Allah o Allahdır ki kendinden baska hic bir Tanrı yokdur, (O, zati, ezeli ve ebedi haayat ile) diri (ve baakıy) dir. Zatiyle, kemaliyle kaaimdir. (Yaratdıklarının her an tedbir-u hıfzında yegane haakimdir,her sey onunla kaaimdir)
(Habibim) O, sana Kitabı hak (ve) kendinden evvelkileri (de) tasdıyk edici olarak (tedricen) indirdi. Bundan evvel de Tevrat ile Incili indirmisdi (ki onlar) insanlar icin birer hidayetdi. Hak ile baatılı ayırd eden (hukum) leri de indirdi. Allanın (hak olan, mahz-ı hidayet olan) ayetlerine kufredenler (yok mu?) onlar icin pek cetin bir azab vardır. Allah cezada amansız bir gaalib-i mutlakdır
(Habibim) O, sana Kitabı hak (ve) kendinden evvelkileri (de) tasdıyk edici olarak (tedricen) indirdi. Bundan evvel de Tevrat ile Incili indirmisdi (ki onlar) insanlar icin birer hidayetdi. Hak ile baatılı ayırd eden (hukum) leri de indirdi. Allanın (hak olan, mahz-ı hidayet olan) ayetlerine kufredenler (yok mu?) onlar icin pek cetin bir azab vardır. Allah cezada amansız bir gaalib-i mutlakdır
(Habibim) sana Kitabı indiren odur. Ondan bir kısım ayetler muhkemdir ki bunlar Kitabın anası (temeli) dir. Diger bir kısmı da mutesabihlerdir. Iste kalblerinde egrilik bulunanlar sırf fitne aramak (otekini berikini sapdırmak) ve (kendi arzularına gore) onun te´viline yeltenmek icin onun mutesabih olanına tabi olurlar. Halbuki onun te´vilini Allahdan baskası bilmez, ilimde yuksek payeye erenler ise: Biz Ona inandık. Hepsi Rabbimiz katındandır» derler. (Bunları) salim akıllardan baskası iyice dusunmez
Ey Rabbimiz, bizi dogru yola iletdikden sonra kalblerimizi (Hakdan) sapdırma. Bize kendi canibinden bir rahmet ver. Subhesiz bagısı en cok olan Sensin Sen
(Onların gidisi) tıbkı Fir´avn haanedanının ve onlardan evvel gelenlerin gidisi gibidir. Onlar bizim ayetlerimizi yalanladılar da Allah da kendilerini gunahları yuzunden yakalayıverdi. Allah, cezası pek cetin olandır
(Bedir muhaarebesinde) karsılasan iki cem´iyyet hakkında sizin icin muhakkak bir ibret vardı. (Onlardan) bir cem´iyyet Allah yolunda dogusuyordu, digeri ise kafirdi. Onlar oburlerini (muslumanları) dıs gozleriyle kendilerinin iki katı olarak goruyorlardı. Allah, kimi dilerse onu yardımıyle destekler. Subhesiz bunda kalb gozleri acık olanlar icin kat´i bir ibret vardır
Kadınlara, ogullara, yıgın yıgın birikdirilmis altın ve gumuse, salma guzel atlara, (deve, sıgır, koyun, keci gibi) hayvanlara, ekinlere olan ihtiraskarane sevgi insanlar icin bezenib suslenmisdir. Bunlar, dunya hayaatının (gecici) birer faidesidir. Allah (a gelince) nihayet donub varılacak yerin butun guzelligi Onun nezdindedir
(Habibim) de ki: «Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takvaaya erenler icin Rableri katında altlarından ırmaklar akan cennetler — ki orada ebedi kalıcıdırlar —, (her seyden) temizlenmis zevceler, Allahdan da bir rızaa vardır. Allah kullarını hakkıyle gorucudur
(O takvaaya erenler): «Ey Rabbimiz, biz iman etdik. Artık bizim gunahlarımızı yarlıga ve bizi o atesin azabından koru» diyenler, sabredenler, (imanlarında) gercek olanlar, (Allaha) itaatle boyun egenler, infaak edenler, seharlarda Allahdan magfiret isteyenlerdir
(O takvaaya erenler): «Ey Rabbimiz, biz iman etdik. Artık bizim gunahlarımızı yarlıga ve bizi o atesin azabından koru» diyenler, sabredenler, (imanlarında) gercek olanlar, (Allaha) itaatle boyun egenler, infaak edenler, seharlarda Allahdan magfiret isteyenlerdir
Allah, su hakıykatı: Kendinden baska hic bir Tanrı olmadıgını, adaleti ayakda tutarak (delilleriyle, ayetleriyle) acıkladı. Melekler (bunu ikrar etdi, hakıyki) ilim saahibleri (nebiler, alimler) de (boylece inandı). Ondan baska hic bir Tanrı yokdur. (O), mutlak gaalibdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir
Hak din, Allah indinde Islamdır (muslumanlıkdır). Kitab verilenler (baska suretle degil) ancak kendilerine ilim geldikden sonra, aralarındaki ihtirasdan dolayı, ihtilafa dusdu. Kim Allanın ayetlerini inkarederse subhesiz ki Allah hesabı pek cabuk gorendir
(Habibim) seninle mucadele ederlerse (soyle) de: «Ben, bana tabi olanlarla birlikde, kendimi Allaha teslim etmisimdir», Kendilerine Kitab verilenlerle ummilere (Arab musriklerine) de deki: «Siz de Islamı (Allaha teslim olmayı) kabul etdiniz mi»? Eger Islama girerlerse muhakkak dogru yolu bulurlar. Eger yuz cevirirlerse artık sana dusen (vazife) ancak tebligdir. Allah kulları (nı) layıkıyle gorucudur
Allahın ayetlerini inkar ile kafir olanlar, haksız yere peygamberleri oldurenler ve insanların icinden adaleti emredenlerin canına kıyanlar (yok mu?) onları (Habibim) pek acıklı bir azab ile mustula
Kitabdan (Tevratdan) kendilerine bir nasıyb verilmis olanları gormedin mi ki Allahın Kitabı — aralarında hakem olmak icin — cagırılıyorlar da sonra onlardan bir zumre (o Kitaba) arkasını ceviriyor. Onlar boyle (hakıykatlerden) yuz cevirmeyi adet edinmis kimselerdir
Bunun sebebi sudur: Onlar «Sayılı gunlerden baska bize asla ates dokunmayacak» dediler. Onların uydurdukları bu sey, dinleri hususunda da (kendilerini) aldatmısdır
Onları (vukuunda) hicbir subhe olmayan bir gunde topladıgımız ve herkesin — kendilerine haksızlık edilmeyecek — (dunyada) kazandıgı tastamam odendigi zaman artık halleri nice olur
(Habibim) de ki: «Ey mulkun saahibi Allah, Sen mulku kime dilersen ona verirsin, mulku kimden dilersen ondan alırsın. Kimi dilersen onun kadrini yukseltir, kimi dilersen onu alcaltırsın. Hayr, yalınız Senin elindedir. Subhesiz ki Sen her sey´e hakkıyle kaadirsin
Mu´minler, mu´minleri bırakıb da kafirleri dostlar edinmesin. Kim bunu yaparsa (ona) Allahdan hic bir sey (hic bir yardım) yokdur. Meger ki onlardan, gelebilecek bir tehlikeden dolayı, sakınmıs olasınız. Allah size (asıl) kendisinden korkmanızı emrediyor. Nihayet gidis de ancak Allahadır
De ki: Goguslerinizin icinde olanı gizleseniz de, onu acıklasanız da Allah bilir onu. Goklerde ne var, yerde ne varsa (hepsini) O bilir. Allah hersey´e hakkıyle gucu yetendir
(Hatırlayın) o gunu ki herkes (dunyada) ne hayr islediyse karsısında (onu) hazırlanmıs bulacak, ne de kotuluk yapdıysa onunla kendi arasında uzak bir mesafe olmasını arzu edecek. Allah size (asıl) kendinden korkmanızı emreder. Allah kullarını pek cok esirgeyendir
Gercek, Allah Ademi, Nuhu, Ibrahim haanedanını, Imran ailesini — hepsi de birbirinden (gelme) tek bir zurriyyet olarak — alemlerin uzerine mumtaz kıldı. Allah hakkıyle isidici, kemaliyle bilicidir
Gercek, Allah Ademi, Nuhu, Ibrahim haanedanını, Imran ailesini — hepsi de birbirinden (gelme) tek bir zurriyyet olarak — alemlerin uzerine mumtaz kıldı. Allah hakkıyle isidici, kemaliyle bilicidir
Hani Imran´ın karısı: «Rabbim, karnımdakini azadlı bir kul olarak sana adadım. Benden olan bu (adag) ı kabul et. Subhesiz (niyazımı) hakkıyle isiden, (niyyetimi) kemaliyle bilen Sensin Sen» demisdi
Fakat onu (kız cocugunu) dogurunca, Allah onun ne dogurdugunu daha iyi bilici iken: «Rabbim, hakıykat, ben onu kız olarak dogurdum. Erkek, kız gibi degildir. Gercek ben adını Meryem koydum. Ben onu da, zurriyyetini de o taslanmıs (kogulmus) seytandan Sana sıgınır (Sana ısmarlar) ım» dedi
Bunun uzerine Rabbi onu iyi bir rızaa ile kabul etdi. Onu guzel bir nebat gibi buyutdu. Zekeriyyayi de ona (bakmıya) me´mur etdi. Zekeriyya ne zaman (kızın bulundugu) mihraaba girdiyse onun yanında bir yiyecek buldu: «Meryem, bu sana nereden (geliyor?)» dedi. O da: Bu, Allah tarafından. Subhe yokdur ki Allah kimi dilerse ona sayısız rızık verir» dedi
O, mihrabda durub namaz kılarken melekler ona (soyle) nida ettir «Gercek, Allah sana kendisinden bir kelimeyi tasdıyk edici, bir efendi, nefsine haakim ve saalihlerden bir peygamber olmak uzere Yahyayi mujdeler»
(Zekeriyya) dedi: «Rabbim, kendime hakıykaten ihtiyarlık catmıs iken, karım da bir kısır iken benim nasıl bir oglum olabilir»? (Allah): «oyle, dedi, (fakat) Allah ne dilerse yapar»
(Zekeriyya) soyledi: «Rabbim, bana (bu hususda) bir nisan ver». (Allah) dedi ki: «Senin nisanın sade bir isaretden baska insanlara uc gun soz soyleyememendir. Bununla beraber Rabbini cok an ve aksam sabah onu tesbih et»
Hani melekler: «Ey Meryem, subhesiz ki Allah sana secgin bir hususiyyet verdi. Seni tertemiz (buyutdu), Seni alemlerin kadınları uzerine mumtaz kıldı» demisdi
(Habibim) bunlar sana vahyetmekde oldugumuz gayb haberlerindendir. Meryem´i onlardan hangisi himaayesine alacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında degildin. (Bu hususda) cekisirlerken de yine yanlarında yokdun
Melekler: «Ey Meryem. Allah, kendinden bir kelimeyi sana mujdeliyor: Adı Isa, (lakabı) Mesih, (sıfatı) Meryem ogludur. Dunyada da, ahiretde de sanı yucedir. (Allaha) cok yakınlardandır da»
(Meryem) dedi ki: «Hey Rabbim, bana bir beser dokunmamısken benim nasıl cocugum olabilir?». (Allah) dedi «oyle, (Fakat) Allah ne dilerse yaratır. Bir ise hukmedince ona ancak ol der, o da oluverir»
«Onu israil ogullarına peygamber gonderecek», (Onlara diyecek ki): «Hakıykat, ben size Rabbinizden bir ayet (mucize) getirdim. Hakıykat, ben size camurdan kus bicimi gibi bir sey yapar, ona ufururum de Allahın izniyle derhal (canlı) bir kus olur. (Yine) Allanın izniyle anadan dogma koru ve abrası iyi eder, oluleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor, ne birikdiriyorsanız size haber veririm. Elbette bunlarda sizin icin, eger iman edicilerseniz, kat´i bir (er) ibret vardır»
«Onumuzdeki Tevratı tasdıyk edici olarak ve aleyhinize haram edilen ba´zı seyleri faidenize halal kılmaklıgım icin (geldim). Size Rabbinizden (peygamberligimi isbat eder) ayet (alamet, mu´cize) getirdim. Artık Allahdan korkun, bana da itaat edin»
Vaktaki Isa onlardan (ısraar ile tasan) kufru hissetdi. Dedi: Allaha (dogru giden yolda) bana yardım edecekler kim?» Havaariler: «Biziz Allahın yardımcıları. Allaha inandık. Sen de (Ey Isa) sahid ol ki biz muhakkak muslumanlarız.» dedi (ler)
«Ey Rabbimiz, Senin indirdigin (o Kitaba) inandık o peygambere de tabi´ olduk. Artık bizi (birligini ve peygamberlerini tanıyan) sahidlerle beraber yaz»
(Yahudiler gizli) hıyleye sapdılar, (Isayı ansızın oldurmiye adam ta´yin etdiler), Allah da onların o hıylekarlıklarına (oldurmek isteyeni Isaye benzetmek, kendilerine onu oldurtmek, Isayı yukarıya kaldırmak suretiyle) mukabele etdi. Allah, butun hıylekarları hakkıyle bilendir
O zaman Allah soyle de (mis) di: «Ey Isa, subhesiz ki seni oldurecek olan (onlar degil) benim, seni kendime yukseltib kaldıracak, seni kufredenlerin icinden tertemiz (kurtarıb) cıkaracak ve sana tabi olanları kıyaamet gunune kadar kufredenlerin ustunde tutacak da (benim). Sonra donusunuz (de) yalınız bana (olacak) dır. Iste (o zaman) aranızda, hakkında ihtilaf etmekde oldugunuz seylerin hukmunu ben verecegim»
Muhakkak ki Isanın haali de, (ya´ni babasız dunyaya gelisi de) Allah indinde, Ademin haali gibidir. (Allah) onu (Ademi) toprakdan yaratdı. Sonra ona «Ol» dedi, o da (can gelib) oluverdi
Artık sana (bu) ilim geldikden sonra kim seninle onun hakkında cekisirse de ki: «Gelin, ogullarımızı ve ogullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimiz ve kendinizi cagıralım, sonra (hepimiz bir arada olarak) dua ve niyaz edelim de Allahın lanetini yalancıların ustune okuyalım»
Iste (Isaya dair sana anlatılan) bu (haber) elbette en dogru bir haberin beyanıdır. Allahdan baska hic bir Tanrı yokdur. Allah hic subhesiz yegane gaalibdir. Mutlak hukum ve hikmet saahibidir O
De ki: «Ey Kitablılar (Yahudiler, Hıristiyanlar), hepiniz bizimle sizin aranızda musavi (ve adil) bir kelimeye gelin, (soyle) diyerek: «Allahdan baskasına tapmayalım. Ona hic bir sey´i es tutmayalım, Allahı bırakıb da kimimiz kimimizi Rabler (diye) tanımıyalım». (Buna ragmen) eger yine yuz cevirirlerse (o halde) deyin ki: «Sahid olun, biz muhakkak muslumanlarız»
Ey ehl-i Kitab, Ibrahim hakkında neye cekisib duruyorsunuz? Tevrat da Incil de (daha evvel degil) ancak ondan sonra indirilmisdir. (Buna da) aklınız ermiyor mu
Iste sizler onlarsınız ki hakkında (biraz) bilginiz olan seyde (haydi) cekisdiniz (diyelim, ya) hic bilgi (niz) olmayanlar hakkında haala neye cekisib duruyorsunuz? Halbuki (her sey´i) Allah bilir, siz bilmezsiniz
Hakıykat, Ibrahime insanların en yakıyni, her halde (zamanında) ona tabi olanlarla su Peygamber ve (su) iman edenlerdir. Allah, o iman edenlerin yari (yardımcısı) dır
Kitablılardan bir guruh (soyle) dedi: «Kendilerine indirilen (Kur´an-ı kerim) e iman edenlere gunduzun evvelinde inanın, ahirinde kufr (-u inkar) edin. Olur ki (mu´minler dinlerinden) donerler»
«Ve dininize tabi olandan baskasına aman vermeyin» (Habibim onlara) de ki: «Subhesiz dogru yol Allahın yoludur» (O guruh aralarında da soyle derler:) «Size verilenin benzeri hic bir kimseye verilmis olduguna, yahud onların (muslumanların) Rabbiniz indinde size karsı deliller, huccetler getireceklerine (inanmayın)». De ki: «Lutf-u inayet muhakkak Allahın elindedir. Onu kime dilerse ona verir. Allah, rahmeti bol olan, her sey´i hakkıyle bilendir»
Kitablılardan oyle kimse vardır ki kendisine bir kantar (altın) emanet etsen onu sana eksiksiz oder. oyle kimse de vardır ki ona emaneten tek bir altın versen onu — sen uzerinde ayak direyib durmadıkca — sana odemez. Bunun sebebi sudur: Onlar «Ummiler hakkında bize karsı (mes´uliyyete) bir yol yokdur» demisler (oyle fikir beslemisler) dir. Onlar Allaha karsı, kendileri de bilib durdukları halde, yalan soylerler
Hakıykat, Allaha olan ahidlerine ve yeminlerine bedel az bir bahayı (hasis bir menfeati) satın alanlar (yok mu?) Iste onlar: Onlar icin ahiretde hic bir nasıyb yokdur. Allah kıyaamet gunu onlarla konusmaz, onlara bakmaz, onları temize cıkarmaz. Onlar icin pek acıklı bir azab vardır
Ehl-i Kitabdan oyle bir guruh da vardır ki (bir sey okuyorlarmıs gibi) dillerini Kitaba dogru egib bukerler, siz onu Kitabdan sanasınız diye. Halbuki o, Kitabdan degildir. «Bu, Allah katındandır» derler, o ise, Allah katından degildir. Allaha karsı, kendileri bilib dururken, yalan soylerler
Beserden hic bir kimseye yakısmaz ki Allah kendisine Kitabı, hukmu ve peygamberligi versin de sonra o, insanlara: «Allahı bırakıb da (gelin) bana kul olun.» desin. Fakat o, «ogretmekde ve okuyub okutmakda oldugunuz Kitab sayesinde Rabbaniler olun» (der)
Allah, (gecmis) peygamberler (in) den — and olsun ki size Kitab ve hikmet verdim. Sonra da size nezdinizdeki (o Kitab ve hikmeti) tasdik eden bir peygamber gelmisdir (gelecekdir). Ona kat´iyyen iman ve ona her halde yardım edeceksiniz diye — (ahd ve) misak aldıgı zaman dedi ki «Ikraar etdiniz ve uhdenize bu agır yukumu (vecibemi) alıb kabul eylediniz mi»? Onlar (cevaben): «Ikraar etdik» dediler. (Allah) dedi ki: «Oyleyse (birbirinize ve ummetlerinize karsı) sahid olun, ben de sizinle beraber (bu ıkraarınıza) sahidlik edenlerdenim
Simdi onlar Allanın dininden baskasını mı arıyorlar? Halbuki goklerde ve yerde ne varsa (hepsi) ister istemez Ona boyun egmisdir, Nihayet de Ona dondurulup goturuleceklerdir
De ki: «Allaha iman etdik. Bize indirilen (Kur´an-ı kerim) e, Ibrahime, Ismaile, Ishaaka, Ya´kuba ve ogullarına indirilenlere, Musaya, isaya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere de (inandık) Onlardan hic biri arasında (peygamber olmaları bakımından) fark gozetmeyiz. Biz Ona (Allaha) teslim olmuslarız»
Kendilerine apacık deliller gelmis, o peygamberin subhesiz bir hak olduguna sahidlik de etmisler iken imanlarının arkasından kufre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir (Muvaffak eder)? Allah zaalimler guruhunu hidayete goturmez
Hakıykat, kufredenler ve kendileri kafir olarak olenler (yok mu?) onlardan hic birinin (bilfarz) yer yuzunu dolduracak mıkdardaki altını dahi — onu feda etse — kat´iyyen makbul olmaz. Iste onlar! Pek acıklı bir azab onların (hakkı) dır. Kendilerinin hic bir yardımcıları da yokdur
Siz, sevdiginiz seylerden (Allah yolunda) harcayıncaya kadar asla iyilige ermis (birr-u taat etmis) olmazsınız. Her ne infak ederseniz subhesiz Allah onu bilicidir
Tevrat indirilmezden evvel — Ya´kubun kendisine haram kıldıgı seylerden baska — yiyecegin her turlusu Israil ogulları icin helal idi. De ki: «Eger dogrucular iseniz Tevratı getirin de onu okuyun»
Orada apacık alametler, Ibrahimin makaamı vardır. Kim oraya girerse (taarruzdan) emin olur. Ona bir yol bulabilenlerin (gucu yetenlerin) Beyti hacc (ve ziyaret) etmesi Allahın insanlar uzerinde bir hakkıdır. Kim kufrederse subhesiz ki Allah alemlerden gani (mustagni) dir
De ki: «Ey Kitablılar, kendiniz (Islam dininin hak oldugunu Kitablarınızda okuyan) sahidler oldugunuz halde, neye iman edenleri Allah yolundan, kendiniz onda bir egrilik aramıya yellenerek, dondurmiye calısıyorsunuz? Allah ne yaparsanız gaafil degil»
Ey iman edenler, eger kendilerine Kitab verilenlerin icinden her hangi bir zumreye boyun egecek olursanız sizi imanınızdan sonra dondurub kafirler yaparlar
Halbuki siz Allaha nasıl kufreder (Onu inkar eder) siniz ki karsınızda Allanın ayetleri okunub durmakdadır. Onun peygamberi de icinizde, Kim Allaha sımsıkı tutunursa muhakkak ki dogru bir yola ile tilmisdir o
Hepiniz, topdan sımsıkı Allanın ipine sarılın. Parcalanıb ayrılmayın. Allahın, uzerinizdeki nimetini dusunun. Hani siz (birbirinizin) dusmanlar (ı) idiniz de O, kalblerinizi (Islama ısındırıb) birlesdirmisdi. Iste Onun (bu) nimeti sayesinde (din) kardesler (i) olmusdunuz ve yine siz, bir ates cukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmısdı. Iste Allah size ayetlerini boylece apacık bildiriyor. Taki dogru yola eresiniz
Sizden oyle bir cemaat bulunmalıdır ki (Onlar herkesi) hayra cagırsınlar, iyiligi emretsinler, kotulukden vaz gecirmiye calıssınlar. Iste onlar muraadına erenlerin ta kendileridir
Siz kendilerine apacık deliller, ayetler geldikten sonra parcalanıb ayrılanlar, ihtilafa dusenler gibi olmayın: iste onlar (ın haali): En buyuk azab onlarındır
O gunde ki nice yuzler bembeyaz olacak, nice yuzler de kapkara kesilecek. Yuzleri simsiyah olanlara gelince (onlara): Imanınızdan sonra kufretdiniz ha!. Iste o kufretmenize mukaabil tadın azabı» (denilir)
Siz insanlar icin (insanlıgın faidesi icin gaybdan, yahud levh-i mahfuzdan secilib) cıkarılmıs en hayırlı bir ummetsiniz. Iyiligi emreder, kotulukden vaz gecirmiye calısırsınız. (Cunku) Allaha inanıyorsunuz. Kitablılar (Hıristiyanlar ve Yahudiler) de inansaydı kendileri icin elbette hayırlı olurdu. Iclerinden (vakı´aa) iman edenler vardır. (Fakat) onların pek cogu (Hak dinden cıkmıs) faasıklardır
Onlar size ezadan baska asla bir zarar yapamazlar. Eger sizinle muhaarebe ederlerse size arkalarını donub kacarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez
Onlar (Yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar uzerlerine zillet (damgası) vurulmusdur (kurtulamazlar) Meger ki Allahın ipine ve insanların (mu´minlerin) ahdine (sıgınmıs) olsunlar. Onlar done dolasa Allahın hısmına ugradılar. Uzerlerine de bir miskinlik vuruldu. Bunun sebebi sudur: Cunku onlar Allahın ayetlerini inkar ile kafir olmuslar, peygamberleri haksız yere oldurmuslerdi. (Biz de) sudur: Cunku onlar isyan etmisler ve asırı gitmislerdi
Allaha ve ahiret gunune inanırlar, iyiligi emrederler, kotulukden vaz gecirmiye calısırlar, hayır islerinde de birbirleriyle yarıs yaparlar. Iste onlar saalihlerdendirler
Hakıykat, o kufredenler (yok mu?) onların ne malları, ne evladları kendilerinden, Allanın azabından hicbir sey´i, kaabil degil, gideremezler. Onlar cehennemin yar-u hemdemidirler. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar
Onların bu dunya hayaatında harc-u sarf edegeldiklerinin misali, kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerini vurub da mahveden, kavurucu ve soguk bir ruzgarın haali gibidir. Onlara Allah zulmetmedi. Fakat kendileri kendilerine zulmediyorlar
Ey iman edenler, kendi (din kardes) ferinizden baskasını (dost ve) sırdas edinmeyin. (Cunku) onlar size ser ve fesad yapmakda hic kusur etmezler, size sıkıntı verecek sey (ler) i arzu ederler. Hakikat, onların (kin ve) bugzları agızlarından (tasıb) meydana vurmusdur. Goguslerinde gizlemekde oldukları (dusmanlık) ise daha buyukdur. Size ayetlerimizi (kat´i suretde) acıkladık, eger dusunurseniz
Iste siz o kimselersiniz ki onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, Siz Kitab (lar) ın hepsine inanırsınız, onlarsa (yalınız) sizinle bulusdukları zaman «inandık» derler. Aralarında basbasa kaldıkları vakit da (size karsı olan) kin (lerin) den dolayı parmaklarının uclarını ısırırlar. De ki «Kininizle geberin». Subhesiz ki Allah onların sinelerindeki butun ozu hakkıyle bilicidir
Eger size bir iyilik dokunursa onları tasaya dusurur. Sayet size bir fenalık gelirse onunla sevinirler. Eger gogus gerer, sakınırsanız onların hıylekarlıkları size hic bir seyle zarar veremez. Subhe yok ki Allah, ne yaparlarsa hepsini (ilmiyle) cepcevre kusatıcıdır
Hani sen, mu´minleri muhaarebeye elverisli yerlerde ta´biye etmek uzere erkenden ailenden (Medineden) ayrılmısdın, Allah hakkıyle isidendi, (her sey´i) kemaliyle bilendi
Andolsun ki siz (adedce, silahca, binekce dusmandan daha) zaif ve dun iken Allah size «Bedir» de kafi bir zafer verdi. Allahdan sakının, taki sukretmis olasınız
Evet, siz sabr (-u sebat) eder, (itaatsizlikden) sakınırsanız, bu (nlar, ya´ni dusmanlar) da ansızın ustunuze gelecek olurlarsa Rabbiniz size nisanlı bes bin melekle imdad edecekdir
Allah bu (imdadı) size, baska degil, sırf (zaferin) bir mujde (si) olsun, kalbleriniz onunla yatıssın diye yapdı. (Yoksa) nusret (ve zafer) ancak yegane gaalib ve yegane hukm ve hikmet saahibi olan Allah canibindendir
(Bir de Allah bu imdadı) kufredenlerden ileri gelenleri (n kafasını) kessin, yahud onları tepesi asagı getirsin de (geri kalanlarda) emellerine kavusamayan (bedbaht) lar olarak donub gitsinler diye (yapdı)
(Kullarımın) is (in) den hic bir sey sana aid degildir. (Allah) ya onların tevbesini kabul eder, yahud onları, kendileri zalim (kimse) ler oldukları icin, azablandırır
Onlar (O takvaa sahipleri) bollukda ve darlıkda infaak edenler, ofkelerini yutanlar, insanlar (ın kusurların) dan, afv ile, gecenlerdir. Allah iyilik edenleri sever
Ve cirkin bir gunah isledikleri, yahud nefslerine zulmetdikleri vakit Allahı hatırlayarak hemen gunahlarının yarlıganmasını isteyenlerdir. Gunahları Allahtan baska kim yarlıgar? Bir de onlar isledikleri (gunah) uzerinde, bilib dururlarken ısrar etmeyenlerdir
Iste onlar (boyle). Onların mukafatı Rablerinden bir yarlıgama ve altından ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalıcıdırlar. (Boyle) yapanların mukafatı ne guzeldir
Gercek sizden evvel bir cok vak´alar, seriatler gelib gecmisdir. Onun icin yer yuzunde gezin, dolasın da (peygamberleri) yalan sayanların akıbeti nice oldu gorun
Eger size («Uhud» de) bir yara degmis bulunuyorsa («Bedir»de) o kavme de o kadar yara degmisdir. O gunler (oyle gunlerdir ki) biz onları insanlar arasında (gah lehlerine, gah aleyhlerine olmak uzere elden ele ve nobetlese nobetlese) dondurur dururuz. (Bu da) Allahın (ezeldeki) ilmini iman edenlere acıklaması, icinizden sehidler edinmesi, mu´minleri tertemiz yapıb kafirleri (murdar olumle) helak etmesi icindir. Allah zalimleri sevmez
Eger size («Uhud» de) bir yara degmis bulunuyorsa («Bedir»de) o kavme de o kadar yara degmisdir. O gunler (oyle gunlerdir ki) biz onları insanlar arasında (gah lehlerine, gah aleyhlerine olmak uzere elden ele ve nobetlese nobetlese) dondurur dururuz. (Bu da) Allahın (ezeldeki) ilmini iman edenlere acıklaması, icinizden sehidler edinmesi, mu´minleri tertemiz yapıb kafirleri (murdar olumle) helak etmesi icindir. Allah zalimleri sevmez
Yoksa siz - Allah icinizden savasanlar (la savasmayanlar) ı belli etmeden - sebat edenler (le etmeyenler) i belli etmeden cennete girivereceginizi mi sandınız
Muhammed bir peygamberden baska (bir sey) degildir. Ondan evvel daha nice peygamberler gelib gecmisdir. Simdi o, olur yahud oldurulurse okcelerinizin ustunde (gerisin geri) mi doneceksiniz? Kim (boyle) iki okcesi uzerinde (ardına) donerse elbette Allaha hic bir seyle zarar yapmıs olmaz. Allah sukur (ve sebat) edenlere mukafat verecekdir
Allahın izni (emri ve kazaası) olmadıkca hic bir kimseye olmek yokdur. O, va´desiyle yazılmıs bir yazıdır. Kim dunya menfaatini dilerse kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da bundan veririz. Biz sukredenleri mukafatlandıracagız
Nice peygamber (gelib gecmisdi ki) maiyyetinde bir cok alimler muhaarebe etdi de Allah yolunda kendilerine gelen (belalar) dan dolayı ne gevseklik, ne za´f gostermediler, (dusmana) boyun da egmediler. Allah sabr (-u sebat) edenleri sever
Iste onların sozu : «Ey Rabbimiz, bizim gunahlarımızı ve isimizdeki taskınlıgımızı yarlıga. (Muharebede) ayaklarımızı iyice diret. Kafirler guruhuna karsı bize yardım et» demelerinden baska bir sey degildi
Ey iman edenler, eger kufr (-u inkar) edenlere itaat ederseniz sizi okcelerinizin ustunde (gerisin geri kufre) cevirirler de (dunyada da, ahiretde de) buyuk zarara ugrayanların haaline donersiniz
Hakkında Allanın hic bir huccet indirmedigi seyleri Ona es tanıdıklarından dolayı kufr (ve inkar) edenlerin kalblerine korku salacagız. Onların yurdları atesdir. Zalimlerin donub varacagı yer ne kotudur
Andolsun ki Allahın size olan va´di Onun izn (-u keremi) ile onları (dusmanları kolayca) olduregeldiginiz, hatta sevmekde oldugunuz (zafer) i de size gosterdigi zamana kadar — yerine gelmisdi. (Sonra) siz yılgınlık gosterdiniz, isyan etdiniz, (verilen) emir hakkında cekisdiniz. Icinizden kimi dunyayı istiyor, (yine) icinizden kimi ahireti diliyordu. Sonra Allah size ibtila vermek icin sizi onlardan geri cevirdi. (Bununla beraber) sizi muhakkak bagısladı da. Zaten Allah mu´minlere bol lutf-u inayet saahibidir
O vakit siz, (harb meydanından) boyuna uzaklasıyor, bir kimseye donub bakmıyordunuz. Peygamber ise arkanızdan sizi cagırıyordu. Bunun uzerine (Allah) sizi keder ustune kederle cezalandırdı. (Allahın sizi afvetmesi) ne elinizden gidene, ne de basınıza gelene esef etmemeniz icindir. Allah ne yaparsanız hakkıyle haberdardır
Sonra o kederin ardından (Allah) uzerinize oyle bir eminlik, oyle bir uyku indirdi ki o, icinizden bir zumreyi ortub buruyordu. Bir zumre de canları sevdasına dusmusdu. Allaha karsı cahiliyyet zannı gibi hakka aykırı bir zan besliyorlar ve: «Bu isden bize ne?» diyorlardı. De ki: (Habibim), «Butun is Allahındır». Onlar sana acıklamayacaklarını iclerinde saklıyorlar, diyorlar ki: «Bize bu isden bir sey (bir pay) olsaydı burada oldurulmezdik». Soyle de: «Siz evlerinizde olsaydınız bile uzerlerine oldurulmesi yazılmıs (takdir edilmis) olanlar yine muhakkak yatacakları (oldurulecekleri) yerlere cıkıb gidecekdi. (Allah bunu) goguslerinizin icindekini yoklamak, yureklerinizdekini temizlemek icin (yapdı). Allah, siynelerdeki ozu hakkıyle bilendir
Hakıykat, iki ordu karsılasdıgı gun icinizden geri donenler (yok mu?), onları, irtikab etdikleri ba´zı seyler yuzunden, ancak seytan kaydırmak istedi. Andolsun Allah (yine) onları afvetdi. Cunku Allah subhesiz cok yarlıgayıcıdır, halimdir (Ukuubetde, cezada acele edici degildir)
Ey iman edenler, siz, o kufredib de yer yuzunde seyaahat ve seferde, yahud gazada bulundukları zaman (olen) kardesleri hakkında: «Bizim nezdimizde olsalardı olmezler, oldurulmezlerdi» diyenler gibi olmayın. Allah bunu onların yureklerinde akıbet, dag-ı derun yapdı. Allah hem diriltir, hem oldurur. Allah ne yaparsanız, hakkıyla gorendir
Andolsun, eger Allah yolunda oldurulur veya olurseniz Allanın bir yarlıgaması ve esirgemesi onların toplayacakları (butun) seylerden (dunyalıklarından) elbet daha hayırlıdır
(O vakit) sen Allahdan bir esirgeme sayesindedir ki onlara yumusak davrandın. Eger (bilfarz) kaba, katı yurekli olsaydın onlar etraafından her halde dagılıb gitmislerdi bile. Artık onları bagısla (Allahdan da) gunahlarının yarlıganmasını iste. Is hususunda onlarla musavere et. Bir kerre de azmetdin mi artık Allaha guvenib dayan. Cunku Allah kendine guvenib dayananları sever
Allah size yardım ederse artık sizi yenecek yokdur. Sizi yardımsız bırakırsa ondan sonra size yardım edebilecek kimdir? Mu´minler ancak Allaha guvenib dayanmalıdır
Bir peygamber icin emanete (yahud ganimet malına) hainlik etmek? (Bu) olur sey degil. Kim boyle hainlik eder (ganimet ve ammeye aid hasılatdan bir sey asırır, gizler) se kıyaamet gunu hainlik etdigi o sey (in gunahını) yuklenerek gelir. Sonra herkes ne etdi, ne kazandıysa (mucazat veya mukafatı) eksiksiz odenir. Onlar haksızlıga ugratılmazlar
Onlar (Allahın rızasına tabi olanlar) ise Allah indinde derece derecedir. Allah, (Emin olanları da, hainlik edenleri de) ne yaparlarsa hakkıyle gorucudur
Andolsun ki mu´minler daha evvel apacık ve kat´i bir sapıklık icinde bulunuyorlarken Allah, iclerinden ve kendilerinden onlara — ayetlerini okur, onları tertemiz yapar, onlara Kitab ve hikmeti ogretir —bir peygamber gondermis oldugu icin buyuk bir lutufda bulunmusdur
Size (Bedirde) onlara iki katını baslarına getirdiginiz bir bela (Uhudde) kendinize catmıs oldugu icin mi «Bu, nereden (geldi)» dediniz? De ki: «O, kendi katınızdandır». Suphesiz ki Allah her sey´e hakkıyle kaadirdir
Munafık olanları da acıga vurması icindi, Berikilere: «Gelin. Allah yolunda muhaarebe edin, yahud (hic olmazsa dusmanın kendinize ve ailelerinize saldırmasını) onleyin» denildi, de: «Biz muharebe etmeyi bilseydik elbette arkanızdan gelirdik» dediler. Onlar o gun imandan ziyade kufre yakındılar. Agızlarıyle kalblerinde olmayanı soyluyorlardı. Onlar ne gizlerlerse Allah cok iyi bilicidir
Kendileri (evlerinde) oturarak kardeslerine: «Eger bizi dinleselerdi olmeyeceklerdi» diyen o adamlara de ki: «oyle ise kendi nefislerinizden olumu geri cevirin, eger dogrucu (adam) larsanız»
Allah yolunda oldurulenleri sakın oluler sanma. Bil´akis onlar Rableri kafında diridirler. (Oyle ki Allahın) lutf-u inayetinden, kendilerine verdigi (sehidlik mertebesi) ile hepsi de sad olarak (cennet ni´metleriyle) rızıklanırlar.. Arkalarından henuz onlara katılamayan (sehid dindas) lar (ı) hakkında da: «Onlara hic bir korku yokdur. Onlar mahzun da olacak degillerdir» diye mujde vermek isterler
Allah yolunda oldurulenleri sakın oluler sanma. Bil´akis onlar Rableri kafında diridirler. (Oyle ki Allanın) lutf-u inayetinden, kendilerine verdigi (sehidlik mertebesi) ile hepsi de sad olarak (cennet ni´metleriyle) rızıklanırlar.. Arkalarından henuz onlara katılamayan (sehid dindas) lar (ı) hakkında da: «Onlara hic bir korku yokdur. Onlar mahzun da olacak degillerdir» diye mujde vermek isterler
Kendilerine yara isaabet etdikden sonra yine Allanın ve Peygamberin da´vetine icabet edenler, (hele) iclerinden iyilik yapanlar ve (fenalıkdan) sakınanlar icin pek buyuk mukafat vardır
Onlar oyle kimselerdir ki halk kendilerine: («dusmanlarınız olan) insanlar size karsı ordu hazırladılar, o halde onlardan korkun» dedi de bu (soz) onların imaanını artırdı ve: «Allah bize yeter. O, ne guzel vekildir dediler
Bunun uzerine kendilerine hic bir fenalık dokunmadan Allahdan ni´met (afiyet ve selamet) ve fazl (-u ticaret) ile geri geldiler. (Bu suretle) Allanın rızaasına da uymus bulundular. Allah, cok buyuk lutf-u inayet saahibidir
(Size o haberi getiren adam) mutlakaa (sizi) kendi dostlarından korkutmakda olan o seytandır. Oyle ise siz onlardan (onun dostlarından) korkmayın, benden korkun, eger iman etmis (kimse) lerseniz
(Habibim) o kufre kosusanlar seni mahzun etmesin. Cunku onlar Allaha hic bir seyle zarar veremezler. Allah onlara ahiretde bir nasıyp vermemeyi irade eder, Onlar icin pek buyuk bir azap vardır
O kufredenler kendilerine zaman (ve meydan) vermenizi nefisleri icin zinhar hayırlı sanmasın (lar). Onlara fırsat verisimiz, ancak gunah (larm) ı artırmaları icindir. Onlara hor ve hakıyr edici bir azab vardır
Allah mu´minleri sizin uzerinde bulundugunuz (su halde) bırakacak degildir. Nihayet murdarı temizden ayıracakdır. (Bununla beraber) Allah size gaybı da bildirecek degildir. Fakat Allah, peygamberlerinden kimi dilerse onu secer (gaybe onu muttali´ kılar). Onun icin siz Allaha ve peygamberlerine inanın. Eger inanır ve (gunahlardan) sakınırsanız size de cok buyuk mukafat vardır
Allahın fazl (-u kereminden) kendilerine verdigini (sarf-u infakda) cimrilik edenler zinhar bunun, kendileri icin bir hayır oldugunu sanmasın (lar). Bilakis bu, onlar icin bir serdir. Onların cimrilik etdikleri sey kıyaamet gunu boyunlarına dolanacakdır. Goklerin ve yerin mirası Allahındır. Allah ne yaparsanız (hepsinden) hakkıyle haberdardır
«Hakıykat, Allah fakirdir. Biz zenginleriz» diyenlerin lafını andolsun ki Allah isitmisdir, Soyledikleri (o sozu) haksız yere peygamberleri oldurmeleriyle beraber yazacagız ve diyecegiz ki: «Tadın o yangın azabını»
«Hakıykaten, Allah hic bir peygambere — o, (gokden inecek) atesin yiyecegi bir kurban getirinceye kadar — iman etmememizi bize emretdi» diyen (Yahudi) ler (e) de ki: «Size benden evvel nice peygamberler apacık deliller ve mu´cizelerle beraber o dediginizi de elbet getirmisdi. O halde (sozu) dogru (insan) lar idiniz de onları neye oldurdunuz»
(Habibim) onlar seni (n tebliglerini) yalan sayarlarsa senden evvel o apacık mu´cizeleri, Sahifeleri ve nur verici Kitab (lar) ı getiren peygamberler de yalana cıkarılmısdır
Her can olumu tadıcıdır. Ecirleriniz (yapdıklarınızın karsılıkları) muhakkak kıyaamet gunu tastamam verilecekdir. (O vakit) kim o atesden uzaklasdırılıp cennete sokulursa artık o, muhakkak muraadına ermis olur. (Bu) dunya hayaatı aldanma metaından baska (bir sey) degildir
Andolsun ki mallarınız ve canlarınız hususunda imtihaana cekileceksiniz. Sizden evvel kendilerine Kitab verilenlerden ve Allaha es tanıyanlardan da her halde incitici bircok (laflar) isideceksiniz. Eger katlanır, sakınırsanız iste bu, haadiselere karsı (gosterilmis) bir azm (-u metanet) dendir
Allah bir zaman kendilerine Kitab verilenlerden «Onu (Celalim hakkı icin) behemehal insanlara acıklayıb anlatacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz» diye te´minat almısdı. Onlar ise o sozu sırtlarının arkasına atdılar. Onun mukaabilinde az bir menfeati satın aldılar. Musteri oldukları o sey ne kotudur
Getirdikleriyle (etdikleri kotuluklerle) kıvanan, yapmadıkları ile de ogutmelerini arzu eden o kimseler (yok mu?) onların azabdan kurtulacak (selamet) bir yerde bulunacaklarını zinhar sanma, zinhar sanma. Onlara pek acıklı bir azab vardır
Hakıykat, goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelisinde (ve uzayıb kısalmasında) temiz akıl saahibleri icin elbet ibret verici deliller vardır
Onlar (o salim akıl saahibleri oyle insanlardır ki) ayakda iken, otururken, yanları ustunde (yatar) iken (hep) Allahı hatırlayıp anarlar ve goklerin, yerin yaradılısı hakkında inceden inceye dusunurler. (Imal-i fikr edenler ve soyle derler:) «Ey Rabbimiz. Sen bunları bosuna yaratmadın. Sen (bundan) pak ve munezzehsin. Bizi atesin azabından koru»
«Ey Rabbimiz, dogrusu biz «Rabbinize inanın» diye (insanları) imaana cagıran bir da´vetciyi isidib hemen imaana geldik. Ey Rabbimiz, artık bizim gunahlarımızı yarlıga. Kusurlarımızı ort, canımızı da iyilerle beraber al»
«Ey Rabbimiz, senin peygamberlerine karsı bize va´d etdiklerini ver bize. Kıyaamet gunu yuzumuzu kara cıkarma. Subhe yok ki Sen asla sozunden donmezsin»
Nihayet Rableri onlar (ın duaların) a (soyle) icabet etdi: «icinizden gerek erkek, gerek kadın — ki kiminiz kiminizden (haasıl olmadır) — (hayırlı) bir is yapanın amelini ben elbette bosa cıkarmayacagım, iste hicret edenlerin, yurdlarından cıkarılanların, benim yolumda iskenceye, hakaarete, ziyana ugrayanların, muhaarebe edenlerin ve oldurulenlerin de, andolsun suclarını ortecegim ve andolsun, Allah canibinden bir mukafat olmak uzere, onları altından ırmaklar akar cennetlere de sokacagım. (Daha buyuk ve) guzel mukafat ise Allanın yanındadır
Fakat Rablerinden korkanlar (oyle mi ya)? Altlarından ırmaklar akan cennetler — kendileri icinde ebedi kalmak, Rableri katından verilecek nice ziyafetlere de konmak uzere — hep onların. Allahın nezdinde olan (ni´metler) iyiler icin daha hayırlıdır
Hakıykat, Kitablılar icinde Allaha ve hem size indirilene hem kendilerine indirilene — Allaha buyuk saygı gosteren (kimse) ler olarak — inananlar da vardır elbet. Onlar Allahın ayetlerine mukabil az bir bahayı (hasis bir menfaati) satın almazlar. Iste onlar (oyle). Onlara Rableri indinde (nice) ecirler vardır. Allah, hesabını pek cabık gorendir, muhakkak