Back to Languages

    Turkish - Chapter 69

    Translation by Elmalili Hamdi Yazir

    Verse 1

    (Gerçekleşecek) Kıyamet

    Verse 2

    Nedir, o Kıyamet

    Verse 3

    Gerçekleşenin (Kıaymetin) ne olduğunu sen nerden bileceksin

    Verse 4

    Semûd ve Âd, kapılarını çalacak olan o felaketi yalan saymışlardı

    Verse 5

    Semûd kavmi korkunç bir sesle yok edildi

    Verse 6

    Âd kavmi ise gürültülü ve azgın bir fırtına ile yok edildiler

    Verse 7

    Allah o fırtınayı üzerlerine yedi gece sekiz gündüz musallat etmişti. Öyle ki, o kavmi içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün

    Verse 8

    Bak şimdi görebilir misin onlardan bir kalıntı

    Verse 9

    Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler de hep o hatayı işleyegeldiler

    Verse 10

    Hep Rablerinin elçilerine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi

    Verse 11

    Kuşkusuz, sular kabarınca sizi gemide biz taşıdık

    Verse 12

    Onu size bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye

    Verse 13

    Sûr'a bir tek üfleme üflendiği

    Verse 14

    Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman

    Verse 15

    İşte o gün olacak olur

    Verse 16

    O gün gök yarılmış, sarkmıştır

    Verse 17

    Melekler de onun etrafındadır, O gün Rabbinin Arşını bunların da üstünde sekiz melek yüklenir

    Verse 18

    O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz, öyle ki gizli bir haliniz kalmaz

    Verse 19

    Kitabı sağından verilen, "alın okuyun kitabımı

    Verse 20

    Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim" der

    Verse 21

    Artık o hoşnut bir hayattadır

    Verse 22

    Yüksek bir cennettedir

    Verse 23

    Ki o cennetin meyveleri sarkmıştır

    Verse 24

    Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için." (denir)

    Verse 25

    Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke kitabım verilmeseydi de

    Verse 26

    Hesabımın ne olduğunu bilmeseydim

    Verse 27

    Ne olurdu o ölüm, iş bitirici olsaydı

    Verse 28

    Malım bana hiç fayda vermedi

    Verse 29

    Gücüm de benden yok olup gitti

    Verse 30

    (Zebanilere şöyle denir): "Onu yakalayın da bağlayın

    Verse 31

    Sonra cehenneme atın onu

    Verse 32

    Sonra da boyu yetmiş arşın zincir içerisinde onu oraya sokun

    Verse 33

    Çünkü o, büyük Allah'a inanmıyordu

    Verse 34

    Yoksula yedirmeye teşvik etmiyordu

    Verse 35

    Bu sebeple bugün burada onun candan bir dostu yoktur

    Verse 36

    Bir irinden başka yiyecek de yok

    Verse 37

    Onu günahkârlardan başkası yemez

    Verse 38

    Andolsun gördüklerinize

    Verse 39

    Ve görmediklerinize

    Verse 40

    Kuşkusuz Kur'ân, şerefli bir peygamberin (Allah'tan) getirdiği sözdür

    Verse 41

    O bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz

    Verse 42

    Bir kâhin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz

    Verse 43

    O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir

    Verse 44

    O, bize isnâden bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı

    Verse 45

    Elbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakalardık

    Verse 46

    Sonra da onun şah damarını keser atardık

    Verse 47

    O vakit sizden hiçbiriniz ona siper de olamazdınız

    Verse 48

    O hiç kuşkusuz, takva sahipleri için unutulmayacak bir öğüttür

    Verse 49

    Bununla beraber biz biliyoruz ki sizden inanmayanlar var

    Verse 50

    Kuşkusuz bu Kur'ân kafirler için bir pişmanlık vesilesidir

    Verse 51

    Gerçekten o, şüphe götürmez bir bilgidir

    Verse 52

    O halde, haydi tesbih et Rabbinin yüce ismiyle