Hani Musa, aailesine: «Ben gercek bir ates, gordum. Size ondan ya bir haber getireyim, yahud size parlak bir ates koru getireyim. Taki ısınasınız» demisdi
Vaktaki oraya gitdi, kendisine (soyle) nida olundu: «Ates (mahallin) de bulunana da, cevresinde olan kimselere de muhakkak (feyz ve) bereket verildi. Aalemlerin Rabbi olan Allah munezzehdir»
«Asaanı bırak». (Muusa asaasını bırakıb da) onu cevik bir yılan gibi hareket eder gorunce arkasına donub kacdı ve geri donmedi. «Ey Muusa, korkma. Cunku ben (varım). Benim yanımda peygamber (hicbir seyden) korkmaz (lar)»
«Meger ki zulmeden kimseler ola. Sonra bir kotulugun ardından onu bir iyilige cevirirse subhesiz ki ben (yine) hakkıyle yarlıgayıcı, cok esirgeyiciyimdir»
«Elini koynuna sok da Fir´avne ve kavmine (gosterecegin) dokuz mu´cize icinde o, kusursuz, bembeyaz olarak cıkıversin. Subhesiz ki onlar fasıklar guruhudur»
Vicdanları da bunlara tam bir kanaat haasıl etdigi halde zulm ve kibr ile yine bunları (inadlarından) inkar etdiler. (Habibim) fesadcıların encamı bak nice oldu
Andolsun ki biz Davuda ve Suleymana ilim vermisizdir. (Bundan dolayı) onlar: «Bizi mu´min kullarının bir cogundan ustun kılan. Allaha hamd olsun» dediler
Suleyman Davuda mirascı oldu. Dedi ki: «Ey insanlar, bize kusların dili ogretildi. Bize her seyden (behre) verildi. Subhesiz ki bu, apacık bir ustunlugun ta kendisidir»
Hatta Karınca Vadisi uzerine geldikleri zaman (disi) bir karınca dedi ki: «Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Sakın Suleyman ve ordusu, kendileri bilmeyerek, sizi kırmasın»
(Suleyman) onun bu sozunden gulercesine tebessum etdi de: «Ey Rabbim, dedi, bana ve ana ve babama lutfetdigin ni´metine sukr etmemi ve (geri kalan omrum icinde) Senin raazi olacagın iyi (isler) yapmamı bana ilham et. Rahmetinle beni de (cennetde) saalih kullarının arasına sok»
Derken (hudhud) cok gecmeden geldi. «Ben, dedi, senin muttan olmadıgın (bir Hakıykat) a vaakıf oldum Sebe den sana cok dogru (ve muhim) bir haber getirdim»
«(Gerek )onu, (gerek) kavmini Allahı bırakıb gunese secde ediyorlarken buldum (gordum). Seytan onların yapdıklarını suslemis de kendilerini yoldan alıkoymus (sapdırmıs). Onun icin onlar dogru yola giremiyorlar»
«(Bunu) goklerdeki ve yerdeki her gizliyi (meydana) cıkaran, (kalblerinde) ne gizliyorlar, (dilleriyle) ne acıklıyorlarsa (hepsini) bilen Allaha secde etmesinler diye (yapıyorlar)»
(Kadın): «Ey ileri gelenler, bana (bu) isim hakkında bir re´y verin. Siz huzurumda bulununcaya kadar ben hicbir isde kat´i (bir hukum saahibi) olamadım»
(Kadın): «Subhesiz ki hukumdarlar, dedi, bir memlekete girdikleri zaman orasını perisan ederler. Halkından serefli olanları hor ve hakıyr kılarlar. Bunlar da boyle yapacaklardır»
Bunun uzerine vaktaki (o gonderilen hey´et) Suleymana geldi, (Suleyman) dedi ki: «Siz bana mal ile yardım mı ediyorsunuz? Iste Allahın bana verdigi (ni´metler ki onlar) size verdiginden daha cok hayırlıdır. Belki siz hediyyenizle boburlenirsiniz»
Nezdinde kitabdan bir ilim olan (zat). «Ben, dedi, gozun sana donmeden (gozunu yumub acmadan) evvel onu sana getiririm». Vaktaki (Suleyman) onu yanında durur bir halde gordu, «Bu, dedi, Rabbimin fazl (-u lutf) undendir. Sukur mu edecegim, yoksa nankorluk mu edecegim, beni imtihan etdigi icindir (bu). Kim sukrederse kendi faidesinedir. Kim de nankorluk ederse subhe yok ki Rabbim (onun sukrunden) tamamen mustagnidir, (hem O) hakkıyle kerem saahibidir»
Artık (kadın) gelince ona (soyle) denildi: «Senin tahtın boyle mi idi»? (Kadın) dedi: «Sanki bu, odur. Ondan evvel de bize ilim verilmisdi ve biz musluman olmusduk»
Ona denildi ki: «Koske gir». (Kadın) onu gorunce, derin bir su sandı, iki ayagını ac (ıb sıva) dı. (Suleyman): «O, dedi, Hakıykaten sırcadan ma´mul, duzeltilmis (ve seffaf) bir acıklıkdır». (Kadın): «Ey Rabbim, hakıykat ben kendime yazık etmisim. Suleymanın maiyyetinde aalemlerin Rabbi olan Allaha teslim oldum (musluman oldum.)» dedi
Andolsun ki biz Semud (kavmin) e de, Allaha ibadet edin diye, biraderleri Saalihi gonderdik. Bir de ne gorsun, onlar birbirleriyle cekisir iki fırka (oldular)
Dediler: «Senin yuzunden ve maiyyetinde bulunan kimseler (mu´minler) yuzunden ugursuzluga ugradık». (Saalih de:) «Sizin (butun) amel (ve hareketler) iniz Allah nezdinde (gizli degildir, yazılı) dır. Belki siz imtihaana cekilmekde olan bir kavmsiniz» dedi
(Birbirine), Allah (adı) ile andlasarak, dediler ki: «Ona ve ehline herhalde bir gece baskın yapalım (hepsini oldurelim). Sonra da velisine: — andolsun biz o aailenin helakinde haazır degildik. Subhesiz ki biz (bu sozumuzde) elbette saadıklarız, diyelim»
«(O nesneler mi,) yoksa gokleri ve yeri yaratan, gokden sizin icin su indiren mi»? (Oyle, bir su ki) biz onunla sizin (bir) agacını (bile) bitiremeyeceginiz nice guzel bagcelerin nebatını bitirmisizdir. Allah ile beraber bir Tanrı ha? Hayır, onlar sapıklıkda devam eden bir guruhdur
(O nesneler mi,) yoksa yeri bir karargah yapan, aralarından ırmaklar akıtan, ona haas ve sabit daglar kuran, iki denizin arasına bir perde koyan mı? Allah ile beraber bir Tanrı ha? Hayır, onların cogu (tevhidi) bilmiyorlar
Yoksa bunalmısa, kendisine dua (ve iltica) etdigi zaman, icabet eden, fenalıgı gideren, sizi yer (yuzunun) hukumdarları kılan mı? Allah ile beraber bir Tanrı ha? Siz ne kıt dusunuyorsunuz
Yahud o kara ve denizlerin karanlıkları icinde sizin yolunuzu dogrultmakda, rahmetinin onunde ruzgarları mujdeci gondermekde olan mı? Allah ile beraber bir Tanrı ha? Allah onların katdıkları ortaklardan cok yuce, cok munezzehdir
Yahud halkı daima yaratmakda olan, sonra onu iade edecek olan ve sizi gokden ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber bir Tanrı ha? De ki: «Eger (Allaha ortak kosmada) saadık (ve samimi) kimselerseniz getirin huccetinizi»
Hayır, onların bilgileri ahiret hakkında (ki bilgiye kadar uzanıb) erisememisdir. Hayır, onlar bundan sek (ve subhe) icindedirler. Hayır, onlar bundan kordurler
Kufr (ve inkar) edenler dedi (ler) ki: «Biz ve atalarımız birer toprak oldukdan sonra mı, hakıykaten biz mi mutlakaa (kabirlerinden) cıkarılanlar (tekrar diriltilecekler olacagız)»
«Andolsunki (simdi) bu tehdid bize (yapıldıgı gibi) daha once atalarımıza da yapılmısdır. Bu, evvelkilerin duzme yalanlarından baska (bir sey) degildir»
Ve sen o korleri sapıklıklarından ayırıb hidayet verici de degilsin. Sen ayetlerimize iman edecek kimselerden baskasına (soz) dinletemezsin. Iste musluman olanlar onlardır
O soz (un ma´nası) kendilerinin aleyhinde (tahakkuk edib) vukuu (ve zuhuur) a geldigi zaman yerden bunlar icin bir dabbe cıkarırız ki bu, onlara insanların ayetlerimize kat´i bir kanaat beslemezler idigini (baslarına kakarak) soyler
(Hatırla) o gun (u ki) her ummetin ayetlerimizi yalan sayanlarından bir cemaati toplayacagız. Artık onlar (kaafilelerin ardı alınıncaya kadar) tevkıyf olunacaklardır
Nihayet (hesab yerine) geldikleri zaman (Allah) buyurur ki: «Siz benim ayetlerimi, onları hicbir bilgi ile kavramadıgınız halde (koru korune), tekzib mi etdiniz? Ne idi o ısraar ile yapdıgınız»
Icinde sukun (ve istiraahat) bulmaları icin geceyi, aydınlıkla gozlerini acmaları icin gunduzu yaratdıgımızı gormediler mi? Bunda iman edecek bir kavm icin elbette kat´i ibretler vardır
«Suur» a ufurulecegi gun (u) de (hatırla) ki (o gun) — Allahın diledikleri mustesna olmak uzere — artık goklerde kim var, yerde kim varsa dehsetle korkmusdur. Her biri hor ve hakıyr Ona gelmislerdir
Sen dagları gorur, onları yerinde durur sanırsın. Halbuki onlar bulut gecer gibi gecer gider. (Bu) her sey´i sapasaglam yapan Allahın san´atıdır. Subhesiz ki O, ne yaparsanız hakkıyle haberdardır
(De ki:) «Ben ancak bu sehrin Rabbine — ki O, bunu hurmetli kılmısdır — ibadet etmemle emr olundum. Her sey Onundur. Ben muslumanlardan olmamla emr olundum»
«Ve Kur´an okumamla (emr olundum). Kim dogru yolu bulursa o yolu kendi faidesine bulmus olur. Kim de saparsa (ona) de ki: «Ben sadece fena hareketlerin korkunc aakıbetini haber verenlerdenim»