Turkish

Translation: tur-muslimshahin-la

Author: Muslim Shahin

Fâtiha

Surah 1

[1] Bismillahirrahmanirrahim

[2] Hamd (ovme ve ovulme) Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

[3] O, Rahman'dır ve Rahim'dir

[4] Din (hesap) gununun malikidir

[5] (Rabbimiz!) Ancak sana ibadet (kulluk) eder ve ancak senden yardım isteriz

[6] Bize dogru yolu goster

[7] Kendilerine nimet verdigin kimselerin yolunu; gazaba ugramısların ve sapmısların yolunu degil

Bakara

Surah 2

[1] Elif. Lam. Mim

[2] Iste bu kitap (Kur'an); onda asla suphe yoktur. O, muttakiler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) icin bir yol gostericidir

[3] Onlar gayba inanırlar, namazı dosdogru kılarlar, kendilerine verdigimiz rızıktan infak ederler

[4] Yine onlar, sana indirilene ve senden once indirilene iman ederler; ahiret gunune de kesinkes inanırlar

[5] Iste onlar, Rablerinden gelen bir hidayet uzeredirler ve kurtulusa erenler de ancak onlardır

[6] Gercek su ki, kafir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar icin birdir; iman etmezler

[7] Allah onların kalplerini ve kulaklarını muhurlemistir. Onların gozlerine de bir cesit perde gerilmistir ve onlar icin (dunya ve ahirette) buyuk bir azap vardır

[8] Insanlardan bazıları da vardır ki, (inanmadıkları halde) «Allah’a ve ahiret gunune inandık» derler. Halbuki onlar mu'min degillerdir

[9] Onlar (kendi akıllarınca) guya Allah’ı ve muminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında degillerdir

[10] Onların kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıgını artırmıstır. Soylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar icin elim bir azap vardır

[11] Onlara: Yeryuzunde fesat cıkarmayın, denildigi zaman, «Biz ancak ıslah edicileriz» derler

[12] Sunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lakin anlamazlar

[13] Onlara; Insanların iman ettigi gibi siz de iman edin, denildigi vakit «Biz hic, sefihlerin (akılsız ve ahmak kisilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!» derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler)

[14] (Bu munafıklar) muminlerle karsılastıkları vakit «(Biz de) iman ettik» derler. (Kendilerini saptıran) seytanları ile basbasa kaldıklarında ise: «Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (muminlerle) sadece alay ediyoruz» derler

[15] Gercekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yuzden onlar bir muddet basıbos dolasırlar

[16] Iste, hidayete karsılık sapıklıgı satın alanlar onlardır. Fakat onların bu ticareti kazanclı olmamıs ve kendileri dogru yolu da bulamamıslardır

[17] Onların (munafıkların) durumu, ates yakan bir kimsenin misali gibidir. O ates yanıp da etrafını aydınlattıgında Allah, hemen onların aydınlıgını giderir ve onları gormez bir halde karanlıklar icinde bırakıverir

[18] Onlar sagırdırlar, dilsizdirler ve kordurler. Bu sebeple onlar (hakka) geri donemezler

[19] Yahut (onların durumu), gokten saganak halinde bosanan, icinde yogun karanlıklar, gurultu ve yıldırımlar bulunan yagmur (a tutulmus kimselerin durumu) gibidir. O munafıklar yıldımlardan gelecek olum korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kafirleri cepecevre kusatmıstır

[20] (O esnada) simsek sanki gozlerini cıkaracakmıs gibi cakar, onlar icin etrafı her aydınlattıgında orada birazcık yururler, karanlık uzerlerine cokunce de oldukları yerde kalırlar. Allah dileseydi elbette onların kulaklarını sagır, gozlerini kor ederdi. Allah suphesiz her seye kadirdir

[21] Ey insanlar! Sizi ve sizden oncekileri yaratan Rabbinize kulluk (ibadet) edin. Umulur ki, boylece korunmus (Allah'ın azabından kendinizi kurtarmıs) olursunuz

[22] O Rab ki, yeri sizin icin bir dosek, gogu de (kubbemsi) bir tavan yaptı. Gokten su indirdi, o su ile size besin olsun diye (yerden) cesitli urunler cıkardı. Artık bunu bile bile Allah'a ortaklar kosmayın

[23] Eger kulumuza (Muhammmed'e) indirdigimizden (Kur'an'dan) herhangi bir supheye dusuyorsanız, haydi onun benzeri bir sure getirin, eger iddianızda dogru iseniz Allah’ın dısındaki sahitlerinizi de (yardımcılarınızı da) cagırın

[24] Bunu yapamazsanız ki elbette yapamayacaksınız. O halde yakıtı, insanlar ve taslar olan cehennem atesinden sakının. Cunku o ates kafirler icin hazırlanmıstır

[25] Iman edip salih ameller isleyenlere, onlar icin icinden ırmaklar akan cennetler oldugunu mujdele! Oradan kendilerine rızık olarak her defasında bir meyve verildikce: "Bu daha once rızıklandıgımız (meyve) dandır", diyecekler. Onlara birbirinin benzeri (rızıklar) verilecek. Onlar icin cennette tertemiz esler de vardır. Ve onlar orada ebedi kalıcıdırlar

[26] Suphesiz Allah (hakkı acıklamak icin) sivrisinek ve onun da otesinde bir varlıgı misal getirmekten cekinmez. Iman etmislere gelince, onlar boyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gercek oldugunu bilirler. Kafir olanlara gelince: Allah boyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla bircok kimseyi saptırır, bircoklarını da dogru yola yoneltir. Verdigi misallerle Allah ancak fasıkları saptırır (cunku bunlar birer imtihandır)

[27] Onlar oyle (fasıklar) ki, kesin soz verdikten sonra Allah'ın ahdini bozarlar (sozlerinden donerler). Allah'ın, birlestirilmesini emrettigin (sıla-i rahim) i keserler ve yeryuzunde fitne ve fesat cıkarırlar. Iste onlar gercekten zarara ugrayanlardır

[28] Ey kafirler! Siz olu iken sizi dirilten (dunyaya getirip hayat veren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizi oldurecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O'na donduruleceksiniz

[29] O, yerde ne varsa hepsini sizin icin yarattı. Sonra (kendine has bir sekilde) semaya yoneldi, onu yedi kat olarak yaratıp duzenledi (tanzim etti). O , her seyi hakkıyla bilendir

[30] Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryuzunde bir halife yaratacagım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryuzunde fesat cıkaracak ve kanlar dokecek kimseler mi yaratacaksın? Dediler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceginiz seyleri ben bilirim, dedi

[31] Allah Adem’e butun isimleri, ogretti. Sonra onları once meleklere arzedip: Eger siz sozunuzde sadık iseniz, sunların isimlerini bana bildirin, dedi

[32] Melekler: (Rabbimiz) Seni (noksan sıfatlardan) tenzih ederiz, senin bize ogrettiklerinden baska bizim bilgimiz yoktur. Suphesiz alim (herseyi bilen) ve hakim olan ancak sensin, dediler

[33] (Bunun uzerine:) Ey Adem! Esyanın isimlerini meleklere bildir, dedi. Adem onların isimlerini onlara bildirince: (Allah: ) Ben size, muhakkak semavat ve arzda gorulmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da ote, gizli ve acık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememis miydim? dedi

[34] Hani biz meleklere (ve cinlere): Adem'e secde edin, demistik. Iblis haric hepsi secde ettiler. O yuz cevirdi ve buyukluk tasladı, boylece kafirlerden oldu

[35] Biz:«Ey Adem! Sen ve esin (Havva) beraberce cennete yerlesin ve dilediginiz yerde O'nun nimetlerinden bol bol yiyin. (Ancak) su agaca yaklasmayın; yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz» dedik

[36] Ne var ki Seytan onları oradan uzaklastırmıs ve icinde bulundukları (o rahat durumdan, cennetten) cıkarmıstı. Bunun uzerine; «Biz de bir kısmınız digerine dusman olarak ininiz, sizin icin yeryuzunde barınak ve belli bir zamana dek nimet vardır» dedik

[37] Bu durum devam ederken Adem, Rabbinden bir takım kelimeler aldı ve tevbe etti. Cunku O (Allah), tevbeleri cokca kabul eden ve merhameti bol olandır

[38] Dedik ki: Hepiniz oradan inin! Eger benden size bir hidayet gelir de her kim hidayetime tabi olursa onlar icin herhangi bir korku yoktur ve onlar uzuntu cekmezler

[39] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir, onlar orada ebedi kalırlar

[40] Ey Israilogulları! Size verdigim nimetlerimi hatırlayın, bana verdiginiz sozu yerine getirin ki, ben de size olan sozumu yerine getireyim. Ve yalnızca benden korkun

[41] Elinizdekini (Tevrat'ın aslını) tasdik edici olarak indirdigime (Kur'an'a) iman edin. Sakın onu inkar edenlerin ilki olmayın! Ayetlerimi az bir karsılık pahasına satmayın, yalnız benden (benim azabımdan) sakının

[42] Bilerek hakkı batıl ile karıstırmayın, hakkı gizlemeyin

[43] Namazı dosdogru kılın, zekatı (hakkıyla) verin ve ruku edenlerle beraber ruku edin

[44] (Ey bilginler!) Sizler Kitab’ı (Tevrat'ı) okudugunuz (gercekleri bildiginiz) halde, insanlara iyiligi emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz

[45] Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Suphesiz bu, husu duyan (Allah’a saygıdan kalbi urperen) ların dısındakilere zor (bir gorev) dur

[46] Onlar (husu duyanlar), kesinlikle Rablerine kavusacaklarını ve O'na doneceklerini dusunen ve bunu kabullenen kimselerdir

[47] Ey Israilogulları! Size verdigim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cumle aleme ustun kıldıgımı hatırlayın

[48] Oyle bir gunden korkun ki, o gunde hic kimse baskası icin herhangi bir odemede bulunamaz; hic kimseden (Allah izin vermedikce) sefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz

[49] Hatırlayın ki, sizi, Firavun taraftarlarından kurtardık. Cunku onlar size azabın en kotusunu reva goruyorlar, yeni dogan erkek cocuklarınızı kesiyorlar, (fenalık icin) kızlarınızı hayatta bırakıyorlardı. Aslında o size reva gorulenlerde Rabbinizden buyuk bir imtihan vardı

[50] Bir zamanlar biz sizin icin denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun'un taraftarlarını da, siz bakıp dururken denizde bogduk

[51] Musa ile kırk gece (vahyetmek uzere) sozlesmistik. Sonra haksızlık ederek buzagıyı ( ilah ) edindiniz

[52] O davranıslarınızdan sonra (akıllanıp) sukredersiniz diye sizi affetmistik

[53] Dogru yolu bulasınız diye Musa'ya Kitab'ı ve furkan (hak ile batılı ayıran hukumler) ı verdik

[54] Musa kavmine: Ey kavmim! Suphesiz siz, buzagıyı (ilah) edinmekle kendinize zulmettiniz. Onun icin yaradanınıza tevbe edin de nefislerinizi oldurun. Oyle yapmanız yaradanınızın katında sizin icin daha hayırlıdır, demis ve boylece Allah tevbenizi kabul etmisti. Cunku acıyıp tevbeleri cokca kabul eden ve merhameti bol olan ancak O'dur

[55] (Bir zamanlar:) Siz Ey Musa! Biz Allah'ı acıkca gormedikce asla sana inanmayız, demistiniz de bakıp durur oldugunuz halde hemen sizi yıldırım carpmıstı

[56] Sonra olumunuzun ardından sizi dirilttik ki sukredesiniz

[57] Ve sizi bulutla golgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik ve «Verdigimiz guzel nimetlerden yiyiniz» (dedik). (Hakikatte) Onlar bize degil sadece kendilerine zulmediyorlardı

[58] (Israilogullarına:) Bu kasabaya girin, orada bulunanlardan dilediginiz sekilde bol bol yiyin, kapısından secde ederek (egilerek) girin, (girerken) «Hıtta!» (Ya Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarınızı bagıslayalım; zira biz, iyi davrananlara (karsılıgını) fazlasıyla verecegiz, demistik

[59] Fakat (onların iclerinden ) zulmedenler, kendilerine soylenenleri baska sozlerle degistirdiler. Bunun uzerine biz, zalimlerin uzerine fasıklık yapmalarından dolayı gokten acı bir azap indirdik

[60] Musa kavmi icin su istemisti de biz ona: "Asan ile tasa vur!" demistik. Derhal (tastan) on iki goz (pınar) fıskırmıstı. Her insan (toplulugu), icecegi kaynagı bilmisti. (Onlara:) Allah’ın rızkından yiyin, icin, sakın yeryuzunde bozgunculuk etmeyin, dedik

[61] Hani siz (verilen nimetlere karsılık): Ey Musa! Bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim icin Rabbine dua et de yerin bitirdigi seylerden; sebzesinden, hıyarından, sarımsagından, mercimeginden, soganından bize cıkarsın, dediniz. Musa ise: Daha iyiyi daha kotu ile degistirmek mi istiyorsunuz? O halde sehre inin. Zira istedikleriniz sizin icin orada var, dedi. Iste (bu hadiseden sonra) uzerlerine asagılık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah'ın gazabına ugradılar. Bu musibetler (onların basına), Allah'ın ayetlerini inkara devam etmeleri, haksız olarak peygamberleri oldurmeleri sebebiyle geldi. Bunların hepsi, sadece isyanları ve taskınlıkları sebebiyledir

[62] Suphesiz iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiiler; bunlardan Allah’a ve ahiret gunune hakkıyla inanıp salih amel isleyenler icin Rableri katında mukafatlar vardır. Onlar icin herhangi bir korku yoktur. Onlar uzuntu cekmeyeceklerdir

[63] Sizden saglam bir soz almıs, Tur'u da uzerinize kaldırıp, size verdigimizi sıkıca/kuvvetle tutun, onda bulunanları daima hatırlayın, umulur ki, boylece korunursunuz (demistik de)

[64] bundan sonra sozunuzden (yine) donmustunuz. Eger sizin uzerinizde Allah'ın ihsanı ve rahmeti olmasaydı, muhakkak zarara ugrayanlardan olurdunuz

[65] Icinizden cumartesi gunu azgınlık edip de, bu yuzden kendilerine: "Asagılık maymunlar olun!" dediklerimizi elbette bilmektesiniz

[66] Biz bu (maymunlasmıs insanları) hadiseyi bizzat gorenler ve sonradan gelenler icin bir ibret dersi, muttakiler icin de bir ogut vesilesi kıldık

[67] Musa, kavmine: Allah size bir sıgır kesmenizi emrediyor, demisti de: (Onlar,) Bizimle alay mı ediyorsun? demislerdi. O da: Cahillerden olmaktan Allah'a sıgınırım, demisti

[68] (Musa'ya:) «Bizim adımıza Rabbine dua et, bize onun ne oldugunu acıklasın» dediler. Musa: Allah diyor ki: «O, ne yaslı ne de genc (sadece birkez dogurmus) tir; bu ikisinin arasında (dinc) bir inektir.»Emrolundugunuz seyi (hemen) yapın, dedi

[69] (Bu defa da;) Bizim icin Rabbine dua et de, bize onun rengini acıklasın, dediler. (Musa da: ) «O diyor ki: Sarı renkli, parlak tuylu, bakanların icini acan bir inektir» dedi

[70] «(Ey Musa!) Bizim icin, Rabbine dua et de onun nasıl bir sıgır oldugunu bize acıklasın, zira nasıl bir inek kesecegimizi anlayamadık. Fakat Allah dilerse bizler herhalde (nasıl bir inek kesecegimizi) buluruz» dediler

[71] (Musa) dedi ki: Allah soyle buyuruyor: O, henuz boyunduruk altına alınmayan, yer surmeyen, ekin sulamayan, serbest dolasan (salma), renginde hic alacası bulunmayan bir inektir. «Iste simdi gercegi anlattın» dediler ve bunun uzerine sıgırı (bulup) kestiler, az kalsın (bunu) kesmeyeceklerdi

[72] Hani siz bir adam oldurmustunuz de o hususta ayrılıga dusmus ve sucu birbirinizin uzerine atmıstınız. Halbuki Allah gizlemekte oldugunuzu ortaya cıkaracaktır

[73] «Haydi, simdi (oldurulen) adama, (kesilen inegin) bir parcasıyla vurun» dedik. Boylece belki akıllarınızı baslarınıza alırsınız diye Allah oluleri boyle diriltir ve dusunesiniz diye size ayetlerini boyle gosterir

[74] (Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz tas gibi yahut daha sert bir sekilde katılasmıstı. Halbuki icinden nehirler kaynayan, yarılıp (iclerinden) sular cıkan ve Allah korkusundan yuvarlanan nice taslar vardır! Allah yapmakta olduklarınızdan gafil degildir

[75] Simdi (ey muminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki, onlardan bir grup, Allah'ın kelamını isitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi

[76] (Munafıklar) inananlarla karsılastıklarında «Iman ettik» derler. Birbirleriyle bas basa kaldıkları vakit ise: «Allah'ın size actıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize huccet getirmeleri icin mi onlara anlatıyorsunuz; bunları dusunemiyor musunuz?» derler

[77] Oysa onlar, gizlediklerini de acıga vurduklarını da Allah'ın bildigini bilmezler mi

[78] Iclerinde bir takım ummiler vardır ki, Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Butun bildikleri bir takım kuruntu (ve yalan) lardır. Onlar sadece zanda bulunuyorlar

[79] Kitabı elleriyle yazıp da sonra onu az bir bedel karsılıgında satmak icin «Bu Allah katındandır» diyenlere yazıklar olsun! Yazıklar olsun elleriyle yazdıklarından oturu onlara ve yazıklar olsun kazandıklarından oturu onlara

[80] (Israilogulları: )Sayılı birkac gun dısında, bize asla ates dokunmayacaktır, dediler. (Onlara) De ki : Siz Allah katından bir soz mu aldınız, zira Allah sozunden caymaz, yoksa Allah'a karsı bilemeyeceginiz seyleri mi soyluyorsunuz

[81] Hayır! Kim bir kotuluk eder de kotulugu kendisini cepecevre kusatırsa, iste o kimseler Cehennem ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlar

[82] Iman edip salih amel isleyenler ise onlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlar

[83] Vaktiyle biz, Israilogullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye soz almıs ve «Insanlara guzel soz soyleyin, namazı kılın, zekatı verin» demistik. Sonra icinizden cok azınız haric (bu sozden) dondunuz. Hala da yuz cevirip duruyorsunuz

[84] (Ey Israilogulları!) Birbirinizin kanını dokmeyeceginize, birbirinizi yurtlarınızdan cıkarmayacagınıza dair sizden kesin bir soz almıstık. Her seyi gorerek sonunda bunları kabul etmistiniz

[85] Bu misakı kabul eden sizler, (verdiginiz sozun tersine) birbirinizi olduruyor, aranızdan bir zumreyi yurtlarından cıkarıyor, kotuluk ve dusmanlıkta onlara karsı yardımlasıyorsunuz. Onları yurtlarından cıkarmak size haram oldugu halde (hem cıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onları kurtarıyorsunuz. Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden oyle davrananların cezası dunya hayatında ancak zillettir. Kıyamet gununde ise en siddetli azaba ugratılacaklardır. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil degildir

[86] Iste onlar, ahirete karsılık dunya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yuzden ne azapları hafifletilecek, ne de kendilerine yardım edilecektir

[87] Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gonderdik. Meryem Oglu Isa’ya da apacık deliller verdik. Ve onu, Ruhu'l Kudus (Cebrail) ile destekledik. (Ne var ki) gonlunuzun arzulamadıgı seyleri soyleyen bir peygamber geldikce, ona karsı buyukluk taslayıp, (size gelen peygamberlerden) bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da oldurdunuz

[88] (Yahudiler peygamberlerle alay ederek) «Kalplerimiz perdelidir» dediler. Hayır; kufurleri sebebiyle Allah onlara lanet etmistir. O yuzden cok az inanırlar

[89] Onlara, Allah katından ellerindeki (Tevrat'ı) dogrulayan bir kitap geldiginde onceden kafirlere karsı (kendilerine boyle yardım edici bir kitabın gelmesini) bekleyip duruyorlardı. Iste onceden gelecegini bildikleri bu kitap gelince onu inkar ettiler. Iste Allah'ın laneti boyle inkarcılaradır

[90] Onların, Allah'ın kullarından diledigine (Kitap) indirmesini kıskandıkları icin Allah'ın indirdigini (Kur'an'ı) inkar ederek kendilerini cok kotu bir sey karsılıgında satmaları ne kadar kotu bir seydir! Boylece onlar, gazap ustune gazaba ugradılar. Ayrıca kafirler icin alcaltıcı bir azap vardır

[91] Kendilerine: Allah'ın indirdigine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız, derler ve ondan baskasını inkar ederler. Halbuki o Kur'an, kendi ellerinde bulunan Tevrat'ı dogrulayıcı olarak gelmis hak kitaptır. (Ey Muhammed:) Onlara deki: Sayet siz gercekten (kendinize indirilene) inanıyorsanız daha once Allah'ın peygamberlerini neden olduruyordunuz

[92] Andolsun Musa size apacık mucizeler getirmisti. Sonra onun ardından, zalimler olarak buzagıyı (ilah ) edindiniz

[93] Hatırlayın ki, sizden kesin bir soz almıs veTur'u da uzerinize kaldırarak size verdigimize kuvvetlice tutunun ve (emirlerini) dinleyin, demistik. Onlar: Isittik ve isyan ettik, dediler. Inkarları sebebiyle kalplerine buzagı sevgisi dolduruldu. De ki: Eger inanıyorsanız, imanınız size ne kotu seyler emrediyor

[94] (Ey Muhammed! Onlara:) Sayet (iddia ettiginiz gibi) ahiret yurdu Allah katında diger insanlara degil de yalnızca size aitse ve bu iddianızda dogru iseniz haydi olumu temenni edin (bakalım), de

[95] Onlar, kendi elleriyle onceden yaptıkları isler (gunah ve isyanları) sebebiyle hic bir zaman olumu temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri en iyi bilir

[96] Yemin olsun ki, sen onların hayat (yasamay)a baskalarından ve hatta her biri bin sene yasamayı temenni eden musriklerden bile daha duskun olduklarını gorursun. Oysa uzun yasamak, onları azaptan kurtarmayacaktır Allah, elbette, yaptıklarını hakkıyla gorendir

[97] De ki: Cebrail'e kim dusman ise ( iyi bilsin ki) Allah'ın izniyle onceki kitapları dogrulayan, muminler icin hidayet rehberi ve mujde olan Kur'an'ı senin kalbine indiren odur

[98] Kim, Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail’e dusman olursa (bilsin ki) Allah da inkarcı kafirlerin dusmanıdır

[99] Andolsun ki sana apacık ayetler indirdik. (Ey Muhammed) onları fasıklardan baskası inkar etmez

[100] Ne zaman onlar bir antlasma yaptılarsa, yine kendilerinden bir grup onu bozmadı mı? Zaten onların cogu iman etmez

[101] Allah tarafından kendilerine, yanlarında bulunanı tasdik edici bir elci gelince ehli kitaptan bir grup, sanki Allah'ın kitabını bilmiyormus gibi onu arkalarına atıp terkettiler

[102] Suleyman'ın hukumranlıgı hakkında onlar, seytanların uydurup soylediklerine tabi oldular. Halbuki Suleyman (buyu yapıp) kafir olmadı. Lakin seytanlar, sihri ve Babil'deki Harut ve Marut adlı iki melege indirilen seyleri insanlara ogreterek kafir oldular. Halbuki o iki melek, herkese: «Biz ancak imtihan icin gonderildik, sakın yanlıs inanıp da kafir olmayasınız», demeden hic kimseye (sihir ilmini) ogretmezlerdi. Onlar, o iki melekten, kisi ile karısının arasını acacak seyleri ogreniyorlardı. Oysa onlar, Allah’ın izni olmadan hic kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni degil de zarar vereni ogrenirler. onlar sihri satın alanların ahirette nasibi olmadıgını cok iyi bilmektedirler. Karsılıgında kendilerini sattıkları sey ne kotudur! Keske bunu anlasalardı

[103] Eger iman edip kendilerini kotulukten korusalardı, suphesiz Allah tarafından verilecek sevap daha hayırlı olacaktı. Keske bunları anlasalardı

[104] Ey iman edenler! «Raina» demeyin, «unzurna» deyin. (Soylenenleri) dinleyin. Kafirler icin elem verici bir azap vardır

[105] (Ey muminler!) Ehli kitaptan ve musriklerden olan kafirler, Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini diledigi kimseye tahsis eder. Allah buyuk lutuf sahibidir

[106] Biz, bir ayet (in hukmun)i nesheder (kaldırır)sek veya onu unutturursak mutlaka ondan daha hayırlısını veya onun bir dengini getiririz. Allah'ın her seye kadir oldugunu bilmez misin

[107] (Yine) bilmez misin, goklerin ve yerin mulkiyet ve hukumranlıgı yalnızca Allah'ındır? Sizin icin Allah'tan baska ne bir dost ne de bir yardımcı vardır

[108] Yoksa siz de (ey muslumanlar), daha once Musa'dan istenildigi gibi, kendi peygamberinizden de (bir takım mucizeler) talep etmek mi istiyorsunuz? Her kim, imanı kufurle degisirse, dumduz yoldan sapmıs olur

[109] Ehli kitaptan cogu, hakikat kendilerine apacık belli olduktan sonra, sırf iclerindeki kıskanclıktan oturu, sizi imanınızdan vazgecirip kufre dondurmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bagıslayın. Suphesiz Allah her seye kadirdir

[110] Namazı dosdogru kılın, zekatı verin, onceden kendiniz icin yaptıgınız her iyiligi Allah'ın katında bulacaksınız. Suphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla gorendir

[111] (Ehli kitap:) Yahudiler yahut hıristiyanlar haric hic kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara: Eger sahiden dogru soyluyorsanız delilinizi getirin, de

[112] Bilakis, kim muhsin olarak yuzunu Allah'a dondururse (Allah'a hakkıyla kulluk ederse) onun ecri Rabbi katındadır. Onlara hic bir korku yoktur, uzulecek olanlar da onlar degildir

[113] Hepsi de kitabı (Tevrat ve Incil'i) okumakta oldukları halde Yahudiler: Hristiyanlar dogru yolda degillerdir, dediler. Hristiyanlar da: Yahudiler dogru yolda degillerdir, dediler. Kitabı bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların soylediklerini soylediler. Allah, ihtilafa dustukleri hususlarda kıyamet gunu onlar hakkında hukmunu verecektir

[114] Allah’ın mescidlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına calısandan daha zalim kim vardır! Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Baska turlu girmeye hakları yoktur.) Bunlar icin dunyada rezillik, ahirette de buyuk azap vardır

[115] Dogu da Allah'ındır batı da. Nereye donerseniz Allah’ın vechi oradadır. Suphesiz Allah ( ın kullarına rahmeti ve nimeti) genistir, O her seyi hakkıyla bilendir

[116] «Allah cocuk edindi» dediler. Hasa! O, bundan munezzehtir. Oysa goklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur, hepsi O'na boyun egmistir

[117] goklerin ve yerin yoktan varedicisidir. Bir seyi dilediginde ona sadece «Ol!» der, o da hemen oluverir

[118] Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konusmalı ya da bize bir ayet (mucize) gelmeli degil miydi? Onlardan oncekiler de iste tıpkı onların dediklerini demislerdi. Kalpleri (akılları) nasıl da birbirine benzedi? Gercekleri iyice (yakinen) bilmek isteyenlere ayetleri apacık gosterdik

[119] Dogrusu biz seni Hak (Kur'an) ile mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik. Sen Cehennem ashabından sorumlu degilsin

[120] Ne yahudiler ne de hristiyanlar sen onların dinlerine uymadıkca senden asla razı olmayacaklar. De ki: Dogru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır

[121] Kendilerine verdigimiz kitabı hakkıyla okuyan kimseler, iste bunlar ona iman ederler. Onu inkar edenlere gelince, iste gercekten husrana ugrayanlar onlardır

[122] Ey Israilogulları! Size verdigim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) alemlere ustun kılmıs oldugumu hatırlayın

[123] Ve bir gunden sakının ki, o gunde hic kimse baskası namına bir sey odeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hic kimseye sefaat fayda vermez. Onlar hicbir yardım da gormezler

[124] Bir zamanlar Rabbi Ibrahim'i bir takım kelimelerle sınamıs, onları tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara imam (onder) yapacagım, demisti. «Soyumdan da (onderler yap, ya Rabbi!) » deyince Allah: Ahdim zalimlere ulasmaz (onlar icin soz vermem) buyurdu

[125] Biz, Beyt’i (Ka'be'yi) insanlara toplanma mahalli ve guvenli bir yer kıldık ve siz de Ibrahim'in makamından bir namaz yeri edinin (dedik). Ibrahim ve Ismail'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, ruku ve secde edenler icin Evim'i temiz tutun, diye emretmistik

[126] Ibrahim de demisti ki: Ey Rabbim! Burayı emin bir sehir yap, halkından Allah'a ve ahiret gunune inananları cesitli meyve (urun) lerle besle. Allah buyurdu ki: Kim inkar ederse onu az bir sure faydalandırır, sonra onu cehennem azabına mecbur kılarım . Ne kotu varılacak yerdir orası

[127] Bir zamanlar Ibrahim, Ismail ile beraber Beytullah'ın temellerini yukseltiyor, (soyle dua ediyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur, suphesiz sen hakkıyla isiten ve hakkıyla bilensin

[128] Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olan iki kul, neslimizden de sana teslim olan bir ummet eyle, bize ibadet usullerimizi goster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri cokca kabul eden, cok merhametli olan ancak sensin

[129] Ey Rabbimiz! Onlara, iclerinden senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti ogretecek, onları temizleyecek bir peygamber gonder. Cunku ustun gelen, her seyi yerli yerince yapan yalnız sensin

[130] Ibrahim'in dininden kendini bilmezlerden baska kim yuz cevirir? Andolsun ki, biz dunyada onu (elci) sectik, suphesiz o ahirette de salih kullardandır

[131] Cunku Rabbi ona: "Teslim ol," demis, o da: Alemlerin Rabbine teslim oldum, demisti

[132] Bunu Ibrahim de kendi ogullarına vasiyet etmis, Ya'kub da: (aynı seyi yapmıs ve): Ogullarım! Allah sizin icin bu dini (Islam'ı) secti. O halde sadece muslumanlar olarak olunuz (dedi)

[133] Yoksa Ya'kub'a olum geldigi zaman siz orada mı idiniz? O zaman (Ya'kub) ogullarına: Benden sonra kime ibadet (kulluk) edeceksiniz? demisti. Onlar: Senin ve ataların Ibrahim, Ismail ve Ishak'ın bir tek ilahına (Allah'a) kulluk edecegiz; biz ancak O’na teslim olmusuzdur, dediler

[134] Onlar bir ummetti, gelip gecti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya cekilmezsiniz

[135] (Yahudiler ve hristiyanlar muslumanlara:) Yahudi ya da hristiyan olun ki, dogru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanif olan Ibrahim'in (dosdogru) dinine uyarız. O, musriklerden degildi

[136] «Biz, Allah'a iman ettik ve (yine) bize indirilene; Ibrahim, Ismail, Ishak, Ya'kub ve Esbat (Ya'kub'un torunların)a indirilene, Musa ve Isa'ya verilenlerle Rableri tarafından diger peygamberlere verilenlere, onlardan hicbiri arasında fark gozetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk» deyin

[137] Eger onlar (Yahudi ve hristiyanlar) da sizin inandıgınız gibi inanırlarsa dogru yolu bulur (hidayete erer) lar; yok eger yuz cevirirlerse mutlaka anlasmazlık (ve ayrılık) icine dusmus olurlar. Onlara karsı Allah sana yeter. O hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[138] Iste Allah'ın boyası (Islam Dini)… Allah’tan daha guzel boyası olan kim vardır? Biz ancak O'na kulluk ederiz

[139] De ki ( Ey Yahudi ve hristiyanlar): Siz, Allah hakkında bizimle delilli tartısmaya mı girisiyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz O'na (ibadet ve taatlerimizde) ihlas ile baglananlarız

[140] Yoksa siz, Ibrahim, Ismail, Ishak, Ya'kub ve Esbat (Ya'kub'un torunların)ın yahudi, yahut hristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah tarafından gelen bir sahitligi gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

[141] Onlar bir ummetti; gelip gecti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir. Siz onların yaptıklarından sorguya cekilmezsiniz

[142] Insanlardan bir kısım beyinsizler: Yonelmekte oldukları kıblelerinden onları ceviren nedir? diyecekler. De ki: Dogu da batı da Allah'ındır. O, diledigini dogru yola iletir

[143] Iste boylece sizin insanlara sahitler olmanız, Rasul'un de size sahit olması icin biz, sizi vasat (orta, mutedil) bir ummet kıldık. Senin uzerinde bulundugun kıbleyi, biz ancak Rasul'e uyanı, okceleri uzerinde geri donenlerden (ayırıp) bilelim diye kıble yaptık. Bu, (Kıblenin degistirilmesi) Allah'ın hidayet verdigi kimselerden baskasına elbette agır gelir. Allah sizin imanınızı (namazlarınızı) asla zayi edecek degildir. Zira Allah insanlara karsı sefkatli ve cok merhametlidir

[144] (Ey Muhammed!) Senin, yuzunu goge dogru cevirdigini elbette goruyoruz. Iste simdi, seni memnun olacagın bir kıbleye donduruyoruz. Artık yuzunu Mescid-i Haram (ka'be) tarafına cevir. (Ey muslumanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yuzlerinizi o tarafa cevirin. Suphe yok ki, ehli kitap, onun Rablerinden gelen gercek oldugunu cok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından gafil degildir

[145] Sen, ehli kitaba her turlu ayeti (delili) getirsen yine de onlar senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak degilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine uymazlar. Sana gelen ilimden sonra eger onların arzularına uyacak olursan, iste o zaman sen muhakak zalimlerden olursun

[146] Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), ozogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna ragmen onlardan bir grup, hakkı bile bile gizler

[147] Hak ( Gercek olan), Rabbinden gelendir. O halde suphecilerden olma

[148] Herkesin yoneldigi bir kıblesi vardır. (Ey muminler!) Siz hayır islerinde yarısın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Suphesiz Allah her seye kadirdir

[149] Nereden yola cıkarsan cık (namazda) yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Bu emir Rabbinden sana gelen gercektir. (Biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan gafil (habersiz) degildir

[150] (Evet Rasulum!) Nereden yola cıkarsan cık (namazda) yuzunu Mescidi Haram'a dogru cevir. (Siz de ey muslumanlar!) Nerede olursanız olun, yuzunuzu o tarafa cevirin ki, aralarından haksızlık edenler (kuru inatcılar) mustesna, insanların aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delil bulunmasın. Sakın onlardan korkmayın! Yalnız benden korkun. Size olan nimetimi tamamlayayım da boylece dogru yolu bulasınız

[151] Nitekim kendi icinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi (kotuluklerden) arındıran, size, Kitabı ve hikmeti ve bilmediklerinizi ogreten bir Rasul gonderdik

[152] Oyle ise siz beni (ibadet ve taatle) anın ki ben de sizi (rahmetimle) anayım. Bana sukredin; sakın bana nankorluk etmeyin

[153] Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Cunku Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir

[154] Allah yolunda oldurulenlere «oluler» demeyin. Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız

[155] Andolsun ki sizi biraz korku ve aclık; mallardan, canlardan ve urunlerden biraz azaltma ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri mujdele

[156] O sabredenler, kendilerine bir bela geldigi zaman: «Biz Allah'a aidiz ve biz O'na donecegiz» derler

[157] Iste Rablerinden (gelen) magfiret (bagıslama) ve rahmet hep onlaradır. Ve hidayete erenler de onlardır

[158] Suphe yok ki, Safa ile Merve Allah'ın koydugu nisanlardandır. Her kim Beytullah'ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir gunah yoktur. Her kim gonullu olarak bir iyilik yaparsa suphesiz Allah kabul eder ve (yaptıklarını) hakkıyla bilir

[159] Indirdigimiz acık delilleri ve kitapta insanlara apacık gosterdigimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de butun lanet ediciler lanet eder

[160] Ancak tevbe edip durumlarını duzeltenler ve gercegi acıkca ortaya koyanlar baskadır. Zira ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi cokca kabul eden ve cokca esirgeyenim

[161] (Ayetlerimizi) inkar etmis ve kafir olarak olmuslere gelince, iste Allah'ın, meleklerin ve tum insanların laneti onların uzerinedir

[162] Onlar ebediyen lanet icinde kalırlar. Artık onlardan azap hafifletilmez ve onların yuzlerine (mazeretlerine) de bakılmaz

[163] Ilahınız bir tek Allah'tır. O'ndan baska ilah yoktur. O, Rahman'dır, Rahim'dir

[164] Suphesiz goklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gunduzun birbiri pesinden gelmesinde, insanlara fayda veren seylerle yuklu olarak denizde yuzup giden gemilerde, Allah'ın gokten indirip de olu haldeki topragı canlandırdıgı suda ve orada yaydıgı her turlu canlıda, ruzgarları ve yer ile gok arasında emre hazır bekleyen bulutları yonlendirmesinde dusunen bir toplum icin (Allah'ın varlıgını ve birligini ispatlayan) bircok deliller vardır

[165] Insanlar icinde bir takım kimseler de vardır ki, Allah'tan baskasını O'na ortak edinip, onları, Allah'ı sever gibi severler; gerci iman edenlerin Allah'a olan sevgileri cok daha kuvvetlidir. Fakat o zulmedenler, azabı gorurken, butun kuvvetin Allah'a mahsus ve Allah'ın siddetli azap sahibi oldugunu bir bilseler

[166] Iste o zaman (gorecekler ki) kendilerine uyulup arkalarından gidenler, uyanlardan hızla uzaklasırlar ve (o anda her iki taraf da) azabı gormus, nihayet aralarındaki baglar kopup parcalanmıstır

[167] (Kotulere) uyanlar soyle derler: Ah, keske bir daha dunyaya geri gitmemiz mumkun olsaydı da, simdi onların bizden uzaklastıkları gibi biz de onlardan uzaklassaydık! Boylece Allah onlara, amellerini, pismanlık ve uzuntu kaynagı olarak gosterir ve onlar artık atesten cıkamazlar

[168] Ey insanlar! Yeryuzunde bulunanların helal ve temiz olanlarından yiyin, seytanın adımlarına uymayın; zira seytan sizin icin apacık bir dusmandır

[169] O size, sadece kotulugu, hayasızlıgı ve Allah hakkında bilmediginiz seyleri soylemenizi emreder

[170] Onlara (musriklere): Allah’ın indirdigine uyun, denildigi zaman onlar, «Hayır! Biz atalarımızı uzerinde buldugumuz yola uyarız» dediler. Ya ataları bir sey anlamamıs, dogruyu da bulamamıs idiyseler

[171] (Hidayet cagrısına kulak vermeyen) kafirlerin durumu, sadece cobanın bagırıp cagırmasını isiten hayvanların durumuna benzer. Cunku onlar sagırlar, dilsizler ve korlerdir. Bu sebeple dusunmezler

[172] Ey iman edenler! Size verdigimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin, eger siz yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız O'na sukredin

[173] Allah size ancak oluyu (lesi), kanı, domuz etini ve Allah'tan baskası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, baskasının hakkına saldırmadan ve haddi asmadan bir miktar yemesinde gunah yoktur. Suphe yok ki Allah cokca bagıslayan cokca esirgeyendir

[174] Allah'ın indirdigi kitaptan bir seyi (ahir zaman Peygamberinin vasıflarını) gizleyip onu az bir paha ile degisenler yok mu, iste onların yiyip de karınlarına doldurdukları, atesten baska bir sey degildir. Kıyamet gunu Allah ne kendileriyle konusur ve ne de onları temize cıkarır. Orada onlar icin can yakıcı bir azap vardır

[175] Hidayet (dogru yol) e karsılık sapıklıgı ve magfirete karsılık da azabı satın alanlar iste onlardır. Onlar atese karsı ne kadar dayanıklıdırlar

[176] O azabın sebebi, Allah’ın, kitabı hak olarak indirmis olmasıdır. (Buna ragmen farklı yorum yapıp) kitapta ayrılıga dusenler, elbette derin bir anlasmazlıgın icine dusmuslerdir

[177] Iyilik (hayır), yuzlerinizi dogu ve batı tarafına cevirmeniz degildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptıgıdır ki, Allah'a, ahiret gunune, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gozeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmıslara, dilenenlere ve kolelere sevdigi maldan harcar, namaz kılar, zekat verir. Antlasma yaptıgı zaman sozlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savas zamanlarında sabreder. Iste dogru olanlar, bu vasıfları tasıyanlardır. Muttakiler ancak onlardır

[178] Ey iman edenler! Oldurulenler hakkında size kısas farz kılındı. Hure hur, koleye kole, kadına kadın (oldurulur). ancak her kimin cezası, kardesi (oldurulenin velisi) tarafından bir miktar bagıslanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (olduren) ona (gereken diyeti) guzellikle odemelidir. Bu soylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi asarsa muhakkak onun icin elem verici bir azap vardır

[179] Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin icin hayat vardır. Umulur ki suc islemekten sakınırsınız

[180] Birinize olum geldigi zaman, eger bir hayır bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir bicimde vasiyet etmek Allah’tan korkanlar uzerine bir borctur

[181] Her kim bunu isittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti degistirirse, gunahı onu degistirenlerin uzerinedir. Suphesiz Allah hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[182] Her kim, vasiyet edenin haksızlıga yahut gunaha meyletmesinden endise eder de (alakalıların) aralarını bulursa kendisine gunah yoktur. Suphesiz Allah cok bagıslayan hem de cok esirgeyendir

[183] Ey iman edenler! Oruc sizden once gelip gecmis ummetlere farz kılındıgı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz

[184] Sayılı gunlerde olmak uzere (oruc size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadıgı gunler kadar) diger gunlerde kaza eder. (Ihtiyarlık veya sifa umudu kalmamıs hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruc tutmaya gucleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gonullu olarak hayır yaparsa, bu kendisi icin daha iyidir. Eger bilirseniz (guclugune ragmen) oruc tutmanız sizin icin (fidye vermekten) daha hayırlıdır

[185] Ramazan ayı, insanlara yol gosterici, dogrunun ve dogruyu egriden ayırmanın acık delilleri olarak Kur'an' ın indirildigi aydır. Oyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruc tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadıgı gunler sayısınca) baska gunlerde kaza etsin. Allah sizin icin kolaylık ister, zorluk istemez. Butun bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size dogru yolu gostermesine karsılık, Allah'ı tazim etmeniz, sukretmeniz icindir

[186] Kullarım sana, beni sordugunda (onlara deki): Ben (suphesiz onlara) cok yakınım. Bana dua ettigi vakit dua edenin dilegine karsılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar. Ola ki dogru yolu bulurlar

[187] Oruc gecesinde kadınlarınıza yaklasmak size helal kılındı. Onlar sizin icin birer elbise, siz de onlar icin birer elbisesiniz. Allah sizin, nefislerinize ihanet (kotuluk) etmekte oldugunuzu bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bagısladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklasın ve Allah'ın sizin icin takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipligi (aydınlıgı), siyah ipliginden (karanlıgından) ayırt edilinceye kadar yiyin, icin, sonra aksama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete cekilmis oldugunuz zamanlarda kadınlarla birlesmeyin. Bunlar Allah'ın koydugu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklasmayın. Iste boylece Allah ayetlerini insanlara acıklar. Umulur ki korunurlar

[188] Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz icin o malları hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin

[189] Sana, hilal (seklinde yeni dogan ay) leri sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve ozellikle hac icin vakit olculeridir. Iyilik, evlere arkalarından gelip girmeniz degildir. Lakin iyilik, korunan (ve olculu giden) kimsenin davranısıdır. Evlere kapılarından girin, Allah'tan korkun, umulur ki kurtulusa erersiniz

[190] Size karsı savas acanlara, siz de Allah yolunda savas acın. Sakın asırı gitmeyin. Cunku Allah asırı gidenleri sevmez

[191] Onları (size karsı savasanları) yakaladıgınız yerde oldurun. Sizi cıkardıkları yerden siz de onları cıkarın. Fitne, adam oldurmekten daha kotudur. Mescid-i Haram’da onlar sizinle savasmadıkca, siz de onlarla savasmayın. Eger onlar size karsı savas acarlarsa siz de onları oldurun, iste kafirlerin cezası boyledir

[192] Eger onlar (savastan) vazgecerlerse, (siz de vazgecin, sunu iyi bilin ki) Allah; Gafur (cok bagıslayıcı) ve Rahim' (cok esirgeyici) dir

[193] Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnız Allah icin oluncaya kadar onlarla savasın. Sayet vazgecerlerse (siz de vazgecin) zalimlerden baskasına dusmanlık ve saldırı yoktur

[194] Haram ay haram aya karsılıktır. Hurmetler (dokunulmazlıklar) karsılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah muttakiler (ondan hakkıyla sakınanlar) le beraberdir

[195] Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Her turlu Islerinizi de cok iyi yapın; zira Allah, iyi is yapanları sever

[196] Haccı ve umreyi Allah icin tam yapın. Eger (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gonderin. Kurban yerine varıncaya kadar baslarınızı tıras etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut basından bir rahatsızlıgı varsa, ya oruc ya sadaka ya da kurban olmak uzere fidye gerekir. (Hac yolculugu icin) emin oldugunuz vakit kim hac gunlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac gunlerinde uc, memleketine dondugu zaman yedi olmak uzere oruc tutar . Hepsi tam on gundur . Bu soylenenler , ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar icindir. Allah'tan korkun . Biliniz ki Allah, siddetli ceza sahibidir

[197] Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca niyet ederse (ihramını giyerse), hac esnasında kadına yaklasmak, gunah sayılan davranıslara yonelmek, kavga etmek yoktur. Hayır olarak ne yaparsanız, Allah onu bilir. (Ey muminler! Ahiret icin) azık edinin. Bilin ki azıgın en hayırlısı takvadır. Ey akıl sahipleri! Benden (emirlerime muhalefet etmekten) sakının

[198] (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizden gelecek bir lutfu (kazancı) aramanızda size herhangi bir gunah yoktur. Arafat'tan ayrılıp akın ettiginizde Mes'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin. Siz, onceden sapıklardan oldugunuz halde, sizi dogru yola sevk ettigi icin O'nu anın

[199] Sonra insanların (sel gibi) aktıgı yerden siz de akın. Allah'tan magfiret isteyin. Cunku Allah cok affedici ve cok esirgeyicidir

[200] Hac ibadetlerinizi bitirince, babalarınızı andıgınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir sekilde Allah'ı anın. Insanlardan oyleleri var ki: Ey Rabbimiz! Bize dunyada ver, derler. Boyle kimselerin ahiretten hic nasibi yoktur

[201] Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! «Bize dunyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru!» derler

[202] Iste onlar icin, kazandıklarında buyuk bir nasip vardır. (Suphesiz) Allah, hesabı cabuk gorendir

[203] Sayılı gunlerde (tesrik gunlerinde) Allah’ı anın. Kim iki gun icinde acele edip (Mina'dan cıkmak hususunda) donmek isterse ona herhangi bir gunah yoktur. Bunlar gunahtan sakınanlar icindir. Allah'tan korkun ve bilin ki hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız

[204] Insanlardan (munafıklardan) oyleleri vardır ki, dunya hayatı hakkında soyledikleri senin hosuna gider. Hatta boylesi kalbinde olana (samimi olduguna dair) Allah'ı sahit tutar. Halbuki o, hasımların en yamanıdır

[205] O, donup gitti mi (yahut bir is basına gecti mi) yeryuzunde ortalıgı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak icin calısır. Allah bozgunculugu sevmez

[206] Boylesine «Allah’tan kork!» denilince benlik ve gurur kendisini gunaha sevkeder. (Ceza ve azap olarak) ona cehennem yeter. O ne kotu yerdir

[207] Insanlardan oyleleri de var ki, Allah'ın rızasını almak icin kendini ve malını feda eder. Allah, kullarına karsı cok sefkatlidir

[208] Ey iman edenler! Hep birden Islam'a girin. Sakın seytanın adımlarına uymayın. Cunku o, sizin apacık dusmanınızdır

[209] Size (Kur'an ve Sunnet gibi) apacık deliller geldikten sonra, eger haktan saparsanız, sunu iyi bilin ki Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[210] Onlar, (kıyamet gunu) ille de buluttan golgeler icinde Allah’ın ve meleklerinin gelmesini ve isin olup bitmesini mi bekliyorlar ? Halbuki is bitirilmistir. Butun isler yalnızca Allah'a dondurulur

[211] Israilogullarına sor ki kendilerine nice apacık mucizeler verdik. Kim mucizeler kendisine geldikten sonra Allah’ın nimetini (ayetlerini) degistirirse bilsin ki Allah'ın azabı siddetlidir

[212] Kafir olanlar icin dunya hayatı cazip kılındı. (Bu yuzden) onlar, iman edenler ile alay ederler. Oysa ki, (iman edip) inkardan sakınanlar kıyamet gununde onların ustundedir. Allah diledigine hesapsız rızık verir

[213] Insanlar tek bir ummet idi. Sonra Allah, mujdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gonderdi. Insanlar arasında, anlasmazlıga dustukleri hususlarda hukum vermeleri icin, onlarla beraber hak yolu gosteren kitapları da gonderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apacık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskanclıktan oturu dinde anlasmazlıga dustuler. Bunun uzerine Allah iman edenlere, uzerinde ihtilafa dustukleri hakkı (gercegi) izniyle gosterdi. Allah diledigini dogru yola iletir

[214] (Ey muminler!) Yoksa siz, sizden once gelip gecenlerin basına gelenler size de gelmeden cennete gireceginizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara oylesine dokunmus ve oyle sarsılmıslardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki muminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır

[215] Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan vereceginiz sey, anaya babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmıslaradır. Iyilik olarak yaptıgınız seyleri Allah, suphesiz en iyi bilendir

[216] Hosunuza gitmedigi halde savas size farz kılındı. Fakat olabilir ki, bir sey sizin hakkınızda hayırlıdır da, onu kotu gorursunuz; bir sey de hakkınızda ser oldugu halde, ondan hoslanırsınız. (Bunu) siz bilemezsiniz de Allah bilir

[217] Sana haram ayı, yani onda savasmayı soruyorlar. De ki: O ayda savasmak buyuk bir gunahtır. (Insanları) Allah yolundan cevirmek, Allah’ı inkar etmek, Mescid-i Haram'ın ziyaretine mani olmak ve halkını oradan cıkarmak ise Allah katında daha buyuk gunahtır. Fitne, (bir kimseyi) oldurmekten daha kotudur. Onlar eger gucleri yeterse, sizi dininizden dondurunceye kadar size karsı savasa devam ederler. Sizden kim, dininden doner ve kafir olarak olurse, iste dunya ve ahiretteki amelleri bosa gitmis olanlar bunlardır; Cehennem ashabı olanlar da bunlardır ve bunlar orada daimidirler

[218] Iman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, iste Allah'ın rahmetini umanlar da bunlardır. Allah, cok bagıslayıcı, cok esirgeyicidir

[219] Sana, ickiyi ve kumar hakkında soruyorlar. De ki: Her ikisinde de buyuk bir gunah ve insanlar icin bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de gunahı faydasından daha buyuktur. Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını sorarlar. «Ihtiyac fazlasını» de. Iste Allah, dusunesiniz diye size ayetleri boyle acıklar

[220] Dunya ve ahiret hakkında (lehinize olan davranısları dusunun ve ona gore hareket edin). Sana yetimler hakkında soruyorlar. De ki: Onları iyi yetistirmek (yuz ustu bırakmaktan) daha hayırlıdır. Eger onlarla birlikte yasarsanız, (unutmayın ki) onlar sizin kardeslerinizdir. Allah, isleri bozanla duzelteni bilir. Eger Allah dileseydi, sizi de zahmet ve mesakkate sokardı. Cunku Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[221] Iman etmedikce musrik kadınlarla evlenmeyin. Begenseniz bile, musrik bir kadından, mu'min bir cariye kesinlikle daha hayırlıdır. Iman etmedikce musrik erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Begenseniz bile, musrik bir kisiden mu'min bir kole kesinlikle daha hayırlıdır. Onlar (musrikler) cehenneme cagırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve magfirete cagırır. Iste, Allah, dusunup ibret alsınlar diye, ayetlerini insanlara boyle acıklar

[222] (Ey Muhammed! Sana;) Hayızı (kadınların adet halini) soruyorlar. (Onlara) de ki: O bir eza (rahatsızlık) dır. Bu sebeple adet halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklasmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettigi yerden onlara yaklasın. Sunu iyi bilin ki, Allah cokca tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever

[223] Kadınlarınız sizin icin bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz oyle varın. Kendiniz icin onceden (gelecekte faydasını goreceginiz iyi amellerle) hazırlık yapın. Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavusacaksınız. (Ey Muhammed!) Mu'minleri mujdele

[224] Yeminlerinizden dolayı , iyilik etmenize, O'ndan sakınmanıza ve insanların arasını duzeltmenize Allah'ı (O'nun adını) engel kılmayın. Allah, hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[225] Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lakin kalplerinizin kasdettigi yeminden sorumlu tutar. Allah, Gafur'dur, Halim'dir

[226] Kadınlarına yanasmamaya yemin edenlerin dort ay beklemeleri gerekir. Eger (yeminlerinden) donerlerse, suphesiz, Allah, Gafur'dur, Rahim'dir

[227] Eger (muddeti icinde donmeyip kadınlarını) bosamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Allah, suphesiz, hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[228] Bosanmıs kadınlar, kendi baslarına uc hayız (veya temizlik) suresi beklerler. Eger onlar Allah'a ve ahiret gunune gercekten inanmıslarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattıgını gizlemeleri kendilerine helal olmaz. Eger kocalar barısmak isterlerse, bu durumda bosadıkları kadınları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Kocalarının onlar uzerinde hakları oldugu gibi, onların da kocaları uzerinde belli hakları vardır, ancak erkekler, onlar uzerinde bir ustunluk derecesine sahiptirler. Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[229] Bosama iki defadır. Bundan sonrası (bilinen sekilde) ya iyilikle tutmak ya da guzellikle salıvermektir. Kadınlara (mehir olarak) verdiginiz seyi, kadın ve erkek, Allah'ın cizdigi hududu ihlal etmekten korkmadıkca geri almanız helal olmaz. (Ey muminler!) Siz de karı ile kocanın, Allah'ın sınırlarını, hakkıyla muhafaza etmelerinden kuskuya duserseniz, kadının (erkege) fidye vermesinde her iki taraf icin de sakınca yoktur. Bu soylenenler Allah'ın koydugu sınırlardır. Sakın onları asmayın. Kim Allah'ın sınırlarını asarsa iste onlar zalimlerdir

[230] Eger erkek karısını (ucuncu defa) bosarsa artık o kadın, baska bir esle evlenmedikce ilk kocasına helal olmaz. Eger (kadını, bosandıktan sonra evlendigi) bu koca da bosarsa, (her iki taraf da) Allah'ın sınırlarını muhafaza edeceklerine inandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar, Allah'ın, bunları bilmek, ogrenmek isteyen topluluk icin acıkladıgı hudutlarıdır

[231] Kadınları bosadıgınız ve onlar da bekleme muddetlerini bitirdikleri vakit ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Fakat haksızlık ederek ve zarar vermek icin onları nikah altında tutmayın. Kim bunu yaparsa muhakkak kendine zulmetmis olur. Allah'ın ayetlerini eglenceye almayın. Allah'ın sizin uzerinizdeki nimetini, (size verdigi hidayeti), size ogut vermek uzere indirdigi Kitab'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah her seyi hakkıyla bilendir

[232] Kadınları bosadıgınız ve onlar da bekleme muddetlerini bitirdikleri vakit, aralarında iyilikle anlastıkları takdirde, onların (kendilerini bir yahut iki talakla bosamıs olan) kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın. Iste bununla icinizden Allah'a ve ahiret gunune inanan kimselere ogut verilmektedir. Bu ogudu tutmanız kendiniz icin en iyisi ve en temizidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[233] Emzirmeyi tamamlatmak isteyen (baba) icin, anneler cocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların orfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi baba tarafına aittir. Bir insan ancak gucu yettiginden sorumlu tutulur. Hicbir anne, cocugu sebebiyle, hicbir baba da cocugu yuzunden zarara ugratılmamalıdır. Onun benzeri (nafaka temini) varis uzerine de gerekir. Eger ana ve baba birbiriyle goruserek ve karsılıklı anlasarak cocugu memeden kesmek isterlerse, kendilerine gunah yoktur. Cocuklarınızı (sut anne tutup) emzirtmek istediginiz takdirde, sut anneye vermekte oldugunuz ucreti iyilikle teslim etmeniz sartıyla, uzerinize gunah yoktur. Allah’tan korkun. Bilin ki Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla gorendir

[234] Sizden olenlerin, geride bıraktıkları esleri, kendi baslarına (evlenmeden) dort ay on gun beklerler. Bekleme muddetlerini bitirdikleri vakit, kendileri hakkında yaptıkları mesru islerde size bir gunah yoktur. Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilir

[235] (Iddet beklemekte olan) kadınlarla evlenme hususundaki dusuncelerinizi ustu kapalı bicimde anlatmanızda veya onu icinizde gizli tutmanızda size gunah yoktur. Allah bilir ki siz onları anacaksınız. Lakin, mesru sozler soylemeniz mustesna, sakın onlara gizlice bulusma sozu vermeyin. Farz olan bekleme muddeti dolmadan, nikah kıymaya kalkısmayın. Bilin ki Allah, gonlunuzdekileri bilir. Bu sebeple Allah'tan sakının. Sunu iyi bilin ki Allah Gafur'dur, Halim'dir

[236] Nikahtan sonra henuz dokunmadan veya onlar icin belli bir mehir tayin etmeden kadınları bosarsanız bunda size herhangi bir gunah yoktur.Bu durumda onlara hediye cinsinden bir seyler verin. Zengin olan durumuna gore, fakir de durumuna gore vermelidir

[237] Kendilerine mehir tayin ederek evlendiginiz kadınları, temas etmeden bosarsanız, tayin ettiginiz mehrin yarısı onların hakkıdır. Ancak kadınların vazgecmesi veya nikah bagı elinde bulunanın (velinin) bundan vazgecmesi hali mustesnadır. Affetmeniz (mehirden vazgecmeniz), takvaya daha uygundur. Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayın. Suphesiz Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla gorur

[238] Namazlara ve orta namaza devam (ve dikkat) edin. Allah icin saygı ve baglılık icinde namaz kılın

[239] Eger (herhangi bir seyden) korkarsanız (namazlarınızı) yuruyerek yahut binmis olarak (kılın). Guvene kavustugunuz zaman, siz bilmezken Allah'ın size ogrettigi sekilde O’nu anın (namaz kılın)

[240] Sizden olup de (dul) esler bırakan kimseler, zevcelerinin, evlerinden cıkarılmadan, bir yıla kadar bıraktıkları maldan faydalanmaları hususunda (saglıklarında) vasiyet etsinler. Eger o kadınlar, (kendiliklerinden) cıkıp giderlerse, kendileri hakkında yaptıkları mesru seylerden size bir gunah yoktur. Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[241] Bosanmıs kadınlar icin de maruf (hakkaniyet) olculerinde faydalanacakları bir mal olmalıdır. Bu, Allah korkusu tasıyanlar uzerine bir borctur

[242] Iste, Allah size dusunup (hakikati) anlayasınız diye ayetlerini boyle acıklar

[243] Binlerce oldukları halde, olum korkusundan dolayı yurtlarından cıkıp gidenleri gormedin mi? Allah onlara «Olun!» dedi (olduler). Sonra onları diriltti. Suphesiz Allah insanlara karsı lutufkardır. Lakin insanların cogu sukretmez

[244] O halde Allah yolunda savasın ve bilin ki Allah, hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[245] Allah'a guzel bir odunc verip de Allah'ın da onun karsılıgını kat kat artırarak (kendisine verecegi) kim vardır? Allah, hem daraltır, hem genisletir. (Neticede yine) O' na donduruleceksiniz

[246] Musa'dan sonra Israiogullarının ileri gelenlerini gormedin mi? Kendilerine gonderilmis bir peygambere: «Bize bir hukumdar gonder ki (onun komutasında) Allah yolunda savasalım» demislerdi. (O da onlara:) «Ya size savas farz kılınır da savasmazsanız?» dedi. «Yurtlarımızdan cıkarılmıs, cocuklarımızdan uzaklastırılmıs oldugumuz halde Allah yolunda neden savasmayalım?» dediler. Kendilerine savas farz kılınınca, iclerinden pek azı haric, yuz cevirdiler. Allah zalimleri en iyi bilendir

[247] Peygamberleri onlara: Bilin ki Allah, Talut'u size hukumdar olarak gonderdi, dedi. (Bunun uzerine onlar:) Biz, hukumdarlıga daha layık oldugumuz halde, kendisine servet ve zenginlik yonunden genis imkanlar verilmemisken o bize nasıl hukumdar olur? dediler. (Peygamberleri de onlara:) «Allah sizin uzerinize onu secti, ilimde ve bedende ona ustunluk verdi. Allah (fazlı ve lutfu) genis olan ve herseyi hakkıyla bilendir» dedi

[248] Peygamberleri onlara: Onun hukumdarlıgının alameti, icinde, Rabbinizden gelen bir gonul rahatlıgıyla Musa ve Harun ailesinin bıraktıgı seylerden artakalanların bulundugu ve meleklerin tasıdıgı sandıgın gelmesidir. Eger mu'min iseniz sizin icin bunda suphesiz (ibret alınacak) bir delil vardır, dedi

[249] Talut askerlerle beraber (cihad icin) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan icerse benden degildir. Kim ondan sadece eliyle bir avuc alırsa, bendendir, dedi. Iclerinden pek azı mustesna hepsi ırmaktan ictiler. Talut ve iman edenler beraberce ırmagı gecince: Bugun bizim Calut'a ve askerlerine karsı koyacak hic gucumuz yoktur, dediler. Allah’ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle cok sayıdaki birligi yenmistir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler

[250] Calut ve askerleriyle savasa tutustuklarında: Ey Rabbimiz! Uzerimize sabır yagdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kafir kavme karsı bize yardım et, dediler

[251] Sonunda Allah'ın izniyle onları yendiler. Davud da Calut'u oldurdu. Allah ona (Davud'a) hukumdarlık ve hikmet verdi, diledigi ilimlerden ona ogretti. Eger Allah’ın insanlardan bir kısmının kotulugunu digerleriyle savması olmasaydı elbette yeryuzu fesada ugrar (altust olur)dı. Lakin Allah butun alemlere karsı lutuf ve kerem sahibidir

[252] Iste bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyor (anlatıyor)uz. Suphesiz sen, Allah tarafından gonderilmis peygamberlerdensin

[253] O peygamberlerin bir kısmını digerlerinden ustun kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konusmus, bazılarını da derece derece yukseltmistir. Meryem oglu Isa’ya acık mucizeler verdik ve onu Ruhu'l Kudus ile guclendirdik. Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine acık deliller geldikten sonra birbirleriyle savasmazlardı. Fakat onlar ihtilafa dustuler de iclerinden kimi iman etti, kimi de inkar etti. Allah dileseydi onlar savasmazlardı; lakin Allah diledigini yapar

[254] Ey iman edenler! Kendisinde artık alısveris, dostluk ve kayırma bulunmayan gun (kıyamet) gelmeden once, size verdigimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gercekleri inkar edenler elbette zalimlerdir

[255] Allah, O'ndan baska ilah yoktur; O, Hayy (diri) dir; Kayyum'dur. O'nu ne bir uyuklama ve ne de bir uyku tutar. Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Izni olmadan O'nun katında kim sefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hicbir sey gizli kalmaz.) O'nun ilminden kendisinin diledigi dısında hicbir seyi kavrayamazlar. O'nun kursusu gokleri ve yeri icine alır, onları koruyup gozetmek kendisine zor gelmez. O, cok yucedir, cok buyuktur

[256] Dinde zorlama yoktur. Hak yol, batıl yoldan ayrılmıstır. O halde kim tagutu reddedip Allah'a inanırsa, kopması mumkun olmayan en saglam kulpa tutunmus olur. Allah, hakkıyla isiten hakkıyla bilendir

[257] Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır . Inkar edenlere gelince, onların dostları da taguttur, onları aydınlıktan karanlıklara cıkarırlar. Iste bunlar cehennem ashabıdırlar ve onlar orada daimidirler

[258] Allah'ın kendisine mulk (hukumdarlık ve zenginlik) verdigi icin sımararak Rabbi hakkında Ibrahim ile tartısmaya gireni (Nemrut'u) gormedin mi! Iste o zaman Ibrahim: Rabbim hayat veren ve oldurendir, demisti. O da: Hayat veren ve olduren benim, demisti. Ibrahim: Allah gunesi dogudan getirmektedir, haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun uzerine kafir sasırıp kaldı. Allah zalim kimseleri hidayete (dogru yola) erdirmez

[259] Yahut gormedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları catıları uzerine cokmus (alt ust olmus) bir kasabaya ugradı; «Olumunden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!» dedi. Bunun uzerine Allah onu oldurup yuz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldın? dedi. «Bir gun yahut daha az» dedi. Allah ona: Hayır, yuz sene kaldın. Yiyecegine ve icecegine bak, henuz bozulmamıstır. Esegine de bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yuz sene olu tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Simdi sen kemiklere bak, onları nasıl duzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlasılınca: Simdi iyice biliyorum ki, Allah her seye kadirdir, dedi

[260] Ibrahim Rabbine: Ey Rabbim! Oluyu nasıl dirilttigini bana goster, demisti. Rabbi ona: Yoksa inanmadın mı? dedi. Ibrahim: Hayır! Inandım, fakat kalbimin mutmain olması icin (gormek istedim), dedi. Bunun uzerine Allah: Oyleyse dort tane kus yakala, (onları kendine alıstır) sonra (kesip parcala), her dagın basına onlardan bir parca koy. Sonra da onları kendine cagır; kosarak sana gelirler. Bil ki Allah Aziz'dir, Hakim'dir, buyurdu

[261] Allah yolunda mallarını harcayanların ornegi, yedi basak bitiren bir dane gibidir ki, her basakta yuz dane vardır. Allah diledigine kat kat fazlasını verir. Allah, lutfu genis olan ve herseyi hakkıyla bilendir

[262] Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından basa kakmayan, fakirlerin gonlunu kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında (has) mukafatları vardır. Onlar icin korku yoktur, uzuntu de cekmeyeceklerdir

[263] Guzel soz ve bagıslama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah, zengindir (kullarının verecekleri sadakadan mustagnidir), Halim'dir

[264] Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gunune inanmadıgı halde malını gosteris icin harcayan kimse gibi, basa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptıgınız hayırlarınızı bosa cıkarmayın. Boylesinin (gosteris icin sadaka verenin) durumu, uzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, saganak bir yagmur isabet etmis de onu cıplak bir kaya haline getirivermistir. Bunlar kazandıklarından hicbir seye sahip olamazlar. Allah, kafirleri dogru yola iletmez

[265] Allah'ın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki comertligi kuvvetlendirmek icin mallarını hayra sarfedenlerin durumu, bir tepede kurulmus guzel bir bahceye benzer ki, uzerine bol yagmur yagmıs da iki kat urun vermistir. Bol yagmur yagmasa bile bir cisinti duser (de yine urun verir). Allah, yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[266] Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve uzum agaclarıyla dolu, arasından sular akan ve kendisi icin orada her cesit meyveden (bir miktar) bulunan bir bahcesi olsun da, bakıma muhtac coluk cocugu varken kendisine ihtiyarlık gelip catsın, bahceye de icinde ates bulunan bir kasırga isabet ederek yakıp kul etsin! (Elbette bunu kimse arzu etmez.) Iste dusunup anlayasınız diye Allah size ayetleri acıklar

[267] Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size cıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gozunuzu yummadan alamayacagınız kotu malı, hayır diye vermeye kalkısmayın. Biliniz ki Allah, (sizin vereceginiz seylerden) mustagnidir (onlara ihtiyacı yoktur); hamd edilmeye asıl layık olan da O'dur

[268] Seytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriligi ve masiyeti telkin eder. Allah ise size katından bir magfiret ve bir lutuf vadeder. Allah, ihsanı genis olan ve her seyi hakkıyla bilendir

[269] Allah hikmeti diledigine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek cok hayır verilmis demektir. Ancak akıl sahipleri dusunup ibret alırlar

[270] Yaptıgınız her harcamayı ve adadıgınız her adagı muhakkak Allah bilir. Zalimler icin hic yardımcı yoktur

[271] Eger sadakaları (zekat ve benzeri hayırları) acıktan verirseniz iyidir. Eger onu fakirlere gizlice verirseniz, iste bu sizin icin daha hayırlıdır. Allah da bu sebeple sizin gunahlarınızdan bir kısmını orter. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[272] (Ey Muhammed!) Onları hidayete erdirmek (dogru yola iletmek) sana ait degildir. Lakin Allah diledigini dogru yola iletir. Hayır olarak harcadıklarınız kendi iyiliginiz icindir. Yapacagınız hayırları ancak Allah'ın rızasını kazanmak icin yapmalısınız. Hayır olarak verdiginiz ne varsa, karsılıgı size tam olarak verilir ve asla haksızlıga ugratılmazsınız

[273] (Yapacagınız hayırlar,) kendilerini Allah yoluna adamıs, bu sebeple yeryuzunde kazanc icin dolasamayan fakirler icin olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. Cunku onlar yuzsuzluk ederek istemezler. Sadaka olarak verdiginiz her seyi, Allah, hakkıyla bilendir

[274] Mallarını gece ve gunduz, gizli ve acık hayra sarfedenler var ya, onların mukafatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur, uzuntu de cekmezler

[275] Faiz yiyenler (kabirlerinden), seytan carpmıs kimselerin cinnet nobetinden kalktıgı gibi kalkarlar. Bu hal onların «alısveris tıpkı faiz gibidir» demeleri yuzundendir. Halbuki Allah, alısverisi helal, faizi ise haram kılmıstır. Bundan sonra kime Rabbinden bir ogut gelir de faizden vazgecerse, gecmiste olan kendisinindir ve artık onun isi Allah’a kalmıstır. Kim tekrar faize donerse, iste onlar cehennem ashabıdırlar, orada daimidirler

[276] Allah faizi tuketir (Faiz karısan malın bereketini giderir), sadakaları ise bereketlendirir. Allah kufurde ve gunahta ısrar eden hic kimseyi sevmez

[277] Iman edip salih amel isleyenler, namazı dosdogru kılanlar ve zekat verenler var ya, onların mukafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar uzuntu de cekmezler

[278] Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Eger gercekten mu'min iseniz, faizden geri kalanı terkedin

[279] Sayet (faiz hakkında soylenenleri) yapmazsanız, Allah'a ve Rasulune karsı savasa girdiginizi bilin. Eger tevbe edip vazgecerseniz, sermayeniz (ana paranız) sizindir. Ne haksızlık etmis, ne de haksızlıga ugramıs olursunuz

[280] Eger (borclu) darlık icinde ise, eli genisleyinceye kadar ona muhlet vermek (gerekir). Halbuki bilmis olsanız, (alacagınızı) sadaka olarak bagıslamanız, sizin icin daha hayırlıdır

[281] Allah'a donduruleceginiz, sonra da herkese hak ettiginin eksiksiz verilecegi ve kimsenin haksızlıga ugratılmayacagı bir gunden sakının

[282] Ey iman edenler! Belirlenmis bir sure icin birbirinize borclandıgınız vakit onu yazın. Bir katip (yazan) onu aranızda adaletle yazsın. Hicbir katip Allah’ın kendisine ogrettigi gibi yazmaktan geri durmasın; (her seyi oldugu gibi) yazsın. Borclu olan da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan korkup borcundan hicbir sey eksiltmesin. Sayet borclu cahil (okuma yazma bilmeyen) veya aklı zayıf veya kendisi soyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi (borcu) adaletle yazdırsın. (Borc ve alacak yazılırken) Erkeklerinizden iki de sahit bulundurun. Eger iki erkek bulunamazsa rıza gostereceginiz sahitlerden bir erkek ile biri yanılırsa digerinin ona hatırlatması icin iki kadın (olsun). Cagırıldıkları vakit sahitler gelmezlik etmesin. Buyuk veya kucuk, vadesine kadar hicbir seyi yazmaktan sakın usenmeyin. Boyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, sehadet icin daha saglam, supheye dusmemeniz icin daha uygundur. Ancak aranızda yapıp bitirdiginiz pesin bir ticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu yazmamanızda size bir gunah yoktur. (Genellikle) alısveris yaptıgınızda sahit tutun. Yazana da sahide de zarar verilmesin. Eger (yazana ve sahide bir zarar) verirseniz, bu kendinize dokunacak bir gunah olur. Allah'tan korkun. Allah size gerekli olanı ogretiyor. Allah her seyi hakkıyla bilendir

[283] Yolculukta olur da, yazacak kimse bulamazsanız (borca karsılık) alınmıs bir rehin de yeterlidir. Birbirinize bir emanet bırakırsanız, emanet bırakılan kimse emaneti sahibine versin ve (bu hususta) Rabbi olan Allah'tan korksun. Sahitligi (bildiklerinizi) gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsin ki onun kalbi gunahkardır. Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilendir

[284] Goklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ındır. Icinizdekileri acıga vursanız da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba cekecektir, sonra diledigini affeder, diledigine de azap eder. Allah her seye kadirdir

[285] Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, muminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. «Allah'ın peygamberlerinden hicbirini (digerinden) ayırt etmeyiz. Isittik ve itaat ettik; Rabbimiz, bagıslamanı dileriz. Donus sanadır.» dediler

[286] Allah her sahsı, ancak gucunun yettigi olcude mukellef kılar. Herkesin kazandıgı (hayır) kendine, yapacagı (ser) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya dusersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agır bir yuk yukleme. Ey Rabbimiz! Bize gucumuzun yetmedigi isler de yukleme! Bizi affet! Bizi bagısla! Bize acı! Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluguna karsı bize yardım et

Âl-i İmrân

Surah 3

[1] Elif. Lam. Mim

[2] Hayy (Diri) ve Kayyum olan Allah'tan baska ilah yoktur

[3] O, sana Kitab'ı hak ve onceki kitapları tasdik edici olarak indirdi. Tevrat ile Incil'i indirdi

[4] Daha once de, insanlara dogru yolu gostermek uzere (hak ile batılı birbirinden ayıran) Furkan'ı indirmistir. Allah'ın ayetlerini inkar edenler icin siddetli bir azap vardır. Allah, Aziz'dir, (hak edenlere karsı) intikam sahibidir

[5] Suphesiz ki ne yerde, ne de gokte hicbir sey Allah'a gizli kalmaz

[6] Rahimlerde sizi diledigi gibi sekillendiren O'dur. O’ndan baska ilah yoktur. O, Aziz'dir, Hakim'dir

[7] Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın aslıdır. Digerleri de mutesabihtir. Kalplerinde egrilik olanlar, fitne cıkarmak ve onu (heveslerine gore) tevil etmek icin ondaki mutesabih ayetlerin pesine duserler. Halbuki onun tevilini Allah'dan baskası bilmez. Ilimde yuksek dereceye erisenler ise: «Ona inandık; hepsi Rabbimiz katındandır» derler. Bunu aklıselim (ve dogru anlayıs) sahiplerinden baskası bilmez

[8] (Onlar soyle yakarırlar:) Rabbimiz! Bizi dogru yola ilettikten sonra kalplerimizi egriltme. Bize kendi katından bir rahmet bagısla. Suphesiz bagıs sahibi olan yalnız sensin

[9] Rabbimiz! Gelmesinde suphe edilmeyen bir gunde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sozunden donmez

[10] Inkar edenlere malları ve evlatları Allah huzurunda kendilerine hicbir fayda saglamayacaktır. Iste onlar cehennemin yakıtıdırlar

[11] Firavun ailesinin ve onlardan oncekilerin adetleri uzere ayetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini gunahları yuzunden cezalandırdı. Allah'ın cezası cok siddetlidir

[12] (Rasulum!) Inkar edenlere de ki: Yakında maglup olacaksınız ve Cehennem'e suruleceksiniz. Orası kalınacak ne kotu bir yerdir

[13] (Bedir'de) karsı karsıya gelen su iki grubun halinde sizin icin buyuk bir ibret vardır. Biri Allah yolunda carpısan bir grup, digeri ise muslumanları apacık bir sekilde kendilerinin iki misli goren kafir bir grup. Allah diledigini yardımı ile destekler. Iste bunda basiret sahipleri icin muhakkak buyuk bir ibret vardır

[14] Nefsani arzulara, (ozellikle) kadınlara, ogullara, yıgın yıgın biriktirilmis altın ve gumuse, salma atlara, sagmal hayvanlara ve ekinlere karsı duskunluk insanlara cekici kılındı. Bunlar, dunya hayatının gecici menfaatleridir. Halbuki varılacak guzel yer, Allah'ın katındadır

[15] (Rasulum!) De ki: Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri icin Rableri yanında, icinden ırmaklar akan, ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz esler ve (hepsinin ustunde) Allah'ın rızası vardır. Allah kullarını hakkıyla gorur

[16] (Bu nimetler) «Ey Rabbimiz! Iman ettik; bizim gunahlarımızı bagısla, bizi ates azabından koru!» diyen

[17] Sabreden, sadık (durust) olan, ibadet ve taatlerinde devamlı olan, (mallarını Allah yolunda) infak eden ve seher vakitlerinde Allah'tan bagıslanma dileyen muttakiler icindir

[18] Allah, Melekler ve ilim sahipleri, adaleti ayakta tutarak Allah'tan baska ilah olmadıgına sahitlik etmislerdir. (Evet) Aziz ve Hakim olan Allah'tan baska ilah yoktur

[19] Allah katında asıl din suphesiz Islam’dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki kıskanclık yuzunden ayrılıga dustuler. Allah'ın ayetlerini inkar edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı cok cabuktur

[20] Eger seninle tartısmaya girerlerse de ki: «Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah’a teslim ettim.» Ehli kitaba ve ummilere de: «Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?» de. Eger teslim oldularsa dogru yolu buldular demektir. Yok eger yuz cevirdilerse sana dusen, yalnızca duyurmaktır. Allah kullarını hakkıyla gorendir

[21] Allah'ın ayetlerini inkar edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adaleti emreden insanları oldurenler (yok mu), onları acı bir azap ile mujdele

[22] Iste bunlar dunyada da ahirette de amelleri bosa giden kimselerdir. Onların hicbir yardımcısı da yoktur

[23] (Rasulum!) Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri (yahudileri) gormez misin ki, aralarında hukmetmesi icin Allah’ın Kitab'ına cagırılıyorlar da, sonra iclerinden bir grup yuz cevirip geri donuyor

[24] Onların bu tutumları: "Bize ates, sadece sayılı gunlerde dokunacaktır" demeleri ve uydurmus oldukları bu seyin dinleri hususunda kendilerini aldatmasıdır

[25] Fakat, onları gelmesinde suphe edilmeyen bir gun icin topladıgımız ve hicbir haksızlık yapılmaksızın her nefse kazandıgı seyler tastamam odendigi zaman onların halleri nice olur

[26] (Rasulum!) De ki: Mulkun gercek sahibi olan Allah'ım! Sen mulku diledigine verirsin ve mulku dilediginden geri alırsın. Diledigini yuceltir, diledigini de alcaltırsın. Hayır yalnız senin elindedir. Gercekten sen her seye kadirsin

[27] Geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katarsın. Oluden diriyi cıkarır, diriden de oluyu cıkarırsın. Diledigine de sayısız rızık verirsin

[28] Muminler, muminleri bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hicbir degeri yoktur. Ancak kafirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız baskadır. Allah, kendisine karsı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Donus yalnız Allah’adır

[29] De ki: Icinizdekileri gizleseniz de acıga vursanız da Allah onu bilir. Goklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her seye kadirdir

[30] Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kotuluk olarak yaptıklarını da karsısında hazır buldugu gunde (insan) isteyecek ki kotulukleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, kendisine karsı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Allah kullarına karsı cok sefkatlidir

[31] (Rasulum!) De ki: Eger Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Allah Gafur'dur (cok bagıslıcıdır)r, Rahim'dir (cok merhametlidir)

[32] De ki: Allah'a ve Rasulu'ne itaat edin. Eger yuz cevirirlerse bilsinler ki Allah kafirleri sevmez

[33] Allah Adem'i, Nuh'u, Ibrahim ailesi ile Imran ailesini secip alemlere ustun kıldı

[34] Birbirinden gelme bir nesil olarak Allah isiten ve bilendir

[35] Imran’ın karısı soyle demisti: «Rabbim! Ben karnımdakini yalnız ibadet icin sana adadım; (bunu) benden kabul et. Suphe yoktur ki sen, hakkıyla isiten, hakkıyla bilensin.»

[36] Onu dogurunca, Allah, onun ne dogurdugunu bilip dururken: «Rabbim! Ben onu kız dogurdum. Oysa erkek, kız gibi degildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve zurriyetini kovulmus olan seytandan sana sıgındırırım.»dedi

[37] Rabbi Meryem'e husnu kabul gosterdi; onu guzel bir bitki gibi yetistirdi. Zekeriyya'yı da onun bakımı ile gorevlendirdi. Zekeriyya, onun yanına, mabede her girisinde orada bir rızık bulur ve «Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?» der; o da: «Bu, Allah katındandır. Allah, diledigini hesapsız rızıklandırır.»

[38] Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: «Rabbim! Bana kendi tarafından hayırlı bir nesil bagısla. Suphesiz sen duayı hakkıyla isitensin» dedi

[39] Zekeriyya mabedde durmus namaz kılarken melekler ona soyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir kelimeyi tasdik edici, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamber olan Yahya’yı mujdeler

[40] Zekeriyya: Rabbim! dedi, bana ihtiyarlık gelip cattıgına, ustelik karım da kısır olduguna gore benim nasıl cocugum olabilir? Allah soyle buyurdu: Iste boyledir; Allah diledigini boyle yapar

[41] Zekeriyya: Rabbim! (Cocugum olacagına dair) bana bir alamet goster, dedi. Allah buyurdu ki: Senin icin alamet, uc gun insanlarla isaretten baska seyle konusmamandır. Rabbini cok zikret ve sabah aksam tesbih et

[42] Hani melekler demislerdi: Ey Meryem! Allah (kendisine cokca ibadet etmen icin) seni secti; seni temizledi ve alemlerin kadınlarına ustun kıldı

[43] Ey Meryem! Rabbinin huzurunda dur; secde et, ruku' edenlerle beraber sen de ruku' et

[44] (Rasulum!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte oldugumuz gayb haberlerindendir. Iclerinden hangisi Meryem’i himayesine alacak diye kur'a cekmek uzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında degildin; onlar cekisirken de yanlarında degildin

[45] Melekler demislerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi mujdeliyor. Adı Meryem oglu Isa Mesih'dir, dunyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’ın kendisine yakın kıldıklarındandır

[46] O, besikte iken ve yetiskin halinde iken insanlarla konusacaktır. Salihlerden olacaktır

[47] Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli degmedigi halde nasıl cocugum olur? Allah soyle buyurdu: Iste boyledir, Allah diledigini yaratır. Bir ise hukmedince ona sadece «Ol!» der; o da oluverir

[48] (Melekler, Meryem'e hitaben Isa hakkında sozlerine devam ettiler:) Allah ona yazmayı, hikmeti, Tevrat’ı, Incil'i ogretecek

[49] O, Israilogullarına bir elci olacak (ve onlara soyle diyecek:) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size camurdan kus seklinde bir sey yapacagım, ona ufleyecegim ve Allah'ın izni ile o (canlı) bir kus olacaktır. Yine Allah'ın izni ile koru ve alacalıyı iyilestirir, oluleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiginizi size haber veririm. Eger inanan kimseler iseniz, bunda sizin icin bir ibret vardır

[50] Benden once gelen Tevrat'ı dogrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı seyleri de helal kılmam icin gonderildim. Size Rabbinizden bir mucize getirdim. O halde Allah’tan korkun, bana da itaat edin

[51] Suphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Oyle ise O’na kulluk edin. Iste bu dosdogru yoldur

[52] Isa, onlardaki inkarcılıgı sezince: Allah yolunda bana yardımcı olacaklar kimlerdir? dedi. Havariler: «Biz, Allah yolunun yardımcılarıyız; Allah’a inandık, sahit ol ki bizler muslumanlarız.» cevabını verdiler

[53] (Havariler:) «Rabbimiz! Indirdigine inandık ve Peygamber'e uyduk. Simdi bizi (birligini ve peygamberlerini tasdik eden) sahitlerden yaz.» dediler

[54] (Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır

[55] Allah buyurmustu ki: Ey Isa! Seni vefat ettirecegim, seni nezdime yukseltecegim, seni inkar edenlerden arındıracagım ve sana uyanları kıyamete kadar kafirlerden ustun kılacagım. Sonra donusunuz bana olacak. Iste o zaman ayrılıga dustugunuz seyler hakkında aranızda ben hukmedecegim

[56] Inkar edenler var ya, onları dunya ve ahirette siddetli bir azaba carptıracagım; onların hic yardımcıları da olmayacak

[57] Iman edip salih amel isleyenlere gelince, Allah onların mukafatlarını eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez

[58] (Rasulum!) Sana zikrettigimiz butun bu haberler ayetlerden ve Kur'an-ı Hakim'dendir

[59] Allah nezdinde Isa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona «Ol!» dedi ve o da oluverdi

[60] Hak, Rabbinden gelendir. Oyle ise suphecilerden olma

[61] Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda cekisenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak uzere, siz kendi cocuklarınızı biz de kendi cocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı cagıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar uzerine lanet dileyelim

[62] Suphesiz ( Isa hakkında) bu soylenenler, dogru kıssalardır. Allah'tan baska ilah yoktur. Muhakkak ki Aziz ve Hakim olan da O'dur

[63] Eger yine yuz cevirirlerse, suphesiz Allah, bozguncuları hakkıyla bilendir

[64] (Rasulum!) de ki: "Ey kitap ehli! Allah'tan baskasına ibadet etmeyecegimiz, hicbir seyi O'na ortak kosmayacagımız, Allah dısında birbirimizi rabler edinmeyecegimiz hususunda bizimle sizin aranızda bir olan kelimeye (tevhid kelimesine) geliniz. Buna ragmen yine de yuz cevirirlerse, iste o zaman "Bizim Musluman oldugumuza sahid olun!" deyiniz

[65] Ey ehli kitap! Ibrahim hakkında nicin cekisirsiniz? Halbuki Tevrat ve Incil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hic dusunmez misiniz

[66] Iste siz boyle kimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sahibi oldugunuz konuda tartıstınız; fakat bilgi sahibi olmadıgınız konuda nicin tartısıyorsunuz! Oysa ki Allah, her seyi bilir, siz ise bilmezsiniz

[67] Ibrahim, ne yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdogru bir musluman idi; musriklerden de degildi

[68] Insanların Ibrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, su Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah muminlerin dostudur

[69] Ehli kitaptan bir kısım sizi (hak yoldan) saptırmak istemektedirler. Oysa onlar sadece kendilerini saptırırlar da bunun farkına varmazlar

[70] Ey ehli kitap! (Gercegi) gorup bildiginiz halde nicin Allah’ın ayetlerini inkar edersiniz

[71] Ey ehli kitap! Neden hakkı (dogruyu) batıl ile karıstırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz

[72] Ehli kitaptan bir grup soyle dedi: «Muminlere indirilmis olana sabahleyin (gorunuste) inanıp aksamleyin inkar edin. Belki onlar (boylece dinlerinden) donerler

[73] Sizin dininize uyanlardan baska hicbir kimseye inanmayın.» (Rasulum!) de ki: Dogru yol ancak Allah'ın yoludur. Yine (onlar, kendi aralarında soyle dediler:) «Size verilenin benzerinin baska herhangi bir kimseye verildigine, yahut Rabbinizin huzurunda onların size karsı deliller getireceklerine de (inanmayın).» "Ustunluk, suphesiz, Allah'ın elindedir; onu diledigine verir. Allah, ihsanı bol her seyi hakkıyle bilendir

[74] Rahmetini diledigine ayırır. Allah ustun lutuf sahibidir

[75] Ehli kitaptan oylesi vardır ki, ona yuklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan oylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, «Ummilere karsı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur» demelerindendir. Allah adına bile bile yalan soyluyorlar

[76] Hayır! (sorumluluk vardır). Her kim sozunu yerine getirir ve (Allah'tan) sakınırsa, Allah da suphesiz, sakınanları sever

[77] Allah'a karsı verdikleri sozu ve yeminlerini az bir bedelle degistirenlere gelince, iste bunların ahirette bir nasibi yoktur. Kıyamet Gunu Allah onlarla konusmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize cıkarmayacaktır. Onlar icin acı bir azap vardır

[78] Ehli kitaptan bir grup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini egip bukerler. Halbuki okudukları Kitap’tan degildir. Onun, Allah katından oldugunu soylerler; halbuki o, Allah katından degildir. Boylece onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar

[79] Hicbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: «Allah'ı bırakıp bana kul olun!» demesi mumkun degildir. Bilakis (soyle demesi gerekir): Okutmakta ve ogretmekte oldugunuz Kitap uyarınca Rabbe halis kullar olunuz

[80] Ve size: Melekleri ve peygamberleri rabler edinin, diye de emretmez. Siz musluman olduktan sonra, hic size kufru emreder mi

[81] Hani Allah, peygamberlerden: «Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiginde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz» diye soz almıs, «Kabul ettiniz ve bu ahdimi yuklendiniz mi?» dediginde, «Kabul ettik» cevabını vermisler, bunun uzerine Allah: «O halde sahit olun; ben de sizinle birlikte sahitlik edenlerdenim.» buyurmustu

[82] Artık bundan sonra her kim donerse iste asıl fasık olanlar onlardır

[83] Goklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim oldugu halde onlar (ehli kitap), Allah'ın dininden baskasını mı arıyorlar? Halbuki O’na donduruleceklerdir

[84] De ki: Biz, Allah'a, bize indirilene, Ibrahim, Ismail, Ishak, Ya'kub ve Ya'kub ogullarına indirilenlere, Musa, Isa ve (diger) peygamberlere Rableri tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırdetmeyiz. Biz ancak O'na teslim oluruz

[85] Kim, Islam'dan baska bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (boyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır

[86] Iman etmelerinden, Rasul'un hak olduguna sehadet getirmelerinden ve kendilerine apacık deliller gelmesinden sonra inkarcılıga sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

[87] Iste onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve butun insanlıgın lanetine ugramalarıdır

[88] Bu lanete ebedi gomulup gideceklerdir. Onların azapları ne hafifletilir ne de ertelenir

[89] Ancak, bundan sonra tevbe edenler ve hallerini duzeltip yola gelenler baska. Cunku Allah cok bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[90] Inandıktan sonra kafirlige sapıp sonra inkarcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve iste onlar, sapıkların ta kendisidirler

[91] Gercekten, inkar edip kafir olarak olenler var ya, onların hicbirinden fidye olarak dunya dolusu altın verecek olsa dahi kabul edilmeyecektir. Onlar icin acı bir azap vardır, hic yardımcıları da yoktur

[92] Sevdiginiz seylerden (Allah yolunda) harcamadıkca iyiye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir

[93] Tevrat'ın indirilmesinden once, Israil’in (Ya'kub'un) kendisine haram kıldıkları dısında, yiyecegin her turlusu Israilogullarına helal idi. De ki: Eger dogru sozlu iseniz, o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun

[94] Artık bundan sonra her kim Allah'a karsı yalan uydurursa, iste bunlar, zalimlerin ta kendisidirler

[95] De ki: Allah dogruyu soylemistir. Oyle ise, hakka yonelmis olarak Ibrahim'in dinine uyunuz. O, musriklerden degildi

[96] Suphesiz, alemlere bereket ve hidayet kaynagı olarak insanlar icin kurulan ilk ev (mabet), Mekke'deki (Kabe) dir

[97] Orada apacık nisaneler, (ayrıca) Ibrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gucu yetenlerin evi haccetmesi, Allah'ın insanlar uzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse bilmelidir ki, Allah butun alemlerden mustagnidir

[98] De ki: Ey ehli kitap! Allah yaptıklarınızı gorup dururken nicin Allah’ın ayetlerini inkar edersiniz

[99] De ki: Ey ehli kitap! (Islam'ın hak din oldugunu kendi kitaplarınızda) gorup bildiginiz halde nicin Allah’ın yolunu egri gostermeye yeltenerek muminleri Allah yolundan cevirmeye kalkısıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir

[100] Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra sizi yeniden kafirlige sevkederler

[101] Size Allah'ın ayetleri okunurken, ustelik Allah Rasulu de aranızda iken nasıl inkara saparsınız? Her kim Allah'a (tevekkul eder) sımsıkı tutunursa kesinlikle dogru yola iletilmistir

[102] Ey iman edenler! Allah'tan, sakınılması gerektigi gibi sakının ve ancak muslumanlar olarak can verin

[103] Hep birlikte Allah'ın ipine (Islam'a) sımsıkı yapısın; parcalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize dusman kisiler idiniz de O, gonullerinizi birlestirmisti ve O’nun nimeti sayesinde kardes kimseler olmustunuz. Yine siz bir ates cukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıstı. Iste Allah size ayetlerini boyle acıklar ki dogru yolu bulasınız

[104] Sizden, hayra cagıran, iyiligi emredip kotulukten meneden bir topluluk bulunsun. Iste asıl onlar kurtulusa erenlerdir

[105] Kendilerine apacık deliller geldikten sonra parcalanıp ayrılıga dusenler gibi olmayın. Iste bunlar icin buyuk bir azap vardır

[106] Nice yuzlerin agardıgı, nice yuzlerin de karardıgı gunu (dusunun.) Yuzleri kararanlara: «Imanınızdan sonra kafir mi oldunuz? Oyle ise inkar etmis olmanız yuzunden tadın azabı!» (denilir)

[107] Yuzleri agaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti icindedirler, orada ebedi kalacaklardır

[108] Iste bunlar, Allah'ın, sana hak olarak okudugumuz ayetleridir. Allah alemlere hic haksızlık etmek istemez

[109] Goklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Butun isler Allah'a dondurulur

[110] Siz, insanların iyiligi icin ortaya cıkarılmıs en hayırlı ummetsiniz; iyiligi emreder, kotulukten meneder ve Allah'a inanırsınız. Ehli kitap da iman etseydi, elbet bu, kendileri icin cok iyi olurdu. (Gerci) iclerinde iman edenler de vardır; (fakat) onların cogu yoldan cıkmıs (fasık) lardır

[111] Onlar (ehli kitap) size, (sizi) incitmekten baska bir zarar veremezler. Sizinle savasa girecek olsalar, size arkalarını donup kacarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez

[112] Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve insanların (muminlerin) himayesine sıgınmadıkca kendilerine zillet (damgası) vurulmustur; Allah'ın hısmına ugramıslar ve miskinlige mahkum edilmislerdir. Cunku onlar, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar ve haksız yere peygamberleri olduruyorlardı. Bu da, onların isyan etmis ve haddi asmıs bulunmalarındandır

[113] Hepsi bir degildir; ehli kitap icinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okurlar

[114] Onlar, Allah'a ve ahiret gunune inanırlar; iyiligi emreder, kotulukten menederler; hayır islerinde yarısırlar. Iste bunlar salih kisilerdendir

[115] Onların yaptıkları hicbir hayır karsılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini hakkıyla bilendir

[116] Inkar edenler var ya, onların ne malları ve ne de evlatları, Allah'tan gelecek azaba karsı, onlara hicbir fayda saglamayacaktır. Onlar Cehennem ashabıdırlar ve orada ebedi kalacaklardır

[117] Onların, bu dunya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kavurucu sogugu bulunan bir ruzgarın misali gibidir ki, kendilerine zulmetmis bir kavmin ekinine isabet eder de onu helak eder. Oysa Allah, onlara zulmetmemis, fakat asıl onlar, kendi kendilerine zulmetmislerdir

[118] Ey iman edenler! Kendi dısınızdakileri sırdas edinmeyin. Cunku onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya dusmenizi isterler. Gercekten, kin ve dusmanlıkları kendi agızlarından apacık belli olmustur, iclerinde gizledikleri (dusmanlık) ise, cok daha buyuktur. Eger aklınızı kullanacak olursanız, [ibret alasınız diye] ayetleri size acıkladık

[119] Iste siz oyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz, butun kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karsılastıklarında «Inandık» derler; kendi baslarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uclarını ısırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) olun! Suphesiz Allah kalplerin icindekini hakkıyla bilmektedir

[120] Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır; basınıza bir musibet gelse, buna da sevinirler. Eger sabreder ve (Allah'tan) sakınırsanız onların hilesi size hicbir zarar vermez. Suphesiz Allah, onların yaptıklarını cepecevre kusatmıstır

[121] Hani sen, sabah erkenden muminleri savas mevzilerine yerlestirmek icin ailenden ayrılmıstın... Allah, hakkıyle isiten ve bilendir

[122] O zaman icinizden iki boluk bozguna ugramak korkusuna dusmustu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Muminler, yalnız Allah’a dayanıp guvensinler

[123] Nitekim Bedir'de sizler (onlara nazaran) daha zayıf oldugunuz halde, Allah size yardım etmisti. O halde Allah'tan sakının ki, sukredesiniz

[124] O zaman sen, muminlere soyle diyordun: Indirilen uc bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin icin yeterli degil midir

[125] Evet, siz sabır gosterir ve Allah'tan sakınırsanız, onlar (dusmanlarınız) hemen su anda uzerinize gelseler, Rabbiniz, nisanlı bes bin melekle sizi takviye eder

[126] Allah, bunu size sırf bir mujde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Yardım, yalnızca Aziz ve Hakim olan Allah katındandır

[127] (Bu yardım) kufredenlerden bir kısmını helak etmek, bir kısmını da eski umitlerini yitirmis ve emellerine ulasamamıs bir sekilde donup gitsinler diye, perisan eylemek icindir

[128] (Bu onlardan) bir kısmının tovbelerini kabul etmek, bir kısmı da zalim olduklarından onlara azap etmek icindir ki, bunda, senin yapabilecegin hicbir sey yoktur

[129] Goklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Diledigini bagıslar, diledigine azap eder. Allah, cok bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[130] Ey iman edenler! Kat kat arttırılmıs olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtulusa eresiniz

[131] Kafirler icin hazırlanmıs bulunan atesten sakının

[132] Allah'a ve Rasul'une itaat edin ki rahmete kavusturulasınız

[133] Rabbinizin bagısına ve takva sahipleri icin hazırlanmıs olup genisligi gokler ve yer kadar olan cennete kosun

[134] O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah icin harcarlar; ofkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da guzel davranısta bulunanları sever

[135] Yine onlar ki, bir kotuluk yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp gunahlarından dolayı hemen tevbe istigfar ederler. Zaten gunahları Allah’tan baska kim bagıslayabilir ki! Bir de onlar, isledikleri kotuluklerde, bile bile ısrar etmezler

[136] Iste onların mukafatı, Rableri tarafından bagıslanma ve altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlerdir. Boyle amel edenlerin mukafatı ne guzeldir

[137] Sizden once, nice (milletler hakkında ibret alınması gereken pek cok) hadiseler olup bitmistir. Bu itibarla, yeryuzunde soyle bir dolasın (Allah'ın ayetlerini ve peygamberlerini) yalanlayanların akıbeti ne olmus, gorun

[138] Bu (Kur'an), butun insanlıga bir acıklamadır; takva sahipleri icin de bir hidayet ve bir oguttur

[139] Gevseklik gostermeyin, uzuntuye kapılmayın. Eger inanmıssanız, ustun gelecek olan sizsiniz

[140] Eger siz (Uhud'da) bir acıya ugradınızsa, (karsınızdaki) kavim de onun benzeri bir acıya ugramıstır. Biz o gunleri Allah'ın iman edenleri ortaya cıkarması ve icinizden sehidler edinmesi icin dondurur dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen oteki topluma nasip ederiz). Allah, zalimleri sevmez

[141] Bir de (boylece) Allah, iman edenleri gunahlardan temize cıkarmak, kafirleri de helak etmek ister

[142] Yoksa Allah icinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya cıkarmadan cennete gireceginizi mi sandınız

[143] Oysa siz, (Uhud'da dusmanla ve) olumle karsılasmadan once, olumu ve sehid olmayı) temenni etmistiniz, iste simdi bakıp onu (karsınızda) goruyorsunuz. (O halde bu maglubiyet korkusu ve uzuntusu niye)

[144] Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan once de peygamberler gelip gecmistir. Oyleyse simdi o, olur veya oldurulurse, topuklarınız uzerinde (Islam'dan kufre) geri mi doneceksiniz? Kim (boyle) geri donerse, Allah'a hicbir sekilde zarar vermis olmayacaktır. Allah, sukredenleri mukafatlandıracaktır

[145] Hicbir kimse yok ki, olumu Allah’ın iznine baglı olmasın. (Olum), belli bir sureye gore yazılmıstır. Her kim, dunya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse, ona da bundan veririz. Biz sukredenleri mukafatlandıracagız

[146] Nice peygamberler vardı ki, beraberinde bircok Allah erleri bulundugu halde savastılar da, bunlar, Allah yolunda baslarına gelenlerden dolayı gevseklik ve zaaf gostermediler, boyun egmediler. Allah sabredenleri sever

[147] Onların sozleri, sadece soyle demekten ibaretti: «Ey Rabbimiz! Gunahlarımızı ve isimizdeki taskınlıgımızı bagısla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kafirler topluluguna karsı bize yardım et!»

[148] Allah da onlara dunya nimetini ve (daha da onemlisi,) ahiret sevabının guzelligini verdi. Allah, iyi davrananları sever

[149] Ey iman edenler! Eger kufreden kimselere itaat ederseniz, onlar sizi, topuklarınız uzerinde (Islam'dan kufre) geri cevirirler de husrana ugrayanlara donersiniz

[150] Oysa sizin mevlanız Allah’tır ve O, yardımcıların en hayılısıdır

[151] Allah'ın, hakkında hicbir delil indirmedigi seyleri O'na ortak kosmaları sebebiyle, kafirlerin kalplerine yakında korku salacagız. Gidecekleri yer de cehennemdir. Zalimlerin varacagı yer ne kotudur

[152] Siz Allah’ın izni ile dusmanlarınızı oldururken, Allah, size olan vadini yerine getirmistir. Nihayet, oyle bir an geldi ki, Allah arzuladıgınızı (galibiyeti) size gosterdikten sonra zaafa dustunuz; (Peygamberin verdigi) emir konusunda tartısmaya kalkıstınız ve asi oldunuz. Dunyayı isteyeniniz de vardı, ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek icin sizi onlardan (onları maglup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi bagısladı. Zaten Allah, muminlere karsı cok Iutufkardır

[153] O zaman Peygamber arkanızdan sizi cagırdıgı halde siz, durmadan (savas alanından) uzaklasıyor, hic kimseye donup bakmıyordunuz. (Allah) size keder ustune keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse basınıza gelenlere uzulmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[154] Sonra o kederin arkasından Allah size bir guven indirdi ki, (bu guvenin yol actıgı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına dusmus bir grup (munafık) da, Allah'a karsı haksız yere cahiliye devrindekine benzer dusuncelere kapılıyorlar, «Bu isten bize ne!» diyorlardı. De ki: Is (zafer, yardım, her seyin karar ve buyrugu) tamamen Allah’a aittir. Onlar, sana acıklayamadıklarını iclerinde gizliyorlar. «Bu isten bize bir sey olsaydı, burada oldurulmezdik» diyorlar. Soyle de: Evlerinizde kalmıs olsaydınız bile, oldurulmesi takdir edilmis olanlar, oldurulup dusecekleri yerlere kendiliklerinden cıkıp giderlerdi. Allah, icinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek icin (boyle yaptı). Allah gonullerde olanı hakkıyla bilendir

[155] (Uhud'da) iki ordu karsılastıgı gun, sizi bırakıp gidenleri, sırf isledikleri bazı hatalar yuzunden seytan (yerlerinden) kaydırmıstı. Yine de Allah onları affetti. Cunku Allah, cok bagıslayıcıdır, halimdir

[156] Ey iman edenler! Sizler, inkar edenler ve yeryuzunde sefere cıkan veya savasan kardesleri hakkında: «Eger bizim yanımızda kalsalardı olmezler, oldurulmezlerdi» diyenler gibi olmayın. Allah bu kanaati onların kalplerine (kaybettikleri yakınları icin onulmaz) bir hasret (yarası) olarak koydu. Canı veren de alan da Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla gorur

[157] Eger Allah yolunda oldurulur ya da olurseniz, sunu bilin ki, Allah’ın magfireti ve rahmeti onların topladıkları butun seylerden daha hayırlıdır

[158] Andolsun, olseniz de oldurulseniz de Allah’ın huzurunda toplanacaksınız

[159] O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumusak davrandın! Sayet sen kaba, katı yurekli olsaydın, hic suphesiz, etrafından dagılıp giderlerdi. Su halde onları affet; bagıslanmaları icin dua et; is hakkında onlara danıs. Kararını verdigin zaman da artık Allah’a dayanıp guven. Cunku Allah, kendisine dayanıp guvenenleri sever

[160] Allah size yardım ederse, artık size ustun gelecek hic kimse yoktur. Eger sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Muminler ancak Allah'a guvenip dayanmalıdırlar

[161] Bir peygambere, ganimet malını gizlice alıp emanete hıyanet etmesi yarasmaz. Kim emanete (devlet malına) hıyanet ederse, kıyamet gunu, hainlik ettigi seyin gunahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese asla haksızlıga ugratılmaksızın kazandıgı tastamam verilir

[162] (Dininde) Allah'ın rızasına tabi olanla Allah'ın gazabına ugrayan hic bir olur mu? (Allah'ın gazabına ugrayan) Boyle bir kimsenin yeri Cehennem'dir ve (orası) ne kotu bir yerdir

[163] Onların hepsi de, Allah katında, derece derecedirler. Allah, yaptıklarını hakkıyla gorendir

[164] Andolsun ki iclerinden, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, (kotuluklerden ve inkardan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti ogreten bir Peygamber gondermekle Allah, muminlere buyuk bir lutufta bulunmustur. Halbuki daha once onlar apacık bir sapıklık icinde idiler

[165] (Bedir'de) iki katını (dusmanınızın) basına getirdiginiz bir musibet, (Uhud'da) kendi basınıza geldigi icin mi «Bu nasıl oluyor!» dediniz? De ki: O , kendi kusurunuzdandır. Allah, suphesiz, her seye kadirdir

[166] Iki birligin karsılastıgı gun sizin basınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmustur ki, bu da, muminleri ayırdetmesi icin

[167] ve munafıkları ortaya cıkarması icin idi. Bunlara: «Gelin, Allah yolunda carpısın; ya da savunma yapın» denildigi zaman, «Savasacagımızı bilseydik, elbette sizin pesinizden gelirdik» dediler. Onlar o gun, imandan cok, kafirlige yakın idiler. Agızlarıyla, kalplerinde olmayanı soyluyorlardı. Halbuki Allah, (onların iclerinde) gizlediklerini en iyi bilendir

[168] (Evlerinde) oturup da kardesleri hakkında: «Bize uysalardı oldurulmezlerdi» diyenlere, «Eger dogru sozlu insanlar iseniz, olumu kendinizden uzaklastırın bakalım!." de

[169] Allah yolunda oldurulenleri sakın olu sanmayın. Bilakis onlar Rableri katında diridirler, rızıklandırılmaktadırlar

[170] Allah'ın, lutuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevincli bir halde, arkalarından gelecek ve henuz kendilerine katılmamıs olan (kardes) lerine, hicbir korku bulunmadıgını ve mahzun da olmayacaklarını mujdelerler

[171] (Keza onlara) Allah'tan gelecek bir nimeti ve fazlasını da mujdelerler. Allah suphesiz, muminlerin (hakettikleri) mukafatı asla zayi etmez

[172] Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in cagrısına uyanlar (ozellikle) bunların iclerinden iyilik yapanlar ve takva sahibi olanlar icin pek buyuk bir mukafat vardır

[173] Bir kısım insanlar, muminlere: «(Dusmanlarınız olan) insanlar, size karsı bir araya geldiler; bu sebeple onlardan sakının!» dediklerinde, bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve «Allah bize yeter. O ne guzel vekildir!» dediler

[174] (Nitekim o dusmanla karsılasmak icin cıktıktan sonra) kendilerine hicbir kotuluk dokunmadan, Allah'tan gelen bir nimet ve karlı bir ticaret ile geri donmusler ve (bu hareketleriyle) Allah'ın rızasına da uymuslardır. Allah, buyuk fazl (ve ihsan) sahibidir

[175] Iste o; sizi dostlarıyla korkutan seytandır. Su halde eger gercekten mumin kimselerseniz, onlardan korkmayın benden korkun

[176] (Rasulum) Inkarda yarısanlar sana kaygı vermesin. Cunku onlar, Allah'a hicbir zarar veremezler. Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek istiyor. Onlar icin cok buyuk bir azap vardır

[177] Muhakkak ki imana karsılık kufru satın alanlar, Allah'a hicbir seyle zarar veremiyeceklerdir. Onlar icin cok acı bir azap vardır

[178] Inkar edenler sanmasınlar ki, kendilerine muhlet vermemiz onlar icin daha hayırlıdır. Onlara ancak gunahlarını arttırmaları icin fırsat veriyoruz. Onlar icin alcaltıcı bir azap vardır

[179] Allah kotuyu iyiden ayırmadan, mu'minleri uzerinde bulundugunuz su hal uzere bırakacak degildir. Allah, size gaybı bildirecek de degildir. Fakat Allah, peygamberlerinden diledigini secer. O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eger iman eder ve sakınırsanız, sizin icin cok buyuk bir ecir vardır

[180] Allah'ın fazlından kendilerine verdigi nimetten (Allah yolunda sarf etmeyip) cimrilik edenler, bu (nimet bollugu)nun, kendileri icin hayır oldugunu sanmasınlar. Aksine bu, onlar icin serdir. Cimrilik ettikleri o sey, Kıyamet Gunu boyunlarına dolanacaktır. Goklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[181] «Gercekten Allah fakir, biz ise zenginiz» diyenlerin sozunu andolsun ki Allah isitmistir. Onların (bu) dediklerini, haksız yere peygamberleri oldurmeleri ile birlikte yazacagız ve diyecegiz ki: «Tadın o yakıcı azabı!»

[182] Bu, (dunyada iken) kendi ellerinizle yapmıs oldugunuzun karsılıgıdır. Yoksa Allah kullarına karsı zalim degildir

[183] «Dogrusu Allah bize, (gokten inen) atesin yiyecegi (yakıp kor edecegi) bir kurban getirmedikce hicbir peygambere inanmamamızı emretti» diyenlere soyle de: «Size, benden once mucizelerle, (ozellikle) dediginiz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eger dogru insanlar iseniz, ya onları nicin oldurdunuz?»

[184] (Rasulum!) Eger seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gercekten, senden once apacık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi

[185] Her canlı olumu tadacaktır. Ve ancak kıyamet gunu yaptıklarınızın karsılıgı size tastamam verilecektir. Kim atesten uzaklastınlıp cennete konursa o, gercekten kurtulusa ermistir. Bu dunya hayatı ise aldatma metaından baska bir sey degildir

[186] Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana cekileceksiniz; sizden once kendilerine kitap verilenlerden ve musriklerden bircok uzucu sozler isiteceksiniz. Eger (butun bunlara) sabreder ve sakınırsanız, iste bu, azmedilmesi gereken islerdendir

[187] Allah, kendilerine kitap verilenlerden, «Onu mutlaka insanlara acıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz» diyerek soz almıstı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dunyalıga degistiler. Yaptıkları alısveris ne kadar kotu

[188] Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıklarıyla da ovulmeyi arzulayan kimselerin, azaptan kurtulacak bir mevkide olduklarını sakın zannetme. Onlar icin elem verici bir azap vardır

[189] Goklerin ve yerin hukumranlıgı Allah'ındır. Allah, her seye kadirdir

[190] Goklerin ve yerin yaratılısında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelip gidisinde aklıselim sahipleri icin gercekten acık ibretler vardır

[191] Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları uzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar, goklerin ve yerin yaratılısı hakkında derin derin dusunurler (ve soyle derler:) «Rabbimiz! Sen bunları bosuna yaratmadın. Seni (her turlu noksan sıfatlardan) tenzih ederiz. Bizi Cehennem azabından koru!»

[192] Ey Rabbimiz! Dogrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, artık onu rusvay etmissindir. Zalimlerin hic yardımcıları yoktur

[193] Ey Rabbimiz! Gercek su ki biz, «Rabbinize inanın!» diye imana cagıran bir davetciyi (Peygamber'i, Kuran'ı) isittik, hemen iman ettik. Artık bizim gunahlarımızı bagısla, kotuluklerimizi ort, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz

[194] Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vadettiklerini de ikram et ve kıyamet gununde bizi rezil rusva etme; suphesiz sen vadinden caymazsın

[195] Rableri de, onların bu dualarına icabet eder (ve der) ki: Ben, icinizden erkek olsun, kadın olsun, hicbir amel sahibinin amelini asla zayi etmem; (zira kadın ve erkek olarak siz), birbirinizden (olma) siniz. Hicret edenlerin, ulkelerinden surulup cıkarılanların, benim yolumda eziyet cekenlerin, savasanların ve (savasta sehid olarak) oldurulenlerin, Allah katından (yaptıklarının] sevabı olarak, kusurlarını mutlaka ortecegim ve onları, (agacları) altından ırmaklar akan cennetlere sokacagım. Mukafatın en guzeli Allah katındadır

[196] Inkarcıların (refah icinde) diyar diyar dolasması, sakın seni aldatmasın

[197] Azıcık bir menfaattir o. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. O ne kotu varıs yeridir

[198] Fakat Rablerine karsı gelmekten sakınanlar icin, Allah tarafından bir ikram olarak, altlarından ırmaklar akan, ebedi olarak kalacakları cennetler vardır. Iyi kisiler icin Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır

[199] Ehli kitaptan oyleleri var ki, Allah'a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah'a boyun egerek iman ederler. Allah'ın ayetlerini yok pahasına satmazlar. Iste onlar icin Rableri katında ecirleri vardır. Suphesiz Allah, hesabı cabuk olandır

[200] Ey iman edenler! Sabredin; (dusman karsısında) sebat gosterin; (cihad icin) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah'tan korkun ki basarıya erisebilesiniz

Nisâ

Surah 4

[1] Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da esini yaratan ve ikisinden bircok erkekler ve kadınlar uretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulundugunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Suphesiz Allah, sizin uzerinizde hakkıyle gozeticidir

[2] Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla degismeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak (kendi malınızmıs gibi) yemeyin; cunku bu, buyuk bir gunahtır

[3] Eger yetim kızlar hakkında adil davranamamaktan korkarsanız, (onların yerine) sizin icin uygun olan kadınlarla ikiye, uce ve dorde kadar evlenin. Eger (aralarında) adaletli davranamamaktan korkarsanız, bir tane ile yahut elinizin altındaki (cariyeler) le yetinin; bu, haksızlık etmemeniz icin daha elverislidir

[4] Kadınlara mehirlerini gonul rızası ile (comertce) verin; eger gonul hoslugu ile o mehrin bir kısmını size bagıslarlarsa onu da afiyetle yiyin

[5] Allah'ın geciminize dayanak kıldıgı mallarınızı aklı ermezlere (resit olmayanlara) vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara guzel soz soyleyin

[6] Evlilik cagına gelinceye kadar yetimleri (gozetip) deneyin, eger onlarda akılca bir olgunlasma gorurseniz hemen mallarını kendilerine verin. Buyuyecekler (de geri alacaklar) diye o malları israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya calıssın, yoksul olan da (ihtiyac ve emegine) uygun olarak yesin. Mallarını kendilerine verdiginiz zaman yanlarında sahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter

[7] Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır; ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Gerek azından, gerek cogundan belli bir hisse ayrılmıstır

[8] (Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara guzel soz soyleyin

[9] Geriye eli ermez, gucu yetmez cocuklar bıraktıkları takdirde (halleri ne olur) diye korkacak olanlar (yetimlere haksızlık etmekten) korkup titresinler; Allah’tan sakınsınlar ve dogru soz soylesinler

[10] Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler suphesiz karınlarına ancak ates tıkınmıs olurlar; zaten onlar alevlenmis atese gireceklerdir

[11] Allah size, cocuklarınız hakkında, erkege, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder. (Cocuklar) ikiden fazla kadın iseler, olunun bıraktıgının ucte ikisi onlarındır. Eger yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Olenin cocugu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eger cocugu yok da ana-babası ona varis olmus ise, anasına ucte bir (duser). Eger olenin kardesleri varsa, anasına altıda bir (duser. Butun bu paylar olenin) yapacagı vasiyetten ve borctan sonradır. Babalarınız ve ogullarınızdan hangisinin size, fayda bakımından daha yakın oldugunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmus farzlardır (paylardır). Suphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir

[12] Eger zevcelerinizin cocugu yoksa, onların terkettikleri (miras)nin yarısı sizindir. Eger varsa, terkettiklerinin dortte biri size aittir. Bunlar, vasiyyet ettikleri cıktıktan ve borc odendikten sonra (kalan mal uzerinden) dır. Eger sizin cocugunuz olmamıssa, terkettiklerinizin dortte biri zevceler icindir. Eger cocugunuz varsa, terkettiginizin sekizde biri onlara aittir. Bunlar ana vasiyet ettikleri cıktıktan ve borc odendikten sonra (geri kalan icin) dır. Eger bir erkege veya bir kadına, anası, babası ve cocukları olmaksızın (kelale) olarak varis olunursa ve onun bir erkek, yahut bir kız kardesi bulunuyorsa, onlardan her birine altıda bir hisse vardır Eger onlar bundan daha cok iseler hepsi de, ucte bir hisseye ortaktırlar. Keza bu taksim de, (mirascılara zarar vermeyecek sekilde) vasiyet olunan cıktıktan ve borc odendikten sonra (kalan mal uzerinden) dır. Bunlar, Allah tarafından size vasiyet edilen (hukum) lerdir. Allah, her seyi hakkıyla bilendir; Halim'dir

[13] Bunlar, Allah'ın (koydugu) sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır, orada devamlı kalıcıdırlar; iste buyuk kurtulus budur

[14] Kim Allah'a ve Peygamberine karsı isyan eder ve sınırlarını asarsa Allah onu, devamlı kalacagı bir atese sokar ve onun icin alcaltıcı bir azap vardır

[15] Kadınlarınızdan fuhus yapanlara karsı aranızdan dort sahit getirin. Eger sahitlik ederlerse, o kadınları olum alıp goturunceye, yahut Allah onlara bir yol acıncaya kadar evlerde hapsedin

[16] Icinizden fuhus yapan her iki tarafa ceza verin; eger tevbe eder, uslanırlarsa artık onlara ceza verip eziyet etmekten vazgecin; cunku Allah tovbeleri cok kabul eden ve cok bagıslayandır

[17] Allah'ın kabul edecegi tevbe, ancak bilmeden kotuluk edip de sonra tez elden hemen tevbe edenlerin tevbesidir; iste Allah bunların tevbesini kabul eder; Allah her seyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[18] Yoksa kotulukleri yapıp yapıp da iclerinden birine olum gelip catınca «Ben simdi tevbe ettim» diyenler ile kafir olarak olenler icin (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar icin acı bir azap hazırlamısızdır

[19] Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal degildir. Apacık bir edepsizlik yapmadıkca, onlara verdiginizin bir kısmını ele gecirmeniz icin de kadınları sıkıstırmayın. Onlarla iyi gecinin. Eger onlardan hoslanmazsanız (biliniz ki) Allah'ın hakkınızda cok hayırlı kılacagı bir seyden de hoslanmamıs olabilirsiniz

[20] Eger bir esi bırakıp da yerine baska bir es almak isterseniz, onlardan birine yuklerle mehir vermis olsanız dahi ondan hicbir seyi geri almayın. Siz iftira ederek ve apacık gunah isleyerek onu geri alır mısınız

[21] Vaktiyle siz birbirinizle hasir nesir oldugunuz ve onlar sizden saglam bir teminat almıs oldugu halde onu nasıl geri alırsınız

[22] Gecmiste olanlar bir yana, babalarınızın evlendigi kadınlarla evlenmeyin; cunku bu bir hayasızlıktır, igrenc bir seydir ve kotu bir yoldur

[23] Analarınız, kızlarınız, kızkardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardes kızları, kızkardes kızları, sizi emziren analarınız, sut bacılarınız, eslerinizin anaları, kendileriyle birlestiginiz eslerinizden olup evlerinizde bulunan uvey kızlarınız size haram kılındı. Eger onlarla (nikahlanıp da) henuz birlesmemisseniz kızlarını almanızda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbunuzden olan ogullarınızın esleri ve iki kız kardesi birden almak da size haram kılındı; ancak gecen gecmistir. Allah cok bagıslayıcı ve esirgeyicidir

[24] (Harp esiri olarak) sahip oldugunuz cariyeler mustesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan baskasını, namuslu olmak ve zina etmemek uzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalanmanıza karsılık kararlastırılmıs olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (yeni bir miktar uzerinde) karsılıklı anlasmanızda size bir gunah yoktur. Suphesiz ki Allah, her seyi hakkıyle bilendir; mutlak hukum sahibidir

[25] Icinizden, imanlı hur kadınlarla evlenmeye gucu yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı genc kızlarınız (sayılan) cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilmektedir. Hep aynı koktensiniz (insanlık bakımından aranızda fark yoktur). Oyle ise iffetli yasamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları sartı ve sahiplerinin izni ile onları (cariyeleri) nikahlayıp alın, mehirlerini de maruf (normal) olculer icinde (gonul hosnutlugu ile) verin. Evlendikten sonra bir fuhus yaparlarsa onlara, hur kadınların cezasının yarısı (uygulanır). Bu (cariye ile evlenme izni), icinizden gunaha dusmekten korkanlar icindir. Sabretmeniz ise sizin icin daha hayırlıdır. Allah cok bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[26] Allah size (bilmediklerinizi) acıklamak ve sizi, sizden onceki (iyi)lerin (hak) yoluna iletmek ve sizin gunahlarınızı bagıslamak istiyor. Allah hakkıyla bilicidir, yegane hikmet sahibidir

[27] Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; sehvetlerine uyanlar (kotu arzuların esiri olanlar) ise busbutun yoldan cıkmanızı isterler

[28] Allah sizden (yukunuzu) hafifletmek ister; cunku insan zayıf yaratılmıstır

[29] Ey iman edenler! Karsılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali mustesna, mallarınızı, batıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin ve birbirinizi (Haksız yere) oldurmeyin. Suphe yoktur ki Allah, size karsı cok merhametlidir

[30] Her kim bunu dusmanlık ve zulum maksadıyla yaparsa, (bilsin ki) onu atese sokacagız. Bu ise Allah’a gore cok kolaydır

[31] Eger yasaklandıgınız buyuk gunahlardan kacınırsanız, sizin kucuk gunahlarınızı orteriz ve sizi serefli bir yere (Cennet'e) sokarız

[32] Allah'ın sizi, birbirinizden ustun kıldıgı seyleri (baskasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var. Allah'tan lutfunu isteyin; suphesiz Allah herseyi hakkıyla bilmektedir

[33] Ana-babanın ve yakın akrabanın bıraktıkları mala (varis olsunlar diye kadın ve erkek) her biri icin varisler kıldık. Yeminlerinizle baglandıgınız kimselere de hisselerini verin. Suphe yoktur ki Allah, her seye sahittir

[34] (Bazı hususlarda) Allah'ın, erkekleri kadınlardan ustun yaratması ve erkeklerin mallarıyla (kadınlara) nafaka temin etmeleri dolayısıyla, erkekler kadınlara hakimdirler (onların emirleridirler). Iyi kadınlar, (kocalarına) itaat eden, Allah'ın korunmasını emretmesi dolayısıyla da [karı koca arasındaki evlilige ait] gizlilikleri koruyan kadınlardır, itaatsizliklerinden korktugunuz kadınlar ise, onlara va'z-u nasihatte bulunun; (fayda etmezse) yataklarında yalnız bırakın; (onun da faydası olmazsa, usulunce) onları dovun. Eger size itaat ederlerse, artık onların aleyhine baska bir yol aramayın. Suphe yoktur ki Allah, cok yucedir; cok buyuktur

[35] Eger karı kocanın aralarının acılmasından korkarsanız, erkegin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gonderin. Bunlar barıstırmak isterlerse Allah aralarını bulur; suphesiz Allah her seyi bilen, her seyden haberdar olandır

[36] Allah'a ibadet edin ve O'na hicbir seyi ortak kosmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komsuya, uzak komsuya, yakın arkadasa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (kole, cariye, hizmetci ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini begenen ve daima boburlenip duran kimseyi sevmez

[37] Iste o kimseler, hem cimrilik ederler; hem de insanlara cimriligi emrederler ve Allah'ın lutfu kereminden kendilerine verdigi seyi gizlerler. Biz, o kafirler icin zelil edici bir azap hazırladık

[38] Allah'a ve ahiret gunune inanmadıkları halde mallarını, insanlara gosteris icin sarfedenler de (ahirette azaba ducar olurlar). Seytan bir kimseye arkadas olursa, ne kotu bir arkadastır o

[39] Allah'a ve ahiret gunune iman edip de Allah'ın kendilerine verdiginden (O'nun yolunda) harcasalardı bu, aleyhlerine mi olurdu? Allah onların durumunu hakkıyla bilmektedir

[40] Suphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Kulun yaptıgı is, eger bir kotuluk ise onun cezasını adaletle verir.) Iyilik olursa onu katlar (kat kat arttırır), kendinden de buyuk mukafat verir

[41] Her bir ummetten bir sahit getirdigimiz ve seni de onlara sahit olarak gosterdigimiz zaman halleri nice olacak

[42] Kufur yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gun yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah’tan hicbir haberi gizleyemezler

[43] Ey iman edenler! Siz sarhos iken ne soylediginizi bilinceye kadar, cunup iken de yolcu olan mustesna gusul edinceye kadar namaza yaklasmayın. Eger hasta olur veya bir yolculuk uzerinde bulunursanız, yahut sizden biriniz abdest bozmaktan geldigi, yahut da kadınlarla munasebette bulundugunuz ve su da bulamadıgınız takdirde temiz bir topraga teyemmum edin; sonra da, yuzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Suphesiz Allah cok affedici ve cok bagıslayıcıdır

[44] Kendilerine Kitap'tan nasip verilenlere baksana! Sapıklıgı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar

[45] Allah dusmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gercek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kafidir

[46] Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden degistirirler, dillerini egerek, bukerek ve dine saldırarak (Peygambere karsı) «Isittik ve karsı geldik», «dinle, dinlemez olası», «raina» derler. Eger onlar «Isittik, itaat ettik, dinle ve bizi gozet» deselerdi suphesiz kendileri icin daha hayırlı ve daha dogru olacaktı; fakat kufurleri (gercegi kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lanetlemistir. Artık pek az inanırlar (fayda verecek bir imanla iman etmezler)

[47] Ey kendilerine kitap verilmis olanlar! Biz, bir takım yuzleri belli belirsiz edip arkalarına dondurmeden, yahut onları, cumartesi adamları gibi lanetlemeden once (davranarak), nezdinizde bulunan (Tevrat)'ı tasdik etmek icin indirdigimiz (Kur'an)'e iman edin; Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir

[48] Allah, kendisine ortak kosulmasını asla bagıslamaz; bundan baskasını, (gunahları) diledigi kimse icin bagıslar. Allah'a ortak kosan kimse buyuk bir gunah (ile) iftira etmis olur

[49] Kendilerini temize cıkaranlar (yahudilere) a ne dersin! Hayır, Allah diledigini temize cıkarır ve hic kimse kıl payı kadar haksızlık gormez

[50] Bak, (kendilerini temize cıkaran yahudiler) nasıl da Allah uzerine yalan uyduruyorlar; apacık bir gunah olarak bu (onlara) yeter

[51] Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri gormedin mi? Sihre, putlara ve seytanlara iman ediyorlar, sonra da kafirler icin: «Bunlar, Allah'a iman edenlerden daha dogru yoldadır» diyorlar

[52] Bunlar, Allah’ın lanetledigi kimselerdir; Allah'ın rahmetinden uzaklastırdıgı (lanetli) kimseye asla gercek bir yardımcı bulamazsın

[53] Yoksa onların mulkten (hukumranlıktan) bir nasipleri mi var? Oyle olsaydı (kendi cimrilikleri sebebiyle) insanlara bir cekirdek uzerindeki kırıntıyı dahi vermezlerdi

[54] Yoksa onlar, Allah'ın lutfundan verdigi seyler icin insanlara hased mi ediyorlar? Oysa Ibrahim soyuna Kitab'ı ve hikmeti verdik ve onlara buyuk bir hukumranlık bahsettik

[55] Onlardan bir kısmı Ibrahim’e inandı, kimi de ondan yuz cevirdi; (onlara) kavurucu bir ates olarak cehenem yeter

[56] Suphesiz ayetlerimizi inkar edenleri gun gelecek bir atese sokacagız; onların derileri pisip acı duymaz hale geldikce, derilerini baska derilerle degistiririz ki acıyı duysunlar! Allah, suphesiz Aziz'dir, Hakim'dir

[57] Iman edip salih amel isleyenleri ise, icinde ebediyen kalmak uzere girecekleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacagız. Orada onlar icin tertemiz esler vardır ve onları koyu (tatlı) bir golgeye koyarız

[58] Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hukmettiginiz zaman adaletle hukmetmenizi emreder. Allah size ne kadar guzel ogutler veriyor! Suphesiz Allah her seyi isiten ve hakkıyla gorendir

[59] Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Eger bir hususta anlasmazlıga duserseniz Allah'a ve ahirete gercekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Rasul'e goturun (onların talimatına gore halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha guzeldir

[60] Sana indirilene (Kur'ana) ve senden once indirilen (kitap) lere inandıklarını iddia eden (su munafık) kimseleri gormuyor musun? Aslında (fesad ve dalalet kaynagı olan) tagutu inkar etmekle emrolundukları halde, yine de onun onunde muhakemelesmek istiyorlar. Seytan da onları, (donusu olmayan) uzak bir sapıklıga dusurmek istiyor

[61] Onlara: Allah'ın indirdigine (Kitab'a) ve Rasul'e gelin (onlara basvuralım), denildigi zaman, munafıkların senden iyice uzaklastıklarını gorursun

[62] Fakat kendi elleriyle yaptıkları yuzunden kendilerine bir musibet gelip cattıgı zaman, nasıl da "iyilikten ve ara bulmaktan baska bir sey istemedik" diye Allah'a yemin ederek sana geliyorlar

[63] Iste boylelerinin kalplerinde ne oldugunu Allah (cok iyi) bilir! Onlara aldırma, kendilerine ogut ver ve onlara, kendileri hakkında tesirli soz soyle

[64] Biz her peygamberi Allah'ın izniyle ancak kendisine itaat edilmesi icin gonderdik. Halbuki onlar, kendilerine zulmettiklerinde, sana gelip Allah'tan magfiret dileselerdi ve Peygamber de onlar icin (Allah'tan) magfiret dileseydi, Allah'ı, tovbeleri cok kabul edici ve cok bagıslayıcı olarak bulurlardı

[65] Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında cıkan anlasmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdigin hukumden dolayı iclerinde hicbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyet gostermedikce iman etmis olmazlar

[66] Eger onlara, kendinizi oldurun yahut yurtlarınızdan cıkın, diye emretmis olsaydık, iclerinden pek azı mustesna, bunu yapmazlardı. Eger kendilerine verilen ogudu yerine getirselerdi, onlar icin hem daha hayırlı hem de (imanlarını) daha pekistirici olurdu

[67] O zaman elbette kendilerine nezdimizden buyuk mukafat verirdik

[68] Ve onları dosdogru bir yola iletirdik

[69] Kim Allah'a ve Rasul'e itaat ederse iste onlar, Allah'ın kendilerine lutuflarda bulundugu peygamberler, sıddikler, sehidler ve salih kisilerle beraberdir. Bunlar ne guzel arkadastır

[70] Iste bu lutuf Allah'tandır. Her seyi hakkıyla bilici olarak Allah yeter

[71] Ey iman edenler! Tedbirinizi alın; boluk boluk savasa cıkın, yahut (gerektiginde) topyekun savasın

[72] Icinizden bazıları vardır ki (cihad konusunda) pek agırdan alırlar. Eger size bir felaket erisirse: «Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım» der

[73] Eger Allah'tan size bir lutuf erisirse sanki sizinle onun arasında (zahiri) bir dostluk yokmus gibi «Keske onlarla beraber olsaydım da ben de buyuk bir basarı kazansaydım!» der

[74] O halde, dunya hayatını ahiret karsılıgında satanlar, Allah yolunda savassınlar. Kim Allah yolunda savasır da oldurulur veya galip gelirse biz ona yakında buyuk bir mukafat verecegiz

[75] Size ne oldu da Allah yolunda ve «Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu sehirden cıkar, bize tarafından bir sahip gonder, bize katından bir yardımcı yolla!» diyen zavallı erkekler, kadınlar ve cocuklar ugrunda savasmıyorsunuz

[76] Iman edenler Allah yolunda savasırlar, inanmayanlar ise tagut (batıl davalar ve seytan) yolunda savasırlar. O halde seytanın dostlarına karsı savasın; suphe yoktur ki, seytanın hilesi zayıftır

[77] Kendilerine, ellerinizi savastan cekin, namazı dosdogru kılın ve zekatı verin, denilen kimseleri gormedin mi? Sonra onlara savas farz kılınınca, iclerinden bir grup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya basladılar da «Rabbimiz! Savası bize nicin yazdın! Bizi yakın bir sureye kadar ertelesen (daha bir muddet savası farz kılmasan) olmaz mıydı?» dediler. Onlara de ki: «Dunya menfaati onemsizdir, Allah'tan korkanlar icin ahiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez.»

[78] Nerede olursanız olun olum size ulasır; sarp ve saglam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa «Bu Allah'tan» derler; baslarına bir kotuluk gelince de «Bu senden» derler. (Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Hepsi de Allah'tandır". Bu kavme ne oluyor ki, hic soz anlamıyorlar

[79] Sana gelen iyilik Allah'tandır. Basına gelen kotuluk ise nefsindendir. Seni insanlara peygamber olarak gonderdik; sahit olarak da Allah yeter

[80] Kim Rasul'e itaat ederse Allah'a itaat etmis olur. Yuz cevirene gelince, seni onların basına bekci gondermedik

[81] «Basustune» derler, ama yanından ayrılınca onlardan bir kısmı, senin dediginden baskasını gizlice kurar. Allah da onların gizlice kurduklarını yazar. Sen onlara aldırma ve Allah'a dayan; sana vekil olarak Allah yeter

[82] Hala Kur’an uzerinde geregi gibi dusunmeyecekler mi? Eger o, Allah'tan baskası tarafından gelmis olsaydı onun icinde pek cok celiski bulurlardı

[83] Onlara guven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar, halbuki onu, Rasul'e veya aralarında yetki sahibi kimselere goturselerdi, onların arasından isin icyuzunu anlayanlar, onun ne oldugunu bilirlerdi. Allah'ın size lutuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız mustesna, seytana uyup giderdiniz

[84] Artık Allah yolunda savas. Sen, kendinden baskası (sebebiyle) sorumlu tutulmazsın. Muminleri de tesvik et. Umulur ki Allah kafirlerin gucunu kırar (gucleriyle size zarar vermelerini onler). Allah'ın gucu daha cetin ve cezası daha siddetlidir

[85] Kim iyi bir ise aracılık ederse onun da o isten bir nasibi olur. Kim kotu bir ise aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah, her seye hakkıyla kadirdir

[86] Bir selam ile selamlandıgınız zaman, ondan daha guzeliyle selam verin, yahut aynıyla mukabele edin. Suphe yoktur ki Allah, her seyin hesabını hakkıyla gorendir

[87] Allah'tan baska ilah yoktur. O sizi, gerceklesmesinde hicbir suphe bulunmayan kıyamet gunu muhakkak toplayacaktır. Allah'tan daha dogru sozlu kim vardır

[88] Size ne oldu da munafıklar hakkında (ihtilafa dusup) iki grup oluyorsunuz? Halbuki Allah onları kendi ettikleri yuzunden bas asagı etmistir (kufurlerine dondurmustur). Allah'ın saptırdıgını dogru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdıgı kimse icin (kurtulusa) asla bir yol bulamazsın

[89] Onlar, kufur isledikleri gibi, sizin de kufur isleyip kendileriyle bir olmanızı arzu etmektedirler. Bu itibarla onlar, Allah yolunda hicret etmedikce, onlardan (herhangi bir) dost edinmeyin. Eger (hicret etmekten) yuzcevirirlerse, buldugunuz yerde onları tutun ve oldurun. Onlardan ne bir dost ve ne de bir yardımcı edinin

[90] Ancak sizinle aralarında anlasma bulunan bir kavme sıgınanlara, yahut sizinle veya kendi kavimleriyle dovusmek istemediklerinden gogusleri daralıp size katılanlara dokunmayın. Eger Allah dileseydi onları sizin uzerinize musallat eder, onlar da sizinle dovusurlerdi. Yok eger sizden uzaklasırlar, sizinle dovusmezler ve barısı size bırakırlarsa, bu takdirde Allah, sizin icin onlar aleyhine bir yol acmamıstır

[91] Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen baskalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye goturulseler ona bas asagı dalarlar (daldırılırlar). Eger sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini cekmezlerse onları yakalayın, rastladıgınız yerde oldurun, iste onlar uzerine sizin icin apacık yetki verdik

[92] Bir mu'minin bir mu'mini, hata dısı oldurmesi olmaz. Eger bir kimse bir mumini hataen oldururse, (cezası) mu'min bir kole azad etmek ve oldurulenin ailesine o ailenin sadaka olarak bagıslamaması halinde teslim edilen bir diyettir. Eger oldurulen mumin oldugu halde, size dusman olan bir toplumdan ise mumin bir kole azat etmek lazımdır. Eger kendileriyle aranızda antlasma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mumin koleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulu icin iki ay pespese oruc tutması gerekir. Allah her seyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[93] Kim bir mumini kasden oldururse cezası, icinde ebediyen kalacagı cehennemdir. Allah ona gazap etmis, onu lanetlemis ve onun icin buyuk bir azap hazırlamıstır

[94] Ey iman edenler! Allah yolunda savasa cıktıgınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dunya hayatının gecici menfaatine goz dikerek «Sen mumin degilsin» demeyin. Cunku Allah’ın nezdinde sayısız ganimetler vardır. Onceden siz de boyle iken Allah size lutfetti; o halde iyi anlayıp dinleyin. Suphesiz Allah butun yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[95] Muminlerden ozur sahibi olanlar dısında oturanlarla malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan ustun kıldı. Gerci Allah hepsine de guzellik (cennet) vadetmistir, ama mucahidleri, oturanlardan cok buyuk bir ecirle ustun kılmıstır

[96] Kendinden dereceler, bagıslama ve rahmet vermistir. Allah cok bagıslayıcı ve esirgeyicidir

[97] (Hicreti terketmek sebebiyle) Kendilerine yazık eden kimselere melekler, (Dininizden ne ile mesgul oldunuz?)" derler. Onlar: "Biz, yeryuzunde (sayıları ve gucleri bizden cok olan musrikler sebebiyle, dinin gereklerini yapmaktan) aciz kalan kimselerdik" diye cevap verirler, (Melekler de:) "Allah'ın arzı genis degil miydi ki; oraya hicret etseydiniz?" derler. Iste bunların barınacakları yer Cehennem'dir. O ne kotu bir yerdir

[98] Erkeklerden, kadınlardan ve cocuklardan (kafirler yuzunden hicret etmekten gercekten) aciz kalıp da bir careye gucu yetmeyenler ve bir yol bulamayanlar boyle degildir

[99] Iste bunları, umulur ki Allah affeder; Allah cok affedicidir, bagıslayıcıdır

[100] Allah yolunda hicret eden kimse yeryuzunde gidecek bir cok guzel yer ve bolluk (imkan) bulur. Kim Allah ve Rasulu ugrunda hicret ederek evinden cıkar da sonra kendisine olum yetisirse artık onun mukafatı Allah'a duser. Allah da cok bagıslayıcı ve esirgeyicidir

[101] Yeryuzunde sefere cıktıgınız zaman kafirlerin size kotuluk etmelerinden endise ederseniz, namazı kısaltmanızda size bir gunah yoktur. Suphesiz kafirler, sizin apacık dusmanınızdır

[102] Iclerinde bulunup da onlara namaz kıldırdıgın zaman, onlardan bir grup da seninle beraber namaza dursunlar; silahlarını da (yanlarına) alsınlar. Secde ettiklerinde arkanıza gecip (dusmana karsı orada) bulunsunlar. Sonra namazı kılmamıs olan diger grup gelsin ve seninle beraber kılsınlar; onlar da tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. O kafirler arzu ederler ki siz silahlarınızdan ve esyanızdan gafil olsanız da ustunuze birden baskın yapsalar. Eger size yagmurdan bir eziyet olur yahut hasta bulunursanız silahlarınızı bırakmanızda size gunah yoktur. Yine de tedbirinizi alın. Suphesiz Allah, kafirler icin alcaltıcı bir azap hazırlamıstır

[103] Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız uzerinde yatarken (daima) Allah'ı anın. Huzura kavusunca da namazı dosdogru kılın; cunku namaz, mu'minler uzerinde vakti belli olarak farz kılınmıstır

[104] Dusman toplulugu takip etmekte gevseklik gostermeyin. Eger siz acı cekiyorsanız onlar da, sizin cektiginiz gibi acı cekmektedirler. Ustelik siz Allah'tan, onların umit etmedikleri seyleri umuyorsunuz. Allah, her seyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[105] Allah'ın sana gosterdigi sekilde insanlar arasında hukmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma

[106] Ve Allah’tan magfiret iste, suphe yoktur ki Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[107] Kendi nefislerine hainlik eden kimseler icin de mucadele etme. Allah, suphesiz, hainligi adet edinmis gunahkarları sevmez

[108] (Bunlar, hainliklerini) insanlardan gizlerler de Allah'tan gizlemezler. Halbuki geceleyin, O’nun razı olmadıgı sozu duzup kurarken O, onlarla beraber idi. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) cepecevre kusatmıstır

[109] Haydi siz dunya hayatında onlara taraf cıkıp savundunuz, ya kıyamet gunu Allah'a karsı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak

[110] Kim bir kotuluk yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan magfiret dilerse, Allah'ı cok bagıslayıcı, cok merhametli bulur

[111] Kim bir gunah kazanırsa, onu ancak kendisi icin kazanmıs olur. Allah, her seyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[112] Kim kasıtlı veya kasıtsız bir gunah kazanır da sonra onu bir sucsuzun uzerine atarsa, muhakkak ki, buyuk bir iftira ve apacık bir gunah yuklenmis olur

[113] Allah'ın sana lutfu ve esirgemesi olmasaydı, onlardan bir guruh seni saptırmaya yeltenmisti. Onlar yalnızca kendilerini saptırırlar, sana hicbir zarar veremezler. Allah sana Kitab'ı ve hikmeti indirmis ve sana bilmedigini ogretmistir. Allah'ın lutfu sana gercekten buyuk olmustur

[114] Bir sadakayı, yahut bir iyiligi, yahut ta insanlar arasını duzeltmeyi emredenlerinki dısında, gizli gizli konusup fısıldasmalarının cogunda hayır yoktur. Her kim bunu sırf Allah'ın rızasını kazanmak maksadıyla yaparsa, ona buyuk mukafat verecegiz

[115] Kendisi icin dogru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber’e karsı cıkar ve muminlerin yolundan baska bir yola giderse, onu o yonde bırakırız ve Cehennem'e sokarız; o ne kotu bir yerdir

[116] Allah, kendisine ortak kosulmasını asla bagıslamaz; ondan baska gunahları diledigi kimse icin bagıslar. Kim Allah’a ortak kosarsa busbutun sapıtmıstır

[117] (Musrikler) Allah'tan baska, yalnız disi (lerin isimlerini verdikleri put) lere dua edip yalvarırlar. Inatcı seytandan baskasına da dua etmezler

[118] Allah onu (seytanı) lanetlemis; o da; «Yemin ederim ki, kullarından belli bir pay edinecegim» demistir

[119] Ve onları mutlaka (dogru yoldan) saptıracak, bos umutlarla oyalayacagım. Onlara emredecegim ki; (Putları icin) hayvanların kulaklarını yarsınlar; ve yine emredecegim ki, Allah'ın yarattıgını degistirip bozsunlar". Iste kim, Allah’ı bırakıp da (bu inatcı) seytanı dost edinirse, apacık bir husrana ugramıs olur

[120] (Seytan) onlara soz verir ve onları umitlendirir, halbuki seytanın onlara soz vermesi aldatmacadan baska bir sey degildir

[121] Iste onların yeri cehennemdir; ondan kacıp kurtulacak bir yer de bulamayacaklardır

[122] Iman edenler ve salih amel isleyenler ise, onları, icinde ebediyyen kalacakları, (agacları) altından ırmaklar akan cennetlere sokacagız. Allah, (bu soylenenleri) hak bir soz olarak vadetti. Allah'tan daha dogru sozlu kim vardır

[123] (Kurtulus) ne sizin bos hayallerinizle ve ne de kitap ehlinin bos hayalleriyle olur. Her kim bir kotuluk islerse, o yuzden cezalandırılır. O kimse, kendisi icin, Allah'tan baska ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulabilir

[124] Erkek olsun, kadın olsun, her kim de mumin olarak salih ameller islerse, iste onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlıga ugratılmazlar

[125] Islerini en iyi yapan kimse olarak, Allah'a kendisini teslim eden ve dosdogru olarak Ibrahim'in dinine tabi olan kimseden, din yonunden daha guzel kim vardır? Zira Allah, Ibrahim'i (kendisine) dost edinmisti

[126] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır ve Allah her seyi kusatmıstır. (Hicbir sey O'nun ilim ve kudretinin dısında kalamaz)

[127] Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki, onlara ait hukmu size Allah acıklıyor: Kitap'ta, kendileri icin yazılmısı (mirası) vermeyip nikahlamak istediginiz yetim kadınlar, caresiz cocuklar ve yetimlere karsı adil davranmanız hakkında size okunan ayetler (Allah'ın hukmunu apacık ortaya koymaktadır). Hayırdan ne yaparsanız suphesiz Allah onu bilmektedir

[128] Eger bir kadın kocasının gecimsizliginden yahut kendisinden yuz cevirmesinden endise ederse, aralarında bir sulh yapmalarında onlara gunah yoktur. Sulh (daima) hayırlıdır. Zaten nefisler kıskanclıga hazırdır. Eger iyi gecinir ve Allah'tan korkarsanız suphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[129] Uzerine dusup ugrassanız da kadınlar arasında adil davranmaya guc yetiremezsiniz; bari birisine tamamen kapılıp da digerini askıya alınmıs gibi bırakmayın. Eger arayı duzeltir, gunahtan sakınırsanız Allah suphesiz cok bagıslayıcı ve cok esirgeyicidir

[130] Eger (esler) birbirinden ayrılırsa Allah, bol nimetinden her birini zenginlestirir (digerine muhtac olmaktan kurtarır); Allah'ın lutfu genis, hikmeti buyuktur

[131] Goklerde ve yerde olan her sey Allah'ındır. Sizden once kendilerine kitap verilenlere ve size, Allah'tan korkmanızı emrettik. Eger kufrederseniz (biliniz ki) goklerde ve yerde olan her sey Allah'ındır. Ve Allah, (kullarından) mustagnidir, ziyadesiyle hamd olunmaya da layıktır

[132] Goklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter

[133] Ey insanlar! Allah dilerse sizi yokluga gonderip baskalarını getirir; Allah buna kadirdir

[134] Kim dunya mukafatını isterse (bilsin ki) dunyanın da ahiretin de mukafatı Allah katındadır. Allah, hakkıyla isiten, hakkıyla gorendir

[135] Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah icin sahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, sizin sahitlik ettiginiz kimselere Allah daha yakındır. Nefsin heveslerine uyup adaletten sasmayın. Eger (sehadette) dilinizi eger buker, yahut (ondan tamamen) yuz cevirirseniz, suphe yoktur ki Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[136] Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdigi Kitab'a ve daha once indirdigi kitaba iman (da sebat) ediniz. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gununu inkar ederse, son derece buyuk bir sapıklıga dusmus olur

[137] Iman edip sonra inkar edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkar edenleri, sonra da inkarlarını arttıranları Allah ne bagıslayacak, ne de onları dogru yola iletecektir

[138] Munafıklara, kendileri icin acı bir azap oldugunu mujdele

[139] Muminleri bırakıp da kafirleri dost edinenler, onların yanında izzet (guc ve seref) mi arıyorlar? Bilsinler ki butun izzet yalnızca Allah'a aittir

[140] O (Allah), Kitap'ta size soyle indirmistir ki: Allah'ın ayetlerinin inkar edildigini yahut onlarla alay edildigini isittiginiz zaman, onlar bundan baska bir soze dalıncaya (konuya gecinceye) kadar kafirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, munafıkları ve kafirleri Cehennem'de bir araya getirecektir

[141] Sizi gozetleyip duranlar, eger size Allah'tan bir zafer (nasip) olursa, «Sizinle beraber degil miydik?» derler. Kafirlerin (zaferden) bir nasipleri olursa (bu sefer de onlara), «Sizi yenip (oldurebilecegimiz halde oldurmeyip) muminlerden korumadık mı?» derler. Artık Allah kıyamet gununde aranızda hukmedecektir ve kafirler icin muminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir

[142] Munafıklar, Allah'a hile yapmaya kalkısıyorlar; halbuki Allah, onların oyunlarını baslarına cevirmektedir. Onlar namaza kalktıklarında usenerek kalkarlar; insanlara gosteris yaparlar; Allah'ı da cok az zikrederler

[143] (Mu'minler ile kafirler arasında) gidip gelmekte (tereddut etmekte) dirler.Ne (tam olarak) onlara, ne de (tam olarak) bunlara temayul ederler. Allah, kimi dogru yoldan saptırmıssa artık onun icin (hakka giden) bir yolu asla bulamazsın

[144] Ey iman edenler! Muminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apacık bir delil mi vermek istiyorsunuz

[145] Suphe yok ki munafıklar Cehennem'in en alt katındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın

[146] Ancak tevbe edip hallerini duzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılıp dinlerini (ibadetlerini) yalnız onun icin yapanlar baskadır. Iste bunlar (gercekte) muminlerle beraberdirler ve Allah muminlere yakında buyuk mukafat verecektir

[147] Eger siz iman eder ve sukrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah, sukredenlerin mukafatını fazlasıyla veren, her seyi hakkıyle bilendir

[148] Allah, zulme ugrayanIarınki dısında, cirkin sozun alenen soylenmesinden hoslanmaz. Allah, her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[149] Bir iyiligi acıklar yahut gizlerseniz veya bir kotulugu (acıklamayıp) affederseniz, suphesiz Allah da cok bagıslayıcıdır. Her seye hakkıyla kadirdir

[150] Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip «Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız» diyenler ve bunlar (iman ile kufur) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu

[151] iste gercekten kafirler bunlardır ve biz kafirlere alcaltıcı bir azap hazırlamısızdır

[152] Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hicbirini digerlerinden ayırmayanlara (gelince) iste Allah onlara bir gun mukafatlarını verecektir. Allah cok bagıslayıcı ve esirgeyicidir

[153] Ehli kitap (Tevrat ehli yahudiler) senden, kendilerine gokten bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar Musa’dan, bunun daha buyugunu istemislerdi de, «Bize Allah’ı apacık goster» demislerdi. Zulumleri sebebiyle hemen onları yıldırım carptı. Bilahare kendilerine acık deliller geldikten sonra buzagıyı ( ilah ) edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa'ya apacık delil (ve yetki) verdik

[154] Soz vermeleri sebebiyle (ve verdikleri sozde durmalarını saglamak icin) Tur'u Uzerlerine kaldırmıstık; onlara: "Kapıdan secde ederek girin", keza yine onlara: "Cumartesi gunu avlanarak haddi asmayın" demis, bu hususlarda kendilerinden bir de saglam soz almıstık

[155] Sozlerinden donmeleri, Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberleri oldurmeleri ve «Kalplerimiz kılıflanmıstır (kapalıdır)» demeleri sebebiyle (onları lanetledik, turlu belalar verdik. Onların kalpleri kılıflı degildir;) tam aksine kufurleri sebebiyle Allah o kalpler uzerine muhur vurmustur; pek azı mustesna artık iman etmezler

[156] (Kalblerinin muhurlenmesinin diger bir sebebi de, Isa’yı) inkar etmeleri ve Meryem’e buyuk bir iftirada bulunmalarıdır

[157] (Ayrıca) "Biz, Allah'ın peygamberi Meryem oglu Isa Mesih'i oldurduk" demeleridir. Oysa onu ne oldurmusler ve ne de asmıslardır; fakat kendilerine oyle gosterilmistir. Bu hususta gorus ayrılıgına dusenler, isin dogrusundan suphe icindedirler ve zanna tabi olmaktan baska hicbir bilgileri yoktur. Su var ki onlar, Isa'yı kesinlikle oldurmemislerdir

[158] Fakat Allah onu kendisine yukseltmistir. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir

[159] Suphe yoktur ki, kitap ehlinden olan her ferd, olumunden once mutlaka Isa'ya iman edecek, o da kıyamet gunu, onlar aleyhine (sehadette bulunan) bir sahid olacaktır

[160] Yahudilerin buyuk gunahlar islemelerinden kaynaklanan bir zulum yuzunden ve bircok kimseyi Allah'ın yolundan saptırmaları

[161] kendilerine yasaklandıgı halde faizi almaları ve insanların mallarını haksız yolla yemeleri yuzunden, kendilerine helal kılınmıs olan temiz nimetleri onlara haram kıldık ve onlardan kafir olanlar icin de acı bir azap hazırladık

[162] Fakat iclerinden ilimde derinlesmis olanlar ve muminler, sana indirilene ve senden once indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah’a ve ahiret gunune inananlar var ya; iste onlara pek yakında buyuk mukafat verecegiz

[163] Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik ve (nitekim) Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a, esbata (torunlara), Isa'ya, Eyyub'a, Yunus’a, Harun'a ve Suleyman’a vahyettik. Davud’a da Zebur'u verdik

[164] Daha once (kıssalarını) sana anlattıgımız peygamberlerle, anlatmadıgımız baska peygamberlere de vahyettik. Allah, Musa'ya da hitabederek (onunla) konustu

[165] Keza (gonderilen) peygamberlerden sonra, insanların, Allah'a karsı (ozur olarak ileri surebilecekleri) bir delilleri bulunmaması icin mujdeleyen ve korkutan peygamberler gonderdik. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir

[166] Bununla beraber Allah, sana indirdigi Kur'an'a sahidlik eder ki, onu bizzat kendi ilmiyle indirmistir. (Buna) melekler de sahidlik ederler. Sahid olarak Allah yeter

[167] Inkar eden ve (baskalarını da) Allah yolundan alıkoyanlar suphesiz dogru yoldan cok uzaklasmıslardır

[168] Inkar edip zulmedenleri Allah asla bagıslayacak degildir. Onları dogru yola iletecek de degildir

[169] (Onları iletecegi yol) ancak, icinde ebediyyen kalacakları Cehennem yoludur. Bu da, Allah'a gore cok kolaydır

[170] Ey insanlar! Rasul size Rabbinizden hakkı (Kur'an'ı ve hak dini) getirmistir. (Bunda suphe yoktur), O halde, kendi iyiliginiz icin (ona) iman edin. Eger inkar ederseniz, goklerde ve yerde ne varsa suphesiz hepsi Allah'ındır. Allah, her seyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[171] Ey kitap ehli! Dininizde (Allah'ın koydugu sınırları asarak) asırı gitmeyin ve Allah a karsı hak olandan baskasını soylemeyin. Meryem oglu Mesih Isa, sadece Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulastırdıgı kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine iman edin. "(Ilahlar) uctur" demeyin. Kendi hayrınıza olmak uzere (bu teslis safsatasından) vazgecin. Zira Allah tek bir ilahtır. O, bir ogul sahibi olmaktan munezzehtir. Goklerde ve yerde olan her sey O'nundur (O'nun tarafından yaratılmıstır). Vekil olarak Allah yeter

[172] Ne Mesih ve ne de Allah'a yakın melekler, Allah'ın kulu olmaktan geri dururlar. O'na kulluktan geri durup buyuklenen kimselerin hepsini (Allah) yakında huzuruna toplayacaktır

[173] Iman edip salih ameller isleyenlere (Allah) ecirlerini tam olarak verecek ve onlara lutfundan daha fazlasını da ihsan edecektir. Kullugundan yuz ceviren ve kibirlenenlere gelince onlara acı bir sekilde azap edecektir. Onlar da kendileri icin Allah'tan baska ne bir dost ve ne de bir yardımcı asla bulamayacaklardır

[174] Ey insanlar! Suphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apacık bir nur indirdik

[175] Allah'a iman edip O'na sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları kendinden bir rahmet ve lutuf (deryası) icine daldıracak ve onları kendisine varan dosdogru yola iletecektir

[176] Senden fetva isterler. De ki: «Allah, babası ve cocugu olmayan kimsenin mirası halkındaki hukmu soyle acıklıyor: Eger cocugu olmayan bir kimse olur de onun bir kız kardesi bulunursa, bıraktıgının yarısı bunundur. Kız kardes olup cocugu olmazsa erkek kardes de ona varis olur. Kız kardesler iki tane olursa (erkek kardeslerinin) bıraktıgının ucte ikisi onlarındır. Eger erkekli kadınlı daha fazla kardes mevcut ise erkegin hakkı, iki kadın payı kadardır. Sasırmamanız icin Allah size (hukumlerini boyle) acıklıyor. Allah her seyi hakkıyla bilendir.»

Mâide

Surah 5

[1] Ey iman edenler! Akitleri ( n geregini) yerine getiriniz. Ihramlı iken avlanmayı helal saymamak uzere (asagıda) size okunacaklar dısında kalan hayvanlar, sizin icin helal kılındı. Allah diledigine hukmeder

[2] Ey iman edenler! Allah'ın (koydugu, dini ) isaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmis) kurbana, ondaki gerdanlıklara, Rablerinin lutuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram’a yonelmis kimselere (tecavuz ve) saygısızlık etmeyin, ihramdan cıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi onledikleri icin bir topluma karsı beslediginiz kin sizi tecavuze sevketmesin! Iyilik ve takva (Allah'ın yasaklarından sakınma) uzerinde yardımlasın, gunah ve dusmanlık uzerine yardımlasmayın. Allah'tan korkun, cunku Allah'ın cezası cetindir

[3] Size, olu, kan, domuz eti, Allah'tan baskası uzerine kesilen (hayvan eti), (henuz can vermeden) yetisip kestiginiz dısındaki bogulmus, vurulmus, yuksekten dusmus, susulmus, yırtıcı hayvanlar tarafından parcalanmıs, dikili taslar uzerine kesilmis olan hayvan (etlerini yemeniz) ve fal oklarıyla kısmet aramanız haram kılınmıstır. Bunların hepsi de "fısk" (Allah'ın taatından cıkıs) tır. Bugun, kufredenler, dininizden umitlerini kesmislerdir. Bu sebeple onlardan artık korkmayın; benden korkun. Bugun size dininizi ikmal ettim (kemale erdirdim) ve uzerinizdeki nimetimi tamamladım ve din olarak, sizin icin Islam'ı sectim. Her kim aclık halinde, mecbur kalırsa, gunaha meyletmeksizin (haram kılınan etlerden yiyebilir); zira Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[4] Kendileri icin nelerin helal kılındıgını sana soruyorlar; de ki: Butun iyi ve temiz seyler size helal kılınmıstır. Allah'ın size ogrettiginden ogretip avcı hale getirdiginiz hayvanların sizin icin yakaladıklarından da yiyin ve uzerine Allah'ın adını anın (besmele cekin). Allah’tan korkun. Allah'ın hesabı pek cabuktur

[5] Bugun size temiz ve iyi seyler helal kılınmıstır. Kendilerine kitap verilen (yahudi, hıristiyan) lerin yiyecekleri size helaldir, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Mumin kadınlardan iffetli olanlar ile daha once kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz sartıyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak uzere size helaldir. Kim (Islami hukumlere) inanmayı kabul etmezse onun ameli bosa gitmistir. O, ahirette de ziyana ugrayanlardandır

[6] Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktıgınız zaman, yuzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Baslarınızı meshedin. Iki topuga kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eger cunup oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmussanız (cinsi birlesme yapmıssanız) ve bu hallerde su bulamamıssanız temiz toprakla teyemmum edin de yuzunuzu ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir gucluk cıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettigi) nimetini tamamlamak ister; umulur ki sukredersiniz

[7] Allah'ın uzerinizdeki nimetini ve (bir zamanlar) "dinledik ve itaat ettik" dediginizde, sizi kendisiyle bagladıgı O'na olan sozunuzu hatırlayın. Allah'tan korkun. Suphe yoktur ki Allah, goguslerde olan (sırr)ı hakkıyla bilir

[8] Ey iman edenler! Allah icin hakkı ayakta tutan, adaletle sahidlik eden kimseler olunuz. Bir kavme karsı olan dusmanlıgınız, sizi (haklarında) adil davranmamaya sevketmesin. Adaletli olun; zira bu, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun; suphe yoktur ki Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[9] Allah, iman eden ve salih ameller isleyenlere soz vermistir, onlara bagıslama ve buyuk mukafaat vardır

[10] Inkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehennemliklerdir

[11] Ey iman edenler! Bir kavmin ellerini size uzatmaya (ve Peygamberi oldurmeye) kalkısıp da, onların ellerini sizden cektigi andaki Allah'ın uzerinizde olan o nimetini hatırlayın. Allah'tan korkun. Mu'minler de yalnız, Allah'a guvensinler

[12] Andolsun ki Allah, Israilogullarından soz almıstı. (Kefil olarak) iclerinden on iki de baskan gondermistik. Allah onlara soyle demisti: Ben sizinle beraberim. Eger namazı dosdogru kılar, zekatı verir, peygamberlerime inanır, onları destekler ve (malınızı) Allah yolunda guzelce sarfederseniz, andolsun ki sizin gunahlarınızı orterim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar yolunu tutarsa dogru yoldan sapmıs olur

[13] Sozlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledik ve kalplerini katılastırdık. Onlar kelimelerin yerlerini degistirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine ogretilen ahkamın (Tevrat’ın) onemli bir bolumunu de unuttular. Iclerinden pek azı haric, onlardan daima bir hainlik gorursun. Yine de sen onları affet ve aldırıs etme. Suphesiz Allah iyilik edenleri sever

[14] «Biz hıristiyanlarız» diyenlerden de kesin sozlerini almıstık. Ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen ogutlerin veya Kitab'ın) onemli bir bolumunu unuttular. Bu sebeple kıyamete kadar aralarına dusmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara yaptıklarını haber verecektir

[15] Ey ehli kitap! Rasulumuz size Kitap'tan gizlemekte oldugunuz bircok seyi acıklamak uzere geldi; bircok (kusurunuzu) da affediyor. Gercekten size Allah'tan bir nur, apacık bir kitap geldi

[16] Rızasını arayanı Allah onunla kurtulus yollarına goturur ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlıga cıkarır, dosdogru bir yola iletir

[17] «Suphesiz Allah, Meryem Oglu Mesih'dir» diyenler andolsun ki kafir olmuslardır. De ki: Oyleyse Allah, Meryem Oglu Mesih'i, anasını ve yeryuzundekilerin hepsini helak etmek isterse kim Allah'ın iradesinden bir seye engel olacak kudrete sahip olabilir?" Goklerde, yerde ve ikisi arasında ne varsa hepsinin mulkiyeti Allah'a aittir. O diledigini yaratır ve Allah her seye tam manasıyla kadirdir

[18] Yahudiler ve hıristiyanlar «Biz Allah'ın ogulları ve sevgilileriyiz» dediler. De ki: Oyleyse gunahlarınızdan dolayı size nicin azap ediyor? Dogrusu siz de O'nun yarattıgı insanlardansınız. O, diledigini bagıslar ve diledigine azap eder. Goklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa mulkiyeti Allah'a aittir. Sonunda donus de ancak O'nadır

[19] Ey kitap ehli! Peygamberler arasındaki bosluga dayanarak, "Bize mujdeci ve korkutucu (bir peygamber) gelmedi" dememeniz icin, size (her seyi) acıklayan Peygamberimiz gelmistir. Size bir mujdeci bir korkutucu gelmistir. Allah, her seye hakkıyla kadirdir

[20] Bir zamanlar Musa, kavmine soyle demisti: Ey kavmim! Allah'ın size (lutfettigi) nimetini hatırlayın; zira O, icinizden peygamberler cıkardı ve sizi hukumdarlar kıldı. Alemlerde hicbir kimseye vermedigini size verdi

[21] Ey kavmim! Allah'ın size (vatan olarak) yazdıgı mukaddes topraga girin ve arkanıza donmeyin, yoksa kaybederek donmus olursunuz

[22] Onlar su cevabı verdiler: Ya Musa! Orada zorba bir toplum var; onlar oradan cıkmadıkca biz oraya asla girmeyecegiz. Eger oradan cıkarlarsa biz de hemen gireriz

[23] Korkanların icinden Allah'ın kendilerine lutufda bulundugu iki kisi soyle dedi: Onların uzerine kapıdan girin; oraya bir girdiniz mi artık siz zaferi kazanmıssınızdır. Eger muminler iseniz ancak Allah'a guvenin

[24] «Ey Musa! Onlar orada bulundukları muddetce biz oraya asla girmeyiz; su halde sen ve Rabbin gidin savasın; biz burada oturacagız» dediler

[25] Musa: «Rabbim! Ben kendimden ve kardesimden baskasına hakim olamıyorum; bizimle, bu yoldan cıkmıs toplumun arasını ayır» dedi

[26] Allah, «Oyleyse orası (arzı mukaddes) onlara kırk yıl yasaklanmıstır; (bu muddet icinde) yeryuzunde saskın saskın dolasacaklar. Artık sen, yoldan cıkmıs toplum icin uzulme» dedi

[27] Onlara, Adem'in iki oglunun haberini gercek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmislerdi de birisinden kabul edilmis, digerinden ise kabul edilmemisti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardes, kıskanclık yuzunden), «Andolsun seni oldurecegim» dedi. Digeri de «Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder» dedi (ve ekledi)

[28] «Andolsun ki sen, oldurmek icin bana elini uzatsan (bile) ben sana, oldurmek icin el uzatacak degilim. Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.»

[29] «Ben istiyorum ki, sen, (beni oldurmenden dolayı) hem benim gunahımı hem de kendi gunahını yuklenip atese atılacaklardan olasın; zalimlerin cezası iste budur.»

[30] Nihayet (diger kardes ise), nefsi, kardesini oldurmek hususunda ona boyun egdirmis ve onu oldurmus, boylece husrana ugrayanlardan olmustu

[31] Derken Allah, kardesinin cesedini nasıl gomecegini ona gostermek icin yeri eseleyen bir karga gonderdi. (Katil kardes) «Yazıklar olsun bana! Su karga kadar da olamadım mı ki, kardesimin cesedini gomeyim» dedi ve yaptıgına pismanlık duyanlardan oldu

[32] Iste bu yuzdendir ki Israilogulları'na soyle yazmıstık: Kim, bir cana veya yeryuzunde bozgunculuk cıkarmaya karsılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa butun insanları oldurmus gibi olur. Her kim de (Allah'ın oldurulmesini haram kıldıgı) bir can kurtarır (onu oldurmez yasatır) sa butun insanları kurtarmıs gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apacık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan cogu yine yeryuzunde asırı gitmektedirler

[33] Allah ve Rasulune karsı savasanların ve yeryuzunde (hak) duzeni bozmaya calısanların cezası ancak ya (acımadan) oldurulmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının caprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden surulmeleridir. Bu onların dunyadaki rusvalıgıdır. Onlar icin ahirette de buyuk azap vardır

[34] Ancak (boylelerinin hak ettikleri cezayı) onlara takdir etmenizden once, tevbe edenler, bundan mustesnadır. Zira biliniz ki Allah, cok bagıslayıcı, cok merhametlidir

[35] Ey iman edenler! Allah'tan korkun; (Salih ameller isleyerek) Sizi O'na yaklastıracak vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki, kurtulusa eresiniz

[36] Suphe yok ki kafir olanlar, yeryuzundeki hersey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gununun azabından kurtulmak icin onu fidye olarak verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar icin acı bir azap vardır

[37] Atesten cıkmak isterler, fakat onlar oradan cıkacak degillerdir. Onlar icin devamlı bir azap vardır

[38] Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karsılık bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak uzere ellerini kesin. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir

[39] Kim (bu) haksız davranısından sonra tevbe eder ve durumunu duzeltirse suphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah cok bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[40] Bilmez misin ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsinin mulkiyeti Allah'a aittir; diledigine azap eder ve diledigini bagıslar. Allah her seye hakkıyla kadirdir

[41] Ey Rasul! Kalpleri iman etmedigi halde agızlarıyla «inandık» diyen (munafık) lerin ve yahudilerden kufur icinde kosusanlar ( ın hali) seni uzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler ve sana gelmeyen (bazı) kimselere kulak verirler; (Tevrat'taki) kelimeleri (anlayıp aklettikten sonra) yerlerinden kaydırıp degistirirler. «Eger size su verilirse hemen alın, o verilmezse sakının!» derler. Allah bir kimseyi saskınlıga (fitneye) dusurmek isterse, sen Allah'a karsı, onun lehine hicbir sey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemedigi kimselerdir. Onlar icin dunyada rezillik vardır ve ahirette onlara mahsus buyuk bir azap vardır

[42] Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hukum ver, ister onlardan yuz cevir. Eger onlardan yuz cevirirsen sana hicbir zarar veremezler. Ve eger hukum verirsen, aralarında adaletle hukmet. Allah adil olanları sever

[43] Icinde Allah'ın hukmu bulunan Tevrat yanlarında oldugu halde nasıl seni hakem kılıyorlar da sonra, bunun arkasından yuz cevirip gidiyorlar? Onlar inanmıs kimseler degildir

[44] Biz, icinde hidayet (dogruya rehberlik) ve nur oldugu halde Tevrat'ı indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermis peygamberler onunla yahudilere hukmederlerdi. Allah'ın Kitabı'nı korumaları kendilerinden istendigi icin Rablerine teslim olmus (Yahudi) din adamları ve alimleri de (onunla hukmederlerdi). Hepsi ona (hak olduguna) sahitlerdi. Su halde (Ey yahudiler ve hakimler!) insanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karsılıgında satmayın. Kim Allah'ın indirdigi (hukumler) ile hukmetmezse iste onlar kafirlerin ta kendileridir

[45] Tevrat'ta onlara soyle yazdık: Cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis (karsılık ve cezadır). Yaralar da kısastır (Her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bunu (kısas hakkını) bagıslarsa kendisi icin o (nun gunahlarına) keffaret olur. Kim Allah'ın indirdigi ile hukmetmezse iste onlar zalimlerdir

[46] Onların izleri uzere (gitmesi icin, arkadan), onceden gonderilmis olan Tevrat'ı tasdik edici olarak Meryem Oglu Isa'yı gondermis, ona da, hem kendinden onceki Tevrat'ı tasdik etmesi, hem de Allah'tan korkanlara hidayet ve ogut olması icin, icinde hidayet ve nur bulunan Incil'i vermistik

[47] Incil'e inananlar, Allah'ın onda indirdigi (hukumler) ile hukmetsinler. Kim Allah'ın indirdigi ile hukmetmezse iste onlar fasıklardır

[48] Sana da, daha onceki kitabı dogrulamak ve onu korumak uzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) gonderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdigi ile hukmet; sana gelen gercegi bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ummetler!) Her birinize bir seriat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ummet yapardı; fakat size verdiginde (yol ve seriatler de) sizi denemek icin (boyle yaptı). Oyleyse iyi islerde birbirinizle yarısın. Hepinizin donusu Allah'adır. Artık size, uzerinde ayrılıga dustugunuz seyleri (n gercek tarafını) O haber verecektir

[49] (Sana su talimatı verdik): Aralarında Allah'ın indirdigi ile hukmet ve onların arzularına uyma. Allah'ın sana indirdigi hukumlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eger (hukumden) yuz cevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, gunahlarının bir kısmını onların basına bela etmek ister. Insanların bircogu da zaten yoldan cıkmıs (fasık) lardır

[50] Onlar, yine de cahiliyye devrinin (o kokusmus) hukmunu mu arıyorlar? Oysa yakinen bilen insanlar icin, Allah'tan daha guzel hukum sahibi olan kim vardır

[51] Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). Icinizden her kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Suphesiz Allah, zalimler topluluguna hidayet etmez. (onları dogru yola iletmez)

[52] Kalplerinde bir hastalık bulunan (munafık) ların "Basımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek (Yahudilerin) arasında kosustuklarını gorursun. Fakat mumkundur ki, Allah, kendi katından bir zafer, yahut bir emir getirir de, onlar da, iclerinde gizledikleri seyden dolayı pisman olurlar

[53] Iman edenler ise, "Sizinle beraber olduklarına dair, Allah'a butun gucleriyle yemin edenler bunlar mı?" derler. Onların butun amelleri bosa gitmis ve kendileri de kaybedenlerden olmuslardır

[54] Ey iman edenler! Icinizden her kim, dininden donerse, (boylelerine karsı) Allah, oyle bir kavim getirir ki, kendisi onları sever, onlar da Allah'ı severler; mu'minlere, karsı yumusak, kafirlere karsı gucludurler. Allah yolunda savasırlar ve hicbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Iste bu, Allah'ın diledigine verdigi bir fazilettir. Allah, ihsanı bol, her seyi hakkıyla bilendir

[55] Sizin asıl dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Rasuludur, iman edenlerdir. Onlar ki Allah'ın emirlerine boyun egerek namazı dosdogru kılar, zekatı verirler

[56] Kim Allah'ı, Rasulunu ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) galip (ustun) gelecek olanlar suphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır

[57] Ey iman edenler! Sizden once kendilerine kitap verilenlerden olup da, dininizi alay konusu ve oyuncak edinenleri ve kafirleri dost edinmeyin. Eger (gercekten) iman etmis kisiler iseniz, Allah'tan korkun

[58] Namaza cagırdıgınız zaman, onu alay konusu ve oyuncak ediniyorlar. Bu, onların, akıllarını kullanmayan kimseler olmalarındandır

[59] (Onlara) soyle de: Ey kitap ehli! Yalnızca Allah'a, bize indirilene ve daha once indirilene inandıgımız icin mi bizden hoslanmıyorsunuz? Oysa cogunuz yoldan cıkmıs (fasık) kimselersiniz

[60] De ki: Allah katında yeri bundan daha kotu olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lanetledigi ve gazap ettigi, aralarından maymunlar, domuzlar ve taguta tapanlar cıkardıgı kimseler. Iste bunlar, yeri (durumu) daha kotu olan ve dogru yoldan en cok sapmıs olan kimselerdir

[61] Yanınıza inkarla girip yine inkarla cıktıkları halde size geldiklerinde «inandık» derler. Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir

[62] Onlardan bircogunun gunah, dusmanlık ve haram yemede yarıstıklarını gorursun. Yaptıkları ne kadar kotudur

[63] Din adamları ve alimleri onları, gunah olan sozleri soylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! Isledikleri (fiiller) ne kotudur

[64] Yahudiler, Allah'ın eli baglıdır (sıkıdır), dediler. Hay dedikleri yuzunden elleri baglanası ve lanet olasılar! Bilakis, Allah'ın iki elleri acıktır,diledigi gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan cogunun azgınlıgını ve kufrunu arttırır. Aralarına, kıyamete kadar (surecek) dusmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savas icin bir ates yakmıslarsa (fitneyi uyandırmıslarsa) Allah onu sondurmustur. Onlar yeryuzunde bozgunculuga kosarlar; Allah ise bozguncuları sevmez

[65] Eger ehli kitap iman edip (kotuluklerden) sakınsalardı, herhalde (gecmis) kotuluklerini orter ve onları nimeti bol cennetlere sokardık

[66] Eger onlar Tevrat'ı, Incil’i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an’ı) dogru durust uygulasalardı, suphesiz hem ustlerinden, hem de ayaklarının altından yerlerdi (yeraltı ve yerustu servetlerinden istifade ederek refah icinde yasarlardı). Onlardan asırılıga kacmayan (iktisatlı, mutedil) bir zumre vardır; fakat cogunun yaptıkları ne kotudur

[67] Ey Rasul! Rabbinden sana indirileni teblig et. Eger bunu yapmazsan O'nun elciligini yapmamıs olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Dogrusu Allah, suphesiz kafir topluluga hidayet etmez (dogru yola iletmez)

[68] De ki: "Ey kitap ehli! Siz, Tevrat'ı, Incil'i ve Rabbinizden size indirilenleri dosdogru tutup hakkıyla tatbik etmedikce, herhangi bir sey uzerinde olmus olamazsınız." Rabbinden sana indirilen (ayet) ler, isyan ve kufur yonunden, onlardan cogunu suphesiz azdırıyor. Bu itibarla, kafir kimseler icin huzunlenme

[69] Iman edenler ile yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gunune (gercekten) inanıp iyi amel isleyenler uzerine asla korku yoktur; onlar uzulecek de degillerdir

[70] Andolsun ki Israilogullarından soz almıs ve onlara peygamberler gondermistik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmedigini (ilahi hukumleri) getirdi ise bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da oldurduler

[71] Bir fitne olmayacak zannettiler de kor ve sagır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra iclerinden cogu yine kor ve sagır oldu. Allah onların yaptıklarını hakkıyla gormektedir

[72] Andolsun ki «Allah, kesinlikle Meryem Oglu Mesih'tir» diyenler kafir olmuslardır. Halbuki Mesih: «Ey Israilogulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah'a ortak kosarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri atestir ve zalimler icin yardımcılar yoktur» demisti

[73] Andolsun «Allah, ucun ucuncusudur» diyenler de kafir olmuslardır. Oysa tek bir ilahtan baska ilah yoktur. Eger diyegeldiklerinden vazgecmezlerse, iclerinden kafir olanlara acı bir azap isabet edecektir

[74] (Bunlar) hala Allah'a tevbe edip O'ndan bagıslanmayı dilemeyecekler mi? Oysa Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[75] Meryem Oglu Mesih ancak bir rasuldur. Ondan once de (bircok) rasuller gelip gecmistir. Anası da cok dogru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasıl acıklıyoruz, sonra bak nasıl (haktan) yuz ceviriyorlar

[76] De ki: Allah'ı bırakıp da sizin icin fayda ve zarara gucu yetmeyen seylere mi tapıyorsunuz? Hakkıyla isiten ve bilen yalnız Allah'tır

[77] De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi asmayın. Daha onceden sapan, bircoklarını saptıran ve yolun dogrusundan uzaklasan bir topluma uymayın

[78] Israilogullarından kafir olanlar, Davud ve Meryem Oglu Isa diliyle lanetlenmislerdir. Bunun sebebi, soz dinlememeleri ve sınırı asmalarıdır

[79] Onlar, isledikleri kotulukten, birbirini vazgecirmeye calısmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kotudur

[80] Onlardan cogunun, inkar edenlerle dostluk ettiklerini gorursun. Nefislerinin onlar icin (ahiret hayatları icin) onceden hazırladıgı sey ne kotudur. Allah onlara gazap etmistir ve onlar azap icinde devamlı kalıcıdırlar

[81] Eger onlar Allah'a, Peygamber’e ve ona indirilene iman etmis olsalardı onları (musrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onların cogu yoldan cıkmıs (fasık) lardır

[82] Insanlar icerisinde iman edenlere dusmanlık bakımından en siddetli olarak yahudiler ile sirk kosanları bulacaksın. Onlar icinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da «Biz hıristiyanlarız» diyenleri bulacaksın. Cunku onların icinde kesisler, rahipler vardır ve onlar buyukluk taslamazlar

[83] Rasule indirilen (Kur'an') i duydukları zaman, hakkı ogrenmis olmalarından dolayı gozlerinden yaslar bosandıgını gorursun. Derler ki: «Rabbimiz! iman ettik, bizi (hakka) sahit olanlarla beraber yaz.»

[84] Hem, Rabbimizin bizi salih kisilerle birlikte (Cennet'e) sokmasını dileyip dururken, neden Allah'a ve hak olarak bize gelen seylere iman etmeyelim

[85] Soyledikleri (bu) sozden dolayı Allah onlara, icinde devamlı kalmak uzere, zemininden ırmaklar akan cennetleri mukafat olarak verdi. Iyi hareket edenlerin mukafatı iste budur

[86] Kufreden (inkar eden) ler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, Cehennem ehlidirler

[87] Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldıgı iyi ve temiz seyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı asmayın. Muhakkak ki Allah, sınırı asanları sevmez

[88] Allah'ın size helal ve temiz olarak verdigi rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmis oldugunuz Allah'tan korkun

[89] Allah, kasıtsız olarak agzınızdan cıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptıgınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffareti, kendi ailenize yedirdiginizin ortalamasından on fakiri doyurmak, yahut onları giydirmek, yahut da bir kole azad etmektir. Bunları bulamayan uc gun oruc tutmalıdır. Yemin ettiginiz takdirde yeminlerinizin keffareti iste budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size ayetlerini acıklıyor; umulur ki sukredersiniz

[90] Ey iman edenler! Sarap, kumar, dikili taslar (putlar), fal ve sans okları birer seytan isi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtulusa eresiniz

[91] Seytan icki ve kumar yoluyla ancak aranıza dusmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgectiniz degil mi

[92] Allah'a itaat edin, Rasule de itaat edin ve (kotuluklerden) sakının. Eger (itaatten) yuz cevirirseniz, bilin ki Rasulumuzun vazifesi apacık duyurmak ve bildirmektir

[93] Iman eden ve salih amel isleyenlere, hakkıyla sakınıp iman ettikleri ve salih amel isledikleri, sonra yine hakkıyla sakınıp iman ettikleri, sonra da hakkıyla sakınıp yaptıklarını, ellerinden geldigince guzel yaptıkları takdirde (haram kılınmadan once) tattıklarından dolayı gunah yoktur. (Onemli olan inandıktan sonra iman ve iyi amelde sebattır). Allah iyi ve guzel yapanları sever

[94] Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erisecegi bir avlanma ile (onu yasak ederek) dener ki gizlide (kimsenin gormedigi yerde, gercekten) kendisinden kimin korktugu ortaya cıksın. Kim bundan sonra sınırı asarsa onun icin acı bir azap vardır

[95] Ey iman edenler! (Hac veya umre icin) ihramlı iken av (hayvanı) oldurmeyin. Icinizden kim onu kasten oldururse oldurdugu hayvanın dengi (ona) cezadır. (Buna) Kabe’ye varacak bir kurban olmak uzere icinizden adalet sahibi iki kisi hukmeder (oldurulen avın dengini takdir eder). Yahut (avlanmanın cezası), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffarettir, yahut onun dengi oruc tutmaktır. Ta ki (yasak av yapan) isinin cezasını tatmıs olsun. Allah gecmisi affetmistir. Fakat kim de bu sucu tekrar islerse, Allah, ondan intikamını alır. Allah, daima galibtir intikam sahibidir

[96] Hem size hem de yolculara fayda olmak uzere (faydalanmanız icin) deniz avı yapmak ve onu yemek size helal kılındı. Ihramlı oldugunuz muddetce kara avı size haram kılındı. Huzuruna toplanacagınız Allah'tan korkun

[97] Allah, Kabe'yi, o saygıya layık evi, haram ayı, hac kurbanını ve (kurbanın boynuna asılan) gerdanlıkları (maddi ve manevi yonlerden) insanların belini dogrultmaya sebep kıldı. Bu da Allah'ın, goklerde ve yerde ne varsa hepsini bildigini ve Allah'ın her seyi bilici oldugunu (sizin de anlayıp) bilmeniz icindir

[98] Biliniz ki Allah, hem cezası cok siddetli olandır, hem de cok bagıslayıcı, cok merhametlidir

[99] Rasule dusen (vazife,) ancak (kendisine indirileni) teblig etmektir. Allah, sizin acıga vurdugunuzu da, gizlediginizi de bilir

[100] De ki: Pis ve kotu ile temiz ve iyi bir degildir; pis ve kotunun coklugu tuhafına gitse (yahut hosuna gitse) de (bu boyledir). Oyleyse ey akıl sahipleri! Allah'tan korkunuz ki kurtulusa eresiniz

[101] Ey iman edenler! Acıklanırsa hosunuza gitmeyecek olan seyleri sormayın. Eger Kur'an indirilirken onları sorarsanız size acıklanır. (Acıklanmadıgına gore) Allah onları affetmistir. (Siz sorup da basınıza is cıkarmayın). Allah cok bagıslayıcıdır; (ceza vermekte de) aceleci degildir

[102] Sizden once de bir toplum onları sormus, sonra da bunları inkar eder olmustu

[103] Allah bahira, saibe, vasile ve ham diye bir sey (mesru) kılmamıstır. Fakat kafirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onların cogunun da kafaları calısmaz

[104] Onlara, «Allah'ın indirdigine ve Rasul'e gelin» denildigi vakit, «Babalarımızı uzerinde buldugumuz (yol) bize yeter» derler. Ataları hicbir sey bilmiyor ve dogru yol uzerinde bulunmuyor iseler de mi

[105] Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz dogru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin donusu Allah'adır. Artık O, size yaptıklarınızı bildirecektir

[106] Ey iman edenler! Birinize olum gelip catınca vasiyet esnasında icinizden iki adalet sahibi kisi aranızda sahitlik etsin. Yahut seferde iken basınıza olum musibeti gelmisse sizden olmayan, baska iki kisi (sahit olsun). Eger supheye duserseniz o iki sahidi namazdan sonra alıkor, «Bu vasiyet karsılıgında hicbir seyi satın almayacagız, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (icin yaptıgımız) sahitligi gizlemeyecegiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette gunahkarlardan oluruz» diye Allah uzerine yemin ettirirsiniz

[107] Bu sahitlerin (sonradan yalan soyleyerek) bir gunah kazandıkları anlasılırsa, (sahitlerin) haklarına tecavuz ettigi oluye daha yakın olan (mirascılardan) iki kisi onların yerini alır ve «Andolsun ki bizim sahitligimiz onların sahitliginden daha gercektir ve biz (kimsenin hakkına) tecavuz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz» diye Allah'a yemin ederler

[108] Bu (usul), sahitligi gerektigi sekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirascılar tarafından) reddedilmesinden korkmalarına (cekinmelerine care olarak) daha uygundur. Allah'tan korkun ve (O'nu) dinleyin. Allah, yoldan cıkmıs (fasık) lar topluluguna hidayet etmez (onları dogru yola iletmez)

[109] Allah'ın peygamberleri toplayıp da «Size ne cevap verildi» dedigi gun, «Bizim hicbir bilgimiz yok, suphesiz gizlilikleri hakkıyla bilen ancak sensin» diyeceklerdir

[110] Allah o zaman soyle diyecek: «Ey Meryem Oglu Isa! Sana ve annene (verdigim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemistim; (bu sayede) sen besikte iken de yetiskin cagında da insanlarla konusuyordun. Sana kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti, Tevrat ve Incil'i ogretmistim. Benim iznimle camurdan, kus seklinde bir sey yapıyordun da ona ufluyordun, hemen benim iznimle o bir kus oluyordu. Yine benim iznimle anadan dogma koru ve alacalıyı iyilestiriyordun. Oluleri benim iznimle (hayata) cıkarıyordun. Hani Israilogullarını (seni oldurmekten) engellemistim; kendilerine apacık deliller (mucizeler) getirdigin zaman iclerinden inkar edenler, «Bu, apacık bir sihirden baska bir sey degildir» demislerdi

[111] Havarilerine de "Bana ve peygamberime iman edin" diye emretmistim. Onlar da: "Iman ettik. Bizim gercekten musluman oldugumuza sahid ol!" demislerdi

[112] Hani havariler «Ey Meryem Oglu Isa, Rabbin bize gokten, donatılmıs bir sofra indirebilir mi?» demislerdi. O, «iman etmis kimseler iseniz Allah'tan korkun» cevabını vermisti

[113] Havariler ise: "Istiyoruz ki, o sofradan yiyelim: kalplerimiz mutmain olsun; bize dogruyu soyledigini bilelim ve buna sahidlik edenlerden olalım" demislerdi

[114] Meryem Oglu Isa soyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gokten bir sofra indir ki, bizim icin, gecmis ve geleceklerimiz icin bayram ve senden bir ayet (mucize) olsun. Bizi rızıklandır, zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın

[115] Allah da soyle buyurdu: Ben onu size suphesiz indirecegim; ama bundan sonra icinizden kim inkar ederse, kainatta hic bir kimseye etmedigim azabı ona edecegim

[116] Allah (Meryem'in oglu Isa'ya) demisti ki: "Ey Meryem oglu Isa! Beni ve anamı Allah'tan baska iki ilah edinin diye insanlara sen mi soyledin?" Isa ise, soyle demisti: "Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir seyi soylemek bana yakısmaz. Zaten bunu soylemis olsam, sen onu muhakkak bilirdin. Sen benim nefsimdekini bilirsin, halbuki ben senin nefsinde olanı bilmem. Suphe yoktur ki gaybları (gizlilikleri) hakkıyla bilen sensin

[117] Ben onlara, ancak bana emrettigini soyledim: «Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. Iclerinde bulundugum muddetce onlar uzerine kontrolcu idim. Beni vefat ettirince artık onlar uzerine gozetleyici yalnız sen oldun. Sen her seyi hakkıyla gorensin

[118] Eger kendilerine azap edersen suphesiz onlar senin kullarındır (diledigini yaparsın). Eger onları bagıslarsan suphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin» dedi

[119] (Bu konusmadan sonra) Allah soyle dedi: Bu, dogrulara, dogruluklarının fayda verecegi gundur. Onlara, icinde ebedi kalacakları , zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmustur, onlar da O'ndan razı olmuslardır. Iste buyuk kurtulus ve kazanc budur

[120] Goklerin, yerin ve iclerindeki her seyin mulkiyeti Allah'ındır. O, her seye hakkıyla kadirdir

En'âm

Surah 6

[1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlıgı var eden Allah'a mahsustur. (Bunca ayet ve delillerden) sonra kafir olanlar (hala putları) RabIeri ile denk tutuyorlar

[2] Sizi bir camurdan yaratan, sonra da ecel (olum) zamanını takdir eden ancak O'dur. Bir de O'nun katında belirli bir ecel (kıyamet ) vardır. Siz hala suphe ediyorsunuz

[3] O, goklerde ve yerde tek Allah'tır. Gizlinizi, acıgınızı bilir. (Hayır ve serden) ne kazanacagınızı da bilir

[4] Rablerinin ayetlerinden onlara (kafirlere) bir ayet gelmeyedursun, o ayetlerden ille de yuz cevirirler

[5] Gercekten onlar, kendilerine Hak geldiginde onu yalanlamıslardı. Fakat yakında onlara alay ettikleri seyin (Kitab'ın) haberleri gelecektir

[6] Gormediler mi ki, onlardan once yeryuzunde size vermedigimiz butun imkanları kendilerine verdigimiz, gokten uzerlerine bol bol yagmurlar indirip evlerinin altından ırmaklar akıttıgımız nice nesilleri helak ettik. Biz onları, gunahları sebebiyle helak ettik ve onların ardından baska nesiller yarattık

[7] (Ey Muhammed!) Eger sana kagıt uzerine yazılmıs bir kitap indirseydik de onlar da o kitaba elleriyle dokunmus olsalardı, yine de inkar ediciler: «Bu, apacık buyuden baska bir sey degildir» derlerdi

[8] Peygambere bari (onun suretinde) bir melek indirilseydi (de, onu gozlerimizle gorup sesini kulaklarımızla isitseydik) demekledirler. Eger bir melek indirseydik, is bitirilir (helak olurlar ve onların iman edip tevbe etmeleri de beklenmez) ve onlara muhlet de verilmezdi

[9] Eger peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan suretine sokar onları yine dusmekte oldukları kuskuya dusururduk

[10] Senden onceki peygamberlerle de alay edilmis, bu yuzden onlarla alay edenleri alay ettikleri sey (azap) kusatıvermisti

[11] De ki: Yeryuzunde dolasın, sonra (peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduguna bakın

[12] (Onlara) Goklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. «Allah'ındır» de. O, rahmeti kendi nefsine farz kıldı. Sizi, varlıgında suphe olmayan Kıyamet Gunu'nde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya iste onlar inanmazlar

[13] Gecenin ve gunduzun icinde yer alan her sey de Allah'a aittir; O, hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[14] De ki: Gokleri ve yeri yoktan var eden, yedirdigi halde yedirilmeyen Allah'tan baskasını mı dost edinecegim! De ki: Bana musluman olanların ilki olmam emredildi ve sakın musriklerden olma! (denildi)

[15] De ki: Ben, Rabbime isyan edersem gercekten buyuk bir gunun (kıyametin) azabından korkarım

[16] O gun (Kıyamet Gunu), kendisinden bu azabın kaldırıldıgı kimseye Allah rahmet etmistir. Bu, apacık bir kurtulustur

[17] Eger Allah sana bir zarar dokundurursa, o zararı kaldıracak yine O'ndan baskası yoktur. Eger sana bir hayır dokunursa, (bunu da senden geri cevirecek yoktur.) Suphesiz O, herseye kadirdir

[18] O, kullarının ustunde her turlu tasarrufa sahip galiptir. O, hukum ve hikmet sahibidir, herseyden haberdardır

[19] De ki: Hangi sey sehadetce en buyuktur? De ki: (Hak peygamber olduguma dair) benimle sizin aranızda Allah sahittir. Bu Kur'an bana, kendisiyle sizi ve ulastıgı herkesi uyarmam icin vahyolundu. (Yoksa) Allah ile birlikte baska ilahların da bulunduguna siz mi sahidlik ediyorsunuz?" De ki: «Ben buna sahitlik etmem.» «O ancak bir tek Allah'tır, ben sizin ortak kostugunuz seylerden kesinlikle uzagım» de

[20] Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Rasulullah'ı ve O'nun risaletinin dogrulugunu) kendi ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, iste onlar inanmazlar

[21] Yalan sozlerle Allah’a iftira edenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Suphe yok ki, zalimler kurtulusa ermezler

[22] Unutma o gunu ki, onları hep birden toplayacagız; sonra da, Allah'a ortak kosanlara: «Nerede bos yere davasını guttugunuz ortaklarınız?» diyecegiz

[23] Fakat onların (bu sirklerinin ve) fitnelerinin neticesi, "Rabbimiz olan Allah'a yemin ederiz ki, biz ortak kosanlardan degildik" demekten baska bir sey olmayacaktır

[24] Iste bak, kendi nefislerine karsı nasıl da yalan soylemisler ve (sirk olarak) uydurmus oldukları seyler nasıl da kendilerinden uzaklasıp gitmistir

[25] Onlardan seni (okudugun Kur'an'ı) dinleyenler de vardır. Fakat onu anlamalarına engel olmak icin kalplerinin ustune perdeler, kulaklarına da agırlık verdik. Onlar her turlu mucizeyi gorseler bile yine de ona inanmazlar. Hatta o kafirler sana geldiklerinde: «Bu Kur'an eskilerin masallarından baska bir sey degildir» diyerek seninle tartısırlar

[26] Onlar, hem insanları Peygamberi dinleyip hakka tabi olmaktan vazgecirmeye calısırlar, hem de kendileri ondan uzaklasırlar. Oysa onlar farkında olmadan ancak kendilerini helak ederler

[27] Atesin karsısında durdurulduklarında, onların: "Ah ne olurdu, (dunyaya) geri gonderilseydik de Rabbımızın ayetlerini yalanlamasaydık ve mu'minlerden olsaydık" deyislerini bir gorsen

[28] Hayır! Daha once gizlemekte oldukları seyler (gunahlar) kendilerine gorundu. Eger (dunyaya) geri gonderilseler yine (dunyada iken yapar oldukları) kendilerine yasak edilen seylere ( ve kufre) doneceklerdir. Zira onlar gercekten yalancıdırlar

[29] Onlar (musrikler), "Hayat ancak bu dunyadaki hayatımızdan ibarettir, oldukten sonra da dirilecek degiliz," demislerdi

[30] Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onları bir gorsen! Allah: «Bu (yeniden dirilme olayı), hak degil miymis?» diyecek. Onlar da «Rabbimize andolsun ki evet!» diyecekler. Allah da, «Oyle ise inkar ettiginizden dolayı azabı tadın!» diyecek

[31] Allah'ın huzuruna cıkmayı yalanlayanlar gercekten ziyana ugramıstır. Nihayet onlara Kıyamet vakti ansızın gelip catınca, onlar, gunahlarını sırtlarına yuklenerek diyecekler ki: «Dunyada iyi amelleri terketmemizden dolayı vah bize!» Dikkat edin, yuklendikleri sey ne kotudur

[32] Dunya hayatı bir oyun ve eglenceden baska bir sey degildir. Muttaki olanlar icin ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hala akıl erdiremiyor musunuz

[33] Onların soylediklerinin hakikaten seni uzmekte oldugunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler acıkca Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar

[34] Andolsun ki senden onceki peygamberler de yalanlanmıstı. Onlar, yaIanlanmalarına ve eziyet edilmelerine ragmen sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetisti. Allah’ın (Muhammed'e (sav) olan yardım vaadi hususundaki) sozlerini degistirebilecek (hicbir kuvvet) yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazısı sana da geldi

[35] Eger onların yuz cevirmesi sana agır geldi ise, yapabilirsen yerin icine inebilecegin bir tunel ya da goge cıkabilecegin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet uzerinde toplayıp birlestirirdi. O halde sakın cahillerden olma

[36] Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. Olulere gelince, Allah onları diriltecek, sonra da O'na dondurulecekler

[37] O'na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! dediler. (Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Allah, bir mucize indirmeye elbette kadirdir." Fakat onların cogu (bunun kendileri icin hayır mı, yoksa ser mi oldugunu) bilmezler

[38] Yeryuzunde hicbir hayvan ve gokyuzunde kanatlarıyla ucan hicbir kus yoktur ki, sizin gibi birer ummet olmasınlar. Biz o kitapta hicbir seyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler

[39] Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar icinde kalmıs sagır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu sasırtır, diledigi kimseyi de dogru yola iletir

[40] De ki: Ne dersiniz; size Allah'ın azabı gelse veya o kıyamet gelip catıverse size, Allah'tan baskasına mı yalvarırsınız? Dogru sozlu iseniz (soyleyin bakalım)

[41] Bilakis yalnız Allah'a yalvarırsınız. O da (kaldırılması icin) kendisine yalvardıgınız belayı dilerse kaldırır ve siz ortak kostugunuz seyleri unutursunuz

[42] Andolsun ki, senden onceki ummetlere de elciler gonderdik. Ardından boyun egsinler diye onları darlık ve hastalıklara ugrattık

[43] Hic olmazsa, onlara bu sekilde azabımız geldigi zaman boyun egselerdi! Fakat kalpleri iyice katılastı ve seytan da onlara yaptıklarını cazip gosterdi

[44] Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, (indirmis oldugumuz sıkıntı ve musibetleri kaldırıp) uzerlerine her seyin kapılarını actık. Nihayet kendilerine verilenler yuzunden sımardıkları zaman onları ansızın yakaladık, birdenbire onlar butun umitlerini yitirdiler

[45] Boylece zulmeden toplumun koku kesildi. Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur

[46] (Ey Muhammed! Onlara) de ki: Allah kulaklarınızı ve gozlerinizi alsa, kalplerinize de muhur vursa, Allah'tan baska onu size geri getirecek ilah kimdir?" Bak, delilleri (Allah'tan baska hakkıyla ibadete layık ilah olmadıgına dair) nasıl acıklıyoruz? Boyle oldugu halde, onlar yine de yuz ceviriyorlar

[47] De ki: Soyler misiniz; size Allah'ın azabı ansızın veya acıkca gelirse, zalim toplumdan baskası mı helak olur

[48] Biz, peygamberleri ancak mujdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Kim iman eder ve kendini duzeltirse onlara korku yoktur. Onlar uzuntu de cekmeyecekler

[49] Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan cıkmaları (ve ayetlerimizi inkar etmeleri) sebebiyle onlara azap dokunacaktır

[50] De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir melegim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kor ile goren hic bir olur mu? Hic dusunmez misiniz

[51] Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları onunla (Kur'an ile) uyar. Onlar icin Rablerinden baska ne bir dost, ne de bir aracı vardır; belki sakınırlar

[52] Rablerinin rızasını isteyerek sabah aksam O'na yalvaranları kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk; senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki onları kovup ta zalimlerden olasın

[53] «Aramızdan Allah'ın kendilerine lutuf ve ihsanda bulundugu kimseler de bunlar mı!» demeleri icin onların bir kısmını digerleri ile iste boyle imtihan ettik. Allah sukredenleri daha iyi bilmez mi

[54] Ayetlerimize inananlar sana geldiginde onlara de ki: Selam size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Gercek su ki: Sizden kim, bilmeyerek bir kotuluk yapar, sonra ardından tevbe edip de kendini ıslah ederse, bilsin ki Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[55] Boylece sucluların yolu belli olsun diye ayetleri iyice acıklıyoruz

[56] (Ey Muhammed! Onlara) de ki: "Ben Allah'ı bırakıp da sizin dua ettiginiz (putlar) e ibadet etmekten nehyolundum." Keza de ki: "Sizin heva ve heveslerinize tabi olmam; oldugum takdirde de sapıtır ve hidayete erenlerden olmam

[57] De ki: Suphesiz ben Rabbimden gelen apacık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Cabucak gelmesini istediginiz (azap) benim yanımda degildir. Hukum ancak Allah'ındır. O hakkı anlatır ve O, dogru hukum verenlerin en hayırlısıdır

[58] De ki: Acele istediginiz sey benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda is bitirilmisti. Allah zalimleri daha iyi bilir

[59] Gaybın anahtarları O'ndadır ve onları O'ndan baskası bilmez; karada ve denizde olan her seyi bilir. Hicbir yaprak dusmez ki onu bilmesin; yeryuzunun karanlıklarında hicbir dane, hicbir yas ve kuru olmasın ki apacık Kitapta bulunmasın

[60] Geceleyin sizi olduren (oldurur gibi uyutan), gunduzun de ne islediginizi bilen sonra belirlenmis ecel tamamlansın diye gunduzun sizi dirilten (uyandıran) O'dur. Sonra donusunuz yine O'nadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir

[61] Kullarının ustunde yegane kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gonderir. Nihayet birinize olum geldi mi elcilerimiz (gorevli melekler) onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler

[62] Sonra insanlar gercek sahipleri olan Allah’a dondurulurler. Bilesiniz ki hukum yalnız O'nundur ve O hesap gorenlerin en cabugudur

[63] De ki: Karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) sizi kim kurtarır ki? (O zaman) O'na gizli gizli yalvararak «Eger bizi bundan kurtarırsan andolsun sukredenlerden olacagız» diye dua edersiniz

[64] De ki: Ondan ve butun sıkıntılardan sizi Allah kurtarır. Sonra siz yine O'na ortak kosarsınız

[65] Allah, size ustunuzden yahut ayaklarınızın altından herhangi bir azap gondermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp birbirinize dusurerek kotuluklerinizi birbirinize tattırmaya kadirdir!" Bak, belki anlarlar diye ayetlerimizi nasıl acıklıyoruz

[66] Kur'an hak oldugu halde kavmin onu yalanladı. De ki: Ben size vekil (kefil) degilim

[67] Her haberin gerceklesecegi bir zaman vardır. Yakında siz de gercegi bileceksiniz

[68] Ayetlerimiz hakkında ileri geri konusmaya dalanları gordugunde, onlar baska bir soze gecinceye kadar onlardan uzak dur. Eger seytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler toplulugu ile oturma

[69] Takva sahiplerine, inanmayanların hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat belki korunurlar diye hatırlatmak gerekir

[70] Dinlerini bir oyun ve eglence edinen ve dunya hayatının aldattıgı kimseleri(bir tarafa) bırak! Sen Kur'an ile, kisinin, kendi kazancı yuzunden, Allah'tan baska bir dost ve sefaatcinin bulunmadıgı ahirette (cehennem azabı icinde) hapsedilmemesi icin vaaz ve nasihat et; zira (boyle bir yerde hapsolunduktan sonra) o kisi, butun varlıgını fidye olarak verse bile, kendisinden alınıp kabul edilmez, iste bunlar, kendi kazandıkları yuzunden (cehennem azabında) hapsolunan kimselerdir. Kufretmis olmaları dolayısıyle, onlar icin, kaynar bir icecek ve elim bir azab vardır

[71] De ki: Allah’ı bırakıp da bize fayda veya zarar veremeyecek olan seylere mi tapalım? Allah bizi dogru yola ilettikten sonra seytanların saptırıp saskın olarak cole dusurmek istedikleri, arkadaslarının ise: «Bize gel!» diye dogru yola cagırdıkları saskın kimse gibi gerisin geri (inkarcılıga) mı dondurulecegiz? De ki: Allah’ın hidayeti dogru yolun ta kendisidir. Bize alemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmistir

[72] «Namazı dosdogru kılın ve Allah'tan korkun» (diye de emredildik ). O, huzuruna varıp toplanacagınız Allah'tır

[73] O, gokleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandır. « OL!» dedigi gun hersey oluverir. O'nun sozu gercektir. Sur'a uflendigi gun de hukumranlık O'nundur. Gizliyi ve acıgı bilendir ve O, hikmet sahibidir, herseyden haberdardır

[74] (Bir gun) Ibrahim, babası Azer'e soyle demisti: "Bir takım putları ilahlar mı ediniyorsun? Ben, seni ve kavmini apacık bir sapıklık icinde goruyorum

[75] Boylece biz, kesin iman edenlerden olması icin Ibrahim'e goklerin ve yerin melekutunu gosteriyorduk

[76] Gecenin karanlıgı onu kaplayınca bir yıldız gordu, Rabbim budur, dedi. Yıldız batınca, batanları sevmem, dedi

[77] Ay'ı dogarken gorunce, Rabbim budur, dedi. O da batınca, Rabbim bana dogru yolu gostermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi

[78] Gunesi dogarken gorunce de, Rabbim budur, zira bu daha buyuk, dedi. O da batınca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak kostugunuz seylerden uzagım

[79] Ben hanif olarak, yuzumu gokleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a cevirdim ve ben musriklerden degilim

[80] Kavmi ona karsı deliller getirmeye kalkısmıs, o da demisti ki: "Allah bana hidayet etmis oldugu halde, O'nun hakkında benimle mucadeleye mi kalkısıyorsunuz? Rabbımın diledigi sey dısında sizin ortak kostuklarınızdan asla korkmam. Rabbımın ilmi her seyi kusatmıstır. Hala dusunmuyor musunuz

[81] Siz, Allah'ın size haklarında hicbir hukum indirmedigi seyleri O'na ortak kosmaktan korkmazken, ben sizin ortak kostugunuz seylerden nasıl korkarım! Simdi biliyorsanız (soyleyin), iki gruptan hangisi guvende olmaya daha layıktır?»

[82] Iman edenler ve imanlarına sirk bulastırmayanlar, iste emniyet onlar icindir ve dogru yola iletilmis olanlar da onlardır

[83] Iste bu, kavmine karsı Ibrahim'e verdigimiz delillerimizdir. Biz diledigimiz kimselerin derecelerini yukseltiriz. Suphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir

[84] Biz O'na Ishak ve (Ishak'ın oglu) Yakub'u da ihsan ettik; hepsini de hidayete erdirdik (dogru yola ilettik). Daha once de Nuh'u ve O'nun soyundan Davud'u, Suleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u hidayete erdirmis (dogru yola iletmis) tik. Biz iyi davrananları iste boyle mukafatlandırırız

[85] Zekeriyya, Yahya, Isa ve Ilyas'ı da (dogru yola iletmistik). Hepsi de iyilerden idi

[86] Ismail, Elyesa', Yunus ve Lut'u da (hidayete erdirdik). Hepsini alemlere ustun kıldık

[87] Onların babalarından, cocuklarından ve kardeslerinden bazı kimseleri secip yucelttik ve onları dosdogru yola yonelttik

[88] Iste bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından diledigini ona iletir. Eger onlar da Allah'a ortak kossalardı yapmakta oldukları amelleri elbette bosa giderdi

[89] Iste onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdigimiz kimselerdir. Eger onlar (kafirler) bunları inkar ederse suphesiz yerlerine bunları inkar etmeyecek bir toplum getiririz

[90] Bunlar, Allah'ın hidayet ettigi kimselerdir. Bu itibarla, sen de onların yoluna tabi ol ve "Ben, (sizi davet ettigim bu Kitaba) karsılık olarak sizden bir ucret istemiyorum. Zira bu Kitap, alemler (in irsadı) icin uyarıdan baska bir sey degildir" de

[91] (Yahudiler) Allah'ın hicbir besere (kitap olarak) hicbir sey indirmedigini soylemekle, Allah'ı layık oldugu vechile takdir edemediler. (Ey Muhammed! Onlara) de ki: "Oyleyse Musa'nın insanlar icin nur ve hidayet olarak getirdigi, sizin de yapraklar haline getirip (bir kısmını) acıkladıgınız, cogunu da gizlediginiz, siz ve babalarınız hicbir sey bilmezken ogretildiginiz o kitabı Kim indirdi?" (Ey Muhammed! Onlara) "Allah" de, sonra da onları kendi bataklıklarında oynamaya bırak

[92] Bu (Kur'an), Ummu’lkura (Mekke) ve cevresindekileri uyarman icin sana indirdigimiz ve kendinden oncekileri dogrulayıcı mubarek bir kitaptır. Ahirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam ederler

[93] Allah' a karsı yalan iftirada bulunandan, yahut kendisine hicbir sey vahyolunmadıgı halde bana da vahyolundu diyenden ve Allah'ın indirdigi gibi ben de indirecegim diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimler, olum sekeratı icinde, melekler ellerini uzatmıs "Haydi kendinizi kurtarın; bugun, Allah'a karsı dogru olmayanı soylemis ve O'nun ayetlerinden buyuklenerek uzaklasmıs olmanız dolayısıyle zillet azabıyle cezalandırılacaksınız" derken, onların halini bir gorsen

[94] Iste sizi ilk defa yarattıgımız gibi, bize tek basınıza geldiniz; (dunyada iken size verdiklerimizi arkanızda bıraktınız. Ne var ki (Allah'a) kendiniz icin ortak oldukları iddiasında bulundugunuz sefaatcilerinizi beraberinizde goremiyoruz. Aranızdaki baglar kopmus; (sizin icin sefaatci olduklarını) iddia ettikleriniz sizden uzaklasıp gitmistir

[95] Oysa, Allah, tanenin ve cekirdegin yaratıcısıdır. Oluden diriyi cıkarır; diriden de oluyu cıkarır. Iste Allah budur; o halde nasıl olup da (haktan ve O'nun ibadetinden) yuz ceviriyorsunuz

[96] O, sabahı aydınlatandır. O, geceyi dinlenme zamanı, gunes ve ayı (vakitlerin tayini icin) birer hesap olcusu kılmıstır. Iste bu, aziz olan (ve her seyi) pek iyi bilen Allah'ın takdiridir

[97] O, kara ve denizin karanlıklarında kendileri ile yol bulasınız diye sizin icin yıldızları yaratandır. Gercekten biz, bilen bir toplum icin ayetleri genis genis acıkladık

[98] Sizi tek bir nefisten (Adem) insa edip yaratan O'dur; sizin icin (babalarınızın sulbunde) bir kalıs suresi ve (ana rahminde) kalacak bir yer vardır. Biz, anlayan kimseler icin ayetleri ayrıntılı bir sekilde acıklamısızdır

[99] O, gokten su indirendir. Iste biz her cesit bitkiyi onunla bitirdik. O bitkiden de kendisinde ustuste binmis taneler bitirecegimiz bir yesillik; hurmanın tomurcugundan sarkan salkımlar; uzum bagları; bir kısmı birbirine benzeyen, bir kısmı da benzemeyen zeytin ve nar bahceleri meydana getirdik. Meyve verirken ve olgunlastıgı zaman her birinin meyvesine bakın! Kuskusuz butun bunlarda inanan bir toplum icin ibretler vardır

[100] Cinleri Allah’a ortak kostular. Oysa ki onları da Allah yaratmıstı. Bilgisizce O'na ogullar ve kızlar yakıstırdılar. Hasa! O, onların ileri surdugu vasıflardan uzak ve yucedir

[101] O, goklerin ve yerin (onceden bir benzeri olmaksızın) essiz yaratıcısıdır. O'nun esi olmadıgı halde nasıl cocugu olabilir! Her seyi O yaratmıstır ve her seyi hakkıyla bilen O'dur

[102] Iste Rabbiniz Allah O'dur. O’ndan baska hakkıyla ibadete layık bir ilah yoktur. O, her seyin yaratıcısıdır. Oyle ise O'na kulluk edin, O her seye vekildir (guvenilip dayanılacak tek varlık O'dur)

[103] Gozler O'nu idrak edemez; fakat O, butun gozleri idrak eder. O, Latif'tir, her seyden haberdardır

[104] Size Rabbinizden basiretler (apacık deliller) gelmistir; her kim bunlarla (hakkı) gorurse, kendi lehine, kim de kor olur gormezse, kendi aleyhinedir; yoksa ben uzerinize bekci degilim

[105] Boylece biz ayetleri genis genis acıklıyoruz ki, «Sen ders almıssın» desinler de biz de anlayan toplum icin Kur’an'ı iyice acıklayalım

[106] (Ey Muhammed!) Rabbinden sana vahyolunana uy, O'ndan baska ilah yoktur. Musriklerden de uzak dur

[107] Allah dileseydi, onlar ortak kosmazlardı. Biz seni onların uzerine bir bekci kılmadık. Sen onların vekili de degilsin

[108] Allah’tan baskasına tapanlara (ve putlarına) sovmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a soverler. Boylece biz her ummete amelini boyle suslemisizdir; sonunda donusleri Rablerinedir. Artık O, ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir

[109] Musrikler, kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dair butun gucleriyle Allah'a yemin etmislerdi. (Ey Muhammed! Onlara) de ki: "Mucizeler ancak Allah'ın yanındadır." Hem, mucize geldiginde, onların yine de iman etmeyeceklerini siz nereden bileceksiniz

[110] Yine O’na iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onların gonullerini ve gozlerini ters ceviririz. Ve onları saskın olarak azgınlıkları icerisinde bırakırız

[111] Eger biz onlara melekleri indirseydik, oluler de onlarla konussaydı ve her seyi toplayıp karsılarına getirseydik, Allah dilemedikce yine de inanacak degillerdi; fakat cokları bunu bilmezler

[112] Boylece biz, her peygambere insan ve cin seytanlarını dusman kıldık. (Bunlar), aldatmak icin birbirlerine yaldızlı sozler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları seylerle basbasa bırak

[113] Ahirete inanmayanların kalpleri ona (yaldızlı soze) kansın, ondan hoslansınlar ve isledikleri sucu islemeye devam etsinler diye (boyle yaparlar)

[114] (Ey Muhammed! De ki:) "Kitabı size acıklamıs olarak Allah indirmis oldugu halde, (aramızda) Allah'tan baska hakem mi arayacagım?" Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, Kur’an’ın gercekten Rabbin tarafından indirilmis oldugunu bilirler. Sakın supheye dusenlerden olma

[115] Dogruluk ve adalet yonunden Rabbinin (sana vaatlerini iceren) sozu tamamlanmıstır. O'nun sozlerini degistirecek hicbir sey yoktur. O, hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[116] Yeryuzunde bulunanların coguna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan baska bir seye tabi olmaz, yalandan baska soz de soylemezler

[117] Suphesiz kendi yolundan sapanları en iyi bilen Rabbindir. Hidayete erenleri de en iyi O bilir

[118] Allah’ın ayetlerine inanıyorsanız, uzerine O’nun adı anılarak kesilenlerden yiyin

[119] Uzerine Allah'ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, caresiz yemek zorunda kaldıgınız dısında, haram kıldıgı seyleri size acıklamıstır. Dogrusu bircok kimse, bilmeden, kendi heva ve hevesleriyle (fetva verip halkı) saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi asanları cok iyi bilir

[120] Gunahın acıgını da gizlisini de bırakın. Zaten (hangisi olursa olsun) gunahı kazananlar, kazanmıs oldukları gunah yuzunden cezalandırılacaklardır

[121] Uzerine Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Kuskusuz bu buyuk gunahtır. Gercekten seytanlar dostlarına, sizinle mucadele etmeleri icin telkinde bulunurlar. Eger onlara uyarsanız suphesiz siz de Allah'a ortak kosanlar olursunuz

[122] Olu iken dirilttigimiz ve kendisine insanlar arasında yuruyebilecegi bir nur verdigimiz kimse, karanlıklar icinde kalıp ondan hic cıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu! Iste kafirlere yaptıkları boyle suslu gosterilmistir

[123] Boylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları icin, gunahkarlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar

[124] Onlara bir ayet geldiginde, Allah'ın elcilerine verilenin benzeri bize de verilmedikce kesinlikle inanmayız, dediler. Allah, peygamberligini kime verecegini daha iyi bilir. Suc isleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karsılık Allah tarafından asagılık ve cetin bir azap erisecektir

[125] Allah kimi dogru yola iletmek isterse onun kalbini Islam'a acar; kimi de saptırmak isterse goge cıkıyormus gibi kalbini iyice daraltır. Iste Allah, iman etmeyenlerin uzerine, (butun islerinde gorulen) pisligi ve azabı boyle cokertir

[126] Bu (din), Rabbinin dosdogru yoludur. Biz, ogut alacak bir kavim icin ayetleri ayrıntılı olarak acıkladık

[127] Rableri katında onlara selamet yurdu (cennet) vardır. Ve yapmakta oldukları (guzel) isler sebebiyle Allah onların dostudur

[128] Allah, onların hepsini bir araya topladıgı gun, «Ey cinler (seytanlar) toplulugu! Siz insanlarla cok ugrastınız» der. Onların, insanlardan olan dostları ise: «Ey Rabbimiz! (Biz) birbirimizden yararlandık ve bize verdigin surenin sonuna ulastık» derler. Allah da buyurur ki: Allah'ın diledigi haric, icinde ebedi kalacagınız yer atestir. Suphesiz Rabbin hikmet sahibidir, bilendir

[129] Iste boylece isledikleri gunahlardan oturu (insanlardan ve cinlerden) zalimlerin bir kısmını diger bir kısmına dost ederiz

[130] Ey cin ve insan toplulugu! Icinizden size ayetlerimi anlatan ve bugunle karsılasacagınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi! Derler ki: «Kendi aleyhimize sahitlik ederiz.» Dunya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine sahitlik ettiler

[131] Gercek su ki: Rabbin, halkı habersizken, (onları Kıyamet gununun gelecegi hususunda uyaran Peygamberler gondermeden) haksızlık ile ulkeleri helak edici degildir

[132] Herkesin yaptıkları islere gore dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz degildir

[133] Rabbın, her seyden mustagni (zengin) ve rahmet sahibidir. Eger dilerse sizi goturup yok eder. Baska bir kavmin zurriyetinden sizi yarattıgı gibi, sizden sonra da diledigini sizin yerinize getirir

[134] Size vadedilen (hesap gunu) mutlaka gelecektir; siz bunu onleyemezsiniz

[135] De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Ben de yapacagım! Yurdun (dunyanın) sonunun kimin lehine oldugunu yakında bileceksiniz. Gercek su ki, zalimler iflah olmazlar

[136] Allah’ın yarattıgı ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayırıp zanlarınca, bu Allah’a, bu da ortaklarımıza (putlarımıza) dediler. Ortakları icin ayrılan Allah'a ulasmıyor, fakat Allah icin ayrılan ortaklarına ulasıyor! Ne kotu hukum veriyorlar

[137] Bunun gibi ortakları, musriklerden coguna cocuklarını (kızlarını) oldurmeyi hos gosterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler hem de dinlerini karıstırıp bozsunlar! Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Oyle ise onları uydurdukları ile basbasa bırak

[138] (Yine musrikler), kendi zanlarına gore, "Bunlar, dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir; onları, bizim diledigimiz kimselerden baskası yiyemez. Su hayvanlar da, sırtları haram edilmistir (binilmez)" demektedirler. (Bir kısım) hayvanlar da vardır ki, (keserken) uzerlerine Allah'ın ismini zikretmezler. Butun bunları Allah'a iftira olmak uzere uydurmuslardır. Allah, onları, yapmıs oldukları iftira sebebiyle cezalandıracaktır

[139] Dediler ki: «Su hayvanların karınlarında olanlar yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haram kılınmıstır. Sayet (yavru) olu dogarsa, o zaman (kadın erkek) hepsi onda ortaktır.» Allah bu degerlendirmelerinin cezasını verecektir. Suphesiz ki O hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir

[140] Bilgisizlikleri yuzunden beyinsizce cocuklarını oldurenler ve Allah'ın kendilerine verdigi rızkı, Allah'a iftira ederek haram kılanlar, muhakkak ki ziyana ugramıslardır. Onlar gercekten sapmıslardır ve dogru yolu bulacak da degillerdir

[141] Cardaklı ve cardaksız (uzum) bahceleri, urunleri cesit cesit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez bicimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Her biri meyve verdigi zaman meyvesinden yiyin. Devsirilip toplandıgı gun de hakkını (zekat ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; cunku Allah israf edenleri sevmez

[142] Hayvanlardan yuk tasıyanı ve tuyunden dosek yapılanları yaratan O'dur. Allah'ın size verdigi rızıktan yiyin, seytanın ardına dusmeyin; suphesiz o sizin icin apacık bir dusmandır

[143] Sekiz cift (hayvanı yaratan da O'dur): Koyundan iki cift, keciden iki cift. (Ey Muhammed! Hayvanların karınlarındaki yavruları haram kılan o beyinsizlere) de ki: "Allah, iki erkegi mi haram kıldı, yoksa iki disiyi mi? Yahut da iki disinin rahimlerinde bulunanları mı? Eger sozunuzde sadık kimseler iseniz, ilim ile bana haber veriniz

[144] Deveden de iki, sıgırdan da iki (yarattı.) De ki: O bunların erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa bu iki disinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kıldı? Yoksa Allah'ın size boyle vasiyet ettigine sahit mi oldunuz? Bilgisizce insanları saptırmak icin Allah'a karsı yalan uydurandan daha zalim kim vardır! Suphesiz Allah o zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

[145] De ki: Bana vahyolunanda, les veya akıtılmıs kan yahut domuz eti ki pisligin kendisidir ya da gunah islenerek Allah'tan baskası adına kesilmis bir hayvandan baska, yiyecek kimseye haram kılınmıs birsey bulamıyorum. Baskasına zarar vermemek ve sınırı asmamak uzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bagıslayan ve esirgeyendir

[146] Yahudilere butun tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında yahut bagırsaklarında tasıdıkları ya da kemige karısan yaglar haric olmak uzere sıgır ve koyunun ic yaglarını da onlara haram kıldık. Bu, zulumleri yuzunden onlara verdigimiz cezadır. Biz elbette dogru soyleyeniz

[147] Eger seni yalanlarlarsa de ki: Rabbiniz genis bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabı, suclular toplulugundan uzaklastırılamaz

[148] Putperestler diyecekler ki: «Allah dileseydi ne biz ortak kosardık ne de atalarımız. Hicbir seyi de haram kılmazdık.» Onlardan oncekiler de aynı sekilde (peygamberleri) yalanladılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki: Yanınızda bize acıklayacagınız bir bilgi var mı? Siz zandan baska bir seye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan soyluyorsunuz

[149] De ki: Kesin delil, ancak Allah’ındır. Allah dileseydi elbette hepinizi dogru yola iletirdi

[150] De ki: Allah sunu yasak etti, diye sehadet edecek sahitlerinizi getirin! Eger onlar sahitlik ederlerse, sen onlarla beraber sahitlik etme. Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahiret gunune inanmayanların arzularına uyma . Onlar, Rablerine es tutuyorlar

[151] De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldıgını okuyayım: O’na hicbir seyi ortak kosmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla cocuklarınızı oldurmeyin. Sizin de onların da rızkını biz veririz ; kotuluklerin acıgına da gizlisine de yaklasmayın ve Allah'ın yasakladıgı cana haksız yere kıymayın! Iste bunlar Allah’ın size emrettikleridir. Umulur ki dusunup anlarsınız

[152] Rusd cagına erisinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklasın; olcu ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gucunun yettigi kadarını yukleriz. Soz soylediginiz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah’a verdiginiz sozu tutun. Iste Allah size, iyice dusunesiniz diye bunları emretti

[153] Suphesiz bu, benim dosdogru yolumdur. Buna uyun. (Baska) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah’ın yolundan ayırır. Iste sakınmanız icin Allah size bunları emretti

[154] Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, her seyi acıklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadıyla Musa'ya da Kitab’ı (Tevrat'ı) verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler

[155] Iste bu (Kur'an), bizim indirdigimiz mubarek bir kitaptır. Buna uyun ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin

[156] «Kitap, yalnız bizden onceki iki topluluga (hıristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gercekten habersizdik» demeyesiniz diye

[157] yahut «Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha cok dogru yolda olurduk» demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). Iste size de Rabbinizden acık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Artık bundan sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan ve onlardan yuz cevirenlerden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yuz cevirenleri, yuz cevirmelerinden oturu azabın en kotusuyle cezalandıracagız

[158] Onlar ancak kendilerine meleklerin (olum emriyle) gelmesini veya Rabbinin (Kıyamet Gunu) gelmesini yahut Rabbinin bazı alametlerinin (gelmesini yani gunesin batıdan gelmesini mi) bekliyorlar. Rabbinin bazı alametleri geldigi gun, onceden inanmamıs ya da imanında bir hayır kazanmamıs olan kimseye artık imanı bir fayda saglamaz. De ki: Bekleyin, suphesiz biz de beklemekteyiz

[159] Dinlerini parca parca edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hicbir iliskin yoktur. Onların isi ancak Allah’a kalmıstır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir

[160] Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiginin on katı vardır. Kim de kotulukle gelirse o sadece getirdiginin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlıga ugratılmazlar

[161] De ki: Suphesiz Rabbim beni dogru yola, dosdogru dine, Allah’ı birleyen Ibrahim'in dinine iletti. O, ortak kosanlardan degildi

[162] De ki: Suphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve olumum hepsi Alemlerin Rabbi Allah icindir

[163] (Yine de ki:) O'nun ortagı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben muslumanların ilkiyim

[164] De ki: Allah her seyin Rabbi iken ben ondan baska Rab mı arayacagım? Herkesin kazanacagı yalnız kendisine aittir. Hicbir suclu baskasının sucunu yuklenmez. Sonunda donusunuz Rabbinizedir. Ve O, uyusmazlıga dustugunuz gercegi size haber verecektir

[165] Sizi yeryuzunun halifeleri kılan, size verdigi (nimetler) hususunda sizi denemek icin kiminizi kiminizden derecelerle ustun kılan O'dur. Suphesiz Rabbin, cezası cabuk olandır ve gercekten O, cok bagıslayan cok merhamet edendir

A'râf

Surah 7

[1] Elif.Lam. Mim. Sad

[2] (Ey Muhammed! Bu Kur'an), kendisiyle insanları uyarman icin ve muminlere de bir ogut olmak uzere sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir suphe, bir sıkıntı olmasın

[3] (Ey Muslumanlar!), Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun; O'nun dısındakileri dostlar edinip de onlara uymayın. Ne kadar da az ogut alıyorsunuz

[4] Nice memleketler var ki biz onları helak ettik. Azabımız onlara geceleyin yahut gunduz istirahat ederlerken geldi

[5] Azabımız onlara geldiginde cagırısları, «Biz gercekten zalim kisilermisiz» demelerinden baska bir sey olmadı

[6] Elbette kendilerine peygamber gonderilen kimseleri de, gonderilen peygamberleri de mutlaka sorguya cekecegiz

[7] Ve onlara (olup bitenleri) tam bir bilgi ile mutlaka anlatacagız. Biz, onlardan uzak degiliz

[8] O gun tartı haktır. Kimin (sevap) tartıları agır gelirse, iste onlar kurtulusa erenlerdir

[9] Kimin de tartıları hafif gelirse, iste onlar, ayetlerimize karsı haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır

[10] Dogrusu biz sizi yeryuzune yerlestirdik ve orada size gecim vasıtaları verdik. Ne kadar da az sukrediyorsunuz

[11] Andolsun sizi yarattık, sonra size sekil verdik, sonra da meleklere, Adem’e secde edin! diye emrettik. Iblis'in dısındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı

[12] Allah buyurdu: «Ben sana emretmisken seni secde etmekten alıkoyan nedir?» (Iblis): «Ben ondan daha ustunum. Cunku beni atesten yarattın, onu camurdan yarattın.» dedi

[13] Allah: Oyle ise, «In oradan! Orada buyukluk taslamak senin haddin degildir. Cık! cunku sen asagılıklardansın!» buyurdu

[14] Iblis: Bana, (insanların) tekrar dirilecekleri gune kadar muhlet ver, dedi

[15] Allah: Haydi, sen muhlet verilenlerdensin, buyurdu

[16] Iblis dedi ki: Oyle ise beni azdırmana karsılık, and icerim ki, ben de onları saptırmak icin senin dosdogru yolunun ustune oturacagım

[17] «Sonra elbette onlara onlerinden, arkalarından, saglarından, sollarından sokulacagım ve sen, onların coklarını sukrederlerden bulmayacaksın!» dedi

[18] Allah buyurdu: Haydi, yerilmis ve kovulmus olarak oradan cık! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracagım

[19] (Allah buyurdu ki): Ey Adem! Sen ve esin cennette yerlesip dilediginiz yerden yiyin. Ancak su agaca yaklasmayın! Sonra zalimlerden olursunuz

[20] Ne var ki seytan, kendilerine kapatılmıs olan avret yerlerini onlara gostermek icin iclerine vesvese sokmus ve soyle demisti: Rabbiniz size bu agacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi

[21] Ve onlara: Ben gercekten size ogut verenlerdenim, diye yemin etti

[22] Boylece onları hile ile aldattı. Agacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine gorundu. Ve cennet yapraklarından uzerlerini ortmeye basladılar. Rableri onlara: Ben size o agacı yasaklamadım mı ve seytan size apacık bir dusmandır, demedim mi? diye nida etti

[23] (Adem ile esi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eger bizi bagıslamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz

[24] Allah: Birbirinize dusman olarak inin! Sizin icin yeryuzunde bir sureye kadar yerlesme ve faydalanma vardır, buyurdu

[25] «Orada yasayacaksınız, orada oleceksiniz ve orada (diriltilip) cıkarılacaksınız» dedi

[26] Ey Adem ogulları! Size ayıp yerlerinizi ortecek giysi, suslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi... Iste o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Belki dusunup ogut alırlar (diye onları indirdi)

[27] Ey Adem ogulları! Seytan, ana babanızı, ayıp yerlerini kendilerine gostermek icin elbiselerini soyarak cennetten cıkardıgı gibi sizi de aldatmasın. Cunku o ve yandasları, sizin onları goremeyeceginiz yerden sizi gorurler. Suphesiz biz seytanları, inanmayanların dostları kıldık

[28] Onlar bir kotuluk yaptıkları zaman: «Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti» derler. De ki: Allah kotulugu emretmez. Allah'a karsı bilmediginiz seyleri mi soyluyorsunuz

[29] Yine de ki: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yuzlerinizi (Allah'a) cevirin ve dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın. Ilkin sizi yarattıgı gibi (yine O'na) doneceksiniz

[30] O, bir grubu dogru yola iletti, bir gruba da sapıklık mustehak oldu. Cunku onlar Allah'ı bırakıp seytanları kendilerine dost edindiler. Boyle iken kendilerinin dogru yolda olduklarını sanıyorlar

[31] Ey Adem ogulları! Her secde edisinizde guzel elbiselerinizi giyin; yiyin, icin, fakat israf etmeyin; cunku Allah israf edenleri sevmez

[32] De ki: Allah'ın kulları icin yarattıgı ziyneti (susu) ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, "O (ziynet ve temiz yiyecekler), dunya hayatında iman edenler icindir; Kıyamet Gunu'nde ise, sadece onlara mahsustur." Iste bilen bir topluluk icin ayetleri boyle acıklıyoruz

[33] De ki: Rabbim ancak acık ve gizli kotulukleri, gunahı ve haksız yere sınırı asmayı, hakkında hicbir delil indirmedigi bir seyi, Allah'a ortak kosmanızı ve Allah hakkında bilmediginiz seyleri soylemenizi haram kılmıstır

[34] Her ummetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler

[35] Ey Adem ogulları! Size kendi icinizden ayetlerimi anlatacak peygamberler gelir de kim (onlara karsı gelmekten) sakınır ve kendini ıslah ederse, onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[36] Ayetlerimizi yalanlayanlar ve buyuklenip onlardan yuz cevirenler var ya, iste onlar ates ehlidir. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[37] Allah'a karsı yalan iftirada bulunan, yahut ayetlerimizi yalanlayan kimselerden daha zalim kim olabilir? Bunlara da kitapta (yazılı olan) nasipleri erisir; nihayet canlarını alacak olan elcilerimiz kendilerine geldikleri zaman: "Nerede, Allah'ı bırakıp da yalvarıp yakardıklarınız?" derler. Onlar da "Bizden (Onlar da) «Bizden uzaklasıp gittiler» derler. Ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine sahitlik ederler

[38] Allah buyuracak ki: «Sizden once gecmis cin ve insan toplulukları arasında siz de atese girin!» Her ummet girdikce yoldaslarına lanet edecekler. Hepsi birbiri ardından orada (cehennemde) toplanınca, sonrakiler oncekiler icin, «Ey Rabbimiz! Bizi iste bunlar saptırdılar! Onun icin onlara atesten bir kat daha fazla azap ver!» diyecekler. Allah da: Zaten herkes icin bir kat daha fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz, diyecektir

[39] Oncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir ustunlugunuz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karsılık azabı tadın

[40] Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karsı kibirlenmek isteyenler var ya, iste onlara gok kapıları acılmayacak ve onlar, deve, igne deliginden gecmedikce Cennet'e giremezler. Sucluları iste boyle cezalandırırız

[41] Onlar icin cehennem atesinden dosekler, ustlerine de ortuler vardır. Iste zalimleri boyle cezalandırırız

[42] Iman edenler ve salih amellerde bulunanlara gelince -ki biz hic kimseye gucunun ustunde bir sey yuklemeyiz- bunlar da Cennet ehlidir ve orada ebedidirler

[43] (Cennette) onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini cıkarıp atarız. Ve onlar derler ki: «Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavusturan Allah’a hamdolsun! Allah bizi dogru yola iletmeseydi kendiligimizden dogru yolu bulacak degildik. Hakikaten Rabbimizin elcileri gercegi getirmisler.» Onlara: «Iste size cennet; yapmıs oldugunuz iyi amellere karsılık ona varis kılındınız» diye seslenilir

[44] Cennet ehli Cehennem ehline: Biz Rabbimizin bize vadettigini gercek bulduk, siz de Rabbinizin size vadettigini gercek buldunuz mu? diye seslenir. «Evet!» derler. Ve aralarından bir cagrıcı: «Allah'ın laneti zalimlerin uzerine olsun!» diye bagırır

[45] Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve onu egip bukmek isteyen zalimlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir

[46] Iki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve A'raf uzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki, bunlar henuz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline: «Selam size!» diye seslenirler

[47] Gozleri cehennem ehli tarafına dondurulunce de: «Ey Rabbimiz! Bizi zalimler toplulugu ile beraber bulundurma!» derler

[48] (Yine) A'raf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: «Ne coklugunuz ne de taslamakta oldugunuz buyukluk size hicbir yarar saglamadı

[49] Allah'ın, kendilerini hicbir rahmete erdirmeyecegine dair yemin ettiginiz kimseler bunlar mı?» (ve cennet ehline donerek): «Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz uzulecek de degilsiniz» (derler)

[50] Cehennem ehli, Cennet ehline: Suyunuzdan veya Allah'ın size verdigi rızıktan biraz da bize verin! diye seslenirler. Onlar da: Allah bunları kafirlere haram kılmıstır, derler

[51] O kafirler ki, dinlerini bir eglence ve oyun edinmisler. Dunya hayatı kendilerini aldatmıs. Onlar Allah'a kavusacakları bugunu nasıl (dunyada iken) unutmuslar ve ayetlerimizi inkar etmislerse, bugun biz de onları unuturuz

[52] Gercekten onlara, inanan bir toplum icin yol gosterici ve rahmet olarak, ilim uzere acıkladıgımız bir kitap getirdik

[53] Sadece (vadolunanların) tevilini (akibetini) mi bekliyorlar? Akıbeti geldigi gun, daha once onu unutanlar (Dogrusu) "Rabbimizin peygamberleri gercegi getirmisler; simdi bizim sefaatcilerimiz var mı ki bize sefaat etsinler veya (dunyaya) geri dondurulmemiz mumkun mu ki, yapmıs oldugumuz amellerden baskasını yapalım? derler. Onlar kendilerini ziyana ugratmıslar ve (dunyada iken sefaatci olarak) uydurdukları seyler de kendilerinden yok olup gitmistir

[54] Suphesiz ki Rabbiniz, gokleri ve yeri altı gunde yaratan, sonra Ars’a istiva eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gunduze buruyup orten; gunesi, ayı ve yıldızları emrine boyun egmis durumda yaratan Allah'tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O’na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yucedir

[55] Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi asanları sevmez

[56] Islah edilmesinden sonra yeryuzunde bozgunculuk yapmayın. Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti cok yakındır

[57] Ruzgarları rahmetinin onunde mujde olarak gonderen O'dur. Sonunda onlar (o ruzgarlar), agır bulutları yuklenince onu olu bir memlekete sevkederiz. Orada suyu indirir ve onunla turlu turlu meyveler cıkarırız. Iste oluleri de boyle cıkaracagız. Herhalde dusunup ibret alırsınız

[58] Rabbinin izniyle guzel memleketin bitkisi (guzel) cıkar; kotu olandan ise faydasız bitkiden baska birsey cıkmaz. Iste biz, sukreden bir kavim icin ayetleri boyle acıklıyoruz

[59] Nuh'u kavmine peygamber olarak gondermistik de (onlara soyle) demisti: "Ey kavmim! Sizin icin kendisinden baska ilah olmayan Allah'a ibadet edin; zira ben, uzerinize gelecek buyuk bir gunun azabından korkuyorum

[60] Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gercekten apacık bir sapıklık icinde goruyoruz

[61] Dedi ki: «Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yoktur; fakat ben, Alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir peygamberim

[62] Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size ogut veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum

[63] (Allah’ın azabından) sakınıp da rahmete nail olmanız umidiyle, icinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir (kitap) gelmesine sastınız mı?»

[64] Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları da suda bogduk! Cunku onlar kor bir kavim idiler

[65] Ad kavmine de kardesleri Hud'u gondermistik. (O da onlara soyle)demisti: "Ey kavmim! Sizin icin kendisinden baska ilah olmayan Allah'a ibadet edin. Hic sakınmaz mısınız

[66] Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: «Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik icinde goruyoruz ve gercekten seni yalancılardan sanıyoruz.»

[67] (Hud ) dedi ki: «Ey kavmim! Bende beyinsizlik yok; fakat ben, Alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir peygamberim

[68] Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin icin guvenilir bir ogutcuyum

[69] Sizi uyarmak icin icinizden bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir zikir (kitap) gelmesine sastınız mı? Dusunun ki O sizi, Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılısta sizi onlardan ustun kıldı. O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtulusa eresiniz.»

[70] Dediler ki: «Sen bize tek Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız icin mi geldin? Eger dogrulardan isen, bizi tehdit ettigini (azabı) bize getir.»

[71] (Hud) dedi ki: "Uzerinize Rabbinizden bir azap ve bir hısım inmistir. Haklarında Allah'ın hicbir delil indirmedigi, sadece sizin ve atalarınızın taktıgı kuru isimler hususunda benimle tartısıyor musunuz? Bekleyin oyleyse, suphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[72] Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve ayetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kokunu kestik

[73] (Semud kavmine de, kardesleri Salih'i gondermistik. O da kavmine soyle) demisti: "Ey kavmim! Sizin icin kendisinden baska ilah bulunmayan Allah'a ibadet edin. Rabbinizden size apacık bir delil gelmistir. Bu, size bir mucize olmak uzere, Allah'ın devesidir. Onu, Allah'ın arzında kendi basına yiyip icmeye bırakın. Ona herhangi bir kotuluk etmeyin; aksi halde, sizi elim bir azap yakalar

[74] Dusunun ki, (Allah) Ad kavminden sonra yerlerine sizi getirdi. Ve yeryuzunde sizi yerlestirdi: Onun duzluklerinde saraylar yapıyorsunuz, daglarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryuzunde fesatcılar olarak karısıklık cıkarmayın

[75] Kavminin ileri gelenlerinden buyukluk taslayanlar, iclerinden zayıf gorulen inananlara dediler ki: "Siz Salih'in, Rabbi tarafından gonderildigini biliyor musunuz?" Onlar da: "Suphesiz biz onunla ne gonderilmisse ona inananlarız", dediler

[76] Buyukluk taslayanlar dediler ki: «Biz de sizin inandıgınızı inkar edenleriz.»

[77] Derken o disi deveyi ayaklarını kesip (bogazlayarak) oldurduler ve Rablerinin emrinden dısarı cıktılar da: «Ey Salih! Eger sen gercekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettigin azabı bize getir» dediler

[78] Bunun uzerine onları o (gurultulu) sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz ustu dona kaldılar

[79] Salih o zaman onlardan yuz cevirdi ve soyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini teblig ettim ve size ogut verdim; fakat siz ogut verenleri sevmiyorsunuz

[80] Lut'u da (peygamber olarak gonderdik). Kavmine dedi ki: «Sizden onceki milletlerden hicbirinin yapmadıgı fuhusu mu yapıyorsunuz

[81] Cunku siz, sehveti tatmin icin kadınları bırakıp da sehvetle erkeklere yanasıyorsunuz. Dogrusu siz haddi asan taskın bir milletsiniz.»

[82] Kavminin cevabı: «Onları (Lut'u ve taraftarlarını) memleketinizden cıkarın; cunku onlar (bizim yaptıklarımızdan uzak duran ve fazla) temizlenen insanlardır» demelerinden baska bir sey olmadı

[83] Bunun uzerine biz de, geride kalanlardan olan karısı dısında, hem Lut u, hem de ehlini kurtarmıstık

[84] Ve uzerlerine (tas) yagmuru yagdırdık. Bak ki gunahkarların sonu nasıl oldu

[85] Medyen'e de kardesleri Suayb’ı (gonderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan baska ilahınız yoktur. Size Rabbinizden acık bir delil gelmistir; artık olcuyu, tartıyı tam yapın, insanların esyalarını eksik vermeyin. Duzeltilmesinden sonra yeryuzunde bozgunculuk yapmayın. Eger inananlar iseniz bunlar sizin icin daha hayırlıdır

[86] Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolu egip bukmek isteyerek oyle her yolun basında oturmayın. Dusunun ki siz az idiniz de O sizi cogalttı. Bakın ki, bozguncuların sonu nasıl olmustur

[87] Eger icinizden bir grup benimle gonderilene inanır, bir grup da inanmazsa, Allah aranızda hukmedinceye kadar sabredin. O, hukmedenlerin en hayırlısıdır

[88] Kavminden buyukluk taslayan ileri gelenler, (Suayb'a) soyle demislerdi: "Ey Suayb! Ya seni ve seninle birlikte iman edenleri mutlaka ulkemizden cıkaracagız; ya da dinimize geri doneceksiniz." Suayb da demisti ki: (ulkemizden cıkmayı, yahut dininize donmeyi) istemesek de mi? dedi

[89] Allah bizi, sizin dininizden kurtardıktan sonra, dininize tekrar dondugumuz takdirde, elbette Allah'a yalan iftira etmis oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikten sonra bizim icin artık, (sizin) dine donmemiz (mumkun) olmaz. Rabbimizin ilmi her seyi kusatmıstır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hukmet! Sen hukmedenlerin en hayırlısısın

[90] Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: Eger Suayb'e uyarsanız o takdirde siz mutlaka ziyana ugrarsınız

[91] Derken o siddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz ustu donakaldılar

[92] Suayb'ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hic oturmamıs gibiydiler. Asıl ziyana ugrayanlar Suayb’ı yalanlayanların kendileridir

[93] (Suayb), onlardan yuz cevirdi ve (icinden) dedi ki: «Ey kavmim! Ben size Rabbimin risaletini teblig etmis ve size nasihatta bulunmustum. Simdi ben, kafir bir kavme nasıl uzulurum?!»

[94] Biz hangi ulkeye bir peygamber gonderdiysek, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmısızdır

[95] Sonra kotulugu (darlıgı) degistirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Nihayet cogaldılar ve: «Atalarımız da boyle sıkıntı ve sevinc yasamıslardı» dediler. Biz de, (hak yoldan saptıkları ve kendilerine gonderdigimiz peygamberlerimizi yalanladıkları icin), kendileri farkına varmadan onları ansızın yakalayıverdik

[96] O (peygamberlerin gonderildigi) ulkelerin halkı inansalar ve (gunahtan) sakınsalardı, elbette onların ustune gokten ve yerden nice bereket kapıları acardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yuzunden onları yakalayıverdik

[97] Yoksa o ulkelerin halkı geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceginden emin mi oldular

[98] Ya da o ulkelerin halkı kusluk vakti eglenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceginden emin mi oldular

[99] Allah’ın azabından emin mi oldular? Fakat ziyana ugrayan topluluktan baskası, Allah'ın (boyle) muhlet vermesinden emin olamaz

[100] Onceki sahiplerinden sonra yeryuzune varis olanlara hala su gercek belli olmadı mı ki: Eger biz dileseydik onları da gunahlarından dolayı musibetlere ugratırdık! Biz onların kalplerini muhurleriz de onlar (gercekleri) isitmezler

[101] Iste o ulkeler... Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apacık deliller getirmislerdi. Fakat onceden yalanladıkları gerceklere iman edecek degillerdi. Iste kafirlerin kalplerini Allah boyle muhurler

[102] Onların cogunda, sozunde durma diye bir sey bulamadık. Gercek su ki, onların cogunu yoldan cıkmıs bulduk

[103] Sonra onların ardından Musa'yı mucizelerimizle Firavun ve kavmine gonderdik de o mucizeleri inkar ettiler, ama, bak ki, fesatcıların sonu ne oldu

[104] Musa dedi ki: «Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbi tarafından gonderilmis bir peygamberim

[105] Allah'a karsı gercek olandan" baskasını soylememem gereklidir. Size Rabbinizden apacık bir delil getirdim; artık Israilogullarını benimle beraber gonder!»

[106] (Firavun) dedi ki: Eger bir mucize getirdiysen ve gercekten dogru soyluyorsan onu goster bakalım

[107] Bunun uzerine Musa asasını yere atmıs, o da birden apacık bir yılan haline gelivermisti

[108] Ve elini (cebinden) cıkardı. Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz gorunuverdi

[109] Firavunun kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu cok bilgili bir sihirbazdır

[110] Sizi yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz

[111] Dediler ki: Onu da kardesini de beklet; sehirlere toplayıcılar (memurlar) yolla

[112] Butun bilgili sihirbazları sana getirsinler

[113] Sihirbazlar Firavun'a geldi ve: Eger ustun gelen biz olursak, bize kesin bir mukafat var mı? dediler

[114] (Firavun): Evet hem de siz mutlaka yakınlarımdan olacaksınız, dedi

[115] (Sihirbazlar), Ey Musa sen mi (once) atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım? dediler

[116] «Siz atın» dedi. Onlar atınca, insanların gozlerini buyulediler, onları korkuttular ve buyuk bir sihir gosterdiler

[117] Biz de Musa'ya, «Asanı at!» diye vahyettik. Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor

[118] Boylece hak (gercek) ortaya cıktı ve onların yapmıs oldukları seyler ise, batıl oldu (yok olup gitti)

[119] Iste Firavun ve kavmi, orada yenildi ve kucuk duserek geri donduler

[120] Sihirbazlar ise secdeye kapandılar

[121] «Alemlerin Rabbine inandık» dediler

[122] «Musa'nın ve Harun'un Rabbine» dediler

[123] Firavun dedi ki: «Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Bu, hic suphesiz sehirde, halkını oradan cıkarmak icin kurdugunuz bir tuzaktır. Ama yakında (basınıza gelecekleri) goreceksiniz

[124] Mutlaka ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim, sonra da hepinizi asacagım!»

[125] Onlar: Biz zaten Rabbimize donecegiz

[126] Sen sadece Rabbimizin ayetleri bize geldiginde onlara inandıgımız icin bizden intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Bize bol bol sabır ver, musluman olarak canımızı al, dediler

[127] Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Musa'yı ve kavmini, seni ve tanrılarını bırakıp yeryuzunde bozgunculuk cıkarsınlar diye mi bırakacaksınız? (Firavun): «Biz onların ogullarını oldurup, kadınlarını sag bırakacagız. Elbette biz onları ezecek ustunlukteyiz» dedi

[128] Musa kavmine dedi ki: «Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Suphesiz ki yeryuzu Allah'ındır. Kullarından diledigini ona varis kılar. Iyi sonuc Allah'tan sakınanlarındır.»

[129] Onlar da, sen bize (peygamber olarak) gelmeden once de geldikten sonra da bize iskence edildi, dediler. (Musa), «Umulur ki Rabbiniz dusmanınızı helak eder ve onların yerine sizi yeryuzune hakim kılar da nasıl hareket edeceginize bakar» dedi

[130] Andolsun ki biz, Firavun hanedanını, belki dusunurler diye senelerce urun kıtlıgı ve kuraklık ile tutup sıkmıs (cezalandırmıs) tık

[131] Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, «Bu bizim hakkımızdır» derler, eger kendilerine bir fenalık gelirse Musa ve onunla beraber olanları ugursuz sayarlardı. Bilesiniz ki, onlara gelen ugursuzluk Allah katındandır, fakat onların cogu bunu bilmezler

[132] Ve dediler ki: «Bizi sihirlemek icin ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak degiliz.»

[133] Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların uzerine tufan, cekirge, hasere, kurbagalar ve kan gonderdik; yine de buyukluk tasladılar ve gunahkar bir kavim oldular

[134] Azap uzerlerine cokunce, «Ey Musa! sana verdigi soz hurmetine, bizim icin Rabbine dua et; eger bizden azabı kaldırırsan, mutlaka sana inanacagız ve muhakkak Israilogullarını seninle gonderecegiz» dediler

[135] Biz, ulasacakları bir muddete kadar onlardan azabı kaldırınca hemen sozlerinden donuverdiler

[136] Biz de ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde bogduk

[137] Hor gorulup ezilmekte olan o kavmi (yahudileri) de, icini bereketle doldurdugumuz yerin dogu taraflarına ve batı taraflarına mirascı kıldık. Sabırlarına karsılık Rabbinin Israilogullarına verdigi guzel soz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yetistirdikleri bahceleri helak ettik

[138] Israilogullarını denizden gecirmistik. Bu sırada, kendilerine ait bir takım putlara tapan bir kavme rastlamıslar ve (Musa'ya): "Ey Musa! Sunların ilahları gibi bize de bir ilah yap" demislerdi. (O da onlara): "Siz hakikaten cahillik eden bir kavimsiniz" demisti

[139] Suphesiz bunların icinde bulundukları (din) yıkılmıstır, yapmakta oldukları da batıldır

[140] (Sonra da soyle) demisti: "Allah, sizi alemlere ustun kılmıs oldugu halde, size Allah'tan baska (ibadet edeceginiz) bir ilah mı arayayım

[141] Hatırlayın ki, size iskencenin en kotusunu yapan Firavun'un adamlarından sizi kurtardık. Onlar ogullarınızı olduruyorlar, kadınlarınızı sag bırakıyorlardı. Iste bunda size Rabbiniz tarafından buyuk bir imtihan vardır

[142] Musa ile (bana ibadet etmesi icin) otuz gece sozlesmistik. Bunu on (gece) ile tamamlamıs, boylece Rabbinin tayin ettigi vakit kırk geceyi bulmustu. Musa, kardesi Harun'a soyle demisti: "(Benim yoklugumda) kavmim icinde benim yerime gec; (onları) ıslah et ve sakın bozguncuların yoluna tabi olma

[143] Musa tayin ettigimiz vakitte (Tur'a) gelip de Rabbi onunla konusunca «Rabbim! Bana (kendini) goster, seni goreyim!» dedi. (Rabbi): «Sen beni asla goremezsin. Fakat su daga bak, eger o yerinde durabilirse sen de beni goreceksin!» buyurdu. Rabbi o daga tecelli edince onu paramparca etti, Musa da baygın dustu. Ayılınca dedi ki: «Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananların ilkiyim.»

[144] (Allah) Ey Musa! dedi, ben risaletlerimle (sana verdigim gorevlerle) ve sozlerimle seni insanların basına sectim. Sana verdigimi al ve sukredenlerden ol

[145] Nasihat ve her seyin acıklamasına dair ne varsa hepsini Musa icin levhalarda yazdık. (Ve dedik ki): Bunları kuvvet (ve ciddiyet) le tut, kavmine de onun en guzelini almalarını (onu en guzel sekilde tutmalarını) emret. Yakında size, yoldan cıkmısların (ve emrime muhalefet edenlerin) yurdunu gosterecegim

[146] Yeryuzunde haksız yere boburlenenleri ayetlerimden uzaklastıracagım. Onlar butun mucizeleri gorseler de iman etmezler. Dogru yolu gorseler onu yol edinmezler. Fakat azgınlık yolunu gorurlerse, hemen ona saparlar. Bu durum, onların ayetlerimizi yalanlamalarından ve onlardan gafil olmalarından ileri gelmektedir

[147] Halbuki ayetlerimizi ve ahirete kavusmayı yalanlayanların amelleri bosa cıkmıstır. Onlar, yapmakta oldukları amellerden baska bir sey icin mi cezalandırılırlar

[148] (Tur'a giden) Musa'nın arkasından kavmi, ziynet takımlarından, bogurebilen bir buzagı heykelini (kendilerine ilah) edindiler. Gormediler mi ki o, onlarla ne konusuyor ne de onlara yol gosteriyor? Onu (ilah olarak) benimsemisler ve zalimlerden olmuslardı

[149] Pisman olup da kendilerinin gercekten sapmıs olduklarını gorunce dediler ki: «Eger Rabbimiz bize acımaz ve bizi bagıslamazsa mutlaka ziyana ugrayanlardan olacagız!»

[150] Musa, kızgın ve uzgun bir halde kavmine donunce: «Benden sonra arkamdan ne kotu isler yapmıssınız! Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?» dedi. Tevrat levhalarını yere attı ve kardesinin (Harun'un) basını tutup kendine dogru cekmeye basladı. (Kardesi): «Ey Anamın oglu! Bu kavim beni cidden zayıf gorduler ve nerede ise beni oldureceklerdi. Sen de dusmanları bana guldurme ve beni bu zalim kavimle beraber tutma!» dedi

[151] (Musa da) Ey Rabbim, beni ve kardesimi bagısla, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin! dedi

[152] Buzagıyı ( ilah ) edinenler var ya, iste onlara mutlaka Rablerinden bir gazap ve dunya hayatında bir alcaklık erisecektir. Biz iftiracıları boyle cezalandırırız

[153] Kotulukler yaptıktan sonra ardından tevbe edip de iman edenlere gelince, suphesiz ki o tevbe ve imandan sonra, Rabbin elbette bagıslayan ve esirgeyendir

[154] Musa’nın ofkesi dinince levhaları aldı. Onlardaki yazıda Rablerinden korkanlar icin hidayet ve rahmet (haberi) vardı

[155] Musa tayin ettigimiz vakitte kavminden yetmis adam secti. Onları o muthis deprem yakalayınca Musa dedi ki: «Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha once helak ederdin. Icimizden birtakım beyinsizlerin isledigi (gunah) yuzunden hepimizi helak edecek misin? Bu is, senin imtihanından baska bir sey degildir. Onunla diledigini saptırırsın, diledigini de dogru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi bagısla ve bize acı! Sen bagıslayanların en iyisisin

[156] Bize, bu dunyada da iyilik yaz ahirette de. Suphesiz biz sana donduk.» Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabıma ugratırım; rahmetim ise her seyi kusatır. Onu, sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacagım

[157] Yanlarındaki Tevrat ve Incil'de yazılı buldukları o elciye, o ummi Peygamber’e uyanlar (var ya), iste o Peygamber onlara iyiligi emreder, onları kotulukten meneder, onlara temiz seyleri helal, pis seyleri haram kılar. Agırlıklarını ve uzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inanıp ona saygı gosteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gonderilen Nur'a (Kur'an a) uyanlar var ya, iste kurtulusa erenler onlardır

[158] (Ey Muhammed! Butun insanlara) de ki: "Ey insanlar! Ben, sizin hepinize birden, goklerin ve yerin hukumranlıgı kendisine ait olan Allah'ın Peygamberiyim. O'ndan baska ilah yoktur. Diriltir ve oldurur. Allah'a ve O'nun ummi peygamberi olan elcisine iman edin; o Peygamber de Allah'a ve O'nun sozlerine iman etmektedir. Ona uyun ki hidayete eresiniz

[159] Musa'nın kavminden hak ile dogru yolu bulan ve onun sayesinde adil davranan bir topluluk vardır

[160] Biz Israilogullarını oymaklar halinde on iki kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa’ya, «Asanı tasa vur!» diye vahyettik. Derhal ondan on iki pınar fıskırdı. Her kabile icecegi yeri belledi. Sonra uzerlerine bulutla golge yaptık, onlara kudret helvası ve bıldırcın eti indirdik. (Onlara dedik ki): «Size verdigimiz rızıkların temizlerinden yiyin.» Ama onlar (emirlerimizi dinlememekle) bize degil kendilerine zulmediyorlardı

[161] Onlara denildi ki: Su sehirde (Kudus'te) yerlesin, ondan (nimetlerinden) dilediginiz gibi yiyin, «bagıslanmak istiyoruz» deyin ve kapıdan egilerek girin ki hatalarınızı bagıslayalım. Iyilik yapanlara ileride ihsanımızı daha da artıracagız

[162] Fakat onlardan zalim olanlar, sozu, kendilerine soylenenden baskasıyla degistirdiler. Biz de zulmetmelerinden oturu uzerlerine gokten bir azap gonderdik

[163] Onlara, deniz kenarında bulunan sehir (halkı)nin halini sor: Hani cumartesi gununun hurmetini ihlal edip haddi asmıslardı: Cumartesi yaptıkları (ve cumartesinin hurmetine riayet ettikleri) gun, balıklar onlara (her yonden) akın akın gelirler; cumartesi yapmadıkları gun ise, onlara hic balık gelmezdi. Iste boylece biz, yoldan cıkmalarından dolayı onları imtihan ediyorduk

[164] Iclerinden bir topluluk: «Allah'ın helak edecegi yahut siddetli bir sekilde azap edecegi bir kavme ne diye ogut veriyorsunuz?» dedi. (Ogut verenler) dediler ki: "Rabbimize mazeret olmak uzere.. Belki sakınırlar" demislerdi

[165] Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, biz de kotulukten men edenleri kurtardık, zulmedenleri de yapmakta oldukları kotuluklerden oturu siddetli bir azap ile yakaladık

[166] Kibirlenip de kendilerine yasak edilen seylerden vazgecmeyince onlara: Asagılık maymunlar olun! dedik

[167] Rabbin, elbette kıyamet gunune kadar onlara en kotu eziyeti yapacak kimseler gonderecegini ilan etti, suphesiz Rabbin cezayı cabuk verendir. Ve O cok bagıslayan, pek esirgeyendir

[168] Onları (yahudileri) grup grup yeryuzune dagıttık. Onlardan iyi kimseler vardır, yine onlardan bundan asagıda olanları da vardır. (Kotuluklerinden) belki donerler diye onları iyilik ve kotuluklerle imtihan ettik

[169] Onların ardından da (ayetleri tahrif karsılıgında) su degersiz dunya malını alıp, nasıl olsa bagıslanacagız, diyerek Kitab’a (Tevrat'a) varis olan birtakım kotu kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki, Kitap'ta Allah hakkında gercekten baska bir sey soylemeyeceklerine dair onlardan soz alınmamıs mıydı ve onlar Kitap'takini okumamıslar mıydı? Ahiret yurdu sakınanlar icin daha hayırlıdır. Hic akıl etmiyor musunuz

[170] Kitab'a sımsıkı sarılıp namazı dosdogru kılanlar var ya, iste biz boyle iyilige calısanların ecrini zayi etmeyiz

[171] Bir zamanlar dagı Israilogullarının uzerine golge gibi kaldırdık da ustlerine dusecek sandılar. «Size verdigimizi (Kitab'ı) kuvvetle tutun ve icinde olanı hatırlayın ki korunasınız» dedik

[172] Rabbın, Adem ogullarından, onların sırtlarından zurriyetlerini almıs ve onları kendilerine sahid tutarak "Ben, sizin Rabbiniz degil miyim?" (demisti). Onlar da: "Evet; buna sahidiz" demislerdi. Bu, kıyamet gunu, "Bizim bundan haberimiz yoktu", dememeniz icindi

[173] Yahut «Daha once babalarımız Allah'a ortak kostu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onların izinden gittik). Batıl isleyenlerin yuzunden bizi helak edecek misin?» dememeniz icin (boyle yaptık)

[174] Belki (inkardan vazgecip dogru yola) donerler diye ayetleri boyle ayrıntılı bir sekilde acıklıyoruz

[175] Onlara (yahudilere), kendisine ayetlerimizden verdigimiz ve fakat onlardan sıyrılıp cıkan, o yuzden de seytanın takibine ugrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin haberini oku

[176] Dileseydik elbette onu bu ayetler sayesinde yukseltirdik. Fakat o, dunyaya saplandı ve hevesinin pesine dustu. Onun durumu tıpkı kopegin durumuna benzer: Ustune varsan da dilini cıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. Iste ayetlerimizi yalanlayan kavmin durumu boyledir. Kıssayı anlat; belki dusunurler

[177] Ayetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmis olan kavmin durumu ne kotudur

[178] Allah kimi hidayete erdirirse, dogru yolu bulan odur. Kimi de sasırtırsa, iste asıl ziyana ugrayanlar onlardır

[179] Andolsun, biz cinler ve insanlardan bircogunu Cehennem icin yaratmısızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla anlamazlar; gozleri vardır, onlarla gormezler; kulakları vardır, onlarla isitmezler. Iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sapıktırlar. Iste asıl gafiller onlardır

[180] En guzel isimler (el-Esmau'l Husna) Allah’ındır. O halde O'na o guzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında egri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına carptırılacaklardır

[181] Yarattıklarımızdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir millet bulunur

[182] Ayetlerimizi yalanlayanları, hic bilmeyecekleri yerden yavas yavas helake goturecegiz

[183] Onlara muhlet veririm; (ama) benim cezam cetindir

[184] Dusunmediler mi ki, arkadaslarında (Muhammed’de) delilik yoktur? O, ancak apacık bir uyarıcıdır

[185] (Allah'ın mulkunde hukumranlıgında) Goklerin ve yerin melekutuna (hukumranlıgına), Allah'ın yarattıgı her seye ve ecellerinin yaklasmıs olabilecegine bakmadılar mı? O halde bundan (Muhammed sav'in uyarısından ve Kur'an'dan) sonra hangi soze inanacaklar

[186] Allah kimi sasırtırsa, artık onun icin yol gosteren yoktur. Ve onları azgınlıkları icinde saskın olarak bırakır

[187] Sana kıyameti, ne zaman gelip catacagını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan baskası acıklayamaz. O goklere de yere de agır gelmistir. O (Kıyamet) size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormussun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır, ama insanların cogu bilmezler

[188] De ki: «Ben, Allah'ın dilediginden baska kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek guce sahip degilim. Eger ben gaybı bilseydim elbette daha cok hayır yapmak isterdim ve bana hicbir fenalık dokunmazdı. Ben sadece inanan bir kavim icin bir uyarıcı ve mujdeleyiciyim.»

[189] Sizi bir cinsten yaratan, kendisiyle sukun bulması icin yine aynı cinsten esini vucuda getiren O (Allah) dur. Insan esine yaklasıp onu buruyunce esi (once) hafif bir yuk yuklenmis ve onunla (gunluk isine) devam etmistir. Fakat yuk agırlasınca, ikisi birden Rableri Allah'a soyle dua etmislerdir: "Eger bize salih bir evlad verirsen, mutlaka sana sukredenlerden olacagız

[190] Ne var ki Allah onlara salih bir evlat verince, Allah'ın kendilerine verdigi seyde O'na ortaklar kılmaya baslamıslardır. Oysa Allah, onların ortak kostuklarından cok yucedir

[191] Kendileri yaratıldıgı halde hicbir seyi yaratamayan varlıkları (Allah'a) ortak mı kosuyorlar

[192] Halbuki (putlar) ne onlara bir yardım edebilirler ne de kendilerine bir yardımları olur

[193] Onları dogru yola cagırırsanız size uymazlar; onları cagırsanız da, sukut etseniz de sizin icin birdir

[194] (Ey musrikler!) Allah'ı bırakıp da kendilerine seslenip dua ettiginiz kimseler de sizin gibi kullardır. (Eger iddianızda) dogru iseniz, onlara seslenip dua edin de, sizin duanıza icabet etsinler

[195] Onların yuruyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var veya gorecekleri gozleri mi var yahut isitecekleri kulakları mı var (neleri var)? De ki: «Ortaklarınızı cagırın, sonra bana (istediginiz) tuzagı kurun ve bana goz bile actırmayın!»

[196] Suphesiz ki, benim velim (koruyanım) Kitab'ı indiren Allah'tır. Ve O butun salih kullarını gorup gozetir

[197] Allah’ın dısında taptıklarınızın ne size yardıma gucleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler

[198] Onları dogru yola cagırmıs olsanız isitmezler. Ve onları sana bakar gorursun, oysa onlar gormezler

[199] (Rasulum!) Sen af yolunu tut, iyiligi emret ve cahillerden yuz cevir

[200] Eger seytandan gelen kotu bir dusunce seni tahrik ederse, hemen Allah'a sıgın; zira O, hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[201] Takvaya erenler var ya, onlara seytan tarafından bir vesvese dokundugunda (Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gercegi gorurler

[202] (Seytanların) kardeslerine gelince, seytanlar onları azgınlıga suruklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar

[203] Onlara bir mucize getirmedigin zaman, (otekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu (Kur’an), Rabbinizden gelen basiretlerdir (kalp gozlerini acan beyanlardır); inanan bir kavim icin hidayet ve rahmettir

[204] Kur'an okundugu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin

[205] Kendi kendine, yalvararak ve urpererek, yuksek olmayan bir sesle sabah aksam Rabbini an. Gafillerden olma

[206] Kuskusuz Rabbin katındakiler O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih eder ve yalnız O'na secde ederler

Enfâl

Surah 8

[1] Sana savas ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gercek) muminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı duzeltin, Allah ve Rasulune itaat edin

[2] Muminler ancak, o kimselerdir ki; (yanlarında) Allah anıldıgı zaman, yurekleri urperir; kendilerine Onun ayetleri okundugu zaman da imanları artar ve yalnız Allah'a dayanıp guvenirler

[3] Onlar namazlarını dosdogru kılan ve kendilerine rızık olarak verdigimizden (Allah yolunda) harcayan kimselerdir

[4] Iste onlar gercek muminlerdir. Onlar icin Rableri katında Nice dereceler, bagıslanma ve tukenmez bir rızık vardır

[5] (Ganimetlerin taksiminde bazılarının hosnutsuzluk gostermeleri), Rabbinin, (dusmanla karsılasmak uzere) hak ile seni evinden cıkarması gibidir; nitekim mu'minlerden bir grup da, (savasa katılmayı) hic hos gormuyordu

[6] Hak ortaya cıktıktan sonra sanki gozleri gore gore olume surukleniyorlarmıs gibi (cihad hususunda) seninle tartısıyorlardı

[7] Hatırlayın ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureys ordusundan) birinin sizin oldugunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sozleriyle hakkı gerceklestirmek ve (Kureys ordusunu yok ederek) kafirlerin ardını kesmek istiyordu

[8] (Bunlar,) gunahkarlar istemese de hakkı gerceklestirmek ve batılı ortadan kaldırmak icindi

[9] Hatırlayın ki, siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da, ben pespese gelen bin melek ile size yardım edecegim, diyerek duanızı kabul buyurdu

[10] Allah bunu (meleklerle yardımı) sadece mujde olsun ve onunla kalbiniz yatıssın diye yapmıstı. Zaten yardım yalnız Allah tarafındandır. Cunku Allah mutlak galiptir, yegane hukum ve hikmet sahibidir

[11] (Korkuya karsı) kendisinden bir emniyet olmak uzere size hafif bir uyku vermis, kendisiyle sizi temizlemek, seytanın pisligini sizden gidermek, kalplerinizi birbirine baglamak ve ayaklarınızı saglamlastırmak icin, uzerinize gokten bir de su indirmistir

[12] Hani Rabbin meleklere: «Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; ben kafirlerin yuregine korku salacagım; vurun boyunlarına! Vurun onların butun parmaklarına!» diye vahyediyordu

[13] Bu soylenenler, onların Allah'a ve Rasulune karsı gelmelerinden oturudur. Kim Allah ve Rasulune karsı gelirse, bilsin ki Allah, azabı siddetli olandır

[14] Iste bu yenilgi size Allah’ın azabı! Simdilik onu tadın! Kafirlere bir de cehennem atesinin azabı vardır

[15] Ey muminler! Toplu halde kafirlerle karsılastıgınız zaman onlara arkanızı donmeyin. (Korkup kacmayın)

[16] Tekrar savasmak icin bir tarafa cekilme veya diger boluge ulasıp mevzi tutma durumu dısında, kim oyle bir gunde onlara arka cevirirse muhakkak ki o, Allah'ın gazabını hak etmis olarak doner. Onun yeri de cehennemdir. Orası, varılacak ne kotu yerdir

[17] (Ey muminler! Savasta) az sayınızla pek cok dusman oldurdugunuz zaman onları siz oldurmediniz, fakat onları Allah oldurdu; attıgın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı (onu). Ve bunu, muminleri guzel bir imtihanla denemek icin (yaptı). Suphesiz Allah hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[18] Bu boyledir. Suphesiz Allah, kafirlerin tuzagını bozar

[19] (Ey kafirler!) Eger siz fetih istiyorsanız, iste size fetih geldi! (Yenelim derken yenildiniz.) Ve eger (inkardan) vazgecerseniz bu sizin icin daha iyidir. Yine (Peygamber’e dusmanlıga) donerseniz, biz de (ona) yardıma doneriz. Toplulugunuz cok bile olsa, sizden hicbir seyi savamaz. Cunku Allah muminlerle beraberdir

[20] Ey iman edenler! Allah'a ve Rasulune itaat edin, isittiginiz halde O’ndan yuz cevirmeyin

[21] Isitmedikleri halde isittik diyen (ve bunun geregini yapmayan musrik) ler gibi olmayın

[22] Suphesiz Allah katında hayvanların en kotusu, dusunmeyen sagırlar ve dilsizlerdir

[23] Allah onlarda bir hayır gorseydi elbette onlara isittirirdi. Fakat isittirseydi bile yine onlar yuz cevirerek donerlerdi

[24] Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek seye davet ettiklerinde Allah'a ve Rasulune icabet edin. Bilin ki Allah, kisi ile kalbi arasına girer ve siz, mutlaka O'na varıp toplanacaksınız

[25] Bir de oyle bir fitneden sakının ki o, icinizden sadece zulmedenlere erismekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perisan eder). Biliniz ki, Allah'ın azabı siddetlidir

[26] Hatırlayın ki, bir zaman siz yeryuzunde aciz tanınan az (bir toplum) idiniz; insanların sizi kapıp goturmesinden korkuyordunuz da sukredesiniz diye Allah size yer yurt verdi; yardımıyla sizi destekledi ve size temizinden rızıklar verdi

[27] Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber'e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmis olursunuz

[28] Biliniz ki, mallarınız ve cocuklarınız birer imtihan sebebidir ve buyuk mukafat Allah'ın katındadır

[29] Ey iman edenler! Eger Allah'tan korkarsanız O, size iyi ile kotuyu ayırdedecek bir anlayıs verir, gunahlarınızı orter ve sizi bagıslar. Cunku Allah buyuk lutuf sahibidir

[30] (Hatırla ki) O kufredenler, hapsetmek yahut oldurmek, yahutta seni (yurdundan) cıkarmak icin sana tuzak kurmuslardı. Onlar tuzak kurarken, Allah da tuzak kurmus (ve senin, Islam'ın zaferi icin hicret etmeni istemis) tu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır

[31] Onlara ayetlerimiz okundugu zaman dediler ki: «(Evet) isittik, istesek biz de bunun benzerini elbette soyleyebiliriz. Bu oncekilerin masallarından baska bir sey degildir.»

[32] Hani (o kafirler) bir zaman da: Ey Allah'ım! Eger bu Kitap senin katından gelmis bir gercekse uzerimize gokten tas yagdır, yahut bize elem verici bir azap getir! demislerdi

[33] Oysa Allah, iclerinde sen de varken onlara azap edecek degildi. (Keza iclerinde) bagıslanmayı dileyenler oldugu halde, Allah onlara azap edici olmazdı

[34] Onlar Mescid-i Haram'ın ehli ve bakıcıları olmadıkları halde (muminleri) oradan geri cevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oranın ehli takva sahiplerinden baskaları degildir. Fakat onların cogu bunu bilmezler

[35] Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık calmak ve el cırpmaktan baska bir sey degildir. (Ey kafirler!) Inkar etmekte oldugunuz seylerden oturu simdi azabı tadın

[36] Suphesiz ki inkar edenler mallarını, (insanları) Allah yolundan alıkoymak icin harcıyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yurek acısı olacak ve en sonunda maglup olacaklardır. Kafirlikte ısrar edenler ise cehenneme toplanacaklardır

[37] (Bu toplama) Allah'ın murdarı temizden ayıklaması (mumini kafirden ayırması) ve butun murdarların bir kısmını diger bir kısmının ustune koyup hepsini yıgarak cehenneme atması icindir. Iste onlar ziyana ugrayanların kendileridir

[38] Inkar edenlere, (sana dusmanlıktan) vazgecerlerse, gecmis gunahlarının bagıslanacagını soyle. Yok geri donerlerse kendilerinden oncekilerin (akıbetinin) hali gozlerinin onundedir

[39] Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savasın! (Inkara) son verirlerse suphesiz ki Allah onların yaptıklarını cok iyi gorur

[40] Eger (imandan) yuz cevirirlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O ne guzel sahip ve ne guzel yardımcıdır

[41] Eger Allah’a ve hak ile batılın ayrıldıgı gun, iki ordunun birbiri ile karsılastıgı gun (Bedir savasında) kulumuza indirdigimize inanmıssanız, bilin ki, ganimet olarak aldıgınız herhangi bir seyin beste biri Allah’a, Rasulune, hısımlara, yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her seye hakkıyla kadirdir

[42] Hatırlayın ki, (Bedir savasında) siz vadinin yakın kenarında (Medine tarafında) idiniz, onlar da uzak kenarında (Mekke tarafında) idiler. Kervan da sizden daha asagıda (deniz sahilinde) idi. Eger (savas icin) sozlesmis olsaydınız, sozlestiginiz vakit hususunda ihtilafa duserdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helak olanın acık bir delille (gozuyle gordukten sonra) helak olması, yasayanın da acık bir delille yasaması icin (boyle yaptı). Cunku Allah hakkıyla isitendir, bilendir

[43] Hatırla ki, Allah, uykunda sana onları az gosterdi. Eger onları sana cok gosterseydi, elbette cekinecek ve bu is hakkında munakasaya girisecektiniz. Fakat Allah (sizi bundan) kurtardı. Suphesiz O, kalplerin ozunu bilir

[44] Allah, olacak bir isi yerine getirmek icin (savas alanında) karsılastıgınız zaman onları sizin gozlerinizde az gosteriyor, sizi de onların gozlerinde azaltıyordu. Butun isler Allah’a doner

[45] Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karsılastıgınız zaman sebat edin ve Allah’ı cok anın ki basarıya erisesiniz

[46] Allah ve Rasulune itaat edin, birbirinizle cekismeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Cunku Allah sabredenlerle beraberdir

[47] Calım satmak, insanlara gosteris yapmak ve (insanları) Allah yolundan alıkoymak icin yurtlarından cıkanlar (kafirler) gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını cepecevre kusatmıstır

[48] Hani seytan onlara yaptıklarını guzel gosterdi de: Bugun insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, suphesiz ben de sizin yardımcınızım, dedi. Fakat iki ordu birbirini gorunce ardına dondu ve: Ben sizden uzagım, ben sizin goremediklerinizi (melekleri) goruyorum, ben Allah'tan korkuyorum; Allah’ın azabı siddetlidir, dedi

[49] O zaman munafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, (sizin icin), «Bunları, dinleri aldatmıs» diyorlardı. Halbuki kim Allah'a dayanırsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Kendisine guveneni ustun ve galip kılacak O'dur. Yoksa orduların sayı ve techizat ustunlugu degildir)

[50] Melekler yuzlerine ve arkalarına vurarak ve «Tadın yakıcı cehennem azabını» (diyerek) o kafirlerin canlarını alırken onları bir gorseydin

[51] Iste bu, ellerinizle yaptıgınız yuzundendir, yoksa Allah kullara zulmedici degildir

[52] (Bunların gidisatı) tıpkı Firavun ailesi ve onlardan oncekilerin gidisatı gibidir. (Onlar da) Allah'ın ayetlerini inkar etmislerdi de Allah onları gunahları sebebiyle yakalamıstı. Allah gucludur. O'nun cezası siddetlidir

[53] Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı (guzel ahlak ve meziyetleri) degistirinceye kadar Allah'ın onlara verdigi nimeti degistirmeyeceginden dolayıdır. Gercekten Allah hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[54] (Evet bunların durumu), Firavun ailesi ve onlardan oncekilerin durumuna benzer. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamıslardı; biz de onları gunahlarından oturu helak etmistik ve Firavun ailesini (denizde) bogmustuk. Hepsi de zalimler idiler

[55] Allah katında, yuruyen canlıların en kotusu kafir olanlardır. Cunku onlar iman etmezler

[56] Onlar, kendileriyle antlasma yaptıgın, sonra her defasında hic cekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir

[57] Eger savasta onları yakalarsan, ibret almaları icin onlar ile (onlara verecegin ceza ile) arkalarında bulunan kimseleri de dagıt

[58] (Antlasma yaptıgın) bir kavmin hainlik yapmasından korkarsan, sen de (onlarla yaptıgın ahdi) aynı sekilde bozdugunu kendilerine bildir. Cunku Allah, hainleri sevmez

[59] Inkar edenler yakayı kurtardıklarını sanmasınlar. Cunku onlar (bizi) aciz bırakamazlar

[60] Onlara (dusmanlara) karsı gucunuz yettigi kadar kuvvet ve cihad icin baglanıp beslenen atlar hazırlayın. Onunla Allah'ın dusmanını, sizin dusmanınızı ve onlardan baska sizin bilmediginiz, Allah'ın bildigi (dusman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz odenir, siz asla haksızlıga ugratılmazsınız

[61] Eger onlar barısa yanasırlarsa sen de ona yanas ve Allah'a tevekkul et, cunku O hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[62] Eger sana hile yapmak isterlerse, sunu bil ki, Allah sana kafidir. O, seni yardımıyla ve muminlerle destekleyendir

[63] Ve (Allah), onların kalplerini birlestirmistir. Sen yeryuzunde bulunan her seyi verseydin, yine onların gonullerini birlestiremezdin, fakat Allah onların aralarını bulup kaynastırdı. Cunku O, mutlak galiptir , hikmet sahibidir

[64] Ey Peygamber! Sana ve sana uyan muminlere Allah yeter

[65] Ey Peygamber! Muminleri savasa tesvik et. Eger sizden sabırlı yirmi kisi bulunursa, iki yuze (kafire) galip gelirler. Eger sizden yuz kisi olursa, kafir olanlardan bin kisiye galip gelirler. Cunku onlar anlamayan bir topluluktur

[66] Simdi Allah, yukunuzu hafifletti; sizde zayıflık oldugunu bildi. O halde sizden sabırlı yuz kisi bulunursa, (onlardan) ikiyuz kisiye galip gelir. Ve eger sizden bin kisi olursa. Allah'ın izniyle (onlardan) ikibin kisiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir

[67] Yeryuzunde agır basıncaya (kufrun belini kırıncaya) kadar, hicbir peygambere esirleri bulunması yarasmaz. Siz gecici dunya malını istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin icin) ahireti istiyor. Allah gucludur, hikmet sahibidir

[68] Allah tarafından onceden verilmis bir hukum olmasaydı, aldıgınız fidyeden oturu size mutlaka buyuk bir azap dokunurdu

[69] Artık elde ettiginiz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Ve Allah'tan korkun. Suphesiz ki Allah bagıslayan, merhamet edendir

[70] Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eger Allah kalplerinizde hayır oldugunu bilirse, sizden alınandan (fidyeden) daha hayırlısını size verir ve sizi bagıslar. Cunku Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[71] Yok eger sana hainlik etmek istiyorlarsa, zaten daha once de Allah'a hainlik etmislerdi de, onlara (galib gelecek) imkanı, Allah sana vermisti. Allah, her seyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[72] Iman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yardım edenler var ya, iste onların bir kısmı diger bir kısmının dostlarıdır. Iman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hicbir pay yoktur. Eger onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sozlesme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın (o muslumanlara) yardım etmek uzerinize borctur. Allah yapacaklarınızı hakkıyla gormektedir

[73] Kufredenler de biribirlerinin velileridirler: (Bu itibarla siz, birbirinize gerekli yardımı) yapmazsanız, yeryuzunde fitne ve buyuk kargasa olur

[74] Iman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, iste gercek muminler onlardır. Onlar icin magfiret ve bol rızık vardır

[75] Sonradan iman edenler, hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, iste bunlar da sizdendir. Allah'ın Kitabı'na gore, hısımlar, birbirlerine (varis olmaya) daha yakındırlar. Suphesiz Allah, her seyi hakkıyla bilendir

Tevbe

Surah 9

[1] Allah ve Rasulunden kendileriyle antlasma yapmıs oldugunuz musriklere bir ihtar

[2] (Ey musrikler!) Yeryuzunde dort ay daha dolasın. Iyi bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak degilsiniz; Allah ise kafirleri rezil (ve perisan) edecektir

[3] Haccı ekber (en buyuk hac) gununde Allah ve Rasulunden insanlara bir bildiridir: Allah ve Rasulu musriklerden uzaktır. Eger tevbe ederseniz, bu sizin icin daha hayırlıdır. Ve eger yuz cevirirseniz bilin ki, siz Allah'ı aciz bırakacak degilsiniz. (Ey Muhammed)! o kafirlere elem verici bir azabı mujdele

[4] Ancak kendileriyle antlasma yaptıgınız musriklerden (antlasma sartlarına uyan) hicbir seyi size eksik bırakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka cıkmayanlar (bu hukmun) dısındadır. Onların antlasmalarını, sureleri bitinceye kadar tamamlayınız. Allah (haksızlıktan) sakınanları sever

[5] Haram aylar cıkınca musrikleri buldugunuz yerde oldurun; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gozetleme yerinde oturup bekleyin. Eger tevbe eder, namazı dosdogru kılar, zekatı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah yarlıgayan, esirgeyendir

[6] Ve eger musriklerden biri, sana sıgınmak isterse, ona guven ver, ta ki Allah'ın kelamını isitsin. Sonra da guven icinde bulunacagı yerine kadar onu ulastır. Bu, onların, (iyi) bilmeyen kimseler olmalarındandır

[7] Mescid-i Haram'da andlasma yaptıklarınız dısında, musrikler icin Allah ve Rasulu yanında nasıl bir andlasma olabilir? Bu itibarla, onlar size (andlasmalarına sadık kalacak) durust davrandıkları surece, siz de onlara durust davranın. Allah, suphesiz (andlasmalarını bozmaktan) sakınanları sever

[8] (Allah ve Rasulu yanında, onlar icin bir andlasma) nasıl olsun ki, eger size galip gelirlerse, hakkınızda ne yakınlık gozetirler, ne de andlasma... Kalpleri istemedigi ve cogu fasık (yoldan cıkmıs kimseler) oldugu halde, agızlarıyla sizi guya hosnut ederler

[9] Allah'ın ayetlerine karsılık az bir degeri (dunya malını ve nefsani istekleri) satın aldılar da (insanları) O'nun yolundan alıkoydular. Gercekten onların yapmakta oldukları seyler ne kotudur

[10] Bir mumin hakkında ne ahit tanırlar ne de antlasma. Cunku onlar saldırganların kendileridir

[11] Bununla beraber, eger bu hallerinden tovbe ederler, namazı dosdogru kılarlar ve zekatı da verirlerse, bu takdirde, sizin dinde kardeslerinizdirler. Biz, bilen kimselere ayetleri iste boyle uzun uzun acıklarız

[12] Eger antlasmalarından sonra yeminlerini bozarlar ve dininize saldırırlarsa, kufrun onderlerine karsı savasın. Cunku onlar yeminleri olmayan adamlardır. (Onlara karsı savasırsanız) umulur ki (kufur, inat ve sapıklıktan) vazgecerler

[13] (Ey muminler!) verdikleri sozu bozan, Peygamberi (yurdundan) cıkarmaya kalkısan ve ilk once size karsı savasa baslamıs olan bir kavme karsı savasmayacak mısınız; yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eger (gercek) muminler iseniz, bilin ki, Allah, kendisinden korkmanıza daha layıktır

[14] Onlarla savasın ki, Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın; onları rezil etsin; sizi onlara galip kılsın ve mumin toplumun kalplerini ferahlatsın

[15] Ve onların (muminlerin) kalplerinden ofkeyi gidersin. Allah dilediginin tevbesini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[16] Yoksa siz, Allah, icinizden cihad edenleri, Allah'tan, Rasulunden ve mu'minlerden baskasını sırdas edinmeyenleri ortaya cıkarmadan bırakılıvereceginizi mi zannediyorsunuz? Allah, yaptıklarınızın hepsinden haberdardır

[17] Musriklerin, kendi kufurlerine bizzat kendileri sahidlik edip dururken, Allah'ın mescidlerini tamir etmeleri olacak is degildir. Bunlar, iyi amelleri bosa gitmis kimselerdir; cehennemde de onlar daimidirler

[18] Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gunune iman eden, namazı dosdogru kılan, zekatı veren ve Allah’tan baskasından korkmayan kimseler imar eder. Iste dogru yola ermislerden olmaları umulanlar bunlardır

[19] (Ey musrikler!) Siz hacılara su vermeyi ve Mescidi Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gunune iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imanı ile bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah katında esit degillerdir. Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez

[20] Iman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, rutbe bakımından Allah katında daha ustundurler. Kurtulusa erenler de iste onlardır

[21] Rableri onlara, tarafından bir rahmet ve hosnutluk ile, kendileri icin, icinde tukenmez nimetler bulunan cennetler mujdeler

[22] Onlar orada ebedi kalacaklardır. Suphesiz ki Allah katında buyuk mukafat vardır

[23] Ey iman edenler! Eger kufru imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeslerinizi (bile) veli (dost) edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, isle onlar zalimlerin kendileridir

[24] De ki: Eger babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, hısım akrabanız, kazandıgınız mallar, kesada ugramasından korktugunuz ticaret, hoslandıgınız meskenler size Allah'tan, Rasulunden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar toplulugunu hidayete erdirmez

[25] Allah size bir cok yerlerde ve (ozellikle) coklugunuzun sizi boburlendirdigi ve fakat size hicbir fayda saglamadıgı, genis olmasına ragmen yeryuzunun size dar geldigi, sonra da (Rasulullah ile beraber kalan az bir kısmınız haric) arkanızı donup kactıgınız Huneyn gununde yardım etmisti

[26] Sonra Allah, Rasul'u ile muminler uzerine sekinetini (sukunet ve huzur duygusu) indirdi, sizin gormediginiz ordular (melekler) indirdi de kafirlere azap etti. Iste bu, o kafirlerin cezasıdır

[27] Sonra Allah, bunun ardından yine dilediginin tevbesini kabul eder. Zira Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[28] Ey iman edenler! Musrikler ancak bir pisliktir. Onun icin bu yıllarından sonra Mescidi Haram'a yaklasmasınlar. Eger yoksulluktan korkarsanız, (biliniz ki) Allah dilerse sizi kendi lutfundan zengin edecektir. Suphe yoktur ki Allah, her seyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir

[29] Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gunune iman etmeyenlerle, Allah'ın ve Rasulunun haram kıldıgını haram saymayanlarla ve hak dini din edinmeyenlerle, boyun egip kendi elleriyle cizye verinceye kadar savasın

[30] Yahudiler, Uzeyr Allah’ın ogludur, dediler. Hıristiyanlar da, Mesih (Isa) Allah'ın ogludur dediler. Bu onların agızlarıyla geveledikleri sozlerdir. (Sozlerini) daha once kafir olmus kimselerin sozlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan batıla) donduruluyorlar

[31] Onlar, Allah'ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryem'in oglu Mesih'i kendilerine (Allah'dan gayrı) Rabler edindiler. Halbuki onlar da tek bir ilaha ibadet etmekten baska bir seyle emrolunmamıslardı. Zira O'ndan baska ilah yoktur. O, onların sirk kostuklarından munezzehtir

[32] Allah'ın nurunu agızlarıyla (ufleyip) sondurmek istiyorlar. Halbuki kafirler hoslanmasalar da Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgecmez

[33] O (Allah), musrikler hoslanmasalar da (kendi) dinini butun dinlere ustun kılmak icin Rasulunu hidayet ve Hak Din ile gonderendir

[34] Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve rahiplerden bircogu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. Altın ve gumusu yıgıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, iste onlara elem verici bir azabı mujdele

[35] (Bu paralar) cehennem atesinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları daglanacagı gun (onlara denilir ki): «Iste bu kendiniz icin biriktirdiginiz servettir. Artık yıgmakta oldugunuz seylerin (azabını) tadın!»

[36] Allah'ın gokleri ve yeri yarattıgı gunku yazısına gore, ayların sayısı, Allah katında on ikidir. Bunlardan dordu, haram (ay)lardır. Iste bu dogru hesaptır. O aylar icinde (Allah'ın koydugu yasagı cigneyerek) kendinize zulmetmeyin ve musrikler nasıl sizinle topyekun savasıyorlarsa siz de onlara karsı topyekun savasın ve bilin ki Allah (kotulukten) sakınanlarla beraberdir

[37] (Haram ayları) ertelemek, sadece kafirlikte ileri gitmektir. Cunku onunla, kafir olanlar saptırılır. Allah’ın haram kıldıgının sayısını bozmak ve O'nun haram kıldıgını helal kılmak icin (haram ayını) bir yıl helal sayarlar, bir yıl da haram sayarlar. (Boylece) onların kotu isleri kendilerine guzel gosterilmistir. Allah kafirler toplulugunu hidayete erdirmez

[38] Ey iman edenler! Size ne oldu ki, «Allah yolunda savasa cıkın!» denildigi zaman yere cakılıp kalıyorsunuz? Dunya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz? Fakat dunya hayatının faydası ahiretin yanında pek azdır

[39] Eger (gerektiginde savasa) cıkmazsanız, (Allah) sizi pek elem verici bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden baska bir kavim getirir; siz (savasa cıkmamakla) O'na hicbir zarar veremezsiniz. Allah her seye kadirdir

[40] Eger siz ona (Rasulullah'a) yardım etmezseniz (bu onemli degil); ona Allah yardım etmistir: Hani, kafirler onu, iki kisiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) cıkarmıslardı; hani onlar magaradaydı; o, arkadasına: Uzulme, cunku Allah bizimle beraberdir, diyordu. Bunun uzerine Allah ona (sukunet saglayan) emniyetini indirdi, onu sizin gormediginiz bir ordu ile destekledi ve kafir olanların sozunu alcalttı. Allah’ın sozu ise zaten yucedir. Cunku Allah ustundur, hikmet sahibidir

[41] (Ey Mu'minler! Genc ihtiyar) Gerek hafif, gerek agır olarak savasa cıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eger bilirseniz, bu sizin icin daha hayırlıdır

[42] Eger yakın bir dunya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o munafıklar) mutlaka sana uyup pesinden gelirlerdi. Fakat mesakkatli yol onlara uzak geldi. Gerci onlar, «Gucumuz yetseydi mutlaka sizinle beraber cıkardık» diye kendilerini helak edercesine Allah'a yemin edecekler. Halbuki Allah onların mutlaka yalancı olduklarını biliyor

[43] Allah seni affetsin, dogru soyleyenler sana iyice belli olup, sen yalancıları bilinceye kadar onlara nicin izin verdin

[44] Allah’a ve ahiret gunune iman edenler, mallarıyla canlarıyla savasmaktan (geri kalmak icin) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini pek iyi bilir

[45] Ancak Allah'a ve ahiret gunune inanmayan, kalpleri supheye dusup, kuskuları icinde bocalayanlar senden izin isterler

[46] Eger onlar (savasa) cıkmak isteselerdi elbette bunun icin bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların davranıslarını cirkin gordu ve onları geri koydu; onlara «Oturanlarla (kadın ve cocuklarla) beraber oturun!» denildi

[47] Eger icinizde (onlar da savasa) cıksalardı, size bozgunculuktan baska bir katkıları olmazdı ve mutlaka fitne cıkarmak isteyerek aranızda kosarlardı, icinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardır. Allah zalimleri gayet iyi bilir

[48] Andolsun onlar onceden de fitne cıkarmak istemisler ve sana nice isler cevirmislerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'ın emri yerini buldu

[49] Onlardan oylesi de var ki: «Bana izin ver, beni fitneye dusurme» der. Bilesiniz ki onlar zaten fitneye dusmuslerdir. Cehennem, kafirleri mutlaka kusatacaktır

[50] Eger sana bir iyilik erisirse, bu onları uzer. Ve eger basına bir musibet gelirse, «Iyi ki biz daha once tedbirimizi almısız» derler ve boburlenerek donup giderler

[51] De ki: Allah'ın bizim icin yazdıgından baskası bize asla erismez. O bizim mevlamızdır. Onun icin muminler yalnız Allah'a dayanıp guvensinler

[52] De ki: Siz bizim icin ancak iki iyilikten birini beklemektesiniz. Biz de, Allah'ın, ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Haydi bekleyin; suphesiz biz de sizinle beraber beklemekteyiz

[53] De ki: Ister gonullu verin ister gonulsuz, sizden (sadaka) asla kabul olunmayacaktır. Cunku siz yoldan cıkan bir topluluk oldunuz

[54] Onların harcamalarının kabul edilmesini engelleyen, onların Allah ve Rasulunu inkar etmeleri, namaza ancak usenerek gelmeleri ve istemeyerek harcamalarından baska bir sey degildir

[55] (Ey Muhammed!) Onların malları ve cocukları seni imrendirmesin. Cunku Allah bunlarla, ancak dunya hayatında onların azaplarını cogaltmayı ve onların kafir olarak canlarının cıkmasını istiyor

[56] (O munafıklar) mutlaka sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Halbuki onlar sizden degillerdir, fakat onlar (kılıclarınızdan) korkan bir toplumdur

[57] Eger sıgınacak bir yer yahut (barınabilecek) magaralar veya (sokulabilecek) bir delik bulsalardı, kosarak o tarafa yonelip giderlerdi

[58] Onlardan sadakaların (taksimi) hususunda seni ayıplayanlar da vardır. Sadakalardan onlara da (bir pay) verilirse razı olurlar, sayet onlara sadakalardan verilmezse hemen kızarlar

[59] Eger onlar Allah ve Rasulunun kendilerine verdigine razı olup, «Allah bize yeter, yakında bize Allah da lutfundan verecek, Rasulu de. Biz yalnız Allah'a ragbet edenleriz» deselerdi (daha iyi olurdu)

[60] Sadakalar (zekatlar) Allah’tan bir farz olarak ancak, yoksullara, duskunlere, (zekat toplayan) memurlara, gonulleri (Islam'a) ısındırılacak olanlara, (hurriyetlerini satın almaya calısan) kolelere, borclulara, Allah yolunda calısıp cihad edenlere, yolcuya mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir

[61] (Yine o munafıklardan:) O (Peygamber, her soyleneni dinleyen) bir kulaktır, diyerek peygamberi incitenler de vardır. De ki: O, sizin icin bir hayır kulagıdır. Cunku o Allah'a inanır, muminlere guvenir ve o, sizden iman edenler icin de bir rahmettir. Allah'ın Rasulune eziyet edenler icin mutlaka elem verici bir azap vardır

[62] Rızanızı almak icin size (gelip) Allah'a and icerler. Eger mumin iseler Allah ve Rasulunu razı etmeleri daha dogrudur

[63] (Hala) bilmediler mi ki, kim Allah ve Rasulune karsı koyarsa elbette onun icin, icinde ebedi kalacagı cehennem atesi vardır. Iste bu buyuk rusvalıktır

[64] Munafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin muminlere indirilmesinden cekinirler. De ki: Siz alay edin! Allah o cekindiginiz seyi ortaya cıkaracaktır

[65] Eger onlara, (nicin alay ettiklerini) sorarsan; «Elbette, biz sadece lafa dalmıs sakalasıyorduk.» derler. De ki: «Allah ile, O'nun ayetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?»

[66] (Bosuna) ozur dilemeyin; cunku siz iman ettikten sonra tekrar kafir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir grubu bagıslasak bile, bir gruba da suclu olduklarından dolayı azap edecegiz

[67] Munafık erkekler ve munafık kadınlar (sizden degil), birbirlerindendir. Onlar kotulugu emreder, iyilikten alıkor ve cimrilik ederler. Onlar Allah'ı unuttular. Allah da onları unuttu! Cunku munafıklar fasıkların kendileridir

[68] Allah erkek munafıklara da kadın munafıklara da kafirlere de icinde ebedi kalacakları cehennem atesini vadetti. O, onlara yeter. Allah onlara lanet etmistir. Onlar icin devamlı bir azap vardır

[69] (Ey munafıklar! Siz de) sizden oncekiler gibi (yaptınız). Onlar sizden kuvvetce daha ustun, mal ve evlatca daha cok idiler. Onlar (dunya malından) paylarına dusenden faydalandılar. Iste sizden oncekiler nasıl paylarına dusenden faydalandıysalar, siz de payınıza dusenden faydalandınız ve (batıla) dalanlar gibi siz de daldınız. Iste onların amelleri dunyada da ahirette de bosa gitmistir. Ve onlar ziyana ugrayanların kendileridir

[70] Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin, Ibrahim kavminin, Medyen halkının ve altust olan sehirlerin haberi ulasmadı mı? Peygamberi onlara apacık mucizeler getirmisti. Demek ki, Allah onlara zulmedecek degildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekte idiler

[71] Mumin erkeklerle mumin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiligi emreder, kotulukten alıkorlar, namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Rasulune itaat ederler. Iste onlara Allah rahmet edecektir. Suphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir

[72] Allah, mumin erkeklere ve mumin kadınlara, icinde ebedi kalmak uzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde guzel meskenler vadetti. Allah’ın rızası ise hepsinden buyuktur. Iste buyuk kurtulus da budur

[73] Ey Peygamber! Kafirlere ve munafıklara karsı cihad et, onlara karsı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kotu bir varıs yeridir

[74] (Ey Muhammed! O sozleri) soylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o kufur sozunu elbette soylediler ve musluman olduktan sonra kafir oldular. Basaramadıkları bir seye (Peygambere suikast yapmaya) de yeltendiler. Ve sırf Allah ve Rasulu kendi lutuflarından onları zenginlestirdigi icin oc almaya kalkıstılar. Eger tevbe ederlerse onlar icin daha hayırlı olur. Yuz cevirirlerse Allah onları dunyada da, ahirette de elem verici bir azaba carptıracaktır. Yeryuzunde onların ne dostu ne de yardımcısı vardır

[75] Onlardan kimi de, «Eger Allah lutuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka verecegiz ve elbette biz salihlerden olacagız!» diye Allah'a and icti

[76] Fakat Allah lutfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yuz cevirerek sozlerinden donduler

[77] Nihayet, Allah'a verdikleri sozden donduklerinden ve yalan soylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karsılasacakları gune kadar onların kalbine nifak (ikiyuzluluk) soktu

[78] (Munafıklar), Allah'ın, onların sırrını da fısıltılarını da bildigini ve gaybları (gizli seyleri) cok iyi bilen oldugunu hala anlamadılar mı

[79] Sadakalar hususunda, muminlerden gonullu verenleri ve guclerinin yettiginden baskasını bulamayanları cekistirip onlarla alay edenler var ya, Allah iste onları maskaraya cevirmistir. Ve onlar icin elem verici azap vardır

[80] (Ey Muhammed!) Onlar icin ister af dile, ister dileme; onlar icin yetmis kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecek. Bu, onların Allah ve Rasulunu inkar etmelerinden oturudur. Allah fasıklar toplulugunu hidayete erdirmez

[81] Allah'ın Rasulune muhalefet etmek icin geri kalanlar (sefere cıkmayıp) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi cirkin gorduler, «Bu sıcakta sefere cıkmayın» dediler. De ki: «Cehennem atesi daha sıcaktır!» Keske anlasalardı

[82] Artık kazanmakta olduklarının cezası olarak az gulsunler, cok aglasınlar

[83] Eger Allah seni onlardan bir grubun yanına dondurur de (Tebuk seferinden Medine'ye doner de baska bir savasa seninle beraber) cıkmak icin senden izin isterlerse, de ki: Benimle beraber asla cıkmayacaksınız ve dusmana karsı benimle beraber asla savasmayacaksınız! Cunku siz birinci defa (Tebuk seferinde) yerinizde kalmaya razı oldunuz. Simdi de geri kalanlarla (kadın ve cocuklarla) beraber oturun

[84] Onlardan olmus olan hicbirine asla namaz kılma; onun kabri basında da durma! Cunku onlar, Allah ve Rasulunu inkar ettiler ve fasık olarak olduler

[85] Onların malları ve cocukları seni imrendirmesin. Cunku Allah, bunlarla ancak dunyada onların azaplarını cogaltmayı ve onların kafir olarak canlarının guclukle cıkmasını istiyor

[86] «Allah’a inanın, Rasulu ile beraber cihad edin» diye bir sure indirildigi zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: «Bizi bırak (evlerinde) oturanlarla beraber olalım.» dediler

[87] Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular, onların kalplerine muhur vuruldu. Bu yuzden onlar anlamazlar

[88] Fakat Peygamber ve onunla beraber inananlar, mallarıyla, canlarıyla cihad ettiler. Iste butun hayırlar onlarındır ve onlar kurtulusa erenlerin kendileridir

[89] Allah, onlara icinde ebedi kalacakları ve zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıstır. Iste buyuk kazanc budur

[90] Bedevilerden, (mazeretleri oldugunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Rasulune yalan soyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem verici bir azap erisecektir

[91] Allah ve Rasulu icin (insanlara) ogut verdikleri takdirde, zayıflara, hastalara ve (savasta) harcayacak bir sey bulamayanlara gunah yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir yol (sorumluluk) yoktur. Allah cok bagıslayan ve cok esirgeyendir

[92] Kendilerine binek saglaman icin sana geldiklerinde: Sizi bindirecek bir binek bulamıyorum, deyince, harcayacak bir sey bulamadıklarından dolayı uzuntuden gozleri yas dokerek donen kimselere de (sorumluluk yoktur)

[93] Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Cunku onlar geri kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini muhurledi, artık onlar (neyin dogru oldugunu) bilmezler

[94] (Seferden) onlara dondugunuz zaman size ozur beyan edecekler. De ki: (Bosuna) ozur dilemeyin! Size asla inanmayız; cunku Allah, haberlerinizi bize bildirmistir. (Bundan sonraki) amelinizi Allah da gorecektir, Rasulu de. Sonra goruleni ve gorulmeyeni bilen Allah'a donduruleceksiniz de yapmakta olduklarınızı size haber verecektir

[95] Onların yanına dondugunuz zaman size, kendilerinden (onları cezalandırmaktan) vazgecmeniz icin Allah adına and icecekler. Artık onlardan yuz cevirin. Cunku onlar murdardır. Kazanmakta olduklarına (kotu islerine) karsılık ceza olarak varacakları yer cehennemdir

[96] Onlardan razı olasınız diye size yemin edecekler. Fakat siz onlardan razı olsanız bile Allah fasıklar toplulugundan asla razı olmaz

[97] Bedeviler, kafirlik ve munafıklık bakımından hem daha beter, hem de Allah'ın Rasulune indirdigi kanunları tanımamaya daha yatkındır. Allah hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[98] Bedevilerden oylesi vardır ki (Allah yolunda) harcayacagını angarya sayar ve sizin basınıza belalar gelmesini bekler. (Bekledikleri) o kotu bela kendi baslarına gelmistir. Allah pek iyi isiten, cok iyi bilendir

[99] Bedevilerden oylesi de vardır ki, Allah’a ve ahiret gunune inanır, (hayır icin) harcayacagını Allah katında yakınlıga ve Peygamber'in dualarını almaya vesile edinir. Bilesiniz ki o (harcadıkları mal, Allah katında) onlar icin bir yakınlıktır. Allah onları rahmetine koyacaktır. Suphesiz Allah bagıslayan, esirgeyendir

[100] (Islam dinine girme hususunda) one gecen ilk Muhacirler ve Ensar ile onlara guzellikle tabi olanlar var ya, iste Allah onlardan razı olmustur, onlar da Allah'tan razı olmuslardır. Allah onlara, icinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıstır. Iste bu buyuk kurtulustur

[101] Cevrenizdeki bedevi Araplardan ve Medine halkından birtakım munafıklar vardır ki, munafıklıkta maharet kazanmıslardır. Sen onları bilmezsin, biz biliriz onları. Onlara iki kez azap edecegiz, sonra da onlar buyuk bir azaba itileceklerdir

[102] Digerleri ise gunahlarını itiraf ettiler, iyi bir ameli diger kotu bir amelle karıstırdılar. (Tevbe ederlerse) umulur ki Allah onların tevbesini kabul eder. Cunku Allah cok bagıslayan, pek esirgeyendir

[103] Onların mallarından sadaka al; bununla onları (gunahlardan) temizlersin, onları arıtıp yuceltirsin. Ve onlar icin dua et. Cunku senin duan onlar icin sukunettir (onları yatıstırır). Allah hakkkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[104] Allah'ın, kullarının tevbesini kabul edecegini, sadakaları geri cevirmeyecegini ve Allah'ın tevbeyi cok kabul eden ve pek esirgeyen oldugunu hala bilmezler mi

[105] De ki: (Yapacagınızı) yapın! Amelinizi Allah da Rasulu de muminler de gorecektir. Sonra goruleni ve gorulmeyeni bilen Allah'a donduruleceksiniz de O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir

[106] (Sefere katılmayanlardan) diger bir grup da Allah'ın emrine bırakılmıslardır. O, bunlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[107] (Munafıklar arasında) bir de (muminlere) zarar vermek, (hakkı) inkar etmek, muminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha once Allah ve Rasulune karsı savasmıs olan adamı beklemek icin bir mescid kuranlar ve: (Bununla) iyilikten baska bir sey istemedik, diye mutlaka yemin edecek olanlar da vardır. Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına sahitlik eder

[108] Onun icinde orada asla namaz kılma! Ilk gunden takva uzerine kuruları mescit (Kuba Mescidi) icinde namaz kılman elbette daha dogrudur. Onda temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da cok temizlenenleri sever

[109] Binasını Allah korkusu ve rızası uzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir yarın kenarına kurup, onunla beraber kendisi de cokup cehennem atesine giden kimse mi? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

[110] Yaptıkları bina, (olup de) kalpleri parcalanıncaya kadar yureklerine devamlı olarak bir kusku (sebebi) olacaktır. Allah cok iyi bilendir, hikmet sahibidir

[111] Allah muminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karsılıgında satın almıstır. Cunku onlar Allah yolunda savasırlar, oldururler, olurler. (Bu), Tevrat'ta, Incil'de ve Kur’an'da Allah uzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha cok sozunu yerine getiren kim vardır! O halde O’nunla yapmıs oldugunuz bu alısverisinizden dolayı sevinin. Iste bu, (gercekten) buyuk kazanctır

[112] (Bu alısverisi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruc tutanlar, ruku edenler, secde edenler, iyiligi emredip kotulukten alıkoyanlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlardır. O muminleri mujdele

[113] Kendilerinin cehennem ehlinden oldukları iyice belli olduktan sonra, yakın akraba da olsalar, musrikler icin (Allah'tan) af ve magfiret dilemek ne Peygamber icin, ne de mu'minler icin yapılacak is degildir

[114] Ibrahim'in babası icin af dilemesi, sadece ona verdigi sozden dolayı idi. Ne var ki, onun Allah'ın dusmanı oldugu kendisine belli olunca, ondan uzaklastı. Suphesiz ki Ibrahim cok yumusak huylu ve pek sabırlı idi

[115] Allah bir toplulugu dogru yola ilettikten sonra, sakınacakları seyleri kendilerine acıklayıncaya kadar onları saptıracak degildir. Allah her seyi cok iyi bilendir

[116] Goklerin ve yerin mulku yalnız Allah'ındır. O diriltir ve oldurur. Sizin icin Allah'tan baska ne bir dost ne de bir yardımcı vardır

[117] Allah, Peygamberin ve iclerinden bir kısmının kalpleri neredeyse (haktan) kaymak uzereyken gucluk anında Peygambere tabi olan Muhacirlerle Ensar'ın tevbelerini kabul etmistir. Cunku O, onlara karsı cok sefkatli, pek merhametlidir

[118] Ve (seferden) geri bırakılan uc kisinin de (tevbelerini kabul etti). Yeryuzu, genisligine ragmen onlara dar gelmis, vicdanları kendilerini sıktıkca sıkmıstı. Nihayet Allah'tan (O'nun azabından) yine Allah’a sıgınmaktan baska care olmadıgını anlamıslardı. Sonra (eski hallerine) donmeleri icin Allah onların tevbesini kabul etti. Cunku Allah tevbeyi cok kabul eden, pek esirgeyendir

[119] Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sadıklarla beraber olun

[120] Medine halkına ve onların cevresinde bulunan bedevi Araplara, Allah’ın Rasulunden geri kalmaları ve onun canından once kendi canlarını dusunmeleri yakısmaz. Iste onların Allah yolunda bir susuzluga, bir yorgunluga ve bir aclıga ducar olmaları, kafirleri ofkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve dusmana karsı bir basarı kazanmaları, ancak bunların karsılıgında kendilerine salih bir amel yazılması icindir. Cunku Allah iyilik yapanların mukafatını zayi etmez

[121] Keza kucuk olsun buyuk olsun, sarfedecekleri bir nafakanın ve kat edecekleri bir vadinin sevabı da, yapmıs oldukları seyin en guzelini Allah'ın kendilerine odemesi icin onlara yazılır

[122] Muminlerin hepsinin toptan sefere cıkmaları dogru degildir. Onların her kesiminden bir grup dinde (dini ilimlerde) genis bilgi elde etmek ve kavimleri (savastan) donduklerinde onları ikaz etmek icin geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar

[123] Ey iman edenler! Kafirlerden yakınınızda olanlara karsı savasın ki onlar (savas anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir

[124] Bir sure indirildigi zaman, onlardan (o munafıklardan), bir kısmı "Bu sure hanginizin imanını artırdı?" derler. Iste o iman edenler var ya, onların imanını artırmıstır ve (onlar) bunu, birbirlerine mujdelerler

[125] Kalplerinde hastalık (kafirlik ve munafıklık) olanlara (bir sure) gelince, bu onların da inkarlarını busbutun artırır ve onlar artık kafir olarak olurler

[126] Onlar, her yıl bir veya iki kez (cesitli belalarla) imtihan edildiklerini gormuyorlar mı? Sonra da ne tevbe ediyorlar ne de ibret alıyorlar

[127] Bir sure indirildigi zaman, (goz kırpıp alay ederek) birbirlerine bakar (ve): (Cevreden) sizi birisi goruyor mu? diye sorarlar, sonra da (sıvısıp) giderler. Anlamayan bir kavim oldukları icin Allah onların kalplerini (imandan) cevirmistir

[128] Andolsun size kendinizden oyle bir Peygamber gelmistir ki, sizin sıkıntıya ugramanız ona cok agır gelir. O, size cok duskun, muminlere karsı cok sefkatlidir, merhametlidir

[129] (Ey Muhammed!) Yuz cevirirlerse de ki: «Allah bana yeter. O'ndan baska (hakkıyla ibadete layık bir ) ilah yoktur. Ben sadece O'na guvenip dayanırım. O yuce Ars'ın sahibidir.»

Yûnus

Surah 10

[1] Elif. Lam. Ra. Iste bunlar hikmet dolu Kitab'ın ayetleridir

[2] Iclerinden bir adama: Insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar icin yuksek bir dogruluk makamı oldugunu mujdele, diye vahyetmemiz, insanlar icin sasılacak bir sey mi oldu ki, o kafirler «Bu elbette apacık bir sihirbazdır» dediler

[3] Suphesiz ki Rabbiniz, gokleri ve yeri altı gunde yaratan, sonra da isleri yerli yerince idare ederek arsa istiva eden Allah'dır. Onun izni olmadan hic kimse sefaatci olamaz. Iste O Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hala dusunmuyor musunuz

[4] Allah'ın hak olan vaadi geregince hepinizin donusu O'nadır. O, evvela mahlukatı yaratır, sonra da iman edenleri ve iyi amelde bulunanları adaletle mukafatlandırmak icin, (oldukten sonra) tekrar yaratır. Kufredenlere ise, kufretmis olmaları dolayısıyla kaynar sudan bir icecek ve acı bir azap vardır

[5] Gunesi ısıklı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz icin ona (aya) birtakım menziller takdir eden O'dur. Allah bunları, ancak bir gercege (ve hikmete) binaen yaratmıstır. O, bilen bir kavme ayetlerini acıklamaktadır

[6] Gece ve gunduzun degismesinde (uzayıp kısalmasında) Allah’ın goklerde ve yerde yarattıgı seylerde, (Onu inkar etmekten) sakınan bir kavim icin elbette nice deliller vardır

[7] Bize kavusmayı ummayanlar dunya hayatından hosnut olup onunla yetinenler ve ayetlerimizden de gafil olanlar yok mu

[8] Iste onların, kazanmakta oldukları (gunahlar) yuzunden varacakları yer, atestir

[9] Iman edip guzel isler yapanlara gelince, imanları sebebiyle Rableri onları nimet dolu cennetlerde, alt tarafından ırmaklar akan (saraylara) erdirir

[10] Onların oradaki duası: «Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!» (sozleridir). Orada birbirleriyle karsılastıkca soyledikleri ise «selam» dır. Onların dualarının sonu da sudur: Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

[11] Eger Allah insanlara, hayrı carcabuk istedikleri gibi serri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmis olurdu. Fakat bize kavusmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları icinde bocalar bir halde (kendi baslarına) bırakırız

[12] Insana bir zarar geldigi zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak (o zararın giderilmesi icin) bize dua eder, fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan oturu bize dua etmemis gibi gecip gider. Iste boylece haddi asanlara yapmakta oldukları seyler guzel gosterildi

[13] Andolsun ki sizden once, peygamberleri kendilerine mucizeler getirdigi halde (yalanlayıp) zulmettiklerinden dolayı nice milletleri helak ettik; zaten onlar iman edecek degillerdi. Iste biz suclu kavimleri boyle cezalandırırız

[14] Sonra da, nasıl davranacagınızı gormemiz icin onların ardından sizi yeryuzunde halifeler kıldık (Onların yerine sizi getirdik)

[15] Onlara ayetlerimiz acık acık okundugu zaman (oldukten sonra) bize kavusmayı beklemeyenler: Ya bundan baska bir Kur’an getir veya bunu degistir! dediler. De ki: Onu kendiligimden degistirmem benim icin olacak sey degildir. Ben, bana vahyolunandan baskasına uymam. Cunku Rabbime isyan edersem elbette buyuk gunun azabından korkarım

[16] De ki: Eger Allah dileseydi onu size okumazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan once bir omur boyu icinizde durmustum. Hala akıl erdiremiyor musunuz

[17] Allah'a yalan isnat eden, yahut ayetlerini yalanlayan kimseden daha zalim kim olabilir? Hic suphe yoktur ki, suclular, asla felah bulmazlar

[18] Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek seylere tapıyorlar ve: «Bunlar, Allah katında bizim sefaatcılarımızdır» diyorlar. De ki: «Siz Allah’a goklerde ve yerde bilemeyecegi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Hasa! O, onların ortak kostuklarından uzak ve yucedir.»

[19] Insanlar, onceden, tek bir ummetten baska bir sey degildiler; fakat sonradan ayrılıga dustuler. Eger Rabbin tarafından (azabın ertelenmesi ile ilgili) bir soz (ezeli bir takdir) gecmemis olsaydı, ayrılıga dustukleri konuda hemen aralarında hukum verilirdi (Derhal azap iner ve isleri bitirilirdi)

[20] Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilse ya! diyorlar. De ki: Gayb ancak Allah’ındır. Bekleyin (bakalım) ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[21] Kendilerine dokunan (kıtlık ve hastalık gibi) bir sıkıntıdan sonra insanlara bir rahmet (esenlik) tattırdıgımız zaman, bir de bakarsın ki ayetlerimiz hakkında onların bir tuzagı vardır. De ki: Allah'ın tuzagı daha suratlidir. Suphesiz elcilerimiz kurdugunuz tuzakları yazıyorlar

[22] Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur. Hatta siz gemilerde bulundugunuz, o gemiler de icindekileri tatlı bir ruzgarla alıp goturdukleri ve (yolcular) bu yuzden neselendikleri zaman, o gemiye siddetli bir fırtına gelip catar, her yerden onlara dalgalar hucum eder ve onlar cepecevre kusatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: «Andolsun eger bizi bundan kurtarırsan mutlaka sukredenlerden olacagız» diye Allah'a yalvarırlar

[23] Fakat Allah onları kurtarınca bir de bakarsın ki onlar, yine haksız yere taskınlık ediyorlar. Ey insanlar! Sizin taskınlıgınız ancak kendi aleyhinizedir, (bununla) sadece fani dunya hayatının menfaatini elde edersiniz; sonunda donusunuz yine bizedir. O zaman yapmakta olduklarınızı size haber verecegiz

[24] Dunya hayatının durumu, gokten indirdigimiz bir su gibidir ki, insanların ve hayvanların yiyeceklerinden olan yeryuzu bitkileri o su sayesinde gurlesip birbirine girer. Nihayet yeryuzu zinetini takınıp, (rengarenk) suslendigi ve sahipleri de onun uzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları bir sırada, bir gece veya gunduz ona emrimiz (afetimiz) gelir de onu sanki dun yerinde yokmus gibi kokunden koparılarak bicilmis bir hale getiririz. Iste iyi dusunecek kavimler icin ayetlerimizi boyle acıklıyoruz

[25] Allah, (kullarını, cennete,) selam evine cagırır ve diledigini dogru yola iletir

[26] Guzel davrananlara daha guzel karsılık (cennet), bir de fazlası (Allah'ın yuzunu seyretme nimeti ve kat kat ecir) vardır. Onların yuzlerine ne bir toz (kara leke) bulasır, ne de bir horluk (gelir). Iste onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedi kalacaklardır

[27] Kotuluk yapanlara gelince, kotulugun cezası misli iledir. Onları zillet kaplayacaktır. Onları Allah’a karsı koruyacak hic kimse yoktur. Onların yuzleri sanki karanlık geceden bir parcaya burunmustur. Iste onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[28] Onların hepsini biraraya toplayacagımız, sonra da Allah'a ortak kosanlara: «Siz ve kostugunuz ortaklar yerinizde bekleyin» diyecegimiz gun artık onların (putlarıyla) aralarını tamamen ayırmısızdır. Ve onların ortakları, (putları) derler ki: «Siz, bize ibadet etmiyordunuz

[29] Bu yuzden bizimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. Suphesiz ki biz sizin (bize) tapmanızdan tamamen habersizdik.»

[30] Orada herkes gecmiste yaptıklarını karsısında bulur. Artık onlar gercek sahipleri olan Allah'a dondurulmuslerdir. Uydurmakta oldukları seyler (batıl tanrıları) da onları terkedip kaybolmustur

[31] (Rasulum!) de ki: Sizi gokten ve yerden rızıklandıran kimdir? Ya da kulaklara ve gozlere kim malik (ve hakim) bulunuyor? Oluden diriyi kim cıkarıyor, diriden oluyu kim cıkarıyor? (Her turlu) isi kim idare ediyor? «Allah» diyecekler. De ki: Oyle ise (Ona asi olmaktan) sakınmıyor musunuz

[32] Iste hak olan Rabbınız Allah budur. Hakkın dısında ise, sadece sapıklık vardır. O halde (haktan ve hidayetten) nasıl saptırılıyorsunuz

[33] Iste boylece Rabbinin yoldan cıkanlar hakkındaki «Onlar inanmazlar» sozu gerceklesmis oldu

[34] (Rasulum!) de ki: (Allah'a) ortak kostuklarınız arasında, (birini yokken) ilk defa yaratacak, arkasından onu (olumunden sonra hayata) yeniden dondurecek biri var mı? De ki: Allah ilk defa yaratıp (olumden sonra) onu yeniden (hayata) dondurur. O halde nasıl saptırılırsınız

[35] De ki: ortak kostuklarınızdan hakka iletecek olan var mı? De ki: «Hakka Allah iletir.» Oyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa hidayet verilmedikce kendi kendine dogru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl (boyle yanlıs) hukmediyorsunuz

[36] Onların cogu zandan baska bir seye uymaz. Suphesiz zan, haktan (ilimden) hicbir seyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını pek iyi bilendir

[37] Bu Kur’an Allah'tan baskası tarafından uydurulmus bir sey degildir. Ancak kendinden oncekini dogrulayan ve o Kitab'ı acıklayandır. Onda suphe yoktur, o alemlerin Rabbindendir

[38] Yoksa, Onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: Eger sizler dogru iseniz Allah'tan baska, gucunuzun yettiklerini cagırın da (hep beraber) onun benzeri bir sure getirin

[39] Hayır! Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve tevili kendilerine gelmemis olan bir seyi yalanlamaktadırlar. Nitekim kendilerinden oncekiler de boyle yalanlamıslardı. Simdi bak, zalimlerin sonu nasıl oldu

[40] Iclerinden oylesi var ki ona (Kur'an'a) inanır, yine onlardan oylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncuları en iyi bilendir

[41] Eger onlar seni yalanlarlarsa, (onlara) de ki: Benim amelim bana, sizin ameliniz de size aittir. Siz benim yaptıgımdan uzaksınız; ben de sizin yaptıgınızdan uzagım

[42] Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat sagırlara ustelik akılları da ermiyorsa sen mi duyuracaksın

[43] Onlardan sana bakan da vardır. Fakat hele (gercegi) goremiyorlarsa korleri sen mi dogru yola ileteceksin

[44] Suphesiz ki Allah insanlara hicbir sekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler

[45] Allah'ın onları, sanki gunun ancak bir saati kadar kaldıklarını zanneder vaziyette yeniden diriltip toplayacagı gun aralarında birbirleriyle tanısırlar. Allah'ın huzuruna varmayı yalanlayanlar elbette zarara ugramıslardır. Zira onlar dogru yola gitmemislerdi

[46] Ya (dunyada) onlara vadettigimiz azabın bir kısmını sana gosteririz; ya da seni oldururuz; nasıl olsa onların donusu bizedir. Sonra Allah, onların yapageldikleri seylere de sahiddir

[47] Her ummetin bir peygamberi vardır. Peygamberleri geldigi zaman, aralarında adaletle hukmedilir ve onlara asla zulmedilmez

[48] Dogru iseniz bu vaad (azap) ne zamandır? diyorlar

[49] (Ey Muhammed!) De ki: «Ben kendime bile Allah'ın dilediginden baska ne bir zarar ne de bir fayda verme gucune sahibim.» Her ummetin bir eceli vardır. Ecelleri geldigi zaman artık ne bir saat geri kalırlar ne de ileri giderler

[50] De ki: (Ey musrikler!) Ne dersiniz? Allah'ın azabı size geceleyin veya gunduzun gelirse (ne yaparsınız?). Suclular ondan hangisini istemekte acele ediyorlar

[51] Basınıza bela geldikten sonra mı O'na iman edeceksiniz, simdi mi? (Cok gec). Halbuki onu (azabın gelmesini) istemekte acele ediyordunuz

[52] Sonra o (kendilerine) zulmedenlere, «Ebedi azabı tadın!» denilecek. Kazanmakta oldugunuzdan baskasının karsılıgını mı bulacaksınız

[53] Sana o azabın hak olup olmadıgını, sormaktadırlar. (Onlara) de ki: "Evet, Rabbime yemin ederim ki o haktır ve siz, (azabı gondermekten) Allah'ı aciz bırakacak degilsiniz

[54] (O zaman) zulmeden herkes yeryuzundeki butun servete sahip olsa (azaptan kurtulmak icin) elbette onu feda eder. Ve azabı gordukleri zaman icin icin yanarlar. Aralarında adaletle hukmolunur ve onlara zulmedilmez

[55] Bilesiniz ki, goklerde ve yerde olan her sey Allah'ındır. Yine bilesiniz ki, Allah'ın vaadi haktır, fakat onların cogu bilmez

[56] O hem diriltir hem de oldurur ve yalnız O’na donduruleceksiniz

[57] Ey insanlar! Rabbinizden size bir ogut, goguslerdeki (dert ve sıkıntılar) icin bir sifa ve mu'minler icin bir hidayet ve rahmet gelmisir

[58] De ki: Ancak Allah’ın lutfu ve rahmetiyle, iste bunlarla sevinsinler. Bu, onların (dunya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır

[59] (Ey Muhammed!) De ki: Biliyor musunuz, Allah'ın size indirdigi rızıktan bir kısmını helal, bir kısmını da haram kıldınız?De ki: Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz

[60] Allah'a karsı yalan uyduranların kıyamet gunu (akıbetleri) hakkındaki kanaatleri nedir? Suphesiz Allah insanlara karsı lutuf sahibidir. Fakat onların cogu sukretmezler

[61] Ne zaman sen bir iste bulunsan, ne zaman Kur'an'dan bir sey okusan ve siz ne zaman bir is yaparsanız, o ise daldıgınız zaman biz mutlaka ustunuzde sahidizdir. Ne yerde ne gokte zerre agırlıgınca bir sey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha kucugu ve daha buyugu yoktur ki apacık kitapta (levhi mahfuzda) bulunmasın

[62] Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur; onlar uzulmeyecekler de

[63] Onlar, iman edip de takvaya ermis olanlardır

[64] Dunya hayatında da ahirette de onlara mujde vardır. Allah'ın sozlerinde asla degisme yoktur. Iste bu, buyuk kurtulusun kendisidir

[65] (Ey Muhammed!) Musriklerin sozleri seni uzmesin; cunku butun izzet (ve ustunluk) Allah'ındır. O, her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[66] Haberiniz olsun ki, goklerde ve yerde kim varsa, hepsi de Allah'ındır. Allah'ı bırakıp da baskalarına yalvaranlar, aslında kostukları ortaklara degil, ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan tahminde bulunuyorlar (yalan soyluyorlar)

[67] Geceyi size, icinde dinlenesiniz diye (karanlık), gunduzu de (calısıp kazanasınız diye) aydınlık yapan O'dur. Iste bunda, (Allah'ın kelamını) dinleyen kimseler icin (alınacak) ibretler vardır

[68] (Musrikler:) «Allah cocuk edindi» dediler. Hasa! O bundan munezzehtir. O’nun (cocuga) ihtiyacı yoktur. Goklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Bu hususta yanınızda herhangi bir delil yoktur. Allah hakkında bilmediginiz bir seyi mi soyluyorsunuz

[69] De ki: Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtulusa eremezler

[70] Dunyada bir miktar gecim (saglarlar), sonra donusleri bizedir; sonra da inkar etmekte oldukları seylerden oturu onlara siddetli azabı tattırırız

[71] Onlara Nuh'un haberini oku: «Hani o eger benim (aranızda) durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size agır geldi ise, ben yalnız Allah'a dayanıp guvenirim. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacagınızı kararlastırın. Sonra isiniz basınıza dert olmasın. Bundan sonra (vereceginiz) hukmu, bana uygulayın ve bana muhlet de vermeyin.»

[72] «Eger yuz ceviriyorsanız, zaten ben sizden bir ucret istemedim. Benim ecrim Allah'tan baskasına ait degildir ve bana muslumanlardan olmam emrolundu.»

[73] Yine de onu yalanladılar, biz de hem onu hem de onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları (yeryuzunde) halifeler kıldık; ayetlerimizi yalanlayanları da (denizde) bogduk. Bak ki uyarılanların (fakat inanmayanların) sonu nasıl oldu

[74] Sonra onun arkasından bircok peygamberi kendi toplumlarına gonderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha once yalanladıkları seye inanacak degillerdi, iste haddi asanların kalplerini biz boyle muhurleriz

[75] Sonra onların ardından da Firavun ve toplumuna Musa ile Harun'u mucizelerimizle gonderdik, fakat onlar kibirlendiler ve gunahkar bir toplum oldular

[76] Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: «Bu elbette apacık bir sihirdir» dediler

[77] Musa: «Size hak geldiginde onun icin (hep boyle) mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflah olmazlar» dedi

[78] Onlar ise, soyle demislerdi:"Sen bize, babalarımızı uzerinde buldugumuz (din) dan uzaklastırmak icin ve yeryuzundeki buyukluk sadece sizin ikinize ait olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz

[79] Firavun dedi ki: Bilgili butun sihirbazları bana getirin

[80] Sihirbazlar gelince Musa onlara: Atacagınızı atın, dedi

[81] Onlar (iplerini) atınca, Musa dedi ki: «Sizin getirdiginiz sihirdir. Allah onu bosa cıkaracaktır. Cunku Allah bozguncuların isini duzeltmez.»

[82] Suclu olanlar hoslanmasalar bile, Allah, sozleriyle hakkı gerceklestirecektir'' demisti

[83] Firavun ve adamlarının kendilerine iskence yapmalarından korkmaları dolayısıyla, Musa'ya sadece kavminin gencleri iman etmisti. Suphesiz Firavun, yeryuzunde buyukluk taslayan ve asırı gidenlerdendi

[84] Musa dedi ki: Ey kavmim! Eger Allah'a inandıysanız ve O'na teslim olduysanız sadece O'na guvenip dayanın

[85] Onlar da dediler ki: «Allah'a dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler toplulugu icin deneme konusu kılma

[86] Ve bizi rahmetinle o kafirler toplulugundan kurtar!»

[87] Biz de Musa ve kardesine: Kavminiz icin Mısır'da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdogru kılın. (Ey Musa!) Muminleri mujdele! diye vahyettik

[88] Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gercekten sen Firavun ve kavmine dunya hayatında ziynet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı gorunceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler)

[89] (Allah): Ikinizin de duası kabul olunmustur. O halde siz dogruluga devam edin ve sakın o bilmezlerin yoluna gitmeyin! dedi

[90] Israilogullarını denizden gecirmistik. Firavun ve askerleri ise, zalim ve dusman olarak onları takip etmislerdi. Nihayet Firavun suda bogulacagını iyice anlayınca soyle demisti: "Israilogullarının iman ettiginden baska Ilah olmadıgına iman ettim. Ben de muslumanlardanım

[91] Simdi mi (iman ettin)! Halbuki daha once isyan etmis ve bozgunculardan olmustun

[92] (Ey Firavun!) Senden sonra geleceklere ibret olman icin, bugun senin bedenini (cansız olarak) kurtaracagız. Iste insanlardan bir cogu, hakikaten ayetlerimizden gafildirler

[93] Andolsun biz Israilogullarını guzel bir yurda yerlestirdik ve onlara temiz nimetlerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılıga dusmediler. Suphesiz ki Rabbin, kıyamet gunu onların, aralarında ihtilaf etmekte oldukları seyler hakkında hukmedecektir

[94] (Rasulum!) Eger sana indirdigimizden (bu anlattıgımız olaylardan) kuskuda isen, senden once Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmistir. Sakın suphecilerden olma

[95] Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma, sonra ziyana ugrayanlardan olursun

[96] Gercekten haklarında Rabbinin sozu (hukmu) sabit olanlar

[97] butun mucizeler gelmis olsa bile, elem verici azabı gorunceye kadar inanmayacaklardır

[98] Yunus’un kavmi mustesna, (halkını yok ettigimiz ulkelerden) herhangi bir ulke halkı, keske (kendilerine azap gelmeden) iman etse de bu imanları kendilerine fayda verseydi! Yunus'un kavmi iman edince, kendilerinden dunya hayatındaki rusvalık azabını kaldırdık ve onları bir sure (dunya nimetlerinden) faydalandırdık

[99] (Rasulum!) Eger Rabbin dileseydi, yeryuzunde bulunan herkes, topyekun iman ederdi. Hal boyle olunca, sen, insanları mu'min oluncaya kadar zorlayıp duracak mısın

[100] Allah'ın izni olmadan hic kimse inanamaz. O, akıllarını kullanmayanları murdar (inkarcı) kılar

[101] De ki: «Goklerde ve yerde neler var, bakın (da ibret alın!)» Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda saglamaz

[102] Onlar, kendilerinden once gelip gecmis toplumların (acıklı) gunlerinin benzerlerinden baskasını mı bekliyorlar? De ki: Haydi bekleyin! Suphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[103] Biz, sonra peygamberlerimizi ve aynı sekilde iman edenleri kurtarırız. Inananları uzerimize bir borc olarak kurtaracagız

[104] De ki: «Ey insanlar! Benim dinimden suphede iseniz, (bilin ki) ben Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat ancak sizi oldurecek olan Allah'a kulluk ederim. Bana muminlerden olmam emrolundu.»

[105] «Ve (bana) hanif (Allah'ın birligini tanıyıcı) olarak yuzunu dine cevir; sakın musriklerden olma, diye (emredildi).»

[106] Allah'ı bırakıp da sana fayda veya zarar vermeyecek seylere tapma. Eger bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun

[107] (Bana denildi ki:) "Eger Allah sana bir sıkıntı verirse, yine O'ndan baska o sıkıntıyı giderecek yoktur. Eger sana bir hayır murad ederse, O'nun lutfunu geri cevirecek yoktur. O hayra da, kullarından diledigi kavusur. O, cok bagıslayıcıdır; cok merhametlidir

[108] De ki: Ey insanlar! Size Rabbinizden Hak (Kur'an) gelmistir. Artık kim dogru yola gelirse, ancak kendisi icin gelecektir. Kim de saparsa, o da ancak kendi aleyhine sapacaktır. Ben sizin uzerinize vekil degilim. (Sadece teblig etmekle memurum)

[109] (Rasulum!) Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hukmedinceye kadar sabret. O hakimlerin en hayırlısıdır

Hûd

Surah 11

[1] Elif.Lam.Ra. Bu, hikmet sahibi olan ve herseyden haberdar olan (Allah) tarafından ayetleri muhkem kılınmıs, sonra da (manası) iyice acıklanmıs (olan) bir kitaptır

[2] (Ayetlerinin muhkem kılınıp acıklanması), Allah'tan baskasına ibadet etmeyesiniz diyedir.Suphesiz ki ben, O'nun tarafından size (gonderilmis) bir uyarıcı ve mujdeleyiciyim

[3] Ve Rabbinizden magfiret dilemeniz, sonra da ona tevbe etmeniz icin (indirildi. Eger bu emrolunanları yaparsanız), Allah sizi, (Dunyada) tayin edilmis bir sureye kadar guzel bir sekilde yasatır, fazlasını yapan herkese de iyiliginin karsılıgını (ahirette) verir. Eger yuz cevirirseniz, ben sizin basınıza gelecek buyuk bir gunun azabından korkarım.»

[4] Donusunuz yalnız Allah'adır. O, her seye kadirdir

[5] Bilesiniz ki, onlar Peygamberden, (dusmanlıklarını) gizlemeleri icin goguslerini cevirirler (gonullerinden geceni gizlerler). Iyi bilin ki, onlar elbiselerine burundukleri zaman dahi, Allah onların gizlediklerini de, acıga cıkardıklarını da bilir. Cunku O, kalplerin ozunu bilendir

[6] Yeryuzunde hicbir canlı yoktur ki, onun rızkı, Allah'ın uzerine olmasın. O, o canlının duracagı yeri de konulacagı yeri de bilir. Bunların hepsi de acık bir kitapta (levhi mahfuzda) dır

[7] Hanginizin amelinin daha guzel oldugunu denemek icin gokleri ve yeri altı gunde yaratan O'dur. (Kainatı yaratırken) O'nun Ars'ı su uzerinde idi. (Ey Muhammed! Sen musriklere) "Oldukten sonra tekrar dirileceksiniz'' desen, kufredenler, «Bu, apacık bir sihirdir» derler

[8] Andolsun, eger biz onlardan azabı sayılı bir sureye kadar ertelesek, mutlaka «Onun gelmesini engelleyen nedir?» derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldigi gun, bir daha onlardan uzaklastırılacak degildir. Ve alay etmekte oldukları sey, onları cepecevre kusatacaktır

[9] Eger insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da sonra bunu ondan cekip alırsak, tamamen umitsiz ve nankor olur

[10] Eger kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırırsak, elbette «Kotulukler benden gitti» der. Cunku o (bunu derken) sımarıktır, kibirlidir

[11] Ancak (sıkıntı ve zorluk anında)sabredenler ve salih ameller isleyenler boyle degildir. Iste bunlar icin, magfiret ve buyuk mukafat vardır

[12] Belki de sen (musriklerin:) «Ona (gokten) bir hazine indirilseydi veya onunla beraber bir melek gelseydi!» demelerinden oturu sana vahyolunan ayetlerin bir kısmını (duyurmayı) terk edeceksin ve bu yuzden ruhun daralacaktır. (Iyi bil ki) sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise her seye vekildir

[13] Yoksa, «Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu» mu diyorlar? De ki: Eger dogru iseniz Allah'tan baska cagırabildiklerinizi (yardıma) cagırın da siz de onun gibi uydurulmus on sure getirin

[14] Eger (bu cagrıya) onlar da cevap veremezlerse, bilin ki, Kur'an, Allah'ın ilmiyle indirilmistir ve O'ndan baska ilah yoktur. (Bu apacık delil karsısında) artık siz musluman mısınız

[15] Kim, (yalnız) dunya hayatını ve ziynetini istemekte ise, islerinin karsılıgını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hicbir zarara ugratılmazlar

[16] Iste onlar, ahirette kendileri icin atesten baska hicbir seyleri olmayan kimselerdir; (dunyada) yaptıkları da bosa gitmistir, yapmakta oldukları seyler (zaten) batıldır

[17] Rabbin tarafından (gelmis) acık bir delile dayanan ve kendisini Rabbinden bir sahidin izledigi, ayrıca kendisinden once, bir onder ve bir rahmet olarak Musa'nın Kitab’ı (elinde) bulunan kimse (inkarcılar gibi) midir? Cunku bunlar ona (Kur'an'a) inanırlar. Zumrelerden hangisi onu inkar ederse iste cehennem atesi onun varacagı yerdir, bundan suphen olmasın; zira bu, senin Rabbin tarafından bildirilmis gercektir; fakat insanların cogu inanmazlar

[18] Allah'a yalan iftirada bulunan kimseden daha zalim kim olabilir? Onlar (kıyamet gununde) Rablerine arz edilecekler, sahitler de: «Iste bunlar Rablerine karsı yalan soyleyenlerdir» diyecekler. Bilin ki, Allah’ın laneti zalimlerin uzerinedir

[19] Onlar, (insanları) Allah'ın yolundan alıkoyan ve onu egri gostermek isteyenlerdir. Ahireti inkar edenler de onlardır

[20] Bunlar, dunyada (maruz kalacakları cezadan Allah'ı) aciz bırakacak degillerdir. Bunların Allah'tan baska (kendilerini yine Allah'ın azabından koruyacak) hicbir dostları yoktur. Azap, onlar icin kat kat artırılacaktır. Zira onlar, (kufurleri dolayısıyla kalpleri muhurlendigi icin, hakkı) isitemiyorlar ve goremiyorlardı

[21] Iste kendilerini husrana ugratanlar bunlardır. (Allah'a sirk kosarak) uydurdukları seyler de kendilerinden uzaklasıp gitmistir

[22] Suphesiz onlar, ahirette en cok ziyana ugrayanlardır

[23] Inanıp da salih ameller isleyenler ve Rablerine gonulden boyun egenlere gelince, iste onlar cennet ehlidir. Onlar orada ebedi kalırlar

[24] Bu iki zumrenin (muminlerle kafirlerin) durumu, kor ve sagır ile goren ve isiten kimseler gibidir. Bunların hali hic esit olur mu? Hala (dusunup) ibret almıyor musunuz

[25] Andolsun, biz Nuh'u kavmine elci gonderdik. Onlara: «Ben (dedi), sizin icin apacık bir uyarıcıyım

[26] Allah’tan baskasına tapmayın! Ben, size (gelecek) elem verici bir gunun azabından korkuyorum.»

[27] Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: «Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak goruyoruz. Keza sana, bizim en bayagı ve en dusuncesiz olanlarımızdan baskasının tabi olmadıgını da goruyoruz. Ve sizin bize karsı bir ustunlugunuzu de gormuyoruz. Bilakis sizin yalancılar oldugunuzu sanıyoruz.»

[28] Nuh da onlara demisti ki: "Ey kavmim! Simdi bana soyleyin, Rabbimden apacık bir delile sahip olsam ve bana kendi katından bir de rahmet verse, bunlar da size gizli kalsa, siz istemediginiz halde bunları size zorla mı kabul ettiririz

[29] Ey kavmim! Allah'ın emirlerini bildirmeye karsılık sizden herhangi bir mal istemiyorum. Benim mukafatım ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak degilim; cunku onlar Rablerine kavusacaklardır. Fakat ben sizi, bilgisizce davranan bir topluluk olarak goruyorum

[30] Ey kavmim! Ben onları kovarsam, beni Allah’tan (onun azabından) kim korur? Dusunmuyor musunuz

[31] Ben size: «Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum, gaybı da bilmem. Ben bir melegim de demiyorum. Sizin gozlerinizin hor gordugu kimseler icin, Allah onlara asla bir hayır vermeyecektir, diyemem. Onların kalplerinde olanı, Allah daha iyi bilir. Onları kovdugum takdirde ben gercekten zalimlerden olurum.»

[32] Dediler ki: Ey Nuh! Bizimle mucadele ettin ve bize karsı mucadelede cok ileri gittin. Eger dogrulardan isen, kendisiyle bizi tehdit ettigini (azabı) bize getir

[33] (Nuh) dedi ki:«Onu size ancak dilerse Allah getirir. Ve siz (Allah'ı) aciz bırakacak degilsiniz

[34] Eger Allah sizi azdırmak istiyorsa, ben size ogut vermek istesem de, ogudum size fayda vermez. (Cunku) O sizin Rabbinizdir. Ve (nihayet) O'na donduruleceksiniz.»

[35] (Rasulum!) Yoksa, bunu uydurdu mu diyorlar? De ki: «Eger onu uydurduysam gunahım bana aittir. Fakat ben sizin islediginiz gunahtan uzagım.»

[36] Nuh’a vahyolundu ki: Kavminden iman etmis olanlardan baskası artık (sana) asla inanmayacak. Oyle ise onların islemekte olduklarından (gunahlardan) dolayı uzulme

[37] Gozlerimizin onunde ve vahyimiz (emrimiz) uyarınca gemiyi yap ve zulmedenler hakkında bana (bir sey) soyleme! Onlar mutlaka bogulacaklardır

[38] Nuh gemiyi yapıyor, kavminden ileri gelenler ise, yanına her ugradıkca onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: «Eger bizimle alay ediyorsanız, iyi bilin ki siz nasıl alay ediyorsanız, biz de sizinle alay edecegiz

[39] Kendisini rezil edecek azabın kime gelecegini ve surekli bir azabın kimin basına inecegini yakında bileceksiniz.»

[40] Nihayet emrimiz gelip de sular cosup yukselmeye baslayınca Nuh'a dedik ki: «(Canlı cesitlerinin) her birinden iki es ile (bogulacagına dair) aleyhinde soz gecmis olanlar dısında aileni ve iman edenleri gemiye yukle!» Zaten onunla beraber pek azı iman etmisti

[41] (Nuh) dedi ki: «Gemiye binin! Onun yuzup gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Suphesiz ki Rabbim cok bagıslayan, pek esirgeyendir.»

[42] Gemi, daglar gibi dalgalar arasında onları goturuyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan ogluna: «Yavrucugum! (Sen de) bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma!» diye seslendi

[43] Oglu: «Beni sudan koruyacak bir daga sıgınacagım.» dedi. (Nuh): «Bugun Allah'ın emrinden (azabından), merhamet sahibi Allah'tan baska koruyacak kimse yoktur» dedi. Aralarına dalga girdi, boylece o da bogulanlardan oldu

[44] (Nihayet) «Ey yer suyunu yut! Ve ey gok (suyunu) tut!» denildi. Su cekildi; is bitirildi; (gemi de) Cudi (dagının) uzerine yerlesti. Ve: «(Helak, husran onlar icin olsun) ve o zalimler toplulugu Allah'ın rahmetinden uzak olsunlar.» denildi

[45] Nuh Rabbine dua edip dedi ki: «Ey Rabbim! Suphesiz oglum da ailemdendir. Senin vaadin ise elbette haktır. Sen hakimler hakimisin.»

[46] Allah buyurdu ki: «Ey Nuh! O asla senin ailenden degildir. Cunku onun yaptıgı kotu bir istir. O halde hakkında bilgin olmayan bir seyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim.»

[47] Nuh dedi ki: «Ey Rabbim! Ben senden hakkında bilgim olmayan seyi istemekten sana sıgınırım. Eger beni bagıslamaz ve esirgemezsen, ben ziyana ugrayanlardan olurum!»

[48] Denildi ki: Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ummetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerini (dunyada) faydalandıracagımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacagı ummetler de olacaktır

[49] (Rasulum!) Iste bunlar sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Bundan once onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Cunku iyi sonuc (sabredip) sakınanlarındır

[50] Ad kavmine de kardesleri Hud'u gondermistik. O da soyle demisti: "Ey kavmim! Sizin icin kendisinden baska ilah olmayan Allah'a ibadet edin. O'ndan baskasına ibadet ederseniz O'na iftira etmis olursunuz

[51] Ey kavmim! Ben, ona (peygamberlige) karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim, beni yaratandan baskasına ait degildir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz

[52] Ey kavmim! Rabbinizden magfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin ki uzerinize bol bol yagmur gondersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Gunahkarlar olarak yuz cevirmeyin

[53] Dediler ki: «Ey Hud! Sen bize acık bir mucize getirmedin, biz de senin sozunle ilahlarımızı bırakacak degiliz ve biz sana iman edecek de degiliz.»

[54] Biz «Ilahlarımızdan biri seni fena carpmıs, demekten baska bir soz soylemeyiz!» (Hud) dedi ki: «Ben Allah'ı sahit tutuyorum; siz de sahit olun ki ben sizin ortak kostuklarınızdan uzagım.»

[55] «O’ndan baska (taptıklarınızın hepsinden uzagım). Haydi hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana muhlet vermeyin!»

[56] «Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Cunku yuruyen hicbir varlık yoktur ki, O, onun perceminden tutmus olmasın. Suphesiz Rabbim dosdogru yoldadır.»

[57] «Eger yuz cevirirseniz, suphesiz ki benimle size gonderileni size bildirdim. Rabbim (dilerse) sizden baska bir kavmi yerinize getirir de O'na hicbir zarar veremezsiniz. Cunku benim Rabbim her seyi gozetendir.»

[58] Emrimiz gelince, Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları agır bir azaptan kurtulusa erdirdik

[59] Iste Ad (kavmi). Rablerinin ayetlerini inkar eltiler, O'nun peygamberlerine asi oldular ve inatcı her zorbanın emrine uydular

[60] Onlar hem bu dunyada hem de kıyamet gununde lanete tabi tutuldular. Biliniz ki, Ad (kavmi) Rablerini inkar ettiler. (Sunu da) bilin ki Hud'un kavmi Ad, Allah'ın rahmetinden uzak kılındı

[61] Semud kavmine de kardesleri Salih gonderilmisti. Salih, kavmine demisti ki: "Ey kavmim! Sizin icin kendisinden baska ilah bulunmayan Allah'a ibadet edin. Sizi yerden meydana getiren ve orada imar ile gorevlendiren O'dur. Bu itibarla O'ndan magfiret dileyin; sonrada O'na tevbe edin. Rabbim, suphesiz (kullarına) cok yakındır ve duaları kabul edendir

[62] Dediler ki: Ey Salih! Sen bundan once icimizde umit beslenen birisiydin. (Simdi) babalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi engelliyor musun? Dogrusu biz, bizi kendisine (kulluga) cagırdıgın seyden ciddi bir suphe icindeyiz

[63] (Salih) dedi ki: Ey kavmim! Eger ben Rabbimden (verilen) apacık bir delil uzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet (peygamberlik) vermisse, buna ne dersiniz? Bu durum karsısında O'na asi olursam beni Allah'tan (O'nun azabından) kim korur? O zaman siz de bana ziyan vermekten fazla bir sey yapamazsınız

[64] Ey kavmim! Iste size mucize olarak Allah'ın devesi. Onu bırakın, Allah'ın arzında yesin (icsin). Ona kotuluk dokundurmayın; sonra sizi yakın bir azap yakalar

[65] Fakat Semud kavmi o deveyi, ayaklarını keserek oldurduler. Salih dedi ki: «Yurdunuzda uc gun daha yasayın (sonra helak olacaksınız)!» Bu soz, yalanlanamayan bir tehdit idi

[66] Emrimiz gelince, Salih'i ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak (azaptan) ve o gunun zilletinden kurtardık. Suphesiz Rabbin kuvvetlidir, (her seye) galip gelendir

[67] Zulmedenleri de o korkunc ses yakaladı ve yurtlarında diz ustu coke kaldılar

[68] Sanki orada hic oturmamıslardı. Biliniz ki, Semud kavmi gercekten Rablerini inkar ettiler. Yine bilesiniz ki, Semud kavmi (Allah'ın rahmetinden) uzak kılındı

[69] Andolsun ki elcilerimiz (melekler) Ibrahim'e mujde getirdiler ve: «Selam (sana) » dediler. O da: «(Size de)selam» dedi ve hemen kızartılmıs bir buzagı getirdi

[70] Ellerini yemege uzatmadıklarını gorunce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı icine bir korku dustu. Dediler ki: Korkma! (biz melekleriz). Lut kavmine gonderildik

[71] O esnada hanımı ayakta idi ve (bu sozleri duyunca) guldu. Ona da Ishak'ı, Ishak'ın ardından da Ya'kub'u mujdeledik

[72] (Ibrahim'in karısı:) Olacak sey degil! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken cocuk mu doguracagım? Bu gercekten sasılacak bir sey! dedi

[73] (Melekler) dediler ki: Allah'ın emrine sasıyor musun? Ey ev halkı! Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin uzerinizdedir. Suphesiz ki O, ovulmeye layıktır, iyiligi boldur

[74] Ibrahim'den korku gidip kendisine mujde gelince, Lut kavmi hakkında (adeta) bizimle mucadeleye basladı

[75] Zira Ibrahim cok yumusak, cok icli ve her isinde Allah'a basvuran bir kimseydi

[76] (Melekler dediler ki):Ibrahim! Bundan vazgec. Cunku Rabbinin (azap) emri gelmistir. Ve onlara, geri cevrilmez bir azap mutlaka gelecektir

[77] Elcilerimiz Lut'a gelince, (Lut) onların yuzunden uzuldu ve onlardan dolayı ici daraldı da «Bu, cetin bir gundur» dedi

[78] Lut'un kavmi, kosarak onun yanına geldiler. Daha once de o kotu isleri yapmaktaydılar. (Lut): «Ey kavmim! iste sunlar kızlarımdır (onlarla evlenin); sizin icin onlar daha temizdir. Allah'tan korkun ve misafirlerimin onunde beni rezil etmeyin! Icinizde aklı basında bir adam yok mu!» dedi

[79] Dediler ki: Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadıgını biliyorsun. Ve sen bizim ne istedigimizi elbette bilirsin

[80] (Lut:) Keske benim size karsı (koyacak) bir gucum olsaydı veya guclu bir kaleye sıgınabilseydim! dedi

[81] (Melekler) dediler ki: Ey Lut! Biz Rabbinin elcileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında ailenle (yola cıkıp) yuru. Karından baska sizden hicbiri geride kalmasın. Cunku onlara gelecek olan (azap) suphesiz ona da isabet edecektir. Onlara vadolunan (helak) zamanı, sabah vaktidir. Sabah yakın degil mi

[82] Emrimiz gelince, oranın altını ustune getirdik ve uzerlerine (balcıktan) pisirilip istif edilmis taslar yagdırdık

[83] (O taslar:) Rabbin katında isaretlenerek (yagdırılmıstır). Onlar zalimlerden uzak degildir

[84] Medyen halkına da kardesleri Suayb'ı gondermistik. Suayb kavmine demisti ki: "Ey kavmim! Sizin icin kendisinden baska ilah olmayan Allah'a ibadet edin. Olcuyu ve tartıyı eksik tutmayın. Ben sizi bolluk icinde goruyorum ve sizin hesabınıza kusatıcı bir gunun azabından korkuyorum

[85] Ve ey kavmim! Olcuyu ve tartıyı adaletle yapın; insanlara esyalarını eksik vermeyin; yeryuzunde bozguncular olarak dolasmayın

[86] Eger mumin iseniz Allah'ın (helalinden) bıraktıgı (kar) sizin icin daha hayırlıdır. Ben uzerinize bir bekci degilim

[87] Dediler ki: Ey Suayb! Babalarımızın taptıklarını (putları), yahut mallarımız hususunda diledigimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumusak huylu ve cok akıllısın

[88] Dedi ki: Ey kavmim! Eger benim, Rabbim tarafından (verilmis) apacık bir delilim varsa ve O bana tarafından guzel bir rızık vermisse buna ne dersiniz? Size yasak ettigim seylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum. Ben sadece gucumun yettigi kadar ıslah etmek istiyorum. Fakat basarmam ancak Allah'ın yardımı iledir. Yalnız O'na dayandım ve yalnız O'na yoneldim

[89] Ey kavmim! Sakın bana karsı dusmanlıgınız, Nuh kavminin veya Hud kavminin, yahut Salih kavminin baslarına gelenler gibi size de bir musibet getirmesin! Lut kavmi de sizden uzak degildir

[90] Rabbinizden bagıslanma dileyin; sonra O’na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim cok merhametlidir, (Rabbine yonelip dayananları) cok sever

[91] Dediler ki: Ey Suayb! Soylediklerinin cogunu anlamıyoruz ve icimizde seni cidden zayıf (aciz) goruyoruz! Eger kabilen olmasa, seni mutlaka taslayarak oldururuz. Sen bizden ustun degilsin

[92] (Suayb:) «Ey kavmim dedi, size gore benim kabilem Allah’tan daha mı guclu ve degerli ki, onu (Allah'ın emirlerini) arkanıza atıp unuttunuz. Suphesiz ki Rabbim yapmakta olduklarınızı cepecevre kusatıcıdır

[93] Ey Kavmim! Yapacagınızı gucunuzun yettigince yapın. Elbet ben de yapacagım. Kendisini perisan edecek azabın kime gelecegini ve asıl kimin yalancı oldugunu ogreneceksiniz. Bekleyiniz; elbette sizinle birlikte ben de bekleyecegim

[94] Emrimiz gelince, Suayb'ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; zulmedenleri ise korkunc bir gurultu yakaladı da yurtlarında diz ustu cokekaldılar

[95] Sanki orada hic barınmamıslardı. Biliniz ki, Semud kavmi (Allah'ın rahmetinden) uzak oldugu gibi Medyen kavmi de uzak oldu

[96] Andolsun ki Musa'yı da mucizelerimizle ve apacık bir delille gonderdik

[97] Firavun'a ve onun ileri gelenlerine (gonderdik). Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri dogru degildi

[98] O, kıyamet gununde de kavminin onunde gider ve onları atese goturur. O vardıkları yer ne kotu bir yerdir

[99] Onlar burada da, kıyamet gununde de lanete ugratıldılar. (Onlara) verilen bu armagan ne kotu armagandır

[100] (Ey Muhammed!) Iste bu, (halkı helak olmus) memleketlerin haberlerindendir. Biz onu sana anlatıyoruz; onlardan (bugune kadar izleri) kalan da vardır, bicilmis ekin (gibi yok olan) da vardır

[101] Biz onlara (yok olup gitsinler diye) zulmetmemisizdir; fakat onlar, kendilerine zulmetmislerdir. Rabbinin emri geldigi zaman, onların Allah'ı bırakıp da yalvardıkları kendi ilahları da onlara hicbir sekilde fayda saglamamıs ve onların helakini artırmaktan baska bir ise yaramamıstır

[102] Iste Rabbin, zalim kasabalar halkını yakaladıgı zaman, O'nun yakalayısı boyledir ve O'nun bu yakalayısı da, cok acı ve cok siddetlidir

[103] Iste bunda, ahiret azabından korkanlar icin elbette bir ibret vardır. O gun butun insanların bir araya toplandıgı bir gundur ve o gun (butun mahlukatın) hazır bulundugu bir gundur

[104] Biz onu (kıyamet gununu) sadece sayılı bir muddete kadar bekletiriz

[105] O geldigi gun Allah'ın izni olmadan hic kimse konusamaz. Onlardan kimi bedbahttır, kimi mutlu

[106] Bedbaht olanlar atestedirler, orada onların (oyle feci) nefes alıp vermeleri vardır ki

[107] Rabbinin diledigi haric, (onlar) gokler ve yer durdukca o ateste ebedi kalacaklardır. Cunku Rabbin, istedigini hakkıyla yapandır

[108] Mutlu olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin diledigi haric, gokler ve yer durdukca onlar da orada ebedi kalacaklardır. Bu (nimetler) bitmez, tukenmez bir lutuftur

[109] O halde onların tapmakta oldukları seylerden (bu seylerin onları azaba goturdugunden) suphen olmasın. Cunku onlar ancak daha once babalarının taptıgı gibi tapıyorlar. Biz onların (azaptan) nasiplerini mutlaka eksiksiz olarak verecegiz

[110] Andolsun biz Musa’ya Kitab'ı verdik; fakat onda ihtilaf edildi. Eger Rabbinden bir soz gecmemis olsaydı, elbette onların arasında hukum verilmisti (ve isleri de bitirilmisti). Suphesiz ki onlar (Mekkeliler) de Kur'an hakkında derin bir suphe icindedirler

[111] Suphesiz Rabbin, onların her birinin amellerinin karsılıgını onlara tam olarak verecektir. Cunku Rabbin, onların yapmakla olduklarından hakkıyla haberdardır

[112] O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolundugun gibi dosdogru ol! Asırı da gitmeyin. Cunku O, sizin yaptıklarınızı cok iyi gorendir

[113] (Allah'a sirk kosup) zulmedenlere guvenme; sonra size ates dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah'tan baska dostlarınız yoktur. Sonra (O'ndan da) yardım goremezsiniz

[114] Gunduzun iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Cunku iyilikler kotulukleri (gunahları) giderir. Bu, ogut almak isteyenlere bir hatırlatmadır

[115] (Ey Muhammed!) Sabırlı ol, cunku Allah guzel is yapanların mukafatını zayi etmez

[116] Sizden onceki nesillerden aklı basında olanlar, (kufurleriyle zulmedenleri) yeryuzunde fesat cıkarmaktan alıkoyamazlar mıydı? Halbuki onlar arasında kurtardıklarımızdan ancak cok azı bunu yapmıs; o zulmedenler ise, kendilerini ifsat eden nimetlerin pesine dusmusler ve suclu olmuslardır

[117] Yoksa Rabbin, halkı ıslah edici kimseler olan sehirleri zulum ile helak edecek degildir

[118] Eger Rabbin dileseydi, insanları tek bir ummet yapardı. Oysa, iste ihtilaf edip durmaktadırlar

[119] Ancak Rabbinin merhamet ettikleri mustesnadır. Zaten Rabbin onları bunun icin yarattı. Rabbinin, «Andolsun ki cehennemi tumuyle insanlar ve cinlerle dolduracagım» sozu yerini buldu

[120] Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini (tatmin ve) teskin edecegimiz her haberi sana anlatıyoruz. Ayrıca bu kıssalardan, sana (dinin esasını teskil eden) hak ile, mu'minler icin bir ogut ve ibret gelmistir

[121] Iman etmeyenlere de ki: Elinizden geleni yapın! Biz de (gerekeni) yapmaktayız

[122] Bekleyin! Suphesiz biz de beklemekteyiz

[123] Goklerin ve yerin gaybı (sırrı) yalnız Allah'a aittir. Her is O'na dondurulur. Oyle ise O'na kulluk et ve O'na dayan! Rabbin yaptıklarınızdan gafil degildir

Yûsuf

Surah 12

[1] Elif. Lam. Ra. Bunlar, apacık Kitab'ın ayetleridir

[2] Anlayasınız diye biz onu Arapca bir Kur’an olarak indirdik

[3] Biz bu Kur'an'ı sana vahyetmekle, kıssaların en guzelini sana anlatmıs oluyoruz; halbuki sen, onceden, bunlardan tamamıyla habersizdin

[4] Bir zamanlar Yusuf, babasına (Yakub'a) demisti ki: Babacıgım! Ben (ruyamda) on bir yıldızla gunesi ve ayı gordum; onları bana secde ederlerken gordum

[5] (Babası:) Yavrucugum! dedi, ruyanı sakın kardeslerine anlatma; sonra sana bir tuzak kurarlar! Cunku seytan insana apacık bir dusmandır

[6] Iste boylece Rabbin seni sececek, sana (ruyada gorulen) olayların yorumunu ogretecek ve daha once iki atan Ibrahim ve Ishak'a nimetini tamamladıgı gibi sana ve Ya'kub soyuna da nimetini tamamlayacaktır. Cunku Rabbin cok iyi bilendir, hikmet sahibidir

[7] Andolsun ki Yusuf ve kardeslerinde, gercekleri arastırmak isteyenler icin ibretler vardır

[8] (Kardesleri) dediler ki: Yusuf ile kardesi (Bunyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Halbuki biz kalabalık bir cemaatiz. Suphesiz ki babamız apacık bir yanlıslık icindedir

[9] (Aralarında dediler ki:) Yusuf'u oldurun veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccuhu yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) salih kimseler olursunuz

[10] Onlardan biri: Yusuf'u oldurmeyin, eger mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da gecen kervanlardan biri onu alsın (gotursun), dedi

[11] Babalarına da soyle demislerdi: "Ey babamız! Biz Yusuf'a nasihat eden kimseler oldugumuz (ve onun iyiligini isteyen kimseler oldugumuz) halde, onun hakkında bize neden guvenmiyorsun

[12] Yarın onu bizimle gonder; gezip oynasın. Biz onu elbette koruruz

[13] (Babaları) dedi ki: Onu goturmeniz beni kaygılandırıyor. Siz (oyun yuzunden onu ihmal ettiginiz anda) ondan habersizken onu bir kurdun yemesinden korkarım

[14] Dediler ki: Hakikaten biz (kuvvetli) bir topluluk oldugumuz halde, eger onu kurt yerse, o zaman biz gercekten aciz kimseler sayılırız

[15] Onu goturup de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yusuf'a: Andolsun ki sen onların bu islerini onlar (isin) farkına varmadan, kendilerine haber vereceksin, diye vahyettik

[16] Aksamleyin aglayarak babalarına geldiler

[17] Ey babamız! dediler, biz yarısmak uzere uzaklastık; Yusuf'u esyamızın yanında bırakmıstık. (Ne yazık ki) onu kurt yemis! Fakat biz dogru soyleyenler olsak da sen bize inanmazsın

[18] Gomleginin ustunde sahte bir kan ile geldiler. (Ya'kub) dedi ki: Bilakis nefisleriniz size (kotu) bir isi guzel gosterdi. Artık (bana dusen) hakkıyla sabretmektir. Anlattıgınız karsısında (bana) yardım edecek olan, ancak Allah'tır

[19] Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gonderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf'u gorunce) «Mujde! Iste bir oglan!» dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını cok iyi bilir

[20] (Kafile Mısır'a vardıgında) onu degersiz bir pahaya, sayılı birkac dirheme sattılar. Onlar zaten ona deger vermemislerdi

[21] Mısır'da onu satın alan adam, karısına dedi ki: «Ona deger ver ve guzel bak! Umulur ki bize faydası olur. Veya onu evlat ediniriz.» Iste boylece (Mısır'da adaletle hukmetmesi) ve kendisine (ruyadaki) olayların yorumunu ogretmemiz icin Yusuf'u o yere yerlestirdik. Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların cogu (bunu) bilmezler

[22] Yusuf, ergenlik cagına girince, ona hukum ve ilim verdik, iste biz, iyileri boyle mukafatlandırırız

[23] Evinde bulundugu kadın, onun nefsinden murat almak istedi, kapıları iyice kapattı ve «Haydi gel!» dedi. O da «(Hasa), Allah'a sıgınırım ! Zira kocanız benim velinimetimdir, bana guzel davrandı. Gercek su ki, zalimler iflah olmaz!» dedi

[24] Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eger Rabbinin isaret ve ikazını gormeseydi o da kadına meyletmisti. Iste boylece biz, kotuluk ve fuhsu ondan uzaklastırmak icin (delilimizi gosterdik). Suphesiz o ihlaslı kullarımızdandı

[25] Ikisi de kapıya dogru kostular. Kadın onun gomlegini arkadan yırttı. Kapının yanında onun kocasına rastladılar. Kadın dedi ki: Senin ailene kotuluk etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir iskenceden baska ne olabilir

[26] Yusuf: «Asıl kendisi benim nefsimden murat almak istedi» dedi. Kadının akrabasından biri soyle sahitlik etti: «Eger gomlegi onden yırtılmıssa, kadın dogru soylemistir, bu ise yalancılardandır.»

[27] «Eger gomlegi arkadan yırtılmıssa, kadın yalan soylemistir. Bu ise dogru soyleyenlerdendir.»

[28] (Kocası, Yusufun gomleginin) arkadan yırtılmıs oldugunu gorunce, (kadına): «Suphesiz, dedi; bu, sizin tuzagınızdır. Sizin tuzagınız gercekten buyuktur.»

[29] «Ey Yusuf! Sen bundan (olanları soylemekten) vazgec! (Ey kadın!) Sen de gunahının affını dile! Cunku sen gunahkarlardan oldun»

[30] Sehirdeki bazı kadınlar dediler ki: Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murat almak istiyormus; Yusuf'un sevdası onun kalbine islemis! Biz onu gercekten acık bir sapıklık icinde goruyoruz

[31] Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara davetci gonderdi; onlar icin dayanacak yastıklar hazırladı. Her birine bir bıcak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusuf'a): «Cık karsılarına!» dedi. Kadınlar onu gorunce, onu (gozlerinde) buyutmusler (onun guzelliginden) dehsete kapılıp ellerini kesmisler, sonra da soyle demislerdi: "Hasa Rabbimiz! Bu bir beser degil... Bu ancak ustun bir melektir

[32] Kadın dedi ki: Iste hakkında beni kınadıgınız sahıs budur. Ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) siddetle sakındı. Andolsun, eger o kendisine emredecegimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve elbette surunenlerden olacaktır

[33] (Yusuf:) Rabbim! Bana zindan, bunların benden istediklerinden daha iyidir! Eger onların hilelerini benden cevirmezsen, onlara meyleder ve cahillerden olurum! dedi

[34] Rabbi onun duasını kabul etti ve onların hilesini uzaklastırdı. Hic suphe yoktur ki Allah, her seyi hakkıyla isitendir; hakkıyla bilendir

[35] Sonunda (aziz ve arkadasları) kesin delilleri gormelerine ragmen (halkın dedikodusunu kesmek icin yine de) onu bir zamana kadar mutlaka zindana atmaları kendilerine uygun gorundu

[36] Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha girdi. Onlardan biri dedi ki: Ben (ruyada) sarap sıktıgımı gordum. Digeri de: Ben de basımın ustunde kusların yemekte oldugu bir ekmek tasıdıgımı gordum. Bunun yorumunu bize haber ver. Cunku biz seni guzel davrananlardan goruyoruz, dedi

[37] (Yusuf) dedi ki: Size yedirilecek yemek gelmeden once onun yorumunu mutlaka size haber verecegim. Bu, Rabbimin bana ogrettiklerindendir. Suphesiz ben Allah’a inanmayan bir kavmin dininden uzaklastım. Onlar ahireti inkar edenlerin kendileridir

[38] Atalarım Ibrahim, Ishak ve Ya'kub'un dinine uydum. Allah'a herhangi bir seyi ortak kosmamız bize yarasmaz. Bu, Allah'ın bize ve insanlara olan lutfundandır. Fakat insanların cogu sukretmezler

[39] Ey zindan arkadaslarım! Cesitli tanrılar mı daha iyi, yoksa gucune karsı durulamaz olan bir tek Allah mı

[40] Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktıgı birtakım isimlerden baska bir sey degildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemistir. Hukum sadece Allah'a aittir. O size kendisinden baskasına ibadet etmemenizi emretmistir. Iste dosdogru din budur. Fakat insanların cogu bilmezler

[41] Ey zindan arkadaslarım! (Ruyalarınıza gelince), biriniz (daha once oldugu gibi) efendisine sarap icirecek; digeri ise asılacak ve kuslar onun basından (beynini) yiyecekler. Yorumunu sordugunuz is (bu sekilde) kesinlesmistir

[42] Iki kisiden kurtulacagını zanneden gence de Yusuf soyle demisti: 'Efendinin yanında benden bahset (ki, bu hapisten kurtulayım). Ne var ki seytan, ona Yusuf'u efendisine hatırlatmayı unutturmus, o da hapiste bir kac yıl daha kalmıstı

[43] Bir gun hukumdar soyle demisti: "Ruyamda, yedi sisman inegi, yedi zayıf inegin yedigini ve yedi yesil basakla, diger yedi kuru basak gordum. Ey ileri gelenler! Eger ruya yorumluyorsanız, benim ruyamın da hukmunu bana veriniz

[44] (Yorumcular) dediler ki: Bunlar karmakarısık duslerdir. Biz boyle duslerin yorumunu bilenlerden degiliz

[45] (Zindandaki) iki kisiden kurtulmus olan, uzun bir zaman sonra (Yusuf'u) hatırlayarak dedi ki: Ben size onun yorumunu haber veririm, beni hemen (zindana) gonderin

[46] (Yusuf un yanına gelerek dedi ki:) Ey Yusuf, ey dogru sozlu kisi! (Ruyada gorulen) yedi sisman inegin yedigi yedi semiz inek ile yedi yesil basak ve digerleri de kuru olan (basaklar) hakkında bize yorum yap. Umit ederim ki, insanlara (isabetli yorumunla) donerim de belki onlar da dogruyu ogrenirler

[47] Yusuf dedi ki: Yedi sene adetiniz uzere ekin ekersiniz. Sonra da yiyeceklerinizden az bir miktar haric, bictiklerinizi basagında (stok edip) bırakınız

[48] Sonra bu (yedi sene) nun ardından, yedi zor (ve kurak gececek seneler) gelir. Halk tohumluk icin ayırdıgınız az bir sey dısında kendileri icin biriktirdiginizi yer

[49] Sonra bunun ardından, bir yıl gelecektir ki, bu yıl icinde insanlar bol yagmur gorecekler ve yine bu yıl icinde (bol meyve) sıkacaklardır

[50] (Adam bu yorumu getirince) kral dedi ki: «Onu bana getirin!» Elci, Yusuf a geldigi zaman, (Yusuf) dedi ki: «Efendine don de ona: Ellerini kesen o kadınların zoru neydi? diye sor. Suphesiz benim Rabbim onların hilesini cok iyi bilir.»

[51] (Kral kadınlara) dedi ki: Yusuf'un nefsinden murat almak istediginiz zaman durumunuz neydi? Kadınlar, Hasa! Allah icin, biz ondan hicbir kotuluk gormedik, dediler. Azizin karısı da dedi ki: «Simdi gercek ortaya cıktı. Ben onun nefsinden murat almak istemistim. Suphesiz ki o dogru soyleyenlerdendir.»

[52] (Yusuf dedi ki): Bu, azizin yoklugunda ona hainlik etmedigimi ve Allah'ın hainlerin hilesini basarıya ulastırmayacagını (herkesin) bilmesi icindir

[53] (Bununla beraber) Ben nefsimi temize cıkaramam; zira nefis Rabbinin acıdıkları dısında, daima kotulugu emredicidir. Suphesiz Rabbim cok bagıslayıcıdır; cok merhametlidir

[54] Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime ozel danısman edineyim. Onunla konusunca: Bugun sen yanımızda yuksek makam sahibi ve guvenilir birisin, dedi

[55] «Beni ulkenin hazinelerine tayin et! Cunku ben (onları) cok iyi korurum ve bu isi bilirim» dedi

[56] Ve boylece Yusuf'a orada diledigi gibi hareket etmek uzere ulke icinde yetki verdik. Biz diledigimiz kimseye rahmetimizi eristiririz. Ve guzel davrananların mukafatını zayi etmeyiz

[57] Iman edip de (kotuluklerden) sakınanlar icin ahiret mukafatı daha hayırlıdır

[58] Yusuf'un kardesleri gelip onun huzuruna girdiler, (Yusuf) onları tanıdı, onlar onu tanımıyorlardı

[59] (Yusuf) onların yuklerini hazırlayınca dedi ki: «Sizin baba bir kardesinizi de bana getirin. Gormuyor musunuz, ben olcegi tam dolduruyorum ve ben misafirperverlerin en iyisiyim

[60] Eger onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek bir olcek (erzak) yoktur, bana hic yaklasmayın!»

[61] Dediler ki: Onu babasından istemeye calısacagız, kuskusuz bunu yapacagız

[62] (Yusuf) emrindeki genclere dedi ki: Sermayelerini yuklerinin icine koyun. Olur ki ailelerine donduklerinde bunun farkına varırlar da belki geri gelirler

[63] Babalarına donduklerinde dediler ki: Ey babamız! Erzak bize yasaklandı. Kardesimizi (Bunyamin'i) bizimle beraber gonder de (onun sayesinde) olcup alalım. Biz onu mutlaka koruyacagız

[64] Babaları ise onlara soyle demisti: "Daha once kardesini size emanet ettigim gibi onu da mı size emanet edeyim? (Ben onu sadece Allah'a emanet ediyorum) Halbuki Allah, koruyucu olarak en hayırlıdır ve O, merhamet edenlerin de en merhametlisidir

[65] Esyalarını actıklarında sermayelerinin kendilerine geri verildigini gorduler. Dediler ki: Ey babamız! Daha ne istiyoruz. Iste sermayemiz de bize geri verilmis. (Onunla yine) ailemize yiyecek getiririz, kardesimizi koruruz ve bir deve yuku de fazla alırız. Cunku bu (seferki aldıgımız) az bir miktardır

[66] (Ya'kub) dedi ki: Kusatılmanız (ve caresiz kalma durumunuz) haric, onu bana mutlaka getireceginize dair Allah adına bana saglam bir soz vermediginiz takdirde onu sizinle beraber gondermem!» Ona (istedigi sekilde) teminatlarını verdiklerinde dedi ki: Soylediklerimize Allah sahittir

[67] Sonra soyle dedi: Ogullarım! (Sehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan (gelecek) hicbir seyi sizden savamam. Hukum Allah'tan baskasının degildir. (Onun icin) ben yalnız O'na dayandım. Tevekkul edenler yalnız O'na dayansınlar

[68] Babalarının kendilerine emrettigi yerden (cesitli kapılardan) girdiklerinde (onun emrini yerine getirdiler. Fakat bu tedbir) Allah’tan gelecek hicbir seyi onlardan savamazdı; ancak Ya'kub icindeki bir dilegi acıga vurmus oldu. Suphesiz o, ilim sahibiydi, cunku ona biz ogretmistik. Fakat insanların cogu bilmezler

[69] Yusuf'un yanına girdiklerinde oz kardesini yanına aldı ve «Bilesin ki ben senin kardesinim, onların yaptıklarına uzulme» dedi

[70] (Yusuf) onların yukunu hazırladıgı zaman bir su kabını kardesinin yuku icine koydu! (Kafile hareket ettikten) sonra bir tellal: Ey kafile! Siz hırsızsınız! diye seslendi

[71] (Yusuf'un kardesleri) onlara donerek: Ne arıyorsunuz? dediler

[72] Kralın su kabını arıyoruz; onu getirene bir deve yuku (bahsis) var dediler. (Iclerinden biri:) Ben buna kefilim, dedi

[73] Allah'a andolsun ki, bizim yeryuzunde fesat cıkarmak icin gelmedigimizi siz de biliyorsunuz. Biz hırsız da degiliz, dediler

[74] (Yusuf'un adamları) dediler ki: Peki, siz yalancıysanız bunun cezası nedir

[75] «Onun cezası, kayıp esya, kimin yukunde bulunursa iste o (sahsa el koymak) onun cezasıdır. Biz zalimleri boyle cezalandırırız» dediler

[76] Bunun uzerine Yusuf, kardesinin yukunden once onların yuklerini (aramaya) basladı. Sonra da onu, kardesinin yukunden cıkarttı. Iste biz Yusuf'a boyle bir tedbir ogrettik, yoksa kralın kanununa gore kardesini tutamayacaktı. Ancak Allah'ın dilemesi haric. Biz kimi dilersek onu derecelerle yukseltiriz. Zira her ilim sahibinin ustunde daha iyi bilen birisi vardır

[77] (Kardesleri) dediler ki: «Eger o caldıysa, daha once onun bir kardesi de calmıstı.» Yusuf bunu icinde sakladı, onlara acmadı. (Kendi kendine) dedi ki: Siz daha kotu durumdasınız! Allah, sizin anlattıgınızı cok iyi bilir

[78] Dediler ki: Ey aziz! Gercekten onun cok yaslı bir babası var. Onun yerine bizim birimizi alıkoy. Zira biz seni, iyilik edenlerden goruyoruz

[79] Dedi ki: Esyamızı yanında buldugumuz kimseden baskasını yakalamaktan Allah'a sıgınırız, o takdirde biz gercekten zalimler oluruz

[80] Ondan umitlerini kesince, (meseleyi) gizli gorusmek uzere ayrılıp (bir kenara) cekildiler. Buyukleri dedi ki: «Babanızın sizden Allah adına soz aldıgını, daha once de Yusuf hakkında islediginiz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya benim icin Allah hukmedinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacagım. O hukmedenlerin en hayırlısıdır

[81] Babanıza donun ve deyin ki:«Ey babamız! Suphesiz oglun hırsızlık etti. Biz, bildigimizden baskasına sahitlik etmedik. Biz gaybın bekcileri degiliz

[82] (Istersen) icinde bulundugumuz sehire (Mısır halkına) ve aralarında geldigimiz kafileye de sor. Biz gercekten dogru soyluyoruz.»

[83] (Babaları) dedi ki: «Hayır, nefisleriniz sizi (boyle) bir ise surukledi. (Bana dusen) artık, guzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Cunku O herseyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.»

[84] Onlardan yuz cevirdi, «Ah Yusuf'um ah!» diye sızlandı ve kederini icine gommesi yuzunden iki gozu de bembeyaz kesilmisti

[85] (Ogulları:) «Allah'a andolsun ki sen hala Yusuf'u anıyorsun. Sonunda ya hasta olacaksın ya da busbutun helak olacaksın!» dediler

[86] (Ya'kub:) Ben sadece gam ve kederimi Allah'a arzediyorum. Ve ben sizin bilemeyeceginiz seyleri Allah tarafından (vahiy ile) biliyorum, dedi

[87] Ey ogullarım! Gidin de Yusuf'u ve kardesini iyice arastırın, Allah'ın rahmetinden umit kesmeyin. Cunku kafirler toplulugundan baskası Allah'ın rahmetinden umit kesmez

[88] Yusuf'un yanına girdiklerinde dediler ki: Ey aziz! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz degersiz bir sermaye ile geldik. Hakkımızı tam olcerek ver. Ayrıca bize bagısta da bulun. Suphesiz Allah sadaka verenleri mukafatlandırır

[89] Yusuf dedi ki: Siz, cahilliginiz yuzunden Yusuf ve kardesine yaptıklarınızı biliyor musunuz

[90] Yoksa sen, gercekten Yusuf musun? dediler. O da: (Evet) ben Yusuf'um, bu da kardesim. (Birbirimize kavusmayı) Allah bize lutfetti. Cunku kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, suphesiz Allah guzel davrananların mukafatını zayi etmez, dedi

[91] (Kardesleri) dediler ki: Allah'a andolsun, hakikaten Allah seni bize ustun kılmıs. Gercekten biz hataya dusmusuz

[92] (Yusuf) dedi ki: «Bugun sizi kınamak yok, Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir.»

[93] «Su benim gomlegimi goturun de onu babamın yuzune koyun, (gozleri) gorecek duruma gelir. Ve butun ailenizi bana getirin.»

[94] Kafile (Mısır'dan) ayrılınca, babaları (yanındakilere): Eger bana bunamıs demezseniz inanın ben Yusuf'un kokusunu alıyorum! dedi

[95] (Onlar da:) Vallahi sen hala eski saskınlıgındasın, dediler

[96] Mujdeci gelince, gomlegi onun yuzune koyar koymaz (Ya'kub) gorur oldu. Ben size: «Allah tarafından (vahiy ile) sizin bilemeyeceginiz seyleri bilirim» demedim mi! dedi

[97] (Ogulları) dediler ki: Ey babamız! (Allah'tan) bizim gunahlarımızın affını dile! Cunku biz gercekten gunahkarlar idik

[98] (Ya'kub:) Sizin icin Rabbimden af dileyecegim. Cunku O cok bagıslayan, pek esirgeyendir, dedi

[99] (Hep beraber Mısır'a gidip) Yusuf'un yanına girdikleri zaman, ana-babasını kucakladı, «Guven icinde Allah'ın iradesiyle Mısır'a girin!» dedi

[100] Ana ve babasını tahtının ustune cıkartıp oturttu ve hepsi onun icin secdeye (saygı secdesine) kapandılar. (Yusuf) dedi ki: «Ey babacıgım! Iste bu, daha once (gordugum) ruyanın yorumudur. Rabbim onu gerceklestirdi. Dogrusu Rabbim bana (cok sey) lutfetti. Cunku beni zindandan cıkardı ve seytan benimle kardeslerimin arasını bozduktan sonra sizi colden getirdi. Suphesiz ki Rabbim diledigine lutfedicidir. Kuskusuz O, hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.»

[101] «Ey Rabbim! Mulkten bana (nasibimi) verdin ve bana (ruyada gorulen) olayların yorumunu da ogrettin. Ey gokleri ve yeri yaratan! Sen dunyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni musluman olarak oldur ve beni salihler arasına kat!»

[102] Iste bu (Yusuf kıssası) gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar hile yaparak islerine karar verdikleri zaman sen onların yanında degildin (ki bunları bilesin)

[103] Sen ne kadar ustune dussen de insanların cogu iman edecek degillerdir

[104] Halbuki sen bunun icin (peygamberlik gorevini ifa icin) onlardan bir ucret istemiyorsun. Kur’an, alemler icin ancak bir oguttur

[105] Goklerde ve yerde nice deliller vardır ki, onlar bu delillerden yuzlerini cevirip gecerler

[106] Onların cogu, ancak ortak kosarak Allah'a iman ederler

[107] Allah tarafından kusatıcı bir felaket gelmesi veya farkında olmadan kıyametin ansızın kopması karsısında kendilerini emin mi gorduler

[108] (Ey Muhammed!) De ki: "Iste bu, benim yolumdur. Ben bana tabi olanlarla birlikte, basiretle Allah'a davet ediyorum. Allah'ı (her cesit noksan ve kusurdan) tenzih ediyorum. Ben, asla musriklerden degilim

[109] Senden once de, sehirler halkından kendilerine vahyettigimiz erkeklerden baskasını peygamber gondermedik. Onlar, yeryuzunde hic gezmediler mi ki, kendilerinden oncekilerin sonunun nasıl oldugunu gorsunler! Sakınanlar icin ahiret yurdu elbette daha iyidir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz

[110] Nihayet peygamberler umitlerini yitirip de kendilerinin yalana cıkarıldıklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir ve diledigimiz kimse kurtulusa erdirilir. (Fakat) suclular toplulugundan azabımız asla geri cevrilmez

[111] Andolsun onların (gecmis peygamberler ve ummetlerinin) kıssalarında akıl sahipleri icin pek cok ibretler vardır. (Bu Kur'an) uydurulabilecek bir soz degildir. Fakat o, kendinden oncekileri tasdik eden, her seyi acıklayan (bir kitaptır); iman eden toplum icin bir rahmet ve bir hidayettir

Ra'd

Surah 13

[1] Elif. Lam. Mim. Ra. Bunlar, Kitab'ın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır, fakat insanların cogu inanmazlar

[2] Gormekte oldugunuz gokleri direksiz olarak yukselten, sonra Ars'a istiva eden, gunesi ve ayı emrine boyun egdiren Allah'tır. (Bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavusacagınıza kesin olarak inanmanız icin her isi duzenleyip ayetleri acıklamaktadır

[3] Yeri doseyen, onda oturaklı daglar ve ırmaklar yaratan ve orada butun meyvelerden cifter cifter yaratan O'dur. Geceyi de gunduzun uzerine O ortuyor. Suphesiz butun bunlarda dusunen bir toplum icin ibretler vardır

[4] Yeryuzunde birbirine komsu kıtalar, uzum bagları, ekinler, bir kokten ve cesitli koklerden dallanmıs hurma agacları vardır. Bunların hepsi bir su ile sulanır. (Boyle iken) yemislerinde onların bir kısmını bir kısmına ustun kılarız. Iste bunlarda akıllarını kullanan bir toplum icin ibretler vardır

[5] (Rasulum! Kafirlerin seni yalanlamalarına) sasıyorsan, asıl sasılacak sey onların: «Biz toprak oldugumuz zaman yeniden mi yaratılacagız?» demeleridir. Iste onlar, Rablerini inkar edenlerdir; iste onlar (kıyamet gununde) boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Ve onlar ates ehlidir. Onlar, orada ebedi kalacaklardır

[6] Musrikler senden, iyilikten once (kendilerine) alelacele kotuluk gelmesini istemektedirler. Halbuki onlardan once ibret alınacak nice azap ornekleri gelip gecmistir. Dogrusu insanlar kotuluk ettikleri halde Rabbin onlar icin magfiret sahibidir. (Bununla beraber) Rabbinin azabı da cok siddetlidir

[7] Kafirler diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! (Halbuki) sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun bir rehberi vardır

[8] Her disinin neye gebe kalacagını, rahimlerin neyi eksik, neyi ziyade edecegini Allah bilir. Onun katında her sey olcu iledir

[9] O, goruleni de gorulmeyeni de bilir; cok buyuktur, yucedir

[10] Sizden, sozu gizleyenle onu acıga vuran, geceleyin gizlenenle gunduzun yuruyen (onun ilminde) esittir

[11] Onun onunde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipciler (melekler) vardır. Bir toplum kendilerindeki (nimet ve afiyet gibi) ozellikleri degistirip bozmadıkca Allah, onlarda bulunanı degistirip (onları helak et) mez. Allah bir topluma kotuluk diledi mi, artık onun icin geri cevrilme diye bir sey yoktur. Onların Allah'tan baska yardımcıları da yoktur

[12] O, size korku ve umit icinde simsegi gosteren ve (yagmur dolu) agır bulutları meydana getirendir

[13] Gok gurultusu Allah'ı hamd ile tesbih eder. Melekler de O'nun heybetinden dolayı tesbih ederler. Onlar, Allah hakkında mucadele edip dururken O, yıldırımlar gonderip onlarla diledigini carpar. Ve o, azabı pek siddetli olandır

[14] Hak olan dua (La ilahe illallah, Allah’tan baska hakkıyla ibadete layık hicbir ilah yoktur,) yalnız O'na mahsustur. Ondan baskasına dua edenlere, (yalvarıp yakaranlara), onlar hicbir sekilde cevap veremezler. Bu, agzına gelmesi icin suya avuc acan kimse gibidir ki, su, ona asla gitmez. Iste kafirlerin duası da, boyle bosunadır

[15] Goklerde ve yerde bulunanlar da onların golgeleri de sabah aksam ister istemez sadece Allah'a secde ederler

[16] (Rasulum!) De ki: «Goklerin ve yerin Rabbi kimdir?» De ki: «Allah'tır.» O halde de ki: «O'nu bırakıp da kendilerine fayda ya da zarar verme gucune sahip olmayan dostlar mı edindiniz?» De ki: «Korle goren bir olur mu hic? Ya da karanlıklarla aydınlık esit olur mu?» Yoksa O’nun yarattıgı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi gorundu? De ki: Allah her seyi yaratandır. Ve O, birdir,her seye galiptir (ilahlıga ve ibadete layık olan sadece odur)

[17] O, gokten su indirdi de vadiler kendi hacimlerince sel olup aktı. Bu sel, uste cıkan bir kopugu yuklenip goturdu. Sus veya (diger) esya yapmak isteyerek ateste erittikleri seylerden de buna benzer kopuk olur, iste Allah hak ile batıla boyle misal verir. Kopuk atılıp gider. Insanlara fayda veren seye gelince, o yeryuzunde kalır. Iste Allah boyle misaller getirir

[18] Iste Rablerinin emrine uyanlar icin en guzel (mukafat) vardır. Ona uymayanlara gelince, eger yeryuzunde olanların tumu ile bunun yanında bir misli daha kendilerinin olsa, (kurtulmak icin) onu mutlaka feda ederler. Iste onlar var ya, hesabın en kotusu onlaradır. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kotu yataktır

[19] Rabbinden sana indirilenin hak oldugunu bilen kimse, (inkar eden) kor kimse gibi olur mu? (Fakat bunu) ancak akıl sahipleri anlar

[20] Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirenler ve verdikleri sozu bozmayanlardır

[21] Allah'ın birlestirilmesini emrettigi (akrabalık baglarını) birlestirenler, Rablerinden korkanlar ve kotu hesaptan cekinen kimselerdir

[22] Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdogru kılan, kendilerine verdigimiz rızıklardan gizli ve acık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kotulugu iyilikle savan kimselerdir. Iste onlar var ya, ahiret yurdunda en guzel akıbet (Cennetler) bunlar icindir

[23] (O yurt) Adn cennetleridir; oraya babalarından, eslerinden ve cocuklarından salih olanlarla beraber girecekler, melekler de her kapıdan onların yanına varacaklardır

[24] (Melekler:) Sabrettiginize karsılık size selam olsun! Dunya yurdunun sonu (cennet) ne guzeldir! (derler)

[25] Allah'a verdikleri sozu kuvvetle pekistirdikten sonra bozanlar, Allah'ın riayet edilmesini emrettigi seyleri (akrabalık baglarını) terk edenler ve yeryuzunde fesat cıkaranlar; iste lanet onlar icindir. Ve kotu yurt (cehennem) onlarındır

[26] Allah diledigine rızkını bollastırır da daraltır da. Onlar dunya hayatıyla sımardılar. Oysa ahiretin yanında dunya hayatı, gecici bir faydadan baska bir sey degildir

[27] Kafir olanlar diyorlar ki: «Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli degil miydi?» De ki: Kuskusuz Allah diledigini saptırır, kendisine yoneleni de hidayete erdirir

[28] Bunlar, iman edenler ve gonulleri Allah'ın zikriyle sukunete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur

[29] Iman edenler ve salih amel isleyenler icin iyi bir hayat ve guzel bir gelecek vardır

[30] (Ey Muhammed!) Kendinden once gelip gecmis milletlere gonderdigimiz (peygamberler) gibi seni de, sana vahyettiklerimizi kendilerine okuman icin Rahman'ı inkar etmekte olan bir millete gonderdik. (Onlara) de ki: "(Sizin inkar ettiginiz O Rahman), benim Rabbimdir; O'ndan baska (hakkıyla ibadete layık hicbir) ilah yoktur. Ben O'na tevekkul ettim ve donus (ve tovbem) O'nadır

[31] Eger okunan bir kitapla daglar yurutulseydi veya onunla yer parcalansaydı yahut onunla oluler konusturulsaydı (o kitap yine bu Kur'an olacaktı). Fakat butun isler Allah'a aittir. Iman edenler hala bilmediler mi ki, Allah dileseydi butun insanları hidayete erdirirdi. Allah’ın vaadi gelinceye kadar inkar edenlere, yaptıklarından dolayı ya ansızın buyuk bir bela gelmeye devam edecek veya o bela evlerinin yakınına inecek. Allah, vaadinden asla donmez

[32] Andolsun, senden onceki peygamberlerle de alay edildi de ben inkar edenlere muhlet verdim, sonra da onları yakaladım. (Gorseydin ki) azabım nasılmıs

[33] Herkesin kazandıgını gozetleyip muhafaza eden, (hic boyle yapamayan gibi olur mu?). Onlar Allah’a ortaklar kostular. De ki: «Onlara ad verin (onlar necidir?). Yoksa siz Allah'a yeryuzunde bilemeyecegi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Yahut bos laf mı ediyorsunuz?» Dogrusu inkar edenlere hileleri suslu gosterildi ve onlar dogru yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa artık onu dogru yola iletecek yoktur

[34] Dunya hayatında onlara sadece bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha siddetlidir. Onları Allah'tan (onun azabından) koruyacak kimse de yoktur

[35] Takva sahiplerine vadolunan cennetin ozelligi (sudur): Onun zemininden ırmaklar akar. Yemisleri ve golgesi sureklidir. Iste bu, (kotuluklerden) sakınanların (mutlu) sonudur. Kafirlerin sonu ise atestir

[36] Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, sana indirilene (Kur'an a) sevinirler. Fakat (senin aleyhinde birlesen) gruplardan onun bir kısmını inkar eden de vardır. De ki: «Bana, sadece Allah'a kulluk etmem ve O'na ortak kosmamam emrolundu. Ben yalnız O'na cagırıyorum ve donus de yalnız O'nadır.»

[37] Ve boylece biz onu Arapca bir hukum (hikmetli bir soz) olarak indirdik. Eger sana gelen bu ilimden sonra, onların arzularına uyarsan, (iste o zaman) Allah tarafından senin ne bir dostun ne de koruyucun vardır

[38] Andolsun senden once de peygamberler gonderdik ve onlara da esler ve cocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hicbir peygamber icin mucize getirme imkanı yoktur. Her muddetin (yazıldıgı) bir kitap vardır

[39] Allah diledigini siler, (diledigini de) sabit bırakır. Butun kitapların aslı onun yanındadır

[40] Biz, onlara vadettigimizin (azabın) bir kısmını sana gostersek de veya (ondan once) seni oldurursek de sana ancak (Allah'ın emirlerini) teblig etmek duser. Hesap yalnız bize aittir

[41] Bizim, yeryuzune gelip, onu uclarından eksilttigimizi gormediler mi? Allah (diledigi gibi) hukmeder, O’nun hukmunu bozacak kimse yoktur. Ve O hesabı cabuk gorendir

[42] Onlardan oncekiler de (peygamberlerine) tuzak kurmuslardı; halbuki butun tuzaklar Allah’a aittir. Cunku O, herkesin ne kazanacagını bilir. Kafirler de ahiret yurdunda akıbetin kime ait oldugunu anlayacaklardır

[43] O kufredenler demektedirler ki: "Sen, gonderilmis (bir peygamber) degilsin.' (Sen de onlara) de ki: "Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah ve kendisinde Kitap bilgisi bulunanlar yeter

İbrâhîm

Surah 14

[1] Elif. Lam. Ra. (Bu Kuran), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlıga, yani her seye galip (ve) ovguye layık olan Allah’ın yoluna cıkarman icin sana indirdigimiz bir kitaptır

[2] O Allah ki, goklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Siddetli azaptan dolayı kafirlerin vay haline

[3] Onlar dunya hayatını ahirete tercih ederler, Allah yolundan alıkoyarlar ve onun egriligini isterler. Bunlar, (haktan) cok uzak bir sapıklık icindedirler

[4] (Allah'ın emirlerini) onlara iyice acıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gonderdik. Artık Allah diledigini saptırır, diledigini de dogru yola iletir. Cunku O, guc ve hikmet sahibidir

[5] Andolsun ki Musa’yı da: «Kavmini karanlıklardan aydınlıga cıkar ve onlara Allah’ın (gecmis kavimlerin basına getirdigi felaket) gunlerini hatırlat» diye mucizelerimizle gonderdik. Suphesiz ki bunda cok sabırlı, cok sukreden herkes icin ibretler vardır

[6] Hani Musa kavmine demisti ki: «Allah'ın uzerinizdeki nimetini hatırlayın. Cunku O, sizi iskencenin en kotusune surmekte ve ogullarınızı kesip, kadınlarınızı (kızlarınızı) bırakmakta olan Firavun ailesinden kurtardı. Iste bu size anlatılanlarda, Rabbinizden buyuk bir imtihan vardır.»

[7] Hatırlayın ki Rabbiniz size: «Eger sukrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracagım ve eger nankorluk ederseniz hic suphesiz azabım cok siddetlidir!» diye bildirmisti

[8] Musa dedi ki: «Eger siz ve yeryuzunde olanların hepsi nankorluk etseniz, bilin ki Allah her seyden mustagni (gercekten zengin) dir, hamdedilmeye layıktır.»

[9] Sizden oncekilerin, Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan baskası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini agızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gonderileni inkar ettik ve bizi kendisine cagırdıgınız seye karsı derin bir kusku icindeyiz

[10] Peygamberleri dedi ki: Gokleri ve yeri yaratan Allah hakkında suphe mi var? Halbuki O, sizin gunahlarınızdan bir kısmını bagıslamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yasatmak icin sizi (hak dine) cagırıyor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsiniz. Siz bizi atalarımızın tapmıs oldugu seylerden dondurmek istiyorsunuz. Oyleyse bize, apacık bir delil getirin

[11] Peygamberleri onlara dediler ki: «(Evet) biz sizin gibi bir insandan baskası degiliz. Fakat Allah nimetini kullarından diledigine lutfeder. Allah’ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Muminler ancak Allah'a dayansınlar.»

[12] «Hem, bize yollarımızı gostermis oldugu halde ne diye biz, Allah'a dayanıp guvenmeyelim? Sizin bize verdiginiz eziyete elbette katlanacagız. Tevekkul edenler yalnız Allah'a tevekkulde sebat etsinler.»

[13] Kafir olanlar peygamberlerine dediler ki: «Elbette sizi ya yurdumuzdan cıkaracagız ya da mutlaka dinimize doneceksiniz!» Rableri de onlara: «Zalimleri mutlaka helak edecegiz!» diye vahyetti

[14] Ve (ey inananlar!) Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerlestirecegiz. Iste bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimselere mahsustur

[15] (Peygamberler) fetih istediler (Allah da verdi). Her inatcı zorba da husrana ugradı

[16] Ardından da (o inatcı zorbaya) cehennem vardır, kendisine irinli su icirilecektir

[17] Onu yudumlamaya calısacak, fakat bogazından geciremeyecek ve ona her yandan olum gelecek, oysa o olecek degildir (ki azaptan kurtulsun). Bundan otede siddetli bir azap da vardır

[18] Rablerini inkar edenlerin durumu (sudur): Onların amelleri fırtınalı bir gunde ruzgarın siddetle savurdugu kule benzer. Kazandıklarından hicbir seyi elde edemezler. Iyiden iyiye sapıtma iste budur

[19] Allah'ın gokleri ve yeri hak ile yarattıgını gormedin mi? O dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir

[20] Bu, Allah'a guc degildir

[21] (Kıyamet gununde) hepsi Allah'ın huzuruna cıkacak ve zayıflar o buyukluk taslayanlara diyecekler ki: «Biz sizin tabilerinizdik. Simdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir seyi bizden savabilir misiniz?» Onlar da diyecekler ki: «(Ne yapalım) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi dogru yola iletirdik. Simdi sızlansak da sabretsek de birdir. Cunku bizim icin sıgınacak bir yer yoktur.»

[22] (Hesapları gorulup) is bitirilince, seytan diyecek ki: «Suphesiz Allah size gercek olanı vadetti, ben de size vadettim ama, size yalancı cıktım. Zaten benim size karsı bir gucum yoktu. Ben, sadece sizi (inkara) cagırdım, siz de benim davetime hemen kostunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuskusuz daha once ben, beni (Allah'a) ortak kosmanızı reddettim.» Suphesiz zalimler icin elem verici bir azap vardır

[23] Iman edenler ve salih amel isleyenler, Rablerinin izniyle icinde ebedi kalacakları ve zemininden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Orada (birbirleriyle) karsılastıkca soyledikleri «selam» dır

[24] Gormedin mi Allah nasıl bir misal getirdi : Guzel bir sozu, koku (yerde) sabit, dalları gokte olan guzel bir agaca (benzetti)

[25] (O agac), Rabbinin izniyle her zaman yemisini verir. Ogut alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir

[26] Kotu bir sozun misali, govdesi yerden koparılmıs, o yuzden ayakta durma imkanı olmayan (kotu) bir agaca benzer

[27] Allah Teala saglam sozle iman edenleri hem dunya hayatında hem de ahirette sapasaglam tutar. Zalimleri ise Allah saptırır. Allah diledigini yapar

[28] Allah’ın nimetine nankorlukle karsılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurduna surukleyenleri gormedin mi

[29] Onlar cehenneme girecekler. O ne kotu karargahtır

[30] (Insanları) Allah yolundan saptırmak icin O'na ortaklar kostular. De ki: (Istediginiz gibi) yasayın! Cunku donusunuz atesedir

[31] Iman eden kullarıma soyle de icinde ne fidyenin ve ne de dostlugun artık gecerli olmadıgı o gun gelmeden once namazı dosdogru kılsınlar ve bizim kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve acık infak etsinler

[32] (O oyle lutufkar) Allah’tır ki, gokleri ve yeri yaratan, gokten suyu indirip onunla rızık olarak size turlu meyveler cıkardı; izni ile denizde yuzup gitmeleri icin gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanmanız) icin akıttı

[33] Duzenli seyreden gunesi ve ayı size faydalı kıldı; geceyi ve gunduzu de istifadenize verdi

[34] O size istediginiz her seyden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Dogrusu insan cok zalim, cok nankordur

[35] Hatırla ki Ibrahim soyle demisti: «Rabbim! Bu sehri (Mekke'yi) emniyetli kıl, beni ve ogullarımı putlara tapmaktan uzak tut!»

[36] «Cunku, onlar (putlar), insanlardan bircogunun sapmasına sebep oldular, Rabbim. Simdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karsı gelirse, artık sen gercekten cok bagıslayan, pek esirgeyensin.»

[37] «Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdogru kılmaları icin ben, neslimden bir kısmını senin Beyti Harem'inin (Kabe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerlestirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gonullerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere sukrederler.»

[38] «Ey Rabbimiz! Suphesiz ki sen bizim gizleyecegimizi de acıklayacagımızı da bilirsin. Cunku ne yerde ne de gokte hicbir sey Allah’a gizli kalmaz.»

[39] «Ihtiyar halimde bana Ismail'i ve Ishak'ı lutfeden Allah'a hamdolsun! Suphesiz Rabbim duayı isitendir.»

[40] «Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı (devamlı olarak) dosdogru kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı kabul et!»

[41] «Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacagı gun beni, ana-babamı ve muminleri bagısla!»

[42] (Rasulum!) Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gozlerin dısarı fırlayacagı bir gune erteliyor

[43] Zihinleri bombos olarak kendilerine bile donup bakamaz durumda, gozleri goge dikilmis bir vaziyette kosarlar

[44] (Ey Muhammed!) Kendilerine azabın gelecegi, bu yuzden zalimlerin: «Ey Rabbimiz! Yakın bir muddete kadar bize sure ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tabi olalım» diyecekleri gun hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) «Halbuki siz daha once, sizin icin (dunyadan ahirete) gocus olmadıgına yemin etmemis miydiniz?»

[45] «(Sizden once) kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl muamele ettigimiz size apacık belli oldu. Ve size misaller de verdik.»

[46] Hilelerinin cezası Allah katında (malum) iken, onlar, tuzaklarını kurmuslardı. Halbuki onların hileleriyle daglar yerinden gidecek degildi

[47] O halde, sakın Allah’ın peygamberlerine verdigi sozden cayacagını sanma! Cunku Allah mutlak ustundur, kimsenin yaptıgını yanına bırakmaz

[48] Yer baska bir yer, gokler de (baska gokler) haline getirildigi, (insanlar) bir ve gucune karsı durulamaz olan Allah'ın huzuruna cıktıkları gun (Allah butun zalimlerin cezasını verecektir)

[49] O gun, gunahkarların zincire vurulmus oldugunu gorursun

[50] Onların gomlekleri katrandandır, yuzlerini de ates burumektedir

[51] Allah herkese kazandıgının karsılıgını vermek icin (onları diriltecektir.) Kuskusuz Allah, hesabı cabuk gorendir

[52] Bu Kur'an, (Allah'tan) insanlara uyarılmaları icin, O'nun tek bir ilah oldugunu bilmeleri icin ve akıl sahiplerinin ibret almaları icin bir teblig (bir bildiri) dir

Hicr

Surah 15

[1] Elif. Lam. Ra. Bunlar Kitab’ın ve apacık bir Kur'an’ın ayetleridir

[2] O kufredenler, (ahirette hesap icin bir araya getirilip gercekle karsılasınca pismanlık duyarlar ve) "Keske musluman olsaydık" derler

[3] Onları bırak; yesinler, eglensinler ve bos umit onları oyalayadursun. (Kotu sonucu) yakında bilecekler

[4] Helak ettigimiz hicbir ulke yoktur ki hakkında (bizce) bilinen bir yazgı olmasın

[5] Hicbir millet, ecelinin onune gecemez ve onu geciktiremez

[6] Dediler ki: «Ey kendisine Kur’an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!»

[7] «Eger dogru soyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin.»

[8] Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara muhlet verilmez

[9] Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacagız

[10] Andolsun, senden onceki milletler arasında da elciler gonderdik

[11] Onlara bir peygamber gelmeye dursun, hemen onunla alay ederlerdi

[12] Iste boylece biz onu, (sirki ve inkarcılıgı) sucluların kalplerine boyle sokarız

[13] Oncekilerin basına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hala buna (Kur'an'a) inanmıyorlar

[14] Onlara gokten bir kapı acsak da oradan yukarı cıksalar

[15] yine de «Gozlerimiz boyandı, daha dogrusu bize buyu yapılmıstır» derler

[16] Gokte buyuk yıldızlar yarattık ve onları bakanlar icin susledik

[17] Onları, taslanmıs (kovulmus) her seytandan koruduk

[18] Ancak kulak hırsızlıgı eden mustesna. Onun da pesine acık bir alev sutunu dusmustur

[19] Yeri uzatıp yaydık, orada sabit daglar yerlestirdik, yine orada miktarı ve olcusu belirli olan seyler bitirdik

[20] Orada hem sizin icin hem de rızıkları size ait olmayanlar icin (gerekli) gecim vasıtaları yarattık

[21] Her seyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Biz onu ancak belli bir olcuyle indiririz

[22] Bulut yuklu ruzgarları gonderdik de gokten su indirdik ve onunla sizi suladık. Yoksa siz suyu toplayamazdınız

[23] Suphesiz biz diriltir ve biz oldururuz! Ve her seye biz varis oluruz

[24] Andolsun biz, sizden once gelip gecenleri de biliriz, geri kalanları da biliriz

[25] Suphesiz hepsini de hasredecek (kıyamette toplayacak) olan Rabbindir; cunku O, hikmet sahibidir; her seyi hakkıyla bilendir

[26] Andolsun biz insanı, (pismis) kuru bir camurdan, sekillenmis kara balcıktan yarattık

[27] Cinleri de daha once zehirli atesten yaratmıstık

[28] Hani Rabbin meleklere demisti ki: «Ben kupkuru bir camurdan, sekillenmis kara balcıktan bir insan yaratacagım.»

[29] «Ona sekil verdigim ve ona ruhumdan ufledigim zaman, siz hemen onun icin secdeye kapanın!»

[30] Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler

[31] Fakat Iblis haric! O, secde edenlerle beraber olmaktan kacındı

[32] (Allah:) Ey Iblis! Secde edenlerle beraber olmayısının sebebi nedir? dedi

[33] (Iblis:) Ben kuru bir camurdan, sekillenmis kara balcıktan yarattıgın bir insana secde edecek degilim, dedi

[34] Allah soyle buyurdu: Oyle ise oradan cık! Artık kovuldun

[35] Muhakkak ki kıyamet gunune kadar lanet senin uzerine olacaktır

[36] (Iblis:) Rabbim! Oyle ise, (varlıkların) tekrar dirilecegi gune kadar bana muhlet ver, dedi

[37] Allah: Sen kendilerine muhlet verilenlerdensin, buyurdu

[38] Bilinen bir vakte kadar

[39] (Iblis) dedi ki: Rabbim! beni azdırmana karsılık ben de yeryuzunde onlara (gunahları) susleyecegim ve onların hepsini mutlaka azdıracagım

[40] Ancak onlardan ihlaslı kulların mustesna

[41] (Allah) soyle buyurdu: «Iste bana varan dosdogru yol budur.»

[42] «Suphesiz kullarım uzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar mustesna.»

[43] Muhakkak cehennem, onların hepsine vadolunan yerdir

[44] Cehennemin yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı icin birer grup ayrılmıstır

[45] (Allah'ın azabından korkup rahmetine sıgınan) takva sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar baslarında olacaklar

[46] «Oraya emniyet ve selametle girin» (denilir, onlara)

[47] Biz, onların gonullerindeki kini sokup attık; onlar artık koskler uzerinde karsı karsıya oturan kardesler olacaklar

[48] Onlara orada hicbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan cıkarılmayacaklardır

[49] (Rasulum!) Kullarıma, benim, cok bagıslayıcı ve pek esirgeyici oldugumu haber ver

[50] Benim azabımın elem verici bir azap oldugunu da bildir

[51] Onlara Ibrahim'in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver

[52] Onun yanına girdikleri zaman, «selam» dediler. (Ibrahim:) Biz sizden cekiniyoruz, dedi

[53] Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir ogul mujdeliyoruz

[54] (Ibrahim:) Bana ihtiyarlık cokmesine ragmen beni mujdeliyor musunuz? Beni ne ile mujdeliyorsunuz? dedi

[55] Sana gercegi mujdeledik, sakın umitsizlige dusenlerden olma! dediler

[56] (Ibrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapıklardan baska kim umit keser

[57] «Ey elciler! (Baska) ne isiniz var?» dedi

[58] Dediler ki: «Biz, suclu bir topluma (onları helak etmeye) gonderildik.»

[59] «Ancak Lut ailesi haric. Onların hepsini kurtaracagız.»

[60] «(Fakat Lut'un) karısı mustesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.»

[61] Elciler Lut ailesine gelince

[62] Lut onlara: «Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz» dedi

[63] Dediler ki: «Bilakis, biz sana, onların suphe etmekte oldukları seyi (azabı ve helakı) getirdik

[64] Sana gercegi getirdik; biz, hakikaten dogru soyleyenleriz

[65] Gecenin bir bolumunde aile fertlerini yola cıkar, sen de arkalarından yuru. Sizden hic kimse, sakın donup de ardına bakmasın, istenen yere gidin.»

[66] Ona (Lut'a) su hukmumuzu vahyettik: «Sabaha cıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmis olacaktır.»

[67] Sehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiler

[68] (Lut) onlara «Bunlar benim misafirimdir. Sakın beni utandırmayın; dedi

[69] Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin!»

[70] Kavmi de Lut'a soyle demislerdi: "Seni alemlerden (birini misafir etmekten) menetmemis miydik

[71] (Lut:) Iste kızlarım! (Dusundugunuzu) yapacaksanız (onlarla evlenin), dedi

[72] (Rasulum!) Hayatın hakkı icin onlar, sarhoslukları icinde bocalıyorlardı

[73] Gunes dogarken onları o korkunc ses yakaladı

[74] Boylece ulkelerinin ustunu altına getirdik. Uzerlerine de balcıktan pisirilmis taslar yagdırdık

[75] Iste bunda ibret alanlar icin isaretler vardır

[76] Onlar hala gozler onunde duran bir yol uzerindedirler

[77] Hakikaten bunda iman edenler icin bir ibret vardır

[78] Eyke halkı da gercekten zalim idiler

[79] Biz onlardan da intikam aldık. Ikisi de (Eyke ve Medyen) acık bir yol uzerindedir

[80] Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıstı

[81] Biz onlara mucizelerimizi vermistik; fakat onlardan yuz cevirmislerdi

[82] Onlar, daglardan emniyet icinde kalacakları evler oyarlardı

[83] Onları da sabaha cıkarlarken o korkunc ses yakaladı

[84] Kazanmıs oldukları seyler, (baslarına geleni) onlardan savamamıstı

[85] Biz gokleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Simdilik onlara guzel muamele et

[86] Suphesiz Rabbin hakkıyla yaratan pek iyi bilendir

[87] Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve Yuce Kur'an'ı verdik

[88] Onlardan bazı sınıflara verdigimiz dunyalıga gozlerini dikme; onlara da uzulme. Mu'minleri ise, kanatların altına al (onlara karsı alcak gonullu ol)

[89] De ki: Suphesiz ben apacık bir uyarıcıyım

[90] Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara (onu boluk porcuk edenlere) azabı indirmisizdir

[91] Onlar, Kur'an'ı bolup ayıranlardır

[92] Rabbin hakkı icin, mutlaka onların hepsini sorguya cekecegiz

[93] Yaptıklarından dolayı

[94] Sana emrolunanı acıkca soyle ve ortak kosanlardan yuz cevir

[95] (Seninle) alay edenlere karsı biz sana yeteriz

[96] Onlar Allah ile beraber baska bir tanrı edinenlerdir. (Kimin dogru oldugunu) yakında bilecekler

[97] Onların soyledikleri seyler yuzunden senin canının sıkıldıgını andolsun biliyoruz

[98] Sen simdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol

[99] Ve sana yakin (olum) gelinceye kadar Rabbine ibadet et

Nahl

Surah 16

[1] Allah'ın emri gelmistir. Artık onu istemekte acele etmeyin. Allah, onların kostukları ortaklardan uzak ve yucedir

[2] Allah, kendi emriyle melekleri, kullarından diledigi kimseye vahiy ile, « Benden baska ilah yoktur; bu sebeple benden korkun"» diye gonderir

[3] (Allah) gokleri ve yeri hak ile yarattı. O, onların kostukları ortaklardan munezzehtir

[4] O, insanı bir damla sudan yarattı. Fakat bakarsın ki (insan) Rabbine apacık bir hasım oluvermistir

[5] Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizin icin ısıtıcı (seyler) ve bircok faydalar vardır. Onlardan bir kısmını da yersiniz

[6] Aksamları meradan getirdiginizde ve sabahları meraya gonderdiginizde, sizin icin onlarda bir guzellik vardır

[7] Bu hayvanlar sizin agırlıklarınızı, ancak gucluklere katlanarak varabileceginiz bir memlekete tasırlar. Suphesiz Rabbiniz cok sefkatli, pek merhametlidir

[8] Atları , katırları ve esekleri binmeniz ve (gozlere) ziynet olsun diye (yarattı). Allah su anda bilemeyeceginiz daha nice (nakil vasıtaları) yaratır

[9] Dogru yolu gostermek Allah'a aittir. Onun egrisi de vardır. Allah dileseydi hepinizi birden dogru yola iletirdi

[10] Gokten suyu indiren O'dur. Ondan hem size icecek vardır, hem de hayvanlarınızı otlatacagınız bitkiler

[11] (Allah) su sayesinde sizin icin ekinler, zeytinler, hurmalar, uzumler ve diger meyvelerin hepsinden bitirir. Iste bunlarda dusunen bir toplum icin buyuk bir ibret vardır

[12] O, geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da Allah'ın emri ile hareket ederler. Suphesiz ki bunlarda aklını kullananlar icin pek cok deliller vardır

[13] Yeryuzunde sizin icin rengarenk yarattıklarında da ogut alan bir toplum icin gercek bir ibret vardır

[14] Icinden taze et (balık) yemeniz ve takacagınız bir sus (esyası) cıkarmanız icin denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde (suları) yara yara gittiklerini de goruyorsun. (Butun bunlar) onun lutfunu aramanız ve nimetine sukretmeniz icindir

[15] Sizi sarsmaması icin yeryuzunde saglam dagları, yolunuzu bulmanız icin de ırmakları ve yolları yarattı

[16] Keza bir takım alametleri de yaratan O'dur. Nitekim insanlar, yıldızla da dogru yolu bulurlar

[17] O halde, yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Hala dusunmuyor musunuz

[18] Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Hakikaten Allah cok bagıslayan, pek esirgeyendir

[19] Allah, gizlediginizi de acıkladıgınızı da bilir

[20] Allah'ı bırakıp da taptıkları (putlar), hicbir sey yaratamazlar. Cunku onlar kendileri yaratılmıslardır

[21] Onlar oludurler; diri degil. (Kendilerine ibadet edenlerin) ne zaman dirileceklerini (Kıyameti) de bilmezler

[22] Ilahınız tek bir ilahdır. Fakat ahirete inanmayanlar var ya, onların kalpleri inkarcı, kendileri de boburlenen kimselerdir

[23] Hic suphesiz Allah, onların gizleyeceklerini de acıklayacaklarını da bilir. O, buyukluk taslayanları asla sevmez

[24] Onlara: Rabbiniz ne indirdi? denildigi zaman, «Oncekilerin masallarını» derler

[25] Kıyamet gununde kendi gunahlarını tam olarak tasımaları ve bilgisizce saptırmakta oldukları kimselerin gunahlarından da bir kısmını yuklenmeleri icin (oyle derler). Bak ki yuklenecekleri sey ne kotudur

[26] Onlardan oncekiler de (peygamberlere) hile yapmıslardı. Sonunda Allah da onların binalarını temellerinden soktu, ustlerindeki tavan da tepelerine coktu. Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmisti

[27] Sonra kıyamet gununde (Allah), onları rezil eder ve der ki: «Kendileri hakkında (muminlere) dusman kesildiginiz ortaklarım nerede?» Kendilerine ilim verilmis olanlar derler ki: «Suphesiz bugun rezillik ve kotuluk kafirleredir.»

[28] Kendilerine haksızlık ederlerken meleklerin canlarını aldıkları kimseler: Biz hicbir kotuluk yapmıyorduk, diyerek teslim olurlar. (Melekler onlara soyle der:) «Hayır, Allah, sizin yaptıklarınızı elbette cok iyi bilendir.»

[29] «O halde, icinde ebedi kalacagınız cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin yeri ne kotudur!»

[30] (Kotuluklerden) sakınanlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiginde, «Hayır (indirdi)» derler. Bu dunyada guzel davrananlara, guzel mukafat vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu gercekten guzeldir

[31] (O yurt,) girecekleri, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar icin orada kendilerine diledikleri her sey vardır. Iste Allah, takva sahiplerini boyle mukafatlandırır

[32] (Onlar,) meleklerin, «Size selam olsun. Yapmıs oldugunuz (iyi) islere karsılık cennete girin» diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir

[33] (Kafirler) kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rablerinin (Kıyamet gunu) emrinin gelmesinden baska bir sey mi bekliyorlar? Onlardan oncekiler de boyle yapmıslardı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

[34] Sonunda yaptıklarının cezası onlara ulastı ve alay etmekte oldukları sey onları cepecevre kusatıverdi

[35] Ortak kosanlar dediler ki: «Allah dileseydi ne biz ne de babalarımız ondan baskasına tapardık. Onun emri olmadan hicbir seyi de haram kılmazdık.» Onlardan oncekiler de boyle yapmıslardı. Peygamberlerin uzerine acık secik tebligden baska bir sey duser mi

[36] Andolsun ki biz, «Allah'a kulluk edin ve taguttan sakının» diye (emretmeleri icin) her ummete bir peygamber gonderdik. Allah, onlardan bir kısmını dogru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklıgı hak ettiler. Yeryuzunde gezin de gorun, inkar edenlerin sonu nasıl olmustur

[37] (Rasulum!) Sen, onların hidayete ermelerine cok duskunluk gostersen de bil ki Allah, saptırdıgı kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur

[38] Onlar: «Allah olen bir kimseyi diriltmez» diye olanca gucleriyle Allah'a and ictiler. Aksine, bu O'nun bizzat kendisinin ettigi gercek bir vaadidir. Fakat insanların cogu bilmez

[39] Hakkında ihtilaf ettikleri seyi onlara acıklaması ve kafir olanların da kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri icin (Allah onları diriltecek)

[40] Biz, bir seyin olmasını istedigimiz zaman, ona (soyleyecek) sozumuz sadece «ol» dememizdir. Hemen oluverir

[41] Zulme ugradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, onları dunyada guzel bir sekilde yerlestirecegiz. Eger bilirlerse ahiretin mukafatı elbette daha buyuktur

[42] Iste bunlar, sabredenler ve Rablerine guvenip dayananlardır

[43] Senden once de, kendilerine vahyettigimiz kisilerden baskasını peygamber olarak gondermedik. Eger bilmiyorsanız, bilenlere sorun

[44] Apacık mucizeler ve kitaplarla (gonderildiler). Insanlara, kendilerine indirileni acıklaman icin ve dusunup anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı indirdik

[45] Kotuluk tuzakları kuranlar, Allah’ın, kendilerini yere gecirmeyeceginden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceginden

[46] veya onlar donup dolasırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacagından emin mi oldular? Onlar (Allah'ı) aciz bırakacak degillerdir

[47] Yoksa Allah'ın kendilerini yavas yavas tuketerek cezalandırmayacagından (emin mi oldular)? Kuskusuz Rabbin cok sefkatli, pek merhametlidir

[48] Allah'ın yarattıgı herhangi bir seyi gormediler mi? Onun golgeleri, kuculerek ve Allah'a secde ederek saga sola doner

[49] Goklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve butun melekler, buyukluk taslamadan Allah’a secde ederler

[50] Onlar, ustlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar

[51] Allah buyurmustur ki: "Iki ilah edinmeyin. O, sadece tek bir ilahtır. Bu itibarla yalnız benden korkun

[52] Goklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de yalnız O'nundur. O halde Allah’tan baskasından mı korkuyorsunuz

[53] Nimet olarak size ulasan ne varsa, Allah'tandır. Sonra size bir zarar dokundugu zaman da yalnız O’na yalvarırsınız

[54] Sonra da sizden o zararı giderdiginde, icinizden bir zumre, hemen Rablerine ortak kosarlar

[55] Kendilerine verdiklerimize karsılık nankorluk etmeleri icin (oyle yaparlar). O halde bir sure daha faydalanın; fakat yakında hakikati bileceksiniz

[56] Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri seylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, iftira etmekte oldugunuz seylerden mutlaka sorguya cekileceksiniz

[57] Onlar, kızların Allah'a ait oldugunu iddia ediyorlar. Hasa! Allah bundan munezzehtir. Begendikleri de (erkek cocuklar) kendilerinin oluyor

[58] Onlardan birine kız mujdelendigi zaman ofkelenmis olarak yuzu kapkara kesilir

[59] Kendisine verilen mujdenin kotulugunden dolayı kavminden gizlenir. Onu, asagılık duygusu icinde yanında mı tutsun, yoksa topraga mı gomsun! Bakın ki, verdikleri hukum ne kadar kotudur

[60] Kotu sıfat, ahirete inanmayanlar icindir. En yuce sıfatlar ise Allah'a aittir. Cunku O, her seyden ustun ve hikmet sahibidir

[61] Eger Allah, insanları zulumleri yuzunden cezalandıracak olsaydı, yeryuzunde hicbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir muddete kadar erteliyor. Ecelleri geldigi zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de one gecebilirler

[62] Kendilerinin hoslarına gitmeyen seyleri Allah'a isnat ediyorlar. En guzel sonucun kendilerinin oldugunu anlatan dilleri de yalanın ornegini veriyor. Hic suphesiz onlar icin sadece ates vardır ve onlar, (atese) terkolunacaklar

[63] Allah'a andolsun, senden onceki ummetlere de (peygamberler) gondermisizdir. Fakat seytan onlara islerini suslu gosterdi de (iman etmediler), iste o, bugun onların velisidir. Ve onlar icin elem verici bir azap vardır

[64] Biz bu Kitab’ı sana sırf hakkında ihtilafa dustukleri seyi insanlara acıklayasın ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik

[65] Allah gokten bir su indirdi ve onunla yeryuzunu olumunden sonra diriltti. Suphesiz ki bunda dinleyen toplum icin bir ibret vardır

[66] Kuskusuz sizin icin hayvanlarda da buyuk bir ibret vardır. Zira size, onların karınlarındaki fıskı ile kan arasından (gelen), icenlerin bogazından kolayca gecen halis bir sut iciriyoruz

[67] Hurma ve uzum gibi meyvelerden hem icki hem de guzel gıdalar edinirsiniz. Iste bunlarda da aklını kullanan kimseler icin buyuk bir ibret vardır

[68] Rabbin bal arısına: Daglardan, agaclardan ve insanların yaptıkları cardaklardan kendine evler (kovanlar) edin

[69] Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylastırdıgı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri cesitli bir serbet (bal) cıkar ki, onda insanlar icin sifa vardır. Elbette bunda dusunen bir kavim icin buyuk bir ibret vardır

[70] Sizi Allah yarattı; sonra sizi vefat ettirecek. Daha once bilgili iken hicbir seyi bilmez hale gelsin diye sizden bazı kimseler omrun en kotu cagına kadar yasatılacak. Allah suphesiz her seyi hakkıyla bilendir; her seye kadirdir

[71] Allah kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerini onlara esit kılmazlar. Durum boyle iken Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar

[72] Allah size kendi nefislerinizden esler yarattı, eslerinizden de sizin icin ogullar ve torunlar yarattı ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı. Onlar hala batıla inanıp Allah'ın nimetine nankorluk mu ediyorlar

[73] (Musrikler) Allah'ı bırakıp da kendilerine goklerde ve yerde olan rızıktan hicbir sey veremeyen ve buna asla gucleri yetmeyen seylere (putlara) tapıyorlar

[74] Allah’a birtakım benzerler (ve ortaklar) icat etmeyin. Cunku Allah (herseyi) bilir, siz ise bilemezsiniz

[75] Allah, hicbir seye gucu yetmeyen, baskasının malı olmus bir kole ile katımızdan kendisine verdigimiz guzel rızıktan gizli ve acık olarak harcayan (hur) bir kimseyi misal verir. Bunlar hic esit olurlar mı? Dogrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların cogu (bunu) bilmezler

[76] Allah, su iki kisiyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hicbir sey beceremez ve efendisinin ustune bir yuktur. Onu nereye gonderse bir hayır getiremez. Simdi, bu adamla, dogru yolda yuruyerek adaleti emreden kimse esit olur mu

[77] Goklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyametin kopması ise, goz acıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. Suphesiz Allah, her seye kadirdir

[78] Siz, hicbir sey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından cıkardı; sukredesiniz diye size kulaklar, gozler ve kalpler verdi

[79] Gogun boslugunda emre boyun egdirilmis olarak ucusan kusları gormediler mi? Onları orada Allah’tan baskası tutamaz. Kuskusuz bunda inanan bir toplum icin ibretler vardır

[80] Allah, evlerinizi sizin icin bir huzur ve sukun yeri yaptı ve sizin icin davar derilerinden gerek goc gununuzde, gerekse konaklama gununuzde, kolayca tasıyacagınız evler; yunlerinden, yapagılarından ve kıllarından bir sureye kadar (faydalanacagınız) bir ev esyası ve bir ticaret malı meydana getirdi

[81] Allah, yarattıklarından sizin icin golgeler yaptı. Daglarda da sizin icin barınaklar yarattı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savasta sizi koruyacak zırhlar yarattı. Iste boylece Allah, musluman olmanız icin uzerinize nimetini tamamlıyor

[82] (Ey Rasulum!) Yine de yuz cevirirlerse, artık sana dusen ancak acık bir tebligden ibarettir

[83] Onlar Allah'ın nimetini bilirler (itiraf ederler). Sonra da onu inkar ederler. Onların cogu kafirdir

[84] Her ummetten bir sahit gonderecegimiz gun, artık ne kafir olanlara (ozur dilemelerine) izin verilir ne de onların ozur dilemeleri istenir

[85] O zulmedenler azabı gorduklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, onlara muhlet de verilmez

[86] (Allah'a) ortak kosanlar, ortak kostukları seyleri gordukleri zaman derler ki: «Rabbimiz! Iste bunlar, seni bırakıp da tapmıs oldugumuz ortaklarımızdır.» Onlar da bunlara: «Siz mutlaka yalancılarsınız» diye soz atarlar

[87] O gun Allah’a teslim (bayragını) cekerler ve uydurmakta oldukları seyler onlardan kaybolup gider

[88] Inkar edip de (insanları) Allah yolundan alıkoyanlar var ya, iste onlara, yapmakta oldukları bozgunculuklar sebebiyle, azaplarını kat kat artıracagız

[89] O gun her ummetin icinden kendilerine birer sahit gonderecegiz. Seni de hepsinin uzerine sahit olarak getirecegiz. Ayrıca bu Kitab’ı da sana, her sey icin bir acıklama, bir hidayet ve rahmet kaynagı ve muslumanlar icin bir mujde olarak indirdik

[90] Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiligi, akrabaya yardım etmeyi emreder, cirkin isleri, fenalık ve azgınlıgı da yasaklar. O, dusunup tutasınız diye size ogut veriyor

[91] Antlasma yaptıgınız zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı uzerinize sahit tutarak, pekistirdikten sonra yeminleri bozmayın. Suphesiz Allah, yapacagınız seyleri pek iyi bilir

[92] Bir toplum diger bir toplumdan (sayıca ve malca) daha cok oldugu icin yeminlerinizi, aranızda bir fesat aracı edinerek ipligini saglamca buktukten sonra, cozup bozan (kadın) gibi olmayın. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkında ihtilafa dusmekte oldugunuz seyi kıyamet gununde mutlaka size acıklayacaktır

[93] Allah dileseydi hepinizi bir tek ummet kılardı; fakat O, diledigini saptırır, diledigini de dogru yola iletir. Yaptıklarınızdan mutlaka sorumlu tutulacaksınız

[94] Yeminlerinizi aranızda fesada arac edinmeyin, aksi halde (Islam'da) sebat etmisken ayagınız kayar da insanları Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle (dunyada) kotulugu tadarsınız. Sizin icin (ahirette de) buyuk bir azap vardır

[95] Allah'ın ahdini az bir karsılıga degismeyin! Sayet anlayan kimseler iseniz, suphesiz Allah katında olan (sevap) sizin icin daha hayırlıdır

[96] Sizin yanınızdaki (dunya malı) tukenir, Allah katındakiler ise bakidir. Elbette sabırlı davrananlara yapmakta olduklarının en guzeliyle mukafatlarını verecegiz

[97] Erkek veya kadın, mumin olarak kim iyi amel islerse, onu mutlaka guzel bir hayat ile yasatırız. Ve mukafatlarını, elbette yapmakta olduklarının en guzeli ile veririz

[98] Kur'an okudugun zaman o kovulmus seytandan Allah’a sıgın

[99] Gercek su ki: Iman edip de yalnız Rablerine tevekkul edenler uzerinde onun (seytanın) bir hakimiyeti yoktur

[100] Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak kosanlaradır

[101] Biz, bir ayetle bir ayetin yerini degistirdigimiz zaman ki Allah, neyi indirecegini cok iyi bilir «Sen ancak bir iftiracısın» dediler. Hayır; onların cogu bilmezler

[102] De ki: Onu, Mukaddes Ruh (Cebrail), iman edenlere sebat vermek, muslumanları dogru yola iletmek ve onlara mujde vermek icin, Rabbin katından hak olarak indirdi

[103] Suphesiz biz onların: «Kur'an’ı ona ancak bir insan ogretiyor» dediklerini biliyoruz. (Oysa musriklerin, Muhammed'in kendisinden ogrendigini iddia edip Kendisine nispet ettikleri sahsın dili yabancıdır. Halbuki bu (Kur'an) apacık (fasih) bir Arapcadır

[104] Allah’ın ayetlerine inanmayanlar yok mu, kuskusuz Allah onları dogru yola iletmez ve onlar icin elem verici bir azap vardır

[105] Allah'ın ayetlerine inanmayanlar, ancak yalan uydurur. Iste onlar, yalancıların kendileridir

[106] Kalbi iman ile dopdolu oldugu halde kufre zorlanan kimse dısında, imanından sonra Allah'ı inkar eden ve kufre gogus acan kimselere, Allah katından bir azap gelir. Onlar icin buyuk bir azap vardır

[107] Bu (azap), onların dunya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın kafirler toplulugunu hidayete erdirmemesinden oturudur

[108] Iste onlar Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gozlerini muhurledigi kimselerdir. Ve onlar gafillerin ta kendileridir

[109] Hic suphesiz onlar ahirette ziyana ugrayanların ta kendileridir

[110] Sonra suphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret edip, ardından da sabrederek cihad edenlerin yardımcısıdır. Butun bunlardan sonra Rabbin elbette cok bagıslayan, pek esirgeyendir

[111] O gun, herkes gelip kendi canını kurtarmak icin ugrasır ve herkese yaptıgının karsılıgı eksiksiz odenir, onlara asla zulmedilmez

[112] Allah, (ibret icin) bir ulkeyi ornek verdi: Bu ulke guvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'ın nimetlerine karsı nankorluk ettiler. Allah da onlara, yaptıklarından oturu aclık ve korku sıkıntısını tattırdı

[113] Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi

[114] Artık, Allah’ın size verdigi rızıktan helal ve temiz olarak yiyin, eger (gercekten) yalnız Allah'a ibadet ediyorsanız, onun nimetine sukredin

[115] (Allah) size, sadece olu hayvanın kanı, domuz etini ve Allah'tan baskası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa (baskalarının haklarına) saldırmaksızın, sınırı da asmadan (bunlardan yiyebilir). Cunku Allah cok bagıslayan, pek esirgeyendir

[116] Dillerinizin uydurdugu yalana dayanarak «Bu helaldir, su da haramdır» demeyin, cunku Allah’a karsı yalan uydurmus oluyorsunuz. Kuskusuz Allah’a karsı yalan uyduranlar kurtulusa eremezler

[117] (Kazandıkları) pek az bir menfaattir. Halbuki onlar icin elem verici bir azap vardır

[118] Sana anlattıklarımızı, daha once, yahudi olanlara da haram kılmıstık. Biz onlara zulmetmedik, fakat, onlar kendilerine haksızlık ediyorlardı

[119] Sonra suphesiz Rabbin, cahillik sebebiyle kotuluk yapan, sonra da bunun ardından tevbe edip durumunu duzeltenleri (bagıslayacaktır). Cunku onlar tevbe ettikten sonra Rabbin elbet cok bagıslayan, pek esirgeyendir

[120] Ibrahim, gercekten Hakk’a yonelen, Allah'a itaat eden bir onder idi; Allah'a ortak kosanlardan degildi

[121] Allah’ın nimetlerine sukrediciydi. Cunku Allah, onu secmis ve dogru yola iletmisti

[122] Ona dunyada guzellik verdik. Muhakkak ki o, ahirette de salihlerdendir

[123] Sonra da sana: «Dogru yola yonelerek Ibrahim'in dinine uy! O musriklerden degildi» diye vahyettik

[124] Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere (farz) kılınmıstı. Kıyamet gunu Rabbin, muhakkak onların ihtilafa dustukleri sey hakkında aralarında hukum verecektir

[125] (Rasulum!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve guzel ogutle cagır ve onlarla en guzel sekilde mucadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de cok iyi bilir

[126] Eger (bir suctan dolayı) ceza verecek olursanız, size yapılanın aynı ile cezalandırın. Sabrettiginiz takdirde, bu, sabredenler icin daha hayırlıdır

[127] Sabret! Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma

[128] Cunku Allah, (kotulukten) sakınanlar ve guzel amel edenlerle beraberdir

İsrâ

Surah 17

[1] Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gosterelim diye (Muhammed) kulunu Mescidi Haram'dan, cevresini mubarek kıldıgımız Mescidi Aksa’ya goturen Allah noksan sıfatlardan munezzehtir. O, gercekten hakkıyla isitendir, hakkıyla gorendir

[2] Biz, Musa’ya Kitab’ı verdik ve Israilogullarına: «Benden baskasını dayanılıp guvenilen bir (yardımcı, dost ve) ilah edinmeyin» diyerek bu Kitab’ı bir hidayet rehberi kıldık

[3] (Ey) Nuh ile birlikte (gemide) tasıdıgımız kimselerin nesli! Sunu bilin ki Nuh, cok sukreden bir kul idi

[4] Biz, Kitap’ta Israilogullarına: Sizler, yeryuzunde iki defa fesat cıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik

[5] Bunlardan ilkinin zamanı gelince, uzerinize guclu kuvvetli kullarımızı gonderdik. Bunlar, evlerin arasında dolasarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmis bir vaad idi

[6] Sonra onlara karsı size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve ogullarla gucunuzu arttırdık;sayınızı daha da cogalttık

[7] Eger iyilik ederseniz kendinize etmis, kotuluk ederseniz yine kendinize etmis olursunuz. Artık diger cezalandırma zamanı gelince, yuzunuzu kara etsinler, daha once girdikleri gibi yine Mescid'e (Suleyman Mabedi'ne) girsinler ve ellerine gecirdikleri her seyi busbutun tahrip etsinler (diye, basınıza yine dusmanlarınızı musallat kıldık)

[8] Belki Rabbiniz size merhamet eder; fakat siz eger yine (fesatcılıga) donerseniz, biz de sizi yine cezalandırırız. Biz cehennemi kafirler icin bir hapishane yaptık

[9] Suphesiz ki bu Kur'an en dogru yola iletir; iyi davranıslarda bulunan muminlere, kendileri icin buyuk bir mukafat oldugunu mujdeler

[10] Ahirete inanmayanlara gelince, onlar icin de elemli bir azap hazırlamısızdır

[11] Insan hayrı istedigi kadar serri de ister. Insan pek acelecidir

[12] Biz, geceyi ve gunduzu iki delil kıldık. Gecenin delilini silip, Rabbınızdan rızık istemeniz ve senelerin sayısını ve hesabını bilmeniz icin gunduzun delilini aydınlık kıldık. Her seyi uzun uzun acıkladık

[13] Her insanın amelini (veya kaderini) boynuna bagladık. Insan icin kıyamet gununde, acılmıs olarak onune konacak bir kitap cıkarırız

[14] Kitabını oku! Bugun sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter

[15] Kim hidayet yolunu secerse, bunu ancak kendi iyiligi icin secmis olur; kim de dogruluktan saparsa, kendi zararına sapmıs olur. Hicbir gunahkar, baskasının gunah yukunu ustlenmez. Biz, bir peygamber gondermedikce (kimseye) azap edecek degiliz

[16] Bir ulkeyi helak etmek istedigimizde, o ulkenin zenginlik sebebiyle sımarmıs elebasılarına (iyilikleri) emrederiz; buna ragmen onlar orada kotuluk islerler. Boylece o ulke, helake mustahak olur, biz de orayı darmadagın ederiz

[17] Nuh'tan sonraki nesillerden nicelerini helak ettik. Kullarının gunahlarını hakkıyla bilen ve hakkıyla goren olarak Rabbin yeterlidir

[18] Her kim bu carcabuk gecen dunyayı dilerse ona, yani diledigimiz kimseye diledigimiz kadarını dunyada hemen verir, sonra da onu, kınanmıs ve kovulmus olarak girecegi cehenneme sokarız

[19] Kim de ahireti diler ve bir mumin olarak ona yarasır bir caba ile calısırsa, iste bunların calısmaları makbuldur

[20] Hepsine, onlara da bunlara da (dunyayı isteyenlere de ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından (istediklerini) veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmıs degildir

[21] Baksana, biz insanların kimini kiminden nasıl ustun kılmısızdır! Elbette ki ahiret, derece ve ustunluk farkları bakımından daha buyuktur

[22] Allah ile birlikte bir ilah daha tanıma! Sonra kınanmıs ve kendi basına terkedilmis olarak kalırsın

[23] Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir sekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaslanırsa, kendilerine «Of!»bile deme; onları azarlama; ikisine de guzel soz soyle

[24] Onları esirgeyerek alcak gonullulukle uzerlerine kanat ger ve: «Rabbim! Kucuklugumde onlar beni nasıl yetistirmislerse, simdi de sen onlara (oyle) rahmet et!» diyerek dua et

[25] Rabbiniz sizin kalplerinizdekini cok iyi bilir. Eger siz iyi olursanız, sunu bilin ki Allah, kotulukten yuz cevirerek tevbeye yonelenleri son derece bagıslayıcıdır

[26] Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de sacıp savurma

[27] Zira boylesine sacıp savuranlar seytanların dostlarıdırlar. Seytan ise Rabbine karsı cok nankordur

[28] Eger Rabbinden umdugun (beklemek durumunda oldugun) bir rahmet icin onların yuzlerine bakamıyorsan, hic olmazsa kendilerine gonul alıcı bir soz soyle

[29] Eli sıkı olma; busbutun eli acık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini ceker durursun

[30] Rabbin rızkı diledigine bol verir, diledigine daraltır. Suphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) cok iyi gorur

[31] Gecim endisesi ile cocuklarınızın canına kıymayın. Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları oldurmek gercekten buyuk bir suctur

[32] Zinaya yaklasmayın. Zira o, bir hayasızlıktır ve cok kotu bir yoldur

[33] Allah'ın haram kıldıgı canı, (bir muminin canına kıymak yahut evli bir kimsenin zina etmesi yahut da birinin Islam'dan sonra kufre donmesi gibi) haklı bir sebep olmadıkca asla oldurmeyin. Kim haksız yere oldurulurse, velisine (onun hakkını almak icin) bir yetki verdik. Ancak veli (kısas ile katili) oldurmede asırı gitmesin; zira ona, (diyet almak, yahut kısas yapmak hususunda yetki verilmekle) yardım edilmistir

[34] Yetimin malına, rusdune erinceye kadar, ancak en guzel bir niyetle yaklasın. Verdiginiz sozu de yerine getirin. Cunku verilen soz, sorumlulugu gerektirir

[35] Olctugunuz zaman tastamam olcun ve dogru terazi ile tartın. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bakımından daha guzeldir

[36] Hakkında bilgin bulunmayan seyin ardına dusme. Cunku kulak, goz ve gonul, bunların hepsi ondan sorumludur

[37] Yeryuzunde boburlenerek dolasma. Cunku sen (agırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de daglarla ululuk yarısına girebilirsin

[38] Butun bu sayılanların kotu olanları, Rabbinin nezdinde sevimsizdir

[39] Iste bunlar, Rabbinin sana vahyettigi hikmetlerdir. Allah ile birlikte baska ilah edinme; sonra kınanmıs ve (Allah'ın rahmetinden) uzaklastırılmıs olarak cehenneme atılırsın

[40] (Ey musrikler!) Rabbiniz, erkek cocukları sizin icin ayırdı da, kendisi meleklerden kız cocuklar mı edindi! Gercekten siz, (vebali) cok buyuk bir soz soyluyorsunuz

[41] Biz, onların akıllarını baslarına toplamaları icin bu Kur'an'da (cesitli ikaz ve ihtarları) turlu sekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara, daha da kacıp uzaklasmaktan baska bir sey saglamıyor

[42] De ki: Eger soyledikleri gibi Allah ile birlikte baska ilahlar da bulunsaydı, o takdirde bu ilahlar, Ars'ın sahibi olan Allah'a ulasmak icin careler arayacaklardı

[43] Allah, onların soyledikleri seylerden munezzehtir; son derece yucedir ve uludur

[44] Yedi gok, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu ovgu ile tesbih etmeyen hicbir sey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O, halimdir, bagıslayıcıdır

[45] (Ey Muhammed!) Sen Kur'an okudugun zaman, seninle ahirete iman etmeyenler arasına gizli bir perde cekmisizdir

[46] Ayrıca, onu anlamamaları icin kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir agırlık veririz. Sen, Kur’an’da Rabbinin birligini yadettiginde onlar, canları sıkılmıs bir vaziyette, gerisin geri donup giderler

[47] Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarında fısıldasırlarken de o zalimlerin: «Siz, buyulenmis bir adamdan baskasına uymuyorsunuz!» dediklerini cok iyi biliriz

[48] Baksana; senin icin ne turlu benzetmeler yaptılar! Bu yuzden, (oyle bir) saptılar ki, artık (dogru) yolu bulamayacaklardır

[49] Bir de onlar dediler ki: Sahi biz, bir kemik yıgını ve kokusmus bir toprak olmus iken, yepyeni bir yaratılısla diriltilecegiz, oyle mi

[50] De ki: Ister tas olun, ister demir

[51] isterse aklınıza (yeniden dirilmesi) imkansız gibi gorunen herhangi bir yaratık! (Bunlar, Allah'ın sizi yeniden diriltmesini guclestirmez.) Diyecekler ki: «Bizi tekrar (hayata) kim dondurecek?» De ki: Sizi ilk kez yaratan. Bunun uzerine onlar sana alaylı bir tarzda baslarını sallayacak ve «Ne zamanmıs o?» diyecekler. De ki: Yakın olsa gerek

[52] Allah sizi cagıracagı gun, kendisine hamdederek cagrısına uyarsınız ve (dirilmeden onceki halinizde) cok az kaldıgınızı sanırsınız

[53] Kullarıma soyle, sozun en guzelini soylesinler. Sonra seytan aralarını bozar. Cunku seytan, insanın apacık dusmanıdır

[54] Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların ustune bir vekil olarak gondermedik

[55] Rabbin, goklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gercekten biz, peygamberlerin kimini kiminden ustun kıldık; Davud'a da Zebur’u verdik

[56] (Rasulum!) De ki: «Allah'ı bırakıp da (ilah oldugunu) ileri surduklerinize yalvarın. Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklastırabilir, ne de degistirebilirler.»

[57] Onların yalvardıkları bu varlıklar Rablerine hangisi daha yakın olacak diye vesile ararlar, O'nun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Cunku Rabbinin azabı, sakınılacak bir azaptır

[58] Ne kadar ulke varsa hepsini kıyamet gununden once ya helak edecek veya en cetin bir sekilde azaplandıracagız. Bu, Kitap'ta (levhi mahfuzda) yazılıdır

[59] Bizi, ayetler (mucizeler) gondermekten alıkoyan tek sey, oncekilerin bu ayetleri yalanlamıs olmasıdır. Nitekim Semud kavmine, acık bir mucize olmak uzere bir disi deve vermistik. Onlar ise, (bu deveyi bogazladılar ve) bu yuzden zalim oldular. Oysa biz ayetleri ancak korkutmak icin gondeririz

[60] Hani sana: Rabbin, insanları cepecevre kusatmıstır, demistik. Sana gosterdigimiz o goruntuleri ve Kur' an'da lanetlenen agacı, ancak insanları sınamak icin meydana getirdik. Biz onları korkuturuz da, bu onlara, buyuk bir azgınlıktan baska bir sey saglamaz

[61] Meleklere: Adem'e secde edin! demistik. Iblis'in dısında hepsi secde ettiler. Iblis: «Ben, dedi, camurdan yarattıgın bir kimseye secde mi ederim!»

[62] Dedi ki: «Su benden ustun kıldıgına da bir bak! Yemin ederim ki, eger beni kıyamete kadar yasatırsan, pek azı dısında, onun neslini kendime baglayacagım!»

[63] Allah buyurdu: Git! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki hepinizin cezası cehennemdir. Tam bir ceza

[64] Onlardan gucunun yettigi kimseleri davetinle sasırt; suvarilerinle, yayalarınla onları yaygaraya bog; mallarına, evlatlarına ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun. Seytan, insanlara, aldatmadan baska bir sey vadetmez

[65] Surası muhakkak ki, benim (ihlaslı) kullarım uzerinde senin hicbir agırlıgın olmayacaktır. (Onları) koruyucu olarak Rabbin yeter

[66] (Kullarım!) Rabbiniz, lutfuna nail olmanız icin denizde gemileri sizin icin yuzdurendir. Dogrusu O, sizin icin cok merhametlidir

[67] Denizde basınıza bir musibet geldiginde, O'ndan baska butun yalvardıklarınız kaybolup gider. O sizi kurtarıp karaya cıkardıgında, (yine eski halinize) donersiniz. Insanoglu cok nankordur

[68] O'nun, sizi kara tarafında yerin dibine gecirmeyeceginden, yahut basınıza tas yagdırmayacagından emin misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız

[69] Yahut O'nun, sizi bir kez daha oraya (denize) gonderip uzerinize bir kasırga yollayarak, inkar etmis olmanız sebebiyle sizi bogmayacagından emin misiniz? Sonra, bundan dolayı kendinize (intikamınızı almak icin) bizi arayıp soracak bir destekci de bulamazsınız

[70] Biz, hakikaten insanoglunu san ve seref sahibi kıldık. Onları, (cesitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde tasıdık; kendilerine guzel guzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın bircogundan cidden ustun kıldık

[71] Her insan toplulugunu onderleri ile birlikte cagıracagımız o gunde kimlerin amel defteri sagından verilirse, onlar, en kucuk bir haksızlıga ugramamıs olarak amel defterlerini okuyacaklar

[72] Bu dunyada kor olan kimse ahirette de kordur; ustelik iyice yolunu sasırmıstır

[73] Musrikler, sana vahyettigimizden baska bir seyi yalan yere bize isnat etmen icin seni, nerdeyse, sana vahyettigimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi

[74] Eger seni sebatkar kılmasaydık, gercekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin

[75] O zaman, hic suphesiz sana hayatın ve olumun sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karsı kendin icin bir yardımcı da bulamazdın

[76] Yine onlar (Mekke halkı), seni yurdundan (Mekke'den) cıkarmak icin nerdeyse dunyayı basına dar getirecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de (orada) fazla kalamazlar

[77] Senden once gonderdigimiz peygamberler hakkındaki kanun (da bu dur). Bizim kanunumuzda hicbir degisiklik bulamazsın

[78] Gunduzun gunes donup gecenin karanlıgı bastırıncaya kadar (belli vakitlerde) namaz kıl; bir de sabah namazını. Cunku sabah namazı sahitlidir

[79] Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak uzere namaz kıl. (Boylece) Rabbinin, seni, ovguye deger bir makama gonderecegini umabilirsin

[80] Rabbim! Beni girecegim yere (Medine'ye) dogrulukla girdir; cıkacagım yerden (Mekke'den) de dogrulukla cıkart. Bana katından yardım edici bir delil ( ve yardım) ver

[81] Yine de ki: Hak geldi; batıl yıkılıp gitti. Zaten batıl yıkılmaya mahkumdur

[82] Biz, Kur'an’dan oyle bir sey indiriyoruz ki o, muminler icin sifa ve rahmettir, zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır

[83] Insana nimet verdigimiz zaman, (itaatımızdan) yuz cevirip uzaklasır. Basına bir kotuluk gelince de umitsizlige duser

[84] De ki:Herkes kendi yoluna gore amel eder. Rabbiniz ise, kimin en dogru yolda oldugunu daha iyi bilir

[85] Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. (Onun hakkında) Size ancak az bir bilgi verilmistir

[86] Hakikaten, biz dilersek sana vahyettigimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karsı hicbir koruyucu bulamazsın

[87] Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur'an baki kalmıstır). Cunku O'nun sana lutufkarlıgı cok buyuktur

[88] De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak uzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini getiremezler

[89] Muhakkak ki biz, bu Kur’an'da insanlara her turlu misali cesitli sekillerde anlattık. Yine de insanların cogu inkarcılıktan baskasını kabullenmediler

[90] Onlar: «Sen, dediler, bizim icin yerden bir pınar fıskırtmadıkca sana asla inanmayacagız.»

[91] «Veya senin bir hurma bahcen ve uzum bagın olmalı; oyle ki, iclerinden gurul gurul ırmaklar akıtmalısın.»

[92] Yahut iddia ettigin gibi, gogu ustumuze parca parca dusurmedikce veya Allah'ı ve melekleri karsımıza getirmedikce

[93] yahut altından bir evin olmadıkca veya goge yukselmedikce ve oradan, okuyacagımız bir kitabı bize indirmedikce, sana asla inanmayacagız". (Ey Muhammed! Onlara de ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece elci olan bir insanım)

[94] Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiginde, insanların (buna) inanmalarını sırf, «Allah, peygamber olarak bir beseri mi gonderdi?» demelerini engellemistir

[95] Sunu soyle: Eger yeryuzunde yerlesmis gezip dolasan melekler olsaydı, elbette onlara gokten, peygamber olarak bir melek gonderirdik

[96] De ki: Benimle sizin aranızda gercek sahit olarak Allah kafidir. Zira O, kullarını hakikaten bilip gormektedir

[97] Allah kime hidayet verirse, iste dogru yolu bulan odur, kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık onlara, Allah’tan baska dostlar bulamazsın. Kıyamet gununde onları kor, dilsiz ve sagır bir halde yuzukoyun hasrederiz. Onların varacagı ve kalacagı yer cehennemdir ki, atesi yavasladıkca onun alevini artırırız

[98] Cezaları iste budur! (Bu,) onların, ayetlerimizi inkar etmeleri ve: «Sahi bizler, bir kemik yıgını ve kokusmus toprak olduktan sonra yeni bir yaratılısla diriltilmis mi olacagız?» demeleri sebebiyledir

[99] Bilmiyorlar mı ki, gokleri ve yeri yaratan Allah, onlar gibisini yaratmaya ve yarattıklarına da bir ecel vermeye kadirdir. Bunda hicbir suphe yoktur. Buna ragmen zalimler, yine de kufurlerinde direnmektedirler

[100] De ki: Rabbimin rahmet hazinesine eger siz sahip olsaydınız, harcanır korkusuyla kıstıkca kısardınız. Insanoglu da pek eli sıkıdır

[101] Andolsun biz, Musa'ya acık acık dokuz ayet verdik. Haydi Israilogullarına sor. Musa onlara geldiginde Firavun ona, «Ey Musa! dedi, senin buyulenmis oldugunu sanıyorum!»

[102] (Musa Firavuna:) «Pekala biliyorsun ki, dedi, bunları, birer ibret olmak uzere, ancak, goklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvoldugunu sanıyorum!»

[103] Bundan sonra, Firavun, onları ulkeden cıkarmak istemis, biz de onu ve onunla beraber olanları toptan suda boguvermistik

[104] Arkasından da Israilogullarına: «O topraklarda oturun! Ahiret vaadi tahakkuk edince, hepinizi toplayıp bir araya getirecegiz» dedik

[105] Biz Kur'an’ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi . Seni de ancak mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

[106] Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye (ayet ayet, sure sure) ayırdık ve onu peyderpey indirdik

[107] De ki: Siz ona ister inanın, ister inanmayın; su bir gercek ki, bundan once kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur'an) okununca, derhal yuz ustu secdeye kapanırlar

[108] Ve derlerdi ki: Rabbimizi tesbih ederiz. (O, her turlu noksanlıktan munezzehtir.) Rabbimizin vaadi mutlaka yerine getirilir

[109] Aglayarak yuzustu yere kapanırlar ve giderek artan bir husu duyarlardı

[110] De ki: «Ister Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Cunku en guzel isimler O'na hastır.» Namazında yuksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut

[111] «Cocuk edinmeyen, hakimiyette ortagı bulunmayan, acizlikten oturu bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamdederim» de ve tekbir getirerek O'nun sanını yucelt (onu tekbir et)

Kehf

Surah 18

[1] Hamd; kuluna (Muhammed'e), kendisinde hicbir (tezat ve) egrilik bulunmayan dosdogru Kitab'ı indiren

[2] (insanları) kendi tarafından cetin bir azap ile ikaz etmek ve iyi is ve davranıslarda bulunan muminlere, kendileri icin, guzel bir ecir bulundugunu

[3] icinde ebedi kalacakları (cennetle) mujdeleyen

[4] ve «Allah evlat edindi» diyenleri de uyarmak icin kitabı indiren Allah'a mahsustur

[5] Ne onların (Allah evlat edindi, diyenlerin), ne de atalarının bu konuda hicbir bilgisi yoktur. Agızlarından cıkan bu soz ne buyuk oldu! Yalandan baska bir sey soylemiyorlar

[6] Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yuzden helak olurlarsa) arkalarından uzuntuyle neredeyse kendini harap edeceksin

[7] Biz, insanların hangisinin daha guzel amel edecegini deneyelim diye yer yuzundeki her seyi dunyanın kendine mahsus bir ziyneti yaptık

[8] (Bununla beraber) biz mutlaka oradaki her seyi kupkuru bir toprak yapacagız

[9] (Rasulum) Yoksa sen, bizim ayetlerimizden (sadece) Kehf ve Rakim sahiplerinin ibrete sayan olduklarını mı sandın

[10] O (yigit) gencler magaraya sıgınmıslar ve: «Rabbimiz! Bize tarafından rahmet ver ve bize, (su) durumumuzdan bir kurtulus yolu hazırla!» demislerdi

[11] Bunun uzerine biz de o magarada onların kulaklarına nice yıllar perde koyduk (uykuya daldırdık)

[12] Sonra da iki gruptan (Ashabı Kehf ile hasımlarından) hangisinin kaldıkları muddeti daha iyi hesap edecegini gorelim diye onları uyandırdık

[13] Biz sana onların basından gecenleri gercek olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar, Rablerine inanmıs genclerdi. Biz de onların hidayetini arttırdık

[14] Onların kalplerini metin kıldık. O yigitler (o yerin hukumdarı karsısında) ayaga kalkarak:"Bizim Rabbimiz, goklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan baskasına asla yalvarmayız; aksi halde batıl soz soylemis oluruz

[15] Su bizim halkımız O'ndan baska ilahlar edindiler; onların ilah olduklarına acık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karsı yalan uyduran kimseden daha zalim kim olabilir?" dediler

[16] (Iclerinden biri soyle demisti:) «Madem ki siz onlardan ve onların Allah'ın dısında tapmakta oldukları varlıklardan uzaklastınız, o halde magaraya sıgının ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve isinizde sizin icin fayda ve kolaylık saglasın.»

[17] (Rasulum! Orada bulunsaydın) gunesi gorurdun: Dogdugu zaman magaralarının sagına meyleder; batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden gecerdi. (Boylece) onlar (gunes ısıgından rahatsız olmaksızın) magaranın bir kosesinde (uyurlardı). Iste bu, Allah’ın ayetlerindendir. Allah kime hidayet ederse, iste o, hakka ulasmıstır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu dogruya yoneltecek bir dost bulamazsın

[18] Kendileri uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın. Onları saga sola cevirirdik. Kopekleri de magaranın girisinde on ayaklarını uzatmıs yatmakta idi. Eger onların durumlarına muttali olsa idin donup onlardan kacardın ve gorduklerin yuzunden, icin korku ile dolardı

[19] Boylece biz, aralarında birbirlerine sormaları icin onları uyandırdık: Iclerinden biri: «Ne kadar kaldınız?» dedi. (Kimi) «Bir gun ya da gunun bir parcası kadar kaldık» dediler; (kimi de) soyle dediler: «Rabbiniz, kaldıgınız muddeti daha iyi bilir. Simdi siz, icinizden birini su gumus paranızla sehre gonderin de, baksın, (sehrin) hangi yiyecegi daha temiz ise size ondan erzak getirsin; ayrıca, nazik davransın (gizli hareket etsin) ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.»

[20] «Cunku onlar eger sizi fark ederlerse, ya sizi taslayarak oldururler veya kendi dinlerine cevirirler ki, o zaman ebediyyen iflah olmazsınız.»

[21] Boylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vaadinin hak oldugunu, kıyametin suphe goturmez oldugunu bilsinler. Hani onlar aralarında Ashabı Kehfin durumunu tartısıyorlardı. Dediler ki: «Uzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir.» Onların durumuna vakıf olanlar ise: «Bizler, kesinlikle onların yanı baslarına bir mescit yapacagız» dediler

[22] (Magara ehli hakkında munakasa devam edecek ve bazıları) gayba tas atar gibi diyeceklerdir ki: "Onlar uc kisi idiler; dordunculeri kopekleridir. (Bazıları:) "Bes kisi idiler; altıncıları kopekleridir" diyeceklerdir. (Bazıları:) "Yedi kisi idiler; sekizincileri kopekleridir" diyeceklerdir. (Ey Muhammed!) De ki: "Onların sayılarını en iyi Allah bilir. Onları bilen cok azdır. Bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dısında munakasaya girisme ve hic kimseye de bir sey sorma

[23] Ve hicbir sey icin «Bunu yarın yapacagım» deme

[24] Ancak Allah dilerse (yapacagım de). Unuttugun zaman Rabbini an ve: «Umarım Rabbim beni, dogruya bundan daha yakın olan bir yola iletir» de

[25] Onlar magaralarında uc yuzyıl ve buna ilaveten dokuz yıl kalmıslardır

[26] (Ey Muhammedi) De ki: "Allah, kaldıkları sureyi daha iyi bilir. Goklerin ve yerin gaybı O'na mahsustur. Allah ne guzel gorendir ve ne guzel isitendir. Insanlar icin O'ndan baska hicbir yardımcı yoktur. Ve O, hukmunde hic kimseyi ortak etmez

[27] Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini degistirebilecek yoktur. O'ndan baska bir sıgınak da bulamazsın

[28] Sabah aksam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dunya hayatının susunu isteyerek gozlerini onlardan cevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldıgımız, kotu arzularına uymus ve isi gucu asırılık olan kimseye boyun egme

[29] Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Oyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Biz, zalimlere oyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini cepecevre kusatmıstır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimis maden gibi yuzleri haslayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir icecek ve ne kotu bir kalma yeri

[30] Iman edenler ve salih ameller isleyenler (bilmelidirler ki) biz, salih amel isleyenlerin ecrini zayi etmeyiz

[31] Iste boyleleri icin,(agacları) altından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezik takınırlar; sedirler uzerinde oturmus oldukları halde, ince ve kalın ipekten yesil bir elbise giyerler. Ne guzel karsılık ve ne guzel kalma yeri

[32] Onlara, su iki adamı misal olarak anlat: Bunlardan birine iki uzum bagı vermis, her ikisinin de etrafını hurmalarla donatmıs, aralarında da ekinler bitirmistik

[33] Iki bagın ikisi de yemislerini vermis, hicbirini eksik bırakmamıstı. Ikisinin arasından bir de ırmak fıskırtmıstık

[34] Bu adamın baska geliri de vardı. Bu yuzden arkadasıyla konusurken ona soyle dedi: «Ben, servetce senden daha zenginim; insan sayısı bakımından da senden daha gucluyum.»

[35] (Boyle gurur ve kibirle) kendisine zulmederek bagına girdi. Soyle dedi: «Bunun, hicbir zaman yok olacagını sanmam.»

[36] «Kıyametin kopacagını da sanmıyorum. Sayet Rabbimin huzuruna goturulursem, hic suphem yok ki, (orada) bundan daha hayırlı bir akıbet bulurum.»

[37] Kendisiyle konusan arkadası ise, der ki: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratan, sonra da bir adam haline getiren Allah'ı inkar mı ediyorsun

[38] «Fakat O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hicbir seyi ortak kosmam.»

[39] «Bagına girdiginde: Masaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır, deseydin ya! Eger malca ve evlatca beni kendinden gucsuz goruyorsan (sunu bil ki):»

[40] «Belki Rabbim bana, senin bagından daha iyisini verir, senin bagına ise gokten yıldırımlar gonderir de bag kupkuru bir toprak haline gelir.»

[41] «Yahut, bagının suyu dibe cekilir de bir daha onu arayıp bulamazsın.»

[42] Derken onun serveti kusatılıp yok edildi. Boylece, bagı ugruna yaptıgı masraflardan oturu ellerini ovusturup kaldı. Bagın cardakları yere cokmustu. «Ah, diyordu, keske ben Rabbime hicbir ortak kosmamıs olsaydım!»

[43] Kendisine Allah’tan baska yardım edecek destekcileri olmadıgı gibi kendi kendini de kurtaracak gucte degildi

[44] Iste burada yardım ve dostluk, ancak Hak olan Allah'a mahsustur. Mukafatı en iyi olan O, en guzel akıbeti veren yine O'dur

[45] Onlara sunu da misal goster: Dunya hayatı, gokten indirdigimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryuzunun bitkisi (once gelisip) birbirine karısmıs; arkasından ruzgarın savurdugu cercop haline gelmistir. Allah, her sey uzerinde iktidar sahibidir

[46] Servet ve ogullar, dunya hayatının susudur; olumsuz olan iyi isler ise Rabbinin nezdinde hem sevapca daha hayırlı, hem de umit baglamaya daha layıktır

[47] (Dusun) o gunu ki, dagları yerinden gotururuz ve yeryuzunun cırılcıplak oldugunu gorursun. Hicbirini bırakmaksızın onları (tum oluleri) mahserde toplamıs olacagız

[48] Ve hepsi sıra sıra Rabbinin huzuruna cıkarılmıslardır: Andolsun ki sizi ilk defasında yarattıgımız sekilde bize geldiniz. Oysa size vadedilenlerin gerceklesecegi bir zaman tayin etmedigimizi sanmıstınız, degil mi

[49] Kitap ortaya konmustur: Sucluların, onda yazılı olanlardan korkmus olduklarını gorursun. «Vay halimize! derler, bu nasıl kitapmıs! Kucuk buyuk hicbir sey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dokmus!» boylece yaptıklarını karsılarında bulmuslardır. Senin Rabbin hic kimseye zulmetmez

[50] Hani biz meleklere: Adem'e secde edin, demistik; Iblis haric olmak uzere, onlar hemen secde ettiler. Iblis cinlerdendi; Iblis Rabbinin emrinden cıkmıstı. (Ey insan ogulları!) Simdi beni bırakıp da sizin dusmanınız oldugu halde bu Iblis'i ve onun soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Zalimler icin bu (Allah'a itaati bırakarak Iblis'e uymak) ne fena bir degismedir

[51] Ben onları (Iblis ve soyunu) ne goklerin ve yerin yaratılısına, ne de bizzat kendilerinin yaratılısına sahit tuttum. Ben yoldan cıkaranları yardımcı edinecek degilim

[52] Yine o gunu (dusunun ki, Allah, kafirlere): Benim ortaklarım olduklarını ileri surdugunuz seyleri cagırın! buyurur. Cagırmıslardır onları; fakat kendilerine cevap vermemislerdir. Biz (Cehennem'de) onların arasına tehlikeli bir ucurum koyduk

[53] Suclular atesi gorur gormez, orayı boylayacaklarını iyice anladılar; ondan kurtulus yolu da bulamadılar

[54] Hakikaten biz bu Kur’an’da insanlar icin her turlu misali sayıp dokmusuzdur. Fakat tartısmaya en cok duskun varlık insandır

[55] Kendilerine hidayet geldiginde insanları iman etmekten ve Rablerinden magfiret talep etmekten alıkoyan sey, sadece, oncekilerinin basına gelenlerin kendi baslarına da gelmesini, yahut azabın goz gore gore kendilerine gelmesini beklemeleridir

[56] Biz rasulleri, sadece mujdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Kafir olanlar ise, hakkı batıla dayanarak ortadan kaldırmak icin batıl yolla mucadele verirler. Onlar ayetlerimizi ve uyarıldıkları seyleri alaya almıslardır

[57] Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da ona sırt cevirenden, kendi elleriyle yaptıgını unutandan daha zalim kim vardır! Biz onların kalplerine, bunu anlamalarına engel olan bir agırlık, kulaklarına da sagırlık verdik. Sen onları hidayete cagırsan da artık ebediyen hidayete eremeyeceklerdir

[58] Senin, bagısı bol olan Rabbin merhamet sahibidir; sayet yaptıkları yuzunden onları (hemen) muaheze edecek (cezalandıracak) olsaydı, onlara azabı carcabuk verirdi. Fakat kendilerine tanınmıs belli bir sure vardır ki, artık bundan kacıp kurtulacakları bir sıgınak bulamayacaklardır

[59] Iste su ulkeler; zulmettikleri zaman onları helak ettik. Onları helak etmek icin de belli bir zaman tayin etmistik

[60] Bir vakit Musa genc adamına demisti ki: «Durup dinlenmeyecegim; ta iki denizin birlestigi yere kadar varacagım, yahut senelerce yuruyecegim.»

[61] Her ikisi, iki denizin birlestigi yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmisti

[62] (Bulusma yerlerini) gecip gittiklerinde Musa genc adamına: Kusluk yemegimizi getir bize. Hakikaten su yolculugumuz yuzunden basımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi

[63] (Genc adam:) Gordun mu! dedi, kayaya sıgındıgımız sırada balıgı unuttum. Onu hatırlamamı bana seytandan baskası unutturmadı. O, sasılacak bir sekilde denizde yolunu tutup gitmisti

[64] Musa: Iste aradıgımız o idi, dedi. Hemen izlerinin uzerine geri donduler

[65] Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermis, yine ona tarafımızdan bir ilim ogretmistik

[66] Musa ona: Sana ogretilenden, bana, dogruyu bulmama yardım edecek bir bilgi ogretmen icin sana tabi olayım mı? dedi

[67] Dedi ki: Dogrusu sen benimle beraberlige sabredemezsin

[68] (Ic yuzunu) kavrayamadıgın bilbilgiye nasıl sabredersin

[69] Musa: Insaallah dedi, sen beni sabreder bulacaksın. Senin emrine de karsı gelmem

[70] (O kul:) Eger bana tabi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hicbir sey hakkında bana soru sorma! dedi

[71] Bunun uzerine yuruduler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o (Hızır) gemiyi deldi. Musa: Halkını bogmak icin mi onu deldin? Gercekten sen (ziyanı) buyuk bir is yaptın! dedi

[72] (Hızır:) Ben sana, benimle beraberlige sabredemezsin, demedim mi? dedi

[73] Musa: Unuttugum seyden dolayı beni muaheze etme; isimde bana gucluk cıkarma, dedi

[74] Yine yuruduler. Nihayet bir erkek cocuga rastladıklarında (Hızır) hemen onu oldurdu. Musa dedi ki: Tertemiz bir canı, bir can karsılıgı olmaksızın (kimseyi oldurmedigi halde) katlettin ha! Gercekten sen fena bir sey yaptın

[75] (Hızır:) Ben sana, benimle beraber (olacaklara) sabredemezsin, demedim mi? dedi

[76] Musa: Eger, dedi, bundan sonra sana bir sey sorarsam artık bana arkadaslık etme. Hakikaten benim tarafımdan (ileri surebilecek) mazeretin sonuna ulastın

[77] Yine yuruduler. Nihayet bir koy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak koy halkı onları misafir etmekten kacındılar. Derken orada yıkılmak uzere bulunan bir duvarla karsılastılar. (Hızır) hemen onu dogrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karsı bir ucret alırdın, dedi

[78] (Hızır) soyle dedi: «Iste bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Simdi sana, sabredemedigin seylerin icyuzunu haber verecegim.»

[79] «Gemi var ya, o, denizde calısan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Cunku) onların arkasında, her (saglam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.»

[80] «Erkek cocuga gelince, onun ana babası, mumin kimselerdi. Bunun icin (cocugun) onları isyana ve kufre suruklemesinden korktuk.»

[81] (Devam etti:) «Boylece istedik ki, Rableri onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin.»

[82] «Duvara gelince, sehirde iki yetim cocugun idi; altında da onlara ait bir hazine vardı; babaları ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, o iki cocuk guclu caglarına erissinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini cıkarsınlar. Ben bunu da kendiligimden yapmadım. Iste, hakkında sabredemedigin seylerin ic yuzu budur.»

[83] (Ey Muhammed!) Sana Zulkarneyn'i soruyorlar. De ki: "Size onun hakkında (Kur'an'dan) bir haber okuyacagım

[84] Biz ona yeryuzunde saglam bir yer temin etmis ve diledigi her seye kendisini ulastıracak bir de ilim vermistik

[85] O da bir yol tutup gitti

[86] Nihayet gunesin battıgı yere varınca, onu kara bir balcıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun uzerine biz: Ey Zulkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu sececeksin, dedik

[87] O, soyle dedi: «Haksızlık edeni cezalandıracagız; sonra o, Rabbine gonderilecek; sonra Allah da ona korkunc bir azap uygulayacak.»

[88] Iman eden ve salih amel isleyene gelince, ona da en guzel mukafat vardır. Ona emrimizin kolay olanını soyleyecegiz

[89] Sonra yine bir yol tuttu

[90] Nihayet gunesin dogdugu yere ulasınca, onu oyle bir kavim uzerine dogar buldu ki, onlar icin gunese karsı bir ortu yapmamıstık

[91] Iste boylece onunla ilgili her seyden haberdardık

[92] Sonra yine bir yol tuttu

[93] Nihayet iki dag arasına ulastıgında onların onunde, hemen hicbir sozu anlamayan bir kavim buldu

[94] Dediler ki: Ey Zulkarneyn! Bu memlekette Ye'cuc ve Me’cuc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir set yapman icin sana bir vergi verelim mi

[95] Dedi ki: «Rabbimin beni icinde bulundurdugu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun ki sizinle onlar arasına asılmaz bir engel yapayım.»

[96] «Bana, demir kutleleri getirin.» Nihayet dagın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): «Ufleyin (korukleyin)!» dedi. Artık onu kor haline sokunca: «Getirin bana, uzerine bir miktar erimis bakır dokeyim» dedi

[97] Bu sebeple onu ne asmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler

[98] Zulkarneyn: «Bu, Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin vaadi gelince, O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vaadi haktır» dedi

[99] O gun (kıyamet gununde bakarsın ki) biz onları, birbirine carparak calkalanır bir halde bırakmısızdır, Sur'a da ufurulmus, boylece onları butunuyle bir araya getirmisizdir

[100] Kafirleri o gun cehennemle yuz yuze getirmisizdir

[101] Ve, gozleri beni gormeye kapalı bulunan, kulak vermeye de tahammul edemez olan

[102] o kufredenler, beni bırakıp da kullarımı kendilerine dost edinebileceklerini mi sanmaktadırlar? Oysa biz Cehennem'i kafirler icin kalacakları bir yer olarak hazırladık

[103] De ki: Size, (yaptıkları) isler bakımından en cok ziyana ugrayanları bildirelim mi

[104] (Bunlar;) iyi isler yaptıklarını sandıkları halde, dunya hayatında cabaları bosa giden kimselerdir

[105] Iste onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavusmayı inkar eden, bu yuzden amelleri bosa giden kimselerdir ki, biz onlar icin kıyamet gununde hicbir olcu tutmayacagız

[106] Iste, inkar ettikleri, ayetlerimi ve Rasullerimi alaya aldıkları icin onların cezası cehennemdir

[107] Iman edenler ve salih amel isleyenler ise, onlar icin, kalacak Firdevs cennetleri vardır

[108] Orada ebedi kalacaklardır. Oradan hic ayrılmak istemezler

[109] (Ey Muhammed!) De ki: "Rabbimin sozleri icin deniz murekkep olsaydı ve bir o kadarını da yardım icin getirseydik, Rabbimin sozleri tukenmeden once deniz mutlaka tukenirdi

[110] De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beserim. (Su var ki) bana, Ilahınızın, sadece bir ilah oldugu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavusmayı umuyorsa, iyi is yapsın ve Rabbine ibadette hicbir seyi ortak kosmasın

Meryem

Surah 19

[1] Kaf. Ha. Ya. Ayn. Sad

[2] (Bu) Rabbinin, Zekeriyya kuluna rahmetinin anılmasıdır

[3] Hani o, gizli bir sesle Rabbine niyaz etmisti

[4] Rabbim! dedi, benden (vucudumdan), kemiklerim zayıfladı, sacım basım agardı ve ben, Rabbim, sana (ettigim) dua sayesinde hic bedbaht olmadım

[5] Dogrusu ben, (din hususunda uzerlerine duseni yapmayacaklarından) arkamdan gelecek ve isin basına gececek olan yakınlarımdan korkuyorum. Karım da kısırlastı. Sen kendi katından bana (yerime gececek) bir ogul ver

[6] Ki o bana varis olsun; Ya’kub hanedanına da varis olsun. Rabbim, onu rızana layık kıl

[7] (Allah soyle buyurdu:) Ey Zekeriyya! Biz sana bir ogul mujdeleriz ki, onun adı Yahya’dır. Daha once ona kimseyi adas yapmadık

[8] Zekeriyya: Rabbim! dedi, karım kısır oldugu, ben de ihtiyarlıgın son sınırına vardıgım halde, benim nasıl oglum olabilir

[9] Allah: Oyledir, dedi; Rabbin: O bana kolaydır. Daha once, sen hicbir sey degilken seni de yaratmıstım, buyurdu

[10] O: Rabbim! dedi, (cocugum olacagına dair) bana bir isaret ver. Allah: Sana isaret, sapasaglam oldugun halde uc gun insanlarla konusamamandır, buyurdu

[11] Bunun uzerine Zekeriyya, mabetten kavminin karsısına cıkarak onlara: «Sabah aksam tesbihte bulunun» diye isaret verdi

[12] «Ey Yahya! Kitab'a (Tevrat'a) vargucunle sarıl!» (dedik) ve henuz cocuk iken ona (ilim ve) hikmet verdik

[13] Tarafımızdan ona kalp yumusaklıgı ve temizlik de (verdik). O, cok sakınan bir kimse idi

[14] Anababasına cok iyi davranırdı; o, isyankar bir zorba degildi

[15] Dogdugu gun, olecegi gun ve diri olarak kabirden kaldırılacagı gun ona selam olsun

[16] (Rasulum!) Kitapta Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak dogu tarafında bir yere cekilmisti

[17] Meryem, onlarla kendi arasına bir perde cekmisti. Derken, biz ona ruhumuzu gonderdik de o, kendisine tastamam bir insan seklinde gorundu

[18] Meryem ona soyle demisti: Eger Allah'tan sakınan bir kimse isen, senden Rahman'a sıgınırım

[19] Melek: Ben, yalnızca, sana tertemiz bir erkek cocuk bagıslamam icin Rabbinin bir elcisiyim, dedi

[20] Meryem: Bana bir insan eli degmedigi, iffetsiz de olmadıgım halde benim nasıl cocugum olabilir? dedi

[21] Melek: Oyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydır. Cunku biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacagız. Bu, hukum ve karara baglanmıs (ezelde olup bitmis) bir is idi

[22] Meryem ona hamile kaldı. Bunun uzerine onunla (karnındaki cocukla) uzak bir yere cekildi

[23] Dogum sancısı onu bir hurma agacına (dayanmaya) sevketti. «Keske, dedi, bundan once olseydim de unutulup gitseydim!»

[24] Asagısından (Isa yahut melek) ona soyle seslendi: «Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vucuda getirmistir.»

[25] «Hurma dalını kendine dogru silkele ki, uzerine taze, olgun hurma dokulsun.»

[26] «Ye, ic. Gozun aydın olsun! Eger insanlardan birini gorursen de ki: Ben, Rahman'a oruc adadım; artık bugun hicbir insanla konusmayacagım.»

[27] Nihayet onu (kucagında) tasıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen igrenc bir sey yaptın

[28] Ey Harun'un kız kardesi! Senin baban kotu bir insan degildi; annen de iffetsiz degildi

[29] Bunun uzerine Meryem cocugu gosterdi. «Biz, dediler, besikteki bir cocuk ile nasıl konusuruz?»

[30] Cocuk soyle dedi: «Ben, Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı.»

[31] «Nerede olursam olayım, O beni mubarek kıldı; yasadıgım surece bana namazı ve zekatı emretti.»

[32] «Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı.»

[33] «Dogdugum gun, olecegim gun ve diri olarak kabirden kaldırılacagım gun selamet (esenlik) banadır.»

[34] Iste Meryem oglu Isa budur; suphe ettikleri hususta biz bunu gercek bir soz olarak soyluyoruz

[35] Allah'ın bir evlat edinmesi, olur sey degildir. O, bundan munezzehtir. Bir ise hukmettigi zaman, ona sadece «Ol!» der ve hemen olur

[36] (Isa sunu da soyledi:) Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Oyle ise O'na kulluk ediniz. Iste dogru yol budur

[37] Sonra gruplar kendi aralarında ayrılıga dustuler. Buyuk gune sahit olundugu zamanda vay o kafirlerin haline

[38] Onlar, bizim huzurumuza cıkacakları gun (baslarına gelecek olanları) ne iyi duyarlar ve ne iyi gorurler (bir gorsen)! Fakat o zalimler bugun acık bir sapıklık icindedirler

[39] (Rasulum!) Sen onları pismanlık ve uzuntu gunu hakkında uyar. Cunku onlar bir gafletin icine dalmıs oldukları halde ve henuz iman etmemisken (bakarsın) is olup bilmistir

[40] Yeryuzune ve onun uzerindekilere ancak biz varis oluruz (her sey gider, biz kalırız) ve onlar ancak bize dondurulurler

[41] Kitap'ta Ibrahim'i an. Zira o, sıdkı butun bir peygamberdi

[42] Bir zaman o babasına dedi ki: Babacıgım! Duymayan, gormeyen ve sana hicbir fayda saglamayan bir seye nicin taparsın

[43] Babacıgım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Oyle ise bana uy ki, seni dogru yola cıkarayım

[44] Babacıgım! Seytana kulluk etme! Cunku seytan, Rahman'a (cok merhametli olan Allah'a) asi oldu

[45] Ey babacıgım! Ben, Rahman'dan gelecek bir azabın sana da dokunmasından korkuyorum. Bu takdirde Cehennem'de de seytana dost olursun

[46] Babası ise, ona soyle demisti: "Ey Ibrahim! Benim ilahlarımdan yuz mu ceviriyorsun? Eger bundan vazgecmezsen seni muhakkak taslarım. Benden uzun bir muddet uzaklas

[47] Ibrahim: Selam sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin icin magfiret dileyecegim. Cunku O bana karsı cok lutufkardır

[48] Sizden de, Allah'ın dısında taptıgınız seylerden de uzaklasıyor ve Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki (senin icin) Rabbime dua etmemle bedbaht (emegi bosa gitmis) olmam

[49] Nihayet Ibrahim onlardan ve Allah'tan baska taptıkları seylerden uzaklasıp bir tarafa cekildigi zaman biz ona Ishak ve Ya’kub’u bagısladık ve her birini peygamber yaptık

[50] Onlara rahmetimizden bagısta bulunduk ve onlar icin ustun guzel ovguler kıldık

[51] (Rasulum!) Kitap'ta Musa'yı da an. Gercekten o ihlas sahibi idi ve hem rasul, hem de nebi idi

[52] Ona Tur'un sag tarafından seslendik ve onu, fısıldasan kimse kadar (kendimize) yaklastırdık

[53] Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardesi Harun'u bir peygamber olarak armagan ettik

[54] (Rasulum!) Kitap'ta Ismail'i de an. Gercekten o, sozune sadıktı, rasul ve nebi idi

[55] Ailesine namazı ve zekatı emrederdi; Rabbi nezdinde de hosnutluk kazanmıs bir kimse idi

[56] Kitapta Idris’i de an. Hakikaten o, pek dogru bir insan, bir peygamberdi

[57] Biz, onu ustun bir makama yukseltmistik

[58] Iste bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdigi peygamberlerden, Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) tasıdıklarımızdan, Ibrahim ve Israil (Ya'kub) 'in soyundan, dogruya ulastırdıgımız ve seckin kıldıgımız kimselendendir. Onlara, cok merhametli olan Allah'ın ayetleri okundugunda aglayarak secdeye kapanırlardı

[59] Nihayet onların pesinden oyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yuzden ileride sapıklıklarının cezasını cekecekler

[60] Ancak tevbe eden, iman eden ve iyi davranısta bulunan kimseler harictir. Bunlar, hicbir haksızlıga ugratılmaksızın cennete

[61] cok merhametli olan Allah'ın, kullarına gıyaben vadettigi Adn cennetlerine girecekler. Suphesiz O'nun vaadi yerini bulacaktır

[62] Orada bos soz degil, hos soz duyarlar. Ve orada, sabah aksam kendilerine ait rızıkları vardır

[63] Kullarımızdan, takva sahibi kimseleri mirascı kıldıgımız cennet iste budur

[64] Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Onumuzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her sey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan degildir

[65] goklerin, yerin ve ikisi arasındaki seylerin Rabbidir. Su halde O'na kulluk et; O’na kulluk etmek icin sabırlı ve metanetli ol. O'nun bir adası (benzeri) oldugunu biliyor musun? (Asla benzeri yoktur)

[66] Insan der ki: «Oldugum zaman sahi diri olarak (kabrimden) cıkarılacak mıyım?»

[67] Insan dusunmez mi ki, daha once o hicbir sey olmadıgı halde biz kendisini yaratmısızdır

[68] Oyle ise, Rabbine andolsun ki, muhakkak surette onları seytanlarla birlikte mahserde toplayacagız; sonra onları diz ustu cokmus vaziyette cehennemin cevresinde hazır bulunduracagız

[69] Sonra her milletten, Rahman olan Allah'a en cok asi olanlar hangileri ise cekip ayıracagız

[70] Sonra, orayı boylamaya daha cok mustahak olanları elbette biz daha iyi biliriz

[71] Icinizden, oraya ugramayacak hicbir kimse yoktur. Bu, Rabbin icin kesinlesmis bir hukumdur

[72] Sonra biz, Allah'tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz ustu cokmus olarak orada bırakırız

[73] Kendilerine ayetlerimiz ayan beyan okundugu zaman inkar edenler, iman edenlere: Iki topluluktan hangisinin (hangimizin) mevki ve makamı daha iyi, meclis ve toplulugu daha guzeldir? dediler

[74] Onlardan once de, esya ve gorunus bakımından daha guzel olan nice nesiller helak ettik

[75] (Ey Muhammed!) De ki: "Sapıklık icinde olan bir kimseye, Rahman, belirli bir sure tanısa bile, kendilerine vadolunanı ya azap, ya da kıyamet olarak gordukleri zaman, kimin yerinin daha kotu ve kimin taraftarının daha zayıf oldugunu ogreneceklerdir

[76] Oysa dogru yolda olanların hidayetini Allah daha da artıracaktır. Sevabı kalacak olan iyi ameller, Rabbın katında sevab yonunden daha hayırlıdır; netice olarak da daha iyidir

[77] (Rasulum!) Ayetlerimizi inkar eden ve «Muhakkak suretle bana mal ve evlat verilecek» diyen adamı gordun mu

[78] O, gaybı mı bildi, yoksa Allah’ın katından bir soz mu aldı

[79] Kesinlikle hayır! Biz onun soyledigini yazacagız ve azabını uzattıkca uzatacagız

[80] Onun dedigine biz varis oluruz, (malı ve evladı bize kalır); kendisi de bize yapayalnız gelir

[81] Onlar, kendilerine bir itibar ve kuvvet (vesilesi) olsun diye Allah’tan baska tanrılar edindiler

[82] Hayır, hayır! (Taptıkları), onların ibadetlerini tanımayacaklar ve onlara hasım olacaklar

[83] (Rasulum!) Gormedin mi? Biz, kafirlerin uzerine, kendilerini iyice (isyankarlıga) sevkeden seytanları gonderdik

[84] Oyle ise onlar hakkında acele etme. Biz onlar icin (gunlerini) teker teker sayıyoruz

[85] Takva sahiplerini heyet halinde cok merhametli olan Allah’ın huzurunda topladıgımız

[86] gunahkarları da susuz olarak cehenneme surdugumuz gun

[87] Rahman nezdinde soz ve izin alandan baskalarının sefaata gucleri yetmeyecektir

[88] «Rahman cocuk edindi» dediler

[89] Hakikaten siz, pek cirkin bir sey ortaya attınız

[90] Bundan dolayı, neredeyse gokler catlayacak, yer yarılacak, daglar yıkılıp dusecektir

[91] Rahman'a cocuk isnadında bulunmaları yuzunden

[92] Halbuki cocuk edinmek Rahman’ın sanına yakısmaz

[93] Goklerde ve yerde olan herkes istisnasız kul olarak Rahman’a gelecektir

[94] O, bunların hepsini kusatmıs ve sayılarını tesbit etmistir

[95] Bunların hepsi de kıyamet gununde O'nun huzuruna tek basına (yapayalnız) gelecektir

[96] Iman edip de salih ameller isleyenlere gelince, onlar icin Rahman (cok merhametli olan Allah), (gonullerde) bir sevgi yaratacaktır

[97] (Ey Muhammed!) Allah'tan sakınanları mujdelemen ve dusman bir kavmi de korkutman icin Kur'an'ı senin dilinde indirerek kolaylastırdık

[98] Biz, onlardan once nice nesilleri helak ettik. Sen, onlardan herhangi birinden (bir varlık emaresi) hissediyor veya onlara ait cılız bir ses isitiyor musun

Tâhâ

Surah 20

[1] Ta. Ha

[2] Biz, Kur'an'ı sana, gucluk cekesin diye degil

[3] ancak Allah'tan korkanlara bir ogut olsun diye indirdik

[4] (Kur'an) yeri ve yuce gokleri yaratan Allah tarafından (peyderpey) indirilmistir

[5] Rahman, Ars'a istiva etmistir

[6] Goklerde, yerde ve ikisi arasında bulunan seyler ile topragın altında olanlar hep O’nundur

[7] Eger sen, sozu acıktan soylersen, bilesin ki O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir

[8] Allah, kendisinden baska ilah olmayandır. En guzel isimler O'na mahsustur

[9] (Rasulum!) Musa (olayının) haberi sana ulastı mı

[10] Hani o, bir ates gormus ve ailesine: Bekleyin! Eminim ki bir ates gordum. Belki ondan size bir mes'ale getiririm veya atesin yanında bir rehber bulurum demisti

[11] Oraya vardıgında kendisine (tarafımızdan): Ey Musa! diye seslenildi

[12] Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim! Hemen pabuclarını cıkar! Cunku sen kutsal vadi Tuva'dasın

[13] Ben seni sectim. Simdi vahyedilene kulak ver

[14] Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah’ım. Benden baska ilah yoktur. Bana kulluk et; beni anmak icin namaz kıl

[15] Kıyamet gunu mutlaka gelecektir. Herkes pesine kostugu seyin karsılıgını bulsun diye neredeyse onu (kendimden) gizleyecegim

[16] Ona inanmayan ve nefsinin arzularına uyan kimseler sakın seni ondan (kıyamete inanmaktan) alıkoymasın; sonra mahvolursun

[17] Su sag elindeki nedir, ey Musa

[18] O, benim asamdır, dedi, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkelerim; benim ona baskaca ihtiyaclarım da vardır

[19] Allah: Yere at onu, ey Musa! dedi

[20] Onu hemen yere attı. Bir de ne gorsun, hızla surunen bir yılan degil mi

[21] Allah buyurdu: Al onu! Korkma! Biz onu simdi ilk haline geri dondurecegiz

[22] Bir de elini koltugunun altına sok ki, bir baska mucize olmak uzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlıkta cıksın

[23] Ta ki, sana, (boylece) en buyuk ayetlerimizden bazılarını gosterelim

[24] Firavun’a git. Cunku o iyice azdı

[25] Musa: Rabbim! dedi, yuregime genislik ver

[26] Isimi bana kolaylastır

[27] Dilimden (su) bagı coz

[28] Ki sozumu anlasınlar

[29] Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver

[30] Kardesim Harun'u

[31] Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir

[32] Ve onu isime ortak kıl

[33] Boylece seni bol bol tesbih edelim

[34] Ve seni daha cok analım

[35] Suphesiz sen bizi gormektesin

[36] Allah: Ey Musa! dedi, istedigin sana verildi

[37] Andolsun biz sana bir defa daha lutufta bulunmustuk

[38] Bir zaman, vahyedilecek seyi annene (soyle) vahyetmistik

[39] Musa'yı sandıga koy; sonra onu denize (Nil'e) bırak; deniz onu kıyıya atsın da, benim dusmanım ve onun dusmanı olan biri onu alsın. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetistirilmen icin sana kendimden sevgi verdim

[40] Hani, kız kardesin gidip «Ona bakacak birini size bulayım mı?» diyordu. Boylece seni, gozu gonlu mutluluk dolsun ve uzulmesin diye annene geri verdik ve sen, birini oldurdun de seni endiseden kurtardık. Seni iyiden iyiye denemeden gecirdik. Bunun icin yıllarca Medyen halkı arasında kalmıs, sonra yine takdir ettigimiz vakte gelmistin ey Musa

[41] Seni, kendim icin elci sectim

[42] (Ey Musa!) Sen, kardesinle beraber delillerimle git; beni anmakta kusur etme

[43] Firavun’a gidin. Cunku o, iyiden iyiye azdı

[44] Ona yumusak soz soyleyin. Belki o, aklını basına alır veya korkar

[45] Dediler ki: Rabbimiz! Dogrusu biz, onun bize asırı derecede kotu davranmasından yahut iyice azmasından endise ediyoruz

[46] Buyurdu ki: Korkmayın, cunku ben sizinle beraberim; isitir ve gorurum

[47] Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin elcileriyiz. Israilogullarını hemen bizimle birlikte gonder; onlara eziyet etme! Biz, senin Rabbinden bir mucize (ayet) getirdik. Kurtulus, hidayete uyanlarındır

[48] Hakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yalanlayan ve yuz cevirenlere azap edilecektir

[49] Firavun: Rabbiniz de kimmis, ey Musa? dedi

[50] O da: Bizim Rabbimiz, her seye hilkatini (varlık ve ozelligini) veren, sonra da dogru yolu gosterendir, dedi

[51] Firavun: Oyle ise, onceki milletlerin hali ne olacak? dedi

[52] Musa: Onlar hakkındaki bilgi, Rabbimin yanında bir kitapta bulunur. Rabbim, ne yanılır ne de unutur, dedi

[53] O, yeri size besik yapan ve onda size yollar acan, gokten de su indirendir. Onunla biz cesitli bitkilerden ciftler cıkardık

[54] Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Suphesiz bunda, akıl sahipleri icin (Allah'ın varlıgına ve birligine) deliller vardır

[55] Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya dondurecegiz ve bir kez daha sizi ondan cıkaracagız

[56] Andolsun biz ona (Firavuna) butun (bu) delillerimizi gosterdik; yine de yalanladı ve diretti

[57] Dedi ki: Bizi, yaptıgın buyu ile yurdumuzdan cıkarasın diye mi geldin, ey Musa

[58] Oyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir buyu getirecegiz. Simdi sen, seninle bizim aramızda, ne senin, ne de bizim muhalefet etmeyecegimiz uygun bir yerde bulusma zamanı ayarla

[59] Musa: Bulusma zamanınız, bayram gunu, kusluk vaktinde insanların toplanma zamanı olsun, dedi

[60] Bunun uzerine Firavun donup gitti. Hilesini (sihirbazlarını) topladı; sonra geri geldi

[61] Musa onlara: Yazık size! dedi, Allah hakkında yalan uydurmayın! Sonra O, bir azap ile kokunuzu keser! Iftira eden, muhakkak perisan olur

[62] Bunun uzerine onlar, durumlarını aralarında tartıstılar; gizli gizli fısıldastılar

[63] Soyle dediler: «Bu ikisi, muhakkak ki, sihirleriyle sizi yurdunuzdan cıkarmak ve sizin ornek yolunuzu ortadan kaldırmak isteyen iki sihirbazdırlar sadece.»

[64] «Oyle ise hilenizi kurun; sonra sıra halinde gelin! Muhakkak ki bugun, ustun gelen kazanmıstır.»

[65] Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya once atan biz olalım

[66] Hayır, siz atın, dedi. Bir de baktı ki, buyuleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine gercekten hızlıca hereket ediyor gibi gorunuyor

[67] Musa, birden icinde bir korku duydu

[68] «Korkma! dedik, ustun gelecek olan kesinlikle sensin.»

[69] «Sag elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir buyucu hilesidir. Buyucu ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz.»

[70] (Musa elindeki asasını atıp da asa yılan olup sihirbazların yaptıklarını yutunca)sihirbazlar hemen secdeye kapanmıslar ve soyle demislerdi:"Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik

[71] (Firavun) Soyle dedi: Ben size izin vermeden once ona inandınız oyle mi! Hakikat su ki o, size buyu ogreten ulunuzdur. Simdi elleriniz ile ayaklarınızı tereddut etmeden caprazlama kesecegim ve sizi hurma dallarına asacagım! Boylece, hangimizin azabının daha siddetli ve surekli oldugunu iyice anlayacaksınız

[72] Dediler ki: «Seni, bize gelen acık acık mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Oyle ise yapacagını yap! Sen, ancak bu dunya hayatında hukmunu gecirebilirsin.»

[73] «Bize, hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdıgın buyuyu bagıslaması icin Rabbimize iman ettik. Allah, (mukafatı) en hayırlı ve (cezası) en surekli olandır.»

[74] Surası muhakkak ki, kim Rabbine gunahkar olarak varırsa, cehennem sırf onun icindir. O ise orada ne olur ne de yasar

[75] Kim de iyi davranıslarda bulunmus bir mumin olarak O'na varırsa, ustun dereceler iste sırf bunlar icindir

[76] Icinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri! Iste arınanların mukafatı budur

[77] Andolsun ki biz Musa'ya: Kullarımla birlikte geceleyin yola cık da (size) yetisilmesinden korkmaksızın ve (bogulmaktan) endise etmeksizin onlara denizde kuru bir yol ac, diye vahy etmistik

[78] Bunun uzerine o, askerleri ile birlikte onların pesine dustu. Deniz onları gomup boguverdi

[79] Firavun, kavmini saptırdı, dogru yola sevketmedi

[80] Ey Israilogulları! Sizi dusmanınızdan kurtardık; Tur'un sag tarafına (gelmeniz icin) size vade tanıdık ve size kudret helvası ile bıldırcın eti lutfettik

[81] Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz, bu hususta taskınlık ve nankorluk de etmeyiniz; sonra sizi gazabım carpar. Her kim ki kendisini gazabım carparsa, hakikaten o, yıkılıp gelmistir

[82] Su da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve salih amel isleyen, sonra (boylece) dogru yolda giden kimseyi bagıslarım

[83] Seni acele ile kavminden ayrılmaya sevkeden nedir, ey Musa

[84] Musa: Iste, dedi, onlar da benim pesimdeler. Ben, memnun olasın diye sana acele ile geldim Rabbim

[85] Allah buyurdu: Senden sonra biz, kavmini (Harun ile kalan Israilogullarını) imtihan ettik ve Samiri onları yoldan cıkardı

[86] Bunun uzerine Musa, ofkeli ve uzuntulu olarak kavmine dondu. Ey kavmim! dedi, Rabbiniz size guzel bir vaadde bulunmamıs mıydı? Su halde size zaman mı cok uzun geldi, yoksa ustunuze Rabbinizin gazabının inmesini mi istediniz ki, bana olan vaadinizden dondunuz

[87] Dediler ki: Biz sana olan vaadimizden, kendi kudret ve irademizle donmedik. Fakat biz, o kavmin (Mısırlıların) ziynet esyasından bir takım agırlıklar yuklenmis, sonra da onları atmıstık; aynı sekilde Samiri de atmıstı

[88] Bu adam, onlar icin, bogurebilen bir buzagı heykeli icat etti. Bunun uzerine: Iste! dediler, bu sizin de, Musa'nın da ilahıdır. Fakat onu unuttu

[89] O seyin, kendilerine hicbir sozle mukabele edemeyecegini, kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermek gucunde olmadıgını gormezler mi

[90] Hakikaten Harun, onlara daha once: Ey kavmim! demisti, siz bunun yuzunden sadece fitneye ugradınız. Sizin Rabbiniz, Rahman (suphesiz cok merhametli) olan Allah'tır. Su halde bana uyunuz ve emrime itaat ediniz

[91] Onlar: Biz, dediler, Musa aramıza donunceye kadar buna tapmaktan asla vazgecmeyecegiz

[92] (Musa, dondugunde:) Ey Harun! dedi, sana ne engel oldu da, bunların dalalete dustuklerini gordugun vakit

[93] pesimden gelmedin? Emrime asi mi oldun

[94] (Harun:) Ey annemin oglu! dedi, sacımı sakalımı, yolma! Ben, senin: «Israilogullarının arasına ayrılık dusurdun; sozumu tutmadın!» demenden korktum

[95] Musa: Ya senin zorun nedir, ey Samiri? dedi

[96] O da: Ben, onların gormediklerini gordum. Zira, o elcinin izinden bir avuc (toprak) alıp onu (erimis mucevheratın icine) attım. Bunu boyle nefsim bana hos gosterdi, dedi

[97] Musa: Defol! dedi, artık hayatın boyunca sen: «Bana dokunmayın!» diyeceksin. Ayrıca senin icin, kurtulamayacagın bir ceza gunu var. Tapmakta oldugun ilahına da bak! Yemin ederim, biz onu yakacagız; sonra da onu parca parca edip denize savuracagız

[98] Sizin ilahınız, yalnızca, kendisinden baska hakkıyla ibadete layık ilah olmayan Allah'tır. O'nun ilmi her seyi kusatmıstır

[99] (Rasulum!) Iste boylece gecmistekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Suphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir (Kur'an) verdik

[100] Kim ondan yuz cevirirse, suphesiz ki kıyamet gununde o, agır bir gunah yukunu yuklenecektir

[101] Bu kimseler, onda (o gunah yukunun altında) ebedi kalırlar. Onlar icin kıyamet gununde bu ne kotu bir yuktur

[102] O gunde Sur’a uflenir ve biz o zaman gunahkarları, gozleri (korkudan) gomgok bir halde mahserde toplarız

[103] Aralarında birbirlerine gizli gizli soyle derler: «Dunyada sadece on gun kaldınız.»

[104] Aralarında konustukları konuyu biz daha iyi biliriz. Onların en olgun ve akıllı olanı o zaman: «Bir gunden fazla kalmadınız» der

[105] (Rasulum!) Sana daglar hakkında sorarlar. De ki: Rabbim onları ufalayıp savuracak

[106] Boylece yerlerini dumduz, bombos bırakacaktır

[107] Orada ne bir inis, ne de bir yokus gorebileceksin

[108] O gun hic kimseye meyletmeden herkesi mahsere davet eden (davetciy)e uyarlar. Rahman icin sesler kısılır, fısıltıdan baska bir sey isitemezsin

[109] O gun, Rahman'ın izin verdigi ve sozunden hoslandıgından baskasının sefaati fayda vermez

[110] O, onların onlerindekini de arkalarındakini de bilir; fakat onlar, bilgileriyle O'nu (Allah'ı) kusatamazlar

[111] Yuzler, Hayy (diri) ve (Kayyum) her seye hakim olan (Allah)'a boyun egerler. Yuku zulum olanlar ise, husrana ugrarlar

[112] Her kim, mumin olarak iyi olan islerden yaparsa, artık o, ne zulumden ne de hakkının cignenmesinden korkar

[113] (Rasulum!) Biz onu boylece Arapca bir Kur’an olarak indirdik ve onda ikazları tekrar tekrar acıkladık. Umulur ki onlar (bu sayede gunahtan) korunurlar; yahut da o (Kur'an) kendileri icin bir ibret ortaya koyar

[114] Gercek hukumdar olan Allah, yucedir. Sana O'nun vahyi tamamlanmazdan once Kur'an'ı (okumakta) acele etme ve «Rabbim, benim ilmimi artır» de

[115] Andolsun biz, daha once de Adem'e ahit (emir ve vahiy) vermistik. Ne var ki o, (ahdi) unuttu. Onda azim de bulmadık

[116] Bir zaman biz meleklere: Adem'e secde edin! demistik. Onlar hemen secde ettiler; yalnız Iblis haric. O, diretti

[117] Bunun uzerine: Ey Adem! dedik, bu, hem senin icin hem de esin icin buyuk bir dusmandır. Sakın sizi cennetten cıkarmasın; sonra yorulur, sıkıntı cekersin

[118] Simdi burada senin icin ne acıkmak vardır, ne de cıplak kalmak

[119] Yine burada sen, susuzluk cekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın

[120] Derken seytan onun aklını karıstırıp «Ey Adem! dedi, sana ebedilik agacını ve sonu gelmez bir saltanatı gostereyim mi?»

[121] Nihayet ondan yediler. Bunun uzerine kendilerine ayıp yerleri gorundu. Ustlerini cennet yapragı ile ortmeye calıstılar. (Bu suretle) Adem Rabbine asi olup yolunu sasırdı

[122] Sonra Rabbi onu seckin kıldı; tevbesini kabul etti ve dogru yola yoneltti

[123] Dedi ki: Birbirinize dusman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Artık benden size hidayet geldiginde, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz

[124] Kim de beni anmaktan yuz cevirirse, onun icin dar bir gecim vardır. Kıyamet gunu de onu kor olarak hasrederiz

[125] O, Rabbim! Beni nicin kor olarak hasrettin? Oysa ben, hakikaten gorur idim, der

[126] (Allah) buyurur ki: Iste boyle. Cunku sana ayetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun. Bugun de aynı sekilde sen unutuluyorsun

[127] Dogru yoldan sapan ve Rabbinin ayetlerine inanmayanı iste boyle cezalandırırız. Ahiret azabı, elbette daha siddetli ve daha sureklidir

[128] Bizim, onlardan once nice nesilleri helak etmis olmamız kendilerini yola getirmedi mi? Halbuki onların yurtlarında gezip dolasırlar. Bunda, elbette ki akıl sahipleri icin nice ibretler vardır

[129] Eger Rabbinden, daha once sadır olmus bir soz ve tayin edilmis bir vade olmasaydı, (ceza onlar icin de dunya da) kacınılmaz olurdu

[130] (Ey Muhammed!) Onların soylediklerine sabret; gunesin dogusundan ve batısından once ve gece saatlerinde Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım saatleri ile gunduzun etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah'tan hosnut olasın, (Allah da senden)

[131] Sakın, kendilerini denemek icin onlardan bir kesimi faydalandırdıgımız dunya hayatının cekiciligine gozlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha sureklidir

[132] Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklarıdırıyoruz. Guzel sonuc, takva iledir

[133] Onlar: (Muhammed) bize Rabbinden bir mucize getirmeli degil miydi? dediler. Once gelen kitaplardakinin apacık delili (Kur'an) onlara gelmedi mi

[134] Eger biz, bundan (Kur'an'dan) once onları bir azapla helak etseydik, muhakkak ki soyle diyeceklerdi: Ya Rabbi! Bize bir elci gonderseydin de, su asagılıga ve rusvalıga dusmeden once ayetlerine uysaydık

[135] De ki: Herkes beklemektedir: Oyle ise siz de bekleyin. Yakında anlayacaksınız; dogru duzgun yolun yolcuları kimmis ve hidayette olan kimmis

Enbiyâ

Surah 21

[1] Insanların hesaba cekilecekleri (gun) yaklastı. Hal boyle iken onlar, gaflet icinde yuz cevirdiler

[2] Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak, dinlemislerdir

[3] Kalpleri oyuna, eglenceye dalarak o zalimler soyle fısıldastılar: «Bu (Muhammed), sizin gibi bir beser olmaktan baska nedir ki! Siz simdi gozunuz gore gore buyuye mi kapılıyorsunuz?»

[4] (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gokte (soylenmis) her sozu bilir. O, hakkıyla isiten ve bilendir

[5] «Hayır, dediler, (bunlar) sacma sapan ruyalardır; bilakis onu kendisi uydurmustur; belki de o, sairdir. (Eger oyle degilse) bize hemen, oncekilere gonderilenin benzeri bir mucize getirsin.»

[6] Bunlardan once helak ettigimiz hicbir belde iman etmemisti; simdi bunlar mı iman edecekler

[7] Biz, senden once de, kendilerine vahiy verdigimiz kisilerden baskasını peygamber olarak gondermedik. Eger bilmiyorsanız (inanan) kitap ehlinden sorunuz

[8] Biz onları (peygamberleri), yemek yemez birer (cansız) ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dunyada) ebedi de degillerdir

[9] Sonra onlara (verdigimiz) sozu yerine getirdik; boylece, hem onları hem de diledigimiz (baska) kimseleri kurtulusa erdirdik; musrifleri de helak ettik

[10] Andolsun, size icinde sizin icin ogut bulunan bir kitap indirdik. Hala akıllanmaz mısınız

[11] Zalim olan nice beldeyi kırıp gecirdik; arkasından da nice baska topluluklar vucuda getirdik

[12] Azabımızı hissettiklerinde birde bakarsın ki oralardan (azap bolgesinden) kacıyorlar

[13] «Kacmayın! Icinde bulundugunuz refaha ve yurtlarınıza donun! Cunku size sorular sorulacak!»

[14] (Fakat onlar, Allah'ın azabı onlara gelipte kacamayacaklarını anlayınca) «Vay basımıza gelenlere! dediler, gercekten biz zalim insanlarmısız.»

[15] Biz kendilerini, kuruyup bicilmis ekine, sonmus atese cevirinceye kadar bu feryatları surup gider

[16] Biz, gogu, yeri ve bunlar arasındakileri, oyun olsun diye (bos yere) yaratmadık

[17] Eger bir eglence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan degiliz

[18] Bilakis biz, hakkı batılın tepesine bindiririz de o, batılın isini bitirir. Bir de bakarsınız ki, batıl yok olup gitmistir. (Allah'a) yakıstırdıgınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size

[19] Goklerde ve yerde kimler varsa O'na aittir. O'nun katındaki (melek) ler , O'na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar

[20] Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gunduz (Allah'ı) tesbih ederler

[21] Yoksa (o musrikler), yerden birtakım ilahlar edindiler de, (oluleri) onlar mı diriltecekler

[22] Eger yerde ve gokte Allah'tan baska ilahlar olsaydı, yer ve gok, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmisti. Demek ki Ars'ın Rabbi olan Allah, onların yakıstırdıkları sıfatlardan munezzehtir

[23] Allah, yaptıgından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya cekileceklerdir

[24] Yoksa O'nu bırakıp bir takım ilahlar mı edindiler? (Ey Muhammed! Onlara) de ki: "Oyleyse (ilahlar edinmenizin) kesin delilini getirin. Iste benimle beraber olanlara ve benden oncekilere gonderilen kitap bu; fakat onların cogu hakkı bilmiyorlar; bu yuzden de ondan yuz ceviriyorlar

[25] Senden once hicbir Rasul gondermedik ki ona: «Benden baska Ilah yoktur; su halde bana kulluk edin» diye vahyetmis olmayalım

[26] Rahman (olan Allah, melekleri) evlat edindi, dediler. Hasa! O, bundan munezzehtir. Bilakis (melekler), lutuf ve ihsana mazhar olmus kullardır

[27] O'ndan (emir almazdan) once konusmazlar, onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler

[28] Allah, onların onlerindekini de bilir, arkalarındakini de. (Allah'ın) Rıza gosterdigi kimselerden baskasına sefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler

[29] Onlardan herhangi biri Allah'ı bırakıp da "ben ilahım" derse, bu yuzden onu cehennemle cezalandırırız. Iste biz zalimleri boyle cezalandırırız

[30] Su kufredenler bilmezler mi ki gokler ve yer, (bir zamanlar) bitisik idi de, biz onları ayırdık ve butun canlı seyleri sudan yarattık. (Yine de bunlardan ibret alıp) iman etmezler mi

[31] Yeryuzunde insanları sarsmaması icin uzerinde sabit daglar, dosdogru gidebilsinler diye daglar arasında genis yollar yarattık

[32] Gokyuzunu (karısıklıktan) korunan bir catı yaptık. Boyle oldugu halde onlar, yine de onun delillerinden yuz cevirmektedirler

[33] O, geceyi, gunduzu, gunesi, ayı... yaratandır. Her biri bir yorungede yuzmektedirler

[34] Biz, senden once de hicbir besere ebedilik vermedik. Simdi sen olursen, sanki onlar ebedi mi kalacaklar

[35] Her canlı, olumu tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, serle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize donduruleceksiniz

[36] (Rasulum!) Kafirler seni gordukleri zaman: «Sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu?» diyerek seni hep alaya alırlar. Halbuki onlar, Rahman'ın (cok esirgeyici Allah'ın) Kitabı'nı inkar edenlerin ta kendileridir

[37] Insan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıstır. Size ayetlerimi gosterecegim; benden acele istemeyin

[38] (Kafirler demektedirler ki:) "Bu vadedilen azap, eger sozunuzde sadık iseniz ne zamandır

[39] O kufredenler, ne yuzlerini ve ne de sırtlarını atesten koruyamayacakları ve kendilerine yardım da edilmeyecegi zamanı keske bilselerdi

[40] Oysa azap onlara aniden gelecek ve onları dehsete dusurecektir. Fakat onu ne geri cevirebileceklerdir, ne de kendilerine bir sure tanınacaktır

[41] Andolsun, senden onceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri sey kusatıverdi

[42] De ki: Allah'a karsı sizi gece gunduz kim koruyacak? Buna ragmen onlar Rablerini anmaktan yuz cevirirler

[43] Yoksa onların, kendilerini bizim azabımızdan koruyacak ilahları mı var? O ilahlar ki, kendilerine bile yardım edemiyorlar. Onlar, bizden de yakınlık gormezler

[44] Evet, onları da, atalarını da barındırdık. Nihayet omur kendilerine (hic bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kafirlere ait) araziyi cevresinden eksiltecegimizi gormezler mi? Su halde, ustun gelen onlar mı

[45] De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sagır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu cagrıyı duymazlar

[46] Andolsun, onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa, hic suphesiz, «Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermisiz!» derler

[47] Biz, kıyamet gunu icin adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hicbir sekilde haksızlık edilmez. (Yapılan is,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap goren olarak biz (herkese) yeteriz

[48] Andolsun biz, Musa ve Harun’a, takva sahipleri icin bir ısık, bir ogut ve Furkan'ı verdik

[49] (O takva sahipleri ki) onlar, gormedikleri halde Rablerine candan saygı gosterirler. Yine onlar, kıyametten korkan kimselerdir

[50] Iste bu (Kur'an) da, bizim indirdigimiz hayırlı ve faydalı bir oguttur. Simdi onu inkar mı ediyorsunuz

[51] Andolsun biz Ibrahim’e daha once rusdunu (hakkı, nubuvveti ve kavmine karsı sunacagı delilleri) vermistik. Biz onu iyi tanırdık

[52] O, babasına ve kavmine: Su karsısına gecip tapmakta oldugunuz heykeller de ne oluyor? demisti

[53] Dediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk

[54] Dogrusu, siz de, babalarınız da acık bir sapıklık icindesiniz, dedi

[55] Dediler ki: Bize gercegi mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin

[56] Hayır! Dedi. Sizin Rabbiniz, yarattıgı goklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna sahitlik edenlerdenim

[57] Allah'a yemin olsun ki, sizin donup gitmenizden sonra putlarınıza mutlaka bir tuzak kuracagım

[58] Sonunda Ibrahim onları paramparca etti. Yalnız onların buyugunu bıraktı; belki ona muracaat ederler diye

[59] (Ibrahim'in kavmi, putlarının parcalanmıs oldugunu gorunce) Soyle demislerdi: "Ilahlarımıza bunu kim yaptı? Muhakkak ki o, zalimlerden biridir

[60] (Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genc duyduk; kendisine Ibrahim denilirmis, dediler

[61] O halde, dediler, onu hemen insanların gozu onune getirin. Belki sahitlik ederler

[62] Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın ey Ibrahim? dediler

[63] (Ibrahim de soyle demisti: ) Belki de bu isi su buyukleri yapmıstır. Hadi onlara sorun; eger konusuyorlarsa! dedi

[64] Bunun uzerine, kendi vicdanlarına donup (kendi kendilerine) «Zalimler sizlersiniz, sizler!» dediler

[65] Sonra tekrar eski inanc ve tartısmalarına donduler: «Sen bunların konusmadıgını pekala biliyorsun» dediler

[66] Ibrahim ise soyle demisti: "Siz, Allah'ı bırakıp da, size hicbir seyle faydası olmayan ve zararı da dokunmayan seylere mi ibadet ediyorsunuz

[67] Size ve Allah'ı bırakıp da ibadet ettiginiz seylere yazıklar olsun. Hic aklınızı kullanmıyor musunuz

[68] Onlar da demislerdi ki: "Eger bir sey yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardım edin

[69] (Nitekim onu yakmaya kalkıstıkları zaman, atese) soyle demistik: "Ey ates! Ibrahim'e serin ve selamet ol

[70] Boylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları, daha cok husrana ugrayanlar durumuna soktuk

[71] Biz, onu ve Lut'u kurtararak, icinde cumle aleme bereketler verdigimiz ulkeye ulastırdık

[72] Ayrıca ona, Ishak'ı ve (O'nun oglu) Yakub'u bir bagıs olarak vermis, herbirini salihlerden eylemistik

[73] Onları, emrimiz uyarınca dogru yolu gosteren onderler yaptık ve kendilerine hayırlı isler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi

[74] Lut’a gelince, ona da hukum (hakimlik, peygamberlik, hukumdarlık) ve ilim verdik; onu, cirkin isler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira onlar (o memleketin halkı), gercekten fena isler yapan kotu bir kavimdi

[75] Onu (Lut'u) rahmetimize kabul ettik; cunku o, salihlerden idi

[76] Daha once Nuh da dua etmis, biz onun duasını kabul etmistik. Boylece, kendisini ve (iman eden) yakınlarını buyuk sıkıntıdan kurtarmıstık

[77] Onu, ayetlerimizi inkar eden kavimden koruduk. Gercekten onlar, fena bir kavim idi; bu yuzden topunu birden (suya) gomduk

[78] Davud ve Suleyman'a da (yardım etmistik). Bir zaman, bir ekin konusunda hukum veriyorlardı. Bir grup insanın koyun surusu, geceleyin basıbos bir vaziyette bu ekinin icine dagılıp ziyan vermisti. Biz onların hukmunu gorup bilmekte idik

[79] Boylece bunu (bu fetvayı) Suleyman'a biz anlatmıstık. Biz, onların her birine hukum (hukumdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kusları ve tesbih eden dagları da Davud’a boyun egdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız

[80] Ona, savas sıkıntılarınızdan sizi koruması icin zırh yapmayı ogrettik. Artık sukredecek misiniz

[81] Suleyman'ın emrine de kasırga (gibi esen) ruzgarı verdik; onun emriyle icinde bereketler yarattıgımız yere dogru eserdi. Biz herseyi biliriz

[82] (Ona boyun egdirdigimiz) onun icin denizlere dalan seytanlar da vardı. Bunlar, bundan baska isler de yapıyorlardı. Hepsini de gozeten bizdik

[83] Eyyub'u da (an). Hani Rabbine: «Basıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin» diye niyaz etmisti (de ona da yardım etmistik)

[84] Bunun uzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler icin bir hatıra olmak uzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik

[85] Ismail'i, Idris'i ve Zulkifl'i de (yadet). Hepsi de sabreden kimselerdendi

[86] Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten salih kimselerdendi

[87] Zunnun'a da yardım etmistik. Hani kavmine kızıp gitmisti. Zannetmisti ki, biz kendisine guc yetiremiyecegiz. Bu sebeple karanlıklar icinde soyle seslenmisti: "Senden baska hakkıyla ibadete layık hicbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Ben muhakkak zalimlerden oldum

[88] Bunun uzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. Iste biz muminleri boyle kurtarırız

[89] Zekeriyya'yı da (an, ona da yardım etmistik). Hani o, Rabbine soyle niyaz etmisti: «Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen, varislerin en hayırlısısın, (her sey sonunda senindir).»

[90] Onun da duasını kabul etmistik. Ona Yahya'yı vermis, esini de kendisi icin ıslah etmistik. Hayırlı is yapmakta biribirleriyle yarısırlar, (rahmetimizi) umid ederek ve (azabımızdan da) korkarak bize dua ederlerdi. Bize karsı son derece saygılı idiler

[91] Irzını iffetle korumus olanı (Meryem'i de an.) Biz ona ruhumuzdan ufledik; onu ve oglunu alemler icin bir ibret kıldık

[92] Iste, sizin bu dininiz tek bir dindir; ben de sizin Rabbinizim. O halde bana ibadet edin

[93] (Buna ragmen insanlar), dinlerini aralarında boluk porcuk etmislerdir. Halbuki hepsi de bize doneceklerdir

[94] Bu durumda her kim mumin olarak iyi davranıslar yaparsa onun cabasını gormezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktayız

[95] Helak ettigimiz ulke (halkı) nin (kıyamete kadar dunyaya tekrar) donmeleri mumkun degildir

[96] Nihayet Ye’cuc ve Me’cuc (sedleri) acıldıgı ve onlar her tepeden akın ettigi zaman

[97] Gercek vadolan kıyamet artık yaklasmıstır, iste o zaman, kufredenlerin gozleri donakalır ve "Yazıklar olsun bize! Biz, bundan gaflet icinde idik; daha zalimdik" derler

[98] Siz ve Allah'ın dısında taptıgınız seyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz

[99] Eger bunlar ilah olsalardı, oraya girmezlerdi. Hepsi de orada ebedidirler

[100] Orada onlara inim inim inlemek duser. Yine onlar orada (hicbir iyi haber) duymazlar

[101] Tarafımızdan kendilerine guzel akıbet takdir edilmis olanlara gelince, iste bunlar cehennemden uzak tutulurlar

[102] Bunlar onun ugultusunu duymazlar; gonullerinin diledigi nimetler icinde ebedi kalırlar

[103] En buyuk dehset dahi onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini soyle karsılar: Iste bu size vadedilmis olan (mutlu) gununuzdur

[104] (Dusun o) gunu ki, yazılı kagıtların tomarını durer gibi gogu toplayıp dureriz. Tıpkı ilk yaratmaya basladıgımız gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) uzerimize aldıgımız bir vaad oldu. Biz, (vadettigimizi) yaparız

[105] Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: «Yeryuzune salih kullarım varis olacaktır» diye yazmıstık

[106] Iste bunda, (bize) kulluk eden bir kavim icin bir mesaj vardır

[107] (Rasulum!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik

[108] De ki: "Bana, ilahınız tek bir ilahtır, diye vahyolunuyor. Artık musluman olacak mısınız

[109] Eger yuz cevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize acıkladım. artık size vadolunan sey (mahserde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum

[110] Suphesiz Allah sozun acıgını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir

[111] Bilmiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizi denemek ve bir zamana kadar sizi (imkanlardan) faydalandırmak icindir

[112] (Peygamber) demistir ki: "Rabbim! (Benimle, beni yalanlayan musrikler arasında) hak ile hukmet. Rabbimiz cok merhametlidir. Sizin vasfettiklerinize karsı da yalnız O'na sıgınılır

Hac

Surah 22

[1] Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Cunku kıyamet vaktinin depremi muthis bir seydir

[2] Onu gordugunuz gun, her emzikli kadın emzirdigi cocugu unutur, her gebe kadın cocugunu dusurur. Insanları da sarhos bir halde gorursun. Oysa onlar sarhos degillerdir; fakat Allah'ın azabı cok dehsetlidir

[3] Insanlardan, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartısmaya giren ve her inatcı seytana uyan birtakım kimseler vardır

[4] Onun (seytan) hakkında soyle yazılmıstır: Kim onu yoldas edinirse bilsin ki (seytan) kendisini saptıracak ve alevli atesin azabına surukleyecektir

[5] Ey insanlar! Eger yeniden dirilmekten suphede iseniz, sunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (asılanmıs yumurtadan), sonra uzuvları (once) belirsiz, (sonra) belirlenmis canlı et parcasından (uzuvları zamanla olusan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gosterelim. Ve diledigimizi, belirlenmis bir sureye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dısarı cıkarırız. Sonra guclu cagınıza ulasmanız icin (sizi buyuturuz). Icinizden kimi vefat eder; yine icinizden kimi de omrun en verimsiz cagına kadar goturulur, ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir sey bilmez hale gelsin. Sen, yeryuzunu de kupkuru ve olu bir halde gorursun; fakat biz, uzerine yagmur indirdigimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her cesitten (veya ciftten) ic acıcı bitkiler verir

[6] Cunku Allah hakkın ta kendisidir; O, oluleri diriltir; yine O, her seye hakkıyla kadirdir

[7] Kıyamet vakti de gelecektir, bunda suphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır

[8] Insanlardan bazısı, bir bilgisi, bir rehberi ve (vahye dayanan) aydınlatıcı bir kitabı olmadıgı halde, Allah hakkında tartısmaya kalkar

[9] Sırf Allah yolundan saptırmak icin yanını egip buker (kibir ve azamet icinde). Onun icin dunyada bir rezillik vardır, kıyamet gununde ise ona yakıcı azabı tattıracagız

[10] Iste bu, onceden yapıp ettiklerin yuzundendir (denilir). Elbette Allah kullarına haksızlık edici degildir

[11] Insanlardan kimi Allah'a yalnız bir yonden kulluk eder. Soyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete ugrarsa cehresi degisir (dinden yuz cevirir). O, dunyasını da, ahiretini de kaybetmistir. Iste bu, apacık ziyanın ta kendisidir

[12] O, Allah'ı bırakıp, kendisine ne faydası, ne de zararı dokunacak olan seylere yalvarır. Bu, (haktan) busbutun uzak olan sapıklıgın ta kendisidir

[13] O, zararı faydasından daha (akla) yakın olan bir varlıga yalvarır. O (yalvardıgı), ne kotu bir yardımcı, ne kotu bir dosttur

[14] Muhakkak ki Allah, iman edip salih ameller isleyen kimseleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere kabul eder. Suphesiz Allah diledigi seyi yapar

[15] Her kim, Allah'ın, dunya ve ahirette ona (Rasulune) asla yardım etmeyecegini zannetmekte ise, (Allah ona yardım ettigine gore) artık o kimse (evindeki) tavana bir ip atsın; (bogazına gecirsin); sonra da (ayagını yerden) kessin! Simdi bu kimse baksın! Acaba, hilesi (bu yaptıgı), ofke duydugu seyi (Allah'ın Peygamber'e yardımını) gercekten engelleyecek mi

[16] Iste boylece biz o Kur'an'ı acık secik ayetler halinde indirdik. Gercek su ki Allah diledigi kimseyi dogru yola sevkeder

[17] Mumin olanlar, yahudi olanlar, sabiiler, hıristiyanlar, mecusiler ve musrik olanlara gelince, muhakkak ki Allah, bunlar arasında kıyamet gununde (ayrı ayrı) hukmunu verir. Cunku Allah her seye sahittir (her seyi hakkıyla bilendir)

[18] Gormez misin ki, goklerde olanlar ve yerde olanlar, gunes, ay, yıldızlar, daglar, agaclar, hayvanlar ve insanların bircogu Allah’a secde ediyor; bircogunun uzerine de azap hak olmustur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu degerli kılacak bir kimse yoktur. Suphesiz Allah diledigini yapar

[19] Su iki grup, Rableri hakkında cekisen iki hasımdır: Simdi, inkar edenler icin atesten bir elbise bicilmistir. Onların baslarının ustunden kaynar su dokulecektir

[20] Bununla, karınlarının icindeki (organlar) ve derileri eritilecektir

[21] Bir de onlar icin demir kamcılar vardır

[22] Izdıraptan dolayı oradan her cıkmak istediklerinde, oraya geri dondurulurler ve: «Tadın bu yakıcı azabı!» (denilir)

[23] Muhakkak ki Allah, iman edip salih amel isleyenleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere kabul eder. Bunlar orada altın bileziklerle ve incilerle bezenirler. Orada giyecekleri ise ipektir

[24] Ve onlar, sozun en guzeline yoneltilmisler, ovguye layık olan Allah'ın yoluna iletilmislerdir

[25] Inkar edenler, Allah'ın yolundan ve yerli, tasralı butun insanlara esit (kıble veya mabed) kıldıgımız Mescid Haram'dan (insanları) alıkoymaya kalkanlar (sunu bilmeliler ki) kim orada (boyle) zulum ile haktan sapmak isterse ona acı azaptan tattırırız

[26] Bir zamanlar Ibrahim'e Beytullah'ın yerini hazırlamıs ve (ona soyle demistik): Bana hicbir seyi es tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, ruku ve secdeye varanlar icin evimi temiz tut

[27] Insanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen yorgun argın develer uzerinde

[28] kendilerine ait birtakım yararları yakinen gormeleri, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdigi kurbanlık hayvanlar uzerine belli gunlerde Allah'ın ismini anmaları (kurban kesmeleri icin) sana (Kabe'ye) gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yiyin, hem de yoksula, fakire yedirin

[29] (Sac ve tırnaklarını keserek) pis olan yerlerini temizlesinler; adaklarını yerine getirsinler ve o eski evi (Kabe'yi) tavaf etsinler

[30] Durum boyle. Her kim, Allah'ın emir ve yasaklarına saygı gosterirse, bu, Rabbinin katında kendisi icin daha hayırlıdır. (Haram oldugu) size okunanların dısında kalan hayvanlar size helal kılındı. O halde, pislikten, putlardan sakının; yalan sozden sakının

[31] Kendisine ortak kosmaksızın Allah'ın hanifleri (O'nun birligini tanıyan muminler) olun. Kim Allah'a ortak kosarsa sanki o , gokten dusup parcalanmıs da kendisini kuslar kapmıs, yahut ruzgar onu uzak bir yere suruklemis (bir nesne) gibidir

[32] Durum oyledir. Her kim Allah'ın hukumlerine saygı gosterirse, suphesiz bu, kalplerin takvasındandır

[33] Onlarda (kurbanlık hayvanlarda veya hac fiillerinde) sizin icin belli bir sureye kadar birtakım yararlar vardır. Sonra bunların varacakları (bitecegi) yer, Eski Ev'e (Kabe'ye) kadardır

[34] Biz, her ummete (Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz uzerine Allah'ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi gerekli kıldık. Imdi, Ilahınız, bir tek Ilah'tır. Oyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlaslı ve mutevazi insanları mujdele

[35] Onlar oyle kimseler ki, Allah anıldıgı zaman kalpleri titrer; baslarına gelene sabrederler, namazı dosdogru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdigimiz seylerden (Allah icin) infak ederler

[36] Biz, buyuk bas hayvanları da sizin icin Allah'ın (dininin) isaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin icin hayır vardır. Su halde onlar, ayakları uzerine dururken uzerlerine Allah'ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan ustu yere dustuklerinde ise, artık (canı cıktıgında) onlardan hem kendiniz yiyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. Iste bu hayvanları biz, sukredesiniz diye sizin istifadenize verdik

[37] Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulasır; fakat O'na sadece sizin takvanız ulasır. Sizi hidayete erdirdiginden dolayı Allah'ı buyuk tanıyasınız diye O, bu hayvanları boylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Guzel davrananları mujdele

[38] Allah, iman edenleri korur. Su da muhakkak ki Allah, hain ve nankor olan herkesi sevgisinden mahrum eder

[39] Kendileriyle savasılanlara (muminlere), zulme ugramıs olmaları sebebiyle, (savas konusunda) izin verildi. Suphe yok ki Allah, onlara yardıma mutlak surette kadirdir

[40] Onlar, baska degil, sırf «Rabbimiz Allah'tır» dedikleri icin haksız yere yurtlarından cıkarılmıs kimselerdir. Eger Allah, bir kısım insanları (kotuluklerini) diger bir kısmı ile defedip onlemeseydi, mutlak surette, iclerinde Allah’ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hic suphesiz Allah, gucludur, galiptir

[41] Onlar (o muminler) ki, eger kendilerine yeryuzunde iktidar verirsek namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler, iyiligi emreder ve kotulukten nehyederler. Islerin sonu Allah'a varır

[42] (Rasulum!) Eger onlar (inkarcılar) seni yalanlıyorlarsa, (sunu bil ki) onlardan once Nuh'un kavmi, Ad, Semud

[43] Ibrahim'in kavmi, Lut'un kavmi

[44] ve Medyen halkı da (peygamberlerini) yalanladılar. Musa da yalanlanmıstı. Iste ben o kafirlere sure tanıdım, sonra onları yakaladım. Nasıl oldu benim onları reddim (cezalandırmam)

[45] Nitekim, bircok memleket vardı ki, o memleket (halkı) zulmetmekte iken, biz onları helak ettik. Simdi o ulkelerde duvarlar, (cokmus) tavanların uzerine yıkılmıstır. Nice kullanılmaz hale gelmis kuyular ve (ıssız kalmıs) ulu saraylar vardır

[46] (Sana karsı cıkanlar) hic yeryuzunde dolasmadılar mı? Zira dolassalardı elbette dusunecek kalpleri ve isitecek kulakları olurdu. Ama gercek su ki, gozler kor olmaz; lakin gogusler icindeki kalpler kor olur

[47] (Rasulum!) Onlar senden azabın cabuk gelmesini istiyorlar. Allah vaadinden asla donmez. Muhakkak ki, Rabbinin nezdinde bir gun sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir

[48] Nice ulkeler var ki, zulmedip dururlarken onlara muhlet verdim. Sonunda onları yakaladım. Donus yalnız banadır

[49] De ki: Ey insanlar! Ben ancak sizin icin apacık bir uyarıcıyım

[50] Iman edip salih ameller isleyen kimseler icin magfiret ve bol rızık vardır

[51] Ayetlerimiz hakkında (onları tesirsiz kılmak icin) birbirlerini geri bırakırcasına yarısanlara gelince, iste bunlar, cehennemliklerdir

[52] (Ey Muhammed!) Biz, senden once hicbir Rasul ve nebi gondermedik ki, o, bir temennide bulundugunda, seytan onun dilegine ille de (beseri arzular) katmaya kalkısmasın. Ne var ki Allah, seytanın katacagı seyi iptal eder. Sonra Allah, kendi ayetlerini (lafız ve mana bakımından) saglam olarak yerlestirir. Allah, hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[53] (Allah, seytanın boyle yapmasına musaade eder ki) kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılasanlar icin, seytanın kattıgı seyi bir deneme (vesilesi) yapsın. Zalimler, gercekten (haktan) oldukca uzak bir ayrılık icindedirler

[54] Bir de, kendilerine ilim verilenler, onun (Kur'an'ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmis bir gercek oldugunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavussun. Suphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdogru bir yola yoneltir

[55] Inkar edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahut da (kendileri icin hayır yonunden) kısır bir gunun azabı gelinceye kadar onun (Kur'an) hakkında hep suphe icindedirler

[56] O gun, mulk Allah’ındır. Insanlar arasında hukum verir. (Bu hukum geregi) iman edip salih ameller isleyenler Naim cennetlerinin icindedirler

[57] Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar icin alcaltıcı bir azap vardır

[58] Allah yolunda hicret edenler, sonra oldurulenler, yahut olenler, iste, Allah, onları guzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Allah, suphesiz rızık verenlerin en hayırlısıdır

[59] Onları, hosnut olacakları bir yere sokacaktır. Suphesiz Allah, her seyi hakkıyla bilendir; ceza vermekte de aceleci degildir

[60] Iste boyle. Her kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile karsılık verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavuz ve zulum vaki olursa, emin olmalıdır ki, Allah ona mutlaka yardım edecektir. Hakikaten Allah cok bagıslayıcı ve magfiret edicidir

[61] Boylece (Allah, haksızlıga ugrayana yardım edecektir ve buna kadirdir). Cunku Allah, geceyi gunduze katar, gunduzu geceye katar. Su da muhakkak ki Allah, hakkıyla isiten ve gorendir

[62] Boyledir. Cunku Allah, hakkın ta kendisidir. O’nun dısındaki taptıkları ise batılın ta kendisidir. Allah, iste cok yuce, cok buyuk olan da O'dur

[63] Gormedin mi, Allah, gokten yagmur indirdi de bu sayede yeryuzu yeseriyor. Gercekten Allah cok lutufkardır, (her seyden) haberdardır

[64] Goklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hakikaten Allah, her seyden mustagni (zengin) olan yalnız O'dur; hamdolunmaya layıktır

[65] Gormedin mi, Allah, yerdeki esyayı ve emri uyarınca denizde yuzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Gogu de, kendi izni olmadıkca yer uzerine dusmekten korur. Cunku Allah, insanlara cok sefkatli ve cok merhametlidir

[66] O, (once) size hayat veren, sonra sizi oldurecek, sonra yine diriltecek olandır. Gercekten insan, cok nankordur

[67] Biz, her ummet icin, yapageldikleri bir takım ibadet tarzları koymusuzdur. Bu itibarla, (ey Muhammed!) bu hususta seninle munakasaya kalkısmasınlar. Rabbine davet et. Hic suphe yoktur ki, sen, dosdogru bir yol uzerindesin

[68] Eger seninle munakasa ve mucadeleye girisirlerse: «Allah yaptıgınızı cok iyi bilmektedir» de

[69] Allah kıyamet gununde, ihtilaf etmekte oldugunuz konulara dair aranızda hukum verecektir

[70] Bilmez misin ki, Allah, yerde ve gokte ne varsa bilir? Bu, bir kitapta (levhi mahfuzda) mevcuttur. Bu (esya ve olayların bilgisine sahip olmak), Allah icin cok kolaydır

[71] Onlar, Allah’ı bırakıp, Allah'ın kendisine hicbir delil indirmedigi, kendilerinin dahi hakkında bilgi sahibi olmadıkları seylere tapıyorlar. Zalimlerin hic yardımcısı yoktur

[72] Ayetlerimiz acık acık kendilerine okundugunda, kafirlerin suratlarında hosnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine ayetlerimizi okuyanların neredeyse uzerlerine saldırırlar. De ki: Size bundan (bu ofke ve huzursuzlugunuzdan) daha kotusunu bildireyim mi? Cehennem! Allah, onu kafirlere (ceza olarak) bildirdi. O, ne kotu sondur

[73] Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; simdi onu dinleyin: Allah'ı bırakıp da yalvardıklarınız (taptıklarınız) bunun icin bir araya gelseler bile bir sinegi dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir sey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. Isteyen de aciz, kendinden istenen de

[74] Onlar, (Bu aciz putları Allah'a ortak kosmak suretiyle) Allah'ın kadrini hakkıyla bilemediler. Hic suphesiz Allah, cok kuvvetlidir, cok ustundur

[75] Allah, meleklerden de insanlardan da elciler secmistir. Allah, suphesiz hakkıyla isitendir; hakkıyla gorendir

[76] Onların onlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Butun isler Allah’a dondurulur

[77] Ey iman edenler! Ruku edin; secdeye kapanın; Rabbinize ibadet edin; hayır isleyin ki kurtulusa eresiniz

[78] Allah ugrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi secti; din hususunda uzerinize hicbir zorluk yuklemedi; babanız Ibrahim'in dininde (de boyleydi). Daha onceki kitaplarda ve bu Kitapta, Peygamberin size sahid olması, sizin de diger insanlara sahit olmanız icin, sizi musluman diye isimlendirmistir. Bu itibarla namazı dosdogru kılın; zekatı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O sizin mevlanızdır. O, ne guzel bir mevla ve ne guzel bir yardımcıdır

Mü'minûn

Surah 23

[1] Gercekten muminler kurtulusa ermistir

[2] Onlar ki, namazlarında husu icindedirler

[3] Onlar ki, bos ve yararsız seylerden yuz cevirirler

[4] Onlar ki, zekatı verirler

[5] Ve onlar ki, iffetlerini korurlar

[6] ancak esleri ve ellerinin sahip oldugu (cariyeleri) haric. (Bunlarla iliskilerden dolayı) kınanmıs degillerdir

[7] Su halde, kim bunun otesine gitmek isterse, iste bunlar, haddi asan kimselerdir

[8] Yine onlar (o muminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler

[9] Ve onlar ki, namazlarına devam ederler

[10] Iste, asıl bunlar varis olacaklardır

[11] (Evet) Firdevs'e varis olan bu kimseler, orada ebedi kalıcıdırlar

[12] Andolsun biz insanı, camurdan (suzulup cıkarılmıs) bir ozden yarattık

[13] Sonra onu saglam bir karargahta nutfe haline getirdik

[14] Sonra nutfeyi alaka (asılanmıs yumurta) yaptık. Pesinden, alakayı, bir parcacık et haline soktuk; bu bir parcacık eti kemiklere (iskelete) cevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu baska bir yaratısla insan haline getirdik. Yapıp-yaratanların en guzeli olan Allah pek yucedir

[15] Sonra, muhakkak ki siz, bunun ardından elbet oleceksiniz

[16] Sonra da suphesiz, sizler kıyamet gununde tekrar diriltileceksiniz

[17] Su da bir gercek ki, biz, sizin uzerinizdeki yedi tabaka gogu de yarattık ve yaratılanlardan hicbir surette gafil olmadık

[18] Gokten uygun bir olcude bir su indirdik ve onu yerde tuttuk. Biz onu gidermeye de elbet kadiriz

[19] Boylece onun (yagmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahceleri ve uzum bagları meydana getirdik. Bunlarda sizin icin bircok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz

[20] Turi Sina'da da yetisen bir agac daha meydana getirdik ki, bu agac hem yag hem de yiyenlerin ekmegine katık edecekleri (zeytin) verir

[21] Hayvanlarda sizin icin elbette ibretler vardır. Karınlarındaki sutten size iciriyoruz. Onlarda sizin icin pek cok fayda vardır ve onlardan yiyip duruyorsunuz

[22] Onların uzerinde ve gemilerde tasınırsınız

[23] Nuh'u kavmine gondermistik de, onlara soyle demisti: "Ey kavmim! Sizin icin kendisinden baska ilah olmayan Allah'a ibadet edin. Hic sakınmaz mısınız

[24] Bunun uzerine, kavminin inkarcı ileri gelenleri soyle dediler: «Bu, tıpkı sizin gibi bir beser olmaktan baska bir sey degildir. Size ustun ve hakim olmak istiyor. Eger Allah (peygamber gondermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gonderirdi. Biz gecmisteki atalarımızdan boyle bir sey duymadık.»

[25] «Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Oyle ise, bir sureye kadar ona katlanıp bekleyin bakalım.»

[26] (Nuh), Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karsı bana yardım et

[27] Bunun uzerine ona soyle vahyettik: Gozlerimizin onunde (muhafazamız altında) ve bildirdigimiz sekilde gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de sular cosup yukselmeye baslayınca her cinsten esler halinde iki tane ve bir de, iclerinden, daha once kendisi aleyhinde hukum verilmis olanların dısındaki aileni gemiye al. Zulmetmis olanlar konusunda bana hic yalvarma! Zira onlar kesinlikle bogulacaklardır

[28] Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerlestiginde: «Bizi zalimler toplulugundan kurtaran Allah'a hamdolsun» de

[29] Ve de ki: Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, iskan edenlerin en hayırlısısın

[30] Suphesiz bunda (Nuh ve kavminin basından gecenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı boyle) deneriz

[31] Sonra onların ardından bir baska nesil meydana getirdik

[32] Onlara da kendi iclerinden "Sizin icin kendisinden baska ilah olmayan Allah'a ibadet edin. Hic sakınmaz mısınız?" diyen bir peygamber gonderdik

[33] Onun kavminden, kafir olup ahirete ulasmayı inkar eden ve dunya hayatında kendilerine refah verdigimiz varlıklı kisiler: «Bu, dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediginizden yer, sizin ictiginizden icer.»

[34] «Gercekten, sizin gibi bir besere itaat ederseniz, herhalde ziyan edersiniz.»

[35] «Size, oldugunuz, toprak ve kemik yıgını haline geldiginizde, mutlak surette sizin (kabirden) cıkarılacagınızı mı vadediyor?»

[36] «Bu size vadedilen (oldukten sonra yeniden dirilmek, gercek olmaktan) cok uzak!»

[37] «Hayat, su dunya hayatımızdan ibarettir, (kimimiz) oluruz, (kimimiz) yasarız; bir daha diriltilecek de degiliz.»

[38] «Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz.»

[39] O peygamber: Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karsılık bana yardımcı ol

[40] Allah soyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka pisman olacaklar

[41] Nitekim, vuku kacınılmaz olan korkunc bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel supruntusune cevirdik. Zalimler toplulugunun canı cehenneme

[42] Sonra onların ardından baska nesiller getirdik

[43] Hicbir ummet, ecelini ne one alabilir, ne de erteleyebilir

[44] Sonra birbiri arkasına peygamberlerimizi gonderdik. Her ummete peygamberi gelince, onu yine yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından yok ettik ve onları ibret hikayelerine donusturduk. Iman etmeyen boyle kavimler yok olsun

[45] Sonra Musa'yı ve kardesi Harun'u ayetlerimizle ve apacık delillerle gonderdik

[46] Firavun'a ve ileri gelenlerine gonderdik. Onlar ise kibire kapıldılar ve ululuk taslayan bir kavim oldular

[47] Bu yuzden: "Kavimleri bize kolelik edip dururken, bizim gibi iki insana mı iman edecegiz?" demislerdi

[48] Boylece o iki peygamberi yalanlamıslar ve helak edilenlerden olmuslardı

[49] Andolsun biz Musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'ı verdik

[50] Meryem oglunu ve annesini de (kudretimize) bir alamet kıldık; onları, yerlesmeye elverisli, suyu bulunan bir tepeye yerlestirdik

[51] «Ey Peygamber! Temiz olan seylerden yiyin; guzel isler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim.»

[52] Gercek su ki, sizin dininiz tek bir dindir; ben de sizin Rabbinizim; bu itibarla benden sakının

[53] Ne var ki peygamberlerin tabileri, dinlerini aralarında boluk porcuk etmislerdir. Bu sebeple her grup kendi yanındakiyle sevinip boburlenmektedir

[54] Simdi sen olum gelinceye kadar onları gaflet ve sapıklıkları ile basbasa bırak

[55] Sanıyorlar mı ki, onlara verdigimiz servet ve ogullar ile

[56] kendilerine faydalar saglamak icin can atıyoruz? Hayır, onlar isin farkına varamıyorlar

[57] Rablerine olan saygıdan dolayı kotulukten sakınanlar

[58] Rablerinin ayetlerine iman edenler

[59] Rablerine ortak kosmayanlar

[60] Rablerine doneceklerinden, verdikleri (sadakaları) ni kalpleri (onun kabul edilmemesinden) korkarak verenler

[61] Iste, iyilik hususunda yarısanlar ve (iyilikte) one gecenler bunlardır

[62] Biz hic kimseyi gucunun yettiginden baskası ile yukumlu kılmayız. Nezdimizde hakkı soyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlıga ugratılmazlar

[63] Hayır, onların (o inkarcıların) kalpleri bu hususta cehalet icindedir. Ayrıca onların bundan (bu sirk ve inkarcılıklarından) ote birtakım (kotu) isleri vardır ki, onlar bu isleri yapar dururlar

[64] En nihayet, refah ve bolluk icinde olanlarını sıkıntıya (veya azaba) ugrattıgımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar

[65] Bosuna sızlanmayın bugun! Zira bizden yardım goremeyeceksiniz

[66] Cunku ayetlerim size okunurdu da, siz, arkanızı doner

[67] buna karsı kibirlenerek geceleyin (Kabe'nin etrafında toplanarak) hezeyanlar savururdunuz

[68] Onlar bu sozu (Kur'an'ı) hic dusunmediler mi? Yoksa kendilerine, daha once gecmisteki atalarına gelmeyen bir sey mi geldi

[69] Yoksa Peygamberlerini henuz tanımadılar da bu yuzden mi onu inkar ediyorlar

[70] Yahut da onda bir delilik oldugunu mu soyluyorlar? Hayır, Peygamber onlara hakkı getirmistir; fakat onların cogu haktan hosnut degillerdir

[71] Eger hak, onların heva ve heveslerine tabi olsaydı, gokler, yer ve icindeki herkes, mutlaka bozguna ugrardı. Oysa biz onlara, san ve sereflerini ihtiva eden Kur'an'ı getirdik; fakat onlar, bundan yuz cevirmektedirler

[72] (Rasulum!) Yoksa sen onlardan bir karsılık mı istiyorsun? Rabbinin verecegi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[73] Gercek su ki sen onları dosdogru bir yola cagırıyorsun

[74] Ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan cıkmaktadırlar

[75] Eger onlara acıyıp da icinde bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice korleserek azgınlıklarında direnirlerdi

[76] Andolsun, biz onları sıkıntıya dusurup azapla yakaladıgımızda da yine Rablerine boyun egmemisler ve yalvarmamıslardır

[77] Sonunda (Kıyamet Gunu) uzerlerine siddetli bir azap kapısı actıgımız zaman, icinde saskın ve umidlerini kaybetmis bir halde kalacaklardır

[78] O, sizin icin kulakları, gozleri ve gonulleri yaratandır. Ne de az sukrediyorsunuz

[79] Sizi yeryuzunde yaratıp yayan da O'dur. Ve yine O'nun huzurunda toplanacaksınız

[80] Ve O, yasatan ve oldurendir; gecenin ve gunduzun degismesi O’nun eseridir. Hala aklınızı kullanmaz mısınız

[81] Buna ragmen onlar, oncekilerin dedikleri gibi dediler

[82] Dediler ki: Sahi biz, olup de bir toprak ve kemik yıgını haline gelmisken, mutlaka yeniden diriltilecegiz oyle mi

[83] Hakikaten, gerek bize, gerekse daha once atalarımıza boyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu gecmistekilerin masallarından baska bir sey degildir

[84] (Rasulum!) de ki: Eger biliyorsanız (soyleyin bakalım), bu dunya ve onda bulunanlar kime aittir

[85] «Allah'a aittir» diyecekler. Oyle ise siz hic dusunup tasınmaz mısınız! de

[86] Yedi kat goklerin Rabbi, azametli Ars'ın Rabbi kimdir? diye sor

[87] Onlar da diyeceklerdir ki: "Allah'tır." De ki: "O halde hic korkmuyor musunuz

[88] Eger biliyorsanız (soyleyin), her seyin melekutu (mulkiyeti ve yonetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her seyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtac olmayan) kimdir? diye sor

[89] «(Bunların hepsi) Allah'ındır» diyecekler. Oyle ise nasıl olup da buyuye kapılıp (hakkın yalan, yalanın da hak olduguna inanarak) aldanıyorsunuz? de

[90] Dogrusu biz onlara hakkı (gercegi) getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır

[91] Allah, hicbir surette bir cocuk edinmemistir ve O'nunla beraber hicbir ilah olmamıstır. Eger oyle olsaydı, her ilah kendi yarattıgını sevk ve idare eder ve mutlaka onlardan biri digerine galebe calardı. Allah, onların (musriklerin) yakıstırdıkları seylerden munezzehtir

[92] Allah, (gaybı) gizliyi ve acıgı bilendir. O, musriklerin ortak kostukları seylerden cok yuce ve munezzehtir

[93] (Rasulum!) De ki: «Rabbim! Eger onlara yoneltilen tehdidi (dunyevi sıkıntıyı ve uhrevi azabı) mutlaka bana gostereceksen

[94] bu durumda beni zalimler toplulugunun icinde bulundurma Rabbim!»

[95] Biz, onlara yonelttigimiz tehdidi sana gostermeye elbette ki kadiriz

[96] Sen, kotulugu en guzel bir tutumla sav. Biz onların yakıstırmakta oldukları seyi cok iyi bilmekteyiz

[97] Ve de ki: «Rabbim! Seytanların kıskırtmalarından sana sıgınırım

[98] Onların yanımda bulunmalarından da sana sıgınırım, Rabbim!»

[99] Nihayet onlardan (musriklerden) birine olum gelip cattıgında: «Rabbim! der, beni geri gonder;»

[100] Ta ki yapmadan bıraktıgım salih ameller yapayım." Asla soyledigi sadece (bos laftan ibaret olan) kendi sozudur. Tekrar dirilecekleri gune kadar, arkalarında (donuslerine mani olacak) berzah vardır

[101] Sura uflendigi zaman artık aralarında akrabalık bagları kalmamıstır; birbirlerini de arayıp sormazlar

[102] Artık kimlerin (sevap) tartıları agır basarsa, iste asıl bunlar kurtulusa erenlerdir

[103] Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmislerdir; (cunku onlar) ebedi cehennemdedirler

[104] Ates yuzlerini yakar; orada suradan cirkin ve gulunc bir halde bulunurlar

[105] Size ayetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız degil mi

[106] Derler ki: Rabbimiz! Azgınlıgımız bizi altetti; biz, bir sapıklar toplulugu idik

[107] Rabbimiz! Bizi buradan cıkar. Eger bir daha (ettiklerimize) donersek, artık belli ki biz zalim insanlarız

[108] Buyurur ki: Alcaldıkca alcalın orada! Bana karsı konusmayın artık

[109] Zira kullarımdan bir zumre: Rabbimiz! Biz iman ettik; oyle ise bizi affet; bize acı! Sen, merhametlilerin en iyisisin, demislerdi

[110] Iste siz onları alaya aldınız; sonunda onlar (ile alay etmeniz) size beni yadetmeyi unutturdu, siz onlara guluyordunuz

[111] Bugun ben onlara, sabrettiklerinin karsılıgını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir

[112] (Allah inkarcılara) «Yeryuzunde kac yıl kaldınız?» diye sorar

[113] «Bir gun veya gunun bir kısmı kadar kaldık. Iste sayanlara sor» derler

[114] Buyurur: Sadece az bir sure kaldınız; keske siz (bunu) bilmis olsaydınız

[115] Sizi sadece bos yere yarattıgımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceginizi mi sandınız

[116] Kendisinden baska ilah olmayan gercek hukumdar, serefi buyuk Arsın Rabbi olan Allah cok yucedir

[117] Kim Allah ile beraber, varlıgına hicbir delil bulunmayan baska bir ilaha ibadet ederse, onun hesabı Rabbi yanındadır. Gercek sudur ki, kafirler asla iflah olmayacaktır

[118] (Rasulum!) De ki: «Bagısla ve merhamet et Rabbim! Sen merhametlilerin en iyisisin.»

Nûr

Surah 24

[1] Bu, indirdigimiz ve (hukumlerini) farz kıldıgımız bir suredir. Dusunup ogut alasınız diye bu sure icinde apacık ayetler indirdik

[2] Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yuz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gunune inanıyorsanız, Allah'ın dini hususunda onlara karsı acıma duygusu sizi (uygulayacagınız cezadan) engellemesin. Muminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya sahit olsun

[3] Zina eden erkek, zina eden veya musrik olan bir kadından baskası ile evlenmez; zina eden kadınla da ancak zina eden veya musrik olan erkek evlenir. Bu, muminlere haram kılınmıstır

[4] Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu ispat icin) dort sahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların sahitligini hicbir zaman kabul etmeyin. Iste onlar fasık olan kimselerdir

[5] Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar mustesnadır. Allah cok bagıslayıcı ve merhametlidir

[6] Eslerine zina isnadında bulunup da kendilerinden baska sahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin sahitligi, kendisinin dogru soyleyenlerden olduguna dair dort defa Allah adına yemin ederek sahitlik etmesi

[7] besinci defa da, eger yalan soyleyenlerden ise Allah’ın lanetinin kendi uzerine olmasını dilemesidir

[8] Kadının, kocasının yalan soyleyenlerden olduguna dair dort defa Allah adına yemin ve sahitlik etmesi

[9] besinci defa da eger (kocası) dogru soyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi uzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır

[10] Ya Allah’ın size bol lutfu ve merhameti bulunmasaydı ve Allah, tevbeleri kabul eden hukum ve hikmet sahibi olmasaydı (haliniz nice olurdu)

[11] (Peygamber’in esine) bu agır iftirayı uyduranlar suphesiz sizin icinizden bir gruptur. Bunu kendiniz icin bir kotuluk sanmayın, aksine o, sizin icin bir iyiliktir. Onlardan her bir kisiye, gunah olarak ne islemisse (onun karsılıgı ceza) vardır. Onlardan (elebasılık yapıp) bu gunahın buyuklugunu yuklenen kimse icin de cok buyuk bir azap vardır

[12] Bu iftirayı isittiginizde erkek ve kadın muminlerin, kendi vicdanları ile husnuzanda bulunup da: «Bu, apacık bir iftiradır» demeleri gerekmez miydi

[13] Onların (iftiracıların) da bu konuda dort sahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki sahitler getiremediler, oyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler

[14] Eger dunyada ve ahirette Allah'ın lutuf ve merhameti ustunuzde olmasaydı, icine daldıgınız bu iftiradan dolayı size mutlaka buyuk bir azap isabet ederdi

[15] Cunku siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadıgınız seyi agızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun onemsiz oldugunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında cok buyuk (bir suc) tur

[16] Onu duydugunuzda: «Bunu konusup yaymamız bize yakısmaz. Hasa! Bu, cok buyuk bir iftiradır» demeli degil miydiniz

[17] Eger inanmıs insanlarsanız, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakındırıp uyarır

[18] Ve Allah ayetleri size acıklıyor. Allah, (isin icyuzunu) cok iyi bilir, hukum ve hikmet sahibidir

[19] Inananlar arasında cirkin seylerin yayılmasını arzulayan kimseler icin dunyada da ahirette de cetin bir ceza vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[20] Ya sizin ustunuze Allah'ın lutuf ve merhameti olmasaydı, Allah cok sefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu)

[21] Ey iman edenler! Seytanın adımlarına ayak uydurmayın. Her kim ona ayak uydurursa, bilsin ki o, hayasızlıgı ve kotulugu emreder. Eger uzerinizde Allah'ın lutfu ve merhameti olmasaydı, icinizden hicbiri, ebediyen temize cıkmazdı. Fakat Allah, diledigini temize cıkarır. Allah, hakkıyla isiten, hakkıyla bilendir

[22] Icinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda goc edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bagıslasınlar; feragat gostersinler. Allah’ın sizi bagıslamasını arzulamaz mısınız? Allah cok bagıslayandır, cok merhametlidir

[23] Namuslu, kotuluklerden habersiz mumin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dunya ve ahirette lanetlenmislerdir. Onlar icin cok buyuk bir azap vardır

[24] Yapmıs olduklarına, dilleri, elleri ve ayaklarının, aleyhlerinde sahitlik edecegi gun

[25] O gun Allah, onlara hakkettikleri cezalarını verecek ve onlar da Allah'ın apacık bir hak oldugunu anlayacaklardır

[26] Kotu kadınlar kotu erkeklere, kotu erkekler ise kotu kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yarasır. Bu sonuncular, (iftiracıların) soylediklerinden cok uzaktırlar. Kendileri icin bagıslanma ve guzel bir rızık vardır

[27] Ey iman edenler! Evlerinizden baska evlere izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Eger dusunecek olursanız, bu sizin icin daha hayırlıdır

[28] Eger evde hic kimseyi bulamazsanız, size izin verilmedikce iceri girmeyin. Eger geri donun denilirse, siz de geri donun. Bu, sizin icin daha temizdir. Allah, sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilir

[29] Icinde kendinize ait esyanın bulundugu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin acıga vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir

[30] (Ey Muhammed!) Mu'min erkeklere soyle, gozlerini harama bakmaktan sakınsınlar ve ırzlarını da korusunlar. Cunku bu, kendileri icin daha temiz bir davranıstır. Suphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından hakkıyla haberdardır

[31] Mumin kadınlara da soyle: Gozlerini (harama bakmaktan) korusunlar namus ve iffetlerini esirgesinler. Gorunen kısımları mustesna olmak uzere, ziynetlerini teshir etmesinler. Basortulerini, yakalarının uzerine (kadar) ortsunler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi ogulları, kocalarının ogulları, erkek kardesleri, erkek kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogulları, kendi kadınları (mumin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (koleleri), erkeklerden, ailenin kadınına sehvet duymayan hizmetci vb. tabi kimseler yahut henuz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan cocuklardan baskasına ziynetlerini gostermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlasılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri uzerine cekecek tarzda yurumesinler). Ey muminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtulusa eresiniz

[32] Aranızdaki bekarları, kolelerinizden ve cariyelerinizden elverisli olanları evlendirin. Eger bunlar fakir iseler, Allah kendi lutfu ile onları zenginlestirir. Allah, (lutfu) genis olan ve (her seyi) bilendir

[33] (Fakirlik sebebiyle) evlenme imkanı bulamayanlar, Allah, lutfu ile kendilerini zenginlestirinceye kadar iffetlerini korusunlar. Elleriniz altında bulunup da mukatebe (yaparak hurriyetlerini satın almak) isteyenlerle, eger kendilerinde bir hayır oldugunu bilirseniz, mukatebe yapın. Allah'ın size verdigi maldan da onlara verin. Dunya hayatından bir menfaat elde etmek icin, kendileri namuslu kalmak istedikleri takdirde, cariyelerinizi zinaya tesvik etmeyin. Her kim onları zorlarsa, suphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra onlara karsı cok bagıslayıcı, cok merhametlidir

[34] Andolsun ki biz size (gerekeni) acık acık bildiren ayetler, sizden once yasayıp gitmis olanlardan ornekler ve takvaya ulasmıs kimseler icin ogutler indirdik

[35] Allah, goklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, icinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus icindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doguya da, batıya da nispet edilemeyen mubarek bir agactan, yani zeytinden (cıkan yagdan) tutusturulur. Onun yagı, neredeyse, kendisine ates degmese dahi ısık verir. (Bu,) nur ustune nurdur. Allah diledigi kimseyi nuruna eristirir. Allah insanlara (iste boyle) misaller getirir. Allah her seyi hakkıyla bilendir

[36] (Bu kandil) mescidlerdedir ki, Allah, onların temiz tutulup yuceltilmesini ve icinde isminin anılmasını emretmistir. Adamlar, sabah aksam O'nu oralarda tesbih ederler

[37] Onlar, ne ticaret ne de alısverisin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoyamadıgı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gozlerin allak bullak oldugu bir gunden korkarlar

[38] (Butun bunlar) Allah'ın, onları yaptıklarına karsılık en iyi sekilde mukafatlandırması ve lutfundan onlara daha da artırması icindir. Allah, dilediklerine hesapsız rızık verir

[39] Inkar edenlere gelince, onların amelleri, ıssız collerdeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona vardıgında orada herhangi bir sey bulamamıs, ustelik yanıbasında da (inanmadıgı, kendisinden sakınmadıgı) Allah’ı bulmustur; Allah ise, onun hesabını tastamam gormustur. Allah hesabı cok cabuk gorur

[40] Yahut (o kafirlerin duygu, dusunce ve davranısları) engin bir denizdeki yogun karanlıklar gibidir; (oyle bir deniz) ki, onu dalga ustune dalga kaplıyor; ustunde de bulut... Birbiri ustune karanlıklar... Insan, elini cıkarıp uzatsa, neredeyse onu dahi goremez. Bir kimseye Allah nur vermemisse, artık o kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur

[41] Goklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kusların Allah'ı tesbih ettiklerini gormez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (Ogrenmis) bilmistir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir

[42] Goklerin ve yerin mulku Allah'ındır, donus de ancak O'nadır

[43] Gormez misin ki Allah bir takım bulutları (cıkarıp) suruyor, sonra onları bir araya getirip ust uste yıgıyor. Iste goruyorsun ki bunlar arasından yagmur cıkıyor. O, gokten, oradaki daglardan (daglar buyuklugunde bulutlardan) dolu indirir. Artık onu diledigine isabet ettirir; dilediginden de onu uzak tutar; (bu bulutların) simseginin parıltısı neredeyse gozleri alır

[44] Allah, gece ile gunduzu birbirine ceviriyor.Suphesiz bunda basiret sahipleri icin mutlak bir ibret vardır

[45] Allah, her canlıyı sudan (nutfeden) yarattı. Iste bunlardan kimi karnı ustunde surunur, kimi iki ayagı ustunde yurur, kimi dort ayagı ustunde yurur... Allah diledigini yaratır; suphesiz Allah her seye kadirdir

[46] Biz apacık ayetler indirdik. Allah, diledigi kimseyi dosdogru yola hidayet eder

[47] (Bazı insanlar:) «Allah'a ve Peygamber’e inandık ve itaat ettik» diyorlar; ondan sonra da iclerinden bir grup yuz ceviriyor. Bunlar inanmıs degillerdir

[48] Onlar, aralarında hukum vermesi icin Allah'a ve Peygamber'e cagırıldıklarında, bakarsın ki iclerinden bir kısmı yuz cevirip donerler

[49] Ama, eger (Allah ve Rasulunun hukmettigi) hak kendi lehlerine ise, ona boyun egip gelirler

[50] Kalplerinde bir hastalık mı var; yoksa suphe icinde midirler, yahut Allah ve Rasulunun kendilerine zulum ve haksızlık edeceginden mi korkuyorlar? Hayır, asıl zalimler kendileridir

[51] Aralarında hukum vermesi icin Allah'a ve Rasulune davet edildiklerinde, muminlerin sozu ancak «Isittik ve itaat ettik» demeleridir. Iste asıl bunlar kurtulusa erenlerdir

[52] Her kim, Allah'a ve Peygamberine itaat eder ve O'ndan korkup sakınırsa, iste kurtulusa erenler de bunlardır

[53] (Ey Muhammed! Munafıklar: ) Kendilerine emrettigin takdirde, savasa mutlaka cıkacaklarına dair butun gucleriyle Allah'a yemin etmektedirler. Onlara de ki: "Yemin etmeyin, itaatiniz (bizce) malumdur. Allah, elbette yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[54] Yine de ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere de itaat edin," Eger yuz cevirirseniz (siz zararlı cıkarsınız); cunku Peygamber, yuklendigi (teblig gorevinden) sorumludur; siz ise, yuklendiginiz (itaat) den sorumlusunuz. Eger ona itaat ederseniz, hidayete erersiniz. Peygambere dusen, apacık beyan etmekten baska bir sey degildir

[55] Allah, icinizden iman edenlere ve salih ameller isleyenlere, kendilerinden oncekileri hukumran kıldıgı gibi, onları da yeryuzunde hukumran kılacagını, kendileri icin hosnut oldugu dinlerini, yine onlar icin iyice yerlestirecegini ve korkulu hallerini guvene cevirecegini va'detmistir. Cunku onlar, yalnız bana ibadet ederler ve hicbir seyi bana sirk (ortak) kosmazlar. Bundan sonra her kim kufrederse, iste asıl fasık olanlar onlardır

[56] (Ey iman edenler!) Namazı dosdogru kılın; zekatı verin ve Peygambere itaat edin ki rahmet olunasınız

[57] Inkar edenlerin, yeryuzunde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanmayasın! Onların varacagı yer cehennemdir. Ne kotu varıs yeri

[58] Ey muminler! Ellerinizin altında bulunan (kole ve cariyeleriniz) ve icinizden henuz ergenlik cagına girmemis olanlar, sabah namazından once, ogleyin soyundugunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden uc defa izin istesinler. Bunlar, mahrem (kapanmamıs) halde bulunabileceginiz uc vakittir. Bu vakitlerin dısında ne sizin icin ne de onlar icin bir gunah vardır. Birbirinizin yanına girip cıkabilirsiniz. Iste Allah ayetleri size boyle acıklar. Allah, (her seyi) hakkıyla bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[59] Cocuklarınız ergenlik cagına girdiklerinde, kendilerinden oncekilerin (buyuklerin) izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler. Iste Allah, ayetlerini size boyle acıklar. Allah her seyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir

[60] Evlenme umidi kalmamıs yaslı kadınların ziynetlerini acıga vurmaksızın ustluklerini cıkarmalarında, uzerlerine herhangi bir gunah yoktur. Fakat sakınıp ortunmeleri, kendileri icin daha hayırlıdır. Allah, hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[61] Amaya gucluk yoktur; topala gucluk yoktur; hastaya da gucluk yoktur. (Bunlara yapamayacakları gorev yuklenmez, yapamadıklarından dolayı gunahkar olmazlar.) Sizin icin de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeslerinizin evlerinden, kız kardeslerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarını uhdenizde bulundurdugunuz yerlerden yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiginiz zaman, Allah tarafından mubarek ve pek guzel bir yasama dilegi olarak kendinize (birbirinize) selam verin. Iste Allah, dusunup anlayasınız diye size ayetleri boyle acıklar

[62] Muminler, ancak Allah'a ve Rasulune gonulden inanmıs kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir is uzerindeyken ondan izin istemedikce bırakıp gitmezler. (Rasulum!) Su senden izin isteyenler, hakikaten Allah’a ve Rasulune iman etmis kimselerdir. Oyle ise, bazı isleri icin senden izin istediklerinde, sen de onlardan diledigine izin ver; onlar icin Allah'tan bagıs dile; Allah magfiret edicidir, merhametlidir

[63] (Ey muminler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi cagırır gibi cagırmayın. Icinizden, birini siper edinerek sıvısıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, baslarına bir bela gelmesinden veya kendilerine cok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar

[64] Bilmis olun ki, goklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, sizin ne yolda oldugunuzu iyi bilir. Insanlar O'nun huzuruna donduruldukleri gun yapmıs olduklarını onlara hemen bildirir. Allah, her seyi hakkıyla bilendir

Furkan

Surah 25

[1] Alemlere uyarıcı olsun diye kulu Muhammed'e Furkan'ı indiren

[2] goklerin ve yerin hukumranlıgı kendisine ait olan, hic cocuk edinmeyen, mulkunde ortagı bulunmayan, her seyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah, yuceler yucesidir

[3] (Kafirler) O’nu (Allah'ı) bırakıp, hicbir sey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmıs olan, kendilerine bile ne zarar ne de fayda verebilen, oldurmeye, hayat vermeye ve oluleri yeniden diriltip kabirden cıkarmaya gucleri yetmeyen ilahlar edindiler

[4] Inkar edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurdugu bir yalandır. Baska bir zumre de bu hususta kendisine yardım etmistir, dediler. Boylece onlar hic suphesiz haksızlıga ve iftiraya basvurmuslardır

[5] Yine onlar dediler ki: (Bu ayetler), onun, baskasına yazdırıp da kendisine sabah aksam okunmakta olan, oncekilere ait masallardır

[6] (Rasulum!) De ki: Onu goklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. Suphesiz O, cok bagıslayıcıdır, engin merhamet sahibidir

[7] Onlar (bir de) soyle dediler: Bu ne bicim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, carsılarda dolasıyor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı

[8] Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya icinden yiyip (mesakkatsizce gecimini saglayacagı) bir bahcesi olmalıydı. (Ayrıca) o zalimler (muminlere): Siz, ancak buyuye tutulmus bir adama uymaktasınız! dediler

[9] (Rasulum!) Senin hakkında bak ne bicim temsiller getirdiler! Artık onlar sapmıslardır ve (hidayete) hicbir yol da bulamazlar

[10] Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah'ın sanı yucedir

[11] Onlar ustelik kıyameti de yalan saydılar. Biz ise, kıyameti inkar edenler icin alevli bir ates hazırladık

[12] Cehennem atesi uzak bir mesafeden kendilerini gorunce, onun ofkelenisini (muthis kaynamasını) ve ugultusunu isitirler

[13] Elleri boyunlarına baglı olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yok oluvermeyi isterler

[14] (Onlara soyle denir:) Bugun (yalnız) bir defa yok olmayı istemeyin; aksine bircok defalar yok olmayı isteyin

[15] De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vadedilen ebedilik cenneti mi? Orası, onlar icin bir mukafat ve (huzura kavusacakları) bir varıs yeridir

[16] Onlar icin orada ebedi kalmak uzere diledikleri her sey vardır. Iste bu, Rabbinin uzerine (aldıgı ve yerine getirilmesi) istenen bir vaaddir

[17] O gun Rabbin onları ve Allah'tan baska taptıkları seyleri toplar da, der ki: Su kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan cıktılar

[18] Onlar: Seni tenzih ederiz. Seni bırakıp da baska dostlar edinmek bize yarasmaz; fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda (seni) anmayı unuttular ve helaki hak eden bir kavim oldular, derler

[19] (Bunun uzerine otekilere hitaben soyle denir:) Iste (taptıklarınız), soyledikleriniz de sizi yalancı cıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri cevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz. Icinizden (kufur ve sirkle) zulmedenlere buyuk bir azap tattıracagız

[20] (Rasulum!) Senden once gonderdigimiz butun peygamberler de hic suphesiz yemek yerler, carsılarda dolasırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diger bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her seyi hakkıyla gormektedir

[21] Bizimle karsılasmayı (bir gun huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: «Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi gormeliydik» dediler. Andolsun ki onlar kendileri hakkında kibire kapılmıslar ve azgınlıkla pek ileri gitmislerdir

[22] (Fakat) melekleri gorecekleri gun, gunahkarlara o gun hicbir sevinc haberi yoktur ve: (Melekler onlara; Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir

[23] Onların yaptıkları her bir (iyi) isi ele alırız, onu sacılmıs zerreler haline getiririz (degersiz kılarız)

[24] O gun cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı ve dinlenecekleri yer pek guzeldir

[25] O gun gokyuzu beyaz bulutlar ile yarılacak ve melekler boluk boluk indirileceklerdir

[26] Iste o gun, gercek mulk (hukumranlık) cok merhametli olan Allah’ındır. Kafirler icin de pek cetin bir gundur o

[27] O gun, zalim kimse (pismanlıktan) ellerini ısırıp soyle der: Keske o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım

[28] Yazık bana! Keske falancayı (batıl yolcusunu) dost edinmeseydim

[29] Cunku zikir (Kur'an) bana gelmisken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Seytan insanı (ucuruma surukleyip sonra) yuzustu bırakıp rezil rusva eder

[30] Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı busbutun terkettiler

[31] (Rasulum ) Iste biz boylece her peygamber icin suclulardan dusmanlar peyda ettik. Hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter

[32] Inkar edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli degil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerlestirmek icin boyle yaptık (parca parca indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk

[33] Sana hicbir misal getirmezler ki, biz sana hak ve acıklaması en guzel olanını getirmemis olalım

[34] Cehennem'de yuzukoyun hasr olunacak olanlar, iste yerleri en kotu ve yolları en sapık olanlar bunlardır

[35] Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik, kardesi Harun'u da ona yardımcı yaptık

[36] «Ayetlerimizi yalan sayan kavme gidin» dedik. Sonunda, (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ediverdik

[37] Nuh kavmine gelince, peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde onları, suda bogduk ve kendilerini insanlar icin bir ibret yaptık. Zalimler icin acıklı bir azap hazırladık

[38] Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında daha bircok nesilleri de (inkarcılıklarından oturu helak ettik)

[39] Onların her birine (uymaları icin) misaller getirdik; (ama ogut almadıkları icin) hepsini kırdık gecirdik

[40] (Rasulum!) Andolsun (bu Mekkeli putperestler), bela ve felaket yagmuruna tutulmus olan o beldeye ugramıslardır. Peki onu gormuyorlar mıydı? Hayır, onlar oldukten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar

[41] Seni gordukleri zaman: «Bu mu Allah'ın peygamber olarak gonderdigi!» diyerek hep seni alaya alıyorlar

[42] «Sayet ilahlarımıza ibadet etmekte direnmeseydik, neredeyse bizi onlardan saptıracaktı.» demektedirler. Fakat onlar azabı gordukleri zaman, asıl kimin yolunun sapık oldugunu anlayacaklardır

[43] (Ey Muhammed) Kendi hevasını ilah edinen kimseyi gordun mu? Ona sen mi vekil olacaksın

[44] Yoksa sen, onların cogunun gercekten (soz) dinleyecegini yahut dusunecegini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar

[45] Rabbinin golgeyi nasıl uzattıgını gormedin mi? Eger dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. Sonra biz gunesi, ona delil kıldık

[46] Sonra onu (uzayan golgeyi) yavas yavas kendimize cektik (kısalttık)

[47] Sizin icin geceyi ortu, uykuyu istirahat kılan, gunduzu de dagılıp calısma (zamanı) yapan, O'dur

[48] Ruzgarları rahmetinin onunde mujdeci olarak gonderen O’dur. Ve nice insanlara su vermek icin gokten tertemiz su indirdik

[49] Biz, olu topraga can vermek, yarattıgımız nice hayvanlara

[50] Sonra da ibret almaları icin bu suyu aralarında, muhtelif vakitlere gore degistirmisizdir. Buna ragmen insanların cogu yine de (falan yıldızla yagmurlandırıldık diyerek) nankorluk (etmek) ten vazgecmemistir

[51] (Rasulum!) Sayet dileseydik, elbet her ulkeye bir uyarıcı (peygamber) gonderirdik.(Fakat evrensel uyarıcılık gorevini sana verdik, seni butun insanlıga peygamber olarak gonderdik)

[52] (Fakat evrensel uyarıcılık gorevini sana verdik.) O halde, kafirlere boyun egme ve bununla (Kuran ile) onlara karsı olanca gucunle buyuk bir savas ver

[53] Birinin suyu tatlı ve susuzlugu giderici, digerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, asılmaz bir sınır koyan O'dur

[54] Sudan (meniden) bir insan yaratıp onu nesep ve sıhriyet (kan ve evlilik bagından dogan) yakınlıga donusturen O'dur. Rabbinin her seye gucu yeter

[55] (Boyle iken inkarcılar) Allah’ı bırakıp kendilerine ne fayda ne de zarar verebilen seylere kulluk ediyorlar. Kafir, Rabbine karsı (seytana) yardımcıdır

[56] (Rasulum!) Biz seni ancak mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

[57] De ki: Buna karsılık, sizden, Rabbine dogru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanız) dısında herhangi bir ucret istemiyorum

[58] Olumsuz ve daima diri olan Allah'a guvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının gunahlarını O’nun bilmesi yeter

[59] Gokleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı gunde yaratan, sonra Ars’a istiva eden Rahman'dır. Bunu bir bilene sor

[60] Onlara: Rahman'a secde edin! denildigi zaman: «Rahman da neymis! Bize emrettigin seye secde eder miyiz hic!» derler ve bu emir onların nefretini arttırır

[61] Oysa gokte burclar yaratan ve orada aydınlatıcı olarak gunesi ve ayı var eden Allah ne yucedir

[62] Ibret almak, yahut sukretmek isteyen kimseler icin, gece ile gunduzu birbiri ardınca getiren de Allah'tır

[63] Rahman'ın( has) kulları onlardır ki, yeryuzunde tevazu ile yururler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attıgında (incitmeksizin) «Selam!» derler (gecerler)

[64] Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak gecirirler

[65] Ve soyle derler: Rabbimiz! Cehennem azabını uzerimizden sav. Dogrusu onun azabı gelip gecici degil, devamlıdır

[66] Orası cidden ne kotu bir yerlesme ve ikamet yeridir

[67] (O kullar), harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar

[68] Yine onlar ki, Allah ile beraber (tuttukları) baska bir ilaha yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, gunahı ( nın cezasını) bulur

[69] Kıyamet gunu azabı kat kat arttırılır ve onda (azapta) alcaltılmıs olarak devamlı kalır

[70] Ancak tevbe ve iman edip iyi davranısta bulunanlar baskadır; Allah onların kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah cok bagıslayıcıdır, engin merhamet sahibidir

[71] Kim tevbe edip salih amel islerse, suphesiz o, tevbesi kabul edilmis olarak Allah'a doner

[72] (O kullar), yalan yere sahitlik etmezler, bos sozlerle karsılastıklarında vakar ile (oradan) gecip giderler

[73] Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldıgında ise, onlara karsı sagır ve kor davranmazlar

[74] (Ve o kullar): «Rabbimiz! Bize gozumuzu aydınlatacak esler ve zurriyetler bagısla ve bizi takva sahiplerine onder kıl!» derler

[75] Iste onlara, sabretmelerine karsılık cennetin en yuksek makamı verilecek, orada hurmet ve selamla karsılanacaklardır

[76] Orada ebedi kalacaklardır. Orası ne guzel bir yerlesme ve ikamet yeridir

[77] (Rasulum!) De ki: (Kulluk ve yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye deger versin? (Ey inkarcılar! Size Rasulun bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun icin azap yakanızı bırakmayacaktır

Şuarâ

Surah 26

[1] Ta. Sin. Mim

[2] Bunlar, apacık Kitab’ın ayetleridir

[3] (Rasulum!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın

[4] Biz dilesek, onların uzerine gokten bir mucize indiririz de, ona boyunları egilip kalır

[5] Kendilerine, Rahman (o cok esirgeyici Allah) dan hicbir yeni ogut gelmez ki, ondan yuz cevirmesinler

[6] Ustelik (ona) «yalandır» derler, fakat alay edip durdukları seylerin haberleri yakında onlara gelecektir

[7] Yeryuzune bir bakmazlar mı! Orada her guzel ciftten nice bitkiler yetistirdik

[8] Suphesiz bunlarda (Allah'ın kudretine) bir nisane vardır; ama cogu iman etmezler

[9] Suphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[10] Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler guruhuna, git diye seslenmisti

[11] Firavun'un kavmine. Hala (baslarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar

[12] Musa soyle dedi: Rabbim! Dogrusu, beni yalancılıkla suclamalarından korkuyorum

[13] Gogsum daralıyor; dilim cozulmuyor; onun icin Harun'a da elcilik ver

[14] Onların bana isnad ettikleri bir suc da var. Bundan oturu beni oldurmelerinden korkuyorum

[15] Allah buyurdu: Hayır (seni asla olduremezler)! Ikiniz mucizelerimizle gidin. Suphesiz ki, biz sizinle beraberiz, (her seyi) isitmekteyiz

[16] Haydi Firavun’a gidip deyin ki: Gercekten biz, alemlerin Rabbi'nin elcisiyiz

[17] Israilogullarını bizimle beraber gonder

[18] (Kendisine Allah'ın emri teblig edilince Firavun) dedi ki: Biz seni cocukken himayemize alıp buyutmedik mi? Hayatının bircok yıllarını aramızda gecirmedin mi

[19] Sonunda o yaptıgın (kotu) isi de yaptın. Sen nankorun birisin

[20] Musa da demisti ki: "Ben onu o zaman cahillerden biri olarak, bilmeyerek yapmıstım

[21] Sizden korkunca da hemen aranızdan kactım. Sonra Rabbim bana hikmet bahsetti ve beni peygamberlerden kıldı

[22] O nimet diye basıma kaktıgın ise, (aslında) Israilogullarını kendine kul kole etmendir

[23] Firavun soyle dedi: Alemlerin Rabbi dedigin de nedir

[24] Musa cevap verdi: Eger isin gercegini dusunup anlayan kisiler olsanız, (itiraf edersiniz ki) O, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her seyin Rabbidir

[25] (Firavun) etrafında bulunanlara: Isitiyor musunuz? dedi

[26] Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha onceki atalarınızın da Rabbidir

[27] Firavun: Size gonderilen bu elciniz mutlaka delidir, dedi

[28] Musa devamla sunu soyledi: Sayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, dogunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir

[29] Firavun: Benden baskasını tanrı edinirsen, andolsun ki seni zindanlıklardan ederim! dedi

[30] Musa: Sana apacık bir sey getirmis olsam da mı? dedi

[31] Firavun: Dogru soyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karsılık verdi

[32] Bunun uzerine Musa asasını atıverdi; bir de ne gorsunler, asa apacık koca bir yılan (oluvermis)

[33] Elini de (koynundan) cıkardı; o da seyredenlere bembeyaz gorunen (nur sacan bir sey oluvermis)

[34] Firavun, cevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, dogrusu cok bilgili bir sihirbaz

[35] Sizi sihriyle yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Simdi ne buyurursunuz

[36] Etrafındakiler de ona soyle demislerdi: "Onu ve kardesini alıkoy ve sehirlere toplayıcı gorevliler gonder

[37] Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler

[38] Boylece sihirbazlar belli bir gunun tayin edilen vaktinde biraraya getirildi

[39] Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi hemen toplanın), denildi

[40] (Firavunun adamları:) Eger ustun gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız, dediler

[41] Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a: Sayet biz ustun gelirsek, muhakkak bize bir ucret vardır degil mi? dediler

[42] Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hic suphe etmeyin, gozde kimselerden de olacaksınız

[43] Musa onlara: Ne atacaksanız atın! dedi

[44] Bunun uzerine iplerini ve degneklerini attılar ve: Firavun'un kudreti hakkı icin elbette bizler galip gelecegiz, dediler

[45] Sonra Musa asasını attı; bir de ne gorsunler, onların uydurduklarını yutuveriyor

[46] (Bunu gorunce) sihirbazlar derhal secdeye kapandılar

[47] «Alemlerin Rabbine, iman ettik» dediler

[48] Musa ve Harun'un Rabbi

[49] Firavun, (kızgınlık icinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihri ogreten buyugunuzmus o! Ama simdi (size yapacagımı gorecek ve) bileceksiniz. Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kestirecegim, hepinizi astıracagım

[50] «Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz suphesiz Rabbimize donecegiz.»

[51] «Biz, ilk iman edenler oldugumuz icin Rabbimizin hatalarımızı bagıslayacagını umarız.»

[52] Musa’ya: Kullarımı geceleyin yola cıkar; cunku takip edileceksiniz, diye vahyettik

[53] Firavun da sehirlere (asker) toplayıcılar gonderdi

[54] «Esasen bunlar, sayıları az, boluk porcuk bir cemaattır.»

[55] «(Boyle iken) kesinkes bizi ofkelendirmislerdir.»

[56] «Biz ise, elbette uyanık (ve yek vucut) bir cemaatız.» (diyor ve dedirtiyordu)

[57] Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahcelerden, pınarlardan, cıkardık

[58] Hazinelerden ve degerli bir yerden cıkardık

[59] Boylece, bunlara Israilogullarını mirascı yaptık

[60] Derken (Firavun ve adamları) gun dogumunda onların ardına dustuler

[61] Iki topluluk birbirini gorunce, Musa'nın adamları: "Iste yakalandık!" dediler

[62] Musa: Asla! dedi, Rabbim suphesiz benimledir, bana yol gosterecektir

[63] Bunun uzerine Musa'ya: Asan ile denize vur! diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (on iki yol acıldı), her boluk koca bir dag gibi oldu

[64] Otekilerini de oraya yaklastırdık

[65] Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık

[66] Sonra otekilerini suda bogduk

[67] Suphesiz bunda bir ibret vardır; ama cokları iman etmis degillerdir

[68] Suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[69] (Rasulum!) Onlara Ibrahim’in haberini de naklet

[70] Hani o, babasına ve kavmine: Neye tapıyorsunuz? demisti

[71] «Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edecegiz» diye cevap verdiler

[72] Ibrahim: Peki, dedi, yalvardıgınızda onlar sizi isitiyorlar mı

[73] Yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar mı

[74] Soyle cevap verdiler: Hayır, ama biz babalarımızı boyle yapar bulduk

[75] Ibrahim dedi ki: Iyi ama,neye taptıgınızı (biraz olsun) dusundunuz mu

[76] Ister sizin, ister onceki atalarınızın

[77] Iyi bilin ki onlar benim dusmanımdır; ancak alemlerin Rabbi (benim dostumdur)

[78] Beni yaratan ve bana dogru yolu gosteren O'dur

[79] Beni yediren, iciren O’dur

[80] Hastalandıgım zaman bana sifa veren O'dur

[81] Benim canımı alacak, sonra beni diriltecek O’dur

[82] Ve hesap gunu hatalarımı bagıslayacagını umdugum O'dur

[83] Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat

[84] Benden sonrakiler icinde, beni iyi dille anılanlardan eyle

[85] Beni, Naim cennetinin varislerinden kıl

[86] Babamı da bagısla (ona tevbe ve iman nasip et). Cunku o sapıklardandır

[87] (Insanların) dirilecekleri gun, beni mahcup etme

[88] O gun, ne mal fayda verir ne de evlat

[89] Ancak Allah'a kalbi selim (temiz bir kalp) ile gelenler (o gunde fayda bulur)

[90] (O gun) cennet, takva sahiplerine yaklastırılır

[91] Cehennem de azgınlara apacık gosterilir

[92] Onlara: Allah’tan gayrı taptıklarınız hani nerede

[93] Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine (olsun) yardımları dokunuyor mu? denilir

[94] Artık onlar, o azgınlar toptan oraya tepetaklak (cehenneme) atılırlar

[95] ve Iblis orduları

[96] orada birbirleriyle cekiserek soyle derler

[97] Vallahi, biz gercekten apacık bir sapıklık icindeymisiz

[98] Cunku biz sizi alemlerin Rabbi ile esit tutuyorduk

[99] Bizi ancak o gunahkarlar saptırdı

[100] Simdi artık bizim ne sefaatcilerimiz var

[101] ne de yakın bir dostumuz

[102] Ah keske bizim icin (dunyaya) bir donus daha olsa da, muminlerden olsak

[103] Bunda elbet (alınacak) buyuk bir ders vardır, ama cokları iman etmezler

[104] Suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[105] Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla sucladılar

[106] Kardesleri Nuh onlara soyle demisti: (Allah'a karsı gelmekten) sakınmaz mısınız

[107] Bilin ki ben, size gonderilmis guvenilir bir elciyim

[108] Artık Allah’a karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin

[109] Buna karsı sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir

[110] Onun icin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin

[111] Onlar soyle cevap verdiler. Sana dusuk seviyeli kimseler tabi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hic

[112] Nuh dedi ki: Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur

[113] Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Bir dusunseniz

[114] Ben iman eden kimseleri kovacak degilim

[115] Ben ancak apacık bir uyarıcıyım

[116] Dediler ki: Ey Nuh! (Bu davadan) vazgecmezsen, iyi bil ki, taslanmıslardan olacaksın

[117] Nuh: Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla sucladı

[118] Artık benimle onların arasında sen hukmunu ver. Beni ve beraberimdeki muminleri kurtar

[119] Bunun uzerine biz onu ve beraberindekileri, o dolu geminin icinde (tasıyarak) kurtardık

[120] Sonra da geri kalanları suda bogduk

[121] Dogrusu bunda buyuk bir ders vardır; ama cokları iman etmezler

[122] Suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[123] Ad (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla sucladı

[124] Kardesleri Hud onlara soyle demisti: (Allah'a karsı gelmekten) sakınmaz mısınız

[125] Bilin ki, ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim

[126] Artık Allah'a karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin

[127] Buna karsı sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir

[128] Siz her yuksek yere bir alamet (kosk) dikerek egleniyor musunuz

[129] Temelli kalacagınızı umarak saglam yapılar mı ediniyorsunuz

[130] Yakaladıgınız zaman, zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz

[131] Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[132] Bildiginiz seyleri size veren, (Allah'a karsı gelmek) den sakının

[133] Size nimetler (davarlar), ogullar, ihsan eden

[134] baglar, pınarlar…

[135] Dogrusu sizin hakkınızda muazzam bir gunun azabından endise ediyorum

[136] (Onlar) soyle dediler: Sen ogut versen de, vermesen de bizce birdir

[137] Bu, oncekilerin geleneginden (masallarından) baska bir sey degildir

[138] Biz azaba ugratılacak da degiliz

[139] Boylece onu yalancılıkla sucladılar; biz de kendilerini helak ettik. Dogrusu bunda buyuk bir ibret vardır; ama cokları iman etmezler

[140] Suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[141] Semud (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla sucladı

[142] Kardesleri Salih onlara soyle demisti: (Allah'a karsı gelmekten) sakınmaz mısınız

[143] Bilin ki, ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim

[144] Artık Allah’a karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin

[145] Buna karsı sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir

[146] Siz burada, guven icinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)

[147] Bahcelerin, pınarların icinde

[148] ekinlerin, salkımları sarkmıs hurmalıkların arasında

[149] (Boyle sanıp) daglardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapıyorsunuz)

[150] Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin

[151] Asırı gidenlerin emrine uymayın

[152] Onlar yeryuzunde bozgunculuk yapıyor, fakat ıslah etmiyorlar

[153] Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice buyulenmis birisin

[154] Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Eger dogru soyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir

[155] Salih: Iste (mucize) bu disi devedir; onun bir su icme hakkı vardır, belli bir gunun icme hakkı da sizindir, dedi

[156] Ona bir kotulukle ilismeyin, yoksa sizi muazzam bir gunun azabı yakalayıverir

[157] Buna ragmen onlar deveyi kestiler; ama pisman da oldular

[158] Bunun uzerine onları azap yakaladı. Dogrusu bunda, buyuk bir ders vardır; ama cokları iman etmezler

[159] Suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[160] Lut kavmi de peygamberleri yalancılıkla sucladı

[161] Kardesleri Lut onlara soyle demisti: (Allah'a karsı gelmekten) sakınmaz mısınız

[162] Bilin ki, ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim

[163] Artık Allah’a karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin

[164] Buna karsı sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir

[165] Insanlar icinden erkeklere mi yaklasıyorsunuz

[166] Rabbinizin sizler icin yarattıgı eslerinizi bırakıyorsunuz... Dogrusu siz sınırı asmıs (sapık) bir kavimsiniz

[167] Onlar soyle dediler: Ey Lut! (Bu davadan) vazgecmezsen, iyi bil ki, surgun edilmislerden olacaksın

[168] Lut: Dogrusu, dedi, ben sizin bu isinizden tiksinmekteyim

[169] Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar

[170] Bunun uzerine onu ve butun ailesini kurtardık

[171] Ancak yaslı bir kadın dısında O, geride kalanlardan (oldu)

[172] Sonra digerlerini helak ettik

[173] Uzerlerine oyle bir yagmur yagdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yagmuru ne de kotu

[174] Elbet bunda buyuk bir ibret vardır; fakat cokları iman etmezler

[175] Suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[176] Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla sucladı

[177] Suayb onlara soyle demisti: (Allah'a karsı gelmekten) sakınmaz mısınız

[178] Bilin ki, ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim

[179] Artık Allah'a karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin

[180] Buna karsı sizden hicbir ucret istemiyorum. Benim ucretimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir

[181] Olcuyu tastamam yapın, (insanların hakkını) eksik verenlerden olmayın

[182] Dogru terazi ile tartın

[183] Insanların hakkı olan seyleri kısmayın. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın

[184] Sizi ve onceki nesilleri yaratan (Allah) dan korkun

[185] Onlar soyle dediler: Sen, olsa olsa iyice buyulenmis birisin

[186] Sen de, ancak bizim gibi bir besersin. Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz

[187] Sayet dogru sozlulerden isen, ustumuze gokten azap yagdır

[188] Suayb: Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir, dedi

[189] Velhasıl onu yalancı saydılar da, kendilerini o golge gununun azabı yakalayıverdi. Gercekten o, muazzam bir gunun azabı idi

[190] Dogrusu bunda buyuk bir ders vardır; ama cokları iman etmezler

[191] Suphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir

[192] Muhakkak ki o (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir

[193] (Rasulum!) Onu Ruhu'l-emin (Cebrail) indirmistir

[194] Uyarıcılardan olasın diye, senin kalbine

[195] apacık Arap diliyle

[196] O, suphesiz daha oncekilerin kitaplarında da vardır

[197] Beni Israil bilginlerinin onu bilmesi, onlar icin bir delil degil midir

[198] Biz onu Arapca bilmeyenlerden birine indirseydik de

[199] bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi

[200] Onu gunahkarların kalplerine boyle soktuk

[201] Onun icin, acıklı azabı gorunceye kadar ona iman etmezler

[202] Iste bu (azap) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir

[203] O zaman: Bize (iman etmemiz icin) muhlet verilir mi acaba? diyeceklerdir

[204] (Durmadan mucize talebiyle) onlar bizim azabımızı mı carcabuk istiyorlardı

[205] Ne dersin! Eger biz onları yıllarca yasatıp nimetlerden faydalandırsak

[206] sonra tehdit edilmekte oldukları (azap) baslarına gelse

[207] Faydalandırıldıkları nimetler onlara hic yarar saglamayacaktır

[208] Biz hicbir memleketi, (gonderdigimiz) uyarıcıları (peygamberleri) olmadan yok etmemisizdir

[209] Ogut vermek uzere, biz zalim degiliz

[210] O'nu (Kur'an’ı) seytanlar indirmedi

[211] Bu onlara dusmez; zaten gucleri de yetmez

[212] Suphesiz onlar, vahyi isitmekten uzak tutulmuslardır

[213] O halde sakın Allah ile beraber baska tanrıya kulluk edip yalvarma, sonra azap edilenlerden olursun

[214] (Once) en yakın akrabanı uyar

[215] Sana uyan muminlere (merhamet) kanadını indir

[216] Sayet sana karsı gelirlerse de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak ki uzagım

[217] Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine guvenip dayan

[218] O ki, (gece namaza) kalktıgın zaman seni goruyor

[219] Secde edenler arasında dolasmanı da (goruyor)

[220] Her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla bilen, muhakkak ki O'dur

[221] Seytanların ise kime inecegini size haber vereyim mi

[222] Onlar, gunaha, iftiraya duskun olan herkesin ustune inerler

[223] Bunlar, (seytanlara) kulak verirler ve onların cogu yalancıdırlar

[224] Sairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarlar

[225] Onların her vadide basıbos dolastıklarını gormedin mi

[226] Ve gercekte yapmadıkları seyleri soylediklerini gormedin mi

[227] Ancak iman edip salih ameller isleyenler, Allah’ı cok cok ananlar ve haksızlıga ugratıldıklarında kendilerini savunanlar baskadır. Haksızlık edenler, hangi donuse (hangi akıbete) donduruleceklerini yakında bileceklerdir

Neml

Surah 27

[1] Ta. Sin. Bunlar Kur’an'ın, (gercekleri) acıklayan Kitab'ın ayetleridir

[2] Iman eden muminler icin bir hidayet rehberi ve bir mujdedir

[3] Namazı kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanırlar

[4] Suphesiz biz, ahirete inanmayanların islerini kendilerine suslu gosterdik; o yuzden bocalar dururlar

[5] Iste bunlar, azabı en agır olanlardır, ahirette en cok ziyana ugrayacaklar da onlardır

[6] (Rasulum!) Suphesiz ki bu Kur'an, hikmet sahibi ve her seyi bilen Allah tarafından sana verilmektedir

[7] Hani Musa, ailesine soyle demisti: Gercekten ben bir ates gordum. (Gidip) size oradan bir haber getirecegim, yahut bir ates parcası getirecegim, umarım ki ısınırsınız

[8] Oraya geldiginde soyle seslenildi: Atesin bulundugu yerdeki ve cevresindekiler mubarek kılınmıstır! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden munezzehtir

[9] Ey Musa! Iyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah’ım

[10] Asanı at! Musa (asayı atıp) onu yılan gibi deprenir gorunce donup arkasına bakmadan kactı. (Kendisine dedik ki): Ey Musa! Korkma; cunku benim huzurumda peygamberler korkmaz

[11] Ancak, kim haksızlık eder, sonra, isledigi kotuluk yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben (ona karsı da) cok bagıslayıcıyım, cok merhamet sahibiyim

[12] Elini koynuna sok da kusursuz bembeyaz cıksın. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git). Cunku onlar artık yoldan cıkmıs bir kavim olmuslardır

[13] Mucizelerimiz onların gozleri onune serilince: «Bu, apacık bir buyudur» dediler

[14] Kendileri de bunlara yakinen inandıkları halde, zulum ve kibirlerinden oturu onları inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduguna bir bak

[15] Andolsun ki biz, Davud'a ve Suleyman'a ilim verdik. Onlar: Bizi, mumin kullarının bircogundan ustun kılan Allah’a hamd olsun, dediler

[16] Suleyman Davud'a varis oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize kus dili ogretildi ve bize her seyden (nasip) verildi. Dogrusu bu apacık bir lutuftur

[17] Suleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuslardan mutesekkil orduları toplandı; hepsi bir arada (onun tarafından) duzenli olarak sevkediliyordu

[18] Nihayet Karınca vadisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Suleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi

[19] (Suleyman) onun sozunden dolayı gulumsedi ve dedi ki: Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdigin nimete sukretmeye ve hosnut olacagın salih ameller islemeye muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat

[20] (Suleyman) kusları gozden gecirdi ve soyle dedi: Hudhud'u nicin goremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıstı

[21] Ya bana (mazeretini gosteren) apacık bir delil getirecek ya da (tuylerini yolarak) onun canını iyice yakacagım yahut onu bogazlayacagım

[22] Cok gecmeden (Hudhud) gelip: Ben, dedi, senin bilmedigin bir seyi ogrendim. Sebe'den sana cok dogru (ve onemli) bir haber getirdim

[23] Gercekten, onlara (Sebe’lilere) hukumdarlık eden, kendisine her sey verilmis ve buyuk bir tahtı olan bir kadınla karsılastım

[24] Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp gunese secde ettiklerini gordum. Seytan, kendilerine yaptıklarını suslu gostermis de onları dogru yoldan alıkoymus. Bunun icin dogru yolu bulamıyorlar

[25] (Seytan boyle yapmıs ki) goklerde ve yerde gizleneni acıga cıkaran, gizlediginizi ve acıkladıgınızı bilen Allah'a secde etmesinler

[26] Buyuk Ars'ın Rabbi olan Allah'tan baska ilah yoktur

[27] (Suleyman Hudhud'e) dedi ki: Dogru mu soyledin, yoksa yalancılardan mısın, bakacagız

[28] Su mektubumu gotur, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz cekil de, ne sonuca varacaklarına bak

[29] (Suleyman'ın mektubunu alan Sebe’ melikesi,) «Beyler, ulular! Bana cok onemli bir mektup bırakıldı» dedi

[30] «Mektup Suleyman'dandır, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla (baslamakta) dır.»

[31] «Bana bas kaldırmayın, teslimiyet gosterip bana gelin, diye (yazmaktadır)»

[32] (Sonra Melike) dedi ki: Beyler, ulular! Bu isimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan (size danısmadan) hicbir isi kestirip atmam

[33] Onlar, su cevabı verdiler: Biz guclu kuvvetli kimseleriz, zorlu savas erbabıyız; buyruk ise senindir; artık ne buyuracagını sen dusun

[34] Melike: Hukumdarlar bir memlekete girdiler mi, orayı perisan ederler ve halkının ulularını alcaltırlar. (Herhalde) onlar da boyle yapacaklardır, dedi

[35] Ben (simdi) onlara bir hediye gondereyim de, bakayım elciler ne (gibi bir sonuc) ile donecekler

[36] (Elciler, hediyelerle) Suleyman'a gelince soyle dedi: Siz bana mal ile yardım mı ediyorsunuz? Allah’ın bana verdigi, size verdiginden daha iyidir. Hediyenizle (ben degil) siz sevinirsiniz

[37] (Ey elci!) Onlara don; iyi bilsinler ki, kendilerine asla karsı koyamayacakları ordularla gelir, onları muhakkak surette hor ve hakir halde oradan cıkarırız

[38] (Sonra Suleyman musavirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar teslimiyet gosterip bana gelmeden once, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir

[39] Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gercekten bu ise gucum yeter ve bana guvenebilirsiniz, dedi

[40] Kitaptan (Allah tarafından verilmis) bir ilmi olan kimse ise: Gozunu acıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Suleyman) onu (melikenin tahtını) yanı basına yerlesmis olarak gorunce: Bu, dedi, sukur mu edecegim, yoksa nankorluk mu edecegim diye beni sınamak uzere Rabbimin (gosterdigi) lutfundandır. Sukreden ancak kendisi icin sukretmis olur, nankorluk edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hicbir seye ihtiyacı yoktur, cok kerem sahibidir

[41] (Suleyman devamla) dedi ki: Onun tahtını bilemeyecegi bir hale getirin; bakalım tanıyacak mı, yoksa tanıyamayanlar arasında mı olacak

[42] Melike gelince: Senin tahtın da boyle mi? dendi. O soyle cevap verdi: Tıpkı o! (Suleyman soyle dedi): Bize daha once (Allah'tan) bilgi verilmis ve biz musluman olmustuk

[43] Onu, Allah'tan baska taptıgı seyler (o zamana kadar tevhid dinine girmekten) alıkoymustu. Cunku kendisi inkarcı bir kavimdendi

[44] Ona: Koske gir! dendi. Melike onu gorunce derin bir su sandı ve etegini yukarı cekti. Suleyman: Bu, billurdan yapılmıs, seffaf bir zemindir, dedi. Melike dedi ki: Rabbim! Ben gercekten kendime yazık etmisim. Suleyman’la beraber alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum

[45] Andolsun ki, «Allah'a kulluk edin!» (demesi icin) Semud kavmine kardesleri Salih'i gonderdik. Hemen birbiriyle cekisen iki zumre oluverdiler

[46] Salih dedi ki: Ey kavmim! Iyilik dururken nicin kotuluge kosuyorsunuz? Allah'tan magfiret dileseniz olmaz mı? Belki size merhamet edilir

[47] Soyle dediler: Senin ve beraberindekilerin yuzunden ugursuzluga ugradık. Salih: Size coken ugursuzluk (sebebi) Allah katında (yazılı) dır. Hayır, siz imtihana cekilen bir kavimsiniz, dedi

[48] O sehirde dokuz kisi (elebası) vardı ki, bunlar yeryuzunde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hic yanasmıyorlardı

[49] Allah'a and icerek birbirlerine soyle dediler: Gece ona ve ailesine baskın yapalım (hepsini oldurelim); sonra da velisine: «Biz (Salih) ailesinin yok edilisi sırasında orada degildik, inanın ki dogru soyluyoruz» diyelim

[50] Onlar boyle bir tuzak kurdular. Biz de kendileri farkında olmadan, onların planlarını altust ettik

[51] Bak iste, tuzaklarının akıbeti nice oldu: Onları da, (kendilerine uyan) kavimlerini de (nasıl) toptan helak ettik

[52] Iste haksızlıkları yuzunden cokmus evleri! Anlayan bir kavim icin elbette bunda bir ibret vardır

[53] Iman edip Allah'a karsı gelmekten sakınanları ise kurtardık

[54] Lut'u da (peygamber olarak kavmine gonderdik.) Kavmine soyle demisti: Goz gore gore hala o hayasızlıgı yapacak mısınız

[55] (Bu ilahi ikazdan sonra hala) siz, ille de kadınları bırakıp sehvetle erkeklere yaklasacak mısınız? Dogrusu siz, beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsiniz

[56] Kavminin cevabı sadece: «Lut ailesini memleketinizden cıkarın; cunku onlar (bizim yaptıklarımızdan) uzak kalmak isteyen insanlarmıs!» demelerinden ibaret oldu

[57] Bunun uzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı mustesna; onun geride (azaba ugrayanların icinde) kalmasını takdir ettik

[58] Onların uzerlerine muthis bir yagmur indirdik. Bu sebeple, uyarılan (fakat aldırmayan)ların yagmuru ne kotu olmustur

[59] (Rasulum!) De ki: Hamd olsun Allah’a, selam olsun seckin kıldıgı kullarına. Allah mı daha hayırlı, yoksa O'na kostukları ortaklar mı

[60] (Onlar mı hayırlı) yoksa gokleri ve yeri yaratan, gokten size su indiren mi? O suyla, bir agacını bile bitirmeye gucunuzun yetmedigi guzel guzel bahceler bitirdik. Allah'tan baska bir ilah mı var! Dogrusu onlar sapıklıkta devam eden bir guruhtur

[61] (Onlar mı hayırlı) yoksa yeryuzunu oturmaya elverisli kılan, aralarından (yer altından ve ustunden) nehirler akıtan, arz icin sabit daglar yaratan, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah’tan baska bir ilah mı var! Dogrusu onların cogu (hakikatleri) bilmiyorlar

[62] (Onlar mı hayırlı) yoksa darda kalana kendine yalvardıgı zaman karsılık veren ve (basındaki) sıkıntıyı gideren, sizi yeryuzunun hakimleri kılan mı? Allah’tan baska bir ilah mı var! Ne kadar da az dusunuyorsunuz

[63] (Onlar mı hayırlı) yoksa karanın ve denizin karanlıkları icinde size yolu bulduran, rahmetinin (yagmurun) onunde ruzgarları mujdeci olarak gonderen mi? Allah’tan baska bir ilah mı var! Allah, onların kostukları ortaklardan cok yucedir, munezzehtir

[64] (Onlar mı hayırlı) yoksa ilk bastan yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gokten hem yerden rızıklandıran mı? Allah'tan baska bir ilah mı var! De ki: Eger dogru soyluyorsanız siz kesin delilinizi getirin

[65] De ki: Goklerde ve yerde, Allah’tan baska kimse gaybı bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler

[66] Hayır, onların ahiret hakkındaki bilgileri yetersiz kalmıstır. Dahası, bu hususta suphe icindedirler. Bunun da otesinde, onlar ahiretten yana kordurler

[67] Inkarcılar dediler ki: Sahi, biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra, gercekten (diriltilip) cıkarılacak mıyız

[68] Andolsun ki, bu tehdit bize yapıldıgı gibi, daha once atalarımıza da yapılmıstır. Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir

[69] De ki: Yeryuzunde gezin de, gunahkarların akıbeti nice oldu, gorun

[70] (Rasulum!) Onların yuzunden tasalanma, kurmakta oldukları tuzaklardan oturu sıkıntı duyma

[71] Onlar: Eger dogru sozlu iseniz (soyleyin bakalım) bu tehdit ne zaman gerceklesecek? derler

[72] De ki: Cabucak gelmesini istediginiz seyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında basınıza gelecektir

[73] Suphesiz Rabbin, insanlara karsı lutuf sahibidir; fakat insanların cogu sukretmezler

[74] Rabbin elbette onların kalplerinin gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir

[75] Gokte ve yerde goze gorunmeyen hicbir sey yoktur ki, apacık bir kitapta (levhi mahfuzda) bulunmasın

[76] Dogrusu bu Kur'an, Israilogullarına, hakkında ihtilaf edegeldikleri seylerin pek cogunu anlatmaktadır

[77] Ve o, muminler icin gercekten bir hidayet rehberi ve rahmettir

[78] Rabbin suphesiz, onlar arasında hukmunu verecektir. O, mutlak galiptir, her seyi hakkıyla bilendir

[79] O halde sen Allah'a guvenip dayan. Cunku sen apacık hakikat uzeresin

[80] Bil ki sen olulere isittiremezsin, arkalarını donup giderlerken sagırlara da daveti duyuramazsın

[81] Sen korleri sapıklıklarından cevirip dogru yola getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da teslim olanlara duyurabilirsin

[82] O soz baslarına geldigi (kıyamet yaklastıgı) zaman, onlara yerden bir dabbe (mahluk) cıkarırız da, bu onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemis olduklarını soyler

[83] O gun, her ummet icinden ayetlerimizi yalan sayanlardan bir cemaat toplarız da onlar toplu olarak (hesap yerine) sevkedilirler

[84] Nihayet o yere geldikleri zaman, Allah onlara soyle buyurur: «Ayetlerimi iyice anlamadıgınız halde onları yalanladınız mı; yahut yaptıgınız neydi?»

[85] Yaptıkları haksızlıktan oturu, (azaba ugrayacaklarını bildiren) o soz gerceklesmistir; artık onlar konusamazlar

[86] Dinlensinler diye geceyi (karanlık) ve (calıssınlar diye) gunduzu aydınlık kıldıgımızı gormediler mi? Iman eden bir kavim icin elbette bunda bircok ibretler vardır

[87] Sur'a ufurulecegi gun, Allah'ın diledigi kimseler dısında, goklerde ve yerde kim varsa korku icinde dehsete kapılır. Hepsi de, (hesap vermek uzere) hor ve hakir (bir sekilde), Allah'a gelirler

[88] Sen dagları gorursun de, onları yerinde (sabit) durur sanırsın. Halbuki onlar, bulut gecisi gibi gecerler. Bu her seyi sapasaglam yapan Allah'ın yapısıdır. Suphesiz ki O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[89] Kim iyilikle (Ilahi huzura) gelirse, ona daha iyisi verilir. Ve onlar o gun korkudan emin kalırlar

[90] (Rablerinin huzuruna) kotulukle gelen kimseler ise yuzukoyun cehenneme atılırlar. (Onlara) «Ancak yaptıklarınızın karsılıgını gormektesiniz!» (denir)

[91] (De ki:) Ben ancak, bu sehrin (Mekke'nin) Rabbine ki O burayı haram (dokunulmaz) kılmıstır kulluk etmekle emrolundum. Her sey de zaten O'na aittir. Ve ben, muslumanlardan olmakla emrolundum

[92] ve Kur'an okumakla emrolundum. Artık kim dogru yola gelirse, yalnız kendisi icin gelmis olur; kim de saparsa ona de ki: Ben sadece uyarıcılardanım

[93] Ve soyle de: Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gosterecek, siz de onları gorup tanıyacaksınız (ama artık faydası olmayacaktır). Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz degildir

Kasas

Surah 28

[1] Ta. Sin. Mim

[2] Bunlar, apacık Kitab'ın ayetleridir

[3] Iman eden bir kavim icin (faydalı olmak uzere) Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gercek sekliyle nakledecegiz

[4] Firavun, (Mısır) topragında gercekten azmıs, halkını cesitli zumrelere bolmustu. Onlardan bir zumreyi gucsuz buluyor, bunların ogullarını bogazlıyor, kızlarını ise sag bırakıyordu. Cunku o bozgunculardandı

[5] Biz ise, o yerde gucsuz dusurulenlere lutufta bulunmak, onları onderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) varis kılmak istiyorduk

[6] Ve o yerde onları hakim kılmak; Firavun ile Haman'a ve ordularına, onlardan (Israilogullarından gelecek diye) korktukları seyi gostermek (istiyorduk)

[7] Musa’nın anasına: Onu emzir, kendisine zarar geleceginden endiselendiginde onu denize (Nil nehrine) bırakıver, hic korkup kaygılanma, cunku biz onu sana geri verecegiz ve onu peygamberlerden biri yapacagız, diye bildirdik

[8] Nihayet Firavun ailesi onu yitik cocuk olarak (nehirden) aldı.O, sonunda kendileri icin bir dusman ve bir tasa olacaktı. Suphesiz Firavun ile Haman ve askerleri yanlıs yolda idiler

[9] Firavun'un karısı (sepetin icinden erkek cocuk cıkınca kocasına): Benim ve senin icin goz aydınlıgıdır! Onu oldurmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz, dedi. Halbuki onlar (isin sonunu) sezemiyorlardı

[10] Musa'nın anasının yureginde yalnızca cocugunun tasası kaldı. Eger biz, (vadimize) inananlardan olması icin onun kalbini pekistirmemis olsaydık, neredeyse isi meydana cıkaracaktı

[11] Annesi Musa'nın ablasına: Onun izini takip et, dedi. O da, onlar farkına varmadan uzaktan kardesini gozetledi

[12] Biz daha onceden (annesine geri verilinceye kadar) onun sut analarını kabulune (emmesine) musaade etmedik. Bunun uzerine ablası: Size, onun bakımını namınıza ustlenecek, hem de ona iyi davranacak bir aile gostereyim mi? dedi

[13] Boylelikle biz onu, anasına, gozu aydın olsun, gam cekmesin ve Allah'ın vadinin gercek oldugunu bilsin diye geri verdik. Fakat yine de pek cogu (bunu) bilmezler

[14] Musa yigitlik cagına erip olgunlasınca, biz ona hikmet ve ilim verdik. Iste guzel davrananları biz boylece mukafatlandırırız

[15] Musa, ahalisinin habersiz oldugu bir sırada sehre girdi. Orada, biri kendi tarafından, digeri dusman tarafından olan iki adamı birbiriyle dogusur buldu. Kendi tarafından olanı, dusmana karsı ondan yardım diledi. Musa da otekine, bir yumruk vurup olumune sebep oldu. (Bunun uzerine:) Bu seytan isidir. O, gercekten saptırıcı, apacık bir dusman, dedi

[16] Musa: Rabbim! Dogrusu kendime zulmettim (basıma is actım). Beni bagısla dedi, Allah da onu bagısladı. Cunku, cok bagıslayıcı, cok esirgeyici olan ancak O'dur

[17] Musa: Rabbim! Bana lutfettigin nimetlere andolsun ki, artık suclulara (ve suca itenlere) asla arka cıkmayacagım, dedi

[18] Sehirde korku icinde, (etrafı) gozetleyerek sabahladı. Bir de ne gorsun, dun kendisinden yardım isteyen kimse, feryat ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona (yardım isteyene) dedi ki: Dogrusu sen, besbelli bir azgınsın

[19] Musa, ikisinin de dusmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: Ey Musa! Dun bir cana kıydıgın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Sen, yeryuzunde ıslah edicilerden olmak istemiyorsun da sadece bir zorba olmak istiyorsun

[20] Sehrin obur ucundan bir adam kosarak geldi: Ey Musa! Ileri gelenler seni oldurmek icin hakkında muzakere ediyorlar. Derhal (buradan) cık! Inan ki ben senin iyiligini isteyenlerdenim, dedi

[21] Musa korka korka, (etrafı) gozetleyerek oradan cıktı. «Rabbim! Beni zalimler guruhundan kurtar» dedi

[22] Medyen’e dogru yoneldiginde: Umarım, Rabbim beni dogru yola iletir, dedi

[23] Musa, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir cok insan buldu. Onların gerisinde de, (hayvanlarını) engelleyen iki kadın gordu. Onlara: Derdiniz nedir? dedi. Soyle cevap verdiler: Cobanlar sulayıp cekilmeden biz (onların icine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız; babamız da cok yaslıdır

[24] Bunun uzerine Musa, onların yerine (davarlarını) sulayıverdi. Sonra golgeye cekildi ve: Rabbim! Dogrusu bana indirecegin her hayra (lutfuna) muhtacım, dedi

[25] Derken, o iki kadından biri utana utana yuruyerek ona geldi: Babam, dedi, bizim yerimize (hayvanları) sulamanın karsılıgını odemek icin seni cagırıyor. Musa, ona (Hz. Suayb'a) gelip basından geceni anlatınca o: Korkma, o zalim kavimden kurtuldun, dedi

[26] (Suayb'ın) iki kızından biri: Babacıgım! Onu ucretle (coban) tut. Cunku ucretle istihdam edecegin en iyi kimse, guclu ve guvenilir olandır, dedi

[27] (Suayb) dedi ki: Bana sekiz yıl calısmana karsılık su iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eger on yıla tamamlarsan artık o kendinden; yoksa sana agırlık vermek istemem. Insallah beni iyi kimselerden (isverenlerden) bulacaksın

[28] Musa soyle cevap verdi: Bu seninle benim aramdadır. Bu iki sureden hangisini doldurursam doldurayım, demek ki bana karsı husumet yok. Soylediklerimize Allah vekildir

[29] Sonunda Musa sureyi doldurup ailesiyle yola cıkınca, Tur tarafından bir ates gordu. Ailesine: Siz (burada) bekleyin; ben bir ates gordum, belki oradan size bir haber yahut ısınmanız icin bir ates parcası getiririm, dedi

[30] Oraya gelince, o mubarek yerdeki vadinin sag kıyısından, (oradaki) agac tarafından kendisine soyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, butun alemlerin Rabbi olan Allah'ım

[31] Ve «Asanı at!» (denildi). Musa (attıgı) asayı yılan gibi deprenir gorunce, donup arkasına bakmadan kactı. «Ey Musa! Beri gel, korkma. Cunku sen emniyette olanlardansın» (buyuruldu)

[32] «Elini koynuna sok; kusursuz, bembeyaz cıkacaktır. Korkudan (acılan) kollarını kendine cek. Iste bu ikisi Firavun ve onun adamlarına karsı Rabbin tarafından iki kesin delildir. Cunku onlar, yoldan cıkan bir kavim olmuslardır» (diye seslenildi)

[33] Musa dedi ki: Rabbim! Ben onlardan birini oldurmustum, beni oldurmelerinden korkuyorum

[34] Kardesim Harun’un dili benimkinden daha duzgundur. Onu da beni dogrulayan bir yardımcı olarak benimle birlikte gonder. Zira bana yalancılık ithamında bulunmalarından endise ediyorum

[35] Allah buyurdu: Seni kardesinle destekleyecegiz ve size oyle bir kudret verecegiz ki, ayetlerimiz (mucize yardımlarımız) sayesinde onlar size erisemeyecekler. Siz ve size tabi olanlar ustun geleceksiniz

[36] Musa onlara apacık ayetlerimizi getirince: Bu, olsa olsa uydurulmus bir sihirdir. Biz onceki atalarımızdan boylesini isitmemistik, dediler

[37] Musa soyle dedi: Rabbim, kendi katından kimin hidayet (hakka rehberlik) getirdigini ve hayırlı akıbetin kime nasip olacagını en iyi bilendir. Muhakkak ki, zalimler iflah olmazlar

[38] Firavun ise soyle demisti: "Ey ileri gelenler! Sizin icin, benden baska bir ilah tanımıyorum. Ey Haman! Camur uzerine benim icin bir ates yak! Sonra da bana bir kule yap, belki Musa'nın ilahına ulasabilirim. Ben onun yalancılardan biri oldugunu zannediyorum

[39] O ve askerleri, yeryuzunde haksız yere buyukluk tasladılar ve gercekten bize dondurulmeyeceklerini sandılar

[40] Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak iste, zalimlerin sonu nice oldu

[41] Onları, (insanları) atese cagıran onculer kıldık. Kıyamet gunu onlar yardım gormeyeceklerdir

[42] Bu dunyada arkalarına lanet taktık. Onlar, kıyamet gununde de kotulenmisler arasındadır

[43] Andolsun biz, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya, dusunup ogut alsınlar diye insanlar icin apacık deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak o Kitab'ı (Tevrat’ı) vermisizdir

[44] (Rasulum!) Musa’ya emrimizi vahyettigimiz sırada, sen (Tur Dagı'nın) batı yonunde bulunmuyordun ve (o hadiseye) sahit olanlardan da degildin

[45] Bilakis biz nice nesiller var ettik de, onların uzerinden uzun zamanlar gecti. Sen, ayetlerimizi kendilerinden okuyarak ogrenmek uzere Medyen halkı arasında oturmus da degilsin; aksine (onları sana) gonderen biziz

[46] (Musa’ya) seslendigimiz zaman da, sen Tur’un yanında degildin. Bilakis, senden once kendilerine uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman icin Rabbinden bir rahmet olarak (orada gecenleri sana bildirdik); ola ki dusunup ogut alırlar

[47] Bizzat kendi yaptıklarından dolayı baslarına bir musibet geldiginde: Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gonderseydin de, ayetlerine uysak ve muminlerden olsaydık! diyecek olmasalardı (seni gondermezdik)

[48] Nitekim, yanımızdan kendilerine hak geldigi zaman, "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilseydi ya" demislerdir. Halbuki onceden Musa'ya verilenleri inkar edip "Birbirine destek olan iki sihir dememisler mi idi; "Biz, hepsini de inkar ediyoruz" dememisler mi idi

[49] (Rasulum!) De ki: Eger dogru sozluler iseniz, Allah katından bu ikisinden (bana ve Musa’ya inen kitaplardan) daha dogru bir kitap getirin de ben ona uyayım

[50] Eger sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, sırf heveslerine uymaktadırlar. Allah’tan bir yol gosterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir! Elbette Allah zalim kavmi dogru yola iletmez

[51] Andolsun ki biz, dusunup ogut alsınlar diye, sozu (vahyi) birbiri ardınca yetistirmisizdir (aralıksız vahiylerimizi gondermisizdir)

[52] Ondan (Kur'an'dan) once kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler

[53] Onlara (Kur’an) okundugu zaman: Ona iman ettik. Cunku o Rabbimizden gelmis hakikattir. Esasen biz daha once de musluman idik, derler

[54] Iste onlara, sabretmelerinden oturu, mukafatları iki defa verilecektir. Bunlar kotulugu iyilikle savarlar, kendilerine verdigimiz rızıktan da Allah rızası icin harcarlar

[55] Onlar, bos soz isittikleri zaman ondan yuz cevirirler ve: Bizim islerimiz bize, sizin isleriniz size. Size selam olsun. Biz kendini bilmezleri (arkadas edinmek) istemeyiz, derler

[56] (Rasulum!) Sen sevdigini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah diledigine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir

[57] «Biz seninle beraber dogru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız» dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her seyin urunlerinin toplanıp getirildigi, guvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mukerreme'ye) yerlestirmedik mi? Fakat onların cogu bilmezler

[58] Biz, refahından sımarmıs nice memleketi helak etmisizdir. Iste yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmistir. Onlara biz varis olmusuzdur

[59] Rabbin, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin ana merkezine gondermedikce, o memleketleri helak edici degildir. Zaten biz ancak halkı zalim olan memleketleri helak etmisizdir

[60] Size verilen seyler, dunya hayatının gecim vasıtası ve susudur. Allah katında olanlar ise, daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala buna aklınız ermeyecek mi

[61] Su halde, kendisine guzel bir vaadde bulundugumuz ve ardından ona kavusan kimse, (sırf) dunya hayatının gecici menfaat ve zevkini yasattıgımız, sonra kıyamet gununde (azap icin) huzurumuza getirilenler arasında bulunan kimse gibi midir

[62] O gun Allah onları cagırarak: Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz hani nerede? diyecektir

[63] (O gun) aleyhlerine soz (hukum, gerceklesmis olanlar: Rabbimiz! Sunlar azdırdıgımız kimselerdir. Biz nasıl azmıssak onları da oylece azdırdık (yoksa onları zorlayan bir gucumuz yoktu. Onların suclarından) beri oldugumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslında bize tapmıyorlardı (kendi arzularına tapıyorlardı), derler

[64] «(Allah'a kostugunuz) ortaklarınızı cagırın!» denir, onlar da cagırırlar; fakat kendilerine cevap vermezler ve (karsılarında) azabı gorurler. Ne olurdu (dunyada iken) dogru yola girselerdi

[65] O gun Allah onları cagırarak: Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyecektir

[66] Iste o gun onlara butun haberler korlesmistir (delilleri tukenmis, soyleyecek sozleri kalmamıstır); onlar birbirlerine de soramayacaklardır

[67] Fakat tevbe eden, iman edip salih ameller isleyen kimseye gelince, onun kurtulusa erenler arasında olması umulur

[68] Rabbin, diledigini yaratır ve secer. Onların secim hakkı yoktur. Allah, onların ortak kostuklarından munezzehtir ve sanı yucedir

[69] Rabbin, onların, sinelerinde gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir

[70] O, kendisinden baska hakkıyla ibadete layık bir ilah bulunmayan Allah'tır. Dunyada ve ahirette hamd, O'na mahsustur; hukum O'nundur; yine O'na donduruleceksiniz

[71] (Ey Muhammed!) De ki: "Allah, kıyamet gunune kadar geceyi uzerinizde devamlı kılsa, Allah'tan baska hangi ilah size bir ısık getirir, haydi soyleyin; hic isitmiyor musunuz

[72] De ki: Soyleyin bakalım, eger Allah uzerinizde gunduzu ta kıyamet gunune kadar aralıksız devam ettirse, Allah’tan baska, istirahat edeceginiz geceyi size getirecek ilah kimdir? Hala gormeyecek misiniz

[73] Rahmetinden oturu Allah, geceyi ve gunduzu yarattı ki geceleyin dinlenesiniz, (gunduzun) O'nun fazlu kereminden (rızkınızı) arayasınız ve sukredesiniz

[74] O gun Allah onları cagırarak: Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz hani nerede? Diyecektir

[75] (O gun) her ummetten bir sahit cıkarır, (kafirlere): Kesin delilinizi getirin! deriz. O zaman bilirler ki hakikat Allah’a aittir ve uydurageldikleri seyler (putlar) da kendilerinden ayrılıp kaybolmuslardır

[76] Karun, Musa'nın kavminden idi de, onlara karsı azgınlık etmisti. Biz ona oyle hazineler vermistik ki, anahtarlarını guclu, kuvvetli bir topluluk zor tasırdı. Kavmi ona soyle demisti: Sımarma! Bil ki Allah sımarıkları sevmez

[77] Allah’ın sana verdiginden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dunyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettigi gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryuzunde bozgunculugu arzulama. Suphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez

[78] Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demisti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden onceki nesillerden, ondan daha guclu, ondan daha cok taraftarı olan kimseleri helak etmisti. Gunahkarlardan gunahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir)

[79] Derken, Karun, ihtisamı icinde kavminin karsısına cıktı. Dunya hayatını arzulayanlar: Keske Karun'a verilenin benzeri bizim de olsaydı; dogrusu o cok sanslı! dediler

[80] Kendilerine ilim verilmis olanlar ise soyle dediler: Yazıklar olsun size! Iman edip salih ameller isleyenlere gore Allah'ın mukafatı daha ustundur. Ona da ancak sabredenler kavusabilir

[81] Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine gecirdik. Artık Allah'a karsı kendisine yardım edecek avanesi olmadıgı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de degildi

[82] Daha dun onun yerinde olmayı isteyenler: Demek ki, Allah rızkı, kullarından diledigine bol veriyor, diledigine de az. Sayet Allah bize lutufta bulunmus olmasaydı, bizi de yerin dibine gecirirdi. Vay! Demek ki inkarcılar iflah olmazmıs! demeye basladılar

[83] Iste ahiret yurdu! Biz onu yeryuzunde boburlenmeyi ve bozgunculugu arzulamayan kimselere veririz. (En guzel) akıbet, takva sahiplerinindir

[84] Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlı karsılık vardır. Kim bir kotuluk getirirse, o kotulukleri isleyenler, ancak yaptıkları kadar ceza gorurler

[85] (Rasulum!) Kur’an'ı (okumayı, teblig etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) donulecek yere dondurecektir. De ki: Rabbim, kimin hidayeti getirdigini ve kimin apacık bir sapıklık icinde oldugunu en iyi bilendir

[86] Sen, bu Kitab’ın sana vahyolunacagını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak gelmis) tir. O halde sakın kafirlere arka cıkma

[87] Allah'ın ayetleri sana indirildikten sonra, artık sakın onlar seni bu ayetlerden alıkoymasınlar. Rabbine davet et. Asla musriklerden olma

[88] Sakın Allah'la beraber baska bir ilaha ibadet etme (yalvarıp yakarma!); zira O'ndan baska ilah yoktur. O'ndan baska her sey yok olacaktır. Hukum O'nundur.Yine Ona donduruleceksiniz

Ankebût

Surah 29

[1] Elif. Lam. Mim

[2] Insanlar, imtihandan gecirilmeden, sadece «Iman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar

[3] Andolsun ki, biz onlardan oncekileri de imtihandan gecirmisizdir. Elbette Allah, dogruları ortaya cıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır

[4] Yoksa kotulukleri yapanlar bizden kacabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kotu (ne yanlıs) hukum veriyorlar

[5] Kim Allah'a kavusmayı umuyorsa, bilsin ki Allah’ın tayin ettigi o vakit elbet gelecektir. O, her seyi hakkıyla isiten ve hakkıyla bilendir

[6] Cihad eden, ancak kendisi icin cihad etmis olur. Suphesiz Allah, alemlerden mustagnidir. (O'nun hicbir seye ihtiyacı yoktur)

[7] Iman edip salih ameller isleyenlerin (gecmis) kotuluklerini elbette orteriz ve onlara, yaptıklarının daha guzeli ile karsılık veririz

[8] Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmisizdir. Eger onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir seyi (koru korune) bana ortak kosman icin zorlarlarsa, onlara itaat etme. Donusunuz ancak banadır. O zaman size yapmıs olduklarınızı haber verecegim

[9] Iman edip iyi isler yapanları, muhakkak salihler (zumresi) icine katarız

[10] Insanlardan kimi vardır ki: «Allah’a inandık» der, fakat Allah ugrunda eziyete ugratıldıgı zaman, insanların iskencesini Allah'ın azabı gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir yardım gelecek olsa, mutlaka, «Dogrusu biz de sizinle beraberdik» derler. Iyi de, Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen degil midir

[11] Allah, elbette (O'na gonulden) iman edenleri de bilir, iki yuzluleri de bilir (ortaya cıkaracaktır)

[12] Kafirler, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun, sizin gunahlarınızı biz yuklenelim, derler. Halbuki onların hicbir gunahını yuklenecek degillerdir. Gercekte onlar, kesinlikle yalan soylemektedirler

[13] (Fakat gercek su ki) elbette kendi yuklerini (veballerini), kendi yukleriyle birlikte nice yukleri tasıyacaklar ve uydurup durdukları seylerden kıyamet gunu mutlaka sorguya cekileceklerdir

[14] Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gonderdik de o bin yıldan elli yıl eksik bir sure onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulumlerini surdururken tufan kendilerini yakalayıverdi

[15] Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu alemlere bir ibret yaptık

[16] Ibrahim'i de gonderdik. O kavmine soyle demisti: Allah’a kulluk edin. O'na karsı gelmekten sakının. Eger bilmis olsanız bu sizin icin daha hayırlıdır

[17] Siz Allah’ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sozler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin ve O'na sukredin. Ancak O’na donduruleceksiniz

[18] Eger (size teblig edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden onceki bircok milletler de (kendilerine teblig edileni) yalan saymıslardır. Peygamber’e dusen, yalnız acık bir tebligdir

[19] Allah, yaratmayı nasıl baslatıyor, sonra da nasıl onu iade edecek, anlamıyorlar mı? Oysa bu Allah'a kolaydır

[20] De ki: Yeryuzunde dolasın ve Allah'ın yaratmaya nasıl basladıgını arastırın. Sonra Allah, son yaratmayı da (va'dolunan gunde) yapacaktır. Suphesiz Allah, herseye kadirdir

[21] O, diledigine azabeder, diledigini esirger. Ancak O’na donduruleceksiniz

[22] Siz ne yeryuzunde ne de gokte (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Allah'tan baska bir dost ve yardımcı da bulamazsınız

[23] Allah'ın ayetlerini ve O'na kavusmayı inkar edenler, iste onlar benim rahmetimden umitlerini kesmislerdir ve onlar icin acıklı bir azap vardır

[24] Kavminin (Ibrahim'e) cevabı ise: «Onu oldurun yahut yakın!» demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu atesten kurtardı. Dogrusu bunda, iman eden bir kavim icin ibretler vardır

[25] (Ibrahim onlara) dedi ki: Siz, sırf aranızdaki dunya hayatına has muhabbet ugruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gunu (gelip cattıgında ise) birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize lanet okuyacaksınız. Varacagınız yer cehennemdir ve hic yardımcınız da yoktur

[26] Bunun uzerine Lut ona iman etti ve (Ibrahim): dogrusu ben Rabbim'e(emrettigi yere) hicret ediyorum. Suphesiz O, mutlak guc ve hikmet sahibidir, dedi

[27] Ona Ishak ve Yakub’u bagısladık. Peygamberligi ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik. Ona dunyada mukafatını verdik. Suphesiz o, ahirette de salihler (zumresin) dendir

[28] Lut'u da (gonderdik). O, kavmine demisti ki: Gercekten siz, daha once hicbir milletin yapmadıgı bir hayasızlıgı yapıyorsunuz

[29] (Bu ilahi ikazdan sonra hala) siz, ille de erkeklere yaklasacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlikler yapacak mısınız? Kavminin cevabı ise, soyle demelerinden ibaret oldu: (Yaptıklarımızın kotulugu ve azaba ugrayacagımız konusunda) dogru soyleyenlerden isen, Allah’ın azabını getir bize

[30] (Lut:) Su fesatcılar guruhuna karsı bana yardım eyle Rabbim! dedi

[31] Elcilerimiz Ibrahim'e (iki ogul ihsan edecegimize dair) mujdeyi getirdiklerinde soyle dediler: Biz bu memleket halkını helak edecegiz. Cunku oranın halkı zalim kimselerdir

[32] (Ibrahim) dedi ki: Ama orada Lut var! Soyle cevap verdiler: Biz orada kimlerin bulundugunu cok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracagız. Yalnız karısı mustesna; o, (azapta) kalacaklar arasındadır

[33] Elcilerimiz Lut’a gelince, Lut onlar hakkında tasalandı ve (onları korumak icin) ne yapacagını bilemedi. Ona; Korkma, tasalanma! Cunku biz seni de aileni de kurtaracagız. Yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan karın mustesna, dediler

[34] «Biz, suphesiz, bu memleket halkının uzerine, yoldan cıkmalarına karsılık gokten (feci) bir azap indirecegiz.»

[35] Andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim icin oradan apacık bir ibret nisanesi bırakmısızdır

[36] Medyen’e de kardesleri Suayb’ı gonderdik ve Suayb: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, ahiret gunune umut baglayın, yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın! dedi

[37] Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz ustu coke kaldılar

[38] Ad ve Semud’u da (helak ettik). Sizin icin, (onların basına nelerin geldigi) oturdukları yerlerden apacık anlasılmaktadır. Seytan onlara yaptıkları isleri guzel gosterip onları dogru yoldan cıkardı. Oysa bakıp gorebilecek durumdaydılar

[39] Karun’u, Firavun'u ve Haman'ı da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apacık deliller getirmisti de onlar yeryuzunde buyukluk taslamıslardı. Halbuki (azabımızı asıp) gecebilecek degillerdi

[40] Nitekim, onlardan her birini gunahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin uzerine taslar savuran ruzgarlar gonderdik, kimini korkunc bir ses yakaladı, kimini yerin dibine gecirdik, kimini de suda bogduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı

[41] Allah’tan baska dostlar edinenlerin durumu, orumcegin durumu gibidir. Orumcek bir yuva edinir, halbuki yuvaların en curugu suphesiz orumcek yuvasıdır. Keske bilselerdi

[42] Allah, onların kendisini bırakıp da hangi seye yalvardıklarını suphesiz bilir. O, mutlak guc ve hikmet sahibidir

[43] Biz bu misalleri insanlar icin veriyoruz. Onları da ancak ilim sahibi olanlar anlayabilir

[44] Allah, gokleri ve yeri hak olarak (yerli yerince) yarattı. Suphesiz bunda, iman edenler icin (Allah'ın varlık ve kudretine) bir nisane bulunmaktadır

[45] (Rasulum!) Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı dosdogru kıl. Muhakkak ki, namaz, hayasızlıktan ve kotulukten alıkoyar. Allah'ı zikretmek (anmak) elbette (ibadetlerin) en buyugudur. Allah yaptıklarınızı bilir

[46] Iclerinden zalim olanlar dısında, kitap ehline karsı, en guzel bir sekilde mucadele edin ve deyin ki: «Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir ve biz Ona teslim olan kimseleriz.»

[47] (Rasulum') Iste boylece sana (onceki kitapları tasdik eden) bu Kitab'ı indirdik. Onun icin, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Sunlardan (Araplardan) da ona iman eden nice kimseler vardır. Ayetlerimizi, ancak kafirler (inatları yuzunden) bile bile inkar eder

[48] Sen bundan once ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Oyle olsaydı, batıla uyanlar kusku duyarlardı

[49] Hayır, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apacık ayetlerdir. Ayetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkar eder

[50] «Ona Rabbinden (baskaca) mucizeler indirilmeli degil miydi?» derler. De ki: Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apacık bir uyarıcıyım

[51] Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmemis mi? Elbette iman eden bir kavim icin onda rahmet ve bir ibret (ve ogut) vardır

[52] De ki: Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. O, goklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler (var ya), iste ziyana ugrayacaklar onlardır

[53] Senden, azabı carcabuk (getirmeni) istiyorlar. Eger onceden tayin edilmis bir vade olmasaydı, azap elbette onlara gelip catmıstı. Fakat onlar farkında degilken, o ansızın kendilerine geliverecektir

[54] (Evet) senden azabı carcabuk (getirmeni) istiyorlar. Hic supheleri olmasın, cehennem kafirleri cepecevre kusatacaktır

[55] O gunde azap, onları hem ustlerinden hem ayaklarının altından saracak ve Allah (onlara): «Yaptıklarınızı (cezasını) tadın!» diyecektir

[56] Ey iman eden kullarım! Suphesiz, benim arzım genistir. O halde (nerede guven icinde olacaksanız orada) yalnız bana kulluk edin

[57] Her can olumu tadacaktır. Sonunda bize donduruleceksiniz

[58] Iman edip salih ameller isleyenler, (evet) muhakkak ki onları, icinde ebedi kalmak uzere altlarından ırmaklar akan cennet kosklerine yerlestirecegiz. (Boyle iyi) isler yapanların mukafatı ne guzeldir

[59] Onlar, sabreden kimselerdir ve yalnız Rablerine guvenip dayanmaktadırlar

[60] Nice canlı var ki, rızkını (yanında) tasımıyor. Allah, onları da sizi de rızıklandırır. O, hakkıyla isitendir; hakkıyla bilendir

[61] Andolsun ki onlara: «Gokleri ve yeri yaratan, gunesi ve ayı buyrugu altında tutan kimdir?» diye sorsan, mutlaka, «Allah» derler. O halde nasıl (haktan) cevrilip donduruluyorlar

[62] Allah rızkı kullarından diledigine bol bol verir, diledigine de kısar. Suphesiz Allah her seyi hakkıyla bilendir

[63] Andolsun ki onlara: «Gokten su indirip onunla olumunun ardından yeryuzunu canlandıran kimdir?» diye sorsan, mutlaka. «Allah» derler. De ki: (Oyleyse) hamd da Allah'a mahsustur. Fakat onların cogu (soyledikleri uzerinde) dusunmezler

[64] Bu dunya hayatı sadece bir eglenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, iste asıl yasama odur. Keske bilmis olsalardı

[65] Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O’na has kılarak (ihlasla) Allah'a yalvarırlar. Fakat onları salimen karaya cıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak kosmaktadırlar

[66] Kendilerine verdiklerimize karsı nankorluk etsinler ve sefa sursunler bakalım! Ama yakında bilecekler

[67] Cevrelerinde insanlar kapılıp goturulurken, bizim (Mekke'yi) guven icinde kudsi bir yer yaptıgımızı gormediler mi? Hala batıla inanıp Allah’ın nimetine nankorluk mu ediyorlar

[68] Allah’a karsı yalan uyduran yahut kendisine hak gelmisken onu yalan sayandan daha zalimi kimdir? Cehennemde kafirlere yer mi yok

[69] Ama bizim ugrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eristirecegiz. Hic suphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir

Rûm

Surah 30

[1] Elif. Lam. Mim

[2] Rumlar, yenilgiye ugradılar

[3] (Arapların bulundugu bolgeye) en yakın bir yerde Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra galip geleceklerdir

[4] Birkac yıl icinde eninde sonunda emir Allah'ındır. O gun muminler de sevineceklerdir

[5] Allah’ın yardımıyla, Allah, diledigine yardım eder. O, mutlak guc sahibidir, cok esirgeyicidir

[6] (Bu) Allah'ın vadettigidir. Allah vadinden caymaz; fakat insanların cogu bilmezler

[7] Onlar, dunya hayatının gorunen yuzunu bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler

[8] Kendi kendilerine, Allah'ın, gokleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve muayyen bir sure icin yarattıgını hic dusunmediler mi? Insanların bircogu, Rablerine kavusmayı gercekten inkar etmektedirler

[9] Onlar, yeryuzunde gezip de kendilerinden oncekilerin akıbetlerinin nice olduguna bakmadılar mı? Ki onlar, kendilerinden daha guclu idiler, yeryuzunu kazıp altust etmisler, onu bunların imar ettiklerinden daha cok imar etmislerdi. Peygamberleri, onlara da nice acık deliller getirmislerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek degildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler

[10] Sonunda, Allah’ın ayetlerini yalan sayarak ve onları alaya alarak kotuluk yapanların akıbetleri pek fena oldu

[11] Allah, ilkin mahlukunu yaratır, (olumden) sonra da bunu (yaratmayı), tekrarlar. Sonunda hep O’na donduruleceksiniz

[12] Kıyametin kopacagı gun, gunahkarlar (umitsizlik icinde) susacaklardır

[13] (Allah'a kostukları) ortaklarından kendilerine hicbir sefaatci cıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkar edeceklerdir

[14] Kıyamet kopacagı gun, iste o gun (muminlerle inkarcılar) birbirlerinden ayrılacaklardır

[15] Iman edip salih ameller isleyenlere gelince, onlar, Cennet'te nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır

[16] Inkar edenler, ayetlerimizi ve ahiret bulusmasını yalan sayanlar ise, iste onlar azapla yuzyuze bırakılacaklardır

[17] Haydi siz, aksama ulastıgınızda (aksam ve yatsı vaktinde) sabaha kavustugunuzda, Allah'ı tesbih edin

[18] Goklerde ve yerde gunduzun sonunda ve ogle vaktine eristiginizde hamd O’na mahsustur

[19] Oluden diriyi, diriden de oluyu O cıkarıyor; yeryuzunu olumunun ardından O canlandırıyor. Iste siz de (kabirlerinizden) boyle cıkarılacaksınız

[20] Sizi topraktan yaratması, O’nun (varlıgının) delillerindendir. Sonra siz, (her tarafa) yayılan insanlar oluverdiniz

[21] Size, kendi nefsinizden, kendisiyle huzura kavusabileceginiz esler yaratıp aranıza sevgi ve merhamet koyması da O'nun delillerindendir. Bunda, hic suphesiz dusunen kimseler icin ibretler vardır

[22] O'nun delillerinden biri de, gokleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin degisik olmasıdır. Suphesiz bunda bilenler icin (alınacak) dersler vardır

[23] Gece olsun gunduz olsun, uyumanız ve Allah'ın lutfundan (nasibinizi) aramanız da O'nun (varlıgının) delillerindendir. Gercekten bunda, isiten bir kavim icin ibretler vardır

[24] Yine O’nun delillerindendir ki, size korku ve umit vermek uzere simsegi gosteriyor, gokten su indirip olumunun ardından yeri onunla diriltiyor. Dogrusu bunda, aklını kullanan bir kavim icin (alınacak) dersler vardır

[25] Gogun ve yerin O’nun buyrugu ile durması da O'nun (varlıgının) delillerindendir. Sonra sizi topraktan bir cagırdı mı hemen (kabirlerinizden) cıkıverirsiniz

[26] Goklerde ve yerde olanlar hep O'nundur. Hepsi O'na boyun egmistir

[27] Mahlukatı ilk defa yaratan, olumunden sonra onu tekrar varedecek olan O'dur. Bu, O'na daha kolaydır. Goklerde ve yerde en yuce sıfatlar O'nundur. O, daima galiptir; hikmet sahibidir

[28] Allah size kendi nefsinizden bir misal vermektedir: Emriniz altında bulunan kolelerden, size rızık olarak verdiklerimizde size ortak olan ve sizinle esit hakka sahip bulunup birbirinizden korktugunuz gibi kendilerinin istedikleri sekilde tasarruf etmelerinden korktugunuz ortaklar var mı? Iste biz, aklını kullanan kimseler icin ayetleri bu sekilde uzun uzun acıklarız

[29] Gel gor ki haksızlık edenler, bilgisizce kotu arzularına uydular. Allah’ın saptırdıgını kim dogru yola eristirebilir? Onlar icin herhangi bir yardımcı yoktur

[30] (Rasulum!) Sen yuzunu hanif olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat uzere yaratmıs ise ona cevir. Allah’ın yaratısında degisme yoktur. Iste dosdogru din budur; fakat insanların cogu bilmezler

[31] Hepiniz O'na yonelerek O'na karsı gelmekten sakının, namazı dosdogru kılın; sakın musriklerden olmayın

[32] Dinlerini parcalayan ve boluk boluk olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile boburlenmededir

[33] Insanların basına bir sıkıntı gelince, Rablerine yonelerek O'na yalvarırlar. Sonra Allah, katından onlara bir rahmet (nimet ve bolluk) tattırınca, bakarsınız ki onlardan bir grup yine Rablerine ortak kosuyorlar

[34] Kendilerine verdiklerimize nankorluk etsinler bakalım! Haydi sefa surun; ama yakında bileceksiniz

[35] Yoksa onlara bir kesin delil indirdik de, o delil, musrik olmalarını mı soyluyor

[36] Insanlara bir rahmet tattırdıgımızda ona sevinirler. Sayet yaptıklarından oturu baslarına bir fenalık gelse hemen umitsizlige dusuverirler

[37] Gormediler mi ki Allah, rızkı diledigine bol bol vermekte, diledigininkini de daraltmaktadır. Suphesiz imanlı bir kavim icin bunda ibretler vardır

[38] O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmısa hakkını ver. Allah'ın rızasını isteyenler icin bu, en iyisidir. Iste onlar kurtulusa erenlerdir

[39] Insanların mallarında artıs olsun diye verdiginiz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiginiz zekata gelince, iste zekatı veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır

[40] Allah, (o yuce varlıktır) ki sizi yaratmıs, sonra rızıklandırmıstır, sonra O, hayatınızı sona erdirecek, daha sonra da sizi (tekrar) diriltecektir. Peki sizin (Allah'a es tuttugunuz) ortaklarınız icinde bunlardan birini yapabilecek var mı? Allah onların ortak kostuklarından munezzehtir ve cok yucedir

[41] Insanların bizzat kendi isledikleri yuzunden karada ve denizde duzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kotu yoldan) donerler

[42] (Rasulum!) De ki: Yeryuzunde gezip dolasın da, daha oncekilerin akıbetleri nice oldu, gorun. Onların cogu musrik idi

[43] Allah katından, donusu olmayan bir gun (kıyamet gunu) gelmeden once yonunu o gercek dine cevir! O gun (insanlar) boluk boluk ayrılacaklardır

[44] Kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhine olur. Salih ameller isleyenlere gelince, onlar da kendileri icin (cennetteki yerlerini) hazırlamıs olurlar

[45] Zira Allah, iman edip salih ameller isleyenlere kendi lutfundan karsılık verecektir. Suphesiz O, kafirleri sevmez

[46] Size rahmetinden tattırsın, emriyle gemiler yuzsun, fazlından (nasibinizi) arayasınız ve sukredesiniz diye (hayat ve bereket) mujdecileri olarak ruzgarları gondermesi de Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir

[47] Andolsun ki, biz senden once kendi kavimlerine nice peygamberler gonderdik de onlara acık deliller getirdiler. (Onları dinlemeyip) gunaha dalanların ise cezalarını hakkıyla vermisizdir. Muminlere yardım etmek de bize duser

[48] Allah O’dur ki, ruzgarları gonderir, bunlar da bulutu kaldırır. Derken, Allah onu gokte diledigi gibi yayar ve parca parca eder; nihayet arasından yagmurun cıktıgını gorursun. Allah diledigi kullarına yagmuru nasip edince, onlar seviniverirler

[49] Oysa onlar, daha once, uzerlerine yagmur yagdırılmasından iyice umitlerini kesmislerdi

[50] Allah'ın rahmetinin eserlerine bir bak: Yeryuzunu olumunun ardından nasıl diriltiyor! Suphesiz O, oluleri de mutlaka diriltecektir. O, her seye kadirdir

[51] Andolsun ki, bir ruzgar gondersek de onu (ekini) sararmıs gorseler, ardından muhakkak nankorluge baslarlar

[52] (Ey Muhammed!) Suphe yoktur ki sen, olulere isittiremez, donup gittikleri zaman da sagırlara cagrıyı duyuramazsın

[53] Korleri de sapıklıklarından (vazgecirip) dogru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet gostererek ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin

[54] Sizi gucsuz yaratan, sonra gucsuzlugun ardından kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardından gucsuzluk ve ihtiyarlık veren, Allah’tır. O, diledigini yaratır. O, hakkıyla bilendir, ustun kudret sahibidir

[55] Kıyamet koptugu gun, gunahkarlar, (dunyada) ancak pek kısa bir sure kaldıklarına yemin ederler. Iste onlar, (dunyada da haktan) boyle donduruluyorlardı

[56] Kendilerine ilim ve iman verilenler soyle derler: Andolsun ki siz, Allah’ın yazısında (hukmedildigi gibi) yeniden dirilme gunune kadar kaldınız, iste bugun yeniden dirilme gunudur; fakat siz onu tanımıyordunuz

[57] Artık o gun, zulmedenlerin (beyan edecekleri) mazeretleri fayda vermeyecegi gibi, onlardan Allah'ı hosnut etmeye calısmaları da istenmez

[58] Andolsun ki biz, bu Kur'an'da insanlar icin her cesit misale yer vermisizdir. Sayet onlara bir mucize getirsen inkarcılar kesinlikle soyle diyeceklerdir: Siz ancak batıl seyler ortaya atmaktasınız

[59] Iste bilmeyenlerin (hakkı tanımayanların) kalplerini Allah boylece muhurler

[60] Bu itibarla (ey Muhammed!) sabret. Suphe yoktur ki, Allah'ın vaadi haktır. Inanmayanlar, sakın seni sıkıntıya dusurup gevsetmesin

Lokman

Surah 31

[1] Elif. Lam. Mim

[2] Iste bu ayetler, hikmet dolu Kitab'ın ayetleridir

[3] Guzel davrananlar icin bir hidayet rehberi ve rahmet olmak uzere (indirilmistir)

[4] O kimseler, namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler, onlar ahirete de kesin olarak iman ederler

[5] Iste onlar, Rableri tarafından gosterilmis dogru yol uzeredirler ve onlar kurtulusa erenlerdir

[6] Insanlardan oylesi var ki, herhangi bir ilmi delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek icin bos lafı satın alır. Iste onlara rusva edici bir azap vardır

[7] Ona ayetlerimiz okundugu zaman, sanki bunları isitmemis, sanki kulaklarında agırlık varmıs gibi buyukluk taslayarak yuz cevirir. Sen de ona acıklı bir azabın mujdesini ver

[8] Suphesiz, iman edip de salih ameller isleyenler icin, nimetleri bol cennetler vardır

[9] Icinde devamlı kalacaklardır ve bu, Allah'ın verdigi gercek sozdur. O, mutlak guc ve hikmet sahibidir

[10] O, gokleri gorebildiginiz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu daglar koydu ve orada her cesit canlıyı yaydı. Biz gokyuzunden su indirip, orada her faydalı nebattan cift cift bitirdik

[11] Iste bunlar Allah'ın yarattıklarıdır. Simdi (ey kafirler!) O'ndan baskasının ne yarattıgını bana gosterin! Hayır (gosteremezler)! Zalimler acık bir sapıklık icindedirler

[12] Andolsun biz Lokman’a: Allah'a sukret! diyerek hikmet verdik. Sukreden ancak kendisi icin sukretmis olur. Nankorluk eden de bilsin ki, Allah hicbir seye muhtac degildir, her turlu ovguye layıktır

[13] Lokman, ogluna ogut vererek: Yavrucugum! Allah'a ortak kosma! Suphesiz sirk, en buyuk zulumdur, demisti

[14] Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmisizdir. Cunku anası onu nice sıkıntılara katlanarak tasımıstır. Sutten ayrılması da iki yıl icinde olur. (Iste bunun icin) once bana, sonra da ana-babana sukret diye tavsiyede bulunmusuzdur. Donus ancak banadır

[15] Eger onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir seyi (koru korune) bana ortak kosman icin zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dunyada iyi gecin. Bana yonelenlerin yoluna uy. Sonunda donusunuz ancak banadır. O zaman size, yapmıs olduklarınızı haber veririm

[16] (Lokman, ogutlerine devamla soyle demisti:) Yavrucugum! Yaptıgın is (iyilik veya kotuluk), bir hardal tanesi agırlıgında bile olsa ve bu, bir kayanın icinde veya goklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karsına) getirir. Dogrusu Allah, en ince isleri gorup bilmektedir ve her seyden haberdardır

[17] Yavrucugum! Namazı dosdogru kıl, iyiligi emret, kotulukten vazgecirmeye calıs, basına gelenlere sabret. Dogrusu bunlar, azmedilmeye deger islerdir

[18] Kucumseyerek insanlardan yuz cevirme ve yeryuzunde boburlenerek yurume. Zira Allah, kendini begenmis ovunup duran kimseleri asla sevmez

[19] Yuruyusunde tabii ol, sesini alcalt. Unutma ki, seslerin en cirkini merkeplerin sesidir

[20] Allah'ın, goklerde ve yerdeki (nice varlık ve imkanları) sizin emrinize verdigini, nimetlerini acık ve gizli olarak size bolca ihsan ettigini gormediniz mi? Yine de, insanlar icinde, bilgisi, rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı yokken Allah hakkında tartısan kimseler vardır

[21] Onlara «Allah'ın indirdigine uyun» dendiginde: Hayır, biz babalarımızı uzerinde buldugumuz yola uyarız, derler. Ya seytan, onları alevli atesin azabına cagırıyor idiyse

[22] Iyi davranıslar icinde kendini butunuyle Allah'a veren kimse, gercekten en saglam kulpa yapısmıstır. Zaten butun islerin sonu Allah'a varır

[23] (Rasulum!) Inkar edenin inkarı seni uzmesin. Onların donusu ancak bizedir. Iste o zaman yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah kalplerde olanı suphesiz cok iyi bilir

[24] Onları biraz faydalandırır, sonra kendilerini agır bir azaba surukleriz

[25] Andolsun ki onlara, «Gokleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan, mutlaka «Allah...» derler. De ki: (Oyleyse) ovgu de yalnız Allah'a mahsustur, ama onların cogu bilmezler

[26] Goklerde ve yerde olan her sey Allah'a aittir. Allah, her seyden mustagnidir; hamd olunmaya layıktır

[27] Sayet yeryuzundeki agaclar kalem, deniz de arkasından yedi deniz katılarak (murekkep olsa) yine Allah'ın sozleri (yazmakla) tukenmez. Suphe yok ki Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir

[28] (Insanlar!) Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, ancak tek bir kisinin yaratılması ve diriltilmesi gibidir. Suphe yoktur ki Allah, her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla gorendir

[29] Bilmez misin ki Allah, geceyi gunduze ve gunduzu geceye katmaktadır. Gunesi ve ayı da buyrugu altına almıstır. Bunların her biri belli bir vadeye kadar hareketine devam eder. Ve Allah, yaptıklarınızdan tamamen haberdardır

[30] Cunku Allah, hakkın ta kendisidir; O’ndan baska taptıkları ise hic suphesiz batıldır. Gercekten Allah cok yuce, cok uludur

[31] Size varlıgının delillerini gostermesi icin, Allah'ın lutfuyla gemilerin denizde yuzdugunu gormedin mi? Suphesiz bunda, cok sabreden, cok sukreden herkes icin ibretler vardır

[32] Onları daglar gibi dalgalar orttugu zaman, dini Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar. Onları karaya cıkarıp kurtarınca, iclerinden bir kısmı dogru yolu tutar. Zaten ayetlerimizi gaddar ve nankor olanlardan baskası inkar etmez

[33] Ey Insanlar! Rabbinize karsı gelmekten sakının. Ne babanın evladı, ne evladın babası namına bir sey odeyemeyecegi gunden cekinin. Bilin ki, Allah'ın verdigi soz gercektir. Sakın dunya hayatı sizi aldatmasın ve seytan, Allah'ın affına guvendirerek sizi kandırmasın

[34] Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yagmuru O yagdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hic kimse yarın ne kazanacagını bilemez. Yine hic kimse nerede olecegini bilemez. Suphesiz Allah, her seyi bilendir, her seyden haberdardır

Secde

Surah 32

[1] Elif. Lam. Mim

[2] Bu Kitab'ın, alemlerin Rabbi tarafından indirilmis oldugunda asla suphe yoktur

[3] Yoksa «Onu, (Muhammed) uydurdu mu?» diyorlar. Hayır! (Ey Peygamber!) O, senden once kendilerine bir uyarıcı gelmemis olan bir kavmi uyarman icin Rabbinden gelen haktır. Belki onlarda dogru yolu bulurlar

[4] Gokleri, yeri ve bunların arasındakileri altı gunde (devirde) yaratan, sonra arsa istiva eden Allah'tır. O'ndan baska ne bir dost ne de bir sefaatciniz vardır. Artık dusunup ogut almaz mısınız

[5] Allah, gokten yere kadar her isi duzenleyip yonetir. Sonra (butun bu isler) sizin sayageldiklerinize gore bin yıl tutan bir gunde O'nun nezdine cıkar

[6] Iste, gorulmeyeni de goruleni de bilen, mutlak galip ve merhamet sahibi O'dur

[7] O (Allah) ki, yarattıgı her seyi guzel yapman ve insanı yaratısına camurdan baslayandır

[8] Sonra onun zurriyetini, dayanıksız bir suyun ozunden uretmistir

[9] Sonra onu tamamlayıp sekillendirmis, ona kendi ruhundan uflemistir. Ve sizin icin kulaklar, gozler, kalpler yaratmıstır. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[10] «Topragın icinde kayboldugumuz zaman, gercekten (o vakit) biz mi yeniden yaratılacagız?» derler. Dogrusu onlar Rablerine kavusmayı inkar etmektedirler

[11] De ki: Size vekil kılınan (bu konuda gorevlendirilen) olum melegi canınızı alacak, sonra Rabbinize donduruleceksiniz

[12] O gunahkarların, Rableri huzurunda baslarını one egecekleri, «Rabbimiz! Gorduk duyduk, simdi bizi (dunyaya) geri gonder de, iyi isler yapalım, artık kesin olarak inandık» diyecekleri zamanı bir gorsen

[13] Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, «cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracagım» diye benden kesin soz cıkmıstır

[14] (O gun onlara soyle diyecegiz:) Bu gune kavusmayı unutmanızın cezasını simdi tadın bakalım! Dogrusu biz de sizi unuttuk; yaptıklarınızdan oturu ebedi azabı tadın

[15] Bizim ayetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, bunlarla kendilerine ogut verildiginde, buyukluk taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler

[16] Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak uzere (ibadet ettikleri icin), vucutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdigimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar

[17] Yaptıklarına karsılık olarak, onlar icin ne mutluluklar saklandıgını hic kimse bilemez

[18] Oyle ya, mumin olan, yoldan cıkmıs kimse gibi midir? Bunlar elbette bir olamazlar

[19] Iman edip de, salih ameller isleyenlere gelince, onlar icin yaptıklarına karsılık olarak varıp kalacakları cennet konakları vardır

[20] Yoldan cıkanlar ise, onların varacakları yer atestir. Oradan her cıkmak istediklerinde geri cevrilirler ve kendilerine: «Yalanlayıp durdugunuz cehennem azabını tadın!» denir

[21] En buyuk azaptan once, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracagız; olur ki (imana) donerler

[22] Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yuz cevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, gunahkarlara, layık oldukları cezayı veririz

[23] Andolsun biz Musa'ya Kitap verdik, (Rasulum!) sen ona (Musa'ya) kavusacagından suphe etme ve onu Israilogullarına hidayet rehberi kıldık

[24] Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların icinden, buyrugumuzla dogru yola ileten rehberler tayin etmistik

[25] Muhakkak ki Rabbin, ihtilaf etmekte oldukları seyler hakkında kıyamet gunu onların aralarında hukmedecektir

[26] Halen yurtlarında gezip dolastıkları kendilerinden onceki nice nesilleri helak edisimiz onları dogru yola sevketmedi mi? Bunlarda elbette ibretler vardır. Hala kulak vermezler mi

[27] Kupkuru yerlere suyu ulastırdıgımızı, onunla gerek hayvanlarının gerekse kendilerinin yiyegeldikleri ekini cıkarmakta oldugumuzu da gormediler mi? Hala da goremeyecekler mi

[28] Eger dogru soyluyorsanız, bu fetih (ve hukum) gunu hani ne zaman? derler

[29] De ki: Fetih (ve hukum) gununde inkarcılara (o gun ettikleri) imanları fayda vermeyecek ve kendilerine muhlet de tanınmayacaktır

[30] Artık sen onları bırak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler

Ahzâb

Surah 33

[1] Ey Peygamber! Allah'tan sakın; kafirlere ve munafıklara itaat etme. Suphesiz Allah her seyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir

[2] Rabbinden sana vahyedilene uy. Suphesiz Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

[3] Allah’a guven. Vekil olarak Allah yeter

[4] Allah, bir adamın icinde iki kalp yaratmadıgı gibi, «zıhar» yaptıgınız eslerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlatlıklarınızı da oz ogullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin agızlarınıza geliveren sozlerden ibarettir. Allah ise gercegi soyler ve dogru yola O eristirir

[5] Onları (evlat edindiklerinizi kendi) babalarına nispet ederek cagırın. Allah yanında en dogrusu budur. Eger babalarının kim oldugunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardesleriniz ve gorup gozettiginiz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yoneldiginde gunah vardır. Allah, cok bagıslayıcıdır; cok merhametlidir

[6] Peygamber, muminlere kendi canlarından daha yakındır. Esleri, onların analarıdır. Akraba olanlar, Allah’ın Kitabına gore, (mirascılık bakımından) birbirlerine diger muminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar; ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız mustesnadır. Bunlar Kitap’ta yazılı bulunmaktadır

[7] Hani biz peygamberlerden soz almıstık; senden, Nuh'tan, Ibrahim'den, Musa'dan ve Meryem oglu Isa'dan da. (Evet) biz onlardan pek saglam bir soz aldık

[8] Allah bu sozu dogruları dogruluklarıyla sorumlu kılmak icin aldı. Kafirler icin de cok acıklı bir azap hazırladı

[9] Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın; hani size ordular saldırmıstı da, biz onlara karsı bir ruzgar ve sizin gormediginiz ordular gondermistik. Allah ne yaptıgınızı cok iyi gormekteydi

[10] Onlar hem yukarınızdan hem asagı tarafınızdan (vadinin ustunden ve alt yanından) uzerinize yurudukleri zaman; gozler yıldıgı, yurekler gırtlaga geldigi ve siz Allah hakkında turlu turlu seyler dusundugunuz zaman

[11] iste orada iman sahipleri imtihandan gecirilmis ve siddetli bir sarsıntıya ugratılmıslardı

[12] Ve o zaman, munafıklar ile kalplerinde hastalık (iman zayıflıgı) bulunanlar: «Meger Allah ve Rasulu bize sadece kuru vaadlerde bulunmuslar!» diyorlardı

[13] Onlardan bir grup da demisti ki: Ey Yesribliler (Medineliler)! Artık sizin icin durmanın sırası degil, haydi donun! Iclerinden bir kısmı ise: Gercekten evlerimiz emniyette degil, diyerek Peygamber'den izin istiyordu; oysa evleri tehlikede degildi, sadece kacmayı arzuluyorlardı

[14] Medine'nin her yanından uzerlerine saldırılsaydı da, o zaman savasmaları istenseydi, suphesiz hemen savasa katılırlar ve evlerinde pek eglenmezlerdi

[15] Andolsun ki daha once onlar, sırt cevirip kacmayacaklarına dair Allah'a soz vermislerdi. Allah’a verilen soz, mesuliyeti gerektirir

[16] (Rasulum!) De ki: Eger olumden veya oldurulmekten kacıyorsanız, kacmanın size asla faydası olmaz! (Eceliniz gelmemis ise) o takdirde de, yasatılacagınız sure cok degildir

[17] De ki: Allah size bir kotuluk dilerse, O'na karsı sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan baska ne bir dost bulurlar ne de bir yardımcı

[18] Allah, icinizden (savastan) alıkoyanları ve yandasına: «Bize katılın» diyenleri gercekten biliyor. Zaten bunların pek azı savasa gelir

[19] (Gelseler de) size karsı pek hasistirler. Hele korku gelip cattı mı, uzerine olum baygınlıgı cokmus gibi gozleri donerek sana baktıklarını gorursun. Korku gidince ise, mala duskunluk gostererek sizi sivri dilleri ile incitirler. Onlar iman etmis degillerdir; bunun icin Allah onların yaptıklarını bosa cıkarmıstır. Bu, Allah'a gore kolaydır

[20] Bunlar, dusman birliklerinin bozulup gitmedikleri evhamı icindedirler. Muttefikler ordusu yine gelecek olsa, isterler ki, colde gocebe Araplar icinde bulunsunlar da, sizin haberlerinizi (uzaktan) sorsunlar. Zaten icinizde bulunsalardı dahi pek savasacak degillerdi

[21] Andolsun ki, Rasulullah, sizin icin, Allah'a ve ahiret gunune kavusmayı umanlar ve Allah'ı cok zikredenler icin guzel bir ornektir

[22] Muminler ise, dusman birliklerini gorduklerinde: Iste Allah ve Rasulu'nun bize vadettigi! Allah ve Rasulu dogru soylemistir, dediler. Bu (orduların gelisi), onların ancak imanlarını ve Allah’a baglılıklarını arttırdı

[23] Muminler icinde Allah’a verdikleri sozde duran nice erler var. Iste onlardan kimi, sozunu yerine getirip o yolda canını vermistir; kimi de (sehitligi) beklemektedir. Onlar hicbir sekilde (sozlerini) degistirmemislerdir

[24] Cunku Allah sadakat gosterenleri sadakatları sebebiyle mukafatlandıracak, munafıklara dilerse azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Allah, suphesiz cok bagıslayıcıdır; cok merhametlidir

[25] Allah, o inkar edenleri hicbir fayda elde edemeden ofkeleri ile geri cevirdi. Allah(ın yardımı) savasla muminlere yetti. Allah gucludur, mutlak galiptir

[26] Allah, ehli kitaptan, onlara (musrik ordularına) yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku dusurdu; bir kısmını olduruyor, bir kısmını da esir alıyordunuz

[27] Allah, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadıgınız topraklara sizi mirascı yaptı. Allah'ın her seye gucu yeter

[28] Ey Peygamber! Eslerine soyle soyle: Eger dunya dirligini ve susunu (refahını) istiyorsanız, gelin size bosanma bedellerinizi vereyim de, sizi guzellikle salıvereyim

[29] Eger Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, icinizden guzel davrananlar icin buyuk bir mukafat hazırlamıstır

[30] Ey peygamber hanımları! Sizden kim acık bir hayasızlık yaparsa, onun azabı iki katına cıkarılır. Bu, Allah'a gore kolaydır

[31] Sizden kim, Allah’a ve Rasulune itaat eder ve salih amel islerse ona mukafatını iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rızık hazırlamısızdır

[32] Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi degilsiniz. Eger (Allah'tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karsı) cekici bir eda ile konusmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse umide kapılır. (kalbinde hastalık bulunan kimselere umit vermeyen) Guzel soz soyleyin

[33] Evlerinizde oturun, eski cahiliye adetinde oldugu gibi acılıp sacılmayın. Namazı dosdogru kılın, zekatı verin, Allah'a ve Rasulune itaat edin. Ey Ehli Beyt! Allah sizden, sadece gunahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor

[34] Evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Suphesiz Allah, her seyin ic yuzunu bilendir ve her seyden haberi olandır

[35] Musluman erkekler ve musluman kadınlar, mumin erkekler ve mumin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, dogru erkekler ve dogru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mutevazi erkekler ve mutevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruc tutan erkekler ve oruc tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı cok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; iste Allah, bunlar icin bir magfiret ve buyuk bir mukafat hazırlamıstır

[36] Allah ve Rasulu bir ise hukum verdigi zaman, inanmıs bir erkek ve kadına o isi kendi isteklerine gore secme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasulune karsı gelirse, apacık bir sapıklıga dusmus olur

[37] (Rasulum!) Hani Allah'ın nimet verdigi, senin de kendisine iyilik ettigin kimseye: Esini yanında tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın acıga vuracagı seyi, insanlardan cekinerek icinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilisigini kesince biz onu sana nikahladık ki evlatlıkları, karılarıyla iliskilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) muminlere bir gucluk olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmistir

[38] Allah'ın, kendisine helal kıldıgı seyde Peygamber'e herhangi bir vebal yoktur. Once gelip gecenler arasında da Allah'ın adeti boyle idi. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmıs bir kaderdir

[39] O peygamberler ki Allah'ın gonderdigi emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan baska kimseden korkmazlar. Hesap gorucu olarak Allah (herkese) yeter

[40] Muhammed, sizin erkeklerinizden hicbirinin babası degildir. Fakat o, Allah'ın Rasulu ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her seyi hakkıyla bilendir

[41] Ey inananlar! Allah'ı cokca zikredin

[42] Ve O'nu sabah-aksam tesbih edin

[43] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin uzerinize rahmetini gonderen O'dur. Melekleri de size istigfar eder. Allah, muminlere karsı cok merhametlidir

[44] Kendisine kavustukları gun, Allah’ın onlara iltifatı, «selam» dır. Allah onlara cok degerli mukafat hazırlamıstır

[45] Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir sahit, bir mujdeleyici ve bir uyarıcı olarak gonderdik

[46] Allah’ın izniyle, bir davetci ve nur sacan bir kandil olarak (gonderdik)

[47] Allah’tan buyuk bir lutfa ereceklerini muminlere mujdele

[48] Kafirlere ve munafıklara boyun egme. Onların eziyetlerine aldırma. Allah’a guvenip dayan, vekil ve destek olarak Allah yeter

[49] Ey iman edenler! Mumin kadınları nikahlayıp da, henuz zifafa girmeden onları bosarsanız, onları sayacagınız bir iddet suresince bekletme hakkınız yoktur. O halde onları (bir bagısla) memnun edin ve onları guzel bir sekilde serbest bırakın

[50] Ey Peygamber! Mehirlerini verdigin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdigi ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber hicret eden kızlarını sana helal kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istedigi takdirde, kendisini peygambere hibe eden mumin kadını, diger muminlere degil, sırf sana mahsus olmak uzere (helal kıldık). Kuskusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında muminlere neyi farz kıldıgımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lazım geldigini onlara acıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah, cok bagıslayıcıdır; cok merhametlidir

[51] Ey Peygamber! Kadınlarından diledigini bırakır, diledigini kendine alırsın. Ayrıldıgın eslerinden arzu ettigini almanda sana bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, uzulmemeleri ve kendilerine verdigin seylere razı olmaları icin en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olan her seyi bilir. Allah, hakkıyla bilendir; Halim'dir

[52] Bundan sonra artık baska kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler haric, guzellikleri hosuna gitse bile, bunların yerine baska hanımlar alman sana helal degildir. Allah her seyi gozetler

[53] Ey iman edenler! Siz zamanını gozetlemeksizin, bir yemege davet edilmedikce, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiginiz vakit girin. Yemegi yediginizde hemen dagılın, sohbete dalmayın. Cunku bu hareketiniz Peygamber’i uzmekte, fakat o (size bunu soylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı soylemekten cekinmez. Peygamber’in hanımlarından bir sey istediginiz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri icin daha temiz bir davranıstır. Sizin Allah’ın Rasulunu uzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikahlamanız asla caiz olamaz. Cunku bu, Allah katında buyuk (bir gunah) tır

[54] Bir seyi acıga vursanız da, gizleseniz de suphe yok ki Allah, her seyi gayet iyi bilmektedir

[55] Onlara (Peygamber'in hanımlarına) babalarının, ogullarının, kardeslerinin, kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogullarının, kadınlarının(mumin kadınlar) ve ellerinin altında bulunan cariyelerinin yanında (ortuyu terk etmelerinde) bir gunah yoktur. (Ey Peygamber hanımları!) Allah’tan korkun; suphesiz Allah, her seye sahittir

[56] Allah ve melekleri, Peygamber'e cok salevat getirirler. Ey muminler! Siz de ona salevat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin

[57] Allah ve Rasulunu incitenlere Allah, dunyada ve ahirette lanet etmis ve onlar icin horlayıcı bir azap hazırlamıstır

[58] Mumin erkeklere ve mumin kadınlara, yapmadıkları bir seyden dolayı eziyet edenler, suphesiz bir iftira ve apacık bir gunah yuklenmislerdir

[59] Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve muminlerin kadınlarına (bir ihtiyac icin dısarı cıktıkları zaman) dıs ortulerini ustlerine almalarını soyle. Onların tanınması ve incitilmemesi icin en elverisli olan budur. Allah cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[60] Andolsun, iki yuzluler, kalplerinde hastalık bulunanlar (fuhus dusuncesi tasıyanlar), sehirde kotu haber yayanlar (bu hallerinden) vazgecmezlerse, seni onlara musallat ederiz (onlarla savasmanı ve onları sehirden surup cıkarmanı sana emrederiz); sonra orada, senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler

[61] Hepsi de lanetlenmis olarak nerede ele gecirilirlerse, yakalanır ve mutlaka oldurulurler

[62] Allah’ın onceden gecenler hakkındaki kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir degisiklik bulamazsın

[63] Insanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır

[64] Su muhakkak ki, Allah kafirleri rahmetinden kovmus ve onlara cılgın bir ates hazırlamıstır

[65] (Onlar) orada ebedi olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır

[66] Yuzleri ateste evrilip cevrildigi gun: «Eyvah bize! Keske Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik!» derler

[67] Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve buyuklerimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar, derler

[68] Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları buyuk bir lanetle rahmetinden kov

[69] Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Nihayet Allah onu, dedikleri seyden temize cıkardı. O, Allah yanında serefli idi

[70] Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dogru soz soyleyin

[71] (Boyle davranırsanız) Allah islerinizi duzeltir ve gunahlarınızı bagıslar. Kim Allah ve Rasulune itaat ederse buyuk bir kurtulusa ermis olur

[72] Biz emaneti, goklere, yere ve daglara teklif ettik de onlar bunu yuklenmekten cekindiler, (sorumlulugundan) korktular. Onu insan yuklendi. Dogrusu o cok zalim, cok cahildir

[73] (Allah bu emaneti insana vermek suretiyle), munafık erkeklere ve munafık kadınlara, musrik erkeklere ve musrik kadınlara azap edecek, inanan erkeklerin ve inanan kadınların da tevbesini kabul buyuracaktır. Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

Sebe'

Surah 34

[1] Hamd, goklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah’a mahsustur. Ahirette de hamd O’na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her seyden) haberi olandır

[2] Yerin icine gireni ve ondan cıkanı, gokten ineni, oraya cıkanı bilir. O, cok esirgeyendir, cok bagıslayandır

[3] Inkarcılar: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı icin o, mutlaka size gelecektir. Goklerde ve yerde zerre miktarı bir sey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha kucuk ve daha buyugu de suphesiz, apacık kitaptadır (yazılıdır)

[4] Allah, inanıp salih ameller isleyenleri mukafatlandırmak icin (her seyi acık bir kitapta tespit etmistir). Onlar icin buyuk bir magfiret ve guzel bir rızık vardır

[5] Ayetlerimizi hukumsuz bırakmak icin yarısırcasına ugrasanlar icin de, en kotusunden, elem verici bir azap vardır

[6] Kendilerine bilgi verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur'an'ın) gercek oldugunu bilir; onun, mutlak galip ve ovguye layık olan (Allah'ın) yoluna ilettigini gorurler

[7] Kafir olanlar (kendi aralarında) soyle dediler: Curuyup paramparca oldugunuz vakit yeniden dirileceginizi soyleyerek haber veren kisiyi gosterelim mi

[8] «Acaba o, yalan yere Allah'a iftira mı etmistir? Yoksa onda delilik mi var?» (dediler). Hayır! Ahirete inanmayanlar azaptadırlar ve derin bir sapıklık icindedirler

[9] Onlar, gokte ve yerde onlerine ve arkalarına bakmıyorlar mı? Dilesek onları yere batırırız ya da uzerlerine gokten parcalar dusururuz. Suphesiz bunda (Rabbine) yonelen her kul icin bir ibret vardır

[10] Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir ustunluk verdik. «Ey daglar ve kuslar! Onunla beraber tesbih edin» dedik. Ona demiri yumusattık

[11] Genis zırhlar imal et, dokumasını olculu yap. (Ey Davud hanedanı!) Salih ameller yapın! Kuskusuz ben, yaptıklarınızı hakkıyla gormekteyim, diye (vahyettik)

[12] Sabah gidisi bir aylık mesafe, aksam donusu yine bir aylık mesafe olan ruzgarı da Suleyman'a (onun emrine) verdik ve onun icin erimis bakırı kaynagından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun onunde calısırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabı tattırırdık

[13] Onlar Suleyman’a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (genis) legenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. "Ey Davud ailesi! Sukur olmak uzere Allah'ın itaatına calısın. Zira kullarımdan sukredenler azdır

[14] Suleyman'ın olumune hukmettigimiz zaman, onun oldugunu, ancak degnegini yiyen bir agac kurdu gosterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlasıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o kucuk dusurucu azap icinde kalmazlardı

[15] Andolsun, Sebe' kavmi icin oturdugu yerlerde buyuk bir ibret vardır. Biri sagda, digeri solda iki bahceleri vardı. (Onlara:) Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na sukredin. Iste guzel bir memleket ve cok bagıslayan bir Rab

[16] Ama onlar yuz cevirdiler. Bu yuzden uzerlerine Arim selini gonderdik. Onların iki bahcesini, buruk yemisli, acı ılgınlı ve icinde biraz da sedir agacı bulunan iki (harap) bahceye cevirdik

[17] Nankorluk ettikleri icin onları boyle cezalandırdık. Biz nankorden baskasını cezalandırır mıyız

[18] Onların yurdu ile, iclerini bereketlendirdigimiz memleketler arasında, kolayca gorunen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasında yurumeyi konaklara ayırdık. Oralarda geceleri, gunduzleri korkusuzca gezin dolasın dedik

[19] Bunun uzerine: Ey Rabbimiz! Aralarında yolculuk yaptıgımız sehirlerin arasını uzaklastır, dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları busbutun parcaladık. Suphesiz bunda, cok sabreden ve cok sukreden herkes icin ibretler vardır

[20] Andolsun Iblis, onlar hakkındaki tahminini dogruya cıkardı. Inanan bir zumrenin dısında hepsi ona uydular

[21] Halbuki seytanın onlar uzerinde hicbir nufuzu yoktu. Ancak ahirete inananı, suphe icinde kalandan ayırdedip bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin gercekten her seyi koruyandır

[22] (Ey Muhammed! Musriklere) De ki: "Allah ı bırakıp da, ne goklerde ve ne de yerde zerre kadar bir seye sahip olmadıkları, bunlarda hicbir ortaklıkları bulunmadıgı ve onlardan hicbiri Allah'ın yardımcısı olmadıgı halde, ilah diye ileri surduklerinizi haydi cagırın

[23] Allah’ın huzurunda, kendisinin izin verdigi kimselerden baskasının sefaati fayda vermez. Nihayet onların yureklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olanı buyurdu, derler. O, yucedir, buyuktur

[24] (Rasulum!) De ki: Goklerden ve yerden size rızık veren kimdir? De ki: Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri, ya dogru yol uzerinde veya acık bir sapıklık icindedir

[25] De ki: Bizim isledigimiz suctan siz sorumlu degilsiniz; biz de sizin islediginizden sorulacak degiliz

[26] De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızda hak ile hukmedecektir. O, en adil hukum veren, (her seyi) hakkıyla bilendir

[27] De ki: O'na (Allah'a) kattıgınız ortaklarınızı bana gosterin. Hayır! Bilakis, yegane galip ve her seyi hikmetle idare eden ancak Allah'tır

[28] Biz seni butun insanlara ancak mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik; fakat insanların cogu bunu bilmezler

[29] Eger sozunuzde dogru iseniz bu vadettiginiz (kıyamet) ne zaman kopacak? derler

[30] De ki: Size oyle bir gun vadedilmistir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri gecebilirsiniz

[31] Kafir olanlar dediler ki: Biz hicbir zaman bu Kur’an'a ve bundan once gelen kitaplara inanmayacagız. Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmıs, birbirlerine soz atarlarken bir gorsen! Zayıf sayılanlar, buyukluk taslayanlara: «Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk» derler

[32] Buyukluk taslayanlar, zayıf sayılanlara (kıyamet gununde): «Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi cevirdik? Bilakis siz suc isliyordunuz» derler

[33] Zayıf sayılanlar da buyukluk taslayanlara: Hayır! Gece gunduz (isiniz) tuzak kurmaktı. Cunku siz daima Allah'ı inkar etmemizi, O'na ortaklar kosmamızı bize emrederdiniz, derler. Artık azabı gorduklerinde, icin icin yanarlar; biz de o inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar takarız. Onlar ancak yapmakta oldukları gunahları yuzunden cezalandırılırlar

[34] Biz hangi ulkeye bir uyarıcı gondermissek mutlaka oranın varlıklı ve sımarık kisileri: «Biz size gonderilmis olan seyi inkar ediyoruz» demislerdir

[35] Ve: Biz malca ve evlatca daha coguz, biz azaba ugratılacak degiliz, dediler

[36] De ki: Rabbim, diledigine bol rızık verir ve (dilediginden) kısar; fakat insanların cogu bilmezler

[37] Sizi huzurumuza yaklastıracak olan ne mallarınızdır ne de evlatlarınız. Iman edip iyi amelde bulunanlar mustesna; onlara yaptıklarının kat kat fazlası mukafat vardır. Onlar (cennet) odalarında guven icindedirler

[38] Ayetlerimizi bosa cıkarmaya calısanlara gelince, onlar da azapla yuz yuze bırakılacaklardır

[39] De ki: Rabbim, kullarından diledigine bol rızık verir ve (dilediginden de) kısar. Siz hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine baskasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[40] O gun Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek

[41] (Melekler de:) Sen yucesin, bizim dostumuz onlar degil, sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı. Cogu onlara inanmıstı; diyecekler

[42] Bugun birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gucunuz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta oldugunuz ates azabını tadın! diyecegiz

[43] Onlara apacık ayetlerimiz okundugu zaman demislerdi ki: Bu, sizi babalarınızın taptıgı (putlardan) cevirmek isteyen bir adamdan baskası degildir. Ve yine bu (Kur'an) da uydurulmus bir yalandan baska bir sey degildir, dediler. Hak kendilerine geldiginde onu inkar edenler de: Bu, apacık bir buyuden baska bir sey degildir, dediler

[44] Halbuki biz onlara okuyacakları kitaplar vermedigimiz gibi senden once onlara bir uyarıcı (peygamber) de gondermemistik

[45] Onlardan oncekiler de (peygamberlerini) inkar etmislerdi. Bunlar, oncekilere verdiklerimizin onda birine erismemislerdi. (Boyle iken), peygamberimi yalanladılar; ama benim karsılık olarak verdigim nasıl olmustu

[46] (Ey Muhammed!) De Ki: «Size tek bir ogut vereyim. O da, ikiser ikiser ve birer birer Allah icin kalkmanız ve sonra da dusunmeniz. Neticede goreceksiniz ki, arkadasınızda hicbir delilik yoktur. O sadece, siddetli bir azabın oncesinde sizin icin bir uyarıcıdır.»

[47] De ki: Ben sizden bir ucret istemissem, o sizin olsun. Ucretim yalnız Allah'a aittir. O, her seye sahittir

[48] De ki: Kuskusuz, Rabbim gercegi ortaya koyar. Cunku O, gaybı cok iyi bilendir

[49] De ki: Hak geldi; artık batıl ne bir seyi ortaya cıkarabilir ne de geri getirebilir

[50] Ve yine de ki: «Eger yoldan saparsam, kendi aleyhime sapmıs olurum. Eger hidayete erersem, bu da, Rabbımın bana vahyetmesi sebebiyledir. Suphesiz O, hakkıyla isitendir; cok yakındır.»

[51] (Rasulum!) Telasa dustukleri zaman, bir gorsen! Artık kurtulus yoktur, yakın bir yerden yakalanmıslardır

[52] (Is isten gectikten sonra:) «Ona inandık» demislerdir, ama uzak yerden (dunya hayatı gelip gectikten sonra) imana kavusmak onlar icin nasıl mumkun olur

[53] Halbuki daha once onu (hakkı) inkar etmislerdi. Uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı

[54] Artık, bundan once benzerlerine yapıldıgı gibi, kendileriyle arzu ettikleri sey arasına perde cekilmistir. Suphesiz onlar (dunyada iken), kendilerini endiseye dusuren bir suphe icindeydiler

Fâtır

Surah 35

[1] Gokleri ve yeri yaratan, melekleri ikiser, ucer, dorder kanatlı elciler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada diledigi arttırmayı yapar. Suphesiz Allah, her seye gucu yetendir

[2] Allah'ın insanlara acacagı herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O'nun tuttugunu O'ndan sonra salıverecek de yoktur. O, ustundur, hikmet sahibidir

[3] Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın; Allah'tan baska size gokten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O'ndan baska hakkıyla ibadete layık bir ilah yoktur. Nasıl oluyor da (tevhidden kufre) cevriliyorsunuz

[4] Eger seni yalanlıyorlarsa (uzulme); senden onceki peygamberler de yalanlanmıstır. Butun isler yalnızca Allah'a dondurulecektir

[5] Ey insanlar! Allah'ın vadi gercektir, sakın dunya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (seytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın

[6] Cunku seytan, sizin dusmanınızdır, siz de onu dusman sayın. O, kendi taraftarlarını ancak ates ehlinden olmaya cagırır

[7] Inkar edenler icin suphesiz cetin bir azap var, iman edip salih ameller isleyenlere de magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[8] Kotu isi kendisine guzel gosterilip de onu guzel goren kimse (kotulugu hic istemeyen kimseye benzer) mi? Allah diledigini sapıklıga yoneltir, diledigini dogru yola iletir. O halde onlar icin uzulerek kendini helak etme. Suphesiz Allah, onların ne yaptıklarını hakkıyla bilendir

[9] Ruzgarları gonderip de bulutu harekete geciren Allah'tır. Biz onu olu bir bolgeye gondeririz de olumunden sonra topraga onunla hayat veririz. Olulerin yeniden dirilmesi de boyle olacaktır

[10] Kim izzet ve seref isterse, izzet ve serefin tamamı Allah'ındır. Guzel sozler O'na cıkar; salih amel O'na yukselir. Kotuluk icin tuzak kuranlara siddetli bir azap vardır. Bunların tuzagı da mutlaka bozulacaktır

[11] Allah sizi (once) topraktan, sonra meniden yarattı. Sonra sizi ciftler (erkek-disi) kıldı. O'nun bilgisi olmadan hic bir disi ne gebe kalır ne de dogurur. Bir canlıya omur verilmesi de, onun omrunden azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Suphesiz bunlar, Allah'a kolaydır

[12] Iki deniz birbirine esit olmaz. Bu tatlıdır, susuzlugu keser, icilmesi kolaydır. Su da tuzludur, acıdır (bogazı yakar). Hepsinden de taze et (balık) yersiniz ve giyeceginiz sus esyası cıkarırsınız. Allah'ın lutfundan (nasibinizi) arayıp da sukretmeniz icin gemilerin, denizi yarıp gittigini gorursun

[13] Allah, geceyi gunduzun icine sokar, gunduzu de gecenin icine sokar; gunes ve ayı emri altına almıstır. Her biri belirtilmis bir sureye kadar akıp gider. Iste (butun bunları yapan) Rabbiniz Allah’tır. Mulk O’nundur. O’nu bırakıp da kendilerine taptıklarınız ise, bir cekirdek kabuguna bile sahip degillerdir

[14] Eger onları (putları) cagırırsanız, sizin cagırmanızı isitmezler. Faraza isitseler bile, size cevap veremezler. Kıyamet gunu de sizin ortak kosmanızı reddederler. (Bu gercegi) sana, her seyden haberi olan (Allah) gibi hic kimse haber veremez

[15] Ey insanlar! Allah'a muhtac olan sizsiniz. Zengin ve Ovulmeye layık olan ancak O'dur

[16] Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir

[17] Bu da Allah’a guc bir sey degildir

[18] Hicbir gunahkar baskasının gunahını yuklenmez. Yuku (gunahı) agır gelen kimse onu tasımak icin (baskasını) cagırsa, bu cagırdıgı akrabası da olsa, onun yukunden bir sey yuklenmez. (Ey Muhammed!) Sen ancak, gormeden Rablerinden korkanları ve namazı dosdogru kılanları uyarırsın. Kim gunah kirinden arınırsa, kendisi icin arınmıs olur. Donus Allah'adır

[19] Korle goren, bir olmaz

[20] Karanlıkla aydınlık

[21] golge ile sıcak

[22] dirilerle oluler de bir olmaz. Suphesiz Allah, diledigine isittirir. Sen kabirlerdekilere isittiremezsin

[23] Sen sadece bir uyarıcısın

[24] Biz seni mujdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gonderdik. Her millet icin mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmustur

[25] Eger seni yalanlıyorlarsa (uzulme), onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. (Oysa ki) peygamberleri onlara acık ayetler (mucizeler), sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmislerdi

[26] Sonra ben, o inkar edenleri yakaladım. (Bak ki) cezam nasıl oldu

[27] Gormedin mi Allah gokten su indirdi. Onunla renkleri cesit cesit meyveler cıkardık. Daglardan (gecen) beyaz, kırmızı, degisik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık)

[28] Insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine boyle turlu renkte olanlar var. Kulları icinden ancak alimler, Allah'tan (geregince) korkar. Suphesiz Allah, daima ustundur, cok bagıslayandır

[29] Allah'ın Kitab'ını okuyanlar, namazı dosdogru kılanlar ve bizim kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, Allah yolunda gizli ve acık sarfedenler, asla zarar etmeyecek bir ticaret beklerler

[30] Cunku Allah, onların mukafatlarını tam oder ve lutfundan onlara fazlasını da verir. Suphesiz O, cok bagıslayan, sukrun karsılıgını bol bol verendir

[31] Sana vahyettigimiz kitap, kendinden oncekini (semavi kitapları) dogrulayıcı olarak gelen gercektir. Allah, kullarının (her halinden) haberdardır, gorendir

[32] Sonra Kitab'ı, kullarımız arasından sectiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda one gecmek icin yarısır. Iste buyuk fazilet budur

[33] (Onların mukafatı), icine girecekleri Adn cennetleridir. Orada altın bilezikler ve incilerle suslenirler. Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir

[34] (Cennette soyle) derler: Bizden tasayı gideren Allah’a hamdolsun. Dogrusu Rabbimiz cok bagıslayan, cok nimet verendir

[35] O (Rab) ki lutfuyla bizi asıl oturulacak yurda (cennete) yerlestirdi. Artık orada bize ne bir yorgunluk dokunacak, ne de orada bize bir usanc gelecektir

[36] Inkar edenlere de cehennem atesi vardır. Oldurulmezler ki olsunler, cehennem azabı da onlara biraz olsun hafifletilmez. Iste biz, kufurde ileri giden her nankoru boyle cezalandırırız

[37] Onlar orada: Rabbimiz! Bizi cıkar, (once) yaptıgımızın yerine saih ameller isleyelim! diye feryad ederler. Size dusunecek kimsenin dusunebilecegi kadar bir omur vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Nicin inanmadınız?) Simdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur

[38] Allah, goklerin ve yerin gaybını bilir. O, kalplerin icinde ne varsa onu da hakkıyla bilendir

[39] Sizi yeryuzunde halifeler yapan O'dur. Onun icin kim inkar ederse, inkarı kendi zararınadır. Kafirlerin kufru, Rableri katında kendileri icin ancak gazabı arttırır. Kafirlerin kufru, kendilerine ziyandan baska bir sey getirmez

[40] De ki: Allah'ı bırakıp da taptıgınız, ortaklarınızı gordunuz mu? Gosterin bana! Onlar yerdeki hangi seyi yarattılar! Yoksa onların goklerde mi bir ortaklıkları var! Yahut biz onlara, (bu hususta) bir kitap mı verdik de onlar, o kitaptaki bir delile dayanıyorlar? Hayır! O zalimler birbirlerine, aldatmadan baska bir sey vadetmiyorlar

[41] Suphesiz Allah gokleri ve yeri, nizamları bozulmasın diye tutuyor. Andolsun ki onların nizamı eger bir bozulursa, kendisinden baska hic kimse onları tutamaz. Suphesiz O, halimdir, cok bagıslayıcıdır

[42] Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha cok dogru yolda olacaklarına dair butun gucleriyle Allah’a yemin etmislerdi. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed) gelince, bu, onların haktan uzaklasmalarından baska bir seyi arttırmadı

[43] Cunku onlar yeryuzunde buyukluk taslıyor ve kotu tuzaklar kuruyorlardı. Halbuki kisi kazdıgı kuyuya kendi duser. Onlar oncekilerin kanunundan (onlara uygulanandan) baskasını mı bekliyorlar? Allah'ın kanununda asla bir degisme bulamazsın, Allah'ın kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsın

[44] Bunlar yeryuzunde gezip de kendilerinden oncekilerin sonunun nasıl oldugunu gormediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha guclu idiler. Ne goklerde ne de yerde Allah’ı aciz bırakacak bir guc vardır. O, her seyi hakkıyla bilendir, her seye hakkıyla kadirdir

[45] Eger Allah, yaptıkları yuzunden insanları (hemen) cezalandırsaydı, yeryuzunde hicbir canlı yaratık bırakmazdı. Fakat Allah, onları belirtilmis bir sureye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar) Suphesiz Allah, kullarını hakkıyla gorendir

Yâsîn

Surah 36

[1] Yasin

[2] Hikmet dolu Kur'an'a yemin ederim ki

[3] Sen suphesiz peygamberlerdensin

[4] Dosdogru bir yol uzeresin

[5] (Bu Kur'an) ustun ve cok merhametli Allah tarafından indirilmistir

[6] Ataları uyarılmamıs, bu yuzden kendileri de gaflet icinde kalmıs bir toplumu uyarman icin indirilmistir

[7] Andolsun ki onların cogu gafletlerinin cezasını hak etmislerdir. Cunku onlar iman etmiyorlar

[8] Biz, onların boyunlarına halkalar gecirdik. O halkalar cenelere kadar dayanmaktadır. Bu yuzden kafaları yukarı kalkıktır

[9] Onlerinden bir set ve arkalarından bir set cektik de onları kapattık, artık goremezler

[10] Onları uyarsan da uyarmasan da onlar icin birdir, iman etmezler

[11] Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve gormeden Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Iste boylesini, bir magfiret ve guzel bir mukafatla mujdele

[12] Suphesiz oluleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her isi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her seyi apacık bir kitapta (levhi mahfuzda) sayıp yazmısızdır

[13] Onlara, su sehir halkını misal getir: Hani onlara elciler gelmisti

[14] Iste o zaman biz, onlara iki elci gondermistik. Onları yalanladılar. Bunun uzerine ucuncu bir elci gonderdik. Onlar: Biz size gonderilmis Allah elcileriyiz! dediler

[15] Elcilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman, herhangi bir sey indirmedi. Siz ancak yalan soyluyorsunuz

[16] (Elciler) dediler ki: Rabbimiz biliyor, biz gercekten size gonderilmis elcileriz

[17] «Bizim vazifemiz, acık bir sekilde Allah'ın buyruklarını size teblig etmekten baska bir sey degildir» dediler

[18] (Bunun uzerine onlar:) Dogrusu siz bize ugursuz geldiniz. Eger bu isten vazgecmezseniz, andolsun sizi taslarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kotuluk dokunur, dediler

[19] Elciler soyle cevap verdi: Sizin ugursuzlugunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu ugursuzluk mudur? Bilakis, siz asırı giden bir milletsiniz

[20] Derken sehrin obur ucundan bir adam kosarak geldi. «Ey kavmim! dedi, bu elcilere uyunuz!»

[21] «Sizden herhangi bir ucret istemeyen bu kimselere tabi olun, cunku onlar hidayete ermis kimselerdir.»

[22] «Bana ne olmus ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmisim! Halbuki, hepiniz O'na donduruleceksiniz.»

[23] O'ndan baskalarını hic kendime ilah edinir miyim? Rahman bana bir zarar vermek isterse, onların sefaatları bana hic fayda saglamaz ve beni de kurtaramazlar

[24] «Iste o zaman ben apacık bir sapıklıgın icine gomulmus olurum.»

[25] «Suphesiz ben, Rabbinize inandım, beni dinleyin.»

[26] Gir cennete! «Keske, dedi, kavmim bilseydi!» denildi

[27] Rabbimin beni bagısladıgını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldıgını

[28] Biz ondan sonra, onun milletini helak etmek icin uzerlerine gokten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de degildik

[29] (Onları helak eden) korkunc sesten baska bir sey degildi. Birdenbire sonuverdiler

[30] Ne yazık su kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegorsun, ille de onunla alay etmeye kalkısırlar

[31] Musrikler gormuyorlar mı ki, onlardan once nice kavimleri helak ettik. Onlar tekrar donup de bunlara gelmezler

[32] Elbette onların hepsi (kıyamet gununde) karsımızda hazır bulunacaklar

[33] (Bu hususta) olu toprak onlar icin muhim bir delildir. Biz ona yagmurla hayat verdik ve ondan dane cıkardık. Iste onlar bundan yerler

[34] Biz, yeryuzunde nice nice hurma bahceleri, uzum bagları yarattık ve oralarda bircok pınarlar fıskırttık

[35] Ta ki, onların meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hala sukretmeyecekler mi

[36] Yerin yetistirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmedikleri seylerden butun ciftleri yaratan Allah, noksan sıfatlardan munezzehtir

[37] Gece de onlar icin bir ibret alametidir. Biz ondan gunduzu sıyırıp cekeriz de onlar karanlıklara gomulurler

[38] Gunes, kendine ait bir yer cevresinde akar gider. Bu, daima galip olan ve her seyi hakkıyla bilen Allah'ın takdiridir

[39] Ay icin de birtakım menziller (yorungeler) tayin ettik. Nihayet o, egri hurma dalı gibi (hilal) olur da geri doner

[40] Ne gunes aya yetisebilir, ne de gece gunduzu gecebilir. Her biri bir yorungede yuzerler

[41] Onların zurriyetlerini dopdolu bir gemide tasımamız da onlar icin buyuk bir ibrettir

[42] Onlar icin, bunun gibi binecekleri baska seyler de yarattık

[43] Dilesek onları suda bogarız. O zaman ne onların imdadına kosan olur, ne de onlar kurtarılırlar

[44] Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dunyadan faydalandırmamız mustesnadır

[45] Onlara yapmakta oldugunuz ve yapıp arkada bıraktıgınız islerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiginde (aldırmazlar)

[46] Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyedursun, ille de ondan yuz cevirmislerdir

[47] Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiginde, kafirler muminlere dediler ki: Allah'ın diledigi takdirde doyuracagı kimseleri biz mi doyuracagız? Siz gercekten apacık bir sapıklık icindesiniz

[48] Onlar: Eger gercekten dogru soyluyorsanız, bu tehdit ne zaman gerceklesecektir? derler

[49] Onlar, birbirleriyle cekisip dururken kendilerini ansızın yakalayacak korkunc bir sesi bekliyorlar

[50] Iste o anda onlar ne bir vasiyyette bulunabilirler, ne de ailelerine donebilirler

[51] Nihayet Sura ufurulecek. Birde bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp kosarak Rablerine giderler

[52] (Iste o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahman’ın vadettigidir. Peygamberler gercekten dogru soylemisler! derler

[53] Olan muthis bir sesten ibarettir. Bunun uzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar

[54] O gun hicbir kimse en ufak bir haksızlıga ugramaz. Siz orada ancak yaptıklarınızın karsılıgını alırsınız

[55] O gun cennetlikler, gercekten nimetler icinde safa surerler

[56] Onlar ve esleri golgeler altında tahtlara kurulurlar

[57] Orada onlar icin her cesit meyve vardır. Butun arzuları yerine getirilir

[58] Onlara merhametli Rabb'in soyledigi selam vardır

[59] «Ayrılın bir tarafa bugun, ey gunahkarlar!»

[60] «Ey Adem ogulları! Size seytana tapmayın, cunku o sizin apacık bir dusmanınızdır» demedim mi

[61] «Ve bana kulluk ediniz, dogru yol budur» demedim mi

[62] Seytan sizden pek cok milleti kandırıp saptırdı. Hala akıl erdiremiyor musunuz

[63] Iste, bu size vadedilen cehennemdir

[64] Inkarınız sebebiyle bugun oraya girin

[65] O gun onların agızlarını muhurleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da sahitlik eder

[66] Dilesek onların gozlerini busbutun kor ederdik. O zaman dogru yolu bulmaya kosusurlar, ama nasıl goreceklerdi

[67] Eger dilesek oldukları yerde onların sekillerini degistirirdik de ne ileriye gitmeye gucleri yeterdi ne de geri gelmeye

[68] Kime uzun omur verirsek biz onun gelismesini tersine ceviririz. Hic dusunmuyorlar mı

[69] Biz ona (Peygamber'e) siir ogretmedik. Zaten ona yarasmazdı da. Onun soyledikleri, ancak Allah'tan gelmis bir ogut ve apacık bir Kur'an'dır

[70] Diri olanları uyarsın ve kafirler cezayı hak etsinler diye

[71] Gormuyorlar mı ki, biz kudretimizin eseri olmak uzere onlar icin bircok hayvan yarattık. Bu sayede onlar bunlara sahip olmuslardır

[72] Bu hayvanları onların emrine verdik. Onların bazısını binek olarak kullanırlar, bazısını besin olarak yerler

[73] Bu hayvanlarda onlar icin nice faydalar ve icilecek sutler vardır. Hala sukretmezler mi

[74] Onlar, yardım goreceklerini umarak Allah’tan baska ilahlar edindiler

[75] Halbuki ilahların onlara yardım etmeye gucleri yetmez. Aksine kendileri bunlar icin yardıma hazır askerlerdir

[76] (Rasulum!) O halde onların sozleri sakın seni uzmesin. Kuskusuz biz, onların gizlemekte olduklarını da, acıga vurduklarını da biliyoruz

[77] Insan gormez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apacık dusman kesilmis

[78] Kendi yaratılısını unutarak bize karsı misal getirmeye kalkısıyor ve: «Su curumus kemikleri kim diriltecek?» diyor

[79] De ki: Onları ilk defa yaratmıs olan diriltecek. Cunku O, her turlu yaratmayı gayet iyi bilir

[80] Yesil agactan sizin icin ates cıkaran O’dur. Iste siz atesi ondan yakıyorsunuz

[81] Gokleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir degil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her seyi hakkıyla bilen yaratıcıdır

[82] Bir sey yaratmak istedigi zaman Onun yaptıgı « OL » demekten ibarettir. Hemen oluverir

[83] Her seyin mulku elinde olan Allah, her turlu noksan sıfattan munezzehtir. Sonunda O'na donduruleceksiniz

Saffât

Surah 37

[1] Saf saf dizilmislere

[2] toplayıp surenlere

[3] zikir okuyanlara yemin ederim ki

[4] ilahınız birdir

[5] O, hem goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doguların Rabbidir

[6] Biz yakın gogu, bir susle, yıldızlarla susledik

[7] (Gokyuzunu) itaat dısına cıkan her seytandan korumak icin

[8] Onlar, artık mele-i a 'la'ya (yuce topluluga) kulak veremezler. Her taraftan taslanırlar

[9] Kovulup atılırlar. Ve onlar icin surekli bir azap vardır

[10] Ancak (meleklerin konusmalarından) bir soz kapan olursa, onu da delip gecen bir parlak ısık takip eder

[11] Simdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattıgımız (insanlar) mı? Suphesiz biz kendilerini yapıskan bir camurdan yarattık

[12] Hayır, sen sasıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar

[13] Kendilerine ogut verildigi vakit ogut almazlar

[14] Bir mucize gorseler alay ederler

[15] Bu ancak acık bir buyudur, derler

[16] Gercekten biz oldugumuz, toprak ve kemik oldugumuz zaman mı , diriltilecegiz

[17] «Ilk atalarımız da mı (diriltilecek)?»

[18] De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz)

[19] O (diriltme) korkunc bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onların gozleri acılıp etrafa bakacaklar

[20] (Durumu goren kafirler:) Eyvah bize! Bu ceza gunudur, derler

[21] Iste bu, yalanlamıs oldugunuz hukum gunudur

[22] (Allah, meleklerine emreder:) Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaslarını toplayın

[23] Ve Allah'tan baska tapmıs oldukları putlarını onlara cehennemin yolunu gosterin

[24] Onları tutuklayın, cunku onlar sorguya cekilecekler

[25] Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz

[26] Evet, onlar o gun zilletle boyun egeceklerdir

[27] (Iste bu duruma dustukleri vakit) onlardan bir kısmı, digerlerine yonelir, birbirlerini sorumlu tutmaya calısırlar

[28] (Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sagdan (hayır yonunden) gelirdiniz (de bizi ondan alıkordunuz)

[29] (Otekiler de:) «Bilakis, derler, siz inanan kimseler degildiniz

[30] Bizim sizi zorlayacak bir gucumuz yok. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.»

[31] «Onun icin Rabbimizin hukmu bize hak oldu. Biz (hak ettigimiz cezayı) mutlaka tadacagız.»

[32] «Biz sizi azdırdık. Cunku kendimiz de azmıstık.»

[33] Suphesiz o gun onlar, azapta ortaktırlar

[34] Iste biz, suclulara boyle yaparız

[35] Cunku onlara: Allah’tan baska hakkıyla ibadete layık bir ilah yoktur, denildigi zaman kibirle direnirlerdi

[36] «Mecnun bir sair icin biz ilahlarımızı bırakacak mıyız?» derlerdi

[37] Hayır! O, gercegi getirdi ve peygamberleri de dogruladı

[38] Kuskusuz siz acı azabı tadacaksınız

[39] Cekeceginiz ceza yapmakta oldugunuzdan baska bir seyin cezası degildir

[40] Ancak amellerinde ihlas sahibi olan Allah'ın (O'nu birleyen) kulları bunun dısındadır

[41] Bunlar icin bilinen bir rızık

[42] turlu meyveler vardır. Kendilerine ikram edilir

[43] Naim cennetlerinde

[44] karsılıklı koltuklar uzerine kurulmus oldukları halde

[45] onlara pınardan (doldurulmus) kadehler dolastırılır

[46] Berraktır, icenlere lezzet verir

[47] O ickide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhos olurlar

[48] Yanlarında guzel bakıslarını yalnız onlara tahsis etmis, iri gozlu esler vardır

[49] Onlar, gun yuzu gormemis yumurta gibi bembeyazdır

[50] Iste o zaman, birbirlerine donerek (dunyadaki hallerini) soracaklar

[51] Iclerinden biri: «Benim, bir arkadasım vardı» der

[52] Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan mısın

[53] Biz olup kemik, sonra da toprak haline geldigimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız

[54] (O zat, dunyada gecmis olan hadiseyi bu sekilde anlattıktan sonra Allah Teala orada bulunanlara:) Siz isin gercegine vakıf mısınız? dedi

[55] Iste o zaman konusan baktı, arkadasını cehennemin ortasında gordu

[56] «Yemin ederim ki, sen az daha beni de helak edecektin

[57] Rabbimin nimeti olmasaydı, simdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum» dedi

[58] Bir daha biz olmeyecek degil miyiz

[59] Birinci olumumuz haric ve bir daha azap gormeyecek degil miyiz

[60] Suphesiz bu, buyuk kurtulustur

[61] Calısanlar, boylesi bir kurtulus icin calıssın

[62] Simdi, ziyafet olarak, cennet ehli icin anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum agacı mı

[63] Biz onu (zakkumu) zalimler icin bir fitne (imtihan) kıldık

[64] Zira o, cehennemin dibinde bitip yetisen bir agactır

[65] Tomurcukları sanki seytanların basları gibidir

[66] (Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar

[67] Sonra zakkum yemeginin uzerine onlar icin, kaynar su karıstırılmıs bir icki vardır

[68] Sonra kesinlikle onların donusu, cılgın atese olacaktır

[69] Kuskusuz onlar atalarını sapıklık uzere buldular da

[70] peslerinden kosup gittiler

[71] Andolsun ki, onlardan once eski milletlerin cogu sapıklıga dustu

[72] Kuskusuz, biz onlara uyarıcılar gondermistik

[73] Uyarılanların akıbetinin ne olduguna bir bak

[74] Allah'ın ihlaslı kulları mustesna

[75] Andolsun, Nuh bize yalvarıp yakardı. Biz de duayı ne guzel kabul ederiz

[76] Kendisini ve ailesini buyuk felaketten kurtardık

[77] Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık

[78] Sonradan gelenler icinde ona iyi bir nam bıraktık

[79] Butun alemlerden Nuh’a selam olsun

[80] Iste biz iyileri boyle mukafatlandırırız

[81] Zira o, bizim mumin kullarımızdan idi

[82] Nihayet otekileri (inanmayanları) suda bogduk

[83] Suphesiz Ibrahim de onun (Nuh'un) milletinden idi

[84] Cunku Rabbine kalbi selim ile geldi

[85] Hani o, babasına ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demisti

[86] «Allah'tan baska birtakım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?»

[87] «O halde alemlerin Rabbi hakkındaki gorusunuz nedir?»

[88] Bunun uzerine Ibrahim yıldızlara soyle bir baktı

[89] Ben hastayım, dedi

[90] Ona arkalarını donup gittiler

[91] Yavasca putlarının yanına vardı. (Oraya konmus yemekleri gorunce:) Yemiyor musunuz? dedi

[92] Neden konusmuyorsunuz? dedi

[93] Bunun uzerine, yanlarına gelip sag eliyle vurdu (kırıp gecirdi)

[94] (Putperestler) kosarak Ibrahim'e geldiler

[95] Ibrahim: Yonttugunuz seylere mi ibadet edersiniz

[96] Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, dedi

[97] Onun icin bir bina yapın ve derhal onu atese atın! dediler

[98] Boylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alcaklardan kıldık

[99] (Oradan kurtulan Ibrahim:) Ben Rabbime gidiyorum. O bana dogru yolu gosterecek

[100] Rabbim! Bana salihlerden olacak bir evlat ver, dedi

[101] Iste o zaman biz onu uslu bir ogul ile mujdeledik

[102] Babasıyla beraber yuruyup gezecek caga erisince: Yavrucugum! Ruyada seni bogazladıgımı goruyorum; bir dusun, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacıgım! Emrolundugun seyi yap. Insallah beni sabredenlerden bulursun, dedi

[103] Her ikisi de teslim olup, onu alnı uzerine yatırınca

[104] Ey Ibrahim! diye seslendik

[105] Ruyayı gerceklestirdin. Biz iyileri boyle mukafatlandırırız

[106] Bu, gercekten, cok acık bir imtihandır

[107] Biz, ogluna bedel ona buyuk bir kurban verdik

[108] Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık

[109] Ibrahim'e selam! dedik

[110] Biz iyileri boyle mukafatlandırırız

[111] Cunku o, bizim mumin kullarımızdandır

[112] Salihlerden bir peygamber olarak O'na (Ibrahim’e) Ishak'ı mujdeledik

[113] Kendisini ve Ishak’ı mubarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lakin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacagı gibi, kendine acıktan acıga kotuluk edenler de olacak

[114] Andolsun biz Musa’ya da Harun'a da nimetler verdik

[115] Onları ve kavimlerini o buyuk sıkıntıdan kurtardık

[116] Kendilerine yardım ettik de galip gelen onlar oldu

[117] Her ikisine de apacık anlasılan bir kitabı (Tevrat'ı) verdik

[118] Her ikisini de dogru yola ilettik

[119] Sonra gelenler icinde, diye (iyi bir nam) bıraktık

[120] Musa ve Harun’a selam olsun

[121] Dogrusu biz, iyileri boylece mukafatlandırırız

[122] Suphesiz, ikisi de mumin kullarımızdandı

[123] Ilyas da suphe yok ki, peygamberlerdendi

[124] (Ilyas) milletine: (Allah'a karsı gelmekten) sakınmaz mısınız

[125] Yaratanların en iyisi olan, Rabbi olan Allah'ı bırakıp da Ba'l'e mi taparsınız? demisti

[126] Sizin de Rabbiniz, sizden once gelen atalarınızın da

[127] Bunun uzerine Ilyas'ı yalanladılar. Onun icin (cehenneme) goturuleceklerdir

[128] Allah'ın ihlaslı kulları mustesna; onların hepsi

[129] sonra gelenler icinde, kendisine bir un bıraktık

[130] «Ilyas'a selam!» dedik

[131] Suphesiz biz, iyileri iste boyle mukafatlandırırız

[132] Cunku o, bizim mumin kullarımızdandı

[133] Lut da elbette peygamberlerdendi

[134] Lut'u ve ailesinin hepsini kurtardık

[135] Geridekiler arasında kalan yaslı bir kadın dısında

[136] sonra digerlerini yok ettik

[137] (Ey insanlar!) Elbette siz de sabah onlara ugruyorsunuz

[138] Ve aksam, hala akıllanmayacak mısınız

[139] Dogrusu Yunus da gonderilen peygamberlerdendi

[140] Hani o, dolu bir gemiye binip kacmıstı

[141] Gemide olanlarla karsılıklı kur'a cektiler de kaybedenlerden oldu

[142] Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu

[143] Eger Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı

[144] tekrar dirilecekleri gune kadar onun karnında kalırdı

[145] Halsiz bir vaziyette kendisini dısarı cıkardık

[146] Ve ustune (golge yapması icin) kabak turunden genis yapraklı bir nebat bitirdik

[147] Onu, yuz bin veya daha cok kisiye peygamber olarak gonderdik

[148] Sonunda ona iman ettiler, bunun uzerine biz de onları bir sureye kadar yasattık

[149] Putperestlere sor; kızlar Rabbinin de, erkekler onların mı

[150] Yoksa biz melekleri onların gozu onunde kız olarak mı yarattık

[151] Dikkat edin, kesinlikle yalan uydurup soyluyorlar

[152] «Allah dogurdu» diyorlar. Onlar suphesiz yalancıdırlar

[153] Allah, kızları ogullara tercih mi etmis

[154] Ne oluyor size? Nasıl hukmediyorsunuz

[155] Hic dusunmuyor musunuz

[156] Yoksa sizin acık bir deliliniz mi var

[157] Dogru sozlulerden iseniz, kitabınızı getirin

[158] Allah ile cinler arasında da bir soy birligi uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine goturuleceklerini bilirler

[159] Allah, onların isnat edegeldiklerinden yucedir, munezzehtir

[160] Allah’ın ihlasa erdirilmis kulları mustesnadır (onlar azap gormeyeceklerdir)

[161] Sizler ve taptıgınız seyler

[162] Hicbiriniz, Allah'a karsı azdırıp saptıramazsınız

[163] Cehenneme girecek kimseden baskasını

[164] (Melekler soyle derler:) Bizim her birimiz icin, bilinen bir makam vardır

[165] Suphesiz biz, orada sıra sıra dururuz

[166] ve suphesiz Allah'ı tesbih ederiz

[167] Putperestler: diyorlardı

[168] Eger oncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı

[169] mutlaka Allah’ın ihlaslı kulları olurduk

[170] Iste simdi onu inkar ettiler. Ama ileride bileceklerdir

[171] Andolsun ki, peygamber kullarımıza soz vermisizdir

[172] Onlar mutlaka zafere ulasacaklardır

[173] Bizim ordumuz suphesiz ustun gelecektir

[174] Onun icin sen bir sureye kadar onlara aldırma

[175] Onların halini gor, onlar da gorecekler

[176] Azabımızı acele mi istiyorlar

[177] Azap yurtlarına indiginde, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kotu olur

[178] Sen bir zamana kadar onlara aldırma

[179] Onların halini gor, onlar da goreceklerdir

[180] Senin izzet sahibi Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yucedir, munezzehtir

[181] Gonderilen butun peygamberlere selam olsun

[182] Alemlerin Rabbi olan Allah'a da hamd olsun

Sâd

Surah 38

[1] Sad. Ogut veren Kur'an’a yemin ederim ki

[2] kufredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, bir gurur ve tefrika icindedirler

[3] Onlardan once nice nesilleri helak ettik. O zaman feryat ettiler. Halbuki artık kurtulma zamanı degildi

[4] Aralarından kendilerine bir uyarıcının gelmesine sastılar ve kafirler: Bu pek yalancı bir sihirbazdır

[5] Ilahları tek bir ilah mı vaptı? Dogrusu bu tuhaf bir seydir! dediler

[6] Onlardan ileri gelenler: Yuruyun, ilahlarınıza baglılıkta direnin, sizden istenen suphesiz budur

[7] Son dinde de bunu isitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır

[8] Kur’an aramızdan Muhammed'e mi indirildi? diyerek kalkıp yuruduler. Belki, bunlar Kur'an'ım hakkında suphe icine dustuler. Hayır! Azabımı henuz tatmadılar

[9] Yoksa aziz ve lutufkar olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır

[10] Yahut goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hukumranlıgı onların elinde midir? Oyleyse (goklerin) yollarında yukselsinler (gorelim)

[11] Onlar, cesitli gruplardan olusmus bir ordudur; iste surada bozguna ugratılacaklardır

[12] Onlardan once Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun

[13] Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da peygamberleri yalanladılar. Iste bunlar da (peygamberlere karsı) birlesen topluluklardır

[14] Onların her biri gonderilen peygamberleri yalanladılar da bu yuzden (kendilerine) azabım hak oldu

[15] Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunc bir ses beklemektedirler

[16] Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gununden once ver, dediler

[17] (Rasulum!) Onların soylediklerine sabret, kulumuz Davud'u, o kuvvet sahibi zatı hatırla. O, hep Allah'a yonelirdi

[18] Dogrusu biz aksam sabah onunla beraber tesbih eden dagları

[19] toplu halde kusları onun emri altına vermistik. Hepsi O'na yonelmistir

[20] Onun hukumranlıgını kuvvetlendirmis, ona hikmet ve guzel konusma vermistik

[21] (Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulastı mı? Mabedin duvarına tırmanıp

[22] Davud'un yanına girmislerdi de Davud onlardan korkmustu. «Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hukmet, haksızlık etme; bize dogru yolu goster» dediler

[23] (Onlardan biri soyle dedi:) Bu, kardesimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Boyle iken «Onu da bana ver» dedi ve tartısmada beni yendi

[24] Davud da soyle demisti: "Senin koyunu kendi koyunlarına istemekle sana haksızlık etmis. Ortakların cogu, birbirlerinin haklarına tecavuz ederler; ancak iman edenler ve salih amel isleyenler haric; bunlar da ne kadar azdır!" Davud, kendisini denedigimizi sandı ve Rabbinden magfiret dileyerek egilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yoneldi

[25] Sonra bu tutumundan dolayı onu bagısladık. Kuskusuz yanımızda onun yuksek bir makamı ve guzel bir gelecegi vardır

[26] Ey Davud! Biz seni yeryuzunde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hukmet. Heva ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'ın yolundan saptırır. Dogrusu Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gununu unutmalarına karsılık cetin bir azap vardır

[27] Gogu, yeri ve ikisi arasındakileri biz bos yere yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Vay o inkar edenlerin atesteki haline

[28] Yoksa biz, iman edip de salih amel isleyenleri, yeryuzunde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacagız? Veya (Allah'tan) korkanları yoldan cıkanlar gibi mi sayacagız

[29] (Rasulum!) Sana bu mubarek Kitab'ı, ayetlerini dusunsunler ve aklı olanlar ogut alsınlar diye indirdik

[30] Biz Davud'a Suleyman'ı verdik. Suleyman ne guzel bir kuldu! Dogrusu o, daima Allah'a yonelirdi

[31] Aksama dogru kendisine, uc ayagının uzerine durup bir ayagını tırnagının uzerine diken calımlı ve safkan kosu atları sunulmustu

[32] Suleyman: Gercekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak icin istedim, dedi. Nihayet gunes battı

[33] (O zaman:) onları (atları) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya basladı

[34] Biz, Suleyman'ı, bir imtihana da tabi tutmustuk: Onu, tahtı uzerine (bir hastalık yuzunden) ceset haline getirmistik; sonra yine eski haline donmustu

[35] Suleyman: Rabbim! Beni bagısla; bana, benden sonra kimsenin ulasamayacagı bir hukumranlık ver. Suphesiz sen, daima bagısta bulunansın, dedi

[36] Bunun uzerine biz de, istedigi yere onun emriyle kolayca giden ruzgarı

[37] bina kuran ve dalgıclık yapan seytanlar

[38] demir halkalarla baglı diger yaratıkları onun emrine verdik

[39] «Iste bu bizim bagısımızdır. Ister ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır» dedik

[40] Dogrusu onun, bizim katımızda buyuk bir degeri ve guzel bir yeri vardır

[41] (Rasulum!) Kulumuz Eyyub’u da an. O, Rabbine: Dogrusu seytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmisti

[42] Ayagını yere vur! Iste yıkanacak ve icilecek soguk bir su (dedik)

[43] Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri icin de bir ibret olmak uzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bagısladık

[44] Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini boyle yerine getir. Gercekten biz Eyyub’u sabırlı (bir kul) bulmustuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yonelirdi

[45] (Ey Muhammed!), Kuvvetli ve basiretli kullarımız Ibrahim, Ishak ve Ya’kub'u da an

[46] Biz onları ozellikle ahiret yurdunu dusunen ihlaslı kimseler kıldık

[47] Dogrusu onlar bizim katımızda seckin iyi kimselerdendir

[48] Ismail'i, Elyesa'yı, Zulkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir

[49] Iste bu, bir hatırlatmadır. Dogrusu Allah'a karsı gelmekten sakınanlara guzel bir gelecek vardır

[50] Kapıları yalnızca kendilerine acılmıs Adn cennetleri vardır

[51] Onlar koltuklara yaslanıp kurularak orada bir cok meyveler ve icecekler isterler

[52] Yanlarında, eslerinden baskasına bakmayan, kendilerine yasıt guzeller vardır

[53] Iste, hesap gunu icin size vadolunan seyler bunlardır

[54] Suphesiz bu, bizim verdigimiz rızıktır. Ona bitmek ve tukenmek yoktur

[55] Bu boyle; ama azgınlara kotu bir gelecek vardır

[56] Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kotu bir kalma yeridir

[57] Iste bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar

[58] Buna benzer daha turlu turlu baskaları da vardır

[59] (Inkarcıların liderlerine:) Iste bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur (denildiginde, liderler:) Onlar rahat yuzu gormesin (derler). Onlar mutlaka atese gireceklerdir

[60] (Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yuzu gormeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kotu bir yerdir! derler

[61] Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim onumuze kim getirdiyse onun atesteki azabını iki kat artır! derler

[62] (Inkarcılar) derler ki: Kendilerini dunyada iken kotulerden saydıgımız kimseleri burada nicin gormuyoruz

[63] Alaya aldıgımız onlar degil miydi? Yoksa (buradalar da) onları gozden mi kacırdık

[64] Iste bu, cehennem ehlinin tartısması, suphesiz bir gercektir

[65] (Rasulum!) De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve kahhar olan Allah'tan baska bir ilah yoktur

[66] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi (olan Allah) ustundur, cok bagıslayıcıdır

[67] De ki: Bu buyuk bir haberdir

[68] Ama siz ondan yuz ceviriyorsunuz

[69] Onlar orada tartısırken benim melei a’la hakkında hicbir bilgim yoktu

[70] Ben ancak apacık bir uyarıcı oldugum icin bana vahyolunuyor

[71] Rabbin meleklere demisti ki: Ben muhakkak camurdan bir insan yaratacagım

[72] Onu tamamlayıp, icine de ruhumdan ufurdugum zaman, derhal ona secdeye kapanın

[73] Butun melekler toptan secde ettiler

[74] Yalnız Iblis secde etmedi. O buyukluk tasladı ve kafirlerden oldu

[75] Allah! Ey Iblis! Iki elimle yarattıgıma secde etmekten seni meneden nedir? Boburlendin mi, yoksa yucelerden misin? dedi

[76] Iblis: Ben ondan hayırlıyım! Beni atesten yarattın, onu camurdan yarattın, dedi

[77] Allah: Cık oradan (cennetten)! Sen artık kovulmus birisin

[78] ceza gunune kadar lanetim senin uzerindedir! buyurdu

[79] Iblis: Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri gune kadar bana muhlet ver, dedi

[80] Allah: Haydi, muhlet verilenlerdensin, buyurdu

[81] Sen bilinen gune kadar

[82] Iblis: Senin izzetine yemin ederim ki, hepsini mutlaka azdıracagım, dedi

[83] Onlardan ihlasa erdirilmis kulların bir yana

[84] Rabbi de soyle demisti: Iste bu hak ve ben hep hakkı soylerim

[85] Sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracagım! buyurdu

[86] (Rasulum!) De ki: Buna karsılık ben sizden bir ucret istemiyorum. Ve ben kendiligimden bir sey iddia edenlerden de degilim

[87] Bu Kur'an, ancak alemler icin bir oguttur

[88] Onun verdigi haberin dogrulugunu bir zaman sonra cok iyi ogreneceksiniz

Zümer

Surah 39

[1] Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katından indirilmistir

[2] (Rasulum!) Suphesiz ki Kitab'ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak (ihlas ile) kulluk et

[3] Dikkat et, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklastırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Dogrusu Allah, ayrılıga dustukleri seylerde aralarında hukum verecektir. Suphesiz Allah, yalancı ve inkarcı kimseyi dogru yola iletmez

[4] Eger Allah bir evlat edinmek isteseydi, elbette yarattıklarından diledigini secerdi. O yucedir. O, tek ve kahhar olan Allah'tır

[5] Allah, gokleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gunduzun uzerine ortuyor, gunduzu de gecenin uzerine sarıyor. Gunesi ve ayı emri altına almıstır. Her biri belli bir sureye kadar akıp gider. Dikkat et! O, azizdir ve cok bagıslayandır

[6] Sizi tek bir nefisten (Adem'den) yaratmıs, sonra da ondan esini meydana getirmistir. Sizin icin hayvanlardan sekiz cift indirmistir. Sizi analarınızın karınlarında, bir yaratmadan sonra bir diger yaratmaya gecerek uc karanlık safhada yaratır. Iste bunları yapan Rabbiniz Allah'tır. Hukumranlık O'nundur. O'ndan baska ilah yoktur. O halde nasıl olup da O'ndan yuz cevirip baskalarına ibadet edersiniz

[7] Eger inkar ederseniz, suphesiz Allah, size muhtac degildir. Bununla beraber O, kullarının kufrune razı olmaz. Eger sukrederseniz sizden bunu kabul eder. Hicbir gunahkar digerinin gunahını cekmez. Nihayet hepinizin donup gidisi, Rabbinizedir. Yaptıklarınızı O size haber verir. Cunku O, kalplerde olan herseyi hakkıyla bilendir

[8] Insanın basına bir sıkıntı gelince, Rabbine yonelerek O’na yalvarır. Sonra Allah kendisinden ona bir nimet verince, onceden yalvarmıs oldugunu unutur. Allah'ın yolundan saptırmak icin O'na esler kosar. (Ey Muhammed!) De ki: Kufrunle biraz eglenedur; cunku sen, muhakkak cehennem ehlindensin

[9] Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten cekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarcı gibi) midir? (Rasulum!) De ki: Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Dogrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla dusunur

[10] (Rasulum!) Soyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karsı gelmekten sakının. Bu dunyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın (yarattıgı) yeryuzu genistir. Yalnız sabredenlere, mukafatları hesapsız odenecektir

[11] De ki: Bana, dini Allah'a halis kılarak O’na kulluk etmem emrolundu

[12] Bana muslumanların ilki olmam emrolundu

[13] De ki: Rabbime karsı gelirsem, dogrusu buyuk gunun azabından korkarım

[14] De ki: Ben dinimde ihlas ile ancak Allah'a ibadet ederim

[15] (Ey Allah'a es kosanlar!): Siz de O'ndan baska dilediginize tapın! De ki: Gercekten husrana ugrayanlar, kıyamet gunu hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Bilesiniz ki, bu apacık husrandır

[16] Onların ustlerinde atesten tabakalar, altlarında da (oyle) tabakalar var. Iste Allah kullarını bununla korkutuyor. Ey kullarım! Yalnızca benden korkun

[17] Tagut'a kulluk etmekten kacınıp, Allah'a yonelenlere mujde vardır, kullarımı mujdele

[18] (Ey Muhammed!) Dinleyip de sozun en guzeline uyan iste Allah'ın dogru yola ilettigi kimseler onlardır. Gercek akıl sahipleri de onlardır

[19] (Rasulum!) Hakkında azap hukmu gerceklesmis kimseyi ve ateste olanı sen mi kurtaracaksın

[20] Fakat Rablerinden sakınanlara, ustuste yapılmıs, altlarından ırmaklar akan koskler vardır. Bu, Allah'ın verdigi sozdur. Allah, verdigi sozden caymaz

[21] Gormedin mi? Allah gokten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerlestirdi, sonra onunla turlu turlu renklerde ekinler yetistiriyor. Sonra onlar kurur da sapsarı olduklarını gorursun. Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar. Suphesiz bunlarda akıl sahipleri icin bir ogut vardır

[22] Allah kimin gonlunu Islam'a acmıssa o, Rabbinden bir nur uzerinde degil midir? Allah'ı anmak hususunda kalpleri katılasmıs olanlara yazıklar olsun! Iste bunlar apacık bir sapıklık icindedirler

[23] Allah sozun en guzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab’ın etkisinden tuyleri urperir, derken hem bedenleri ve hem de gonulleri Allah'ın zikrine ısınıp yumusar. Iste bu Kitap, Allah'ın, diledigini kendisiyle dogru yola ilettigi hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gosteren olmaz

[24] Kıyamet gununde yuzunu azabın siddetinden korumaya calısan kimse (kendini ondan emin kılan gibi) midir? Zalimlere «Kazandıgınızı tadın!» denilir

[25] Onlardan oncekiler (peygamberleri) yalanladılar da farkına varmadıkları bir yerden onlara azap cattı

[26] Bu suretle Allah, dunya hayatında onlara rezilligi tattırdı. Ahiret azabı daha buyuktur. Keske bunu bilselerdi

[27] Andolsun ki biz, ogut alsınlar diye, bu Kur'an’da insanlara her turlu misali verdik

[28] Korunsunlar diye, puruzsuz Arapca bir Kur'an indirdik

[29] Allah, cekisip duran bircok ortakların sahip oldugu bir adam (kole) ile yalnız bir kisiye baglı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi esit midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların cogu bilmezler

[30] Muhakkak sen de oleceksin, onlar da olecekler

[31] Sonra suphesiz, siz de kıyamet gunu, Rabbinizin huzurunda muhakeme olacaksınız

[32] Allah'a karsı yalan uyduran, kendisine gelen gercegi (Kur'an’ı) yalan sayandan daha zalim kimdir? Kafirlerin yeri cehennemde degil mi

[33] Dogruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, iste kotulukten sakınanlar onlardır

[34] Onlar icin Rableri yanında diledikleri her sey vardır. Iste bu, iyilik edenlerin mukafatıdır

[35] Boylece Allah, onların gecmiste yaptıkları en kotu hareketleri bile ortecek ve yaptıklarının en guzeline denk olarak mukafatlarını verecektir

[36] Allah kuluna kafi degil midir? Seni O'ndan baskalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun yolunu dogrultacak biri yoktur

[37] Allah kime de hidayet ederse, artık onu saptıracak yoktur. Allah, mutlak guc sahibi ve intikam alıcı degil midir

[38] Andolsun ki onlara: Gokleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, elbette «Allah'tır» derler. De ki: Oyleyse bana soyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdigi zararı giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini onleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter. Tevekkul edenler, ancak O'na guvenip dayanırlar

[39] De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; dogrusu ben de yapacagım

[40] Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime surekli azap inecek, yakında bileceksiniz

[41] (Rasulum)! Suphesiz biz bu Kitab’ı sana, insanlar icin hak olarak indirdik. Artık kim dogru yolu secerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıs olur. Sen onların uzerinde vekil degilsin

[42] Allah, eceli gelenlerin ruhlarını olumleri anında, eceli henuz gelmeyenlerin de uykularında alır. Haklarında olume hukmettikleri (kullarının ruhlarını bedenlerine geri salmaz, onların ruhları) nı tutar, digerlerini ise, (ecellerini tamamlamaları icin) belli bir sureye kadar salıverir. Bunda, dusunebilen kavim icin, muhakkak ibretler vardır

[43] Yoksa onlar Allah'tan baskasını sefaatciler mı edindiler? De ki: Onlar hicbir seye guc yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi (sefaatci edineceksiniz)

[44] De ki: Butun sefaat Allah'ındır. Goklerin ve yerin hukumranlıgı O'nundur. Sonra O'na donduruleceksiniz

[45] Allah'ın adı tek basına zikredildigi zaman, ahirete iman etmeyenlerin kalbleri kin (ve nefret) le dolar; fakat Allah'tan baskası, (yani putları) zikredildigi zaman da hemen neselenirler

[46] De ki: Ey gokleri ve yeri yaratan, gizliyi de asikarı da bilen Allah! Kullarının arasında, ayrılıga dustukleri seyin hukmunu ancak sen vereceksin

[47] Eger yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gununde azabın fenalıgından (kurtulmak icin) elbette bunları feda ederlerdi. Halbuki (o gun) onlar icin, Allah tarafından, hic hesaba katmadıkları seyler ortaya cıkmıstır

[48] Onların kazandıkları kotulukler (o gun) acıga cıkmıs, alaya aldıkları sey, kendilerini sarmıstır

[49] Insana bir zarar dokundugu zaman bize yalvarır. Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdigimiz vakit, «Bu bana ancak bilgimden dolayı verilmistir» der. Hayır! O bir imtihandır, fakat cokları bilmezler

[50] Bunu onlardan oncekiler de soylemisti; ama kazandıkları seyler onlara fayda vermedi

[51] Sonunda kazandıkları seylerin kotulukleri de baslarına gelmisti. Bu musriklerden zulmedenlerin baslarına da kazandıklarının kotulukleri gelecektir. Buna hicbir sekilde engel olabilecek degillerdir

[52] Bilmiyorlar mı ki Allah, rızkı diledigine bol bol verir, dilediginden de kısar. Suphesiz bunda inanan bir kavim icin ibretler vardır

[53] De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi asan kullarım! Allah'ın rahmetinden umit kesmeyin! Cunku Allah butun gunahları bagıslar. Suphesiz ki O, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[54] Size azap gelip catmadan once Rabbinize donun, O'na teslim olun, sonra size yardım edilmez

[55] Siz farkında olmadan, ansızın basınıza azap gelmezden once, Rabbinizden size indirilenin en guzeline (Kur'an'a) tabi olun

[56] Kisinin: Allah'a karsı asırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun! Gercekten ben alay edenlerdendim (diyecegi gunden sakının)

[57] Veya: Allah bana hidayet verseydi, elbette sakınanlardan olurdum, diyecegi

[58] yahut azabı gordugunde: Keske benim icin bir kez (donmeye) imkan bulunsa da iyilerden olsam! diyecegi gunden sakının

[59] Hayır (donemeyeceksin)! Ayetlerim sana gelmisti de sen onları yalanlamıs, buyukluk taslamıs ve inkarcılardan olmustun

[60] Kıyamet gununde Allah hakkında yalan soyleyenlerin yuzlerinin kapkara oldugunu gorursun. Kibirlenenlerin kalacagı yer cehennemde degil midir

[61] Allah, takva sahiplerini kurtulusa erdirir. Onlara hicbir fenalık dokunmaz. Onlar mahzun da olmazlar

[62] Allah her seyin yaratıcısıdır. O, her seye vekildir

[63] Goklerin ve yerin anahtarları (mutlak hukumranlıgı) O'nundur. Allah’ın ayetlerini inkar edenler var ya, iste onlar husrana ugrayanlardır

[64] De ki: Ey cahiller! Bana Allah'tan baskasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz

[65] Gercektir ki, sana da senden oncekilere de vahyolunmustur ki: "Eger Allah'a sirk kosarsan, muhakkak butun amelin bosa gider ve husrana ugrayanlardan olursun

[66] Hayır! Yalnız Allah’a kulluk et ve sukredenlerden ol

[67] Allah'ı gerektigi gibi (hakkıyla tanıyıp) takdir edememislerdir. Kıyamet gunu, yeryuzu butunuyle O'nun kabzasında, gokler de elinde durulmus olacaktır. Allah, onların sirk kostukları seylerden munezzehtir ve cok yucedir

[68] Sur'a uflenince, Allah’ın diledikleri mustesna olmak uzere goklerde ve yerde, ne varsa hepsi olecektir. Sonra ona bir daha uflenince, bir de ne goresin, onlar ayaga kalkmıs bakıyorlar

[69] Yeryuzu, Rabbinin nuru ile aydınlanır, kitap konulur, peygamberler ve sahitler getirilir ve aralarında hakkaniyetle hukum verilir. Onlara asla zulmedilmez

[70] Herkes ne yaptıysa, karsılıgı tastamam verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir

[71] Kufredenler, boluk halinde cehenneme surulur. Nihayet oraya geldikleri zaman kapıları acılır, bekcileri onlara: Size, icinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugune kavusacagınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi? derler. «Evet geldi» derler ama, azap sozu kafirlerin uzerine hak olmustur

[72] Onlara: Icinde ebedi kalacagınız cehennemin kapılarından girin; kibirlenenlerin yeri ne kotu! denilir

[73] Rablerine karsı gelmekten sakınanlar ise, boluk boluk cennete sevk edilir, oraya varıp da kapıları acıldıgında bekcileri onlara: «Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedi kalmak uzere girin buraya.» derler

[74] Onlar: «Bize verdigi sozde sadık olan ve bizi, diledigimiz yerinde oturacagımız bu cennet yurduna varis kılan Allah’a hamdolsun. Iyi amelde bulunanların mukafatı ne guzelmis!» derler

[75] Melekleri gorursun ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek Ars'ın etrafını kusatmıslardır. Artık aralarında adaletle hukmolunmus ve «Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun» denilmistir

Ğâfir

Surah 40

[1] Ha. Mim

[2] Bu Kitap mutlak galip, hakkıyla bilen, Allah tarafından indirilmistir

[3] Gunahı bagıslayan, tevbeyi kabul eden, azabı cetin, lutuf sahibi O’ndan baska hicbir ilah yoktur, donus ancak O'nadır

[4] Inkar edenler mustesna, hic kimse Allah’ın ayetleri hakkında tartısmaz. Onların sehirlerde (rahatlıkla) gezip dolasması seni aldatmasın

[5] Onlardan once Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) engellemeye, her ummet kendi peygamberini yakalamaya azmetmisti. Batılı hakkın yerine koymak icin mucadele etmislerdi. Bunun uzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. Iste, cezalandırmamın nasıl oldugunu gor

[6] Inkar edenlerin cehennem ehli olduklarına dair Rabbinin sozu boylece gerceklesti

[7] Ars'ı yuklenen ve bir de onun cevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Muminlerin de bagıslanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her seyi kusatmıstır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bagısla, onları cehennem azabından koru! (derler)

[8] Rabbimiz! Onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vadettigin Adn cennetlerine koy. Suphesiz aziz ve hakim olan sensin

[9] Bir de onları, her turlu kotuluklerden koru. O gun sen kimi kotuluklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmis olursun. Bu en buyuk kurtulustur

[10] Inkar edenlere soyle seslenilir: Allah'ın gazabı, sizin kendinize olan kotulugunuzden elbette daha buyuktur. Zira siz imana davet ediliyorsunuz, fakat inkar ediyorsunuz

[11] Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa oldurdun, iki defa dirilttin. Biz de gunahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu atesten) cıkmaya yol var mıdır? derler

[12] (Onlara denir ki:) Iste bunun sebebi sudur: Tek Allah'a ibadete cagrıldıgı zaman inkar edersiniz. O’na ortak kosulunca (bunu) tasdik edersiniz. Artık hukum, yucelerin yucesi Allah'ındır

[13] Size ayetlerini gosteren, sizin icin gokten rızık indiren O'dur. Allah'a yonelenden baskası ibret almaz

[14] Haydi! Kafirlerin hosuna gitmese de Allah'a, Allah icin dindar ve ihlaslı olarak dua edin

[15] Dereceleri yukselten, Ars'ın sahibi Allah, kavusma gunuyle korkutmak icin kullarından diledigine iradesiyle ilgili vahyi indirir

[16] O gun onlar (kabirlerinden) meydana cıkarlar. Onların hicbir seyi Allah'a gizli kalmaz. Bugun hukumranlık kimindir? Kahhar olan tek Allah'ındır

[17] Bugun herkese kazandıgının karsılıgı verilir. Bugun haksızlık yoktur. Suphesiz Allah, hesabı carcabuk gorendir

[18] Yaklasan gun hususunda onları uyar! Cunku o, onda dehset icinde yutkunurken yurekleri agızlarına gelmistir. Zalimlerin ne dostu ne de sozu dinlenir sefaatcisi vardır

[19] Allah, gozlerin hain bakısını ve kalplerin gizledigini bilir

[20] Allah, adaletle hukmeder. O’nu bırakıp taptıkları ise, hicbir seye hukmedemezler. Suphesiz Allah, hakkıyla isiten ve gorendir

[21] Onlar, yeryuzunde gezip dolasmadılar mı ki, kendilerinden oncekilerin akıbetinin nasıl oldugunu gorsunler! Onlar, kuvvet ve yeryuzundeki eserleri yonunden bunlardan daha da ustunduler. Boyleyken Allah onları gunahları yuzunden yakaladı. Onları Allah'ın gazabından koruyan da olmadı

[22] Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apacık mucizeler getirdikleri halde, inkar etmeleri idi. Allah da kendilerini tutup yakalayıverdi. Dogrusu O, kuvvetlidir; azabı da pek cetindir

[23] Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimiz ve apacık huccetle, gonderdik

[24] Firavun, Haman ve Karun'a gonderdik. Onlar: Bu, cok yalancı bir sihirbazdır! dediler

[25] Iste o (Musa), tarafımızdan kendilerine hakkı getirince : Onunla beraber iman edenlerin ogullarını oldurun, kadınları sag bırakın! dediler. Ama kafirlerin tuzagı elbette bosa cıkar

[26] Firavun: Bırakın beni, dedi. Musa'yı Oldureyim; (Kurtarabilirse) Rabbine yalvarsın! Cunku ben onun, dininizi degistireceginden, yahut yeryuzunde fesat cıkaracagından korkuyorum

[27] Musa da: Ben, hesap gunune inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sıgındım, dedi

[28] Firavun ailesinden olup, imanını gizleyen bir mumin adam soyle dedi: Siz bir adamı «Rabbim Allah'tır»diyor, diye oldurecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apacık mucizeler getirmistir. Eger o yalancı ise yalanı kendisinedir. Eger dogru soyluyorsa sizi tehdit ettiginin (azabın), bir kısmı olsun gelip size catar. Suphesiz Allah, haddi asan, yalancı kimseyi dogru yola eristirmez

[29] Ey kavmim! Bugun, yeryuzune hakim kimseler olarak hukumranlık sizindir. Ama Allah’ın azabı bize gelip catarsa, kim bize yardım eder? Firavun: Ben size kendi gorusumu soyluyorum ve yine size ancak dogru yolu gosteriyorum dedi

[30] Iman etmis olan dedi ki: «Ey kavmim! Dogrusu ben sizin icin, (peygamberleri yalanlayan) toplulukların baslarına gelen bir akıbetten korkuyorum

[31] Nuh kavminin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, Allah, kullarına bir zulum dileyecek degildir.»

[32] «Ey kavmim! Gercekten sizin icin o bagrısıp cagrısma gununden, korkuyorum

[33] Arkanıza donup kacacagınız gunden korkuyorum. Sizi Allah'tan (O'nun azabından) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu dogru yola iletecek de yoktur.»

[34] Andolsun ki, (Musa'dan) once Yusuf da size acık deliller getirmisti ve onun size getirdigi seyler hakkında suphe edip durmustunuz. Nihayet o vefat edince «Allah ondan sonra peygamber gondermez» dediniz. Iste Allah o asırı giden suphecileri boyle saptırır

[35] Kendilerine gelmis hicbir delil olmadıgı halde Allah'ın ayetleri hakkında mucadele edenler gerek Allah yanında, gerekse iman edenler yanında buyuk bir nefretle karsılanır. Allah, buyukluk taslayan her zorbanın kalbini iste boyle muhurler

[36] Firavun: Ey Haman, bana yuksek bir kule yap; belki yollara erisirim

[37] Goklerin yollarına de Musa'nın ilahını gorurum! Dogrusu ben onu, yalancı sanıyorum, dedi. Boylece Firavun'a, yaptıgı kotu is suslu gosterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzagı tamamen bosa cıktı

[38] O iman eden kimse: Ey kavmim! dedi, siz bana uyun, sizi dogru yola goturecegim

[39] Ey kavmim! Suphesiz bu dunya hayatı, gecici bir eglencedir. Ama ahiret, gercekten kalınacak yurttur

[40] Kim bir kotuluk islerse, onun kadar ceza gorur. Kim de kadın veya erkek, mumin olarak salih amel islerse iste onlar, cennete girecekler, orada onlara hesapsız rızık verilecektir

[41] Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtulusa cagırıyorum, siz beni atese cagırıyorsunuz

[42] Siz beni, Allah’ı inkar etmeye ve hic tanımadıgım nesneleri O’na ortak kosmaya cagırıyorsunuz. Ben ise sizi, aziz ve cok bagıslayan Allah'a davet ediyorum

[43] Gercek su ki, sizin beni davet ettiginiz seyin dunyada da ahirette de davete deger bir tarafı yoktur. Donusumuz Allah'adır, asırı gidenler de ates ehlinin kendileridir

[44] Size soylediklerimi elbette hatırlayacaksınız. Ben, isimi Allah'a havale ediyorum. Allah, suphesiz kullarını hakkıyla gorendir

[45] Nihayet Allah, onların kurdukları tuzakların kotuluklerinden bu zatı korudu. Firavun'un kavmini ise kotu azap kusatıverdi

[46] Onlar sabah aksam o atese sokulurlar. Kıyametin kopacagı gun de: Firavun ailesini azabın en cetinine sokun (denilecek)

[47] (Kafirler) atesin icinde birbirleriyle cekisirlerken zayıf olanlar, o buyukluk taslayanlara: Biz size uymustuk. Simdi atesin birazını bizden savabilir misiniz? derler

[48] O buyukluk taslayanlar ise: Dogrusu hepimiz bunun icindeyiz. Suphe yok ki Allah kulları arasında verecegi hukmu verdi, derler

[49] Ateste bulunanlar cehennem bekcilerine: Rabbinize dua edin, bizden, bir gun olsun azabı hafifletsin! diyecekler

[50] (Bekciler:) Size peygamberleriniz acık acık deliller getirmediler mi? derler. Onlar da: Getirdiler, cevabını verirler. (Bekciler ise): O halde kendiniz yalvarın, derler. Halbuki kafirlerin yalvarması bosunadır

[51] Suphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dunya hayatında, hem sahitlerin sahitlik edecekleri gunde yardım ederiz

[52] O gun zalimlere, ozur dilemeleri hicbir fayda saglamaz. Artık lanet de onlarındır, kotu yurt da onlarındır

[53] Andolsun ki biz Musa'ya hidayeti verdik ve Israilogullarına, Kitab’ı miras bıraktık

[54] Akıl sahipleri icin bir ogut ve dogruluk rehberi olan

[55] (Rasulum!) Simdi sen sabret. Cunku Allah’ın vaadi gercektir. Gunahının bagıslanmasını iste. Aksam sabah Rabbini hamd ile tesbih et

[56] Kendilerine gelmis kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri hakkında munakasa edenler var ya, hic suphe yok ki, onların kalplerinde, asla yetisemeyecekleri bir buyukluk hevesinden baska bir sey yoktur. Bu itibarla Allah'a sıgın; cunku her seyi hakkıyla isiten, hakkıyla goren O'dur

[57] Elbette goklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha buyuk bir seydir. Fakat insanların cogu bilmezler

[58] Kor ile goren, iman edip salih amel isleyenlerle kotuluk eden bir olmaz. Ne kadar az dusunuyorsunuz

[59] Kıyamet gunu mutlaka gelecektir, bunda hic suphe yoktur. Fakat insanların cogu buna inanmazlar

[60] Rabbiniz soyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Cunku bana ibadeti (dua etmeyi) bırakıp buyukluk taslayanlar asagılanarak cehenneme gireceklerdir

[61] Icinde dinlenesiniz diye geceyi, gormeniz icin de gunduzu yaratan Allah'tır. Suphesiz Allah, insanlara karsı lutufkardır. Fakat insanların cogu sukretmezler

[62] Iste O, her seyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah'dır. O'ndan baska hakkıyla ibadete layık hicbir ilah yoktur. O halde nasıl olup da donduruluyorsunuz

[63] Allah’ın ayetlerini inatla inkar edenler iste (haktan) boyle dondurulur

[64] Yeri sizin icin yerlesim alanı, gogu de bir bina kılan, size sekil verip de seklinizi guzel yapan ve sizi temiz besinlerle rızıklandıran Allah'tır. Iste Allah, sizin Rabbinizdir. Alemlerin Rabbi Allah, yucelerden yucedir

[65] O diridir; O'ndan baska hakkıyla ibadete layık hicbir ilah yoktur. Dini O'na halis kılarak (O'nu birleyerek) yalnız O'na ibadet edin (O'na hicbir seyi ortak kosmayın). Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur

[66] (Rasulum)! De ki: Bana Rabbimden apacık deliller gelince, sizin Allah'ı bırakıp o taptıklarınıza kulluk etmem bana yasaklandı ve bana alemlerin Rabbine teslim olmam emredildi

[67] Sizi topraktan, sonra meniden, sonra alakadan (asılanmıs yumurtadan) yaratan sonra bebek olarak cıkaran, sonra sizi guclu kuvvetli bir caga erismeniz, sonra da ihtiyarlamanız ki icinizden daha once vefat edenler de vardır ve belli bir vakte ulasmanız icin sizi yasatan O’dur. Umulur ki dusunursunuz

[68] O, hem dirilten hem de oldurendir. O, herhangi bir isin olmasını diledigi zaman yalnız «Ol!» der, o da oluverir

[69] Allah'ın ayetleri hakkında tartısanlara bakmadın mı? Nasıl donduruluyorlar (onu tasdike yanasmıyorlar)

[70] Onlar, Kitab'ı ve peygamberlerimize gonderdiklerimizi yalanlayanlardır. Onlar yakında (gercegi) anlayacaklar

[71] Boyunlarında demir halkalar ve zincirler oldugu halde, suruklenecekler

[72] sıcak suya , sonra da ateste yakılacaklardır

[73] Sonra onlara: Allah'ı bırakıp da kostugunuz ortaklar nerededir? denilecek

[74] Onlar da: Bizden uzaklastılar, zaten biz onceleri hicbir seye tapmıyorduk, diyecekler. Iste Allah kafirleri boyle sasırtır

[75] Bu, sizin yeryuzunde haksız olarak sımarmanızdan ve asırı derecede sevinip boburlenmenizden oturudur

[76] Icinde ebedi kalmak uzere cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin donup gidecekleri yer ne cirkindir

[77] Onun icin (Rasulum), sen sabret! Suphesiz Allah'ın vaadi gercektir. Onlara soz verdigimiz azabın bir kısmını ya sana gosteririz, yahut seni daha once vefat ettiririz. Nasıl olsa onlar bize doneceklerdir

[78] Senden once de peygamberler gondermistik. Bunlardan bir kısmının kıssalarını sana anlattık; bir kısmının kıssalarını da sana anlatmadık. Allah'ın izni olmadan bir peygamberin mucize getirmesi mumkun degildir. Allah'ın emri geldigi zaman da, hak ile hukmolunur. Ve iste o zaman, bosa gayret sarfedenler husrana ugrarlar

[79] Allah, kimine binesiniz, kimini yiyesiniz diye sizin icin hayvanları yaratandır

[80] Onlarda sizin icin daha nice faydalar vardır. Gonullerinizdeki bir arzuya, onlara binerek ulasırsınız. Onların ve gemilerin ustunde tasınırsınız

[81] Allah size ayetlerini gosteriyor. Simdi, Allah'ın ayetlerinden hangisini inkar edersiniz

[82] Onlar yeryuzunde gezip dolasmadılar mı ki, kendilerinden oncekilerin sonu nasıl olmustur, gorsunler! Oncekiler bunlardan daha coktu, kuvvetce ve yeryuzundeki eserleri bakımından da daha saglam idiler. Fakat kazandıkları seyler onlara asla fayda vermemistir

[83] Peygamberleri onlara apacık bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beseri) bilgiye guvendiler (onu alaya aldılar). Alaya aldıkları sey kendilerini boguverdi

[84] Ne var ki, azabımızı gorunce de, "Bir tek Allah'a iman ettik; O'na ortak kostuklarımızı da inkar ettik" demislerdi

[85] Fakat azabımızı gordukleri zaman imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'ın kulları hakkında suregelen adeti budur. Iste o zaman kafirler husrana ugrayacaklardır

Fussilet

Surah 41

[1] Ha. Mim

[2] (Kur'an) Rahman ve Rahim olan Allah katından indirilmistir

[3] (Bu,) bilen bir kavim icin, ayetleri Arapca okunarak acıklanmıs bir kitaptır

[4] Bu kitap mujdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların cogu yuz cevirdi, artık dinlemezler

[5] Ve dediler ki: Bizi cagırdıgın seye karsı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir agırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. Onun icin sen (istedigini) yap, biz de yapmaktayız

[6] De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana ilahınızın bir tek ilah oldugu vahy olunuyor. Artık O'na yonelin, O'ndan magfiret dileyin. Ortak kosanların vay haline

[7] Onlar zekatı vermezler; ahireti inkar edenler de onlardır

[8] Suphesiz iman edip salih ameller isleyenler icin tukenmeyen bir mukafat vardır

[9] De ki: Gercekten siz, yeri iki gunde yaratanı inkar edip O’na ortaklar mı kosuyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir

[10] O, yeryuzune sabit daglar yerlestirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dort gunde isleyenler icin fark gozetmeden gıdalar takdir etti

[11] Sonra duman halinde olan goge yoneldi, ona ve yerkureye: Isteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. Ikisi de «Isteyerek geldik» dediler

[12] Boylece onları, iki gunde yedi gok olarak yarattı ve her goge gorevini vahyetti. Dunya gogunu de yıldızlarla susledik ve onu tam bir koruma altına aldık. Bu, daima galip olan ve her seyi hakkıyla bilen Allah'ın takdiridir

[13] Eger onlar yuz cevirirlerse de ki: Isle sizi Ad ve Semud'un basına gelen kasırgaya benzer bir kasırgaya karsı uyarıyorum

[14] Peygamberler onlara: «Onlerinden ve arkalarından gelerek Allah’tan baskasına kulluk etmeyin.» dedikleri zaman, «Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Onun icin biz sizinle gonderilen seyleri inkar ediyoruz» demislerdi

[15] Ad kavmine gelince, yeryuzunde haksız yere buyukluk tasladılar ve: Bizden daha kuvvetli kim var? dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın, onlardan daha kuvvetli oldugunu gormediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi (mucizelerimizi) inkar ediyorlardı

[16] Bundan dolayı biz de onlara dunya hayatında zillet azabını tattırmak icin o ugursuz gunlerde soguk bir ruzgar gonderdik. Ahiret azabı elbette daha cok rusva edicidir. Onlara yardım da edilmez

[17] Semud’a gelince onlara dogru yolu gosterdik, ama onlar korlugu dogru yola tercih ettiler. Boylece yapmakta oldukları kotulukler yuzunden alcaltıcı azabın yıldırımı onları carptı

[18] Inananları kurtardık. Onlar (Allah'tan) korkuyorlardı

[19] Allah'ın dusmanları, atese surulmek uzere toplandıkları gun, hepsi bir araya getirilirler

[20] Nihayet oraya geldikleri zaman kulakları, gozleri ve derileri, isledikleri seye karsı onların aleyhine sahitlik edecektir

[21] Derilerine: Nicin aleyhimize sahitlik ettiniz? derler. Onlar da: Her seyi konusturan Allah, bizi de konusturdu. Ilk defa sizi o yaratmıstır. Yine O'na donduruluyorsunuz, derler

[22] Siz ne kulaklarınızın, ne gozlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize sahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan cogunu Allah'ın bilmeyecegini sanıyordunuz

[23] Rabbiniz hakkında beslediginiz zan var ya, iste sizi o mahvetti ve ziyana ugrayanlardan oldunuz

[24] Simdi eger dayanabilirlerse, onların yeri atestir. Ve eger (tekrar dunyaya donup Allah'ı) hosnut etmek isterlerse, memnun edilecek degillerdir

[25] Biz onlara birtakım arkadaslar musallat ettik de onlar onlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bunlara suslu gosterdiler. Kendilerinden once gelip gecmis olan cinler ve insanlar icin (uygulanan) azap onlara da gerekli olmustur. Kuskusuz onlar husrana dusenlerdi

[26] Inkar edenler: Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gurultu yapın. Umulur ki bastırırsınız, dediler

[27] O inkar edenlere siddetli bir azabı tattıracagız ve onları yaptıklarının en kotusuyle cezalandıracagız

[28] Iste bu , Allah dusmanlarının cezası, atestir. Ayetlerimizi inkar etmelerinden dolayı, orada onlara ceza olarak ebedi kalacakları yurt (cehennem) vardır

[29] Kafirler cehennemde: Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize goster de asagılanmıslardan olsunlar diye onları ayaklarımızın altına alalım! diyecekler

[30] Suphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdogru yolda yuruyenlerin uzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, uzulmeyin, size vadolunan cennetle sevinin! derler

[31] Biz dunya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Orada sizin icin canlarınızın cektigi her sey var ve istediginiz her sey orada sizin icin hazırdır

[32] Gafur ve Rahim olan Allah'ın ikramı olarak

[33] Allah'a davet eden, salih amel isleyen ve "ben muslumanım" diyen kimseden daha guzel sozlu kim vardır

[34] Iyilikle kotuluk bir olmaz. Sen (kotulugu) en guzel bir sekilde onle. O zaman seninle arasında dusmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur

[35] Buna (bu guzel davranısa) ancak sabredenler kavusturulur; buna ancak (hayırdan) buyuk nasibi olan kimse kavusturulur

[36] Eger seytandan gelen kotu bir dusunce seni durtecek olursa, hemen Allah'a sıgın. Cunku O, hakkıyla isiten ve hakkıyla bilendir

[37] Gece ve gunduz, gunes ve ay O'nun ayetlerindendir. Eger Allah'a ibadet etmek istiyorsanız, gunese de aya da secde etmeyin. Onları yaratan Allah'a secde edin

[38] Eger insanlar buyukluk taslarlarsa (bilsinler ki) Rabbinin yanında bulunan (melekler) hic usanmadan, gece gunduz O'nu tesbih ederler

[39] Senin yeryuzunu kupkuru gormen de Allah’ın ayetlerindendir. Biz onun uzerine suyu indirdigimiz zaman, harekete gecip kabarır. Ona can veren, elbette oluleri de diriltir. O, her seye kadirdir

[40] Ayetlerimiz hakkında dogruluktan ayrılıp egrilige sapanlar bize gizli kalmaz. O halde, atesin icine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet gunu guvenle gelen mi? Dilediginizi yapın! Kuskusuz O, yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[41] Kendilerine Kitap geldiginde onu inkar edenler (suphesiz bunun sonucuna katlanacaklardır). Halbuki o, essiz bir kitaptır

[42] Ona onunden de ardından da batıl gelemez. O, hikmet sahibi, cok ovulen Allah tarafından indirilmistir

[43] (Rasulum!) Sana soylenen, senden onceki peygamberlere soylenmis olandan baska bir sey degildir. Elbette ki senin Rabbin, hem magfiret sahibi hem de acı bir azap sahibidir

[44] Eger biz onu, yabancı dilden bir Kur’an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı sekilde acıklanmalı degil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: Bu Kur'an, iman edenler icin bir hidayet ve bir sifadır. Iman etmeyenlerin kulaklarında bir agırlık vardır. Kur'an, onlara karsı bir korluktur. (Sanki) onlara uzak bir yerden bagırılıyor (da Kur'an'da ne soylendigini anlamıyorlar)

[45] Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik, onda da ayrılıga dusuldu. Eger Rabbinden bir soz gecmis olmasaydı, aralarında derhal hukmedilirdi (isleri bitirilirdi).Onlar Kur'an hakkında derin bir suphe icindedirler

[46] Kim salih amel islerse, bu kendi lehinedir. Kim de kotuluk yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin kullara zulmedici degildir

[47] Kıyamet gununun bilgisi, O'na havale edilir. O'nun bilgisi dısında hicbir meyve (cekirdegi) kabugunu yarıp cıkamaz, hicbir disi gebe kalmaz ve dogurmaz. Allah onlara: Ortaklarım nerede! diye seslendigi gun: Buna dair bizden hicbir sahit olmadıgını sana arzederiz, derler

[48] Boylece onceden yalvarıp durdukları onlardan uzaklasmıstır. Kendilerinin kacacak yerleri olmadıgını anlamıslardır

[49] Insan, (Rabbine) dua ederek iyilik istemekten usanmaz; fakat kendisine bir kotuluk dokundugu zaman, hemen umitsizlige duser

[50] Andolsun ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet tattırırsak: Bu, benim hakkımdır, kıyametin kopacagını sanmıyorum, Rabbime dondurulmus olsam bile muhakkak O'nun katında benim icin daha guzel seyler vardır, der. Biz, inkar edenlere yaptıklarını mutlaka haber verecegiz ve muhakkak onlara agır azaptan tattıracagız

[51] Insana bir nimet verdigimiz zaman (bizden) yuz cevirir ve yan cizer. Fakat ona bir ser dokundugu zaman da yalvarıp durur

[52] De ki: Ne dersiniz, eger o (Kur’an), Allah tarafından ise siz de onu inkar etmisseniz; o zaman (haktan) uzak bir ayrılıga dusenden daha sapık kim vardır

[53] Insanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde ayetlerimizi gosterecegiz ki onun (Kur'an'ın) gercek oldugu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her seye sahit olması, yetmez mi

[54] Dikkat edin; onlar, Rablerine kavusma konusunda suphe icindedirler. Bilesiniz ki O, herseyi (ilmiyle) kusatmıstır

Şûrâ

Surah 42

[1] Ha. Mim

[2] Ayn. Sin. Kaf

[3] Aziz ve hakim olan Allah, sana ve senden oncekilere iste boyle vahyeder

[4] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O yucedir, uludur

[5] Neredeyse yukarılarından gokler catlayacak! Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yerdekiler icin magfiret diliyorlar. Iyi bilin ki Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[6] Allah'tan baska dostlar edinenleri Allah daima gozetlemektedir. Sen onlara vekil degilsin

[7] Sehirlerin anası (olan Mekke'de) ve onun cevresinde bulunanları uyarman ve asla suphe olmayan toplanma gunuyle onları korkutman icin, sana boyle Arapca bir Kur'an vahyettik. (Insanların) bir bolumu cennette, bir bolumu de cılgın alevli cehennemdedir

[8] Allah dileseydi onları bir tek ummet yapardı. Fakat O, diledigini rahmetine kavusturur; zalimlerin ise hicbir dostu ve yardımcısı yoktur

[9] Yoksa onlar Allah’tan baska dostlar mı edindiler? Halbuki dost yalnız Allah'tır. O oluleri diriltir, her seye kadirdir

[10] Ayrılıga dustugunuz herhangi bir seyde hukum vermek, Allah’a mahsustur. Iste, bu Allah, benim Rabbimdir. O'na dayandım ve O'na yonelirim

[11] Gokleri ve yeri yoktan yaratandır. Size kendinizden esler, hayvanlardan da (kendilerine) esler yaratmıstır. Bu suretle cogalmanızı saglamıstır. O'nun benzeri hicbir sey yoktur. O hakkıyla isitendir, hakkıyla gorendir

[12] Goklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Diledigine rızkı bol verir, dilediginden de kısar. O, her seyi hakkıyla bilendir

[13] «Dini ayakta tutun ve onda ayrılıga dusmeyin» diye Nuh'a tavsiye ettigini, sana vahyettigimizi, Ibrahim’e, Musa'ya ve Isa'ya tavsiye ettigimizi Allah size de din kıldı. Fakat kendilerini cagırdıgın bu (din), Allah'a ortak kosanlara agır geldi. Allah diledigini kendisine (peygamber) secer ve kendisine yoneleni de dogru yola iletir

[14] Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki cekememezlik yuzunden ayrılıga dustuler. Eger belli bir sureye kadar Rabbinden bir (erteleme) sozu gecmis olmasaydı, aralarında hemen hukum verilirdi. Onlardan sonra kitaba varis kılınanlar da onun hakkında derin bir suphe icindedirler

[15] Iste onun icin sen (tevhide) davet et ve emrolundugun gibi dosdogru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah'ın indirdigi Kitab'a inandım ve aranızda adaleti gerceklestirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim islediklerimiz bize, sizin isledikleriniz de sizedir. Aramızda tartısılabilecek bir konu yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, donus de O’nadır

[16] Daveti kabul edildikten sonra, Allah hakkında tartısmaya girenlerin delilleri, Rableri katında bostur. Onlar icin bir gazap, yine onlar icin cetin bir azap vardır

[17] Kitab'ı ve mizanı hak olarak indiren Allah’tır. Ne biliyorsun, belki de kıyamet saati yakındır

[18] Ona inanmayanlar, onun cabuk kopmasını isterler. Inananlar ise ondan korkarlar ve onun gercek oldugunu bilirler. Iyi bilin ki, kıyamet gunu hakkında tatısanlar derin bir sapıklık icindedirler

[19] Allah kullarına lutufkardır, diledigini rızıklandırır. O kuvvetlidir, gucludur

[20] Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını arttırırız. Kim de dunya karını istiyorsa ona da dunyadan bir seyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz

[21] Yoksa onların, Allah'ın izin vermedigi bir dini getiren ortakları mı var? Eger erteleme sozu olmasaydı, derhal aralarında hukum verilirdi. Suphesiz zalimlere can yakıcı bir azap vardır

[22] Yaptıkları seyler baslarına gelirken zalimlerin, korkudan titrediklerini goreceksin. Iman edip salih amel isleyenler de cennet bahcelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her sey vardır. Iste buyuk lutuf budur

[23] Iste Allah'ın, salih ameller isleyen kullarına mujdeledigi nimet budur. De ki: Ben buna karsılık sizden akrabalık sevgisinden baska bir ucret istemiyorum. Kim bir iyilik islerse onun sevabını fazlasıyla veririz. Suphesiz Allah cok bagıslayan, sukrun karsılıgını verendir

[24] Yoksa onlar, (senin icin) Allah'a karsı yalan uydurdu mu derler? Allah dilerse senin kalbini de muhurler. Ve Allah batılı yok eder; sozleriyle hakkı ortaya koyar. Suphesiz O, kalplerde olanları bilendir

[25] O, kullarının tevbesini kabul eden, kotulukleri bagıslayan ve yaptıklarınızı bilendir

[26] Allah, iman edip salih ameller isleyenlerin tevbesini kabul eder, lutfundan onlara, fazlasını verir. Kafirlere gelince, onlara da cetin bir azap vardır

[27] Allah kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryuzunde azarlardı. Fakat O, (rızkı) diledigi olcude indirir. Cunku O, kullarının haberini alandır, onları gorendir

[28] O, (insanlar) umutlarını kestikten sonra, yagmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, hakiki dosttur, ovulmeye layık olandır

[29] Gokleri, yeri ve bunların icine yayıp urettigi canlıları yaratması da O’nun delillerindendir. O diledigi zaman bunları bir araya toplamaya da kadirdir

[30] Basınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle isledikleriniz yuzundendir. (Bununla beraber) Allah cogunu affeder

[31] Yeryuzunde (O'nu) aciz bırakamazsınız. Allah'tan baska bir dostunuz ve bir yardımcınız da yoktur

[32] Denizde daglar gibi akıp gidenler (gemiler) de O'nun (varlıgının) delillerindendir

[33] Dilerse O, ruzgarı durdurur da onun (denizin) ustunde kalakalırlar. Elbette bunda cok sabreden, cok sukreden herkes icin ibretler vardır

[34] Yahut yaptıkları yuzunden onları helak eder. Bircogunu da affeder (kurtarır)

[35] Boylece ayetlerimiz uzerinde tartısanlar, kendilerine kacacak bir yer olmadıgını bilsinler

[36] Size verilen sey, yalnızca dunya hayatının gecimligidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha iyi ve daha sureklidir. Bu mukafat iman edenler ve Rablerine dayanıp guvenenler icindir

[37] Onlar, buyuk gunahlardan ve hayasızlıktan kacınırlar; kızdıkları zaman da kusurları bagıslarlar

[38] Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazı dosdogru kılarlar. Onların isleri, aralarında danısma iledir. Kendilerine verdigimiz rızıktan da harcarlar

[39] Bir haksızlıga ugradıkları zaman, yardımlasırlar

[40] Bir kotulugun cezası, ona denk bir kotuluktur. Kim bagıslar ve barısı saglarsa, onun mukafatı Allah'a aittir. Dogrusu O, zalimleri sevmez

[41] Kim zulme ugradıktan sonra hakkını alırsa, artık onlara yapılacak bir sey yoktur

[42] Ancak insanlara zulmedenlere ve yeryuzunde haksız yere taskınlık edenlere ceza vardır. Iste acıklı azap bunlaradır

[43] Kim sabreder ve affederse suphesiz bu hareketi, yapılmaya deger islerdendir

[44] Allah kimi saptırırsa, bundan sonra artık onun hicbir dostu yoktur. Azabı gorduklerinde zalimlerin; donecek bir yol var mı? dediklerini gorursun

[45] Atese arz olunurlarken onların, zilletten baslarını one egerek goz ucuyla gizli gizli baktıklarını goreceksin. Inananlar da: Iste asıl ziyana ugrayanlar, kıyamet gunu kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır, diyecekler. Kesinlikle biliniz ki, zalimler, surekli bir azap icindedirler

[46] Onların Allah'tan baska kendilerine yardım edecek hicbir dostları yoktur. Allah kimi saptırırsa artık onun kurtulusa cıkan bir yolu yoktur

[47] Allah’tan, geri cevrilmesi imkansız bir gun gelmezden once, Rabbinize uyun. Cunku o gun, hicbiriniz sıgınacak yer bulamazsınız, itiraz da edemezsiniz

[48] Eger yuz cevirirlerse, bilesin ki biz seni onların uzerine bekci gondermedik. Sana dusen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdıgımız zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptıkları yuzunden baslarına bir kotuluk gelirse, iste o zaman insan pek nankordur

[49] Goklerin ve yerin mulku Allah’ındır. Diledigini yaratır, diledigine kız cocukları, diledigine de erkek cocukları bahseder

[50] Yahut onları, hem erkek hem de kız cocukları olmak uzere cift verir. Diledigini de kısır kılar. O, her seyi hakkıyla bilendir, her seye hakkıyla gucu yetendir

[51] Allah'ın bir insanla karsılıklı konusması asla olacak sey degildir. Ancak ya vahiy yoluyla, ya da perde arkasından konusur; yahut da bir elci gonderir ve izniyle diledigini vahyeder. O, suphesiz her seyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir

[52] Iste boylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan diledigimizi kendisiyle dogru yola eristirdigimiz bir nur kıldık. Suphesiz ki sen dogru bir yolu gostermektesin

[53] (O yol) goklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın yoludur. Dikkat edin, butun isler sonunda Allah’a doner

Zuhruf

Surah 43

[1] Ha. Mim

[2] Apacık Kitab’a andolsun ki

[3] biz, anlayıp dusunmeniz icin onu Arapca bir Kur'an kıldık

[4] O, katımızda bulunan Ana Kitap’ta (levhi mahfuzda) mevcut, yuce ve hikmetle dolu bir kitaptır

[5] Siz, haddi asan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı gecelim

[6] Daha onceki milletlere nice peygamberler gondermistik

[7] Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı

[8] Biz bunlardan daha zorba olanları da helak ettik. Nitekim oncekilerde ornegi gecmistir

[9] Andolsun ki, onlara gokleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; «Onları suphesiz guclu olan, her seyi bilen Allah yarattı» derler

[10] O, size yeri besik kılmıs ve dogru gidesiniz diye yeryuzunde size yollar yaratmıstır

[11] Gokten bir olcuye gore suyu indiren O’dur. Biz onunla (kupkuru), olu memlekete hayat veririz. Iste siz de boylece (mezarlarınızdan) cıkarılacaksınız

[12] Butun ciftleri O yaratmıstır. Ve size bineceginiz gemiler ve hayvanlar varetmistir ki

[13] boylece onların sırtına binip uzerlerine yerlesince, Rabbinizin nimetini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara guc yetiremezdik, diyesiniz

[14] Biz suphesiz Rabbimize donecegiz (demelisiniz)

[15] Buna ragmen Allah'a kendi kullarından evladlar isnat etmislerdir. Zaten insan apacık bir nankordur

[16] Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendisine aldı da ogulları size mi ayırdı

[17] Onlardan biri, Rahman'a isnat ettigi kız cocuguyla mujdelenince, hiddetlenerek yuzu simsiyah kesilir

[18] Sus icinde yetistirilip savas edemeyecek olanı mı istemiyorlar? (Onları Allah'ın parcası mı sayıyorlar)

[19] Onlar, Rahman’ın kulları olan melekleri de disi saydılar. Acaba meleklerin yaratılıslarını mı gormusler? Onların bu sahitlikleri yazılacak ve sorguya cekileceklerdir

[20] Ve dediler ki: Rahman dileseydi biz onlara tapmazdık. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan soyluyorlar

[21] Yoksa bundan once onlara bir kitap verdik de ona mı tutunuyorlar

[22] Hayır! «Sadece, biz babalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz» derler

[23] Senden once de hangi memlekete uyarıcı gondermissek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi

[24] Ben size, babalarınızı uzerinde buldugunuz (din)den daha dogrusunu getirmissem (yine mi bana uymazsınız)? deyince, dediler ki: Dogrusu biz sizinle gonderilen seyi inkar ediyoruz

[25] Biz de onlardan intikam aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu

[26] Bir zaman Ibrahim, babasına ve kavmine demisti ki: Ben sizin taptıklarınızdan uzagım

[27] Ben yalnız beni yaratana taparım. Cunku O, beni dogru yola iletecektir

[28] Bu sozu, ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, insanlar (onun dinine) donsunler

[29] Dogrusu bunları da atalarını da kendilerine hak ve onu acıklayan bir peygamber gelinceye kadar gecindirdim

[30] Fakat kendilerine hak gelince: Bu bir buyudur, biz onu tanımıyoruz, dediler

[31] Ve dediler ki: Bu Kur'an iki sehirden bir buyuk adama indirilse olmaz mıydı

[32] Rabbinin rahmetini onlar mı paylastırıyorlar? Dunya hayatında onların gecimliklerini aralarında biz paylastırdık. Birbirlerine is gordurmeleri icin kimini otekine derecelerle ustun kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri seylerden daha hayırlıdır

[33] Sayet insanların kufurde birlesmis bir tek ummet olması (tehlikesi) bulunmasaydı, Rahman'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını ve cıkacakları merdivenleri gumusten yapardık

[34] Evlerinin kapılarını ve uzerine yaslanacakları koltukları da (hep gumusten yapardık)

[35] Ve onları ziynetlere bogardık. Butun bunlar sadece dunya hayatının gecimligidir. Ahiret ise, Rabbinin katında, Allah'ın azabından sakınıp rahmetine sıgınanlara mahsustur

[36] Kim Rahman'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir seytanı ona musallat ederiz

[37] Suphesiz bu seytanlar onları dogru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin dogru yolda olduklarını sanırlar

[38] O seytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadasına: Keske benimle senin aranda dogu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kotu arkadasmıssın! der

[39] Zulmettiginiz icin bugun (nedamet) size hicbir fayda vermeyecektir. Cunku siz, azapta ortaksınız

[40] (Rasulum!) Sagırlara sen mi isittireceksin; yahut korleri ve apacık sapıklıkta olanları dogru yola sen mi ileteceksin

[41] Biz seni onlardan alıp gotursek de yine onlardan intikam alırız

[42] Yahut onlara vadettigimiz azabı, sana gosteririz. Cunku bizim onlara gucumuz yeter

[43] Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Suphesiz sen, dosdogru yoldasın

[44] Dogrusu Kur’an, sana ve kavmine bir oguttur. Ileride ondan sorumlu tutulacaksınız

[45] (Ey Muhammed!) Senden once gonderdigimiz peygamberlerimizden sor bakalım, Rahman'dan baska ibadet olunan ilahlar yaratmıs mıyız

[46] Andolsun biz Musa’yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına gondermistik de Musa: Ben alemlerin Rabbinin elcisiyim, demisti

[47] Onlara ayetlerimizi getirince, bunlara guluvermislerdi

[48] Onlara gosterdigimiz her bir ayet (mucize) digerinden daha buyuktu. Dogru yola donsunler diye onları azaba ugrattık

[49] Bunun uzerine dediler ki: Ey buyucu! Sana verdigi ahde gore bizim icin Rabbine dua et; cunku biz artık dogru yola girecegiz

[50] Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sozlerinden donuverdiler

[51] Firavun kavmine seslendi ve soyle dedi: «Ey kavmim! Mısır mulku ve altımdan akıp giden su ırmaklar benim degil mi? Hala gormuyor musunuz?»

[52] «Yoksa ben, kendisi zayıf ve neredeyse soz anlatamayacak durumda bulunan su adamdan daha hayırlı degil miyim?»

[53] «Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında ona yardımcı melekler gelmeli degil miydi?»

[54] Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun egdiler. Onlar yoldan cıkmıs bir kavimdir

[55] Boylece bizi ofkelendirince onlardan intikam aldık, hepsini suda bogduk

[56] Onları, sonradan gelenlerin gecmisi ve bir ibret ornegi kıldık

[57] Meryem oglu Isa, bir misal olarak anlatılınca senin kavmin hemen bagrısmaya basladılar

[58] Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu? dediler. Bunu sana ancak tartısmak icin soylediler. Dogrusu onlar kavgacı bir toplumdur

[59] O, sadece kendisine nimet verdigimiz ve Israilogullarına ornek kıldıgımız bir kuldur

[60] Eger dileseydik, icinizden, yeryuzunde yerinize gececek melekler yaratırdık

[61] Suphesiz ki o (Isa), kıyametin (ne zaman kopacagının) bilgisidir. Ondan hic suphe etmeyin ve bana uyun; cunku bu, dosdogru yoldur

[62] Sakın seytan sizi yoldan cevirmesin. Cunku o, sizin icin apacık bir dusmandır

[63] Isa, acık delillerle geldigi zaman demisti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayrılıga dustugunuz seylerden bir kısmını size acıklamak icin geldim. Oyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin

[64] Cunku Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na ibadet edin. Iste bu, dogru yoldur

[65] Ama aralarından cıkan gruplar, bir ihtilafa dustuler. Acı bir gunun azabı karsısında vay o zulmedenlerin haline

[66] Onlar farkında degillerken kıyamet gununun kendilerine ansızın gelmesinden baska bir sey mi bekliyorlar

[67] O gun, Allah’a karsı gelmekten sakınanlar dısında, dost olanlar (bile) birbirlerine dusman kesilirler

[68] Kullarım! Bugun size korku yoktur. Sizler uzulmeyeceksiniz de

[69] Ey ayetlerimize inanan ve musluman olan

[70] siz ve esleriniz, agırlanmıs olarak cennete giriniz

[71] Onlara altın tepsiler ve kadehler dolastırılır. Orada canlarının istedigi, gozlerinin hoslandıgı her sey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedi kalacaksınız

[72] Iste yaptıklarınıza karsılık size miras verilen cennet budur

[73] Orada sizin icin bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz, denilir

[74] Suphesiz suclular cehennem azabında devamlı kalacaklar

[75] azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap icinde kurtulustan umit kesmislerdir

[76] Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir

[77] Ey Malik! Rabbin bizim isimizi bitirsin! diye seslenirler. Malik de: Siz boyle kalacaksınız! der

[78] Andolsun biz size hakkı getirdik, fakat cogunuz haktan hoslanmıyorsunuz

[79] Yoksa (musrikler) bir ise kesin karar mı verdiler? Dogrusu biz de kararlıyız

[80] Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konusmalarını isitmedigimizi mi sanıyorlar? Hayır, oyle degil; yanlarındaki elcilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktadırlar

[81] De ki: Eger Rahman'ın bir cocugu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum

[82] Goklerin ve yerin Rabbi, Ars'ın da Rabbi olan Allah onların vasıflandırmalarından yucedir, munezzehtir

[83] Sen bırak onları, kendilerine soz verilen gunlerine kavusuncaya kadar batıla dalsınlar, oynaya dursunlar

[84] Gokte de yerde de ilah O'dur; O, hikmet sahibidir; her seyi hakkıyla bilendir

[85] Goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her seyin mulku kendisine ait olan Allah ne yucedir! Kıyamet saatini bilmek de O'na mahsustur. Siz O'na donduruleceksiniz

[86] Allah'ı bırakıp da taptıkları putlar, sefaat edemezler. Ancak bilerek hakka sahitlik edenler bunun dısındadır

[87] Andolsun onlara kendilerini kimin yarattıgını sorsan elbette «Allah» derler. O halde nasıl (Allah'a kulluktan) ceviriliyorlar

[88] (Rasulullah'ın:) Ya Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir, demesine karsı Allah

[89] Simdilik sen onlardan yuz cevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu

Duhân

Surah 44

[1] Ha. Mim

[2] Apacık olan Kitab'a andolsun ki

[3] biz onu (Kur'an'ı) mubarek bir gecede indirdik. Kuskusuz biz uyarıcıyızdır

[4] Her hikmetli ise o gecede hukmedilir

[5] Katımızdan bir emirle. Cunku biz, peygamberler gondermekteyiz

[6] Rabbinin bir rahmeti olarak. O herseyi hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[7] Eger kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir

[8] O'ndan baska ilah yoktur. (Her seyi O) diriltir ve oldurur. Sizin de Rabbiniz, onceki atalarınızın da Rabbidir

[9] Fakat onlar, suphe icinde eglenip duruyorlar

[10] Simdi sen, gogun,acık bir duman cıkaracagı gunu gozetle

[11] Insanları buruyecek, bu elem verici bir azaptır

[12] (Iste o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Dogrusu biz artık inanıyoruz (derler)

[13] Nerede onlarda ogut almak? Oysa kendilerine gercegi acıklayan bir elci gelmisti

[14] Sonra ondan yuz cevirdiler ve: Bu, ogretilmis bir deli! dediler

[15] Biz azabı birazcık kaldıracagız, ama siz yine (eski halinize) doneceksiniz

[16] Fakat biz buyuk bir siddetle yakalayacagımız gun, kesinlikle intikamımızı alırız

[17] Andolsun, kendilerinden once biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmistik. Serefli bir elci gelmisti

[18] Onlara: Allah'ın kulları! Bana gelin! Cunku ben size (gonderilmis) guvenilir bir Rasulum diye (davette bulunan)

[19] Allah'a karsı ustunluk taslamayın. Cunku ben size apacık bir delil getiriyorum

[20] Ben, beni taslamanızdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sıgındım

[21] Eger bana inanmazsanız, hic degilse yanımdan uzaklasın

[22] Bunun uzerine Musa: Bunlar suc isleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti

[23] Allah, O halde kullarımı geceleyin yola cıkar. Cunku takip edileceksiniz, buyurdu

[24] Denizi acık halde bırak. Cunku onlar bogulacak bir ordudur

[25] Onlar geride nice bahceler, pınarlar, bırakmıslardı

[26] Ekinler, guzel konaklar

[27] zevk ve sefasını surdukleri nice nimetler

[28] Iste boylece biz de onları baska bir topluma miras bıraktık

[29] Gok ve yer onların ardından aglamadı; onlara muhlet de verilmedi

[30] Andolsun biz, Israilogullarını o alcaltıcı azaptan kurtardık

[31] Yani Firavun'dan. Cunku o bir zorba idi, asırı gidenlerdendi

[32] Andolsun biz Israilogullarına, bilerek, (kendi zamanlarında) alemlerin ustunde bir imtiyaz verdik

[33] Onlara, icinde acık bir imtihan bulunan isaretler verdik

[34] Onlar (musrikler) diyorlar ki

[35] Ilk olumumuzden sonra bir sey yoktur. Biz diriltilecek degiliz

[36] Dogru soyluyorsanız, atalarımızı getirin

[37] Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tubba' kavmi ile onlardan oncekiler mi? Onları yok ettik, cunku onlar suclu idiler

[38] Biz gokleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eglence olsun diye yaratmadık

[39] Her ikisini de ancak hak ile yarattık; fakat onların cogu bilmiyorlar

[40] Suphesiz (hakkı batıldan ayıran) hukum gunu, hepsinin bir arada bulusacagı gundur

[41] O gun, dostun dosta hicbir faydası olmaz, kendilerine yardım da edilmez

[42] Ancak Allah'ın merhamet ettigi kimseler boyle degildir. Suphesiz O, ustundur, merhametlidir

[43] Suphesiz zakkum agacı

[44] gunahkarların yemegidir

[45] O, karınlarda suyun kaynaması gibi kaynar

[46] Maden eriyigi gibi

[47] (Allah zebanilere emreder): Tutun onu! cehennemin ortasına surukleyin

[48] Sonra basına azap olarak kaynar su dokun

[49] (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince ustundun, serefliydin

[50] Iste bu, suphelenip durdugunuz seydir

[51] Muttakiler ise hakikaten guvenilir bir makamdadırlar

[52] Bahcelerde ve pınar baslarındadırlar

[53] Ince ipekten ve parlak atlastan giyerek karsılıklı otururlar

[54] Iste boyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gozlu hurilerle evlendiririz

[55] Orada, guven icinde (canlarının cektigi) her meyveyi isterler

[56] Ilk tattıkları olum dısında, orada artık olum tatmazlar ve Allah onları cehennem azabından korumustur (surekli hayata kavusmuslardır)

[57] (Bunlar) Rabbinden bir lutuf olarak (verilmistir). Iste buyuk kurtulus budur

[58] Biz onu (Kur'an'ı), ogut alırlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlasılmasını sagladık

[59] (Yine de inanmayanların baslarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler

Câsiye

Surah 45

[1] Ha. Mim

[2] Kitap, aziz ve hakim olan Allah tarafından indirilmistir

[3] Suphesiz goklerde ve yerde inananlar icin bircok ayetler vardır

[4] Sizin yaratılısınızda ve (Allah'ın) yeryuzunde yaydıgı canlılarda, kesin olarak inanan bir toplum icin ibret verici isaretler vardır

[5] Gecenin ve gunduzun degismesinde, Allah'ın gokten indirmis oldugu rızıkta (yagmurda) ve olumunden sonra yeri onunla diriltmesinde, ruzgarları degisik yonlerden estirmesinde, aklını kullanan toplum icin dersler vardır

[6] Iste sana gercek olarak okudugumuz bunlar Allah'ın ayetleridir. Artık Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi soze inanacaklar

[7] Vay haline, her yalancı ve gunahkar kisinin

[8] O, Allah'ın kendisine okunan ayetlerini isitir de sonra buyukluk taslayarak sanki hic onları duymamıs gibi (kufrunde) direnir. Iste onu acı bir azap ile mujdele

[9] ayetlerimizden bir sey ogrendigi zaman onlarla alay eder. Onlar icin alcaltıcı bir azap vardır

[10] Otelerinde de cehennem vardır. Kazandıkları seylerde, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara hicbir fayda vermez. Buyuk azap onlaradır

[11] Iste bu Kur'an bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere gelince, onlara en kotusunden, elem verici bir azap vardır

[12] Allah o (yuce) varlıktır ki, emri geregince icinde gemilerin yuzmesi ve lutfedip verdigi rızkı aramanız icin bir de sukredesiniz diye denizi size hazır hale getirmistir

[13] O, goklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lutfu olmak uzere) size boyun egdirmistir. Elbette bunda dusunen bir toplum icin ibretler vardır

[14] Iman edenlere soyle: Allah'ın (ceza) gunlerinin gelecegini ummayanları bagıslasınlar. Cunku Allah her toplumu, yaptıgına gore cezalandıracaktır

[15] Kim salih amel islerse faydası kendinedir, kim de kotuluk yaparsa zararı yine kendinedir. Sonra Rabbinize donduruleceksiniz

[16] Andolsun ki biz, Israilogullarına Kitap, hukum ve peygamberlik verdik. Onları guzel rızıklarla besledik ve onları alemlere ustun kıldık

[17] Din konusunda onlara acık deliller verdik. Ama onlar kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki cekememezlik yuzunden ayrılıga dustuler. Suphesiz Rabbin, ayrılıga dustukleri seyler hakkında kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[18] Sonra da seni din konusunda bir seriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma

[19] Cunku onlar, Allah'a karsı sana hicbir fayda vermezler. Dogrusu zalimler birbirlerinin dostlarıdır; Allah da takva sahiplerinin dostudur

[20] Bu (Kur'an), insanlar icin basiret nurları, kesin olarak inanan bir toplum icin hidayet ve rahmettir

[21] Yoksa kotuluk isleyenler olumlerinde ve saglıklarında kendilerini, iman edip salih ameller isleyen kimseler ile bir mi tutacagımızı sandılar? Ne kotu hukum veriyorlar

[22] Allah, gokleri ve yeri yerli yerince yaratmıstır. Boylece herkes kazancına gore karsılık gorur. Onlara haksızlık edilmez

[23] Heva ve hevesini tanrı edinen ve Allah'ın (kendi katındaki) bir bilgiye gore saptırdıgı, kulagını ve kalbini muhurledigi, gozunun ustune de perde cektigi kimseyi gordun mu? Simdi onu Allah'tan baska kim dogru yola eristirebilir? Hala ibret almayacak mısınız

[24] Dediler ki: Hayat ancak bu dunyada yasadıgımızdır . Oluruz ve yasarız. Bizi ancak zaman helak eder. Bu hususta onların hicbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna gore hukum veriyorlar

[25] Onlara acıkca ayetlerimiz okundugu zaman: Dogru sozlu iseniz atalarımızı getirin, demelerinden baska delilleri yoktur

[26] De ki: Allah sizi diriltir, sonra oldurur. Sonra sizi suphe goturmeyen kıyamet gununde biraraya toplar. Fakat insanların cogu bilmezler

[27] Goklerin ve yerin mulku Allah'ındır. Kıyametin kopacagı gun var ya, iste o gun batıla sapanlar husrana ugrayacaklardır

[28] O gun her ummeti, diz cokmus gorursun. Her ummet kendi kitabına cagırılır, (onlara soyle denilir:) «Bu gun, yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız!»

[29] «Bu, yuzunuze karsı gercegi soyleyen kitabımızdır. Cunku biz, yaptıklarınızı kaydediyorduk.»

[30] Iman edip salih ameller isleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine kabul eder. Iste apacık kurtulus budur

[31] Ama inkar edenlere gelince onlara: Ayetlerim size okunmus, siz de buyuklenip suclu bir toplum olmustunuz, degil mi? denilir

[32] «Allah'ın vaadi gercektir, kıyamet gununde suphe yoktur» dendigi zaman: Kıyametin ne oldugunu bilmiyoruz, onun bir tahminden ibaret oldugunu sanıyoruz; (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmis degiliz, demistiniz

[33] Yaptıklarının kotulukleri onlara gorunmus, alay edip durdukları sey onları kusatmıstır

[34] Denilir ki: Bu gune kavusacagınızı unuttugunuz gibi biz de bugun sizi unuturuz. Yeriniz atestir, yardımcılarınız da yoktur

[35] Bunun boyle olmasının sebebi sudur: Siz Allah’ın ayetlerini alaya aldınız, dunya hayatı sizi aldattı. Artık bugun atesten cıkarılmayacaklardır ve onların (Allah'ı) hosnut etmeleri de istenmeyecektir

[36] Hamd, goklerin Rabbi, yerin Rabbi butun alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur

[37] Goklerde ve yerde azamet yalnız O'nundur. O, azizdir, hakimdir

Ahkaf

Surah 46

[1] Ha. Mim

[2] Bu Kitap aziz ve hakim olan Allah tarafından indirilmistir

[3] Gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz, suphesiz yerli yerince ve belli bir sure icin yarattık. Inkar edenler, uyarıldıkları seylerden yuz cevirmektedirler

[4] De ki: Soylesenize! Allah'ı bırakıp taptıgınız seyler yeryuzunde ne yaratmıslar; gostersenize bana! Yoksa onların goklere ortaklıkları mı vardır? Eger dogru soyleyenlerden iseniz, bundan evvel (size indirilmis) bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı varsa onu bana getirin

[5] Allah’ı bırakıp da kıyamet gunune kadar kendisine cevap veremeyecek seylere tapandan daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların tapmalarından habersizdirler

[6] Insanlar bir araya toplandıkları zaman (musrikler) onlara (tapındıklarına) dusman kesilirler ve onlara kulluk ettiklerini inkar ederler

[7] Ayetlerimiz onlara acıkca okundugu zaman hakikat kendilerine geldiginde onu inkar edenler: «Bu, apacık bir buyudur» dediler

[8] Yoksa «Onu uydurdu» mu diyorlar? De ki: Eger ben onu uydurmussam, Allah tarafından bana gelecek seyi savmaya gucunuz yetmez. O, sizin Kur'an hakkında yaptıgınız taskınlıkları cok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda sahit olarak O yeter. O, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[9] De ki: Ben peygamberlerin ilki degilim. Bana ve size ne yapılacagını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apacık bir uyarıcıyım

[10] De ki: Hic dusundunuz mu; sayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkar etmisseniz, Israilogullarından bir sahit de bunun benzerini gorup inandıgı halde siz yine de buyukluk taslamıssanız (haksızlık etmis olmaz mısınız)? Suphesiz Allah, zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

[11] Inkar edenler, iman edenler hakkında dediler ki: «Bu is bir hayır olsaydı, onlar bizi gecemezlerdi.» Fakat onlar bununla dogru yola girmek arzusunda olmadıkları icin «Bu eski bir yalandır» diyecekler

[12] Ondan once de bir rahmet ve rehber olarak Musa'nın kitabı vardır. Bu (Kur'an) da, zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara mujde olmak uzere Arap lisanıyla indirilmis, dogrulayıcı bir kitaptır

[13] «Rabbimiz Allah’tır» deyip sonra da dosdogru yasayanlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[14] Onlar cennet ehlidirler. Yapmakta olduklarına karsılık orada ebedi kalacaklardır

[15] Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle tasıdı ve zahmetle dogurdu. Tasınması ile sutten kesilmesi, otuz ay surer. Nihayet insan, guclu cagına erip kırk yasına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdigin nimete sukretmem ve razı olacagın salih amelleri islemem hususunda beni muvaffak kıl. Benim icin de zurriyetim icin de iyiligi devam ettir. Ben sana tevbe ettim ve elbette ki ben muslumanlardanım

[16] Iste, yaptıklarının iyisini kabul edecegimiz ve gunahlarını bagıslayacagımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen dogru bir sozdur

[17] Ana ve babasına: Of be size! Benden once nice nesiller gelip gecmisken, beni mi tekrar dirilmekle tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye, ana ve babası Allah'ın yardımına sıgınarak: Yazıklar olsun sana! Iman et. Allah'ın vaadi gercektir, dedikleri halde o: Bu, eskilerin masallarından baska bir sey degildir, der

[18] Iste onlar, kendilerinden once cinlerden ve insanlardan gelip gecmis topluluklar icinde, haklarında azabın gerceklestigi kimselerdir. Gercekten onlar ziyana ugrayanlardır

[19] Herkesin yaptıklarına gore dereceleri vardır. Allah, onlara yaptıklarının karsılıgını verir, asla kendilerine haksızlık yapılmaz

[20] Inkar edenler atese arz olunacakları gun (onlara soyle denir); Dunyadaki hayatınızda butun guzel seylerinizi harcadınız, onların zevkini surdunuz. Bugun ise yeryuzunde haksız yere buyukluk taslamanızdan ve yoldan cıkmanızdan dolayı alcaltıcı bir azap goreceksiniz

[21] Ad kavminin kardesini (Hud'u) an. Zira o, kendinden once ve sonra uyarıcıların da gelip gectigi Ahkaf bolgesindeki kavmine: Allah'tan baskasına kulluk etmeyin. Ben sizin buyuk bir gunun azabına ugramanızdan korkuyorum, demisti

[22] «Sen bizi ilahlarımızdan cevirmek icin mi bize geldin? Hadi, dogru soyleyenlerden isen, bizi tehdit ettigin seyi basımıza getir.» dediler

[23] Hud da! Bilgi ancak Allah'ın katındadır. Ben size, bana gonderilen seyi duyuruyorum. Fakat sizin cahil bir kavim oldugunuzu goruyorum, dedi

[24] Nihayet onu, vadilerine dogru yayılan bir bulut seklinde gorunce: Bu bize yagmur yagdıracak yaygın bir buluttur, dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediginiz seydir. Icinde acı azap bulunan bir ruzgardır

[25] O (ruzgar), Rabbinin emriyle her seyi yıkar, mahveder. Nitekim (o kasırga gelince) onların evlerinden baska bir sey gorulmez oldu. Iste biz suc isleyen toplumu boyle cezalandırırız

[26] Andolsun ki, onlara da size vermedigimiz kudret ve serveti vermistik. Kendilerine kulaklar, gozler ve kalpler vermistik. Fakat kulakları, gozleri ve kalpleri kendilerine bir fayda saglamadı. Zira bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alay edip durdukları sey, kendilerini kusatıverdi

[27] Andolsun biz, cevrenizdeki memleketleri de yok ettik. Belki dogru yola donerler diye ayetleri tekrar tekrar acıkladık

[28] Allah'tan baska kendilerine yakınlık saglamak icin ilah edindikleri seyler, kendilerine yardım etselerdi ya! Hayır, onları bırakıp gittiler. Bu onların yalanı ve uydurup durdukları seydir

[29] Hani cinlerden bir grubu, Kur’an'ı dinlemeleri icin sana yoneltmistik. Kur’an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine) «Susun» demisler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine donmuslerdi

[30] Ey kavmimiz! dediler, dogrusu biz Musa’dan sonra indirilen, kendinden oncekini dogrulayan, hakka ve dogru yola ileten bir kitap dinledik

[31] Ey kavmimiz! Allah'ın davetcisine uyun. Ona iman edin ki Allah da sizin gunahlarınızı kısmen bagıslasın ve sizi acı bir azaptan korusun

[32] Allah'ın davetcisine uymayan kimse yeryuzunde Allah'ı aciz bırakacak degildir. Kendisi icin Allah'tan baska dostlar da bulunmaz. Iste onlar, apacık bir sapıklık icindedirler

[33] Gokleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah'ın, oluleri diriltmeye de gucunun yetecegini dusunmezler mı? Evet O, her seye kadirdir

[34] Inkar edenlere, atese sunulacakları gun: Nasıl, bu gercek degil miymis? denildiginde: Evet, Rabbimize andolsun ki gercekmis, derler. Allah: Oyleyse inkar etmenizden dolayı azabı tadın! der

[35] O halde (Rasulum), peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettigi gibi sen de sabret. Onlar hakkında acele etme, onlar vadedildikleri azabı gordukleri gun sanki dunyada sadece gunduzun bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu, bir tebligdir. Yoldan cıkmıs topluluklardan baskası helak edilir mi hic

Muhammed

Surah 47

[1] Inkar edenlerin ve Allah yolundan alıkoyanların islerini Allah bosa cıkarmıstır

[2] Iman edip salih ameller isleyenlerin, Rableri tarafından hak olarak Muhammed'e indirilene inananların gunahlarını Allah ortmus ve onların hallerini duzeltmistir

[3] Bunun sebebi, inkar edenlerin batıla uymaları, inananların da Rablerinden gelen hakka uymus olmalarıdır. Iste boylece Allah, insanlara kendilerinden misallerini anlatır

[4] (Savasta) inkar edenlerle karsılastıgınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bagı sıkıca baglayın (esir alın). Savas sona erince de artık ya karsılıksız veya fidye karsılıgı salıverin. Durum su ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda oldurulenlere gelince, Allah onların yaptıklarını bosa cıkarmaz

[5] Allah onları muratlarına erdirecek, gonullerini sadedecek

[6] ve onları, kendilerine tanıttıgı cennete sokacaktır

[7] Ey iman edenler! Eger siz Allah'a (Allah'ın dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz

[8] Inkar edenlere gelince, onların hakkı yıkımdır. Allah onların yaptıklarını bosa cıkarmıstır

[9] Bunun sebebi, Allah’ın indirdigini begenmemeleridir. Allah da onların amellerini bosa cıkarmıstır

[10] Yeryuzunde dolasıp kendilerinden oncekilerin sonlarının nasıl oldugunu gormezler mi? Allah onları yere batırmıstır. Kafirlere de onların benzeri vardır

[11] Bu, Allah'ın, inananların yardımcısı olmasından dolayıdır. Kafirlere gelince, onların yardımcıları yoktur

[12] Muhakkak ki Allah, inanıp iyi isler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar; inkar edenler ise (dunyadan) faydalanırlar, hayvanların yedigi gibi yerler. Onların yeri atestir

[13] (Ey Muhammed!) Seni iclerinden cıkaran kasaba halkından cok daha kuvvetli nice kasaba halkları helak etmisizdir; onların hicbir yardımcısı yoktu

[14] Rabbinden apacık bir delil uzerinde bulunan kimse, kotu ameli kendisine guzel gorunen ve heveslerine uyan kimse gibi olur mu

[15] Muttakilere vadolunan cennetin durumu soyledir: Icinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı degismeyen sutten ırmaklar, icenlere lezzet veren saraptan ırmaklar ve suzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her cesidi onlarındır. Rablerinden de bagıslama vardır. Hic bu, ateste ebedi kalan ve bagırsaklarını parca parca edecek kaynar su icirilen kimselerin durumu gibi olur mu

[16] Onların arasında, seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından cıkınca kendilerine bilgi verilmis olanlara «Az once ne demisti?» diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın kalplerini muhurledigi, heva ve heveslerine uyan kimselerdir

[17] Dogru yolu bulanlara gelince, Allah onların hidayetlerini arttırır ve sakınmalarını saglar

[18] Onlar, kıyamet gununun ansızın gelip catmasını mı bekliyorlar? Suphesiz onun alametleri belirmistir. Kendilerine gelip catınca ibret almaları neye yarar

[19] Bil ki, Allah'tan baska ilah yoktur. (Habibim!) Hem kendinin hem de mumin erkeklerin ve mumin kadınların gunahlarının bagıslanmasını dile! Allah, gezip dolastıgınız yeri de duracagınız yeri de bilir

[20] Iman etmis olanlar: Keske cihad hakkında bir sure indirilmis olsaydı! derler. Ama hukmu acık bir sure indirilip de onda savastan soz edilince, kalplerinde hastalık olanların, olum baygınlıgı geciren kimsenin bakısı gibi sana baktıklarını gorursun. Onlara yakısan da budur

[21] (Onların vazifesi) itaat ve guzel sozdur. Is ciddiye bindigi zaman Allah'a sadakat gosterselerdi, elbette kendileri icin daha hayırlı olurdu

[22] Geri donerseniz, yeryuzunde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık baglarını kesmeye donmus olmaz mısınız

[23] Iste bunlar, Allah'ın kendilerini lanetledigi, sagır kıldıgı ve gozlerini kor ettigi kimselerdir

[24] Onlar Kur’an'ı dusunmuyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi

[25] Suphesiz ki, kendilerine dogru yol belli olduktan sonra, arkalarına donenleri, seytan suruklemis ve kendilerine umit vermistir

[26] Bunun sebebi; onların, Allah'ın indirdiginden hoslanmayanlara: «Bazı hususlarda size itaat edecegiz.» demeleridir. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor

[27] Ya melekler onların yuzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak

[28] Bunun sebebi, onların Allah'ı gazaplandıran seylerin ardınca gitmeleri ve O nu razı edecek seylerden hoslanmamalarıdır. Bu yuzden Allah onların amellerini bosa cıkarmıstır

[29] Kalplerinde hastalık olanlar, yoksa Allah'ın, kinlerini ortaya cıkarmayacagını mı sandılar

[30] Eger dileseydik (Ey Muhammed!), onları sana muhakkak gosterirdik. Sen de onları simalarından tanırdın. Bununla beraber sen onları, konusma tarzlarından yine de bilirsin. Allah, butun amellerinizi bilir

[31] Andolsun ki icinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi acıklayıncaya kadar sizi imtihan edecegiz

[32] Inkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine dogru yol belli olduktan sonra Peygamber'e karsı gelenler, Allah’a hicbir zarar veremezler. Allah onların yaptıklarını bosa cıkaracaktır

[33] Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. Amellerinizi bosa cıkarmayın

[34] Inkar edip Allah yolundan alıkoyanları ve sonra da kafir olarak olenleri Allah asla bagıslamaz

[35] Ustun durumda iken gevseyip barısa cagırmayın. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizin sevabını asla eksiltmeyecek (ve size zulmetmeyecek) tir

[36] Dogrusu dunya hayatı ancak bir oyun ve eglencedir. Eger iman eder ve sakınırsanız Allah size mukafatınızı verir. Ve sizden mallarınızı (tamamen sarfetmenizi) istemez

[37] Eger onları (tamamını) isteseydi ve sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz ve bu da sizin kinlerinizi ortaya cıkarırdı

[38] Iste sizler, Allah yolunda harcamaya cagırılıyorsunuz. Icinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse, ancak kendisine cimrilik etmis olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eger O'ndan yuz cevirirseniz, yerinize sizden baska bir toplum getirir, artık onlar sizin gibi de olmazlar

Fetih

Surah 48

[1] Biz sana dogrusu apacık bir fetih ihsan ettik

[2] Boylece Allah, senin gecmis ve gelecek gunahını bagıslar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dosdogru bir yola iletir

[3] Ve sana sanlı bir zaferle yardım eder

[4] Imanlarına iman katmaları icin, muminlerin kalplerine huzuru indiren O'dur. Goklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, her seyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir

[5] (Butun bu lutuflar) Mumin erkek ve kadınları, icinde ebediyen kalacakları, (agacları) altından ırmaklar akan cennetlerine koymak ve onların kotuluklerini ortmek icindir. Bu, Allah katında en buyuk kurtulus olmustur

[6] (Bir de bunlar) Allah hakkında kotu zanda bulunan munafık erkeklere ve munafık kadınlara, Allah’a ortak kosan erkeklere ve ortak kosan kadınlara azap etmesi icindir. Muslumanlar icin bekledikleri kotuluk cemberi (onların kendi) baslarına gelsin! Allah onlara gazap etmis, lanetlemis ve cehennemi kendilerine hazırlamıstır. Orası ne kotu bir yerdir

[7] Goklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, her seyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir

[8] Suphesiz biz seni, sahit, mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

[9] Ta ki (ey muminler!) Allah'a ve Rasulune iman edesiniz, Rasulune yardım edesiniz, O'na saygı gosteresiniz ve sabah aksam Allah'ı tesbih edesiniz

[10] Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin uzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmus olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gosterirse Allah ona buyuk bir mukafat verecektir

[11] Bedevilerden geri kalmıs olanlar, sana diyecekler ki: «Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bagıslanmamızı dile.» Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle soylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karsı kimin bir seye gucu yetebilir? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[12] Aslında siz Peygamberin ve muminlerin ailelerine bir daha donmeyeceklerini sanmıstınız. Bu sizin gonullerinize guzel gorundu de kotu zanda bulundunuz ve helaki hak etmis bir topluluk oldunuz

[13] Kim Allah’a ve Rasulune iman etmezse bilsin ki biz, kafirler icin cılgın bir ates hazırlamısızdır

[14] Goklerin ve yerin mulku Allah'ındır. O, diledigini bagıslar, diledigine ceza verir. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[15] Siz ganimetleri almak icin gittiginizde seferden geri kalanlar: Bırakın, biz de arkanıza duselim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sozunu degistirmek isterler. De ki: «Siz asla bizim pesimize dusmeyeceksiniz! Allah daha once sizin icin boyle buyurmustur.» Onlar size: Hayır, bizi kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir

[16] Bedevilerden (seferden) geri kalmıs olanlara de ki: Siz yakında cok kuvvetli bir kavme karsı savasmaya cagırılacaksınız. Onlarla, teslim oluncaya kadar savasacaksınız. Eger emre itaat ederseniz, Allah size guzel bir mukafat verir. Ama onceden dondugunuz gibi yine donecek olursanız sizi acıklı bir azaba ugratır

[17] Kore vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savasa katılmak zorunda degildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba ugratır

[18] Andolsun ki o agacın altında sana biat ederlerken Allah, o muminlerden razı olmustur. Kalplerinde olanı bilmis, onların uzerine huzur indirmis ve onları pek yakın bir fetihle odullendirmistir

[19] Yine onları elde edecekleri bircok ganimetlerle de mukafalandırdı. Allah ustundur, hikmet sahibidir

[20] Allah size, elde edeceginiz bircok ganimet vadetmistir. (Bu ganimetlerden) iste sunları hemen vermis ve insanların ellerini sizden cekmistir ki bu, muminlere bir isaret olsun ve sizi dosdogru yola iletsin

[21] Bundan baska, Allah'ın sizin icin hazırladıgı, fakat henuz ele gecirmediginiz ganimetler de vardır. Allah, her seye kadirdir

[22] Eger kafirler sizinle savassalardı, arkalarına donup kacarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı

[23] Allah'ın, otedenberi suregelen kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir degisiklik bulamazsın

[24] O sizi onlara karsı muzaffer kıldıktan sonra, Mekke'nin icinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan cekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[25] Onlar, inkar eden ve sizin Mescidi Haram'ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulasmasını menedenlerdir. Eger (Mekke'de) kendilerini henuz tanımadıgınız mumin erkeklerle mumin kadınları bilmeyerek cignemeniz sebebiyle uzuntuye kapılmanız ihtimali olmasaydı (Allah savası onlemezdi). Dilediklerine rahmet etmek icin Allah boyle yapmıstır. Eger onlar birbirinden ayrılmıs olsalardı elbette onlardan inkar edenleri elemli bir azaba carptırırdık

[26] O zaman inkar edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerlestirmislerdi. Allah da elcisine ve muminlere huzur ve guvenini indirdi, onların takva sozunu tutmalarını sagladı. Zaten onlar buna layık ve ehil kimselerdi. Allah her seyi hakkıyla bilendir

[27] Andolsun ki Allah, elcisinin ruyasını dogru cıkardı. Allah dilerse siz guven icinde baslarınızı tıras etmis ve kısaltmıs olarak, korkmadan Mescidi Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediginizi bilir. Iste bundan once size yakın bir fetih verdi

[28] Butun dinlerden ustun kılmak uzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gonderen O'dur. Sahit olarak Allah yeter

[29] Muhammed Allah’ın elcisidir. Beraberinde bulunanlar da kafirlere karsı cetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rukuya varırken, secde ederken gorursun. Allah’tan lutuf ve rıza isterler. Onların nisanları yuzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat’taki vasıflarıdır. Incil'deki vasıfları da soyledir: Onlar filizini yarıp cıkarmıs, gittikce onu kuvvetlendirerek kalınlasmıs, govdesi uzerine dikilmis bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hosuna gider. Allah boylece onları cogaltıp kuvvetlendirmekle kafirleri ofkelendirir. Allah onlardan iman edip salih ameller isleyenlere magfiret ve buyuk mukafat vadetmistir

Hucurât

Surah 49

[1] Ey iman edenler! Allah'ın ve Rasulunun onune gecmeyin. Allah'tan korkun. Suphesiz Allah, her seyi hakkıyla isitendir; hakkıyla bilendir

[2] Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinin ustune yukseltmeyin. Birbirinize bagırdıgınız gibi, Peygamber'e yuksek sesle bagırmayın; yoksa siz farkına varmadan amelleriniz bosa gidiverir

[3] Allah'ın elcisinin huzurunda seslerini kısanlar, suphesiz Allah'ın kalplerini takva ile imtihan ettigi kimselerdir. Onlara magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[4] (Rasulum!) Sana odaların arka tarafından bagıranların cogu aklı ermez kimselerdir

[5] Eger onlar, sen yanlarına cıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri icin daha iyi olurdu. Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[6] Ey iman edenler! Eger bir fasık size bir haber getirirse onun dogrulugunu arastırın. Yoksa bilmeden bir topluluga kotuluk edersiniz de sonra yaptıgınıza pisman olursunuz

[7] Hem bilin ki, icinizde Allah'ın elcisi vardır. Sayet o, bircok islerde size uysaydı, sıkıntıya duserdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmis ve onu kalplerinizde suslemistir. Kufru, fıskı ve isyanı da size kotu gostermistir. Iste dogru yolda olanlar bunlardır

[8] Bu, Allah'tan bir lutuf ve nimettir. Allah herseyi hakkkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[9] Eger muminlerden iki grup birbirleriyle vurusurlarsa aralarını duzeltin. Sayet biri otekine saldırırsa, Allah'ın buyruguna donunceye kadar saldıran tarafla savasın. Eger donerse artık aralarını adaletle duzeltin ve (her iste) adaletli davranın. Suphesiz ki Allah, adil davrananları sever

[10] Muminler ancak kardestirler, o halde kardeslerinizin aralarını duzeltin ve Allah'tan hakkıyla sakının ki merhamet olunasınız

[11] Ey muminler! Bir topluluk diger bir toplulugu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kotu lakaplarla cagırmayın. Imandan sonra fasıklık ne kotu bir isimdir! Kim de tevbe etmezse iste onlar zalimlerdir

[12] Ey iman edenler! Zannın cogundan kacının. Cunku zannın bir kısmı gunahtır. Birbirinizin kusurunu arastırmayın. Biriniz digerinizi arkasından cekistirmesin. Biriniz, olmus kardesinin etini yemekten hoslanır mı? Iste bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Suphesiz Allah, tevbeyi cok kabul edendir, cok esirgeyicidir

[13] Ey insanlar! Dogrusu biz sizi bir erkekle bir disiden yarattık. Ve birbirinizle tanısmanız icin sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en degerli olanınız, O'ndan en cok korkanınızdır. Suphesiz Allah herseyi hakkıyla bilendir, her seyden haberdardır

[14] Bedeviler «Inandık» dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama «Boyun egdik» deyin. Henuz iman kalplerinize yerlesmedi. Eger Allah'a ve elcisine itaat ederseniz, Allah islerinizden hicbir seyi eksiltmez. Cunku Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[15] Muminler ancak Allah'a ve Rasulune iman eden, ondan sonra asla supheye dusmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savasanlardır. Iste dogrular ancak onlardır

[16] De ki: Siz dininizi Allah'a mı ogretiyorsunuz? Oysa Allah goklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah her seyi hakkıyla bilendir

[17] Onlar Islam'a girdikleri icin seni minnet altına sokuyorlar. De ki: Muslumanlıgınızı benim basıma kakmayın. Eger dogru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdigi icin asıl Allah size lutufta bulunmustur

[18] Allah, suphesiz, goklerin ve yerin gaybını (gizliliklerini) bilir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

Kâf

Surah 50

[1] Kaf. Serefli Kur’an'a andolsun

[2] Aralarından bir uyarıcının gelmesine sastılar da, kafirler soyle dediler: «Bu sasılacak bir seydir.»

[3] «Biz oldugumuz ve toprak oldugumuz zaman mı (dirilecegiz)? Bu, akla uzak bir donustur »

[4] Biz, topragın onlardan neleri eksilttigini kesinlikle bilmekteyiz. Yanımızda o bilgileri koruyan bir kitap vardır

[5] Bilakis onlar, hak kendilerine gelince yalanladılar. Simdi onlar sasırmıs bir haldedirler

[6] Ustlerindeki goge bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmis ve nasıl donatmısız! Onda hicbir catlak da yok

[7] Yeryuzunu de dosedik ve ona sabit daglar koyduk. Orada gonul acan her turden (bitkiler) yetistirdik

[8] Allah'a yonelen her kula gonul gozunu acmak ve ibret vermek icin (butun bunları yaptık)

[9] Gokten bereketli bir su indirdik, onunla bahceler ve bicilecek daneler bitirdik

[10] Birbirine girmis, kume kume tomurcukları olan uzun boylu hurma agacları yetistirdik

[11] Kullara rızık olması icin. Ve o su ile olu topraga can verdik. Iste hayata yeniden cıkıs da boyledir

[12] Onlardan once Nuh kavmi, Res halkı ve Semud da yalanlamıstı

[13] Ad ve Firavun ile Lut’un kardesleri de (yalanladılar)

[14] Eyke halkı ve Tubba' kavmi de. Butun bunlar peygamberleri yalanladılar da tehdidim gerceklesti

[15] Ilk yaratmada acizlik mi gosterdik? Hayır, onlar yeni bir yaratma hususunda suphe icindedirler

[16] Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona sah damarından daha yakınız

[17] Iki melek (insanın) sagında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar

[18] Insan hicbir soz soylemez ki, yanında gozetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın

[19] Olum sarhoslugu gercekten gelir de: Iste (ey insan) bu, senin oteden beri kactıgın seydir, denir

[20] Sur'a ufurulur; iste bu, gelecegi vadedilen gundur

[21] Herkes, yanında bir surucu ve bir de sahitle beraber gelir

[22] Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugun artık gozun keskindir (denir)

[23] Yanındaki arkadası: «Iste yanımdaki hazır, der

[24] (Iki melege su emir verilir:) Haydi ikiniz her inatcı kafiri, cehenneme atın

[25] hayra butun gucuyle engel olanı, azgın supheciyi

[26] Allah ile beraber baska ilah edineni, siddetli azaba birlikte atın

[27] Musrikin arkadası (seytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık icindeydi

[28] O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda cekismeyin! Ben size daha once uyarı gondermistim

[29] Benim huzurumda soz degistirilmez ve ben kullara asla zulmedici degilim

[30] O gun cehenneme «Doldun mu?» deriz. O da «Daha var mı?» der

[31] Cennet de takva sahiplerine yaklastırılır; (onlardan) uzakta olmayacaktır

[32] Iste size vadedilen cennet! Ki o, Allaha yonelen emirlerine riayet eden

[33] gormedigi halde yonelmis bir kalp ile gelen kimselere mahsustur

[34] Oraya selametle girin. Iste bu, ebedi yasamanın basladıgı gundur

[35] Orada kendileri icin diledikleri her sey vardır. Katımızda dahası da vardır

[36] Biz, onlardan once kendilerinden daha guclu olan, diyar diyar dolasan nice nesilleri helak etmisizdir. Kurtulus var mı

[37] Suphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler icin bir ogut vardır

[38] Andolsun biz, gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı gunde yarattık. Bize hicbir yorgunluk cokmedi

[39] (Rasulum!) Onların dediklerine sabret. Gunesin dogusundan once de, batısından once de Rabbini hamd ile tesbih et

[40] Gecenin bir bolumunde ve secdelerin ardından da O'nu tesbih et

[41] Seslenenin yakın bir yerden seslenecegi gune kulak ver

[42] O gun insanlar bu sesi gercekten isiteceklerdir. Iste bu, cıkıs gunudur

[43] Suphesiz biz diriltir ve oldururuz. Donus de ancak bizedir

[44] O gun yer yarılır, onların uzerinden suratle yarılıp acılır. Bu, bize gore kolay olan bir hasirdir

[45] Biz onların dediklerini cok iyi biliriz. Sen onların uzerinde bir zorlayıcı degilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la ogut ver

Zâriyât

Surah 51

[1] Savurarak esen

[2] yagmur bulutlarını tasıyan

[3] gemileri kolayca yuzduren

[4] ve yagmurları taksim eden ruzgarlara yemin olsun ki

[5] size vadedilen, kesinlikle dogrudur

[6] ve ceza mutlaka vuku bulacaktır

[7] Icinde yorungeleri olan goge andolsun ki

[8] siz celiskili sozler soyluyorsunuz

[9] Ondan (Kur'an'dan veya imandan ancak) dondurulebilen dondurulur

[10] Kahrolsun o koyu yalancılar

[11] Onlar koyu bir cehalet icerisinde kalmıs gafillerdir

[12] Ceza gununun ne zaman oldugunu sorarlar

[13] O gun onlar atese sokulacaklardır

[14] Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediginiz sey budur iste! (denir)

[15] Suphesiz ki Allah'a isyandan sakınanlar, cennetlerde ve pınar baslarında bulunacaklar

[16] Rablerinin kendilerine verdigini alarak. Kuskusuz onlar, bundan once dunyada guzel davrananlardı

[17] Geceleri pek az uyurlardı

[18] Seher vakitlerinde de istigfar ederlerdi

[19] Mallarında, muhtac ve yoksullar icin bir hak vardı

[20] Kesin olarak inananlar icin yeryuzunde ayetler vardır

[21] Kendi nefislerinizde de oyle. Gormuyor musunuz

[22] Semada da rızkınız ve size vadedilen baska seyler vardır

[23] Gogun ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konusmanız gibi kesin ve gercektir

[24] Ibrahim'in agırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? (Bunlar meleklerdi)

[25] Onlar Ibrahim’in yanına girmisler, selam vermislerdi. Ibrahim de selamı almıs, icinden, «Bunlar, yabancılar» demisti

[26] Hemen ailesinin yanına giderek semiz bir dana (kebabını) getirmis

[27] Onların onune koyup «Yemez misiniz?» demisti

[28] Derken onlardan korkmaya basladı. «Korkma» dediler ve ona bilgin bir oglan cocugu mujdelediler

[29] Karısı cıglık atarak geldi. Elini yuzune carparak: «Ben kısır bir kocakarıyım!» dedi

[30] Onlar da "Rabbin boyle buyurdu; O, hikmet sahibidir ve her seyi hakkıyla bilendir" demislerdi

[31] (Ibrahim:) O halde isiniz nedir, ey elciler? dedi

[32] «Biz, dediler, suclu bir kavme gonderildik.»

[33] «Uzerlerine camurdan tas yagdırmaya (geldik).»

[34] (Bu taslar,) asın gidenler icin Rabbinin katında isaretlenmis (taslardır)

[35] Bunun uzerine orada bulunan muminleri cıkardık

[36] Zaten orada muslumanlardan, bir ev halkından baska kimse bulmadık

[37] Acı azaptan korkanlar icin orada bir isaret bıraktık

[38] Musa'da da (ibretler vardır). Onu apacık bir delil ile Firavun'a gondermistik

[39] Firavun ordusuyla birlikte yuz cevirmis: «O, bir buyucudur veya bir delidir» demisti

[40] Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu

[41] Ad kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran ruzgarı gondermistik

[42] Uzerinden gectigi seyi canlı bırakmıyor, onu kul edip savuruyordu

[43] Semud kavminde de (ibretler vardır). Onlara: Bir sureye kadar faydalanın, denmisti

[44] Rablerinin emrine karsı geldiler. Bu yuzden, bakıp dururlarken onları yıldırım carpıverdi

[45] Ayaga kalkacak gucleri kalmamıs, yardım edenleri de olmamıstı

[46] Bunlardan once de Nuh kavmini helak etmistik. Cunku onlar yoldan cıkmıs bir toplum idiler

[47] Gogu kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genisleticiyiz

[48] Yeri de dosedik. (Bak) ne guzel doseyiciyiz

[49] Her seyden de cift cift yarattık ki, dusunup ogut alasınız

[50] O halde Allah’a kosun. Cunku ben, size O'nun katından (gelmis) acık bir uyarıcıyım

[51] Allah ile beraber bir baskasını ilah kılmayın. Ben, sizin icin O'nun tarafından gonderilen apacık bir uyarıcıyım

[52] Iste boylece, onlardan oncekilere herhangi bir peygamber geldiginde hemen: "O, bir buyucudur veya delidir," dediler

[53] Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Dogrusu onlar azgın bir topluluktur

[54] Artık onlara aldırma. (Davete uymamalarından dolayı) sen kınanacak degilsin

[55] Sen yine de ogut ver. Cunku ogut muminlere fayda verir

[56] Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım

[57] Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum

[58] Suphesiz rızık veren, guc ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır

[59] Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, gecmislerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler

[60] Baslarına gelecek (acı) gunlerinden dolayı vay o kafirlerin haline

Tûr

Surah 52

[1] Tur'a

[2] yayılmıs satır satır yazılmıs Kitab'a

[3] ince deri uzerine

[4] Beyt-i Ma'mur’a

[5] yukseltilmis tavana

[6] dolu denize andolsun ki

[7] Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır

[8] Ona engel olacak hicbir sey yoktur

[9] O gun gok sallanıp calkalanır

[10] Daglar yurudukce yurur

[11] Yalanlayanların vay haline o gun

[12] Ki onlar daldıkları batıl icinde oyalanıp duranlardır

[13] O gun cehennem atesine itilip atılırlar da

[14] «Iste yalanlayıp durdugunuz ates budur!» denilir

[15] Bir buyu mudur bu, yoksa gormuyor musunuz

[16] Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin icin birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karsılıgına carptırılacaksınız

[17] Suphesiz (kotuluklerden) korunanlar cennetlerde ve nimet icindedirler

[18] Rablerinin kendilerine verdikleriyle sevinerek (Zira) Rableri onları, cehennem azabından korumustur

[19] Onlara: Yaptıklarınıza karsılık afiyetle yiyin, icin (denilir)

[20] Sıra sıra dizilmis koltuklara yaslanarak. Ayrıca biz onları, ceylan gozlu hurilerle evlendirmisizdir

[21] Iman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendilerine tabi olanlar (var ya)! Iste biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de bir sey eksiltmedik. Herkes kazandıklarına karsı bir rehindir

[22] Onlara canlarının istedigi meyve ve etten bol bol verdik

[23] Orada karsılıklı kadeh tokustururlar, ama burada (icki yuzunden) ne sacmalama vardır, ne de gunaha girme

[24] Hizmetlerine verilmis, (kabugunda) saklı inci gibi gencler etraflarında donup dolasırlar

[25] Cennettekiler birbirlerine donup sorarlar

[26] Derler ki: «Daha once biz, aile cevremiz icinde bile (Ilahi azaptan) korkardık.»

[27] «Allah bize lutfetti de bizi vucudun icine isleyen azaptan korudu.»

[28] «Gercekten biz bundan once ona yalvarıyorduk. Cunku iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur»

[29] (Rasulum!) Sen ogut ver. Rabbinin lutfuyla sen ne bir kahinsin, ne de bir deli

[30] Yoksa onlar: (O,) bir sairdir; onun, zamanın felaketlerine ugramasını bekliyoruz mu diyorlar

[31] De ki: Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[32] Onlara akılları mı bunu emreder, yoksa onlar, azgın bir topluluk mudur

[33] Yahut «Onu kendisi uydurdu!» mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmezler

[34] Eger dogru iseler onun benzeri bir soz getirsinler

[35] Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar

[36] Yoksa gokleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır! Onlar bir turlu anlayıp inanmazlar

[37] Yahut Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her seye hakim olan kendileri midir

[38] Yoksa onların, uzerine cıkıp gizli sırları dinledikleri bir merdivenleri mi var? Oyleyse dinleyenleri, acık bir delil getirsinler

[39] Yoksa kızlar Allah'ın da, ogullar sizin mi

[40] Yoksa sen kendilerinden bir ucret istiyorsun da, bu yuzden onlar agır bir borc altında eziliyorlar mı

[41] Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlarında da, onlar mı yazıyorlar

[42] Yahut bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzaga dusecek olanlar, inkar edenlerdir

[43] Veya onların Allah’tan baska bir ilahı mı var? Allah, onların ortak kostukları seylerden uzaktır

[44] Gokten dusen bir kutle gorseler «Ust uste yıgılmıs bulutlardır» derler

[45] Artık carpılacakları gunlerine kavusuncaya kadar onları kendi hallerine bırak

[46] O gun planları kendilerine hicbir fayda vermez ve yardım da gormezler

[47] Suphesiz zulmedenlere, ondan baska da azap vardır. Fakat cokları bilmezler

[48] Rabbinin hukmune sabret. Cunku sen gozlerimizin onundesin. Kalktıgın zaman da Rabbini hamd ile tesbih et

[49] Gecenin bir kısmında ve yıldızların batısından sonra da O’nu tesbih et

Necm

Surah 53

[1] Battıgı zaman yıldıza andolsun ki

[2] arkadasınız (Muhammed) sapmadı ve batıla inanmadı

[3] o, arzusuna gore de konusmaz

[4] O, kendisine vahyedilen vahiyden baska bir sey degildir

[5] Cunku onu guclu kuvvetli ve ustun yaratılıslı biri (Cebrail) ogretti

[6] Asıl sekliyle dogruldu

[7] Sonra en yuksek ufukta iken

[8] Sonra (Muhammed'e) yaklastı, derken daha da yaklastı

[9] O kadar ki (birlestirilmis) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu

[10] Bunun uzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi

[11] (Gozleriyle) gordugunu kalbi yalanlamadı

[12] Onun gordukleri hakkında simdi kendisi ile tartısacak mısınız

[13] Onceden bir defa daha gormustu

[14] Andolsun onu, Sidretu’l Munteha'nın yanında

[15] cennetu’l-me’va da onun yanındadır

[16] Sidre'yi kaplayan kaplamıstı

[17] Gozu kaymadı ve sınırı asmadı

[18] Andolsun o, Rabbinin en buyuk ayetlerinden bir kısmını gordu

[19] Gordunuz mu o Lat ve Uzza’yı

[20] Ve ucunculeri olan otekini, Menat'ı

[21] Demek erkek size, disi O’na oyle mi

[22] O zaman bu, insafsızca bir taksim

[23] Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktıgı isimlerden baska bir sey degildir. Allah onlar hakkında hicbir delil indirmemistir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gosterici gelmistir

[24] Yoksa insan, her arzu ettigi seye sahip mi olacaktır

[25] Ahiret de dunya da Allah'ındır

[26] Goklerde nice melek var ki onların sefaatleri, diledigi ve hosnut oldugu kimse icin Allah'ın izin vermesi dısında, bir ise yaramaz

[27] Ahirete inanmayanlar, meleklere disilerin adlarını takıyorlar

[28] Halbuki onların bu hususta hic bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hic suphesiz hakikat bakımından bir sey ifade etmez

[29] Onun icin sen bizi anmaktan yuz ceviren ve dunya hayatından baska bir sey istemeyen kimselere yuz verme

[30] Iste onların erisebilecekleri bilgi budur. Suphesiz ki senin Rabbin, evet O, yolundan sapan daha iyi bilir. O, hidayette olanı da cok iyi bilir

[31] Goklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Bu, Allah'ın, kotuluk edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, guzel davrananları da daha guzeliyle mukafatlandırması icindir

[32] Ufak tefek kusurları dısında, buyuk gunahlardan ve edepsizliklerden kacınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır. O, sizi daha topraktan yarattıgı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulundugunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun icin kendinizi temize cıkarmayın. Cunku O, kotulukten sakınanı daha iyi bilir

[33] Gordun mu arkasını doneni

[34] Azıcık verip sonra vermemekte direneni

[35] Acaba gaybın bilgisi kendi yanındadır da o goruyor mu

[36] Yoksa, Musa’nın ve ahdine vefa gosteren kendisine haber verilmedi mi

[37] Ibrahim’in sahifelerinde yazılı olanlar kendisine haber verilmedi mi

[38] Gercekten hicbir gunahkar, baskasının gunah yukunu yuklenemez

[39] Bilsin ki insan icin kendi calısmasından baska bir sey yoktur

[40] Ve calısması da ileride gorulecektir

[41] Sonra ona karsılıgı tastamam verilecektir

[42] ve suphesiz en son varıs Rabbinedir

[43] Dogrusu gulduren de aglatan da O’dur

[44] Olduren de dirilten de O’dur

[45] Surası muhakkak ki (rahime) erkek ve disiden ibaret olan iki cifti O yarattı

[46] Atıldıgında nutfeden

[47] Suphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir

[48] Zengin eden de yoksul kılan da O'dıır

[49] Dogrusu Si’ra yıldızının Rabbi de O'dur

[50] Ve suphesiz ki onceki Ad kavmini O helak etti

[51] Semud’u da (O helak etti) ve geriye hicbir sey bırakmadı

[52] Daha once de cok zalim ve pek azgın olan Nuh kavmini (helak etmisti)

[53] Altust olan sehirleri de o boyle yaptı

[54] Onların basına getirecegini getirdi

[55] Simdi Rabbinin nimetlerinin hangisinde supheye dusersin

[56] Iste bu ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır

[57] Yaklasan yaklastı

[58] Onu (vaktini) Allah’tan baska acıga cıkaracak yoktur

[59] Simdi siz bu soze (Kur’an'a) mı sasıyorsunuz

[60] Guluyorsunuz da aglamıyorsunuz

[61] Ve siz gaflet icinde oyalanmaktasınız

[62] Haydi Allah'a secde edip O’na kulluk edin

Kamer

Surah 54

[1] Kıyamet yaklastı ve ay yarıldı

[2] Onlar bir mucize gorurlerse hemen yuz cevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir buyudur, derler

[3] Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her isin ulasacagı yeri vardır

[4] Andolsun onlara, kotulukten onleyecek nice onemli haberler gelmistir

[5] Bu buyuk bir hikmettir. Fakat (yuz cevirene) uyarılar ne fayda verir

[6] Cagıranın gorulmemis bir seye cagırdıgı gun, sen de onlardan yuz cevir

[7] Sanki etrafa yayılmıs cekirge surusu gibi bakısları perisan (utanctan yere bakar) bir halde

[8] ve davetciye kosarak kabirlerden cıkarlar. O esnada kafirler: Bu, cok cetin bir gundur! derler

[9] Onlardan once Nuh'un kavmi de yalanladı, hem de kulumuzun yalancı oldugunda ısrar ederek: O, delirdi, dediler. Ve (Nuh, davetten vazgecmeye) zorlandı

[10] Bunun uzerine, Rabbine: Ben yenik dustum, bana yardım et! diyerek yalvardı

[11] Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile gogun kapılarını actık

[12] Yeryuzunde kaynaklar fıskırttık. (Her iki) su, takdir edilmis bir isin olması icin birlesmisti

[13] Nuh’u da tahtalardan yapılmıs, civilerle cakılmıs gemiye bindirdik

[14] Inkar edilmis olana (Nuh'a) bir mukafat olmak uzere gemi, gozlerimizin onunde akıp gidiyordu

[15] Andolsun ki onu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur

[16] Benim azabım ve uyarılarım nasılmıs

[17] Andolsun biz Kur'an’ı ogut alınsın diye kolaylastırdık. (Ondan) ogut alan yok mu

[18] Ad kavmi (Peygamberleri Hud'u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmıs (gorduler)

[19] Biz onların ustune, ugursuzlugu devamlı bir gunde dondurucu bir ruzgar gonderdik

[20] O ruzgar, insanları, sokulmus hurma kutukleri gibi yere seriyordu

[21] Nasılmıs benim azabım ve uyarılarım

[22] Andolsun biz Kur'an’ı dusunup ogut alınsın diye kolaylastırdık. Ogut alan yok mu

[23] Semud kavmi de uyarıcıları yalanladı

[24] «Aramızdan bir besere mi uyacagız? O takdirde biz apacık bir sapıklık ve cılgınlık etmis oluruz» dediler

[25] «Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır o, cok yalancı biridir» (dediler)

[26] Yarın onlar, cok yalancının ve sımarıgın kim oldugunu bileceklerdir

[27] Gercekten onları imtihan etmek icin disi deveyi gonderen biziz. Sen onları gozetle ve sabret

[28] Onlara, suyun aralarında paylastırdıgını haber ver. Her biri kendi icme sırasında gelsin

[29] Arkadaslarını cagırdılar, o da (bundan cur'et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti

[30] (Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu

[31] Biz onların uzerlerine korkunc bir ses gonderdik. Hemen hayvan agılına konan kuru ot gibi oluverdiler

[32] Andolsun biz Kur'an'ı, anlasılıp ogut alınması icin kolaylastırdık. O halde dusunup ogut alan yok mu

[33] Lut'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı

[34] Biz de ustlerine tas (yagdıran bir fırtına) gonderdik. Sadece Lut ailesini seher vaktinde kurtardık

[35] Katımızdan bir nimet olarak. Biz sukredeni iste boyle mukafatlandırırız

[36] Andolsun ki, Lut onları bizim siddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuskuyla karsıladılar

[37] Onlar Lut'un misafirlerine karsı kotuluk yapmayı planlamıslardı. Hemen biz onların gozlerini silme kor ettik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik)

[38] Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip cattı

[39] Iste azabımı ve uyarılarımı tadın! (denildi)

[40] Andolsun biz Kur'an'ı, ogut almak icin kolaylastırdık. O halde dusunup ibret alan yok mu

[41] Suphesiz Firavun'un kavmine de uyarıcılar gelmisti

[42] Lakin onlar butun ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları guc ve kudretimize layık bir sekilde yakaladık

[43] Simdi sizin kafirleriniz, onlardan daha mı iyidirler? Yoksa kitaplarda sizin icin bir berat mı var

[44] Yoksa «Biz, intikam almaga gucu yeten bir topluluguz» mu diyorlar

[45] O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını donup kacacaklardır

[46] Bilakis kıyamet onlara vadedilen asıl saattir ve o saat daha belalı ve daha acıdır

[47] Suphesiz suclular sapıklık ve cılgınlık icindedirler

[48] O gun yuzustu atese suruklendiklerinde «cehennemin elemini tadın!» denir

[49] Biz, her seyi bir olcuye gore yarattık

[50] Bizim buyrugumuz, bir anlık bakıs gibi, bir tek sozden baska bir sey degildir

[51] Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helak etlik. Dusunup ibret alan yok mu

[52] Yaptıkları her sey kitaplarda (amel defterlerinde) mevcuttur

[53] Kucuk buyuk her sey satır satır yazılmıstır

[54] Takva sahipleri cennetlerde ve ırmakların kenarlarında

[55] guclu ve Yuce Allah'ın huzurunda hak meclisindedirler

Rahmân

Surah 55

[1] Rahman

[2] Kur'anı ogretti

[3] Insanı yarattı

[4] Ona, beyanı (konusmayı hidayet ve sapıklık yolunu) ogretti

[5] Gunes ve ay bir hesaba gore (hareket etmekte) dir

[6] Bitkiler ve agaclar secde ederler

[7] Gogu Allah yukseltti ve mizanı (dengeyi) O koydu

[8] Sakın dengeyi bozmayın

[9] Olcuyu adaletle tutun ve eksik tartmayın

[10] Allah, yeri canlılar icin yaratmıstır

[11] Orada meyveler ve salkımlı hurma agacları vardır

[12] Yapraklı daneler ve hos kokulu bitkiler vardır

[13] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz

[14] Allah insanı, pismis camura benzeyen bir balcıktan yarattı

[15] Cinleri oz atesten yarattı

[16] O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz

[17] (O,) iki dogunun ve iki batının Rabbidir

[18] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[19] Iki denizi birbirine kavusmak uzere salıvermistir

[20] Aralarında bir engel vardır, birbirine gecip karısmazlar

[21] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz

[22] Ikisinden de inci ve mercan cıkar

[23] Simdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz

[24] Denizde yuce daglar gibi yukselen gemiler de O’nundur

[25] Oyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz

[26] Yer yuzunde bulunan her canlı yok olacak

[27] Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin yuzu baki kalacak

[28] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[29] Goklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir

[30] O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[31] Ey insan ve cin! Sizin de hesabınızı ele alacagız

[32] Hal bu iken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz

[33] Ey cin ve insan toplulukları! Goklerin ve yerin cercevesinden cıkıp gitmeye gucunuz yetiyorsa gecin. Ancak buyuk bir gucle cıkıp gidebilirsiniz

[34] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[35] Uzerinize atesten alev ve duman gonderilir de birbirinizi kurtaramaz ve yardımlasamazsınız

[36] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[37] Gok yarılıp da kızarmıs yag renginde gul gibi oldugu zaman

[38] Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[39] Iste o gun insana da cine de gunahı sorulmaz

[40] O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz

[41] Suclular, simalarından tanınır, percemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar

[42] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[43] Iste bu, sucluların yalanladıkları cehennemdir

[44] Onlar, cehennemle kaynar su arasında dolasır dururlar

[45] Simdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz

[46] Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vardır

[47] Oyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz

[48] Iki cennette cesit cesit agaclarla doludur

[49] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[50] Ikisinde de akıp giden iki kaynak vardır

[51] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[52] Ikisinde de her turlu meyveden cift cift vardır

[53] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[54] Hepsi de ortuleri atlastan minderlere yaslanırlar. Iki cennetin de meyvesinin devsirilmesi yakındır

[55] Oyleyken Rabinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[56] Oralarda gozlerini yalnız eslerine cevirmis guzeller var ki, bunlardan once onlara ne insan ne de cin dokunmustur

[57] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[58] Sanki onlar yakut ve mercandırlar

[59] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[60] Iyiligin karsılıgı iyilikten baska bir sey midir

[61] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[62] Bu ikisinden baska iki cennet daha vardır

[63] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[64] Bu cennetler koyu yesildirler

[65] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[66] Ikisinde de durmadan fıskıran iki kaynak vardır

[67] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[68] Ikisinde de her turlu meyveler, hurma ve nar vardır

[69] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[70] Iclerinde huyu guzel, yuzu guzel kadınlar vardır

[71] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[72] Otaglar icinde sahiplerine tahsis edilmis huriler vardır

[73] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[74] Bunlara onlardan once ne bir insan ne bir cin dokunmustur

[75] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[76] Yesil yastıklara ve harikulade guzel dosemelere yaslanırlar

[77] Oyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[78] Buyukluk ve ikram sahibi Rabbinin adı yucelerden yucedir

Vâkıa

Surah 56

[1] Kıyamet koptugu zaman

[2] ki onun olusunu yalanlayacak hicbir kimse yoktur

[3] O, alcaltıcı, yukselticidir

[4] Yer siddetle sarsıldıgı zaman

[5] Daglar parcaladıgı zaman

[6] dagılıp toz duman haline geldigi

[7] ve sizler de uc sınıf oldugunuz zaman

[8] sagdakiler, ne mutlu o sagdakilere

[9] Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar

[10] (Hayırda) onde olanlar, (ecirde de) ondedirler

[11] Iste bunlar, (Allah'a) en yakın olanlardır

[12] Naim cennetlerinde

[13] (Onların) cogu onceki ummetlerden

[14] birazı da sonrakilerdendir

[15] Cevherlerle islenmis tahtlar uzerindedir

[16] karsılıklı olarak oturup yaslanırlar

[17] Cevrelerinde, (hizmet icin) olumsuz gencler dolasır

[18] Main cesmesinden doldurulmus testiler, ibrikler ve kadehlerle

[19] Bu saraptan ne basları agrıtılır, ne de akılları giderilir

[20] (Onlara) begendikleri meyveler

[21] Canlarının cektigi kus etleri

[22] iri gozlu huriler

[23] saklı inciler gibi

[24] yaptıklarına karsılık olarak (verilir)

[25] Orada bos bir soz ve gunaha sokan bir laf isitmezler

[26] Soylenen, yalnızca «selam, selam »dır

[27] Sagdakiler, ne mutlu o sagdakilere (amel defteri sagdan verilenlere)

[28] Duzgun kiraz agacı

[29] meyveleri salkım salkım dizili muz agacları

[30] uzamıs golgeler

[31] caglayarak akan sular

[32] sayısız meyveler icindedirler

[33] Tukenmeyen ve yasaklanmayan

[34] ve kabartılmıs dosekler ustundedirler

[35] Gercekten biz hurileri apayrı bicimde yeni yarattık

[36] Onları, eslerine bakireler kıldık

[37] Duskun ve yasıt

[38] Butun bunlar sagdakiler icindir

[39] Bunların bircogu onceki ummetlerdendir

[40] Bircogu da sonrakilerdendir

[41] Soldakiler; ne yazık o soldakilere (amel defteri soldan verilenlere)

[42] Iclerine isleyen bir ates ve kaynar su icinde

[43] kapkara dumandan bir golge altındadırlar

[44] serin ve hos olmayan

[45] Cunku onlar bundan once varlık icinde sefahete dalmıslardı

[46] Buyuk gunahı islemekte direnir dururlardı

[47] Ve diyorlardı ki: Biz oldukten, toprak ve kemik yıgını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltilecegiz

[48] Onceki atalarımız da mı

[49] De ki: Hem oncekiler hem de sonrakiler

[50] belli bir gunun belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır

[51] Sonra siz ey sapıklar, yalancılar

[52] Elbette bir agactan, zakkum agacından yiyeceksiniz

[53] Karınlarınızı ondan dolduracaksınız

[54] Ustune de kaynar sudan iceceksiniz

[55] Susamıs develerin suya saldırısı gibi iceceksiniz

[56] Iste ceza gununde onlara sunulacak ziyafet budur

[57] Sizi biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez mi

[58] Soyleyin oyleyse, (rahimlere) doktugunuz meni nedir

[59] Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz

[60] Aranızda olumu takdir eden biziz ve biz, onune gecilebileceklerden degiliz

[61] Boylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediginiz bir alemde tekrar var edelim diye (olumu takdir ettik)

[62] Andolsun, ilk yaratılısı bildiniz. Dusunup ibret almanız gerekmez mi

[63] Simdi bana, ektiginizi haber verin

[64] Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz

[65] Dileseydik onu kuru bir cop yapardık da sasar kalırdınız

[66] «Dogrusu borc altına girdik

[67] Daha dogrusu, biz yoksul kaldık» (derdiniz)

[68] Ya ictiginiz suya ne dersiniz

[69] Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz

[70] Dileseydik onu tuzlu yapardık. Sukretmeniz gerekmez mi

[71] Soyleyin simdi bana, tutusturmakta oldugunuz atesi

[72] onun agacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz

[73] Biz onu bir ibret ve colden gelip gecenlerin istifadesi icin yarattık

[74] Oyleyse Yuce Rabbinin adıyla tesbih et

[75] Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki

[76] Bilirseniz, gercekten bu, buyuk bir yemindir

[77] Degerli bir Kur'an'dır

[78] Suphesiz bu, korunmus bir kitapta bulunan

[79] Ona ancak temizlenenler dokunabilir

[80] O, alemlerin Rabbinden indirilmistir

[81] Simdi siz, bu sozu mu kucumsuyorsunuz

[82] Allah’ın verdigi rızka karsı sukru, onu yalanlamakla mı yerine getiriyorsunuz

[83] Hele can bogaza dayandıgı zaman

[84] O vakit siz bakar durursunuz

[85] (O anda) biz ona sizden daha yakınız, ama goremezsiniz

[86] Madem ki ceza gormeyecekmissiniz

[87] Onu (canı) geri cevirsenize, sayet iddianızda dogru iseniz

[88] Fakat (olen kisi Allah'a) yakın olanlardan ise

[89] ona rahatlık, guzel rızık ve Naim cenneti vardır

[90] Eger o sagdakilerden ise

[91] «Ey sagdaki! Sana selam olsun!»

[92] Ama yalanlayan sapıklardan ise

[93] Iste ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır

[94] Ve (onun sonu) cehenneme atılmaktır

[95] Suphesiz ki bu, kesin gercektir

[96] O halde Yuce Rabbinin adıyla tesbih et

Hadîd

Surah 57

[1] Goklerde ve yerde bulunan her sey Allah'ı tesbih etmektedir. O, azizdir, hakimdir

[2] Goklerin ve yerin mulku O'nundur. O, diriltir, oldurur. O, her seye gucu yetendir

[3] O ilktir, sondur, zahirdir, batındır. O, her seyi hakkıyla bilendir

[4] O, gokleri ve yeri altı gunde yaratan, sonra Ars’ın uzerine istiva edendir. Yere gireni ve ondan cıkanı, gokten ineni ve oraya yukseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[5] Goklerin ve yerin mulku O'nundur. Butun isler ancak O'na dondurulur

[6] Geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar. O, kalplerde olanı bilir

[7] Allah'a ve Rasulu’ne iman edin. Sizi, uzerinde tasarrufa yetkili kıldıgı seylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası icin) harcayan kimselere buyuk mukafat vardır

[8] Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye cagırdıgı halde nicin Allah’a inanmıyorsunuz? Halbuki O, sizden kesin soz de almıstı. Eger inanırsanız

[9] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin kuluna apacık ayetler indiren O'dur. Suphesiz Allah, size karsı cok sefkatli, cok merhametlidir

[10] Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki goklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Elbette icinizden, fetihten once harcayan ve savasanlar, daha sonra harcayıp savasanlarla esit degildir. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savasanlardan daha yuksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en guzel olanı vadetmistir. Allah'ın yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[11] Kim Allah'a guzel bir odunc verecek olursa, Allah da onun karsılıgını kat kat verir ve ayrıca onun cok degerli bir mukafatı da vardır

[12] Mumin erkeklerle mumin kadınları, onlerinden ve saglarından, (amellerinin) nurları aydınlatıp giderken gordugun gunde, (onlara): «Mujdeniz, zemininden ırmaklar akan ve iclerinde ebedi kalacagınız cennetlerdir.» denilir. Iste buyuk kurtulus budur

[13] Munafık erkeklerle munafık kadınların, muminlere: Bizi bekleyin, nurunuzdan bir parca ısık alalım, diyecegi gunde kendilerine: Arkanıza donun de bir ısık arayın! denilir. Nihayet onların arasına, icinde rahmet, dısında azap bulunan kapılı bir sur cekilir

[14] Munafıklar onlara: Biz sizinle beraber degil miydik? diye seslenirler. (Muminler de) derler ki: Evet ama, siz kendi basınızı belaya soktunuz; fırsat beklediniz; supheye dustunuz ve kuruntular sizi aldattı. O cok aldatan (seytan) sizi, Allah hakkında bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip cattı

[15] Bugun artık ne sizden ne de inkar edenlerden bedel kabul edilir, varacagınız yer atestir. Size yarasan odur. Ne kotu bir donus yeridir

[16] Iman edenlerin Allah'ı anma ve O'ndan inen Kur’an sebebiyle kalplerinin urpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha once kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların uzerinden uzun zaman gecti de kalpleri katılastı. Onlardan bir cogu yoldan cıkmıs kimselerdir

[17] Bilin ki Allah, olumunden sonra yeryuzunu canlandırıyor. Dusunesiniz diye gercekten, size ayetleri acıkladık

[18] Sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kadınlara ve Allah'a guzel bir odunc verenlere, verdiklerinin karsılıgı kat kat odenir ve onlara degerli bir mukafat vardır

[19] Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) iste onlar, Rableri yanında sozu ozu dogru olanlar ve sehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mukafatları ve nurları vardır. Inkar edip de ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır

[20] Bilin ki dunya hayatı ancak bir oyun, eglence, bir sus, aranızda bir ovunme ve daha cok mal ve evlat sahibi olma isteginden ibarettir. Tıpkı bir yagmur gibidir ki, bitirdigi ziraatcilerin hosuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı oldugunu gorursun; sonra da cer cop olur. Ahirette ise cetin bir azap vardır. Yine orada Allah’ın magfireti ve rızası vardır. Dunya hayatı aldatıcı bir gecimlikten baska bir sey degildir

[21] Rabbinizden bir magfirete; Allah’a ve peygamberlerine iman edenler icin hazırlanmıs olup genisligi gokle yerin genisligi kadar olan cennete kosusun. Iste bu, Allah'ın lutfudur ki onu diledigine verir. Allah buyuk lutuf sahibidir

[22] Yeryuzunde vuku bulan ve sizin basınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan once, bir kitapta yazılmıs olmasın. Suphesiz bu, Allah'a gore kolaydır

[23] (Allah bunu) elinizden cıkana uzulmeyesiniz ve Allah’ın size verdigi nimetlerle sımarmayasınız diye acıklamaktadır. Cunku Allah, kendini begenip boburlenen kimseleri sevmez

[24] Onlar cimrilik edip insanlara da cimriligi emrederler. Kim yuz cevirirse suphesiz ki Allah zengindir (onun malına muhtac degildir), hamde layıktır

[25] Andolsun biz peygamberlerimizi acık delillerle gonderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri icin beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda buyuk bir kuvvet ve insanlar icin faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi icindir. Suphesiz Allah kuvvetlidir, daima ustundur

[26] Andolsun ki biz, Nuh’u ve Ibrahim'i gonderdik, peygamberligi de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan (insanlardan) kimi dogru yoldadır; iclerinden bircogu da yoldan cıkmıslardır

[27] Sonra bunların izinden ardarda peygamberlerimizi gonderdik. Meryem oglu Isa'yı da arkalarından gonderdik, ona Incil'i verdik; ona uyanların kalplerine sefkat ve merhamet vermistik. Uydurdukları ruhbanlıga gelince, onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak icin yaptılar. Ama buna da geregi gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mukafatlarını verdik. Iclerinden cogu da yoldan cıkmıslardır

[28] Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve Peygamberine iman edin ki O, size rahmetinden iki kat versin ve size ısıgında yuruyeceginiz bir nur lutfetsin; sizi bagıslasın. Allah, cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[29] Boylece kitap ehli, Allah'ın lutfundan hicbir sey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lutuf butunuyle Allah’ın elindedir, onu diledigine bahseder. Allah, buyuk lutuf sahibidir

Mücâdele

Surah 58

[1] Kocası hakkında seninle tartısan ve Allah'a sikayette bulunan kadının sozunu Allah isitmistir. Allah, sizin konusmanızı isitir. Suphesiz Allah, hakkıyla isitendir; hakkıyla gorendir

[2] Icinizden zıhar yapanların kadınları, onların anaları degildir. Onların anaları ancak kendilerini doguran kadınlardır. Suphesiz onlar cirkin bir laf ve yalan soyluyorlar. Kuskusuz Allah, affedicidir, bagıslayıcıdır

[3] Kadınlardan zıhar ile ayrılmak isteyip de sonra soylediklerinden donenlerin karılarıyla temas etmeden once bir koleyi hurriyete kavusturmaları gerekir. Size ogutlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdar olandır

[4] (Buna imkan) bulamayan kimse, hanımıyla temas etmeden once ardarda iki ay oruc tutar. Buna da gucu yetmeyen, altmıs fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Rasulune inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah'ın hukumleridir. Kafirler icin acı bir azap vardır

[5] Allah'a ve Rasulune karsı gelenler, kendilerinden oncekilerin alcaltıldıgı gibi alcaltılacaklardır. Biz apacık ayetler indirmisizdir. Kafirler icin kucuk dusurucu bir azap vardır

[6] O gun Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları bir bir saymıstır. Onlar ise unutmuslardır. Allah her seye sahittir

[7] Goklerde ve yerde olanları Allah'ın bildigini gormuyor musun? Uc kisinin gizli konustugu yerde dorduncusu mutlaka O'dur. Bes kisinin gizli konustugu yerde altıncısı mutlaka O’dur. Bunlardan az veya cok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet gunu onlara yaptıklarını haber verecektir. Dogrusu Allah, her seyi hakkıyla bilendir

[8] Gizli konusmaktan menedildikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkısarak gunah, dusmanlık ve Peygamber'e karsı gelmek hususunda gizlice konusanları gormedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadıgı bir sekilde selamlıyorlar. Kendi iclerinden de: "Bu soylediklerimiz yuzunden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kotu donus yeridir orası

[9] Ey iman edenler! Aranızda gizli konusacagınız zaman gunahı, dusmanlıgı ve Peygamber'e karsı gelmeyi fısıldamayın. Iyilik ve takvayı konusun. Huzuruna toplanacagınız Allah'tan korkun

[10] Gizli konusmalar seytandandır. Bu, iman edenleri uzmek icindir. Oysa seytan, Allah'ın izni olmadıkca, muminlere hicbir zarar veremez. Muminler Allah'a dayanıp guvensinler

[11] Ey iman edenler! Size «Meclislerde yer acın» denilince yer acın ki Allah da size genislik versin. Size «Kalkın» denilince de kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yukseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[12] Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir sey konusacagınız zaman bu konusmanızdan once bir sadaka veriniz. Bu sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Sayet bir sey bulamazsanız, bilin ki Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[13] Gizli bir sey konusmanızdan once sadakalar vermekten cekindiniz mi? Bunu yapmadıgınıza ve Allah da sizi affettigine gore artık namazı kılın, zekatı verin Allah'a ve Rasulune itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[14] Allah'ın kendilerine gazap ettigi bir toplulugu dost edinenleri gormedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar

[15] Allah onlara cetin bir azap hazırlamıstır. Gercekten onların yaptıkları sey cok kotudur

[16] Onlar yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yolundan alıkoydular. Bu yuzden onlara kucuk dusurucu bir azap vardır

[17] Onların malları da ogulları da Allah'a karsı kendilerine bir fayda vermez. Onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardır

[18] O gun Allah onların hepsini yeniden diriltecek, onlar da dunyada size yemin ettikleri gibi, O'na yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir sey (hakikat) uzerinde olduklarını sanırlar. Iyi bilin ki onlar gercekten yalancıdırlar

[19] Seytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. Iste onlar seytanın yandaslarıdır. Iyi bilin ki seytanın yandasları hep kayıptadırlar

[20] Allah'a ve Peygamberine dusman olanlar, iste onlar en asagıların arasındadırlar

[21] Allah: Elbette ben ve elcilerim galip gelecegiz, diye yazmıstır. Suphesiz Allah gucludur, galiptir

[22] Allah'a ve ahiret gunune inanan bir toplumun babaları, ogulları, kardesleri yahut akrabaları da olsa Allah’a ve Rasulune dusman olanlarla dostluk ettigini goremezsin. Iste onların kalbine Allah, iman yazmıs ve katından bir ruh ile onları desteklemistir. Onları iclerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak. Orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmus, onlar da Allah'tan hosnut olmuslardır. Iste onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. Iyi bilin ki, kurtulusa erecekler de sadece Allah'ın tarafında olanlardır

Haşr

Surah 59

[1] Goklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir. O, ustundur, hikmet sahibidir

[2] Ehli kitaptan inkar edenleri, ilk surgunde yurtlarından cıkaran O'dur. Siz onların cıkacaklarını sanmamıstınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacagını sanmıslardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yureklerine korku dusurdu; oyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de muminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ibret alın

[3] Eger Allah onlara surgunu yazmamıs olsaydı, elbette onları dunyada (baska sekilde) cezalandıracaktı. Ahirette de onlar icin cehennem azabı vardır

[4] Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karsı gelmelerinden dolayıdır. Kim Allah'a karsı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması cetindir

[5] Hurma agaclarından, herhangi birini kesmeniz veya oldugu gibi bırakmanız hep Allah'ın izniyledir ve O'nun yoldan cıkanları rezil etmesi icindir

[6] Allah'ın, onlardan (mallarından) Peygamberine verdigi ganimetler icin siz at ve deve kosturmus degilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini diledigi kimselere karsı ustun kılar. Allah her seye kadirdir

[7] Allah'ın, sehir halkının mallarından Rasulune verdigi ganimetler de, icinizden yalnız zenginler arasında dolasan bir sey olmasın diye, Allah'a, Rasul'e, yakınlara, yetimlere, duskunlere ve yolda kalan yolculara aittir. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Cunku Allah'ın azabı cetindir

[8] (Allah'ın verdigi bu ganimet malları,) yurtlarından ve mallarından uzaklastırılmıs olan, Allah'tan bir lutuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. Iste dogru olanlar bunlardır

[9] Muhacirler gelmezden once Medine'yi yurt edinenler ve imanı kalplerine sindirmis olanlar, kendilerine hicret edenleri severler; onlara verilen seylerden dolayı iclerinde bir rahatsızlık hissetmezler; kendileri ihtiyac icinde olsalar bile, onları kendilerinden once tutarlar. Kim nefsinin mal hırsından korunursa, iste asıl kurtulusa erenler bunlardır

[10] Bunların arkasından gelenler soyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden once gelip gecmis imanlı kardeslerimizi bagısla; kalplerimizde, iman edenlere karsı hicbir kin bırakma! Rabbimiz! Suphesiz ki sen cok sefkatli, cok merhametlisin

[11] Munafıkların, kitap ehlinden inkar eden dostlarına: Eger siz yurdunuzdan cıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber cıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eger savasa tutusursanız, mutlaka yardım ederiz, dediklerini gormedin mi? Allah, onların yalancı olduklarına sahitlik eder

[12] Andolsun, eger onlar cıkarılsalar, onlarla beraber cıkmazlar, savasa tutusmus olsalar, onlara yardım etmezler; yardım etseler bile arkalarını donup kacarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez

[13] Onların iclerinde size karsı duydukları korku, Allah'a olan korkularından daha siddetlidir. Boyledir, cunku onlar anlamayan bir topluluktur

[14] Sizinle toplu olarak degil de ancak surlarla cevrilmis kasabalarda, yahut duvarların arkasında dovusurler. Kendi aralarındaki savasları ise cetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadagınıktır. Boyledir, cunku onlar aklını kullanmayan bir topluluktur

[15] (Onların durumu) kendilerinden az once gecmis ve yaptıklarının cezasını tatmıs olanların durumu gibidir. Onlara acıklı bir azap vardır

[16] Munafıkların durumu tıpkı seytanın durumu gibidir. Cunku seytan insana «Inkar et» der. Insan inkar edince de: «Ben senden uzagım, cunku ben alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.» der

[17] Nihayet ikisinin de sonu, icinde ebedi kalacakları ates olacaktır. Iste bu, zalimlerin cezasıdır

[18] Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladıgına baksın. Allah'tan korkun, cunku Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[19] Allah'ı unutan ve bu yuzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturdugu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan cıkan kimselerdir

[20] Cehennem ehliyle cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, isteklerine erisenlerdir

[21] Eger biz bu Kur'an'ı bir daga indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan bas egerek, parca parca olmus gorurdun. Bu misalleri insanlara dusunsunler diye veriyoruz

[22] O, oyle Allah'tır ki, O'ndan baska (hakkıyla ibadete layık hicbir) ilah yoktur. Gorulmeyeni ve goruleni bilendir. O, esirgeyendir, bagıslayandır

[23] O, oyle Allah'tır ki, kendisinden baska (hakkıyla ibadete layık hicbir) ilah yoktur. O, mulkun sahibidir, eksiklikten munezzehtir, selamet verendir, emniyete kavusturandır, gozetip koruyandır, usundur, istedigini zorla yaptıran, buyuklukte esi olmayandır. Allah, musriklerin ortak kostukları seylerden munezzehtir

[24] O, yaratan, var eden, sekil veren Allah'tır. En guzel isimler O'nundur. Goklerde ve yerde olanlar O'nun sanını yuceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir

Mümtehine

Surah 60

[1] Ey iman edenler! Eger benim yolumda savasmak ve rızamı kazanmak icin cıkmıssanız, benim de dusmanım, sizin de dusmanınız olanlara sevgi gostererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin. Oysa onlar, size gelen gercegi inkar etmislerdir. Rabbiniz Allah'a iman ettiniz diye Peygamberi de sizi de yurdunuzdan cıkarıyorlar. Ben, sizin saklı tuttugunuzu da, acıga vurdugunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa (onları dost edinirse) dogru yoldan sapmıs olur

[2] Sayet onlar sizi ele gecirirlerse, size dusman kesilecekler, size ellerini ve dillerini kotulukle uzatacaklardır. Zaten inkar edivermenizi istemektedirler

[3] Kıyamet gunu yakınlarınız ve cocuklarınız size fayda vermezler. Cunku Allah onlarla sizin aranızı ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[4] Ibrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin icin gercekten guzel bir ornek vardır. Onlar kavimlerine demislerdi ki: «Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzagız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda surekli bir dusmanlık ve ofke belirmistir.» Su kadar var ki, Ibrahim babasına: «Andolsun senin icin magfiret dileyecegim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir seyi onlemeye gucum yetmez» demisti. (O muminler soyle dediler:) Rabbimiz! ancak sana dayandık, sana yoneldik. Donus de ancak sanadır

[5] Rabbimiz! Bizi, inkar edenler icin deneme konusu kılma, bizi bagısla! Ey Rabbimiz! Yegane galip ve hikmet sahibi, ancak sensin

[6] Andolsun, onlar sizin icin, Allah’ı ve ahiret gununu arzu edenler icin guzel bir ornektir. Kim yuz cevirirse suphesiz Allah, zengindir, hamde layık olandır

[7] Olur ki Allah sizinle dusman olduklarınız arasında yakında bir dostluk meydana getirir. Allah gucu yetendir. Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[8] Allah, sizinle din ugrunda savasmayan ve sizi yurtlarınızdan cıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz. Cunku Allah, adaletli olanları sever

[9] Allah, yalnız sizinle din ugrunda savasanları, sizi yurtlarınızdan cıkaranları ve cıkarılmanız icin onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa iste zalimler onlardır

[10] Ey iman edenler! Mumin kadınlar hicret ederek size geldigi zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eger siz de onların inanmıs kadınlar olduklarını ogrenirseniz onları kafirlere geri gondermeyin. Bunlar onlara helal degildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiginiz zaman onlarla evlenmenizde size bir gunah yoktur. Kafir kadınları nikahınızda tutmayın, sarfettiginizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah’ın hukmu budur. Aranızda O hukmeder. Allah her seyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[11] Esleriniz icin sarfettiklerinizden bir sey (eger onların dinden cıkmaları sebebiyle) kafirlere gider, siz de onlara galip gelirseniz, ganimetten, esleri giden erkeklere, sarfettikleri kadarını verin. Iman ettiginiz Allah'a karsı gelmekten de sakının

[12] Ey Peygamber! Inanmıs kadınlar, Allah'a hicbir seyi ortak kosmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, cocuklarını oldurmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi isi islemekte sana karsı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar icin Allah'tan magfiret dile. Suphesiz Allah, cok bagıslayandır, cok esirgeyendir

[13] Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettigi bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kafirlerin kabirlerdekilerden ( onların dirilmesinden) umit kestikleri gibi ahiretten umit kesmislerdir

Saff

Surah 61

[1] Goklerde ve yerdekilerin hepsi Allah’ı tesbih eder. O, ustundur, hikmet sahibidir

[2] Ey iman edenler! Yapmayacagınız seyleri nicin soyluyorsunuz

[3] Yapmayacagınız seyleri soylemeniz, Allah katında buyuk bir nefretle karsılanır

[4] Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir yapı gibi saf baglayarak savasanları sever

[5] Bir zaman Musa kavmine: Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gonderdigi elcisi oldugumu bildiginiz halde nicin beni incitiyorsunuz? demisti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini saptırmıstı. Allah, fasıklar toplulugunu dogru yola iletmez

[6] Hatırla ki, Meryem oglu Isa: Ey Israilogulları! Ben size Allah'ın elcisiyim, benden once gelen Tevrat’ı dogrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de mujdeleyici olarak geldim, demisti. Fakat o, kendilerine acık deliller getirince: Bu apacık bir buyudur, dediler

[7] Islam’a cagırıldıgı halde Allah'a karsı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! Allah, zalimler toplulugunu dogru yola erdirmez

[8] Onlar agızlarıyla Allah'ın nurunu sondurmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır

[9] Musrikler istemeseler de dinini butun dinlere ustun kılmak icin Peygamberini hidayet ve hak ile gonderen O'dur

[10] Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size gostereyim mi

[11] Allah’a ve Rasulune inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eger bilirseniz, bu sizin icin daha hayırlıdır

[12] Iste bu takdirde O, sizin gunahlarınızı bagıslar, sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki guzel meskenlere koyar. Iste en buyuk kurtulus budur

[13] Seveceginiz baska bir sey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih. Muminleri (bunlarla) mujdele

[14] Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oglu Isa havarilere: Allah’a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir? demisti. Havariler de: Allah (yolunun) yardımcıları biziz, demislerdi. Israilogullarından bir zumre inanmıs, bir zumre de inkar etmisti. Nihayet biz inananları, dusmanlarına karsı destekledik. Boylece ustun geldiler

Cum'a

Surah 62

[1] Goklerde ve yerde olanların hepsi, mulkun sahibi, eksiklikten munezzeh, aziz ve hakim olan Allah'ı tesbih eder

[2] Cunku ummilere iclerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab’ı ve hikmeti ogreten bir peygamber gonderen O'dur. Kuskusuz onlar onceden apacık bir sapıklık icindeydiler

[3] Henuz kendilerine katılmamıs olan muminlerden daha sonra gelecek olanlara da Rasulu gonderen O'dur. O, daima galibtir; hikmet sahibidir

[4] Bu, Allah'ın lutfudur. Onu diledigine verir. Allah buyuk lutuf sahibidir

[5] Tevratla yukumlu tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap tasıyan merkebin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlamıs olan kavmin durumu ne kotudur! Allah, zalimler toplulugunu dogru yola iletmez

[6] De ki: Ey yahudiler! Butun insanlar degil de, yalnız, kendinizin Allah'ın dostları oldugunuzu iddia ediyorsanız, bunda da samimi iseniz, haydi olumu temenni edin (bakalım)

[7] Ama onlar, onceden yaptıklarından dolayı olumu asla temenni etmezler. Allah, zalimleri cok iyi bilir

[8] De ki: Sizin kendisinden kactıgınız olum, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da goruleni ve gorulmeyeni bilen Allah'a donduruleceksiniz de O size butun yaptıklarınızı haber verecektir

[9] Ey iman edenler! Cuma gunu namaza cagırıldıgı (ezan okundugu) zaman, hemen Allah'ı anmaya kosun ve alısverisi bırakın. Eger bilmis olsanız, elbette bu, sizin icin daha hayırlıdır

[10] Namaz kılınınca artık yeryuzune dagılın ve Allah'ın lutfundan isteyin. Allah'ı cok zikredin; umulur ki kurtulusa erersiniz

[11] Onlar bir ticaret ve eglence gordukleri zaman hemen dagılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah'ın yanında bulunan, eglenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır

Münâfikûn

Surah 63

[1] Munafıklar sana geldiklerinde: Sahitlik ederiz ki sen Allah'ın Peygamberisin, derler. Allah da bilir ki sen elbette, O'nun Peygamberisin. Allah, munafıkların kesinlikle yalancı olduklarını bilmektedir

[2] Yeminlerini kalkan yapıp Allah yolundan yan cizdiler. Gercekten onların yaptıkları ne kotudur

[3] Bunun sebebi, onların once iman edip sonra inkar etmeleridir. Bu yuzden kalpleri muhurlenmistir. Artık onlar hic anlamazlar

[4] Onları gordugun zaman kalıpları hosuna gider, konusurlarsa sozlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmıs kutukler gibidir. Her gurultuyu kendi aleyhlerine sanırlar. Dusman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar

[5] Onlara: Gelin, Allah'ın Peygamberi sizin icin magfiret dilesin, denildigi zaman baslarını cevirirler ve sen onların, buyukluk taslayarak uzaklastıklarını gorursun

[6] Onlara magfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onları kesinlikle bagıslamayacaktır. Cunku Allah, yoldan cıkmıs toplulugu dogru yola iletmez

[7] Onlar: Allah'ın elcisinin yanında bulunanlar icin hicbir sey harcamayın ki dagılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa goklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat munafıklar bunu anlamazlar

[8] Onlar: Andolsun, eger Medine'ye donersek, ustun olan, zayıf olanı oradan mutlaka cıkaracaktır, diyorlardı. Halbuki asıl ustunluk, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve muminlerindir. Fakat munafıklar bunu bilmezler

[9] Ey iman edenler! Mallarınız ve cocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa iste onlar ziyana ugrayanlardır

[10] Herhangi birinize olum gelip de: Rabbim! Beni yakın bir sureye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden once, size verdigimiz rızıktan harcayın

[11] Allah, eceli geldiginde hic kimseyi (olumunu) ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

Teğâbün

Surah 64

[1] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mulk O'nundur, hamd O’nadır. O her seye kadirdir

[2] Sizi yaratan O'dur. Boyle iken kiminiz kafir, kiminiz mumindir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[3] Gokleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi sekillendirdi ve sekillerinizi de guzel yaptı. Donus ancak O'nadır

[4] Goklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve acıga vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı bilendir

[5] Daha once inkar edenlerin haberi size ulasmadı mı? Iste onlar (dunyada) yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar icin acı bir azap da vardır

[6] (O azabın sebebi) su ki, onlara peygamberleri apacık deliller getirmislerdi. Fakat onlar: "Bir beser mi bizi dogru yola goturecekmis?" dediler, inkar ettiler ve yuz cevirdiler. Allah da hicbir seye muhtac olmadıgını gosterdi. Allah zengindir, hamde layıktır

[7] Inkar edenler, kesinlikle diriltilmeyeceklerini ileri surduler. De ki: Hayır! Rabbime andolsun ki mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah’a gore kolaydır

[8] Onun icin Allah'a, Peygamberine ve indirdigimiz o nura (Kur'an'a) iman edin. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır

[9] Mahser vaktinde sizi toplayacagı gun, iste o zarar gunudur. (Ancak) kim Allah'a inanır ve yararlı is yaparsa, Allah onun kotuluklerini orter, onu (ve benzerlerini), icinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Iste buyuk kurtulus budur

[10] Inkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardır. Ne kotu gidilecek yerdir orası

[11] Allah’ın izni olmaksızın hicbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini dogruya goturur. Allah her seyi bilendir

[12] Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin. Yuz cevirirseniz bilin ki, elcimize dusen apacık bir duyurmadır

[13] Allah; O’ndan baska hicbir ilah yoktur. Muminler yalnız Allah'a dayanıp guvensinler

[14] Ey iman edenler! Eslerinizden ve cocuklarınızdan size dusman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını baslarına kakmaz, kusurlarını orterseniz, bilin ki, Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[15] Dogrusu mallarınız ve cocuklarınız sizin icin bir imtihandır. Buyuk mukafat ise Allah'ın yanındadır

[16] O halde gucunuz yettigince Allah'a isyandan kacının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliginize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliginden korunursa iste onlar kurtulusa erenlerdir

[17] Eger Allah'a (rızası ugruna) odunc verirseniz, Allah onu sizin icin kat kat arttırır ve sizi bagıslar. Allah cok mukafat verendir, ceza vermekte acele etmeyendir

[18] Gorulmeyeni ve goruleni bilendir. Ustundur, hikmet sahibidir

Talâk

Surah 65

[1] Ey Peygamber! Kadınları bosayacagınızda, onları iddetlerini gozeterek bosayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah’tan korkun. Apacık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden cıkarmayın, kendileri de cıkmasınlar. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını asarsa, suphesiz kendine zulmetmis olur. Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya cıkarıverir

[2] Iddet muddetlerini doldurduklarında onları ya mesru olculer icerisinde (nikahınız altında) tutun veya onlardan mesru olculere gore ayırın. Icinizden adalet sahibi iki kisiyi de sahit tutun. Sahitligi Allah icin yapın. Iste bu, Allah’a ve ahiret gunune inananlara verilen oguttur. Kim Allah'tan korkarsa Allah ona bir cıkıs yolu ihsan eder

[3] Ve ona beklemedigi yerden rızık verir. Kim Allah'a guvenirse O, ona yeter. Suphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her sey icin bir olcu koymustur

[4] Kadınlarınız icinden adetten kesilmis olanlarla, adet gormeyenler hususunda tereddut ederseniz, onların bekleme suresi uc aydır. Gebe olanların bekleme suresi ise, yuklerini bırakmaları (dogum yapmaları) dır. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona isinde bir kolaylık verir

[5] Iste bu, Allah'ın size indirdigi buyrugudur. Kim Allah'tan korkarsa Allah onun kotuluklerini orter ve onun mukafatını arttırır

[6] Onları gucunuz olcusunde oturdugunuz yerin bir bolumunde oturtun, onları sıkıstırıp (gitmelerini saglamak icin) kendilerine zarar vermeye kalkısmayın. Eger hamile iseler, dogum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin icin cocugu emzirirlerse onlara ucretlerini verin, aranızda uygun bir sekilde anlasın. Eger anlasamazsanız cocugu, baska bir kadın emzirecektir

[7] Imkanı genis olan, nafakayı imkanlarına gore versin; rızkı daralmıs bulunan da Allah’ın kendisine verdigi kadarından nafaka odesin. Allah hic kimseyi verdigi imkandan fazlasıyla yukumlu kılmaz. Allah, bir guclukten sonra bir kolaylık yaratacaktır

[8] Rabbinin ve O'nun elcilerinin emrinden uzaklasıp azmıs nice memleketler vardır ki, biz onları (ahalisini) cetin bir hesaba cekmis ve onları gorulmemis azaba carptırmısızdır

[9] Boylece onlar da yaptıklarının karsılıgını tatmıslar ve islerinin sonu tam bir husran olmustur

[10] Allah onlara siddetli bir azap hazırlamıstır. Ey inanan akıl sahipleri! Allah’tan korkun. Allah size gercekten bir uyarıcı (kitap) indirmistir

[11] Iman edip salih amel isleyenleri, karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin size Allah'ın apacık ayetlerini okuyan bir Peygamber gondermistir. Kim Allah’a inanır ve faydalı is yaparsa Allah onu, altlarından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah o kimse icin gercekten guzel bir rızık vermistir

[12] Allah, yedi kat gogu ve yerden bir o kadarını yaratandır. Ferman bunlar arasından inip durmaktadır ki, boylece Allah'ın her seye kadir oldugunu ve her seyi ilmiyle kusattıgını bilesiniz

Tahrîm

Surah 66

[1] Ey Peygamber! Eslerinin rızasını gozeterek Allah’ın sana helal kıldıgı seyi nicin kendine haram ediyorsun? Allah cok bagıslayan, cok esirgeyendir

[2] Allah, (gerektiginde) yeminlerinizi bozmanızı size mesru kılmıstır. Sizin yardımcınız Allah'tır. O, herseyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir

[3] Peygamber, eslerinden birine gizlice bir soz soylemisti. Fakat esi, o sozu baskalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e acıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmis, bir kısmından da vazgecmisti. Peygamber bunu ona haber verince esi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber de "Her seyi hakkıyla bilen, her seyden hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi" demisti

[4] Eger ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Cunku kalpleriniz sapmıstı. Ve eger Peygamber'e karsı birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve muminlerin iyileridir. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır

[5] Eger o sizi bosarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah'a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruc tutan, dul ve bakire esler verebilir

[6] Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taslar olan atesten koruyun. Onun basında, acımasız, guclu, Allah’ın kendilerine buyurduguna karsı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır

[7] Ey kafirler! Bugun ozur dilemeyin! Siz ancak islediklerinizin cezasını cekeceksiniz, (denilir)

[8] Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a donun. Umulur ki Rabbiniz sizin kotuluklerinizi orter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacagı gunde Allah sizi, iclerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların onlerinden ve saglarından (amellerinin) nurları aydınlatıp gider de, «Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim icin tamamla, bizi bagısla; cunku sen her seye kadirsin» derler

[9] Ey Peygamber! Kafirlere ve munafıklara karsı cihad et, onlara karsı sert davran. Onların varacagı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kotudur

[10] Allah, inkar edenlere, Nuh'un karısı ile Lut'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kisinin nikahları altında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları Allah'tan gelen hicbir seyi onlardan savamadı. Onlara: Haydi, atese girenlerle beraber siz de girin! denildi

[11] Allah, inananlara da Firavun'un karısını misal gosterdi. O: Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun (kotu) isinden koru ve beni zalimler toplulugundan kurtar! demisti

[12] Iffetini korumus olan, Imran kızı Meryem'i de (Allah ornek, gosterdi). Biz, ona ruhumuzdan ufledik ve Rabbinin sozlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gonulden itaat edenlerdendi

Mülk

Surah 67

[1] Mutlak hukumranlık elinde olan Allah, yuceler yucesidir ve O'nun her seye gucu yeter

[2] O ki, hanginizin daha guzel davranacagını sınamak icin olumu ve hayatı yaratmıstır. O, mutlak galiptir, cok bagıslayıcıdır

[3] O ki, birbiri ile ahenktar yedi gogu yaratmıstır. Rahman olan Allah'ın yaratısında hicbir uygunsuzluk goremezsin. Gozunu cevir de bir bak, bir yarık (catlak) gorebiliyor musun

[4] Sonra gozunu, tekrar tekrar cevir bak; goz (aradıgı bozuklugu bulmaktan) aciz ve bitkin halde sana donecektir

[5] Andolsun ki biz, (dunyaya) en yakın olan gogu kandillerle donattık. Bunları seytanlara atıs taneleri yaptık ve onlara alevli ates azabını hazırladık

[6] Rablerini inkar edenler icin cehennem azabı vardır. O, ne kotu donustur

[7] Oraya atıldıklarında, onun kaynarken cıkardıgı ugultuyu isitirler

[8] Neredeyse cehennem ofkesinden catlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekcileri onlara: Size, (bu azap ile) korkutucu bir peygamber gelmemis miydi? diye sorarlar

[9] Onlar soyle cevap verirler: Evet, dogrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmisti; fakat biz (onu) yalan saymıs ve: Allah'ın bir sey gonderdigi yok; siz olsa olsa buyuk bir sapıklık icindesiniz! demistik

[10] Ve: Sayet kulak vermis veya aklımızı kullanmıs olsaydık, (simdi) su alevli cehennemin mahkumları arasında olmazdık! diye ilave ederler

[11] Boylece gunahlarını itiraf ederler. Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkumları

[12] Fakat daha gormeden Rablerinden (azabından) korkanlara gelince, onlar icin gercekten hem bagıslanma hem de buyuk mukafat vardır

[13] Sozunuzu ister gizleyin, ister acıga vurun; bilin ki O, kalplerin icindekini bilmektedir

[14] Hic yaratan bilmez mi? O, en ince isleri gorup bilmektedir ve her seyden haberdardır

[15] Yeryuzunu size boyun egdiren O'dur. Su halde yerin omuzlarında (uzerinde) dolasın ve Allah'ın rızkından yiyin. Donus ancak O'nadır

[16] Semada olanın (Allah'ın), sizi yere batırıvermeyeceginden emin misiniz? O zaman yer sarsıldıkca sarsılır

[17] Yahut semada olanın (Allah'ın) uzerinize tas yagdıran (bir fırtına) gondermeyeceginden emin misiniz? Iste (bu) tehdidimin ne demek oldugunu yakında bileceksiniz

[18] Andolsun ki, onlardan oncekiler de (bunu) yalan saymıslardı; ama benim karsılık olarak verdigim azap nasıl olmustu

[19] Ustlerinde kanatlarını aca kapata ucan kusları (hic) gormediler mi? Onları (havada) Rahman olan Allah’tan baskası tutmuyor. Suphesiz O her seyi hakkıyla gormektedir

[20] Rahman olan Allah’a karsı su size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? Inkarcılar ancak derin bir gaflet icinde bulunmaktadırlar

[21] Allah size verdigi rızkı kesiverse, size rızık verebilecek olan kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar

[22] Simdi (dusunun bakalım), yuz ustu kapanarak yuruyen mi (varılacak) yere daha iyi erisir, yoksa dogru yolda duzgun yuruyen mi

[23] (Rasulum!) de ki: Sizi yaratan, size isitme duyusu, gozler ve kalpler veren O’dur. Ne az sukrediyorsunuz

[24] De ki: Sizi yeryuzunde cogaltıp yayan O’dur; ancak O’nun huzuruna gelip toplanacaksınız

[25] «Dogru sozlu iseniz (soyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerceklesecek)?» derler

[26] De ki: O bilgi, ancak Allah’a mahsustur. Ben ise sadece apacık bir uyarıcıyım

[27] Ama onu (azabı) yakından gordukleri zaman, inkar edenlerin yuzleri kararacak ve (kendilerine): Iste sizin isteyip durdugunuz budur! denecektir

[28] De ki: Allah beni ve beraberindekileri (sizin istediginiz uzere) yok etse veya (oyle olmayıp da) bizi esirgese, (soyleyin bakalım) inkarcıları yakıcı azaptan kurtaracak kimdir

[29] De ki: (Sizi imana davet ettigimiz) O (Allah) cok esirgeyicidir; biz O'na iman etmis ve sırf O'na guvenip dayanmısızdır. Siz kimin apacık bir sapıklık icinde oldugunu yakında ogreneceksiniz

[30] De ki: Suyunuz cekiliverse, soyleyin bakalım, size kim bir akar su getirebilir

Kalem

Surah 68

[1] Nun. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına

[2] andolsun ki (Rasulum), sen Rabbinin nimeti sayesinde mecnun degilsin

[3] Hic suphesiz senin icin bitip tukenmeyen bir mukafat vardır

[4] Ve sen elbette yuce bir ahlak uzeresin

[5] Yakında sen de goreceksin, onlar da

[6] Hanginizde delilik oldugunu

[7] Dogrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kisiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur

[8] O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun egme

[9] Onlar isterler ki, sen yumusak davranasın da onlar da sana yumusak davransınlar

[10] (Rasulum!) Alabildigine yemin eden, kimselerden hicbirine, sakın boyun egme

[11] Asagılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan laf goturup getiren

[12] iyiligi hep engelleyen, mutecaviz, gunaha dadanmıs

[13] kaba ve hasin, butun bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmıs

[14] mal ve ogulları vardır diye

[15] Ona ayetlerimiz okundugu zaman o, ( oncekilerin masalları ) der

[16] Biz yakında onun burnuna damga vuracagız (kibirini kırıp rezil edecegiz)

[17] Biz, vaktiyle bahce sahiplerine bela verdigimiz gibi, onlara da bela verdik. Hani onlar (bahce sahipleri), sabah olurken (kimse gormeden) onu (mahsullerini) devsireceklerine yemin etmislerdi

[18] Onlar istisna da etmiyorlardı

[19] Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gonderilen) kusatıcı bir afet (ates) bahceyi sarıverdi de

[20] bahce kapkara kesildi

[21] (Beri tarafta ise) onlar, sabah olurken, birbirlerine seslendiler

[22] Madem devsireceksiniz, hadi erkenden mahsulunuzun basına gidin! diye

[23] fısıldasa fısıldasa yola koyuldular

[24] Derken: Aman, bugun orada hicbir yoksul yanınıza sokulmasın! Diye

[25] (Evet, yoksullara yardıma) gucleri yettigi halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola dustuler

[26] Fakat bahceyi gorduklerinde: Mutlaka yolumuzu sasırmıs olmalıyız! dediler

[27] Yok yok, dogrusu biz mahrum bırakılmısız

[28] Iclerinden en makul olanı soyle dedi: Ben size «Rabbinizi tesbih etsenize» dememis miydim

[29] Rabbimizi tesbih ederiz; dogrusu biz (kendi kendimize) yazık etmisiz, dediler

[30] Ardından, kabahati birbirlerine yuklemeye basladılar

[31] (Nihayet) soyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gercekten biz azgın kisilermisiz

[32] Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Cunku biz (artık) Rabbimizi (O'nun hosnutlugunu) arzuluyoruz

[33] Iste azap boyledir. Ahiret azabı ise elbette daha buyuktur. Keske bilselerdi

[34] Su da muhakkak ki, takva sahipleri icin Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır

[35] Oyle ya, (Allah'a) teslimiyet gosterenleri , (o) gunahkarlar gibi tutar mıyız hic

[36] Size ne oluyor? Ne bicim hukum veriyorsunuz

[37] Yoksa size ait bir kitap var da, (bu batıl inanısları) onda mı okuyorsunuz

[38] Onda, begendiginiz her sey sizin icin mutlaka vardır (diye mi yazılı)

[39] Yoksa, «ne hukmederseniz mutlaka sizindir» diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmis, kıyamet gunune kadar gecerli kesin sozler mi var

[40] Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak

[41] Yoksa ortakları mı var onların? Sozlerinde dogru iseler, hadi getirsinler ortaklarını

[42] O gun incikler acılır ve secdeye davet edilirler; fakat buna guc getiremezler

[43] Gozleri horluktan asagı dusmus bir halde kendilerini zillet burur. Halbuki onlar, sapasaglam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı)

[44] (Rasulum!) Sen bu sozu (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini uzme). Biz onları, bilmedikleri bir yonden yavas yavas azaba yaklastıyoruz

[45] Onlara muhlet veriyorum. Dogrusu benim tuzagım cok saglamdır

[46] Yoksa sen onlardan bir ucret istiyorsun da bu yuzden onlar agır bir borc altında mı kalıyorlar

[47] Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar

[48] Sen Rabbinin hukmunu sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmisti

[49] Sayet Rabbinden ona bir nimet yetismemis olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı

[50] Fakat ardından, Rabbi onu secti (vahiy verdi) ve onu salihlerden kıldı

[51] Inkar edenler Zikr'i (Kur'an ı) isittikleri zaman, neredeyse seni gozleriyle devirivereceklerdi. Hala da (kin ve hasetlerinden:) «Hic suphe yok o bir delidir» derler

[52] Oysa o (Kuran), alemler icin ancak bir oguttur

Hâkka

Surah 69

[1] Gerceklesecek olan

[2] (Evet) nedir o gerceklesecek olan

[3] Gerceklesecek olanın (kıyametin) ne oldugunu sen nereden bileceksin

[4] Semud ve Ad kavimleri, kapılarını calacak felaketi (kıyameti) yalan saymıslardı

[5] Semud'a gelince: Onlar pek zorlu (bir sarsıntı) ile helak edildiler

[6] Ad kavmi ise, ugultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler

[7] Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gun onların uzerine musallat etti. Oyle ki (eger orada olsaydın), o kavmi, ici bos hurma kutukleri gibi oracıkta yere serilmis halde gorurdun

[8] Simdi sen, onlardan, orada kalmıs herhangi bir sey goruyor musun

[9] Firavun, ondan oncekiler ve altı ustune getirilen beldeler halkı (Lut kavmi) hep o gunahı (sirki) islediler

[10] Boylece Rablerinin peygamberlerine karsı geldiler, O da onları pek siddetli bir sekilde yakalayıverdi

[11] Suphesiz, su bastıgı vakit sizi gemide biz tasıdık

[12] onu sizin icin bir ibret ve ogut yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye

[13] Artık Sur'a bir defa uflendigi

[14] yeryuzu ve daglar kaldırılıp birbirine tek carpısla carpılıp darmadagın edildigi zaman

[15] iste o gun olacak olur (kıyamet kopar)

[16] Gok de yarılır ve artık o gun o, cokmeye yuz tutar

[17] Melekler onun (gogun) etrafındadır. O gun Rabbinin arsını, bunların da ustunde sekiz (melek) yuklenir

[18] (Ey insanlar!) O gun (hesap icin) huzura alınırsınız; size ait hicbir sır gizli kalmaz

[19] Kitabı sag tarafından verilen: "Alın, kitabımı okuyun

[20] dogrusu ben, hesabımla karsılasacagımı zaten biliyordum," der

[21] Hosnut kalacagı bir hayat icindedir

[22] Artık yuce bir cennette

[23] o, meyveleri sarkmıs

[24] (Onlara denir ki:) Gecmis gunlerde islediklerinize (iyi amellerinize) karsılık, afiyetle yiyin, icin

[25] Kitabı sol tarafından verilene gelince, o: Keske, der, bana kitabım verilmeseydi de

[26] hesabımın ne oldugunu bilmeseydim

[27] Keske onunla (olumumle) her is olup bitseydi

[28] Malım bana hic fayda saglamadı

[29] saltanatım da benden (koptu), yok olup gitti

[30] Onu yakalayın da, (ellerini boynuna) baglayın

[31] sonra alevli atese atın onu

[32] Sonra da onu yetmis arsın uzunlugunda bir zincir icinde oraya sokun

[33] Cunku o, ulu Allah'a iman etmezdi

[34] Yoksulu doyurmaya tesvik etmezdi

[35] Bu sebeple, bugun burada onun candan bir dostu yoktur

[36] Kanlı irinden baska yiyecegi de yoktur

[37] Ancak gunahkarların yedigi

[38] Gorebildikleriniz uzerine yemin ederim ki

[39] ve goremedikleriniz

[40] Hic suphesiz o (Kur'an), cok serefli bir elcinin sozudur

[41] Ve o, bir sair sozu degildir. Ne de az iman ediyorsunuz

[42] Bir kahin sozu de degildir (o). Ne de az dusunuyorsunuz

[43] alemlerin Rabbi tarafından indirilmistir

[44] Eger o (Muhammed) bize atfen bazı sozler uydurmus olsaydı

[45] elbette onu kıskıvrak yakalardık

[46] Sonra onun can damarını koparırdık (onu yasatmazdık)

[47] Hicbiriniz buna mani de olamazdınız

[48] Dogrusu o (Kur'an), takva sahipleri icin bir oguttur

[49] Icinizde (onu) yalan sayanlar bulundugunu suphesiz bilmekteyiz

[50] Muhakkak o, kafirler icin bir ic yarasıdır

[51] ve o, gercekten kat'i bilginin ta kendisidir

[52] O halde,Yuce Rabbinin adını yuceltip noksanlıklardan tenzih et

Me'âric

Surah 70

[1] Birisi, gelecek azabı istedi

[2] Inkarcılara olan ve hic kimsenin savamayacagı

[3] yukselme derecelerinin sahibi olan Allah katından

[4] Melekler ve Ruh (Cebrail), oraya, miktarı (dunya senesi ile) ellibin yıl olan bir gunde yukselip cıkar

[5] (Rasulum!) Simdi sen guzelce sabret

[6] Dogrusu onlar, o azabı (ihtimalden) uzak goruyorlar

[7] Biz ise onu yakın gormekteyiz

[8] O gun gokyuzu, erimis maden gibi olur

[9] Daglar da atılmıs yune doner

[10] Dost, dostu sormaz

[11] Gunahkar kimse ister ki, o gunun azabından (kurtulus icin), ogullarını, hepsini fidye olarak versin de

[12] karısını, kardesini

[13] kendisini koruyup barındıran

[14] tum ailesini ve yeryuzunde kim varsa, tek kendini kurtarsın

[15] Fakat ne mumkun! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir atestir

[16] Derileri kavurup soyar

[17] Yuz cevirip geri donen, kimseyi (kendine) cagırır

[18] (servet) toplayıp yıgan

[19] Gercekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıstır

[20] Kendisine fenalık dokundugunda sızlanır, feryat eder

[21] Ona imkan verildiginde ise pinti kesilir

[22] Ancak sunlar oyle degildir: Namaz kılanlar

[23] ki onlar namazlarında devamlıdırlar (ihmal gostermezler)

[24] mallarında, kalmısa belli bir hak tanıyanlar

[25] isteyene ve (isteyemedigi icin) mahrum

[26] ceza (ve hesap) gununun dogruluguna inananlar

[27] Rablerinin azabından korkanlar

[28] ki Rablerinin azabı(na karsı) emin olunamaz

[29] ırzlarını koruyanlar

[30] ancak eslerine ve cariyelerine karsı mustesna; cunku onlar kınanmaz

[31] Bundan oteye (gecmek) isteyenler ise, onlar taskınların ta kendileridir

[32] Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler

[33] Sahitliklerini (dosdogru) yapanlar

[34] Namazlarını koruyanlar

[35] iste bunlar, cennetlerde agırlanırlar

[36] (Rasulum!) O kafirlere ne oluyor ki, sana dogru kosuyorlar

[37] Boluk boluk sagından ve solundan

[38] Onlardan her biri nimet cennetine sokulacagını mı umuyor

[39] Hayır (hic ummasınlar!) Suphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri seyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler)

[40] Su halde (isin gercegi) oyle (umdukları gibi) degil! Doguların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, bizim gucumuz yeter

[41] Suphesiz onların yerine daha hayırlılarını getirmeye elbette kadiriz ve kimse bizim onumuze gecemez

[42] Ama sen onları (simdilik) bırak da, tehdit edildikleri gunlerine kavusuncaya dek dalsınlar, oynayadursunlar

[43] O gun onlar, sanki dikili bir seye kosuyorlar gibi, bir halde kabirlerinden fırlaya fırlaya cıkarlar

[44] Gozleri horluktan asagı dusmus ve kendileri zillete burunmus. Iste bu, onların tehdit edilegeldikleri gundur

Nûh

Surah 71

[1] Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden once kavmini uyar, diye Nuh'u kendi kavmine gonderdik

[2] Nuh soyle dedi: Ey kavmim! Supheniz olmasın ki, ben sizi, apacık uyaran bir kimseyim

[3] «Allah’a kulluk edin; O'na karsı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki

[4] Allah bir kısım gunahlarınızı bagıslasın ve sizi belli bir vadeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yasatsın)» diyerek bilinmeli ki Allah’ın tayin ettigi vade gelince, artık o ertelenmez. Keske bilseydiniz

[5] (Sonra Nuh:) Rabbim! dedi, dogrusu ben kavmimi gece gunduz (imana) davet ettim

[6] Fakat benim davetim, ancak kacmalarını arttırdı

[7] Gercekten de, (imana gelmeleri ve boylece) gunahlarını bagıslaman icin onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni gormemek icin) elbiselerine burunduler, ayak dirediler, kibirlendikce kibirlendiler

[8] Sonra, ben kendilerine haykırarak davette bulundum

[9] Sonra, onlarla hem acıktan acıga hem de gizli gizli konustum

[10] Dedim ki: Rabbinizden magfiret dileyin; cunku O cok bagıslayıcıdır

[11] (Magfiret dileyin ki,) uzerinize gokten bol bol yagmur indirsin

[12] Mallarınızı ve ogullarınızı cogaltsın, size bahceler ihsan etsin, sizin icin ırmaklar akıtsın

[13] Size ne oluyor ki, Allah'a buyuklugu yakıstıramıyorsunuz

[14] Oysa, sizi turlu merhalelerden gecirerek O yaratmıstır

[15] Gormediniz mi, Allah yedi gogu birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmıs

[16] Onların icinde ayı bir nur kılmıs, gunesi de bir kandil kılmıstır

[17] Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmistir

[18] Sonra sizi yine oraya dondurecek ve sizi yeniden cıkaracaktır

[19] Allah, yeryuzunu sizin icin bir sergi yapmıstır

[20] Onda genis yollar edinip dolasabilesiniz diye

[21] (Ogutlerinin fayda vermemesi uzerine) Nuh: Rabbim! dedi, dogrusu bunlar bana karsı geldiler de, malı ve cocugu kendi ziyanını arttırmaktan baska ise yaramayan kimseye uydular

[22] Bunlar da, buyuk hileler, buyuk desiseler kurdular

[23] Ve dediler ki: Sakın ilahlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suva'dan, Yegus'tan, Ye'uk'tan ve Nesr'den asla vazgecmeyin

[24] (Boylece) onlar gercekten bircoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak saskınlıklarını arttır

[25] Bunlar, gunahları yuzunden suda boguldular, ardından da atese sokuldular ve o zaman Allah'a karsı yardımcılar da bulamadılar

[26] Nuh: «Rabbim! dedi, yeryuzunde kafirlerden hic kimseyi bırakma!»

[27] «Cunku sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlaksız, nankor (insanlar) dogururlar (yetistirirler).»

[28] «Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmis olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bagısla, zalimlerin de ancak helakini arttır.»

Cinn

Surah 72

[1] (Rasulum!) De ki: Cinlerden bir toplulugun (benim okudugum Kur'an'ı) dinleyip de soyle soyledikleri bana vahyolunmustur: "Harikulade guzel bir Kur’an dinledik

[2] Gercekten biz, dogru yola ileten de ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak kosmayacagız

[3] Hakikat su ki, Rabbimizin sanı cok yucedir. O, ne es ne de cocuk edinmistir

[4] Dogrusu bizim beyinsiz olanımız (iblis veya azgın cinler), Allah hakkında pek asırı yalanlar uyduruyormus

[5] Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkında asla yalan soylemezler, sanmıstık

[6] Su da gercek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sıgınırlardı da, onların taskınlıklarını arttırırlardı

[7] Onlar da sizin sandıgınız gibi, Allah’ın hic kimseyi tekrar diriltmeyecegini sanmıslardı

[8] Dogrusu biz (cinler), gogu yokladık, fakat onu sert bekcilerle, alev huzmeleriyle doldurulmus bulduk

[9] Halbuki, (daha once) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek icin oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat simdi kim dinlemek isterse, kendisini gozetleyen bir alev huzmesi buluyor

[10] Bilmiyoruz, yeryuzundekilere kotuluk mu murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi

[11] Gercekten biz, kimimiz salih kisiler, kimimiz ise bunlardan asagıda olmak uzere turlu turlu yollar tutmustuk

[12] (Artık) su gercegi suphesiz anladık ki, biz yeryuzunde bulunsak da Allah'ı aciz bırakamayacagız, baska yere kacmakla da elinden kurtulamayacagız

[13] Dogrusu biz, o hidayeti (Kur'an'ı) isitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artık ne bir (ecrinin) eksiklige ugratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar

[14] Icimizde, (Allah’a) teslimiyet gosterenler de var, hak yoldan sapanlar da var. Teslimiyet gosteren kimseler, dogru yolu arayanlardır

[15] Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuslardır

[16] Sayet dogru yolda gitselerdi, onlara bol su verirdik

[17] Bu hususta kendilerini denememiz icin kim Rabbinin zikrinden yuz cevirirse, (Rabbin) onu gitgide artan cetin bir azaba ugratır

[18] Mescidler suphesiz Allah’ındır. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın (ve kulluk etmeyin)

[19] Allah'ın kulu, O'na yalvarmaya (namaza) kalkınca, neredeyse onun etrafında kece gibi birbirlerine gececeklerdi

[20] (Rasulum!) de ki: Ben ancak Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak kosmam

[21] De ki: Dogrusu ben (kendi basıma) size ne zarar verme ne de fayda saglama gucune sahibim

[22] De ki: Gercekten (bana bir kotuluk dilerse) Allah'a karsı beni kimse himaye edemez, O'ndan baska sıgınacak kimse de bulamam

[23] (Benim yaptıgım) ancak Allah katından olanı, O'nun gonderdiklerini tebligdir. Artık kim Allah ve Rasulune karsı gelirse, bilsin ki ona, (kendi gibilerle birlikte) icinde ebedi kalacakları cehennem atesi vardır

[24] Sonunda, tehdit edilip durduklarını (azabı, kıyameti) gordukleri zaman, kim yardımcı olma bakımından daha gucsuz ve sayıca daha az imis, bileceklerdir

[25] De ki: Tehdit edilegeldiginiz (azap), yakın mıdır, yoksa Rabbim onun icin uzun bir sure mi koyar, ben bilmem

[26] O butun gorulmeyenleri bilir. Sırlarına kimseyi muttali kılmaz

[27] ancak, (bildirmeyi) diledigi peygamber bunun dısındadır. Cunku O, bunun onunden ve ardından gozculer salar

[28] Ki boylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gonderdiklerini hakkıyla teblig ettiklerini bilsin. (Allah) onların nezdinde olup bitenleri cepecevre kusatmıs ve her seyi bir bir saymıstır (kaydetmistir)

Müzzemmil

Surah 73

[1] Ey ortunup burunen (Rasulum)

[2] Birazı haric, geceleri kalk namaz kıl

[3] (Gecenin) yarısını (kıl). Yahut bunu biraz azalt

[4] ya da cogalt ve Kur’an'ı tane tane oku

[5] Dogrusu biz sana (tasıması) agır bir soz vahyedecegiz

[6] Suphesiz gece kalkısı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve saglam bir kıraata daha elverislidir

[7] Zira gunduz vakti, sana uzun bir mesguliyet var

[8] Rabbinin adını an. Butun varlıgınla O’na yonel

[9] O, dogunun da batının da Rabbidir. O'ndan baska ilah yoktur. Oyleyse yalnız O'nun himayesine sıgın

[10] Onların (musriklerin) soylediklerine katlan ve onlardan guzellikle ayrıl

[11] Nimet icinde yuzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz muhlet ver

[12] Hic suphesiz bizim nezdimizde (onlar icin hazırlanmıs) boyunduruklar, yakıcı bir ates vardır

[13] Bogazdan gecmez bir yiyecek ve elem verici bir azap

[14] O gun (kıyamet gunu) yeryuzu ve daglar sarsılır, daglar cokuntu ile akıp giden kum yıgınına doner

[15] Nasıl Firavun’a bir elci gondermis idiysek dogrusu size de, hakkınızda sahitlik edecek bir peygamber gonderdik

[16] Ama Firavun o peygambere karsı gelmis, biz de onu agır ve cetin bir sekilde muaheze etmistik

[17] Peki inkar ederseniz, cocukları ak saclı ihtiyarlara cevirecek o gunden kendinizi nasıl koruyabileceksiniz

[18] Gokyuzu bile onunla (o gunun dehsetiyle) yarılacaktır. Allah'ın vaadi mutlaka yerine gelir

[19] Iste bu (anlatılanlar), suphesiz bir oguttur. Artık kim dilerse Rabbine (varan) bir yol tutar

[20] (Rasulum!) Senin, gecenin ucte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) ucte birini yatmadan (ibadetle) gecirdigini ve beraberinde bulunanlardan bir toplulugun da (boyle yaptıgını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gunduzu (icinde olup bitenleri iyiden iyiye) olcup bicen ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacagınızı bildigi icin, sizi bagısladı. Artık, Kur’an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, icinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah'ın lutfundan (rızık) aramak uzere yeryuzunde yol tepecekler, diger bir kısmınız da Allah yolunda carpısacaklardır. O halde Kur'an’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdogru kılın, zekatı verin, Allah'a gonul hosluguyla odunc verin. Kendiniz icin onden (dunyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha ustun ve mukafatca daha buyuk olmak uzere. Allah'tan magfiret dileyin, suphesiz Allah cok bagıslayıcı, cok esirgeyicidir

Müddessir

Surah 74

[1] Ey burunup sarınan (Rasulum)

[2] Kalk ve (insanları) uyar

[3] Sadece Rabbini buyuk tanı

[4] Elbiseni tertemiz tut

[5] Kotu seyleri terket

[6] Yaptıgın iyiligi cok gorerek basa kakma

[7] Rabbinin rızasına ermek icin sabret

[8] O Sur'a ufuruldugu zaman var ya

[9] Iste o gun zorlu bir gundur

[10] Kafirler icin (hic de) kolay degildir

[11] Tek olarak yaratıp, o kimseyi bana bırak

[12] Kendisine genis servet

[13] ve gozu onunde duran ogullar verdigim

[14] kendisi icin (nimetleri onune) serdikce serdigim

[15] ustelik o (nimetlerimi) daha da arttırmamı umuyor

[16] Asla (ummasın)! Cunku o, bizim ayetlerimize karsı alabildigine inatcıdır

[17] Ben onu sarp bir yokusa sardıracagım

[18] Zira o, dusundu tasındı, olctu bicti

[19] Canı cıkasıca, ne bicim olctu bicti

[20] Sonra, canı cıkasıca tekrar (olctu bicti); nasıl olctu bictiyse

[21] Sonra baktı

[22] Sonra kaslarını cattı, suratını astı

[23] En sonunda, kibirini yenemeyip sırt cevirdi

[24] De: «Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan ogrenilip) nakledilen bir sihirdir

[25] Bu, insan sozunden baska bir sey degil.»

[26] Ben onu sekara (cehenneme) sokacagım

[27] Sen biliyor musun sekar nedir

[28] Hem (butun bedeni helak eder, hicbir sey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgecmez o

[29] Insanın derisini kavurur

[30] Uzerinde on dokuz (muhafız melek) vardır

[31] Biz cehennemin islerine bakmakla ancak melekleri gorevlendirmisizdir. Onların sayısını da inkarcılar icin sadece bir imtinan (vesilesi) yaptık ki, boylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye ogrensin, iman edenlerin imanını arttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem muminler supheye dusmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: «Allah bu misalle ne demek istemistir ki?» desinler. Iste Allah boylece, diledigini sapıklıkta bırakır, diledigini dogru yola eristirir. Rabbinin ordularını, kendisinden baskası bilmez. Bu ise, insanlık icin ancak bir oguttur

[32] Hayır hayır (ogut almazlar). Aya andolsun ki

[33] Donup gitmekte olan geceye

[34] agarmakta olan sabaha andolsun ki

[35] O (cehennem), buyuk musibetlerden biridir

[36] Insanlık icin, uyarıcı

[37] Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler icin

[38] Her nefis, kazandıgına karsılık bir rehindir

[39] ancak sagdakiler baska

[40] Onlar cennetler icindedir. Uzaktan uzaga sorarlar

[41] Gunahkarlara

[42] Sizi su yakıcı atese sokan nedir? diye

[43] Onlar soyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan degildik

[44] yoksulu doyurmuyorduk

[45] (Batıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk

[46] Ceza gununu de yalan sayıyorduk

[47] sonunda bize olum geldi cattı

[48] Artık sefaatcilerin sefaati onlara fayda vermez

[49] Boyle iken onlara ne oluyor ki, yuz ceviriyorlar

[50] Adeta yaban esekleri gibi (hala) ogutten

[51] arslandan urkup kacan

[52] Daha dogrusu onlardan her biri, kendisine, (onunde) acılmıs sahifeler (Ilahi vahiy) verilmesini istiyor

[53] Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar

[54] Asla (dusundukleri gibi degil)! Bilsinler ki bu, gercekten bir ikazdır

[55] Dileyen ondan (dusunup) ogut alır

[56] Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar ogut alamazlar. Sakınılmaya layık olan da O'dur, magfiret sahibi de O’dur

Kıyâme

Surah 75

[1] Kıyamet gunune yemin ederim

[2] Kendini kınayan (pismanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba cekileceksiniz)

[3] Insan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacagımızı mı sanır

[4] Evet, bizim, onun parmak uclarını bile aynen eski haline getirmeye gucumuz yeter

[5] Fakat insan onundekini (kıyameti) yalanlamak ister

[6] «Kıyamet gunu ne zamanmıs?» diye sorar

[7] Iste, goz kamastıgı

[8] ay tutuldugu

[9] gunesle ay biraraya getirildigi zaman

[10] O gun insan, «Kacacak yer neresi!» diyecektir

[11] Hayır, hayır! (Kacıp) sıgınacak yer yoktur

[12] O gun varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur

[13] O gun insana, ileri goturdugu ve geri bıraktıgı ne varsa bildirilir

[14] Artık insan, kendi kendinin sahididir

[15] Isterse ozurlerini sayıp doksun

[16] (Rasulum!) onu (vahyi) carcabuk almak icin dilini kımıldatma

[17] Suphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerlestirmek) ve onu okutmak bize aittir

[18] O halde, biz onu okudugumuz zaman, sen onun okunusunu takip et

[19] Sonra suphen olmasın ki, onu acıklamak da bize aittir

[20] Hayır! Dogrusu siz, carcabuk geceni (dunya hayatını ve nimetlerini) seviyor

[21] ahireti bırakıyorsunuz

[22] Yuzler vardır ki, o gun ısıl ısıl parıldayacaktır

[23] Rablerine bakacaklardır (O’nu goreceklerdir)

[24] Yuzler de vardır ki, o gun burusacaktır

[25] Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felakete ugratılacagını sezeceklerdir

[26] Artık gozunuzu acın! Ne zaman ki can koprucuk kemigine dayanır

[27] «Tedavi edebilecek kimdir?» denir

[28] (Can cekisen) bunun gercek bir ayrılıs oldugunu anlar

[29] Ve bacak bacaga dolasır

[30] Iste o gun sevkedilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur

[31] Iste o, (Peygamber'in getirdigini) dogru kabul etmemis, namaz da kılmamıstı

[32] Aksine yalan saymıs ve yuz cevirmisti

[33] Sonra da calım sata sata yuruyerek kendi ehline (taraftarlarına) gitmisti

[34] Layıktır (o azap) sana, layık

[35] Evet, layıktır sana ( o azap) layık

[36] Insan, kendisinin basıbos bırakılacagını mı sanır

[37] O, (dol yatagına) akıtılan meninin icinden bir nutte (sperm) degil miydi

[38] Sonra bu, alaka (asılanmıs yumurta) olmus, derken Allah onu (insan biciminde) yaratıp sekillendirmisti

[39] Ondan da iki esi, yani erkek ve disiyi var etmisti

[40] Peki (bunları yapan) Allah’ın, oluleri tekrar diriltmeye gucu yetmez mi

İnsan

Surah 76

[1] Insanın uzerinden, henuz kendisinin anılan bir sey olmadıgı uzun bir sure gecmedi mi

[2] Gercek su ki, biz insanı katısık bir nutfeden (erkek ve kadının dolunden) yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini isitir ve gorur kıldık

[3] Suphesiz biz ona (dogru) yolu gosterdik. Ister sukredici olsun ister nankor

[4] Dogrusu biz, kafirler icin zincirler, demir halkalar ve alevli bir ates hazırladık

[5] Iyiler ise, kafur katılmıs bir kadehten (cennet sarabı) icerler

[6] (Bu,) Allah'ın has kullarının ictikleri ve akıttıkca akıttıkları bir pınardır

[7] O kullar, siddeti her yere yayılmıs olan bir gunden korkarak verdikleri sozu yerine getirirler

[8] Onlar, kendi canları cekmesine ragmen yemegi yoksula, yetime ve esire yedirirler

[9] «Biz sizi Allah rızası icin doyuruyoruz; sizden ne bir karsılık ne de bir tesekkur bekliyoruz.»

[10] «Biz, cetin ve belalı bir gunde Rabbimizden (O'nun azabına ugramaktan) korkarız» (derler)

[11] Iste bu yuzden Allah onları o gunun fenalıgından esirger; (yuzlerine) parlaklık, (gonullerine) sevinc verir

[12] Sabretmelerine karsılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lutfeder

[13] Orada koltuklara kurulmus olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak gorulur orada, ne de dondurucu soguk

[14] (Cennet agaclarının) golgeleri, uzerlerine sarkar; kolayca koparılabiIen meyveler istifadelerine sunulur

[15] Yanlarında, gumus kaplar ve billur kaselerle, (billur gibi) seffaf kupalarla dolasılır ki, sakiler bunu (cennet sarabını)

[16] gumus beyazlıgında olcusunce tayin ve takdir ederler

[17] Onlara orada bir kaseden icirilir ki (bu sarabın) karısımında zencefil vardır

[18] (Bu sarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebil denir

[19] O insanların etrafında oyle olumsuz genc nedimler dolasır ki, onları gordugunde, etrafa sacılıp dagılmıs inciler sanırsın

[20] Ne yana bakarsan bak, (yıgınla) nimet ye ulu bir saltanat gorursun

[21] Uzerlerinde yesil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gumus bilezikler takınmıslardır. Rableri onlara tertemiz bir icki icirir

[22] (Onlara soyle denir:) Bu, sizin icin bir mukafattır. Sizin gayretiniz karsılıgını bulmustur

[23] (Rasulum!) Kur'an'ı sana biz, evet biz indirdik

[24] Artık Rabbinin hukmune (boyun egip)sabret; onlardan hicbir gunahkara, yahut hicbir nankore boyun egme

[25] Sabah aksam Rabbinin ismini yadet

[26] Gecenin bir kısmında O'na secde et; gecenin uzun bir bolumunde de O'nu tesbih et

[27] Su insanlar, carcabuk gecen dunyayı seviyorlar da onlerindeki cetin bir gunu (ahireti) ihmal ediyorlar

[28] Onları biz yarattık; onların yaratılısını sapasaglam yaptık. Diledigimizde (kendilerini yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz

[29] Suphesiz ki bu bir oguttur. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar

[30] Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir seyi) dileyebilirsiniz. Suphesiz Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir

[31] O, diledigini rahmetine dahil eder. Zalimlere gelince, onlar icin elem verici bir azap hazırlamıstır

Mürselât

Surah 77

[1] Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri pesinden gonderilenlere

[2] Siddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara

[3] (Hakikat ve hayırları) yaydıkca yayanlara

[4] (Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara

[5] ogut telkin edenlere

[6] (Allah'a yonelenleri) arıtmak, (kotuleri) sakındırmak icin

[7] Bilin ki size vadolunan sey gerceklesecek

[8] Yıldızların ısıgı sonduruldugu

[9] gokkubbe yarıldıgı

[10] daglar ufalanıp savruldugu

[11] ve peygamberlerin (ummetleri hakkında sahitlik) vakti tayin edildigi zaman (artık kıyamet kopmustur)

[12] (Bu alametler) hangi vakte ertelenmistir

[13] Hukum gunune

[14] (Rasulum!) Hukum gununun ne oldugunu sen nereden bileceksin! (O gun insanlar amellerine gore Cennet yahut Cehennem'e sevkedilirler)

[15] O gun (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline

[16] Biz, (bunlar gibi inkarcı olan) oncekileri helak etmedik mi

[17] Sonra arkadakileri de onların ardına takacagız

[18] Iste biz suclulara boyle yaparız

[19] O gun, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline

[20] (Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı

[21] Iste o suyu, saglam bir yere yerlestirdik

[22] Belli bir sureye kadar…

[23] Biz buna guc yetirmisizdir. Ve bizim gucumuz ne buyuktur

[24] O gun (hakikatleri) yalan sayanların vay haline

[25] Biz, yeryuzunu toplanma yeri yapmadık mı

[26] Dirilere ve olulere

[27] Yeryuzunde hasmetli daglar yarattık, sizlere tatlı sular icirdik

[28] O gun, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline

[29] (Inkarcılara o gun soyle denilir:) yalan sayageldiginiz azaba dogru gidin

[30] Uc kola ayrılmıs, (ama) bir golgeye gidin

[31] Ne golgelendiren, ne de alevden koruyan

[32] O, saray gibi kocaman kıvılcım sacar

[33] Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir

[34] O gun, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline

[35] Bu, (kafirlerin) konusamayacagı bir gundur

[36] Onlara izin de verilmez ki (sozde) mazeretlerini beyan etsinler

[37] O gun, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline

[38] (O zaman soyle denir:) Bu, ayırım gunudur. Sizi ve sizden oncekileri bir araya getirdik

[39] (Azaptan kurtulmanız icin) bir hileniz varsa, gosterin bana hilenizi

[40] O gun, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline

[41] Suphesiz (o gun) takva sahipleri, golgeliklerde ve pınar baslarında

[42] canlarının cektiginden cesit cesit meyveler (arasında olacaklardır)

[43] (Kendilerine:) «Islediklerinizin karsılıgı olarak simdi afiyetle yiyin icin» (denir)

[44] Iste, biz iyilik yapanları boyle mukafatlandırırız

[45] O gun, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline

[46] (Ey inkarcılar!) yiyiniz, (dunyadan) faydalanınız biraz! Gercek su ki, sizler suclusunuz

[47] O gun, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline

[48] Onlar, kendilerine: «Allah'ın huzurunda egilin!» denildigi vakit egilmezler

[49] O gun, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline

[50] Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi soze inanacaklar

Nebe'

Surah 78

[1] Birbirlerine neyi soruyorlar

[2] (Inanıp inanmamakta) buyuk haberi mi

[3] Ayrılıga dustukleri

[4] Hayır! Anlayacaklar

[5] Yine hayır! Onlar anlayacaklar

[6] Biz, yeryuzunu bir dosek yapmadık mı

[7] Dagları da birer kazık

[8] Sizi cifter cifter yarattık

[9] Uykunuzu bir dinlenme kıldık

[10] Geceyi bir ortu yaptık

[11] Gunduzu de calısıp kazanma zamanı yaptık

[12] Ustunuzde yedi kat saglam gogu bina ettik

[13] (Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık

[14] Ust uste yıgılıp sıkısan bulutlardan sarıl sarıl akan sular indirdik

[15] Size tohumlar, bitkiler; (agacları) yetistirmek icin

[16] sarmas dolas olmus baglar ve bahceler yetistirmek icin

[17] Suphesiz hukum gunu vakit olarak belirlenmistir

[18] Sur'a uflendigi gun, boluk boluk Allah’a gelirsiniz

[19] gokyuzu acılır ve orada pek cok kapılar olusur

[20] daglar yurutulur, serap haline gelir

[21] Suphesiz, cehennem pusuda beklemektedir

[22] Azgınların barınagı olacak

[23] (Azgınlar) orada caglar boyu kalırlar

[24] orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir icecek tatmazlar

[25] kaynar su ve irin tadarlar

[26] Ancak (dunyada yaptıklarına) uygun karsılık olarak

[27] Cunku onlar hesap gununu (gelecegini) ummazlardı

[28] Bizim ayetlerimizi yalanladıkca yalanlamıslardı

[29] Biz ise her seyi bir kitapta sayıp yazmısızdır

[30] Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracagız

[31] Suphesiz takva sahipleri icin umulanı buldukları yer

[32] bahceler, uzum bagları

[33] gogusleri tomurcuk gibi kabarmıs yasıt kızlar

[34] icki dolu kaseler vardır

[35] Onlar orada ne bos bir lakırdı ne de yalan isitirler

[36] Bunlar Rabbinin yeterli bir bagısı, mukafatıdır

[37] O, goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmandır. O gun insanlar O'na karsı konusmaya yetkili degillerdir

[38] Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durdugu gun, Rahman’ın izin verdiklerinden baskaları konusmazlar; konusan da dogruyu soyler

[39] Iste o, kesin olarak gelecek gundur. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun

[40] Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gun kisi onceden yaptıklarına bakacak ve inkarcı kisi: «Keske toprak olsaydım!» diyecektir

Nâziât

Surah 79

[1] Sokup cıkaranlara , andolsun

[2] yavasca cekenlere , andolsun

[3] yuzdukce yuzenlere , andolsun

[4] yarıstıkca yarısanlara , andolsun

[5] is duzenleyenlere , andolsun

[6] Birinci uflemenin (kainatı) sarstıgı

[7] onu ikinci uflemenin takip ettigi gun

[8] iste o gun yurekler kaygıdan oynar

[9] gozler yorgun duser

[10] «Oldukten sonra biz, (dunyadaki) ilk halimize mi dondurulecegiz, derler

[11] (Hem de) curumus kemikler olduktan sonra mı?»

[12] «O zaman bu, ziyanlı bir donus olur» dediler

[13] Bu donus, sadece bir seslenmeye bakar

[14] Birdenbire kendilerini mahserde buluverirler

[15] (Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi

[16] Kutsal vadi Tuva'da Rabbi ona soyle seslenmisti

[17] Firavun'a git! Cunku o cok azdı

[18] De ki: Arınmayı ister misin

[19] Seni Rabbimin yoluna iletmemi, boylece ondan korkarsın

[20] Ve ona en buyuk mucizeyi gosterdi

[21] (O ise) hemen yalanladı ve isyan etti

[22] Sonra (inkar icin) olanca cabasını gostererek sırtını dondu

[23] Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bagırdı

[24] Ben, sizin en yuce Rabbinizim! dedi

[25] Allah onu, (herkese ibret olarak) dunya ve ahiret azabıyla cezalandırdı

[26] Elbette bunda, korkan kimseler icin buyuk bir ibret vardır

[27] Sizi yaratmak mı daha guc, yoksa gokyuzunu yaratmak mı, ki onu Allah bina etti

[28] onu yukseltip duzene koydu

[29] Gecesini kararttı, gunduzunu agarttı

[30] Ondan sonra da yeryuzunu yayıp dosedi

[31] Yerden suyunu ve otlagını cıkardı

[32] ve dagları saglam bir sekilde yerlestirdi

[33] Kendiniz ve hayvanlarınız icin bir faydalanma olmak uzere

[34] her seyi alt ust eden o buyuk felaket geldigi vakit

[35] insanın yapıp ettiklerini hatırlayacagı gun

[36] ve gorene cehennem acık bir sekilde gosterildigi zaman

[37] azana

[38] ve dunya hayatını ahirete tercih edene

[39] suphesiz cehennem tek barınaktır

[40] Rabbinin makamından korkan ve nefsini kotu arzulardan uzaklastıran icin ise

[41] suphesiz cennet yegane barınaktır

[42] Sana kıyameti sorarlar: Gelip catması ne zamandır? (derler)

[43] Sen onu nereden bilip bildireceksin

[44] O'nun nihai ilmi yalnız Rabbine aittir

[45] Sen ancak ondan korkanları uyarırsın

[46] Kıyamet gununu gorduklerinde (dunyada) sadece bir aksam vakti ya da kusluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar

Abese

Surah 80

[1] (Peygamber), oturu yuzunu eksitti ve geri dondu

[2] amanın kendisine gelmesinden

[3] (Rasulum! Onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek

[4] yahut ogut alacak da o ogut ona fayda verecek

[5] Kendini (sana) muhtac gormeyene gelince

[6] sen ona yoneliyorsun

[7] Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu degilsin

[8] Fakat kosarak ve sana gelenle de

[9] (Allah'tan) korkarak

[10] ilgilenmiyorsun

[11] Hayır, suphesiz bunlar (ayetler ), bir oguttur

[12] Dileyen ondan ( Kur'an'dan ) ogut alır

[13] Tertemiz kılınmıs mukaddes sahifelerde (yazılı)

[14] yuce makamlara kaldırılmıs

[15] katiplerin elleriyle ( yazılıp)

[16] degerli ve itaatkar meleklerin

[17] Kahrolası insan! Ne inkarcıdır

[18] Allah onu neden yarattı

[19] Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona sekil verdi

[20] Sonra ona yolu kolaylastırdı

[21] Sonra onun canını aldı ve kabre soktu

[22] Sonra diledigi bir vakitte onu yeniden diriltir

[23] Hayır! (Insan) Allah'ın emrettigini yapmadı

[24] Insan, yedigine bir baksın

[25] Soyle ki: Yagmurlar yagdırdık

[26] Sonra topragı goz goz yardık da

[27] oradan ekinler bitirdik

[28] Uzum bagları, sebzeler

[29] zeytin ve hurma agacları

[30] iri ve sık agaclı bahceler

[31] meyveler ve cayırlar

[32] (Butun bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak icindir

[33] Kulakları sagır eden o ses geldiginde

[34] Iste o gun kisi kardesinden kacar

[35] Annesinden, babasından

[36] esinden ve cocuklarından

[37] O gun, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır

[38] O gun bir takım yuzler parlak

[39] gulec ve sevinclidir

[40] Yine o gun birtakım yuzleri de keder burumus

[41] huzunden kapkara kesilmistir

[42] Iste bunlar kafirlerdir, gunahkarlardır

Tekvîr

Surah 81

[1] Gunes katlanıp duruldugunde

[2] Yıldızlar (kararıp) dokuldugunde

[3] Daglar (sallanıp) yurutuldugunde

[4] Gebe develer salıverildiginde

[5] Vahsi hayvanlar toplanıp bir araya getirildiginde

[6] Denizler kaynatıldıgında

[7] Ruhlar (bedenlerle) birlestirildiginde

[8] Diri diri topraga gomulen kıza, soruldugunda

[9] hangi gunah sebebiyle olduruldugu

[10] (Amellerin yazılı oldugu) defterler acıldıgında

[11] Gokyuzu sıyrılıp alındıgında

[12] cehennem tutusturuldugunda

[13] ve cennet yaklastırıldıgında

[14] Kisi neler getirdigini ogrenmis olacaktır

[15] Hayır! (Gunduz) sinen

[16] akıp giden, etrafı aydınlatan yıldızlara andolsun

[17] Kararmaya yuz tuttugunda geceye andolsun

[18] Agarmaya basladıgında sabaha andolsun ki

[19] itibarlı bir elcinin (Cebrail'in) getirdigi sozdur

[20] O (Kur'an), suphesiz degerli, guclu ve Ars'ın sahibi (Allah'ın) katında

[21] O orada sayılan, guvenilen (elci)'dir

[22] Arkadasınız (Muhammed) de mecnun degildir

[23] Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apacık ufukta gormustur

[24] O, gaybın bilgilerini (sizden) esirgemez

[25] O lanetlenmis seytanın sozu de degildir

[26] Hal boyle iken nereye gidiyorsunuz

[27] O, herkes icin, bir oguttur

[28] Sizden dogru yolda gitmek isteyenler icin

[29] Alemlerin Rabbi Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz

İnfitâr

Surah 82

[1] Gokyuzu yarıldıgı zaman

[2] yıldızlar dokuldugu zaman

[3] denizler birbirine katıldıgı zaman

[4] kabirlerin icindekiler dısarı cıkarıldıgı zaman

[5] insanoglu (yapıp) gonderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar

[6] Ey insan! Ihsanı bol Rabbine karsı seni aldatan nedir

[7] Seni yaratıp seni duzgun ve dengeli kılan

[8] seni istedigi bir sekilde birlestiren

[9] Hayır! Butun bunlara ragmen siz yine de dini yalanlıyorsunuz

[10] Sunu iyi bilin ki uzerinizde bekciler

[11] degerli yazıcılar vardır

[12] onlar, yapmakta olduklarınızı bilirler

[13] Iyiler muhakkak cennette

[14] kotuler de cehennemdedirler

[15] Ceza gununde oraya girerler

[16] Onlar (kafirler) oradan bir daha da ayrılmazlar

[17] Ceza gunu nedir bilir misin

[18] Nedir acaba o ceza gunu

[19] O gun hicbir kimse baskası icin bir sey yapamaz. O gun is Allah'a kalmıstır

Mutaffifîn

Surah 83

[1] Hilekarlara yazıklar olsun

[2] Insanlardan alırken olcup tarttıklarında tam

[3] onlara vermek icin olcup tarttıklarında ise noksan yapan

[4] Onlar dusunmezler mi ki, diriltilecekler

[5] Buyuk bir gunde (hesap vermek icin) oyle bir gun ki

[6] insanlar o gunde alemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır

[7] Dogrusu gunahkarların yazısı, muhakkak Siccin’de olmaktır

[8] Siccin nedir, bilir misin

[9] (o gunahkarların yazısı ) Amellerin sayılıp yazıldıgı bir kitaptır

[10] O gun vay haline yalancıların

[11] Ki onlar, ceza gununu yalan sayarlar

[12] Onu ancak hukumleri cigneyen ve gunaha dalan kimseler yalanlar

[13] Boyle birine ayetlerimiz okununca «Eskilerin masalları» derdi

[14] Hayır! Bilakis onların islemekte oldukları (kotulukler) kalplerini kirletmistir

[15] Hayır! Onlar suphesiz o gun Rablerinden (O'nu gormekten) mahrum kalmıslardır

[16] Sonra onlar cehenneme girerler

[17] Sonra onlara: «Iste yalanlamıs oldugunuz (cehennem) budur» denilir

[18] Hayır! Andolsun iyilerin kitabı Illiyyun'dadır

[19] Illiyyun nedir, bilir misin

[20] (O Illiyyun'daki kitap) Icinde ameller kaydedilmis bir kitaptır

[21] Kitabı, Allah’a yakın olanlar gorur

[22] Iyiler kesinkes cennettedir

[23] Onlar orada koltuklar uzerinde etrafa bakarlar

[24] Onların yuzunde nimetlerin sevincini gorursun

[25] Kendilerine muhurlu halis bir icki sunulur

[26] Onun iciminin sonunda misk kokusu vardır. Iste yarısanlar ancak onda yarıssınlar

[27] Karısımı Tesnim'dendir

[28] (O Tesnim Allah'a) Yakın olanların icecekleri bir kaynaktır

[29] Suphesiz gunahkarlar, (dunyada) iman edenlere gulerlerdi

[30] Onlarla karsılastıklarında kas goz hareketiyle alay ederlerdi

[31] Ailelerine donduklerinde, (alaylarından dolayı) keyiflenerek donerlerdi

[32] Muminleri gorduklerinde: «Suphesiz bunlar sapıtmıs» derlerdi

[33] Halbuki onlar, muminleri denetleyici olarak gonderilmediler

[34] Iste o gun (ahirette) de iman edenler kafirlere gulerler

[35] Koltuklar uzerinde etrafa bakarlar

[36] Kafirler, yaptıklarının cezasını buldular mı! (Elbette buldular)

İnşikâk

Surah 84

[1] Gok yarıldıgı zaman

[2] Rabbine kulak verip boyun egecek hale getirildigi

[3] Yer dumduz edildigi vakit

[4] icinde bulunanları atıp bosaldıgı vakit

[5] ve Rabbini dinleyip O'na hakkıyla itaata mecbur kılındıgı vakit (insanoglu yaptıkları ile karsılasır)

[6] Ey insan! Suphe yok ki sen Rabbine karsı caba ustune caba gostermektesin; sonunda O'na varacaksın

[7] Kimin kitabı sagından verilirse

[8] kolay bir hesapla hesaba cekilecek

[9] ve sevincli olarak ailesine donecektir

[10] Kimin de kitabı arkasından verilirse

[11] derhal yok olmayı isteyecek

[12] alevli atese girecek

[13] Zira o, (dunyada) ailesi icinde (mal mulk sebebiyle) sımarmıstı

[14] O hicbir zaman Rabbine donmeyecegini sandı

[15] Oysa gercekten Rabbi onu goruyordu

[16] Hayır! Safaga, yemin ederim ki

[17] geceye ve onda basan karanlıga, yemin ederim ki

[18] dolunay olmus aya yemin ederim ki

[19] halden hale gecersiniz

[20] Boyleyken onlar acaba neden iman etmezler

[21] Onlar kendilerine Kur'an okununca secde de etmezler

[22] Aksine, kafirler yalanlıyorlar

[23] Halbuki Allah onların gizledigi seyleri cok iyi bilir

[24] (Rasulum!) Onlara acı azabı mujdele

[25] Iman edip salih amel isleyenler baskadır; onlar icin arkası kesilmeyen bir mukafat vardır

Bürûc

Surah 85

[1] Burclara sahip gokyuzune, andolsun ki

[2] gelecegi bildirilmis olan gune, andolsun ki

[3] (o gunde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki

[4] hendege atılanlar olduruldu

[5] Atesle dolu (yakılarak)

[6] Onlar (yakanlar) da baslarına oturmuslar

[7] muminlere yapmakta oldukları iskenceyi seyrediyorlardı

[8] Aziz ve Hamid olan Allah'a iman ettikleri icin intikam aldılar

[9] Onlardan, sırf, goklerin ve yerin mulku kendisine ait olan, oysa ki Allah her seyi gorur

[10] Mumin erkeklere ve mumin kadınlara, dinden dondurmek icin iskence edip sonra da tovbe etmeyenlere cehennem azabı ve (orada) yanma cezası vardır

[11] Iman edip salih ameller isleyenlere ise, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Iste buyuk kurtulus budur

[12] Suphesiz Rabbinin yakalaması cok siddetlidir

[13] Bilin ki O, (kainat yokken) ilk olarak yaratan, (olumden sonra tekrar hayatı) geri getirendir

[14] O, cok bagıslayan ve cok sevendir

[15] Serefli Ars'ın sahibidir

[16] Diledigi seyleri mutlaka yapandır

[17] Orduların, haberi sana geldi mi

[18] Firavun ve Semud'un (ugradıkları felaketin)

[19] Dogrusu inkarcılar (gercegi) yalanlayıp dururlar

[20] Allah onları arkalarından kusatmıstır

[21] Hakikatte o (yalanladıkları, aslı) serefli Kur'an'dır

[22] Levh-i Mahfuzda bulunan

Târık

Surah 86

[1] Gokyuzune ve tarıka (sabah yıldızına ) yemin ederim

[2] Tarıkın ne oldugunu nereden bileceksin

[3] (O, karanlıgı) delen yıldızdır

[4] Hic kimse yoktur ki uzerinde bir koruyucu, bir denetleyici bulunmasın

[5] Insan neden yaratıldıgına bir baksın

[6] Atılan bir sudan yaratıldı

[7] (O su) sırt ile gogus kafesi arasından cıkar

[8] Iste Allah (baslangıcta bu sekilde yarattıgı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir

[9] Gizlenenlerin ortaya dokuldugu gunde

[10] insan icin ne bir guc ne de bir yardımcı vardır

[11] Donus sahibi olan (yagmur yagdıran) goge

[12] (nebat ile) yarılan yere yemin ederim ki

[13] Kur’an, (hak ile batılı) ayıran bir sozdur

[14] O, asla bir saka degildir

[15] Onlar bir tuzak kurarlar

[16] ben de bir tuzak kurarım

[17] Kafirlere muhlet ver, onları biraz kendi hallerine bırak (pek yakında destegimiz sana gelecek)

A'lâ

Surah 87

[1] Yuce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et

[2] Yaratıp duzene koyan

[3] takdir edip yol gosteren

[4] (topraktan) yesil otu cıkarıp

[5] sonra da onu kapkara bir sel artıgına ceviren

[6] Sana (Kur'an'ı) okutacagız; sen hic unutmayacaksın

[7] Artık Allah'ın diledigi haric, suphesiz Allah, acıgı ve gizleneni bilir

[8] Seni en kolaya muvaffak kılacagız

[9] O halde eger ogut fayda verirse ogut ver

[10] (Allah'tan) korkan ogutten yararlanacak

[11] Kotu kimse ise ogutten kacınır

[12] En buyuk atese girecek olan

[13] sonra o, ateste ne olur ne de yasar

[14] Temizlenen, kimse kuskusuz kurtulusa ermistir

[15] Rabbinin adını anıp O'na kulluk eden

[16] Fakat siz (ey insanlar!) dunya hayatını tercih ediyorsunuz

[17] Ahiret daha hayırlı ve daha devamlı oldugu halde

[18] Suphesiz bu (anlatılanlar), onceki kitaplarda

[19] Ibrahim ve Musa'nın kitaplarında da vardır

Ğâşiye

Surah 88

[1] (Rasulum!) Dehseti her seyi kaplayan kıyametin haberi sana geldi mi

[2] O gun birtakım yuzler zelildir

[3] durmadan calısır, (fakat bosuna) yorulur

[4] kızgın atese girer

[5] Onlara kaynar su pınarından icirilir

[6] Onlar icin kuru dikenden baska yemek yoktur

[7] o ise ne besler ne de aclıgı giderir

[8] O gun bir takım yuzler de vardır ki, mutludurlar

[9] (dunyadaki) cabalarından hosnut olmuslardır

[10] yuce bir cennettedirler

[11] Orada bos bir soz isitmezler

[12] Orada (cennette) devamlı akan bir pınar

[13] orada yukseltilmis tahtlar

[14] konulmus kadehler

[15] sıra sıra dizilmis yastıklar

[16] serilmis halılar vardır

[17] (Insanlar) devenin nasıl yaratıldıgına, bir bakmazlar mı

[18] Gogun nasıl yukseltildigine, bir bakmazlar mı

[19] Dagların nasıl dikildigine, bir bakmazlar mı

[20] Yeryuzunun nasıl yayıldıgına bir bakmazlar mı

[21] O halde (Rasulum!) ogut ver. Sen ancak ogut vericisin

[22] Onların uzerinde bir zorba degilsin

[23] Ancak yuz cevirip inkar edene gelince

[24] iste oylesini Allah en buyuk azap ile cezalandırır

[25] Suphesiz onların donusu sadece bizedir

[26] Sonra onların sorguya cekilmesi de sadece bize aittir

Fecr

Surah 89

[1] Fecre yemin ederim ki

[2] on geceye (haccın on gecesine), yemin ederim ki

[3] cifte ve teke, yemin ederim ki

[4] (her seyi karanlıgı) ile orttugu an geceye yemin ederim ki

[5] bunlarda akıl sahibi icin elbette birer yemin (degeri) vardır

[6] Gormedin mi, Rabbin ne yaptı Ad kavmine

[7] direkleri (yuksek binaları) olan

[8] ulkelerde benzeri yaratılmamıs Irem sehrine

[9] o vadide kayaları yontan Semud kavmine

[10] kazıklar (cadırlar, ordular) sahibi Firavun'a

[11] Ki onların hepsi ulkelerinde azgınlık ettiler

[12] Oralarda kotulugu cogalttılar

[13] Bu yuzden Rabbin onların ustune azap kamcısı yagdırdı

[14] Cunku Rabbin (her an) gozetlemededir

[15] Fakat insan, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulundugunda ve bol nimet verdiginde «Rabbim bana ikram etti» der

[16] Onu imtihan edip rızkını daralttıgında ise «Rabbim beni onemsemedi» der

[17] Hayır! Dogrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz

[18] yoksulu yedirmeye birbirinizi tesvik etmiyorsunuz

[19] Haram helal demeden mirası yiyorsunuz

[20] Malı asırı bicimde seviyorsunuz

[21] Ama yeryuzu parca parca dokuldugu

[22] Rabbin geldigi ve melekler saf saf dizildigi zaman (her sey ortaya cıkacaktır)

[23] O gun cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var

[24] (Iste o zaman insan:) «Keske bu hayatım icin bir seyler yapıp gonderseydim!» der

[25] Artık o gun, Allah'ın edecegi azabı kimse edemez

[26] O'nun vuracagı bagı kimse vuramaz

[27] Ey huzura kavusmus insan

[28] Sen O'ndan hosnut, O da senden hosnut olarak Rabbine don

[29] (Seckin) kullarım arasına katıl

[30] ve cennetime gir

Beled

Surah 90

[1] Bu beldeye yemin ederim ki

[2] Sen bu beldedesin, yemin ederim ki

[3] babaya ve ondan meydana gelen cocuga yemin ederim ki

[4] biz, insanı (yuzyuze gelecegi nice) zorluklar icinde yarattık

[5] Insan, hic kimsenin kendisine guc yetiremeyecegini mi sanıyor

[6] «Pek cok mal harcadım» diyor

[7] Kimse onu gormedi mi sanıyor

[8] Biz ona iki goz, vermedik mi

[9] Bir dil ve iki dudak vermedik mi

[10] Ona iki yolu (dogru ve egriyi) gostermedik mi

[11] Fakat o, sarp yokusu asamadı

[12] O sarp yokus nedir bilir misin

[13] Kole azat etmek

[14] veya aclık gununde doyurmaktır

[15] Yakını olan bir yetimi

[16] veya acacık bir yoksulu

[17] Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı ogutleyenlerden olmaktır

[18] Iste bunlar sagdakilerdir

[19] Ayetlerimizi inkar edenler ise iste onlar soldakilerdir

[20] Cezaları, kapıları uzerlerine sımsıkı, kapatılmıs bir atestir

Şems

Surah 91

[1] Gunese ve kusluk vaktindeki aydınlıgına, yemin ederim ki

[2] gunesi takip ettiginde aya, yemin ederim ki

[3] onu acıga cıkarttıgında gunduze, yemin ederim ki

[4] onu orttugunde geceye, yemin ederim ki

[5] gokyuzune ve onu bina edene, yemin ederim ki

[6] yere ve onu yapıp doseyene, yemin ederim ki

[7] nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de yemin ederim ki

[8] iyilik ve kotuluklerini ilham edene yemin ederim ki

[9] nefsini kotuluklerden arındıran kurtulusa ermis

[10] onu kotuluklere gomen de ziyan etmistir

[11] Semud kavmi azgınlıgı yuzunden (Allah'ın elcisini) yalanladı

[12] Onların en bedbahtı (deveyi kesmek icin) atıldıgında

[13] Allah’ın Rasulu onlara: «Allah’ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın!» dedi

[14] Ama onlar, onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun uzerine Rableri gunahları sebebiyle onlara buyuk bir felaket gonderdi de hepsini helak etti

[15] (Allah, bu sekilde azap etmenin) akıbetinden korkacak degil ya

Leyl

Surah 92

[1] (Karanlıgı ile etrafı) buruyup orttugu zaman geceye, yemin ederim ki

[2] acılıp agardıgı vakit gunduze, yemin ederim ki

[3] erkegi ve disiyi yaratana yemin ederim ki

[4] isleriniz baska baskadır

[5] Artık kim verir ve sakınırsa

[6] en guzeli de tasdik ederse

[7] biz de onu en kolaya hazırlarız (onda basarılı kılarız)

[8] Kim cimrilik eder, kendini mustagni sayar

[9] en guzeli de yalanlarsa

[10] biz de onu en zora hazırlarız

[11] Dustugu zaman da malı kendisine hic fayda vermez

[12] Dogru yolu gostermek bize aittir

[13] Suphesiz ahiret de dunya da bizimdir

[14] (Ey insanlar!) Alev alev yanan bir atesle sizi uyardım

[15] O atese, kotuler girer

[16] Ancak yalanlayıp yuz ceviren

[17] Iyiler ondan (atesten) uzak tutulur

[18] Temizlenmek uzere malını hayra veren

[19] onun nezdinde hic bir kimseye ait sukranla karsılanacak

[20] Yuce Rabbinin rızasını istemekten baska bir nimet yoktur

[21] Ve o (buna kavusarak) hosnut olacaktır

Duhâ

Surah 93

[1] Kusluk vaktine yemin ederim ki

[2] ve sukuna erdiginde geceye yemin ederim ki

[3] Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı

[4] Gercekten senin icin ahiret dunyadan daha hayırlıdır

[5] Pek yakında Rabbin sana verecek de hosnut olacaksın

[6] O, seni yetim bulup barındırmadı mı

[7] Sasırmıs bulup da yol gostermedi mi

[8] Seni fakir bulup zengin etmedi mi

[9] Oyleyse yetimi sakın ezme

[10] El acıp isteyeni de sakın azarlama

[11] Ve Rabbinin nimetini minnet ve sukranla an

İnşirâh

Surah 94

[1] Biz senin gogsunu acıp genisletmedik mi

[2] yukunu senden alıp atmadık mı

[3] Belini buken

[4] Senin sanını ve ununu yuceltmedik mi

[5] Elbette zorlugun yanında bir kolaylık vardır

[6] Gercekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır

[7] Bos kaldın mı hemen baska ise koyul

[8] ve yalnız Rabbine yonel

Tîn

Surah 95

[1] Incire, zeytine, yemin ederim ki

[2] Sina dagına yemin ederim ki

[3] ve su emin beldeye yemin ederim ki

[4] biz insanı en guzel bicimde yarattık

[5] Sonra onu asagıların asagısına indirdik

[6] Fakat iman edip salih amel isleyenler icin eksilmeyen devamlı bir ecir vardır

[7] Artık bundan sonra, ceza gunu konusunda seni kim yalanlayabilir

[8] Allah, hukum verenlerin en ustunu degil midir

Alak

Surah 96

[1] Yaratan Rabbinin adıyla oku

[2] O, insanı alak (rahim cidarına asılı hucre kumesi) tan yarattı

[3] Oku! En buyuk kerem sahibidir Rabbin

[4] Kalemle (yazmayı) ogreten Rabbin

[5] Insana bilmediklerini belleten

[6] Gercek su ki, insan azar

[7] Kendini kendine yeterli gorerek

[8] Kuskusuz donus Rabbinedir

[9] Men edeni gordun mu

[10] Namaz kılarken bir kulu (Peygamber'i namazdan)

[11] Ne dersin, o (Peygamber) dogru yolda ise

[12] yahut takvayı emrediyorsa

[13] Ne dersin o (men eden, Peygamber'i) yalanlıyor ve dogru yoldan yuz ceviriyorsa

[14] (Bu adam) Allah’ın, (yaptıklarını) gordugunu bilmez mi

[15] Hayır, hayır! Eger vazgecmezse, derhal onu alnından (perceminden)

[16] o yalancı, gunahkar alından (percemden) yakalarız (cehenneme atarız)

[17] O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) cagırsın

[18] Biz de zebanileri cagıracagız

[19] Hayır! Ona uyma! Allah’a secde et ve (yalnızca O’na) yaklas

Kadir

Surah 97

[1] Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik

[2] Kadir gecesinin ne oldugunu sen bilir misin

[3] Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır

[4] O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her is icin iner dururlar

[5] O gece, esenlik doludur. Ta fecrin dogusuna kadar

Beyyine

Surah 98

[1] Apacık delil kendilerine gelinceye kadar ehli kitaptan ve musriklerden inkarcılar (kufurden) ayrılacak degillerdi

[2] (Iste o apacık delil,) Allah tarafından gonderilen bir elci o tertemiz sahifeleri okumaktadır

[3] O sahifelerde en dogru hukumler vardır

[4] Kendilerine kitap verilenler ancak O acık delil (peygamber ) kendilerine geldikten sonra ayrılıga dustuler

[5] Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namazı dosdogru kılmaları ve zekat vermeleri emrolunmustu. Saglam din de budur

[6] Ehli kitap ve musriklerden olan inkarcılar, icinde ebedi olarak kalacakları cehennem atesindedirler. Iste halkın en serlileri onlardır

[7] Iman edip salih ameller isleyenlere gelince, halkın en hayırlısı da onlardır

[8] Onların Rableri katındaki mukafatları, zemininden ırmaklar akan, icinde devamlı olarak kalacakları Adn cennetleridir. Allah kendilerinden hosnut olmus, onlar da Allah’tan hosnut olmuslardır. Bu soylenenler hep Rabbinden korkan (O'na saygı gosterenler) icindir

Zilzâl

Surah 99

[1] Yeryuzu kendine has sarsıntısıyla sallandıgı

[2] toprak agırlıklarını dısarı cıkardıgı

[3] ve insan «Ne oluyor buna!» dedigi vakit

[4] iste o gun (yer) butun haberlerini anlatır

[5] Rabbinin ona bildirmesiyle

[6] o gun insanlar amellerini gormeleri (karsılıgını almaları) icin darmadagınık geri donup gelirler

[7] Kim zerre miktarı hayır yapmıssa onu gorur

[8] Kim de zerre miktarı ser islemisse onu gorur

Âdiyât

Surah 100

[1] Harıl harıl kosanlara, yemin ederim ki

[2] (nallarıyla) cakarak kıvılcım sacanlara yemin ederim ki

[3] (ansızın) sabah baskını yapanlara, yemin ederim ki

[4] orada tozu dumana katanlara, yemin ederim ki

[5] derken orada bir toplulugun ta ortasına girenlere yemin ederim ki

[6] insan, Rabbine karsı pek nankordur

[7] Suphesiz buna kendisi de sahittir

[8] ve o, mal sevgisine de asırı derecede duskundur

[9] (Insan) dusunmez mi ki, kabirlerde bulunanlar diriltilip dısarı atıldıgı zaman

[10] Ve kalplerde gizlenenler ortaya kondugu zaman (hali ne olacak)

[11] Suphesiz Rableri o gun onlardan tamamıyla haberdardır

Kâria

Surah 101

[1] Kapı calan

[2] Nedir o kapı calan

[3] O kapı calanın ne oldugunu bilir misin

[4] Insanların, atesin etrafını sarmıs pervaneler gibi oldugu

[5] dagların da atılmıs renkli yune donustugu gundur (o Karia)

[6] O gun kimin tartıları ameli agır gelirse

[7] iste o, hosnut edici bir yasayıs icinde olur

[8] Kimin tartısı da hafif gelirse

[9] iste onun anası (yeri, yurdu) Haviye' dir

[10] Nedir o (Haviye) bilir misin

[11] Kızgın ates

Tekâsür

Surah 102

[1] Cokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki

[2] nihayet kabirleri ziyaret ettiniz

[3] Hayır! Yakında bileceksiniz

[4] Elbette yakında bileceksiniz

[5] Gercek oyle degil ! Kesin bilgi ile bilmis olsaydınız

[6] (orada) mutlaka cehennem atesini gorurdunuz

[7] Sonra ahirette onu cıplak gozle goreceksiniz

[8] Nihayet o gun (dunyada yararlandıgınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba cekileceksiniz

Asr

Surah 103

[1] Asra yemin ederim ki

[2] insan gercekten ziyan icindedir

[3] Bundan ancak iman edip iyi ameller isleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler mustesnadır

Hümeze

Surah 104

[1] Arkadan cekistirmeyi, yuze karsı eglenmeyi adet edinen herkesin vay haline

[2] O ki, mal toplamıs ve onu sayıp durmustur

[3] malının kendisini ebedi kılacagını zanneder

[4] Hayır! Andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır

[5] Hutame'nin ne oldugunu bilir misin

[6] Allah'ın, tutusturulmus, atesidir

[7] (Yandıkca) tırmanıp kalplerin ta ustune cıkan

[8] ve o vaziyette o (ates) uzerlerine kapatılmıstır

[9] Onlar (bu atesin icinde) uzatılmıs sutunlara baglanmıslar

Fîl

Surah 105

[1] Rabbin fil sahiplerine neler etti, gormedin mi

[2] Onların kotu planlarını bosa cıkarmadı mı

[3] Onların ustune ebabil kuslarını gonderdi

[4] O kuslar, onların uzerlerine piskin tugladan yapılmıs taslar atıyordu

[5] Boylece Allah onları yenilip cignenmis ekine cevirdi

Kureyş

Surah 106

[1] Kureys’e kolaylastırıldıgı

[2] evet, kıs ve yaz seyahatleri onlara kolaylastırıldıgı icin onlar

[3] su evin Rabbine kulluk etsinler

[4] Kendilerini aclıktan doyuran ve her cesit korkudan emin kılan

Mâûn

Surah 107

[1] Dini yalanlayanı gordun mu

[2] Iste o, yetimi itip kakar

[3] Yoksulu doyurmaya tesvik etmez

[4] Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki

[5] onlar namazlarını ciddiye almazlar

[6] Onlar gosteris yapanlardır

[7] hayra da mani olurlar

Kevser

Surah 108

[1] (Rasulum!) Kuskusuz biz sana Kevser'i verdik

[2] Simdi sen Rabbin icin namaz kıl ve kurban kes

[3] Asıl sonu kesik olan, suphesiz sana hınc besleyendir

Kâfirûn

Surah 109

[1] (Rasulum!) De ki: Ey kafirler

[2] Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam

[3] Siz de benim taptıgıma tapmıyorsunuz

[4] Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak degilim

[5] Evet, siz de benim taptıgıma tapıyor degilsiniz

[6] Sizin dininiz size, benim dinim de banadır

Nasr

Surah 110

[1] Allah'ın yardımı ve zaferi gelip

[2] de insanların boluk boluk Allah'ın dinine girmekte olduklarını gordugun vakit

[3] Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan magfiret dile. Cunku O, tevbeleri cok kabul edendir

Tebbet

Surah 111

[1] Ebu Leheb'in iki eli kurusun

[2] Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi

[3] O, alevli bir ateste yanacak

[4] Odun tasıyıcı olarak karısı da (atese girecek)

[5] Ve boynunda hurma lifinden bukulmus bir ip oldugu halde

İhlâs

Surah 112

[1] De ki : O, Allah birdir

[2] Allah sameddir

[3] O, dogurmamıs ve dogmamıstır

[4] Onun hicbir dengi yoktur

Felak

Surah 113

[1] De ki: Sabahın Rabbine sıgınırım

[2] Yarattıgı seylerin serrinden

[3] karanlıgı coktugu zaman gecenin serrinden

[4] dugumlere ufurup buyu yapan ufurukculerin serrinden

[5] ve kıskandıgı vakit kıskanc kisinin serrinden

Nâs

Surah 114

[1] De ki: Insanların ilahına sıgınırım

[2] Insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine)

[3] insanların Rabbine sıgınırım

[4] (insan Allah'ı andıgında) pusuya cekilen seytanının serrinden

[5] insanların kalplerine vesvese sokan

[6] cin ve insanlardan