Back to Languages

Turkish - Chapter 27 - An-Naml

Translation by Hasan Basri Cantay — Permalink

Verse 1 — Surah An-Naml 27:1

Taa, Sin. Bunlar Kur´anın, (hak ile baatılı) apacık gosteren bir kitabın ayetleridir

Verse 2 — Surah An-Naml 27:2

Mu´minler icin birer hidayet ve mujdedir (onlar)

Verse 3 — Surah An-Naml 27:3

(oyle mu´minler) ki namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler. Onlar ahirete kat´i kanaat edinenlerin de ta kendileridir

Verse 4 — Surah An-Naml 27:4

Biz, ahirete inanmayanların (kotu) amel (ve hareket) lerini kendileri icin suslemisizdir de (kalbleri kor olarak) sasırıb kalmakdadırlar

Verse 5 — Surah An-Naml 27:5

Onlar oyle kimselerdir ki kotu azab (iste) onlara mahsusdur. Onlar ahiretde de en cok husrana ugrayanların ta kendileridir

Verse 6 — Surah An-Naml 27:6

Subhesiz ki (bu) Kur´an sana (her sey´i) hakkıyle bilen, yegane hukum ve hikmet saahibi (Allah) tarafından veriliyor

Verse 7 — Surah An-Naml 27:7

Hani Musa, aailesine: «Ben gercek bir ates, gordum. Size ondan ya bir haber getireyim, yahud size parlak bir ates koru getireyim. Taki ısınasınız» demisdi

Verse 8 — Surah An-Naml 27:8

Vaktaki oraya gitdi, kendisine (soyle) nida olundu: «Ates (mahallin) de bulunana da, cevresinde olan kimselere de muhakkak (feyz ve) bereket verildi. Aalemlerin Rabbi olan Allah munezzehdir»

Verse 9 — Surah An-Naml 27:9

«Ey Musa, hakıykat sudur ki mutlak gaalib olan, yegane hukum ve hikmet saahibi olan Allah ben im»

Verse 10 — Surah An-Naml 27:10

«Asaanı bırak». (Muusa asaasını bırakıb da) onu cevik bir yılan gibi hareket eder gorunce arkasına donub kacdı ve geri donmedi. «Ey Muusa, korkma. Cunku ben (varım). Benim yanımda peygamber (hicbir seyden) korkmaz (lar)»

Verse 11 — Surah An-Naml 27:11

«Meger ki zulmeden kimseler ola. Sonra bir kotulugun ardından onu bir iyilige cevirirse subhesiz ki ben (yine) hakkıyle yarlıgayıcı, cok esirgeyiciyimdir»

Verse 12 — Surah An-Naml 27:12

«Elini koynuna sok da Fir´avne ve kavmine (gosterecegin) dokuz mu´cize icinde o, kusursuz, bembeyaz olarak cıkıversin. Subhesiz ki onlar fasıklar guruhudur»

Verse 13 — Surah An-Naml 27:13

Vaktaki ayetlerimiz boyle parlak (ve vazıh) olarak onlara geldi, «Bu, apacık bir buyudur» dediler

Verse 14 — Surah An-Naml 27:14

Vicdanları da bunlara tam bir kanaat haasıl etdigi halde zulm ve kibr ile yine bunları (inadlarından) inkar etdiler. (Habibim) fesadcıların encamı bak nice oldu

Verse 15 — Surah An-Naml 27:15

Andolsun ki biz Davuda ve Suleymana ilim vermisizdir. (Bundan dolayı) onlar: «Bizi mu´min kullarının bir cogundan ustun kılan. Allaha hamd olsun» dediler

Verse 16 — Surah An-Naml 27:16

Suleyman Davuda mirascı oldu. Dedi ki: «Ey insanlar, bize kusların dili ogretildi. Bize her seyden (behre) verildi. Subhesiz ki bu, apacık bir ustunlugun ta kendisidir»

Verse 17 — Surah An-Naml 27:17

Suleymanın cinlerden, insanlardan, kuslardan orduları toplandı. Iste butun bunlar (onun tarafından) zabt ve idare ediliyorlardı

Verse 18 — Surah An-Naml 27:18

Hatta Karınca Vadisi uzerine geldikleri zaman (disi) bir karınca dedi ki: «Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Sakın Suleyman ve ordusu, kendileri bilmeyerek, sizi kırmasın»

Verse 19 — Surah An-Naml 27:19

(Suleyman) onun bu sozunden gulercesine tebessum etdi de: «Ey Rabbim, dedi, bana ve ana ve babama lutfetdigin ni´metine sukr etmemi ve (geri kalan omrum icinde) Senin raazi olacagın iyi (isler) yapmamı bana ilham et. Rahmetinle beni de (cennetde) saalih kullarının arasına sok»

Verse 20 — Surah An-Naml 27:20

(Suleyman) kusları arasdırıb dedi ki: «Hudhudu neye gormuyorum? Yoksa gaaiblerden mi oldu»

Verse 21 — Surah An-Naml 27:21

«Onu her halde cetin bir azaba ugratacagım. Yahud onu mutlakaa kesdirecegim, yahud bana acık ve kat´i bir burhan getirir»

Verse 22 — Surah An-Naml 27:22

Derken (hudhud) cok gecmeden geldi. «Ben, dedi, senin muttan olmadıgın (bir Hakıykat) a vaakıf oldum Sebe den sana cok dogru (ve muhim) bir haber getirdim»

Verse 23 — Surah An-Naml 27:23

«Hakıykat, orada bir kadını onlara hukumdarlık eder buldum. Kendisine her sey verilmisdir. Onun bir de cok buyuk bir tahtı var»

Verse 24 — Surah An-Naml 27:24

«(Gerek )onu, (gerek) kavmini Allahı bırakıb gunese secde ediyorlarken buldum (gordum). Seytan onların yapdıklarını suslemis de kendilerini yoldan alıkoymus (sapdırmıs). Onun icin onlar dogru yola giremiyorlar»

Verse 25 — Surah An-Naml 27:25

«(Bunu) goklerdeki ve yerdeki her gizliyi (meydana) cıkaran, (kalblerinde) ne gizliyorlar, (dilleriyle) ne acıklıyorlarsa (hepsini) bilen Allaha secde etmesinler diye (yapıyorlar)»

Verse 26 — Surah An-Naml 27:26

«Allah Odur ki o buyuk arsın saahibi olan kendisinden baska hicbir tanrı yokdur»

Verse 27 — Surah An-Naml 27:27

(Suleyman) dedi: «Bakalım, dogru mu soyledin, yoksa yalancılardan mı oldun»

Verse 28 — Surah An-Naml 27:28

«Su mektubumu gotur, onu kendilerine bırak. Sonra onlardan biraz cekil de bak neye donecekler»

Verse 29 — Surah An-Naml 27:29

(Sebe´ hukumdarı) dedi ki: «Ey ileri gelenler, hakikat bana cok serefli bir mektub bırakıldı»

Verse 30 — Surah An-Naml 27:30

«O, gercek Suleymandandır ve O, hakıykaten rahman ve rahim olan Allahın adiyle»

Verse 31 — Surah An-Naml 27:31

«Bana karsı bas kaldırmayın. Muslumanlar olarak bana gelin» diye (yazılmısdır)»

Verse 32 — Surah An-Naml 27:32

(Kadın): «Ey ileri gelenler, bana (bu) isim hakkında bir re´y verin. Siz huzurumda bulununcaya kadar ben hicbir isde kat´i (bir hukum saahibi) olamadım»

Verse 33 — Surah An-Naml 27:33

Dediler: «Biz guc, kuvvet saahibleri, cetin savas erbabıyız. Emir sana aaid. Bak, sen ne emr edeceksin»

Verse 34 — Surah An-Naml 27:34

(Kadın): «Subhesiz ki hukumdarlar, dedi, bir memlekete girdikleri zaman orasını perisan ederler. Halkından serefli olanları hor ve hakıyr kılarlar. Bunlar da boyle yapacaklardır»

Verse 35 — Surah An-Naml 27:35

«Ben onlara bir hediyye gondereyim de elciler ne (cevab) ile donecek, bakayım»

Verse 36 — Surah An-Naml 27:36

Bunun uzerine vaktaki (o gonderilen hey´et) Suleymana geldi, (Suleyman) dedi ki: «Siz bana mal ile yardım mı ediyorsunuz? Iste Allahın bana verdigi (ni´metler ki onlar) size verdiginden daha cok hayırlıdır. Belki siz hediyyenizle boburlenirsiniz»

Verse 37 — Surah An-Naml 27:37

«Don onlara. Andolsun onune gecemeyecekleri ordularla onlara gelir, onları, hor ve hakir oldukları halde, oradan cıkarırım»

Verse 38 — Surah An-Naml 27:38

(Suleyman) dedi: «Ey ileri gelenler, onun tahtını, kendilerinin bana musluman olarak gelmelerinden evvel, hanginiz bana getirir»

Verse 39 — Surah An-Naml 27:39

Cinden bir ifrit: «Sen makaamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Ben buna karsı her halde guvenilecek bir kuvvete malikim» dedi

Verse 40 — Surah An-Naml 27:40

Nezdinde kitabdan bir ilim olan (zat). «Ben, dedi, gozun sana donmeden (gozunu yumub acmadan) evvel onu sana getiririm». Vaktaki (Suleyman) onu yanında durur bir halde gordu, «Bu, dedi, Rabbimin fazl (-u lutf) undendir. Sukur mu edecegim, yoksa nankorluk mu edecegim, beni imtihan etdigi icindir (bu). Kim sukrederse kendi faidesinedir. Kim de nankorluk ederse subhe yok ki Rabbim (onun sukrunden) tamamen mustagnidir, (hem O) hakkıyle kerem saahibidir»

Verse 41 — Surah An-Naml 27:41

(Suleyman) dedi ki: «Onun tahtını bilinmez sekle getirin. Bakalım (tanımıya) muvaffak olacak mı, yoksa muvaffak olamayacaklardan mı bulunacak»

Verse 42 — Surah An-Naml 27:42

Artık (kadın) gelince ona (soyle) denildi: «Senin tahtın boyle mi idi»? (Kadın) dedi: «Sanki bu, odur. Ondan evvel de bize ilim verilmisdi ve biz musluman olmusduk»

Verse 43 — Surah An-Naml 27:43

(Hayır) Onun Allahı bırakıb tapmakda devam etdigi sey kendisi (nin Islam) ına mani´ olmusdu. Hakıykatde o, kafirler guruhundandı

Verse 44 — Surah An-Naml 27:44

Ona denildi ki: «Koske gir». (Kadın) onu gorunce, derin bir su sandı, iki ayagını ac (ıb sıva) dı. (Suleyman): «O, dedi, Hakıykaten sırcadan ma´mul, duzeltilmis (ve seffaf) bir acıklıkdır». (Kadın): «Ey Rabbim, hakıykat ben kendime yazık etmisim. Suleymanın maiyyetinde aalemlerin Rabbi olan Allaha teslim oldum (musluman oldum.)» dedi

Verse 45 — Surah An-Naml 27:45

Andolsun ki biz Semud (kavmin) e de, Allaha ibadet edin diye, biraderleri Saalihi gonderdik. Bir de ne gorsun, onlar birbirleriyle cekisir iki fırka (oldular)

Verse 46 — Surah An-Naml 27:46

(Saalih) dedi ki: «Ey kavmim, nicin iyiden (ve guzelden) evvel carcabuk kotuyu istiyorsunuz? Allahdan yarlıganmanızı istemeli degil misiniz? (Boyle yaparsanız) me´muldur ki esirgenirsiniz»

Verse 47 — Surah An-Naml 27:47

Dediler: «Senin yuzunden ve maiyyetinde bulunan kimseler (mu´minler) yuzunden ugursuzluga ugradık». (Saalih de:) «Sizin (butun) amel (ve hareketler) iniz Allah nezdinde (gizli degildir, yazılı) dır. Belki siz imtihaana cekilmekde olan bir kavmsiniz» dedi

Verse 48 — Surah An-Naml 27:48

O sehirde (dusman) dokuz erkek vardı ki bunlar yer (yuzun) de fesad cıkarıyorlar, iyilik tarafına hic yanasmıyorlardı

Verse 49 — Surah An-Naml 27:49

(Birbirine), Allah (adı) ile andlasarak, dediler ki: «Ona ve ehline herhalde bir gece baskın yapalım (hepsini oldurelim). Sonra da velisine: — andolsun biz o aailenin helakinde haazır degildik. Subhesiz ki biz (bu sozumuzde) elbette saadıklarız, diyelim»

Verse 50 — Surah An-Naml 27:50

Onlar boyle bir tuzak kurdular. Biz de, kendilerinin haberleri olmadan, onların planlarını altust ediverdik

Verse 51 — Surah An-Naml 27:51

Iste bak, O tuzaklarının aakıbeti nice oldu! Cunku biz onları da, kavmlerini de toptan helak etdik

Verse 52 — Surah An-Naml 27:52

Iste zulumetmeleri yuzunden cokmus, ıpıssız kalmıs evleri (nin ankaazı)! Subhe yok ki bilecek bir kavm icin bunda (ibret verici) bir nisane vardır

Verse 53 — Surah An-Naml 27:53

Iman edib de (fenalıkdan) sakınır olanları biz (daima) kurtardık

Verse 54 — Surah An-Naml 27:54

Luuta da (peygamberlik vermisdik). O zaman kavmine (oyle) demisdi: «Siz gozunuz gore gore haala o kotulugu yapacak mısınız»

Verse 55 — Surah An-Naml 27:55

«Gercek, siz kadınları bırakıb da sehvetle mutlakaa erkeklere yanasacak mısınız? Hayır, siz beyinsizlikde (ahmaklıkda) devam edegelen bir kavmsiniz»

Verse 56 — Surah An-Naml 27:56

(Buna karsı) kavminin cevabı: «Luut haanedanını memleketinizden cıkarın. Cunku onlar temizlige zorlar insanlardır» demelerinden baska (bir sey) olmadı

Verse 57 — Surah An-Naml 27:57

Bunun uzerine biz de hem onun, hem geri kalanlardan olmasını takdir etdigimiz karısından, baska butun haanedanını kurtardık

Verse 58 — Surah An-Naml 27:58

Onların ustune oyle bir yagmur yagdırdık ki... Ne kotu idi inzar edilenlerin yagmuru

Verse 59 — Surah An-Naml 27:59

De ki: «Hamd olsun Allaha, selam olsun Onun begenib secdigi kullarına. Allah mı hayırlı, yoksa (kafirlerin Ona) ortak tutageldikleri nesneler mi»

Verse 60 — Surah An-Naml 27:60

«(O nesneler mi,) yoksa gokleri ve yeri yaratan, gokden sizin icin su indiren mi»? (Oyle, bir su ki) biz onunla sizin (bir) agacını (bile) bitiremeyeceginiz nice guzel bagcelerin nebatını bitirmisizdir. Allah ile beraber bir Tanrı ha? Hayır, onlar sapıklıkda devam eden bir guruhdur

Verse 61 — Surah An-Naml 27:61

(O nesneler mi,) yoksa yeri bir karargah yapan, aralarından ırmaklar akıtan, ona haas ve sabit daglar kuran, iki denizin arasına bir perde koyan mı? Allah ile beraber bir Tanrı ha? Hayır, onların cogu (tevhidi) bilmiyorlar

Verse 62 — Surah An-Naml 27:62

Yoksa bunalmısa, kendisine dua (ve iltica) etdigi zaman, icabet eden, fenalıgı gideren, sizi yer (yuzunun) hukumdarları kılan mı? Allah ile beraber bir Tanrı ha? Siz ne kıt dusunuyorsunuz

Verse 63 — Surah An-Naml 27:63

Yahud o kara ve denizlerin karanlıkları icinde sizin yolunuzu dogrultmakda, rahmetinin onunde ruzgarları mujdeci gondermekde olan mı? Allah ile beraber bir Tanrı ha? Allah onların katdıkları ortaklardan cok yuce, cok munezzehdir

Verse 64 — Surah An-Naml 27:64

Yahud halkı daima yaratmakda olan, sonra onu iade edecek olan ve sizi gokden ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber bir Tanrı ha? De ki: «Eger (Allaha ortak kosmada) saadık (ve samimi) kimselerseniz getirin huccetinizi»

Verse 65 — Surah An-Naml 27:65

De ki: «Goklerde ve yerde gaybı Allahdan baska kimse bilmez. Onlar da ne zaman diriltileceklerini bilmezler

Verse 66 — Surah An-Naml 27:66

Hayır, onların bilgileri ahiret hakkında (ki bilgiye kadar uzanıb) erisememisdir. Hayır, onlar bundan sek (ve subhe) icindedirler. Hayır, onlar bundan kordurler

Verse 67 — Surah An-Naml 27:67

Kufr (ve inkar) edenler dedi (ler) ki: «Biz ve atalarımız birer toprak oldukdan sonra mı, hakıykaten biz mi mutlakaa (kabirlerinden) cıkarılanlar (tekrar diriltilecekler olacagız)»

Verse 68 — Surah An-Naml 27:68

«Andolsunki (simdi) bu tehdid bize (yapıldıgı gibi) daha once atalarımıza da yapılmısdır. Bu, evvelkilerin duzme yalanlarından baska (bir sey) degildir»

Verse 69 — Surah An-Naml 27:69

De ki: «Yerde gezin (dolasın) da gunahkarların sonu nice olmusdur, gorun»

Verse 70 — Surah An-Naml 27:70

(Habibim) onlara karsı tasalanma. Kurmakda oldukları tuzaklardan dolayı da darlıkda olma

Verse 71 — Surah An-Naml 27:71

Onlar: «Bu va´d (ve tehdid) in (tahakkuku) ne zaman? Dogrucu kimselerseniz (soyleyin)» derler

Verse 72 — Surah An-Naml 27:72

De ki: «Cabucak (gelmesini) istemekde oldugunuz (o azab) ın bir kısmı ensenize binmek uzeredir»

Verse 73 — Surah An-Naml 27:73

Suphesiz ki senin Rabbin insanlara karsı (mutlak) bir fazl (-u kerem) saahibidir. Fakat onların cogu sukretmezler

Verse 74 — Surah An-Naml 27:74

Senin Rabbin, Onların sinelerinin saklamakda olduklarını da, acıklayageldiklerini de muhakkak biliyor

Verse 75 — Surah An-Naml 27:75

Yerde ve gokde (en gizli) hicbir gaaib mustesna olmamak uzere hepsi apacık bir kitabdadır

Verse 76 — Surah An-Naml 27:76

Subhesiz ki bu Kur´an Israil ogullarına, hakkında kendilerinin ihtilaf edegeldikleri seylerin pek cogunu acıklar

Verse 77 — Surah An-Naml 27:77

Hakıykaten o, mutlak bir hidayetdir, mu´minler icin de bir rahmet

Verse 78 — Surah An-Naml 27:78

Muhakkak ki senin Rabbin onların arasındaki hukmunu yerine getirecek. O, mutlak gaalibdir, hakkıyle bilendir

Verse 79 — Surah An-Naml 27:79

O halde sen Allaha guvenib dayan. Cunku sen apacık bir hak uzerindesin

Verse 80 — Surah An-Naml 27:80

Zira subhesiz ki sen olulere duyuramazsın. Arkalarını donmus kacarlarken sagırlara da da´veti (ni) isitdiremezsin

Verse 81 — Surah An-Naml 27:81

Ve sen o korleri sapıklıklarından ayırıb hidayet verici de degilsin. Sen ayetlerimize iman edecek kimselerden baskasına (soz) dinletemezsin. Iste musluman olanlar onlardır

Verse 82 — Surah An-Naml 27:82

O soz (un ma´nası) kendilerinin aleyhinde (tahakkuk edib) vukuu (ve zuhuur) a geldigi zaman yerden bunlar icin bir dabbe cıkarırız ki bu, onlara insanların ayetlerimize kat´i bir kanaat beslemezler idigini (baslarına kakarak) soyler

Verse 83 — Surah An-Naml 27:83

(Hatırla) o gun (u ki) her ummetin ayetlerimizi yalan sayanlarından bir cemaati toplayacagız. Artık onlar (kaafilelerin ardı alınıncaya kadar) tevkıyf olunacaklardır

Verse 84 — Surah An-Naml 27:84

Nihayet (hesab yerine) geldikleri zaman (Allah) buyurur ki: «Siz benim ayetlerimi, onları hicbir bilgi ile kavramadıgınız halde (koru korune), tekzib mi etdiniz? Ne idi o ısraar ile yapdıgınız»

Verse 85 — Surah An-Naml 27:85

Zulum etdikleri sebebiyle uzerlerine o soz vukuua gelmisdir. Artık onlar soz de soyleyemeyeceklerdir

Verse 86 — Surah An-Naml 27:86

Icinde sukun (ve istiraahat) bulmaları icin geceyi, aydınlıkla gozlerini acmaları icin gunduzu yaratdıgımızı gormediler mi? Bunda iman edecek bir kavm icin elbette kat´i ibretler vardır

Verse 87 — Surah An-Naml 27:87

«Suur» a ufurulecegi gun (u) de (hatırla) ki (o gun) — Allahın diledikleri mustesna olmak uzere — artık goklerde kim var, yerde kim varsa dehsetle korkmusdur. Her biri hor ve hakıyr Ona gelmislerdir

Verse 88 — Surah An-Naml 27:88

Sen dagları gorur, onları yerinde durur sanırsın. Halbuki onlar bulut gecer gibi gecer gider. (Bu) her sey´i sapasaglam yapan Allahın san´atıdır. Subhesiz ki O, ne yaparsanız hakkıyle haberdardır

Verse 89 — Surah An-Naml 27:89

Kim iyi (bir haalet) le gelirse ona bu sayede bir hayır vardır. Onlar o gun (azab) korku (sun) dan emniyyet icindedirler

Verse 90 — Surah An-Naml 27:90

Kim de fena (bir amel) ile gelirse yuzleri atesde surtulur. Ya siz, yapdıklarının baska (turlu) siyle mi mukaabele edileceksiniz

Verse 91 — Surah An-Naml 27:91

(De ki:) «Ben ancak bu sehrin Rabbine — ki O, bunu hurmetli kılmısdır — ibadet etmemle emr olundum. Her sey Onundur. Ben muslumanlardan olmamla emr olundum»

Verse 92 — Surah An-Naml 27:92

«Ve Kur´an okumamla (emr olundum). Kim dogru yolu bulursa o yolu kendi faidesine bulmus olur. Kim de saparsa (ona) de ki: «Ben sadece fena hareketlerin korkunc aakıbetini haber verenlerdenim»

Verse 93 — Surah An-Naml 27:93

Ve: «Allaha hamd olsun de. O, size ayetlerini gosterecek de siz de bunları tanıyacaksınız. Rabbin ne yapacagınızdan gaafil degildir