(Bu) kitabın indirilmesi; O mutlak gaalib, O (her sey´i) hakkıyle bilen, (mu´minlerin) gunahı (nı) yarlıgayan, tevbesini kabul eden, (kafirler ve muhaalifler icin) azabı cetin, (ariflere) fazl (-u kerem) saahibi olan Allahdandır. Ondan baska hicbir Tanrı yokdur. Donus ancak Onadır
(Bu) kitabın indirilmesi; O mutlak gaalib, O (her sey´i) hakkıyle bilen, (mu´minlerin) gunahı (nı) yarlıgayan, tevbesini kabul eden, (kafirler ve muhaalifler icin) azabı cetin, (ariflere) fazl (-u kerem) saahibi olan Allahdandır. Ondan baska hicbir Tanrı yokdur. Donus ancak Onadır
Allahın ayetleri hakkında kufur (ve inkar) edenlerden baskası mucadele etmez. Simdilik (Habibim) onların sehirler icinde donub dolasması seni aldatmasın
Onlardan evvel Nuuh kavmi de, bunlardan sonraki suru suru fırkalar da (peygamberlerini) yalan saydı (lar). (Bunlardan) her ummet, kendi peygamberlerini yakalamayı kasdetdi. Hakıykatı olmayan (seyler) le hakkı yok edebilmeleri icin savasıb durdular. Neticede ben de onları tutub yakaladım. Iste (bak) benim azabım nice imis
Arsı yuklenen, bir de onun etrafında bulunan (melekler) Rablerini hamd ile (tenzih ve) tesbih ederler. Ona iman ederler. Mu´minlerin de yarlıganmasını (soylece) isterler: «Ey Rabbimiz, Senin rahmetin ve ilmin hersey´i kusatmısdır. O halde tevbe edenleri, senin yoluna uyub gidenleri yarlıga, onları cehennem azabından koru»
«Ey Rabbimiz, onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden saalih olanları da — kendilerine va´d etdigin — Adn cennetlerine sok. Yegane gaalib, hukum ve hikmet saahibi olan subhesiz ki Sensin Sen»
«Bir de onları (bu dunyada) her turlu fenalıklardan koru. Sen kimi kotuluklerden korursan o gun muhakkak ki onu rahmet (ine mazhar) etmissindir». Bu, en buyuk necat ve seadetin ta kendisidir
Kufredenlere (melekler tarafından) nida edilir: «Allahın bugzu, sizin kendinize olan bugzunuzdan elbet daha buyukdur. Cunku siz (dunyada) imana da´vet olunuyordunuz da kufur (de ısraar) ediyordunuz»
Dediler: «Ey Rabbimiz, bizi iki (defa) oldurdun. Iki (defa) da diriltdin. Iste gunahlarımızı (bilib) i´tiraaf etdik. Fakat (soyle) bir cıkmıya bir yol var mı»
Bunun sebebi sudur: Bir olarak Allaha dua edildigi zaman siz kufretdiniz. Eger Ona es katılırsa tasdıyk ediyordunuz. Artık hukum, O cok yuce, O cok buyuk Allahındır
Ki O, ayetlerini size gostermekde, sizin icin gokden rızık indirmekde olandır. (Sirkden tevbe ile imana) donecek kimseden baskası (ayatı Hakdan) ibret almaz
O (kavusma) gun (u) onlar (kabirlerinden fırlayıb) cıkarlar Onlardan (saadır olan) hicbir sey Allaha gizli kalmaz. (Allah buyurur:) «Bugun mulk kimindir»? (Yine kendisi cevab verir:) «Bir olan, (her sey´e haakim ve) kahhar olan Allahındır»
Onlara o yakın gunun tehlikesini anlat. O zaman yurekleri — gamla dolu ve herkes ebsem olarak — ta gırtlakların yanındadır. Zaalimlerin ne musfik bir yakın, ne de (sefaati) dinlenebilecek bir aracısı yokdur
Allah, hak (ve adalet) le hukmeder. Onu bırakıb tapdıkları ise hicbir sey´e hukm etmezler. Subhesiz Allah, O, (bunların sozlerini) hakkıyla isiden, (yapdıklarını) kemaliyle gorendir
Onlar yer (yuzun) de gezib dolasmadılar mı ki kendilerinden evvelkilerin akıbetinin nice olduguna baksınlar? Onlar kuvvet ve yer (yuzun) deki eserleri i´tibariyle bunlardan daha ustundu. Boyle iken Allah onları gunahları yuzunden yakaladı. Onları Allah (ın azabın) dan bir koruyan da olmadı
Bunun sebebi su idi: (Cunku) peygamberleri kendilerine apacık mu´cizeler getire dursun, onlar kufretdiler. Allah da kendilerini tutub yakalayıverdi. Cunku O, hersey´e kaadirdir, azabı pek cetindir
Iste o, tarafımızdan kendilerine hakkı getirince: «Onunla beraber iman edenlerin ogullarını oldurun. (Yalnız) kadınları diri bırakın» dediler. Kafirlerin duzeni heder olmakdan baska (bir sey´e mahkum) degildir
Fir´avn ailesinden olub imanını gizlemekde bulunan bir mu´min (soyle) dedi: «Siz bir adamı, Rabbin Allahdır demesiyle oldurur musunuz? Halbuki o, size Rabbinizden apacık mu´cizeler de getirmisdir. Bununla beraber, eger o, bir yalancı ise yalanı kendisine. Eger dogrucu ise sizi tehdid edegeldigi (azab) ın bir kısmı olsun (gelir) sizi carpar. Subhesiz Allah, haddi asan, (iddiasında) cok yalancı olan kimseyi muvaffak etmez»
«Ey kavmim, bugun bu yerde, siz gaalib (kimse) ler olmak uzere, mulk sizindir. Fakat Allahın hısmı bize gelib catarsa kim bize yardım eder»? Fir´avn dedi ki: «Ben size hangi re´yde bulunuyorsam ondan baskasını isaret etmiyorum. Size dogru yolun hilafını da gostermiyorum»
Mu´min olan (o zat) dedi ki: «Ey kavmim, hakıykat ben o surusuru fırkaların gunune misal (vermeniz) den, Nuuh kavminin, Aad´in, Semudun ve daha sonrakilerin haali gibi (bir maceraye sapıb felakete ugramanızdan) korkuyorum. (Yoksa) Allah kullarına bir zulum dileyecek degildir»
Mu´min olan (o zat) dedi ki: «Ey kavmim, hakıykat ben o surusuru fırkaların gunune misal (vermeniz) den, Nuuh kavminin, Aad´in, Semudun ve daha sonrakilerin haali gibi (bir maceraye sapıb felakete ugramanızdan) korkuyorum. (Yoksa) Allah kullarına bir zulum dileyecek degildir»
«(O gun, hesab yerini) arkanızda bırakıb (cehenneme) doneceginiz gundur. (O gun) sizi Allah (ın azabın) dan hicbir kurtarıcı yokdur. Allah kimi sasırtırsa onun yolunu bir dogrultucu da yokdur»
«Andolsun, (Musadan) evvel Yusuf da size apacık burhanlar getirmisdi. O vakit da onun size getirdigi seyler hakkında subhe edib durmusdunuz. Hatta o vefat edince de dediniz ki: «Bundan sonra Allah asla bir peygamber gondermez». Iste Allah, o haddi asan subheci kimseleri boyle sasırtır
«Onlar, kendilerine gelmis hicbir huccet olmadıgı halde Allahın ayetleri hakkında mucadele edenlerdir. Gerek Allah indinde, gerek iman edenler katında (buna) bugz buyumusdur. Allah, buyukluk taslayan her zorbanın kalbini iste boyle muhurler»
Fir´avn (soyle) dedi: «Ey Hakan, benim icin yuksek bir kule yap. Olur ki ben o yollara, goklerin yollarına ulasırım da Musanın Tanrısına yukselib cıkarım! Ben onu mutlak bir yalancı sanıyorum a». Iste bu suretle Fir´avnın kotu amel (ve hareket) i suslendirildi. O, yoldan sapdırıldı. Fir´avnın duzeni, baska degil ancak husranda idi
Fir´avn (soyle) dedi: «Ey Hakan, benim icin yuksek bir kule yap. Olur ki ben o yollara, goklerin yollarına ulasırım da Musanın Tanrısına yukselib cıkarım! Ben onu mutlak bir yalancı sanıyorum a». Iste bu suretle Fir´avnın kotu amel (ve hareket) i suslendirildi. O, yoldan sapdırıldı. Fir´avnın duzeni, baska degil ancak husranda idi
«Kim bir kotuluk islerse onun bunun benzerinden baskasıyle karsılık yapılmaz. Kim de — erkek olsun, kadın olsun, (fakat) o mu´min olarak — iyi amel (ve hareket) de bulunursa iste onlar, kinde hesabsız rızıklara kavusdurulmak uzere, cenete girerler»
«Siz beni Allaha kufredeyim, (rububiyyetini) hicbir suretle tanımadıgım nesneleri Ona ortak tutayım diye cagırıyorsunuz. Ben ise sizi O mutlak Kaadire, O cok Yarlıgayıcıya da´vet ediyorum»
«Sizin beni mutlakaa (tapmıya) da´vet etdiginizin dunyada da, ahiretde de hakkaa ki hicbir da´vet (e salahiyyet) i yokdur. Hakıykatda hepimizin donub gidisimiz Allahadır. Haddi asanlar ates yaranının ta kendileridir»
(Azabdan biri de) atesdir ki onlar buna sabah, aksam arzolunacaklar, kıyametin kopacagı gun de «Fir´avn haanedanını azabın en cetinine sokun» (denilecek)
(Kafirler) atesin icinde birbiriyle huccetler goster (erek cekis) irlerken zaif olanlar o buyukluk taslayanlara «Biz, sizin tebeanızdık. Simdi siz atesden bir cuz´unu olsun bizden savabilir misiniz?» der(ler)
O buyukluk satanlar (soyle) dediler (diyecekler): «biz (de, siz de) hepimiz bunun icindeyiz. Subhe yok ki Allah kulları arasında (verecegi) hukmu verdi»
Andolsun ki biz Musaya hidayeti verdik. (Kendisinden sonra) Israil ogullarına da — hem dogru yolun rehberi, hem temiz akıl saahibleri icin bir ogud olmak uzere — kitabı miras bırakdık
Andolsun ki biz Musaya hidayeti verdik. (Kendisinden sonra) Israil ogullarına da — hem dogru yolun rehberi, hem temiz akıl saahibleri icin bir ogud olmak uzere — kitabı miras bırakdık
Kendilerine gelmis kat´i bir delil (ve salahiyyet) olmaksızın (koru korune) Allahın ayetleri hakkında mucadele edenlerin goguslerinde, hic subhe yok ki, asla yetisemeyecekleri bir buyukluk (hevesin) den baska bir sey yokdur. Hemen sen (onların serrinden) Allaha sıgın. Cunku O, (dediklerini) bizzat isiden, (yapdıklarını) hakkıyle gorendir
Rabbiniz (soyle) buyurdu: «Bana dua edin. Size icabet (ve duanızı kabul) edeyim. Cunku bana ibadetden buyukluk taslay (ıb uzaklas) anlar hor ve hakıyr cehenneme gireceklerdir»
Allah, sizin icin, icinde dinlenesiniz diye geceyi, gor (ub islenmeniz (e vaasıta) olarak gunduzu yaratandır. Subhesiz ki Allah insanlar uzerinde lutf-u inayet saahibidir. Fakat insanların cogu sukretmezler
Allah, sizin (faideniz) icin yeri bir karar (gah), gogu bir bina (kubbe) yapan, size suret veren,. sonra suretlerinizi guzellestiren, en temiz ve guzel seylerden sizi rızıklandırandır. Iste Rabbiniz olan Allah budur. Demek, alemlerin Rabbi ne yucedir
O, daima yasayandır. Ondan baska hicbir Tanrı yokdur. O halde Ona, dininde ihlas (ve samimiyyet) erbabı olarak, «Hamd olsun, kainatın Rabbi olan Allaha» (diyerek) dua edin
(Habibim) de ki: Bana Rabbimden (akli delilleri takviye eden o) apacık (ilahi) deliller gelince o sizin Allahı bırakıb tapdıklarınıza kulluk etmekligimden (te´kiden ve) kat´i olarak, men´edildim. Alemlerin Rabbine teslim olmaklıgım emrini aldım»
Ki, O sizi bir toprakdan, sonra bir meniden, sonra bir kan pıhtısından yaratıb sonra bebek olarak cıkaran, sonra sizi gudu kuvvetli bir caga erismeniz icin, sonra da ihtiyarlar olmanız icin yasatan dır. Icinizde kimi de daha evvel oldurulmekdedir. (Allah, yasatmayı) muayyen bir vakta (ecele) ulasmanız ve, olur ki, aklınızı kullanmanız icin (yapar)
Sonra onlara «Allahı bırakıb da (Ona) ortak tutageldiginiz (putlar) nerede?» denilecek. Onlar da «Bizden uzaklasıb gaaib oldular. Daha dogrusu biz bundan evvel zaten hicbir sey´e tapmazdık» diyecekler. Iste Allah, kafirleri boyle sasırtır
Sonra onlara «Allahı bırakıb da (Ona) ortak tutageldiginiz (putlar) nerede?» denilecek. Onlar da «Bizden uzaklasıb gaaib oldular. Daha dogrusu biz bundan evvel zaten hicbir sey´e tapmazdık» diyecekler. Iste Allah, kafirleri boyle sasırtır
Size olan bu (azab) sunlardır: (Cunku) siz yer (yuzun) de haksız yere sımarıklık ediyor, (ahırdan cıkmıs hayvanlar gibi cılgınca) taskınlık gosteriyordunuz
Onun icin sen (Habibim) sabret. Subhesiz Allahın va´di bir gercekdir. Binnetice ya onlara etmekde oldugumuz tehdidi (n tehakkukunu) kısmen sana gosterecegiz, yahud seni kendimize alacagız. Nihayet onlar ancak bize dondurulub getirileceklerdir
Andolsun ki senden evvel de peygamberler gonderdik. Onların icinden sana kıssalarını anlatdıgımız kimseler de var, sana bildirmedigimiz kimseler de var. Hicbir peygamber, Allahın izni olmaksızın, herhangi bir ayeti kendiliginden getiremez. Allahın emri gelince de hak (ve adalet) le hukmolunur. Bihude laf soyleyenler iste burada husrana dusmusdur
Onlarda size (daha baska) faideler (de) vardır. Goguslerinizdeki bir haacete ermeniz icin onların ustune biniyorsunuz. (Karada) onların uzerinde, (denizde) gemilerin ustunde tasınıyorsunuz
Ya onlar yer (yuzun) de gezib dolasmadılar mı ki kendilerinden evvelkilerin akıbeti nice olmusdur, baksınlar? Hem onlar bunlardan daha cokdu. Kuvvetce ve yer (yuzun) deki eserlerce de daha guclu ve satvetli idi (ler). Fakat kazanır oldukları seyler kendilerine asla faide vermedi
Oyle ya, kendilerine peygamberleri apacık mu´cizeler getirince onların nezdindeki ilme karsı (eglenerek) sımarıklık gosterdiler de hakkında istihza edegeldikleri sey kendilerini cepcevre kusatıverdi
Fakat hısmımızı gordukleri zaman imanları faide verecek degildi. Allahın, kulları hakkında cari olagelen adeti (budup). Iste kafirler burada husrana ugradı