Back to Languages

Turkish - Chapter 25 - Al-Furqan

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah Al-Furqan 25:1

Furkaanı, aalemlerin (ilahi azab ile) bir korkutucusu olsun diye, kuluna indiren (Allahın sanı) ne yucedir

Verse 2 — Surah Al-Furqan 25:2

(O Allah) ki goklerin ve yerin mulk (-u tasarruf) u Onundur. Hicbir evlad edinmemisdir O. Mulkunde Onun bir ortagı da yokdur. O, her sey´i yaratıb ona bir nizam vermis, onun mukadderaatını ta´yin etmisdir

Verse 3 — Surah Al-Furqan 25:3

(Kafirler) Onu bırakıb da bir takım Tanrılar edindiler ki bunlar hicbir sey yaratmazlar. (Bil´akis) kendileri yaratılıb durmakdadırlar. Onlar nefisleri icin bile ne bir zarar (ı gidermiye), ne de bir faide (yi celbe) muktedir olamazlar. Oldurmiye, diriltmiye, olenleri yeniden diriltib kabirden cıkarmıya ise hic guceri yetmez

Verse 4 — Surah Al-Furqan 25:4

O kafirler: «Bu (Kur´an) onun uydurdugu yalandan baska (bir sey) degildir. Bu hususda diger bir zumre de ona yardım etmisdir.» dediler de muhakkak bir haksızlık ve tezvir (meydana) getirdiler

Verse 5 — Surah Al-Furqan 25:5

(Soyle) dediler: «(Bu ayetler) onun baskasına yazdırıb da kendisine sabah aksam okunmakda olan, evvelkilere aaid masallardır»

Verse 6 — Surah Al-Furqan 25:6

(Onlara) de ki: «Onu goklerde ve yerdeki gaybı bilen (Allah) indirdi.» Subhesiz ki O, (bilhassa mu´minleri) cok yarlıgayıcı, cok esirgeyicidir

Verse 7 — Surah Al-Furqan 25:7

(Yine) dediler: «Bu, nasıl peygamber? (Bizim gibi) yemek yiyor, carsılarda yuruyor! Ona bir melek indirilib de (bu suretle) maiyyetinde (kendisini tasdıyk eden) bir inzarcı (yasakcı) bulunmalı degil miydi»

Verse 8 — Surah Al-Furqan 25:8

«Yahud ona (gokden) bir hazine atılmalı, yahud onun, (meyvelerinden) yiyecegi bir bostanı bulunmalı degil miydi»? O zaalimler (kafirler, mu´minlere) dedi ki: «Siz buyulenmis bir adamdan baskasına tabi´ olmuyorsunuz»

Verse 9 — Surah Al-Furqan 25:9

Bak, senin icin ne misaller (kıyaslar) getirip sapdılar. Artık onlar (hidayete) hicbir yol bulamazlar

Verse 10 — Surah Al-Furqan 25:10

(Allahın sanı) ne yucedir ki O, dilerse sana bunlardan daha hayırlı olmak uzere (bu dunyada dahi) altından ırmaklar akıb duran cennetler verir, senin icin saraylar yapar

Verse 11 — Surah Al-Furqan 25:11

Onlar (yalınız o sozleri soylemekle kalmadılar) bil´akis o saati de yalan saydılar. Biz o saati tekzib edenlere oyle cılgın bir ates hazırladık ki

Verse 12 — Surah Al-Furqan 25:12

O, kendilerini uzak bir yerden gordugu zaman onlar bunun o mudhis gazablanısını ve ugultusunu duyacaklardır

Verse 13 — Surah Al-Furqan 25:13

Elleri boyunlarına baglı olarak onun en dar yerine atıldıkları vakit orada (Yetis ey) helak (diye) bagırırlar

Verse 14 — Surah Al-Furqan 25:14

(Onlara denilir ki:) «Bu gun bir (kerre) helale (olmayı) cagırmayın, bircok (defalar) helak (olmayı) cagırın»

Verse 15 — Surah Al-Furqan 25:15

De ki: «Bu mu hayırlı, yoksa muttakıylere va´d olunan ebedilik cenneti mi? Ki bu, onlar icin bir mukafat, bir merci´dir

Verse 16 — Surah Al-Furqan 25:16

Orada ne dilerlerse, kendileri de muhalled olarak, onların. Bu, Rabbinin uzerinde (incazı) istenen (beklenen) bir va´ddir

Verse 17 — Surah Al-Furqan 25:17

(Rabbin) onları da, Allahdan gayri tapdıklarını da (mahserde) bir araya toplayıb da: «Siz mi su kullarımı sapdırdınız, yoksa kendileri mi yolu sapıtdılar?» diyecegi gun

Verse 18 — Surah Al-Furqan 25:18

(gorursun ki) onlar (soyle) demislerdir: «Seni tenzih ederiz. Seni bırakıb da baska veliler edinmemiz bize yakısmaz. Fakat (gerek) onları (n) ve (gerek) ataları (nın azab muddetlerini) kendin uzatdın da nihayet zikri unutdular ve helak (e mahkum) bir kavm oldular»

Verse 19 — Surah Al-Furqan 25:19

Iste (tapdıklarınız) sizi, dedikleriniz hakkında, kat´i suretde yalancı cıkarmıslardır. O halde ne (azabınızı) dondurmiye, ne de (bu hususda) herhangi bir yardıma asla muktedir olamayacaksınız. Sizden kim zulmederse ona buyuk bir azab tatdırırız

Verse 20 — Surah Al-Furqan 25:20

Biz senden evvel hicbir peygamber gondermedik (ve hic biri haaric degildi ki) muhakkak onlar da yemek yerlerdi, carsılarda yururlerdi. Sizin bir kısmınızı diger bir kısım icin bir ibtila (ve imtihan mevzuu) yapdık, sabredecek misiniz (diye). Rabbin (her sey´i) hakkıyle gorendir

Verse 21 — Surah Al-Furqan 25:21

Bize kavusmayı umid etmeyenler dedi (ler) ki: «Bizim uzerimize melekler indirmeli degil miydi, yahud Rabbimizi gormeli (degil mi) ydik»? Andolsun ki onlar nefislerinden kibir (ve azamet) saklamıslar, buyuk bir azgınlıkla haddi asmıslar (kustahlıga kalkısmıslar) dır

Verse 22 — Surah Al-Furqan 25:22

(Azab) melekleri (ni) gorecekleri gun, (evet) o gun gunahkarlara hicbir sevinc haberi yokdur. (Melekler onlara: «Size) mujde yasak edilmisdir, yasak!» diyeceklerdir

Verse 23 — Surah Al-Furqan 25:23

Biz onların herhangi bir amel (ve hareket) yapdılarsa (hepsinin) onune gecdik de bunları sacılmıs (ve hicbir degeri olmayan) zerreler yapdık

Verse 24 — Surah Al-Furqan 25:24

O gun cennet yaranının eglenib duracakları yer cok hayırlı, dinlenecekleri yer cok guzeldir

Verse 25 — Surah Al-Furqan 25:25

O gun sema, bulutlar (cıkıb), parcalanacak, melekler (ellerinde amel defterleri bulundugu halde hesab icin) indirilecek, indirilecek

Verse 26 — Surah Al-Furqan 25:26

O gun hak (ve sabit olan) mulk cok esirgeyen (Rabbin) dir. Kafirler icin ise o, pek yaman bir gun olmusdur

Verse 27 — Surah Al-Furqan 25:27

O gun (her) zaalim (nedametle) iki elini ısırıb: «Ne olurdu, ben o peygamberin maiyyetinde (Allaha) bir yol edineyim» diyecekdir

Verse 28 — Surah Al-Furqan 25:28

«Ne yazık bana! Keski fulanı dost tutmayaydım»

Verse 29 — Surah Al-Furqan 25:29

«Andolsun ki beni zikirden, hem o (bir devlet gibi) bana (Allah tarafından) geldikden sonra, o sapdırdı. Seytan insanı (basına bir bela gelince) yapayalınız ve yardımsız bırakandır»

Verse 30 — Surah Al-Furqan 25:30

Peygamber dedi ki «Ey Rabbim, kavmim hakıykat su Kur´anı metruk (bir sey) edindiler»

Verse 31 — Surah Al-Furqan 25:31

Biz her peygambere gunahkarlardan boyle dusman (lar) peyda etdik. Hidayet verici olarak da, hakıyki yardımcı olarak da senin Rabbin yeter

Verse 32 — Surah Al-Furqan 25:32

O kufredenler (soyle) dedi (ler): «Ona Kur´an bir (hamlede), toplu bir halde indirilmeli degil miydi»? Biz onu senin kalbine iyice yerlesdirmek icin boyle (yapdık). Onu (cok guzel bir nizaam ile) ayet ayet ayırdık (ve aheste aheste bildirdik)

Verse 33 — Surah Al-Furqan 25:33

Onlar sana bir misal getirmeye dursunlar, biz sana hakkı ve tefsirin daha guzelini getirdik

Verse 34 — Surah Al-Furqan 25:34

O yuzleri ustu cehenneme (surulub) toplanacaklar (yok mu?) Onların yeri cok kotu, yolu cok sapıkdır

Verse 35 — Surah Al-Furqan 25:35

Andolsun biz Musaya o kitabı verdik. Biraderi Harunu da maiyyetine vezir yapdık

Verse 36 — Surah Al-Furqan 25:36

«(Haydi) ayetlerimizi yalan sayan o kavme gidin» dedik, neticede onları tam bir helak ile imhaa etdik (edecegiz)

Verse 37 — Surah Al-Furqan 25:37

Nuuh kavmini de, (evet) peygamberleri tekzib etdikleri vakit biz onları da (tufan ile) bogduk ve kendilerini insanlara bir ibret yapdık. Biz zaalimler icin (daima) acıklı bir azab hazırladık

Verse 38 — Surah Al-Furqan 25:38

«Aad» i de, «Semuud» u da, «Ress ashaabı» nı da ve bunların arasında (gecen) bir cok (nesilleri) de (helak etdik)

Verse 39 — Surah Al-Furqan 25:39

Biz (onlardan) her birine (gecmislerden) misaller irad etdik. (Fakat peygamberlerini tekzib etdikleri icin) hepsini tam bir helak ile imhaa eyledik

Verse 40 — Surah Al-Furqan 25:40

Andolsun ki onlar (Mekkeliler) bela (ve felaket) yagmuruna tutulan o beldeye ugramıslardır. (Peki) onu da gormuyorlar mıydı? Hayır, onlar (oldukden sonra tekrar) dirilmeyi ummazlar

Verse 41 — Surah Al-Furqan 25:41

Seni gordukleri vakit «Bu mu Allahın peygamber olarak gonderdigi?» (derler), seni bir eglenceden baska bir sey edinmezler

Verse 42 — Surah Al-Furqan 25:42

(Soyle derler): «Hakıykat, eger uzerlerine (dusub) sebat gostermeseydik bizi az kaldı Tanrılarımızdan sapdıracakdı o». Onlar azabı gorecekleri vakit kim yolca daha sapıkdır, yakında bilecekler

Verse 43 — Surah Al-Furqan 25:43

Gordun mu o heva (ve heves) ini Tanrı edinen kimseyi? Simdi onun uzerine (Habibim) sen mi bekci olacaksın

Verse 44 — Surah Al-Furqan 25:44

Yoksa onların cogunu hakıykaten (soz) dinlerler, yahud akıllanırlar mı sanıyorsun? Onlar, baska degil, dort ayaklı hayvanlar gibidir. Belki yolca daha sapıkdır

Verse 45 — Surah Al-Furqan 25:45

Rabbin (in sun´un) a bir bakmadın mı? Golgeyi nasıl uzat (ıb yay) mısdır O? Eger dileseydi onu elbet sakin de kılardı. Sonra biz gunesi ona bir delil yapmısızdır

Verse 46 — Surah Al-Furqan 25:46

Sonra onu (uzanan o golgeyi nasıl) azar azar alıb kendimize cekdik

Verse 47 — Surah Al-Furqan 25:47

O, geceyi sizin icin (ortunecek) bir libas, uykuyu bir dinlenme, gunduzu de yeni bir hayaat (fa´aliyyet) yapandır

Verse 48 — Surah Al-Furqan 25:48

O, rahmetinin onunde ruzgarları bir mujde (ci) olarak gonderendir. Biz gokden tertemiz su indirdik

Verse 49 — Surah Al-Furqan 25:49

Onunla olu bir topraga can verelim, yaratdıgımız hayvanları ve bir cok insanları onunla sıvaralım diye

Verse 50 — Surah Al-Furqan 25:50

Andolsun bunu, (insanların) ibret almaları icin, aralarında cesid cesid suretlerde anlatmısızdır (yahud bu suyu evirib cevirmisizdir). Fakat insanların cogu, ille nankorluk olmak uzere, dayardılar (inadlarından donmediler)

Verse 51 — Surah Al-Furqan 25:51

Eger dileseydik muhakkak ki her kasabaya (fenalıkların aakıbetinden) korkutucu birer (peygamber) gonderirdik

Verse 52 — Surah Al-Furqan 25:52

(Vazife yalınız senin uzerindedir). O halde kafirlere boyun egme de bununla (bu Kur´an ile) onlara karsı olanca savasınla buyuk bir mucahede yap

Verse 53 — Surah Al-Furqan 25:53

O, iki denizi (birbirine) salıb katandır. Su tatlı ve susuzlugu gidericidir. Bu ise tuzlu ve acıdır. (Allah) aralarına bir perde, (ihtilafları) memnu olmak uzere bir sınır koymusdur

Verse 54 — Surah Al-Furqan 25:54

O, sudan bir beser yaratıb da onu soy sop yapandır. Rabbin (her sey´e) kemaliyle kaadirdir

Verse 55 — Surah Al-Furqan 25:55

(Boyle iken kafirler) Allahı bırakırlar da kendilerine ne faide, ne zarar yapmayacak olan seylere taparlar. Kafir, Rabbinin aleyhine (seytana) yardımcıdır

Verse 56 — Surah Al-Furqan 25:56

Biz seni (muminlerin) bir mujdeci (si), (kafirlerin) bir korkutucu (su) olmakdan baska (bir sıfatla) gondermedik

Verse 57 — Surah Al-Furqan 25:57

De ki: «Ben bu (tebligıma) karsı sizden hicbir ucret istemiyorum. Ancak Rabbine (dogru) bir yol tutmayı dileyen adamlar (istiyorum)

Verse 58 — Surah Al-Furqan 25:58

Olmek sanından olmayan O Baakıy (Teala) ya guvenib dayan, Ona hamd ite tesbih (ve Onu tenzih) et. Onun kullarının gunahlarından hakkıyle haberdar olması yeter

Verse 59 — Surah Al-Furqan 25:59

O, gokleri ve yeri aralarında olan seyleri altı gunde yaratan, sonra (emri) ars uzerinde hukumran olandır. Rahmandır (rahmeti umumidir). Bunu (Onun sıfatlarından) haberdar olana sor

Verse 60 — Surah Al-Furqan 25:60

Onlara: «Rahmana secde edin» denildigi zaman «Rahman da neymis? Senin bize emr edegeldigine mi secde edecegiz?» dediler ve (bu secde emri) onların (busbutun imandan) urkub uzaklasmalarını artırdı

Verse 61 — Surah Al-Furqan 25:61

Gokde burclar yaratan, onların icinde bir cerag ve nurlu bir ay barındıran (Allah) ın sanı ne yucedir

Verse 62 — Surah Al-Furqan 25:62

O, iyice dusunub ibret almak arzusunda bulunan kimseler, yahut sukretmek dileyenler icin gece ile gunduzu birbiri ardınca getirendir

Verse 63 — Surah Al-Furqan 25:63

O cok esirgeyen (Allah´ın haas) kulları, ki onlar yer (yuzun) de vekaar ve tevazu ile yururler, kendilerine beyinsizler (hosa gitmeyecek) laflar atdıgı zaman «Selam (etle» de (yib gece) rler

Verse 64 — Surah Al-Furqan 25:64

Onlar ki gecelerini Rableri icin secdekarlar ve kaaimler olarak gecirirler

Verse 65 — Surah Al-Furqan 25:65

Onlar ki: «Ey Rabbimiz, derler, bizden cehennem azabını sav. Gercek onun azabı daimi bir helaledir»

Verse 66 — Surah Al-Furqan 25:66

«Hakıykat o, ne kotu bir karargah ve ikaametgahdır»

Verse 67 — Surah Al-Furqan 25:67

Onlar ki harcadıkları vakit ne israf, ne de sıkılık yapmazlar; (harcamaları) ikisi arası ortalama olur

Verse 68 — Surah Al-Furqan 25:68

Onlar ki Allahın yanına baska bir Tanrı daha (katıb) tapmazlar. Allahın haram kıldıgı cana haksız yere kıymazlar, zina etmezler. Kim bunlar (dan birini) yaparsa cezaya carpar

Verse 69 — Surah Al-Furqan 25:69

Kıyamet gunu de azabı katmerlesir ve o (azabın) icinde hor ve hakir ebedi bırakılır

Verse 70 — Surah Al-Furqan 25:70

Meger ki (sirkden) tevbe ve iman edib iyi amel (ve hareket) de bulunan kimseler ola. Iste Allah bunların kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah cok yarlıgayıcı, cok esirgeyicidir

Verse 71 — Surah Al-Furqan 25:71

Kim (gunahlardan) tevbe (ve rucu´) eder, guzel amel (ve hareket) de de bulunursa muhakkak o, Allaha — tevbesi makbul ve (Allahın) rızasına erismis olarak — doner

Verse 72 — Surah Al-Furqan 25:72

Onlar ki yalan sahidlik etmezler, bos ve kotu lakırdıya rastladıkları vakit serefli (insanlar) olarak (ondan yuz cevirib) gecerler

Verse 73 — Surah Al-Furqan 25:73

Onlar ki kendilerine Rabbinin ayetleri okundugu (yahud onlara va´z ve nasıyhat edildigi) zaman bunlara karsı (munafıklar gibi) kor ve sagır (yıkılıb) dusmezler

Verse 74 — Surah Al-Furqan 25:74

Onlar ki «Ey Rabbimiz, derler bize zevcelerimizden ve nesillerimizden gozler (imizin) bebegi olacak (saalik insanlar) ihsan et. Bizi takvaa saahiblerine rehber kıl»

Verse 75 — Surah Al-Furqan 25:75

Iste (butun) onlardır ki zorluklara katlanıb dayanmaları sesebebiyle gurfe (ler) le mukafatlandırılacaklar, orada saglık ve selam ile karsılanacaklardır

Verse 76 — Surah Al-Furqan 25:76

Orada ebedi kalıcıdırlar onlar. O, ne guzel bir karargahdır, (ne guzel) bir ikaametgahdır

Verse 77 — Surah Al-Furqan 25:77

De ki: «(Sedaid zamanlarında kendisine) dua ve (iltica) nız olmasaydı Rabbim size deger verir miydi? (Fakat madem ki) simdi (Onu da, resulunu de) muhakkak suretde tekzib etdiniz, O halde (bu tekzibinizden dolayı size artık) yakın bir azab lazım oluyor (demekdir)»