Onu goreceginiz gun emzikli her (kadın kendi basının derdiyle) emzirdigini unutup gecer, yuklu her (gebe kadın) yukunu (cocugunu) dusurur. Insanları serhos (olmus gibi) gorursun. Halbuki onlar serhos degildirler. Fakat Allahın azabı pek cetindir
(Oyle seytan ki) aleyhinde su (ilahi) hukum yazılmısdır: «Kim bunu dost edinirse subhesiz bu, onu sapdırır, onun o alevli atesin (cehennemin) azabına goturur»
Ey insanlar, eger siz oldukden sonra dirilmek hususunda herhangi bir subhe icinde iseniz su muhakkakdır ki biz sizi (n aslınızı) toprakdan, sonra (onun zurriyetini) insan suyundan, sonra pıhtılasmıs bir kandan, daha sonra da hilkati belli belirsiz bir cignem etden yaratdık (ve bunları) size (kemal-i kudretimizi) apacık gosterelim diye (yapdık). Sizi dileyecegimiz muayyen bir vakta kadar rahmlerde durduruyoruz, sonra sizi bir cocuk olarak cıkarıyoruz, daha sonra da kuvvetinize (yigitlik cagına) ermeniz icin (buyutuyoruz). Kiminiz olduruluyor, kiminiz de (evvelki) bilgi (sin) den sonra (artık) hic bir sey bilmemek uzere omrun en fena (devresine) dogru gerisin geri itiliyor. Sen yer (yuzunu) kupkuru ve olu gorursun. Fakat biz onun ustune suyu (yagmuru) indirdigimiz zaman o harekete gelir, kabarır, her guzel ciftden nice nebat bitirir
Insanlar icinde oyle kisi vardır ki ne bir bilgisi, ne istidlal edecegi bir senedi, ne de aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın, (sırf insanları) Allah yolundan sapdırmak icin, (kibir ve azametle) yanını egib bukerek Allah hakkında kavga eder durur. Dunyada rusvaylık onundur. Biz ona kıyamet gununde de yangın (cehennem) azabını tatdıracagız
Insanlar icinde oyle kisi vardır ki ne bir bilgisi, ne istidlal edecegi bir senedi, ne de aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın, (sırf insanları) Allah yolundan sapdırmak icin, (kibir ve azametle) yanını egib bukerek Allah hakkında kavga eder durur. Dunyada rusvaylık onundur. Biz ona kıyamet gununde de yangın (cehennem) azabını tatdıracagız
Insanlardan kimi de Allaha, (dininin) yalınız bir taraf (ın)-dan (tutub), ibadet eder. Eger kendisine bir hayır dokunursa ona yapısır. Eger bir fitne isaabet ederse yuzu ustu doner. Dunyada da, ahiretde de husrana ugramısdır o. Bu ise apacık ziyanın ta kendisidir
Subhesiz ki Allah, iman eden ve guzel guzel amel (ve hareketlerde bulunan kimseleri altından ırmaklar akıp duran cennetlere sokar. Hakıykat, Allah ne dilerse yapar)
Kim dunyada da, ahiretde de ona (o peygambere) Allahın asla yardım etmeyecegini sanıyorsa (evinin) tavan (ın) a bir ip uzatsın, sonra kendini (yerden) kes (ib bog) sun da bir baksın, (bu) hıylesi onun ofkelenmekde oldugu sey´i behemehal giderecek mi
O iman edenler, o Yahudiler, o Sabaiiler, o Nasraaniler, o Mecusiler, o (Allaha) es kosanlar (yok mu?) Allah kıyamet gunu (butun) bunların aralarını mutlakaa ayıracakdır. Cunku Allah her sey´i hakkıyle gorub bilendir
Gormedin mi, goklerde olan herkes (hersey) ve yerde bulunan herkes (hersey), gunes, ay, yıldızlar, daglar, agaclar, hayvanlar ve insanların bir cogu hakıykaten Allaha secde ediyor. Bir cogunun uzerine de azab hak olmusdur. Allah kimi (bedbahtlıkla) hor kılarsa onu seadete kavusduracak (hic bir kuvvet) yokdur. Subhesiz ki Allah ne dilerse (onu) yapar
Bu iki (sınıf, ya´ni iman edenlerle etmeyenler) Rableri (nin dini) hakkında birbiriyle da´valasan hasım iki (zumre) dir. Iste o kufredenler (yok mu?) onlar icin atesden elbiseler bicilmisdir. Baskalarının uzerine de kaynar su dokulecekdir onların
Subhesiz ki Allah iman edib de guzel guzel amel (ve hareketlerde bulunanları altından ırmaklar akıb duran cennetlere sokacak. Orada bunlar altundan bileziklerle, incilerle bezenecekler. Orada giyecekleri de ipekdir)
Hakıykat, o kufredenler, o Allahın yolundan ve kendisi (ni ziyaret) de yerli, musafir insanları musavi kıldıgımız Mescid-i haramdan alıkoymakda olanları... Kim orada zulm ile ilhaada yeltenirse biz ona pek acıklı bir azab tatdırırız
Hatırla o zamanı ki biz Beytin yerini Ibrahime: «Bana hic bir sey´i es tutma, Beytini tavaaf edenler, kıyam edenler, ruku´ ve sucud edenler icin iyice temizle» diye merci´ yapmısdık
«Taki kendilerine aid menfeatlere sahid (ve haazır) olsunlar. Allahın rızk olarak kendilerine verdigi dort ayaklı davarlar (kurbanlıklar) uzerine ma´lum olan gunlerde Allahın adını ansınlar. Iste bunlardan yeyin, yoksulu, fakiri de doyurun»
Iste (emir) budur. Kim Allahın hurmet (edilmesini emreyledigi sey) lere ta´zıymde bulunursa bu, Rabbi indinde kendisi icin (mahz-ı) hayırdır. Karsınızda okunagelenler mustesna olmak uzere davarlar sizin icin halal kılındı. O halde murdardan, putlardan kacının, yalan sozden cekinin
Allahın muvahhidleri, Ona es tutmayanlar olarak (kacının, cekinin). Kim Allaha es kosarsa o, yuksekden dusub de (parcalanmıs ve) kendisini kus kapmıs, yahud ruzgar onu uzak bir yere atmıs (nesne) gibidir
Biz her ummet icin kurban kesmeyi mesru´ kıldık, kendilerini rızıklandırdıgı dort ayaklı davarlar uzerine (yalınız) Allahın adını ansınlar diye. Iste sizin Tanrınız bir tek Tanrıdır. O halde Ona teslim olun. (Habibim) sen mutıy´ ve mutevazı´ olanları mujdele
(Oyle mutıy´ ve mutevazi´ olanlar ki) Allah anılınca onların kalbleri kork (u ile oyn) ar. Onları kendilerine isaabet eden (mihnetlere, zorluklara) sabredenlerdir. Namazı dosdogru kılanlardır. Kendilerini rızıklandırdıgımız seylerden (Allah icin) harcarlar
Biz, kurbanlık develeri de sizin icin Allahın seaairinden kıldık. Onlarda size hayır vardır. O halde onlar ayakda dur (ub bogazlanır) larken uzerlerine Allahın ismini anın. Yanları ustu dus (ub ol) dukleri vakit da ondan hem kendiniz yeyin, hem ihtiyacını gizleyen ve gizlemeyib dilenen fakir (ler) e yedirin. Onları, sukredesiniz diye, boylece size musahhar kıldık
Onların ne etleri, ne kanları hic bir zaman Allaha (yukselib) erismez. Fakat sizden Ona (yalınız) takvaa ulasır. Size olan hidayetine karsı Allahı buyuk tanımanız icindir ki O, bunları boylece size raam etmisdir. (Habibim) iyi hareket edenleri mujdele
Kendileriyle mukaatele edilen (ya´ni dusmanların hucumuna ugrayan mu´min) lere, ugradıkları o zulumden dolayı, (bilmukaabele harbe) izin verildi. Subhesiz ki Allah onlara yardım etmiye elbette kemaliyle kaadirdir
Onlar (o muminlerdir ki) haksız yere ve ancak «Rabbimiz Allahdır» diyorlar diye yurdlarından cıkarılmıslardır. Allah ba´zı insanları (n serrini diger) ba´zısı ile def etmeseydi iclerinde Allahın adı cok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler muhakkak yıkılıb giderdi. (Dinine) yardım edenlere elbet Allah da yardım eder. Subhesiz ki Allah kavidir, yegane gaalibdir
Onlar, (o muminlerdir ki) eger kendilerine yer (yuzun) de bir iktidar mevkii verirsek dosdogru namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiligi emr ederler, kotulukden vaz gecirmiye calısırlar. (Butun) umurun aakıbeti (nihayet) Allaha (raci´) dir
Eger (kafirler) seni tekzib ediyorlarsa onlardan evvel Nuuh kavmi, Aad, Semuud (kavmleri), Ibrahim kavmi, Lut kavmi ve Medyen Yaranı da (peygamberlerini) tekzib etmislerdir. Muusa dahi tekzib edilmistir. Nihayet ben o kafirlere (ukuubet hususunda) bir muhlet verdim de sonra onları yakaladım. (Bak) benim inkarım (inkılabım) nasıl imis
Eger (kafirler) seni tekzib ediyorlarsa onlardan evvel Nuuh kavmi, Aad, Semuud (kavmleri), Ibrahim kavmi, Lut kavmi ve Medyen Yaranı da (peygamberlerini) tekzib etmislerdir. Muusa dahi tekzib edilmistir. Nihayet ben o kafirlere (ukuubet hususunda) bir muhlet verdim de sonra onları yakaladım. (Bak) benim inkarım (inkılabım) nasıl imis
Eger (kafirler) seni tekzib ediyorlarsa onlardan evvel Nuuh kavmi, Aad, Semuud (kavmleri), Ibrahim kavmi, Lut kavmi ve Medyen Yaranı da (peygamberlerini) tekzib etmislerdir. Muusa dahi tekzib edilmistir. Nihayet ben o kafirlere (ukuubet hususunda) bir muhlet verdim de sonra onları yakaladım. (Bak) benim inkarım (inkılabım) nasıl imis
(Evet) nice memleket (ler vardı) ki (halkı) zulumde devam edib dururlarken biz onları (mahv-u) helak etdik. Simdi dıvarlar tavanlarının ustune cokmus (ıpıssız kalmıs) dır (o yerler). Ve (biz nice) kuyu (lar) ı muattal, (nice) yuksek saray (ları bombos bırakdık)
(Hic de) yer (yuzun) de gezib dolasmadılar mı ki (bari) bu sebeble dusunecek kalblere, bu suretle isidecek kulaklara malik olsunlar). Fakat hakıykat sudur ki (yalınız maaddi) gozler kor olmaz, fakat (asıl) sinelerin icindeki kalbler kor olur
Senden (baslarına catacak) azabı (n) cabucak gelmesini isterler. Allah, tehdidinden asla caymaz. Hakıykat, Rabbinin indinde bir gun sizin sayacaklarınızdan bin yıl gibidir
(Halkı sizin gibi) zulumde devam edib dururken kendisine muhlet verdigim nice memleket vardır ki ben onları nihayet (azabımla) yakalayıverdim. Donus ancak banadır
Ayetlerimiz (in, akıllarınca, red ve ibtaali) hususunda birbirini aciz bırakacak bir halde (fesad yarısına) kosanlar (a gelince:) onlar da cok alevli atesin (cehennemin) yaranıdırlar
Biz, senden evvel hicbir resul, hic bir nebi gondermedik ki o, (bir sey) arzu etdigi zaman seytan onun dilegi hakkında ille (bir fitne meydana) atmıs olmasın. Nihayet Allah, seytanın ilkaa edecegi (o fitneyi) giderir, ibtaal eder. Yine Allah ayetlerini sabit (ve mahfuz) kılar. Allah (her sey´i) hakkıyle bilendir, tam hukum ve hikmet saahibidir
(Allahın buna musaade buyurması) seytanın (meydana) atacagı (fitneyi) kalblerinde bir maraz bulunanlara, yurekleri katı olanlara bir imtihan (vesilesi) yapmak icindir. Hic suphe yok ki o zaalimler (hakdan) uzak bir ayrılık (ve muhaalefet) icindedirler
Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun (Kur´anın) muhakkak Rabbinden (gelen) bir gercek oldugunu bilib de ona (tam) iman etmeleri ve kalblerinden tam bir itmi´nan haasıl olması icindir. Subhesiz ki Allah, (o suretle) iman edenleri dogru bir yola iletir
Kuf (u inkar) edenler ise kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahud kısır bir gunun azabı catıncaya kadar ondan (Kur´andan) yana mutemadi bir sek icinde kalırlar
O gun mulk (-u saltanat yalınız) Allahındır. (Mu´minlerle kafirlerin) aralarında O hukmeder. Artık iman edenler, guzel guzel de amel (ve hareket) lerde bulunanlar Naıym cennetlerinin icindedir
Allah yolunda hicret edib de sonra oldurulmus veya olmus olanlar (a gelince:) Allah onları muhakkak guzel bir rızık ile rızıklandıracakdır. Cunku rızık verenlerin en hayırlısı muhakkak ki Allahdır, bizzat kendisidir
O, her halde bunları hosnud olacakları bir yere sokacakdır. Muhakkak ki Allah onlar (ın niyyetlerini) hakkıyle bilendir, (ıkaab hususundaki) hılmi cidden gaalibdir
Bu, boyledir. (Mu´minlerden) kim (musrikler tarafından) kendisine edilen ukuubete (cezaye) tıbkısıyle mukaabele eder de sonra yine aleyhine zulum ve tecavuz olunursa Allah her halde ona yardım eder. Hic subhesiz Allah cok afvedici, cok yarlıgayıcıdır
Bu, boyledir. Zira Allah Hakkın ta kendisidir. Onların kendisini bırakıb da tapdıkları (putlar) da hakıykaten baatılın ta kendisidir. Subhesiz ki Allah, O, (her seyden) yucedir, cok buyukdur
Gormedin mi, Allah gokden su (yagmur) indirdi de (o sayede) yer (yuzu) yemyesil olmakdadır. Subhe yok ki Allah cok lutufkardır, (her sey´e) hakkıyle agahdır
(Goklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. Hakıykat, Allah zati i´tibariyle her seyden) mustagnidir. (Sıfatları, fiilleri ile de) bihakkın hamde ancak kendisi layıkdır
Gormedin mi, Allah yerde ne varsa onları ve emriyle denizde akıb gitmekde olan gemileri size ram etmisdir. Semayi, izni olmadıkca, yerin uzerine dusmekden O tutuyor. Subhe yok ki Allah insanları pek cok esirgeyicidir, cok merhametlidir
Biz her ummete bir ibadet yolu (seriat) gosterdik ki onlar bunun aamilleridir. O halde emirde seninle asla munazaa etmesinler. Sen (insanları sadece) Rabbine da´vet et. Cunku sen, subhesiz dosdogru bir hidayetin ta uzerindesin
Bilmedin mi ki Allah gokde ve yerde ne varsa (hepsini) bilir. Bu (zikr olunanların hepsi) muhakkak bir kitabdadır. Hakıykat, bu (nları bilmek) Allaha gore pek kolaydır
Onlar Allahı bırakıb da (Allahın), kendisine hicbir huccet indirmedigi, kendilerinin dahi (Tanrı olduklarına dair) bir bilgileri bulunmadıgı seylere (putlara) taparlar. O zaalimlerin (azab-ı ilahiyi men´ edici) hic bir yardımcısı yokdur
Karsılarında acık acık ayetlerimiz okundugu zaman o kafirlerin suratlarında inkar (gorub) tanırsın. Kendilerine ayetlerimizi okuyanlara nerdeyse saldırıverecek olurlar! De ki: «Simdi bundan daha cok kotu (bir sey) i haber vereyim mi? Atesdir! Allah bunu o kufur (ve inkar) edenlere va´d etmisdir. O, ne kotu bir merci´dir
Ey insanlar, size (soyle) bir misal getirildi. Simdi onu dinleyin: Sizin Allahı bırakıb da tapdıgınız (putlar) hakıykaten bir sinek bile yaratamazlar, hepsi bunun icin bir yere toplanmıs olsalar dahi. Eger sinek onlardan bir sey kapsa bunu ondan geri de alamazlar! Isteyen de aaciz, istenen de
Allah ugrunda (nasıl savasmak lazımsa oylece) hakkıyle cihad edin. Sizi O secdi. Din (islerin) de uzerinize hicbir guduk de yuklemedi, (tıbkı) babanız Ibrahimin (tevhıyd) din (inde oldugu) gibi. Size daha evvel (gonderdigi kitablarda) da, bu (Kur´anda) da musluman adını — peygamber sizin uzerinize sahid olsun, siz de (butun) insanların uzerine sahidler olasınız diye — (Allah) vermisdir. Artık dosdogru namazı kılın, zekatı verin, Allaha sarılın. O, sizin mevlanızdır. Iste ne guzel mevla O, ne guzel yardımcı O