Back to Languages

    Turkish - Chapter 80

    Translation by Elmalili Hamdi Yazir

    Verse 1

    (Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü

    Verse 2

    Kendisine âmâ geldi, diye

    Verse 3

    Ne bilirsin, belki o temizlenecek

    Verse 4

    Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek

    Verse 5

    Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince

    Verse 6

    Sen ona yöneliyorsun

    Verse 7

    Onun temizlenmemesinden sana ne

    Verse 8

    Ama sana can atarak gelen

    Verse 9

    Allah'tan korkarak gelmişken

    Verse 10

    Sen onunla ilgilenmiyorsun

    Verse 11

    Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür

    Verse 12

    Artık dileyen onu düşünür

    Verse 13

    O, değerli sahifelerdedir

    Verse 14

    Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde

    Verse 15

    Yazıcıların ellerindedir

    Verse 16

    Değerli, iyi yazıcıların

    Verse 17

    O kahrolası insan, ne nankör şey

    Verse 18

    O yaratan onu hangi şeyden yarattı

    Verse 19

    Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu

    Verse 20

    Sonra ona yolunu kolaylaştırdı

    Verse 21

    Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu

    Verse 22

    Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir

    Verse 23

    Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah'ın emrini tam yerine getirmedi

    Verse 24

    Bir de o insan yiyeceğine baksın

    Verse 25

    Biz o suyu bol bol döktük

    Verse 26

    Sonra toprağı nasıl da yardık

    Verse 27

    Bu suretle orada ekinler bitirdik

    Verse 28

    Üzümler, yoncalar

    Verse 29

    Zeytinlikler, hurmalıklar

    Verse 30

    İri ve sık ağaçlı bahçeler

    Verse 31

    Meyveler, çayırlar bitirdik

    Verse 32

    Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye

    Verse 33

    Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde

    Verse 34

    O gün kişi kaçar, kardeşinden

    Verse 35

    Anasından, babasından

    Verse 36

    Eşinden ve oğullarından

    Verse 37

    Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır

    Verse 38

    Yüzler var ki, o gün parıl parıl

    Verse 39

    Güler, sevinir

    Verse 40

    Yüzler de var ki, o gün tozlanmış

    Verse 41

    Onları karanlık bürümüş

    Verse 42

    İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar