi

[10] (Dogru ve egri olmak uzere) iki de yol gostermedik mi

[11] Ama o sarp gecidi gecmeye katlanmadı

[12] Sarp gecidin ne oldugunu bilir misin

[13] Bir kole ya da esirin bagını cozup hurriyetine kavusturmaktır

[14] Veya aclık gununde (kıtlık zamanında) hısım sayılan bir yetime veya yere serilmis (bitkin, kimsesiz) bir yoksula yedirmektir

[15] Veya aclık gununde (kıtlık zamanında) hısım sayılan bir yetime veya yere serilmis (bitkin, kimsesiz) bir yoksula yedirmektir

[16] Veya aclık gununde (kıtlık zamanında) hısım sayılan bir yetime veya yere serilmis (bitkin, kimsesiz) bir yoksula yedirmektir

[17] Sonra da birbirlerine sabır ve merhamet tavsiye eden mu´minlerden olmaktır

[18] Iste bunlar sag tarafta yerlerini alanlardır

[19] Ayetlerimizi inkar edenler ise sol tarafta yerlerini alanlardır

[20] Ve uzerlerine kapılan kapanmıs bir ates

Şems

Surah 91

[1] Gunes´e ve onun kusluk vaktindeki parlak aydınlıgına

[2] (Gunes´ten ısık alıp) ona tabi´ (uydu) oldugu zaman Ay´a

[3] Gunesi actıgı zaman gunduze

[4] Gunesi ortup burudugu zaman geceye

[5] Goge ve onu yapana

[6] Yere ve onu yapıp doseyene

[7] Nefse ve onu duzenleyip bicimlendirene

[8] Sonra da ona fenalıklarını ve (bunlardan) sakınmasını ilham edene yemin olsun ki

[9] Kendini (inkar ve gunah kirlerinden) arındıran kimse, korktugundan kurtulup umduguna ermistir

[10] Ve kendini (inkar ve gunah ile) ortup (karanlıklara) gomen kimse husrana ugramıstır

[11] Semud kavmi azgınlıkları yuzunden (peygamberi) yalanladılar

[12] En haydut bedbahtları ileri atılınca, (yalanlama daha da hız kazanmıstı)

[13] Allah´ın peygamberi onlara: «Allah´ın (mu´cize olarak verdigi) devesine ve su icme sırasına dikkat edin, (ona sakın kotulukle dokunmayın)» dedi

[14] Buna ragmen onlar, peygamberi yalanlayıp deveyi yere devirerek kestiler. Rabları da onlara, gunahları sebebiyle azab indirdi de yerle bir etti

[15] O, bunun sonundan endise de etmez, (cunku her isi adil, her hukmu mutlak hikmettir)

Leyl

Surah 92

[1] (Karanlıgıyla ortalıgı) burudugu zaman geceye

[2] (Karanlıgı yırtıp) aydınlıgıyla ortaya cıktıgı zaman gunduze

[3] Erkegi ve disiyi yaratana and olsun ki

[4] Gercekten sizin calısıp cabalamanız dagınık (yonde farklı amaclara yonelik)tir

[5] Artık kim (Allah icin) verir ve (kotuluklerden) sakınır, en guzel olanı dogrularsa, biz onu, kolayını kolaylastırıp basarılı kılarız

[6] Artık kim (Allah icin) verir ve (kotuluklerden) sakınır, en guzel olanı dogrularsa, biz onu, kolayını kolaylastırıp basarılı kılarız

[7] Artık kim (Allah icin) verir ve (kotuluklerden) sakınır, en guzel olanı dogrularsa, biz onu, kolayını kolaylastırıp basarılı kılarız

[8] Kim de cimrilik edip kendini (Allah´a) muhtac saymaz ve en guzel olanı yalanlarsa, ona da gucluge (uzanan yolu cekici kılıp) kolaylastırırız

[9] Kim de cimrilik edip kendini (Allah´a) muhtac saymaz ve en guzel olanı yalanlarsa, ona da gucluge (uzanan yolu cekici kılıp) kolaylastırırız

[10] Kim de cimrilik edip kendini (Allah´a) muhtac saymaz ve en guzel olanı yalanlarsa, ona da gucluge (uzanan yolu cekici kılıp) kolaylastırırız

[11] Basasagı gelip (Cehennem´e) yuvarlandıgı zaman malı ona yarar saglamaz

[12] Suphesiz ki bize gereken, dogru yolu gostermektir

[13] ve elbette Ahiret de, Dunya da bize aittir

[14] Sizi, kopurup dalga dalga alevleri yukselen atesle uyardım

[15] Ona, ancak en bedbaht olan varıp girer

[16] O bedbaht ki (Hakk´ı) yalanlayıp arkasını donmustur

[17] (Allah´tan) saygı ile korkup (fenalıklardan) en cok sakınan ve arınmak icin malını (Allah yolunda) veren de o atesten uzaklastırılır

[18] (Allah´tan) saygı ile korkup (fenalıklardan) en cok sakınan ve arınmak icin malını (Allah yolunda) veren de o atesten uzaklastırılır

[19] O´nun yanında hic birine, karsılıgı verilecek bir (minnet borcu) nimeti yoktur

[20] Ancak karsılıgını sırf o cok yuce Rabbın´dan bekleyerek yaptıgı (iyilik) mukafatlandırılır

[21] Ve elbette (boylesi) ileride razı olacaktır

Duhâ

Surah 93

[1] Kusluk vaktine

[2] Karanlıgıyla yonelip gelen geceye and olsun ki

[3] Rabbin seni terketmedi ve sana darılmadı

[4] Ve elbette Ahiret senin icin Dunya´dan daha hayırlıdır

[5] Elbette Rabbin sana oylesine verecek ki, (O´ndan da, verdiginden de) razı olacaksın, (hosnud olmaya devam edeceksin)

[6] Seni oksuz bulup barındırmadı mı

[7] Seni yol bilmez iken (en dogru) yola iletmedi mi

[8] eni fakir bulup zengin etmedi mi

[9] O halde, sakın oksuzu hor gorup ona kotu davranma

[10] Ve bir sey isteyeni azarlama

[11] Ama Rabbin nimetini elinden geldigince anlat

İnşirâh

Surah 94

[1] Senin gogsunu acıp genisletmedik mi

[2] Belini (bukup) catırdatan yukunu senden indirmedik mi

[3] Belini (bukup) catırdatan yukunu senden indirmedik mi

[4] Namını yine senin icin yukseltmedik mi

[5] Suphesiz ki zorluk ve sıkıntıyla beraber kolaylık vardır

[6] Evet, suphesiz zorluk ve sıkıntı ile beraber kolaylık vardır

[7] O halde (bir is ve ibadetten) bosaldın mı (ikinci bir is ve ibadete) baslayıp yorul

[8] Ve yalnız Rabbına ragbet et; hep O´na yonel

Tîn

Surah 95

[1] Incir ve zeytine

[2] Sina dagına

[3] Ve guven veren bu sehre (Mekke´ye) and olsun ki

[4] Biz elbette insanı en guzel bicimde yarattık

[5] Sonra da onu (kendi kıymetini bilmedigi icin) asagıların asagısına cevirdik

[6] Ancak iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar mustesna; onlar icin ardı arkası kesilmez ecir vardır

[7] O halde (bunca belge ve acık delillerden) sonra seni hesap ve ceza hakkında ne (gibi sey) yalanlayabilir

[8] Allah, hukmedenlerin en dogru, en guzel hukmedeni degil midir

Alak

Surah 96

[1] Yaratan Rabbinin adıyla oku

[2] O, insanı bir kan pıhtısından yarattı

[3] Oku! Rabbin, karsılıksız iyilik ve ihsan sahibidir

[4] O ki, kalem ile ogretti

[5] Insana bilmedigini ogretip belletti

[6] Hayır, hayır; (Allah´a her an muhtac bulundugunu unutma). Dogrusu insan kendini zengin gorunce azar

[7] Hayır, hayır; (Allah´a her an muhtac bulundugunu unutma). Dogrusu insan kendini zengin gorunce azar

[8] Suphesiz ki donus ancak Rabbınadır

[9] Namaz kılan bir kulu, ondan alıkoyanı gordun mu

[10] Namaz kılan bir kulu, ondan alıkoyanı gordun mu

[11] Baksan ya, bu (kul) dogru yol uzerinde bulunuyorsa

[12] Veya takva (Allah´tan saygı ile korkup kotuluklerden alıkoymak) ile emrediyorsa

[13] Baksan ya, o (alıkoymak isteyen) yalanlıyor ve arka ceviriyorsa

[14] Allah´ın (her seyi) gordugunu bilmiyor mu

[15] Hayır, hayır; o bu tutumundan vazgecmezse, elbette onu alnından tutup, o yalancı gunahkar alından (Cehennem´e surukleyecegiz)

[16] Hayır, hayır; o bu tutumundan vazgecmezse, elbette onu alnından tutup, o yalancı gunahkar alından (Cehennem´e surukleyecegiz)

[17] Artık o yandaslarını cagırsın

[18] Biz de zebanileri cagıracagız

[19] Sakın ona uyma. Secde et ve yaklas

Kadir

Surah 97

[1] Suphesiz ki biz O´nu (Kur´an´ı) Kadir Gecesi indirdik

[2] Kadir Gecesi´nin ne oldugunu bilir misin

[3] Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır

[4] O gece melekler ve Ruh, Rablarının izniyle her emir (is, durum, hukum ve takdir) ile inerler

[5] O gece, fecir doguncaya kadar bir selamdır

Beyyine

Surah 98

[1] Kitap Ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar) ve musrikler (Allah´a i ortak kosanlar)dan kufre sapanlar, kendilerine acık ve kesin delil; icinde en adil, en saglam hukumler bulunan tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gonderilen bir peygamber gelinceye kadar (kufurden) ayrılmıs olmadılar

[2] Kitap Ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar) ve musrikler (Allah´a i ortak kosanlar)dan kufre sapanlar, kendilerine acık ve kesin delil; icinde en adil, en saglam hukumler bulunan tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gonderilen bir peygamber gelinceye kadar (kufurden) ayrılmıs olmadılar

[3] Kitap Ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar) ve musrikler (Allah´a i ortak kosanlar)dan kufre sapanlar, kendilerine acık ve kesin delil; icinde en adil, en saglam hukumler bulunan tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gonderilen bir peygamber gelinceye kadar (kufurden) ayrılmıs olmadılar

[4] Kitap (Tevrat ve Incil) verilenler ise, kendilerine ancak bu acık kesin delil geldikten sonra bolunup ayrıldılar

[5] Halbuki onlar ancak dini O´na (Allah´a) has kılmak, batıldan uzak, Hakk´a yonelerek Allah´a kulluk etmekle, namaz kılmakla, zekatı vermekle emrolunmuslardı. Iste en adil, en saglam hukumler tasıyan din budur ´

[6] Kitap Ehli´nden ve musriklerden inkara sapanlar var ya, elbette onlar, icinde devamlı kalacakları Cehennem´dedirler. Iste onlar yaratılanların en kotusudurler

[7] Iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar ise, iste onlar yaratılanların en iyileridirler

[8] Onların elbette ki Rabları yanında mukafatı, altlarından ırmaklar akan, icinde devamlı kalacakları Adn Cennetleri´dir. Allah onlardan razı, onlar da Allah´tan razıdırlar. Bu (mukafat ve rıza mertebesi) Rabbından saygı ile korkup egilen kimseyedir

Zilzâl

Surah 99

[1] Yerkure o muthis deprem ile sarsıldıgı

[2] Yeryuzu (dibindeki) agırlıklarını cıkardıgı

[3] Ve insan da «ne oluyor buna ?» dedigi zaman

[4] Yeryuzu o gun —Rabbi cna vahyettigi icin— haberlerini anlatır da anlatır

[5] Yeryuzu o gun —Rabbi cna vahyettigi icin— haberlerini anlatır da anlatır

[6] O gun insanlar —amellerinin kendilerine gosterilmesi icin— boluk boluk dagınık halde cıkıp gelirler

[7] Artık kim zerre kadar bir iyilik yapmıssa onu gorecek

[8] Kim de zerre kadar bir kotuluk islemisse onu gorecek

Âdiyât

Surah 100

[1] Harıl harıl, nefes nefese boyunlarını uzatarak kosan atlara (veya hac cihetine yonelen develere)

[2] Kosarken kıvılcım sacanlara

[3] Sabahleyin baskın basanlara

[4] (Gectikleri yerlerden) toz-duman koparanlara

[5] Ve (Dusmanın) bir topluluguna dalıp ortalayanlara and olsun ki

[6] Insan cidden Rabbına karsı oldukca nankordur

[7] Kendisi de gercekten buna sahiddir

[8] Ve o, gercekten Dunya malına karsı oldukca hevesli ve de cimridir

[9] Kabirlerdekinin desilip cıkarılacagı, goguslerde olanın derlenip ortaya konulacagı zamanı acaba bilmiyor mu

[10] Kabirlerdekinin desilip cıkarılacagı, goguslerde olanın derlenip ortaya konulacagı zamanı acaba bilmiyor mu

[11] Suphesiz ki Rabları o gun onlardan (onların her halinden) haberlidir

Kâria

Surah 101

[1] El-Kari´a : Kalblere korku salan o muthis gurultu

[2] Kari´a nedir

[3] Kari´a´nın ne oldugunu bilir misin

[4] O gun insanlar (atesin cevresinde) dagılıp dokulen pervane gibi olacak

[5] Daglar da atılmıs renk renk yune benzeyecek

[6] Artık kimin tartıları agır basarsa

[7] O, memnun olacagı bir hayattadır

[8] Kimin de tartıları hafif gelirse

[9] Onun yeri Haviye´dir

[10] Haviye´nin ne oldugunu bilir misin

[11] iyice kızısmıs bir atestir

Tekâsür

Surah 102

[1] Cokluk kuruntusu sizi o kadar oyaladı ki

[2] Kabirleri bile ziyaret ettiniz (oradaki olulerinizi bile saymaya calıstınız)

[3] Hayır, (bu hareketiniz ve dusunceniz hic dogru degildir). Ileride (gercegi) bileceksiniz

[4] Sonra da dikkat edin (gercegi elbette) ogreneceksiniz

[5] Hayır, (is bu kadar da degil) kesin bir bilgiyle (yaptıklarınızın ne kazandırdıgını) bir bilseniz (buyuk bir pismanlık duyardınız)

[6] And olsun ki, Cehennem´i elbette goreceksiniz

[7] Yine de orayı gozlerinizle kesinlikle goreceksiniz

[8] Sonra da o gun, (size verilen) nimetlerden elbette sorulacaksınız

Asr

Surah 103

[1] Asra yemin olsun

[2] insan gercekten zarardadır

[3] Ancak iman edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar, birbirine Hakk´ı tavsiye edenler, birbirine sabrı tavsiye edenler mustesna

Hümeze

Surah 104

[1] Vay haline arkadan cekistirip camur atana, yuzune karsı kas-goz isaretiyle alay edene

[2] O ki, mal toplayıp durmadan sayar

[3] Malının kendisini (Dunya´da) ebedi yasatacagını sanır

[4] Hayır, hayır; and olsun ki o, Hutame´ye atılacaktır

[5] Hutame´nin ne oldugunu bilir misin

[6] Allah´ın, yurekler ustune yukselip cıkan tutusturulmus atesidir

[7] Allah´ın, yurekler ustune yukselip cıkan tutusturulmus atesidir

[8] Suphesiz ki, o ates onları uzun uzun sutunlara (baglı oldukları halde) her taraftan kusatacaktır

[9] Suphesiz ki, o ates onları uzun uzun sutunlara (baglı oldukları halde) her taraftan kusatacaktır

Fîl

Surah 105

[1] Fil sahiplerine Rabbı´nın neler ettigini gormedin mi

[2] Onların hile ve duzenlerini bosa cıkarmadı mı

[3] Uzerlerine balcıktan yapılan sert taslar atan Ebabil kuslarını gonderdi de

[4] Uzerlerine balcıktan yapılan sert taslar atan Ebabil kuslarını gonderdi de

[5] Onları yenik ekin copune benzetti

Kureyş

Surah 106

[1] Kureys kabilesi´nin anlasıp bagdasması (saglandıgı) icin

[2] (Evet), yaz ve kıs seferlerinde anlasıp bagdastıkları icin

[3] Su Beytin (Kabe´nin) Rabbı´na ibadet etsinler

[4] O Rab ki, onları aclıktan (kurtarıp) doyurdu ve onları korkudan guvene kavusturdu

Mâûn

Surah 107

[1] Dini (veya ceza ve hesap gununu) yalanlıyanı gordun mu

[2] Iste odur yetimi itip kakan, yoksulu yedirmeyi tesvik etmeyen

[3] Iste odur yetimi itip kakan, yoksulu yedirmeyi tesvik etmeyen

[4] Vay haline o namaz kılanların ki

[5] Namazlarında gaflet icindeler

[6] Durmadan gosteris yaparlar

[7] Zekatı da, egreti alet edavatı da vermezler (yardımda bulunmaktan hic hoslanmazlar)

Kevser

Surah 108

[1] ki biz sana Kevser´i verdik

[2] Artık´ Rabb´ın icin namaz kılmaya devam et ve n a h r yap (Kurban kes veya namazda ruku´dan kalkılırken ellerini gogus seviyesine kaldır)

[3] Asıl soyu kesilen, ismi unutulan, sana kin besleyip dusmanlık eden kimsedir

Kâfirûn

Surah 109

[1] De ki: Ey kufre saplanıp kalanlar

[2] Sizin taptıgınıza tapmam

[3] Benim taptıgıma da sizler tapıcılar degilsiniz

[4] Ben de (elbette) sizin taptıgınıza tapıcı degilim

[5] Ve sizler de benim taptıgıma tapıcılar degilsiniz

[6] Sizin dininiz size, benim dinim bana

Nasr

Surah 110

[1] Allah´ın yardımı ve fetih gunu geldigi

[2] Insanların Allah´ın (son) dinine boluk boluk akın ederek girdigini gordugun zaman

[3] Rabbini hamd ile tesbih et, bagıslanmanı dile. Gunku O, gercekten tevbeleri cokca kabul edendir

Tebbet

Surah 111

[1] Kurusun iki eli Ebu Leheb´in, (nasıl ki kendisi de) kurudu

[2] Ne malı ona fayda verdi, ne kazandıgı

[3] Alev alev yukselen atese varıp girecek

[4] Karısı da (aynı atese) odun tasıyıcı olacak

[5] Boynunda bukuk bir urgan oldugu halde

İhlâs

Surah 112

[1] De ki: O Allah Bir´dir

[2] Allah daimdir, mutlak anlamda ihtiyacsızdır, her sey O´na muhtactır

[3] Dogurmamıstır, dogurulmamıstır

[4] Hicbir sey O´na denk ve benzer degildir (ve olamaz da)

Felak

Surah 113

[1] De ki: Yarattıgı seylerin serrinden, karanlıgıyla ortalıga coken gecenin serrinden, dugumlere ufleyen falcı ve buyuculerin serrinden, hased ettiginde hasedci-nin serrinden, karanlıgı ayırıp sabahın aydınlıgını cıkaran Rabba sıgınırım

[2] De ki: Yarattıgı seylerin serrinden, karanlıgıyla ortalıga coken gecenin serrinden, dugumlere ufleyen falcı ve buyuculerin serrinden, hased ettiginde hasedci-nin serrinden, karanlıgı ayırıp sabahın aydınlıgını cıkaran Rabba sıgınırım

[3] De ki: Yarattıgı seylerin serrinden, karanlıgıyla ortalıga coken gecenin serrinden, dugumlere ufleyen falcı ve buyuculerin serrinden, hased ettiginde hasedci-nin serrinden, karanlıgı ayırıp sabahın aydınlıgını cıkaran Rabba sıgınırım

[4] De ki: Yarattıgı seylerin serrinden, karanlıgıyla ortalıga coken gecenin serrinden, dugumlere ufleyen falcı ve buyuculerin serrinden, hased ettiginde hasedci-nin serrinden, karanlıgı ayırıp sabahın aydınlıgını cıkaran Rabba sıgınırım

[5] De ki: Yarattıgı seylerin serrinden, karanlıgıyla ortalıga coken gecenin serrinden, dugumlere ufleyen falcı ve buyuculerin serrinden, hased ettiginde hasedci-nin serrinden, karanlıgı ayırıp sabahın aydınlıgını cıkaran Rabba sıgınırım

Nâs

Surah 114

[1] De ki: Insanların Rabbına, insanların (yegane) hukumdarına, insanların Tanrısına: Cinlerden ve insanlardan, insanların kalblerine vesvese verip (Allah anılınca da) sinsice geri cekilen vesve-secinin serrinden sıgınırım

[2] De ki: Insanların Rabbına, insanların (yegane) hukumdarına, insanların Tanrısına: Cinlerden ve insanlardan, insanların kalblerine vesvese verip (Allah anılınca da) sinsice geri cekilen vesve-secinin serrinden sıgınırım

[3] De ki: Insanların Rabbına, insanların (yegane) hukumdarına, insanların Tanrısına: Cinlerden ve insanlardan, insanların kalblerine vesvese verip (Allah anılınca da) sinsice geri cekilen vesve-secinin serrinden sıgınırım

[4] De ki: Insanların Rabbına, insanların (yegane) hukumdarına, insanların Tanrısına: Cinlerden ve insanlardan, insanların kalblerine vesvese verip (Allah anılınca da) sinsice geri cekilen vesve-secinin serrinden sıgınırım

[5] De ki: Insanların Rabbına, insanların (yegane) hukumdarına, insanların Tanrısına: Cinlerden ve insanlardan, insanların kalblerine vesvese verip (Allah anılınca da) sinsice geri cekilen vesve-secinin serrinden sıgınırım

[6] De ki: Insanların Rabbına, insanların (yegane) hukumdarına, insanların Tanrısına: Cinlerden ve insanlardan, insanların kalblerine vesvese verip (Allah anılınca da) sinsice geri cekilen vesve-secinin serrinden sıgınırım