Back to Languages
Turkish - Chapter 38
Translation by Elmalili Hamdi Yazir
Verse 1
Sâd. Bu zikirle dolu Kur'ân'a bak
Verse 2
O inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler
Verse 3
Kendilerinden önce nicelerini helak ettik. Onlar çağrıştılar. Ama artık kurtuluş vakti değildi
Verse 4
İçlerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiğine şaştılar da kâfirler: "Bu bir sihirbazdır, yalancıdır" dediler
Verse 5
İlâhları, bir tek ilâh mı kılmış? Bu gerçekten şaşılacak bir şey, çok tuhaf
Verse 6
İçlerinden ileri gelenler fırladılar ve dediler ki: "İlâhlarınız üzerinde sabır ve sebat edin. Bu, gerçekten arzu edilen bir murad
Verse 7
Biz bunu başka bir dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır
Verse 8
Kur'ân aramızdan ona mı indirilmiş?" dediler. Doğrusu onlar benim Kur'ân'ımdan bir kuşku içindeler. Ve doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar
Verse 9
Yoksa sana o Kur'ân'ı veren çok güçlü ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı
Verse 10
Yoksa bütün o göklerin, yerin ve aralarındakilerin mülkü onların mı? Öyle ise bütün imkanlarını seferber ederek yükselsinler de görelim
Verse 11
Onlar burada çeşitli partilerden (gruplardan) bozguna uğramış bir ordudur
Verse 12
Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamışlardı
Verse 13
Semûd kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler (Şuayb kavmi) de yalanlamışlardı. İşte o çeşitli partiler bunlardır
Verse 14
Hepsi de gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu
Verse 15
Onlar da bir tek haykırışa bakıyorlar. Öyle ki onun gecikmesi de yoktur
Verse 16
Bir de: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim azabdan payımızı acele ver" dediler
Verse 17
Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, zikir ve tesbih ile bize yönelmişti
Verse 18
Biz, dağları onun emrine vermiştik. Akşamsabah onunla birlikte tesbih ederlerdi
Verse 19
Kuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi
Verse 20
Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiş ve kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik
Verse 21
Bir de davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı
Verse 22
Davud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşe düştü. Ona "Korkma!" dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, birimize haksızlık etti. Şimdi sen aramızda hak ile hüküm ver ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar
Verse 23
Biri: "İşte bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken: Onu da bana ver, dedi ve tartışmada beni yendi" diye anlattı
Verse 24
Davud dedi ki: "Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten bir cemiyette yaşayanların çoğu mutlaka birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi, rüku ederek yere kapandı, tevbe ile Allah'a yöneldi
Verse 25
Biz de o zannettiği şeyi kendisine bağışladık. Şüphesiz yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri vardır
Verse 26
Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hak ile hüküm ver. Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Çünkü Allah yolundan sapanlar, hesap gününü unuttukları için kendilerine çok şiddetli bir azab vardır
Verse 27
Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz boşuna yaratmadık. O, kâfirlerin zannıdır. Onun için vay ateşe girecek olan kâfirlerin haline
Verse 28
Yoksa, iman edip de salih amel işleyenleri biz, o yeryüzündeki bozguncular gibi yapar mıyız? Yoksa o takva sahiplerini azgın günahkarlar gibi yapar mıyız
Verse 29
Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar
Verse 30
Bir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah'a yönelirdi
Verse 31
Hani kendisine bir zaman akşam üstü iyi cins ve rahvan atlar gösterilmişti
Verse 32
Ben, dedi, at sevgisini, Rabbimi anmaktan ötürü tercih ettim." Nihayet atlar perdenin arkasına gizlendi
Verse 33
Geri getirin onları bana!" dedi ve artık onların bacaklarını, boyunlarını silmeye başladı
Verse 34
Andolsun ki Süleyman'ı imtihan da ettik ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü
Verse 35
Süleyman: "Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki, ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz, bütün dilekleri veren sensin." dedi
Verse 36
Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı
Verse 37
Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da
Verse 38
Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik)
Verse 39
İşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin" dedik
Verse 40
Şüphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık ve güzel bir makam vardır
Verse 41
Kulumuz Eyyub'u da an. Bir zaman o, Rabbine şöyle nida etmişti: "Meşakkat ve acı ile bana şeytan dokundu
Verse 42
(Biz ona): "Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su" dedik
Verse 43
Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun
Verse 44
(Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir
Verse 45
Kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. Onlar eller ve gözler sahipleri idiler
Verse 46
Çünkü biz onları temiz bir hasletle, hâlis yurt (ahiret) düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır
Verse 47
Çünkü onlar, nezdimizde seçilmiş en hayırlı kimselerdendir
Verse 48
İsmail'i, Elyasa'yı, Zü'lKifl'i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir
Verse 49
İşte bu bir öğüttür. Şüphesiz korunan müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (güzel bir dönüş yeri) vardır
Verse 50
Bütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır
Verse 51
İçlerine kurularak orada birçok yemişle, bambaşka bir içki isteyeceklerdir
Verse 52
Yanlarında da bakışları yalnız kocalarına dönük hep aynı yaşta dilberler vardır
Verse 53
O hesap günü için size vaad edilen işte budur
Verse 54
İşte bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona hiç tükenmek yoktur
Verse 55
Bu, böyledir. Şüphesiz azgınlar için de fena bir gelecek vardır
Verse 56
Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşektir
Verse 57
İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir
Verse 58
Ve o şekilden çifter çifter tadacakları diğer acılar da vardır
Verse 59
İşte şunlar da sizin peşinize düşenlerdir. Onlara merhaba yok. Çünkü onlar cehenneme salınıyorlar
Verse 60
(Arkadan gelenler öncekilere:) Derler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok. Çünkü cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakın o ne kötü yatak
Verse 61
Ey Rabbimiz! Bize bunu takdim edenin ateşteki azabını kat kat artır" derler
Verse 62
Bir de derler ki: "Kötülerden saydığımız birtakım adamları (fakir müminleri) niye göremiyoruz
Verse 63
Onları eğlence yerine tutmuştuk ha! Yoksa bu gözler onlardan kaydı mı
Verse 64
Şüphesiz ki bu haktır. Ateş ehlinin birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır
Verse 65
De ki: "Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah'tan başka tanrı da yoktur
Verse 66
O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır
Verse 67
De ki: "Bu, bir büyük haberdir
Verse 68
Siz ondan yüz çeviriyorsunuz
Verse 69
Münakaşa ederlerken, benim melekler yüksek topluluğuna ait ne bilgim olabilirdi
Verse 70
Ancak ben açıktan açığa korkutmakla görevli olduğum için o bilgi bana vahyediliyor
Verse 71
Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım
Verse 72
Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın
Verse 73
Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler
Verse 74
Yalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu
Verse 75
Allah: "Ey İblis! O benim kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek derecelerde bulunanlardan mı oldun?" dedi
Verse 76
İblis dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın
Verse 77
Allah: "Hemen çık oradan, artık sen kovuldun
Verse 78
Ve elbette lanetim ceza gününe kadar senin üzerindedir." buyurdu
Verse 79
İblis: "Ya Rab! O halde insanların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver." dedi
Verse 80
Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu
Verse 81
Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu
Verse 82
İblis: "Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatır, saptırırım
Verse 83
Ancak içlerinden ihlas ile seçilmiş has kulların müstesna" dedi
Verse 84
Allah buyurdu ki: "O doğru, ben hep doğruyu söylerim
Verse 85
Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onların sana uyanlarından, topunuzdan tıka basa dolduracağım
Verse 86
Ey Muhammed! De ki: "Ben o Kur'ân'a karşı sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir şey de teklif etmiyorum
Verse 87
O Kur'ân, bütün âlemler için bir zikir, bir öğüttür
Verse 88
Herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz