Turkish

Translation: tur-ibnikesir-la

Author: Ibni Kesir

Fâtiha

Surah 1

[1] Rahman, Rahim olan Allah´ın adıyla

[2] Hamd; alemlerin Rabbı Allah´a mahsustur

[3] Rahman´dır, Rahimdir

[4] Din gununun malikidir

[5] Yalnız Sana ibadet ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz

[6] Bizi dosdogru yola ilet

[7] Nimete erdirdiklerinin yoluna, gazaba ugrayanların ve dalalete dusenlerinkine degil

Bakara

Surah 2

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Iste bu kitab, onda hic bir suphe yoktur, muttekiler icin hidayettir

[3] Onlar ki gayba inanırlar. Namazı kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdigimiz seylerden de infak ederler

[4] Onlar ki sana indirilene de, senden once indirilmis olanlara da inanırlar. Ve onlar ahireti de yakınen tanırlar

[5] Iste onlar, rablarından bir hidayet uzeredirler ve iste onlar, felaha erenlerdir

[6] Suphesiz ki o kufretmis olanları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar

[7] Allah onların kalblerini ve kulaklarını muhurlemistir. Gozlerinin uzerinde bir perde vardır ve onlar icin buyuk bir azab vardır

[8] Insanlardan oyleleri vardır ki inanmadıkları halde Allah´a ve ahiret gunune inandık, derler

[9] Allah´ı da, iman edenleri de aldatmaya calısırlar. Oysa kendilerinden baskasını aldatamazlar da, bunun farkında degiller

[10] Kalblerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını artırdı. Yalan soylemekte olduklarından dolayı onlara elem verici bir azab vardır

[11] Kendilerine: yeryuzunde bozgun cıkarmayın, denildiginde, biz ancak ıslah edicileriz, derler

[12] Bilesin ki onlar, fesadcıların ta kendileridir de bunun farında degiller

[13] Onlara; insanların inandıkları gibi siz de inanın, denilince; o beyinsizlerin inandıgı gibi mi biz de inanacagız? derler. Bilesin ki asıl beyinsizler onlardır da bunu bilmezler

[14] Mu´minlere rastlayınca; inandık, derler. Seytanları ile basbasa kalınca da; biz sizinle beraberiz, onlarla sadece istihza etmekteyiz, derler

[15] Allah da onlarla istihza eder ve azgınlıklarında saskın bir halde dolastırır

[16] Onlar; hidayet karsılıgı sapıklıgı satın almıs kimselerdir. Ticaretleri kendilerine kar saglamamıstır. Ve onlar hidayete ermislerden degildirler

[17] Onların misali; ates yakan kimsenin misali gibidir ki, ates cevresindekileri aydınlatınca, Allah onların ısıgını giderdi. Karanlıkların icerisinde gormez halde bırakıverdi

[18] Sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler. Onlar artık donmezler

[19] Yahut gokten inen sagnaga tutulmus gibilerdir ki; onda karanlıklar, gok gurultusu ve simsek vardır. Yıldırımlardan olmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kafirleri cepecevre kusatıcıdır

[20] Az kalsın simsek gozlerini alıverecek. Onları aydınlattıkca ısıgında yururler. Uzerlerine karanlık basınca dikilip kalıverirler. Sayet Allah, dileseydi onların isitmelerini de, gormelerini de giderirdi. Muhakkak ki Allah, her seye Kadir´dir

[21] Ey insanlar; sizi de, sizden oncekileri de yaratan Rabbınıza ibadet edin, ta ki, takva sahibi olasınız

[22] O ki; yeryuzunu sizin icin bir dosek, gogu de bir bina yaptı. Gokten su indirip onunla turlu turlu meyvelerden sizin icin rızık cıkardı. O halde bile bile Allah´a esler kosmayınız

[23] Eger siz, kulumuza indirdigimizden suphede iseniz, haydin ona benzer bir sure getirin. Allah´dan baska sahidlerinizi de capırın; eger dogru sozluler iseniz

[24] Fakat yapamazsınız-ki yapamayacaksınız-o halde yakıtı insanlarla taslar olan atesten sakının. O kafirler icin hazırlanmıstır

[25] Iman eden, salih ameller isleyenlere; altından ırmaklar akan cennetlerin kendileri icin oldugunu mujdele. Onlara ne zaman bunlardan bir meyve rızık olarak verilirse bu, evvelce rızıklandıgımız seydi, derler. Onlara birbirine benzeyen (boyle nimetler) verilecek. Onlar icin orada temiz esler de vardır. Hem onlar orada temelli kalıcıdırlar

[26] Suphe yok ki, Allah, bir sivri sinegi ve ondan kucuk bir seyi misal getirmekten cekinmez. Iman etmis olanlar bunun Rablarından bir gercek oldugunu bilirler. Kafirler ise; Allah bu misali vermekle ne murad etmis? derler. Allah onunla bir cogunu sapıtır, bir cogunu da hidayete erdirir. Bununla fasıklardan baskasını saptırmaz

[27] Allah´ın ahdini pekistirdikten sonra bozanlar, birlestirilmesini emrettigi seyi koparanlar, yeryuzunde fesad cıkaranlar, iste onlar husrana ugrayanların ta kendileridir

[28] Nasıl oluyor da Allah´ı inkar ediyorsunuz? Halbuki siz oluler iken O diriltti. Sonra sizi oldurecek, sonra tekrar diriltecek, en sonunda yalnız O´na donduruleceksiniz

[29] Yerde ne varsa hepsini sizin icin yaratan, sonra goge yonelip onları yedi gok halinde duzenleyen O´dur. O, her seyi bilendir

[30] Hani Rabbın meleklere: Ben, yeryuznde bir halife yaratacagım, demisti de melekler: Biz seni hamd ile tesbih, takdis eder dururken yeryuzunde fesad cıkarıp, kanlar dokecek kimse mi yaratacaksın? demislerdi. Allah da: Sizin bilmediklerinizi ben bilirim, buyurmustu

[31] Allah, Adem´e butun isimleri ogretmis, sonra onları meleklere gostererek: Eger sadıklardan iseniz, bunların adlarını bana soyleyin, buyurmustur

[32] Melekler ise: Sana tesbih ederiz, bize ogrettiginden baska bilgimiz yok. Alim, Hakim Sensin Sen, demislerdi

[33] Allah: Ey Adem, onları`adları ile kendilerine bildir, dedi. Adem, adlarını soyleyince; Size demedim mi ki ben, goklerin de, yerin de gizliliklerini muhakkak bilirim. Ve sizlerin neyi acıklayıp neyi gizler oldugunuzu da bilirim, buyurdu

[34] Hani meleklere: Adem´e secde edin demistik de onlar hemen secde edivermislerdi. Sadece seytan kacınmıs, buyukluk taslamıs ve kafirlerden olmustu

[35] Ve demistik ki: Ey Adem, sen, esinle birlikte cennette otur. Dilediginiz O´na donduruleceksiniz

[36] Nihayet seytan onları cennetten kaydırdı. Onları bulundukları yerden cıkardı. Biz de: Kiminiz kiminize dusman olarak inin. Yeryuzunde sizin icin bir zamana kadar yerlesim ve faydalanma vardır, dedik

[37] Adem, Rabbından kelimeler belleyip aldı. Bunun uzerine onun tevbesini kabul etti. Suphesiz ki Tevvab, Rahim O´dur, O

[38] Dedik ki; hepiniz oradan inin. Eger, tarafımdan size bir hidayet gelir de, kim benim hidayetime uyarsa, artık onlar icin hicbir korku yoktur. Ve onlar mahzun da olacak degillerdir

[39] Kufredenler, ayetlerimizi yalanlamıs olanlar, iste onlar cehennemliklerdir. Ve onlar ateste temelli kalıcıdırlar

[40] Ey Israilogulları, size verdigim nimetimi hatırlayın. Bana verdiginiz sozu yerine getirin ki, ben de size olan sozumu yerine getireyim. Ve yalnız Ben´den korkun

[41] Yanınızdaki Tevrat´ı tasdik edici olarak indirdigime iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimizi az bir paha ile satmayın. Ve yalnız Ben´den sakının

[42] Hakkı batıla karıstırıp da, bile bile siz gercegi gizlemeyin

[43] Namazı kılın, zekatı verin, ruku´ edenlerle birlikte ruku edin

[44] Siz; insanlara iyiligi emreder de, kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitabı da okuyorsunuz, hic aklınızı basınıza almayacak mısınız

[45] Sabır ve namazla (Allah´tan) yardım isteyin. Gerci bu, agır gelir ama, husu duyanlara degil

[46] Onlar ki; Rablarına kavusacaklarını, O´na doneceklerini kesinlikle bilirler

[47] Ey israilogulları, size verdigim nimetimi ve sizi alemlere ustun kıldıgımı hatırlayın

[48] Ve oyle bir gunden korkun ki; o gunde kimse, kimse icin bir sey odeyemez. Sefaat kabul edilmez. Fidye alınmaz ve onlara yardım da edilmez

[49] Hani, sizi ogullarınızı bogazlayıp, kadınlarınızı sag bırakarak en kotu iskenceye tabi tutan Firavun hanedanından kurtarmıstık. Bu da sizin icin Rabbınız tarafından buyuk bir imtihandı

[50] Hani, bir de sizin icin denizi yarmıs, ve sizi kurtarmıstık. Firavun hanedanını da, siz bakıp dururken suda bogmustuk

[51] Ve hani, Musa ile kırk geceyi vaidlesmistik. Yine siz zalimler olarak onun arkasından buzagıyı (tanrı) edinmistiniz

[52] Bundan sonra sizi, sukredersiniz diye affetmistik

[53] Hani, Musa´ya; hidayete eresiniz diye kitab ve furkan vermistik

[54] Hani, Musa, kavmine: Ey kavmim, buzagıya tapınmakla nefsinize zulmetmis oldunuz. Hemen yaradanınıza tevbe edip nefislerinizi oldurun. Bu yaradanınızın katında sizin icin daha hayırlıdır, demisti. Allah da tevbenizi kabul etmisti. Muhakkak ki Tevvab, Rahim O´dur, O

[55] Bir de, hani siz: Ey Musa, biz Allah´ı apasikar gorunceye kadar sana inanmayacagız, demistiniz de, bakıp dururken sizi yıldırım carpmıstı

[56] Sonra sizi, olumunuzun arkasından sukredersiniz diye diriltmistik

[57] Ve ustunuze bulutları golge yaptık. Kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdigimiz seylerin iyilerinden, guzellerinden yeyin. Onlar bize degil ancak kendi nefislerine zulmekteydiler

[58] Hani; su kasabaya girin, dilediginiz yerde istediginizi bol bol yeyin, kapısından secde ederek girin, affet deyin, kusurlarınızı ortelim. Iyilik

[59] Zulmedenler, sozu; kendilerine soylenenden baskasıyla degistirdiler. Biz de fasıklık etmelerinden dolayı o zalimlerin ustune gokten korkunc bir azab indirdik

[60] Hani, bir vakit Musa, kavmi icin su arayınca; asanla tasa vur, demistik de, tastan oniki cesme fıskırmıs, her zumre su alacagı yeri ogrenmisti. Allah´ın rızkında yeyin, icin, yalnız yeryuzunde bozgunculuk yaparak, karısıklık cıkarmayın

[61] Hani; siz, Ey Musa, biz bir cesit yemege elbette dayanamayız. Rabbına dua et de bizim icin yerde yetisen samısak, sebze, acur, mercimek ve sogan bitirsin, demistiniz, Musa da; siz bayagı olan seyle hayırlı olanı degistirmek mi istiyorsunuz? Oyleyse bir sehre inin, istediginiz seyler vardır, demisti

[62] Suphesiz ki Mu´minler, Yahudiler, Nasrani ve Sabiilerden; kim Allah´a ve ahiret gunune inanıp, salih amelde bulunursa, elbette onların Rabları katında mukafaatları vardır. Hem onlara bir korku yoktur, mahzun da olacak degildirler

[63] Hani sizden sapasaglam soz almıstık. Tur´u da ustunuze kaldırmıstık. Size veridgimize sımsıkı sarılın, onda olanları hatırlayın ki sakınmıs olasınız

[64] Sonra o sozu muteakip yine yuz cevirdiniz. Eger ustunuzde Allah´ın fazlu rahmeti olmasaydı husrana ugrayanlardan olurdunuz

[65] Andolsun ki, icinizden cumartesi gunu haddi asanları elbette bilirsiniz. Iste biz onlara: Asagılık maymunlar olun, dedik

[66] Artık bunu hem onundekilere, hem de ardındakilere ibret verici bir ceza, hem de muttakilere bir ogut kıldık

[67] Hani, bir de Musa kavmine: Allah, herhalde bir sıgır bogazlamanızı emrediyor, demisti. Onlar: Sen bizimle alay mı ediyorsun, demislerdi. Musa da: Ben cahillerden olmaktan Allah´a sıgınırım, demisti

[68] Onlar, Bizim icin Rabbına dua et de onu bize iyice bildirsin, demislerdi. Musa da: Allah, o, ne cok kart, ne de cok korpedir. Ikisi ortası dinc bir sıgırdır, buyuruyor. Artık emrolundugunuz seyi yapın, demisti

[69] Dediler ki: Bizim icin Rabbına dua et de onun ne renk oldugunu bize iyice acıklasın. O da: Rabbım diyor ki: O bakanları rahatlatacak sapsarı renkli bir inektir, demisti

[70] Dediler ki: Rabbına dua et, bize acıkca nitelignin ne oldugunu bildirsin. Cunku bizce sıgırlar birbirine benziyor. Allah dilerse biz elbette hidayete erenlerden oluruz

[71] Dedik ki: Rabbım, o, ne boyunduruga kosulup arazi surecek, ne de ekin sulayacak bir inektir, zillete ugramamıstır. Butun kusurlardan uzaktır. Onun alacası da yoktur, buyuruyor. Onlar: Iste simdi gercegi ortaya koydun, dediler. Hemen onu bogazladılar ki az kalsın bunu yapmayacaklardı

[72] Hani, siz bir kisiyi oldurmustunuz de; sonra o konuda birbirinizle cekismeye baslamıstınız. Allah ise sizin gizlediginizi acıga cıkarıcıdır

[73] Sıgırın bir parcasını oluye vurun, demistik. Iste Allah oluleri boyle diriltir. Ve sizlere ayetlerini gosterir ki, aklınızı basınıza alasınız

[74] Sonra bunun ardından kalbleriniz yine katılastı. Simdi onlar tas gibidir. Yahut daha da katı. Zira oylesi vardır ki; ondan ırmaklar kaynar, oylesi vardır ki; yarılıp ondan su fıskırır, oylesi de vardır ki; Allah korkusundan yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan asla gafil degildir

[75] Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan oyle bir zumre vardı ki, Allah´ın kelamını dinlerlerdi de akılları yattıktan sonra, bile bile bunu degistirirlerdi

[76] Mu´minlerle karsılastıkları zaman, inandık derlerdi, birbirleriyle bas basa kaldıklarında, Rabbınızın katında, aleyhinde delil gostersinler diye mi Allah´ın size acıkladıgını onlara anlatıyorsunuz, buna aklınız ermiyormu? diye birbirlerini uyarırlardı

[77] Bilmiyorlarmı ki; ne gizlerler, ne acıklarlarsa Allah hepsini bilir

[78] Onlardan bir kısmı ummidirler, kitabı anlamazlar. Bir takım batıl seyleri onlar sadece zanneder dururlar

[79] Vay, kitabı elleriyle yazıp da sonra az bir paha ile satabilmek icin; bu, Allah katındandır, diyenlerin, ellerinin yazdıklarından dolayı vay onlara! Vay onlara. O kazanmıs oldukları yuzunden

[80] Sayılı gunlerden baska asla bize ates dokunmayacaktır dediler. Deki: Siz Allah katından bir soz mu aldınız? Oyleyse Allah asla sozunden caymaz. Yoksa Allah´a karsı bilmediginiz bir sey mi soyluyorsunuz

[81] Hayır, kotuluk yapıp da gunahı kendisini kusatan kimseler, iste onlar cehennemliklerdir. Onlar orada temelli kalıcıdırlar

[82] Iman edip, salih ameller isleyenler; iste onlar cennetliklerdir. Onlar orada temelli kalıcıdırlar

[83] Hani, Israilogullarından; Allah´tan baskasına ibadet etmeyin; anaya, babaya, akrabalara, yetimlere, yoksullara iyilik yapın. Insanlara guzellikle soyleyin, namaz kılın zekat verin diye soz almıstık. Sonra pek azınız mustesna yuz cevirdiniz. Ve siz hala yuz cevirenlerdensiniz

[84] Hani; bir de kanınızı dokmeyin, birbirinizi yurdunuzdan surmeyin diye soz almıstık, sonra bunu ikrar ettiniz ve sahid de oldunuz

[85] Sonra sizler; birbirinizi olduren, aranızdan bir takımını yurtlarından suren, onlara karsı gunah ve dusmanlıkla birlesen, onları (yurtlarından) cıkarmak haram kılınmısken esir olarak geldiklerinde fidyelesmeye kalkan kimselersiniz. Yoksa kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden boyle yapanın cezası; dunya hayatında rezil olmaktan baska birsey degildir. Kıyamet gununde ise onlar, azabın en siddetlisine ugratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

[86] Iste onlar, ahirete karsı dunya hayatını satın almıs olanlardır. Bu yuzden kendilerinden azab kaldırılıp, hafifletilmeyecek, yardım da yapılmayacaktır

[87] Andolsun ki, biz Musa´ya kitab verdik. Ondan sonra da birbiri ardınca peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa´ya da beyyineler verdik. Ve onu ruh´ul-Kudus ile destekledik. Demek, bir peygamber size ne zaman gonullerinizin hoslanmadıgı bir seyi getirirse, kibirlenmek isteyeceksiniz de; kimini yalanlayarak, kimini de oldureceksiniz oyle mi

[88] Dediler ki; bizim kalblerimiz perdelidir. Oyle degil, Allah kufurlerinden dolayı onları la´netlemistir. Onların pek azı inanırlar

[89] Ne zaman ki; Allah´ın katından, kendilerinde olanı tasdik eden kitab geldi, onlar bundan onceki kufredenlere karsı kendilerine yardım gelmesini beklerlerken, bildikleri gelince onu inkar ettiler. Allah´ın la´neti kafirlerin uzerinedir

[90] Nefislerini ne kotu seye degisip sattılar. Allah´ın kullarından diledigine fazlından indirmesine hased ederek Allah´ın indirdigini inkar ettiler ve gazab ustune gazaba ugradılar. Kufredenlere alcaltıcı bir azab vardır

[91] Bir de onlara Allah´ın indirdigine inanın, denilince; biz, bize indirilene inanırız derler. Ondan baskasını inkar ederler. Halbuki o beraberlerindekini tasdik eden bir kitabdır. De ki: Inanmıs kimseler idiyseniz neden daha once, Allah´ın peygamberlerini olduruyordunuz

[92] And olsun ki, Musa size apacık delillerle geldi. Sonra ardından buzagıyı Rabb edindiniz. Ve siz zalimlersiniz

[93] Hani; size verdigimiz seyi kuvvetle tutun ve dinleyin, diye Tur´u tepenize dikmis ve sizden misak almıstık. Isittik ve karsı geldik dediler ve kufurleri yuzunden buzagı sevgisi kalblerine sindirildi. Eger inananlardansanız, inancınız size ne kotu sey emrediyor? de

[94] De ki; Allah katında ahiret yurdu baskalarının degil de yalnız sizin ise, bu iddiada samimi iseniz haydin, olumu isteyin

[95] Onceden ellerinin kazandıgından dolayı, onlar hicbir zaman onu isteyemezler, Allah zalimleri hakkıyla bilir

[96] And olsun ki; onları, insanlardan sirk kosanlardan daha cok hayata duskun bulacaksın. Onlardan herbiri bin yıl omur verilmesini ister. Halbuki cok yasatılması onu azabtan uzaklastıracak degildir. Allah onların ne yaptıgını hakkıyla gorendir

[97] De ki; kim Cebrail´e dusmansa (bilsin ki; ) elinin onundekileri tasdik eden, mu´minler icin hidayet ve mujde olan senin kalbine Allah´ın izniyle o indirmistir

[98] Kim Allah´a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail´e ve Mikail´e dusman olursa; suphesiz ki, Allah´da kafirlerin dusmanıdır

[99] And olsun ki; biz sana apacık ayetler indirdik. Onları fasıklardan baskası inkar etmez

[100] Onlar, ne zaman bir ahidle baglandılarsa iclerinden bir guruh onu bozup atmadı mı? Hayır, onların bir cogu iman etmezler

[101] Onlara, ne zaman Allah tarafından yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber geldiyse, kendilerine kitab verilenlerden bir guruh, sanki bilmiyormus gibi, Allah´ın kitabını arkalarına atıverdi

[102] Ve onlar seytanların Suleyman´ın mulku aleyhine uydurdukları seylerin ardına dustuler. Halbuki Suleyman asla kufretmedi. Sadece seytanlar kufrettiler. Onlar, insanlara sihri ve Babil´de ki iki melege; Harut ile Marut a indirilenleri ogretiyorlardı. Bu iki melek ise: «Biz ancak imtihan icin gonderildik, sakın kufretme. «demedikce kimseye sihirden bir sey ogretmezlerdi. Onlardan koca ile karısının arasını ayıracak seyler ogrendiler. Halbuki bunlar, Allah´ın izni olmadıkca o sihirle kimseye zarar verici degillerdi. Onlarsa kendilerine zarar verip fayda vermeyen seyleri ogreniyorlardı. Andolsun ki, onlar onu satın alan kimse icin ahirette hicbir olmayacagını biliyorlardı. Ne fena birsey karsılıgında nefislerini sattılar. Sayet bilmis olsalardı

[103] Eger onlar inanmıs ve sakınmıs olsalardı; Allah katındaki sevab daha hayırlı olurdu. Keske bilselerdi

[104] Ey iman edenler; bizi de dinle, demeyin, bizi de gozet, deyin ve dinleyin. Kafirlere elim bir azab vardır

[105] Ehl-i Kitab´dan kafir olanlar da, musrikler de Rabbınızdan size hic bir hayır indirilmesini istemezler. Allah, rahmetini diledigine tahsis eder. Allah, buyuk lutuf ve ihsan sahibidir

[106] Biz, bir ayeti nesheder veya unutturursak ondan daha hayırlısını, yahut da dengini getiririz. Bilmez misin ki, Allah suphesiz her seye kadir´dir

[107] Goklerin ve yerin mulkunun gercekten Allah´a ait oldugunu ve sizin icin Allah´dan baska bir sahib ve yardımcı olmadıgını bilmez misiniz

[108] Yoksa daha once Musa´ya soruldugu gibi siz de peygamberinizi sorguya cekmek mi istiyorsunuz? Kim imanı kufurle degisirse dosdogru yoldan sapıtmıs olur

[109] Kitab ehlinin cogu, hak kendilerine apacık belli olduktan sonra iclerindeki cekememezlikten oturu, sizi imandan sonra kufre dondurmek isterler. Allah´ın acıklayıcı emri gelene kadar onları affedin, gecin. Suphesiz ki Allah her seye kadir´dir

[110] Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz icin onceden ne yollarsanız, onu Allah katında bulursunuz. Suphesiz ki Allah, yaptıgınızı hakkıyla gorendir

[111] Ve dediler ki: Yahudi ve Hristiyan olanlardan baskası cennete girmeyecek. Bu onların kuruntusudur. De ki: Eger sadıklar dan iseniz delilinizi getirin

[112] Hayır, kim ihsan edici olarak ozunu tastamam Allah´a teslim ederse ona Rabbı katında mukafat vardır. Onlara korku yoktur, uzulmeyeceklerdir de

[113] Yahudiler: Hristiyanlar hic bir seye sahip degildir, dedi. Hristiyanlar da yahudiler hic bir seye sahip degildir, dedi. Halbuki hepsi de kitabı okuyorlar. Bilmeyen kimseler de onların dedikleri gibi dedi. Ihtilafa duser oldukları seyde kıyamet gunu Allah aralarında hukmunu verecektir

[114] Allah´ın mescidlerinde; O´nun isminin anılmasını men´eden, onların harab olmasına calısandan daha zalim kim vardır? Onların oralara korka korka girmekten baska hakkı yoktur. Dunyada rusvaylık onlarındır. Ahirette ise onlara buyuk bir azab vardır

[115] Dogu da Batı da Allah´ındır. Her nereye donerseniz vech-i ilahi oradadır. Suphesiz ki Allah Vasi´dir, Alim´dir

[116] Dediler ki: Allah cocuk edindi. Tenzih ederiz O´nu. Dogrusu goklerde ve yerde ne varsa O´nundur. Hepsi de O´na itaat ederler

[117] Goklerin ve yerin yaratanıdır. Bir seyin olmasını isteyince ona sadece «ol», der, o da oluverir

[118] Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konusmalı veya bize bir ayet gelmeli degil miydi? Onlardan oncekiler de onların dedikleri gibi demislerdi. Kalbleri birbirine benzemis. Biz yakınen bilmek isteyen bir kavme ayetlerimizi apacık bildirdik

[119] Suphesiz ki biz seni mujdeleyici ve korkutucu olarak hak ile gonderdik. Cehennem ashabından sen mes´ul olacak degilsin

[120] Sen, dinlerine uymadıkca Yahudiler de, Hristiyanlar da, senden asla hosnud olmazlar. Allah´ın hidayeti asıl hidayetin ta kendisidir, de. Sayet sana gelen ilimden sonra, onların heveslerine uyacak olursan; and olsun ki senin icin Allah tarafından ne bir yar bulunur, ne de bir yardımcı

[121] Kendilerine kitab verdigimiz kimseler onu hakkıyla tilavet ederler. Iste buna onlar inanırlar. Kim ona kufrederse, husrana ugrayanlar da iste onlardır

[122] Ey Israilogulları, size ihsan etmis oldugum nimetimi ve sizi alemlere ustun kıldıgımı hatırlayın

[123] Ve oyle bir gunden sakının ki, o gun kimse kimseden yana bir sey odeyemez, kimseden bedel kabul olunmaz, sefaat fayda vermez ve yardım olunmaz

[124] Hani, Ibrahim´i Rabb´ı bir takım kelimelerle imtihan etmisti de o da bunları tamamlayınca, Seni insanlara imam kılacagım, buyurmustu. O da: Soyumdan da, demisti. Allah da; zalimler ahdime eremez buyurmustu

[125] Hani; Biz Beyti insanlar icin bir toplantı yeri ve emin bri mahal yapmıstık. Siz de Ibrahim´in makamından bir namazgah edinin. Ibrahim ile Ismail´e de evimi tavaf edenler, orada kalanlar ruku ve secde edenler icin temizleyin, diye ahid vermistik

[126] Hani, Ibrahim demisti ki: Rabbım burasını emniyetli bir sehir yap. Ve halkından Allah´a, ahiret gunune iman etmis olanları mahsullerle rızıklandır Allah da: Kafir olanı kısa bir zaman icin gecindiririm. Sonra onu cehennem azabına zorlarım. Bu ne kotu bir sonuctur, buyurmustu

[127] Hani, Ibrahim, Ka´be ´nin temellerini Ismail ile birlikte yukseltiyordu ve diyordu ki: Rabbımız bizden kabul buyur. Suphesiz ki, Sensin Sen Semi´, Alim

[128] Rabbımız ikimizi de sana teslim olanlar kıl. Soyumuzdan da sana teslim olanlar yetistir, bize ibadet edecegimiz yerleri goster, tevbelerimizi kabul et. Cunku Sensin Sen, Tevvab, Rahim

[129] Rabbımız, onların arasından, senin ayetlerin onlara okuyacak, kitabı, hikmeti ogretecek ve onları tezkiye edecek bir peygember gonder. Suphesiz ki Aziz, Hakim Sensin Sen

[130] Kendini bilmezden baska kim Ibrahim´in dininden yuz cevirir. And olsun ki dunyada onu secmistik. Muhakkak ki o, ahirette de salihlerdendir

[131] Hani, Rabbı ona; teslim ol buyurdugu zaman, o da, alemlerin Rabbına teslim oldum, demisti

[132] Ibrahim bunu ogullarına da tavsiye etti. Ya´kub da: Ey ogullarım, Allah sizin icin dinini secti. Onun icin siz de yalnız Musluman olarak can verin, dedi

[133] Yoksa Ya´kub ´a olum geldiginde siz orada mıydınız? Hani o, ogullarına: Benden sonra neye ibadet edeceksiniz? demisti. Onlar da: Senin Ilah´ına ve ataların Ibrahim´in, Ishak´ın Ilah´ına tek ilah olarak ibadet edecegiz. Ve biz O´na teslim olmusuz, demislerdi

[134] Onlar bir ummetti gelip gecti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıgınız da sizin. Ve siz, onların yapmıs olduklarından sorulmazsınız

[135] Yahudi veya Hristiyan olun ki hidayete eresiniz, dediler. De ki: Hayır, biz Hanif olan Ibrahim´in dinine uyarız. O, musriklerden degildi

[136] Biz; Allah´a, bize indirilmis olana, Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Ya´kub ´a, ve torunlarına indirilmis olanlara, Musa´ya, Isa´ya verilenlere, peygamberlere Rabbları tarafından verilmis olanlara iman ettik. Onların hicbirinin arasını digerinden ayırmayız. Biz ona teslim olmuslardanız, deyin

[137] Onlar da, sizin iman ettiginiz gibi iman ederlerse muhakkak dogru yolu bulmuslardır. Sayet yuz cevirirlerse; suphesiz ki onlar cekisme icerisindedirle. Onlara karsı Allah sana yetecektir. O, Semi´dir, Alim´dir

[138] Allah´ın boyası (ile boyandık) . Boyası Allah´tan daha guzel olan kimdir? Biz O´na kulluk edenleriz

[139] Allah hakkında bizimle tartısıyor musunuz? Halbuki O, bizimde Rabbımız, sizim de Rabbınızdır. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Biz O´na muhlis kullarız, de

[140] Yoksa siz: Ibrahim, Ismail, Ishak, Ya´kub ve ogulları Yahudi veya Hristiyan idiler mi, diyorsunuz? Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa Allah mı? Allah tarafından yanında bulunan sehadeti gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah sizin yaptıklarınızdan gafil degildir, de

[141] Onlar bir ummetti gelip gecti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Ve siz onların yapmıs olduklarından sorulmazsınız

[142] Insanlardan bir kısım beyinsizler diyeceklerdir ki: Onları uzerinde bulundukları kıblelerinden ne cevirdi? De ki: Dogu da Batı da Allah´ındır. O, diledigi kimseyi dogru yola iletir

[143] Boylece sizi vasat bir ummet kıldık ki, insanların uzerine sahidler olasınız. Peygamber de sizin uzerinize sahid olsun. Ve senin uzerinde bulundugun kıbleyi, peygambere uyanları, ayagının iki okcesi uzerinde geri doneceklerden ayırdetmek icin kıble yaptık. Gerci bu, buyuk bir seydir. Ama Allah´ın dogru yola ilettigi kimseler icin degil. Allah, elbette imanınızı zayi edecek degildir. Suphesiz ki Allah, insanlara Rauf ve Rahim´dir

[144] Dogrusu biz, yuzunun semaya dogru cevrilip durdugunu goruyoruz. Simdi seni hosnud olacagın bir kıbleye cevirecegiz. Yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Nerede bulunursanız bulunun, yuzlerinizi o tarafa cevirin. Suphesiz ki, kendilerine kitab verilenler bunun Rablarından gelen bir gercek oldugunu bilirler. Allah, onların yaptıklarından gafil degildir

[145] Andolsun ki; sen, kendilerine kitab verilmis olanlara her ayeti getirsen, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak degilsin. Onların kimi de, kiminin kıblesine uyacak degildirler. Andolsun ki; sana gelen bunca ilimden sonra sayet sen onların heveslerine uyacak olursan, o takdirde suphesiz zalimlerden olursun

[146] Kendilerine kitab verdiklerimiz, onu ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Oyle iken iclerinden bir guruh bilir oldukları halde, yine de hakkı gizlerler

[147] Hak, Rabbındandır. Oyleyse asla suphecilerden olma

[148] Herkesin bri yonu vardır oraya doner. Oyleyse siz hayırlı islerde birbirinizle yarısın! Nerede bulunursanız bulunun, Allah hepinizi birden getirir. Suphesiz ki Allah her seye kadir´dir

[149] Nereden (yola) cıkarsan yuzunu Mescid-i Haram´a dogru cevir. Suphesiz bu, Rabbından bir haktır. Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

[150] Nereden (yola) cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram´a dogru cevir. Siz de nerede olursanız, yuzunuzu o yana dondurun, Ta ki, zalim olanlardan baska insanların aleyhinizde bir delili bulunmasın. Artık onlardan korkmayın, Benden korkun ki, hem uzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem de siz hidayeti umid edebilesiniz

[151] Nitekim size icinizden; ayetlerimizi okuyan, sizi tezkiye eden kitabı ve hikmeti ogreten ve bilmediginiz seyleri bildiren bir peygamber gonderdik

[152] Oyleyse Beni zikredin ki, Ben de sizi anayım. Bir de Bana sukredin, nankorluk etmeyin

[153] Ey iman edenler, sabır ve namazla yardım isteyin. Suphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir

[154] Allah yolunda oldurulenlere; oluler, demeyin. Bilakis onlar, diridirler, ama siz farketmezsiniz

[155] Andolsun ki sizi, biraz korku, biraz aclık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiklikle imtihan edecegiz, sabredenlere mujdele

[156] Ki onlara bir musibet geldigi zaman; biz Allah iciniz ve yine O´na donecegiz, derler

[157] Iste onlar icin Rabbları tarafından magfiret ve rahmet vardır. Hidayete erenler de onlardır

[158] Suphesiz ki Safa ile Merve Allah´ın nisanelerindendir. Artık kim hacc veya umre niyetiyle Ka´be ´yi ziyaret ederse bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur. Kim gonullu olarak iyilik yaparsa muhakkak ki Allah; Sakir´dir, Alim´dir

[159] Indirdigimiz, acık delilleri ve hidayeti, kitabda insanlara acıkca beyan ettikten sonra gizleyenlere; muhakkak ki onlara, Allah la´net eder ve la´net etmek sanından olanlar da la´net eder

[160] Ancak tevbe edenler, islah edenler ve (gercegi) soyleyenler mustesna. Ben; onların tevbelerini kabul ederim. Ve ben Tevvab, Rahim´im

[161] Muhakkak ki kufredip de, kafir olarak olenlere Allah´ın, meleklerin ve butun insanların la´neti iste onların uzerinedir

[162] Onun icinde temelli kalacaklardır. Onlardan ne azab hafifletilir, ne de yuzlerine bakılır

[163] Sizin Ilahınız bir tek ilahtır. O´ndan baska hicbir ilah yoktur. Rahman´dır, Rahim´dir

[164] Suphesiz ki goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun degismesinde, insanlara yararlı seylerle denizde akan gemilerde, Allah´ın gokten indirip, yeryuzunu olumunden sonra dirilttigi suda, her turlu canlıyı orada yaymasında, ruzgarların degistirilmesinde, gokle yer arasında emre hazır bekleyen bulutta elbette akleden bir kavim icin ayetler vardır

[165] Insanlardan kimi de Allah´dan baskasını O´na emsal edinir, Allah´ı sever gibi onları severler. Iman edenlerin, Allah sevgisi ise, daha fazladır. Zulmedenler azabı gorecekleri zaman; butun kuvvetin Allah´a ait oldugunu ve Allah´ın pek cetin azabı bulundugunu keski bilselerdi

[166] Hani o zaman uyulanlar, uyanlardan uzaklasmıs ve azabı gormus oldular. Aralarındaki butun baglar kopmustur

[167] Uyanlar dediler ki: Bizim icin donus olsaydı da bizden uzaklastıkları gibi, biz de onlardan uzaklassaydık. Boylece onların butun yaptıklarını Allah hasretler halinde kendilerine gosterecektir ve onlar atesten cıkacak degildirler

[168] Ey insanlar; yeryuzunde bulunan helal ve temiz seylerden yeyin. Seytanın adımlarına uymayın. Suphesiz ki o, sizin icin apacık bir dusmandır

[169] O; size yalnız kotulugu, hayasızlıgı ve Allah´a karsı bilmeyeceginiz seyi soylemenizi emreder

[170] Onlara; Allah´ın indirdigine uyun, denildigi zaman, onlar hayır, biz atalarımızın uzerinde bulundugumuz seye uyarız, dediler. Peki, ya ataları bir sey akledemeyen, dogruyu bulamayan kimseler olsa da mı

[171] Kufredenlerin misali; bagırıp cagırmadan baska bir sey duymayana haykıranınki gibidir. Onlar sagırdırlar, dilsizdirler, kordurler, akledemezler

[172] Ey iman edenler; size rızık olarak veridgimiz seylerin temiz olanlarından yeyin, Allah´a sukredin, eger O´na kulluk ediyorsanız

[173] O, size; oluyu, kanı, domuz etini, Allah´tan baskası icin kesileni haram kılmıstır. Ancak kim mecbur kalırsa saldırmamak ve sınırı asmamak sartıyla gunah yoktur. Muhakkak ki Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

[174] Allah´ın indirdigi kitabtan birsey gizleyip de, onu az bir pahaya satanlar; iste onlar karınlarına atesten baska bir sey yemezler. Kıyamet gunu Allah onlarla konusmaz. Onları temize de cıkarmaz. Ve onlar icin acıklı bir azab vardır

[175] Onlar, hidayet karsılıgında dalaleti, magfiret karsılıgında azabı satın almıslardır. Onlar, atese karsı ne de sabırlıdırlar

[176] Bu, Allah´ın kitabı hak olarak indirilmis olup, o kitabda ihtilafa dusenlerin suphesiz ki, pek uzak bir sikak icinde olmalarındandır

[177] Yuzlerinizi Dogu ve Batı tarafına cevirmeniz «bir» degildir. Lakin asıl «bir»; Allah´a, ahiret gunune, meleklere, kitablara, peygamberlere iman eden, malını seve seve yakınlarına, yetimlere, miskinlere, yolculara, dilenenlere, kolelere, esirlere veren, namazı kılan, zekatı veren, muahede yaptıklarında ahidlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve siddetli savas anında sabredenlerinkidir. Iste sadık olanlar da onlardır ve muttakiler de onlardır

[178] Ey iman edenler; oldurmede size kısas farz kılındı. Hur; hur ile, kole; kole ile, disi; disi ile. Ama kim de kardesi tarafından affedilirse, ma´ruf olan emre ittiba etmeli ve ona guzellikle odemelidir. Bu, Rabbınız tarafından bir hafifletme ve rahmettir. Kim, bundan sonra da tecavuzde bulunursa; onun icin pek acıklı bir azab vardır

[179] Kısasta sizin icin hayat vardır, ey akıl sahibleri. Ta ki, sakınasınız

[180] Sizden birinize olum geldigi zaman; eger bir hayır bırakacaksa; anaya, babaya, yakın akrabaya, ma´ruf sekilde vasiyette bulunması farz kılındı. Bu, takva sahibleri uzerinde bir haktır

[181] Kim de onu isittikten sonra degistirirse; onun gunahı degistirenlerindir. Suphe yok ki Allah Semi´dir, Alim´dir

[182] Bununla birlikte, kim vasiyet edenin haksızlıga meylinden, gunaha girmesinden korkup aralarını bulursa; ona da bir gunah yoktur. Suphesiz ki Allah, Gafur´dur. Rahim´dir

[183] Ey iman edenler; sizden oncekilere farz kılındıgı gibi, size de oruc farz kılındı. Ta ki korunasınız

[184] Sayılı gunler olarak. Sizden kim hasta veya seferde olursa, tutmadıgı gunler sayısınca diger gunlerde; gucu yetmeyenlere de bir yoksul doyumu fidye. Bununla beraber kim gonullu olarak iyilik yaparsa bu; kendisi icin

[185] Ramazan ayı; oyle bir aydır ki, insanlara dogru yolu gosteren, hak ile batılı ayıran Kur´an, o ayda indirilmistir. Sizden her kim ayı gorurse oruc tutsun. Kim de hasta olur veya seferde bulunursa, diger gunlerde o kadar oruc tutsun. Allah, sizin icin kolaylık ister, gucluk istemez. Bu sayıyı tamamlamanız; size hidayet ihsan etmis oldugundan Allah´ı tekbir ile yuceltmeniz icindir ve umulur ki sukredesiniz

[186] Kullarım, sana Beni sorarsa; suphesiz ki Ben, cok yakınım. Bana dua edince Ben, o dua edenin duasına icabet ederim. Oyleyse onlar da Benim da´vetime icabet etsinler. Bana iman etsinler ki, dogru yola varmıs olalar

[187] Oruc gecesi kadınlarınıza yaklasmak size helal kılındı. Onlar sizin icin, siz de onlar icin bir elbisesiniz. Sizin nefislerinize hıyanet eder oldugunuzu Allah bildi de tevbenizi kabul edip, sizi bagısladı. Artık onlara yaklasın ve Allah´ın hakkınızda yazdıgını isteyin. Sizin icin safagın beyaz ipligi, siyah ipliginden secilinceye kadar yeyin, icin sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde i´tikafta bulundugunuz zaman, kadınlarınıza yaklasmayın. Bu Allah´ın hudududur. Sakın onlara yaklasmayın. Iste Allah ayetlerini insanlara, korunsunlar diye boyle acıklar

[188] Mallarınızı aranızda batıl ile yemeyin. Ve insanların mallarından bir kısmını, siz bildiginiz halde gunahla yemek icin onları hakimlere aktarmayın

[189] Sana yeni dogan aylardan soruyorlar. De ki: Onlar insanların faydası ve hacc icin birer vakit olculeridir. Evlere arka taraflarından girmeniz «bir» degildir. Ancak «bir»; muttaki olanınkidir. Evlere kapılarından gelin. Allah´dan korkun ki, felaha eresiniz

[190] Size harb acanlarla, Allah yolunda siz de harbedin. Ancak haddi asmayın. Suphesiz ki Allah, haddi asanları sevmez

[191] Ve onları nerede yakalarsanız oldurun. Sizi cıkardıkları yerden siz de onları cıkarın. Fitne, katilden beterdir. Onlar sizinle savasmadıkca, siz de Mescid-i Haram´da onlarla savasmayın. Ancak onlar sizinle savasırlarsa, siz de onları oldurun. Iste kafirlerin cezası boyledir

[192] Eger onlar vazgecerlerse; suphesiz ki Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

[193] Fitne kalmayıp, din de Allah´ın oluncaya kadar onlarla savasın. Vaz gecerlerse, artık zalimlerden baskasına dusmanlık yoktur

[194] Haram ay haram aya karsılıktır. Hurmetler karsılıklıdır. Kim size saldırırsa, siz de tıpkı onun saldırdıgı gibi ona saldırın. Allah´tan korkun. Ve bilin ki Allah suphesiz takva sahibleriyle beraberdir

[195] Allah yolunda infak edin ve ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Ihsan edin, suphesiz Allah ihsan edenleri sever

[196] Allah icin haccı da; umreyi de tamamlayın. Fakat alıkonulursanız, kurbandan kolayınıza geleni gonderin. Kurban yerine varıncaya kadar, baslarınızı tıras etmeyin. Icinizden her kim, hasta olursa veya basında bir eziyet bulunursa; ona oructan, sadakadan veya kurbandan fidye. Emin oldugunuz vakitte; kim, hacc zamanına kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban keser. Ama bulamazsa, hacc gunlerinde uc; dondugunuz vakit yedi gun olmak uzere tam on gun oruc tutar. Bu; ailesi Mescid-i Haram´da oturmayanlar icindir. Allah´tan korkun. Ve bilin ki Allah, azabı pek siddetli olandır

[197] Hacc, bilinen aylardır. Her kim o aylarda kendisine haccı farz ederse; artık haccda kadına yaklasmak, gunah islemek, tartısma yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. Bir de azık edininiz. Suphesiz ki, azıgın en hayırlısı, takvadır. Ey akıl sahibleri; Ben´den korkun

[198] Rabbınızın lutf-u keremini aramanızda bir gunah yoktur. Arafat´tan geri dondugunuz zaman, Mes´ar-ı Haram´ın yanında Allah´ı zikredin. O, sizi hidayete ulastırdıgı gibi, siz de O´nu zikredin. Nitekim siz bundan once, sapıklardan idiniz

[199] Sonra insanların dondugu yerden siz de donun. Ve Allah´tan magfiret dileyin. Suphesiz ki Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[200] Hacc ibadetinizi bitirince; atalarınızı andıgınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anısla Allah´ı zikredin. Insanlardan oylesi vardı ki; Ey Rabbımız, bize dunyada ver, der. Onun ahirette nasibi yoktur

[201] Kimi de; Ey Rabbımız, bize dunyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ates azabından koru, der

[202] Iste onların kazandıklarından nasibleri vardır. Ve Allah hesabı cabuk gorendir

[203] Sayılı gunlerde Allah´ı zikredin. Kim iki gunde acele ederse, ona gunah yoktur. Kim de geri kalırsa, ona gunah yoktur. Bu; takva sahibi olanlar icindir. Allah´tan korkun ve bilin ki, suphesiz siz, O´nun huzurunda toplanacaksınız

[204] Insanlardan oylesi vardır ki; dunya hayatına dair sozu senin hosuna gider. Ve Allah´ı kalbinde olana sahid tutar. Halbuki o, dusmanların en yamanıdır

[205] Ve o, yanından ayrılınca yeryuzunde fesad cıkarmaya, harsı ve nesli yok etmeye calısır. Allah fesadı sevmez

[206] Ona; Allah´tan kork, denilince, gururu kendisini gunaha surukler. Iste ona cehennem yeter. O; ne kotu bir yataktır

[207] Insanlardan oylesi de vardır ki; kendisini Allah´ın rızasına satar. Ve Allah, kullarına cok merhametlidir

[208] Ey iman edenler; hep birden barısa girin. Seytanın adımlarına uymayın. Cunku O, sizinicin apacık bri dusmandır

[209] Size apacık deliller geldikten sonra yine kayarsanız; bilin ki Allah, suphesiz Aziz´dir. Hakim´dir

[210] Onlar; Allah´ın buluttan golgeler icinde, meleklerle birlikte kendilerine gelivermesini ve islerini bitirivermesini mi bekliyorlar? Halbuki butun isler Allah´a dondurulur

[211] Sor Israilogulları´na, onlara nice acık ayetler verdik. Kim, kendisine gelen Allah´ın nimetini degistirirse, suphesiz Allah´ın cezası pek siddetlidir

[212] Kufredenlere dunya hayatı pek suslendi. Ve onlar, iman edenlerden kimiyle egleniyorlar. Halbuki takvaya erenler kıyamet gununde onların ustundedirler. Allah, diledigine hesabsız rızık verir

[213] Insanlar bir tek ummetti. Allah mujdeleyici ve korkutucu peygamberler gonderdi ve onlarla beraber insanların ihtilafa dustukleri seylerde aralarında hukum vermeleri icin hak kitablar indirdi. Halbuki kitab verilmis olanlar, kendilerinde acık deliller geldikten sonra aralarındaki ihtirastan dolayı ihtilafa dustuler. Iste Allah; kendi izniyle, iman edenleri, uzerinde ihtilafa dustukleri Hakka ulastırdı. Allah diledigini dogru yola ulastırır

[214] Yoksa siz; sizden once gecenlerin durumu basınıza gelmeden cennete girivereceginizi mi sandınız? Onlara oyle yoksulluk, oyle sıkıntı gelmis ve sarsıntıya ugramıslardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki mu´minler: Allah´ın yardımı ne zaman? diyordu. Bilesiniz ki, Allah´ın yardımı pek yakındır

[215] Sana, ne infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayırdan her ne infak ederseniz, babanın, akrabanın, yetimlerin, yoksulların, yolcuların hakkıdır. Ve her ne hayır islerseniz, suphesiz ki Allah, onu bilir

[216] Hosunuza gitmedigi halde, savası uzerinize farz kılınmıstır. Bir sey hosunuza gitmedigi halde sizin icin hayırlı olabilir. Bir sey de hosunuza gittigi halde sizin icin kotu olabilir. Allah bilir, siz bilmesziniz

[217] Sana haram aydan ve onda savastan soruyorlar. De ki: O ayda savasmak; buyuk bir gunahtır. Fakat insanları Allah yolundan alıkoymak ve O´nu inkar etmek, Mescid-i Haram´a gitmelerine engel olmak, onun ehlini oradan cıkarmak Allah katında daha buyuk gunahtır. Fitne, katilden de beterdir. Kafirlerin gucleri yetse, sizi dininizden dondurunceye kadar sizinle savasa devam ederler. Sizden her kim dininden donerde kafir olarak olurse; onların yaptıgı ameller dunyada da, ahirette de bosa gitmistir. Ve onlar, cehennem ehlidirler. Orada temelli kalacaklardır

[218] Muhakkak ki, iman edenler, hicret edip de Allah yolunda savasanlar; iste onlar Allah´ın rahmetini umarlar. Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[219] Sana ickiden ve kumardan soruyorlar. De ki: Ikisinde de hem buyuk gunah, hem de insanlar icin faydalar vardır. Gunahları ise faydalarından daha buyuktur. Ve sana ne infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Ihtiyaclarınızdan artanı. Dusunesiniz diye Allah size ayetlerini boyle acıklıyor

[220] Dunya ve ahiret konusunda. Ve sana yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar icin islahta bulunmak hayırlıdır. Eger kendileriyle bir arada yasarsanız, onlar sizin kardeslerinizdir. Allah; bozguncularla islahcı olanları bilir. Eger Allah dileseydi; sizi muhakkak zahmete sokardı. Suphe yok ki Allah, Aziz´dir. Hakim´dir

[221] Iman edinceye kadar putperest kadınları nikahlamayın. Iman eden bir cariye puta tapan bir kadındano hosunuza gitse dedaha iyidir. Iman edinceye kadar onları puta tapan erkeklerle de nikah ettirmeyin. Iman eden bir kole, -hosunuza gitse deputa tapan erkekten daha iyidir. Onlar sizi cehenneme cagırırlar. Allah ise cennete ve magfirete cagırır ve ogut alsınlar diye insanlara ayetlerini acıkca bildirir

[222] Sana adet halinden de soruyorlar. De ki: O, bir ezadır. Onun icin adet halinde kadınlarınızdan ayrılın. Temizleninceye kadar onlara yaklasmayın. Iyice temizlendikleri vakit, Allah´ın size emrettigi yerden onlara varın. Suphesiz ki Allah; hem cok tevbe edenleri sever, hem de cok temizlenenleri sever

[223] Kadınlarınız sizin icin bir tarladır. O halde tarlanıza dilediginiz gibi varın. Ve kendiniz icin onceden iyi ameller gonderin. Bir de Allah´tan korkun. Ve bilin ki; siz, suphesiz O´na kavusacaksınız. Iman edenleri mujdele

[224] Yeminlerinizde; Allah´ı iyilik etmenize, fenalıktan sakınmanıza ve insanların arasını bulmaya engel yapmayın. Allah Semi´dir, Alim´dir

[225] Yeminlerinizdeki lagvden dolayı Allah, sizi sorumlu tutmaz. Ancak kalblerinizin kazandıgı seyden dolayı sizi sorumlu tutar. Allah Gafur´dur, Halim´dir

[226] Kadınlarına yaklasmamaya yemin edenler icin dort ay beklemek vardır. Eger yeminlerinden donerlerse suphesiz ki Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[227] Sayet bosanmaya karar verirlerse, muhakkak Allah Semi´dir, Alim´dir

[228] Bosanmıs kadınlar; kendi kendilerine, uc adt ve temizlenme muddeti beklerler. Eger onlar, Allah´a ve ahiret gunune inanıyorlarsa, Allah´ın kendi rahimlerinde yarattıgını gizlemeleri onlara helal olmaz. Eger barısmak isterlerse; kocaları onları geri almaya daha layıktırlar. Erkeklerin kadınların uzerinde hakları oldugu, gibi, kadınların da onlar uzerinde hakları vardır. Erkekler onların uzerinde bir dereceye sahiptirler. Allah Aziz´dir, Hakim´dir

[229] Bosanma iki defadır. Ya iyilikle tutmak, ya da guzellikle salmaktır. Onlara verdiginizden birseyi geri almanız sizlere helal degildir. Meger erkekle kadın Allah´ın hududunu ikame edemeyeceklerinden korkmus olalar. Eger siz de, onların Allah´ın hududunu ikame edemeyeceklerinden korkarsanız, o halde fidye vermelerinde bir vebal yoktur. Bunlar Allah´ın hudududur. Onları asmyın. Kim Allah´ın hududunu asarsa, iste onlar zalimlerin kendileridir

[230] Sayet erkek esini bir daha bosarsa; artık ondan sonra kadın, baska bir kocaya nikahlanıp varıncaya kadar ona helal olmaz. Sayet bu koca da onu bosar ve onlar Allah´ın hududunu ikame edeceklerini zannederlerse; tekrar birbirlerine donmelerinde her ikisi icin de bir gunah yoktur. Bunlar Allah´ın hudududur. Bunları, bilen bir kavim icin acıklıyor

[231] Ve kadınları bosadıgınız zaman; iddetlerini bitirince artık onları ya iyilikle tutun veya iyilikle salıverin. Sırf zulmedebilmeniz icin zararlarına onları tutuvermeyin. Kim, boyle yaparsa; muhakkak kendi nefsine zulmetmis olur. Allah´ın ayetlerini oyuncak yerine koymayın. Allah´ın uzerinizdeki nimetini ve size ogut vermek icin indirdigi kitabı ve hikmeti hatırlayın. Allah´tan korkun. Ve bilin ki Allah, suphesiz her seyi bilendir

[232] Kadınları bosadıgınız vakit, onlar iddetlerini bitirdiklerinde, aralarında guzelce anlastıkları takdirde; kocalarıyla tekrar evlenmelerine mani olmayın. Iste sizden Allah´a ve ahiret gunune inanmıs olanlara, bununla ogut veriliyor. Bu, sizin icin daha iyi, daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[233] Anneler cocuklarını tam iki yıl emzirirler. Bu, emzirmeyi tamamlamak isteyen icindir. Onların yiyecegi, giyecegi uygun sekilde cocuk kendisinden olana aittir. Kimse gucunun ustunde bir seyle mukellef olmaz. Ne anne cocugu yuzunden, ne de baba cocugu yuzunden zarara sokulmasın. Mirascıya dusen de bunun gibidir. Eger kendi aralarında anlasıp, danısarak cocugu memeden kesmek isterlerse; ikisine de bri vebal yoktur. Cocuklarınızı emzirtmek isterseniz, vereceginizi guzelce teslim etmek sartıyla size yine bir vebal yoktur. Allah´tan korkun ve bilin ki Allah yaptıgınız seyleri gorendir

[234] Icinizden olenlerin geriye bıraktıkları esler; kendi kendilerine dort ay ve on gun beklerler. Muddetlerini bitirdikleri vakit onların, kendileri icin uygun olanı yapmalarından dolayı size bir gunah yoktur. Ve Allah, islediklerinizden haberdardır

[235] Boyle kadınları nikahlamak isteginizi bildirmenizden veya bir arzuyu gonullerinizde saklamanızdan dolayı size bir vebal yoktur. Allah bilmistir k; siz, onları mutlaka hatırlayacaksınız, fakat uygun bir sozle soylememeniz mustesna, onlarla gizlice sozlesmeyin. Iddeti nihayet bulmadıkca nikah bagını baglamaya kalkmayın. Ve bilin ki; suphesiz Allah, gonullerinizde olanı bilir. Artık O´ndan sakının. Ve yine bilin ki; suphesiz Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

[236] Temas etmediginiz veya bir mehir kesmedigniz kadınları bosamıssanız, size vebal yoktur. Su kadar ki, zengin olan kudretince, darda bulunan da halince ma´ruf bir fayda ile onları faydalandırmalıdır. Bu, iyilik edenlerin uzerine bir borctur

[237] Bir mehir kestigniz takdirde temas etmeden once onları bosarsanız; kestiginiz mehrin yarısı onlarındır. Meger, kendilerini bagıslamıs veya nikah dugumu elinde bulunan kimse bagıslamıs ola. Bagıslamanız, takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın. Suphesiz Allah, yaptıgınız seyleri gorendir

[238] Namazlara ve orta namaza devam edin. Ve Allah´ın divanına husu ile durun

[239] Eger korkarsanız yaya veya binmis olarak kılın. Emin oldugunuz vakitte de Allah´ın size bilmediginiz seyleri ogrettigi sekilde Allah´ı zikredin

[240] Icinizden vefat edip de eslerini geride bırakanlar; bir seneye kadar eslerinin evlerinden cıkarılmayarak gecimlerinin saglanmasını vasiyyet etmis olmalıdırlar. Sayet kendileri cıkarlarsa; artık onların ma´ruf sekilde yapacaklarından dolayı size mes´uliyet yoktur. Allah, Aziz´dir, Hakim´dir

[241] Bosanan kadınlar icin uygun sekilde gecimlerini saglamak vardır. Bu, muttakiler icin bir vazifedir

[242] Iste Allah, aklınız ersin diye ayetlerini bu sekilde beyan ediyor

[243] Binlerce oldukları halde olum korkusuyla yurtlarından cıkanları gormedin mi? Allh onlara; (olun) dedi. Sonra da onları diriltti. Suphesiz ki, Allah insanlara karsı lutuf sahibidir. Ama insanların pek cogu sukretmezler

[244] Allah yolunda savasın ve bilin ki Allah Semi´dir, Alim´dir

[245] Kimdir o ki; Allah´a guzel bir borc versin de Allah onu kat kat fazlasıyla odesin. Allah, hem darlastırır, hem de bollastırır. Ve O´na donduruleceksiniz

[246] Musa´dan sonra Israilogullarından bir cemaate bakmadın mı? Hani, onlar peygamberlerine bize bir hukumdar gonder ki, Allah yolunda savasalım, dediler. Peygamberleri de: Uzerinize savas farz edilir de ya savasmazsanız? dedi. Onlar dediler ki: Biz Allah yolunda neden savasmayalım? Hem yurtlarımızdan cıkarıldık, hem de ogullarımızdan (ayrıldık) . Fakat onların uzerine savas farz edildigi vakit, iclerinden pek azı mustesna hep geri donduler. Allah, zalimleri cok iyi bilendir

[247] Peygamberleri onlara dedi ki: Iste Allah hukumdar olarak size Talut´u gonderdi. Onlar: Biz hukumdarlıga ondan daha layık iken ve ona malca bolluk da verilmemisken nasıl olur da bizim basımıza hukumdar olabilir? dediler. Peygamberleri de dedi ki: Allah onu sizin ustunuzde begenip secmistir. O´na bilgice ve vucutca da bir ustunluk vermistir. Suphesiz ki Allah; mulkunu diledigine verir. Ve Allah, Vasi´dir, Alim´dir

[248] Peygamberi onlara dedi ki: Gercekten onun hukumdarlıgının alameti size Tabut´un gelmesidir ki, onda Rabbınızdan bir «Sekine» ve Musa hanedanıyla Harun hanedanının terkettiklerinden bir kalıntı vardır. Melekler onu yuklenecektir. Sayet inananlardan iseniz; elbette bunda, sizin icin kesin bir ayet vardır

[249] Talut orduyla birlikte ayrılıp cıktıgı vakit dedi ki: Allah, sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim ondan icerse benden degildir. Kim de ondan tatmazsa suphesiz ki bendendir. Eliyle bir avuc alanlar baska. Derken onlardan birazı mustesna olmak uzere hepsi de ondan iciverdiler. Talut ve beraberindeki mu´minler ırmagı gectikleri vakit; bizim bugun Calut ve ordusuna karsı gucumuz yoktur, dediler. Mutlaka Allah´a kavusacaklarını bilenlerse dediler ki: Nice az topluluk, Allah´ın izniyle pek cok toplulugu yenmistir. Allah sabredenlerle beraberdir

[250] Calut ve askerlerine karsı cıktıkları zaman, dediler ki: Ey Rabbımız, uzerimize sabır yagdır, ayaklarımıza sebat ver ve bizi kafirler guruhuna karsı muzaffer kıl

[251] Allah´ın izniyle onları hemen hezimete ugrattılar. Davud da Calut´u oldurdu. Allah ona mulk ve hikmet verdi. Dilemekte oldugunu da ona ogretti. Sayet Allah´ın insanları birbiriyle def´edip savması olmasaydı yeryuzu muhakkak fesada ugrardı. Ancak Allah, alemler uzerinde lutuf sahibidir

[252] Iste bunlar Allah´ın ayetleridir. Onları sana hak olarak okuyoruz. Suphesiz ki sen elcilerdensin

[253] Su peygamberler onlardan kimini kiminden ustun kıldık. Allah, onlardan kimiyle soylesmis, kimini de derecelerle yukseltmistir. Meryem oglu Isa´ya da acık deliller verdik. Ve onu Ruh´ul-Kudus ile destekledik. Eger Allah dilesydi; onların arkasındakiler; kendilerine apacık deliller geldikten sonra birbirlerini oldurmezlerdi. Fakat ihtilafa dustuler, sonra onlardan kimi inandı, kimi de inkar etti. Allah dileseydi; birbirlerini oldurmezlerdi. Ancak Allah, istedigini yapar

[254] Ey iman edenler, alıs verisin, dostlugun ve sefaatin olmadıgı gun gelmezden evvel, size verdigim rızıklardan infak edin. Kafirler iste zalimlerin kendileridir

[255] Allah O´ndan baska hicbir ilah yoktur. Hayy ve Kayyum´dur. O´nu dalgınlık ve uyku tutmaz. Goklerde ve yerde olanların hepsi de O´nundur. O´nun izni olmadan katında sefaat edecek kimdir? Onlerinde ve arkalarında ne varsa bilir. Diledigi kadarından baska O´nun ilminden hicbir sey kavrayamazlar. Kursi´si gokleri ve yeri kaplamıstır. Onları koruyup gozetmek O´na agırlık vermez. O, oyle ulu, oyle yucedir

[256] Dinde zorlama yoktur. Gercekten hak, batıldan iyice ayrılmıstır. Tagut´u inkar edip, Allah´a inanan kimse kopmak bilmeyen saglam bir kulpa sarılmıstır. Ve Allah, Semi´dir, Alim´dir

[257] Allah, inananların dostudur. Onları karanlıktan aydınlıga cıkarır. Kufredenlerin dostları ise Tagut´tur. Onları aydınlıktan karanlıklara cıkarırlar. Iste onlar ates yaranıdır. Onlar orada temelli kalacaklardır

[258] Allah kendisine mulk verdigi icin, Rabbı hakkında Ibrahim ile tartısanı gormedin mi? Hani Rabbım olduren ve diriltendir, deyince , o; ben de diriltir ve oldururum, demisti. Ibrahim: Allah gunesi dogudan getirir. Haydi sen de onu batıdan getir, deyince o kufreden herif, apısıp kaldı. Allah, zalimler guruhunu hidayete erdirmez

[259] Yahut altı ustune gelmis bir kasabaya ugrayan kimse gibisini gormedin mi? Allah, bunu olumunden sonra nasıl diriltecek? dedi. Bunun uzerine Allah, onu yuz sene olu bıraktı, sonra diriltti. Na kadar kaldın? dedi. O da: Bir gun veya bir gunden daha az kaldım, dedi. Hayır, yuz yıl kaldın. Oyle iken yiyecegine icecegine bak; henuz bozulmamıs, bir de merkebine bak. Hem seni insanlara bir ibret kılacagız. Kemiklere bak, onları nasıl birlestirip yerli yerine koyuyor ve sonra onlara nasıl et giydiriyoruz? dedi. Bu hal ona apacık belli olunca: Artık Allah´ın herseye Kadir oldugunu biliyorum, dedi

[260] Hani Ibrahim: Rabbım, oluleri nasıl dirilttigini bana goster, deyince. Inanmıyor musun? demisti. O da: Hayır oyle degil, ama kalbim iyice mutmain olsun, demisti. Oyleyse dort cesit kus al; onları kendine alıstır, sonra her dag basına onlardan birer parca koy. Sonra onları, cagır, kosarak sana gelirler. Ve bil ki suphesiz Allah, Aziz´dir, Hakim´dir

[261] Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu, her basagında yuz tane olmak uzere yedi basak veren tanenin durumu gibidir. Allah, diledigine kat kat verir. Ve Allah, Vasi´dir, Alim´dir

[262] Mallarını Allah yolunda infak edip de, sonra infak ettikleri seyin ardından basa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin mukafaatı, Rabbları katındadır. Onlara korku yoktur. Ve mahzun da olacak degillerdir

[263] Bir tatlı dil, bir af, pesinden eziyet gelecek sadakadan daha hayırlıdır. Ve Allah Gani´dir, Halim´dir

[264] Ey iman edenler; Allah´a ve ahiret gunune inanmayıp, insanlara gosteris icin malını harcayan kimse gibi sadakalarınızı basa kakma ve eziyet etmekle heder etmeyin, O gosteris yapanın hali; uzerinde toprak bulunan kayanınki gibidir. Siddetli bir yagmur isabet ettignde onu katı bir tas halinde bırakır. Onlar kazandıklarından hic bir sey elde edemezler. Allah kafirler guruhunu hidayete erdirmez

[265] Allah´ın rızasını kazanmak ve kalblerindekini saglamlastırmak icin mallarını infak edenlerin hali, bir tepedeki guzel bir bahcenin haline benzer. Kuvvetli bir saganak dusunce; yemislerini iki kat verir. Bol yagmur yagmasa bile bir cisenti bulunur ve Allah islediklerinizi gorur

[266] Biriniz ister mi ki; hurmalardan ve uzumlerden bir bahcesi olsun, altından ırmaklar aksın, icinde her cesit meyve bulunsun da; kendisi ihtiyarlamıs, cocukları da gucsuz kalmısken; bahcesi atesli bir kasırga ile yanıversin. Dusunesiniz diye Allah, size ayetlerini boyle acıklar

[267] Ey iman edenler; kazandıklarınızın iyilerden ve size yerden cıkardıklarımızdan infak edin. Kendiniz goz yummadan alıcısı olmadıgınız bayagı seyleri vermeye yeltenmeyin. Ve bilin ki; Allah, Gani´dir, Hamid´dir

[268] Seytan sizi fakirlik ile korkutarak, cirkin seyleri emreder. Allah ise size magfiret ve bolluk vaadeder. Allah, Vasi´dir, Alim´dir

[269] Hikmeti diledigine verir. Kime de hikmet verilmisse suphesiz ki, ona pek cok hayır verilmistir. Bunu ancak akıl sahibleri anlar

[270] Nafakadan ne harcadınız ise veya adaktan ne adadınızsa; suphesiz ki Allah onları bilir. Zulmedenlerin hic yardımcıları yoktur

[271] Sadakaları acıktan verirseniz ne guzel. Eger onları gizler de fakirlere oyle verirseniz bu, sizin icin daha hayırlıdır. Ve onunla gunahlarınızdan bir kısmını yarlıgar. Allah, her ne yaparsanız haberdardır

[272] Onları hidayete erdirmek sana dusmez. ALlah, diledigini hidayete erdirir. Hayır namına ne infak ederseniz kendinizedir. Zaten yalnız Allah rızasını kazanmak icin infak edersiniz. Verdiginiz her hayır tam olarak size odenir. Ve siz, haksızlıga ugratılmazsınız

[273] Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna vermis olup da yeryuzunde dolasmayan ve tanımayanların; hayalarından dolayı onları zengin zannettikleri yoksullara verin. Onları yuzlerinden tanırsın. Yuzsuzluk ederek insanlardan bir sey istemezler. Hayırdan ne infak ederseniz suphesiz Allah onu bilir

[274] Onlar ki; mallarını gece ve gunduz, gizli ve acık infak ederler. Iste onların mukaafatı Rabbları katındadır. Onlar icin korku da yoktur, uzulecek de degillerdir

[275] Faiz yiyenler ancak, seytan carpan kimsenin kalktıgı gibi kalkarlar. Bu, onların: Zaten alıs-veris faiz gibidir, demelerinden dolayıdır. Halbuki Allah, alıs-verisi helal, faizi haram kılmıstır. Kime Rabbından bir ogut gelir de faizcilikten vazgecerse, gecmis olanlar kendisine ve hakkındaki hukum Allah´a aittir. Kim de donerse, onlar cehennem yaranıdırlar, orada temelli kalacaklardır

[276] Allah faizi mahveder, sadakaları artırır. Ve Allah hicbir gunahkar kafiri sevmez

[277] Iman edip salih amel isleyenlerin, namaz kılıp zekat verenlerin Rabbları katında mukafaatları vardır. Onlar icin korku yoktur ve uzulecek de degillerdir

[278] Ey iman edenler; Allah´tan korkun. Eger mu´minlerden iseniz, faizden kalanı bırakın

[279] Boyle yapmazsanız, bunun Allah´a ve peygambere karsı bir harb oldugunu bilin. Sayet tevbe ederseniz, sermayeniz sizindir. Hem haksızlık yapmamıs, hem de haksızlıga ugratılmamıs olursunuz

[280] Borclu darda ise, kolaylıga kadar beklemelidir. Eger bilirseniz, sadaka olarak bagıslamanız sizin icin daha hayırlıdır

[281] Hem oyle bir gunden sakının ki; o gun, Allah´a donduruleceksiniz. Sonra herkese kazandıgı tamamıyle odenecek. Onlara haksızlık edilmeyecektir

[282] Ey iman edenler; muayyen bir vaad ile borclandıgınız zaman, onu yazın. Aranızda bir katib de dogrulukla yazsın. Yazan; Allah´ın kendisine ogrettigi gibi yazmaktan cekinmesin, yazsın. Hak kendi uzerinde olan da yazdırsın. Rabbı olan Allah´tan korksun da ondan bir sey eksiltmesin. Sayet borclu sefih, kucuk veya kendisi soyleyip yazdıramayacak durumda ise; velisi dosdogru yazdırsın. Erkeklerinizden iki de sahid yapın. Eger ki erkek bulamazsa sahidlerden razı olacagınız bir erkek, biri unuttugunda digeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Sahidler cagrıldıklarında cekinmesinler. Borc, buyuk veya kucuk olsun onu muddeti ile beraber yazmaktan usenmesin. Bu, Allah yanında adalete daha uygun, sahidlik icin daha saglam, supheye dusmemenize de daha yakındır. Ancak aranızda pesin alıs-veris olursa onu yazmamanızda size bir gunah yoktur. Alıs-veris yaptıgınızda sahid tutun. Yazana da sehadet edene de zarar verilmesin. Sayet zarar verecek olursasanız; o zaman, kendinize dokunacak bir kotuluk olur. Allah´tan korkun. Allah size ogretiyor. Allah her seyi bilir

[283] Eger seferde olur da yazacak kimse bulamazsanız; alınan rehinler yeter. Sayet birbirinize guvenirseniz guvenilen kimse Rabbı olan Allah´tan korksun da borcunu odesin. Bir de sehadeti gizlemeyin. Onu gizleyenin kalbi gunahkardır. Allah yaptıklarınızı bilir

[284] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah´ındır. Icinizdekini acıklasanız da, gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba ceker. Sonra diledigini bagıslar diledigini azablandırır. Ve Allah, herseye Kadir´dir

[285] Peygamber de, iman edenler de O´na indirilene inandı. Hepsi de Allah´a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine iman etti. O´nun peygamberlerinden hicbirinin arasını tefrik etmeyiz. Isittik ve itaat ettik. Affını dileriz, ey Rabbımız. Donus Sana´dır, dediler

[286] Allah, kimseye gucunun yeteceginden fazlasını yuklemez. Kazandıgı lehine, yuklendigi aleyhinedir. Ey Rabbımız, unuttuk veya yanıldıysak sorumlu tutma bizi. Ey Rabbımız, bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agır yuk yukleme. Ey Rabbımız, bize gucumuzun yetmeyecegini yukleme. Affet bizi, bagısla bizi. Sen Mevlamızsın. Kafirler guruhuna karsı yardım et bize

Âl-i İmrân

Surah 3

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Allah, O´ndan baska hic bir Ilah yoktur. Hayy ve Kayyum´dur

[3] Sana kitabı hak ile ve kendisinden oncekileri dogrulayıcı olarak indirdi. Ve Tevart´ı ve Incil´i indirdi

[4] Daha once. Insanlara yol gosterici olarak. Furkan´ı da indirdi. Muhakkak ki Allah´ın ayetlerini inkar edenler icin, gercekten siddetli azab vardır. Allah, Aziz´dir, intikam sahibidir

[5] Suphesiz ki; gokte ve yerde hic bir sey Allah´a gizli kalmaz

[6] Sizi rahimlerde diledigi gibi sekillendiren O´dur. O´ndan baska hic bir ilah yoktur. O, Aziz´dir, Hakim´dir

[7] Sana kitabı indiren O´dur. O´nun bazı ayetleri muhkemdir ki bunlar; kitabın anasıdır. Diger bir kısmı da mutesabihlerdir. Iste kalblerinde egrilik bulunanlar; fitne cıkarmak ve te´vile yeltenmek icin mutesabih olanlara uyarlar. Halbuki onun gercek te´vilini, ancak Allah bilir. Ilimde derinlesmis olanlar: Biz ona inandık, hepsi Rabbımızın katındadır, derler. Ancak akıl sahibleri dusunebilirler

[8] Ey Rabbımız; bizi, hidayetine erdirdikten sonra kalblerimizi egriltme. Katında bize rehmet lutfet. Suphesiz en cok lutfeden Sen´sin Sen

[9] Ey Rabbımız; muhakkak ki geleceginden suphe olmayan bir gunde insanları toplayacak Sen´sin. Suphesiz ki Allah vaadinden donmez

[10] Dogrusu kufredenlerin; malları ve cocukları Allah´a karsı onlara bir sey saglamaz. Ve onlar atesin yakıtıdırlar

[11] Tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan oncekilerin yaptıgı gibi. Onlar ayetlerimizi yalanladılar da Allah gunahlarından dolayı onları yakalayıverdi. Allah azabı cok siddetli olandır

[12] Kufredenlere: Siz, mutlaka yenileceksiniz. Ve toplanıp cehenneme suruleceksiniz, orası ne kotu dosektir, de

[13] Karsılasan iki toplulugun durumlarında sizin icin ibret vardır. Biri, Allah yolunda dogusuyordu. Digeri ise, kafirdi. Onlar, oburlerinin kendilerinin iki katı olduklarını gozleriyle goruyorlardı. Allah, diledigini yardımıyla destekler. Gorebilenler icin bunda ibret vardır

[14] Kadınlarından ogullarından, kantar kantar altın ve gumusten, nisanlı atlardan, develerden ve ekinlerden gelen zevklere asırı duskunluk; insanlar icin suslenip hos gorundu. Bunlar dunya hayatının gecimidir. Oysa gidilecek yerin guzel olanı Allah katındadır

[15] De ki: Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takvaya erenler icin, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada devamlı kalacaklardır. Tertemiz esler ve Allah´ın rızası vardır. Ve Allah kullarını hakkıyla gorendir

[16] Onlar ki: Ey Rabbımız; biz gercekten iman ettik, artık gunahlarımızı bize bagısla ve o ates azabından bizleri koru diyenler

[17] Sabredenler, dogru olanlar, gonulden ibadet edenler, infak edenler ve seherlerde Allah´tan magfiret dileyenlerdir

[18] Allah, sehadet etti ki: Gercekten O´ndan baska ilah yoktur. Melekler ve ilim sahibleri de adaleti ayakta tutarak buna sehadet ettiler; O´ndan baska ilah yoktur. O, Aziz´dir, Hakim´dir

[19] Gercekte Allah katında din, Islam´dır. Ancak kitab verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtirastan dolayı ayrılıga dustuler. Kim, Allah´ın ayetlerini inkar ederse; suphesiz ki Allah, hesabı cabuk gorendir

[20] Seninle tartısmaya girisirlerse: Ben, bana uyanlarla birlikte kendimi Allah´a teslim ettim, de. Kendilerine kitab verilenler ve ummilere: Siz de Islam oldunuz mu? de. Eger Islam olurlarsa; dogru yola girmislerdir. Sayet yuz cevirirlerse; sana, yalnız teblig etmek duser. Ve Allah, kullarını gorendir

[21] Allah´ın ayetlerini inkar edenlere ve haksız yere peygamberleri oldurenlere, insanlardan adaleti emredenleri oldurenlere, iste onlara; elem verici bir azabı mujdele

[22] Iste bunlar, o kimselerdir ki; dunya ve ahirette amelleri bosa gitmistir. Ve onların hic yardımcıları yoktur

[23] Kendilerine Kitab´tan bir pay verilmis olanları gormedin mi ki; aralarında hukum vermen icin Allah´ın kitabına cagırılıyorlar da, sonra onlardan bir zumre arkasını ceviriyor. Onlar, temelli yuz cevirenlerdendir

[24] Bu, onların: Sayılı gunlerden baska bize, asla ates dokunmayacak, demeleri yuzundendir. Ve uydurageldikleri seyler, dinlerinde kendilerini aldatmıstır

[25] Ya geleceginden suphe olmayan bri gunde onları topladıgımız ve kendilerine zulmedilmeden herkesin kazandıgının tastamam odendigi zaman halleri ne olacak

[26] De ki: Ey mulkun sahibi olan Allah´ım; Sen mulku diledigine verirsin. Sen, mulku dilediginin elinden alırsın. Sen, diledigini aziz edersin. Sen, diledigini zelil edersin. Hayır, yalnız Senin elindedir. Sen hic suphe yok ki her seye Kadirsin

[27] Geceyi gunduze gecirir, gunduz geceye gecirirsin. Oluden diriyi cıkarır, diriden oluyu cıkarırsın. Diledigin kimseye hesabsız rızık verirsin

[28] Mu´minler, Mu´minleri bırakıp da kafirleri dost edinmesinler. Kim boyle yaparsa; Allah ile dostlugu kalmaz. Ancak onlardan sakınmanız mustesnadır. Allah, size kendisinden korkmanızı emrediyor. Donus Allah´adır

[29] De ki: Icinizde olanı gizleseniz de, acıklasanız da Allah bilir. Goklerde ve yerde ne varsa hepsini O, bilir. Allah, herseye Kadir´dir

[30] O gun ki; herkes ne hayır isledi ise karsısında onu hazırlanmıs bulacak. Kotulukten de ne yapmıssa; kendisiyle onun arasında uzun bir mesafe olmasını ister. Allah bizzat korkutuyor. Ve Allah kullarına Rauf´dur

[31] De ki: Allah´ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[32] Allah´a ve peygamberlere itaat edin, de. Sayet yuz cevirirlerse suphesiz ki Allah, kafirleri sevmez

[33] Suphe yok ki Allah, Ademi, Nuh´u, Ibrahim soyunu ve Imran soyunu secti. Alemlere ustun kıldı

[34] Onlar, birbirlerinden turemis bir soydur. Allah, Semi´dir, Alim´dir

[35] Hani, Imran´ın karısı: Rabbım karnımdakini hur olarak Sana adadım, benden kabul buyur. Dogrusu Sensin Sen, Semi, Alim, demisti

[36] Fakat onu dogurunca-Allah onu ve dogurdugunu daha iyi bilici iken-Rabbım ben onu kız olarak dogurdum. Erkek, kız gibi degildir. Gercekten ben adını Meryem koydum. Ben onu da soyunu da kovulmus seytandan sana sıgındırırım, demisti

[37] Bunun uzerine Rabbı onu guzel bir kabul ile karsıladı. Onu guzel bir bitki gibi yetistirdi. Zekeriyya´nın himayesine verdi. Zekeriyya mihraba her girisinde onun yanında bir yiyecek bulurdu. Ey Meryem, bu sana nereden? derdi. O da: Allah tarafından, derdi. Suphe yok ki Allah, diledigini hesapsız rızıklandırır

[38] Orada Zekeriyya Rabbına dua etti: Rabbım; bana katından temiz bir sey bahset. Muhakkak Sen duayı isitensin

[39] O, mihrabda namaz kılarken melekler ona seslendiler: Allah sana, kendisinden bir kelimeyi tasdik edici bir efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olmak uzere Yahya´yı mujdeler

[40] Ve dedi ki: Rabbım; ben artık iyice kocamıs, karım da kısırken nasıl oglum olabilir? Oyle, Allah diledigini yapar, dedi

[41] Rabbım, bana bir alamet ver, dedi. Alametin, isaretten baska sekillerle insanlarla konusmamandır. Bununla beraber Rabbını cok an ve aksam sabah tesbih et

[42] Hani melekler: Ey Meryem, suphesiz Allah seni secip temizledi. Dunyaların kadınlarından seni ustun tuttu, demislerdi

[43] Ey Meryem, husu ile Rabbının divanına dur. Secdeye kapan. Ruku edenlerle birlikte ruku et

[44] Bunlar sana vahyetmekte oldugumuz gayb haberlerindendir. Meryem´e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında degildin. Cekisirlerken de orada bulunmadın

[45] Melekler demislerdi ki: Ey Meryem; Allah kendinden bir kelimeyi sana mujdeliyor. Adı; Meryem oglu Isa, Mesih´tir. Dunyada da, ahirette de, sanı yucedir. Allah´a yakın kılınanlardandır

[46] Besiginde de, yetiskinlik halinde de insanlarla konusacaktır ve salihlerdendir

[47] Meryem dedi ki: Rabbım; bana bir beser dokunmamısken, benim nasıl cocugum olabilir? Melekler de: Allah, diledigini oylece yaratır ve bir seyin olmasını dilerse, ona; ol, der de oluverir, dediler

[48] O´na kitabı, hikmeti, Tevrat´ı ve Incil´i ogretecek

[49] O´nu Israilogullarına peygamber olarak gonderecek ve onlara soyle diyecektir: Ben, size Rabbınızdan bir ayet getirdim. Ben, size camurdan kus gibi bir sey yapıp ona ufleyecegim de Allah´ın izniyle, hemen kus olacak. Anadan dogma korleri ve alacalıları iyi edecegim. Allah´ın izniyle oluleri diriltecegim. Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber verecegim. Eger iman edenlerden iseniz; elbette bunda sizin icin ayet vardır

[50] Benden once gelen Tevrat´ı tasdik etmek ve size haram kılınanların bir kısmını helal kılmak uzere Rabbınızdan size bir ayet getirdim. Artık Allah´tan korkun ve bana itaat edin

[51] Suphe yok ki Allah; benim de Rabbım, sizin de Rabbınızdır. Oyleyse O´na kulluk edin, dosdogru yol iste budur

[52] Isa, onların inkarlarını sezince; Allah ugrunda yardımcılarım kimlerdir? dedi. Havariler: Biziz Allah´ın yardımcıları, Allah´a iman ettik. Sen de sahid ol ki biz, muhakkak muslumanlarız, dediler

[53] Ey Rabbımız; indirdigine iman ettik. Ve peygamberlerin ardınca gittik. Bizi sahid olanlarla beraber yaz

[54] Hile yaptılar, Allah da onları cezalandırdı. Ve Allah, hile yapanların cezasını en iyi verendir

[55] Hani Allah demisti ki: Ey Isa; seni oldurecek olan Benim. Seni kendime yukseltip kaldıracak, sen, kafirlerin icinden tertemiz cıkaracak ve sana tabi olanları, kıyamet gunune kadar kufredenlerden ustun tutacak da Benim Sonra donusunuz yalnız Banadır. Ayrılıga dustugunuz konularda aranızda Ben hukmedecegim

[56] Kufredenleri de dunya ve ahirette siddetli azaba ugratacagım. Onların hicbir yardımcıları yoktur

[57] Iman edip salih amel isleyenlere gelince; onların mukafaatları odenecektir. Ve Allah, zalimleri sevmez

[58] Iste bunları; sana, ayetlerden bir hikmet dolu Kur´an´ dan okuyoruz

[59] Gercekten Allah katında Isa´nın durumu, Adem´in durumu gibidir. Allah o´nu topraktan yarattı. Sonra o´na; ol dedi, o da oluverdi

[60] Hak, Rabbındandır. Oyleyse suphecilerden olma

[61] Sana ilim geldikten sonra; kim seninle tartısırsa de ki: Gelin ogullarımızı ve ogullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi cagıralım. Sonra la´netleselim. Allah´ın lanetinin yalancıların ustune olmasını dileyelim

[62] Dogrusu iste budur, o kıssanın hak ifadesi: Allah´dan baska ilah yoktur. Suphesiz ki Allah, Aziz´dir, Hakim´dir

[63] Sayet yuz cevirirlerse; suphesiz ki Allah, bozguncuları bilir

[64] De ki: Ey Ehl-i Kitab; hepiniz, sizinle bizim aramızda esit olan bir kelimeye gelin: Allah´dan baskasına kulluk etmeyelim. O´na hicbir seyi es kosmayalım. Ve Allah´ı bırakıp da kimimiz, kimimizi Rab edinmesin. Eger yuz cevirirlerse; o vakit sahid olun ki biz, muslumanız, deyin

[65] Ey Ehl-i Kitab; Ibrahim hakkında nicin munakasa ediyorsunuz? Tevrat da, Incil de suphesiz ondan sonra indirilmistir. Aklınız ermiyor mu

[66] Siz, hadi bilginiz olan sey uzerine munakasa eden kimselersiniz. Ya bilginiz olmayan sey uzerine nicin munakasa ediyorsunuz? Halbuki Allah bilir, siz bilmezsiniz

[67] Ibrahim; ne Yahudi, ne de Hristiyan idi. Fakat o, Allah´ı bir tanıyan, gercek bir musluman idi. Ve musriklerden degildi

[68] Dogrusu Ibrahim´e en yakın olanlar; o´na uyanlar, peygamber ve iman edenler. Ve o, musriklerden de degildi. Ve Allah mu´minlerin velisidir

[69] Ehl-i Kitab´tan bir taife; sizi sasırtmak istediler. Halbuki onlar; kendilerinden baskasını sasırtmazlar da farkına varmazlar

[70] Ey Ehl-i Kitab; gorup dururken nicin Allah´ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

[71] Ey Ehl-i Kitab; Nicin hakkı batıla karıstırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz

[72] Ehl-i Kitab´tan bir guruh soyle dedi: Varın o mu´minlere indirilenlere gupegunduz iman edin. Sonunda da donup kufredin. Belki onlar da donerler

[73] Kendi dininize uyanlardan baskasına inanmayın. De ki: Dogru yol, Allah´ın yoludur. Derler ki: Size verilen bir benzerinin de birine verildigini veya Rabbınızın katında size delil gosterecekleri bir seyi acıklamayın. De ki: Dogrusu lutuf Allah´ın elindedir, onu diledigine verir. Allah Vasi´dir, Alim´dir

[74] Diledigine rahmetini tahsis eder. Allah, en buyuk lutuf sahibidir

[75] Ehl-i Kitab´dan oylesi vardır ki; kantarla emanet bıraksan; onu sana oder. Oylesi de vardır ki; bir tek altın emanet etsen; tepesine dikilmedikce onu sana odemez. Bu, onların: Ummiler hakkında bize karsı sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah´a karsı yalan soylemektedirler

[76] Hayır, kim ahdini yerine getirir ve sakınırsa; suphe yok ki Allah, sakınanları sever

[77] Allah´ın ahdini ve kendi yeminlerini az bir paraya degisenlerin, ahirette hic bir payı yoktur. Allah, kıyamet gunu onlarla konusmaz, onlara bakmaz, onları temize cıkarmaz. Ve onlar icin elim bir azab vardır

[78] Onlardan bir guruh vardır ki; kitabda olmadıgı halde kitabdan zannedesiniz diye, dillerini egip, bukerler. Allah katında olmadıgı halde; Allah katındandır, derler. Allah adına, bile bile yalan soylerler

[79] Hic bir insana yakısmaz ki; Allah, kendisine kitabı, hukmu ve peygamberligi versinde sonra o, insanlara: Allah´ı bırakıp bana kullar olun, desin. Fakat: Kitabı okuyup ogrettiginize gore Rabb´a kul olun, demek yarasır

[80] Size melekleri ve peygamberleri Rabb olarak benimsemenizi de emretmez. Musluman olduktan sonra size kufretmeyi mi emredecek

[81] Hani Allah, Peygamberlerden soz almıs: And olsun ki; size, kitabı, hikmeti verdim. Yanınızda olanı dogrulayıcı bir peygamber geldiginde mutlaka o´na inanacak ve yardım edeceksiniz. Ikrar edip de ahdi kabul ettiniz mi? demisti. Onlar da: Ikrar ettik, demislerdi. Allah: Sahid olsun, Ben de sizinle beraber sahidlerdenim, demisti

[82] Artık kim, bundan sonra donerse iste onlar, fasıklardır

[83] Yoksa Allah´ın dininden baskasını mı arıyorlar? Oysa goklerde ve yerde kim varsa; ister istemez O´na teslim olmustur. Ve O´na donduruleceklerdir

[84] De ki: Allah´a iman ettik. Ve bize indirilene, Ibrahim, Ismail, Ishak, Ya´kub ve ogullarına indirilenlere, Musa´ya, Isa´ya ve peygamberlere; Rabbları tarafından verilenlere de iman ettik. Onların hic birisi arasında fark gozetmeyiz. Ve biz, O´na teslim olanlarız

[85] Kim, Islam´dan baska bir din ararsa; ondan asla aknul olunmaz. Ve o, ahirette husrana ugrayanlardandır

[86] Iman ettikten, peygamberlerin hak oldugunu gordukten ve kendilerine apacık deliller geldikten sonra kufre sapan bir kavmi, Allah nasıl hidayete eristirir? Ve Allah, zalimler guruhunu hidayete iletmez

[87] Iste bunların cezası: Allah´ın, meleklerin ve butun insanların la´neti onların uzerinedir

[88] Ebediyyen onun icindedirler. Onlardan azab hafifletilmez ve onlara rahmet nazarıyla bakılmaz

[89] Ancak bunun ardından tevbe edip islah edenler mustesnadır. Dogrusu Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

[90] Iman ettikten sonra kufredip de, kufurleri artanların tevbeleri kabul edilmez. Iste onlar sapıkların kendileridir

[91] Dogrusu kufredip de, kafir olarak olenler, yeryuzu dolusu altını fidye verecek olsalar yine de hic birinden kabul edilmez. Onlar icin elim bir azab vardır. Ve onların hic yardımcıları da yoktur

[92] Sevdiginiz seylerden infak etmedikce, asla bir´e erisemezsiniz. Ve her ne infak ederseniz; suphesiz Allah, onu bilir

[93] Tevrat inmeden evvel Israil´in, kendi nefsine haram kıldıgından baska butun yiyecekler Israilogullarına helal idi. Eger sadıklardan iseniz; haydi Tevrat´ı getirip okuyun, de

[94] Bundan sonra artık kim Allah´a karsı yalan isnad ederse; iste onlar zalimlerin kendileridir

[95] De ki: Allah dogru buyurmustur. O halde Hanif olarak Ibrahim´in dinine uyun. O, musriklerden degildi

[96] Muhakkak ki insanlar icin konulmus ilk ev; cok mubarek olarak kurulan ve alemler icin hidayet olan Mekke´deki dir

[97] Orada apacık alametlerle, Ibrahim´in makamı vardır. Kim, oraya girerse emin olur. Ona yol bulabilen herkesin, Ka´be´yi haccetmesi insanlar uzerinde Allah´ın bir hakkıdır. Kim inkar ederse; bilsin ki dogrusu Allah, alemlerden mustagni´dir

[98] De ki: Ey Ehl-i Kitab; Allah yaptıklarınızı gorup dururken nicin Allah´ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

[99] De ki: Ey Ehl-i Kitab, siz gercegi gordugunuz halde Allah´ın yolunu egri gostermeye yeltenerek, iman edenleri nicin ondan ceviriyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil degildir

[100] Ey iman edenler; eger kendilerine kitab verilenlerden herhangi bir zumreye uyarsanız, imanınızdan sonra sizi cevirirler de kafir yaparlar

[101] Allah´ın ayetleri size okunur, aranızda peygamberi bulunurken nasıl kufredersiniz? Kim, Allah´a sımsıkı sarılırsa; muhakkak dogru yola iletilmistir

[102] Ey iman edenler; Allah´tan nasıl korkmak lazımsa oylece korkun. Ve her halde musluman olarak can verin

[103] Topluca Allah´ın ipine sarılın, ayrılmayın. Ve Allah´ın uzerindeki nimetini hatırlayın. Hani, siz; dusman idiniz de O, kalblerinizin arasını uzlastırdı da, O´nun nimeti sayesinde kardes oldunuz. Siz; bir ates ucurumunun tam kenarında iken, sizi oradan dogru yola eresiniz diye kurtardı. Alah ayetlerini size iste boylece acıklar

[104] Icinizden hayra cagıran, iyiligi emredip kotulukten alıkoyan bir topluluk bulunsun. Iste onlar, kurtulusa erenlerdir

[105] Kendilerine apacık deliller geldikten sonra, parcalanıp ihtilafa dusenler gibi olmayın. Iste onlara buyuk bir azab vardır

[106] O gun; nice yuzler agarır, nice yuzler kararır. O zaman yuzleri kara olanlara: Imanınızdan sonra kufur mu ettiniz? Iste o kufrunuzun cezası olarak tadın azabı, denir

[107] Ama yuzleri agaranlar, Allah´ın rahmeti icindedirler. Onlar orada temelli kalacaklardır

[108] Bunlar; Allah´ın ayetleridir. Onları sana hak olarak okuyoruz. Allah, alemlere zulmetmek istemez

[109] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Butun isler Allah´a dondurulur

[110] Siz; insanlar icin cıkarılmıs en hayırlı ummetsiniz. Iyiligi emreder, kotulukten alıkorsunuz. Ve Allah´a inanırsınız. Ehl-i Kitab´da inanmıs olsaydı; kendileri icin hayırlı olurdu. Iclerinde iman edenler olmakla beraber, cogu fasıklardır

[111] Incitmekten baska size herhangi bir zarar veremezler. Sizinle savassalar bile geri donup kacarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez

[112] Nerede bulunurlarsa bulunsunlar; uzerlerine zillet vurulmustur. Allah´ın ve mu´minlerin ahdine sıgınmıs olanlar mustesna. Allah´ın hısmına ugradılar. Uzelerine de miskinlik vuruldu. Bu, Allah´ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri oldurmelerindendir. Bu, onların isyan etmeleri ve taskınlık yapmalarındandır

[113] Hepsi bir degildir. Onlardan secdeye vararak geceleri Allah´ın ayetlerini okuyup duran bir topluluk vardır

[114] Onlar; Allah´a ve ahiret gunune inanırlar. Iyiligi emreder, kotulukten alıkoyarlar. Hayırlara kosusurlar, iste onlar salihlerdendir

[115] Ne hayır yaparlarsa; ondan mahrum bırakılacak degildirler. Ve Allah, takva sahiblerini bilir

[116] Kufredenlerin malları ve cocukları Allah´a karsı kendilerine hicbir fayda saglamayacaktır. Onlar cehennem yaranıdırlar, orada ebediyyen kalacaklardır

[117] Bu dunya hayatında onların sarfettikleri seylerin durumu; kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerine isabet ederek mahveden kavurucu bir ruzgarın durumuna benzer. Allah onlara zulmetmedi, ama onlar; kendilerine zulmediyorlardı

[118] Ey iman edenler; sizden baskalarını dost edinmeyin. Onlar; sizi, sasırtmaktan geri kalmazlar. Sıkıntıya dusmenizi isterler. Ofkeleri agızlarından tasmaktadır. Sinelerinin gizledigi ise daha buyuktur. Dusunurseniz size ayetlerimizi acıkladık

[119] Iste siz; oyle kimselersiniz ki; onlar sizi sevmezken, siz onları seversiniz. Ve kitabın butunune inanırsınız. Onlar ise ancak sizinle karsılastıkları zaman; Iman ettik, derler. Yalnız baslarına kaldıkları vakit de, size karsı ofkeden parmaklarını ısırırlar. De ki: Ofkenizden olun. Gercekten Allah, goguslerin ozunu bilir

[120] Sizlere bir iyilik dokunursa; bu onları, uzer. Ama basınıza bir felaket gelirse; buna sevinirler. Sabreder ve sakınırsanız, onların hilesi size hicbir zarar veremez. Suphesiz ki, Allah, onların yaptıklarını kusatmıstır

[121] Hani sen; mu´minleri savas icin duracakları yere yerlestirmek uzere erkenden ayrılmıstın. Allah, Semi´dir, Alim´dir

[122] O zaman sizden iki takım bozulmaya yuz tutmustu. Halbuki onların dostu Allah idi. Mu´minler yalnız Allah´a guvenip, dayansınlar

[123] Andolsun ki siz, duskun bir durumda iken Bedir´de Allah size kat´i bir zafer vermisti. Allah´tan korkun ki sukretmis olasınız

[124] Hani sen; mu´minlere: Indirilmis ucbin melekle Rabbınızın size yardım etmesi yetmez mi? diyordun

[125] Evet. Sabreder, sakınırsanız ve onlar da uzerinize gelirlerse; Rabbınız, size nisanlı besbin melekle yardım edecektir

[126] Bu yardımı Allah; size, sırf bir mujde olsun ve kalbleriniz bununla yatıssın diye yaptı. Yoksa zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah´tandır

[127] Kufredenlerin bir kısmını kessin veya perisan etsin de umitsiz olarak geri donup gitsinler diye

[128] Senin elinde emirden bir sey yok. Allah, ya onların tevbesini kabul eder, yahut da zalim oldukları icin azablandırır

[129] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Diledigini bagıslar, diledigine azab eder. Ve Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

[130] Ey iman edenler; kat kat faiz yemeyin. Allah´tan korkunki felah bulasınız

[131] Kafirler icin hazırlanmıs olan atesten sakının

[132] Allah´a ve Peygamber´e itaat edin ki rahmete erdirilesiniz

[133] Rabbınızın magfiretine ve genisligi goklerle yer arası kadar olan cennete kosun. O, takva sahibleri icin hazırlanmıstır

[134] Onlar ki; bollukta ve darlıkta infak ederler, ofkelerini yenerler, insanların kusurlarını bagıslarlar. Allah, ihsan edenleri sever

[135] Onlar ki; fena bir sey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah´ı anarlar. Hemen gunahlarının bagıslanmasını dilerler. Gunahları, Allah´tan baska kim bagıslar? Hem onlar yaptıklarında bile bile ısrar da etmezler

[136] Iste onların mukafatı: Rabblarından bir magfiret ve altından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada temelli kalacaklardır. Ne de guzeldir mukafatı is yapanların

[137] Sizden once neler gelip gecti. Onun icin gezin de yalanlayanların sonunun nasıl oldugunu gorun

[138] Bu; insanlar icin bir acıklama, muttakiler icin de bir hidayet, bir oguttur

[139] Gevsemeyin, uzulmeyin, gercekten inanmıssanız, mutlaka siz ustunsunuz

[140] Eger size bir yara dokunduysa; suphesiz o kavme de o kadar yara dokunmustur. Hem o gunleri Biz, insanlar arasında dondurur dururuz. Bu; Allah´ın iman edenleri belirtmesi ve icinizden sahidler edinmesi icindir. Allah, zalimleri sevmez

[141] Bu; Allah´ın iman edenleri secmesi, kafirleri mahvetmesi icindir

[142] Yoksa; Allah, icinizden cihad edenleri ve sabredenleri belirtmeden cennet´e girivereceginizi mi sandınız

[143] Gercekten siz, olumle karsılasmadan once onu arzulamıstınız. Iste onu gordugunuz halde bakıp duruyorsunuz

[144] Muhammed; sadece bir elcidir. Ondan once de nice elciler gelip gecmistir. Simdi o, olur veya oldurulurse; geriye mi doneceksiniz? Kim geriye donerse; Allah´a hic bir zarar vermez. Allah, sukredenlerin mukafatını verecektir

[145] Allah´ın izni olmadıkca hic bir kimseye olmek yoktur. O, vadesiyle yazılmıs bir yazıdır. Kim dunya nimetini isterse kendisine ondan veririz, kim de ahiret nimetini dilerse buna da ondan veririz. Ve sukredenleri mukafatlandıracagız

[146] Nice peygamberler, beraberinde Rabba kul olanlardan bir cogu bulundugu halde savastılar ve Allah yolunda baslarına gelenlerden dolayı yılmadılar, boyun egmediler. Allah, sabredenleri sever

[147] Sadece: Ey Rabbımız, gunahlarımızı ve isimizdeki israfımızı bize bagısla, sebatımızı artır; kafirler guruhuna karsı bize yardım et, diyorlardı

[148] Bu yuzden Allah, onlara dunya nimetini de, ahiret nimetini de fazlasıyla verdi. Ve Allah ihsan edenleri sever

[149] Ey iman edenler; kufredenlere uyarsanız okcelerinizin ustunden sizi geri cevirirler de husrana ugrayanlardan olursunuz

[150] Halbuki Mevlanız Allah´tır. Ve O, yardımcıların en hayırlısıdır

[151] Hakkında hicbir delil indirilmedigi seyi Allah´a es tuttuklarından dolayı kufredenlerin kalblerine korku salacagız. Onların varacagı yer, atestir. Ne kotudur o zalimlerin varacagı yer

[152] Gercekten Allah´ın size olan vaadi dogru cıktı; O´nun izni ile kafirleri kırıp biciyordunuz ki icinizden, dunyayı isteyenler ve ahireti isteyenler bulundugundan sevdiginiz zaferi size gosterdikten sonra; bas kaldırdıgınız, verilen emir hakkında cekistiginiz ve yıldıgınız zaman, imtihan etmek icin Allah sizi maglubiyete ugrattı. Bununla beraber sizi bagısladı. Allah mu´minlere lutufkardır

[153] Hani siz; kimseye bakmadan kacıyordunuz. Peygamber de arkanızdan cagırıp duruyordu. Kaybettiginize ve basınıza gelene uzulmeyesiniz diye Allah, sizi kederden kedere ugrattı. Ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[154] Sonra o uzuntunun ardından, uzerinize oyle bir emniyet ve oyle bir uyku indirdi ki; icinizden bir kısmını buruyordu, bir kısmı da canları sevdasına dusmustu. Allah´a karsı cahiliyet zannı gibi haksız bir zan besliyorlar. Bu isten bize ne? diyorlardı. De ki: Butun is Allah´ındır. Iclerinde sana acmadıkları birsey gizliyorlar. Bu, bize ait birsey olsaydı burada oldurulmezdik, diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız uzerlerine olum yazılmıs olanlar yine mutlaka devrilecekleri yerlere cıkıp gideceklerdi. Bu; goguslerinizin icindekini yoklamak, kalblerinizdekini temizlemek icindir. Allah, goguslerdekini bilendir

[155] Iki toplulugun karsılastıgı gun; icinizden geri donenleri, yaptıklarının bir kısmından oturu seytan yoldan cıkarmak istemistir. Bununla beraber Allah onları bagısladı. Gercekten Allah, Gafur´dur, Halim´dir

[156] Ey iman edenler; siz; kufredip de yeryuzunde dolasan veya gazada bulunan kardesleri hakkında: Onlar yanınızda olsalardı olmezler veya oldurulmezlerdi, diyenler gibi olmayın. Allah; bunu, onların kalblerinde bir hasret olarak koydu. Halbuki olduren de dirilten de Allah´tır. Ve Allah, yaptıgınız seyleri gorendir

[157] Andolsun ki, Allah yolunda oldurulur veya olurseniz; Allah´ın bagıslaması ve rahmeti onların toplayacagı seylerden cok daha hayırlıdır

[158] Andolsun ki, olseniz de, oldurulseniz de; Allah katında toplanacaksınız

[159] Allah´ın rahmeti sayesinde sen onlara karsı yumusak davrandın. Eger kaba ve katı kalbli olsaydın suphesiz cevrenden dagılır giderlerdi. Oyleyse onları bagısla ve yargılanmalarını dile. Isler hakkında onlarla musavere et. Bir kerre de azmettin mi artık Allah´a tevekkul et. Muhakkak Allah, tevekkul edenleri sever

[160] Allah size yardım ederse, artık sizi yenecek yoktur. Sizi yardımsız bırakırsa da ondan baska size yardım edecek kimdir. Mu´minler sadece Allah´a tevekkul etsinler

[161] Bir peygamber icin emanete hıyanet, olur sey degildir. Kim boyle hainlik ederse; kıyamet gunu hainlik ettigi sey ile gelir. Sonra herkese kazandıgı odenir. Ve onlara zulmedilmez

[162] Allah´ın rızasına uyan kimse; hic Allah´ın hısmına ugrayan gibi olur mu? Onun varacagı yer, cehennemdir. O, ne kotu donus yeridir

[163] Onlar, Allah katında derece derecedir. Allah yaptıklarını gorendir

[164] And olsun ki: Allah, mu´minlere buyuk bir lutufda bulunmustur. Zira onlara Allah´ın ayetlerini okuyan, teskiye eden, kitab ve hikmeti ogreten kendi iclerinden bir peygamber gondermistir. Halbuki onlar, daha once apacık bir dalalet icindeydiler

[165] Onları iki misline ugrattıgınız bir musibete kendiniz ugrayınca; bu nereden? dediniz. De ki: O, kendinizdendir. Dogrusu Allah herseye kadirdir

[166] Iki ordu karsılastıgı gun size gelen musibet, Allah´ın emriyleydi. Bu; mu´minleri belirtmek icindi

[167] Bir de munafıklık edenleri acıga vurmak icindi. Kendilerine: Gelin Allah yolunda savasın veya savunun, dendigi zaman: sayet savasmayı bilseydik pesinizden gelirdik, dediler. O gun onlar imandan cok kufre yakındılar. Kalblerinde olmayan seyi agızlarıyla soyluyorlardı. Onların gizledigi seyi Allah cok iyi bilir

[168] Kendileri oturarak kardesleri icin: Bize uysalardı oldurulmezlerdi, diyenlere, de ki: Sayet sadıklardan iseniz, kendi nefislerinizden olumu geri cevirin

[169] Allah yolunda oldurulenleri sakın olu sanmayın, bilakis onlar diridirler, Rabbları katında rızıklandırılırlar

[170] Allah´ın keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinerek arkalarından henuz kendilerine katılmayanlara; kendilerine korku olmadıgını ve uzulmeyeceklerini, mujdelemek isterler

[171] Onlar Allah´tan gelen bir nimet ve kerem ile ve Allah´ın mu´minlerin mukafatını zayi etmeyecegi mujdesiyle sevinirler

[172] Kendileri yara aldıktan sonra yine Allah´ın ve peygamberin davetine kosanlar, ihsan edenler ve sakınanlar icin pek buyuk mukafat vardır

[173] Onlar ki: Bir takım kimseler kendilerine; dusmanlarınız sizin icin kuvvetlerini topladılar onlardan korkun dedikleri zaman, bu haber onların imanını artırır da, Allah bize kafidir. O ne guzel vekildir, derler

[174] Sonra da kendilerine hic bir kotuluk dokunmadan Allah´tan bir nimet ve bollukla geri donduler. Allah´ın rızasına uydular. Ve Allah, cok buyuk lutuf sahibidir

[175] O seytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Mu´min iseniz onlardan korkmayın, Benden korkun

[176] Kufre kosanlar, seni uzmesin. Suphesiz onlar, Allah´a zarar veremezler. Allah, onlara ahirette hic bir nasib vermemek istiyor. Onlar icin buyuk bir azab vardır

[177] Iman karsılıgı kufru satın alanlar; Allah´a hic bir sey ile zarar veremezler. Onlar icin elem verici bir azab vardır

[178] Kufredenler, kendilerine muhlet verisimizi; sakın kendileri icin hayırlı sanmasınlar, Biz onlara sırf gunahları cogalsın diye muhlet veriyoruz. Onlar icin alcaltıcı bir azab vardır

[179] Allah; mu´minleri oldukları halde bırakacak degildir. Nihayet murdarı temizden ayıracaktır. Allah, size gaybı da bildirecek degildir. Fakat Allah, peygamberlerinden diledigini secer. Bunun icin siz, Allah´a ve peygamberlerine inanın. Inanır ve sakınırsanız; size cok buyuk bir mukafat vardır

[180] Allah´ın fazl-ı kereminden verdigi seylerde cimrilik edenler; bunun kendileri icin hayırlı oldugunu sanmasınlar. Bilakis bu, onlar icin serlidir. Cimrilik ettikleri sey; kıyamet gunu boyunlarına dolanacaktır. Goklerin ve yerin mirası Allah´ındır. Ve Allah, islediginiz seylerden haberdardır

[181] Gercekten, Allah, fakirdir, bizler zenginiz, diyenlerin lafını; Allah isitmistir. Dediklerini ve haksız yere peygamberleri oldurduklerini yazacagız. Ve: Tadın o yangın azabını, diyecegiz

[182] Bu, yaptıgınızın karsılıgıdır. Allah kullarına asla zulmedici degildir

[183] Dogrusu, atesin yiyeycegi bir kurban getirmedikce; hicbir peygambere inanmamamız icin Allah, bize and verdi, diyenlere; benden once nice peygamberler size apacık delillerle ve dediginiz seylerle geldi. Dogru soyluyorsanız nicin onları oldurdunuz? de

[184] Seni yalanladılarsa senden once acık mucizeler, sahifeler ve nurlu kitabı getirenler de yalanlanmıstı

[185] Her nefis, olumu tadacaktır. Kıyamet gunu ecirleriniz size eksiksiz verilecektir. O vakit, kim atesten uzaklastırılır, cennete sokulursa; artık o, kurtulmustur. Zaten dunya hayatı, aldatıcı gecimlikten baska bir sey degildir

[186] And olsun ki; mallarınız ve nefisleriniz konusunda deneneceksiniz. Sizden once kendilerine kitab verilenlerden ve Allah´a sirk kosanlardan bircok incitici seyler isiteceksiniz. Eger sabreder ve sakınırsanız iste bu, azme deger islerdendir

[187] Hani Allah, kendilerine kitab verilenlerden; onu mutlaka insanlara acıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz, diye soz almıstı. Onlar ise bunu arkalarına attılar ve az bir degere degistiler. Satın aldıkları sey ne kotudur

[188] Ettikleri ile sevinen ve yapmadıkları seylerle ovulmeyi sevenlerin azabtan kurtarılacaklarını sanma. Onlar icin pek acıklı bir azab vardır

[189] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Allah, her seye Kadir´dir

[190] Muhakkak ki goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelmesinde; akıl sahibleri icin elbette ayetler vardır

[191] Onlar ki; ayakta, oturarak ve yanları ustu yatarken Allah´ı anarlar, goklerin ve yerin yaratılısını dusunurler. Rabbımız; Sen bunları bosuna yaratmadın. Sen pak ve munezzehsin. Bizi, o ates azabından koru

[192] Rabbımız; Sen, kimi atese sokarsan; suphesiz onu perisan edersin. Zalimlerin hic yardımcıları yoktur

[193] Rabbımız; dogrusu biz: Rabbınıza inanın, diye imana cagıran bir davetciyi isittik ve imana geldik. Ey Rabbımız; gunahlarımızı bagısla, kusurlarımızı ort, canımızı da iyilerle birlikte al

[194] Rabbımız; bize peygamberlerinin va´d ettiklerini ver ve kıyamet gunu rezil etme bizi. Sen, sozunden asla donmezsin

[195] Nihayet Rabbları, onlara icabet etti: Birbirinizden meydana gelen sizlerden; gerek erkek olsun gerek disi olsun, calısanın isini bosa cıkarmam. Hicret edenlerin, yurtlarından cıkarılanların, benim yolumda iskenceye, hakarete, ziyana ugrayanların, muharebe edenlerin ve oldurulenlerin suclarını elbette ortecegim, Allah katından mukafat olmak uzere; onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacagım. Sevabın en guzeli, Allah katındadır

[196] Kufredenlerin diyar diyar donup dolasmaları sakın seni aldatmasın

[197] Az bir gecim. Sonra varacakları yer cehennemdir. O ne kotu yataktır

[198] Fakat Rabblarından korkanlar icin; altlarından ırmaklar akan cennetler var. Orada temelli kalacaklar. Allah tarafından agırlanacaklar. Allah katında olanlar kendileri icin daha hayırlıdır

[199] Ehl-i Kitab´tan oyleleri vardır ki; Allah´a, size indirlen ve kendilerine indirilmis olana, Allah´a husu´ duyarak inanırlar. Allah´ın ayetlerini az bir pahaya degismezler. Iste onların ecirleri Rabbları katındadır. Allah, suphesiz hesabı cabuk gorendir

[200] Ey iman edenler; sabredin, sebat gosterin, dusmana karsı durun ve Allah´tan sakının ki, felah bulasınız

Nisâ

Surah 4

[1] Ey insanlar; sizi bir tek nefisten yaratan, ondan esini var eden ve ikisinden bir cok erkek ve kadın ureten Rabbınızdan korkun. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulundugunuz Allah´dan korkun da, akrabalık bagını kesmekten sakının. Muhakkak ki Allah; sizin uzerinizde tam bir gozeticidir

[2] Yetimlere mallarını verin. Temizi murdara degismeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Cunku bu, buyuk bir gunahtır

[3] Eger yetim kızların haklarını gozetemeyeceginizden korkarsanız; size helal olan diger kadınlardan ikiser, ucer ve dorder olmak uzere nikahlayın. Sayet aralarında adalet yapamayacagınızdan endise ederseniz; o zaman, bir tane. Veya sag ellerinizin sahip oldukları. Bu adaletten sapmamanıza daha uygundur

[4] Kadınların mehirlerini seve seve verin. Sayet ondan bir kısmını gonul hoslugu ile size bagıslar iseler, onu afiyetle yiyin

[5] Allah´ın sizi basına diktigi mallarınızı beyinsizlere vermeyin. Kendileribi bunların geliri ile rızıklandırıp giydirin ve onlara guzel soz soyleyin

[6] Oksuzleri evlenme cagına gelene kadar deneyin. O vakit kendilerinde bir olgunlasma gorurseniz; mallarını kendilerine teslim edin. Buyuyecekler de geri alacaklar diye onları israf edip de tez elden yemeyin. Zengin olan sakınsın. Fakir olan da uygun bir sekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiginizde yanlarında sahid bulundurun. Hesab sorucu olarak Allah kafidir

[7] Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarında erkeklere bir pay vardır. Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarında kadınlara da bir pay vardır. Bunlar; az veya cok farz kılındıgı sekilde bir paydır

[8] Miras taksim olunurken; yakınlar, yetimler ve miskinler de hazır bulunursa, onları da rızıklandırın. Hem de guzel soz soyleyin

[9] Arkalarında kucuk ve aciz cocuklar bıraktıkları takdirde, onlar icin endise edecek olanlar, haksızlıktan cekinsinler, Allah´tan sakınsınlar ve sozu de dosdogru soylesinler

[10] Yetimlerin mallarını zulmen yiyenler; karınlarına sadece ates doldurmus olurlar. Zaten onlar cılgın bir atese gireceklerdir

[11] Cocuklarınızın mirastaki durumu hakkında Allah, size soyle emir buyuruyor: Erkege iki disinin hissesi kadardır. Eger kadınlar ikinin ustunde ise; bırakılan malların ucte ikisi onlarındır. Sayet kız tek ise, yarısı onundur. Olenin cocugu varsa; ana ve babadan herbirine bırakılan malın altıda biri; cocugu olmayıp da ona ana ve babası mirascı olduysa; ucte biri, anasınındır. Kardesleri varsa; o vakit, altıda bir anasınındır. Bu hukumler olenin borcu odenip yaptıgı vassiyetler yerine getirildikten sonradır. Babalarınız ve ogullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın oldugunu bilmezsiniz. Allah´tan bir fariza olarak. Dogrusu Allah; Alim, Hakim olandır

[12] Cocukları yoksa; eslerinizin geriye bıraktıklarının yarısı, sizindir. Cocukları varsa; bıraktıklarının dortte biri, sizindir. Bunlar; yaptıkları vasiyyet ve borc odendikten sonradır. Cocugunuz yoksa; sizin bıraktıklarınızın dortte biri, eslerinizindir. Sayet cocugunuz varsa; bıraktıklarınızın sekizde biri, onlarındır. Ancak bu; yaptıgınız vasiyyet ve borc odendikten sonradır. Eger miras bırakan erkek veya kadın cocugu ve ana-babası olmayan bir kimse olur da bir erkek veya bir kız kardesi bulunursa; bunlardan herbirine, altıda bir duser. Eger onlar bundan coksalar; zarara ugratılmaksızın ucte birine ortak olurlar. Bunlar; yaptıkları vasiyyet ve borc odendikten sonradır. Allah´tan bir vasiyyet olarak, Allah; Alim´dir, Halim´dir

[13] Iste bunlar; Allah´ın hudududur. Kim, Allah´a ve O´nun elcisine itaat ederse; Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Iste bu; en buyuk kurtulustur

[14] Kim de Allah´a ve O´nun elcisine isyan eder de hududu asarsa, onu da icinde temelli kalmak uzere atese sokar. Hor ve hakir edici bir azab vardır onun icin

[15] Kadınlarınızdan fuhus yapanlara karsı, icinizden dort sahid getirin. Onlar sehadet ederlerse; olunceye veya Allah onlara bir yol gosterinceye kadar evlerde tutun

[16] Sizden fuhus yapanların her ikisine de eziyet edin. Tevbe edip ıslah olurlarsa; artık onlardan vazgecin. Cunku Allah, Tevvab, Rahim olandır

[17] Allah icin tevbe ancak, bilmeyerek kotuluk yapıp da hemen tevbe edenlerin tevbesidir. Iste Allah, onların tevbesini kabul eder. Ve Alim, Hakim olandır

[18] Kotulukleri isleyip dururken, olum gelip catınca: Simdi iste gercekten tevbe ettim, diyenlerin ve kafir olarak olenlerin tevbesi kabul degildir. Iste onlar icin, elem verici bir azab hazırlamısızdır

[19] Ey iman edenler; kadınlara zorla varis olmaya kalkmanız size helal degildir. Apacık hayasızlık etmedikce onlara verdiginizden mehrin bir kısmını alıp goturmeniz icin onları sıkıstırmayın, onlarla iyi gecinin. Eger onlardan bosanmıyorsanız; olabilir ki bir sey, sizin hosunuza gitmez de Allah onu cok daha hayırlı kılar

[20] Bir esin yerine baska bir es almak istediginiz takdirde; oncekine yuklerle mehir vermis olsanız bile, bir sey almayın. Iftira ederek ve gunaha girerek ona verdiginiz geri alır mısınız

[21] Onu nasıl alırsınız ki; birbirinize karısıp katıldınız. Ve onlar, sizden kuvvetli te´minat aldılar

[22] Babalarınızın nikahladıgı kadınları nikahlamayın. Gecmiste olanlar artık gecmistir. Cunku o, cok cirkin ve igrenc bir seydi. Ve o, fena adetti

[23] Analarınız, kızlarınız, kız kardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeslerinizin kızları, kız kardeslerinizin kızları, sizi emziren sut anneleriniz, sut kardesleriniz, karılarınızın anaları, gerdege girdiginiz karılarınızdan evlerinizde bulunan uvey kızlarınız, size haram kılındı. Eger uvey kızlarınızın anaları ile gerdege girmemisseniz, onlarla evlenmenizde bir vebal yoktur. Oz ogullarınızın karıları ile evlenmeniz ve iki kızkardesi birlikte nikahlamanız da haramdır. Gecmiste olanlar artık gecmistir. Suphesiz ki Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

[24] Evli kadınlarla evlenmeniz de. Sag ellerinizin sahib oldukları mustesna. Bunlar; Allah´ın size farz kıldıgı hukumlerdir. Geriye kalanları ise; zinadan kacınıp iffetli yasamanız sartı ile mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan yararlandıgınızın karsılıgı olarak kararlastırılmıs olan mehirlerini verin. Kararlastırdıktan sonra, aranızda anlastıgınız hususta size bir sorumluluk yoktur. Suphesiz ki Allah, Alim, Hakim olandır

[25] Sizden; hur, inanmıs kadınlarla evlenmeye guc yetiremeyen kimse, inanmıs genc kızlarınızdan sag ellerinizin sahib olduklarından (alsın) . Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Birbirinizdensiniz. Onlarla zinadan kacınmaları, iffetli yasamıs ve gizli dost tutmamıs olmaları halinde, velilerinin izniyle evlenin. Ve ma´ruf sekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa; onlara hur kadınlara verilen cezanın yarısı verilir. Bu; icinizden, gunaha girme korkusu olanlaradır. Sabretmeniz ise sizin icin daha hayırlıdır. Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

[26] Allah; size bilmediklerinizi acıkca bildirmek, sizden oncekilerin yollarını size gostermek ve tovbelerinizi kabul etmek ister. Allah Halim´dir, Hakim´dir

[27] Allah; sizin tovbelerinizi kabul etmek ister. Sehvetlerine uyanlarda sizin buyuk bir sapıklıga dusmenizi isterler

[28] Allah (tekliflerini) sizden hafifletmek istiyor. Ve insan, zayıf yaratılmıstır

[29] Ey iman edenler; mallarınızı aranızda karsılıklı rıza ile gerceklestirdiginiz ticaret yolu haric, batıl yollarla yemeyin. Ve kendinizi oldurmeyin. Suphesiz ki Allah, sizin icin Rahim olandır

[30] Kim, zulum ve dusmanlıkla bunu yaparsa; yakında onu cehenneme sokacagız. Bu Allah´a kolaydır

[31] Size yasaklanan buyuk gunahlardan kacınırsanız; kucuk gunahlarınızı orter ve sizi serefli bir mevkiye koyarız

[32] Allah´ın sizi birbirinizden ustun kıldıgı seyleri ozlemeyin. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah´ın lutfundan isteyin. Muhakkak ki Allah; herseyi bilici olandır

[33] Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktıklarından her birine varisler kıldık. Yeminlerinizin bagladıgı kimselere hisselerini verin. Muhakkak ki; Allah herseye sahid olandır

[34] Allah´ın kimini kimine ustun kılmıs olması ve onların mallarından infak etmeleri sebebiyle erkekler, kadınlar uzerine hakimdirler. Iyi kadınlar; itaatli olan ve Allah´ın kendilerini korumasına karsılık, kendileri de gizliyi koruyanlardır. Serkeslik etmelerinden endiselendiginiz kadınlara ogut verin, kendilerini yataklarında yalnız bırakın, (yine uslanmazlarsa) dovun, sizi itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Muhakkak ki Allah; Aliyy ve Kebir olandır

[35] Eger aralarının acılmasından endiseye duserseniz; erkek tarafından bir hakem, kadın tarafından bir hakem gonderin. Bunlar barıstırılmak isterlerse; Allah, onların arasını bulur. Muhakkak ki Allah; Alim, Habir olandır

[36] Allah´a ibadet edin. O´na hic bir seyi ortak kosmayın. Ana-babaya da iyilik. Yakınlara, yetimlere, duskunlere, yakın komsuya, uzak komsuya, yakın arkadasa, yolcuya ve sag elinizin sahib olduklarına da. Allah, kendini begenip boburlenenleri elbette sevmez

[37] Onlar ki; hem cimrilik ederler, hem de insanlara cimrilik tavsiye ederler ve Allah´ın kendilerine lutfundan verdigi seyleri saklarlar. Biz, kafirler icin hor ve rusvay edici bir azab hazırladık

[38] Mallarını, insanlara gosteris icin sarfeden, Allah´a ve ahiret gunune inanmayanları da Allah sevmez. Seytan kime arkadas olursa; o, ne kotu bir arkadastır

[39] Ne olurdu sanki onlar; Allah´a, ahiret gunune inanmıs ve Allah´ın verdigi rızıklardan infak etmis olsalardı. Allah onları cok iyi bilendir

[40] Allah; suphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz. Ama zerre kadar iyilik yapılsa onu kat kat artırır. Ve kendi katından buyuk bir mukafaat verir

[41] Her ummetten bir sahid kıldıgımız ve onlara da seni sahid getirdigimiz zaman nice olacak

[42] Iste o gun, kufredip Rasul´e asi olanlar, isterlerdi ki; yerle bir olsalardı da Allah´dan o bir sozu gizlememis bulunsalardı

[43] Ey iman edenler; sarhosken, ne soylediginizi bilinceye kadar, bir de cunubken -yolcu olmanız mustesnagusul yapmadıkca namaza yaklasmayın. Eger hasta veya yolculukta iseniz, yahut herhangi biriniz heladan gelirse veya kadınlara yaklasıp da su bulamazsanız, temiz bir topraga teyemmum edin, yuzlerinize ve ellerinize surun. Suphesiz ki Allah; Afuvv ve Gafur olandır

[44] Bakmazmısın su kendilerine kitabdan bir pay verilmis olanlara? Kendileri sapıklıgı satın aldıkları gibi sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar

[45] Allah, dusmanlarınızı daha iyi bilir. Allah, size dost olarak da yeter, yardımcı olarak da yeter

[46] Yahudilerden oyleleri var ki; kelimeleri yerlerinden degistirir ve dillerini egip bukerek ve dine tan ederek; isittik ve karsı geldik, duy, duymaz olası ve bizi gut (raina) derler. Eger isittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gozet demis olsalardı, onlar icin daha iyi olurdu. Iste Allah, inkarları yuzunden onlara la´net etmistir. Onların ancak pek azı iman eder

[47] Ey kitab verilenler; Biz bir takım yuzleri silip de enselerine cevirmezden veya onları Ashab-ı Sebit´i la´netledigimiz gib la´netlemezden once, gelin de elinizdekini dogrulayıcı olarak indirdigimize iman edin. Allahın emri daima yapılagelmistir

[48] Allah; kendisine ortak kosmayı bagıslamaz. Bundan baskasını diledigine bagıslar. Allah´a ortak kosan kimse, hic suphesiz pek buyuk bir gunahla iftira etmis olur

[49] Bakmaz mısın su kendilerini temize cıkaranlara? Halbuki diledigini temize cıkaran yalnız Allah´tır. Ve kıl payı zulme ugratılmazlar

[50] Bir bak; Allah´a karsı nasıl yalan uyduruyorlar? Apacık bir gunah olarak bu, yeter

[51] Kendilerine kitab verilmis olanların puta ve tagut´a inanıp, kufredenlere: Bunlar mu´minlerden daha dogru yoldadırlar, dediklerini gormedin mi

[52] Allah´ın la´netledigi; iste onlardır. Allah´ın la´netledigi kisiye sen yardımcı bulamazsın

[53] Yoksa onların mulkten bir payı mı var? Oyle olsaydı; onlar insanlara bir cekirdek parcası bile vermezlerdi

[54] Yoksa Allah´ın bol nimetinden verdigi insanları mı cekemiyorlar? Dogrusu biz, Ibrahim soyuna da kitab ve hikmet verdik. Ve onlara buyuk bir nimet bahsettik

[55] Onlardan bir kısmı ona inandı, bir kısmı da ondan yuz cevirdi. Cılgın ates olarak cehennem yeter

[56] Suphesiz ki ayetlerimizi inkar edenleri yakında atese atacagız. Derileri pistikce azabı duysunlar diye, derilerini degistirip yenileyecegiz. Allah; Aziz, Hakim olandır

[57] Iman edip salih amel isleyenleri; icinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlere koyacagız. Onlara orada tertemiz esler vardır. Onları koyu bir golgeye sokacagız

[58] Suphesiz ki Allah; size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hukmettiginiz zaman adaletle hukmetmenizi emreder. Gercekten Allah; bununla size ne guzel ogut veriyor. Suphesiz ki Allah; Semi´, Basir olandır

[59] Ey iman edenler; Allah´a itaat edin. Rasule ve sizden olan emir sahiblerine itaat edin. Eger bir seyde cekisirseniz; Allah´a ve ahiret gunune inanmıssanız onun hallini Allah´a ve Rasulune bırakın. Bu; hem hayırlı hem de netice itibariyle daha guzeldir

[60] Sana indirilene ve senden once inidirilenlere; inandıklarını iddia edenleri gormedin mi? Kufretmeleri emrolunmus iken Tagut´un onunde muhakeme edilmelerini isterler. Halbuki seytan, onları uzak bir sapıklıkla saptırmak istiyor

[61] Onlara; Allah´ın indirdigine ve peygambere gelin, denilince; munafıkların senden busbutun uzaklastıklarını gorursun

[62] Kendi isledikleri yuzunden baslarına bir musibet geldiginde, nasıl hemen sana geldiler de; gayemiz sadece bir iyilik etmek ve ara bulmaktan ibaret idi, diye yemin ediyorlar

[63] Onlar oyle kimsler ki; kalblerindekini Allah bilir. Sen onlara aldırma da ogut ver. Haklarında te´sirli sozler soyle

[64] Biz, hicbir peygamberi Allah´ın izniyle itaat edilmekten baska bir gaye ile gondermedik. Onlar kendilerine yazık ettikleri zaman, sana gelip Allah´tan magfiret dileseler ve peygamberleri de onlara magfiret dileseydi elbette Allah´ı Tevvab vd Rahim olarak bulacaklardı

[65] Hayır, Rabbına andolsun ki; aralarında cekistikleri seylerde seni hakem ta´yin edip sonra haklarında verdigi hukumden dolayı iclerinde bir sıkıntı duymadan kendilerini tamamen teslim etmedikce iman etmis olmazlar

[66] Sayet onlara; Kendinizi feda edin, yahut memleketinizden cıkın, diye emretmis olsaydık, pek azı mustesna bunu yapmazlardı. Kendilerine ogut verilen seyleri yerine getirseydiler elbette bu; haklarında cok hayırlı ve payidar olma acısından daha saglam olurdu

[67] O takdirde onlara katımızdan buyuk bir mukafat verirdik

[68] Ve suphesiz onları dogru yola eristirirdik

[69] Kim, Allah´a ve peygambere itaat ederse; iste onlar, sehidler ve salihlerle birliktedirler. Ne iyi arkadastır onlar

[70] Bu buyuk lutuf, Allah´tandır. Allah; her seyi bilici olarak kafidir

[71] Ey iman edenler; korunma tedbirinizi alın da silahlanarak, birlikler halinde veya toptan seferber olun

[72] Aranızda pek agır davranacak olanlar da var. Size bir musibet geldigi takdirde: Allah bana gercekten lutfetti de onlarla beraber bulunmadım der

[73] Sayet Allah´ın buyuk bir nimetine mazhar olursanız; andolsun ki, sizinle bir dostluk ve tanısıklıgı yokmus gibi: Keski onlarla beraber olsaydım da ben de buyuk bir basarıya erisseydim, der

[74] O halde dunya hayatını ahirete satanlar, Allah yolunda savassınlar. Allah yolunda savasan kimse; oldurulse de, galip gelse de Biz, ona buyuk bir mukafat verecegiz

[75] Siz ne oluyor da: Rabbımız, halkı zalim olan su sehirden bizi kurtar, katından bize bir sahib gonder, bir yardımcı yolla, diyen; zavallı cocuklar, erkekler ve kadınlar ugrunda ve Allah yolunda savasmıyorsunuz

[76] Iman edenler Allah yolunda savasırlar. Kufur edenler ise, Tagut yolunda harbederler. O halde seytanın dostlarıyla savasın. Suphesiz ki seytanın hilesi zayıftır

[77] Kendilerine: Ellerinizi savastan cekin, namazı kılın, zekatı verin, denilmis olanlara bakmaz mısın? Simdi onların uzerine savas farz kılınınca; iclerinden bir grup Allah´tan korkar gibi, hatta daha siddetli bir korku ile insanlardan korkuyorlar. Bunlar: Ey Rabbımız, uzerimize su savası niye farz kıldın? Ne olurdu bizi yakın bir gelecege kadar geri bırakaydın, dediler. Onlara de ki: Dunyanın gecimi azdır. Ahiret ise, muttakiler icin elbet daha hayırlıdır. Ve kıl kadar haksızlıga ugratılmayacaksınız

[78] Nerede olursanız olun, saglam kaleler icinde dahi olsanız olum sizi bulacaktır. Iman etmeyenlere bir iyilik gelirse: Bu, Allah´tandır. Bir kotuluk erisirse de: Bu senin yuzundendir, derler. De ki: Hepsi Allah tarafındandır. Bunlara ne oluyor ki hicbir sozu anlamaya yanasmıyorlar

[79] Sana gelen her iyilik, Allah´tandır. Sana gelen her fenalık da kendindendir. Seni insanlara elci olarak gonderdik. Buna sahid olarak Allah yeter

[80] Rasule itaat eden; Allah´a itaat etmis olur. Kim de yuz cevirirse; Biz, seni onlara koruyucu gondermedik

[81] Sana; peki, derler. Yanından ayrıldıktan sonra da iclerinden bir grup sana soylediklerini hilafına geceleyin plan kurarlar. Allah gece tasarladıklarını yazıyor. Onlara aldırıs etme. Allah´a tevekkul et. Vekil olarak Allah yeter

[82] Onlar hala Ku´an´ı geregi gibi dusunmeyecekler mi? Eger o, Allah´tan baskası tarafından gelseydi, muhakkak ki icinde birbirini tutmayan bir cok seyler bulurlardı

[83] Kendilerine guven ve korkuya dair bir haber geldiginde; onu yayarlar. Halbuki o haberi peygambere veya mu´min kumandanlara goturselerdi; onlar, ondan ne gibi netice cıkaracaklarını bilirlerdi. Eger uzerinizde Allah´ın nimet ve rahmeti olmasaydı; pek azınız mustesna, seytana uymus gitmistiniz

[84] Allah yolunda savas. Sen, ancak kendinden sorumlusun. Iman edenleri de savasa tesvik et. Umulur ki Allah, kufredenlerin siddet ve baskısını onler. Allah´ın kahrı da, ibret alınacak cezası da pek siddetlidir

[85] Kim, iyi iste aracılık ederse; ondan kendisine bir pay ayrılır. Kim de kotu bir seyde aracılık yaparsa; o kotulukten kendisine bir pay vardır. Allah, her seye hakkıyla kadir ve nazır´dır

[86] Size bir selam verildigi zaman; ondan daha iyisiyle selam verin. Veya aynısıyla mukabele edin. Muhakkak ki Allah, her seyin hesabını arayandır

[87] Allah O´ndan baska ilah yoktur. Geleceginden suphe olmayan kıyamet gunu sizi mutlaka toplayacaktır. Allah´tan daha dogru sozlu kim olabilir

[88] Size ne oluyor ki; munafıklar hakkında iki fırkaya ayrıldınız? Allah, onları yaptıklarından dolayı basasagı etmistir. Allah´ın saptırdıgını dogru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah´ın saptırdıgı kimse icin, asla yol bulamazsın

[89] Kendileri kufrettikleri gibi, sizin de kufretmenizi isterler. O halde onlar, Allah yolunda hicret edinceye kadar iclerinden dost edinmeyin. Eger yuz cevirirlerse; buldugunuz yerde onları oldurun ve onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinin

[90] Ancak sizinle kendileri arasında bir anlasma bulunan bir millete sıgınanlar ve sizinle savasmaktan veya kendi milletleriyle harbetmekten bunalarak size basvuranlar mustesnadır. Allah dileseydi; onları size musallat ederdi de sizinle savasırlardı. Eger sizden uzak durur, savasmaz ve size barıs teklif ederlerse; Allah, onlara dokunmanıza izin vermez

[91] Digerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden guvende olmayı istediklerini goreceksiniz. Fitnecilige cagırıldıklarında ona can atarlar. Eger sizden uzak durmazlar, barıs teklif etmezler ve sizinle savasmaktan geri durmazlarsa; onları tutun ve buldugunuz yerde oldurun. Iste onların aleyhlerine, size apacık ferman verdik

[92] Bir mu´min´in diger mu´mini hata dısında oldurmesi olur sey degildir. Bir mu´min´i yanlıslıkla oldurenin bir mu´min koleyi azad etmesi ve oldurulenin ailesi bagıslamadıkca ona teslim edilmis bir diyet odemesi gerekir. Oldurulen mu´min, dusmanınız olan bir topluluktan ise; mu´min bir kole azad etmek gerekir. Sayet sizin ile kendileri arasında andlasma bulunan bir topluluktan ise; ailesine verilecek bir diyet ve mu´min bir kole azad etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin Allah tarafından tevbesinin kabulu icin iki ay ardarda oruc tutması gerekir. Allah; Alim, Hakim olandır

[93] Kim de bir mu´min´i kasden olduruse; onun cezası icinde ebediyyen kalacagı cehennemdir. Allah ona gazab etmis, la´net etmis ve buyuk bir azab hazırlamıstır

[94] Ey iman edenler; Allah yoluna koyuldugunuz zaman, iyice arastırın. Size selam verene; dunya hayatının gecici menfaatine goz dikerek; sen mu´min degilsin, demeyin. Allah katında cok ganimetler vardır. Once siz de oyleydiniz ama Allah size lutfetti. Onun icin iyice arastırın. Muhakkak ki Allah; yaptıklarınızdan haberdardır

[95] Mu´minlerden; ozursuz olarak yerlerinde oturanlar ile Allah yolunda malları ve canları ile cihad edenler bir degildir. Allah; mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlara ustun kıldı. Bununla beraber Allah, her ikisine de guzelligi vaad etmistir. Fakat Allah; cihad edenlere, oturanların uzerine buyuk bir mukafat vermistir

[96] Kendisinden dereceler, magfiret ve rahmet. Ve Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[97] Melekler; nefislerine zulmedenlerin canlarını aldıkları zaman: Ne yapıyordunuz? deyince; biz yeryuzunde zayıf dusurulmek istenmis kimselerdik, diyecekler. Melekler de: Allah´ın yeri genis degil miydi? Hicret etseydiniz? diyecekler. Onların varacakları yer, cehennemdir. Donulecek yer olarak ne kotudur orası

[98] Ancak erkek, kadın ve cocuklardan caresiz kalarak bir yol bulamayan zavallılar mustesnadır

[99] Umulur ki Allah, onları affetsin. Ve Allah; Afuvv, Gafur olandır

[100] Her kim, Allah yolunda hicret ederse; yeryuzunde bereketli yer ve genislik bulur. Allah´a ve Rasulune hicret ederek evinden cıkan kimseye olum gelirse; onun ecrini vermek Allah´a duser. Ve Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

[101] Yeryuzunde (sefere) koyuldugunuz zaman; kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız; namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Suphe yok ki kafirler, sizin apacık dusmanınızdır

[102] Sen; iclerinde olup da namazlarını kıldırdıgın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da alsınlar. Secdeye vardıklarında onlar arkanıza gecsinler, kılmayan obur kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar. Tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler size ansızın bir baskın vermek icin silah ve esyanızdan gafil bulunmanızı arzu ederler. Yagmurdan zarar gorecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza bir beis yoktur. Fakat dikkatli olun. Allah; suphesiz kafirlere horlayıcı bir azab hazırlamıstır

[103] Namazı kıldıktan sonra; ayakta iken, otururken, yanlarınız ustu yatarken de Allah´ı anın. Emniyete kavustugunuzda; namazı dosdogru kılın. Namaz; suphesiz mu´minler uzerine vakitleri belli bir farz olmustur

[104] O kavmi aramakta gevsek davranmayın. Siz, acı cekiyorsanız onlar da sizin cektiginiz gibi acı cekiyorlar. Halbuki siz; Allah´tan onların beklemedikleri seyleri bekliyorsunuz. Ve Allah; Alim, Hakim olandır

[105] Dosdogrusu Biz, sana kitabı hak olarak indirdik ki insanlar arasında Allah´ın sana gosterdigi gibi hukum veresin. Hainlerin savunucusu olma

[106] Ve Allah´tan magfiret dile. Suphesiz ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[107] Nefislerine hainlik etmis kimseleri savunma. Allah; hainlikte direnen gunahkarları sevmez

[108] Insanlardan gizlerler de Allah´tan gizlemezler. Halbuki Allah´ın razı olmayacagı sozu, geceleyin uydurup duzdukleri zaman da Allah onlarla beraberdir. Allah; yapacakları herseyi kusatıcıdır

[109] Iste siz oyle kimselersiniz ki; dunya hayatında onları savunuyorsunuz. Ama kıyamet gunu Allah´a karsı onları kim savunacak? Yahut onlara kim vekil olacak

[110] Kim, bir kotuluk yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah´dan magfiret dilerse; Allah´ın Gafur ve Rahim oldugunu gorur

[111] Kim, bir gunah kazanırsa; bunu ancak kendi aleyhine kazanmıs olur. Ve Allah; Alim, Hakim olandır

[112] Kim, bir hata veya bir gunah isler de sonra onu bir sucsuzun ustune atarsa; suphesiz iftira etmis ve apacık bir gunah yuklenmis olur

[113] Eger Allah´ın lutfu ve rahmeti uzerinde olmasaydı; onlardan bir takımı seni saptırmaya calısırdı. Halbuki onlar, kendilerinden baskalarını saptıramazlar. Sana da bir zarar veremezler. Allah, sana kitabı ve hikmeti indirmis, bilmedigini ogretmistir. Ve Allah´ın senin uzerindeki lutfu cok buyuk olmustur

[114] Onların fısıldasmalarının bir cogunda hayır yoktur. Ancak sadaka vermeyi, yahut ma´rufu emretmeyi ve insanların arasını duzeltmeyi emreden baska. Kim Allah´ın rızasını arayarak boyle yaparsa; Biz, ona cok buyuk bir ecir verecegiz

[115] Kim, kendisine dogru yol apacık belli olduktan sonra, peygambere karsı gelir, mu´minlerin yolundan basakasına uyup giderse; onu dondugu yolda bırakırız. Kendisini cehenneme koyarız. Ne kotu donus yeridir orası

[116] Elbette Allah; kendisine sirk kosulmasını bagıslamaz. Bundan baskasını diledigine bagıslar. Kim, Allah´a sirk kosarsa; cok uzak bir dalalete dusmus olur

[117] Onu bırakıp da yalnız disi putlara tapıyorlar. Aslında onlar, inatcı seytandan baskasına tapmıyorlar

[118] Allah; ona la´net etsin. O dedi ki: Celal´in hakkı icin, kullarından muayyen bir pay alacagım

[119] Onları mutlaka saptıracagım, olmayacak kuruntulara bogacagım. Onlara emredecegim; davarların kulaklarını yaracaklar, emredecegim; Allah´ın yaratısını degistirecekler. Allah´ı bırakıp seytanı dost edinen kimse; suphesiz acıktan acıga kayba ugramıstır

[120] Seytan onlara vaad ediyor, kuruntulara dusuruyor. Seytanın kendilerine vaad ettikleri, aldatmaktan baska birsey degildir

[121] Onların varacagı yer, cehennemdir. Oradan kacacak yer de bulamayacaklardır

[122] Iman edip salih ameller isleyenlere gelince; Biz, onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacagız. Iste Allah´ın gercek vaadi. Allah´dan daha dogru sozlu kim olabilir

[123] Ne sizin kuruntunuzla, ne de kitab ehli olanların kuruntularıyladır. Kim, kotu is yaparsa; cezasını gorur. Ve kendisine Allah´tan baska ne bir dost bulabilir, ne de bir yardımcı

[124] Erkek veya kadın her kim ki; mu´min olarak salih amel islerse cennete girer. Ve kendilerine zerre kadar zulmedilmez

[125] Ihsan ederek kendini Allah´a teslim eden ve Ibrahim´in dinine uymus olandan daha guzel din sahibi kim olabilir? Allah Ibrahim´i dost edinmistir

[126] Goklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah´ındır. Allah; her seyi kusatıcı olandır

[127] Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: Onlara dair fetvayı size Allah veriyor. Kendilerine yazılmıs olanı vermediginiz ve nikahlamayı istemediginiz yetim kızlar hakkında, magdur cocuklar hakkında ve yetimlere insafla bakmanız hakkında kitabda sizlere okunan ayetler var. Hayır olarak ne yaparsanız, suphesiz Allah, onu bilicidir

[128] Eger kadın; kocasının serkesliginden veya yuz cevirmesinden endise ederse; anlasma yoluyla aralarını bulmalarında kendileri icin bir gunah yoktur. Anlasmak daha hayırlıdır. Nefisler kıskanclıga meyyaldir. Eger iyi davranır ve sakınırsanız; Allah islediklerinizden haberdardır

[129] Ne kadar isteseniz; yine de kadınlar arasında adalet yapamazsınız. Bari bir tarafa tamamen meyletmeyin ki; oburunu askıdaymıs gibi bırakmayasınız. Eger arayı duzeltir ve haksızlıktan sakınırsanız; suphesiz ki Allah; Gafur, Rahim olandır

[130] Eger ayrılırlarsa; Allah, her birinin nimetinin genisligi ile zengin kılar. Allah; Vasi´, Hakim olandır

[131] Goklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah´ındır. Andolsun ki; senden once kendilerine kitab verilenlere de size de hep; Allah´dan korkun, diye tavsiye ettik. Kufur ederseniz; muhakkak ki goklerde olanlar da yerde olanlar da Allah´ındır. Allah; Gani ve Hamid olandır

[132] Goklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah´ındır. Vekil olarak Allah yeter

[133] Ey insanlar; o, dilerse; sizi goturur de yerinize baskalarını getirir. Allah, buna kadirdir

[134] Kim, dunya mukafatını isterse bilsin ki; dunyanın da, ahiretin de mukafatı Allah´ın katındadır. Allah; Semi´, Basir olandır

[135] Ey iman edenler; kendiniz, ana-babanız ve yakınlarınız aleyhinde de olsa Allah icin sahid olarak adaleti gozetin. Ister zengin, ister fakir olsun; onları Allah´ın koruması daha uygundur. Adaletinizde heveslere uymayın. Eger dilinizi buker veya yuz cevirirseniz; Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[136] Ey iman edenler; Allah´a, peygamberine, peygamberine indirdigi kitaba ve daha once indirdigi kitaba inanın. Kim, Allah´ı, meleklerini, kitablarını, peygamberlerini, ve ahiret gununu inkar ederse; suphesiz derin bir sapıklıga dusmustur

[137] Dogrusu inanıp sonra kufur edenleri, sonra inanıp tekrar kufur edenleri, sonra da kufurleri artmıs olanları Allah bagıslamayacaktır. Onları dogru yola da eristirmeyecektir

[138] Munafıklara; kendilerine elem verici bir azab oldugunu mujdele

[139] Onlar ki; mu´minleri bırakıp kafirleri dost ediniyorlar. Onların tarafından izzet mi arıyorlar? Dogrusu izzet, butunuyle Allah´ındır

[140] O, size kitabda; Allah´ın ayetlerine kufur edildigini ve alaya alındıgını isittiginizde, onlar baska bir mevzua intikal edinceye kadar yanlarında oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz, diye bildirdi. Dogrusu Allah; munafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır

[141] Onlar, hep sizi gozetleyip durular. Allah´tan size bir zafer gelince; sizinle beraber degil miydik? derler. Kafirlere zaferden bir pay dustugu zaman da onlara; size ustunluk saglayarak mu´minlerden korumadık mı? derler. Kıyamet gunu aranızda hukum vercek Allah´tır. Allah, mu´minlerin aleyhinde asla fırsat vermeyecektir

[142] Dogrusu munafıklar; Allah´a oyun etmek isterler. Oysa O, onların oyunlarını baslarına gecirir. Onlar namaza kalktıklarında tenbel tenbel kalkarlar. Insanlara gosteris yaparlar. Allah´ı pek az anarlar

[143] Ne onlarladırlar, ne de bunlarla. Ikisi arasında bocalayıp dururlar. Allah´ ın saptırdıgı kimseye yol bulamazsın

[144] Ey iman edenler; mu´minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Allah´ın aleyhinize apacık bir ferman vermesini mi istersiniz

[145] Dogrusu munafıklar; cehennemin en alt tabakasındadırlar. Onlara yardımcı bulamazsın

[146] Ancak tevbe edenler, ıslah olanlar, Allah´a sarılanlar ve Allah icin dinlerine baglananlar mustenadır. Onlar, mu´minlerle beraberdirler. Allah, mu´minlere buyuk bir mukafat vercektir

[147] Sukredip iman ederseniz; Allah, sizin nicin azab etsin? Allah Sakir ve Alim olandır

[148] Zulme ugrayanların ki baska; Allah cirkin sozun alenen soylenmesini sevmez. Allah Semi, Alim olandır

[149] Bir iyiligi acıga vurur veya gizler, yahut bir kotulugu affederseniz; suphesiz ki Allah; Afuvv ve Kadir olandır

[150] Dogrusu Allah´ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler, bir kısmına inanır, bir kısmını da inkar ederiz, diyerek bu ikisinin arasında yol tutmak isteyenler

[151] Iste onlar; gercekten kafir olanlardır. Kafirlere alcaltıcı bir azab hazırlamısızdır

[152] Allah ve peygamberlerine iman edip onların birini digerinden ayırmayanlara; iste onlara Allah mukafatlarını verecektir. Allah Gafur, Rahim olandır

[153] Kitab ehli senin kendilerine gokten bir kitab indirmeni isterler. Musa´ dan da bundan daha buyugunu istemislerdi. Ve; bize Allah´ı apacık goster, demislerdi. Zulumlerinden dolayı onları yıldırım carpmıstı. Kendilerine bunca acık ayetler ve deliller geldikten sonra da buzagıya taptılar. Nihayet Biz, bunu affettik ve Musa´ya apacık bir huccet verdik

[154] Soz vermelerine karsılık Tur dagını uzerlerine kaldırdık. Ve onlara; Sehrin kapısından secde ederek girin, dedik. Cumartesileri asırı gitmeyin, dedik. Onlardan agır bir te´minat aldık

[155] Sozlerini bozmaları, Allah´ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberlerini haksız yere oldurmeleri, kalblerimiz perdelidir, demeleri yuzunden Allah, evet, inkarlarına karsılık onların kalblerini muhurledi, onun icin bunların pek azı haric inanmazlar

[156] Kufur etmeleri ve Meryem´e buyuk iftirada bulunmalarından

[157] Ve Allah elcisi Meryem oglu Isa Mesihi oldurduk, demelerinden. Oysa onu oldurmediler ve asmadılar. Ancak onlara (Isa´ya) benzer gosterildi. Onun hakkında ihtilafa duserler. Ondan yana suphe icindedirler. Bu husustaki bilgileri ancak zanna dayanmaktan ibarettir. Onu gercekten oldurememislerdir

[158] Bilakis Allah, onu kendi katına yukseltmistir. Allah; Aziz´dir, Hakim´dir

[159] Kitab ehlinden hic kimse yoktur ki; olumunden once ona inanacak olmasın. O da kıyamet gunu aleyhlerinde sahid olacaktır

[160] Yahudi olanların zulumleri ve bir cok kimseleri Allah yolundan cevirmelerinden dolayı; kendilerine, helal kılınmıs seyleri yasakladık

[161] Kendilerine yasaklanan faizi almaları ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden oturu. Onların kufur icinde olanlarına elem verici bir azab hazırladık

[162] Fakat onlardan ilimde derinlesmis olanlar ve mu´minler; sana indirilen kitaba ve senden once indirilmis olanlara inanırlar. Namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah ve ahiret gunune inannalara elbette buyuk bir mukafat verecegiz

[163] Nuh´a, ondan sonra gelen peygamberlere, Ibrahim´e, Ismail´e, Ishak´a, Ya´kub´a ve torunlarına, Isa´ya, Eyyub´a, Yunus´a, Harun´a ve Suleyman´a vahyettigimiz gibi, suphesiz sana da vahyettik. Davud´a da Zebur´u verdik

[164] Kıssalarını daha once sana anlattıgımız peygamberlerle, kıssasını sana anlatmadıgımız peygamberlere de. Ve Allah Musa ile konusmustur

[165] Mujdeleyici ve uyarıcı peygamberler olarak. Ta ki peygamberler geldikten sonra insanların Allah´a karsı huccetleri kalmasın. Allah; Aziz, Hakim olandır

[166] Lakin Allah, sana indirdigine sahidlik eder. Onu bilerek indirmistir. Melekler de sahidlik ederler. Esasen sahid olarak Allah yeter

[167] Muhakkak ki kufredip insanları Allah yolundan alıkoyanlar, derin bir sapıklıga dusmuslerdir

[168] Muhakkak ki kufreden ve zulmedenleri Allah, bagıslayacak ve onları dogru yola iletecek degildir

[169] Ancak cehennem yoluna. Onlar orada temelli kalıcıdırlar. Bu ise Allah´a pek kolaydır

[170] Ey insanlar; Peygamber, size Rabbınızdan gercekle geldi. Kendi yararınıza olarak hemen iman edin. Eger kufur ederseniz; muhakkak ki goklerde ve yerde olanlar Allah´ındır. Allah; Alim, Hakim olandır

[171] Ey Ehl-i Kitab; dininizde taskınlık etmeyin. Allah hakkında ancak gercegi soyleyin. Meryem oglu Isa Mesih; Allah´ın peygamberi, O´nun Meryem´e ulastırdıgı kelimesi ve kendinden bir ruhtur. Allah´a ve peygamberlerine iman edin. Allah uctur, demeyin. Kendi yararınıza olarak bundan vazgecin. Allah sadece bir tek ilahtır. Cocugu olmaktan munezzehtir. Goklerde olanlar da, yerde olanlar da O´nundur. Vekil olarak Allah yeter

[172] Mesih, Allah´a kul olmaktan asla cekinmez. Gozde melekler de. Kim, O´na kulluktan cekinir ve buyukluk taslarsa; bilsin ki, O hepsini huzuruna toplayacaktır

[173] Iman edip salih ameller isleyenlere gelince; onlara mukafatlarını odeyecek ve daha fazlasını da ihsan edecektir. Kulluk etmekten cekinenleri ve buyukluk taslayanları elem verici bir azaba ugratacaktır. Onlar, kendilerine Allah´tan baska bir dost ve yardımcı bulamazlar

[174] Ey insanlar; Rabbınızdan size acık bir delil geldi ve size apacık bir nur indirdik

[175] Allah´a iman edenleri ve O´na sarılanları; Allah rahmetine ve bol nimetine kavusturacaktır. Onları, kendisine goturen dogru yola eristirecektir

[176] Senden fetva isterler. De ki: Size babası ve cocugu olmayanın mirası hakkında fetvayı Allah veriyor. Cocugu olmayıp bir kız kardesi bulunan erkek olurse; bıraktıgının yarısı kız kardesine kalır. Fakat kız kardesinin cocugu yoksa; kendisi ona tamamen varis olur. Eger iki kız kardes kalmıssa; bıraktıgının ucte ikisi onlaradır. Eger erkekli kadınlı bir cok kardesi varsa; erkege iki kadının hissesi kadar pay vardır. Sasırasınız diye Allah, size acıklıyor. Allah; her seyi hakkıyla bilendir

Mâide

Surah 5

[1] Ey iman edenler; akidleri yerine getirin. Siz, ihramlı iken avlanmayı helal gormeksizin; size bildirilecekler mustesna, hayvanlar size helal kılınmıstır. Muhakkak ki Allah, diledigini hukmeder

[2] Ey iman edenler; Allah´ın nisanelerine, haram olan aya, hediye olan kurbanlıga, gerdanlıklı hayvanlara ve Rabblarından nimet, rıza taleb ederek Beyt´ul Haram´a gelenlere hurmetsizlik etmeyin. Ihramdan cıkınca avlanın. Sizi Mescid-i Haram´dan alıkoydukları icin bir kavme olan kininiz, siz haddi asmaya suruklemesin. Iyilik ve takva uzerinde yardımlasın. Gunah islemek ve asırı gitmek uzerinde yardımlasmayın. Allah´tan sakının, muhakkak ki Allah´ın cezası siddetlidir

[3] Olu, kan, domuz eti, Allah´tan baskası adına bogazlananlar, bogularak, vurularak, yuvarlanarak veya suruklenerek olen, yırtıcı hayvan tarafından parcalananlar, canları cıkmadan evvel kestiginiz mustesna, dikili taslar uzerine kesilenler ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılınmıstır. Bunlar fasıklıktır. Bugun, kufredenler sizin dininizden umitlerini kesmislerdir. Oyleyse onlardan korkmayın da Ben´den korkun. Bugun, dininizi kemale erdirdim, uzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak Islamiyeti begendim. Her kim ki aclıktan darda kalırsa gunaha kaymaksızın (bunlardan yemege mecbur olursa) muhakkak ki, Allah Gafur´dur, Rahim´dir

[4] Sana, kendilerine neyin helal kılındıgını soruyorlar. De ki: Size butun iyi ve temizler helal kılındı. Allah´ın size ogrettigi ile alıstırıp ogrettiginiz avcı hayvanların sizin icin tuttuklarını yeyin ve uzerine Allah´ın adını anın. Ve Allah´tan sakının, muhakkak ki Allah; hesabı cabuk gorendir

[5] Bugun, size, iyi ve temiz olanlar helal kılındı. Kitab verilmis olanların yemegi size helaldir, sizin yemeginiz de onlara helaldir. Mu´min kadınlardan iffetli olanlar ve sizden once kitab verilenlerdenb iffetli kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiginizde size helaldir. Kim de imanı inkar ederse; yaptıkları bosa gitmistir ve o, ahirette husrana ugrayanlardandır

[6] Ey iman edenler; namaza kalktıgınız zaman; yuzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın, basınıza meshedin ve topuklarınıza kadar ayaklarınızı da (yıkayın) . Eger cunub iseniz; hemen temizlenin. Eger hasta olmussanız veya seferde iseniz; yahut heladan gelmisseniz veya kadınlara yaklasmıs da su bulamamıssanız; temiz bir toprakla teyemmum edin. Yuzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk vermek istemez. Lakin sizi temizlemek, uzerinizde olan nimetini tamamlamak ister ki sukredesiniz

[7] Ve Allah´ın uzerinizdeki nimetini; isittik, itaat ettik, dediginizde sizi onunla baglamıs oldugu misakını anın. Allah´tan sakının. Muhakkak ki Allah; kalblerdekini bilir

[8] Ey iman edenler; adaleti gozeten sahidler olun. Ve bir topluluga karsı olan kininiz sizi adaletsizlige suruklemesin. Adalet edin. Bu, takvaya daha yakındır. Ve Allah´tan korkun. Muhakkak ki Allah; islediklerinizden haberdardır

[9] Allah; iman edenlere ve salih amel isleyenlere, magfiret ve buyuk bir ecir vaadetmistir

[10] Kufur edenler ve ayetlerimizi tekzib edenler, iste onlar, cehennem yaranıdırlar

[11] Ey iman edenler; Allah´ın uzerinize olan nimetini hatırlayın. Hani bir kavim, size el uzatmaga kalkmıstı da, onların ellerini uzerinizden geri cekmisti. Allah´tan sakının. Ve mu´minler, Allah´a tevekkul etsinler

[12] And olsun ki, Allah Israilogullarından soz almıstı. Biz, onlardan oniki temsilci sectik. Allah demisti ki: Muhakkak ki Ben, sizinleyim; namaz kılar, zekat verir, peygamberlerime inanır, onlara yardım ederseniz, Allah´a guzel bir borc verirseniz; andolsun ki sizin kotuluklerinizi orterim. Ve andolsun ki sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden her kim de kufrederse; suphesiz dogru yoldan sapmıs olur

[13] Ahidlerini bozmalarından oturu onlara la´net ettik, kalblerini de katılastırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden degistiriyorlar. Kendilerine ogretilenlerin bir kısmını unuttular. Iclerinden pek azı mustesna daima hainliklerini gorursun. Sen; onları affet ve gec. Muhakkak Allah; ihsan edenleri sever

[14] Biz, hristiyanız diyenlerden de soz aldık. Onlar da kendilerine ogretilenlerin bir kısmını unuttular. Bu yuzden kıyamete kadar aralarına kin ve dusmanlık saldık. Allah; yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir

[15] Ey Ehl-i Kitab; size peygamberimiz gelmistir, kitabtan gizleyip durdugunuzun cogunu size acıkca anlatır ve cogundan da geciverir. Gercekten size Allah´tan bir nur ve apacık bir kitab gelmistir

[16] Allah onunla, rızasını gozetenleri selamet yollarına iletir. Izniyle onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır ve dogru yola iletir

[17] Andolsun ki, Allah; ancak Meryem oglu Mesih´tir, diyenler kafir olmuslardır. De ki: Eger, Meryem oglu Mesih´i anasını ve yeryuzunde olanların hepsini helak etmek isterse; kim, Allah´a karsı koyabilir? Goklerin, yerin ve arasındakilerin mulku Allah´ındır. Diledigini yaratır. Ve Allah, her seye Kadir´dir

[18] Yahudiler ve hristiyanlar dediler ki: Biz; Allah´ın ogulları ve sevgilileriyiz. De ki: Oyleyse gunahınızdan dolayı size neden azab ediyor? Hayır, siz O´nun yarattıgı insanlarsınız. Diledigini bagıslar, diledigine azab eder. Goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mulku Allah´ındır. Donus de O´nadır

[19] Ey Ehl-i Kitab, Peygamberlerin arası kesildigi bir donemde, gercekten size peygamberimiz gelmistir. Gercekleri acıklıyor ki; bize mujdeci ve uyarıcı gelmedi, demeyesiniz ve o, size gercekten mujdeci ve uyarıcı olarak gelmistir. Ve Allah; her seye Kadir´dir

[20] Hani, Musa kavmine demisti ki: Ey kavmim; Allah´ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizden peygamberler yetistirmis ve size saltanatlar ihsan etmisti. Dunyalarda kimseye vermedigini size vermisti

[21] Ey kavmim; Allah´ın size yazdıgı mukaddes yere girin ve ardınıza donmeyin, yoksa husrana ugrayanlardan olursunuz

[22] Demislerdi ki: Ey Musa; orada gercekten zorba bir kavim var. Onlar oradan cıkmadıkca biz katiyyen oraya girmeyiz. Eger oradan cıkarlarsa biz de gireriz

[23] Korkanlar arasında bulunan, Allah´ın nimetine erdirdigi iki adam demislerdi ki: Onların ustlerine kapıdan yuruyun, oraya girerseniz; muhakkak siz, galiblersiniz. Sayet mu´minlerseniz; Allah´a tevekkul edin

[24] Demislerdi ki: Ey Musa; onalr orada oldukca, ebediyyen oraya girmeyiz. Git, sen ve Rabbın savasın. Biz, burada oturanlardanız

[25] Demisti ki: Rabbım; ben, ancak kendime ve kardesime sahibim. Artık bizimle fasıklar guruhunun arasını ayır

[26] Buyurmustur ki: Orası onlara kırk yıl haram edildi. Yeryuzunde saskın saskın dolasacaklar. Artık sen fasıklar guruhu icin tasalanma

[27] Onlara Adem´in iki oglunun kıssasını dogru olarak anlat. Hani ikisi birer kurban sunmuslardı da; birininki kabul edilmis, digerininki kabul edilmemisti. O: Andolsun seni oldurecegim, deyince, (kardesi) : Allah, ancak muttakilerden kabul eder, demisti

[28] Beni oldurmek icin elini bana uzatırsan; ben, seni oldurmek icin elimi sana uzatmam. Muhakkak ki ben; alemlerin Rabbı olan Allah´tan korkarım

[29] Dilerim ki sen; benim gunahımı da, kendi gunahını da yuklenip cehennemliklerden olasın. Zalimlerin cezası da budur

[30] Bunun uzerine kardesini oldurmekte nefsine uydu ve onu oldurdu de husrana ugrayanlardan oldu

[31] Sonra Allah; kardesinin olusunu nasıl gomecegini gostermek icin, ona yeri eseleyen bir karga gosterdi. Yazıklar olsun bana, bu karga gibi bile olmaktna aciz kaldım da kardesimin olusunu ortemedim, dedi. Pismanlık duyanlardan oldu

[32] Bundan dolayı Israilogullarının uzerine yazdık ki: Her kim, bir nefsi bir nefse veya yeryuzunde bozgunculuga karsılık olmadan oldururse, butun insanları oldurmus gibi olur. Kim de, onu diri bırakırsa sanki butun insanları diriltmis gibidir. Andolsun ki; onlara, peygamberlerimiz apacık delillerle geldiler. Bundan sonra da onlardan bir cogu gercekten taskınlık edenlerdir

[33] Allah ve Rasulu ile savasanların ve yeryuzunde fesada kosanların cezası; ancak oldurulmek, asılmak, caprazvari el ve ayakları kesilmek veya yerlerinden surulmektir. Bu, onlara dunyada ruzvaylıktır. Onlara ahirette de buyuk bir azab vardır

[34] Yalnız kendilerine gucunuz yetmeden once tevbe edenler mustesnadır. Biliniz ki, Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[35] Ey iman edenler; Allah´tan korkun ve O´na yaklasmak icin vesile arayın. O´nun yolunda cihad edin ki, felaha eresiniz

[36] Muhakkak ki yeryuzundeki butun seyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da kıyamet gununun azabından kurtulmak icin onu fidye olarak verseler; onlardan kabul olunmaz ve onlara elim bir azab vardır

[37] Atesten cıkmak isterler, ama oradan cıkacak degillerdir. Ve onlar icin surekli bir azab vardır

[38] Hırsız erkek ve hırsız kadının yaptıklarına karsılık Allah tarafından bir ceza olarak; ellerini kesin. Ve Allah; Aziz´dir, Hakim´dir

[39] Kim de zulmettikten sonra tevbe eder, duzelirse; muhakkak ki Allah, onun tevbesini kabul eder. Gercekten Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[40] Bilmez misin ki, goklerin ve yeryuzunun mulku Allah´ındır. Diledigine azab eder, diledigini bagıslar. Ve Allah; her seye Kadir´dir

[41] Ey peygamber; agızlarıyla inandık dedikleri halde kalbleriyle inanmayanlardan, yahudi olanlardan, yalan kulak verenler ve sana gelmeyen baska bir kavmin sozunu dnleyenlerden kufre kosanlar, sen, uzmesin. Sozlerin yerlerini degistirirler de; size bu verilirse alın, verilmezse kacının, derler. Allah, kimin de fitneye dusmesini isterse; onun icin senin Allah´a karsı hicbir seye gucun yetmez. Iste onlar; Allah´ın kalblerini temizlemek istemedigi kimselerdir. Dunyada rusvaylık, onlaradır. Ve onlar icin ahirette, buyuk bir azab vardır

[42] Yalan kulak verici, haramı yiyicidirler. Sana gelirlerse; ister aralarında hukmet, ister onlardan yuz cevir. Eger onlardan yuz cevirirsen; sana hicbir zarar veremezler. Sayet hukmedersen de; aralarında adaletle hukmet. Cunku Allah; adil olanları sever

[43] Nasıl seni hakem tayin ediyorlar? Halbuki Tevrat yanlarındadır. Onda Allah´ın hukmu vardır. Hem bundan sonra yuz cevirirler. Onlar inanıcı degillerdir

[44] Dogrusu Tevrat´ı Biz indirdik. Onda hidayet ve nur vardır. Kendilerini Allah´a teslim etmis peygamberler, yahudi olanlara onunla, Rabb´a kul olanlarla bilginler de Allah´ın kitabından elde mahfuz kalanla hukmederlerdi. Ve ona sahid idiler. Insanlardan korkmayın da Ben´den korkun. Ve ayetlerimi az bir degerle degistirmeyin. Kim de Allah´In indirdigiyle hukmetmezse, iste onlar, kafirlerin kendileridir

[45] Orada onlara yazdık ki: Muhakkak cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise distir. Yaralamalara kısas vardır. Kim de hakkından vazgecerse; o, kendisi icin keffarettir. Kim Allah´ın indirdigi ile hukmetmezse; iste onlar, zalimlerin kendileridir

[46] Ve onların izinden Meryem oglu Isa´yı, onundeki Tevrat´ı dogrulayıcı olarak gonderdik. Ve ona Incil´i verdik. Onda hidayet ve nur vardır. Kendinden onceki Tevrat´ı dogrulayıcı, hidayet ve muttakiler icin bir ogut olarak

[47] Incil ehli, Allah´ın onda indirdikleri ile hukmetsinler. Kim de Allah´ın indirdigi ile hukmetmezse; iste onlar, fasıkların kendileridir

[48] Sana da; kendinden onceki kitabları dogrulayıcı ve uzerlerine sahid olarak bu kitabı hak ile indirdik. Aralarında Allah´ın indirdigi ile hukmet. Sana hak gelmisken onların heveslerine uyma. Sizden her biriniz icin bir yol, bir seriat kıldık. Sayet Allah dileseydi; sizi tek bir ummet yapardı. Lakin sizi verdigi ile denemek istedi. Oyleyse hayırda yarısın. Hepinizin donusu Allah´a dır. Size ayrılıga dustugunuz seyleri bildirecektir

[49] Ve aralarında Allah´ın indirdigi ile hukmet. Onların heveslerine uyma. Seni Allah´ın sana indirdiginden vazgecirmelerinden sakın. Eger yuz cevirirlerse; bil ki, bir kısım gunahları yuzunden Allah onları cezalandırmak istiyor. Gercekten insanların bir cogu fasıklardır

[50] Cahiliyet hukmunu mu istiyorlar? Ama yakın getiren bir kavim icin Allah´tan daha iyi hukum veren kimdir

[51] Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden her kim ki, onları dost edinirse; o da, onlardandır. Suphesiz ki Allah, zalimler guruhunu hidayete erdirmez

[52] Kalblerinde hastalık olanların; bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz, diyerek onlara kosustuklarını gorursun. Olur ki, Allah, fetih verir veya katından bir emir getirir de onlar, iclerinde gizlediklerinden dolayı pisman olurlar

[53] Aman edenler derler ki: Sizinle beraber olduklarına butun gucleriyle Allah´a yemin edenler bunlar mıdır? Amelleri bosa gitmis ve husrana ugrayanlardan olmuslardır

[54] Ey iman edenler; icinizden her kim, dininden donerse; Allah´ın sevdigi ve onların da O´nu sevdikleri, mu´minlere karsı alcak gonullu, kafirlere karsı zorlu bir kavim getirir. Allah yolunda cihad ederler, hic bir yerenin yermesinden korkmazlar. Bu, Allah´ın bir lutfudur. O´nu diledigine verir. Allah; Vasi´dir, Alim´dir

[55] Sizin dostunuz yalnız Allah, O´nun Rasulu ve namaz kılan, zekat veren, ruku edenlerdir

[56] Her kim ki Allah´ı, peygamberini ve mu´minleri dost edinirse; muhakkak ki galig gelecek olanlar Allah´ın taraftarlarıdır

[57] Ey iman edenler; sizden once kendilerine kitab verilenlerden dininizi alay ve eglenceye alanları ve kafirleri dost edinmeyin. Eger mu´min iseniz; Allah´tan korkun

[58] Birbirinizi namaza cagırdıgınızda; onu alay ve eglenceye alırlar. Bu, onların gercekten kabul edemez bir topluluk olmalarındandır

[59] De ki: Ey Ehl-i Kitab; bizden hoslanmayısınız, ancak Allah´a, bize indirilene ve daha once indirilenlere inanmamızdan ve sizin bir cogunuzun da fasık kimseler olmanızdandır

[60] De ki: Allah katında bundan daha kotu bir cezanın bulundugunu size haber vereyim mi? O kimse ki; Allah ona la´net etmis, aleyhine gazab etmis ve onlardan maymunlar, domuzlar ve Tagut´a kullar kılmıstır. Iste onlar; yer bakımından en kotu ve dogru yoldan en cok sapmıs olanlardır

[61] Size geldiklerinde; iman ettik, derler. Halbuki onlar, kufur ile girmisler ve onlar yine onunla cıkmıslardır. Ve Allah; gizlemekte olduklarını cok daha iyi bilir

[62] Onlardan bir cogunu gorursun ki; gunaha, haksızlıga ve haram yemeye kosusurlar. Isledikleri sey; gercekten ne kotudur

[63] Rabb´a kul olanlar ve bilginler; onları gunah soylemelerinden ve haram yemelerinden vazgecirmeye calısmalı degiller miydi? Yapmakta oldukları sey gercekten ne kotu

[64] Yahudiler dediler ki: Allah´ın eli baglıdır. Boyle dediklerinden oturu kendi elleri baglansın, la´net olsun. Hayır, O´nun iki eli de acıktır, nasıl dilerse oyle infak eder. Rabbından sana indirilen; andolsun ki, onlardan cogunun azgınlıgını ve kufurunu artıracaktır. Onların aralarına kıyamet gunune kadar surecek kin ve nefret saldık. Savas icin atesi ne zaman korukleseler; Allah, onu sondurur. Ve yeryuzunde fesada kosarlar. Allah, ise fesadcıları sevmez

[65] Eger Ehl-i Kitab, iman edip de sakınsalardı; kotuluklerini orterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık

[66] Eger onlar; Tevrat´ı, Incil´i ve kendilerine Rabblarından indirilmis olanı dosdogru tutsalardı; muhakkak ki hem ustlerinden, hem de ayaklarının altlarından yiyeceklerdi. Iclerinden orta yolu tutan bir ummet vardır. Onlardan bir cogunun yapmakta oldukları sey ise ne kotudur

[67] Ey Peygamber; Rabbından sana indirileni teblig et. Eger yapmazsan; O´nun elciligini yapmamıs olursun. Allah; seni insanlardan korur. Muhakkak ki Allah; kafirler guruhunu hidayete erdirmez

[68] De ki: Ey Ehl-i Kitab; Tevrat´ı, Incil´i ve Rabbınızdan size indirileni dosdogru tatbik etmedikce; hic bir sey uzerinde degilsiniz. Andolsun ki; Rabbından sana indirilen; onlardan cogunun azgınlık ve kufrunu artıracaktır. Oyleyse o kafirler guruhu icin tasalanma

[69] Dogrusu; iman edenler, yahudi olanlar, sabiiler ve hristiyanlardan Allah´a ve ahiret gunune inananlara, salih amel isleyenlere; hic korku yoktur. Ve onlar, uzulecek de degildir

[70] Andolsun ki; Israilogullarından ahd almıs ve onlara peygamberler gondermisizdir. Ne zaman bir peygamber, onlara nefislerinin hoslanmadıgı bir seyle gelmisse; bir kısmını yalanlamıslar, bir kısmını da oldurmuslerdi

[71] Bir fitne olmayacagını sandılar da korlestiler, sagırlastılar. Sonra Allah kendilerine tevbe nasib etti. Sonra yine iclerinden bir cogu, korlestiler ve sagırlastılar. Allah, islediklerini hakkıyla gorucudur

[72] Meryem oglu Mesih; gercekten Allah´ın kendisidir, diyenler andolsun ki; kafir olmuslardır. Halbuki Mesih demistir ki: Ey Israilogulları; benim de Rabbım, sizin de Rabbınız olan Allah´a kulluk edin. Zira her kim ki, Allah´a sirk kosarsa; muhakkak Allah, ona cenneti haram eder ve onun varacagı yer, atestir. Zalimlerin hic yardımcıları yoktur

[73] Allah, gercekten ucun ucuncusudur, diyenler andolsun ki; kafir olmuslardır. Halbuki hic bri tanrı yoktur, ancak bir tek tanrı vardır. Soylediklerinden vazgecmezlerse; onlardan kafir olanlara acıklı bir azab dokunacaktır

[74] Hala Allah´a tevbe edip O´ndan magfiret dilemezler mi? Halbuki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[75] Meryem oglu Mesih, Peygamberden baska bir sey degildir. Ondan once de peygamberler gecmistir. Annesi de dosdogru bir kadındı. Ikisi de yemek yerlerdi. Onlara ayetleri nasıl acıkladıgımıza bak. Sonra da bak ki; nasıl yuz ceviriyorlar

[76] De ki: Allah´ı bırakıp da size ne bir zarar, ne de bir fayda veremeyecek birine mi ibadet ediyorsunuz? Halbuki Allah, Semi´, Ali olanın kendisidir

[77] De ki: Ey Ehl-i Kitab; dininizde haksız yere haddi asmayın, daha once hem kendi sapmıs hem de bircogunu saptırmıs ve dogru yoldan ayrılmıs bir kavmin heveslerine uymayın

[78] Israilogullarından kufredenler; Davud´un ve Meryem oglu Isa´nın diliyle la´netlenmislerdi. Bu; isyan etmeleri ve asırı gitmelerindendi

[79] Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara engel olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kotu idi

[80] Gorursun ki; onlardan cogu, kufredenleri dost edinmektedirler. Nefislerinin kendileri icin one surdugu, ne kotudur. Allah onlara gazab etmistir ve azabta ebedi kalıcıdırlar

[81] Sayet Allah´a, Peygambere ve ona indirilene iman etmis olsalardı; onları dost edinmezlerdi. Ne var ki, onların cogu fasıklardır

[82] Andolsun ki, insanlardan, iman edenlere en siddetli dusman olarak, yahudileri ve Allah´a sirk kosanları bulacaksın. Andolsun ki, onlardan iman edenlere sevgide en yakını da; Biz hristiyanlarız, diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi: Onların icinde kesisler ve rahibler bulunmasından ve onların gercekten buyukluk taslamamalarındandır

[83] Peygambere indirileni isittiklerinde; hakkı tanıdıklarından dolayı gozleri yasla dolup tasar da derler ki: Rabbımız; biz, iman ettik, bizi de sahidlerle beraber yaz

[84] Hem, Rabbımızın bizi salihler topluluguyla beraber bulundurmasını umarken nicin Allah´a ve bize gelen hakikate iman etmeyelim

[85] Allah da onları dediklerinden dolayı; altlarından ırmaklar akan cennetlerle mukafatlandırdı. Orada temelli kalacaklardır. Iste ihsan edenlerin mukafatı budur

[86] Kufredip de ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar, cehennem ashabıdırlar

[87] Ey iman edenler; Allah´ın size helal kıldıgı iyi ve temiz seyleri kendinize haram kılmayın ve haddi asmayın. Dogrusu Allah, haddi asanları sevmez

[88] Allah´ın size verdigi rızıktan helal ve temiz olarak yeyin. Sizin kendisine iman etmis oldugunuz Allah´tan da korkun

[89] Allah size rasgele yeminlerinizden dolayı degil, bile bile ettiginiz yeminlerden oturu sorumlu tutar. Onun keffareti; ailenize yedirmekte oldugunuzun ortalamasından, on duskunu yedirmek, yahut giydirmek veya bir kole azad etmektir. Kim de bunları bulamazsa; uc gun oructur. Iste bu, yemin ettiginiz vakit yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi tutun. Sukredersiniz diye Allah ayetlerini size iste boyle acıklar

[90] Ey iman edenler; icki, kumar, dikili taslar ve fal okları; ancak seytan isi pisliklerdir. Bunlardan kacının ki, felaha eresiniz

[91] Seytan; ancak icki ve kumar yuzunden aranıza dusmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah´ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgecersiniz degil mi

[92] Allah´a itaat edin, Rasule itaat edin ve sakının. Yuz cevirecek olursanız, bilinki; peygamberimize dusen, yalnız acıkca teblig etmektir

[93] Iman edip salih amel isleyenler, sakınırlar, inanırlar ve salih amel islerlerse; sonra sakınır ve ihsan ederlerse; daha once tatmıs olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Allah, ihsan edenleri sever

[94] Ey iman edenler; Allah, gormeksizin kendisinden korkanları ayırdetmek icin; elinizin ve mızraklarınızın ulastıgı avdan bir seyle sizi, mutlaka dener. Bundan sonra da her kim, haddi asarsa; ona elem verici bir azab vardır

[95] Ey iman edenler; siz ihramlı iken avı oldurmeyin. Sizden her kim; bile bile onu oldururse; oldurdugu o hayvanın benzeri bir ceza vardır ki, Ka´be´ye ulasmıs bir kurbanlık olmak uzere, buna icinizden adil iki kisi hukmedecektir. Yahut duskunlere yemek yedirmek seklinde keffaret veya onun dengi oruc tutmaktır. Ta ki yaptıgının vebalini tatmıs olsun. Allah; gecmistekileri affetmistir. Kim de sonradan boyle yaparsa; Allah, ondan intikamını alır. Allah, Aziz´dir, Intikam sahibidir

[96] Deniz avı ve onu yemek; size de, yolculara da gecimlik olmak uzere helal kılınmıstır. Ihramlı bulundugunuz surece, kara avı haram kılınmıstır. Hem, huzuruna varıp toplanacagınız Allah´tan korkun

[97] Allah Ka´be´yi, o haram evi insanlar icin hayat ve guven kaynagı kıldı. Keza o haram olan ayı da, kurbanı da, boynu baglı olan kurbanlıkları da. Bu, Allah´ın goklerde ve yerde olanları bildigini ve Allah´ın gerceten her seyi bilici oldugunu bilmeniz icindir

[98] Bilin ki; Allah, gercekten azabı pek cetin olandır. Ve Allah; gercekten Gafur´dur, Rahim´dir

[99] Peygamberin vazifesi sadece tebligdir. Allah; sizin acıkladıklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir

[100] De ki: Murdarı coklugu hosunuza gitse de; murdarla temiz bir olmaz. Oyleyse ey akıl sahibleri; Allah´tan korkun ki kurtıulusa eresiniz

[101] Ey iman edenler; size acıklanınca hosunuza gitmeyecek olan seyleri sormayın. Ku´ran indirilirken onları soracak olursanız, size acıklanır. Allah, bunları affetmistir. Allah; Gafur´dur, Halim´dir

[102] Sizden once bir kavim onları sormustu da, sonra o sebeple kafirler olmustu

[103] Allah; ne Bahire´den, ne Saibe´den, ne Vasile´den, ne de Ham´dan hic birini mesru kılmamıstır. Fakat kufredenler; Allah´a karsı yalan uydurdular. Onların cogunun ise akılları ermez

[104] Onlara; Allah´ın indirdigine ve peygambere gelin, denildigi zaman; atalarımızı ustunde bulundugumuz sey bize yeter, dediler. Ya ataları, bir sey bilmiyor ve dogru yola gitmiyorlar idiyse

[105] Ey iman edenler; siz kendinize bakın. Siz dogru yolda bulunursanız; sapıtmıs olanalr size zarar veremez. Hepinizin donusu Allah´a dır. Yapmıs olduklarınızı O, size haber verecektir

[106] Ey iman edenler; herhangi birinize olum gelip cattıgı zaman, vasiyet anında aranızda ya adalet sahibi iki kisiyi veya yolculuk ta basınıza olum musibeti gelmisse, sizden olmayan iki kisiyi sahid tutun. Onlardan supheleniyorsanız; namazdan sonra alıkoyarsınız da Allah´a soyle yemin ederler; Akraba bile olsa yeminle hic bir degeri degistirmeyecegiz, Allah´ın sahidligini gizlemeyecegiz, yoksa elbette gunahkarlardan oluruz

[107] Sayet onların aleyhinde gercekten bir vebale hak kazanmıs oldukları ortaya cıkarsa; onların aleyhlerine hak iddia ettikleri iki kisi, bunların yerine gecer. Ve; bizim sehadetimiz onların sehadetinden daha dogrudur, biz haddi asmadık, o takdirde biz, dogrusu zalimlerden oluruz, diye Allah´a yemin ederler

[108] Bu, sehadeti geregi gibi yapmalarına veya yeminden sonra yeminlerinin reddedileceginden korkmalarına daha yakındır. Allah´tan korkun ve dinleyin. Allah fasıklar guruhunu hidayete erdirmez

[109] Allah, Rasulleri topladıgı gun soyle buyurur; Size ne cevab verildi? Onlar da: Bizim bir bildigimiz yoktur, dogrusu gaybları bilen Sensin Sen, derler

[110] Hani Allah; Ey Meryem oglu Isa; senin ve ananın uzerindeki nimetimi hatırla, demisti. Hani seni, Ruh´ul-Kudus ile desteklemistim. Besikte iken de, yetiskin iken de insanlar la konusuyordun. Hani sana; kitabı, hikmeti Tevrat´ı ve Incil´i ogretmistim. Hani sen; Benim iznimle camurdan kus gibi bir sey yapıyordun da icine ufluyordun ve Benim iznimle kus oluyordu. Hani sen; anadan dogma koru ve abrası Benim iznimle iyi ediyordun. Hani; oluleri Benim iznimle diriltiyordun. Ve hani, Israilogullarını senden cekmistim, kendilerine apacık ayetler getirdigin zaman iclerinden kufredenler; bu apacık bir buyudur, demisti

[111] Hani Ben Havarilere: Bana ve peygamberime iman edin, diye vahyetmistim de; inandık, sahid ol ki biz, muslumanlarız, demislerdi

[112] Hani Havariler: Ey Meryem oglu Isa; Rabbın bize gokten bir sofra indiribilir mi? demislerdi de, O; eger inanmıslarsanız Allah´tan korkun, demisti

[113] Demislerdi ki: Istiyorsanız ki; ondan yiyelim, kalblerimiz yatıssın ve senin bize hakikaten dogru soyledigini bilelim de biz ona sahidlerden olalım

[114] Meryem oglu Isa´da: Allahım; Rabbımız, ustumuze gokten bir sofra indir ki, bizim hem oncekilerimiz, hem sonrakilerimiz icin bir bayram ve Senden bir ayet olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık vernlerin en hayırlısısın, diye dua etmisti

[115] Allah buyudu ki: Ben, onu suhesiz indirecegim. Bundan sonra da artık icinizden her kim kufrederse; onu dunyalarda hic kimseyi azablandırmayacagım azabla azablandırırım

[116] Allah buyurmustu ki: Ey meryem oglu Isa; sen mi insanlara: Beni ve annemi Allah´tan baska iki ilah edinin, dedin? Demisti ki: Tenzih ederim Seni, hak olmayan bir sozu soylemek bana yakısmaz. Eger ben, onu soylemissem; Sen, onu elbette bilirsin. Sen, benim icimde olanı bilirsin, ama ben Senin zatında olanı bilmem. Dogrusu gorulmeyeni en iyi bilen Sensin, Sen

[117] Ben; onlara Senin bana buyudugundan baskasını soylemedim. Rabbım ve Rabbınız olan Allah´a kulluk edin, dedim. Ben, aralarında bulundugum surece uzerlerine sahid idim. Beni oldurdugunde onların murakıbı Sensin. Sen herseye sahidsin

[118] Eger onlara azab edersen; suphesiz onlar Senin kullarındır. Sayet bagıslarsan; muhakkak ki Sensin Sen; Aziz, Hakim

[119] Allah buyurdu ki: Bu, dogru soyleyenlerin dogruluklarının fayda verdigi gundur. Onlara; altından ırmaklar akan, icinde temelli kalacakları cennetler vardır. Allah; onlardan hosnud olmustur, onlar da Allah´dan hosnud olmuslardır. Buyuk kurtulus iste budur

[120] Goklerin, yerin ve onlardaki her seyin mulku Allah´ındır. Ve O, her seye Kadir´dir

En'âm

Surah 6

[1] Hamd; gokleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlıgı vareden Allah´a mahsustur. Sonra da kafirler bunları rabblarına denk tutuyorlar

[2] O´dur; sizi, bir camurdan yaratan. Sonra da size bir ecel tayin eden. Bir de O´nun katında belli bir ecel vardır. Siz hala suphe edip durursunuz

[3] O; goklerde de, yerde de Allah´tır. Gizlinizi de asikarınızı da bilir. Ne kazanacagınızı da bilir

[4] Rabblarının ayetlerinden bir ayet onlara gelmez ki; ondan yuzcevirmis olmasınlar

[5] Onlar; kendilerine gelince, hakkı yalanladılar. Ama alaya aldıkları seyin haberi onlara gelecektir

[6] Gormediler mi ki; Biz, onlardan once nice nesilleri yok ettik. Biz, onları sizi yerlestirmedigimiz sekilde yer yuzune yerlestirmis, gokten bol yagmur yagdırmıs ve altlarından ırmaklar akıtmıstık. Sonra onları gunahlarından dolayı yok ettik. Ve aralarından baska bir nesil yetistirdik

[7] Eger sana kagıt icinde bir kitab indirmis olsaydık da elleriyle ona dokunsalardı; yine de kufretmis olanlar derlerdi ki: Bu, apacık buyuden baskası degildir

[8] Ona bir melek indirmeli degil miydi? dediler. Eger Biz, bir melek indirseydik; elbette is bitirilmis olurdu da sonra kendilerine goz bile actırılmazdı

[9] Eger Biz, onu bir melek kılsaydık; onu bir erkek yapardık da dustukleri supheye onları yine dusururduk

[10] Andolsun ki; senden once de peygamberlerle alay edilmisti. Onlarla eglenenleri, alaya aldıkları sey cepecevre kusatıverdi

[11] De ki: Yeryuzunde gezip dolasın da sonra bir gorun, yalanlayanların sonu nice olmustur

[12] De ki: Goklerde ve yerde olanlar kimindir? Allah´ındır, de. O, rahmeti kendi uzerine yazmıstır. Andolsun ki; hepinizi, hakkında hicbir suphe olmayan kıyamet gununde toplayacaktır. Nefislerini ziyana ugratanlar, iste onlar inanmazlar

[13] Gecenin ve gunduzun icinde barınan her sey O´nundur. Ve O, Semi´dir, Alim´dir

[14] De ki: Ben Allah´tan baska bir dost mu edinirim? Gokleri ve yeri yoktan var eden O´dur. Ve O yedirir, ama yedirilmez. De ki: Dogrusu ben, musluman olanların ilki olmakla emrolundum. Sakın musriklerden olma

[15] De ki: Ben, Rabbıma karsı gelirsem, buyuk gunun azabından korkarım

[16] O gun, kim ondan dondurulurse; suphesiz o, rahmete ermistir. Iste apacık kurtulus budur

[17] Eger Allah, sana bir sıkıntı dokundurursa; onu kendisinden baska giderecek hicbir kimse yoktur. Sayet sana bir de hayır dokundurursa; iste O; her seye Kadir´dir

[18] O; kullarının ustunde yegane mutasarrıftır. Ve O; Hakim´dir, Habir´dir

[19] De ki: Sahid olarak hangi sey daha buyuktur? De ki: Benimle sizin aranızda Allah sahiddir. Bu Kur´an; bana sizi de, ulastıgı kimseleri de, uyarmam icin vahyolundu. Allah ile beraber baska tanrılar olduguna siz mi sahidlik ediyorsunuz? De ki: Ben sehadet etmem. De ki: O, ancak bir tanrıdır. Ve ben, gercekten sizin sirk kostuklarınızdan uzagım

[20] Kendilerine kitab verdiklerimiz; onu, oz ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Nefislerini ziyana ugratanlar, iste onlar inanmazlar

[21] Allah´a karsı yalan uyduran ve ayetlerini yalan sayandan daha zalim kimdir? Muhakkak ki zalimler, felaha ermezler

[22] Ve onların hepsini toplayıp sonra da sirk kosanlara: Nerede iddia ettiginiz ortaklarınız? diyecegimiz gun

[23] Sonra onların sadece: Andolsun Allah´a ki, ey Rabbımız; bizler musriklerden degildik, demelerinden baska careleri kalmaz

[24] Bak, kendilerine nasıl yalan soylediler? Yalan yere uydurdukları kendilerinden nasıl kayboluverdi

[25] Iclerinden seni dinleyenler vardır. Halbuki Biz, onu anlarlar diye, kalblerine ortuler, kulaklarına da agrılık koyduk. Onlar her ayeti gorseler de yine inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde, seninle cekisirler. O kufredenler derler ki; Bu, eskilerin masallarından baska birsey degildir

[26] Onlar, hem bundan vazgecirmeye calısırlar, hem de kendileri ondan uzaklasırlar. Onlar sadece kendilerini helake suruklerler de farkına varmazlar

[27] Bir gorsen; atesin basında durdukları: Keske geri dondurulseydik ve Rabbımızın ayetlerini yalan saymasaydık da mu´minlerden olsaydık, dedikleri zaman

[28] Hayır, oteden beri gizleyegeldikleri seylerle karsılarına cıktık. Eger geri dondurulselerdi yine kendilerine yasaklanan seylere doneceklerdi. Dogrusu onlar, yalancılardır

[29] Ve dediler ki: Hayat ancak bu dunyadaki hayatımızdır. Ve biz dirilecek degiliz

[30] Bir gorseydin eger; Rabblarının huzurunda durdukları zaman, O: Bu, hak degil miymis? deyince; onlar da: Rabbımız hakkı icin evet, derler. Allah da buyurur ki: Oyleyse kufur edegeldiginizden dolayı tadın azabı

[31] Allah´a kavusmayı yalan sayanlar; gercekten kaybetmislerdir. Nihayet kıyamet ansızın gelip cattıgı zaman; yuklerini sırtlarına yuklenerek: Orada yaptıgımız eksiklerden dolayı yazıklar olsun bize, derler. Dikkat edin, ne kotudur yuklendikleri seyler

[32] Dunya hayatı; ancak oyun ve eglenceden ibarettir. Ahiret yurdu ise; muttakiler icin daha hayırlıdır. Hala aklınızı basınıza almayacak mısınız

[33] Gercekyen biliyoruz ki; soyledikleri soz, seni uzuyor. Onlar, hakikatte seni yalanlamıyorlar. Lakin o zalimler, Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlar

[34] Andolsun ki; senden once de nice peygamberler yalanlandı da yalanlanmalarına ve eziyyet edilmelerine sabrettiler. Nihayet onlara yardımımız gelip yetisti. Allah´ın kelimelerini degistirebilecek yoktur. Andolsun ki; peygamberlerin haberinden bir kısmı sana gelmistir

[35] Eger onların yuz cevirmeleri sana agır geliyorsa; yeri delmege ve goge merdiven dayamaya gucun yetmis olsaydı; onlara bir ayet gosterirdin. Sayet Allah dileseydi; onları hidayet uzerinde birlestirirdi. Sakın bilgisizlerden olma

[36] Ancak dnleyenler icabet ederler. Olulere gelince; onları Allah diriltir. Sonra O´na dondurulurler

[37] Ve dediler ki: Ona Rabbından bir ayet indirilmeli degil miydi? De ki: Suphesiz Allah, ayet indirmeye kadirdir. Ne var ki, onların cogu bilmezler

[38] Yerde yuruyen hicbir hayvan ve iki kanadıyla ucan hicbir kus yoktur ki; onlar da sizin gibi bir ummet olmasınlar. Biz, kitabta hicbir seyi eksik bırakmadık. Sonra onlar Rabblarına toplanırlar

[39] Ayetlerimizi yalanlayanlar ise; karanlıklarda kalmıs sagırlar, dilsizlerdir. Allah; kimi dilerse, onu sasırtır. Kimi de dilerse; onu dosdogru yol ustunde tutar

[40] De ki: Bana haber verir misiniz, eger uzerinize Allah´ın azabı gelse veya size kıyamet gelirse; Allah´tan baskasını mı cagırırsınız? Eger sadıklardan iseniz

[41] Hayır, ancak O´nu cagırırsınız da; isterse cagırdıgınız seyi giderir ve siz de sirk kostugunuz esleri unutursunuz

[42] Andolsun ki; Biz, senden onceki ummetlere de peygamberler gonderdik. Yalvarsınlar diye, onları darlık ve sıkıntıya soktuk

[43] Onlar, hic degilse kendilerine bir azabımız geldigi zaman; yalvarmalı degiller miydi? Fakat kalbleri katılasmıs, seytan da onlara yaptıklarını susleyip puslemisti

[44] Onlar, kendilerine hatırlatılan seyleri unutunca; Biz de kendilerine her seyin kapılarını actık. Nihayet kendilerine verilen o seyler yuzunden sevinince; onları, ansızın yakaladık ve butun umitlerinden mahrum kaldılar

[45] Ve boylece zulmedenler guruhunun koku kesilmisti. Hamd, alemlerin Rabbı olan Allah´a mahsustur

[46] De ki: Bana haber verir misiniz; eger Allah, kulagınızı, gozlerinizi alır ve kalblerinizin ustune muhur vurursa; Allah´tan baska onları size getirecek ilah kimdir? Bak, ayetlerimizi nasıl acıklıyoruz da sonra onlar yuz ceviriyorlar

[47] De ki: Bana haber verir misiniz; Allah´ın azabı siz ansızın ve acıkca gelirse; zalimler guruhundan baska kimse helake ugratılmıs olur mu

[48] Biz, peygamberleri ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gondeririz. Oyleyse her kim ki inanır ve ıslah ederse; artık onlar icin korku yoktur. Ve onlar uzulecek de degillerdir

[49] Ayetlerimizi yalanlayanlara ise fasıklık eder olmalarından dolayı azab dokunacaktır

[50] De ki: Size, Allah´ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben, gaybı da bilmem. Ve size bir melek oldugumu da soylemiyorum. Ben; bana vahyolunandan baskasına uymam. De ki: Hic gorenle gormeyen bir olur mu? Hic dusunmuyor musunuz

[51] Rabblarına toplanacaklarından korkanları, sen onunla uyar. O´ndan baska bir dost ve sefaatcıları yoktur. Umulur ki sakınalar

[52] Sabah, aksam Rabblarına, rızasını dileyerek dua edenleri kovma. Onların hesabından sana bir sey yoktur, senin hesabından onlara bir sey yoktur ki onları kovasın da zalimlerden olasın

[53] Biz, boylece onların bir kısmını bir kısmıyla denedik ki: Aramızadan Allah bunlara mı lutfetti? desinler. Allah; sukredenleri daha iyi bilen degil midir

[54] Ayetlerimize iman edenler, sana geldiklerinde de ki: Selam size. Rabbınız rahmeti kendi uzerine yazdı. Icinizden her kim ki bilmeyerek bir fenalık yapar da arkasından tevbe eder ve ıslah ederse; suphesiz O; Gafur´dur, Rahim´dir

[55] Boylece ayetlerimizi acıklarız ki; sucluların yolu sana besbelli olsun

[56] De ki: Allah´ı bırakıp da taptıgınız baska seylere tapmaktan men´olundum. De ki: Sizin heveslerinize asla uymam. O takdirde sapmıs olurum da hidayete erenlerden olmam

[57] De ki: Ben, suphesiz Rabbımdan bir huccet uzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acale istediginiz sey yanımda degildir. Hukum; ancak Allah´ındır. Dogrusu O, hakkı verir ve O, ayırdedenlerin en hayırlısıdır

[58] De ki: Acele istediginiz sey, benim yanımda olsaydı; benimle aranızdaki is bitmis olurdu. Allah; zalimleri cok iyi bilendir

[59] Gaybın anahtarları O´nun katındadır. O´ndan baska kimse bilmez. Karada ve denizde olanı da O bilir. Bir yaprak dusmez ki; onu bilmesin. Yerin karanlıkları icindeki tek bir tane, yas ve kuru mustesna olmamak uzere her sey apacık bir kitabtadır

[60] O´dur, geceleyin sizi kendinizden geciren. Gunduzun de ne yaptıgınızı bilir. Sonra sizi oraya geri donderir ki, belirli bir ecelin hukmu yerine gelsin. Sonra sizin donusunuz O´nadır. Sonra da ne yaptıgınızı size haber verecektir

[61] O, kulları uzerinde yegane hakimdir. Ve size, koruyucular yollar. Nihayet herhangi birinize olum gelince; elcilerimiz bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar

[62] Sonra onlar, gercek mevlalarına dondurulurler. Dikkat edin; hukum O´nundur. Ve; O hesab gorenlerin en su´ratlisidir

[63] De ki: Karanın ve denizlerin karanlıklarından sizi, kim kurtarır? Siz, gizlice O´na yalvarır yakarırsınız. Bizi bundan kurtarırsa; andolsun sukredenlerden olacagız

[64] De ki: Allah kurtarır sizi ondan da, her sıkıntıdan da. Sonra da siz sirk kosarsınız

[65] De ki: Ustunuzden ve altınızdan size azab gondermeye, sizi fırka fırka yapıp kiminizin hıncını kimine tattırmaya Kadir olan O´dur. Bak; onlar iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl acıklıyoruz

[66] Kavmin onu yalanladı. Halbuki o, haktır. De ki: Ben, sizin uzerinize vekil degilim

[67] Her haberin kararlasmıs bir zamanı vardır. Siz de yakında bileceksiniz

[68] Ayetlerimizi cekismeye dalanları gordugun vakit; onlar baska bir soze gecinceye kadar, kendilerinden yuzcevir. Eger seytan sana unutturursa; hatırladıktan sonra, artık zalimler guruhu ile oturma

[69] Allah´tan sakınanlara; onların hesabından bir sey yoktur, fakat bir oguttur. Olur ki, sakınırlar

[70] Bırak o dinlerini oyun ve eglence edinenleri; dunya hayatının aldattıgı kimseleri. Sen, onunla oguy ver ki Allah´tan baska dostu ve sefaatcısı olmayan bir kimse; kazandıgından oturu yok olmasın. O, butun varını fidye olarak verse de kabul olunmaz. Iste onlar, kazandıklarından oturu yok olanlardır. Kufur edegeldiklerinden dolayı onlara, kaynar sudan icecek ve elim bir azab vardır

[71] De ki: Allah´ı bırakıp da bize fayda ve zarar veremeyen seylere mi yalvaralım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra arkadasları; bize gel, diye dogru yola cagırırken; seytanların saptırıp saskın bir halde cole dusurmek istedikleri kimse gibi okcelerimizin ustunden gerisin geri mi donelim? De ki: Allah´ın hidayeti, asıl hidayetin kendisidir. Ve biz; alemlerin Rabbına teslim olmakla emrolunduk

[72] Ve bir de namaz kılın ve O´ndan korkun diye. O´dur kendisine varıp toplanacagınız

[73] O´dur, gokleri ve yeri hak ile yaratan. O´nun; ol, dedigi gun; hemen olur. O´nun sozu haktır. Sur´a uflenecegi gun de mulk O´nundur. Gorulmeyeni de, goruleni de bilir. Ve O; Hakim´dir, Habir´dir

[74] Hani Ibrahim, babası Azer´e demisti ki: Sen, putları tanrı mı ediniyorsun? Dogrusu ben, seni ve kavmini apacık bir sapıklık icinde goruyorum

[75] Iste boylece yakınen bilenlerden olması icin Biz, Ibrahim´e goklerin ve yerin melekutunu gosteriyorduk

[76] Gece bastırınca; bir yıldız gormus: Bu mu benim Rabbım? demis. O, batınca da: Ben, batanları sevmem, demisti

[77] Sonra ayı dogarken gorunce: Bu mu benim Rabbım? demis. O da batınca: Eger Rabbım beni hidayete erdirmeseydi; muhakkak sapanlar guruhundan olurdum, demisti

[78] Sonra gunesi dogarken gorunce: Bu mu benim Rabbım? Bu daha buyuk demis. Ama batınca: Ey kavmim, ben sizin sirk kostugunuz seylerden uzagım, demisti

[79] Dogrusu ben, gercekten yuzumu bir muvahhid olarak gokleri ve yeri yaratana cevirdim ve ben, musriklerden degilim

[80] Kavmi, onunla tartosmaya giristi. Demisti ki: Beni dogru yola iletmisken; Allah hakkında mı benimle tartısıyorsunuz? O´na sirk kostuklarınızdan korkmam. Meger ki, Rabbım bir sey dilemis olsun. Rabbım, ilimce herseyi kusatmıstır. Hala dusunup ogut almayacak mısınız

[81] Hem siz; Allah´ın size hicbir delil ve burhan indirmedigi seyleri O´na sirk kosmaktan korkmazken; kendisine sirk kostugunuz seylerden ben nasıl korkarım? Simdi, bu iki zumreden hangisi emin olmaya daha layıktır? Eger biliyorsanız

[82] Iman edenler, imanlarını zulum ile bulastırmayanlar, iste onlaradır emniyet. Ve iste onlar, hidayete ermis olanlardır

[83] Iste bu, bizim huccetimizdir. Onu kavmine karsı Ibrahim´e verdik. Diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Ve muhakkak ki Rabbın; Hakim, Alim´dir

[84] Ve Biz, ona Ishak´ı ve Ya´kub´u ihsan ettik. Her birini hidayete erdirdik. Daha once de Nuh´u ve onun soyundan Davud´u, Suleyman´ı, Eyyub´u, Yusuf´u, Musa´yı ve Harun´u hidayete erdirdik. Iste boyle mukafaatlandırırız ihsan edenleri

[85] Zekeriyya´yı, Yahya´yı, Isa´yı ve Ilyas´ı da. Hepsi salihlerdendir

[86] Ismail´i, el-Yesa´ı, Yunus´u ve Lut´u da. Her birini alimlerden ustun kıldık

[87] Onların babalarından, zurriyetlerinden, kardeslerinden kimini de. Onları sectik ve onları dosdogru yola ilettik

[88] Iste bu; Allah´ın, hidayetidir ki kullarından diledigini onunla hidayete erdirir. Eger onlar da sirk kossalardı yapageldikleri seyler bosa cıkardı

[89] Onlar; kendilerine kitab, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Simdi bunlar, onları tanımayıp da kufrederlerse; Biz, onu inkar etmeyen bir kavmi buna vekil kılmısızdır

[90] Iste bunlar; Allah´ın hidayet ettikleridir. Oyleyse sen de onların hidayetine uy. De ki: Ben bunlara karsı sizden hicbir ucret istemem. Bu, ancak alemler icin bir oguttur

[91] Allah; hicbir insana bir sey indirmedi, demekle; Allah´ı, sanına yarasır sekilde tanıyamadılar. De ki: Musa´nın insanlara bir nur ve hidayet olmak uzere getirdigi ve sizin de parca parca kagıtlar haline koyup acıkladınız, cogunu da gizlediginiz o kitabı kim indirdi? Sizin de, atalarınızın da bilmediginiz seyler size ogretilmistir. «Allah» de, sonra onları bırak da, daldıkları sapıklıkta oynayadursunlar

[92] Sehirlerin anası ile cevresindekileri uyarasın diye sana indirdigimiz iste bu kitab, mubarektir. Ve kendisinden oncekileri dogrulayıcıdır. Ahirete inananlar buna da inanırlar. Ve onlar namazlarına da devam ederler

[93] Allah´a karsı yalan uydurandan, yahut kendisine hicbir sey vahyedilmemisken; bana da vahyolundu, diyenden ve; Allah´ın indirdigi gibi ben de indirecegim, diyenden daha zalim kimdir? Bir gorseydin; o zalimler can cekisirlerken melekler de ellerini uzatmıs: Can verip bugun Allah´a karsı haksız yere soylediklerinizden ve O´nun ayetlerine buyukluk taslamanızdan oturu horluk azabı ile cezalandırılacaksınız, derken

[94] Andolsun ki siz; ilk defa yarattıgımız gibi, yapayalnız ve teker teker huzurumuza geldiniz. Ve size verdigimiz seyleri ardınızda bıraktınız. Hani, ortaklarınız oldugunu sandıgınız sefaatcılarınızı da beraberinizde gormuyoruz. Andolsun ki; aranızdaki baglar artık kopmustur. Ortak sandıklarınız da sizden kaybolup gitmistir

[95] Muhakkak ki Allah; taneyi ve cekirdegi yarandır. Oluden diriyi cıkarır, diriden de oluyu cıkarandır. Iste Allah budur. Nasıl olup da yuz ceviriyorsunuz

[96] Sabahı yarıp cıkarandır. Geceyi bir sukun, gunesi ve ayı da vakit olcusu kılmıstır. Iste bu; Aziz, Alim olanın takdiridir

[97] O´dur, yıldızları yaratmıs olan, karanın ve denizin karanlıklarında onlarla yol bulasınız diye. Ayetlerimizi bilen bir kavim icin uzun uzadıya acıkladık

[98] Ve O´dur; sizi bir tek nefisten yaratmıs olan. Sonra bir karar yeri, bir de emanet yeri vardır. Ayetlerimizi, anlayan bir kavim icin uzun uzadıya acıkladık

[99] O´dur; gokten su indirmis olan. Onunla her bitkiyi cıkardık. Ondan yesillikler cıkardık. Ondan yıgın yıgın taneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, birbirine hem benzeyen, hem benzemeyen uzumlerden, zeytinden ve nardan bahceler yapıp cıkarıyoruz. Meyvesine; bir meyve verdikleri zaman, bir de olgunlastıkları zaman bakın. Suphesiz ki bunlarda; iman eden bir kavim icin ayetler vardır

[100] Cinnleri, Allah´a ortak kostılar. Halbuki onları, O yaratmıstır. Bilmeden O´na ogullar ve kızlar uydurdular. Hasa O, onların vasıflandırdıklarından yuce ve munezzehtir

[101] Gokleri ve yeri yoktan varedendir. O´nun nasıl cocugu olabilir? O´nun bir esi de yoktur. Ve herseyi O yaratmıstır. O, her seyi en iyi bilendir

[102] Iste Rabbınız olan Allah, O´ndan baska hicbir tanrı yoktur. Her seyin yaratanıdır. Ve O, her seye de Vekil´dir

[103] Gozler; O´na erisemez. O ise, butun gozlere erisir. Ve O; Latif, Habir´dir

[104] Dogrusu size, Rabbınızdan basiretler gelmistir. Kim, onları gorurse; kendi lehine, kim de korluk ederse; kendi aleyhinedir. Ve ben, sizin uzerinize bir bekci degilim

[105] Iste Biz, ayetleri sana boylece turlu turlu acıklarız. Ta ki onlar; sen okumussun, desinler ve Biz onu bilen bir kavme besbelli edelim

[106] Rabbından sana vahyolunana uy. O´ndan baska tanrı yoktur. Musriklerden yuz cevir

[107] Eger Allah dileseydi; onlar sirk kosmazlardı. Hem Biz, seni onların basına bir bekci yapmadık. Sen, onların uzerine bir vekil de degilsin

[108] Allah´tan baska yalvardıklarına sovmeyin ki; onlar da bilmeyerek, haddi asıp Allah´a sovmesinler. Iste boylece bir ummete yaptıklarını hos gosterdik. Sonra donusleri Rabblarınadır. Artık O, kendilerine ne yapmakta olduklarını haber verir

[109] Onlar, butun gucleriyle Allah´a yemin ettiler ki; eger kendilerine bir ayet gelirse mutlaka ona inanacaklar. De ki: Ayetler; ancak Allah´ın nezdindedir. O, geldigi zaman da onların yine inanmayacaklarının farkında degil misiniz

[110] Biz, onların kalblerini ve gozlerini ceviririz de ona ilk defa iman etmedikleri gibi azgınlıkları icinde kor ve saskın bırakırız

[111] Eger biz, onlara gercekten melekleri indirseydik, oluler kendileriyle konussaydı ve herseyi karsılarına toplasaydık, Allah dilemedikce, onlar yine de inanacak degillerdi. Fakat onların cogu bilmezler

[112] Iste boylece Biz, her peygambere insan ve cinn seytanlarını dusman yaptık. Onlardan kimi, kimini aldatmak icin cazip sozler fısıldarlar. Eger Rabbın dileseydi; bunu yapamazlardı. Oyleyse onları iftiraları ile basbasa bırak

[113] Bir de ahirete inanmayanların kalbleri ona meyletsin, ondan hoslansınlar ve islesinler diye

[114] Allah´tan baska bir hakem mi arayacak mısım? Halbuki O´dur; size, kitabı acık acık indirmis olan. Kendilerine kitab verdiklerimiz bilirler ki; o Rabbın katından hak olarak indirilmistir. Oyleyse sakın supheye dusenlerden olma

[115] Rabbının sozu; dogruluk ve adalet yonunden tam kemalindedir. O´nun sozlerini degistirebilecek yoktur. O; Semi´dir, Alim´dir

[116] Eger sen, yeryuzunde bulunanların cogunluguna uyarsan; seni Allah´ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna uyarlar ve yalnız yalan soyleyip dururlar

[117] Muhakkak ki Rabbın; yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O; hidayete ermis olanları da en iyi bilendir

[118] Uzerine Allah´ın adı anılmıs olanlardan yeyin, sayet O´nun ayetlerine inananlardan iseniz

[119] Size ne oluyor ki; uzerine Allah´ın adı anılan seyden yemiyorsunuz? Halbuki darda kalmanızın dısında size haram olanları O, uzun uzadıya acıklamıstır. Dogrusu bircokları heva ve heveslerine uyarak bilmeden sapıtıyorlar. Suphesiz ki haddi asanları, en cok bilen Rabbındır

[120] Gunahın acıgını da, gizlisini de bırakın. Cunku gunah kazananlar; kazanmakta oldukları yuzunden cezalandırılacaklardır

[121] Uzerine Allah´ın adı anılmayanlardan yemeyin. Cunku bu; bir fısktır. Dogrusu, seytanlar sizinle mucadele etmeleri icin kendi dostlarına telkinde bulunurlar. Sayet onlara itaat ederseniz; suphesiz ki siz de musrikler olursunuz

[122] Olu iken dirilttigimiz ve insanlar arasında yuruyebilecegi bir nur verdigimiz kimse; karanlıklarda kalıp ondan cıkamayan kimse gibi midir hic? Iste boyle, kafirlere isledikleri suslu gosterilmistir

[123] Ve boylece her kasabada hile yapsınlar diye oranın ileri gelenlerini suclular kıldık. Halbuki yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar

[124] Onlara bir ayet geldigi zaman; derler ki: Allah´ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikce asla iman etmeyiz. Allah, risaletini nereye verecegini en iyi bilendir. Suc isleyenlere; yapageldikleri hilekarlık yuzunden Allah katında bir horluk ve siddetli bir azab erisecektir

[125] Allah, kimi hidayete erdirmek isterse; onun kalbini Islam´a acar. Kimi de saptırmak isterse; onu da goge dogru yukseliyormus gibi kalbini daraltır, sıkar. Allah; iman etmeyenlerin ustune, iste boylece murdarlık cokertir

[126] Ve iste budur, Rabbının dosdogru yolu. Gercekten Biz, ayetleri; aklını basına alıp dusunen bir kavim icin uzun uzadıya acıkladık

[127] Rabbları katında selamet yurdu onlara aittir. Islediklerinden oturu Allah, onların dostudur

[128] O gun, onların hepsini toplar. Ey cinn toplulugu; insanlardan bir cogunu yoldan cıkardınız ha? Onların dostları olan insanlar da diyecek ki: Rabbımız, kimimiz kimimizden faydalandık. Ve bizim icin takdir ettigin ecelimize ulastık. Buyurur ki: Allah´ın diledikleri mustesna, devamlı kalmak uzere duracagınız yer, atestir. Muhakkak ki Rabbın; Hakim´dir, Alim´dir

[129] Iste boylece zalimlerden kimini kimine kazandıklarından oturu musallat ederiz

[130] Ey cinn ve insan toplulugu; icinizden size ayetlerimi anlatan, bu gununuzun gelip catmasından sizi uyaran peygamberler gelmedi mi? Derler ki; Ey Rabbımız, kendi hakkımızda sahidiz. Dunya hayatı onları aldattı da gercek kufredenler olduklarına kendi aleyhlerinde sahidlik ettiler

[131] Bu; Rabbının, haberleri yokken, kasabalar halkını haksız yere helak edici olmadıgından dolayıdır

[132] Her birinin islediklerine karsılık dereceleri vardı. Ve Rabbın onların islediklerinden gafil degildir

[133] Rabbın mustagni ve rahmet sahibidir. Isterse, sizi giderir ve arkanızdan yerinize diledigini getirir. Nitekim sizi de baska bir kavmin soyundan getirmistir

[134] Muhakkak size vaad olunan; yerine gelecektir. Siz, O´nu aciz kılacaklar degilsiniz

[135] De ki: Ey kavmim; elinizden geleni yapın, dogrusu ben de yapacagım. Dunya evinin sonunun kimin olacagını bileceksiniz. Surası muhakkak ki zalimler; felah bulmazlar

[136] Onlar; Allah icin, O´nun yarattıgı ekin ve davarlardan bir pay ayırdılar ve kendi zanlarına gore; bu, Allah´ındır, bu da kostugumuz ortaklarımızındır, dediler. Ortaklarına ait olanlar Allah´a ulasamaz dı da, Allah´a ait olanlar ortaklarına giderdi. Ne kotudur hukmedegeldikleri seyler

[137] Ve boylece onların ortakları; ortak kosanlardan bir cogunu helake suruklemek, dinlerini karmakarısık etmek icin; cocuklarını oldurmelerini hos gostermistir. Sayet Allah, dilemis olsaydı; bunu yapamazlardı. Artık sen, onları uydurdukları o yalanları ile basbasa bırak

[138] Onlar kendi zanlarınca; bu davarlar, bu ekinler haramdır, onları diledimizden baskası yiyemez. Bir takım hayvanların sırtları haramdır, dediler. Bir kısım hayvanların uzerine de O´na karsı iftira ederek; Allah´ın adını anmazlar. Allah; yapmakta oldukları iftiraları yuzunden onları cezalandıracaktır

[139] Bir de dediler ki: Su davarların karınlarında bulunanlar, yalnız erkeklerimiz icindir, kadınlarımıza haram kılınmıstır. Olu dogacak olursa; hepsi ona ortaktırlar. Allah, onların bu vasıflandırmalarının cezasını verecektir. Muhakkak ki O; Hakim´dir, Alim´dir

[140] Bilgisizlikleri yuzunden; cocuklarını beyinsizce oldurenler ve Allah´ın kendilerine verdigi rızkı Allah´a iftira ederek haram sayanlar; gercekten husrana ugramuslardır. Onlar; suphesiz sapıtmıslardır. Zaten hidayete erenlerden olmamıslardı

[141] Cardaklı ve cardaksız bagları, tatları degisik ekin ve hrumaları, zeytin ve narı, birbirine benzer ve benzemez sekilde yaratıp yetistirmis olan O´dur. Her biri mahsul verdigi zaman, mahsulunden yeyin, hasad edildigi gun de, hakkını verin ve israf etmeyin. Cunku O; israf edenleri sevmez

[142] Hayvanları da yuk tasıyacak ve kesim hayvanı olarak yaratan O´dur. Allah´ın size verdigi rızıktan yeyin. Seytanın izlerinden gitmeyin. Cunku o, sizin apacık bir dusmanınızdır

[143] Sekiz cift; koyundan iki, keciden iki. De ki: Iki erkegi mi, iki disiyi mi veya iki disinin rahimlerinde bulunanları mı haram kıldı? Eger sadıklardan iseniz; bana bilgiye dayanarak haber verin

[144] Deveden de iki, sıgırdan da iki. De ki: Iki erkegi mi, iki disiyi mi veya iki disinin rahimlerinde bulunanı mı haram kıldı? Yoksa Allah; size bunları buyururken, siz orada mı idiniz? Insanları bilgisizce saptırmak icin Allah´a karsı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir? Muhakkak ki Allah; zalimler guruhunu hidayete erdirmez

[145] De ki: Bana vahyolunanlar arasında; haram dediklerinizi yiyecek kisiye murdar oldukları icin; oluden, dokulen kandan, domuz etinden -ki pistirve Allah´tan baskasının adına kesildisginden dolayı fısk olandan baska haram olan bir sey bulamıyorum. Istememek ve haddi asmamak uzere, kim de bunlardan yemeye mecbur kalırsa; muhakkak ki Rabbın, Gafur´dur, Rahim´dir

[146] Yahudi olanlara da butun tırnaklıları haram kıldık. Sıgır ve koyunun ic yaglarını da uzerlerine haram kıldık. Bunlardan sırtlarına ve bagırsaklarına yapısan ve kemige karısan mustesnadır. Biz, onları zulumlerinden dolayı cezaya carptırdık. Biz, elbette sadıklarızdır

[147] Seni yalanlarlarsa; de ki: Rabbımız genis rahmet sahibidir. O´nun gucu gunahkarlar guruhundan dondurulemez

[148] Sirk kosanlar diyecekler ki: Eger Allah dileseydi; biz de, atalarımız da sirk kosmazdık. Hicbir seyi haram da kılmazdık. Onlardan oncekiler de, Bizim gucumuzu tadana kadar boyle dediler. De ki: Bize karsı yanınızda ortaya koyabileceginiz bir bilgi var mı? Siz, ancak zanna uyuyorsunuz ve siz, sadece yalanlar atıyorsunuz

[149] De ki: Ustun ve mukemmel huccet Allah´ındır. Eger O, dileseydi hepinizi birden hidayete kavustururdu

[150] De ki: Muhakkak Allah, sunu haram kıldı diye, bildigini soyleyecek sahidlerinizi getirin. Eger onlar sahidlik ederlerse; sende onlarla beraber olup tasdik etme. Onlar Rabblarına baskalarını denk tutuyorlar

[151] De ki: Gelin, Rabbınızın size neleri haram kıldıgını ben soyleyeyim; O´na hicbir seyi ortak kosmayın, anaya-babaya iyilik edin. Fakirlik korkusuyla cocuklarınızı oldurmeyin. Sizin de onların da rızkını veren Biziz. Kotulugun gizlisine de, acıgına da yaklasmayın. Hak ile olmadıkca, Allah´ın haram kıldıgı bir cana kıymayın. Iste aklınızı basınıza alasınız diye size, bunları emretti

[152] Yetimin malına; erginlik cagına gelinceye kadar o en guzel olanından baska bir sekilde yaklasmayın. Olcuyu, tartıyı da tam ve dogru yapın. Biz kimseye, gucunun yettiginden baskasını yuklemeyiz. Soylediginiz zaman da -akraba dahi olsa-adil olun. Allah´ın ahdini de yerine getirin. Iste iyice dusunesiniz diye size bunları emretti

[153] Ve suphesiz ki bu; Benim dosdogru yolumdur. Ona hemen uyun. Baska yollara uymayın ki; sonra sizi O´nun yolundan ayırır. Iste, sakınasınız diye size bunları emretti

[154] Sonra Biz, Musa´ya bir butun halinde, her seyi apacık gostermek, hidayet ve rahmet olmak uzere o kitabı verdik. Belki Rabblarına kavusacaklarına artık inanırlar

[155] Iste su da indirdigimiz kitabdır, mubarektir. Oyleyse ona uyun ve sakının ki merhamet olunasınız

[156] Demeyesiniz ki: Bizden once kitab, yalnız iki topluluga indi. Bizim ise onlarınkinden hic haberimiz yok

[157] Veya demeyesiniz ki: Bize de o kitab indirilseydi; muhakkak ki onlardan daha fazla hidayete ererdik. Iste size, Rabbınızdan apacık huccet, hidayet ve rahmet gelmistir. Artık Allah´ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yuzcevirenden daha zalim kimdir? Biz, ayetlerimizden yuzcevirenleri bu yuzden azabın kotusuyle cezalandıracagız

[158] Onlar; hala kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbının gelmesini veya Rabbının ayetlerinden birinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbının ayetleri geldigi gun; kisi daha onceden inanmamıs veya imanından bir hayır kazanmamıssa; imanı, ona hic fayda vermez. De ki: Bekleyin, dogrusu biz de bekleyenlerdeniz

[159] Dinlerini parca parca edenler, boluk boluk olanlar yok mu? Senin onlarla hicbir alakan yoktur. Onların isi Allah´a kalmıstır. Sonra O, ne yapmakta idiklerini kendilerine haber verecektir

[160] Kim, bir iyilikle gelirse; ona, onun on katı vardır. Kim de bir kotulukle gelirse; o, ancak misliyle cezalandırılır. Ve onlara haksızlık edilmez

[161] De ki: Suphesiz Rabbım, beni dosdogru yola iletti. Hanif olan Ibrahim´in dinine. Ve o, musriklerden olmadı

[162] De ki: Muhakkak benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve olumum alemlerin Rabbı olan Allah icindir

[163] O´nun hicbir ortagı yoktur. Ben, boylece emrolundum. Ve ben, muslumanların ilki

[164] De ki: Ben, Allah´tan baska bir Rabb mı arayacagım? Halbuki O; herseyin Rabbıdır. Herkes ne kazanırsa kendine aittir. Yuk yuklenen kimse, baskasının yukunu tasımaz. Sonunda donusunuz Rabbınızadır. Artık O; size ayrılıga dustugunuz seyleri haber verecektir

[165] Sizi, verdikleriyle denemek icin yeryuzunun halifeleri yapan ve kiminizi kiminize derecelerle ustun kılan O´dur. Suphe yok ki O; Gafur, Rahim´dir

A'râf

Surah 7

[1] Elif, Lam, Mim, Sad

[2] Bir kitab indirilmistir sana. Ondan dolayı gogsunde bir sıkıntı olmasın. Onunla uyarman icin. Ve iman edenlere bir ogut

[3] Rabbınızdan size indirilene uyun. O´ndan baska dostlara uymayın. Ne de az ogut dinliyorsunuz

[4] Nice kasabalar vardır ki; Biz, onları helak etmisizdir. Geceleyin uyurken, ogleyin dinlenirken, baskınımız gelip cattı onlara

[5] Baskınımız geldigi zaman, cagırısları: Biz gercekten zalimlerdendik, demekten baska birsey olmadı

[6] Andolsun ki; kendilerine peygamber gonderilmis olanlara da soracagız, peygamber olarak gonderilenlere de

[7] Andolsun ki; onlara bilerek anlatacagız, zaten gaibler de degildik

[8] Tartı, o gun haktır. Kimin terazisi agır basarsa; iste onlar, felaha erenlerin kendileridir

[9] Kimin de tartısı hafif gelirse; iste onlar da ayetlerimize zulmeder oldukları icin kendilerini ziyana ugratmıs olanlardır

[10] Andolsun ki; sizi, yeryuzune yerlestirdik. Ve size orada gecimlikler yarattık. Ne de az sukrediyorsunuz

[11] Andolsun ki; sizi yarattık, sonra size sekil verdik, sonra da meleklere dedik ki: Adem´e secde edin. Hemen secde ettiler. Ancak Iblis mustesna. O, secde edenlerden olmadı

[12] Buyurdu ki: Sana emretmisken secdeden seni alıkoyan nedir? Dedi ki: Ben ondan daha hayırlıyım; beni atesten yarattın, onu ise camurdan yarattın

[13] Buyurdu ki: Oyle ise: In oradan, artık buyuklenmek sana dusmez. Hemen cık sen alcaklardansın

[14] Dedi ki: Bana, onların tekrar dirilecekleri gune kadar muhlet ver

[15] Buyudu ki: Sen muhlet verilmislerdensin

[16] Dedi ki: Oyleyse beni azgınlıga mahkum ettigin icin ben de andolsun ki; Senin dosdogru yolun uzerinde onlara karsı duracagım

[17] Sonra andolsun ki; onların onlerinden, arkalarından, saglarından ve sollarından gelecegim. Ve Sen, onların cogunu sukreder bulmayacaksın

[18] Buyudu ki: Cık oradan, alcak ve kovulmus olarak. Andolsun ki; onlardan kim, sana tabi olursa; cehennemi butun sizden dolduracagım

[19] Ey Adem; sen ve esin cennette oturun. Ikiniz de dilediginiz yerden yeyin. Su agaca yaklasmayın, sonra zalimlerden olursunuz

[20] Derken seytan ayıp yerlerini kendilerine gostermek icin ikinize de vesvese verdi ve dedi ki: Rabbınız, sizi baska bir sey icin degil, ancak iki melek veya ebedi kalanlardan olmanızı onlemek icin yasaklamıstır

[21] Ve; dogrusu ben size ogut verenlerdenim, diye ikisine yemin etti

[22] Boylece onların ikisini de bastan cıkarıp aldattı. Agactan tadınca ayıp yerleri kendilerine gorundu. Ikisi de kendilerini cennetin yapragıyla ortmeye basladılar. Rabbları da onlara: Ben sizi o agactan men´etmedim mi? Ve seytan size apacık bir dusmandır, demedim mi? diye nida etti

[23] Ikisi dediler ki: Rabbımız; kendimize zulmettik. Eger bizi bagıslamazsan ve bize merhamet etmezsen; muhakkak ki biz, husrana ugrayanlardan oluruz

[24] Buyurdu ki: Kimimiz kiminize dusman olarak inin. Sizin icin yeryuzunde bir muddet yerlesip kalmak ve gecinmek vardır

[25] Buyurdu ki: Orada yasar, orada olur ve oradan cıkarılırsınız

[26] Ey ademogulları; size cirkin yerlerinizi ortecek bir giyimlikle, bir de sizi susleyecek elbise gonderdik. Takva ortusu ise daha hayırlıdır. Bunlar; Allah´ın ayetlerindendir. Belki onlar ogut alırlar

[27] Ey ademogulları, seytan, ana ve babanızı ayıp yerlerini kendilerine gostermek icin elbiselerini soyarak nasıl cennetten cıkardıysa; sakın size de bir fitne yapmasın. O da, taraftarları da sizin onları gormediginiz yerden sizi gorurler. Biz, seytanı; iman etmeyenlerin velileri yaptık

[28] Onlar; bir hayasızlık yaptıkları zaman: Biz atalarımızı da onun uzerinde bulduk. Allah da bize onu emretti, dediler. De ki: Allah; hicbir zaman hayasızlıgı emretmez. Siz, bilmediginiz seyi Allah´a karsı mı soyluyorsunuz

[29] De ki: Rabbım, adaleti emretti. Her secde yerinde yuzlerinizi ona dogrultun. Ve dinde ancak kendisine muhlisler olarak yalvarın. Ilk once sizi yarattıgı gibi, yine O´na donduruleceksiniz

[30] Bir kısmını hidayete erdirdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Cunku onlar; Allah´ı bırakıp seytanları kendilerine dostlar edindiler. Ve onlar; kendilerinin dogru yolda olduklarını sanıyorlardı

[31] Ey ademogulları; her mescide guzel elbiselerinizi giyinerek gidin; yeyin icin ama israf etmeyin. Cunku O; israf edenleri sevmez

[32] De ki: Allah´ın kulları icin cıkardıgı zineti ve temiz rızıkları kim haram kılmıs? De ki: Bunlar, dunya hayatında iman edenler icindir. Kıyamet gunu ise yalnız onlara tahsis edilmistir. Biz, ayetlerimizi bilen bir kavim icin boylece uzun uzun acıklarız

[33] De ki: Rabbım, acıgıyla, gizlisiyle tum hayasızlıkları, gunahı, Allah´a sirk kosmanızı ve Allah´a karsı bilmediginiz seyleri soylemenizi haram kılmıstır

[34] Her ummetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince; ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gidebilirler

[35] Ey ademogulları; icinizden size ayetlerimizi anlatan peygamberler gelince, her kim ki sakınıp duzelirse; artık onlar icin bir korku yoktur ve onlar uzulecek de degillerdir

[36] Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karsı buyukluk taslayanlar; iste onlar atesliklerdir. Onlar orada temelli kalıcıdırlar

[37] Allah´a karsı yalan uyduran veya O´nun ayetlerini yalan sayanlardan daha zalim kim vardır? Iste onlara; kitabdaki payları erisecektir. Nihayet, elcilerimiz canlarını almak uzere onlara geldiklerinde; diyeceklerdir ki: Allah´tan baska tapar olduklarınız nerede? Onlar da derler ki: Onlar, bizi bırakıp kactılar. Ve onlar, kendi aleyhlerine gercekten kafir olduklarına sehadet ederler

[38] Buyurdu ki: Sizden once gecmis cinn ve insan topluluklarıyla girin atese. Her ummet girdikce; yoldasına la´net eder. Nihayet hepsi birbiri ardından orada toplanınca; sonrakiler oncekiler icin derler ki: Rabbımız; iste bizi bunlar saptırdı. Onun icin bunlara katmerli azab ver. Buyurur ki: Hepiniz Evet, dediler. Bunun uzerine aralarında bir munadi: Allah´ın la´neti; zalimlerin uzerinedir, diye seslendi

[39] Oncekiler de sonrakilere: Sizin bizden bir ustunlugunuz yoktur. Oyleyse ne kazandıysanız karsılıgı olan azabı tadın, derler

[40] Muhakkak ki ayetlerimizi yalan sayıp onlara karsı buyukluk taslayanlara; iste onlara, gogun kapıları acılmaz ve onlar; deve igne deliginden gecinceye kadar cennete de giremezler. Biz, sucluları iste boyle cezalandırırız

[41] Onlar icin cehennemde bir dosek ve ustlerine de ortuler vardır. Biz, zalimleri iste boyle cezalandırırız

[42] Iman edip te salih ameller isleyenlere gelince; Biz, hic kimseye gucunun yeteceginden baikasını yuklemeyiz. Iste onlar, cennetliklerdir. Onlar orada temelli kalıcıdırlar

[43] Goguslerinde kinden ne varsa sokup atmısızdır. Altlarından ırmaklar akar ve derler ki: Hamdolsun Allah´a ki; bizi buna hidayet etti. Eger Allah bizi hidayete erdirmemis olsaydı, biz hidayete erecek degildik. Andolsun ki; Rabbımızınpeygamberleri hakkı getirmislerdir. Onlara: Yapmakta olduklarınızdan dolayı mirascısı kılındıgınız cennet iste budur, diye seslenilir

[44] Cennet ashabı, cehennem ashabına: Rabbımızın bize vaadettigini hak bulduk. Siz de rabbınızın size vaadettigini hak buldunuz mu? diye seslendiler

[45] Onlar ki; Allah´ın yolundan alıkoyarlar ve onu egriltmek isterler. Ve onlar; ahireti de inkar edenlerdir

[46] Iki taraf arasında bir perde vardır. A´raf uzerinde de her birini simalarıyla tanıyan adamlar vardır. Cennetliklere: Size selam olsun, diye seslenirler. Bunlar, henuz girmeyen, ama uman kimselerdir

[47] Gozleri cehennem ashabından tarafa cevrilince de; Rabbımız, bizi zalimler guruhu ile beraber bulundurma, derler

[48] A´raf ashabı; simalarıyla tanıdıkları adamlara seslenirler: Toplulugunuz, topladıgınız mal ve buyukluk taslamalarınız size fayda vermedi, derler

[49] Bunlar mıydı ki; kendilerini Allah´ın rahmetine erdirmeyecegine yemin etmistiniz. Girin cennete; size hic bir korku yoktur ve sizler uzulecek de degilsiniz

[50] Cehenenm ashabı; cennet ashabına: Sudan veya Allah´ın size verdigi rızıktan biraz da bize akıtın, diye seslenirler. Onlar da derler ki: Dogrusu Allah; onları kafirlere haram kıldı

[51] Onlar ki; dinlerini alayla eglenceye aldılar. Dunya hayatı da kendilerini aldattı. Iste onlar; bu gunlerine kavusmayı nasıl unutmuslar idiyse, ayeticin katmerlidir. Ne var ki bilmezsiniz. lerimizi nasıl bilerek inkar etmisler idiyse; Biz de bugun onları oylece unuturuz

[52] Andolsun ki; Biz, onlara kitab indirdik. Onu bilgiye dayanarak uzun uzun acıkladık. Inanan bir kavim icin hidayet ve rahmet olarak

[53] Onlar, onun te´vilinden baskasını mı bekliyorlar? Onun te´vilinin geldigi gun; daha once onu unutmus olanlar derler ki: Gercekten Rabbımızın elcileri, bize hakkı getirmistir. Simdi bize sefaat edecek var mı ki; sefaat etsin. Yahut geriye cevrilir miyiz ki, yapmıs oldugumuzdan baskasını yapalım? Onlar gercekten kendilerini husrana ugratmıslardır. Ve uydurageldikleri seyler, kendilerinden uzaklasıp kaybolmustur

[54] Muhakkak ki sizin Rabbınız; gokleri ve yeri altı gunde yaratan, sonra Ars´a hukmeden Allah´tır. Gunduzu; durmadan kovalayan gece ile burur. Gunes, ay ve yıldızlar O´nun emri ile musahhar kılmıslardır. Bilin ki; yaratma da, emir de O´nundur. Alemlerin Rabbı olan Allah´ın sanı ne yucedir

[55] Rabbınıza yalvara yakara gizlice dua edin. Muhakkak ki O; haddi asanları sevmez

[56] Islah olmusken yeryuzunde fesad cıkarmayın ve O´na korka korka ve umitle yalvarın. Muhakkak ki Allah´ın rahmeti; ihsan edenlere cok yakındır

[57] O´dur ki rahmetinin onunde ruzgarı mujdeci olarak gonderir. Nihayet bunlar, agır yuklu bulutları yuklendiginde; Biz, onu olu bir memlekete gonderir, su indirir ve onunla her tur mahsulleri yetistiririz. Iste oluleri de boylece cıkarırız. Ta ki iyice dusunup ibret alasınız

[58] Iyi ve temiz memleketin bitkisi; Rabbının izniyle cıkar. Kotu olandan ise; faydası cok az olandan baskası cıkmaz. Sukreden bir kavim icin ayetleri iste boyle yerli yerince acıklarız

[59] Andolsun ki; Nuh´u kavmine gonderdik de; Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, sizin icin O´ndan baska hicbir ilah yoktur. Dogrusu ben, sizin icin buyuk bir gunun azabından korkarım, dedi

[60] Kavminden ileri gelenler de dedi ki: Biz seni apacık bir sapıklık icinde goruyoruz

[61] Dedi ki: Ey kavmim; bende bir sapıklık yoktur. Ben, ancak alemlerin Rabbından bir peygamberim

[62] Rabbımın vahyettiklerini size bildiriyorum. Ve size ogut veriyorum. Ben sizin bilmediginizi de Allah katından biliyorum

[63] Sizi uyarması, sizin sakınmanızı ve boylece rahmete kavusturulmanız icin; aranızdan bir adama, Rabbınız tarafından bir haber geldi diye mi hayret ediyorsunuz

[64] Bunun uzerine onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide beraberinde olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayanları da suda bogduk. Cunku onlar, gercekten kor bir kavim idiler

[65] Ad´a da kardesleri Hud´u gonderdik. De ki: Ey kavmim Allah´a ibadet edin. Sizin icin O´ndan baska ilah yoktur. Hala sakınmaz mısınız

[66] Kavminin ileri gelenlerinden kufretmis olanlar: Gercekten biz, seni beyinsizlik icinde goruyoruz ve dogrusu biz, seni yalancılardan sanıyoruz, dediler

[67] Dedi ki: Ey kavmim; bende hic bir beyinsizlik yoktur. Yalnız ben, alemlerin Rabbından gelmis bir peygamberim

[68] Size Rabbımın vahyettiklerini bildiriyorum. Ve ben, sizin icin emin bir ogutcuyum

[69] Sizi uyarması icin aranızdan bir adama Rabbınız tarafından bir haber geldi diye mi hayret ediyorsunuz? Dusunun ki; O, sizi Nuh kavminden sonra halifeler yaptı. Yaratılıs itibariyle onlardan fazla boy bos verdi. Hem Allah´ın nimetlerini hatırlayın ki; felaha eresiniz

[70] Dediler ki: Sen, bize; yalnız Allah´a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız icin mi geldin? Sayet sadıklardan isen; tehdit ettiklerini getir bize

[71] Dedi ki: Gercekten uzerinize Rabbınızdan bir azab, bir gazab hak oldu. Allah onlara, kendinizin ve atalarınızın taptıgı bir takım adlar hakkında hic bir huccet indirmemisken benimle mucadele mi ediyorsunuz? Bekleyin oyleyse, suphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[72] Biz, bunun uzerine, rahmetimizle onu ve beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayıp iman etmemis olanların kokunu kestik. Onlar, zaten mu´minler degillerdi

[73] Semud´a da kardesleri Salih´i. Dedi ki: Ey kavmim; Allah´a ibadet edin, sizin icin O´ndan baska hic bir ilah yoktur. Size Rabbınızdan acık bir burhan gelmistir. Iste size bir ayet olarak Allah´ın disi devesi. Onu bırakın da Allah´ın topragında otlasın. Ona bir kotulukle dokunmayın. Yoksa sizi elim bir azab yakalar

[74] Dusununuz ki; O, sizi Ad kavminden sonra halifeler yaptı, yeryuzune sizi yerlestirdi. Ovalarından koskler yapıyor, daglarından evler yontuyorsunuz. Artık Allah´ın nimetlerini anın. Yeryuzunde fesadcılar olarak taskınlık yapmayın

[75] Onun kavminden buyukluk taslayan ileri gelenleri; kendilerine hor gorunenlere iclerinden iman edenlere: Siz; Salih´in gercekten Rabbı tarafından gonderilmis olduguna inanıyor musunuz? dediler. Onlar da dediler ki: Dogrusu biz, onunla gonderilene inanıyoruz

[76] Buyukluk taslayanlar dediler ki: Biz, dogrusu sizin iman ettiginizi inkar edenleriz

[77] Ve disi deveyi kesip devirdiler de Rabblarının emrine bas kaldırdılar ve dediler ki: Ey Salih; eger sen peygamberlerden isen tehdid edip durdugun azabı getir bize

[78] Bu yuzden onları siddetli bir sarsıntı tutuverdi de yurtlarında dizustu coken kimseler oldular

[79] O da onlardan yuz cevirdi ve dedi ki: Ey kavmim; andolsun ki ben, size Rabbımın vahyettigini bildirdim ve size ogut verdim. Ne var ki siz, ogut verenleri sevmiyorsunuz

[80] Lut´u da. Hani o, kavmine demisti ki: Sizden once dunyalarda hic kimsenin yapmadıgı hayasızlıgı mı yapıyorsunuz

[81] Siz; kadınları bırakıp sehvetle erkeklere yaklasıyorsunuz. Dogrusu siz, cok asırı giden bir kavimsiniz

[82] Kavminin cevabı sadece; cıkarın onları memleketinizden. Cunku onlar, fazla temizlik yapan insanlarmıs, demek oldu

[83] Bunun uzerine Biz de, hem onu, hem de ehlini kurtardık. Ancak karısı, geride kalanlardan oldu

[84] Onların uzerine oyle bir yagmur yagdırdık ki; bir bak, iste sucluların sonu nasıl olmustur

[85] Medyen´e de kardesleri Suayb´ı. Dedi ki: Ey kavmim; Allah´a kulluk edin. Sizin O´ndan baska hic bir ilahınız yoktur. Rabbınızdan size apacık bir burhan gelmistir. O halde olcuyu ve tartıyı dogru tutun. Insanların esyasını eksik vermeyin. Ve o, ıslah olduktan sonra yeryuzunde fesad cıkarmayın. Bunlar, sizin icin hayırlıdır, eger mu´minlerden iseniz

[86] Ve siz, Allah´a iman edenleri tehdit ederek, Allah´ın yolundan alıkoyarak ve onun egriligini isteyerek, her yolun basını tutup oturmayın. Hem hatırlayın ki; siz, vaktiyle pek az idiniz de sizi O, cogalttı. Ve bakın fesad cıkaranların sonu ne olmustur

[87] Eger icinizden bir kısmı benimle gonderilene inanmıs, bir kısmı da inanmamıssa; Allah, aranızdaki hukmu verinceye kadar sabredin. O; hukum verenlerin en hayırlısıdır

[88] Kavminden buyukluk taslayan ileri gelenler dediler ki: Ey Suayb; seni ve beraberindeki inanmıs olanları, ya memleketimizden cıkarırız veya mutlaka bizim dinimize donersiniz. Dedi ki: Istemezsek de mi

[89] Allah, bizi ondan kurtardıktan sonra yine sizin dininize donecek olursak; dogrusu Allah´a karsı yalan uydurmus oluruz. Rabbımız olan Allah´ın dilemesi bir yana, O´na donmemiz bizim icin olacak sey degildir. Rabbımızın ilmi her seyi kusatmıstır. Ancak Allah´a dayanıp guvendik biz. Rabbımız, kavmimizle bizim aramızda Sen, hak ile hukum ver. Sen, hukum verenlerin en hayırlısısın

[90] Kavminden kufretmis olan ileri gelenler dediler ki: Suayb´a uyarsanız; andolsun ki siz, o zaman husrana ugrayanlardansınız

[91] Bunun uzerine onları sarsıntı yakalayıverdi. Ve yurtlarında dizustu cokenler oldular

[92] Suayb´ı yalanlayanlar, zaten yurtlarında hic oturmamıs gibi oldular. Suayb´ı yalanlamıs olanlar; husrana ugrayanlar, iste onlar oldular

[93] Bunun uzerine onlardan yuz cevirdi ve dedi ki: Ey kavmim; andolsun ki ben, Rabbımın bana vahyettiklerini size bildirdim. Ve ogut verdim. Oyleyse ben, kufredenler kavmine nasıl tasalanırım

[94] Biz, hangi kasabaya bir peygamber gonderdiysek; yalvarıp yakarsınlar diye, ora halkını mutlaka darlık ve sıkıntıya ugratmısızdır

[95] Sonra kotulugun yerine iyilik koyduk. Nihayet cogaldılar ve; atalarımıza da fakirlik, siddet, hastalık, iyilik ve genislik dokunmustu, dediler. Bunun uzerine Biz de onları kendilerine farkına varmadan ansızın yakalayıverdik

[96] Sayet kasabaların halkı, inanmıs ve sakınmıs olsalardı; elbette uzerlerine gokten ve yerden bereketler acardık. Fakat onlar yalanladılar. Biz de bunun uzerine onları, yaptıklarından dolayı yakalayıverdik

[97] Kasabaların halkı; kendileri geceleyin uyurlarken, azabımızın onlara gelip catmasından emin mi oldular

[98] Yoksa kasabaların halkı; kendileri, gupegunduz oynarlarken azabımızın onlara gelip catmasından emin mi oldular

[99] Artık onlar; Allah´ın duzeninden emin mi oldular? Husrana ugrayanlar toplulugundan baskası Allah´ın duzeninden emin olmaz

[100] Sahiplerinden sonra, yeryuzune varis olanlara besbelli degilmidir ki; eger Biz, dileseydik onları da gunahlarından dolayı cezalandırırdık. Ve onların kalbleri uzerine muhur basarız da bir sey duymazlar

[101] Iste o kasabaların haberlerinin bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki; peygamberleri; onlara apacık burhanlar getirdi de, onceleri yalanladıklarından inanmadılar. Iste boyle muhur basar Allah kafirlerin kalblerine

[102] Onların cogunda Biz, ahde vefa gormedik. Onların cogunu fasıklar olarak bulduk

[103] Sonra onların ardından Musa´yı ayetlerimizle Firavun´a ve erkanına gonderdik. Onlar buna karsı haksızlık ettiler. Bir bak ki; fesadcıların sonu nice oldu

[104] Musa dedi ki: Ey Firavun; ben, alemlerin Rabbından gonderilmis bir peygamberim

[105] Bana yarasan; Allah hakkında haktan baskasını soylememektir. Size, Rabbınızdan apacık bir burhan getirdim. Artık Israilogullarını benimle beraber gonder

[106] Dedi ki: Sayet sen, bir ayet getirdinse; goster onu, eger sadıklardan isen

[107] Bunun uzerine asasını bıraktı. Bir de ne gorsunler; o, apacık bir ejderhadır

[108] Elini cıkardı, ne gorsun; o da bakanlara bembeyaz

[109] Firavun´un kavminden ileri gelenler: Dogrusu bu, bilgin bir sihirbazdır, dediler

[110] Sizi yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Firavun: O halde ne buyurursunuz

[111] Dediler ki: Onu ve kardesini alıkoy, sehirlere toplayıcılar yolla

[112] Butun bilgin sihirbazları sana getirsinler

[113] Sihirbazlar Firavun´a geldi ve dediler ki: Eger galibler biz olursak; suphesiz bize bir mukafat var, degil mi

[114] Evet, hem siz muhakkak gozdeler olacaksınız, dedi

[115] Dediler ki: Ey Musa, sen mi atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım

[116] Siz atın, dedi. Atınca; halkın gozlerini buyulediler, onlara korku saldılar ve buyuk bir sihir getirmis oldular

[117] Biz de Musa´ya: Asanı bırak, diye vahyettik. Bir de ne gorsunler; onların uydurduklarını yalayıp yutuyor

[118] Boylece hak yerini buldu ve onların yapmakta oldukları seyler de bosa gitti

[119] Iste orada yenildiler, hor ve hakir geri donduler

[120] Sihirbazlar da hep birden secdeye kapandılar

[121] Dediler ki: Alemlerin Rabbına iman ettik

[122] Musa ve Harun´un Rabbına

[123] Firavun dedi ki: Ben size izin vermeden mi ona inandınız? Dogrusu bu; halkı sehirden cıkarmanız icin dusundugunuz bir hiledir. Fakat yakında bilirsiniz siz

[124] Elbette ve elbette ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim. Sonra da hepinizi asacagım

[125] Dediler ki: Biz, suphesiz Rabbımıza donenleriz

[126] Sen; bizden, sırf Rabbımızın ayetleri gelince ona inandık diye intikam alıyorsun. Rabbımız; uzerimize sabır yagdır ve bizi muslumanlar olarak oldur

[127] Firavun´un kavminin ileri gelenleri: Musa´yı ve kavmini yeryuzunde fesadcılık etsinler, seni de, tanrılarını da terketsinler diye mi bırakıyorsun? dediler. Dedi ki: Ogullarını oldurturuz, kadınlarını sag bırakırız. Elbette biz, onları ezicileriz

[128] Musa kavmine dedi ki: Allah´tan yardım isteyin ve sabredin. Yeryuzu muhakkak ki Allah´ındır. Kullarından diledigini ona mirascı kılar ve akıbet muttakilerindir

[129] Dediler ki: Sen, bize gelmezden once de, geldikten sonra da eziyyet edildik. Dedi ki: Rabbınızın, dusmanınızı yok etmesi ve yeryuzunde sizi onların yerine getirmesi umulur. Ve o zaman nasıl davranacagınıza bakacaktır

[130] Andolsun ki; Biz, Firavun hanedanını dusunup ibret alırlar diye yıllarca kuraklık ve mahsullerinin kıtlıgıyla tutup sıktık

[131] Onlara bir iyilik geldiginde: Bu, bizim icindir, dediler. Sayet kendilerine bir kotuluk gelirse; Musa ile beraberindekilere ugursuzluk yuklerdi. Dikkat edin, onların ugursuzlugu ancak Allah katındadır, fakat cogu bilmezler

[132] Dediler ki: Bizi buyulemek icin ne kadar mucize gosterirsen goster; biz, sana inananlardan olmayacagız

[133] Bunun uzerine, biz de birbirinden ayrı mucizeler olarak baslarına tufan, cekirge, haserat, kurbagalar ve kan gonderdik. Yine de buyukluk taslayıp suclular guruhu oldular

[134] Uzerlerine azab cokunce, dediler ki: Ey Musa, sana olan ahdine gore Rabbına dua et. Eger bu azabı bizden kaldırırsan; andolsun ki, sana inanacagız ve Israilogullarını seninle birlikte gonderecegiz

[135] Onların erisecekleri bir sureye kadar azabı uzerlerinden kaldırınca; bir de bakarsın, onlar sozlerinden cayıyorlardı

[136] Bu yuzden; Biz de onlardan intikam aldık. Ve ayetlerimizi yalanlayıp umursamadıkları icin hepsini denizde bogduk

[137] Hor gorulmus olan kavmi de, bereketlendirdigimiz yerin dogularına ve batılarına mirascı kıldık. Rabbının Israilogullarına vuku bulan guzel sozu de onların sabretmelerinden dolayı yerini buldu. Firavun´un da, kavminin de yapmakta ve yukselmekte oldukları seyleri harab ettik

[138] Israilogullarını denizden gecirdik. Onlar, gonulden putlara tapagelen bir topluluga rastladılar ve dediler ki: Ey Musa; onların tanrıları oldugu gibi bize de bir tanrı yap. O da dedi ki: Siz gercekten cahil topluluksunuz

[139] Suphesiz ki bunların icinde bulundukları; yok olmaya mahkumdur ve yapmakta oldukları sey de batıldır

[140] Dedi ki: Ben, sizin icin bir tanrı olarak Allah´tan baskasını mı arayacak mısım? Halbuki O, sizi alemlere ustun kılmıstır

[141] Hani sizi, iskencenin en kotusune ugratan, kadınlarınızı sag bırakıp, ogullarınızı olduren Firavun hanedanından kurtarmıstık. Bunda size Rabbınızdan buyuk bir imtihan vardır

[142] Musa´ya otuz gece vade verdik. Sonra bunu on ile tamamladık. Boylece Rabbının ta´yin ettigi vakit, kırk gece olarak tamamlandı. Musa kardesi Harun´a dedi ki: Kavmim icinde, benim yerime gec. Islah et ve fesadcıların yoluna uyma

[143] Musa ta´yin ettigimiz vakitte gelince ve Rabbı onunla konusunca; dedi ki: Rabbım; bana, kendini goster. Sana bakayım. Buyurdu ki: Beni kat´iyyen goremezsin. Ama daga bak; eger o yerinde kalırsa, sen de Beni gorursun. Rabbı daga tecelli edince; onu paramparca etti ve Musa da baygın dustu. Ayılınca dedi ki: Tenzih ederim Seni, Sana tevbe ettim ve ben, mu´minlerin ilkiyim

[144] Buyudu ki: Ey Musa; risaletim ve kelamımla seni insanlar arasından sectim. Sana verdigimi al ve sukredenlerden ol

[145] Biz, ona levhalarda herseyden bir ogut yazdık ve herseyi uzun uzadıya acıkladık. Oyleyse sen, bunları kuvvetle al, kavmine de emret. Onları en guzel sekilde tutsunlar. Ilerde size fasıklar yurdunu gosterecegim

[146] Yeryuzunde haksız yere buyukluk taslayanları ayetlerimden cevirecegim. Onlar, her ayeti gorseler yine de inanmazlar. Dogru yolu gorseler, onu yol edinmezler. Azgınlık yolunu gorseler, hemen» onu yol edinirler. Bu, ayetlerimizi yalanlamıs olmalarından ve ondan gafil bulunmalarındandır

[147] Ayetlerimizi ve ahirete kavusmayı yalanlayanların isledikleri bosa gitmistir. Onlar; islediklerinden baska bir seyle mi cezalandırılacaklardı

[148] Musa´nın kavmi; onun ardından, zinet takımlarından canlıymıs gibi boguren bir buzagı heykeli edindiler. Onun kendileriyle konusmadıgını ve bir yol da gostermedigini gormediler mi ki, tanrı edindiler de zalimlerden oldular

[149] Elleri bogrunde, caresiz kalıp kendilerinin de sapıtmıs olduklarını gorunce; dediler ki: Rabbımız bize merhamet etmezse ve bizi bagıslamazsa muhakkak ki husrana ugrayanlardan olacagız

[150] Musa; kavmine kızgın ve uzgun donunce; benden sonra arkamdan ne kotu isler yapmıssınız? Rabbınızın emrinin cabucak gelmesini mi istediniz? dedi ve levhaları attı. Kardesinin basından tutup kendisine dogru cekiyordu: Ey anamın oglu, bu kavim beni gercekten zayıf gorduler. Az kalsın olduruyorlardı. Sen de bana dusmanları sevindirecek harekette bulunma ve beni zalimler guruhu ile bir tutma, dedi

[151] Dedi ki: Rabbım, beni ve kardesimi bagısla. Bizi rahmetinin icine al. Sen merhametlilerin en merhametlisisin

[152] Muhakkak ki buzagıyı tanrı edinenlere; Rabblarından bir gazab ve dunya hayatında bir horluk erisecektir. Biz, iste boylece cezalandırırız iftira edenleri

[153] Kotulukleri isleyip sonra ardından tevbe ve iman edenlere gelince suphesiz ki Rabbın; bundan sonra elbette Gafur´dur, Rahim´dir

[154] Ofkesi dinip, sukun hasıl olunca; Musa levhaları aldı. Onlardaki nushasında Rabblarından korkanlara hidayet ve rahmet vardı

[155] Musa, ta´yin ettigimiz vakit icin kavminden yetmis kisi secti. Onları titreme tutunca dedi ki: Rabbım; dileseydin once onalrı da helak ederdin, beni de. Icimizdeki beyinsizlerin isledikleri yuzunden bizi helak eder misin? Bu, Senin imtihanından baska birsey degildir. Onunla diledigini dalalete dusurur, diledigini de hidayete goturursun. Sen, bizim dostumuzsun. O halde bizi bagısla, merhamet et bize. Sen bagıslayanların en hayırlısısın

[156] Ve bize; hem bu dunyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz sana donduk

[157] Onlar ki; yanlarındaki Tevrat´ta ve Incil´de yazılı bulacakları; okuma, yazma bilmeyen ve nebi olan Rasule tabi olurlar. O, kendilerine ma´rufu emreder, munkerden nehyeder. Temiz seyleri helal kılar, murdar seyleri de haram eder. Onların agır yuklerini ve uzerlerindeki bagları, zincirleri indirir. Iste ona iman edenler, onu ta´zim edenler, ona yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nura tabi olanlar, iste onlar; felaha erenlerin kendileridir

[158] De ki: Ey insanlar; ben gercekten goklerin ve yerin mulku kendisinin olan, O´ndan baska hicbir tanrı bulunmayan, hem dirilten, hem olduren Allah´ın hepiniz icin gonderdigi peygamberiyim. Su halde Allah´a ve O´nun ummi peygamberi olan elcisine inanın: Ki o da Allah´a ve O´nun sozlerine inanmaktadır. Ve ona uyun ki hidayete eresiniz

[159] Musa´nın kavminden bir topluluk vardır ki; irsad ederler ve onunla hukmederler

[160] Biz, onları on iki oymaga, ummetlere ayırdık. Kavmi ondan su istedigi zaman Musa´ya vahyettik ki: Asanı tasa vur. Ondan on iki pınar fıskırdı. Herkes icecegi yeri belledi. Ve onların uzerine bulutla golge yaptık. Onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temiz ve guzel olanlarından yeyin. Onlar bize zulmetmediler, ancak kendilerine zulmediyorlardı

[161] Hani onlara denilmisti ki: Su sehirde oturun, dilediginiz gibi yeyin, icin. «Affet» deyin ve kapısından secde ederek girin ki; yanılmalarınızı bagıslayalım. Ihsan edenlere daha da arttıracagız

[162] Iclerinden zulmedenler, kend, lerine soylenen sozu baskasıyla degistirdiler. Biz de onlara, zulmeder olduklarından dolayı gokten azab indirdik

[163] Onlara; denizin kıyısındaki o kasabanın durumunu sor. Hani onlar, cumartesi gununu ihlal ederek haddi asmıslardı. Zira cumartesi gunleri balıkları suruyle geliyor, cumartesi tatili yapmayacakları gun ise gelmiyordu. Iste biz, fasıklık eder oldukları icin onları boylece imtihan ediyorduk

[164] Hani, iclerinden bir topluluk demisti ki: Allah´ın kendilerini helak edecegi veya cetin bir azab ile cezalandıracagı bir kavme ne diye ogut veriyorsunuz? Onlar da: Rabbınıza karsı mazeret olsun ve belki sakınırlar diye, demislerdi

[165] Onlar, kendilerine verilen ogudu unutunca; Biz, kotulukden men´edenleri kurtardık, zulmedenleri ise fasıklık eder oldukları icin siddetli bir azab ile yakaladık

[166] Boylece onlar, serkeslik ederek yasak edileni yapmakta ısrar edince; asagılık maymunlar olun, dedik

[167] Hani Rabbın; onları kıyamet gunune kadar azabın en kotusune ugratacak olanları, muhakkak gonderecegini ilan etmisti. Suphesiz ki Rabbın; cezayı cabuk verendir. Ve muhakkak ki O; Gafur´dur, Rahim´dir

[168] Biz; onları, yeryuzunde cemaatlere ayırdık. Iclerinden kimisi salihlerdi, kimisi de onlardan asagıdırlar. Belki donerler diye onları guzellikler ve kotuluklerle denedik

[169] Onlardan kotu kimseler gelip onların yerine gecmis, kitaba varis olmuslardı. Dunyanın gecici meta´ını alıyorlar ve: Ileride affedilecegiz diyorlardı. Onlara buna benzer bir meta´ gelse onu da alıyorlar. Onlardan; Allah´a karsı ancak hakkı soyleyeceklerine dair kitab uzerine ahd alınmamıs mıydı? Ahiret yurdu, Allah´tan korkanlar icin daha hayırlıdır. Hala aklınızı basınıza almayacak mısınız

[170] Onlar ki; kitaba sımsıkı sarılırlar ve namazı dosdogru kılarlar. Elbette Biz, ıslah edenlerin mukafatını zayi´ etmeyiz

[171] Hani, Biz dagı uzerlerine golgelik gibi kaldırmıstık da, onlar tepelerine dusecek sanmıslardı. Size verdigimizi kuvvetle tutun. Ve onda olanı dusunun ki; sakınasınız

[172] Hani Rabbın; ademogullarının sulbunden soyunu cıkarmıs ve kendilerini nefislerine sahid tutmus. Ben, sizin Rabbınız degil miyim? demisti. Onlar da demislerdiki: Evet, biz buna sahidiz. Kıyamet gunu: Bizim bundan haberimiz yoktu, demeyesiniz

[173] Veya daha once sadece atalarımız sirk kosmustu, biz ise onların ardından gelen bir nesiliz, bizi batıl isleyenlerin yaptıkları yuzunden helak eder misin? demeyesiniz

[174] Iste Biz ayetleri boyle uzun uzadıya acıklarız. Belki donerler diye

[175] Kendisine ayetlerimizi verdigimiz halde, onlardan sıyrılan ve seytanın arkasına taktıgı sonunda da azgınlardan olan o kimsenin haberini anlat

[176] Dileseydik onu, bununla yukseltirdik. Fakat o; yere saplandı ve hevesine uydu. Artık onun hali; o kopegin hali gibidir ki, ustune varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. Iste ayetlerimizi yalanlayan kavmin hali boyledir. Sen, kıssayı anlat. Belki dusunurler

[177] Ayetlerimizi yalanlayarak kendilerine zulmeden kavmin misali ne kotudur

[178] Allah; kimi hidayete erdirirse; odur hidayete eren. Kimi de saptırırsa; iste onlardır husrana ugrayanların kendileri

[179] Andolsun ki; Biz cinn ve insanlardan bir cogunu cehennem icin yarattık. Onların kalbleri vardır; anlamazlar, gozleri vardır; gormezler, kulakları vardır; duymazlar. Onlar; hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapıktırlar. Iste onlar; gafillerin kendilerdir

[180] En guzel isimler Allah´ındır. Oyleyse O´na bunlarla dua edin. O´nun isimleri konusunda egrilige sapanları bırakın. Onlar, yaptıklarının cezalarını goreceklerdir

[181] Yarattıklarımızdan oyle bir ummet vardır ki; onlar hakkı gosterirler ve onunla adaleti uygularlar

[182] Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; Biz, onları bilmeyecekleri noktadan derece derece helake yaklastırırız

[183] Ben, onlara muhlet veririm. Muhakkak ki Benim duzenim cetindir

[184] Dusunmuyorlar mı ki; arkadaslarında hicbir delilik yoktur. O, ancak apacık bir uyarıcıdır

[185] Onlar; goklerin melekutuna, Allah´ın yarattıgı herhangi bir seye ve ecellerinin yaklasmıs olması ihtimaline hic bakmazlar mı? Bundan sonra artık hangi soze inanacaklar

[186] Kimi, Allah saptırırsa; onu dogru yola goturecek yoktur. O, bunları taskınlıkları icinde serseri bir halde bırakır

[187] Sana kıyametin ne zaman gelip catacagını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi, ancak Rabbımın katındadır. Onun vaktini kendisinden baskası acıklayamaz. Onun agırlıgını gokler de, yer de kaldıramaz. O, size ansızın gelir. Sen, onu biliyormussun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Fakat insanların cogu bilmezler

[188] De ki: Ben, kendime Allah´ın dilediginden baska ne fayda verebilirim, ne de zarar. Eger ben, gaybı bileydim; daha cok hayır yapmak isterdim. Ve bana, hic bir fenalık da dokunmazdı. Ben, sadece iman eden bir kavme uyarıcı ve mujdeciyim

[189] O´dur, sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan da gonlunun ısınacagı esini vareden. Esini ortup buruyunce; o, hafif bir yuk yuklendi ve onunla bir muddet gider gelirdi. Nihayet agırlasınca; karı koca Rabbları olan Allah´a: Eger bize salih bir cocuk verirsen andolsun ki sukredenlerden oluruz, diye dua ettiler

[190] Allah onlara salih bir cocuk verince; kendilerine verdigi sey hakkında Allah´a ortaklar kostular. Allah, onların ortak kostukları seyden munezzeh tir

[191] Kendileri-yaratılmısken-Bir sey yaratamayan seyleri mi ortak kosuyorlar

[192] Halbuki bunlar; ne onlara yardım edebilir, ne de kendilerine bir yardımları olabilir

[193] Onları dogru yola cagırsanız da, size uymazlar. Cagırmanız da, susmanız da onlar icin birdir

[194] Allah´tan baska taptıklarınız da sizin gibi kullardır. Eger sadıklardan iseniz; haydi onları cagırın da size karsılık versinler

[195] Onların ayakları var mıdır ki onunla yurusunler? Elleri var mıdır ki onunla tutsunlar? Gozleri var mıdır ki onunla gorsunler? Kulakları var mıdır ki onunla isitsinler? De ki: Cagırın ortaklarınızı da, elinizden gelirse, bana tuzak kurun ve goz actırmayın

[196] Muhakkak ki benim dostum, kitabı indirmis olan Allah´tır. Ve O, salihleri dost edinir

[197] O´nu bırakıp taptıklarınız ise; size yardım edemedikleri gibi; kendilerine de yardım edemezler

[198] Onları hidayete cagırsanız; duymazlar bile. Onları sana bakar gorursun; ama gormezler ki

[199] Sen; affı tut, ma´rufu emret ve cahillerden yuz cevir

[200] Seytan seni durtecek olursa; hemen Allah´a sıgın. Cunku O; gercekten Semi´ dir, Alim´dir

[201] Muhakkak ki takvaya erenler; onlar seytan tarafından bir vesveseye ugrayınca iyice dusunurler. Bir de bakarsın ki gordurucudurler

[202] Kardesleri ise onları azgınlıga suruklerler. Sonra da bırakmazlar

[203] Onlara bir ayet getimedigin zaman, derler ki: Sen, bir tane yapsaydın ya? De ki: Ben, ancak Rabbımdan bana vahyolunana uyarım. Bu, Rabbımızdan gozleri acacak delillerdir. Iman eden bir kavim icin hidayet ve rahmettir

[204] Kur´an okundugu zaman; ona derhal kulak verin ve susun ki, merhamet olunasınız

[205] Rabbına; icinden yalvararak ve korkarak, yuksek olmayan bir sesle sabah aksam zikret. Ve gafillerden olma

[206] Muhakkak ki Rabbının katındakiler, O´na kulluk etmekten asla buyuklenmezler. O´na tesbih ederler ve O´na secde ederler

Enfâl

Surah 8

[1] Sana ganimetlerden sorarlar. De ki: Ganimetler; Allah´ın ve Rasulunundur. Su halde eger mu´minler iseniz Allah´tan korkun, aranızı duzeltin, Allah´a ve peygamberlerine itaat edin

[2] Mu´minler, ancak onlardır ki; Allah anıldıgı zaman kalbleri urperir, Allah´ ın ayetleri kendilerine okundugu zaman imanları artar ve Rabblarına tevekkul ederler

[3] Onlar ki; namazı dosdogru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdigimizden de infak ederler

[4] Iste onlar; inanmısların kendileridir. Onlara Rabb´larının katından dereceler, magfiret ve comertce verilmis rızıklar vardır

[5] Nitekim Rabbın; seni evinden hak ugruna cıkarmıstı. Halbuki mu´minlerden bir zumre bundan hoslanmamıslardı

[6] Hak, apacık meydana cıktıktan sonra bile, sanki goz gore gore olume surukleniyorlarmıs gibi seninle mucadele ediyorlardı

[7] Hani Allah; iki taifeden birini size vaadediyordu. Siz ise, kuvvetli bulunmayanın sizin olmasını arzu ediyordunuz. Allah ta istiyordu ki; sozleriyle hakkı gerceklestirsin ve kafirlerin kokunu kessin

[8] Ta ki suclular istemese de, hakkı gerceklestirsin ve batılı iptal etsin

[9] Hani siz, Rabbınızdan imdad istiyordunuz da: Birbiri ardında bin melekle size imdad ederim, diyerek duanıza icabet etmisti

[10] Allah; bunu size sırf bir mujde olsun ve kalblerinizi yatıssın diye yapmıstır. Yardım; ancak Allah katındandır. Muhakkak ki Allah; Aziz´dir, Hakim´ dir

[11] Hani O, size kendi katından bir emniyet olmak uzere sizi hafif bir uykuya daldırıyordu. Sizi tertemiz yapmak, sizden seytanın pisligini gidermek, kalblerinizi pekistirmek ve ayaklarınıza sebat vermek icin gokten ustunuze bir su indiriyordu

[12] Hani Rabbın, meleklere: Ben sizinleyim, haydi iman edenlere sebat verin, diye vahyetmisti. Ben, kufretmis olanların kalblerine korku salacagım. Artık siz de vurun boyunlarının ustune, vurun tum parmaklarına

[13] Bunun sebebi: Allah´a ve peygamberlerine karsı koymalarıdır. Her kim ki, Allah´a ve peygamberlerine karsı koyarsa; muhakkak Allah cezası cetin olandır

[14] Iste bunu tadın. Muhakkak ki kafirlere bir de ates azabı vardır

[15] Ey iman edenler; toplu halde kafirlerle karsılastıgınız zaman, onlara arkalarınızı donmeyin

[16] Tekrar savasmak icin bir tarafa cekilme veya bir baska topluluga katılma dısından her kim, o gun arkasını donerse; muhakkak ki o, Allah katından bir gazaba ugramıstır. Onun yurdu cehennenmdir ve o, ne kotu bir sonuctur

[17] Siz oldurmediniz onları, fakat Allah oldurdu. Attıgın zaman da; sen atmadın ancak Allah attı. Allah bunu, inananları guzel bir imtihana tabi tutmak icin yapmıstı. Muhakkak ki Allah; Semi´dir, Alim´dir

[18] Iste bu, boyledir. Muhakkak ki Allah kafirlerin duzenini zayıflatıcıdır

[19] Eger, fetih istiyor idiyseniz; iste size fetih gelmistir. Eger vazgecerseniz; bu, sizin icin daha hayırlıdır. Yok tekrar donerseniz; biz de doneriz. Toplulugunuz cok da olsa hic bir seye yaramaz. Cunku Allah muhakkak mU´minlerle beraberdir

[20] Ey iman edenler; Allah´a ve Rasulune itaat edin. Dinleyip dururken ondan yuzcevirmeyin

[21] Hem dinlemedikleri halde; dinledik; diyenler gibi olmayın

[22] Allah katında canlıların en kotusu; akletmeyen sagır ve dilsizlerdir

[23] Sayet Allah onlarda bir hayır gorseydi; onlara isittirirdi. Eger isittirmis olsaydı; yine de yuz cevirenler olarak arkalarını donerlerdi

[24] Ey iman edenler; sizi hayat verecek seylere cagırdıgı zaman; Allah´a ve Rasulune icabet edin. Hem bilin ki; Allah suphesiz kisi ile kalbi arasına girer. Ve muhakkak O´na donup toplanacaksınız

[25] Bir de fitneden sakının ki; icinizden yalnız zulmedenlere erismekle kalmaz. Hem bilin ki; muhakkak Allah azabı siddetli olandır

[26] Hatırlayın ki; bir zamanlar yeryuzunde azlıktınız, zayıf sayılırdınız. Insanların sizi tutup kapmasından korkuyordunuz. Size ev bark verdi, yardımıyla destekledi ve temiz seylerden rızıklandırdı. Umulur ki sukredersiniz

[27] Ey iman edenler; Allah´a ve peygamberlerine ihanet etmeyin. Bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmis olursunuz

[28] Hem bilin ki; mallarınız da, cocuklarınız da ancak birer fitnedir. Ve Allah katında buyuk mukafat vardır

[29] Ey iman edenler; Allah´tan korkarsanız O, size bir furkan verir. Suclarınızı orter ve sizi bagıslar. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[30] Hani kufredenler; seni tutup baglamak, yahut oldurmek veya cıkarmak icin duzen kuruyorlardı. Onlar duzen kurarlarken Allah da duzenlerine mudahale ediyordu. Allah, duzen yapanların en hayırlısıdır

[31] Ayetlerimiz onlara okundugu zaman; isittik, istersek biz de bunun benzerini soyleriz. Bu, eskilerin masallarından baska bir sey degildir, demislerdi

[32] Hani demislerdi ki: Ey Allah´ımız; eger bu, gercekten Senin katından ise; bize gokten tas yagdır, yahut acıklı bir azab getir

[33] Halbuki sen iclerinde iken; Allah onlara azab etmez. Onlar istigfar ederken de Allah, yine onları azablandıracak degildir

[34] Allah onlara, nicin azab etmesin ki; onlar, kendileri ona ehil olmadıkları halde (insanları) Mescid-i Haram´dan men´edip duranlardır. Hem O´nun dostu degillerdir. O´nun dostları ancak muttakilerdir, ama onların cogu bilmezler

[35] Onların Beyt´in yanındaki duaları; sadece ıslık calmak veya el cırpmaktan baska bir sey degildir. Oyleyse devamedegelmekte oldugunuz kufurden dolayı tadın azabı

[36] Muhakkak ki kufredenler; mallarını, Allah yolundan alıkoymak icin harcarlar. Daha harcayacaklar, sonra icleri yanacak, sonra da maglup olacaklardır. Kufredenler, cehenneme toplanacaklardır

[37] Allah; murdarı temizden ayırdetsin ve murdarı birbiri ustune koyup topunu birden yıgsın da, cehenneme atsın diye. Iste onlar; husrana ugrayanların kendileridir

[38] Kufredenlere soyle: Vazgecerlerse; gecmis kendilerine bagıslanacaktır. Tekrar baslarlarsa evvelkilerin hukmu muhakkak devam etmis olacaktır

[39] Fitne kalmayıp din de yalnız Allah icin oluncaya kadar onlarla savasın. Eger vazgecerlerse; muhakkak ki Allah, yaptıklarını gorendir

[40] Eger yuz cevirirlerse; o takdirde bilin ki Allah, sizin Mevlanızdır. Ne guzel Mevla, ne guzel yardımcıdır O

[41] Eger Allah´a ve hakkı batıldan ayıran gunde, iki toplulugun karsılastıgı o gunde kulumuza indirdigimize inanıyorsanız; bilin ki: Ele gecirdiginiz ganimetin beste biri Allah´ın, peygamberin ve yakınlarının, yetimlerin, duskunlerin ve yolcularındır. Allah, her seye gucu yetendir

[42] Hani siz, o vakit vadinin yakın kenarında idiniz, onlar da ote yamacında idiler. Kervan ise sizden daha asagıda idi. Eger bir yerde bulusmak uzere sozlesseydiniz; muhakkak ki vaktini ta´yinde ihtilafa duserdiniz. Fakat Allah, islenmesi gerekli olan emri yerine getirmek icin yaptı. Ta ki helak olan; apacık bir delilden dolayı helak olsun, yasayan da apacık bir delilden dolayı yasasın. Ve muhakkak ki Allah; Semi´dir, Alim´dir

[43] Hani Allah; uykunda, onları sana az gosteriyordu. Eger sana onları cok gostermis olsaydı; elbette cekinecek ve is hakkında cekisecektiniz. Fakat Allah, sizi kurtardı. Muhakkak ki O; goguslerde olanı bilendir

[44] Hani, karsılastıgınız zaman; Allah, yapılmıs bir emri yerine getireceginden onları gozlerinizde az gosteriyor, sizi de onların gozunde azaltıyordu. Ve isler Allah´a dondurulur

[45] Ey iman edenler; bir toplulukla karsılasırsanız sebat edin ve Allah´ı cok zikredin ki felaha eresiniz

[46] Allah´a ve Rasulune itaat edin. Birbirinizle cekismeyin. Sonra korkuya kapılırsınız da zaafa duserseniz ve ruzgarınız gider. Sabredin, muhakkak ki Allah; sabredenlerle beraberdir

[47] Hem yurtlarından boburlenerek ve insanlara gosteris yaparak cıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını cepecevre kusatandır

[48] Hani seytan onlara yaptıklarını suslemis ve demisti ki: Bugun insanlardan sizi yenecek yoktur. Ben de size muhakkak yardımcıyım. Iki ordu karsılasınca da, iki topugu ustune kacarak: Benim sizinle alakam yok, dogrusu sizin gormediklerinizi goruyorum, ben Allah´tan korkuyorum. Cunku Allah azabı siddetli olandır, demisti

[49] Hani munafıklar, kalblerinde hastalık bulunanlar: Bunları, dinleri aldattı, diyorlardı. Halbuki kim Allah´a tevekkul ederse; muhakkak ki Allah, Aziz´ dir, Hakim´dir

[50] Bir gorseydin sen; hani melekler, kufredenlerin canlarını alırken yuzlerine ve arkalarına vuruyorlar ve: Tadın yakıcı azabı, diyorlardı

[51] Iste bu; ellerinizin yaptıgının karsılıgıdır. Muhakkak ki Allah; kullarına asla zulmedici degildir

[52] Firavun hanedanıyla onlardan oncekilerin gidisi gibi. Allah´ın ayetlerini yalanlamıslardı da, Allah onları gunahlarından dolayı yakalamıstı. Muhakkak ki Allah; kuvvetlidir, azabı siddetli olandır

[53] Bunun sebebi; bir topluluk kendi nefislerindekini degistirmedikce, Allah´ ın onlara verdigi nimetini degistirmeyecegidir. Ve muhakkak ki Allah; Semi´dir, Alim´dir

[54] Firavun hanedanıyla, onlardan oncekilerin gidisi gibi. Rabblarının ayetlerini yalanlamıslardı da, Biz de gunahlarından dolayı onları helak etmis ve Firavun hanedanını suda bogmustuk. Hepsi de zalimlerdi

[55] Allah katından yeryuzunde yuruyen canlıların en kotusu; suphesiz ki kufredenlerdir. Artık onlar, inanmazlar

[56] Onlar, kendileriyle anlasma yaptıgın kimselerdir. Sonra her defasında ahidlerini bozdular. Onlar sakınmazlar da

[57] Bunun icin eger savasta ele gecirirsen; onları dagıt ki arkalarında olanlar ibret alsınlar

[58] Eger bir kavmin hiyanet etmesinden korkarsan; sen de onlara karsı aynı sekilde davran. Muhakkak ki Allah; hainleri sevmez

[59] Kufredenler; asla one gectiklerini ve bizi aciz bırakacaklarını sanmasınlar

[60] Siz de onlara karsı gucunuzun yettigi kadar kuvvet ve baglanıp beslenen atlar hazırlayın ki bununla Allah´ın dusmanı, sizin dusmanınız ve bunlardan baska sizin bilmeyip te Allah´ın bildigi digerlerini korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız, size odenir ve siz asla zulmolunmazsınız

[61] Eger barısa yanasırlarsa; sen de yanas ve Allah´a tevekkul et. Muhakkak ki Semi, Alim, O´dur

[62] Eger seni aldatmak isterlerse; muhakkak ki Allah, sana yeter. Seni ve mu´minleri yardımıyla destekleyen O´dur

[63] Ve onların kalblerini birlestirmistir. Eger yeryuzunde bulunan her seyi sarfetsen yine de onların kalblerini birlestiremezdin. Fakat Allah birlestirdi onların arasını. Muhakkak ki Allah; Aziz´dir, Hakim´dir

[64] Ey Peygamber; Allah, sana ve sana tabi olan mu´minlere yeter

[65] Ey Peygamber; mu´minleri savasa tesvik et. Eger sizden sabreden yirmi kisi bulunursa; ikiyuz kisiyi maglup ederler. Eger sizden yuz kisi bulunursa; kufretmis olanlardan binini maglup ederler. Cunku onlar, anlamazlar guruhu dur

[66] Simdi Allah yukunuzu hafifletti ve bildi ki; sizde bir zaaf vardır. O halde sayet sizden sabırlı yuz kisi olursa; ikiyuz kisiyi maglup ederler. Sayet sizden bin kisi olursa; Allah´ın izniyle ikibin kisiyi maglup ederler. Ve Allah; sabredenlerle beraberdir

[67] Hic bir peygambere yeryuzunde savasırken zaferler kazanıncaya kadar esirler alması yarasmaz. Gecici dunya malını istiyorsunuz. Allah ise ahireti istiyor. Ve Allah; Aziz´dir, Hakim´dir

[68] Eger daha onceden Allah´ın gecmis bir hukmu olmasaydı; aldıklarınızdan dolayı size buyuk bir azab dokunurdu

[69] Artık elde ettiginiz ganimetten helal ve temiz olarak yeyin. Allah´tan da sakının. Cunku Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[70] Ey peygamber; elinizdeki esirlere de ki: Eger Allah kalbinizde hayır oldugunu bilirse; sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi bagıslar. Ve Allah, Gafur´dur, Rahim´dir

[71] Eger sana hainlik yapmak isterlerse; daha once Allah´a da hainlik etmislerdi de Allah, onlara karsı sana imkan ve kudret vermisti. Ve Allah; Alim´dir, Hakim´dir

[72] Muhakkak ki iman edip hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler; barındırıp yardım edenler, iste onlar; birbirinin dostudurlar. Iman edip de hicret etmeyenlere gelince; hicret edene kadar sizin onlarla bir dostlugunuz yoktur. Sayet onlar da din hususunda sizden yardım isterlerse; sizinle aralarında muahede bulunan bir kavim aleyhinde olmamak uzere onlara yardım etmek boynunuza borctur. Allah yaptıklarınızı gorendir

[73] Kufredenler ise birbirlerinin dostudurlar. Eger siz bunu yapmazsanız; yeryuzunde bir fitne ve buyuk bir fesad olur

[74] Iman edip hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler, barındıranlar ve yardım edenler; iste onlar, gercek mu´minlerdir. Onlar icin magfiret ve comertce verilmis rızıklar vardır

[75] Sonra iman edip de hicret edenler ve sizinle birlikte savasanlar; iste onlar sizdendir. Hısımlar, Allah´ın kitabına gore birbirine daha yakındırlar. Muhakkak ki Allah, her seyi bilendir

Tevbe

Surah 9

[1] Musriklerden muahede yaptıklarınıza; Allah ve Rasulunden bir ihtardır

[2] Yeryuzunde dort ay daha dolasın. Ve bilin ki; siz, Allah´ı aciz bırakamazsınız. Hem Allah, gercekten kafirleri rusvay edendir

[3] Buyuk hacc gunu, insanlara Allah ve Rasulunden bir ilandır. Muhakkak ki Allah ve Rasulu, artık musriklerden uzaktır. Eger tevbe ederseniz; bu, sizin icin daha hayırlıdır. Yok eger yuz cevirirseniz; bilin ki; siz, Allah´ı aciz bırakacak degilsiniz. Kufredenlere elem verici bir azabı mujdele

[4] Yalnız muahede yaptıgınız musriklerden, muahede hukumlerinde size karsı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinizde kimseye yardım etmeyenler, mustesnadır. O halde anlasmayı, sonuna kadar tamamlayın. Muhakkak ki Allah, muttakileri sever

[5] Haram aylar cıkınca; artık musrikleri buldugunuz yerde oldurun. Onları yakalayın ve hapsedin. Her gozetleme yerinde onları bekleyin. Eger tevbe ederler; namaz kılar, zekat verirlerse; yollarını serbest bırakın. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[6] Eger musriklerden birisi senden aman dilerse; ona aman ver. Ta ki Allah´ın kelamını dinlesin. Sonra onu emin olacagı yere kadar ulastır. Bu; onların bilmez bir kavim olmaları sebebiyledir

[7] Mescid-i Haram´ın yanında muahede yaptıklarınız mustesna, musriklerin Allah yanında ve Rasulunun yanında nasıl bir ahdi olabilir ki? Onlar, size dogru davrandıkca siz de onlara karsı dogru davranın. Muhakkak ki Allah; muttakileri sever

[8] Nasıl olabilir ki, sayet size ustun gelselerdi; hakkınızda ne yemin, ne de bir vecibe gozetirlerdi. Sizi agızlarıyla hosnud etmeye calısırlar, ama kalbleri dayatır. Ve onların cogu fasıklardır

[9] Onlar, Allah´ın ayetlerini az bir degere degisip O´nun yolundan alıkoydular. Gercekten onların yapageldikleri sey ne kotudur

[10] Onlar, hic bir mu´min hakkında bir vecibe veya yemin gozetmezler. Iste onlar, haddi asanların kendileridir

[11] Eger tevbe ederler, namaz kılarlar ve zekat verirlerse; onlar, artık dinde kardeslerinizdir. Biz, ayetleri bilir bir kavim icin acıklıyoruz

[12] Eger andlasmalarından sonra yine yeminlerini bozar ve dininize saldırırlarsa; o kufur onderlerini hemen oldurun. Cunku onların yeminleri yoktur. Belki son verirler

[13] Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan cıkarmaya tesebbus eden bir kavim ile dogusmez misiniz? Ki, onceleri kendileri baslamıslardır. Onlardan korkar mısınız? Sayet mu´minler iseniz asıl korkmanız gereken; Allah´tır

[14] Onlarla savasın ki Allah, sizin ellerinizle onları azablandırsın, rusvay etsin ve sizi onlara karsı ustun kılsın ve mu´minler toplulugunun goguslerini ferahlandırsın

[15] Ve kalblerindeki ofkeyi gidersin. Allah; diledigine tevbe nasib eder. Ve Allah; Alim´dir, Hakim´dir

[16] Yoksa siz, icinizden cihad edip Allah´tan, peygamberinden ve mu´minlerden baskasını sırdas edinmeyenleri ortaya cıkarmadan sizi kendi halinize bırakacak mı sandınız? Allah, islediklerinizden haberdardır

[17] Musriklerin, kendi kufurlerine kendileri sahid iken; Allah´ın mescidlerini tamir etme hakları yoktur. Iste onların butun yaptıkları bosa gitmistir. Ve onlar, ateste ebedi kalıcıdırlar

[18] Allah´ın mescidlerini; ancak Allah´a ve ahiret gunune iman eden, namaz kılan, zekat veren ve Allah´tan baska kimseden korkmayanlar tamir ederler. Iste bunlar, hidayete erenlerden olabilirler

[19] Siz; hacılara su vermeyi, Mescid-i Haram´ı tamir etmeyi; Allah´a ve ahiret gunune inanan ve Allah yolunda cihad edenle bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında bir olamazlar. Ve Allah; zalimler guruhunu hidayete erdirmez

[20] Onlar ki iman etmisler, hicret etmisler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmislerdir. Derece bakımından Allah katında cok buyukturler. Ve iste onlar, kurtulusa erenlerin kendileridir

[21] Rabbları onlara; kendinden bir rahmet, hosnudluk ve iclerinde tukenmez ve ebedi nimetler bulunan cennetleri mujdeler

[22] Orada temelli kalıcıdırlar. Muhakkak ki Allah katında buyuk mukafat vardır

[23] Ey iman edenler; eger kufru imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı, kardeslerinizi dostlar edinmeyin. Sizden her kim onları dost edinirse; iste onlar, zalimlerin kendileridir

[24] De ki: Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, kabileniz, elinize gecirdiginiz mallar, durgunluga ugramasından korktugunuz ticaret, hosunuza giden evler, size Allah´tan vve peygamberden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise; o zaman Allah´ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Ve Allah; fasıklar guruhunu hidayete erdirmez

[25] Andolsun ki; Allah, size bircok yerlerde ve Huneyn gununde yardım etmistir. Hani, coklugunuz sizi boburlendirmisti de size bir faydası olmamıstı. Yeryuzu genisligine ragmen size dar gelmisti. Sonra gerisin geri donup gitmistiniz

[26] Bilahare Allah; Rasulu ile mu´minlerin uzerine sekinetini indirmisti, gormediginiz orduları da indirmisti. Ve kafirleri azaba ugratmıstı. Kafirlerin cezası buydu

[27] Sonra Allah, bunun ardından dilediginin tevbesini kabul eder. Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[28] Ey iman edenler; dogrusu musrikler ancak necistir. Onun icin bu yıllarından sonra Mescid-i Haram´a yaklasmasınlar. Eger fakirlikten korkarsanız, Allah dilerse sizi yakında kendi lutfu ile zenginlestirir. Muhakkak ki Allah; Alim´dir, Hakim´dir

[29] Kitab verilmis olanlardan; Allah´a da, ahiret gunune de inanmayan, Allah ve peygamberinin haram kıldıgını haram saymayan ve hak din edinmeyenlerle -boyun egip kendi elleriyle cizye verinceye kadarsavasın

[30] Yahudiler dediler ki: Uzeyr Allah´ın ogludur. Hristiyanlar da dediler ki: Mesih Allah´ın ogludur. Bu, onların agızlarında dolasan sozlerdir ki, daha once kufretmis olanların sozune benzetiyorlar. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar

[31] Onlar Allah´tan ayrı hahamlarını, rahiblerini rabblar edindiler. Meryem Oglu Mesih´i de. Halbuki tek tanrıdan baskasına ibadet etmemekle emrolunmuslardır. O´ndan baska ilah yoktur. O; bunların sirk kostukları seylerden munezzehtir

[32] Allah´ın nurunu agızlarıyla sondurmek isterler. Halbuki Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır. Isterse kafirler hoslanmasınlar

[33] Dinini butun dinlere ustun kılmak icin; Rasulunu hidayet ve hak din ile gonderen O´dur. Isterse musrikler hoslanmasınlar

[34] Ey iman edenler; dogrusu hahamlar ve rahiblerin cogu insanların malını haksızlıkla yerler. Ve Allah yolundan alıkoyarlar. Altını ve gumusu biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlara; iste onlara pek acıklı bir azabı mujdele

[35] O gun cehennem atesinde bunların uzeri kızdırılır ve bunlarla onların alınları, bogurleri ve sırtları daglanır. Iste bu, kendiniz icin biriktirdiginiz, tadın biriktirmis oldugunuzu, denir

[36] Dogrusu ayların sayısı; gokleri ve yeri yarattıgı gunden beri Allah´ın kitabında oniki aydır. Bunlardan dordu haram olanlardır. Iste dogru din budur. O halde bunlardan nefislerinize zulmetmeyin. Musrikler sizinle nasıl toplu olarak savasıyorlarsa, siz de onlarla tolu olarak savasın. Ve bilin ki; muhakkak Allah, muttakilerle beraberdir

[37] Nesi; ancak kufurde bir artıstır. Onunla kafirler sasırtılırlar. Bunu bir yıl helal, bir yıl haram sayarlar ki, Allah´ın haram kıldıgına sayıca uysunlar da Allah´ın haram ettigini helal kılmıs olsunlar. Boylece onların amellerinin kotulugu kendilerine suslenip guzel gosterildi. Allah; kafirler guruhunu hidayete erdirmez

[38] Ey iman edenler; size ne oldu ki: Allah yolunda elbirligi ile savasa cıkın, denildigi zaman, yere cakılıp kaldınız. Yoksa ahireti bırakıp da dunya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki dunya hayatının gecimi ahiretin yanında pek azdır

[39] Eger elbirligi ile cıkmazsanız; sizi elim bir azabla azablandırır ve yerinize sizden baska bir kavim getirir. Siz ona hic bir seyle zarar veremezsiniz. Allah, her seye Kadir´dir

[40] Eger siz ona yardım etmezseniz; dogrusu Allah, ona yardım etmisti. Hani kafirler onu cıkarmıslardı da, o ikinin ikinicisydi. Hani onlar magarada idiler ve hani o, arkadasına; uzulme, Allah bizimledir, diyordu. Bunun uzerine Allah, ona sekinetini indirmisti, onu sizin gormediginiz ordularla desteklemisti. Ve kufretmis olanların sozunu alcaltmıstı. Allah´ın kelimesi ise en yuce olandır. Allah; Aziz´dir, Hakim´dir

[41] Gerek hafif, gerekse agırlıklı olarak elbirligiyle cıkın, mallarınız ve nefisleriniz ile cihad edin. Eger bilirseniz bu; sizin icin daha hayırlıdır

[42] Eger kolay bir kazanc ve orta bir sefer olsaydı; elbette senin arkana duserlerdi. Fakat zorluk onlara uzak geldi. Gucumuz yetseydi; herhalde biz de sizinle beraber cıkardık, diye yemin edeceklerdir. Kendilerini helak ederler. Allah biliyor ki; onlar muhakkak yalancılardır

[43] Allah seni affetsin. Dogrular sana besbelli olup yalancıları bilmeden once neden onlara izin verdin

[44] Allah´a ve ahiret gunune iman edenler, geri kalmak icin senden izin istemezler ki mallarıyla ve canlarıyla cihad etsinler. Allah, muttakileri bilir

[45] Senden; ancak, Allah´a ve ahiret gunune inanmayanlar ve kalbleri supheye dusup, suphelerinde bocalayanlar izin isterler

[46] Eger onlar cıkmak isteselerdi; elbette bunun icin hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların davranıslarını cirkin gordu de kendilerini alıkoydu. Ve: Oturun oturanlarla beraber, denildi

[47] Eger onlar da aranızda cıksalardı size ser ve fesadı arttırmaktan baska bir sey yapmazlar ve aranıza muhakkak bir fitne sokmak isteyerek kosarlardı. Icinizde onlara iyice kulak verenler de var. Allah; zalimleri cok iyi bilendir

[48] Andolsun ki, onlar daha once de fitne aramıslar ve sana karsı bir takım isler cevirmislerdi. Nihayet Hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah´ın emri zahir oldu

[49] Onlardan kimi de: Bana izin ver, beni fitneye dusurme, der. Iyi bilin ki; onlar fitne icine dusmuslerdir. Ve muhakkak ki cehennem, kafirleri cepecevre kusatıcıdır

[50] Eger sana bir iyilik erisirse; bu onları fenalastırır. Bir kotuluk erisirse de derler ki: Biz, daha onceden tedbirimizi almısızdır. Ve sevinerek donup giderler

[51] De ki: Allah´ın bizim icin yazdıgından baskası bize erismez. O, bizim Mevlamızdır. Onun icin mu´minler Allah´a tevekkul etsinler

[52] De ki: Bize iki guzelligin birinden baska bir seyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Halbuki biz, Allah´ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azab getirecegini bekliyoruz. Oyleyse bekleyin, dogrusu biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz

[53] De ki: Gerek istekli, gerek isteksiz olarak infak edin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Cunku siz, gercekten fasıklık eden bir kavim oldunuz

[54] Verdiklerinin onlardan kabul edilmesini engelleyen sudur: Onlar, Allah´a ve Rasulune kufretmislerdir. Namaza tembel tembel gelirler ve mallarını da istemeye istemeye infak ederler

[55] Artık onların malları da cocukları da seni imrendirmesin. Dogrusu Allah, ancak bununla onlara dunya hayatında azab etmeyi ve kafirler olarak canlarının cıkmasını ister

[56] Ve Allah´a yemin ederler ki; gercekten sizinledirler. Halbuki onlar, sizinle degildirler. Ancak korkak bir kavimdirler

[57] Eger sıgınılacak bir yer, yahut magaralar veya bir delik bulsalardı; cabucak oraya yonelirlerdi

[58] Iclerinden kimi de sadakalar hakkında sana dil uzatırlar. Eger kendilerine verilirse hoslanırlar, verilmezse hemen kızarlar

[59] Sayet onlar, Allah´ın ve peygamberinin kendilerine verdiklerinden hosnud olsalardı da: Bize Allah yeter, yakında bize bol nimetinden verir, Rasulu´ de. Biz, ancak Allah´a ragbet edenleriz, demis olsalardı

[60] Sadakalar, Allah´tan bir farz olarak; ancak fakirler, miskinler, sadaka uzerinde memur olanlar, kalbleri ısındırılanlar, koleler, borclular, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların ugruna sarfedilir. Ve Allah; Alim´ dir, Hakim´dir

[61] Onlardan kimileri de; o, her seye kulak kesiliyor, diyerek peygambere eziyyet ederler. De ki: O, sizin icin bir hayır kulagıdır. Allah´a inanır, mu´minlere inanır. Ve aranızda iman etmis olanlara rahmettir. Allah´ın Rasulune eziyyet verenler icin elem verici bir azab vardır

[62] Sizi hosnud etmek icin Allah´a yemin ederler. Halbuki Allah ve Rasulu hosnud etmeye daha layıktır. Eger mu´min idiyseler

[63] Bilmezler mi ki: Kim, Allah´a ve Rasulune karsı koymaya kalkısırsa; muhakkak ona, icinde ebedi kalacagı cehennem atesi vardır. Iste bu, en buyuk rusvaylıktır

[64] Munafıklar; uzerlerine kalblerinde olanı haber verecek bir surenin indirilmesinden cekiniyorlar. De ki: Siz alay edin bakalım, Allah cekindiginizi ortaya cıkarandır

[65] Sayet onlara soracak olursan, diyeceklerdir ki: Andolsun ki biz, dalmıs oyalanıyorduk. De ki: Allah ile, O´nun ayetleri ve peygamberleri ile mi alay ediyorsunuz

[66] Mazeret beyan etmeyin, gercekten siz, inanmanızdan sonra kufrettiniz. Icinizden bir toplulugu affetsek bile, mucrimler oldukları icin bir topluluga azab ederiz

[67] Munafık erkeklerle, munafık kadınlar birbirlerindendirler. Munkeri emreder ve ma´rufu nehyederler. Ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah´ı unuttular; O da onları unuttu. Muhakkak ki munafıklar; fasıkların kendileridir

[68] Allah; munafık erkeklerle, munafık kadınlara ve kafirlere cehennem atesini vaadetmistir. Orada temelli kalıcıdırlar. Bu, onlara yeter. Ve Allah; onlara la´net etmistir. Onlara, surekli bir azab vardır

[69] Sizden oncekiler gibi. Onlar kuvvet bakımından sizden daha yaman, mallar ve cocuklar bakımından coktular. Onlar hisselerince bundan faydalandılar. Sizden oncekiler hisselerince faydalandıkları gibi, siz de hissenizce ondan faydalandınız ve onların daldıgı gibi siz de daldınız. Iste onların yaptıkları dunyada da, ahirette de bosa gitmistir. Ve onlar, husrana ugrayanların kendileridir

[70] Onlara kendilerinden oncekilerin, Nuh, Ad ve Semud kavminin, Ibrahim kavminin, Medyen ve altust olmus sehirler halkının haberleri gelmedi mi? Peygamberi onlara apacık delillerle gelmislerdi. Allah, onlara zulmediyor degildi. Ama onlar, kendilerine zulmediyorlardı

[71] Mu´min erkekler ve mu´min kadınlar; birbirlerinin velileridirler. Ma´rufu emreder, munkerden nehyederler. Namaz kılarlar, zekat verirler, Allah´a ve Rasulune itaat ederler. Iste Allah, bunlara rahmet edecektir. Muhakkak ki Allah; Aziz´dir, Hakim´dir

[72] Allah mu´min erkeklere ve mu´min kadınlara, icinde temelli kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetleri vaadetti. Ve Adn cennetlerinde cok guzel meskenler de. Allah tarafından bir hosnudluk ise daha buyuktur. En buyuk kurtulus iste budur

[73] Ey peygamber; kafirler ve munafıklar ile cihad et ve onlara karsı cetin ol. Onların varacakları yer, cehennemdir ve o, ne kotu donus yeridir

[74] And olsun ki, musluman olduktan sonra inkar edip kufur sozunu soylemisler iken, soylemedik diye Allah´a yemin ettiler, basaramayacakları bir seye giristiler; Allah ve peygamberi bol nimetinden onları zenginlestirdi ve oc almaya kalktılar. Eger tevbe ederlerse iyiliklerine olur; sayet yuz cevirirlerse, Allah onları dunya ve ahirette can yakıcı azaba ugratır. Ve onlar icin yeryuzunde bir dost ve yardımcı yoktur

[75] Iclerinden kimi de: Eger bize lutuf ve kereminden ihsan ederse; andolsun ki, muhakkak tasadduk edecegiz ve muhakkak salihlerden olacagız, diye Allah´a ahdetmislerdi

[76] Ama Allah onlara lutuf ve kereminden ihsan edince; cimrilik ettiler ve yuz cevirdiler. Onlar zaten donektirler

[77] Allah´a verdikleri vaadi tutmadıkları ve yalanı adet edindikleri icin, kendisinin huzuruna cıkacakları gune kadar Allah kalblerine nifak soktu

[78] Bilmezler mi ki; Allah, onların iclerinden gizlediklerini de, fısıltılarını da bilir. Ve Allah, gaybları cok iyi bilendir

[79] Sadaka vermekte gonulden davranan mu´minlere dil uzatan ve guclerinin yetebildiginden baskasını bulamayanlarla eglenenleri Allah maskaraya cevirir. Ve onlar icin elim bir azab vardır

[80] Onlar icin ister magfiret dile, ister magfiret dileme. Onlar icin yetmis defa magfiret dilesen de Allah onları bagislamayacaktır. Bu, Allah´ı ve Peygamberini inkar etmelerindendir. Allah; fasıklar guruhunu hidayete erdirmez

[81] Allah´ın peygamberine muhalefet icin geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmek hoslarına gitmedi. Bu sıcakta savasa cıkmayın, dediler. De ki: Cehennem atesi daha sıvaktır. Keske bilselerdi

[82] Artık yaptıklarının cezası olarak az gulsunler, cok aglasınlar

[83] Allah, seni onlardan bir topluluga geri dondurur de; senden savasa cıkmak icin izin isterlerse; de ki: Benimle hic bir zaman cıkmayacaksınız. Benim yanımda hic bir dusmanla savasmayacaksınız. Cunku siz, bastan oturup kalmaya razı oldunuz. Artık siz, geri kalanlarla birlikte oturun

[84] Onlardan olen hic birinin namazını asla kılma, kabrinin basında durma. Cunku onlar, Allah´a ve Rasulune kufrettiler ve fasıklar olarak olduler

[85] Onların malları ve cocukları seni imrendirmesin. Allah; bunlarla, ancak onlara dunyada azab etmeyi ve kafir oldukları halde canlarının zorla cıkmasını diler

[86] Allah´a iman edin, Rasulu ile birlikte cihad edin, diye bir sure indirildiginde; iclerinden gucu yetenler senden izin isteyip: Bizi bırak da oturanlarla birlikte kalalım, derler

[87] Geri kalanlarla birlikte oturmaya razı oldular. Kalblerine muhur vurulmustur onların. Bu yuzden onlar iyice anlamazlar

[88] Fakat peygamber ve onunla iman etmis olanlar; mallarıyla, canlarıyla cihad ettiler. Butun hayırlar, iste onlarındır. Ve iste onlar, felaha erenlerin kendileridir

[89] Onlar icin Allah; icinde ebedi kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. Iste bu, en buyuk kurtulustur

[90] Bedevilerden ozur beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah´a ve Rasulune yalan soyleyenler ise oturup kaldı. Iclerinden kufretmis olanlara elim bir azab isabet edecektir

[91] Zayıflara, hastalara ve harcayacak seyleri bulunmayanlara, Allah´a ve Rasulune sadık kaldıkca bir sorumluluk yoktur. Ihsan edenleri hesaba cekmeye de bir yol yoktur. Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[92] Kendilerine binek vermen icin sana geldiklerinde: Size bir binek bulamıyorum, dedigin zaman, infak edecek bir sey bulamadıkları icin uzuntuden gozleri yasararak geri donenlere de bir sorumluluk yoktur

[93] Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalan kadınlarla bulunmaya razı olanlara ve Allah kalblerini muhurlemis oldugu icin bilmeyenleredir

[94] Kendilerine dondugunuz vakit de size ozur beyan ederler. De ki: Ozur dilemeyin. Size katiyyen inanmıyorum. Dogrusu Allah, bize haberlerinizi bildirmistir. Allah da, Rasulu de amellerimizi gorecektir. Sonra hepiniz, goruleni de gorulmeyeni de bilene donduruleceksiniz. O, size neler yaptıgınızı haber verecektir

[95] Kendilerine dondugunuz zaman; onlardan vazgecmeniz icin Allah´a yemin edeceklerdir. Oyleyse onlardan yuz cevirin. Cunku murdardırlar. Yaptıklarının karsılıgı olarak varacakları yer, cehennemdir

[96] Size yemin ederler ki; kendilerinden hosnud olasınız. Siz, onlardan hosnud olsanız da suphesiz ki Allah, fasıklar guruhundan hosnud olmaz

[97] Bedeviler; kufur ve nifak bakımından daha yaman ve Allah´ın peygamberine indirdiginin hududunu bilmemeye daha musaittirler. Ve Allah; Alim´dir, Hakim´dir

[98] Bedevilerden oyleleri de vardır ki; infak edecegini angarya sayar ve sizin basınıza belalar gelmesini bekler. Belalar kendi baslarına olsun. Va Allah; Semi´dir, Alim´dir

[99] Bedevilerden oyleleri de vardır ki; Allah´a ve ahiret gunune inanır, infak ettigini Allah katında yakınlıga ve peygamberin duasına nail olmaya vesile sayar. Bilin ki; bunlar kendileri icin gercek bir yakınlıktır. Allah, onları rahmetine girdirecektir. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´ dir

[100] Muhacirlerden, ensardan en ileri ve onde gelenlerle, ihsan ile onlara uyanlardan Allah razı olmustur. Onlar da Allah´tan hosnuddurlar. Hem onlara altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıstır. Orada temelli kalıcıdırlar. Iste budur en buyuk kurtulus

[101] Cevrenizdeki Bedevilerden munafıklar vardır. Medine halkından da. Ki onlar nifak uzerinde diretirler. Siz bilmezsiniz onları, Biz biliriz. Onlara iki kere azab edecegiz. Sonra da onlar; daha buyuk bir azaba donduruleceklerdir

[102] Diger bir kısımı da gunahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi ameli kotu ile karıstırdılar. Onlar ki, Allah onların tevbelerini kabul eder. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[103] Onların mallarından sadaka al ki, bununla onları temizleyip arıtmıs olasın. Ve onlara dua et. Suphesiz ki senin duan onlar icin bir sukunettir. Allah; Semi´dir, Alim´dir

[104] Bilmezler mi ki; Allah, muhakkak kullarından tevbeyi kabul edecek ve sadakaları alacak olanın kendisidir. Ve muhakkak ki Allah, Tevvab ve Rahim´dir

[105] De ki: Isleyiniz, Allah Rasulu ve mu´minler islediklerinizi gorecektir. Ve goruleni de, gorulmeyeni de bilene donduruleceksiniz. O, size neyi islediginizi bildirecektir

[106] Diger bir kısmı da Allah´ın emrine bırakılmıslardır; ya onlara azab eder veya tevbelerini kabul eder. Allah; Alim´dir, Hakim´dir

[107] Zarar vermek, kufretmek, mu´minlerin arasını acmak ve daha evvel Allah´a, peygamberine karsı savasan kisiyi beklemek ve gozetlemek uzere bir mescid edinenler: Biz iyilikten baska bir sey istemedik, diye yemin ederler. Allah sehadet eder ki; onlar hic suphesiz yalancılardır

[108] Orada asla durma. Ilk gununden takva uzerine kurulmus olan mescid, icinde durmana daha uygundur. Orada temizlenmek isteyen adamlar vardır. Allah, temizlenmek isteyenleri sever

[109] Binasını Allah korkusu ve rızası uzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını bir yar kenarına kurup da onunla birlikte kendisini de cehennem atesine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalimler guruhunu hidayete erdirmez

[110] Kalbleri paralayıncaya kadar kurdukları bina kalblerinde kusku kaynagı olmaya devam edecektir. Allah; Alim´dir, Hakim´dir

[111] Muhakkak ki Allah, mu´minlerin mallarını ve canlarını, karsılıgı cennet olmak uzere satın almıstır. Onlar, Allah yolunda savasırlar; oldururler ve oldurulurler. Tevrat´da, Incil´de ve Kur´an´da kendi uzerine hak bir vaaddir. Kim Allah´tan daha cok ahdini yerine getirebilir? Oyleyse yaptıgınız alıs-verise sevinin. En buyuk kurtulus iste budur

[112] Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, ruku´ edenler, secde edenler, ma´rufu emredenler, munkeri nehyedenler, Allah´ın hududunu koruyanlardır. Mu´minleri mujdele

[113] Cehennem ashabı oldukları muhakkak meydana cıktıktan sonra, akraba bile olsalar, musrikler icin magfiret dilemek peygambere ve mu´minlere yarasmaz

[114] Ibrahim´in babası icin magfiret dilemesi; sadece ona verdigi bir vaadden dolayı idi. Ama onun Allah´ın dusmanı oldugu kendisine belli olunca; ondan uzaklastı. Muhakkak ki Ibrahim, cok icli ve halim idi

[115] Allah bir kavmi hidayete erdirdikten sonra; sakınacakları seyleri onlara acıklamadıkca dalalete dusurmez. Muhakkak ki Allah; her seyi bilendir

[116] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Oldurur ve diriltir. Sizin icin Allah´tan baska bir dost ve yardımcı da yoktur

[117] Andolsun ki Allah, Peygamberin ve gucluk anında ona uyan muhacir ve ensarın tevbelerini kabul etti. Iclerinden bır kısmının kalbleri kaymak uzere iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Cunku O, kendilerine Rauf ve Rahim´dir

[118] Geri bırakılan uc kisiye de yeryuzu butun genisligine ragmen dar gelmis ve nefisleri kendilerini sıkıstırmıstı da, Allah´tan baska sıgınacak hic bir sey olmadıgını anlamıslardı. Sonra onları da eski hallerine donsunler diye tevbeye muvaffak kıldı. Muhakkak ki Allah; Tevvab, Rahim olandır

[119] Ey iman edenler; Allah´tan korkun ve sadıklarla beraber olun

[120] Gerek Medine´liler icin, gerekse onların cevresinde bulunan Bedeviler icin; Allah´ın peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yarasmaz. Cunku Allah yolunda susuzluk, yorgunluk, aclık, kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmak ve dusmana karsı basarı kazanmak karsılıgında; onlara mutlaka bir salih amel yazılır. Muhakkak ki Allah, ihsan edenlerin mukafatını zayi etmez

[121] Onlar, kucuk veya buyuk nafaka olarak ne infak ederlerse, ne kadar yol giderler ve bir vadi gecerlerse; mutlaka onların lehine yazılır ki Allah yaptıklarının en guzeli ile mukafatlandırsın

[122] Mu´minlerin hepsi de seferber olacak degildirler. Her topluluktan bir taifenin dinini iyi ogrenmek ve kendisine donduklerinde kavmini uyarmak uzere geri kalmaları gerekmez mi? Olur ki kacınırlar

[123] Ey iman edenler; kafirlerden size yakın olanlarla savasın. Ve onlar sizde sertlik gorsunler. Ve bilin ki; Allah, muhakkak muttakilerle beraberdir

[124] Bir sure indirilince; onlardan kimi: Bu, hanginizin imanını artırdı? der. Iman etmis olanlara gelince; onların imanını artırmıstır. Ve onlar, birbirleri ile mujdelesirler

[125] Kalblerinde hastalık bulunanların ise, murdarlıklarına murdarlık katmıstır. Ve kafir olarak olmuslerdir

[126] Onlar gormezler mi ki; her yıl bir veya iki kere belalara carpılıyorlar da yine tevbe etmiyorlar. Ve ibret almıyorlar

[127] Bir sure indigi zaman; birbirlerine bakarlar ve: Sizi bir kimse goruyor mu? der, sonra donup giderler. Allah, onların kalblerini dondurmustur. Cunku onlar, anlamazlar guruhudur

[128] Andolsun ki; size kendinizden bir peygamber gelmistir. Sıkıntıya ugramanız kendisine agır gelir. Sizin uzerinize duskundur, mu´minlere rauf ve rahim´ dir

[129] Eger yuz cevirirlerse; de ki: Allah, bana yeter. O´ndan baska hic bir ilah yoktur. Ben O´na tevekkul ettim ve O, buyuk Ars´ın Rabbıdır

Yûnus

Surah 10

[1] Elif, Lam, Ra. Bunlar hikmetli kitabın ayetleridir

[2] Iclerinden bir adama: Insanları uyar ve iman edenlere Rabbları katında yuksek bir makam oldugunu mujdele, diye vahyettigimiz insanların tuhafına mı gitti ki kafirler: Bu, apacık bir buyudur, dediler

[3] Dogrusu sizin Rabbınız, gokleri ve yeri altı gunde yaratıp sonra Ars´a hukmeden Allah´tır. Isi duzenler. Izni olmadıktan sonra kimse sefaat edemez. Iste Rabbınız Allah budur. O´na kulluk edin. Ogut dinlemez misiniz

[4] Hepinizin donusu O´nadır. Allah´ın vaadi haktır. Dogrusu O, yaratmaya baslar, sonra iman edip iyi amel isleyenlere adaletle karsılık vermek icin onu tekrar eder. Kufredenlere de; kufreder olmalarından dolayı kaynar sudan bir icki ve elem verici bir azab vardır

[5] Gunesi ziya ayı nur yapan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz icin aya konak yerleri duzenleyen O´dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıstır. Bilen insanlar icin ayetlerini uzun uzadıya acıklar

[6] Gece ile gunduzun degismesinde; Allah´ın goklerde ve yerde yarattıklarında, sakınan bir kavim icin ayetler vardır

[7] Muhakkak ki Bize kavusmayı ummayanlar, dunya hayatından hosnud olup ona baglananlar ve ayetlerimizden habersiz bulunanlar

[8] Iste kazanır olduklarından dolayı onların varacakları yer, cehennemdir

[9] Muhakkak ki iman edip salih amellerde bulunanları; Rabbları imanlarına karsılık dogru yola eristirir. Na´im cennetlerinde altlarından ırmaklar akar

[10] Oradaki duaları: Munezzehsin Allah´ım; dirlik temennileri: Selam sizedir; dualarının sonu ise: Hamd alemlerin Rabbı olan Allah´a mahsusdur

[11] Eger Allah insanlara hayrı carcabuk istedikleri gibi, serri de suratle verseydi, sureleri hemen bitmis olurdu. Iste Biz, Bize kavusmayı ummayanları boyle azgınlıkları icinde bocalamaya terkederiz

[12] Insan bir sıkıntıya dusunce; yan gelip yattıgı veya ayakta bulundugu anlarda Bize yalvarıp yakarır. Biz, sıkıntısını giderince de; karsılastıgı sıkıntıdan oturu Bize hic yalvarmamısa doner. Boylece asırı gidenlere isledikleri hos gorunur

[13] Andolsun ki; sizden once nice nesilleri zulmettikleri zaman helak ettik. Peygamberleri onlara apacık delillerle geldikleri halde, onlar inanmamıslardı. Iste Biz, suclu kavmi boyle cezalandırırız

[14] Sonra onların ardından sizi, nasıl davranacagınıza bakmak icin yeryuzunde onların yerine getirdik

[15] Ayetlerimiz onlara acık acık okununca; Bizimle karsılasmayı ummayanlar: Bundan baska bir Kur´an getir veya bunu degistir, dediler. De ki: Onu kendiligimden degistirmem olmaz. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Ben, Rabbıma karsı gelirsem; buyuk bir gunun azabından korkarım

[16] De ki: Allah dileseydi; ben, onu size okumazdım. Ve size hic bildirmezdim. Daha once yıllarca aranızda bulundum. Hic dusunmuyor musunuz

[17] Allah´a karsı yalan uyduran veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir? Suclular muhakkak ki felaha ermezler

[18] Onlar Allah´ı bırakarak; kendilerine fayda da, zarar da vermeyen seylere taparlar. Bunlar, Allah katında bizim sefaatcılarımızdır, derler. De ki: Siz, Allah´a goklerde ve yerde bilmedigi bir sey mi bildiriyorsunuz? Allah, onların ortak kosmalarından munezzeh ve yucedir

[19] Insanlar tek bir ummetten baska bir sey degildir. Sonradan ayrılıga dustuler. Eger Rabbından daha once bir soz gecmemis olsaydı; ayrılıga dustukleri seyler hakkında hukum coktan verilmis olurdu

[20] Ona Rabbından bir ayet indirlmeli degil miydi? derler. De ki: Gayb; ancak Allah´a aittir. Bekleyin, dogrusu ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim

[21] Kendilerine dokunan sıkıntılardan sonra insanlara bir rahmet tattırdıgımızda; hemen ayetlerimize duzen kurmaya calısırlar. De ki: Duzen kurmada Allah en hızlıdır. Elcilerimiz de kurdugunuz duzenleri hic suphesiz yazmaktadırlar

[22] Sizi karada ve denizde yuruten O´dur. Gemide bulundugunuzda geminin onları hos bir ruzgarla goturdugunde ve onunla sevindiklerinde; birden siddetli bir kasırga gelip onları her taraftan dalgaların sardıgı ve cepecevre kusatıldıklarını sandıkları anda, Allah´ın dinine sarılarak: Bizi bu tehlikeden kurtarırsan; andolsun ki, sukredenlerden oluruz, diye O´na yalvarırlar

[23] Allah onları kurtarınca; hemen yeryuzunde haksız yere taskınlıklara baslarlar. Ey insanlar; yaptıgınız taskınlık aleyhinize, dunya hayatının eglencesidir. Sonra donusunuz, Bizedir. Biz de yapmıs oldugunuzu size bildiririz

[24] Dunya hayatının misali; sadece gokten indirdigimiz su gibidir. Onunla, insan ve hayvanların yiyerek beslendikleri bitkiler bol bol yetisir; yeryuzu renk renk, cesit cesit masullerle suslenir. Ve yerin sahibleri butun bunlara kadir olduklarını sandıkları sırada; geceleyin veya gunduzun emrimiz geliverirde orayı hic birsey bitirmemise ceviririz. Daha dun birsey yokmus gibi olur. Iste Biz, ayetlerimizi dusunen insanlar icin boylece acıklarız

[25] Ve Allah selam yurduna cagırır ve diledigini dosdogru yola iletir

[26] Guzel davrananlara daha guzeli ve fazlası var. Onların yuzleri ne kararır ne de zilletten kızarır. Onlar cennetin yaranıdırlar. Orada temelli kalacaklardır

[27] Kotulukleri kazananlara; kotulukleri kadar ceza verilir. Onların yuzlerini zillet burur. Allah´a karsı onları savunacak kimse yoktur. Yuzleri, geceden de kara bir parcayla ortulmus gibidir. Iste bunlar da atesin yaranıdırlar. Orada temelli kalacaklardır

[28] O gun hepsini toplarız. Sirk kosanlara; Siz ve kostugunuz ortaklar yerlerinize, deriz. Artık onların arasını acmısızdır. Ortakları derler ki: Bize tapmıyordunuz

[29] Allah, sizinle bizim aramızda sahid olarak yeter. Sizin tapınmanızdan haberimiz yoktur

[30] Iste orada herkes onceden yapmıs oldugunu bilir. Gercek mevlaları olan Allah´a dondurulurler. Uydurdukları seyler ise kendilerinden kaybolup gider

[31] De ki: Gokten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gozlere kim hukmeder? Diriyi oluden cıkaran, oluyu de diriden cıkaran kimdir? Her isi duzenleyen kimdir? Onlar: Allah´tır, diyecekler. O halde O´na karsı gelmekten sakınmaz mısınız? de

[32] Iste gercek Rabbınız olan Allah budur. Haktan sonra dalaletten baska ne vardır? O halde nasıl cevriliyorsunuz

[33] Boylece, fasık olanların iman etmeyeceklerine dair Rabbının sozu gerceklesti

[34] De ki: Ortaklarınız icinde once yaratan, sonra bunu tekrar eden var mıdır? De ki: Allah once yaratır, sonra bunu tekrar eder. Nasıl da donduruluyorsunuz

[35] De ki: Sizin ortaklarınız icinde; hakka ileten var mıdır? De ki: Allah hakka eristirir. Hakka eristiren mi, yoksa goturulmeden gidemeyen mi uyulmaya daha layıktır. Ne oluyor size, nasıl hukmediyorsunuz

[36] Onların cogu, sadece zanna tabi olurlar. Suphe yok ki zann, hakikat karsısında bir sey ifade etmez. Dogrusu Allah, onların butun islediklerini bilendir

[37] Bu Kur´an, Allah´tan baskası tarafından uydurulmus degildir. Ancak kendinden evvel geleni tasdik eder ve kitabı uzun uzun acıklar. Onda hic suphe yoktur. Alemlerin Rabbındandır

[38] Yoksa: Onu uydurdu mu? diyorlar. De ki: Sadıklardan iseniz, onun benzeri bir sure getirin. Ve Allah´tan baska cagırabileceklerinizi de cagırın

[39] Hayır, onlar bilgisini kavrayamadıkları, yorumu kendilerine gelmemis bir seyi yalanladılar. Onlardan oncekiler de boyle yalanlamıslardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

[40] Iclerinden kimisi buna iman eder, kimisi de iman etmez. Rabbın fesad cıkaranları daha iyi bilir

[41] Sayet seni yalanlarlarsa; benim yaptıgım bana, sizin yaptıgınız sizedir. Siz benim yaptıgımdan uzaksınız, ben de sizin yaptıgınızdan uzagım, de

[42] Iclerinde sana kulak verenler vardır. Fakat sen sagırlara isittirebilir misin? Ustelik akılları da hic ermiyorsa

[43] Iclerinde sana bakanlar da vardır. Korlere sen mi yol gostereceksin? Ustelik hic gormuyorlarsa

[44] Dogrusu Allah insanlara hic zulmetmez, ama insanlar kendilerine zulmederler

[45] O gun, onları sanki dunyada gunduzun sadece bir saat kalmıslar gibi toplayınca; birbirlerini tanırlar. Allah´a kavusmayı yalan sayanlar ziyana ugramıslardır. Zaten onlar, hidayete ermisler de degillerdi

[46] Onlara vaadettigimizin bir kısmını sana gosteririz veya seni alırız. Onların donusu bizedir. Allah onların yaptıklarına sahiddir

[47] Her ummetin bir rasulu vardır. Onların rasulleri gelince aralarında adaletle hukmedilir. Ve asla zulme ugratılmazlar

[48] Derler ki: Dogru sozlulerden iseniz bu vaad ne zamanmıs

[49] De ki: Allah´ın dilemesi dısında, ben; kendime bir fayda ve zarar verecek durumda degilim. Her ummet icin bir sure vardır. Sureleri gelince; ne bir an geciktirilir, ne de one alınırlar

[50] De ki: Gormuyor musunuz, ya Allah´ın azabı size gece veya gunduz gelirse? Suclular neden bunu acele istiyorlar

[51] Gerceklestikten sonra mı ona inanacaksınız? Hemen simdi mi. Hani siz onu acele istiyordunuz

[52] Sonra zulmetmis olanlara denilir ki: Surekli azabı tadın. Yalnız kazanır oldugunuz seylerle cezalandırılmıyor musunuz

[53] O gercek mi? diye senden haber sorarlar. De ki: Rabbıma andolsun ki o, muhakkak gercektir. Elbette siz, O´nu aciz bırakacaklar degilsiniz

[54] Yeryuzunde bulunan her sey, nefsine zulmeden kimsenin olsaydı, onu fidye verirdi. Azabı gordukleri zaman iclerinde pismanlık duyarlar. Halbuki onlar haksızlıga ugratılmadan aralarında adaletle hukmolunmustur

[55] Dikkat edin, goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. Dikkat edin, Allah´ın vaadi suphesiz bir gercektir. Fakat onların cogu bunu bilmezler

[56] Dirilten ve olduren O´dur. O´na doneceksiniz

[57] Ey insanlar; size Rabbınızdan bir ogut, gcguslerde olana bir sifa, mu´minler icin bir hidayet ve rahmet gelmistir

[58] De ki: Bunlar Allah´ın lutfu ve rahmeti iledir. Sadece bunlarla sevinsinler. O, butun toplayıp yıgdıklarından daha hayırlıdır

[59] De ki: Allah´ın size gonderdigi, sizin de bazılarını haram, bazılarını da helal kıldıgınız rızıklar hakkında ne dersiniz? De ki: Allah mı size izin verdi, yoksa Allah´a iftira mı ediyorsunuz

[60] Allah´a karsı yalan uyduranlar, kıyamet gununu ne sanıyorlar? Dogrusu Allah, insanlar hakkında lutuf sahibidir. Fakat onların cogu sukretmezler

[61] Ne iste bulunsan, Kur´an´dan ne okusan ve siz ne is yaparsanız; yaptıklarınıza daldıgınızda mutlaka Biz uzerinizde sahidiz. Yerde ve gokte hic bir zerre Rabbından gizli degildir. Bundan daha kucugu de, daha buyugu de suphesiz apacık kitabdadır

[62] Dikkat edin, Allah dostlarında hic bir korku yoktur. Onlar, mahzun da olacak degillerdir

[63] Onlar ki iman edip takvaya ermislerdir

[64] Onlar icin dunya hayatında da, ahirette de mujde vardır. Allah´ın sozleri degismez. Bu, buyuk kurtulusun kendisidir

[65] Onların sozleri seni uzmesin. Muhakkak ki izzet, butunuyle Allah´ındır. O, Semi´dir, Alim´dir

[66] Dikkat edin; goklerde kim varsa ve yerde kim varsa, hepsi Allah´ındır. Allah´tan baskasına tapanlar, gercekte Allah´a kostukları ortaklara tabi olmuyorlar, onlar bir takım zannlara uyuyor ve ancak yalan soyluyorlar

[67] O´dur size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gunduzu calısasınız diye aydınlık kılan. Kulak veren bir kavim icin bunlarda ayetler vardır

[68] Allah, cocuk edindi, dediler. Hasa, Allah bundan munezzehtir. O, mustagnidir. Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur. Bu hususta hic bir deliliniz yok. Allah hakkında bilmediginiz seyi mi soyluyorsunuz

[69] De ki: Allah hakkında yalan uyduranlar hic suphesiz felah bulmayacaklardır

[70] Dunyada biraz faydalanma vardır. Sonra donusleri Bizedir. Sonra Biz de kufreder olmalarından dolayı onlara siddetli azabı tattıracagız

[71] Onlara Nuh´un haberini oku. Hani Nuh, kavmine demisti ki: Ey kavmim; aranızda kalmam, Allah´ın ayetlerini hatırlatmam, onlarla ogut vermem size agır geliyorsa; ben, Allah´a tevekkul ettim. Siz ve ortaklarınız toplanıp ne yapacagınızı kararlastırın, icinizde ne tasarlıyorsanız acıga cıkarın, sonra bana muhlet de vermeyerek yapacagınızı yapın

[72] Yuz cevirirseniz; zaten ben sizden ogutlerimin karsılıgı olarak bir ucret istemedim. Benim ucretim ancak Allah´a aittir. Ben, muslumanlardan olmakla emrolundum

[73] Onu yalanladılar; ama Biz, onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Bunları yeryuzunun halifeleri yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise suda bogduk. Bir bak uyarılanların sonu nice oldu

[74] Sonra onun arkasından peygamberleri kavimlerine gonderdik. Onlara apacık ayetylerle geldiler. Fakat onceden yalanladıkları icin inanmadılar. Asırı gidenlerin kalblerini iste boylece muhurleriz

[75] Bunlardan sonra Musa ile Harun´u ayetlerimizle Firavun´a ve erkanına gonderdik. Inanmayı kibirlerine yediremediler. Zaten gunahkar bir topluluktular

[76] Tarafımızdan kendilerine hak geldigi vakit; dogrusu bu, apacık bir buyudur, dediler

[77] Musa dedi ki: Hak size geldiginde mi boyle soylersiniz? Bu mudur buyu? Halbuki buyuculer felah bulmazlar

[78] Dediler ki: Siz ikiniz; bizi, babalarımızı uzerinde buldugumuz yoldan cevirmek ve yeryuzunun buyukleri olmak icin mi geldiniz? Biz, size inanmıyoruz

[79] Firavun: Butun bilgin buyuculeri bana getirin, dedi

[80] Sihirbazlar gelince, Musa onlara: Atacagınızı atın, dedi

[81] Onlar atacaklarını atınca; Musa dedi ki: Bu sizin yaptıgınız sihirdir, Allah onu bosa cıkaracaktır. Allah, elbette fesadcıların isini duzeltmez

[82] Ve suclular istemese de Allah, hakkı sozleriyle gerceklestirir

[83] Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, kavminin bir kısım gencleri dısında kimse Musa´ya iman etmedi. Cunku Firavun, yeryuzunde cok ululanan ve gercekten asırı gidenlerdendi

[84] Musa dedi ki: Ey kavmim, eger siz, gercekten Allah´a iman etmisseniz ve musluman olmussanız; artık O´na tevekkul edin

[85] Onlar da dediler ki: Biz, Allah´a tevekkul ettik. Ey Rabbımız, bizi, o zalimler guruhu ile sınama

[86] Merhametinle o kafirler guruhundan bizi kurtar

[87] Musa ve kardesine de vahyettik ki: Mısır´da kavminiz icin evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin namaz kılın. Ve mu´minlere mujdele

[88] Musa dedi ki: Rabbımız, dogrusu sen Firavun´a ve erkanına bu dunyada hayatında susler ve mallar verdin. Rabbımız; Senin yolundan insanları saptırsınlar diye mi? Rabbımız; mallarını yok et, onların kalblerini sık. Cunku onlar, elim azabı gormedikce iman etmezler

[89] Allah: ikinizin de duası kabul olundu. Ikiniz de dogru yolda devam edin ve sakın bilmezlerin yolunu tutmayın, buyurdu

[90] Israilogullarına da denizi gecirdik. Firavun ve askerleri haksızlık ve dusmanlıkla ardlarına dustuler. Firavun bogulacagı anda: Israilogullarının iman ettiginden baska tanrı olmadıgına inandım. Artık ben de muslumanlardanım, dedi

[91] Simdi mi inandın? Daha once bas kaldırmıs ve bozgunculardan olmustun

[92] Senden sonrakilere ayet olman icin bu gun senin cesedini kurtaracagız, dedik. Dogrusu insanların cogu ayetlerimizden gafildirler

[93] Biz, Israilogullarını guzel bir yere yerlestirmistik. Onlara tertemiz seylerden rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar hic ihtilafa dusmediler. Suphesiz Rabbın, kıyamet gunu aralarındaki ihtilaflar hakkında hukmunu verecektir

[94] Sana indirdiklerimizden suphe ediyorsan; senden once indirdigimiz kitabları okuyanlara sor. Andolsun ki; sana Rabbından hak gelmistir. Sakın supheye dusenlerden olma

[95] Sakın Allah´ın ayetlerini yalan sayanlardan olma, yoksa husrana ugrayanlardan olursun

[96] Dogrusu, uzerlerine Rabbının sozu hak olanlar inanmazlar

[97] Onlara her turlu ayet gelse bile elem verici azabı gorunceye kadar

[98] Iman edip imanı kendisine fayda saglayan bir kasaba olsaydı ya? Yunus´un kavmi mustesna. Onlar, iman ettikleri zaman uzerlerinden bu dunya hayatında rusvaylık azabını kaldırdık, bir zamana kadar da kendilerini faydalandırdık

[99] Eger Rabbın dileseydi; yeryuzundeki insanların hepsi iman ederdi. Oyleyse sen mi insanları mu´min olmaları icin zorlayacaksın

[100] Allah´ın izni olmadan hic kimse iman edemez. Ve o, pisligi akledemeyenlerin uzerine kılar

[101] De ki: Goklerde ve yerde neler var, bir bakın. Fakat bunca ayetler ve uyarılar inanmayanlar guruhuna fayda vermez

[102] Kendilerinden once gecenlerin baslarına gelen gunler gibisinden baskasını mı bekliyorlar? De ki: Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim

[103] Sonra Biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Boylece ustumuze bir hak olarak mu´minleri kurtaracagız

[104] De ki: Ey insanlar; benim dinimden suphede iseniz, ben Allah´tan baska taptıklarınıza tapmam. Ancak, sizi oldurecek olan Allah´a kulluk ederim. Ben, mu´minlerden olmakla emrolundum

[105] Ve yuzunu tevhid dinine dondur, sakın musriklerden olma diye

[106] Allah´ı bırakıp da sana ne fayda, ne de zarar getirmeyecek olan seylere tapma. Eger boyle yapacak olursan; suphesiz zalimlerden olursun

[107] Allah sana bir sıkıntı verirse; onu yine ancak Allah giderir. Sana biri iyilik diledigi takdirde; onun lutfunu geri cevirecek de yoktur. O, bunu kullarından diledigine verir. O, Gafur´dur, Rahim´dir

[108] De ki: Ey insanlar; size Rabbınızdan hak gelmistir. Artık kim hidayeti kabul ederse; o, ancak kendi faydası icin hidayete ermis, kim de saparsa; kendi zararına sapmıs olur. Ben, sizin basınıza bir bekci degilim

[109] Sana vahyedilene uy. Allah hukmunu verinceye kadar sabret. O, hukum verenlerin en hayırlısıdır

Hûd

Surah 11

[1] Elif, Lam, Ra. Bu kitab, ayetleri kesinlestirilmis, sonra da Hakim ve Habir olan Allah tarafından uzun uzadıya acıklanmıstır

[2] Allah´tan baskasına kulluk etmeyesiniz diye. Muhakkak ki ben, size O´nun katından gonderilmis bir uyarıcı ve mujdeciyim

[3] Rabbınızdan magfiret dileyin, sonra O´na tevbe edin ki, belli bir sureye kadar sizi guzelce gecindirsin. Her lutuf sahibine lutfunu versin. Eger yuzcevirirseniz; o zaman ben, basınıza gelecek buyuk bir gunun azabından korkarım

[4] Donusunuz ancak Allah´a dır. Ve O, her seye Kadir´dir

[5] Dikkat edin, onlar peygambere dusmanlıklarını gizlemek icin iki buklum olurlar. Elbiselerine burundukleri zaman da dikkat edin. Allah, onların gizlediklerini ve acıga vurduklarını bilir. Cunku O, goguslerde olanı bilendir

[6] Yeryuzunde yuruyen hic bir canlı yoktur ki, rızkı Allah´a ait olmasın. Onların durup dinlenecek ve saklanacak yerlerini de O bilir. Hepsi apacık kitabdadır

[7] Hanginizin daha guzel ameli oldugunu denemek icin; gokleri ve yeri altı gunde yaratan O´dur. Zaten Ars´ı su ustunde idi. Andolsun ki; olumden sonra muhakkak siz yine dirileceksiniz, desen; kufredenler mutlaka: Bu, apacık bir buyuden baska bir sey degildir, diyeceklerdir

[8] Sayılı bir muddete kadar uzerlerinden azabı erteleyecek olsak mutlaka: Bunu alıkoyan da ne? derler. Dikkat edin, o geldigi gun, onlardan asla donmeyecek, alaya aldıkları sey onları mahvedecektir

[9] Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra onu geri alırsak; andolsun ki o, pek umitsiz, pek nankor olur

[10] Sayet basına gelen bir sıkıntıdan sonra ona bir nimet tattırırsak; kotulukler basımdan gitti der, sımarır ve ogunur

[11] Sadece sabredip de guzel ameller isleyenlere; iste onlara magfiret ve buyuk ecir vardır

[12] Belki de sen; ona bir hazine indirilmeli veya yakında bir melek gelmeli degil miydi? demelerinden oturu sana vahyolunanların bir kısmını terkedecek olursun. Sen, ancak bir uyarıcısın. Ve Allah; her seye Vekil´dir

[13] Yoksa: Onu kendisi uydurdu mu? diyorlar. De ki: Eger dogru soyluyorsanız; haydi onun surelerine benzer uydurma on sure meydana getirin. Allah´tan baska cagırabileceklerinizi de cagırın

[14] Size cevab veremezlerse bilin ki; o, ancak Allah´ın ilmiyle indirilmistir. Ve O´ndan baska ilah yoktur. Hala musluman olmuyor musunuz

[15] Kim, dunya hayatını ve onun susunu isterse; onlara amellerinin karsılıgını burada tamamen oderiz. Onlar bu hususta hic bir zarara da ugratılmazlar

[16] Onlar, oyle kimselerdir ki; ahirette kendilerine atesten baska bir sey yoktur. Isledikleri ameller bosa gitmistir. Yapageldikleri zaten batıldır

[17] Rabbından acık bir delil uzerinde bulunan, ardınca da Rabbı tarafından bir sahid gelen, ondan once de Musa´nın imam ve rahmet olan kitabını tasdik eden kimse, baskaları gibi midir? Iste onlar; Kur´an´a inanırlar. Herhhangi bir guruh onu inkar ederse; onun varacagı yer atestir. Bundan suphen olmasın. Dogrusu o, Rabbın tarafından gelen bir gercektir, ama insanların cogu inanmazlar

[18] Allah´a karsı yalan uyduranlardan daha zalim kim vardır? Bunlar Rabblarının huzuruna goturulurler ve sahidler: Rabblarına yalan uyduranlar bunlardır, derler. Bilin ki; Allah´ın laneti zalimlerin uzerinedir

[19] Onlar ki Allah yolundan alıkorlar. Ve o yolu egriltmeye calısırlar. Ve ahireti inkar edenler de onlardır

[20] Bunlar, yeryuzunde aciz bırakacak olanlar degillerdir. Allah´a karsı duracak yardımcıları da yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Onlar, isitmeye tahammul edemez ve goremezlerdi de

[21] Kendilerini kayba ugratanlar, iste bunlardır. Uydurdukları seyler de kendilerinden kaybolup gitmistir

[22] Suphesiz ahirette busbutun kayba ugrayanlar da bunlardır

[23] Dogrusu inanan, salih ameller isleyen ve Rabblarına boyun egenler; iste onlardır cennetlik olanlar. Orada ebediyyen kalacaklardır

[24] Bu iki zumrenin durumu kor ve sagır kimse ile goren ve isiten kimsenin durumuna benzer. Ikisi bir olur mu hic? Hala ibret almıyor musunuz

[25] Gercekten Nuh´u da kavmine gondermistik. Ben, sizin icin apacık bir uyarıcıyım

[26] Allah´tan baskasına ibadet etmeyin. Dogrusu ben, hakkınızda acıklı bir gunun azabından korkuyorum

[27] Bunun uzerine kavminden kufredenlerin elebasları dediler ki: Biz, senin ancak kendimiz gibi bir insan oldugunu goruyoruz. Icimizde sadece ayak takımının, baslangıcta dusunmeden sana uydukları gozumuzun onundedir. Sizin bize ustun bir meziyyetinizi gormuyoruz. Aksine biz, sizi yalancılar sanıyoruz

[28] Nuh dedi ki: Ey kavmim; eger Rabbım tarafından bir delilim bulunur ve O, katından bana ihsan eder de bunlar sizden gizli kalırsa; onu istemediginiz halde size zorla mı kabul ettirecegiz

[29] Ey kavmim: buna karsılık olarak sizden hic bir mal istemiyorum. Benim ucretim yalnız Allah´a aittir. Inananları da kovacak degilim. Cunku onlar, Rabblarına kavusacaklardır. Ne var ki ben; sizi, cahil bir kavim olarak goruyorum

[30] Ey kavmim; ben, onları kovarsam; beni, Allah´a karsı kim savunur? Hala dusunemiyor musunuz

[31] Ben, size: Allah´ın hazineleri yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Melegim de demiyorum. Hor gorduklerinize Allah iyilik vermeyecektir de demiyorum. Iclerinde olanı en iyi bilen Allah´tır. Yoksa ben de zalimlerden olurum

[32] Onlar dediler ki: Ey Nuh; bizimle tartıstın, cok ugrastın, dogru sozlu isen haydi tehdid ettigin seyi getir

[33] Dedi ki: Onu size diledigi takdirde ancak Allah getirir. Ve siz, O´nu asla aciz bırakamazsınız

[34] Allah, sizi azdırmak isterse; ben size ogut vermek istesem de faydası olmaz, Rabbınız O´dur. O´na donduruleceksiniz

[35] Yoksa: «onu kendiliginden uydurdu» mu derler? De ki: Ben bunu uydurduysam vebali banadır. Oysa ben, sizin islediginiz gunahlardan tamamen uzagım

[36] Nuh´a vahyolundu ki: Senin kavminden iman edenlerden baskası asla inanmayacaktır. Bunun icin onların islediklerine uzulme

[37] Gozetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Zulmedenler icin Bana bir sey soyleme. Cunku onlar, suda bogulacaklardır

[38] Gemiyi yapmaya basladı. Kavminin ileri gelenleri yanına ugradıkca onunla eglenirlerdi. O da dedi ki: Bizimle alay ediyorsunuz ama, sizin alay ettiginiz gibi biz de sizinle alay edecegiz

[39] Rusvay edici azabın kime gelecegini surekli azabın kime inecegini goreceksiniz

[40] Nihayet buyrugumuz gelip sular kaynamaya baslayınca: Her cinsten birer cifti ve hakkında hukum verilmis olanın dısında kalan coluk cocugunu ve inananları gemiye al, dedik. Zaten onunla beraber pek az kimse inanmıstı

[41] Nuh dedi ki: Ona binin, onun akıp gitmesi de durması da Allah´ın adıyladır. Rabbım muhakkak Gafur ve Rahim´dir

[42] Daglar gibi dalgaların icinde onları gotururken Nuh bir kenarda ayrı kalmıs ogluna: Bizimle beraber gel, kufredenlerle birlikte olma, diye seslendi

[43] O: Daga sıgınırım, beni sudan kurtarır, deyince; Nuh: Bu gun Allah´ın rahmetine erisenden baskası icin Allah´ın buyrugundan kurtulus yoktur, dedi. Ve aralarına dalga girdi, o da bogulanlardan oldu

[44] Denildi ki: Ey yer suyunu cek, Ey gok, sen de tut, su cekildi, is de bitti. Gemi Cudi´ye oturdu. Zalimler guruhu Allah´ın rahmetinden uzak olsun, denildi

[45] Nuh Rabbına yakardı ve: Ey Rabbım; oglum benim ailemdendi, ama Senin vaadin haktır. Ve sen; hakimlerin en iyi hukmedenisin, dedi

[46] Buyurdu ki: Ey Nuh; o senin ailenden degildir. Cunku kotu bir is islemistir. Oyleyse bilmedigin seyi Benden isteme. Cahillerden olmaman icin sana ogut veriyorum

[47] Rabbım; bilmedigim seyi Senden istemekten Sana sıgınırım. Beni bagıslamaz ve yarlıgamazsan; husrana ugrayanlardan olurum, dedi

[48] Ey Nuh; bizim katımızdan selametle in. Sana ve seninle beraber olan ummetlere hayır ve bereketler olsun. Ama oyle ummetler var ki; onları bir sure gecindirecegiz. Sonra onlara can yakıcı bir azab verecegiz, denildi

[49] Iste bunlar, gayb haberlerindendir ki sana vahyediyoruz. Ne sen, ne de kavmin daha once bunları bilemezdiniz. Oyleyse sabret, cunku akıbet muttakilerindir

[50] Ad´a kardesleri Hud´u gonderdik. O dedi ki: Ey kavmim; Allah´a ibadet edin, O´ndan baska ilahınız yoktur, yoksa sadece yalan uyduran kimseler olursunuz

[51] Ey kavmim; ben sizden bunun icin bir ucret istemiyorum. Benim ucretim, yalnız beni yaratana aittir. Aklınız ermiyor mu

[52] Ey kavmim; Rabbınızdan magfiret dileyin, sonra O´na tevbe edin ki size gokten bol bol yagmur gondersin, kuvvetinize kuvvet, katsın. Ve suclular olarak donmeyin

[53] Dediler ki: Ey Hud; sen bize apacık bir burhanla gelmedin, senin sozunden dolayı ilahlarımızı terkedemeyiz ve sana inanmayız

[54] Ilahlarımızdan biri seni fena carpmıs, demekten baska bir sey de soylemeyiz. Dedi ki: Dogrusu ben, Allah´ı sahid tutuyorum. Siz de sahid olun ki; sizin Allah´tan baska sirk kostugunuz seylerden, ben uzagım

[55] Hepiniz birlikte tuzak kurun bana. Sonra da hic musade etmeyin

[56] Ben, sadece benim de, sizin de Rabbınız olan Allah´a tevekkul ettim. Yuruyen hic bir canlı yoktur ki; O, alnından tutmasın. Elbette dosdogru yol uzeredir benim Rabbım

[57] Yuz cevirirseniz; bilin ki: Ben, size neyi bildirmek icin gonderildimse onları bildirdim. Rabbım, yerinize sizden baska bir kavim de getirebilir. Ve siz, O´na bir sey yapamazsınız. Dogrusu Rabbım, her seye Hafiz´dir

[58] Emrimiz gelince; Hud´u ve beraberindeki mu´minleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları katı bir azabtan kurtardık

[59] Ad da, Rabblarının ayetlerini bile bile inkar ettiler. Peygamberlerine isyan ettiler. Ve her inadcı zorbanın emrine uydular

[60] Bu dunyada da, kıyamet gununde de la´nete ugradılar. Bilin ki: Ad, Rabblarını inkar ettiler. Ve yine bilin ki; Hud´un kavmi Ad, Allah´ın rahmetinden uzaklastı

[61] Semud´a da kardesleri Salih´i, Ey kavmim; Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan baska tanrınız yoktur. O´dur sizi yeryuzunden yaratıp orayı i´mar etmenizi isteyen. Magfiret dileyin O´ndan, sonra da tevbe edin. Suphesiz Rabbım, size yakındır, kabul edendir, dedi

[62] Dediler ki: Ey Salih, aramızda bundan once kendisinden iyilik beklenmis kimseydin sen. Simdi kalkıp da babalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi vazgecirmek mi istiyorsun? Dogrusu, bizi cagırdıgın seyden suphe ve endise icindeyiz

[63] Dedi ki: Ey kavmim; Rabbımdan acık bir delilim olur, bana rahmet eder ve ben de O´na bas kaldırırsam; soyleyin bakalım, beni Allah´a karsı kim savunur? Bana husrandan baska bir sey kazandırmazsınız

[64] Ey kavmim; bu, size bir ayet olarak Allah´ın yarattıgı disi devedir, bırakın onu da Allah´ın topragında otlasın. Ona kotu maksadla dokunmayın. Yoksa siz, pek yakın bir azaba ugrarsınız

[65] Buna ragmen onu kesip devirdiler. O zaman: Yurdunuzda uc gun daha kalın. Bu; yalanlanmayacak bir sozdur, dedi

[66] Emrimiz gelince; Salih´i ve beraberindeki mu´minleri, tarafımızdan bir rahmet ile azabdan ve o gunun rusvaylıgından kurtardık. Dogrusu Rabbın; Kavi´dir, Aziz´dir

[67] Zulmedenleri bir cıglık tuttu. Oldukları yerde diz ustu cokuverdiler

[68] Sanki orada hic yasamamıslardı. Bilin ki; Semud, Rabblarını inkar etmislerdi. Ve yine bilin ki; Semud, Allah´ın rahmetinden uzaklastı

[69] Elcilerimiz Ibrahim´e mujdelerle gelmis: Selam, demislerdi de o; Selam, demis ve beklemeden onlara kızartılmıs bir buzagı ikram etmisti

[70] Ellerinin ona uzanmadıgını gorunce, durumlarını begenmedi ve icine korku dustu. Korkma, biz Lut kavmine gonderildik, dediler

[71] Hanımı ayakta idi. Bunun uzerine guldu. Biz de ona Ishak´ı, Ishak´ın ardından Ya´kub´u mujdeledik

[72] Vay basıma gelenler, ben mi doguracagım? Ben kocamıs biri, su erim de bir ihtiyar iken. Dogrusu bu, sasılacak bir sey, dedi

[73] Dediler ki: Allah´ın isine mi sasarsın ey evin hanımı? Allah´ın rahmeti ve bereketleri sizin uzerinizedir. Muhakkak ki O, Hamid´dir, Mecid´dir

[74] Ibrahim´in korkusu gecipte mujde kendisine ulasınca; Lut kavmi hakkında bizimle tartısmaya giristi

[75] Dogrusu Ibrahim; yumusak huylu, cok icli ve kendisini Allah´a vermis bir kimseydi

[76] Ey Ibrahim; bundan vazgec, zira Rabbının fermanı gelmistir. Onlara muhakkak geri cevirilmeyecek bir azab gelmektedir

[77] Elcilerimiz Lut´a gelince; onların gelmelerinden endiseye dustu, cok sıkıldı ve: Iste bu cok cetin bir gundur, dedi

[78] Kavmi ona kosa kosa geldi. Daha once de kotu isler islerlerdi. Ey kavmim; iste kızlarım, bunlar sizin icin daha temizdir. Allah´tan korkun da misafirlerin onunde beni rezil etmeyin. Icinizde aklı erer bir kimse yok mudur? dedi

[79] Dediler ki: Senin kızlarınla bizim bir ilgimizin olmadıgını biliyorsun. Sen ne istedigimizi bilirsin

[80] Keske size yetecek bir kuvvetim olsaydı. Veya saglam bir yere sıgınsaydım dedi

[81] Dediler ki: Ey Lut; biz Rabbının elcileriyiz. Onlar sana ilisemeyecekler. Bir ara geceleyin ailenle birlikte yola cık. Karının dısında kimse geri kalmasın. Dogrusu onların basına gelecek olan, onun da basına gelecektir. Onların basına gelecek sabahleyindir. Daha sabah yakın degil mi

[82] Emrimiz gelince; oranın ustunu altına getirdik ve uzerine yıgın yıgın sert taslar yagdırdık

[83] Ki bu taslar, Rabbının katında isaretlenmistir. Bunlar zalimlerden hic bir zaman uzak olmayacaktır

[84] Medyen´e de kardesleri Suayb´ı. Dedi ki: Ey kavmim; Allah´a kulluk edin, O´ndan baska ilahınız yoktur. Olcuyu tartıyı eksik tutmayın. Ben sizi, iyi bir halde, refah icinde goruyorum. Ve sizi azabla kusatacak bir gunden korkuyorum

[85] Ey kavmim; olcuyu ve tartıyı yerine getirin. Insanlara esyalarını eksik vermeyin, yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın

[86] Iman ediyorsanız; Allah´ın geri bıraktıgı sizin icin daha hayırlıdır. Sonra ben, sizin uzerinizde bir koruyucu da degilim

[87] Dediler ki: Ey Suayb; senin namazın mı bize babalarımızın taptıklarını ve mallarımızı diledigimiz gibi kullanmamızı men´ediyor? Sen, dogrusu aklı basında, yumusak huylu birisin

[88] Dedi ki: Ey kavmim; ben Rabbımdan apacık bir delil uzere iken O, bana kendisinden guzel bir rızık ihsan etmisse; ne dersiniz? Size yasakladıgım seylere aykırı hareket etmek istemem. Gucumun yettigi kadar islah etmekten baska bir istegim yoktur. Basarım; ancak Allah´tadır. O´na tevekkul ettim ve O´na yoneliyorum

[89] Ey kavmim; bana karsı gelmeniz; Nuh kavminin, Hud kavminin, Salih kavminin basına gelen felaketin benzerini, sakın basınıza getirmesin. Lut kavmi de sizden pek uzak degildir

[90] Rabbınızdan magfiret dileyin, sonra da tevbe edin O´na. Dogrusu benim Rabbım, Rahim´dir, Vedud´dur

[91] Dediler ki: Ey Suayb; soylediklerinin cogunu anlamıyor ve seni aramızda cidden zayıf goruyoruz. Taraftarların olmasaydı, seni taslardık. Esasen sen, bizim yanımızda serefli kimse de degilsin

[92] Dedi ki: Ey kavmim; benim taraftarlarım size gore Allah´tan daha mı ustun ki O´na sırt cevirdiniz? Dogrusu Rabbım, sizin yaptıklarınızı kusatmıstır

[93] Ey kavmim; elinizden geleni yapın. Dogrusu ben de yapacagım. Kime rusvay edecek bir azabın gelecegini ve kimin yalancı oldugunu bileceksiniz. Gozetletin, dogrusu ben de sizinle beraber gozetleyenlerdenim

[94] Emrimiz gelince; Suayb´ı ve beraberindeki inananları, katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Zulmedenleri de korkunc bir ses yakaladı ve oldukları yerde diz ustu cokuverdiler

[95] Sanki orada hic yasamamıslardı. Bilin ki; Semud da Medyen de Allah´ın rahmetinden uzaklastı

[96] Andolsun ki Musa´yı, ayetlerimizle ve apacık bir delille Firavun´a ve erkanına gonderdik

[97] Yine de onlar Firavun´un emrine uydular. Oysa Firavun´un emri hic de dogru degildi

[98] O, kıyamet gununde kavmine onculuk eder ve onları atese goturur. Ne kotu yerdir onların gittikleri yer

[99] Hem burada, hem de kıyamet gununde la´nete ugratıldılar. Kendilerine verilen bu bagıs ne kotu bir bagıstır

[100] Bunlar; o kasabanın haberleridir ki, sana anlatıyoruz. Onların bir kısmı hala duruyor, bir kısmı ise silinip gitmistir

[101] Onlara, Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbının emri gelince de Allah´ı bırakıp taptıkları ilahları kendilerine bir fayda vermedi. Kayıplarını artırmaktan baska bir seye yaramadı

[102] Iste boyledir Rabbının yakalayısı; kasabaların zalim halkını yakaladıgı zaman. Cunku O´nun yakalaması hem siddetli, hem de acıklıdır

[103] Muhakkak ki ahiret azabından korkanlar icin, bunda ayet vardır. O gun; butun insanların toplanacagı gundur ve o, gorulecek gundur

[104] Biz, o gunu, ancak sayılı bir sureye kadar erteleriz

[105] O gun gelince; Allah´ın izni olmadan kimse konusamaz. Onlardan kimisi bedbaht, kimisi de bahtiyardır

[106] Bedbahtlara gelince; onlar, cehennenmdedirler. Orada yuksek sesle solurlar

[107] Gokler ve yer durdukca orada temelli kalacaklardır. Rabbının diledigi muddet baska. Muhakkak ki Rabbın, diledigini elbette yapandır

[108] Bahtiyar olanlar ise cennettedirler. Gokler ve yer durdukca temelli kalacaklardır orada. Rabbının diledigi baska. Bu, ardı arkası kesilmeyen bir vergidir

[109] Oyleyse bunların taptıkları seyler konusunda sakın suphede olma. Daha once babalarının taptıkları gibi onlar da taparlar. Onların paylarını eksiksiz odeyecegiz

[110] Andolsun ki; Musa´ya kitabı verdik de hakkında ihtilafa dustuler. Eger Rabbından bir soz gecmis olmasaydı; aralarında hukum verilmis bitmisti bile. Dogrusu onlar, bundan yana siddetli bir tereddud ve suphe icindedirler

[111] Hic suphe yok ki Rabbın; herkese amellerinin karsılıgını tamamen odeyecektir. Muhakkak ki O; yaptıklarınızdan haberdardır

[112] Oyleyse sen, emrolundugun gibi dosdogru hareket et. Beraberindeki tevbe edenler de. Asırı gitmeyin. Cunku O, yaptıklarınızı gorur

[113] Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size de ates dokunur. Sizin Allah´tan baska yardımcılarınız yoktur. Sonra yardım da goremezsiniz

[114] Gunduzun iki tarafında ve gecenin de yakın saatlerinde namaz kıl. Cunku iyilikler kotulukleri giderir. Bu; ogut kabul edenlere bir oguttur

[115] Sabret, cunku Allah ihsan edenlerin ucretini zayi etmez

[116] Sizden onceki nesillerin ileri gelenleri yeryuzunde bozgunculuga engel olmalı degil miydiler? Onlardan kurtardıklarımız pek azdır. Zalim olanlar ise yalnız kendilerine verilen refahın ardına dustuler. Suclu kimselerdi onlar

[117] Kasabaların halkı ıslah edilip dururken Rabbın haksız yere onları helak etmez

[118] Rabbın dileseydi; butun insanları tek bir ummet yapardı. Onlar ise hala ayrılıktadırlar

[119] Esasen onları bunun icin yaratmıstır. Rabbının rahmet ettikleri mustesnadır. Bununla beraber, Rabbının su sozu de tamamen yerine gelmistir: Suphesiz ki Ben, cehennemi hep insan ve cinn ile dolduracagım

[120] Peygamberlerin haberlerinden hepsini senin kalbini bunlarla pekistirmek icin sana anlatıyoruz. Bununla sana hak, mu´minlere de ogut ve nasihat geldi

[121] Inanmayanlara de ki: Elinizden geleni yapın, biz de yapacagız

[122] Bekleyin, biz de bekleyecegiz

[123] Goklerin ve yerin gaybı Allah´ındır. Butun isler O´na dondurulur. Oyleyse O´na ibadet et ve O´na tevekkul et. Rabbın; yaptıklarınızdan gafil degildir

Yûsuf

Surah 12

[1] Elif, Lam, Ra. Bunlar apacık kitabın ayetleridir

[2] Dogrusu biz; onu akıl erdiresiniz diye arapca bir Kur´an olarak indirdik

[3] Biz; sana, bu Kur´an´ı vahyetmekle; kıssaların en guzelini anlatıyoruz. Halbuki sen, daha once bundan habersizdin

[4] Hani Yusuf babasına demisti ki: Babacıgım, ruyamda on bir yıldızla, gunesi ve ayı gordum. Gordum ki onlar bana secde etmektedirler

[5] Dedi ki: Ogulcugum, ruyanı kardeslerine anlatma, sonra sana tuzak kurarlar. Cunku seytan insan icin apacık bir dusmandır

[6] Rabbın seni boylece begenip sececek, sana ruyaların yorumlanmasına dair bilgi verecek ve daha once ataların Ibrahim´e ve Ishak´a nimetlerini tamamladıgı gibi, sana ve Ya´kup hanedanına da tamamlayacaktır. Muhakkak ki Rabbın, Alim´dir, Hakim´dir

[7] Andolsun ki; Yusuf´da ve kardeslerinde, soranlar icin nice ayetler vardır

[8] Hani demislerdi ki: Biz, guclu bir topluluk oldugumuz halde Yusuf ve kardesi, babamızın yanında daha sevgilidirler. Dogrusu babamız apacık bir sapıklık icindedir

[9] Yusuf´u oldurun veya bir yere atın ki, babanızın teveccuhu yalnız size kalsın, ondan sonra da tevbe eder, salihler toplulugu olursunuz

[10] Iclerinden bir sozcu dedi ki: Yusuf´u oldurmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın da yolculardan bir onu bulup alsın, eger yapacaksanız

[11] Dediler ki: Ey babamız; sen bize Yusuf´u neden guvenmiyorsun? Halbuki biz, onun iyiligini istemekteyiz

[12] Yarın onu bizimle beraber gonder de gezsin, oynasın. Suphesiz biz, onu koruruz

[13] Dedi ki: Onu goturmeniz dogrusu beni tasaya dusuruyor. Siz, ondan habersizken onu kurdun yemesinden korkuyorum

[14] Dediler ki: Biz bir toplulukken onu kurt yerse; bu takdirde biz, muhakkak husrana ugrayanlardan oluruz

[15] Onu goturdukleri vakit, kuyunun derinliklerine bırakmayı birlikte kararlastırdılar. Biz de kendisine vahyettik ki: Sen; onlara, kendileri hic farkına varmadan yaptıklarını bir bir haber vereceksin

[16] Aksam ustu aglaya aglaya babalarına geldiler

[17] Dediler ki: Ey babamız; gercekten biz gitmistik ki yarıs yapalım. Yusuf´u da esyaların yanında bırakmıstık. Onu kurt yemis. Her ne kadar dogru soyluyorsak da sen, bize inanacak degilsin

[18] Onlar sahte bir kan ile gomlegini getirdiler. Dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp bir ise suruklemis. Artık bana guzelce bir sabır gerekir. Sizin su anlattıklarınıza karsı yardımına sıgınılacak, Allah´tır

[19] Bir kervan gelip sucularını gonderdiler. O da kovasını salıp dedi ki: Mujde; iste bir oglan. Onu bir mal olarak sakladılar. Allah, yaptıklarını bilendir

[20] Onu, ucuz bir fiyata, birkac dirheme sattılar. Onu yanlarında alıkoymak istemediler

[21] Onu satın alan Mısırlı, karısına dedi ki: Ona guzel bak, olur ki bize faydası dokunur veya onu evlad ediniriz. Iste boylece Yusuf´u Biz oraya yerlestirdik. Ve ona ruyaların yorumunu ogrettik. Ve Allah; emrinde galibdir. Fakat insanların cogu bilmezler

[22] Ergenlik cagına gelince; ona hukum ve ilim verdik. Iste boyle mukafaatlandırırız Biz, ihsan edenleri

[23] Evinde bulundugu kadın onu kendine ram etmek istedi. Kapıları sımsıkı kapadı. Ve: Sana soyluyorum gelsene, dedi. O da: Allah´a sıgınırım, dogrusu o, benim efendimdir, bana iyi bakmıstır. Muhakkak ki zalimler asla felah bulmaz, dedi

[24] Andolsun ki o, istekli idi. Eger Rabbının burhanını gormemis olsaydı; o da onu arzu etmis gitmisti. Iste Biz, boylece ondan fenalıgı ve fuhsu bertaraf ettik. Cunku o, ihlasa erdirilmis kullarımızdandı

[25] Ikisi de kapıya kostular. Kadın, onun gomlegini arkasından boylu boyunca yırttı. Kapının yanında efendisine rast geldi. Kadın dedi ki: Ailene kotuluk etmek isteyenin cezası; zindana atılmaktan veya acıklı bir azabdan baska ne olabilir

[26] Dedi ki: O, beni kendisine ram etmek istedi. Kadının ailesinden biri de sehadet etti: Eger gomlegi onden yırtılmıssa; o (kadın) dogru soylemistir. Bu (Yusuf) ise yalancılardandır

[27] Eger gomlegi arkadan yırtılmıssa, o (kadın) yalan soylemistir, bu (Yusuf) ise dogru soyleyendir

[28] Gomleginin arkadan yırtılmıs oldugunu gorunce; (kadının kocası) dedi ki: Dogrusu bu, sizin tuzagınızdandır, siz kadınların tuzagı buyuktur

[29] Yusuf; sen bundan vazgec. Ey kadın; sen de gunahının bagıslanmasını dile. Cunku sen, gercekten suclulardan oldun

[30] Sehirde bir takım kadınlar dediler ki: Aziz´in karısı delikanlısını kendine ram etmek istiyormus, sevgisi bagrını yakmıs. Goruyoruz ki; o, apacık bir sapıklıktadır

[31] Onların dedikodularını isitince; onlara haber yolladı. Onlar icin yaslanacak yerler hazırladı ve onlardan her birine birer bıcak verdi. (Yusuf´a) : Cık karsılarına, dedi. Hepsi onu gorunce kendisini cok buyuttuler. Ve ellerini kestiler. Dediler ki: Allah´ı tenzih ederiz. Hasa bu, bir beser degildir, ancak cok serefli bir melektir

[32] Kadın dedi ki: Iste beni, onun icin ayıpladıgınız budur. Onu kendime ram etmek istedim, ama o iffetinden cekindi. Eger istedigimi yapmazsa; andolsun ki, zindana atılacak ve zillete ugrayanlardan olacaktır

[33] Dedi ki: Rabbım, zindan bana bunların beni davet ettiklerinden daha iyidir. Eger Sen, bunların tuzaklarını benden uzaklastırmazsan; onlara meyleder, cahillerden olurum

[34] Rabbı onun duasını kabul etti de onların tuzaklarını kendisinden savdı. Muhakkak ki O´dur, Semi, Alim

[35] Sonra butun delilleri onun lehine gordukleri halde yine de bir sure icin onu zindana atmayı uygun buldular

[36] Onunla beraber iki kisi daha zindana girdi. Bunlardan biri dedi ki: Ben ruyamda kendimi sarap sıkıyor gordum. Oburu de: Ben de basımın uzerinde kusların yedigi bir ekmek tasıdıgımı gordum, dedi. Bize onun yorumunu bildir, cunku senin gercekten iyilik edenlerden oldugunu goruyoruz

[37] Dedi ki: Size rızık olmak uzere verilen yemeklerin gelmesinden once onun yorumunu bildiririm. Bu; Rabbımın bana ogrettiklerindendir. Dogrusu ben, Allah´a inanmaz bir kavmin dinini terkettim. Hem onlar, ahirete kufrederdi

[38] Atalarım Ibrahim, Ishak ve Ya´kub´un dinine uydum. Herhangi bir seyi Allah´a sirk kosmamız bize yarasmaz. Bu, Allah´ın bize ve insanlara olan lutfundandır. Fakat insanların cogu sukretmezler

[39] Ey zindan arkadaslarım; darmadagınık ve degisik Rabblar mı hayırlıdır, yoksa Vahid ve Kahhar olan Allah mı

[40] Sizin O´nu bırakıp taptıklarınız; kendinizibn ve atalarınızın takmıs oldukları adlardan baska bir sey degildir. Allah, onlara hic bir hukum indirmemistir. Hukum; ancak Allah´ındır. Kendisinden baskasına ibadet etmemenizi emretmistir. Iste dosdogru din. Ama insanların cogu bilmezler

[41] Ey zindan arkadaslarım; biriniz efendisine sarab icirecek, digeri de asılacak, kuslar onun basından yiyecektir. Iste sordugunuz is, boylece olup bitmistir

[42] O ikisinden kurtulacagını sandıgı kimseye dedi ki: Efendinin yanında beni an. Fakat seytan onu efendisine anmayı unutturdu. Bu yuzden daha nice yıl zindanda kaldı

[43] Hukumdar dedi ki: Ben gordum ki; yedi semiz inegi yedi zayıf inek yemektedir. Yedi yesil basak ve bir o kadar da kurumus basak. Ey ileri gelenler; eger ruya yorumlayabiliyorsanız su benim ruyamın anlamını soyleyin

[44] Dediler ki: Karmakarısık ruyalar bunlar. Biz boyle ruyaların yorumunu bilenler degiliz

[45] O ikiden kurtulmus olanı nice zaman sonra hatırladı da dedi ki: Ben, size onun yorumunu bildireyim. Hemen gonderin beni

[46] Yusuf, ey dogru sozlu; bildir bakalım bize: Yedi semiz inegi, yedi zayıf inegin yemesini ve yedi yesil basakla bir o kadar da kuru basagı. Geri donup insanlara haber vereyim de onlar bilsinler

[47] Dedi ki: Yedi sene alıstıgınız bicimde ekin. Yediginiz bir mikdar dısında bictiklerinizi basagında bırakın

[48] Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelir. Saklayacagınız az bir mikdar dısında biriktirdiklerinizi yer, goturur

[49] Sonra bunun ardından oyle bir yıl gelir ki insanlar, onda yagmura kavusturulur ve onda sıkıp sagarlar

[50] Hukumdar dedi ki: Onu bana getirin. Bunun uzerine ona elci gelince: Efendine don ve ellerini kesen o kadınların zoru neydi kendisine sor. Suphesiz ki benim Rabbım, onların duzenini bilir, dedi

[51] Dedi ki: Yusuf´tan kam almak istediginiz zaman ne halde idiniz? Onlar dediler ki: Hasa, Allah icin biz onun bir kotulugunu gormedik. Aziz´in karısı da soyle dedi: Simdi hak ortaya cıktı. Onu kendime ben ram etmek istedim. Ve o, gercekten sadıklardandır

[52] Bu; gıyabında kendisine gercekten hıyanet etmedigimi, hainlerin hilesini Allah´ın basarıya erdirmeyecegini, onun da bilmesi icindi

[53] Ve ben, nefsimi temize cıkarmam. Cunku nefs var siddetiyle kotulugu emredendir. Meger ki Rabbımın esirgedigi bir nefs ola. Rabbım Gafur´dur, Rahim´dir

[54] Hukumdar dedi ki: Onu bana getirin de yanıma alayım. Onunla konusunca da dedi ki: Sen, bugun bizim yanımızda onemli bir mevki sahibisin, eminsin

[55] Dedi ki: Beni memleketin hazineleri uzerine tayin et. Cunku ben, onları iyi korurum, bilirim

[56] Iste boylece Yusuf´u yeryuzunde yerlestirdik. Nereyi isterse orada konaklardı. Rahmetimizi, istedigimize veririz. Ve ihsan edenlerin ecrini zayi etmeyiz

[57] Ama ahiret mukafaatı, iman edip de takvada daim olanlar icin daha hayırlıdır

[58] Yusuf´un kardesleri gelip yanına girdiler. Onları tanıdı, ama onlar kendisini tanımıyorlardı

[59] Onların yuklerini hazırlatınca dedi ki: Bana baba bir kardesinizi getirin. Gormuyormusunuz ki ben, olcuyu tam olcuyorum ve ben, konukseverlerin en iyisiyim

[60] Eger onu bana getirmezseniz; benden bir olcek dahi alamazsınız ve bir daha bana yaklasmayın

[61] Dediler ki: Onu babasından istemeye calısırız ve herhalde bunu yaparız

[62] Yusuf usaklarına dedi ki: Karsılık olarak getirdiklerini de yuklerinin icine koyun. Olur ki ailelerine donunce bunu anlarlar da geri donerler

[63] Babalarına donduklerinde dediler ki: Ey babamız; artık bize zahire verilmeyecek. Kardesimizi bizimle beraber gonder de zahiremizi alalım. Biz herhalde onu koruruz

[64] Dedi ki: Daha once kardesinizi size ne kadar inandıysam, bunu da ancak o kadar inanırım. Ama Allah, koruyucuların en hayırlısıdır ve o, merhametlilerin en merhametlisidir

[65] Yuklerini acyıkları vakit; karsılık olarak goturduklerinin kendilerine iade edilmis oldugunu gorduler. Dediler ki: Ey babamız, daha ne isteriz, iste mallarımız da bize geri verilmis, onunla ailemize yine zahire getiririz. Kardesimizi koruruz ve bir deve yuku zahire artırırız. Esasen bu, az bir olcektir

[66] Dedi ki: Etrafınız kusatılmadıkca muhakkak bana getireceginize dair Allah´a karsı saglam bir soz vermezseniz, onu sizinle asla gondermem. Artık onlar soz verince: Allah soylediklerinize Vekil´dir, dedi

[67] Ve dedi ki: Ogullarım, hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber, Allah katında size bir faydam olmaz. Hukum ancak Allah´ındır. Ben, O´na tevekkul ettim. Tevekkul edenler de yalnız O´na tevekkul etsinler

[68] Babalarının kendilerine emrettigi yerden girdiler. Bu, Allah katında onlara bir fayda saglamazdı. Ancak Ya´kub icindeki dilegi meydana cıkarmıs oldu. O, suphe yok ki kendisine ogrettigimiz icin ilim sahibi idi, ama insanların cogu bilmezler

[69] Yusuf´un yanına girince; o, kardesini yanına aldı ve: Ben senin kardesinim, onların yapmıs olduklarına artık uzulme, dedi

[70] Onların yuklerini yuklettiginde su kabını oz kardesinin yukune koydurdu. Sonra bir munadi: Ey kafile; siz gercekten hırsızlarsınız, diye bagırdı

[71] Onlara donduler ve: Ne kaybettiniz? dediler

[72] Dediler ki: Hukumdarın su kabını kaybettik, onu getirene de bir deve yuku var. Ben de buna kefilim

[73] Dediler ki: Allah´a yemin ederiz, siz de ogrendiniz ki biz, yeryuzunde fesad cıkarmak icin gelmedik. Ve biz hırsızlar da olmadık

[74] Eger yalancılar iseniz; bunun cezası nedir? dediler

[75] Dediler ki: Bunun cezası, yukunde bulunan kimsenin kendisidir. Iste o kimse bunun cezasıdır. Biz zalimleri boyle cezalandırırız

[76] Bunun uzerine kardesinin kablarından evvel onlarınkini aramaya basladı. Sonra onu kardesinin kabından cıkardı. Iste Biz, Yusuf icin boyle bir tedbir kullandık. Yoksa o hukumdarın dinine gore; kardesini tutabilecek degildi. Meger ki Allah dileye. Diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Ve her bilgi sahibinin ustunde bir bilen vardır

[77] Dediler ki: O calmıssa, daha evvel onun bir kardesi de calmıstı. Yusuf bunu icinde gizledi, onlara acılmadı. Sizin durumunuz daha kotudur. Allah sizin anlatmakta oldugunuzu en iyi bilendir, dedi

[78] Dediler ki: Ey Aziz, gercekten bunun ihtiyar bir babası var, onun yerine bizden birini al. Dogrusu biz seni ihsan edenlerden goruyoruz

[79] Dedi ki: Esyamızı yanında buldugumuz kimseden baskasını yakalamaktan Allah´a sıgınırız. Cunku biz, o zaman zalimlerden oluruz

[80] Ondan umitlerini kesince; fısıldasarak bir yana cekildiler. Buyukleri dedi ki: Bilmiyor musunuz ki, babanız sizden Allah adına bir soz almıstı, daha once de Yusuf hakkında bir kusur islemistiniz. Babam bana izin verinceye veya Allah hakkımda hukmedinceye kadar, ben buradan asla ayrılmam. O, hukmedenlerin en hayırlısıdır

[81] Siz, babanıza donun de deyin ki: Ey babamız; dogrusu oglun hırsızlık etti. Ve biz bildigimizden baska bir sey gormedik. Hem biz gaybın bekcileri de degildik

[82] Bulundugumuz kasabanın halkına, aralarında geldigimiz kervana da sor. Biz gercekten sadıklarız

[83] Ya´kub dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp bir ise suruklemis. Artık bana sabır gerekir. Umulur ki Allah, onların hepsini birden bana getirecektir. Muhakkak ki Alim, Hakim O´dur O

[84] Ve onlardan yuz cevirdi de: Vah, yazık oldu Yusuf´a, dedi ve uzuntusunden gozleri agardı. Artık uzuntusunu icinde saklıyordu

[85] Dediler ki: Vallahi sen, hala Yusuf´u anıp duruyorsun, sonunda ya kederinden bitkin duseceksin veya helake ugrayanlardan olacaksın

[86] Dedi ki: Ben, uzuntumu ve kederimi yalnız Allah´a acarım. Ve ben, Allah katından sizin bilmediginizi biliyorum

[87] Ey ogullarım; haydi gidin, Yusuf´u ve kardesini arastırın. Allah´ın rahmetinden umidinizi kesmeyin. Zira kafirler guruhundan baskası Allah´ın rahmetinden umidini kesmez

[88] Onlar yanına vardıklarında dediler ki: Ey Aziz; bizi de ailemizi de darlık bastı, pek degersiz bir malla geldik. Bize yine tam olcek ver de tasadduk et. Muhakkak ki Allah, tasadduk edenleri mukafaatlandırır

[89] Siz, cahiller iken Yusuf´a ve kardesine neler yaptıgınızı biliyor musunuz? dedi

[90] Dediler ki: Yoksa sen gercekten Yusuf musun? O da dedi ki: Ben, Yusuf´um, bu da kardesim. Dogrusu Allah, size lutfetti. Cunku kim sakınır ve sabrederse; muhakkak ki Allah, ihsan edenlerin ecrini zayi etmez

[91] Dediler ki: Allah´a yemin ederiz, Allah gercekten seni bizden ustun kılmıstır. Dogrusu biz, suclu idik

[92] Dedi ki: Bugun size basa kakmak ve kınamak yok. Allah sizi bagıslasın. O, merhametlilerin merhametlisidir

[93] Simdi siz, su gomlegimi goturun de babamın yuzune surun, gormeye baslar. Butun ailenizi de bana getirin

[94] Kafile ayrılınca babaları dedi ki: Bana bunak demezseniz; inan olsun ki, Yusuf´un kokusunu duyuyorum

[95] Dediler ki: Allah´a yemin ederiz, sen hala eski saskınlıgındasın

[96] Fakat mujdeci gelip de onu yuzune surunce; derhal gordu ve dedi ki: Ben, size Allah katından sizin bilmeyeceginizi biliyorum, dememis miydim

[97] Dediler ki: Ey babamız; bizim icin magfiret dile, biz gercekten suclular idik

[98] Dedi ki: Sizin icin ilerde Rabbımdan magfiret dileyecegim. Muhakkak ki O´dur O, Gafur, Rahim

[99] Onlar Yusuf´un yanına girdiklerinde; o anasını, babasını bagrına bastı ve: Allah´ın istegi ile Mısır´a emin olarak girin, dedi

[100] Ana-babasını tahtın uzerine cıkarıp oturttu. Hepsi onun icin secdeye kapandılar. Dedi ki: Babacıgım; iste bu; vaktiyle gordugum ruyanın gerceklesmesidir. Dogrusu Rabbım, onu gerceklestirdi ve bana ihsan etti de; seytan benimle kardeslerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan cıkardı ve sizi colden getirdi. Muhakkak ki Rabbım, diledigine lutufkardır. Muhakkak ki O´dur O, Hakim, Alim

[101] Rabbım; bana Sen mulk verdin ve sozlerin te´vilini ogrettin. Ey goklerin ve yerin yaratanı; Sen, dunyada da, ahirette de benim velimsin. Musluman olarak canımı al. Ve beni salihlere kat

[102] Bunlar gayb haberlerindendir ki, sana vahyediyoruz. Onlar, elbirligi edip duzen kurdukları zaman; sen, orada degildin

[103] Sen, ne kadar hırs gostersen de; yine insanların cogu, inanmazlar

[104] Halbuki sen, buna karsı onlardan hic bir ucret de istemiyorsun. O, alemler icn bir ogutten baska bir sey degildir

[105] Goklerde ve yerde nice ayetler vardır ki; yuzlerini cevirerek onları gorup gecerler

[106] Onların cogu; Allah´a iman etmezler, ille de sirk kosanlardır onlar

[107] Allah tarafından onları kusatacak bir azabın kendilerine gelip catmasından veya farkında olmadan kıyamet saatinin ansızın gelmesinden emin midirler

[108] De ki: Benim yolum iste budur. Allah´a basiretle davet ediyorum, ben de bana uyanlar da, Allah´ı tenzih ederiz. Ben, asla musriklerden degilim

[109] Senden once gonderdigimiz elciler de ancak kasabalar halkından, kendilerine vahyettigimiz birtakım erkeklerdi. Yeryuzunde dolasmıyorlar mı ki; gorsunler kendilerinden once gecenlerin akıbetlerinin nasıl oldugunu. Ittika edenler icin ahiret yurdu elbette daha hayırlıdır. Hala akıllanmayacak mısınız

[110] Nihayet o Peygamber umitsizlige dusup kesinlikle yalanladıklarını sandıkları sırada, onlara yardımımız gelmistir. Boylece diledigimiz kurtarılmıstır. Suclular guruhundan ise baskınımız asla geri cevrilmeyecektir

[111] Andolsun ki; onların kıssalarında aklı olanlar icin ibretler vardır. Bu, uydurulabilecek bir soz degildir. O; sadece kendinden onceki kitabların tasdiki, her seyin tafsilidir. Inananlar toplulugu icin de hidayet ve rahmettir

Ra'd

Surah 13

[1] Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitab´ın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen Kitab haktır. Ama insanların cogu inanmazlar

[2] Allah O´dur ki; gokleri gordugunuz gibi yukseltmis, sonra Ars´a hukmetmistir. Gunesi ve ayı buyrugu altına almıstır. Bunların her biri belli bir sureye kadar hareket edecektir. Isleri yurutur. Rabbınızla karsılasacagınıza kesin olarak inanmanız icin ayetleri uzun uzun acıklar

[3] O´dur yeri duzleyen ve orada daglar, nehirler var eden, her turlu mahsulden cift cift yetistiren ve gunduzu geceyle buruyen. Muhakkak ki bunlarda; dusunen bir kavim icin ayetler vardır

[4] Yeryuzunde birbirine komsu toprak parcaları, uzum bagları, ekinler ve catallı catalsız hurma agacları vardır. Hepsi de aynı su ile sulanır. Ama lezzetce onları birbirinden ayrı kılmısızdır. Suphesiz ki bunlarda; akleden bir kavim icin ayetler vardır

[5] Sasacaksan, onların: Biz, toprak olunca yeniden mi yaratılacagız? demelerine sasmak gerekir. Iste onlar; Rabblarını inkar edenlerdir. Iste onlar; boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. Ve iste onlar; cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır

[6] Iyilikten once, kotuluk isterler cabucak senden. Oysa onlardan once nice ornekler gecmistir. Dogrusu insanların zulmetmelerine ragmen, Rabbın magfiret sahibidir. Suphesiz ki Rabbının cezalandırması; siddetlidir

[7] Kufredenler, derler ki: Ona Rabbından bir ayet indirilmeli degil miydi? Sen; ancak bir uyarıcısın ve her kavmin bir yol gostericisi vardır

[8] Allah; her disinin neyi yuklendigini ve rahimlerin neyi eksiltip artırdıgını bilir. O´nun katında her sey bir olcuye goredir

[9] Goruleni de, gorulmeyeni de bilir. Yucelerin yucesidir

[10] Aranızdan birisi; ister sozu gizlesin, ister acıga vursun, ister geceye burunerek gizlensin, ister gunduzun ortaya cıksın; hic fark yoktur

[11] Ardından ve onunden takib edenler vardır. Allah´ın emriyle onu gozetirler. Suphesiz ki bir kavim, kendini degistirmedikce; Allah da onları degistirmez. Ve Allah, bir kavimin fenalıgını dileyince; artık onun onune gecilemez. Allah´tan baska onları koruyacak birisi de bulunmaz

[12] O´dur, korku ve umide dusurmek icin size, simsegi gosteren ve yagmur yuklu bulutları meydana getiren

[13] Gokgurultusu; hamd ile, melekler de korku ile O´nu tesbih eder. O, yıldırımları gonderir de onlarla diledigini carpar. Halbuki onlar; Allah hakkında tartısıyorlardı. O, kudretinde pek cetin olandır

[14] Gercek dua ancak O´nadır. O´ndan baska taptıkları kendilerine hicbir seyle cevap veremezler. Durumları; suyun agzına gelmesi icin avuclarını ona acmıs kimsenin durumu gibidir. Oysa o, hic bir zaman suya kavusamaz. Iste kafirlerin yalvarısı da boyle bosunadır

[15] Goklerde ve yerdekiler de, golgeleri de sabah aksam, ister istemez Allah´a secde ederler

[16] De ki: Goklerin ve yerin Rabbı kimdir? Allah´tır de. Yoksa O´nu bırakıp kendilerine bir fayda ve zararı olmayan veliler mi edindiniz? de. De ki: Hic korle goren bir olur mu? Yahut karanlık ile aydınlık bir midir? Yoksa, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da yaratmaları birbirine mi benzettiler? De ki: Her seyi yaratan, Allah´tır. Ve O; Vahid ve Kahhar´dır

[17] Goten su indirir de dereler onunla dolar tasar. Uste cıkan kopugu sel alır goturur. Suslenmek veya yararlanmak icin atesle erittiklerinizin uzerinde de buna benzer bir kopuk vardır. Boyle misal verir Allah hak ile batıl icin. Kopuk; ucar gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır. Iste boyle; Allah daha nice misaller verir

[18] Rabblarına icabet edenlere; en guzel karsılık vardır. O´na icabet etmeyenler ise; sayet yeryuzunde bulunan her sey ve bir katı daha onların olsa, kurtulmak icin onu fidye verirlerdi. Hesabın kotusu, onlar icindir. Varacakları yer, cehennemdir ve o, ne kotu konaktır

[19] Simdi, Rabbından sana indirilenin gercek oldugunu bilen; hic kor gibi midir? Ancak akıl sahibleri ibret alırlar

[20] Onlar ki; Allah´ın ahdini yerine getirirler ve anlasmayı bozmazlar

[21] Ve onlar ki; Allah´ın bitistirilmesini emrettigi seyi bitistirirler. Rabblarından korkarlar ve kotu hesabdan urkerler

[22] Ve onlar ki; Rabblarının rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdigimiz rızıktan, gizlice ve acıkca infak ederler. Kotulugu iyilik yaparak ortadan kaldırırlar. Iste onlara bu dunyanın karsılıgı

[23] Adn cennetleridir; oraya girerler. Babalarının, eslerinin, cocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına gelir

[24] Sabrettiginiz icin selam size. Burası dunyanın en guzel karsılıgıdır, derler

[25] Pekistirdikten sonra Allah´ın ahdini bozanlar, Allah´ın bitistirilmesini emrettigini ayıranlar ve yeryuzunde bozgunculuk yapanlar; iste la´net onlaradır. Yurtların en kotusu de onlarındır

[26] Alah; diledigi kimseye rızkı genisletir, daraltır. Onlar ise dunya hayatı ile sevindiler. Halbuki dunya hayatı ahiretin yanında sadece bir gecimlikten ibarettir

[27] Kufredenler dediler ki: Rabbından kendisine bir ayet inidirilmeli degil miydi? De ki: Allah diledigini saptırır, kendisine yoneleni de dogru yola eristirir

[28] Onlar ki; inanmıslardır ve kalbleri Allah´ı anmakla huzura kavusmustur. Dikkat edin; gercekten kalbler, ancak Allah´ı anmakla huzura kavusur

[29] Inanmıs olup salih ameller isleyenler icin, hos bir hayat ve guzel bir gelecek vardır

[30] Iste boyle; sana vahyettigimizi okuman icin, seni de onlardan once nice ummetlerin gelip gectigi bir ummete gonderdik. Onlar; Rahman´ı inkar ederler. De ki: O benim Rabbımdır. O´ndan baska ilah yoktur. Yalnız O´na tevekkul ederim. Donusum de O´nadır

[31] Sayet Kur´an ile; daglar yurutulmus veya yeryuzu parcalanmıs, yahut oluler konusturulmus olsaydı; kafirler yine de inanmazlardı. Halbuki butun isler Allah´a aittir. Inananlar hala anlamadılar mı ki; Allah dileseydi butun insanları dogru yola eristirirdi. Ve yaptıklarından dolayı Allah´ın vaadi yerine gelene kadar kufredenlerin ya basına veya evlerinin yakınına bir bela gelirdi. Suphesiz Allah, verdigi sozden caymaz

[32] Andolsun ki; senden once de nice peygamberlerle alay edilmisti. Kufredenleri once tehir ettim, sonra cezalarını verdim. Cezalandırmam nasıldı

[33] Herkesin yaptıgını gozeten Allah; boyle olmayanla bir olur mu hic? Oysa onlar Allah´a ortak kostular. De ki: Onlara bir ad bulun bakalım. Yeryuzunde bilmedigi bir seyi mi Allah´a haber veriyorsunuz? Yoksa kuru sozlere mi aldanıyorsunuz? Kufredenlere kurdukları duzenler guzel gosterildi. Ve dogru yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa, ona dogru yolu gosteren bulunmaz

[34] Onlara; dunya hayatında azab vardır. Ahiret azabı ise daha zorludur. Allah´a karsı onları koruyacak kimse de yoktur

[35] Muttakilere vaad olunan cennetin icinden ırmaklar akar. Oranın yiyecekleri de, golgeleri de ebedidir. Bu, takva sahiplerinin akıbetidir. Kafirlerin akıbeti ise atestir

[36] Kendilerine kitab verdiklerimiz, sana indirilenden memnun olurlar. Karsı gruplar icinde de onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: Ben, ancak Allah´a ibadet etmek ve O´na sirk kosmamakla emrolundum. Ben, hepinizi O´na cagırıyorum ve donusum de O´nadır

[37] Iste boylece Biz, onu arapca bir hukum olarak indirdik. Sana gelen bilgiden sonra, onların heveslerine uyarsan; andolsun ki Allah katından sana bir dost ve koruyucu cıkmaz

[38] Andolsun ki; senden once nice peygamberler gonderdik. Onlara esler ve cocuklar verdik. Allah´ın izni olmadan hic bir peygamber bir ayet getiremez. Herkesin suresi yazılıdır

[39] Allah diledigini siler ve diledigini bırakır. Ve ana kitab O´nun katındadır

[40] Onlara vaad ettigimizin bir kısmını sana gostersek de, senin canını alsak da; senin vazifen, sadece teblig etmektir. Hesab gormekse Bize duser

[41] Gormuyorlar mı ki; Biz, yeryuzunun etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Allah hukmunu verir. O´nun hukmunu bozacak yoktur. Ve O, hesabı cabuk gorendir

[42] Onlardan oncekiler de duzen kurdular. Halbuki butun duzenler Allah´ındır. Herkesin ne kazandıgını bilir. Kufredenler yurdun sonunun kimin olacagını bilecektir

[43] Kufredenler: Sen peygamber degilsin, derler. De ki: Benimle sizin aranızda sahid olarak Allah ve kitabın bilgisi kendi yanında olanlar yeter

İbrâhîm

Surah 14

[1] Elif, Lam, Ra. Bu, insanları Rabblarının izniyle karanlıklardan aydınlıga cıkarman icin onu sana indirdigimiz bir kitaptır. Aziz ve Hamid´in dosdogru yoluna

[2] O Allah ki; goklerde ve yerde olanlar O´nundur. Siddetli azaptan dolayı vay kafirlere

[3] Onlar ki; dunya hayatını ahiret tercih ederler. Allah yolundan alıkoyarlar ve onda egrilik ararlar. Iste onlar, derin bir sapıklık icindedirler

[4] Biz, her peygamberi kendi milletinin diliyle gonderdik ki; onlara, apacık anlatsın. Bundan sonra Allah; diledigini saptırır, diledigini de dogru yola iletir. Ve O; Aziz´dir, Hakim´dir

[5] Andolsun ki; Biz, Musa´yı; kavmini karanlıklardan aydınlıklara cıkar ve onlara, Allah´ın gunlerini hatırlat, diye gonderdik. Suphesiz bunda, sabreden ve sukreden herkes icin ayetler vardır

[6] Hani Musa kavmine demisti ki: Allah´ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın. Cunku o, sizi azabın kotusune ugratan, kadınlarınızı sag bırakıp ogullarınızı bogazlayan Firavun hanedanından kurtarmıstı. Bunda Rabbınızdan buyuk bir imtihan vardır

[7] Hani Rabbınız: Sukrederseniz; andolsun ki, size artırırım, nankorluk ederseniz; bilin ki azabım cok siddetlidir, diye bildirmisti

[8] Musa: Siz ve yeryuzunde bulunanların hepsi nankorluk etseniz; muhakkak ki Allah, mustagni ve hamde layık olandır, demisti

[9] Sizden once gecenlerin Nuh, Ad, Semud kavimlerinin ve onlardan sonra Allah´tan baska kimsenin bilmedigi kavimlerin haberi size gelmedi mi? Peygamberleri onlara ayetlerle geldiler de onlar, ellerini agızlarına koyup: Biz, sizin gonderilmis oldugunuz seyi inkar ettik, bizi cagırdıgınız seyden suphe ve endise icindeyiz, dediler

[10] Peygamberleri onlara: Gokleri ve yeri yaratan, gunahlarınızı bagıslamak icin cagıran ve sizi belirli bir sureye kadar tehir eden Allah´tan mı suphe ediyorsunuz? demislerdi. Onlar da: Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Siz; bizi, atalarımızın tapındıgı seylerden dondurmek istiyorsunuz. Oyleyse, bize acık bir delil getirin, demislerdi

[11] Peygamberleri onlara: Biz de sizin gibi birer insanız, ama Allah kullarından diledigine ihsanda bulunur. Allah´ın izni olmadıkca biz; size delil getiremeyiz. Mu´minler; Allah´a tevekkul etsinler, demislerdi

[12] Hem biz, ne diye Allah´a tevekkul etmeyelim ki; bize dosdogru yolları O, gostermistir. Bize yaptıgınız eziyetlere elbette dayanacagız. Tevekkul edenler de yalnız Allah´a tevekkul etsinler

[13] Kufredenler peygamberlerine dediler ki: Ya bizim dinimize donersiniz, ya da sizi memleketimizden cıkarırız. Rabbları da onlara vahyetti ki: Biz

[14] Onlardan sonra da yeryuzune sizi yerlestirecegiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlara vaadimdir

[15] Yardım istediler ve butun inatcı zorbalar da husrana ugradılar

[16] Ardından da cehennem. Orada irinli sudan icirilecektir

[17] Onu yudum yudum alacak ama yutamayacaktır. Her taraftan ona olum geldigi halde olemeyecektir. Ve arkasından siddetli bir azab gelip catacaktır

[18] Rabblarına kufredenlerin hali; fırtınalı bir gunde ruzgarın siddetle savurdugu kule benzer. Yaptıklarından dolayı hicbir sey elde edemezler. Iste bu, uzak bir sapıklıktır

[19] Gormez misin ki, Allah; gokleri ve yeri hak ile yaratmıstır. Dilerse sizi yok edip yeni bir halk getirir

[20] Ve bu, Allah icin hic de guc degildir

[21] Onların hepsi; Allah´ın huzuruna toplanıp cıkarlar. Zayıflar buyukluk taslayanlara: Dogrusu biz; size uymustuk. Allah´ın azabından bizi koruyabilecek misiniz? derler. Onlar da: Allah, bizi dogru yola eristirseydi; biz de sizi eristirirdik. Su halde artık sızlansak da katlansak da birdir. Bizim icin kacıp sıgınacak bir yer yoktur, derler

[22] Is olup bitince; seytan dedi ki: Gercekten Allah, size sozun dogrusunu soylemisti. Ben de size soz verdim, ama caydım. Sizi zorlayacak hic bir gucum de yoktu. Yalnız ben sizi cagırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Esasen daha once, beni Allah´a ortak kosmanızı kabul etmemistim. Dogrusu zalimlere elim bir azab vardır

[23] Iman edenler, salih amel isleyenler; altlarından ırmaklar akan cennetlere konulurlar. Rabblarının izni ile orada ebediyyen kalırlar. Onların birbirine saglık temennileri de; selam´dır

[24] Gormez misin; Allah, nasıl bir misal verdi. Hos bir soz; koku saglam, dalları goge dogru olan hos bir agaca benzer

[25] Ki, Rabbının izniyle her zaman yemisini verir. Insanlar ibret alsınlar diye Allah, onlara misal veriyor

[26] Cirkin bir soz; yerden koparılmıs, koku olmayan kotu bir agaca benzer

[27] Allah; inananları, dunya hayatında ve ahirette saglam bir soz uzerinde tutar. Zalimleri de saptırır. Allah, diledigini yapar

[28] Allah´ın verdigi nimeti kufre cevirip degistirenleri ve milletlerini helak olacakları yere goturenleri gormuyor musun

[29] Yaslanacakları cehenneme ki; o, ne kotu bir karargahtır

[30] Onlar; Allah´ın yolundan saptırmak icin O´na esler kosmuslardı. Yasayın bakalım, varacagınız yer suphesiz ates olacaktır, de

[31] Iman eden kullarıma soyle: Namazı kılsınlar, alısveris ve dostlugun olmayacagı gun gelmezden once; kendilerine verdigimiz rızıktan gizli, acık infak etsinler

[32] Allah O´dur ki; gokleri ve yeri yaratmıs, indirdigi su ile size rızık olarak urunler cıkarmıstır. Emri geregince denizde yuzmek uzere gemileri ve nehirleri buyrugunuza verdi

[33] Devamlı olarak yorungelerinde yuruyen gunesi ve ayı size musahhar kıldı. Geceyi ve gunduzu de size teshir etti

[34] O, size istediginiz seylerin hepsinden verdi. Allah´ın nimetini sayacak olsanız; bitiremezsiniz. Dogrusu insan, pek zalim ve nankordur

[35] Hani Ibrahim demisti ki: Rabbım; bu sehri emniyetli kıl. Beni de, ogullarımı da puta tapmaktan uzak tut

[36] Rabbım; cunku onlar insanlardan bir cogunu bastan cıkardılar. Bundan sonra bana uyan bendendir. Bana karsı gelen kimseyi de Sana havale ederim. Muhakkak ki Sen; Gafur, Rahim´sin

[37] Rabbımız; ben, cocuklarımdan kimini; namaz kılabilmeleri icin, Senin mukaddes evinin yanında corak bir vadiye yerlestirdim. Rabbımız; insanların gonullerini onlara meylettir. Sukretmeleri icin onları meyvelerle rızıklandır

[38] Rabbımız; dogrusu Sen, gizledigimizi de acıga vurdugumuzu da bilirsin. Zaten yerde ve gokte hicbir sey Allah´tan gizli kalmaz

[39] Ihtiyarlıgıma ragmen bana Ismail´i ve Ishak´ı bahseden Allah´a hamdolsun Dogrusu Rabbım; duaları isitendir

[40] Rabbım; beni namaz kılan eyle. Soyumdan gelenleri de. Duamı kabul buyur Rabbımız

[41] Rabbımız; hesabın goruldugu gunde beni, anamı, babamı ve mu´minleri bagısla

[42] Zalimlerin yaptıklarından Allah´ı gafil sanma. Onları sadece gozlerin dehsetle belirecegi bir gune kadar tehir etmektedir

[43] O gun; basları kalkmıs, gozleri kendilerine donmeyecek sekilde sabit kalmıs, gonulleri bombos olarak kosup duracaklardır

[44] Insanları, kendilerine azabın gelecegi gun ile uyar. Zulmedenler derler ki: Rabbımız; bizi, yakın bir muddete kadar tehir et, davetine uyalım ve peygamberlere tabi olalım. Siz daha once de sonunuzun gelmeyecegine yemin etmemis miydiniz

[45] Ustelik kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz, onlara yaptıklarımız ise sizlere acıklanmıstı. Size misaller vermistik

[46] Gercekten onlar, duzenlerini kurmuslardı. Halbuki dagları oynatacak gucte olsa bile, onların bu duzenleri hep Allah´ın elindeydi

[47] Sakın, Allah´ın peygamberlerine vaadinden cayacagını sanma. Muhakkak Allah; Aziz´dir, intikam sahibidir

[48] O gun; yer baska bir yerle degistirilir. Gokler de baska goklerle. Ve onlar; Vahid ve Kahhar olan Allah´ın huzuruna cıkarlar

[49] O gun; mucrimleri zincirlere vurulmus olarak gorursun

[50] Gomlekleri katrandandır, yuzlerini ates buruyecektir

[51] Bu; Allah´ın herkese yaptıgının karsılıgını vermesi icindir. Muhakkak ki Allah; hesabı cabuk gorendir

[52] Bu; uyarılsınlar ve yalnızca bir tek ilah bulundugunu bilsinler, akıl sahipleri de ogut alsınlar diye insanlara bir tebligdir

Hicr

Surah 15

[1] Elif, Lam, Ra. Bunlar kitabın ve Kur´an´ı Mubin´in ayetleridir

[2] Kafirler bir zaman gelir ki musluman olmayı isteyeceklerdir

[3] Bırak onları; yesinler, eglensinler ve kendilerini emel, oyalayadursun. Sonra ogreneceklerdir

[4] Biz, hic bir kasabayı bilinen bir yazısı olmaksızın helak etmedik

[5] Hic bir ummetin suresi one gecmez, geciktiremezler de

[6] Dediler ki: Ey kendisine kitab indirilen kisi; sen, mutlaka delisin

[7] Dogru soyleyenlerden isen; bize, melekleri getirmeli degil misin

[8] Biz, melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman da kendilerine muhlet verilmez

[9] Muhakkak ki Kur´an´ı Biz indirdik Biz. Onun koruyucusu da elbet Biziz

[10] Andolsun ki; senden once cesitli milletler icinde de peygamberler gondermistik

[11] Onlara gelen her peygamberle alay ediyorlardı

[12] Biz, boylece onu sucluların kalbine sokarız

[13] Kendilerinden oncekilerin ugradıkları ortada iken yine de ona inanmazlar

[14] Onlara gokten bir kapı acsak da cıkmaya koyulsalardı

[15] Gozlerimiz dondu, biz herhalde buyulendik, derlerdi

[16] Andolsun ki; Biz, gokte burclar yaptık ve onları bakanlar icin donattık

[17] Ve onları kovulmus her seytandan koruduk

[18] Ancak kulak hırsızlıgı yapan olursa; apacık gorulen bir ates onu kovalar

[19] Yeri de doseyip yaydık. Oraya sabit daglar yerlestirdik. Ve orada her seyden olculu olarak yetistirdik

[20] Orada hem sizin icin, hem de rızıklarını temin edemeyecekleriniz icin gecimlikler meydana getirdik

[21] Hic bir sey yoktur ki; hazinesi Bizim katımızda olmasın. Ve Biz, onu ancak belli bir olcuye gore indiririz

[22] Ruzgarları da asılayıcı olarak gonderdik, gokten su indirip onunla sizi suladık. Yoksa siz onu biriktiremezdiniz

[23] Dogrusu Biz, hem diriltiriz, hem de oldururuz. Hepsine varis de Biziz

[24] Andolsun ki; sizden one gecenleri de Biz biliriz, geride kalanları da Biz biliriz

[25] Suphe yok ki Rabbın, onları toplayacaktır. Gercekten O, Hakim´dir, Alim´dir

[26] Andolsun ki Biz; insanı, kuru bir camurdan, sekillenmis bir balcıktan yarattık

[27] Daha once de cinnleri alevli atesten yarattık

[28] Hani Rabbın meleklere demisti ki: Kuru bir camurdan, sekillenmis bir balcıktan bir insan yaratacagım

[29] Onu yapıp ruhumdan ufledigimde; siz derhal onun icin secdeye kapanın

[30] Bunun uzerine meleklerin hepsi butunuyle secde etti

[31] Ancak Iblis secde edenlerle beraber olmaktan cekinerek dayattı

[32] Buyurdu ki: Ey Iblis, sen neden secde edenlerle beraber degildin

[33] Ben, dedi: Kuru bir camurdan, sekillenmis bir balcıktan yarattıgın insana secde etmem

[34] Buyurdu ki: Oyleyse cık oradan. Sen, artık kovulmus birisin

[35] Muhakkak ki ceza gunune kadar la´net sanadır

[36] Dedi ki: Rabbım; beni hic olmazsa tekrar dirilecekleri gune kadar ertele

[37] Buyurdu ki: Suphesiz sen ertelenenlerdensin

[38] Bilinen gun gelene kadar

[39] Dedi ki: Rabbım; beni azdırdıgın icin, andolsun ki; ben de onlara yeryuzundeki fenalıkları guzel gosterecegim ve onların hepsini azdıracagım

[40] Ancak iclerinden ihlas verilen kulların mustesna

[41] Buyurdu ki: Iste, Benim taahhud ettigim dosdogru yol budur

[42] Muhakkak ki kullarımın uzerinde senin bir nufuzun olmaz. Ancak sana uyan sapıklar mustesna

[43] Suphesiz onların hepsine vaadolunan yer, cehennemdir

[44] Onun yedi kapısı vardır. Ve her kapıdan onların girecekleri bir kısım vardır

[45] Muttakiler ise; muhakkak ki cennetler ve pınarlar icindedirler

[46] Selametle ve guven icinde girin oraya

[47] Biz, onların gonullerindeki kini sokup attık. Artık onlar kardes olarak sedirler uzerinde karsılıklı otururlar

[48] Onlara orada hic bir yorgunluk ve zahmet degmez. Oradan cıkarılacak da degillerdir

[49] Kullarıma bildir ki: Muhakkak Benim Ben, Gafur, Rahim olan

[50] Ve muhakkak ki azabım da elem verici bir azabtır

[51] Hem onlara Ibrahim´in konuklarından haber ver

[52] Onun yanına girip: Selam demislerdi. O da: Dogrusu biz, sizden endise ediyoruz, demisti

[53] Demislerdi ki: Korkma, biz sana bilgin bir oglun olacagını mujdelemeye geldik

[54] Ben, kocamısken mi bana mujde veriyorsunuz? O halde neye dayanarak mujdeliyorsunuz? dedi

[55] Dediler ki: Seni gercekten mujdeliyoruz, oyleyse umidini kesenlerden olma

[56] Dedi ki: Sapıklardan baska Rabbının rahmetinden kim umidini keser

[57] Ey elciler; gercek isiniz nedir? dedi

[58] Dediler ki: Biz, gunahkar bir kavme gonderildik

[59] Su kadar var ki Lut ailesi bunların dısındadır. Biz, onların hepsini behemehal kurtaracagız

[60] Karısı mustesna. Karısının geride kalanlar arasında bulunmasını takdir ettik

[61] Elciler Lut ailesine varınca

[62] Lut: Dogrusu siz, tanınmamıs kimselersiniz, dedi

[63] Onlar da: Biz, sana sadece onların suphe edip durdukları azabı getirdik

[64] Gercekle geldik sana. Biz, suphesiz dogru soyleyenleriz, dediler

[65] O halde geceleyin bir ara aileni yola cıkar, sen de arkalarından git. Hic biriniz arkaya bakmasın ve emrolundugunuz yere dogru yuruyun, demislerdi

[66] Boylece ona bunların sonlarının kesilmis olarak sabahlayacaklarını bildirdik

[67] Sehir halkı sevinerek geldiler

[68] Dedi ki: Bunlar benim konuklarımdır, onlara karsı beni mahcub etmeyin

[69] Allah´tan korkun da beni rezil etmeyin

[70] Dediler ki: Biz seni alemlerden men´etmemis miydik

[71] Dedi ki: Yapacaksanız iste bunlar, benim kızlarım

[72] Senin omrune andolsun ki, onlar sarhoslukları icinde muhakkak serseri bir halde idiler

[73] Tan yeri agarırken cıglık onları yakalayıverdi

[74] Ulkelerinin ustunu altına getirdi. Uzerlerine sert tas yagdırdık

[75] Bunda gorebilenler icin ayetler vardır

[76] O yerler, islek yollar uzerinde hala durmaktadır

[77] Muhakkak ki bunda, inananlar icin ayetler vardır

[78] Ormanlık yerde oturanlar da gercekten zalim kimselerdi

[79] Bunun icin onlardan oc aldık. Her ikisi de hala islek bir yol uzerindedir

[80] Andolsun ki Hicr ahalisi de peygamberlerini yalanlamıslardı

[81] Onlara ayetlerimizi verdigimiz halde yuz cevirmislerdi

[82] Onlar, daglardan emin evler yontup oyarlardı

[83] Sabaha karsı cıglık onları da yakalayıverdi

[84] Binaenaleyh yaptıkları da kendilerine bir fayda saglamadı

[85] Gokleri, yeri ve aralarındakini ancak hak ile yarattık. Kıyamet gunu, muhakkak gelecektir. O halde sen yumusak ve iyi davran

[86] Muhakkak ki senin Rabbın, yaratan ve bilendir

[87] Dogrusu sana; Biz, tekrarlanan yediyi ve su Kur´an´ı verdik

[88] Sakın onlardan bazı sınıflara verdigimiz gecimlige gozlerini dikme ve onlara uzulme. Inananlara kanat ger

[89] De ki: Ben apacık bir uyarıcıyım

[90] Tıpkı o bolusenlere indirdigimiz gibi

[91] Onlar ki; Kur´an´ı parcalara ayırmıslardı

[92] Rabbına andolsun ki; onların hepsine birden mutlaka soracagız

[93] Yapmakta oldukları seyleri

[94] Sen; emrolundugun seyi acıkca soyle ve musriklere aldırıs etme

[95] O alaycılara karsı muhakkak ki Biz, sana yeteriz

[96] Onlar ki; Allah´la beraber baska bir tanrı edinirler. Onlar yakında bileceklerdir

[97] Andolsun; onların soylediginden dolayı kalbinin sıkıldıgını biliyoruz

[98] Sen, hemen Rabbını hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol

[99] Ve sana yakin gelinceye kadar Rabbına ibadet et

Nahl

Surah 16

[1] Allah´ın emri geldi. Artık onu acele istemeyin. O; ortak kosmakta oldukları seylerden munezzehtir, yucedir

[2] O, kullarından diledigine kendi emrinden melekleri ruh ile indirir ki; Ben´den baska tanrı yoktur, Ben´den sakının, diye uyarsınlar

[3] Gokleri ve yeri hak ile yaratmıstır. Onların ortak kostukları seyden munezzehtir

[4] Insanı, bir damla sudan yarattı. Oyleyken o, nasıl da apacık bir hasım kesilmistir

[5] Hayvanları da yaratmıstır. Onlarda sizi ısıtacak seyler ve bircok faydalar vardır. Ve onlardan yersiniz

[6] Aksamleyin getirir, sabah salarken onlarda sizin icin bir guzellik vardır

[7] Kendi kendinize zor varacagınız memleketlere yuklerinizi tasırlar. Muhakkak ki Rabbınız; Rauf´tur, Rahim´dir

[8] Atları, katırları ve merkebleri de sizin icin binek ve sus hayvanı olarak yaratmıstır. Bilmediginiz daha nice seyleri de yaratır

[9] Yolun dogrusunu gostermek Alla´a aittir. Ondan sapan da vardır. O, dileseydi; hepinizi birlikte dogru yola iletirdi

[10] O´dur size semadan su indiren, ondan icersiniz. Ve hayvanları otlattıgınız bitki de onunla biter

[11] Onunla size ekinler, zeytin ve hurma agacları, uzumler ve turlu turlu urunler bitirir. Dusunen bir kavim icin bunda ayetler vardır

[12] Geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı sizin buyrugunuza verdi. Yıldızlar da O´nun buyrugu ile musahhar kılınmıstır. Muhakkak ki bunda, akleden bir kavim icin ayetler vardır

[13] Yeryuzunde rengarenk seyleri de sizin icin O, yaratmıstır. Muhakkak ki ogut alan bir kavim icin bunda ayetler vardır

[14] Taze et yemeniz, giyineceginiz sus esyanızı cıkarmanız ve Allah´ın bol nimetinden istifade etmeniz icin; denizi musahhar kılan O´dur. Gemilerin onu yara yara gittigini gorursun, O´nun lutfunu aramanız ve sukretmeniz icindir, belki sukredersiniz artık

[15] Yeryuzunde sarsılmayasınız diye sabit daglar, nehirler ve yollar koymustur ki onunla, dogru yolu bulasınız

[16] Isaretler de. Yıldızlarla da, onlar yollarını bulurlar

[17] Yaratan; yaratmayan gibi midir hic? Artık ogut almaz mısınız

[18] Allah´ın nimetini sayacak olursanız; bitiremezsiniz. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[19] Allah; gizlediklerinizi de, acıga vurduklarınızı da bilir

[20] Allah´tan baska taptıkları; hic bir sey yaratamazlar. Cunku onların kendileri yaratılmıstır

[21] Onlar; diri degil, oludurler. Ne zaman dirileceklerini de fark edemezler

[22] Ilahınız; tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalbleri inkar edicidir ve onlar buyukluk taslayanlardır

[23] Suphesiz Allah; onların gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir. Ve O; buyukluk taslayanları sevmez

[24] Onlara: Size Rabbınız ne indirdi? denildigi zaman; gecmislerin masallarını, derler

[25] Bununla onlar; kıyamet gunu kendilerinin butun yuklerini tasıdıktan baska, bilgisizlikle bastan cıkardıklarının yuklerinden bir kısmını da sırtlarlar. Dikkat edin; yuklendikleri yuk, ne kotudur

[26] Kendilerinden oncekiler de duzen kurmuslardı. Bunun uzerine Allah; binalarını temellerinden cokertti de ustlerindeki tavanları baslarına yıkıldı. Hem bu azab; onlara hissedemeyecekleri taraftan gelmisti

[27] Sonra da kıyamet gununde onları rezil eder ve der ki: Haklarında tartıstıgınız Benim ortaklarım nerede? Kendilerine bilgi verilmis olanlar derler ki: Dogrusu bugun, rezillik ve zillet kafirleredir

[28] Melekler; kendilerine zulmetmis olanların canını alırken: Biz, hic bir kotuluk yapmıyorduk, diyerek teslim olurlar. Hayır, Allah sizin neler yaptıgınızı bilir

[29] Haydi cehennemin kapılarından girin. Orada temelli kalacaksınız. Buyuklenenlerin duragı ne kotudur

[30] Muttakilere: Rabbınız ne indirdi? denildigi vakit: Hayır indirdi, derler. Bu dunyada ihsan edenlere iyilik vardır, ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Muttakilerin yurdu ne de guzeldir

[31] Adn cennetlerine girerler. Onların altlarından ırmaklar akar. Orada diledikleri kendilerinindir. Ve iste Allah; muttakileri boyle mukafatlandırır

[32] Onlar; meleklerin, guzel guzel canlarını alacakları kimselerdir. Selam size, yaptıklarınıza karsılık haydi girin cennete, derler

[33] Onlar, kendilerine meleklerin veya Rabbının emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan oncekiler de boyle yapmıslardı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

[34] Bunun icin isledikleri kotuluklere ugradılar ve alay ettikleri sey onları kusattı

[35] Sirk kosanlar dediler ki: Allah dileseydi; ne biz ne de babalarımız O´ ndan baska bir seye tapınırdık. O´nun emri dısında hic bir seyi haram kılmazdık. Onlardan oncekiler de soyle yapmıslardı. Peygambere apacık tebligden baska ne duser

[36] Andolsun ki; her ummete: Allah´a ibadet edin ve putlardan kacının, diye peygamberler gondermisizdir. Allah, iclerinden kimini hidayete erdirdi. Kimi de sapıklıgı hak etti. Simdi yeryuzunde gezin de; peygamberleri yalanlayanların sonunun nasıl oldugunu gorun

[37] Onların hidayeti bulmalarına ne kadar hırs gostersen; muhakkak ki Allah dalalete sapanı hidayete erdirmez. Ve onların yardımcıları da yoktur

[38] Onlar: Olen kimseyi Allah diriltmez, diye olanca gucleriyle yemin ettiler. Hayır oyle degil. Bu, O´nun dosdogru bir vaadidir. Ancak insanların cogu bilmezler

[39] Uzerinde ihtilafa dustukleri seyi onlara acıklasın ve kufredenler gercekten yalancı olduklarını bilsinler diye, diriltecektir

[40] Bir seyin olmasını istedigimiz zaman ona, sozumuz sadece; ol, demektir ve o, hemen oluverir

[41] Zulmedildikten sonra, Allah yolunda hicret eden kimseleri, andolsun ki; dunyada guzel bir yere yerlestiririz. Ahiret mukafatı ise daha buyuktur. Sayet bilselerdi

[42] Onlar sabreden ve yalnız Rabblarına tevekkul edenlerdir

[43] Senden once de ancak kendilerine vahyeder oldugumuz adamlar gonderdik. Oyleyse bilmiyorsanız zikir ehline sorun

[44] Kitablar ve apacık delillerle. Sana da insanlara indirileni acıklayasın diye bu zikri indirdik. Belki dusunurler

[45] Kotu isler duzenleyenler; Allah´ın kendilerini yere batırmasından, yahut haberleri yokken uzerlerine ansızın azab gelmesinden emin mi bulunuyorlar

[46] Yahut onlar donup dolasırken kendilerini yakalamasından mı? Allah´ı aciz bırakacak degillerdir

[47] Yahut yok olmak endisesindeyken yakalamasından mı? Muhakkak ki Rabbın, Rauf´tur, Ramim´dir

[48] Allah´ın yarattıgı seylerin golgelerinin saga sola vurarak boyun egip Allah´a secde ettiklerini gormuyorlar mı

[49] Goklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler, buyukluk taslamaksızın Allah´a secde ederler

[50] Ustlerinden, Rabblarından korkarlar ve emrolundukları seyleri yaparlar

[51] Allah buyurdu ki: Iki ilah edinmeyin. O, ancak bir tek ilahtır. Yalnız Ben´den korkun

[52] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O´nundur. Din de surekli olarak O´nundur. Yoksa Allah´tan baskasından mı sakınıyorsunuz

[53] Sizdeki her nimet, Allah´tandır. Sonra bir sıkıntıya ugradıgınızda yalnız O´na sıgınırsınız

[54] Sonra sıkıntınızı giderince de icinizden bir grup; Rabblarına sirk kosarlar

[55] Kendilerine verdigimize nankorluk etmeleri icin. Gecinin bakalım, yakında bileceksiniz

[56] Kendilerine verdigimiz rızıktan, bilmediklerine pay ayırırlar. Allah´a andolsun ki; uydurup durdugunuz seylerden muhakkak sorguya cekileceksiniz

[57] Onlar; Allah´a kızlar isnad ederler. O´nun sanı yucedir. Hoslandıkları da kendilerinindir

[58] Onlardan birine bir kızı oldugu mujdelenirse; ici ofkeyle dolarak yuzu simsiyah kesilir

[59] Kendisine verilen kotu mujde yuzunden halktan gizlenmeye calısır. Utana utana onu tutsun mu, yoksa topraga mı gomsun? Bakın ne kotu hukmediyorlar

[60] Ahirete inanmayanlar kotuluk ornegidirler. En yuce ornek ise Allah´ındır. O; Aziz´dir, Hakim´dir

[61] Sayet Allah, zulumlerinden dolayı insanları yakalayacak olsaydı; yeryuzunde bir tek canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir muddete kadar tehir eder. Muddetleri dolunca onu ne bir an geciktirebilirler, ne de bir an one alabilirler

[62] Hoslanmadıklarını Allah´a mal ederler. Dilleri de guzel seylerin kendilerinde oldugunu yalan yere soyler durur. Suphesiz cehennem onlarındır. Ve onlar, gercekten asırı gidenlerdir

[63] Allah´a andolsun ki; senden onceki ummetlere de elciler gonderdik. Seytan onlara yaptıklarını guzel gosterdi. Bugun de onların dostu odur. Ve onlar icin elim bir azab vardır

[64] Sana kitabı; sırf ihtilafa dustukleri seyleri onlara acıklaman icin ve inananlar topluluguna hidayet ve rahmet olmak uzere indirdik

[65] Allah; gokten su indirir de onunla yeryuzunu oldukten sonra tekrar diriltir. Muhakkak ki bunda, dinleyen topluluklar icin ayet vardır

[66] Sizin icin hayvanlarda da ibret vardır. Onların karınlarındaki fıskı ile kan arasından; size, icenlerin bogazından kolaylıkla gecen dupduru bir sut iciririz

[67] Hurma agaclarının meyvelerinden ve uzumlerden; serbet, sıra ve guzel rızık elde edersiniz. Akleden bir kavim icin bunda bir ayet vardır

[68] Ve Rabbın bal arısına vahyetti ki: Daglarda, agaclarda ve hazırlanmıs kovanlarda yuva edin

[69] Sonra her tur urunden ye. Sonra da Rabbının islemen icin gosterdigi yoldan yuru. Karınlarından insanlara sifa olan, renkleri cesit cesit bir icecek cıkar. Bunda dusunen bir kavim icin suphesiz bir ayet vardır

[70] Allah sizi yaratmıstır, sonra da oldurecektir. Icinizden bir kısmı omrunun en fena zamanına ulastırılır ki bilirken bilmez olur. Muhakkak Allah Alim´dir, Kadir´dir

[71] Allah; rızık hususunda kiminizi kiminizden ustun kıldı. Ustun kılınanlar buyrukları altında bulunanların rızıklarını vermezler. Halbuki bunda hepsi esittir. Yoksa Allah´ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar

[72] Allah sizin icin kendinizden esler yarattı. Eslerinizden de sizin icin ogullar, torunlar varetti. Temiz seylerden size rızık verdi. Boyleyken batıla inanıyorlar da Allah´ın nimetine nankorluk mu ediyorlar

[73] Onlar; Allah´ı bırakarak, goklerden ve yerden kendilerine verecek rızıkları olmayan, olsa bile veremeyen seylere mi tapınıyorlar

[74] Allah´a benzerler kosmaya kalkmayın. Suphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz

[75] Allah, size bir misal verir: Baskasının malı olan ve hic bir seye gucu yetmeyen bir kole ile tarafımızdan guzel bir rızka nail olup gizli veya acık infak eden; hic bir olur mu? Hamd, Allah´a mahsustur. Fakat onların cogu bilmezler

[76] Allah; iki kisiyi de misal veriyor: Biri hic bir seye gucu yetmez bir dilsizdir ki, efendisine yuktur. Nereye gonderse bir hayır getirmez. Bununla; dogru yolda olup adaletle emreden bir olur mu hic

[77] Goklerin ve yerin gaybı Allah´ındır. Saat hadisesi ise ancak bir goz kırpma gibi veya daha yakındır. Suphesiz ki Allah; her seye Kadir´dir

[78] Sizi, annelerinizin karnından Allah cıkardı. Hic bir sey bilmezdiniz. Ve size kulaklar, gozler ve gonuller verdi ki sukredesiniz

[79] Gogun boslugunda; Allah´ın buyruguna boyun egerek ucan kuslara bakmıyorlar mı? Onları Allah´tan baska kimse tutmaz. Inanan bir kavim icin muhakkak ki bunda ayetler vardır

[80] Allah evlerinizi sizin icin bir huzur ve sukun yeri yaptı ve size hayvan derilerinden; gerek goc gununde gerek kondugunuz gunde hafifce tasıyacagınız evler; yunlerinden, yapagılarından, kıllarından bir zamana kadar giyimlik, dosemelik ve ticaret kuması verdi

[81] Allah; yaratıklarından sizin icin golgeler yapmıs, daglarda sıgınacagınız barınaklar var etmis, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, harbde muhafaza edecek zırhlar vermistir. Musluman olasınız diye, size olan nimetini iste boylece tamamlamıstır

[82] Eger yuz cevirirlerse; sana dusen, ancak acıkca tebligdir

[83] Allah´ın nimetini hem bilirler, hem de inkar ederler. Zaten onların cogu kafirdirler

[84] Her ummetten birer sahit gonderecegimiz gun; inkar edenlere itiraz icin izin verilmez, ozurleri de dinlenmez

[85] O zalimler azabı gorunce; onlardan ne hafifletilir, ne de muhlet verilir

[86] Allah´a sirk kosanlar; sirk kostuklarını gorduklerinde derler ki: Rabbımız; iste sunlar, seni bırakıp da kendilerine yalvardıgımız seriklerimizdir. Bunlar da onlara: Dogrusu siz yalancılarsınız, diyerek soz atarlar

[87] O gun Allah´a arz-ı teslimiyet ederler. Uydurdukları seyler onlardan uzaklasıp gitmistir

[88] Kufredip de Allah yolundan alıkoyanlara; bozgunculuk yaptıklarından dolayı azab ustune azabı artırdık

[89] Her ummette bir kisiyi aleyhlerine sahid gonderdigimiz gun; seni de onların uzerine tastamam sahid olarak getirdik. Sana; her seyi acıklayan, hidayet ve rahmet, muslumanlara da bir mujde olan kitabı indirdik

[90] Muhakkak ki Allah; adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder. Hayasızlıgı, fenalıgı ve taskınlıgı ise yasaklar. Tezekkur edesiniz diye size ogut verir

[91] Ahidlestiginiz zaman; Allah´ın ahdini yerine getirin. Pekistirdiginiz yeminleri bozmayın. CunkuAllah´ı uzerinize kefil yapmıssınızdır. Muhakkak ki Allah; yaptıklarınızı bilir

[92] Ipligini iyice egirip katladıktan sonra, sokup bozan kadın gibi olmayın. Bir ummetin digerinden daha cok olmasından oturu yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yapıyorsunuz. Allah, onunla sizi imtihan eder. Kıyamet gunu ihtilaf ettiginiz seyleri elbette size beyan edecektir

[93] Allah dileseydi; sizi bir tek ummet yapardı. Ama O; istedigini saptırır, istedigini dogru yola iletir. Islediklerinizden muhakkak sorumlu tutulacaksınız

[94] Yeminlerinizi aranızda hile ve bozgun vesilesi yapmayın. Cunku bu yuzden saglamca yere basmakta olan ayak, kayabilir. Allah yolundan alıkoydugunuz icin kotu bir azab tadarsınız. Ve sizin icin buyuk bir azab vardır

[95] Allah´ın ahdini az bir pahaya degismeyin. Eger bilirseniz; Allah katında olan, sizin icin daha hayırlıdır

[96] Sizin yanınızdaki tukenir. Allah´ın katında olanlar ise sonsuzdur. Sabredenlere mukafatlarını, yaptıklarının daha guzeli ile odeyecegiz

[97] Kadın olsun, erkek olsun; her kim, inanmıs olarak iyi amel islerse; ona hos bir hayat yasatacagız. Mukafatlarını yaptıklarından daha guzeli ile odeyecegiz

[98] Kur´an okuyacagın zaman; kovulmus seytandan Allah´a sıgın

[99] Dogrusu inananlar ve yalnız Rabblarına guvenenler uzerinde, onun bir nufuzu yoktur

[100] Onun nufuzu; sadece onu dost edinenler ve Allah´a sirk kosanlar uzerindedir

[101] Biz, bir ayetin yerine baska bir ayet getirdigimiz zaman; Allah ne indirdigini gayet iyi bilirken, onlar: Sen sadece uyduruyorsun, derler. Hayır onların cogu bunu bilmezler

[102] De ki: Onu Ruh-el Kudus, mu´minlerin imanını pekistirmek, muslumanlara hidayet ve mujde olmak uzere Rabbın katından hak ile indirmistir

[103] Andolsun ki; ona mutlaka bir insan ogretiyor, dediklerini biliyoruz. Kasdettikleri kisinin dili yabancıdır. Kur´an ise apacık arapcadır

[104] Muhakkak ki Allah´ın ayetlerine inanmayanları; Allah, dogru yola eristirmez. Onlara elim bir azab vardır

[105] Allah´ın ayetlerine inanmayanlar; sadece yalan uydururlar. Ve iste onlar yalancıların kendileridir

[106] Kalbi imanla dolu oldugu halde zorlananların dısında, her kim; imanından sonra Allah´ı tanımayıp kufre gogus acarsa; iste Allah´ın gazabı onların uzerinedir. Ve onlar icin buyuk bir azab vardır

[107] Bu, dunya hayatını ahirete tercih etmeleri ve Allah´ın da kafirler toplulugunu hidayete eristirmemesinden oturu, boyledir

[108] Onlar; Allah´ın kalblerini, kulaklarını ve gozlerini muhurledigi kimselerdir. Ve gafiller de iste bunlardır

[109] Suphesiz ki ahiret gununde de husrana ugrayacaklar iste bunlardır

[110] Hem Rabbın; iskenceye ugratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda savasan ve sabredenlerle birliktedir. Muhakkak ki Rabbın; bundan sonra da Gafur´dur, Rahim´dir

[111] O gun herkes oz nefsi icin ugrasacaktır. Herkes ne yaptıysa kendisine eksiksiz olarak verilecek, onlar; asla haksızlıga ugratılmayacaklardır

[112] Allah; size, huzur ve guven icinde bir kasabayı misal olarak verir. Her yandan oraya bol bol rızık geliyordu. Ama Allah´ın nimetine nankorluk ettiler de yaptıklarından dolayı Allah onlara aclık ve korku belasını tattırdı

[113] Andolsun ki; onlara, kendilerinden bir peygamber gelmisti de onu yalanlamıslardı. Zulum ederken kendilerini azab yakalayıvermisti

[114] Artık Allah´ın size rızık olarak verdigi seylerden helal ve temiz olarak yeyin. Eger O´na kulluk edecekseniz; Allah´ın nimetine sukredin

[115] O; size ancak oluyu, kanı, domuz etini, bir de Allah´tan baskası icin kesilmis olanı haram kıldı. Mecbur olan; saldırmamak ve haddi asmamak sartıyla bunun dısındadır. Suphesiz Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[116] Diliniz yalan yere vasıflandırageldigi icin her seye: Su helal; bu haramdır demeyin. Cunku Allah´a karsı yalan uydurmus olursunuz. Suphesiz ki Allah´a karsı yalan uyduranlar, asla felah bulmazlar

[117] Az bir gecim ve ardından onlara elim bir azab vardır

[118] Sana anlattıklarımızı daha evvel Yahudi olanlara da haram kılmıstık. Biz onlara zulmetmemistik, fakat onlar kendilerine zulmetmislerdi

[119] Hem Rabbın; bilmeyerek kotuluk isleyip de tevbe eden ve ıslah olanlardan yanadır. Bundan sonra da Rabbın; muhakkak Gafur´dur, Rahim´dir

[120] Muhakkak ki Ibrahim; baslı basına bir ummetti. Allah´a itaat ederdi ve bir Hanif idi. Hic bir zaman musriklerden olmamıstır

[121] Rabbının nimetlerine sukrederdi. Onu begenip secmis, kendisini dogru bir yola iletmisti

[122] Dunyada ona iyilik verdik. Dogrusu o, ahirette de iyilerdendir

[123] Sonra sana: Hanif olarak Ibrahim´in dinine uy; o, hic bir zaman musriklerden olmadı, diye vahyettik

[124] Cumartesi; ancak o gun uzerinde ihtilafa dusenlere farz kılındı. Suphesiz Rabbın; onların ihtilaf edegeldikleri seyler hakkında kıyamet gunu aralarında hukmunu verecektir

[125] Rabbının yoluna hikmetle ve guzel ogutle davet et. Onlarla en guzel sekilde tartıs. Muhakkak ki Rabbın; yolundan sapanları en iyi bilir. O, dogru yolda olanları da en iyi bilendir

[126] Eger ceza verecek olursanız; ancak sizin cezalandırıldıgınızın misliyle ceza verin. Sabrederseniz; elbette bu, sabredenler icin daha iyidir

[127] Sabret; senin sabrın ancak Allah icindir. Uzulme onlara. Kurdukları duzenlerden dolayı da endise etme

[128] Suphesiz ki Allah; muttakiler ve ihsan edenlerle beraberdir

İsrâ

Surah 17

[1] Sanı yucedir o Allah´ın ki; kulunu geceleyin Mescid-i Haram´dan cevresini mubarek kıldıgımız Mescid-i Aksa´ya goturmustur. Bir kısım ayetlerimizi gosterelim diye. Muhakkak ki O´dur O, Semi´, Basir

[2] Musa´ya da kitabı verdik. Ve onu, Israilogulları icin bir hidayet kıldık. Beni bırakıp baskasını vekil edinmeyesiniz diye

[3] Nuh ile beraber tasıdıgımız kimselerin soyunu da. Gercekten o, cok sukreden bir kul idi

[4] Israilogullarına kitabda hukmettik ki: Dogrusu yeryuzunde iki defa bozgunculuk yapacak ve kibirlendikce kibirleneceksiniz

[5] O ikiden birincisinin vakti gelince, uzerinize cok guclu olan kullarımızı saldık. Onlar, memleketin her kosesini kontrollarına aldılar. Bu, yerine gelmis bir vaad idi

[6] Bundan sonra sizi, onlara tekrar galip getirdik. Mallar ve ogullarla size yardım ederek sayınızı artırdık

[7] Eger ihsan ederseniz; kendiniz icin ihsan etmis olursunuz. Kotuluk ederseniz; o da kendinizedir. Digerinin vakti gelince; yuzunuzu karartsınlar, mescide ilk defa girdikleri gibi girsinler ve ele gecirdikleri yeri harab etsinler diye onları tekrar gondeririz

[8] Belki Rabbınız size merhamet eder. Eger donerseniz; Biz de doneriz ve Biz, cehennemi kafirler icin bir zindan kılmısızdır

[9] Muhakkak ki bu Kur´an; en dogru olana goturur. Ve salih amel isleyen mu´ minlere kendileri icin buyuk bir mukafat oldugunu mujdeler

[10] Ahirete inanmayanlar; onlar icin elem verici bir azab hazırladık

[11] Insan; hayır istiyormuscasına ser ister. Ve insan, esasen cok acelecidir

[12] Biz, geceyi ve gunduzu iki ayet kıldık. Rabbınızdan lutuf dileyesiniz ve yılların hesabını, sayısını bilesiniz diye gece ayetini silip gunduz ayetini aydınlık kıldık. Ve her seyi uzun uzadıya acıkladık

[13] Her insanın islediklerini boynuna dolarız. Ve onun icin kıyamet gununde acılmıs bulacagı bir kitab cıkarırız

[14] Oku kitabını. Bugun kendi hesabın icin kendi nefsin sana yeter

[15] Kim, hidayete ererse; kendi nefsi icin hidayete ermis olur. Kim de dalalete duserse; kendi nefsi aleyhine dalalete dusmus olur. Hic kimse baskasının yukunu yuklenmez. Biz, bir peygamber gondermedikce azab ediciler degiliz

[16] Bir kasabayı da helak etmek istedigimiz zaman; varlıklılarına emir veririz de, orada fasıklık yaparlar. Bunun uzerine artık oraya soz hak olur. Ve Biz de onları yerle bir ederiz

[17] Nuh´tan sonra, nice nesilleri yok etmisizdir. Kullarının gunahlarına Habir ve Basir olarak Rabbın yeter

[18] Kim gecici dunyayı isterse; onun icin orada diledigimiz kadar, diledigimiz kimseye hemen veririz. Sonra onun icin cehennemi hazırlarız. Kotulenmis ve kogulmus olarak oraya girer

[19] Kim de ahireti isterse ve onun icin inanmıs olarak gerekli cabayı gosterirse; iste onların say´i sukre degerdir

[20] Her birine, bunlara da, onlara da Rabbının nimetinden ulastırırız. Rabbının nimeti engellenmis degildir

[21] Bak, nasıl onların bir kısmını bir kısmına ustun kıldık. Elbetteki ahiret; dereceler bakımından da buyuktur, ustunluk bakımından da

[22] Allah ile beraber baska ilah edinme. Yoksa yerilmis ve terkedilmis olarak kalırsın

[23] Rabbın buyurmustur ki: Kendisinden baskasına ibadet etmeyesiniz, ana ve babaya iyi davranasınız. Eger onlardan biri veya her ikisi senin yanında iken yaslılıga erecek olurlarsa; onlara karsı, of dahi deme. Onları azarlama. Ve her ikisine de efendice sozler soyle

[24] Merhametten onlara alcak gonulluluk kanatlarını ger. Ve de ki: Rabbım; o ikisi, beni kucukken yetistirdikleri gibi sen de onlara merhamet et

[25] Rabbınız; nefislerinizde olanı en iyi bilendir. Eger salihlerden olursanız muhakkak ki O; kendisine donenler icin Gafur´dur

[26] Yakınlara hakkını ver. Miskine, yolcuya da. Ama sacıp savurma

[27] Muhakkak ki sacıp savuranlar, seytanlarla kardes olmuslardır. Seytan ise Rabbına pek nankordur

[28] Rabbından bekledigin bir rahmeti elde etmek icin onlardan yuz cevirmek zorunda kalırsan; o zaman onlara tatlı bir soz soyle

[29] Ve elini boynuna baglı kılma, onu busbutun de acıp durma. Yoksa kaybedenlerden ve kınananlardan olursun

[30] Muhakkak ki Rabbın; diledigine rızkı genisletir ve daraltır. Muhakkak ki O; kulları icin Habir´dir, Basir´dir

[31] Cocuklarınızı aclık korkusuyla oldurmeyin. Onlara da size de Biz; rızık veririz. Muhakkak ki onları oldurmek, buyuk bir gunahtır

[32] Zinaya yaklasmayın. Muhakkak ki o, azgınlıktır. Ve yol olarak da kotudur

[33] Allah´ın haram kıldıgı canı oldurmeyin. Ancak hak ile olursa mustesna. Kim, zulmedilerek oldurulurse; gercekten Biz, onun velisine bir yetki kılmısızdır. Artık o da oldurmekte asırı gitmesin. Muhakkak ki o, yardım gorenlerden olmustur

[34] Erginlik cagına ulasıncaya kadar, en guzel seklin dısında yetimin malına yaklasmayın. Ahdi yerine getirin. Muhakkak ki ahid, mes´uliyettir

[35] Olctugunuz zaman da; olcuyu tam tutun. Ve dosdogru olcekle tartın. Bu, daha hayırlı ve netice itibariyle daha guzeldir

[36] Hakkında bilgin olmadıgı sey uzerinde durma. Cunku kulak da, goz de, kalb de butun bunlar ondan sorumludurlar

[37] Yeryuzunde kibirlenerek yurume. Suphesiz ki sen, ne yeri yarabilirsin, ne de boyca daglara ulasabilirsin

[38] Butun bunlar, Rabbın katında begenilmeyen kotu seylerdir

[39] Bunlar, Rabbının sana vahyettigi hikmettendir. Allah ile beraber bir baska ilah edinme. Yoksa kınanmıs ve kovulmus olarak cehenneme atılırsın

[40] Yoksa Rabbınız size ogulları secti de kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Muhakkak ki siz, buyuk bir soz soyluyorsunuz

[41] Andolsun ki; Biz, ogut alsınlar diye bu Kur´an´da cesitli acıklamalar yaptık. Fakat bu, onların nefretinden baska bir seyi artırmıyor

[42] De ki: Onların dedikleri gibi Allah ile beraber tanrılar bulunsaydı; o zaman, hepsi Ars´ın sahibi olmaya bir yol ararlardı

[43] Onların soylediklerinden O, munezzehtir, yucedir ve uludur

[44] Yedi gok, yeryuzu ve icinde bulunanlar; O´nu tesbih ederler. O´nu hamd ile tesbih etmeyen hic bir sey yoktur. Ama siz, onların tesbihlerini anlamazsınız. Muhakkak ki O; Halim, Gafur olandır

[45] Kur´an okudugun zaman; seninle ahirete inanmayanların arasına ortulmus bir perde koyarız

[46] Onu anlarlar diye kalblerine ortuler koyduk. Kulaklarına da agırlık. Kur´an´da Rabbını tek olarak zikrettigin zaman da onlar nefret ederek arkalarına doner giderler

[47] Biz, onların seni dinledikleri zaman; neye kulak verdiklerini cok iyi biliriz. Gizli toplandıkları zaman da hani zalimler diyorlardı ki: Siz, sadece buyulenmis bir adama tabi oluyorsunuz

[48] Bak, sana nasıl misaller veriyorlar. Bunun icin dalalete dusmuslerdir. Ve bir daha yol bulamamaktadırlar

[49] Ve dediler ki: Biz, kemik ve ufalanmıs toprak oldugumuzda mı, cidden biz yeni bir yaratılısla diriltilecek miyiz

[50] De ki: Ister tas ister demir olun

[51] Veya gozunuzde buyuttugunuz bir yaratık olun. Diyecekler ki: Bizi tekrar kim diriltir? De ki: Sizi ilk defa yaratmıs olan. Sana baslarını sallayacaklar ve ne zaman o? diyecekler. De ki: Yakın olması umulur

[52] O, sizi cagırdıgı gun; hamdederek davetine uyarsınız. Ve cok az kalmıs oldugunuzu zannedersiniz

[53] Kullarıma de: En guzel olanı soylesinler. Dogrusu seytan aralarını acmak ister. Zira seytan, insan icin apacık bir dusman olmustur

[54] Rabbınız sizi daha iyi bilir. Isterse size merhamet eder, isterse sizi azablandırır. Biz; seni, onların uzerine vekil olarak gondermedik

[55] Rabbın goklerde ve yerde olanları daha iyi bilendir. Andolsun ki; Biz, peygamberlerden bir kısmını bir kısmına ustun kıldık, Davud´a da Zebur´u verdik

[56] De ki: O´ndan baska taptıklarınızı cagırın. Sizin bir sıkıntınızı gidermeye de, degistirmeye de gucleri yetmez

[57] Onlar, Rabblarına vesile arayarak daha yakın olmak icin bunlara taparlar. O´nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Zira Rabbının azabı, sakınılmaya degerdir

[58] Hic bir kasaba yoktur ki; kıyamet gununden once Biz, onu helak edecek veya siddetli bir azabla azablandıracak olmayalım. Bu, Kitab´da yazılmıstır

[59] Bizi ayetlerle gondermekten alıkoyan sey; ancak oncekilerin onları yalanlamıs olmalarıdır. Semud´a da gozleri gore gore bir disi deve vermistik de, ona zulmetmislerdi. Halbuki Biz; ayetleri ancak korkutmak icin gondeririz

[60] Hani sana demistik ki: Rabbın gercekten insanları kusatmıstır. Sonra gostermis oldugumuz ruyayı sadece insanlar icin bir imtihan kıldık. Kur´an´da lanetlenmis olan agacı da. Biz onları korkutuyoruz ama bu, onlara buyuk bir azgınlık vermekten baska bir seyi artırmıyor

[61] Hani meleklere demistik ki: Adem´e secde edin. Onlar secde etmilerdi. Sadece Iblis mustesna. Ve demisti ki: Camurdan yaratmıs olduguna mı secde edecegim

[62] Benden ustun kıldıgını goruyor musun? Eger beni kıyamet gunune kadar tehir edersen; pek azı mustesna, onun soyunu emrim altına alırım, demisti

[63] Buyurmustu ki: Haydi git, onlardan her kim sana uyarsa; muhakkak cehennem sizin cezanızdır. Hem de tam bir ceza

[64] Sesinle onlardan gucunun yettigini yerinden oynat. Atlılarınla ve yayalarınla onlara karsı haykırarak yuru. Mallarda ve cocuklarda onlara ortak ol. Ve vaadde bulun kendilerine. Seytan ancak aldatmak icin vaad eder onlara

[65] Muhakkak ki Benim kullarım uzerine senin bir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbın yeter

[66] Rabbınız O´dur ki; lutfundan elde edesiniz diye gemileri sizin icin denizde yuzdurur. Muhakkak ki O; sizin icin Rahim olandır

[67] Denizde size bir sıkıntı dokununca; yalvardıklarınızın hepsi kaybolur. Ancak O, kalır. Ama O, sizi kurtarıp karaya cıkarınca, yuz cevirirsiniz. Ve insan, zaten pek nankor olandır

[68] Kara tarafında sizi yere batırmasından veya basınıza tas yagdırmasından emin mi oldunuz? Sonra kendiniz icin bir vekil de bulamazsınız

[69] Yoksa sizi tekrar bir kere daha oraya dondurup uzerinize ortalıgı yıkan bir fırtına gondererek, kufretmis olmanızdan dolayı sizi suda bogmasından mı emin oldunuz? Sonra, Bize karsı sizi takib edecek birini de bulamazsınız

[70] Andolsun ki Biz, ademoglunu mukerrem kıldık. Karada ve denizde tasıdık. Ve onları temiz nimetlerden rızıklandırdık. Yaratmıs olduklarımızdan coguna onları ustun kıldık

[71] O butun insanları imamları ile cagırdıgımız gun; kime kitabı sagından verilmisse; iste onlar, kitablarını okuyacaklar, kıl kadar zulum olunmayacaklardır

[72] Kim de, burada kor ise ahirette de kordur. Yol bakımından da daha sapıktır

[73] Onlar; sana vahyettigimizden ayırıp baska bir seyi Bize karsı uydurman icin, seni fitneye dusurmeye calısırlar. O zaman, seni dost edineceklerdi

[74] Sayet sana sebat vermemis olsaydık; andolsun ki, az da olsa onlara meyl edecektin

[75] Ve o zaman Biz; sana, hayatın da kat katını, olumun de kat katını tattırdık. Sonra Bize karsı, sana bir yardımcı da bulamazdın

[76] Neredeyse seni memleketten cıkarmak icin zorlayacaklardı. O zaman, senin ardından onlar da ancak cok az kalabilirler

[77] Senden once gonderdigimiz peygamberlerimizin kanunu. Sen, Bizim kanunumuzda degisiklik bulamazsın

[78] Gunesin batıya yonelmesinden gecenin kararmasına kadar namaz kıl. Sabah vakti de. Zira sabah vakti gorulmesi gerekli bir ibadettir

[79] Geceleyin yalnız sana mahsus olmak uzere teheccud namazı kıl. Umulur ki, Rabbın seni ogulmus bir makama gonderiverir

[80] Ve de ki: Rabbım; beni dogruluk yerine koy. Ve dogruluk yerinden cıkar. Ve katından bana destekleyecek bir kuvvet ver

[81] De ki: Hak geldi, batıl yıkıldı. Muhakkak batıl zaten yıkılacaktı

[82] Kur´an´dan; muminler icin rahmet ve sifa olanı indiririz. Zalimler icin ise ancak husranı artırır

[83] Insana nimet verdigimiz vakit; yuz cevirir ve yan cizer. Basına bir kotuluk gelince de umitsiz olur

[84] De ki: Herkes, yaratılısına gore hareket eder. Ve Rabbınız kimin yol bakımından daha dogru oldugunu en iyi bilendir

[85] Sana ruhdan sorarlar. De ki: Ruh, Rabbımın emrindedir. Ve size bilgiden ancak, cok azı verilmistir

[86] Eger Biz istemis olsaydık; sana, vahyetmis oldugumuzu gotururduk. Sonra onun icin Bize karsı duracak bir vekil de bulamazdın

[87] Ancak Rabbından bir rahmet iledir. Muhakkak ki O´nun sana olan lutfu, pek buyuktur

[88] De ki: Insanlar ve cinnler bu Kur´an´ın bir benzerini getirmek icin toplansalardı; birbirlerine yardımcı da olsalar onun bir benzerini getiremezlerdi

[89] Andolsun ki; Biz, bu Kur´an´da insanlar icin her turlu ornegi cesitli sekillerde acıkladık. Yine de insanların cogu pek nankor oldu

[90] Dediler ki: Sen, bize yerden bir kaynak fıskırtıncaya kadar sana asla inanmayacagız

[91] Veya hurmalıklardan ve uzumden bahcelerin olsun ve aralarında ırmaklar akıtmalısın

[92] Yahut iddia ettigin gibi gogu uzerimize parca parca dusuresin veya Allah ı ve melekleri karsımıza getiresin

[93] Yahut da altundan bir evin olsun veya goge yukselesin. Oradan bize okuyacagımız bir kitab indirilinceye kadar, senin yukselmene de inanmayacagız. De ki: Tenzih ederim Rabbımı. Ben, peygamber olarak gonderilmis bir beserden baskası degilim

[94] Onlara hidayet geldigi zaman; insanları inanmaktan alıkoyan, sadece: Allah peygamber olarak bir beseri mi gondermistir? demeleridir

[95] De ki: Eger yeryuzunde yerlesmis dolasan melekler olsaydı; Biz, ancak onlara peygamber olarak gokten bir melek indirirdik

[96] De ki: Sahid olarak, benim ve sizin aranızda Allah yeter. Muhakkak ki O; kulları icin Habir´dir, Basir´dir

[97] Allah kimi hidayete erdirirse; o, hidayete ermistir. Kimi da dalalete dusururse; O´ndan baska onlar icin dostlar bulamazsın. Biz, onları kıyamet gunu korler, dilsizler ve sagırlar olarak yuzustu hasredecegiz. Yurtları cehennemdir. O ne zaman sonmeye yuz tutsa; hemen alevini artırırız

[98] Bu, onların cezasıdır. Cunku onlar; ayetlerimize kufrettiler ve: Kemik, ufalanmıs toprak oldugumuzdan sonra mı, biz mi, yeniden bir yaratılısla diriltilecegiz? dediler

[99] Gormezler mi ki; gokleri ve yeri yaratmıs olan Allah; onların benzerlerini de yaratmaya Kadir´dir. Onlar icin suphe olmayan bir ecel kılmıstır Buna ragmen zalimler kufurden baska bir seyde diretmediler

[100] De ki: Eger siz, Rabbımın rahmet hazinelerine sahip olsaydınız; o zaman tukenir korkusuyla onları saklardınız. Zaten insan pek cimridir

[101] Andolsun ki; Biz, Musa´ya dokuz tane apacık ayet verdik. Sor, Israilogullarına, hani onlara gelmisti de Firavun ona soyle demisti: Ey Musa, dogrusu ben, seni buyulenmis zannediyorum

[102] O da demisti ki: Andolsun ki sen; bunları goklerin ve yerin Rabbının, acık deliller olarak indirmis oldugunu biliyorsun. Ben, dogrusu ey Firavun, senin mahvolacagını sanıyorum

[103] Bunun uzerine onları memleketten surmek istedi. Biz de onu ve beraberindekileri butunuyle suda bogduk

[104] Onun ardından Israilogullarına dedik ki: Haydin, o memlekette siz oturun. Ahiret vaadi geldigi zaman; onları da sizi de bir araya getiririz

[105] Biz onu hak ile indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[106] Bir de Kur´an´ı insanlara agır agır okuman icin, bolum bolum ve gerektikce indirdik

[107] De ki: Ona ister inanın, ister inanmayın, muhakkak ki ondan once kendilerine bilgi verilenlere, o okundugu zaman, yuzleri ustu secdeye kapanırlar

[108] Ve derler ki: Tenzih ederiz Rabbımızı. Rabbımızın vaadi suphesiz yerine gelmis olacaktır

[109] Yuzleri ustu kapanarak aglarlar. Ve bu, onların husu´unu artırır

[110] De ki: Ister Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini derseniz deyin ; en guzel isimler O´nun icindir. Namazında sesini yukseltme de, gizleme de. Ikisi arasında bir yol bul

[111] Ve de ki: Hamd, O Allah´a mahsustur ki; bir cocuk edinmemis ve O´nun mulkunde bir ortak bulunmamıstır. Duskunlukten dolayı O´nun bir yardımcısı olmamıstır. Ve O´nu tekbir et

Kehf

Surah 18

[1] Hamd, O Allah´a ki; kuluna dosdogru kitabı indirdi ve onda hic bir egrilik koymadı

[2] Kendi katından siddetli bir baskını haber vermek ve salih amel isleyen mu´minlere guzel bir mukafat oldugunu mujdelemek icin

[3] Orada temelli kalacaklardır

[4] Ve: Allah cocuk edindi, diyenleri uyarman icin

[5] Ne onların, ne de babalarının buna dair bilgileri vardır. O, agızlarından cıkan ne buyuk bir sozdur. Onlar yalnız ve yalnız yalan soylerler

[6] Demek ki bu soze inanmayanların ardından uzulerek neredeyse kendini mahvedeceksin

[7] Insanlardan hangisinin daha guzel amel isledigini deneyelim diye, yeryuzunde olan seylere bir sus verdik

[8] Suphesiz ki Biz, yeryuzunde olanları kupkuru bir toprak haline getirebiliriz

[9] Yoksa; sen, magara ve kitabe ehlini sasılacak ayetlerimizden mi sandın

[10] Hani o yigitler; magaraya sıgınmıslardı da: Rabbımız; bize katından rahmet ver, islerimizde basarılı kıl, demislerdi

[11] Bunun uzerine yıllarca magarada onların kulaklarına perde vurduk

[12] Sonra iki taraftan hangisinin bekledikleri sonucu daha iyi hesaplamıs oldugunu belirtmek icin onları uyandırdık

[13] Sana; onların kıssalarını gercek olarak anlatalım: Dogrusu onlar; Rabblarına inanmıs, genc yigitlerdi. Biz de onların hidayetini artırmıstık

[14] Kalkıp da; Bizim Rabbımız goklerin ve yerin Rabbıdır; biz O´ndan baskasına tanrı demeyiz, yoksa andolsun ki; batıl soz soylemis oluruz, dedikleri zaman kalblerini pekistirmistik

[15] Su bizim kavmimiz, Allah´ı bırakıp O´ndan baska tanrılar edindiler. Onların gercek olduguna apacık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah´a karsı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir

[16] Onlara: Madem siz, onlardan ve Allah´tan baska tapmakta olduklarınızdan ayrıldınız; o halde magaraya cekilin ki Rabbınız; size, rahmetinden genislik versin, isinizde kolaylık gostersin, denildi

[17] Gunesin dogdugu zaman; magaralarının sag tarafına yoneldigini, battıgı zaman da; sol tarafa gittigini gorursun. Kendileri de magaranın ic tarafında idiler. Bu, Allah´ın ayetlerindendir. Allah, kimi hidayete erdirirse; o, dogru yola ermistir, kimi de sasıracak olursa; artık onun icin yol gosterici bir dost bulamazsın

[18] Onlar uykuda iken; sen, onları uyanık sanırdın. Biz, onları saga ve sola donduruyorduk. Kopekleri de dirseklerini esige uzatmıstı. Onları gorsen; icin korkuyla dolar, geri donup kacardın

[19] Boylece, birbirine sorsunlar diye onları uyandırdık. Iclerinden biri; ne kadar kaldınız? dedi. Bir gun veya daha az bir muddet kaldık, dediler. Ne kadar kaldıgınızı Rabbınız daha iyi bilendir. Simdi siz, birinizi paranızla sehre gonderin de yiyeceklere baksın, hangisi daha temiz ise ondan size getirsin. Orada nazik davransın da sakın sizi kimseye duyurmasın, dediler

[20] Cunku sizden haberleri olacak olursa; sizi, ya tasla oldururler veya dinlerine dondururler. Bu takdirde ise asla kurtulamazsınız

[21] Boylece, insanların onları bulmalarını sagladık ki Allah´ın sozunun gercek oldugunu ve kıyametin kopmasından suphe edilmeyecegini bilsinler. Nitekim bunlar hakkında cekisip duruyorlar: Onların magaralarının onune bir bina kurun, diyorlardı. Halbuki Rabbları onları cok daha iyi bilendir. Onların yerlerine galib gelenler ise: Onların magaralarının onune mutlaka bir mescid yapacagız, dediler

[22] Karanlıga tas atar gibi; uctur, dorduncusu kopekleridir, diyeceklerdir. Veya bestir, altıncıları kopekleridir, derler. Yahut: Yedidir, sekizincileri kopekleridir, derler. Onların sayısını en iyi bilen Rabbımdır, de. Onları pek az kimseden baskası bilmez. Bu yuzden onlar hakkında bu kısa anlatılanların dısında kimseyle tartısma ve onlar hakkında kimseden bir sey sorma

[23] Bir sey hakkında; ben bunu yarın mutlaka yapacagım, deme

[24] Meger ki Allah dilemis ola. Unuttugun zaman da Rabbını an ve soyle de: Umulur ki Rabbım; beni dogruya daha yakın olana eristirir

[25] Onlar magaralarında ucyuz sene eglestiler. Buna dokuz daha kattılar

[26] Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir, de. Goklerin ve yerin bilinmezlikleri O´na aittir. O ne guzel gorendir. O ne guzel isitendir. Bunların O´ndan baska yardımcısı yoktur. O, hic kimseyi hukmune ortak yapmaz

[27] Rabbının kitabından sana vahyolunanı oku. O´nun sozlerini degistirebilecek yoktur. O´ndan baska bir sıgınak da bulamazsın

[28] Sabah aksam Rabblarının rızasını dileyerek O´na yalvaranlarla beraber, sen de sabret. Dunya hayatının guzelliklerini isteyerek gozlerini onlardan ayırma. Bizi anmasını unutturdugumuz, heva ve hevesine uymus, haddi asmıs kimselere itaat etme

[29] De ki: Gercek, Rabbınızdandır. Isteyen inansın, isteyen inkar etsin. Suphesiz ki zalimler icin, duvarları kendilerini cepecevre kusatmıs bir ates hazırlamısızdır. Onlar feryad edip yardım dilediklerinde, erimis maden gibi yuzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. O, ne kotu icecek ve ne kotu duraktır

[30] Muhakkak ki iman edip, salih amel isleyenlere gelince; muhakkak ki Biz; iyi hareket edenlerin ecrini zayi etmeyiz

[31] Iste onlara; altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yesil elbiseler giyerek tahtları uzerine otururlar. O ne guzel mukafat ve ne guzel duraktır

[32] Onlara iki adamı ornek ver ki; birisine iki uzum bagı verip cevresini hurmalıklarla cevirmis ve aralarında ekinler bitirmistik

[33] Her iki bahce de urunlerini vermisler ve hic bir seyi eksik bırakmamıslardı. Ikisinin arasından bir de ırmak akıtmıstık

[34] Baskaca onun meyvesi de vardı. Bu yuzden arkadasıyla konusurken: Ben, malca senden daha zengin, nufuzca da senden ustunum, derdi

[35] O, nefsine boylece zulmederek bahcesine girerken dedi ki: Bu bahcenin batacagını hic sanmam

[36] Kıyametin kopacagını da tahmin etmiyorum. Eger Rabbıma dondurulursem, andolsun ki; bundan daha iyisini bulurum

[37] Arkadası ona cevap vererek dedi ki: Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratıp sonunda da seni insan kılıgına koyanı mı inkar ediyorsun

[38] Iste O; benim Rabbım olan Allah´tır ve ben, kimseyi Rabbıma ortak kosmam

[39] Bahcene girdigin zaman her ne kadar mal ve nufuz bakımından beni kendinden daha az buluyorsan da; masaallah, Allah´tan baska kuvvet yoktur, demen lazım degil miydi

[40] Rabbım bana senin bahcenden daha iyisini verebilir ve seninkinin uzerine gokten bir felaket gonderir de kaypak bir toprak haline getirebilir

[41] Yahut suyu cekilir de bir daha bulamazsın

[42] Nitekim urunleri yok edildi. Sarfettigi emege ici yanarak avuclarını ogusturuyordu. Cardakları hep yere dusmustu. Ve diyordu ki: Ne olaydım, Rabbıma hic kimseyi ortak kosmasaydım

[43] Allah´tan baska ona yardım edecek adamları da yoktu. Yardım edilen de olmadı

[44] Iste burada velayet, yalnız hak olan Allah´ındır. Mukafatlandırma bakımından da hayırlı olan, neticelendirme bakımından da hayırlı olan O´dur

[45] Dunya hayatının misalini de anlat onlara. Gokten indirdigimiz su gibidir. Ki bununla yeryuzunde yetisen bitkiler birbirine karısır. Ama sonunda da ruzgarın savuracagı corcope doner. Allah; her seyin ustunde bir kudret sahibidir

[46] Mal ve ogullar dunya hayatının zinetidir. Ama baki kalacak salih ameller, sevab olarak da, amel olarak da Rabbının katında daha hayırlıdır

[47] Bir gun dagları yuruturuz de; sen, yeri dumduz gorursun. Hic birini bırakmaksızın toplarız onları

[48] Saflar halinde Rabbına sunulduklarında onlara: Andolsun ki; sizi ilk kez yarattıgımız gibi Bize geldiniz. Sizi toplamak icin bir soz vermedigimizi iddia etmistiniz degil mi

[49] Kitab konuldugunda sucluların onda yazılı olandan korktuklarını gorursun Vah bize, eyvah bize, bu kitab nasıl olmus da kucuk buyuk bir sey bırakmaksızın hepsini saymıs, derler. Cunku butun islediklerini hazır bulurlar. Ve Rabbın, kimseye asla zulmetmez

[50] Hani meleklere; Adem´e secde edin, demistik de Iblis´ten baska hepsi secde etmisti. O ise, cinnlerden oldugu icin Rabbının emrinden dısarı cıkmıstı. Simdi siz, beni bırakıp da size dusman olan, onu ve soyunu mu dost ediniyorsunuz? Zalimler icin ne kotu bedeldir bu

[51] Oysa Ben onları; ne goklerin ve yerin yaratılmasında, ne de kendilerinin yaratılmasında sahid tuttum. Sapıkları da hic bir zaman yardımcı edinmis degilim

[52] Bana ortak kabul ettiklerinize seslenin, dedigi gun; onları cagırırlar ama hic birisi cevab vermez. Aralarına bir ucurum koyarız

[53] Suclular atesi gorunce; ona duseceklerini anlarlar, ama ondan kacacak yer bulamazlar

[54] Andolsun ki; Biz, bu Kur´an´da insanlara turlu turlu misal gosterip acıkladık. Insanın en cok yaptıgı is ise, tartısmadır

[55] Insanlara hidayet geldiginde; onları inanmaktan ve Rabblarından magfiret dilemekten alıkoyan; oncekilerin basına gelenlerin kendilerine de gelmesini veya goz gore gore azaba ugramayı beklemeleridir

[56] Biz, peygamberleri; sadece mujdeci ve uyarıcılar olarak gondeririz. Kufredenler ise hakkı batılla ortadan kaldırmak icin mucadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar

[57] Kendisine Rabbının ayetleri anlatılıp da, onlardan yuz ceviren ve onceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim vardır? Biz, onların kalblerinin ustune; onu iyice anlamalarına engel olan ortuler, kulaklarına da agırlık koyduk. Sen, onları hidayete cagırsan da; onlar asla hidayete gelmezler

[58] Bununla beraber Rabbın Gafur´dur, merhamet sahibidir. Eger onları, yaptıklarından dolayı hemen yakalasaydı; elbette cabucak azaba ugratırdı. Fakat onların bir vadesi vardır ve ondan kacıp sıgınacak yer bulamazlar

[59] Iste zulmettiklerinden dolayı helak ettigimiz kasabalar. Onları yok etmek icin, bir sure tayin etmistik

[60] Hani Musa delikanlısına demisti ki: Ben iki denizin birlestigi yere ulasmaya, yahut yıllarca yurumeye kararlıyım

[61] Ikisi, iki denizin birlestigi yere gelince; balıklarını unuttular. O, bir delikten kayıp denizi boyladı

[62] Oradan uzaklastıkları vakit Musa delikanlısına; azıgımızı cıkar, bu yolculugumuzdan andolsun ki yorgun dustuk, dedi

[63] Bak sen, kayalıga vardıgımızda balıgı unutmusum. Seytandan baskası unutturmadı onu bana. Sasılacak sekilde o, denizi boylayıvermis, dedi

[64] Musa; zaten istedigimiz buydu, dedi. Hemen izlerinin ustunden gerisin geri donduler

[65] Derken kullarımızdan bir kul buldular ki Biz, ona; katımızdan bir rahmet vermis ve kendisine nezdimizden bir ilim ogretmistik

[66] Musa ona: Sana ogretilen ilimden bana ogretmen icin, pesinden geleyim mi? dedi

[67] O da dedi ki: Dogrusu sen, benim yaptıklarıma asla dayanamazsın

[68] Kavrayamayacagın bir bilgiye nasıl dayanırsın

[69] O da: Insallah sabrettigimi goreceksin, sana hic bir iste karsı gelmeyecegim, dedi

[70] O halde bana uyacaksan; ben sana anlatmadıkca herhangi bir sey hakkında soru sormayacaksın, dedi

[71] Bunun uzerine kalkıp gittiler. Nihayet bir gemiye bindiklerinde; o, bu gemiyi deliverdi. Musa: Gemiyi icindekileri bogmak icin mi deldin? Dogrusu sasılacak bir sey yaptın, dedi

[72] Ben, sana; yaptıgım seylere dayanamazsın, demedim mi? dedi

[73] Unuttugum seyden dolayı bana cıkısma, gucumun yetmedigi seyden beni sorumlu tutma, dedi

[74] Yine gittiler, nihayet bir erkek cocuga rastladılar. O, hemen bunu oldurdu. Cana karsılık olmaksızın masum bir kimseye mi kıydın? Dogrusu, cok kotu bir sey yaptın, dedi

[75] O: Ben, sana; yaptıgım islere dayanamazsın, demedim mi? dedi

[76] Eger bundan sonra sana bir sey sorarsam; benimle arkadaslık etme. O zaman benim tarafımdan mazur sayılırsın, dedi

[77] Yine gittiler ve nihayet vardıkları kasaba halkından yiyecek istediler. Kasaba halkı bu ikisini misafir etmek istemedi. Ikisi sehrin icinde yıkılmaya yuz tutan bir duvar gorduler. O, bunu dogrultuverdi. Musa: Dileseydin; buna karsı bir ucret alabilirdin, dedi

[78] O dedi ki: Iste bu; seninle benim ayrılısımızdır. Dayanamadıgın islerin icyuzunu sana anlatacagım

[79] Gemi; denizde calısan yoksullara aitti. Onu kusurlu kılmak istedim. Zira arkalarında, her saglam gemiye zorla el koyan bir hukumdar vardı

[80] Oglana gelince; onun anası babası inanmıs kimselerdi. Cocugun onları azdırıp kufre suruklemesinden korkmustuk

[81] Rabblarının o cocuktan daha temiz ve daha cok merhametli birini vermesini istedik

[82] Duvar ise; o sehirdeki iki yetim erkek cocuga aitti. Altında da onlara ait bir define vardı. Babaları iyi bir kimseydi. Rabbın; onların erginlik cagına ulasmasını ve Rabbından bir rahmet olarak deefinelerini cıkar malarını istedi. Ben, bunları kendiligimden yapmadım. Iste dayanamadıgın seylerin tevili budur

[83] Sana Zulkarneyn´i sorarlar. Onu, size anlatacagım, de

[84] Dogrusu Biz; onu, yeryuzunde buyuk bir kudret sahibi kılmıstık ve ona her seyin yolunu ogretmistik

[85] O da bir yol tuttu

[86] En sonunda gunesin battıgı yere vardıgı zaman; onu kara bir suda batıyor buldu. Orada bir kavme rastladı. Zulkarneyn, onlara azab da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin, dedik

[87] Dedi ki: Kim zulmederse; ona, azab edecegiz. Sonra Rabbına dondurulur ve Rabbı; onu, gorulmemis bir azaba ugratır

[88] Fakat kim de, iman eder ve salih ameller islerse; ona, mukafat olarak guzel seyler vardır. Ona emrimizden kolayını da soyleyecegiz

[89] Sonra o, bir yol tuttu

[90] Nihayet gunesin dogdugu yere ulastıgında; onun, gunese karsı hic bir siper yapmadıgımız bir kavmin uzerine dogdugunu gordu

[91] Iste bunun gibi, onun yaptıklarının hepsini bastan basa biliyorduk Biz

[92] Sonra da bir yol tuttu

[93] En sonunda iki dagın arasına varınca; orada hemen hemen hic bir soz anlamayan bir kavme rastladı

[94] Dediler ki: Ey Zulkarneyn; Ye´cuc ve Me´cuc bu ulkede dogrusu bozgunculuk yapıyorlar. Bizim ve onların arasına bir sed yapman icin sana vergi verelim mi

[95] Dedi ki: Rabbımın bana verdikleri sizinkinden daha hayırlıdır. Bana gucunuzle yardım edin de, sizin ve onların arasına saglam bir duvar yapayım

[96] Bana demir kutleleri getirin. Bunlar iki dagın arasını doldurunca; korukleyin, dedi. Nihayet o, bir ates haline gelince; bana erimis bakır getirin de uzerine dokeyim, dedi

[97] Onlar; artık onu, ne asabildiler, ne de delip gecebildiler

[98] Dedi ki: Bu, Rabbımın bir rahmetidir. Rabbımın vaadi gelince onu yerle bir eder. Rabbımın verdigi soz, gercektir

[99] O gun; Biz, onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur´a uflenince hepsini bir araya toplarız

[100] O gun; kafirlere cehennemi oyle bir gosteririz ki

[101] Onların gozleri Bizim ogudumuze karsı kapalıdır ve ofkelerinden onu dinlemeye tahammul edemezler

[102] Kafirler, Beni bırakıp da kullarımı dost edinmelerini kafi mi sandılar? Dogrusu Biz, cehennemi kafirlere konak olarak hazırladık

[103] De ki: Size amel bakımından en cok kayıpta bulunanları haber vereyim mi

[104] Onlar ki; guzel is yaptıklarını sandıkları halde dunya hayatındaki calısmaları bosa gitmistir

[105] Iste onlar, Rabblarının ayetlerini ve O´na kavusmayı inkar edenlerdir. Bunun icin yaptıkları bosa gitmistir. Kıyamet gunu Biz, onlara deger vermeyecegiz

[106] Iste onların cezası; inkar edip peygamberlerimi ve ayetlerimi alaya almalarına karsılık, cehennemdir

[107] Muhakkak ki iman edip salih amel isleyenlerin konakları, Firdevs cennetleridir

[108] Orada temmelli kalırlar ve hic ayrılmak istemezler

[109] De ki: Rabbımın sozlerini yazmak icin denizler murekkep olsa ve bir o kadarını da katsak; daha Rabbımın sozleri tukenmeden denizler tukenirdi

[110] De ki: Ben de ancak sizin gibi bir beserim. Yalnız bana tanrınızın tek bir tanrı oldugu vahyediliyor. Artık kim, Rabbına kavusmayı arzu ediyorsa salih bir amel islesin. Ve Rabbına ibadette hic kimseyi ortak kosmasın

Meryem

Surah 19

[1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

[2] Rabbının, kulu Zekeriyya´ya rahmetinin zikri

[3] Hani o; Rabbına icinden yalvarmıstı

[4] Ve demisti ki: Rabbım; gercekten kemiklerim yıprandı, bas yaslılık alevi ile tutustu. Rabbım; simdiye kadar sana yalvarmakla bir seyden mahrum olmadım

[5] Dogrusu ben; kendimden sonra yerime gececek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Bana katından bir ogul bagısla

[6] Ki bana ve Yakubogullarına mirascı olsun. Rabbım; onu razı olunan kıl

[7] Ey Zekeriyya; sana Yahya adında bir oglan mujdeliyoruz. Daha once bu adı hic kimseye vermedik

[8] Rabbım; karım kısır ve ben de son derece kocamısken nasıl oglum olur ki? dedi

[9] Oyledir. Rabbım buyurdu ki: Bu, bana cok kolaydır. Daha once sen yokken seni de yaratmıstım

[10] Oyleyse Rabbım bana bir nisan ver, dedi. Senin nisanın; birbiri ardı sıra uc gece insanlarla konusmamandır, buyurdu

[11] Bunun uzerine ma´bedden cıkıp kavmine: Sabah aksam Allah´ı tesbih edin, diye isaret etti

[12] Ey Yahya, Kitab´a kuvvetle sarıl. Daha cocuk iken ona hikmet verdik

[13] Katımızdan bir kalb yumusaklıgı ile safiyet verdik. O, takva sahibi biri idi

[14] Anasına ve babasına karsı iyi davranırdı. Bas kaldıran bir zorba degildi

[15] Selam olsun ona, dogdugu gunde, olecegi gunde ve dirilecegi gunde

[16] Kitab´da Meryem´i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak Dogu tarafında bir yere cekilmisti

[17] Onlardan gizlenmek icin de bir perde germisti. Derken, Biz de ona ruhumuzu gondermistik de tam bir insan olarak gorunmustu ona

[18] Rahman´a sıgınırım senden, dedi. Eger takva sahibi isen

[19] O da: Ben, Rabbının sana tertemiz bir ogul vermek icin gonderdigi bir elciden baska bir sey degilim, dedi

[20] Meryem: Benim nasıl bir oglum olabilir ki; bana hic bir beser dokunmamıstır. Ve ben, kotu kadın da degilim, dedi

[21] Bu boyledir, zira Rabbın; bu, Bana kolaydır, onu insanlar icin bir ayet ve katımızdan bir rahmet kılacagız, buyuruyor, dedi. Ve is, olup bitti

[22] Nihayet ona gebe kaldı ve bu sebeple uzak bir yere cekildi

[23] Dogum sancısı onu bir hurma dalına surukledi. Keski, dedi; bundan evvel oleydim de unutulup gideydim

[24] Altından ona su nida geldi: Uzulme sakın, Rabbın senin ayagının altında bir ırmak akıttı

[25] Hurma dalını kendine dogru silkele; ustune taze hurma dokulsun

[26] Ye, ic, gozun aydın olsun. Insanlardan birini gorecek olursan; ben Rahman´ a oruc adadım. Onun icin bugun hic bir kimseyle konusmayacagım, de

[27] Derken cocugu alıp kavmine getirdi. Ey Meryem; andolsun ki utanılacak bir sey yaptın, dediler

[28] Ey Harun´un kızkardesi; baban kotu birisi degildi, annen de iffetsiz degildi, dediler

[29] Bunun uzerine o, cocugu gosterdi: Biz besikteki cocukla nasıl konusabiliriz? dediler

[30] Cocuk dedi ki: Suphesiz ben Allah´ın kuluyum. Bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı

[31] Nerede olursam olayım, beni mubarek kıldı ve yasadıgım muddetce namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti

[32] Bir de anneme iyi davranmamı. Ve beni bedbaht bir zorba kılmadı

[33] Selam olsun bana; dogdugum gunde, olecegim gunde ve diri olarak kaldırılacagım gunde, dedi

[34] Iste hakkında supheye dustukleri Meryem oglu Isa, hak soze gore budur

[35] Ogul edinmek Allah´a asla yakısmaz. O munezzehtir. Bir isin olmasını istedi mi, ona sadece; ol, der, o da oluverir

[36] Suphesiz ki Allah; benim de Rabbım, sizin de Rabbınızdır. O´na ibadet edin. Iste dosdogru yol budur

[37] Fırkalar kendi aralarında ihtilafa dustuler. Vay o buyuk gunu gorecek kafirlerin haline

[38] Bize geldikleri gun; neler gorup isitecekler. Ne var ki zalimler bugun apacık bir sapıklık icindedirler

[39] Sen, onları hasret gunu ile korkut. O gun, onlar gaflet icinde inanmamakta iken, is bitirilmis olur

[40] Suphe yok ki butun yeryuzune ve uzerinde bulunanlara Biz, varis olacagız Ve onlar, Bize donduruleceklerdir

[41] Kitab´da Ibrahim´i de an. Muhakkak ki o, dosdogru bir peygamberdi

[42] Hani babasına demisti ki: Babacıgım; isitmeyen, gormeyen ve sana hic bir faydası olmayan seylere nicin tapıyorsun

[43] Babacıgım, dogrusu sana gelmeyen bir ilim bana gelmistir. Oyleyse bana uy da, seni dosdogru bir yola ileteyim

[44] Babacıgım, seytana tapma. Cunku seytan, Rahman´a baskaldırmıstır

[45] Babacıgım, sana Rahman´ın katından bir azabın gelmesinden korkuyorum. Boylece seytanın dostu olarak kalırsın

[46] Dedi ki: Sen, benim tanrılarımdan yuz mu ceviriyorsun? Ey Ibrahim, eger bundan vazgecmezsen; andolsun ki seni taslarım, uzun bir muddet benden ayrıl, git

[47] Ibrahim dedi ki: Selam olsun sana, senin icin Rabbımdan magfiret dileyecegim. Zira O, bana karsı cok lutufkardır

[48] Sizi ve Allah´tan baska taptıklarınızı bırakıp cekilirim, Rabbıma yalvarırım. Rabbıma yalvarısımdan oturu mahrum kalmayacagımı umarım

[49] Onları ve Allah´tan baska taptıklarını bırakıp cekilince; ona Ishak´ı ve Yakub´u bahsettik. Ve her birini peygamber yaptık

[50] Bunlara rahmetimizden lutfettik. Onlar icin yuce bir dogruluk dili verdik

[51] Kitab´da Musa´yı da an. Muhakkak ki o, ihlasa erdirilmis ve gonderilmis bir peygamberdi

[52] Ona Tur´un sag yanından seslendik. Ve onu gizlice soylesmek icin yaklastırdık

[53] Ve rahmetimizden oturu ona; kardesi Harun´u da bir peygamber olarak bagısladık

[54] Kitab´da Ismail´i de an. Muhakkak ki o, vaadine sadık idi ve katımızdan gonderilmis bir peygamberdi

[55] Kavmine namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbının katında hosnudlugu ermisti

[56] Kitab´da Idris´i de an. Muhakkak ki o, dosdogru bir peygamberdi

[57] Onu yuce bir yere yukselttik

[58] Iste bunlar; Allah´ın kendilerine nimetler verdigi peygamberlerden, Adem in soyundan, Nuh ile beraber tasıdıklarımızdan ve Ibrahim ile Israil´in neslinden, hidayete erdirdigimiz ve sectigimiz kimselerdendir. Rahman´ın ayetleri onlara okundugu zaman; aglayarak secdeye kapanırlardı

[59] Ama onların ardından namazı bırakan, sehvetlerine uyan bir nesil geldi. Onlar bu azgınlıklarının karsılıgını goreceklerdir

[60] Ancak tevbe edip iman ederek salih amel isleyenler mustesnadır. Onlar, hic bir haksızlıga ugratılmadan cennete girerler

[61] Rahman´ın kullarına gıyaben vaad ettigi Adn cennetlerine. Suphesiz O´nun sozu yerini bulacaktır

[62] Orada bos sozler degil, sadece selam sozu isitirler ve sabah-aksam rızıklarını hazır bulurlar

[63] Iste bu cennetlere; kullarımızdan takva sahiplerini mirascı kılacagız

[64] Biz, ancak Rabbının emri ile ineriz. Onumuzde, arkamızda ve bu ikisi arasındaki her sey, O´nundur. Ve Rabbın unutkan degildir

[65] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbıdır. O halde O´na ibadet et ve bu ibadetinde devamlı ol. Sen, hic O´nun icin bir adas bilir misin

[66] Insan der ki: Ben, oldugumde mi diriltilecegim

[67] Insan hic dusunmez mi ki; kendisi onceden bir sey degilken, Biz yarattık onu

[68] Rabbına andolsun ki; Biz, onları da, seytanları da beraber mutlaka hasr edecegiz. Sonra cehennemin yanında diz cokturerek hazır bulunduracagız

[69] Sonra her toplumdan Rahman´a karsı en cok baskaldıranları ortaya koyacagpız

[70] Cehenneme en cok layık olanları elbette Biz, biliriz

[71] Sizden oraya gitmeyecek hic kimse yoktur. Bu, Rabbının yapmayı uzerine aldıgı kesin bir hukumdur

[72] Sonra Biz, takvaya erenleri kurtaracagız. Zalimleri de orada diz ustu cokmus olarak bırakacagız

[73] Ayetlerimiz kendilerine acıkca okundugu zaman; kufreden o adamlar mu´minlere: Bu iki takım insanın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha guzeldir? derler

[74] Onlardan once nice nesilleri yok ettik ki, varlıkca ve gosterisce bunlardan cok daha ustunduler

[75] De ki: Rahman; sapıklıkta olanın gunlerinin uzunlugunu uzattıkca uzatır. Nihayet tehdit edildikleri azabı veya kıyamet gununu gordukleri zaman; kimin yerinin daha kotu ve taraftarlarının daha gucsuz oldugunu bileceklerdir

[76] Allah, hidayete erenlerin hidayetini artırır. Baki kalacak salih ameller Rabbının katında hem sevab olarak daha hayırlı, hem de netice olarak daha hayırlıdır

[77] Ayetlerimizi inkar eden; bana elbette mal ve cocuk verilecektir, diyeni gordun mu

[78] O, gorulmeyeni mi biliyor yoksa Rahman katından bir soz mu almıs

[79] Hayır, onun soyledigini yazacagız ve azabını uzattıkca uzatacagız

[80] Onun soylemekte olduguna Biz, mirascı olacagız. Kendisi Bize tek olarak gelecektir

[81] Onlar; kendilerine guc kazandırsın diye, Allah´ı bırakarak ilahlar edindiler

[82] Hayır, onlar kendilerinin ibadetlerini inkar edecekler ve aleyhlerine doneceklerdir

[83] Bilmiyor musun ki; kafirlerin uzerine, onları kıskırtan seytanlar gonderdik

[84] Su halde sen, onlara karsı acele etme. Biz, onların gunlerini saydıkca sayıyoruz

[85] O gun muttakileri Rahman´ın huzurunda, O´na gelmis konuklar olarak toplarız

[86] Mucrimleri de suya goturur gibi cehenneme sureriz

[87] Rahman´ın katında, ahid almıs olanlardan baskası asla sefaatta bulunamayacaktır

[88] Bir kısım kimseler: Rahman cocuk edindi, dediler

[89] Andolsun ki; ortaya cok kotu bir sey attınız

[90] Neredeyse gokler parcalanacak, yer yarılacak ve daglar gocecekti

[91] Rahman´a cocuk isnad etmelerinden oturu

[92] Oysa Rahman´a cocuk edinmek yarasmaz

[93] Cunku goklerde ve yerlerde olan her sey, Rahman´a kul olarak gelecektir

[94] Andolsun ki; ilmi onları kusatmıs ve teker teker saymıstır

[95] Hepsi kıyamet gunu O´na tek olarak gelecektir

[96] Muhakkak ki iman edip salih amel isleyenleri, Rahman sevgili kılacaktır

[97] Iste Biz; bunu muttakilere mujdeleyesin ve inatcı bir kavmi uyarasın diye senin dilinde indirerek kolaylastırdık

[98] Onlardan once nice nesilleri yok ettik. Simdi onlardan hic bir varlık emaresi hissediyor veya bir ses isitiyor musun

Tâhâ

Surah 20

[1] Ta-Ha

[2] Biz; Kur´an´ı, sana gucluk cekesin diye indirmedik

[3] Ancak Allah´tan korkanlara bir bir ogut olarak

[4] Yeri ve yuce gokleri yaratanın katından indirmedir

[5] Rahman, Ars´a hukmetmistir

[6] Goklerde, yerde, ikisinin arasında ve topragın altında bulunanlar O´nun

[7] Istersen sen sozu acıga vur, suphesiz ki O; gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir

[8] Allah´tan baska hic bir ilah yoktur. En guzel isimler O´nundur

[9] Ve sana Musa´nın haberi geldi mi

[10] Hani o; bir ates gormustu de ailesine: Durun, ben bir ates gordum. Size ya ondan bir kor getiririm veya atesin yanında bir yol gosteren bulurum, demisti

[11] Atesin yanına gelince; kendisine: Ey Musa, diye seslenildi

[12] Suphesiz ki senin Rabbın Benim, Ben. Pabuclarını cıkar. Zira sen mukaddes vadide, Tuva´dasın

[13] Ve ben; seni sectim. Oyleyse vahyolunanı dinle

[14] Suphesiz ki Ben; Allah´ım. Benden baska hic bir ilah yoktur. Oyleyse Bana ibadet et ve Beni anmak icin namaz kıl

[15] Cunku kıyamet muhakkak gelecektir. Her nefis islediginin karsılıgını gorsun diye onu neredeyse gizliyorum

[16] Ona inanmayan ve hevesine uyan kimse, seni bundan alıkoymasın, yoksa helak olursun

[17] O sag elindeki de nedir ey Musa

[18] Dedi ki: O benim degnegimdir. Ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim ve daha bir cok islerde ondan faydalanırım

[19] Buyurdu: Ey Musa bırak onu

[20] O da bıraktı. Bir de ne gorsun; o, hemen kosan bir yılan oluvermis

[21] Buyurdu: Tut onu korkma. Biz onu yine eski durumuna cevirecegiz

[22] Elini de koltugunun altına koy ki; diger bir mucize olarak kusursuz, bembeyaz cıksın

[23] Bununla sana daha buyuk mucizelerimizi gosterelim

[24] Firavun´a git, dogrusu o, azmıstır

[25] Dedi ki: Rabbım, gogsumu ac

[26] Isimi kolaylastır

[27] Dilimden de dugumu coz ki

[28] Sozumu iyi anlasınlar

[29] Kendi ailemden bir vezir ver bana

[30] Kardesim Harun´u

[31] Onunla destekle beni

[32] Onu isimizde ortak yap

[33] Ki seni daha cok tesbih edelim

[34] Ve seni daha cok analım

[35] Suphesiz ki Sen, bizi gormektesin

[36] Buyurdu: Ey Musa; istedigin sana verilmistir

[37] Zaten sana, baska bir defa daha lutufta bulunmustuk

[38] Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmistik

[39] Onu bir sandıga koy da suya bırak. Su onu kıyıya atar. Bana da, ona da dusman olan birisi onu alır. Gozumun onunde yetisesin diye, senin uzerine katımdan bir sevgi koydum

[40] Hani kızkardesin gidip diyordu ki: Ona bakacak birini size gostereyim mi? Iste boylece, annen uzulmesin de gozu aydın olsun diye seni ona geri vermistik. Ve sen, bir cana kıymıstın da; seni uzuntuden kurtarmıstık. Hem seni bir cok musibetlerle denemistik. Boylece Medyen halkı arasında yıllarca kalmıstın. Sonra da bir kader uzerine geldin ey Musa

[41] Ve seni kendim icin yetistirdim

[42] Sen ve kardesin ayetlerimle git. Ikiniz de Beni zikretmede gevsek davranmayın

[43] Firavun´a gidin, dogrusu o, azmıstır

[44] Ve ona yumusak soz soyleyin, belki nasihat dinler veya korkar

[45] Dediler ki: Rabbımız; onun bize taskınlık yapmasından veya azgın davranmasından endise ederiz

[46] Buyurdu: Korkmayın, Ben sizinle beraberim, hem gorur, hem de isitirim

[47] Haydi ona gidin ve deyin ki: Dogrusu biz, senin Rabbının elcileriyiz. Artık Israilogullarını bizimle gonder ve onlara azab etme. Hem biz, Rabbından sana bir ayetle geldik. Hidayete tabi olanların uzerine selam olsun

[48] Dogrusu bize vahyolundu ki; yalanlayıp sırt cevirene azab vardır

[49] Ey Musa, Rabbınız kimdir sizin ikinizin? dedi

[50] Dedi ki: Rabbımız her seye yaratılısını veren, sonra da dogru yola eristirendir

[51] Oyle ise onceki nesillerin durumu nedir? dedi

[52] Dedi ki: Onların bilgisi Rabbımın katında bir kitabdadır. Benim Rabbım sasırmaz, unutmaz

[53] O ki; sizin icin, yeryuzunu dosemis, orada sizin icin yollar acmıs, gokten su indirmistir. Biz o su ile cesitli bitkilerden cifter cifter cıkardık

[54] Hem siz yeyin, hem hayvanlarınızı otlatın. Suphesiz ki bunlarda sagduyu sahipleri icin ayetler vardır

[55] Ondan yarattık sizi, oraya da dondurecegiz. Ve sizi, bir kere daha oradan cıkaracagız

[56] Andolsun ki ona butun ayetlerimizi gosterdik ama yalanlayıp kactı

[57] Ve dedi ki: Sihirbazlıgınla bizi yurdumuzdan cıkarmaya mı geldin ey Musa

[58] Simdi biz de seninkine benzer bir sihir gosterecegiz sana. Bizimle senin aranda bir bulusma zamanı ve yeri tayin et ki; sen de, biz de duz bir yerde bulunalım, caymayalım

[59] Bulusma zamanımız; sizin bayram gununuzde, insanların toplandıgı kusluk vaktidir, dedi

[60] Bunun uzerine Firavun donup gitti ve sonra butun hilesini toplayıp geldi

[61] Musa onlara dedi ki: Yazıklar olsun size, Allah´a karsı yalan uydurmayın Sonra azabla sizi yok eder. Dogrusu Allah´a iftira eden, husrana ugramıstır

[62] Derken onlar isi aralarında tartıstılar ve gizlice musavere ettiler

[63] Dediler ki: Muhakkak bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan cıkar mak ve ornek olan yolunuzu yok etmek istiyorlar

[64] Onun icin tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra da sırayla gelin. Bugun ustun gelen felah bulmustur

[65] Dediler ki: Ey Musa; ya sen at, ya da ilk atanlar biz olalım

[66] O da: Hayır siz atın, dedi. Bir de ne gorsun; onların ipleri ve degnekleri, buyuleri yuzunden kendisine gercekten yuruyorlarmıs gibi geldi

[67] Bu sebeple Musa, icinde bir korku hissetti

[68] Korkma; muhakkak sen daha ustunsun, dedik

[69] Sag elindekini at da onların yaptıklarını yutsun. Zira onların yaptıkları, sadece sihirbaz duzenidir. Nerede olursa olsun sihirbaz asla felah bulamaz

[70] Sonunda sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: Biz, Musa ve Harun´un Rabbına inandık

[71] Dedi ki: Ben size izin vermeden mi O´na inandınız? Dogrusu o size buyu ogreten buyugunuzdur. Oyleyse ben de ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama olarak kesecegim ve sizi hurma kutuklerine asacagım. O zaman hangimizin azabının daha cetin ve devamlı oldugunu bileceksiniz

[72] Dediler ki: Seni, bize gelen apacık mucizelere ve bizi yaratana ustun tutmayacagız. Ne hukum vereceksen ver. Sen ancak bu dunya hayatına hukmedebilirsin

[73] Dogrusu biz, hatalarımızı ve bize zorla yaptırdıgın buyuyu bagıslaması icin Rabbımıza iman ettik. Allah´ın verecegi mukafat daha hayırlı ve daha devamlıdır

[74] Kim Rabbına suclu olarak gelirse; suphesiz ki cehennem onun icindir. Orada ne olur, ne de yasar

[75] Kim de O´na iman etmis ve salih ameller islemis olarak gelirse; iste onlara en ustun dereceler vardır

[76] Altlarından ırmaklar akan ve icinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır ve bu, arınanların mukafatıdır

[77] Andolsun ki; Musa´ya soyle vahyettik: Kullarımı geceleyin yurut. Denizde onlara kuru bir yol ac. Batmaktan ve dusmanların yetismesinden korkma, endise etme

[78] Firavun da ordusuyla onu takip etti. Deniz de onları nasıl kapladıysa oylece kaplayıverdi

[79] Firavun kavmini saptırdı ve onlara dogru yolu gostermedi

[80] Ey Israilogulları; sizleri dusmanınızdan kurtardık ve size Tur´un sag yanını vaad eetik. Ve uzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik

[81] Size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yeyin, bunda asırı gitmeyin ki gazabımı hak etmeyesiniz. Gazabımı hak eden, muhakkak mahvolmustur

[82] Muhakkak ki ben; tevbe edeni, inanarak salih amel isleyeni sonra da dogru yola gireni elbette bagıslayanım

[83] Ey Musa; seni, kavminden daha cabuk gelmeye sevk eden nedir

[84] Dedi ki: Onlar izim uzerindedirler. Rabbım, hosnud olman icin sana cabucak geldim

[85] Buyurdu: Dogrusu biz, senden sonra kavmini sınadık ve Samiri de onları saptırdı

[86] Musa kavmine kızgın ve uzgun olarak dondu ve: Ey kavmim; Rabbınız size guzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı gecti aradan, yoksa Rabbınızın gazabına ugramak istediniz de mi bana verdiginiz sozden caydınız? dedi

[87] Onlar: Sana verdigimiz sozden kendi basımıza caymadık. O kavmin ziynet esyasından bize yukler dolusu tasıtıldı ve biz onları attık. Samiri de aynı sekilde attı, dediler

[88] Derken o, kendilerine boguren bir buzagı heykeli cıkarmıstı. Dediler ki: Iste bu, sizin de, Musa´nın da tanrısıdır. Fakat o, unuttu

[89] Gormuyorlar mıydı ki; o kendilerine ne bir soz soyleyebilirdi, ne bir zarar, ne de bir fayda verebilirdi

[90] Andolsun ki; daha once Harun da onlara: Ey kavmim; siz, bununla sınanıyorsunuz. Sizin gercek Rabbınız Rahman´dır. Bana uyun ve emrime itaat edin, demisti

[91] Onlar da: Musa bize donene kadar, buna sarılmaktan asla vazgecmeyecegiz, demislerdi

[92] Dedi ki: Ey Harun; bunların saptıklarını gorunce ne alıkoydu seni

[93] Benim ardımdan gelmekten? Yoksa benim emrime karsı mı geldin

[94] O da: Ey anamın oglu; sacımdan sakalımdan tutma. Dogrusu; Israilogulları arasına ayrılık soktun, sozume bakmadın, demenden korktum, dedi

[95] Ya senin zorun neydi ey Samiri? dedi

[96] O da: Onların gormedikleri bir sey gordum ve o elcinin bastıgı yerden bir avuc avucladım. Ve bunu ziynet esyasının eritildigi potaya attım. Nefsim bana bunu hos gosterdi, dedi

[97] Dedi ki: Haydi git, dogrusu hayatta artık; bana dokunmayın, demenden baska yapacagın bir sey yoktur. Bir de senin icin hic kacamayacagın bir ceza gunu var. Sarılıp durdugun ustune dusup tapındıgın ilahına bak; yemin olsun ki; biz onu yakacagız, sonra da parcaparca edip denize atacagız

[98] Sizin ilahınız; ancak O´ndan baska hic bir ilah olmayan Allah´tır. O, ilmiyle her seyi kusatmıstır

[99] Sana gecmislerin haberlerinden bir kısmını iste boylece anlatıyoruz. Suphe yok ki sana, katımızdan bir de zikir verdik

[100] Kim, ondan yuz cevirirse; suphesiz ki kıyamet gunu agır bir gunah yuklenecektir

[101] Onda temelli kalacaklardır. Bu, kıyamet gununde onlar icin ne kotu bir yuktur

[102] Sur´a uflendigi gun, iste o gun; sucluları, gozleri korkudan govermis olarak toplarız

[103] Aralarında gizli gizli konusarak: Siz, sadece o gun eglestiniz, derler

[104] Onların soylediklerini Biz daha iyi biliriz. En akıllıları da: Sadece bir gun eglestiniz, der

[105] Ve sana daglardan sorarlar. De ki: Rabbım, onları ufalayıp savuracak

[106] Yerlerini duz, kuru bir toprak haline getirecek

[107] Orada ne bir cukur, ne de bir tumsek goreceksin

[108] O gun; hic bir tarafa sapmadan o davetciye uyacaklardır. Sesler, Rahman´ ın heybetinden kısılmıstır ve sen; fısıltıdan baska bir sey isitmezsin

[109] O gun; Rahman´ın izin verdigi ve sozunden hosnud oldugu kimseden baskasının sefaati fayda vermez

[110] O, onların onlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onların hic birinin ilmi asla bunu kavrayamaz

[111] Ve butun yuzler Hayy ve Kayyum olan Allah´a bas egmistir. Bir zulum yuku tasıyanlar ise gercekten husrana ugramıstır

[112] Kim de inanmıs olarak salih ameller islerse; o, zulumden ve hakkının yenmesinden korkmaz

[113] Biz onu boylece Arapca bir Kur´an olarak indirdik. Belki sakınırlar veya onlara ibret verir diye tehditleri acıkladık

[114] Gercek hukumdar olan Allah; yucedir. Kur´an sana vahyedilirken; vahiy bitmezden once unutmamak icin acele tekrar edip durma ve: Rabbım, ilmimi artır, de

[115] Andolsun ki; Biz, daha once Adem´e de ahid vermistik. Fakat o unuttu ve Biz onda bir azim bulmadık

[116] Hani meleklere demistik ki: Adem´e secde edin. Iblis´ten baska hepsi secde etmis, o ise dayatmıstı

[117] Biz de demistik ki: Ey Adem, dogrusu bu, hem senin hem de esinin dusmanıdır. Sakın sizi cennetten cıkarmasın. Yoksa bedbaht olursun

[118] Zira cennette ne acıkırsın, ne de cıplak kalırsın

[119] Orada ne susarsın, ne de guneste yanarsın

[120] Ama seytan ona vesvese verdi ve: Ey Adem, sana ebedilik agacını ve yok olmayacak bir mulku gostereyim mi? dedi

[121] Bunun uzerine ikisi de ondan yediler. Hemen ayıp yerleri acıldı. Uzerlerine cennet yapraklarından yamamaya basladılar. Adem, Rabbına karsı geldi de saskın dustu

[122] Sonra Rabbı onu secti de tevbesini kabul etti ve ona dogru yolu gosterdi

[123] Buyurdu ki: Birbirinize dusman olarak hepiniz oradan inin. Benden size bir yol gosteren gelir de kim, benim yoluma uyarsa; ne sapar, ne de bedbaht olur

[124] Kim de benim zikrimden yuz cevirirse bilsin ki; onun dar bir gecimi olur ve kıyamet gununde Biz onu kor olarak hasrederiz

[125] Der ki: Rabbım, beni nicin kor olarak hasrettin? Halbuki ben goren biriydim

[126] Allah buyurur ki: Oyledir iste. Sana ayetlerimiz gelmisti de sen onları unutmustun. Bugun de sen oylece unutulursun

[127] Iste israf edenleri, Rabbının ayetlerine inanmayanları boylece cezalandıracagız. Hem ahiretin azabı daha cetin ve daha sureklidir

[128] Kendilerinden once nice nesilleri yok edisimiz hala onları uyarmadı mı? Halbuki onların yurdlarında gezinip duruyorlar. Dogrusu bunda sagduyu sahipleri icin ayetler vardır

[129] Sayet Rabbının verilmis bir sozu ve tayin ettigi bir vakit olmasaydı; hemen azaba ugrarlardı

[130] Onların soylediklerine sabret ve gunesin dogmasından once de, batmasından once de Rabbını hamd ile tesbih et. Gece saatlarında ve gunduzleri de tesbih et ki, Rabbının rızasına eresin

[131] Onlardan bazılarına; denemek icin verdigimiz dunya hayatının susune gozlerini dikme. Rabbının rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır

[132] Ehline namazı emret. Kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz. Sana Biz rızık veririz. Akibet takvadadır

[133] Rabbından bize bir ayet getirseydi ya derler. Onlara onceki kitablarda apacık deliller gelmedi mi

[134] Eger onları daha evvel azaba ugratarak yok etseydik: Rabbımız, bize bir peygamber gonderseydin de hor ve rusvay olmadan once ayetlerine uysaydık olmaz mıydı? diyeceklerdi

[135] De ki: Herkes gozlemektedir, siz de gozleye durun. Suphesiz kimlerin dosdogru yolun sahipleri oldugunu ve kimlerin hidayete ermis bulundugunu yakında bileceksiniz

Enbiyâ

Surah 21

[1] Insanların hesab zamanı yaklastı. Fakat onlar hala gaflet icinde yuz ceviriyorlar

[2] Rabblarından kendilerine yeni bir uyarı gelmeye dursun; onlar, bunu mutlaka eglenerek dinlemislerdir

[3] Kalbleri gaflet icerisinde. Zulmedenler gizlice fısıldastılar: Bu sizin gibi bir insandan baska bir sey midir? Siz, gore gore buyuye mi aldanacaksınız

[4] Dedi ki: Benim Rabbım; gokte ve yerde soyleneni bilir. O; Semi´dir. Alim´dir

[5] Onlar: Hayır, bunlar sacma sapan ruyalardır. Hayır onu uydurmustur, hayır o, sairdir. Haydi onceki peygamberler gibi o da bize bir mucize getirsin dediler

[6] Onlardan once helak etmis oldugumuz kasaba halkı iman etmemisti. Simdi bunlar mı iman edecekler

[7] Senden once de, kendilerine vahyettigimiz erkeklerden baskasını gondermedik. Eger bilmiyorsanız; zikir ehline sorun

[8] Biz onları; yemek yemez bir ceset kılmadık ve onlar, ebedi de degillerdi

[9] Nihayet onlara verdigimiz sozun dogrulugunu gosterdik. Kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık, asırı gidenleri de yok ettik

[10] Andolsun ki; size, icinde zikrinizin bulundugu bir Kitab indirdik. Hala akletmiyor musunuz

[11] Biz, zulmeden nice kasabayı kırıp gecirdik. Ve onlardan sonra baska bir kavmi var ettik

[12] Bizim baskınımızı hissettikleri zaman; onlar, oradan kacmaya yelteniyordu

[13] Kosup kacmayın, size nimet verilen yere, yurtlarınıza donun. Elbette sorguya cekileceksiniz

[14] Dediler ki: Vay basımıza gelenlere; dogrusu biz, zalimler idik

[15] Bu haykırmaları devam edip dururken Biz; onları, bicilmis bir ot, sonmus bir ocak haline getirdik

[16] Biz; gogu, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık

[17] Eger bir eglence edinmek isteseydik, elbette onu kendi katımızdan edinirdik. Fakat asla edinmedik

[18] Hayır Biz; gercegi batılın tepesine indiririz de onun beynini parcalar. Bir de bakarsın ki; o, yok olup gitmistir. Allah´a yakıstırdıklarınızdan dolayı yazıklar olsun size

[19] Goklerde ve yerde ne varsa O´nundur. Katında olanlar O´na kulluk etmekten buyuklenmezler ve usanmazlar

[20] Gece gunduz hic durmaksızın O´nu tesbih ederler

[21] Yoksa onlar; yerden bir takım tanrılar edindiler de onlar mı oluleri diriltecekler

[22] Eger goklerde ve yerde Allah´tan baska tanrılar olsaydı; bunların ikisi de muhakkak bozulup gitmisti. Ars´ın Rabbı olan Allah; onların nitelendirdiklerinden munezzehtir

[23] O; yaptıgından sorumlu degildir, fakat onlar sorumludurlar

[24] Yoksa O´ndan baska tanrılar mı edindiler? De ki: Kesin delilinizi getirin iste benimle birlikte olanların zikri ve benden oncekilerin zikri. Hayır onların cogu hakkı bilmezler de onun icin yuz cevirirler

[25] Senden once gonderdigimiz her peygambere mutlaka: Ben´den baska tanrı yoktur. Bana kulluk edin, diye vahyetmisizdir

[26] Dediler ki: Rahman cocuk edindi. O´nun sanı yucedir. Hayır, onlar ikram edilmis kullardır

[27] Onlar, sozle asla O´nun onune gecemezler. Ancak O´nun emriyle hareket ederler

[28] O, onların onlerindekilerini de bilir, arkalarındakini de bilir. Onlar, Allah´ın hosnud oldugu kimseden baskasına sefaat edemezler ve O´nun korkusundan titrerler

[29] Bunlardan kim: Tanrı O degil de benim derse; onu derhal cehennemle cezalandırırız. Biz, zalimlerin cezasını boyle veririz

[30] O kufredenler gormezler mi ki; gokler ve yer bitisikken Biz ayırdık onları. Ve her seyi sudan canlı kıldık. Hala inanmıyorlar mı

[31] Onlar sarsılmasın diye yeryuzunde sabit daglar yerlestirdik. Dogru yoldan gitsinler diye orada genis yollar actık

[32] Gokyuzunu de korunmus bir tavan kıldık. Fakat onlar, bundaki ayetlerden yuz ceviriyorlar

[33] Geceyi ve gunduzu, gunesi ve ayı yaratan O´dur. Her biri bir yorungede yuzer

[34] Senden once hic bir insanı ebedi kılmadık. Sen olursen; onlar baki mi kalırlar

[35] Her nefis olumu tadıcıdır. Bir imtihan olarak sizi iyilik ve kotulukle deneriz. Sonunda, Bize donduruleceksiniz

[36] Kufredenler seni gordukleri zaman, alaya almaktan baska bir sey yapmazlar. Ve: Tanrılarınızı diline dolayan bu mudur? derler. Iste Rahman´ın kitabını inkar edenler onlardır

[37] Insan aceleden yaratılmıstır. Size ayetlerimi gosterecegim. Ama o kadar cabuk istemeyin

[38] Dogru sozluler iseniz bu vaad ne zaman? derler

[39] O kufredenler; yuzlerinden ve sırtlarından atesi engellemeyecekleri ve yardım goremeyecekleri zamanı keski bilseler

[40] Dogrusu o aniden gelecek ve onları sasırtacaktır. Artık onu geri cevirmeye gucleri yetmeyecektir. Ve onlara muhlet de verilmeyecektir

[41] Andolsun ki; senden once de bir cok peygamberle alay edilmisti. Ama alaya alanları, eglendikleri sey mahvetmisti

[42] De ki: Geceleyin ve gunduzun sizi Rahman´dan kim koruyabilir? Ne var ki onlar, Rabblarının zikrinden yuz cevirmektedirler

[43] Yoksa kendilerini Bize karsı savunacak tanrıları mı var? Oysa bunlar kendilerine bile yardım edemezler. Bizden yakınlık da gormezler

[44] Evet Biz; onlara da, atalarına da gecimlikleri verdik. Oyle ki omurleri kendilerine uzun geldi. Fakat simdi gormuyorlar mı ki; Biz; o yeryuzune gelip cevresinden eksiltip durmaktayız. Onlar mıdır galip gelenler su halde

[45] De ki: Ben ancak sizi vahiy ile uyarıyorum. Sagırlar uyarıldıkları zaman cagrıyı isitmezler

[46] Andolsun ki Rabbının azabından onlara bir esinti dokunsa; eyvahlar bize, dogrusu biz gercekten zalimlermisiz, diyeceklerdir

[47] Biz; kıyamet gunu adalet terazilerini kurarız. Hic kimse hic bir seyle haksızlıga ugratılmaz. Hardal tanesi kadar bile olsa yapılanı ortaya koyarız. Hesab gorenler olarak da Biz, yeteriz

[48] Andolsun ki; Biz Musa ile Harun´a Furkan ısık, takva sahibleri icin de bir zikir verdik

[49] Onlar ki gormedikleri halde, Rabblarından korkarlar ve kıyamet saatından titrerler

[50] Iste bu da Bizim indirdigimiz mubarek bir zikirdir. Yoksa siz onu inkar mı ediyorsunuz

[51] Andolsun ki; Biz, daha once Ibrahim´e de rusdunu vermistik. Ve Biz onu bilenlerdik

[52] Hani o, babasına ve kavmine demisti ki: Su tapınıp durdugunuz heykeller de nedir

[53] Onlar da: Babalarımızı bunlara tapar bulduk, demislerdi

[54] O: Andolsun ki sizler de, babalarınız da apacık bir sapıklık icerisindesiniz, demisti

[55] Onlar: Sen, bize gercegi mi getirdin, yoksa bizimle egleniyor musun? dediler

[56] O da dedi ki: Hayır, Rabbınız goklerin ve yerin Rabbıdır ki onları, O yaratmıstır. Ve ben bunlara sahidlik edenlerdenim

[57] Allah´a yemin ederim ki; siz, arkanızı donup gittikten sonra putlarınıza bir tuzak kuracagım

[58] Derken hepsini paramparca edip iclerinden buyugunu, ona basvursunlar diye saglam bıraktı

[59] Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Dogrusu o zalimlerden biridir, dediler

[60] Dediler ki: Kendisine Ibrahim denilen bir gencin bunları diline doladıgını duymustuk

[61] Dediler ki: O halde bunların sahidlik edebilmeleri icin onu insanların gozleri onune getirin

[62] Ey Ibrahim; tanrılarımıza bu isi sen mi yaptın? dediler

[63] Dedi ki: Belki onu su buyukleri yapmıstır. Konusabiliyorsa onlara sorun

[64] Bunun uzerine kendilerine donup dediler ki: Hic suphesiz zalimler sizsiniz siz

[65] Sonra eski kafalarına dondurulduler: Bunların konusamayacagını, andolsun ki; sen de bilirsin, dediler

[66] Dedi ki: O halde Allah´ı bırakıp da size hic bir fayda veya zarar veremeyecek seylere ne diye taparsınız

[67] Yuh olsun size ve Allah´tan baska taptıklarınıza. Daha akıllanmayacak mısınız

[68] Onlar: Bir sey yapacaksanız sunu yakın da tanrılarınıza yardım edin, dedi

[69] Biz de: Ey ates; Ibrahim´e serin ve selamet ol, dedik

[70] Ona duzen kurmak istediler. Ama Biz, onları daha cok husrana ugrayanlar kıldık

[71] Onu da, Lut´u da alemler icin mubarek kıldıgımız yere ulastırıp kurtardık

[72] Ona Ishak´ı, ustelik bir de Yakub´u ihsan ettik. Ve her birini salih kimseler kıldık

[73] Onları emrimizle insanlara dogru yolu gosteren imamlar kıldık. Ve onlara hayırlar yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kulluk eden kimselerdi

[74] Lut´a da. Ona hukum ve ilim verdik, onu cirkin isler yapan o memleketten kurtardık. Dogrusu onlar, yoldan cıkmıs kotu bir kavim idiler

[75] Ve onu rahmetimize kattık. Dogrusu o, salih kimselerdendi

[76] Nuh´u da. Hani daha onceleri Bize niyaz etmisti. Onun duasını kabul edip kendisini ve ailesini buyuk sıkıntıdan kurtardık

[77] Ayetlerimizi yalanlayan kavme karsı ona yardım ettik. Dogrusu onlar; kotu bir kavim idiler. Biz de hepsini birden suda bogduk

[78] Davud ve Suleyman´a da. Hani kavmin koyunlarının yayıldıgı bir ekin hakkında hukum veriyorlarken; Biz, onların hukmune sahidlerdik

[79] Biz bu hukmu hemen Suleyman´a belletmistik. Her birine hukum ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dagları ve kusları buyruk altına aldık. Bunları yapanlar Bizdik

[80] Biz, ona; sizi savasta korumak icin zırh yapma sanatını ogrettik. Artık sukreder misiniz

[81] Suleyman´a da siddetli esen ruzgarı musahhar kıldık. Ruzgar, onun emri ile mubarek kıldıgımız yere dogru eserdi. Ve Biz, her seyi bilenleriz

[82] Denize dalacak ve bundan baska isler gorecek seytanları da onun emrine verdik. Onları gozetenler de Bizdik

[83] Eyyub´a da. Hani Rabbına niyaz etmis: Bu dert beni sarıverdi. Sen, merhametlilerin merhametlisisin, demisti

[84] Biz de onun duasını kabul etmis ve ugradıgı sıkıntıyı kaldırmıstık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak uzere, ona hem ailesini, hem de bir katını vermistik

[85] Ismail´e, Idris´e ve Zulkifl´e de. Onların her biri sabredenlerdendi

[86] Ve onları rahmetimize kattık. Dogrusu onlar; salih kimselerdendi

[87] Zunnun´a da. Hani o, ofkelenerek giderken kendisine guc yetiremeyecegimizi sanmıstı. Ama sonunda karanlıklar icinde: Sen´den baska hic bir ilah yoktur. Tenzih ederim seni, dogrusu ben, haksızlık edenlerden oldum, diye niyaz etmisti

[88] Biz de onun duasını kabul edip uzuntuden kurtarmıstık. Iste inananları boyle kurtarırız

[89] Zekeriyya´ya da. Hani o, Rabbına niyaz etmis ve Rabbım; beni tek basıma bırakma. Sen, varislerin en hayırlısısın, demisti

[90] Biz de ona icabet ederek Yahya´yı ihsan etmis, esini dogum yapabilecek bir hale getirmistik. Dogrusu onlar; hayırlı seylerde yarısıyorlar, korkarak ve umarak bize yalvarıyorlardı. Bize karsı derin saygı duyuyorlardı

[91] Mahrem yerini koruyana da ruhumuzdan uflemis; onu da, oglunu da alemler icin bir ayet kılmıstık

[92] Gercekten su sizin ummetiniz, bir tek ummettir. Ve Ben de Rabbınızım, artık yalnız Bana ibadet edin

[93] Onlar aralarında kendi islerinde boluk boluk oldular. Ama hepsi Bize doneceklerdir

[94] Artık inanmıs olarak salih amel isleyenlerin ameli inkar edilmez. Ve Biz onu yazanlarız

[95] Helak ettigimiz kasaba halkına da haramdır. Onlar geri donmezler

[96] Ye´cuc ve Me´cuc acılıp da her tepeden ve dereden akın ettikleri vakit

[97] Ve gercek vaad yaklastıgı zaman; o kufredenlerin gozleri belerip kalır: Vah bize, bundan once gaflet icindeydik, biz gercekten zalimler idik

[98] Siz ve Allah´tan baska taptıklarınız, suphesiz ki cehennem odunusunuz. Oraya gireceksiniz

[99] Sayet bunlar tanrı olsaydı; oraya girmezlerdi. Ve hepsi orada temelli kalacaklardır

[100] Orada inim inim inleyecekler ve bir sey de isitmeyeceklerdir

[101] Suphesiz ki daha once, kendilerine Bizden guzellik vaadi gecmis olanlar; bunlar, oradan uzaklastırılmıslardır

[102] Onun ugultusunu duymazlar. Canlarının istedigi seyler icinde temelli kalırlar

[103] O en buyuk korku bile onları tasalandırmaz. Melekler onları: Size soz verilen gun, iste bu gundur, diye karsılarlar

[104] Gogu kitab durer gibi durecegimiz gun; yaratmaya ilk basladıgımız gibi katımızdan verilmis bir vaad olarak onu yeniden var edecegiz. Dogrusu Biz, yapanlar olduk

[105] Andolsun ki; Zikir´den sonra Zebur´da da yazdık ki: Yeryuzune ancak salih kullarım varis olur

[106] Dogrusu bunda ibadet edenler icin, teblig vardır

[107] Biz, seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik

[108] De ki: Gercekten bana, sizin tanrınızın yalnızca bir tek tanrı oldugu vahyolunuyor. Artık Musluman olacak mısınız

[109] Sayet yuz cevirirlerse; de ki: Ben, size esitlik uzere bildirdim. Artık tehdid edildiginiz seyin yakın mı, uzak mı oldugunu bilmem

[110] Dogrusu O, sozun acıga vurulanını da bilir, gizlediklerinizi de bilir

[111] Bilmem. Belki bu, sizin icin bir deneme ve bir sureye kadar yararlanmadır

[112] Dedi ki: Rabbım; hak ile hukmet. Rahman olan Rabbımız; sizin nitelendirmelerinize karsı yardımına sıgınılacak odur

Hac

Surah 22

[1] Ey insanlar; Rabbınızdan sakının. Dogrusu kıyamet saatının sarsıntısı buyuk bir seydir

[2] Onu goreceginiz gun; her emzikli emzirdigini unutur, her yuklu yukunu dusurur. Insanları sarhos gibi gorursun. Oysa sarhos degildirler, ama Allah´ın azabı pek cetindir

[3] Insanlardan kimi; Allah hakkında bilmeden tartısır ve azgın seytanın ardına duser

[4] Onun aleyhinde su hukum yazılmıstır: O, kendisini dost edinen kimseyi saptırır ve alevli atesin azabına goturur

[5] Ey insanlar; eger dirilisten yana bir suphede iseniz; gercek su ki: Size acıkca gosterelim diye Biz sizi; topraktan, sonra nutfeden, sonra pıhtılasmıs bir kandan, sonra da yaratılısı belli belirsiz bir cignem etten yarat tık. Istedigimizi belli bir sureye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir cocuk olarak cıkarırız. Boylece yetisip erginlik cagına gelirsiniz. Kiminiz oldurulur, kiminiz de bilirken hic bir sey bilmez olsun diye omrunun en fena zamanına geri itilir. Yeryuzunu kupkuru olarak gorursun. Ama Biz, ona su indirdigimiz zaman harekete gecer, kabarır ve her cesit guzel bitkiden cift cift yetistirir

[6] Iste boyle. Muhakkak ki Allah hakkın kendisidir. Dogrusu oluleri O, diriltir. Ve O; her seye Kadir´dir

[7] Kıyamet saatı mutlaka gelecektir, onda hic suphe yoktur. Ve Allah; kabirlerde olanları diriltecektir

[8] Insanlardan oyleleri vardır ki; bilmeden, dogruya goturen bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı bulunmadan Allah hakkında tartısmaya girer

[9] Allah yolundan saptırmak icin, kibirlenerek, yanını egip buker. Dunyada rusvaylık onadır. Ve kıyamet gunu ona yakıcı azabı tattırırız

[10] Ona: Bunlar senin yaptıklarından oturudur, denir. Yoksa Allah kullarına asla zulmedici degildir

[11] Insanlardan oyleleri de vardır ki; Allah´a bir yar kenarındaymıs gibi kulluk eder. Ona bir iyilik gelirse yatısır. Basına bir bela gelirse; yuz ustu doner. Dunyayı da ahireti de kaybetmistir. Iste apacık kayıp budur

[12] O, Allah´ı bırakıp da kendisine fayda ve zarar veremeyecek seylere tapınır. Iste en derin sapıklık budur

[13] Kendisine zararı faydasından daha yakın olana tapınır. Tapındıgı sey ne kotu yardımcıdır, ne kotu yoldastır

[14] Muhakkak ki Allah; iman edenleri ve salih ameller isleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Dogrusu Allah; istedigini yapar

[15] Kim, dunyada ve ahirette Allah´ın ona yardım etmeyecegini sanıyorsa; bir sebeple goge tırmansın sonra kessin de bir dusunsun bakalım; bu hilesi kendisini ofkelendiren seye engel olabilir mi

[16] Iste boylece ona apacık ayetler olarak indirdik. Muhakkak ki Allah; diledigini hidayete eristirendir

[17] Muhakkak ki Allah; iman edenler, yahudiler, sabiiler, hıristiyanlar, mecusiler ve puta tapanlar arasında kıyamet gunu kesin hukmunu verecektir. Dogrusu Allah; her seye sahiddir

[18] Goklerde ve yerde olanların; gunes, ay, yıldızlar, daglar, agaclar, hayvanlar ile insanların bir cogunun Allah´a secde ettiklerini gormuyor musun? Insanların bir cogu da azabı hak etmistir. Ve Allah kimi alcaltırsa; ona ikram edecek kimse yoktur. Suphesiz ki Allah; diledigini yapar

[19] Bunlar iki dusmandır ki, Rabbları hakkında cekismislerdir. Kufredenler icin, atesten elbiseler kesilmistir. Basları ustunden de kaynar su dokulecektir

[20] Bununla karınlarındakiler ve derileri eritilir

[21] Demir kamcılar da onlar icindir

[22] Ne zaman oradan ve oradaki ıztırabdan cıkıp kurtulmak isteseler; her defasında oraya geri cevrilirler. Yakıcı azabı tadın, denir

[23] Muhakkak ki Allah; iman edip salih ameller isleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altun bilezikler ve inciler takınırlar. Ve oradaki elbiseleri ipektendir

[24] Onlar sozun en guzeline alıstırılmıslar ve ovulmeye layık olan Allah´ın dogru yoluna iletilmislerdir

[25] Muhakkak ki o kufredenlere, Allah´ın yolundan ve (yerli, yolcu butun insanları esit kıldıgımız) Mescid-i Haram´dan alıkoyanlara ve orada zulm ile ilhada yeltenenlere; elim bir azabtan tattırırız

[26] Hani Ibrahim´e: Bana hic bir seyi ortak kosma, tavaf edenler, kıyama duranlar, ruku edenler ve secdeye varanlar icin evimi temiz tut, diye Kabe´ nin yerini hazırlamıstık

[27] Insanlar icin haccı ilan et. Gerek yaya, gerek arık binekler uzerinde uzak vadiden ve yollardan sana gelsinler

[28] Ta ki kendileri icin faydalara sahid olsunlar ve Allah´ın onlara rızık olarak verdigi hayvanları belli gunlerde kurban ederken O´nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yeyin. Caresiz kalmıs yoksulu da doyurun

[29] Bilahare kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt el Atik´i tavaf etsinler

[30] Iste boyle. Kim Allah´ın haram kıldıklarına saygı gosterirse; Rabbı katında bu, onun hayrınadır. Size okunanlardan baska buyuk hayvanlar helal kılınmıstır. O halde murdardan, putlardan kacının ve yalan sozlerden cekinin

[31] Allah´a sirk kosmaksızın, hanifler olarak. Kim Allah´a sirk kosarsa; gokten dusup de kusların kaptıgı veya ruzgarın ucuruma attıgı bir seye benzer

[32] Bu boyledir. Kim, Allah´ın nisanelerine saygı gosterirse; suphesiz ki bu kalblerin takvasındandır

[33] Onlarda belli bir sureye kadar sizin icin faydalar vardır. Sonra varacakları yer, Beyt el Atik ile son bulur

[34] Biz; her ummet icin kurban kesmeyi mesru kıldık ki Allah´ın kendilerine rızık olarak verdigi hayvanların uzerine O´nun adını ansınlar. Sizin tanrınız, bir tek tanrıdır. O´na teslim olun. Sen mutevazı olanları mujdele

[35] Onlar ki; Allah anıldıgı zaman kalbleri titrer. Baslarına gelenlere sabr eder, namaz kılar ve kendilerine verdigimiz rızıktan infak ederler

[36] Biz, kurbanlık develeri de sizin icin Allah´ın nisanelerinden kıldık. Onlarda sizin icin hayır vardır. On ayakları baglı halde keserken uzerlerine Allah´ın adını anın. Kesilince onlardan yeyin. Isteyene de, istemeyene de verin. Sukredersiniz diye, onları boylece sizin emrinize musahhar kıldık

[37] Onların ne etleri, ne de kanları Allah´a ulasır. Sizden O´na sadece takva ulasır. Sizi hidayete erdirdigi icin Allah´ı tekbir edesiniz diye O, bunları size musahhar kılmıstır

[38] Muhakkak ki Allah; iman edenleri savunur. Muhakkak ki Allah; hainleri ve nankorleri sevmez

[39] Zulmedildikleri icin savasanlara izin verildi. Allah, onlara yardım etmeye elbette Kadir´dir

[40] Onlar ki; haksız yere ve sadece: Rabbımız Allah´tır dedikleri icin yurtlarından cıkarılmıslardır. Suphesiz ki Allah; insanların bir kısmını digerleriyle bertaraf etmeseydi; manastırlar, kiliseler, havralar ve icinde Allah´ın adı cok anılan mescidler yıkılır giderdi. Allah; kendisine yardım edenlere elbette yardım eder. Suphesiz ki Allah; Kavi´dir, Aziz´dir

[41] Onlar ki; eger kendilerini yeryuzune yerlestirirsek; namaz kılarlar, zekat verirler, ma´rufu emreder, munkerden nehyederler. Butun islerin akıbeti Allah´adır

[42] Eger seni yalanlıyorlarsa; dogrusu onlardan once Nuh kavmi, Ad ve Semud da yalanlamıstır

[43] Ibrahim´in kavmi, Lut´un kavmi de

[44] Medyen halkı da. Musa da yalanlanmıstır. Ama Ben; kafirlere muhlet verdim, sonra da onları yakaladım. Benim inkarım nasılmıs

[45] Nice kasabaları zulum ederken helak ettik. Simdi onların altları ustlerine gelmis ıpıssız durmaktadır, kuyuları korelmis, sarayları yıkılmıstır

[46] Yeryuzunde dolasmıyorlar mı ki; orada olanları akledecek kalbleri, isitecek kulakları olsun. Ne var ki yalnız gozler kor olmaz, goguslerde olan kalbler de korelir

[47] Senden cabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Dogrusu Rabbının katında bir gun; saydıklarınızdan bin yıl gibidir

[48] Nice kasabalar var ki; zalim oldukları halde onlara muhlet vermistim. Sonunda onları yakalayıverdim. Donus yalnız Banadır

[49] De ki: Ey insanlar; ben sizin icin ancak apacık bir uyarıcıyım

[50] Iman edip salih amel isleyenler icin magfiret ve comertce verilmis rızık vardır

[51] Ayetlerimizi tartısarak bozmaya ugrasanlar ise; iste onlar, cehennem ashabıdır

[52] Senden once gonderdigimiz hic bir Rasul ve hic bir Nebi yoktur ki; bir seyi arzuladıgı zaman seytan onun arzusuna vesvese karıstırmamıs olsun. Allah; seytanın karıstırdıgını giderir. Sonra Allah; kendi ayetlerini yerlestirir. Ve Allah; Alim´dir, Hakim´dir

[53] Seytanın karıstırdıgı, kalblerinde hastalık bulunan ve kalbleri kaskatı olan kimseleri sınamay vesile kılmak icindir. Zalimler, supjesiz derin bir ayrılık icindedirler

[54] Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun, Rabbından gelme bir gercek oldugunu bilip inanmaları ve gonullerini ona baglamaları icindir. Muhakkak ki Allah; iman edenleri dosdogru yola iletir

[55] Kufredenler; kendilerine o saat ansızın gelinceye veya gecesi olmayan gunun azabı catana kadar ondan yana devamlı bir suphe icinde kalırlar

[56] O gun; mulk Allah´ındır. Onların arasında hukmeder. Iman edip salih ameller isleyenler; Naim cennetlerindedirler

[57] Kufredip ayetlerimizi yalan sayanlar ise; iste onlar icin horlayıcı bir azab vardır

[58] Onlar ki; Allah yolunda hicret edip de sonra olur veya oldurulurler; Allah onlara elbette guzel bir rızık verecektir. Suphesiz ki Allah; rızık verenlerin en hayırlısıdır

[59] Andolsun ki; onları hosnud olacakları bir yere koyacaktır. Muhakkak ki Allah; Alim´dir, Halim´dir

[60] Iste boyle. Kim, kendisine yapılan haksızlıga benzeriyle mukabele eder de sonra yine kendisine saldırılırsa; andolsun ki Allah; ona yardım edecektir. Suphesiz ki Allah; Afuvv´dur, Gafur´dur

[61] Iste boyle. Allah; geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar. Muhakkak ki Allah; Semi´dir, Basir´dir

[62] Iste boyle. Cunku Allah; hakkın ta kendisidir. O´nu bırakıp da taptıkları seyler de dogrudan dogruya batıldır. Muhakkak ki Allah; Aliyy´dir, Kebir´dir

[63] Gormedin mi; Allah, gokten su indirdi de boylece yeryuzu yemyesil olmaktadır. Ve gercekten Allah; Latif´dir, Hamid´dir

[64] Goklerde ve yerde olanlar O´nundur. Muhakkak ki O; Gani´dir, Hamid´dir

[65] Gormedin mi; Allah, yerde olanları ve emriyle denizde akıp giden gemileri buyrugunuz altına vermistir. Izni olmadıkca, gogu yerin ustune dusmemesi icin O tutar. Dogrusu Allah; insanlara karsı Rauf´dur, Rahim´dir

[66] O´dur; sizi dirilten, sonra oldurecek, sonra yine diriltecek olan. Gercekten insan; cok nankordur

[67] Her ummete; yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Oyle ise iste seninle cekismesinler, Rabbına davet et. Suphesiz ki sen; dosdogru bir hidayet uzeresin

[68] Seninle tartısırlarsa de ki: Allah, yapmakta oldugunuzu en iyi bilendir

[69] Ihtilafa dustugunuz seylerde Allah; kıyamet gunu aranızda hukmedecektir

[70] Bilmez misin ki Allah; gokte ve yerde olanı bilir. Hic suphesiz bunlar, bir Kitab´dadır. Dogrusu bunlar, Allah icin pek kolaydır

[71] Onlar; Allah´ı bırakır da Allah´ın haklarında hic bir delil indirmedigi ve kendilerinde de bilgi bulunmayan seylere taparlar. Zalimlerin hic bir yardımcısı yoktur

[72] Onlara, apacık ayetlerimiz okundugu zaman; o kufredenlerin yuzlerinden inkarı anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: Size bundan daha kotusunu haber vereyim mi? Ates. Allah, onu kufredenlere vaad etmistir. Ne kotu donus

[73] Ey insanlar, bir misal verildi, simdi onu dinleyin: Suphesiz ki Allah´ı bırakıp da taptıklarınız bir araya gelseler; bir sinek bile yaratamazlar Ama sinek, onlardan bir sey kapsa bunu da ondan kurtaramazlar. Isteyen de, istenen de aciz

[74] Onlar Allah´ı geregi gibi takdir edemediler. Muhakkak ki Allah; Kavi´dir, Aziz´dir

[75] Allah; meleklerden elciler secer. Insanlardan da. Dogrusu Allah; Semi´ dir, Basir´dir

[76] Onların onlerinde ve arkalarında olanı bilir. Butun isler Allah´a dondurulur

[77] Ey iman edenler; ruku edin, secdeye varın, Rabbınıza kulluk edin ve iyilik yapın ki kurtulusa eresiniz

[78] Ve Allah icin hakkıyla cihad edin. O, sizi secmis ve babanız Ibrahim´in yolu olan dinde sizin icin bir zorluk kılmamaıstır. Daha once peygamberlerin size sahid olması, sizin de insanlara sahidler olmanız icin size musluman adını veren O´dur. Su halde namaz kılın, zekat verin ve Allah´a sarılın. O´dur sizin Mevlanız. Ne guzel Mevla, ne guzel yardımcı

Mü'minûn

Surah 23

[1] Mu´minler; gercekten felah bulmuslardır

[2] Ki onlar; namazlarında husu´ icindedirler

[3] Ki onlar; bos sozlerden yuz cevirirler

[4] Ki onlar; zekatlarını verirler

[5] Ki onlar; ırzlarını korurlar

[6] Sadece esleri ve sag ellerinin malik oldukları mustesnadır. Dogrusu onlar; bunun icin de kınanacak degildirler

[7] Kim de bundan baskasını ararsa; iste onlar, haddi asanlardır

[8] Ki onlar; emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler

[9] Ki onlar; namazlarını korurlar

[10] Iste onlar; varis olanlardır

[11] Onlar ki; Firdevs´e varis olacaklardır ve orada ebedi kalıcıdırlar

[12] Andolsun ki; Biz, insanı; camurdan, suzme bir ozden yarattık

[13] Sonra da onu nutfe halinde saglam bir yere yerlestirdik

[14] Sonra nutfeyi bir kan pıhtısı haline getirdik. Derken o kan pıhtısını bir cignemlik et yaptık. Bir cignemlik et parcasını kemik olarak yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Ve sonra onu apayrı bir yaratık yaptık. Yaratanların en guzeli olan Allah´ın sanı ne yucedir

[15] Sonra siz, bunun arkasından hic suphesiz ki oleceksiniz

[16] Sonra siz, kıyamet gununde muhakkak diriltileceksiniz

[17] Andolsun ki; biz, sizin ustunuzde yedi yol yarattık. Biz yaratmadan gafiller degiliz

[18] Gokten belli bir miktarda su indirdik ve onu yerde durdurduk. Suphesiz Biz; onu gidermeye de kadiriz

[19] Onunla sizin icin hurmalıklardan, uzumluklerden nice baglar ve bahceler yaptık ki iclerinde sizin icin bir cok yemisler vardır. Onlardan yersiniz

[20] Tur-u Sina´da yetisen, yiyenlere yag ve katık veren bir agac da var ettik

[21] Davarlarda da sizin icin elbette bir ibret vardır. Onların karınlarındakinden size iciririz. Sizin icin onlarda daha bir cok faydalar vardır. Ve onlardan yersiniz de

[22] Hem onların uzerinde, hem de gemilerin ustunde tasınırsınız

[23] Andolsun ki; Nuh´u kavmine gonderdik. Dedi ki: Ey kavmim, Allah´a kulluk edin. O´ndan baska tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız

[24] Bunun uzerine kavminin onde gelen kafirlerinden bir grup dediler ki: Bu, sizin gibi bir insandan baska bir sey degildir. Sizden ustun olmak istiyor. Sayet Allah dilemis olsaydı; melekler indirirdi. Ilk atalarımızdan da boyle bir sey isitmedik

[25] O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan baskası degildir. Bir sureye kadar onu gozetleyin

[26] O da: Rabbım, beni yalanlamalarına karsılık bana yardım et, dedi

[27] Ona vahyettik ki: Gozetimimiz altında sana bildirdigimiz gibi gemiyi yap. Buyrugumuz gelip de sular kaynayınca her cinsten ikiser ciftive aleyhine hukum verilmis olanın dısında kalan coluk cocugunu alıp gemiye bindir. Zalimler icin bana basvurma. Cunku onlar bogulacaklardır

[28] Sen ve beraberindekiler, gemiye yerlesince: Bizi zalimler toplulugundan kurtaran Allah´a hamdolsun, de

[29] Ve de ki: Rabbım; beni mubarek bir yere indir. Ve Sen indirenlerin en hayırlısısın

[30] Suphesiz ki bunda ayetler vardır. Biz, elbette deneyenleriz

[31] Bunların ardından baska bir nesil yarattık

[32] Onlara da kendilerinden: Allah´a ibadet edin, O´ndan baska tanrınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız? diyen bir peygamber gonderdik

[33] Onun kavminden; kendilerine dunya hayatında rızık verdigimiz halde kufr ederek ahirete kavusmayı yalanlayan ileri gelenler dediler ki: Bu, sizin gibi bir beserden baska bir sey degildir. Sizin yediklerinizden yiyor, ictiklerinizden iciyor

[34] Eger kendiniz gibi bir insana boyun egecek olursanız; husrana ugrayacagınızda hic suphe yoktur

[35] Oldugunuz ve bir toprak, bir kemik oldugunuz zaman tekrar dirilmenizi mi vaad ediyor

[36] Vaad edildiginiz sey ne kadar uzak, hem de ne kadar uzak

[37] Hayat ancak bu dunyadakidir. Oluruz, yasarız. Ama tekrar diriltilecek degiliz

[38] O, sadece Allah´a karsı yalan uyduran biridir. Biz ona inanacak degiliz

[39] O peygamber: Rabbım, beni yalanlamalarına karsılık bana yardım et, dedi

[40] Allah da buyurdu ki: Az sonra pisman olacaklar

[41] Gercekten onları muthis bir cıglık yakaladı. Ve onları bir supruntu yıgını haline getirdik. Zulmeden kavim uzak olsun

[42] Sonra bunların ardından baska bir nesil yarattık

[43] Hic bir ummet, kendi suresini one de alamaz, geriye de bırakamaz

[44] Sonra birbiri ardı sıra peygamberlerimizi gonderdik. Her ummete peygamber geldikce onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardı sıra yok edip hepsini birer soylenti yaptık. Inanmayan bir kavim uzak olsun

[45] Sonra Musa´yı ve kardesi Harun´u ayetlerimizle ve apacık delillerle gonderdik

[46] Firavun´a ve erkanına. Bunun uzerine buyukluk tasladılar. Zaten magrur bir topluluktular

[47] Bu yuzden dediler ki: Kavimleri bize kulluk edip dururken, bizim gibi su iki insana mı inanacagız

[48] Onları yalanladılar ve bu yuzden helake ugratılanlardan oldular

[49] Andolsun ki; dogru yola gelsinler diye Musa´ya Kitab´ı verdik

[50] Biz; Meryem´in oglunu da, annesini de bir ayet kıldık. Her ikisini de sulak, oturmaya elverisli yuksek bir yere yerlestirdik

[51] Ey peygamberler; temiz seylerden yeyin ve salih amel isleyin. Dogrusu Ben; yaptıgınızı bilirim

[52] Suphesiz bu; bir tek ummet olarak sizin ummetinizdir. Ben de sizin Rabb´ ınızım. Ben´den korkun

[53] Ama onlar islerini kendi aralarında boluk boluk ayırdılar. Her boluk kendi tuttugu yoldan memnundur

[54] Bir sureye kadar onları kendi sapıklıklarıyla basbasa bırak

[55] Zannederler mi ki; kendilerine mal ve ogullar vermekle

[56] Iyiliklerde onlar icin acele davranmaktayız. Hayır farkında degiller

[57] Muhakkak ki Rabblarından korktukları icin titreyenler

[58] Ve Rabblarının ayetlerine inananlar

[59] Ve Rabblarına sirk kosmayanlar

[60] Ve Rabblarına doneceklerinden kalbleri urpererek vermeleri gerekenleri verenler

[61] Iste onlar; hayırlara kosusurlar ve o ugurda one gecerler

[62] Biz, hic kimseye gucunun yeteceginden fazlasını yuklemeyiz. Katımızda gercegi konusan bir kitab vardır. Ve onlar asla haksızlıga ugratılmazlar

[63] Hayır, onların kalbleri bundan habersizdir. Onların bundan baska da yapageldikleri isler vardır

[64] En sonunda onların refahla sımaranlarını azabla yakaladıgımız zaman hemen feryad ederler

[65] Feryad etmeyin bugun. Dogrusu siz, katımızdan bir yardım gormezsiniz

[66] Ayetlerimiz size okunuyordu da siz, ona arkanızı donuyordunuz

[67] Buyukluk taslıyor, gece agzınıza geleni soyluyordunuz

[68] Soyleneni dusunmediler mi hic? Yoksa onlara, daha once gecen atalarına gelmeyen bir sey mi geldi

[69] Yoksa peygamberlerini tanımadılar da onun icin mi inkar ediyorlar

[70] Yahut; onda bir delilik var mı diyorlar? Hayır, o kendilerine hak ile gelmistir. Ama onların cogu haktan hoslanmamaktadırlar

[71] Sayet hak, onların heveslerine uysaydı; gokler, yer ve onlarda bulunanlar muhakkak bozulup giderdi. Hayır, Biz onlara kendi zikirlerini getirdik. Ama onlar zikirlerinden yuz ceviriyorlar

[72] Yoksa sen, onlardan bir ucret mi istiyorsun? Rabbının ecri daha hayırlıdır. Ve O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[73] Aslında sen, onları dosdogru bir yola cagırıyorsun

[74] Ama ahirete inanmayanlar, mutlaka bu yoldan sapmaktadırlar

[75] Sayet Biz, onlara acısak ve baslarındaki sıkıntıyı gidersek yine de azgınlıkları icinde bocalayıp kalırlar

[76] Andolsun ki Biz, onları azabla yakaladık. Ama yine de Rabblarına boyun egmediler. Onlar yalvarıp yakarmazlar

[77] Sonunda onlara siddetli bir azab kapısı actıgımızda saskına donup umitsiz kalıverdiler

[78] Sizin icin kulaklar, gozler ve kalbler var eden O´dur. Ne de az sukrediyorsunuz

[79] Sizi yeryuzunde yaratıp tureten O´dur. Ve O´nun huzurunda toplanacaksınız

[80] Dirilten de, olduren de O´dur. Geceyle gunduzun birbiri ardı sıra gelmesi de O´nun emrine baglıdır. Hala dusunmez misiniz

[81] Hayır, onlar yine de oncekilerin dediklerini derler

[82] Onlar demislerdi ki: Olup de toprak ve kemik yıgını oldugumuzda mı, gercekten biz mi diriltilecegiz

[83] Andolsun ki biz, ve daha once de atalarımız bununla tehdit edilmisti. Bu eskilerin masallarından baska bir sey degildir

[84] De ki: Yer ve onda bulunanlar kimindir? Biliyorsanız soyleyin

[85] Allah´ındır, diyecekler. Oyleyse ibret almaz mısınız? de

[86] De ki: Yedi gogun Rabbı ve yuce Ars´ın Rabbı kimdir

[87] Allah´tır, diyecekler. Oyleyse sakınmaz mısınız? de

[88] De ki: Her seyin hukumranlıgı elinde olan, barındıran, ama barındırılmaya asla muhtac olmayan kimdir

[89] Allah´tır, diyecekler. Oyleyse nasıl aldanıyorsunuz? de

[90] Hayır, Biz, onlara gercegi getirdik. Ama onlar muhakkak yalancılardır

[91] Allah, hic bir cocuk edinmemistir ve O´nunla birlikte hic bir ilah da yoktur. Olsaydı; o zaman, her ilah, kendi yarattıgını alıp goturur ve birbirinden ustun cıkmaya calısırlardı. Allah, onların nitelendirdiklerinden mgunezzehtir

[92] O, goruleni de, gorulmeyeni de bilir. Onların kostukları ortaklardan cok yucedir

[93] De ki: Rabbım, onların tehdit olundukları seyi bana mutlaka gostereceksen

[94] Rabbım, o zaman beni zalimler guruhunun icinde bulundurma

[95] Biz, onlara vaad ettigimizi sana gostermeye elbette kadiriz

[96] Sen, kotulugu en guzel ile sav. Onların nitelendirmekte olduklarını Biz, cok daha iyi biliriz

[97] Ve de ki: Rabbım, seytanların kıskırtmalarından Sana sıgınırım

[98] Rabbım, onların huzurumda bulunmalarından Sana sıgınırım

[99] Onlardan birine olum geldigi vakit der ki: Rabbım, beni geri dondur

[100] Belki yapmadan bıraktıgımı tamamlar ve salih amel islerim. Hayır, bu soyledigi, sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri gune kadar arkalarında onları geriye donmekten alıkoyan bir berzah vardır

[101] Sur´a uflendigi zaman; o gun, artık aralarındaki soy yakınlıgı fayda vermez. Birbirlerine bir sey de soramazlar

[102] Tartıları agır gelenler; iste onlar, felaha ermis olanların kendileridir

[103] Kimin de tartıları hafif gelirse; iste onlar, kendilerine yazık edenlerdir, cehennemde ebedi kalırlar

[104] Ates onların yuzlerini yalar, disleri sırıtıp kalır

[105] Ayetlerim size okunurken, onları yalanlayanlar siz degil miydiniz

[106] Derler ki: Rabbımız, bedbahtlıgımız bizi yenmisti. Sapıklar toplulugu olmustuk

[107] Rabbımız, bizi buradan cıkar, tekrar donersek dogrusu zulmetmis oluruz

[108] Buyurdu ki: Yıkılıp gidin icerisine. Benimle konusmayın

[109] Cunku kullarımdan bir zumre vardı ki, onlar: Rabbımız, inandık, artık bagısla bizi, merhamet et bize. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın, diyordu

[110] Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Oyle ki size Benim zikrimi unutturdular. Ve siz, onlara hep guluyordunuz

[111] Sabrettiklerinden dolayı bugun onları mukafatlandırdım. Dogrusu onlar, kurtulusa erenlerin kendileridir

[112] Buyurdu ki: Yıl sayısı olarak yeryuzunde ne kadar kaldınız

[113] Bir gun veya daha az bir sure kaldık, sayanlara sor, dediler

[114] Buyurdu ki: Cok az bir sure kaldınız. Keski bilseydiniz

[115] Sizi bosuna yarattıgımızı ve Bize hic dondurulmeyeceginizi mi sandınız

[116] Gercek hukumdar olan Allah yucedir. O´ndan baska hic bir tanrı yoktur ve O, yuce Ars´ın Rabbıdır

[117] Kim, baska bir tanrıya taparsa; onun hic bir delili yoktur ve onun hesabı Rabbının katındadır. Gercek su ki, kafirler felah bulamazlar

[118] De ki: Rabbım, magfiret et, merhamet et. Sen, merhamet edenlerin en hayırlısısın

Nûr

Surah 24

[1] Bir sure. Onu indirdik ve farz kıldık. Onda apacık ayetler indirdik ki dusunup ogut alasınız

[2] Zina eden kadın ve zina eden erkegin her birine yuzer degnek vurun. Allah a ve ahiret gunune inanıyorsanız, Allah´ın dini hususunda bir acıma tutmasın. Mu´minlerden bir grup da bunların azabına sahid olsun

[3] Zina eden erkek; zina eden veya musrik olan bir kadından baskasını nikah layamaz. Zina eden kadınla da zina eden veya musrik olan bir erkekten baskası nikahlanamaz. Bu, mu´minlere haram kılınmıstır

[4] Iffetli, hur kadınlara iftira atan, sonra da dort sahid getiremeyenlere seksen degnek vurun. Ebediyyen onların sahidligini kabul etmeyin. Iste onlar, fasıkların kendileridir

[5] Meger ki bundan sonra tevbe edip islah olalar. Suphesiz ki Allah; Gafur´ dur, Rahim´dir

[6] Eslerine zina isnad edip de kendilerinden baska sahidleri olmayanların sahidligi; kendisinin dogru sozlulerden olduguna dair Allah´ı dort defa sahid tutmasıdır

[7] Besincisi de; eger yalancılardan ise Allah´ın lanetinin kendi uzerine olmasıdır

[8] Kocasının yalancılardan olduguna dair dort defa Allah´ı sahid tutması kadından cezayı savar

[9] Besincisi de; kocası dogrulardan ise kendisinin Allah´ın gazabına ugramasıdır

[10] Ya uzerlerinizde Allah´ın fazl-u rahmeti olmasaydı? Ve gercekten Allah; Tevvab, Hakim olmasaydı

[11] Dogrusu uydurulmus bir yalanla gelenler, icinizden bir zumredir. Bunu kendiniz icin kotu sanmayın. O, sizin icin hayırlı olmustur. O kimselerden her birine kazandıgı gunaha karsılık ceza vardır. En buyuk azab da iclerinden elebasılık yapanındır

[12] Onu isittiginiz vakit mu´min erkeklerle, mu´min kadınların kendiliklerinden husn-u zanda bulunup: Bu, apacık bir iftiradır, demeleri gerekmez miydi

[13] Buna karsı dort sahidle gelmeleri gerekmez miydi? Madem ki onlar sahidleri getiremediler, oyleyse onlar Allah katında yalancıların kendileridirler

[14] Dunya ve ahirette Allah´ın lutfu ve rahmeti uzerinizde olmasaydı, icine daldıgınız yaygaradan dolayı her halde size buyuk bir azab dokunurdu

[15] Onu dilinize dolamıstınız. Ve bilmediginiz seyleri agzınıza alıyordunuz. Onemsiz bir sey sanıyorsunuz ama Allah katında onemi cok buyuktur

[16] Onu duydugunuz zaman: Bunu soylememiz bize yakısmaz. Hasa bu, buyuk bir iftiradır, demeniz gerekmez miydi

[17] Eger mu´min kisilerdenseniz; buna benzer bir seye bir daha donmemeniz icin Allah, size ogut veriyor

[18] Ve Allah, size ayetlerini acıkca bildiriyor. Allah; Alim´dir, Hakim´dir

[19] Mu´minler arasında kotulugun ve hayasızlıgın yayılmasını arzu edenlere, iste onlara, dunya ve ahirette elim bir azab vardır ve Allah bilir, siz bilmezsiniz

[20] Ya Allah´ın uzerinizde lutuf ve rahmeti bulunmasaydı? Ya Allah, gercekten Rauf ve Rahim olmasaydı

[21] Ey iman edenler; seytanın adımlarına uymayın. Kim, seytanın adımlarına uyarsa; bilsin ki o, hayasızlıgı ve kotulugu emreder. Sayet Allah´ın sizin uzerinizde lutuf ve rahmeti bulunmasaydı; hic biriniz ebediyyen temize cıkamazdı. Ancak Allah, diledigini temize cıkarır ve Allah Semi´ dir, Alim´dir

[22] Sizden faziletli ve varlıklı olanlar; yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte kusur etmesinler, affetsinler, aldırıs etmesinler. Allah´ın sizi bagıslamasını sevmez misiniz? Ve Allah; Gafur´ dur, Rahim´dir

[23] Iffetli ve mu´min kadınlara iftira atanlar; dunyada da ahirette de lanetlenmislerdir. Ve onlar icin buyuk bir azab vardır

[24] O gun; kendi dilleri, elleri ve ayakları yapmıs oldukları seylere sahidlik edecektir

[25] O gun; Allah onlara hak olan cezalarını verecektir. Suphesiz onlar da Allah´ın apacık hakkın ta kendisi oldugunu bileceklerdir

[26] Kotu kadınlar, kotu erkekler icin; kotu erkekler de, kotu kadınlar icindir. Iyi kadınlar, iyi erkekler icin; iyi erkekler de, iyi kadınlar icindir. Bunlar; onların soylediklerinden uzaktırlar. Ve onlar icin; magfiret, comertce verilmis bir rızık vardır

[27] Ey iman edenler; evlerinizden baska evlere, sahibleriyle alıskanlık kurup selam vermeden girmeyin. Bu, sizin icin daha hayırlıdır. Olur ki iyice dusunursunuz

[28] Eger orada kimseyi bulamazsanız; size izin verilinceye kadar iceri girmeyin. Sayet size; donun, denilirse, donun. Bu, sizin icin daha temizdir. Ve Allah; yaptıklarınızı bilir

[29] Icinde menfaatınız bulunan ve oturulmayan bos evlere girmenizde birvebal yoktur. Ve Allah; acıga vurdugunuzu da, gizlediginizi de bilir

[30] Mu´min erkeklere soyle: Gozlerini sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, kendileri icin daha temizdir. Allah yaptıklarından suphesiz haberdardır

[31] Mu´min kadınlara da soyle: Gozlerini sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Gorunen kısmı mustesna, zinetlerini gostermesinler. Basortulerini yakalarının ustune salsınlar. Zinetlerini; kocaları veye babaları veya kocalarının babaları veya ogulları veya kocalarının ogulları veya kardesleri veya erkek kardeslerinin ogulları veya kızkardeslerinin ogulları veya kadınları veya cariyeleri veya erkekligi kalmamıs hizmetcileri, yahut kadınların mahrem yerlerini henuz anlamayan cocuklardan baskasına goster mesinler. Gizledikleri zinetlerinin bilinmesi icin de ayaklarını vurmasınlar. Ey mu´minler; hepiniz Allah´a tevbe edin ki felaha eresiniz

[32] Icinizden bekarları ve kolelerinizden, cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Sayet yoksul iseler; Allah onları lutfuyla zenginlestirir. Ve Allah; Vasi´dir, Alim´dir

[33] Evlenemeyenler de; kendilerini Allah, lutfuyla zenginlestirinceye kadar iffetli davransınlar. Kolelerinizden hur olmak icin bedel vermek isteyenlerin bedel vermelerini kabul edin. Sayet onlarda bir hayır goruyorsanız Ve Allah´ın size verdigi maldan onlara verin. Dunya hayatının gecici menfaatını elde etmek icin iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhsa zorlamayın. Kim onları zorlarsa suphesiz ki Allah, onların zorlamalarından sonra da Gafur´dur, Rahim´dir

[34] Andolsun ki Biz; apacık ayetler, sizden once gecenlerden misaller ve takvaya erenler icin de ogutler indirdik

[35] Allah; goklerin ve yerin nurudur. O´nun nurunun misali; icinde cerag bulunan bir kandil yuvası gibidir. O cerag bir sırca icindedir. Sırca sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Gunesin dogdugu yere de, battıgı yere de nisbeti olmayan mubarek bir agactan, zeytinden tutusturulup yakılır. Ates degmese dahi, neredeyse yagın kendisi aydınlatacak. Nur ustune nurdur. Allah; diledigini nuruna kavusturur. Allah; insana misaller verir. Ve Allah; her seyi bilendir

[36] O evlerde ki; Allah, onların yuceltilmesine ve iclerinde kendisinin adının anılmasına izin vermistir. Onlar da sabah aksam O´nu tesbih ederler

[37] Oyle erler ki; ne ticaret, ne alıs-veris onları Allah´ı zikretmekten, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar gonullerin ve gozlerin donecegi gunden korkarlar

[38] Allah; onları isledikleri amellerin en guzeliyle mukafatlandıracak, onlara lutfunu fazlasıyla verecektir. Ve Allah; diledigini hesapsız sekilde rızıklandırır

[39] Kufredenlere gelince; onların amelleri, engin collerde serap gibidir. Susayan kimse onu, su sanır. Fakat yanına vardıgı zaman hic bir sey bulamaz. Kendi yanında Allah´ı bulur ve O da hesabını tastamam gorur. Allah hesabı cabucak gorendir

[40] Veya engin bir denizdeki karanlıklara benzer. Onun ustunu bir dalga kaplar, onun ustunde bir dalga, onun da ustunde bir bulut vardır. Karanlıklar ustunde karanlıklar. Elini uzattıgı zaman; neredeyse onu bile goremez. Allah´ın nur vermedigi kimsenin, asla nuru olmaz

[41] Gormedin mi ki; goklerde ve yerde bulunanlar, saf saf ucan kuslar Allah´ ı tesbih etmektedir. Her biri kendi duasını ve tesbihini bilir. Allah; onların yaptıklarını bilendir

[42] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Donus de yalnız Allah´adır

[43] Gormedin mi ki; Allah, bulutları surer, sonra onları bir araya getirip ust uste yıgar. Ve sen, onların arasından yagmurun yagdıgını gorursun. Gokten icinde dolu bulunan daglar gibi bulutlar indirir de diledigini ona ugratır ve dilediginden onu uzak tutar. Onun simseginin pırıltısı, neredeyse gozleri alıverecek

[44] Allah; gece ile gunduzu evirip cevirir. Dogrusu, gorebilenler icin bunda ibret vardır

[45] Allah; hareket eden her canlıyı sudan yaratmıstır. Kimi karnı uzerinde surunur, kimi iki ayakla yurur, kimi de dort ayakla yurur. Allah; diledigini yaratır. Suphesiz ki Allah; her seye kadirdir

[46] Andolsun ki Biz; acıklayıcı ayetler indirdik, Ve Allah; diledigini dogru yola iletir

[47] Allah´a da Peygambere de inandık ve itaat ettik, derler. Sonra da bunun ardından bir takımı yuz cevirir. Bunlar inanmıs kimseler degillerdir

[48] Aralarında hukmetmesi icin Allah´a ve Rasulune cagrıldıkları zaman; bir takımı hemen yuz cevirir

[49] Eger hak, kendilerinden tarafa ise; boyunlarını bukerek gelirler

[50] Kalblerinde bir hastalık mı var bunların? Yoksa suphe mi ettiler? Veya Allah´ın ve Rasulunun kendilerine haksızlık edeceginden mi korkuyorlar? Hayır, onlar; zalimlerin kendileridir

[51] Aralarında hukmetmesi icin Allah´a ve Rasulune cagrıldıkları zaman; mu´minlerin sozu, sadece: Isittik ve itaat ettik, demekten ibarettir. Ve iste onlar, felaha erenlerin kendileridir

[52] Kim, Allah´a ve Rasulune itaat eder, Allah´tan korkar ve sakınırsa; iste onlar, kurtulusa erenlerin kendileridir

[53] Var gucleriyle Allah´a yemin ettiler ki; eger kendilerine emredersen cıkacaklardır. De ki: Yemin etmeyin. Makul bir itaat. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[54] De ki: Allah´a itaat edin, Peygambere itaat edin. Sayet yuz cevirirseniz bilin ki; o, kendisine yukletilenden, siz de kendinize yukletilenden sorumlusunuz. Eger ona itaat ederseniz; dogru yolu bulursunuz. Peygambere dusen, apacık tebligden baskası degildir

[55] Allah; icinizden iman edip salih amel isleyenlere vaad etti ki: Onlardan oncekileri nasıl halef kıldı ise onları da yeryuzune halef kılacak ve on lar icin begendigi dini temelli yerlestirecek, korkularını emniyete cevirecektir. Cunku onlar, Bana kulluk eder ve hic bir seyi Bana sirk kosmazlar. Kim de bundan sonra inkar ederse; iste onlar fasıkların kendileridir

[56] Namaz kılın, zekat verin ve peygambere itaat edin ki rahmete kavusturulasınız

[57] Sakın kufredenlerin, Bizi yeryuzunde aciz bırakacaklarını sanma. Onların barınakları atestir. Ne kotu donustur

[58] Ey iman edenler; ellerinizin altında olan kole ve cariyeler ve sizden henuz erginlik cagına gelmemis olanlar; sabah namazından once, ogle sıcagında soyundugunuz zaman ve yatsı namazından sonra, yanınıza girecekleri vakit uc defa izin istesinler. Bunlar sizin uc mahrem vaktinizdir. Bu vakitlerin dısında birbirinizin yanına girip cıkmakta size de, onlara da bir sorumluluk yoktur. Allah; size ayetlerini boylece acıklar. Ve Allah; Alim´dir, Hakim´dir

[59] Cocuklarınız erginlik cagına vardıgında, kendilerinden oncekilerin izin istedigi gibi onlar da izin istesinler. Allah; size ayetlerini boyle acıklar. Ve Allah; Alim´dir, Hakim´dir

[60] Evlenme umidi kalmayan yaslanıp oturmus kadınlara, zinetlerini acıga vurmamak sartıyla dıs elbiselerini cıkarmaktan dolayı bir vebal yoktur. Ama iffetli davranmaları onlar icin daha hayırlıdır. Ve Allah; Semi´dir, Alim´dir

[61] Kore bir sorumluluk yoktur. Topala da bir sorumluluk yoktur. Hastaya da bir sorumluluk yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeslerinizin evlerinde veya kızkardeslerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına malik oldugunuz yerlerde veya dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde bir sorumluluk yoktur. Evlere girdiginiz zaman, Allah katından bereket, saglık ve guzellik dileyerek kendinize selam verin. Allah

[62] Mu´minler; ancak Allah´a ve Rasulune iman edenler ve peygamberle birlikte bir ise karar vermek icin toplandıklarında, ondan izin isteyip alıncaya kadar ayrılıp gitmeyenlerdir. Gercekten senden izin isteyenler; iste onlar, Allah´a ve Rasulune iman edenlerdir. Bir takım isleri icin senden izin isterlerse iclerinden diledigine izin ver ve Allah´tan onların bagıslanmalarını dile. Suphesiz ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[63] Peygamberin cagırmasını; kendi aranızda birbirinizi cagırmanız gibi saymayın. Allah; icinizden bir digerini siper ederek sıvısıp gidenleri muhakkak bilir. Onun buyruguna aykırı hareket edenler, baslarına bir bela gelmesinden veya elim bir azaba ugramaktan sakınsınlar

[64] Dikkat edin, goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah´ındır. O, icinde bulundugunuz durumu da, kendisine donduruleceginiz gunu de muhakkak bilir. Onlara islediklerini haber verecektir. Allah, her seyi hakkıyla bilendir

Furkan

Surah 25

[1] Alemleri uyarmak uzere kuluna Furkan´ı indiren ne yucedir

[2] O ki; goklerin ve yerin mulku O´nundur. Cocuk edinmemistir, mulkte ortagı yoktur. Her seyi yaratmıs, ona bir duzen vermis ve bir olcuyle takdir etmistir

[3] O´nu bırakıp da, bir sey yaratmayan; ustelik kendileri yaratılmıs olan ve kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermeyen, oldurmeye, diriltmeye ve olumden sonra tekrar canlandırmaya gucu yetmeyen bir takım ilahlar edindiler

[4] Kufredenler dediler ki: Bu ancak onun uydurdugu bir yalandır ve ona bu hususta bir baska topluluk yardım etmistir. Hic suphesiz onlar, zulum ve iftira ile geldiler

[5] Ve dediler ki: Oncekilerin masallarıdır. Baskalarına yazdırıp sabah aksam kendisine okunmaktadır

[6] De ki: Onu goklerde ve yerdeki sırrı bilen indirmistir. Suphesiz ki O; Gafur ve Rahim olandır

[7] Ve dediler ki: Bu peygambere ne oluyor ki; yemek yiyor, sokaklarda geziyor? Onun beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilmeli degil miydi

[8] Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya beslenecegi bir bahce olmalı degil miydi? O zalimler dediler ki: Siz, buyulenmis bir adamdan baskasına tabi olmuyorsunuz

[9] Bir bak; sana nasıl misaller getirip saptılar. Bir daha yol bulamazlar

[10] Dilerse sana bunlardan daha hayırlı olarak altından ırmaklar akan cennet ler verebilen ve koskler kurabilen Allah ne yucedir

[11] Fakat onlar, kıyamet saatını da yalanladılar. Biz, o saatın gelecegini yalanlayanlara oyle cılgın bir ates hazırladık ki

[12] Bu, kendilerine uzak bir yerden gozukunce onun kaynayısını ve ugultusunu duyacaklardır

[13] Elleri boyunlarına baglı olarak onun en dar bir yerine atıldıkları zaman orada yok olup gitmeyi isterler

[14] Bugun bir kere yok olmayı degil, bir cok kereler yok olmayı isteyin

[15] De ki: Bu mu daha hayırlıdır, yoksa muttakilere vaad olunan ebedi cennet mi? Ki bu, onlar icin bir mukafat ve son duraktır

[16] Onlar icin orada diledikleri her sey var. Ve temelli kalırlar. Bu, Rabbının yerine getirilmesi istenen bir vaadidir

[17] O gun Rabbın onları ve Allah´tan baska taptıklarını bir araya toplar ve: Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar? der

[18] Onlar da derler ki: Tenzih ederiz, Seni bırakır da baska dostlar edinmek bize yarasmaz. Ama Sen, onlara ve babalarına nimetler verdin de, Seni anmayı unuttular ve helaki hak eden bir kavim oldular

[19] Iste sizi soylediklerinizde yalancı cıkardılar. Artık uzerinizden azabı ceviremez ve yardım goremezsiniz. Sizden zulmedenlere buyuk bir azab tattıracagız, denir

[20] Senden once gonderdigimiz butun peygamberler de suphesiz yemek yerler, sokaklarda gezinirlerdi. Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle deneriz. Ve Rabbın Basir olandır

[21] Bize kavusmayı ummayanlar: Bize melekler indirilmeli degil miydi veya Rabbımızı gormeli degil miydik? derler. Andolsun ki; kendi kendilerine buyuklenmisler ve buyuk bir azgınlıkla haddi asmıslardır

[22] Melekleri gorecekleri gun; iste o gun, gunahkarlara iyi haberler yoktur. Melekler: Size iyi haber yasaktır, yasak, derler

[23] Yaptıkları her isi ele alır ve onu toz-duman ederiz

[24] O gun cennet yaranının kalacagı yer; cok daha iyi, dinlenecekleri yer; cok daha guzeldir

[25] Ve o gun; gok beyaz bulutlar halinde parcalanacak, melekler boluk boluk indirileceklerdir

[26] O gunde gercek mulk, Rahman´ındır. Kafirler icin de pek yaman bir gundur

[27] O gun; zalim kimse iki elini ısırarak: Ne olurdu ben de peygamberle beraber bir yol tutsaydım, diyecektir

[28] Vay basıma gelene: Keski falancayı dost edinmeseydim

[29] Andolsun ki; bana gelen zikirden beni, o saptırdı. Seytan; insanı yapayalnız ve yardımsız bırakandır

[30] Ve Peygamber dedi ki: Ey RAbbım; dogrusu kavmim bu Kur´an´ı terkedilmis olarak bıraktı

[31] Iste boylece Biz; her peygambere suclulardan bir dusman kıldık. Hidayete goturen ve yardımcı olarak Rabbın yeter

[32] O kufredenler dediler ki: Kur´an ona bir kerede topluca indirilmeli degil miydi? Halbuki Biz; onu senin kalbine iyice yerlestirmek icin boyle azar azar indirir ve agır agır okuruz

[33] Onlar sana bir misal getirmeye gorsunler, Biz; onun gercegini ve en iyi anlasılanını sana getirmisizdir

[34] Cehennemde yuzleri ustu toplanacak olanların; iste onların yeri cok kotu ve yolu cok sapıktır

[35] Andolsun ki; Biz, Musa´ya kitabı verdik. Kardesi Harun´u da kendisine vezir yaptık

[36] Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin, dedik. Neticede o kavmi yerle bir ettik

[37] Nuh kavmini de peygamberlerini yalanladıkları vakit, suda bogduk ve kendilerini insanlar icin bir ayet yaptık. Zalimlere elim bir azab hazırlamısızdır

[38] Ad ve Semud´u da, Ress ashabını ve bunların arasında bir cok nesilleri de

[39] Her birine misaller vermistik. Ama hepsini kırdık gecirdik

[40] Andolsun ki; onlar, bela yagmuruna tutulmus olan kasabaya ugramıslardır. Onu gormediler mi? Hayır, onlar tekrar dirileceklerini ummazlar

[41] Seni gordukleri vakit: Bu mu Allah´ın gonderdigi elci? diye alaya almaktan baska bir sey yapmazlar

[42] Gercekten tanrılarımız uzerinde direnmeseydik bizi az kalsın onlardan saptıracaktı, derler. Azabı gordukleri vakit, kimin yolunun sapık oldugunu bileceklerdir

[43] Heva ve hevesini tanrı edinen kimseyi gordun mu? Simdi onun uzerine vekil sen mi olacaksın

[44] Yoksa sen, onların cogunun dilediklerini veya aklettiklerini mi sanıyorsun? Baska degil, onlar dort ayaklı hayvanlar gibidirler. Hatta daha da sapıktırlar

[45] Gormedin mi; Rabbın, golgeyi nasıl uzatmıstır. Isteseydi onu durdururdu. Sonra Biz, gunesi ona delil kıldık

[46] Sonra onu yavas yavas kendimize cekmisizdir

[47] O´dur; size geceyi ortu, uykuyu rahatlık kılan ve gunduzu calısma zamanı yapan

[48] Ve O´dur; ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci gonderen. Ve Biz; gokten tertemiz bir su indirdik

[49] Ki onunla olu bir sehri canlandıralım ve yarattıgımız nice hayvan ve insanları sulayalım

[50] Andolsun ki; dusunup ibret alsınlar diye onu aralarında evirip cevirmekteyiz. Buna ragmen insanların cogu nankorlukte direnmislerdir

[51] Dileseydik; her kasabaya bir uyarıcı gonderirdik

[52] Oyleyse sen, kafirlere uyma ve onlara karsı olanca gucunle cihad et

[53] Ve O´dur; iki denizi salıp katan. Su tatlı ve susuzlugu giderici, bu ise tuzlu ve acıdır. Ikisinin arasına bir engel ve asılamayan bir sınır koymustur

[54] O´dur; insanı sudan yaratarak ona soy-sop veren. Ve Rabbın her seye kadirdir

[55] Allah´ı bırakıp kendilerine fayda veya zarar veremeyen seylere ibadet ederler. Kafir; Rabbına karsı duranın yardımcısıdır

[56] Biz; seni, sadece bir mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[57] De ki: Buna karsılık ben, sizden bir ucret degil, sadece Rabbıma dogru bir yol tutmak isteyen kimseler olmanızı istiyorum

[58] Sen; asla olmeyen ve daima diri olana tevekkul et ve O´nu hamd ile tesbih et. Kullarının gunahlarından haberdar olarak kendisi yeter

[59] Gokleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı gunde yaratan, sonra da Ars´a hukmeden Rahman´dır. Bunu haberdar olana sor

[60] Onlara: Rahman´a secde edin, denildigi zaman: Rahman da nedir? Senin bize emredegeldigine mi secde edecegiz? derler. Ve bu, onların nefretini arttırır

[61] Gokte burclar var eden, orada bir cerag ve aydınlatan ayı var eden ne yucedir

[62] Ibret almak veya sukretmek isteyen kimseler icin, gece ile gunduzu bir biri ardınca getiren O´dur

[63] Rahman´ın kulları, onlardır ki; yeryuzunde mutevazi olarak yururler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman, selam, derler

[64] Onlar ki; Rabbları icin secdeye vararak ve kıyama durarak gecelerler

[65] Ve onlar ki: Rabbımız, bizden cehennem azabını uzaklastır. Dogrusu cehennem in azabı surekli ve acıdır, derler

[66] Muhakkak ki o, ne kotu bir karargah ve konaklama yeridir

[67] Onlar ki; infak ettikleri zaman, ne israf ederler, ne de cimrilik. Ikisi arasında orta bir yol tutarlar

[68] Onlar ki; Allah ile beraber baska bir tanrıya tapmazlar. Allah´ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa, cezaya carpar

[69] Kıyamet gunu azabı kat kat olur ve orada alcaltılarak temelli bırakılır

[70] Ancak tevbe eden, inanıp salih amel isleyenlerin; Allah, iste onların kotuluklerini iyiliklere cevirir. Ve Allah; Gafur ve Rahim olandır

[71] Kim de tevbe edip salih amel islerse; suphesiz ki o, Allah´a tevbesi kabul edilmis olarak doner

[72] Onlar ki; yalan yere sehadet etmezler. Bos ve kotu lakırdıya rastladıkları zaman, yuz cevirip vakarla gecerler

[73] Onlar ki; kendilerine Rabblarının ayetleri hatırlatıldıgı vakit, onlara karsı kor ve sagır davranmazlar

[74] Onlar ki; Rabbımız, eslerimiz ve cocuklarımız hususunda gozumuzu aydın kıl, bizi muttakilere imam yap, derler

[75] Iste onlar, sabrettiklerinden dolayı cennetin en yuksek dereceleri ile mukafatlandırılırlar ve orada saglık ve selamla karsılanırlar

[76] Orada temelli kalırlar. Orası ne guzel bir yer ve ne guzel bir duraktır

[77] De ki: Duanız olmasaydı, Rabbım size deger verir miydi? Gercekten yalanladınız. O halde azab yakanızı bırakmayacaktır

Şuarâ

Surah 26

[1] Ta, Sin, Mim

[2] Bunlar apacık kitabın ayetleridir

[3] Mu´min olmuyorlar diye nerede ise kendini mahvedeceksin

[4] Dilersek, onlara gokten bir ayet indiririz de ona boyunları egik kalır

[5] Onlara Rahman´dan bir ogut geldiginde, mutlaka ondan yuz cevirirler

[6] Onlar, gercekten yalanladılar. Ama alay edip durdukları seylerin haberleri kendilerine yakında gelecektir

[7] Yeryuzune bakmazlar mı ki; Biz, orada bitkilerden nice guzel ciftler bitirmisizdir

[8] Muhakkak ki bunda, bir ayet vardır. Ama onların cogu mu´min olmadılar

[9] Ve muhakkak ki senin Rabbın, elbette O; Aziz´dir, Rahim´dir

[10] Hani Rabbın Musa´ya seslenmisti ki: Zalimler guruhuna git

[11] Firavun kavmine. Sakınmazlar mı hala

[12] Dedi ki: Rabbım, onların beni yalanlamalarından korkarım

[13] Gogsum daralıyor, dilim acılmıyor. Bunun icin Harun´a da elcilik ver

[14] Hem onların bana isnad ettikleri bir suc var. Korkarım ki beni oldururler

[15] Buyurdu ki: Hayır, ikiniz ayetlerimizle gidin. Muhakkak Biz, sizinle beraber dinleyicilerdeniz

[16] Firavun´a varın, deyin ki: Biz, alemlerin Rabbının peygamberleriyiz

[17] Israilogullarını bizimle beraber gonder

[18] Dedi ki: Cocukken biz, seni yanımıza alıp buyutmedik mi? Ve sen, hayatının bir cok yılllarını aramızda gecirdin

[19] Ve yapacagın isi de yaptın. Sen nankorlerdensin

[20] Dedi ki: Ben, onu yaptım, ama o zaman saskınlardandım

[21] Bu yuzden sizden korktugum icin kactım. Sonra Rabbım bana hukum ihsan etti ve beni peygamberlerden kıldı

[22] Iste, basıma kaktıgın o nimet, Israilogullarını kole ettigin icindir

[23] Firavun: Alemlerin Rabbı da nedir? dedi

[24] Dedi ki: Goklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbıdır. Eger siz yakin getirenlerden iseniz

[25] Yanında bulunanlara: Isitmiyor musunuz? dedi

[26] O da: Sizin de Rabbınız ve once gecmis atalarınızın da Rabbıdır, dedi

[27] Firavun dedi ki: Size gonderilen peygamberiniz suphesiz delidir

[28] O da: Eger aklınızı basınıza alırsanız; dogunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbıdır, dedi

[29] Firavun dedi ki: Benden baska bir tanrı edinirsen; suphesiz seni hapse atılanlardan kılarım

[30] Sana apacık bir seyle gelmissem de mi? dedi

[31] Firavun: Eger dogru soyluyorsan, haydi getir onu, dedi

[32] Bunun uzerine o asasını attı, bir de ne gorsun; apacık bir ejderhadır

[33] Elini cıkardı, bir de ne gorsun; bakanlara bembeyazdır

[34] Cevresinde bulunan ileri gelenlere dedi ki: Suphesiz bu, belletilmis bir buyucudur

[35] Sizi buyusuyle memleketinizden cıkarmak istiyor. Ne dersiniz

[36] Dediler ki: Onu ve kardesini alıkoy. Sehirlere toplayıcılar gonder

[37] Belletilmis tum buyuculeri sana getirsinler

[38] Buyuculer belli bir gunun tayin edilen vaktinde toplandılar

[39] Insanlara: Siz de toplanır mısınız? denildi

[40] Eger onlar galip gelirlerse; buyuculere belki biz de tabi oluruz

[41] Buyuculer geldikleri vakit, Firavun´a dediler ki: Galip gelenler biz olursak; muhakkak bize bir ucret vardır degil mi

[42] Evet, dedi. O takdirde siz, muhakkak gozdelerdensiniz

[43] Musa onlara dedi ki: Atacak oldugunuz seyleri atın

[44] Onlar da bunun uzerine iplerini ve degneklerini attılar ve dediler ki: Firavun hakkı icin elbette elbette biz galib gelenleriz

[45] Ardından Musa asasını attı. Bir de ne gorsunler; onların uydurduklarını yutuveriyor

[46] Bunun uzerine buyuculer secdeye kapandılar

[47] Dediler ki: Biz, alemlerin Rabbına inandık

[48] Musa ve Harun´un Rabbına

[49] Ben size izin vermezden once mi ona inandınız? Suphesiz size buyu ogreten buyugunuzdur. Simdi bileceksiniz; elbette ben, ellerinizi ve ayaklarınızı andolsun ki caprazlama kestirecegim ve hepinizi astıracagım, dedi

[50] Onlar da dediler ki: Zararı yok. Biz muhakkak Rabbımıza donenleriz

[51] Mu´minlerin ilki olmamızdan dolayı biz, gercekten Rabbımızın hatalarımızı bagıslayacagını umarız

[52] Musa´ya da vahyetti ki: Kullarımı geceleyin yola cıkar. Suphesiz siz, izleneceksiniz

[53] Bunun uzerine Firavun sehirlere toplayıcılar gonderdi

[54] Suphesiz ki bunlar; dokuntu azınlıklarıdır

[55] Ve gercekten bize de buyuk bir ofke beslemektedirler

[56] Dogrusu biz, topluca tedbirli olmalıyız

[57] Fakat Biz, onları bahcelerden ve pınar baslarından cıkardık

[58] Hazinelerden ve serefli makamlardan

[59] Boylece onlara Israilogullarını mirascı kıldık

[60] Gunes uzerlerine dogarken onları izlediler

[61] Iki topluluk karsı karsıya geldiginde, Musa´nın arkadasları dediler ki: Gercekten biz, yakalandık

[62] Hayır, dedi. Muhakkak ki Rabbım benimledir. Bana dogru yolu gosterecektir

[63] Bunun uzerine Musa´ya vahyettik ki: Asanı denize vur. O, hemen yarıldı ve her parcası yuce bir dag gibi oldu

[64] Sonra digerlerini oraya yaklastırdık

[65] Musa´yı ve beraberindekileri yopluca kurtardık

[66] Sonra digerlerini suda bogduk

[67] Suphesiz ki bunda, bir ayet vardır. Ama onların cogu inananlar degildi

[68] Muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz´dir, Rahim´dir

[69] Onlara Ibrahim´in haberini oku

[70] Hani babasına ve kavmine: Nelere tapıyorsunuz? demisti

[71] Onlar da: Putlara tapıyoruz ve onlara baglanıp duruyoruz, demislerdi

[72] O da demisti ki: Cagırdıgınızda sizi duyuyorlar mı

[73] Yahut size fayda veya zarar veriyorlar mı

[74] Demislerdi ki: Hayır. Atalarımızı boyle yapar gorduk

[75] O da demisti ki: Neye tapmıs oldugunuzu goruyor musunuz

[76] Siz ve gecmis atalarınız

[77] Dogrusu onlar, benim dusmanımdır. Ancak alemlerin Rabbı mustesna

[78] Ki O, yaratmıstır beni. Ve O dogru yola eristirir beni

[79] Ki O, yedirir, icirir beni

[80] Hastalandıgımda O, sifa verir bana

[81] Ki O, oldurur beni, sonra da O, diriltir

[82] Ve din gunu gunahlarımı bagıslamasını umdugum O´dur

[83] Rabbım, bana hukum ver. Ve beni salihlere kat

[84] Ve sonrakiler icinde bana dogru soyler bir dil ihsan et

[85] Beni Naim cennetinin varislerinden kıl

[86] Babamı da bagısla. Suphesiz o, sapıklardan olmustur

[87] Diriltilecekleri gunde beni rezil etme

[88] O gun ki mal da fayda vermez, cocuklar da

[89] Ancak Allah´a kalb-i selimle gelmis olan baska

[90] Cennet, muttakiler icin hazırlanmıstır

[91] Cehennem de azgınlara gosterilir

[92] Ve onlara denilir ki: Nerededir taptıklarınız

[93] Allah´tan baska? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu

[94] Oraya; onlar ve azgınlar atılırlar

[95] Iblis´in askerleri de topluca

[96] Orada birbirleriyle cekiserek derler ki

[97] Andolsun Allah´a ki; biz, apacık sapıklıkta idik

[98] Hani biz, sizi alemlerin Rabbı ile bir tutmustuk

[99] Ve bizi suclulardan baska da saptıran olmamıstı

[100] Simdi bize sefaat eden kimse yoktur

[101] Ve sıcak bir dostumuz da yoktur

[102] Keski bizim icin geri donus olsa da, mu´minlerden olsak

[103] Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların cogu mu´minler olmadı

[104] Muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz´dir, Rahim´dir

[105] Nuh´un kavmi de peygamberleri yalanladı

[106] Hani onlara kardesleri Nuh demisti ki: Siz sakınmaz mısınız

[107] Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim

[108] Artık Allah´tan korkun da bana itaat edin

[109] Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim ancak alemlerin Rabbına aittir

[110] O halde Allah´tan korkun da bana itaat edin

[111] Sana mı inanacagız? Halbuki sana uyanlar en rezil kimselerdir, dediler

[112] Dedi ki: Onların yapmakta oldukları seyler hakkında bir bilgim yoktur

[113] Onların hesabı ancak Rabbıma aittir. Keski dusunseniz

[114] Ve ben, inananları kovacak degilim

[115] Ben, ancak apacık bir uyarıcıyım

[116] Ey Nuh, eger son vermezsen, sen muhakkak taslananlardan olursun, dediler

[117] O da dedi ki: Rabbım, dogrusu kavmim beni yalanladı

[118] Artık benimle onların arasında Sen, bir hukum ver. Beni ve beraberimdeki mu´minleri kurtar

[119] Bunun uzerine Biz de, onu ve beraberindekileri, dolu bir gemi icinde kurtardık

[120] Sonra geride kalanları suda bogduk

[121] Muhakkak ki bunda, bir ayet vardır. Ama onların cogu mu´minler olmadı

[122] Ve muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz´dir, Rahim´dir

[123] Ad da peygamberleri yalanladı

[124] Hani onlara kardesleri Hud demisti ki: Siz, sakınmaz mısınız

[125] Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim

[126] Artık Allah´tan korkun da bana itaat edin

[127] Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim ancak alemlerin Rabbına aittir

[128] Siz, her yuksek yere koca bir bina kurup bos seylerle mi ugrasırsınız

[129] Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı edinirsiniz

[130] Ve yakaladıgınız zaman da zorbaca mı yakalarsınız

[131] O halde Allah´tan korkun da bana itaat edin

[132] Bildiginiz seylerle sizi destekleyenden sakının

[133] O, desteklemistir sizi, hayvanlar ve ogullarla

[134] Bahceler ve cesmelerle

[135] Dogrusu hakkınızda buyuk bir gunun azabından korkuyorum

[136] Dediler ki: Ogut versen de, yahut ogut verenlerden olmasan da bizim icin esittir

[137] Bu, oncekilerin adetinden baska bir sey degildir

[138] Hem biz, azaba ugratılacak da degiliz

[139] Boylece onu yalanladılar. Ve Biz, onları yok ettik. Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların cogu mu´minler olmadı

[140] Ve muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz´dir, Rahim´dir

[141] Semud da peygamberleri yalanladı

[142] Hani onlara kardesleri Salih demisti ki: Siz, sakınmaz mısınız

[143] Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim

[144] Artık Allah´tan korkun da bana itaat edin

[145] Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim, ancak alemlerin Rabbına aittir

[146] Burada emniyet icinde bırakılır mısınız

[147] Bahcelerde, cesmelerde

[148] Ekinler, salkımları sarkmıs hurmalıklar arasında

[149] Daglarda ustalıkla evler oyar mısınız

[150] O halde Allah´tan korkun da bana itaat edin

[151] Musriflerin emrine itaat etmeyin

[152] Onlar ki yeryuzunde bozgunculuk yaparlar da ıslah etmezler

[153] Dediler ki: Suphesiz sen, ancak buyulenmislerdensin

[154] Hem sen, bizim gibi insandan baska bir sey degilsin. Sayet sadıklardan isen o zaman bir ayet getir

[155] Dedi ki: Iste su devedir. Su icme hakkı; belirli bir gun onun ve belirli bir gun sizindir

[156] Sakın ona bir kotuluk yapmayın. Yoksa sizi buyuk bir gunun azabı yakalayıverir

[157] Onlar ise onu kestiler de pisman oldular

[158] Bunun uzerine azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların cogu mu´minler olmadı

[159] Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz´dir, Rahim´dir

[160] Lut kavmi de peygamberleri yalanladı

[161] Hani onlara kardesleri Lut demisti ki: Siz, sakınmaz mısınız

[162] Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim

[163] Artık Allah´tan korkun da bana itaat edin

[164] Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim, ancak alemlerin Rabbına aittir

[165] Insanlar arasında erkeklere mi yaklasıyorsunuz

[166] Ve Rabbınızın sizin icin yarattıgı esleri bırakıyor musunuz? Hayır, siz azmıs bir kavimsiniz

[167] Dediler ki: Ey Lut, buna son vermezsen sen, elbette cıkarılanlardan olursun

[168] Dedi ki: Dogrusu ben, sizin islediginize kızanlardanım

[169] Rabbım, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar

[170] Bunun uzerine onu ve ailesini topluca kurtardık

[171] Sadece yaslı bir kadın geride kalanlardan oldu

[172] Sonra digerlerini yerle bir ettik

[173] Uzerlerine de bir yagmur yagdırdık. Uyarılanların yagmuru ne kotudur

[174] Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların cogu mu´minler olmadı

[175] Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz´dir, Rahim´dir

[176] Eyke halkı da peygamberleri yalanladı

[177] Hani onlara Suayb demisti ki: Siz, sakınmaz mısınız

[178] Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim

[179] Artık Allah´tan korkun da bana itaat edin

[180] Buna karsı sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim, ancak alemlerin Rabbına aittir

[181] Olcuyu tam yapın da eksiltenlerden olmayın

[182] Dogru olcekle tartın

[183] Insanların esyasını azaltmayın ve yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın

[184] Sizi ve daha onceki nesilleri yaratmıs olandan korkun

[185] Dediler ki: Sen, ancak buyulenmislerdensin

[186] Bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsin. Dogrusu biz, seni yalancılardan sanıyoruz

[187] Eger sadıklardan isen bize, gokten bir parca indir

[188] Dedi ki: Rabbım; yaptıklarınızı en iyi bilendir

[189] Onu da yalanladılar ve onları bulutlu bir gunun azabı yakaladı. Dogrusu o, buyuk bir gunun azabı idi

[190] Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların cogu mu´minler olmadı

[191] Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz´dir, Rahim´dir

[192] Muhakkak ki o, elbette alemlerin Rabbının indirmesidir

[193] Onu Ruh el-Emin indirmistir

[194] Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın

[195] Apacık arab diliyle

[196] O, daha oncekilerin kitablarında vardır

[197] Israilogullarının bilginlerinin bunu bilmesi de onlar icin bir ayet degil midir

[198] Biz, onu arapca bilmeyen kimselerden birine indirseydik

[199] Ve o, bunu onlara okusaydı, yine de ona inananlardan olmazlardı

[200] Iste boylece onu sucluların kalbine sokarız

[201] Elim azabı gorunceye kadar ona inanmazlar

[202] O da kendilerine apansız, haberleri olmadan geliverir

[203] O zaman derler ki: Acaba bekletilemez miyiz

[204] Bizim azabımızı mı cabucak istiyorlardı

[205] Gordun mu, sayet Biz onları yıllarca yararlandırsak

[206] Sonra kendilerine vaadolunan sey baslarına gelse

[207] Eglendirilmis olmaları onlara bir fayda saglamaz

[208] Uyarıcılar olmaksızın Biz, hic bir kasabayı helak etmedik

[209] Ogut olarak. Ve Biz, zalimler olmadık

[210] Onu seytanlar indirmemistir

[211] Bu, onlara dusmez de, buna gucleri de yetmez

[212] Onlar, gercekten isitmekten uzak tutuldular

[213] O halde Allah ile beraber baska bir tanrıya yalvarma. Yoksa azablandırılanlardan olursun

[214] Ve yakın akrabalarını uyar

[215] Mu´minlerden sana uyanlara kanatlarını ger

[216] Sayet sana isyan ederlerse, de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan uzagım

[217] Aziz, Rahim´e tevekkul et

[218] Gorur O seni, kalktıgında

[219] Secde edenler arasında bulundugunda

[220] Muhakkak ki O´dur O; Semi, Alim

[221] Seytanların kime indigini size bildireyim mi

[222] Onlar her gunahkar, her mufteriye inerler

[223] Bunlar ona kulak verirler ve cogu yalancılardır

[224] Sairlere gelince; onlara da azgınlar uyar

[225] Gormedin mi; onlar, her vadide saskın saskın dolasırlar

[226] Ve onlar, gercekten yapmadıklarını soylerler

[227] Ancak iman etmis, salih amel islemis, Allah´ı cokca zikretmis ve zulme ugratıldıktan sonra zafer kazananlar mustesnadır. Zulmedenler goreceklerdir nasıl bir yıkılısla yıkılacaklarını

Neml

Surah 27

[1] Ta, Sin. Bunlar; Kur´an´ın ve apacık kitabın ayetleridir

[2] Mu´minlere dogruluk rehberi ve mujdedir

[3] Onlar ki; namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de yakınen inanırlar

[4] Ahirete inanmayanlara gelince; muhakkak ki onlara, yaptıklarını guzel gostermisizdir. Bu yuzden sasırıp kalmaktadırlar

[5] Bunlar oyle kimselerdir ki; kotu azap onlarındır. Ve onlar; ahirette de en cok husrana ugrayanların kendileridir

[6] Muhakkak ki sen; Kur´an´ı Alim ve Hakim katından almaktasın

[7] Hani Musa, ailesine demisti ki: Ben bir ates gordum. Size oradan; ya bir haber getirecegim, yahut da ısınasınız diye yanan bir ates koru getirecegim

[8] Oraya geldigi vakit, kendisine soyle seslenildi: Atesin yanında olan ve cevresinde bulunanlar mubarek kılınmıstır. Alemlerin Rabbı olan Allah, munezzehtir

[9] Ey Musa; gercek su ki, Ben Hakim ve Aziz olan Allah´ım

[10] Degnegini at. Onun yılan gibi hareketler yaptıgını gorunce, arkasına bakmadan donup kactı ve geri donmedi. Ey Musa; korkma. Benim katımda muhakkak ki peygamberler korkmazlar

[11] Yalnız zulmeden bunun dısındadır. Sonra kotulugun ardından iyilige cevirirse artık Ben, suphesiz Gafur ve Rahim´im

[12] Ve elini koynuna sok. Firavun ve kavmine gonderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz cıksın. Suphesiz ki onlar; fasık bir kavim idiler

[13] Ayetlerimiz boyle vazıh olarak onlara gelince; bu, apacık bir buyudur, dediler

[14] Gonulleri kesin olarak kabul ettigi halde, zulum ve kibirle bunları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduguna bir bak

[15] Andolsun ki; Biz, Davud´a ve Suleyman´a iıim verdik. Ikisi de: Bizi mu´min kullarının cogundan ustun kılan Allah´a hamdolsun, dediler

[16] Suleyman da Davud´a varis oldu ve dedi ki: Ey insanlar; bize, kus dili ogretildi. Ve bize, her seyden bolca verildi. Dogrusu bu; apacık bir lutuftur

[17] Suleyman´ın cinnlerden, insanlardan, kuslardan orduları toplandı. Hepsi topluca gidiyorlardı

[18] Nihayet karıncaların bulundugu vadiye geldiklerinde bir karınca dedi ki: Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Suleyman ve orduları farkına varmadan sakın sizi ezmesin

[19] Onun bu sozu uzerine gulerek tebessum etti ve dedi ki: Rabbım; bana ve ana babama verdigin nimete sukurde ve hosnud olacagın seyi yapmakta beni muvaffak kıl ve rahmetinle beni salih kullarının arasına kat

[20] Kusları arastırarak dedi ki: Hudhud´u nicin goremiyorum? Yoksa kayıplardan mı oldu

[21] Ya bana apacık bir burhan getirecektir, ya da onu siddetli bir azaba ugratırım veya keserim

[22] Cok gecmeden o geldi ve dedi ki: Senin bilmedigin bir seyi ogrendim ve sana Sebe´den gercek bir haber getirdim

[23] Ora halkına hukmeden, her seyden kendisine bolca verilmis olan ve buyuk bir tahta sahip bir kadın buldum

[24] Onun ve kavminin, Allah´ı bırakıp gunese secde eder olduklarını gordum. Seytan onların yaptıklarını guzel gostermis ve onları dogru yoldan alıkoymustur. Bu yuzden onlar dogru yolu bulamazlar

[25] Goklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediginizi ve acıkladıgınızı bilen Allah´a secde etmesinler diye

[26] Allah O´dur ki; O´ndan baska ilah yoktur. Yuce Ars´ın sahibi ancak ve ancak O´dur

[27] Dedi ki: Bakalım, dogru mu soyledin, yoksa yalancılardan mı oldun

[28] Su yazımı gotur, kendilerine bırak. Sonra bir yana cekil, bak; neye donecekler

[29] Dedi ki: Ey ileri gelenler; gercekten bana cok serefli bir mektup bırakıldı

[30] Gercekten o; Suleyman´dandır ve gercekten o; Rahman, Rahim olan Allah´ın adıyladır

[31] Bana karsı baskaldırmayasınız ve musluman olarak gelesiniz diye

[32] Dedi ki: Ey ileri gelenler, verecegim emir hakkında bana gorusunuzu soyleyin. Siz, benim yanımda bulunmadıkca bir is hakkında kesin bir hukum veremem

[33] Dediler ki: Biz, guclu kimseler ve zorlu savas adamlarıyız. Emirse senindir, sen emretmene bak

[34] Dedi ki: Dogrusu hukumdarlar, bir sehre girdikleri zaman, orasını perisan ederler. Halkından serefli olanlarını asagılık yaparlar ve iste boyle davranırlar

[35] Ben, onlara bir hediyye gondereyim de elcilerin ne ile doneceklerine bakayım

[36] Suleyman´a geldiklerinde dedi ki: Bana mal ile mi yardım etmek istiyorsunuz? Halbuki Allah´ın bana verdigi, size verdiginden daha hayırlıdır. Belki siz, hediyyenizle sevinirsiniz

[37] Geri rotur onlara. Andolsun ki; guc yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alcalmıs ve kucuk dusmus olarak cıkartırım

[38] Dedi ki: Ey ileri gelenler; kendileri bana musluman olarak gelmeden once hanginiz onun tahtını bana getirebilir

[39] Cinnlerden bir ifrit dedi ki: Sen; yerinden kalkmadan, onu sana getiririm, eminim ki buna gucum yeter

[40] Nezdinde kitabdan bir bilgi bulunan da dedi ki: Gozunu acıp kapamadan ben, onu sana getiririm. Suleyman tahtı yanına yerlesivermis gorunce dedi ki: Bu, Rabbımın lutfundandır. Sukur mu yoksa kufur mu edecegim diye beni sınamak icindir. Kim sukrederse; ancak kendisi icin sukretmis olur. Kim de kufrederse; muhakkak ki Rabbım; Gani´dir, Kerim´dir

[41] Dedi ki: Onun tahtını degisiklige ugratın, bir bakalım hidayeti bulabilecek mi, yoksa bulamayanlardan mı olacak

[42] Boylece geldiginde: Senin tahtın boyle miydi? denildi. O da: Sanki bu, odur. Ondan once de bize bilgi verilmisti ve biz musluman olmustuk, dedi

[43] Onun Allah´ı bırakıp da tapmaya devam ettigi sey, kendisine mani olmustu. Ve gercekten o, kufreden bir kavimdendi

[44] Ona: Koske gir, dendi. Onu gorunce; derin bir su sandı ve iki ayagını actı. Dogrusu bu, camdan yapılmıs duzeltilmis mucella bir acıklıktır, dedi. O: Rabbım; suphesiz ben, kendime zulmetmisim. Suleyman´la beraber alemlerin Rabbı olan Allah´a teslim oldum, dedi

[45] Andolsun ki; Semud´a da kardesleri Salih´i; Allah´a ibadet edin, diye gonderdik. Hemen birbirleriyle cekisen iki grup oluverdiler

[46] Salih dedi ki: Ey kavmim; nicin iyilikten once carcabuk kotuluk istiyorsunuz? Merhamet olunmanız icin Allah´tan magfiret dileseniz olmaz mı

[47] Dediler ki: Senin ve beraberindekilerin yuzunden ugursuzluga ugradık: O da: Ugursuzlugunuz Allah katındandır. Belki siz, imtihana cekilen bir kavimsiniz, dedi

[48] Sehirde dokuz kisi vardı ki; yeryuzunde bozgunculuk yapıyor ve ıslah etmiyorlardı

[49] Aralarında Allah´a yemin ederek: Gece, biz ona ve ailesine baskın verelim. Sonra da onun dostuna; ailesinin yok edilisinde bulunmadıgımızı suphesiz dogru soyledigimizi bildirelim, dediler

[50] Onlar bir duzen kurdular. Onlar farketmezlerken Biz de bir duzen kurduk

[51] Duzenlerinin sonunun nice olduguna bir bak. Biz; onları ve kavimlerini toptan yerle bir ettik

[52] Iste zulmetmelerinden dolayı cokmus, ıpıssız kalmıs evleri. Muhakkak ki bunda; bilen bir kavim icin ayet vardır

[53] Iman edip takva sahibi olanları da kurtardık

[54] Lut´u da. Hani kavmine demisti ki: Goz gore gore bir hayasızlık mı yapıyorsunuz

[55] Kadınları bırakıp sehvetle erkeklere mi yaklasıyorsunuz? Hayır siz, cahil bir kavimsiniz

[56] Kavminin cevabı: Lut´un ailesini kasabanızdan cıkarın. Cunku onlar, temiz kalmaya calısan insanlardır, demekten baska bir sey olmadı

[57] Bunun uzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısının geride kalanlardan olmasını takdir ettik

[58] Onların uzerine bir yagmur yagdırdık. Ne kotu idi uyarılanların yagmuru

[59] De ki: Hamdolsun Allah´a, selam olsun O´nun begenip sectigi kullarına. Allah mı daha iyidir, yoksa O´na kostukları ortaklar mı

[60] Yoksa gokleri ve yeri yaratan, gokten size su indirip onunla bir agacını dahi bitiremeyeceginiz nice guzel bahceler meydana getiren mi? Allah yanında baska bir ilah mı? Hayır, onlar sapıklıkta ısrar eden bir guruhtur

[61] Yoksa, yeri yaratıklarının oturmasına elverisli kılan ve aralarında ırmaklar akıtan, yeryuzune sabit daglar yerlestiren ve iki denizin arasına engel koyan mı? Allah´ın yanında baska bir ilah mı? Hayır, onların cogu bilmezler

[62] Yoksa, kendisine yakardıgı zaman bunalmısa karsılık veren ve basındaki sıkıntıyı gideren; sizi yeryuzunun halifeleri kılan mı? Allah´ın yanında baska bir ilah mı? Ne de kıt dusunuyorsunuz

[63] Yoksa, karanın ve denizin karanlıklarında size yol bolduran ve rahmetinin onunde ruzgarları mujdeci olarak gonderen mi? Allah´ın yanında baska bir ilah mı? Allah; onların kostukları ortaklardan munezzehtir

[64] Yoksa, once yaratan, sonra da onu iade edecek olan ve sizi gokten ve yerden rızıklandıran mı? Allah´ın yanında baska bir ilah mı? De ki: Sayet dogru sozlu iseniz, delilinizi getirin

[65] De ki: Goklerde ve yerde gaybı Allah´tan baska kimse bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de farketmezler

[66] Hayır, ahiret ile ilgili bilgileri de yetersizdir. Hayır, ondan suphe etmektedirler. Hayır, ona karsı kordurler

[67] Kufredenler dediler ki: Biz ve babalarımız birer toprak olduktan sonra mı, dogrusu biz tekrar mı cıkarılacagız

[68] Andolsun ki; bununla biz ve daha once babalarımız tehdid edilmislerdi. Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir

[69] De ki: Yeryuzunde gezinin de sucluların sonunun nasıl oldugunu gorun

[70] Uzulme onlara. Duzenlerinden dolayı da sıkılma

[71] Onlar: Dogru soyluyorsanız; bu sozunuzun ne zaman yerine gelecegini bildirin, derler

[72] De ki: Cabucak istemekte oldugunuzun bir kısmı ensenize inmek uzeredir

[73] Muhakkak ki Rabbın; insanlara karsı lutuf sahibidir. Ama onların cogu sukretmezler

[74] Suphesiz ki Rabbın; onların goguslerinin gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir

[75] Gokte ve yerde gizli hicbir sey yoktur ki apacık bir kitabta olmasın

[76] Gercekten bu Kur´an; Israilogullarına ayrılıga dustukleri seyin cogunu acıklamaktadır

[77] Gercekten o; mutlak bir hidayettir ve mu´minler icin de bir rahmettir

[78] Muhakkak ki RAbbın; onların arasında hukmunu verecektir. Ve O; Aziz´dir, Alim´dir

[79] Oyleyse sen; Allah´a tevekkul et. Suphesiz ki sen; apacık bir hak uzerindesin

[80] Elbette sen; olulere isittiremezsin, donup giden sagırlara da cagrıyı duyuramazsın

[81] Korleri sapıklıklarından vazgecirip hidayete erdirecek degilsin Sen; ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin. Ve onlar muslumanlardır

[82] Kendilerine soylenmis olan, baslarına geldigi zaman; yerden bir canlı cıkarılır ki insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını soyleyerek konusur

[83] Her ummetten, ayetlerimizi yalanlayanları toplayacagımız gun; onlar, bir arada tutulurlar

[84] Nihayet geldikleri zaman; buyurur ki: Siz, Benim ayetlerimi anlamadıgınız halde mi yalanladınız? Yoksa yaptıgınız ne idi

[85] Zulumleri yuzunden, soylenilen soz baslarına geldi. Artık konusamaz olurlar

[86] Gormediler mi ki; Biz, dinlenesiniz diye size geceyi karanlık, calısasınız diye de gunduzu aydınlık olarak yarattık. Dogrusu bunda inanan bir kavim icin ayetler vardır

[87] Sur´a ufurulecegi gun; Allah´ın dilediklerinden baska goklerde olanlar da, yerde olanlar da korku icinde kalırlar. Ve hepsi boyunları bukulmus olarak O´na gelirler

[88] Sen; dagları gorur ve yerinde durur sanırsın. Oysa onlar, bulut gecer gibi gecip giderler. Bu; her seyi sapasaglam yapan Allah´ın san´atıdır. Muhakkak ki O; yaptıklarınızdan haberdardır

[89] Kim, bir iyilikle gelirse; ona daha iyisi vardır. Onlar, o gunun korkusundan emindirler

[90] Kim de bir kotulukle gelirse; yuzleri ateste surtulur. Ya siz, yaptıklarınızdan baska bir seyle mi cezalandırılacaksınız

[91] Ben; ancak bu sehrin Rabbına kulluk etmekle emrolundum. O, burayı harem kılmıstır ve her sey O´nundur. Ben, muslumanlardan olmakla emrolundum

[92] Ve Kur´an okumakla da. Kim hidayete ererse; yalnız kendisi icin ermis olur. Kim de sapıtırsa; de ki: Ben, sadece uyaranlardanım

[93] De ki: Hamdolsun Allah´a. O, size ayetlerini gosterecektir. Siz de onları tanıyacaksınız. Ve Rabbın; yaptıklarınızdan habersiz degildir

Kasas

Surah 28

[1] Ta, Sin, Mim

[2] Bunlar, apacık Kitab´ın ayetleridir

[3] Sana, Musa ile Firavun´un haberinden inanacak bir kavim icin dogru olarak anlatacagız

[4] Gercekten, Firavun, yeryuzunde zorbalıga yoneldi ve halkını sınıflara ayırdı. Iclerinden bir zumreyi gucsuz bularak ogullarını bogazlıyor, kızlarını diri bırakıyordu. Cunku o, bozgunculardandı

[5] Biz ise istiyorduk ki; gucsuz sayılanlara iyilikte bulunalım, onları onderler kılalım ve onları varisler yapalım

[6] Ve onları memleketlerine yerlestirelim, Firavun´ a Haman´a ve ikisinin askerlerine cekinmekte oldukları seyleri gosterelim

[7] Musa´nın annesine: Onu emzir. Basına bir sey gelmesinden korktugun zaman onu suya bırak. Korkma, uzulme, suphesiz onu, Biz; sana dondurecek ve peygamber yapacagız, diye vahyettik

[8] Firavun´un adamları bunun uzerine onu aldılar. Cunku o, sonunda kendileri icin bir dusman ve bir tasa olacaktı. Zira Firavun, Haman ve askerleri gercekten suclu idiler

[9] Firavun´un karısı dedi ki: Benim de, senin de gozun aydın olsun. Onu oldurmeyin. Belki bize faydası dokunur veya onu ogul ediniriz. Ve onlar, farkında degillerdi

[10] Musa´nın annesi, yuregi bombos sabah etti. Sayet inananlardan olması icin kalbini pekistirmemis olsaydık; neredeyse onu acıga vuracaktı

[11] Onun kızkardesine dedi ki: Onu izle, o da kimse farkına varmadan onu uzaktan gozetledi

[12] Onceden Biz, onun sut annelerin memesini kabul etmemesini sagladık. Bunun uzerine hemsiresi: Size, sizin adınıza ona bakacak ve iyi davranacak bir ev halkını tavsiye edeyim mi? dedi

[13] Boylece onun gozu aydın olsun, tasalanmasın ve Allah´ın vaadinin mutlak gercek oldugunu bilsin diye, annesine geri verdik. Ama onların cogu bilmezler

[14] Erginlik cagına erisip olgunlasınca, Biz ona ilim ve hikmet verdik. Iyi davrananları iste boylece mukafatlandırırız

[15] O, halkının haberi olmadıgı bir sırada sehre girdi ve birbiriyle dovusen iki adam gordu. Su, kendi adamlarından, bu da dusmanlarındandı. Kendi tarafından olan, dusmanına karsı ondan yardım istedi. Bunun uzerine Musa dusmanına bir yumruk indirdi ve olumune sebep oldu. Bu, seytanın isidir. Zira o, apacık saptıran bir dusmandır, dedi

[16] Dedi ki: Rabbım; dogrusu kendime zulmettim. Bagısla beni. Bunun uzerine onu bagısladık. Muhakkak ki O´dur O; Gafur, Rahim

[17] Dedi ki: Rabbım, bana verdigin nimet hakkı icin, artık suclulara asla yardımcı olmayacagım

[18] Sehirde korku icinde etrafı gozetleyerek sabahladı. Bir de baktı ki dun, kendisinden yardım isteyen kimse bagırarak ondan yine yardım istiyordu. Musa ona dedi ki: Dogrusu sen, besbelli bir azgınsın

[19] Derken ikisinin de dusmanı olanı yakalamak isteyince: Ey Musa, dun bir cana kıydıgın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden olmayı degil, yeryuzunde bir zorba olmayı istiyorsun, dedi

[20] Sehrin ote basından kosarak bir adam geldi ve dedi ki: Ey Musa; ileri gelenler, seni oldurmek icin aralarında gorusuyorlar. Hemen cık git, dogrusu ben, sana ogut verenlerdenim

[21] Bunun uzerine korku icinde gozetleyerek oradan cıktı ve: Rabbım; beni, o zalimler guruhundan kurtar, dedi

[22] Medyen tarafına yoneldiginde dedi ki: Umarım ki Rabbım, beni yolun dogrusuna hidayet eder

[23] Medyen suyuna varınca; davarlarını sulayan bir insan toplulugu gordu. Ve onlardan baska surulerini gozetleyen iki kadın buldu. Onlara: Isiniz nedir? dedi. Onlar da: Cobanlar ayrılana kadar biz sulamayız. Babamız cok yaslıdır da ondan, dediler

[24] Bunun uzerine onlarınkini suladı. Sonra golgeye cekildi ve dedi ki: Rabbım; dogrusu bana indirecegin hayra muhtacım

[25] Derken, o kadınlardan biri, utana utana yuruyup ona geldi: Babam, dedi, sana sulama ucretini odemek icin seni cagırıyor. Ona gelince, basından geceni anlattı. O da: Korkma; artık zalimler guruhundan kurtuldun, dedi

[26] O ikiden biri dedi ki: Babacıgım, onu ucretle tut. Cunku ucretle tuttuklarının en iyisi bu guclu ve emin kisidir

[27] O da dedi ki: Bana sekiz yıl calısmana karsılık, bu iki kızımdan birini sana nıkahlamak istiyorum. Sayet on yıla tamamlarsan o, senden bir lutuf olur. Ama sana zorluk cektirmek istemem. Insaallah beni salihlerden bulacaksın

[28] Dedi ki: Bu, seninle benim aramdadır. Bu sureden hangisini doldurursam doldurayım, bir kotuluge ugramam. Soylediklerimize Allah Vekil´dir

[29] Musa sureyi doldurunca; ailesi ile birlikte yola cıktı. Tur yanında bir ates gordu. Ailesine dedi ki: Durun, ben bir ates gordum. Olur ki size ondan bir haber, yahut ısınmanız icin atesten bir kor getiririm

[30] Oraya geldiginde, feyizli yerdeki vadinin sag yanındaki agactan: Ey Musa; suphesiz Ben, alemlerin Rabbı olan Allah´ım

[31] Asanı bırak, diye seslenildi. Onun bir yılan gibi deprendigini gorunce, donup arkasına bakmadan kactı. Ey Musa, beri gel, korkma. Cunku sen emniyyette olanlardansın, denildi

[32] Elini koynuna sok, lekesiz bembeyaz cıksın. Ellerini kendine cek, korkun kalmasın. Bu ikisi, Firavun ve erkanına karsı Rabbından iki burhandır. Dogrusu onlar, fasıklar guruhudur, denildi

[33] Dedi ki: Rabbım; dogrusu ben, onlardan bir cana kıydım, beni oldurmelerinden korkarım

[34] Kardesim Harun´un dili benimkinden daha duzgundur. Onu benimle beraber yardımcı olarak gonder ki beni tasdik etsin. Cunku ben, tekzib etmelerinden endise duyuyorum

[35] Buyurdu ki: Senin gucunu kardesinle artıracagız. Ikinize de oyle bir guc verecegiz ki onlar, size erisemeyecekler. Ayetlerimizle ikiniz de, ikinize uyanlar da ustun geleceklerdir

[36] Musa onlara apacık ayetlerimizle gelince: bu, uydurulmus bir sihirden baska bir sey degildir. Biz, onceki atalarımızdan boylesini isitmemistik, dediler

[37] Musa dedi ki: Rabbım, kimin hidayetle katından geldigini ve bu yurdun sonunun kimin olacagını daha iyi bilir. Dogrusu zalimler, asla felah bulmazlar

[38] Firavun da dedi ki: Ey ileri gelenler; sizin, benden baska bir tanrınız oldugunu bilmiyorum. Ey Haman; haydi, benim icin camurun uzerinde ates yak da, bana buyuk bir kule yap. Cıkar da belki Musa´nın tanrısını gorurum. Dogrusu onu yalancılardan sanıyorum

[39] O da, askerleri de memlekette haksız yere buyukluk tasladılar ve gercekten Bize dondurulmeyeceklerini sandılar

[40] Biz de onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

[41] Onları, atese cagıran onderler kıldık. Kıyamet gunu de yardım gormezler

[42] Bu dunyada arkalarına la´neti taktık. Kıyamet gunu de onlar cirkinlestirilmis olanlardır

[43] Andolsun ki; Biz, onceki nesilleri yok ettikten sonra Musa´ya insanlar icin basiretler, hidayet ve rahmet olmak uzere kitabı verdik. Olur ki dusunurler diye

[44] Musa´ya buyrugumuzu bildirdigimiz vakit, batı yonunde degildin sen. Gorenlerden de olmamıstın

[45] Ama Biz; daha nice nesiller yarattık. Omurleri uzadıkca uzadı onların. Sen, Medyen halkı arasında bulunup da onlara ayetlerimizi okumuyordun. O haberleri sana gonderen Biziz

[46] Biz seslendigimiz vakit; sen Tur´un yanında da degildin. Fakat sen, kendinden once onlara uyarıcı gelmeyen bir kavmi uyarman icin, Rabbından bir rahmet olarak gonderildin. Olur ki onlar, dusunurler diye

[47] Yaptıklarından oturu baslarına bir musibet geldigi zaman: Rabbımız, bize bir peygamber gonderseydin de ayetlerine uysak ve mu´minlerden olsak olmaz mıydı? derler

[48] Ama onlara katımızdan gercek gelince: Musa´ya verilenler gibi ona da verilmeli degil miydi? derler. Daha once Musa´ya verileni de inkar etmemisler miydi? Birbirine destek olan iki buyucu, demislerdi ve biz, hepsini inkar edenleriz, demislerdi

[49] De ki: Sayet dogru sozluyseniz; Allah katından bu ikisinden daha dogru bir kitab getirin de ona uyalım

[50] Sayet sana cevab vermezlerse, bil ki; onlar, sırf kendi heveslerine uymaktadırlar. Halbuki Allah´tan bir hidayet olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim vardır. Muhakkak ki Allah; zalimler guruhunu hidayete erdirmez

[51] Andolsun ki; Biz, onlar icin sozu birbirine bitistirdik. Belki dusunurler diye

[52] Kendilerine daha cnceden kitab verdiklerimiz de buna inanırlar

[53] Onlara Kur´an okundugu zaman; derler ki: Ona inandık, dogrusu o, Rabbımızdan gelen gercektir. Suphesiz biz, ondan once de muslumanlar olmustuk

[54] Iste onlara sabrettiklerinden oturu ecirleri iki defa verilir. Kotulugu iyilikle savar onlar. Ve kendilerine verdigimiz rızıktan da infak ederler

[55] Ve bos soz isittikleri zaman ondan yuz cevirirdiler. Bizim islediklerimiz bize, sizin isledikleriniz sizedir. Selam olsun size, biz cahilleri aramayız derler

[56] Muhakkak ki sen; her sevdigini hidayete erdiremezsin. Ama Allah; diledigini hidayete erdirir. Ve hidayete erecekleri en iyi O, bilir

[57] Dediler ki: Seninle beraber hidayete uyacak olursak, yerimizden oluruz. Halbuki onları katımızdan bir rızık olarak her seyin mahsulunun toplandıgı emin bir haremde yerlestirmedik mi? Ama onların cogu bilmezler

[58] Biz; nimet ve refahıyla sımarmıs nice kasabaları yok etmisizdir. Iste kendilerinden sonra cok az kimselerin oturabilecegi yerleri. Ve oralara varis olanlar Biz´dik, Biz

[59] Anasına, ayetlerimizi okuyacak bir peygamber gondermedikce Rabbın kasabaları helak etmis degildir. Ve Biz; halkı zalim olan kasabalardan baskasını helak edici degiliz

[60] Size verilen herhangi bir sey; dunya hayatının bir gecimligi ve susudur. Allah katında olan ise daha hayırlı ve devamlıdır. Hala akletmez misiniz

[61] Simdi kendisine guzel bir vaadde bulundugumuz ve ona kavusan kimse; dunya hayatında kendisine bir gecimlik verdigimiz, sonra kıyamet gununde huzurumuza getirilmislerden olan kimse gibi midir

[62] O gun Allah; onlara seslenip: Benim ortagım olduklarını ileri surdukleriniz nerededirler? der

[63] Aleyhlerine hukum gerceklesen kimseler: Rabbımız; iste bunlar azdırdıgımız kimselerdir. Kendimiz nasıl azmıssak onları da oylece biz azdırdık. Onlardan uzaklasıp sana geldik, zaten onlar bize tapmıyorlardı, derler

[64] Denir ki: Kostugunuz ortaklarınızı cagırın. Onlar cagırırlar, ama kendilerine cevap veremezler. Cehennem azabını gorunce de dogru yolda olmadıklarına yanarlar

[65] O gun, Allah; onlara seslenip: Peygamberlere ne cevab verdiniz? der

[66] Ama o gun, onlara karsı butun haberler kor olmustur. Birbirlerine de soramazlar

[67] Ama tevbe edip inanan ve salih amel isleyen kimsenin, kurtulusa erenlerden olması umid edilir

[68] Rabbın; diledigini yaratır ve secer. Onlar icin secim hakkı yoktur. Onların kostukları ortaklardan Allah munezzehtir ve yucedir

[69] Rabbın; goguslerinin gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir

[70] O, oyle bir Allah´tır ki; kendinden baska ilah yoktur. Onunde de, sonunda da hamd O´nadır. Hukum O´nundur ve O´na donduruleceksiniz

[71] De ki: Sayet Allah; geceyi kıyamete kadar uzerinizde surekli kılsaydı; Allah´tan baska size ısık getirecek tanrı kimdir? Hala dinlemeyecek misiniz

[72] De ki: Sayet Allah gunduzu kıyamet gunune kadar uzerinizde surekli kılsaydı; size icinde dinleneceginiz bir geceyi getirecek Allah´tan baska tanrı kimdir? Hala gormeyecek misiniz

[73] O´nun rahmetindendir ki; dinlenmeniz icin geceyi, lutfedip verdigi rızkı aramanız icin gunduzu yaratmıstır. Ta ki sukredesiniz

[74] O gun onlara seslenip: Nerededir Bana ortak olduklarını iddia ettikleriniz? der

[75] Her ummetten bir sahid cekip cıkarmısızdır. Ve kesin delilinizi getirin, demisizdir. O zaman gercegin Allah´tan oldugunu ve uydurduklarının kendilerini bırakıp kactıgını anlarlar

[76] Gercekten Karun; Musa´nın kavminden biriydi. Ama onlara karsı azgınlık etti. Biz, ona; anahtarlarını guclu bir toplulugun zor tasıdıgı hazineler vermistik. Kavmi ona soyle demisti: Sımarma, cunku Allah; sımarıkları sevmez

[77] Allah´ın sana verdigi seylerde ahiret yurdunu gozet. Dunyadaki nasibini de unutma. Allah´ın sana ihsan ettigi gibi sen de ihsan da bulun. Yeryuzunde bozgunculuk arama. Dogrusu Allah; bozguncuları sevmez

[78] Dedi ki: Bu, bana; ancak bende olan bilgiden oturu verilmistir. Bilmez mi ki; Allah, onceleri ondan daha guclu ve topladıgı daha fazla olan nice nesilleri yok etmistir. Suclulardan gunahları sorulmaz

[79] Debdebe icinde kavminin karsısına cıktı. Dunya hayatını isteyenler: keski Karun´a verildigi gibi bizim de olsaydı. Dogrusu o, buyuk bir varlık sahibidir, demislerdi

[80] Kendilerine bilgi verilmis olanlar da soyle demisti: Yazıklar olsun size Allah´ın mukafatı, iman edip salih amel isleyenler icin daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavusabilir

[81] Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine gecirdik. Allah´a karsı kendisine yardım edebilecek kimsesi de yoktu. Bizzat kendisini koruyabileceklerden de degildi

[82] Daha dun onun yerinde olmayı isteyenler: Vay demek ki Allah; kullarından dilediginin rızkını genisletip daraltmaktadır. Eger Allah, bize lutfetmemis olsaydı; bizi de yerin dibine gecirirdi. Vay, demek ki kafirler, asla felah bulmazlar, demeye basladılar

[83] Iste ahiret yurdu. Biz; onu, yeryuzunde boburlenmeyen ve bozgunculugu istemeyen kimselere veririz. Akıbet muttekilerindir

[84] Kim, bir iyilikle gelirse; ona, daha hayırlısı verilir. Kim de bir kotulukle gelirse; o kotulukleri isleyenler, ancak yaptıkları kadar ceza gorurler

[85] Kur´an´ı senin uzerine farz kılan Allah; elbette seni donecegin yere dondurecektir. De ki: Kimin dogrulukla geldigini, kimin apacık sapıklıkta bulundugunu en iyi bilen Rabbımdır

[86] Sen; sana bu Kitab´ın verilecegini ummazdın. Bu; ancak Rabbının bir rahmetidir. Oyle ise, sakın kafirlere yardımcı olma

[87] Allah´ın ayetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Rabbına davet et ve sakın musriklerden olma

[88] Allah ile birlikte bir baska tanrıya yalvarma. O´ndan baska hicbir ilah yoktur. O´nun zatından baska her sey helak olacaktır. Hukum O´nundur ve sadece O´na donduruleceksiniz

Ankebût

Surah 29

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Yoksa, insanlar; inandık demeleriyle bırakılıvereceklerini ve kendilerinin denenmeyeceklerini mi sandılar

[3] Andolsun ki; Biz, onlardan oncekileri de denedik. Allah; elbette dogruları bilir ve elbette yalancıları da bilir

[4] Yoksa, kotuluk yapanlar Biz´den kacabileceklerini mi sanırlar? Ne kotu hukum veriyorlar

[5] Kim Allah´a kavusmayı umarsa; muhakkak ki Allah´ın belirttigi vakit mutlaka gelecektir. O; Semi´dir. Alim´dir

[6] Kim cihad ederse; ancak kendisi icin cihad etmis olur. Zira Allah; alemlerden mustagnidir

[7] Iman edip de salih amel isleyenlerin, kotuluklerini andolsun ki orteriz. Onları yaptıklarından daha guzeli ile mukafatlandırırız

[8] Biz, insana; anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eger onlar, hakkında bilgin olmayan seyi Bana ortak kosman icin seni zorlarlarsa, kendilerine itaat etme. Donusunuz Bana´dır. Yaptıklarınızı size bildiririm

[9] Iman edip salih amel isleyenleri de andolsun ki; salihlerin arasına katacagız

[10] Insanlardan oyleleri de vardır ki; Allah´a inandık, der de; Allah ugrunda bir eziyete ugratılınca; insanların o eziyetini, Allah´ın azabı gibi tutar. Rabbından bir yardım gelecek olursa; andolsun ki: Dogrusu biz, sizinle beraberdik, derler. Allah, herkesin kalbinde olanları en iyi bilen degil midir

[11] Elbette Allah; inananları bilir. Ve elbette munafıkları da bilir

[12] Kufredenler, inananlara derler ki: Bizim yolumuza uyun da sizin gunahlarınızı biz tasıyalım. Halbuki onların gunahlarından hic birini yuklenecek degillerdir. Dogrusu onlar yalancıdırlar

[13] Gercekten onlar; hem kendi yuklerini, hem de kendi yukleriyle beraber daha nice yukleri yuklenecekler ve uydurup durdukları seylerden dolayı kıyamet gunu elbette sorguya cekileceklerdir

[14] Andolsun ki; Biz, Nuh´u, kavmine gonderdik. Aralarında elli yılı mustesna olmak uzere bin yıl kaldı. Sonunda onlar, zulme devam edip dururken kendilerini tufan yakalayıverdi

[15] Ama Biz; onu da, gemi arkadaslarını da kurtardık ve bunu alemlere bir ayet yaptık

[16] Ibrahim´i de. Hani kavmine demisti ki: Allah´a ibadet edin ve O´ndan sakının. Bilirseniz bu; sizin icin daha hayırlıdır

[17] Siz; sadece Allah´ı bırakıp putlara tapıyor, aslı astarı olmayan sozler uyduruyorsunuz. Dogrusu Allah´tan baska taptıklarınızın size rızık vermeye gucleri yetmez. Oyleyse, rızkı Allah katında arayın, sadece O´na kulluk edin, O´na sukredin. Siz; ancak O´na donduruleceksiniz

[18] Eger siz, yalanlıyorsanız, bilin ki; sizden onceki ummetler de yalanlamıslardı. Peygambere dusen, sadece apacık tebligden ibarettir

[19] Gormediler mi ki; Allah yaratmayı nasıl baslatıyor sonra da onu iade ediyor? Suphesiz bu, Allah´a pek kolaydır

[20] De ki: Yeryuzunde gezip dolasın da Allah´ın yaratmaya nasıl basladıgını bir gorun. Iste Allah; yeni bir ahiret hayatını da tekrar yaratacaktır. Muhakkak ki Allah; her seye kadirdir

[21] Diledigine azab eder, diledigine merhamet eder. Ve ona cevrileceksiniz

[22] Siz ne yerde, ne gokte O´nu aciz bırakabilirsiniz. Allah´tan baska sizin hic bir dostunuz ve yardımcınız da yoktur

[23] Allah´ın ayetlerini ve O´na kavusmayı inkar edenler; iste onlar, Benim rahmetimden umitlerini kesmis olanlardır. Ve iste elem verici azab onlaradır

[24] Bunun uzerine kavminin ona cevabı sadece: Onu oldurun veya yakın, demek oldu. Ama Allah onu atesten korudu. Dogrusu bunda, inananlar icin ayetler vardır

[25] Ve o: Dunya hayatında Allah´ı bırakıp aranızda putları dostluk vesilesi kıldınız. Sonra da kıyamet gununde birbirinize kufreder ve karsılıklı la´net okursunuz. Varacagınız yer, atestir. Sizin yardımcılarınız da yoktur, dedi

[26] Bunun uzerine Lut ona inandı ve: Dogrusu ben, Rabbıma hicret edecegim. Muhakkak ki O; Aziz ve Hakim olanın kendisidir, dedi

[27] Ve ona Ishak ve Ya´kub´u ihsan ettik. Soyundan gelenlere kitab ve peygamberlik verdik. Ona dunyada mukafatını verdik. Dogrusu ahirette de o, salihlerdendir

[28] Lut´u da. Hani o, kavmine demisti ki: Gercekten siz; dunyalarda hic kimsenin sizden once yapmadıgı bir hayasızlıgı yapıyorsunuz

[29] Siz; erkeklere yaklasıyor, yol kesiyor ve toplantılarınızda fena seyler yapmıyor musunuz? Kavminin ona cevabı: Dogru sozlu isen, bize Allah´ın azabını getir, demek oldu

[30] Dedi ki: Rabbım; bozgunculara karsı bana yardım et

[31] Elcilerimiz Ibrahim´e mujde ile gelince dediler ki: Biz; bu kasaba halkını yok edecegiz. Cunku oranın ahalisi zalim kimselerdir

[32] Ama Lut oradadır, dedi. Elciler de: Biz, orada olanları daha iyi biliyoruz. Onu ve geride kalanlardan karısı dısında ailesini kurtaracagız, dediler

[33] Elcilerimiz Lut´a geldiklerinde, bu yuzden o tasalandı ve cok sıkıldı. Ona dediler ki: Korkma ve tasalanma. Dogrusu biz, seni ve geride kalacaklardan olan karının dısındaki aileni kurtaracagız

[34] Bu kasaba halkına da fasıklık yapar olduklarından dolayı gokten azab indirecegiz

[35] Andolsun ki; akleden bir kavim icin Biz, orada apacık bir ayet bırakmısızdır

[36] Medyen halkına da kardesleri Suayb´ı: Ey kavmim; Allah´a ibadet edin, ahiret gunune umid baglayın ve yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayım, dedi

[37] Ama onu yalanladılar. Bunun uzerine kendilerini siddetli bir sarsıntı yakalayıverdi de oldukları yerde diz ustu cokekaldılar

[38] Ad ve Semud kavmini de. Bunu, oturdukları yerlerden anlamaktasınız. Seytan kendilerine yaptıkları seyleri guzel gostermisti de onları dogru yoldan alıkoymustu. Halbuki kendileri bunu anlayacak durumda idiler

[39] Karun´u, Firavun´u ve Haman´ı da. Andolsun ki Musa, kendilerine apacık burhanlar getirmis de onlar yeryuzunde buyukluk taslamıslardı. Halbuki azabımızın onune gecebilecek degillerdi

[40] Her birini sucustu yakaladık. Kimine taslar savuran kasırga gonderdik, kimini bir cıglık tuttu, kimini yerin dibine gecirdik, kimini de suda bogduk. Allah; onlara zulmetmiyordu, ama onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı

[41] Allah´tan baska dostlar edinenlerin misali; kendine yuva yapan orumcegin misali gibidir. Evlerin en curugu muhakkak ki orumcegin yuvasıdır. Keski bilselerdi

[42] Muhakkak ki Allah; kendini bırakıp da tapındıkları seyi bilir. Ve O, Aziz´dir. Hakim´dir

[43] Iste misaller. Biz, onları insanlara anlatıyoruz. Bilenlerden baskası bunları anlamaz

[44] Allah; gokleri ve yeri hak ile yarattı. Muhakkak ki bunda, mu´minler icin bir ayet vardır

[45] Sana kitabtan vahyolunanı oku, namaz kıl. Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve kotulukten alıkoyar. Allah´ı zikretmek ise muhakkak ki en buyuktur. Ve Allah; yaptıklarınızı bilir

[46] Iclerinden zulmedenler bir yana; Ehl-i Kitab ile en guzel olanın dısında mucadele etmeyin ve deyin ki Bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim tanrımız da, sizin tanrınız da birdir. Biz, O´na teslim olanlarız

[47] Iste boylece sana Kitab´ı indirdik. Kendilerine kitab verdiklerimiz de ona inanırlar. Bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi kafirlerden baskası inkar etmez

[48] Daha once sen hic bir kitab okur degildin. Sag elinle de onu yazmıyordun. Oyle olsaydı; batılda olanlar supheye duserlerdi

[49] Bilakis o, kendilerine ilim verilenlerin gonullerinde apacık olan ayetlerdir. Zalimlerden baskası ayetlerimizi inkar etmez

[50] Rabbından ona ayetler indirilmeli degil miydi? dediler. De ki: O ayetler, ancak Allah´ın nezdindedir. Ben, sadece apacık bir uyarıcıyım

[51] Kendilerine okunan bu kitabı sana indirmis olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda inanan bir kavim icin rahmet ve ogut vardır

[52] De ki: Sahid olarak benimle sizin aranızda Allah yeter. O; goklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanıp Allah´a kufredenler, iste onlar husrana ugrayanların kendileridir

[53] Senden azabı carcabuk isterler. Eger belirtilmis bir sure olmasaydı, azab onlara hemen gelirdi. Ama farkına varmadan o, kendilerine ansızın gelecektir

[54] Senden azabı carcabuk istiyorlar. Dogrusu cehennem kafirleri kusatıp durmaktadır

[55] O gunde hem tepelerinden, hem de ayaklarının altından azab kendilerini kaplayacaktır. Ve: Yaptıklarınızın karsılıgını tadın, diyecektir

[56] Ey iman etmis olan kullarım; suphesiz ki Benim yerim genistir. O halde yalnız Bana ibadet edin

[57] Her nefis olumu tadacaktır. Sonunda Bize donduruleceksiniz

[58] Iman edip de salih amel isleyenleri altından ırmaklar akan, icinde temelli kalacakları cennetteki kosklere yerlestiririz. Calısanların mukafatları ne guzeldir

[59] Onlar ki; sabrederler ve Rabblarına tevekkul ederler

[60] Nice canlı vardır ki; rızkını kendi tasımaz. Sizin de, onların da rızkını Allah verir. Ve O; Semi´dir, Alim´dir

[61] Andolsun ki; onlara: Gokleri ve yeri yaratan, gunesi ve ayı musahhar kılan kimdir? diye sorsan, elbette; Allah´tır, diyecekler. O halde neye, cevrilip donduruluyorlar

[62] Andolsun ki; onlara: Gokten su indirip onunla olumunden sonra yeri dirilten kimdir? diye sorarsan, elbette; Allah´tır diyecekler. De ki: Hamd Allah´adır. Ama onların cogu akletmezler

[63] Andolsun ki; onlara: Gokten su indirip onunla olumunden sonra yeri dirilten kimdir? diye sorarsan, elbette; Allah´tır diyecekler. De ki: Hamd Allah´adır. Ama onların cogu akletmezler

[64] Bu dunya hayatı; yalnızca bir oyun ve oyalanmadır. Asıl hayat, ahiret yurdundaki hayattır. Keski bilseler

[65] Gemiye bindiklerinde; dini yalnız Allah´a tahsis ederek O´na yalvarırlar. Ama onları karaya cıkararak kurtarınca, hemen Allah´a sirk kosarlar

[66] Kendilerine verdigimize kufretsinler, eglensinler bakalım. Yakında bileceklerdir

[67] Cevrelerinde insanların zorla kapılıp goturulmesine ragmen orayı emin bir harem yaptıgımızı onlar gormediler mi? Yoksa batıla inanıp da Allah´ın nimetine kufur mu ediyorlar

[68] Allah´a karsı yalan duzenden veya hak kendisine gelmisken onu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Kafirlere cehennemde barınacak yer mi yok

[69] Bizim ugrumuzda mucahede edenleri elbette yollarımıza eristiririz. Suphesiz ki Allah, ihsan edenlerle beraberdir

Rûm

Surah 30

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Rumlar yenildiler

[3] Yakın bir yerde. Ama onlar, bu yenilgilerinden sonra galib geleceklerdir

[4] Birkac yıl icinde. Eninde sonunda emir Allah´ındır. O gun mu´minler de sevinecekler

[5] Allah´ın yardımı ile. O diledigine yardım eder ve O; Aziz´dir, Rahim´dir

[6] Allah´ın vaadi. Allah vaadinden asla caymaz, ama insanların cogu bilmezler

[7] Onlar dunya hayatının yalnız dıs yuzunu bilirler. Ve onlar ahiretten ise gafillerdir

[8] Kendi nefisleri hakkında dusunmezler mi? Ki Allah gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak ile ve belirli bir sure icin yaratmıstır. Dogrusu insanların cogu Rabblarına kavusmayı inkar ederler

[9] Onlar; yeryuzunde dolasıp gezmezler mi ki, kendilerinden oncekilerin akıbetlerinin nasıl oldugunu gorsunler. Onlat, kendilerinden daha kuvvetliydiler. Topragı altust etmisler ve onu kendilerinden daha cok imar etmislerdi. Peygamberleri onlara nice acık deliller getirmisti. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Ama onlar kendilerine zulmediyorlardı

[10] Nihayet Allah´ın ayetlerini tekzib edip onları alaya alarak kotuluk edenlerin akıbeti cok kotu oldu

[11] Allah; ilkin yaratır, sonra onu iade eder. En sonunda hepiniz O´na donduruleceksiniz

[12] Kıyametin kopacagı gun, suclular susacaklardır

[13] Ortaklarından da kendilerine hicbir sefaatcı olmayacaktır. Onlar ortaklarını da inkar edeceklerdir

[14] Kıyametin kopacagı gun; iste o gun ayılırlar

[15] Iman edip salih amellerde bulunanlar; bir bahcededirler, agırlanırlar

[16] Kufredip de ayetlerimizi ve ahirete kavusmayı yalanlayanlara gelince; iste onlar, azab icin hazır bulundurulurlar

[17] Aksama girerken ve sabaha ererken hepiniz Allah´ı tesbih edin

[18] Ve hamd, O´nadır. Goklerde de, yerde de, gunun sonunda da, ogleye erdiginiz vakitte de

[19] Oluden diriyi, diriden oluyu cıkarır. Yeryuzunu olumunden sonra canlandırır. Iste boyle cıkarılacaksınız

[20] Sizi topraktan yaratmıs olması da O´nun ayetlerindendir. Sonra siz, yayılmakta olan bir beser oldunuz

[21] Kendileriyle huzura kavusmanız icin size kendi nefislerinizden esler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O´nun ayetlerindendir. Suphesiz ki bunlarda dusunen bir kavim icin ayetler vardır

[22] Gokleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin birbirine uymaması da O´nun ayetlerindendir. Suphesiz ki bunda, bilenler icin ayetler vardır

[23] Geceleyin uyumanız, gunduz de lutfundan rızık aramanız O´nun ayetlerindendir. Suphesiz ki, bunlarda kulak veren bir kavim icin ayetler vardır

[24] Size korku ve umit vermek icin simsegi gostermesi, gokten su indirip olumden sonra yeri onunla diriltmesi de O´nun ayetlerindendir. Dogrusu bunlarda, akleden bir kavim icin ayetler vardır

[25] Gogun ve yerin, O´nun emri ile ayakta durması da yine O´nun ayetlerindendir. Sonra sizi bir cagırmaya gorsun, yerden hemen cıkıverirsiniz

[26] Goklerde ve yerde bulunanlar O´nundur. Hepsi O´na boyun eger

[27] Ilkin yaratıp sonra onu iade eden O´dur. Bu, O´nun icin pek kolaydır. Goklerde ve yerde en yuce misal O´nundur. Ve O; Aziz´dir, Hakim´dir

[28] O, size kendi nefislerinizden bir misal verdi: Size verdigimiz rızıklarda sag ellerinizin malik olduklarından ortaklarınız olmasını ister de onlarla, esit olur ve birbirinizi saydıgınız gibi bunları da sayar mısınız? Iste Biz, akleden bir kavim icin ayetleri boyle acıklarız

[29] Hayır, o zulmedenler; bilgisizce kendi heveslerine uymuslardır. Allah´ın saptırdıgı kimseyi kim dogru yola iletebilir? Onların yardımcıları da yoktur

[30] Oyleyse sen, yuzunu Hanif olarak dine, Allah´ın fıtratına cevir ki O, insanları bunun uzerine yaratmıstır. Allah´ın yaratısında degisme yoktur. Iste dosdogru din budur. Ama insanların cogu bilmezler

[31] Hepiniz O´na donun, O´ndan korkun. Namaz kılın ve musriklerden olmayın

[32] Onlar ki; dinlerinde ayrılıga dusup fırka fırka olmuslardır. Her zumre kendi yanında olanla sevinir durur

[33] Insanlara bir zarar dokununca; Rabblarına donerek O´na yalvarırlar. Sonra onlara katından bir rahmet tattırınca; bakarsınız ki, iclerinden bir grup Rabblarına sirk kosup durmaktadırlar

[34] Kendilerine verdigimize nankorluk etmeleri icin. Sefa surun bakalım, yakında bileceksiniz

[35] Yoksa onlara ortak kosmalarını soyleyen bir delil mi indirdik

[36] Ne zaman da insanlara bir rahmet tattırdık ise; onunla sevinirler. Ama yaptıklarından dolayı baslarına bir kotuluk gelirse; hemen umidlerini kesiverirler

[37] Gormezler mi ki Allah; rızkı diledigine yayıp genisletir ve kısar da. Muhakkak ki bunda inanan bir kavim icin ayetler vardır

[38] Akrabaya, yoksula ve yologluna hakkını ver. Bu; Allah´ın rızasını dileyenler icin daha hayırlıdır ve iste onlar; kurtulusa erenlerdir

[39] Insanların malları icinde artsın diye verdiginiz faiz Allah katında artmaz. Allah´ın rızasını dileyerek verdiginiz zekat ise boyle degildir. Iste onlar; sevablarını kat kat artıranlardır

[40] Sizi yaratan, sonra rızıklandıran, sonra olduren ve daha sonra dirilten de Allah´tır. O´na kostugunuz ortaklarınızdan boyle bir sey yapan var mıdır? Allah, onların kostukları ortaklardan munezzehtir, yucedir

[41] Insanların elleriyle islediklerinden dolayı karada ve denizde Fesad belirdi. Ki yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın. Belki donerler

[42] De ki: Yeryuzunde gezip dolasın da daha once gecenlerin akıbetinin nasıl oldugunu gorun. Onların cogu musrik idiler

[43] Reddine asla imkan bulunmayan, Allah´ın o gunu gelmezden once, yuzunu dosdogru dine cevir. Ki o gun insanlar boluk boluk ayrılacaklardır

[44] Kim, kufrederse; kufru kendi aleyhinedir. Kim de salih amel islerse; kendisi icin rahat bir yer hazırlamıs olur

[45] Ki, iman edip salih ameller isleyenleri Allah´ın fazlından mukafatlandırılması icindir bu. Muhakkak ki O; kafirleri sevmez

[46] Ruzgarları mujdeciler olarak gondermesi, rahmetinden size tattırması emri ile gemilerin yuzmesi ve lutfundan rızık istemeniz O´nun ayetlerindendir. Belki sukredersiniz

[47] Andolsun ki; senden once Biz, nice peygamberleri kendi kavimlerine gondermisizdir de onlara acık deliller getirmislerdir. Ama Biz, suc isleyenlerden oc aldık. Cunku mu´minlere yardım etmek ustumuze bir haktır

[48] Allah, O´dur ki; ruzgarları gonderip bulutları yurutur ve onları diledigi gibi gokte yayar ve kısım kısım yıgar. Nihayet sen de aralarından yagmurun cıktıgını gorursun. Allah´ın kullarından diledigine verdigi yagmurla onlar hemen seviniverirler

[49] Halbuki daha onceden kendilerine yagmur indirilmesinden kesin olarak umitlerini kesmislerdi

[50] Allah´ın rahmetinin belirtilerine bir baksana. Topragı oldukten sonra nasıl diriltiyor? Iste O; butun oluleri de muhakkak diriltecek. O; her seye kadirdir

[51] Andolsun ki; bir ruzgar gonderir de yesillikleri sarartırsak; bunu gorunce hemen nankorluge baslarlar

[52] Bunun icin sen; oluye katiyyen isittiremezsin. Donup giden sagırlara da daveti duyuramazsın

[53] Korleri sapıklıklarından vazgecirip dogru yola donduremezsin. Sen; ayetlerimizi ancak inananlara duyurabilirsin. Iste onlar, muslumanlardır

[54] Allah, O´dur ki; sizi gucsuz olarak yaratmıstır. Gucsuzlukten sonra kuvvetli kılmıl, sonra da kuvvetlilign ardından gucsuz ve ihtiyar yapmıstır. O; diledigini yaratır. O; Alim´dir, Kadir´dir

[55] Kıyametin kopacagı gun; suclular bir saatten baska kalmadıklarına yemin ederler. Iste onlar, boylece aldatılıp dondurulurler

[56] Kendilerine bilgi ve iman verilenler: Andolsun ki; Allah´ın kitabında yazılan o yeniden dirilis gunune kadar kaldınız. Iste bu; yeniden dirilis gunudur. Ama siz, bilmiyordunuz, derler

[57] Zulmedenlerin o gun mazeret beyan etmeleri fayda vermez. Artık kendilerinden donusleri de istenmez

[58] Andolsun ki; bu Kur´an´da insanlar icin her turlu misali irad etmisizdir. Bununla beraber sen, onlara herhangi bir ayet getirmis olsan kufredenler: Siz ancak batıl seyler ortaya atanlarsınız, derler

[59] Iste Allah; bilmeyenlerin kalblerine boyle damga basar

[60] Sabret, suphesiz ki Allah´ın vaadi haktır. Yakınen inanmayanlar seni hafiflige itmesinler

Lokman

Surah 31

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Bunlar Hakim kitabın ayetleridir

[3] Ki o; iyi davranan kimseler icin hidayet ve rahmettir

[4] Onlar ki; namaz kılarlar, zekat verirler ve onlar ahirete de yakınen inanırlar

[5] Iste onlar; Rabblarından bir hidayet uzerindedirler. Ve iste onlar; felaha erenlerin kendileridir

[6] Insanlar arasında bilgisizce Allah yolundan saptırmak icin gercegi bos sozlerle degisenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. Iste horlayıcı azab onlar icindir

[7] Ayetlerimiz ona okundugu zaman; kulaklarında agırlık var da isitmiyormus gibi buyukluk taslayarak sırt cevirir. Iste ona cok acıklı bir azabı mujdele

[8] Iman edip salih amel isleyenlere; muhakkak ki Naim cennetleri vardır

[9] Orada devamlı kalırlar. Bu, Allah´ın hak vaadidir. Ve O; Aziz´dir, Hakim´dir

[10] Gokleri, gordugunuz gibi direksiz olarak yaratmıs, sizi sarsar diye yere agır baskılar koymus, orada her turlu canlıyı yaymıstır. Biz, gokten su indirip orada her sınıf bitkiler yetistirmisizdir

[11] Iste bu, Allah´ın yaratısıdır. Gosterin bakalım bana O´ndan baskalarının ne yarattıgını? Hayır, zalimler apacık bir sapıklık icindedirler

[12] Andolsun ki; Biz, Allah´a sukret diye Lokman´a hikmeti verdik. Kim sukrederse; ancak kendisi icin sukretmis olur. Kim de kufrederse; muhakkak ki Allah; Gani´dir, Hamid´dir

[13] Hani Lokman; ogluna ogut vererek demisti ki: Ogulcugum; Allah´a sirk kosma, dogrusu sirk, buyuk bir zulumdur

[14] Biz insana, ana ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu zorluk ustune zorlukla tasımıstı. Sutten ayrılması da iki yıl surmustur. Bana ve ana-babana sukret. Donus ancak Bana´dır

[15] Sayet onlar seni koru korune Bana sirk kosman icin zorlarsa; onlara itaat etme ve dunya islerinde onlarla iyi gecin Bana donenlerin yoluna uy. Sonra donusunuz yine Bana´dır. O zaman Ben, size yaptıklarınızı bildiririm

[16] Ogulcugum; isledigin sey bir hardal tanesi kadar da olsa, bir kayanın icinde veya goklerde, yahut yerin derinliklerinde de bulunsa, Allah onu getirir. Muhakkak ki Allah; Latif´tir, Habir´dir

[17] Ogulcugum; namaz kıl, iyiligi emret, kotulugu onle. Basına gelene sabret. Dogrusu bunlar azmedilmeye deger seylerdir

[18] Insanları kucumseyip yuz cevirme. Yeryuzunde boburlenerek yurume. Allah kendini begenip boburleneni suphesiz ki hic sevmez

[19] Yuruyusunde tabii ol, sesini kıs. Suphesiz ki seslerin en cirkini eseklerin sesidir

[20] Gormez misiniz ki; Allah, goklerde olanları da, yerde olanları da size musahhar kılmıstır. Gizli ve acık olarak nimetlerini size bolca vermistir. Insanlar arasında hic bir bilgisi olmadan, hic bir rehberi ve aydınlatıcı kitabı yokken Allah hakkında tartısanlar vardır

[21] Onlara: Allah´ın indirdiklerine uyun, denilince: Hayır, biz atalarımızı uzerinde buldugumuz yola uyarız, derler. Ya seytan, onları yalımlı azaba cagırıyor idiyse

[22] Kim, ihsan ederek kendini Allah´a teslim ederse; muhakkak ki o, en saglam kulpa sarılmıstır. Ve islerin akıbeti Allah´a aittir

[23] Kim de kufrederse; onun kufru, seni uzmesin. Onların donusu Bize´dir. O zaman yaptıklarını onlara bildiririz. Suphesiz ki Allah; goguslerin ozunu gercekten bilendir

[24] Onları az bir sure gecindirir, sonra da katı bir azaba surukleriz

[25] Andolsun ki onlara: Gokleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; muhakkak: Allah, derler. De ki: Hamd Allah´a mahsustur. Hayır onların cogu bilmezler

[26] Goklerde ve yerde olanlar Allah´ındır. Muhakkak ki Allah´tır O, Gani ve Hamid

[27] Eger yeryuzundeki agacların hepsi kalem olsa, deniz de, arkasından yedi deniz daha kendisine yardım ederek murekkep olsa, yine de Allah´ın kelimeleri tukenmez. Muhakkak ki Allah; Aziz´dir, Hakim´dir

[28] Sizin yaratılmanız da, yeniden diriltilmeniz de bir tek kisininki gibidir. Suphesiz ki ALLAH; sEMI´DIR, bASIR´DIR

[29] Gormez misin ki; Allah, geceyi gunduze, gunduzu de geceye katar. Gunesi ve ayı buyruk altında tutar. Her birisi belirli bir sureye kadar akıp gider. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[30] Bu, Allah´ın; hakkın kendisi ve O´ndan baska taptıklarının da batıl olmasındandır. Dogrusu Allah; cok yucedir, cok buyuktur

[31] Gormez misin ki; gemiler denizde Allah´ın nimetiyle akıp gider. Boylece size ayetlerini gosterir. Bunlarda pek sabırlı ve cok sukreden kimseler icin ayetler vardır

[32] Onları daglar gibi dalgalar sardıgı vakit; dini yalnız Allah´a tahsis ederek O´na yalvarırlar. Onları karaya cıkararak kurtardıgı zaman da; iclerinden bir kısmı orta yolu tutar. Ayetlerimizi gaddar ve nankor olanın dısında baskası bilerek inkar etmez

[33] Ey insanlar; Rabbınızdan korkun. Babanın ogluna, ogulun babasına hicbir sey odemeyecegi gunden cekinin. Allah´ın vaadi suphesiz haktır. Oyleyse, sakın dunya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı seytan sizi Allah´ın bagıslamasına guvendirerek yoldan cıkarmasın

[34] Kıyamet saatının bilgisi suphesiz ki Allah katındadır, yagmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir. Kimse yarın ne kazanacagını bilmez. Ve hic bir nefis nerede olecegini de bilmez. Muhakkak ki Allah; Alim´dir, Habir´dir

Secde

Surah 32

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Suphe goturmeyen kitabın indirilmesi alemlerin Rabbındandır

[3] Yoksa; O, bunu kendiliginden uydurdu mu diyorlar; Hayır, o haktır, Rabbındandır. Ve senden evvel kendilerine uyarıcı gelmemis olan bir kavme korkunc akıbetlerini haber vermen icindir. Belki hidayeti bulurlar

[4] Allah, O´dur ki; gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı gunde yaratmıs, sonra Ars´a hukmetmistir. Sizin O´ndan baska bir dostunuz ve sefaatcınız yoktur. Hala dusunmuyor musunuz

[5] Gokten yere kadar her isi O, duzenler. Sonra sizin hesabınıza gore bin yıl kadar tutan bir gunde yine O´na yukselir

[6] Gorulmeyeni de, goruleni de bilen, Aziz ve Rahim olan, O´dur

[7] Ki, yarattıgı her seyi guzel yaratan O´dur. Insanı yaratmaya da camurdan baslamıstır

[8] Sonra onun soyunu bayagı bir suyun ozunden yapmıstır

[9] Sonra onu duzeltip tamamlamıs ve ruhundan ona uflemistir. Size de kulaklar, gozler ve kalbler vermistir. Ne de az sukrediyorsunuz

[10] Dediler ki: Topraga karısıp yok olduktan sonra mı, biz, yeniden yaratılacagız. Evet onlar; Rabblarına kavusmayı inkar edenlerdir

[11] De ki: Size vekil kılınan olum melegi canınızı alacak, sonra Rabbınıza donduruleceksiniz

[12] Sucluları Rabblarının huzurunda basları one egilmis olarak: Rabbımız, gorduk ve dinledik. Artık bizi dunyaya geri cevir de salih amel isleyelim. Gercekten biz, kesin olarak inandık, derlerken bir gorsen

[13] Eger Biz isteseydik; herkesi elbette hidayete erdirirdik. Fakat: Cehennemi tamamen cinn ve insanlarla dolduracagım, diye Benden hak soz sadır olmustur

[14] Oyleyse su gunumuze kavusmayı unuttugunuzdan oturu tadın azabı. Dogrusu Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karsılık sonsuz azabı tadın

[15] Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldıgı zaman secdeye kapananlar, buyukluk taslamayarak Rabblarını hamd ile tesbih edenler inanırlar

[16] Onların yanları yataklarından uzaklasır. Korku ve umid ile Rabblarına yalvarırlar. Verdigimiz rızıklardan da infak ederler

[17] Yaptıklarına karsılık olarak onlara gozlerin aydın olacagı, nelerin gizlenmis bulundugunu kimse bilmez

[18] Mu´min olan kimse yoldan cıkmıs kimse gibi midir? Bunlar hic bir olmazlar

[19] Iman edip salih amel isleyenlere gelince; onlar icin yapmıs oldukları amellere karsılık koymak uzere Me´va Cennetleri vardır

[20] Yoldan cıkanlara gelince; onların sıgınagı da atestir. Oradan cıkmak istedikleri her seferinde geri cevrilirler. Ve onlara: Yalanlayıp durdugunuz atesin azabını tadın, denir

[21] Belki donerler diye andolsun ki onlara buyuk azabdan once de mutlaka yakın azabdan tattıracagız

[22] Rabbının ayetleri kendisine hatırlatılıp da onlardan yuz ceviren kimseden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki Biz, suclulardan intikam alıcıyız

[23] Andolsun ki; Musa´ya da kitab verdik. Sakın, sen O´na kavusacagından kusku icinde olma. Ve onu Israilogullarına hidayet yaptık

[24] Iclerinden de sabrettikleri zaman emrimizle dogru yola goturecek kılavuzlar tayin ettik. Ve onlar ayetlerimizi cok iyi biliyorlardı

[25] Ayrılıga dustukleri seylerde; Rabbın, muhakkak ki kıyamet gunu aralarında hukmedecektir

[26] Simdi yurtlarında gezip dolastıkları, kendilerinden onceki nesillerden nicesini yok etmis olmamız, onları dogru yola sevketmez mi? Suphesiz bunlarda ayetler vardır. Hala dinlemezler mi

[27] Gormezler mi ki; Biz, kuru yerlere suyu gonderiyor, onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri cıkarıyoruz. Hala da gormeyecekler mi

[28] Ve derler ki: Dogru soyluyorsanız bu fetih ne zamandır

[29] De ki: Fetih gunu o kafirlere imanları fayda vermeyecek ve onlara bakılmayacak

[30] Bırak onları ve bekle. Zaten onlar da beklemektedir

Ahzâb

Surah 33

[1] Ey peygamber; Allah´tan kork ve kafirlere, munafıklara uyma. Muhakkak ki Allah; Alim, Hakim olandır

[2] Rabbından sana vahyolunana uy. Muhakkak ki Allah; yaptıklarınızdan haberdar olandır

[3] Ve Allah´a tevekkul et. Vekil olarak Allah yeter

[4] Allah, bir kisinin icinde iki kalb yaratmadı. Ve eslerinizi, anneleriniz gibi kendinize haram saymanız icin yaratmamıstır. Evladlıklarınızı da oz ogullarınız kılmamıstır. Bunlar, dillerinize doladıgınız sozlerinizdir. Allah ise hakkı soyler. Ve O, yolu dogrultur

[5] Onları babalarına nisbet ederek cagırın. Allah katında en dogru olan budur. Eger babalarını bilmezseniz; o takdirde, onlar sizin din kardesleriniz ve dostlarınızdır. Kalbinizden kasdederek yaptıklarınız dısında hatalarınızda size bir vebal yoktur. Ve Allah; Gafur, Rahim olandır

[6] Peygamber; mu´minler icin kendi oz nefislerinden daha evladır. Onun esleri ise onların anneleridir. Akraba olanlar da Allah´ın kitabında birbirlerine diger mu´minlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacagınız uygun bir vasiyet baskadır. Bu, Kitab´da yazılmıstır

[7] Hani Biz; peygamberlerden soz almıstık. Senden de, Nuh´tan da, Ibrahim´ den de, Musa´dan da, Meryem Oglu Isa´dan da. Ve onlardan agır bir misak almıstık

[8] Sadıklardan sadakatlarını sormak icin. Ve O kafirlere elim bir azab hazırlamıstır

[9] Ey iman edenler; Allah´ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmisti de Biz, onların uzerine ruzgar ve sizin gormediginiz ordular gondermistik. Allah; yaptıklarınızı gorendir

[10] Hani onlar size, hem ustunuzden hem de altınızdan gelmislerdi. Ve hani gozler kaymıs, yurekler agızlara gelmisti ve siz Allah hakkında cesitli zanlarda bulunuyordunuz

[11] Iste orada mu´minler imtihan edilmis ve siddetli bir sarsıntıyla sarsılmıslardı

[12] Ve hani munafıklar ve kalblerinde bir hastalık bulunanlar: Allah ve Rasulu bize sadece bos vaadlerde bulundular, diyorlardı

[13] Hani onlardan bir grup demisti ki: Ey Medine halkı; sizin icin tutunacak bir yer yok. Artık geri donun. Iclerinden bir grup da peygamberden izin isteyerek diyorlardı ki: Evlerimiz dusmana acıktır. Halbuki evleri acık degildi. Onlar, sadece kacmak istiyorlardı

[14] Sayet onlara onun cevrelerinden varılmıs olsaydı da fitne cıkarmaları istenseydi, hemen buna girisirler ve derhal yapmaktan geri durmazlardı

[15] Andolsun ki; onlar, daha onceden sırt cevirip kacmayacaklarına dair Allah´a soz vermislerdi. Ve Allah´a verilen ahid, sorumluluktu

[16] De ki: Eger olumden veya oldurulmekten kactıysanız; firar, size fayda vermeyecektir. Ve o zaman, cok az eglendirileceksiniz

[17] De ki: Allah sizin icin bir kotuluk dilerse veya bir rahmet dilerse; sizi O´na karsı koruyabilecek kimdir? Onlar Allah´tan baska bir dost ve yardımcı da bulamazlar

[18] Dogrusu Allah; icinizden sizi alıkoyanları ve kardeslerine; bize gelin, diyenleri bilir. Bunlar harbe pek az istirak ediyorlardı

[19] Size karsı cimridirler. Korku geldigi zaman, gorursun ki onlar ustune olum baygınlıgı cokmus gibi gozleri donerek sana bakarlar. Korku gidince de iyiliginizi cekemeyerek, sivri dilleriyle sizi incitirler. Iste onlar, inanmamıslardır. Bunun icin de Allah yaptıklarını bosa cıkarmıstır. Bu, Allah icin pek kolaydır

[20] Onlar, birliklerin gitmedigini sanıyorlardı. Birlikler gelmis olsalardı, kendilerinin collerde bedevilerle bulunup sizin haberlerinizi oradan sorusturmayı isterlerdi. Aranızda bulunsalardı bu defa da cok az savasırlardı

[21] Andolsun ki; sizin icin Rasulullah´ta guzel bir ornek vardır. Allah´a ve ahiret gunune kavusmayı umanlar ve Allah´ı cokca zikredenler icin

[22] Mu´minler o birlikleri gorduklerinde dediler ki: Iste bize Allah´ın ve Rasulunun vaad ettigi bu. Allah ve Rasulu dogru soylemistir. Ve bu, onların ancak imanını ve teslimiyetini artırdı

[23] Mu´minlerden oyle erler vardır ki; Allah´a verdikleri ahde sadakat gostermislerdir. Kimi bu ugurda canını verdi, kimi de beklemektedir. Ve onlar, hic bir degistirme ile degistirmediler

[24] Cunku Allah, dogruları dogruluklarıyla mukafatlandıracak, munafıkları da dilerse azablandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Muhakkak ki Allah, Gafur, Rahim olandır

[25] Allah, kufredenleri kinleriyle geri cevirdi. Ve hic bir hayra nail olmadılar. Allah, savasta mu´minlere yetti. Ve Allah; Kavi, Aziz olandır

[26] Ehl-i kitabdan onlara destek olanları, kalelerinden indirdi. Ve kalblerine korku saldı. Onlardan kimini olduruyor, kimini de esir alıyordunuz

[27] Ve sizi onların yerlerine, yurdlarına, mallarına henuz ayak basmadıgınız yerlere de varis kıldı. Ve Allah, her seye kadirdir

[28] Ey peygamber; eslerine de: Eger dunya hayatını ve suslerini istiyorsanız; gelin, size bagısta bulunayım ve guzellikle salıvereyim

[29] Yok eger Allah´ı, Rasulunu ve ahiret yurdunu istiyorsanız; muhakkak ki Allah, icinizden iyi davranan hanımlara buyuk mukafat hazırlamıstır

[30] Ey peygamber kadınları; sizlerden her kim, apacık bir hayasızlıkla gelecek olursa, ona azab iki kat katlanır. Bu, Allah´a pek kolaydır

[31] Sizden her kim de Allah´a ve Rasulune boyun egip salih amel islerse; onun mukafatını da iki kat veririz. Hem Biz, ona comertce bir rızık da hazırlamısızdır

[32] Ey peygamber kadınları; sizler, kadınlardan herhangi biri gibi degilsiniz. Eger sakınıyorsanız; edalı olmayın yoksa kalbinde bir hastalık bulunanlar kotu seyler umarlar. Ve hep ma´ruf soz soyleyin

[33] Evlerinizde oturun, ilk cahiliyye devrinde oldugu gibi acılıp sacılmayın. Namaz kılın, zekat verin, Allah´ a ve Rasulune itaat edin. Ey Ehl-i Beyt; Allah, muhakkak ki sizden eksikligi gidermek ve sizi tertemiz temizlemek ister

[34] Evinizde okunan Allah´ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Muhakkak ki Allah, Latif, Habir olandır

[35] Dogrusu musluman erkeklerle, musluman kadınlar; mu´min erkeklerle, mu´ min kadınlar; taata devam eden erkeklerle, taata devam eden kadınlar; sadık erkeklerle, sadık kadınlar; sabreden erkeklerle, sabreden kadınlar; husu´ eden erkeklerle, husu´eden kadınlar; sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar; oruc tutan erkeklerle, oruc tutan kadınlar; iffetlerini koruyan erkeklerle, iffetlerini koruyan kadınlar; Allah´ı cokca zikreden erkeklerle, cokca zikreden kadınlar; iste onlar icin, Allah; magfiret ve buyuk bir mukafat hazırlamıstır

[36] Allah ve Rasulu bir seye hukmettigi zaman; ne mu´min erkekler icin ne de mu´min kadınlar icin artık islerinde bir secme hakkı olamaz. Kim de Allah´a ve Rasulune isyan ederse; suphesiz ki apacık bir sapıklıkla sapmıs olur

[37] Hani sen; Allah´ın kendisine nimet verdigi ve senin de nimetlendirdigin kimseye diyordun ki: Esini bırakma ve Allah´tan kork. Allah´ın acıga vuracagı seyi de icine saklıyor, insanlardan korkuyordun. Halbuki en cok Allah´tan korkman gerekirdi. Nihayet Zeyd onunla bagını kopardıgında, onu seninle evlendirdik ki boylece evladlıkları esleriyle baglarını kopardıklarında onlarla evlenmek konusunda mu´minlere bir vebal olmadıgı bilinsin. Allah´ın emri yerine getirilmistir

[38] Allah´ın, kendisine farz kıldıgı seylerde peygamberine herhangi bir gucluk yoktur. Allah´ın onceden gecmisler hakkındaki sunnetidir. Ve Allah´ın emri, geregi gibi yerine gelmistir

[39] Allah´ın risaletlerini teblig edenler ve O´ndan korkanlar; Allah´tan baska kimseden korkmazlar. Hesab gorucu olarak Allah, yeter

[40] Muhammed; sizin adamlarınızdan herhangi birisinin babası degildir, sadece Allah´ın Rasulu ve peygamberlerin hatemidir. Allah, her seyi bilendir

[41] Ey iman edenler; Allah´ı cokca zikredin

[42] Ve O´nu sabah aksam tesbih edin

[43] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin rahmet etmekte olan O´dur. Melekleri de size dua ederler. Ve O, mu´minlere Rahim olandır

[44] O´na kavustukları gun, onların saglık temennileri; selamdır. Onlara comertce bir mukafat hazırlamıstır

[45] Ey peygamber; Biz, seni muhakkak sahid, mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[46] Izniyle Allah´a cagıran ve aydınlatan bir ısık olarak

[47] Mu´minlere; kendileri icin Allah tarafından buyuk bir lutuf oldugunu mujdele

[48] Kafirlere ve munafıklara uyma, onların eziyetlerine aldırma. Allah´a tevekkul et. Vekil olarak Allah yeter

[49] Ey iman edenler; mu´min kadınları nikahlayıp sonra onlarla temasta bulunmadan once bosadıgınızda, artık onlar icin iddet saymanıza luzum yoktur. Kendilerini gecindirin ve guzellikle serbest bırakın

[50] Ey peygamber; Biz, mehirlerini verdigin eslerini, Allah´ın sana ganimet olarak verdigi cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve bir de eger mu´min bir kadın kendisini peygambere hibe eder de peygamber de onunla evlenmeyi isterse onuki bu, mu´minlerden ayrı olarak sadece sana has olmak uzeresenin icin helal kıldık. Sana bir zorluk olmasın diye mu´minlerin esleri ve sag ellerinin malik oldukları hakkında ne hukmettigimizi bildirdik. Ve Allah; Gafur, Rahim olandır

[51] Onlardan istedigini bırakabilir, istedigini alabilirsin. Bırakmıs olduklarından da arzu ettigini almanda sana bir vebal yoktur. Bu, onların gozlerinin aydın olması, uzulmemeleri ve kendilerine verdigin seylere razı olmaları icin daha elverislidir. Allah, kalblerimizde olanı bilir. Ve Allah; Alim, Halim olandır

[52] Bundan sonra artık sana kadınlarla evlenmek ve guzellikleri hosuna gitse de sag elinin malik olduklarının dısında hic birini baska bir esle degis tirmek helal degildir. Allah; her seyi murakabe edendir

[53] Ey iman edenler; Peygamber´in evlerine yemege cagrılmaksızın ve vakitli vakitsiz girmeyin. Ama davet olunursanız; girin ve yemegi yeyince de lafa dalmadan dagılın. Bu haliniz, Peygamber´i uzuyordu, o da size bir sey soylemeye cekiniyordu. Allah ise hakkı soylemekten cekinmez. Peygamber´in eslerinden bir sey istediginizde; onu perde arkasından isteyin. Bu; sizin kalbleriniz icin de, onların kalbleri icin de daha temizdir. Allah´ın Rasulunu uzmeniz ve ondan sonra eslerini nikahlamak asla caiz degildir. Cunku bu; Allah katında buyuk bir gunahtır

[54] Bir seyi acıklasanız da, gizleseniz de muhakkak ki Allah; her seyi bilendir

[55] Peygamber´in eslerine; babaları, ogulları, kardesleri, erkek kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogulları, hizmetci kadınları ve sag ellerinin malik oldukları hususunda vebal yoktur. Ve Allah´tan korkun. Muhakkak ki Allah; her seye sahid olandır

[56] Muhakkak ki Allah ve melekleri, Peygamber´e salat ederler. Ey iman edenler; siz de O´nun uzerine salavat getiriniz ve onun icin selamet dileyin

[57] Muhakkak ki Allah´ı ve Rasulunu incitenlere Allah; dunya ve ahirette la´net etmistir. Ve onlar icin, horlayıcı bir azab hazırlamıstır

[58] Mu´min erkekleri ve mu´min kadınları yapmadıkları bir seyle incitenler; dogrusu bir iftirayı ve apacık bir gunahı yuklenmislerdir

[59] Ey peygamber; eslerine, kızlarına ve mu´minlerin kadınlarına soyle: Ustlerine ortu alsınlar. Bu, onların tanınıp da incitilmemeleri icin daha elverislidir. Ve Allah; Gafur, Rahim olandır

[60] Andolsun ki munafıklar, kalblerinde hastalık bulunanlar, sehirde bozguncu haberler yayanlar, buna son vermezlerse; muhakkak seni onlarla mucadeleye cagırırız da sonra cevrende az bir zamandan fazla kalamazlar

[61] La´netlenmislerdir. Nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve hemen oldurulurler

[62] Allah´ın daha onceden gecenler hakkındaki sunnetidir. Sen, Allah´ın sunnetinde bir degisiklik bulamazsın

[63] Insanlar sana kıyametten sorarlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de o saat yakında oluverir

[64] Muhakkak ki Allah; kafirleri la´netlemistir. Ve onlara cılgın alevler hazırlamıstır

[65] Orada temelli kalırlar, ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulamazlar

[66] O gun, yuzleri ateste cevrilirken; ne olurdu keski Allah´a itaat etseydik, peygambere de itaat etseydik, derler

[67] Ve dediler ki: Rabbımız; biz buyuklerimize ve yoneticilerimize itaat etmistik. Onlar da bizi yoldan saptırdılar

[68] Rabbımız; onlara, azabdan iki kat ver. Ve onları buyuk bir la´netle la´netle

[69] Ey iman edenler: Musa´ya eziyet vermis olanlar gibi olmayın. Nitekim Allah, onu soyledikleri seyden uzak tutmustu. Ve o, Allah katında degerli idi

[70] Ey iman edenler; Allah´tan korkun ve dogru soz soyleyin

[71] Ki O da islerinizi duzeltsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Kim Allah´a ve Rasulune itaat ederse; gercekten buyuk bir kurtulusla kurtulmustur

[72] Gercekten Biz, emaneti; goklere, yeryuzune ve daglara sunduk da onlar bunu yuklenmekten cekindiler. Ve korkup titrediler. Onu insan yuklendi. Dogrusu insan; pek zalim ve pek cahil oldu

[73] Ta ki Allah; munafık erkekleri ve munafık kadınları, musrik erkekleri ve musrik kadınları azaba ugratsın. Mu´min erkeklerle, mu´min kadınların da tevbelerini kabul buyursun. Ve Allah; Gafur, Rahim olandır

Sebe'

Surah 34

[1] Hamd, O Allah´a ki; goklerde ve yerde bulunanlar kendisine aittir. Ahirette de hamd O´nadır. O; Hakim´dir, Habir´dir

[2] Yere gireni, oradan cıkanı, gokten ineni ve oraya yukseleni bilir. O; Rahim´dir, Gafur´dur

[3] Kufredenler dediler ki: Kıyamet saatı bize gelmeyecektir. De ki: Hayır, gaybı Rabbıma andolsun ki; o saat muhakkak size gelecektir. Goklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O´nun ilminin dısında degildir. Ondan daha kucugu de, buyugu de istisnasız, mutlaka apacık kitabtadır

[4] Iman etmis olup da salih amel isleyenleri mukafatlandırması icin. Iste onlara magfiret ve comertce verilmis bir rızık vardır

[5] Ayetlerimiz hakkında Bizi aciz bırakmaya yeltenenlere de, iste onlara cetin ve elim azab vardır

[6] Kendilerine ilim verilmis olanlar gorurler ki; sana Rabbından indirilmis olan, hakkın kendisidir. Ve Aziz, Hamid olanın dosdogru yoluna iletmektedir

[7] Kufretmis olanlar dediler ki: Siz, didik didik parcalanıp dagıldıgınız zaman muhakkak sizin yeni bir yaratılısta bulunacagınızı haber veren bir adamı size gosterelim mi

[8] Allah´a karsı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi vardır? Hayır, ahirete inanmayanlar azabtadırlar, uzak bir sapıklık icindedirler

[9] Gokten ve yerden onlerinde ve arkalarında olanı gormuyorlar mı? Biz, istersek; onları yerin dibine gecirir veya uzerlerine gokten parcalar indiririz. Muhakkak ki bunda, Allah´a yonelen her kul icin bir ayet vardır

[10] Andolsun ki; Davud´a, katımızdan lutuf ihsan ettik. Ey daglar; onunla birlikte siz de tesbih edin ve kuslar da. Ona demiri yumusak kıldık

[11] Genis zırhlar yap ve dokumasını saglam tut, diye. Ve salih ameller isleyin. Muhakkak ki Ben; yapmakta oldugunuz seyi gorenim

[12] Suleyman´a da ruzgarı, gunduz estiginde gidisi bir aylık mesafedir. Aksamleyin de gelisi bir aylık mesafedir. Ve onun icin su gibi erimis bakır akıttık. Cinnlerden de Rabbının izniyle elinin altında is goreni verdik. Onlardan her kim, Bizim emrimizden cıkarsa; ona alevli atesin azabından tattırırız

[13] Onlar; kalelerden, heykellerden, buyuk havuzlara benzer canaklardan ve tasınması guc kazanlardan ne dilerse kendisine yaparlardı. Ey Davud hanedanı; sukrederek calısın. Kullarımdan pek azı sukredicidir

[14] Onun olumune hukmettigimiz zaman; olumunu onlara ancak degnegini yiyen canlı farkettirdi. Yere dusunce ortaya cıktı ki; eger onlar gaybı bilselerdi, horlayıcı azab icinde kalmazlardı

[15] Sebe´liler icin yurdlarında bir ayet vardı: Saglı sollu iki bahce. Rabbınızın rızkından yeyin ve O´na sukredin. Guzel bir belde ve bagıslayan bir Rabb

[16] Ama onlar, yuz cevirdiler. Boylece Biz de uzerlerine Arim selini gonderdik. Ve onların iki bahcesini, buruk yemisli, ılgınlık ve biraz da sedir agacı bulunan iki bahceye cevirdik

[17] Iste boylece kufretmis olmalarından oturu onları cezalandırdık. Biz, kufredenlerden baskasını cezalandırır mıyız

[18] Onlarla mubarek kıldıgımız kasabalar arasında, gorunebilen kasabalar var ettik. Ve orada gezilecek belirli yerler yaptık. Orada geceleri ve gunduzleri emniyet icerisinde gezin

[19] Fakat onlar dediler ki: Rabbım, yolculuklarımızın arasını uzaklastır. Ve kendi oz nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsaneler kılıverdik, darmadagınık ettik. Muhakkak ki bunda; cok sabreden ve cok sukreden herkes icin ayetler vardır

[20] Andolsun ki; Iblis, onlar hakkındaki zannını dogru cıkarmıs ve mu´minlerden bir topluluk haric ona tabi olmuslardır

[21] Halbuki Iblis´in onlar uzerinde hic bir hakimiyeti yoktu. Ancak Biz, ahirete inananlarla, ondan suphede olanları belirlemek icin yaptık. Ve Rabbın, her seye Hafiz´dir

[22] De ki: Allah´tan baska, taptıklarınızı cagıran. Onlar ne goklerde, ne de yerde zerre kadar bir seye sahib degildirler. Ve onların bu ikisinde ortaklıgı da yoktur. O´nun bunlardan hicbir yardımcısı da yoktur

[23] O´nun katında, kendisine izin verdiginden baskası sefaat edemez. Nihayet kalblerindeki korku giderilince: Rabbınız ne dedi? dediler. Hakkı, dediler. Ve O, Aliyy´dir, Kebir´dir

[24] De ki: Sizi gokten ve yerden rızıklandıran kimdir? De ki: Allah´tır. Ya biz, ya siz; elbette dogru yolda veya apacık bir sapıklıktadır

[25] De ki: Bizim isledigimiz suclardan siz sorumlu olmazsınız, biz de sizin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız

[26] De ki: Rabbımız aramızı birlestirir, sonra da aramızda hak ile hukmeder. Fettah, Alim O´dur

[27] De ki: O´na, hasa ortaklar olarak ilistirdiklerinizi gosterin bana. Hayır, O; Allah´tır, Aziz´dir, Hakim´dir

[28] Biz, seni; ancak butun insanlara mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik. Ne var ki insanların cogu bilmezler

[29] Derler ki: Dogru sozluler iseniz, bu vaad ne zamandır

[30] De ki: Sizin icin bir gunun miadı vardır. Ondan bir an ne geri kalabilirsiniz, ne de one gecebilirsiniz

[31] Kufretmis olanlar dediler ki: Biz kesin olarak ne bu Kur´an´a ne de ondan oncekilere inanırız. Bir gorseydin, hani zalimler Rabblarının huzurunda dikilmisler, bir kısmı bir kısmına soz atıyordu. Gucsuz sayılanlar buyukluk taslayanlara diyorlardı ki: Siz olmasaydınız biz, muhakkak inananlar olurduk

[32] Buyukluk taslayanlar da gucsuz sayılanlara dediler ki: Size hidayet geldikten sonra biz mi sizi ondan alıkoyduk? Bilakis siz, suclular idiniz

[33] Gucsuz sayılanlar da, buyukluk taslayanlara dediler ki: Haydi, gece ve gunduzun (isiniz) hilekarlıktı. Hani siz, bizim Allah´a kufretmemizi ve O´na esler kosmamızı emrediyordunuz. Azabı gorduklerinde ettiklerine icleri yandı. Ve kufretmis olanların boyunlarına demir halkalar vurduk. Yapmakta olduklarından baskasıyla mı, cezalandırılacaklardı

[34] Uyarıcı gonderdigimiz her kasabanın varlıklıları dediler ki: Biz, sizin gonderildiginiz seyi inkar edenleriz

[35] Ve dediler ki: Biz, malca ve evladca daha coguz. Hem biz, azab edilecekler degiliz

[36] De ki: Rabbım dilediginin rızkını genisletir ve kısar, ama insanların cogu bilmezler

[37] Ne mallarınız, ne de cocuklarınız sizi, Bizim katımıza yaklastıracak olan. Ancak iman edip salih amel isleyen kimselerin, iste onların yaptıklarına karsılık kkat kat mukafat vardır. Ve onlar, yuksek dereceler icinde emindirler

[38] Ayetlerimizde bizi aciz bırakmaya calısanlar, iste onlar azabla yuzyuze bırakılmıslardır

[39] De ki: Rabbım, rızkı kullarından diledigine genisletir ve kısar. Hangi seyden de infak ederseniz; O, yerine koyar. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[40] O gun; onların hepsini topladıktan sonra meleklere: Bunlar mıydı, size tapmakta olanlar? der

[41] Melekler: Tenzih ederiz Seni, bizim dostumuz onlar degil Sensin. Hayır, onlar cinnlere tapıyorlardı ve cogu da onlara iman etmislerdi, derler

[42] Iste bugun; bir kısmınız, bir kısmınız icin ne bir fayda, ne de bir zarar verebilir. Zulmetmis olanlara da deriz ki: Yalanladıgınız atesin azabını tadın

[43] Onlara apacık ayetlerimiz okundugu zaman dediler ki: Bu, ancak sizi atalarınızın ibadet etmekte oldugundan alıkoymak isteyen bir adamdır. Ve dediler ki: Bu da dupeduz bir uydurmadan baska bir sey degildir. Hak kendilerine geldiginde hakkı inkar etmis olanlar dediler ki: Bu, sadece apacık bir buyudur

[44] Halbuki biz, onlara okuyacakları bir kitab vermemis ve senden once onlara bir uyarıcı da gondermemistik

[45] Kendilerinden oncekiler de yalanlamıslardı. Halbuki bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile ulasamamıslardı. Peygamberlerimi yalanladılar. Beni inkar nasıl olurmus

[46] De ki: Ben, size ancak Allah icin ikiser ikiser ve teker teker kalmanızı, sonra arkadasınızda bir delilik olmadıgını iyice dusunmenizi ogutlerim. O, ancak siddetli bir azabın oncesinde sizin icin bir uyarıcıdır

[47] De ki: Sizden bir ucret istersem eger, o sizin olsun. Benim ucretim, ancak Allah´a aittir. Ve O, her seye sahid´dir

[48] De ki: Hic suphesiz Rabbim, hakkı koyar. O, gorunmezlikleri cok iyi bilendir

[49] De ki: Hak gelmistir. Artık batıl, ne yeniden bir sey ortaya koyabilir, ne de geri getirebilir

[50] De ki: Eger ben, sapacak olsam, ancak kendi aleyhime sapmıs olurum. Sayet hidayete erersem, Rabbimin bana vahyetmesinden oturu ererim. O, muhakkak ki Semi´dir. Karib´tir

[51] Bir gorsen, hani onlar korkmuslardı. Artık kacacak yerleri de yoktur, yakın bir yerde yakalanmıslardır

[52] O´na inandık demislerdir. Ama uzak bir yerden nasıl kolayca imana ulasılır

[53] Halbuki daha once onu inkar etmislerdi. Uzak bir yerden gayba atıp tutuyorlardı

[54] Onlarla arzuladıkları seylerin arasına bir engel konulmustur. Daha once benzerlerine yapıldıgı gibi. Suphesiz onlar siddetli bir tereddut ve suphe icindedirler

Fâtır

Surah 35

[1] Hamd; goklerin ve yerin yaratanı, melekleri ikiser, ucer, dorder kanatlı elciler kılan Allah´a mahsustue. Yaratmada diledigi kadar fazlalastırır. Muhakkak ki Allah; her seye kadirdir

[2] Allah´ın insanlar icin actıgı rahmeti, tutacak yoktur. Tuttugunu da O´ndan sonra gonderecek yoktur. Aziz, Hakim O´dur

[3] Ey insanlar; Allah´ın uzerinizdeki nimetini dusunun. Allah´tan baska gokten ve yerden sizi rızıklandıran bir yaratıcı var mıdır? O´ndan baska ilah yoktur. O halde nasıl cevriliyorsunuz

[4] Eger seni yalanlıyorlarsa; dogrusu senden once de nice peygamberler yalanlanmıstır. Isler, ancak Allah´a dondurulur

[5] Ey insanlar; Allah´ın vaadi muhakkak haktır, dunya hayatı sizi aldatmasın. Ve o magrur da Allah ile sizi aldatmasın

[6] Muhakkak ki seytan, sizin dusmanınızdır. Oyleyse siz de onu dusman edinin. O, taraftarlarını ancak cılgın alevli atesin yaranı olmaya cagırır

[7] Kufredenler, iste onlara siddetli azab vardır. Iman etmis olup da salih ameller isleyenlere de, iste onlara magfiret ve buyuk ecir vardır

[8] Kotu isi kendisine suslendirilip de onu guzel goren bir midir? Muhakkak ki Allah, diledigini saptırır, diledigini de hidayete erdirir. Ouleyse onlara yanarak kendini harab etme. Suphesiz ki Allah, onların yaptıklarını bilendir

[9] Allah, O´dur ki; bulutları yuruten ruzgarlar gondermistir. Biz, onu olu bir memlekete surup onunla yeri olumunden sonra diriltiriz. Iste dirilis de boyledir

[10] Kim, izzet istiyorsa; izzet butunuyle Allah´ındır. Guzel sozler O´na yukselir. Onu da salih amel yukseltir. Kotulukleri tuzak yapanlar icin siddetli bir azab vardır. Onların hilesi, bosa cıkar

[11] Allah, sizi topraktan yaratmıstır, sonra bir damla sudan sonra da sizleri ciftler olarak var etmistir. Hic bir disi O´nun bilgisi olmadan hamile kalmaz ve dogum yapmaz. Bir omurlunun cok yasaması ve omrunun azalması ancak kitabdadır. Muhakkak ki bu; Allah´ a pek kolaydır

[12] Iki deniz bir olmaz. Su; cok tatlıdır, susuzlugu keser icilmesi kolaydır. Su ise tuzludur, acıdır. Her birinden taze et yersiniz ve giyeceginiz sus esyası cıkarırsınız. O´nun lutfundan aramanız ve sukretmeniz icin gemilerin yara yara gittiklerini gorursunuz

[13] Gunduzu geceye girdirir, geceyi de gunduze girdirir. Gunesi ve ayı buyrugu altına almıstır, her biri belli bir sure icin hareket eder. Iste bu, Rabbınız olan Allah´tır. Mulk O´nundur. O´ndan baska taptıklarınız ise hurma cekirdeginin zarına bile malik degildirler

[14] Onları cagırsanız; cagrınızı isitmezler. Isitseler dahi size cevap veremezler. Kıyamet gunu de sirk kosmanızı inkar ederler. Haberdar olan gibi, kimse sana haber veremez

[15] Ey insanlar; sizler, Allah´a muhtacsınız. Allah ise Gani´dir, Hamid´dir

[16] Isterse; sizi giderir ve yepyeni bir yaratık getirir

[17] Bu, Allah´a gore guc degildir

[18] Gunah isleyen hic bir nefis; baskasının gunahını cekmez. Yuku agır bir kisi onun yuklenilmesini istese-yakını bile olsaondan bir sey yuklenmez. Sen, ancak gormedikleri halde Rabblarından korkanları ve namazı kılmıs olanları uyarırsın. Kim de arınırsa; ancak kendisi icin arınmıs olur ve donus, Allah´adır

[19] Kor ile goren esit olmaz

[20] Ve karanlıklarla aydınlık da

[21] Golgelik ile sıcaklık da

[22] Diriler ile oluler de bir degildir. Muhakkak ki Allah; diledigine isittirir. Sen; kabirlerde olanlara isittirecek degilsin

[23] Sen; ancak bir uyarıcısın

[24] Muhakkak ki Biz; seni, mujdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gonderdik. Hic bir ummet yoktur ki ona, bir uyarıcı gelmis olmasın

[25] Sayet seni yalanlıyorlarsa; onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Peygamberleri, onlara apacık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitablarla gelmislerdi

[26] Sonra o kufretmis olanları yakaladım. Beni inkar etmek nasılmıs

[27] Gormez misin ki; Allah, gokten su indirmistir. Onunla Biz, turlu turlu renkte meyveler cıkarmısızdır. Daglardan da beyaz, kırmızı, siyah ve turlu renkte yollar yaptık

[28] Insanlardan da, yerde yuruyen canlılardan ve davarlardan da boyle renkleri degisik degisik olanlar vardır. Allah´tan ancak bilgin kulları korkar. Muhakkak ki Allah; Aziz´dir, Gafur´dur

[29] Suphesiz ki Allah´ın kitabını okuyanlar, namaz kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli, acık infak etmekte bulunanlar; bitmez tukenmez bir ticaret umabilirler

[30] Mukafatlarını Allah´ın tam vermesi ve onlara lutfundan artırması icindir. Muhakkak kiO; Gafur´dur, Sekur´dur

[31] Kendisinden oncekileri tasdik eden kitabdan sana vahyettigimiz, hakkın kendisidir. Suphesiz ki Allah, kulları icin Habir´dir, Basir´dir

[32] Sonra Biz; kitabı, kullarımızdan sectiklerimize miras kıldık. Onlardan kimi nefsine zulmedicidir, kimi de muktesiddir. Kimi ise Allah´ın izni ile hayırlara kosandır. Iste bu; buyuk lutfun kendisidir

[33] Adn cennetleri. Oraya girerler. Orada altun bilezikler ve incilerle suslenirler ve orada elbiseleri de ipektendir

[34] Derler ki: Hamdolsun bizden uzuntuyu gideren Allah´a. Muhakkak ki Rabbımız; elbette Gafur´dur, Sekur´dur

[35] Ki O; lutfuyla bizi kalınacak diyara yerlestirdi. Orada bize ne bir yorgunluk dokunacaktır, ne de bıkkınlık gelecektir

[36] Kufredenlere gelince; cehennem atesi onlar icindir. Aleyhlerine hukum verilmez ki olsunler. Onlardan cehennemin azabı da hafifletilmez. Iste Biz; her kufredeni boyle cezalandırırız

[37] Onlar orada bagırısırlar; Rabbımız, bizi cıkar da yapageldiklerimizden farklı olarak salih amel isleyelim. Ogut alacak kisinin ogut alacagı kadar bir sure sizi yasatmadık mı? Ve size uyarıcı da gelmisti. Oyleyse azabı tadın. Zalimler icin hic bir yardımcı yoktur

[38] Muhakkak ki Allah; goklerin ve yerin gaybını bilendir. Suphesiz ki O; goguslerde olanı da bilicidir

[39] O´dur; sizi, yeryuzunde halifeler kılmıs olan. Kim, kufrederse; kufru kendi aleyhinedir. Kafirlerin kufru Rabbları katında ancak gazabı artırır. Kafirlerin kufru onlara husrandan baska bir seyi artırmaz

[40] De ki: Allah´tan baska taptıgınız ortaklarınızı gordunuz mu? Yeryuzunde ne yaratmıslardır gosterin bana. Yoksa onların ortaklıgı goklerde midir? Yoksa onlara bir kitab verdik de onlar bundan bir delile mi dayanıyorlar? Hayır, o zalimler; birbirine ancak aldatıcı seyler vaad ederler

[41] Muhakkak ki zail olmasınlar diye gokleri ve yeri tutan Allah´tır. Eger zail olurlarsa, andolsun ki; bundan sonra onları kimse tutamaz. Suphesiz ki O; Halim, Gafur olandır

[42] Var gucleriyle Allah´a yemin ettiler ki; kendilerine bir uyarıcı gelecek olursa; muhakkak ki, ummetlerin herhangi birinden daha dogru yolda olacaklardır. Fakat kendilerine bir uyarıcı gelince; onların sadece nefretlerini artırdı

[43] Yeryuzunde buyuklenerek ve kotu duzen kurarak. Halbuki kotu duzen ancak ehline zarar verir. Oncekilerin sunnetlerini gormezler mi? Sen, Allah´ın sunnetinde bir degisiklik bulamazsın. Sen, Allah´ın sunnetinde bir baskalasma da bulamazsın

[44] Yeryuzunde gezip dolasmazlar mı ki; kendilerinden oncekilerin akıbetlerinin nasıl oldugunu gorsunler. Hem onlar, kendilerinden daha da kuvvetliydiler. Goklerde de yerde de Allah´ı aciz bırakacak hic bir sey yoktur. Suphesiz ki O; Alim, Kadir olandır

[45] Sayet Allah; insanları kazandıklarıyla muaheze etmis olsaydı; onun ustunde hic bir canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir sureye kadar te´hir eder. Sureleri geldigi zaman muhakkak ki Allah; kulları icin Basir olandır

Yâsîn

Surah 36

[1] Ya, Sin

[2] Kur´an-ı Hakim´e andolsun ki

[3] Sen, elbette gonderilmis peygamberlerdensin

[4] Sırat-ı Mustakim uzere

[5] Bu; Aziz, Rahim´in indirmesidir

[6] Babaları uyarılmadıgından gaflet icinde kalmıs bir kavmi uyarman icin

[7] Andolsun ki; onların, cogunun uzerine, soz hak olmustur. Onlar, artık iman etmezler

[8] Dogrusu Biz; onların boyunlarına, cenelerine kadar varan demir halkaları gecirdik. Bunun icin artık basları yukarı kalkıktır

[9] Onlerinden bir sed ve arkalarından da bir sed cekmisizdir. Gozlerini perdelemisizdir. Bu yuzden artık goremezler

[10] Onları ister korkut, ister korkutma; onlar icin birdir, iman etmezler

[11] Sen, ancak zikre ittiba eden ve gormeden Rahman´dan korkanı uyarırsın. Artık ona magfiret ve yuce mukafatı mujdele

[12] Suphesiz ki oluleri, Biz diriltiriz Biz. Islediklerini ve geride bıraktıklarını Biz yazarız. Biz, her seyi apacık bir kitabda saymısızdır

[13] Onlara misal olarak su kasaba halkını anlat: Hani oraya elciler gelmislerdi

[14] Hani onlara iki elci gondermistik de bunları yalanlamıslardı. Bunun uzerine Biz de ucuncusuyle desteklemistik de: Biz, size gonderilmis elcileriz, demislerdi

[15] Onlar da; siz, ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman, size hic bir sey indirmemistir. Siz, sadece yalan soyluyorsunuz, demislerdi

[16] Dediler ki: Rabbımız bilir ki biz, muhakkak size gonderilmis elcileriz

[17] Bize dusen, sadece apacık tebligdir

[18] Dogrusu, sizin yuzunuzden ugursuzluga ugradık. Vazgecmezseniz andolsun ki sizi taslayacagız. Ve bizden size, elim bir azab dokunacaktır, dediler

[19] Dediler ki: Ugursuzlugunuz sizinledir. Size ogut verildi diye mi? Hayır, siz; cok asırı giden bir kavimsiniz

[20] Sehrin otebasından bir adam kosarak geldi ve soyle dedi: Ey kavmim; gonderilmis bulunan elcilere uyun

[21] Sizden hic bir ucret istemeyenlere uyun. Onlar, hidayete erdirilmislerdir

[22] Ben, beni yaratmıs olana neden kulluk etmeyeyim? Siz de O´na donduruleceksiniz

[23] Ben, O´ndan baska tanrılar mı edinirim? Eger Rahman bana bir zarar vermek isterse; onların sefaatı bana hic bir fayda saglamaz ve beni kurtarmaz da

[24] O takdirde ben de gercekten apacık bir sapıklık icerisinde olurum

[25] Suphesiz ki ben, Rabbınıza inandım. Artık beni dinleyin

[26] Cennete gir, denilince, dedi ki: Keski kavmim bilir olsaydı

[27] Rabbımın beni bagısladıgını ve beni ikram edilenlerden kıldıgını

[28] Ondan sonra kavminin uzerine gokten bir ordu indirmedik, zaten indirecek de degildik

[29] Sadece, bir tek cıglık oldu. Ve onlar hemen sonup gittiler

[30] Yazıklar olsun o kullara ki; kendilerine bir peygamber gelmeyedursun onu hemen alaya alırlardı

[31] Gormuyorlar mı ki; kendilerinden once nice nesilleri helak ettik. Ve onlar, bir daha kendilerine donemezler

[32] Hepsi de muhakkak toptan huzurumuza getirileceklerdir

[33] Olu toprak, onlar icin bir ayettir. Biz, onu dirilttik ve ondan taneler cıkardık, ondan yemektedirler

[34] Ve orada hurmadan, uzumlerden bahceler var ettik. Orada pınarlar fıskırttık

[35] Ki, urununden ve ellerinin emeginden yesinler. Hala sukretmezler mi

[36] Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri seylerden, butun ciftleri yaratanı tenzih ederiz

[37] Gece de onlar icin bir ayettir. Gunduzu ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler

[38] Gunes de kendi yorungesinde akıp gider. Bu; Aziz, Alim´in takdiridir

[39] Ay icin de konaklar ta´yin etmisizdir. Sonunda eski hurma dalına doner

[40] Gunese; aya ulasmak dusmez. Gece de; gunduzu gececek degildir. Her birisi, bir yorungede yuzerler

[41] Soylarını dolu gemiyle tasımıs olmamız da onlar icin bir ayettir

[42] Ve kendilerine bunun gibi nice binecek seyler yapmamız da

[43] Dilesek; onları suda bogardık da ne kurtaran bulunurdu, ne de kurtulabilirlerdi

[44] Ama katımızdan bir rahmet ve bir sureye kadar gecinme baska

[45] Onlara onunuzde ve arkanızda bulunanlardan sakının. Belki merhamet olunursunuz, denildiginde

[46] Kendilerine Rabblarının ayetlerinden bir ayet geldiginde sadece yuz cevirenler olmuslardır

[47] Onlara; Allah´ın size rızık olarak verdiklerinden infak edin, denildiginde; o kufredenler iman etmis olanlara dediler ki: Diledigi takdirde Allah´ın doyuracagı kimseyi biz mi doyuralım? Dogrusu siz, ancak apacık bir sapıklık icerisindesiniz

[48] Ve derler ki: Sayet siz sadıklardan iseniz, bu vaad ne zamandır

[49] Onlar; sadece bir tek cıglıgı beklerler ki cekisip dururlarken o, ansızın kendilerini yakalayıverir

[50] Artık ne vasiyet edebilirler, ne de ailelerine donebilirler

[51] Sur´a uflendi. Bir de bakarsınız ki onlar kabirlerinden kosarak Rabblarına dogru cıkmaktadırlar

[52] Derler ki: Yazıklar olsun bize, yattıgımız yerden kim kaldırdı bizi? Iste bu, Rahman´ın vaadetmis oldugudur. Ve peygamberler dogru soylemislerdi

[53] Sadece bir tek cıglık olmustur. Ve bir de bakarsınız ki; onların hepsi birden huzurumuza getirilmislerdir

[54] Artık bugun, kimseye hic bir haksızlıkta bulunulmaz. Ve siz, yapar olduklarınızdan baskasıyla cezalandırılmazsınız

[55] Muhakkak ki bugun cennet ashabı bir mesguliyet icinde mutlu ve sevinclidirler

[56] Onlar ve esleri golgeliklerde, tahtlar uzerinde yaslanmıslardır

[57] Orada meyveler onlarındır. Ve her istedikleri kendilerinindir

[58] Rahim Rabblarından bir de; selam, sozu

[59] Ayrılın bugun, ey suclular

[60] Ey Ademogulları; Ben, size; seytana tapmayın, o muhakkak ki sizin apacık bir dusmanınızdır, diye ahdetmedim mi

[61] Ve; Bana kulluk edersiniz, iste bu, dosdogru yoldur, diye

[62] Andolsun ki; o, sizden bircok nesilleri saptırmıstı. Hala akletmez misiniz

[63] Iste bu, size vaadolunan cehennemdir

[64] Kufretmekte oldugunuzdan dolayı bugun girin oraya

[65] Bugun, onların agızlarını muhurleriz. Bizimle elleri konusur ve yapmakta oldukları seye ayakları sehadet eder

[66] Biz isteseydik; onların gozlerini kor ederdik de yolda kosusup kalırlardı. Ama nasıl goreceklerdi ki

[67] Biz isteseydik; onları oldukları yerde dondururduk da ileri gecmeye gucleri yetmezdi. Geri de donemezlerdi

[68] Kimi de uzun omurlu yaparsak; onun yaratılısını tersine ceviririz. Hala akletmezler mi

[69] Biz, ona siir ogretmedik. Zaten ona gerekmezdi de. Bu, ancak bir zikirdir. Ve apacık bir Kur´an´dır

[70] Diri olanları uyarsın ve kafirlerin uzerine soz hak olsun diye

[71] Gormezler mi ki; ellerimizin yaptıklarından onlar icin hayvanlar yarattık. Kendileri bunlara sahip bulunmaktadırlar

[72] Ve onları, kendilerinin buyruguna verdik. Onlardan kimisi binekleridir, kimisinden de yerler

[73] Onlarda kendileri icin faydalar ve icecekler vardır. Hala sukretmezler mi

[74] Kendilerine yardımları dokunur diye Allah´tan baska ilahlar edindiler

[75] Halbuki onlar, kendilerine yardım edemezler. Sadece kendileri onlar icin hazırlanmıs askerlerdir

[76] Onların sozu seni uzmesin. Suphesiz ki Biz; onların gizlediklerini de, acıkladıklarını da biliriz

[77] Insan; Bizim kendisini bir damla sudan yarattıgımızı gormedi mi ki; simdi apacık bir dusmandır

[78] Kendi yaratılısını unutarak Bize bir misal getirdi de; curumusken kemikleri diriltecek kimdir? dedi

[79] De ki: Onları ilk defa yaratan, diriltecektir. O, her yaratmayı bilendir

[80] Yemyesil agactan size ates cıkartan O´dur. Siz ondan hemen yakıverirsiniz

[81] Gokleri ve yeri yaratmıs olan, kendileri gibisini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette O; Hallak´tır, Alim´dir

[82] Bir seyi murad ettigi zaman, O´nun emri sadece ona; ol, demektir. O da oluverir

[83] Her seyin hukumranlıgı elinde olanı, tesbih ederiz. Ve siz, O´na donduruleceksiniz

Saffât

Surah 37

[1] Andolsun; saf baglayıp duranlara

[2] Haykırıp surenlere

[3] Zikir okumakta olanlara

[4] Ki, sizin ilahınız muhakkak ki bir tektir

[5] Goklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbıdır. Ve dogruların da Rabbıdır

[6] Dogrusu Biz; dunya gogunu bir susle, yıldızlarla susledik

[7] Ve onu inatcı her seytandan koruduk

[8] Onlar Mele-i Ala´yı dinleyemezler ve her yonden surulerek atılırlar

[9] Kovularak. Ve onlar icin surekli bir azab vardır

[10] Ancak calıp cırpan olursa; onu da hemen delip gecen yakıcı bir alev takib eder

[11] Onlara sor; yaratıs bakımından kendileri mi daha zordur, yoksa bizim yaratmıs olduklarımız mı? Dogrusu Biz; onları cıvık bir camurdan yarattık

[12] Hayır, sen; sasırıp kaldın, onlarsa alay edip duruyorlar

[13] Kendilerine ogut verildiginde ise ogut dinlemezler

[14] Bir ayet gorduklerinde, onu eglenceye alırlar

[15] Ve derler ki: Bu, ancak apacık bir buyudur

[16] Oldugumuzde, toprak ve kemik oldugumuzda mı, biz mi, diriltilecegiz

[17] Veya onceki babalarımız mı

[18] De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak

[19] O, sadece bir tek cıglıktır ki onların birden bire gozleri acılıverecektir

[20] Ve dediler ki: Vay bize, bu; din gunudur

[21] Bu, ayırdetme gunudur ki siz, onu yalanlamıstınız

[22] Zulmetmis olanları ve onların eslerini toplayın. Onların taptıklarını da

[23] Allah´tan baska. Ve onları cehennem yoluna goturun

[24] Durdurun onları. Cunku onlar sorumludurlar

[25] Size ne oldu ki birbirinizle yardımlasmıyorsunuz

[26] Hayır; onlar bugun, teslim olmuslardır

[27] Bir kısmı bir kısmına donerek sorustururlar

[28] Ve derler ki: Dogrusu siz, bize sagdan gelirdiniz

[29] Onlar da derler ki: Hayır, siz zaten iman edenler olmamıstınız

[30] Bizim, sizin ustunuzde bir hakimiyetimiz de yoktu. Aksine siz, azgınlar toplulugu oldunuz

[31] Bunu icin Rabbımızın sozu, uzerimize hak oldu. Dogrusu biz, tadacak olanlarız

[32] Sizi azdırdık; cunku biz de azgınlardan olmustuk

[33] Artık o gun onlar, muhakkak ki azabda ortaktırlar

[34] Biz, suclulara muhakkak boyle yaparız

[35] Cunku onlara; Allah´tan baska ilah yoktur, denildiginde, buyukluk taslarlardı

[36] Ve derlerdi ki: Deli bir sair icin mi ilahlarımızı terkedecegiz

[37] Hayır, O; hakkı getirmis ve peygamberleri tasdik etmisti

[38] Elbette siz, elim azabı tadacaksınız

[39] Ve yapmıs oldugunuzdan baskasıyla cezalandırılmayacaksınız

[40] Ancak Allah´ın ihlasa erdirilmis kulları mustesna

[41] Iste onlar icin, ma´lum bir rızık vardır

[42] Ve meyveler. Onlar, ikram edilenlerdir

[43] Naim cennetlerinde

[44] Karsılıklı tahtlar uzerinde

[45] Kendilerine kaynaktan doldurulmus kadehler sunulur

[46] Ki bembeyazdır, icenlere zevk verir

[47] Basagrısı yoktur onda ve sarhos da etmez

[48] Yanlarında el degmemis ve bakıslarını yalnız eslerine cevirmis iri gozluler vardır

[49] Sanki onlar, saklı bir yumurta gibidirler

[50] Bir kısmı bir kısmına donerek sorustururlar

[51] Iclerinden bir sozcu der ki: Benim bir dostum vardı

[52] Derdi ki: Sen de mi tasdik edenlerdensin

[53] Oldugumuz, toprak ve bir yıgın kemik oldugumuz zaman mı, biz mi ceza gorecegiz

[54] Siz, onu bilir misiniz? dedi

[55] Bir bakar ve onu cehennemin ortasında gormustur

[56] Dedi ki: Allah´a andolsun ki; az kaldı beni de mahvedecektin

[57] Rabbımın lutfu olmasaydı, ben de oraya goturulenlerden olacaktım

[58] Biz, bir daha olmeyecegiz degil mi

[59] Ancak ilk olumumuz mustesna, ve azablandırılmayacagız da

[60] Iste bu, suphesiz buyuk kurtulustur

[61] Calısanlar bunun gibisi icin calıssınlar

[62] Konak yeri olarak bu mu hayırlıdır, yoksa zakkum agacı mı

[63] Dogrusu Biz, onu; zalimler icin bir fitne yaptık

[64] O, cehennemin dibinde cıkan bir agactır

[65] Tomurcukları seytanların basları gibidir

[66] Onlar muhakkak ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır

[67] Sonra onlar icin, uzerine kaynar su katılmıs ickiler de vardır

[68] Sonra onların donusu muhakkak, yine cehennemedir

[69] Dogrusu onlar, babalarını sapıklar olarak bulmuslardı

[70] Yine de onların izlerinde kosturuluyorlardı

[71] Andolsun ki; onlardan once gecenlerin cogu da sapıtmıstı

[72] Ve andolsun ki; onlara, uyarıcılar gondermistik

[73] Bir bak; uyarılanların akıbeti nice oldu

[74] Ancak Allah´ın ihlasa erdirilmis kulları mustesna

[75] Andolsun ki; Nuh, Bize niyaz etmisti. Ne guzel icabet edenleriz Biz

[76] Onu ve ailesini buyuk sıkıntıdan kurtarmıstık

[77] Ve onun soyunu sureklilerin kendisi kıldık

[78] Sonrakiler arasında ona da bıraktık

[79] Alemler icinde selam olsun Nuh´a

[80] Biz, ihsan edenleri; iste boyle mukafatlandırırız

[81] Dogrusu o; Bizim inanmıs kullarımızdandı

[82] Sonra digerlerini suda bogduk

[83] Muhakkak ki Ibrahim de onun yolunda olanlardandı

[84] Cunku Rabbına selim bir kalb ile gelmisti

[85] Hani babasına ve kavmine demisti ki: Neye ibadet ediyorsunuz

[86] Yalancılık etmek icin mi, Allah´tan baska tanrılar mı istiyorsunuz

[87] Alemlerin Rabbı hakkındaki zannınız nedir

[88] Derken yıldızlara bir goz atarak baktı

[89] Dogrusu ben, rahatsızım, dedi

[90] Bunun uzerine arkalarını donup uzaklastılar

[91] O da, tanrılarına yonelip dedi ki: Yemiyor musunuz

[92] Ne o, konusmuyor musunuz

[93] Nihayet uzerlerine yuruyup sagıyla vurdu

[94] Bunun uzerine kosarak ona geldiler

[95] Dedi ki: Yonttugunuz seylere mi tapıyorsunuz

[96] Halbuki sizi de, yaptıklarınızı da Allah yaratmıstır

[97] Haydin; dediler, onun icin bir bina yapın da onu alevli atese atın

[98] Ona hile yapmak istediler. Biz de onları en asagılar kıldık

[99] O, dedi ki: Dogrusu ben, Rabbıma gidiyorum. O beni hidayete erdirir

[100] Rabbım, bana salihlerden ihsan et

[101] Biz de ona, hilim sahibi bir ogul mujdeledik

[102] O, kendisinin yanısıra yurumeye baslayınca dedi ki: Ogulcugum; dogrusu ben, ruyada iken seni bogazladıgımı goruyorum. Bir bak, ne dersin? O da dedi ki: Babacıgım; sana emrolunanı yap. Insallah beni sabredenlerden bulursun

[103] Ikisi de teslim olunca, babası; oglunu alnı uzere yatırdı

[104] Biz, ona soyle seslendik: Ey Ibrahim

[105] Sen ru´yayı gerceklestirdin. Elbette Biz, ihsan edenleri boylece mukafatlandırırız

[106] Muhakkak ki bu, apacık bir imtihandı

[107] Ve ona fidye olarak buyuk bir kurbanlık verdik

[108] Sonrakiler arasında ona da bıraktık

[109] Selam olsun Ibrahim´e

[110] Biz, ihsan edenleri iste boyle mukafatlandırırız

[111] Muhakkak ki o, mu´min kullarımızdandı

[112] Ona salihlerden bir peygamber olmak uzere Ishak´ı mujdeledik

[113] Onu da, Ishak´ı da mubarek kıldık. O ikisinin soyundan ihsan eden de vardır, kendisine acıkca zulmeden de

[114] Andolsun ki; Musa ve Harun´a da lutuf da bulunmustuk

[115] O ikisini de, kavimlerini de buyuk bir sıkıntıdan kurtarmıstık

[116] Onlara yardım etmistik de galibler onlar oldu

[117] Her ikisine de apacık anlasılan kitab vermistik

[118] Ve onları dogru yola hidayet etmistik

[119] Sonrakiler arasında; ikisini de bıraktık

[120] Musa ve Harun´a selam olsun

[121] Muhakkak ki Biz, ihsan edenleri boyle mukafatlandırırız

[122] Dogrusu o ikisi de, mu´min kullarımızdandı

[123] Muhakkak ki Ilyas da peygamberlerdendi

[124] Hani kavmine demisti ki: Siz, hic korkmaz mısınız

[125] Yaratıcıların en guzelini bırakıp da Ba´l´e mi taparsınız

[126] Sizin de Rabbınız, onceki babalarınızın da Rabbı olan Allah´ı

[127] Fakat bunlar, onu yalanlamıslardı. Muhakkak ki onlar da cehenneme goturuleceklerdir

[128] Yalnız Allah´ın ihlasa erdirilmis kulları mustesna

[129] Sonrakiler arasında ona da bıraktık

[130] Selam olsun Ilyas´a

[131] Iste Biz, ihsan edenleri boyle mukafatlandırırız

[132] Muhakkak ki o, mu´min kullarımızdandı

[133] Muhakkak ki Lut da peygamberlerdendi

[134] Hani Biz, onu ve ailesini topluca kurtarmıstık

[135] Geridekiler arasında kalan bir kocakarı mustesna

[136] Sonra digerlerini yerle bir etmistik

[137] Dogrusu siz, sabahleyin onlara ugrar uzerlerinden gecersiniz

[138] Geceleyin de. Hala akletmez misiniz

[139] Muhakkak ki Yunus da peygamberlerdendi

[140] Hani o, dolu bir gemiye kacmıstı

[141] Kur´a cekmisti de yenilenlerden olmustu

[142] Yenilgiye ugramısken, bir balık yutmustu onu

[143] Eger o, tesbih edenlerden olmasaydı

[144] Tekrar diriltilecekleri gune kadar onun karnında kalacaktı

[145] Rahatsız bir halde iken Biz, onu acıklık bir yere attık

[146] Ve onun icin genis yapraklı bir bitki yetistirdik

[147] Onu yuz bin veya daha fazlasına elci gonderdik

[148] Nihayet ona inandılar, Biz de onları bir sureye kadar gecindirdik

[149] Simdi sen, onlara sor, kızlar senin Rabbının da, oglanlar onların mı

[150] Yoksa, Biz, melekleri disi olarak yarattık da onlar buna sahid miydiler

[151] Iyi bilin ki; gercekten onlar, iftiralarından oturu soyle diyorlar

[152] Allah dogurdu. Hic suphesiz onlar yalancılardır

[153] Kızları, ogullara tercih mi etmis

[154] Ne oluyor size, nasıl hukmediyorsunuz

[155] Hic dusunmuyor musunuz

[156] Yoksa sizin apacık bir deliliniz mi var

[157] Eger sadıklardan iseniz kitabınızı getirin

[158] O´nunla cinnler arasında bir neseb bagı uydurdular. Andolsun ki; cinnler de, onların goturuleceklerini bilmektedirler

[159] Allah, onların nitelendirdiklerinden munezzehtir

[160] Allah´ın ihlasa erdirilmis kulları mustesna

[161] Muhakkak ki sizler ve taptıklarınız

[162] O´na karsı hic fitneleyebilecek degilsiniz

[163] Tabii cehenneme girecek olan mustesna

[164] Bizim her birimizin belirli bir makamı vardır

[165] Ve muhakkak ki biz; saf baglayıp duranlarız

[166] Ve muhakkak ki biz; tesbih edenleriz

[167] Onlar her ne kadar soyle diyor idiyseler de

[168] Oncekilerde oldugu gibi bizde de bir zikir bulunsaydı

[169] Biz de elbet Allah´ın ihlasa erdirilmis kulları olurduk

[170] Sonunda O´na kufrettiler, ama ilerde bileceklerdir

[171] Andolsun ki; Bizim, gonderilen kullarımız hakkında sozumuz gecmistir

[172] Onlar muhakkak yardım gorenlerdir

[173] Ve suphesiz ki Bizim askerlerimiz; onlar galiblerdir

[174] Sen, bir sureye kadar onlardan yuz cevir

[175] Gozetleyiver onları, ilerde goreceklerdir

[176] Yoksa azabımızı mı cabucak istiyorlar

[177] Fakat o, yurtlarına indiginde uyarılanların sabahı ne kotu olur

[178] Sen, bir sureye kadar onlardan yuz cevir

[179] Gozetleyiver, ilerde goreceklerdir

[180] Tenzih ederiz senin izzet sahibi Rabbını, onların nitelemekte olduklarından

[181] Selam olsun peygamberlere

[182] Hamd olsun, alemlerin Rabbı Allah´a

Sâd

Surah 38

[1] Sad. Zikr dolu Kur´an´a yemin olsun

[2] Hayır, o kufredenler bos bir gurur ve bir parcalanma icindedirler

[3] Kendilerinden once nice nesilleri helak ettik de onlar, cıglıklar kopardılar. Halbuki kurtulmak vakti degildi

[4] Kufredenler iclerinden bir uyarıcının gelmesine sasırmıslardı da demislerdi ki: Bu, cok yalancı bir sihirbazdır

[5] Tanrıları bir tek tanrı mı kıldı? Dogrusu bu, sasırtıcı bir sey

[6] Onların elebaslarından bir grup; yuruyun ve tanrılarınız uzerinde direnin. Suphesiz ki bu; sizden istenen bir seydir, diyerek cıkıp gittiler

[7] Biz, bunu diger dinde de isitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır

[8] Aramızdan zikir ona mı indirilmistir? Hayır, onlar zikrimden suphededirler. Hayır, onlar henuz azabımı tatmamıslardı

[9] Yoksa O Aziz, Vehhab Rabbının rahmet hazineleri onların yanında mıdır

[10] Yahut goklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların mulku onların mıdır? Oyleyse sebeblere tevessul etsinler de yukselsinler bakalım

[11] Onlar, burada derme catma gruplardan olma bozguna ugratılmıs bir ordudur

[12] Onlardan once, Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıstı

[13] Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da. Iste onlar, ayrı topluluklardı

[14] Hepsi de peygamberleri yalanladılar. Ve bu yuzden azabı hak ettiler

[15] Bunlar, bir tek cıglık beklemektedirler ki, onun bir an bile gecikmesi yoktur

[16] Ve dediler ki: Rabbımız; hesab gununden once bizim payımızı cabuklastırıver

[17] Onların soylediklerine sabret... Ve guclu kulunuz Davud´u hatırla. Muhakkak ki o, hep Allah´a yonelirdi

[18] Biz, gercekten dagları onun buyruguna vermistik. Sabah ve aksam tesbih ederlerdi

[19] Kusları da toplu olarak. Her biri ona yonelmisti

[20] Onun mulkunu pekistirmis, kendisine hikmet ve kesin soz soyleme hakkı vermistik

[21] Sana davacıların haberi ulastı mı? Hani onlar ma´bedin duvarına tırmanmıslardı

[22] Davud´un yanına girmislerdi de o, kendilerinden urkmustu. Demislerdi ki: Korkma, iki davacı; birimiz birimizin hakkına tecavuz etti. Sen, aramızda hak ile hukum ver. Ve ondan ayrılma. Bizi, dogru yolun ortasına ilet

[23] Gercekten bu, kardesimdir. Onun doksan dokuz disi koyunu, benim de bir tek disi koyunum var. Onu bana ver, dedi ve soylesmede beni yendi

[24] O da dedi ki: Senin disi koyununu, kendi disi koyunlarına katmak icin istemekle sana zulmetmistir. Dogrusu ortakcıların cogu birbirinin hakkına tecavuz eder. Ancak inanmıs olup salih ameller isleyenler mustesnadır. Ama onlar pek azdır. Davud, kendisini imtihan ettigimizi zannederek Rabbından magfiret diledi. Rukua kapanarak Allah´a yoneldi

[25] Bunun uzerine Biz de onu bagısladık. Onun icin suphesiz ki katımızda yuksek bir makam ve guzel bir sonuc vardır

[26] Ey Davud; seni gercekten yeryuzune halife kıldık. O halde insanlar arasında hak ile hukmet. Heveslere uyma ki bu, seni Allah´ın yolundan saptırır. Suphesiz ki Allah´ın yolundan sapanlara; onlara hesab gununu unuttuklarından oturu, siddetli bir azab vardır

[27] Biz; gogu, yeryuzunu ve ikisinin arasında bulunanları bosuna yaratmadık. Bu, kufretmis olanların zannıdır. Vay o kufretmis olanlara, cehennem atesinden

[28] Yoksa Biz; iman etmis ve salih amel islemis olanları, yeryuzunde bozgunculuk edenler gibi mi kılarız? Yoksa Biz; muttakileri, facirler gibi mi tutarız

[29] Ayetlerini dusunsunler ve akıl sahibi olanlar ogut alsınlar diye, sana mubarek bir kitab indirdik

[30] Davud´a da Suleyman´ı lutfettik. O ne guzel bir kuldu ve muhakkak ki o, Allah´a yonelirdi

[31] Hani ona bir aksam, calımlı ve cins kosu atları sunulmustu

[32] Demisti ki: Dogrusu ben, Rabbımı zikretmek icin mal sevgisine dustum. Nihayet perdenin arkasına gizlenmisti

[33] Onları bana geri getirin, dedi, bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya baslamıstı

[34] Andolsun ki; Biz, Suleyman´ı denemistik. Tahtının ustune bir ceset attık. Sonra eski haline dondu

[35] Dedi ki: Rabbım; bagısla beni. Ve bana oyle bir mulk ver ki; benden sonra hic bir kimse ulasamasın. Muhakkak ki en cok bagısta bulunan Sensin, Sen

[36] Bunun uzerine Biz de ruzgarı emrine verdik. Emri ile istedigi yere kolayca giderdi

[37] Seytanları da. Her bina ustasını ve dalgıcı da

[38] Demir halkalarla baglı digerlerini de

[39] Bu, bizim bagısımızdır. Artık ister hesabsızca ver, ister tut

[40] Dogrusu katımızda onun icin yuksek bir makam ve guzel bir netice vardır

[41] Kulumuz Eyyub´u da hatırla. Hani Rabbına: Dogrusu seytan bana yorgunluk ve azab verdi, diye seslenmisti

[42] Vur ayagını yere. Iste yıkanacak ve icilecek soguk bir su

[43] Katımızdan bir rahmet, akıl sahipleri icin de bir ogut olmak uzere ona, ailesini ve onlarla birlikte olanların bir mislini lutfettik

[44] Eline bir demet sap al da onunla vur ve yemini bozma. Biz, onu gercekten sabırlı bulmustuk. Ne iyi kuldu. Muhakkak ki o, Allah´a yonelirdi

[45] Kuvvetli ve basiretli kullarımız; Ibrahim, Ishak ve Ya´kub´u da hatırla

[46] Dogrusu Biz, onları ahiret yurdunu samimiyetle dusunen kimseler kıldık

[47] Ve gercekten onlar, katımızda seckinlerden ve hayırlılardandı

[48] Ismail´i, El-Yesa´ı ve Zulkifl´i de hatırla. Hepsi de iyilerdendir

[49] Bu bir zikirdir. Ve muhakkak ki muttakiler icin guzel bir sonuc vardır

[50] Kapıları kendilerine acılmıs Adn cennetleri

[51] Orada tahtlara yaslanmıs olarak bircok meyveler ve icecekler isterler

[52] Yanlarında gozlerini yalnız eslerine dikmis aynı yastan guzeller vardır

[53] Iste hesab gunu icin size vaadolunan budur

[54] Dogrusu bu, Bizim rızkımızdır, onun icin bitip tukenme yoktur

[55] Bu boyle. Azgınlar icin de sonucun en kotusu vardır

[56] Cehennem. Oraya girerler. Ne kotu bir konaktır

[57] Iste su, kaynar su ve irin. Tatsınlar onu

[58] Bunlara benzer daha baskaları da vardır

[59] Iste bu topluluk, sizinle beraber gogus gerenlerdir. Rahat yuzu gormesin onlar. Muhakkak cehenneme gireceklerdir

[60] Dediler ki: Hayır, asıl siz rahat yuzu gormeyin. Bizi buraya siz surdunuz. Ne kotu bir duraktır burası

[61] Dediler ki: Rabbımız; bizi buraya kim surduyse ona atesteki azabını kat kat arttır

[62] Ve dediler ki: Bizim kendilerini kotulerden saydıgımız adamları nicin burada gormuyoruz

[63] Onları alaya almıstık. Yoksa simdi gozlere gorunmez mi oldular

[64] Iste bu, hakkın kendisidir. Cehennem ehlinin birbiriyle tartısması

[65] De ki: Ben, sadece bir uyarıcıyım. Vahid, Kahhar olan Allah´tan baska hic bir ilah yoktur

[66] Goklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbı Aziz´dir, Gafur´dur

[67] De ki: Bu, buyuk bir haberdir

[68] Ama siz, ondan yuz ceviriyorsunuz

[69] Mele-i A´la´da olan tartısmalar hakkında benim bir bilgim yoktur

[70] Bana, sadece vahyolunur. Ben, ancak apacık bir uyarıcıyım

[71] Hani Rabbın meleklere demisti ki: Ben, camurdan bir insan yaratacagım

[72] Onu yapıp ruhumdan kendisine ufledigim zaman; derhal secde edin ona

[73] Butun melekler topluca secde ettiler

[74] Yalnız Iblis, buyukluk tasladı ve kafirlerden oldu

[75] Buyurdu ki: Ey Iblis, iki elimle yarattıgıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Boburlendin mi, yoksa yucelerden mi oldun

[76] Dedi ki: Ben ondan daha hayırlıyım. Beni atesten yarattın, onu camurdan yarattın

[77] Buyurdu ki: Cık oradan. Suphesiz sen, artık kovulmus birisin

[78] Ve muhakkak ki din gunune kadar la´netim senin uzerinedir

[79] Dedi ki: Rabbım, diriltilecekleri gune kadar beni ertele

[80] Buyurdu ki: Sen, suphesiz ertelenensin

[81] Belli bir vaktin gunune kadar

[82] Dedi ki: Senin izzetine yemin olsun ki ben, onların hepsini muhakkak azdırırım

[83] Ancak iclerinden ihlasa erdirilmis kulların mustesna

[84] Buyurdu ki: Iste bu, haktır ve Ben, hakkı soylerim

[85] Muhakkak cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracagım

[86] De ki: Ben, buna karsı sizden bir ucret istemiyorum ve ben, kendiligimden bir sey iddia edenlerden de degilim

[87] Bu, ancak alemler icin bir zikirdir

[88] Onun haberini bir muddet sonra ogreneceksiniz

Zümer

Surah 39

[1] Kitab´ın indirilmesi; Aziz, Hakim olan Allah katındandır

[2] Suphesiz ki Biz, kitabı sana, hak olarak indirdik. Oyleyse dini Allah icin tahsis ederek O´na ibadet et

[3] Iyi bil ki; halis din, Allah´ındır. O´ndan baska veliler edinenler; onlara, sırf bizi Allah´a yaklastırsınlar diye ibadet ediyoruz, derler. Dogrusu Allah, ihtilafa dustukleri seylerde, aralarında hukum verecektir. Muhakkak ki Allah; yalancı ve kafir olan kimseyi hidayete eristirmez

[4] Sayet Allah, cocuk edinmek isteseydi; yaratıklarından diledigini elbette secerdi. Tenzih ederiz O´nu. O; Vahid ve Kahhar Allah´tır

[5] Gokleri ve yeri hak ile yaratmıstır. Geceyi gunduzun uzerine dolar; gunduzu de gecenin uzerine dolar. Gunesi ve ayı musahhar kılmıstır. Her biri belirli bir sureye kadar akıp gitmektedir. Iyi bilin ki O; Aziz´ dir, Gaffar´dır

[6] Sizi bir tek nefisten yaratmıs, sonra ondan esini var etmistir. Sizin icin, hayvanlardan sekiz cift indirmistir. Sizi, analarınızın karınlarında uc karanlık icinde, bir yaratılıstan sonra obur yaratılısa gecirerek yaratmaktadır. Iste bu, Rabbınız olan Allah´tır. Mulk O´nundur. O´ndan baska ilah yoktur. Boyleyken nasıl olup da donduruluyorsunuz

[7] Eger kufrederseniz; muhakkak ki Allah, sizden mustagnidir. Fakat O, kulları icin kufre rıza gostermez. Eger sukrederseniz; sizden hosnud olur. Hic bir gunahkar digerinin gunahını yuklenmez. Sonra donusunuz Rabbınızadır. O zaman yaptıklarınızı size haber verir. Muhakkak ki O, goguslerin ozunu bilendir

[8] Insana bir sıkıntı dokundugu zaman Rabbına yonelerek O´na yalvarır. Sonra O, kendi katından ona bir nimet verince; onceden O´na yalvarmıs oldugunu unutuverir. Ve Allah´ın yolundan saptırmak icin O´na esler kosar. De ki: Kufrunle biraz eglenedur. Muhakkak ki sen, ates yaranındansın

[9] Yoksa o, geceleyin secde ederek, kıyamda durarak itaat eden, ahiretten korkan ve Rabbının rahmetini dileyen kimse gibi midir? De ki: Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Dogrusu ancak akıl sahipleri ogut alıp dusunur

[10] De ki: Ey iman eden kullarım, Rabbınızdan korkun. Bu dunyada iyilik yapanlara, iyilik vardır. Ve Allah´ın arzı genistir. Yalnız sabredenlere ecirleri, hesapsız odenecektir

[11] De ki: Ben, dini yalnız Allah´a tahsis ederek ibadet etmekle emrolundum

[12] Ve ben, muslumanların ilki olmakla emrolundum

[13] De ki: Rabbıma karsı gelirsem; dogrusu buyuk gunun azabından korkarım

[14] De ki: Ben, dinimde muhlis olarak Allah´a ibadet ederim

[15] Artık siz de O´ndan baska dilediginize tapın. De ki: Husrana ugrayanlar; kıyamet gununde kendilerini de, ailelerini de husrana ugratanlardır. Iyi bilin ki; apacık husran iste budur

[16] Onların ustlerinde kat kat atesler, altlarında kat kat atesler vardır. Allah, kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, benden korkun

[17] Tagut´a tapmaktan kacınıp Allah´a yonelenlere; iste onlara mujde vardır. Oyleyse kullarımı mujdele

[18] Onlar ki; sozu dinlerler de, en guzeline uyarlar. Iste bunlar; Allah´ın kendilerini hidayete eristirdigi kimselerdir. Ve iste bunlar; akıl sahiblerinin kendileridir

[19] Hakkında azab hukmu gerceklesmis kimseyi mi? Ateste olanı sen mi kurtaracaksın

[20] Fakat Rabblarından korkanlar icin, uzerlerine konaklar yapılmıs, altlarında ırmaklar akan yuksek menziller vardır. Bu, Allah´ın verdigi sozdur. Allah, verdigi sozden caymaz

[21] Gormez misin ki; gercekten Allah, gokten bir su indirip onu yerdeki kaynaklara yerlestirmis, sonra da onunla turlu turlu ekinler cıkarmaktadır. Sonra onları kurutur ve sen, onları sararmıs gorursun. Sonra da onu corcop haline cevirir. Muhakkak ki bunlarda, akıl sahipleri icin ibret vardır

[22] Allah, kimin gogsunu Islam´a acmıssa; artık o, Rabbından bir nur uzeredir. Allah´ın zikrinden kalbleri katılasmıs olanların vay haline. Iste onlar, apacık bir sapıklık icindedirler

[23] Allah, sozun en guzelini; ahenkli, ikiserli bir kitab halinde indirmistir. Rabblarından korkanların ondan derileri urperir. Sonra hem derileri hem de kalbleri Allah´ın zikrine karsı yumusar. Bu, Allah´ın hidayet rehberidir, onunla istedigini hidayete eristirir. Allah kimi de saptırırsa; ona bir daha yol gosteren bulunmaz

[24] Zalimlere: Kazandıklarınızın karsılıgını tadın, denilirken kıyamet gunu yuzunu azabın kotusunden kim koruyacak

[25] Onlardan oncekiler de peygamberleri yalanlamıslardı da hic farkında olmadıkları bir yonden azab kendilerine catıvermisti

[26] Allah, dunya hayatında onlara rusvaylıgı tattırdı. Ahiret azabı ise daha buyuktur. Keski bilselerdi

[27] Andolsun ki; Biz, bu Kur´an´da insanlara her cesit misali verdik. Belki ogut alırlar

[28] Egriligi bulunmayan arabca bir Kur´an´dır. Belki sakınırlar

[29] Allah, bir misal verir: Bir adamın, huysuz ve birbirleriyle ortak birkac efendisi var. Bir adamın da tek bir efendisi var. Bu ikisi bir olur mu hic? Hamd; Allah´a mahsustur; ama onların cogu bilmezler

[30] Suphesiz sen de oleceksin, onlar da olecekler

[31] Sonra siz, kıyamet gunu Rabbınızın huzurunda durusmaya cıkacaksınız

[32] Allah´a karsı yalan soyleyenden ve kendisine gelmis olan gercegi yalan sayandan daha zalim kimdir? Kafirler icin cehennemde bir karargah olmaz olur mu

[33] Dogruyu getiren ve onu tasdik edenler; iste onlar muttakilerdir

[34] Rabbları katında diledikleri her sey, onlarındır. Bu, ihsan edenlerin mukafatıdır

[35] Cunku Allah; onların yaptıklarının en kotusunu ortecek ve yapmakta olduklarının en guzeliyle karsılıgını verecektir

[36] Allah, kuluna kafi degil mi? Seni O´ndan baskalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa; onu hidayete erdirecek yoktur

[37] Allah, kimi de hidayete erdirirse; onu saptıracak yoktur. Allah; Aziz, intikam sahibi degil midir

[38] Andolsun ki; onlara: Gokleri ve yeri yaratan kimdir? diye sorsan; muhakkak, Allah´tır, diyecekler. De ki: Oyleyse soyleyin bakalım; Allah, bana bir zarar vermek istese, O´nu bırakıp da taptıklarınız O´nun verdigi zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O´nun rahmetini onleyebilir mi? De ki: Allah, bana yeter. Tevekkul edenler O´na tevekkul ederler

[39] De ki: Ey kavmim; elinizden geleni yapın. Dogrusu ben de yapacagım. Ve yakında bileceksiniz

[40] Kendisine rusvay edici bir azab gelecek olan kim, uzerine surekli azab inecek olan kim

[41] Suphesiz ki Biz; kitabı sana insanlar icin hak olarak indirdik. Kim hidayete ererse; bu, kendi lehinedir. Kim de sapıtırsa; kendi aleyhine sapıtmıs olur. Ve sen, onların uzerinde vekil degilsin

[42] Allah; olum anında canları alır. Olmeyenin ise uykusunda. Olmelerine hukmettigi kimselerinkini tutar, digerlerini belli bir sureye kadar salıverir. Dogrusu bunda; dusunen bir kavim icin ayetler vardır

[43] Yoksa onlar; Allah´tan baska sefaatcılar mı edindiler? De ki: Onlar, hic bir seye guc getiremez ve akıl erdiremez olsalar da mı

[44] De ki: Butun sefaat Allah´ındır. Goklerin ve yerin mulku O´nundur. Sonra hepiniz O´na donduruleceksiniz

[45] Allah, tek basına anıldıgı zaman; ahirete inanmayanların kalbleri tiksinir. Ama O´ndan baskaları anıldıgı vakit hemen yuzleri guler

[46] De ki: Ey gokleri ve yeri yaratan, gorulmeyeni ve goruleni bilen Allah´ım; ayrılıga dustukleri seyler hakkında kulların arasında Sen hukmedersin

[47] Yeryuzunde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olsaydı; kıyamet gunundeki kotu azab icin elbette bunları fidye verirlerdi. Halbuki Allah katından onlara hic hesablamadıkları seyler belirmistir

[48] Isledikleri kotulukler onlara belli olmus, alaya aldıkları seyler de kendilerini cepecevre sarmıstır

[49] Insana bir sıkıntı gelince; Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdigimizde; bu, bana bilgimden dolayı verilmistir, der. Hayır, bu bir denemedir. Fakat cokları bilmezler

[50] Onlardan oncekiler de bunu soylemislerdi. Ama kazandıkları sey, kendilerine bir fayda vermemisti

[51] Boylece kazandıkları kotulukler baslarına geldi. Bunların icinden zulmedenlerin kazandıkları kotulukler de kendilerini carpacaktır. Ve onlar aciz bırakılacaklar da degillerdir

[52] Bilmezler mi ki; Allah, diledigine rızkı genisletir ve kısar. Dogrusu bunda, inanan kimseler icin ayetler vardır

[53] De ki: Ey kendi nefislerine karsı asırı davranan kullarım, Allah´ın rahmetinden umidinizi kesmeyin. Muhakkak ki Allah; gunahları bagıslar. Cunku O; Gafur´dur, Rahim´dir

[54] Ve Rabbınıza yonelin. Size azab gelmeden once O´na teslim olun. Sonra yardım edilmezsiniz

[55] Siz, farkında degilken ansızın azab gelmezden once Rabbınızdan size indirilen sozun en guzeline uyun

[56] Kisinin: Allah´a karsı asırı gitmemden dolayı vay bana, yazıklar olsun; gercekten ben, alaya alanlardandım, diyecegi gun gelmezden once

[57] Veya: Allah beni hidayete erdirseydi, ben de muttakilerden olurdum, diyecegi gun

[58] Yahut azabı gordugu vakit: Keski benim icin bir donus daha olsaydı da ihsan edenlerden olsaydım, diyecegi gun

[59] Hayır, sana ayetlerim gelmisti de, onları yalanlamıs, buyukluk taslayarak kafirlerden olmustun

[60] Ve kıyamet gunu Allah´a karsı yalan uyduranların yuzlerinin simsiyah oldugunu gorursun. Mutekebbir icin cehennemde bir karargah olmaz olur mu

[61] Allah muttakileri, kurtuluslarına sebep olan ile selamete erdirir. Onlara hic bir kotuluk gelmez ve uzulmezler de

[62] Allah; her seyin yaratanıdır ve O; her seye vekildir

[63] Goklerin ve yerin anahtarları O´nundur. Allah´ın ayetlerine kufredenler; iste onlar husrana ugrayanlardır

[64] De ki: Bana, Allah´tan baskasına ibadet etmemi mi emredersiniz ey cahiller

[65] Andolsun; sana da, senden oncekilere de vahyolunmustur ki: Eger Allah´a ortak kosarsan, suphesiz amellerin bosa gider ve muhakkak husrana ugrayanlardan olursun

[66] Hayır, yalnız Allah´a ibadet et ve sukredenlerden ol

[67] Onlar Allah´ı sanına yarasır sekilde takdir edemediler. Halbuki kıyamet gunu butun yeryuzu O´nun avucundadır. Gokler de O´nun sag eliyle durulmustur. O; kostukları ortaklardan munezzehtir, yucedir

[68] Ve Sur´a uflenmistir. Artık Allah´ın diledigi bir yana, goklerde olanlar ve yerde olanlar baygın dusmustur. Sonra ona bir daha uflenmis ve bir de bakacaksın ki ayakta bakınıp duruyorlar

[69] Yer; Rabbının nuru ile aydınlandı, kitab konuldu, peygamberler ve sahidler getirildi. Onlara haksızlık yapılmadan aralarında hak ile hukmolundu

[70] Her kisiye ne yaptıysa eksiksiz odendi. Ve Allah; onların yaptıklarını en iyi bilendir

[71] Kufredenler boluk boluk cehenneme suruldu. Oraya vardıklarında kapıları acıldı ve bekcileri onlara dediler ki: Icinizden, size Rabbınızın ayetlerini okuyan ve bugune kavusacagınızı ihtar eden elciler gelmedi mi? Onlar da: Evet, dediler. Fakat azab sozu kufredenlerin uzerine hak oldu

[72] Onlara denildi ki: Icinde temelli kalacagınız cehennemin kapılarından girin. Buyuklenenlerin duragı ne kotudur

[73] Rabblarından sakınanlar ise fevc fevc cennete goturulduler. Oraya varıp da kapıları acılınca, bekcileri onlara dediler ki: Selam olsun size. Hos geldiniz. Temelli olarak girin buraya

[74] Onlar da dediler ki: Bize vaadinde sadık olan ve bizi yeryuzune varis kılan Allah´a hamdolsun. Cennette istedigimiz yerde oturabiliriz. Calısanların ecri ne de guzeldir

[75] Gorursun ki; melekler de Rabblarına hamd ile tesbih ederek Ars´ın etrafını kusatmıslardır. Artık onların arasında hak ile hukmolunmustur ve denildi ki: Hamd olsun alemlerin Rabbı Allah´a

Ğâfir

Surah 40

[1] Ha, Mim

[2] Kitab´ın indirilisi; Aziz, Alim olan Allah´tandır

[3] Gunahları bagıslayan, tevbeyi kabul eden, cezası siddetli, lutfu bol olandır. O´ndan baska ilah yoktur, donus O´nadır

[4] Kufredenlerden baskası Allah´ın ayetleri uzerinde tartısmaya girismez. Oyleyse onların sehirlerde donup dolasması seni aldatmasın

[5] Onlardan once Nuh kavmi de yalanladı. Arkalarından muhtelif topluluklar da. Her ummet kendi peygamberlerini yakalamaya yeltendi ve hakkı batılla yok etmek icin mucadeleye giristi. En sonunda Ben de onları yakaladım. Azabım nasılmıs

[6] Boylece kufredenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbının sozu gerceklesti

[7] Ars´ı tasıyanlar ve cevresinde bulunanlar Rabblarını hamd ile tesbih ederler, O´na inanırlar ve mu´minlerin yarlıganmasını isterler: Rabbımız; ilim ve rahmetle her seyi kusattın. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bagısla. Ve onları cehennem azabından koru

[8] Rabbımız; onları ve babalarından, eslerinden, soylarından salih olanları kendilerine vaadettigin Adn cennetlerine girdir. Suphesiz ki Aziz, Hakim olan Sensin Sen

[9] Onları kotuluklerden koru. O gun kotuluklerden kimi korursan; suphesiz ona rahmet etmis olursun. En buyuk kurtulus iste budur

[10] Muhakkak kufredenlere seslenilir ki: Allah´ın gazabı sizin birbirinize ofkenizden daha buyuktur. Cunku siz, imana davet olunuyordunuz da kufrediyordunuz

[11] Onlar da: Rabbımız; bizi iki defa oldurdun, iki defa dirilttin. Biz de suclarımızı itiraf ettik. Bir daha cıkmaya yol var mı? derler

[12] Bunun sebebi sudur: Yalnız Allah´a dua edildigi zaman inkar ederdiniz de, O´na sirk kosulunca inanırdınız. Artık hukum; Aliyy, Kebir Allah´ındır

[13] Size ayetlerini gosteren ve sizin icin gokten rızık indiren O´dur. O´na yonelenden baskası ibret almaz

[14] Oyleyse kafirler istemese de, siz dini yalnız O´na halis kılanlar olarak Allah´a dua edin

[15] Dereceleri yukselten, Ars´ın sahibi Allah, karsılasma gununden korkutmak icin, kendi emrinden olan ruhu kullarından diledigine indirir

[16] O gun onlar, ortaya cıkarlar. Hic bir seyleri Allah´a gizli kalmaz. Kimindir bugun mulk? Vahid, Kahhar olan Allah´ındır

[17] Bugun her nefis kazandıgı ile karsılık gorur. Bugun zulum yoktur. Muhakkak ki Allah; hesabı cabuk gorendir

[18] Onları yaklasan gun ile uyar. O zaman ki; yurekler agızlara gelecek, tasadan yutkunacaklar. Zalimlerin ne dostu, ne de dinlenecek sefaatcısı olur

[19] O; gozlerin hainligini ve goguslerin gizledigini bilir

[20] Allah; hak ile hukmeder. O´nu bırakıp da taptıkları ise hic bir seye hukmedemez. Suphesiz ki Allah; Semi´dir, Basir´dir

[21] Yeryuzunde gezip dolasmadılar mı ki; kendilerinden oncekilerin akıbetlerinin nasıl oldugunu gorsunler? Onlar; kendilerinden daha kuvvetli ve yeryuzunde daha cok eser bırakan kimselerdi. Allah; onları gunahlarıyla yakalayıverdi. Allah´a karsı onları koruyan yoktur

[22] Bu; peygamberleri kendilerine apacık mucizelerle geldiginde inkar etmelerindendir. Allah da onları yakalayıverdi. Muhakkak ki O; kuvvetlidir, cezalandırması pek siddetlidir

[23] Andolsun ki; Biz, Musa´yı ayetlerimizle ve apacık burhan ile gonderdik

[24] Firavun´a, Haman´a ve Karun´a. Bu, yalancı sihirbazın biridir, dediler

[25] O, katımızdan kendilerine hakkı getirince: Onunla beraber iman etmis olanların ogullarını oldurun, kadınlarını sag bırakın, dediler. Kafirlerin duzeni hedef olmaktan baska bir sey degildir

[26] Firavun demisti ki: Bırakın beni de Musa´yı oldureyim. O ise Rabbına yalvaradursun. Onun, sizin dininizi degistirmesinden veya yeryuzunde fesad cıkarmasından korkuyorum

[27] Musa da demisti ki: Dogrusu ben, hesab gunune inanmayan her mutekebbirden ; benim de Rabbım, sizin de Rabbınız olana sıgınırım

[28] Firavun hanedanından olup da imanını gizleyen mu´min bir adam da demistir ki: Rabbım Allah´tır, dedi diye bir kisiyi mi oldureceksiniz? Halbuki o, size Rabbınızdan ayetlerle gelmistir. Eger yalancıysa; yalanı kendisinedir. Eger dogru sozlu ise; sizi tehdit ettiklerinin bir kısmı basınıza gelebilir. Muhakkak ki Allah; haddi asan yalancı bir kimseyi hidayete erdirmez

[29] Ey kavmim; bugun mulk sizindir. Yeryuzunde galib sizsiniz. Fakat Allah´ ın baskını gelip catınca, O´na karsı bize kim yardım eder? Firavun dedi ki: Ben, size kendi gorusumden baskasını soylemiyorum. Size dogru yolun tersini de gostermiyorum

[30] Inanmıs olan dedi ki: Ey kavmim; dogrusu ben, sizin hakkınızda peygamberleri yalanlayan toplulukların ugradıkları bir gunun benzerinden korkuyorum

[31] Nuh kavminin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi. Allah, kullarına zulum dilemez

[32] Ey kavmim; dogrusu ben, sizin icin o feryad gununden endise ediyorum

[33] Arkanıza donup kacacagınız gun, sizi Allah´a karsı koruyan bulunmaz. Allah, kimi saptırırsa; onu dogru yola getirecek yoktur

[34] Andolsun ki; daha once Yusuf da size apacık burhanlarla gelmisti. O zaman da size getirdigi seylerden suphelenip durmustunuz. Nihayet vefat edince: Allah, bundan sonra hic bir peygamber gondermez, demistiniz. Iste Allah; haddi asan asırı suphecileri boyle sasırtır

[35] Onlar ki; kendilerine gelmis bir huccet bulunmaksızın Allah´ın ayetleri uzerinde tartısırlar. Bu, Allah katında da, iman edenlerin yanında da ofkeyi arttırır. Ve boylece Allah; buyukluk taslayan her zorbanın kalbini muhurler

[36] Firavun demisti ki: Ey Haman; bana yuksek bir kule yap. Belki o yollara ulasabilirim

[37] Goklerin yollarına. Musa´nın tanrısını gorurum. Dogrusu ben, onu yalancı sanıyorum. Boylece yaptıgı kotu is Firavun´a guzel gosterildi de dogru yoldan alıkonuldu. Firavun´un duzeni elbette bosa gidecekti

[38] Inanmıs olan demisti ki: Ey kavmim; bana uyun, sizi dogru yola hidayet edeyim

[39] Ey kavmim; suphesiz dunya hayatı gecici bir gecinmedir. Ahiret ise dogrusu iste o, asıl kalınacak yurd odur

[40] Kim, bir kotuluk islerse; ancak onun benzerleriyle ceza gorur. Kadın veya erkek her kim de inanarak salih amel islerse; iste onlar, cennete girerler ve orada hesapsız sekilde rızıklanırlar

[41] Ey kavmim; bana ne oluyor ki, sizi kurtulusa cagırırken, siz beni; atese cagırıyorsunuz

[42] Siz, beni; Allah´a kufretmem, hic tanımadıgım nesneleri O´na ortak tutmam icin cagırıyorsunuz. Ben ise, sizi Aziz ve Gaffar´a cagırıyorum

[43] Suphesiz sizin beni kendisine cagırdıgınız; bu dunyada da, ahirette de cagırabilecek kabiliyette degildir. Ve muhakkak donusumuz Allah´adır. Elbette musrifler; iste onlardır cehennem yaranı olanlar

[44] Size soyledigimi hatırlayacaksınız. Ben, isimi Allah´a bırakıyorum. Muhakkak ki Allah; kulları gorendir

[45] Allah; onu, kurmak istedikleri tuzakların fenalıklarından korudu ve Firavun´un adamlarını azabın kotusu kusatıverdi

[46] Sabah aksam atese sunulurlar. Kıyamet koptugu gun; Firavun´un adamlarını azabın en siddetlisine sokun, denir

[47] Atesin icinde birbirleriyle tartısırlarken gucsuzler, buyukluk taslayanlara derler ki: Dogrusu biz, size uymustuk. Simdi atesin bir parcasını olsun bizden savabilir misiniz

[48] Buyukluk taslayanlar: Dogrusu hepimiz, onun icindeyiz. Suphesiz Allah kullar arasında hukmunu vermistir, derler

[49] Ateste olanlar, cehennemin bekcilerine derler ki: Rabbınıza yalvarın da hic degilse bir gun olsun azabımızı hafifletsin

[50] Onlar da derler ki: Size peygamberleriniz burhanlarla gelmemisler miydi? Evet, derler. Oyleyse kendiniz yalvarın, derler. Kafirlerin yalvarısı suphesiz bosunadır

[51] Suphesiz ki Biz; peygamberlerimize ve iman etmis olanlara hem dunya hayatında, hem de sahidlerin sehadet edecekleri gunde mutlaka yardım ederiz

[52] O gun; mazeretleri zalimlere fayda vermez. La´net onların, yurdun kotusu de onlarındır

[53] Andolsun ki; Biz, Musa´ya hidayeti verdik. Israilogullarına da kitabı miras bıraktık

[54] Ki o; akıl sahipleri icin hidayet ve oguttur

[55] Simdi sen; sabret, Allah´ın vaadi mutlaka haktır. Gunahının yarlıganmasını dile, sabah aksam Rabbını hamd ile tesbih et

[56] Kendilerine gelmis kesin bir delil olmadan Allah´ın ayetleri uzerinde tartısanların goguslerinde, suphesiz ki ulasamayacakları bir buyuklenme vardır. Oyleyse sen, Allah´a sıgın. Muhakkak ki O´dur O, Semi, Basir

[57] Elbette goklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha buyuktur. Ne var ki insanların cogu bilmezler

[58] Korle goren, inanıp salih amel isleyenlerle kotuluk yapan bir degildir. Ne de az dusunuyorsunuz

[59] Kıyamet gunu mutlaka gelecektir. Bunda hic suphe yoktur. Ne var ki insanların cogu inanmazlar

[60] Rabbınız: Bana dua edin ki, size icabet edeyim. Bana kulluk etmeyi buyukluklerine yediremeyenler hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir, buyurdu

[61] Allah O´dur ki; dinlenesiniz diye size geceyi karanlık, gunduzu aydınlık kılmıstır. Suphesiz ki Allah; insanlara karsı lutufkardır. Ne var ki insanların cogu sukretmezler

[62] Iste Rabbınız olan; her seyi yaratan Allah, budur. O´ndan baska hic bir ilah yoktur. O halde nasıl olup da cevriliyorsunuz

[63] Allah´ın ayetlerini bile bile inkar edenler, iste boyle cevriliyorlar

[64] Allah, O´dur ki; sizin icin yeri bir karargah, gogu bir bina yapmıs, size sekil verip seklinizi guzellestirmis ve size temiz seylerden rızık vermistir. Iste Rabbınız olan Allah budur. Alemlerin Rabbı olan Allah ne yucedir

[65] O; diridir. O´ndan baska hic bir ilah yoktur. Oyleyse dini yalnızca kendisine halis kılanlar olarak O´na dua edin. Hamd olsun alemlerin Rabbı Allah´a

[66] De ki: Rabbımdan bana apacık deliller geldigi icin sizin Allah´tan baska ibadet ettiklerinize ibadet etmekten nehyolundum. Ve alemlerin Rabbına teslim olmakla emrolundum

[67] Sizi; topraktan, sonra bir nutfeden, sonra bir kan pıhtısından yaratan, sonra erginlik cagına ulasmanız, sonra da yaslanmanız icin sizi bebek olarak dunyaya cıkaran O´dur. Kiminiz daha once oldurulursunuz. Kiminiz de adı konulmus bir ecele erisirsiniz. Olur ki boylece aklınızı kullanırsınız

[68] Dirilten de olduren de O´dur. Bir seye hukmetti mi sadece ona, ol, der, o da oluverir

[69] Allah´ın ayetleri uzerinde tartısanları gormez misin? Nasıl da donduruluyorlar

[70] Onlar; kitabı ve peygamberlerimizle gonderdiklerimizi yalanlayanlardır. Yakında bilecekler

[71] Hani boyunlarında demir halkalar ve zincirler ile suruklenirler, Yakında bilecekler. olarak dunyaya cıkaran O´dur. Kiminiz daha once oldurulursunuz. Kiminiz de adı konulmus bir ecele erisirsiniz. Olur ki boylece aklınızı kullanırsınız

[72] Kaynar suya. Sonra da ateste yakılırlar

[73] Sonra onlara denilir ki: Nerede sirk kostuklarınız

[74] Allah´tan baska? Derler ki: Bizden uzaklastılar, hayır zaten biz onceleri hic bir seye ibadet etmiyorduk. Iste Allah, kafirleri boylece saptırır

[75] Bu; sizin yeryuzunde haksız yere sımarmanız ve boburlenmenizden oturudur

[76] Icinde ebediyyen kalıcı olarak cehenneme kapılarından girin. Kibirlenenlerin donup gidecekleri yer ne kotudur

[77] Su halde sen; sabret. Muhakkak ki Allah´ın vaadi haktır. Onlara vaadettigimiz azabın bir kısmını sana gosteririz veya senikendimize alırız. Nihayet onların donusu ancak Bizedir

[78] Andolsun ki; senden once de peygamberler gonderdik. Onlardan kimini sana anlattık, kimini anlatmadık. Allah´ın izni olmadan hic bir peygamber herhangi bir ayeti kendiliginden getiremez. Allah´ın emri geldigi vakit de is, gercekten biter. Iste o zaman, batıl isleyenler husranda kalırlar

[79] Allah O´dur ki; binek olarak kullanasınız ve yiyesiniz diye davarları sizin icin yaratmıstır

[80] Onlarda sizin icin daha nice faydalar vardır. Gonullerinizdeki arzulara, onlara binerek ulasırsınız. Onlarla ve gemilerle tasınırsınız

[81] Size ayetlerini gosterir. Allah´ın ayetlerinden hangisini inkar edersiniz

[82] Yeryuzunde gezip dolasmazlar mı ki; kendilerinden oncekilerin akıbetlerinin nasıl oldugunu gorsunler. Hem onlar; kendilerinden daha cok, daha kuvvetli ve yeryuzunde daha saglam eser bırakan kimselerdi. Ama kazandıkları onlara bir fayda saglamamıstı

[83] Peygamberleri kendilerine huccetlerle gelince; kendi yanlarındaki bilgi ile gururlandılar da, alaya aldıkları sey kendilerini kusatıverdi

[84] Baskınımızı gorunce: Yalnız Allah´a inandık ve O´na sirk kostugumuz seyleri inkar ettik, dediler

[85] Ama baskınımızı gorup de oylece inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu; Allah´ın kulları hakkında oteden beri cari olan sunnetidir. Ve iste kafirler burada husrana ugramıslardır

Fussilet

Surah 41

[1] Ha, Mim

[2] Rahman ve Rahim katından indirilmedir

[3] Ayetleri uzun uzun acıklanmıs bir kitab. Bilen bir kavim icin arabca Kur´an

[4] Mujdeleyici ve uyarıcı olarak. Ama onların cogu yuz cevirmistir, artık onlar isitmezler

[5] Bizi, cagırdıgın seye karsı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda da bir agırlık vardır. Seninle bizim aramızda bir perde var. Sen; istedigini yap, biz de yapıcılarız, dediler

[6] De ki: Ben de ancak sizin gibi bir beserim. Yalnız bana tanrınızın tek bir tanrı oldugu vahyediliyor. Artık O´na yonelin ve O´ndan magfiret dileyin. Musriklerin vay haline

[7] Onlar ki; zekat vermezler. Ve onlar; ahireti inkar edenlerdir

[8] Muhakkak ki iman edip salih amel isleyenlere; iste onlara, kesintisiz bir mukafat vardır

[9] De ki: Siz mi yeri iki gunde yaratanı inkar ediyor ve O´na esler kosuyorsunuz? Alemlerin Rabbı iste O´dur

[10] O; yeryuzune sabit daglar yerlestirdi ve orada bereketler yarattı. Ve onda arayanlar icin dort besit gıdalar takdir etti

[11] Sonra goge yoneldi ki; o, duman halindeydi. Ona ve yere dedi ki: Isteyerek veya istemeyerek ikiniz de gelin. Ikisi de dediler ki: Isteyerek geldik

[12] Boylece iki gun icerisinde yedi gok var etti. Ve her gogun isini kendisine bildirdi. Biz; dunya semasını ısıklarla donattık, koruduk. Iste bu; Aziz, Alim´in takdiridir

[13] Eger yuz cevirecek olurlarsa; Ad ve Semud´un yıldırımına benzer bir yıldırımla sizi uyarırım, de

[14] Onlara; Allah´tan baskasına ibadet etmeyin, diye onlerinden ve arkalarından peygamberler geldiginde demislerdi ki: Sayet Rabbımız dileseydi; elbette melekler indirirdi. Dogrusu biz, sizinle gonderilen seyi inkar ederiz

[15] Ad´a gelince; yeryuzunde haksız yere buyukluk taslamıs ve bizden daha kuvvetli kim var? demislerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah´ın daha kuvvetli oldugunu gormuyorlar mıydı? Onlar ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı

[16] Boylece ugursuz gunlerde dunya hayatında rusvaylık azabını tattıralım diye Biz de onların uzerine siddetli bir ruzgar gonderdik. Ahiret azabı ise, elbet daha horlayıcıdır. Onlara yardım da edilmez

[17] Semud´a gelince; onlara hidayeti gostermistik, ama onlar korlugu hidayete tercih ettiler ve yaptıkları yuzunden onları horlayıcı azabın yıldırımı carptı

[18] Iman edip de korkar olanları da kurtardık

[19] Allah´ın dusmanları bir araya getirilip toplanacakları gun; onlar, dagıtılırlar

[20] Nihayet oraya varınca; kulakları, gozleri ve derileri yapar oldukları seye aleyhlerinde sehadet ederler

[21] Derilerine derler ki: Nicin aleyhimize sahidlik ettiniz? Onlar da: Bizi, her seyi konusturan Allah konusturdu. Sizi onceden yaratan O´dur ve O´na dondurulursunuz, derler

[22] Gozleriniz, kulaklarınız ve derileriniz aleyhinize sahidlik eder diye sakınmadınız. Aksine yapmakta olduklarınızın bir cogunu Allah´ın bilmedigini sanıyordunuz

[23] Iste Rabbınızı boyle sanmanız sizi mahvetti de husrana ugrayanlardan oldunuz

[24] Simdi eger sabredebilirlerse; iste onların duragı atestir. Eger donmek isterlerse; artık onlar hosnud edilecek degildirler

[25] Biz; onlara bir takım yoldaslar kattık da onlerindekini ve arkalarındakini onlara suslu gosterdiler. Gerek cinnlerden, gerekse insanlardan kendilerinden once gecmis ummetler icinde aleyhlerinde soz hak olmustur. Dogrusu onlar, husrana ugrayanlardı

[26] Kufredenler dediler ki: Bu Kur´an´ı dinlemeyin, onun hakkında yaygaralar yapın, belki bastırırsınız

[27] O kufredenlere siddetli bir azabı tattıracagız ve onları yapmakta olduklarının en kotusu ile cezalandıracagız

[28] Iste boyle; Allah´ın dusmanlarının cezası atestir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmelerinin cezası olarak onların temelli kalacakları yer oradadır

[29] Ve kufredenler derler ki: Rabbımız; cinnlerden ve insanlardan bizi saptırmıs olanları goster, onları ayaklarımızın altına alalım da alcaklar, asagıların asagısı olsunlar

[30] Muhakkak ki; Rabbımız Allah´tır, deyip sonra dosdogru bir istikamet tutturanların uzerine melekler iner, onlara: Korkmayın, uzulmeyin size vaad olunan cennetle sevinin, derler

[31] Biz; dunya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Burada canlarınızın cektigi seyler sizedir ve burada size umdugunuz her sey vardır

[32] Gafur, Rahim olanın ikramı olarak

[33] Muhakkak ki ben muslumanlardanım, diyerek salih amel isleyen ve Allah´a cagıran kimseden daha guzel sozlu kim vardır

[34] Iyilikle kotuluk bir olmaz. Sen, fenalıgı en iyi sekilde sav. O zaman goreceksin ki; seninle arasında dusmanlık bulunan kisi bile yakın bir dost gibi oluvermistir

[35] Bu, ancak sabredenlere vergidir. Ve buna ancak o buyuk hazzı tadanlar kavusturulur

[36] Seytan, seni bir vesvese ile durtecek olursa; Allah´a sıgın. Dogrusu O; Semi, Alim olanın kendisidir

[37] Gece ve gunduz, gunes ve ay O´nun ayetlerindendir. Gunese ve aya secde etmeyin. Eger O´na ibadet isteyen kimselerseniz; bunları yaratmıs olan Allah´a secde edin

[38] Eger buyukluk taslarlarsa; bilsinler ki, Rabbının nezdinde bulunanlar gece gunduz O´nu tesbih eder dururlar ve onlar hic usanmazlar

[39] O´nun ayetlerinden biri de, kupkuru gordugun yeryuzunun Biz ona su indirdigimiz zaman harekete gecip kabarmasıdır. Ona can veren Allah, elbette oluleri de diriltir. Muhakkak ki O; her seye kadirdir

[40] Ayetlerimiz hakkında dogruluktan ayrılıp egrilige sapanlar, bize gizli degillerdir. Atese atılan mı, yoksa kıyamet gunu guven icinde olan mı daha iyidir? Dilediginizi yapın. Dogrusu O; yaptıklarınızı gorendir

[41] Kendilerine zikir gelince; onlar onu inkar etmislerdir. Halbuki o, aziz bir kitabdır

[42] Onunden de, ardından da batıl sokulamaz. O, Hakim, Hamid katından indirilmedir

[43] Senin icin soylenenler, mutlaka senden onceki peygamberler icin de soylenmistir. Elbette ki Rabbın; hem magfiret sahibidir, hem de elim bir azab sahibidir

[44] Biz; onu yabancı bir dil ile ortaya koysaydık diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı olarak acıklamalı degil miydi? Hem yabancı, hem da Arab´a mı hitab etmektedir? De ki: Iman edenler icin hidayet ve sifadır. Iman etmemis olanların kulaklarında ise bir agırlık vardır ve bu, onlara kapalıdır. Sanki onlara uzak bir mesafeden sesleniyorlar da anlamıyorlar

[45] Andolsun ki; Biz, Musa´ya kitab vermistik de onda ihtilafa dusulmustu. Sayet Rabbından bir soz gecmis olmasaydı; aralarında hukum verilirdi. Muhakkak ki onlar; bundan suphe ve endise icindedirler

[46] Kim, salih amel islerse; kendi lehinedir. Kim de kotuluk yaparsa; kendi aleyhinedir. Ve Rabbın; kullarına zulmedici degildir

[47] Kıyamet saatının bilgisi, ancak O´na aittir. O´nun ilmi olmadıkca hic bir meyve tomurcuklarından cıkmaz. Hic bir disi gebe kalmaz ve dogurmaz. Onlara: Nerede Benim ortaklarım? diye seslendigi gun derler ki: Bizden hic bir sahid olmadıgını Sana arzederiz

[48] Onceden taptıkları seyler onlardan uzaklasıp gitmistir. Ve kendilerinin kacacak yerleri olmadıgını anlamıslardır

[49] Insan; hayır istemekten usanmaz da, kendisine bir kotuluk gelince umitsizlige duser, meyus olur

[50] Oysa ona dokunan bir sıkıntıdan sonra kendisine katımızdan bir rahmet tattırırsak; muhakkak: Bu, benim hakkımdır, kıyametin kopacagını sanmıyorum. Rabbıma dondurulursem, muhakkak ki O´nun nezdinde de guzel seyler bulacagım, der. Andolsun ki; Biz, kufredenlere yaptıklarını muhakkak bildirecegiz. Ve andolsun ki; Biz, onlara muhakkak agır bir azab tattıracagız

[51] Insana nimet verdigimiz zaman yuz cevirir, yan cizer. Basına bir fenalık gelince de uzun uzun yalvarır

[52] De ki: Sayet o, Allah katından gelmis ve siz de onu inkar etmisseniz; soyleyin bana: Derin bir cıkmazda bulunan kimseden daha sapık kim vardır

[53] Onun hak oldugunu anlayıncaya kadar ayetlerimizi onlara hem ufuklarda hem de kendi nefislerinde gosterecegiz. Rabbının her seye sahid olması yetmez mi

[54] Iyi bilin ki; onlar, Rabblarına kavusmaktan suphededirler. Dikkat edin, muhakkak ki Allah; her seyi cepecevre kusatandır

Şûrâ

Surah 42

[1] Ha, Mim

[2] Ayn, Sin, Kaf

[3] Aziz, Hakim olan Allah sana da, senden oncekilere de boyle vahyeder

[4] Goklerde olanlar da, yerde olanlar da O´nundur. O, Aliyy´dir, Azim´dir

[5] Nerede ise gokler tepelerinden catlayacaklar. Melekler de Rabblarını hamd ile tesbih ediyorlar; yeryuzunde bulunanlar icin O´ndan bagıslanma diliyorlar. Iyi bilin ki; Allah, muhakkak Gafur, Rahim olandır

[6] Ondan baska veliler edinenlere gelince; Allah, onların uzerinde daima gozetleyicidir. Sen, onların uzerinde vekil degilsin

[7] Sehirlerin anasını ve onun cevresinde bulunanları uyarman ve hakkında hic bir suphe bulunmayan o toplanma gunuyle korkutman icin, sana boyle arabca bir Kur´an vahyettik. Bir fırka cennette, bir fırka da cılgın alevli cehennemdedir

[8] Sayet Allah dileseydi; hepsini tek bir ummet yapardı. Ama O; diledigini rahmetine sokar. Zalimlere gelince; onlar icin ne bir veli vardır, ne de bir yardımcı

[9] Yoksa O´ndan baska veliler mi edindiler? Iste Allah; O´dur veli. Oluleri O, diriltir. Ve O, her seye kadirdir

[10] Ihtilafa dustugunuz herhangi bir seyde hukum Allah´ındır. Iste Rabbım Allah budur. Ben, O´na tevekkul ettim ve yalnız O´na yoneldim

[11] Goklerin ve yerin yaratanı, size kendinizden esler yarattı. Davarlardan da ciftler. Bu suretle cogalmanızı saglıyor. O´nun benzeri hic bir sey yoktur. Ve O; Semi´dir, Basir´dir

[12] Goklerin ve yerin anahtarları O´nundur. Dilediginin rızkını genisletir, ve kısar. Muhakkak ki O; her seyi bilendir

[13] Dine baglı kalın ve onda tefrikaya dusmeyin, diye dinden Nuh´a buyurdugunu, size de tesri buyurdu. Sana vahyettigimizi ve Ibrahim´e, Musa´ya, Isa´ya buyurdugumuzu. Kendilerini cagırdıgın bu sey; musriklere agır geldi. Allah; diledigini kendisine secer. Kendisine yoneleni de hidayete iletir

[14] Onlar; kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtiras yuzunden ayrılıga dustuler. Sayet belirli bir sure icin Rabbından bir soz gecmis olmasaydı, aralarında hukum verilirdi. Onlardan sonra kitaba varis kılınanlar da ondan mutlak bir suphe ve tereddut icindedirler

[15] Su halde sen, bunun icin davet et ve emrolundugun sekilde dosdogru bir istikamet tuttur. Onların heveslerine uyma. Ve de ki: Ben, Allah´ın indirdigi kitaba inandım ve aranızda adalet etmekle emrolundum. Allah; bizim de Rabbımız, sizin de Rabbınızdır. Bizim islediklerimiz bize, sizin isledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartısılacak hic bir sey yoktur. Allah; hepimizi bir araya toplar ve donus de O´nadır

[16] Kabul ettikten sonra Allah´ın dini hakkında tartısmaya girisenlerin delilleri Rabbları katında bostur. Onların uzerine hem bir gazab, hem de siddetli bir azab vardır

[17] Allah, O´dur ki; kitabı ve mizanı hak ile indirmistir. Ne bilirsin; belki de o saat yakındır

[18] Buna inanmayanlar onun cabucak gelmesini isterler. Iman edenler ise, ondan korku ile titrerler ve onun hak oldugunu bilirler. Iyi bilin ki; kıyamet gunu hakkında tartısanlar derin bir sapıklık icindedirler

[19] Allah; kullarına cok lutufkardır. Diledigini rızıklandırır. O´dur Kavi, Aziz

[20] Kim, ahiret ekinini isterse; onun ekinini arttırırız. Kim de dunya ekinini isterse; ona da bundan veririz. Ancak onun ahirette bir nasibi yoktur

[21] Yoksa Allah´ın izin vermedigi bir seyi, dinde onlara seriat kılacak ortakları mı var? Sayet kesin soz bulunmayacak olsaydı; aralarında derhal hukum verilirdi. Dogrusu zalimlere elim bir azab vardır

[22] Goreceksin ki; zalimler yaptıkları seyler baslarına gelirken korkudan titrerler. Iman edip salih amel isleyenler ise cennet bahcelerindedirler. Rabblarının katında onlara diledikleri vardır. Iste bu; buyuk lutfun kendisidir

[23] Iste Allah´ın iman edip salih ameller isleyen kullarına mujdeledigi budur. De ki: Ben, sizden buna karsılık; akrabalıkta sevgiden baska bir ucret istemem. Kim, bir iyilik kazanırsa; Biz onun iyiligini arttırırız. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Sekur´dur

[24] Yoksa onlar; Allah´a karsı yalan uydurdu mu derler? Allah; dilerse senin kalbini muhurler, batılı yok eder, sozleriyle hakkı yerine getirir. Muhakkak ki O; goguslerin ozunu bilendir

[25] O; kullarından tevbeyi kabul eden, kotulukleri bagıslayan ve yaptıklarını bilendir

[26] Iman edip salih ameller isleyenlerin duasını kabul buyurur ve onlara lutfundan arttırır. Kafirlere gelince; onlar icin siddetli bir azab vardır

[27] Sayet Allah kulları icin rızkı genis tutsaydı; yeryuzunde azgınlık ederlerdi. Fakat O; diledigi olcude indirir. Muhakkak ki O; kulları icin Habir´dir, Basir´dir

[28] O´dur ki; umidlerini kestikten sonra yagmuru indirir ve rahmetini yayar. O; Veli´dir, Hamid´dir

[29] Gokleri, yeri ve ikisinde yaydıgı canlıları yaratması da O´nun ayetlerindendir. O, dileyince bunları toplamaya da hakkıyla kadirdir

[30] Size musibetten ne gelirse, kendi ellerinizin kazandıgındandır. Bununla beraber O, cogunu affeder

[31] Yeryuzunde O´nu aciz bırakamazsınız. Ve sizin Allah´tan baska ne bir veliniz vardır, ne de bir yardımcınız

[32] Denizde daglar gibi akıp giden gemiler de O´nun ayetlerindendir

[33] Dilerse O; ruzgarı durdurur da denizin yuzunde durakalırlar. Muhakkak ki bunda, sabırlı olan ve cok sukreden kimseler icin ayetler vardır

[34] Yahut yaptıklarına karsılık onları helak eder. Bir cogunu da bagıslar

[35] Ayetlerimiz uzerinde tartısanlar bilsinler ki; kendileri icin kacacak bir yer yoktur

[36] Size verilen herhangi bir sey, yalnızca dunya hayatının bir gecimliligidir. Allah katında olan ise, hem daha hayırlı, hem de daha bakidir. Bu; iman edenler ve Rabblarına tevekkul edenler icindir

[37] Ve buyuk gunahlardan, hayasızlıktan cekinenler, ofkelendiklerinde bile bagıslayanlar icindir

[38] Ve Rabblarına icabet edenler, namaz kılanlar icindir. Onların isleri aralarında sura iledir. Kendilerine verdigimiz rızıktan da infak ederler

[39] Onlar ki; kendilerine zulum vaki olunca yardımlasırlar

[40] Kotulugun karsılıgı; ona denk bir kotuluktur. Kim, affeder ve ıslah ederse; ecri Allah´a aittir. Muhakkak ki Allah; zalimleri sevmez

[41] Kim, zulme ugradıktan sonra hakkını alırsa; aleyhine bir yol yoktur

[42] Yol; ancak insanlara zulmedenler ve yeryuzunde haksız yere taskınlık edenler icindir. Iste onlara elim bir azab vardır

[43] Bununla beraber kim de sabreder ve bagıslarsa; iste bu, suphesiz azmedilmeye deger islerdendir

[44] Kimi de Allah saptırırsa; bundan sonra artık onun icin bir veli yoktur. Goreceksin ki; o zalimler, azabı gordukleri zaman: Geri donecek bir yol yok mudur? diyeceklerdir

[45] Ve onları atese sunulurken zilletten basları one egilmis, goz ucuyla gizli gizli cevreye bakarken goreceksin. Iman etmis olanlar da derler ki: Husranda olanlar; kıyamet gunu kendilerini de, ailelerini de husranda bırakanlardır. Iyi bilin ki; zalimler muhakkak surekli bir azab icindedirler

[46] Onların Allah´tan baska kendilerine yardım edecek velileri de yoktur. Kimi de Allah saptırırsa; artık onun icin bir yol yoktur

[47] Allah katından, geri cevrilmesi imkansız bir gun gelmezden once, Rabbınıza icabet edin. O gun; hic biriniz icin sıgınacak bir yer yoktur, inkar da edemezsiniz

[48] Eger onlar yine yuz cevirirlerse; Biz, seni onların uzerine bekci olarak gondermedik. Senin vazifen, sadece tebligdir. Gercekten Biz, insana katımızdan bir rahmet tattırırsak; o bununla sevinir. Ama elleriyle islediklerinden oturu baslarına bir fenalık gelirse; iste o zaman insan, cidden pek nankordur

[49] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Diledigini yaratır. Diledigine disiler bagıslar, diledigine ne erkekler bagıslar

[50] Veya hem disi, hem erkek olmak uzere cift verir. Diledigini de kısır bırakır. Muhakkak ki O; Alim´dir, Kadir´dir

[51] Bir beser icin Allah´ın kendisiyle konusması olacak sey degildir. Meger ki bir vahy ile veya perde arkasından, yahut bir elci gonderip de izni ile diledigini vahyetsin. Muhakkak ki O; Aliyy´dir, Hakim´dir

[52] Iste boylece Biz; sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen kitab nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat Biz; onu, kullarımızdan diledigimizi hidayete eristirdigimiz bir nur kıldık. Suphesiz ki sen, dosdogru bir yolu gostermektesin

[53] Goklerde ve yerde olanların kendisine ait oldugu Allah´ın dosdogru yolunu. Iyi bilin ki; butun isler sonunda Allah´a doner

Zuhruf

Surah 43

[1] Ha, Mim

[2] Apacık kitaba andolsun ki

[3] Dusunup anlayasınız diye gercekten Biz, onu arabca bir Kur´an kılmısızdır

[4] O nezdimizdeki ana kitabdadır. Sanı yucedir, hikmet doludur

[5] Haddi asan bir kavimsiniz diye, sizi o Kur´an´la uyarmaktan vaz mı gecelim

[6] Daha oncekilere nice peygamberler gondermistik

[7] Kendilerine bir peygamber gelmeyedursun mutlaka onunla alay ederlerdi

[8] Biz, bunlardan daha guclu olanları helak ettik. Oncekilerin misali gecti

[9] Andolsun ki; onlara: Gokleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, muhakkak: Onları Aziz, Alim yaratmıstır, diyeceklerdir

[10] O ki; yeri, sizin icin bir besik kılmıs, dogru gidesiniz diye orada yollar var etmistir

[11] O ki; gokten bir olcuye gore su indirmistir. Iste Biz, onunla olu bir memleketi dirilttik, siz de boylece cıkarılacaksınız

[12] Ve O ki; butun ciftleri yaratmıstır. Sizin icin bineceginiz gemiler ve davarlar var etmistir

[13] Ta ki bunların uzerine oturunca, Rabbınızın nimetini anarak: Bunları bize musahhar kılan ne yucedir, yoksa biz bunlara guc yetiremezdik, diyesiniz

[14] Ve biz, suphesiz Rabbımıza donecegiz

[15] Ama onlar; kullarından bir kısmını, O´nun bir parcası saydılar. Insan, gercekten apacık bir nankordur

[16] Yoksa; Allah, yarattıkları arasından kızları kendisine alıp ogulları size mi ayırdı

[17] Ama Rahman´a isnad edilen kız evladla onlardan birisi mujdelenince; yuzu kapkara kesilir de ofkesinden yutkunur durur

[18] Yoksa sus icinde yetistirilip de mucadelede acık olmayanı mı

[19] Onlar; Rahman´ın kulları olan melekleri de disi saydılar. Yaratılıslarını mı gormusler. Onların sehadetleri yazılacak ve onlar sorguya cekileceklerdir

[20] Ve derler ki: Eger Rahman dilemis olsaydı; biz, onlara ibadet etmezdik. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnız yalan soyleyip dururlar

[21] Yoksa; daha once onlara bir kitab verdik de ona mı tutunuyorlar

[22] Hayır, dediler ki: Dogrusu biz, atalarımızı bir ummet uzerinde bulduk ve biz de onların izlerinden gitmekteyiz

[23] Senden once de hangi kasabaya bir uyarıcı gonderdiysek; o kasabanın varlıklıları sadece dediler ki: Dogrusu biz, babalarımızı bir ummet uzerinde bulduk ve biz de onların izlerine uymaktayız

[24] Sayet size atalarınızı uzerinde buldugunuz seyden daha dogrusunu getirmissem; yine mi bana uymazsınız? deyince, dediler ki: Dogrusu sizin gonderildiginiz seyi, biz inkar ediyoruz

[25] Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonunun nasıl olduguna bir bak

[26] Hani Ibrahim; babasına ve kavmine demisti ki: Suphesiz ben, sizin taptıgınız seylerden uzagım

[27] Beni yaratan mustesna. Suphesiz ki O; beni hidayete iletecektir

[28] Ve onu; belki donerler diye ardından gelenler icin kalıcı bir kelime kıldı

[29] Hayır. Ben, onları da, atalarını da hakkı acıklayan bir peygamber gelene kadar gecindirdim

[30] Hak kendilerine geldiginde ise: Bu bir buyudur. Dogrusu biz, onu inkar ediyoruz, dediler

[31] Ve dediler ki: Bu Kur´an, o iki kasabanın birinden buyuk bir adama indirilmeli degil miydi

[32] Yoksa Rabbının rahmetini onlar mı paylastırıyorlar? Dunya hayatında onların gecimlerini aralarında Biz paylastırdık. Birbirlerine is gordurebilmeleri icin kimini kimine derecelerle ustun kıldık. Rabbının rahmeti, onların biriktirdikleri seylerden daha hayırlıdır

[33] Sayet insanlar, tek bir ummet haline gelmeyecek olsaydı; Rahman´ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını ve uzerinde yukseldikleri merdivenleri gumusten yapardık

[34] Evlerinin kapılarını ve uzerlerine yaslanacakları kerevetleri de

[35] Altına bogardık. Bunların hepsi sadece dunya hayatının gecimligidir. Ahiret ise; Rabbının katında muttakiler icindir

[36] Kim, Rahman´ın zikrinigormezlikten gelirse; Biz, ona seytanı musallat ederiz

[37] Suphesiz ki onlar da bunları yoldan cıkarırlar. Bunlar ise dogru yolda olduklarını sanırlar

[38] Nihayet Bize gelince der ki: Keski benimle senin aranda Dogu ile Batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı. Sen, ne kotu arkadas imissin

[39] Zulmettiginiz icin, bugun pismanlıgın hic bir faydası yoktur. Muhakkak ki azabda ortaksınız

[40] Sen mi duyuracaksın o sagırlara? Korleri ve apacık sapıklıkta olanları sen mi hidayete eristireceksin

[41] Seni onlardan uzaklastırsak da; muhakkak ki Biz, onlardan intikam alırız

[42] Yahut da onlara vaadettigimizi sana gosteririz. Cunku Biz, onlara karsı gucu yetenleriz

[43] Sen; sana vahyolunana sarıl. Muhakkak ki sen, dosdogru bir yol uzerindesin

[44] Dogrusu bu; sana ve kavmine bir oguttur. Ondan sorguya cekileceksiniz

[45] Senden once gonderdigimiz peygamberlerimize sor: Biz, Rahman´dan baska ibadet edecek tanrılar kılmıs mıyız

[46] Andolsun ki; Biz, Musa´yı da ayetlerimizle Firavun´a ve erkanına gondermistik. Ve demisti ki: Suphesiz ben, alemlerin Rabbının elcisiyim

[47] Onlara ayetlerimizle varınca, onlar bunlara guluvermislerdi

[48] Onlara biri digerinden daha buyuk olmayan hic bir ayet gostermedik. Dogru yola donmeleri icin onları azaba ugrattık

[49] Ve dediler ki: Ey sihirbaz; sana verdigi ahde gore Rabbına bizim icin dua et. Muhakkak biz, hidayete eristirilmis olacagız

[50] Azabı uzerlerinden kaldırınca, hemen sozlerinden caydılar

[51] Firavun, kavmine seslendi ve dedi ki: Ey kavmim; Mısır mulku ve altımdan akan su ırmaklar benim degil mi? Hala gormuyor musunuz

[52] Ben, acıkca soyleyemeyecek derecede zavallı olan su adamdan daha hayırlı degil miyim

[53] Ona altın bilezikler verilmeli veya beraberinde kendisine yardım edecek melekler gelmeli degil miydi

[54] Firavun, kavmini kucumsedi, ama onlar yine de kendisine itaat ettiler. Cunku onlar, fasık olan bir kavim idi

[55] Bizi ofkelendirince; onlardan intikam aldık ve hepsini suda bogduk

[56] Ve onları, sonradan geleceklere bir gecmis ve ornek kıldık

[57] Meryem´in oglu misal olarak verilince; senin kavmin hemen bagrıstı

[58] Ve: Bizim tanrılarımız mı, yoksa o mu daha iyidir? dediler. Sana boyle demeleri, sadece tartısmaya girismek icindir. Hayır, onlar kavgacı bir kavimdir

[59] O; kendisine nimet verdigimiz ve Israilogullarına ornek kıldıgımız bir kuldur

[60] Sayet dileseydik; sizden, yeryuzunde sizin yerinizi tutacak melekler var ederdik

[61] Suphesiz ki o, saatın bilgisidir. O´ndan hic suphe etmeyin ve Bana tabi olun. Iste dogru yol

[62] Sakın seytan sizi cevirmesin. Suphesiz ki o, size apacık bir dusmandır

[63] Isa huccetlerle gelince; demisti ki: Size hikmetle ve ihtilafa dustugunuz seylerin bir kısmını acıklamak icin geldim. Oyleyse Allah´tan korkun ve bana itaat edin

[64] Muhakkak ki Allah, benim de Rabbımdır, sizin de Rabbınızdır. Oyleyse O´ na ibadet edin. Iste dogru yol

[65] Ama aralarında hizibler birbirleriyle ihtilafa dustuler. Acıklı bir gunun azabından vay o zulmedenlerin haline

[66] Onlar, farkında degillerken kendilerine ansızın o saatın gelmesini mi bekliyorlar

[67] O gun; muttakilerin dısında, dostlar birbirlerine dusman olurlar

[68] Ey kullarım; bugun size korku yoktur. Ve siz, uzulecek de degilsiniz

[69] Onlar ki; ayetlerimize iman etmis ve musluman olmuslardır

[70] Siz ve esleriniz, agırlanmıs olarak cennete girin

[71] Onlara altın kadehler ve tepsiler dolastırılır. Canların istedigi ve gozlerin hoslandıgı her sey oradadır. Ve siz, orada ebediyyen kalacaksınız

[72] Iste o cennet, islediklerinize karsılık size miras kılındı

[73] Orada sizin icin meyveler vardır. Ve onlardan yersiniz

[74] Muhakkak ki mucrimler; ebediyyen kalacakları cehennem azabındadırlar

[75] Azablarına ara verilmeyecek ve orada tamamen umitsiz kalacaklardır

[76] Biz onlara zulmetmedik, ama onlar zalimlerin kendileridir

[77] Ey nobetci; Rabbın hic olmazsa bizi olume mahkum etsin, diye cagırısırlar. O da: Siz, boyle kalacaksınız, der

[78] Andolsun ki; size hak ile geldik. Fakat cogunuz hakkı hos gormuyordunuz

[79] Yoksa bir ise mi karar verdiler? Dogrusu Biz de kararlıyız

[80] Yoksa kendilerinin sırlarını ve gizli konusmalarını isitmiyoruz mu sanıyorlar? Hayır, oyle degil, yanlarındaki elcilerimiz yazmaktadır

[81] De ki: Eger Rahman´ın cocugu olsaydı; o takdirde ben, kulluk edenlerin ilkiydim

[82] Goklerin ve yerin Rabbı, Ars´ın Rabbı onların tavsiflerinden munezzehtir

[83] Bırak onları, kendilerine vaadedilen gune ulasıncaya kadar dalsınlar, oyalanıp dursunlar

[84] Gokte de ilah, yerde de ilah O´dur. Ve O; Hakim´dir, Alim´dir

[85] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mulku kendisine ait olan ne yucedir. Kıyamet saatının bilgisi O´nun katındadır ve O´na donduruleceksiniz

[86] O´ndan baska tapındıkları seyler, sefaat edemezler. Ancak hak ile sehadet edenler bunun dısındadır ve onlar bilirler

[87] Andolsun ki; onlara, kendilerini kimin yarattıgını sorsan elbette; Allah, diyeceklerdir. O halde neye cevriliyorlar

[88] Onun: Ey Rabbım, demesi hakkı icin, muhakkak ki bunlar inanmayan bir kavimdir

[89] Simdilik sen, onlardan yuz cevir ve; selam, de. Yakında bileceklerdir

Duhân

Surah 44

[1] Ha, Mim

[2] Apacık kitaba andolsun ki

[3] Gercekten Biz; onu, mubarek bir gecede indirdik. Dogrusu Biz, uyarıcı idik

[4] Ki onda her hikmetli is ayrılır

[5] Katımızdan bir emirle. Muhakkak ki Biz, peygamber gonderenleriz

[6] Rabbından bir rahmet olarak. Gercekten O; Semi, Alim olanın kendisidir

[7] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbından. Sayet kesin olarak inanıyorsanız

[8] Ondan baska ilah yoktur. Diriltir ve oldurur. Sizin de Rabbınızdır, sizden onceki atalarınızın da Rabbıdır

[9] Hayır, onlar suphe icinde oynayıp dururlar

[10] Oyleyse sen gozle. Gogun acıkca bir duman cıkaracagı gun

[11] Insanları buruyecektir. Bu; elim bir azabdır

[12] Rabbımız; bu azabı bizden kaldır. Dogrusu biz, artık mu´minleriz

[13] Nerede onlarda ogut almak? Kendilerine gercegi acıklayan bir peygamber gelmisti

[14] Ondan yuz cevirmisler; belletilmis delinin biri, demislerdi

[15] Biz, az bir sure icin azabı kaldıracagız. Ama siz, eski halinize doneceksiniz

[16] Onları carptıkca carpacagımız gun; suphesiz intikam alırız

[17] Andolsun ki; onlardan once Firavun kavmini de denemistik ve onlara kerim bir peygamber gelmisti

[18] Allah´ın kullarını bana teslim edin. Dogrusu ben, size gonderilmis emin bir peygamberim

[19] Allah´a karsı yucelik taslamayın. Dogrusu ben, size acık bir burhan getirdim

[20] Beni taslamanızdan oturu; benim de Rabbım, sizin de Rabbınız olana sıgındım

[21] Eger bana inanmazsanız; benden uzaklasıp gidin

[22] Bunlar, suclu bir kavimdir, diyerek Rabbına dua etti

[23] Oyleyse kullarımı geceleyin yurut, siz muhakkak takip olunacaksınız

[24] Denizi sakin iken geride bırak. Dogrusu onlar, suda bogulacak bir ordudur

[25] Onlar, nice nice bagları, pınarları bırakmıslardı

[26] Ekinleri, muhtesem konakları da

[27] Zevk ve safa surdukleri nimetleri de

[28] Iste boyle. Onlara baska kavimleri mirascı kıldık

[29] Gok ve yer onların helakine aglamadı. Ve onlar, muhlet verilenler de olmadı

[30] Andolsun ki; Israilogullarını horlayıcı azabdan kurtardık

[31] Firavun´dan. Dogrusu o, azgın bir zorba idi

[32] Ve andolsun ki; Biz, onları bile bile alemler uzerinde seckin kıldık

[33] Onlara ayetlerden oylelerini verdik ki; her birinde acıkca bir imtihan vardı

[34] Bunlar gercekten derler ki

[35] O, ilk olumumuzden baskası degildir. Ve biz, diriltilip kaldırılacaklar da degiliz

[36] Dogru sozluler iseniz; bize babalarımıza getirsenize

[37] Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tubba kavmi ile onlardan evvel gelenler mi? Biz, onları helak ettik. Muhakkak ki onlar, mucrimler idiler

[38] Biz; gokleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun ve oyalanma olsun diye yaratmadık

[39] Biz; onları, ancak hak ile yarattık. Ne var ki onların cogu, bilmezler

[40] Muhakkak ki ayırdetme gunu, hepsinin bir arada bulunacagı vakittir

[41] O gun; dostun dosta hic bir yardımı olmaz, yardım da gormezler

[42] Ancak Allah´ın merhamet ettigi mustesna. Muhakkak ki O; Aziz, Rahim olanın kendisidir

[43] Dogrusu zakkum agacı

[44] Gunahkarların yiyecegidir

[45] Erimis maden gibidir. Karınlarında kaynar

[46] Suyun kaynaması gibi

[47] Yakalayın onu, cehennemin ortasına surukleyin

[48] Sonra azab olarak basına kaynar su dokun

[49] Tad bakalım; hani guclu olan, degerli olan yalnız sendin

[50] Iste bu; dogrusu suphelenip durdugunuz seydir

[51] Muttakiler ise; muhakkak ki emin bir makamdadırlar

[52] Bahcelerde ve pınar baslarında

[53] Ince ipekten ve parlak atlastan giyerler, karsılıklı otururlar

[54] Iste boyle. Onları iri siyah gozlulerle evlendiririz

[55] Orada emniyet icerisinde her meyveyi isteyebilirler

[56] Orada ilk olumden baska bir olum tatmazlar. Ve onları cehennem azabından korumustur

[57] Rabbından bir lutuf olarak. Iste bu, buyuk kurtulusun kendisidir

[58] Biz; onu, ogut alsınlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlasılmasını sagladık

[59] Oyleyse bekle, onlar da beklemektedirler

Câsiye

Surah 45

[1] Ha, Mim

[2] Kitabın indirilmesi; Aziz, Hakim Allah´tandır

[3] Muhakkak ki goklerde ve yerde mu´minler icin ayetler vardır

[4] Sizin yaratılmanızda ve yeryuzune yaydıgı her canlıda yakinen inanan topluluklar icin ayetler vardır

[5] Gece ve gunduzun degismesinde ve Allah´ın gokten indirmis oldugu rızıkla olumunden sonra yeri diriltmesinde, ruzgarları yonetmesinde akleden bir kavim icin ayetler vardır

[6] Iste bunlar; Allah´ın ayetleridir. Onları sana hak ile okuyoruz. Artık Allah´tan ve onun ayetlerinden sonra hangi soze inanırlar

[7] Yalancı, gunahkar her kisinin vay haline

[8] Kendisine okunan Allah´ın ayetlerini dinleyip de sonra onları hic duymamıs gibi buyukluk taslamakta direnir. Ona elim bir azabı mujdele

[9] Ayetlerimizden bir sey ogrendiginde onu alaya alır. Iste onlara, horlayıcı bir azab vardır

[10] Arkalarından da cehennem. Kazandıkları seyler de, Allah´tan baska edindikleri veliler de onlara bir fayda vermez. Ve onlar icin, buyuk bir azab vardır

[11] Bu; hidayettir. Rabblarının ayetlerini inkar edenlere gelince; cetin ve elim bir azab vardır

[12] Emri geregince denizde yuzmek uzere gemileri ve lutfedip verdigi rızkı aramanız icin denizi size boyun egdiren Allah´tır. Umulur ki sukredersiniz

[13] Goklerde olanları, yerde olanları, hepsini size musahhar kılmıstır. Elbette ki dusunen bir kavim icin bunda ayetler vardır

[14] Iman edenlere soyle: Allah´ın gunlerinin gelecegini ummayan kimseleri bagıslayıp gecsinler. Cunku Allah, her kavmi yaptıklarıyla cezalandıracaktır

[15] Her kim, salih amel islerse; kendi lehinedir. Kim de kotuluk yaparsa; aleyhinedir. Sonra Rabbınıza donduruleceksiniz

[16] Andolsun ki; Biz, Israilogullarına kitabı, hukmu ve nubuvveti vermistik. Onları temiz seylerden rızıklandırmıs ve dunyalara ustun kılmıstık

[17] Ve onlara emirden burhanlar verdik. Ama onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki cekememezlikten dolayı ayrılıga dustuler. Elbette Rabbın; ayrılıga dustukleri seyler hakkında kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[18] Sonra seni de emirden bir seriat uzere kıldık. Oyleyse sen; ona uy, sakın bilmeyenlerin heveslerine uyma

[19] Muhakkak ki onlar; Allah´a karsı sana hic bir fayda veremezler. Dogrusu zalimler birbirlerinin velileridir. Allah da muttakilerin velisidir

[20] Bu; insanlar icin acık belgeler, kesin olarak inanan bir kavim icin de hidayet ve rahmettir

[21] Yoksa; kotulukleri kazananlar, olumlerinde ve saglıklarında kendilerini iman edip salih amel isleyen kimseler ile bir tutacagımızı mı sandılar? Ne kotu hukum veriyorlar

[22] Allah, gokleri ve yeri hak ile yaratmıstır. Ta ki her nefis, zulme ugratılmaksızın kazancına gore karsılık gorsun

[23] Gordun mu, o kimseyi ki; heva ve hevesini kendisine tanrı edinmis, bilgisi oldugu halde Allah onu sasırtmıs, kulagını, kalbini muhurlemis ve gozune perde koymustur? Allah´tan sonra onu kim hidayete eristirebilir? Hala dusunmeyecek misiniz

[24] Hayat; ancak bu dunyada yasadıgımızdır. Oluruz ve yasarız. Bizi ancak Dehr helak eder, dediler. Oysa onların bu konuda bilgileri yoktur. Baska degil, onlar sadece zannediyorlar

[25] Ayetlerimiz onlara acıkca okundugu zaman; dogru sozluler iseniz, babalarımızı getirin bakalım, demekten baska bir huccetleri yoktur

[26] De ki: Allah diriltir sizi sonra oldurur, sonra hakkında hic bir suphe bulunmayan o kıyamet gununde toplar. Fakat insanların pek cogu bilmezler

[27] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Kıyametin kopacagı gun; iste o gun, batıla saplananlar husranda kalırlar

[28] Her ummeti dizustu cokmus gorursun. Her ummet kendi kitabına cagrılır. Bugun, size yaptıklarınızın karsılıgı verilecektir

[29] Bu kitablarımız sizin aleyhinize hak ile konusuyor. Suphesiz Biz, yaptıklarınızı bir bir kaydediyorduk

[30] Iman edip salih amel islemis olanlara gelince; Rabbları onları rahmetine girdirir. Apacık kurtulus iste budur

[31] Kufredenlere gelince; ayetlerimiz size okunmus, siz de buyukluk taslayıp mucrim bir kavim olmustunuz, degil mi

[32] Allah´ın vaadi haktır ve kıyamet gunu hakkında hic suphe yoktur, denildigi zaman; siz demistiniz ki: Kıyamet nedir? bilmiyoruz, ancak bir takım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmis degiliz

[33] Onlara, yaptıkları islerin kotulukleri belli oldu ve alaya aldıkları seyler kendilerini kusattı

[34] Denilir ki: Siz, nasıl bugune kavusacagınızı unuttuysanız, Biz de sizi unuttuk. Barınagınız atestir, yardımcılarınız da yoktur

[35] Bunun boyle olmasının sebebi; Allah´ın ayetlerini alaya almanız ve dunya hayatının sizi aldatmıs olmasıdır. Iste o gun; oradan cıkarılmayacaklar ve ozurleri de dinlenmeyecektir

[36] Hamd; goklerin Rabbı, yerin Rabbı ve alemlerin Rabbı olan Allah´a mahsustur

[37] Goklerde de, yerde de buyukluk O´nundur. O´dur Aziz, Hakim

Ahkaf

Surah 46

[1] Ha, Mim

[2] Kitab´ın indirilmesi; Aziz, Hakim Allah´tandır

[3] Biz; gkoleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak uzere ve belirli bir sure icin yarattık. Kufredenler ise korkutuldukları seylerden yuz cevirmektedirler

[4] De ki: Allah´tan baska taptıgınız seyleri gordunuz mu? Yeryuzunde ne yaratmıslardır gosteriniz bana? Yoksa onların ortakları goklerde midir? Eger dogru soyleyenlerden iseniz; size indirilmis bir kitab veya size intikal etmis bir bilgi kalıntısı varsa, getirin bana

[5] Allah´ı bırakıp da kıyamet gunune kadar cevab veremeyecek seylere dua edenden daha sapık kimdir. Halbuki bunlar, onların dualarından habersizdirler

[6] Insanlar hasrolundukları zaman; bunlar, onlara dusman kesilirler. Ve onların ibadetlerini inkar ederler

[7] Onlara, ayetlerimiz acıkca okundugu zaman; kendilerine geldiginde hakkı inkar edenler: Bu, apacık bir buyudur, dediler

[8] Yoksa: Onu kendiliginden uydurdu mu diyorlar; De ki: Eger onu ben uydurmussam; Allah tarafından bana gelecek hicbir seye sizin gucunuz yetmez. O; yaptıgınız taskınlıkları cok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah, yeter. O; Gafur´dur, Rahim´dir

[9] De ki: Ben, peygamberlerden bir ilk degilim. Bana ve size ne yapılacagını da bilmem. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. Ve ben, ancak apacık bir uyarıcıyım

[10] De ki: Sayet Allah katından ise ve siz de onu inkar etmisseniz, Israilogullarından birisi de bunu boyle olduguna dair sehadet edip inandıgı halde siz yine de buyukluk taslamıssanız, zulmetmis olmaz mısınız? Muhakkak ki Allah; zalimler guruhunu hidayete erdirmez

[11] O kufredenler, inananlar icin : Bu is, bir hayır olsaydı; onlar bunda bizi gecemezlerdi, dediler. Onlar bununla hidayete ermediklerinden; bu, eski bir uydurmadır, diyeceklerdir

[12] Ondan once de rehber ve rahmet olarak Musa´nın kitabı var. Bu ise zulmedenleri uyarmak ve ihsan edenlere mujde olmak uzere arabca bir dille dogrulayıcı bir kitabdır

[13] Muhakkak ki; Rabbımız Allah´tır, deyip de sonra dosdogru istikamette gidenlere korku yoktur. Ve onlar, uzulecek de degillerdir

[14] Iste onlar, cennet ehlidirler. Islediklerine karsılık olarak orada temelli kalacaklardır

[15] Biz; insana, anne ve babasına ihsan etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle tasıdı ve zahmetle dogurdu. Tasınması ve sutten kesilmesi otuz aydır. Nihayet erginlik cagına ulasınca ve kırk yasına varınca der ki: Rabbım bana; ana-babama verdigin nimete sukretmemi ve senin hosnud olacagın salih amel islememi ilham et. Bana verdigin gibi soyuma da salah ver. Dogrusu ben, Sana dondum. Ve gercekten ben, muslumanlardanım

[16] Iste bunlar, cennetliklerdendirler. Yaptıklarının en iyisini kabul edecegimiz ve kotuluklerinden vazgececegimiz kimselerdir. Bu; onlara vaadolunan dosdogru bir vaaddir

[17] Anne ve babasına: Of sizden, benden once nice nesiller gelip gecmisken beni mi tekrar dirilmekle tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye, anne ve babası Allah´a sıgınarak: Yazıklar olsun sana. Iman et, muhakkak ki Allah´ın vaadi haktır dedikleri halde; bu, eskilerin masallarından baska bir sey degildir, der

[18] Iste onlar; kendilerinden once cinnlerden ve insanlardan gelip gecmis ummetler icinde uzerlerine soz hak olmus kimselerdir. Dogrusu onlar, husrana ugrayanlardandırlar

[19] Herkesin yaptıklarına gore dereceleri vardır. Herkese islediklerinin karsılıgı odenir. Ve kendilerine zulmedilmez

[20] O kufredenlere, atese sunuldukları gun: Dunyadaki hayatınızda sizin icin temiz olan her seyi harcadınız, onların zevkini surdunuz. Bugun ise yeryuzunde haksız yere buyukluk taslamanızdan ve fasıklık etmenizden oturu alcaltıcı bir azab goreceksiniz, denir

[21] Ad´ın kardesini de hatırla. Hani kavmini; Allah´tan baskasına ibadet etmeyin, diyen nice uyarıcılar gelip gecmisken Ahkaf ile uyarıp; dogrusu ben, sizin icin buyuk gunun azabından korkarım, diye korkutmustu

[22] Onlar da: Sen, bizi tanrılarımızdan dondurmek icin mi geldin? Dogru soyleyenlerden isen; haydi taehdit ettigin seyi basımıza getir, demislerdi

[23] O da: Ilim, ancak Allah katındadır. Ben, size gonderildigim seyi teblig ediyorum. Ama bakıyorum ki siz, cahil bir kavimsiniz, demisti

[24] Onu, vadilerine dogru yayılan bir bulut seklinde gorunce dediler ki: Bu; bize yagmur getirecek buyuk bir buluttur. Hayır o, acelece beklediginiz sey, bir ruzgardır ki icinde elem verici azab vardır

[25] Rabbının emri ile her seyi yıkar. Bunun uzerine onların meskenlerinden baska bir sey gorunmez oldu. Iste biz, suclular guruhunu boylece cezalandırırız

[26] Andolsun ki; onları, sizi yerlestirmedigimiz yerlere yerlestirmistik. Ve kendilerine kulaklar, gozler ve kalbler vermistik. Ne var ki; kulakları, gozleri ve kalbleri onlara bir fayda saglamadı. Cunku onlar; Allah´ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı. Sonunda onları alay ettikleri sey kusatıverdi

[27] Andolsun ki biz, cevrenizdeki kasabaları da yok ettik. Belki donerler diye ayetleri takrar tekrar acıkladık

[28] Allah´ı bırakarak O´na yakınlık peyda etmek icin edindikleri tanrılar kendilerine yardım etmeli degil miydi? Hayır, onlar gorunmez oldular. Bu; onların yalanları ve uydurup durdukları seydir

[29] Hani Kur´an dinlesinler diye sana cinlerden bir taife yoneltmistik. Hazır olunca demislerdi ki: Susun. Kur´an tamam olunca da her biri birer uyarıcı olarak kavimlerine donmuslerdi

[30] Ve demislerdi ki: Ey kavmimiz, dogrusu biz Musa´dan sonra indirilmis olan ve kendinden oncekileri dogrulayan, hakka ve dogru yola hidayet eden bir kitab dinledik

[31] Ey kavmimiz: Allah´ın davetcisine uyun. Ona iman edin ki sizin gunahlarınızdan bir kısmını bagıslasın ve sizi elim bir azabdan kurtarsın

[32] Allah´ın davetcisine uymayan kimse bilsin ki; yeryuzunde Allah´ı aciz bırakamaz. Ve onun icin Allah´tan baska veliler de bulunmaz. Iste onlar apacık bir sapıklık icindedirler

[33] Gormezler mi ki; gokleri ve yeri yaratn ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah, oluleri de diriltmeye kadirdir. Evet O, muhakkak her seye kadirdir

[34] O kufredenler atese sunuldukları gun. Nasıl, bu gercek degil miymis? denildiginde: Rabbımıza andolsunki, evet gercekmis, derler. O da: Su halde kufrettiginizden dolayı tadın azabı, der

[35] Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettigi gibi sen de sabret. Onlar icin acele etme. Onlar vaad olunduklarını gordukleri gun; sanki dunyada sadece gunduzun bir saatı kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebligdir. Fasıklar guruhundan baskası helak edilir mi hic

Muhammed

Surah 47

[1] Kufredip de Allah yolundan alıkoyanların amellerini Allah, bosa cıkarır

[2] Iman edip salih ameller isleyenlerin, Muhammed´e indirilene-ki o, Rabblarından olan haktırinananların kotuluklerini orter ve durumlarını ıslah eder

[3] Iste boyle. Muhakkak ki o kufredenler, batıla uymuslar ve iman edenler de Rabblarından gelen hakka uymuslardır. Boylece Allah, insanlara misallerini anlatır

[4] Oyleyse kufredenlerle karsılastıgınızda hemen boyunlarını vurun. Nihayet onları sindirince, bagı sıkı basın. Sonra da ya bir lutuf veya bir fidye. Yeter ki harb hazırlıklarını bıraksın. Eger Allah, dileseydi; onlardan elbette intikam alırdı. Fakat kiminizi kiminizle denemek ister. Allah yolunda oldurulenlere gelince; Allah onların amellerini asla bosa cıkarmaz

[5] Onları hidayete eristirir ve durumlarını ıslah eder

[6] Onları kendilerine tanıttıgı cennete sokar

[7] Ey iman edenler; siz Allah´a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sebatınızı arttırır

[8] Kufredenlere gelince; onların hakkı yuzukoyun kapanmak. Allah, onların yaptıklarını bosa cıkarmıstır

[9] Iste boyle. Cunku onlar, Allah´ın indirdigini cirkin gormuslerdir. O da onların amellerini bosa cıkarmıstır

[10] Yeryuzunde dolasmazlar mı, kendilerinden oncekilerin akibetlerinin nasıl olduguna baksınlar. Allah onları yere batırmıstır. Ve kafirlere de bunun benzeri vardır

[11] Iste boyle. Cunku Allah, imanetmis olanların Mevla´sıdır. Kafirlere gelince; muhakkak ki onların mevlası yoktur

[12] Muhakkak ki Allah iman edip salih amel isleyenleri altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kufredenler ise, eglenirler ve hayvanların yedigi gibi yerler. Onları yeri de atestir

[13] Nice kasabaları yok ettik ki; onlar, seni surup cıkaran kasabadan daha kuvvetli idiler. Ve onlara yardım eden de bulunmadı

[14] Rabbındab apacık bir burhan uzerinde bulunan kimse; isledigi kotulukleri kendisine guzel gosterilen ve heveslerine uyanlar gibi midir

[15] Muttakilere vaadolunan cennetin misali: Icinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı degismeyen sutten ırmaklar, icenlere zevk veren saraptan ırmaklar ve suzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her cesidi onlarındır. Ve Rabblarından magfiret de vardır. Hic bu; ateste temelli kalan ve bagırsaklarını parca parca edecek kaynar su icirilen kimseler gibi midir

[16] Onların arasında seni dinleyenler vardır. Nihayet senin yanından cıkınca, kendilerine ilim verilmis olanlara: Az once ne demisti? diye sorarlar. Iste bunlar, Allah´ın kalblerini muhurlemis oldugu ve kendi heveslerine uyan kimselerdir

[17] Hidayete erenlere gelince; onların hidayetlerini arttırır ve onlara takvalarını verir

[18] Onlar, kıyamet saatının ansızın kendilerine gelip catmasından baska bir sey mi bekliyorlar? Suphesiz onun alametleri gelmistir. Kendilerine gelip catınca ogut almaları neye yarar

[19] Bil ki; Allah´tan bask ailah yokturc Hem kendinin, hem de mu´min erkeklerle mu´min kadınların gunahlarının bagıslanmasını dile. Allah, dolastıgınız yeri de, barındıgınız yeri de bilir

[20] Iman etmis olanlar; bir sure indirilmeli degil miydi? derler. Fakat muhkem bir sure indirilip de orada muharebe zikrolununca; kalblerinde hastalık olanların, olum korkusundan bayılmıs kimselerin bakısları gibi sana baktıklarını gorursun. Bu, onlar icin daha evladır

[21] Itaat ve guzel soz. Bunun icin is ciddilesince derhal Allah´a sadakat gosterselerdi; elbette kendileri icin daha hayırlı olurdu

[22] Demek, sizler idareyi ele alırsanız; yeryuzunde fesad cıkaracak, akrabalık baglarını bile koparacaksınız oyle mi

[23] Allah´ın kendilerini la´netlemis, sagırlastırmıs ve gozlerini kor etmis oldugu kimseler iste bunlardır

[24] Kur´an´ı dusunmezler mi? Yoksa kalblerin uzerinde kilitleri mi vardır

[25] Muhakkak ki kendilerine hidayet belli olduktan sonra arkalarına donenleri seytan aldatmıs ve onlara umit vermistir

[26] Iste boyle. Zira onlar, Allah´ın indirdigini cirkin karsılayanlara; bazı islerde size itaat edecegiz, demislerdi. Allah, onların gizlediklerini bilir

[27] Ya, melekler onların yuzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken ne olacak

[28] Iste boyle. Cunku onlar, gercekten Allah´ı gazaplandıran seye uydular ve O´nu hosnud edecek seyleri cirkin karsıladılar. Bunun icin O da onların amellerini bosa cıkardı

[29] Yoksa; kalblerinde hastalık olanlar, kinlerini Allah´ın dısarı vurmayacagını mı sandılar

[30] Sayet isteseydik; Biz, onları sana gosterirdik de sen; onları yuzlerinden tanırdın. Andolsun ki; sen, onları sozlerinin uslubundan da tanırsın. Allah; butun yaptıklarınızı bilir

[31] Andolsun ki; icinizden, cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi acıklayıncaya kadar sizi imtihan edecegiz

[32] Muhakkak ki kufredip de Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet belli olduktan sonra peygamberlere karsı gelenler; Allah´a hic bir zarar veremeyeceklerdir. O; bunların amellerini hep bosa cıkaracaktır

[33] Ey iman edenler; Allah´a itaat edin, peygambere itaat edin ve amellerinizi bosa cıkarmayın

[34] Muhakkak ki kufredip de Allah yolundan alıkoyanlar, sonra da kafir olarak olenler; iste onları Allah, asla bagıslamayacaktır

[35] Oyleyse sakın gevsemeyin; ustun oldugunuz halde sulha davet etmeyin. Allah, sizinle beraberdir. O; amellerinizi asla eksiltmez

[36] Muhakkak ki dunya hayatı, ancak bir oyun ve eglencedir. Sayet iman eder ve sakınırsanız; O, size hem ecirlerinizi verir, hem de mallarınızı istemez

[37] Eger sizden onları ister ve zorlarsa; cimrilik edeceksiniz. Ve bu da kinlerinizi ortaya cıkaracaktır

[38] Iste sizler; Allah yolunda infak etmek icin cagrılıyorsunuz. Icinizden kiminiz cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse; ancak kendi nefsine cimrilik etmis olur. Allah; Gani´dir, siz ise fakirlersiniz. Eger O´ndan yuz cevirirseniz; yerinize sizden baska bir kavmi getirir. Sonra onlar sizin benzerleriniz olmazlar

Fetih

Surah 48

[1] Muhakkak ki Biz; sana, apacık bir feth ihsan ettik

[2] Ta ki Allah; senin gecmis ve gelecek gunahını bagıslasın. Sana olan nimetini tamamlasın ve seni dogru yola eristirsin

[3] Ve Allah; sana cok serefli bir muzafferiyetle yardım etsin

[4] O´dur; mu´minlerin kalblerine sekineti indiren. Ta ki; imanlarını imanla arttırsınlar. Goklerin ve yerin orduları Allah´ındır. Allah; Alim ve Hakim olandır

[5] Ta ki; mu´min erkeklerle mu´min kadınları, altlarından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları cennetlere koysun ve onların kotuluklerini ortsun. Iste Allah katında en buyuk kurtulus budur

[6] Ve Allah hakkındaki kotu zan besleyen munafık erkeklerle munafık kadınlara, musrik erkeklerle musrik kadınlara azab etsin. Kotuluk onların baslarına donsun. Allah; onlara gazabetmis, la´netlemis ve cehennemi kendileri icin hazırlamıstır

[7] Goklerin ve yerin orduları Allah´ındır. Allah; Aziz, Hakim olandır

[8] Muhakkak ki Biz; seni sahid, mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

[9] Ki; Allah´a ve peygamberine iman edesiniz, O´na yardım edesiniz ve saygı gosteresiniz. Sabah, aksam O´nu tesbih edesiniz

[10] Muhakkak ki sana bi´at edenler; ancak Allah´a bi´at etmektedirler. Allah´ ın eli onların elleri ustundedir. Onun icin kim, ahdini cozerse; ancak kendi aleyhine cozmus olur. Kim de Allah´a verdigi ahde vefa gosterirse; ona da Allah buyuk bir ecir verecektir

[11] Bedevilerden geri bırakılanlar sana diyeceklerdir ki: Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah´tan bizim bagıslanmamızı dile. Kalblerinde olmayanı dilleriyle soyluyorlar. De ki: Allah, size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse; O´na karsı kim engel olabilir? Hayır, Allah yaptıklarınızdan haberdar olandır

[12] Hayır, siz; peygamberin ve mu´minlerin, ailelerine bir daha donemeyeceklerini sanmıstınız. Bu, sizin kalblerinize guzel gorundu de kotu zanda bulundunuz. Ve helake mahkum bir kavim oldunuz

[13] Kim, Allah´a ve Rasulune iman etmezse; muhakkak ki Biz; kafirler icin cılgın bir ates hazırlamısızdır

[14] Goklerin ve yerin mulku Allah´ındır. Diledigini bagıslar, diledigini azablandırır. Ve Allah Gafur, Rahim olandır

[15] Siz, ganimetleri almak icin gittiginizde; geride bırakılanlar diyeceklerdir ki: Bırakın, biz de arkanıza duselim. Onlar, Allah´ın kelamını degistirmek isterler. De ki: Bize uymayacaksınız. Allah, daha once boyle buyurmustur. Size; hayır, bizi cekemiyorsunuz, diyeceklerdir. Hayır onlar, pek az anlayan kimselerdir

[16] Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: Siz, yakında zorlu savascı olan bir kavme cagrılacaksınız. Onlarla savasırsınız veya onlar musluman olurlar. Sayet itaat ederseniz; Allah size guzel bir ecir verir. Ama daha once dondugunuz gibi yine donecek olursanız; sizi, elim bir azabla azablandırır

[17] Gozu kor olana vebal yok. Topala da vebal yok, hastaya da vebal yok. Kim, Allah´a ve peygamberine itaat ederse; onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa; onu elim bir azab ile azablandırır

[18] Andolsun ki; sana, o agacın altında bi´at ederlerken Allah mu´minlerden hosnud olmustur. Kalblerinde olanı bilmis de onlara sekineti indirmis ve onları pek yakın bir fethle mukafatlandırmıstır

[19] Ve alacakları bol ganimetlerle. Allah; Aziz, Hakim olandır

[20] Allah; size, ele gecireceginiz bol ganimetler vaadetmistir. Bunu size hemen vermis ve insanların ellerini sizden cekmistir ki mu´minlere bir ayet olsun ve sizi dosdogru yola hidayet etsin

[21] Bundan baska, sizin gucunuzun yetmedigi ama Allah´ın sizin icin sakladıgı ganimetler de vardır. Ve Allah; her seye kadir olandır

[22] O kufredenler, sizinle savasa katılsalardı; mutlaka arkalarını donerlerdi. Sonra bir veli ve yardımcı da bulamazlardı

[23] Bu, onceden beri gecmis olan Allah´ın sunnetidir. Ve sen; Allah´ın sunnetinde asla bir degisiklik bulamazsın

[24] Mekke´nin gobeginde sizi onlara muzaffer kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan ceken O´dur. Allah; yaptıklarınızı gormekte olandır

[25] Onlar; kufretmis olanlardır. Sizi Mescid-i Haram´ı ziyaretten ve bekletilmekte olan kurbanlıklarınızı da mahalline ulasmaktan men´edenlerdir. Eger orada henuz bilmediginiz mu´min erkekler, mu´min kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle uzuntuye kapılmanız ihtimali olmasaydı; Allah, savası onlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek icin Allah, boyle yapmıstır. Eger onlar birbirinden ayrılmıs olsalardı; o kufredenleri elim bir azabla azablandırırdık

[26] O kufredenler kalblerinde hamiyyeti, cahiliyyet hamiyyetini ateslendirdiklerinde Allah; sekinetini peygamberine ve mu´minlerin uzerine indirdi. Ve onları takva sozu uzerinde durdurdu. Onlar, buna daha layık ve ehil kimselerdi. Allah; her seyi bilmekte olandır

[27] Andolsun ki; Allah, Rasulunun gordugu ru´yanın hak oldugunu tasdik etmistir. Allah, dilerse; siz guven icinde baslarınızı tıras etmis veya saclarınızı kısaltmıs olarak korkmadan Mescid-i Haram´a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediginizi bilir. Bundan baska size yakın bir zamanda bir feth de verecektir

[28] O´dur Rasulunu hidayet ve hak din ile gonderen. Butun dinlerden ustun kılmak uzere. Sahid olarak Allah yeter

[29] Muhammed; Allah´ın Rasuludur. Beraberinde bulunanlar da; kafirlere karsı zorlu, kendi aralarında merhametlidirler. Onları ruku´ edenler, secde edenler olarak gorursun. Allah´tan lutuf ve rıza isterler. Onlar; yuzlerindeki izinden tanınırlar. Iste onların Tevrat´taki vasıfları budur. Incil´de de soyle vasıflandırılmıslardı: Onlat filizini yarıp cıkarmıs, gittikce onu kuvvetlendirerek kalınlasmıs, govdesi uzerine dikilmis bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hosuna gider. Allah; boylece onları cogaltıp kuvvetlendirmekle, kafirleri ofkelendirir. Allah; iman edip salih amel isleyenlere hem magfiret, hem de buyuk bir mukafat vaadetmistir

Hucurât

Surah 49

[1] Ey iman edenler; Allah´ın ve Rasulunun huzurunda one gecmeyin. Allah´tan korkun. Muhakkak ki Allah; Semi´dir, Alim´dir

[2] Ey iman edenler; seslerinizi peygamberin sesinden yuksek cıkarmayın. Birbirinize bagırdıgınız gibi peygambere bagırmayın. Yoksa siz farkına varmadan amelleriniz bosa gider

[3] Peygamberin yanında seslerini kısanlar, muhakkak ki onlar; Allah´ın gonullerini takva ile imtihan ettigi kimselerdir. Onlar icin; magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[4] Muhakkak ki sana, hucrelerin ardından seslenenlerin cogunun akılları ermez

[5] Eger onlar; sen, yanlarından cıkıncaya kadar sabretselerdi; kendileri icin elbette daha hayırlı olurdu. Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[6] Ey iman edenler; eger bir fasık size bir haberle gelirse, onu iyice arastırın. Yoksa bilmeden bir kavme satasırsınız da sonradan ettiginize pisman olursunuz

[7] Hem bilin ki; icinizde Allah´ın peygamberi vardır. Sayet o, bircok islerde size uymus olsaydı; suphesiz ki sıkıntıya duserdiniz. Ama Allah; size imanı sevdirmis ve onu kalblerinize ziynet yapmıs; kufru, fasıklıgı ve isyanı da size cirkin gostermistir. Rusdunu bulanlar, iste onlardır

[8] Allah´tan bir lutuf ve nimet olarak. Ve Allah Alim´dir, Hakimdir

[9] Eger mu´minlerden iki taife carpısacak olursa; aralarını duzeltin. Sayet biri digeri uzerine saldırırsa; saldıranlarla Allah´ın buyruguna donunceye kadar savasın. Eger donerlerse; artık adaletle aralarını bulun ve adil davranın. Suphesiz ki Allah; adil davrananları sever

[10] Mu´minler; ancak kardestirler. Oyle ise iki kardesinizin arasını duzeltin ve Allah´tan korkun ki; esirgenesiniz

[11] Ey iman etmis olanlar; bir topluluk diger topluluk ile alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınlarla. Belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi kendinizi ayıplamayın ve birbirinizi kotu lakaplarla cagırmayın. Imandan sonra fasıklık ne kotu addır. Kim de tevbe etmezse; iste onlar zalimlerin kendileridir

[12] Ey iman edenler; zannın bir cogundan kacının. Cunku bazı zan gunahtır. Birbirinizin kusurunu arastırmayın, kiminiz kiminizi arkasından cekistirmesin. Hangi biriniz olu kardesinin etini yemekten hoslanır? Bundan tiksindiniz degil mi? Allah´tan korkun, suphesiz ki Allah; Tevvab´dır, Rahim´dir

[13] Ey insanlar; dogrusu Biz, sizi bir erkekle bir disiden yarattık. Ve birbirinizle tanısasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Gercekten Allah katında en degerliniz; O´ndan en cok korkanınızdır. Suphesiz ki Allah; Alim´dir, Habir´dir

[14] Bedeviler: Iman ettik, dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama musluman olduk, deyin. Iman henuz kalblerinize yerlesmedi. Sayet Allah´a ve peygamberine itaat ederseniz; O, amellerinizden hic bir sey eksiltmez. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[15] Mu´minler, ancak onlardır ki; Allah´a ve Rasulune iman edip sonra supheye dusmemis ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmislerdir. Iste onlar, sadıkların kendileridir

[16] De ki: Dininizi Allah´a mı ogretiyorsunuz? Halbuki Allah; goklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah; her seyi bilendir

[17] Musluman oldukları icin sana minnet ediyorlar. De ki: Muslumanlıgınızla bana minnet etmeyin. Bilakis sizi imana erdirdigi icin Allah, size minnet eder. Sayet sadıklardan iseniz

[18] Muhakkak ki Allah; goklerin ve yerin gaybını bilir. Ve Allah; yaptıklarınızı gorendir

Kâf

Surah 50

[1] Kaf. O serefli Kur´an´a andolsun ki

[2] Aralarından bir uyarıcının gelmesine sastılar da o kafirler: Bu, sasılacak bir sey, dediler

[3] Oldugumuz ve toprak oldugumuz zaman mı? Bu, uzak bir donustur

[4] Dogrusu Biz; topragın onlardan neleri eksilttigini biliyoruz. Katımızda da her seyi saklayan bir kitab vardır

[5] Hayır, onlar; hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Simdi de sasırmıs bir haldedirler

[6] Ustlerindeki goge hic bakmazlar mı? Onu nasıl bina etmis ve nasıl donatmısız? Onda hic bir catlak da yoktur

[7] Yeryuzunu de dosedik ve ona sabit daglar koyduk. Orada her turden guzel ciftler yetistirdik

[8] Allah´a yonelen her kula ogut ve ibret olsun diye

[9] Gokten bereketli bir su indirdik de onunla bahceler ve bicilecek taneler bitirdik

[10] Ve birbiri ustune dizilmis tomurcuk yuklu yuksek hurma agacları

[11] Kullara rızık olması icin. Ve onunla olu bir beldeye can verdik. Iste cıkıs da boyledir

[12] Onlardan once Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud da tekzib etmisti

[13] Ad, Firavun kavmi ve Lut´un kardesleri de

[14] Eyke´liler ve Tubba kavmi de. Bunların her biri peygamberlerini yalanlamıslardı da tehdidim uzerlerine hak olmustu

[15] Ya Biz ilk yaratısta gucsuz mu dustuk? Hayır, onlar yeni bir yaratılıstan suphe icindedirler

[16] Andolsun ki; insanı, Biz yarattık ve nefsinin kendisine ne fısıldadıgını da biliriz. Biz, ona sah damarından daha yakınız

[17] Sagında ve solunda onunla beraber oturup amellerini tesbit eden iki de tesbit edici vardır

[18] O, bir soz atmaya dursun; mutlaka yanında hazır bir gozcu vardır

[19] Olum sarhoslugu gercekten geldi. Iste bu; senin oteden beri kacıp durdugun seydir

[20] Sur´a ufurulmustur. Iste bu; gelecegi vaadedilen gundur

[21] Her nefis, yanında bir surucu ve sahidle gelir

[22] Andolsun ki; sen, bundan gaflette idin. Iste senin perdeni kaldırdık. Bugun artık gorusun keskindir

[23] Ona yakın olan dedi ki: Iste yanımda hazır olan sey

[24] Siz ikiniz, atın cehenneme; her inatcı kafiri

[25] Hayra butun hızıyla engel olan azgın supheciyi

[26] Ki o; Allah´tan baska bir ilah edinmistir. Haydi siz ikiniz, onu en siddetli azabın icine atın

[27] Onun yakın dostu dedi ki: Rabbımız; onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı

[28] Buyurdu ki: Benim katımda cekismeyin. Size onceden tehdid gondermistim

[29] Benim katımda soz degistirilmez. Ve Ben, kullara asla zulmedici degilim

[30] O gun cehenneme: Doldun mu? deriz. O da: Daha var mı? der

[31] Cennet de takva sahiplerine yaklastırılır. Zaten uzakta degildir

[32] Iste size vaadolunan budur. Ki o; daima Allah´a yonelen ve buyruklarına riayet eden

[33] Gormedigi halde Rahman´dan korkan ve Allah´a yonelik bir kalb ile gelenlere

[34] Selemetle girin oraya. Iste bu, ebediyet gunudur

[35] Orada diledikleri onlarındır. Katımızda daha fazlası da var

[36] Biz; onlardan once, kendilerinden daha kuvvetli olan ve diyar diyar dolasan nice nesilleri yok etmisizdir. Kurtulus var mı

[37] Muhakkak ki bunda; kalbi olan veya hazır bulunup da kulak veren kimseler icin elbette bir ogut vardır

[38] Andolsun ki; Biz, gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı gunde yarattık. Ve Bize hic bir yorgunluk da dokunmadı

[39] Ne derlerse sabret sen. Gunesin dogusundan evvel ve batısından once Rabbını hamd ile tesbih et

[40] Gecenin bir bolumunde ve secdelerinin ardından da O´nu tesbih et

[41] Bir munadinin yakın bir yerden cagıracagı gune, kulak ver

[42] O gun; bu sayhayı gercekten isiteceklerdir. Iste bu, cıkıs gunudur

[43] Muhakkak ki oldurecek de, diriltecek de Biziz Biz. Ve donus de ancak Bizedir

[44] O gun; yer yarılır, onlar cabucak cıkarlar. Iste bu, Bize gore kolay olan bir hasirdir

[45] Biz; onların dediklerini cok iyi biliriz. Sen, onların ustunde bir zorba degilsin. Tehdidimden korkacaklara Kur´an´la ogut ver

Zâriyât

Surah 51

[1] Esip savuranlara

[2] Yukunu yuklenenlere

[3] Kolayca suzulenlere

[4] Isi ayıranlara andolsun ki

[5] Muhakkak size vaadolunan elbette dogrudur

[6] Muhakkak ceza elbet vuku bulacaktır

[7] Hareli yollara sahip olan goge andolsun ki

[8] Muhakkak siz, ihtilaflı bir sozdesiniz

[9] Ondan dondurulen kimseler dondurulur

[10] Kahrolsun o koyu yalancılar

[11] Ki onlar; koyu bir cehalet icerisinde kalmıs gafillerdir

[12] Din gunu ne zaman? diye sorarlar

[13] O, kendilerinin atese sokulacakları gundur

[14] Tadın azabınızı, iste acele istediginiz bu idi

[15] Muhakkak ki muttakiler; cennetlerde ve cesmelerdedirler

[16] Rabblarının kendilerine verdigini almıs olarak. Zira onlar bundan once de ihsan edenlerdendi

[17] Onlar gecenin az bir kısmında uyurlardı

[18] Seher vakitlerinde de istigfar ederlerdi

[19] Onların mallarında yoksullar ve muhtaclar icin de bir hak vardır

[20] Kesin olarak inananlar icin yeryuzunde ayetler vardır

[21] Kendi nefislerinizde de. Hala gormez misiniz

[22] Rızkınız da, size vaadolunan seyler de semadadır

[23] Gogun ve yerin Rabbına andolsun ki; bu, sizin konusmanız gibi kesin ve gercektir

[24] Sana, Ibrahim´in serefli misafirlerinin haberi geldi mi

[25] Hani onlar, yanına girip; selam sana, demislerdi de; selam, demisti. Tanınmamıs bir zumre

[26] Hemen ailesine giderek semiz bir buzagı ile gelmis

[27] Onlara yaklastırıp; yemez misiniz? demisti

[28] Derken onlardan endiseye dusmustu. Korkma; demisler ve onu bilgin bir ogulla mujdelemislerdi

[29] Bunun uzerine zevcesi hayretle seslenerek dondu, yuzunu kapayarak: Kısır bir kocakarı, dedi

[30] Onlar: Bu, boyledir, Rabbın buyurdu. Muhakkak ki O; Hakim, Alim olandır, dediler

[31] Ey elciler, isiniz nedir? dedi

[32] Dediler ki: Biz, suclu bir kavme gonderildik

[33] Ki; uzerlerine camurdan taslar yagdıralım

[34] Ki; asırı gidenler icin Rabbının katında nisanlanmıs

[35] Bunun uzerine orada bulunan mu´minleri cıkardık

[36] Zaten orada bir evden baska musluman bulamadık

[37] Elim azabdan korkanlar icin orada bir ayet bıraktık

[38] Musa´da da. Hani onu, apacık bir delille Firavun´a gondermistik

[39] O, erkanı ile birlikte yuz cevirmis; ya bir buyucu, ya da bir delidir, demisti

[40] Sonunda onu da, ordularını da yakalayıp denize attık. O, kınanacak isler yapıp durmaktaydı

[41] Ad´da da. Hani onların uzerine kasıp kavuran ruzgarı gondermistik

[42] Isabet ettigi seyi bırakmayıp toza ceviriyordu

[43] Semud´da da. Hani onlara: Bir sureye kadar yararlanın, demisti

[44] Onlar ise Rabblarının emrine baskaldırmıslardı, buyrugundan cıkmıslardı. Bunun uzerine kendilerini goz gore gore yıldırım carpmıstı

[45] Ayaga kalkacak gucleri kalmamıs, yardım da gormemislerdi

[46] Daha once de Nuh kavmini. Zira onlar gercekten fasıklar guruhu idiler

[47] Gogu gucumuzle Biz kurduk. Ve muhakkak ki Biz, genisleticiyiz

[48] Yeryuzunu Biz, dosedik. Ne guzel doseyicileriz

[49] Ve her seyden cift cift yarattık ki ibret alasınız

[50] Oyleyse Allah´a kosun. Dogrusu ben; size, O´ndan apacık bir uyarıcıyım

[51] Allah ile birlikte baska bir tanrı edinmeyin. Dogrusu ben; size, O´ndan apacık bir uyarıcıyım

[52] Iste boyle. Onlardan oncekilere herhangi bir peygamber geldiginde sadece; buyucudur veya delidir, dediler

[53] Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler? Hayır, onlar; azgın birer topluluktu

[54] Onlardan yuz cevir. Artık sen, kınanacak degilsin

[55] Sen, ogut ver. Cunku ogut mu´minlere fayda verir

[56] Ben, cinnleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım

[57] Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum

[58] Suphesiz ki rızıklandıran, guc ve kuvvet sahibi olan Allah´tır

[59] Muhakkak ki zulmedenlerin, arkadaslarının suclarına benzer sucları vardır. Acele etmesinler

[60] Kendilerine vaadedilen gunlerinden dolayı vay kafirlere

Tûr

Surah 52

[1] Andolsun; Tur´a

[2] Satır satır dizilmis kitaba

[3] Yayılmıs ince deri uzerine

[4] Ma´mur eve

[5] Yukseltilmis tavana

[6] Dolan denize

[7] Muhakkak Rabbının azabı vuku bulacaktır

[8] Onu engelleyecek yoktur

[9] O gun; gok, sarsıldıkca sarsılır

[10] Daglar, yurudukce yurur

[11] Iste o gun; yalanlayanların vay haline

[12] Onlar ki; daldıkları batıl icinde oyalanıp durmaktadırlar

[13] O gun; cehennem atesine itildikce itilirler

[14] Yalanlayıp durdugunuz ates, iste budur

[15] Bu bir buyu mudur, yoksa siz gormuyor musunuz

[16] Girin oraya. Sabretseniz de, sabretmeseniz de artık birdir. Cunku siz; ancak yapmakta olduklarınızla cezalandırılıyorsunuz

[17] Muhakkak ki muttakiler; cennetler ve nimetlerdedirler

[18] Rabblarının kendilerine verdikleriyle mutlu olarak. Rabbları onları cehennem azabından da korumustur

[19] Islediklerinize karsılık afiyetle yeyin, icin

[20] Sıra sıra dizilmis tahtlara yaslanarak. Ve onları iri siyah gozlu hurilerle evlendirdik

[21] Iman edip de soyları da imanda kendilerine tabi olanlar; onlara, soylarını da kattık. Onların islediklerinden hic bir sey eksiltmedik. Herkes kazandıgı ile baglıdır

[22] Onlara, diledikleri meyve ve etten bol bol vermisizdir

[23] Orada oyle bir kadehi devrederler ki; onda, bir sacmalama ve gunaha sokma yoktur

[24] Sedefleri icinde gizlenmis inci gibi civanlar da kendileri icin etraflarında doner

[25] Birbirlerine donup sorarlar

[26] Derler ki: Gercekten biz, bundan once ailelerimiz arasında korku icindeydik

[27] Allah; bize, lutfetti de bizi gozeneklere isleyen o Semum azabından korudu

[28] Gercekten biz, bundan once de O´na dua ediyorduk. Muhakkak ki O´dur O Berr, Rahim

[29] Sen; ogut ver. Rabbının nimeti sayesinde sen; ne bir kahinsin, ne de bir deli

[30] Yoksa derler mi ki: Sairdir, zamanın onun aleyhine donmesini gozluyoruz

[31] De ki: Gozleyin, dogrusu ben de sizinle beraber gozleyenlerdenim

[32] Bunu kendilerine akılları mı buyuruyor, yoksa onlar, azgın bir kavim midirler

[33] Yoksa; onu kendisi uydurdu mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmezler

[34] Sayet sadıklardan iseler, onun benzeri bir soz getirsinler

[35] Onlar; hic bir sey olmaksızın mı yaratıldılar, yoksa kendileri midir yaratanları

[36] Yoksa, gokleri ve yeri mi yarattılar? Hayır onlar, iyi bilmiyorlar

[37] Yoksa, Rabbının hazineleri onların yanında mıdır? Veya ise hakim olanlar onlar mıdır

[38] Yoksa, uzerine cıkıp dinlendikleri bir merdivenleri mi var? Oyleyse dinleyicileri acık bir delil getirsinler

[39] Yoksa, kızlar O´nundur da, ogullar sizin oyle mi

[40] Yoksa, sen, kendilerinden bir ucret istiyorsun da onlar agır bir borc altında mı kalıyorlar

[41] Yahut, gaybı bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar

[42] Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama asıl tuzaga dusecek olanlar kufredenlerdir

[43] Yoksa, onların Allah´tan baska bir tanrısı mı var? Allah; onların kosmakta oldukları ortaklardan munezzehtir

[44] Gokten bir parcanın dusmekte oldugunu gorseler: Birbiri ustune yıgılmıs buluttur, derler

[45] Artık carpılacakları gunlerine erisinceye kadar bırak onları

[46] O gun; tuzakları kendilerine bir fayda vermez, yardım da gormezler

[47] Muhakkak ki o zulmedenlere; bundan baska da azab vardır. Ne var ki onların cogu bilmezler

[48] Rabbının hukmune sabret. Suphesiz sen, Bizim gozetimimiz altındasın. Kalkacagın zaman da Rabbını hamd ile tesbih et

[49] Gecenin bir kısmında ve yıldızların batısından sonra da tesbih et

Necm

Surah 53

[1] Andolsun yıldıza, battıgı demde

[2] Arkadasınız sapmamıs ve azmamıstır

[3] Kendiliginden konusmaz o

[4] Bu; sadece vahy edilen bir vahiydir

[5] Onu muthis kuvvetli olan ogretti

[6] O; akıl ve gorusunde kamildir. Hemen dogruluverdi

[7] Ve o; en yuce ufukta idi

[8] Sonra yaklastı, derken sarkıverdi

[9] Iki yay kadar yahut daha da yakın oldu

[10] O vakit kuluna vahyedecegini etti

[11] Onun gordugunu gonul yalanlamadı

[12] Onun gordugu sey uzerinde de kendisiyle tartısacak mısınız

[13] Andolsun ki; onu, bir de diger iniste gormustu

[14] Sidret´ul-Munteha´nın yanında

[15] Ki Cennet´ul-Me´va da onun yanındadır

[16] O zaman Sidre´yi burumekte olan buruyordu

[17] Goz, ne sastı ne astı

[18] Andolsun ki; Rabbının, ayetlerinden en buyugunu gordu

[19] Gordunuz mu Lat ve Uzza´yı

[20] Ucuncusu olan diger Menat´ı

[21] Demek erkekler sizin, disiler O´nun mu

[22] Oyleyse bu, insafsız bir paylasma

[23] Bunlar, sizin ve atalarınızın taktıgı adlardan baska bir sey degildir. Allah onlara hic bir guc indirmemistir. Onlar kuruntudan ve nefislerin arzu ettigi hevadan baskasına uymuyorlar. Halbuki kendilerine Rabblarından hidayet gelmistir

[24] Yoksa, her umdugu sey insanın mıdır

[25] Ahiret de dunya da Allah´ındır

[26] Goklerde nice melek vardır ki; Allah, dileyecegi ve razı olacagı kimseler icin izin vermedikce onların sefaatı hic bir seye yaramaz

[27] Dogrusu ahirete inanmayanlar meleklere disi adlarını takarlar

[28] Halbuki onların bu hususta bilgileri yoktur. Onlar, sadece zanna uyarlar. Zan ise hic suphesiz gercekten bir sey ifade etmez

[29] Onun icin sen, Bizim zikrimize sırt ceviren ve dunya hayatından baskasını istemeyenlerden yuz cevir

[30] Onların bilgiden erisebilecekleri iste budur. Muhakkak ki Rabbın; yolundan sapmıs olanı en iyi bilendir. Ve O; hidayete ereni de en iyi bilendir

[31] Goklerde olan da, yerde olan da Allah´ındır. Kotuluk edenlere yaptıklarının karsılıgını vermesi, ihsan edenleri de daha guzeliyle mukafatlandırması icindir

[32] Onlar ki; ufak-tefek kusurları dısında gunahın buyuklerinden ve hayasızlıktan kacınırlar. Muhakkak ki Rabbın; magfireti genis olandır. Sizi, daha topraktan yarattıgı zaman ve henuz analarınızın karınlarında cenin halinde iken sizi en iyi bilen O´dur. Kendinizi temize cıkarmayın. O; takva sahibi olanları da en iyi bilendir

[33] Gordun mu o yuz cevireni

[34] Biraz verip sonra vermemekte direneni

[35] Gaybın bilgisi onun yanındadır da kendisi mi goruyor

[36] Yoksa kendisine bildirilmedi mi Musa´nın sahifelerinde olanlar

[37] Ve sozunu yerine getiren Ibrahim´inkinde de

[38] Dogrusu hic bir gunahkar baskasının gunah yukunu yuklenmez

[39] Gercekten insan icin, calıstıgından baskası yoktur

[40] Ve onun calısması ilerde gorulecektir

[41] Sonra ona karsılıgı tastamam verilecektir

[42] Muhakkak ki en son varıs, Rabbınadır

[43] Gercekten O´dur gulduren de, aglatan da

[44] Gercekten O´dur olduren de, dirilten de

[45] Dogrusu O yarattı iki cifti; erkegi de, disiyi de

[46] Atıldıgında meniden

[47] Muhakkak tekrar diriltmek de O´na aittir

[48] Dogrusu muhtac olmaktan kurtaran da O´dur, sermaye sahibi kılan da

[49] Dogrusu O´dur Si´ra yıldızının Rabbı

[50] Ve gercekten O helak etti evvelki Ad´ı

[51] Semud´u da. Geri bırakmadan

[52] Daha once de Nuh kavmini. Cunku onlar gercekten cok zalim ve pek azgın idiler

[53] Altı ustune gelen kasabaları da O, yerin dibine gecirdi

[54] Onlara giydirdigini giydirdi

[55] Simdi Rabbının hangi nimetinden supheye dusersin

[56] Iste bu; ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır

[57] Yaklasan yaklastı

[58] Onu Allah´tan baska ortaya cıkaracak yoktur

[59] Bu soze mi sasıyorsunuz siz

[60] Ve guluyorsunuz da aglamıyorsunuz

[61] Ve siz, habersiz oyalanmaktasınız

[62] Haydi Allah´a secde edin ve ibadet edin

Kamer

Surah 54

[1] Saat yaklastı ve ay yarıldı

[2] Onlar, bir ayet gorurlerse yuz cevirirler ve; suregelen bir buyudur, derler

[3] Ve yalanlayıp kendi heveslerine uyarlar. Ve her is kararlasmıstır

[4] Andolsun ki; onlara vazgecirecek nice onemli haberler gelmistir

[5] Ki bunlar gayesine ermis bir hikmettir. Fakat uyarılar fayda vermiyor

[6] Oyleyse yuz cevir onlardan. O cagıranın, gorulmemis ve tanınmamıs bir seye cagırdıgı gun

[7] Gozleri hor ve hakir olarak, yaygın cekirgeler gibi kabirlerinden cıkarlar

[8] O cagırana kosarak kafirler: Bu, zorlu bir gundur, derler

[9] Onlardan once Nuh kavmi de yalanlamıs, kulumuzu tekzib ederek; delidir, demisler ve yolunu kesmislerdi

[10] O da Rabbına yalvarmıs: Ben; yenildim, bana yardım et, demisti

[11] Bunun uzerine Biz de gok kapılarını bosanan sularla acmıstık

[12] Yeryuzunde kaynaklar fıskırttık da su, takdir edilen bir olcuye gore birlesiverdi

[13] Onu tahtadan yapılmıs, mıhla cakılmısa bindirdik

[14] Kufredilmis olana mukafat olmak uzere Bizim gozetimimizle yuzuyordu

[15] Andolsun ki Biz, onu bir ayet olarak bıraktık. Dusunup ibret alan var mı

[16] Benim azabım ve tehditlerim nasılmıs

[17] Andolsun ki; Biz, Kur´an´ı dusunmek icin kolaylastırdık. Dusunup ogut alan var mı

[18] Ad kavmi de tekzib etti. Benim azabım ve tehdidim nasılmıs

[19] Nitekim ugursuz gunde uzerlerine siddetli bir ruzgarı devamlı olarak gonderdik

[20] Insanları, sokulmus hurma kutukleri gibi koparıp yere seriyordu

[21] Iste Benim azabım ve tehditlerim nasılmıs

[22] Andolsun ki; Biz, Kur´an´ı, dusunmek icin kolaylastırdık. Dusunup ogut alan var mı

[23] Semud kavmi de uyarıları yalanladı

[24] Dediler ki: Icimizden bir insana mı uyacagız? O zaman biz, sapıklık ve delilik etmis oluruz

[25] Zikir, aramızdan ona mı verilmis? Hayır o, pek yalancı ve sımarıgın biridir

[26] Yarın kimin pek yalancı, sımarıgın biri oldugunu bileceklerdir

[27] Gercekten onları, imtihan etmek icin disi deveyi gonderen Biziz. Onları gozetle ve sabret

[28] Onlara, suyun aralarında taksim olundugunu da haber ver. Her biri su nobetinde hazır bulunsun

[29] Arkadaslarını cagırdılar, o da sarılarak onu kesti

[30] Iste, Benim azabım ve tehditlerim nasılmıs

[31] Nitekim uzerlerine bir tek cıglık gonderdik de agılcıların kullandıgı kurumus ot gibi oldular

[32] Andolsun ki; Biz, Kur´an´ı dusunmek icin kolaylastırdık. Dusunup ogut alan var mı

[33] Lut kavmi de uyarıları yalanladı

[34] Biz de uzerlerine tas yagdıran bir ruzgar yolladık. Ancak Lut´un ailesi mustesna. Onları seher vakti kurtardık

[35] Katımızdan bir nimet olarak. Iste Biz; sukredeni boyle mukafatlandırırız

[36] Andolsun ki; onlara, azab ile yakalayacagımızı da haber vermisti. Ama onlar bu uyarıları kusku ile karsılayarak yalanladılar

[37] Andolsun ki; onlar, misafirlerine kotuluk yapmayı kasdetmislerdi. Biz de gozlerini kor ettik. Azabımı ve tehdidimi tadın

[38] Andolsun ki; bir sabah erken, onu alınmaz bir azab geldi baslarına

[39] Tadın, iste azabımı ve tehditlerimi

[40] Andolsun ki; Biz, Kur´an´ı dusunmek icin kolaylastırdık. Dusunup ibret alan var mı

[41] Andolsun ki; Firavun erkanına da uyarıcılar geldi

[42] Onlar, butun ayetlerimizi yalanladılar. Biz de kendilerini, cok kuvvetli ve kudretli bir yakalayısla yakaladık

[43] Sizin kafirleriniz bunlardan daha mı iyidir? Yoksa kitablarda sizin icin bir beraat mi vardır

[44] Yoksa onlar: Biz, intikam almaya muktedir bir topluluguz mu diyorlar

[45] Topluluk yakında dagıtılacak ve onlar arkalarını donup kacacaklar

[46] Daha dogrusu onlara vaadolunan asıl saattir. O saat ne belalı, ne acıdır

[47] Muhakkak ki suclular; sapıklık ve cılgın atesler icindedirler

[48] O gun, yuzleri ustu atese surulduklerinde: Tadın cehennemin tadını, denir

[49] Muhakkak ki Biz, her seyi bir olcuye gore yaratmısızdır

[50] Ve Bizim emrimiz bir tektir; bir goz kırpması gibidir

[51] Andolsun ki; Biz, sizin benzerlerinizi hep helak etmisizdir. Su halde bir dusunen var mı

[52] Yaptıkları her sey kitablarda kayıtlıdır

[53] Kucuk, buyuk her sey satır satırdır

[54] Muhakkak ki muttakiler, cennetlerde ve ırmaklardadırlar

[55] Dogruluk makamında, guclu bir hukumdarın katındadırlar

Rahmân

Surah 55

[1] Rahman

[2] Kur´an´ı ogretti

[3] Insanı yarattı

[4] Ona beyanı ogretti

[5] Gunes de, ay da bir hesab iledir

[6] Bitkiler ve agaclar da secde ederler

[7] Gogu yukseltmis, mizanı koymustur

[8] Tartıda haksızlık etmeyin

[9] Tartıyı dogru yapın, tartılanı eksik yapmayın

[10] Yeri de yaratıklar icin alcalttı

[11] Onda meyveler, salkımlı hurma agacları

[12] Yapraklı taneler ve kokulu bitkiler var

[13] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[14] Insanı pismis camur gibi kupkuru bir balcıktan yaratmıstır

[15] Cinnleri de yalın bir alevden yaratmıstır

[16] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[17] O; hem iki dogunun Rabbı, hem de iki batının Rabbıdır

[18] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[19] Iki denizi birbirine kavusmak uzere salıvermistir

[20] Aralarında bir engel vardır, birbirinin sınırını asamazlar

[21] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[22] Her ikisinden de inci ve mercan cıkar

[23] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[24] Denizde yuzen koca daglar gibi gemiler de O´nundur

[25] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[26] Onun uzerinde her bulunan fanidir

[27] Ancak celal ve ikram sahibi Rabbının zatı baki kalacaktır

[28] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[29] Goklerde ve yerde kim varsa hepsi O´ndan ister. O; her gun bir se´n uzeredir

[30] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[31] Ey insanlar ve cinnler; yakında size de yonelecegiz

[32] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[33] Ey cinnler ve insanlar toplulugu; goklerin ve yerin cevresinden gecip gitmeye gucunuz yetiyorsa gecip gidin. Ama ustun bir guc olmadan gecemezsiniz

[34] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[35] Uzerinize dumansız bir alev ve atessiz bir duman gonderilir de birbirinizi kurtaramaz ve yardımlasamazsınız

[36] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[37] Gok, yarılıp da kırmızı sahtiyan gibi bir gul oldugu zaman

[38] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[39] Iste o gun; insana da, cinne de gunahından sorulmaz

[40] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[41] Suclular simalarından tanınırlar da percemlerinden ve ayaklarından tutulurlar

[42] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[43] Sucluların yalanladıkları cehennem, iste budur

[44] Onlar bununla kaynar su arasında dolasır dururlar

[45] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[46] Rabbının makamından korkana iki cennet vardır

[47] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[48] Her ikisi cesit cesit agaclarla doludur

[49] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[50] Ikisinde de akmakta olan iki pınar vardır

[51] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[52] Ikisinde de her tur meyveden cift cift vardır

[53] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[54] Hepsi de ortuleri atlastan dosemelere yaslanırlar. Iki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar

[55] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[56] Oralarda bakıslarını yalnız eslerine cevirmisler vardır ki, daha once kendilerine ne bir insan, ne de bir cinn dokunmustur

[57] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[58] Sanki onlar yakut ve mercandırlar

[59] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[60] Ihsanın karsılıgı, ihsandan baskası mıdır

[61] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[62] O ikisinden baska iki cennet daha vardır

[63] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[64] Koyu yesildirler

[65] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[66] Ikisinde de durmadan fıskıran iki kaynak vardır

[67] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[68] Ikisinde de meyveler, hurma ve nar vardır

[69] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[70] Orada huyları guzel, yuzleri guzel kadınlar vardır

[71] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[72] Otaglar icinde korunmus huriler vardır

[73] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[74] Bunlardan once kendilerine ne bir insan, ne de bir cin dokunmustur

[75] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[76] Yesil yastıklara ve guzel islemeli doseklere yaslanırlar

[77] Su halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz

[78] Celal ve ikram sahibi Rabbının adı ne yucedir

Vâkıa

Surah 56

[1] Kıyamet koptugu zaman

[2] Onun vukuunu hic bir yalanlayıcı yoktur

[3] O; alcaltıcı, yukselticidir

[4] Yer; sarsıldıkca sarsıldıgı

[5] Daglar, ufalandıkca ufalandıgı

[6] Dagılmıs toz haline geldigi zaman

[7] Siz uc sınıf olmussunuzdur

[8] Sagcılar; o sagcılar ne mutludurlar

[9] Solcular; o solcular ne bahtsızdırlar

[10] Onde olanlar da oncudurler

[11] Iste onlar en cok gozde olanlardır

[12] Naim cennetlerindedirler

[13] Bir cogu oncekilerden

[14] Birazı da sonrakilerden

[15] Murassa tahtlar uzerindedirler

[16] Karsılıklı olarak uzerinde yaslanırlar

[17] Olumsuz civanlar etraflarında dolasırlar

[18] Main´den buyuk kaplarla, ibrikler ve kadehlerle

[19] Ondan bas agrısına ugratılmayacakları gibi, akılları da giderilmez

[20] Begenecekleri meyveler

[21] Kus eti, iclerinin cektiginden

[22] Sahin gozlu huriler de

[23] Saklı inci misali

[24] Yapmakta olduklarına karsılık olarak

[25] Orada ne bos bir laf, ne de gunaha sokacak birsey isitmezler

[26] Yalnız selama karsılık; selam, denir

[27] Sagcılar; ne bahtiyardır o sagcılar

[28] Dikensiz kiraz

[29] Salkımları sarkmıs muz agacları

[30] Yayılmıs golge

[31] Caglayan su

[32] Bir cok meyve

[33] Bitip tukenmeyen ve yasaklanmayan

[34] Yukseltilmis dosekler ustundedirler

[35] Gercekten Biz; onları, yeni bir yaratılısla yarattık

[36] Ve onları el degmemisler kıldık

[37] Eslerine duskun hep bir yasıtlar

[38] Sagcılar icin

[39] Bir cogu oncekilerden

[40] Bir cogu da sonrakilerdendir

[41] Solcular da. Solcular kimlerdir

[42] Kızgın ateste, kaynar sulardadırlar

[43] Ve kapkara dumandan bir golge icindedirler

[44] Ne serindir, ne de hostur

[45] Cunku onlar; bundan once refahla sımarmıslardı

[46] Ve buyuk gunah islemekte direnip dururlardı

[47] Ve derlerdi ki: Oldugumuzde, toprak ve kemik yıgını oldugumuzda mı, gercekten biz mi yeniden diriltilecegiz

[48] Once gelmis gecmis atalarımız da mı

[49] De ki: Suphesiz hem oncekiler, hem sonrakiler

[50] Belli bir gunun belli bir vaktinde mutlaka toplanacaklardır

[51] Sonra gercekten siz ey sapıklar, yalanlayıcılar

[52] Muhakkak ki yiyeceksiniz zakkum agacından

[53] Karınlarınızı dolduracaksınız hep ondan

[54] Ustune de iceceksiniz o kaynar sudan

[55] Susamıs develerin suya saldırısı gibi iceceksiniz

[56] Iste ceza gunu onlara sunulacak ziyafet budur

[57] Sizi; Biz, yarattık. Hala tasdik etmez misiniz

[58] Soyleyin oyleyse; dokmekte oldugunuz meni nedir

[59] Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratanlar Biz miyiz

[60] Biz, takdir ettik aranızda olumu. Ve Biz, onune gecilecekler de degiliz

[61] Yerinize benzerlerinizi getirmekte ve sizi bilemeyeceginiz bir yaratılısla tekrar var etmekte

[62] Andolsun ki; ilk yaratılısınızı bildiniz. Iyice dusunmeli degil misiniz

[63] Simdi Bana; ekmekte oldugunuzu haber verin

[64] Onu, siz mi bitiriyorsunuz, yoksa Biz miyiz, bitirenler

[65] Dilersek Biz, onu corcop yaparız da sasar kalırsınız

[66] Dogrusu borc altına girdik

[67] Daha dogrusu biz mahrumlarız

[68] Soyleyin Bana simdi, icmekte oldugunuz suyu

[69] Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa Biz miyiz indirenler

[70] Isteseydik onu tuzlu bir su kılardık. Oyleyse sukretmeli degil misiniz

[71] Soyleyin bana, simdi cakmakta oldugunuz atesi

[72] Onun agacını siz mi yarattınız, yoksa Biz miyiz yaratanlar

[73] Biz, onu bir ibret ve konaklayanlar icin faydalı kıldık

[74] Oyleyse Rabbını o buyuk adıyla tesbih et

[75] Hayır yıldızların yerleri uzerine yemin ederim

[76] Gercekten bilseniz bu, buyuk bir yemindir

[77] Suphesiz o; serefli bir Kur´an´dır

[78] Korunmus bir kitabdadır

[79] Ona arınmıs olanlardan baskası dokunamaz

[80] Alemlerin Rabbından indirilmedir

[81] Siz, bu sozu mu kucumsuyorsunuz

[82] Rızkınızı yalanlamakla mı cıkarıyorsunuz

[83] Hele can bogaza gelince

[84] O vakit gorursunuz siz

[85] Biz ona sizden daha yakınız, ama gormezsiniz

[86] Madem ki ceza gormeyecekmissiniz

[87] Onu geri cevirsenize. Sayet sadıklar iseniz

[88] Eger o kisi gozdelerden ise

[89] Rahatlık, guzel rızık ve Naim cenneti

[90] Sayet sagcılardan ise

[91] Selem sana sagcılardan

[92] Eger sapık yalanlayıcılardan ise

[93] Iste ona da kaynar sudan bir ziyafet

[94] Ve cehenneme atılıs

[95] Suphesiz ki bu; kesin gercegin kendisidir

[96] Oyleyse Rabbını buyuk adıyla tesbih et

Hadîd

Surah 57

[1] Goklerde ve yerde olanlar Allah´ı tesbih etmektedirler. Ve O; Aziz´dir, Hakim´dir

[2] Goklerin ve yerin mulku O´nundur. Diriltir, oldurur. Ve O; her seye kadirdir

[3] O; hem Evvel´dir, hem Ahir´dir, hem Zahir´dir, hem Batın´dır. Ve O; her seyi bilendir

[4] Gokleri ve yeri altı gunde yaratan, sonra da Ars´a hukmeden O´dur. Yere gireni ve ondan cıkanı, gokten ineni ve oraya yukseleni bilir. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Ve Allah; yaptıklarınızı gormektedir

[5] Goklerin ve yerin mulku O´nundur. Ve butun isler ancak O´na dondurulur

[6] Geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar. Ve O; goguslerin ozunu bilendir

[7] Allah´a ve peygamberine iman edin ve sizi halifeler kıldıgı seylerden de infak edin. Aranızdan iman edip de infak eden kimselere buyuk mukafat vardır

[8] Peygamber; sizi Rabbınıza iman etmeye cagırdıgı halde, nicin Allah´a inanmıyorsunuz? Halbuki O, sizden kesin soz almıstı. Eger inanacaklardan iseniz

[9] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin kuluna apacık ayetler indiren O´dur. Dogrusu Allah; size karsı Rauf´tur, Rahim´dir

[10] Ne oluyor size ki; Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Halbuki goklerin ve yerin mirası Allah´ındır. Icinizden, fetihten once infak eden ve savasanlar; daha sonra infak edip savasanlar elbette bir degildir. Berikiler daha ustun derecededirler. Allah; hepsine de en guzel olanı vaadetmistir. Allah; yaptıklarınızdan haberdardır

[11] Kim, Allah´a guzel bir odunc verecek olursa; Allah ona karsılıgını kat kat verir. Ve ona, cok degerli bir mukafat da vardır

[12] O gun; mu´min erkeklerle mu´min kadınların nurları onlerinden ve saglarından kosarken gorursun. Mujde, bugun altlarından ırmaklar akan ve icinde ebediyyen kalacagınız cennetler sizindir, denilir. Iste bu, buyuk kurtulusun kendisidir

[13] O gun; munafık erkeklerle munafık kadınlar, iman edenlere: Bekleyin bizi; ısıgınızdan faydalanalım, diyeceklerdir. Onlara: Donun, arkanıza da bir ısık arayın, denilir. Nihayet onların arasına kapısının icinde rahmet, dısında azab olan bir sur cekilir

[14] Onlara: Biz sizinle beraber degil miydik? diye seslenirler. Onlar da: Evet, ama siz kendinizi aldattınız, pusu kurdunuz, supheye dustunuz ve kuruntular sizi aldattı. O cok aldatan, sizi Allah´a karsı bile aldattı. Nihayet Allah´ın emri gelip cattı

[15] Bugun, sizden ve kufretmis olanlardan fidye kabul edilmez. Varacagınız yer atestir. Size yarasan odur. Ve o, ne kotu donus yeridir

[16] Iman edenlerin, Allah´ı anması ve O´ndan inen gercek icin kalblerinin yumusaması zamanı hala gelmedi mi? Onlar, daha once kendilerine kitab verilip de uzerlerinden uzun zaman gecmis, artık kalbleri katılasmıs bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan bir cogu fasıklardır

[17] Bilin ki; Allah, olumunden sonra yeryuzunu diriltiyor. Akledesiniz diye, size ayetleri acıkca bildirdik

[18] Muhakkak ki sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar ve Allah´a guzel bir odunc verenlere; iste onlara, kat kat artırılır ve onlara degerli bir mukafat vardır

[19] Allah´a ve peygamberlerine iman edenler; iste onlar, Rabbları katında dogrular ve sahidlerdir. Onların hem mukafatları, hem de nurları vardır. Kufredip de ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar da cehennem yaranıdırlar

[20] Bilin ki; dunya hayatı ancak bir oyun, bir eglence, bir sus, aranızda bir ovunme ve daha cok mal ve evlad sahibi olmak isteginden ibarettir. Bu; yagmurun bitirdigi, ekicilerin de hosuna giden bir bitki gibidir ki; sonra kurur da sapsarı oldugunu gorursun. Sonra da corcop olur. Ahirette siddetli azab vardır. Allah´ın rızası ve magfireti de vardır. Dunya hayatı, aldatıcı bir gecinmeden baska bir sey de degildir

[21] Rabbınızdan bir magfirete, Allah´a ve peygamberlerine iman edenler icin hazırlanmıs olup da genisligi yerle gogun genisligi kadar olan cennete kosusun. Iste bu; Allah´ın lutfudur, onu diledigine verir. Allah buyuk lutuf sahibidir

[22] Yeryuzune ve sizin basınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki; Biz onu yaratmadan evvel kitabda bulunmasın. Suphesiz ki bu; Allah´a gore kolaydır

[23] Kaybettiginize uzulmeyesiniz ve size verdigi nimetlerle sımarmayasınız diye. Allah; kendini begenip boburlenenleri sevmez

[24] Onlar ki; cimrilik ederler ve insanlara da cimriligi emrederler. Kim, yuz cevirirse; suphesiz ki Allah; Gani´dir, Hamid´dir

[25] Andolsun ki; Biz, peygamberlerimizi acık delillerle gonderdik. Ve insanların adaleti ayakta tutmaları icin beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Bir de kendisinde cetin bir sertlik ve insanlar icin faydalar bulunan demiri indirdik. Allah; kimin, gormeden Allah´a ve peygamberlerine yardım edecegini bilir. Muhakkak ki Allah; Kavi´dir, Aziz´dir

[26] Andolsun ki; Biz, Nuh´u ve Ibrahim´i gonderdik. Peygamberligi de, kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan kimi dogru yoldadır, iclerinden bir cogu da fasıklardır

[27] Sonra onların izleri uzerinde, peygamberlerimizi ard arda gonderdik. Meryem oglu Isa´yı da arkalarından gonderdik. Ona Incil´i verdik ve ona uyanların kalblerine bir sefkat ve merhamet koyduk. Onların uydurdukları rehbaniyyete gelince; onu kendilerine Biz, yazmadık. Fakat kendileri Allah´ın rızasını kazanmak icin yaptılar. Ama buna da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman etmis olanlara ecirlerini verdik. Iclerinden cogu ise fasıklardır

[28] Ey iman edenler; Allah´tan korkun ve peygamberlerine inanın ki, size rahmetini iki kat versin. Size ısıgında yuruyeceginiz bir nur lutfetsin. Ve sizi bagıslasın. Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[29] Boylece kitab ehli, Allah´ın lutfundan hic bir sey elde edemeyeceklerini bilsinler. Muhakkak ki lutuf, butunuyle Allah´ın elindedir, onu diledigine verir. Ve Allah; buyuk lutuf sahibidir

Mücâdele

Surah 58

[1] Allah, kocası hakkında seninle tartısan ve Allah´a sikayette bulunanın sozunu isitmistir. Allah; sizin konusmanızı isitir. Muhakkak ki Allah; Semi´dir, Basir´dir

[2] Icinizden zihar yapanların karıları onların anaları degildir. Anaları, ancak kendilerini doguranlardır. Suphesiz ki onlar, cirkin ve yalan bir laf soyluyorlar. Ve muhakkak ki Allah; Afuvv´dur, Gafur´dur

[3] Karılarından zıhar ile ayrılmak isteyip de sonra dediklerini geri alanların aileleriyle temas etmeden once bir kole azad etmeleri gerekir. Size boylece ogut verilmektedir. Allah; yaptıklarınızdan haberdardır

[4] Kim de bulamazsa; temas etmezden once birbiri pesinden iki ay oruc tutmalıdır. Buna da gucu yetmeyen altmıs yoksulu doyurur. Bu; Allah´a ve peygamberine iman etmekte oldugunuz icindir. Bunlar, Allah´ın hudududur. Ve kafirler icin elim bir azab vardır

[5] Allah´a ve Rasulune muhalefet edenler; kendilerinden oncekiler nasıl alcaltıldı ise oyle alcaltılacaklardır. Halbuki Biz, apacık ayetler indirmisizdir. Ve kufredenlere horlayıcı bir azab vardır

[6] O gun; Allah, onların hepsini diriltecek ve kendilerine islediklerini haber verecektir. Allah, onları bir bir saymıstır. Ama kendileri unutmuslardır. Ve Allah; her seye sahiddir

[7] Bilmez misin ki Allah; goklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Uc kisinin gizli bulundugu yerde dorduncu mutlaka O´dur, bes kisinin gizli bulundugu yerde altıncı mutlaka O´dur. Bundan az veya cok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka onlarla beraberdir. Sonra, butun yaptıklarını kıyamet gunu kendilerine haber verecektir. Muhakkak ki Allah, her seyi bilendir

[8] Gizli gizli konusmaktan men´edildikleri halde, men´edildikleri seyi yapmaya kalkısanlarla gunah islemek, dusmanlık etmek ve Peygambere karsı gelmek konusunda gizlice konusanları gormedin mi? Sana geldikleri zaman, seni Allah´ın selamladıgı bir seyle selamlarlar. Kendi aralarında da: Soylediklerimiz yuzunden Allah´ın bize azab etmesi gerekmez miydi? derler. Onlara cehennem yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kotu donus yeridir

[9] Ey iman edenler; aranızda gizli konusacagınız zaman; gunahı, dusmanlıgı ve Peygambere isyanı fısıldasmayın. Birr´i, takvayı konusun ve huzurunda toplanacagınız Allah´tan korkun

[10] Gizli konusmalar, ancak iman edenleri uzmek icin seytandandır. Halbuki Allah´ın izni olmadıkca onlara hic bir seyle zarar veremez. Mu´minler, Allah´a tevekkul etsinler

[11] Ey iman edenler; size: Meclislerde yer acın, denilince; yer acın ki, Allah da size acsın. Kalkın, denince de kalkın ki, Allah icinizden iman etmis olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yukseltsin. Allah; yaptıklarınızdan haberdardır

[12] Ey iman edenler; Peygamberle mahrem bir sey konusacagınız vakit, bu konusmanızdan once sadaka verin. Bu; sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Eger bir sey bulamazsanız, suphesiz ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[13] Mahrem bir sey konusmazdan once, sadaka vermekten korktunuz mu da yerine getirmediniz? Fakat Allah, sizin tevbelerinizi kabul etti. Su halde namazı kılın, zekatı verin, Allah´a ve Rasulune itaat edin. Allah; islediklerinizden haberdardır

[14] Bakmaz mısın onlara ki, Allah´ın, kendilerine gazab ettigi bir kavmi dost edinmislerdir? Onlar; ne sizdendir, ne de onlardan. Ve bile bile yalan yere yemin etmektedirler

[15] Allah; onlara siddetli bir azab hazırlamıstır. Gercekten onların yaptıkları sey ne kotudur

[16] Onlar; yeminlerini kalkan edindiler de Allah yolundan alıkoydular. Iste onlara, horlayıcı bir azab vardır

[17] Onların malları da, ogulları da Allah katında kendilerine bir fayda vermez. Onlar, cehennem ashabıdırlar ve orada ebediyyen kalacaklardır

[18] Allah, onların hepsini yeniden diriltecegi gun; size yemin ettikleri gibi, O´na da yemin ederler. Ve gercekten bir sey uzerinde olduklarını sanırlar. Iyi bilin ki; onlar, gercekten yalancılardır

[19] Seytan onlara baskın gelip Allah´ı anmayı unutturmustur. Iste onlar, seytanın taraftarlarıdır. Iyi bilin ki; seytanın taraftarları muhakkak husrana ugrayanların kendileridir

[20] Allah´a ve Peygamberine muhalefet edenler; iste onlar, en cok zillete dusenlerle beraberdirler

[21] Allah: Andolsun ki Ben ve Peygamberlerim elbette galip gelecegiz, diye yazmıstır. Muhakkak ki Allah; Kavi´dir, Aziz´dir

[22] Allah´a ve ahiret gunune iman eden bir kavmin; kendi babaları, ogulları, kardesleri veya akrabaları da olsa Allah ve Peygamberine muhalefet eden kimselere sevgi besledigini goremezsin. Iste onların kalbine Allah, iman yazmıs ve katından bir ruh ile onları desteklemistir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Bunlar orada ebediyyen kalacaklardır. Allah; onlardan razı olmustur, onlar da Allah´tan hosnud olmuslardır. Iste onlar; Allah´ın hizbidir. Dikkat edin; Allah´ın hizbi, felaha erenlerin kendileridir

Haşr

Surah 59

[1] Goklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah´ı tesbih eder. Ve O; Aziz´ dir, Hakim´dir

[2] O´dur Ehl-i Kitab´tan kufretmis olanları ilk surgunde yurtlarından cıkarmıs olan. Halbuki siz, onların cıkacaklarını sanmıstınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah´tan koruyacagını sanmıslardı. Fakat Allah´ ın azabı onlara hesablamadıkları yerden geldi. Ve kalblerine korku saldı. Kendi elleriyle ve inananların elleriyle evlerini yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri ibret alın

[3] Sayet Allah, onlara surulmeyi yazmamıs olsaydı, dunyada onları azablandıracaktı ve onlar icin ahirette de ates azabı vardır

[4] Bu; onların Allah´a ve Rasulune karsı gelmelerinden oturudur. Her kim Allah´a karsı gelirse; muhakkak ki Allah, azabı siddetli olandır

[5] Herhangi bir hurma agacını kesmeniz veya kesmeyip govdeleri uzerinde bırakmanız hep Allah´ın izniyledir. Bir de fasıkları rusvay etmek icindir

[6] Allah´ın peygamberine verdigi fey´e gelince; siz onun icin ne bir at, ne de bir deve surdunuz. Fakat Allah; peygamberine, diledigi kimselere karsı ustunluk verir. Allah; her seye kadirdir

[7] Kasabalar halkından, Allah´ın Rasulune fey´ olarak verdigi; Allah, peygamber, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalanlar icindir. Ta ki icinizden zenginler arasında elden ele dolasan bir devlet olmasın. Peygamber, size ne verirse onu alın, neden de nehyederse ondan sakının. Ve Allah´tan korkun. Muhakkak ki Allah; azabı siddetli olandır

[8] Yurtlarından ve mallarından cıkarılmıs olan, Allah´tan bir lutuf ve rıza dileyen, Allah´ın dinine ve peygamberine yardım eden fakir muhacirler icindir. Iste bunlar, sadıkların kendileridir

[9] Onlardan once o diyarı yurt edinmis ve goguslerine imanı yerlestirmis olanlar; kendilerine hicret edip gelenleri severler. Ve onlara verilenlerden oturu iclerinde bir cekememezlik duymazlar. Kendileri zaruret icinde bulunsalar bile onları, kendilerine tercih ederler. Her kim nefsinin tamahkarlıgından korunabilmisse; iste onlar, felaha erenlerin kendileridir

[10] Onlardan sonra gelenler ise derler ki: Rabbımız, bizi ve bizden once iman etmis olan kardeslerimizi bagısla. Ve iman etmis olanlar icin kalblerimizde kin bırakma. Rabbımız, muhakkak ki Sen; Rauf´sun, Rahim´sin

[11] Munafıklık etmis olanlara bakmadın mı ki; Ehl-i Kitab´dan kufretmis olan kardeslerine: Eger siz cıkarılırsanız andolsun ki; biz de sizinle beraber cıkarız. Ve sizin aleyhinizde asla kimseler itaat etmeyiz. Eger savasa tutusursanız; muhakkak size yardım ederiz, derler. Allah sehadet eder ki; onlar yalancıdırlar

[12] Andolsun ki; eger onlar cıkarılsalar; onlarla beraber cıkmazlar. Eger onlara savas acılırsa; yardım etmezler. Yardıma gitseler bile; mutlaka gerisin geri donerler. Sonra da kendileri yardım gormezler

[13] Dogrusu onların kalbine korku salan; Allah´tan cok, sizlersiniz. Cunku onlar anlamazlar guruhudur

[14] Onlar, sizinle topluca savası; ancak surla cevrilmis kasabalarda veya duvarlar arasında kabul ederler. Kendi aralarındaki cekismeleri siddetlidir. Sen, onları toplu sanırsın, ama kalbleri darmadagınıktır. Bu; onların akletmez bir kavim olmalarındandır

[15] Kendilerinden az once gecmis ve islerin vebalini tatmıs olanların durumu gibidir. Onlar icin elim bir azab vardır

[16] Seytanın durumu gibi; hani o, insana; kufret, deyip de kufredince; dogrusu ben senden uzagım, cunku ben; alemlerin Rabbı Allah´tan korkarım, demisti

[17] Nihayet ikisinin de akıbeti; icinde ebediyyen kalacakları atestir. Iste zalimlerin cezası budur

[18] Ey iman edenler; Allah´tan korkun. Ve herkes, yarın icin ne hazırladıgına bir baksın. Allah´tan korkun, suphesiz ki Allah; islediklerinizden haberdardır

[19] Allah´ı unutanlar gibi olmayın. Nefisleri O´nu kendilerine unutturmustur. Iste onlar, fasıklardır

[20] Cehennem ashabı ile cennet ashabı bir degildir. Cennet ashabı; iste onlardır kurtulusa erenler

[21] Sayet Biz, bu Kur´an´ı bir daga indirmis olsaydık; sen, onun Allah´ın hasyetinden bas egerek parca parca oldugunu gorurdun. Iste Biz, bu misalleri insanlara anlatırız, belki dusunurler

[22] O, oyle Allah´tır ki; O´ndan baska ilah yoktur. Gorulmeyeni ve goruleni bilendir. O, Rahman´dır, Rahim´dir

[23] O, oyle Allah´tır ki; O´ndan baska ilah yoktur. Melik, Kuddus, Selam, Mu´min, Muheymin, Aziz, Cebbar, Mutekebbir´dir. Allah, onların kostukları eslerden munezzehtir

[24] O, oyle Allah´tır ki; Halik, Bari, Musavvir´dir. En guzel isimler O´nundur. Goklerde ve yerde olanlar O´nu tesbih ederler. Ve O; Aziz´dir, Hakim´ dir

Mümtehine

Surah 60

[1] Ey iman edenler; benim de dusmanım, sizin de dusmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gercegi inkar etmisken onlara sevgi gosteriyorsunuz. Halbuki onlar; Rabbınız olan Allah´a inandıgınızdan dolayı sizi ve peygamberi yurdunuzdan cıkarıyorlar. Eger siz, benim yolumda savasmak ve hosnudlugumu kazanmak icin cıkmıssanız; onlara nasıl sevgi gosterirsiniz? Oysa Ben, sizin gizlediginizi de, acıga vurdugunuzu da bilirim. Icinizden kim bunu yaparsa; suphesiz ki dogru yoldan sapmıs olur

[2] Sayet onlar, sizi ele gecirirlerse; size dusman kesilirler. Kotulukle ellerini ve dillerini uzatırlar. Ve sizin kafir olmanızı isterler

[3] Yakınlarınız ve cocuklarınız size asla fayda veremezler. Allah, kıyamet gunu onlarla sizin aranızı ayırır. Ve Allah; islediklerinizi gorendir

[4] Ibrahim´de ve onun beraberinde olanlarda sizin icin gercekten guzel bir ornek vardı. Hani onlar, kavimlerine demislerdi ki: Biz, sizden ve Allah´ ı bırakıp taptıgınız baska seylerden uzagız. Sizi inkar ediyoruz. Yalnız Allah´a inanıncaya kadar bizimle sizin aranızda ebedi dusmanlık ve ofke belirmistir. Yalnız Ibrahim´in babasına; andolsun ki, senin icin magfiret dileyecegim. Ama Allah´tan sana gelecek herhangi birseyi def´etmeye gucum yetmez, demesi mustesna. Ey Rabbımız; Sana tevekkul ettik ve Sana yoneldik. Donus de ancak Sana´dır

[5] Ey Rabbımız; bizi, o kufredenler icin bir fitne kılma. Bagısla bizi. Ey Rabbımız; dogrusu Aziz, Hakim olan Sensin Sen

[6] Andolsun ki; sizlerden, Allah´ı ve ahiret gununu umanlar icin onlarda guzel bir ornek vardır. Kim de yuz cevirirse, muhakkak ki Allah; Gani´ dir, Hamid´dir

[7] Olur ki Allah; sizinle, onlardan dusman oldugunuz kimseler arasında yakında bir dostluk peyda eder. Allah; Kadir´dir. Ve Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[8] Sizinle din ugrunda savasmayan, sizi yurdunuzdan cıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve adil davranmanızı Allah yasaklamaz. Dogrusu Allah; adil olanları sever

[9] Allah; sadece sizinle din ugrunda savasanları, sizi yurtlarınızdan cıkaranları ve cıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onları dost edinirse; iste onlar, zalimlerin kendileridir

[10] Ey iman edenler; inanan kadınlar hicret ederek size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Fakat siz de onların inanmıs kadınlar olduklarını ogrenirseniz; artık onları kafirlere geri gondermeyin. Bunlar onlara helal degildir, onlar da bunlara helal olmazlar. Onların sarfettiklerini kendilerine geri verin. Mehirlerini verdiginiz zaman onlarla evlenmenizde bir vebal yoktur. Kafir kadınları nikahınızda tutmayın, sarfettiginizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah´ın hukmu budur. Aranızda O hukmeder. Ve Allah; Alim´ dir, Hakim´dir

[11] Eger eslerinizden kafirlere bir sey gececek olursa ve siz de galib durumda bulunursanız; esleri gidenlere sarfettikleri kadarını verin. Inandıgınız Allah´tan sakının

[12] Ey Peygamber; inanmıs kadınlar; Allah´a hic bir seyi ortak kosmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, cocuklarını oldurmemek, elleriyle ayakları arasından bir iftira duzup getirmemek, ma´rufu islemekte sana karsı gelmemek uzere biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et. Ve onlar icin Allah´tan magfiret dile. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[13] Ey iman edenler; Allah´ın kendilerine gazab ettigi bir kavim ile dost olmayın. Kafirlerin kabirdekilerden umidlerini kestikleri gibi, onlar da ahiretten umidlerini kesmislerdir

Saff

Surah 61

[1] Goklerde ne var, yerde ne varsa; Allah´ı tesbih eder. Ve O; Aziz´dir, Hakim´dir

[2] Ey iman edenler; yapmayacagınız seyi nicin soylersiniz

[3] Yapmayacagınızı soylemeniz; Allah katında buyuk bir gazaba sebep olur

[4] Muhakkak ki Allah; kendi ugrunda kenetlenmis bir duvar gibi saf halinde savasanları sever

[5] Hani Musa, kavmine demisti ki: Ey kavmim, nicin bana eziyet verirsiniz? Halbuki benim size gercekten Allah´ın rasulu oldugumu biliyorsunuz. Fakat onlar yoldan sapınca; Allah da onların kalblerini saptırmıstı. Ve Allah; fasıklar guruhunu hidayete erdirmez

[6] Hani Meryem oglu Isa da demisti ki: Ey Israilogulları; muhakkak ki ben, size Allah´ın peygamberiyim. Benden onceki Tevrat´ı dogrulayan ve benden sonra gelecek, adı Ahmed olacak bir peygamberi de mujdeleyenim. Ama o, kendilerine acık burhanlarla gelince; bu, apacık bir buyudur, dediler

[7] Islama cagrıldıgı halde. Allah´a karsı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Allah; zalimler guruhunu hidayete erdirmez

[8] Onlar, Allah´ın nurunu agızlarıyla sondurmek isterler. Halbuki kafirler istemeseler de; Allah, nurunu tamamlayacaktır

[9] Musrikler istemeseler de; dinini butun dinlere ustun kılmak icin peygamberlerini hidayet ve hak din ile gonderen O´dur

[10] Ey iman edenler; sizi, elim azabtan kurtaracak bir ticareti gostereyim mi size

[11] Allah´a ve peygamberine iman eder, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad ederseniz. Eger bilirseniz; bu sizin icin cok daha hayırlıdır

[12] O; sizin gunahlarınızı bagıslar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki guzel yerlere koyar. Iste en buyuk kurtulus budur

[13] Seveceginiz baska bir sey daha var; Allah katında yardım ve yakın bir fetih ve mu´minleri mujdele

[14] Ey iman edenler; siz Allah´ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oglu Isa, havarilere: Allah´a giden yolda benim yardımcılarım kimlerdir? deyince, havariler demislerdi ki: Biziz, Allah´ın yardımcıları. Israilogullarının bir takımı boylece inanmıs, bir takımı da kufretmisti. Nihayet Biz, o iman edenleri dusmanlarına karsı destekledik de boylece ustun geldiler

Cum'a

Surah 62

[1] Goklerde ne var, yerde ne varsa; hepsi Melik, Kuddus, Aziz, Hakim´i tesbih eder

[2] Ummiler arasından, kendilerine O´nun ayetlerini okuyan, onları temizleyen ve onlara kitabı ve hikmeti ogreten bir peygamber gonderen O´dur. Halbuki onlar; daha onceleri gercekten apacık bir sapıklık icindeydiler

[3] Onlardan baskalarına da. Ki henuz onlara katılmamıslardır. Ve O; Aziz´ dir, Hakim´dir

[4] Bu, Allah´ın lutfudur. Onu diledigine verir. Ve Allah; buyuk lutuf sahibidir

[5] Kendilerine Tevrat yukletildigi halde onu tasıyamayanların misali; koca koca kitablar tasıyan esegin misalidir. Allah´ın ayetlerini yalanlamıs olan kavmin durumu ne de kotudur. Ve Allah; zalimler guruhunu hidayete erdirmez

[6] De ki: Ey yahudiler; butun insanları bir yana bırakarak yalnız kendinizin mi Allah´ın dostları oldugunu iddia ediyorsunuz? Oyleyse bunda samimi iseniz olumu temenni edin

[7] Yaptıklarından dolayı olumu katiyyen temenni edemezler. Allah; zalimleri bilendir

[8] De ki: Gercekten sizin kacıp durdugunuz olume muhakkak yakalanacaksınız. Sonra da goruleni ve gorulmeyeni bilene donduruleceksiniz. O; size neler yaptıgınızı haber verecektir

[9] Ey iman edenler; cum´a gunu namaz icin cagrıldıgınız vakit, hemen Allah´ ın zikrine kosun ve alıs-verisi bırakın. Bilirseniz bu, sizin icin daha hayırlıdır

[10] Namaz bitince; yeryuzune dagılın. Ve Allah´ın lutfundan isteyin. Allah´ı cok zikredin ki felaha eresiniz

[11] Onlar bir tidaret veya bir oyun gordukleri zaman; seni ayakta bırakarak oraya yoneldiler. De ki: Allah´ın katında olan; oyun ve ticaretten daha hayırlıdır. Ve Allah; rızık verenlerin en hayırlısıdır

Münâfikûn

Surah 63

[1] Munafıklar sana geldiklerinde: Sehadet ederiz ki muhakkak sen, Allah´ın peygamberisin, derler. Allah da bilir ki; sen, elbette kendisinin peygamberisin. Allah; munafıkların suphesiz yalancılar olduklarına sehadet eder

[2] Onlar; yeminlerini kalkan edindiler de Allah´ın yolundan alıkoydular. Gercekten yaptıkları isler ne kotudur

[3] Bu, once iman edip sonra kufretmis olmalarındandır. Bunun uzerine kalbleri muhurlenmistir, artık hic anlamazlar

[4] Onlara baktıgında; govdeleri hosuna gider, konusurlarsa; sozlerini dinlersin. Onlar giydirilmis odunlar gibidir. Her gurultuyu kendi aleyhlerinde sanırlar. Dusman onlardır, sakın onlardan. Allah, canlarını alsın. Nasıl olup da donduruluyorlar

[5] Onlara; gelin, Allah´ın peygamberi sizin icin magfiret dilesin, denildigi zaman; baslarını cevirdiler. Ve sen, onların buyukluk taslayarak yuz cevirdiklerini gorursun

[6] Onlar icin magfiret dilesen de, magfiret dilemesen de birdir. Allah, onları katiyyen bagıslamayacaktır. Muhakkak ki Allah; fasıklar guruhunu hidayete erdirmez

[7] Onlar oyle kimselerdir ki; Allah´ın peygamberinin yanında bulunanlar icin hic bir sey infak etmeyin de dagılıp gitsinler, derler. Halbuki goklerin ve yerin hazineleri Allah´ındır. Ama o munafıklar, bunu anlamazlar

[8] Onlar; sayet Medine´ye donersen, andolsun ki; serefli ve kuvvetli olanlar, zayıf olanları oradan muhakkak cıkaracaktır, diyorlardı. Oysa izzet Allah´ ın, Peygamberinin ve mu´minlerindir. Fakat munafıklar, bunu bilmezler

[9] Ey iman edenler; mallarınız ve cocuklarınız, sizi Allah´ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa; onlar, husrana ugrayanların kendileridir

[10] Birinize olum gelip de; Rabbım, beni yakın bir sureye kadar geciktirsen de sadaka versem ve salihlerden olsam, diyecegi zaman gelmezden evvel, size rızık olarak verdigimizden infak edin

[11] Eceli gelince Allah; hic bir nefsi asla geri bırakmaz. Ve Allah; islediklerinizden haberdardır

Teğâbün

Surah 64

[1] Goklerde ne var, yerde ne varsa; hepsi Allah´ı tesbih ederler. Mulk O´ nundur, hamd O´na mahsustur. Ve O; her seye kadirdir

[2] Sizi yaratan O´dur. Boyle iken kiminiz kafir, kiminiz de mu´mindir. Allah; yaptıklarınızı gorur

[3] Gokleri ve yeri hak ile yaratmıstır. Size suret verip suretlerinizi en guzel sekilde yapmıstır. Donus, ancak O´nadır

[4] Goklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve acıga vurduklarınızı da bilir. Ve Allah; goguslerin ozunu bilendir

[5] Daha once kufredip de yaptıklarının karsılıgını tadanların haberi size gelmedi mi? Ve onlara elim bir azab vardır

[6] Bunun sebebi sudur: Peygamberleri onlara apacık deliller getiriyorlardı da onlar; bizi bir beser mi dogru yola goturecekmis? diyerek kufredip yuz cevirmislerdi. Allah ise hic bir seye muhtac olmadıgını gostermisti. Allah; Gani´dir, Hamid´dir

[7] Kufredenler; oldukten sonra katiyyen diriltilemeyeceklerini ileri surduler. De ki: Evet, Rabbıma andolsun ki; muhakkak diriltileceksiniz ve sonra yaptıklarınız size bildirilecektir. Ve bu, Allah´a gore pek kolaydır

[8] Su halde Allah´a, peygamberine ve indirdigimiz nura iman edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[9] Sizi toplanma gunu icin topladıgı gun; iste o gun, kimin aldandıgının acıga cıkacagı gundur. Kim, Allah´a inanır ve salih amel islerse; Allah onun kotuluklerini orter ve onu, altından ırmaklar akan, icinde ebediyyen kalacakları cennetlere sokar. Iste buyuk kurtulus budur

[10] Kufredip de ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; iste onlar, cehennem ashabıdırlar. Orada ebediyyen kalacaklardır. Ne kotu donus yeridir

[11] Allah´ın izni olmadıkca hic bir musibet isabet etmez. Kim de Allah´a inanırsa; onun kalbini dogruya goturur. Ve Allah; her seyi bilendir

[12] Allah´a itaat edin, peygambere itaat edin. Sayet yuz cevirecek olursanız; bilin ki peygamberimize dusen, apacık tebligdir

[13] Allah O´durki; O´ndan baska hic bir ilah yoktur. Ve mu´minler, yalnız Allah´a tevekkul etsinler

[14] Ey iman etmis olanlar; eslerinizin ve cocuklarınızın icinde size dusmanlık edenler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını baslarına kakmaz ve orterseniz; suphesiz ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[15] Dogrusu mallarınız ve cocuklarınız sizin icin bir imtihandır. Allah katında ise buyuk bir mukafat vardır

[16] Oyleyse, gucunuz yettigince Allah´tan korkun. Dinleyin, itaat edin ve kendinizin hayrına olarak infak edin. Kim de nefsinin cimriliginden korunursa; iste onlar, felaha erenlerin kendileridir

[17] Eger Allah´a guzel bir oduncle odunc verirseniz; onu sizin icin katkat arttırır ve sizi bagıslar. Allah; Sekur´dur, Halim´dir

[18] Goruleni ve gorulmeyeni bilendir. Aziz´dir, Hakim´dir

Talâk

Surah 65

[1] Ey Peygamber; kadınları bosayacagınız zaman, onları iddetleri icinde bosayın. Iddeti de sayın. Rabbınız olan Allah´tan korkun. Apacık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden cıkarmayın, kendileri de cıkmasınlar. Bunlar Allah´ın hudududur. Kim, Allah´ın hududunu asarsa; suphesiz kendine zulmetmis olur. Bilmezsin belki Allah, bunun ardından bir durum peyda ediverir

[2] Surelerini doldurdukları vakit; onları; ya ma´ruf ile tutun veya onlardan ma´ruf ile ayrılın. Icinizden adalet sahibi iki kisiyi de sahid tutun. Sahidligi, Allah icin yapın. Iste bu, Allah´a ve ahiret gunune iman etmekte olanlara verilen oguttur. Kim, Allah´tan korkarsa; ona bir cıkıs yolu ihsan eder

[3] Ve ona beklemedigi yerden rızık verir. Kim, Allah´a tevekkul ederse; O, kendisine yeter. Suphesiz ki Allah; emrini yerine getirendir. Gercekten Allah; her sey icin bir olcu var etmistir

[4] Kadınlarınızdan adetten kesilmis olanların iddetieger suphe edersenizuc aydır. Henuz adet gormemis olanlar da boyle. Gebe kadınların suresi ise; yuklerini vaz´etmeleridir. Kim, Allah´tan korkarsa; O, isinde bir kolaylık halkeder

[5] Bu, Allah´ın emridir. Onu size indirmistir. Kim, Allah´tan korkarsa; onun kusurlarını orter ve ecrini buyutur

[6] Onları, gucunuzun yettigi kadar ikamet ettiginiz yerin bir kısmında oturtun. Onları, sıkıntıya sokmak icin zarar vermeye kalkısmayın. Eger hamile iseler, yuklerini koyuncaya kadar nafakalarını verin. Sizin icin emzirirlerse; onlara, ucretlerini verin. Aranızda uygun bir sekilde anlasın. Eger gucluge ugrarsanız; cocugu bir baska kadın emzirir

[7] Eli genis olan; genisligine gore nafaka versin. Rızkı kendisine daraltılmıs bulunan da, nafakayı Allah´ın kendisine verdiginden versin. Allah kimseyi, kendisine verdiginden fazlasıyla yukumlu tutmaz. Allah; guclugun ardından bir kolaylık ihsan eder

[8] Rabbının ve onun peygamberlerinin emrinden uzaklasıp azmıs nice kasabalar halkı vardır ki; Biz onları siddetli bir hesaba cekmis ve gorulmemis azaba carptırmısızdır

[9] Onlar, yaptıklarının karsılıgını tatmıslardır. Islerinin sonu ise husran olmustur

[10] Allah, onlar icin siddetli bir azab hazırlamıstır. Ey iman eden akıl sahipleri, Allah´tan korkun. Allah; size gercekten bir zikir indirmistir

[11] Iman edip salih amel isleyenleri karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin, size Allah´ın apacık bildiren ayetlerini okuyan bir peygamber gonderdi. Kim Allah´a inanır ve salih amel islerse; onu, altlarından ırmaklar akan cennetlere girdirir, orada ebediyyen kalırlar. Allah; ona, gercekten guzel bir rızık vermistir

[12] Allah; yedi gogu ve yerden de o kadarını yaratmıs olandır. Allah´ın buyrugu bunlar arasında iner durur. Ki, Allah´ın gercekten her seye kadir oldugunu ve Allah´ın gercekten her seyi ilmiyle kusatmıs osdugunu bilesiniz

Tahrîm

Surah 66

[1] Ey Peygamber; eslerinin hosnudlugunu gozeterek Allah´ın sana helal kıldıgı seyi nicin kendine haram ediyorsun? Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

[2] Allah; yeminlerinizin cozulmesini size mesru kılmıstır. Allah sizin mevlanızdır. Ve O; Alim´dir, Hakim´dir

[3] Hani Peygamber; eslerinden birine, gizlice bir soz soylemisti. O, bunu haber verdi de Allah da bunu ona acıklayınca; bir kısmını bildirmis, bir kısmından da vazgecmisti. Artık bunu kendisine soyleyince; esi: Bunu sana kim bildirdi? demisti. Bana her seyi bilen, her seyden haberdar olan Allah haber verdi, demisti

[4] Eger her ikiniz de Allah´a tevbe ederseniz; gercekten kaymıs olan kalbleriniz duzelmis olur. Sayet ona karsı birbirinize destek olmaya kalkısırsanız; hic suphesiz Allah, onun mevlasıdır. Cebrail de, mu´minlerin salih olanı da, bunun ardından butun melekler de ona yardımcıdırlar

[5] Sayet o, sizi bosarsa; Rabbı ona sizden daha hayırlı, kendini Allah´a veren, inanan, boyun egen, tevbe eden, kulluk eden, oruc tutan dul ve bakire esler verir

[6] Ey iman edenler; kendinizi ve coluk cocugunuzu, yakacagı insanlar ve taslar olan atesten koruyun. Onun uzerinde iri govdeli, hasin tabiatlı melekler vardır. Ki onlar; Allah´ın kendilerine emrettigine katiyyen isyan etmezler. Ve emrolunduklarını yaparlar

[7] Ey kufredenler; bugun, ozur dilemeyin. Siz, ancak islediklerinizin karsılıgını gormektesiniz

[8] Ey iman edenler; Allah´a nasuh tevbesi ile tevbe edin. Umulur ki Rabbınız kotuluklerinizi orter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gun, Allah; peygamberini ve onunla beraber olan mu´minleri utandırmayacak. Onların nurları onlerinde ve saglarında kosacak; Rabbımız, ısıgımızı tamamla, bizi bagısla. Suphesiz ki Sen, her seye kadirsin, diyecekler

[9] Ey peygamber; kafirler ve munafıklarla savas, onlara karsı cetin ol. Onların varacagı yer cehennemdir. O, ne kotu donus yeridir

[10] Allah; kufredenlere Nuh´un karısıyla Lut´un karısını misal verdi. Onlar, kullarımızdan iki salih kulun nikahında iken hainlik ettiler de, onları Allah´tan hic bir seyle kurtaramadılar. O iki kadına; atese girenlerle beraber siz de girin, denildi

[11] Allah; iman edenlere de, Firavun´un karısını misal gosterdi. O; Rabbım, bana katında, cennette bir ev yap, beni Firavun´dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni zalimler guruhundan kurtar, demisti

[12] Mahrem yerini korumus olan Imran kızı Meryem´i de. Ona ruhumuzdan uflemistik de Rabbının sozlerini ve kitablarını tasdik etmisti. Ve o, gonulden itaat edenlerdendi

Mülk

Surah 67

[1] Sanı yucedir, butun mulk elinde olanın. Ve O; her seye kadirdir

[2] Hanginizin daha iyi amel isledigini denemek icin olumu ve hayatı yaratan O´dur. Ve O; Aziz´dir, Gafur´dur

[3] O ki; yedi gogu kat kat yaratmıstır. Sen Rahman´ın yaratmasında bir duzensizlik bulamazsın. Gozunu cevir de bak, bir aksaklık gorebilir misin

[4] Sonra gozunu iki kere daha cevir; goz umdugunu bulamayıp bitkin ve yorgun sana donecektir

[5] Andolsun ki; Biz, yere en yakın gogu kandillerle donattık. Onlarla seytanların taslanmasını sagladık. Ve onlara, cılgın alevli azabı hazırladık

[6] Rabblarına kufredenler icin de cehennem azabı vardır. Ne kotu donus yeridir

[7] Oraya atıldıklarında; onun kaynarken cıkardıgı ugultuyu isitirler

[8] Nerede ise ofkesinden catlayacak gibi olur. Her bir topluluk ona atıldıgında, bekcileri onlara sorarlar: Size bir uyarıcı gelmedi mi

[9] Onlar: Evet, dogrusu bize bir uyarıcı geldi, ama biz yalanladık ve: Allah, hic bir sey indirmemistir. Siz, buyuk bir sapıklık icindesiniz, dedik, derler

[10] Eger kulak vermis veya akletmis olsaydık, bu cılgın alevli ates halkı arasında bulunmazdık, derler

[11] Boylece gunahlarını itiraf ettiler. Yok olsun cılgın alevli cehennem ashabı

[12] Muhakkak ki gayb ile Rabblarından korkanlar, iste onlar icin, magfiret ve buyuk mukafat vardır

[13] Sozunuzu ister gizleyin, ister acıga vurun; muhakkak ki O, goguslerin ozunu bilendir

[14] Yaratan bilmez olur mu hic? Ve O; Latif´tir, Habir´dir

[15] Size yeryuzunu boyun egdiren O´dur. O halde onun sırtlarında yuruyun. O´ nun rızkından yiyin, nihayet donus O´nadır

[16] Gokte olanın; sizi yerin dibine gecirmesinden emin mi oldunuz? O zaman yer, sarsıldıkca sarsılır

[17] Yoksa gokte olanın; basınıza tas gondermesinden emin mi oldunuz? Benim tehdidimin nasıl oldugunu yakında bileceksiniz

[18] Andolsun ki; onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Beni inkar nasılmıs

[19] Onlar; uzerlerinde kanat cırpan sıra sıra kusları gormezler mi? Onları Rahman´dan baskası tutmuyor. Muhakkak ki O; her seyi gorendir

[20] Rahman´dan baska size yardımda bulunacak ordunuz kimdir? Kafirler sadece gurur icindedirler

[21] Eger O; rızkınızı tutup kesiverecek olursa, size rızık verecek kimdir? Hayır, onlar; azgınlık ve nefret icinde direnip durmaktadırlar

[22] Yuzukoyun surunen mi daha cok hidayettedir, yoksa dogru yolda dupeduz yuruyen mi

[23] De ki: Sizi yaratan ve sizler icin kulaklar, gozler ve kalbler var eden O´dur. Ne de az sukrediyorsunuz

[24] De ki: Sizi yeryuzunde yaratıp yayan O´dur. Ve O´na toplanıp goturuleceksiniz

[25] Derler ki: Dogru sozluler iseniz, bildirin ne zamandır bu vaad

[26] De ki: Bilgi; ancak Allah katındadır. Ve ben sadece apacık bir uyarıcıyım

[27] Onu yaklasırken gordukleri vakit, kufredenlerin yuzleri burustu. Ve: Sizin isteyip durdugunuz iste budur, denildi

[28] De ki: Beni ve benimle beraber bulunanları, Allah helak eder veya esirgerse; kafirleri, elim bir azabdan kurtaracak olan kimdir

[29] De ki: O, Rahman´dır. Biz, O´na inandık ve O´na tevekkul ettik. Kimin apacık bir sapıklıkta oldugunu yakında bileceksiniz

[30] De ki: Eger suyunuz yerin dibine batarsa, soyleyin; size kim temiz bir su kaynagı getirebilir

Kalem

Surah 68

[1] Nun. Kaleme ve onunla yazılanlara andolsun ki

[2] Sen, nimeti sayesinde bir deli degilsin

[3] Dogrusu senin icin tukenmeyen bir mukafat vardır

[4] Muhakkak ki sen; buyuk bir ahlak uzerindesin

[5] Yakında sen de goreceksin, onlar da gorecekler

[6] Hanginizin aklından zoru oldugunu

[7] Muhakkak ki senin Rabbın; kendi yolundan sapanları cok iyi bilir. Ve O, hidayete erevleri de en iyi bilendir

[8] Oyleyse sen; yalanlayanlara uyma

[9] Onlar isterler ki; sen yumusak davranasın da kendileri de yumusaklık gostersinler

[10] Sen; yemin edip duran, izzet-i nefsi bulunmayana uyma

[11] Daima ayıplayan ve laf getirip goturene

[12] Durmadan hayra engel olana, haddi asana, cok gunahkara

[13] Kaba, hasin ve bunlardan baska da kulagı kesik olana

[14] Mal ve ogullar sahibi olmus diye

[15] Ayetlerimiz ona okundugu zaman; oncekilerin masalları, der

[16] Biz, onun burnunu yakında yere surtecegiz

[17] Biz; vaktiyle o bahce sahiplerini denedigimiz gibi bunları da denedik. Hani sabah olunca; onu mutlaka devsireceklerine ve biceceklerine yemin etmislerdi

[18] Bir istisna da yapmıyorlardı

[19] Ama onlar, daha uykuda iken; Rabbının katından gonderilen bir salgın onu sardı da

[20] O, kupkuru kesildi

[21] Sabah erken birbirlerine seslendiler

[22] Mahsullerinizi devsirecekseniz erkence cıkın, diye

[23] Ve gizli gizli konusarak yuruyorlardı

[24] Sakın bugun hic bir yoksul cıkmasın karsınıza ve oraya girmesin, diye

[25] Gucleri yetermis gibi erkenden gittiler

[26] Onu gorduklerinde dediler ki: Herhalde biz yanlıs geldik

[27] Hayır, belki de biz mahrum bırakıldık

[28] Ortancaları dedi ki: Ben size demedim mi? Tesbih etmeli degil miydiniz

[29] Dediler ki: Tesbih ederiz Seni Rabbımız, gercekten biz, zalimlerden olmusuz

[30] Simdi birbirlerini yermeye basladılar

[31] Dediler ki: Yazıklar olsun bize, dogrusu biz; azgınlardanmısız

[32] Belki Rabbımız bize bundan daha iyisini verir. Dogrusu biz; artık Rabbımızdan dilemekteyiz

[33] Azab iste boyledir. Fakat ahiret azabı elbet daha buyuktur. Keski bilmis olsalardı

[34] Muhakkak ki muttakiler icin, Rabbları katında Naim cennetleri vardır

[35] Biz; muslumanları suclular gibi tutar mıyız hic

[36] Ne oluyor size, nasıl hukmediyorsunuz

[37] Yoksa size mahsus bir kitab var da ondan mı okuyorsunuz

[38] Sectikleriniz herhalde orada olacaktır

[39] Yoksa kıyamet gunune kadar surup gidecek ahidler mi var aleyhimizde? Muhakkak ki hukmettikleriniz sizin olacaktır

[40] Sor onlara; hangisi bunu uzerine alacak

[41] Yoksa onların ortakları mı var? Oyleyse ortaklarını da getirsinler. Eger sadıklardan iseler

[42] O gun; baldırlar acılır ve secdeye cagrılırlar. Ama buna guc yetiremezler

[43] Gozleri donmus olarak, ygzlerini zillet burur. Halbuki kendileri sapa* saglam oldukları vakit secdeye cagırılmıslardı

[44] Bu sozu yalanlayanları Bana bırak. Biz; onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir yonden derece derece azaba yaklastıracagız

[45] Ben; onlara muhlet veriyorum. Benim tuzagım muhakkak saglamdır

[46] Yoksa sen, onlardan bir ucret istiyorsun da agır bir borc altında mı kalmıslardır

[47] Yoksa gayb kendilerinin katında mıdır da ondan yazıyorlar

[48] Sen; Rabbının hukmune sabret ve balık sahibi gibi olma. Hani o; gamla dolu olarak, Rabbına seslenmisti

[49] Rabbının katında ona bir nimet erismis olmasaydı; mutlaka o, kınanmıs olarak cıplak bir yere atılacaktı

[50] Rabbı, onu secti de salihlerden kıldı

[51] Dogrusu o kufredenler, zikri isittiklerinde, az kalsın seni gozleriyle yiyeceklerdi. Ve o, mutlaka bir delidir, diyorlardı

[52] Halbuki o, alemler icin ogutten baska bir sey degildir

Hâkka

Surah 69

[1] Gerceklesecek olan

[2] Nedir o gerceklesecek olan

[3] Hangi sey bildirdi sana, gerceklesecek olanın ne oldugunu

[4] Semud ve Ad, tepelerine inecek olanı yalanladılar

[5] Bu sebeple Semud, azgın bir sesle helak edildiler

[6] Ad´a gelince; onlar da ugultulu, azgın bir fırtına ile helak edildiler

[7] Onların kokunu kesmek icin, uzerlerine yedi gece sekiz gun, ruzgarı estirdi. Halkın, kokunden sokulmus hurma kutukleri gibi yere yıkıldıgını gorurdun

[8] Simdi onlardan geri kalan bir sey goruyor musun

[9] Firavun da, ondan oncekiler de ve altust olmus kasabalar da hep sucla gelmislerdi

[10] Rabblarının elcisine isyan etmislerdi. Bunun uzerine O da kendilerini gittikce artan bir siddetle yakalayıverdi

[11] Gercekten su bastıgı zaman sizi; Biz, tasıdık gemide

[12] Ki bunu sizin icin bir ogut ve ibret yapalım. Ve anlayıslı kulaklar anlasın diye

[13] Sur´a bir ufuruldugunde

[14] Yer ile daglar kaldırılıp bir vurusla birbirine carpıldıgında

[15] Iste o gun; olan olmustur

[16] Gok de yarılmıs ve o gun bitkin bir hale gelmistir

[17] Melekler ise onun cevresindedirler. Ve o gun; Rabbının Ars´ını, onların da ustunde sekiz tanesi yuklenir

[18] O gun; siz, huzura alınırsınız. Ve hic bir seyiniz gizli kalmaz

[19] Kitabı sagından verilmis olan der ki: Alın, iste okuyun kitabımı

[20] Dogrusu ben, bir hesablasma ile karsılasacagımı sanıyordum

[21] Iste o, hos bir hayat icindedir

[22] Yuksek bir cennette

[23] Ki, meyveleri sarkmıstır

[24] Gecmis gunlerde pesinen islediklerinize karsılık afiyetle yeyin, icin

[25] Kitabı solundan verilmis olana gelince; der ki: Keski kitabım bana verilmeseydi

[26] Hesabımın da ne oldugunu bilmeseydim

[27] Keski bu is son bulmus olsaydı

[28] Malım hic fayda vermedi bana

[29] Gucum de yok olup gitti benden

[30] Tutun onu da baglayın

[31] Sonra cehenneme salın onu

[32] Sonra da onu, boyu yetmis arsın olan zincire vurun

[33] Cunku o, yuce Allah´a inanmazdı

[34] Ve yoksulu doyurmaktan hoslanmazdı

[35] Onun icin bugun burada kendisine bir acıyan yoktur

[36] Gıslin´den baska yiyecek de yoktur

[37] Onu ancak gunahkarlar yer

[38] Gorebildiginize yemin ederim ki

[39] Ve goremediklerinize de

[40] Muhakkak o; serefli bir elcinin kat´i sozudur

[41] Ve o, bir sair sozu degildir. Ne de az inanıyorsunuz

[42] Bir kahin sozu de degildir. Ne de az dusunuyorsunuz

[43] Alemlerin Rabbından indirilmedir

[44] Eger o; bazı sozleri Bize karsı buna katmıs olsaydı

[45] Elbette Biz; onu, kuvvetle yakalardık

[46] Sonra da, hic suphesiz onun sah damarını koparırdık

[47] O zaman sizden hic biriniz de buna engel olamazdınız

[48] Dogrusu o; muttakiler icin bir oguttur

[49] Icinizde yalanlayanlar bulundugunu Biz de bilmekteyiz

[50] Ve muhakkak ki o; kafirler icin bir uzuntudur

[51] Hic suphesiz ki o; kesin gercektir

[52] Oyleyse Rabbını, o buyuk adıyla tesbih et

Me'âric

Surah 70

[1] Isteyen birisi, inecek azabı istedi

[2] O; kafirler icindir ve onu engelleyecek yoktur

[3] Derecelere sahip, Allah katındandır

[4] Melekler de, ruh da miktarı ellibin yıl olan bir gunde ona yukselip cıkarlar

[5] Oyleyse Sen, guzel guzel sabret

[6] Dogrusu onlar; bunu uzak goruyorlar

[7] Biz ise; onu, yakın gormekteyiz

[8] O gun gok, erimis maden gibi olur

[9] Daglar ise atılmıs pamuk gibi

[10] Hic bir yakın bir yakınını sormaz

[11] Yalnız birbirine gosterilirler. Suclu kisi; o gunun azabından kurtulmak icin ogullarını feda etmek ister

[12] Esini ve kardesini

[13] Kendisini barındırmıs olan sulalesini

[14] Ve yeryuzunde bulunan herkesi. Ki nihayet kendisini kurtarsın

[15] Fakat ne mumkun, cunku o; halis alevdir

[16] Deriyi soyup kavurandır

[17] Yuz cevirip arkasına doneni cagırır

[18] Malını toplayıp kap icinde saklayanı da

[19] Gercekten insan; hırsına duskun yaratılmıstır

[20] Basına bir fenalık gelince, feryadı basandır

[21] Kendisine bir hayır dokununca da cok cimridir

[22] Ancak namaz kılanlar mustesna

[23] Onlar ki; namazlarında daimdirler

[24] Ve onlar ki; mallarında belirli bir hak vardır

[25] Dilenen ve yoksula

[26] Onlar ki; din gununu dogrularlar

[27] Ve onlar ki; Rabblarının azabından korkarlar

[28] Dogrusu onlar, Rabblarının azabından guvende degildirler

[29] Ve onlar ki; mahrem yerlerini korurlar

[30] Ancak esleri ve sag ellerinin malik oldukları mustesna. Dogrusu onlar, bunun icin kınanacak degildirler

[31] Kim de bundan otesini ararsa; iste onlar, haddi asanların kendileridir

[32] Ve onlar ki; emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler

[33] Ve onlar ki; sahidliklerini geregi gibi yaparlar

[34] Ve onlar ki; namazlarını muhafaza ederler

[35] Iste bunlar; cennetlerde ikram olunanlardır

[36] O kufredenlere ne oluyor ki; gozlerini sana dogru dikip bakmaktadırlar

[37] Sagdan ve soldan halka halka olarak

[38] Onlardan herkes Naim cennetine konulacagını mı umuyor

[39] Hayır. Dogrusu Biz; onları, bilip durdukları seyden yarattık

[40] Doguların ve Batıların Rabbına yemin ederim ki, suphesiz Biz; gucu yetenleriz

[41] Ki onların yerine kendilerinden daha iyilerini getirelim. Ve Biz, onune gecilecekler de degiliz

[42] Bırak onları, kendilerine vaadolunan gune kavusuncaya kadar dalıp oynasınlar

[43] O gun; onlar, dikili taslara dogru kosuyorlarmıs gibi, kabirlerden cabuk cabuk cıkarlar

[44] Gozleri donmus, yuzlerini zillet burumus olarak. Iste bu; onlara vaad olunan gundur

Nûh

Surah 71

[1] Dogrusu Biz; Nuh´u kavmine gonderdik. Kendilerine elim bir azab gelmezden once kavmini uyar, diye

[2] Dedi ki: Ey kavmim; suphesiz ben, sizin icin apacık bir uyarıcıyım

[3] Allah´a ibadet edesiniz, O´ndan sakınasınız ve bana itaat edin, diye

[4] Ta ki, gunahlarınızı size bagıslasın ve sizi belli bir sureye kadar geciktirsin. Muhakkak ki Allah´ın suresi gelince geri bırakılmaz. Keski bilseydiniz

[5] Dedi ki: Rabbım; dogrusu ben, kavmimi gece gunduz davet ettim

[6] Ne var ki benim davetim; sadece benden uzaklasmalarını artırdı

[7] Dogrusu ben; Senin onları bagıslaman icin kendilerini davet ettigim her seferinde, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine burunduler, direndiler ve buyuklendikce buyuklendiler

[8] Sonra ben; onları gercekten acıkca cagırdım

[9] Sonra onlara; acıktan acıga ve gizliden gizliye soyledim

[10] Dedim ki: Rabbınızdan magfiret dileyin. Muhakkak ki O Gaffar olandır

[11] Ta ki size, gokten bol yagmur salıversin

[12] Ve sizi mallar ve ogullarla desteklesin, sizin icin bahceler var etsin ve ırmaklar akıtsın

[13] Ne oluyorsunuz ki siz, buyuklugu Alla´a yakıstıramıyorsunuz

[14] Halbuki O; sizi merhalelerden gecirerek yaratmıstır

[15] Gormediniz mi, Allah´ın gogu yedi kat olarak nasıl yarattıgını

[16] Aralarında aya aydınlık vermis, gunesi bir kandil kılmıstır

[17] Ve Allah; sizi, yerden ot bitirir gibi bitirmistir

[18] Sonra sizi; oraya dondurur ve sizi bir cıkarılısla cıkarır

[19] Ve Allah; yeryuzunu sizin icin bir dosek kılmıstır

[20] Genis yollarında gezip dolasasınız, diye

[21] Nuh dedi ki: Rabbım dogrusu bunlar, bana isyan ettiler. Malı ve cocugu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular

[22] Buyuk buyuk duzenler kurdular

[23] Ve dediler ki: Sakın tanrılarınızı bırakmayın. Vedd, Suva´, Yegus, Yeuk ve Nesr´den asla vazgecmeyin

[24] Boylece bir cogunu saptırdılar. Zalimlere sapıklıktan baska bir seyi artırma

[25] gunahlarından dolayı bunlar suda boguldular, atese sokuldular ve Allah´ tan baska yardımcı da bulamadılar

[26] Nuh dedi ki: Rabbım; kafirlerden yeryuzunde yurd tutan hic bir kimse bırakma

[27] Cunku Sen onları bırakırsan; kullarını saptırırlar. Kotuden ve oz kafirden baska da evlat dogurmazlar

[28] Rabbım; beni, anamı, babamı, inanmıs olarak evime gireni, mu´min erkekleri ve mu´min kadınları bagısla. Zalimlerin de helakinden baska bir seyini artırma

Cinn

Surah 72

[1] De ki: Bana vahyolundu ki; cinnlerden bir topluluk onu dinlemis ve; dogrusu biz, hayrete dusuren bir Kur´an dinledik, demislerdir

[2] O, dogru yola iletiyor. Biz de ona iman ettik. Ve Rabbımıza hic bir seyi sirk kosmayacagız

[3] Muhakkak ki Rabbımızın sanı yucedir. O; es ve cocuk edinmemistir

[4] Dogrusu bizim beyinsizimiz; Allah´a karsı yalanlar soyluyormus

[5] Dogrusu oyle zannettik ki; insanlar ve cinnler Allah´a karsı asla yalan soylemezler

[6] Dogrusu insanlardan bazı kimseler; cinnlerden bir takım kimselere sıgınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı

[7] Dogrusu onlar da sizin sandıgınız gibi, Allah´ın yeniden kimseyi diriltemeyecegini sandılar

[8] Dogrusu biz; gogu yokladık da, onu sert bekciler ve alevlerle doldurulmus bulduk

[9] Dogrusu biz; gogun dinlenebilecegi bir yerinde oturmustuk; ama simdi kim onu dinleyecek olursa, kendisini gozetleyen bir alev buluyor

[10] Dogrusu biz bilmiyoruz; yeryuzunde onlara kotuluk mu dilenmistir, yoksa Rabbları onlara iyilik mi dilemistir

[11] Gercekten aramızda salihler de vardır ve bundan asagı olanlar da. Biz, turlu turlu yollara ayrılmısız

[12] Dogrusu biz, yeryuzunde kalsak da Allah´ı aciz bırakamayacagımızı, kacsak da O´nu asla aciz bırakamayacagımızı anladık

[13] Dogrusu biz, hidayeti isittigimizde ona inandık. Kim Rabbına iman ederse; o, ecrinin eksiltilmesinden ve kendisine haksızlık edilmesinden korkmaz

[14] Icimizden teslim olanlar da vardır, kendilerine yazık edenler de. Kim teslim olursa; iste onlar, dogru yolu aramıs olanlardır

[15] Kendilerine yazık edenlere gelince; onlar da cehenneme odun oldular

[16] Sayet onlar, yol uzerinde istikameti bulmus olsalardı; onlara bol bol su icirirdik

[17] Ki onları bununla tecrube edelim. Kim Rabbının zikrinden yuz cevirirse; onu, gittikce artan bir azaba ugratır

[18] Muhakkak ki mescidler, Allah icindir. Oyleyse Allah ile beraber baskasına ibadet etmeyin

[19] Dogrusu Allah´ın kulu, kalkıp O´na yalvarınca; neredeyse cevresinde kece gibi oluyorlardı

[20] De ki: Ben; ancak Rabbıma yalvarırım. Ve O´na hic kimseyi ortak kosmam

[21] De ki: Ben; size zarar vermeye de, iyilik yapmaya da muktedir degilim

[22] De ki: Dogrusu kimse beni, Allah´a karsı savunamaz. Ve ben, O´ndan baska bir sıgınak da bulamam

[23] Benim vazifem; ancak Allah katından olanı ve O´nun risaletlerini teblig etmektir. Kim, Allah´a ve Rasulune isyan ederse; muhakkak ki onun icin, cehennem atesi vardır. Orada ebediyyen kalacaklardır

[24] Nihayet kendilerine vaadedilenleri gordukleri zaman, kimin yardımcısının daha zayıf ve sayıca daha az oldugunu bileceklerdir

[25] De ki: Size vaadedilen yakın mıdır, yoksa Rabbım onu uzun sureli mi kılmıstır bilemiyorum

[26] Gaybı bilendir. Gaybını kimseye acıklamaz

[27] Ancak begenip sectigi bir peygamber mustesnadır. Cunku onun onunden ve ardından gozculer koyar

[28] Ta ki Rabblarının risaletlerini, gercekten teblig etmis olduklarını bilsin. Onların yaptıklarını kusatmıs ve her seyi bir sayı ile saymıstır

Müzzemmil

Surah 73

[1] Ey ortusune burunen

[2] Gecenin birazı mustesna kalk

[3] Yarısından veya ondan biraz eksilt

[4] Yahut biraz artır ve Kur´an´ı yavas yavas oku

[5] Muhakkak ki Biz; sana, agır bir soz vahyedecegiz

[6] Muhakkak ki gece kalkısı, daha tesirli ve o zaman okumak daha elverislidir

[7] Muhakkak ki gunduzde; seni, uzun uzun alıkoyacak isler vardır

[8] Rabbının adını zikret, her seyi bırakıp yalnız O´na yonel

[9] Dogunun ve Batının Rabbıdır. O´ndan baska ilah yoktur. Oyleyse onu vekil edin

[10] Onların soylediklerine sabret ve yanlarından guzellikle ayrıl

[11] Nimet sahibi olan o yalancıları Bana bırak. Ve onlara biraz muhlet ver

[12] Muhakkak ki katımızda, agır boyunduruklar ve cehennem var

[13] Bogazı tıkayan bir yiyecek ve elim bir azab var

[14] O gun; yeryuzu ve daglar sarsılır. Ve daglar yumusak kum yıgını haline gelir

[15] Dogrusu Biz; Firavun´a bir peygamber gondedrigimiz gibi, size de uzerinize sehadet edecek bir peygamber gonderdik

[16] Fakat Firavun, o peygambere isyan etti. Biz de onu agır bir yakalayısla yakaladık

[17] Eger kufrederseniz; gencleri yaslı kılan bir gunden nasıl korunabileceksiniz

[18] Gok, onunla yarılmıs ve O´nun vaadi yerini bulmustur

[19] Muhakkak ki bu; bir oguttur. Dileyen, Rabbına dogru bir yol edinir

[20] Suphesiz ki Rabbın; senin, gecenin ucte ikisi, yarısı ve ucte biri icinde kalktıgını bilir. Seninle beraber olan bir toplulugun da. Gece ve gunduzu Allah, takdir eder. Sizin onu sayamayacagınızı bildiginden tevbenizi kabul etmistir. Oyleyse Kur´an´dan kolayınıza geleni okuyun. Icinizden hasta olacakları, Allah´ın lutfundan aramak uzere yeryuzunde dolasacak olanları ve Allah yolunda savasacak olanları suphesiz ki Allah bilir. O halde ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah´a guzel bir odunc verin. Kendiniz icin hayırdan ne takdim ederseniz; Allah katında onu mukafat bakımından daha buyuk ve daha hayırlı olarak bulursunuz. Ve Allah´tan magfiret dileyin. Muhakkak ki Allah; Gafur´dur, Rahim´dir

Müddessir

Surah 74

[1] Ey ortuye burunen

[2] Kalk ve uyar

[3] Rabbını da tekbir et

[4] Elbiselerini temiz tut

[5] Kotu seylerden ise sakın

[6] Cok gorerek basa kakma

[7] Rabbın icin sabret

[8] Sur´a uflendiginde

[9] Iste o gun, zorlu bir gundur

[10] Kafirler icin hic de kolay degildir

[11] Bırak Beni ve yarattıklarımı tek basına

[12] Kendisine bol bol mal verdigimi

[13] Gorulen ogullar verdigimi

[14] Ve onun icin yaydıkca yaydıgımı

[15] Sonra daha da artırmamı umar o

[16] Hayır; cunku o, ayetlerimize karsı bir inatcı kesildi

[17] Ben; onu sarp bir yokusa sardıracagım

[18] Dogrusu o, dusundu ve olcup bicti

[19] Canı cıkası, nasıl da olcup bicti

[20] Sonra yine canı cıkası nasıl da oscup bicti

[21] Sonra baktı

[22] Sonra kaslarını cattı, suratını astı

[23] Sonra da sırt cevirip buyukluk tasladı

[24] Ve dedi ki: Bu; sadece ogretilegelen bir buyudur

[25] Bu; ancak bir insan sozudur

[26] Ben, onu Sekar´a yaslayacagım

[27] Sekar´ın ne oldugunu bilir misin sen

[28] O, ne geri bırakır, ne de azabdan vazgecer

[29] Deriyi kavurandır

[30] Onun uzerinde ondokuz vardır

[31] Cehennem bekcilerini yalnız meleklerden kıldık. Onların sayılarını da ancak kufretmis olanlar icin bir fitne kıldık. Ki kendilerine kitab verilmis olanlar, kesin bilgi sahibi olsunlar. Iman edenlerin de imanları artsın. Kendilerine kitab verilmis olanlar ve mu´minler kuskuya dusmesinler. Bir de kalblerinde hastalık bulunanlarla kafirler: Bununla Allah neyi kasdetmis? desinler. Iste boyle Allah, diledigini saptırır, diledigini hidayete erdirir. Rabbının ordularını ancak kendisi bilir. Bu, ancak insanlara bir oguttur

[32] Hayır, andolsun aya

[33] Donup geldiginde geceye

[34] Agardıgında sabaha

[35] Muhakkak ki o, buyuklerden biridir

[36] Insanlar icin uyarıcıdır

[37] Icinizden one gecmek veya geri kalmak isteyenler icin

[38] Her nefis kazandıgı ile baglıdır

[39] Ancak sagcılar mustesna

[40] Cennetlerdedirler. Sorarlar

[41] Suclulara

[42] Nedir sizi Sekar´a surukleyen

[43] Derler ki: Biz, namaz kılanlardan degildik

[44] Yoksulu doyurmazdık

[45] Dalanlarla birlikte biz de dalardık

[46] Ve din gununu yalanlardık

[47] Nihayet olum bize gelip cattı

[48] Artık onlara, sefaatcıların sefaatı fayda vermez

[49] O halde bunlara ne oluyor ki ogutten yuz ceviriyorlar

[50] Urkek yaban esekleri gibi

[51] Urkmus olan, arslandan

[52] Hayır, onlardan her biri, onune acılıvermis sahifeler verilmesini ister

[53] Hayır, dogrusu onlar, ahiretten korkmuyorlar

[54] Hayır, muhakkak ki o, bir oguttur

[55] Kim isterse; ondan ogut alır

[56] Allah dilemedikce ogut alamazlar. O, takvaya ehildir, magfirete ehildir

Kıyâme

Surah 75

[1] Kıyamet gunune yemin ederim

[2] Nedamet ceken nefse yemin ederim

[3] Insan zanneder mi ki Biz; onun kemiklerini bir araya toplayamayız

[4] Evet, Biz parmak uclarını bile duzeltmeye kadiriz

[5] Fakat insan, onundekini yalanlamak ister de

[6] Kıyamet gunu de ne zamanmıs? diye sorar

[7] Goz kamastıgında

[8] Ay tutuldugunda

[9] Gunes ve ay bir araya getirildiginde

[10] O gun, insan; kacacak yer nerede? der

[11] Hayır, hic bir sıgınak yoktur

[12] O gun, herkesin duracagı yer, ancak Rabbının huzurudur

[13] O gun, onde ve sonda ne yaptıysa insana bildirilir

[14] Daha dogrusu insan, kendi kendinin sahididir

[15] Ma´zeretlerini sayıp dokse de

[16] Onu acele etmen icin dilini onunla beraber oynatma

[17] Suphesiz onu toplamak ve okutmak Bize aittir

[18] Oyleyse Biz, onu okudugumuz vakit; sen, onun okunusunu dinle

[19] Sonra suphesiz onu acıklamak da Bize aittir

[20] Hayır, bilakis siz, cabuk geceni seversiniz

[21] Ve ahireti bırakırsınız

[22] Bir takım yuzler o gun parlayacak

[23] Rabblarına bakacaklardır

[24] Bir takım yuzler de asıktır

[25] Belkemiginin kırılacagını anlar

[26] Dikkat edin, koprucuk kemigine bir dayandıgı zaman

[27] Care bulacak kim? denir

[28] Ve ayrılık vaktinin geldigini anlar

[29] Bacak da bacaga dolasır

[30] O gun; sevk, yalnız Rabbınadır

[31] Tasdik etmemisti, namaz da kılmamıstı

[32] Fakat yalanlamıs, yuz cevirmisti

[33] Sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmisti

[34] Yazıklar olsun sana, yazıklar

[35] Yine yazıklar olsun sana, yazıklar

[36] Insan kendisinin basıbos bırakılacagını mı sanır

[37] O, akıtılan bir meni damlası degil miydi

[38] Sonra kan pıhtısı olmus; sonra, onu insan bicimine koyup yaratmıs ve duzeltmistir

[39] Ve ondan erkek, disi iki cins yaratmıstır

[40] Simdi O; oluleri diriltmeye kadir degil midir

İnsan

Surah 76

[1] Insanın uzerinden, dehrden bir zaman gecmistir ki o, henuz anılmaya deger bir sey bile degildi

[2] Dogrusu Biz; insanı katısık bir damla sudan yaratmısızdır. Onu deneriz. Bu sebeple onu, isitici ve gorucu yaptık

[3] Gercekten Biz; ona yolu gosterdik. Buna kimisi sukreder, kimisi de kufur

[4] Gercekten Biz; kafirler icin zincirler, demir halkalar ve alevlendirilmis bir ates hazırladık

[5] Suphesiz iyiler, kafur katılmıs dolu bir kaseden icerler

[6] Bu; yalnız Allah´ın kullarının, tasıra tasıra icebilecegi bir pınardır

[7] Onlar; adagı yerine getirirler. Ve serri yaygın olan bir gunden korkarlar

[8] Onlar; yoksula, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler

[9] Biz; sizi, ancak Allah rızası icin doyuruyoruz. Sizden bir karsılık ve tesekkur beklemiyoruz

[10] Dogrusu Biz; suratları astırdıkca astıracak bir gunde Rabbımızdan korkarız

[11] Allah da onları, o gunun serrinden korumustur. Ve onlara bir guzellik, bir sevinc vermistir

[12] Sabretmelerine karsılık, onları cennet ve ipekle mukafatlandırmıstır

[13] Orada tahtlara yaslanırlar, ne yakıcı sıcak ne de dondurucu soguk gormezler

[14] Meyve agaclarının golgeleri uzerlerine sarkmıs ve meyveleri de asagı egdirilmistir

[15] Cevrelerinde gumus kupalar ve billur kaseler dolastırılır

[16] Billurları gumus gibi parlaktır. Mikdarını onlar takdir etmistir

[17] Orada karısımı zencefil olan bir kadehten de icirilirler

[18] Orada bir pınardır ki, Selsebil adı verilir

[19] Cevrelerinde olumsuz gencler dolasır ki; onları gordugunde sacılmıs bir inci sanırsın

[20] Nereye baksan; orada bir nimet ve buyuk bir mulk gorursun

[21] Uzerlerinde ince, yesil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gumusten bileziklerle suslenmislerdir. Rabbları onlara tertemiz bir icecek icirmistir

[22] Iste bu, sizin islediklerinize karsılık oldu. Sa´yiniz meskur olmustur

[23] Muhakkak ki Kur´an´ı sana indiren Biziz, Biz

[24] Oyleyse Rabbının hukmune sabret ve onlardan hic bir gunahkara veya inkarcıya itaat etme

[25] Sabah aksam Rabbının adını zikret

[26] Geceleyin O´na secde et. Ve geceleri uzun uzun O´nu tesbih et

[27] Dogrusu bunlar; cabucak geceni severler de, o cetin gunun arkalarına bırakırlar

[28] Biz yarattık onları ve mafsallarını da Biz pekistirdik. Dilersek onları benzerleri ile degistiriveririz

[29] Suphesiz ki bu, bir oguttur. Dileyen Rabbına bir yol tutar

[30] Allah dilemedikce, siz dileyemezsiniz. Muhakkak ki Allah; Alim, Hakim olandır

[31] Diledigini rahmetine girdirir. Zalimlere, iste onlara; elem verici bir azab hazırlamıstır

Mürselât

Surah 77

[1] Andolsun birbiri ardınca gonderilenlere

[2] Siddetle esip kostukca kosanlara

[3] Veya yaydıkca yayanlara

[4] Boylece ayırdıkca ayıranlara

[5] Zikri getirenlere

[6] Ma´zeret ve uyarı icin

[7] Size vaadedilen mutlaka olacaktır

[8] Yıldızlar sonduruldugu zaman

[9] Gok yarıldıgı vakit

[10] Daglar atıldıgı zaman

[11] Peygamberlerin vakti geldigi zaman

[12] Hangi gune ertelenmisti

[13] Hukum gunune

[14] Hukum gununu hangi sey bildirdi sana

[15] O gun; yalanlayanların vay haline

[16] Oncekileri Biz helak etmedik mi

[17] Ardından sonrakileri de onların arkasına takacagız

[18] Iste Biz; boylr yaparız sucluları

[19] O gun; yalanlayanların vay haline

[20] Sizi bayagı bir sudan, Biz yaratmadık mı

[21] Onu saglam bir yere yerlestirdik

[22] Belli bir sureye kadar

[23] Bunu Biz takdir ettik, ne guzel takdir edenleriz Biz

[24] Vay haline o gun, yalanlayanların

[25] Biz; yeryuzunu toplantı mahalli kılmadık mı

[26] Olulere de, dirilere de

[27] Orada yuksek ve sabit daglar var edip tatlı sular icirmedik mi size

[28] Vay haline o gun, yalanlayanların

[29] Varın yalanlayıp durdugunuz seye gidin

[30] Uc kollu golgeye gidin

[31] Golge yapmaz ve alevden korumaz

[32] O; her biri bir saray gibi kıvılcımlar atar

[33] Ve her biri sanki birer sarı erkek devedir

[34] Vay haline o gun, yalanlayanların

[35] Bu; onların konusamayacakları gundur

[36] Onlara izin de verilmez ki ozur dilesinler

[37] Vay haline o gun, yalanlayanların

[38] Iste bu; sizleri ve oncekileri topladıgımız hukum gunudur

[39] Eger Bana karsı bir duzeniniz varsa; onu hemen kurun

[40] Vay haline o gun, yalanlayanların

[41] Muhakkak ki muttakiler, golgeliklerde ve pınarlardadırlar

[42] Ve canlarının istediginden meyveler

[43] Islediklerinize karsılık afiyetle yeyin, icin

[44] Suphesiz ki Biz; ihsan edenleri boyle mukafatlandırırız

[45] Vay haline o gun, yalanlayanların

[46] Yeyin ve biraz eglenin. Dogrusu sizler suclularsınız

[47] Vay haline o gun, yalanlayanların

[48] Onlara; ruku edin, denildigi zaman, ruku´a varmazlar

[49] Vay haline o gun, yalanlayanların

[50] Bundan sonra artık hangi soze inanacaklar

Nebe'

Surah 78

[1] Neyi sorusturuyorlar

[2] Buyuk haberi mi

[3] Ki onlar, bunun uzerinde ihtilafa dusmektedirler

[4] Hayır; ilerde, bileceklerdir

[5] Yine hayır; ilerde, bileceklerdir

[6] Yeryuzunu bir besik yapmadık mı

[7] Dagları da birer kazık

[8] Ve sizi cift cift yarattık

[9] Uykunuzu dinlenme kıldık

[10] Geceyi bir ortu kıldık

[11] Gunduzu de maiset vakti kıldık

[12] Ustunuzde yedi saglamı bina ettik

[13] Pırıl pırıl parlayan bir kandil astık

[14] Sıkıstırılmlslardan da sarıl sarıl bir su indirdik

[15] Ki onunla taneler ve bitkiler cıkaralım

[16] Ve sarmas dolas bahceler yetirelim

[17] Dogrusu, hukum gunu; ta´yin edilmis bir vakittir

[18] Sur´a ufuruldugu gun, hepiniz boluk boluk gelirsiniz

[19] Gok acılmıs, kapı kapı olmustur

[20] Daglar yurutulmus, serab olmustur

[21] Suphesiz ki cehennem; bir gozetleme yeridir

[22] Azgınlar icin varılacak bir yer

[23] Sonsuz devirler boyunca orada kalacaklardır

[24] Orada serinlik ve icecekler tadamayacaklardır

[25] Sade kaynar bir su ve bir de irinden baska

[26] Islediklerine uygun bir ceza olarak

[27] Cunku onlar hic bir hesab beklemezlerdi

[28] Ve ayetlerimizi yalan sayıp dururlardı

[29] Oysa Biz, her seyi yazıp saymıstık

[30] Oyleyse tadınız, bundan boyle size azabdan baska bir sey artırmayız

[31] Suphesiz ki muttakiler icin kurtulus vardır

[32] Bahceler ve baglar

[33] Gogusleri tomurcuklanmıs yasıt kızlar

[34] Ve dolu kaseler

[35] Orada yalan ve bos soz isitmezler

[36] Rabbından bir mukafat ve bagıs olarak

[37] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbı Rahman´dan. O´na hitabda bulunmaya kimse muktadir olamaz

[38] O gun; ruh ve melekler, saf halinde duracaklardır. Rahman´ın izin verdiklerinden baskaları konusamazlar. O da dogruyu soyler

[39] Iste bu; hak gundur. Dileyen Rabbına dogru bir yol edinir

[40] Biz, sizi yakın bir azabla uyardık. O gun; kisi elleriyle sunduguna bakacak. Ve kafir: Keski ben, toprak olsaydım, diyecektir

Nâziât

Surah 79

[1] Bogulmus olanları sokup alanlara andolsun

[2] Canları kolaylıkla alanlara

[3] Yuzup yuzup gidenlere

[4] Yarıstıkca yarısanlara

[5] Ve isleri yonetenlere

[6] O gun; bir sarsıntı sarsar

[7] Ve pesinden bie baskası gelir

[8] O gun kalbler titrer

[9] Gozler yere doner

[10] Biz, eski halimize mi dondurulecegiz? derler

[11] Ufalanmıs kemikler oldugumuz vakit mi

[12] O takdirde bu, zararlı bir donustur, derler

[13] Dogrusu o, bir tek cıglıktır

[14] Ki o zaman, hepsi topragın yuzune dokulecektir

[15] Musa´nın haberi geldi mi sana

[16] Hani Rabbı ona; mukaddes vadide, Tuva´da soyle seslenmisti

[17] Firavun´a git; cunku o, cok azmıstır

[18] De ki: temizlenmeye meylin var mı senin

[19] Rabbına giden yolu gostereyim de O´ndan korkasın

[20] Ve ona en buyuk mucizeyi gosterdi

[21] Ama o, yalanlayıp isyan etti

[22] Sonra arkasını dondu, kosmaya basladı

[23] Toplayıp seslendi

[24] Ve sizin en yuce Rabbınız benim, dedi

[25] Bunu uzerine Allah, onu dunya ve ahiret azabıyla yakaladı

[26] Suphesiz ki bunda, korkan kimseler icin ibret vardır

[27] Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa gogu mu? Onu bina etmistir

[28] Boynu yukseltmis ve ona bir sekil vermistir

[29] Gecesini karanlık yapmıs, gunduzunu ortaya cıkarmıstır

[30] Bundan sonra yeri dosemistir

[31] Ondan suyunu ve otlagını cıkarmıstır

[32] Dagları dikmistir

[33] Sizin ve hayvanlarınızın gecinmesi icin

[34] Fakat o en buyuk bela geldigi zaman

[35] O gun insan, neye calıstıgını anlar

[36] Cehennem, bakan herkese apacık gosterilir

[37] Artık kim haddini asmıssa

[38] Ve kim dunya hayatını tercih etmisse

[39] Suphesiz ki onun varacagı yer; cehennemdir

[40] Kim de Rabbının makamından korkup da nefsini heveslerden alıkoyduysa

[41] Suphesiz ki onun varacagı yer, cennettir

[42] Sana kıyametin ne zaman gelip catacagını soruyorlar

[43] Senin neyine onun zamanını bildirmek

[44] En sonunda o, ancak Rabbına aittir

[45] Sen, ancak O´ndan korkanı uyaransın

[46] Ve onlar onu gordukleri gun; sadece bir aksam veya bir kusluk vakti kalmıs gibi olurlar

Abese

Surah 80

[1] Yuzunu asıp cevirdi

[2] Kendisine a´ma geldi diye

[3] Ne bilirsin belki de o, temizlenecekti

[4] Yahut ogut alacaktı da bu, kendisine fayda verecekti

[5] Ama kendisini mustagni goren

[6] Iste sen, onu karsına alıyorsun

[7] Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne

[8] Ama sana kosarak gelen

[9] Ki o, korkar durumdadır

[10] Sen ona aldırmıyor, oyalanıyorsun

[11] Sakın; cunku bu, bir oguttur

[12] Dileyen onu dusunup oguy alır

[13] O, cok serefli sahifelerdedir

[14] Yuceltilmis ve temizlenmistir

[15] Katiblerin elleriyle

[16] Kıymetli, saygıdeger

[17] Canı cıksın o insanın. Ne de nankordur o

[18] Neden yaratmıs onu

[19] Meniden yarattı onu da, takdir etti

[20] Sonra ona tutacagı yolu kolaylastırmıs

[21] Sonra da onu oldurdu, kabre koydu

[22] Sonra dilediginde onu tekrar cıkaracak

[23] Hayır; Allah´ın emrettigini yerine getirmemistir

[24] Oyle ya insan yiyecegine bir baksın

[25] Dogrusu Biz; o suyu, bol bol indirdik

[26] Sonra topragı iyiden iyiye yardık

[27] Boylece orada tane bitirdik

[28] Uzum ve yonca

[29] Zeytin ve hurma

[30] Sık ve bol agaclı bahceler

[31] Meyve ve mer´a

[32] Sizin ve hayvanlarınızın faydalanması icin

[33] O buyuk gurultu geldigi zaman

[34] Kisinin kacacagı gun; kardesinden

[35] Anasından ve babasından

[36] Esinden ve ogullarından

[37] O gun; herkesin kendisine yeter bir isi vardır

[38] O gun; yuzler vardır, parıl parıl parlar

[39] Gulec, sevincli

[40] O gun; yuzler de vardır, tozlanmıs

[41] Bir karanlık burumustur

[42] Iste bunlar; kafirler ve facirlerdir

Tekvîr

Surah 81

[1] Gunes duruldugu zaman

[2] Yıldızlar dokuldugu zaman

[3] Daglar yurutuldugu zaman

[4] Gebe develer salıverildigi zaman

[5] Vahsi hayvanlar bir araya toplandıgı zaman

[6] Denizler kaynatıldıgı zaman

[7] Ruhlar ciftlestirildigi zaman

[8] Diri diri gomulen kız cocuguna soruldugu zaman

[9] Hangi gunahtan dolayı olduruldugu

[10] Sayfalar acıldıgı zaman

[11] Gok yerinden oynatıldıgı zaman

[12] Cehennem kızıstırıldıgı zaman

[13] Ve Cennet yaklastırıldıgı zaman

[14] Kisi onceden ne hazırladıgını bilecektir

[15] Andolsun sinenlere

[16] Akıp akıp yuvalarına girenlere

[17] kararmaya baslayan geceye

[18] Agarmaya baslayan sabaha

[19] Suphesiz ki bu; serefli bir elcinin sozudur

[20] Ars´ın sahibi katında degerlidir ve gucludur

[21] Kendisine uyulandır, emindir

[22] Sizin arkadasınız asla deli degildir

[23] Andolsun ki; onu, apacık ufukta gormustur

[24] Gaybdan oturu o, asla suclu da degildir

[25] Bu, kovulmus seytanın sozu degildir

[26] Boyleyken nereye gidiyorsunuz

[27] O; ancak alemler icin bir oguttur

[28] Sizden dogru olmak isteyenler icin

[29] Alemlerin Rabbı olan Allah dilemedikce, sizler dileyemezsiniz

İnfitâr

Surah 82

[1] Gok yarıldıgı zaman

[2] Yıldızlar sacıldıgı zaman

[3] Denizler kaynastıgı zaman

[4] Kabirlerin ici dısına getirildigi zaman

[5] Kisi neyi takdim edip neyi te´hir ettigini bilir

[6] Ey insan; keremi bol Rabbına karsı seni ne aldattı

[7] O ki; seni yaratmıs, sana sekil vermis ve duzeltmistir

[8] Seni istedigi sekilde terkib etmistir

[9] Hayır; bilakis siz, dini yalan sayıyorsunuz

[10] Halbuki sizin uzerinizde koruyucular vardır

[11] Cok serefli yazıcılar

[12] Ne yaptıgınızı bilirler

[13] Suphesiz ki iyiler; Cennettedirler

[14] Ve suphesiz ki, kotuler de alevli atestedirler

[15] Din gunu oraya girerler

[16] Ve orada kaybolacak degildirler

[17] Din gununun ne oldugunu sen nereden bileceksin

[18] Yine sen nereden bileceksin, din gununun ne oldugunu

[19] O, oyle bir gundur ki; kimse kimseye hicbir seyle fayda saglamaz. Ve o gun, emir Allah´ındır

Mutaffifîn

Surah 83

[1] Olcude ve tartıda hile yapanların vay haline

[2] Onlar ki; insanlardan bir sey aldıkları zaman kendileri olcerek tam alırlar

[3] Ama onlara bir sey olcup tartarak verdikleri zaman, eksik tutarlar

[4] Onlar, kendilerinin diriltileceklerini sanmıyorlar mı

[5] Buyuk bir gun icin

[6] Ki insanlar o gun, alemlerin Rabbının huzurunda duracaklar

[7] Dogrusu kotulerin kitabı, muhakkak Siccin´dedir

[8] Siccin´in ne oldugunu sen nereden bileceksin

[9] Yazılmıs bir kitabtır

[10] Vay haline o gun, yalanlayanların

[11] Onlar ki; din gununu yalanlarlar

[12] Halbuki onu, azgın gunahkardan baska kimse yalanlamaz

[13] Ona ayetlerimiz okundugunda; oncekilerin masalları, der

[14] Hayır; onların kazandıkları, kalblerini paslandırıp korletmistir

[15] Hayır dogrusu onlar, o gun Rabblarından kesinlikle mahrumdurlar

[16] Sonra onlar, muhakkak cehenneme yuvarlanacaklardır

[17] Sonra da onlara; yalanlayıp durdugunuz iste budur, denilecektir

[18] Dogrusu iyilerin kitabı, Illiyyin´dedir

[19] Illiyyin´in ne oldugunu sen nereden bileceksin

[20] Yazılmıs bir kitabdır

[21] Gozde melekler onu gorur

[22] Suphesiz iyiler, Naim´dedirler

[23] Tahtlar uzerinde temasa ederler

[24] Sen, o nimetin guzelligini yuzlerinden tanırsın

[25] Onlara muhurlu, halis bir sarabtan icirilir

[26] Onun sonu misktir. Oyleyse yarısanlar, bunu icin yarıssınlar

[27] Onun katkısı yuce kaynaktandır

[28] Bir pınar ki; gozdeler ondan icerler

[29] Dogrusu suc islemis olanlar; mu´minlere, gulerlerdi

[30] Yanlarından gectiklerinde birbirlerine goz kırparlardı

[31] Ailelerinin yanına donduklerinde, eglenerek donerlerdi

[32] Onları gordukleri vakit; muhakkak bunlar sapıklardır, derlerdi

[33] Halbuki onlar, bunların uzerine gozculer olarak gonderilmemislerdir

[34] Iste bugun de iman edenler, o kafirlere gulerler

[35] Tahtlar uzerinde, bakarak

[36] O kufredenler, yapageldiklerinin cezasına carptırıldılar mı diye

İnşikâk

Surah 84

[1] Gok yarıldıgı zaman

[2] Ve Rabbına boyun egdiginde. Ki o, zaten boyun egecektir

[3] Yer duzeltildigi zaman

[4] Icinde olanları dısarı atıp bosaldıgı zaman

[5] Ve Rabbına boyun egdiginde. Ki o, zaten boyun egecektir

[6] Ey insan; sen Rabbın icin calısıp cabaladın, nihayet O´na kavusacaksın

[7] Kimin kitabı sagından verilirse

[8] Kolayca bir hesab ile muhasebe edilecektir

[9] Ve ailesine de sevincli olarak donecektir

[10] Ama kimin de kitabı arkasından verilirse

[11] Derhal helakini temenni edecektir

[12] Ve cılgın aleve girecektir

[13] Cunku o, ailesi icinde iken sımarıktı

[14] O, hic donmeyecegini sanmıstı

[15] Hayır; muhakkak Rabbı, onu gormekteydi

[16] And ederim o safaga

[17] Geceye ve derleyip topladıgı seye

[18] Ve toplu halde geldiginde aya

[19] Muhakkak siz; bir durumdan digerine ugratılacaksınız

[20] Oyleyse, ne oluyor onlara da inanmıyorlar

[21] Ve Kur´an okundugu zaman secde etmiyorlar

[22] Bilakis o kufredenler, yalanlıyorlar

[23] Halbuki Allah, onların sakındıklarını en iyi bilendir

[24] Onlara elim bir azabı mujdele

[25] Ancak iman edip salih amel isleyenler mustesna. Onlara bitip tukenmeyen bir ecir vardır

Bürûc

Surah 85

[1] Andolsun; burclar dolu semaya

[2] Ve vaadolunan gune

[3] Sehadet edene ve sehadet edilene

[4] Uhdud ashabının canı cıksın

[5] Tutusturucu ateslerle

[6] Hani onlar, onun cevresinde oturmuslardı

[7] Mu´minlere yaptıklarını seyretmekteydiler

[8] Onlar; ancak Aziz, Hamid Allah´a inandıkları icin mu´minlerden oc almıslardı

[9] O ki; goklerin ve yerin mulku kendisinindir. Ve Allah; her seye Sahid´dir

[10] Suphesiz ki mu´min erkekleri ve mu´min kadınları belaya ugratanlar sonra da tevbe etmemis olanlar, iste onlar icin cehennem azabı vardır. Ve yakıcı azab da onlaradır

[11] Dogrusu iman edip salih amel islemis olanlar icin, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Iste buyuk kurtulus budur

[12] Dogrusu Rabbının yakalayısı amansızdır

[13] Once yaratıp sonra tekrarlayan O´dur, O

[14] O; Gafur´dur, Vedud´dur

[15] Ars´ın sahibidir, Mecid´dir

[16] Diledigini mutlaka yapandır

[17] O orduların haberi haberi, sana geldi mi

[18] Firavun ve Semud´un

[19] Dogrusu kufredenler, yalanlamadadırlar

[20] Allah ise onları arkadan kusatandır

[21] Dogrusu o; sanlı bir Kur´an´dır

[22] Levh-i Mahfuz´dadır

Târık

Surah 86

[1] Andolsun goge ve Tarık´a

[2] Nereden bileceksin sen Tarık´ın ne oldugunu

[3] O, delen yıldızdır

[4] Hic bir nefis yoktur ki mutlaka onun uzerinde bir gozeten bulunmasın

[5] Su halde insan bir baksın, neden yaratılmıstır

[6] O, atılıp dokulen bir sudan yaratılmıstır

[7] Bel kemigi ile goguslerin arasından cıkar

[8] Suphe yok ki O, onu yeniden dondurmeye kadirdir

[9] O gun, sırlar yoklanıp meydana cıkarılacaktır

[10] Artık onun gucu de, yardımcısı da yoktur

[11] Andolsun o donus yeri olan goge

[12] Ve yarılan yere

[13] Ki dogrusu bu, kesin bir sozdur

[14] Ve o, bir saka degildir

[15] Gercekten onlar duzen kuruyorlar

[16] Ben de bir duzen kurmaktayım

[17] Sen; simdilik kafirlere muhlet ver, onları biraz geciktir

A'lâ

Surah 87

[1] Rabbının o cok yuce adını tesbih et

[2] Ki O, yaratıp sekil vermistir

[3] Ki O, takdir edip dogru yolu gostermistir

[4] Ki O, yesilligi cıkarmıstır

[5] Sonra da onu kupkuru, siyah bir cope cevirmistir

[6] Seni okutacagız da hic unutmayacaksın

[7] Yalnız Allah´ın diledigi baska. Cunku O, acıgı da, gizli olanı da bilir

[8] Ve seni kolay olana muvaffak edecegiz

[9] O halde ogut fayda verecekse, ogut ver

[10] Korkacak olan ogut alacaktır

[11] Bedbaht olan ise ondan kacınır

[12] Ki o, en buyuk atese girecek olandır

[13] O, orada ne olecek, ne de dirilecektir

[14] Dogrusu arınan, felah bulmustur

[15] Rabbının adını anıp namaz kılan

[16] Fakat siz, dunya hayatını tercih ediyorsunuz

[17] Halbuki ahiret, daha hayırlı ve daha bakidir

[18] Suphesiz ki bu, ilk sahifelerdedir

[19] Ibrahim´in ve Musa´nın sahifelerinde

Ğâşiye

Surah 88

[1] Her seyi sarıp kaplayacak olanın haberi sana geldi mi

[2] Yuzler vardır ki, o gun zillete burunmustur

[3] Zor isler altında bitkin dusmustur

[4] Kızgın bir atese girerler

[5] Kızgın bir kaynaktan icirilecektirler

[6] Kotu kokulu, kuru bir dikenden baska yiyecekleri yoktur

[7] O, ne semirtir, ne de aclıgı giderir

[8] Yuzler de vardır ki; o gun, parıl parıldır

[9] Calıstıklarından hosnuddur

[10] Yuksek bir cennettedir

[11] Orada bos bir laf isitmezler

[12] Orada akan bir pınar vardır

[13] Orada yuksek tahtlar

[14] Yerlestirilmis kaseler

[15] Sıra sıra dizilmis yastıklar

[16] Serilmis sacaklı halılar vardır

[17] Onlar deveye bakmazlar mı, nasıl yaratılmıstır

[18] Goge de. Nasıl yukseltilmistir

[19] Daglara da. Nasıl dikilmistir

[20] Yere de. Nasıl yayılmıstır

[21] Ogut ver, cunku sen; ancak bir ogutcusun

[22] Onların uzerine zor kullanıcı degilsin

[23] Ancak kim yuz cevirir ve kufrederse

[24] Allah, onu en buyuk azab ile azablandırır

[25] Suphesiz onların donusu, ancak Bizedir

[26] Sonra hesablarını gormek de muhakkak Bize duser

Fecr

Surah 89

[1] Andolsun fecre

[2] Ve on geceye

[3] Hem cifte, hem teke

[4] Gelip gececegi demde geceye

[5] Akıl sahipleri icin bunların her biri birer yemine degmez mi

[6] Gormez misin, Rabbın nasıl yaptı Ad´a

[7] Sutunlar sahibi Irem´e

[8] Ki o, sehirlerde bir benzeri yaratılmayandı

[9] Dag yamacında kayaları oyan Semud kavmine

[10] Kazıklar sahibi Firavun´a

[11] Ki bunlar, memleketlerde azgınlık etmislerdi

[12] Ve fesadı cogaltmıslardı

[13] Bu sebeple Rabbın onları, azab kırbacından gecirdi

[14] Dogrusu Rabbın hep gozetlemekteydi

[15] Ama insan; Rabbı kendisini deneyip kerem eder ve nimet verirse: Rabbım beni serefli kıldı, der

[16] Ama onu denemek uzere rızkını daraltırsa: Rabbım beni fakir dusurdu, der

[17] Hayır; dogrusu siz, yetime ikram etmezsiniz

[18] Yoksulu yedirmek icin birbirinizi tesvik etmezsiniz

[19] Mirası hak gozetmeden yersiniz

[20] Malı da pek cok seversiniz

[21] Ama yer; parca parca dagıtıldıgında

[22] Melekler sıra sıra dizilip Rabbının buyrugu geldiginde

[23] Cehennem o gun getirilir. Insan o gun, hatırlayacak ama hatırlamadan ona ne

[24] Keske bu hayatım icin onceden bir sey yapsaydım, der

[25] O gun O´nun azabı gibi hic bir kimse azab edemez

[26] O´nun vurdugu bagı kimse vuramaz

[27] Ey huzur icinde olan can

[28] Don Rabbına. Sen O´ndan hosnud, O da senden razı olarak

[29] Haydi gir kullarımın arasına

[30] Gir, cennetime

Beled

Surah 90

[1] Su beldeye yemin ederim

[2] Sen de bu beldede oturmussun

[3] Dogurana da, dogurduguna da andolsun ki

[4] Biz, insanı gercekten mesakkat icinde yarattık

[5] Yoksa o, kimsenin kendisine guc yetiremeyecegini mi sanıyor

[6] Yıgın yıgın mal tuketmisimdir, diyor

[7] Kimsenin kendisini gormedigini mi sanıyor

[8] Biz; onun icin iki goz var etmedik mi

[9] Bir dil ve iki dudak

[10] Biz; ona iki de yol gosterdik

[11] Ama o, sarp yokusu asmaya girisemedi

[12] Sarp yokusun ne oldugunu sen nereden bileceksin

[13] Bir kul azad etmektir

[14] Yahut aclık gununde yemek yedirmektir

[15] Yakınlıgı olan bir yetime

[16] Yahut yerde surunen bir yoksula

[17] Sonra da iman edenlerden, birbirine sabrı tavsiye, merhameti tavsiye edenlerden olmaktır

[18] Iste bunlar, sagcılardır

[19] Ayetlerimize kufredenler ise, solcuların kendileridir

[20] Onlara sımsıkı kapatılmıs bir ates vardır

Şems

Surah 91

[1] Andolsun gunese ve aydınlıgına

[2] Ardından gelmekte olan aya

[3] Onu acıga cıkardıgında gunduze

[4] Ortup burudugunde geceye

[5] Goge ve onu bina edene

[6] Yere ve onu yayana

[7] Nefse ve onu duzenleyene

[8] Sonra da ona, hem kotulugu hem de takvayı ilham edene

[9] Onu arıtan, gercekten felaha ermistir

[10] Ve onu ortup kirleten ise muhakkak ziyana ugramıstır

[11] Semud, azgınlıgı yuzunden yalanladı

[12] En azgınları ileri tıldıgında

[13] Allah´ın peygamberi onlara: Allah´ın devesi ve onun su hakkı, demisti

[14] Fakat onu yalanladılar ve derken deveyi kestiler. Bunu uzerine gunahları sebebiyle Rabbları onları kırıp gecirerek yerle bir etti

[15] Bunun sonundan hic korkmayarak

Leyl

Surah 92

[1] Andolsun buruyup orttugu zaman, geceye

[2] Acıldıgı zaman gunduze

[3] Erkegi ve disiyi yaratana

[4] Dogrusu sizin calısmalarınız bolum bolumdur

[5] Kim verir ve sakınırsa

[6] En guzeli de tasdik ederse

[7] Biz de onu en kolaya muvaffak kılarız

[8] Ama kim de cimrilik eder ve kendini mustagni sayarsa

[9] Ve en guzeli yalanlarsa

[10] Biz de ona en guc olanı kolaylastırırız

[11] Halbuki dustugu zaman, malı o kimseye asla fayda vermez

[12] Suphesiz ki, Bizim uzerimizedir hidayet

[13] Ve hic suphesiz ahiret de, dunya da Bizimdir

[14] Sizi alevler sacan atesle uyardım

[15] Oraya ancak en azgın olan girer

[16] Yalanlayıp yuz cevirmis olan

[17] En cok sakınan ise; ondan uzak tutulur

[18] Ki o, malını temizlemek icin verir

[19] O´nun nezdinde, bir kimsenin karsılık olarak verilecek hic bir nimeti yoktur

[20] Ancak yuce Rabbının hosnudlugunu gozetmek icindir

[21] Elbette kendisi de hosnud olacaktır

Duhâ

Surah 93

[1] Andolsun, kusluk vaktine

[2] Ve sukuna erdiginde geceye

[3] Rabbın seni ne terk etti, ne de darıldı

[4] Ahiret, elbette senin icin dunyadan daha hayırlıdır

[5] Suphesiz Rabbın, sana verecek ve sen, hosnud olacaksın

[6] O; seni oksuz bulup da barındırmadı mı

[7] Seni sasırmıs bulup da dogru yola eristirmedi mi

[8] Seni fakir bulup da zenginlestirmedi mi

[9] O halde sakın yetime kahretme

[10] Ve bir sey isteyeni azarlama

[11] Rabbının nimetine gelince ondan sozet

İnşirâh

Surah 94

[1] Senin gogsunu acmadık mı

[2] Yukunu uzerinden atmadık mı

[3] Ki o senin belini bukmustu

[4] Ve senin sanını yukseltmedik mi

[5] Muhakkak ki guclukle beraber bir kolaylık vardır

[6] Elbette guclukle beraber bir kolaylık vardır

[7] Oyleyse bos kaldın mı hemen koyul

[8] Ve Rabbına kos

Tîn

Surah 95

[1] Andolsun; incire ve zeytine

[2] Sina dagına

[3] Ve su emin kente

[4] Dogrusu Biz; insanı en guzel bicimde yarattık

[5] Sonra onu, asagıların asagısına dondurduk

[6] Yalnız iman edip salih amel isleyenler mustesna. Onlara kesintisiz mukafat vardır

[7] Oyleyse bundan sonra hangi sey sana dini yalanlatabilir

[8] Allah; hukmedenlerin en iyi hukmedeni degil mi

Alak

Surah 96

[1] Yaratan Rabbının adıyla oku

[2] O; insanı pıhtılasmıs kandan yarattı

[3] Oku, Rabbın nihayetsiz kerem sahibidir

[4] Ki O, kalemle ogretti

[5] Insana bilmedigini ogretmistir

[6] Hayır; insan azgınlık eder

[7] Kendini mustagni gordugu icin

[8] Donus, suphesiz ancak Rabbınadır

[9] O yasaklayanı gordun mu

[10] Bir kulu, namaz kılarken

[11] Gordun mu; ya o kul dogru yolda ise

[12] Veya takvayı emrettiyse

[13] Gordun mu; ya yalan saydı ve yuz cevirdi ise

[14] Bilmez mi ki; Allah gercekten gormektedir

[15] Ama bundan vazgecmezse; andolsun ki; onu alnından tutup surukleriz

[16] Yalancı, gunahkar alnından

[17] Oyleyse toplulugunu cagırsın dursun

[18] Biz de zebanileri cagırırız

[19] Sakın, sen ona uyma. Secde et ve yaklas

Kadir

Surah 97

[1] Dogrusu Biz; onu, Kadr gecesinde indirdik

[2] Kadr gecesinin ne oldugunu bilir misin sen

[3] Kadr gecesi; bin aydan daha hayırlıdır

[4] Melekler ve Ruh, o gece Rabblarının izniyle her is icin iner de iner

[5] O, tanyeri agarıncaya kadar bir selamettir

Beyyine

Surah 98

[1] Kitab ehlinden ve musriklerden kufredenler, kendilerine apacık bir huccet gelinceye kadar vazgececek degillerdi

[2] Arınmıs sayfaları okuyan, Allah katından bir peygamber

[3] Icinde en dogru yazılar bulunan

[4] Ama kitab verilmis olanlar, kendilerine apacık huccetler geldikten sonra ayrılıga dustuler

[5] Halbuki onlar; dogruya yonelerek, dini yalnız Allah´a tahsis ederek O´na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuslardı. En dogru din de iste budur

[6] Suphesiz ki kitab ehlinden ve musriklerden kufredenler, cehennem atesindedirler. Onlar, orada temelli kalacaklardır. Yaratıkların en kotusu de iste bunlardır

[7] Muhakkak ki iman etmis olup salih ameller isleyenler; iste onlar da, yaratıkların en hayırlısıdırlar

[8] Rabbları katında onların mukafatı; altlarından ırmaklar akan ve orada temelli kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan hosnud, onlar da O´ndan razıdırlar. Iste bu, Rabbından korkan kimseye mahsustur

Zilzâl

Surah 99

[1] Yer, sarsıldıkca sarsıldıgı zaman

[2] Ve yer, butun agırlıklarını cıkardıgı zaman

[3] Insan; buna ne oluyor? dedigi zaman

[4] Iste o gun; o, butun haberlerini anlatacaktır

[5] Cunku Rabbın kendisine vahyetmistir

[6] O gun insanlar, yaptıklarının kendilerine gosterilmesi icin boluk boluk donerler

[7] Kim, zerre mikdarı hayır islerse; onu gorur

[8] Kim de zerre mikdarı ser islerse; onu gorur

Âdiyât

Surah 100

[1] Andolsun; o kostukca kosanlara

[2] Ve kıvılcımlar sacanlara

[3] Sabah sabah baskın yapanlara

[4] Ve tozu dumana katanlara

[5] Derken bir toplulugun ortasına dalanlara

[6] Gercekten insan; Rabbına karsı cok nankordur

[7] Dogrusu kendisi de buna, hakkıyla sahiddir

[8] Gercekten o, hayır sevgisinde pek siddetlidir

[9] Yoksa bilmez mi kabirdekilerin cıkarılacagı zamanı

[10] Goguslerde bulunanların derlenip toparlanacagını

[11] Muhakkak ki Rabbları, o gun, onların her seyinden haberdardır

Kâria

Surah 101

[1] Felaket kapısını calacak olan

[2] Nedir o felaket kapısını calacak olan

[3] O felaket kapısını calacak olanın ne oldugunu bilir misin sen

[4] O gun; insanlar yaygın pervaneye donecekler

[5] Daglar; atılmıs renkli yunler gibi olacak

[6] Ama kimin tartıları agır gelirse

[7] O, hos bir hayat icindedir

[8] Ama kimin de tartıları hafif gelirse

[9] Artık onun da duragı Haviye´dir

[10] Onun ne oldugunu bilir misin sen

[11] Kızgın bir atestir

Tekâsür

Surah 102

[1] Cokluk ile boburlenmeniz, sizi oylesine oyaladı ki

[2] Mezarlıkları bile ziyaret ettiniz

[3] Hayır; ilerde bileceksiniz

[4] Yine hayır; ilerde bileceksiniz

[5] Hayır; eger kesin bir bilgi ile bilseydiniz

[6] Andolsun ki; cehennemi muhakkak goreceksiniz

[7] Andolsun ki; yine onu gozunuzle kesin olarak goreceksiniz

[8] Sonra o gun, andolsun ki; nimetlerden sorulacaksınız

Asr

Surah 103

[1] Asr´a andolsun ki

[2] Muhakkak insan, husrandadır

[3] Ancak iman edenler ve salih amel isleyenler mustesnadır. Bir de birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler

Hümeze

Surah 104

[1] Diliyle cekistirip yuzunde de alay edenin vay haline

[2] Ki o, mal toplayıp onu sayar

[3] Malının kendisini ebedi kılacagını sanır

[4] Hayır; andolsun ki o, Hutame´ye atılacaktır

[5] Hutame´nin ne oldugunu bilir misin sen

[6] O, Allah´ın tutusturulmus bir atesidir

[7] Ki tırmanıp yureklerin icine isler

[8] Bu, onların uzerine kapatılmıstır

[9] Uzatılmıs sutunlar arasında

Fîl

Surah 105

[1] Rabbının; fil sahiplerine ne ettigini gormedin mi

[2] O; bunların duzenlerini bosa cıkarmadı mı

[3] O; bunların uzerine surulerle kuslar gonderdi

[4] Ki, onların uzerine piskin tugladan taslar atıyorlardı

[5] Nihayet onları, yenik ekin yapragı gibi yapıverdi

Kureyş

Surah 106

[1] Kureys´in alıstırılması icin

[2] Yaz ve kıs yolculuklarına alıstırılmasından dolayı

[3] Bu evin Rabbına ibadet etsinler

[4] Ki o, kendilerini aclıktan kurtarmıs ve korkudan emin kılmıstır

Mâûn

Surah 107

[1] Dini yalanlayanı gordun mu

[2] Iste o´dur yetimi siddetle iten

[3] Yoksulu doyurmaya tesvik etmeyen

[4] Vay o namaz kılanların haline

[5] Ki onlar; kıldıkları namazdan gafildirler

[6] Ki onlar; gosteris yaparlar

[7] Ve zekatı da men´ederler

Kevser

Surah 108

[1] Gercekten Biz; sana, Kevser´i verdik

[2] Oyleyse Rabbın icin namaz kıl ve kurban kes

[3] Sana bugzeden; suphesiz ki zurriyetsiz olan, iste odur

Kâfirûn

Surah 109

[1] De ki: Ey kafirler

[2] Ben, sizin tapmakta olduklarınıza tapmam

[3] Benim taptıgıma da sizler tapmazsınız

[4] Ben de sizin taptıklarınıza, tapacak degilim

[5] Benim taptıgıma da sizler, tapacak degilsiniz

[6] Sizin dininiz size; benim dinim banadır

Nasr

Surah 110

[1] Allah´ın nusreti ve fetih geldiginde

[2] Ve insanların fevc fevc Allah´ın dinine girdiklerini gordugunde

[3] Hemen Rabbını hamd ile tesbih et ve O´ndan magfiret dile. Suphesiz ki O; Tevvab olandır

Tebbet

Surah 111

[1] Iki eli kurusun Ebu Leheb´in ve yok olsun

[2] Malı ve kazandıgı ona fayda vermedi

[3] Alevli atese girecektir

[4] Karısı da odun tasıyarak

[5] Boynunda bukulmus bir ip oldugu halde

İhlâs

Surah 112

[1] De ki: O Allah; bir tektir

[2] Allah´tır, Samed´dir

[3] Dogurmamıs ve dogurulmamıstır

[4] Hicbir sey O´na denk degildir

Felak

Surah 113

[1] De ki: Tanyerini agartan Rabba sıgınırım

[2] Yaratıkların serrinden

[3] Bastırdıgı zaman, karanlıgın serrinden

[4] Dugumlere ufurenlerin serrinden

[5] Hased ettiginde, hased edenlerin serrinden

Nâs

Surah 114

[1] De ki: Insanların Rabbına sıgınırım

[2] Insanların malikine

[3] Insanların Tanrısına

[4] O sinsi seytanın serrinden

[5] Ki o, insanların kalblerine hep vesvese verir

[6] Gerek cinnlerden, gerek insanlardan