Turkish

Translation: tur-elmallsadelesti1-la

Author: Elmal L Sadelestirilmis

Fâtiha

Surah 1

[1] Rahman ve Rahim olan Allah´ın ismiyle

[2] Hamd o alemlerin Rabbi

[3] O Rahman ve Rahim

[4] O, din gununun maliki Allah´ın

[5] Ancak sana ederiz kullugu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab)

[6] Hidayet eyle bizi dogru yola

[7] O kendilerine nimet verdigin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba ugramısların ve o sapmısların yoluna degil

Bakara

Surah 2

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Iste o kitap, bunda suphe yok, muttakiler (kotulukten korunacaklar) icin hidayettir

[3] Onlar ki gaybe iman edip namazı durust kılarlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar

[4] Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden once indirilene. Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederler

[5] Bunlar, iste Rabblerinden bir hidayet uzerindedirler ve bunlar iste felaha erenlerdir

[6] Su muhakkak ki inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar icin birdir. Onlar inanmazlar

[7] Allah onların kalplerini ve kulaklarını muhurlemistir. Gozlerinin uzerinde bir de perde vardır. Ve buyuk azab onlaradır

[8] Insanlardan oyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, «Allah´a ve ahiret gunune inandık.» derler

[9] Allah´ı ve muminleri aldatmaya calısırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar

[10] Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalıgını arttırmıstır. Yalan soylemelerine karsılık onlara elem verici bir azab vardır

[11] Hem onlara: «Yeryuzunde fesat cıkarmayın.» denildiginde: «Biz ancak ıslah edicileriz.» derler

[12] Iyi bilin ki, onlar ortalıgı bozanların ta kendileridir, fakat anlamazlar

[13] Onlara: «Insanların (muslumanların) inandıgı gibi inanın.» denilince, «Biz de o beyinsizlerin inandıgı gibi mi inanacagız?» derler. Iyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler

[14] Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: «Inandık» derler. Fakat seytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman: «Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz.» derler

[15] (Asıl) Allah onlarla alay eder ve taskınlıkları icinde serserice dolasmalarına muhlet verir

[16] Iste onlar o kimselerdir ki, hidayet karsılıgında sapıklıgı satın aldılar da, ticaretleri kar etmedi, dogru yolu da bulamadılar

[17] Onların durumu, bir ates yakanın durumu gibidir. (Ates) cevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların (gozlerinin) nurlarını giderdi ve onları karanlıklar icinde bıraktı, artık gormezler

[18] (Onlar) sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler. Artık (hakka) donmezler

[19] Yahut (onların durumu), gokten bosanan, icinde karanlıklar, gok gurlemesi ve simsek(ler) bulunan bir yagmur(a tutulmusun hali) gibidir. Yıldırımlardan olmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkarcıları tamamen kusatmıstır

[20] O simsek nerdeyse gozlerini (n nurunu) kapıverecek. Onlerini aydınlattımı ısıgında yururler, karanlık uzerlerine coktumu de dikilip kalırlar. Allah dilemis olsaydı isitmelerini, gormelerini de alıverirdi. Suphesiz Allah her seye kadirdir

[21] Ey insanlar! Sizi ve sizden oncekileri yaratan Rabb´inize kulluk edin ki (Allah´ın) azabından korunasınız

[22] O (Rabb) ki yeri sizin icin bir dosek, gogu de bir bina yaptı. Gokten su indirdi, onunla size rızık olarak cesitli urunler cıkardı. Oyleyse siz de, bile bile, Allah´a esler kosmayın

[23] Eger kulumuz (Muhammed)a indirdigimiz (Kur´an)den suphe icinde iseniz, haydi onun gibi bir sure getirin, Allah´tan baska guvendiklerinizin hepsini cagırın; eger dogru iseniz

[24] Yok yapamadıysanız, ki hicbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taslar olan, inkarcılar icin hazırlanmıs atesten sakının

[25] Inanıp yararlı isler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait oldugunu mujdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: «Bu daha once de rızıklandıgımız seydir» derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak uzere, kendilerine sunulacak. Orada cok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedi kalacaklar

[26] Muhakkak ki Allah bir sivri sinegi, hatta daha ustununu misal getirmekten cekinmez. Iman edenler bilirler ki, o suphesiz haktır, Rabb´lerindendir. Ama kufre saplananlar: «Allah boyle bir misal ile ne demek istedi?» derler. Allah onunla bircoklarını sasırtır, yine onunla bircoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları sasırtır

[27] Onlar ki, soz verip andlastıktan sonra Allah´a verdikleri sozu bozarlar. Allah´ın birlestirmesini emrettigi seyi (iman ve akrabalık baglarını) keserler ve yeryuzunde bozgunculuk yaparlar. Iste zarara ugrayanlar onlardır

[28] Allah´ı nasıl inkar edersiniz ki, olu idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine oldurecek, sonra yine diriltecek, sonra da dondurulup ona goturuleceksiniz

[29] O ki, yeryuzunde ne varsa hepsini sizin icin yarattı . Sonra goge yoneldi, onları yedi gok olarak duzenledi. O, her seyi bilir

[30] Bir zamanlar Rabb´in meleklere: «Ben yeryuzunde bir halife yaratacagım» demisti. (Melekler): «A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dokecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni overek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz» dediler. (Rabb´in): «Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.» dedi

[31] Ve Adem´e isimlerin hepsini ogretti, sonra onları meleklere gosterip: «Haydi davanızda sadıksanız bana sunları isimleriyle haber verin.» dedi

[32] Dediler ki: «Yucesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize ogrettiginden baska bir bilgimiz yoktur. Suphesiz sen bilensin, hakimsin»

[33] (Allah): «Ey Adem, bunlara onları isimleriyle haber ver.» dedi. Bu emir uzerine Adem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): «Ben size, ben goklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin acıkladıgınızı da, icinizde gizlediginizi de bilirim» dememis miydim?» dedi

[34] Ve o zaman meleklere: «Adem´e secde edin!» dedik, hemen secde ettiler. Yalnız Iblis dayattı, kibrine yediremedi, inkarcılardan oldu

[35] Dedik ki: «Ey Adem, sen ve esin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediginiz yerde bol bol yeyin, fakat su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.»

[36] Bunun uzerine seytan onları(n ayagını) oradan kaydırdı, icinde bulundukları (cennet yurdu)ndan cıkardı. Biz de: «Birbirinize dusman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin icin bir karar yeri ve bir nasib vardır.» dedik

[37] Derken Adem Rabb´ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi cok kabul eden, cok esirgeyendir

[38] Onlara dedik ki: «Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiginde, kim o hidayetcimin izinde giderse, onlar icin hicbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır

[39] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedi olarak kalacaklardır

[40] Ey Israilogulları, size verdigim nimetimi hatırlayın, bana verdiginiz sozu tutun ki, ben de size verdigim sozu tutayım ve sadece benden korkun

[41] Yanınızdakini (Tevrat´ı) tasdik edici olarak indirdigim (Kur´an)a iman edin, O´nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim ayetlerimi birkac paraya degismeyin. Ancak benden korkun

[42] Hakk´ı batıla karıstırıp da, bile bile hakkı gizlemeyin

[43] Hem namazı dosdogru kılın, zekatı verin, ruku edenlerle birlikte siz de ruku edin

[44] Insanlara iyiligi emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz. Hala aklınızı basınıza almayacak mısınız

[45] Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Suphesiz bu, (Allah´a) saygılı olanlardan baskasına agır gelir

[46] Onlar ki, Rablerine kavusacaklarını ve gercekten O´na doneceklerini bilirler

[47] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti ve vaktiyle sizi alemlere ustun kıldıgımı hatırlayın

[48] Ve oyle bir gunden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir sey odeyemez, kimseden sefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hicbir yardım da yapılmaz

[49] (Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kotusunu reva goruyor, ogullarınızı bogazlıyor, kadınlarınızı sag bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından buyuk bir imtihan vardı

[50] Hani bir zamanlar sizin icin denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun´un adamlarını suda bogduk, siz de bakıp duruyordunuz

[51] Hani bir zamanlar Musa´ya kırk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzagıyı put edindiniz ve o halinizle zalimler idiniz

[52] Sonra yine de sizi affettik, artık sukretmeniz gerekiyordu

[53] Ve hani bir zamanlar Musa´ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, dogru yolda gidesiniz

[54] Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzagıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile donun de nefislerinizi oldurun. Boyle yapmanız Bari Tealanız katında sizin icin hayırlıdır, boylece tevbenizi kabul buyurdu. Gercekten de o Tevvab ve Rahim´dir

[55] Hani bir zamanlar «Ey Musa biz Allah´ı acıkca gormedikce senin sozunle asla inanmayacagız.» demistiniz de bunun uzerine sizi yıldırım carpmıstı ve siz de bakakalmıstınız

[56] Sonra sukredesiniz diye sizi olumunuzun ardından yeniden diriltmistik

[57] Ve ustunuze o bulutu golge yaptık, ve size ihsan ettigimiz hos rızıklardan yiyin, diye uzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardı

[58] Hani bir zamanlar «Su sehre girin de onun nimetlerinden dilediginiz sekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve «hıtta» (bizi bagısla!) deyin ki, size, hatalarınızı magfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracagız» dedik

[59] Bunun uzerine o zulme devam edenler sozu degistirdiler, onu kendilerine soylenildiginden baska bir sekle soktular. Biz de kotuluk yaptıkları icin o zalimlere murdar bir azap indirdik

[60] Hani bir zamanlar Musa, kavmi icin su istemisti, biz de «asanla tasa vur!» demistik, bunun uzerine o tastan on iki pınar fıskırmıstı. Her kısım insan kendi su alacagı yeri bildi. Allah´ın rızkından yiyin ve icin de bozgunculuk ve saldırganlık yaparak yeryuzunu fesada vermeyin

[61] Hani bir zamanlar, «Ey Musa, biz tek cesit yemege asla katlanamayacagız, yeter artık bizim icin Rabbine dua et de bize yerin yetistirdigi seylerden; sebzesinden, kabagından, sarmısagından, mercimeginden ve soganından cıkarsın.» dediniz. O da size «O ustun olanı daha asagı olanla degistirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediginiz elbette olacaktır.» dedi. Uzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah´dan bir gazaba ugradılar. Evet oyle oldu, cunku Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlar ve haksız yere peygamberleri olduruyorlardı. Evet oyle oldu, cunku isyana dalıyorlar ve asırı gidiyorlardı

[62] Suphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiiler, bunlardan her kim Allah´a ve ahiret gunune gercekten iman eder ve salih amel islerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak degillerdir

[63] Hani bir zamanlar sizden misak (saglam bir soz) almıstık, Tur´u ustunuze kaldırıp demistik ki; size verdigimiz kitaba kuvvetle tutunun ve icindekilerden gafil olmayın, gerek ki, korunursunuz

[64] Sonra verdiginiz sozun arkasından yuz cevirdiniz, eger uzerinizde Allah´ın lutfu ve rahmeti olmasa idi herhalde zarara ugrayanlardan olurdunuz

[65] Icinizden cumartesi gunu yasagını cigneyenleri elbette bilirsiniz. Iste bundan dolayı onlara «sefil maymunlar olun!» dedik

[66] Bu ibret dolu cezayı oncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir ogut yaptık

[67] Hani bir zamanlar Musa kavmine demisti ki Allah, size bir bakara (sıgır) bogazlamanızı emrediyor. Onlar da «ayol sen bizimle egleniyor, alay mı ediyorsun?» dediler. Musa da: «Boyle cahillerden biri olmaktan Allah´a sıgınırım.» dedi

[68] Onlar, «Bizim icin Rabbine dua et, her ne ise onu bize acıklasın.» dediler. Musa, «Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaslı, ne de pek taze, ikisi arası dinc bir sıgırdır, haydi emrolundugunuz isi yapınız.» dedi

[69] Onlar, «Bizim icin Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize acıklasın.» dediler. Musa, «Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara surur veren, sapsarı bir sıgırdır.» dedi

[70] Onlar, «Bizim icin Rabbine dua et, o nedir bize iyice acıklasın, cunku o bize biraz karısık geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz.» dediler

[71] Musa, «Rabbim buyuruyor ki o, ne cifte kosulup tarla suren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hic alacası olmayan bir sıgırdır». Onlar da: «Iste tam simdi gercegi ortaya koydun.» dediler. Nihayet onu bulup bogazladılar. Az kaldı yapmayacaklardı

[72] Hani bir zamanlar siz bir adam oldurmustunuz de onun hakkında birbirinizle atısmıs ve onu ustunuzden atmıstınız, halbuki Allah, saklamıs oldugunuzu acıga cıkaracaktı

[73] Iste bundan dolayı, o sıgırın bir parcası ile o oluye vurun, dedik. Allah oluleri iste boyle diriltir ve size ayetlerini gosterir, belki aklınızı basınıza toplarsınız

[74] Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılastı, simdi de tas gibi, ya da tastan da beter hale geldi. Cunku taslardan oylesi var ki; icinden nehirler kaynıyor, yine oylesi var ki, catlıyor da bagrından sular fıskırıyor, oylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor... Ve sizin neler yaptıgınızdan Allah gafil degildir

[75] Simdi bunların, size hemen inanacaklarını umit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah´ın kelamını isitirlerdi de sonra ona akılları yattıgı halde bile bile onu tahrif ederlerdi

[76] Ustelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle basbasa kaldıkları zaman, «Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah´ın size acıkladıgı gercekleri onlara da soyluyorsunuz? Hic aklınız yok mu be?» derlerdi

[77] Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi acıkca soylerlerse Allah hepsini bilir

[78] Bunların bir de ummi (okuma yazması olmayan) kısmı vardır, kitabı bilmezler, ancak birtakım kuruntu yıgınına, bos saplantılara kapılır ve zan icinde dolasır dururlar

[79] Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak icin «Bu Allah katındandır.» derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yuzunden onlara, vay o kazandıkları vebal yuzunden onlara

[80] Bir de dediler ki: «Bize sayılı birkac gunden baska asla ates azabı dokunmaz». De ki; «Siz Allah´dan bir ahit mi aldınız? Boyle ise Allah sozunden donmez. Yoksa siz Allah´a karsı bilemeyeceginiz seyleri mi soyluyorsunuz?»

[81] Evet kim bir gunah islemis de kendi gunahı kendisini her yandan kusatmıs ise, iste oyleleri ates ehlidirler ve orada ebedi kalıcıdırlar

[82] Iman edip salih ameller isleyenler, iste oyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedi kalıcıdırlar

[83] Hani bir vakitler Israilogulları´ndan soylece misak (kesin bir soz) almıstık: Allah´dan baskasına tapmayacaksınız, ana- babaya iyilik, yakınlıgı olanlara, oksuzlere, caresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara guzellikle soz soyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra cok azınız mustesna olmak uzere sozunuzden dondunuz, hala da donuyorsunuz

[84] Yine bir zamanlar misakınızı almıstık; birbirinizin kanlarını dokmeyeceksiniz, nufusunuzu diyarınızdan cıkarmıyacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza sahit de oldunuz

[85] Sonra sizler oyle kimselersiniz ki, kendilerinizi olduruyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından cıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kotuluk ve dusmanlık guduyor ve bu konuda birlesip birbirinize arka cıkıyorsunuz, sayet size esir olarak gelirlerse fidyelesmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından cıkarılmaları size haram kılınmıs idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Su halde icinizden boyle yapanlar, netice olarak dunya hayatında perisanlıktan baska ne kazanırlar, kıyamet gununde de en siddetli azaba ugratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

[86] Bunlar ahireti, dunya hayatına satmıs kimselerdir. Onun icin bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yerden yardım da gelmez

[87] Celalim hakkı icin Musa´ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gonderdik, hele Meryem oglu Isa´ya apacık mucizeler verdik, onu Ruhu´l- Kudus ile de destekledik. Size nefislerinizin hoslanmayacagı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokundugu icin onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da oldurecek misiniz

[88] (Yahudiler, peygamberimize karsı alaylı bir ifade ile): «Bizim kalblerimiz kılıflıdır.» dediler. Bilakis Allah, onları kafirlikleri yuzunden lanetledi. Bundan dolayı cok az imana gelirler

[89] Yanlarındakini tasdik etmek uzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha onceleri inanmayanlara karsı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkar ettiler. Iste bundan dolayı Allah´ın laneti kafirleredir

[90] Ne kadar cirkindir o ugruna kendilerini sattıkları sey ki; Allah´ın kullarından diledigine kendi lutuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkar ettiler. Iste bu yuzden de gazap ustune gazaba ugradılar. Can yakıcı azap asıl kafirler icindir

[91] Onlara, «Allah ne indirdiyse ona iman edin.» denildigi zaman, onlar «Biz kendimize indirilene iman ederiz.» derler ve ondan baskasını inkar ederler. Oysa yanlarındaki Tevrat´ı tasdik eden gercek vahiy odur. Onlara de ki; «Peki madem gercek mumin sizsiniz de ne diye daha once Allah´ın peygamberlerini olduruyordunuz

[92] Celalim hakkı icin Musa size belgelerle gelmisti de onun arkasından tuttunuz o buzagıya taptınız. Siz iste o zalimlersiniz

[93] Bir zamanlar size, «verdigimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin.» diye Tur´u tepenize kaldırıp misakınızı aldık. (O yahudiler): «Duyduk, dinledik, isyan ettik.» dediler, kafirlikleri yuzunden o danayı yureklerinde besleyip buyuttuler. De ki, «Eger siz mumin kimseler iseniz, bu imanınız size ne cirkin seyler emrediyor

[94] De ki; Allah yanında ahiret yurdu (cennet) baskalarının degil de yalnızca sizin ise, eger iddianızda da sadık iseniz haydi hemen olumu temenni ediniz, olmeyi cana minnet biliniz

[95] Fakat elleriyle isledikleri yuzunden onu hicbir zaman temenni edemeyecekler. Allah o zalimleri bilir

[96] Elbette onları insanların hayata en hırslı, en duskun olanları olarak bulacak, hatta musriklerden bile daha duskun bulacaksın. Onların her biri bin sene omur surmeyi arzular, oysa uzun yasamak kendisini azaptan kurtarıp uzaklastıracak degildir. Allah, onların neler yaptıgını gorup duruyor

[97] Soyle; her kim Cebrail´e dusman ise iyi bilsin ki, Kur´an´ı senin kalbine Allah´ın izniyle kendinden onceki vahiyleri onaylayıcı, muminlere hidayet ve mujde kaynagı olmak uzere o indirdi

[98] Her kim Allah´a, Allah´ın meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mikail´e dusman olursa, iyi bilsin ki, Allah da o kafirlerin dusmanıdır

[99] Sanım hakkı icin sana cok acık ayetler; parlak mucizeler indirdik. Oyle ki, iman sahasından uzaklasmıs fasıklardan baskası onları inkar etmez

[100] O fasıklar hem bunları tanımıyacaklar, hem de ne zaman bir ahd uzerine antlasma yapsalar, her defasında mutlaka iclerinden bir guruh cıkıp onu bozacak ve atıverecek oyle mi? Hatta az bir guruh degil, onların cogu ahit tanımaz imansızlardır

[101] Ustelik Allah tarafından onlara, yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber gelince, daha once kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, Allah´ın kitabını sırtlarından geriye attılar, sanki hicbir sey bilmiyorlarmıs gibi yaptılar

[102] Tuttular da Suleyman mulkune dair seytanların uydurup izledikleri seyin ardına dustuler. Halbuki Suleyman inkar edip kafir olmadı, lakin o seytanlar kafirlik ettiler; insanlara sihir ogretiyorlar ve Babil´de Harut ve Marut´a, bu iki melege indirilen seyleri ogretiyorlardı. Halbuki o ikisi «biz ancak ve ancak sizi denemek icin gonderildik, sakın sihir yapıp da kafir olmayın!» demeden kimseye birsey ogretmezlerdi. Iste bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak seyler ogreniyorlardı. Fakat Allah´ın izni olmadıkca bununla kimseye zarar verebilecek degillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda saglamayacak bir sey ogreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacagını da cok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, ugruna canlarını sattıkları sey ne cirkin bir seydi

[103] Sayet onlar iman edip de korunmus olsalardı, elbette Allah tarafından verilecek mukafat cok hayırlı olacaktı. Keske bunu bilselerdi

[104] Ey iman edenler! «raina» demeyin, «unzurna» deyin ve iyi dinleyin, kafirler icin elemli bir azap vardır

[105] Ne Kitap ehlinden, ne de musriklerden hicbiri, size Rabbinizden bir hayır indirilsin istemez. Allah ise, ustunlugu, rahmetiyle diledigine mahsus kılar ve Allah cok buyuk lutuf sahibidir

[106] Biz bir ayetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını yahut mislini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her seye kadirdir

[107] Bilmez misin ki, hakikaten goklerin ve yerin mulku Allah´ındır, hepsi O´nundur. Size de Allah´dan baska ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır

[108] Yoksa siz peygamberinizi, bundan once Musa´ya soruldugu gibi, sorguya cekmek mi istiyorsunuz? Halbuki her kim imanı kufurle degistirirse artık duz yolun ortasında sapıtmıs olur

[109] Ehl- i kitaptan bircogu arzu etmektedir ki, sizi imanınızdan sonra cevirip kafir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskanclıktan dolayı bunu yaparlar. Buna ragmen siz simdi af ile, hosgoruyle davranın ta Allah emrini verinceye kadar. Suphe yok ki Allah her seye kadirdir

[110] Siz namazı hakkıyle kılmaya bakın ve zekatı verin! Kendi nefsiniz icin her ne hayır yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah butun yaptıklarınızı gormektedir

[111] Bir de «yahudi ve hıristiyanlardan baskası asla cennete giremeyecek» dediler. Bu onların kendi kuruntularıdır. Sen de onlara de ki; «Eger dogru iseniz, haydi bakalım getirin delilinizi.»

[112] Hayır, hayır! Kim ozu iyilik dolu olarak yuzunu Allah´a tertemiz dondurur ve teslim ederse, iste onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara hicbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak degiller

[113] Yahudiler dediler ki, «Hıristiyanlar birsey uzerinde degiller», Hristiyanlar da «Yahudiler bir sey uzerinde degiller» dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Hicbir bilgisi olmayanlar da oyle onların dedikleri gibi dediler. Iste bundan dolayı Allah, ihtilafa dustukleri bu gibi seylerde, kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[114] Allah´ın mescitlerini, iclerinde Allah´ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına calısan kimselerden daha zalim kim olabilir! Iste bunlar, oralara korka korka girmekten baska birsey yapmazlar. Bunlara dunyada perisanlık, ahirette de buyuk bir azap vardır

[115] Bununla beraber, dogu da Allah´ın, batı da Allah´ındır. Artık nereye donerseniz donun, orası Allah´a cıkar. Suphe yok ki, Allah(ın rahmeti) genistir, O, her seyi bilendir

[116] O zalimler, «Allah kendisine cocuk edindi.» dediler. Hasa, O subhandır. Dogrusu, goklerde ve yerde ne varsa O´nundur. Hepsi O´na boyun egmistir

[117] O, goklerin ve yerin yoktan var edicisidir ve O, bir isin olmasını murad edince, ona yalnızca «ol!» der, o da hemen oluverir

[118] Bilgiden nasibi olmayanlar da «Allah bizimle konussa ya, yahut bize de bir mucize gelse ya!» dediler. Bunlardan oncekiler de tıpkı boyle, bunların dedikleri gibi demislerdi. Onların kalbleri birbirlerine benzedi. Gercekten de yakine ermek (hakikati bilmek) isteyen bir kavim icin biz mucizeleri cok acık secik gosterdik

[119] Suphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin mujdecisi ve azabımızın habercisi olarak gonderdik. Sen, o cehennemliklerden sorumlu degilsin

[120] Sen onların milletlerine tabi olmadıkca ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hosnud ve razı olmayacaklar. De ki, gercekten de Allah´ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Sanım hakkı icin, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah´dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı

[121] Kendilerine kitabı verdigimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. Iste onlar, ona iman ederler. Her kim de onu inkar ederse, iste o inkarcılar husran icindedirler

[122] Ey Israilogulları! Sizlere ihsan ettigim nimetimi ve sizi vaktiyle alemdeki ummetlere ustun tuttugumu hatırlayın

[123] Ve oyle bir gunden sakının ki, o gun kimse, kimsenin yerine bir sey odeyemez, kimseden fidye kabul edilmez ve ona sefaat de fayda vermez, hicbir taraftan yardım da gormezler

[124] Sunu da unutmayın ki, bir zamanlar Ibrahim´i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, «Ben seni butun insanlara imam yapacagım.» buyurdu. Ibrahim, «Zurriyetimden de yap!» dedi. Rabbi ona «zalimler benim ahdime nail olamaz!» buyurdu

[125] Biz ta o zaman bu Beyt´i, insanlar icin bir sevap kazanma ve bir guven yeri kıldık. Siz de Makam- ı Ibrahim´den kendinize bir namazgah edinin. Ayrıca Ibrahim ile Ismail´e soyle ahid verdik: «Beytimi, hem tavaf edenler icin, hem ibadete kapananlar icin, hem de ruku ve secde edenler icin tertemiz tutun!»

[126] Ve o vakit Ibrahim «Ey Rabbim, burasını guvenli bir belde kıl, halkından Allah´a ve ahiret gunune iman edenleri cesitli meyvalarla rızıklandır» diye yalvardı. Allah buyurdu ki: «kufredeni dahi rızıklandırır da hayattan biraz nasip aldırırım, sonra da onu ates azabına ugratırım ki, orası ne yaman bir duraktır!»

[127] Ve ne vakit ki Ibrahim, Beyt´in temellerini yukseltmeye basladı, Ismail ile birlikte soyle dua ettiler: Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hic suphesiz isiten sensin, bilen sensin

[128] Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalnız senin icin boyun egen muslumanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin icin boyun egen musluman bir ummet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını goster, tevbemize rahmetle bakıver. Hic suphesiz Tevvab sensin, Rahim sensin

[129] Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara iclerinden oyle bir peygamber gonder ki, onlara senin ayetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti ogretsin, iclerini ve dıslarını tertemiz yapıp onları pak eylesin. Hic suphesiz Aziz sensin, hikmet sahibi Sensin

[130] Ibrahim´in milletinden, kendine kıyan beyinsizden baska kim yuz cevirir? Biz onu dunyada seckin birisi yaptık, hic suphesiz o, ahirette de iyilerden biridir

[131] Rabbi ona, «Islam ol!» emrini verince, o «Ben alemlerin Rabbine teslim oldum.» dedi

[132] Bu dini Ibrahim, kendi ogullarına vasiyyet etti, Yakub da oyle yaptı: «Ey ogullarım! Muhakkak ki, bu dini size Allah secti, baska dinlerden uzak durun, yalnızca musluman olarak can verin!» dedi

[133] Yoksa siz de olaya sahit mi oldunuz; Yakub´a olum hali gelip cattıgı zaman, ogullarına; «Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?» dedigi zaman, ogulları; «Senin Allah´ına ve ataların Ibrahim, Ismail ve Ishak´ın Allah´ına, tek olan o Allah´a ibadet edecegiz. Biz ancak O´na boyun egen muslumanlarız.» dediler

[134] Onlar bir ummetti, geldi gecti. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandıgınız. Siz onların yaptıklarından sorguya cekilecek degilsiniz

[135] Bir de: «yahudi veya hıristiyan olunuz ki, hidayet bulasınız.» dediler. Sen onlara de ki: «Hayır! Hanif olarak hakka tapan Ibrahim´in dinine (uyarız) ki, o hicbir zaman musriklerden olmadı.»

[136] Deyiniz ki, «Biz, Allah´a iman ettik ve bize ne indirildiyse Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakup´a ve torunlarına ne indirildiyse, Musa´ya ve Isa´ya ne indirildiyse ve butun peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gozetmeyiz ve biz ancak O´na boyun egen muslumanlarız.»

[137] Eger onlar da sizin iman ettiginiz gibi iman ederlerse dogru yola girmis, hidayeti bulmus olurlar. Yok eger yuz cevirirlerse onlar sadece ve sadece didismenin icindedirler. Allah onlara karsı sana yeter. Ve O, isitendir, bilendir

[138] Allah´ın boyasına bak, (vaftiz nolacak?) Kim, Allah´dan daha guzel boya vurabilir ki? Iste biz O´na ibadet edenleriz

[139] De ki: «Allah hakkında bizimle didismeye mi gireceksiniz? Oysa O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size. Su kadar var ki, biz O´na ihlas ile sarılıyoruz

[140] «Yoksa siz, Ibrahim de, Ismail de, Ishak da, Yakup da ve torunları da hep yahudi ve hıristiyan idiler mi demek istiyorsunuz?» De ki: «Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?» Allah´ın sahitlik ettigi bir hakikatı bile bile inkar edenden daha zalim kim olabilir? Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

[141] Onlar bir ummet idiler, gelip gectiler. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandıklarınız. Ve siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak degilsiniz

[142] Insanlar icinde bir kısım beyinsizler takımı, «Bunları bulundukları kıbleden ceviren nedir?» diyecekler. De ki: «Dogu da, batı da Allah´ındır. O, kimi dilerse onu hidayete erdirir.»

[143] Ve iste boyle, sizi ortada yuruyen bir ummet kıldık ki, siz butun insanlar uzerine adalet ornegi ve hakkın sahitleri olasınız, Peygamber de sizin uzerinize sahit olsun. Daha once icinde durdugun Ka´be´yi kıble yapmamız da sunun icindir: Peygamber´in izince gidecekleri, iki okcesi uzerinde geri doneceklerden ayıralım. Bu is elbette Allah´ın hidayet ettigi kimselerin dısındakilere cok agır gelecekti. Allah imanınızı kaybedecek degildir. Hic suphesiz Allah, butun insanlara cok sefkatlidir, cok merhametlidir

[144] Dogrusu, biz, yuzunun semaya yoneldigini, orada sekilden sekile gecerek, aranıp durdugunu goruyorduk. Artık seni hosnud olacagın bir kıbleye cevirecegiz. Haydi bakalım, yuzunu Mescid- i Haram´a dogru cevir. Siz de ey muminler, nerede olursanız olun, yuzunuzu o tarafa dogru cevirin! Kendilerine kitap verilmis olanlar da kesinlikle bilirler ki, Rabblerinden gelen o emir haktır. Ve Allah, onların yaptıklarından ve yapmakta olduklarından gafil degildir

[145] Celalim icin, sen o kitap verilmis olanlara, butun delilleri de getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar, sen de onların kıblesine tabi olmazsın. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine tabi degiller. Celalim hakkı icin, sana gelen bunca ilmin arkasından sen tutar da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, o zaman hic suphesiz, sen de zalimlerden olursun

[146] O kendilerine kitap verdigimiz ummetlerin alimleri onu o peygamberi ogullarını tanır gibi tanırlar, boyle iken iclerinden bir takımı gercegi bile bile gizlerler

[147] O hak, Rabbindendir. Artık supheye dusenlerden olma sakın

[148] Ummetlerden her birinin bir yonu vardır, o ona yonelir, haydin, hep hayırlara kosun, yarısın. Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Suphesiz ki Allah her seye kadirdir

[149] Hem her nereden yola cıkarsan (namazda) hemen Mescid- i Haram´a dogru yuzunu cevir. Bu emir suphesiz hak, Rabbinden oldugu gercektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz de degildir

[150] Her nereden yola cıkarsan yuzunu Mescid- i Haram´a dogru cevir, ve her nerede olsanız yuzunuzu ona dogru cevirin ki insanlar icin aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak iclerinden haksızlık edenler baska. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem uzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki dogru yolu bulasınız

[151] Nitekim icinizden size bir peygamber gonderdik. O size ayetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve hikmeti ogretiyor. Size bilmediginiz seyleri ogretiyor

[152] O halde beni anın, ben de sizi anayım. Bana sukredin de nankorluk etmeyin

[153] Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Suphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir

[154] Allah yolunda oldurulenlere «oluler» demeyin. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz sezemezsiniz

[155] Caresiz biz sizi biraz korku, biraz aclık, biraz da mallardan, canlardan ve urunlerden eksiltme ile imtihan edecegiz. Mujdele o sabredenleri

[156] Onlar baslarına bir musibet geldigi zaman: «Biz Allah´a aidiz ve sonunda O´na donecegiz.» derler

[157] Iste onlar var ya, Rablerinden, magfiretler ve rahmet onlaradır. Iste hidayete erenler de onlardır

[158] Gercekten Safa ile Merve Allah´ın alametlerindendir. Onun icin her kim hac veya umre niyetiyle Ka´be´yi ziyaret ederse, bunları tavaf etmesinde ona bir gunah yoktur. Her kim de gonlunden koparak bir hayır islerse, suphesiz Allah iyiligin karsılıgını verir, o her seyi bilir

[159] Indirdigimiz apacık delilleri ve hidayetin kendisi olan ayetleri insanlar icin biz kitapta acıkladıktan sonra gizleyenler var ya mutlaka onlara Allah lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederler

[160] Ancak tevbe edip halini duzelterek gercegi soyleyenler baska. Iste onları ben bagıslarım. Ben cok merhamet ediciyim, tevbeleri cokca kabul ederim

[161] Ama ayetlerimizi inkar etmis ve kafir olarak can vermis olanlara gelince, iste Allah´ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onların uzerine olsun

[162] Onlar ebedi olarak onun altında kalırlar. Ne azabları hafifletilir, ne de kendilerine goz actırılır

[163] Her halde hepinizin ilahı, bir tek ilahtır. Ondan baska bir ilah yoktur. O Rahman ve Rahim´dir

[164] Suphesiz goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelisinde, insanlara yarar seylerle denizde akıp giden gemide, Allah´ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri olumunden sonra diriltmesinde, diriltip de uzerinde deprenen hayvanları yaymasında, ruzgarları degistirmesinde, gok ile yer arasında emre hazır olan bulutta suphesiz akıllı olan bir topluluk icin elbette Allah´ın birligine deliller vardır

[165] Insanlardan kimi de Allah´tan baska seyleri O´na es tutuyorlar da onları, Allah´ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı gorecekleri zaman butun kuvvetin Allah´a ait oldugunu ve Allah´ın azabının gercekten cok siddetli bulundugunu keske anlasalardı

[166] O zaman kendilerine uyulan kimseler, azabı gorerek kendilerine uyanlardan kacıp uzaklasmıslar ve aralarındaki butun baglar parca parca kopmustur

[167] Onlara uyanlar da soyle demektedirler: «Ah, bizim icin dunyaya bir donus olsaydı da onların bizden uzaklastıkları gibi biz de onlardan uzaklassaydık!» Iste boylece Allah onlara butun amellerini, uzerlerine yıgılmıs hasretler (pismanlık ve uzuntuler) halinde gosterecektir. Onlar bu atesten cıkacak degillerdir

[168] Ey insanlar! Butun yeryuzundeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak sartıyla yiyin. Fakat seytanın adımlarına uymayın. Cunku o size belli bir dusmandır

[169] O size hep cirkin ve murdar isleri emreder, Allah´a karsı bilmediginiz seyler soylemenizi ister

[170] Onlara: «Allah´ın indirdigine uyun.» dendigi vakit de: «Yok, atalarımızı neyin uzerinde bulduysak ona uyarız.» dediler. Ya ataları bir seye akıl erdiremez ve dogruyu secemez idiyseler de mi onlara uyacaklar

[171] O kafirlerin hali, sadece bir cagırma veya bagırmadan baskasını isitmeyerek haykıranın haline benzer; onlar sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler, akıl da etmezler

[172] Ey iman edenler! Size kısmet ettigimiz rızıkların hos ve temiz olanlarından yiyin ve Allah´a sukredin, eger yalnız O´na kulluk ediyorsanız

[173] O, size yalnız sunları haram kıldı: Olu hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah´tan baskası adına kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, baskasının hakkına tecavuz etmemek ve zaruret olcusunu gecmemek sartıyla ona da bir gunah yukletilmez. Cunku Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[174] Allah´ın indirdigi kitaptan bir seyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gercekten karınları dolusu atesten baska birsey yemezler. Kıyamet gunu Allah onlara ne soz soyler, ne de kendilerini temize cıkarır. Onlara sadece acı veren bir azab vardır

[175] Iste onlar, hidayeti verip sapıklıgı, affedilmeyi bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Bunlar, atese karsı ne kadar da sabırlıdırlar

[176] Suphesiz ki Allah kitabı hak bir sebeple indirmistir. Kitap hakkında ihtilafa dusenler ise, suphesiz haktan uzak, bir anlasmazlık icindedirler

[177] Yuzlerinizi bazan dogu, bazan batı tarafına cevirmeniz erginlik degildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah´a, ahiret gunune, meleklere, kitaba ve butun peygamberlere iman edip, yakınlıgı olanlara, oksuzlere, yoksullara, yolda kalmısa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlastıkları zaman sozlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin siddetli zamanında sabır ve kararlılık gosterenler var ya, iste dogru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır

[178] Ey iman edenler! Oldurmede kısas size farz kılındı. Hure hur, koleye kole, kadına kadın. Ama her kim, olenin kardesi tarafından bir sey karsılıgı bagıslanırsa, o zaman orfe uyması, ona diyeti guzellikle odemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardır

[179] Ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin icin bir hayat vardır. Umit edilir ki, korunursunuz

[180] Birinize olum geldigi vakit, bir hayır (bir mal) bırakacaksa, babası, anası ve en yakın akrabası icin mesru bir surette vasiyet etmek, Allah´tan korkan kimseler uzerine yerine getirilmesi vacib bir hak olarak size farz kılındı

[181] Simdi her kim, bunu duyduktan sonra onu degistirirse, her halde vebali, sırf o degistirenlerin boynunadır. Suphe yok ki Allah, her seyi isitir ve bilir

[182] Her kim de vasiyet edenin, bir hata islemesinden veya bir gunaha girmesinden endise eder de tarafların arasını duzeltirse, ona bir vebal yoktur. Suphesiz ki, Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[183] Ey iman edenler! Oruc, sizden oncekilere farz kılındıgı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz

[184] (Size farz kılınan oruc), sayılı gunlerdedir. Icinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diger gunlerde, tutamadıgı gunler sayısınca tutar. Ona dayanıp kalacaklar uzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa, hakkında daha hayırlıdır. Bununla beraber, eger bilirseniz, oruc tutmanız sizin icin daha hayırlıdır

[185] O Ramazan ayı ki, insanları irsad icin, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur´an onda indirildi. Onun icin sizden her kim bu aya sahit olursa onda oruc tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadıgı gunler sayısınca diger gunlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size dogru yolu gosterdiginden dolayı Allah´ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki sukredersiniz

[186] Sayet kullarım, sana benden sordularsa, gercekten ben cok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime kossunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, dogru yola gidebilsinler

[187] Oruc gecesi kadınlarınıza yaklasmanız, size helal kılındı. Onlar, sizin icin bir ortu, siz de onlar icin bir ortu durumundasınız. Allah, nefsinize guvenemeyeceginizi bildigi icin muracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bagısladı. Simdi onlara yaklasın ve Allah´ın sizler icin yazdıgını isteyin. Ta fecrin beyaz ipligi siyah iplikden size secilinceye kadar yiyin, icin. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde itikaf halinde iken onlara yaklasmayın. Bunlar, Allah´ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklasmayın. Allah, ayetlerini insanlara boyle acıklıyor ki sakınıp korunsunlar

[188] Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. Insanların mallarından bir kısmını bile bile gunah ile yemek icin, o malları hakimlere rusvet olarak vermeyin

[189] Sana hilallerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar icin de, hac icin de vakit olculeridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz degildir. Fakat iyilige eren, kotulukten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah´tan korkun ki, kurtulusa eresiniz

[190] Size savas acanlarla Allah yolunda carpısın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Cunku Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez

[191] Onları nerede yakalarsanız oldurun ve sizi cıkardıkları yerden onları cıkarın. O fitne, oldurmeden daha siddetlidir. Yalnız Mescid-i Haram´da onlar sizinle savasmadıkca, siz de onlarla savasmayın. Eger onlar size karsı savas acarlarsa siz de onları oldurun. Iste kafirlerin cezası boyledir

[192] Artık sirkten vazgecerlerse, suphesiz ki Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[193] Hem bir fitne kalmayıp, din yalnız Allah´ın oluncaya kadar onlarla carpısın . Vazgecerlerse, dusmanlık ancak zalimlere karsıdır

[194] Hurmetli ay hurmetli aya ve butun hurmetler birbirine karsılıktır. O halde kim size saldırdıysa, siz de ona yaptıgı saldırının aynıyle saldırın da ileri gitmeye Allah´tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir

[195] Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve guzel hareket edin. Cunku Allah guzellik ve iyilik edenleri sever

[196] Hac ve umreyi de Allah icin tamam yapın. Eger bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gonderin. Bununla beraber bu kurban, kesilecegi yere varıncaya kadar baslarınızı tıras etmeyin. Icinizden hasta olana veya basından bir rahatsızlıgı bulunana tıras icin oruc veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtuldugunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise uc gun hacda, yedi de dondugunuzde ki tam on gun oruc tutması lazım gelir. Bu hukum, ailesi Mescid- i Haram civarında oturmayanlar icindir. Allah´tan korkun ve bilin ki Allah´ın azabı gercekten cok siddetlidir

[197] Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca baslayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklasmak, gunah islemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne islerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık edinin. Suphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkun

[198] Rabbinizin lutfunu istemenizde size bir gunah yoktur. Arafat´tan indiginiz zaman Mes´ar- i Haram yanında (Muzdelife´de) Allah´ı zikredin. O´nu, size gosterdigi sekilde zikredin. Dogrusu siz, bundan once gercekten sapmıslardandınız

[199] Sonra insanların akıp geldigi yerden siz de akıp gelin. Allah´tan bagıslanmanızı isteyin. Cunku Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[200] Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiginiz zaman, onceleri babalarınızı andıgınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anısla Allah´ı anın. Insanlardan kimisi: «Ey Rabbimiz! Bize dunyada ver!» der. Onun icin ahirette hicbir kısmet yoktur

[201] Yine onlardan: «Ey Rabbimiz! Bize dunyada bir guzellik ve ahirette de bir guzellik ver ve bizi ates azabından koru!» diyenler vardır

[202] Iste onlar icin, kazandıklarından bir nasib vardır. Allah, hesabı cok cabuk gorur

[203] Bir de sayılı gunlerde Allah´ı zikredin (tekbir alın). Bunlardan kim iki gun icinde (Mina´dan) donmek icin acele ederse ona gunah yoktur. Kim geri kalırsa ona da gunah yoktur. Ama bu, takva sahipleri icindir. Allah´tan korkun ve bilin ki, siz ancak O´nun huzuruna varıp toplanacaksınız

[204] Insanlardan kimi de vardır ki, dunya hayatı hakkındaki sozleri senin hosuna gider ve o kalbindekine Allah´ı sahit tutar. Halbuki O, Islam dusmanlarının en yamanıdır

[205] Is basına gecti mi yeryuzunde bozgunculuk cıkarmak, ekini ve nesli helak etmek icin kosar. Allah ise bozgunculugu sevmez

[206] Ona: «Allah´tan kork!» dendigi zaman da kendisini onuru (gururu) gunah islemeye sevkeder. Cehennem de onun hakkından gelir. O ne kotu bir yataktır

[207] Yine insanlardan kimi de vardır ki, Allah´ın rızasına ermek icin kendini feda eder. Allah ise kullarına cok merhametlidir

[208] Ey iman edenler! Hepiniz barıs ve selamete girin de seytanın adımlarına uymayın. Cunku o sizin aranızı acan belli bir dusmandır

[209] Size bunca deliller geldikten sonra yine kayarsanız, iyi bilin ki, Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[210] Onlar sadece gozetiyorlar ki, Allah, buluttan golgelikler icinde meleklerle birlikte geliversin de is bitiriliversin. Halbuki butun isler Allah´a dondurulup goturulur

[211] Israilogullarına sor: Biz onlara ne kadar acık ayetler vermistik. Fakat Allah´ın nimetini her kim kendisine geldikten sonra degistirirse, suphe yok ki, Allah´ın azabı cok siddetlidir

[212] Dunya hayatı, inkar edenler icin bezendi. (Onlar), iman edenlerle egleniyorlar. Halbuki takva sahibi olan o muminler, kıyamet gunu onların ustundedir. Allah diledigine hesapsız rızık verir

[213] Insanlar tek bir ummetti. Ayrılmaları uzerine Allah, rahmetinin mujdecileri ve azabının habercileri olmak uzere peygamberler gonderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri seyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskanclık yuzunden anlasmazlıga dustuler. Bunun uzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlasmazlıga dustukleri hakka, ulastırdı. Allah, diledigini dogru yola iletir

[214] Yoksa siz, kendinizden once gelip gecenlerin hali (ugradıkları sıkıntılar) basınıza gelmeden cennete girivereceginizi mi sandınız? Onlara oyle yoksulluklar, oyle sıkıntılar dokundu ve oyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: «Allah´ın yardımı ne zaman?» derlerdi. Bak iste! Gercekten Allah´ın yardımı yakındır

[215] Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiginiz nafaka, ana baba, yakınlar, oksuzler, yoksullar ve yolda kalmıslar icindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilir

[216] Savas size farz kılındı, gerci o size hos gelmez. Olabilir ki siz, bir seyden hoslanmazsınız; oysa ki o sizin icin bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir seyi seversiniz, oysaki o sizin icin bir kotuluktur. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[217] Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savasmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savasmak, buyuk bir gunahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O´nu inkar etmek, insanları, Mescid- i Haram´dan menetmek ve halkını oradan cıkarmak, Allah yanında daha buyuk bir gunahtır ve fitne, oldurmekten daha buyuk bir vebaldir. Onlar, gucleri yeterse, sizi dininizden dondurmek icin sizinle savasmaktan hicbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden doner ve kafir olarak can verirse artık onların butun amelleri, dunyada ve ahirette bosa gitmistir. Iste onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır

[218] Suphesiz ki iman edenlere, Allah yolunda hicret edip, cihad edenlere gelince, iste onlar, Allah´ın rahmetini umarlar. Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[219] Ey Muhammed! Sana sarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde buyuk bir gunah, bir de insanlar icin bazı menfaatler vardır. Fakat gunahları, menfaatlerinden daha buyuktur. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Ihtiyactan fazlasını infak edin. Iste boylece Allah, size ayetlerini acıklıyor. Umulur ki siz dusunursunuz

[220] Dunya ve ahiret hakkında (dusunursunuz.) Sana bir de yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar hakkında yapacagınız bir ıslah, islerine karısmamaktan daha hayırlıdır. Eger onlara karısırsanız, onlar sizin kardeslerinizdir. Allah, bozguncuyla ıslah ediciyi bilir, birbirinden ayırd eder. Eger Allah dileseydi, sizi zora kosardı. Suphesiz ki Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[221] Musrik kadınları, iman etmedikce nikahlamayın. Bir musrik kadın, sizin hosunuza gitse bile, iman etmis olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Musrik erkeklere de mumin kadınları nikah ettirmeyin. Bir musrik, sizin hosunuza gitse bile, mumin bir kole elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi atese davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve magfirete davet ediyor ve ayetlerini insanlara acıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, ogut alırlar

[222] Ey Muhammed! Sana kadınların ay bası halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun icin ay bası halinde oldukları zaman kadınlardan cekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklasmayın. Iyice temizlendikleri zaman ise Allah´ın emrettigi yerden onlara varın, yaklasın Suphesiz ki Allah cok tovbe edenleri de sever, cok temizlenenleri de sever

[223] Kadınlarınız, sizin icin bir tarladır. O halde tarlanıza dilediginiz gibi varın ve kendiniz icin ileriye hazırlık yapın. Allah´tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O´nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed, muminleri mujdele

[224] Sozunuzde durmanız, kotulukten sakınmanız ve insanların arasını duzeltmeniz icin, Allah´ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın. Allah, her seyi isitir ve bilir

[225] Allah, sizi yeminlerinizde bilmeyerek ettiginiz lagıv (herhangi bir kasıt olmadan, kanaate gore yanlıs yere yapılan yemin)dan sorumlu tutmaz. Fakat kalbinizin kazandıgı yalan yere yapılan yeminden sorumlu tutar. Allah cok bagıslayıcıdır, cok halimdir

[226] Kadınlarından ila edenler (onlara yaklasmamaya yemin edenler) icin dort ay beklemek vardır. Eger bu yeminlerinden donerlerse, suphesiz ki Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[227] Yok eger bosamaya karar vermislerse, suphesiz ki Allah soylediklerini isitir, kurduklarını bilir

[228] Bosanan kadınlar, kendi kendilerine uc adet suresi beklerler ve Allah´ın rahimlerinde yarattıgını gizlemeleri, kendilerine helal olmaz. Eger Allah´a ve ahiret gunune inanıyorlarsa gizlemezler. Kocaları da, barısmak istedikleri takdirde o sure icersinde onları geri almaya daha layıktırlar. O kadınların, uzerlerindeki mesru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır. Yalnız erkekler icin, onların uzerinde bir derece vardır. Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[229] Bosamak (talak) iki defadır. Ondan sonrası ya iyilikle tutmak veya guzellikle salmaktır. Onlara verdiklerinizden bir sey almanız da size helal olmaz. Ancak Allah´ın cizdigi hudutta duramayacaklarından korkmaları baska. Eger siz de bunların, Allah´ın cizdigi hudutta duramayacaklarından korkarsanız, kadının, ayrılmak icin hakkından vazgecmesinde artık ikisine de gunah yoktur. Iste bunlar, Allah´ın cizdigi hudududur. Sakın bunları asmayın, Her kim Allah´ın hududunu asarsa, iste onlar zalimlerdir

[230] Eger kadını bir daha bosarsa, bundan sonra artık baska bir kocaya varıncaya kadar ona helal olmaz. Eger ikinci koca da onu bosarsa, Allah´ın hududunu saglam tutacaklarını umid ettikleri takdirde oncekilerin birbirlerine donmelerinde her ikisine de gunah yoktur. Iste bunlar, Allah´ın tayin ettigi hudududur. Bunları, bilen bir kavim icin acıklıyor

[231] Kadınları bosadıgınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya guzellikle salın. Yoksa haklarına tecavuz icin zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmis olur. Sakın Allah´ın ayetlerini alay konusu edinmeyin, Allah´ın uzerinizdeki nimetini, size kendisiyle ogut vermek uzere indirdigi kitap ve hikmeti hatırlayıp, dusunun. Hem Allah´tan korkun ve bilin ki Allah her seyi bilir

[232] Kadınları bosadıgınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, aralarında mesru bir sekilde rızalastıkları takdirde, kendilerini kocalarıyla nikahlanacaklar diye sıkıstırıp, engellemeyin. Iste bu, icinizden Allah´a ve ahiret gunune iman edenlere verilen bir oguttur. Bu, sizin hakkınızda daha hayırlı ve daha nezihtir. Allah bilir, siz bilemezsiniz

[233] Anneler, cocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler icin tam iki yıl emzirirler. Cocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borctur. Bununla beraber herkes ancak gucune gore mukellef olur. Cocugu sebebiyle bir anne de, cocugu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Varise dusen de yine aynı borctur. Eger ana ve baba birbirleriyle istisare edip, her ikisinin de rızasıyla cocugu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir gunah yoktur. Eger cocuklarınızı baskalarına emzirtmek isterseniz vereceginizi guzel guzel verdikten sonra bunda da size bir gunah yoktur. Bununla beraber Allah´tan korkun ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı gorur

[234] Icinizden vefat edip de geride esler bırakan kimselerin hanımları, kendi baslarına dort ay on gun beklerler. Iddet (bekleme) surelerini bitirdikleri zaman, artık kendileri hakkında mesru bir sekilde yapacakları hareketten size bir gunah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[235] Boyle kadınlara evlenme isteginizi ustu kapalı bicimde cıtlatmanızda veya gonlunuzde tutmanızda size bir vebal yoktur. Allah biliyor ki siz onları mutlaka anacaksınız. Fakat mesru bir soz soylemekten baska bir sekilde kendileriyle gizlice sozlesmeyin. Farz olan iddet sona erinceye kadar da nikah akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin). Bilin ki Allah gonlunuzdekini bilir. Oyle ise O´nun azabından sakının. Yine bilin ki Allah cok bagıslayıcıdır, cok yumusaktır

[236] Eger kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden bosarsanız (bunda) size bir vebal yoktur. Su kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli genis olan haline gore, eli dar olan da haline gore ve guzellikle faydalandırmalıdır. Bu, iyilik yapanlar uzerine bir borctur

[237] Eger onları, kendilerine dokunmadan once bosar ve mehri de kesmis bulunursanız, o zaman borc, o kestiginiz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikah akdini elinde bulunduran kimse bagıslarsa baska. Ey erkekler! sizin bagıslamanız ise takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın suphesiz ki Allah, her ne yaparsanız hakkiyle gorur

[238] Namazlara ve orta namaza devam edin ve Allah icin boyun egerek kalkıp namaza durun

[239] Eger bir korku halindeyseniz, yaya veya binekli olarak giderken kılın, (korkudan) emin oldugunuz zaman da boyle bilmediginiz seyleri size ogrettigi sekilde Allah´ı zikredin (namazlarınızı yine her zamanki gibi husu ile kılın)

[240] Icinizden hanımlarını geride bırakarak vefat edecek olanlar, esleri icin senesine kadar evlerinden cıkarılmaksızın kendilerine yetecek bir malı vasiyet ederler. Bununla birlikte eger kendileri cıkarlarsa, kendi haklarında yaptıkları mesru bir hareketten dolayı size bir sorumluluk yoktur. Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[241] Bosanmıs kadınlar icin de mesru ve gelenege uygun sekilde bir meta´(intifa hakkı) vardır ki verilmesi, Allah´tan korkanlar uzerine bir borctur

[242] Iste akıllarınız ersin diye, Allah size ayetlerini boylece acıklıyor

[243] Gormedin mi o kimseleri ki kendileri binlerce kisi iken olum korkusuyla yurtlarından cıktılar. Allah da kendilerine «olun!» dedi, sonra da onlara bir hayat verdi. Suphesiz ki Allah, insanlara karsı bir lutuf sahibidir. Fakat insanların pek cokları sukretmezler

[244] O halde Allah yolunda carpısın ve bilin ki Allah, her seyi isitir ve bilir

[245] Kimdir o adam ki Allah´a guzel bir odunc versin de Allah da ona bircok katlarını odesin. Allah darlık da verir, genislik de verir. Hepiniz de O´na dondurulup goturuleceksiniz

[246] Baksana, Israil ogullarının Musa´dan sonra ileri gelenlerine! Hani onlar, bir peygamberlerine: «Bize bir kumandan gonder de Allah yolunda savasalım...» dediler. O da: «Size savas farz kılınırsa, acaba yapmamazlık eder misiniz?» dedi. Onlar: «Bize ne oldu da yurtlarımızdan cıkarıldıgımız ve cocuklarımızdan ayrıldıgımız halde Allah yolunda savasmayalım?» dediler. Bunun uzerine savas kendilerine farz kılınınca da onlardan pek azı haric, yuz cevirdiler. Ama Allah, o zalimleri bilir

[247] Peygamberleri onlara: «Allah, size hukumdar olmak uzere Talut´u gonderdi.» demisti. Onlar: «Ona bizim uzerimize hukumdar olmak nereden geldi? Oysa hukumdarlıga biz ondan daha layıkız, ona maldan bir genislik, bir bolluk da verilmemistir.» dediler. Peygamberleri de «Onu sizin basınıza Allah secmis ve ona bilgi ve vucut bakımından bir guc, bir genislik vermistir.» dedi. Hem Allah, mulkunu diledigine verir. Allah´ın rahmeti genistir, o her seyi bilir

[248] Peygamberleri, onlara sunu da soylemisti: Haberiniz olsun, Onun hukumdarlıgının alameti, size o tabutun gelmesi olacaktır ki onda Rabbinizden bir sekine (sukunet, gonul rahatlıgı), Musa ve Harun ailelerinin bıraktıklarından bir bakiyye (kalıntı) vardır. Onu melekler getirecektir. Eger iman etmis kimselerden iseniz, bunda sizin icin kesin bir ibret, bir alamet vardır

[249] Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: «Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan icerse, benden degildir. Kim de onu tatmazsa, iste o bendendir. Ancak eliyle bir avuc alan baska (bu kadarına ruhsat vardır).» Derken iclerinden pek azı haric, hepsi de varır varmaz ondan ictiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri gectiklerinde. «Bizim bugun, Calut ile ordusuna karsı duracak gucumuz yok.» dediler. Allah´a kavusacaklarına inanıp, bilenler ise su cevabı verdiler: «Nice az topluluklar, Allah´ın izniyle nice cok topluluklara galip gelmislerdir. Allah, sabırlılarla beraberdir.»

[250] Calut ve ordusuna karsı savas meydanına cıktıkları zaman da soyle dediler: «Ey Rabbimiz! Uzerlerimize sabır dok, ayaklarımızı sabit tut ve kafirler topluluguna karsı bize yardım et!»

[251] Derken, Allah´ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut´u oldurdu ve Allah, kendisine hukumdarlık ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona diledigi seylerden de ogretti. Eger Allah´ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryuzu mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, butun alemlere karsı buyuk bir lutuf sahibidir

[252] Iste bunlar, Allah´ın ayetleridir. Onları sana hakkıyla okuyoruz. Suphesiz ki sen o gonderilen resullerdensin

[253] O isaret olunan resuller yok mu, biz onların bazısını, bazısından ustun kıldık. Iclerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konustu, bazısını da derecelerle daha yukseklere cıkardı. Biz Meryem oglu Isa´ya da o delilleri verdik ve kendisini Ruhu´l- Kudus (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. Eger Allah dileseydi, bunların arkasındaki ummetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ihtilafa dustuler, kimi iman etti, kimi inkar etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat Allah diledigini yapar

[254] Ey iman edenler! Kendisinde hicbir alıs verisin, hicbir dostlugun ve hicbir sefaatin bulunmadıgı bir gun gelmeden once, size verdigimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kafirlere gelince, onlar zalimlerdir

[255] Allah´tan baska hicbir ilah yoktur. O daima diridir (hayydır), butun varlıgın idaresini yuruten (kayyum)dir. O´nu ne gaflet basar, ne de uyku. Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur. Izni olmadan huzurunda sefaat edecek olan kimdir? O, kullarının onlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O´nun diledigi kadarından baska ilminden hic bir sey kavrayamazlar. O´nun kursisi, butun gokleri ve yeri kucaklamıstır. Onların her ikisini de gorup gozetmek O´na bir agırlık vermez. O cok yucedir, cok buyuktur

[256] Dinde zorlama yoktur. Cunku dogruluk, sapıklıktan ayırd edilmistir. Artık her kim tagutu inkar edip, Allah´a inanırsa, saglam bir kulpa yapısmıstır ki, o hicbir zaman kopmaz. Allah, her seyi isitir ve bilir

[257] Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Inkar edenlerin velileri de taguttur, onları aydınlıktan karanlıklara cıkarırlar. Iste onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi olarak kalırlar

[258] Allah, kendisine hukumdarlık verdi diye, Rabbi hakkında Ibrahim´le tartısanı gormedin mi? Hani Ibrahim, ona: «Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem oldurur.» dedigi zaman: «Ben de diriltir ve oldururum.» demisti. Ibrahim: «Allah gunesi dogudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!» deyince o inkar eden herif sasırıp kaldı. Oyle ya, Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

[259] Yahut o kimse gibisini (gormedin mi) ki, bir sehre ugramıstı, altı ustune gelmis, ıpıssız yatıyordu. «Bunu bu olumunden sonra Allah, nerden diriltecek?» dedi. Bunun uzerine Allah onu yuz sene oldurdu, sonra diriltti, «Ne kadar kaldın?» diye sordu. O da: «Bir gun, yahut bir gunden eksik kaldım.» dedi. Allah buyurdu ki: «Hayır, yuz sene kaldın, oyle iken bak yiyecegine, icecegine henuz bozulmamıs, hele esegine bak, hem bunlar, seni insanlara karsı kudretimizin bir isareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin uzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?» Boylece gercek ona acıkca belli olunca: «Simdi biliyorum ki, Allah her seye kadirdir.» dedi

[260] Bir zamanlar Ibrahim de: «Ey Rabbim! Oluleri nasıl dirilttigini bana goster!» demisti. Allah: «Inanmadın mı ki?» buyurdu. Ibrahim: «Inandım, fakat kalbim iyice yatıssın diye istiyorum.» dedi. Allah buyurdu ki: «Oyle ise kuslardan dordunu tut da onları kendine cevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dagın basına onlardan birer parca dagıt, sonra da onları cagır, kosa kosa sana gelecekler ve bil ki, Allah gercekten cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir.»

[261] Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi basak bitirmis ve her basakta yuz tane var. Allah, diledigine daha da katlar. Allah´ın rahmeti genistir. O, her seyi bilir

[262] Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından basa kakmayı, gonul incitmeyi uygun gormeyen kimselerin Rableri yanında mukafatları vardır. Onlara hicbir korku yoktur ve onlar, uzulmeyeceklerdir

[263] Bir tatlı dil ve kusurları bagıslamak, arkasından eza ve gonul bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, hicbir seye muhtac degildir, halimdir, yumusak davranır

[264] Ey iman edenler! Sadakalarınızı, basa kakmak, gonul kırmakla bosa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gosteris icin malını dagıtır da ne Allah´a inanır, ne ahiret gunune. Artık onun hali, bir kayanın haline benzer ki, uzerinde biraz toprak varmıs, derken siddetli bir sagnak inmis de onu yalcın bir kaya halinde bırakıvermis. Oyle kimseler, kazandıklarından hicbir sey elde edemezler. Allah, kafirler toplulugunu dogru yola iletmez

[265] Allah´ın rızasını aramak, kendilerini veya kendilerinden bir kısmını Allah yolunda sabit kılmak icin mallarını Allah yolunda harcayanların hali ise, bir tepedeki guzel bir bahcenin haline benzer ki, ona kuvvetli bir sagnak dusmus de yemislerini iki kat vermistir. Boyle bir bahceye yagmur dusmese bile mutlaka bir cisenti vardır. Allah, yaptıklarınızı gorur

[266] Hic biriniz ister mi ki, kendisinin hurmalık ve uzumluklerden bir bahcesi olsun, altında ırmaklar aksın, icinde her turlu urunu bulunsun da, kendi uzerine de ihtiyarlık cokmus ve elleri ermez, gucleri yetmez kucuk, zayıf cocukları olsun. Derken ona atesli bir bora isabet ediversin de o bahce yanıversin. Iste Allah, ayetlerini size boylece acıklıyor. Umulur ki, dusunursunuz

[267] Ey iman edenler! Infakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin icin yerden cıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin goz yummadan alıcısı olamıyacagınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalarınıza muhtac degildir ve hamde layık olandır

[268] Seytan sizi fakirlikle korkutup cirkin cirkin seylere tesvik eder. Allah da lutfundan ve bagıslamasından birtakım vaatlerde bulunuyor. Allah´ın lutfu genistir. O herseyi bilendir

[269] Diledigine hikmet verir, hikmet verilene ise pek cok hayır verilmis demektir. Ve bunu ancak ustun akıllılar anlar

[270] Her ne cesit nafaka verdinizse veya ne turlu bir adak adadınızsa, Allah onu kesinlikle bilir. Ve zalimlere hicbir sekilde yardım olunmayacaktır

[271] Sadakaları acıkca verirseniz o, ne iyi olur; yok eger onları gizler de fakirlere oyle verirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır ve gunahlarınızın bircogunun bagıslanmasına sebep olur. Bilin ki, Allah, her ne yaparsanız hepsinden haberdardır

[272] Onları yola getirmek senin boynuna borc degildir, ancak Allah diledigini yola getirir. Yaptıgınız her iyilik sırf kendiniz icindir. Siz yalnızca Allah rızasını gozetmenin dısında infak etmezsiniz. Iyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen odenir. Size hicbir sekilde haksızlık yapılmaz

[273] Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamıs olan fakirlere veriniz. Onlar yeryuzunde gezip dolasmaya guc yetiremezler. Utangac olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yuzlerinden tanırsın. Yuzsuzluk yapıp kimseden birsey de isteyemezler. Ne turden bir iyilik yaparsanız, suphe yok ki, Allah onu bilir

[274] Mallarını gece ve gunduz, gizlice ve acıkca infak edenler yok mu, iste onların Rableri katında ecir ve mukafatları vardır. Ve onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hicbir zaman mahzun da olmazlar

[275] Riba (faiz) yiyen kimseler, seytan carpan kimse nasıl kalkarsa ancak oyle kalkarlar. Bu ceza onlara, «alısveris de faiz gibidir» demeleri yuzundendir. Oysa Allah, alısverisi helal, faizi de haram kılmıstır. Bundan boyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir ogut uzerine faizcilige son verirse, gecmiste olanlar kendisine ve hakkındaki hukum de Allah´a kalmıstır. Her kim de yeniden faize donerse iste onlar cehennem ehlidirler ve orada suresiz kalacaklardır

[276] Allah faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir. Allah gunahta ve inkarda direnen hic kimseyi sevmez

[277] Iman edip iyi isler yapan, namazı dosdogru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mukafatları vardır. Onlara hicbir korku olmadıgı gibi, onlar mahzun da olmazlar

[278] Ey iman edenler! Allah´tan korkun ve artık faizin pesini bırakın, eger gercekten muminler iseniz

[279] Eger boyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Resulu tarafından size savas acılmıs oldugunu bilin. Eger tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlıga da ugramazsınız

[280] Eger borclu darlık icindeyse, ona odeme kolaylıgına kadar bir sure tanıyın. Ve bu gibi borclulara alacagınızı bagıslayıp sadaka etmeniz eger bilirseniz sizin icin, daha hayırlıdır

[281] Oyle bir gunden korkunuz ki, o gun Allah´a donduruleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamıyla odenecek ve hic kimse haksızlıga ugramayacaktır

[282] Ey iman edenler! Belli bir vade ile karsılıklı borc alıs verisinde bulundugunuz vakit onu yazın. Hem aranızda dogruluguyla tanınmıs yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah´ın, kendisine ogrettigi gibi yazmaktan kacınmasın da yazsın. Bir de hak kendi uzerinde olan adam soyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah´dan korksun da haktan birsey eksiltmesin. Sayet borclu bir bunak veya kucuk bir cocuk veya soyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi dogrusunu soyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kisiyi sahit de yapın. Sayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman dogruluguna guvendiginiz sahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, oburu hatırlatsın, sahitler de cagırıldıklarında kacınmasınlar; siz yazanlar da az olmus, cok olmus, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun oldugu gibi; hem sahitlik icin daha saglam, hem supheye dusmemeniz icin daha elverislidir. Meger ki, aranızda hemen devredeceginiz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin icin bir sakınca yoktur. Alım satım yaptıgınız vakit de yine sahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de sahitlik eden bir zarar gormesin. Eger onlara zarar verirseniz, o iste mutlaka size dokunacak bir gunah olur. Ustelik Allah´dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla ogretiyor ve Allah her seyi bilir

[283] Sayet siz sefer uzere olur bir katip de bulamazsanız, o vakit alınmıs bir rehin belge yerine gecer. Yok eger birbirinize guveniyorsanız kendisine guvenilen adam Rabbi olan Allah´dan korksun da uzerindeki emaneti odesin. Bir de sahitliginizi inkar edip gizlemeyin, onu kim inkar ederse mutlaka onun kalbi vebal icindedir. Her ne yaparsanız Allah onu bilir

[284] Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Siz icinizdekileri acıga vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba ceker. Sonra diledigini bagıslar, diledigine de azab eder. Allah her seye kadirdir

[285] Peygamber, Rabbi´nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Muminlerin de hepsi Allah´a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. «Biz Allah´ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bagıslamanı dileriz, donus ancak sanadır.» dediler

[286] Allah hic kimseye gucunun yeteceginden baska yuk yuklemez. Herkesin kazandıgı hayır kendisine, yaptıgı kotulugun zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eger unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya cekme! Ey Rabbimiz, bize bizden oncekilere yukledigin gibi agır yuk yukleme! Ey Rabbimiz, bize gucumuzun yetmeyecegi yuku de yukleme! Bagısla bizi, magfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız, kafir kavimlere karsı yardım et bize

Âl-i İmrân

Surah 3

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Allah, kendisinden baska tanrı olmayan, hayy ve kayyumdur

[3] O, sana kendisinden oncekileri tasdik edip dogrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha once insanlara hidayet olarak Tevrat´ı ve Incil´i de yine O indirmisti.. Evet bu Furkan´ı da O indirdi. Gercek su ki, Allah´ın ayetlerini inkar edenler icin cetin bir azap vardır. Allah cok gucludur, intikamını alır

[4] O, sana kendisinden oncekileri tasdik edip dogrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha once insanlara hidayet olarak Tevrat´ı ve Incil´i de yine O indirmisti.. Evet bu Furkan´ı da O indirdi. Gercek su ki, Allah´ın ayetlerini inkar edenler icin cetin bir azap vardır. Allah cok gucludur, intikamını alır

[5] Su da kesindir ki, ne yerde, ne de gokte hicbir sey Allah´a gizli kalmaz

[6] Sizi, rahimlerde diledigi gibi sekillendiren O´dur. Kendisinden baska tanrı olmayan, san, seref ve hikmet sahibi olan O´dur

[7] Sana bu kitabı indiren O´dur. Bunun ayetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu ayetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diger bir kısmı da mutesabih ayetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne cıkarmak icin, bir de kendi keyflerine gore te´vil yapmak icin onun mutesabih olanlarının pesine duserler. Halbuki onun te´vilini Allah´dan baska kimse bilmez. Ilimde uzman olanlar, «Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır.» derler. Ustun akıllılardan baskası da derin dusunmez

[8] Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettigin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Suphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin

[9] Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceginde hic suphe olmayan bir gunde butun insanları bir araya toplayacaksın. Muhakkak ki Allah, hic sozunden caymaz

[10] Gercek su ki, kafirlere, Allah´tan gelecek bir zararı, ne malları, ne de evlatları engelleyemez. Iste onlar, o atesin yakıtı olacaklar

[11] Gidisatları, Firavun soyunun ve daha oncekilerin gidisatı gibidir. Onlar, ayetlerimizi yalan saymıslardı. Bunun uzerine Allah da onları isledikleri gunahlar yuzunden yakalayıp alasagı etti. Allah, cezası cetin olandır

[12] O inkarcı kafirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye ugrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir dosektir

[13] Hic suphesiz karsı karsıya gelen iki toplulukta size bir ayet, bir isaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savasıyordu, oburu de kafirdi ve karsılarındakini goz kararıyla kendilerinin iki katı goruyorlardı. Allah da gonderdigi yardımla diledigini destekliyordu. Goren gozleri olanlar icin elbette bunda apacık bir ibret vardır

[14] Insanlara kadınlar, ogullar, yuklerle altın ve gumus yıgınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden asırı sevgiyle baglanılan seyler cok suslu gosterilmistir. Halbuki bunlar dunya hayatının gecici faydalarını saglayan seylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedi hayatın) butun guzellikleri Allah katındadır

[15] De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar icin Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, iclerinde ebedi kalmak uzere onlara, hem tertemiz esler var, hem de Allah´dan bir rıza vardır. Allah, o kulları gorur

[16] Onlar ki, «Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suclarımızı bagısla ve bizi ates azabından koru!» derler

[17] O sabredenleri, o dogruluktan sasmayanları, o elpence divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istigfar edip yalvaranları (gorur)

[18] Allah sehadet eyledi su gercege ki, baska tanrı yok, ancak O vardır. Butun melekler ve ilim uluları da dosdogru olarak buna sahittir ki, baska tanrı yok, ancak O aziz, O hakim vardır

[19] Dogrusu Allah katında din, Islam´dır; o kitap verilenlerin anlasmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taskınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah´ın ayetlerini inkar ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı cabuk gorendir

[20] Buna karsı seninle munakayasa kalkısırlarsa de ki: «Ben, bana uyanlarla birlikte kendi ozumu Allah´a teslim etmisimdir». Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ummilere de ki: «Siz de Islam´ı kabul ettiniz mi?» Eger Islam´a girerlerse hidayete ermis olurlar. Eger yuz cevirirlerse, sana dusen sey ancak teblig etmektir. Allah kulları gorendir

[21] Allah´ın ayetlerini inkar edenler ve haksız yere peygamberleri oldurenler, insanlar icinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunları acıklı bir azapla mujdele

[22] Iste bunlar oyle kimselerdir ki, dunyada da ahirette de butun yaptıkları bosa gitmistir. Onların hicbir yardımcıları da olmayacaktır

[23] Gormuyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmis olanlar, aralarında hukum vermek icin Allah´ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra iclerinden bir kısmı yuz cevirerek donup gidiyorlar

[24] Bunun sebebi, onların «belli gunlerden baska bize asla ates azabı dokunmaz» demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır

[25] O geleceginde hic suphe olmayan gunde kendilerini bir araya topladıgımız ve hic kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen odendigi vakit halleri nasıl olacaktır

[26] De ki: «Ey mulkun sahibi Allah´ım! Sen mulku diledigine verirsin, dilediginden de onu ceker alırsın, diledigini aziz edersin, diledigini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her seye kadirsin

[27] Geceyi gunduzun icine sokarsın, gunduzu gecenin icine sokarsın; oluden diri cıkarırsın, diriden olu cıkarırsın. Diledigine de hesapsız rızık verirsin

[28] Muminler, muminleri bırakıp da kafirleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa Allah´dan ilisigi kesilmis olur, ancak onlardan bir korunma yapmanız baskadır. Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmanız hususunda uyarır. Nihayet gidis Allah´adır

[29] De ki, goguslerinizdekini gizleseniz de, acıga vursanız da Allah onu bilir. Goklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hic suphesiz Allah, her seye kadirdir

[30] O gun her nefis, ne hayır islemisse, ne kotuluk yapmıssa onları onunde hazır bulur. Yaptıgı kotuluklerle kendi arasında uzak bir mesafe bulunsun ister. Allah, size asıl kendisinden cekinmenizi emreder. Suphesiz ki Allah, kullarını cok esirger

[31] De ki, siz gercekten Allah´ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suclarınızı bagıslasın. Cunku Allah cok esirgeyici ve bagıslayıcıdır

[32] De ki, Allah´a ve Peygamber´e itaat edin! Eger aksine giderlerse, suphe yok ki Allah kafirleri sevmez

[33] Gercekten Allah, Adem´i, Nuh´u, Ibrahim soyunu ve Imran soyunu alemler uzerine seckin kıldı

[34] Bir zurriyet olarak birbirinden gelmislerdir. Allah her seyi isitendir, bilendir

[35] Imran´ın karısı: «Rabbim, karnımdakini tam hur olarak sana adadım, benden kabul buyur, suphesiz sen isitensin, bilensin.» demisti

[36] Onu dogurunca - Allah onun ne dogurdugunu bilip dururken - soyle dedi: «Rabbim, onu kız dogurdum; erkek, kız gibi degildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kogulmus seytanın serrinden sana ısmarlıyorum»

[37] Bunun uzerine Rabbi onu guzel bir sekilde kabul buyurdu ve onu guzel bir bitki gibi yetistirdi ve Zekeriyya´nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kızın bulundugu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. «Meryem! Bu sana nereden geldi?» deyince, o da: «Bu, Allah katındandır.» derdi. Suphesiz Allah, diledigine hesapsız rızık verir

[38] Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: «Rabbim! Bana katından hayırlı bir nesil ver. Suphesiz sen, duayı hakkıyle isitensin» dedi

[39] Zekeriyya mabedde namaz kılarken melekler ona: «Allah sana, Allah´dan bir kelimeyi dogrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya´yı mujdeler.» diye unlediler

[40] Zekeriyya: «Ey Rabbim, benim nasıl oglum olabilir? Bana ihtiyarlık gelip cattı, karım ise kısırdır.» dedi. Allah: «Oyledir, fakat Allah diledigini yapar.» buyurdu

[41] Zekeriyya: «Rabbim! (oglum olacagına dair) bana bir alamet ver» dedi. Allah da buyurdu ki: «Senin icin alamet, insanlara uc gun, isaretten baska soz soyleyememendir. Ayrıca Rabbini cok an, sabah aksam tesbih et»

[42] Hani melekler: «Ey Meryem! Allah seni secti, seni tertemiz yarattı ve seni dunya kadınlarına ustun kıldı

[43] Ey Meryem! Rabbine divan dur ve secdeye kapan ve ruku´ edenlerle beraber ruku´ et» demislerdi

[44] Iste bu, sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) «Meryem´i kim himayesine alıp koruyacak?» diye kalemlerini (kur´a icin) atarlarken sen yanlarında degildin. (Bu hususta) Tartısırlarken de yanlarında bulunmadın

[45] Melekler soyle demisti: «Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi mujdeliyor ki, adı Meryem oglu Isa Mesih´dir; dunyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah´a cok yakınlardandır

[46] Besikte de, yetiskin cagında da insanlarla konusacak ve iyilerden olacaktır

[47] (Meryem): «Ey Rabbim, bana bir beser dokunmamısken benim nasıl cocugum olur?» dedi. Allah: «Oyle ama, Allah diledigini yaratır, bir seyin olmasını dilediginde ona sadece ´ol!´ der, o da hemen oluverir.» dedi

[48] Allah ona kitab (okuma ve yazmay)ı, hikmeti ve Tevrat ile Incil´i ogretir

[49] Allah onu Israilogullarına (soyle diyecek) bir peygamber olarak gonderir: «Suphesiz ki ben size Rabbinizden bir ayet (mucize, belge) getirdim: Size, kus biciminde camurdan birsey yaparım da icine uflerim, Allah´ın izniyle o, kus olur; anadan dogma koru ve alacalıyı iyilestiririm ve Allah´ın izniyle oluleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririm»

[50] «Onumdeki Tevrat´ı dogrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı seyleri helal kılmak icin (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık Allah´tan korkun da bana uyun»

[51] «Suphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun icin hep O´na kulluk edin! Iste bu, dogru yoldur»

[52] Isa onların inkarlarını hissedince: «Allah yolunda yardımcılarım kim?» dedi. Havariler: «Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah´a iman ettik. Sahit ol ki, biz muhakkak muslumanlarız.» dediler

[53] Ey Rabbimiz, senin indirdigine iman ettik, o peygambere de uyduk. Artık bizi sahidlerle beraber yaz

[54] Onlar hileye basvurdular, Allah da onların tuzagını bosa cıkardı. Allah hileleri bosa cıkaranların en hayırlısıdır

[55] O zaman Allah soyle dedi: «Ey Isa, suphesiz ki seni oldurecegim, seni kendime yukseltecegim ve seni inkarcılardan temizleyecegim. Hem sana uyanları, kıyamete kadar o kufredenlerin ustunde tutacagım. Sonra donusunuz banadır, ayrılıga dustugunuz hususlarda aranızda hukmedecegim»

[56] «Inkar edenlere gelince, onlara dunyada da, ahirette de siddetli bir sekilde azab edecegim, onların hicbir yardımcıları da olmayacaktır»

[57] «Iman edip iyi isler yapanlara gelince, Allah onların mukafatlarını tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmez»

[58] Iste bu sana okudugumuz, ayetlerden ve hikmetli Kur´an´dandır

[59] Dogrusu Allah katında Isa´nın (yaratılısındaki) durumu, Adem´in durumu gibidir; onu topraktan yarattı, sonra ona «ol!» dedi, o da oluverdi

[60] Bu hak (gercek) senin rabbindendir, o halde suphecilerden olma

[61] Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartısacak olursa, de ki: «Gelin, ogullarımızı ve ogullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi cagıralım, sonra da lanetleselim; Allah´ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim»

[62] Iste (Isa hakkında soylenen) gercek kıssa budur. Allah´tan baska hicbir tanrı yoktur. Muhakkak ki Allah cok gucludur ve hikmet sahibidir

[63] Eger (haktan) yuz cevirirlerse, suphesiz ki Allah bozguncuları cok iyi bilendir

[64] De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir soze geliniz. Allah´tan baskasına kulluk etmeyelim, O´na hicbir seyi es tutmayalım ve Allah´ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlastırmasın. Eger onlar yine yuz cevirirlerse, deyin ki: «Sahit olun biz muslumanlarız»

[65] Ey Kitap ehli! Ibrahim hakkında nicin tartısıyorsunuz? Oysa Tevrat da, Incil de ondan sonra indirilmistir. Siz hic dusunmuyor musunuz

[66] Iste siz boylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan sey hakkında tartıstınız, ya hic bilginiz olmayan sey hakkında nicin tartısıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz

[67] Ibrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah´ı bir tanıyan dosdogru bir muslumandı, musriklerden de degildi

[68] Dogrusu onların Ibrahim´e en yakın olanı, ona uyanlar, su Peygamber ve iman edenlerdir. Allah da muminlerin dostudur

[69] Kitap ehlinden bir grup sizi saptırmak istediler, halbuki sırf kendilerini saptırıyorlar da farkına varmıyorlar

[70] Ey kitap ehli! (gercegi) gordugunuz halde, nicin Allah´ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

[71] Ey kitap ehli! Nicin hakkı batıla karıstırıyor ve bile bile gercegi gizliyorsunuz

[72] Kitap ehlinden bir grup: «Muminlere indirilene gunun baslangıcında inanın, sonunda da inkar edin, belki onlar da donerler.» dedi

[73] «Ve kendi dininize uyanlardan baskasına inanmayın» (dediler). De ki: «Suphesiz dogru yol, Allah´ın yoludur». (Onlar kendi aralarında): «Size verilenin benzerinin hicbir kimseye verilmis olduguna, yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine» (de inanmayın dediler). De ki: «Lutuf Allah´ın elindedir, onu diledigine verir. Allah, rahmeti bol olan, her seyi hakkıyla bilendir»

[74] Rahmetini diledigine tahsis eder. Allah, buyuk lutuf ve kerem sahibidir

[75] Kitap ehlinden oylesi vardır ki, ona yuklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat oylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkca onu sana iade etmez. Bu da onların, «Ummilere karsı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur.» demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile Allah´a karsı yalan soylerler

[76] Hayır, kim sozunu yerine getirir ve kotuluklerden korunursa, suphesiz Allah da korunanları sever

[77] Allah´a verdikleri sozu ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, iste onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet gunu onlarla hic konusmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar icin acı bir azab vardır

[78] Kitap ehlinden oyle bir guruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba dogru egip bukerler. Halbuki o, kitaptan degildir. «Bu, Allah katındandır.» derler; oysa o, Allah katından degildir. Allah´a karsı, kendileri bilip dururken, yalan soylerler

[79] Insanlardan hicbir kimseye, Allah kendisine kitap, hukum ve peygamberlik verdikten sonra, kalkıp insanlara: «Allah´ı bırakıp bana kul olun.» demesi yakısmaz. Fakat onun: «Ogrettiginiz ve okudugunuz kitap geregince Rabb´e halis kullar olun» (demesi uygundur)

[80] Ve O size: «Melekleri ve peygamberleri tanrılar edinin.» diye de emretmez. Siz musluman olduktan sonra, size hic inkarı emreder mi

[81] Allah peygamberlerden soyle soz almıstı: «Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı dogrulayıcı bir peygamber geldiginde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta agır ahdimi uzerinize aldınız mı?» demisti. Onlar: «Kabul ettik» dediler. (Allah da) dedi ki: «Oyleyse sahit olun, ben de sizinle beraber sahit olanlardanım»

[82] Artık bundan sonra her kim donerse, iste onlar yoldan cıkmısların ta kendileridir

[83] Onlar, Allah´ın dininden baskasını mı arıyorlar? Halbuki goklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O´na boyun egmistir ve O´na dondurulup goturuleceklerdir

[84] De ki: «Allah´a, bize indirilen (Kur´an)e, Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a ve torunlarına indirilene, Musa´ya, Isa´ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandık. Onların arasında hicbir fark gozetmeyiz, biz O´na teslim olmuslarız»

[85] Kim Islam´dan baska bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır

[86] Inandıktan, Peygamber´in hak olduguna sehadet ettikten ve kendilerine acık deliller geldikten sonra, inkara sapan bir milleti Allah nasıl dogru yola eristirir? Allah zalimler guruhunu dogru yola iletmez

[87] Iste onların cezaları, Allah´ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların uzerlerindedir

[88] Onlar bu (lanetin) icinde ebedi kalacaklardır. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yuzlerine bakılır

[89] Ancak bundan sonra tevbe edip kendini duzeltenler baska. Suphesiz ki Allah, cok bagıslayan ve cok esirgeyendir

[90] Suphesiz imanlarının arkasından kufreden, sonra da kufrunu artırmıs olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. Iste onlar sapıkların ta kendileridir

[91] Muhakkak ki inkar edenler ve kafir oldukları halde de olenler, yeryuzu dolusu altın fidye verseler bile hic birisinden asla kabul edilmeyecektir. Iste dayanılmaz azab onlar icindir. Onların hicbir yardımcıları da yoktur

[92] Sevdiginiz seylerden (Allah yolunda) harcamadıkca, gercek iyilige asla erisemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir

[93] Tevrat indirilmeden once, Israil (Yakub)in kendisine haram kıldıgı dısında, yiyeceklerin hepsi Israilogullarına helal idi. De ki: «Eger dogrulardan iseniz, haydi Tevrat´ı getirip okuyun»

[94] Kim bundan sonra Allah´a karsı yalan uydurursa, iste onlar zalimlerin ta kendileridir

[95] De ki: «Allah dogru soylemistir. Oyle ise dosdogru, Allah´ı birleyici olarak Ibrahim´in dinine uyun. O, musriklerden degildi»

[96] Suphesiz insanlar icin kurulan ilk mabed, Mekke´deki cok mubarek ve butun alemlere hidayet kaynagı olan Beyt (Kabe)dir

[97] Onda apacık deliller, Ibrahim´in makamı vardır. Oraya giren guvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt´i haccetmesi Allah´ın insanlar uzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse, suphesiz Allah butun alemlerden mustagni (kimseye muhtac degil, her sey ona muhtac)dir

[98] De ki: «Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınızı gorup dururken nicin Allah´ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?»

[99] De ki: «Ey kitap ehli! Gercegi gorup bildiginiz halde nicin Allah´ın yolunu egri gostermeye yeltenerek muminleri Allah´ın yolundan cevirmeye kalkısıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir»

[100] Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi dondurup kafir yaparlar

[101] Size Allah´ın ayetleri okunup dururken ve Allah´ın elcisi de aranızda iken nasıl inkara saparsınız? Kim Allah´a sımsıkı baglanırsa, kesinlikle dogru yola iletilmistir

[102] Ey iman edenler! Allah´tan, O´na yarasır sekilde korkun ve ancak muslumanlar olarak can verin

[103] Hep birlikte Allah´ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parcalanıp ayrılmayın. Allah´ın uzerinizdeki nimetini dusunun. Hani siz birbirinize dusmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birlestirmisti. Iste O´nun (bu) nimeti sayesinde kardesler olmustunuz. Yine siz, bir ates cukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıstı. Iste Allah size ayetlerini boyle apacık bildiriyor ki, dogru yola eresiniz

[104] Icinizden hayra cagıran, iyiligi emredip kotulukten men eden bir topluluk bulunsun. Iste kurtulusa eren onlardır

[105] Kendilerine apacık deliller geldikten sonra parcalanıp ayrılıga dusenler gibi olmayın. Iste bunlar icin buyuk bir azap vardır

[106] O gun bazı yuzler agarır, bazı yuzler kararır. Yuzleri kararanlara: «Imanınızdan sonra kufrettiniz ha? Oyle ise inkar etmenize karsılık azabı tadın» (denecektir)

[107] Yuzleri agaranlara gelince, (onlar) Allah´ın rahmeti icindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[108] Bunlar Allah´ın, sana gercek olarak okuyageldigimiz, ayetleridir. Allah alemlere hicbir haksızlık etmek istemez

[109] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah´ındır. Butun isler Allah´a dondurulur

[110] Siz insanlar icin cıkarılmıs en hayırlı ummetsiniz. Iyiligi emreder, kotulukten vazgecirmege calısır ve Allah´a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri icin elbette daha hayırlı olurdu. Iclerinden iman edenler de var, ama pek cogu yoldan cıkmıslardır

[111] Onlar size eziyetten baska bir zarar veremezler. Eger sizinle savasmaya kalkıssalar, size arkalarını donup kacarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez

[112] Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, uzerlerine alcaklık damgası vurulmustur. Meger ki Allah´ın ipine ve insanlar (muminler)ın ahdine sıgınmıs olsunlar. Onlar Allah´ın hısmına ugradılar ve uzerlerine de miskinlik damgası vuruldu. Bunun sebebi, onların Allah´ın ayetlerini inkar etmis olmaları ve haksız yere peygamberleri oldurmeleridir. Ayrıca isyan etmis ve haddi de asmıslardı

[113] Hepsi bir degildirler. Kitap ehli icinde dogruluk uzere bulunan bir ummet (topluluk) vardır ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah´ın ayetlerini okurlar

[114] Allah´a ve ahiret gunune inanırlar, iyiligi emrederler, kotulukten vazgecirmeye calısırlar, hayır islerinde de birbirleriyle yarısırlar. Iste onlar iyi insanlardandır

[115] Onlar ne hayır islerlerse karsılıksız bırakılmayacaklardır. Allah kendisinden geregi gibi sakınanları bilir

[116] O inkar edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah´a karsı hicbir fayda saglamayacaktır. Onlar, ates halkıdır; orada ebedi kalacaklardır

[117] Onların bu dunya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir toplulugun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soguk bir ruzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar

[118] Ey iman edenler! Kendi dısınızdakilerden sırdas edinmeyin. Cunku onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya dusmenizi isterler. Kin ve dusmanlıkları agızlarından tasmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha buyuktur. Dusunurseniz, biz size ayetleri acıkladık

[119] Iste siz oyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle bulustukları zaman «inandık» derler. Basbasa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uclarını ısırırlar. De ki: «kininizle geberin!». Suphesiz ki Allah goguslerin (gonullerin) ozunu bilir

[120] Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, basınıza bir kotuluk gelse onunla sevinirler. Eger sabreder ve Allah´dan geregince korkarsanız, onların hileleri size hicbir zarar vermez; cunku Allah onları kendi amelleriyle kusatmıstır

[121] Hani sen sabah erkenden muminleri savas mevzilerine yerlestirmek icin ailenden ayrılmıstın. Allah, hakkıyla isiten ve bilendir

[122] O zaman icinizden iki takım bozulmaya yuz tutmustu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Inananlar, yalnız Allah´a dayanıp guvensinler

[123] Andolsun, sizler gucsuz oldugunuz halde Allah size Bedir´de yardım etmisti. Allah´tan sakının ki, O´na sukretmis olasınız

[124] O zaman sen muminlere: «Rabbinizin size, indirilmis uc bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?» diyordun

[125] Evet, sabreder ve (Allah´tan) korkarsanız, onlar ansızın uzerinize gelseler, Rabbiniz size nisanlı nisanlı bes bin melekle yardım eder

[126] Allah, bunu size sırf bir mujde olsun ve kalpleriniz bununla yatıssın diye yaptı. Yardım, yalnız daima galip ve hikmet sahibi olan Allah katındandır

[127] (Allah bu yardımı) inkar edenlerden bir kısmını kessin veya perisan etsin de umutsuz olarak donup gitsinler (diye yaptı)

[128] Bu isten sana hicbir sey dusmez. (Allah), ya onların tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklarından dolayı azab eder

[129] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah´ındır. Diledigini bagıslar, diledigine azab eder. Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[130] Ey iman edenler! Kat kat artırılmıs olarak faiz yemeyin. Allah´tan sakının ki kurtulusa eresiniz

[131] Kafirler icin hazırlanmıs olan atesten sakının

[132] Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsin

[133] Rabbinizin bagısına ve genisligi goklerle yer arası kadar olan, Allah´tan geregi gibi korkanlar icin hazırlanmıs bulunan cennete kosun

[134] O (Allah´tan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta Allah icin harcarlar, ofkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever

[135] Ve onlar cirkin bir gunah isledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah´ı hatırlayarak hemen gunahlarının bagıslanmasını dilerler. Allah´tan baska gunahları kim bagıslayabilir? Bir de onlar, bile bile, isledikleri (gunah) uzerinde ısrar etmezler

[136] Iste onların mukafatı (odulleri) Rableri tarafından bagıslanma ve altından ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlerdir. Calısanların mukafatı ne guzeldir

[137] Muhakkak ki sizden once bircok olaylar, seriatler gelip gecmistir. Yeryuzunde gezin, dolasın da yalancıların sonunun nasıl oldugunu bir gorun

[138] Bu (Kur´an) insanlar icin bir acıklama, Allah´dan geregince korkanlar icin dogru yolu gosterme ve bir oguttur

[139] Gevsemeyin, uzulmeyin, eger hakikaten inanıyorsanız, muhakkak ustun olan sizsinizdir

[140] Eger size (Uhud savasında) bir yara degmisse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmustu. O gunler ki, biz onları insanlar arasında dondurur dururuz. (Bu da) Allah´ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden sahitler edinmesi icindir. Allah zalimleri sevmez

[141] Bir de bu, Allah´ın iman edenleri tertemiz secip, kafirleri yok etmesi icindir

[142] Yoksa siz, Allah icinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya cıkarmadan cennete girivereceginizi mi sandınız

[143] Andolsun ki siz olumle karsılasmadan once onu arzuluyordunuz. Iste onu gordunuz, ama bakıp duruyorsunuz

[144] Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan once de peygamberler gelip gecmistir. Simdi o olur veya oldurulurse gerisin geriye (eski dininize) mi doneceksiniz? Kim (boyle) geri donerse, Allah´a hicbir sekilde zarar veremez. Allah sukredenleri mukafatlandıracaktır

[145] Allah´ın izni olmadıkca hicbir kimseye olmek yoktur. (Olum) belirli bir sureye gore yazılmıstır. Kim dunya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz sukredenleri mukafatlandıracagız

[146] Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber bircok Allah dostları carpıstılar; Allah yolunda baslarına gelenlerden yılgınlık gostermediler, zaafa dusmediler, boyun egmediler. Allah sabredenleri sever

[147] Onların sozleri ancak: «Rabbimiz! Bizim gunahlarımızı ve islerimizdeki taskınlıklarımızı bagısla ve (yolunda) ayaklarımızı diret, kafirler guruhuna karsı da bize yardım et!» demekten ibaretti

[148] Allah da onlara hem dunya nimetini, hem de ahiret sevabının guzelligini verdi. Allah guzel davrananları sever

[149] Ey iman edenler! Siz eger kafir olanlara uyarsanız, sizi topuklarınız ustunde gerisin geriye cevirirler. O zaman busbutun kaybedersiniz

[150] Hayır! Sizin mevlanız Allah´tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır

[151] Allah´ın, hakkında hicbir delil indirmedigi seyleri O´na ortak kosmalarından dolayı, inkar edenlerin kalplerine korku salacagız. Onların yurtları atestir. Zalimlerin donup varacagı yer ne kotudur

[152] Siz Allah´ın izni ile dusmanlarınızı oldururken, Allah, size olan vaadini yerine getirmistir. Allah size sevdiginiz (galibiyeti) gosterdikten sonra zaafa dustunuz. (Peygamber´in verdigi) emir hakkında tartısmaya kalkıstınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dunyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek icin onlardan geri cevirdi ve sizi bagısladı. Allah muminlere karsı cok lutufkardır

[153] Peygamber sizi arkanızdan cagırıp dururken, siz boyuna uzaklasıyor, hic kimseye donup bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam ustune gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de basınıza gelene uzulmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[154] Sonra o kederin ardından (Allah) uzerinize oyle bir eminlik, oyle bir uyku indirdi ki, o, icinizden bir zumreyi ortup buruyordu. Bir zumre de canları sevdasına dusmustu. Allah´a karsı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve «Bu isten bize ne?» diyorlardı. De ki: «Butun is Allah´ındır». Onlar sana acıklamayacaklarını iclerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: «Bize bu isten bir sey olsaydı burada oldurulmezdik». Onlara soyle soyle: «Eger siz evlerinizde olsaydınız bile, uzerlerine oldurulmesi yazılmıs olanlar yine muhakkak yatacakları (oldurulecekleri) yerlere cıkıp gidecekti. Allah (bunu) goguslerinizin icindekini denemek ve yureklerinizdekini temizlemek icin yaptı. Allah goguslerin icinde olanı bilir

[155] Iki toplumun karsılastıgı gun, icinizden yuz cevirip gidenler var ya, seytan onların kazandıkları bazı seylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuskusuz Allah cok bagıslayandır, halim(cok yumusak)dir

[156] Ey iman edenler! Sizler inkar edenler ve yeryuzunde sefere veya savasa cıkan kardesleri icin: «Eger bizim yanımızda olsalardı olmezlerdi ve oldurulmezlerdi.» diyenler gibi olmayın. Allah bunu, onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, diriltir ve oldurur. Allah yaptıklarınızı gormektedir

[157] Eger Allah yolunda oldurulur veya olurseniz, Allah´ın bagıslaması ve rahmeti, (sizin icin) onların topladıkları (dunyalıkları)ndan daha hayırlıdır

[158] Andolsun, olseniz de, oldurulseniz de Allah´ın huzurunda toplanacaksınız

[159] Sen (o zaman), sırf Allah´ın rahmetiyle onlara karsı yumusak davrandın. Eger kaba, katı yurekli olsaydın, onlar senin etrafından dagılıp giderlerdi. Artık onları sen bagısla, onlar icin Allah´dan magfiret dile. (Yapacagın) islerde onlara da danıs, bir kere de azmettin mi, artık Allah´a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp guvenenleri sever

[160] Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eger sizi yardımsız bırakırsa, artık ondan sonra size kim yardım edebilir? Muminler ancak Allah´a guvenip dayansınlar

[161] Hicbir peygambere ganimet malını gizlemesi (devlet - millet malını asırması) yarasmaz. Kim boyle bir asırma ve ihanette bulunursa kıyamet gunu asırdıgını boynuna yuklenerek getirir. Sonra da herkese kazandıgının karsılıgı tastamam odenir, onlar haksızlıga da ugramazlar

[162] Allah´ın rızasına uyan kimse, Allah´ın hısmına ugrayan ve varacagı yer cehennem olan kimse gibi midir? Varıs yeri olarak ne kotudur orası

[163] Onlar (insanlar) Allah katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını gormektedir

[164] Andolsun ki Allah, muminlere kendilerinden, onlara kendi ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti ogreten bir Peygamber gondermekle buyuk bir lutufta bulunmustur. Oysa onlar, daha once apacık bir sapıklık icindeydiler

[165] (Bedir´de dusmanı) iki katına ugrattıgınız bir musibet (Uhud´da) size carpınca mı: «Bu nereden» dediniz? De ki: «Bu basınıza gelen kendinizdendir». Suphesiz Allah her seye kadirdir

[166] Iki toplulugun karsılastıgı gunde basınıza gelen musibet de Allah´ın izniyledir. Bu da muminleri belirlemesi ve hem de munafıklık yapanları ayırt etmesi icindir. Ve onlara: «Geliniz, Allah yolunda savasınız veya (hic olmazsa) savunmaya geciniz.» denilmisti. Onlar ise: «Biz savasmasını (veya savas olacagını) bilseydik arkanızdan gelirdik.» demislerdi. Onlar, o gun, imandan cok kufre yakındılar, kalblerinde olmayanı agızlarıyla soyluyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir

[167] Iki toplulugun karsılastıgı gunde basınıza gelen musibet de Allah´ın izniyledir. Bu da muminleri belirlemesi ve hem de munafıklık yapanları ayırt etmesi icindir. Ve onlara: «Geliniz, Allah yolunda savasınız veya (hic olmazsa) savunmaya geciniz.» denilmisti. Onlar ise: «Biz savasmasını (veya savas olacagını) bilseydik arkanızdan gelirdik.» demislerdi. Onlar, o gun, imandan cok kufre yakındılar, kalblerinde olmayanı agızlarıyla soyluyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir

[168] Kendileri oturup kaldıkları halde kardesleri icin: «Eger bize uysalardı oldurulmezlerdi» dediler. Onlara de ki: «Eger iddianızda dogru iseniz, kendinizden olumu uzaklastırınız»

[169] Allah yolunda oldurulenleri sakın oluler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab´leri katında rızıklanmaktadırlar

[170] Allah´ın lutfundan verdigi nimetle sevinclidirler. Arkalarından kendilerine ulasamayan kimselere de hic bir korku olmayacagını ve uzulmeyeceklerini mujdelemek isterler

[171] Onlar, Allah´ın nimetini, keremini ve Allah´ın, muminlerin ecrini zayi etmeyecegini mujdelerler

[172] Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi´nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve geregince Allah´tan korkanlara buyuk bir mukafat vardır

[173] Insanlar onlara: «Dusmanlarınız size karsı ordu topladı, onlardan korkun.» dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve soyle dediler: «Allah bize yeter. O ne guzel vekildir»

[174] Bunun uzerine kendilerine hic bir kotuluk dokunmadan Allah´ın nimeti ve lutfuyla geri donduler ve Allah´ın rızasına uydular. Allah buyuk lutuf sahibidir

[175] (Size o haberi getiren) ancak seytandır, (sadece) kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın, eger mumin iseniz benden korkun

[176] Kufurde yarısanlar seni uzmesin. Onlar, Allah´a hic bir sekilde zarar veremezler. Allah onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar icin buyuk bir azap vardır

[177] Iman karsılıgında inkarı satın alanlar Allah´a hic bir zarar veremezler. Onlar icin acı bir azap vardır

[178] Kafirler, kendilerine muhlet vermemizin, sahısları icin hayırlı oldugunu sanmasınlar. Biz onlara bu muhleti, ancak gunahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onlar icin alcaltıcı bir azap vardır

[179] Allah, muminleri icinde bulundugunuz su durumda bırakacak degildir, pisi temizden ayıracaktır. Ve Allah sizi gayba vakıf kılacak da degildir. Fakat Allah, peygamberlerinden diledigini secip (gaybı bildirir). O halde Allah´a ve peygamberlerine iman edin. Eger iman eder ve gunahlardan korunursanız, sizin icin buyuk bir mukafat vardır

[180] Allah´ın, kendilerine lutfundan verdigi nimetlere karsı cimrilik edenler, bunun, kendileri icin hayırlı oldugunu sanmasınlar. Hayır o, kendileri icin serdir. Cimrilik ettikleri sey, kıyamet gununde boyunlarına dolanacaktır. Goklerin ve yerin mirası Allah´a aittir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[181] Allah, «Suphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz.» diyenlerin lafını elbette duymustur. Onların soylediklerini ve peygamberleri haksız yere oldurmelerini yazacagız ve soyle diyecegiz: «Tadın o yakıcı azabı!»

[182] «Bu, kendi ellerinizin yapıp one surdugunun karsılıgıdır». Allah kullar(ın)a asla zulmetmez

[183] «Atesin yiyecegi bir kurban getirmedikce hic bir peygambere iman etmeyecegimize dair Allah bize ahidde bulundu.» diyenlere de ki: «Benden once size bazı peygamberler acık belgelerle ve sizin dediginiz seyle geldi. Eger dogru insanlarsanız, ya onları nicin oldurdunuz?»

[184] Eger seni yalanladılarsa, senden once acık deliller, hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıstı

[185] Her canlı olumu tadacaktır. Kıyamet gunu ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklastırılıp cennete konursa o, gercekten kurtulusa ermistir. Dunya hayatı, aldatıcı zevkten baska birsey degildir

[186] Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden once kendilerine kitap verilenlerden ve Allah´a ortak kosanlardan size eziyet verici bir cok soz isiteceksiniz. Eger sabreder ve Allah´dan geregi gibi korkarsanız, suphesiz iste bu azmi gerektiren islerdendir

[187] Bir zaman Allah, kendilerine kitap verilenlerden, «Onu mutlaka insanlara acıklayacaksınız, onu gizlemiyeceksiniz.» diye soz almıstı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler ve onu az bir dunyalıga degistiler. Yaptıkları bu alısveris ne kadar kotudur

[188] O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları seylerle de ovulmek isteyenlerin (onacaklarını) sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar icin can yakıcı bir azap vardır

[189] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Allah her seye kadirdir

[190] Goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelip gidisinde selim akıl sahipleri icin gercekten acık, ibretli deliller vardır

[191] Onlar ayaktayken, otururken ve yanları uzerine yatarken Allah´ı anarlar; goklerin ve yerin yaratılısı uzerinde dusunurler. Ve «Rabbimiz! Sen bunu bos yere yaratmadın, Sen yucesin, bizi atesin azabından koru.» derler

[192] «Rabbimiz! Sen kimi cehennem atesine sokarsan onu rezil etmissindir. Zalimlerin hic yardımcıları yoktur»

[193] «Rabbimiz! Biz, ´Rabbinize iman edin´ diye imana cagıran bir davetci isittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Gunahlarımızı bagısla, kotuluklerimizi ort, bizleri sana ermis kullarınla beraber yanına al»

[194] «Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad ettigini ver, kıyamet gunu bizi rezil etme. Muhakkak sen verdigin sozden donmezsin»

[195] Rableri onlara su karsılıgı verdi: «Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hicbir calısanın amelini zayi etmeyecegim. Sizler birbirinizdensiniz. Goc edenler, yurtlarından cıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savasanlar ve oldurulenler... Onların gunahlarını elbette ortecegim ve Allah katından bir mukafat olmak uzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacagım. En guzel mukafat Allah katındadır»

[196] Kafirlerin diyar diyar dolasmaları sakın seni aldatmasın

[197] Bu, az bir gecimliktir. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. Ne kotu bir yataktır orası

[198] Fakat Rablerinden geregince korkanlar icin altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedi olarak kalacaklar, Allah katından agırlanacaklardır. Iyiler icin Allah katındakiler daha hayırlıdır

[199] Kitap ehlinden oyleleri var ki, Allah´a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirilene - Allah´a boyun egerek inanırlar. Allah´ın ayetlerini az bir degere degismezler. Onların mukafatı da Allah katındadır. Suphesiz Allah, hesabı cabuk gorendir

[200] Ey iman edenler! Sabredin, dusmanlarınıza karsı sebat gosterin, nobet beklesin, Allah´dan geregince korkun ki, kurtulusa eresiniz

Nisâ

Surah 4

[1] Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan esini yaratıp ikisinden bir cok erkekler ve kadınlar ureten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulundugunuz Allah´dan ve akrabalık (baglarını kırmak)tan sakının. Suphesiz Allah sizin uzerinizde gozeticidir

[2] Oksuzlere mallarını verin ve kotusunu (onlara vererek) iyisiyle degistirmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınıza karıstırıp yemeyin. Zira bu, buyuk bir gunahtır

[3] Eger oksuz kızlarla evlendiginizde onlara karsı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hosunuza giden diger kadınlardan iki, uc ve dorde kadar evlenebilirsiniz. Eger adaleti gozetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip oldugunuz cariye ile) yetinin. Dogruluktan ayrılmamak icin bu daha elverislidir

[4] Kadınlara mehirlerini gonul hosluguyla verin. Eger onlar gonul rızasıyla size bir sey bagıslarlarsa onu afiyetle yiyin

[5] Allah´ın, sizi basına diktigi mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara guzel soz soyleyin

[6] Evlenme cagına gelinceye kadar yetimleri gozetip deneyin. Onların akılca olgunlastıklarını gorurseniz, mallarını kendilerine teslim edin. «Buyuyecekler de mallarına sahip olacaklar» endisesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten cekinsin. Fakir olan ise, mesru surette yesin. Mallarını kendilerine verdiginiz zaman, bunu sahitler karsısında yapın. Hesap gorucu olarak Allah yeter

[7] Ana, baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana, baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar, az olsun cok olsun, farz kılınmıs bir hissedir

[8] Paylasma sırasında akrabalar, oksuzler, yoksullar hazır bulunurlarsa, onlara da bir sey verin ve onlara guzelce sozler soyleyerek gonullerini alın

[9] Kendileri, geriye zayıf cocuklar bıraktıkları takdirde, onların geleceginden endise duyacak olanlar, (yetimler hakkında da aynı) endiseyi duysunlar, Allah´dan sakınsınlar ve dogru soz soylesinler

[10] Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, muhakkak ki karınlarını atesle doldurmus olurlar ve cehennemi boylarlar

[11] Allah size evlatlarınızın miras taksimini soyle emrediyor: Cocuklarınızda, erkege iki kadın payı kadar, eger hepsi kadın olmak uzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın ucte ikisi ve eger bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır. Eger olen, ana ve baba ile birlikte cocuklar da bırakmıssa ana babanın her birine olenin terekesinden altıda bir; sayet olenin cocugu yok da, mirascı olarak ana ve babası kalmıssa, ananın payı ucte birdir. Eger olenin kardesleri varsa terekenin altıda biri ananındır. Bu paylar, olenin borcları odenip, vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve cocuklardan, hangisinin size fayda bakımından daha yakın oldugunu, siz bilmezsiniz. Butun bunlar Allah tarafından farz kılınmıstır. Suphesiz Allah alimdir, hakimdir

[12] Eger hanımlarınızın cocukları yoksa, bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Sayet bir cocukları varsa o zaman mirasın dortte biri sizindir. Bu paylar, olenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa, borcu odendikten sonra verilir. Eger cocugunuz yoksa, sizin de, yapacagınız vasiyetten ve borctan sonra, bıraktıgınızın dortte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Cocugunuz varsa, bıraktıgınızın sekizde biri onlarındır. Eger bir erkek veya kadının, anababası ve cocukları bulunmadıgı halde (kelale seklinde) malı mirascılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardesi varsa, her birine altıda bir duser. Bundan fazla iseler ucte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borctan sonra, kimse zarara ugramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah´tan size vasiyettir. Allah her seyi hakkıyle bilendir, halimdir

[13] Iste butun bu hukumler, Allah´ın koydugu hukumler ve cizdigi sınırlardır. Kim Allah´a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Iste buyuk kurtulus budur

[14] Kim de Allah´a ve Peygamberine isyan eder ve Allah´ın koydugu sınırları asarsa Allah onu da ebedi kalacagı cehennem atesine koyar. Onun icin alcaltıcı bir azab vardır

[15] Kadınlarınızdan zina edenlere karsı, icinizden dort sahit getirin. Eger onlar, sahitlik yaparlarsa, bu kadınları, olum alıp goturunceye kadar veya Allah onlara bir cıkıs yolu acıncaya kadar evlerde hapsedin

[16] Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyet edin. Eger onlar tevbe edip kendilerini ıslah ederlerse onlardan vazgecin. Cunku Allah tevbeleri kabul eden ve cok merhamet edendir

[17] Ancak Allah´ın kabul etmesini vaad buyurdugu tevbe, o kimseler icindir ki, bilmeyerek gunah isleyip hemen tevbe edenlerin tevbesidir. Iste Allah bunların tevbelerini kabul eder. Allah alimdir hakimdir. (Her seyi bilendir, hikmet sahibidir)

[18] Yoksa gunah isleyip de kendisine olum gelince: «Iste ben simdi tevbe ettim.» diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kafir olarak olenlerin de tevbeleri kabul edilmez. Iste bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamısızdır

[19] Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal degildir. Verdiginiz mehrin bir kısmını kurtaracaksınız diye, onları sıkıstırmanız da helal degildir. Ancak acık bir hayasızlık yapmıs olurlarsa baska. Onlarla iyi gecinin. Eger kendilerinden hoslanmadınızsa, olabilir ki, siz bir seyden hoslanmasanız da Allah onda bir cok hayır takdir etmis bulunur

[20] Eger bir esi bırakıp da yerine diger bir es almak isterseniz, oncekine yuklerle mehir vermis de bulunsanız, ondan bir sey geri almayın. O malı bir iftira ve acık bir gunah isnadı yaparak geri alır mısınız

[21] Birbirinizle kaynasıp basbasa kalmısken ve onlar sizden kuvvetli bir teminat almısken verdiginizi nasıl geri alabilirsiniz

[22] Cahiliye devrinde gecenler mustesna, babalarınızın nikahladıgı kadınlarla evlenmeyiniz. Suphe yok ki o, pek cirkindi, igrenc idi, o ne fena bir adetti

[23] Size sunları nikahlamak haram kılındı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeslerinizin kızları, sizi emziren sut anneleriniz, sut kızkardesleriniz ve karılarınızın anneleri, ve kendileri ile zifafa girdiginiz kadınlarınızdan olan ve evlerinizde bulunan uvey kızlarınız. Eger uvey kızlarınızın anneleri ile zifafa girmemisseniz onlarla evlenmenizde size bir gunah yoktur. Sulbunuzden gelen (oz) ogullarınızın hanımları ile evlenmeniz ve iki kız kardesi birlikte nikahlamanız da haramdır. Ancak cahiliyyet devrinde gecen gecmistir. Suphesiz ki Allah gafur (cok bagıslayıcı) ve cok merhamet edicidir

[24] Bir de harb esiri olarak sahibi bulundugunuz cariyeler mustesna, evli kadınlarla evlenmeniz de size haram kılındı. Butun bunlar Allah´ın uzerinize farz kıldıgı hukumlerdir. Bunların dısında kalanlar ise iffetli olarak zina etmeksizin mallarınızla mehir vermek suretiyle evlenmek istemeniz size helal kılındı. O halde onlardan nikah ile faydalanmanıza karsılık mehirlerini kendilerine verin ki, bu farzdır. O mehri takdir edip kesinlestirdikten sonra birbirinizi razı etmenizde bir mahzur yoktur. Suphesiz ki Allah her seyi cok iyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[25] Sizden her kim hur mumin kadınları nikah edecek bir zenginlige gucu yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mumin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini orfe gore vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhus yaparlarsa, o vakit hur kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hukumler, icinizden gunah islemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin icin daha hayırlıdır. Allah Gafurdur, Rahimdir (cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir)

[26] Allah, sizlere bilmediklerinizi bildirmek, sizden oncekilerin yollarını size gostermek ve tevbenizi kabul etmek istiyor. Allah, her seyi cok iyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[27] Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki sehvetlerine uyanlar ise, sizin dogru yoldan buyuk bir meyl ile sapmanızı istiyorlar

[28] Allah, din hususundaki agır teklifleri sizden hafifletmek istiyor. Cunku insan sabır ve tahammul bakımından zayıf yaratılmıstır

[29] Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptıgınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Suphesiz Allah, size karsı cok merhametlidir

[30] Kim, zulum ve tecavuz yolu ile bu yasakları islerse, yakında onu cehennem atesine atacagız. Onu atese atmak da Allah´a pek kolaydır

[31] Eger siz, yasaklandıgınız buyuk gunahlardan sakınırsanız, diger kusurlarınızı orter, sizi guzel bir makama koyarız

[32] Bir de Allah´ın bazınıza, digerinden fazla verdigi seyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. Isteklerinizi Allah´ın fazlından ve kereminden isteyin. Gercekten Allah her seyi hakkıyla bilendir

[33] Anne, baba ve akrabaların bıraktıkları her sey icin bir mirascı tayin ettik. Yemin akdiyle mirascı kıldıklarınızın paylarını da verin. Suphesiz Allah, her seye sahittir

[34] Erkekler, kadın uzerine idareci ve hakimdirler. Cunku Allah birini (cihad, imamet, miras gibi islerde) digerinden ustun yaratmıstır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. Iyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah´ın korunmasını emrettigi seyleri kocalarının bulunmadıgı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve gecimsizliklerinden korktugunuz kadınlara gelince: Once kendilerine ogut verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dovun. Eger size itaat ederlerse kendilerini incitmeye baska bir bahane aramayın. Cunku Allah cok yucedir, cok buyuktur

[35] Eger karı-koca arasının acılmasından endiseye duserseniz bir hakem erkegin tarafından, bir hakem de kadının ailesinden kendilerine gonderin. Bu arabulucu hakemler gercekten barıstırmak isterlerse, Allah karı-koca arasındaki dargınlık yerine gecim verir. Suphesiz ki Allah hakkıyla bilendir, her seyin aslından haberdardır

[36] Allah´a ibadet edin ve O´na hicbir seyi ortak kosmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komsulara, yakın komsulara, yanında bulunan arkadasa, yolda kalanlara, sahip oldugunuz kolelere iyilik edin. Suphesiz Allah, kibirlenen ve ovunen kimseyi sevmez

[37] Onlar ki hem kıskanır, cimrilik ederler, hem de herkese cimrilik tavsiye ederler ve Allah´ın kendilerine lutfundan verdigi nimeti gizlerler. Biz kafirlere alcaltıcı bir azap hazırladık

[38] Bunlar, Allah´a ve ahiret gunune iman etmedikleri halde mallarını, insanlara gosteris yapmak icin harcarlar. Seytan kimin arkadası olursa, o ne kotu arkadastır

[39] Bunlar, Allah´a ve ahiret gunune iman etselerdi ve Allah´ın verdigi rızıktan gosterissiz harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah onların soz ve islerini cok iyi bilendir

[40] Suphesiz ki Allah, hic kimseye zerre kadar zulum etmez. Eger yapılan iyilik zerre kadar da olsa, onun sevabını kat kat artırır. Ve kendi katından buyuk bir mukafat verir

[41] Her ummetten bir sahit getirdigimiz ve seni de onların uzerine bir sahit yaptıgımız zaman bakalım kafirlerin hali ne olacak

[42] Allah´ı, inkar edip peygambere isyan edenler, o kıyamet gunu yerle bir olmayı isterler. Allah´tan hicbir sozu gizleyemezler

[43] Ey iman edenler! Sarhos iken ne soylediginizi bilinceye kadar namaza yaklasmayın. Cunub iken de yolcu olanlar mustesna gusul edinceye kadar namaza yaklasmayın. Eger hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsi munasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmum edin. Niyetle yuzlerinize ve ellerinize surun. Suphesiz ki Allah cok affedicidir, cok bagıslayıcıdır

[44] Kendilerine kitaptan bir nasib verilmis olanları gormuyor musun? Onlar, sapıklıgı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar

[45] Allah sizin dusmanlarınızı cok iyi bilir. Gercek bir dost olarak Allah yeter. Ve yardımcı olarak da Allah yeter

[46] Yahudilerden bir kısmı, (Allah´ın kitabındaki) kelimeleri esas manasından kaydırıp; dillerini egerek ve dine saldırarak, «Sozunu isittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve raina (bizi gozet)» diyorlar. Halbuki onlar, «Isittik ve itaat ettik; dinle ve bize de bak» deselerdi bu, kendileri icin daha hayırlı ve daha dogru olurdu. Fakat Allah, kufurleri yuzunden kendilerini lanetlemistir. Artık onlar, pek azı mustesna, iman etmezler

[47] Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan (Tevrat)ı tasdik etmek uzere indirdigimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakım yuzleri silip de enselerine cevirmeden yahut cumartesi halkını (yahudileri) lanetledigimiz gibi onları lanetlemeden once iman edin. Yoksa Allah´ın emri mutlaka yerine gelecektir

[48] Dogrusu Allah, kendisine ortak kosulmasını asla affetmez. Ondan baskasını (diger gunahları) ise, diledigi kimseler icin bagıslar ve magfiret buyurur. Her kim Allah´a sirk kosarsa gercekten pek buyuk bir gunah ile iftira etmis olur

[49] Kendi nefislerini temize cıkaranları gormuyor musun? Hayır! Ancak Allah, diledigini temize cıkarır. Onlara kıl kadar zulmedilmez

[50] Bak nasıl da Allah´a yalan uyduruyorlar. Apacık bir gunah olarak bu yeter

[51] «Su kendilerine kitaptan (okuma yazmadan) bir nasib verilmis olanları gormuyor musun! Onlar puta ve seytana inanıyorlar. Ve Allah´ı tanımayanlara, «Bunlar, muminlerden daha dogru yoldadır.» diyorlar

[52] Onlar, Allah´ın lanet ettigi kimselerdir. Allah kime lanet ederse artık ona asla bir yardımcı bulamazsın

[53] Yoksa onların mulkten bir payı mı vardır. Eger oyle olsaydı, insanlara bir cekirdegin zerresini bile vermezlerdi

[54] Yoksa onlar, Allah´ın lutuf ve kereminden insanlara verdigi nimetleri kıskanıyorlar mı? Suphesiz biz, Ibrahim ailesine de kitap ve hikmeti vermistik. Hem de onlara buyuk bir mulk ve saltanat ihsan ettik

[55] Iste o yahudilerden bir kısmı ona iman etti. Bir kısmı da ondan yuz cevirdi. O iman etmeyenlere cehennem alevi yeter

[56] Suphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kafirleri biz yarın bir atese atacagız. Derileri pistikce azabı duysunlar diye, kendilerine baska deriler verecegiz. Cunku, Allah gercekten cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[57] Iman edip salih ameller isliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacagız. Orada ebedi olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz esler vardır. Onları, koyu golgeler altında bulunduracagız

[58] Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hukmettiginiz zaman adaletle hukmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne guzel ogut veriyor. Suphesiz ki Allah her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla gorendir

[59] Ey iman edenler! Allah´a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eger herhangi bir seyde anlasmazlıga duserseniz; Allah´a ve ahiret gunune gercekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulune arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuc bakımından da daha guzeldir

[60] Sunları gormuyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden once indirilene inandıklarını ileri suruyorlar da taguta inanmamaları kendilerine emrolundugu halde, tagut onunde muhakemelesmek istiyorlar. Seytan da onları bir daha donemeyecekleri kadar iyice sapıklıga dusurmek istiyor

[61] Onlara: «Allah´ın indirdigine ve Peygambere gelin!» denince, munafıkların senden busbutun uzaklastıklarını gorursun

[62] Ya nasıl, elleriyle yaptıkları yuzunden baslarına bir felaket gelince, hemen sana geldiler de: «Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istedik.» diye Allah´a yemin ediyorlar

[63] Onlar, Allah´ın kalblerindekini bildigi kimselerdir; Onlara aldırma, onlara ogut ver ve onların iclerine tesir edecek guzel soz soyle

[64] Biz hangi peygamberi gonderdikse, sırf Allah´ın izni ile itaat edilmek uzere gonderdik. Eger onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah´tan gunahlarının bagıslanmasını dileselerdi ve Resul de onların bagıslanmasını dileseydi, elbette Allah´ı affedici, merhametli bulurlardı

[65] Hayır! Rabbine andolsun ki is bildikleri gibi degil, onlar aralarında cıkan cekismeli islerde seni hakem yapıp sonra da senin verdigin hukme karsı iclerinde hicbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun egmedikce iman etmis olamazlar

[66] Eger biz onlara: «Kendinizi oldurun, veya yurtlarınızdan cıkın.» diye yazmıs olsaydık, iclerinden pek azı haric, bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen ogutleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha saglam olurdu

[67] Ve o zaman elbette kendilerine katımızdan buyuk mukafat verirdik

[68] Ve onları elbette dogru yola iletirdik

[69] Kim Allah´a ve Peygambere itaat ederse iste onlar, Allah´ın kendilerine nimet verdigi peygamberlerle, sıddıklarla, sehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne guzel arkadastır

[70] Bu lutuf Allah´tandır. Bilen olarak Allah yeter

[71] Ey iman edenler! Dusmana karsı her turlu savunma tedbirinizi alınız. Onlara karsı ya kucuk birlikler halinde hareket ediniz veya topyekun seferber olunuz

[72] Suphesiz icinizden bir kısmı vardır ki, pek agır davranır. Eger basınıza bir musibet gelirse: «Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım.» der

[73] Ve eger Allah´tan size bir lutuf ve zafer erisecek olsa, sizinle kendisi arasında hic sevgi yokmus gibi, bu sefer de hic suphesiz soyle diyecek: «Ah ne olurdu, onlarla beraber olaydım da buyuk murada ereydim.»

[74] O halde gecici dunya hayatını, ebedi ahiret hayatı karsılıgında satacak olanlar, Allah yolunda savassınlar. Her kim Allah yolunda savasır da oldurulur veya galip gelirse, her iki durumda da biz ona yarın pek buyuk bir mukafat verecegiz

[75] Hem size ne oluyor ki, Allah yolunda: «Ey Rabbimiz! bizleri bu halkı zalim olan memleketten cıkar, tarafından bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katından bir kurtarıcı gonder» diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve cocukların kurtarılması ugrunda savasa cıkmıyorsunuz

[76] Iman edenler, Allah yolunda savasırlar. Inkar edenler de tagut yolunda savasırlar. O halde siz seytanın taraftarlarına karsı savasın. Cunku seytanın hilesi zayıftır

[77] Kendilerine, «Ellerinizi savastan cekin, namazı kılın, zekatı verin» denilenleri gormedin mi? Uzerlerine savas yazılınca hemen iclerinden bir kısmı insanlardan, Allah´tan korkar gibi, hatta daha cok korkarlar ve «Rabbimiz! Nicin bize savas yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir muddet daha tanımıs olsaydın da biraz daha yasasaydık?» derler. Onlara de ki: «Dunya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah´a karsı gelmekten sakınan icin daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez.»

[78] Her nerede olursanız olun olum size yetisir, son derece saglam kaleler icinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erisirse «Bu, Allahtandır» derler, bir kotuluge ugrarlarsa, «Bu, senin yuzundendir.» derler. Ey Muhammed! De ki: «Hepsi Allah´tandır.» Bu topluma ne oluyor ki, hic soz anlamaya yanasmıyorlar

[79] (Ey insanoglu!) sana gelen her iyilik Allah´tandır, sana ne kotuluk dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni butun insanlara bir elci olarak gonderdik. Buna sahit olarak da Allah yeter

[80] Kim peygambere itaat ederse Allah´a itaat etmis olur. Kim de yuz cevirirse, biz seni onlara bekci olarak gondermedik

[81] Sana «Peki» derler, fakat senin yanından cıktıklarında, iclerinden birtakımı, geceleyin (gunduz) soylemis olduklarının tersini kurarlar. Allah onların geceleyin tasarladıklarını yazıyor. Sen onlara aldırma. Allah´a guven. Vekil olarak Allah yeter

[82] Onlar hala Kur´an´ı geregi gibi dusunup anlamaya calısmazlar mı? Eger o Allah´tan baskası tarafından indirilmis olsaydı mutlaka onda bircok celiskiler bulurlardı

[83] Kendilerine guven veya korku hususunda bir haber geldiginde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere goturselerdi, onlardan sonuc cıkarmaya gucu yetenler, onu anlarlardı. Allah´ın uzerinizdeki lutfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız haric, seytana uyardınız

[84] (Ey Muhammed) Allah yolunda savas! Sen ancak kendi yaptıgından sorumlusun. Muminleri de savasa tesvik et. Umulur ki, Allah kafirlerin gucunu kırar. Hic suphesiz ki Allah kuvvet ve kudretce cok daha guclu ve cezası daha cetindir

[85] Kim guzel bir iste aracılık ederse, ona o isin sevabından bir pay vardır. Kim de kotu bir seyde aracılık yaparsa, ona da o kotulukten bir pay vardır. Allah her seyi gozetip karsılıgını verir

[86] Siz bir selam ile selamlandıgınız zaman, siz de ondan daha guzeliyle karsılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Suphesiz Allah, her seyin hesabını geregi gibi yapandır

[87] Kendinden baska ilah olmayan Allah, sizi kıyamet gununde mutlaka biraraya toplayacaktır. Bunda asla suphe yoktur. Allah´tan daha dogru sozlu kim olabilir

[88] O halde, siz nicin munafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları gunah yuzunden terslerine dondurdugu halde Allah´ın saptırdıgını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun icin bir cıkıs yolu bulamazsın

[89] Onlar, kufur isledikleri gibi, sizin de kufur isleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler. Onun icin, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar iclerinden dost edinmeyin. Eger bundan yuz cevirirlerse onları yakalayın ve buldugunuz yerde oldurun; Onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin

[90] Ancak o kimselere dokunmayın ki, sizinle aralarında anlasma olan bir kavme sıgınmıs bulunurlar. Yahut ne sizinle, ne de kendi kavimleriyle savasmayı gonullerine sıgdıramayıp tarafsız olarak size gelmislerdir. Eger Allah dileseydi, onları size musallat kılardı, onlar da sizinle savasırlardı. Eger onlar sizden uzak dururlar, sizinle savasmayıp size barıs teklif ederlerse, Allah, sizin icin onlar aleyhine bir yol vermemistir

[91] Diger birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne icin her davet olunuslarında onun icine basasagı dalarlar. Eger bunlar sizden cekinmezlerse, kendilerini buldugunuz yerde yakalayın ve oldurun. Iste bunlar aleyhinde size acık bir ferman verdik

[92] Hata dısında bir mumin, diger bir mumini olduremez. Ve kim bir mumini yanlıslıkla oldururse, mumin bir kole azad etmesi ve olenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak olunun ailesinin bagıslaması mustesnadır. Eger oldurulen, mumin olmakla beraber size dusman bir kavimden ise, o zaman, oldurenin bir kole azad etmesi gerekir. Eger oldurulen sizinle aralarında antlasma olan bir kavimden ise, oldurenin, olenin ailesine diyet vermesi ve mumin bir kole azad etmesi gerekir. Bunlara gucu yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulu icin arka arkaya iki ay oruc tutması gerekir. Allah, Alimdir (her seyi bilendir), Hakimdir (hukum ve hikmet sahibidir)

[93] Kim bir mumini kasten oldururse, cezası, icinde ebedi olarak kalacagı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmis ve onun icin buyuk bir azab hazırlamıstır

[94] Ey Iman edenler! Allah yolunda cihada cıktıgınız zaman, mumini kafirden ayırmak icin iyice arastırın. Size selam veren kimseye, dunya hayatının menfaatini gozeterek, «Sen mumin degilsin» demeyin. Allah katında cok ganimetler var. Islam´a ilk once girdiginiz zaman siz de oyle idiniz. Sonra Allah size lutufta bulundu. Onun icin iyice arastırın. Suphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[95] Muminlerden ozur sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler esit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan ustun kıldı. Allah onların hepsine de cenneti vaad etmistir. Bununla beraber Allah mucahitlere, oturanların uzerinde buyuk bir ecir vermistir

[96] Kendi katından derece derece rutbeler, bir magfiret ve rahmet vermistir. Oyle ya, O cok bagıslayıcı, cok merhamet edicidir

[97] Melekler, kendilerine zulmeden kisilerin canlarını aldıklarında, onlara, «Ne iste idiniz?» derler. Onlar da: «Biz yer yuzunde zayıf kimselerdik.» derler. Melekler: «Allah´ın yeryuzu genis degil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?» derler. Iste bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kotu gidis yeridir

[98] Ancak gercekten aciz ve zayıf olan, caresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve cocuklar haric

[99] Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Allah cok affedici, cok bagıslayıcıdır

[100] Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryuzunde gidecek cok yer de bulur, genislik de bulur. Her kim Allah´a ve Peygamberine hicret etmek maksadıyla evinden cıkar da sonra kendisine olum yetisirse, kuskusuz onun mukafatı Allah´a duser. Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[101] Yeryuzunde sefere cıktıgınızda kafirlerin size bir kotuluk yapacagından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuskusuz kafirler sizin apacık dusmanınızdır

[102] Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdıgında iclerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diger bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamıs olan diger kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kafirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve esyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eger size yagmur gibi bir eziyet erisir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Kuskusuz Allah kafirlere alcaltıcı bir azap hazırlamıstır

[103] O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız uzerinde hep Allah´ı zikredin. Korkudan kurtuldugunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Cunku namaz muminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır

[104] Dusman toplulugunu takip etmede gevseklik gostermeyin. Eger siz acı duyuyorsanız, kuskusuz onlar da sizin acı duydugunuz gibi acı cekiyorlar. Oysa siz Allah´tan onların umit edemeyecekleri seyleri umuyorsunuz. Kuskusuz Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir

[105] Biz sana Kitab (Kur´an)ı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah´ın sana gosterdigi sekilde hukum veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma

[106] Allah´tan bagıslanmanı dile. Suphesiz, Allah bagıslayıcıdır, esirgeyicidir

[107] Kendilerine hainlik edenleri savunma. Muhakkak Allah hain gunahkarları sevmez

[108] Bunlar, insanlardan (hainliklerini) gizlerler de, Allah´tan gizlemezler. Oysa O, geceleyin istemedigi seyi kurarlarken onların yanı baslarındadır. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kusatmıstır

[109] Haydi siz dunya hayatında onları savunuverdiniz (diyelim). Peki kıyamet gununde Allah´ın huzurunda onları kim savunacaktır? Yahut onlara kim vekil olacaktır

[110] Kim bir kotuluk isler, yahut nefsine zulmeder, sonra da Allah´tan bagıslanmasını dilerse, Allah´ı bagıslayıcı ve esirgeyici bulur

[111] Kim bir kotuluk islerse, kendi nefsine kotuluk etmis olur. Allah her seyi hakkıyle bilendir, hikmet sahibidir

[112] Kim bir hata veya bir gunah isler de sonra onu bir sucsuzun uzerine atarsa, muhakkak iftira etmis ve apacık bir gunah yuklenmis olur

[113] Eger Allah´ın sana lutuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir guruh seni sapıtmaya calısırdı. Halbuki onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar, sana hicbir zarar veremezler. Allah, sana Kitab (Kur´an)ı ve hikmeti indirmis ve sana bilmedigin seyleri ogretmistir. Allah´ın sana olan lutfu buyuktur

[114] Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arasını duzeltmeyi emreden(ler)inki haric, onların aralarındaki gizli gizli konusmalarının cogunda hicbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah´ın rızasını kazanmak icin yaparsa, yakında ona buyuk bir mukafat verecegiz

[115] Kim kendisine dogru yol besbelli olduktan sonra Peygamber´e karsı cıkar, muminlerin yolundan baskasına uyup giderse onu dondugu yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kotu bir gidis yeridir

[116] Suphesiz Allah kendisine ortak kosulmasını bagıslamaz. Bunun dısında diledigini bagıslar. Allah´a ortak kosan, muhakkak ki, derin bir sapıklıga dusmustur

[117] Onlar, Allah´ı bırakırlar da, yalnız disilere taparlar. Boylece ancak inatcı seytana tapmıs olurlar

[118] Allah o seytana lanet etti. Ve o da: «Elbette senin kullarından belirli bir pay alacagım, onları mutlaka saptıracagım, onları bos kuruntulara sokacagım, ve onlara emredecegim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredecegim de Allah´ın yaratısını degistirecekler» dedi. Kim Allah´ı bırakıp da seytanı dost edinirse, suphesiz o, apacık bir ziyana ugramıs olur

[119] Allah o seytana lanet etti. Ve o da: «Elbette senin kullarından belirli bir pay alacagım, onları mutlaka saptıracagım, onları bos kuruntulara sokacagım, ve onlara emredecegim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredecegim de Allah´ın yaratısını degistirecekler» dedi. Kim Allah´ı bırakıp da seytanı dost edinirse, suphesiz o, apacık bir ziyana ugramıs olur

[120] Seytan onlara vaad eder ve onları bos umutlarla oyalar. Oysa seytanın onlara vaadi, aldatmadan baska bir sey degildir

[121] Bunların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulmak icin care bulamazlar

[122] Iman edip iyi isler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacagız, orada ebedi olarak kalacaklardır. Bu, Allah´ın gercek vaadidir. Allah´dan daha dogru sozlu kim olabilir

[123] (Is), ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna goredir. Kotuluk yapan, o yuzden cezalandırılır. O, kendisine Allah´tan baska ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir

[124] Erkek veya kadın, kim mumin olur da guzel amellerden islerse, iste onlar cennete girerler. Zerre kadar da haksızlıga ugratılmazlar

[125] Iyilik yaparak kendisini Allah´a teslim eden ve Ibrahim´in dinine dosdogru olarak tabi olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, Ibrahim´i dost edinmisti

[126] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah´ındır. Allah, her seyi kusatıcıdır

[127] Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkındaki fetvayı size Allah veriyor: Yazılmıs hakları olan mirası kendilerine vermediginiz ve nikahlanmayı istemediginiz oksuz kızlar ve zavallı cocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranmanız hakkında Kitap´ta size okunan ayetler vardır. Sizin her yaptıgınız iyiligi, muhakkak Allah bilir

[128] Eger bir kadın kocasının gecimsizliginden, yahut kendisinden yuz cevirmesinden endise ederse, aralarında bir sulh yapmalarında, onlara bir gunah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskanclıga hazırdır. Eger iyi gecinir ve gecimsizlikten sakınırsanız, suphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[129] Kadınlarınız arasında her yonden adaletli davranmaya ne kadar ugrassanız buna guc yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da digerini askıya alınmıs gibi bırakmayın. Eger arayı duzeltir ve haksızlıktan korunursanız, suphesiz Allah cok bagıslayıcı ve esirgeyicidir

[130] Eger karı - koca birbirlerinden ayrılacak olurlarsa, Allah, onların her birini genis lutfuyla muhtac bırakmaz. Allah´ın lutfu genistir, hikmeti buyuktur

[131] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Sizden once kendilerine kitap verilenlere ve size Allah´tan korkmanızı emrettik. Eger inkar ederseniz, biliniz ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Allah hicbir seye muhtac degildir, hamd ve sena O´na yakısır

[132] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Vekil olarak Allah yeter

[133] Ey insanlar! Eger Allah dilerse sizi giderir de baskalarını getirir. Ve Allah, buna kadirdir

[134] Kim dunya nimetini isterse, bilsin ki dunya ve ahiret nimeti Allah katındadır. Allah her seyi cok iyi isiten ve cok iyi gorendir

[135] Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana - babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah icin sahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklasmayın. Eger (sahitlik ederken) dilinizi eger, bukerseniz veya cekinirseniz, suphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[136] Ey iman edenler! Allah´a, Peygamberine, Peygamberine indirdigi Kitab´a, ve daha once indirdigi kitaba iman edin. Kim Allah´ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gununu inkar ederse sapıklıgın en koyusuna dusmus olur

[137] Iman edip sonra inkar eden, sonra iman edip tekrar inkar eden, sonra da inkarlarında ileri gidenleri Allah ne bagıslayacak, ne de dogru yola eristirecektir

[138] Munafıklara da haber ver ki, kendileri icin cok acı bir azab vardır

[139] Onlar, muminleri bırakıp kafirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve seref mi arıyorlar? Halbuki butun izzet ve seref Allah´a aittir

[140] Allah size Kitab (Kur´an)da: «Allah´ın ayetlerinin inkar edildigini ve onlarla alay edildigini isittiginiz zaman, baska bir soze gecmedikleri muddetce, o kafirlerle oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz» diye hukum indirdi. Muhakkak ki Allah, munafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır

[141] Onlar sizi gozetleyip dururlar. Eger Allah tarafından size bir zafer nasip olursa: «Biz sizinle beraber degil miydik?» derler. Sayet kafirlerin zaferden bir payı olursa: (Bu defa da onlara): «Size ustunluk saglayarak sizi muminlerden korumadık mı?» derler. Allah, kıyamet gununde aranızda hukmunu verecektir. Allah, muminlerin aleyhine kafirlere hicbir yol vermeyecektir

[142] Munafıklar, Allah´ı aldatmaya calısırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını baslarına gecirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. Insanlara gosteris yaparlar. Allah´ı pek az anarlar

[143] Munafıklar, kufur ile iman arasında bocalamaktadırlar. Ne bu muminlere baglanırlar, ne de su kafirlere. Allah kimi dogru yoldan saptırırsa, sen artık ona kurtulus yolu bulamazsın

[144] Ey iman edenler! Muminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah´a apacık bir delil mi vermek istiyorsunuz

[145] Suphesiz ki munafıklar, cehennem atesinin en asagı tabakasındadırlar. Onlara bir yardım edici de bulamazsın

[146] Ancak tevbe edenler, durumlarını duzeltenler, Allah´a sarılanlar ve Allah icin dinlerine samimi olarak baglananlar mustesna. Iste bunlar muminlerle beraberdirler. Allah, muminlere buyuk bir mukafat verecektir

[147] Eger sukreder ve iman ederseniz Allah size azabı ne yapar? Allah, sukredenlerin mukafatını veren ve her seyi bilendir

[148] Allah, zulme ugrayanların dısında, cirkin sozun acıkca soylenmesinden hoslanmaz. Allah her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[149] Bir hayrı acıklar yahut gizlerseniz, yahut da bir kotulugu bagıslarsanız, biliniz ki, Allah da cok bagıslayıcıdır, her seye hakkıyla kadirdir

[150] Onlar, Allah´ı ve peygamberlerini inkar ederler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler. «Kimine inanırız, kimini inkar ederiz» derler. Bu ikisinin (imanla kufrun) arasında bir yol tutmak isterler

[151] Iste onlar gercek kafirlerdir. Biz de kafirlere alcaltıcı bir azab hazırlamısızdır

[152] Allah´a ve peygamberlerine iman edenler ve onlar arasında ayırım yapmayanlara (Allah) pek yakında mukafatlarını verecektir. Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[153] Kitap ehli, senden, kendilerine gokten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa´dan bundan daha buyugunu istemisler ve: «Allah´ı bize acıkca goster» demislerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım carptı. Sonra kendilerine acık deliller geldigi halde buzagıyı (tanrı) edinmislerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa´ya acık bir delil (yetki) verdik

[154] Soz vermeleri icin Tur dagını uzerlerine kaldırdık. Onlara: «O kapıdan secde ederek girin» dedik. Yine onlara: «Cumartesi yasagını cignemeyin» dedik ve onlardan saglam bir soz aldık

[155] Verdikleri sozden donmeleri, Allah´ın ayetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberlerini oldurmeleri ve «kalblerimiz kılıflıdır» demelerinden dolayı (baslarına turlu belalar verdik). Dogrusu Allah, inkarları sebebiyle onların kalplerini muhurlemistir. Pek azı haric onlar inanmazlar

[156] (Kalblerinin muhurlenmesinin diger bir sebebi de Isa´yı) inkar etmeleri ve Meryem´e buyuk bir iftirada bulunmalarıdır

[157] Bir de «Biz Allah´ın peygamberi Meryem oglu Isa Mesih´i oldurduk» demeleridir. Oysa onu ne oldurduler, ne de astılar. Fakat oldurdukleri kimse, onlara Isa gibi gosterildi. Onun hakkında anlasmazlıga dusenler, ondan yana tam bir kusku icindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle oldurmediler

[158] Fakat Allah onu kendisine yukseltmistir. Allah, aziz (daima ustun)dir, hikmet sahibidir

[159] Kitap ehlinden hicbir kimse yoktur ki, olmeden once ona (Isa´ya) iman etmis olmasın. Kıyamet gununde o, onlara sahitlik edecektir

[160] Yahudilerin zulmetmeleri ve bircok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha once kendilerine helal kılınan temiz seyleri haram kıldık. Onlardan kafir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık

[161] Yahudilerin zulmetmeleri ve bircok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha once kendilerine helal kılınan temiz seyleri haram kıldık. Onlardan kafir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık

[162] Fakat onlardan ilimde derinlesmis olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden once indirilenlere iman ederler. Onlar, namazı kılan, zekatı veren, Allah´a ve ahiret gunune iman edenlerdir. Iste onlara buyuk bir mukafat verecegiz

[163] Muhakkak biz, Nuh´a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettigimiz gibi, sana da vahyettik. Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Yakub´a, torunlarına, Isa´ya, Eyyub´a, Yunus´a, Harun´a ve Suleyman´a da vahyettik. Davud´a da Zebur´u verdik

[164] Daha once sana anlattıgımız peygamberlerle, anlatmadıgımız baska peygamberlere de (vahyettik). Ve Allah Musa ile de konustu

[165] Peygamberleri mujdeciler ve azab habercileri olarak gonderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah´a karsı bir bahaneleri olmasın. Allah mutlak ustundur, yegane hikmet sahibidir

[166] Fakat Allah, sana indirdigini kendi ilmiyle indirmis olduguna sahitlik eder. Melekler de buna sahitlik ederler. Allah´ın sahitligi de kafidir

[167] Suphesiz inkar edip, insanları Allah yolundan alıkoyanlar, derin bir sapıklıga dusmuslerdir

[168] Muhakkak Allah, inkar edenleri ve zulmedenleri ne bagıslar, ne de dogru bir yola eristirir

[169] Onları ancak cehennemin yoluna (iletecek ve) onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Bu ise Allah´a cok kolaydır

[170] Ey insanlar, Resul size, Rabbi´nizden hakkı (gercegi) getirdi. Kendi yararınıza olarak ona inanın. Eger inkar ederseniz, bilin ki goklerde ve yerde olanların hepsi Allah´ındır. Allah bilendir, hikmet sahibidir

[171] Ey kitab ehli! Dininizde taskınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak dogru olanı soyleyin! Meryem oglu Isa Mesih, sadece Allah´ın elcisi, Meryem´e atmıs oldugu kelimesi ve O´ndan bir ruhtur. Allah´a ve peygamberlerine inanın (Allah) uctur demeyin. Kendi yararınız icin buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilahtır. O, cocuk sahibi olmaktan yuce (munezzeh)dir. Goklerdeki ve yerdekilerin hepsi O´nundur. Vekil olarak Allah yeter

[172] Hicbir zaman Mesih de Allah´ın bir kulu olmaktan cekinmez, Allah´a yakın melekler de. Kim O´na kulluk etmekten cekinir ve buyukluk taslarsa bilsin ki O, onların hepsini huzuruna toplayacaktır

[173] Inanıp guzel isler yapanlara gelince, onların mukafatlarını eksiksiz odeyecek ve lutfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Allah´a kulluktan cekinip buyukluk taslayanlara da siddetli bir sekilde azab edecek ve onlar Allah´dan baska kendilerine ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır

[174] Ey insanlar! Size Rabbinizden bir delil (Muhammed) geldi ve size apacık bir nur indirdik

[175] Allah´a inanıp O´na sımsıkı sarılanları (Allah), kendisinden bir rahmet ve lutfa sokacak ve kendisine varan dosdogru yola iletecektir

[176] Senden fetva istiyorlar. Deki: «Allah size kelale (babasız ve cocuksuz kimse) nin mirası hakkında hukmunu acıklıyor: Cocugu olmayan, fakat kız kardesi bulunan bir kisi olurse, bıraktıgı malın yarısı o (kız kardesi)nundur. Cocugu olmayan kız kardes olurse, erkek kardes ona varis olur. Eger (olenin) iki kız kardesi varsa, bıraktıgının ucte ikisi onlarındır. Eger kardesler erkek ve kız olurlarsa, erkegin hissesi, iki kızın hissesi kadardır. Sasırmamanız icin Allah size (hukumlerini) acıklıyor. Allah, her seyi hakkıyla bilendir

Mâide

Surah 5

[1] Ey iman edenler! Sozlesmeleri yerine getirin. Ihramlı iken avlanmayı helal saymamanız sartıyla, cesitli hayvanlar size helal kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar mustesna. Suphesiz Allah diledigi hukmu verir

[2] Ey iman edenler! Allah´ın alametlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe´ye yonelenlere sakın saygısızlık etmeyin. Ihramdan cıktıgınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid - i Haram´dan cevirdiklerinden dolayı bir topluma karsı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. Iyilik ve takva uzerinde yardımlasın, gunah ve dusmanlık uzerinde yardımlasmayın. Allah´tan korkun. Cunku Allah´ın azabı cetindir

[3] Les, kan, domuz eti, Allah´tan baskasının adı anılarak kesilen; bogulmus, vurulmus, yukardan dusmus, boynuzlanmıs, canavar yırtmıs olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taslar (putlar) uzerine bogazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (sans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi dogru yoldan cıkmaktır. Bugun kafirler, dininize karsı umitsizlige dusmuslerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugun dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak Islamı begendim. Kim aclıktan daralır, gunaha istekle yonelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona gunah yoktur. Cunku Allah bagıslayan, merhamet edendir

[4] Sana, kendilerine neyin helal kılındıgını soruyorlar. De ki: «Size iyi ve temiz seyler helal kılındı.» Allah´ın size ogrettiginden ogreterek yetistirdiginiz avcı hayvanların sizin icin tuttuklarını yiyin ve uzerine Allah´ın adını anın (besmele cekin), Allah´tan korkun. Muhakkak Allah, hesabı cabuk gorendir

[5] Bugun size iyi ve temiz seyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal oldugu gibi, sizin yiyeceginiz de onlara helaldir. Ve muminlerden iffetli hur kadınlar ve sizden once kendilerine kitap verilenlerden namuslu hur kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir sekilde mehirlerini odediginiz takdirde, size helaldir. Her kim imanı inkar ederse, ameli bosa gitmis olur ve o, ahirette zarara ugrayanlardandır

[6] Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktıgınız zaman, yuzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Baslarınızı meshedin, iki topuga kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eger cunup iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmisse yahut kadınlara dokunmussanız, su da bulamamıssanız, temiz bir topraga teyemmum edin. Bunun icin de yuzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir gucluk cıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve sukredesiniz diye de uzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor

[7] Allah´ın, uzerinizdeki nimetini ve «Isittik, itaat ettik» dediginizde sizden aldıgı ve kendisiyle sizi bagladıgı ahdini hatırlayın. Allah´tan korkun, cunku Allah goguslerin ozunu cok iyi bilir

[8] Ey iman edenler, Allah icin hakkı ayakta tutanlar ve adaletle sahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizlige sevketmesin. Adaletli olun, cunku o, takvaya daha yakındır. Allah´tan korkun. Suphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[9] Allah, iman edenlere ve salih amel isleyenlere soyle vaad etmistir: Onlar icin magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[10] Inkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar, cehennemliktirler

[11] Ey iman edenler! Allah´ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavuze) yeltenmisti de, O (Allah) onların ellerini sizden cekmisti. Allah´tan korkun. Muminler yalnız Allah´a dayansınlar

[12] Allah, Israilogularından soz almıstı. Iclerinden on iki mufettis gondermistik... Allah soyle demisti: « Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdogru kıldıgınız, zekatı verdiginiz, peygamberlerime iman ettiginiz ve onlara yardımda bulundugunuz, (mallarınızı) Allah yolunda guzelce sarfettiginiz takdirde, gunahlarınızı mutlaka orter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra kufrederse, dosdogru yoldan sapmıs olur

[13] Sozlerini bozdukları icin onları lanetledik ve kalblerini katılastırdık. Kelimeleri yerlerinden degistiriyorlar. Uyarıldıkları seyden pay almayı unuttular. Iclerinden pek azı haric, daima onlardan hainlik gorursun. Yine de onları affet, aldırma. Cunku Allah guzel davrananları sever

[14] «Biz hıristiyanız» diyenlerden de soz almıstık. Onlar da kendilerine hatırlatılan seylerin cogunu unutmuslardı. Biz de onların arasına, kıyamete kadar surecek kin ve dusmanlık soktuk. Allah, ne yapmıs olduklarını onlara elbette haber verecektir

[15] Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemis oldugunuz seylerin cogunu acıklayan, cogundan da vazgecen peygamberimiz size geldi. Ayrıca size, Allah´tan bir nur ve apacık bir kitap da gelmistir

[16] Allah o kitabla rızasına uygun hareket edenleri selamet yollarına iletir. Onları izniyle karanlıklardan aydınlıga cıkarır ve onları dosdogru yola sevk eder

[17] Muhakkak ki, «Allah, ancak Meryemoglu Isa Mesih´tir» diyenler kafir olmuslardır. (Onlara) de ki: « Allah, Meryemoglu Isa Mesih´i, anasını ve butun yeryuzundekileri helak etmek istese O´na kim engel olabilir?» Goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mulkiyeti sadece Allah´a aittir. O, diledigini yaratır. Allah, her seye kadirdir

[18] Yahudiler ve hıristiyanlar, «Biz Allah´ın ogulları ve sevgilileriyiz» dediler. De ki: « O halde nicin gunahlarınızdan oturu (Allah ) size azab ediyor?» Hayır, siz de O´nun yaratıklarından birer insansınız. O diledigini bagıslar, diledigine azab eder. Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her seyin mulku Allah´ındır. Nihayet donus de O´nadır

[19] Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildigi bir sırada size Resulumuz geldi, gercekleri acıklıyor ki, (yarın kıyamet gununde): «Bize bir mujdeleyici ve uyarıcı gelmedi» demeyiniz. Iste mujdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her seye kadirdir

[20] Musa kavmine soyle demisti: «Ey kavmim! Allah´ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın. O, icinizden peygamberler cıkardı. Sizi hukumdarlar yaptı. Ve alemlerde hicbir kimseye vermedigini size verdi.»

[21] «Ey kavmim, Allah´ın size yazdıgı kutsal topraga girin, geriye donmeyin, yoksa kayba ugrarsınız.»

[22] Onlar da: «Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan cıkmadıkca biz oraya asla giremeyiz. Eger oradan cıkarlarsa, suphesiz biz de gireriz» dediler

[23] Allah´tan korkan ve Allah´ın kendilerine nimet verdigi iki adam soyle dedi: «Onların uzerlerine kapıdan girin. Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. Eger layıkıyla inanıyorsanız yalnız Allah´a dayanın.»

[24] Kavmi Musa´ya: «Ey Musa! Onlar orada oldugu surece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb´in gidin savasın. Biz burada oturacagız» dediler

[25] Musa: «Ey Rabbim! Ben, kendimle kardesimden baskasına soz geciremiyorum, artık bizimle bu fasık kavmin arasını ayır» dedi

[26] Allah Musa´ya soyle dedi: «Kırk sene o mukaddes yer onlara haram kılınmıstır. Yeryuzunde saskın saskın dolasacaklar. O fasık kavim icin uzulme!»

[27] Onlara Adem´in iki ogluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuslardı, birinden kabul edilmis, digerinden kabul edilmemisti. (Kurbanı kabul edilmeyen, otekine):» Seni oldurecegim» demisti. Digeri ise soyle demisti: «Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder»

[28] «Allah´a yemin ederim ki, sen beni oldurmek icin bana el uzatsan da, ben seni oldurmek icin sana el uzatacak degilim, ben alemlerin Rabb´i olan Allah´tan korkarım

[29] «Ben isterim ki sen, benim gunahımı da, kendi gunahını da yuklenip ates halkından olasın! Zalimlerin cezası budur»

[30] Bunun uzerine kurbanı kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardesini oldurmeye tesvik etti ve onu oldurdu. Boylece zarara ugrayanlardan oldu

[31] Derken Allah bir karga gonderdi, ona kardesinin cesedini nasıl gomecegini gostermek icin topragı eseliyordu. «Yazıklar olsun bana, su karga kadar olup da kardesimin cesedini gommekten aciz miyim ben?» dedi ve pisman olanlardan oldu

[32] Bunun icindir ki, Israilogulları´na: «Kim, bir cana kıymayan veya yeryuzunde bozgunculuk cıkarmayan bir nefsi oldururse, butun insanları oldurmus gibi olur. Kim de bir nefsin yasamasına sebep olursa, butun insanları yasatmıs gibi olur» hukmunu yazdık (farz kıldık). Suphesiz ki onlara peygamberlerimiz acık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların bircogu yeryuzunde asırı gitmektedirler

[33] Allah ve Resulune karsı savasan ve yeryuzunde fesat cıkarmaya calısanların cezası, ancak oldurulmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin caprazlama kesilmesi, ya da yeryuzunde baska bir yere surgun edilmeleridir. Bu, dunyada onlar icin bir zillettir. Ahirette ise onlar icin buyuk bir azab vardır

[34] Ancak kendilerini yakalamanızdan once tevbe edenler baska. Bilin ki Allah, cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[35] Ey inananlar, Allah´tan korkun, O´na yaklasmaya yol arayın ve O´nun yolunda cihad edin ki, kurtulusa eresiniz

[36] Butun yeryuzundekiler ve bir o kadarı daha inkar edenlerin olsa, bunlar kıyamet gununun azabından kurtulmak icin hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar icin can yakıcı bir azap vardır

[37] Cehennem atesinden cıkmak isterler. Ama oradan cıkacak degillerdir. Onlar icin devamlı bir azap vardır

[38] Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karsılık Allah´dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima ustundur, hikmet sahibidir

[39] Kim yaptıgı haksızlıktan sonra tevbe eder, halini duzeltirse, suphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Cunku Allah bagıslayan, merhamet edendir

[40] Goklerin ve yerin mulkunun Allah´a ait oldugunu, diledigine azap edip diledigini de bagısladıgını bilmedin mi? Allah herseye kadirdir

[41] Ey peygamber, agızlarıyla «inandık» deyip, kalbleriyle inanmamıs olanlardan ve yahudilerden kufurde yarıs edenler seni uzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diger bir topluluga kulak verirler, kelimeleri yerlerinden degistirirler, «eger size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının» derler. Allah birini sasırtmak isterse, sen onun icin Allah´a karsı hicbir sey yapamazsın. Onlar oyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememistir. Onlar icin dunyada rezillik var ve yine onlar icin ahirette de buyuk bir azab vardır

[42] Onlar, yalana cok kulak verirler ve cok haram yerler. Eger sana gelirlerse, ister aralarında hukmet, ister onlardan yuz cevir. Eger onlardan yuz cevirirsen, sana hicbir zarar veremezler. Eger aralarında hukmedersen adaletle hukmet. Suphesiz Allah, adaletli davrananları sever

[43] Icinde Allah´ın hukmu bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar da ondan sonra da donuveriyorlar? Onlar inanıcı degillerdir

[44] Icinde hidayet ve nur bulunan Tevrat´ı, elbette biz indirdik. Musluman olan peygamberler, yahudiler hakkında hukmederler, kendilerini Tanrıya adamıs zahitler, alimler de, Allah´ın kitabını korumakla gorevlendirildiklerinden (onunla hukum verirler) ve onun Allah´ın kitabı olduguna sahitlik ederlerdi. Insanlardan korkmayın, benden korkun, ayetlerimi az bir paraya satmayın. Kim Allah´ın indirdigiyle hukmetmezse, iste onlar kafirlerin ta kendileridir

[45] Biz Tevrat´ta onlara, cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis ve yaralara karsılıklı kısas (odesme) yazdık. Bununla beraber kim kısas hakkını bagıslarsa, bu kendi gunahlarına keffaret olur. Ve kim Allah´ın indirdigiyle hukmetmezse, iste onlar zalimlerin ta kendileridir

[46] O peygamberlerin ardından, yanlarındaki Tevrat´ı dogrulayıcı olarak Meryemoglu Isa´yı gonderdik ve ona icinde hidayet ve nur olan, kendinden onceki Tevrat´ı tasdik eden ve Allah´dan korkanlar icin bir hidayet rehberi ve bir ogut olan Incil´i verdik

[47] Incil ehli de Allah´ın ona indirdikleriyle hukmetsinler. Kim, Allah´ın indirdigi ile hukmetmezse, iste onlar fasıkların ta kendileridir

[48] Sana da (ey Muhammed) gecmis kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur´an)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah´ın indirdigi ile hukmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz icin bir seriat ve yol belirledik. Eger Allah dileseydi sizi tek bir ummet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Oyleyse iyiliklere kosun. Hepinizin donusu Allah´adır. O, ihtilafa dustugunuz seyleri size haber verir

[49] Aralarında Allah´ın indirdigiyle hukmet. Onların keyiflerine uyma. Allah´ın sana indirdiginin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eger Allah´ın hukmunden yuzcevirirlerse, bil ki Allah, bir kısım gunahları sebebiyle onları musibete ugratmak istiyor. Muhakkak ki insanların cogu yoldan cıkanlardır

[50] Yoksa cahiliyye hukmunu mu arıyorlar? kesinlikle bilen bir toplum icin Allah´tan daha guzel hukum veren kim olabilir

[51] Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, suphesiz o onlardan olur. Suphesiz Allah, zalim kavmi dogru yola iletmez

[52] Kalblerinde hastalık bulunanların: «Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz» diyerek, onların arasına kosustuklarını gorursun. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya katından bir emir (is) getirir de iclerinde gizlediklerine pisman olurlar

[53] Iman edenler: «Sizinle beraber olduklarına dair, Allah´a butun gucleriyle yemin edenler bunlar mı?» derler. Onların butun amelleri bosa gitmistir ve kaybedenlerden olmuslardır

[54] Ey iman edenler! Sizden kim dininden donerse, bilsin ki Allah yakında oyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah´ı severler; muminlere karsı yumusak, kafirlere karsı da onurlu ve siddetlidirler; Allah yolunda mucahede eder, hicbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah´ın bir lutfudur, onu diledigine verir. Allah, genis ihsan sahibidir, her seyi cok iyi bilendir

[55] Sizin asıl dostunuz Allah´tır, O´nun Resuludur ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve ruku eden muminlerdir

[56] Kim Allah´ı, O´nun Resulunu ve muminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah´ın taraftarları galip geleceklerdir

[57] Ey iman edenler! Sizden once kendilerine kitap verilmis olanlardan ve kafirlerden, dininizi alay ve eglence konusu yapanları dost edinmeyin. Eger (gercekten) iman ediyorsanız, Allah´dan geregince korkun

[58] Namaza cagırdıgınız zaman, onu alay ve eglence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır

[59] De ki: «Ey kitap ehli! Sadece Allah´a, bize indirilene ve bizden once indirilene inandıgımız icin mi bizden hoslanmıyorsunuz? Oysa cogunuz yoldan cıkmıslarsınız»

[60] De ki: «Allah katında cezaya carptırılma bakımından bunlardan daha kotusunu size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmis ve gazabına ugratmıssa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve seytana tapanlar yapmıssa, iste bunların makamı daha kotudur ve onlar duz yoldan daha cok sapmıslardır»

[61] Onlar, size geldikleri zaman, «iman ettik» dediler. Oysa yanınıza kafir olarak girip, kafir olarak cıkmıslardır. Allah, onların gizlediklerini cok iyi bilir

[62] Onlardan cogunu, gunah islemede, dusmanlıkta ve haram yemede yarıs ederken gorursun. Bu yaptıkları seyler ne kotudur

[63] Gercek dindarların ve din bilginlerinin, onları gunah olan bir soz soylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları sey ne kotudur

[64] Yahudiler, «Allah´ın eli cok sıkıdır» dediler. Soyledikleri soz sebebiyle onların elleri baglansın ve lanete ugrasınlar! Aksine Allah´ın elleri acıktır, diledigi gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların cogunun azgınlıgını ve kufrunu azdırıyor. Biz, onların aralarına ta kıyamete kadar dusmanlık ve kin atmısızdır. Ne zaman savas icin bir ates yakmıslarsa, Allah onu sondurmustur. Onlar yeryuzunde bozgunculuga kosarlar. Suphesiz Allah bozguncuları sevmez

[65] Eger kitap ehli iman etmis ve layıkıyla korunmus olsalardı, onların kotuluklerini orter, nimeti bol olan cennetlere koyardık

[66] Eger onlar, Tevrat´ı, Incil´i ve kendilerine indirileni geregince uygulasalardı, hem ustlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Boyle olmakla beraber onların cogunun yaptıkları ne kadar kotudur

[67] Ey sanlı Resul! Rabbinden sana indirileni teblig et! Eger bunu yapmazsan O´nun peygamberlik gorevini yapmamıs olursun. Allah seni insanlardan korur. Dogrusu Allah, kafirler toplumunu dogru yola iletmez

[68] De ki: «Ey kitap ehli! Tevrat´ı, Incil´i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkca bir esas uzerinde degilsiniz. Suphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların cogunun azgınlıgını ve inkarını artıracaktır. Su halde kafir olan bir toplum icin uzulme

[69] Muhakkak ki inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan kim Allah´a ve ahiret gunune iman eder ve guzel amel islerse, onlar icin bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır

[70] Andolsun biz, Israilogulları´ndan soz aldık ve onlara peygamberler gonderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoslanmadıgı bir sey getirmisse, bunlardan bir kısmını yalanlamıslar, bir kısmını da oldurmuslerdir

[71] Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kor ve sagır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların cogu kor, sagır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını goruyor

[72] Andolsun, «Allah, Meryem´in oglu Mesih´tir» diyenler elbette kafir olmuslardır. Oysa Mesih onlara: «Ey Israilogulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah´a ibadet edin. Kim Allah´a ortak kosarsa, suphesiz Allah ona cenneti haram kılmıstır ve onun varacagı yer cehenemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur» demisti

[73] «Allah, ucun ucuncusudur» diyenler elbette kafir olmuslardır. Oysa tek ilahtan baska ilah yoktur. Eger soylediklerinden vazgecmezlerse, elbette onlardan inkar edenlere acı bir azap dokunacaktır

[74] Hala Allah´a tevbe edip O´ndan af dilemiyorlar mı? Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[75] Meryem´in oglu Mesih (Isa), sadece bir peygamberdir. Ondan once de peygamberler gelip gecmistir. Anası da dosdogru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara ayetleri nasıl acıklıyoruz. Sonra yine bak nasıl yuz ceviriyorlar

[76] De ki: «Allah´ı bırakıp da size ne zarar, ne de fayda vermeye gucu yetmeyen seylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah isitendir, bilendir»

[77] De ki: «Ey kitap ehli! Dininizde haksız yere asırı gitmeyin. Daha once sapmıs, bircoklarını da saptırmıs ve boylece dogru yolu kaybetmis bir kavmin keyiflerine uymayın»

[78] Israilogulları´ndan kufredenler, Davud ve Meryem´in oglu Isa diliyle lanetlenmislerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve asırı gitmeleri yuzundendi

[79] Onlar, yaptıkları kotuluklerden vazgecmiyorlardı. Yaptıkları sey ne kotu idi

[80] Onlardan bircogunun kafirleri dost edindiklerini gorursun. Nefislerinin kendilerine sundugu sey ne kadar kotudur! Allah onlara gazabetmistir. Onlar ebedi olarak azap icinde kalacaklardır

[81] Eger onlar, Allah´a, Peygamber´e ve ona indirilen Kur´an´a inanmıs olsalardı, kafirleri dost tutmazlardı. Fakat onların cogu yoldan cıkmıs kimselerdir

[82] Iman edenlere karsı dusmanlık yonunden insanların en siddetlisi olarak yahudileri ve Allah´a ortak kosanları bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: «Biz hıristiyanlarız» diyenleri bulursun. Cunku onların iclerinde kesisler ve rahipler vardır. Ve onlar buyukluk taslamazlar

[83] Peygamber´e indirilen (Kur´an)i dinledikleri zaman, onun hak oldugunu ogrendiklerinden dolayı gozlerinin yasla dolup tastıgını gorursun. Onlar: « Ey Rabb´imiz iman ettik, bizi de sahitlerden yaz» derler

[84] «Hem biz Rabb´imizin bizi iyi kisilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken, neden Allah´a ve hak olarak bize gelen seylere inanmayalım!»

[85] Boyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mukafatlandırmıstır. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Iste iyilik yapanların mukafatı budur

[86] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidir

[87] Ey iman edenler! Allah´ın size helal kıldıgı temiz seyleri haram saymayın. Ve asırı da gitmeyin. Cunku Allah asırı gidenleri sevmez

[88] Allah´ın size verdigi rızıklardan helal ve temiz olarak yeyin ve inandıgınız Allah´tan korkun

[89] Allah sizi, kasıtsız olarak yaptıgınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptıgınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiginizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir kole azad etmektir. Verecek bir sey bulamayan kimse icin de uc gun oruc tutmaktır. Iste yemin ettiginiz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. Iste Allah ayetlerini size boyle acıklar ki, sukredesiniz

[90] Ey iman edenler! Icki, kumar, dikili taslar (putlar) ve fal okları seytan isi birer pisliktir. Bunlardan kacının ki, kurtulusa eresiniz

[91] Seytan, icki ve kumarla sizin aranıza dusmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah´ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgectiniz degil mi

[92] Allah´a itaat edin, Peygamber´e de itaat edin. Kotuluklerden sakının. Eger yuz cevirirseniz, biliniz ki, Peygamber´imize dusen sadece apacık tebligdir

[93] Iman edip salih amel isleyenler, Allah´tan korktukları, imanlarında sebat ettikleri, salih amel islemeye devam ettikleri, sonra Allah´tan sakındıkları, imanlarından ayrılmadıkları, yine Allah´tan korktukları ve iyilikte bulundukları muddetce, daha once yediklerinden dolayı kendilerine bir gunah yoktur. Allah iyilikte bulunanları sever

[94] Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erisecegi bir avla dener ki, gizlide kendisinden korkanları meydana cıkarsın. Kim bundan sonra saldırıda bulunursa onun icin acı bir azab vardır

[95] Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı oldurmeyin. Icinizden kim kasten onu oldururse, yaptıgı isin vebalini tatması icin, oldurdugu hayvanın dengi ona cezadır ki, Kabe´ye ulasacak bir kurban olmak uzere buna yine icinizden iki adaletli kisi hukmeder; yahut (ceza olmak uzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruc tutmaktır. Allah gecmisi affetmistir. Fakat kim de bu sucu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah daima galiptir, intikam sahibidir

[96] Size ve yolculara yiyecek olmak uzere, deniz avı ve onu yemek helal kılındı. Kara avı ise, ihramlı oldugunuz muddetce size haram edilmistir. Huzurunda toplanacagınız Allah´tan korkun

[97] Allah, Kabe´yi, o Beyt - i haram´ı, haram ayı, kurbanı ve (kurbanlardaki) gerdanlıkları insanlar icin bir nizam kıldı. Bu, Allah´ın goklerde ve yerde olan herseyi bildigini ve Allah´ın herseyi hakkıyle bilici oldugunu sizin de bilmeniz icindir

[98] Iyi bilin ki Allah, hem cezası cok siddetli olandır, hem de cok bagıslayıcı, cok merhametlidir

[99] Peygamber´in uzerine dusen sadece duyurmadır. Allah, acıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir

[100] De ki: «Pis olan seyle temiz olan sey bir olmaz, pis olanın coklugu hosuna gitse bile». Ey selim akıl sahipleri Allah´tan korkun ki kurtulusa eresiniz

[101] Ey iman edenler! Acıklandıgı zaman hosunuza gitmeyecek olan seylerden sormayın. Eger onları Kur´an indirilirken sorarsanız size acıklanır. Halbuki Allah onlardan gecmistir. Allah cok bagıslayan ve cok yumusak davranandır

[102] Sizden once gelen bir kavim bunları sormustu da sonra inkar etmisti

[103] Allah, ne «bahire»yi, ne «saibe»yi, ne «vesile»yi ve ne de «ham»ı mesru kılmıstır. Fakat kufredenler, Allah´a yalan iftira etmektedirler. Onların cogunun akılları ermez

[104] Onlara: «Allah´ın indirdigi (kitabı)ne ve peygamber´e gelin» dendigi zaman: «Atalarımızı uzerinde buldugumuz sey bize yeter» derler. Ataları bir sey bilmeyen ve dogru yolu da bulamayan kimseler olsa da mı

[105] Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz dogru yolda oldugunuz takdirde dogru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin donusu Allah´adır. Yaptıklarınızı size O haber verecektir

[106] Ey iman edenler! Icinizden birine olum (emareleri) geldigi zaman, vasiyet sırasında aranızdaki sahitligin hukmu, kendi icinizden iki adaletli sahit, yahut yeryuzunde yolculuga cıkmıs iseniz, olum (emareleri de) size gelip catmıssa, sizden olmayan diger iki sahit tutmaktır. Eger (bunlardan) supheye duserseniz, namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah´a soyle yemin ederler: «Akraba bile olsa, yemini bir cıkar karsılıgı satmayacagız, Allah´ın sahitligini gizlemeyecegiz. Aksi halde gunahkarlardan oluruz»

[107] Eger o iki sahidin bir gunah isledikleri anlasılırsa olene daha yakın olan hak sahiplerinden diger iki kisi onların yerine gecerler ve: «Bizim sahitligimiz, onceki iki kisinin sahitliginden daha dogrudur. Biz kimsenin hakkına tecavuz etmedik. Aksi halde biz de zalimlerden olurduk» diye Allah´a yemin ederler

[108] Iste bu, sahitliklerini gerektigi gibi yapmaları, yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmaları icin en iyi yoldur. Allah´tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah, dogru yoldan cıkan bir toplulugu hidayete erdirmez

[109] Allah, Resulleri topladıgı gun: «Size ne cevap verildi?» der. «Bizim bilgimiz yok» derler, «gizlileri bilen yalnız sensin, sen!»

[110] Allah soyle diyecektir: «Ey Meryemoglu Isa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Ruhu´l- Kudus (Cebrail) ile desteklemistim. Besikteyken ve kemale ermisken insanlarla konusuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat´ı ve Incil´i ogretmistim. Iznimle camurdan kus seklinde bir sey yapmıs ve ona uflemistin, o da iznimle kus olmustu. Anadan dogma kor olanı ve alaca hastalıgına yakalanmıs kimseyi iznimle iyilestirmistin. Oluleri iznimle (hayata) cıkarmıstın. Israilogulları´na ayetlerle geldigin ve onlardan inkar edenlerin: «Bu ancak apacık bir sihirdir» dedikleri zaman seni, onlardan korumustum

[111] Hani Havarilere: « Bana ve Resulume iman edin» diye ilham etmistim. Onlar da: «Iman ettik, bizim suphesiz muslumanlar oldugumuza sahit ol» demislerdi

[112] Havariler: «Ey Meryemoglu Isa, Rabbin bize gokten bir sofra indirebilir mi?» dediler. Isa da: «Inanıyorsanız Allah´tan korkun» dedi

[113] Havariler: «Istiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatıssın, senin bize dogru soyledigini bilelim ve bunu bizzat gorenlerden olalım» dediler

[114] Meryemoglu Isa da: «Allah´ım, Rabbımız, bizim uzerimize gokten bir sofra indir ki, bizim icin, once ve sonra gelenlerimiz icin bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!» dedi

[115] Allah buyurdu ki: «Ben onu size indirecegim. Fakat bundan sonra icinizden kim inkar ederse, ben ona alemlerden hic kimseye yapmayacagım bir azabı yaparım.»

[116] Ve Allah demisti ki: «Ey Meryemoglu Isa, sen mi insanlara: ´Beni ve annemi, Allah´tan baska iki tanrı edinin´ dedin?». «Hasa, dedi, sen yucesin, benim icin gercek olmayan birseyi soylemem bana yakısmaz. Eger demis olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, cunku gaybları bilen yalnız sensin, sen!»

[117] «Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini soyledim. Benim ve sizin Rabbınız olan Allah´a kulluk edin, dedim. Aralarında oldugum muddetce onlara sahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onları gozetleyen yalnız sen oldun. Sen herseyi gorensin

[118] «Eger onlara azab edersen, onlar senin kullarındır, eger onları bagıslarsan, suphesiz sen daima ustunsun, hikmet sahibisin»

[119] Allah buyurdu ki: «Bu, sadıklara dogruluklarının fayda sagladıgı gundur. Onlar icin altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetler vardır». Allah onlardan razı olmus, onlar da O´ndan razı olmuslardır. Iste buyuk kurtulus budur

[120] Goklerin, yerin ve bunlarda bulunan herseyin mulku Allah´ındır. O herseye kadirdir

En'âm

Surah 6

[1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlıgı var eden Allah´a mahsustur. Boyleyken kafirler hala Rablerine baskalarını esit sayıyorlar

[2] Sizi camurdan yaratan, sonra size bir ecel takdir eden O´dur. Tayin edilen bir ecel de (kıyamet zamanı) O´nun katındadır. Sonra bir de suphe ediyorsunuz

[3] O, goklerde de, yerde de (tek) Allah´tır. Sizin gizlinizi, acıgınızı ve ne kazandıgınızı bilir

[4] Onlara Rab´lerinin ayetlerinden hicbir ayet gelmez ki, ondan yuz cevirmesinler

[5] Hak, kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları seyin haberi yakında kendilerine gelecektir

[6] Kendilerinden once nice nesilleri helak ettigimizi gormediler mi? Yeryuzunde size vermedigimiz imkanları onlara vermistik. Onlara gokten bol bol yagmur indirmis, altlarından ırmaklar akıtmıstık. Fakat onları gunahlarından dolayı helak ettik. Ve kendilerinden sonra baska bir nesil yarattık

[7] Eger sana kagıtta yazılı bir kitap indirmis olsak da onu elleriyle tutsalardı, yine de o kafirler: «Muhakkak ki bu, apacık bir sihirdir» derlerdi

[8] «O´na bir melek indirilmeli degil miydi?» dediler. Eger bir melek indirseydik, is bitirilmis olurdu, sonra kendilerine hic goz actırılmazdı

[9] Eger Peygamberi, biz bir melek yapsaydık, yine de onu bir adam seklinde yapardık ve onları yine dustukleri kuskuya dusururduk

[10] Senden once de peygamberlerle alay edilmisti. Fakat onlardan alay edenleri, alay ettikleri sey kusatıverdi

[11] De ki: «Yeryuzunde dolasın da yalanlayanların sonu nasıl olmus, gorun!»

[12] De ki: «Goklerde ve yerde olanlar kimindir?» «Allah´ındır» de. O, rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıstır. Sizi, varlıgında asla suphe olmayan kıyamet gununde toplayacaktır. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar

[13] Gecede, gunduzde barınan her sey O´nundur. O, isitendir, bilendir

[14] De ki: «Gokleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah´tan baska dost mu tutayım?» «Ben Islam olanların ilki olmakla emrolundum» de ve sakın Allah´a ortak kosanlardan olma

[15] De ki: «Eger Rabbime isyan edersem, buyuk bir gunun azabından korkarım»

[16] O gun kimden azab giderilirse, kuskusuz Allah ona rahmet etmistir. Iste apacık kurtulus budur

[17] Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine kendisinden baska acacak yoktur. Ve eger sana bir hayır dokundursa, kuskusuz O, herseyi yapabilendir

[18] O, kullarının ustunde tam hakimdir. O, hukum ve hikmet sahibidir, herseyden haberdardır

[19] De ki: «Sahitlik yonunden hangi sey daha buyuktur?». De ki: «Allah, benimle sizin aranızda sahittir ve bana bu Kur´an vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ulasan herkesi uyarayım. Allah´la beraber baska ilahlar olduguna siz gercekten sahitlik eder misiniz?» De ki: «Ben buna sahitlik etmem». «O, ancak ve ancak bir tek ilahtır ve gercekten ben, sizin ortak tuttugunuz seylerden uzagım» de

[20] Kendilerine Kitap verdigimiz kimseler, Peygamber´i, kendi ogullarını bildikleri gibi, bilirler. Kendilerine yazık edenler var ya! Iste onlar iman etmezler

[21] Allah´a iftira ederek yalan uydurandan veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hic suphe yok ki zalimler kurtulusa eremezler

[22] O gun hepsini mahsere toplayacagız. Sonra Allah´a ortak kosanlara: « Hani nerede o Allah´a ortak saydıgınız ortaklarınız?» diyecegiz

[23] Sonra, (Onlar): «Rabbimiz, Allah´a yemin ederiz ki, biz musriklerden degildik» demekten baska bir ozur bulamayacaklar

[24] Bak, vicdanlarına karsı nasıl yalan soylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gitti

[25] Iclerinden seni dinleyenler de vardır, fakat biz, onu anlamalarına engel olmak icin kalblerinin ustune ortuler, kulaklarının icine de agırlık koyduk. Onlar, butun delilleri gorseler bile yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartısırlar. Ve o kafirler: «Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir» derler

[26] Onlar, insanları Kur´an´a iman etmekten menederler, hem de kendileri ondan uzak dururlar. Boylece yalnız kendilerini mahvediyorlar ama farkında degiller

[27] Onların, atesin uzerinde durduruldukları zaman: «Ne olurdu dunyaya dondurulseydik, Rabb´imizin ayetlerini yalanlamasaydık da muminlerden olsaydık» dediklerini bir gorsen

[28] Hayır, daha once gizleyip durdukları karsılarına cıktı da ondan, yoksa geri cevrilselerdi yine menedildikleri seyi yapmaya donerlerdi. Cunku onlar yalancıdırlar

[29] Dediler ki: «Dunya hayatımızdan baska bir hayat yoktur, biz diriltilecek degiliz.»

[30] Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman onları bir gorsen! Rableri onlara soyle der: «Bu, bir gercek degil midir?». Onlar da: «Rabbimize yemin ederiz ki gercektir» derler. Rableri de onlara: «Oyleyse inkarınız sebebiyle azabı tadın!» der

[31] Allah´ın huzuruna cıkmayı yalanlayanlar, gercekten husrana ugramıslardır. Kıyamet gunu ansızın gelince onlar, gunahlarını sırtlarına yuklenmis olarak soyle derler: «Dunyada yaptıgımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!» Bakın yuklendikleri gunah ne kotudur

[32] Dunya hayatı, eglence ve oyundan baska bir sey degildir. Ahiret yurdu ise, Allah´tan korkanlar icin daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız

[33] Onların soylediklerinin seni uzdugunu elbette biliyoruz. Onlar aslında seni yalanlamıyorlar, fakat, o zalimler Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlar

[34] Senden once de peygamberler yalanlanmıstı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah´ın sozlerini degistirecek hicbir kimse yoktur. Suphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmistir

[35] Eger onların yuz cevirmesi sana agır geldiyse, haydi gucun yetiyorsa yerin icine (inebilecegin) bir delik, ya da goge (cıkabilecegin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet uzerinde toplardı. O halde cahillerden olma

[36] Daveti ancak dinleyenler kabul ederler. Olulere gelince, Allah onları diriltir, sonra O´na dondurulurler

[37] Dediler ki: «Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli degil miydi?» De ki: «Suphesiz ki Allah, bir mucize indirmeye kadirdir, fakat cokları bilmezler»

[38] Yeryuzunde yuruyen hicbir hayvan ve iki kanadıyla ucan hicbir kus yoktur ki, sizin gibi birer ummet olmasınlar. Biz kitapta hicbir seyi eksik bırakmamısızdır, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar

[39] Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar icinde kalmıs sagır ve dilsizlerdir. Allah diledigi kimseyi sasırtır, diledigi kimseyi de dogru yola koyar

[40] De ki: «Kendinizi hic dusundunuz mu, Allah´ın azabı size gelse veya kıyamet vakti gelse, Allah´tan baskasına mı yalvarırsınız? Eger sozunde dogru kimselerseniz cevap verin»

[41] Hayır, yalnız o Allah´a yalvarırsınız. O da dilerse kaldırılmasını istediginiz belayı kaldırır ve o zaman ortak kostugunuz seyleri unutursunuz

[42] Suphesiz ki senden onceki ummetlere de peygamberler gonderdik. Bize yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık

[43] Hic olmazsa kendilerine baskınımız geldigi zaman olsun, yalvarmalı degiller miydi? Fakat kalbleri katılastı ve seytan yaptıklarını kendilerine guzel gosterdi

[44] Kendilerine hatırlatılanları unuttuklarında, onlara her seyin kapısını actık. Nihayet kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevke dalınca onları azabımızla ansızın yakalayıverdik. Hemen umitsizlige kapılıp saskına donduler

[45] Boylece zulmeden kavmin koku kesildi. Alemlerin Rabbi olan Allah´a hamdolsun

[46] De ki: «Soyleyin bakalım, eger Allah kulaklarınızı ve gozlerinizi alır da kalblerinize muhur vurursa, Allah´tan baska onları size getirecek tanrı kimdir?». Dikkat et, ayetlerimizi nasıl turlu turlu acıklıyoruz, sonra da onlar yuz ceviriyorlar

[47] De ki: «Soyler misiniz bana! Size Allah´ın azabı ansızın veya acıkca gelirse, zalim toplumdan baskası mı helak olur?»

[48] Biz peygamberleri, ancak rahmetimizin mujdecileri ve azabımızın habercileri olmak uzere gondeririz. Artık kim iman edip durumunu duzeltirse, onlara hic korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır

[49] Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, yapmakta oldukları fenalıklar yuzunden onlara azap dokunacaktır

[50] De ki: «Size Allah´ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir melegim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum.» De ki: «Kor ile goren bir olur mu? Hic dusunmez misiniz?»

[51] Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur´an´la uyar. Onlar icin Allah´tan baska ne bir dost, ne de bir sefaatci vardır. Gerekir ki Allah´tan korkarlar

[52] Sırf Allah´ın rızasını dileyerek sabah aksam Rab´lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu degilsin, onlar da senin hesabından sorumlu degiller. Onları yanından kovdugun takdirde zalimlerden olursun

[53] Biz onlardan kimini kimi ile, «Allah aramızdan bunlara mı lutfunu layık gordu» desinler diye, iste boyle imtihan ettik. Allah, sukredenleri daha iyi bilen degil midir

[54] Ayetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara soyle soyle: «Selam olsun size! Rabbiniz rahmeti kendi uzerine yazdı. Sizden her kim bilmeyerek bir kotuluk isleyip de sonra arkasından tevbe eder, kendini duzeltirse, muhakkak ki O, bagıslayan, esirgeyendir»

[55] Sucluların tuttugu yol acıga cıksın diye, ayetleri iste boyle genisce acıklıyoruz

[56] De ki: «Suphesiz ki bana, Allah´tan baska yalvardıklarınıza ibadet etmem yasaklandı». De ki: «Sizin carpık isteklerinize uymayacagım, (eger uyarsam) o zaman sapıtmıs olur, dogru yolda gidenlerden olmamıs olurum»

[57] De ki: «Ben Rabbimden apacık bir delile dayanmaktayım, siz ise onu yalanladınız. O cabuk gelmesini istediginiz azab benim elimde degildir, hukum ancak Allah´a aittir, gercegi O anlatır ve O, hakkı batıldan ayırdedenlerin en hayırlısıdır»

[58] De ki: «Sizin cabuk gelmesini istediginiz azab benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki durum herhalde sonuclanmıs olurdu. Allah, zulmedenleri en iyi bilendir»

[59] Gaybın anahtarları O´nun katındadır, onları O´ndan baskası bilmez, karada ve denizde olanları O bilir ve bir yaprak dusmez ki, onu O bilmesin; ne topragın karanlıklarında bir tane, ne de kuru ve yas hicbir sey yoktur ki, o herseyi acıklayan Kitap´ta bulunmasın

[60] Sizi geceleyin olu gibi uyutan, gunduzun ne yaptıklarınızı bilen, sonra olum anı gelinceye kadar gunduzleri sizi uyandırıp kaldıran O´dur. Sonunda da donusunuz ancak O´nadır. Sonra butun yaptıklarınızı size O haber verecektir

[61] O, kulları uzerinde hukumranlıgı surdurur ve size koruyucular gonderir, sonunda sizden birinize olum geldigi vakit elcilerimiz, hic eksiklik yapmadan, onun canını alırlar

[62] Sonra da gercek Mevlalarına dondurulurler. Dikkatli olun, hukum ancak O´nundur ve O, hesap gorenlerin en suratlisidir

[63] De ki: «Bizi bu tehlikeden kurtarırsa elbette sukredenlerden olacagız» diye gizli ve asikar O´na yalvarıp dururken, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır

[64] De ki: «Allah, sizi ondan ve butun sıkıntılardan kurtarır, sonra da siz yine ortak kosarsınız»

[65] De ki: «O´nun ustunuzden ve ayaklarınızın altından azab gondermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gucu yeter». Bak, ayetlerimizi nasıl inceden inceye acıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlar

[66] Kavmin o (Kur´an´ı) yalan saydı, halbuki o gercektir . De ki: « Ben sizin vekiliniz degilim»

[67] Her haberin kararlastırılmıs bir zamanı vardır, siz de onu yakında bileceksiniz

[68] Ayetlerimiz hakkında munasebetsizlige dalanları gordugun zaman hemen onlardan uzaklas ki, ondan baska soze dalsınlar. Eger seytan bunu sana unutturursa hatırladıktan sonra hemen kalk, o zalimler topluluguyla oturma

[69] Allah´tan korkanlara o zalimlerin hesabından bir sorumluluk yoktur. Fakat bu bir hatırlatmadır. Gerekir ki sakınırlar

[70] Dinlerini bir oyun ve bir eglence edinen ve kendilerini dunya hayatının aldattıgı kimseleri bırak! Ve hicbir kimsenin kazandıgı sey yuzunden kendisini helake atmamasını, kendisi icin Allah´tan baska hic bir dost ve hicbir sefaatci bulunmadıgını Kur´an ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak icin butun varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları sey yuzunden helake ugratılmıslardır. Onlar icin, inkar ettiklerinden dolayı kaynar bir icecek ve can yakıcı bir azab vardır

[71] De ki: «Biz Allah´ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen seylere mi yalvaralım? Allah bizi dogru yola kavusturduktan sonra ardımıza mı donelim? Arkadasları, bize gel, diye dogru yola cagırdıkları halde yeryuzunde saskın saskın dolasıp, seytanların ayartarak ucuruma cektikleri ahmak gibi mi olalım?». De ki: «Allah´ın gosterdigi yol, yegane dogru yoldur. Bize, butun alemlerin Rabb´ine teslim olmamız emrolundu»

[72] Bize: «Namazı dosdogru kılın, Allah´a karsı gelmekten sakının» (diye emredildi), toplanacagınız yer O´nun huzurudur

[73] Gokleri ve yeri, yerli yerince yaratan O´dur. Bir seye «ol» dedigi gun hemen oluverir. O´nun sozu haktır. «Sur»a ufuruldugu gun de mulk ancak O´nundur. O, gizliyi ve acıgı bilendir. O, hikmet sahibi, her seyden haberdardır

[74] Ibrahim, babası Azer´e demisti ki: «sen putları tanrı mı ediniyorsun? Dogrusu ben seni ve kavmini acık bir sapıklık icinde goruyorum»

[75] Boylece biz Ibrahim´e goklerin ve yerin melekutunu (muhtesem varlıklarını) gosteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun

[76] Uzerine gece bastırınca, bir yıldız gordu: «Rabb´im budur» dedi. Yıldız batınca da, «Ben batanları sevmem» dedi

[77] Ay´ı dogarken gordu: «Rabb´im budur» dedi. O da batınca: «Yemin ederim ki, Rabbim bana dogru yolu gostermeseydi, elbette sapıklıga dusen topluluktan olurdum» dedi

[78] Gunes´i dogarken gorunce: «Rabb´im budur, bu hepsinden buyuk» dedi. O da batınca dedi ki: «Ey kavmim! Ben sizin (Allah´a) ortak kostugunuz seylerden uzagım»

[79] «Ben yuzumu tamamen, gokleri ve yeri yoktan var edene cevirdim ve artık ben asla Allah´a ortak kosanlardan degilim»

[80] Kavmi onunla tartısmaya basladı. O da onlara dedi ki: «Beni dogru yola eristirdigi halde Allah hakkında benimle mucadele mi ediyorsunuz? O´na ortak kostuklarınızdan hic korkmuyorum, ancak Rabbimin diledigi sey haric. Rabbim ilmiyle her seyi kusatmıstır. Hic dusunmez misiniz?»

[81] «Hakkında hicbir delil indirmedigi halde, siz Allah´a ortak kosmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak kostuklarınızdan nasıl korkarım?» Eger bilirseniz soyleyin, bu iki topluluktan hangisi guven icinde olmaya daha layıktır

[82] Iman edenler ve imanlarını zulum ile karıstırmayanlar... Iste guven onlarındır ve dogru yolu bulanlar da onlardır

[83] Iste bunlar, kavmine karsı Ibrahim´e verdigimiz delillerimizdir. Diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Muhakkak Rabbin hikmet sahibidir, bilendir

[84] Biz ona Ishak´ı ve Yakub´u da hediye ettik: Hepsine de dogru yolu gosterdik. Nitekim daha once Nuh´a ve onun soyundan Davud´a, Suleyman´a, Eyyub´a, Yusuf´a, Musa´ya ve Harun´a da yol gostermistik. Biz guzel davrananlara boyle karsılık veririz

[85] Zekeriyya, Yahya, Isa ve Ilyas´a da (hidayet ettik). Hepsi de salih kullarımızdandı

[86] Ismail, Elyesa, Yunus ve Lut´u da (hidayete erdirdik). Hepsini alemlere ustun kıldık

[87] Babalarından, cocuklarından ve kardeslerinden bazılarını da (ustun kıldık). Onları sectik ve dogru yola ilettik

[88] Iste bu, Allah´ın dogru yoludur. Kullarından diledigini o dogru yola iletir. Eger onlar Allah´a ortak kossalardı, yaptıkları butun amelleri bosa giderdi

[89] Iste onlar, kendilerine kitap, hukum (hikmet ve hukumranlık) ve peygamberlik verdigimiz kimselerdir. Bunlar, ona inanmayacak olurlarsa, yerlerine, onu tanımamazlık etmiyecek bir toplum getiririz

[90] Bunlar, Allah´ın hidayet ettigi kimselerdir. Sen de onların hidayetine uy. De ki: «Ben ona karsılık sizden bir ucret istemiyorum. O, sadece butun alemlere bir oguttur.»

[91] Onlar: «Allah insanlara hicbir sey gondermemistir» demekle, Allah´ı geregi gibi tanıyamadılar. De ki: Musa´nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak uzere getirdigi, sizin parca parca kagıtlara cevirdiginiz, bir kısmını belli ettiginiz, bircogunu gizlediginiz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediginiz bircok seyleri ogrendiginiz Kitab´ı kim gonderdi? (Onlara karsı sen) «Allah» de. Sonra onları bırak, bos laflara dalarak oyalansınlar

[92] Bu Kitap (Kur´an), kendinden onceki kitapları tasdik eden, sehirler anası (Mekke) halkını ve cevresindeki butun insanlıgı uyarman icin indirdigimiz mubarek bir kitaptır. Ahiret gunune iman edenler bu Kitab´a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar

[93] Allah´a karsı yalan uyduran, yahut kendisine hicbir sey vahyolunmadıgı halde: «bana vahyedildi» diyen ve: «Allah´ın indirdigi gibi bir kitap da ben indirecegim» diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini olum siddeti icindeyken bir gorsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve: «Ruhunuzu teslim edin. Bugun, Allah´a karsı haksız seyler soylediginizden ve O´nun ayetlerine karsı boburlenmenizden dolayı alcaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız» derler

[94] Bugun, sizi ilk defa yarattıgımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdigimiz herseyi arkanızda bıraktınız. Allah´ın size gore ortagı olduklarını iddia ederek yardımlarına, sefaatlarına guvendiginiz ortakları yanınızda gormuyoruz. Aranızdaki butun baglar artık kesilmis, guvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmistir

[95] Suphesiz ki taneleri ve cekirdekleri yaran Allah´tır. O, oluden diriyi cıkarır, diriden de oluyu cıkaran O´dur. Iste Allah budur. O halde nasıl yuz cevirirsiniz

[96] Karanlıgı yarıp tanyerini agartan O´dur. Geceyi, dinlenmek icin; Gunes´i, Ay´ı (vakitlerinizi) hesaplamak icin yaratmıstır. Iste bu, her seye galip gelen ve her seyi bilen Allah´ın takdiridir

[97] Kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin icin yaratan O´dur. Suphesiz biz, bilen bir toplum icin ayetleri genis bir sekilde acıkladık

[98] Sizi bir tek candan yaratan O´dur. Sonra sizin icin bir karar yeri, bir de emanet yeri vardır. Biz ayetlerimizi, anlayan bir toplum icin apacık beyan ettik

[99] Gokten suyu indiren O´dur. Onunla her cesit bitkiyi cıkardık, o bitkiden bir yesillik cıkardık, ondan da birbiri uzerine binmis taneler; hurmanın tomurcugundan sarkan salkımlar, uzum bagları, zeytin ve nar (bahceleri) cıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlasmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum icin ibretler vardır

[100] Onlar, Allah´a cinlerden de ortak kostular. Halbuki onları yaratan O´dur. Bilgileri olmadan O´na ogullar, kızlar uydurdular. O´nun sanı onların uydurdukları sıfatlardan munezzeh ve yucedir

[101] Gokleri ve yeri yoktan var eden O´dur. Esi de olmadıgı halde, nasıl olur da cocugu olur? Her seyi yaratan O´dur. Ve O, herseyi bilendir

[102] Iste Rabbiniz Allah bu! O´ndan baska ilah yoktur; O, her seyin yaratanıdır. O´na kulluk edin, O her seye vekildir

[103] Gozler onu goremez, O ise butun gozleri gorur; O, lutuf sahibidir, her seyden haberlidir

[104] Muhakkak size Rabbinizden basiretler (kalb gozleri) geldi. Artık kim hakkı gorurse faydası kendisine, kim de korluk ederse zararı kendisinedir. Ben sizin bekciniz degilim

[105] Iste boylece ayetleri turlu turlu cevirip acıklıyoruz ki, onlar sana: «Sen bunları bir yerlerden okuyup ogrenmissin» desinler ve bilen bir toplum icin de onu iyice beyan edelim

[106] Rabbinden sana vahyedilene uy. O´ndan baska ilah yoktur. Ortak kosanlardan da yuz cevir

[107] Allah dileseydi, ortak kosmazlardı. Biz, seni onlar uzerine bekci yapmadık, sen onlara vekil de degilsin

[108] Onların Allah´tan baska yalvardıklarına sovmeyin ki, onlar da bilmeyerek sınırı asıp Allah´a sovmesinler. Biz, her ummete yaptıkları isi boyle suslu gosterdik. Sonunda donusleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verir

[109] Musrikler, kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair en agır yeminleriyle Allah´a yemin ettiler. De ki: «Mucizeler ancak Allah katındadır». Onlara mucizeler geldiginde de iman etmeyeceklerini siz nerden bileceksiniz

[110] Biz onların kalblerini ve gozlerini ceviririz de, onlar, ilkin iman etmedikleri gibi, gene de iman etmezler. Biz de onları taskınlıkları icerisinde kor ve saskın bırakırız

[111] Eger biz onlara melekleri indirseydik, oluler de kendileriyle konussaydı ve her seyi toplayıp karsılarına getirseydik, Allah´ın diledikleri haric, yine de inanacak degillerdi, fakat cokları bunu bilmezler

[112] Biz boylece, her peygambere insan ve cin seytanlarını dusman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak icin suslu sozlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile basbasa bırak

[113] Bir de ahirete iman etmeyenlerin kalbleri, o yaldızlı soze kansın, ondan hoslansın ve isledikleri sucları islemeye devam etsinler diye boyle yaparlar

[114] Allah, size Kitab´ı (Kur´an´ı) acıklanmıs olarak indirdigi halde, ondan baska bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur´an´ın, gercekten Rabbin katından hak olarak indirilmis oldugunu bilirler. O halde sakın suphe edenlerden olma

[115] Rabbinin sozu hem dogrulukca, hem de adaletce tamamlanmıstır. O´nun sozlerini degistirebilecek hic kimse yoktur. O, isitendir, bilendir

[116] Eger yeryuzundekilerin cogunluguna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Cunku onlar sadece «zann»a uyarlar ve sacmalarlar

[117] Suphesiz ki Rabbin, yolundan kimlerin saptıgını cok iyi bilir. O, dogru yolda olanları da cok iyi bilir

[118] Eger Allah´ın ayetlerine iman ediyorsanız, Allah´ın adı anılarak kesilen hayvanlardan yiyin

[119] Size ne oluyor da Allah´ın adı anılarak kesilenlerden yemiyorsunuz? Halbuki O size, mecbur kalmanızın dısında haram olan seyleri genisce acıklamıstır. Dogrusu bircokları bilmeden keyiflerine uyarak insanları dogru yoldan saptırıyorlar. Muhakkak ki, Rabbin, sınırı asanları cok iyi bilir

[120] Gunahın acıgını da, gizlisini de bırakın! Gunah kazananlar, yaptıklarının cezasını cekecekler

[121] Uzerlerine Allah´ın ismi anılmamıs olanlardan yemeyin, cunku onu yemek yoldan cıkmaktır. Seytanlar, dostlarına, sizinle mucadele etmeleri icin telkinde bulunurlar. Eger onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah´a ortak kosanlardan olursunuz

[122] Olu iken hidayetle dirilttigimiz, kendisine insanlar arasında yuruyecek bir nur verdigimiz kimse, karanlıklar icinde kalıp, ondan cıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kafirlere, yaptıkları, boyle suslu gosterilir

[123] Boylece, her kentte ileri gelenleri, oranın sucluları yaptık ki, orada hileler cevirsinler. Halbuki bunlar, kotulugu baskasına degil kendilerine yapıyorlar da farkına varmıyorlar

[124] Onlara bir ayet geldigi zaman: «Allah´ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikce iman etmeyiz» derler. Allah peygamberligini kime verecegini daha iyi bilir. Suclu olanlara, yaptıkları hilelerinden dolayı Allah katından bir zillet ve siddetli bir azap erisecektir

[125] Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gonlunu Islam´a acar. Kimi de saptırmak isterse, sanki goge yukseliyormus gibi, gogsunu dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları iste boyle pislik icinde bırakır

[126] Iste Rabbinin dogru yolu budur. Suphesiz biz, hatırlayıp ibret alan bir kavim icin ayetleri genis bir sekilde acıkladık

[127] Onlar icin Rableri katında selamet yurdu vardır. Yaptıkları iyi amellerden dolayı, Allah onların dostudur

[128] (Allah), onların hepsini topladıgı gun, cinlere: «Ey cin toplulugu! Insanların cogunu yoldan cıkardınız» der. Insanlardan cinlerin dostu olanlar da soyle derler: «Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettigin vademize ulastık». Allah da: «Sizin duragınız cehennemdir. Orada, Allah´ın dilemesi mustesna, ebedi olarak kalacaksınız» der. Suphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her seyi bilendir

[129] Iste biz boylece, kazandıkları gunahlardan dolayı zalimlerin bir kısmını, diger bir kısmına dost yaparız

[130] (Allah) «Ey cin ve insan toplulugu! Icinizden size ayetlerimi anlatan ve bugununuze kavusacagınız hususunda sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?» deyince onlar: «Kendi aleyhimize sahidiz» derler. Dunya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kafir olduklarına sahitlik ettiler

[131] Bu (sundan dolayıdır ki) Rabbin, halkı habersiz iken ulkeleri zulum ile helak edici degildir

[132] Her birinin yaptıklarına gore dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz degildir

[133] Rabb´ın, hicbir seye muhtac degildir, merhamet sahibidir. Sizi, baska bir kavmin soyundan getirdigi gibi, dilerse, sizi de yok edip, sizden sonra yerinize diledigini getirir

[134] Size vaad edilenler muhakkak gelecektir, siz, onun onune gecemezsiniz

[135] De ki: «Ey kavmim! Gucunuz yettigince yapacagınızı yapın, ben de yapıyorum. Yakında (dunya) yurdunun sonunun kimin oldugunu bileceksiniz. Muhakkak zalimler kurtulusa eremezler»

[136] Allah´ın yarattıgı ekin ve hayvanlardan Allah´a bir hisse ayırmakta ve kendilerince: «Bu, Allah´a ait; su da ortaklarımıza ait» demektedirler. Ortakları icin olan hisse Allah´a ulasmamakta, fakat Allah´a ayrılan hisse ortaklarına ulasmaktadır. Verdikleri hukum ne kotudur

[137] Yine ortakları, musriklerden coguna evlatlarını oldurmeyi guzel gosterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini karıstırıp bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla bas basa bırak

[138] Zanlarınca dediler ki: «Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim diledigimizden baskası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmıs hayvanlar.» Bir kısım hayvanları da uzerlerine Allah´ın adını anmadan bogazlarlar. Butun bunları Allah´a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktır

[139] Dediler ki: «Bu hayvanların karınlarındakiler sadece erkeklerimize ait olup kadınlarımıza haramdır». Eger olu dogarsa o zaman hepsi onda ortaktır. Bu nitelemelerinden dolayı Allah onların cezasını verecektir. Cunku O hikmet sahibidir, her seyi bilendir

[140] Bilgisizlik yuzunden beyinsizce cocuklarını oldurenler ve Allah´ın kendilerine verdigi rızkı, Allah´a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki, ziyana ugradılar. Bunlar, dogru yoldan sapmıslardır; hidayete erecek de degillerdir

[141] Asmalı ve asmasız (uzum) bahceleri, hurmaları, urunleri cesit cesit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez bicimde yaratan O´dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat gunu de hakkını (zekat ve sadakasını) verin; ama israf etmeyin, cunku O, israf edenleri sevmez

[142] Hayvanlardan da (cesit cesit yarattı). Kimi yuk tasır, kiminin yununden dosek yapılır. Allah´ın size verdigi rızıktan yiyin ve seytanın adımlarına uymayın (pesinden gitmeyin); cunku o, sizin icin apacık bir dusmandır

[143] Sekiz cift: Koyundan iki, keciden iki. De ki: «(Allah), iki erkegi mi haram kıldı yoksa iki disiyi mi, ya da iki disinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Eger dogru iseniz bana ilimle haber verin.»

[144] Ve deveden iki, sıgırdan iki. De ki: (Allah), «Iki erkegi mi haram kıldı, yoksa iki disiyi mi, ya da iki disinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Yoksa, Allah´ın size boyle vasiyet ettigine sahitler mi oldunuz? (O´nun yanında mıydınız?). Boyle hicbir bilgiye dayanmadan, insanları saptırmak icin, Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Suphesiz Allah, o zalimler toplulugunu dogru yola iletmez»

[145] De ki: «Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse icin haram edilmis bir sey bulamıyorum. Ancak les, veya akıtılmıs kan, yahut domuz eti- ki bu gercekten pistir- yahut Allah´tan baskası adına kesilmis bir hayvan olursa, bunlar haramdır. Ama kim caresiz kalırsa, (baskasının hakkına) tecavuz etmemek ve zaruret sınırını asmamak uzere (bunlardan yiyebilir)» Cunku Rabbin cok bagıslayandır, merhamet edendir

[146] Yahudilere butun tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahut bagırsaklarında bulunan, ya da kemige karısan yaglar dısında, sıgır ve koyunun da, yaglarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yuzunden onları boyle cezalandırdık. Biz elbette dogru soyleyenleriz

[147] Eger seni yalanladılarsa, de ki: «Rabbiniz genis rahmet sahibidir. Bununla beraber O´nun azabı da suclu toplumdan geri cevrilmez.»

[148] Allah´a ortak kosanlar diyecekler ki: «Allah dileseydi ne biz ortak kosardık, ne de atalarımız ortak kosardı, hicbir seyi de haram kılmazdık.» Onlardan once yalanlayanlar da boyle soylemislerdi de sonunda azabımızı tatmıslardı. De ki: «Yanınızda bize cıkarabileceginiz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece sacmalıyorsunuz.»

[149] De ki: «En kesin ve ustun delil, Allah´ındır. Allah isteseydi, elbette hepinizi dogru yola iletirdi.»

[150] De ki: «Haydi, Allah bunu yasak etti diye tanıklık edecek sahitlerinizi getirin.». Eger onlar sahitlik ederlerse, sen onlarla beraber sahitlik etme. Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların keyiflerine uyma. Cunku onlar Rablerine baskasını denk tutuyorlar

[151] De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldıgını okuyayım: O´na hicbir seyi ortak kosmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla cocuklarınızı oldurmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kotuluklerin acıgına da, gizlisine de yaklasmayın. Haksız yere Allah´ın haram kıldıgı cana kıymayın. Dusunesiniz diye Allah size bunları emretti

[152] Yetimin malına yaklasmayın; yalnız erginlik cagına erisinceye kadar (malına) en guzel bicimde (yaklasabilir ve uygun sekilde harcayabilirsiniz). Olcu ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gucunun yettiginden fazlasını teklif etmeyiz. Soylediginiz zaman da, yakınınız da olsa adil olun ve Allah´a verdiginiz sozu tutun. Ogut alıp dusunesiniz diye Allah bunları size emretmistir

[153] Iste benim dogru yolum budur; ona uyun. Sizi O´nun yolundan ayıracak baska yollara uymayın. (Azabından) korunmanız icin Allah size boyle tavsiye etmistir

[154] Sonra iyilik edenlere (nimetimizi) tamamlamak, her seyi acıklamak ve dogru yola iletici ve rahmet olmak uzere Musa´ya Kitab´ı verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına inansınlar

[155] Iste bu (Kur´an) da mubarek bir Kitap´tır. Onu biz indirdik. Ona uyun ve Allah´tan korkun ki, size rahmet edilsin

[156] (Onu size indirdik ki:) «Kitap, sadece bizden onceki iki topluluga (yahudi ve hıristiyanlara) indirildi; biz ise, onların okumasından habersizdik (o kitapları okuyamıyor ve dillerini anlayamıyorduk)» demeyesiniz

[157] Yahut: «Eger bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha cok dogru yolda olurduk», demeyesiniz. Iste size de Rabbinizden acık delil, hidayet ve rahmet geldi. Allah´ın ayetlerini yalanlayıp, onlardan yuz cevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yuz cevirenleri, yuz cevirmeleri sebebiyle azabın en kotusuyle cezalandıracagız

[158] (Inanmak icin) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini, ya da Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin (azab) isaretlerinin geldigi gun, daha once iman etmemis, yahut imanında bir hayır kazanmamıs kimseye, artık inanması bir fayda saglamaz. De ki: «Bekleyin; biz de beklemekteyiz.»

[159] Dinlerini parca parca edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hicbir iliskin yoktur. Onların isi Allah´a kalmıstır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir

[160] Kim iyilik getirirse, ona o (getirdigi)nin on katı vardır. Kim kotuluk getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır; onlar haksızlıga ugratılmazlar

[161] De ki: Rabbim, beni dogru yola iletti. Dosdogru dine, Allah´ı birleyen Ibrahim´in dinine. O, ortak kosanlardan degildi

[162] De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve olumum hep alemlerin Rabbi Allah icindir

[163] Onun ortagı yoktur. Bana boyle emrolundu ve ben muslumanların ilkiyim

[164] De ki: Allah herseyin Rabbi iken, ben O´ndan baska Rab mi arayayım? Herkesin kazandıgı yalnız kendisine aittir. Kendi (gunah) yukunu tasıyan hic kimse, bir baskasının (gunah) yukunu tasımaz. Sonra donusunuz Rabbinizedir. O, ayrılıga dustugunuz gercegi size haber verecektir

[165] Sizi yeryuzunun halifeleri yapan, size verdigi seylerde, sizi denemek icin, kiminizi kiminizden derecelerle ustun kılan O´dur. Suphesiz Rabbin, cezası cabuk olandır ve O, bagıslayan, esirgeyendir

A'râf

Surah 7

[1] Elif, lam, mim, sad

[2] (Bu,) sana indirilen bir Kitab´tır. Onunla (insanları) uyarman ve inananlara ogut (vermen) hususunda gogsunde bir sıkıntı olmasın

[3] (Ey insanlar) Rabbinizden, size indirilene uyun ve O´ndan baska dostlara uymayın. Ne kadar da az ogut alıyorsunuz

[4] Nice kentler helak ettik. Gece yatarlarken, yahut gunduz uyurlarken, azabımız onlara geliverdi

[5] Azabımız onlara geldiginde «Biz gercekten zalimlermisiz!» demelerinden baska yalvarısları kalmadı

[6] Kendilerine elci gonderilmis olanlara da soracagız, gonderilen elcilere de soracagız

[7] Ve elbette onlara, olan biten herseyi bir bilgi ile anlatacagız; cunku biz onlardan uzak degiliz

[8] O gun (amelleri tartacak) terazi haktır. Kimin (sevap) tartıları agır gelirse, iste onlar kurtulanlardır

[9] Kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, iste onlar da ayetlerimize haksızlık etmelerinden oturu kendilerini ziyana sokanlardır

[10] Dogrusu Biz sizi yeryuzunde, yerlestirdik, orada size gecimlikler verdik; ne kadar da az sukrediyorsunuz

[11] Sizi yarattık, sonra size bicim verdik, sonra da meleklere: «Adem´e secde edin» dedik; hepsi secde ettiler, yalnız Iblis, secde edenlerden olmadı

[12] (Allah) buyurdu: «Sana emrettigim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?» (Iblis): «Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni atesten yarattın, onu camurdan yarattın.»

[13] (Allah) buyurdu: «Oyleyse oradan in, orada buyukluk taslamak senin haddin degildir. Cık, cunku sen asagılıklardansın.»

[14] (Iblis) dedi: «(Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri gune kadar sure ver.»

[15] (Allah) buyurdu: «Haydi sen sure verilmislerdensin.»

[16] «Oyleyse, dedi, beni azdırmana karsılık, and icerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) icin senin dogru yolunun ustune oturacagım.»

[17] «Sonra (onların) onlerinden arkalarından, saglarından sollarından onlara sokulacagım ve sen, coklarını sukredenlerden, bulmayacaksın.»

[18] (Allah) buyurdu: «Haydi, sen, yerilmis ve kovulmus olarak oradan cık. And olsun ki, onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracagım.»

[19] (Sonra Allah, Adem´e hitab etti): «Ey Adem! Sen ve esin cennette durun, dilediginiz yerden yeyin; fakat su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.»

[20] Derken onların, kendilerinden gizli kalan cirkin yerlerini kendilerine gostermek icin onlara fısıldadı: «Rabbiniz, baska bir sebepten dolayı degil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi su agactan men etti.» dedi

[21] Ve onlara: «Elbette ben size ogut verenlerdenim.» diye de yemin etti

[22] Boylece onları aldatarak asagı sarkıttı (onceki mevkilerinden indirdi). Agacı(n meyvesini) tadınca, cirkin yerleri kendilerine gorundu ve cennet yapraklarını ust uste yamayıp uzerlerini ortmege basladılar. Rableri onlara seslendi: «Ben sizi o agactan men etmedim mi ve seytan size apacık dusmandır, demedim mi?»

[23] Dediler ki: «Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eger bizi bagıslamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana ugrayacaklardan oluruz!»

[24] (Allah) buyurdu: «Birbirinize dusman olarak inin, sizin yeryuzunde bir sureye kadar kalıp gecinmeniz gerekmektedir.»

[25] «Orada yasayacaksınız, orada oleceksiniz ve yine oradan (dirilip) cıkarılacaksınız!» dedi

[26] Ey Ademogulları, size cirkin yerlerinizi ortecek giysi, suslenecek elbise indirdik. Hayırlı olan, takva elbisesidir. Iste bu(nlar), Allah´ın ayetlerindendir, belki dusunup ogut alırlar

[27] Ey Ademogulları. Seytan, ana babanızı, cirkin yerlerini onlara gostermek icin elbiselerini soyarak cennetten cıkardıgı gibi, sizi de (sasırtıp) bir belaya dusurmesin! Cunku o ve kabilesi, sizin onları goremeyeceginiz yerden sizi gorurler. Biz, seytanları, inanmayanların dostu yaptık

[28] Onlar bir kotuluk yaptıkları zaman: «Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti.» derler. De ki: «Allah kotulugu emretmez. Allah´a karsı bilmediginiz seyleri mi soyluyorsunuz?»

[29] De ki: «Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yuzunuzu O´na dogrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O´na yalvarın. Ilkin sizi yarattıgı gibi yine O´na doneceksiniz.»

[30] bir toplulugu dogru yola iletti, bir topluluga da sapıklık hak oldu. Cunku onlar, seytanları Allah´tan baska dostlar tuttular ve kendilerinin de dogru yolda olduklarını sanıyorlar

[31] Ey Ademogulları! Her mescide gidisinizde guzel giysilerinizi giyin ve yiyin, icin, fakat israf etmeyin, Cunku Allah israf edenleri sevmez

[32] De ki: «Allah´ın kulları icin cıkardıgı zinetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmıs?» De ki: «Bunlar, bu dunya hayatında inananlar icindir, kıyamet gununde de yalnız onlara mahsustur». Iste boylece biz ayetleri bilen bir topluluga uzun uzun acıklıyoruz

[33] De ki: «Rabbim, sadece fuhsiyatı, onun acık ve gizli olanını, gunahları, haksız yere isyanı, haklarında hic bir delil indirmedigi seyleri Allah´a ortak kosmanızı ve Allah hakkında bilmediginiz seyleri soylemenizi yasaklamıstır»

[34] Her ummetin bir eceli vardır. O ecel geldiginde, ne bir an erteleyebilirler, ne de one alabilirler

[35] Ey Ademogulları! Size icinizden peygamberler gelip ayetlerimi anlattıklarında, kim Allah´tan korkar ve kendini duzeltirse, iste onlar icin korku yoktur. Onlar uzulmeyeceklerdir de

[36] Kim de ayetlerimizi yalanlar ve onlara karsı buyukluk taslarsa, iste onlar cehennemliktirler ve orada ebedi olarak kalacaklardır

[37] Allah´a karsı yalan uyduran yahut ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitap´tan nasipleri erisir. Canlarını alacak elcilerimiz gelince onlara: «Allah´tan baska taptıklarınız nerede?» derler. Onlar: «O taptıklarımız bizden sapıp ayrıldılar.» derler. Boylece kendilerinin kafir olduklarına bizzat sahitlik ederler

[38] Allah onlara: «Sizden once gecmis cin ve insan topluluklarıyla beraber cehennem atesine girin!» der. Cehenneme giren her ummet kendi din kardesine lanet eder. Nihayet hepsi oraya toplandıgında, sonrakiler oncekiler hakkında derler ki: «Rabbimiz ! Iste sunlar bizi dogru yoldan saptırdı. Onlara cehennem atesinden kat kat azab ver». Allah der ki: «Herkesin azabı kat kattır, fakat siz bilemezsiniz»

[39] Oncekiler de sonrakilere derler ki: «Sizin bizden bir ustunlugunuz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadın»

[40] Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzul etmeyenler var ya, iste onlara gogun kapıları acılmayacak ve deve (veya halat) igne deliginden gecinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. Iste sucluları boyle cezalandırırız

[41] Onlara cehennemde atesten bir yatak, ustlerine de (atesten) ortuler vardır. Biz zalimleri iste boyle cezalandırırız

[42] Iman edenler ve iyi amellerde bulunanlar -ki biz hic kimseye gucunun ustunde bir sey teklif etmeyiz iste onlar cennet ehlidir ve orada ebedi olarak kalacaklardır

[43] Orada kalblerinde bulunan kini cıkarıp atarız. Onların altlarından ırmaklar akar. «Bizi buna erdiren Allah´a hamdolsun. Eger Allah bizi dogru yola sevk etmeseydi biz dogru yola erisemezdik. Suphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gercegi getirmisler.» derler. Onlara soyle seslenilir: «Iste size cennet! Yaptıklarınıza karsılık buna varis oldunuz»

[44] Cennet ehli, cehennem ehline: «Rabbimizin bize vaad ettigini gercek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad ettigini gercek buldunuz mu?» diye seslenirler. Onlar da «evet» derler. Bunun uzerine aralarında bir cagırıcı soyle seslenir: «Allah´ın laneti zalimler uzerine olsun

[45] Onlar, Allah´ın yolundan men ederler ve onu egriltmek isterler, ahireti de inkar ederlerdi»

[46] Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A´raf uzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kisiler vardır. Bunlar cennetliklere: «selam olsun size» diye seslenirler. Bunlar henuz cennete girmemis, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir

[47] Gozleri cehennemlikler tarafına cevrilince de : «Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!» derler

[48] A´raftakiler yuzlerinden tanıdıkları kisilere seslenerek soyle derler: «Ne toplulugunuz, ne de buyukluk taslamanız, size hic bir yarar saglamadı»

[49] «Allah onları hic bir rahmete erdirmiyecek, diye yemin ettiginiz kimseler bunlar mıydı?» (Cennetliklere donerek): «Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz uzuleceksiniz» derler

[50] Cehennemdekiler, cennettekilere: «Bize biraz su akıtın veya Allah´ın size verdigi rızıktan bize de verin.» diye seslenirler. Cennettekiler de: «Allah, bunların ikisini de kafirlere haram kıldı.» derler

[51] Onlar ki, dinlerini bir eglence ve oyun yerine koydular ve dunya hayatı kendilerini aldattı. Onlar, bugune kavusacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar ettilerse, biz de bugun onları oyle unuturuz

[52] Gercekten onlara, bilgiye gore acıkladıgımız, inanan bir toplum icin yol gosterici ve rahmet olan bir kitap getirdik

[53] Ille onun te´vilini mi gozetiyorlar? Onun te´vili geldigi (verdigi haberler ortaya cıktıgı) gun, onceden onu unutmus olanlar derler ki: «Dogrusu Rabbimizin elcileri gercegi getirmis. Simdi bizim sefaatcilerimiz var mı ki bize sefaat etsinler, yahut tekrar geri dondurulmemiz mumkun mu ki eski yaptıklarımızdan baskasını yapalım?» Onlar, kendilerini zarara soktular ve uydurdukları seyler kendilerinden saptı, kaybolup gitti

[54] Suphesiz Rabbiniz Allah, gokleri ve yeri altı gunde yarattı, sonra Ars uzerine hukumran oldu. O, geceyi durmadan onu kovalayan gunduze buruyup orter; gunes, ay ve yıldızlar emrine amadedir. Iyi biliniz ki yaratma ve emir O´nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yucedir

[55] Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Cunku O, haddi asanları sevmez

[56] Duzeltildikten sonra yeryuzunde bozgunculuk yapmayın. O´na, korkarak ve rahmetini umarak dua edin. Muhakkak ki Allah´ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır

[57] Rahmetinin onunde mujdeci olarak ruzgarları gonderen O´dur. O ruzgarlar, yagmur yuklu bulutları yuklenince, onu kurak bir memlekete gonderir, sonra onunla yagmur yagdırır ve onunla her cesit urunu yetistiririz. Iste Biz, oluleri de boyle diriltiriz. Gerekir ki dusunur, ibret alırsınız

[58] Guzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle cıkar; kotu olandan ise yararsız bitkiden baska bir sey cıkmaz. Iste biz, sukreden bir toplum icin ayetleri boyle acıklarız

[59] Andolsun ki Nuh´u elci olarak kavmine gonderdik de dedi ki: «Ey kavmim! Allah´a kulluk edin sizin O´ndan baska bir ilahınız yoktur. Dogrusu ben, ustunuze gelecek buyuk bir gunun azabından korkuyorum.»

[60] Kavminden ileri gelenler dediler ki: «Biz seni apacık bir sapıklık icinde goruyoruz»

[61] (Nuh) dedi ki: «Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir elciyim.»

[62] «Size Rabbimin gonderdigi gercekleri duyuruyorum, size ogut veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediginiz seyleri biliyorum.»

[63] (Allah´ın azabından) sakınıp da rahmete nail olmanız icin, icinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir(kitap) gelmesine sastınız mı?»

[64] O´nu yalanladılar, biz de O´nu ve O´nunla beraber gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları bogduk! Cunku onlar, kalb gozleri korlesmis bir kavim idiler

[65] Ad (kavmin)e de kardesleri Hud´u (gonderdik): «Ey kavmim! Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan baska bir ilahınız yoktur. (O´na karsı gelmekten) sakınmaz mısınız?» dedi

[66] Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: «Biz seni bir cılgınlık icinde goruyoruz, ve gercekten seni yalancılardan sanıyoruz.»

[67] (Hud), «Ey kavmim! Bende cılgınlık yok, ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir elciyim.» dedi

[68] «Size Rabbimin gonderdigi gercekleri teblig ediyorum ve ben sizin icin guvenilir bir ogutcuyum.»

[69] «Sizi uyarması icin icinizden bir adam aracılıgı ile, size bir zikir gelmesine sastınız mı? Dusunun ki (Allah) sizi, Nuh kavminden sonra, onların yerine hakimler yaptı ve yaratılısta sizi onlardan ustun kıldı. Allah´ın nimetlerini hatırlayın ki, kurtulusa eresiniz.»

[70] Dediler ki: «Ya, demek sen tek Allah´a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi (bize) geldin? Eger dogrulardan isen bizi tehdit ettigin (o azabı) bize getir!»

[71] (Hud) dedi ki: «Artık size Rabbinizden bir azap ve bir hısım inmistir. Haklarında Allah´ın hic bir delil indirmedigi, sadece sizin ve atalarınızın taktıgı kuru isimler hususunda benimle tartısıyor musunuz? Bekleyin oyleyse, suphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[72] Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve ayetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kokunu kestik

[73] Semud kavmine de kardesleri Salih´i (gonderdik): «Ey kavmim dedi, Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan baska bir ilahınız yoktur. Size Rabbinizden acık bir delil geldi. Iste su, Allah´ın devesi, size bir mucizedir; bırakın onu Allah´ın yeryuzunde yesin (icsin), sakın ona bir kotuluk etmeyin, yoksa sizi acı bir azap yakalar.»

[74] Dusunun ki (Allah) Ad´dan sonra sizi hukumdarlar kıldı. Ve yer yuzunde sizi yerlestirdi: O´nun duzluklerinde saraylar yapıyorsunuz, daglarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah´ın nimetlerini hatırlayın da yeryuzunde fesatcılar olarak karısıklık cıkarmayın

[75] Kavminden buyukluk taslayan ileri gelenler, iclerinden zayıf gorunen muminlere: «Siz, dediler, Salih´in, gercekten Rabbi tarafından gonderildigini biliyor musunuz?» (Onlar da): «(Evet), dogrusu biz onunla gonderilene inananlarız!» dediler

[76] Buyukluk taslayanlar: «Biz, sizin inandıgınızı inkar edenleriz!» dediler

[77] Derken disi deveyi bogazladılar ve Rablerinin buyrugundan dısarı cıktılar; «Ey Salih, eger hakikaten elcilerdensen, bizi tehdit ettigin (o azabı) bize getir!» dediler

[78] Bunun uzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz ustu cokekaldılar

[79] Salih de o zaman onlardan yuz cevirdi ve soyle dedi: «Ey kavmim! And olsun ki ben size Rabbimin elciligini teblig ettim ve size ogut verdim, fakat siz ogut verenleri sevmiyorsunuz.»

[80] Lut´u da (peygamber olarak) gonderdik. Kavmine dedi ki: «Sizden once alemlerden hic birinin yapmadıgı fuhusu mu yapıyor sunuz

[81] Cunku siz kadınları bırakıp da sehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi asan bir kavimsiniz

[82] Kavminin cevabı: «Onları (Lut´u ve taraftarlarını) kentinizden cıkarın, cunku onlar, fazla temizlenen insanlarmıs!» demelerinden baska bir sey olmadı

[83] Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı(nı kurtarmadık) cunku o, geride kalanlardan oldu

[84] Ve uzerlerine bir (azab) yagmuru yagdırdık. Bak ki gunahkarların sonu nasıl oldu

[85] Medyen´e de kardesleri Suayb´ı (gonderdik): «Ey kavmim, dedi, Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan baska bir ilahınız yoktur. Size Rabbinizden acık bir delil geldi: Olcuyu ve tartıyı tam yapın, insanların esyalarını eksik vermeyin, duzeltildikten sonra yeryuzunde bozgunculuk yapmayın; eger inanan (insan)lar iseniz, boylesi sizin icin daha iyidir!»

[86] Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolun egriligini arayarak oyle her yolun basında oturmayın. Dusunun ki siz az idiniz de O sizi cogalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmustur

[87] Eger icinizden bir grup benimle gonderilene inanır, bir grup da inanmazsa, Allah aramızda hukmedinceye kadar sabredin. O, hukum verenlerin en hayırlısıdır

[88] Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: «Ey Su´ayb! Ya mutlaka seni ve seninle beraber inananları kentimizden cıkarırız, ya da dinimize donersiniz!» Dedi ki; «Istemesek de mi (bizi yurdumuzdan cıkaracak veya dinimizden dondureceksiniz?)»

[89] (Andolsun ki), Allah bizi ondan (kafirlikten) kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize donersek, Allah´a karsı iftira etmis oluruz. Rabbimiz Allah´ın dilemesi hali mustesna geri donmemiz bizim icin olacak sey degildir. Rabbimizin ilmi her seyi kusatmıstır. Biz sadece Allah´a dayanırız. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hukmet. Cunku sen hukmedenlerin en hayırlısısın

[90] Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: «Eger Su´ayb´a uyarsanız o takdirde siz mutlaka ziyana ugrarsınız.»

[91] Derken o (muthis) sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz ustu cokekaldılar

[92] Su´ayb´ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hic senlik tutmamıs gibi oldular. Su´ayb´ı yalanlayanlar var ya iste ziyana ugrayanlar, onlar oldular

[93] (Su´ayb) onlardan oteye dondu de: «Ey kavmim! dedi, ben size Rabbimin gonderdigi gercekleri duyurdum ve size ogut verdim, artık kafir bir kavme nasıl acırım?»

[94] Biz hangi ulkeye bir peygamber gonderdiysek, onun halkını yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmısızdır

[95] Sonra kotulugu degistirip yerine iyilik (bolluk) getirdik, nihayet cogaldılar ve: «Atalarımıza da boyle darlık ve sevinc dokunmustu.» dediler ve hemen onları, hic farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık

[96] ulkelerin halkı inanıp (Allah´ın azabından) korunsalardı, elbette uzerlerine gokten ve yerden bolluklar acardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyla yakaladık

[97] Acaba o ulkelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceginden emin mi idiler

[98] Yoksa o ulkelerin halkı, kusluk vakti eglenirlerken onlara azabımızın gelmeyeceginden emin mi idiler

[99] Allah´ın tuzagından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana ugrayan topluluktan baskası, Allah´ın tuzagından emin olmaz

[100] Onceki sahiplerinden sonra yeryuzune varis olanlara hala su gercek belli olmadı mı ki: Eger biz dileseydik onları da gunahlarından dolayı musibetlere ugratırdık! Biz onların kalplerini muhurleriz de onlar (gercekleri) isitmezler

[101] Iste o ulkeler ki, sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz Andolsun ki, peygamberleri onlara apacık deliller (mucizeler) getirmislerdi. Fakat onceden yalanladıkları gerceklere iman edecek degillerdi. Iste o kafirlerin kalplerini Allah boyle muhurler

[102] Onların cogunda, sozde durma (diye bir sey) bulamadık. Gercek su ki, onların cogunu yoldan cıkmıs bulduk

[103] Sonra onların arkasından Musa´yı mucizelerimizle Firavun´a ve topluluguna gonderdik. Tuttular o mucizeleri inkar ettiler. Ettiler de bak, o bozguncuların akıbetleri nasıl oldu

[104] Musa: «Ey Firavun! Bil ki ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir peygamberim.» dedi

[105] Allah´a karsı ilk gorevim, hak olandan baska bir sey soylemememdir. Gercekten ben size Rabbinizden bir mucize getirdim, artık Israilogullarını benimle gonder

[106] Firavun: «Eger bir mucize getirdiysen ve eger dogru soyleyenlerden isen onu goster» dedi

[107] Bunun uzerine Musa, asasını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha kesiliverdi

[108] Ve Musa elini koynundan cıkarıverdi, eli bembeyaz olmus, bakanların gozunu kamastırıyordu

[109] Firavun´un kavminden ileri gelenler, «Muhakkak bu cok bilgili bir sihirbazdır.» dediler

[110] O, sizi yurdunuzdan cıkarmak istiyor. (Firavun): «O halde siz ne diyorsunuz?» dedi

[111] Onlar da «onu ve kardesini beklet, sehirlere de toplayıcılar gonder.» dediler

[112] «Butun bilgic sihirbazları sana getirsinler.»

[113] O sihirbazlar Firavun´a geldiler: «Galip gelirsek bize muhakkak mukafat var degil mi?» dediler

[114] «Evet» dedi (Firavun), «Ustelik o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız.»

[115] Sihirbazlar, Musa´ya: «Ey Musa! Once sen mi hunerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi?» dediler

[116] Musa, «Siz atın» dedi. Atacaklarını atınca herkesin gozunu buyulediler ve onları dehsete dusurduler. Dogrusu buyuk bir sihir gosterdiler

[117] Biz de Musa´ya «Sen de asanı bırakıver.» diye vahyettik. Birdenbire asa, onların butun uydurduklarını yakalayıp yutuverdi

[118] Artık hakikat ortaya cıkmıs ve onların butun yaptıkları bosa gitmisti

[119] Orada maglup olmus ve kucuk dusmuslerdi

[120] Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar

[121] «Alemlerin Rabbine iman ettik.» dediler

[122] «Musa´nın ve Harun´un Rabbine.»

[123] Firavun: «Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!» dedi. «Suphesiz bu bir hiledir, siz bunu sehirde kurmussunuz, yerli halkı oradan cıkarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksınız!»

[124] «Ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kestirecegim, sonra da bilin ki, sizi astıracagım.»

[125] Onlar da: «Suphesiz o takdirde biz Rabbimize donecegiz.» dediler

[126] «Senin bize kızman da sırf Rabbimizin ayetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Uzerimize sabır yagdır ve canımızı musluman olarak al.» derler

[127] Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: «Seni ve ilahlarını terketsinler de yeryuzunde fesat cıkarsınlar diye mi Musa´yı ve kavmini serbest bırakacaksın?» Firavun da dedi ki: «Onların ogullarını oldurecegiz, kızlarını sag bırakacagız ve onlar uzerinde kahredici bir ustunluge sahibiz.»

[128] Musa, kavmine dedi ki: «Allah´ın yardımını ve lutfunu isteyin ve sabır gosterin. Suphesiz ki yeryuzu Allah´ındır. Kullarından diledigini ona mirascı kılar. Sonunda kurtulus muttakilerindir.»

[129] Kavmi de dediler ki: «Sen bize gelmeden once de eziyet gorduk, sen geldikten sonra da.» Musa dedi ki: «Umulur ki, Rabbiniz dusmanlarınızı helak edip de sizi yeryuzunde halife kılacaktır ve sizin nasıl isler yaptıgınıza bakacaktır.»

[130] Gercekten biz, Firavun sulalesini, senelerce kıtlık ve gelir noksanlıgı icinde tutup kıvrandırdık ki, dusunup ibret alsınlar

[131] Fakat kendilerine iyilik geldigi zaman, iste bu bizim hakkımızdır, dediler, baslarına bir kotuluk gelince de, iste bu Musa ile yanındakilerin ugursuzlugu yuzunden, dediler. Iyi bilin ki, onların ugursuzlugu Allah katındandır. Lakin cogu bunu bilmezler

[132] «Ve sen buyulemek icin her ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak degiliz,» dediler

[133] Biz de kudretimizin ayrı ayrı alametleri olmak uzere baslarına tufan, cekirge, hasereler, kurbagalar ve kan gonderdik, yine inad edip direndiler ve cok mucrim (suclu) bir kavim oldular

[134] Ne zaman ki, azap uzerlerine coktu, dediler ki, «Ey Musa! Bizim icin Rabbine dua et, sana olan ahdi hurmetine eger bizden bu azabı kaldırır uzaklastırırsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle iman edecegiz. Ve Israilogullarını seninle birlikte gonderecegiz.»

[135] Ne zaman ki, belli bir sureye kadar onlardan azabı kaldırdık, derhal yeminlerini bozdular

[136] Biz de, ayetlerimizi inkar ettikleri ve onlara kulak vermedikleri icin kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde bogduk

[137] Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryuzunun, bereketle donattıgımız dogusuna ve batısına mirascı yaptık. Ve boylece Rabbinin, Israilogullarına olan o guzel vaadi, sabırları yuzunden gerceklesti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettik

[138] Ve Israilogullarının denizden gecmelerini sagladık? Derken bir kavme vardılar ki, onlar, kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki; Ey Musa! Onların tanrıları gibi, sen de bize bir tanrı yap! Musa da onlara dedi ki: Siz gercekten cahillik eden bir kavimsiniz

[139] Cunku o gorduklerinizin icinde bulundukları din, yok olmaya mahkumdur ve butun yaptıkları batıldır

[140] Sizi alemlere ustun kılan Allah oldugu halde, ben size O´ndan baska ilah mı arayayım! dedi

[141] Hani sizi, Firavun sulalesinin elinden kurtardıgımız zaman, hatırlasanıza, size azabın kotusunu yapıyorlardı; ogullarınızı olduruyorlar, kızlarınızı sag bırakıyorlardı. Bunda sizin icin Rabbiniz tarafından buyuk imtihan vardı

[142] Ve Musa´ya otuz geceye vaat verdik ve sureye bir on gece daha ekledik ve boylece Rabbinin mikatı (tayin ettigi vakit) tam kırk gece oldu. Musa, kardesi Harun´a soyle dedi: Kavmim icinde benim yerime gec, ıslaha calıs ve bozguncuların yolundan gitme

[143] Ne zaman ki, Musa, mikatımıza geldi, Rabbi ona kelamıyla ihsanda bulundu. «Ey Rabbim, goster bana kendini de bakayım sana». dedi. Rabbi ona buyurdu ki; «Beni katiyyen goremezsin ve lakin daga bak, eger o yerinde durabilirse, sonra sen de beni goreceksin». Daha sonra Rabbi daga tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygın dustu. Ayılıp kendine gelince, «Sen subhansın», «tevbe ettim, sana dondum ve ben inananların ilkiyim,» dedi

[144] Allah buyurdu: Ey Musa! Sana verdigim peygamberlikle ve kelamımla seni insanlar uzerine seckin kıldım. Sana verdigime sıkı sarıl ve sukredenlerden ol

[145] Ve onun icin o levhalarda her seyden yazdık, nasihat ve hukumlerin ayrıntılarına ait herseyi (belirttik). Haydi bunlara sıkı sarıl, kavmine de emret, onlar da en guzeline sarılsınlar. Size yakında o fasıkların yurdunu gosterecegim

[146] Yeryuzunde haksız yere buyukluk taslayanları, ayetlerimizi anlamaktan uzak tutacagım. Onlar ki, butun ayetlerimizi gorseler de onlara iman etmezler. Dogru yolu gorseler de o yolu tutup gitmezler. Eger sapıklık yolunu gorurlerse tutar onu izlerler. Cunku onlar ayetlerimizi inkar etmeyi adet edinmisler ve onlardan hep gafil olagelmislerdir

[147] Ayetlerimizi ve ahiretteki karsılasmayı inkar edenlerin amelleri hepten bosa gitmistir. Cekecekleri ceza kendi yaptıklarından baskası mı olacaktır

[148] Musa´nın arkasından kavmi, tutmus sus takılarından boguren bir buzagı heykeli edinmislerdi. O buzagının kendilerine bir soz soylemedigini ve bir yol gosteremedigini gormemisler miydi? Fakat yine de onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular

[149] Ne zaman ki, ellerine kıragı dusuruldu (yaptıklarına pisman oldular), o zaman sapıtmıs olduklarını gorduler. «Yemin olsun ki; eger Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bagıslamazsa, muhakkak biz kotu akıbete dusenlerden olacagız.» dediler

[150] Musa, ofkeli ve uzuntulu olarak kavmine dondugunde soyle dedi: «Bana arkamdan ne kotu bir halef oldunuz! Rabbinizin emriyle donusumu beklemeden acele mi ettiniz?» Elindeki levhaları bıraktı ve kardesi Harun´u basından tutarak kendine dogru cekmeye basladı. Harun, «Ey anamın oglu!» dedi, «inan ki, bu kavim beni gucsuz buldu, az daha beni olduruyorlardı, sen de bana boyle yaparak dusmanları sevindirme ve beni bu zalim kavimle bir tutma.»

[151] Musa dedi ki: «Ey Rabbim! Beni ve kardesimi bagısla! Bizi rahmetinin icine al. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.»

[152] Suphesiz o buzagıyı tanrı edinenlere Rablerinden bir gazap, dunya hayatında iken de bir zillet erisecektir. Iste biz, iftiracıları boyle cezalandırırız

[153] O kotu amelleri isleyip de sonra arkasından tevbe ve iman edenler icin hic suphe yok ki, Rabbin bundan sonra yine de affedici ve merhamet edicidir

[154] Musa´nın ofkesi gecince levhaları aldı. Onlardaki yazıda, ancak Rablerinden korkanlar icin bir hidayet ve rahmet vardı

[155] Bir de Musa, mikatımız icin (tayin ettigimiz vakitte tevbe icin) kavminden yetmis erkek secti. Ne zaman ki, bunları o sarsıntı yakaladı, iste o zaman Musa: «Rabbim! dedi, dileseydin bunları da, beni de daha once helak ederdin. Simdi bizi, icimizdeki o beyinsizlerin yaptıkları yuzunden helak mi edeceksin? O is de senin imtihanından baska bir sey degildi. Sen bu imtihanla diledigini sapıklıkta bırakır, diledigini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Artık bizi bagısla, merhamet et, sen bagıslayanların en hayırlısısın.»

[156] «Ve bize hem bu dunyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz gercekten de tevbe edip senin hidayetine donduk.» Buyurdu ki, azabım var, onu diledigime isabet ettiririm, rahmetim de vardır , o ise her seyi kaplamıs ve kusatmıstır. Onu da ozellikle korunanlara, zekatını verenlere ve ayetlerimize inananlara mahsus kılacagım

[157] Onlar ki, o ummi peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve Incil´de yazılmıs bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kotuluklerden alıkoyar, temiz ve hos seyleri kendilerine helal kılar, murdar ve kotu seyleri de uzerlerine haram kılar, sırtlarından agır yukleri indirir, uzerlerindeki bagları ve zincirleri kırar atar, iste o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gosteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberligi ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, iste asıl murada eren kurtulmuslar onlardır

[158] De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah´ın resuluyum. O Allah ki, goklerin ve yerin butun mulku O´nundur. O´ndan baska hicbir ilah yoktur. Olduren de, dirilten de O´dur. Bundan dolayı gelin, Allah´a ve resulune iman edin. Allah´a ve Allah´ın butun kelamlarına iman etmis bulunan o ummi peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz

[159] Musa´nın kavminden dogru yolu gosteren ve dogrulukla adalet yapan bir topluluk da vardı

[160] Biz onları oniki kabileye, o kadar ummete ayırdık. Ve kavmi kendisinden su istedigi zaman Musa´ya, elindeki asa ile tasa vur, diye vahyettik, vurunca hemen o tastan oniki pınar akmaya basladı. Halkın her biri su alacagı yeri iyice ogrendi. Bulutu da uzerlerine gonderdik, golgeledik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak ihsan ettigimiz nimetlerin temizinden yiyiniz, dedik. Onlar zulmu bize yapmadılar, lakin kendi kendilerine zulmediyorlardı

[161] Ve o vakit onlara denilmisti ki; Su sehre yerlesin ve orada dilediginiz seylerden yiyin, «hitta» (gunahlarımızı bagısla.) deyin ve secde ederek kapısından girin ki, suclarınızı bagıslayalım. Iyilere nimetlerimizi daha da arttıracagız

[162] Iclerinden bir kısım zalimler, sozu degistirdiler, kendilerine soylenenden baska sekle soktular. Zulmu alıskanlık haline getirdikleri icin biz de uzerlerine gokten azap yagdırdık

[163] Bir de onlara, o deniz kıyısındaki sehrin basına gelenleri sor. O sırada onlar cumartesi yasagına riayet etmiyorlardı. Cumartesi gunu balıklar akın akın geliyorlardı, yasak olmadıgı gun gelmiyorlardı. Yoldan cıkıp sapıklık yaptıkları icin biz de onları iste boyle sınıyorduk

[164] Iclerinden bir topluluk, «Allah´ın helak edecegi, ya da cetin bir azapla cezalandıracagı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz» dedigi vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; «Rabbiniz tarafından mazur gorulmemiz icin, bir de belki gunahlardan sakınırlar diye.»

[165] Onlar yapılan bunca nasihatı unuttukları zaman, o kotulukten sakındıranları kurtardık, o zalimleri de fena hareketlerinden dolayı siddetli bir azaba ugrattık

[166] Boylece onlar kibre kapılıp yasak kılınan seylerden vazgecmeyince, biz de onlara, hor ve zelil maymunlar olun, dedik

[167] O Vakit Rabbin iste su ahdi ilan edip bildirdi ki: Kıyamet gunune kadar onlara en kotu muameleyi yapacak olan kimseleri baslarına gonderecektir. Muhakkak ki, Rabbin hızla cezalandırandır ve yine muhakkak ki O, cok affedici, cok merhametlidir

[168] Ve onları yeryuzunde bircok ummetlere ayırdık. Iclerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana cektik. Sonunda belki hakka donerler diye

[169] Derken kitabı (Tevrat´ı) miras alan bozuk bir nesil bunların yerini aldı. Bize nasıl olsa magfiret edilecek diyerek, su alcak dunya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rusvet gelse onu da alırlar. Allah´a karsı haktan baska bir sey soylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın hukmu uzere misak alınmamıs mıydı? Ve onun icindekileri okuyup ogrenmemisler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah´tan korkanlar icin daha hayırlıdır. Hala aklınızı basınıza almayacak mısınız

[170] Kitaba sarılanlara ve namazı kılmaya devam edenlere gelince, biz o iyilerin ecrini hicbir zaman yitirmeyiz

[171] Hani bir zamanlar biz o dagı golgelik gibi tepelerine cekmistik de uzerlerine dusuyor zannettikleri bir sırada demistik ki; «size verdigimiz kitabı kuvvetle tutun ve icindekini hatırınızdan cıkarmayın, umulur ki korunursunuz.»

[172] Bir de Rabbin, Ademogullarından, bellerindeki zurriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine sahit tutarak: «Ben sizin Rabbiniz degil miyim?» dedigi vakit, «pekala Rabbimizsin, sahidiz» dediler. (Bunu) kıyamet gunu «Bizim bundan haberimiz yoktu.» demeyesiniz diye (yapmıstık)

[173] Yahut, atalarımız daha once sirk kosmuslardı. Biz onlardan sonra gelen bir nesil idik, simdi o batıl yolu tutanların yaptıkları yuzunden bizi helak mi edeceksin, demeyesiniz diye (yapmıstık)

[174] Ve iste biz, ayetleri boyle ayrıntılı olarak acıklıyoruz ki, belki donerler

[175] Onlara, kendisine ayetlerimizi sundugumuz o adamın kıssasını da anlat; ayetlerden sıyrılıp cıktı, derken onu seytan arkasına taktı, en sonunda da helak olanlardan oldu

[176] Ve eger dileseydik onu o ayetlerle yuceltirdik, fakat o alcaklıga saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına dustu. Artık onun ibret verici hali o kopegin haline benzer ki, uzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. Iste bu, ayetlerimizi inkar eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz dusunurler

[177] Ayetlerimizi inkar edip, sırf kendilerine zulmeden o kavmin hali ne kadar kotudur

[178] Allah kime hidayet ederse, o hidayete erer, kimi de dalalette bırakırsa, iste onlar husrana ugrayanların ta kendileri olurlar

[179] Andolsun ki, cinlerden ve insanlardan bircogunu cehennem icin yarattık. Onların kalbleri vardır, fakat onunla gercegi anlamazlar. Gozleri vardır, fakat onlarla gormezler. Kulakları vardır, fakat onlarla isitmezler. Iste bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da asagıdırlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir

[180] Oysa en guzel isimler Allah´ındır. Bundan dolayı Allah´a onlarla dua edin. Onun isimlerinde sapıklık eden mulhidleri (inkarcıları) terkedin. Onlar yakında yaptıklarının cezasını cekecekler

[181] Yine bizim yarattıgımız insanlardan oyle bir ummet var ki, onlar hakka yol gosterirler ve o hak ile adaleti yerine getirirler

[182] Ayetlerimizi inkar edenlere gelince, biz onları, bilemiyecekleri yonlerden derece derece dususe yuvarlayacagız

[183] Ayrıca ben onlara muhlet de veririm. Fakat benim tuzak kurup helak edisim pek cetindir

[184] Onlar arkadaslarında herhangi bir cinnet bulunmadıgını hic dusunmediler mi? O, acık bir uyarıcıdan baska biri degildir

[185] Allah´ın goklerdeki ve yerdeki mulkiyet ve tasarrufuna, Allah´ın yaratmıs oldugu herhangi bir seye ve ecellerinin gercekten yaklasmıs olması ihtimaline hic bakmadılar mı? Artık bu Kur´an´dan sonra baska hangi soze inanacaklar

[186] Allah kimi saptırırsa onu yola getirecek bir kimse yoktur. O, onları kendi hallerine bırakır ve kendi azgınlıkları icinde yuvarlanıp giderler

[187] Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O´ndan baskası degildir. Onun agırlıgına goklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu cok iyi biliyormussun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların cogu bunu bilmezler

[188] De ki, ben kendi kendime Allah´ın dilediginden baska ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zararı onlemeye malik degilim. Ben eger gaybı bilseydim daha cok hayır yapardım ve kotuluk denilen sey yanıma ugramazdı. Ben iman edecek bir kavme mujde veren ve uyaran bir peygamberden baska biri degilim

[189] Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sukunet bulsun diye esini de ondan yaratan Allah´tır. O, esini kucaklayıp sarılınca (ona yaklasınca), esi hafif bir yuk yuklendi (hamile kaldı). Bir muddet boyle gecti, derken yuku agırlastı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah´a soyle dua ettiler: «Eger bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak sukredenlerden olacagız.»

[190] Fakat Allah, kendilerine salih bir evlat verince, her ikisi de tuttular verdigi evlatlar uzerine ona ortak kosmaya basladılar. Allah, onların kostukları sirkten munezzehtir

[191] Hicbir sey yaratmayan ve kendileri yaratılmıs olan putları mı Allah´a ortak ediyorlar, ona es kosuyorlar

[192] Bu putlar, ne o tapınanlara, ne de kendi kendilerine yardım edebilirler

[193] Eger siz onları dogru yola cagırsanız, size uymazlar. Onları ha cagırmıssınız, ha cagırmayıp susmussunuz, hic fark etmez

[194] Allah´ı bırakıp taptıklarınız da tıpkı sizin gibi kullardır. Eger iddianızda dogru iseniz haydi onları cagırın da size cevap versinler

[195] Onların yuruyecek ayakları, tutacak elleri, gorecek gozleri veya isitecek kulakları mı var? De ki: «Haydi cagırın o ortaklarınızı, sonra bana istediginiz tuzagı kurun ve elinizden gelirse goz actırmayın.»

[196] «Zira benim velim, o kitabı indiren Allah´tır. Ve O, salih kullarına sahip cıkar.»

[197] «Sizin Allah´tan baska taptıklarınız ise ne size yardım edebilirler, ne de kendi kendilerine yardımları dokunur.»

[198] «Siz onları dogru yola cagıracak olsanız da duymazlar.» Onların sana baktıklarını gorursun, bakarlar, ama gormezler

[199] Sen yine de affa sarıl, iyiligi emret ve cahillerden yuz cevir

[200] Eger seytandan bir vesvese, bir gıcık gelirse hemen Allah´a sıgın. Muhakkak ki, Allah hakkıyla isiten, kemaliyle bilendir

[201] Allah´tan korkanlar, kendilerine seytandan bir vesvese ilistigi zaman, durup dusunurler de derhal kendi basiretlerine sahib olurlar

[202] Seytanların kardeslerine gelince, onlar oburlerini sapıklıga suruklerler, sonra da yakalarını bırakmazlar

[203] Onlara (arzularına gore) bir ayet getirmedigin zaman, derleyip toplasaydın ya derler, sen de de ki; ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım, iste butunuyle bu Kur´an, Rabbinizden gelen basiretlerdir (kalp gozunu acacak beyanlardır), iman eden bir kavim icin hidayettir, rahmettir

[204] Kur´an okundugu zaman, hemen susup onu dinleyin, umulur ki, rahmete nail olursunuz

[205] Sabah aksam demeden, kendi icinden, korkarak ve yalvararak, alcak sesle Rabbini an ve gafillerden olma

[206] Zira Rabbinin katında olanlar, Allah´a kulluk etmekten asla kibirlenmezler, O´nu tenzih eder, sanını ulularlar ve yalnızca O´na secde ederler

Enfâl

Surah 8

[1] Sana ganimetlerin bolusturulmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah´a ve Resulune aittir. Onun icin siz gercekten mumin kimseler iseniz Allah´tan korkun da biribirinizle aranızı duzeltin. Allah´a ve Resulu´ne itaat edin

[2] Gercek muminler ancak o muminlerdir ki, Allah anıldıgı zaman yurekleri urperir, ayetleri okundugu zaman imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkul ederler

[3] Onlar ki, namazı geregi gibi kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdigimiz seylerden Allah yoluna harcarlar

[4] Iste gercekten mumin olanlar onlardır. Onlara Rablerinin katında dereceler vardır, bagıslanma ve degerli rızık vardır

[5] Nitekim Rabbin seni, hak ugruna savasmak icin evinden cıkarmıstı. Oysa muslumanların bir kısmı o zaman bundan hoslanmamıslardı

[6] Ve gercek, gun gibi acıga cıktıktan sonra bile seninle munakasaya devam etmislerdi; sanki goz gore gore olume surukleniyorlardı

[7] Iste o zaman Allah size iki taifeden (kervan veya kureys ordusundan) birini vaad ediyordu ki, sizin olacaktı. Siz ise arzu ediyordunuz ki, sanı ve serefi olmayan sey (kervan) sizin olsun. Halbuki Allah, ayetleriyle hakkı yerine oturtmak ve kafirlerin arkasını kesmek istiyordu

[8] Ki, hakkın hak oldugunu tanıtsın ve batılı busbutun yok etsin, varsın o gunahkarlar istemesin

[9] O vakit siz Rabbinizden yardım diliyordunuz. O da: «Ben iste ardarda bin melekle size yardım ediyorum» diye duanızı kabul buyurmustu

[10] Bunu da Allah size sırf bir mujde olsun ve bununla kalbleriniz yatıssın diye yapmıstı. Yoksa zafer ancak Allah katındandır. Gercekten Allah mutlak galiptir ve hikmet sahibidir

[11] O sırada size, yine katından bir guven ve esenlik olmak uzere bir uyku sardırıyordu, sizi temizlemek, seytanın vesvesesini sizden gidermek, yureklerinize kuvvet vermek ve ayaklarınızı saglam durdurmak icin gokten uzerinize yagmur indiriyordu

[12] Iste o anda Rabbin meleklere soyle vahyediyordu: «Ben sizinle beraberim, muminlere sebat verin. Kafirlerin yuregine korku salacagım, hemen boyunlarının ustune vurun, parmaklarına, parmaklarına vurun»

[13] Cunku onlar Allah´a ve Resulune karsı geldiler. Kim Allah´a ve Resulune karsı gelirse, bilsin ki Allah´ın azabı cok cetindir

[14] Iste gordunuz ya, simdilik siz bunu tadın, su da kesindir ki, ahirette kafirlere cehennem azabı vardır

[15] Ey iman edenler! Toplu olarak kafirlerle karsılastıgınız zaman, onlara arkalarınızı donmeyin (kacmayın)

[16] Boyle bir gunde her kim onlara, tekrar donup carpısmak icin geri cekilmek veya diger bir safta yeniden mevzilenmek halleri dısında, arkasını donerse, muhakkak Allah´dan bir gazaba ugramıs olur ve varacagı yer cehennemdir, orası da ne kotu bir akıbettir

[17] Sonra onları siz oldurmediniz, lakin Allah oldurdu. Attıgın zaman da sen atmadın, lakin Allah attı. Bu da muminlere guzel bir imtihan gecirtmek icindi. Allah isitendir, bilendir

[18] Gordunuz ya, Allah, kafirlerin kurdugu tuzagı iste boyle bosa cıkarır

[19] Fetih istiyorsanız, iste size fetih gelmistir, eger asırı gitmez de son verirseniz, hakkınızda daha hayırlıdır. Yok eger donerseniz, biz de doneriz. O vakit askeriniz cok da olsa size hic bir sekilde fayda vermez. Iyi biliniz ki, Allah muminlerle beraberdir

[20] Ey iman edenler, Allah´a ve Resulu´ne itaat edin. Isitip durdugunuz halde onun emirlerinden yuz cevirmeyin

[21] Ve isitmedikleri halde «isittik» diyenler gibi olmayın

[22] Cunku yeryuzunde dolasan canlıların Allah katında en kotusu anlamayan ve dusunmeyen sagırlarla dilsizlerdir

[23] Allah onlarda hayır gorseydi onlara isittirirdi, isittirseydi yine de aldırmaz arka donerlerdi

[24] Ey iman edenler! Peygamber sizi, size hayat verecek seylere davet ettigi zaman, Allah´a ve Resul´e icabet edin. Ve bilin ki Allah, kisi ile kalbi arasına girer. Ve siz kesinkes O´nun huzurunda toplanacaksınız

[25] Ve oyle bir fitneden sakının ki, icinizden yalnızca zulum yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah´ın cezası siddetlidir

[26] Dusunun ve hatırlayın o zamanları ki, hani bir vakitler siz yeryuzunde gucsuzdunuz, hor gorulen bir azınlıktınız. Insanların sizi hırpalamasından korkuyordunuz, oyle iken O, sizi barındırdı ve sizi yardımıyla destekleyip guclendirdi ve sukretmeniz icin temizlerinden rızık verdi

[27] Ey iman edenler! Allah´a ve Resul´e hainlik etmeyiniz ki, bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmis olmayasınız

[28] Ve iyi biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız birer imtihan aracından baska birsey degildir. Allah katında buyuk ecir vardır

[29] Ey iman edenler! Allah´a karsı gelmekten sakınırsanız, O, size bir furkan (hakkı batıldan ayırdedecek bir anlayıs) verir ve gunahlarınızı ortbas eder, sizi bagıslar. Allah buyuk lutuf sahibidir

[30] Hani bir vakitler, o kafirler, seni tutup baglamak veya oldurmek veya surup cıkarmak icin sana tuzak kuruyorlardı da, onlar tuzak kurarken Allah da karsılıgında tuzak kuruyordu. Oyle ya, Allah tuzakların en hayırlısını kurar

[31] Onlara ayetlerimiz okundugu zaman, «isittik, dilersek bunun gibisini biz de soyleriz, bu, eskilerin efsanelerinden baska bir sey degildir» diyorlardı

[32] Bir vakit de, «Ey Allah, eger bu Senin katından gelmis bir hak kitap ise, hic durma ustumuze gokten taslar yagdır veya bize daha acı bir azap ver» demislerdi

[33] Halbuki sen iclerinde iken Allah, onlara azab edecek degildi. Istigfar ettikleri surece de Allah onlara azab edecek degildir

[34] Simdi ise Allah´ın kendilerine azab etmemesi icin neleri var ki? Oysa Mescid- i Haram´dan menediyorlar. Ustelik onun hizmetine ehil kisiler de degiller. Cunku onun hizmetine ehil olanlar ancak muttakilerdir. Lakin cogu bunu bilmezler

[35] Kabe huzurunda onların duaları ise ıslık calıp el cırpmaktan baska birsey degildir. O halde inkarınızdan (ve nankorlugunuzden) dolayı bu azabı tadın bakalım

[36] Mallarını, Allah yolundan engellemek icin sarfeden o kafirler, hic suphesiz yine onu sarfedecekler. Varsın sarfetsinler, sonra o yureklerine inen bir acı olacak, sonra da maglup olacaklar. Zaten kafirler toplanıp cehenneme gonderilecekler

[37] Allah, murdarı temizden ayırdetmek icin ve bir de murdar kısmını birbiri uzerine bindirip hepsini bir araya getirmek ve topunu birden cehenneme koymak icin boyle yapar. Iste bunlar o husran icinde kalanların ta kendileridir

[38] O kafirlere de ki: Eger bu ise son verirlerse daha once yaptıkları bagıslanacak. Yok yine karsı koymaya baslar, isyana donerlerse, onceki ummetlere uygulanan kurallar kendilerine de uygulanacak. (Artık o ilahi uygulamayı beklesinler)

[39] Ortalıkta fitne kalmayıp, din tamamıyla Allah´ın dini oluncaya kadar onlarla savasın. Eger vazgecerlerse muhakkak ki, Allah yaptıklarını gorur

[40] Yok vazgecmez de tekrar eskiye donerlerse artık bilin ki, Allah sizin yardımcınızdır. O ne guzel mevla, ne guzel yardımcıdır

[41] Sunu da biliniz ki, ganimet olarak aldıgınız her hangi bir seyden beste biri mutlaka Allah icindir. O da peygambere ve ona yakınlıgı olanlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmıslara aittir. Eger siz Allah´a iman etmis, hak ile batılın ayrıldıgı o gun, iki ordunun karsı karsıya geldigi o (Bedir) gunu kulumuza indirdigimiz ayetlere iman getirmis iseniz bunu boyle biliniz. Ve biliniz ki, Allah, herseye kadirdir

[42] O vakit siz vadinin yakın bir yamacında idiniz, onlarsa uzak yamacında idiler. Kervan da sizden daha asagıda idi. Oyle ki, sayet onlarla sozlesmis olsaydınız, oyle bir bulusma yeri icin mutlaka anlasmazlık cıkarırdınız. Fakat olması gereken (zafer)in olması icin Allah boyle takdir etti. Ta ki, helak olan apacık bir delil gordukten sonra helak olsun, sag kalanlar da yine apacık bir delilden sonra yasasın. Kesindir ki Allah, isitendir, bilendir

[43] Hani o vakitler Allah sana uykunda (ruyanda) onları az gosteriyordu. Eger Allah sana onları kalabalık gosterseydi korkacaktınız ve savas konusunda anlasmazlıga dusecektiniz. Fakat Allah boyle bir seyden sizi uzak tuttu. Cunku O, gonullerde yatanı da bilir

[44] Ve iste onlarla karsılastıgınız vakit onları sizin gozunuze az gosteriyordu, sizi de onların gozlerinde azaltıyordu. Cunku Allah o mukadder olan isi yerine getirecekti. Butun isler Allah´a dondurulur

[45] Ey iman edenler, bir dusman toplulugu ile karsılastıgınız zaman sebat edin ve Allah´ı cokca zikredin ki, kurtulusa eresiniz

[46] Ayrıca Allah´a ve Resulu´ne itaat edin. Ve birbirinizle didismeyin. Sonra icinize korku duser ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun, cunku Allah sabredenlerle beraberdir

[47] Calım atarak ve halka gosteris yaparak yurtlarından cıkanlar ve Allah yoluna engel koyanlar gibi olmayın. Allah onların butun yaptıklarını cepecevre kusatmıstır

[48] Seytan, onlara amellerini guzel gosterdigi zaman, «Bu gun insanlardan size galip gelecek yoktur, ben de size yardımcıyım.» demisti. Fakat iki tarafın karsı karsıya geldigi gorununce arkasını donup kactı ve soyle dedi: «Ben sizden kesinlikle uzagım. Ben sizin goremeyeceginiz seyler goruyorum ve ben Allah´dan korkarım. Ayrıca Allah´ın azabı cok cetindir.»

[49] O sırada munafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar, (muslumanlar hakkında) «su adamları dinleri aldattı» diyorlardı. Oysa her kim Allah´a tevekkul ederse bilsin ki, Allah galiptir, gucludur ve hikmet sahibidir

[50] Melekler, o kafirlerin yuzlerine ve sırtlarına vura vura ve «Tadın bakalım cehennem azabını!» diye diye canlarını alırken hallerini bir gormeliydin

[51] Iste bu, sizin kendi ellerinizle meydana getirdiginiz bir sonuctur. Hic suphesiz Allah, kullarına hicbir sekilde zalim biri degildir

[52] Tıpkı Firavun´un izinden gidenlerle onlardan oncekilerin gidisi gibi onlar da Allah´ın ayetlerini tanımadılar, Allah da kendilerini gunahları yuzunden tutuklayıverdi. Cunku Allah cok kuvvetli ve azabı cok cetin olandır

[53] Bu, Allah´ın bir kavme verdigi nimeti, onlar kendilerini degistirmedikce degistirmemesinden dolayıdır. Gercekten de Allah hakkiyle isiten, herseyi bilendir

[54] Tıpkı Firavun´un izinden gidenlerle onlardan oncekilerin gidisi gibi, Rabblerinin ayetlerini yalanladılar. Biz de onları gunahları yuzunden helak ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda bogduk. Hepsi de zalim idiler

[55] Allah katında kımıldayıp debelenen canlıların en kotusu, inkara saplanıp da bir turlu iman etmeyenlerdir

[56] Onlar, kendileriyle antlasma yaptıgın halde her defasında antlasmalarını bozarlar ve bundan hic cekinmezler

[57] Bundan dolayı onları harpte yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gozdagı olacak sekilde agır bir cezaya carptır, belki ibret alırlar

[58] Eger bir kavmin, sozlesmeye aykırı bir hainlik yapmasından korkarsan, savastan once aynı sekilde antlasmayı bozdugunu kendilerine bildir. Cunku Allah hainleri sevmez

[59] O kafirler ileri gecip kurtulduklarını sanmasınlar. Onlar kesinlikle (bizi) aciz bırakamazlar

[60] Siz de gucunuzun yettigi kadar onlara karsı her cesitten kuvvet biriktirin ve cihad icin atlar hazırlayın ki, onlarla hem Allah´ın dusmanlarını, hem de kendi dusmanlarınızı, ayrıca Allah´ın bilip de sizin bilmediginiz daha baskalarını korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız onun sevabı size eksiksiz odenir ve asla haksızlıga ugratılmazsınız

[61] Eger onlar barıstan yana olurlarsa, sen de barıstan yana ol! Ve Allah´a guven. Cunku isiten ve bilen O´dur

[62] Eger sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. Seni yardımıyla ve muminlerle guclendirecek olan O´dur

[63] Muminlerin kalplerini birbirlerine O ısındırdı. Yoksa yeryuzunde ne varsa sen hepsini harcasaydın yine de onların kalblerini (boylesine) ısındıramazdın. Lakin Allah, kalplerini kaynastırdı. Muhakkak ki, O azizdir, hakimdir

[64] Ey Peygamber! Sana Allah yetisir, arkandan gelen muminlerle beraber

[65] Ey Peygamber! Muminleri cihada tesvik eyle. Eger sizden sabredecek yirmi kisi olursa ikiyuze galip gelirler ve eger sizden yuz kisi olursa kafirlerden bin kisiye galip gelirler. Cunku onlar hakkı ve akıbeti dusunmeyen anlayıssız bir kavimdirler

[66] Simdi Allah sizden yuku hafifletti ve sizde bir zaaf oldugunu bildi. O halde sizden sabredecek yuz kisi olursa ikiyuz dusmana galip gelirler, sizden bin kisi olursa Allah´ın izniyle ikibin dusmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir

[67] Hicbir peygamberin, yeryuzunde agır basmadıkca (kesin zafere ulasıp ustun gelmedikce) esirleri olması layık degildir. Siz dunya malını istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanızı murad eder. Allah azizdir, hakimdir

[68] Eger Allah´dan bir yazı (hukum) bulunmasa idi aldıgınız fidyeden dolayı size mutlaka buyuk bir azab dokunurdu

[69] Artık elde ettiginiz ganimetten helal ve hos olarak yiyin ve Allah´a karsı gelmekten sakının. Muhakkak ki, Allah bagıslayıcıdır ve merhamet edicidir

[70] Ey Peygamber, elinizdeki esirlere de ki: «Eger Allah sizin kalblerinizde bir hayır bulursa, sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve gunahlarınızı bagıslar. Cunku Allah bagıslayıcıdır.»

[71] Eger sana hıyanet etmek isterlerse iyi bilsinler ki, bundan once Allah´a hainlik ettiklerinden dolayı Allah onların ezilmelerine imkan verdi. Allah her seyi hakkıyla bilen hukum ve hikmet sahibidir

[72] Gercekten de iman edip hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad veren, onları barındırıp yardım edenler, iste bunlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Iman ettigi halde henuz hicret etmemis olanlar, hicret edinceye kadar onlar uzerinde herhangi bir velayet hakkınız yoktur. Bununla beraber dinde sizden yardım isterlerse, sizinle arasında antlasma bulunanlar aleyhine bir durum olmadıkca, onlara yardım etmeniz de uzerinize borctur. Allah butun yaptıklarınızı gorup duruyor

[73] Kafirler de aslında birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar. Eger siz de oyle yapmazsanız, yeryuzunde buyuk bir fitne ve fesat cıkar

[74] O kimseler ki, iman ettiler, hicret ettiler ve Allah yolunda cihada katıldılar, bir kısımları da onları barındırıp yer, yurt sahibi yaptılar ve yardıma kostular, iste bunlar hakkıyla mumin olanlardır. Bunlara bir magfiret ve comertce bir rızık vardır

[75] Daha sonradan hicret edip sizinle beraber savasa katılanlar da sizdendirler. Bir de akraba olanlar, Allah´ın kitabına gore, birbirlerine daha yakındırlar. Suphe yok ki, Allah her seyi bilir

Tevbe

Surah 9

[1] Allah´dan ve Resulu´nden bir ultimatomdur bu, kendileriyle antlasma yaptıgınız musriklere

[2] Bundan boyle yeryuzunde dort ay daha istediginiz gibi gezip dolasın. Sunu da bilin ki, Allah´ı aciz bırakacak degilsiniz. Allah kafirleri mutlaka perisan edecektir

[3] Ayrıca buyuk hac gunu Allah ve Rasulu tarafından insanlara bir ilandır ki, Allah da Resulu de musriklerle yapılan antlasmalara artık baglı degildir. Eger hemen tevbe ederseniz, bu sizin icin hayırlıdır. Yok yine tevbeden yuz cevirirseniz biliniz ki, Allah´ı yıldıracak degilsiniz. Kafirleri acı bir azap ile mujdele

[4] Ancak kendileriyle antlasma yapmıs oldugunuz musriklerden size olan ahitlerinde hicbir eksiklik yapmamıs ve sizin aleyhinize hicbir kimseye yardımda bulunmamıs olanlar bunun dısındadır. Siz de onlarla olan antlasmanızın hukumlerine antlasma suresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, Allah muttakileri sever

[5] Su haram aylar bir cıktı mı artık o musrikleri nerede bulursanız oldurun, yakalayın, hapsedin ve butun gecit baslarını tutun. Eger tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[6] Eger musriklerden biri aman dilerse, ona aman ver. Ta ki, Allah´ın kelamını dinlesin. Sonra onu guvenlik icinde oldugu yere kadar gonder. Cunku bunlar gercekten de bilgisiz bir kavimdirler

[7] O musriklerin Allah katında ve Resulu katında herhangi bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid- i Haram yanında antlasma yaptıklarınız var ki, bunlar size karsı dogru durdukca siz de onlara dogru olun. Allah (hainlikten) sakınanları elbette sever

[8] Onlarla nasıl sozlesme olabilir ki, sizin aleyhinize ellerine bir fırsat gecse, hakkınızda ne bir antlasma gozetirler, ne de bir yemin. Dil ucuyla sizi hosnud etmeye calısırlar, fakat kalbleri o kadarına da razı olmaz. Zaten onların cogu fasıktırlar

[9] Allah´ın ayetlerini az bir cıkara degistirdiler de Allah yolundan engellediler. Gercekten de bunlar ne fena seyler yapageldiler

[10] Bir mumin hakkında ne bir yemin gozetirler, ne de bir antlasma. Bunlar iste boyle haddi asan kimselerdir

[11] Eger tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardesleriniz olurlar. Biz ayetleri, bilen bir kavme acıklarız

[12] Eger verdikleri sozden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o kufur onculerini hemen oldurun. Cunku onların yeminleri yoktur. Ola ki, vazgecerler

[13] Yeminlerini bozan, Peygamber´i yurdundan cıkarmaya azmeden ve ustelik ilk once size saldırmaya baslayanlara karsı savasmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eger mumin iseniz her seyden once Allah´dan korkmalısınız

[14] Onlarla savasın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin ve onları rezil ve rusvay etsin, yardımıyla sizi onlara muzaffer kılsın. Ve mumin bir kavmin yureklerini ferahlandırsın

[15] Ve kalblerindeki ofkeyi gidersin. Allah diledigine tevbeyi nasib eder. Allah her seyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir

[16] Yoksa siz hep kendi halinize terk olunacagınızı mı sandınız? Allah´ın, icinizden cihad edenleri ve Allah´tan, Resulu´nden, muminlerden baska kimseye sıgınmayan ve baskaca sıgınacak bir yer aramayanları gormedigini mi (zannediyorsunuz)? Allah butun yaptıklarınızdan haberdardır

[17] Musrikler kendi inkarlarına kendileri sahit olup dururlarken Allah´ın mescidlerini imar etmeleri mumkun degildir. Onların butun yaptıkları bosa gitmistir. Ve onlar ates icinde ebedi olarak kalacaklardır

[18] Allah´ın mescidlerini, ancak Allah´a ve ahiret gunune inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah´dan baskasından korkmayan kimseler imar ederler. Iste hidayet uzere oldukları umulanlar bunlardır

[19] Siz hacılara su dagıtma ve Mescid-i Haram´ı imar etme isiyle Allah´a ve ahiret gunune iman edip, Allah yolunda cihad edenlerin yaptıgı isi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında esit olamazlar. Allah zalimler topluluguna hidayet ihsan etmez

[20] Iman edip de hicret edip, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, Allah katında en buyuk dereceye sahiptirler. Iste bunlar murada ermis olan mutlu kullardır

[21] Rab´leri, onları kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetle mujdeler ki o cennette onlar icin bitmez tukenmez nimetler vardır

[22] Onlar orada ebedi kalırlar. Cunku en buyuk mukafat Allah katındadır

[23] Ey iman edenler! Eger babalarınız ve kardesleriniz imana karsılık kufurden hoslanıyorlarsa, onları dost edinmeyiniz. Sizden her kim onları dost edinirse iste onlar da zalimlerin ta kendileridir

[24] Onlara de ki; eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiginiz mallar, kesada ugramasından korktugunuz ticaret, hoslandıgınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulunden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah´ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah boyle fasıklar topluluguna hidayet nasip etmez

[25] Inkar kabul etmez bir durumdur ki, Allah size bircok yerde yardım etti. Ozellikle Huneyn Gunu ki, o gun kendi coklugunuz size guven vermisti de o gun size onun bir faydası olmamıstı. Yeryuzu butun genisligine ragmen basınıza dar gelmisti. Sonra da bozguna ugrayarak gerisin geri donup kacmaya baslamıstınız

[26] Sonra Allah, Resulunun uzerine ve muminlerin uzerine sekinetini (kalplere huzur veren rahmetini) indirdi ve gozle gormediginiz ordular indirdi de kendisini tanımayan kafirleri azaba ugrattı. Ve o kafirlerin cezası iste budur

[27] Sonra butun bu olup bitenlerin arkasından Allah, diledigine tevbe nasib eder. Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[28] Ey iman edenler! Musrikler bir pisliktirler. Artık bu yıldan sonra Mescid- i Haram´a yaklasmasınlar. Eger yoksulluktan korkarsanız Allah sizi dilediginde lutuf ve ihsanıyla zenginlestirecektir. Allah gercekten alimdir, hakimdir

[29] Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah´a, ne ahiret gunune inanmayan, Allah´ın ve Resulunun haram kıldıgını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimselere alcalmıs oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar savas yapın

[30] Yahudiler, «Uzeyir Allah´ın oglu» dediler, Hıristiyanlar da «Mesih Allah´ın oglu», dediler. Bu onların kendi agızlarıyla uydurdukları sozlerdir. Daha once inkara sapmıs olanların sozlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar

[31] Onlar, Allah´dan baska bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oglu Mesih´i de. Oysa onlar bir olan Allah´a ibadet etmekle emrolunmuslardı. Allah´dan baska hicbir ilah yoktur. O, musriklerin ortak kostugu seylerden de munezzehtir

[32] Allah´ın nurunu agızlarıyla sondurmek istiyorlar, Allah da razı olmuyor. Fakat kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor

[33] O oyle bir Allah´dır ki, Resulunu hidayetle ve hak dinle butun dinlere ustun kılmak icin gondermistir. Musrikler hoslanmasalar da

[34] Ey iman edenler, surası bir gercektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir cogu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gumusu hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yuzden acıklı bir azap ile mujdele

[35] O gun o altın ve gumuslerin ustu cehennem atesinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları daglanacak (onlara): «Iste bu kendi canınız icin saklayıp biriktirdiginiz seydir. Haydi simdi tadın bakalım su biriktirdiginiz seyin tadını!» denilecek

[36] Dogrusu, Allah katında ayların sayısı oniki aydır. Gokleri ve yeri yarattıgı gunku Allah yazısında (boyle yazılmıstır). Bunlardan dordu haram aylardır. Bu da dogru olan dinin hukmudur. Bu sebeple bunlar hakkında nefislerinize haksızlık yapmayınız. Musrikler size karsı topyekun savastıkları gibi siz de onlara karsı topyekun savas acın. Ve iyi bilin ki, Allah muttakilerle beraberdir

[37] O «Nesi´» (denilen bir haram ayı geciktirmek adeti), olsa olsa kufurde fazlalıktır ki, kafirler onunla sasırtılır, onu bir yıl helal, bir yıl haram sayarlar ki, Allah´ın haram kıldıgının sayısına uydursunlar da Allah´ın haram kıldıgını helal kılsınlar. Iste boylece kendilerine kotu isleri guzel gosterildi. Allah da kafir olan bir kavmi dogru yola iletmez

[38] Ey iman edenler! Size ne oldu ki, «Allah yolunda cihada cıkın.» denilince oldugunuz yere yıgılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgecip dunya hayatına razı mı oldunuz? Fakat dunya hayatının zevki ahiretin yanında ancak pek az birseydir

[39] Eger topluca savasa katılmazsanız, O sizi acı bir azaba ugratır ve yerinize baska bir kavmi getirir ve siz O´na zerrece bir zarar veremezsiniz. Allah´ın herseye gucu yeter

[40] Eger siz ona (Peygamber´e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kafirler, onu Mekke´den cıkardıkları vakit sadece iki kisiden biri iken, ikisi de magarada bulundukları sırada arkadasına «Uzulme, cunku Allah bizimledir.» diyordu. Allah onun kalbine sukunet ve kuvvet indirmisti ve onu gormediginiz bir orduyla desteklemisti. Kafirlerin sozunu alcaltmıstı. Yuce olan Allah´ın kelimesidir. Ve Allah gucludur, hikmet sahibidir

[41] Ey muminler! Ister hafif techizatla, ister agırlıklı olarak seferber olun ve mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eger bilirseniz boylesi sizin icin daha hayırlıdır

[42] Eger o sefer, yakın bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı mutlaka pesine duser gelirlerdi. Fakat o mesakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, «Bizim de gucumuz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere cıkardık.» diyerek Allah´a yemin edecekler, nefislerini helake surukleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalancıdırlar

[43] Allah seni affetsin. Dogru soyleyenler kimler, gercekten yalancılar kimlerdir, bunların iyice belli olmasını beklemeden nicin onlara izin verdin

[44] Allah´a ve ahiret gunune inananlar, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi gorev bildiklerinden (zaten geri kalmak icin) senden izin istemezler. Allah o muttakilerin kimler oldugunu bilir

[45] Senden izin isteyenler, olsa olsa Allah´a ve ahiret gunune inanmayanlar olabilir. Onların kalbleri hep iskillidir. Bundan dolayı suphe icinde bocalayıp dururlar

[46] Eger sizinle beraber cihada cıkmak isteselerdi, elbette onunla ilgili olarak bir takım hazırlıklar yaparlardı. Fakat Allah davranmalarını istemedi de onları yoldan alıkoydu ve (kendilerine): «oturun oturanlarla beraber» denildi

[47] Eger icinizde sizinle beraber cihada cıkmıs olsalardı, bozgunculuk etmekten baska seye yaramayacaklardı ve aranıza fitne sokmak icin ugrasacaklardı. Icinizde onların laflarına kanacaklar da vardı. Allah, o zalimleri iyi bilir

[48] Surası kesindir ki, bunlar daha once de fitne cıkarmak istediler ve sana turlu isler cevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve Allah´ın emri onların zoruna gitmesine ragmen acıga cıktı

[49] Iclerinden «Aman bana izin ver, basımı derde sokma» diyen de var. Dikkat et, baslarını asıl kendileri derde soktular. Hic suphesiz cehennem, kafirleri elbette kusatacaktır

[50] Eger sana bir iyilik dokunursa fenalarına gider. Eger sana bir musibet gelirse «Biz zaten tedbirimizi onceden almıstık.» derler ve sevine sevine donup giderler

[51] De ki: «Hicbir zaman bize Allah´ın bizim icin takdir ettiginden baskası dokunmaz. O bizim mevlamızdır. Muminler yalnızca Allah´a tevekkul etsinler.»

[52] De ki: «Siz bizde iki guzelligin (zafer veya sehitligin) birinden baskasını mı gozetirsiniz? Biz ise size Allah´ın kendi katından veya bizim elimizle bir azap indirmesini gozetiyoruz. Haydi siz gozetedurun, biz de sizinle beraber gozetmekteyiz.»

[53] O munafıklara sunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikleriniz sizden hicbir zaman kabul edilmeyecektir. Cunku siz fasık bir kavimsiniz

[54] Infakların onlardan kabul olunmamasına sebep, gercekte Allah´a ve Resulune inanmamaları, namaza ancak usene usene gelmeleri, verdiklerini de ancak istemeye istemeye vermeleridir

[55] Onların malları da, evlatları da sakın seni imrendirmesin. Bu olsa olsa, Allah´ın onları dunya hayatında bu gibi seylerle azaba ugratmasından ve canlarının kafir olarak cıkmasını murat etmis olmasından baska birsey degildir

[56] Hic suphesiz onlar, sizden olduklarına dair yemin de ederler. Halbuki sizden degildirler. Fakat onlar oyle bir kavimdirler ki, korkudan odleri patlıyor

[57] Eger sıgınacak bir yer veya barınacak magaralar veyahut girilecek bir delik bulsalardı baslarını diker o tarafa dogru kosarlardı

[58] Iclerinde (topladıgın) sadakalar hakkında sana tariz eden (dil uzatan) ler de var. Eger o sadakalardan kendilerine verilmisse hosnut olurlar, verilmemisse hemen kızarlar

[59] Ne olurdu bunlar, Allah ve Resulunun kendilerine verdigine razı olsalar da «Bize Allah yeter. Allah bize lutuf ve ihsanından yine lutfeder, verir. Bizim butun ragbetimiz Allah´adır» deselerdi

[60] Sadakalar ancak sunlar icindir: Fakirler, yoksullar, o iste calısan gorevliler, muellefe-i kulub (kalbleri Islam´a ısındırılacaklar), koleler, borclular, Allah yolundakiler, yolda kalmıslar. Allah tarafından boyle farz kılındı. Allah her seyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[61] Yine onların icinde oyleleri vardır ki, Peygamber´i incitiyorlar ve «O her soyleneni dinleyen bir kulaktır.» diyorlar. De ki; «Sizin icin bir hayır kulagıdır. Allah´a inanır, muminlere inanır, ayrıca sizden iman edenlere de bir rahmettir». Allah´ın Resulunu incitenlere acıklı bir azap vardır

[62] Gonlunuzu hos etmek icin gelir size yemin ederler. Bunlar eger mumin iseler Allah´ı ve Resulunu razı etmeleri daha dogrudur

[63] Bilmiyorlar mı ki, kim Allah´a ve Resulune karsı gelirse, ona muhakkak ki icinde ebedi kalınacak cehennem atesi vardır. Iste rusvaylıgın buyugu de budur

[64] Munafıklar, kalblerindekileri butunuyle haber verecek bir surenin tepelerine inmesinden cekinirler. De ki, alay edip durun bakalım, Allah o sizin cekindiginiz seyi kesinlikle ortaya cıkaracaktır

[65] Eger kendilerine sorarsan, «Biz sırf lafa dalmıs, sakalasıyorduk.» derler. De ki: «Allah ile, ayetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyorsunuz?»

[66] Bosuna ozur dilemeyin, iman ettik dedikten sonra kufrunuzu acıga vurdunuz. Icinizden bir kısmını affetsek bile bir kısmını suclarında ısrar ettikleri icin azabımıza ugratacagız

[67] Munafıkların erkekleri de kadınları da birbirlerine benzerler. Kotulugu emreder, iyilikten sakındırırlar ve Allah yolunda harcamaktan ellerini sıkı tutarlar. Allah´ı unuttular da, Allah da onları unuttu. Gercekten de munafıklar hep fasık kimselerdir

[68] Allah, erkek kadın butun munafıklara ve butun kafirlere cehennem atesini ebedi olarak vaad buyurdu. O ates onlara yeter. Allah onlara lanet etmistir. Onlara bitmez tukenmez bir azap vardır

[69] (Ey munafıklar!) siz de tıpkı kendinizden oncekiler gibisiniz. Oysa onlar sizden daha guclu, kuvvetli, mal ve evlatca sizden daha varlıklı idiler. Dunya nimetlerinden paylarına dusen kadar zevk surduler. Sizden oncekiler kısmetlerine dusen kadarıyla nasıl zevk surmek istedilerse siz de onlar gibi kısmetinize dusen kadarıyla zevk surmeye baktınız, siz de sizden once bataga dalanlar gibi bataga daldınız. Iste bunların dunyada ve ahirette butun amelleri heder olup gitti ve iste bunlar hep husran icinde kalanlardır

[70] Onlara, kendilerinden oncekilerin; Nuh Kavmi´nin, Ad´in, Semud´un, Ibrahim Kavmi´nin, Medyen Ashabı´nın ve o mu´tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine peygamberleri delillerle gelmislerdi. Demek ki Allah, onlara zulmetmis degildi, lakin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

[71] Erkek ve kadın butun muminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. Iyiligi emrederler, kotulukten vazgecirirler, namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah´a ve Resulune itaat ederler. Iste bunları Allah rahmetiyle yarlıgayacaktır. Cunku Allah azizdir, hakimdir

[72] Allah mumin erkeklere ve mumin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hos meskenler vaad etmistir. Allah´ın rızası ise hepsinden buyuktur. Iste asıl buyuk kurtulus da budur

[73] Ey Peygamber, kafirlerle ve munafıklarla savas. Onlara karsı katı ol. Onların varacakları yer cehennemdir ve orası ne kotu bir yerdir

[74] Onlar, kotu bir sey soylemedik, diyerek Allah´a yemin ederler. Onlar o kufur kelimesini kesinlikle soylediler. Islam´a girdikten sonra yine kafirlik ettiler. Ve o basaramadıkları cinayeti tasarladılar. Halbuki intikam almaları icin Allah´ın, Resulu ile onları lutfundan zenginlestirmis olmasından baska bir sebep yoktu. Eger tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur. Yok yanasmazlarsa Allah onları dunyada da, ahirette de acıklı bir azaba ugratır. Yeryuzunde onları koruyacak veya onlara yardım edecek bir kimse de bulunmaz

[75] Yine onlardan kimi de Allah´a soyle ahdetmislerdi: «Eger bize lutuf ve kereminden ihsan ederse biz de elbette zekatı veririz ve kesinlikle salihlerden oluruz.» diye soz vermislerdi

[76] Ne zaman ki, Allah lutfedip onlara ihsanda bulundu, onlar da cimrilik edip yuz cevirdiler ve zaten yan cizip duruyorlardı

[77] Allah´a verdikleri sozu tutmadıkları ve yalan soyledikleri icin, O da bu yaptıklarının sonucunu kıyamet gunune kadar yureklerinde surup gidecek bir munafıklıga cevirdi

[78] Allah´ın, onların sırlarını da, fısıltılarını da bilip durdugunu ve Allah´ın butun bilinmeyenleri bildigini hala ogrenemediler mi

[79] Muminlerden zekattan fazla olarak kendi gonulleriyle bagısta bulunanlara, bir de guclerinin yettiginden fazlasını bulamayanlara bakıp da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya cevirmistir. Onlara pek acıklı bir azap vardır

[80] Onlar icin Allah´dan ister magfiret dile, ister dileme. Onlar icin yetmis kere magfiret dilesen de yine Allah onları affetmeyecektir. Bu, onların Allah´ı ve Resulunu inkar etmelerinden dolayı boyledir. Allah, boylesine bastan cıkmıs fasıklar guruhuna hidayet etmez

[81] Savastan geri kalan munafıklar, Resulullah´ın hilafına, onun savasa gitmesine karsılık, oturup kalmalarıyla ferahladılar ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoslanmadılar, ustelik «Bu sıcakta savasa gitmeyin.» dediler. De ki: «Cehennem atesi daha sıcaktır.» Keske anlayabilselerdi

[82] Kazandıkları gunahın cezası olarak, artık az gulsunler, cok aglasınlar

[83] Eger Allah, seni onlardan bir kısmının yanına dondurur de onlar baska bir cihada seninle birlikte cıkmak icin senden izin isterlerse, de ki; «Artık siz hicbir zaman benimle cıkamayacaksınız. Daha once oturup kalmaktan hoslanıyordunuz. Bundan boyle artık geride kalanlarla beraber oturup kalın.»

[84] Ve onlardan biri olurse asla namazını kılma ve kabirinin basına gidip durma. Cunku onlar Allah´ı ve Resulunu tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler

[85] Onların ne malları, ne de evlatları seni imrendirmesin. Allah, onları dunyada bunlarla cezalandırmayı ve canlarının kafir olarak cıkmasını murad ediyor, baska degil

[86] «Allah´a iman edin ve Resulu ile birlikte cihada gidin.» diye bir sure indirildigi zaman, iclerinden mal mulk sahibi olanlar senden izin istediler ve «Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım.» dediler

[87] Onlar, oturanlarla beraber oturmaktan hoslandılar. Kalblerine muhur vuruldu. Bundan dolayı onlar anlayıssızdırlar

[88] Fakat Peygamber ve onunla beraber olan muminler mallarıyla, canlarıyla cihad ettiler. Iste butun hayırlar onlarındır. Murada erenler de iste onlardır

[89] Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. Iclerinde ebedi kalacaklar. Iste o buyuk kurtulus budur

[90] Bedevilerden ozur bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah´a ve Resulune yalan soyleyenler de oturdular kaldılar. Bunlardan kafir olanlara acıklı bir azap isabet edecektir

[91] Allah ve Resulu adına nasihat ettikleri takdirde ne zayıflara, ne hastalara, ne de verecek birsey bulamayan yoksullara savastan kalmaktan dolayı bir gunah yoktur. Iyilik edenleri ayıplamaya bir yol yoktur. Allah gafurdur, rahimdir

[92] Kendilerini bindirip savasa gonderesin diye gonullu olarak sana geldiklerinde, «Sizi bindirecek birsey bulamıyorum.» dedigin zaman, bu ugurda harcayacakları birsey bulamadıklarından dolayı uzulup gozlerinden yas doke doke geri donup gidenlere de bir gunah yoktur

[93] Kınamaya yol, ancak zengin oldukları halde geri kalmak icin senden izin isteyenleredir. Bunlar geri kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Allah da kalblerini muhurledi. Onlar, artık baslarına gelecegi bilmezler

[94] Savastan donup yanlarına geldiginizde size ozur beyan edecekler. De ki: «Ozur beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Allah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi». Bundan sonra da Allah ve Resulu yaptıklarınızı gorecektir. Daha sonra da gizliyi ve asikarı bilen Allah´a donduruleceksiniz. O vakit O, size neler yapmıs oldugunuzu tek tek haber verecektir

[95] Donup de yanlarına geldiginizde kendilerinden yuz ceviresiniz (hesaba cekmekten vazgecesiniz) diye Allah´a yemin edecekler. Siz de onlardan yuz cevirin. Cunku onlar gercekten murdar kimselerdir. Yaptıklarının cezası olarak nihayet varacakları yer cehennemdir

[96] Kendilerinden razı olasınız diye size yemin ederler. Eger siz onlardan razı olursanız, sunu bilin ki Allah, o fasıklar guruhundan kesinlikle razı olmaz

[97] Bedeviler inkar ve munafıklık bakımından daha beterdirler. Bununla beraber Allah´ın, Resulune indirdigi (hukumlerin) sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Allah alimdir, hakimdir

[98] Bedevilerden kimi de var ki, verdigini angarya sayar ve sizin uzerinize belalar gelmesini bekler. O cirkin belalar kendi baslarına olsun! Allah herseyi isitendir, bilendir

[99] Yine bedevilerden kimi de vardır ki, Allah´a ve ahiret gunune inanır ve harcadıgını Allah katında yakınlıklara ve Peygamber´in dualarını almaya vesile sayar. Gercekten de bu, onlar icin bir yakınlıktır. Allah onları rahmeti icine koyacaktır. Suphesiz ki, Allah bagıslayıcıdır ve rahmet edicidir

[100] Muhacir ve Ensar´dan Islam´a ilk once girenlerin basta gelenleri ve iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, iste Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah´dan razı oldular ve onlara, altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, iclerinde ebedi kalacaklar. Iste buyuk ve muhtesem kurtulus budur

[101] Hem cevrenizdeki bedevilerden munafıklar var, hem de Medine halkından munafıklıkta ısrar edenler var. Sen onları bilmezsin. Onları biz biliriz. Biz onları iki kere azaba ugratacagız. Daha sonra da buyuk bir azaba itilecekler

[102] Onlardan bir kısmı gunahlarını itiraf ettiler. Ve iyi bir amelle kotu bir ameli karıstırdılar. Ola ki, Allah tevbelerini kabul eder. Cunku Allah gafurdur, rahimdir

[103] Onların mallarından sadaka al ki, onunla kendilerini temizlersin, tertemiz edersin. Bir de haklarında hayır dua et. Cunku senin duan kalblerini yatıstırır. Allah isitendir, bilendir

[104] Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah kullarının tevbesini kabul eder ve sadakaları da alır. Allah tevbeleri kabul edendir, cok merhametlidir

[105] Ve de ki; «Calısın! Yaptıklarınızı hem Allah gorecek, hem Resulu, hem de muminler gorecektir. Sonra da gizliyi ve acıgı bilen Allah´ın huzuruna iletileceksiniz. Iste o zaman, neler yaptıgınızı size O bildirecektir

[106] Savasa katılmayanlardan diger bir kısmının affı da Allah´ın emrini beklemek icin geri bırakılmıstır. Ya kendilerini cezalandırır ya da tevbelerini kabul eder. Allah alimdir, hakimdir

[107] Bir de muslumanlara zarar vermek, kafirlik etmek ve muslumanların arasına ayrılık sokmak ve daha once Allah ve Resulu´ne karsı savas acmıs olanı beklemek icin mescid yapanlar var. «Iyilikten baska bir maksadımız yoktu.» diye yemin de edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına Allah sahittir

[108] O mescit icinde sen kesinlikle namaza durma. Ta ilk gununde temeli takva uzerine kurulan mescit elbette icinde namaz kılmana daha layıktır. Onun icinde gunahlarından arınmayı seven kisiler vardır. Allah da arınmıs, ak pak olmus olanları sever

[109] O halde binasını Allah korkusu ve Allah rızası uzerine kurmus olan mı hayırlıdır, yoksa binasını yıkılmak uzere olan bir ucurumun kenarına kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı daha hayırlı? Allah, zalimler guruhunu hidayete erdirmez

[110] Onların kurmus oldukları bu turlu binalar, kalpleri parca parca olmadıkca, kalblerinde bir nifak dugumu olup kalacaktır. Allah, alimdir, hakimdir

[111] Allah, muminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek uzere satın almıstır: Allah yolunda carpısacaklar da oldurecekler ve oldurulecekler. Bu, Tevrat´ta da, Incil´de de Kur´an´da da Allah´ın kendi uzerine yuklendigi bir ahittir. Allah´dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptıgınız alısveris ahdinden dolayı size mujdeler olsun! Ve iste o buyuk kurtulus budur

[112] (Bunlar), O tevbekar olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruclular, o rukua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiligi emredip, kotulukten vazgecirenler, Allah´ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının olculerine riayet edenler)dır. Mujde ver o muminlere, mujde

[113] Ne peygambere, ne iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra musriklere istigfar etmek yoktur

[114] Ibrahim´in babası icin istigfar etmesi de sırf ona vermis oldugu bir sozden dolayı idi. Boyle iken onun bir Allah dusmanı oldugu kendisine acıklanınca o isten vazgecti. Suphesiz ki Ibrahim, cok bagrı yanık, cok halim birisi idi

[115] Allah, bir kavmi hidayete erdirdikten sonra, nelerden sakınacaklarını kendilerine iyice acıklamadıkca dalalete dusurmez. Gercek su ki, Allah her seyi bilir

[116] Hic suphesiz, goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. O, diriltir de, oldurur de. Size O´ndan baska ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı

[117] Andolsun ki, Allah, yine peygambere ve en zor gununde ona uyan Muhacirler´le Ensar´a, iclerinden bir kısmının kalbleri az kalsın kayacak gibi olmusken, tevbe nasip etti de lutfedip tevbelerini kabul buyurdu. Cunku O, gercekten cok sefkatli, cok bagıslayıcıdır

[118] Allah, haklarında hukum beklenen o uc kisiyi de bagısladı. Cunku o derece bunalmıslardı ki, yeryuzu butun genisligine ragmen onlara dar gelmeye baslamıstı, vicdanları da kendilerini sıkıntıya sokmustu. Allah´dan kurtulusun, ancak Allah´a sıgınmakta oldugunu anlamıslardı. Sonra da Allah, onları tevbekar olmaya muvaffak kıldı da tevbelerini kabul buyurdu. Suphesiz ki Allah, tevbeleri cok cok kabul edendir, cok merhametli olandır

[119] Ey iman edenler! Allah´dan korkun ve dogrularla beraber olun

[120] Medine halkına ve civardaki bedevilere, Resulullah´ın emrine aykırı hareket etmek uygun olmadıgı gibi, onun katlandıgı zahmetlere oburlerinin katlanmaya yanasmamaları da yakısık almaz. Cunku onların Allah yolunda cektikleri hicbir susuzluk, hicbir yorgunluk ve hicbir aclık, ayrıca kafirleri ofkelendirecek ayak bastıkları hicbir yer veya dusmana karsı elde ettikleri hicbir basarı yoktur ki, karsılıgında kendilerine salih bir amel yazılmıs olmasın. Cunku Allah, guzel is yapanların mukafatını zayi etmez

[121] Onların, Allah yolunda yaptıkları kucuk veya buyuk her harcama veya gectikleri her vadi karsılıgında, yaptıkları isin daha guzeliyle Allah´ın kendilerini mukafatlandırması icin sevap yazılmaması mumkun degildir

[122] Bununla beraber muminlerin hepsinin birden topyekun savasa katılmaları uygun degildir. Her kabileden bir kısım insanlar da din ilimlerinde derinlesmeli ve kabileleri savastan donup gelince onları uyarmalıdır ki, boylece Allah´ın azabından sakınırlar

[123] Ey iman edenler, once yakın cevrenizdeki kafirlerle savasın ki, sizde bir guc ve kuvvet oldugunu gorsunler. Ve iyi bilin ki, Allah muttakilerle beraberdir

[124] Bir sure indirildigi zaman, iclerinden biri cıkar, «Bu sure hanginizin imanını arttırdı?» der. Fakat muminlere gelince, aslında her inen sure onların imanını arttırmıstır ve onlar surekli olarak mujdelenip duruyorlar

[125] Kalblerinde bir hastalık olanlara gelince, onların da murdarlıklarına (kufurlerine) murdarlık (kufur) katmıstır ve kafir olarak olup gitmislerdir

[126] Onlar (munafıklar) her yıl bir veya iki kere kendilerinin cesitli belalara ugratıldıklarını gormuyorlar mı? Boyle iken yine de tevbe etmiyor ve ibret almıyorlar

[127] Aleyhlerinde bir sure indirilince, «Sizi birisi goruyor mu?» diye birbirlerine goz ederler, sonra da sıvısır giderler. Allah onların kalblerini (imandan) cevirmistir. Bu yuzden onlar anlayıssız bir kavimdirler

[128] Andolsun size icinizden oyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve sereflidir. Sıkıntıya dusmeniz ona cok agır gelir ustunuze titrer, muminlere gayet merhametli ve sefkatlidir

[129] Eger aldırmazlarsa onlara de ki: Bana Allah yeter. O´ndan baska ilah yoktur. Ben O´na dayanmaktayım ve O, o buyuk Ars´ın Rabbidir

Yûnus

Surah 10

[1] Elif, Lam, Ra. Iste bunlar o hikmetli kitabın ayetleridir

[2] Insanları (egri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdindeki yuksek makamları mujdele, diye iclerinden bir adama vahyimizi gondermemiz onlara tuhaf mı geldi? Kafirler: «Hic suphesiz bu besbelli bir sihirbaz.» dediler

[3] Rabbiniz o Allah´dır ki, gokleri ve yeri altı gunde yarattı, sonra ars uzerine istiva etti (onu hukmu altına aldı), isi tedbir eyliyor. O´nun izni olmaksızın hic kimse sefaatci olamaz. Iste Rabbiniz olan Allah budur. O´na ibadet ediniz! Hala dusunup ibret almayacak mısınız

[4] Donusunuz hep O´nadır. Allah´ın vaadi haktır. Herseyi ilk bastan yaratan O´dur. Sonra iman edip salih amel isleyenleri hak ettikleri olcude mukafatlandırmak icin geri dondurecek olan yine O´dur. Kafirlere de inkar ettikleri icin kaynar sudan bir icki ve acıklı bir azap vardır

[5] O Allah´dır ki, senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz diye gunesi bir ısık, ayı da bir nur yaptı. Ve aya menziller tayin etti. Allah bunu hak olarak yarattı. O, bilecek olan bir kavim icin ayetlerini ayrıntılı olarak acıklar

[6] Elbette gece ile gunduzun birbiri ardınca degisip durmasında ve Allah´ın goklerde ve yerde yarattıklarında sakınan bir kavim icin bir cok delil vardır

[7] Bize kavusmayı ummayanlar, dunya hayatına razı olup onunla tatmin bulanlar ve bizim ayetlerimizden gafil olanlar da vardır muhakkak

[8] Iste bunların kendi elleriyle ettikleri yuzunden varacakları yer cehennemdir

[9] Hic suphesiz iman edip salih ameller isleyenleri, imanlarından dolayı Rableri hidayete erdirir. Naim cennetlerinde altlarından ırmaklar akar durur

[10] Onların oradaki duaları: «Allahım, sen yucelerden yucesin»; saglık dilekleri «selam», dualarının sonu da «Alemlerin Rabbi Allah´a hamdolsun.» diye sukretmek olacaktır

[11] Eger Allah, insanlara, hayrı carcabuk istedikleri gibi, serri de alelacele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavusmayı ummayanları kendi hallerine bırakırız da azgınlıkları icinde bocalayıp giderler

[12] Insana bir sıkıntı dokundugu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı icin bize hic yalvarmamıs gibi aldırmadan gecer gider. Iste o asırı gidenlere yaptıkları seyler boyle guzel gelir

[13] Andolsun ki, sizden onceki devirlerin bir cok kavmini, peygamberleri kendilerine bir cok belge ile geldikleri halde zulmettikleri ve imana gelmedikleri icin helak ettik. Iste gunahkarlar toplulugunu biz boyle cezalandırırız

[14] Sonra onların ardından sizi yeryuzune halifeler yaptık ki, bakalım nasıl ameller isleyeceksiniz

[15] Boyle iken, ayetlerimiz, kesin birer belge olarak kendilerine okundugu zaman, o bizimle karsılasmayı ummayanlar, «Bundan baska bir Kur´an getir veya bunu degistir.» dediler. De ki, «Onu kendiligimden degistiremem, benim acımdan bu olacak bir sey degildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem, suphesiz buyuk bir gunun azabından korkarım.»

[16] De ki, «Eger Allah dileseydi ben onu size okumazdım. O da onu hicbir sekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin icinizde bundan once yıllarca bulundum. Siz hala aklınızı basınıza toplamayacak mısınız?»

[17] Artık bir yalanı Allah´a iftira eden veya O´nun ayetlerini inkar edenden daha zalim kim olabilir? Hic suphesiz o mucrimler iflah olmayacaklar

[18] Allah´ı bırakıyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan seylere tapıyorlar ve «Bunlar bizim Allah katında sefaatcilerimizdir.» diyorlar. De ki, «Siz Allah´a goklerde ve yerde O´nun bilmedigi bir seyi mi haber veriyorsunuz?» Allah onların ortak kostukları seylerin hepsinden munezzehtir

[19] Insanlar, aslında bir tek ummet idiler, sonra ihtilafa dusup ayrı ayrı oldular. Eger Rabbinden bir karar cıkmamıs olsa idi, ihtilaf edip durdukları seyler hakkında simdiye kadar aralarında coktan hukum verilmis olurdu

[20] Bir de «Ona Rabbinden daha baska bir ayet indirilse ya!» diyorlar. De ki: «Gaybı bilmek ancak Allah´a mahsustur, bekleyiniz bakalım, ben de sizinle beraber bekleyecegim suphesiz.»

[21] Insanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendilerine bir rahmet tattırdıgımız zaman, ayetlerimiz hakkında derhal bir takım hilekarlıklara girisirler. De ki: «Allah´ın hilesi daha cabuktur. Haberiniz olsun ki elcilerimiz yaptıgınız hileleri yazıp duruyorlar»

[22] Sizi karada ve denizde gezdirip dolastıran O´dur. Hatta gemilerde bulundugunuz ve o gemiler, icindekilerle beraber hos bir esinti ile akıp gittikleri ve tam keyiflendikleri sırada o gemilere siddetli bir fırtına gelir catar ve her taraftan onlara dalgalar gelmeye baslar. Butunuyle kusatılıp artık bittiklerini sanırlar. Iste o vakit tam ihlas ile Allah´a yalvarır ve dindar olurlar: «Eger bizi buradan kurtarırsan, andolsun ki, sukredenlerden olacagız.» derler

[23] Sonra Allah onları oradan kurtarır, kurtulur kurtulmaz yeryuzunde cesitli taskınlıklara baslarlar. Ey insanlar taskınlıgınız sırf kendi zararınızadır. Su degersiz dunya hayatının bir sure tadını cıkarınız, sonra nasıl olsa donup bize geleceksiniz. Biz de butun yaptıklarınızı tek tek size haber verecegiz

[24] Dunya hayatının misali soyledir: Gokten indirdigimiz su ile, insanların ve hayvanların yedigi bitkiler birbirine karısmıstır. Nihayet yeryuzu suslerini takınıp suslendigi ve sahipleri kendilerini ona gucu yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gunduzun, ona emrimiz gelivermistir, ansızın ona oyle bir tırpan atıvermisiz de sanki bir gun once orada hicbir senlik yokmus gibi oluvermistir. Dusunen bir kavim icin ayetlerimizi iste boyle acıklarız

[25] Allah, selamet yurduna cagırıyor ve diledigini de dogru yola hidayet ediyor

[26] Iyi is, guzel amel yapanlara daha guzeli ve daha fazlasıyla karsılık vardır. Yuzlerine ne kara bulasır, ne de asagılanırlar. Cennet ehli iste bunlardır. Orada ebedi kalacaklardır

[27] Kotuluk kazanmıs olanlara gelince, kotulugun cezası, misli kadardır. Ve onları bir asagılık ve eziklik kaplar. Onlar icin Allah´dan baska hicbir kurtarıcı yoktur. Yuzleri karanlık gecelerden bir parcaya burunmus gibidir. Iste onlar cehennem ehlidir. Orada ebedi kalacaklardır

[28] O gun ki, hepsini mahsere toplayacagız, sonra da o sirk kosanlara «Haydi yerlerinize! Siz de, ortak kostuklarınız da!» diyecegiz. Artık aralarını iyice acmısız. O ortak kostukları seyler, «Siz bize tapmıyordunuz ki.» diyecekler

[29] «Simdi sizinle bizim aramızda sahit olarak Allah yeter. Sizin bize ibadet ettiginizden bizim haberimiz yoktur» (diyecekler)

[30] Iste burada herkes gecmiste yaptıgını bulacak. Ve gercek mevlaları olan Allah´a dondurulecekler. Iftira edip uydurdukları seyler de kendilerinden busbutun uzaklasıp gidecek

[31] De ki, «size gokten ve yerden kim rızık veriyor? O, kulaklara ve gozlere hukmeden kim? Oluden diriyi, diriden oluyu cıkaran kim? Isleri idare eden kim?» Hemen «Allah´dır» diyecekler. De ki, «O halde Allah´a karsı gelmekten sakınmaz mısınız?»

[32] Iste o Allah sizin gercek Rabbinizdir. Gercegin dısında sapıklıktan baska ne vardır? O halde haktan nasıl cevriliyorsunuz

[33] Hak dinden cıkmıs fasıklara Rabbinin kelimesi soyle gerceklesti: Onlar artık imana gelmezler

[34] De ki: «Allah´a es tuttugunuz ortaklarınızdan, once yaratıp, sonra da onu cevirip yeniden diriltecek var mı?» De ki, «Once yaratıp, sonra da onu yeniden yaratacak olan Allah´dır. O halde nasıl yoldan saptırılıyor, donduruluyorsunuz?»

[35] De ki, «Ortak kostuklarınızdan dogru yolu gosterecek olan var mıdır?» De ki: «Allah, hak olan dogru yola hidayet eder. O halde dogru yola hidayet eden mi kendisine uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gosterilmeyince onu bulamayan mı daha layıktır. O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hukmediyorsunuz?»

[36] Onların bircogu zandan baska bir seye uymaz. Zan ise haktan hic bir seyin yerini tutmaz. Suphesiz ki, Allah onların ne yaptıklarını bilir

[37] Bu Kur´an, Allah´dan baskası tarafından uydurulamaz, lakin kendinden onceki kitapları tasdik eder ve o kitabı (levh-i mahfuzu) ayrıntılı olarak acıklar. Onda suphe edilecek hic bir sey yoktur. Alemlerin Rabbi tarafından indirilmistir

[38] «Onu o (peygamber) uydurdu» mu diyorlar? De ki; «Haydi siz de onun gibi bir sure getirin ve Allah´dan baska, cagırabileceginiz kim varsa onu da yardıma cagırın. Eger sozunuzde sadık iseniz (bunu yapın)

[39] Hayır. Onlar bilgileriyle kavrayamadıkları, te´vili de kendilerine hic gelmemis olan bir seyi yalan saydılar. Bunlardan once gelip gecenler de yine boyle inkar etmislerdi, amma bak zalimlerin akıbeti nasıl oldu

[40] Onlardan ona (Kur´an´a) inanacaklar da var, inanmayacaklar da var. Rabbin fesatcıları en iyi bilendir

[41] Eger seni inkar etmeyi surdururlerse, de ki; «Benim amelim bana, sizin ameliniz de size aittir. Benim yapacagım sizi ilgilendirmez, sizin yapacagınız da beni ilgilendirmez.»

[42] Iclerinden seni dinlemeye gelenler de var. Sen, sagırlara, ustelik akılsız da olanlara dinletebilir misin

[43] Iclerinden sana bakanlar da var. Fakat sen, korlere, ustelik basiretleri de yoksa hidayet edip yol gosterebilecek misin

[44] Surası kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar

[45] Allah´ın onları hasredip toplayacagı gunde, sanki onlar dunyada gunduz bir parca kalmıslar da aralarında tanısmıslar gibi olacak. Allah´ın huzuruna cıkacaklarına inanmamıs ve dogru yolu tutmamıs olanlar hic suphesiz en buyuk ziyana ugramıs olacaklar

[46] Onlara vaad ettigimizin bir kısmını sana gostersek de, gostermeden seni vefat ettirsek de, sonunda onların donusu bize olacak. Sonra onların ne yapacaklarına Allah sahit olacaktır

[47] Her ummetin bir peygamberi vardır. O peygamberleri gelince aralarında adaletle hukum verilir. Onlar hic zulum gormezler

[48] Onlar, «Eger dogru soyluyorsanız bu vaad ne zaman yerine gelecek?» diyorlar

[49] De ki, «Ben, Allah´ın dilediginin dısında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim». Her ummetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler

[50] De ki: «O´nun azabı size geceleyin uykuda veya gupe gunduz gelecek olsa, ne dersiniz? Gunahkarların onu alelacele istemeleri icin ne sebep vardır?»

[51] Bu azap meydana geldikten sonra mı iman edeceksiniz, yoksa simdi mi? Halbuki onun carcabuk gelmesini istiyordunuz

[52] Sonra o zulum yapanlara «Tadın bakalım su ebedi azabı!» denilecek. Vaktiyle kazandıgınızdan baskası ile mi cezalandırılacaksınız?»

[53] «O azap gercek mi?» diye sana soruyorlar. De ki; «Evet. Rabbim hakkı icin o kesin bir gercektir. Ve siz bundan yakayı kurtaramazsınız.»

[54] Zulum yapmıs olan herkes, azabı gorunce yeryuzundeki her seyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak icin) hepsini feda ederdi. Ve icten ice pismanlık duyardı. Fakat aralarında adaletle hukum verilir ve hicbirine zulum yapılmaz

[55] Haberiniz olsun ki, goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. Acın gozunuzu, Allah´ın vaadi muhakkak ki, haktır, gercektir. Lakin onların cogu bunu bilmezler

[56] O, hem can veren, hem can alandır. Ve hepiniz O´na dondurulup goturuleceksiniz

[57] Ey insanlar! Size Rabbinizden bir ogut, gonuller derdine bir sifa, muminlere bir hidayet ve rahmet geldi

[58] De ki, «Allah´ın ihsanıyla ve rahmetiyle, yalnızca bunlarla sevinc duysunlar. Bu, onların biriktirip durduklarından daha hayırlıdır.»

[59] De ki, «Baksanıza, Allah sizin icin nice rızıklar indirdi, siz onlardan bir kısmını haram, bir kısmını helal yaptınız». De ki, «Size Allah mı izin verdi, yoksa siz Allah´a iftira mı ediyorsunuz?»

[60] Allah´a yalanı iftira edenler kıyamet gununu ne sanıyorlar? Allah, insanlara cok ihsanda bulunmustur, lakin insanların cogu sukretmezler

[61] Hangi isi yaparsan yap, Kur´an´dan ne okursan oku, ne iste calısırsan calıs, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmisken, biz sizin uzerinizde sahidiz. Ne yerde, ne de gokte zerre kadar hic bir sey Rabbinin gozunden kacmaz. Ne zerreden daha kucuk, ne de ondan daha buyuk! Ancak bunların hepsi apacık bir kitaptadır

[62] Acın gozunuzu! Allah´ın dostları uzerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar

[63] Onlar ki, iman etmisler ve Allah´a karsı gelmekten sakınmıslardır

[64] Onlara dunya hayatında da, ahiret hayatında da mujdeler vardır. Allah´ın sozlerinde degisiklik yoktur. Iste bu en buyuk kurtulustur

[65] Habibim, onların lafları seni uzmesin. Cunku san ve seref butunuyle Allah´ındır. O her seyi isitiyor, hepsini goruyor

[66] Acın gozunuzu! Goklerde kim var, yerde kim varsa hep Allah´ındır. Allah´dan baskasına tapanlar dahi, Allah´a ortak kostuklarına uymus olmuyorlar, ancak zanna uymus oluyorlar. Ve yalandan baska bir sey soylemiyorlar

[67] O, oyle bir Allah´dır ki, icinde dinlenesiniz diye sizin icin geceyi, goresiniz diye de gunduzu yaptı. Elbette bunda soz dinleyecek olan bir kavim icin ayetler (ibretler) vardır

[68] Dediler ki: «Allah, kendine cocuk edindi». O, boyle seylerden munezzehtir. O, mustagnidir. Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur. Bu hususta elinizde hic bir delil yoktur. Allah´a karsı bilmediginiz bir seyi neden soyluyorsunuz

[69] De ki: Allah´a iftira edenler elbette felah bulmazlar

[70] Dunyadaki zevkler cabuk biter. Sonra donusleri bize olacaktır. Daha sonra da inkar ettiklerinden dolayı o cetin azabı biz onlara tattıracagız

[71] Bir de onlara Nuh´un kıssasını oku: Hani o bir zamanlar kavmine demisti ki: «Ey kavmim, eger benim aranızda durusum ve Allah´ın ayetleriyle ogut verisim size agır geliyorsa, sunu bilin ki, ben yalnızca Allah´a dayanmısımdır, artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız toplanıp butun gucunuzle karar veriniz. Sonra bu isiniz size dert olmasın. Sonra bana ne yapacaksanız yapın, bana muhlet de vermeyin»

[72] Eger yuz cevirirseniz cevirin, ben de sizden bir ucret istemedim ya! Benim mukafatımı ancak Allah verir. Ve ben O´nun emrine boyun egen muslumanlardan olmakla emrolundum

[73] Buna ragmen yine de onu inkar ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanları kurtardık. Ve onları yeryuzune halifeler yaptık. Ayetlerimizi inkar edenleri ise suda bogduk. Bak iste uyarılanların akıbeti nasıl oldu

[74] Sonra onun arkasından bircok peygamberleri kavimlerine gonderdik. Onlara acık mucizelerle geldiler. Fakat onlar bir defa yalan dediklerine sonuna kadar bir turlu inanmadılar. Iste biz, haddi asanların kalblerini boyle muhurleriz

[75] Sonra bunların arkasından Musa ile Harun´u ayetlerimizle Firavun´a ve cemaatine gonderdik. Iman etmeyi kibirlerine yediremediler ve gunahkar bir kavim oldular

[76] Kendilerine tarafımızdan hak gelince, «Muhakkak ki bu, apacık bir sihirdir.» dediler

[77] Musa dedi ki, «Size hak gelince, ona boyle mi diyorsunuz? Bu sihir midir?» Halbuki sihirbazlar iflah olmazlar

[78] Dediler ki: «Sen bizi, atalarımızdan kalan yoldan ceviresin de yeryuzunde saltanat ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmayız»

[79] Firavun da: «Bana butun bilgili sihirbazları toplayıp getirin!» dedi

[80] Sihirbazlar gelince, Musa onlara: «Ortaya ne atacaksanız atın!» dedi

[81] Onlar ortaya atınca Musa dedi ki, «Sizin yaptıgınız sey sihirdir. Muhakkak ki, Allah onu iptal edecektir. Suphe yok ki, Allah fesatcıların islerini duze cıkarmaz.»

[82] Allah, hakkın hak ve gercek oldugunu kelimeleriyle ispat eder, gunahkarların hosuna gitmese de

[83] Firavun ve adamlarının kendilerini belaya ugratacagı korkusundan dolayı Musa´ya kendi kavminin bir oymagından baska kimse iman etmedi. Cunku orada Firavun cok ustun idi ve o kesinlikle asırı giden taskınlardandı

[84] Musa dedi ki: «Ey kavmim! Siz gercekten Allah´a iman ettinizse, O´na samimiyetle teslim olan muslumanlardan oldunuzsa artık O´na guvenin!»

[85] Onlar da: «Biz Allah´a guvendik. Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine ugratma!» dediler

[86] «Bizi rahmetinle o kafir kavmin elinden kurtar!»

[87] Biz Musa ile kardesine soyle vahyettik: «Kavminiz icin Mısır´da birtakım evler hazırlayın ve evlerinizi kıbleye karsı yapın ve namazı kılın ve muminlere mujde verin.»

[88] Musa dedi: «Ey Rabbimiz! Sen Firavun´a ve adamlarına su dunya hayatında goz kamastırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil supur ve kalblerine sıkıntı dusur. Cunku onlar o acıklı azabı gormedikce iman etmeyecekler.»

[89] Allah buyurdu: «Her ikinizin de duası kesinlikle kabul olundu. Siz yine dogru ve durust olmaya devam edin. Kendini bilmeyenlerin yoluna sakın uymayın.»

[90] Ve sonra Israilogulları´nı denizden asırdık. Firavun, dusmanca saldırmak icin derhal adamlarını ve askerlerini arkalarına dusurdu. Ta ki, suda bogulmaya baslayınca «Inandım, gercekten de Israilogulları´nın iman ettiginden baska tanrı yoktur. Ben de ona teslim olanlardanım.» dedi

[91] Simdi mi? Oysa bundan once hep isyan etmistin ve fesatcılardan idin

[92] Biz de bugun senin bedenini arkandan gelenlere bir ibret olsun diye kurtaracagız. Bununla beraber, insanların bircogu ayetlerimizden yine de gafildirler

[93] Gercekten Israilogulları´nı cok guzel bir yurda yerlestirdik ve onlara hos nimetlerden rızıklar verdik. Anlasmazlıga dusmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. Suphe yok ki, Rabbin, o anlasmazlıga dustukleri konularda kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[94] Sana indirdiklerimizde herhangi bir supheye dusersen, senden once kitap okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmistir. Sakın suphe edenlerden olma

[95] Ve sakın Allah´ın ayetlerini inkar edenlerden olma, sonra husrana ugrayanlardan olursun

[96] Dogrusu, aleyhlerinde Rabbinin hukmu kesinlesmis olanlar imana gelmezler

[97] Onlara butun mucizeler hep birden gelse, yine de o acıklı azabı gorunceye kadar inanmazlar

[98] Fakat o vakit iman edip de imanları kendilerine fayda vermis bir kasaba olsaydı? Ancak Yunus´un kavmi iman ettikleri vakit, dunya hayatında o rezillik azabını uzerlerinden kaldırmıs ve bir sure onları rahata kavusturmustuk

[99] Eger Rabbin dileseydi, yeryuzunde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanları hep mumin olsunlar diye sen mi zorlayacaksın

[100] Allah´ın izni olmadıkca hicbir kisinin iman etmesi mumkun degildir. Akıllarını kullanmayanlar uzerine Allah bir ugursuzluk yukler

[101] De ki: «Goklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakın!» Fakat o uyarmalar ve o ayetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki

[102] Onlar, kendilerinden once gelmis gecmis olanların ugradıkları felaket gunleri gibisinden baskasını mı bekliyorlar? De ki, «Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerden olacagım.»

[103] Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Iste biz boyleyiz. Muminleri kurtarmak uzerimize dusen bir gorevdir

[104] De ki: «Ey insanlar! Eger benim dinimde bir supheniz varsa, sunu bilin ki, Allah´ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam. Lakin sizin de canınızı alacak olan Allah´a taparım. Bana muminlerden olmam emredilmistir»

[105] «Ayrıca yuzunu tevhid dininden ayırma ve sakın musriklerden olma!» (diye emrolundum)

[106] «Ve Allah´dan baska, sana faydası da, zararı da dokunmayacak olan seylere yalvarma! Eger yalvarırsan, o zaman hic suphesiz sen zalimlerden olursun.»

[107] Ve eger Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O´ndan baska giderecek yoktur. Ve eger sana bir hayır dilerse, o zaman da O´nun hayrını engelleyebilecek kimse yoktur. O, lutfunu diledigi kuluna nasip eder. Allah cok yarlıgayıcı, cok esirgeyicidir

[108] De ki: «Ey insanlar! Iste size Rabbinizden hak geldi. Artık kim hidayeti kabul ederse kendi canı icin kabul etmis olur. Kim sapıklık ederse kendi zararına sapıklık etmis olur. Ve ben sizin uzerinize vekil degilim.»

[109] Sana vahyolunana uy! Ve Allah hukmunu verinceye kadar sabret. Cunku O, hukum verenlerin en hayırlısıdır

Hûd

Surah 11

[1] Elif, Lam, Ra. Bu oyle bir kitaptır ki, ayetleri muhkem kılınmıs, sonra da herseyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından ayetleri ayrıntılı olarak acıklanmıstır

[2] (Soyle ki:) Allah´dan baskasına kulluk etmeyin. Ben size O´nun tarafından mujde vermek ve uyarmak icin gonderilmis gercek bir peygamberim

[3] Ve Rabbinizin magfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir sureye kadar guzel guzel yasatsın. Ve her fazilet sahibine layık oldugu ihsanı versin. Eger yuz cevirirseniz, ben sizin icin buyuk bir gunun azabından korkarım

[4] Donusunuz yalnızca Allah´adır. O´nun da herseye gucu yeter

[5] Dikkat edin! Gormuyor musunuz, onlar dusmanlıklarını gizlemek icin goguslerini ceviriyorlar. Iyi bilin ki, onlar ortulerine burunurlerken, neyi gizleyip, neyi acıga vurduklarını Allah biliyor. Muhakkak ki Allah, gonulde gizlenenleri de bilir

[6] Yeryuzunde rızkı Allah´a ait olmayan hicbir canlı yoktur. O, onların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri de bilir. Onların hepsi apacık bir kitaptadır

[7] O, oyle bir Allah´dır ki, hanginizin daha guzel amel isleyecegini imtihan etmek icin gokleri ve yeri altı gunde yarattı. Arsı da su ustundeydi. Onlara «oldukten sonra tekrar dirileceksiniz» dersen, o kafirler de kesinlikle sana: «Bu apacık bir sihirden baska birsey degildir.» diyecekler

[8] Ve eger bunlardan bir kısmının gorecegi azabı belli bir sureye kadar erteleyecek olursak, o zaman da «onu engelleyen nedir ki?» diyecekler. Iyi bilin ki, o azap onlara geldigi gun kendilerinden geri cevrilecek degildir. Ve o alay ettikleri sey kendilerini kusatmıs olacaktır

[9] Ve sayet insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra da onu kendisinden geri alırsak, suphesiz o umitsiz ve nankor bir kimse olur

[10] Ve sayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak, «Artık benden butun kotulukler silinip gitti.» der, mutlaka boburlenir ve sımarır

[11] Ancak (her iki halde de) sabır gosterip iyi ameller isleyenler mustesnadır. Iste onlara bir magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[12] (Ey Resulum!) Simdi belki sen, «Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bir melek gezip dolassa ya!» diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kısmını terkedecek olursun ve bundan dolayı da gogsun daralır. Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her seye vekildir

[13] Yoksa «onu kendi uydurdu» mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: «Haydi siz de onun gibi uydurulmus on sure getirin. Allah´dan baska cagırabileceginiz kim varsa onları da yardıma cagırın. Eger dogru soyluyorsanız» (bunu yaparsınız)

[14] Yok eger bunun uzerine size cevap vermedilerse, artık bilin ki, bu Kur´an ancak Allah´ın ilmiyle indirilmistir. O´ndan baska ilah yoktur. Artık musluman oluyorsunuz, degil mi

[15] Her kim dunya hayatını ve guzelliklerini isterse biz onlara amellerinin karsılıgını orada tamamen oderiz. Bu hususta kendilerine bir densizlik yapılmaz

[16] Fakat onlar oyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine atesten baska bir sey yoktur. Isledikleri seyler orada bosuna gitmistir. Zaten butun yaptıkları da batıldır

[17] O dunyayı isteyenler, hic Rabbinden acık bir belge uzere olan kimse gibi midir? O belgeyi yine Allah´dan gelen bir sahid olarak Kur´an izliyor, ondan once de bir rehber ve rahmet olan kitap, Musa´nın kitabı yine onu destekliyor. Boyle olanlar Kur´an´a inanırlar. Hangi hizipten olursa olsun kim onu inkar ederse, ona vaad edilen yer atestir. Iste butun bunlardan dolayı sen de bu Kur´an´dan suphe icinde olma. Kesinlikle o haktır, Rabbindendir. Fakat insanların cogu iman etmezler

[18] Ustelik bir yalanı Allah´a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzuruna arzolunacaklar, sahitler de soyle diyecekler: «Iste bunlar Rablerine karsı yalan soyleyenlerdir». Iyi bilin ki: Allah´ın laneti zalimlerin uzerinedir

[19] Onlar ki, Allah yolundan dondurmeye calısırlar ve o yolu egri bugru yapmak isterler. Ustelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar

[20] Onlar yeryuzunde (herkesi) yıldıracak degillerdir. Kendilerini koruyacak Allah´dan baska kimseleri de yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Ustelik onlar hakkı isitmeye tahammul edemiyorlardı ve de gormuyorlardı

[21] Onlar kendilerine yazık etmis olan kimselerdir. O iftira edip uydurdukları da kendilerinden yuz cevirip gitmislerdir

[22] Kesinlikle bunlar ahirette de en ziyade husrana ugrayacak olanlardır

[23] Fakat iman edip salih amel isleyenler ve Rablerine karsı edepli olanlar, guvenen ve itaat edenler var ya, iste bunlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlar

[24] Bu iki ayrı grubun meseli, kor ve sagır ile goren ve isiten gibidir. Bunlar hic esit olabilirler mi? Hala dusunmeyecek misiniz

[25] Andolsun ki, vaktiyle Nuh´u da kavmine gonderdik, O, onlara soyle dedi: «Ben sizin icin apacık bir uyarıcıyım.»

[26] «Allah´dan baskasına ibadet etmeyin! Ben, size gelecek acı bir gunun azabından korkarım.»

[27] Buna karsılık, kavminin ileri gelen kafirlerinden bir kısmı dediler ki: «Biz seni bizim gibi insanlardan biri olarak goruyoruz, baska degil. Ilk bakısta bizim ayak takımımızdan baskasının senin arkana dustugunu gormuyoruz. Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de gormuyoruz. Aksine sizi yalancılar sanıyoruz.»

[28] Nuh dedi ki; «Ey kavmim! Peki su soyleyecegime ne diyeceksiniz? Ben Rabbimden apacık bir delil uzere isem ve O, bana kendi tarafından bir rahmet bahsetmisse, size de onu gorecek goz verilmemisse biz, istemediginiz halde onu size zorla mı kabul ettirecegiz?»

[29] «Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mulk istemiyorum. Benim mukafatım ancak Allah´a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak degilim. Onlar elbette Rablerine kavusacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim goruyorum.»

[30] «Ey kavmim, ben onları etrafımdan kovacak olursam, Allah´dan beni kim kurtarabilir? Siz hic dusunmez misiniz?»

[31] Ben size «Allah´ın hazineleri benim yanımdadır.» demiyorum ki. Ben size «Ben bir melegim.» de demiyorum. O sizin kendinize gore, hor gordukleriniz hakkında «Allah onlara hicbir hayır vermez.» de demiyorum. Onların iclerindeki niyeti, en iyi Allah bilir. (Bu soylediklerimin aksini iddia etseydim) asıl o zaman zalimlerden olurdum

[32] Dediler ki; «Ey Nuh! Bizimle didisip durdun, didismende de cok ileri gittin. Eger dogru soyluyorsan, bizi tehdit ettigin su azabı getir de gorelim.»

[33] Nuh dedi ki; «Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O´nu yıldıracak degilsiniz.»

[34] Ben size ogut vermek istemis olsam da, eger Allah sizi helak etmeyi murad ediyorsa, zaten ogut vermemin size bir faydası olmaz. Rabbiniz O´dur ve nihayet O´na donduruleceksiniz

[35] Yoksa «Onu uydurdu» mu diyorlar? De ki; «Eger uydurdumsa vebali benim boynumadır. Bense sizin yuklendiginiz vebalden uzagım»

[36] Ayrıca Nuh´a soyle vahyettik: «Bil ki kavminden simdiye kadar iman etmis olanlardan baska artık kimse iman etmeyecektir. Onun icin yaptıkları seylerden dolayı kederlenme.»

[37] Bizim gozetimimiz altında ve vahyimize gore gemiyi yap. Zulum yapanlar hakkında da bana bir sey soyleme. Cunku onlar kesinlikle suda bogulacaklardır

[38] Gemiyi yapıyordu, kavminden bazı ileri gelen gruplar, onun yanından gelip gectikce, onunla alay ediyorlardı. Nuh dedi ki: «Bizimle egleniyorsunuz, biz de sizinle tıpkı bizimle eglendiginiz gibi alay edip eglenecegiz.»

[39] O perisan edici azabın kime gelecegini ve o surekli azabın kimin basına inecegini ilerde bileceksiniz

[40] Nihayet emrimiz geldigi ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutusup parladıgı zaman dedik ki; «Erkegi ve disisi olan her canlıdan ikiser tane, aleyhlerinde hukum verilmis olanların dısında, aileni ve iman etmis olanları geminin icine yukle». Zaten beraberinde iman edenler cok az idi

[41] Nuh dedi ki; «Allah´ın adıyla binin icine. Onun akısı da, durusu da (O´nun adıyladır). Hic suphesiz Rabbim gercekten cok bagıslayıcı, cok esirgeyicidir

[42] Gemi icindekilerle birlikte, daglar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere cekilmis olan ogluna bagırdı: «Yavrucugum, gel, bizimle beraber bin! Kafirlerle beraber olma!»

[43] O, dedi ki; «Ben, beni sudan koruyacak bir daga cıkacagım». Nuh da «Bu gun Allah´ın merhamet ettiginden baskasını, Allah´ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur.» dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da bogulanlardan oldu

[44] Allah tarafından denildi ki: «Ey yeryuzu suyunu yut! Ey gokyuzu sen de suyunu kes!» Ve sular cekildi. Emir yerine gelmis oldu. Gemi de Cudi dagı uzerine oturdu. O zalim kavme boylece dunyadan uzak olun denildi

[45] Nuh Rabbine niyaz edip dedi ki: «Ey Rabbim! Oglum benim ehlimdendi senin vaadin de elbette haktır ve gercektir. Ve sen hakimler hakimisin.»

[46] Allah: «Ey Nuh! O kesinlikle senin ehlin (ailen)´den degildir. Cunku o salih olmayan bir amelin sahibidir. Hakkında bilgin olmayan bir seyi benden isteme! Ben, seni, cahillerden olmaktan sakındırırım.»

[47] Nuh: «Ey Rabbim! Ben bilmedigim bir seyi istemis olmaktan dolayı sana sıgınırım. Sen beni bagıslamazsan, bana merhamet etmezsen ben husrana ugrayanlardan olurum

[48] «Ey Nuh!» denildi, « Bizden bir selam sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ummetlere, kutluluk dilegiyle gemiden in. Ilerde kendilerini bir cok nimetten faydalandıracagımız, sonra da bu yuzden kendilerine tarafımızdan acıklı bir azap dokunacak nice ummetler olacaktır.»

[49] Iste bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan once bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindir

[50] Ad kavmine de kardesleri Hud´u gonderdik. Dedi ki: «Ey kavmim! Allah´a kulluk edin. Sizin O´ndan baska bir ilahınız yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuz.»

[51] «Ey kavmim! Bu is icin sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim ancak beni yaratana aittir. Artık akıllanmayacak mısınız?»

[52] «Ey kavmim! Rabbinizden magfiret isteyin, sonra O´na tevbe edin ki, uzerinize gokten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak cogaltsın. Gelin gunahkar olarak donup gitmeyin.»

[53] Dediler ki; «Ey Hud! Sen bize acık bir mucize getirmedin. Biz de senin sozunle tanrılarımızı terk etmeyiz. Ve biz sana inanmayız.»

[54] «Ancak su kadarını diyebiliriz ki; «tanrılarımızdan bazısı seni fena carpmıs». O da dedi ki; «Allah´ı sahit tutuyorum, siz de sahid olun ki ben, Allah´a kostugunuz ortaklardan uzagım.»

[55] «O´ndan baska herseyden uzagım, artık hepiniz toplanın bana istediginiz tuzagı kurun, sonra hic bekletmeyin

[56] «Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah´a dayanmaktayım. Yeryuzunde hicbir canlı yoktur ki, idaresi ve yonetimi O´nun elinde olmasın. Benim Rabbim, hic suphe yok ki, dogru yoldadır.»

[57] «Eger, yine de yuz cevirirseniz, ben size ne ile gonderilmissem, iste onu teblig ettim. Ayrıca Rabbim, sizin yerinize baska bir kavmi getirir de siz O´na zerrece zarar veremezsiniz. Hic suphesiz O, herseyi koruyup gozetendir

[58] Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud´u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları cok agır bir azaptan da kurtardık

[59] Iste Ad kavmi buydu. Rablerinin ayetlerini bile bile inkar ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Basa gecen her zorbanın emrine uyup arkasından gittiler

[60] Hem bu dunyada, hem de kıyamet gununde bir lanetle izlendiler. Bilin ki, Ad kavmi, gercekten Rablerini inkar ettiler. Yine bilin ki, Hud´un kavmi olan Ad, defolup gittiler

[61] Semud kavmine de kardesleri Salih´i gonderdik. Dedi ki, «Ey kavmim! Allah´a kulluk edin. Sizin O´ndan baska bir tanrınız daha yoktur. Sizi topraktan O meydana getirdi. Sizi orada omur surmeye O memur etti. Bu sebepten O´nun magfiretini isteyin, sonra O´na tevbe edin. Suphesiz Rabbim yakındır, dualarınızı kabul eder.»

[62] Dediler: «Ey Salih! Bundan once sen bizim icimizde umit beslenir bir zat idin. Simdi bizi babalarımızın taptıklarına tapmaktan mı engelliyorsun? Biz, dogrusunu istersen bizi davet ettigin seyden kuskulandıran bir suphe icindeyiz.»

[63] Salih dedi: «Ey kavmim! Eger ben Rabbimden acık bir mucize uzerinde isem ve o bana tarafından bir rahmet bahsetmis ise, ben Allah´a isyan ettigim takdirde beni O´ndan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten baska bir sey yapmıyorsunuz.»

[64] «Ey kavmim! Iste su, Allah´ın disi devesi, size bir mucizedir. Bırakın onu Allah´ın yer yuzunde (otlaklarında) otlasın. Ve ona kotu bir maksatla el surmeyin, sonra sizi yakın bir azap yakalar.»

[65] Derken, o deveyi kestiler. Bunun uzerine Salih dedi ki: «Yurdunuzda uc gun daha yasayın. Iste bu, yalan cıkmayacak olan kesin bir vaaddir.»

[66] Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, Salih´i ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, ustelik o gunun perisanlıgından da kurtardık. Hic suphesiz Rabbin gucludur, mutlak ustundur

[67] O zalimleri, korkunc bir gurultu yakalayıverdi de oldukları yerde cokup kaldılar

[68] Sanki orada guzel guzel yasayıp durmamıslardı. Bak iste Semud, gercekten de Rablerine kufretmislerdi. Bak iste nasıl yok olup gittiler

[69] Andolsun ki, Ibrahim´e de elcilerimiz (melekler) mujde ile geldiler ve «selam» dediler, o da «selam» dedi ve hemen gidip onlara kızartılmıs bir buzagı getirdi

[70] Fakat onların o buzagıya el surmediklerini gorunce, tuhafına gitti ve icinde onlara karsı bir korku uyandı. Onlar da «Korkma, biz Lut´un kavmine gonderildik.» dediler

[71] Ibrahim´in karısı ayakta duruyordu bunun uzerine yuzu guldu. Ona Ishak´ı ve Ishak´ın arkasından da Ya´kub´u mujdeledik

[72] «Vay basıma gelene!» dedi, «Ben bir kocakarıyım, kocam da yaslı bir adam. Bu gercekten cok tuhaf bir sey!»

[73] Dediler: «Sen Allah´ın emrine mi sasıyorsun? Allah´ın rahmeti ve berekatı uzerinizdedir. Ey ev halkı! Muhakkak ki O, hamiddir (ovulmeye layıktır), meciddir (comertligi boldur).»

[74] Ibrahim´den korku iyice gecip gidince, bu mujde de kendisine gelince, bizim (meleklerimiz)le Lut kavmi hakkında tartısmaya giristi

[75] Cunku Ibrahim, cok yumusak huylu ve cok yufka yurekli (yanık kalbli) idi

[76] Melekler: «Ey Ibrahim! Bu konuda bizimle tartısmaktan vazgec. Cunku Rabbinin emri kesin olarak geldi ve onlara geri cevrilmesi mumkun olmayan bir azap gelecektir

[77] Ne zaman ki, elcilerimiz Lut´a geldiler, bunların gelisleri yuzunden Lut fenalastı, eli ayagı birbirine dolastı ve «Bu gun cetin bir gundur.» dedi

[78] Daha onceleri cirkin isler yapmıs olan kavmi harıl harıl kosup geldiler. Lut onlara: «Ey kavmim! Iste size kızlarım, onlar sizin icin daha temizdirler. Gelin Allah´tan korkun, beni misafirlerime rezil rusvay etmeyin. Icinizde hic aklı basında bir adam yok mu?» dedi

[79] Onlar: «Sen de bilirsin ki, bizim senin kızlarınla bir ilgimiz yoktur. Sen bizim ne istedigimizi gayet iyi biliyorsun.» dediler

[80] Lut dedi: «Ne olurdu size karsı bir kuvvetim olsaydı, ya da cok sarp bir yere sıgınabilseydim.»

[81] Melekler dediler: «Ey Lut! Sundan emin ol ki, biz Rabbinin elcileriyiz. Onlar sana asla zarar veremezler. Sen, gecenin bir kısmı olunca ailenle birlikte hemen buradan cık git. Icinizden hic kimse geri kalmasın, esin baska. Cunku ona da onlara gelecek olan musibet gelecektir. Haberin olsun, helak zamanları sabah vaktidir. Zaten sabah yakın degil mi?»

[82] Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ulkenin altını ustune getirdik ve uzerlerine istif edilip pisirilmis camurdan taslar yagdırdık

[83] Bu taslar Rabbinin katında damgalanmıslardı. Bunlar zalimlerden uzak seyler degildir

[84] Medyen´e de kardesleri Su´ayb´i gonderdik. Dedi ki: «Ey kavmim! Allah´a kulluk edin. Sizin O´ndan baska ilahınız yoktur. Olcegi de, teraziyi de eksik tutmayın. Ben sizi hayır (bolluk) icinde goruyorum. Bununla beraber yine de sizi kusatacak bir gunun azabından korkuyorum.»

[85] «Ey kavmim! Olcerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryuzunde fesatcılık yaparak fenalık etmeyin.»

[86] Eger mumin iseniz, Allah´ın helalinden size ihsan ettigi kar sizin icin daha hayırlıdır. Bununla beraber ben sizin uzerinize gozcu degilim.»

[87] Dediler ki; «Ey Su´ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda diledigimizi yapmaktan vazgecmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumusak huylusun ve aklı basında bir adamsın.»

[88] Su´ayb dedi ki: «Ey kavmim! Sayet ben Rabbimden ispat edici bir delil uzerinde bulunuyorsam ve sayet bana, O kendi katından guzel bir rızık ihsan etmisse, soyleyin bakalım ben ne yapmalıyım? Ben size karsı cıkmakla sizi menettigim seylere kendim dusmek istemiyorum. Ben sadece gucumun yettigi kadar ıslah etmeye calısıyorum. Muvaffakiyetim de ancak Allah´ın yardımı ile olacaktır. Ben yalnızca O´na dayandım ve ancak O´na donecegim.»

[89] «Ey kavmim! Bana karsı gelmeniz sakın sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin baslarına gelen musibetler gibi bir musibete ugratmasın. Lut kavmi de sizden uzak degildir

[90] Rabbinizden magfiret dileyin, sonra O´na tevbe ile yonelin. Suphesiz ki, benim Rabbim cok merhametlidir, cok sevendir

[91] Dediler ki: «Ey Su´ayb! Biz senin soylediklerinin cogundan birsey anlamıyoruz. Ayrıca seni icimizde cok zayıf biri olarak goruyoruz. Eger akrabaların olmasaydı mutlaka seni recmederdik (tasa tutardık). Senin bize hicbir ustunlugun yoktur.»

[92] Su´ayb dedi: «Ey kavmim! Benim akrabalarım size Allah´dan daha mı degerli ki, Allah´a sırt cevirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim butun yaptıklarınızı cepecevre kusatmıstır.»

[93] «Ey kavmim! Var gucunuzle yapacagınız ne varsa yapın! Ben de gorevimi yapmaya devam edecegim. Perisan edecek azabın kime gelecegini ve yalancının kim oldugunu ilerde anlayacaksınız. Bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyecegim.»

[94] Ne zaman ki, emrimiz geldi, Su´ayb ve beraberindeki muminler, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtuldular. Ve o zalimleri korkunc bir gurultu yakaladı da oldukları yerde cokup kaldılar

[95] Sanki orada hic guzel gun gormemislerdi. Dikkat edin, Semud kavmi nasıl helak olup gittiyse Medyen de oyle yok olup gitti

[96] Andolsun Musa´yı da ayetlerimizle ve apacık bir belge ile gonderdik

[97] Firavun´a ve cemaatine. Bunlar Firavun´un emrine uydular. Halbuki Firavun´un emri hak degildir

[98] Kıyamet gunu, kavminin onune duser. Artık o bunları atese goturmustur. O varılan yer, ne kotu bir yerdir

[99] Hem burada, hem de kıyamet gununde lanetle izlendiler. Onlara verilen bu karsı destek ne fena bir destektir

[100] Iste bu helak olmus memleketlerin onemli haberlerindendir. Sana onu kıssa olarak anlatıyoruz. Onlardan yerinde duranlar da var, bicilenler (yok olup gidenler) de

[101] Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler. Allah´ı bırakıp da taptıkları tanrılar, Rabbinin emri gelince kendilerine hicbir fayda saglayamadılar. Hasarlarını arttırmaktan baska bir seye yaramadılar

[102] Iste Rabbin, zalim memleketleri cezalandırdıgı zaman boyle cezalandırır. Cunku O´nun cezası cok acı, cok cetindir

[103] Ahiret azabından korkanlar icin bunda muhakkak ki, bir ibret vardır. O, oyle bir gundur ki, butun insanlar onun icin toplanacaktır ve o, oyle bir gundur ki, mutlaka gorulecektir

[104] Biz onu sadece belli bir sureye kadar geciktiriyoruz

[105] O gun gelince Allah´ın izni olmadan hic kimse konusamaz. Onların kimi bedbaht, kimi de mutludur

[106] Bedbaht olanlar atestedirler. Onlar orada baska turlu soluyacak, baska turlu haykıracaklar

[107] Onlar orada gokler ve yer durdukca duracaklar. Ancak Rabb´inin diledikleri baska. Cunku Rabbin diledigini yapandır

[108] Mutlu olanlar ise cennettedirler. Orada gokler ve yer durdukca duracaklar, ancak Rabbinin diledikleri baska. (Bu) ardı arası kesilmeyen bir ihsan olacak

[109] O halde sakın sunların ibadet edislerinden supheye dusme. Daha once ataları nasıl ibadet ediyor idiyseler bunlar da oyle ibadet ediyorlar. Biz de kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz olarak oderiz

[110] Andolsun ki, Musa´ya kitabı verdik, yine de onda ihtilafa dusuldu. Eger Rabbinden daha once verilmis bir karar olmasa idi, elbette haklarında hukum verilmis bitmisti. Muhakkak ki onlar, bundan kuskulu bir suphe icindedirler

[111] Gercekten de onların her biri oyle kimselerdir ki, yaptıklarının karsılıgını Rabbin kendilerine hakkiyle odeyecektir. Cunku O, onların yaptıkları her seyden haberdardır

[112] Iste bundan dolayı emrolundugun gibi dogru ol! Beraberindeki tevbe edenler de (dogru olsunlar). Asırı gitmeyin! Muhakkak ki O, butun yaptıklarınızı gorup durmaktadır

[113] Ve zulum yapanlara yakınlık gostermeyin ki, size de ates dokunmasın. Allah´dan baska yardımcılarınız da yoktur. Sonra yardım da goremezsiniz

[114] Gunduzun her iki tarafında ve gecenin sacaklarında (gunduze yakın olan saatlerinde) namaz kıl! Muhakkak ki, iyilik kotulukleri giderir. Bu ise, dusunebilenlere bir oguttur

[115] Ve sabret! Cunku Allah iyilik edenlerin mukafatını yitirmez

[116] Sizden onceki devirlerden bakıyye sahipleri (kitap ehli) yeryuzunde bozgunculuktan vazgecirmeye calıssalardı ne iyi olurdu. Fakat onların icinden kurtardıgımız pek az kimse bunu yaptı. O zulmedenler ise sımartıldıkları refahın pesine dustuler ve hepsi de suclu oldular

[117] Senin Rabbin, halkları iyi ve ıslahatcı iken, o memleketleri haksız yere helak edecek degildir

[118] Eger Rabbin dileseydi elbette butun insanları tek bir ummet yapardı. Halbuki yine de ihtilaf edip duracaklardı

[119] Ancak Rabbinin rahmetle yarlıgadıgı kimseler baska. Onun icindir ki, onları yarattı. Ve Rabbinin «Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracagım» sozu boylece tamam oldu

[120] Peygamberlere ait haberlerden kalbini yatıstıracak olanlardan her turlusunu sana kıssa olarak anlatıyoruz. Bunda da sana bir hakikat, muminlere de bir ogut ve ibret gelmistir

[121] Imana gelmeyen o kafirlere de ki: «Elinizden geleni geri koymayın! Biz de yapacagımızı yapacagız.»

[122] Siz bekleyin gorun, biz de bekleyip gorecegiz

[123] Goklerin ve yerin gaybını bilmek yalnızca Allah´a mahsustur. Her is O´na dondurulur. Sen yalnızca O´na ibadet et ve yalnızca O´na dayan. Rabbin yaptıklarınızın hicbirinden gafil degildir

Yûsuf

Surah 12

[1] Elif, Lam, Ra. Iste bunlar sana o acık secik kitabın ayetleridir

[2] Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapca bir kitap olarak indirdik

[3] Sana bu Kur´an´ı vahyetmekle biz, sana kıssaların en guzelini anlatıyoruz. Gercek su ki, daha once senin bundan hic haberin yoktu

[4] Hani bir vakitler Yusuf, babasına demisti ki: «Babacıgım, ben ruyada onbir yıldızla gunesi ve ayı bana secde ederken gordum.»

[5] (Babası) «Yavrucugum! «dedi, «ruyanı kardeslerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar. Cunku seytan insanın acıkca dusmanıdır.»

[6] «Ve iste boyle, Rabbin seni sececek ve sana ruya tabirinden bilgiler ogretecek. Bundan once ataların Ibrahim´e ve Ishak´a tamamladıgı gibi, nimetini hem sana, hem de Yakup soyuna tamamlayacaktır. Muhakkak ki, Rabbin alimdir, hakimdir.»

[7] Andolsun ki, Yusuf ve kardesleri kıssasında soranlara ibret alacak ayetler vardır

[8] Hani demislerdi ki: «Yusuf ve kardesi (Bunyamin) babamıza bizden daha sevgili, biz ise guclu ve tutkun bir grubuz. Dogrusu, babamız belli ki, cok acık bir yanılgı icindedir.»

[9] «Yusuf´u oldurun, ya da bir yere atın ki, babanızın yuzu (sevgisi) size kalsın, sonra yine salih bir kavim olursunuz.»

[10] Iclerinden bir soz sahibi soyle dedi: «Yusuf´u oldurmeyin, bir kuyunun dibine bırakın da ordan gecen kafilenin biri onu bulup alsın. Eger yapacaksanız boyle yapın.»

[11] Dediler ki: «Ey babamız! Sen bize Yusuf icin neden guvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiligini istiyoruz.»

[12] «Yarın onu bizimle beraber gonder de gezsin, oynasın. Kesinlikle biz onu koruruz.»

[13] Babaları dedi ki: «Onu goturmeniz beni uzer, korkarım ki onu kurt yer de sizin haberiniz bile olmaz.»

[14] Dediler ki: «Vallahi biz boyle guclu kuvvetli bir topluluk iken, buna ragmen onu kurt yerse, o zaman biz kesinlikle husrana ugrayanlardan olmus oluruz.»

[15] Nihayet kardesleri, Yusuf´u alıp goturduler ve kuyunun dibine bırakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona soyle vahyettik: «Andolsun ki, sen onlara ilerde hic beklemedikleri bir sırada bu yaptıklarını haber vereceksin»

[16] Ve yatsı vakti, aglayarak babalarına geldiler

[17] Dediler ki: «Ey babamız! Biz gittik, aramızda yarıs yapıyorduk. Yusuf´u da esyamızın yanına bırakmıstık. Bir de baktık ki, onu kurt yemis, su anda biz dogru da soylesek, yine de sen bize inanacak degilsin.»

[18] Bir de gomleginin uzerinde yalandan bir kan getirmislerdi. Babaları dedi ki: «Hayır, nefisleriniz aldatmıs da size bir is yaptırtmıs. Artık bana guzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karsılık yardımına sıgınılacak olan ancak Allah´dır.»

[19] Daha sonra bir kafile gelmis, sucularını da gondermislerdi. Vardı, kovasını kuyuya saldı, «Mujde hey, mujde! Iste bir cocuk!» dedi. Ve onu satılık bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onların ne yapacaklarını biliyordu

[20] Ve onu dusuk bir degerle birkac dirheme sattılar. Ona fazla onem vermemislerdi

[21] Onu satın alan Mısırlı, esine dedi ki: «Buna guzel bak. Bize faydalı olabilir, ya da evlat ediniriz.» Yusuf´u boylece oraya yerlestirdik. Ona ruyaların tabirini de ogrettik. Allah emrinde galiptir. Fakat insanların cogu bunu bilmezler

[22] O, tam erginlik cagına gelince, kendisine ilim ve hukum verdik. Iste biz, guzel is yapanları boyle mukafatlandırırız

[23] Derken, evinde bulundugu hanım, onun nefsinden murad alıp yararlanmak istedi. Kapıları kilitledi ve «Haydi beri gel!» dedi. Yusuf: «Allah´a sıgınırım! Muhakkak ki, o (kocan), benim efendim, bana cok guzel baktı. Dogrusu zalimler hic iflah olmazlar» dedi

[24] O hanım, ona gercekten niyeti bozmustu. Eger Rabbinin burhanını gormese idi. Yusuf da ona ozenip gitmisti. Aslında ondan fuhsu ve fenalıgı uzak tutalım diye boyle olmustu. Cunku o bizim ihlasa erdirilmis kullarımızdan biriydi

[25] Ikisi de kapıya kostular. Hanım, onun gomlegini arkadan yırttı. Ve kapının yanında hanımın efendisiyle karsı karsıya geldiler. Hanım hemen dedi ki: «Senin esine fenalık yapmak isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya acı bir azaba ugratılmaktan baska ne olabilir?»

[26] Yusuf: «kendisi benden yararlanmak istedi» dedi. Hanımın akrabasından biri de soyle sahitlik etti: «Eger gomlegi onden yırtılmıs ise hanım dogru soylemistir, o zaman bu, yalancılardandır.»

[27] «Yok eger gomlegi arkadan yırtılmıs ise hanım yalan soylemistir, o zaman bu dogru soyleyenlerdendir.»

[28] Ne zaman ki, gomlegin arkadan yırtılmıs oldugunu gordu, o zaman dedi ki: «Bu is, siz kadınların tuzagındandır. Gercekten de sizin tuzagınız cok buyuktur»

[29] «Yusuf! Sakın sen bundan bahsetme! Kadın! Sen de gunahından dolayı istigfar et. Sen gercekten gunahkarlardan oldun»

[30] Sehirde bazı kadınlar da «Azizin karısı, delikanlısından murad almaya kalkmıs, sevgi yuregini yakıp kavuruyormus, goruyoruz ki, kadın cıldırmıs besbelli...» dediler

[31] Azizin karısı, onların gizliden gizliye dedikodu yaydıklarını isitince, onlara davetci gonderdi ve onlara mukellef bir sofra hazırladı. Her birine bir bıcak verdi, beri taraftan da Yusuf´a «cık karsılarına» dedi. Gorur gormez hepsi onu gozlerinde cok buyuttuler ve (saskınlıkla) ellerini kestiler. Dediler ki: «Hasa! Allah icin, bu bir insan degil, olsa olsa yuce bir melektir.»

[32] «Iste» dedi, «bu gordugunuz, beni hakkında kınadıgınız (genctir). Yemin ederim ki, ben bunun nefsinden yararlanmak istedim de o, namuslu davrandı. Yine yemin ederim ki, emrimi yerine getirmezse, muhakkak zindana atılacak ve kesinlikle zelillerden olacaktır»

[33] Yusuf dedi ki: «Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettikleri seyden daha sevimlidir. Eger sen, bu kadınların tuzaklarını benden uzak tutmazsan, ben onların tuzagına duserim ve cahillik edenlerden olurum»

[34] Bunun uzerine Rabbi, onun duasını kabul buyurdu da ondan onların tuzaklarını bertaraf etti. Muhakkak ki O, evet O, hakkiyle isiten, hakkiyle bilendir

[35] Bu kadar delili gordukleri halde, sonra yine de Yusuf´u bir sure icin zindana atma dusuncesi agır bastı

[36] Zindana onunla birlikte iki delikanlı daha girdi. Birisi dedi ki: «Ruyada kendimi sarap sıkarken gordum». Oteki de dedi ki: «Ben de basımın ustunde ekmek tasıdıgımı, kusların da ondan yedigini gordum. Bize bunun yorumunu haber ver. Cunku biz seni iyilik edenlerden goruyoruz.»

[37] Yusuf dedi ki: «Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden once onun tabirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana ogrettigi ilimlerdendir. Cunku ben Allah´a inanmayan ve ahireti inkar eden bir kavmin dinini terkettim.»

[38] «Atalarım Ibrahim, Ishak ve Yakub´un dinine uydum. Bizim, Allah´a hicbir seyi ortak tutmamız olmaz. Bu, bize ve insanlara Allah´ın bir lutfudur. Fakat insanların cogu sukretmezler.»

[39] «Ey benim zindan arkadaslarım! Ayrı ayrı bircok tanrılar mı daha hayırlı, yoksa herseye hakim ve galip olan bir tek Allah mı?»

[40] «Sizin Allah´ı bırakıp da o taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurdugu birtakım isimlerden baska bir sey degildir. Bunlara tapmanız icin Allah hicbir delil indirmis degildir. Hukum ancak Allah´a aittir: O, size, kendisinden baskasına tapmamanızı emretti. Iste dosdogru din budur. Fakat insanların cogu bunu bilmezler.»

[41] «Ey benim zindan arkadaslarım! Biriniz efendisine yine sarap sunacak. Digeri de asılacak, kuslar basından yiyecekler. Iste ogrenmek istediginiz is boylece halloldu.»

[42] Yusuf, hapisten kurtulacagına inandıgı o ikiden birine dedi ki: «Beni efendinin yanında an». (Benden soz et ki, beni kurtarsın). Fakat Seytan, ona, efendisinin yanında anmayı unutturdu. Bu yuzden Yusuf, daha yıllarca zindanda kaldı

[43] Bir gun melik (hukumdar) dedi ki: «Ben ruyamda yedi cılız inegin yedi semiz inegi yedigini ve yedi yesil basakla yedi kuru basak goruyorum. Ey ileri gelenler! Siz ruya tabir edebiliyorsanız benim bu ruyamın tabirini bana bildirin.»

[44] Dediler ki: «Ruya dedigin sey karmakarısık hayallerdir. Biz ise boyle karısık hayallerin yorumunu bilemeyiz.»

[45] O ikiden kurtulmus olanı nice zamandan sonra hatırladı da dedi ki: «Ben size o ruyanın tabirini haber veririm, hemen beni gonderin.»

[46] «Ey Yusuf, ey dogru sozlu! Bize sunu hallet: Yedi semiz inegi, yedi cılız inek yiyor. Ve yedi yesil basakla diger yedi kuru basak. Umarım ki, o insanlara dogru cevap ile donerim, onlar da (senin kadrini) bilirler.»

[47] Dedi ki: «Yedi sene eskisi gibi ekeceksiniz, bictiklerinizi basagında bırakınız, biraz yiyeceginizden baska.»

[48] «Sonra onun arkasından yedi kurak sene gelecek, onceki biriktirdiklerinizin biraz saklayacagınızdan baskasını yiyip bitirecek.»

[49] «Sonra da onun arkasından yagıslı bir sene gelecek ki, halk onda sıkıntıdan kurtulacak, (uzum, zeytin gibi mahsulleri) sıkıp faydalanacak.»

[50] O hukumdar «Onu bana getirin» dedi. Emir uzerine Yusuf´a gonderilen adam yanına gelince, Yusuf ona dedi ki: «Haydi efendine geri don de, ona sor bakalım, o ellerini kesen kadınların maksatları ne imis? Hic suphe yok ki, Rabbim, onların oyunlarını cok iyi bilir.»

[51] Hukumdar, o kadınlara «Derdiniz neydi ki, o vakit Yusuf´un nefsinden murad almaya kalktınız?» dedi. Onlar «Hasa, Allah icin, biz onun aleyhinde hicbir fenalık bilmiyoruz» dediler. Aziz´in, karısı da: «Simdi hak ve hakikat oldugu gibi ortaya cıktı. Aslında onun nefsinden ben murad almak istedim. O ise seksiz suphesiz dogrulardandır» dedi

[52] (Yusuf dedi ki): Iste bu sunun icindir: Bilsin ki, ben ona arkasından hainlik etmedim. Gercekten Allah hainlerin hilesini basarıya ulastırmaz

[53] Ben yine de nefsimi temize cıkarmıyorum. Cunku nefis siddetle kotulugu emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarlıgadıgı mustesna. Muhakkak ki, Rabbim bagıslayıcı ve merhametlidir

[54] Hukumdar dedi ki: «Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim.» Sonra onunla konusunca da: «Sen bugun yanımızda gercekten buyuk bir mevki sahibisin, guvenilir birisin» dedi

[55] O da, ona dedi ki: «Beni bu ulkenin hazineleri uzerine getir. Cunku iyi korurum, iyi bilirim.»

[56] Ve iste biz boylece Yusuf´u o yerde temkin ettik (yerlestirdik). Neresinde isterse orada makam tutuyordu. Biz rahmetimizi diledigimize nasip ederiz. Ve iyilik edenlerin mukafatını zayi etmeyiz

[57] Iman edip takva yolunu tutanlar icin elbette ahiret mukafatı daha hayırlıdır

[58] (Bir gun) Yusuf´un kardesleri cıkageldiler ve onun yanına girdiler. O, onları gorur gormez tanıdı, oysa onlar onu tanıyamamıslardı

[59] Ne zaman ki onların butun hazırlıklarını tamamladı, o zaman dedi ki: «Babanızdan olan obur kardesinizi de bana getirin. Goruyorsunuz ya, ben olcegi tam olcuyorum ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım.»

[60] «Siz eger onu bana getirmezseniz, bir daha size hic kile yok, (bir olcek bile zahire alamazsınız) yanıma da yaklasmayın»

[61] Dediler ki: «Onun icin babasından izin almaya calısacagız. Her halu karda bunu yapacagz.»

[62] Yusuf bir taraftan da adamlarına tenbih etti: «Sermayelerini yuklerinin icine koyuverin, belki ailelerinin yanına donunce farkına varırlar ve belki yine gelirler» dedi

[63] Boylece donup babalarına geldikleri vakit, dediler ki: «Ey babamız! Bizden olcek menedildi (bize zahire verilmeyecek). Bu kere kardesimizi de bizimle gonder ki, olcek alabilelim. Biz onu kesinlikle koruyacagız.»

[64] Babaları dedi ki: «Ben onu size nasıl emanet ederim? Ya bundan once kardesini emanet ettigimde olan gibi olursa! En hayırlı koruyucu Allah´dır ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.»

[65] Derken yuklerini actılar ve sermayelerini kendilerine geri verilmis olarak buldular. Dediler ki: «Ey babamız! Daha ne isteriz? Iste sermayelerimiz de bize iade edilmis. Bununla yine ailemize zahire alır getiririz, kardesimizi de koruruz, ustelik bir yuk daha fazla zahire alırız. Zaten bu aldıgımız pek az bir zahiredir.»

[66] Babaları dedi ki: «Hepiniz caresiz kalmadıkca onu bana mutlaka getireceginize dair Allah´dan bir yemin vermedikce, onu, kesinlikle sizinle gondermem». Onlar da Allah´a and icerek babalarına soz verince, babaları dedi ki: «Bu soylediklerinize Allah vekildir»

[67] Ve dedi ki: «Ey yavrularım! (sehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan girin. Gerci ben ne yapsam, Allah´ın takdirini sizden engelleyemem. Hukum yalnızca Allah´ındır. Onun icin butun tevekkul edenler O´na tevekkul etmelidirler.»

[68] Ne zaman ki, sehre vardılar, o zaman babalarının kendilerine emrettigi sekilde girdiler. (Gerci bu sekilde girmeleri) onlar hakında Allah´ın takdir ettigi hicbir seyi onleyemezdi, bu sadece Yakub´un icinden gecirdigi bir istegin yerine getirilmesi oldu. Suphesiz o, ilim sahibiydi, cunku ona biz ogretmistik. Fakat insanların cogu bunu bilmezler

[69] Yusuf´un yanına girdikleri vakit, o, kardesini (Bunyamin´i) yanında alıkoydu. Dedi ki: «Bilesin, ben, senin kardesinim! Iste bundan dolayı onların yapacaklarına sakın uzulme!»

[70] Sonra onların butun hazırlıklarını gorunce, su kabını kardesinin yukunun icine koydu. Sonra bir tellal soyle bagırdı: «Hey kervan! Siz hırsızsınız, hırsız!»

[71] Bunlara donduler de dediler ki: «Ne arıyorsunuz?»

[72] Onlar da dediler ki: «Hukumdarın su kabını arıyoruz. Onu bulup getirene bir yuk zahire var. Ustelik o tas bana zimmetlidir»

[73] «Allah´a yemin ederiz ki,» dediler, «Muhakkak siz de anlamıssınızdır ya, biz buraya fesat cıkarmak icin gelmedik. Biz hırsız da degiliz.»

[74] «Peki yalancı cıkarsanız onun (hırsızlık edenin) cezası nedir?» dediler

[75] «Kimin yukunde cıkarsa, o kendisi onun cezasıdır. Biz zalimlere iste boyle ceza veririz.»

[76] Bunun uzerine Yusuf, kardesinin esyalarından once onların esyalarını aramaya basladı. Sonra su kabını kardesinin yukunun icinden cıkardı. Iste Yusuf´a biz boyle bir oyun ogrettik. Melikin kanunlarına gore, kardesini alıkoymasına imkan yoktu. Ancak Allah dilerse o baska. Biz diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Ve her bilgi sahibinin ustunde bir baska bilen vardır

[77] Dediler ki: «Eger o calmıssa, daha once bunun kardesi de calmıstı». O vakit Yusuf bunu icine attı, onlara hic belli etmeden: «Siz cok fena bir mevkidesiniz, ne sıfat verdiginizi Allah cok iyi biliyor» dedi

[78] Dediler ki: «Ey vezir! Emin ol ki, bunun cok yaslı bir babası var. Onun icin yerine birimizi al. Gercekten de biz seni iyilik edenlerden goruyoruz.»

[79] O dedi ki: «Esyamızı yanında buldugumuzdan baskasını tutuklamaktan Allah korusun. Cunku oyle yaparsak zalimlerden oluruz.»

[80] Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan umit kestiler, o zaman fısıldasarak oradan uzaklastılar. Buyukleri dedi ki: «Babanızın sizden Allah adına ahit aldıgını ve daha once Yusuf konusunda ettiginiz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakkımda bir hukum verinceye kadar ben artık burdan ayrılmam. Allah, hukum verenlerin en hayırlısıdır.»

[81] «Siz donun de babanıza deyin ki: Ey babamız! Inan ki, oglun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildigimize sahitlik ediyoruz. Yoksa gaybın bekcileri degiliz.»

[82] «Hem orada bulundugumuz sehir halkına, hem icinde bulundugumuz kervana sor. Ve emin ol ki, biz kesinlikle dogru soyluyoruz.»

[83] Babaları dedi ki: «Hayır, sizi nefisleriniz altadıp bir ise suruklemis. Artık bana guzel guzel sabretmek dusuyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Cunku O, her seyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir.»

[84] Ve onlardan yuz cevirdi de: «Ey Yusuf´un atesi, yetti artık, yetti!» dedi. Ve uzuntuden gozlerine ak dustu. Artık yutkunuyor da yutkunuyordu

[85] Dediler ki: «Hala Yusuf´u sayıklayıp duruyorsun. Allah´a yemin ederiz ki, sonunda eriyip gideceksin, tukenip helak olacaksın. Hayret dogrusu!»

[86] Dedi ki: «Ben huznumu, kederimi ancak Allah´a sikayet ederim ve Allah tarafından sizin bilmediginiz seyleri de bilirim.»

[87] «Ey ogullarım, gidin, Yusuf´u ve kardesini arastırın. Allah´ın rahmetinden umit kesmeyin; zira kafir kavimden baskası Allah´ın rahmetinden umit kesmez.»

[88] Sonra (Mısır´a gidip) onun huzuruna girince, dediler ki: «Ey sanlı vezir! Biz ve coluk cocugumuz sıkıntı icindeyiz. Pek az bir sermaye ile geldik. Sen bize yine olcek (zahire) ver, ayrıca sadaka da ihsan eyle. Cunku Allah sadaka verenleri muhakkak mukafatlandırır.»

[89] O dedi ki: «Siz cahilliginizde Yusuf´a ve kardesine ne yaptıgınızı biliyor musunuz?»

[90] Onlar «Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?» dediler. O da «Ben Yusuf´um, bu da kardesim» dedi, «Dogrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Gercekten de kim Allah´dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, guzel isler yapanların mukafatını zayi etmez.»

[91] Dediler ki: «Allah´a yemin olsun, Allah seni bize ustun kıldı. Biz gercekten de buyuk hata islemistik»

[92] Yusuf dedi: «Bugun size bir ayıplama ve azarlama yoktur. Allah, sizi, magfiretiyle bagıslasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.»

[93] Alın su gomlegimi goturun de babamın yuzune surun, gozu acılır. Ve butun ailenizle toplanıp bana gelin.»

[94] Ne zaman ki, kafile (Mısır´dan) ayrıldı, oteden babaları dedi ki: «Eger bana bunak demezseniz, dogrusu ben Yusuf´un kokusunu alıyorum.»

[95] Dediler ki: «Vallahi sen hala o eski saskınlıgındasın.»

[96] Fakat ne zaman ki, gercekten mujdeci geldi, gomlegi Yakub´un yuzune koydu, hemen gozu acıldı. «Ben size demedim mi, ben Allah´dan sizin bilmediklerinizi bilirim.» dedi

[97] Dediler ki: «Ey babamız, bizim icin Allah´a istigfar eyle. Biz gercekten buyuk gunah islemistik.»

[98] Dedi ki: «Sizin icin Rabbimden ilerde bagıslanma dileyecegim. Suphesiz o cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir.»

[99] Ne zaman ki, onlar Yusuf´un yanına vardılar, iste o zaman Yusuf anasını ve babasını kucakladı, yanına aldı ve «Buyurun Allah´ın dilemesiyle guven icinde Mısır´a girin» dedi

[100] Anasıyla babasını yuksek bir taht uzerine oturttu ve hepsi birden Yusuf icin secdeye kapandılar. Bunun uzerine Yusuf dedi ki: «Iste bu durum, o ruyamın cıkmasıdır. Gercekten Rabbim onu hak ruya kıldı. Seytan benimle kardeslerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan cıkarmakla ve sizi colden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Dogrusu Rabbim diledigine lutfunu ihsan eder. Suphesiz O, her seyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir.»

[101] «Ey Rabbim! Sen bana dunya mulkunden nasip verdin ve bana ruyaların tabirinden bir ilim ogrettin. Ey gokleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı musluman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!»

[102] Iste bu, sana vahiyle bildirdigimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar yapacaklarına karar verip mekir (oyun) yaparlarken sen yanlarında degildin

[103] Sen ne kadar siddetle arzulasan da, insanların cogu iman edecek degildir

[104] Buna karsılık onlardan herhangi bir ucret de istemiyorsun. O Kur´an, alemlere ancak bir oguttur

[105] Bununla beraber goklerde ve yerde ne kadar ayet var ki, onunla yuz yuze gelirler de yine de yuz cevirip gecerler

[106] Onların cogu sirk kosmadan Allah´a iman etmezler (imanlarına az cok bir sirk karıstırırlar)

[107] Yoksa bunlar Allah´ın azabından hepsini saracak bir felaket gelmesinden veya farkında degillerken ansızın baslarına kıyametin kopuvermesinden guven icinde midirler

[108] De ki: Iste benim yolum budur; basiret uzere Allah´a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (iste boyleyiz). Ben Allah´ı tesbih ederim ve ben musriklerden degilim

[109] Senden once gonderdigimiz peygamberler de o memleketlerin halkındandı, onlar da kendilerine vahiy verdigimiz birtakım erkeklerden baskası degillerdi. Simdi o yerlerde soyle bir gezip gormediler mi? Kendilerinden once gelip gecenlerin akıbetlerinin nasıl olduguna bir baksalar ya!... Elbette ahiret yurdu muttakiler icin daha hayırlıdır. Hala aklınızı basınıza toplamayacak mısınız

[110] Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) umit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna dustuklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetisti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suclular toplulugundan bizim azabımız geri cevrilemez

[111] Gercekten de onların kıssalarında ustun akıllılar icin bir ibret vardır. Bu Kur´an uydurulmus herhangi bir soz degildir. Lakin kendisinden once gelen kitapların tasdiki her seyin ayrıntılarıyla acıklayıcısı ve iman edecek bir kavim icin hidayet ve rahmettir

Ra'd

Surah 13

[1] Elif, Lam, Mim, Ra. Iste bunlar sana o kitabın ayetleridir ve sana Rabbinden indirilen haktır. Lakin insanların cogu iman etmezler

[2] Allah O´dur ki, gokleri direksiz yukseltti, onu goruyorsunuz, sonra ars uzerine istiva etti, gunesi ve ayı emrine boyun egdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Butun isleri O yonetiyor. Ayetleri O acıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna cıkacagınızı iyi bilesiniz

[3] Yeryuzunu enine boyuna yayıp doseyen, onda oturaklı daglar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryuzunde meyvelerin hepsinden iki cift yapan O´dur. Surekli olarak gece ile gunduzu birbirine dolamaktadır. Dusunecek olan bir kavim icin bunda muhakkak ki, ibretler vardır

[4] Yeryuzunde birbirine komsu kıtalar vardır. Uzum bagları, ekinler, catallı ve catalsız hurmalıklar vardır ki, hepsi bir tek su ile sulanır. Halbuki meyvelerinde birini oburune ustun kılıyoruz. Aklı eren bir kavim icin bunda muhakkak ibretler vardır

[5] Eger sasıyorsan, asıl sasılacak sey onların su sozleridir: «Biz toprak olup gittikten sonra mı, yani biz gercekten yeniden mi yaratılacagız?» Iste bunlar Rablerini inkar etmislerdir. Bunlar boyunlarında demir halkalar bulunanlardır. Ve iste bunlar cehennemliktirler, orada ebedi kalacaklardır

[6] Ayrıca senden iyilikten once hemen kotulugu getirmeni isterler. Oysa daha once onlara misal olacak cezalar gelip gecmistir. Ve gercekten Rabbin, zulumlerine karsılık insanlara magfiret sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı da cidden cok cetindir

[7] O kafirler: «Rabbinden ona bir mucize indirilmeli degil miydi?» derler. Sen bir uyarıcıdan baska bir sey degilsin ve her kavim icin bir hidayetci vardır

[8] Her disinin neye gebe oldugunu Allah bilir. Ve rahimler ne eksiltir, ne arttırır, onu da bilir. O´nun katında her seyin bir olcusu vardır

[9] Allah gorunmeyeni de bilir, goruneni de. Buyuktur ve yucelerden yucedir

[10] Sizden sozu gizleyenle acıga vuran, gece gizlenenle gunduz acıga cıkan, O´nun acısından esittir (hepsini gorur ve bilir)

[11] Her insan icin onunden ve arkasından takip edenler vardır. Allah´ın emrinden dolayı onu gozetirler. Allah bir kavme verdigini, o kavim kendisini bozup degistirmedikce degistirmez. Allah bir kavme de kotuluk murad etti mi, artık onun geri cevrilmesine de imkan yoktur. Onlar icin Allah´dan baska bir veli de bulunmaz

[12] Size korku ve umit icinde simsegi gosteren ve o yagmur yuklu bulutları meydana getiren O´dur

[13] Gok gurultusu O´na hamd ile, melekler de O´nun korkusundan dolayı O´nu tesbih ederler. O yıldırımlar gonderir, onunla diledigini carpar. Onlar Allah hakkında mucadele edip duruyorlar. Oysa Allah´ın carpması pek cetindir

[14] Gercek dua O´nadır. O´nun dısında yalvarıp durdukları ise onlara hicbir seyle cevap veremezler. Onlar olsa olsa agzına su gelsin diye iki avucunu acana benzer ki, o, ona gelmez. Kafirlerin duası hep bir sapıklık icindedir

[15] Oysa goklerde ve yerde kim varsa ister istemez kendileri de golgeleri de sabah aksam Allah´a secde ederler

[16] De ki: «Goklerin ve yerin Rabbi kimdir?» De ki: «Allah´dır». De ki: «Allah´dan baskalarını, o kendi kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar verebilenleri dostlar mı ediniyorsunuz?» De ki: «Hic kor ile goren bir olur mu? Hic karanlıklarla aydınlık bir olur mu?» Yoksa Allah´a, O´nun gibi yaratan birtakım ortaklar buldular da, bu yaratıs kendilerince birbirine benzer mi gorundu? De ki: «Allah, her seyi yaratandır. O, birdir. Her seye ustun ve kahredicidir.»

[17] Gokten bir su indirdi de vadiler, kendi miktarlarınca sel olup aktılar. Sel de suyun yuzune cıkan bir kopuk yuklendi. Bir zinet esyası veya bir degerli mal yapmak icin, ateste uzerini korukledikleri madenlerden de onun gibi bir kopuk meydana gelir. Iste Allah hak ile batılı boyle carpıstırır. Fakat kopuk atılır gider, insanlara faydası olan ise yerde kalır. Iste Allah boyle misaller verir

[18] Rablerinin emirlerine uyanlar icin daha guzeli vardır. O´na itaat etmeyenler ise, yeryuzunde bulunan ne varsa hepsi kendilerinin olsa da onu ve bir o kadarını butunuyle kurtulus fidyesi olarak verirlerdi. Iste onlar, hesabın kotusu kendileri icin olanlardır. Varacakları yer de cehennemdir. Orası da ne fena yataktır

[19] Simdi Rabbinden sana indirilenin gercekten hak oldugunu bilen bir kimse, kor olan bir kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak ustun akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler

[20] Onlar ki, Allah´ın ahdini yerine getirirler ve antlasmayı bozmazlar

[21] Ve onlar ki, Allah´ın riayet edilmesini emrettigi seye riayet ederler ve Rablerine saygı gosterirler ve hesabın kotulugunden korkarlar

[22] Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdogru kılarlar ve kendilerine verdigimiz rızıklardan gizli ve acıkca Allah yolunda harcarlar ve cirkinlikleri guzelliklerle yok ederler. Iste bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır

[23] Adn cennetlerine girecekler, atalarından, eslerinden ve zurriyetlerinden salih olanlarla birlikte olacaklar. Melekler de her kapıdan yanlarına girip soyle diyecekler

[24] «Sabrettiginiz icin size selam olsun. Ahiret yurdu ne guzeldir!»

[25] Allah´ın ahdini misak ile belgeledikten sonra bozanlar ve Allah´ın birlestirilmesini emrettigi baglantıları koparanlar ve yeryuzunu bozguna verenler varya, iste lanet olsun onlara! Ve yurdun kotusu de onlaradır

[26] Allah, diledigi kimseye rızkı genisletir de, daraltır da. Onlar ise dunya hayatı ile ferahlanmaktalar. Oysa dunya hayatı ahiret hayatının yanında bir yol azıgından ibarettir

[27] Yine o iman etmeyenler diyorlar ki: «Ona Rabbinden bir ayet indirilseydi ya.» De ki: «Hakikaten Allah, diledigini sasırtır ve kendisine gonul vereni de hidayete erdirir.»

[28] Onlar, iman etmis ve kalbleri Allah zikriyle yatısmıs olanlardır. Evet, iyi bilin ki, kalbler Allah´ın zikri ile yatısır

[29] Onlar ki, iman etmisler ve salih ameller islemislerdir, ne mutlu onlara, varacakları yer de ne guzeldir

[30] Iste seni boyle, kendilerinden once nice ummetler gelip gecmis olan bir ummet icinde gonderdik ki, onlar Rahman´a kufredip dururlarken, sen onlara sana vahyettigimiz kitabı okuyasın. De ki: «O Rahman benim Rabbimdir, O´ndan baska tanrı yoktur. Ben O´na dayandım, tevbem de O´nadır

[31] Bir Kur´an ki, onunla daglar yurutulse veya onunla yer parcalansa veya onunla oluler konusturulsa (o yine bu Kur´an olurdu). Fakat emir butunuyle Allah´ındır. Iman edenler, kafirlerden umit kesip daha anlamadılar mı ki, Allah dileseydi, elbette insanların hepsine toptan hidayet buyururdu. O kufurde direnenlerin kendi sanatlarıyla baslarına musibet inip duracak, ya da yurtlarının yakınına konacak. Nihayet Allah´ın vaadi gelecek. Muhakkak ki, Allah vaad ettigi zamanı sasırmaz

[32] Andolsun ki, senden onceki peygamberlerle de alay edildi. Ben de o kafirlere bir sure icin meydan verdim. Sonra da tuttum onları cezalandırdım. O vakit azabım nasıl imis (gorduler)

[33] Butun kazandıklarıyla her bir nefsin uzerinde boylesine hukumran olan baska kim vardır? Boyle iken tuttular da Allah´a ortaklar uydurdular. De ki: «Onlara isimler verip durun bakalım. Siz O´na yeryuzunde bilmedigi bir sey mi haber vereceksiniz? Yoksa anlamı olmayan kuru bir laf mı? Dogrusu kufre sapanlara kendi oyunları guzel gosterildi de yoldan saptırıldılar. Allah her kimi saptırırsa, artık onu yola getirecek kimse yoktur

[34] Onlara dunya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise elbette daha cetindir. Onları Allah´dan koruyacak da yoktur

[35] Muttakilere vaad olunan cennetin misali soyledir: Altından ırmaklar akar durur, yemisleri sureklidir, golgeleri de. Iste bu, takva yolunu tutanların akıbetidir. Kafirlerin akıbeti de atestir

[36] Bir de kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen (vahiy) le sevinc duyuyorlar. Bununla beraber hiziplesenlerden, ayetlerin bir kısmını inkar edenler de vardır. De ki: «Ben ancak Allah´a kulluk etmekle ve O´na sirk kosmamakla emrolundum. Ben O´na davet ediyorum, donusum de O´nadır.»

[37] Ve iste biz o Kur´an´ı Arapca bir hukum olarak indirdik. Yemin olsun ki, eger sen, sana vahiyle gelen bu bilgiden sonra onların keyiflerine uyacak olursan, sana Allah´dan ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu

[38] Andolsun ki, biz senden once de peygamberler gonderdik. Onlara da esler ve cocuklar verdik. Allah´ın izni olmadan herhangi bir ayet getirmek ise hicbir peygamberin haddi degildir. Her ecel icin bir yazı vardır

[39] Allah diledigini imha eder, diledigini de yerinde bırakır. Ana kitap O´nun katındadır

[40] Onlara vaad ettigimiz azabın bir kısmını sana gostersek, yahut seni, onu gormeden vefat ettirsek, yine de sana dusen sadece teblig etmek, bize dusen de hesaba cekmektir

[41] Gormuyorlar mı ki, biz yeri etrafından eksiltip duruyoruz. Allah oyle hukmeder ki, O´nun hukmunu engelleyecek kimse yoktur. O cok hızlı hesap gorur

[42] Onlardan oncekiler de hileler yapmıslardı. Fakat sonucta butun hileler(in cezası) Allah´a aittir. Her nefsin ne kazandıgını O bilir. Bu dunyanın akıbetinin kime ait oldugunu kafirler de yakında bilecekler

[43] O kafirler: «Sen Allah tarafından gonderilmis bir peygamber degilsin» diyorlar. De ki: «Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter).»

İbrâhîm

Surah 14

[1] Elif, Lam, Ra. Bu Kur´an oyle buyuk bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlıga, her seye galip ve hamde layık olan Allah´ın yoluna cıkarman icin onu sana indirdik

[2] O Allah´ın (yolu) ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur. Siddetli bir azabdan dolayı vay kafirlerin haline

[3] Onlar, o kimselerdir ki dunya hayatını ahirete tercih ederler, (insanları) Allah´ın yolundan cevirirler ve onun egrilmesini isterler. Iste bunlar, cok buyuk bir sapıklık icindedirler

[4] Biz, her peygamberi, ancak bulundugu kavminin diliyle gonderdik ki, onlara apacık anlatsın. Bu itibarla Allah diledigini sapıklıkta bırakır, diledigini de hidayete erdirir. O her seye galibdir, hukmunde hikmet sahibidir

[5] And olsun ki Musa´yı ayetlerimizle gonderdik. Ona soyle dedik: Kavmini karanlıklardan aydınlıga cıkar, onlara Allah´ın (felaket) gunlerini hatırlat. Suphe yok ki bunda her sabredip sukreden icin nice ibretler vardır

[6] Musa kavmine demisti ki: «Allah´ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın. Cunku O, bir vakit sizi Firavun ailesinden kurtardı. Onlar sizi iskencenin en kotusune suruyorlar ve ogullarınızı kesip kadınlarınızı da diri bırakıyorladı. Ve bunda Rabbinizden size buyuk bir imtihan vardır.»

[7] Ve hatırlayın ki Rabbiniz size soyle bildirmisti: Yuceligim hakkı icin sukrederseniz elbette size (nimetimi) artırırım ve eger nankorluk ederseniz hic suphesiz azabım cok siddetlidir

[8] Musa dedi ki: Siz ve yeryuzunde bulunanların hepsi nankorluk etseniz, iyi biliniz ki Allah hepinizden zengindir, hamdedilmeye layıktır

[9] Sizden oncekilerin; Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Onları, Allah´tan baskası bilmez. Peygamberleri onlara mucizeler getirdi de onlar ellerini agızlarına koydular ve dediler ki: «Biz sizinle gonderileni inkar ettik ve bizi cagırdıgınız seyden de suphe ve endise icindeyiz.»

[10] Peygamberleri dedi ki: «Gokleri ve yeri yaratan, Allah hakkında da suphe mi var? O, sizi gunahlarınızı bagıslamak icin cagırıyor ve belirlenmis bir sureye kadar size musade ediyor.» Onlar da: «Siz sadece bizim gibi bir insansınız, bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize apacık bir delil getirin!» dediler

[11] Peygamberleri onlara dediler ki: «(Evet) biz ancak sizin gibi bir insanız, ama Allah kullarından diledigine nimetini lutfeder. Ve Allah´ın izni olmadıkca bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Muminler ancak Allah´a dayansınlar

[12] Bize yollarımızı gostermisken neden biz Allah´a dayanıp guvenmeyelim? Elbette bize yaptıgınız eziyetlere katlanacagız. Tevekkul edenler yalnız Allah´a tevekkul etsinler.»

[13] Inkar edenler peygamberlerine dediler ki: «Ya sizi mutlaka yurdumuzdan cıkaracagız, ya da mutlaka dinimize doneceksiniz!» Rableri de onlara: «Zalimleri mutlaka helak edecegiz» diye vahyetti

[14] Ve Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerlestirecegiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkan icindir

[15] (Peygamberler, dusmanlarına karsı) fetih istediler, ve her zorba inatcı husrana ugradı

[16] Ardından da Cehennem vardır, orada kendisine irinli su icirilecektir

[17] Onu yutmaya calısacak, fakat bogazından geciremeyecek ve her yandan ona olum gelecek, fakat o olemez. Arkasından da cetin bir azab gelecektir

[18] Rabblerini inkar edenlerin durumu tıpkı fırtınalı bir gunde ruzgarın siddetle savurdugu bir kule benzer. Kazandıklarından hicbir seyi elde edemezler. Iste asıl uzak sapıklık budur

[19] Gokleri ve yeri gercekten Allah´ın yarattıgını gormedin mi? O dilerse sizi yok edip yepyeni bir halk getirir

[20] Bu, Allah´a gore onemli bir sey degildir

[21] (Kıyamet gunu) Insanların hepsi Allah´ın huzuruna cıkacaklar. Ve zayıflar buyukluk taslayanlara soyle diyecekler: «Bizler, sizlere uymustuk. Simdi siz, Allah´ın azabından en ufak bir seyi bizden savabilir misiniz?» Onlar da diyecekler ki: «Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size dogru yolu gosterirdik. Artık simdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Cunku kacacak yerimiz yoktur.»

[22] Is bitince seytan onlara soyle diyecek: «Suphesiz ki Allah size gercek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydım! Zaten benim size karsı bir gucum yoktu. Ancak ben sizi (kufur ve isyana) cagırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, onceden beni Allah´a ortak kosmanızı da kabul etmemistim.» Dogrusu zalimler icin acı bir azab vardır

[23] Iman edip salih ameller isleyenler ise, Rablerinin izniyle icinde surekli kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetlere konulurlar. Oradaki dirlik temennileri «selam!» dır

[24] Gormedin mi? Allah nasıl bir misal verdi. Guzel bir soz, koku (yerde) sabit, dalları gokte olan guzel bir agac gibidir

[25] (O agac) Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. Ogut alsınlar diye Allah insanlara boyle misaller verir

[26] Kotu sozun durumu da, yerden koparılmıs, koku olmayan kotu bir agaca benzer

[27] Allah, iman edenleri, dunya hayatında da, ahirette de saglam bir soz uzerinde tutar; zalimleri de saptırır ve Allah, diledigini yapar

[28] Allah´ın nimetlerine nankorlukle karsılık veren ve sonunda milletlerini helak yurduna konduranları gormedin mi

[29] Onlar, cehenneme girecekler. O ne kotu karargahtır

[30] Allah´ın yolundan saptırmak icin Allah´a esler kostular. De ki: «Simdilik egleniniz! Cunku varacagınız yer atestir.»

[31] (Ey Muhammed!) Iman eden kullarıma soyle: «Namazı dosdogru kılsınlar, alısveris ve dostlugun olmadıgı bir gunun gelmesinden once, kendilerine verdigimiz rızıktan acık ve gizli (Allah icin) harcasınlar.»

[32] Allah oyle bir Allah´tır ki; gokleri ve yeri yarattı, gokten su indirdi, onunla size rızık olarak cesitli meyveler cıkardı; emri geregince denizde yuzup gitmeleri icin gemileri emrinize verdi, ırmakları da emrinize verdi

[33] Surekli olarak yorungelerinde hareket eden ay ve gunesi, geceyi ve gunduzu sizin emrinize verdi

[34] O, Kendisinden isteyebileceginiz her seyi size verdi. Allah´ın nimetini saymak isterseniz sayamazsınız! Dogrusu insan cok zalim, cok nankordur

[35] Hatırla ki; Bir zaman Ibrahim soyle demisti: «Rabbim! Bu sehri guvenli kıl! Beni ve ogullarımı putlara tapmaktan uzak tut

[36] «Rabbim! Cunku onlar (putlar) insanlardan bircogunun sapmasına sebep oldular. Simdi kim bana uyarsa, o bendendir; kim bana karsı gelirse, artık sen gercekten cok bagıslayan ve cok merhamet edensin

[37] Rabbimiz! Ben cocuklarımdan bir kısmını namazı dosdogru kılmaları icin, senin Beyt- i Haram´ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerlestirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki sukretsinler

[38] Ey Rabbimiz! Sen bizim gizledigimizi de acıga vurdugumuzu da suphesiz bilirsin. Cunku yerde ve gokte, hicbir sey Allah´tan gizli kalmaz

[39] Ihtiyarlık halimde bana Ismail´i ve Ishak´ı lutfeden Allah´a hamd olsun. Suphesiz ki Rabbim duamı cok iyi isitir

[40] Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdogru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et

[41] Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba cekilecegi gunde beni, ana babamı ve muminleri bagısla!»

[42] Ey Peygamber! Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah´ın gafil oldugunu sanma! Ancak Allah, onların cezalarını, gozlerin dısa fırlayacagı gune erteler

[43] O gun, baslarını dikerek kosacaklar, gozleri kendilerine bile donmeyecek ve gonulleri bombos kalacaktır

[44] Ey Peygamber! Insanları, azabın gelecegi gun ile korkut. O gun, zalimler soyle diyecekler: «Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir zamana kadar ertele de senin davetine uyalım ve peygamberlere tabi olalım.» Onlara: «Daha once ahirete intikal etmeyeceginize dair yemin etmemis miydiniz?» denilir

[45] Siz, kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl azab ettigimiz size apacık belli oldu. Ve size misaller de vermistik

[46] Gercekten onlar cesitli hileler ve tuzaklar kurdular. Allah katında da onlara hilelerine karsı azab var; isterse onların hileleri dagları yerinden oynatacak olsun

[47] O halde sakın Allah´ın peygamberlerine olan vaadinden cayacagını sanma! Suphesiz Allah her seye galiptir, intikam sahibidir

[48] O gun yeryuzu bir baska yere, gokler, baska goklere cevirilecek ve butun varlıklar, kabirlerinden cıkıp bir ve gucune karsı durulmaz olan Allah´ın huzuruna toplanacaklardır

[49] O gun, sucluların zincire vurulmus oldugunu gorursun

[50] Gomlekleri katrandandır ve yuzlerini ates kaplar

[51] Cunku Allah, herkesi kazandıgı ile cezalandıracaktır. Gercekten Allah, hesabı cabuk gorendir

[52] Bu Kur´an, kendisiyle uyarılsınlar, Allah´ın ancak bir tek ilah oldugunu bilsinler ve akıl sahipleri ogut alsınlar diye insanlara gonderilmis bir tebligdir

Hicr

Surah 15

[1] Elif, Lam, Ra. Bunlar kitabın ve apacık bir Kur´an´ın ayetleridir

[2] Bir zaman gelecek ki inkar edenler, keske musluman olsaydık temennisinde bulunacaklardır

[3] Onları bırak yesinler, icsinler, zevk alsınlar; arzu onları oyalasın ilerde bileceklerdir

[4] Biz hicbir memleketi (Allah katında) bilinen bir zamanı olmaksızın helak etmedik

[5] Hicbir millet, ecelinin onune gecemez ve onu geciktiremez

[6] Dediler ki: «Ey kendisine Kur´an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun.»

[7] «Eger peygamberlik davanda dogru kimselerdensen, bize melekleri getirmeliydin.»

[8] Biz o melekleri ancak, hak ile indiririz. Ve indirildikleri vakit de onlara (kafirlere) hic muhlet verilmez

[9] Hic suphe yok ki, Kur´an´ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacagız

[10] Andolsun, senden onceki milletler arasında da peygamberler gonderdik

[11] Onlara hicbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmis olmasınlar

[12] Biz o kufru sucluların kalbine iste boyle sokarız

[13] Kur´ana iman etmezler, halbuki oncekilerin sunneti (inanmadıkları icin baslarına gelenler) gelip gecmistir

[14] Onlara gokten bir kapı acsak da oradan yukarı cıksalar

[15] «Gozlerimiz perdelendi, daha dogrusu bize buyu yapılmıstır» derler

[16] Andolsun biz, gokte birtakım burclar yarattık ve bakanlar icin onu susledik

[17] Ve gogu taslanan butun seytanlardan koruduk

[18] Ancak kulak hırsızlıgı eden seytan haric, onu apacık bir alev sutunu takip eder

[19] Yeryuzunu duzgun bir sekilde yarattık ve oraya sabit daglar yerlestirdik. Orada hikmetle olculmus her seyden bitkiler bitirdik

[20] Orada hem sizin icin, hem de sizin rızıklarını veremediginiz kimseler icin gecim yollarını yarattık

[21] Her seyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Fakat biz, onu ancak ihtiyaca gore, belli olculerde veririz

[22] Biz ruzgarları asılayıcı olarak gonderdik ve gokten bir su indirip sizi onunla suladık. O suyu hazinelerde tutan da siz degilsiniz

[23] Elbette biz diriltiriz ve biz oldururuz! Ve hepsinin varisleri de biziz

[24] Andolsun ki biz, icinizden Islam´da one gecmek isteyenleri de biliriz, geri kalmak isteyenleri de biliriz

[25] Suphesiz Rabbin O´dur ki, onları kıyamet gununde hesaba cekmek icin toplayacaktır. O, hikmet sahibidir, bilendir

[26] Andolsun ki biz insanı kuru bir camurdan, sekillenmis bir balcıktan yarattık

[27] Cinleri de daha once insan vucudunun gozeneklerinden gecebilen guclu bir atesten yarattık

[28] Ey Peygamber! Rabbinin meleklere soyle dedigini hatırla: «Ben, kuru balcıktan, sekil verilmis kokusmus camurdan bir insan yaratacagım.»

[29] Ben, onun yaratılısını tamamladıgım ve ona ruhumdan ufledigim zaman, siz hemen onun icin secdeye kapanın.»

[30] Bunun uzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler

[31] Yalnız Iblis haric. O secde edenlerle beraber olmaktan cekinmisti

[32] Allah buyurdu ki: «Ey Iblis! Ne oluyor sana da, secde edenlerle beraber olmuyorsun?»

[33] Iblis soyle dedi: «Kuru bir camurdan, sekillenmis bir balcıktan yarattıgın bir insana secde edemezdim.»

[34] Allah soyle buyurdu: «Oyle ise oradan cık! Sen, artık kovulmus birisin.»

[35] «Kıyamet gunune kadar lanet senin uzerindedir.»

[36] Iblis: «Rabbim! Oyle ise insanların kabirlerinden kaldırılacakları gune (kıyamete) kadar bana muhlet ver» dedi

[37] Allah buyurdu ki: «Sen muhlet verilenlerdensin.»

[38] «Allah katında bilinen vaktin gunune kadar...»

[39] Iblis soyle dedi: «Rabbim! Beni saptırdıgın icin, mutlaka ben de yeryuzunde onlara gunahları susleyecegim ve onların hepsini mutlaka azdıracagım!»

[40] «Ancak iclerinden ihlaslı kulların mustesnadır.»

[41] Allah soyle buyurdu: «Iste bana ulasan dosdogru yol budur.»

[42] «Sana uyan azgınlardan baska, kullarımın uzerinde hicbir nufuzun yoktur.»

[43] «Suphesiz ki onların hepsine vaad edilen yer cehennemdir.»

[44] «Cehennemin yedi kapısı vardır. O kapıların herbiri icin birer grup ayrılmıstır.»

[45] Allahtan korkanlar, elbette cennetlerde ve pınarların basındadırlar

[46] Onlara: «Selametle guven icinde oraya girin» denir

[47] Biz o cennetliklerin kalblerindeki kinleri cıkarır atarız. Hepsi kardesler olarak sevinc icinde karsılıklı koltuklara otururlar

[48] Orada kendilerine hicbir yorgunluk gelmeyecek. Oradan cıkarılacak da degillerdir

[49] Kullarıma haber ver ki, gercekten ben cok bagıslayıcı ve pek merhamet ediciyim

[50] Bununla beraber azabım da cok acıklı bir azabdır

[51] Hem o kullara, Ibrahim´in misafirlerinden de haber ver

[52] Hani melekler, Ibrahim´in yanına girdikleri zaman, «selam» demisler, Ibrahim de onlara: «Biz sizden korkuyoruz» demisti

[53] Melekler: «Korkma! Gercekten biz sana bilgin bir ogul mujdeliyoruz» dediler

[54] Ibrahim dedi ki: «Bana ihtiyarlık gelmisken, beni mi mujdeliyorsunuz, neye dayanarak beni mujdeliyorsunuz?»

[55] Melekler: «Seni gercekle mujdeliyoruz. Sakın Allah´ın rahmetinden umidini kesenlerden olma!» dediler

[56] Ibrahim dedi ki: «Rabbimin rahmetinden, sapıklardan baska kim umit keser?»

[57] «Ey elciler! Baska ne isiniz var?» dedi

[58] Melekler soyle dediler: «Biz suclu bir kavmi cezalandırmak icin gonderildik

[59] Ancak Lut ailesi mustesnadır. Biz, onların hepsini muhakkak kurtaracagız

[60] Yalnız Lut´un karısı mustesna, cunku onun helak edilenlerle birlikte yok edilmesini takdir ettik

[61] Melek olan elciler, Lut kavmine gelince

[62] Lut dedi ki: «Dogrusu siz urkulecek bir kavimsiniz.»

[63] Elciler dediler ki: «Bilakis biz sana onların suphe ettigi azabı getirdik.»

[64] «Sana gercegi getirdik; biz elbette dogru soyluyoruz.»

[65] «Gecenin bir bolumunde aileni yola cıkar, sen de arkalarından yuru ve sizden kimse ardına bakmasın; istenen yere gidin.»

[66] Biz, Lut´a su kesin emri vahyettik: «Bu kafirler sabaha cıkarken muhakkak kokleri kesilmis olacaktır.»

[67] Sehir halkı, insan seklindeki guzel yuzlu melekleri gorunce, onlara igrenc islerini yapabileceklerini dusunup sevinerek geldiler

[68] Lut, kavmine soyle dedi: «Bunlar benim misafirlerimdir, beni rusvay etmeyin.»

[69] «Allah´tan korkun! Beni mahcub etmeyin.»

[70] Lut kavmi soyle dedi: «Biz sana kimsenin koruyuculugunu yapmamanı soylememis miydik?»

[71] Lut soyle dedi: «Iste kızlarım! Dusundugunuzu yapacaksanız (onlarla evlenin)

[72] Resulum! Omrune yemin olsun ki gercekten onlar, sarhoslukları icinde bocalayıp duruyorlardı

[73] Gunes dogarken o korkunc cıglık onları yakaladı

[74] Biz, onların sehirlerinin ustunu altına gecirdik ve uzerlerine de balcıktan pisirilmis taslar yagdırdık

[75] Gercekten bunda, dusunen keskin anlayıslılar icin ibretler vardır

[76] Hem o Lut kavminin bulundugu sehir harabesi bir yol uzerinde bulunmaktadır

[77] Suphesiz ki, bunda iman edenler icin bir ibret vardır

[78] Eyke halkı da gercekten zalimlerdi

[79] Biz Eyke halkından da intikam aldık. Ikisi de (Eyke ve Medyen) acık bir yol uzerindedir

[80] Suphesiz ki, Hıcr halkı da peygamberleri yalanladılar

[81] Biz, onlara ayetlerimizi vermistik de onlar, yuz ceviriyorlardı

[82] Onlar, daglardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı

[83] Onları da sabahleyin korkunc bir cıglık yakaladı

[84] Kazanmakta oldukları seyler, onlardan hicbir zararı savmadı

[85] Biz gokleri, yeri ve aralarındaki varlıkları ancak hak ve hikmetle yarattık ve elbette ki, kıyamet kopacaktır. (Ey Peygamber!) Simdi sen onlara yumusak davran ve guzel muamele et

[86] Suphesiz Rabbin kemaliyle yaratandır ve iyi bilendir

[87] Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi ayeti (Fatihayı) ve yuce Kur´an´ı verdik

[88] Sakın o kafirlerden birtakımlarına verip de kendilerini zevklendirdigimiz seye (mal ve servete) heveslenip goz dikeyim deme. Onlardan dolayı uzulme. Muminlere merhamet kanatlarını indir

[89] De ki: «Suphesiz ben apacık bir uyarıcıyım.»

[90] (Inanmazsanız basınıza) tıpkı o taksimcilere (yahudi ve hıristiyanlara) indirdigimiz azap gibi (bir azab inecektir)

[91] Onlar, Kur´an´ın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayarak onu kısım kısım bolduler

[92] Rabbin hakkı icin biz, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı hesaba cekecegiz

[93] Rabbin hakkı icin biz, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı hesaba cekecegiz

[94] Simdi sen emrolundugunu acıkca teblig et. Musriklerden yuz cevir

[95] Muhakkak ki alay edenlere karsı biz sana yeteriz

[96] Onlar Allah ile birlikte baskasını ilah edinenlerdir. Onlar yakında bileceklerdir

[97] Gercekten biliriz ki, onların soylediklerine gogsun daralıyor

[98] O halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol

[99] Ve sana olum gelinceye kadar Rabbine ibadet et

Nahl

Surah 16

[1] Allah´ın emri geldi, sakın onu acele edip istemeyiniz. Allah, musriklerin kostukları ortaklardan munezzeh ve yucedir

[2] Kendi emrinden ruh (vahiy) ile melekleri, kullarından diledigi peygamberlere indirip su gercegi insanlara bildirin, buyuruyor: Benden baska hicbir ilah yoktur. Ancak benden korkun

[3] Allah gokleri ve yeri hikmeti ile yarattı. O, kafirlerin ortak kostukları seylerden cok yucedir

[4] O, insanı bir meniden (spermadan) yarattı. Bir de bakarsın ki o, Rabbine karsı apacık bir dusmandır

[5] Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizi ısıtacak seyler ve bircok faydalar vardır. Ve siz onlardan bir kısmını da yersiniz

[6] O hayvanları, aksam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin icin bir guzellik ve zevk vardır

[7] Bu hayvanlar, ancak guclukle varabileceginiz bir memlekete yuklerinizi tasır. Rabbiniz, suphesiz cok sefkatlidir, cok merhametlidir

[8] Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve su anda bilemeyeceginiz daha nice seyler yaratacak

[9] Dogru yolu gostermek Allah´a aittir. Onun egrisi de vardır. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi

[10] Sizin icin gokten su indiren O´dur. Icecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattıgınız bitkiler de o su ile yetisir

[11] Allah, sizin icin, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, uzumler ve her cesit meyveleri bitirir. Suphesiz ki bunda dusunecek bir topluluk icin buyuk bir ibret vardır

[12] Geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Butun yıldızlar da O´nun emrine boyun egmislerdir. Suphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum icin ibretler vardır

[13] Yeryuzunde sizin icin yarattıgı degisik renklerdeki seyleri de sizin hizmetinize sunmustur. Elbette bunda ogut alan kimseler icin bir ibret vardır

[14] Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındıgınız sus esyasını cıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah´tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini goruyorsun. Lutfundan rızık aramanız ve sukretmeniz icin Allah boyle yapmıstır

[15] Allah, yeryuzu sizi sarsmasın diye oraya sabit daglar yerlestirdi. Yolunuzu bulmanız icin de nehirler ve yollar yarattı

[16] Daha bircok alametler yarattı. Insanlar geceleyin de Allah´ın yarattıgı yıldızlarla yonlerini bulurlar

[17] Hic yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Artık siz dusunmez misiniz

[18] Halbuki Allah´ın nimetlerini teker teker saymaya kalkıssanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[19] Allah, gizlediginizi de acıkladıgınızı da bilir

[20] Kafirlerin Allah´tan baska yalvardıkları (putlar) ise, hicbir sey yaratamazlar. Cunku onlar, kendileri yaratılmıslardır

[21] O putlar, hep oludurler, diri degildirler ve insanların oldukten sonra ne zaman dirileceklerini de bilmezler

[22] Ilahınız bir tek ilahtır. Bununla beraber ahirete inanmayanların kalbleri inkarcı, kendileri de boburlenen kimselerdir

[23] Suphesiz ki Allah, onların gizlediklerini de acıga vurduklarını da bilir. Dogrusu Allah, kendilerini buyuk gorup hakkı kabul etmeyenleri sevmez

[24] Onlara: «Rabbiniz ne indirdi?» denildigi zaman, «Oncekilerin efsanelerini» dediler

[25] Bunu soylemelerinin sebebi su: Kıyamet gunu, kendi gunahlarını tam olarak yuklendikten baska, bilgisizlikleri yuzunden saptırmakta oldukları kimselerin gunahlarından bir kısmını da yukleneceklerdir. Dikkat edin, yuklendikleri gunah ne kotudur

[26] Onlardan oncekiler de tuzak kurdular. Fakat Allah onların binalarını temelinden sarstı, catı tepelerinden uzerlerine coktu ve azap onlara farkedemedikleri bir yonden geldi

[27] Sonra kıyamet gunu Allah, O kafirleri rezil rusvay edecek ve diyecek ki: «Hani ugrunda muminlere karsı dusman kesildiginiz ortaklarım nerede?» Kendilerine ilim verilmis olanlar: «Suphesiz bugunun rezilligi ve kotulugu kafirleredir.» diyeceklerdir

[28] (O kafirler), kendilerine zulmetmis kimseler olarak, meleklerin, canlarını aldıkları kimselerdir. O vakit onlar soyle diyerek teslim olurlar: «Biz, bir kotulukten dolayı yapmıyorduk.» (Onlara): «Hayır, Allah sizin ne maksatla yaptıgınızı elbette cok iyi bilendir.»

[29] «O halde icinde ebedi kalacagınız cehennemin kapılarından girin» denir. Kibirlenenlerin yeri ne kotudur

[30] Kotuluklerden sakınanlara: «Rabbiniz ne indirdi?» denilince: «Hayır indirdi» derler. Bu dunyada guzel amel isleyenlere guzel bir mukafat var. Elbette ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah´tan korkanların yurdu ne guzeldir

[31] O girecekleri yer, Adn cennetleridir ki, altından ırmaklar akar. Orada Allah´tan korkanlara diledikleri nimetler vardır. Iste Allah, takva sahiplerini boyle mukafatlandırır

[32] Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hos ve rahat halde alırlar. «Selam size, yapmıs oldugunuz guzel islerin mukafatı olarak girin cennet´e...» derler

[33] Ancak kendilerine, ruhlarını alacak meleklerin gelmesini veya Rabbinin azab emrinin (kıyametin) gelip catmasını bekliyorlar! Kendilerinden oncekiler de boyle yapmıslardı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmetmislerdi

[34] Bunun icin, sonunda yaptıklarının cezası baslarına felaket oldu ve alay edip durdukları o azap, kendilerini kusattı

[35] Allah´a ortak kosanlar dediler ki: «Allah dileseydi, ne biz, ne atalarımız O´ndan baska hicbir seye tapmazdık ve O´nun emri dısında hicbir seyi haram kılmazdık» Kendilerinden oncekiler de boyle yaptılar. Buna karsı peygamberlerin vazifesi, ancak acık secik bir tebligden, ibarettir

[36] Andolsun ki biz her ummete, «Allah´a ibadet edin ve putlara tapmaktan sakının.» diye bir peygamber gonderdik. Allah, bu ummetlerden bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık hak olmustur. Simdi yeryuzunde bir gezip dolasın da bakın ki, peygamberleri yalanlayanların sonunun ne oldugunu bir gorun

[37] (Ey Muhammed!) Sen o kafirlerin hidayete ermelerini ne kadar istesen de Allah, saptırdıgı kimseyi hidayete erdirmez. Onların hicbir yardımcısı da yoktur

[38] Kafirler, «Allah olen kimseyi diriltmez.» diye en kuvvetli yeminleriyle Allah´a yemin ettiler. Hayır, bu oluleri diriltmek, Allah´ın kendisine karsı bir vaadidir. Ancak insanların cogu bunu bilmezler

[39] Allah oluleri diriltecek ki, o kafirlerin, hakkında ihtilaf ettikleri seyi onlara acıkca gostersin ve bunu inkar edenler kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler

[40] Biz bir seyi diledigimiz zaman, ona sozumuz sadece «ol» dememizdir. O da hemen oluverir

[41] Zulme ugradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, biz dunyada mutlaka onları guzel bir yere yerlestiririz. Halbuki bilirlerse ahiretin mukafatı elbette daha buyuktur

[42] O Muhacirler, musriklerin eziyetlerine sabredenler ve Rablerine tevekkul edenlerdir

[43] (Ey Peygamber!) Senden once de, kendilerine vahyettigimiz erkeklerden baskasını peygamber olarak gondermedik. Eger bunu bilmiyorsanız Tevrat ve Incil alimlerine sorun

[44] Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gonderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur´an´ı indirdik ki, insanlara vahyedileni acıklayasın. Belki onlar da dusunurler

[45] Sinsice kotu tuzaklar kuranlar, Allah´ın kendilerini yerin dibine geciremeyeceginden, yahut bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceginden emin mi oldular

[46] Yahut (rızık icin) dolasıp dururlarken (Allah´ın azabının) kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Ustelik onlar, azabı engelleyici de degillerdir

[47] Yahut ta kendilerini azar azar yakalayıp helak etmesinden emin mi oldular? Suphesiz Rabbiniz cok sefkatlidir, cok merhametlidir

[48] Onlar, Allah´ın yarattıgı birtakım seyleri gormediler mi ki? Golgeleri Allah´ın kudretine boyun egip secde ederek, saga sola doner, dolasır

[49] Goklerde ve yer yuzunde bulunan canlılar ve butun melekler, kibirlenmeden Allah´a secde ederler

[50] Kendilerine hakim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolundukları her seyi yaparlar

[51] Allah, buyurmustur ki: Iki ilah edinmeyin. O, ancak bir ilahdır. Onun icin yalnız benden korkun

[52] Goklerde ve yerde olan her sey yalnız O´nundur. Din de daima O´nundur. Boyle iken, siz Allah´tan baskasından mı korkarsınız

[53] Nimet olarak size ulasan ne varsa, Allah´tandır. Sonra size bir zarar dokundugu zaman da yalnız O´na yalvarırsınız

[54] Sonra Allah bu sıkıntıyı sizden kaldırdıgı zaman, bir de bakarsınız ki, icinizden bir topluluk, hemen Rablerine ortak kosarlar

[55] Bunu kendilerine verdigimiz nimete nankorluk etmek icin yaparlar. Simdi eglenin bakalım! Fakat yakında bileceksiniz

[56] Bir de musrikler kendilerine rızık olarak verdigimiz seylerden tutuyorlar mahiyetini bilmedikleri seylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah´a andolsun ki, siz bu yaptıgınız iftiralardan mutlaka hesaba cekileceksiniz

[57] Onlar, Allah´a kızlar isnad ediyorlar. O, bundan munezzehtir. Kendilerine ise erkek cocukları isnad ederler

[58] Halbuki onlardan birine, kız dogum haberi mujdelendigi zaman ici ofkeyle dolar, yuzu kapkara kesilir

[59] Kendisine verilen mujdenin kotulugu, dolayısıyla kavminden gizlenir. Simdi acaba o cocugu zillet ve horluga katlanarak saklayacak mı? Yoksa topraga mı gomecek? Dikkat edin verdikleri hukum ne kotudur

[60] Ahirete iman etmeyenler icin kotu sıfatlar var. En yuce sıfatlar ise, Allah´ındır. O cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[61] Eger Allah insanları zulumleri yuzunden hesaba cekseydi, yeryuzunde kımıldayan tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah onları, belli bir vakte kadar erteler. Muddetleri (ecelleri) geldigi zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de one alabilirler

[62] Musrikler, kendilerinin hoslanmadıkları seyleri, Allah´a isnad ediyorlar. Dilleri, en guzel seylerin kendilerine ait oldugunu yalan yere durmadan soyler. Hic suphesiz onlar icin, sadece ates vardır. Oraya en onde gidip kalacaklardır

[63] Allah´a yemin olsun ki, biz senden once bir cok ummetlere peygamberler gonderdik. Ne var ki seytan, onlara amellerini bezeyip suslu gosterdi. Bugun de o seytan, kafirlerin dostudur. Onlar icin acı bir azab vardır

[64] (Ey Resulum!) Biz, sana bu kitabı (Kur´anı) sırf hakkında ihtilafa dustukleri seyi insanlara acıklaman icin ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik

[65] Allah gokten bir su indirdi ve onunla yeryuzune olumunden sonra hayat verdi. Suphesiz ki bunda dinleyen bir millet icin buyuk bir ibret vardır

[66] Gercekten sut veren hayvanlarda da size bir ibret vardır. Size iskembelerindeki yem artıklarıyla kandan meydana gelen, icenlere icimi kolay halis bir sut icirmekteyiz

[67] Hurma ve uzum agaclarının meyvalarından da hem icki, hem de guzel gıdalar edinirsiniz. Suphesiz ki bunda aklını kullanan kimseler icin buyuk bir ibret vardır

[68] Senin Rabbin bal arısına soyle vahyetti: Daglardan, agaclardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin

[69] Sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kıldıgı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri cesitli bir bal cıkar ki, onda insanlar icin sifa vardır. Suphesiz ki bunda dusunen bir millet icin, buyuk bir ibret vardır

[70] Allah, sizi yarattı, sonra da sizi oldurecektir. Icinizden kimi de, biraz bilgiden sonra esyayı onceki bildigi gibi bilmesin diye, omrun en kotu cagına kadar yasatılır. Suphesiz ki Allah cok bilgili ve buyuk kudret sahibidir

[71] Allah, rızık yonunden bir kısmınızı digerlerinden ustun kıldı. Kendilerine bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere vermiyorlar ki, onda esit olsunlar. Durum boyle iken Allah´ın nimetini inkar mı ediyorlar

[72] Allah, size kendi cinsinizden esler, o eslerinizden de ogullar ve torunlar yarattı. Sizi helal ve guzel gıdalarla rızıklandırdı. Onlar, hala batıla mı inanıyorlar? ve Allah´ın nimetini inkar mı ediyorlar

[73] Musrikler, Allah´ı bırakıp, goklerden ve yerden kendileri icin hicbir rızka sahip olmayan ve sahip olmaya da gucleri yetmeyen seylere taparlar

[74] Artık Allah´a ortaklar kosmayın. Cunku Allah, (esi bulunmadıgını) bilir, siz bilmezsiniz

[75] Allah, hicbir seye gucu yetmeyen, baskasının malı olmus bir kole ile, kendisine guzel bir rızık verilen ve o rızıkdan gizli ve acık olarak harcayan hur bir insanı misal verdi. Hic bunlar esit olur mu? Butun hamd Allah´a mahsustur. Dogrusu insanların cogu bilmezler

[76] Allah su iki adamı da misal verdi: Bunlardan biri dilsizdir, hicbir seye gucu yetmez; efendisine bir yuktur. Onu nereye gonderse bir hayır getiremez. Simdi, bu adamla, adaletle emreden ve dogru yolda bulunan adam esit olur mu

[77] Goklerin ve yerin gaybını bilmek Allah´a aittir. Kıyametin kopusu yalnız bir goz kırpması veya daha az bir zamandan baskası degildir. Suphesiz Allah her seye kadirdir

[78] Allah sizi annelerinizin karnından cıkardıgı zaman hicbir sey bilmiyordunuz. Sukredesiniz diye size isitme (duygusu), gozler ve gonuller verdi

[79] Gogun boslugunda Allah´ın emrine boyun egdirilerek ucusan kuslara bakmadılar mı? Onları orada Allah´tan baskası tutamaz. Suphesiz bunda inanan bir toplum icin ayetler (ibretler) vardır

[80] Allah size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek yolculugunuzda ve gerekse konaklama zamanlarınızda kolayca tasıyacagınız hafif evler (cadırlar v.s.) ve yunlerinden, yapagılarından ve kıllarından bir sureye kadar (giyinecek, kusanacak, serilecek ve dosenecek) bir esya ve ticaret malı yaptı

[81] Allah, yarattıklarından sizin icin golgeler yaptı ve sizin icin daglarda barınaklar yarattı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savasta sizi koruyan elbiseler (zırhlar) yarattı. Iste boylece Allah musluman olasınız diye uzerinize nimetini tamamlamaktadır

[82] Buna ragmen eger yuz cevirirlerse, ey Muhammed! Artık sana dusen sadece acık bir sekilde tebligden ibarettir

[83] Hem Allah´ın nimetini bilirler, sonra da onu inkar ederler. Onların cogu kafir kimselerdir

[84] Her ummetten bir sahid getirecegimiz gun, artık kafirlere ne izin verilecek, ne de onlardan ozur dilemeleri istenecektir

[85] O zulmedenler, azabı gordukleri zaman, artık onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlara sure verilir

[86] Ve o Allah´a ortak kosanlar, ortak kostuklarını (putları) gordukleri zaman: «Rabbimiz! Iste bunlar, seni bırakıp da kendilerine taptıgımız ortaklarımızdır» diyecekler. Kostukları ortaklar da onlara; «Siz mutlaka yalancılarsınız» diye soz atarlar

[87] O gun Allah´a teslim bayragını cekerler, butun o uydurdukları seyler kendilerini bırakıp kaybolup gitmislerdir

[88] Inkar eden ve (insanları) Allah yolundan cevirenler, diger kimseleri de bozdukları icin onlara azab ustune azab artırdık

[89] Biz o gun, her ummet icinde, kendilerinden kendi uzerlerine bir sahit gonderecegiz. Seni de onların uzerine sahit getirecegiz. Bu kitabı da, her seyi acıklayan ve muslumanlara dogruyu gosteren bir rehber, bir rahmet kaynagı ve bir mujdeleyici olarak indirdik

[90] Suphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Ogut almanız icin size boyle ogut verir

[91] Bir de anlasma yaptıgınızda Allah´ın ahdini yerine getirin ve pekistirdikten sonra yeminleri bozmayın. Allah´ı uzerinize sahid tuttugunuz halde, nasıl olur da bozarsınız! Suphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir

[92] Bir ummet, diger bir ummetten (sayıca ve malca) daha cok oldugu icin, yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yaparak, ipligini saglamca egirdikten sonra onu sokup bozmaya calısan kadın gibi olmayın. Allah sizi bununla imtihan eder ve suphesiz hakkında ihtilaf ettiginiz seyleri kıyamet gunu size mutlaka acıklayacaktır

[93] Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ummet yapardı. Fakat Allah diledigini saptırır ve diledigine de hidayet verir. Suphesiz ki, (kıyamet gununde) butun yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız

[94] Yeminlerinizi aranızda aldatma ve fesada vasıta edinmeyin, sonra saglam basmısken bir ayak kayar da Allah yolundan saptıgınız icin, dunyada kotu azabı tadarsınız. Ahirette de size buyuk bir azab olur

[95] Allah´ın ahdini az bir bedel karsılıgında degismeyin. Eger bilirseniz muhakkak ki Allah katındaki sevap sizin icin daha hayırlıdır

[96] Sizin yanınızdaki dunya malı tukenir, Allah´ın katındakiler ise tukenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptıkları amelin daha guzeliyle mukafatlandıracagız

[97] Erkekten ve disiden, mumin olarak kim iyi amel islerse muhakkak onu guzel bir hayat ile yasatacagız ve yapmakta oldukları amellerin daha guzeliyle mukafatlarını elbette verecegiz

[98] Simdi Kur´an okumak istedigin zaman once o kovulmus seytandan Allah´a sıgın

[99] Suphesiz ki iman edip de Rablerine tevekkul edenler uzerinde o seytanın hicbir nufuzu yoktur

[100] Seytanın nufuzu, ancak onu dost edinenlere ve Allah´a ortak kosanlaradır

[101] Biz bir ayeti degistirip yerine baska bir ayet getirdigimiz zaman Allah ne indirdigini pek iyi bilmis iken kafirler Peygambere: «Sen, ancak bir iftiracısın» dediler. Hayır oyle degil; onların cogu bilmezler

[102] (Ey Muhammed!) Onlara de ki: «Kur´an´ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, muslumanlara bir hidayet ve bir mujde olmak icin Rabbinin katından hak olarak indirdi

[103] Muhakkak biliyoruz ki kafirler: «Kur´an´ı Muhammed´e bir insan ogretiyor» diyorlar. Peygambere ogretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur´an ise apacık bir Arapcadır

[104] Allah´ın ayetlerine iman etmeyenleri, muhakkak ki Allah hidayete erdirmez ve onlara can yakıcı bir azab vardır

[105] Yalanı ancak Allah´ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. Iste onlar yalancıların ta kendileridir

[106] Kalbi iman ile sukunet buldugu halde (dinden donmeye) zorlananlar dısında, her kim imanından sonra kufre kalbini acarsa, mutlaka onların uzerine Allah´tan bir gazab gelir ve kendilerine cok buyuk bir azab vardır

[107] Bu (azab) sundan dolayıdır ki, onlar, dunya hayatını sevmis ve onu ahirete tercih etmislerdir. Allah da kafirler toplulugunu hidayete erdirmez

[108] Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gozlerini muhurlemistir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir

[109] Hic suphesiz onlar, ahirette perisan olup husrana ugrayanların ta kendileridir

[110] Sonra suphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır. Bunlardan sonra Rabbin elbette cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[111] O gun, herkes nefsini kurtarmak icin ugrasarak gelir ve herkese yaptıgı isin karsılıgı tamamiyle odenir ve hic kimseye de zulmedilmez

[112] Allah bir sehri misal olarak verdi: Bu sehir guvenli, huzurlu idi, Oraya her yerden rızkı bol bol geliyordu. Ne var ki onlar Allah´ın nimetlerine karsı nankorluk ettiler. Allah da onlara, yaptıkları isler yuzunden aclık ve korku elbisesini (felaketini) tattırdı

[113] Andolsun ki, onlara iclerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun uzerine zulum yaparlarken azab da onları yakalayıverdi

[114] Artık Allah´ın size rızık olarak verdigi seylerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah´ın nimetine sukredin, eger gercekten O´na ibadet edecekseniz

[115] O size ancak olu hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah´tan baskası adına kesilenleri haram kıldı. Her kim bu haram seyleri yemeye mecbur kalırsa (baskasının hakkına) saldırmadan ve asırı gitmeden yiyebilir. Suphesiz Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[116] Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: «Su helaldir, su haramdır» demeyin; aksi halde Allah´a iftira etmis olursunuz. Suphesiz Allah´a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar

[117] Onlar icin dunyada pek az bir menfaat var, ahirette ise cok acıklı bir azab vardır

[118] Sana anlattıklarımızı, daha once yahudilere de haram kılmıstık. Biz onlara zulmetmemistik. Fakat onlar kendi kendilerine zulmetmislerdi

[119] Sonra suphe yok ki Rabbin, bir cahillikle gunah isleyip ardından tevbe eden ve durumunu duzelten kimseleri bagıslar. Suphesiz ki Rabbin, bu tevbeden sonra Gafurdur, Rahimdir (cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir)

[120] Suphesiz Ibrahim Allah´a itaat eden, Hakk´a yonelen bir onderdi. Ve hicbir zaman musriklerden olmadı

[121] Allah´ın nimetlerine sukredendi. Allah onu secmis ve dogru yola iletmisti

[122] Ve biz ona (Ibrahim´e) iyilik verdik. Suphesiz ki o, ahirette de salihlerdendir

[123] Sonra da (ey Muhammed!) sana: «Hakk´a yonelen ve musriklerden olmayan Ibrahim´in dinine tabi ol» diye vahyettik

[124] Cumartesi gunu (avlanmamak), ancak onda ihtilafa dusenlere farz kılındı. Suphesiz Rabbin onların ihtilaf edip durdukları seyler hakkında kıyamet gunu, aralarında elbette hukmunu verecektir

[125] (Ey Resulum!) Rabbinin yoluna hikmetle ve guzel ogutle cagır! Ve onlarla en guzel sekilde mucadele et. Suphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavusanları da en iyi bilendir

[126] Eger (bir suctan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler icin daha hayırlıdır

[127] (Ey Peygamber!) Sabret! Sabrın da ancak Allah´ın yardımı iledir. Onlardan dolayı uzulme! Kurdukları tuzaklardan telas edip sıkıntıya dusme

[128] Suphesiz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir

İsrâ

Surah 17

[1] Kulu Muhammed´i geceleyin, Mescid-i Haram´dan kendisine bazı ayetlerimizi gostermek icin, etrafını mubarek kıldıgımız Mescid- i Aksa´ya goturen Allah, her turlu noksan sıfatlardan munezzehtir. Suphesiz ki her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla goren O´dur

[2] Musa´ya da kitap verdik ve beni bırakıp baskasını vekil edinmeyiniz diye onu Israil ogulları icin bir hidayet rehberi kıldık

[3] Ey Nuh´la beraber gemiye tasıyarak kurtardıgımız kimselerin soyundan olanlar! Dogrusu o cok sukredici bir kuldu

[4] Biz Israilogulları´na Tevrat´ta su hukmu verdik: «Muhakkak siz, yeryuzunde iki defa fesat cıkaracaksınız ve muhakkak buyuk bir yukselisle yukseleceksiniz.»

[5] Birincisinin zamanı gelince, uzerinize guclu kuvvetli kullarımızı gonderdik. Onlar, evlerin aralarına girip arastırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi

[6] Sonra sizi tekrar o istilacılar uzerine galip kıldık ve size mallarla ve ogullarla yardım ettik. Ve toplum olarak sizin sayınızı artırdık

[7] Eger iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmis olursunuz ve eger kotuluk ederseniz yine kendinizedir. Artık diger fesadınızın zamanı gelince, yuzlerinizi uzuntuye sokmaları, kotuluk yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyt- i Makdis´e girmeleri, ele gecirdikleri yerleri mahvetmeleri icin onları tekrar gonderecegiz

[8] Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz tekrar donerseniz biz de doneriz. Cehennemi, kafirler icin kusatıcı bir zindan yaptık

[9] Suphesiz ki bu Kur´an, insanları en dogru ve en saglam yola iletir ve salih amel isleyen muminlere buyuk bir ecir oldugunu mujdeler

[10] Ahirete inanmayanlara da can yakıcı bir azab hazırlamısızdır

[11] Insan, hayrın gelmesine dua ettigi gibi kotulugun gelmesine de dua eder. Insan pek acelecidir

[12] Biz geceyi ve gunduzu varlıgımıza delalet eden birer delil kıldık. Sonra Rabbinizden bir lutuf aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz icin gecenin karanlıgını silip (yerine) esyayı aydınlatan gunduzun aydınlıgını getirdik. Iste biz her seyi uzun uzadıya anlattık

[13] Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet gunu acılmıs bulacagı kitabı onune cıkarırız

[14] «Kitabını oku! Bugun hesap gorucu olarak sana nefsin yeter!» deriz

[15] Kim dogru yola gelirse sırf kendi iyiligi icin gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hicbir gunahkar baskasının gunah yukunu cekmez. Biz bir Peygamber gondermedikce, hic kimseye azab edecek degiliz

[16] Biz bir ulkeyi yok etmek istedigimiz zaman, sımarık varlıklılarına emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kotuluk islerler. Boylece, o ulke helaka mustahak olur, biz de onu yerle bir ederiz

[17] Hem Nuh´tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının gunahlarını bilmek ve gormekte Rabbin yeter

[18] Her kim pesin isterse, dunyada ona, istedigimiz kimseye, diledigimiz kadarını pesin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmıs ve (rahmetimizden) kovulmus olarak oraya girer

[19] Kim de ahireti isterse ve mumin olarak kendine yarasır bir caba ile onun icin calısırsa, oylelerinin calısmalarının karsılıgı verilir

[20] Hepsine; (dunyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmıs degildir

[21] Bak! Onların bir kısmını digerine nasıl ustun kıldık! Elbette ahiret, hem dereceler bakımından daha buyuktur, hem de ustunluk bakımından daha buyuktur

[22] Allah ile birlikte baska bir ilah edinme! Yoksa kınanmıs ve yalnız basına bırakılmıs olarak oturup kalırsın

[23] Rabbin kesin olarak sunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaslanırsa, sakın onlara «of» bile deme ve onları azarlama. Ikisine de tatlı ve guzel soz soyle

[24] Ikisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve soyle de: «Ey Rabbim! Onların beni kucukten terbiye edip yetistirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et.»

[25] Rabbiniz icinizden gecenleri cok iyi bilir. Eger iyi kimseler olursanız elbette Allah cok tevbe edenleri bagıslayıcıdır

[26] Akrabaya, yoksula ve yolda kalmısa hakkını ver. Bununla beraber malını sacıp savurma

[27] Cunku (malını) sacıp savuranlar, seytanların kardesleridir. Seytan ise Rabbine karsı cok nankordur

[28] Eger Rabbinden bekledigin bir rahmet (rızık) icin, onlardan yuz cevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumusak ve tatlı bir soz soyle

[29] Elini boynuna asıp baglama (cimri olma), hem de onu busbutun acıp sacma (israf etme); aksi halde kınanmıs olursun ve eli bos acıkta kalırsın

[30] Gercekten senin Rabbin, kullarından dilediginin rızkını genisletir ve diledigini kısar. Suphesiz ki Allah, kullarının durumlarından haberdardır, her seyi gorendir

[31] Bir de gecim korkusuyla cocuklarınızı oldurmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Suphesiz ki onları oldurmek, cok buyuk bir suctur

[32] Zinaya da yaklasmayın, cunku o pek cirkindir ve kotu bir yoldur

[33] Haklı bir sebep olmadıkca, Allah´ın oldurulmesini haram kıldıgı canı oldurmeyin. Kim haksız yere oldurulurse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da oldurmede asırı gitmesin. Cunku ona (dinin kendisine verdigi yetki ile) yardım olunmustur

[34] Yetimin malına da yaklasmayın. Ancak rusdune erinceye kadar en guzel bir sekilde yaklasabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Cunku verilen sozde elbette sorumluluk bulunuyor

[35] Olctugunuz zaman tam olcun ve dogru terazi ile tartın. Bu hem daha hayırlıdır ve sonuc itibariyle de daha guzeldir

[36] Bir de hic bilmedigin bir seyin ardına dusme! Cunku kulak, goz, gonul, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar

[37] Yeryuzunde kibir ve azametle yurume! Cunku sen asla yeri yaramazsın ve boyca da daglara erisemezsin

[38] Kotu olan butun bu yasaklar, Rabbinizin sevmedigi seylerdir

[39] Iste bunlar, Rabbinin sana vahyettigi hikmetlerdendir. Sakın Allah´la beraber baska bir ilah uydurma. Aksi halde kotulenmis ve Allah´ın rahmetinden uzaklastırılmıs olarak cehenneme atılırsın

[40] Rabbiniz, size ogulları tahsis etti de, kendisi meleklerden disiler mi edindi? Gercekten siz cok buyuk bir soz soyluyorsunuz

[41] Biz, bu Kur´an´da akıllarını baslarına almaları icin turlu sekillerde (ikaz ve ihtarı) acıkladık. Fakat bu acıklamalar ancak onların nefretini artırmıstır

[42] (Ey Muhammed!) De ki: «Eger dedikleri gibi Allah ile birlikte ilahlar olsaydı, o zaman bu ilahlar Ars´ın sahibine bir yol ararlardı.»

[43] Allah, onların dediklerinden cok munezzeh ve cok yuksek, hem pek buyuk bir yukseklikle yucedir

[44] Yedi gok, yer ve bunların icinde bulunanlar, Allah´ı tesbih ederler. O´nu hamd ile tesbih etmeyen hicbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Suphesiz O, halimdir cok bagıslayandır

[45] Sen Kur´an´ı okudugun zaman biz, seninle ahirete inanmayanların arasına gorunmez bir perde cekeriz

[46] Ve kalblerinin uzerine, Kur´an´ı anlamalarına engel perdeler geciririz ve kulaklarına bir agırlık veririz. Rabbini Kur´an´da bir tek olarak andıgın zaman da urkerek arkalarına doner kacarlar

[47] Biz onların, seni dinlerken nasıl dinlediklerini cok iyi biliriz. Birbiriyle fısıldasırlarken de o zalimlerin: «Siz buyulenmis bir adamdan baskasına uymuyorsunuz!» dediklerini biz cok iyi biliriz

[48] Bak senin icin nasıl misaller verdiler de bu yuzden nasıl sapıklıga dustuler! Artık hak yolu bulmaya gucleri yetmez

[49] Bir de onlar dediler ki: «Biz, bir kemik yıgını oldugumuz ve ufalanıp toz oldugumuz vakit mi, gercekten biz mi, yeni bir yaratılısla diriltilecegiz

[50] De ki: «Ister tas olun, ister demir...»

[51] «Isterse gonlunuzde buyuyen baska bir yaratık olun, (Muhakkak oldurulecek ve diriltileceksiniz.)» Onlar: «Bizi kim tekrar diriltecek?» diyecekler. De ki: «Sizi ilk defa yaratmıs olan o kudret sahibi.» Sana baslarını sallayarak: «Ne zamandır bu.» diyecekler. De ki: «Yakın olması gerekir!»

[52] (Allah) sizi cagıracagı gun, tam bir hurmetle onun emrine kosacaksınız ve zannedeceksiniz ki, kabirlerinizde pek az bir muddet kaldınız

[53] Mumin kullarıma soyle de (kafirlere) en guzel olan sozu soylesinler. Cunku seytan aralarına fesat sokar. Suphesiz seytan, insan icin apacık bir dusmandır

[54] Rabbiniz sizi cok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet eder, dilerse azab eder. Seni de onların uzerine vekil gondermedik

[55] Rabbin goklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine ustun kıldık. Davud´a da Zebur´u verdik

[56] De ki: «Allah´tan baska, ilah oldugunu sandıgınız seyleri cagırın, size yardım etsinler. Onlar, ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de degistirebilirler

[57] Onların yalvardıkları da, Rablerine daha yakın olmak icin vesile ararlar. Ve O´nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. Cunku Rabbinin azabı korkunctur

[58] Hic bir sehir (halkı) yoktur ki, kıyamet gununden once biz onu helak etmeyelim, yahut siddetli bir azab ile azablandırmayalım. Bu, Kitap´ta (Levh- i Mahfuzda) yazılıdır

[59] Bizi, ayetler (mucizeler) ve peygamber gondermekten alıkoyan sey, ancak oncekilerin onları yalanlamıs olmalarıdır. Semud´a, acık bir mucize olarak o disi deveyi vermistik de ona zulmetmislerdi (deveyi bogazlayarak kendilerine yazık etmislerdi). Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak icin gondeririz

[60] Vaktiyle sana soyle vahyettigimizi hatırla: «Suphesiz Rabbin insanları kusatmıstır.» (Isra gecesi) sana acıkca gosterdigimiz o temasayı ve Kur´an´da lanet edilen agacı da, yalnız insanlara bir imtihan icin yapmısızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak buyuk bir taskınlıktan baska bir sonuc vermiyor

[61] (Yine unutma ki) Bir vakit meleklere: «Adem´e secde edin» demistik. Iblis´ten baska hepsi secde ettiler. O ise: «Ben bir camurdan yarattıgın kimseye mi secde ederim?» demisti

[62] (Yine Iblis) dedi ki: «Su benden ustun kıldıgını gordun mu? Yemin ederim ki, eger beni kıyamet gunune kadar ertelersen, pek azı haric, onun zurriyetini kendi buyrugum altına alacagım.»

[63] Allah buyurdu ki: «Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, suphesiz ki, cezanız cehennemdir, hem de mukemmel bir ceza.»

[64] «Onlardan gucunun yettigini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların uzerine yaygarayı bas! Mallarda ve cocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaadlerde bulun.» Fakat seytan onlara aldatmadan baska bir sey vaad etmez

[65] Dogrusu benim (ihlaslı) kullarım uzerinde senin hicbir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter

[66] Rabbiniz, lutfundan nasib arayasınız diye, sizin icin denizde gemileri yuruten kudret sahibidir. Suphesiz O, size cok merhametlidir

[67] Denizde basınıza bir felaket geldigi zaman, Allah´tan baska yalvardıgınız butun putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya cıkarınca da yuz cevirirsiniz. Zaten insan cok nankordur

[68] (Denizden karaya cıktıgınızda) O´nun sizi karada yerin dibine gecirmeyeceginden, yahut uzerinize tas yagdıran bir kasırga gordermeyeceginden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız

[69] Yoksa sizi tekrar denize dondurup de uzerinize kasırgalar gondermeyeceginden ve boylece ettiginiz nankorluk sebebiyle sizi bogmayacagından emin misiniz? Sonra bu yaptıgımıza karsı, bizim aleyhimize size yardım edecek bir koruyucu bulamazsınız

[70] Andolsun ki biz, insanoglunu san ve seref sahibi kıldık. Karada ve denizde tasıtlara yukledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın bircogundan ustun kıldık

[71] Kıyamet gunu butun insanları onderleriyle cagıracagız. O gun, kimin amel defteri sag eline verilirse, iste onlar kitaplarını okuyacaklar ve en kucuk bir haksızlıga ugratılmayacaklar

[72] Her kim bu dunyada (manen) kor ise ahirette de kordur. Ve gidisce daha saskındır

[73] (Ey Muhammed!) Az kalsın seni bile, sana vahyettigimizden baskasını bize karsı iftira edesin diye, fitneye dusureceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi

[74] Eger biz sana sebat vermemis olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin

[75] O takdirde, muhakkak hayatın da, olumun de azabını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karsı kendin icin hicbir yardımcı bulamazdın

[76] (Ey Muhammed!) Yakında seni yurdundan cıkarmak icin, muhakkak ki rahatsız edecekler ve o takdirde onlar da senin ardından pek az kalacaklardır

[77] Bu, senden once gonderdigimiz butun peygamberlerimiz hakkındaki sunnetimizdir. Bizim sunnetimizde herhangi bir degisme goremezsin

[78] Gunesin batıya kaymasından, gecenin karanlıgına kadar (belirli vakitlerde) geregi uzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Cunku sabah namazında, gece ve gunduz melekleri hazır bulunur

[79] Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak uzere uykudan kalk, Kur´an ile teheccud namazı kıl, Rabbinin seni bir makam-ı mahmud´a (sefaat makamına) gondermesi kesindir

[80] (Ey Muhammed!) De ki: «Rabbim! Beni, takdir ettigin yere gonul rahatlıgı ve huzur icinde koy ve cıkacagım yerden de durustlukle ve selametle cıkmamı sagla. Bana katından yardım edici bir kuvvet ver.»

[81] (Ey Muhammed!) De ki: «Hak geldi, batıl yok oldu. Elbette batıl yok olmaya mahkumdur.»

[82] Biz Kur´an´dan, iman edenler icin bir sifa ve rahmet kaynagı olan ayetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır

[83] Biz insana nimet verdigimiz zaman, Allah´ı anmaktan yuz cevirip uzaklasır. Ona fenalık dokununca da umitsizlige kapılır

[84] De ki: «Herkes bulundugu hal ve niyetine gore is yapar. Bu durumda kimin en dogru yolda oldugunu Rabbiniz daha iyi bilir.»

[85] Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: «Ruh Rabbimin bildigi bir istir ve size ilimden ancak az bir sey verilmistir.»

[86] Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettigimizi ortadan kaldırırız; sonra bize karsı kendine bir vekil (koruyucu) bulamazsın

[87] Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmadık). Gercekten O´nun senin uzerindeki lutfu cok buyuktur

[88] Ey Muhammed! De ki: «Yemin olsun, eger insanlar ve cinler bu Kur´an´ın benzerini getirmek uzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir.»

[89] Yemin olsun ki biz bu Kur´an´da insanlar icin cesitli misaller vermisizdir. Yine de insanların cogu inkarlarında ısrar ederler

[90] Kafirler soyle dediler: «Sen, bizim icin yerden suyu kesilmeyen bir kaynak fıskırtmadıkca sana asla inanmayacagız.»

[91] «Veyahut hurmalıklardan ve uzumluklerden senin bir bahcen olsun da ortasından sarıl sarıl ırmaklar akıtmalısın.»

[92] «Yahut soyleyip zannettigin gibi, gogu basımıza parca parca dusuresin veya Allah´ı ve melekleri soyledigine sahit getiresin.»

[93] «Yahut altından bir evin olsun, ya da goge cıkmalısın. Ona cıktıgına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacagımız bir kitap indiresin.» De ki: «Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan baska bir sey degilim.»

[94] Kendilerine dogru yolu gosteren peygamber gelince, insanların iman etmelerine engel olan sebep sadece: «Allah bir insanı mı Peygamber gonderdi?» demeleridir

[95] (Ey Muhammed! Mekkelilere) soyle de: «Eger yeryuzunde huzur icinde yuruyup duran melekler olsaydı, elbette onlara gokten peygamber olarak bir melek indirirdik.»

[96] De ki: «Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. Cunku O, kullarının yaptıgından haberdardır, yaptıklarını cok iyi gorendir.»

[97] Allah kime hidayet verirse, o dogru yoldadır. Kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık bunlar icin Allah´tan baska hicbir yardımcı bulamazsın. Ve biz, o kafirleri kıyamet gunu kor, dilsiz ve sagır oldukları halde, yuzleri ustu surunerek hasredecegiz. Varacakları yer cehennemdir; atesi dindikce onun atesini artırırız

[98] Bu onların cezasıdır! Cunku onlar, ayetlerimizi inkar etmisler ve: «Sahi bizler, bir yıgın kemik ve ufalanmıs toz oldugumuz zaman mı, yeni bir yaratılısla diriltilmis olacagız?» demislerdir

[99] Onlar, gokleri ve yeri yaratan Allah´ın, kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya da kadir oldugunu gorup bilmediler mi? Allah onlar icin suphe edilmeyen bir vade takdir etmistir. Fakat zalimler, inkarlarında yine de ısrar ederler

[100] (Ey Muhammed!) De ki: «Eger siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, fakirlik korkusunu yine de elden bırakmazdınız.» Dogrusu insan cok cimridir

[101] Andolsun biz Musa´ya apacık dokuz mucize verdik. (Ey Peygamber!) Israilogullarına sor, Musa kendilerine geldiginde Firavun ona: «Ey Musa! Ben senin buyulenmis oldugunu sanıyorum» demisti

[102] Musa dedi ki: «Ey Firavun! Pekala bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak uzere, ancak goklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmus zannediyorum.»

[103] Derken Firavun, Musa´yı ve Israilogullarını Mısır´dan surmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda bogduk

[104] Arkasından Israilogullarına soyle dedik: «Firavun»un sizi cıkarmak istedigi arazide siz oturun! Sonra ahiret vaadi (kıyamet) geldigi vakit, hepinizi toplayıp bir araya getirecegiz.»

[105] Biz bu Kur´an´ı hak olarak indirdik, O, butun hakikatleri icinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[106] Sana Kur´an´ı verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasın diye (kısımlara) ayırdık ve biz onu yavas yavas indirdik

[107] Ey Muhammed! De ki: Ister ona (Kur´an´a) inanın, ister inanmayın; o daha once kendilerine ilim verilenlere okundugunda onlar, yuzleri ustu secdeye kapanırlar

[108] Ve derler ki: Rabbimizi tenzih ederiz. Suphesiz ki Rabbimizin vaadi gerceklesir

[109] Ve aglayarak yuzleri ustu secdeye kapanırlar. Hem de bu Kur´an´ı isitmek onların Allah´a teslimiyetlerini daha da artırır

[110] (Sen onlara) de ki: Ister «Allah» deyin, ister «Rahman» deyin, nasıl cagırırsanız cagırın. En guzel isimler O´nundur.» Namazında sesini pek yukseltme, cok da gizli okuma, orta yolu sec

[111] Ve soyle de: Hamd o Allah´a ki, hicbir cocuk edinmedi, mulkte ortagı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O´nu noksanlıklardan yucelt de yucelt

Kehf

Surah 18

[1] Hamd, o Allah´a mahsustur ki kulu (Muhammed´e) kitabı indirdi ve ona hicbir egrilik koymadı

[2] Onu dosdogru (bir kitap) olarak (indirdi) ki katından gelecek siddetli azaba karsı (insanları) uyarsın ve yararlı isler yapan muminlere kendileri icin guzel bir mukafat bulundugunu mujdelesin

[3] Onlar orada surekli kalacaklardır

[4] Ve «Allah cocuk edindi» diyenleri de uyarsın

[5] Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hicbir bilgisi yoktur. Agızlarından cıkan soz ne buyuk bir iftiradır. Onlar, yalandan baska bir sey soylemiyorlar

[6] (Ey Muhammed!) Demek onlar, bu soze (kitaba) inanmazlarsa, onların pesinde uzule uzule kendini helak edeceksin

[7] Biz yeryuzundeki seyleri kendisine sus olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha guzel amel edecegini deneyelim

[8] Suphesiz biz, yeryuzunde olanları kupkuru bir toprak yapacagız

[9] Yoksa sen Ashab-ı Kehf´i ve Rakim´i (isimlerinin yazılı bulundugu tas kitabeyi) sasılacak ayetlerimizden mi sandın

[10] O gencler magaraya sıgınınca soyle dediler: «Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve bizim icin su isimizden bir kurtulus yolu hazırla.»

[11] Bunun uzerine biz de kulaklarını tıkayarak magarada onları yıllarca uyuttuk

[12] Sonra da iki gruptan hangisinin, onların magarada kaldıkları sureyi daha iyi hesapladıgını anlamak icin, onları tekrar uyandırdık

[13] Biz sana onların kıssalarını gercek olarak anlatacagız. Hakikaten onlar, Rablerine iman eden birkac genc idi. Biz de onların hidayetlerini artırdık

[14] (Oranın hukumdarı karsısında) ayaga kalkarak dediler ki: «Bizim Rabbimiz, goklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O´ndan baskasına ilah deyip tapmayız, yoksa sacma sapan konusmus oluruz

[15] Su bizim kavmimiz, Allah´tan baska ilah edindiler. Onların ilah olduguna dair acık bir delil getirselerdi ya! Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir

[16] (Iclerinden biri soyle demisti:) «Mademki siz, onlardan ve Allah´tan baska taptıkları putlardan ayrıldınız, o halde magaraya sıgının ki, Rabbiniz rahmetinden size genislik versin ve isinizi rast getirip kolaylastırsın.»

[17] Ey Muhammed! Baksaydın gunesin dogdugu zaman magaranın sag tarafına yoneldigini, batarken de sol taraftan onları makaslayıp gectigini gorurdun. Onlar, magaranın genis bir yerinde idiler. Iste bu Allah´ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse, iste o, hakka ulasmıstır; kimi de hidayetten mahrum ederse, artık ona dogru yolu gosterecek bir dost bulamazsın

[18] Bir de onları magarada gorseydin uyanık sanırdın. Halbuki onlar uykudadırlar. Biz onları saga sola cevirirdik. Kopekleri de giriste on ayaklarını ileri dogru uzatmıstı. Eger onları gorseydin, arkana bakmadan kacardın ve icin korku ile dolardı

[19] Onları bir mucize olarak uyuttugumuz gibi, birbirlerine sorsunlar diye kendilerini uyandırdık da iclerinden bir sozcu soyle dedi: «Ne kadar durup kaldınız?» (Kimi) «Bir gun ya da gunun bir parcası kadar kaldık» dediler. (Kimi de) soyle dediler: «Ne kadar durdugunuzu, Rabbiniz daha iyi bilir. Simdi siz birinizi, bu gumus paranızla sehre gonderin de baksın, hangi yiyecek daha temiz ise, ondan size azık getirsin. Hem cok dikkatli davransın ve sizi kimseye sezdirmesin.»

[20] «Cunku sehir halkı, sizi ellerine gecirirlerse muhakkak sizi taslayarak oldururler veya kendi dinlerine cevirirler ki, o zaman siz dunyada da ahirette de asla kurtulusa eremezsiniz.»

[21] Boylece insanları onlardan haberdar kıldık ki, oldukten sonra dirilmenin hak oldugunu ve kıyamet gununden suphe edilemeyecegini bildirmek icin, oylece sehir halkına buldurduk. Onları magarada bulanlar, aralarında durumlarını tartısıyorlardı. Dediler ki: «Ustlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onları daha iyi bilir.» Sozlerinde ustun gelen muminler: «Uzerlerine muhakkak bir mescid yapacagız.» dediler

[22] Ashab-ı Kehf´in sayılarında ihtilaf edenlerden bazıları: «Onlar, uc kisidir, dordunculeri kopekleridir» diyecekler. Diger bazıları da «Onlar, bes kisidir, altıncıları kopekleridir» diyecekler. Her ikisi de bilinmeyen hakkında tahmin yurutmektir. (kimileri de:) «Onlar, yedi kisidir; sekizincisi kopekleridir» derler. De ki: «Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir.» Onları ancak pek azı bilir, Bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dısında bir munakasaya girisme ve bunlar hakkında hic kimseye de bir sey sorma

[23] Hicbir sey icin, Allah´ın dilemesi dısında: «Ben yarın onu yapacagım deme»

[24] Ancak Allah dilerse (yapacagım de). Ve unuttugun vakit Allah´ı an ve «Umarım Rabbim beni, dogruya daha yakın olana eristirir.» de

[25] Onlar, magaralarında ucyuz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave etmislerdir

[26] De ki: «Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir.» Goklerin ve yerin gaybı O´na aittir. O ne guzel gorendir! O ne mukemmel isitendir! Onların, O´ndan baska bir yardımcısı yoktur. O, kendi hukumranlıgına kimseyi ortak etmez

[27] Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku! Onun sozlerini degistirecek kimse yoktur. Ve O´ndan baska bir sıgınılacak da bulamazsın

[28] Nefsince de, sabah aksam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. Sen dunya hayatının susunu isteyerek onlardan gozlerini ayırma. Kalbini, bizi anmaktan gafil kıldıgımız, nefsinin kotu arzusuna uymus ve isi hep asırılık olan kimseye uyma

[29] Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Cunku biz zalimler icin oyle bir ates hazırlamısız ki, duvarları, cepecevre onları icine alacaktır. Eger feryad edip yardım isteseler, erimis maden gibi yuzleri haslayan bir su ile cevap verilir. O ne kotu bir icecek ve ne kotu bir dayanma yeri

[30] Iman edip de guzel davranıslarda bulunanlar var ya, suphe yok ki biz oyle guzel isler yapanların mukafatını zayi etmeyiz

[31] Iste onlara Adn cennetleri vardır; altlarından ırmaklar akar, orada altın bileziklerle suslenecekler, ince ve kalın ipekliden yesil elbiseler giyerek koltuklar uzerine dayanıp kurulacaklar. O ne guzel karsılık ve ne guzel kalma yeri

[32] Onlara, su iki adamı misal olarak anlat: Biz bunlardan birine her turlu uzumden iki bag vermisiz, her ikisinin etrafını hurmalarla donatmısız, aralarında da bir ekinlik yapmısız

[33] Iki bagın ikisi de yemislerini vermis, hicbir sey noksan bırakmamıs, ikisinin ortasından bir de nehir akıtmısız

[34] Iki bagın sahibinin ayrıca baska geliri vardı. Bundan dolayı bu adam arkadasıyla munakasa ederken: «Ben malca senden daha zengin ve insan sayısı bakımından da senden daha guclu ve ustunum» dedi

[35] Adam, bu sekilde kendine zulmederek bagına girdi ve soyle dedi: «Bunun hic yok olacagını sanmıyorum»

[36] «Kıyametin kopacagını da zannetmem. Sayet Rabbimin huzuruna goturulursem, muhakkak orada bundan daha hayırlı bir sonuc bulurum»

[37] Bunun uzerine kendisiyle munakasa eden arkadası da ona soyle dedi: «Seni topraktan, sonra seni bir damla sudan yaratan, daha sonra da seni insan haline getireni mi inkar ediyorsun

[38] «Fakat ben iman ederek diyorum ki: O Allah, benim Rabbimdir, ben Rabbime kimseyi ortak kosmam.»

[39] «Kendi bagına girdigin zaman: «Bu Allah´dandır, benim kuvvetimle degil, Allah´ın kuvveti ile olmustur, deseydin ya! Her ne kadar beni, malca ve evlatca kendinden az goruyorsan da.»

[40] Belki Rabbim, bana, senin bagından daha hayırlısını verir; senin bagına ise gokten yıldırımlar gonderir de, bagın yalcın bir toprak haline gelir.»

[41] «Yahut, bagının suyu yerin dibine cekilir de bir daha suyunu cıkarıp bagını sulayamazsın.»

[42] Derken serveti yok edildi. Bunun uzerine bagına yaptıgı masraflara karsı ellerini ogusturmaya basladı. Bag, cardakları uzerine yıkılmıs kalmıstı, «Ah Keske Rabbime hicbir seyi ortak kosmasaydım» diyordu

[43] Onun Allah´tan baska yardım edecek adamları yoktur ve Allah´a karsı kendi nefsini de kurtaramadı

[44] Iste burada yardım, yalnız hak olan Allah´a aittir. O´nun verdigi mukafat da daha hayırlıdır, netice de daha hayırlıdır

[45] Ey Muhammed! Sen onlara dunya hayatının misalini ver. Dunya hayatı, gokten indirdigimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryuzunun bitkileri (her renk ve cicekten) birbirine karısmıs, nihayet bir cop kırıntısı olmustur. Ruzgarlar onu savurur gider. Allah her seye muktedirdir

[46] Mal ve ogullar, dunya hayatının susudur. Baki kalacak olan iyi ameller ise, Rabbinin katında, sevabca da hayırlıdır, umid yonunden de daha hayırlıdır

[47] O kıyamet gununu hatırla ki, dagları yurutecegiz ve yeryuzunu cırılcıplak goreceksin. Butun insanları, mahserde toplayacagız hicbir kimseyi bırakmayacagız

[48] Onlar, saf halinde Rabbine arz edilmislerdir. Allah, onlara soyle diyecektir: «Suphesiz sizi ilk once yarattıgımız gibi bize geldiniz. Fakat, size kıyamet icin yaptıgımız vaadi yerine getirmeyecegimizi sanmıstınız, degil mi

[49] O gun herkesin amel defteri ortaya konulmustur. Ey Muhammed! Gunahkarların, amel defterlerinden korkarak: «Eyvah bize! Bu nasıl deftermis ki, buyuk kucuk hicbir sey bırakmadan hepsini saymıs dokmus» dediklerini gorursun. Onlar, butun yaptıklarını hazır bulmuslardır. Senin Rabbin hic kimseye zulmetmez

[50] Yine o vakti hatırla ki biz, meleklere: «Adem´e secde edin!» demistik. Iblis haric olmak uzere onlar hemen secde ettiler. Iblis cinlerdendi, Rabbinin emrinden dısarı cıktı. Simdi siz beni bırakıp da Iblis´i ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin dusmanınızdır. Zalimler icin bu ne kotu bir degismedir

[51] Ben, onları (Iblis ve soyunu) ne goklerin ve yerin yaratılısında, ne de kendilerinin yaratılısında sahit tutmadım ve hicbir zaman dogru yoldan cıkanları yardımcı edinmis degilim

[52] Ve o (kıyamet) gunu Allah kafirlere soyle buyuracak: «Ortaklarım ve sefaatcılarınız diye zannettiginiz putlarınızı cagırın.» Musrikler onları cagırırlar, fakat kendilerine cevap vermezler. Biz, kafirlerle ilahları arasına atesten bir engel koymusuzdur

[53] Gunahkarlar atesi gormusler de artık ona duseceklerini anlamıslardır. Fakat ondan kacıp sıgınacak bir yer bulamazlar

[54] Suphesiz biz, bu Kur´an´da insanlara cesitli manaları turlu misallerle acık olarak verdik. Insan ise, her seyden cok mucadelecidir

[55] Kendilerine dogru yolu gosteren peygamber geldiginde insanları, iman etmekten ve Rabblerinden gunahlarının magfiretini istemekten alıkoyan sey sadece gecmis milletlerin baslarına gelen felaketlerin kendilerine de gelmesini veya ahiret azabının ansızın goz gore gore gelip catmasını beklemek olmustur

[56] Halbuki biz peygamberleri ancak mujdeciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Kafir olanlar ise hakkı, batılla ortadan kaldırmak icin mucadele ediyorlar. Onlar, ayetlerimizi ve korkutuldukları azabı da alaya almıslardır

[57] Rabbinin ayetleriyle nasihat edilip de onlardan yuz ceviren ve daha once isledigi gunahları unutandan daha zalim kim olabilir? Biz onların kalbleri uzerine (Kur´an´ı) anlamalarına engel olan bir agırlık, kulaklarına da sagırlık verdik. Ey Muhammed! Sen onları dogru yola cagırsan da onlar asla hidayete ermezler

[58] Bununla beraber rahmet sahibi olan Rabbin cok bagıslayıcıdır, tevbe eden kullarına rahmeti boldur. Eger Allah, isledikleri gunahlar yuzunden onları hemen cezalandıracak olsaydı, onlara hemen azab ederdi. Fakat onlara vaad edilen bir zaman vardır ki, o geldiginde Allah´ın azabından bir kurtulus yeri bulamazlar

[59] Iste zulmettikleri icin helak ettigimiz sehirler! Biz onların helakleri icin de belirli bir zaman tayin etmistik

[60] Ey Muhammed! Bir vakit Musa genc adamına demisti ki: «Iki denizin birlestigi yere ulasıncaya kadar gidecegim, yahut senelerce gidecegim.»

[61] Bunun uzerine ikisi de iki denizin birlestigi yere vardıklarında balıklarını unuttular. Bu arada balık, denizde yolunu bulup kaybolmustu

[62] Iki denizin birlestigi yeri gectikleri zaman, Musa genc arkadasına: «Kusluk yemegimizi getir. Gercekten biz bu yolculugumuzda epey yorulduk» dedi

[63] Adam: «Gordun mu! dedi. Kayaya sıgındıgımız vakit dogrusu ben balıgı unutmusum. Onu hatırlamamı, muhakkak seytan bana unutturdu. O denizde garip bir yol tutup gitmisti.»

[64] Musa da demisti ki: «Iste aradıgımız o idi.» Bunun uzerine izlerine donup gerisin geri gittiler

[65] Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermis ve tarafımızdan bir ilim ogretmistik

[66] Musa ona: «Allah´ın sana ogrettigi ilim ve hikmetten bana da ogretmen icin sana tabi olabilir miyim?» dedi

[67] (Hızır) dedi ki: «Dogrusu sen benimle asla sabredemezsin

[68] «Icyuzunu kavrayamadıgın seye nasıl sabredeceksin?»

[69] Musa: «Insaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hicbir isine karsı gelmeyecegim» dedi

[70] (Hızır) dedi ki: «O halde bana tabi olacaksın; ben sana sırrını anlatmadıkca, hicbir sey hakkında bana soru sorma!»

[71] Bunun uzerine ikisi beraber yuruduler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul (Hızır) gemiyi deldi. Musa, ona soyle dedi: «Geminin icindekileri bogmak icin mi deldin? Dogrusu cok kotu bir is yaptın.»

[72] (Hızır:) «Sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi?» dedi

[73] Musa dedi ki: «Unuttugum seyden dolayı beni suclama ve bu isimden dolayı bana bir gucluk cıkarma.»

[74] Yine gittiler. Nihayet bir erkek cocuga rastladıklarında Hızır hemen onu oldurdu. Musa: «Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Dogrusu sen cok fena bir sey yaptın» dedi

[75] Hızır dedi ki: «Dogrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?»

[76] (Musa) dedi ki: «Eger bundan sonra sana bir sey sorarsam bana arkadas olma! Hakikaten benim tarafımdan ileri surulebilecek son mazerete ulastın.»

[77] Bunun uzerine yine yuruduler. Nihayet bir koy halkına varıp onlardan yemek istediler. Ancak koy halkı onları misafir etmekten kacındılar. Derken orada yıkılmak uzere olan bir duvar buldular. Hızır hemen onu dogrulttu. Musa: «Isteseydin elbet buna karsı bir ucret alırdın» dedi

[78] Hızır dedi ki: «Iste bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. Simdi sana o sabredemedigin seylerin icyuzunu haber verecegim.»

[79] «Gemi, denizde calısan bir kac yoksula aitti. Onu kusurlu kılmak istedim, cunku onların ilerisinde her saglam gemiye zorla el koyan bir hukumdar vardı.»

[80] «Oglana gelince, onun ana babası mumin kimselerdi. Cocugun onları azgınlık ve inkara suruklemesinden korktuk.»

[81] «Istedik ki Rabbleri onun yerine kendilerine ondan temizlikce daha hayırlı ve daha cok merhamet eden birini versin.»

[82] «Duvar ise, o sehirde iki yetim oglana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun icin Rabbin istedi ki o iki cocuk erginlik caglarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini cıkarsınlar. Ve ben bunların hicbirini kendiligimden yapmadım. Iste senin sabredemedigin seylerin icyuzleri budur.»

[83] Bir de sana Zulkarneyn´den soruyorlar. De ki: «Size ondan bir hatıra okuyacagım

[84] Gercekten biz onu (Zulkarneyn´i) yeryuzunde iktidar sahibi yaptık ve ona ulasmak istedigi her seyi elde etmesinin bir yolunu verdik

[85] Derken o da bu yollardan birini tutup gitti

[86] Nihayet gunesin battıgı yere vardıgı zaman, gunesi, (sanki) kara bir balcıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: «Ey Zulkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi davranırsın.»

[87] O da demisti ki: «Kim haksızlık ederse muhakkak ona azab edecegiz; Sonra Rabbine geri dondurulecek, O da onu gorulmemis bir azabla cezalandırır.»

[88] «Amma her kim de iman edip iyi bir is yaparsa, buna da en guzel mukafat vardır. Biz ona dunyada kolaylık gosterir zor islere kosmayız.»

[89] Sonra Zulkarneyn yine bir yol tuttu

[90] Nihayet gunesin dogdugu yere vardıgında, gunesin kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadıgımız bir kavim uzerine dogmakta oldugunu gordu

[91] Iste Zulkarneyn´in kudret ve saltanatı boyleydi. Ve biz onun yanında olan her seyi bilgimizle kusatmıstık

[92] Sonra yine bir yol tuttu

[93] Nihayet iki dag arasına ulastıgında onların onunde, hemen hic soz anlamayan bir kavim bulmustu

[94] Dediler ki: «Ey Zulkarneyn! Ye´cuc ve Me´cuc bu yerde fesat cıkarıyorlar. Onun icin, bizimle onlar arasında bir sed yapman sartıyla sana bir vergi versek olur mu?»

[95] Dedi ki: «Rabbimin bana vermis oldugu servet ve saltanat, sizin vereceginiz seyden daha hayırlıdır. Bana maddi yardımda bulunun da sizinle onların arasına en saglam seddi yapayım

[96] «Bana, demir kutleleri getirin.» Nihayet dagın iki ucunu denklestirdigi vakit: «Ates yakıp korukleyin» dedi. Demiri bir ates koru haline getirince. «Bana erimis bakır getirin uzerine dokeyim» dedi

[97] Artık Ye´cuc ve Me´cuc bu seti ne asabildiler ne de delebildiler

[98] Zulkarneyn dedi ki: «Bu Rabbimin bir lutfudur. Rabbimin vaadi geldigi vakit de onu dumduz yapacaktır. Rabbimin vaadi de haktır.»

[99] Biz o gun (kıyamet gunu) onları bırakıvermisizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sur´a da ufurulmustur. Boylece onların hepsini bir araya toplamısızdır

[100] Ve cehennemi o gun kafirlere oyle bir gosterecegiz ki

[101] Onlar ki, beni hatırlatan ayetlerimden gozleri bir ortu icindeydi. Isitmeye de tahammul edemiyorlardı

[102] O kafirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Dogrusu biz cehennemi o kafirlere bir konukluk olarak hazırladık

[103] De ki: Amelleri en cok bosa gidenleri size bildirelim mi

[104] Onların dunya hayatında calısmaları bosa gitmistir. Oysa onlar guzel isler yaptıklarını sanıyorlardı

[105] Iste onlar, Rabblerinin ayetlerini ve O´nun huzuruna cıkacaklarını inkar etmislerdir de bu yuzden iyilik altında yaptıkları butun amelleri bosa gitmistir. Artık kıyamet gunu onlar icin hicbir olcu tutturmayız

[106] Iste boyle, onların cezaları cehennemdir. Cunku inkar etmisler ve benim ayetlerimi, peygamberlerimi alaya almıslardır

[107] Iman edip salih ameller isleyenlere gelince, onlar icin Firdevs cennetleri konak olmustur

[108] Iclerinde ebedi olarak kalacaklar, oradan hic ayrılmak istemeyeceklerdir

[109] De ki: «Eger Rabbimin sozlerini yazmak icin deniz murekkep olsa, Rabbimin sozleri tukenmeden once, deniz muhakkak tukenecekti, bir mislini daha yardımcı getirsek bile.»

[110] De ki: «Ben de sizin gibi ancak bir beserim. Ne var ki, bana ilahınızın ancak bir ilah oldugu vahyolunuyor. Onun icin her kim Rabbine kavusmayı arzu ederse iyi amel islesin ve Rabbine yaptıgı ibadete hic kimseyi ortak etmesin.»

Meryem

Surah 19

[1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

[2] Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya´ya olan rahmetini anmadır

[3] Bir zamanlar o, Rabbine gizlice (icinden) yalvarmıstı

[4] Soyle demisti: «Ey Rabbim! Suphesiz (artık oyle bir durumdayım ki) benim kemigim zayıflayıp gevsedi ve basım(ın sacı) bembeyaz alev gibi tutustu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hicbir zaman bedbaht olmadım.»

[5] «Gercekten ben, arkamdan yerime gececek varislerden endisedeyim. Karım da kısır bulunuyor. Onun icin katından bana bir cocuk ihsan et.»

[6] «Ki bana da mirascı olsun, Yakub ailesine de mirascı olsun. Rabbim, onu sen rızana kavustur.»

[7] (Allah soyle buyurdu): «Ey Zekeriyya! Suphesiz biz sana Yahya isminde bir oglanı mujdeliyoruz. Bundan once ona hicbir adas yapmadık.»

[8] Zekeriyya: «Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamısken nasıl oglum olabilir?» dedi

[9] (Allah yahut Cebrail ona soyle) dedi: «Dedigin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu isi yapmak bana kolaydır. Nitekim bundan once seni yarattım. Halbuki sen hicbir sey degildin.»

[10] Zekeriyya soyle dedi: «Rabbim! Bana alamet ver.» Allah: «Senin alametin, sapasaglam oldugun halde, uc gun, uc gece insanlarla konusamaz hale gelmendir.» buyurdu

[11] Nihayet (birgun konusamayınca) mihrabdan kavmine karsı cıktı da onlara «Sabah ve aksam (Rabbinizi) tesbih edin» diye isaret etti

[12] «Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl» (dedik) ve daha cocukken ona hikmet verdik

[13] Hem de katımızdan bir merhamet ve (gunahlardan) paklık verdik, o cok takva sahibi idi

[14] Anne ve babasına karsı iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankar degildi

[15] Dogdugu gun, olecegi gun ve dirilecegi gun ona selam olsun

[16] (Ey Muhammed!) Kur´an´daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) dogu tarafında bir yere cekilmisti

[17] Sonra ailesiyle kendisi arasına bir perde koymustu. Biz ona melegimiz (Cebrail)i gonderdik de ona tam bir insan seklinde gorundu

[18] Meryem: «Ben senden Rahman (olan Allah)´a sıgınırım. Eger Allah´dan korkuyorsan (dokunma bana)» dedi

[19] Melek: «Ben, sana temiz bir oglan bagıslamak icin, Rabbinin gonderdigi bir elciyim» dedi

[20] Meryem: «Benim nasıl cocugum olabilir? Bana hicbir insan dokunmamıstır. Ben iffetsiz de degilim» dedi

[21] Melek: «Bu, dedigin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız cocuk vermek), bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacagız. Hem, bu onceden (ezelde) kararlastırılmıs bir istir.» dedi

[22] Nihayet (Allah´ın emri gerceklesti) Meryem Isa´ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere cekildi

[23] Sonra dogum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. «Keske bundan once olseydim de unutulup gitseydim» dedi

[24] Melek, Meryem´e, asagı tarafından soyle seslendi. «Sakın uzulme, Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı.»

[25] «Hurma dalını kendine dogru silkele, uzerine devsirilmis taze hurmalar dokulsun.»

[26] «Ye, ic, gozun aydın olsun. Eger insanlardan birini gorursen, ben Rahman (olan Allah)a bir oruc (susmak) adadım. Onun icin bugun hicbir kimseyle konusmayacagım» de

[27] Sonra Meryem onu (Isa´yı) yuklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler icinde soyle) dediler: «Ey Meryem! dogrusu sen gorulmemis bir sey yaptın.»

[28] «Ey Harun´un kızkardesi! Senin baban kotu bir adam degildi, annen de iffetsiz bir kadın degildi.»

[29] Bunun uzerine Meryem cocugu gosterdi. Onlar; «Biz besikteki bir cocukla nasıl konusuruz?» dediler

[30] (Allah´ın bir mucizesi olarak Isa soyle) dedi: «Suphesiz ben Allah´ın kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yaptı.»

[31] «Beni, nerede olursam olayım mubarek kıldı. Hayatta bulundugum muddetce namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti.»

[32] «Beni anneme hurmetkar kıldı. Beni zorba ve isyankar yapmadı.»

[33] «Dogdugum gun, olecegim gun ve dirilecegim gun selam ve emniyet benim uzerimedir.»

[34] Iste hakkında (yahudilerle hıristiyanların) ihtilaf edip durdukları Meryemoglu Isa´ya dair Allah´ın sozu budur

[35] Cocuk edinmek asla Allah´ın sanına yakısmaz. O bundan munezzehtir. O, bir seyin olmasını dilerse, ona sadece «ol» der, o da oluverir

[36] «Suphesiz benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz Allah´tır. O halde ona ibadet edin, iste dosdogru yol budur.»

[37] Ne var ki, fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa dustuler. O buyuk (dehsetli) gunu gorecek kafirlerin vay haline

[38] Bize gelecekleri gun, neler isitecekler, neler gorecekler! Fakat o zalimler bugun apacık bir sapıklık icindedirler

[39] (Ey Muhammed!) Insanların pismanlık duyacagı ve isin bitmis olacagı (kıyamet) gunu ile onları uyar. Onlar hala gaflet icindedirler, onlar iman etmezler

[40] Suphesiz biz butun yeryuzune ve uzerindekilere varis olacagız. Ve onlar da mutlaka bize donduruleceklerdir

[41] Kur´an´da Ibrahim´i(n kıssasını da) an. Suphesiz ki o, sıddık (ozu, sozu dogru) bir peygamberdi

[42] O, bir zaman babasına soyle demisti: «Babacıgım! Isitmeyen, gormeyen ve sana hicbir faydası olmayan seylere nicin tapıyorsun?»

[43] «Babacıgım! Dogrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O halde bana uy da, seni dogru bir yola eristireyim.»

[44] «Babacıgım! Seytana tapma, cunku seytan Rahman (olan Allah)a asi oldu.»

[45] «Babacıgım! Dogrusu ben korkarım ki, sana Rahman´dan bir azab dokunur da seytana (cehennemde arkadas) olursun.»

[46] Babası «Ey Ibrahim! Sen benim ilahlarımdan yuz mu ceviriyorsun? Yemin ederim ki, eger (onları kotulemekten) vazgecmezsen, seni muhakkak taslarım. (gercekten veya soz ile sana tas atarım). Haydi uzun bir muddet benden uzak ol» dedi

[47] Ibrahim soyle dedi: «Selam sana olsun, senin icin Rabbimden magfiret dileyecegim. Cunku o, bana cok lutufkardır.»

[48] «Ben, sizden ve Allah´tan baska taptıgınız seylerden cekilip ayrılırım da Rabbime dua (ibadet) ederim. Rabbime yalvarısımda mahrum kalmayacagımı umarım.»

[49] Ibrahim, kavminden ve onların Allah´tan baska ibadet ettikleri seylerden uzaklasınca, biz ona Ishak´ı ve (Ishak´ın oglu) Yakub´u ihsan ettik. Ve hepsini de peygamber yaptık

[50] Biz onlara rahmetimizden lutuflarda bulunduk. Hepsine de dillerde guzel ve yuksek bir ovgu verdik

[51] Kur´an´da Musa´yı da an; Suphesiz ki o, ihlaslı bir kuldu ve gonderilmis bir peygamberdi

[52] Biz ona Tur dagının sag yanından seslendik ve onu hususi bir konusmada bulunmak uzere kendimize yaklastırdık

[53] Rahmetimizden de ona, kardesi Harun´u bir peygamber olarak ihsan eyledik

[54] Kur´an´da Ismail´i de an; cunku o, vaadine sadık bir kuldu ve gonderilmis bir peygamberdi

[55] Ailesine ve cevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hosnutluga ermisti

[56] Kitapta Idris´i de an; cunku o, cok sadık (ozu, sozu pek dogru) bir peygamberdi

[57] Biz onu yuce bir yere yukselttik

[58] Iste bunlar, Allah´ın kendilerine nimetler verdigi peygamberlerden, Adem´in soyundan ve gemide Nuh ile beraber tasıdıklarımızın neslinden, Ibrahim ve Israil´in soyundan, hidayete erdirdigimiz ve sectigimiz kimselerdir. Kendilerine Rahman (olan Allah)ın ayetleri okundugu zaman aglayarak secdeye kapanırlardı

[59] Sonra bunların ardından oyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular; onlar bu taskınlıklarının karsılıgını mutlaka goreceklerdir. (Cehennemdeki «Gayya» vadisini boylayacaklardır)

[60] Fakat tevbe edip iman eden ve salih amel isleyen bunun dısındadır. Bunlar cennete girecekler ve hicbir haksızlıga ugratılmayacaklardır

[61] O cennet, Rahman (olan Allah)ın kullarına gormedikleri halde vadettigi «Adn» cennetleridir. Suphesiz O´nun vaadi mutlaka yerini bulacaktır

[62] Onlar orada bos bir soz isitmezler. Ancak «Selam» isitirler. Orada sabah aksam rızıkları da hazırdır

[63] Iste kullarımızdan takva sahibi olanlara verecegimiz cennet budur

[64] «(Cebrail dedi ki: Ey Muhammed!) «Biz senin Rabbinin emri olmadıkca inmeyiz. Onumuzdeki ve ardımızdaki (butun gecmis ve gelecek seyler) ve bunların arasındakiler hep O´nundur. Rabbin de (seni) unutmus degildir?»

[65] O, goklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. O halde, O´na ibadet et ve O´na ibadet etmekte sabırlı ol. Hic sen Allah´ın ismini tasıyan baska birini bilir misin

[66] Halbuki insan soyle der: «Ben oldugum zaman, ileride gercekten diri olarak (mezardan) cıkarılacak mıyım?»

[67] O insan, daha once hicbir sey degilken kendisini yoktan var ettigimizi hatırlamaz mı

[68] Rabbine andolsun ki biz onları (oldukten sonra dirilmeyi inkar eden kafirleri) seytanları ile beraber elbette ve elbette mahserde toplayacagız. Sonra onları muhakkak cehennemin etrafında dizleri ustu hazır bulunduracagız (ki cennetlikleri gorup hasret ceksinler)

[69] Sonra her zumreden Rahman´a karsı en ziyade isyankar hangileri ise, muhakkak ayırıp atacagız

[70] Sonra o cehenneme atılmaya layık olanların kimler bulundugunu elbette biz daha iyi biliriz

[71] Icinizden hicbiri istisna edilmemek uzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinlesmis bir hukumdur

[72] Sonra Allah´dan korkup, sakınanları kurtaracagız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacagız

[73] Ayetlerimiz kendilerine apacık okundugu zaman, o inkar edenler, iman edenlere dediler ki : «Bu iki zumreden (Mumin ve kafirlerden) hangisi mevki bakımından daha iyi, meclis ve topluluk itibariyle daha guzeldir?»

[74] Halbuki biz, kendilerinden evvel, mal ve gosterisce daha guzel nice asırlar halkını helak etmisizdir

[75] Onlara de ki: «Kim sapıklık icinde ise, Rahman ona mal ve evlatca ziyadelik ve azgınlıgında muhlet verir. Nihayet kendilerine vaad edilen azabı, yahut kıyamet gunu cehennemi gordukleri vakit, artık bilecekler kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmıs

[76] Allah, hidayeti kabul edenlere, daha cok hidayet verir. Baki kalacak olan salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuc bakımından da daha hayırlıdır

[77] Simdi ayetlerimizi inkar eden ve «Elbette bana mal ve evlat verilecektir.» diyen adamı gordun mu

[78] O (kafir), gaybı mı bildi? Yoksa Rahman (olan Allah) katından bir soz mu aldı

[79] Hayır, asla oyle degil; biz onun soylediklerini yazacagız ve azabını cogalttıkca cogaltacagız

[80] O soyledigi (mal ve evlat gibi) seyleri de hep elinden alacagız ve o, tek basına bize gelecektir

[81] Onlar, kendilerine kuvvet ve seref kazandırsın diye, Allah´dan baska ilah edindiler

[82] Hayır, (zannettikleri gibi degil) tapındıkları ilahlar onların ibadetlerini inkar edecekler ve aleyhlerine donup dusman olacaklardır

[83] Gormedin mi? Biz seytanları o kafirler uzerine musallat ettik. Onları (gunaha) kıskırtıp duruyorlar

[84] Oyleyse onların hemen azaba ugratılmalarını isteme. Biz onların (ecel) gunlerini sayıyoruz

[85] O gun, takva sahiplerini, heyet olarak Rahman´ın huzuruna toplayacagız

[86] Sucluları da susuz olarak cehenneme surecegiz

[87] (O gun) Rahman (olan Allah)´ın katında bir ahd almıs olan kimseden baskaları sefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır

[88] (Yahudilerle hıristiyanlar) «Rahman, cocuk edindi» dediler

[89] Yemin olsun ki, siz cok cirkin bir sey soylediniz

[90] Az kalsın, soyledikleri sozden gokler catlayacak, yer yarılacak ve daglar parcalanıp dagılacaktı

[91] O Rahman´a cocuk isnad ettiler diye

[92] Halbuki Rahman´a cocuk edinmek yarasmaz

[93] Goklerde ve yerde bulunan hicbir kimse yoktur ki (kıyamet gunu) Rahman´ın huzuruna kul olarak cıkmasın

[94] And olsun ki Allah onların hepsini kusatmıs, kendilerini ve yaptıklarını bir bir saymıstır

[95] Kıyamet gunu onların herbiri Allah´ın huzuruna tek basına cıkacaktır

[96] Iman edip, salih amel isleyenler var ya, Rahman (olan Allah) onları (gonullere) sevdirecektir

[97] (Ey Muhammed!) Biz Kur´an´ı senin dilin uzere kolaylastırdık ki, onunla Allah´tan korkup sakınanları mujdeleyesin, inat edenleri de korkutasın

[98] Hem onlardan once nice nesilleri helak ettik. (Simdi) onlardan hicbirini goruyor musun, yahud onların hafif bir sesini isitiyor musun

Tâhâ

Surah 20

[1] Ta, Ha

[2] Ey Muhammed! Kur´an´ı sana sıkıntıya dusesin diye indirmedik

[3] Ancak Allah´tan korkan kimse icin bir ogut olarak (indirdik)

[4] Yeri ve yuce gokleri yaratanın katından yavas yavas bir indirilisle (onu) indirdik

[5] O Rahman (kudret ve hakimiyyetiyle) Ars´a hakim oldu

[6] Butun goklerde olanlar, butun yerdekiler, bu ikisinin arasında ve topragın altında bulunanlar O´nundur

[7] Sen (Allah´a ettigin dua ve zikirle) sesini yukseltirsen (bilki Allah bundan mustagnidir.). Cunku O suphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir

[8] Allah O´dur ki, kendisinden baska hicbir ilah yoktur. En guzel isimler O´nundur

[9] (Habibim!) Musa´nın (basından gecen hayat) hikayesi sana geldi mi

[10] Hani o bir ates gormustu de, ailesine: «Yerinizde durun, benim gozume bir ates ilisti, belki size bir kor getiririm, yahut atesin yanında bir yol gosterici bulurum» demisti

[11] Atese vardıgı zaman soyle cagrıldı: «Ey Musa

[12] Ben suphesiz senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını cıkar, cunku sen kutsal bir vadi olan Tuva´dasın

[13] Ben seni sectim, simdi (sana) vahyolunacak seyleri dinle

[14] Suphesiz ben Allah´ım, benden baska hicbir ilah yoktur. Onun icin bana kulluk et ve beni anmak icin namaz kıl

[15] Cunku kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptıgının karsılıgını gorsun

[16] Sakın kıyamete inanmayıp, kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun

[17] Ey Musa! Sag elindeki nedir?»

[18] Musa dedi: «O benim asam (degnegim) dır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda baska hacetlerim (faydalanacagım seyler) de var»

[19] Allah: «Ey Musa! onu (yere) bırak» dedi

[20] Musa da onu bıraktı, bir de ne gorsun! o bir yılan olmus kosuyor

[21] Allah buyurdu ki: «Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna cevirecegiz»

[22] «Bir de diger bir mucize olmak uzere elini koynuna koy ki, kusursuz olarak bembeyaz cıksın.»

[23] «Bunları sana en buyuk mucizelerimizden (bir kısmını) gosterelim diye yaptık.»

[24] «Firavun´a git, cunku o hakikaten azdı.»

[25] Musa dedi ki: «Ey Rabbim! Benim gogsume genislik ver

[26] Isimi kolaylastır

[27] Dilimden dugumu coz

[28] Ki, sozumu iyi anlasınlar

[29] Bir de bana ailemden bir vezir ver

[30] Kardesim Harun´u (ver)

[31] Onunla arkamı kuvvetlendir

[32] (Elcilik) isimde onu bana ortak et

[33] Ki seni cok tesbih edelim

[34] Seni cok analım

[35] Suphe yok ki sen bizi gorup duruyorsun.»

[36] Allah buyurdu: «Ey Musa! Diledigin (seyler) sana verildi.»

[37] «And olsun biz, sana diger bir defa daha ihsan etmistik»

[38] Hani bir vakit ilham edilmesi gereken (ancak ilham ile bilinebilen) su ilhamı annene verdik

[39] «Onu (Musa´yı) tabut icine koy da denize bırak. Deniz de onu sahile atsın. Onu hem bana dusman, hem ona dusman olan biri alsın.» Bir de benim gozetimim altında yetistirilmen icin, uzerine katımdan bir sevgi bırakmıstım. (Ey Musa)

[40] Hani kız kardesin (Firavun´un sarayına) giderek: «Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Boylece seni tekrar annene verdik ki, gozu aydın olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam oldurdun de seni gamdan kurtardık. Seni cesitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı icinde kaldın. Sonra ey Musa! Belli bir caga (peygamberlik gorevini yuklenecek bir yasa) geldin

[41] Ben, seni kendime (peygamber) sectim

[42] Sen kardesinle birlikte mucizelerimle git. Ikiniz de beni anmakta gevseklik etmeyin

[43] Firavun´a gidin, cunku o gercekten azdı

[44] Varın da ona yumusak soz soyleyin; olur ki, ogut dinler, yahut korkar

[45] (Musa ile Harun) «Rabbimiz! Onun bize kotuluk yapmasından veya azgınlıgını artırmasından korkarız» dediler

[46] Allah buyurdu ki: «Korkmayın, zira ben sizinle beraberim, isitir ve gorurum.»

[47] Hemen gidin de Firavun´a deyin ki: «Biz Rabbinin (sana gonderilen) elcileriyiz. Artık Israilogulları´nı bizimle gonder, onlara azab etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam dogru yolda gidenleredir.»

[48] «Bize kesin olarak vahyolundu ki, azab suphesiz (gercegi) inkar edip ona sırt cevirenleredir.»

[49] Firavun: «Ey Musa! Sizin Rabbiniz kimdir?» dedi

[50] Musa: «Bizim Rabbimiz her seye seklini veren, sonra da yolunu gosterendir.» dedi

[51] Firavun : «Oyleyse gecmis asırlar (daki insanlar)ın durumu nedir?» dedi

[52] Musa dedi ki: «Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitapta (yazılı)dır. Rabbim yanlıs yapmaz ve unutmaz.»

[53] «Yeryuzunu sizin icin bir dosek yapan, oradan sizin icin yollar acan ve gokten bir su indiren O´dur.» Iste biz o su ile turlu turlu bitkilerden ciftler cıkardık

[54] Hem siz yiyin, hem de hayvanlarınızı otlatın. Akıl sahibleri icin bunda nice ibretler vardır

[55] Sizi yerden (topraktan) yarattık, yine (olumunuzden sonra) ona dondurecegiz. Hem de ondan sizi bir kere daha cıkaracagız

[56] And olsun ki, biz, Firavun´a mucizelerimizin hepsini gosterdik. Boyle iken o yine onları yalan sayıp kabulden cekindi

[57] (Firavun Musa´ya soyle) dedi: «Ey Musa! Sen sihrinle bizi yerimizden cıkarmak icin mi geldin bize?»

[58] «O halde biz de senin sihrin gibi bir sihirle sana gelecegiz (karsına cıkacagız); simdi bizimle senin aranda bir vakit ve bir bulusma yeri tayin et ki; ne senin, ne bizim caymayacagımız uygun bir yer olsun.»

[59] Musa: «Sizinle bulusma zamanı, sus (bayramı) gunu ve insanların toplanacagı kusluk vaktidir.» dedi

[60] Bunun uzerine Firavun dondu gitti ve butun hile vasıtalarını topladıktan sonra geldi

[61] Musa onlara dedi ki: «Yazıklar olsun size! Allah´a yalan uydurmayın. Sonra bir azab ile kokunuzu keser. Gercekten (Allah´a) iftira eden husrana ugramıstır.»

[62] Sihirbazlar aralarında islerini tartıstılar ve konusmalarını gizli tuttular

[63] (Sihirbazlar daha sonra Musa ve Harun´u gostererek soyle) dediler: «Bu ikisi muhakkak sihirbazdır; buyuleriyle sizi yurdunuzdan cıkarmak ve de ornek dininizi yok etmek istiyorlar.»

[64] «Onun icin butun tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra hep bir sıra halinde gelin. Bugun ustun gelen muhakkak zafer kazanmıstır.»

[65] Sihirbazlar: «Ey Musa! Ya sen at, yahud ilk atan biz olalım» dediler

[66] Musa dedi ki: «Hayır, siz atın.» Bir de ne gorsun! Onların ipleri ve degnekleri, yaptıkları sihirden oturu kendisine sanki yuruyorlarmıs gibi geldi

[67] Bu yuzden Musa icinde bir korku hissetti

[68] Biz dedik ki: «Korkma, cunku sen muhakkak ustunsun (galib geleceksin)»

[69] «Sag elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Cunku onların yaptıkları ancak bir buyucu tuzagıdır. Buyucu ise, her nerede olursa olsun basarıya ulasamaz.»

[70] Sonunda butun sihirbazlar secdeye kapandılar, «Musa ile Harun´un Rabbine iman ettik» dediler

[71] Firavun: «Ben size izin vermeden mi ona iman ettiniz? O, muhakkak size sihir ogreten buyugunuzdur. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim ve muhakkak sizi hurma dallarına asacagım. Boylece hangimizin azabının daha siddetli ve devamlı oldugunu bileceksiniz» dedi

[72] (Iman eden sihirbazlar soyle) dediler: «Bize gelen bu acık mucizeler ve bizi yaratana karsı, asla seni tercih edemeyiz. Ne hukum vereceksen ver. Sen, ancak bu dunya hayatına hukmedebilirsin.»

[73] «Dogrusu biz hem gunahlarımıza, hem bizi zorladıgın sihre karsı, bizi bagıslasın diye, Rabbimize iman ettik. Allah (sevabca senden) daha hayırlı ve (azab verme bakımından da) daha devamlıdır.»

[74] Her kim Rabbine suclu olarak varırsa, suphesiz ki ona cehennem vardır. Orada ne olur, ne de dirilir

[75] Kim de ona bir mumin olarak salih ameller islemis oldugu halde varırsa, iste onlara en yuksek dereceler vardır

[76] Adn cennetleri vardır ki, altlarından ırmaklar akar, onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Ve iste bu, (kufur ve isyandan) arınanların mukafatıdır

[77] Gercekten Musa´ya soyle vahyettik: «Kullarımla geceleyin yuru (Mısır´dan cık) de (asanı vurarak) onlara denizde kuru bir yol ac; (artık firavun tarafından) yetisilmekten korkmazsın ve (bogulmaktan) endise de etmezsin.»

[78] Firavun ordularıyla hemen onları takip etti, denizden kendilerini sarıveren (korkunc bogulma) sarıverdi

[79] Boylece Firavun kavmini yanlıs yola surukledi ve dogru yola goturmedi

[80] Ey Israilogulları! Sizleri dusmanınızdan kurtardık ve Tur dagının sag yanında size soz verdik, uzerinize de kudret helvası ve bıldırcın indirdik

[81] Size verdigimiz rızıkların en temizlerinden yiyin ve bunda taskınlık etmeyin, sonra uzerinize gazabım iner. Kimin uzerine de gazabım inerse, muhakkak o mahvolur

[82] Bununla beraber, suphe yok ki ben, tevbe eden, iman edip salih amel isleyen, sonra da hak yolda sebat gosteren kimse icin cok bagıslayıcıyım

[83] «Ey Musa! Seni kavminden (ayırıp) daha cabuk (gelmeye) sevkeden nedir?» (dedik)

[84] Musa: «Onlar benim izimdeler (arkamdan beni takip edip geliyorlar). Ben sana acele ettim (geldim) ki, hosnud olasın» dedi

[85] Allah: «Dogrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Samiri onları saptırdı» dedi

[86] Hemen Musa ofkeli ve uzgun olarak kavmine dondu (onlara soyle) dedi: «Ey kavmim! Rabbiniz size guzel bir vaad ile soz vermedi mi? Size bu sure mi cok uzun geldi, yoksa Rabbinizden size bir gazab inmesini arzu ettiniz de mi, bana olan vaadinizden caydınız?»

[87] Onlar dediler ki: «Biz sana verdigimiz sozden, kendiligimizden caymadık. Fakat biz o (Kıbti) kavminin sus esyasından bir takım agırlıklar yuklenmistik. Onları (atese) attık. Samiri de (kendi mucevheratını) boylece atmıstı.»

[88] Nihayet Samiri onlara boguren bir buzagı heykeli ortaya cıkardı. Bunun uzerine Samiri ve adamları: «Iste sizin de, Musa´nın da ilahı budur, ama o unuttu» dediler

[89] Onlar gormuyorlar mıydı ki, o buzagı, kendilerine hicbir sozle karsılık veremiyor; onlara ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye sahip bulunamıyordu

[90] And olsun ki Harun daha once onlara: «Ey kavmim! Siz bununla (buzagı ile) imtihana cekildiniz. Sizin gercek Rabbiniz Rahman´dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin» demisti

[91] Onlar (cevap olarak soyle) demislerdi: «Musa bize donup gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edecegiz.»

[92] (Musa gelince kardesine soyle) dedi: «Ey Harun! bunların sapıklıga dustugunu gordugun vakit, seni engelleyen ne oldu?»

[93] «(Neden) benim yolumu takip etmedin, benim emrime karsı mı geldin?»

[94] Harun: «Ey anamın oglu! Sakalımı ve basımı (sacımı) tutma. Ben senin ´Israilogulları arasında ayrılık cıkardın, sozume bakmadın´ diyeceginden korktum.» dedi

[95] (Hz. Musa bu defa Samiri´ye donerek) «Ey Samiri! Senin bu yaptıgın nedir?» dedi

[96] Samiri: «Onların gormedikleri bir sey gordum: (Sana gelen) ilahi elcinin (Cebrail´in) izinden bir avuc (toprak) aldım ve onu (erimis mucevheratın icine) attım. Bunu, bana boylece nefsim hos gosterdi» dedi

[97] (Musa ona soyle) dedi: «Haydi cekil git. Artık senin icin hayat boyunca, ´benimle temas yok´ diye soylemen var (bir vahsi gibi yapayalnız yasamaga mahkum olacaksın). Hem senin icin asla kacamayacagın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durdugun ilahına bak; elbette biz onu yakacagız, sonra da kul edip muhakkak onu denize savuracagız.»

[98] Sizin ilahınız, ancak kendisinden baska hicbir ilah bulunmayan Allah´dır. Onun ilmi her seyi kusatmıstır

[99] (Ey Muhammed!) Sana gecmisin haberlerinden bir kısmını boylece anlatıyoruz. Suphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (dusunup kendisinden ibret alınacak bir kitab) verdik

[100] Kim ondan yuz cevirirse, suphesiz o, kıyamet gunu bir gunah yuklenecektir

[101] Devamlı o azabın altında kalacaklar. Kıyamet gunu onlar icin, bu ne fena bir yuktur

[102] Sur´a ufurulecegi gun ki biz sucluları o gun, (gozleri korkudan) gogermis olarak mahserde toplayacagız

[103] «Siz dunyada sadece on(gun) kaldınız» diye kendi aralarında gizli gizli konusurlar

[104] Aralarında ne konusacaklarını biz cok iyi biliriz. Gorusu en ustun olan: «Ancak bir gun kaldınız» diyecektir

[105] (Ey Muhammed!) Sana daglar(ın kıyametteki durumunu) sorarlar, de ki: «Rabbim onları ufalayıp savuracak.»

[106] «Boylece yerlerini dumduz bos bir halde bırakacak.»

[107] «Orada ne bir cukur, ne de bir tumsek goreceksin.»

[108] O gun, hicbir tarafa sapmadan o davetciye (Sur´a ufleyenin cagrısına) uyarlar. Oyleki, Rahman´ın heybetinden sesler kısılmıstır. Artık bir fısıltıdan baska hicbir sey isitemezsin

[109] O gun, Rahman´ın kendisine izin verdigi ve sozunden hosnud oldugu kimselerden baskasının sefaatı fayda vermez

[110] Allah, onların geleceklerini de, gecmislerini de bilir. Onlar ise O´nu ilmen kavrayamazlar

[111] Butun yuzler, diri ve butun yarattıklarını gozetip duran Allah´a bas egmistir. Bir zulum yuklenen gercekten husrana ugramıstır

[112] Her kim de mumin olarak salih amelleri islerse, artık o, ne bir haksızlıktan ve ne de cignenmekden korkar

[113] Iste boylece biz onu Arapca bir Kur´an olarak indirdik. Onda tehditlerden nice turlusunu tekrar tekrar acıkladık ki belki sakınırlar, yahut onlara bir ibret ve uyanıs verir

[114] Hukmu her yerde gecerli gercek hukumdar olan Allah yucedir. (Ey Muhammed!) Kur´an sana vahyedilirken, vahiy bitmeden once (unutma korkusu ile) Kur´an´ı okumada acele etme; «Rabbim! benim ilmimi artır» de

[115] Dogrusu bundan once Adem´e (bu agactan yeme diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim (bir kararlılık) bulmadık

[116] Bir vakit meleklere: «Adem(e hurmet) icin secde edin» demistik; Iblis´ten baska hepsi secde etmis, o cekinmisti

[117] Biz de (Adem´e) soyle demistik: «Ey Adem! Suphesiz bu (Iblis) sana ve esine dusmandır. Sakın sizi cennetten cıkarmasın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı ceker, perisan olursun).»

[118] «Dogrusu senin acıkmaman ve cıplak kalmaman (ancak) cennettedir.»

[119] Ve sen orada ne susarsın, ne de gunesin sıcagında kalırsın»

[120] Nihayet seytan ona vesvese verdi. Soyle dedi: «Ey Adem! Sana sonsuzluk agacını ve cokmesi olmayan bir saltanatı gostereyim mi?»

[121] Bunun uzerine ikisi de o agactan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine acılıp gorunuverdi. Ve uzerlerine cennet yapragından ortup yamamaya basladılar. Adem Rabbinin emrinden cıktı da sasırdı

[122] Sonra Rabbi, onu secti de tevbesini kabul buyurdu ve ona dogru yolu gosterdi

[123] Allah (onlara) soyle dedi: «Birbirinize dusman olmak uzere hepiniz oradan (cennetten) inin. Artık benden size bir hidayet (kitab) geldigi zaman, kim benim hidayetime uyarsa iste o, sapıklıga dusmez ve (ahirette) zahmet cekmez

[124] Her kim de benim zikrimden (Kur´an´dan) yuz cevirirse, (bilsin ki) ona dar bir gecim vardır ve onu kıyamet gunu kor olarak hasrederiz

[125] (O zaman Kur´andan yuz ceviren kimse) «Rabbim! beni nicin kor olarak hasrettin, oysa ben goren bir kimseydim» der

[126] Allah: «Boyledir, sana ayetlerimiz gelmisti de onları sen unutmustun, bugun de oylece unutulursun» der

[127] Iste haddi asanları, Rabbinin ayetlerine inanmayanları biz boyle cezalandırırız. Ve muhakkak ki ahiret azabı (dunya azabından) daha siddetli ve daha devamlıdır

[128] Onları, yerlerinde gezip durdukları su kendilerinden once yok ettigimiz bunca nesiller(in o korkunc akibeti) dogru yola sevk etmedi mi? Dogrusu bunda ibret alacak aklı olanlar icin nice deliller vardır

[129] Eger Rabbinin verdigi bir hukum ve tayin ettigi bir sure olmasaydı, hemen azaba ugrarlardı

[130] O halde, dediklerine sabret; gunesin dogmasından once ve batmasından once Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gunduzun etrafında da tesbih et ki hosnudluga eresin

[131] Kafirlerden bir kısmına, onları sınamak icin dunya hayatının zineti olarak verdigimiz ve onunla kendilerini gecindirdigimiz seye (mal ve saltanata) sakın ragbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır

[132] (Ey Muhammed!) Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Guzel akibet takva sahiplerinindir

[133] (Inkar edenler): «Rabbinden bize bir mucize getirse ya» dediler. Onlara onceki kitablarda olan apacık deliller gelmedi mi

[134] Eger biz, onları bundan (peygamber veya Kur´an´dan) once bir azab ile yok etseydik, muhakkak «Ey Rabbimiz! bize bir peygamber gonderseydin de, alcak ve rezil olmadan once ayetlerine uysaydık, olmaz mıydı?» diyeceklerdi

[135] De ki: «Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyedurun. Suphesiz duz yolun sahiplerinin kimler oldugunu ve kimlerin dogru yolda bulundugunu yakında bileceksiniz

Enbiyâ

Surah 21

[1] Insanların hesab (gorme) zamanı yaklastı. Onlar ise hala gaflet icinde, yan cizip aldırmıyorlar

[2] Rablerinden kendilerine gelen her yeni hatırlatmayı hep eglenerek dinliyorlar

[3] Kalbleri hep eglencede (gaflette), hem o zalimler aralarında su gizli fısıltıyı yaptılar: «Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık goz gore gore sihre mi gidip uyarsınız?»

[4] Peygamber: «Benim Rabbim gokte ve yerde (soylenen) her sozu bilir. O, her seyi isitir, her seyi bilir» dedi

[5] Onlar: «Hayır, bunlar karısık ruyalardır; yok, onu kendisi uydurdu, yok o bir sairdir. Boyle degilse onceki peygamberler gibi, o da bize bir mucize getirsin» dediler

[6] Onlardan once yok ettigimiz hicbir memleket halkı iman etmedi. Simdi bunlar mı iman edecekler

[7] (Ey Muhammed!) Biz, senden once de ancak kendilerine vahyettigimiz birtakım erkek(peygamber)ler gonderdik. Bilmiyorsanız kitap ehli olanlara sorun

[8] Biz onları yemek yemez birer cesed kılmadık ve onlar olumsuz de degillerdi

[9] Sonra biz onlara verdigimiz sozu yerine getirdik; hem onları, hem de diledigimiz kimseleri kurtardık, asırı gidenleri yok ettik

[10] (Ey Kureys toplulugu!) And olsun, size oyle bir kitab indirdik ki, butun san ve serefiniz ondadır. Hala akıllanmayacak mısınız

[11] Biz halkı zalim olan nice memleketleri kırıp gecirdik ve onlardan sonra baska milletler var ettik

[12] Onlar azabımızın siddetini hissettikleri zaman oradan kacmaya koyuluyorlardı

[13] «Kosup kacmayın; size nimet verilen yere, yurtlarınıza donun ki, sorguya cekileceksiniz» dedik

[14] Onlar da: «Vay bizlere! Biz gercekten zalimler idik» dediler

[15] Biz, onları bicilmis bir ekin ve bir yıgın kul haline getirinceye kadar hep sozleri bu feryad olmustur

[16] Biz gok ile yeri ve aralarındaki seyleri, bos bir eglence icin yaratmadık

[17] Eger bir eglence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık oyle yapardık

[18] Hayır, biz hakkı batılın basına carparız da onun beynini parcalar. Bir de bakarsın (batıl) o anda yok olup gitmistir. Allah´a yakıstırdıgınız vasıflardan oturu size yazıklar olsun

[19] Goklerde ve yerde olan butun varlıklar O´nundur. Katında olanlar O´na kulluk etmekten ne cekinirler, ne de yorulurlar

[20] Gece gunduz (hep Allah´ı) tesbih ederler, usanmazlar

[21] Yoksa (Mekke musrikleri) birtakım ilahlar edindiler de yerden oluleri onlar mı diriltecekler

[22] Eger yer ile gokte Allah´tan baska ilahlar olsaydı, bunların ikisi de muhakkak fesada ugrar yok olurdu. O halde Ars´ın Rabbi olan Allah, onların vasfetmekte oldukları seylerden (butun noksanlıklardan) beridir, munezzehtir

[23] O, yaptıgından sorumlu olmaz, onlar ise sorumlu tutulacaklardır

[24] Yoksa O´ndan baska ilahlar mı edindiler? De ki: «Kesin delilinizi getirin. Iste benimle beraber olanların kitabı ve benden oncekilerin kitabı.» Hayır, onların cogu gercegi bilmezler de onun icin yuz cevirirler

[25] Senden once hicbir peygamber gondermedik ki, ona soyle vahyetmis olmayalım: «Gercek su ki benden baska ilah yoktur. Onun icin bana ibadet edin.»

[26] Boyle iken dediler ki: «Rahman cocuk edindi.» Allah bundan munezzehtir. Dogrusu melekler (Allah´ın cocukları degil) ikram olunmus kullardır

[27] Onlar Allah´ın sozunun onune gecmezler, hep O´nun emriyle hareket ederler

[28] Allah, onların onlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah´ın hosnud oldugu kimseden baskasına sefaat etmezler. Hepsi de O´nun korkusundan titrerler

[29] Iclerinden kim: «Ben, O´ndan baska bir ilahım» derse, biz ona cehennemi ceza olarak veririz. Zalimleri biz boyle cezalandırırız

[30] O kafir olanlar, gormediler mi ki, goklerle yer bitisik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her seyi sudan yarattık. Hala inanmıyorlar mı

[31] Yeryuzunde, insanlar sarsılmasın diye sabit daglar yarattık, rahat gidebilsinler diye dagların aralarında genis yollar var ettik

[32] Gokyuzunu de korunmus bir tavan yaptık. Kafirler ise, gokyuzunun alametlerinden (Allah´ın kudret ve azametine delalet eden delillerinden) yuz ceviriyorlar

[33] Geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı yaratan O´dur. Bunların her biri kendi dairesinde dolasmaktadır

[34] Ey Muhammed! Senden once de hicbir insanı olumsuz kılmadık, sen olursun de onlar baki kalır mı? Senin olmenle rahata kavusacaklarını mı sanıyorlar

[35] Her nefis olumu tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kotuluk ve iyilikle deneyecegiz. Hepiniz de sonunda bize donduruleceksiniz

[36] O inkarcılar seni gordukleri zaman, seni alaya alıyorlar ve «Ilahlarınızı diline dolayan bu mudur?» diyorlar. Halbuki onlar Rahman´ın kitabını inkar ediyorlar

[37] Insan aceleci olarak yaratılmıstır. Size yakında (azaba dair) alametlerimi gosterecegim. Simdi siz acele etmeyin

[38] «Dogru sozlu iseniz (bildirin) bu vaad ne zamandır?» derler

[39] Bu kafirler atesi yuzlerinden ve sırtlarından men edemeyecekleri ve yardım da goremeyecekleri zamanı, bir bilseler

[40] Dogrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini sasırtacaktır. Artık ne geri cevrilmesine gucleri yetecek, ne de kendilerine muhlet verilecektir

[41] Yemin olsun ki, senden once bircok peygamberle alay edildi de iclerinden alay edenleri, o alay ettikleri sey (azap) kusatıverdi

[42] De ki: «Geceleyin ve gunduzun sizi Rahman´dan kim koruyabilir?» Ama onlar Rablerinin kitabından yuz cevirmektedirler

[43] Yoksa kendilerini bize karsı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler, katımızdan da dostluk gormezler

[44] Dogrusu biz o kafirleri ve atalarını yasattık, hatta o omur onlara uzun geldi. Fakat simdi memleketlerini her yandan eksilttigimizi gormuyorlar mı? O halde ustun gelen onlar mıdır

[45] De ki: «Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum,» uyarıldıkları zaman sagırlar cagrıyı duymazlar

[46] Yemin olsun ki, Rabbinin azabından az bir sey onlara dokunursa, muhakkak «Vay bizlere, biz gercekten zalimlerdik» diyeceklerdir

[47] Biz kıyamet gunu icin dogru teraziler kurarız; hicbir kimse hicbir haksızlıga ugratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tanesi agırlıgınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız). Hesap gorenler olarak da biz kafiyiz

[48] Yemin olsun ki, Musa ve Harun´a egriyi dogrudan ayıran kitabı, takva sahibleri icin bir ısık ve ogut olarak verdik

[49] Onlar gormedikleri halde Rablerinden korkarlar, kıyamet saatinden de titrerler

[50] Iste bu (Kur´an) da indirdigimiz kutsal bir kitaptır. Simdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz

[51] And olsun ki biz daha once Ibrahim´e de rusdunu vermistik (akla uygun olanı gostermistik). Biz onu biliyorduk

[52] O zaman o, babasına ve kavmine: «Bu tapınıp durdugunuz heykeller nedir?» demisti

[53] Onlar: «Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk» dediler

[54] Ibrahim: «And olsun ki sizler de, atalarınız da apacık bir sapıklık icindesiniz» dedi

[55] Onlar : «Sen bize gercegi mi getirdin (Sen ciddi mi soyluyorsun), yoksa saka mı ediyorsun?» dediler

[56] O soyle dedi: «Hayır Rabbiniz goklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıstır. Ben de buna sahidlik edenlerdenim.»

[57] «Allah´a yemin ederim ki, siz arkanızı donup gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracagım.»

[58] Derken o, bunları parca parca etti. Yalnız kendisine basvursunlar diye onların buyugunu saglam bıraktı

[59] (Kavmi) «Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Dogrusu o zalimlerden biridir.» dediler

[60] (Bazıları) «Ibrahim denen bir gencin, onları diline doladıgını duymustuk» dediler

[61] «O halde onu insanların gozleri onune getirin, olur ki (aleyhinde) sahidlik ederler» dediler

[62] (Ibrahim gelince ona) «Ey Ibrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?» dediler

[63] Ibrahim: «Belki onu su buyukleri yapmıstır, konusabiliyorlarsa onlara sorun» dedi

[64] Bunun uzerine vicdanlarına donup (kendi kendilerine) dediler ki: «Dogrusu siz haksızsınız.»

[65] Sonra yine (eski) kafalarına donduler: «And olsun ki (ey Ibrahim!) bunların konusmayacagını (sen de) bilirsin.» dediler

[66] (Ibrahim) dedi: «O halde, Allah´ı bırakıp da size hicbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?»

[67] «Size de, Allah´ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hala akıllanmayacak mısınız?»

[68] Onlar: «Bir sey yapacaksanız, sunu yakın da tanrılarınıza yardım edin» dediler

[69] Biz: «Ey ates! Ibrahim´e karsı serin ve zararsız ol» dedik

[70] Ona duzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla husrana ugrattık

[71] Onu da, Lut´u da, alemler icin bereketli ve kutsal kıldıgımız yere ulastırıp kurtardık

[72] Ona (Ibrahim´e) Ishak´ı, ustelik bir de Yakub´u ihsan ettik ve herbirini salih kimseler kıldık

[73] Onları buyrugumuz altında (insanlara) dogru yolu gosterecek onderler kıldık. Kendilerine hayırlı isler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir

[74] Biz Lut´a da bir hukum, bir ilim verdik. Onu cirkin isler isleyen kasabadan kurtardık. Dogrusu onlar kotu, fasık bir kavimdi

[75] Onu ise rahmetimizin icine aldık. Cunku o salihlerdendi

[76] Nuh da daha onceleri bize yalvarmıstı; biz de onun duasını kabul ettik, kendisini ve ailesini buyuk sıkıntıdan kurtardık

[77] Ayetlerimizi yalanlayan kavminden onun ocunu aldık. Suphesiz onlar kotu bir kavimdiler. Biz de hepsini (suda) bogduk

[78] Davud ve Suleyman´ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hukum veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) icinde yayılmıstı, biz onların hukmune sahittik

[79] Biz onu(n hukmunu) hemen Suleyman´a bildirmistik; (zaten) herbirine hukum ve ilim vermistik. Davud´la beraber tesbih etsinler diye, dagları ve kusları buyruk altına aldık. (Butun bunları) yapan bizdik

[80] Ona, sizi savasta korumak icin zırh yapma sanatını ogrettik, artık sukreder misiniz

[81] Bereketli kıldıgımız yere dogru, Suleyman´ın emriyle yuruyen siddetli ruzgarı, onun buyruguna verdik. Biz her seyi biliyorduk

[82] Onun icin dalgıclık yapan ve bundan baska isler de goren seytanlardan da onun buyrugu altına verdik. Onların hepsini biz gozetiyorduk

[83] Eyyub da: «Basıma bir bela geldi, (sana sıgındım), sen merhametlilerin en merhametlisisin» diye Rabbine nida etti

[84] Biz de onun duasını kabul ettik de basına gelenleri kaldırdık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak uzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik

[85] Ismail, Idris ve Zulkifl´i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi

[86] Onları da rahmetimizin icine aldık. Onlar gercekten salih olanlardandı

[87] Zunnun´u (balık sahibi Yunus´u) da hatırla. Hani o, ofkelenerek gitmisti de, bizim kendisini hicbir zaman sıkıstırmayacagımızı sanmıstı. Fakat sonunda karanlıklar icinde: «Senden baska ilah yoktur, sen munezzehsin, Suphesiz ben haksızlık edenlerden oldum» diye seslenmisti

[88] Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini uzuntuden kurtardık. Iste biz iman edenleri boyle kurtarırız

[89] Zekeriya da hani Rabbine: «Rabbim! Beni tek basıma bırakma, sen varislerin en hayırlısısın» diye nida etmisti

[90] Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya´yı ihsan ettik. Ve esini (dogum yapmaya) elverisli hale getirdik. Dogrusu onlar iyiliklerde yarısıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karsı derin saygı duyuyorlardı

[91] Irzını koruyan Meryem´e ruhumuzdan uflemis, onu ve oglunu, alemler icin bir mucize kılmıstık

[92] Dogrusu bu sizin ummetiniz (tevhid dini olan muslumanlık), bir tek ummettir (bir tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin

[93] Ama insanlar din konusunda aralarında boluklere ayrıldılar ama, hepsi bize doneceklerdir

[94] Inanmıs olarak yararlı is isleyenin emegi inkar edilmeyecektir. Biz suphesiz onu yazmaktayız

[95] Yok ettigimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasını da cekmek uzere) bize donmemesi gercekten imkansızdır

[96] Nihayet Ye´cuc ve Me´cuc(un seddi) acıldıgı zaman, ki onlar her dere ve tepeden akın edip cıkarlar

[97] Ve gercek vaad yaklastıgında, iste o zaman kafir olanların gozleri beleriverir. «Eyvah bizlere! Dogrusu biz bundan gaflet icindeydik, hayır biz zalim kimselerdik.» derler

[98] Siz ve Allah´dan baska taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz

[99] Eger onlar ilah olsalardı, oraya girmeyeceklerdi. Hepsi orada temelli kalacaktır

[100] Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sagır olup) bir sey de isitemezler

[101] Suphesiz katımızdan kendileri icin guzel seyler takdir edilmis olanlar, iste oradan (cehennemden) uzak tutulanlardır

[102] Bunlar onun (cehennemin) ugultusunu bile duymazlar. Canlarının istedigi seyler icinde temelli kalırlar

[103] O en buyuk korku bunları uzmez; kendilerini melekler: «Size soz verilen gun iste bugundur» diye karsılarlar

[104] Gogu, kitab durer gibi durdugumuz zaman, yaratmaya ilk basladıgımız gibi, katımızdan verilmis bir soz olarak onu tekrar var edecegiz. Dogrusu biz bunları yaparız

[105] And olsun ki, Tevrat´tan sonra Zebur´da da yeryuzune ancak iyi kullarımın mirascı oldugunu yazmıstık

[106] Suphesiz bu Kur´an´da kulluk eden kimseler icin kafi bir ogut vardır

[107] (Ey Muhammed!) biz seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik

[108] De ki, bana ancak soyle vahyolunuyor: «Ilahınız ancak tek bir ilahtır. Simdi siz artık musluman oluyor musunuz?»

[109] Eger (yine de) yuz cevirirlerse, de ki: «Size dupeduz acıkladım; tehdit olundugunuz seyin yakın mı, uzak mı oldugunu bilmem.»

[110] Suphesiz Allah acıga vurulan sozu de bilir, gizlediklerinizi de bilir

[111] Bilmem belki bu gecikme sizi denemek ve bir sureye kadar gecindirmek icindir

[112] (Hz. Peygamber soyle) dedi: «Ey Rabbim! Aramızda gercekle hukmet ve Rabbimiz O Rahman´dır ki, isnad ettiginiz (yalan) vasıflarınıza karsı yardımına sıgınılacak olan ancak O´dur.»

Hac

Surah 22

[1] Ey Insanlar! Rabbinizden sakının; suphesiz o kıyamet gununun sarsıntısı cok buyuk bir seydir

[2] Onu goreceginiz gun, her emzikli kadın emzirdiginden gecer. Ve her hamile kadın cocugunu dusurur. Insanları hep sarhos gorursun, halbuki sarhos degillerdir. Fakat Allah´ın azabı cok siddetlidir

[3] Insanlardan bazıları Allah hakkında bir bilgisi olmadıgı halde tartısır da her azılı seytanın ardına duser

[4] (O seytan ki) hakkında soyle hukum verilmistir: Suphesiz kim onu dost edinirse, o muhakkak onu saptırır ve dogruca cehennem azabına goturur

[5] Ey insanlar! Eger oldukten sonra dirilmekten suphede iseniz, (bilin ki) ne oldugunuzu size acıklamak icin suphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parcasından yaratmısızdır. Diledigimizi belli bir sureye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir cocuk olarak cıkartırız, sonra sizi, olgunluk cagına erismeniz icin bırakırız. Bununla beraber kiminiz oldurulur, kiminiz de onceki bilgisinden sonra, hicbir sey bilmemek uzere, omrunun en fena zamanına ulastırılır. Bir de yeryuzunu gorursun ki kupkurudur; fakat biz onun uzerine su indirdigimiz zaman, harekete gecer, kabarır ve her guzel ciftten bitkiler bitirir

[6] Iste bunlar gosteriyor ki, Allah suphesiz haktır. Suphesiz oluleri o diriltir ve o her seye kadirdir

[7] Kıyamet ise suphesiz gelecek ve muhakkak ki Allah butun kabirlerde olan kimseleri tekrar diriltecektir

[8] Insanlardan kimi de vardır ki ne bir bilgiye, ne bir delile, ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartısır

[9] Allah yolundan sasırtmak (saptırmak) icin buyukluk taslayarak (tartısır). Dunyada ona bir rezillik vardır. Kıyamet gununde ise ona cehennem azabını tattıracagız

[10] Ona «Bunlar, senin ellerinle kazandıgın gunahlar sebebiyledir» denir. Suphesiz Allah kullarına zulmeden degildir

[11] Insanlardan kimi de Allah´a bir yar kenarındaymıs gibi ibadet eder, eger kendisine bir iyilik gelirse ona gonlu yatısır ve eger basına bir bela gelirse yuzustu donuverir. Dunyayı da ahireti de kaybeder. Iste apacık kayıp budur

[12] Allah´ı bırakır da kendine ne zarar, ne menfaat veremeyecek seylere yalvarır. Iste derin sapıklık budur

[13] Herhalde o, zararı faydasından daha yakın olana yalvarıyor. Yalvardıgı sey ne kotu yardımcı ve ne kotu yoldastır

[14] Suphe yok ki Allah, iman edip salih amelleri isleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyacak. Suphesiz Allah diledigini yapar

[15] Allah´ın ona (peygambere) dunyada ve ahirette yardım etmeyecegini sanan kimse hemen yukarıya bir ip uzatsın, sonra (kendini intihar edip) bogsun da baksın bu hilesi kendisini ofkelendiren seyi giderecek mi

[16] Iste biz onu (Kur´an´ı) boylece, apacık ayetler olarak indirdik. Suphesiz Allah diledigini dogru yola eristirir

[17] Suphesiz o iman edenler, yahudi olanlar, sabiiler (yıldıza tapanlar), hıristiyanlar, atese tapanlar ve (Allah´a) es kosanlar (yok mu?) Allah, kıyamet gunu bunların arasını suphesiz ayıracaktır. Cunku Allah her seyi hakkıyla gorup bilendir

[18] Gormedin mi, goklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, gunes, ay ve yıldızlar, daglar, agaclar, butun hayvanlar ve insanlardan bircogu hep Allah´a secde ediyor. Bircogunun uzerine de azab hak olmustur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Suphesiz Allah diledigi seyi yapar

[19] Su ikisi Rableri hakkında tartısmaya girmis iki hasımdır. O´nu inkar edenler icin atesten elbiseleri bicilmistir. Baslarının ustunden kaynar su dokulur

[20] Bununla karınlarındaki ve derileri eritilir

[21] Bir de bunlara demirden kamcılar vardır

[22] Ugradıkları gamdan (dolayı) oradan ne zaman cıkmak isteseler, her defasında oraya geri cevrilirler: «Yakıcı azabı tadın» denir

[23] Suphesiz Allah iman edip yararlı is isleyenleri, altından ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altın bilezikler ve inciler takınacaklar. Oradaki elbiseleri de ipektendir

[24] Hem sozun guzelini isitecek duruma ulastırılmıslar, hem de ovulmeye layık (olan Allah´ın) yoluna eristirilmislerdir

[25] Suphesiz inkar edenlere, Allah´ın yolundan, yerli ve yolcu butun insanlar icin esit kılınan Mescid-i Haram´dan alıkoyanlara ve orada zulumle yanlıs yola saptırmak isteyene can yakıcı bir azab tattırırız

[26] Bir zamanlar Kabe´nin yerini Ibrahim´e su sekilde hazırlamıstık: Sakın bana hicbir seyi ortak kosma; tavaf edenler, orada (kıyama) duranlar, ruku edenler ve secdeye varanlar icin evimi tertemiz et

[27] Insanları hacca cagır; yuruyerek veya incelmis binekler ustunde (uzak yollardan) her derin vadiyi asarak sana gelsinler

[28] Ta ki kendilerine ait birtakım menfaatlere sahid olsunlar; Allah´ın kendilerine rızık olarak verdigi hayvanları belli gunlerde kurban ederken O´nun adını ansınlar. Siz de onlardan yiyin, yoksulu, fakiri de doyurun

[29] Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Kabeyi tavaf etsinler

[30] Emir budur, Allah´ın yasaklarına kim saygı gosterirse, bu, kendisi icin Rabbinin katında suphesiz hayırdır. Size bildirilegelenden baska butun hayvanlar helal kılınmıstır. O halde o pis putlardan kacının ve yalan sozden sakının

[31] Allah icin, O´na es kosmayan, O´nun birligine inanmıs kimseler olun. Allah´a ortak kosan kimse, gokten dusup de kusların kaptıgı veya ruzgarın bir ucuruma surukledigi seye benzer

[32] Bu boyledir; kim Allah´ın nisanelerine, kurbanlıklarına saygı gosterirse, suphesiz o kalblerin takvasındandır

[33] Sizin icin onlarda belli bir sureye kadar bir takım faydalar vardır. Sonra bunlar Beyt-i atik (kabe)de son bulurlar

[34] Her ummet icin Allah´ın kendilerine rızık olarak verdigi kurbanlık hayvanların uzerine O´nun adını ansınlar diye bir mabed yapmısızdır. Hepinizin ilahı bir tek ilahtır. Onun icin yalnız O´na teslim olan muslumanlar olun. (Ey Muhammed!) Allah´a itaat eden alcak gonulluleri mujdele

[35] Ki Allah anıldıgı vakit onların kalpleri titrer. Onlar baslarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdigimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar

[36] Kurbanlık deve ve sıgırları Allah´ın size olan nisanelerinden kıldık. Sizin icin onlarda hayır vardır. On ayaklarının biri baglı halde keserken uzerlerine Allah´ın adını anın. Yanları yere yaslandıgı vakit de onlardan yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Boylece onları sizin buyrugunuza verdik ki, sukredesiniz

[37] Elbette onların etleri ve kanları Allah´a ulasmayacaktır. Ancak O´na sizin takvanız erecektir. Onları bu sekilde sizin buyrugunuza verdi ki, size yolunu gosterdiginden dolayı, Allah´ı tekbir ile yuceltesiniz. (Ey Muhammed!) Vazifelerini guzelce yapan iyilik sevenleri mujdele

[38] Suphesiz Allah inananları savunur. Cunku Allah hain ve nankorlerin hicbirini sevmez

[39] Kendilerine savas acılan kimselere (kafirlere karsı koymak icin) izin verildi. Cunku onlar zulme ugradılar. Suphesiz Allah onları zafere ulastırmaya kadirdir

[40] Onlar «Rabbimiz Allah´tır» demelerinden baska bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından cıkarıldılar. Eger Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve icinde Allah´ın adı cok anılan mescidler elbette yıkılırdı. Suphesiz Allah kendi (dini)ne yardım edene yardım edecektir. Suphesiz Allah cok gucludur, cok izzetlidir (her seye galiptir)

[41] Onlar (o muminlerdir) ki, eger kendilerini yeryuzunde iktidar mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiligi emrederler ve fenalıgı yasak ederler. Butun islerin sonu sırf Allah´a aittir

[42] (Ey Muhammed!) Eger seni (musrikler) yalanlıyorlarsa bil ki onlardan once Nuh kavmi, Ad ve Semud (kavimleri de kendi peygamberlerini) yalancı saydılar

[43] Ibrahim´in kavmi de, Lut´un kavmi de (peygamberlerini) yalancı saydılar

[44] (Suayb´ın kavmi olan) Medyen halkı da (Suayb´ı) yalanladı. Musa da (Firavun tarafından) yalanlandı. Ben de o kafirlere bir sure verdim. Sonra da onları yakalayıverdim. Beni tanımamak nasılmıs gorsunler

[45] Nice memleketler vardı ki, zulum yaparlarken biz onları yok ettik. Artık damları cokmus, duvarları uzerine yıkılmıstır. (Geride) Nice terkedilmis kuyularla bombos kalmıs yuksek saraylar (bırakılmıstır)

[46] Yeryuzunde dolasmıyorlar mı ki olanları akledecek kalbleri, isitecek kulakları olsun. Gercek sudur ki, gozler kor olmaz, fakat asıl goguslerin icindeki kalpler kor olur

[47] Bir de senden acele azab istiyorlar. Elbette Allah sozunden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında birgun, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir

[48] Zulmedip dururlarken kendilerine muhlet verdigim nice memleket halkı vardı ki, sonunda onları yakalayıvermistim. Donus ancak banadır

[49] (Habibim!) De ki: «Ey insanlar! Ben size ancak apacık anlatan bir uyarıcıyım.»

[50] Iste iman edip salih amel isleyenler icin hem bir magfiret, hem de (cennette) tukenmez bir rızık vardır

[51] Ayetlerimizi tartısarak bozmaya ugrasanlara gelince, iste onlar cehennemliktirler

[52] (Ey Muhammed!) Biz senden once hicbir elci ve hicbir peygamber gondermedik ki o bir sey temenni ettigi zaman, seytan onun arzusuna supheler karıstırmasın. Bunun uzerine Allah seytanın karıstırdıgı supheyi giderir. Sonra da Allah, ayetlerini tahkim eder (guclendirir). Allah Alim´dir (herseyi bilir), Hakimdir (Hikmet sahibidir)

[53] Allah, seytanın karıstırdıgını, kalblerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseleri sınamaya vesile kılar. Zalimler suphesiz (haktan uzak) derin bir ayrılık icindedirler

[54] Bir de kendilerine ilim verilmis olanlar, Kur´an´ın suphesiz Rabbinden gelen bir gercek oldugunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri ona saygı duysun. Cunku Allah, iman edenleri dogru yola eristirir

[55] Inkar edenler de, kendilerine ansızın kıyamet gelinceye veya akim (kısır) bir gunun azabı gelinceye kadar, Kur´an´dan suphe etmekte devam edip giderler

[56] O gun hukumranlık yalnız Allah´ındır, O aralarında hukmunu verir. Artık iman edip yararlı is isleyenler nimet cennetlerindedirler

[57] Inkar edip ayetlerimizi yalan sayanlar ise, iste bunlar icin hakir dusuren bir azab vardır

[58] Allah yolunda hicret edip de sonra oldurulmus veya olmus olanlara gelince, elbette Allah, onları guzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Cunku Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır

[59] Allah onları hosnud olacakları bir yere (cennete) elbette koyacaktır. Suphesiz Allah Alimdir (herseyi bilir) Halimdir (kullarına yumusak davranır)

[60] Bu boyledir, kim kendisine yapılan cezaya aynı ile karsılık verir de, sonra yine kendisine zulum yapılırsa, muhakkak ki, Allah ona yardım eder. Allah suphesiz cok af edicidir, cok bagıslayıcıdır

[61] Cunku Allah, geceyi gunduzun icine sokar, gunduzu de gecenin icine sokar. Suphesiz Allah, Semidir (herseyi isitir) Basirdir (herseyi gorur)

[62] (Bu sonsuz guc sundandır) Cunku Allah, varlıgı kendinden olan Hak´tır. Musriklerin O´nu bırakıp da tapındıkları putlar ise hep batıldır. Suphesiz Allah, yucedir, buyuktur

[63] Gormedin mi Allah´ın gokten indirdigi su ile yeryuzu (nasıl) yemyesil oluyor? Gercekten Allah cok lutufkardır, her seyden haberdardır

[64] Goklerde ve yerde ne varsa hep O´nundur. Dogrusu Allah mustagnidir, ovulmege layıktır

[65] Gormedin mi ki, Allah butun yerdekileri ve emriyle denizlerde akıp giden gemileri hep sizin buyrugunuz altına verdi. Gogu de izni olmaksızın yere dusmekten o (koruyup havada) tutuyor. Suphesiz Allah insanlara cok sefkatlidir, cok merhametlidir

[66] Size (ilk defa) hayat veren, sonra oldurecek olan, sonra da yeniden diriltecek olan O´dur. Insan gercekten pek nankordur

[67] Biz her ummet icin bir seriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun icin (ey Muhammed!) bu konuda seninle hicbir zaman cekismesinler. (Insanları) Rabbine (ibadet etmeye) cagır. Suphesiz sen gercekten hidayete goturen dogru bir yol uzerindesin

[68] Eger seninle tartısırlarsa, de ki: «Allah yaptıklarınızı cok iyi bilir.»

[69] Ayrılıga dustugunuz seyler hakkında kıyamet gunu Allah aranızda hukmunu verecektir

[70] Bilmez misin ki, Allah, gokte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Suphesiz bunlar bir kitabtadır. Hic suphe yok ki bunlar Allah´a pek kolaydır

[71] Onlar Allah´ı bırakıp da O´nun, haklarında hicbir delil indirmedigi ve kendilerinde de bir bilgi bulunmayan seylere taparlar. Zalimler icin hicbir yardımcı yoktur

[72] Ayetlerimiz kendilerine apacık olarak okundugu zaman, o kafirlerin yuzlerinden inkarlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: «Simdi size ondan daha kotu olanını haber vereyim mi? O, atestir. Allah bunu kafir olanlara vaad buyurdu. O ne kotu bir donus yeridir.»

[73] Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, simdi ona iyi kulak verin: Sizin Allah´ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır. Sinek onlardan bir sey kapsa onu kurtaramazlar. Isteyen de, istenen de acizdir

[74] Allah´ın buyuklugunu geregi gibi degerlendirip bilemediler. Suphesiz ki Allah cok kuvvetlidir, her seye ustundur

[75] Allah hem meleklerden, hem de insanlardan elciler secer. Suphesiz Allah her seyi isitir, her seyi gorur

[76] O gecmislerini ve geleceklerini bilir. Butun isler Allah´a dondurulur

[77] Ey iman edenler! Ruku edin, secdeye varın, Rabbinize kulluk edin, iyilik yapın ki kurtulabilesiniz

[78] Allah ugrunda gerektigi gibi cihad edin. Sizi o secmis, babanız Ibrahim´in yolu olan dinde sizin icin bir zorluk kılmamıstır. Daha once ve Kur´an´da, Peygamberin size sahid olması, sizin de insanlara sahid olmanız icin, size musluman adını veren O´dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah´a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne guzel sahip ve ne guzel yardımcıdır

Mü'minûn

Surah 23

[1] Gercekten muminler kurtulusa ermistir

[2] Onlar ki, namazlarında husu icindedirler

[3] Onlar ki, bos ve yararsız seylerden yuz cevirirler

[4] Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler

[5] Ve onlar ki, iffetlerini korurlar

[6] Ancak esleri ve ellerinin sahip oldugu (cariyeleri) haric. (Bunlarla iliskilerinden dolayı) kınanmıs degillerdir

[7] Su halde, kim bunun otesine gitmeyi isterse, iste bunlar, haddi asan kimselerdir

[8] Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler

[9] Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler

[10] Iste asıl onlar varislerdir

[11] Ki, Firdevs´e varis olan bu kimseler orada ebedi kalırlar

[12] And olsun biz insanı, camurdan, bir sulaleden (suzulup cıkarılmıs camurdan) yarattık

[13] Sonra onu emin ve saglam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik

[14] Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir cignem et parcası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diger bir yaratık olarak tesekkul ettirdik. Yapıp yaratanların en guzeli olan Allah, pek yucedir

[15] Sonra siz bunun ardından, muhakkak ki oleceksiniz

[16] Sonra da siz, suphesiz, kıyamet gununde tekrar diriltileceksiniz

[17] Andolsun biz, sizin ustunuzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan habersiz degiliz

[18] Gokten uygun bir olcude yagmur indirip onu yerde durgunlastırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gucumuz yeter

[19] Boylece onun (yagmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahceleri ve uzum bagları meydana getirdik ki, bunlarda sizin icin bir cok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz

[20] Tur-i Sina´da (dahi) yetisen bir agac da meydana getirdik ki, bu agac, hem yag, hem de yiyenlerin ekmegine katık edecekleri (zeytin) verir

[21] Hayvanlarda da sizin icin elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size iciririz. Onlarda sizin icin birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz

[22] Hem onlara ve hem gemiye yuklenirsiniz

[23] And olsun biz, Nuh´u kavmine gonderdik. «Ey kavmim dedi, Allah´a kulluk edin. O´ndan baska tanrınız yoktur. Hala sakınmaz mısınız?»

[24] Bunun uzerine, kavminin icinden kafir kodaman toplulugu «Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beser olmaktan baska bir sey degildir. Size ustun ve hakim olmak istiyor. Eger Allah (peygamber gondermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gonderirdi. Biz gecmisteki atalarımızdan boyle bir sey duymadık.»

[25] «Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Oyle ise, bir sureye kadar ona katlanıp (durumu) gozetleyin bakalım.»

[26] Nuh: «Rabbim! dedi, beni yalana cıkarmalarına karsı bana yardım et!»

[27] Bunun uzerine ona soyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten esler halinde iki tane ve bir de iclerinden, daha once kendisi aleyhinde hukum verilmis olanların dısındaki aileni gemiye al. Zulmetmis olanlar konusunda bana hic yalvarma! Zira onlar kesinlikle bogulacaklardır

[28] Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerlestiginde: «Bizi zalimler toplulugundan kurtaran Allah´a hamdolsun» de

[29] Ve de ki: «Rabbim! Beni mubarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın.»

[30] Suphesiz bunda sizin icin birtakım ibretler vardır. Cunku biz, kullarımızı boyle denemisizdir

[31] Sonra onların ardından bir baska nesil getirdik

[32] Bunun uzerine, onlar arasından kendilerine, «Allah´a kulluk edin; cunku sizin O´ndan baska bir tanrınız yoktur. Hala Allah´tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gonderdik

[33] Onun kavminden, kafir olup ahirete ulasmayı yalanlayan ve dunya hayatında kendilerine refah verdigimiz kodaman guruh dedi ki: «Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediginizden yer, sizin ictiginizden icer.»

[34] «Gercekten, tıpkı kendiniz gibi bir besere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz.»

[35] «Size, oldugunuz, toprak ve kemik yıgını haline geldiginizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana cıkarılacagınızı mı vaad ediyor?»

[36] «Heyhat o size vaad edilen sey ne kadar uzak!»

[37] «Dunya hayatından baska gercek yoktur. (Kimimiz) oluruz, (kimimiz) yasarız; bir daha diriltilecek degiliz.»

[38] «Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz.»

[39] O Peygamber: «Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karsı bana yardımcı ol!»

[40] Allah soyle buyurdu: «Pek yakında onlar pisman olacaklar!»

[41] Nitekim, Hak tarafından korkuc bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen cepecevre kusattık. Zalimler toplulugunun canı cehenneme

[42] Sonra onların ardından bir baska nesil getirdik

[43] Hicbir ummet, ecelini ne one alabilir, ne de erteleyebilir

[44] Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gonderdik. Herhangi bir ummete peygamberlerinin geldigi her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluga) yuvarladık ve onları efsane yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme

[45] Sonra birtakım ayetlerimiz ve acık bir ferman ile Musa´yı ve kardesi Harun´u gonderdik

[46] Firavun´a ve ileri gelenlerine de (gonderdik). Bunun uzerine onlar kibire kapıldılar ve ululuk taslayan zorba bir kavim oldular

[47] Onun icin: Biz, dediler, «kavimleri bize kolelik ederken bizim benzerimiz olan bu iki adama inanacak mıyız?»

[48] Boylece onları yalanladılar, bu yuzden de helak edilenlerden oldular

[49] Andolsun biz Musa´ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik

[50] Meryemoglunu ve annesini de (kudretimize) bir alamet kıldık; onları, yerlesmeye elverisli, sulu bir tepeye yerlestirdik

[51] Ey peygamberler! Temiz ve helal olan seylerden yiyin; guzel amel ve hareketlerde bulunun. Cunku ben sizin yaptıklarınızı bilirim

[52] «Ve iste bu sizin ummetiniz bir tek ummet ve ben de sizin Rabbinizim. Oyle ise benden sakının.» (denildi)

[53] Derken insanlar kendi aralarındaki islerini parca parca bolduler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip boburlendi

[54] Sen simdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile basbasa bırak

[55] Sanıyorlar mı ki, onlara verdigimiz servet ve ogullar ile

[56] Kendilerine faydalar saglamak icin can atıyoruz. Hayır, onlar isin farkına varamıyorlar

[57] Rablerine olan saygıdan dolayı titreyenler

[58] Rablerinin ayetlerine inananlar

[59] Rablerine ortak tanımayanlar

[60] Ve, Rablerine donecekleri icin yapmakta oldukları isleri kalpleri titreyerek yapanlar

[61] Iste onlar, iyiliklere kosusurlar ve iyilik icin yarısırlar

[62] Biz hic kimseyi, gucunun yettiginden baskası ile yukumlu kılmayız. Nezdimizde hakkı soyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlıga ugratılmazlar

[63] Hayır, onların kalpleri bu hususta cehalet icindedir. Ayrıca onların bundan ote birtakım kotu isleri vardır ki, onlar bu isleri yapar dururlar

[64] Nihayet, refah ve bolluk icinde olanlarını sıkıntıya ugrattıgımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar

[65] Bosuna feryad etmeyin bugun! Zira bizden yardım goremeyeceksiniz

[66] Cunku ayetlerimiz size okunurdu da, buna karsı siz arkanızı donerdiniz

[67] Kafa tutardınız ve geceleyin hezeyanlar savururdunuz

[68] Onlar bu sozu (Kur´an´ı) hic dusunmediler mi? Yoksa kendilerine, daha once gecmisteki atalarına gelmeyen bir sey mi geldi

[69] Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yuzden mi onu inkar ediyorlar

[70] Yoksa onda bir delilik oldugunu mu soyluyorlar? Aksine o, kendilerine hakkı getirmistir. Halbuki onlar haktan hoslanmamaktadırlar

[71] Eger hak, onların kotu arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gokler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayır, biz onlara san ve sereflerini getirdik; fakat onlar kendi sereflerine sırt cevirirler

[72] (Resulum!) Yoksa sen onlardan bir harac mı istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[73] Gercek su ki sen onları dogru bir yola cagırıyorsun

[74] Fakat ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan cıkmaktadırlar

[75] Eger onlara acıyıp da icin de bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice korleserek azgınlıklarında busbutun direnirlerdi

[76] Andolsun, biz onları sıkıntıya dusurduk de yine Rablerine boyun egmediler, tazarru´ ve niyazda da bulunmadılar

[77] Nihayet uzerlerine, azabı cok siddetli bir kapı actıgımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada saskın ve umitsiz kalmıslardır

[78] Halbuki sizin icin o kulagı, o gozleri ve o gonulleri yaratan O´dur. Ne de az sukrediyorsunuz

[79] Ve sizi yeryuzunde yaratıp tureden O´dur. Sırf O´nun huzuruna toplanacaksınız

[80] Ve O, yasatan ve oldurendir; gecenin ve gunduzun degismesi O´nun eseridir. Hala aklınızı kullanmaz mısınız

[81] Hayır, oncekilerin soylediklerinin benzerini soylediler

[82] Dediler ki: «Sahi biz, olup de bir toprak ve kemik yıgını haline gelmisken, mutlaka yeniden diriltilecegiz oyle mi?»

[83] «Yemin ederiz ki, gerek bize, gerekse daha once atalarımıza boyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu gecmistekilerin masallarından baska bir sey degildir!»

[84] (Resulum!) de ki: «Eger biliyorsanız (soyleyin bakalım), bu dunya ve onda bulunanlar kime aittir?»

[85] «Allah´a aittir» diyecekler. «Oyle ise siz hic dusunup tasınmaz mısınız?» de

[86] «Yedi kat goklerin Rabbi, azametli Ars´ın Rabbi kimdir?» diye sor

[87] «(Onlar da) Allah´ındır.» diyecekler. «Su halde siz Allah´tan korkmaz mısınız?» de

[88] «Eger biliyorsanız (soyleyin), her seyin melekutu (mulkiyeti ve yonetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her seyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtac olmayan) kimdir?» diye sor

[89] «(Bunlar da) Allah´ındır.» diyecekler. «Oyle ise nasıl olur da buyulenirsiniz?» de

[90] Dogrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise cidden yalancıdırlar

[91] Allah evlat edinmemistir; O´nunla beraber hicbir ilah da yoktur. Aksi takdirde her ilah kendi yarattıgını sevk ve idare eder ve bir gun mutlaka onlardan biri digerine galip gelirdi. Allah, onların yakıstırdıkları seylerden munezzehtir

[92] Allah, gaybı da, acık olanı da bilir. O, musriklerin ortak kostukları seylerden cok yuce ve munezzehtir

[93] (Resulum!) De ki: Rabbim! Eger onlara yoneltilen tehdidi (dunyevi sıkıntıyı ve uhrevi azabı) mutlaka gostereceksen

[94] Bu durumda beni, o zalimler toplulugunda bulundurma, Rabbim

[95] Biz, onlara yonelttigimiz tehdidi sana gostermeye elbette ki kadiriz

[96] Sen, kotulugu en guzel bir tutumla sav, cunku biz onların yakıstırmakta oldukları seyi cok iyi bilmekteyiz

[97] Ve de ki: Rabbim! Seytanların kıskırtmalarından sana sıgınırım

[98] Onların yanımda bulunmalarından da sana sıgınırım

[99] Nihayet onlardan (musriklerden) birine olum gelip cattıgında, «Rabbim, der, lutfen beni (dunyaya) geri gonder,»

[100] «Ta ki, bosa gecirdigim dunyada iyi is (ve hareketler) yapayım.» Hayır! Onun soyledigi bu soz (bos) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri gune kadar (suren) bir berzah vardır

[101] Sur´a uflendigi zaman aralarında artık ne soy sop (cekismesi) vardır, ne de birbirlerini sorusturacaklardır

[102] Boylece kimlerin tartıları agır basarsa, iste asıl bunlar kurtulusa erenlerdir

[103] Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmislerdir; (cunku onlar) ebedi cehennemdedirler

[104] Orada disleri sırıtır halde iken ates yuzlerini yalar

[105] (Allah Teala,) Size ayetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız degil mi?... der

[106] Derler ki: Rabbimiz! Azgınlıgımız bizi altetti; biz, bir sapıklar toplulugu idik

[107] Rabbimiz! Bizi buradan cıkar. Eger bir daha (ettiklerimize) donersek, artık belli ki biz zalim insanlarız

[108] (Allah) buyurur ki: Alcaldıkca alcalın orada! Bana konusmayın artık

[109] Cunku kullarımdan bir zumre «Rabbimiz! Biz iman ettik; oyle ise bizi bagısla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin.» diyorlardı

[110] Iste siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranısınız size beni yad etmeyi unutturdu; cunku siz onlara guluyordunuz

[111] Bugun ben onlara, sabrettiklerinin karsılıgını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir

[112] (Allah inkarcılara) «Yeryuzunde kac yıl kaldınız?» diye sorar

[113] «Bir gun veya gunun bir kısmı kadar kaldık. Iste bilenlere sor.» derler

[114] (Allah) buyurur ki: Sadece az bir sure kaldınız; keske siz (bunu) bilmis olsaydınız

[115] Sizi sadece bos yere yarattıgımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceginizi mi sandınız

[116] Mutlak hakim ve hak olan Allah, cok yucedir. O´ndan baska ilah yoktur. O, bereketli Ars´ın sahibidir

[117] Her kim Allah ile birlikte diger bir tanrıya taparsa -ki bu hususla ilgili hicbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Surası muhakkak ki, kafirler kurtulusa eremezler

[118] Resulum! De ki: «Rabbim, bagısla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin.»

Nûr

Surah 24

[1] (Iste bu ayetler) bizim indirdigimiz ve (hukumlerini uzerinize) farz kıldıgımız bir suredir. Belki dusunup ogut alırsınız diye onda acık acık ayetler indirdik

[2] Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yuz sopa vurun; Allah´a ve ahiret gunune inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Muminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya sahit olsun

[3] Zina eden erkek, zina eden veya musrik olan bir kadından baskası ile evlenemez; zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya musrik olan erkek evlenebilir. Bu, muminlere haram kılınmıstır

[4] Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu ispat icin) dort sahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların sahitligini hicbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen gunahkardırlar

[5] Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar mustesnadır. Cunku Allah cok bagıslayıcı ve merhametlidir

[6] Eslerine zina isnadında bulunup da kendilerinden baska sahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin sahitligi kendisinin dogru soyleyenlerden olduguna dair dort defa Allah adına yemin ederek sahitlik etmesidir

[7] Besinci defa da, eger yalan soyleyenlerden ise, Allah´ın lanetinin kendi uzerine olmasını dilemesidir

[8] Kadının, kocasının yalan soyleyenlerden olduguna dair dort defa Allah adına yemin ve sahitlik etmesi

[9] Besinci defa da, eger (kocası) dogru soyleyenlerden ise, Allah´ın gazabının kendi uzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır

[10] Ya Allah´ın size bol lutfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tevbeleri kabul eden hukum ve hikmet sahibi olmasaydı (haliniz nice olurdu)

[11] Haberiniz olsun ki (Muhammed´in esine) bu agır ifki (iftirayı) uyduranlar sizin icinizden bir gruptur. Bunu kendiniz icin bir kotuluk saymayın; aksine o, sizin icin bir iyiliktir. Onlardan herbir kisiye, gunah olarak ne islemisse (onun karsılıgı ceza) vardır. (Elebaslılık yapan, bu yuzden de) bu gunahın buyugunu yuklenen kimse icin de cok buyuk bir azap vardır

[12] Erkek ve kadın muminlerin, bu iftirayı isittiklerinde kendi vicdanları ile husnu zanda bulunup da, «bu apacık bir iftiradır» demeleri gerekmez miydi

[13] (Bu iddiayı ortaya atanların) da bu konuda dort sahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki sahitler getirip ispat edemediler, oyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler

[14] Eger dunyada ve ahirette Allah´ın lutuf ve merhameti ustunuzde olmasaydı, size mutlaka buyuk bir azab isabet ederdi

[15] Cunku siz bu iftirayı, gelisi guzel birbirinizin agzından alıyor ve hakkında bilgi sahibi olmadıgınız (bu uydurma haberi) agızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun onemsiz oldugunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında cok buyuk bir suctur

[16] Onu duydugunuzda «Bunu konusup yaymamız bize yakısmaz. Hasa! Bu, cok buyuk bir iftiradır...» demeli degil miydiniz

[17] Eger inanmıs insanlarsanız, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakındırıp uyarıyor

[18] Ve Allah ayetlerini size acıklıyor. Allah, (isin ic yuzunu) cok iyi bilir, tam bir hukum ve hikmet sahibidir

[19] Inananlar arasında kotu soz ve davranısın yayılmasını arzulayan kimseler icin dunyada da, ahirette de acı veren bir azab vardır. (Her seyi) Allah bilir; siz bilmezsiniz

[20] Ya sizin ustunuze Allah´ın lutuf ve merhameti olmasaydı; Allah cok sefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu)

[21] Ey iman edenler! Seytanın adımlarını takip etmeyin. Kim seytanın adımlarını takip ederse, sunu bilsin ki o, edepsizlikleri ve kotulugu emreder. Eger ustunuzde Allah´ın lutuf ve merhameti olmasaydı, icinizden hicbir kimse temize cıkmazdı. Fakat Allah, diledigini arındırır. Allah isitir ve bilir

[22] Icinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda goc edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bagıslasınlar, feragat gostersinler. Allah´ın sizi bagıslamasını arzulamaz mısınız? Allah cok bagıslayandır, cok merhametlidir

[23] Namuslu, kotuluklerden habersiz mumin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dunya ve ahirette lanetlenmislerdir. Onlar icin cok buyuk bir azab vardır

[24] O gun dilleri, elleri ve ayakları, yapmıs olduklarından dolayı aleyhlerinde sahitlik edecektir

[25] O gun Allah onlara gercek cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah´ın gercek oldugunu anlayacaklar

[26] Kotu kadınlar, kotu erkeklere, kotu erkekler ise kotu kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yarasır. Iste bu temiz olan, (iftiracıların) soylediklerinden cok uzaktırlar. Kendileri icin bagıslanma ve guzel bir rızık vardır

[27] Ey iman edenler! Kendi evinizden baska evlere, geldiginizi farkettirip ev halkına selam vermedikce girmeyin. Bu sizin icin daha iyidir. Herhalde (bunu) dusunup anlarsınız

[28] Orada kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eger size, «Geri donun!» denilirse, hemen donun. Cunku bu, sizin icin daha temiz bir davranıstır. Allah, yaptıgınızı bilir

[29] Icinde kendinize ait bir seylerin bulundugu oturulmayan bir eve girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin acıga vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir

[30] (Resulum!) Mumin erkeklere, gozlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını soyle. Cunku bu, kendileri icin daha temiz bir davranıstır. Suphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır

[31] Mumin kadınlara da soyle: Gozlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Gorunen kısımları mustesna olmak uzere, zinetlerini teshir etmesinler. Bas ortulerini, yakalarının uzerine (kadar) ortsunler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi ogulları, kocalarının ogulları, erkek kardesleri, erkek kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogulları, kendi kadınları (mumin kadınlar), ellerinin altında bulunan (koleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamıs (cinsi gucten dusmus) hizmetciler, yahut henuz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan cocuklardan baskasına zinetlerini gostermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlasılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey muminler! Hep birden Allah´a tevbe ediniz ki, kurtulusa eresiniz

[32] Aranızdaki bekarları, kolelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranısta olanları evlendirin. Eger bunlar fakir iseler, Allah kendi lutfu ile onları zenginlestirir. Allah, (lutfu) genis olan ve (her seyi) bilendir

[33] Evlenme imkanını bulamayanlar ise, Allah, lutfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (koleler ve cariyelerden) mukatebe yapmak isteyenlerle, eger kendilerinde (hurriyete kavusmalarında kendileri icin) bir iyilik goruyorsanız, hemen mukatebe yapın. Allah´ın size vermis oldugu malından siz de onlara verin. Dunya hayatının gecici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhsa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki, zorlanmalarından sonra Allah (onlar icin) cok bagıslayıcı ve merhametlidir

[34] Andolsun ki biz size acık acık bildiren ayetler, sizden once yasayıp gitmis olanlardan ornekler ve takvaya ulasmıs kimseler icin ogutler indirdik

[35] Allah, goklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O´nun nurunun temsili, icinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur icindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doguya da batıya da nisbet edilemeyen mubarek bir agactan cıkan yagdan tutusturulur. (Bu oyle bir agac ki) yagı, nerdeyse, kendisine ates degmese bile ısık verir. (Bu ısık) nur ustune nurdur. Allah diledigi kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (iste boyle) misal verir; Allah her seyi bilir

[36] (Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yucelmesine ve iclerinde isminin okunmasına izin vermistir. Orada sabah aksam O´nu tesbih ederler

[37] Bir takım insanlar (Allahı tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alısveris onları Allah´ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gozlerin allak bullak oldugu bir gunden korkarlar

[38] Cunku Allah, kendilerine isledikleri amellerin en guzeli ile ecir verecek, lutfundan fazlasını da bahsedecektir ve Allah, diledigine hesapsız rızık verir

[39] Kufredenlere gelince, onların amelleri, ıssız collerdeki serap gibidir ki, susayan onu su zanneder, nihayet ona vardıgında orada herhangi bir sey bulamamıs, ustelik yanıbasında da (inanmadıgı, kendisinden sakınmadıgı) Allah´ı bulmustur. Allah ise onun hesabını tastamam gormustur. Allah hesabı cok cabuk gorur

[40] Yahut (o kafirlerin duygu, dusunce ve davranısları) engin bir denizdeki yogun karanlıklar gibidir ki, onu dalga ustune dalga kaplıyor; ustunde de bulut. Bir biri ustune karanlıklar... Insan, elini cıkarıp uzatsa, nerdeyse onu dahi goremez. Bir kimseye Allah, nur vermemisse, artık o kimsenin ısık ve aydınlıktan nasibi yoktur

[41] Gormez misin ki, goklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kanat cırpıp ucan kusların Allah´ı tesbih ettiklerini? Her biri kendi tesbihini ve duasını bilmistir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir

[42] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır; donus de ancak O´nadır

[43] Gormez misin ki Allah bulutları (diledigi yere) surukluyor; sonra onları biraraya getirip ustuste yıgıyor. Iste goruyorsun ki bunlar arasında yagmur cıkıyor. O, gokten, sanki oradaki daglardan da dolu indirir. Artık onu diledigine isabet ettirir; dilediginden de onu uzak tutar; bu bulutlardan cıkan simsegin parıltısı nerdeyse gozleri alır

[44] Allah gece ile gunduzu evirip ceviriyor. Suphesiz bunda (hakikatı goren) gozlere sahip olanlar icin mutlak bir ibret vardır

[45] Allah, her hayvanı sudan yarattı. Iste bunlardan kimi karnı ustunde surunur, kimi iki ayagı ustunde yurur, kimi dort ayagı ustunde yurur... Allah diledigini yapar; cunku Allah her seye kadirdir

[46] Andolsun biz (her seyi) apacık bildiren ayetler indirdik. Allah diledigini dogru yola iletir

[47] Bir de «Allah´a ve Resulune inandık ve itaat ettik» diyorlar da, sonra bunun arkasından yan ciziyorlar; bunlar mumin degillerdir

[48] Aralarında hukmetmesi icin Allah´a ve Resulune cagrıldıkları zaman, bakarsın ki, iclerinden bir kısmı yuz cevirip donerler

[49] Ama, eger (Allah ve Resulunun hukmettigi) hak kendi lehlerine ise, ona, gonulden baglı olarak saygı ile gelirler

[50] Kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa suphe ve tereddud icinde midirler? Yoksa Allah ve Resulunun kendilerine zulum ve haksızlık edeceginden mi korkuyorlar? Hayır, asıl zalimler kendileridir

[51] Aralarında hukum vermesi icin Allah´a ve Resulune davet edildiklerinde muminlerin sozu ancak «isittik ve itaat ettik» demeleridir. Iste bunlar asıl kurtulusa erenlerdir

[52] Her kim Allah´a ve Resulune itaat eder, Allah´a saygı duyar ve O´ndan sakınırsa, iste asıl bunlar bedbahtlıktan kurtulanlardır

[53] Otekiler (munafıklar), sen hakikaten kendilerine emrettigin takdirde mutlaka (savasa) cıkacaklarına dair, en agır yeminleri ile Allah´a yemin ettiler. De ki: Yemin etmeyin. Itaatiniz malumdur! Bilin ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[54] De ki: Allah´a itaat edin; Peygambere de itaat edin. Eger yuz cevirirseniz sunu bilin ki, Peygamberin sorumlulugu kendine yuklenen, sizin sorumlugunuz da size yuklenendir. Eger ona itaat ederseniz, dogru yolu bulmus olursunuz. Peygambere dusen, sadece acık acık duyurmaktır

[55] Allah, sizlerden iman edip iyi davranıslarda bulunanlara, kendilerinden oncekileri sahip ve hakim kıldıgı gibi, kendilerini de yeryuzune sahip ve hakim kılacagını, onlar icin begenip sectigi dini (Islam´ı) onların iyiligine yerlestirip koruyacagını ve gecirdikleri korku doneminden sonra, bunun yerine onlara guven saglayacagını vaad etti. Cunku onlar bana kulluk ederler. Hicbir seyi bana es tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkar ederse, iste bunlar asıl buyuk gunahkarlardır

[56] Hem namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz

[57] Inkar edenlerin, yeryuzunde (Allah´ı) aciz bırakacaklarını sanmayasın! Onların varacagı yer cehennemdir. Ne kotu varıs yeridir orası

[58] Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunan (kole ve cariyeleriniz) ve icinizden henuz erginlik cagına girmemis olanlar, sabah namazından once, ogleyin soyundugunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden uc defa izin istesinler. Bunlar mahrem halde bulunabileceginiz uc vakittir. Bu vakitlerin dısında ne sizin icin, ne de onlar icin bir mahzur yoktur. (Birbirinizin yanına girip cıkabilirsiniz.) Iste Allah, ayetlerini size boyle acıklar. Allah her seyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[59] Sizden olan cocuklarınız erginlik cagına girdiklerinde, kendilerinden oncekiler (buyukleri) izin istedikleri gibi, onlar da izin istesinler. Iste Allah, ayetlerini size boyle acıklar. Allah her seyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[60] Bir nikah umidi kalmayan, cocuktan kesilmis yaslı kadınların ise, zinetlerini (yabancı erkeklere) gostermeksizin dıs elbiselerini cıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. Yine de iffetli olmaları kendileri icin daha hayırlıdır. Allah isitendir, bilendir

[61] A´maya gucluk yoktur; topala gucluk yoktur; hastaya da gucluk yoktur. Sizin icin de gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeslerinizin evlerinden, kız kardeslerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarına malik oldugunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir gucluk ve gunah yoktur. Evlere girdiginiz zaman Allah tarafından mubarek ve guzel bir yasama dilegi olarak kendinize (birbirinize) selam verin. Iste Allah dusunup anlayasınız diye size ayetlerini boyle acıklar

[62] Muminler ancak, Allah´a ve Resulune gonulden inanmıs kimselerdir. Onlar o Peygamber ile birlikte sosyal bir isle mesgul iken ondan izin istemedikce bırakıp gitmezler. (Resulum!) Su senden izin isteyenler, hakikaten Allah´a ve Resulune iman etmis kimselerdir. Oyle ise, bazı isleri icin senden izin istediklerinde, sen de onlardan diledigine izin ver; onlar icin Allah´tan bagıs dile; cunku Allah magfiret edicidir, merhametlidir

[63] (Ey muminler!) Peygamberin davetini, aranızdan bazınızın bazınıza daveti gibi zannetmeyin. Icinizden, birini siper ederek sıvısıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, O´nun emrine aykırı davrananlar, baslarına bir bela gelmesinden veya kendilerine cok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar

[64] Bilmis olun ki, goklerde ve yerde ne varsa Allah´ındır. O, sizin ne yolda, ne durumda oldugunuzu iyi bilir. Huzuruna dondurulecekleri gunde ise, yapmıs olduklarını hemen kendilerine haber verir. Allah, her seyi hakkıyla bilendir

Furkan

Surah 25

[1] «Tebareke» ne yuce feyyazdır o ki, dunyaları uyarmak uzere kulu Muhammed´e, hakkı batıldan ayırdeden Kur´an´ı indirdi

[2] O oyle bir ilahtır ki, goklerin ve yerin hukumranlıgı kendisinindir. O hic cocuk edinmedi, hukumranlıkta ortagı yoktur. O, her seyi yaratıp bir olcuye gore duzenleyerek takdir etmistir

[3] Kafirler, O´nu bırakıp bir sey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmıs olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; oldurmeye, diriltmeye ve olumden sonra tekrar canlandırmaya gucleri yetmeyen tanrılar edindiler

[4] Inkar edenler: «Bu Kur´an Muhammed´in uydurmasıdır, ona baska bir topluluk yardım etmistir» diyerek haksız ve asılsız bir soz uydurdular

[5] «Kur´an oncekilerin masallarıdır; baskalarına yazdırmıs da sabah aksam kendisine okunmaktadır» dediler

[6] Ey Muhammed! De ki: «Onu, goklerin ve yerin sırrını bilen indirmistir. Suphesiz O, bagıslayandır, merhamet edendir.»

[7] Soyle dediler: «Bu ne bicim peygamber ki, yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya!»

[8] «Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya beslenecegi bir bahce olsaydı ya!» Bu zalimler, inananlara «Siz sadece buyulenmis bir adama uyuyorsunuz» dediler

[9] Ey Muhammed! sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmıslardır, yol bulamazlar

[10] Oyle yucedir O ki, dilerse sana ondan daha iyisini, altından ırmaklar akan cennetler verir, sana koskler de yapar

[11] Fakat onlar o saati (kıyameti) de yalanladılar. Biz ise o saati yalanlayanlara cılgın alevli bir ates hazırladık

[12] Ki, cehennem atesi uzak bir mesafeden kendilerine gorununce, onun bir hısımlanmasını (kaynamasını) ve ugultusunu isitirler

[13] Elleri boyunlarına baglı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler

[14] (Onlara soyle denilir) Bu gun bir yok olmayı degil, nice yok olmaları isteyin

[15] De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti mi? Cunku orası, onlar icin bir mukafattır ve bir varıs yeridir

[16] Onlar icin orada ne isterlerse var, hem orada ebedi kalacaklar. Cunku bu Rabbinden yerine getirilmesi istenen bir vaaddir

[17] Hele o gun Rabbin onları Allah´tan baska taptıkları seylerle toplar da, der ki: «Siz mi saptırdınız su kullarımı, yoksa kendileri mi yolu kaybettiler?»

[18] Onlar: «Subhansın seni tenzih ederiz. Seni bırakıp da senden baska dostlar edinmek bize yarasmaz; fakat sen onlara ve atalarına o kadar nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helaki hak eden bir kavim oldular.» derler

[19] (Bunun uzerine otekilere hitaben soyle denilir.) Iste (taptıklarınız) sizi soylediklerinizde yalancı cıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri cevirebilir, ne de bir yardıma care bulabilirsiniz ve icinizden kim zulmederse, ona buyuk bir azab tattıracagız

[20] (Resulum!) Biz senden evvel de peygamberleri baska turlu gondermedik. Suphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem carsılarda geziyorlardı (sokaklarda yuruyorlardı). Sizin bir kısmınızı bir digerine fitne (imtihan sebebi) kılmısızdır ki, bakalım sabredecek misiniz? Zira Rabbin her seyi hakkıyla gormektedir

[21] Bununla beraber, bize kavusmayı ummayanlar «Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi gormeliydik» dediler. Andolsun ki, dogrusu nefislerinde kendilerini buyuk gorduler ve buyuk azgınlık ettiler

[22] Melekleri gorecekleri gun, iste o gun, gunahkarlara hicbir sevinc haberi yoktur. Ve yasak yasak, diyeceklerdir

[23] Onların yaptıkları her bir iyi isi dikkate alırız, fakat onu sacılmıs zerreler haline getiririz

[24] O gun cennetliklerin kalacakları yer cok iyi, dinlenecekleri yer pek guzeldir

[25] O gun gokyuzu beyaz bulutlar halinde yarılacak ve melekler boluk boluk indirileceklerdir

[26] Iste o gun gercek hukumranlık, cok merhametli olan Allah´ındır. Kafirler icin ise o, pek cetin bir gundur

[27] O gun zalim kimse ellerini ısıracak: «Eyvah!» diyecek, «keske Peygamberin yanında bir yol tutsaydım!»

[28] «Eyvah!» diyecek, «keske falancayı dost edinmeseydim

[29] Cunku zikir (Kur´an) bana gelmisken o, hakikaten beni ondan saptırdı.» Seytan insanı (ucuruma surukleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır

[30] Peygamber dedi ki: «Ey Rabbim! Kavmim bu Kur´an´ı terkedilmis (bir sey yerinde) tuttular.»

[31] (Resulum!) Ve iste biz boyle her peygamber icin gunahkarlardan bir dusman yapmısızdır. Bununla beraber hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter

[32] Yine o inkar edenler dediler ki: «O Kur´an ona, hepsi birden indirilseydi ya!» Biz onu senin kalbine iyice yerlestirmek icin boyle (parca parca indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk

[33] Hem onlar sana karsı herhangi bir mesel ile gelmezler ki, biz sana (onun karsılıgında) dogrusunu ve tefsirin daha guzelini getirmis olmayalım

[34] O yuzleri ustu cehenneme toplanacaklar var ya! iste onlar, yerleri en kotu, yolları en sapık olanlardır

[35] Andolsun ki Musa´ya kitap verdik, kardesi Harun´u da ona yardımcı yaptık

[36] «Haydi ayetlerimizi yalan sayan o kavme gidin» dedik. Sonunda (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ettik

[37] Nuh kavmine gelince, Peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde, onları suda bogduk ve kendilerini insanlar icin bir ibret yaptık. Biz zalimler icin acıklı bir azab hazırlamısızdır

[38] Ad´ı, Semud´u, Ress halkını ve bunlar arasında daha bir cok nesilleri de (inkarcılıkları yuzunden helak ettik)

[39] Onların herbirine misaller getirdik; (ama ogut almadıkları icin) hepsini kırdık gecirdik

[40] (Resulum!) Andolsun ki, (bu Mekke´li putperestler), bela ve fenalık yagmuruna tutulmus olan beldeye ugramıslardır. Peki onu da gormuyorlar mıydı? Hayır! Onlar oldukten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar

[41] Seni gordukleri zaman «Bu mu Allah´ın Peygamber olarak gonderdigi?» diye hep seni alaya alıyorlar

[42] «Sayet tanrılarımıza inanmakta sebat gostermeseydik, gercekten de bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı» diyorlar. Azabı gordukleri zaman, kimin yolunun sapık oldugunu bilecekler

[43] Kotu duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gordun mu? Simdi ona sen mi vekil olacaksın

[44] Yoksa sen, onların cogunun gercekten soz dinleyecegini yahut akıllanacagını mı sanıyorsun? Gercekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidisce daha sapıktırlar

[45] Rabbinin golgeyi nasıl uzatmakta oldugunu gormedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz gunesi, ona (golgeye) delil kılmısızdır

[46] Sonra da onu yavas yavas kendimize (baska yone) cekmekteyiz

[47] Sizin icin geceyi ortu, uykuyu istirahat kılan, gunduzu yayılıp calısma (zamanı) yapan O´dur

[48] Ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci olarak gonderen ve gokten tertemiz bir su indiren O´dur

[49] Ki biz (o suyla) olu topraga can verelim, yarattıgımız nice hayvanlara ve insanlara su saglayalım, diye

[50] Andolsun bunu, insanların ogut almaları icin, aralarında cesit cesit sekillerde anlatmısızdır; ama insanların cogu ille nankorluk edip diretmistir

[51] (Habibim!) Sayet dileseydik elbette her koye bir uyarıcı (peygamber) gonderirdik

[52] (Madem ki yalnız seni gonderdik) Oyleyse kafirlere boyun egme ve bununla (Kur´an ile) onlara karsı olanca gucunle buyuk bir savas ver

[53] Birinin suyu tatlı ve susuzlugu giderici, digerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, asılmaz bir serhat koyan O´dur

[54] O (hakir) sudan, bir insan yaratıp ona bir neseb bahseden ve sıhriyet bagı ile akraba yapan O´dur. Rabbinin her seye gucu yeter

[55] (Boyle iken inkarcılar) Allah´ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen seylere kulluk ediyorlar. Inkarcı olan kimse Rabbine karsı ugrasıp durmaktadır

[56] (Halbuki) biz seni ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[57] De ki: «Ben, buna karsı sizden bir ucret degil, ancak Rabbine dogru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı) istiyorum.»

[58] Sen, olumsuz ve daima diri olan Allah´a guvenip dayan. O´nu hamd ile tesbih et. Kullarının gunahlarından haberdar olarak O yeter

[59] Gokleri yeri ve ikisinin arasındakileri altı gunde yaratan, sonra Ars´a hukmeden Rahman´dır. Haydi ne dileyeceksen o her seyden haberdar olan (Rahman)dan dile

[60] Onlara «Rahman´a secde edin» dendigi zaman, «Rahman da neymis? Senin bize emrettigine secde eder miyiz hic?» derler ve bu emir onların nefretini artırır

[61] Gokte burcları var eden, onların icinde bir kandil (gunes) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yuceler yucesidir

[62] Ibret almak veya sukretmek dileyen kimseler icin gece ile gunduzu birbiri ardınca getiren O´dur

[63] O cok merhametli Allah´ın (has) kulları onlardır ki, yeryuzunde tevazu ile yururler ve cahil kimseler kendilerine laf attıgı zaman (incitmeksizin) «selam» derler (gecerler)

[64] Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve kıyamlar ederek yatarlar

[65] Onlar ki, soyle derler: Cehennem azabını uzerimizden sav! Dogrusu onun azabı gecici bir sey degildir

[66] Orası cidden ne kotu bir ugrak, ne kotu bir konaktır

[67] Ve onlar ki, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar

[68] Yine onlar ki, Allah ile beraber baska bir tanrıya yalvarmazlar, Allah´ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan gunahı(nın cezasını) bulur

[69] Kıyamet gunu azabı kat kat olur ve orada alcaltılmıs olarak temelli kalır

[70] Ancak tevbe ve iman edip iyi davranıslarda bulunanlar baska; Allah onların kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah cok bagıslayıcıdır, engin merhamet sahibidir

[71] Ve her kim tevbe edip iyi davranıs gosterirse, suphesiz o, tevbesi kabul edilmis olarak Allah´a doner

[72] Ve onlar ki, yalan sahitlik etmezler, bos bir seye rastladıkları zaman vakar ile (oradan) gecip giderler

[73] Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldıgında ise, onlara karsı sagır ve kor davranmazlar

[74] Ve onlar ki: «Ey Rabbimiz! Bize gozumuzu aydınlatacak esler ve zurriyetler bagısla ve bizi takva sahiplerine onder kıl» derler

[75] Iste onlar, sabretmelerine karsılık cennetin en yuksek makamları ile mukafatlandırılacaklar, orada hurmet ve selamla karsılanacaklardır

[76] Orada ebedi kalacaklar, orası ne guzel bir konak ve ne guzel bir makamdır

[77] (Resulum!) De ki: «Rabbim size ne kıymet verir duanız olmasa? (Ey inkarcılar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır

Şuarâ

Surah 26

[1] Ta, Sin, Mim

[2] Bunlar sana apacık kitabın ayetleridir

[3] (Resulum!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın

[4] Biz dilersek onların uzerlerine gokten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları egilekalır

[5] Bununla beraber kendilerine O Rahman´dan yeni bir ogut gelmeyedursun, ille ondan yuz cevirirler

[6] Ustelik (ona) «yalandır» dediler; fakat onlara alay edip durdukları seyin haberleri yakında gelecektir

[7] Yeryuzune bir bakmadılar mı? Biz orada her guzel ciftten nice bitkiler yetistirmisiz

[8] Suphesiz ki bunda mutlak bir ayet (nisane) vardır; ama onların cogu iman etmezler

[9] Ve suphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir

[10] Bir vakit de Rabbin, Musa´ya nida edip «Git o zalim kavme» dedi

[11] «Firavun kavmine, hala sakınmayacaklar mı?»

[12] (Musa) soyle seslendi: «Ya Rab! Dogrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar.»

[13] «Ve gogsum daralır, dilim donmez, onun icin Harun´a da elcilik ver.»

[14] «Hem onların bana isnad ettikleri bir suc var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni oldururler.»

[15] (Allah): «Hayır hayır» buyurdu, «haydi ikiniz ayetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Suphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) isitiyoruz.»

[16] «Haydin Firavun´a gidin de deyin ki: Inan biz, alemlerin Rabbinin elcisiyiz

[17] Israil ogullarını bizimle beraber gonder.»

[18] «A, dedi, biz seni cocukken himayemize alıp buyutmedik mi? Hayatının bir cok yıllarını aramızda gecirmedin mi?»

[19] «Sonunda o yaptıgın (kotu) isi de yaptın. Sen nankorun birisin!»

[20] Musa, «Ben, dedi, o isi o anda yaptım ki saskınlardandım.»

[21] «Sizden korkunca da hemen aranızdan kactım. Sonra Rabbim bana hikmet bahsetti ve beni peygamberlerden kıldı.»

[22] «O basıma kaktıgın nimet de (aslında) Israil ogullarını kendine kole edinmis olmandır.»

[23] Firavun soyle dedi: «Alemlerin Rabbi dedigin nedir ki?»

[24] Musa cevap olarak: «Eger isin gercegini dusunup anlayan kisiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her seyin Rabbi´dir.»

[25] (Firavun) etrafında bulunanlara: «Isitmiyor musunuz?» dedi

[26] Musa dedi ki: «O sizin de Rabbiniz, daha onceki atalarınızın da Rabbidir.»

[27] (Firavun): «Size gonderilen bu elciniz mutlaka delidir» dedi

[28] Musa devamla soyle soyledi: «Sayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, dogunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.»

[29] Firavun: «Benden baskasını ilah tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmıslardan ederim» dedi

[30] Musa sordu: «Sana apacık bir sey getirmis olsam da mı?»

[31] Firavun: «Haydi getir onu bakayım, dogrulardan isen» dedi

[32] Bunun uzerine Musa asasını bırakıverdi; apacık bir ejderha oluverdi

[33] Elini de (koynundan) cekti cıkardı; bakanlara bembeyaz (gorunen, nur sacan bir sey) oluverdi

[34] Firavun cevresinde bulunan ileri gelenlere: «Bu dedi, herhalde cok bilgili bir sihirbaz!»

[35] «Sizi sihriyle yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Simdi ne buyurursunuz?»

[36] Dediler ki: «Bunu ve kardesini egle, sehirlere de toplayıcılar gonder.»

[37] «Butun bilgic sihirbazları sana getirsinler.»

[38] Boylece, sihirbazlar belli bir gunun tayin edilen vaktinde bir araya getirildi

[39] Halka, «Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi cabuk olun)» denildi

[40] «Ustun gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız» dediler

[41] Sihirbazlar geldiklerinde Firavun´a «Sayet biz ustun gelirsek, muhakkak bize bir ucret vardır, degil mi?» dediler

[42] Firavun cevaben: «Evet, o takdirde hic suphe etmeyin, gozde kimselerden olacaksınız» dedi

[43] Musa onlara «Atın, ne atacaksanız» dedi

[44] Bunun uzerine iplerini ve degneklerini attılar ve «Firavun´un kudreti hakkı icin suphesiz elbette bizler galip gelecegiz» dediler

[45] Ardından Musa asasını attı; bir de ne gorsunler, onların uydurduklarını yutuyor

[46] Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar

[47] «Iman ettik, dediler, Alemlerin Rabbine»

[48] «Musa ve Harun´un Rabbine!»

[49] Firavun (kızgınlık icinde) dedi ki: «Ben size izin vermeden O´na iman ettiniz ha! Anlasıldı ki o size sihri ogreten buyugunuzmus! Ama simdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kestirecegim, hepinizi carmıha gerdirecegim!»

[50] «Zararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize donecegiz.»

[51] «Herhalde biz muminlerin evveli oldugumuzdan dolayı, Rabbimizin bize magfiret buyuracagını umit ederiz»

[52] Biz, Musa´ya: «Kullarımı geceleyin yola cıkar, cunku takip edileceksiniz» diye vahyettik

[53] Firavun da sehirlere (asker) toplayıcılar gonderdi

[54] «Esasen bunlar, sayıları azar azar, boluk porcuk bir cemaattır.»

[55] «(Boyle iken) hakkımızda cok gayz (ofke) besliyorlar.»

[56] «Biz ise, elbette uyanık (ve tekvucut) bir cemaatız.» (diyor ve dedirtiyordu)

[57] Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahcelerden, pınarlardan

[58] Hazinelerden ve serefli makamlardan cıkardık

[59] Ve onlara Israil ogullarını mirascı yaptık

[60] Derken (Firavun ve adamları) gunes dogmustu ki, onların ardına dustuler

[61] Iki topluluk birbirini gorunce, Musa´nın adamları «Eyvah, yakalandık! dediler

[62] Musa: «Hayır, asla! dedi, Rabbim suphesiz benimledir, bana yolunu gosterecektir.»

[63] Bunun uzerine Musa´ya «Vur asan ile denize» diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her boluk koca bir dag gibi oluverdi

[64] Otekilerini de buraya yanastırıvermistik

[65] Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık

[66] Sonra da otekileri suda bogduk

[67] Suphesiz bunda bir ayet (ibret) vardır; ama cokları iman etmis degillerdir

[68] Ve suphesiz, iste o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[69] (Resulum!) onlara Ibrahim´in kıssasını da naklet

[70] Hani o, babasına ve kavmine, «Neye tapıyorsunuz?» demisti

[71] «Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız» dediler

[72] Ibrahim «Peki, dedi, yalvardıgınızda onlar sizi isitiyorlar mı?»

[73] «Veya size fayda veya zararları olur mu?»

[74] «Yok, dediler, ama biz babalarımızı boyle yapar bulduk.»

[75] Ibrahim dedi ki: «Iyi ama, ister sizin, ister onceki atalarınızın olsun, neye taptıgınızı (biraz olsun) dusundunuz mu?»

[76] Ibrahim dedi ki: «Iyi ama, ister sizin, ister onceki atalarınızın olsun, neye taptıgınızı (biraz olsun) dusundunuz mu?»

[77] «Hep onlar benim dusmanımdır; ancak alemlerin Rabbi (benim dostumdur)»

[78] «O ki, beni yaratan ve bana dogru yolu gosterendir,»

[79] «Beni yediren, icirendir,»

[80] «Hastalandıgım zaman bana O, sifa verir.»

[81] «O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir.»

[82] «Ve hesap gunu, hatamı bagıslayacagını umdugumdur.»

[83] «Ya Rab! Bana hikmet (hukum) ver ve beni iyiler (zumresin)e kat.»

[84] «Sonra gelecekler icinde beni dogrulukla anılanlardan eyle!»

[85] «Ve beni naim (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!»

[86] «Babamı da bagısla, cunku o yanlıs gidenlerdendir.»

[87] «(Insanların) diriltilecekleri gun, beni mahcub etme.»

[88] «O gun ki ne mal fayda verir ne ogullar!»

[89] «Ancak Allah´a temiz bir kalple gelenler o gunde (kurtulusa erer).»

[90] (O gun) Cennet muttakilere yaklastırılmıstır

[91] Azgınlar icin de cehennem hortlatılmıstır

[92] Onlara, «Allah´ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?» denilir

[93] Onlara, «Allah´ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?» denilir

[94] Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin icine fırlatılmaktadırlar

[95] Ve butun o Iblis orduları onun icinde birbirleriyle cekisirlerken dediler ki

[96] Ve butun o Iblis orduları onun icinde birbirleriyle cekisirlerken dediler ki

[97] «Vallahi biz, gercekten apacık bir sapıklık icindeymisiz.»

[98] «Cunku biz sizi, alemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk.»

[99] «Ve bizi hep o gunahkarlar saptırdı.»

[100] «Bak bizim icin ne sefaatciler var,»

[101] «Ne de yakın bir dost.»

[102] «Ah keske (dunyaya) bir kere daha donebilsek de, muminlerden olabilseydik.»

[103] Suphesiz bunda bir ayet (alınacak bir ders) vardır; oysa cokları iman etmis degillerdir

[104] Ve suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[105] Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti

[106] Hani kardesleri Nuh onlara soyle demisti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız?»

[107] «Haberiniz olsun ki ben, size gonderilmis guvenilir bir Peygamberim

[108] «Gelin artık, Allah´tan korkun ve bana itaat edin.»

[109] «Buna karsılık ben sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim mukafaatımı verecek olan ancak, alemlerin Rabbidir.»

[110] «Gelin, artık, Allah´tan korkun ve bana itaat edin.»

[111] «A, dediler, senin ardına hep dusuk kimseler dusmusken, biz sana hic inanır mıyız?»

[112] Nuh dedi ki: «Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur.»

[113] «Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Dusunsenize!»

[114] «Hem ben iman edenleri kovmaya memur degilim.»

[115] «Ben ancak apacık bir uyarıcıyım.»

[116] Dediler ki: «Ey Nuh! Eger vazgecmezsen, iyi bil ki, tasa tutulanlardan olacaksın!»

[117] Nuh: «Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti.»

[118] «Artık benimle onların arasında sen hukmunu ver. Beni ve beraberimdeki muminleri kurtar.»

[119] Bunun uzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide tasıyarak kurtardık

[120] Sonra da arkasında kalanları suda bogduk

[121] Suphesiz bunda mutlak bir ayet (alınacak ders) vardır; ama cokları iman etmis degillerdir

[122] Ve suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[123] Ad (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

[124] Hani kardesleri Hud onlara soyle demisti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız?»

[125] «Haberiniz olsun ki ben, size gonderilmis, guvenilir bir Peygamberim.»

[126] «Gelin artık Allah´tan korkun ve bana itaat edin.»

[127] «Buna karsılık ben sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim mukafatımı verecek olan ancak alemlerin Rabbidir.»

[128] «Siz her tepeye bir alamet bina edip eglenir durur musunuz?»

[129] «Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz?»

[130] «Hem tuttugunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz.»

[131] «Artık Allah´tan korkun ve bana itaat edin.»

[132] «O Allah´tan korkun ki, size o bildiginiz seyleri vermekte,»

[133] «Davarlar, ogullar,»

[134] «Cennet gibi baglar, bahceler, pınarlar ihsan etmektedir.»

[135] «Cidden ben sizin hakkınızda buyuk bir gunun azabından korkuyorum.»

[136] Dediler ki: «Sen ha vaaz etmissin, ha vaaz edenlerden olmamıssın, bizce birdir.»

[137] «Bu sırf eskilerin adetidir.»

[138] «Biz azaba ugratılacak da degiliz.»

[139] Boylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Suphesiz bunda mutlak bir ayet (alınacak bir ders) vardır, ama cokları iman etmis degillerdir

[140] Ve suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[141] Semud (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

[142] Hani kardesleri Salih onlara soyle demisti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız?»

[143] «Haberiniz olsun ki ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim.»

[144] «Gelin artık, Allah´tan korkun ve bana itaat edin.»

[145] «Buna karsılık ben sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim mukafatımı verecek olan ancak alemlerin Rabbidir.»

[146] «Siz burada guven icinde bırakılacak mısınız?»

[147] «Bahcelerin, pınarların icinde,»

[148] «Ekinlerin, salkımları sarkmıs hurmalar arasında,»

[149] Ki bir de daglardan keyifli keyifli kasaneler oyuyorsunuz.»

[150] «Gelin! Allah´tan korkun da bana itaat edin.»

[151] «Yeryuzunde bozgunculuk yapıp dirlik duzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın.»

[152] «Yeryuzunde bozgunculuk yapıp dirlik duzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın.»

[153] «Sen dediler, olsa olsa iyice buyulenmis birisin!»

[154] «Sen de ancak bizim gibi bir besersin. Eger dogru soyleyenlerden isen, haydi bize bir ayet (mucize) getir.»

[155] Salih «Iste (mucize) bu disi devedir; su icme hakkı (bir gun) onundur, belli bir gunun icme hakkı da sizin» dedi

[156] «Sakın ona bir kotulukle ilismeyin, yoksa sizi buyuk bir gunun azabı yakalayıverir.»

[157] Derken onu kestiler; fakat pisman da oldular

[158] Cunku kendilerini azap yakalayıverdi. Suphesiz bunda bir ayet (alınacak bir ders) vardır, ama cokları iman etmis degillerdir

[159] Ve suphesiz Rabbin, iste O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[160] Lut (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti

[161] Hani kardesleri Lut onlara soyle demisti: «Siz Allah´tan kormaz mısınız?»

[162] «Haberiniz olsun ki, ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim.»

[163] «Gelin artık, Allah´tan korkun ve bana itaat edin.»

[164] «Buna karsılık ben sizden bir ucret istemiyorum. Benim mukafatımı verecek olan ancak alemlerin Rabbidir.»

[165] «Insanlar icinden erkeklere mi gidiyorsunuz?»

[166] «Bırakıyorsunuz da sizler icin yarattıgı esleri! Dogrusu siz insanlıktan cıkmıs bir kavimsiniz!»

[167] Onlar soyle dediler: «Ey Lut! (Bu davadan) vazgecmezsen, iyi bilki, surulenlerden olacaksın.»

[168] Lut «Dogrusu ben, dedi, sizin bu isinize bugzedenlerdenim.»

[169] «Ya Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar.»

[170] Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık

[171] Ancak (geride) bir yaslı kadın kaldı

[172] Sonra geridekilerin hepsini helak ettik

[173] Ve uzerlerine oyle bir yagmur yagdırdık ki, (uyarılanların) o yagmuru ne kotu bir yagmurdu

[174] Suphesiz bunda bir ayet (alınacak bir ders) vardır. Ama cokları iman etmis degillerdir

[175] Ve suphesiz Rabbin, iste O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[176] Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti

[177] Hani Suayb onlara soyle demisti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız?»

[178] «Haberiniz olsun ki ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim.»

[179] «Gelin, Allah´tan korkun ve bana itaat edin.»

[180] «Buna karsılık ben sizden bir ucret istemiyorum. Benim mukafatımı verecek olan yalnız alemlerin Rabbidir.»

[181] «Olcegi tam olcun de hak yiyenlerden olmayın.»

[182] «Ve dogru terazi ile tartın.»

[183] «Halkın esyalarını degerinden dusurmeyin. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın.»

[184] «O sizi ve sizden onceki nesilleri yaratan Allah´tan korkun.»

[185] Onlar soyle dediler: «Sen, olsa olsa iyice buyulenmis birisin.»

[186] «Sen de bizim gibi bir beserden baska nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.»

[187] «Sayet dogru sozlulerden isen, ustumuze gokten bir parca dusuruver.»

[188] Suayb, «Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir» dedi

[189] Hulasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o golge gununun azabı yakalayıverdi. O cidden buyuk bir gunun azabı idi

[190] Suphesiz bunda bir ayet (alınacak bir ders) vardır. Ama cokları iman etmis degillerdir

[191] Ve suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[192] Ve muhakkak ki bu (Kur´an) alemlerin Rabbinin indirmesidir

[193] (Resulum!) Onu Ruhu´l-emin (Cebrail) indirdi

[194] Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin uzerine

[195] Acık parlak bir Arapca lisan ile

[196] O, suphesiz daha oncekilerin kitaplarında da vardı

[197] Israilogulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar icin bir ayet (delil) degil midir

[198] Biz onu Arapca bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

[199] Biz onu Arapca bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi

[200] Boylece onu gunahkarların kalplerine soktuk. (Okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı gorunceye kadar ona iman etmezler

[201] Boylece onu gunahkarların kalplerine soktuk. (Okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı gorunceye kadar ona iman etmezler

[202] Iste bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir

[203] O zaman «Bize (iman etmemiz icin) muhlet verilir mi acaba?...» diyeceklerdir

[204] (Oysa dunyada iken) Onlar bizim azabımızı carcabuk istiyorlardı

[205] Gordun ya artık onlara senelerce zevk ettirsek

[206] Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip catarsa

[207] O yasadıkları zevkin kendilerine hicbir faydası olmayacaktır

[208] Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmustur

[209] (Onlar) ihtar edilmistir ve biz zulmetmis degiliz

[210] Onu (Kur´an´ı) seytanlar indirmedi

[211] Bu onlara hem yarasmaz hem gucleri yetmez

[212] Suphesiz onlar vahyi isitmekten uzak tutulmuslardır

[213] O halde sakın Allah ile beraber baska tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba ugratılanlardan olursun

[214] (Once) en yakın hısımlarını uyar

[215] Ve sana uyan muminlere kanadını indir

[216] Sayet sana karsı gelirlerse, de ki: «Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzagım.»

[217] Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine guvenip dayan

[218] O ki, (gece namaza) kalktıgın zaman seni goruyor

[219] Ve secde edenler arasında dolasmanı da (goruyor)

[220] Cunku her seyi isiten, her seyi bilen O´dur

[221] Seytanların kime inecegini size haber vereyim mi

[222] Onlar, gunaha, iftiraya duskun olan herkesin uzerine inerler

[223] Onlar, (seytanlara) kulak verirler ve onların cogu yalancıdır

[224] Sairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar

[225] Onların her vadide saskın saskın dolastıklarını ve gercekte yapmadıkları seyleri soylediklerini gormedin mi

[226] Onların her vadide saskın saskın dolastıklarını ve gercekte yapmadıkları seyleri soylediklerini gormedin mi

[227] Ancak iman edip iyi ameller isleyenler, Allah´ı cok cok ananlar ve haksızlıga ugratıldıklarında kendilerini savunanlar mustesna; haksızlık edenler, hangi donuse (hangi akibete) donduruleceklerini yakında bileceklerdir

Neml

Surah 27

[1] Ta, Sin. Bunlar sana, Kur´an´ın ve apacık bir kitabın ayetleridir

[2] Iman eden muminler icin hidayet rehberi ve mujdeci olmak uzere

[3] Ki o (muminler) namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler

[4] Suphesiz biz, ahirete inanmayanların islerini kendilerine suslu gosterdik de onlar ilerisini goremezler, kalpleri korelmistir

[5] Iste bunlar, kendileri icin oldukca agır bir azab bulunan kimselerdir, ahirette en cok ziyana ugrayacaklar da onlardır

[6] (Resulum!) Suphesiz ki bu Kur´an, sana hikmet sahibi ve her seyi bilen Allah tarafından indirilmektedir

[7] Hani Musa, ailesine soyle demisti: «Gercekten ben bir ates gordum, (gidip) size oradan bir haber getirecegim yahut bir kor ates getireyim, umarım ki ısınırsınız.»

[8] Oraya geldiginde soyle seslenilmisti: «Atesin bulundugu yerdeki ve cevresindekiler mubarek kılınmıstır! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden munezzehtir!»

[9] «Ey Musa! Iyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah´ım!»

[10] «Asanı at!» (Asayı atıp) onu yılan gibi deprenir gorunce donup arkasına bakmadan kactı. (Dedik ki): «Ey Musa korkma! Cunku benim huzurumda peygamberler korkmaz.»

[11] «Ancak, kim haksızlık yapar, sonra yaptıgı kotulugu iyilige cevirirse, bilsin ki ben (ona karsı da) cok bagıslayıcıyım, cok merhamet sahibiyim.»

[12] «Elini koynuna sok; kusursuz bembeyaz cıkacaktır. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git), cunku onlar yoldan cıkmıs bir kavim olmuslardır.»

[13] Bu sekilde ayetlerimiz onların gozleri onune serilince, «Bu apacık bir sihirdir» dediler

[14] Ve vicdanları bunlar(ın dogrulugun)a tam bir kanaat getirdigi halde, zulum ve kibirlerinden oturu onları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduguna bir bak

[15] Andolsun ki biz, Davud´a ve Suleyman´a bir ilim verdik. Onlar: «Bizi mumin kullarının bircogundan ustun kılan Allah´a hamd olsun» dediler

[16] Suleyman Davud´a varis olup dedi ki: «Ey insanlar! Bize kus dili ogretildi ve bize her seyden (nasip) verildi. Dogrusu bu apacık bir lutuftur.»

[17] Cinlerden, insanlardan ve kuslardan mutesekkil orduları Suleyman´ın hizmetinde toplandı, hepsi bir arada (onun tarafından) duzenli olarak sevkediliyordu

[18] Nihayet karınca vadisine geldikleri zaman, bir karınca: «Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Suleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!» dedi

[19] (Suleyman) onun sozune gulumseyerek dedi ki: «Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdigin nimete sukretmemi ve hosnut olacagın iyi is yapmamı gonlume getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat.»

[20] (Suleyman) Kusları gozden gecirdikten sonra soyle dedi: «Hudhud´u nicin goremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıstı?»

[21] «Ya bana (mazeretini gosteren) apacık bir delil getirecek, ya da onu siddetli bir azaba ugratacagım, yahut bogazlıyacagım!»

[22] Cok gecmeden (Hudhud) gelip: «Ben, dedi, senin bilmedigin bir seyi ogrendim. Sebe´den sana cok dogru (ve onemli) bir haber getirdim

[23] «Gercekten, onlara (Sebelilere) hukumdarlık eden, kendisine her turlu imkan verilmis ve buyuk bir tahta sahip olan bir kadınla karsılastım.»

[24] «Onun ve kavminin, Allah´ı bırakıp gunese secde ettiklerini gordum. Seytan, kendilerine yaptıklarını suslu gostermis de onları dogru yoldan alıkoymus. Bunun icin hidayete giremiyorlar.»

[25] «Goklerde ve yerde gizleneni acıga cıkaran, gizlediginizi ve acıkladıgınızı bilen Allah´a secde etmezler.»

[26] «(Halbuki) O buyuk Ars´ın sahibi olan Allah´tan baska tapılacak yoktur.»

[27] (Suleyman Hudhud´e) dedi ki: «Dogru mu soyledin, yoksa yalancılardan mısın, bakacagız.»

[28] «Su mektubumu gotur, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz cekil de, ne sonuca varacaklarına bak.»

[29] (Suleyman´ın mektubunu alan Sebe melikesi): «Beyler, ulular! Bana cok onemli bir mektup bırakıldı» dedi

[30] «Mektup Suleyman´dandır, Rahman ve Rahim Allah´ın adıyla (baslamakta)dır.»

[31] «Bana karsı bas kaldırmayın, teslimiyet gostererek bana gelin diye (yazmaktadır).»

[32] (Sonra Melike) dedi ki: «Beyler, ulular! Bu isimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan hicbir isi kestirip atmam.»

[33] Onlar, soyle cevap verdiler: «Biz guclu kuvvetli kimseleriz, zorlu savas erbabıyız, buyruk ise senindir; artık ne emredecegini dusun tasın.»

[34] Melike, «Hukumdarlar bir memlekete girdiler mi orayı perisan ederler ve halkının ulularını hakir hale getirirler. (Herhalde) Onlar da boyle yapacaklardır» dedi

[35] «Ben (simdi) onlara bir hediye gondereyim de, bakayım elciler ne (gibi bir sonuc) ile donecekler.»

[36] (Elciler, hediyelerle) gelince Suleyman soyle dedi: «Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah´ın bana verdigi, size verdiginden daha iyidir. Ama siz, hediyenizle boburlenirsiniz.»

[37] «(Ey elci) Onlara var (soyle); iyi bilsinler ki, kendilerine asla karsı koyamayacakları ordularla gelir, onları, muhakkak surette hor ve hakir halde oradan cıkarırız!»

[38] (Sonra Suleyman musavirlerine) dedi ki: «Ey ulular! Onlar teslimiyet gosterip bana gelmeden once, hanginiz o Melike´nin tahtını bana getirebilir?»

[39] Cinlerden bir ifrit, «Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gercekten bu ise gucum ve guvenim var.» dedi

[40] Kitaptan ilmi olan kimse ise, «Gozunu acıp kapamadan, ben onu sana getiririm» dedi. (Suleyman) onu (Melike´nin tahtını) yanıbasına yerlesivermis gorunce, «Bu, dedi, sukur mu edecegim, yoksa nankorluk mu edecegim diye beni sınamak uzere Rabbimin (gosterdigi) lutfundandır. Sukreden ancak kendisi icin sukretmis olur; nankorluk edene gelince, o bilsin ki Rabbim mustagnidir, cok kerem sahibidir.»

[41] (Suleyman devamla) dedi ki: «Onun tahtını bilemeyecegi bir vaziyete sokun; getirin bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayanlardan mı olacak?»

[42] Melike gelince, «Senin tahtın da boyle mi?» dendi. O soyle cevap verdi: «Tıpkı o! Zaten bize daha once bilgi verilmis ve biz teslimiyet gostermistik.»

[43] O´nu, Allah´tan baska taptıgı seyler alıkoymustu. Cunku kendisi inkarcı bir kavimdendi

[44] Ona «koske gir!» dendi. Melike onu gorunce derin bir su sandı ve etegini cekti. Suleyman «Bu billurdan yapılmıs, seffaf bir zemindir» dedi. Melike dedi ki: «Rabbim! Ben gercekten kendime yazık etmistim. Suleyman´ın maiyyetinde, alemlerin Rabbi olan Allah´a teslim oldum.»

[45] Andolsun ki, Allah´a ibadet edin diye Semud´a da kardesleri Salih´i gonderdik. Hemen birbirleriyle cekisen iki zumre oluverdiler

[46] Salih dedi ki: «Ey benim kavmim! Iyilik dururken nicin kotuluge kosuyorsunuz? Ne olur Allah´a istigfar etseniz, belki rahmetine ulasırdınız.»

[47] Cevap verdiler: «Senin ve beraberindekilerin yuzunden ugursuzluga ugradık.» Salih: «Size coken ugursuzluk (sebebi) Allah katında (yazılı)dır. Belki siz imtihana cekilen bir kavimsiniz» dedi

[48] O sehirde dokuz cete vardı ki, bunlar yeryuzunde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hic yanasmıyorlardı

[49] Allah´a and icerek birbirlerine soyle dediler: «Gece ona ve ailesine baskın yapalım; sonra da velisine, ´Biz o ailenin yok edilisi sırasında orada degildik, inanın ki dogru soyluyoruz´ diyelim.»

[50] Onlar boyle bir tuzak kurdular, biz de kendileri farkında olmadan onların planlarını altust ettik

[51] Iste bak! Tuzaklarının akibeti nice oldu: Onları da, kavimlerini de toptan helak ettik

[52] Iste haksızlıkları yuzunden cokmus evleri! Bilen bir kavim icin elbette bunda bir ibret vardır

[53] Iman edip Allah´a karsı gelmekten sakınanları da kurtardık

[54] Lut´u da (peygamber olarak kavmine gonderdik). O, kavmine soyle demisti: «Goz gore gore hala o hayasızlıgı yapacak mısınız?»

[55] «Siz ille de kadınları bırakıp sehvetle erkeklere yaklasacak mısınız? Dogrusu siz beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsiniz!»

[56] Buna kavminin cevabı sadece: «Lut ailesini memleketinizden cıkarın; baksanıza onlar (bizim yaptıklarımızdan) temiz kalmak isteyen insanlarmıs!» demelerinden ibaret oldu

[57] Bunun uzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı mustesna; onun geride (azaba ugrayanların icinde) kalmasını takdir ettik

[58] Onların uzerlerine oyle bir yagmur indirdik ki, ne kotu idi uyarılanların yagmuru

[59] (Resulum!) de ki: «Hamd olsun Allah´a, selam olsun seckin kıldıgı kullarına. Allah mı hayırlı, yoksa O´na kostukları ortaklar mı?»

[60] (Onlar mı hayırlı) yoksa, gokleri ve yeri yaratan, gokten size su indiren mi? Cunku biz onunla, bir agacını bile bitirmeye gucunuzun yetmedigi guzel guzel bahceler bitirmisizdir. Allah´la beraber baska bir ilah mı var! Dogrusu onlar sapıklıkta devam eden bir guruhtur

[61] (Onlar mı hayırlı) yoksa, yeryuzunu oturmaya elverisli kılan, aralarında nehirler akıtan, onun icin sabit daglar yaratan, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah´ın yanında baska bir ilah mı var? Hayır onların cogu (hakikatları) bilmiyorlar

[62] (Onlar mı hayırlı) yoksa, kendine yalvardıgı zaman bunalmısa karsılık veren ve basındaki sıkıntıyı gideren, sizi yeryuzunun hakimleri yapan mı? Allah´ın yanında baska bir ilah mı var? Ne kıt dusunuyorsunuz

[63] (Onlar mı hayırlı) yoksa, karanın ve denizin karanlıkları icinde size yolu bulduran, rahmetinin (yagmurun) onunde ruzgarları mujdeci olarak gonderen mi? Allah´ın yanında baska bir ilah mı var? Allah onların kostukları ortaklardan cok yucedir, munezzehtir

[64] (Onlar mı hayırlı) yoksa, once yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gokten, hem yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber baska bir ilah mı var? De ki: Eger dogru soyluyorsanız, siz kesin delilinizi getirin haydi

[65] De ki: Goklerde ve yerde Allah´tan baska kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler

[66] Fakat ahiret hakkında bilgiler onlara ardarda gelmektedir. Ama onlar bundan bir suphe icindedirler. Cunku onlar bundan yana kordurler

[67] Inkarcılar dediler ki: «Sahi biz ve atalarımız toprak olduktan sonra gercekten (diriltilip) cıkarılacak mıyız?»

[68] «And olsun ki, bu tehdit bize yapıldıgı gibi, daha once atalarımıza da yapılmıstır. Bu oncekilerin masallarından baska bir sey degildir.»

[69] De ki: «Hele bir yeryuzunde gezin de, gunahkarların sonu nice oldu, bir bakın!»

[70] (Habibim!) Onlara karsı mahzun olma, kurmakta oldukları tuzaklardan oturu de sıkıntı duyma

[71] Bir de, «Eger dogru soyluyorsanız bu vaad (ettiginiz azab) hani, ne zaman?» derler

[72] De ki: «Cabucak gelmesini istediginiz seyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında ensenize binecektir.»

[73] Suphesiz Rabbin, insanlara karsı lutuf sahibidir; fakat insanların cogu sukretmezler

[74] Rabbin elbette onların sinelerinin gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir

[75] Gokte ve yerde gizli hicbir sey yoktur ki apacık bir kitapta (Lehv- i mahfuzda) bulunmasın

[76] Haberiniz olsun ki bu Kur´an, Israil ogullarına, hakkında ihtilaf edegeldikleri seylerin pek cogunu anlatmaktadır

[77] Ve o, muminler icin gercekten bir hidayet rehberi ve rahmettir

[78] Rabbin suphesiz, onlar arasında kendi hukmunu verecektir. O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir

[79] Ve o halde sen Allah´a guven. Cunku sen, apacık hakikatin uzerindesin

[80] Bil ki sen, olulere isittiremezsin, arkasını donup kacmakta olan sagırlara da daveti duyuramazsın

[81] Sen korleri sapıklıklarından cevirip dogru yola getirecek degilsin. Ancak (gonulden) teslim olarak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin

[82] Soylenen baslarına gelecegi vakit, bunlar icin yerden bir «dabbe» (canlı) cıkarırız ki bu, onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemis olduklarını soyler

[83] Ve her ummetin ayetlerimizi yalan sayanlarından bir cemaati toplayacagımız gun, artık onlar bir arada tutulup (hesap yerine) sevkedilirler

[84] Nihayet (oraya) geldikleri vakit Allah buyurur: «Siz benim ayetlerimi, ne oldugunu kavramadan yalan saydınız oyle mi? Yoksa yaptıgınız baska neydi?»

[85] Yaptıkları haksızlıktan dolayı, o soz gerceklesmistir; artık onlar konusamazlar

[86] Gormediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık ve (calıssınlar diye) gunduzu apaydınlık yaptık. Iman eden bir kavim icin elbette bunda ibretler vardır

[87] Sur´a ufuruldugu gun Allah´ın diledikleri mustesna goklerde ve yerde bulunanlar hep dehsete kapılır. Hepsi boyunları bukuk olarak O´na gelirler

[88] Sen dagları gorursun de, yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutun yurumesi gibi yurumektedirler. Bu, her seyi sapasaglam yapan Allah´ın sanatıdır. Suphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır

[89] Kim iyilikle gelirse, ona daha iyisi verilir ve onlar o gun korkudan da emin kalırlar

[90] Her kim de kotulukle gelirse artık yuzleri ateste surtulur. «Baska degil ancak yaptıgınız amellerin cezasını cekeceksiniz.» (denir)

[91] (De ki): «Ben ancak her seyin sahibi olan ve burayı kutlu kılan bu sehrin (Mekke´nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Yine bana muslumanlardan olmam emredildi.»

[92] «Ve Kur´an´ı okumam emredildi.» Artık kim dogru yola gelirse, yalnız kendisi icin gelmis olur; kim de saparsa ona de ki: «Ben sadece uyarıcılardanım.»

[93] Ve soyle de: Hamd, Allah´a mahsustur. O, ayetlerini size gosterecek, siz de onları gorup tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz degildir

Kasas

Surah 28

[1] Ta, Sin, Mim

[2] Bunlar, apacık kitabın ayetleridir

[3] Iman edecek bir kavim icin Musa ile Firavun´un haberlerinden bir kısmını sana dosdogru okuyacagız

[4] Cunku Firavun, (Mısır) topragında gercekten azmıs, halkını parca parca etmisti. Onlardan bir zumreyi gucsuz buluyor, bunların ogullarını bogazlıyor, kızlarını ise sag bırakıyordu. Belli ki o bozgunculardandı

[5] Biz ise istiyorduk ki, o yerde gucsuz dusurulenlere lutufta bulunalım, onları onderler yapalım, onlara (otekilerin) yerini aldıralım

[6] Ve o yerde onları hakim kılalım, Firavun ile Haman ve ordularına, onlardan cekinmekte oldukları seyi gosterelim

[7] O esnada Musa´nın anasına «Onu emzir, kendisine zarar geleceginden kaygılandıgında onu denize (Nil nehrine) bırakıver, hic korkup kaygılanma, cunku biz onu tekrar sana verecegiz ve onu peygamberlerden biri yapacagız» diye bildirdik

[8] Nihayet Firavun ailesi onu yitik olarak aldı. Cunku o, sonunda kendileri icin bir dusman ve bir tasa olacaktı. Suphesiz Firavun ile Haman ve askerleri yanılıyorlardı

[9] Firavun´un karısı (sepetin icinden cocuk cıkınca kocasına), «Ikimizin de gozu aydın! Onu oldurmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlad ediniriz» dedi. Halbuki onlar isin sonunu sezemiyorlardı

[10] Musa´nın anasının yuregi (tasadan) bombos kalıverdi. Eger biz, (vaadimize) inananlardan olması icin onun kalbini pekistirmemis olsaydık, neredeyse isi meydana cıkaracaktı

[11] Annesi Musa´nın ablasına, «Onun izini takip et» dedi. O da, onlar farkına varmadan uzaktan kardesini gozetledi

[12] Biz (annesine geri vermezden) daha once, onun sut analarının sutunu kabulune musade etmedik. Bunun uzerine ablası, «Size, onun bakımını sizin namınıza ustlenecek, hem de ona iyi davranacak bir aile gostereyim mi?» dedi

[13] Boylelikle biz onu, gozu aydın olsun, gam cekmesin ve Allah´ın vaadinin gercek oldugunu bilsin, diye anasına geri verdik. Fakat yine de pek cogu (bunu) bilmezler

[14] Musa yigitlik cagına girip olgunlasınca, biz ona hikmet ve ilim verdik. Iste guzel davrananları biz boyle mukafatlandırırız

[15] Musa, halkının habersiz oldugu bir sırada sehre girdi. Orada, biri kendi tarafından digeri dusman tarafından olan iki adamı birbirleriyle dogusur buldu. Kendi tarafı olan, dusmana karsı ondan yardım diledi. Musa da otekine bir yumruk indirip onun olumune sebep oldu. «Bu, seytan isidir. O, gercekten saptırıcı, apacık bir dusmandır» dedi

[16] Musa, «Rabbim! Dogrusu kendimi ziyana ugrattım. Beni bagısla!» dedi; Allah da, onu bagısladı. Cunku, cok bagıslayıcı, cok merhamet edici olan ancak O´dur

[17] Musa, «Rabbim! Bana lutfettigin nimetlere andolsun ki, artık suclulara asla arka olmayacagım» dedi

[18] Sehirde korku icinde, (etrafı) gozetleyerek sabahladı. Bir de ne gorsun, dun kendisinden yardım isteyen kimse feryad ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona dedi ki: «Dogrusu sen, besbelli bir azgınsın!»

[19] Musa, ikisinin de dusmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: «Ey Musa! Dun bir cana kıydıgın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek arabuluculardan olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!»

[20] Sehrin obur ucundan bir adam geldi ve dedi ki: «Ey Musa! Ileri gelenler seni oldurmek icin hakkında muzakere ediyorlar. Derhal (buradan) cık! Inan ki ben senin iyiligini isteyenlerdenim.»

[21] Musa korka korka, (etrafı) gozetleyerek oradan cıktı. «Rabbim! Beni zalimler guruhundan kurtar» dedi

[22] Medyen´e dogru yoneldiginde: «Umarım Rabbim beni dogru yola iletir.» dedi

[23] Musa, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir cok insan buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını suyun oldugu yerden) geri ceken iki kadın gordu. Onlara «Derdiniz nedir?» dedi. Soyle cevap verdiler: «Cobanlar sulayıp cekilmeden biz (onların icine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız; babamız da cok yaslıdır.»

[24] Bunun uzerine Musa, onların davarlarını suladı. Sonra golgeye cekildi ve «Rabbim! Dogrusu bana indirecegin her hayra muhtacım» dedi

[25] Derken, o iki kadından biri utana utana yuruyerek ona geldi. «Babam, dedi, bizim yerimize (hayvanları) sulamanın karsılıgını odemek icin seni cagırıyor.» Musa, ona (Hz. Suayb´a) gelip basından geceni anlatınca o, «korkma, o zalim kavimden kurtuldun» dedi

[26] (Suayb´ın) iki kızından biri: «Babacıgım! Onu ucretle (coban) tut. Cunku ucretle istihdam edecegin en iyi kimse, bu guclu ve guvenilir adamdır» dedi

[27] (Suayb) Dedi ki: «Bana sekiz yıl calısmana karsılık su iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eger on yıla tamamlarsan artık o kendinden; yoksa sana agırlık vermek istemem. Insaallah beni iyi kimselerden bulacaksın.»

[28] Musa soyle cevap verdi: «Bu seninle benim aramdadır. Bu iki sureden hangisini doldurursam doldurayım demek ki, bana karsı husumet yok. Soylediklerimize Allah vekildir.»

[29] Artık Musa sureyi doldurup ailesiyle yola cıkınca, Tur tarafından bir ates gordu. Ailesine: «Siz (burada) bekleyin; ben bir ates gordum, belki oradan size bir haber, yahut ısınmanız icin o atesten bir parca getiririm» dedi

[30] Oraya gelince, o mubarek yerdeki vadinin sag kıyısından, (oradaki) agac tarafından kendisine soyle seslenildi: «Ey Musa! Bil ki ben, butun alemlerin Rabbi olan Allah´ım.»

[31] Ve «Asanı at!» denildi. Musa (attıgı) asayı yılan gibi debrenir gorunce, donup arkasına bakmadan kactı. «Ey Musa! Beri gel, korkma. Cunku sen emniyette olanlardansın.» (buyuruldu)

[32] «Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz cıkacaktır. Korkudan (acılan) kollarını kendine cek. Iste bu ikisi Firavun ve onun adamlarına karsı Rabbin tarafından iki kesin delildir. Cunku onlar, yoldan cıkan bir kavim olmuslardır.» (diye seslenildi)

[33] Musa dedi ki: «Rabbim! Ben onlardan birini oldurmustum, beni oldurmelerinden korkuyorum.»

[34] «Kardesim Harun´un dili benimkinden daha duzgundur. Onu da beni dogrulayan bir yardımcı olarak benimle birlikte gonder. Zira bana yalancılık ithamında bulunmalarından endise ediyorum.»

[35] Allah buyurdu: «Seni kardesinle destekliyecegiz ve size oyle bir kudret verecegiz ki, ayetlerimiz sayesinde onlar size erisemeyecekler. Siz ve size tabi olanlar ustun geleceksiniz.»

[36] Musa onlara apacık ayetlerimizi getirince, «Bu, olsa olsa uydurulmus bir sihirdir. Biz onceki atalarımızdan boylesini isitmemistik» dediler

[37] Musa soyle dedi: «Rabbim, kendi katından kimin hidayet rehberi getirdigini ve hayırlı akibetin kime nasip olacagını en iyi bilendir. Muhakkak ki zalimler, kurtulusa eremezler.»

[38] Firavun: «Ey ileri gelenler! Sizin icin benden baska bir ilah tanımıyorum. Ey Haman, haydi benim icin camur uzerine ates yak (ve tugla imal et), bana bir kule yap ki, Musa´nın ilahına cıkayım; ama sanıyorum, o mutlaka yalan soyleyenlerdendir.» dedi

[39] O ve askerleri, yeryuzunde haksız yere buyukluk tasladılar ve gercekten bize dondurulmeyeceklerini sandılar

[40] Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bir bak, zalimlerin sonu nice oldu

[41] Onları atese cagıran onculer kıldık. Kıyamet gunu onlar yardım gormeyeceklerdir

[42] Bu dunyada arkalarına lanet taktık. Onlar, kıyamet gununde de kotulenmisler arasındadır

[43] Andolsun ki biz, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa´ya olur ki dusunur, ogut alırlar diye, insanlar icin apacık deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak o Kitab´ı (Tevrat´ı) vermisizdir

[44] (Resulum!) Musa´ya emrimizi vahyettigimiz sırada sen batı yonunde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) gorenlerden degildin

[45] Bilakis biz (o zamandan senin zamanına kadar) nice nesiller var ettik de, onların uzerinden uzun zamanlar gecti. Sen onlara ayetlerimizi okuyarak, Medyen halkı arasında bulunanlardan da degildin; aksine biz (baska) peygamber gondermistik

[46] (Musa´ya) seslendigimiz zaman da, Tur´un yanında degildin. Bilakis senden once kendilerine uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman icin Rabbinden bir rahmet olarak (orada gecenleri sana bildirdik), ola ki onlar dusunup ogut alırlar

[47] Bizzat kendi yaptıklarından dolayı baslarına bir musibet geldiginde, «Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gonderseydin de, ayetlerine uysak ve muminlerden olsaydık» diyecek olmasalardı (seni gondermezdik)

[48] Fakat onlara tarafımızdan o hak (peygamber) gelince, «Musa´ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli degil miydi?» dediler. Peki daha once Musa´ya verileni de inkar etmemisler miydi? «Birbirini destekleyen iki sihir» demisler ve sunu soylemislerdi: «Dogrusu biz hicbirine inanmıyoruz.»

[49] (Resulum!) De ki: «Eger dogru sozluler iseniz, Allah katından bu ikisinden (bana ve Musa´ya inen kitaplardan) daha dogru bir kitap getirin de ben ona uyayım!»

[50] Eger sana cevap vermezlerse, bil ki onlar, sırf heveslerine uymaktadırlar. Allah´tan bir yol gosterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir? Elbette Allah zalim kavmi dogru yola iletmez

[51] Andolsun ki biz, dusunup ogut alsınlar diye, sozu (vahyi) birbiri ardınca ulamısızdır

[52] Ondan (Kur´an´dan) once kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler

[53] Onlara (Kur´an) okundugu zaman «O´na iman ettik. Cunku o, Rabbimizden gelmis hakikattir. Esasen biz daha once de musluman idik» derler

[54] Iste onlara, sabretmelerinden oturu mukafatları iki defa verilecektir. Bunlar kotulugu iyilikle savarlar, kendilerine verdigimiz rızıktan da Allah rızası icin harcarlar

[55] Onlar, bos soz isittikleri zaman, ondan yuz cevirirler ve «Bizim islerimiz bize, sizin isleriniz size. Size selam olsun. Biz kendini bilmezleri istemeyiz» derler

[56] (Resulum!) Sen sevdigini hidayete eristiremezsin; bilakis, Allah diledigine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir

[57] «Biz seninle beraber dogru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız» dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her seyin urunlerinin toplanıp getirildigi, guvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke- i Mukerreme´ye) yerlestirmedik mi? Fakat onların cogu bilmezler

[58] Biz, maisetleriyle sımarmıs nice memleketi helak etmisizdir. Iste yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmistir. Onlara biz varis olmusuzdur

[59] Rabbin, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin ana merkezlerine gondermedikce, memleketleri helak edici degildir. Zaten biz, ancak halkı zalim olan memleketleri helak etmisizdir

[60] Size verilen seyler, dunya hayatının gecim vasıtası ve debdebesidir. Allah katında olanlar ise, daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala buna aklınız ermeyecek mi

[61] Su halde, kendisine guzel bir vaadde bulundugumuz, ardından ona kavusan kimse, (sırf) dunya hayatının gecici zevkini yasattıgımız ve sonra kıyamet gununde (azab icin) huzurumuza getirilenler arasında bulunan kimse gibi midir

[62] O gun Allah onları cagırarak, «Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz, hani nerede?» diyecektir

[63] (O gun) haklarında, azaba itilme hukmu gerceklesen kimseler, «Rabbimiz! Biz nasıl azmıssak, iste bu azmısları da oylece azdırdık. (Onların suclarından) beri oldugumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslında bizlere tapmıyorlardı.» derler

[64] «(Allah´a kostugunuz) ortaklarınızı cagırın!» denir, onlar da cagırırlar; fakat kendilerine cevap vermezler ve (karsılarında) azabı gorurler. Ne olurdu (dunyada iken) dogru yola girselerdi

[65] O gun Allah onları cagırıp «Peygamberlere ne cevap verdiniz?» diyecektir

[66] Iste o gun onlara butun haberler kapkaranlık olmustur; onlar birbirlerine de soramayacaklardır

[67] Fakat tevbe ederek, iman edip iyi isler yapan kimseye gelince, o, kurtulusa erenler arasında olmayı umabilir

[68] Rabbin, diledigini yaratır ve secer. Onların secim hakkı yoktur. Allah, onların ortak kostuklarından munezzehtir ve sanı yucedir

[69] Rabbin, onların, sinelerinde gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir

[70] Iste O, Allah´tır. O´ndan baska tanrı yoktur. Onunde de, sonunda da hamd O´nundur, hukum O´nundur. Ve ancak O´na donduruleceksiniz

[71] (Resulum!) De ki: «Dusundunuz mu hic, eger Allah uzerinizde geceyi ta kıyamet gunune kadar aralıksız devam ettirse, Allah´tan baska size ısık getirecek tanrı kimdir? Hala isitmeyecek misiniz?»

[72] De ki: «Haber verin bakayım, eger Allah uzerinizde gunduzu ta kıyamet gunune kadar aralıksız devam ettirse, Allah´tan baska, istirahat edeceginiz geceyi size getirecek tanrı kimdir? Hala gormeyecek misiniz?»

[73] Rahmetinden dolayı, Allah, geceyi ve gunduzu yarattı ki geceleyin dinlenesiniz (gunduzun) ise O´nun lutuf ve kereminden (rızkınızı) arayasınız. Umulur ki sukredersiniz

[74] Ve hele o gun Allah onları cagırarak: «Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz hani, nerede?» diyecektir

[75] (O gun) her ummetten bir sahit cıkarır, «Haydin, kesin delilinizi getirin!» deriz. O zaman bilirler ki, hakikat Allah´a aittir ve uydurageldikleri seyler (putlar) de kendilerinden ayrılıp kaybolmuslardır

[76] Karun, Musa´nın kavminden idi de, onlara karsı azgınlık etmisti. Biz ona oyle hazineler vermistik ki, anahtarlarını guclu kuvvetli bir topluluk zor tasırdı. Kavmi ona demisti ki: «Sımarma! Bil ki Allah sımarıkları sevmez.»

[77] «Allah´ın sana verdiginden (O´nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gozet, ama dunyadan da nasibini unutma! Allah´ın sana ihsan ettigi gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryuzunde bozgunculugu arzulama. Suphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.»

[78] Karun ise: «O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi.» demistir. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden onceki nesillerden, ondan daha guclu, ondan daha cok taraftarı olan kimseleri helak etmisti. Gunahkarlardan gunahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir)

[79] Derken Karun, ihtisam icinde kavminin karsısına cıktı. Dunya hayatını arzulayanlar, «Keske Karun´a verilenin benzeri bizim de olsaydı. Hakikat su ki o, cok buyuk devlet sahibidir» dediler

[80] Kendilerine ilim verilmis olanlar ise, soyle dediler: «Yazıklar olsun size! Iman edip iyi isler yapanlara gore Allah´ın mukafatı daha ustundur. Ona da ancak sabredenler kavusabilir.»

[81] Derken biz onu da, sarayını da yerin dibine gecirdik. Artık Allah´a karsı kendisine yardım edecek taraftarları olmadıgı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de degildi

[82] Daha dun onun yerinde olmayı isteyenler de: «Demek ki Allah kullarından diledigine rızkı cok da, az da verir. Sayet Allah bize lutufta bulunmus olmasaydı, bizi de yerin dibine gecirirdi. Demek ki inkarcılar iflah olmazmıs» demeye basladılar

[83] Iste ahiret yurdu! Biz onu yeryuzunde boburlenmeyi ve bozgunculugu arzulamayan kimselere veririz. (En guzel) akıbet, takva sahiplerinindir

[84] Kim bir iyilik getirirse ona ondan daha ustun karsılık vardır. Kim bir kotuluk getirirse, o kotulukleri isleyenler, ancak yaptıkları kadar ceza gorurler

[85] (Resulum!) Kur´an´ı (okumayı, teblig etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) donulecek yere dondurecektir. De ki: «Rabbim, kimin hidayetle geldigini ve kimin apacık bir sapıklık icinde oldugunu en iyi bilendir.»

[86] Sen, bu kitabın sana vahyolunacagını ummuyordun. Bu ancak Rabbinden bir rahmettir. O halde sakın kafirlere arka cıkma

[87] Allah´ın ayetleri sana indirildikten sonra, artık sakın onlar seni bu ayetlerden alıkoymasınlar. Rabbine davet et. Asla musriklerden olma

[88] Allah ile birlikte baska bir tanrıya tapıp yalvarma! O´ndan baska tanrı yoktur. O´nun zatından baska her sey helak olacaktır. Hukum O´nundur ve siz ancak O´na donduruleceksiniz

Ankebût

Surah 29

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Insanlar, imtihandan gecirilmeden, sadece «Iman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar

[3] Andolsun ki, biz onlardan oncekileri de imtihandan gecirmisizdir. Elbette Allah, dogruları ortaya cıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır

[4] Yoksa kotulukleri yapanlar bizden kacabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kotu (ve yanlıs) hukum veriyorlar

[5] Her kim Allah´a kavusmayı umuyorsa bilsin ki, Allah´ın tayin ettigi o vakit elbette gelecektir. O her seyi isiten ve bilendir

[6] Cihad eden ancak kendisi icin cihad etmis olur. Suphesiz Allah, alemlerden mustagnidir

[7] Iman edip iyi isler yapanların kotuluklerini elbette orteriz ve onlara, yaptıklarının daha guzeli ile karsılık veririz

[8] Biz insana, ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmisizdir. Eger onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir seyi (koru korune) bana ortak kosman icin zorlarlarsa, onlara itaat etme. Donusunuz ancak banadır. O zaman, size yapmıs olduklarınızı haber verecegim

[9] Iman edip iyi isler yapanları, muhakkak salihler (zumresi) icine katarız

[10] Insanlardan kimi vardır ki, «Allah´a inandık» der; fakat Allah ugrunda eziyete ugratıldıgı zaman, insanların iskencesini Allah´ın azabı gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir yardım gelecek olsa, mutlaka, «Dogrusu biz de sizinle beraberdik» derler. Acaba Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen degil midir

[11] Allah, elbette (O´na gonulden) iman edenleri de, iki yuzluleri de bilir

[12] Kafirler, iman edenlere, «Bizim yolumuza uyun, sizin gunahlarınızı biz yuklenelim» derler. Halbuki onların hicbir gunahını yuklenecek degillerdir. Gercekte onlar, kesinlikle yalan soylemektedirler

[13] (Fakat gercek su ki) elbette kendi yuklerini, kendi yukleriyle birlikte nice yukleri (baskalarını saptırmanın vebalini) tasıyacaklar ve uydurup durdukları seylerden kıyamet gunu mutlaka sorguya cekileceklerdir

[14] Andolsun ki Nuh´u kendi kavmine gonderdik de, o dokuz yuz elli yıl onların arasında kaldı. Sonunda, onlar zulumlerini surdururken tufan kendilerini yakalayıverdi

[15] Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu alemlere bir ibret yaptık

[16] Ibrahim´i de gonderdik. O kavmine soyle demisti: «Allah´a kulluk edin, O´na karsı gelmekten sakının. Eger bilmis olsanız bu sizin icin daha hayırlıdır.»

[17] «Siz Allah´ı bırakıp sadece birtakım putlara tapıyor, asılsız sozler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah´ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O´na kulluk edin. Ancak O´na donduruleceksiniz.»

[18] Eger (size teblig edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden onceki bircok milletler de yalan saymıslardı. Peygambere dusen yalnız acık bir tebligdir

[19] Allah´ın mahlukunu ilk bastan nasıl yarattıgını, sonra bunu tekrarladıgını gormediler mi? Suphesiz bu, Allah´a gore kolaydır

[20] De ki: «Yeryuzunde gezip dolasın da, Allah ilk bastan nasıl yaratmıs bakın. Iste Allah bundan sonra (aynı sekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır.» Gercekten Allah her seye kadirdir

[21] O, diledigine azab eder, diledigine rahmet eder. Ancak O´na donduruleceksiniz

[22] Siz ne yeryuzunde, ne de gokte (Allah´ı) aciz bırakamazsınız. Allah´tan baska bir dost ve yardımcı da bulamazsınız

[23] Allah´ın ayetlerini ve O´na kavusmayı inkar edenler var ya, iste onlar benim rahmetimden umitlerini kesmislerdir ve onlar icin acıklı bir azab vardır

[24] Kavminin (Ibrahim´e) cevabı ise, «Onu oldurun, yahut yakın!» demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu atesten kurtardı. Dogrusu bunda, iman eden bir kavim icin ibretler vardır

[25] (Ibrahim onlara) dedi ki: «Siz, sırf aranızdaki dunya hayatına has muhabbet ugruna Allah´ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gunu (geldiginde) ise, kiminiz kiminizi tanımayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacagınız yer cehennemdir. Ve hic yardımcınız da yoktur.»

[26] Bunun uzerine ona sadece Lut iman etti. (Ibrahim) de dedi ki: «Ben Rabbime hicret edecegim. Suphe yok ki O cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir.»

[27] O´na Ishak ve Yakub´u bagısladık. Peygamberligi ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik. Onu dunyada mukafatlandırdık. Suphesiz o, ahirette de salihler (zumresin)dendir

[28] Lut´u da gonderdik. O kavmine demisti ki: «Gercekten siz, daha once hicbir milletin yapmadıgı bir hayasızlıgı yapıyorsunuz!»

[29] «(Bu ilahi ikazdan sonra) siz, ille de erkeklere yaklasacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?» Kavminin cevabı ise, soyle demelerinden ibaret oldu: «Dogru soyleyenlerden isen Allah´ın azabını getir bize!»

[30] (Lut:) «Ey Rabbim! Su fesatcılar guruhuna karsı bana yardım eyle» dedi

[31] Elcilerimiz Ibrahim´e (iki ogul verecegimize dair) mujdeyi getirdiklerinde soyle dediler: «Biz bu memleket halkını helak edecegiz. Cunku oranın halkı zalim kimselerdir.»

[32] (Ibrahim) dedi ki: «Ama orada Lut var!» Soyle cevap verdiler: «Biz orada kimlerin bulundugunu cok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracagız. Yalnız karısı mustesna; o geride (azabda) kalacaklar arasındadır.»

[33] Elcilerimiz Lut´a gelince, onlar hakkında tasalandı. Ve onlar(ı dusunmesi) sebebiyle takatten dustu. O´na: «Korkma, tasalanma! Cunku biz seni de, aileni de kurtaracagız. Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan karın mustesna» dediler

[34] «Biz suphesiz bu memleket halkının uzerine, yoldan cıkmalarına karsılık (feci) bir azab indirecegiz.» (dediler)

[35] Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir kavim icin oradan apacık bir ibret nisanesi bırakmısızdır

[36] Medyen´e de kardesleri Suayb´ı gonderdik ve Suayb, «Ey kavmim! Allah´a kulluk edin, ahiret gunune umit baglayın, yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın!» dedi

[37] Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz ustu cokekaldılar

[38] Ad ve Semud´u da (helak ediverdik). Sizin icin, (onların basına nelerin geldigi) oturdukları yerlerden apacık anlasılmaktadır. Seytan onlara yaptıkları isleri guzel gosterip onları dogru yoldan cıkardı. Oysa bakıp gorebilecek durumdaydılar

[39] Karun´u, Firavun´u ve Haman´ı da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apacık deliller getirmisti de onlar yeryuzunde buyukluk taslamıslardı. Halbuki (azabımızı asıp) gecebilecek degillerdi

[40] Nitekim onlardan herbirini gunahları sebebiyle suc ustu yakaladık: Kiminin uzerine taslar savuran ruzgarlar gonderdik, kimini korkunc bir ses yakaladı, kimini yerin dibine gecirdik, kimini de suda bogduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine yazık ediyorlardı

[41] Allah´tan baska dost edinenlerin durumu, kendine yuva yapan orumcegin durumu gibidir. Halbuki, evlerin en curugu suphesiz orumcek yuvasıdır. Keske bilselerdi

[42] Allah, onların kendisini bırakıpta hangi seye yalvardıklarını suphesiz ki bilir. O mutlak guc ve hikmet sahibidir

[43] Iste biz bu temsilleri insanlar icin getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler dusunup anlayabilir

[44] Allah gokleri ve yeri hak olarak yarattı. Suphesiz bunda, iman edenler icin bir nisane bulunmaktadır

[45] Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kotulukten alıkoyar. Allah´ı anmak elbette en buyuk ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir

[46] Iclerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en guzel yoldan mucadele edin ve deyin ki: «Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir ve biz O´na teslim olmusuzdur.»

[47] (Resulum!) Iste sana (onceki kitapları tasdik eden) bu kitabı indirdik. Onun icin, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Sunlardan da ona iman eden nice kimseler vardır. Ayetlerimizi ancak kafirler bile bile inkar eder

[48] Sen bundan once, ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Oyle olsaydı, batıla uyanlar kusku duyarlardı

[49] Hayır, o (Kur´an), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apacık ayetlerdir. Ayetlerimizi ancak ve ancak zalimler bile bile inkar eder

[50] «Ona Rabbinden (baskaca) mucize indirilmeli degil miydi?» derler. Cevaben de ki: «Mucizeler ancak Allah´ın katındadır. Ben ise sadece apacık bir uyarıcıyım.»

[51] Sana indirdigimiz ve onlara okunmakta olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir kavim icin elbette bir rahmet ve ogut vardır

[52] De ki: Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. O, goklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp inkar edenler var ya, iste ziyana ugrayacaklar onlardır

[53] Senden azabı carcabuk (getirmeni) istiyorlar. Eger onceden tayin edilmis bir vade olmasaydı, azab elbette onlara gelip catmıstı. Fakat yine de, hic farkına varmadıkları bir sırada o kendilerine mutlaka gelecektir

[54] (Evet) senden azabı carcabuk (getirmeni) istiyorlar. Halbuki cehennem, hic supheleri olmasın, kafirleri kusatacaktır

[55] O gunde azap, onları hem ustlerinden, hem ayaklarının altından saracak ve Allah (onlara), «Yaptıklarınızın cezasını tadın!» diyecektir

[56] Ey iman eden kullarım! Suphesiz benim yarattıgım yeryuzu genistir. O halde yalnız bana kulluk edin

[57] Her can olumu tadacaktır. Sonunda bize donduruleceksiniz

[58] Iman edip guzel isler yapanları, (evet) muhakkak ki onları, altlarından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları cennet kosklerine yerlestirecegiz. (Boyle iyi) isler yapanların mukafatı ne guzeldir

[59] Ki onlar, sabretmis olup yalnız Rablerine guvenip dayanmaktadırlar

[60] Nice hayvanlar var ki, rızkını (biriktirip yanında) tasımıyor. Cunku onların da, sizin de rızkınızı Allah veriyor. O, her seyi isitir ve bilir

[61] Andolsun ki onlara, «Gokleri ve yeri yaratan, gunesi ve ayı buyrugu altında tutan kimdir?» diye sorsan «Allah» derler. O halde nasıl (haktan) cevrilip donduruluyorlar

[62] Allah, kullarından diledigine rızkı bol bol verir, diledigine de kısar. Suphesiz Allah, her seyi hakkıyla bilendir

[63] Andolsun ki onlara, «Gokten su indirip, onunla olumunun ardından yeryuzunu canlandıran kimdir?» diye sorsan, mutlaka, «Allah» derler. De ki: «(Oyleyse) hamd de Allah´a mahsustur.» Fakat cokları akıllarını kullanmazlar

[64] Bu dunya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, iste asıl hayat odur. Keske bilmis olsalardı

[65] Baksana, gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O´na has kılarak (ihlasla) Allah´a yalvarırlar. Fakat onları salimen karaya cıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah´a) ortak kosmaktadırlar

[66] Kendilerine verdiklerimize nankorluk etsinler ve safa sursunler bakalım! Ama yakında bilecekler

[67] Cevrelerinde insanlar kapılıp goturulurken (oldurulurken, ya da esir edilirken), bizim (Mekke´yi) guven icinde kudsi bir yer yaptıgımızı gormediler mi? Hala batıla inanıp Allah´ın nimetine nankorluk mu ediyorlar

[68] Allah´a karsı yalan uyduran, yahut kendisine hak gelmisken onu yalan sayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kafirlere yer mi yok

[69] Ama bizim yolumuzda cihad edenleri, elbette kendi yollarımıza eristirecegiz. Hic suphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir

Rûm

Surah 30

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Rumlar yenildi

[3] (Arapların bulundugu bolgeye) en yakın bir yerde onlar, bu yenilgilerinin ardından mutlaka galib geleceklerdir

[4] (Bu da) birkac yıl icinde (olacaktır). Onların bu yenilgilerinden once de sonra da emir Allah´ındır ve o gun muminler, sevineceklerdir

[5] (Bu da) Allah´ın yardımıyla (olacaktır). Allah diledigine yardım eder, galip kılar. O cok gucludur, cok merhamet edicidir

[6] Allah´ın vaadi budur. Allah, vaadinden caymaz. Fakat insanların cogu bilmezler

[7] Onlar, sadece bu dunya hayatının dıs yuzunu bilirler. Ahiretten ise onlar hep gafildirler

[8] Kendi iclerinde hic dusunmediler mi ki, Allah goklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her seyi ancak hak ile ve belirlenmis bir sure icin yaratmıstır? Gercekten insanların cogu, Rablerine kavusmayı inkar etmektedirler

[9] Onlar, yeryuzunde gezmediler mi ki, kendilerinden oncekilerin sonu nasıl olmus baksınlar? Onlar, kendilerinden daha gucluyduler. Topragı surmusler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha cok imar etmislerdi. Onlara da peygamberleri delillerle gelmislerdi. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardı

[10] Sonra o kotuluk edenlerin sonu cok kotu oldu. Cunku onlar, Allah´ın ayetlerini yalan saydılar ve onlarla alay ediyorlardı

[11] Allah yaratmayı ilkin yapar, sonra da cevirir, onu yeniden yapar. Sonra hep dondurulup O´na goturuleceksiniz

[12] Kıyamet saatinin gelip cattıgı gun suclular, her umidi keserler

[13] Allah´a ortak kostuklarından, kendilerine sefaat edecekler de bulunmaz. Onlar, o zaman Allah´a kostukları ortakları inkar ederler

[14] Kıyamet saatinin gelip cattıgı gun var ya, o gun (inananlarla inanmayanlar) ayrılırlar

[15] Simdi iman edip salih ameller yapmıs olanlara gelince, onlar bir bahce icinde neselenirler

[16] Ayetlerimizi ve ahiret bulusmasını yalan sayıp da kufredenlere gelince, iste onlar o zaman azab icinde hazır bulundurulurlar

[17] O halde aksama girdiginiz zaman da, sabaha girdiginiz zaman da tesbih Allah´ındır. (daima O, tesbih edilir)

[18] Goklerde ve yerde, ikindileyin de, ogleye erdiginiz zaman da hamd O´na mahsustur

[19] O, oluden diri cıkarır, diriden olu cıkarır ve topraga olumunden sonra hayat verir. Sizler de iste oyle cıkarılacaksınız

[20] O´nun ayetlerinden (kudretinin delillerinden)dir ki, sizi bir topraktan yarattı. Sonra da siz simdi yeryuzunde dagılıp yayılan insanlar oluverdiniz

[21] Yine O´nun ayetlerindendir ki, sizin icin nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye esler yaratmıs, aranıza bir sevgi ve merhamet koymustur. Suphesiz ki bunda dusunecek bir kavim icin nice ibretler vardır

[22] Yine goklerin ve yerin yaratılısı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı olusu da O´nun ayetlerindendir. Suphesiz ki bunda bilenler icin nice ibretler vardır

[23] Yine gecede ve gunduzde uyumanız ve lutfundan nasib aramanız da O´nun ayetlerindendir. Suphesiz ki bunda dinleyecek bir kavim icin nice ibretler vardır

[24] Yine O´nun ayetlerindendir ki, size hem korku ve hem de umut vermek icin simsegi gosteriyor. Ve gokten bir su indiriyor da onunla yeryuzune olumunden sonra hayat veriyor. Suphesiz ki bunda aklını kullanacak bir kavim icin nice ibretler vardır

[25] Yine gogun ve yerin, emriyle durması da O´nun ayetlerindendir. Sonra sizi bir tek cagırısla cagırdıgı zaman bir de bakarsınız ki (yerden diriltilip cıkarılıyorsunuz)

[26] Goklerde ve yerde kim varsa hepsi O´nundur. Hepsi de O´na itaat etmektedirler

[27] Hem yaratmayı ilkin yapan O´dur. Sonra onu cevirip yeniden yapacak olan da O´dur ki, bu O´na cok kolaydır. Goklerde ve yerde en yuksek san ve seref O´nundur. O cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[28] Allah, size kendinizden bir misal verdi: Hic size rızık olarak verdigimiz seylerde elleriniz altındaki kolelerinizden ortaklarınız bulunur da onlarla siz esit olur, aranızda birbirinizi saydıgınız gibi, onları da sayar mısınız? Iste biz, dusunecek bir kavim icin ayetleri boyle acıklıyoruz

[29] Fakat zulmedenler, bilgisizce hevalarına uydular. Artık Allah´ın sasırttıgını kim yola getirebilir? Onların yardımcıları da yoktur

[30] O halde yuzunu, Allah´ı bir tanıyarak dine, Allah´ın insanları uzerine yaratmıs oldugu fıtratına dogrult. Allah´ın yaratısında degisiklik bulunmaz. Dosdogru din budur. Fakat insanların cogu bilmezler

[31] Baskasından gecerek hep O´na gonul verin ve O´ndan sakının. Namaza devam edin ve musrilerden olmayın

[32] O musriklerden (olmayın ki) onlar, dinlerini ayırıp obek obek olmuslardır. Her grup kendilerindekine guvenmektedir

[33] Bununla beraber insanlara bir keder dokundugu zaman her seyden gecerek Rablerine yalvarır, dua ederler; sonra tarafından bir rahmet tattırıverdigi zaman da bakarsın onlardan bir kısmı tutar, O Rablerine ortak kosarlar

[34] Bunu da kendilerine verdigimiz nimetlere nankorluk etmek icin yaparlar. Haydi gecinedurun bakalım, yakında bileceksiniz

[35] Yoksa biz onlara bir delil indirmisiz de O´na ortak kosmalarını o mu soyluyor

[36] Bir de biz insanlara bir rahmet tattırdıgımız zaman ona guveniyorlar da; ellerinin onceden yaptıgı seyler sebebiyle baslarına bir fenalık gelirse, hemen her umidi kesiveriyorlar

[37] Onlar gormediler mi ki, Allah diledigi kimseye rızkı serer ve daraltır. Suphesiz ki bunda iman edecek bir kavim icin ibretler vardır

[38] O halde akrabaya da hakkını ver, yoksula da, yolcuya da... Bu, Allah´ın rızasını dileyenler icin daha hayırlıdır. Kurtulusa erecek olanlar da iste onlardır

[39] Insanların malları icinde artsın diye verdiginiz faiz, Allah yanında artmaz. Allah´ın rızasını dileyerek verdiginiz zekata gelince, iste onlar, malları kat kat artmıs olanlardır

[40] Allah, O´dur ki, sizi yarattı, sonra da size rızık verdi, sonra sizi oldurur, sonra sizi diriltir. Hic sizin ortak kostuklarınızdan, bunlardan birini yapacak olan var mı? Allah, onların ortak kostuklarından munezzeh ve yucedir

[41] Yaptıklarının bir kısmını tatsınlar diye insanların kendi ellerinin kazandıgı seyler yuzunden karada ve denizde fesat ortaya cıktı. Umulur ki onlar hakka donerler

[42] De ki: «Yeryuzunde bir gezin de bakın, bundan oncekilerin sonu nasıl olmus! Onların pek cogu musrik idiler.»

[43] Allah´tan geri cevrilmesine hicbir care olmayan bir gun gelmeden once yuzunu dosdogru, sabit dine cevir. O gun (gelince) insanlar birbirlerinden ayrılırlar

[44] Her kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir. Kim de salih amel islerse, onlar kendileri icin rahat bir yer hazırlamıs olurlar

[45] Cunku O, iman edip salih amel isleyenlere lutfundan mukafat verecektir. Cunku O, kafirleri sevmez

[46] Ruzgarları mujdeciler olarak gondermesi, size rahmetinden tattırması, emriyle gemilerin akıp gitmesi ve lutfundan rızık isteyip kazanmanız O´nun ayetlerindendir. Hem gerek ki sukredesiniz

[47] Andolsun ki biz, senden once bircok peygamberleri kavimlerine gonderdik de, onlara apacık delillerle vardılar. Onun uzerine gunah isleyenlerden intikam aldık. Muminlere yardım ise, bizim nezdimizde bir hak oldu

[48] Allah O´dur ki, ruzgarları gonderir de bir bulut savururlar. Derken onu gokyuzunde nasıl dilerse oyle serer, parca parca da eder. Derken yagmuru gorursun, aralarından cıkar. Derken onu kullarından kimlere diliyorsa dokuverdi mi derhal yuzleri guler

[49] Halbuki onlar, daha once uzerlerine yagmur indirilmeden evvel umidi kesmislerdi

[50] Simdi bak Allah´ın rahmetinin eserlerine! yeryuzunu olumunden sonra nasıl diriltiyor? Suphe yok ki O, mutlaka oluleri diriltir. O her seye kadirdir

[51] Andolsun ki biz, bir ruzgar gondersek de onu (rahmetin eseri olan ekini) sararmıs gorseler, mutlaka onun arkasından nankorluge baslarlar

[52] Cunku sen olulere isittiremezsin. O daveti, arkalarını donmus giderlerken sagırlara da duyuramazsın

[53] Korleri de sapıklıklarından hidayete getiremezsin. Sen ancak ayetlerimizi iman edeceklere duyurursun da onlar musluman olur, selameti bulurlar

[54] Allah O´dur ki, sizi gucsuz olarak yaratır, sonra gucsuzlugun arkasından kuvvet verir. Sonra kuvvetin arkasından yine gucsuzluge ve ihtiyarlıga getirir. O diledigini yaratır. Ve O, her seyi bilir, her seye gucu yeter

[55] Kıyamet kopacagı gun gunahkarlar dunyada bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Onlar onceden de boyle haktan cevriliyorlardı

[56] Kendilerine ilim ve iman verilenler de soyle diyecekler: «Andolsun ki, Allah´ın kitabında takdir edilmis olan tekrar dirilme gunune kadar kaldınız. Iste bu, dirilme gunudur. Fakat siz bunu bilmiyordunuz.»

[57] Artık o gun zulmedenlere mazeretleri fayda vermeyecektir. Onların dertlerinin caresine de bakılmayacaktır

[58] Andolsun ki, biz insanlar icin bu Kur´an´da her turlu meselden ornekler getirdik. Yemin ederim ki, sen onlara baska bir ayet de getirsen o kafirler yine: «Siz yalancılardan (uydurdugunuz sozu Allah´a nispet edenlerden) baskası degilsiniz.» diyeceklerdir

[59] Iste bilmeyenlerin kalblerini Allah boyle muhurler

[60] Simdi sen sabret. Cunku Allah´ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı saglam olmayanlar seni hafiflige sevketmesinler

Lokman

Surah 31

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Bunlar, o hikmetli kitabın ayetleridir

[3] O, guzellik ve iyilik yapanlar icin bir hidayet ve rahmettir

[4] Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler, ahirete de kesin olarak inanırlar

[5] Iste bunlar, Rableri tarafından bir hidayet uzeredirler. Kurtulusa erecek olanlar da iste onlardır

[6] Bayagı insanlardan kimi de vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve onu eglence yerine tutmak icin laf eglencesi (veya bos soz) satın alırlar. Iste onlar icin asagılayıcı bir azab vardır

[7] Onun karsısında ayetlerimiz okundugu zaman da sanki onları isitmemis, sanki kulaklarında bir agırlık varmıs gibi buyukluk taslayarak yuz cevirir. Iste onu, acı verecek bir azab ile mujdele

[8] Fakat iman edip de salih amel isleyenlere gelince, onlar icin nimet cennetleri vardır

[9] Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Bu, Allah´ın gercek bir vaadidir. O, cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[10] O, gokleri direksiz yarattı, onları goruyorsunuz. Yeryuzune de sizi calkalar diye agır baskılar (sabit ve buyuk daglar) bıraktı ve orada herbir hayvandan uretti. Hem biz gokten bir su indirdik de orada her guzel ciftten (veya her hos cesitten) bitkiler yetistirdik

[11] Iste bu, Allah´ın yarattıgıdır. Haydi gosterin bana O´ndan baskaları ne yaratmıstır? Fakat o zalimler, apacık bir sapıklık icindedirler

[12] Andolsun ki biz, Lokman´a «Allah´a sukret!» diye hikmet verdik. Kim sukrederse kendi iyiligine eder. Kim de nankorluk ederse, suphesiz ki Allah, hicbir seye muhtac degildir, daima ovulmeye layıktır

[13] Hani bir zaman Lokman, ogluna ogut vererek demisti ki: «Yavrucugum! Allah´a ortak kosma, cunku Allah´a ortak kosmak (sirk), elbette buyuk bir zulumdur.»

[14] Gerci biz insana, anasına ve babasına itaati de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık ustune zayıflıkla tasıdı. Onun sutten ayrılması da iki yıl icindedir. (Biz insana): «Bana, anana ve babana sukret» diye de tavsiye ettik. Donus, ancak banadır

[15] Bununla beraber eger her ikisi de bilmedigin bir seyi, bana ortak kosman hususunda seni zorlarsa, onlara itaat etme. Fakat dunyada onlarla iyi gecin ve bana yonelenlerin yolunu tut. Sonra donusunuz ancak banadır. O zaman ben de size yaptıklarınızı haber verecegim

[16] «Yavrucugum! Haberin olsun ki, yaptıgın bir hardal tanesi agırlıgınca olsa da, bir kaya icinde veya goklerde, yahut yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir, mizanına kor. Cunku Allah en ince seyleri bilir, her seyden haberdardır.»

[17] «Yavrucugum! Namazı kıl, iyiligi emret, kotulukten sakındır. Basına gelenlere sabret, cunku bunlar, azmi gerektiren islerdendir.»

[18] «Hem insanlara karsı avurdunu sisirme (kibirlenme) ve yeryuzunde calımla yurume. Cunku Allah ovunen ve kuruntu edenlerin hicbirini sevmez

[19] Yuruyusunde tabii ol, sesini alcalt, cunku seslerin en cirkini elbette eseklerin sesidir

[20] Gormediniz mi ki, Allah goklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin hizmetinize vermis, gizli ve acık olarak nimetlerini uzerinize yaymıstır. Bununla beraber insanlar icinde kimi de var ki, ne bir ilme, ne bir murside ve ne aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mucadele ediyor

[21] Onlara: «Allah´ın indirdigine tabi olun!» dendigi zaman: «Hayır, biz atalarımızı neyin uzerinde bulduksa, onun ardınca gideriz.» diyorlar. Ya seytan onları cehennnem azabına cagırıyor idiyse de mi onlara uyacaklar

[22] Oysa her kim iyilik yaparak yuzunu tertemiz Allah´a tutarsa, o gercekten en saglam kulpa yapısmıstır. Oyle ya butun islerin sonu Allah´a dayanır

[23] Kim de inkar ederse, artık onun inkarı seni uzmesin. Onlar donup bize gelecekler. O zaman biz onlara butun yaptıklarını haber verecegiz. Gercekten Allah, butun kalblerin ozunu bilir

[24] Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini agır bir azaba zorlarız

[25] Andolsun ki onlara: «Gokleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan, elbette «Allah» diyecekler. «Allah´a hamd olsun.» de. Fakat onların cogu bilmezler

[26] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Gercekten Allah, hicbir seye muhtac degildir, daima ovulmeye layıktır

[27] Eger yeryuzundeki agaclar hep kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz daha kendisine destek oldugu halde murekkep olsa, yine de Allah´ın kelimeleri yazmakla tukenmez. Suphesiz ki Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[28] Sizin yaratılmanız da tekrar diriltilmeniz de ancak bir tek nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Gercekten Allah her seyi isitir ve gorur

[29] Gormedin mi ki, Allah geceyi gunduze sokuyor, gunduzu geceye sokuyor. Gunes ile ayı da emrine boyun egdirmistir. Her biri belirli bir sureye kadar akıp gidiyor. Suphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[30] Bu da sundandır ki, Allah hakkın ta kendisidir. (Insanların) O´ndan baska taptıkları ise mutlaka batıldır. Suphesiz ki Allah, cok yucedir, cok buyuktur

[31] Gormedin mi ki Allah, ayetlerinden bir kısmını size gostersin diye gemiler, Allah´ın nimetiyle denizde akıp gidiyor. Suphesiz bunda cok sabredenler ve cok sukredenler icin nice ibretler vardır

[32] Onları kara bulutlar gibi bir dalga sardıgı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah´a yalvarırlar. Onları kurtarıp karaya cıkardıgı zaman ise iclerinden dogru giden de bulunur. Bizim ayetlerimizi oyle nankor gaddarlardan baskası inkar etmez

[33] Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir gunden korkun ki, baba cocuguna hicbir fayda veremez. Cocuk da babasına hicbir seyle fayda saglayacak degildir. Suphesiz Allah´ın vaadi gercektir. O halde dunya hayatı sizi aldatmasın, sakın o cok aldatıcı seytan sizi Allah´ın affına guvendirerek aldatmasın

[34] Suphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yagmuru O yagdırır, rahimlerde ne varsa (erkek veya disi olusunu, renk ve ozelliklerini) O bilir. Hicbir kimse yarın ne kazanacagını bilmez. Hicbir kimse hangi yerde olecegini de bilemez. Suphesiz ki Allah her seyi hakkıyla bilir, her seyden haberdardır

Secde

Surah 32

[1] Elif, Lam, mim

[2] Kendisinde suphe olmayan bu kitabın indirilisi, alemlerin Rabbi olan Allah tarafındandır

[3] Yoksa onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? Hayır, o senden once kendilerine bir uyarıcı gelmemis olan bir kavmi korkutman icin, Rabbin tarafından gelen bir haktır. Gerek ki, hidayeti kabul ederler

[4] Allah O´dur ki, gokleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı gunde yaratmıs, sonra Ars uzerine istiva buyurmustur (hakim olmustur). Sizin icin O´ndan baska ne bir dost vardır, ne de bir sefaatci! Artık dusunmeyecek misiniz

[5] O, gokten yere, (yukarıdan asagıya) isleri duzenler, sonra da o isler, sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir gunde O´na yukselir

[6] Iste goruleni de gorulmeyeni de bilen, her seye gucu yeten, cok merhametli olan O´dur

[7] Yarattıgı her seyi guzel yaratan ve insanı yaratmaya bir camurdan baslayan O´dur

[8] Sonra da onun soyunu suzulmus bir ozden, degersiz bir sudan yaratmıstır

[9] Sonra onu duzenli bir sekle sokup, icine kendi ruhundan ufurdu. Ve sizin icin kulaklar, gozler ve gonuller var etti. Siz pek az sukrediyorsunuz

[10] Onlar: «Biz yerde kaybolup gittikten sonra, gercekten biz mi yeni bir yaratılısta bulunacagız?» dediler. Fakat onlar Rablerine kavusmayı (O´nun huzuruna varacaklarını) inkar eden kafirlerdir

[11] De ki: «Size vekil kılınmıs olan olum melegi canınızı alacak, sonra dondurulup Rabbinize goturuleceksiniz.»

[12] Ey Muhammed! Gunahkarların, Rablerinin huzurunda basları one egilmis olarak: «Ey Rabbimiz! Gorduk ve dinledik, simdi bizi geri cevir de salih bir amel isleyelim, cunku biz artık kesin bir sekilde inanıyoruz.» derlerken bir gorsen

[13] Eger biz dilemis olsaydık her nefse hidayetini verirdik. Fakat benden: «Butun insanlar ve cinlerden cehennemi elbette dolduracagım.» sozu hak olmustur

[14] «O halde bu gununuzle karsılasmayı unuttugunuzdan dolayı tadın azabı! Iste biz de sizi unuttuk. Yapmakta oldugunuz isler yuzunden tadın ebedi azabı!»

[15] Bizim ayetlerimize oyle kimseler iman eder ki, onlarla kendilerine ogut verildigi zaman secdelere kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de buyukluk taslamazlar

[16] Onların yanları yataklardan uzaklasır, korku ve umid icinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdigimiz rızıklardan hayıra sarfederler

[17] Simdi hic kimse kendileri icin, yaptıklarına karsılık gozler aydınlıgı olacak seylerden neler gizlenmis oldugunu bilemez

[18] Oyle ya iman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? Onlar esit olamazlar

[19] Evet, iman edip de salih amelleri isleyen kimselerin, yaptıklarına karsılık bir konukluk (agırlanma) olarak me´va (barınak) cennetleri vardır

[20] Ama fasıklık etmis olanların barınakları atestir. Oradan her cıkmak istediklerinde oraya geri cevrilirler ve kendilerine: «Haydi tadın o atesin yalanlayıp durdugunuz azabını!» denir

[21] Su bir gercek ki, onlara o en buyuk azabdan once yakın azabdan (dunyada) da tattıracagız. Umulur ki, (kotulukten) donerler

[22] Rabbinin ayetleriyle kendisine ogut verilip de, sonra onlardan yuz ceviren kimseden daha zalim kim olabilir? Gercekten biz, gunahkarlardan intikam alacagız

[23] Andolsun ki biz vaktiyle Musa´ya kitap vermistik. Simdi de sen ona (oyle bir kitaba) kavusmaktan suphe icinde olma. Biz onu Israilogullarına dogru yolu gostren bir rehber kılmıstık

[24] Onların icinden, sabrettikleri zaman bizim emrimizle dogru yola ileten onderler yetistirmistik. Onlar, bizim ayetlerimize kesin bir sekilde inanıyorlardı

[25] Simdi ihtilafa dustukleri seyler hakkında suphesiz ki Rabbin kıyamet gunu aralarında ayırıcı hukmu verecektir

[26] Kendilerinden once, yurtlarında gezip dolasmakta oldukları nice kusakları helak etmis olmamız, daha onları dogru yola iletmedi mi? Suphesiz bunda nice ibretler vardır. Hala kulak vermeyecekler mi

[27] Ya hic gormediler mi ki, biz kır yere suyu salıveriyoruz da onunla bir ekin cıkarıyoruz. Ondan hayvanları da yiyor, kendileri de. Hala gozlerini acmayacaklar mı

[28] Bir de «Ne zaman o fetih, eger dogru soyluyorsanız?» diyorlar

[29] De ki: «Inkar edenlere o fetih gunu iman etmeleri fayda vermez ve onlara goz actırılmaz.»

[30] Simdi sen onlardan yuz cevir de gozet. Cunku onlar da gozetmektedirler

Ahzâb

Surah 33

[1] Ey peygamber! Allah´tan kork, kafirlere ve munafıklara itaat etme. Muhakkak ki Allah her seyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir

[2] Rabbinden sana ne vahyediliyorsa onun ardınca git. Muhakkak ki Allah ne yaparsanız haberdardır

[3] Allah´a guven, vekil olarak Allah yeter

[4] Allah bir adam icin icinde iki kalb yapmamıstır. Kendilerinden zıhar yaptıgınız eslerinizi analarınız kılmamıstır. Evlatlıklarınızı da ogullarınız kılmamıstır. O sizin agzınızdaki lafınızdır. Allah ise hakkı soyluyor ve dogru yolu gosteriyor

[5] Onları (evlatlıkları) babaları adına cagırın. Allah yanında o daha dogrudur. Eger babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin dinde kardesleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata ettiklerinizde uzerinize bir gunah yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiginde vardır. Allah, cok bagıslayıcı ve cok merhamet edicidir

[6] Peygamber, muminlere kendi nefislerinden once gelir. O´nun hanımları da onların analarıdır. Akraba da Allah´ın kitabında birbirlerine, diger muminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir maruf (uygun bir vasiyet) yapmanız mustesnadır. Bu, kitapta yazılıdır

[7] Unutma o peygamberlerden misaklarını (kesin sozlerini) aldıgımız vakti! Hele senden, Nuh, Ibrahim, Musa ve Meryemoglu Isa´dan ki onlardan agır bir misak (saglam bir soz) aldık

[8] (Bunu Allah), sadıklara sadakatlerinden sormak icin yaptı. Kafirler icin ise acı verecek bir azab hazırladı

[9] Ey iman edenler! Allah´ın uzerinizdeki nimetini anın. Hani size ordular gelmisti de uzerlerine bir ruzgar ve sizin gormediginiz ordular salıvermistik. Allah ne yaptıgınızı goruyordu

[10] O zaman onlar, hem ustunuzden gelmislerdi, hem asagı tarafınızdan ve o vakit gozler kaymıs, yurekler gırtlaklara dayanmıstı. Siz Allah´a turlu turlu zanlarda bulunuyordunuz

[11] Iste burada muminler imtihan edilmis ve siddetli bir sarsıntı ile sarsılmıslardı

[12] O vakit munafıklar ve kalblerinde bir hastalık bulunanlar: «Allah ve Resulu bize bir aldanıstan baska bir vaad yapmamıs.» diyorlardı

[13] O vakit bunlardan bir grup: «Ey Medine halkı! Sizin icin duracak yer yok, hemen donun.» diyorlardı. Yine onlardan bir kısmı da Peygamberden izin istiyor, evlerimiz gercekten (dusmana) acıktır.» diyorlardı, halbuki acık degildi, sadece kacmak istiyorlardı

[14] Eger onların her tarafından uzerlerine girilse de sonra fitne cıkarmaları istenilse derhal onu yapacaklardı. Ama onunla da pek az duracaklardı

[15] Halbuki bundan once Allah´a ahid vermislerdi. Arkalarını donmeyeceklerdi. Allah´a verilen ahid ise mesuliyetlidir, mutlaka sorulur

[16] De ki: «Eger olumden veya oldurulmekten kacıyorsanız, kacmak size asla fayda vermez. Verecegini varsaydıgınız takdirde de ancak pek az faydalandırılırsınız.»

[17] De ki: «Eger Allah size bir felaket diler veya bir rahmet murad ederse, sizi Allah´tan saklamak kimin haddine?» Hem onlar kendilerine Allah´tan baska bir veli de bulamazlar, bir yardımcı da

[18] Suphesiz Allah, icinizden o savsaklayanları ve kardeslerine: «Bize gelin» diyenleri biliyor. Onlar harbe pek az geliyorlardı

[19] Size karsı kıskanclık ediyorlardı. Derken o korku hali gelince, gordun onları ki, olumden baygınlık sarmıs kimse gibi gozleri donerek sana bakıyorlardı. O korku gidince, size keskin keskin diller sıyırdılar. Onlar hayra karsı kıskanclık ediyorlardı. Iste bunlar iman etmediler de Allah amellerini bosa cıkardı. Bu Allah´a gore onemsizdir

[20] Onlar ahzabı (dusman birliklerini) gitmedi sanıyorlardı. Eger o birlikler bir daha gelecek olursa, colde bedevi Araplar icinde yer alıp, sizin haberlerinizden (basınıza geleceklerden) sormayı isterler. Onlar icinizde kalacak olsalar da pek az harb ederler

[21] Sanım hakkı icin muhakkak ki size Resullulah´da pek guzel bir ornek vardır. Allah´a ve son gune umit besler olup da Allah´ı cok zikreden kimseler icin

[22] Muminler, ahzabı (dusman birliklerini) gordukleri zaman: «Iste bu, Allah´ın ve Resulu´nun bize vaad ettigi seydir. Allah ve Resulu dogru soyledi.» dediler. Bu onların imanını ve teslimiyetini artırmaktan baska bir sey yapmadı

[23] Muminlerdendir o erler ki Allah´a verdikleri ahde sadakat gosterdiler. Kimi adagını odedi (canını verdi), kimi de beklemektedir. Onlar, ahidlerini hic degistirmediler

[24] Cunku Allah sadıklara sadakatleriyle mukafat verecek, dilerse munafıklara da azab edecek veya tevbe nasib edecektir. Suphe yok ki Allah cok bagıslayıcıdır. Cok merhamet edicidir

[25] Hem Allah kafirleri herhangi bir hayra ulasmadan hınclarıyle defetti. Bu sekilde Allah, muminlere savasta kafi geldi. Allah cok gucludur, cok ustundur

[26] Hem de kitap ehlinden onlara yardım edenleri kalplerine korku dusurerek kalelerinden indirdi, siz onların bir kısmını katlediyordunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz

[27] (Allah) onların arazilerini, yurtlarını ve mallarını size miras kıldı. Bir de henuz ayak basmadıgınız bir yeri (size miras kıldı). Allah, her seye kadirdir

[28] Ey peygamber! Hanımlarına soyle soyle: «Eger dunya hayatını ve zinetini istiyorsanız, haydi gelin, sizi donatayım ve guzellikle bırakıp salıvereyim

[29] Yok eger Allah ve Resulunu ve ahiret yurdunu istiyorsanız, haberiniz olsun ki, Allah icinizden guzellik edenlere pek buyuk bir ecir hazırlamıstır

[30] Ey peygamberin hanımları! Sizden her kim bir terbiyesizlik ederse ona azab iki kat katlanır. Bu Allah´a gore cok kolaydır

[31] Yine sizden her kim Allah´a ve Resulu´ne boyun eger, salih bir amel islerse, ona da mukafatını iki kat veririz. Hem onun icin bol bir rızık hazırlamısızdır

[32] Ey peygamberin hanımları! Siz kadınlardan herhangi biri gibi degilsiniz. Eger takva ile korunacaksanız, konusurken kırıtmayın da kalbinde bir hastalık bulunan kimse tamaha dusmesin. Guzel ve dosdogru soz soyleyin

[33] Hem vakarınızla evlerinizde durun da onceki cahiliyet devrinde oldugu gibi suslenip cıkmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah ve Resulu´ne itaat edin. Ey ehli beyt! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz, pampak yapmak istiyor

[34] Oturun da evlerinizde okunan Allah´ın ayetlerini ve hikmeti anın. Suphe yok ki Allah lutuf sahibidir ve her seyden haberdardır

[35] Suphe yok ki musluman erkeklerle musluman kadınlar, mumin erkeklerle mumin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlar, sadık erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mutevazi erkeklerle mutevazi kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruc tutan erkeklerle oruc tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah´ı cok zikreden erkeklerle Allah´ı cok zikreden kadınlar var ya, iste onlar icin Allah bir magfiret ve buyuk bir mukafat hazırlamıstır

[36] Bununla beraber Allah ve Resulu bir ise hukmettigi zaman, gerek mumin bir erkek ve gerekse mumin bir kadın icin, o islerinde baska bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulune asi olursa acık bir sapıklık etmis olur

[37] Hem hatırla o vakti ki, o kendisine Allah´ın nimet verdigi ve senin de ikramda bulundugun kimseye: «Hanımını kendine sıkı tut ve Allah´tan kork» diyordun da nefsinde Allah´ın acacagı seyi gizliyordun. Insanlardan cekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha layıktı. Sonra Zeyd o kadından ilisigini kestigi zaman, biz onu sana es yaptık ki, ogulluklarının iliskilerini kestikleri hanımlarını nikahlamada muminlere bir darlık olmasın. Allah´ın emri de yerine getirilmistir

[38] Peygambere Allah´ın takdir ettigi, mubah kıldıgı seyde bir darlık yoktur. Bundan once gecen butun peygamberler hakkında Allah´ın sunneti boyledir. Allah´ın emri ise bicilmis bir kaderdir

[39] Onlar, Allah´ın gonderdiklerini teblig ederler ve O´ndan korkarlar, Allah´tan baska kimseden korkmazlardı. Hesap gorucu olarak da Allah yeter

[40] Muhammed, sizin adamlarınızdan hicbirinin babası degildir. Ama Allah´ın Resulu ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her seyi hakkiyle bilendir

[41] Ey iman edenler! Allah´ı cokca anın

[42] Ve O´nu sabah aksam tesbih edin

[43] Sizleri karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin melekleri ile birlikte uzerinize rahmet ve bereket indiren O´dur ve O, muminlere cok merhametlidir

[44] O´na kavusacakları gun muminlere esenlik dilegi selamdır. (Allah) onlar icin comertce bir mukafat hazırlamıstır

[45] Ey peygamber! Biz seni hem bir sahit, hem bir mujdeci, hem bir uyarıcı olarak gonderdik

[46] Ve hem de izniyle Allah´a bir davetci ve nurlar sacan bir kandil (olarak gonderdik)

[47] Muminlere mujdele! Onlara Allah´tan bir mukafat vardır

[48] Kafirlere ve munafıklara itaat etme, onların ezalarını bırak (aldırma) da Allah´a tevekkul et. Allah vekil olarak hepsine yeter

[49] Ey iman edenler! Mumin kadınları nikah edip de sonra onlara dokunmadan bosadıgınız zaman, sizin icin uzerlerinde sayacagınız bir iddet hakkınız yoktur. Derhal mut´alarını (mehirleri belirlenmedigi takdirde yararlanacakları bir mal) verip onları guzel bir sekilde salıverin

[50] Ey peygamber! Biz bilhassa sana sunları helal kıldık: Mehirlerini vermis oldugun eslerini, Allah´ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip oldugun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmis olanları, bir de mumin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istedigi takdirde, onu baska muminlere degil de sadece sana mahsus olmak uzere helal kıldık. Onlara esleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldıgımızı biliyoruz. Bunlar sana hicbir darlık olmaması icindir. Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[51] Onlardan diledigini geri bırakır, diledigini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktıgın kadınlardan diledigini yanına almanda da sana bir gunah yoktur. Onların gozleri aydın olup uzulmemelerine ve kendilerine verdigin ile hepsinin hosnut olmalarına en elverisli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her seyi bilir ve yumusak davranır

[52] Bundan baska kadınlar sana helal olmaz. Bunları baska eslerle degistirmek de olmaz. Isterse guzellikleri hosuna gitsin. Ancak sahip oldugun cariyen baska. Allah her seye gozcu bulunuyor

[53] Ey iman edenler! Peygamberin evlerine vaktine bakmaksızın ve yemege izin verilmedikce girmeyin. Fakat cagırıldıgınız vakit girin. Yemegi yediginizde de hemen dagılın. Sohbet etmek icin de izinsiz girmeyin. Cunku bu haliniz peygambere eziyet veriyor, ama o sizden utanıyor. Fakat Allah gercegi soylemekten utanmaz. Hem O´nun hanımlarına bir ihtiyac soracagınız vakit de perde arkasından sorun. Boyle yapmanız hem sizin kalbleriniz ve hem de onların kalbleri icin daha temizdir. Hem sizin Resulullah´a eziyet etmeye hakkınız yoktur. Ondan sonra hanımlarını da ebediyyen nikah edemezsiniz. Cunku bu Allah katında cok buyuk bir gunahtır

[54] Siz bir seyi acıklasanız da gizleseniz de suphe yok ki Allah her seyi bilmektedir

[55] Onlar (peygamberin esleri) icin babaları, ogulları, kardesleri, erkek kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogulları, kendi kadınları (kadın dostları) ve sahip oldukları koleleri hakkında bir gunah yoktur. Bununla beraber (ey Peygamberin hanımları) Allah´tan korkun. Cunku Allah her seye sahit bulunuyor

[56] Gercekten Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona teslimiyetle salat ve selam edin

[57] Suphesiz ki Allah´a ve Resulu´ne eziyet verenlere Allah hem dunyada, hem ahirette lanet etmistir. Onlara asagılayıcı bir azab hazırlamıstır

[58] Mumin erkeklere ve mumin kadınlara yapmadıkları bir seyden dolayı eziyet edenler de bir iftira ve acık bir gunah yuklenmislerdir

[59] Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve muminlerin kadınlarına hep soyle de cilbablarından (dıs elbiselerinden) uzerlerini sımsıkı ortsunler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverisli olandır. Bununla beraber Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[60] Andolsun ki, eger munafıklar ve kalblerinde bir hastalık olanlar ve Medine´de dedikodu yapanlar, bu yaptıklarından vazgecmezlerse, mutlaka seni onlara musallat ederiz. Sonra seninle orada az bir zamandan fazla komsu kalamazlar

[61] Melun olarak nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve oldurulurler

[62] Allah´ın bundan once gecenler hakkındaki kanunu budur. Ve sen Allah´ın kanununu degistirmeye asla care bulamazsın

[63] Insanlar sana kıyamet saaatini soruyorlar. De ki: «Onun ilmi ancak Allah´ın nezdindedir. Ne bilirsin belki kıyamet yakında olur.»

[64] Su muhakkak ki, Allah kafirleri lanetlemis ve onlara cılgın bir ates hazırlamıstır

[65] (Onlar) orada ebedi kalırlar ve ne bir dost bulabilirler, ne de bir yardımcı

[66] O gun yuzleri ates icinde cevirilirken: «Ah keske Allah´a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!» derler

[67] Yine derler ki: «Ey Rabbimiz! Biz beylerimize ve buyuklerimize itaat ettik de bizi yanlıs yola goturduler.»

[68] «Ey Rabbimiz! Onlara azabın iki katını ver ve kendilerini buyuk bir lanet ile lanetle.»

[69] Ey iman edenler: Sizler Musa´ya eziyet edenler gibi olmayın. Eziyet ettiler de Allah onu, onların soylediklerinden temize cıkardı. O, Allah yanında mevki sahibi idi

[70] Ey iman edenler! Allah´tan korkun ve saglam soz soyleyin

[71] Ki (Allah) islerinizi yoluna koysun ve gunahlarınızı bagıslasın. Her kim Allah´a ve Resulu´ne itaat ederse, o gercekten buyuk murada ermistir

[72] Biz o emaneti goklere, yere ve daglara arz ettik, onlar, onu yuklenmeye yanasmadılar, ondan korktular da onu insan yuklendi. O gercekten cok zalim ve cok cahildir

[73] Cunku Allah munafık erkeklerle munafık kadınlara, musrik erkeklerle musrik kadınlara azab edecek, mumin erkeklerle mumin kadınların da tevbelerini kabul edecektir. Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

Sebe'

Surah 34

[1] Hamd, o Allah´ındır ki goklerde ne var, yerde ne varsa hep O´nundur. Ahirette de hamd O´nundur. O hukum ve himet sahibidir, herseyden haberdardır

[2] Yere ne giriyor ve ondan ne cıkıyor, gokten ne iniyor ve ona ne cıkıyorsa (Allah) hepsini bilir. O cok merhamet edicidir. Cok bagıslayıcıdır

[3] Inkar edenler: «Bize o kıyamet saati gelmez.» dediler. De ki: «Hayır, oyle degil, gaybı bilen Rabbim hakkı icin kıyamet size mutlaka gelecektir. O´nun ilminden goklerde ve yerde zerre kadar bir sey kacmaz. Bundan daha kucuk ve daha buyuk ne varsa, hepsi muhakkak acık bir kitaptadır.»

[4] Cunku Allah iman edip iyi ameller isleyenlere mukafat verecektir. Iste onlar icin bir magfiret ve comertce verilmis bol rızık vardır

[5] Ayetlerimizi hukumsuz bırakmak icin yarısanlara gelince, onlar icin de pek kotu ve elem verici bir azab vardır

[6] Kendilerine ilim verilmis olanlar goruyorlar ki, Rabbinden sana indirilen Kur´an, hakkın kendisidir. O, gucune nihayet olmayan, her hamde layık bulunan Allah´ın yolunu gosteriyor

[7] Boyle iken inkar edenler soyle dediler: «Siz oldukten sonra, didik didik parcalandıgınız vakit, yeniden bir yaratılıs icinde bulunacaksınız diye, size birtakım haberler veren kisiyi gosterelim mi?»

[8] O, bir yalanı Allah´a iftira mı etti, yoksa kendisinde bir delilik mi var?» Hayır, dogrusu ahirete inanmayanlar, derin bir sapıklıkla azab icindedirler

[9] Ya gokten ve yerden onlerindekine ve arkalarındakine bir bakmazlar mı? Dilesek kendilerini yere geciriveririz. Yahut gokten uzerlerine parcalar dusuruveririz. Suphesiz bunda Allah´a yonelen (hakka gonul veren) her kul icin bir ibret vardır

[10] Andolsun ki, biz Davud´a tarafımızdan bir fazilet verdik. «Ey daglar! Onunla beraber tesbih edin.» dedik ve bunu kuslara da (emrettik) ve ona demiri yumusattık

[11] Bol bol zırhlar yap ve bicimlemede olcuyu gozet dedik. Siz de iyi isler yapın, cunku ben her yapacagınızı gozetiyorum

[12] Suleyman´ın emrine de ruzgarı verdik. Sabah gidisi bir aylık, aksam donusu bir aylık yol idi. Erimis bakır menbaını da ona sel gibi akıttık. Hem Rabbi´nin izniyle elinin altında cinlerden de calısan vardı. Onlardan da kim emrimizden dısarı cıkarsa ona ates azabından tattırırdık

[13] Onlar, ona mihrablar, timsaller (heykeller) ve havuzlar gibi canaklar ve sabit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Calısın ey Davud hanedanı, sukur icin calısın. Ama kullarım icinde sukreden azdır

[14] Ne zaman ki Suleyman´a olumu hukmettik, cinlere onun olumunu sezdiren olmadı. Yalnız bir guve bocegi yere dayandıgı asasını yiyordu. Bu sebeple Suleyman yere yıkılınca ortaya cıktı ki, cinler eger gaybı bilir olsalar o zilletli azab icinde bekleyip durmazlardı

[15] Andolsun ki Sebe´ kavmi icin oturdukları yerde bir ibret vardı: Sag ve soldan iki bahce! (onlara): «Rabbinizin rızkından yiyin de O´na sukredin, ne guzel bir belde ve cok bagıslayıcı bir Rab!» (denildi)

[16] Fakat onlar (sukurden yuz cevirdiler) bakmadılar. Biz de uzerlerine Arim selini salıverdik ve o guzelim iki bahcelerini buruk yemisli, ılgınlık ve icinde biraz da sidir agacı bulunan iki harap bahceye cevirdik

[17] Bunu onlara nankorluklerinin cezası yaptık ve biz hep boyle cok nankor olanları cezalandırırız

[18] Biz onlarla o bereket verdigimiz memleketler arasında, sırt sırta sehirler meydana getirmistik. Ve onlar da muntazam gidis gelis duzenledik. (Onlara): Buralarda gecelerce ve gunduzlerce emniyet icinde gezip yuruyun (dedik)

[19] Buna karsı onlar: «Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklastır» dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere cevirdik ve tamamen didik didik dagıttık. Suphesiz ki bunda cok sukredecek her sabırlı icin elbette ibretler vardır

[20] Yine yemin ederim ki, Iblis onlar hakkındaki zannını hakikaten dogru buldu da iclerinde muminlerden ibaret bir gruptan baskası ona uydular

[21] Halbuki Iblis´in onlar uzerinde hicbir saltanat kudreti yoktu. Fakat biz ahirete imanı olanı belli edecek, ondan suphe icinde bulunandan ayırt edecektik. Oyle ya Rabb´in her seyi gozetleyendir

[22] De ki: «Allah´ı bırakıp da tanrı saydıgınız putlarınıza istediginiz kadar yalvarın. Onların ne goklerde, ne yerde zerre kadar gucleri yetmez. Onların, bunlarda bir ortaklıgı da yok. Allah´ın da onlardan bir yardımcısı yoktur.»

[23] Allah´ın huzurunda sefaat da fayda vermez. Ancak izin verdigi kimseninki mustesna. Nihayet kalblerinden dehset giderildigi zaman «Rabbiniz ne buyurdu?» derler. (Sefaat sahipleri de): «Hakkı soyledi» derler. O, her seyden yuksek ve buyuktur

[24] De ki: «Size goklerden ve yerden rızık veren kimdir?» Yine de ki: «Allah´tır, herhalde ya biz, ya da siz mutlak bir hidayet uzerindeyiz veya acık bir sapıklık icindeyiz.»

[25] De ki: «Siz bizim yaptıgımız gunahlardan sorumlu tutulmazsınız. Biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız.»

[26] De ki: «Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hak hukmu ile aramızı ayıracaktır. Asıl hukum veren ve her seyi bilen O´dur.»

[27] De ki: «O´na ortak diye takıstırdıklarınızı bana gosterin bakayım! Hayır, oyle sey yoktur, dogrusu guclu ve hikmet sahibi olan ancak Allah´tır.»

[28] Biz seni ancak butun insanlara bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak gonderdik. Fakat insanların cogu bilmezler

[29] Ve: «Eger gercekciyseniz bu vaad ne zaman olacak?» diyorlar

[30] De ki: «Size vaad edilen oyle bir gundur ki, ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri gecebilirsiniz.»

[31] Kafirler: «Biz ne bu Kur´an´a inanırız, ne de ondan oncekilere.» dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rablerinin huzuruna durduruldukları zaman, birbirlerine soz atarken bir gorsen! Bir taraftan zayıf dusurulenler, o buyukluk taslayanlara: «Siz olmasaydınız biz mutlaka mumin olurduk» derler

[32] Diger taraftan buyukluk taslayanlar, zayıf dusurulenlere: «Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi cevirdik? Hayır, siz kendiniz sucluydunuz.» derler

[33] O zayıf dusurulenler de o buyukluk taslayanlara: «Hayır, (isiniz) gece, gunduz hilekarlıktı. Cunku siz bize Allah´ı inkar etmemizi ve O´na es kosmamızı emrediyordunuz.» derler. Bunlar azabı gordukleri zaman iclerinden pismanlık getirmektedirler. Biz de o kafirlerin boyunlarına demir halkalar gecirmisizdir. Onlar sadece yaptıklarının cezasını cekiyorlardır

[34] Biz herhangi bir memlekete tehlikeyi haber veren bir uyarıcı gonderdikse, mutlaka oranın refah ile sımartılmıs olanları: «Biz sizin gonderildiginiz seyleri tanımayız.» dediler

[35] Ve yine dediler ki: «Biz malca da daha coguz, evlatca da, bize azab edilmez.»

[36] De ki: «Rabbim rızkı diledigine genisletir, diledigine sıkar. Fakat insanların cogu bilmezler.»

[37] Halbuki sizi huzurumuza yaklastıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız degildir. Ancak iman edip de salih amel isleyenlere gelince, iste onların amellerine karsı kendilerine kat kat mukafat vardır. Onlar cennet kosklerinde emniyet icindedirler

[38] Ayetlerimizi hukumsuz bırakmak icin yarısanlara gelince, iste onlar Hakk´ın huzuruna azab icinde getirileceklerdir

[39] De ki: «Gercekten Rabbim kullarından diledigi kimseye rızkı hem genisletir, hem daraltır. Her neyi hayra harcarsanız O, onun yerine baskasını verir. Hem O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

[40] O gun Allah, onları hep birlikte mahsere toplayacak, sonra meleklere: «Sunlar size mi tapıyorlardı?» diyecektir

[41] Onlar da: «Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karsı sıgınacak velimiz sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Cogu onlara inanmıslardı.» diyecekler

[42] Iste o gun birbirinize ne bir menfaate, ne de bir zarara sahip olabilirsiniz. Ve biz o zulmedenlere: «Tadın bakalım o yalan deyip durdugunuz atesin azabını!» deriz

[43] Karsılarında acık deliller halinde ayetlerimiz okundugu zaman o zalimler: «Bu, baska degil, sırf sizi atalarınızın taptıgı tanrılardan men etmek isteyen bir adam.» dediler. Ve: «Bu (Kur´an), baska bir sey degil, sırf uydurulmus bir iftira» dediler. O kafirler, hak kendilerine geldigi zaman: «Bu apacık bir sihirden baska bir sey degil.» dediler

[44] Halbuki biz onlara oyle ders alacakları kitaplar gondermedik. Kendilerine senden once bir uyarıcı da gondermedik

[45] Onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Hem bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine eremediler. Peygamberlerimi yalanladılar, ama beni inkar edisin sonu nasıl oldu

[46] De ki: «Size sadece bir tek nasihat edecegim. Soyle ki: Allah icin ikiser, ucer ve teker teker kalkarsınız, sonra da iyi dusunursunuz.» Arkadasınızda (peygamberde) delilikten eser yoktur. O, yalnız siddetli bir azabın onunde, sizi sakındıracak bir peygamberdir

[47] De ki: «Ben sizden herhangi bir ucret istemem, O sizin icindir. Benim ecrim ancak Allah´a aittir. O, her seye sahittir.»

[48] De ki: «Gercekten Rabbim, hakkı yerli yerine koyar. O, gaybları hakkıyla bilendir.»

[49] De ki: «Hak geldi, batılın onu de kalmaz, sonu da.»

[50] De ki: «Eger ben yanılırsam, yalnız kendi adıma yanılırım. Ve eger hidayeti bulmussam, bilinmeli ki Rabbimin bana vahiy vermesiyledir. Cunku O, yakındır, isitir, isittirir.»

[51] Onları telasa dustukleri zaman gorsen: Artık kacamak yoktur. Yakın yerden yakalanmıslardır

[52] Ve: «O´na iman ettik» demektedirler. Fakat onlar icin (ahiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ulasabilmek) nerede

[53] Halbuki daha once (dunyada) O´nu inkar etmislerdi. Uzak yerden gayba tas atıyorlardı

[54] Artık kendileriyle arzularının arasına set cekilmistir. Tıpkı bundan once benzerlerine yapıldıgı gibi. Cunku hepsi iskilli bir suphe icinde bulunuyorlardı

Fâtır

Surah 35

[1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, melekleri ikiser, ucer, dorder kanatlı elciler kılan Allah´a mahsustur. O, yaratmada diledigi kadar artırır. Gercekten Allah her seye kadirdir

[2] Allah, insanlara rahmetinden neyi acarsa artık onu tutacak, kısacak olan yoktur. Her neyi de tutar kısarsa, onu da, ondan sonra salacak yoktur. O, cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[3] Ey insanlar! Allah´ın uzerinizdeki nimetini anın. Allah´tan baska bir yaratıcı mı var? O size gokten ve yerden rızık verir. O´ndan baska ilah yoktur. O halde (haktan) nasıl cevrilirsiniz

[4] Eger onlar seni yalanlıyorlarsa, senden once bircok peygamberler de yalanlandılar. Butun isler Allah´a dondurulur

[5] Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah´ın vaadi muhakkak haktır. Sakın bu dunya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı seytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın

[6] Cunku seytan size dusmandır. Siz de onu dusman tutun. O etrafına toplanan taraftarlarını ancak cehennemliklerden olsunlar diye davet eder

[7] Inkar edenler icin siddetli bir azab vardır. Iman edip salih amel isleyenler icin de bir bagıslanma ve buyuk bir mukafat vardır

[8] Ya kotu ameli kendisine allanmıs pullanmıs da onu guzel gormus olan kimse de mi (iman edip salih amel isleyenler gibi olacak)? Suphe yok ki Allah diledigini sasırtır, diledigini de dogru yola cıkarır. O halde canın onlara karsı hasretlerle (uzuntulerle) sıkılıp gitmesin. Cunku Allah, onların butun yaptıklarını bilir

[9] Ruzgarları gonderip bir bulut kaldıran da Allah´tır. Derken biz o (bulutu) olmus bir beldeye sevketmisizdir. Boylece yeryuzune olmunden sonra onunla hayat veririz. Iste o dirilme de boyledir

[10] Her kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamıyla Allah´ındır. O´na hos kelimeler yukselir, onu da salih amel yukseltir. Kotulukler kuranlara gelince, onlara siddetli bir azab vardır. Onların tuzakları hep darmadagın olur

[11] Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi ciftler kıldı. O´nun bilgisi olmadan ne bir disi hamile olur, ne dogurur. Kendisine omur verilenin de omrunun uzatılması da, omrunden kısaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Suphe yok ki bu, Allah´a gore kolaydır

[12] Hem iki deniz esit olmuyor. Su tatlı, hararet keser, icerken (bogazdan) kayar; su da tuzlu, yakar kavurur. Bununla beraber her birinden taze bir et yersiniz ve bir ziynet cıkarır, giyinirsiniz. Allah´ın lutfundan nasib arayasınız diye suyu yara yara giden gemileri de gorursun. Gerek ki sukredeceksiniz

[13] O, geceyi gunduze sokuyor, gunduzu de geceye sokuyor. Gunesi ve ayı emrine amade kılmıstır. Her biri mukadder bir gayeye akıp gidiyor. Iste bu gorduklerinizi yapan Allah sizin Rabbinizdir. Mulk (hukumranlık) O´nundur. O´ndan baska taptıklarınız ise, bir cekirdek zarını bile idare edemezler

[14] Kendilerine dua ederseniz duanızı isitmezler. Isitseler bile size cevabını veremezler. Kıyamet gunu de kendilerini Allah´a ortak kostugunuzu inkar ederler. Sana her seyden haberdar olan (Allah) gibi bir haber veren olmaz

[15] Ey insanlar! Siz Allah´a muhtacsınız. Allah ise zengin ve her hamde layıktır

[16] Eger O dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir

[17] Ve bu, Allah´a gore zor bir sey degildir

[18] Hem gunah ceken bir kimse, baskasının gunahını cekmeyecek; yuku agır basan, onun yuklenilmesine cagırsa da ondan bir sey yuklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırırsın ki, gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar, namazı durust kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi icin temizlenir. Nihayet donus Allah´adır

[19] Ne kor ile goren esit olur

[20] Ne de karanlıklar ile aydınlık

[21] Ve ne de golge ile sıcaklık

[22] Olulerle diriler de esit olmaz. Gerci Allah, her diledigine isittirirse de sen, kabirlerdekine isittirecek degilsin

[23] Sen sadece bir uyarıcısın

[24] Muhakkak ki biz seni hak ile hem bir mujdeci, hem bir uyarıcı olarak gonderdik. Hicbir ummet de yoktur ki, iclerinde bir uyarıcı gecmis olmasın

[25] Seni yalanlıyorlarsa, onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Onlara peygamberleri mucizelerle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmislerdi

[26] Sonra ben o inkar edenleri tutup yakaladım. O zaman beni inkar etmek nasıl oldu

[27] Gormedin mi Allah gokten bir su indirdi. Biz onunla renkleri baska baska meyveler cıkardık. Daglarda da yollar, beyazlı kırmızılı cesitli renklerde ve kapkara topraklar var

[28] Yine insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da turlu renklileri vardır. Kulları icinde Allah´tan ancak alimler korkar. Suphe yok ki Allah cok gucludur. Hukum ve hikmet sahibidir

[29] Allah´ın kitabını okuyan, namazı kılan ve kendilerine verdigimiz rızıktan gizli ve acık olarak verenler, kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar

[30] Cunku Allah mukafatlarını kendilerine tamamen odedikten baska, lutfundan onlara fazlasını da verecektir. Cunku O cok bagıslayıcı ve sukrun karsılıgını vericidir

[31] Kitaplar icinde sana vahyettigimiz kitap da kendinden oncekileri tasdik edici olmak uzere bir haktır. Suphe yok ki, Allah, kullarının butun hallerinden haberdardır ve her seyi gorendir

[32] Sonra biz o kitabı kullarımızdan suzup sectiklerimize miras bıraktık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta yolu tutan var, Allah´ın izniyle hayırlarda ileri gecenler var. Iste bu buyuk lutuftur

[33] Onlara Adn cennetleri vardır. Onlar oraya gireceklerdir. Orada altın bilezikler ve incilerle susleneceklerdir. Orada elbiseleri de ipektir

[34] Onlar orada soyle derler: «Hamd olsun Allah´a, bizden o uzuntuyu giderdi. Gercekten Rabbimiz cok bagıslayıcı ve sukrun karsılıgını vericidir.»

[35] «Lutfundan bizi durulacak bir yurda kondurdu. Burada bize yorgunluk gelmeyecek, burada bize usanc gelmeyecektir.»

[36] Inkar edenlere gelince, onlara cehennem atesi vardır. Hukum verilmez ki olsunler, kendilerinden biraz azab da hafifletilmez. Iste biz her nankoru boyle cezalandırırız

[37] Onlar, orada soyle feryad ederler: «Ey Rabbimiz! Bizleri cıkar, yapageldiklerimizden baska salih bir amel yapalım.» (Onlara): «Size dusunecek olanın dusunecegi kadar bir omur vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmisti. O halde azabı tadın. Cunku zalimleri kurtaracak yoktur.» (denir)

[38] Suphe yok ki Allah, goklerin ve yerin gaybını bilir. Elbette o, sinelerin icinde olanları da bilir

[39] Sizi yeryuzunde halifeler yapan O´dur. Artık kim kufrederse, kufru kendi aleyhinedir. Kafirlerin kufurleri, Rablerinin katında kendilerine bugzdan baska bir sey artırmaz, kafirlerin kufurleri kendilerine zarardan baska bir sey artırmaz

[40] De ki: «Gordunuz ya, Allah´ı bırakıp da tapmakta oldugunuz ortaklarınızı! Gosterin bana, yer yuzunden neyi yaratmıslardır?» Yoksa onların gok yuzunde bir ortaklıgı mı var? Yoksa biz kendilerine bir kitap vermisiz de ondan bir delil uzerinde mi bulunuyorlar? Hayır o zalimler, birbirlerine aldatmadan baska bir vaadde bulunmuyorlar

[41] Dogrusu gokleri ve yeri yok oluvermekten, Allah tutuyor. Andolsun ki eger yok oluverirlerse, onları O´ndan baska kimse tutamaz. Gercekten O, cok yumusak davranır, cok bagıslayıcıdır

[42] Olanca gucleriyle Allah´a yemin etmislerdi ki, kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse, mutlaka ilerideki ummetlerin herhagi birinden daha dogru yolda olacaklardı. Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldigi zaman bu, onların sırf urkuntulerini artırdı

[43] (Bu da) yeryuzunde bir kibirlenme ve bir suikast duzenidir. Halbuki fena duzen ancak sahibinin basına gecer. O halde oncekilerin kanunundan baska ne gozetiyorlar? Sen Allah´ın sunnetinde asla bir degisme bulamazsın. Sen Allah´ın sunnetinde asla bir baskalasma da bulamazsın

[44] Yeryuzunde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden oncekilerin sonu nasıl olmus? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Ne goklerde ve ne de yerde hicbir sey Allah´ı aciz bırakamaz. Cunku o her seyi bilendir, her seye kadir olandır

[45] Bununla beraber Allah, insanları kazandıkları (gunahlar) yuzunden hemen yakalayıverseydi, yeryuzunde hicbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir sureye kadar erteliyor. Nihayet ecelleri gelince geregini yapar. Suphe yok ki Allah, kullarını gormektedir

Yâsîn

Surah 36

[1] Yasin

[2] Ey Muhammed! Hikmetli Kur´an´a andolsun ki, sen risalet gorevi verilmis peygamberlerdensin

[3] Ey Muhammed! Hikmetli Kur´an´a andolsun ki, sen risalet gorevi verilmis peygamberlerdensin

[4] Dosdogru bir yol uzerindesin

[5] Babaları korkutulmamıs ve kendileri de gafil olan bir kavmi, cok guclu ve cok merhametli olan Allah´ın indirdigi (Kur´an) ile korkutasın

[6] Babaları korkutulmamıs ve kendileri de gafil olan bir kavmi, cok guclu ve cok merhametli olan Allah´ın indirdigi (Kur´an) ile korkutasın

[7] Andolsun ki onların cogunun uzerine azab sozu hak olmustur. Onlar imana gelmezler

[8] Cunku biz onların boyunlarına kelepceler gecirmisiz. O kelepceler cenelerine dayanmıstır da burunları yukarı, gozleri asagı somurtmaktadırlar

[9] Hem onlerinden bir sed, arkalarından bir sed cekmisiz, kendilerini sarmısızdır. Baksalar da gormezler

[10] Onları korkutsan da korkutmasan da onlara gore birdir, inanmazlar

[11] Sen ancak Kur´an´a tabi olan ve gorunmedigi halde Rahman olan Allah´tan korkan kimseyi sakındırırsın. Iste onu bir bagıslanma ve cok serefli bir mukafatla mujdele

[12] Gercekten biz oluleri diriltiriz, onların onceden yapıp gonderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her seyi acık bir kutukte, bir «imam-ı mubin»de (ana kitapta, yani Levh-i mahfuzda) sayıp tesbit etmisizdir

[13] Sen onlara, o sehir halkını ornek ver. Hani oraya peygamberler gelmisti

[14] Hani biz onlara iki peygamber gondermistik, fakat onlar ikisini de yalanlamıslardı. Biz de (onları) ucuncu bir peygamberle destekledik. Onlara: «Suphesiz ki biz size gonderilmis elcileriz.» dediler

[15] Onlar da: «Siz bizim gibi insandan baska birsey degilsiniz, hem Rahman olan Allah, hicbir sey indirmedi. Siz sadece yalan soyluyorsunuz.» dediler

[16] Peygamberler dediler ki: «Rabbimiz biliyor ki biz gercekten size gonderilmis elcileriz.»

[17] «Bize dusen de sadece apacık tebligdir.»

[18] Onlar dediler ki: «Herhalde biz sizin yuzunuzden ugursuzluga ugradık. Eger bu isten vazgecmezseniz, andolsun ki, sizi hic tınmadan taslarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur.»

[19] Peygamberler de soyle cevap verdiler: «Sizin ugursuzlugunuz beraberinizdedir. Size ogut verildi diye mi (ugursuzluga ugradınız)? Dogrusu siz israfı adet etmis bir kavimsiniz.»

[20] O sırada sehrin ta ucundan bir adam kosarak geldi ve: «Ey kavmim! Uyun o elcilere!»

[21] «Uyun sizden hicbir ucret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermislerdir.»

[22] «Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmisim beni yaratana? Hep dondurulup O´na goturuleceksiniz.»

[23] «Hic ben O´ndan baska ilahlar edinir miyim? Eger O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onların sefaati benden yana hicbir seye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar.»

[24] «Suphesiz ki ben, o zaman apacık bir sapıklık icinde olurum.»

[25] «Suphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni.»

[26] (Sonra ona) «haydi gir cennete!» denildi. O da dedi ki: «Ne olurdu kavmim bilseydi!»

[27] «Rabbimin beni bagısladıgını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldıgını.»

[28] Biz arkasından kavminin uzerine bir ordu indirmedik, indirecek de degildik

[29] Sadece bir gurultu oldu, onlar da hemen sonuverdiler

[30] Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı

[31] Gormediler mi ki, kendilerinden once nice kusakları helak etmisiz. Onlar artık kendilerine donup gelmiyorlar

[32] Onların hepsi toplanıp, sadece bizim huzurumuza getirilmislerdir

[33] Hem bir delildir onlara olu toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler cıkardık da ondan yiyip duruyorlar

[34] Biz orada hurmalıklardan, uzum baglarından bahceler yaptık. Iclerinde pınarlardan sular fıskırttık

[35] (Bunu), Onun urununden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye (yaptık). Hala sukretmeyecekler mi

[36] Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri seylerden butun ciftleri yaratan Allah´ın sanı ne yucedir

[37] Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gunduzu soyar cıkarırız, bir de bakarlar ki karanlıga dalmıslar

[38] Gunes de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. Iste bu cok guclu ve her seyi bilen Allah´ın takdiridir

[39] Ay´a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının copu gibi (yay haline) donmustur

[40] Ne gunesin aya catması yarasır, ne de gece gunduzu gecebilir; onların her biri kendi yorungesinde yuzerler

[41] Onlar icin bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide tasımamızdır

[42] Yine kendileri icin onun gibi binecek seyler yaratmamızdır

[43] Eger dilesek onları bogarız da o zaman ne onların feryadına yetisen bulunur, ne de onlar kurtarılır

[44] Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yasatmak baska

[45] Durum boyle iken onlara: «Onunuzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin» denildigi zaman

[46] Ve kendilerine Rablerinin ayetlerinden herhangi bir ayet geldigi zaman mutlaka ondan yuz cevirirler

[47] Onlara: «Allah´ın size rızık olarak verdigi seylerden hayra harcayın» dendigi zaman, o kafirler, muminler icin: «Allah´ın dileyince doyurabilecegi kimseyi biz mi doyuracagız? Siz apacık bir sapıklık icinde degil de nesiniz?» dediler

[48] Yine onlar: «Eger dogru soyluyorsanız bu (kıyamet) vaadi ne zaman?» diyorlar

[49] Onlar sadece bir tek cıglıga bakıyorlar, bir cıglık ki, onlar cekisip dururken kendilerini yakalayıverir

[50] O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de donemezler

[51] Sur´a ufurulmustur, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine dogru akın ediyorlar

[52] Onlar: «Eyvah basımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahman´ın vaad buyurdugu iste bu imis. Gonderilen peygamberler de dogru soylemisler» derler

[53] Baska degil, sadece bir tek cıglık olmus, derhal hepsi toplanmıs huzurumuza getirilmislerdir

[54] Artık bugun hic kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını cekeceksiniz

[55] Gercekten cennetlik olanlar bugun bir mesguliyet icinde zevk etmektedirler

[56] Kendileri ve esleri golgelerde koltuklar uzerine kurulmuslardır

[57] Onlara orada bir meyve vardır. Isteyecekleri her sey onlarındır

[58] (Onlara) Rahim olan Rab´den «selam» sozu vardır

[59] Ey gunahkarlar! Bugun siz bir tarafa ayrılın

[60] «Ey Ademogulları! Seytana tapmayın, o size apacık bir dusmandır ve bana kulluk edin, dogru yol budur, diye size and vermedim mi?» (buyurulacak)

[61] «Ey Ademogulları! Seytana tapmayın, o size apacık bir dusmandır ve bana kulluk edin, dogru yol budur, diye size and vermedim mi?» (buyurulacak)

[62] Boyle iken o sizden bircok nesilleri yoldan cıkardı. Ya o zaman dusunmuyor muydunuz

[63] Iste bu size vaad edilen cehennemdir

[64] Bugun yaslanın ona bakalım inkar ettiginiz icin

[65] Bugun biz onların agızlarını muhurleriz de neler kazandıklarını bize elleri soyler, ayakları da sahitlik eder

[66] Hem dileseydik gozlerini uzerinden silme kor ediverirdik de yola dokulurlerdi. Fakat nereden gorecekler

[67] Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını degistirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri donebilirlerdi

[68] Bununla beraber kimin omrunu uzatıyorsak, yaratılısta onu (guc ve kuvvetini alarak) tersine ceviriyoruz. Hala akıllanmayacaklar mı

[69] Biz ona siir ogretmedik. Bu ona yarasmaz da... O sadece bir ogut ve apacık bir Kur´an´dır

[70] (Bu), diri olanları uyarmak ve kafirlere de azab sozunun hak olması icindir

[71] Sunu da gormediler mi: Biz onlar icin kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmısız da onlara sahip bulunuyorlar

[72] Onları, kendilerinin hizmetine vermisiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar

[73] Onlarda daha bircok menfaatleri ve turlu icecekleri de var. Hala sukretmeyecekler mi

[74] Onlar, Allah´tan baska birtakım ilahlar edindiler. Guya yardım olunacaklar

[75] Onların, onlara yardıma gucleri yetmez. Kendileri ise onlar icin bazı askerlerdir

[76] O halde onların sozleri seni uzmesin. Biz onların iclerini de biliriz, dıslarını da

[77] Insan, kendisini bir damla sudan yarattıgımızı gormedi mi de, simdi apacık bir hasım kesildi

[78] Yaratılısını unutarak bize bir de mesel fırlattı: «Kim diriltecekmis o curumus kemikleri?» dedi

[79] De ki: «Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir.»

[80] Size o yesil agactan bir ates yapan O´dur. Simdi siz ondan tutusturmaktasınız

[81] Gokleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kadir degil midir? Elbette kadirdir. Cunku o her seyi yaratandır, her seyi bilendir

[82] O´nun emri, bir seyi dileyince ona sadece «Ol!» demektir. O da hemen oluverir

[83] O halde her seyin mulku ve tasarrufu (hukumranlıgı) elinde bulunan Allah´ın sanı ne yucedir. Siz de yalnız O´na donduruleceksiniz

Saffât

Surah 37

[1] Andolsun o saf baglayıp duranlara

[2] O haykırıp da surenlere

[3] Ve o yolda zikir okuyanlara

[4] Ki sizin ilahınız birdir

[5] O, goklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, butun doguların da Rabbidir

[6] Gercekten biz dunya gogunu (o yakın gogu) bir zinetle, yıldızlarla susledik

[7] Onu her inatcı seytandan koruduk

[8] Onlar yuksek (melekler) toplulugunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar

[9] Uzaklastırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır

[10] Ancak kulak hırsızlıgı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder

[11] Simdi onlara sor: «Yaradılısca kendileri mi daha cetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?» Gercekten biz onları cıvık bir camurdan yarattık

[12] Fakat sen onlara sasıyorsun, ama onlar (seninle) egleniyorlar

[13] Kendilerine hatırlatıldıgında da dusunmuyorlar

[14] Bir mucize gordukleri zaman da eglenceye alıyorlar

[15] Ve diyorlar ki: «Bu apacık buyuden baska bir sey degildir.»

[16] «Oldugumuz ve bir toprakla bir yıgın kemik oldugumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmisiz?»

[17] «Onceki atalarımız da mı?»

[18] De ki: «Evet, hem de sizler cok asagılanmıs olarak (dirileceksiniz).»

[19] Cunku O (sura ufurmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gozleri acılıverir

[20] «Eyvah bizlere! Iste bu hesap gunudur.» derler

[21] (Onlara): «Iste bu, sizin yalanlamakta oldugunuz (iyi ve kotuyu) ayırt etme gunudur» denir

[22] Toplayın mahsere o zulmedenleri, eslerini ve Allah´tan baska taptıkları seyleri. Toplayın da goturun onları sırata (cehennem koprusune) dogru

[23] Toplayın mahsere o zulmedenleri, eslerini ve Allah´tan baska taptıkları seyleri. Toplayın da goturun onları sırata (cehennem koprusune) dogru

[24] Ve durdurun onları, cunku sorguya cekilecekler

[25] (Onlara): «Ne oldu sizlere de yardımlasmıyorsunuz?» (denilir)

[26] Hayır, bugun onlar teslim olmuslardır

[27] Onlar, birbirine donmus sorusuyorlar

[28] Onlar: «Siz bize (ugurlu gorunerek) sagdan gelir dururdunuz» derler

[29] (Ileri gelenler de) derler ki: «Hayır, siz inanmamıstınız.»

[30] «Bizim de size karsı bir gucumuz yoktu. Fakat siz azmıs bir kavimdiniz.»

[31] «Onun icin uzerimize Rabbimizin azab sozu hak oldu. Suphesiz azabımızı tadacagız.»

[32] «Evet biz, sizi kıskırttık. Cunku biz azgındık.»

[33] O halde hepsi o gun azabda ortaktırlar

[34] Iste biz gunahkarlara boyle yaparız

[35] Cunku onlar, kendilerine: «Allah´tan baska ilah yoktur» denildigi zaman kafa tutuyorlardı

[36] Ve: «Biz, hic, bir mecnun (deli) sair icin ilahlarımızı bırakır mıyız?» diyorlardı

[37] Hayır o, hak ile geldi ve butun peygamberleri tasdik etti

[38] Elbette siz o acı azabı tadacaksınız

[39] Bununla beraber baska degil, hep yaptıgınız amellerinizle cezalandırılacaksınız

[40] Sadece Allah´ın ihlaslı kulları mustesnadır

[41] Iste onlar icin belli bir rızık vardır

[42] Meyveler (vardır), Naim cennetlerinde onlara hep ikram edilir

[43] Meyveler (vardır), Naim cennetlerinde onlara hep ikram edilir

[44] (Onlar) Karsılıklı tahtlar uzerindedirler

[45] Icenlere lezzet veren, pınardan doldurulmus bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolasılır

[46] Icenlere lezzet veren, pınardan doldurulmus bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolasılır

[47] Onda ne bir zararlı sonuc vardır, ne de sarhosluk verir

[48] Yanlarında iri gozlu, bakıslarını kocalarından baskalarına cevirmeyen hanımlar vardır

[49] Sanki onlar ortulup saklanmıs yumurta gibidirler

[50] Derken birbirine donup sorarlar

[51] Iclerinden bir sozcu der ki: «Gercekten benim bir arkadasım vardı.»

[52] Derdi ki: «Sen gercekten inananlardan mısın?»

[53] «Oldugumuz ve bir toprakla bir yıgın kemik oldugumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?»

[54] «Siz onu tanır mısınız?» der

[55] Derken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında gorur

[56] Ona soyle der: «Allah´a yemin ederim ki, dogrusu sen az daha beni helak edecektin.»

[57] «Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım.»

[58] «Nasılmıs bak. Biz ilk olumumuzden baska bir daha olmeyecek miymisiz? Biz azaba ugratılmayacak mıymısız?»

[59] «Nasılmıs bak. Biz ilk olumumuzden baska bir daha olmeyecek miymisiz? Biz azaba ugratılmayacak mıymısız?»

[60] Iste bu buyuk kurtulustur

[61] Calısanlar iste boyle bir kurtulus icin calıssınlar

[62] Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk icin, yoksa zakkum agacı mı

[63] Gercekten biz onu zalimler icin bir fitne (imtihan) yaptık

[64] O bir agactır ki cehennemin dibinde cıkar

[65] Tomurcukları seytanların basları gibidir

[66] Mutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır

[67] Sonra uzerine onlar icin kaynar bir icecek vardır

[68] Sonra da donecekleri yer, suphesiz cehennemdir

[69] Cunku onlar, atalarını sapıklıkta buldular

[70] Simdi de kendileri onların izlerinde kosturuyorlar

[71] Andolsun ki, onlardan oncekilerin cogu sapıklıkta idiler

[72] Gercekten biz onlara iclerinden uyarıcı peygamberler de gonderdik

[73] Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu

[74] Ancak Allah´ın ihlas ile secilen kulları baska

[75] Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmisti de biz de ne guzel kabul etmistik

[76] Biz hem onu, hem ailesini o buyuk sıkıntıdan kurtardık

[77] Hem onun neslini baki kalanlar kıldık

[78] Hem de sonradan gelenler icinde guzel bir namını bıraktık

[79] Butun alemler icinde Nuh´a selam olsun

[80] Iste biz iyilik yapanları boyle mukafatlandırırız

[81] Cunku o bizim mumin kullarımızdandı

[82] Sonra digerlerini suda bogduk

[83] Suphesiz ki Ibrahim de onun kolundandı

[84] Cunku o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmisti

[85] O babasına ve kavmine soyle demisti: «Siz nelere tapıyorsunuz?»

[86] «Yalancılık etmek icin mi Allah´tan baska ilahlar istiyorsunuz?»

[87] «Siz alemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?»

[88] Derken yıldızlara bir baktı da: «Ben gercekten hastayım» dedi

[89] Derken yıldızlara bir baktı da: «Ben gercekten hastayım» dedi

[90] O zaman arkalarını donerek basından kacısıverdiler

[91] Derken bir kurnazlıkla onların ilahlarına vardı da, «Buyursanıza, yemez misiniz?» dedi

[92] (Cevap vermediklerini gorunce de): «Neyiniz var da konusmuyorsunuz?» (dedi)

[93] Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi

[94] Bunun uzerine birbirlerine girerek ona yuruduler

[95] Ibrahim dedi ki: «A, siz kendi yonttugunuz seylere mi tapıyorsunuz?»

[96] «Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıstır.»

[97] Onlar: «Haydin onun icin bir yapı yapın da onu atese atın.» dediler

[98] Boylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alcak dusurduk

[99] Bir de dedi ki: «Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gosterir.»

[100] «Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir ogul) ihsan et!»

[101] Biz de kendisine yumusak huylu bir ogul mujdeledik

[102] Oglu, yanında kosacak caga gelince: «Ey oglum! Ben seni ruyamda bogazladıgımı goruyorum. Artık bak, ne dusunursun?» dedi. Cocuk da: «Babacıgım sana ne emrediliyorsa yap, insaallah beni sabredenlerden bulacaksın» dedi

[103] Ne zaman ki ikisi de bu sekilde Allah´a teslim oldular, Ibrahim oglunu sakagı uzerine yatırdı

[104] Biz de ona soyle seslendik: «Ey Ibrahim!»

[105] «Ruyana gercekten sadakat gosterdin, suphesiz ki, biz iyilik yapanları boyle mukafatlandırırız.»

[106] «Suphesiz ki bu apacık bir imtihandı.» (dedik)

[107] Ve ona buyuk bir kurbanlık fidye verdik

[108] Kendisine sonradan gelenler icinde iyi bir nam bıraktık

[109] Selam olsun Ibrahim´e

[110] Iste biz iyilik yapanları boyle mukafatlandırırız

[111] Cunku o bizim mumin kullarımızdandı

[112] Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak uzere Ishak´ı mujdeledik

[113] Hem ona hem Ishak´a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de acıkca kendi nefsine zulmedenler var

[114] Andolsun ki biz Musa ile Harun´a da nimetler verdik

[115] Hem kendilerini ve kavimlerini o buyuk sıkıntıdan kurtardık

[116] Hem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular

[117] Hem kendilerine o belli kitabı (Tevrat´ı) verdik

[118] Kendilerini dogru yola cıkardık

[119] Sonrakiler icinde onlara iyi bir nam bıraktık

[120] Selam olsun, Musa ile Harun´a

[121] Iste biz iyilik yapanları boyle mukafatlandırırız

[122] Cunku onların ikisi de bizim mumin kullarımızdandı

[123] Suphesiz Ilyas da gonderilen peygamberlerdendir

[124] Hani o kavmine: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız? Yaratanların en guzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha onceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah´ı bırakıp da «Ba´l´e» (Ba´l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?» dedi

[125] Hani o kavmine: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız? Yaratanların en guzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha onceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah´ı bırakıp da «Ba´l´e» (Ba´l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?» dedi

[126] Hani o kavmine: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız? Yaratanların en guzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha onceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah´ı bırakıp da «Ba´l´e» (Ba´l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?» dedi

[127] Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yuzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır

[128] Ancak Allah´ın ihlaslı kulları mustesna

[129] Ona da sonrakiler icinde sunu bıraktık

[130] Selam olsun Ilyasin´e

[131] Iste biz iyilik yapanları boyle mukafatlandırırız

[132] Cunku o bizim mumin kullarımızdandı

[133] Suphesiz Lut da gonderilen peygamberlerdendir

[134] Hani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıstık

[135] Ancak geride kalıp batanlar icinde kalan yaslı bir kadın haric

[136] Sonra digerlerini helak etmistik

[137] Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara ugrar ve uzerlerinden gecersiniz. Hala akıl edip dusunmez misiniz

[138] Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara ugrar ve uzerlerinden gecersiniz. Hala akıl edip dusunmez misiniz

[139] Suphesiz Yunus da gonderilen peygamberlerdendir

[140] Hani o bir zaman dolu bir gemiye kacmıstı

[141] (Oradakilerle) kur´a cekmis de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmustu

[142] Derken (denize atılmıs ve) kendisini balık yutmustu. (Kendi nefsini) kınıyordu

[143] Eger cok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri gune kadar onun karnında kalırdı

[144] Eger cok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri gune kadar onun karnında kalırdı

[145] Biz onu hasta bir halde bir alana cıkardık

[146] Uzerine kabak cinsinden bir agac bitirdik

[147] Biz onu (Yunus´u) yuz bin veya daha cok insana peygamber olarak gonderdik

[148] O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yasattık

[149] Simdi sor o seninkilere: «Kızlar, Rabbinin de, oglanlar onların mı

[150] Yoksa biz melekleri disi yaratmısız da onlar sahit mi bulunuyorlarmıs?»

[151] Ha!.. Onlar, suphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı; «Allah dogurdu» derler. Hic suphesiz onlar, yalancıdırlar

[152] Ha!.. Onlar, suphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı; «Allah dogurdu» derler. Hic suphesiz onlar, yalancıdırlar

[153] (Allah) kızları ogullara tercih mi etmis

[154] Size ne oldu? Nasıl hukmediyorsunuz

[155] Hic dusunmuyor musunuz

[156] Yoksa sizin icin acık bir delil mi var

[157] O halde, eger dogru soyluyorsanız getirin kitabınızı

[158] Onlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bagı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme goturuleceklerdir

[159] Allah, onların yakıstırdıkları vasıflardan munezzeh ve yucedir

[160] Fakat Allah´ın ihlas ile secilen kulları baska (onlar, Allah´ı boyle sirk ile vasıflamazlar)

[161] Cunku siz ve taptıklarınız, kendiliginden cehenneme saldıran kimseden baskasını, Allah´a karsı kandırıp, saptıramazsınız

[162] Cunku siz ve taptıklarınız, kendiliginden cehenneme saldıran kimseden baskasını, Allah´a karsı kandırıp, saptıramazsınız

[163] Cunku siz ve taptıklarınız, kendiliginden cehenneme saldıran kimseden baskasını, Allah´a karsı kandırıp, saptıramazsınız

[164] (Melekler): «Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!» derler

[165] (Melekler): «Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!» derler

[166] (Melekler): «Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!» derler

[167] (Musrikler) soyle diyorlardı: «Eger yanımızda onceki (ummet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah´ın ihlas ile secilmis kullarından olurduk.»

[168] (Musrikler) soyle diyorlardı: «Eger yanımızda onceki (ummet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah´ın ihlas ile secilmis kullarından olurduk.»

[169] (Musrikler) soyle diyorlardı: «Eger yanımızda onceki (ummet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah´ın ihlas ile secilmis kullarından olurduk.»

[170] Fakat simdi onu inkar ettiler. Ama ilerde bileceklerdir

[171] Andolsun ki peygamberlikle gonderilen kullarımız hakkında su sozumuz gecmistir: «Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir.»

[172] Andolsun ki peygamberlikle gonderilen kullarımız hakkında su sozumuz gecmistir: «Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir.»

[173] Andolsun ki peygamberlikle gonderilen kullarımız hakkında su sozumuz gecmistir: «Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir.»

[174] Onun icin sen, bir sureye kadar onlardan yuz cevir

[175] Onlara (inecek azabı) gozetle! Yakında onlar da goreceklerdir

[176] Ya simdi onlar, bizim azabımıza ugramakta acele mi ediyorlar

[177] Fakat (azabımız) onların sahasına indigi zaman, (o acı sonucla) uyarılanların sabahı ne kotudur

[178] Yine sen, bir sureye kadar onlardan yuz cevir

[179] (Inecek azabı) gozetle! Yakında onlar da goreceklerdir

[180] Senin guc ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıstırdıkları vasıflardan munezzeh ve yucedir

[181] Gonderilen butun peygamberlere selam olsun

[182] Hamd, alemlerin Rabbi Allah´a mahsustur

Sâd

Surah 38

[1] Sad. Bu zikirle dolu Kur´an´a bak

[2] O inkar edenler bir gurur ve ayrılık icindedirler

[3] Kendilerinden once nicelerini helak ettik. Onlar cagrıstılar. Ama artık kurtulus vakti degildi

[4] Iclerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldigine sastılar da kafirler: «Bu bir sihirbazdır, yalancıdır» dediler

[5] «Ilahları, bir tek ilah mı kılmıs? Bu gercekten sasılacak bir sey, cok tuhaf!»

[6] Iclerinden ileri gelenler fırladılar ve dediler ki: «Ilahlarınız uzerinde sabır ve sebat edin. Bu, gercekten arzu edilen bir murad!»

[7] «Biz bunu baska bir dinde isitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır.»

[8] «Kur´an aramızdan ona mı indirilmis?» dediler. Dogrusu onlar benim Kur´an´ımdan bir kusku icindeler. Ve dogrusu onlar henuz azabımı tatmadılar

[9] Yoksa sana o Kur´an´ı veren cok guclu ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı

[10] Yoksa butun o goklerin, yerin ve aralarındakilerin mulku onların mı? Oyle ise butun imkanlarını seferber ederek yukselsinler de gorelim

[11] Onlar burada cesitli partilerden (gruplardan) bozguna ugramıs bir ordudur

[12] Onlardan once Nuh kavmi, Ad kavmi ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamıslardı

[13] Semud kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler (Suayb kavmi) de yalanlamıslardı. Iste o cesitli partiler bunlardır

[14] Hepsi de gonderilen peygamberleri yalanladılar da azabım boyle hak oldu

[15] Onlar da bir tek haykırısa bakıyorlar. Oyle ki onun gecikmesi de yoktur

[16] Bir de: «Ey Rabbimiz! Hesap gununden once bizim azabdan payımızı acele ver» dediler

[17] Simdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud´u hatırla. Cunku o, zikir ve tesbih ile bize yonelmisti

[18] Biz, dagları onun emrine vermistik. Aksam sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi

[19] Kusları da toplu olarak onun emrine vermistik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi

[20] Biz onun mulkunu kuvvetlendirmis ve kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermistik

[21] Bir de davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan asarak mihraba ulasmıslardı

[22] Davud´un yanına giriverdiler de onlardan telase dustu. Ona «Korkma!» dediler, «biz iki davacıyız. Birimiz, birimize haksızlık etti. Simdi sen aramızda hak ile hukum ver ve asırı gitme de bizi dogru yolun ortasına cıkar.»

[23] Biri: «Iste bu benim kardesim. Onun doksan dokuz disi koyunu var, benim ise bir tek disi koyunum var. Boyle iken: Onu da bana ver, dedi ve tartısmada beni yendi» diye anlattı

[24] Davud dedi ki: «Dogrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmistir. Gercekten bir cemiyette yasayanların cogu mutlaka birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel isleyenler baska. Ama onlar da pek az.» Davud, bizim kendisini imtihan ettigimizi sanmıstı. Hemen Rabbinden magfiret diledi, ruku ederek yere kapandı, tevbe ile Allah´a yoneldi

[25] Biz de o zannettigi seyi kendisine bagısladık. Suphesiz yanımızda onun bir yakınlıgı ve guzel bir donus yeri vardır

[26] Ey Davud! Gercekten biz seni yeryuzunde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hak ile hukum ver. Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Cunku Allah yolundan sapanlar, hesap gununu unuttukları icin kendilerine cok siddetli bir azab vardır

[27] Hem o gogu, yeri ve aralarındakileri biz bosuna yaratmadık. O, kafirlerin zannıdır. Onun icin vay atese girecek olan kafirlerin haline

[28] Yoksa, iman edip de salih amel isleyenleri biz, o yeryuzundeki bozguncular gibi yapar mıyız? Yoksa o takva sahiplerini azgın gunahkarlar gibi yapar mıyız

[29] Bu, sana indirdigimiz mubarek bir kitaptır ki, insanlar onun ayetlerini dusunsunler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar

[30] Bir de Davud´a Suleyman´ı bahsettik. Suleyman ne guzel kuldu. Cunku o seslice tesbih edip Allah´a yonelirdi

[31] Hani kendisine bir zaman aksam ustu iyi cins ve rahvan atlar gosterilmisti

[32] «Ben, dedi, at sevgisini, Rabbimi anmaktan oturu tercih ettim.» Nihayet atlar perdenin arkasına gizlendi

[33] «Geri getirin onları bana!» dedi ve artık onların bacaklarını, boyunlarını silmeye basladı

[34] Andolsun ki Suleyman´ı imtihan da ettik ve tahtının uzerine bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile onceki haline dondu

[35] Suleyman: «Ey Rabbim! Beni bagısla ve bana oyle bir mulk ihsan et ki, ardımdan hic kimseye yarasmasın. Suphesiz, butun dilekleri veren sensin.» dedi

[36] Bunun uzerine biz ruzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istedigi yere yumusacık akardı

[37] Dalgıc ve yapı ustası seytanları da

[38] Ve daha digerlerini de zincirlerde baglı olarak (Onun emrine verdik)

[39] «Iste bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen baskalarına ver veya verme. Bundan hesaba cekilmeyeceksin» dedik

[40] Suphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık ve guzel bir makam vardır

[41] Kulumuz Eyyub´u da an. Bir zaman o, Rabbine soyle nida etmisti: «Mesakkat ve acı ile bana seytan dokundu.»

[42] (Biz ona): «Ayagını yere vur! Iste sana yıkanılacak ve icilecek soguk bir su» dedik

[43] Ve ona, butun ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahsettik ki, akıl sahipleri icin bir ibret olsun

[44] (Bir de dedik ki): «Eline bir demet al da onunla (esine) vur; yemininde durmamazlık etme.» Dogrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne guzel kul! O hakikaten daima Allah´a yonelmektedir

[45] Kullarımız Ibrahim´i, Ishak´ı ve Yakub´u da an. Onlar eller ve gozler sahipleri idiler

[46] Cunku biz onları temiz bir hasletle, halis yurt (ahiret) dusuncesine ermis has kullarımızdan kılmısızdır

[47] Cunku onlar, nezdimizde secilmis en hayırlı kimselerdendir

[48] Ismail´i, Elyasa´yı, Zu´l-Kifl´i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir

[49] Iste bu bir oguttur. Suphesiz korunan muttakiler icin herhalde guzel bir istikbal (guzel bir donus yeri) vardır

[50] Butun kapıları kendilerine acılmıs olan Adn cennetleri vardır

[51] Iclerine kurularak orada bircok yemisle, bambaska bir icki isteyeceklerdir

[52] Yanlarında da bakısları yalnız kocalarına donuk hep aynı yasta dilberler vardır

[53] O hesap gunu icin size vaad edilen iste budur

[54] Iste bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona hic tukenmek yoktur

[55] Bu, boyledir. Suphesiz azgınlar icin de fena bir gelecek vardır

[56] Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne cirkin dosektir

[57] Iste artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir

[58] Ve o sekilden cifter cifter tadacakları diger acılar da vardır

[59] Iste sunlar da sizin pesinize dusenlerdir. Onlara merhaba yok. Cunku onlar cehenneme salınıyorlar

[60] (Arkadan gelenler oncekilere:) Derler ki: «Hayır, asıl size merhaba yok. Cunku cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakın o ne kotu yatak!»

[61] «Ey Rabbimiz! Bize bunu takdim edenin atesteki azabını kat kat artır» derler

[62] Bir de derler ki: «Kotulerden saydıgımız birtakım adamları (fakir muminleri) niye goremiyoruz?»

[63] «Onları eglence yerine tutmustuk ha! Yoksa bu gozler onlardan kaydı mı?»

[64] Suphesiz ki bu haktır. Ates ehlinin birbiriyle tartısması muhakkak olacaktır

[65] De ki: «Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah´tan baska tanrı da yoktur.»

[66] «O, goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O cok gucludur, cok bagıslayıcıdır.»

[67] De ki: «Bu, bir buyuk haberdir.»

[68] «Siz ondan yuz ceviriyorsunuz.»

[69] «Munakasa ederlerken, benim melekler yuksek topluluguna ait ne bilgim olabilirdi?»

[70] «Ancak ben acıktan acıga korkutmakla gorevli oldugum icin o bilgi bana vahyediliyor.»

[71] Hani Rabbin meleklere demisti ki: «Ben camurdan bir insan yaratmaktayım.»

[72] «Onu tesviye edip, duzeltip de ruhumdan ona ufledim mi derhal ona secdeye kapanın.»

[73] Bunun uzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler

[74] Yalnız Iblis etmedi, buyukluk tasladı ve kafirlerden oldu

[75] Allah: «Ey Iblis! O benim kudretimle yarattıgıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yuksek derecelerde bulunanlardan mı oldun?» dedi

[76] Iblis dedi ki: «Ben ondan hayırlıyım. Beni atesten yarattın, onu ise camurdan yarattın.»

[77] Allah: «Hemen cık oradan, artık sen kovuldun.»

[78] «Ve elbette lanetim ceza gunune kadar senin uzerindedir.» buyurdu

[79] Iblis: «Ya Rab! O halde insanların diriltilecekleri gune kadar bana muhlet ver.» dedi

[80] Allah: «Haydi belirli bir vakte kadar muhlet verilenlerdensin» buyurdu

[81] Allah: «Haydi belirli bir vakte kadar muhlet verilenlerdensin» buyurdu

[82] Iblis: «Oyle ise izzet ve serefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatır, saptırırım.»

[83] «Ancak iclerinden ihlas ile secilmis has kulların mustesna» dedi

[84] Allah buyurdu ki: «O dogru, ben hep dogruyu soylerim.»

[85] «Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onların sana uyanlarından, topunuzdan tıka basa dolduracagım.»

[86] Ey Muhammed! De ki: «Ben o Kur´an´a karsı sizden bir ucret istemiyorum. Ve ben kendiligimden bir sey de teklif etmiyorum.»

[87] «O Kur´an, butun alemler icin bir zikir, bir oguttur.»

[88] «Herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz.»

Zümer

Surah 39

[1] Bu kitabın indirilisi, Aziz ve Hakim olan Allah tarafındandır

[2] Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun icin dini yalnız kendisine halis kılarak Allah´a ibadet ve kulluk et

[3] Iyi bil ki, halis din ancak Allah´ındır. O´ndan baska birtakım dostlar tutanlar da soyle demektedirler: «Biz onlara sadece bizi Allah´a daha cok yaklastırsınlar diye ibadet ediyoruz.» Suphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları seyde hukmunu verecektir. Herhalde yalancı ve nankor olan kimseyi Allah dogru yola cıkarmaz

[4] Eger Allah bir cocuk edinmek isteseydi, elbette yaratacagından, dileyecegini sececekti. Ama o bundan munezzehtir. O, tek ve kahredici olan Allah´tır

[5] O, gokleri ve yeri hak ile yarattı, geceyi gunduzun ustune sarıyor, gunduzu de gecenin ustune sarıyor. Gunesi ve ay´ı emrine amade kılmıs, her biri belli bir sureye kadar akıp gitmektedir. Iyi bil ki, cok guclu ve cok bagıslayıcı olan ancak O´dur

[6] O, sizi bir nefisten yarattı. Hem sonra onun esini de ondan var etti. Sizin icin yumusak baslı hayvanlardan sekiz cift indirdi. Sizi analarınızın karınlarında uc karanlık icinde yaratılıstan yaratılısa yaratıp duruyor. Iste Rabbiniz Allah O´dur. Mulk O´nundur, O´ndan baska tanrı yoktur. O halde nasıl haktan cevrilirsiniz

[7] Eger inkar ederseniz, suphe yok ki Allah´ın size ihtiyacı yoktur. Bununla beraber kulları hesabına kufre razı olmaz. Eger sukrederseniz sizin hesabınıza ona razı olur. Hicbir gunahkar da digerinin gunahını cekecek degildir. Sonra donusunuz, Rabbinizedir. O vakit, O size butun yaptıklarınızı haber verecektir. Cunku O, butun kalplerin ozunu bilir

[8] Insana bir sıkıntı dokundugu zaman butun gonlunu vererek Rabbine dua eder. Sonra kendisine tarafından bir nimet lutfettigi zaman da onceden O´na dua ettigi hali unutur da, yolundan sapıtmak icin Allah´a ortaklar kosmaya baslar. Ey Muhammed! De ki: «Kufrunle biraz zevk et, cunku sen, o atesliklerdensin.»

[9] Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, kıyama durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: «Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?» Ancak temiz akıl sahibi olanlar anlar

[10] Ey Muhammed! Tarafımdan soyle: «Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkun. Bu dunyada guzellik yapanlara bir guzellik vardır. Allah´ın yeryuzu genistir. Ancak sabredenlere mukafatları hesapsız odenecektir.»

[11] De ki: «Bana, dini sadece kendisine halis kılarak Allah´a ibadet etmem emredildi.»

[12] «Hem O´nun birligine teslim olan muslumanların ilki olmam da bana emredildi.»

[13] De ki: «Eger Rabbime isyan edersem, buyuk bir gunun azabından korkarım.»

[14] De ki: «Ben dinimi kendisine halis kılarak yalnız Allah´a kulluk ederim.»

[15] «Siz de O´ndan baska dilediginize kul olun.» De ki: «Asıl husrana dusenler, kıyamet gunu kendilerine ve mensuplarına ziyan edenlerdir. Evet, iste asıl acık husran budur.»

[16] Onların ustlerinde atesten tabakalar, altlarında yine atesten tabakalar vardır. Iste Allah, kullarını bundan korkutuyor, «Ey kullarım! benden korkun.» (diyor)

[17] Taguttan, ona kulluk etmekten kacınıp da tam gonulle Allah´a yonelenlere gelince, mujde onlaradır. Haydi mujdele kullarımı

[18] O kullarımı ki, onlar sozu dinlerler, sonra da en guzeline uyarlar. Iste onlar, Allah´ın kendilerine hidayet verdigi kimselerdir. Iste temiz akıllılar da onlardır

[19] Ya uzerine azab kelimesi hak olmus kimse de mi (boyledir)? Artık o atesteki kimseyi sen mi cıkaracaksın

[20] Fakat o Rablerine sıgınarak korunanlar icin altlarından ırmaklar akan, uzerlerinden sehnisinler yapılmıs, sehnisinli (balkonlu) koskler vardır. Bu, Allah´ın vaadidir. Allah vaadinden caymaz

[21] Allah´ın gokten bir su indirip de onu bir yoluyla yeryuzundeki menbalara koydugunu gormedin mi? Sonra onunla turlu renklerde bir ekin cıkarır, sonra onun olgunlasıp sarardıgını gorursun. Sonra da onu bir cope cevirir. Elbette bunda temiz akıllılar icin bir ihtar vardır

[22] Allah, kimin bagrını Islam´a acmıs ise iste o, Rabbinden bir nur uzerinde degil midir? Artık Allah´ın zikri hususunda kalpleri katılasmıs olanların vay haline! Iste bunlar, apacık bir sapıklık icindedirler

[23] Allah, kelamın en guzelini ikizli, ahenkli bir kitap olarak indirdi. Ondan Rablerine saygısı olanların derileri urperir. Sonra derileri de, kalpleri de Allah´ın zikrine karsı yumusar. Iste bu Allah´ın rehberidir. Allah, onunla diledigini dogru yola cıkarır. Her kimi de Allah sasırtırsa, artık ona dogru yolu gosterecek yoktur

[24] O halde kıyamet gunu zalimlere: «Tadın bakalım kazanıp durduklarınızı!» denilirken, o kotu azabdan yuzu ile korunacak kimse ne olur

[25] Onlardan oncekiler de yalanladılar da kendilerine, hatırlarına gelmez yonden azab geliverdi

[26] Allah, onlara dunya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı ise elbette daha buyuktur. Keske bilselerdi

[27] Yemin ederim ki, bu Kur´an´da insanlar icin her turlusunden temsil getirdik. Gerek ki iyi dusunsunler

[28] Puruzsuz Arapca bir Kur´an (indirdik ki, Allah´ın azabından) korunsunlar

[29] Allah, soyle bir misal vermistir: Bir adam ve birtakım ortakları var, hırcın hırcın cekisip duruyorlar. Bir de yalnız bir kisiye baglı selamet icinde olan bir adam var. Bu ikisinin hali hic bir olur mu? Hamd Allah´ındır, fakat pek cokları bilmezler

[30] Sen elbette oleceksin, onlar da elbette oleceklerdir

[31] Sonra siz muhakkak kıyamet gununde Rabbinizin huzurunda birbirinizden davacı olacaksınız

[32] Allah´a karsı yalan soyleyen ve dogru kendisine geldigi zaman onu yalan sayandan daha zalim (daha haksız) kim olabilir? Kafirlerin yeri cehennemde degil midir

[33] Dogruyu getiren ve onu tasdik edene gelince, iste onlar kotulukten korunan muttakilerdir

[34] Onlara, Rablerinin yanında ne dilerlerse vardır. Iste bu, iyilik yapanların mukafatıdır

[35] Cunku Allah, onların onceden yaptıkları amelin en kotusunu bile keffaretle ortup, islemekte bulundukları guzel amellerin en guzeline gore mukafatlarını kendilerine verecektir

[36] Allah, kuluna kafi degil midir? Durmuslar da seni O´ndan baskalarıyla korkutuyorlar. Her kimi ki Allah sasırtırsa, artık ona hidayet edecek yoktur

[37] Her kime de Allah hidayet verirse artık onu da sasırtacak yoktur. Allah aziz (cok guclu) ve intikam sahibi degil midir

[38] Andolsun ki onlara: «O gokleri ve yeri kim yarattı?» diye soracak olsan: «Elbette Allah!» diyeceklerdir. O halde gordunuz ya Allah´tan baska cagırdıklarınızı! Eger Allah bana bir zarar vermek isterse, onlar O´nun zararını giderebilirler mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, onlar O´nun rahmetini tutabilirler mi? De ki: «Allah, bana yeter.» Tevekkul edenler, hep O´na dayanırlar

[39] De ki: «Ey kavmim! Haliniz uzere calısın. Ben de kendi halime gore calısıyorum. Artık ileride bileceksiniz.»

[40] «Kendisini rezil edecek azabın kime gelecegini ve surekli bir azabın kimin uzerine konacagını.»

[41] Biz bu kitabı sana, insanlar icin hak ile indirdik. O halde kim dogru yola gelirse kendi lehinedir. Kim de saparsa, sırf kendi aleyhine olarak sapar. Sen onların uzerine vekil degilsin

[42] Allah, o canları oldukleri zaman, olmeyenleri de uyuduklarında alır. Sonra haklarında olum hukmu verdiklerini alıkor, digerlerini de takdir edilmis bir sureye kadar salıverir. Suphesiz ki bunda dusunecek bir kavim icin nice ibretler vardır

[43] Yoksa Allah´tan baska sefaatciler mi edindiler? De ki: «Onlar hicbir seye guc yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi (boyle yapacaksınız)?»

[44] De ki: «Butun sefaat Allah´ındır. Goklerin ve yerin mulku O´nundur. Sonra hep dondurulup O´na goturuleceksiniz.»

[45] Boyle iken, Allah bir olarak anıldıgı zaman ahirete inanmayanların yurekleri burkulur da, O´ndan baskaları anıldıgı zaman derhal yuzleri guler

[46] De ki: «Ey gokleri ve yeri yaratan, goruleni ve gorulmeyeni bilen Allah´ım! Kulların arasında, o ihtilaf edip durdukları seyler hakkında sen hukum vereceksin.»

[47] Eger butun yeryuzundekiler ve bir o kadarı da beraber o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gunu azabın kotulugunden kurtulmak icin onu mutlaka feda ederlerdi. Ancak ne var ki, hic hesaba katmadıkları seyler, Allah tarafından karsılarına cıkarılır

[48] Oyle ki, yaptıkları amellerin kotulukleri karsılarına cıkmıs ve alay edip durdukları seyler, kendilerini sarmıstır

[49] Fakat insana bir sıkıntı dokunuverince bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahsettigimiz zaman da: «O bana bir bilgi uzerine verildi.» der. Belki bu bir imtihandır, fakat pek cokları bilmezler

[50] Onu, bunlardan oncekiler de soyledi. Fakat o kazandıkları, kendilerini kurtarmadı

[51] Neticede kazandıklarının kotulukleri, baslarına gecti. Sunlardan o zulmedenlerin de kazandıkları kotulukleri baslarına gececektir. Onlar da bunu atlatacak degillerdir

[52] Hala bilmediler mi ki; Allah, rızkı diledigine acar ve kısar. Suphesiz ki bunda iman edecek bir kavim icin nice ibretler vardır

[53] De ki: «Ey haddi asarak nefislerine karsı israf etmis olan kullarım! Allah´ın rahmetinden umid kesmeyin. Cunku Allah, butun gunahları bagıslar. Suphesiz ki O, cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir.»

[54] Onun icin umidi kesmeyin de basınıza azab gelmeden once tevbe ile Rabbinize yonelin ve O´na teslim olun. Sonra kurtulamazsınız

[55] Haberiniz olmayarak ansızın basınıza azab gelmeden once (halis musluman olun da) Rabbinizden size indirilenin en guzelini takib ve tatbik edin

[56] (O gunden sakının ki gunahkar) nefis soyle diyecektir: «Allah´ın yanında yaptıgım kusurlardan dolayı yazık bana! Dogrusu ben alay edenlerdendim.»

[57] Yahut soyle diyecektir: «Allah bana dogru yolu gosterseydi, her halde ben muttakilerden olurdum.»

[58] Veya azabı gordugu zaman soyle diyecektir: «Bana bir geri donus olsaydı da ben de o iyilik yapanlardan olsaydım.»

[59] (Ona): «Hayır sana ayetlerim geldi de onlara yalan dedin, kibirlenmek istedin ve kafirlerden oldun.» (denir)

[60] Hem o kıyamet gunu gorursun ki, Allah´a karsı yalan soyleyenlerin yuzleri kararmıstır. Kibirlenenlerin yeri cehennem degil mi

[61] Kotulukten sakınan muttakileri ise Allah basarılarından dolayı kurtulusa cıkarır. Onlara fenalık dokunmaz ve onlar uzulecek de degillerdir

[62] Allah, her seyin yaratıcısıdır. Her sey uzerine vekil de O´dur

[63] Butun goklerin ve yerin kilitleri O´nundur. Allah´ın ayetlerini inkar edenlere gelince, iste onlar, kendilerine yazık edenlerdir

[64] De ki: «Ey cahiller! Simdi bana o Allah´tan baskasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz?»

[65] Andolsun ki, sana da, senden oncekilere de su vahyedildi: «Yemin ederim ki, eger sirk kosarsan butun calısmaların bosa gider ve mutlaka kendine yazık edenlerden olursun.»

[66] Hayır, onun icin yalnız Allah´a kulluk et ve sukredenlerden ol

[67] Allah´ı hakkıyla takdir edemediler. Halbuki butun yer kıyamet gunu O´nun avucundadır. Gokler de kudretiyle durulmustur. O, onların ortak kostuklarından munezzeh ve cok yuksektir

[68] Ve sura uflenmistir. Goklerde kim var, yerde kim varsa carpılıp yıkılmıstır. Ancak Allah´ın diledigi mustesna. Sonra ona bir daha uflenmistir. Bu defa da hep onlar kalkmıslar bakıyorlardır

[69] Yer, Rabbinin nuru ile parlamıstır. Kitap konmus, peygamberler ve sahitler getirilmis ve aralarında hak ile hukum verilmektedir. Hem onlara hic haksızlık yapılmaz

[70] Herkese ne amel yaptıysa karsılıgı tam olarak odenmistir. O (Allah), onların yaptıklarını en iyi sekilde bilmektedir

[71] Inkar edenler boluk boluk cehenneme sevkedilmektedir. Nihayet oraya vardıklarında kapıları acılır ve bekcileri onlara: «Icinizden size Rabbinizin ayetlerini okuyan, bu gununuzle karsılasacagınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?» derler. Onlar da: «Evet geldi» derler. Fakat kafirler uzerine azab kelimesi hak oldu

[72] (Onlara): «Ebedi olarak icinde kalmak uzere girin cehennemin kapılarından» denir. Bak, buyukluk taslayanların yeri ne kotudur

[73] Rablerinden korkanlar da boluk boluk cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardıkları zaman kapıları acılır ve bekcileri onlara: «Selam sizlere, ne hossunuz! Ebedi olarak icinde kalmak uzere haydi girin oraya!» derler

[74] Onlar da: «Hamdolsun o Allah´a ki, bize vaadini dogru cıkardı ve bizi cennet arzına varis kıldı. Cennette istedigimiz yerde oturuyoruz» derler. Bak ne guzeldir mukafatı o iyi amel isleyenlerin

[75] Meleklerin de arsın etrafını kusatarak, Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini gorursun. Artık halk arasında hak ile hukum icra edilip «alemlerin Rabbi Allah´a hamdolsun» denilmektedir

Ğâfir

Surah 40

[1] Ha Mim

[2] Bu kitabın indirilisi, cok guclu ve herseyi bilen Allah tarafındandır

[3] O, gunah bagıslayıcı, tevbe kabul edici, azabı siddetli, kerem sahibi Allah´tandır ki O´ndan baska ilah yoktur. Hem donus O´nadır

[4] Allah´ın ayetleri hakkında ancak kafirler mucadele ederler. Simdi onların beldeler icinde donup dolasmaları seni aldatmasın

[5] Onlardan once Nuh kavmi, arkalarından da cesitli topluluklar yalanlamıslardı. Her ummet, kendi peygamberlerini yakalamak kastında bulundu. Hakkı batılla gidermek icin bosuna mucadele ettiler. Ben de onları tuttum, alıverdim. (Bak o zaman) azabım nasıl oldu

[6] Iste o nankorluk eden kafirlere Rabbinin (azab) sozu oyle hak oldu. Onlar, mutlaka cehennemliktirler

[7] Arsı tasıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O´na inanırlar. Iman etmisler icin de soyle bagıslanma dilerler: «Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her seyi kusatmıstır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bagısla, onları cehennem azabından koru.»

[8] «Ey Rabbimiz! Hem onları, hem onların atalarından, zevcelerinden ve zurriyetlerinden iyi olanları kendilerine vaad buyurdugun Adn cennetlerine koy. Suphesiz cok guclu, hukum ve hikmet sahibi olan sensin.»

[9] «Onları fenalıklardan koru. Sen her kimi fenalıklardan korursan, o gun muhakkak onu rahmetinle yarlıgamıssındır. Iste asıl buyuk kurtulus da budur.»

[10] O kafirlere mutlaka soyle bagırılacaktır: «Elbette Allah´ın bugzu, sizin nefislerinize bugzunuzdan daha buyuktur. Cunku siz imana davet ediliyordunuz da inkar ediyordunuz.»

[11] Kafirler diyecekler ki: «Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa oldurdun, iki defa dirilttin. Simdi gunahlarımızı anladık. Fakat cıkmaya bir yol var mı?»

[12] (Onlara soyle cevap verilir): «Bu azab size su sebeptendir: Siz tek Allah´a davet edildiginiz zaman inkar ettiniz. Ama O´na ortak kosulunca inandınız. Artık hukum, o yuce ve buyuk Allah´ındır.»

[13] Size ayetlerini gosteren, sizin icin gokten bir rızık indiren O´dur. Fakat onları ancak gonul verip dusunenler anlar

[14] O halde siz, dini Allah icin halis kılarak hep O´na yalvarın. Isterse kafirler hoslanmasınlar

[15] O dereceleri yukselten Ars´ın sahibi Allah, o bulusma gununun (kıyametin) dehsetini haber vermek icin kullarından diledigi kimseye emrinden ruh (melek) indiriyor

[16] O gun onlar kabirlerinden meydana fırlarlar. Kendilerinin hicbir seyi Allah´a karsı gizli kalmaz. «Bugun mulk kimindir?» (diye sorulur. Cevaben): «Tek ve kahhar olan Allah´ındır.» (denir)

[17] Bugun her nefis kazandıgı ile cezalanacaktır. Bugun zulum yoktur. Suphesiz Allah, hesabı cabuk gorendir

[18] Yaklasmakta olan o felaket (kıyamet) gununu de onlara haber ver. O dem ki yurekler gırtlaklara dayanmıstır, yutkunup dururlar. Zalimler icin ne ısınacak bir dost vardır, ne de sozu dinlenecek bir sefaatci

[19] Allah, gozlerin hain bakısını da bilir, gonullerin gizledigini de

[20] Allah hakkı yerine getirir. Onların O´ndan baska yalvardıkları ise hicbir seyi yerine getiremezler. Cunku hakkıyla isiten ve goren ancak Allah´tır

[21] Yeryuzunde bir gezmediler mi? Baksalar ya kendilerinden oncekilerin sonları nasıl olmus? Onlar yeryuzunde gerek kuvvetce ve gerek eserce kendilerinden daha ustunduler. Oyle iken Allah onları gunahları sebebiyle tutup alıverdi. Kendilerini Allah´ın azabından koruyacak biri bulunmadı

[22] O, sundandı: Onlara peygamberleri apacık delillerle geliyorlardı. Ama onlar inkar ettiler. Allah da tuttu kendilerini alıverdi. Cunku O´nun kuvveti cok, azabı siddetlidir

[23] Andolsun Musa´yı ayetlerimizle ve acık bir delil ile gonderdik

[24] Firavun´a, Haman´a ve Karun´a da onlar: «Bu bir sihirbaz, bir yalancıdır» dediler

[25] Bunun uzerine Musa, kendilerine tarafımızdan hakkı getirince de: «Onunla beraber iman etmis olanların ogullarını oldurun, kadınlarını diri tutun.» dediler. Fakat o kafirlerin tuzagı da hep bosa cıkmaktadır

[26] Bir de Firavun: «Bırakın beni, oldureyim Musa´yı da o Rabbine dua etsin. Cunku ben onun, dininizi degistirmesinden veya yeryuzunde bir bozgunculuk cıkarmasından korkuyorum» dedi

[27] Musa da: «Ben hesap gunune inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah´a sıgınırım» dedi

[28] Firavun ailesinden imanını saklayan bir adam da soyle dedi: «Bir adamı, Rabbim Allah dedigi icin oldurecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden delillerle gelmistir. Hem o bir yalancı ise cok surmez, yalanı boynuna gecer. Fakat dogru ise size yaptıgı tehditlerin bir kısmı olsun basınıza gelir. Suphe yok ki Allah asırı giden bir yalancıyı dogru yola cıkarmaz.»

[29] «Ey kavmim! Bugun mulk sizindir. Dunyada yuze cıkmıs bulunuyorsunuz. Eger gelecek olursa Allah´ın hısmından bizi kim kurtarır?» Firavun: «Ben size gorusumden baskasını gostermiyorum ve herhalde ben size dogru yolu gosteriyorum» dedi

[30] O iman etmis olan kimse de: «Ey kavmim! Dogrusu ben sizin hakkınızda Ahzab (onceki cesitli toplumlar)ın gunleri gibi bir gunden korkuyorum.»

[31] «Nuh Kavmi´nin, Ad´ın, Semud´un ve daha sonrakilerin maceraları gibi (bir gunun geleceginden korkuyorum). Allah, kulları icin bir zulum istemez.»

[32] «Ey kavmim! Ben size gelecek o cagrısma gununden (kıyamet gununden) korkuyorum.»

[33] «O gun arkanıza donup kacacaksınız. Fakat sizi Allah´tan koruyacak olan yoktur. Her kimi Allah sasırtırsa, artık ona bir yol gosterici bulunmaz.»

[34] Bundan once size delillerle Yusuf gelmisti. O zaman da onun size getirdigi hakikatte suphe edip durmustunuz. Nihayet vefat ettiginde de «Bundan sonra Allah asla peygamber gondermez» dediniz. Iste asırı supheci olanları Allah boyle sasırtır

[35] Onlar, kendilerine gelmis bir delil olmaksızın, Allah´ın ayetleri hakkında mucadele ederler. Bu durum, Allah katında ve iman edenler yanında buyuk bir bugzu gerektirir. Iste Allah, her boburlenen zorbanın kalbini oyle bir tabiat ile muhurler

[36] Firavun dedi ki: «Ey Haman! Bana bir kule yap, belki ben o yollara ulasabilirim.»

[37] «Goklerin yollarına ulasabilirim de, Musa´nın ilahının ne oldugunu anlarım. Ben onu mutlaka yalancı sanıyorum.» Iste boylece Firavun´a kotu ameli suslu gosterildi de yoldan cıkarıldı. Cunku Firavun duzeni hep bosa cıkar

[38] O iman etmis olan kimse dedi ki: «Ey kavmim! Bana uyun ki size dogru yolu gostereyim.»

[39] «Ey kavmim! Bu dunya hayatı ancak gecici bir menfaatten ibarettir. Ahiret ise durulacak karar yurdudur.»

[40] «Her kim bir kotuluk yaparsa, ona ancak yaptıgının bir misli ile ceza verilir. Erkek veya kadın, her kim de mumin olarak iyi bir amel islerse, iste onlar cennete girerler. Orada kendilerine hesapsız rızık verilir.»

[41] «Hem ey kavmim! Nicin ben sizi kurtulusa davet ederken, siz beni atese davet ediyorsunuz?»

[42] «Siz beni Allah´ı inkar etmeye ve bence hic ilimde yeri olmayan seyleri O´na ortak kosmaya davet ediyorsunuz. Ben ise sizi o cok guclu ve cok bagıslayıcı olan Allah´a davet ediyorum.»

[43] «Hic inkar edilemez ki, gercekten sizin beni davet ettiginiz seyin dunyada da, ahirette de bir davet hakkı yoktur. Hepimizin donusu Allah´adır. Suphesiz haddi asanların hepsi cehennemliktir.»

[44] «Siz benim soylediklerimi sonra anlayacaksınız. Ben isimi Allah´a havale ediyorum. Suphesiz Allah, kullarını gorur, gozetir.»

[45] Allah o mumini, onların kurdukları tuzakların kotuluklerinden korudu. Firavun´un adamlarını ise, o kotu azab kusattı

[46] Onlar, sabah aksam atese arzolunurlar. Kıyamet kopacagı gun de: «Firavun hanedanını azabın en siddetlisine tıkın!» (denilecektir)

[47] Hele ates icinde birbirlerini protesto ederlerken, zayıf olanlar, buyukluk taslayanlara: «Hani bizler size tabi idik. Simdi siz bizden bir ates nobetini savabiliyor musunuz?» derler

[48] Buyukluk taslayanlar da soyle derler: «Evet, hepimiz onun icindeyiz. Allah kulları arasında hukmunu vermistir.»

[49] Atestekiler, cehennem bekcilerine derler ki: «Rabbinize dua edin de bir gun olsun bizden azabı biraz hafifletsin.»

[50] Bekciler de: «Size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı?» diye sorarlar. Onlar: «Evet» derler. Bekciler: «Oyle ise kendiniz dua edin» derler. Kafirlerin duası ise hep cıkmazdadır

[51] Biz peygamberimize ve inananlara hem dunya hayatında hem de sahitlerin sahitlik edecekleri gunde (kıyamette) elbette yardım ederiz

[52] O gun zalimlere ozur dilemeleri fayda vermez. Onlara lanet vardır, onlara yurdun kotusu (cehennem) vardır

[53] Andolsun ki biz Musa´ya o hidayeti verdik ve Israilogullarına o kitabı miras kıldık

[54] (Bunu) Aklı basında olanlara bir yol gosterici ve bir hatırlatma olsun diye (boyle yaptık)

[55] O halde sabret. Cunku Allah´ın vaadi haktır. Hem gunahından dolayı istigfar et ve aksam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et

[56] Kendilerine gelmis kesin bir delil olmaksızın, Allah´ın ayetleri hakkında mucadele edenlerin goguslerinde ancak yetisemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah´a sıgın. Cunku her seyi isiten ve goren O´dur

[57] Elbette goklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha buyuktur. Fakat insanların cogu bilmezler

[58] Kor ile goren bir olmaz, iman edip salih ameller isleyen kimseler ile kotuluk yapan da bir degildir. Ne kadar da az dusunuyorsunuz

[59] Herhalde o saat (kıyamet) muhakkak gelecektir. Onda suphe yok. Fakat insanların cogu inanmazlar

[60] Halbuki Rabbiniz: «Bana yalvarın, dua edin ki size karsılık vereyim. Cunku bana ibadet etmekten kibirlenip yuz cevirenler yarın horlanmıs olarak cehenneme gireceklerdir.» buyurdu

[61] Icinde dinlenesiniz diye geceyi, goz acıcı bir aydınlık olarak da gunduzu sizin icin yaratan Allah´tır. Gercekten Allah insanlara karsı bir lutuf sahibidir. Fakat insanların cogu sukretmezler

[62] Iste Rabbiniz, her seyin yaratıcısı olan o Allah´tır. O´ndan baska ilah yoktur. O halde (haktan) nasıl cevrilirsiniz

[63] Iste Allah´ın ayetlerini inkar edenler boyle cevriliyorlar

[64] Allah, O´dur ki sizin icin yeri bir karargah, gogu de bir bina yapmıstır. Size sekil vermis, sonra sekillerinizi guzellestirmistir. Hos nimetlerden size rızık vermistir. Iste Rabbiniz o Allah´tır. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yucedir

[65] Daimi bir hayat sahibi ancak O´dur. O´ndan baska ilah yoktur. Onun icin dini halis kılarak O´na, hep O´na yalvarın. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah´a mahsustur

[66] De ki: «Bana Rabbimden apacık deliller geldigi zaman, ben o sizin Allah´ı bırakıp taptıklarınıza ibadet etmekten kesinlikle men edildim ve bana alemlerin Rabbine teslim olmam emredildi.»

[67] «Sizi (once) bir topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir aleka (embriyo)dan yaratan, sonra sizi bir bebek olarak cıkaran, sonra guclu kuvvetli bir caga erismeniz, sonra da ihtiyarlar olmanız icin yasatıp buyuten O´dur. Icinizden kimi de daha once vefat ettiriliyor. (Bunları Allah) belirli bir sureye ulasasınız ve aklınızı kullanasınız diye (boyle yapıyor).»

[68] O, hem yasatır, hem oldurur. O, bir sey yapmak isteyince ona sadece «ol!» der, o sey de hemen oluverir

[69] Bakmaz mısın simdi Allah´ın ayetleri hakkında mucadeleye kalkanlara! (Haktan) nasıl donduruluyorlar

[70] Kitaba ve Resullerimizi gonderdigimiz seylere yalan diyenler, artık ilerde bilecekler

[71] O zaman boyunlarında halkalar ve zincirler oldugu halde surukleneceklerdir

[72] Kaynar suda, sonra da ateste kaynatılacaklardır

[73] Sonra da onlara: «Nerede o ortak kostuklarınız?» denilecek

[74] O Allah´tan baskaları (nerede denilecek). Onlar da diyecekler ki: «Hepsi bizden uzaklasıp gittiler. Daha dogrusu biz bundan once hicbir seye ibadet etmiyormusuz.» Iste Allah, o kafirleri boyle sasırtır

[75] Bunun sebebi sudur: Cunku siz yeryuzunde haksız yere seviniyor ve guveniyordunuz

[76] Iclerinde ebedi olarak kalmak uzere cehennemin kapılarından girin. Bak ne kotu o kibirlenenlerin yeri

[77] Ey Muhammed! Sen sabret, suphesiz Allah´ın vaadi haktır, mutlaka gerceklesecektir. Onlara yaptıgımız tehdidin bir kısmını sana gostersek de veya seni vefat ettirsek de onlar mutlaka dondurulup bize getirileceklerdir

[78] Andolsun ki biz senin onunden nice peygamberler gondermisizdir. Onlardan kimini sana anlatmısız, kimini de anlatmamısızdır. Hicbir peygamber, Allah´ın izni olmaksızın bir mucize getiremez. Allah´ın emri gelince de hak yerine getirilir. Batıl bir dava pesinde kosanlar, iste bu noktada husrana ugrarlar

[79] Kimine binesiniz, kimini de yiyesiniz diye sizin icin o yumusak baslı hayvanları yaratan Allah´tır

[80] Sizin icin onlarda daha nice menfaatler vardır. Onların uzerinde gonullerinizdeki bir arzuya erersiniz. Hem onlar uzerinde, hem de gemiler uzerinde tasınırsınız

[81] Allah size ayetlerini gosteriyor. Simdi Allah´ın ayetlerinin hangisini inkar edersiniz

[82] Daha yeryuzunde gezip de bir bakmazlar mı? Kendilerinden oncekilerin sonu nasıl olmus? Onlar kendilerinden hem daha cok, hem de kuvvetce ve yeryuzundeki eserlerinin saglamlıgı bakımından daha cetindiler. Oyle iken o kazandıkları seyler, kendilerini kurtaramadı

[83] Cunku onlara peygamberleri, delillerle geldikleri zaman, kendilerinde bulunan ilme guvendiler de o alay ettikleri sey onları kusatıverdi

[84] O zaman hısmımızı gorduklerinde: «Allah´ın birligine inandık ve O´na sirk kostugumuz seyleri inkar ettik» dediler

[85] Ama hısmımızı gordukleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek degildi. Allah´ın, kulları hakkındaki gecegelen kanunu budur. Iste kafirler bu noktada husrana dustuler

Fussilet

Surah 41

[1] Ha Mim

[2] Bu Kur´an Rahman ve Rahim olan Allah tarafından indirilmistir

[3] Bu, Arapca bir Kur´an olarak, ayetleri bilen bir kavim icin ayırt edilip acıklanmıs bir kitaptır

[4] O, mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderilmistir. Fakat insanların cogu yuz cevirmislerdir. Artık onlar gercegi isitmezler

[5] Onlar: «Ey Muhammed! Senin bizi davet ettigin seye karsı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir agırlık vardır. Seninle bizim aramızda anlasmamıza engel bir de perde vardır. Sen istedigini yap, cunku biz yapıyoruz» dediler

[6] Ey Muhammed! De ki: «Ben sadece sizin gibi bir insanım, ancak bana ilahınızın bir tek ilah oldugu vahyediliyor. Artık hep O´na yonelin ve O´ndan bagıslanma dileyin. Vay O´na ortak kosanların haline

[7] Onlar, zekatı vermezler, ahireti de inkar ederler

[8] Suphesiz ki, iman edip, salih amel isleyenler icin de bitmez tukenmez bir mukafat vardır

[9] De ki: «Siz yeri iki gunde yaratanı gercekten inkar edip duracak mısınız? Bir de O´na esler kosuyorsunuz ha? O butun alemlerin Rabbidir.»

[10] O, yerin ustunde sabit daglar yarattı. Orada bereketler meydana getirdi. Orada arastırıp soranlar icin rızıkları tam dort gunde belli bir seviyede takdir edip, duzene koydu

[11] Sonra duman halinde bulunan goge yoneldi. Ona ve yerkureye: «Isteyerek veya istemeyerek buyruguma gelin.» dedi. Her ikisi de: «Isteyerek geldik» dediler

[12] Boylece Allah onları iki gunde yedi gok olmak uzere yerine koydu. Her goge kendi isini bildirdi. Biz en yakın gogu kandillerle susledik ve koruduk. Iste bu cok guclu ve her seyi bilen Allah´ın takdiridir

[13] Eger onlar, yine yuz cevirirlerse de ki: «Ben sizi Ad ve Semud´un basına gelen yıldırıma benzer bir yıldırıma karsı uyardım.»

[14] Onlara Allah´tan baskasına kulluk etmeyin diye onlerinden ve arkalarından peygamberler geldigi zaman: «Eger Rabbimiz dileseydi mutlaka melekler indirirdi. Biz sizin teblig icin gonderildiginiz seylere inanmayız.» dediler

[15] Ad kavmine gelince onlar yeryuzunde buyukluk tasladılar ve: «Bizden daha kuvvetli kim vardır?» dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah´ın kendilerinden daha kuvvetli oldugunu gormediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı

[16] Bu yuzden biz de onlara dunya hayatında rezillik azabını tattırmak icin o ugursuz gunlerde dondurucu bir kasırga gonderdik. Ahiret azabı ise elbette daha cok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir

[17] Semud kavmine gelince, biz onlara dogru yolu gosterdik. Fakat onlar korlugu dogru yola tercih ettiler. Bunun uzerine kazandıkları kotuluk yuzunden alcaltıcı azabın yıldırımı onları carpıverdi

[18] Biz iman edenleri ve kotulukten sakınanları ise kurtardık

[19] O gun Allah´ın dusmanları cehennem atesine surulmek uzere hep bir araya toplanırlar

[20] Nihayet oraya vardıkları zaman kulakları, gozleri ve derileri yaptıkları seyler hakkında onların aleyhinde sahitlik ederler

[21] Onlar derilerine: «Nicin aleyhimize sahitlik ettiniz?» derler. Derileri de: «Bizi her seyi konusturan Allah konusturdu, sizi ilk defa yaratan O´dur ve siz yine O´na donduruluyorsunuz» derler

[22] Siz kulaklarınızın, gozlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde sahitlik edeceginden korkarak kotulukten sakınmıyordunuz. Fakat yaptıklarınızdan bir cogunu Allah´ın bilmeyecegini zannediyordunuz

[23] Iste Rabbiniz hakkında beslediginiz bu zannınız sizi helak etti de zarara ugrayanlardan oldunuz

[24] Simdi eger dayanabilirlerse onların yeri atestir. Yok eger hosnutluga donmek isterlerse bile artık onlar hosnut edileceklerden degildirler

[25] Biz onlara birtakım arkadaslar musallat ettik de onlar kendilerine onlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini guzel gosterdiler. Boylece kendilerinden once gelip, gecmis olan cin ve insan toplulukları hakkındaki, azab sozu onlar icin de hak oldu. Dogrusu onların hepsi de kendilerine yazık etmislerdir

[26] Inkar edenler: «Bu Kur´anı dinlemeyin, okunurken gurultu yapın, belki ustun gelirsiniz» dediler

[27] Biz mutlaka inkar edenlere siddetli bir azab tattıracagız. Ve onlara yaptıkları amellerin en kotusunun cezasını verecegiz

[28] Iste Allah´ın dusmanlarının cezası atestir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmelerinin cezası olarak, onlar icin orada ebedi olarak kalacakları cehennem yurdu vardır

[29] Inkar edenler: «Ey Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi dogru yoldan saptıranları bize goster de onları ayaklarımızın altına alalım, boylece cehennemin en altında kalanlardan olsunlar.» diyeceklerdir

[30] «Rabbimiz Allah´tır» deyip, sonra da dogrulukta devam edenlere gelince, onların uzerine melekler iner ve derler ki: «Korkmayın, uzulmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin.»

[31] «Biz dunya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Cennette sizin icin canınızın cektigi ve istediginiz her sey vardır.»

[32] Bunlar cok bagıslayıcı ve cok merhametli olan Allah tarafından bir agırlamadır

[33] Allah´a davet eden, salih amel isleyen ve: «Ben gercekten muslumanlardanım» diyen kimseden daha guzel sozlu kim olabilir

[34] Hem iyilik de bir degildir, kotuluk de. Kotulugu en guzel bir sekilde sav. O zaman seninle kendi arasında bir dusmanlık olan kisinin, sanki samimi bir dost gibi oldugunu gorursun

[35] Bu olgunluga ancak sabredenler kavusturulur, buna ancak hayırdan buyuk bir pay sahibi olan kavusturulur

[36] Eger seytandan gelen kotu bir dusunce seni durtecek olursa hemen Allah´a sıgın. Cunku O her seyi isitir ve bilir

[37] Gece ile gunduz ve gunes ile ay Allah´ın kudretinin delillerindendir. Gunese ve aya secde etmeyin. Eger sadece Allah´a kulluk yapmak istiyorsanız, onları yaratan Allah´a secde edin

[38] Eger onlar buyukluk taslarlarsa bilsinler ki, Rabbinin yanındaki melekler gece gunduz O´nu tesbih ederler ve hic usanmazlar

[39] Senin yeryuzunu boynu bukuk, kupkuru gormen de Allah´ın kudretinin delillerindendir. Biz onun uzerine suyu indirdigimiz zaman titresir ve kabarır. Suphesiz ki ona hayat veren Allah mutlaka oluleri de diriltir. Dogrusu O´nun her seye gucu yeter

[40] Ayetlerimiz hakkında dogruluktan ayrılıp inkara sapanlar bize gizli kalmazlar. O halde atese atılacak olan mı daha hayırlıdır, yoksa kıyamet gunu guven icinde gelecek olan mı? Istediginizi yapın. Suphesiz ki Allah, yaptıgınız seyleri hakkıyla gorur

[41] Kur´an kendilerine geldiginde onu inkar edenler, mutlaka cezalarını cekeceklerdir. O gercekten cok degerli bir kitaptır

[42] Ona ne onunden, ne de ardından batıl gelemez. O hukum ve hikmet sahibi, ogulmeye layık olan Allah tarafından indirilmistir

[43] Ey Muhammed! Sana senden onceki peygamberlere soylenenden baska bir sey soylenmiyor. Suphesiz ki senin Rabbin hem magfiret sahibidir hem de acı verecek bir azap sahibidir

[44] Eger biz onu yabancı dilden bir Kur´an yapsaydık onlar mutlaka: «Bu kitabın ayetleri genisce acıklanmalı degil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil, oyle mi?» derlerdi. Sen de ki: «O, iman edenler icin bir hidayet ve sifadır.» Iman etmeyenlerin kulaklarında ise bir agırlık vardır. Kur´an onlara gore bir korluktur. Sanki onlar uzak bir yerden cagrılıyorlar (da duymuyorlar)

[45] Andolsun ki biz Musa´ya Tevrat´ı vermistik de onda ihtilafa dusmuslerdi. Eger Rabbin tarafından azabın ertelenmesine dair bir soz gecmeseydi mutlaka aralarında hukum verilirdi. Gercekten onlar Kur´an hakkında bir suphe ve tereddut icindedirler

[46] Her kim iyi bir is yaparsa, kendi lehine yapmıs olur. Kim de bir kotuluk yaparsa, kendi aleyhine yapmıs olur. Rabbin kullara zulmedecek degildir

[47] Kıyamet zamanını bilmek ancak Allah´a havale edilir. Onun bilgisi dısında hicbir meyve kabugundan cıkmaz, hicbir disi gebe kalmaz ve dogurmaz. Allah onlara: «Bana kostugunuz ortaklarım nerede?» diye seslendigi gun, onlar: «Senin ortagın olduguna dair bizden hicbir sahit olmadıgını sana arz ederiz.» derler

[48] Onceden tapmakta oldukları seyler, kendilerinden uzaklasıp kaybolmustur. Onlar da kendileri icin kacacak bir yer olmadıgını anlamıslardır

[49] Insan hayır istemekten usanmaz, fakat kendisine bir kotuluk dokununca uzulur ve umitsizlige duser

[50] Andolsun ki kendisine dokunan bir zarardan sonra, biz ona tarafımızdan bir rahmet tattırsak, O: «Bu benim hakkımdır, kıyametin kopacagını da sanmıyorum, Rabbime dondurulmus olsam bile mutlaka O´nun yanında benim icin daha guzel seyler vardır» der. Biz o inkar edenlere yaptıkları seyleri mutlaka haber verecegiz ve onlara agır bir azap tattıracagız

[51] Biz insana bir nimet verdigimiz zaman o yuz cevirir, yan cizer. Ona bir kotuluk dokundugu zaman da uzun uzun yalvarır

[52] Ey Muhammed! De ki: «Ne dersiniz? O Kur´an Allah tarafından gelmis olup da sonra siz onu inkar etmisseniz, o takdirde Hak´tan uzak bir ayrılıga dusenden daha sapık kim olabilir?»

[53] Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi gosterecegiz ki, Kur´an´ın hak oldugu kendilerine acıkca belli olsun. Senin Rabbinin her seye sahit olması kafi degil mi

[54] Iyi bilin ki onlar Rablerine kavusmaktan bir suphe icindedirler, yine iyi bilin ki, Allah her seyi ilmiyle kusatmıstır

Şûrâ

Surah 42

[1] Ha, mim, ayn, sin, kaf

[2] Ha, mim, ayn, sin, kaf

[3] Ey Muhammed! Cok guclu hukum ve hikmet sahibi olan Allah sana da senden oncekilere de boylece vahyeder

[4] Goklerde ve yerde ne varsa, hepsi O´nundur. O cok yucedir, cok buyuktur

[5] Nerde ise gokler O´nun azametinden ta ustlerinden catlayacak gibi titresiyorlar. Melekler Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryuzunde bulunan kimseler icin magfiret diliyorlar. Iyi bilin ki Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[6] Allah´tan baska dostlar edinenlere gelince, Allah onların uzerinde devamlı bir gozetleyicidir. Ama sen onların uzerinde bir vekil degilsin

[7] Boylece biz sana Arapca bir Kur´an indirdik ki, sehirlerin anası (olan Mekke) halkını ve etrafındakileri uyarasın ve hakkında hic suphe olmayan kıyamet gununun dehsetinden onları korkutasın. Bir grup cennettedir, bir grup da cehennemdedir

[8] Eger Allah dileseydi butun insanları bir tek ummet yapardı. Fakat O yalnız diledigini rahmetinin icine almaktadır. Zalimler icin ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı

[9] Yoksa onlar Allah´tan baska dostlar mı edindiler? Oysa asıl dost Allah´tır. Oluleri diriltecek olan da O´dur. O´nun her seye gucu yeter

[10] Hakkında ihtilafa dustugunuz herhangi bir seyin hukmu Allah´a aittir. Iste benim Rabbim olan Allah budur. Ben yalnız O´na guvendim ve yalnız O´na yoneliyorum

[11] O goklerin ve yerin yaratıcısıdır. O sizin icin kendi nefsinizden esler ve hayvanlardan da ciftler yaratmıstır. O, sizi bu duzen icerisinde uretip cogaltıyor. O´nun benzeri olan hicbir sey yoktur. O, her seyi isitir ve gorur

[12] Goklerin ve yerin kilitleri O´na aittir. O diledigine rızkı genisletir ve daraltır. Suphesiz ki O, her seyi hakkıyla bilir

[13] Allah dinden Nuh´a tavsiye buyurdugu seyi sizin icin de bir kanun yaptı ve (Ey Muhammed!) sana vahyettigimizi, Ibrahim´e, Musa´ya ve Isa´ya tavsiye buyurdugumuzu da seriat kıldı. Soyle ki: Dini dogru tutun ve onda ayrılıga dusmeyin. Fakat senin kendilerini davet ettigin sey, musriklere agır geldi. Allah diledigini kendine secer ve kendisine yoneleni de dogru yola iletir

[14] Onlar kendilerine bilgi geldikten sonra, ancak aralarındaki, cekememezlik yuzunden ayrılıga dustuler. Eger Rabbin tarafından azabın ertelendigine dair bir soz gecmemis olsaydı aralarında mutlaka hukum verilirdi. Kendilerinden sonra Kitab´a varis kılınan kitap ehli de Kur´an hakkında bir suphe ve tereddut icindedirler

[15] Ey Muhammed! Iste bunun icin insanları tevhide davet et ve sana emredildigi gibi dosdogru ol. Onların keyiflerine uyma ve de ki: «Ben Allah´ın kitaptan indirdigine inandım ve bana aranızda adaleti gerceklestirmem emredildi. Allah bizim de rabbimiz sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Sizinle bizim aramızda hicbir tartısmaya yer yoktur. Allah hepimizi biraraya toplayacaktır. Donus yalnız O´nadır

[16] Allah´ın davetine uyulduktan sonra, hala O´nun dini hakkında mucadele edenlerin, getirdikleri deliller Rableri yanında batıldır. Onların uzerinde bir gazab ve kendileri icin siddetli bir azab vardır

[17] Bu kitabı ve olcuyu hakla indiren Allah´tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır

[18] O´na inanmayanlar kıyametin cabuk gelmesini istiyorlar. Inananlar ise O´ndan korkarlar ve O´nun hak oldugunu bilirler. Iyi bilin ki, kıyamet saati hakkında tartısanlar derin bir sapıklık icindedirler

[19] Allah kullarına cok lutufkardır. Diledigine rızık verir. O cok kuvvetlidir, cok gucludur

[20] Her kim ahiret kazancını isterse, biz onun kazancını artırırız, her kim de dunya kazancını isterse ona da ondan veririz, ama onun ahirette hicbir nasibi yoktur

[21] Yoksa onların, Allah´ın dinde izin vermedigi seyi kendilerine mesru kılacak ortakları mı vardır? Eger azabın ertelenmesine dair kesin yargı sozu olmasaydı, aralarında hemen hukum verilir, isleri bitirilirdi. Gercekten zalimler icin acı bir azab vardır

[22] Sen kıyamet gunu kazandıkları seyin cezası baslarına gelirken zalimlerin korkudan titrediklerini gorursun. Iman edip salih amel isleyenler ise cennet bahcelerindedirler. Rablerinin yanında onlar icin istedikleri her sey vardır. Iste buyuk lutuf budur

[23] Iste Allah iman edip salih amel isleyen kullarını bununla mujdeler. Ey Muhammed! De ki: «Ben bu tebligime karsı sizden akrabalıkta sevgiden baska hicbir ucret istemiyorum.» Her kim bir iyilik yaparsa biz onun iyiligini artırırız. Suphesiz ki Allah cok bagıslayıcıdır, sukrun karsılıgını verir

[24] Yoksa onlar, senin hakkında: «Allah´a karsı yalan uydurdu.» mu diyorlar? Eger Allah dilerse senin de kalbini muhurler; batılı yok eder ve sozleriyle hakkı gerceklestirir. Suphesiz ki O kalplerde bulunan seyleri hakkıyla bilir

[25] Kullarının tevbesini kabul eden, kotulukleri affeden ve sizin yaptıklarınızı bilen O´dur

[26] Allah iman edip, salih amel isleyenlerin tevbesini kabul eder, onlara lutfundan daha fazlasını verir. Kafirler icin ise siddetli bir azap vardır

[27] Eger Allah rızkı kullarına bol bol verseydi, mutlaka yeryuzunde azgınlık ederlerdi. Fakat O diledigini belli bir olcuye gore indiriyor. Suphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları hakkıyla gorur

[28] Insanlar umitlerini kestikten sonra yagmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan O´dur. Ovulmeye layık olan gercek dost O´dur

[29] Gokleri yeri ve her ikisinde yaydıgı canlıları yaratması da Allah´ın kudretinin delillerindendir. O´nun diledigi zaman onları biraraya toplamaya da gucu yeter

[30] Basınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yuzundendir. Bununla beraber Allah yine de cogunu affeder

[31] Siz yeryuzunde (O´nu) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah´tan baska bir dostunuz ve yardımcınız da yoktur

[32] Denizlerde yuce daglar gibi gemilerin yurumesi de O´nun kudretinin delillerindendir

[33] Eger O dilerse ruzgarı durdurur da yelkenle giden gemiler denizin uzerinde duruverirler. Suphesiz ki bunda sabırlı olan ve cok sukreden kimseler icin nice ibretler vardır

[34] Yahut da Allah kazandıkları gunahlar yuzunden onları helak eder ve bircogunu da bagıslar

[35] Ayetlerimiz hakkında mucadele edenler bilsinler ki kendileri icin kacacak bir yer yoktur

[36] Size verilen herhangi bir sey sadece dunya hayatının gecici bir menfaatidir. Allah katında bulunanlar ise iman edip sadece Rablerine guvenen kimseler icin daha hayırlı ve daha kalıcıdır

[37] O iman edenler, buyuk gunahlardan ve hayasızlıktan kacınırlar. Onlar ofkelendikleri zaman da kusurları bagıslarlar

[38] Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı dosdogru kılarlar. Onların isleri de kendi aralarında bir istisare iledir. Kendilerine verdigimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar

[39] Onlar, bir zulum ve saldırıya ugradıkları zaman birbirleriyle yardımlasırlar

[40] Bir kotulugun cezası yine onun gibi bir kotuluktur, ama kim affeder, bagıslarsa onun mukafatı Allah´a aittir. Suphesiz ki Allah, zalimleri sevmez

[41] Zulme ugradıktan sonra hakkını alan kimseye gelince, iste onların aleyhinde ceza vermek icin herhangi bir yol yoktur

[42] Yol ancak insanlara zulmedenler ve yeryuzunde haksız yere taskınlık edenler aleyhinedir. Iste onlar icin acı bir azap vardır

[43] Her kim de sabreder ve kusuru bagıslarsa, iste bu elbette azmedilecek islerdendir

[44] Allah kimi saptırırsa artık bundan sonra onun icin hicbir dost yoktur. Sen, azabı gorduklerinde zalimlerin: «Acaba donecek bir yol var mıdır?» dediklerini gorursun

[45] Sen, onların asagılıktan dolayı basları one egilmis, goz ucuyla gizli gizli etrafa bakarlarken atese sunulduklarını gorursun, iman edenler de: «Gercekten zarara ugrayanlar hem kendilerine hem de ailelerine kıyamet gunu yazık etmis olan kimselerdir.» diyeceklerdir. Iyi bilin ki zalimler devamlı bir azap icerisindedirler

[46] Onların Allah´tan baska kendilerine yardım edecek hicbir dostları yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onun icin cıkar bir yol yoktur

[47] Allah tarafından, geri cevrilemeyecek kıyamet gunu gelmeden once, Rabbinizin davetine uyun, cunku o gun, sizin icin sıgınacak bir yer yoktur ve siz inkar da edemezsiniz

[48] Ey Muhammed! Eger onlar yuz cevirirlerse bilsinler ki, biz seni onların uzerine bir bekci olarak gondermedik. Sana dusen sadece tebligdir. Gercekten biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir, ama elleriyle yaptıkları yuzunden kendilerine bir kotuluk isabet ederse, o zaman gorursun ki insan cok nankordur

[49] Goklerin ve yerin hukumranlıgı yalnız Allah´a aittir. O diledigini yaratır, diledigine kız cocuk, diledigine de erkek cocuk bahseder

[50] Yahut Allah onları erkek ve kız olmak uzere cift verir, diledigini de kısır yapar. Suphesiz ki O her seyi bilir. O´nun her seye gucu yeter

[51] Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konusur. Yahut da bir elci gonderir de izniyle ona diledigini vahyeder. Suphesiz ki O cok yucedir, hukum ve hikmet sahibidir

[52] Iste biz boylece sana da emrimizden Kur´an´ı vahyettik. Yoksa sen kitap nedir? Iman nedir? bilmiyordun. Fakat biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan diledigimizi dogru yola iletiyoruz. Suphesiz ki sen de insanları dogru bir yola goturuyorsun

[53] Goklerde ve yerde bulunanların sahibi olan Allah´ın yoluna goturuyorsun. Iyi bilin ki butun isler sonunda yalnız Allah´a donecektir

Zuhruf

Surah 43

[1] Ha, mim

[2] Apacık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapca bir Kur´an yaptık

[3] Apacık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapca bir Kur´an yaptık

[4] Gercekten o bizim nezdimizde bulunan ana kitapta mevcut yuce ve hikmet dolu bir kitaptır

[5] Siz haddi asan bir kavim oldunuz diye Kur´an´ı size gondermekten vaz mı gecelim

[6] Biz oncekilere de nice peygamberler gondermistik

[7] Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı

[8] Biz onlardan daha kuvvetli olanları helak ettik. Kur´an´da oncekilerin ornegi de gecmistir

[9] Eger sen onlara: «Gokleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan elbette: «Onları cok guclu ve herseyi bilen Allah yarattı.» derler

[10] O, yeryuzunu sizin icin bir besik yaptı ve dogru gidesiniz diye orada sizin icin yollar meydana getirdi

[11] Allah gokten belli bir olcuye gore su indirdi. Biz onunla olu bir memlekete yeniden hayat verdik. Iste siz de kabirlerinizden boyle diriltilip cıkarılacaksınız

[12] Allah butun ciftleri yaratmıstır. Sizin icin bineceginiz gemiler ve hayvanlar var etmistir

[13] Siz onların sırtına binip uzerlerine yerlestiginiz zaman, Rabbinizin nimetini anarak soyle diyesiniz: «Bunları bizim hizmetimize veren Allah´ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gucumuz yetmezdi.»

[14] «Gercekten biz Rabbimize donecegiz.»

[15] Buna ragmen insanlar, Allah´ın kullarından bir kısmını O´nun bir parcası saydılar. Gercekten de insan apacık bir nankordur

[16] Yoksa O, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de erkek cocukları size mi secti

[17] Onlardan biri Rahman olan Allah´a isnad ettigi kız cocugu ile mujdelendigi zaman yuzu simsiyah kesilir de ofkesinden yutkunur durur

[18] Yoksa onlar, sus ve zinet icerisinde yetistirilip de mucadelede erkek gibi kendisini savunmaya acık olmayan kızları mı O´na isnad ediyorlar

[19] Onlar Rahman olan Allah´ın kulları olan melekleri de disi saydılar. Onlar meleklerin yaratılısını gorduler mi? Onların sahitlikleri yazılacak ve onlar sorguya cekileceklerdir

[20] Onlar: «Eger Rahman olan, Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık.» dediler. Onların bu hususta hicbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan soyluyorlar

[21] Yoksa biz kendilerine bundan once bir kitap verdik de onlar, ona mı sarılıyorlar

[22] Hayır, onlar sadece: «Biz babalarımızı bu din uzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz.» dediler

[23] Ey Muhammed! Yine boyle biz senden once de hangi memlekete bir uyarıcı gondermissek, mutlaka oranın sımarık varlıklı kimseleri: «Biz babalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız.» dediler

[24] Gonderilen uyarıcı; «Eger size babalarınızı uzerinde buldugunuz dinden daha dogrusunu getirmissem de mi bana uymazsınız?» deyince, onlar: «Gercekten biz sizin teblig icin gonderildiginiz seyi tanımıyoruz.» dediler

[25] Biz de onlardan intikam aldık. Bak peygamberleri yalanlayanların sonu nasıl oldu

[26] Hani Ibrahim babasına ve kavmine: «Gercekten ben sizin taptıgınız seylerden uzagım

[27] Ben ancak beni yaratana taparım. Suphesiz ki O, beni dogru yola iletecektir.» dedi

[28] Ibrahim, bu sozu, ardından gelecek olanlara devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, onlar dogru yola donsunler

[29] Dogrusu ben bunları da babalarını da kendilerine hak olan kitap ve gercegi acıklayan bir peygamber gelinceye kadar faydalandırıp gecindirdim

[30] Kendilerine hak geldigi zaman onlar: «Bu bir buyudur dogrusu biz onu tanımıyoruz.» dediler

[31] Yine Onlar: «Bu Kur´an, su iki sehirden bir buyuk adama indirilmeli degil miydi?» dediler

[32] Ey Muhammed! Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Dunya hayatında onların gecimliklerini aralarında biz taksim ettik. Birbirlerine islerini gordursunler diye biz onların bir kısmını digerlerinden derecelerle ustun kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri seylerden daha hayırlıdır

[33] Eger insanlar kufre sapan bir ummet haline gelmeyecek olsalardı, biz O Rahman olan Allah´ı inkar eden kimselerin evlerine gumusten tavanlar ve uzerine cıkacakları merdivenler yapardık

[34] Onların evleri icin gumusten kapılar, uzerine yaslanacakları koltuklar yapardık

[35] Daha nice altın ziynetler verirdik. Cunku bunların bizce hicbir kıymeti yoktur. Butun bunlar dunya hayatının gecici menfaatinden baska bir sey degildir. Ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri icindir

[36] Her kim Rahman olan Allah´ın zikrinden yuz cevirirse biz ona bir seytan musallat ederiz. Artık o seytan onun yakın dostudur

[37] Suphesiz ki bu seytanlar onları yoldan cıkarırlar. Onlar da kendilerinin dogru yolda olduklarını sanırlar

[38] Nihayet kıyamet gunu bize gelince, arkadasına: «Keske seninle benim aramda dogu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kotu arkadasmıssın!» der

[39] Onlara: «Bugun pismanlık duymanız size hicbir fayda saglamayacaktır. Cunku siz zulmettiniz. Simdi de hepiniz azapta ortaksınız.» denir

[40] Ey Muhammed! O halde sagırlara sen mi isittireceksin? Yahut korlere ve apacık bir sapıklık icinde bulunanlara sen mi dogru yolu gostereceksin

[41] Eger biz seni onlara azap gelmeden once alıp gotursek bile onlardan intikam alırız

[42] Yahut da onlara vaad ettigimiz azabı sana gosteririz. Cunku bizim onlara azap etmeye gucumuz yeter

[43] Oyleyse sen, sana vahyedilen Kur´an´a sarıl. Suphesiz ki sen dogru bir yol uzerindesin

[44] Dogrusu o Kur´an, senin icin de, kavmin icin de bir oguttur ve siz ondan sorguya cekileceksiniz

[45] Ey Muhammed! Senden once gonderdigimiz peygamberlerimize de sor, biz Rahman olan Allah´tan baska kendisine ibadet edilecek ilahlar yapmıs mıyız

[46] Andolsun ki, biz Musa´yı mucizelerimizle Firavun´a ve ileri gelen adamlarına gonderdik. Musa: «Ben gercekten alemlerin Rabbi olan Allah´ın peygamberiyim.» dedi

[47] Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere guluverdiler

[48] Bizim onlara gosterdigimiz her bir mucize digerinden daha buyuktu. Belki dogru yola donerler diye biz onları azapla yakaladık

[49] Onlar azabı gorunce: «Ey sihirbaz! Sende olan ahdi hurmetine bizim icin Rabbine dua et. Biz gercekten dogru yola girecegiz.» dediler

[50] Fakat azabı kendilerinden kaldırdıgımız zaman hemen sozlerinden donuverdiler

[51] Firavun kavmine seslenerek dedi ki: «Ey kavmim! Mısır hukumdarlıgı ve altımdan akıp giden su ırmaklar benim degil mi? Gormuyor musunuz

[52] Yoksa ben, nerede ise meramını anlatamayan su zavallıdan daha hayırlı degil miyim

[53] Eger O´nun dedigi dogru ise uzerine altın bilezikler atılmalı veya kendisiyle beraber onu tasdik eden melekler gelmeli degil miydi?»

[54] Firavun kavmini kucumsedi. Onlar da O´na itaat ettiler. Cunku onlar fasık bir kavimdi

[55] Nihayet bizi gazaplandırdıkları zaman onlardan intikam aldık. Hepsini suda bogduk

[56] Onları sonradan gelecekler icin ibret ve ornek kıldık

[57] Meryem oglu Isa bir misal olarak anlatılınca, senin kavmin hemen ondan bir delil bulduklarını sanarak bagrısmaya basladılar

[58] Onlar dediler ki: «Bizim ilahlarımız mı daha hayırlıdır, yoksa Isa mı?» Bu misali sırf seninle tartısmak icin ortaya attılar. Dogrusu onlar cok kavgacı bir topluluktur

[59] Isa, ancak kendisine nimet verdigimiz ve Israilogullarına ornek kıldıgımız bir kuldur

[60] Eger biz dileseydik, sizden yeryuzunde yerinize gececek melekler yaratırdık

[61] Gercekten o, (Isa´nın yere inisi) kıyametin yaklastıgını gosteren bir bilgidir. Sakın kıyamet hakkında supheye dusmeyip, bana uyun, bu dogru yoldur

[62] Sakın seytan sizi dogru yoldan alıkoymasın. Gercekten o sizin icin apacık bir dusmandır

[63] Isa mucizelerle indigi zaman dedi ki: «Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ihtilafa dustugunuz seylerin bir kısmını size acıklamak icin geldim. O halde Allah´tan korkun ve bana itaat edin

[64] Gercekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah´tır. Oyle ise O´na kulluk edin. Bu dogru bir yoldur.»

[65] Fakat aralarından cıkan gruplar, Isa hakkında ihtilafa dustuler. Acı bir gunun azabından dolayı vay zulmedenlerin haline

[66] Onlar kendileri farkına varmadan ansızın kıyametin baslarına gelmesini mi bekliyorlar

[67] O gun Allah´tan korkanlar haric dost olanlar birbirlerine dusmandırlar

[68] Allah, takva sahiplerine soyle nida eder: «Ey ayetlerimize iman edip musluman olan kullarım! Bugun size hicbir korku yoktur ve siz uzulmeyeceksiniz

[69] Allah, takva sahiplerine soyle nida eder: «Ey ayetlerimize iman edip musluman olan kullarım! Bugun size hicbir korku yoktur ve siz uzulmeyeceksiniz

[70] Siz ve esleriniz cennete girin. Orada agırlanıp sevindirileceksiniz.»

[71] Onların etrafında yiyecek ve icecekler altın tepsiler ve kadehlerle dolastırılır. Orada canların cektigi ve gozlerin hoslandıgı hersey vardır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız

[72] Iste yaptıklarınıza karsılık size miras verilen cennet budur

[73] Orada sizin icin bol bol meyveler vardır. Onlardan yersiniz

[74] Suphesiz ki suclular, cehennem azabında ebedi olarak kalacaklardır

[75] Onların azabı hafifletilmez ve onlar azab icerisinde umitsizdirler

[76] Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalimler oldular

[77] Onlar cehennem bekcisine: «Ey Malik! Rabbin artık bizi oldursun.» diye seslenirler. Malik de: «Siz boylece kalacaksınız.» der

[78] Andolsun ki biz size hakkı getirdik. Fakat sizin cogunuz haktan hoslanmıyorsunuz

[79] Yoksa onlar hakka karsı gelmek icin bir is mi kararlastırdılar? Biz de onları cezalandırmak icin kararlıyız

[80] Yoksa onlar bizim sırlarını ve gizli konusmalarını isitmedigimizi mi sanıyorlar? Hayır, isitiriz ve yanlarında bulunan elci meleklerimiz de her yaptıklarını yazıyorlar

[81] Ey Muhammed! de ki: «Eger Rahman olan Allah´ın bir cocugu olsaydı, ona ibadet edenlerin birincisi ben olurdum.»

[82] Goklerin ve yerin Rabbi, arsın Rabbi onların nitelendirdikleri seyden munezzehtir, yucedir

[83] Simdi sen bırak onları, tehdit edildikleri gunlerine kavusuncaya kadar batıla dalsınlar oynasınlar

[84] Gokteki ilah da yerdeki ilah da O´dur. O hukum ve hikmet sahibidir herseyi bilir

[85] Goklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hukumranlıgı kendisine ait olan Allah´ın sanı yucedir. Kıyamet saatinin bilgisi de yalnız onun yanındadır. Siz sadece O´na donduruleceksiniz

[86] Onların Allah´ı bırakıp da tapdıkları putlar sefaat hakkına sahip degillerdir. Ancak bilerek hakka sahitlik edenler sefaat edebilir

[87] Eger sen onlara kendilerini kimin yarattıgını sorsan elbette: «Allah» derler. O halde nasıl haktan cevriliyorlar

[88] Peygamberin sozu su olmustur: «Ey Rabbim! Bunlar gercekten iman etmeyen bir kavimdir.»

[89] Ey Muhammed! Simdilik sen onlara aldırma ve: «Size selam olsun.» de. Onlar yakında bilecekler

Duhân

Surah 44

[1] Ha, mim

[2] O apacık Kitab´a andolsun ki biz onu gercekten mubarek bir gecede indirdik. Cunku biz onunla insanları uyarmaktayız

[3] O apacık Kitab´a andolsun ki biz onu gercekten mubarek bir gecede indirdik. Cunku biz onunla insanları uyarmaktayız

[4] O gecede her hikmetli is tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gercekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler gondeririz. Suphesiz ki O, herseyi isitir ve bilir

[5] O gecede her hikmetli is tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gercekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler gondeririz. Suphesiz ki O, herseyi isitir ve bilir

[6] O gecede her hikmetli is tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gercekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler gondeririz. Suphesiz ki O, herseyi isitir ve bilir

[7] Siz eger kesin olarak inanıyorsanız, iyi bilin ki Allah goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir

[8] Ondan baska hicbir ilah yoktur. O hem yasatır, hem oldurur. O sizin de Rabbiniz, sizden onceki babalarınızın da Rabbidir

[9] Fakat kafirler bir suphe icinde oynayıp egleniyorlar

[10] Ey Muhammed! Simdi sen gogun, insanları buruyecek acık bir duman getirecegi gunu gozetle! Bu acı bir azabdır

[11] Ey Muhammed! Simdi sen gogun, insanları buruyecek acık bir duman getirecegi gunu gozetle! Bu acı bir azabdır

[12] O gun insanlar: «Ey Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Artık biz inanıyoruz» derler

[13] Onlar icin bunu dusunup ogut almak nerede? Oysa kendilerine gercegi acıklayan bir de peygamber gelmisti

[14] Sonra onlar, o peygamberden yuz cevirdiler ve: «Bu ogretilmis bir delidir.» dediler

[15] Biz o azabı sizden birazcık kaldırırız. Ama siz mutlaka eski halinize donersiniz

[16] Biz o buyuk siddetle carptıgımız gun mutlaka intikamımızı alırız

[17] Andolsun ki, biz onlardan once Firavun kavmini de denemistik. Onlara cok kıymetli bir peygamber gelmisti

[18] O peygamber onlara soyle demisti: «Esaretiniz altındaki Allah´ın kullarını bana teslim edin. Cunku ben size gonderilmis guvenilir bir peygamberim

[19] Allah´a karsı ustunluk taslamayın. Suphesiz ki ben size apacık bir delil getiriyorum

[20] Gercekten ben, beni taslamanızdan dolayı benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah´a sıgındım

[21] Eger siz bana iman etmezseniz hemen yanımdan uzaklasın.»

[22] Musa: «Suphesiz ki bunlar suclu bir kavimdir.» diyerek yardım etmesi icin Rabbine yalvardı

[23] Allah buyurdu ki: «Kullarımı geceleyin yurut. Cunku siz takib edileceksiniz

[24] Karsıya gecince denizi oldugu gibi acık bırak. Cunku onlar suda bogulacak bir ordudur.»

[25] Onlar neler bırakmıslardı, ne bahceler, ne pınarlar

[26] Ne ekinler, ne guzel kaynaklar

[27] Ve icinde eglenip durdukları nice nimetler ve refah

[28] Iste boylece biz onları baska bir kavme miras bıraktık

[29] Gok ve yer onların uzerine aglamadı. Onlara muhlet de verilmedi

[30] Andolsun ki biz Israilogullarını o asagılayıcı azabdan kurtardık

[31] Firavun´dan da kurtardık cunku o ustunluk taslayıp haddi asan bir zorbaydı

[32] Andolsun ki biz onları bilerek o zamanki alemlere ustun kıldık

[33] Biz onlara icinde apacık bir imtihan bulunan mucizeler verdik

[34] Gercekten su kafirler diyorlar ki

[35] «Bizim ilk olumumuzden baska bir sey yoktur. Biz tekrar diriltilecek degiliz

[36] Eger siz dogru soyleyen kimselerseniz babalarınızı bize getirin.»

[37] Onlar mı daha hayırlıdır, yoksa Tubba kavmi ile onlardan oncekiler mi? Biz onların hepsini de helak ettik. Cunku onlar sucluydular

[38] Biz gokleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve eglence olsun diye yaratmadık

[39] Biz onları hak ve hikmetle yarattık. Fakat onların cogu bunu bilmezler

[40] Suphesiz ki hakkı batıldan ayırd etme gunu onların hepsinin bir araya toplanacagı gundur

[41] O gun dostun dosta hicbir faydası olmaz. Onlara yardım da edilmez

[42] Ancak Allah´ın merhamet ettigi kimseler boyle degildir. Suphesiz ki Allah cok gucludur, cok merhamet edicidir

[43] Gercekten zakkum agacı

[44] Gunahkarların yemegidir

[45] O pota gibi karınlarda kaynar

[46] O, kızgın bir sıvının kaynaması gibidir

[47] Allah meleklere soyle emreder. «Sunu tutun da Cehennem´in ortasına surukleyin.»

[48] «Sonra onun basının ustune kaynar su azabından dokun.»

[49] Ona soyle denir: «Tat bakalım azabı! hani sen kendine gore cok guclu ve cok ustundun

[50] Iste sizin inkar edip durdugunuz sey budur.»

[51] Suphesiz ki kotulukten sakınanlar guvenli bir makamdadırlar

[52] Bahcelerde ve pınar baslarındadırlar

[53] Onlar ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyerek karsılıklı olarak otururlar

[54] Iste boyle, biz onları ayrıca iri siyah gozlu hurilerle evlendiririz

[55] Onlar orada guven icinde her cesit meyveyi isteyebilirler

[56] Onlar orada ilk olumden baska bir olum tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumustur

[57] (Bunların hepsi) Rabbinden bir lutuf olarak (verilmistir.) Iste buyuk kurtulus budur

[58] Biz Kur´an´ı senin dilinle indirip kolaylastırdık. Umulur ki onlar ogut alırlar

[59] Artık sen onların baslarına gelecekleri bekle! Cunku onlar da bekleyip durmaktadırlar

Câsiye

Surah 45

[1] Ha, mim

[2] Bu kitap, Aziz ve Hakim olan Allah tarafından indirilmistir

[3] Suphesiz goklerde ve yerde muminler icin bircok ayetler vardır

[4] Sizin yaratılısınızda ve cesitli canlıları yeryuzune yaymasında kesin olarak inanan kimseler icin ibretler vardır

[5] Gece ile gunduzun degismesinde ve Allah´ın gokten bir rızık sebebi olan yagmuru indirip de onunla yeryuzunu olumunden sonra diriltmesinde ve ruzgarları yonlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk icin nice deliller vardır

[6] Iste bunlar, Allah´ın ayetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık Allah´a ve ayetlerine inanmadıktan sonra hangi soze inanacaklar

[7] Her gunahkar kisinin vay haline

[8] O kimse Allah´ın kendisine okunan ayetlerini isitir de, sonra sanki kibrinden hic isitmemis gibi ısrar eder. Iste sen onu, can yakıcı bir azabla mujdele

[9] Ayetlerimizden birsey ogrendigi zaman, onu alaya alıyor. Iste onlar icin rezil ve rusvay edici bir azap vardır

[10] Otelerinde cehennem var. Ne kazandıkları seyler, ne de Allah´tan baska edindikleri dostlar, kendilerinden hicbir seyi (azabı) kaldıramaz. Onlar icin buyuk bir azab vardır

[11] Bu Kur´an bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere ise, en siddetlisinden acıklı bir azab vardır

[12] Allah O (yuce) zattır ki, emriyle icinde gemilerin seyretmesi, sizin de O´nun lutfundan rızık aramanız ve sukretmeniz icin denizi emrinize vermistir

[13] O, goklerde ve yerde bulunan herseyi kendinden bir lutuf olarak sizin hizmetinize vermistir. Suphesiz bunda dusunen topluluklar icin ibret ve deliller vardır

[14] Ey Muhammed! Iman edenlere soyle: Allah´ın cezalandıracagı gunlerin gelecegini ummayanları simdilik bagıslasınlar. Cunku Allah her kavmi kazandıklarıyla cezalandıracaktır

[15] Her kim iyi bir is yaparsa onun faydası kendisinedir. Kim de kotuluk yaparsa zararı yine kendinedir. Sonra hep Rabbinize donduruleceksiniz

[16] Andolsun ki biz, vaktiyle Israilogulları´na kitap, hukum ve peygamberlik vermistik. Onları temiz rızıklarla rızıklandırmıstık. Ve onları alemlerden ustun kılmıstık

[17] Din hususunda onlara apacık deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki cekememezlik ve dusmanlık yuzunden ayrılıga dusmuslerdi. Suphesiz Rabbin, ayrılıga dustukleri seylerde, kıyamet gunu aralarında hukmedecektir

[18] Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apacık bir seriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma

[19] Cunku onlar Allah´tan gelecek hicbir seyi senden uzaklastıramazlar. Suphesiz zalimler, birbirlerinin dostlarıdır. Allah ise muttakilerin dostudur

[20] Bu (Kur´an) insanların kalb gozunu acan bir nur, kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum icin de hidayet ve rahmettir

[21] Yoksa, kotuluk isleyenler, hayatlarında ve olumlerinde kendilerini, iman edip iyi ameller isleyen kimselerle bir tutacagımızı mı zannettiler? Ne kotu hukum veriyorlar

[22] Halbuki Allah, gokleri ve yeri hak ile yarattı. Hem de herkese yaptıgının karsılıgı verilmek uzere, onlara asla haksızlık edilmez

[23] (Ey Muhammed!) Heva ve hevesini kendine ilah edinen, Allah´ın kendi ilmi dahilinde saptırdıgı, kulagını ve kalbini muhurleyip gozune perde cektigi kimseyi goruyor musun? Simdi onu Allah´tan baska kim hidayete erdirebilir? Hala dusunmez misiniz

[24] Hem musrikler dediler ki: «Hayat, ancak bu dunya hayatımızdan ibarettir. Oluruz ve yasarız. Bizi ancak gecen zaman yokluga surukler.» Halbuki onların bu hususta hicbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece boyle zannederler

[25] Kendilerine ayetlerimiz acıkca okundugu zaman; «Eger sozunuzde dogru iseniz atalarımızı diriltip getirin.» demekten baska soylenecek hicbir delil yoktur

[26] (Ey Muhammed!) De ki: «Allah sizi diriltir. Sonra sizi o oldurur, sonra da geleceginde suphe olmayan kıyamet gununde (diriltip) bir araya toplar. Fakat insanların cogu bilmezler.»

[27] Goklerin ve yerin mulku sadece Allah´ındır. Kıyametin kopacagı gun var ya, iste o gun batıla sapanlar hep husrana dusecekler

[28] O gun her ummeti, diz cokmus gorursun. Her ummet, kendi kitabına cagırılır, onlara: «Bugun yaptıgınız amellerin cezası verilecektir

[29] Iste kitabımız, yuzunuze karsı hakkı soyluyor, cunku biz sizin yaptıklarnızı hep kaydediyorduk.» (denir)

[30] Iman edip iyi isler yapanlara gelince; Rableri onları rahmeti icine koyacaktır. Iste apacık kurtulus budur

[31] Ama kafirlere gelince; onlara da denilir ki; «Size ayetlerim okunmadı mı? Siz buyukluk tasladınız ve gunah isleyen bir kavim oldunuz degil mi?»

[32] Allah´ın vaadi gercektir. «O kıyametin geleceginde suphe yoktur.» denildiginde «Kıyamet nedir bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibarettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok.» derdiniz

[33] Derken yaptıkları amellerin kotulugu gozlerinin onune serildi, alay edip durdukları sey onları kusatıverdi

[34] O gun kafirlere soyle denilir; «Siz, dunyada bugune kavusmayı nasıl unuttuysanız, biz de bugun sizi oylece unutacagız. Yeriniz atestir ve sizin icin yardımcılardan bir kimse de yoktur.»

[35] Bunun sebebi sudur; Siz Allah´ın ayetlerini alaya aldınız, dunya hayatı sizi aldattı. Artık bugun onlar, atesten cıkarılmayacaklar ve kendilerinden ozur dilemeleri de kabul edilmeyecektir

[36] Hamd, goklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah´a mahsustur

[37] Goklerde ve yerde buyukluk ve hakimiyet O´nundur. O, Aziz´dir (herseye galiptir); Hakim´dir (hukum ve hikmet sahibidir)

Ahkaf

Surah 46

[1] Ha mim

[2] Bu kitabın indirilisi, cok guclu, hukum ve hikmet sahibi olan Allah tarafındandır

[3] Biz gokleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile ve belirli bir sure icin yarattık. Inkar edenler uyarıldıkları seyden yuz ceviriyorlar

[4] Ey Muhammed! De ki: «Allah´tan baska yalvardıklarınızı gordunuz mu? Onlar yerden ne yaratmıslar bana gosterin. Yoksa onların goklerin yaradılısında bir ortaklıkları mı var? Eger siz dogru soyleyen kimseler iseniz bana bu Kur´an´dan once indirilmis bir kitap veya ilimden bir eser getirin.»

[5] Allah´ı bırakıp da kıyamet gunune kadar kendisine hic bir cevap veremeyecek olan putlara dua eden kimseden daha sapık kim olabilir? Oysa taptıkları seylerin, onların yalvarıslarından haberleri bile yoktur

[6] Kıyamet gunu insanlar biraraya toplandıgı zaman taptıkları seyler kendilerine dusman kesilirler. Ve onların kendilerine tapmalarını inkar ederler

[7] Bizim ayetlerimiz kendilerine apacık okundugu zaman inkar edenler kendilerine gelen hak kitap icin: «Bu apacık bir buyudur.» dediler

[8] Yoksa, «Onu (Muhammed) uydurdu.» mu diyorlar? Sen de ki: «Eger onu ben uydurmussam Allah´tan bana gelecek cezayı savmaya sizin gucunuz yetmez. O sizin yaptıgınız taskınlıkları daha iyi bilir. Sizinle benim aramda sahit olarak Allah yeter. O cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[9] Ey Muhammed! De ki: «Ben Peygamberlerin ilki degilim. Bana ve size ne yapılacagını da bilmem. Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apacık bir uyarıcıyım.»

[10] De ki: «Ne dersiniz, eger bu Kur´an Allah tarafından ise ve siz de onu inkar etmisseniz, bununla birlikte Israilogulları´ndan bir sahit de onun bir benzerini (Tevrat´ta gorup) inanmısken siz hala buyukluk taslarsanız (haksızlık etmis olmaz mısınız)? Suphesiz ki, Allah zalim bir toplulugu dogru yola iletmez.»

[11] Inkar edenler, iman edenler icin: «Eger Islam´da bir hayır olsaydı onlar, onu kabulde bizi gecemezlerdi.» derler. Bununla muvaffak olamayınca da: «Bu eski bir yalandır.» diyeceklerdir

[12] Kur´an´dan once de bir rehber ve rahmet olarak Musa´nın kitabı Tevrat vardı. Bu Kur´an ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları mujdelemek icin Arap lisanı ile indirilen ve kendinden oncekileri tasdik eden bir kitaptır

[13] «Gercekten Rabbimiz Allah´tır.» deyip, sonra da dosdogru olanlara gelince onlar icin hicbir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[14] Iste onlar cennetlikdirler, yaptıklarına karsılık orada ebedi olarak kalacaklardır

[15] Biz insana ana ve babasına iyilik yapmayı tavsiye ettik. Anası onu zahmetle karnında tasıdı ve zahmetle dogurdu. Onun ana karnında tasınması ile sutten kesilme suresi otuz aydır. Nihayet insan olgunluk cagına ulasıp, kırk yasına geldiginde der ki: «Ey Rabbim! Bana ve ana babama ihsan ettigin nimetlerine sukretmemi ve senin hosnut olacagın salih amel islememi ilham et. Benim neslimden gelenleri de salih kimseler kıl. Dogrusu ben tevbe edip sana yoneldim. Ve ben gercekten muslumanlardanım.»

[16] Iste yaptıklarının en guzelini kendilerinden kabul edecegimiz ve gunahlarını bagıslayacagımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu onlara vaad edilmis olan dosdogru bir sozdur

[17] Ana ve babasına: «Of size! Siz bana oldukten sonra tekrar dirilip kabrimden cıkarılacagımı mı vaad ediyorsunuz? Oysa benden once nice nesiller gelip gecmistir.» diyen kimseye ana ve babası Allah´a sıgınarak «Yazıklar olsun sana! Gel iman et, suphesiz ki, Allah´ın vaadi gercektir.» dediklerinde o: «Bu Kur´an oncekilerin masallarından baska bir sey degildir» diyordu

[18] Iste onlar kendilerinden once gelip gecmis olan cin ve insan toplulukları icerisinde haklarında azab vaadi hak olmus kimselerdir. Onlar gercekten husrana ugramıslardır

[19] Herkesin yaptıklarına gore dereceleri vardır. Allah onlara yaptıklarının karsılıgını tam olarak verir. Onlara haksızlık edilmez

[20] Inkar edenler atese arzedilecekleri gun onlara: «Siz dunya hayatınızda butun guzel seylerinizi harcadınız, onların zevkini surdunuz, artık bugun yeryuzunde haksız yere buyukluk taslamanız ve yoldan cıkmıs olmanızdan dolayı asagılayıcı bir azabla cezalandırılacaksınız.» (denir)

[21] Ey Muhammed! Ad kavminin kardesi Hud´u hatırla. Hani O, Ahkaf denilen yerde kavmini uyarmıstı. O´ndan once ve sonra da nice peygamberler gelip gecmistir. Hud, kavmine: «Allah´tan baskasına kulluk etmeyin. Cunku ben sizin icin buyuk bir gunun azabından korkuyorum.» demisti

[22] Onlar: «Sen bizi ilahlarımızdan cevirmek icin mi geldin? Eger dogru soyleyenlerden isen o bize vaad edip durdugun azabı haydi getir.» dediler

[23] Hud: «O azabın ne zaman gelecegine dair ilim Allah katındadır. Ben size benimle gonderileni teblig ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak goruyorum.» dedi

[24] O azabı, vadilerine dogru yayılan bir bulut halinde gordukleri zaman: «Bu bize yagmur yagdıracak yaygın bir buluttur.» dediler. Hud ise: «O sizin acele gelmesini istediginiz seydir. O bir ruzgardır ki, icerisinde acı bir azab vardır

[25] O ruzgar, Rabbinin emri ile herseyi yıkar mahveder.» dedi. Nihayet helak oldular ve evlerinden baska hicbir sey gorunmez oldu. Iste biz gunahkar kavmi boyle cezalandırırız

[26] And olsun ki, biz onlara size vermedigimiz imkanlar vermistik. Onlara kulaklar, gozler ve kalpler vermistik. Fakat kulakları, gozleri ve kalpleri onlara hicbir fayda saglamadı. Cunku onlar Allah´ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı. Alay etmekte oldukları sey de onları sarıp kusattı

[27] Andolsun ki, biz sizin etrafınızda bulunan bir cok memleketleri helak ettik. Belki tevhide donerler diye ayetlerimizi cesitli sekillerde acıkladık

[28] Allah´ı bırakıp da kendilerine yakınlık saglamak icin edindikleri ilahları onlara yardım etselerdi ya! Ama hayır, aksine onlardan kaybolup gittiler. Iste bu onların yalanları ve uydurup durdukları iftiralarıdır

[29] Ey Muhammed! Hani biz cinlerden bir grubu Kur´an´ı dinlemeleri icin sana yoneltmistik. Onlar Kur´an´ı dinlemek icin hazır bulundukları zaman birbirlerine «susun» dediler. Kur´an´ın okunması bitince de birer uyarıcı olarak kavimlerine donduler

[30] Onlar kavimlerine soyle dediler: «Ey kavmimiz! Gercekten biz Musa´dan sonra indirilen ve kendisinden oncekileri tasdik eden bir kitap dinledik. O kitap gercegi ve dogru yolu gosteriyor

[31] Ey kavmimiz! Allah´ın davetcisine uyun ve O´na iman edin ki, Allah da sizin gunahlarınızı bagıslasın ve sizi acı bir azabdan korusun.»

[32] Her kim Allah´ın davetcisine uymazsa bilsin ki, yeryuzunde Allah´ı aciz bırakacak degildir. Onun Allah´tan baska dostları da yoktur. Iste onlar apacık bir sapıklık icerisindedirler

[33] Onlar gokleri ve yeri yaratan ve onları yaratmakla yorulmayan Allah´ın oluleri diriltmeye de kadir oldugunu gormuyorlar mı? Evet suphesiz ki, O´nun herseye gucu yeter

[34] Inkar edenler atese arz olunacakları gun onlara: «Bu gercek degil miymis?» denir. Onlar da: «Rabbimiz Hakk´ı icin gercekmis!» derler. Allah onlara: «O halde inkar ettiginizden dolayı simdi tadın azabı!» der

[35] Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar icin (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabı gordukleri gun dunyada sadece gunduzun bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebligdir. Hic yoldan cıkan fasıklar toplulugundan baskası helak edilir mi

Muhammed

Surah 47

[1] Inkar edenlerin ve Allah yolundan alıkoyanların amellerini Allah bosa cıkarır

[2] Iman edip salih amel isleyenlerin ve Rableri tarafından bir gercek olarak Muhammed´e indirilen kitaba inananların kotuluklerini Allah orter ve durumlarını duzeltir

[3] Bu, inkar edenlerin batıla uymaları ve iman edenlerin de Rablerinden gelen gercege tabi olmalarından dolayı boyledir. Iste boylece Allah insanlara kendi misallerini anlatır

[4] Savasta inkar edenlerle karsılastıgınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara ustun geldiginiz zaman bagı sıkı baglayıp esir alın. Sonra harp agırlıklarını atıp, savas bitince de onları ya karsılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah´ın emri budur. Eger Allah dileseydi onlardan baska turlu de intikam alırdı. Fakat boyle olması sizi birbirinizle denemek icindir. Allah yolunda oldurulenlere gelince, Allah onların amellerini asla bosa cıkarmaz

[5] Allah onları dogru yola iletecek ve durumlarını duzeltecektir

[6] Onları, kendilerine tanıttıgı cennete koyacaktır

[7] Ey iman edenler! Eger siz Allah´ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar

[8] Inkar edenlere gelince, artık yıkım onlara. Allah onların amellerini bosa cıkarmıstır

[9] Bu onların, Allah´ın indirdiklerini begenmediklerinden dolayıdır. Allah da bunun icin onların amellerini bosa cıkarmıstır

[10] Onlar yeryuzunde bir gezmediler mi? Baksalar ya kendilerinden oncekilerin sonları nasıl olmus? Allah onların uzerlerine helak yagdırmıstır. Bu kafirlere de onların basına gelenlerin benzerleri yarasır

[11] Bu boyledir. Cunku Allah iman edenlerin yardımcısıdır. Inkar edenlerin ise yardımcısı yoktur

[12] Suphesiz ki, Allah iman edip salih amel isleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Inkar edenler ise dunyada zevk edip gecinirler. Hayvanların yedigi gibi yerler. Onların varacakları yer atestir

[13] Ey Muhammed! Seni yurdundan cıkaran sehirden daha kuvvetli olan nice sehirler vardı ki biz onları helak ettik de onlara yardım eden cıkmadı

[14] Rabbi tarafından apacık bir delil uzerinde bulunan kimse, kotu isleri kendisine guzel gosterilmis de heveslerinin pesine dusmus kimseler gibi olur mu

[15] Kotulukten sakınanlara vaad edilen cennetin durumu soyledir: Orada bozulmayan temiz sudan ırmaklar, tadı degismeyen sutten ırmaklar, icenlere lezzet veren saraptan ırmaklar ve suzme baldan ırmaklar vardır. Onlar icin cennette her cesit meyve ve Rablerinden bir bagıslanma vardır. Bunların durumu, ateste ebedi olarak kalacak olan ve bagırsaklarını parcalayacak kaynar su icirilen kimsenin durumu gibi olur mu

[16] Ey Muhammed! Onlardan seni dinlemeye gelenler de var. Senin yanından cıktıkları zaman kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla: «O demin ne soyledi?» diye sorarlar. Iste onlar Allah´ın kalplerini muhurledigi kimselerdir. Onlar sadece kendi heva ve heveslerine uyarlar

[17] Dogru yola girenlere gelince, Allah onların hidayetlerini artırmıs ve onlara kotulukten sakınma carelerini ilham etmistir

[18] Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar? Suphesiz onun alametleri gelmistir. Artık kıyamet kendilerine gelip catınca anlamaları neye yarar

[19] Ey Muhammed! Bil ki, Allah´tan baska hicbir ilah yoktur. Hem kendi gunahın icin, hem de mumin erkekler ve mumin kadınlar icin Allah´tan bagıslanma dile. Allah, sizin gezip dolastıgınız yeri de duracagınız yeri de bilir

[20] Iman edenler: «Keske cihad hakkında bir sure indirilse.» derlerdi. Ama hukmu acık bir sure indirilip de, icerisinde savas zikredilince kalplerinde hastalık olanların olum korkusuyla baygınlık geciren bir kimsenin bakısı gibi sana baktıgını gorursun. Oysa onlar icin olum yasamaktan daha uygundur

[21] Onların vazifesi itaat ve guzel soz soylemekti. Sonra is kesinlesince Allah´ın emrine sadakat gosterselerdi, elbette kendileri icin daha hayırlı olurdu

[22] Demek siz is basına gelecek olursanız yeryuzunde bozgunculuk cıkaracaksınız ve akrabalık baglarınızı koparacaksınız oyle mi

[23] Iste onlar, Allah´ın lanetledigi, kulaklarını sagır, gozlerini kor ettigi kimselerdir

[24] Onlar Kur´an´ı dusunmuyorlar mı? Yoksa kalplerinin uzerinde kilitleri mi var

[25] Gercekten dogru yol kendilerine acıkca belli olduktan sonra gerisin geri kufre donenlere seytan, kotuluklerini guzel gostermis ve onları uzun emellere dusurmustur

[26] Cunku onlar Allah´ın indirdigini begenmeyen kimselere: «Bazı islerde biz size itaat edecegiz.» demislerdi. Oysa Allah onların gizlediklerini biliyordu

[27] Melekler onların yuzlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak

[28] Bu onların Allah´ı gazablandıran seylere uymaları ve O´nun rızasına sebep olacak seyleri begenmemelerinden dolayıdır. Allah onların amellerini bosa cıkarmıstır

[29] Yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah kendilerinin kinlerini hic ortaya cıkarmaz mı sandılar

[30] Ey Muhammed! Eger biz dileseydik onları sana gosterirdik. Sen de onları yuzlerinden tanırdın. Andolsun ki, sen onları sozlerinin uslubundan da tanırsın. Allah ise butun yaptıklarınızı bilir

[31] Andolsun ki, biz icinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya cıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi acıklayıncaya kadar sizi deneyecegiz

[32] Suphesiz ki, inkar edenler, Allah yolundan menedenler ve kendilerine dogru yol acıkca belli olduktan sonra Peygamber´e karsı gelenler Allah´a hicbir zarar veremeyeceklerdir. Allah onların yaptıklarını bosa cıkaracaktır

[33] Ey iman edenler! Allah´a itaat edin, Peygamber´e itaat edin ve amellerinizi bosa cıkarmayın

[34] Suphesiz ki, inkar edip, Allah yolundan saptıran, sonra da kafir olarak olenlere gelince Allah onları asla bagıslamayacaktır

[35] Sakın gevsemeyin ve ustun oldugunuz halde barısa cagırmayın. Allah sizinle beraberdir. O sizin amellerinizi eksiltmeyecektir

[36] Dunya hayatı ancak bir oyun ve eglenceden ibarettir. Eger iman eder kotulukten sakınırsanız, Allah size mukafatınızı verir. Ve sizden butun mallarınızı harcamanızı da istemez

[37] Eger sizden onların tamamını isteyip de sizi zorlasaydı cimrilik ederdiniz. Bu da sizin butun kinlerinizi ortaya cıkarırdı

[38] Iste sizler Allah yolunda harcamaya cagrılan kimselersiniz. Icinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama cimrilik eden ancak kendi zararına cimrilik eder. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eger siz Hakk´tan yuz cevirirseniz Allah yerinize baska bir kavim getirir. Sonra onlar sizin gibi olmazlar

Fetih

Surah 48

[1] Dogrusu biz sana apacık bir fetih ihsan ettik

[2] Boylece Allah senin gecmis ve gelecek gunahını bagıslar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dogru yola iletir

[3] Ve sana Allah, sanlı bir zaferle yardım eder

[4] Imanlarına iman katsınlar diye muminlerin kalplerine guven indiren O´dur. Goklerin ve yerin orduları Allah´ındır. Allah bilendir, herseyi hikmetle yapandır

[5] Mumin erkeklerle mumin kadınları, icinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların gunahlarını ortmesi icindir. Iste bu, Allah katında buyuk bir kurtulustur

[6] Ve o Allah hakkında kotu zanda bulunan munafık erkeklere ve munafık kadınlara, Allah´a ortak kosan erkeklere ve ortak kosan kadınlara azap etmesi icindir. Kotuluk onların baslarına gelmistir. Allah onlara gazap etmis, lanetlemis ve cehennemi kendilerine hazırlamıstır. Orası ne kotu bir yerdir

[7] Goklerin ve yerin orduları Allah´ındır. Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[8] Suphesiz biz seni, sahit, mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

[9] Ki, Allah´a ve Resulune iman edesiniz ve bunu takviye edip, O´na saygı gosteresiniz ve sabah aksam O´nu tesbih edesiniz

[10] Herhalde sana bey´at edenler ancak Allah´a bey´at etmektedirler. Allah´ın eli onların ellerinin uzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmus olur. Kim de Allah´a verdigi ahde vefa gosterirse Allah ona buyuk bir mukafat verecektir

[11] yakında a´rabilerden geri kalmıs olanlar sana diyecekler ki, «Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah´tan bizim bagıslanmamızı dile.» Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle soylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O´na karsı kimin bir seye gucu yetebilir? Hayır! Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[12] Aslında siz Peygamber ve muminlerin, ailelerine geri donmeyeceklerini sanmıstınız. Bu sizin gonullerinize guzel gorundu de kotu zanda bulundunuz ve helaki hak etmis bir topluluk oldunuz

[13] Kim Allah´a ve Rasulune iman etmezse suphesiz biz, kafirler icin cılgın bir ates hazırlamısızdır

[14] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. O, diledigini bagıslar diledigini azaplandırır. Allah cok bagıslayan cok merhamet edendir

[15] Siz ganimetleri almak icin gittiginizde geri kalanlar: «Bırakın biz de arkanıza duselim.» diyeceklerdir. Onlar, Allah´ın sozunu degistirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. Allah daha once boyle buyurmustur. Onlar size: «Bizi kıskanıyorsunuz.» diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir

[16] A´rabilerin geri bırakılmıs olanlarına de ki: Siz yakında cok kuvvetli bir kavme karsı savasmaya cagırılacaksınız. Onlarla savasırsınız veya musluman olurlar. Eger itaat ederseniz, Allah size guzel bir mukafat verir. Ama onceden dondugunuz gibi yine donecek olursanız sizi acıklı bir azaba ugratır

[17] Kore vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Bununla beraber kim Allah´a ve peygamberine itaat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba ugratır

[18] Andolsun o agacın altında (Hudeybiye´de) sana bey´at ederlerken Allah, muminlerden razı olmustur. Kalplerinde olanı bilmis onlara guven indirmis ve onları pek yakın bir fetih ile mukafatlandırmıstır

[19] Allah onları elde edecekleri bircok ganimetlerle de mukafatlandırdı. Allah cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[20] Allah size, elde edeceginiz bircok ganimetler vaad etmistir. Bunu size hemen vermis ve insanların ellerini sizden cekmistir ki bu, muminlere bir isaret olsun ve Allah sizi dogru yola iletsin

[21] Bundan baska sizin guc yetiremediginiz, ama Allah´ın sizin icin kusattıgı ganimetler de vardır. Allah herseye kadirdir

[22] Eger kafirler sizinle savassalardı arkalarına donup kacarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı

[23] Allah´ın oteden beri gelen kanunu budur. Allah´ın kanununda asla bir degisiklik bulamazsın

[24] O sizi onlara karsı muzaffer kıldıktan sonra Mekke´nin gobeginde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan cekendir. Allah, yaptıklarınızı gorendir

[25] Onlar inkar eden ve sizin Mescid-i Haram´ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulasmasını men edenlerdir. Eger kendilerini henuz tanımadıgınız mumin erkeklerle, mumin kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle bir vebalin altında kalmanız ihtimali olmasaydı, Allah savası onlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek icin Allah boyle yapmıstır. Eger onlar birbirinden ayrılmıs olsalardı elbette onlardan inkar edenleri elemli bir azaba carptırırdık

[26] O zaman inkar edenler, kalplerine taassubu, cahiliyet taassubunu yerlestirmislerdi. Allah da elcisine ve muminlere sukunet ve guvenini indirdi. Onları takva sozu uzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layık ve ehil kimselerdi. Allah herseyi bilendir

[27] Andolsun ki Allah, elcisinin ruyasını dogru cıkardı. Allah dilerse siz guven icinde baslarınızı tıras etmis ve saclarınızı kısaltmıs olarak, korkmadan Mescid-i Haram´a gireceksiniz. Allah sizin bilmediginzi bilir. Iste bundan once size yakın bir fetih verdi

[28] Butun dinlerden ustun kılmak uzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gonderen O´dur. Sahit olarak Allah yeter

[29] Muhammed Allah´ın elcisidir. Onun yanında bulunanlar da kafirlere karsı cetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rukua varırken secde ederken gorursun. Allah´tan lutuf ve rıza isterler. Yuzlerinde secdelerin izinden nisanları vardır. Bu, onların Tevrat´taki vasıflarıdır. Incil´deki vasıfları da soyledir: Onlar filizini yarıp cıkarmıs, gittikce onu kuvvetlendirerek kalınlasmıs, govdesi uzerine dikilmis bir ekine benzerler ki bu, ziraatcıların da hosuna gider. Allah boylece onları cogaltıp kuvvetlendirmekle kafirleri ofkelendirir. Allah inanıp iyi isler yapanlara magfiret ve buyuk bir mukafat vaad etmistir

Hucurât

Surah 49

[1] Ey iman edenler! Allah´ın ve Resulunun huzurunda one gecmeyin. Allah´tan korkun. Suphesiz Allah isitendir, bilendir

[2] Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber´in sesinden fazla yukseltmeyin. Birbirinize bagırdıgınız gibi, Peygamber´e yuksek sesle bagırmayın. Oyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz bosa gider

[3] Allah´ın elcisinin huzurunda seslerini kısanlar, suphesiz Allah´ın kalplerini takva ile imtihan ettigi kimselerdir. Onlara magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[4] (Resulum!) Sana odaların arkasından bagıranların cokları, aklı ermez kimselerdir

[5] Eger onlar, sen yanlarına cıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri icin daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[6] Ey iman edenler! Eger fasıkın biri size bir haber getirirse onun dogrulugunu arastırın. Yoksa bilmeden bir topluluga satasırsınız da sonra yaptıgınızdan pisman olursunuz

[7] Hem bilin ki, icinizde Allah´ın elcisi vardır. Sayet o, bircok islerde size uysaydı, sıkıntıya duserdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmis ve onu kalplerinize zinet yapmıstır. Kufru, fasıklıgı ve isyanı da size cirkin gostermistir. Iste dogru yolda olanlar bunlardır

[8] Bu, Allah´tan bir lutuf ve nimettir. Allah herseyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir

[9] Eger muminlerden iki grup birbirleriyle vurusurlarsa aralarını duzeltin. Sayet biri otekine saldırırsa, Allah´ın buyruguna donunceye kadar saldıran tarafla savasın. Eger donerse aralarını adaletle duzeltin ve (her iste) adaletli davranın. Suphesiz ki Allah, adil davrananları sever

[10] Muminler ancak kardestirler. Oyleyse kardeslerinizin arasını duzeltin ve Allah´tan korkun ki rahmete eresiniz

[11] Ey iman edenler! Bir topluluk diger bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kotu lakaplarla cagırmayın. Imandan sora fasıklık ne kotu bir isimdir! Kim de tevbe etmezse iste bu kimseler zalimlerdir

[12] Ey iman edenler! Zannın bir cogundan kacının. Cunku zannın bir kısmı gunahtır. Birbirinizin kusurunu arastırmayın. Biriniz digerini arkasından cekistirmesin. Biriniz, olmus kardesinin etini yemekten hoslanır mı? Iste bundan tiksindiniz. O halde Allah´tan korkun. Suphesiz Allah, tevbeyi cok kabul edendir, cok merhamet edendir

[13] Ey insanlar! Dogrusu biz sizi bir erkekle bir disiden yarattık. Ve birbirinizle tanısmanız icin sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en degerli ve en ustununuz O´ndan en cok korkanınızdır. Suphesiz Allah bilendir, herseyden haberdar olandır

[14] Bedeviler «inandık» dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama «Islam olduk.» deyin. Henuz iman kalplerinize yerlesmedi. Eger Allah´a ve Resulune itaat ederseniz, Allah islerinizden hicbir seyi eksiltmez. Cunku Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[15] Gercek muminler ancak Allah´a ve Resulune iman eden, ondan sonra asla supheye dusmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savasanlardır. Iste dogrular ancak onlardır

[16] De ki: Siz dininizi Allah´a mı ogretiyorsunuz? Oysa Allah goklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah herseyi hakkıyla bilendir

[17] Onlar Islam´a girdikleri icin sana minnet ediyorlar. De ki: Muslumanlıgınızı benim basıma kakmayın. Bilakis sizi imana erdirdigi icin Allah sizin basınıza kakar. Eger dogrulardan iseniz (Allah´a minnettar olmanız gerekir)

[18] Suphesiz Allah, goklerin ve yerin gorulmeyen esrarını bilir. Allah yaptıklarınızı gorur

Kâf

Surah 50

[1] Kaf. Sanlı ve serefli Kur´an´a andolsun ki

[2] Dogrusu kafirler kendi iclerinden uyarıcı bir peygamber geldigine sasırdılar da dediler ki: «Bu sasılacak bir seydir

[3] Oldugumuz ve bir toprak oldugumuz vakit mi (tekrar) dirilecegiz? Bu donus cok uzaktır.»

[4] Fakat biz topragın onlardan neyi eksilttigini elbette biliyoruz. Yanımızda herseyi kaydedip muhafaza eden bir kitap vardır

[5] Dogrusu hak kendilerine geldigi zaman yalanladılar da simdi karmakarısık bir ıztırap icindeler

[6] Artık ustlerindeki goge bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmis ve suslemisiz, onun hicbir catlagı yoktur

[7] Yeri de nasıl uzatmıs, uzerine sabit daglar oturtmusuz. Orada gorunusu guzel her cesit bitkiden ciftler yetistirdik

[8] Bunlar, Allah´a yonelen her kula gonul gozunu acmak ve ona ibret vermek icindir

[9] Bir de gokten bereketli bir su indirip de onunla baglar, bahceler ve bicilecek taneler bitirmekteyiz

[10] Tomurcukları birbiri uzerine dizilmis uzun boylu hurma agacları yetistirdik

[11] Bunları kullara rızık olması icin (yetistirmekteyiz). O su ile olu bir topraga can verdik, iste hayata cıkıs da boyledir

[12] Onlardan once Nuh´un kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanlamıstı

[13] Ad, Firavun, Lut´un kardesleri de (yalanladılar)

[14] Eyke halkı ve Tubba kavmi de, bunların hepsi peygamberleri yalanladılar da (onlara) azabım hak oldu

[15] Biz ilk yaratmada acizlik mi gosterdik? Dogrusu, onlar yeni bir yaratılıstan suphe icindedirler

[16] Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. Ve biz ona sah damarından daha yakınız

[17] Onun sagında ve solunda oturmus iki melek zabıt tutarken

[18] Insan hicbir soz soylemez ki yanında (onu) gozetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın

[19] Olum sarhoslugu gercekten geldiginde, «Ey insan! Iste bu senin oteden beri kactıgın seydir.» denir

[20] Sur´a ufurulur, iste bu, tehdid(in gerceklesme) gunudur

[21] Her can, kendisiyle beraber bir sevk memuru ve bir sahid bulundugu halde gelir

[22] (Allah ona) «Andolsun sen bundan gaflet icinde idin. Simdi senden gaflet perdesini kaldırdık. Bugun artık gozun keskindir.» der

[23] Beraberindeki melek «iste yanımdaki hazır» der

[24] (Allah iki melege buyurur ki:) «Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatcı nankoru

[25] Iyiliklere (surekli) engel olan, saldırgan, supheciyi

[26] O ki Allah´ın yanında baska ilah edinmistir. Haydi ikiniz birlikte onu siddetli azaba atın.»

[27] Yanındaki arkadası (seytan) der ki: «Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık icindeydi»

[28] Allah buyurur ki: «Huzurumda cekismeyin! Ben size daha once uyarıcı gondermistim.»

[29] Benim huzurumda soz degistirilmez. Ve ben kullara asla zulmedici degilim

[30] Biz O gun cehenneme: «Doldun mu?» diyecegiz. O da: «Daha fazla var mı?» diyecektir

[31] Cennet de kotulukten sakınanlara yaklastırılır. Zaten uzak degildir

[32] Onlara denir ki: «Iste size vaad edilen bu cennet, Allah´a yonelen, O´nun emirlerine riayet eden, gormedigi halde Rahman olan Allah´tan korkan ve O´na yonelen bir kalple gelenlere mahsustur

[33] Onlara denir ki: «Iste size vaad edilen bu cennet, Allah´a yonelen, O´nun emirlerine riayet eden, gormedigi halde Rahman olan Allah´tan korkan ve O´na yonelen bir kalple gelenlere mahsustur

[34] Simdi selam ve selametle oraya girin. Iste sonsuzluk gunu budur.»

[35] Orada onlara ne isterlerse vardır. Katımızda daha fazlası da vardır

[36] Ey Muhammed! Biz onlardan once kendilerinden daha kuvvetli olan ve beldeleri delik desik eden nice nesilleri helak ettik, hic kurtulus var mı

[37] Suphesiz ki bunda kalbi olan ve hazır bulunup kulak veren kimse icin elbette bir ogut vardır

[38] Andolsun ki biz gokleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı gunde yarattık. Bize hicbir yorgunluk da dokunmadı

[39] Ey Muhammed! Onların soylediklerine karsı sabret. Gunesin dogusundan once (sabah namazını) ve batısından once de (ogle ve ikindi namazlarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et

[40] Geceleyin (aksam ve yatsı namazlarını kılarak), namazlardan sonra da (vitir ve nafile kılarak) O´nu tesbih et

[41] Bir munadinin yakın bir yerden seslenecegi gune kulak ver

[42] O gun insanlar, o cagrıyı gercek olarak duyarlar. Iste bugun, kabirlerden cıkıs gunudur

[43] Gercekten biz hem yasatırız, hem oldururuz. Sonunda donus yalnız bizedir

[44] O gun yer yarılır, insanlar kabirlerinden cabucak cıkarlar. Iste bu, sadece bize gore kolay bir toplanmadır

[45] Biz onların soylediklerini daha iyi biliriz. Sen onlara karsı zor kullanacak degilsin. O halde sen, benim tehdidimden korkanlara bu Kur´an ile ogut ver

Zâriyât

Surah 51

[1] O tozdurup savuranlara

[2] Derken bir agırlık tasıyanlara

[3] Derken bir kolaylıkla akanlara

[4] Derken bir emir taksim edenlere andolsun ki

[5] O size vaad edilen elbette dogrudur

[6] Ceza ve hesap gunu suphesiz olacaktır

[7] Yollara sahip goge andolsun ki

[8] Siz elbette celiskili sozler icindesiniz

[9] Ondan cevrilen (imana) cevrilir

[10] Kahrolsun (o fikir adına) kendi tahminlerini ileri surenler

[11] Onlar bir sarhosluk ve cehalet icinde suursuzdurlar

[12] Onlar: «Hesap ve ceza gunu ne zaman?» diye soruyorlar

[13] O gun, onların ates uzerinde azap gorecekleri gundur

[14] Onlara: «Tadın inkarınızın cezasını, iste sizin acele istediginiz budur!» denecektir

[15] Suphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdigi sevabı almıs olarak cennet bahcelerinde ve pınar baslarında bulunacaklardır. Cunku onlar bundan once iyilik yapıyorlardı

[16] Suphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdigi sevabı almıs olarak cennet bahcelerinde ve pınar baslarında bulunacaklardır. Cunku onlar bundan once iyilik yapıyorlardı

[17] Onlar geceleyin pek az uyurlardı

[18] Onlar seher vakitlerinde Allah´tan bagıslanma dilerlerdi

[19] Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar icin bir hak vardı

[20] Kesin olarak inananlar icin, yeryuzunde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hic gormuyor musunuz

[21] Kesin olarak inananlar icin, yeryuzunde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hic gormuyor musunuz

[22] Sizin rızkınız da size vaad edilen sevap ve ceza da goktedir

[23] Gok ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konusmanız gibi gercektir

[24] Ey Muhammed! Ibrahim´in serefli misafirlerinin haberi sana geldi mi

[25] Hani onlar Ibrahim´in huzuruna girmislerdi de «Selam sana!» demislerdi. Ibrahim: «Size de selam» demis, ve icinden: «Bunlar tanınmamıs bir topluluk!» diye gecirmisti

[26] Ibrahim, sonra ailesine giderek semiz bir buzagı (eti) getirdi

[27] Onu onlerine surerek: «Yemez misiniz?» dedi

[28] Yemediklerini gorunce onlardan icine bir korku dustu. Onlar Ibrahim´e: «Korkma!» dediler ve onu cok bilgili bir ogul ile mujdelediler

[29] Bunun uzerine karısı (Sare) bir cıglık atarak geldi ve elini yuzune vurarak: «Ben kısır bir kocakarıyım, nasıl cocugum olur?» dedi

[30] Misafir melekler: «Evet bu boyledir. Rabbin boyle buyurdu. Gercekten O hukum ve hikmet sahibidir. Herseyi hakkıyla bilir.» dediler

[31] Ibrahim, kendisine misafir olarak gelen meleklere: «Acaba sizin asıl onemli isiniz nedir ey elciler?» dedi

[32] Onlar: «Gercekten biz gunahkar bir kavim (olan Lut kavmine) gonderildik

[33] Onların uzerine camurdan pisirilmis sert taslar yagdıracagız

[34] O taslardan herbirinin haddi asanlardan kime isabet edecegi Rabbin katında isaretlenmistir.» dediler

[35] Nihayet biz muminlerden orada bulunan kimseleri cıkardık

[36] Fakat biz orada muslumanlardan bir ev halkından baska kimseyi de bulamadık

[37] Biz orada acı bir azabdan korkan kimseler icin bir ibret nisanesi bıraktık

[38] Musa´nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apacık bir delille Firavun´a gondermistik

[39] Firavun ise ordusuyla birlikte yuz cevirmis, onun hakkında: «Bu bir sihirbazdır, ya da bir delidir.» demisti

[40] Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pismanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu

[41] Ad kavminin helakinde de bir ibret vardır. Hani biz onların uzerine koklerini kesecek bir ruzgar gondermistik

[42] O ruzgar uzerine ugradıgı hicbir seyi bırakmıyor, mutlaka onu kul gibi dagıtıyordu

[43] Semud kavminin helakinde de bir ibret vardır. Hani onlara: «Belirli bir sureye kadar dunyadan yararalanıp, gecinin!» denmisti

[44] Onlarsa Rablerinin emrine karsı buyukluk tasladılar. Bunun uzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, carptı

[45] Artık onlar, ne kendi kendilerine ayaga kalkabildiler, ne de yardım gorduler

[46] Daha once de Nuh kavmini helak etmistik. Cunku onlar yoldan cıkmıs fasık bir kavimdiler

[47] Biz gogu kudretimizle bina ettik. Hic suphesiz biz, cok genislik ve kudret sahibiyiz

[48] Yeryuzunu de biz dosedik. Bakın biz onu ne guzel dosuyoruz

[49] Biz her seyden iki cift yarattık. Umulur ki, iyice dusunursunuz

[50] Ey Muhammed! de ki: «Oyleyse Allah´a kosun, gercekten ben size O´nun tarafından gonderilmis apacık bir uyarıcıyım

[51] Allah´la beraber baska bir tanrı uydurmayın (O´na ortak kosmayın). Gercekten ben size O´nun tarafından gonderilmis apacık bir uyarıcıyım.»

[52] Boylece onlardan oncekilere de herhangi bir peygamber gelince, onun hakkında da mutlaka: «Bir sihirbazdır veya bir delidir.» dediler

[53] Onlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? Hayır onlar azgın bir kavimdir

[54] Ey Muhammed! Sen onlardan yuz cevir. Artık sen kınanacak degilsin

[55] Sen ogut verip hatırlat. Cunku, hatırlatmak muminlere fayda verir

[56] Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım

[57] Ben onlardan herhangi bir rızık istemiyorum. Beni yedirmelerini de istemiyorum

[58] Suphesiz ki, rızık veren O saglam kuvvet sahibi olan Allah´tır

[59] Suphesiz ki, zulmedenlerin gecmis arkadaslarının payı gibi, dolgun bir azab payı vardır. Ama simdi onu acele istemesinler

[60] Kendilerine vaad edilen gunlerinde ugrayacakları azabdan dolayı vay inkar edenlerin haline

Tûr

Surah 52

[1] Andolsun Tur´a

[2] Yayılmıs ince deri uzerine, satır satır yazılmıs kitaba

[3] Yayılmıs ince deri uzerine, satır satır yazılmıs kitaba

[4] Ma´mur eve

[5] Yukseltilmis tavana

[6] Kaynatılmıs denize, (andolsun ki)

[7] Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır

[8] Ona engel olacak (hicbir sey de) yoktur

[9] O gun gok, bir calkanıs calkalanır

[10] Daglar da bir yuruyus yurur

[11] Vay haline o gun yalanlayanların

[12] Ki onlar, daldıkları bir batak (batıl)da oynayıp duruyorlar

[13] O gun onlar cehennem atesine itilip kakılacaklar

[14] (Onlara): «Iste yalanlayıp durdugunuz ates budur» (denilecek)

[15] «Bu da mı bir sihir? Yoksa siz gormuyor musunuz

[16] Girin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin icin birdir. Siz hep yaptıklarınıza gore cezalandırılacaksınız» (denilecek)

[17] Suphesiz (gunahlardan) korunanlar da cennetlerde, nimetler icindedirler

[18] Rablerinin kendilerine verdigi ile zevk u sefa surerler. Rableri onları, cehennem azabından korumustur

[19] (Onlara): «Yaptıklarınıza karsılık afiyetle yeyin, icin» (denilir)

[20] Sıra sıra dizilmis koltuklara yaslanırlar. Ayrıca biz onları ceylan gozlu hurilerle evlendirdik

[21] Iman edip zurriyetleri de iman ile kendilerine tabi olanlar (yok mu?); iste biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden birsey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandıgına baglıdır

[22] Onlara canlarının istedigi meyvalar ve etlerden bol bol verdik

[23] Orada bir kadeh kapısırlar ki, onda ne bir sacmalama vardır, ne de gunaha sokma

[24] Kendilerine ait bir takım hizmetciler de onların etrafında donerler. Bu gencler sanki sedefleri icine gizlenmis inci gibidirler

[25] Birbirlerine yonelip soruyorlar

[26] Ve diyorlar ki: «Gercekte biz daha once (dunya hayatında) ailemiz icinde (akibetimizden) korkardık»

[27] «Allah bize lutfetti de bizi (vucudun) icine isleyen (kavurucu) azabdan korudu.»

[28] «Gercekten biz bundan once O´na yalvarıyorduk. Cunku iyilik eden, esirgeyen ancak O´dur.»

[29] (Ey Muhammed!) sen hatırlat, ogut ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kahinsin, ne de mecnun

[30] Yoksa onlar (senin icin): «Bir sairdir, zamanın felaketlerine carpılmasını gozetliyoruz.» mu diyorlar

[31] De ki: «Bekleyin, cunku ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.»

[32] Onların akılları mı bunu emreder yoksa onlar azgın bir topluluk mudur

[33] Yoksa «Onu uydurdu» mu diyorlar? Hayır onlar inanmıyorlar

[34] Eger dogru iseler onun benzeri bir soz meydana getirsinler

[35] Yoksa onlar, hicbir sey olmadan (yani yaratıcısız) mı yaratıldılar? Yoksa kendileri yaratıcı mıdırlar

[36] Yoksa gokleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar dusunup hakikati anlamazlar

[37] Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yahut hakim (her seyin yoneticisi) kendileri midir

[38] Yoksa kendilerine mahsus (uzerine cıkıp sırları) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Oyleyse dinleyenleri, acık bir delil getirsin

[39] Demek kızlar O´na, ogullar size oyle mi

[40] Yoksa sen kendilerinden bir ucret istiyorsun da, bu yuzden onlar agır bir borc altında mı kalıyorlar

[41] Yoksa gayb kendilerinin yanında da onlar mı yazıyorlar

[42] Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o kufredenlerin kendileri tuzaga duseceklerdir

[43] Yoksa onların Allah´tan baska bir ilahı mı var? Allah, onların ortak kostukları seylerden uzaktır

[44] Gokten bir parcanın dustugunu gorseler, «Ust uste yıgılmıs bulutlardır.» derler

[45] Artık carpılacakları gunlerine kavusuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak

[46] O gun hicbir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydası olmayacak ve hicbir sekilde yardım da gormeyeceklerdir

[47] Suphesiz o zulmedenlere ondan baska da azab vardır. Fakat cokları bilmezler

[48] Rabbinin hukmune sabret. Cunku sen gozlerimizin onundesin. Kalktıgın zaman Rabbini hamd ile tesbih et

[49] Gecenin bir kısmında ve yıldızların batısında da O´nu tesbih et

Necm

Surah 53

[1] Inmekte olan yıldıza andolsun ki

[2] Arkadasınız (Muhammed) sapmadı, azmadı

[3] O, hevadan (arzularına gore) konusmaz

[4] O(nun konusması kendisine) vahyedilenden baskası degildir

[5] Onu, muthis kuvvetleri olan biri ogretti

[6] (Ki o) akıl ve gorusunde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gercek meleklik sekliyle) dogruldu

[7] O, en yuksek ufukta idi

[8] Sonra (Cebrail ona) yaklastı ve (asagıya dogru) sarktı

[9] Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı

[10] (Allah), kuluna verdigi vahyi verdi

[11] Onun gordugunu kalb(i) yalanlamadı

[12] Onun gordukleri hakkında simdi kendisi ile tartısacak mısınız

[13] Andolsun onu bir kez daha gormustu

[14] Sidretu´l-Munteha´nın yanında

[15] Ki Cennetu´l-Me´va onun yanındadır

[16] Sidre´yi kaplayan kaplıyordu

[17] (Peygamberin) gozu sasmadı ve sınırı asmadı

[18] Andolsun ki o, Rabbinin ayetlerinden en buyugunu gordu

[19] Siz de gordunuz degil mi o Lat ve Uzza´yı

[20] Ve ucuncu olarak da oteki (put) Menat´ı

[21] Size erkek O´na disi oyle mi

[22] Oyle ise bu cok insafsızca bir taksim

[23] Onlar hicbir sey degil, sırf sizin ve babalarınızın taktıgınız (bos) isimlerdir. Allah onlar hakkında hicbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gosterici gelmistir

[24] Yoksa her arzu ettigi sey, insanın kendisinin mi (olacak)tır

[25] Son da ilk de (ahiret de dunya da) Allah´ındır

[26] Goklerde nice melek var ki Allah´ın dileyip razı olduguna izin vermeden once onların sefaatları hicbir ise yaramaz

[27] Ahirete iman etmeyenler meleklere disilerin adlarını takıp duruyorlar

[28] Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, suphesiz hakikat bakımından birsey ifade etmez

[29] Onun icin bizi anmaktan yuz ceviren ve dunya hayatından baska bir sey istemeyenlerden yuz cevir

[30] Iste onların ilimden erisebilecekleri (son sınır) budur. Suphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir

[31] Goklerde ve yerde bulunanlar hep Allah´ındır. Akıbet (sonucta) kotuluk yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, guzel davrananları da daha guzeliyle mukafatlandıracaktır

[32] Onlar ki gunahın buyuklerinden ve cirkin islerden kacınırlar, yalnız bazı kucuk kusurlar haric. Suphesiz Rabbinin affı genistir. O, sizi daha topraktan yarattıgı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulundugunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun icin kendinizi temize cıkarmayın. Cunku O, kotulukten sakınanı daha iyi bilir

[33] Simdi gordun mu O yuz cevireni

[34] Azıcık verip (sonra vermemekte) direneni

[35] Gaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu goruyor

[36] Yoksa haber verilmedi mi Musa´nın sahifelerinde yazılı olanlar

[37] Ve cok vefakar olan Ibrahim´in sahifelerindekiler

[38] Ki hicbir gunahkar baskasının gunah yukunu yuklenmez

[39] Dogrusu insana calısmasından baska bir sey yoktur

[40] Ve calısması da yakında gorulecektir

[41] Sonra ona karsılıgı tastamam verilecektir

[42] Ve suphesiz en son varıs, Rabbinedir

[43] Dogrusu gulduren de aglatan da O´dur

[44] Olduren de dirilten de O´dur

[45] Suphesiz erkegi, disiyi iki es yaratan O´dur

[46] Atıldıgı zaman bir nutfeden

[47] Suphesiz tekrar diriltmek de O´na aittir

[48] Suphesiz zengin eden de sermaye veren de O´dur

[49] Dogrusu Si´ra yıldızının Rabbi O´dur

[50] O, helak etti once gelen Ad´ı

[51] Ve Semud´u da bırakmadı

[52] Onceden de Nuh kavmini (helak etmisti), cunku onlar zulmetmis ve azmıstı

[53] Altı ustune getirilmis sehirleri devirip yıktı

[54] Onları neler kapladı neler

[55] O halde Rabbinin hangi nimetinden kusku duyuyorsun

[56] Bu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır

[57] Yaklasan yaklastı

[58] Onu Allah´tan baska acıga cıkaracak yoktur

[59] Simdi siz bu sozden mi hayret ediyorsunuz

[60] Guluyorsunuz da aglamıyorsunuz

[61] Ve siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller

[62] Haydi Allah icin secdeye kapanın ve O´na kulluk edin

Kamer

Surah 54

[1] Kıyamet saati yaklastı, Ay yarıldı

[2] Bir mucize gorseler hemen yuz cevirirler ve «suregelen bir buyudur» derler

[3] Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her is yerini bulacaktır

[4] Andolsun ki onlara (kotulukten) vazgecirecek nice onemli haberler gelmistir

[5] Bunlar ustun bir hikmettir fakat uyarılar fayda vermiyor

[6] Sen de onlardan yuz cevir ki, o gun cagırıcı, gorulmedik muthis bir seye cagırır

[7] Gozleri duskun duskun (zelil ve hakir) kabirlerinden cıkarlar, sanki yayılan cekirgeler gibidirler

[8] O cagırana kosarak, kafirler: «Bu cetin bir gundur.» derler

[9] Onlardan once Nuh´un kavmi de yalanlamıstı. Kulumuzu yalanladılar ve: «Cinlenmistir.» dediler. Ve (Nuh davetten vazgecmeye) zorlandı

[10] Bunun uzerine Rabbine: «Ben yenik dustum, bana yardım et!» diyerek yalvardı

[11] Biz de bosalan bir su ile gogun kapılarını actık

[12] Yeri de kaynaklar halinde fıskırttık, derken sular takdir edilmis bir is icin birlesti

[13] Nuh´u da tahtalardan yapılmıs, civilerle (cakılmıs gemi) uzerinde tasıdık

[14] Nankorluk edilen (kulumuz)a bir mukafat olmak uzere (gemi), gozlerimizin onunde akıp gidiyordu

[15] Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur

[16] Benim azabım ve uyarılarım nasılmıs (gorsunler)

[17] Andolsun biz Kur´an´ı ogut almak icin kolaylastırdık. Ogut alan yok mudur

[18] Ad (kavmi) da yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu

[19] Biz onların ustune, ugursuzlugu devam eden bir gunde dondurucu bir ruzgar gonderdik

[20] (O ruzgar) insanları, sokulmus hurma kutukleri gibi yere seriyordu

[21] Nasılmıs benim azabım ve uyarım

[22] Andolsun biz Kur´an´ı ogut almak icin kolaylastırdık. Ogut alan yok mudur

[23] Semud da o uyarıları yalanladılar

[24] «Bizden bir insana mı uyacagız? O takdirde biz apacık bir sapıklık ve cılgınlık icine dusmus oluruz.» dediler

[25] «Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı, kustahın biridir» (dediler)

[26] Yarın onlar, yalancı, kustahın kim oldugunu bilecekler

[27] Biz onlara, kendilerini imtihan etmek icin disi deveyi gonderecegiz. Onun icin sen onları gozet ve sabırlı ol

[28] Onlara suyun aralarında paylastırılacagını haber ver; her icene dusen miktar, hazır kılınmıstır

[29] Bunun uzerine arkadaslarına bagırdılar. O da (bıcagı) cekerek (deveyi) kesti

[30] Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu

[31] Biz onların uzerine tek sayha (korkunc bir ses) gonderdik; agılcının topladıgı calı cırpı kırıntıları gibi kırılıp dokuluverdiler

[32] Andolsun biz Kur´an´ı ogut almak icin kolaylastırdık. Ogut alan yok mudur

[33] Lut kavmi de uyarıları yalanladı

[34] Biz de onların uzerlerine (taslar savuran) bir fırtına gonderdik. Yalnız Lut ailesini seher vakti kurtardık

[35] Katımızdan bir nimet olarak. Biz sukredeni boyle mukafatlandırırız

[36] (Lut), onları bizim yakalamamıza karsı uyarmıstı. Fakat ikazlara karsı kusku duydular

[37] Onun konuklarından murad almaya kalkıstılar. Biz de gozlerini siliverdik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik)

[38] Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı

[39] «Azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik)

[40] Andolsun biz Kur´an´ı ogut almak icin kolaylastırdık. Ogut alan yok mudur

[41] Suphesiz Firavun ailesine de uyarıcı peygamberler geldi

[42] Lakin onlar butun ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları cok kuvvetli ve kudretli bir yakalayısla yakaladık

[43] Bu kıssalardan hisseye gelince; Simdi sizin kafirleriniz, onlardan hayırlı mı? Yoksa kitaplarda sizin icin bir beraet mi var

[44] Yoksa «Biz birbirimize yardım eden bir topluluguz.» mu diyorlar

[45] Her halde o topluluk bozulacak ve geriye donup kacacaklardır

[46] Bilakis kıyamet onlara vaad edilen asıl saattir. Saat cidden cok feci ve acıdır

[47] Muhakkak ki suclular sapıklık ve cılgınlık icindedirler

[48] O gun yuzleri ustu ateste suruklenecekler, «Cehennemin dokunusunu tadın!» (denilecek)

[49] Haberiniz olsun ki, biz her seyi bir kadere gore yarattık

[50] Buyrugumuz yalnız bir tekdir, goz acıp yumma gibidir

[51] Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helak ettik. Ogut alan yok mudur

[52] Isledikleri her sey, kitaplarda mevcuttur

[53] Kucuk, buyuk hepsi satır satır yazılmıstır

[54] Takva sahipleri cennetlerde, nur icindedirler

[55] Guclu padisahın huzurunda dogruluk koltuklarındadırlar

Rahmân

Surah 55

[1] Rahman (cok merhametli olan Allah)

[2] Kuran´ı ogretti

[3] Insanı yarattı

[4] Ona beyanı ogretti

[5] Gunes de ay da bir hesab iledir

[6] Bitkiler ve agaclar secde etmektedirler

[7] Gogu yukseltti ve mizanı koydu

[8] Sakın tartıda taskınlık etmeyin

[9] Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın

[10] (Allah) yeri mahlukat icin (asagıya) koydu

[11] Orada meyvalar ve salkımlı hurma agacları vardır

[12] Yapraklı taneler ve hos kokulu bitkiler vardır

[13] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[14] Allah insanı, pismis bir camura benzeyen bir balcıktan yarattı

[15] Cinleri de halis atesten yarattı

[16] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[17] iki dogunun ve iki batının Rabbidir

[18] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[19] (Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavusuyorlar

[20] Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine gecip karısmıyorlar

[21] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[22] Ikisinden de inci ve mercan cıkar

[23] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[24] Denizde koca daglar gibi yukselen gemiler de onundur

[25] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[26] Yer uzerinde bulunan her sey fanidir

[27] Yalnız celal ve ikram sahibi Rabbinin yuzu (zatı) baki kalacaktır

[28] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[29] Goklerde ve yerde bulunanlar, O´ndan isterler. O, her gun yeni bir istedir

[30] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[31] Ey insan ve cin! Sizin de hesabınızı ele alacagız

[32] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[33] Ey cin ve insan toplulukları! Goklerin ve yerin cevresinden gecmeye gucunuz yeterse gecin gidin. Ama Allah´ın verdigi bir guc olmadan gecemezsiniz

[34] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[35] Uzerinize atesten alev ve duman gonderilir, kendinizi savunamazsınız

[36] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[37] Gok yarılıp da, erimis yag gibi kıpkırmızı bir gul oldugu zaman

[38] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[39] Iste o gun, ne insana ne de cinne gunahından sorulmaz

[40] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[41] Suclular simalarından tanınır, alınlarından ve ayaklarından tutulur

[42] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[43] Iste bu, sucluların yalanladıgı cehennemdir

[44] Onunla kaynar su arasında dolasırlar

[45] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[46] Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır

[47] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[48] Ikisinin de cesitli agacları, meyvaları vardır

[49] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[50] Ikisinde de akıp giden iki kaynak vardır

[51] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[52] Ikisinde de her turlu meyvadan cift cift vardır

[53] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[54] Astarları atlastan yataklara yaslanırlar. Iki cennetin de devsirmesi yakındır

[55] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[56] Oralarda gozlerini yalnız eslerine cevirmis dilberler var ki, bunlardan once onlara ne insan ne de cin dokunmustur

[57] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[58] Sanki onlar yakut ve mercandırlar

[59] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[60] Iyiligin karsılıgı, yalnız iyilik degil midir

[61] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[62] Bu ikisinden baska iki cennet daha vardır

[63] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[64] (Bu cennetler) yemyesildirler

[65] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[66] Ikisinde de fıskıran iki kaynak vardır

[67] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[68] Ikisinde de her turlu meyva, hurma ve nar vardır

[69] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[70] Iclerinde guzel huylu, guzel yuzlu kadınlar vardır

[71] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[72] Cadırlar icerisinde gozlerini yalnız kocalarına cevirmis huriler vardır

[73] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[74] Bunlardan once onlara ne insan ne de cin dokunmustur

[75] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[76] Yesil yastıklara ve harikulade guzel islemeli doseklere yaslanırlar

[77] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[78] Buyukluk ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yucedir

Vâkıa

Surah 56

[1] Olacak vak´a oldugu zaman

[2] Onun olusunu yalanlayacak kimse yoktur

[3] O, alcaltıcıdır, yukselticidir

[4] Yer siddetle sarsıldıgı

[5] Daglar serpildikce serpildigi

[6] Dagılıp toz duman haline geldigi

[7] Ve sizler uc sınıf oldugunuz zaman

[8] Sagın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar

[9] Solun adamları ise ne ugursuzdurlar onlar

[10] Onde olanlar (var ya), onlar oncudurler

[11] Iste o yaklastırılanlar

[12] Nimet cennetlerindedirler

[13] Cogu onceki ummetlerden

[14] Birazı da sonrakilerden

[15] (Onlar) cevherlerle islenmis tahtlar uzerindedirler

[16] Karsılıklı olarak onların uzerinde yaslanırlar

[17] Cevrelerinde, olumsuzluge ulasmıs gencler dolasırlar

[18] Kaynagından doldurulmus, testiler, ibrikler ve kadehlerle

[19] Ondan ne basları agrıtılır, ne de akılları giderilir

[20] Begendikleri meyvalar

[21] Canlarının cektigi kus etleri

[22] Iri gozlu huriler

[23] Saklı inciler gibi

[24] Yaptıklarına karsılık olarak verilir

[25] Orada bos bir soz ve gunaha sokan bir laf isitmezler

[26] Duydukları soz, yalnız «selam», «selam» dır

[27] Sagın adamları, nedir o sagın adamları

[28] Dalbastı kirazlar

[29] Meyva dizili muzlar

[30] Uzamıs golgeler

[31] Fıskıran sular

[32] Pek cok meyva arasında

[33] Tukenmeyen ve yasaklanmayan

[34] Ve yukseltilmis dosekler ustundedirler

[35] Biz kadınları yeniden insa ettik (yarattık)

[36] Onları bakireler yaptık

[37] Hep yasıt sevgililer

[38] Sagın adamları icindir

[39] Bir cogu oncekilerdendir

[40] Bir cogu da sonrakilerdendir

[41] Solun adamları, nedir o solcular

[42] Iclerine isleyen bir ates ve kaynar su icinde

[43] Kapkara dumandan bir golge altındadırlar

[44] Ki ne serindir, ne de faydalı

[45] Cunku onlar bundan once varlık icinde sefahete dalmıslardı

[46] Buyuk gunahı islemekte ısrar ediyorlardı

[47] Ve diyorlardı ki: «Biz olup, toprak ve kemik yıgını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltilecegiz?»

[48] «Onceki atalarımızda mı?»

[49] De ki: «Oncekiler ve sonrakiler»

[50] «Belli bir gunun belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır.»

[51] Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar

[52] Elbette bir agactan, zakkum agacından yiyeceksiniz

[53] Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız

[54] Ustune de kaynar su iceceksiniz

[55] Susuzluk illetine tutulmus develerin icisi gibi iceceksiniz

[56] Iste ceza gununde onlara sunulacak ziyafet budur

[57] Biz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi

[58] Attıgınız meniyi gordunuz mu

[59] Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz

[60] Aranızda olumu takdir eden biziz ve bizim onumuze gecilmez

[61] Boylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediginiz bir yaratılısta tekrar var edelim diye (boyle yapıyoruz)

[62] Andolsun, ilk yaratılısı bildiniz. Dusunup ibret almanız gerekmez mi

[63] Ektiginizi gordunuz mu

[64] Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz

[65] Dileseydik, onu kuru bir cop yapardık. Hayret eder dururdunuz

[66] «Dogrusu borc altına girdik.»

[67] «Dogrusu, biz yoksul bırakıldık» (derdiniz)

[68] Ictiginiz suya baktınız mı

[69] Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz

[70] Dileseydik onu tuzlu yapardık. O halde sukretseniz ya

[71] Yaktıgınız atesi gordunuz mu

[72] Onun agacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz

[73] Biz onu bir ibret ve colden gelip gecenlere bir fayda yaptık

[74] Oyleyse buyuk Rabbinin adını yucelt

[75] Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim

[76] Bilirseniz bu buyuk bir yemindir

[77] O, elbette serefli bir Kur´an´dır

[78] Korunmus bir kitaptadır

[79] Ona temizlenenlerden baskası el suremez

[80] alemlerin Rabbinden indirilmistir

[81] Simdi siz bu sozu mu kucumsuyorsunuz

[82] Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz

[83] Can bogaza dayandıgı zaman

[84] Ki o zaman siz (olmek uzere olana) bakar durursunuz

[85] Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz gormezsiniz

[86] Eger cezalandırılmayacak iseniz

[87] Onu geri cevirsenize; sayet iddianızda dogru iseniz

[88] Fakat olen kisiye gelince, eger o rahmete yaklastırılanlardan ise

[89] Ona rahatlık, guzel rızık ve Naim cenneti vardır

[90] Eger O, sagın adamlarından ise

[91] «(Ey sagcı), sana sagcılardan selam!»

[92] Ama yalanlayıcı sapıklardan ise

[93] Iste ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır

[94] Ve cehenneme atılma vardır

[95] Kesin gercek budur iste

[96] Oyle ise Rabbini o buyuk ismiyle tesbih et

Hadîd

Surah 57

[1] Goklerde ve yerde bulunan her sey Allah´ı tesbih etmektedir. O, cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[2] Goklerin ve yerin mulku O´nundur. O, diriltir, oldurur, O, her seye kadirdir

[3] O ilktir, sondur, zahirdir, batındır. O herseyi bilendir

[4] O´dur ki gokleri ve yeri altı gunde yarattı. Sonra ars uzerine istiva etti (hukumran oldu). Yere gireni, ondan cıkanı, gokten ineni, ona cıkanı bilir. Nerede olsanız O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı gormektedir

[5] Goklerin ve yerin mulku O´nundur. Butun isler O´na dondurulecektir

[6] Geceyi gunduzun icine sokar, gunduzu gecenin icine sokar. O, goguslerin ozunu bilir

[7] Allah´a ve Resulune iman edin. Sizi hakim kıldıgı, sizin yonetiminize verdigi seylerden harcayın. Sizden, inanan ve harcayanlar icin buyuk mukafat vardır

[8] Size ne oldu ki, Resul sizi Rabbinize inanmanız icin davet ettigi halde Allah´a inanmıyorsunuz? Oysa O, sizden kesin soz almıstı. Eger inanacaksanız

[9] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin kuluna apacık ayetler indiren O´dur. Suphesiz Allah, size karsı cok sefkatli, cok merhametlidir

[10] Neden siz Allah yolunda harcamayasınız ki? Goklerin ve yerin mirası zaten Allah´ındır. Elbette icinizden, fetihten once harcayan ve savasan bir olmaz. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savasanlardan daha buyuktur. Bununla beraber Allah hepsine de en guzel sonucu vaad etmistir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[11] Kimdir o, Allah´a guzel bir borc verecek olan ki, Allah da onun verdigini kat kat artırsın ve onun icin serefli bir mukafat da versin

[12] O gun inanan erkekleri ve inanan kadınları gorursun ki nurları, onlerinde ve saglarında kosuyor. (Kendilerine): «Bugun mujdeniz altlarından ırmaklar akan, iclerinde ebedi kalacagınız cennetlerdir.» (denilir) Iste buyuk kurtulus budur

[13] O gun munafık erkekler ve munafık kadınlar o iman edenlere soyle diyeceklerdir: «Bize bakın da sizin nurunuzdan alalım?» Onlara: «Arkanıza donun de nur arayın!» denilir. Aralarına kapılı bir sur cekilir ki, onun icinde rahmet, dısında da azap vardır

[14] (Munafıklar) onlara: «Biz sizinle beraber degil miydik?» diye seslenirler. (Muminler) de derler ki: «Evet ama, siz kendi canlarınıza kotuluk ettiniz, gozlediniz, supheye dustunuz ve kuruntular sizi aldattı. O cok aldatan (seytan) sizi, Allah hakkında bile aldattı. Nihayet Allah´ın emri gelip cattı

[15] Bugun artık ne sizden ne de inkar edenlerden fidye kabul edilir, varacagınız yer atestir. Size yarasan odur. Orası ne kotu bir donus yeridir

[16] Inananlar icin hala vakit gelmedi mi ki, kalbleri Allah´ın zikrine ve inen hakka saygı duysun ve bundan once kendilerine verilmis, sonra uzerlerinden uzun zaman gecmekle kalbleri katılasmıs, cogu da yoldan cıkmıs kimseler gibi olmasınlar

[17] Biliniz ki Allah yeryuzunu olumunden sonra diriltir. Belki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri acıkladık

[18] Suphesiz sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kadınlara ve Allah´a guzel bir odunc verenlere, verdikleri kat kat artırılır ve onlara serefli bir mukafat vardır

[19] Allah´a ve peygamberine iman edenler var ya, iste onlar, Rableri yanında sozu ozu dogru olanlar ve sehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mukafatları ve nurları vardır. Inkar edip de ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır

[20] Biliniz ki dunya hayatı bir oyun, bir eglence, bir sus ve kendi aranızda ovunme, mal ve evlat cogaltma yarısından ibarettir. Bu, tıpkı bir yagmura benzer ki; bitirdigi ot, ekincilerin hosuna gider, sonra kurur, onu sapsarı gorursun, sonra cercop olur. Ahirette ise cetin bir azab; Allah´tan magfiret ve rıza vardır. Dunya hayatı, aldatıcı bir zevkten baska bir sey degildir

[21] Rabbinizden bir magfirete; Allah´a ve peygamberine inananlar icin hazırlanmıs olup, genisligi gokle yerin genisligi kadar olan cennete kosusun. Iste bu Allah´ın lutfudur. Onu diledigine verir. Allah buyuk lutuf sahibidir

[22] Yeryuzunde vuku bulan ve sizin basınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan once, bir kitapta yazılmıs olmasın. Suphesiz bu Allah´a gore kolaydır

[23] Boylece elinizden cıkana uzulmeyesiniz ve Allah´ın size verdigi nimetlerle sımarmayasınız. Cunku Allah, kendini begenip boburlenen kimseleri sevmez

[24] Onlar cimrilik edip insanlara da cimriligi emrederler. Kim yuz cevirirse Allah, zengindir, ovguye layıktır

[25] Andolsun biz peygamberlerimizi acık delillerle gonderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri icin beraberlerinde kitabı ve olcuyu indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda buyuk bir kuvvet ve insanlar icin faydalar vardır. Bu, Allah´ın dinine ve peygamberlerine gormeden yardım edenleri belirlemesi icindir. Suphesiz Allah kuvvetlidir, daima ustundur

[26] Andolsun, Nuh´u ve Ibrahim´i elci gonderdik, peygamberligi ve kitabı bunların zurriyetleri arasına koyduk. Onlardan yola gelen de vardı, ama onlardan cogu yoldan cıkmıslardı

[27] Sonra bunların izinden ard arda peygamberlerimizi gonderdik. Meryem oglu Isa´yı da arkalarından gonderdik, ona Incil´i verdik ve ona uyanların yureklerine bir sefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlıga gelince onu, biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak icin yaptılar. Ama buna da geregi gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mukafatlarını verdik. Iclerinden cogu da yoldan cıkmıslardır

[28] Ey inananlar! Allah´tan korkun, O´nun Resulu´ne inanın ki size rahmetinden iki pay versin, sizin icin ısıgında yuruyeceginiz bir nur yaratsın ve sizi bagıslasın. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[29] Boylece Kitab ehli, Allah´ın lutfundan hicbir sey elde edemiyeceklerini bilsinler. Lutuf butunuyle Allah´ın elindedir, onu diledigine verir. Allah, buyuk lutuf sahibidir

Mücâdele

Surah 58

[1] Kocası hakkında seninle tartısan ve Allah´a sikayette bulunan kadının sozunu Allah isitmistir. Allah, sizin konusmanızı isitir. Cunku Allah, isitendir, bilendir

[2] Icinizde zıhar yapanların kadınları, onların anaları degildir. Onların anaları ancak kendilerini doguran kadındır. Suphesiz onlar cirkin ve yalan bir laf soyluyorlar. Kuskusuz Allah, affedici, bagıslayıcıdır

[3] Kadınlardan zıhar ile ayrılmak isteyip de sonra soylediklerinden donenlerin, karılarıyla temas etmeden once bir koleyi hurriyete kavusturmaları gerekir. Size ogutlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır

[4] Buna imkan bulamayan kimse, temas etmeden once aralıksız olarak iki ay oruc tutmalıdır. Buna da gucu yetmeyen, altmıs fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah´a ve Resulune inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah´ın hukumleridir. Kafirler icin acı bir azap vardır

[5] Allah´a ve Resulune karsı gelenler, kendilerinden oncekilerin alcaltıldıgı gibi alcaltılacaklardır. Biz apacık ayetler indirmisizdir. Kafirler icin kucuk dusurucu bir azap vardır

[6] O gun Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları bir bir saymıstır. Onlar ise unutmuslardır. Allah her seye sahiddir

[7] Goklerde ve yerde olanları, Allah´ın bildigini gormuyor musunuz? Uc kisinin gizli konustugu yerde dorduncusu mutlaka O´dur. Bes kisinin gizli konustugu yerde altıncısı mutlaka O´dur. Bunlardan az veya cok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlak O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet gunu onlara yaptıklarını haber verecektir. Dogrusu Allah, her seyi bilendir

[8] Gizli konusmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri seyi yapmaya kalkısarak gunah, dusmanlık ve Peygamber´e karsı gelmek hususunda gizlice konusanları gormedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah´ın selamlamadıgı bir tarzda selamlıyorlar. Kendi iclerinden de «bu soylediklerimiz yuzunden Allah´ın bize azap etmesi gerekmez miydi?» derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kotu donus yeridir orası

[9] Ey iman edenler! Aranızda gizli konusacagınız zaman gunahı dusmanlıgı ve Peygamber´e karsı gelmeyi fısıldamayın. Iyilik ve takvayı konusun. Huzuruna toplanacagınız Allah´tan korkun

[10] Gizli konusmalar seytandandır. Bu iman edenleri uzmek icindir. Oysa seytan, Allah´ın izni olmadıkca, muminlere hicbir zarar veremez. Muminler Allah´a dayanıp guvensinler

[11] Ey iman edenler! Size: «Meclislerde yer acın.» denilince yer acın ki Allah da size genislik versin. Size «Kalkın.» denilince de kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yukseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır

[12] Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir sey konusacagınız zaman bu konusmanızdan once bir sadaka veriniz. Bu sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Sayet bir sey bulamazsanız, artık Allah bagıslayan ve merhamet edendir

[13] Gizli (ozel) bir sey konusmanızdan once sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Su halde namazı kılın, zekatı verin, Allah´a ve Resulune itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır

[14] Allah´ın kendilerine gazap ettigi bir toplulugu dost edinenleri gormedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar

[15] Allah onlara cetin bir azab hazırlamıstır. Onlar ne kotu isler yapıyorlar

[16] Yeminlerini kalkan yapıp Allah´ın yolundan cevirdiler. Onlar icin kucuk dusurucu bir azab vardır

[17] Onların ne malları, ne de evlatları, kendilerinden, Allah´dan hicbir sey savamaz. Onlar ates halkıdır. Orada ebedi kalacaklardır

[18] Allah onların hepsini tekrar dirilttigi gun, dunyada size yemin ettikleri gibi O´na da yemin edecekler ve kendilerinin bir sey uzerinde bulunduklarını, sanacaklardır. Iyi bilin ki onlar yalancıdırlar

[19] Seytan onları istila etmis, onlara Allah´ı anmayı unutturmustur. Onlar, seytanın hizbi (partisi)dir. Iyi bilin ki seytanın partisi kaybedecektir

[20] Allah´a ve Resulune dusman olanlar var ya, onlar en alcaklar arasındadırlar

[21] Allah: «Elbette ben ve elcilerim galip gelecegiz.» diye yazmıstır. Suphesiz Allah gucludur, galipdir

[22] Allah´a ve ahiret gunune inanan bir milletin, babaları, ogulları, kardesleri, yahut akrabaları da olsa Allah´a ve Resulune dusman olanlarla dostluk ettigini gormezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmıs ve onları kendinden bir ruh ile desteklemistir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmus, onlar da O´ndan razı olmuslardır. Iste onlar Allah´ın hizbi (dininin yardımcıları)dir. Iyi bil ki, kurtulusa ulasacak olanlar, Allah´ın hizbidir

Haşr

Surah 59

[1] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah´ı tesbih etmektedir, O ustundur, hikmet sahibidir

[2] Ehl- i kitaptan inkar edenleri, ilk surgunleri yurtlarından cıkaran O´dur. Siz onların cıkacaklarını sanmamıstınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah´tan koruyacagını sanmıslardı. Ama Allah´ın azabı, onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yureklerine korku dusurdu; oyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de muminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ibret alın

[3] Eger Allah onlara surgunu yazmamıs olsaydı, elbette, onları dunyada baska sekilde cezalandıracaktı. Ahirette de onlar icin ates azabı vardır

[4] Bunun sebebi sudur: Onlar Allah´a ve Resulune karsı geldiler; Kim Allah´a karsı gelirse Allah´ın azabı siddetlidir

[5] Hurma agaclarından herhangi bir sey kesmeniz veya kokleri uzerinde bırakmanız hep Allah´ın izniyle ve O´nun, yoldan cıkanları cezalandırması icindir

[6] Allah´ın, onlardan peygamberine verdigi ganimetlere gelince siz onun uzerine ne at, ne de deve surmediniz. Fakat Allah peygamberini, diledigi kimselerin uzerine salar. Allah her seye kadirdir

[7] Allah´ın o kent halkından, Resulune verdigi ganimetler, Allah´a, Resul´e, ona akrabalıgı bulunanlara, yetimlere, yoksullara, yolcuya aittir. Ta ki icinizden yalnız zenginler arasında dolasan bir sey olmasın. Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah´tan korkun. Cunku Allah´ın azabı siddetlidir

[8] Bir de goc eden fakirlere aittir ki yurtlarından ve mallarından cıkarılmıslardır, Allah´ın lutuf ve rızasını ararlar; Allah´a ve Resulune yardım ederler. Iste dogru olanlar onlardır

[9] Ve onlardan once o yurda yerlesen imana sarılanlar kendilerine goc edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden oturu goguslerinde bir ihtiyac duymazlar. Kendilerinin ihtiyacları olsa dahi, onları oz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliginden korunursa, iste onlar umduklarına erenlerdir

[10] Onlardan sonra gelenler derler ki: «Rabbimiz, bizi ve bizden once inanan kardeslerimizi bagısla, kalplerimizde inananlara karsı bir kin bırakma! Rabbimiz! Sen cok sefkatli, cok merhametlisin!»

[11] Munafıkların, kitap ehlinden inkar eden dostlarına «Eger siz yurdunuzdan cıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber cıkarız sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eger savasa tutusursanız, mutlaka yardım ederiz.» dediklerini gormedin mi? Allah, onların yalancı olduklarına sahitlik eder

[12] Andolsun eger onlar, cıkarılırsalar, onlarla beraber cıkmazlar; savasa tutusmus olsalar, onlara yardım etmezler; yardım etseler bile arkalarını donup kacarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez

[13] Onların kalblerinde sizin korkunuz, Allah´ın korkusundan fazladır. Boyledir, cunku onlar anlamayan bir topluluktur

[14] Onlar toplu olarak sizinle savasamazlar, ancak, mustahkem sehirlerde yahut duvarların ardından (sizinle savasmak isterler). Kendi aralarındaki cekismeleri siddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa onların kalbleri dagınıktır. Boyledir, cunku onlar aklını kullanmayan bir topluluktur

[15] (Bu yahudilerin durumu) kendilerinden az once, islerinin gunahını tatmıs olan, ahirette de kendileri icin acı bir azab bulunan kimselerin (Bedir´de cezalarını bulan putperestlerin) durumu gibidir

[16] (Yahudileri kandıran munafıkların durumu da) tıpkı seytanın durumuna benzer ki insana «Inkar et.» dedi, (insan) inkar edince de: «Ben senden uzagım, ben alemlerin Rabb´i Allah´tan korkarım!» dedi

[17] Nihayet ikisinin sonu, ebedi olarak ateste oldu. Zalimlerin cezası budur

[18] Ey inananlar, Allah´tan korkun ve kisi, yarın icin ne (yapıp) gonderdigine baksın. Allah´tan korkun; cunku Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[19] Allah´ı unutup da Allah´ın da kendilerini unutturdugu kimseler gibi olmayın onlar, yoldan cıkan kimselerdir

[20] Cehennem ehli ile cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli kurtularak isteklerine erisenlerdir

[21] Biz bu Kur´an´ı bir daga indirseydik, Allah´ın korkusundan onu bas egmis, parca parca olmus gorurdun. Bu misalleri dusunsunler diye insanlara veriyoruz

[22] O, oyle Allah´tır ki O´ndan baska tanrı yoktur. Gorulmeyeni ve goruleni bilendir. O, esirgeyen bagıslayandır

[23] O, oyle bir Allah´tır ki, kendisinden baska hicbir tanrı yoktur. O, malik ve sahiptir, munezzehtir, selamet verendir, emniyete kavusturandır, gozetip koruyandır, ustundur, istedigini zorla yaptıran, buyuklukte esi olmayandır. Allah puta tapanların ortak kostukları seylerden munezzehtir

[24] O, yaratan, var eden, varlıklara sekil veren Allah´tır. En guzel isimler O´nundur. Goklerde ve yerde olanlar O´nun sanını yuceltmektedirler. O, galib olan, her seyi hikmeti uyarınca yapandır

Mümtehine

Surah 60

[1] Ey inananlar! Benim de dusmanım, sizin de dusmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gercegi inkar ettikleri, Rabbiniz Allah´a inandıgınızdan dolayı Resulu ve sizi (yurdunuzdan surup) cıkardıkları halde siz onlara sevgi ulastırıyorsunuz. Eger benim yolumda savasmak ve benim rızamı kazanmak icin cıktınızsa icinizde onlara sevgi mi gizliyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediginiz ve acıga vurdugunuz her seyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa dogru yoldan sapmıs olur

[2] Sayet onlar sizi ele gecirirlerse, size dusman kesilecekler, size ellerini ve dillerini kotulukle uzatacaklardır. Zaten inkar edivermenizi istemektedirler

[3] Kıyamet gunu yakınlarınız ve cocuklarınız size fayda vermezler. Cunku Allah aranızı ayırır. Allah yaptıklarınızı gorendir

[4] Ibrahim´de ve onunla beraber bulunanlarda sizin icin guzel bir misal vardır, onlar kavimlerine demislerdi ki: «Biz sizden ve sizin Allah´tan baska taptıklarınızdan uzagız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah´a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda surekli bir dusmanlık ve nefret belirmistir.» Yalnız Ibrahim´in babasına: «Senin icin magfiret dileyecegim, fakat senin icin Allah´tan (gelecek) hicbir seyi (onlemeye) gucum yetmez.» demesi haric. Rabbimiz! Yalnız sana dayandık, sana yoneldik. Donusumuz de ancak sanadır

[5] «Rabbimiz! Bizi inkar edenler icin bir fitne kılma, (onlara maglub etme!) bizi bagısla! Ey Rabbimiz! Yegane galib ve hikmet sahibi ancak sensin.»

[6] Andolsun, onlarda sizin icin, Allah´ı ve ahiret gununu arzulayanlara guzel bir ornek vardır. Kim yuz cevirirse suphesiz Allah, zengindir, hamde layık olandır

[7] Olur ki Allah sizinle dusmanlarınız arasında yakında bir dostluk meydana getirir. Allah gucu yetendir. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[8] Allah sizi, din hakkında sizinle savasmayan ve sizi yurtlarınızdan cıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Cunku Allah adalet yapanları sever

[9] Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savasan, sizi yurtlarınızdan cıkaran ve cıkarılmanız icin yardım eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa iste zalimler onlardır

[10] Ey iman edenler! Mumin kadınlar hicret ederek size geldigi zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eger siz de onların inanmıs kadınlar oldugunu ogrenirseniz onları kafirlere geri dondurmeyin. Bunlar onlara helal degildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiginiz zaman onlarla evlenmenizde size bir gunah yoktur. Kafir kadınları nikahınızda tutmayın, sarfettiginizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah´ın hukmu budur. Aranızda O, hukmeder, Allah bilendir, hikmet sahibidir

[11] Eger eslerinizden biri, sizden kafirlere kacar da siz de savasta galip durumda olursanız, esleri gitmis olanlara ganimetten, harcadıkları kadar verin. Inandıgınız Allah´a karsı gelmekten sakının

[12] Ey Peygamber! Inanmıs kadınlar sana gelip Allah´a hicbir seyi ortak kosmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, cocuklarını oldurmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, iyi bir iste sana karsı gelmemeleri hususunda sana bey´at ederlerse onların bey´atlarını al ve onlar icin Allah´tan magfiret dile. Suphesiz Allah, cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[13] Ey inananlar, Allah´ın gazab ettigi kimselerle dostluk etmeyin. Kafirler, mezarlık halkından nasıl umidi kesmisse, onlar da ahiretten oyle umidi kesmislerdir

Saff

Surah 61

[1] Goklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi Allah´ı tesbih eder. O, ustundur, hikmet sahibidir

[2] Ey iman edenler! Yapmayacagınız seyi nicin soyluyorsunuz

[3] Yapmayacagınızı soylemeniz, Allah yanında siddetli bir bugza sebeb olur

[4] Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir duvar gibi saf baglayarak savasanları sever

[5] Bir zaman Musa, kavmine: «Ey kavmim! Benim, Allah´ın size gonderdigi elcisi oldugumu bildiginiz halde nicin beni incitiyorsunuz?» demisti. Onlar egrilince, Allah da kalblerini egriltti. Allah fasıkları dogru yola iletmez

[6] Meryem oglu Isa da: «Ey Israilogulları! Ben size Allah´ın elcisiyim. Benden once gelen Tevrat´ı dogrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi mujdeleyici olarak (geldim).» demisti. Fakat onlara apacık delillerle gelince «Bu, apacık bir buyudur.» dediler

[7] Islam´a davet olundugu halde Allah uzerine yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim toplumu dogru yola iletmez

[8] Agızlarıyla Allah´ın nurunu sondurmek istiyorlar. Halbuki kafirler hos gormese de Allah nurunu tamamlayacaktır

[9] O, Resulunu hidayet ve hak dinle gonderdi ki, musrikler istemese de onu, butun dinlerin ustune cıkarsın

[10] Ey Iman edenler! Sizi acı bir azabdan kurtaracak ticareti size gostereyim mi

[11] Allah´a ve Resulune inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savasırsınız. Eger bilirseniz sizin icin en iyisi budur

[12] (Eger boyle yaparsanız Allah) sizin gunahlarınızı bagıslar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hos yerlere koyar. Iste buyuk kurtulus budur

[13] Seveceginiz bir sey daha var: Allah´tan yardım ve yakın bir fetih.. Muminleri mujdele

[14] Ey inananlar, Allah´ın yardımcıları olun! Nitekim Meryem oglu Isa da havarilere: «Allah´a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir?» demisti. Havariler: «Allah (yolun)un yardımcıları biziz.» dediler. Israil ogullarından bir zumre inandı, bir zumre inkar etti. Biz de inananları, dusmanlarına karsı destekledik, onlar ustun geldiler

Cum'a

Surah 62

[1] Goklerde ve yerde olanların hepsi padisah, mukaddes, aziz ve hakim olan Allah´ı tesbih etmektedir

[2] O´dur ki ummiler icinde, kendilerinden olan ve onlara Allah´ın ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitap ve hikmeti ogreten bir Peygamber gonderdi. Oysa onlar, onceden apacık bir sapıklık icinde idiler

[3] Henuz onlara katılmamıs bulunan diger insanlara da (o Peygamberi gondermistir). O, cok gucludur, hukum ve hikmet sahibidir

[4] Bu, Allah´ın lutfudur, onu diledigine verir. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[5] Kendilerine Tevrat yukletilip de sonra onu tasımayanların durumu, kitaplar tasıyan esegin durumu gibidir. Allah´ın ayetlerini yalanlayanların durumu ne kotudur. Allah zalim toplumu dogru yola iletmez

[6] De ki: «Ey Yahudi olanlar! Eger insanlar arasında yalnız sizin, Allah´ın dostları oldugunuzu sanıyorsanız, o halde olumu temenni edin, dogru iseniz?»

[7] Ama onlar, ellerinin (yapıp) one surdugu (isler) yuzunden olumu asla temenni etmezler. Allah zalimleri bilir

[8] De ki: «Sizin kendisinden kactıgınız olum, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra gorunmeyeni ve goruneni bilene donduruleceksiniz. O size (butun) yaptıklarınızı haber verecektir

[9] Ey inananlar! Cuma gunu namaz icin cagrıldıgı(nız) zaman, Allah´ı anmaya kosun, alısverisi bırakın. Eger bilirseniz, bu sizin icin daha hayırlıdır

[10] Namaz kılındıktan sonra yeryuzune dagılın ve Allah´ın lutfundan (nasibinizi) arayın. Allah´ı cok anın ki kurtulusa eresiniz

[11] Bir ticaret ve eglence gordukleri zaman hemen dagılıp ona gittiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: «Allah´ın yanında bulunan, eglenceden ve ticaretten de hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.»

Münâfikûn

Surah 63

[1] Munafıklar sana geldikleri vakit: «Sahitlik ederiz ki sen muhakkak Allah´ın elcisisin.» derler. Senin mutlaka kendisinin elcisi oldugunu Allah bilir ve Allah munafıkların yalancı olduklarına sahitlik eder

[2] Yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah´ın yolundan cevirdiler. Onların yaptıkları ne kotudur

[3] Bunun sebebi sudur: Onlar inandılar, sonra inkar ettiler, bu yuzden kalblerinin uzeri muhurlendi. Artık onlar anlamazlar

[4] Onları gordugun zaman kalıpları hosuna gider, konusurlarsa sozlerini dinlersin. Onlar sanki dayanmıs keresteler gibidirler. Her gurultuyu kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar dusmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl olup da donduruluyorlar

[5] Onlara: «Gelin, Allah´ın Resulu sizin icin magfiret dilesin.» denildigi zaman baslarını cevirirler ve onların, buyukluk taslayarak yuz cevirdiklerini gorursun

[6] Onlara magfiret dilesen de, dilemesen de onlar icin birdir. Allah onları bagıslamayacaktır. Cunku Allah, yoldan cıkmıs bir toplumu yola iletmez

[7] Onlar oyle kimselerdir ki: «Allah´ın elcisinin yanında bulunanları beslemeyin ki dagılıp gitsinler.» diyorlar. Oysa goklerin ve yerin hazineleri Allah´ındır, fakat munafıklar anlamazlar

[8] Diyorlar ki: «Andolsun, eger Medine´ye donersek, daha ustun olan, daha alcak olanı oradan mutlaka cıkaracaktır.» Ustunluk, ancak Allah´a, O´nun elcisine ve muminlere mahsustur. Fakat munafıklar bilmezler

[9] Ey Inananlar! Mallarınız ve cocuklarınız sizi Allah´ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa iste onlar ziyana ugrayanlardır

[10] Birinize olum gelip de: «Rabbim, beni yakın bir sureye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!» demesinden once, size verdigimiz rızıktan (Allah) icin harcayın

[11] Allah suresi geldigi zaman hicbir canı ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

Teğâbün

Surah 64

[1] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ı tesbih eder. Mulk O´nundur, hamd O´nadır. Her seye gucu yeten O´dur

[2] Sizi O yarattı. Kiminiz kafirdir, kiminiz mumin. Allah yaptıklarınızı gormektedir

[3] Zira gokleri ve yeri hak ile yarattı. Sizi sekillendirdi ve sekillerinizi de guzel yaptı. Donus ancak O´nadır

[4] Goklerde ve yerde olanları, gizlediginiz ve acıga vurdugunuz seyleri bilir. Allah, goguslerin ozunu bilir

[5] Onceden inkar edenlerin haberi size gelmedi mi? (Onlar) islerinin vebalini tattılar ve onlar icin acı bir azap vardır

[6] Boyledir, cunku onlara peygamberleri, acık deliller getirirlerdi, fakat onlar: «Bir insan mı bize yol gosterecek?» dediler ve yuz cevirdiler. Allah da muhtac olmadıgını gosterdi. Allah zengindir, ovulmeye layıktır

[7] Inkar edenler, katiyyen diriltilmeyeceklerini sandılar. De ki: «Hayır! Rabbim hakkı icin mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah´a gore kolaydır»

[8] Artık Allah´a, Resulune ve indirdigimiz nura (Kur´an´a) inanın. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[9] Toplanma gunu icin sizi topladıgı zaman var ya, iste o gun, kimin aldandıgının acıga cıkacagı aldanma gunudur. Kim Allah´a inanır ve yararlı is yaparsa, Allah onun kotuluklerini orter ve onu, icinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Iste buyuk kurtulus budur

[10] Inkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardır. Ne kotu gidilecek yerdir orası

[11] Allah´ın izni olmayınca hicbir musibet isabet etmez. Kim Allah´a inanırsa, Allah onun kalbini dogruya goturur. Allah her seyi bilendir

[12] Allah´a itaat edin, Peygamber´e de itaat edin. Yuz cevirirseniz bilin ki, elcimize dusen apacık bir duyurmadır

[13] Allah ki O´ndan baska tanrı yoktur. Muminler Allah´a dayansınlar

[14] Ey iman edenler! Eslerinizden ve cocuklarınızdan size dusman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını baslarına kakmaz, hos gorur ve bagıslarsanız, bilin ki Allah cok bagıslayan cok merhamet edendir

[15] Dogrusu mallarınız ve cocuklarınız sizin icin bir imtihandır. Buyuk mukafat ise Allah´ın yanındadır

[16] O halde gucunuzun yettigi kadar Allah´tan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliginize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliginden korunursa iste onlar kurtulusa erenlerdir

[17] Eger Allah´a guzel bir borc verirseniz, Allah onu sizin icin kat kat yapar ve sizi bagıslar. Allah cok mukafat verendir, halimdir

[18] Gorunmeyeni ve goruneni bilendir. Ustundur, hikmet sahibidir

Talâk

Surah 65

[1] Ey Peygamber! Kadınları bosamak istediginiz zaman onları iddetleri icinde bosayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah´tan korkun. Apacık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden cıkarmayın, kendileri de cıkmasınlar. Bunlar Allah´ın sınırlarıdır. Kim Allah´ın sınırlarını asarsa, suphesiz kendine zulmetmis olur. Bilmezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya cıkarıverir

[2] Surelerinin sonuna vardıklarında onları guzelce tutun, yahut guzellikle onlardan ayrılın. Icinizden adalet sahibi iki kisiyi sahit tutun. Sahidligi Allah icin yapın. Iste Allah´a ve son gune inanan kimseye ogutlenen budur. Kim Allah´tan korkarsa Allah ona bir cıkıs yolu yaratır

[3] Ve onu ummadıgı yerden rızıklandırır. Kim Allah´a guvenirse O, ona yeter. Allah, emrini yerine getirendir. Allah her sey icin bir olcu koymustur

[4] Kadınlarınız icinden adetten kesilmis olanlarla, henuz adetini gormemis bulunanlardan eger suphe ederseniz (iddetlerinin nasıl olacagında tereddut ederseniz), onların bekleme suresi uc aydır. Gebe olanların bekleme suresi ise, yuklerini bırakmaları, dogum yapmalarıdır. Kim Allah´tan korkarsa, Allah ona isinde bir kolaylık verir

[5] Bu, Allah´ın size indirdigi buyrugudur. Kim Allah´tan korkarsa Allah onun kotuluklerini orter ve onun mukafatını buyutur

[6] O kadınları, gucunuz olcusunde oturdugunuz yerin bir bolumunde oturtun ve onları sıkıstırmak icin kendilerine zarar vermeye kalkısmayın. Sayet gebe iseler, yuklerini bırakıncaya kadar onları besleyin. Sonra sizin icin emzirirlerse ucretlerini verin ve aranızda guzellikle konusup danısın. Gucluk cekerseniz cocugu, baska bir kadın emzirecektir

[7] Eli genis olan genisligine gore nafaka versin. Rızkı kısılmıs bulunan da Allah´ın kendisine verdiginden versin. Allah bir kisiye ne vermisse ancak onu teklif eder. Allah bir guclukten sonra bir kolaylık yaratacaktır

[8] Nice kent var ki Rablerinin ve O´nun elcilerinin emrine baskaldırdı, biz de onları cetin bir hesaba cektik ve onlara gorulmemis sekilde azab ettik

[9] Islerinin vebalini tattılar. Islerinin sonucu tam bir husran olmustur

[10] Allah onlara siddetli bir azap hazırlamıstır. O halde ey inanan akl-ı selim sahipleri! Allah´tan korkun, Allah size bir uyarıcı gonderdi

[11] Size Allah´ın acık acık ayetlerini okuyan bir elci (gonderdi) ki inanıp faydalı isler yapanları, karanlıklardan aydınlıga cıkarsın. Kim Allah´a inanır ve yararlı is yaparsa (Allah) onu, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah ona gercekten ne guzel rızık vermistir

[12] Allah O´dur ki yedi gogu ve yerden de onlar kadarını yarattı. Emir bunlar arasında iner ki Allah´ın her seye kadir oldugunu ve Allah´ın bilgisinin, her seyi kusattıgını bilesiniz

Tahrîm

Surah 66

[1] Ey Peygamber! Eslerinin rızasını arayarak Allah´ın sana helal kıldıgı seyi nicin sen kendine haram ediyorsun? Allah cok bagıslayan cok esirgeyendir

[2] Allah size yeminlerinizi cozmeyi mesru kılmıstır. Allah sizin sahibinizdir. O bilendir, hikmetle yonetendir

[3] Peygamber, eslerinden birine gizlice bir soz soylemisti. Fakat esi, o sozu baskalarına haber verip Allah da bunu Peygamber´e acıklayınca, Peygamber (esine) bir kısmını bildirmis bir kısmından da vazgecmisti. Peygamber bunu ona haber verince esi: «Bunu sana kim soyledi?» dedi. Peygamber «Bilen, her seyden haberi olan Allah bana soyledi.» dedi

[4] Eger ikiniz de Allah´a tevbe ederseniz ne iyi, cunku kalpleriniz egildi. Ve eger Peygamber´e karsı birbirinize arka olursanız (bilin ki) onun dostu ve yardımcısı Allah, Cibril ve muminlerin iyileridir. Bunun ardından melekler de ona arkadır

[5] Eger o sizi bosarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah´a teslim eden, inanan, gonulden itaat eden, tevbe eden, oruc tutan dul ve bakire esler verir

[6] Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi bir atesten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taslardır. Onun basında gayet katı, siddetli, Allah´ın kendilerine buyurduguna karsı gelmeyen ve emredildikleri seyi yapan melekler vardır

[7] (Inkar edenlere): «Ey kafirler! Bugun ozur dilemeyin. Siz ancak islediklerinizin cezasını cekeceksiniz.» (denilir)

[8] Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah´a donun. Umulur ki Rabbiniz sizin kotuluklerinizi orter, Peygamber´i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacagı gunde Allah sizi, iclerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Cunku onların nurları, onlerinde ve yanlarında kosar da, «Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bagısla, cunku sen her seye kadirsin.» derler

[9] Ey Peygamber! Kafirler ve munafıklarla savas, onlara karsı sert davran. Onların varacagı yer cehennemdir. O gidilecek yer, ne de kotudur

[10] Allah, inkar edenlere, Nuh´un karısı ile Lut´un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kulun (nikahı) altında idiler, onlara hıyanet ettiler. (Kocaları,) Allah´tan hicbir seyi onlardan savamadı. (Onlara): «Haydi girenlerle birlikte siz de atese girin!» denildi

[11] Allah, inananlara da Firavun´un karısını ornek gosterdi. O soyle demisti: «Rabbim! Bana yanında cennetin icinde bir ev yap, beni Firavun´dan ve onun (kotu) isinden kurtar. Ve beni su zalim toplumdan kurtar!»

[12] Irzını korumus olan, Imran kızı Meryem´i de Allah ornek gosterdi. Biz, ona ruhumuzdan ufledik ve Rabbinin sozlerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gonulden itaat edenlerdendi

Mülk

Surah 67

[1] Mutlak hukumranlık elinde bulunan Allah, yuceler yucesidir ve O´nun her seye gucu yeter

[2] O, hanginizin daha guzel is yapacagınızı denemek icin olumu ve hayatı yarattı. O, ustundur, bagıslayandır

[3] O, yedi gogu, birbiri uzerine yarattı. Rahman´ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk gormezsin. Gozunu dondur de bak, bir bozukluk goruyor musun

[4] Sonra gozunu tekrar tekrar dondur (bak). Goz (aradıgı bozuklugu bulmaktan) aciz ve bitkin halde sana donecektir

[5] Andolsun biz, en yakın gogu kandillerle donattık ve onları, seytanlar icin taslamalar yaptık. Ve onlar icin alevli ates azabını hazırladık

[6] Rablerini inkar edenler icin cehennem azabı vardır. Ne kotu gidilecek yerdir o

[7] Oraya atıldıklarında, onun kaynarken cıkardıgı ugultuyu isitirler

[8] Az daha ofkeden catlayacak. Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekcileri onlara: «Size korkutucu bir peygamber gelmemis miydi?» diye sorarlar

[9] Derler: «Evet, bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve Allah hicbir sey indirmedi, siz ancak buyuk bir sapıklık icindesiniz.» dedik

[10] Ve derler ki: «Eger biz dinleseydik, yahut dusunup anlasaydık su cılgın atesin halkı arasında bulunmazdık!»

[11] Boylece gunahlarını itiraf ederler. (Artık) o cılgın ates halkı (Allah´ın rahmetinden) uzak olsunlar

[12] Fakat daha gormeden Rablerinden korkanlar var ya, iste onlar icin bagıslanma ve buyuk bir mukafat vardır

[13] Sozunuzu ister gizleyin, ister acıga vurun; bilin ki, O, goguslerin ozunu bilir

[14] Hic yaratan bilmez mi? O, en ince isleri gorup bilmektedir ve her seyden haberdardır

[15] O size yeri boyun eger kıldı. Haydi onun omuzlarında (daglarında, tepelerinde) yuruyun ve Allah´ın rızkından yeyin. Donus ancak O´nadır

[16] Her seyi kusatmıs olan Allah´ın yeri sizinle birlikte gocuruvermesinden emin misiniz? O zaman yer calkalanıyordur

[17] Yoksa siz, gokte olanın uzerinize tas yagdıran bir kasırga gondermeyeceginden emin misiniz? Tehdidim nasılmıs bileceksiniz

[18] Andolsun, onlardan oncekiler de yalanladılar. Ama beni inkar nasıl oldu

[19] Ustlerinde kanatlarını acıp yumarak ucan kusları gormuyorlar mı? Onları Rahman´dan baskası tutmuyor. Dogrusu O, her seyi gormektedir

[20] Rahman olan Allah´a karsı su size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? Inkarcılar, ancak derin bir gaflet icinde bulunmaktadırlar

[21] Allah size verdigi rızkı kesiverse, size rızık verecek olabilen kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar

[22] Simdi yuz ustu kapanarak yuruyen mi dogru gider, yoksa dosdogru yolda yuruyen mi

[23] De ki: «Sizi yaratan, size kulaklar gozler ve gonuller veren O´dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz!»

[24] De ki: «Sizi yerden ureten O´dur ve O´na toplanıp goturuleceksiniz.»

[25] (Onlar): «Dogru iseniz bu tehdit ne zaman olacak?» diyorlar

[26] De ki: «(O´na ait) bilgi, Allah´ın yanındadır. Ben ancak apacık bir uyarıcıyım.»

[27] Onu yakın gorunce inkar edenlerin yuzleri kotulesti. Ve: «Iste cagırıp durdugunuz sey budur!» dendi

[28] De ki: «Baksanıza, eger Allah beni ve benimle beraber olanları oldurse, yahut bize merhamet etse, kafirleri acı bir azabdan kim kurtarabilir

[29] De ki: «O cok merhametlidir. O´na inanmıs, O´na dayanmısızdır. Yakında kimin apacık bir sapıklık icinde oldugunu bileceksiniz.»

[30] De ki: «Baksanıza, eger suyunuz cekilse, size kim bir akarsu getirebilir?»

Kalem

Surah 68

[1] Nun, Kaleme ve yazdıklarına andolsun

[2] Sen Rabbinin nimetiyle mecnun degilsin

[3] Kuskusuz senin icin tukenmez bir ecir var

[4] Sen elbette yuce bir ahlak uzeresin

[5] Sen de goreceksin, onlar da gorecek

[6] Hanginizde imis o fitne ve cinnet

[7] Dogrusu Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir. Hidayete ereni de en iyi bilen O´dur

[8] O halde, yalanlayıcılara itaat etme

[9] Onlar istediler ki yumusak davranasın da onlar da sana yumusak davransınlar

[10] Sunların hicbirine boyun egme: Yemin edip duran asagılık

[11] Daima kusur arayıp kınayan, hep laf goturup getiren

[12] Hayra engel olan, saldırgan, gunahkar

[13] Kaba ve hasin, sonra da kotulukle damgalı

[14] Mal ve ogulları var diye (boyle davranır)

[15] Kendisine ayetlerimiz okundugunda: «Eskilerin masalları» der

[16] Yakında biz onu hortumunun (burnunun) uzerinden damgalayacagız

[17] Biz onlara da bela verdik, bahce sahiplerine verdigimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahceyi mutlaka devsireceklerine yemin etmislerdi

[18] Istisna da etmiyorlardı («insaallah» demiyorlardı)

[19] Fakat onlar uyurken dolasıcı bir bela onu sardı da

[20] Bahce simsiyah kesiliverdi

[21] Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler

[22] «Haydi, devsirecekseniz erkenden ekininize gidin» diye

[23] Derken fırladılar, aralarında fısıldasıyorlardı

[24] «Sakın bugun hicbir yoksul bahceye girip yanınıza sokulmasın» diyorlardı

[25] (Zanlarınca yoksulları) engellemeye gucleri yeterek erkenden gittiler

[26] Fakat bahceyi gorduklerinde: «Biz herhalde yanlıs gelmisiz» dediler

[27] «Yok, biz mahrum edilmisiz.» (dediler)

[28] Iclerinde en makul olanı soyle dedi: «Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememis miydim?»

[29] «Rabbimizi tesbih ederiz, dogrusu biz zalimler imisiz.» (dediler)

[30] Ardından sucu birbirlerine yuklemeye basladılar

[31] Yazıklar olsun bize, dediler, biz azgınlarmısız

[32] Ola ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimize yonelir, ondan umarız

[33] Iste azap boyledir. Elbette ahiret azabı daha buyuktur. Fakat bilselerdi

[34] Kuskusuz korunanlar icin de, Rableri katında nimetleri bol bahceler vardır

[35] Oyle ya, teslimiyet gosterenleri suclular gibi tutar mıyız hic

[36] Neyiniz var, nasıl hukum veriyorsunuz

[37] Yoksa size ait bir kitap var da onda mı okuyorsunuz

[38] O kitapta, «begendiginiz her sey sizindir» diye mi yazılı

[39] Yoksa, «ne hukmederseniz mutlaka sizindir» diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmis, kıyamet gunune kadar gecerli kesin sozler mi var

[40] Sor bakalım onlara, iclerinden ona kefil hangisi

[41] Yoksa ortakları mı var onların? Dogru iseler ortaklarını getirsinler

[42] O gun isler zorlasır ve secdeye davet edilirler. Fakat guc yetiremezler

[43] Gozleri dusuk bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasaglam iken de secdeye davet ediliyorlardı

[44] Bu sozu yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yonden derece derece azaba yaklastıracagız

[45] Onlara muhlet veriyorum. Dogrusu benim tuzagım saglamdır

[46] Yoksa onlardan bir ucret istiyorsun da bu yuzden onlar agır bir borc altında mı kalıyorlar

[47] Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar

[48] Rabbinin hukmune sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o ofkeye bogulmus da nida etmisti

[49] Rabbinden bir nimet yetismis olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı

[50] Fakat Rabbi onu secti de iyilerden kıldı

[51] O kafirler Kur´an´ı isittikleri zaman neredeyse seni gozleri ile devireceklerdi. Bir de durmuslar «o bir deli» diyorlar

[52] Halbuki o alemler icin bir oguttur

Hâkka

Surah 69

[1] (Gerceklesecek) Kıyamet

[2] Nedir, o Kıyamet

[3] Gerceklesenin (Kıyametin) ne oldugunu sen nerden bileceksin

[4] Semud ve Ad, kapılarını calacak olan o felaketi yalan saymıslardı

[5] Semud kavmi korkunc bir sesle yok edildi

[6] Ad kavmi ise gurultulu ve azgın bir fırtına ile yok edildiler

[7] Allah o fırtınayı uzerlerine yedi gece sekiz gunduz musallat etmisti. Oyle ki, o kavmi ici bos hurma kutukleri gibi oracıkta yere serilmis halde gorurdun

[8] Bak simdi gorebilir misin onlardan bir kalıntı

[9] Firavun, ondan oncekiler ve altı ustune getirilen beldeler de hep o hatayı isleyegeldiler

[10] Hep Rablerinin elcilerine karsı geldiler. O da onları pek siddetli bir sekilde yakalayıverdi

[11] Kuskusuz, sular kabarınca sizi gemide biz tasıdık

[12] Onu size bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye

[13] Sur´a bir tek ufleme uflendigi

[14] Arz ve daglar yerlerinden kaldırılıp siddetle birbirine carpılarak darmadagın oldugu zaman

[15] Iste o gun olacak olur

[16] O gun gok yarılmıs, sarkmıstır

[17] Melekler de onun etrafındadır, O gun Rabbinin Arsını bunların da ustunde sekiz melek yuklenir

[18] O gun (hesap icin Allah´a) arz olunursunuz, oyle ki gizli bir haliniz kalmaz

[19] Kitabı sagından verilen, «alın okuyun kitabımı..»

[20] «Cunku ben hesabıma kavusacagımı sezmistim» der

[21] Artık o hosnut bir hayattadır

[22] Yuksek bir cennettedir

[23] Ki o cennetin meyveleri sarkmıstır

[24] «Gecmis gunlerde yaptıgınız islerden oturu afiyetle yeyin, icin.» (denir)

[25] Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: «Keske kitabım verilmeseydi de

[26] Hesabımın ne oldugunu bilmeseydim

[27] Ne olurdu o olum, is bitirici olsaydı

[28] Malım bana hic fayda vermedi

[29] Gucum de benden yok olup gitti.»

[30] (Zebanilere soyle denir): «Onu yakalayın da baglayın.»

[31] «Sonra cehenneme atın onu.»

[32] «Sonra da boyu yetmis arsın zincir icerisinde onu oraya sokun.»

[33] Cunku o, buyuk Allah´a inanmıyordu

[34] Yoksula yedirmeye tesvik etmiyordu

[35] Bu sebeple bugun burada onun candan bir dostu yoktur

[36] Bir irinden baska yiyecek de yok

[37] Onu gunahkarlardan baskası yemez

[38] Andolsun gorduklerinize

[39] Ve gormediklerinize

[40] Kuskusuz Kur´an, serefli bir peygamberin (Allah´tan) getirdigi sozdur

[41] O bir sair sozu degildir, siz cok az inanıyorsunuz

[42] Bir kahin sozu de degildir, ne de az dusunuyorsunuz

[43] O, alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir

[44] O, bize isnaden bazı sozler uydurmaya kalkıssaydı

[45] Elbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakalardık

[46] Sonra da onun sah damarını keser atardık

[47] O vakit sizden hicbiriniz ona siper de olamazdınız

[48] O hic kuskusuz, takva sahipleri icin unutulmayacak bir oguttur

[49] Bununla beraber biz biliyoruz ki sizden inanmayanlar var

[50] Kuskusuz bu Kur´an kafirler icin bir pismanlık vesilesidir

[51] Gercekten o, suphe goturmez bir bilgidir

[52] O halde, haydi tesbih et Rabbinin yuce ismiyle

Me'âric

Surah 70

[1] Bir isteyen, olacak azabı istedi

[2] Kafirler icin onu savacak yok

[3] O, derece ve makamların sahibi Allah´tandır

[4] Melekler ve Ruh miktarı ellibin yıl suren bir gun icinde ona cıkar

[5] O halde guzel bir sabır ile sabret

[6] Cunku onlar onu uzak gorurler

[7] Biz ise onu yakın goruyoruz

[8] O gun gok erimis bir maden gibi olur

[9] Daglar da atılmıs renkli yun gibi olur

[10] Dost dostun halini soramaz

[11] Birbirlerine gosterilirler. Suclu o gunun azabından kurtulmak icin fidye vermek ister; ogullarını

[12] Esini ve kardesini

[13] Kendisini barındıran, icinde yetistigi tum ailesini

[14] Ve yeryuzunde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin

[15] Hayır, o alevlenen bir atestir

[16] Derileri kavurur, soyar

[17] Cagırır, sırtını donup gideni

[18] Mal toplayıp kasada yıganı

[19] Dogrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıstır

[20] Kendisine kotuluk dokundu mu sızlanır

[21] Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder

[22] Ancak namaz kılanlar bunun dısındadır

[23] Onlar ki namazlarını surekli kılarlar

[24] Onların mallarında belli bir hak vardır

[25] Hem isteyen icin, hem de istemekten utanan yoksul icin

[26] Onlar ki ceza gununu tasdik ederler

[27] Rablerinin azabından korkarlar

[28] Cunku Rablerinin azabından emin olunmaz

[29] Onlar ki ırzlarını korurlar

[30] Ancak zevcelerine ve cariyelerine karsı haric. Cunku onlara yaklastıklarında kınanmazlar

[31] Bundan otesini isteyenler, var ya iste onlar haddi asanlardır

[32] Onlar emanetlerini ve ahitlerini gozetirler

[33] Sahitliklerinde durustturler

[34] Namazlarına devam ederler

[35] Iste bunlar cennetlerde agırlanırlar

[36] Simdi ne oluyor o inkar edenlere ki, sana dogru boyunlarını uzatarak kosuyorlar

[37] Sagdan ve soldan boluk boluk

[38] Onlardan herbiri, bir nimet cennetine sokulacagını mı umuyor

[39] Hayır, biz onları bildikleri seyden yarattık

[40] Artık o doguların ve batıların Rabbine yemine ne gerek, elbette bizim gucumuz yeter

[41] Onları kendilerinden daha hayırlı olanlarla degistirebiliriz ve bizim onumuze gecilmez

[42] O halde bırak onları, kendilerine vaad edilen gunlerine kavusuncaya kadar dalıp oynayadursunlar

[43] O gun kabirlerden hızlı hızlı cıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmıs gibi fırlayacaklar

[44] Gozleri dusuk, kendilerini bir alcaklık saracak da saracak. Iste onlara vaad edilen gun, o gundur

Nûh

Surah 71

[1] Gercekten biz Nuh´u kavmine gonderdik, «kavmine acı bir azap gelmezden once onları uyar» diye

[2] Dedi ki, «ey kavmim! Gercekten ben size acık bir uyarıcıyım»

[3] Soyle ki, «Allah´a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin.»

[4] «Gunahlarınızı bagıslasın ve sizi belli bir sureye kadar ertelesin. Kuskusuz Allah´ın takdir ettigi sure gelince ertelenmez. Eger bilseydiniz..» (inanırdınız)

[5] Nuh dedi ki: «Ey Rabbim! Ben kavmimi gece gunduz davet ettim.»

[6] «Fakat benim cagırmam, onların sadece kacmalarını artırdı.»

[7] «Ben onları senin bagıslaman icin her davet ettigimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine burunduler, ısrar ettiler, kibirlendikce kibirlendiler.»

[8] «Sonra ben onları acık acık cagırdım.»

[9] «Sonra hem ilan ederek soyledim onlara, hem gizli gizli.»

[10] «Gelin, dedim, Rabbinizin sizi bagıslamasını isteyin. Cunku o cok bagıslayıcıdır.»

[11] «Uzerinize gokten bol yagmur yagdırsın.»

[12] «Mallar ve ogullar vererek sizin imdadınıza kossun. Sizin icin bahceler yapsın, ırmaklar yapsın.»

[13] «Nicin siz Allah´a bir vakar yakıstıramıyorsunuz?»

[14] «Oysa o sizi asama asama yaratmıstır.»

[15] «Gormediniz mi Allah yedi gogu uygun tabakalar halinde nasıl yaratmıs?»

[16] Ve Ay´ı bunların icinde bir nur yapmıs, gunesi de bir lamba kılmıs

[17] Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi

[18] Sonra sizi tekrar oraya geri cevirecek ve tekrar cıkaracaktır

[19] Allah sizin icin yeri bir yaygı yapmıstır

[20] Ki, ondan acılan genis genis yollarda gidesiniz

[21] Nuh dedi ki: «Ey Rabbim! Onlar bana isyan ettiler; malı ve cocugu husrandan baska bir seyini artırmayan kimsenin ardına dustuler.»

[22] «Buyuk buyuk tuzaklar kurdular.»

[23] Dediler ki: «Sakın tanrılarınızı bırakmayın, ne Vedd´i, ne Suva´ı ve ne de Yegus´u, Yeuk´u ve Nesr´i.»

[24] Cok kisiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece saskınlıklarını artır

[25] Hatalarından dolayı boguldular, atese sokuldular, kendilerine Allah´a karsı yardımcılar da bulamadılar

[26] Nuh dedi ki: «Yeryuzunde kafirlerden bir tek kisi bırakma.»

[27] «Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan cıkarırlar ve sadece ahlaksız ve kafir cocuklar dogururlar.»

[28] «Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mumin olarak evime girene ve butun inanmıs erkek ve kadınlara magfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artır.»

Cinn

Surah 72

[1] De ki: Hakikat bir takım cinnin Kur´an dinleyip de soyle dedikleri bana vahyedildi. Suphesiz biz, hayret verici bir Kur´an dinledik

[2] O Kur´an hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Rabbimize hicbir seyi ortak kosmayacagız

[3] Dogrusu, Rabbimizin sanı cok yuksektir. Ne bir arkadas edinmistir, ne de bir cocuk

[4] Meger bizim beyinsiz (Iblis), Allah hakkında sacma seyler soyluyormus

[5] Dogrusu biz insanları ve cinleri Allah´a karsı asla yalan soylemez sanmısız

[6] Dogrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sıgınırlardı da onların sımarıklıklarını artırırlardı

[7] Dogrusu onlar sizin zannettiginiz gibi, zannetmislerdi ki, Allah asla kimseyi Peygamber gondermeyecek

[8] (Cinler, dediler ki): «Biz goge dokunduk, onu kuvvetli bekciler ve alevlerle dolu bulduk.»

[9] «Dogrusu biz gogun bazı mevkilerinde dinlemek icin otururduk. Fakat simdi her kim dinleyecek olursa kendini gozetleyen parlak bir alev buluyor.»

[10] «Dogrusu biz bilmiyoruz, yeryuzundekilere kotuluk mu murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?»

[11] Dogrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz cesitli yollara ayrılmısız

[12] «Dogrusu biz anladık ki, Allah´ı yerde acze dusurmemize imkan yok. Kacmakla da O´nu asla aciz bırakamayacagız.»

[13] «Dogrusu biz o hidayet rehberini dinledigimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kotuluk edilmesinden.»

[14] «Ve biz, bizlerden muslumanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Musluman olanlar, iste onlar dogru yolu arayanlardır.»

[15] Ama yoldan cıkanlar, iste onlar cehenneme odun olmuslardır

[16] Onlar gercekten o yol uzere dosdogru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik

[17] Ki onları onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yuz cevirirse, Rabbi onu gittikce yukselen bir azaba sokar

[18] Mescitler kuskusuz Allah´ındır. O halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın

[19] Allah´ın kulu (Hz. Peygamber) kalkmıs O´na dua ederken, neredeyse (cinler) onun etrafında kece gibi birbirlerine gececeklerdi

[20] De ki: «Ben ancak Rabbime dua eder ve O´na hicbir seyi ortak kosmam»

[21] De ki, «Haberiniz olsun, ben size kendiligimden ne bir zarar verebilirim, ne de bir yol gosterebilirim.»

[22] De ki, «Allah´tan beni kimse kurtaramaz ve ben O´ndan baska bir sıgınacak bulamam.»

[23] «Benim yapabilecegim, sadece Allah´tan size duyuru yapmak ve O´nun elcilik gorevlerini yerine getirmektir.» Artık kim Allah´a ve onun elcisine bas kaldırırsa, ona icinde ebedi kalacakları cehennem atesi vardır

[24] Kendilerine vaad edilen seyi gordukleri zaman, kimin yardımcısının en zayıf ve en az oldugunu bileceklerdir

[25] De ki: «Ben bilmem, o size vaad edilen sey yakın mı, yoksa Rabbim onun icin uzun bir sure mi koyar..»

[26] O butun gaybı bilir. Fakat gaybını hic kimseye acmaz

[27] Ancak sectigi elciye acar. Cunku onun onunden ve ardından gozetleyiciler salar

[28] Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elciliklerini yerine getirmislerdir. Allah onlarda bulunan her seyi kusatmıs ve her seyi bir bir saymıstır

Müzzemmil

Surah 73

[1] Ey ortunen! (Peygamber)

[2] Gecenin birazı haric olmak uzere geceleyin kalk (namaz kıl)

[3] Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt

[4] Veya bunu artır ve agır agır Kur´an oku

[5] Dogrusu biz, senin uzerine agır bir soz bırakacagız (Kur´an vahyedecegiz)

[6] Cunku gece kalkısı hem daha etkili, hem de soz bakımından daha saglamdır

[7] Cunku gunduz senin icin uzun bir mesguliyet vardır

[8] Rabbinin adını an ve butun gonlunle ona yonel

[9] O, dogunun ve batının Rabbidir. Ondan baska tanrı yoktur. O halde yalnız O´nu vekil tut

[10] Baskalarının diyeceklerine sabret, guzellikle onlardan ayrıl

[11] O yalanlayıcı zevk ve refah sahiplerini bana bırak, onlara biraz muhlet ver

[12] Zira bizim yanımızda bukagılar var, bir cehennem var

[13] Bogaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var

[14] O gun yer ve daglar sarsılacak, daglar erimis bir kum yıgınına donecek

[15] Dogrusu biz size tanıklık edecek bir elci gonderdik. Nitekim Firavun´a da bir elci gondermistik

[16] Firavun o elciye isyan etmisti. Biz de onu agır bir yakalayısla yakaladık

[17] Peki inkar ederseniz, cocukları ihtiyarlatacak o gunden (kıyamet gununden) kendinizi nasıl kurtaracaksınız

[18] O gunun dehsetinden gok yarılır. Allah´ın sozu kesinlikle gerceklesmistir

[19] Iste bu bir oguttur. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar

[20] Rabbin, senin gecenin ucte ikisinden daha azında, yarısında ve ucte birinde kalktıgını, seninle beraber bulunanlardan bir toplulugun da boyle yaptıgını biliyor. Gece ve gunduzu Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacagınızı bildi de sizi affetti. Bundan boyle Kur´an´dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, icinizden hastalar, yeryuzunde gezip Allah´ın lutfunu arayan baska kimseler ve Allah yolunda savasan daha baska insanlar olacagını bilmistir. Onun icin Kur´an´dan kolayınıza geldigi kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah´a guzel bir borc verin (Hayırlı islere mal sarfedin). Kendiniz icin gonderdiginiz her iyiligi, Allah katında daha hayırlı ve sevapca daha buyuk olarak bulacaksınız. Allah´tan bagıs dileyin. Kuskusuz Allah bagıslayandır, merhamet edendir

Müddessir

Surah 74

[1] Ey ortusune burunen (Peygamber)

[2] Kalk artık uyar

[3] Sadece Rabbini yucelt

[4] Elbiseni temizle

[5] Pislikten sakın

[6] Yaptıgını cok gorerek basa kakma

[7] Rabbin icin sabret

[8] O sura uflendigi zaman

[9] Iste o gun pek zorlu bir gundur

[10] Kafirler icin hic kolay degildir

[11] Tek olarak yarattıgım o kimseyi bana bırak

[12] Hem ona bol servet verdim

[13] Hem goz onunde ogullar verdim

[14] Hem ona buyuk imkanlar sagladım

[15] Sonra da siddetle arzu eder ki daha da artırayım

[16] Hayır, cunku o bizim ayetlerimize karsı bir inatcı kesildi

[17] Ben onu dimdik bir yokusa sardıracagım

[18] Cunku o bir dusundu, olctu, bicti

[19] Kahrolası nasıl da olctu, bicti

[20] Yine kahrolası, nasıl olctu bicti

[21] Sonra baktı

[22] Sonra kasını cattı, surat astı

[23] Sonra arkasını dondu ve buyukluk tasladı

[24] «Bu, dedi, baska degil ogretilegelen bir sihirdir.»

[25] «Bu, sadece bir insan sozudur.»

[26] Ben onu Sekar´a (cehenneme) sokacagım

[27] Bilir misin sen, nedir o sekar

[28] Ne geriye bir sey kor, ne bırakır

[29] Durmadan derileri kavurur

[30] Uzerinde ondokuz (melek) vardır

[31] Biz o atesin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kafirler icin bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve muminler supheye dusmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kafirler de: «Allah bu misalle ne demek istedi?» desinler. Iste boyle, Allah diledigini sasırtır, diledigini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar icin uyarıdan baska bir sey degildir

[32] Hayır, andolsun aya

[33] Dondugu an o geceye

[34] Ve actıgı sıra o sabaha

[35] Kuskusuz o Sekar, buyuk belalardan biridir

[36] Uyarmak icin insanları

[37] Icinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri

[38] Her nefis kendi kazancına baglıdır

[39] Ancak amel defterleri sagından verilenler haric

[40] Onlar cennettedirler, sorup dururlar

[41] Sucluların durumunu

[42] «Nedir sizi Sekar´a sokan?» diye

[43] Suclular der ki: «Biz namaz kılanlardan degildik.»

[44] «Yoksula da yedirmezdik.»

[45] «Bos seylere dalanlarla dalar giderdik.»

[46] «Ceza gununu yalanlardık.»

[47] «Nihayet bize olum gelip cattı.»

[48] Artık onlara sefaatcilerin sefaatı fayda vermez

[49] Simdi o Kur´an´dan yuz cevirirlerken ne mazeretleri var

[50] Sanki onlar urkmus yaban esekleri

[51] Arslandan kacmaktalar

[52] Hayır, onlardan her kisi kendisine acılmıs sayfalar verilmesini istiyor

[53] Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar

[54] Hayır, hayır, O kur´an kuskusuz bir oguttur

[55] Dileyen onu dusunur

[56] Bununla beraber Allah dilemedikce onlar ogut alamazlar. Koruyacak da O´dur, bagıslayacak da

Kıyâme

Surah 75

[1] Hayır, yemin ederim o kıyamet gunune

[2] Yine hayır, yemin ederim o surekli kendini kınayan nefse

[3] Insan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacagımızı mı sanıyor

[4] Evet, bizim onun parmak uclarını bile aynen eski haline getirmeye gucumuz yeter

[5] Fakat insan gunahı devam ettirmek ister

[6] O kıyamet gunu ne zaman? diye sorar

[7] Ne zaman ki o goz simsek cakar

[8] Ay tutulur

[9] Gunes ve ay toplanır

[10] Iste o gun insan, «kacacak yer neresi?» der

[11] Hayır, hayır, yok bir siper

[12] O gun varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur

[13] O gun insana, yapıp one surdugu ve geri bıraktıgı ne varsa bildirilir

[14] Dogrusu insan kendi nefsini gorur

[15] Bir takım ozurler ortaya atsa da

[16] Onu hemen okumak icin dilini depretme

[17] Kuskusuz onu toplamak ve okumak bize aittir

[18] O halde biz onu okudugumuz zaman sen onun okunusunu takip et

[19] Sonra onu acıklamak da bize aittir

[20] Hayır, siz pesin olanı (dunyayı) seviyorsunuz da

[21] Ahireti bırakıyorsunuz

[22] Yuzler var ki o gun ısıl ısıl parlar

[23] Rabbine bakar

[24] Yuzler de var ki o gun asıktır

[25] Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir is) yapılır

[26] Hayır hayır, ne zaman ki can koprucuk kemiklerine dayanır

[27] «Tedavi edebilecek kimdir?» denilir

[28] Can cekisen bunun o ayrılık anı oldugunu anlar

[29] Bacak bacaga dolasır

[30] Iste o gun sevk, ancak Rabbinedir

[31] Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı

[32] Fakat yalanladı ve dondu

[33] Sonra da calım sata sata ailesine gitti

[34] Gerektir o bela sana, gerek

[35] Evet, gerektir o bela sana gerek

[36] Insan basıbos bırakılacagını mı sanır

[37] O, dokulen erlik suyundan bir damla (sperm) degil miydi

[38] Sonra bir aleka (embriyo) oldu da Rabbi onu bicime koydu, sonra sekil verdi

[39] Ondan da iki cinsi; erkek ve disiyi var etti

[40] Peki, bunu yapanın oluleri diriltmeye gucu yetmez mi

İnsan

Surah 76

[1] Gercekten insan uzerine dehirden (zamandan) oyle bir muddet geldi ki o zaman o, anılmaya deger bir sey degildi

[2] Dogrusu biz insanı, imtihan etmek icin karısık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu isitici, gorucu yaptık

[3] Kuskusuz biz ona yolu gosterdik; ister sukredici olsun, ister nankor

[4] Cunku biz, kafirler icin zincirler, demir halkalar ve alevli bir ates hazırlamısızdır

[5] Kuskusuz iyiler de karısımı kafur olan dolgun bir kadehten icerler

[6] Bir kaynak ki ondan Allah´ın kulları icerler, guzel yollar acarak akıtırlar onu

[7] O kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalıgı salgın (olan) bir gunden korkarlar

[8] Duskune, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler

[9] «Size sırf Allah rızası icin yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karsılık, ne de bir tesekkur bekliyoruz.»

[10] «Biz sert ve belalı bir gunde Rabbimizden korkarız.» derler

[11] Allah da onları o gunun fenalıgından korur, yuzlerine parlaklık, gonullerine sevinc verir

[12] Sabırlarına karsılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir

[13] Orada donatılmıs koltuklar uzerine dayanmıslardır: Orada ne yakıcı gunes gorurler, ne de siddetli soguk

[14] Uzerlerine cennet golgeleri sarkmıs, meyveleri bol bol onlerine konmustur

[15] Yanlarında gumusten kaplar, billur kupalar dolastırılır

[16] Gumusten oyle kadehler ki onları turlu turlu bicimlere koymuslardır

[17] Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karısımı zencefildir

[18] Bu orada bir pınardır ki, adına «selsebil» derler

[19] Etraflarında olumsuz hizmetciler dolasır, onları gorunce sacılmıs inciler sanırsın

[20] Orada nereye baksan bir nimet ve pek buyuk bir mulk gorursun

[21] Ustlerinde zarif ve yesil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gumus bileziklerle suslenmislerdir. Rableri onlara temiz bir icecek icirmistir

[22] (Onlara soyle denir): «Iste bu sizin bir mukafatınızdı. Gayretiniz karsılıgını bulmustur.»

[23] Kur´an´ı sana kısım kısım biz indirdik biz

[24] O halde Rabbinin hukum vermesi icin sabret. Onlardan hicbir gunahkara yahut nankore itaat etme

[25] Sabah aksam Rabbinin ismini an

[26] Gecenin bir bolumunde de O´na secde et (aksam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O´nu uzun bir gece tesbih et (teheccud namazı kıl)

[27] Cunku onlar bu dunyayı seviyorlar ve onlerindeki agır bir gunu arkaya atıyorlar

[28] Onları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bagladık. Diledigimiz vakit de kılıklarını degistiririz

[29] Iste bu bir oguttur. Dileyen Rabbine giden yolu tutar

[30] Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Kuskusuz Allah, bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[31] Allah diledigini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıstır

Mürselât

Surah 77

[1] Andolsun birbiri ardınca gonderilenlere

[2] Bukup devirenlere

[3] Yaydıkca yayanlara

[4] Secip ayıranlara

[5] Bir ogut bırakanlara

[6] Gerek ozur icin olsun, gerek uyarı icin

[7] Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktır

[8] Hani o yıldızlar silindigi zaman

[9] Gok yarıldıgı zaman

[10] Daglar savruldugu zaman

[11] Elciler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman

[12] Bunlar hangi gune ertelendiler

[13] Hukum gunune

[14] Bildin mi, nedir o hukum gunu

[15] O gun yalanlayanların vay haline

[16] Biz, oncekileri helak etmedik mi

[17] Sonra geridekileri de onlara katarız

[18] Biz suclulara boyle yaparız

[19] O gun yalanlayanların vah haline

[20] Biz sizi adi bir sudan yaratmadık mı

[21] Onu saglam bir yerde oturttuk

[22] Belli bir sureye kadar

[23] Demek ki bicimlendirmisiz. Ne guzel bicimlendireniz biz

[24] O gun yalanlayanların vay haline

[25] Yeryuzunu bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı

[26] Gerek diriler, gerekse oluler icin

[27] Orada yuksek yuksek daglar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı

[28] O gun yalanlayanların vay haline

[29] (Kıyameti yalanlayanlara soyle denir): «Haydin gidin o yalanladıgınız seye dogru.»

[30] «Haydi gidin o uc catallı golgeye (cehenneme).»

[31] O, ne golgelendirir, ne alevden korur

[32] O, saray gibi kıvılcımlar atar

[33] Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve suruleridir)

[34] O gun yalanlayanların vay haline

[35] Bugun, konusamıyacakları gundur

[36] Kendilerine izin de verilmez ki, ozur beyan etsinler

[37] O gun yalanlayanların vay haline

[38] Bu, iste o hukum gunudur. Sizi ve oncekileri bir araya topladık

[39] Bir hileniz varsa beni atlatın

[40] O gun yalanlayanların vay haline

[41] Kuskusuz takva sahipleri golgeler altında ve pınar baslarındadır

[42] Canlarının cektiginden turlu meyveler arasındadırlar

[43] (Onlara): «Yaptıklarınıza karsılık afiyetle yiyin, icin» (denir)

[44] Iste biz guzel amel isleyenleri boyle mukafatlandırırız

[45] O gun yalanlayanların vay haline

[46] Yiyin, zevklenin biraz, cunku siz suclularsınız

[47] O gun yalanlayanların vay haline

[48] Onlara: «Ruku edin» denildigi zaman etmezler

[49] Vay haline o gun yalanlayanların

[50] Artık bundan (Kur´an´dan) sonra hangi soze inanacaklar

Nebe'

Surah 78

[1] Birbirlerine neyi soruyorlar

[2] O buyuk haberden (kıyametten) mi

[3] Ki onlar onda ayrılıga dusmektedirler

[4] Hayır, ilerde bilecekler

[5] Hayır hayır, ilerde bilecekler

[6] Biz yeryuzunu bir besik yapmadık mı

[7] Dagları da birer kazık kılmadık mı

[8] Sizleri cift cift yarattık

[9] Uykunuzu bir dinlenme yaptık

[10] Geceyi bir ortu yaptık

[11] Gunduzu de bir gecim zamanı yaptık

[12] Ustunuze yedi saglam bina (gok) cattık

[13] Iclerine ısık sacan bir kandil astık

[14] Yogunlasmıs bulutlardan sarıl sarıl bir su indirdik

[15] Onunla taneler ve otlar cıkaralım diye

[16] Ve sarmas dolas baglar bahceler (cıkaralım diye)

[17] Kuskusuz o hukum gunu kararlastırılmıs bir vakit olmustur

[18] O gun Sur´a uflenir, boluk boluk gelirsiniz

[19] Gok de acılmıs, kapı kapı olmustur

[20] Daglar yurutulmus, serap olmustur

[21] Kuskusuz Cehennem gozetleme yeri olmustur

[22] Azgınlar icin son varılacak yer olmustur

[23] Orada caglarca kalacaklardır

[24] Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de icecek bir sey

[25] Ancak bir kaynar su ve irin (icecekler)

[26] Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun

[27] Cunku onlar hicbir hesap ummazlardı

[28] Ayetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuslardı

[29] Biz ise herseyi sayıp bir kitaba gecirmisiz

[30] (Onlara): «Simdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan baska bir sey yapmayacagız» (denir)

[31] Kuskusuz takva sahipleri icin bir kurtulus var

[32] Bahceler var, baglar var

[33] Memeleri tomurcuklanmıs yasıt kızlar var

[34] Dopdolu kadehler var

[35] Orada ne bos bir soz isitirler, ne de bir yalan

[36] (Bunlar) Rabbinden yeterli bir bagıs olarak (verilir)

[37] O, goklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rahman´dır. Hic kimse ondan bir hitaba malik olamaz

[38] O gun Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahman´ın izin verdikleri dısında hic kimse konusamaz. Izin verilen de dogruyu soyler

[39] Iste bu hak gundur. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar

[40] Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gun kisi ellerinin ne takdim ettigine bakacak ve kafir diyecek ki: «Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım.»

Nâziât

Surah 79

[1] Andolsun siddetle cekip cıkaranlara

[2] Usulcacık cekenlere

[3] Yuzup yuzup gidenlere

[4] Yarısıp gecenlere

[5] Derken bir is cevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var)

[6] O gun deprem sarsar

[7] Onu ikinci bir sarsıntı izler

[8] Yurekler vardır, o gun kaygıdan hoplar

[9] Gozler kalkmaz saygıdan

[10] Diyorlar ki: «Biz tekrar eski halimize mi dondurulecekmisiz

[11] «Biz, curumus kemikler olduktan sonra ha?»

[12] «Oyleyse bu cok zararlı bir donustur.» dediler

[13] Fakat o bir tek haykırıstır

[14] Bir de bakarsın hepsi meydandadır

[15] Musa´nın haberi sana geldi mi

[16] Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva´da seslenmisti

[17] «Haydi, demisti, git Firavun´a, cunku o cok azdı.»

[18] De ki: Ister misin arınasın

[19] Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın

[20] Musa Firavun´a o buyuk mucizeyi gosterdi

[21] Fakat Firavun yalanladı, karsı geldi

[22] Sonra kosarak donup gitti

[23] Derken adamlarını topladı da bagırdı

[24] «Ben sizin en yuce Rabbinizim» dedi

[25] Allah da onu tuttu, dunya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi

[26] Kuskusuz bunda, saygı duyacaklar icin bir ibret vardır

[27] Yaratılısca siz mi daha cetinsiniz, yoksa gok mu? Onu Allah bina etti

[28] Tavanını yukseltti, onu bir duzene koydu

[29] Gecesini kararttı, kuslugunu cıkardı

[30] Bundan sonra da yeryuzunu dosedi

[31] Ondan suyunu ve otlagını cıkardı

[32] Daglarını oturttu

[33] Sizin ve hayvanlarınızın gecimi icin

[34] Fakat o her seyi bastıran buyuk felaket geldigi vakit

[35] O, insanın neyin pesinde kostugunu anladıgı gun

[36] Goren kimseler icin cehennem hortlatıldıgı vakit

[37] Artık her kim azgınlık etmis

[38] Ve dunya hayatını tercih etmisse

[39] Kuskusuz onun varacagı yer cehennemdir

[40] Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmus, nefsini bos heveslerden menetmis ise

[41] Kuskusuz onun varacagı yer cennettir

[42] Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye

[43] Sen nerde, onu anlatmak nerde

[44] Onun son ilmi Rabbine aittir

[45] Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın

[46] Onlar o kıyameti gorecekleri gun sanki dunyada bir aksam veya kuslugundan baska durmamısa donecekler

Abese

Surah 80

[1] (Peygamber) Yuzunu eksitti ve dondu

[2] Kendisine ama geldi, diye

[3] Ne bilirsin, belki o temizlenecek

[4] Veya ogut belleyecek de ogut ona fayda verecek

[5] Ama buna ihtiyac hissetmeyene gelince

[6] Sen ona yoneliyorsun

[7] Onun temizlenmemesinden sana ne

[8] Ama sana can atarak gelen

[9] Allah´tan korkarak gelmisken

[10] Sen onunla ilgilenmiyorsun

[11] Hayır hayır, sakın. Cunku o Kur´an bir oguttur

[12] Artık dileyen onu dusunur

[13] O, degerli sahifelerdedir

[14] Yuksek tutulan tertemiz sahifelerde

[15] Yazıcıların ellerindedir

[16] Degerli, iyi yazıcıların

[17] O kahrolası insan, ne nankor sey

[18] O yaratan onu hangi seyden yarattı

[19] Bir damla sudan, onu yarattı da bicime koydu

[20] Sonra ona yolunu kolaylastırdı

[21] Sonra onu oldurdu de kabre koydurdu

[22] Sonra diledigi vakit onu tekrar diriltir

[23] Hayır hayır, dogrusu o, hic Allah´ın emrini tam yerine getirmedi

[24] Bir de o insan yiyecegine baksın

[25] Biz o suyu bol bol doktuk

[26] Sonra topragı nasıl da yardık

[27] Bu suretle orada ekinler bitirdik

[28] Uzumler, yoncalar

[29] Zeytinlikler, hurmalıklar

[30] Iri ve sık agaclı bahceler

[31] Meyveler, cayırlar bitirdik

[32] Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye

[33] Kulakları sagır eden o gurultu geldiginde

[34] O gun kisi kacar, kardesinden

[35] Anasından, babasından

[36] Esinden ve ogullarından

[37] Onlardan her birinin o gun basından asan isi vardır

[38] Yuzler var ki, o gun parıl parıl

[39] Guler, sevinir

[40] Yuzler de var ki, o gun tozlanmıs

[41] Onları karanlık burumus

[42] Iste onlardır kafirler, haktan sapanlar

Tekvîr

Surah 81

[1] Gunes katlanıp duruldugunde

[2] Yıldızlar bulandıgında

[3] Daglar yurutuldugunde

[4] Kıyılmaz mallar bırakıldıgında

[5] Vahsi hayvanlar bir araya toplandıgında

[6] Denizler ateslendiginde (suları cekilip, volkanlar halinde ates puskurdugunde)

[7] Nefisler eslestirildiginde (iyiler iyilerle, kotuler kotulerle bir araya toplandıgında)

[8] Diri diri topraga gomulen kıza soruldugunda

[9] «Hangi gunahtan dolayı olduruldu?» diye

[10] Amel defterleri acıldıgında

[11] Gok sıyrılıp acıldıgında

[12] Cehennem kızıstırıldıgında

[13] Ve cennet yaklastırıldıgında

[14] Herkes ne getirmis oldugunu anlar

[15] Simdi yemin ederim o sinenlere (gunduzleri gozden kaybolan yıldızlara)

[16] O akıp akıp yuvasına gidenlere

[17] Yoneldigi an geceye

[18] Nefeslendigi (agardıgı) an sabaha ki

[19] Kuskusuz o Kur´an, degerli bir elcinin sozudur

[20] O elci gucludur, Ars´ın sahibinin yanında cok itibarlıdır

[21] Orada ona itaat edilir, guvenilir

[22] Arkadasınızı cin carpmıs degildir

[23] Andolsun o, Cebrail´i acık ufukta gordu

[24] O, gayb hakkında cimri de degildir

[25] O, kovulmus bir seytanın sozu degildir

[26] Hal boyle iken, siz nereye gidiyorsunuz

[27] O, alemler icin ogutten baska bir sey degildir

[28] Icinizden dogru gitmek isteyenler icin

[29] Alemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz

İnfitâr

Surah 82

[1] Gok catladıgı vakit

[2] Yıldızlar dokuldugu vakit

[3] Denizler yarılıp akıtıldıgı vakit

[4] Kabirlerin ici dısına getirildigi vakit

[5] Herkes neyi onunden gonderdigini ve neyi geri bıraktıgını bilir

[6] Ey insan! Ihsanı bol Rabb´ine karsı seni aldatan nedir

[7] O Allah ki seni yarattı, seni duzgun yapılı kılıp olculu bir bicim verdi

[8] Seni diledigi her hangi bir sekilde parcalardan olusturdu

[9] Hayır hayır, siz cezayı yalanlıyorsunuz

[10] Oysa uzerinizde koruyucular var

[11] Degerli yazıcılar

[12] Onlar, siz her ne yaparsanız bilirler

[13] Kuskusuz iyiler nimet icindedirler

[14] Kotuler de cehennemdedirler

[15] Ceza gunu ona girecekler

[16] Onlar o cehennemin gozunden kacamazlar

[17] Ceza gununun ne oldugunu sen bilir misin

[18] Evet, bilir misin nedir acaba o ceza gunu

[19] O gun, hic kimsenin baskası icin hicbir seye sahip olamadıgı gundur. O gun buyruk yalnız Allah´ındır

Mutaffifîn

Surah 83

[1] Eksik olcup tartanların vay haline

[2] Onlar insanlardan kendilerine bir sey aldıkları zaman tam olcerler

[3] Kendileri baskalarına bir sey olctukleri veya tarttıkları zaman eksik olcer ve tartarlar

[4] Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı

[5] Buyuk bir gun icin

[6] Oyle bir gun ki, insanlar o gun Rabblerinin huzurunda divan duracaklar

[7] Hayır hayır, kotulerin yazısı muhakkak Siccin´dedir

[8] Bildin mi sen, Siccin nedir

[9] Yazılmıs bir kitaptır o

[10] Vay haline yalanlayanların o gun

[11] Onlar ceza gununu yalanlayanlardır

[12] Onu ancak sınırı asan ve gunaha duskun olanlar yalanlar

[13] Ona ayetlerimiz okundugu zaman, «eskilerin masalları» der

[14] Hayır hayır, oyle degil. Aksine onların kazandıgı gunahlar kalplerinin uzerine pas olmustur

[15] Hayır hayır, dogrusu onlar o gun Rablerini gormekten mahrumdurlar

[16] Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler

[17] Sonra da onlara: «Iste bu, yalanlayıp durdugunuz seydir» denilecek

[18] Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyin´dedir

[19] Bildin mi sen, Illiyyin nedir

[20] Yazılmıs bir kitaptır o

[21] Allah´a yaklastırılmıs melekler ona tanık olurlar

[22] Haberiniz olsun ki, iyiler nimet icindedir

[23] Tahtlar uzerinde etrafa bakarlar

[24] Yuzlerinde nimet ve mutlulugun sevincini gorursun

[25] Onlara damgalı saf bir icki sunulur

[26] Onun sonu misktir. Iste ona imrensin artık imrenenler

[27] Karısımı Tesnim´dendir (En ustun cennet sarabındandır)

[28] Allah´a yakın olanların icecekleri bir kaynaktır o

[29] Dogrusu o suc isleyenler inananlara guluyorlardı

[30] Onlara ugradıkları vakit birbirlerine goz kırpıyorlardı

[31] Evlerine dondukleri zaman zevklenerek donuyorlardı

[32] Muminleri gordukleri vakit; «iste bunlar sapıklar» diyorlardı

[33] Oysa onlar muminler uzerine bekci olarak gonderilmemislerdi

[34] Iste bugun de inananlar kafirlere gulecek

[35] Koltuklar uzerinde etrafa bakacaklar

[36] Nasıl, kafirler yaptıklarının cezasını buldular mı

İnşikâk

Surah 84

[1] Gok yarıldıgı

[2] Rabbini dinleyip kendisine yarasır sekilde boyun egdigi vakit

[3] Yer uzatılıp duzlendigi

[4] Icinde ne varsa attıgı ve tamamen bosaldıgı

[5] Ve Rabbini dinleyip kendisine yarasır sekilde boyun egdigi vakit

[6] Ey insan! Kuskusuz sen Rabbine dogru caba ustune caba sarfetmektesin, nihayet O´na varacaksın

[7] O vakit kitabı sag eline verilen

[8] Kolay bir hesapla hesaba cekilecek

[9] Ve sevincli olarak ailesine donecektir

[10] Ama kitabı arkasından verilen

[11] «Yetis ey olum!» diye bagıracak

[12] Ve alevli atese girecektir

[13] Cunku o ailesi icinde sevincli idi

[14] Hic Rabbine donmeyecegini sanmıstı

[15] Hayır Rabbi onu gormekte idi

[16] Simdi, yemin ederim o safaga

[17] Geceye ve icinde barındırdıgı seylere

[18] Derlendigi zaman o aya

[19] Ki, siz elbette halden hale gececeksiniz

[20] Boyleyken onlar neden acaba iman etmezler

[21] Karsılarında Kur´an okundugu vakit secde etmezler

[22] Aksine o nankorler yalanlıyorlar

[23] Oysa Allah iclerinde sakladıklarını biliyor

[24] Onun icin onlara elem verici bir azabı mujdele

[25] Ancak iman edip iyi ameller isleyenler baskadır. Onlara tukenmez bir ecir vardır

Bürûc

Surah 85

[1] Burclar sahibi gokyuzune

[2] Vaad olunan o gune

[3] Sahitlik edene ve edilene andolsun ki

[4] Kahroldu o hendegin sahipleri

[5] O cıralı atesin

[6] Hani o atesin basına oturmuslar

[7] Muminlere yaptıklarını seyrediyorlardı

[8] Muminlere kızmalarının sebebi de, onların yalnız cok guclu ve ovguye layık olan Allah´a iman etmeleri idi

[9] O Allah ki, goklerin ve yerin hukumranlıgı O´nundur ve Allah her seye sahittir

[10] Inanan erkek ve kadınlara iskence yapıp sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azabı ve yangın azabı vardır

[11] Inanan ve iyi amel yapanlar icin de altından ırmaklar akan cennetler vardır. Iste buyuk kurtulus odur

[12] Kuskusuz Rabbinin yakalaması serttir

[13] Yoktan o yaratır ve tekrar o diriltir

[14] Bununla beraber cok bagıslayandır, cok sevendir

[15] Ars´ın sahibidir, yucedir

[16] Diledigini yapandır

[17] O orduların kıssası sana geldi mi

[18] Yani Firavun ve Semud´un

[19] Fakat o inkarcılar hala bir yalanlama icinde

[20] Oysa Allah onları arkalarından kusatmıstır

[21] Hayır o serefli bir Kur´an´dır

[22] Levh-i Mahfuz´dadır

Târık

Surah 86

[1] Andolsun o goge ve Tarık´a

[2] Tarık nedir, bildin mi

[3] O, karanlıgı delen yıldızdır

[4] Hicbir nefis yoktur ki basında bir denetleyici bulunmasın

[5] Onun icin insan neden yaratıldıgına bir baksın

[6] Atılan bir sudan yaratıldı

[7] O su, erkegin sulbu ile kadının gogus kemikleri arasından cıkar

[8] Elbette Allah´ın onu dondurmeye gucu yeter

[9] O gun butun sırlar yoklanıp, meydana cıkarılır

[10] Insanın o gun ne bir gucu vardır, ne de bir yardımcısı

[11] Andolsun o donuslu goge

[12] O yarılıp catlayan yere

[13] Kuskusuz Kur´an, ayırıcı bir sozdur

[14] O asla bir saka degildir

[15] Haberin olsun ki, kafirler hep hile kuruyorlar

[16] Ben de hilelerine karsılık veririm

[17] Onun icin sen kafirlere muhlet ver, onlara az bir zaman tanı

A'lâ

Surah 87

[1] Rabbinin yuce adını tesbih et

[2] Yaratıp duzene koyan O´dur

[3] Takdir edip hidayeti gosteren O´dur

[4] Otlagı cıkaran

[5] Sonra da onu karamsı bir sel kopugu haline getiren O´dur

[6] Bundan boyle sana Kur´an´ı okutacagız da unutmayacaksın

[7] Yalnız Allah´ın diledigi baskadır. Cunku o acıgı da bilir, gizliyi de

[8] Seni en kolay yola muvaffak kılacagız

[9] Onun icin ogut ver, eger ogut fayda verirse

[10] Saygısı olan ogut alacaktır

[11] Pek bedbaht olan da ondan kacınacaktır

[12] O ki, en buyuk atese girecektir

[13] Sonra ne olecek onda, ne de hayat bulacaktır

[14] Dogrusu felah buldu (gunahtan) temizlenen

[15] Rabbinin adını anıp namaz kılan

[16] Fakat siz dunya hayatını tercih ediyorsunuz

[17] Oysa ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır

[18] Kuskusuz bu ilk sahifelerde vardır

[19] Ibrahim ve Musa´nın sahifelerinde

Ğâşiye

Surah 88

[1] O her seyi kusatacak olan Kıyamet´in haberi sana geldi mi

[2] Yuzler var ki, o gun egilmis, zillete dusmustur

[3] Calısmıs, yorulmustur

[4] Kızısmıs bir atese girer

[5] Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir

[6] Onlar icin kuru bir dikenden baska yiyecek de yoktur

[7] O da ne besler, ne de aclıgı giderir

[8] Yuzler de var ki, o gun nimetle mutludur

[9] Yaptıgından hosnuttur

[10] Yuksek bir cennettedir

[11] Orada bos bir soz isitmez

[12] Orada akan bir kaynak

[13] Yukseltilmis divanlar

[14] Konulmus kadehler

[15] Dizilmis koltuklar, yastıklar

[16] Serilmis halılar vardır

[17] Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmıs

[18] Goge bakmıyorlar mı, nasıl yukseltilmis

[19] Bakmıyorlar mı daglara, nasıl dikilmis

[20] Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıs

[21] Haydi ogut ver; sen simdi sırf bir ogutcusun

[22] Onların uzerinde bir zorba degilsin

[23] Ancak kim yuz cevirir ve kafir olursa

[24] Allah ona en buyuk azap ile azap edecek

[25] Kuskusuz onlar done dolasa bize gelecekler

[26] Sonra da bize hesap verecekler

Fecr

Surah 89

[1] Andolsun fecre

[2] On geceye (Zilhicce ayının ilk on gecesine)

[3] Cifte ve teke

[4] Gitmekte olan geceye

[5] Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi icin yemin var degil mi

[6] Gormedin mi Rabbin ne yaptı Ad kavmine

[7] Sutunlar sahibi Irem´e

[8] Ki ulkeler icinde onun benzeri yaratılmamıstı

[9] Vadide kayaları yontan Semud kavmine

[10] Kazıklar sahibi (guclu, kuvvetli) Firavun´a

[11] Bunlar ulkelerde azmıslardı

[12] Oralarda cok bozgunculuk yapmıslardı

[13] Bu yuzden Rabbin onların ustune azap kamcısı yagdırdı

[14] Kuskusuz Rabbin her an gozetlemededir

[15] Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, «Rabbim bana ikram etti.» der

[16] Ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, «Rabbim beni zillete dusurdu.» der

[17] Hayır hayır, dogrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz

[18] Birbirinizi yoksulu yedirmeye tesvik etmiyorsunuz

[19] Oysa mirası oyle bir yiyorsunuz ki, haram helal gozetmeden

[20] Malı oyle bir seviyorsunuz ki, yıgmacasına

[21] Hayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dumduz oldugu zaman

[22] Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildigi zaman

[23] Ki cehennem de o gun getirilmistir. Iste o gun insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var

[24] «Keske hayatım icin bir seyler yapıp gonderseydim.» der

[25] Artık o gun Allah´ın edecegi azabı kimse edemez

[26] Onun vuracagı bagı kimse vuramaz

[27] Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis

[28] Hem hosnut edici, hem de hosnut edilmis olarak Rabbine don

[29] Kullarımın arasına gir

[30] Cennetime gir

Beled

Surah 90

[1] Andolsun bu beldeye

[2] Ki sen bu beldede oturmaktasın

[3] Ve and olsun baba ve cocuguna

[4] Biz insanı gercekten bir sıkıntı icinde yarattık

[5] Insan, kendisine karsı kimse guc yetiremez mi sanıyor

[6] Ben, yıgın yıgın mal yok ettim diyor

[7] Kendisini bir goren olmadı mı sanıyor

[8] Biz ona iki goz vermedik mi

[9] Bir dil ve iki dudak

[10] Ona iki yolu gosterdik

[11] Fakat o, o sarp yokusa gogus veremedi

[12] Bildin mi sen, o sarp yokus nedir

[13] Kole azat etmek

[14] Veya salgın bir kıtlık gununde yemek yedirmektir

[15] Yakınlıgı olan bir yetime

[16] Veya hicbir seyi olmayan yoksula

[17] Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır

[18] Iste bunlar, amel defterleri saglarından verilenlerdir

[19] Ayetlerimizi tanımayanlar ise, onlardır iste amel defterleri sollarından verilenler

[20] Onların uzerlerine bir ates bastırılıp kapıları kapanacaktır

Şems

Surah 91

[1] Gunes´e ve onun parıltısına

[2] Gunes´in ardından gelen Ay´a

[3] Gunes´i acıp ortaya cıkaran gunduze

[4] Onu orten geceye

[5] Goge ve onu bina edene

[6] Yere ve onu doseyene

[7] Nefse ve onu bicimlendirene

[8] Sonra da ona kotuluk ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki

[9] Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmustur

[10] Onu kirletip gomen de ziyan etmistir

[11] Semud, azgınlıgıyla Hakk´ı yalanladı

[12] En azgınları ileri atılınca

[13] Allah´ın Rasulu (Salih peygamber) onlara: «Allah´ın devesini ve onun su nobetini gozetin.» demisti

[14] Fakat onlar peygamberi yalanlayıp deveyi kestiler. Rableri de gunahlarını baslarına geciriverdi de orayı dumduz etti

[15] Oyle ya, Allah bu isin sonundan korkacak degil ya

Leyl

Surah 92

[1] Orttugu zaman geceye

[2] Acıldıgı zaman gunduze

[3] Erkegi ve disiyi yaratana and olsun ki

[4] Gercekten sizin isiniz baska baskadır

[5] Bundan boyle her kim malını hayır icin verir ve korunursa

[6] Ve en guzel olanı dogrularsa

[7] Biz onu en kolay yola muvaffak kılacagız

[8] Kim de cimrilik eder ve kendini hicbir seye ihtiyacı kalmamıs gorur

[9] Ve en guzeli de yalanlarsa

[10] Onu da en zor yola hazırlarız

[11] Cukura yuvarlandıgı zaman malı onu kurtaramayacak

[12] Dogru yolu gostermek muhakkak bize aittir

[13] Kuskusuz ahiret de dunya da bizimdir

[14] Ben sizi kopurdukce kopuren bir atese karsı uyardım

[15] Ona ancak en azgın olan girer

[16] Oyle azgın ki, yalanlamıs ve sırtını donmustur

[17] En cok korunan ise ondan uzaklastırılacaktır

[18] O ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir

[19] Onun yanında, baska bir kimse icin karsılıgı verilecek hicbir nimet yoktur

[20] O ancak yuce Rabbinin rızasını aramak icin verir

[21] Elbette yakında kendisi de hosnut olacaktır

Duhâ

Surah 93

[1] Andolsun kusluk vaktine

[2] Ve sakinlestigi zaman geceye ki

[3] Rabbin seni bırakmadı ve darılmadı

[4] Ahiret senin icin dunyadan iyi olacaktır

[5] Rabbın sana verecek ve sen hosnut olacaksın

[6] O seni yetim bulup da barındırmadı mı

[7] Seni yol bilmez bulup yola iletmedi mi

[8] Seni yoksul bulup zengin etmedi mi

[9] Oyleyse sakın yetimi ezme

[10] Dilenciyi de azarlama

[11] Fakat Rabbinin nimetini anlat da anlat

İnşirâh

Surah 94

[1] Biz senin icin (mutlulugun) gogsunu acmadık mı

[2] Senden yukunu indirmedik mi

[3] O senin sırtını ezen yuku

[4] Senin sanını yuceltmedik mi

[5] Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık vardır

[6] Evet, zorlukla beraber bir kolaylık vardır

[7] O halde bos kaldın mı, yine kalk (baska bir is ve ibadetle) yorul

[8] Ancak Rabbine yonel

Tîn

Surah 95

[1] Tin´e ve Zeytun´a

[2] Sina dagına

[3] Ve bu guvenli beldeye andolsun ki

[4] Biz insanı en guzel bicimde yarattık

[5] Sonra da cevirdik asagıların asagısına attık

[6] Ancak iman edip iyi isler yapanlar baska; onlar icin kesintisiz bir ecir vardır

[7] O halde sana dini ne yalanlatır

[8] Allah, hakimlerin hakimi degil mi

Alak

Surah 96

[1] Yaratan Rabbinin adıyla oku

[2] O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı

[3] Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir

[4] O Rab ki kalemle yazmayı ogretti

[5] Insana bilmedigi seyleri ogretti

[6] Hayır! Dogrusu (kafir) insan azgınlık eder

[7] Kendisinin muhtac olmadıgını zannettigi icin

[8] Muhakkak ki donus mutlaka Rabbinedir

[9] Namaz kıldıgı zaman, bir kulu engelleyeni gordun mu

[10] Namaz kıldıgı zaman, bir kulu engelleyeni gordun mu

[11] Gordun mu (ne dersin?), ya o (kul) dogru yolda olur

[12] Veya kotuluklerden sakınmayı emrederse

[13] Gordun mu, ya bu (adam, hakkı) yalanlar, yuz cevirirse

[14] O adam, Allah´ın kendini gordugunu hic bilmiyor mu

[15] Hayır, hayır! Eger o, bu davranısından vazgecmezse, and olsun ki biz, onu perceminden, o gunahkar ve yalancı perceminden tutup cehenneme surukleriz

[16] Hayır, hayır! Eger o, bu davranısından vazgecmezse, and olsun ki biz, onu perceminden, o gunahkar ve yalancı perceminden tutup cehenneme surukleriz

[17] O zaman o taraftarlarını yardıma cagırsın

[18] Biz de Zebanileri cagıracagız

[19] Sakın onu dinleme de (Rabbine) secde et ve yaklas

Kadir

Surah 97

[1] Biz o (Kur´an)ı Kadir gecesinde indirdik

[2] Kadir gecesinin ne oldugunu sen nereden bileceksin

[3] Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır

[4] Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her is icin inerler

[5] O gece, tanyeri agarıncaya kadar suren bir selamettir

Beyyine

Surah 98

[1] Kitap ehlinden ve musriklerden (Hakk´ı) tanımayanlar, kendilerine acık delil gelinceye kadar inkarlarından ayrılacak degillerdi

[2] (Bu delil), tertemiz sayfaları okuyan, Allah tarafından gonderilmis bir peygamberdir

[3] O sayfalarda, en dogru hukumler vardır

[4] Kitap ehli, ancak kendilerine apacık delil geldikten sonra ayrılıga dustuler

[5] Halbuki onlar, dini sadece Allah´a tahsis ederek, Allah´ı birleyerek, ancak Allah´a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuslardır. Iste dosdogru din budur

[6] Kafirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem atesindedirler. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Onlar, insanların en serlileridir

[7] Inanan ve guzel amel isleyenler de insanların en hayırlılarıdır

[8] Rableri katında onların mukafatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmus, onlar da O´ndan razı olmuslardır. Iste bu mukafat, Rabbine saygı gosterene mahsustur

Zilzâl

Surah 99

[1] Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldıgı

[2] Yer, icindeki agırlıkları cıkarıp dısarı attıgı

[3] Ve insan: «Ona ne oluyor?» dedigi zaman

[4] O gun yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktır

[5] O gun yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktır

[6] O gun insanlar, amellerinin karsılıgı kendilerine gosterilmek uzere boluk boluk cıkacaklardır

[7] Her kim zerre kadar hayır islemisse onu gorecektir

[8] Her kim, zerre kadar ser islemisse onu gorecektir

Âdiyât

Surah 100

[1] O harıl harıl (savasa) kosanlara

[2] (Tırnaklarıyla yerden) ates cıkaranlara

[3] Sabahleyin akın edenlere

[4] Tozu dumana karıstıranlara

[5] Derken bir toplulugun ortasına dalanlara yemin ederim ki

[6] Suphesiz insan, Rabbine karsı cok nankordur

[7] Ve kendisi de buna sahittir

[8] Gercekten o dunya malını cok sevdigi icin katıdır

[9] Bilmiyor mu ki, kabirlerin icindekiler fırlatılacak

[10] Ve sinelerin icindekiler derlenecek

[11] O gun Rableri onların butun yaptıklarından haberdardır

Kâria

Surah 101

[1] Karia! (Carpacak kıyamet) Nedir o karia? Karianın ne oldugunu sen bilir misin

[2] Karia! (Carpacak kıyamet) Nedir o karia? Karianın ne oldugunu sen bilir misin

[3] Karia! (Carpacak kıyamet) Nedir o karia? Karianın ne oldugunu sen bilir misin

[4] O gun insanlar yayılmıs pervaneler gibi olurlar

[5] Daglar atılmıs renkli yunler gibi olur

[6] O gun kimin tartıları agır basarsa o, hosnut olacagı bir hayat icindedir

[7] O gun kimin tartıları agır basarsa o, hosnut olacagı bir hayat icindedir

[8] Kimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacagı yer, sıgınacagı duragı) haviye (ucurum)dır

[9] Kimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacagı yer, sıgınacagı duragı) haviye (ucurum)dır

[10] O ucurumun ne oldugunu sen nereden bileceksin

[11] O, kızgın bir atestir

Tekâsür

Surah 102

[1] Coklukla ovunmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı

[2] Coklukla ovunmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı

[3] Hayır! Yakında bileceksiniz

[4] Yine hayır! Yakında bileceksiniz (hatanızı)

[5] Hayır! Eger kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi gorursunuz

[6] Hayır! Eger kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi gorursunuz

[7] Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yakin gozuyle goreceksiniz

[8] Sonra, yemin olsun ki, o gun (size verilen) her nimetten sorulacaksınız

Asr

Surah 103

[1] Asr´a yemin olsun ki

[2] Insan mutlaka ziyandadır

[3] Ancak iman edenler, salih amel (iyi isler) isleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dısındadır

Hümeze

Surah 104

[1] Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan cekistirip, kas goz hareketleriyle alay edenlerin (humeze ve lumezenin) vay haline

[2] Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan cekistirip, kas goz hareketleriyle alay edenlerin (humeze ve lumezenin) vay haline

[3] Malının, kendisini ebedi yasatacagını sanır

[4] Hayır, andolsun ki, o hutame´ye (cehennem) atılacaktır

[5] Hutame´nin ne oldugunu bilir misin

[6] O, kalplerin icine isleyecek, Allah´ın tutusturulmus bir atesidir

[7] O, kalplerin icine isleyecek, Allah´ın tutusturulmus bir atesidir

[8] Cehennemlikler, dikilmis direklere baglı oldukları halde, o atesin kapıları uzerlerine kapatılacaktır

[9] Cehennemlikler, dikilmis direklere baglı oldukları halde, o atesin kapıları uzerlerine kapatılacaktır

Fîl

Surah 105

[1] Gormedin mi Rabb´in fil sahiplerine ne yaptı

[2] Onların tuzaklarını bosa cıkarmadı mı

[3] Uzerlerine suru suru kuslar gonderdi

[4] Onlara camurdan sertlesmis taslar atıyorlardı

[5] Ve onları, yenilmis ekin yapragı gibi yaptı

Kureyş

Surah 106

[1] Kureys´in ilafı (guven ve barıs andlasmalarından faydalanmalarını saglamak) icin

[2] Kıs ve yaz seferlerinde (faydalandıkları andlasmaların) kadrini bilmis olmaları icin

[3] Bu Beyt (Kabe)nin Rabbine kulluk etsinler

[4] O, kendilerini aclıktan kurtararak beslemistir ve her tehlikeye karsı onlara emniyet vermistir

Mâûn

Surah 107

[1] Dini yalanlayanı gordun mu

[2] Iste o, oksuzu iter, kakar

[3] Yoksulu doyurmaya onayak olmaz

[4] Vay haline o namaz kılanların ki

[5] Kıldıkları namazın degerine aldırıs etmezler

[6] Gosteris yaparlar onlar

[7] Ve yardımlıgı sakınırlar (zekatı vermezler)

Kevser

Surah 108

[1] Muhakkak biz sana Kevser´i verdik

[2] Oyleyse Rabb´in icin namaz kıl ve kurban kes

[3] Muhakkak ki sonu kesik olan, sana bugzedendir

Kâfirûn

Surah 109

[1] De ki: Ey kafirler

[2] Sizin taptıklarınıza ben tapmam

[3] Siz de benim taptıgıma tapıcılar degilsiniz

[4] Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak degilim

[5] Siz de benim taptıgıma tapacak degilsiniz

[6] Sizin dininiz size, benim dinim banadır

Nasr

Surah 110

[1] Allah´ın yardımı ve fetih geldiginde

[2] Ve insanların dalga dalga Allah´ın dinine girdiklerini gordugunde

[3] Rabbini overek tesbih et, O´ndan bagıslanmanı dile, cunku O, tevbeleri cok kabul edendir

Tebbet

Surah 111

[1] Ebu Leheb´in elleri kurusun (yok olsun o), zaten yok oldu ya

[2] Ne malı ne de kazandıgı onu kurtaramadı

[3] alevli bir atese girecektir

[4] Karısı da odun hamalı olarak (onunla beraber girecektir)

[5] Boynunda da hurma lifinden bir ip olacaktır

İhlâs

Surah 112

[1] De ki; O Allah bir tektir

[2] Allah eksiksiz, sameddir (Butun varlıklar O´na muhtac, fakat O, hicbir seye muhtac degildir)

[3] Dogurmadı ve dogurulmadı

[4] O´na bir denk de olmadı

Felak

Surah 113

[1] De ki: «Ben, agaran sabahın Rabbine sıgınırım

[2] Yarattıgı seylerin serrinden

[3] Karanlıgı coktugu zaman gecenin serrinden

[4] Ve dugumlere ufleyen buyuculerin serrinden

[5] Ve hased ettigi zaman hasetcinin serrinden

Nâs

Surah 114

[1] De ki: Sıgınırım ben insanların Rabbine

[2] Insanların hukumdarına

[3] Insanların ilahına

[4] O sinsi vesvesecinin serrinden

[5] O ki, insanların goguslerine vesveseler fısıldar

[6] Gerek cinlerden, gerek insanlardan