Turkish

Translation: tur-sabanpiris-la

Author: Saban Piris

Fâtiha

Surah 1

[1] Bismillahirrahmanirrahim

[2] Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, din gununun hakimi Allah’a mahsustur

[3] Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, din gununun hakimi Allah’a mahsustur

[4] Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, din gununun hakimi Allah’a mahsustur

[5] Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz

[6] Bizi dogru yola, nimet verdigin kimselerin yoluna ilet. Gazaba ugrayanların ve sapanların degil

[7] Bizi dogru yola, nimet verdigin kimselerin yoluna ilet. Gazaba ugrayanların ve sapanların degil

Bakara

Surah 2

[1] Elif, lam, Mim

[2] Hic kuskusuz bu kitap, kendilerini gunahlardan korumaya calısan, gormedigi halde inanan, namazı kılan ve kendilerine verdigimiz rızıktan (Allah yolunda) harcayanlar icin yol gostericidir

[3] Hic kuskusuz bu kitap, kendilerini gunahlardan korumaya calısan, gormedigi halde inanan, namazı kılan ve kendilerine verdigimiz rızıktan (Allah yolunda) harcayanlar icin yol gostericidir

[4] Onlar, sana indirilene, senden once indirilenlere ve ahirete de kesin olarak inanırlar

[5] Iste, Rab’lerinin yolunda olanlar ve kurtulusa erecek olanlar onlardır

[6] Kafirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar

[7] Allah, onların kalplerini ve kulaklarını muhurlemistir. Gozlerinde de perde vardır ve onlar icin buyuk bir azap vardır

[8] Insanlardan bir kısmı da inanmadıgı halde: -Allah’a ve ahiret gunune inandık, diyen kimselerdir

[9] Allah’ı ve inananları aldatmaya ugrasırlar, ama kendilerinden baskasını aldatamazlar da farkında olmazlar

[10] Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalıgını artırmıstır. Onlara, yalan soylemelerinden dolayı acı veren bir azap vardır

[11] Onlara: -Yeryuzunde bozgunculuk yapmayın, dendigi zaman: -Bizler sadece ıslah edicileriz, derler

[12] Iyi bilin ki asıl bozguncular kendileridir, fakat farkında degillerdir

[13] Onlara: -Siz de insanların inandıgı gibi inanın! denilince: -Beyinsizlerin inandıgı gibi mi inanalım? derler. Dikkat edin! Asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler

[14] Inananlara rastladıkları zaman: -Inandık, derler. seytanları ile basbasa kalınca da: -Biz, sizin yanınızdayız. Onlarla sadece alay ediyoruz, derler

[15] Allah da onlarla alay eder ve onları taskınlıkları icinde saskın bir halde bırakır

[16] Onlar, hidayet yerine sapıklıgı satın aldılar da alısverisleri kar getirmedi ve dogru yolu bulanlar olmadılar

[17] Onların hali, cevresini aydınlatmak icin ates yakan kimsenin haline benzer. Ates cevresindekileri aydınlattıgı sırada Allah onun ısıgını giderir ve onları karanlıklar icerisinde gormez bir halde bırakır

[18] Onlar sagır, dilsiz kor kalarak bir daha donmezler

[19] Yahut, onlar gokten bosanan bir yagmura tutulmus kimselere benzerler. O yagmurda karanlıklar, gok gurultusu ve simsek vardır. Onlar da yıldırımlardan ve olum korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Suphesiz Allah kafirleri cepecevre kusatmıstır

[20] Simsek gozlerini kamastırır gibi olur; simsek parıldadıgında yururler, ortalık birden kararınca da orada dikilip kalıverirler, eger Allah isteseydi onları sagır ve kor ederdi. Allah’ın her seye gucu yeter

[21] Ey insanlar! Sizi ve sizden oncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, O’na karsı gelmekten korunmus olabilesiniz

[22] O, sizin icin yeryuzunu dosedi ve gokyuzunu bina etti. Gokten su indirip onunla size rızık olsun diye urunler yetistirdi. Oyleyse, bile bile Allah’a es kosmayın

[23] Kulumuza indirdigimiz (Kur’an) dan bir supheniz varsa; haydi, siz de ona benzer bir sure getirin eger dogru sozluler iseniz Allah’tan baska guvendiklerinizi de yardıma cagırın

[24] Eger bu isi yapamazsanız -ki elbette yapamayacaksınız- o zaman, kafirler icin hazırlanan ve yakıtı insanlar ve taslar olan atesten kendinizi koruyun

[25] Iman edenler ve dogruları yapanlara, icinden ırmaklar akan cennetler oldugunu mujdele!.. Ne zaman oradaki meyvelerden rızıklandırılsalar: -Bu, daha once de rızıklandıgımız sey! diyecekler. O meyveler kendilerine dunyadakilerin bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar icin tertemiz esler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır

[26] Allah, bir sivrisinegi ve onun uzerinde bir seyi ornek vermekten cekinmez. Iman edenler, onun Rab’lerinden gelen bir gercek oldugunu bilirler, ama kafirler: -Allah, bu misalle ne demek istiyor? derler. Allah, bu misalle bir coklarını saskınlıkta bırakır, bir coklarını da dogru yola cıkarır, saskın bırakılanlar yalnızca yoldan cıkanlardır

[27] Ki onlar, Allah ile yapılan sozlesmeyi kabul ettikten sonra bozanlar, Allah’ın, birlestirilmesini emrettigi seyi parcalayanlar ve yeryuzunde bozgunculuk yapanlardır. Iste kaybedecek olanlar onlardır

[28] Nasıl olur da Allah’a karsı nankor olabilirsiniz? Oysa, siz cansız iken, size o can verdi. Sonra sizin yine canınızı alacak; sonra da sizi diriltecek ve sonunda yine yalnızca O’na donduruleceksiniz

[29] Yeryuzundeki her seyi sizin icin yaratan sonra gokyuzune yonelip yedi kat gok olarak duzenleyen ve her seyi bilen O’dur

[30] Rabbin meleklere: -Ben yeryuzunde bir yonetici yaratacagım, demisti. Melekler de: -Yeryuzunde bozgunculuk edecek, kan dokecek birilerini mi yaratacaksın? Oysa biz seni durmadan hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz, dediler. -Sizin bilmediginiz seyleri ben bilirim, dedi

[31] Allah, Adem’e butun isimleri ogretti. Sonra onları meleklere gostererek:-Eger sozunuzde samimi iseniz bunların isimlerini bana soyleyin, dedi

[32] Sen yucesin! Yalnız sen eksiklikten uzaksın senin bize ogrettiginden baska bizim hic bir bilgimiz yoktur. Bilen ve hukum veren sensin, dediler

[33] Allah: -Ey Adem! Onlara, bunların isimlerini haber ver, dedi. Adem de meleklere onların isimlerini haber verince Allah: -Size goklerin ve yerin gaybını suphesiz ben bilirim demedim mi? Sizin acıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de ben bilirim, dedi

[34] Meleklere: -Adem icin secde edin, demistik de onlar da hemen secde edivermislerdi. Sadece Iblis kacınmıs, buyuklenmis ve kafirlerden olmustu

[35] Ey Adem! Sen ve esin cennette oturun dilediginiz yerden bol bol yiyin. Yalnız su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz, dedik

[36] Seytan oradan ikisinin de ayagını kaydırdı, onları bulundukları yerden cıkardı. Biz de onlara: -Birbirinize dusman olarak inin, yeryuzunde bir muddet icin yerlesip gecineceksiniz, dedik

[37] Adem, Rabbinden emirler aldı, onları yerine getirdi. Bunun uzerine, Rabbi de tevbesini kabul etti. Nitekim O, tevbeleri daima kabul eden ve merhametli olandır

[38] Hepiniz oradan inin, dedik. Tarafımdan size bir yol gosterici gelecektir; benim yol gostericime uyan kimselere hicbir korku yoktur ve onlar uzulecek de degillerdir

[39] Yol gostericimi tanımayıp, ayetlerimizi yalan sayanlar, cehennem halkıdır. Onlar, orada temelli kalacaklardır

[40] Ey Israilogulları, Size verdigim nimetlerimi hatırlayın. Bana verdiginiz sozu tutun ki ben de size verdigim sozu tutayım. Yalnızca benden korkun

[41] Elinizde bulunan Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdigim Kur’an’a inanın ve onu inkar edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir pahaya satmayın; yalnızca benden korkun

[42] Hakka batılı karıstırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin

[43] Namazı kılın, zekatı verin, (Allah’ın emrine) boyun egenlerle boyun egin

[44] Insanlara iyiligi emredersiniz de kendinizi unutur musunuz? Kitabı okuyup durdugunuz halde dusunmez misiniz

[45] Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavusacak ve O’na doneceklerini umanlar ve Allah’a gercek bir saygı gosterenlerden baskasına namaz elbette agır gelir

[46] Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavusacak ve O’na doneceklerini umanlar ve Allah’a gercek bir saygı gosterenlerden baskasına namaz elbette agır gelir

[47] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti ve sizi bir zamanlar toplumlara ustun kıldıgımı hatırlayın

[48] Kimsenin kimseden faydalanamayacagı, kimseden bir sefaat kabul edilmeyecegi, kimseden bir fidye alınmayacagı ve yardım da gorulmeyecegi bir gunden kendinizi koruyun

[49] Size iskence eden, kadınlarınızı sag bırakıp ogullarınızı olduren Firavun Hanedanından sizi kurtarmıstık. Bunda Rabbiniz´den buyuk bir imtihan vardı

[50] Ve sizin icin denizi yardık, sizi kurtarıp; gozunuzun onunde, Firavun Hanedanını suda bogmustuk

[51] Musa ile kırk gece icin sozlesmistik ama siz zalimlik ederek onun arkasından buzagıya tapınmıstınız

[52] Bundan sonra da yine belki sukredersiniz diye sizi affetmistik

[53] Dogru yola gelesiniz diye Musa’ya kitabı ve furkanı vermistik

[54] Musa kavmine: -Ey halkım! Siz buzagıyı ilah edinerek kendinize yazık ettiniz. Hemen yaratıcınıza tevbe edip, nefislerinizin hakkından geliniz. Boyle yapmanız, yaratıcınız katında sizin icin daha hayırlıdır, o daima tevbeleri kabul eden ve acıyan oldugu icin tevbenizi kabul eder, demisti

[55] Ey Musa, Allah’ı apacık gormedikce sana inanmayacagız, demistiniz de, gozunuz bakıp dururken sizi yıldırım carpmıstı

[56] Olumunuzden sonra belki sukredersiniz diye sizi tekrar diriltmistik

[57] Bulutlarla sizi golgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gonderdik. Size rızık olarak verdigimiz guzel seylerden yiyin, dedik. Onlar bize degil ancak kendilerine zulmediyorlardı

[58] Hani: -Su kasabaya girip, dilediginiz yerden istediginizi bol bol yiyin. Kapısından secde ederek girin ve “bagısla” deyin de sizi bagıslayalım. Guzel davrananların mukafatını da artıralım, demistik

[59] Fakat, zulmedenler kendilerine soylenmis olan sozu baska bir sozle degistirdiler. Biz de, zalimlere, gunah isleyerek yoldan cıktıkları icin gokten kahredici bir azap indirmistik

[60] Musa halkı icin su aradıgında : -Degneginle tasa vur, dedik. Ondan on iki pınar fıskırdı ve her grup su icecegi pınarı ogrenmisti. Allah’ın rızkından yiyin, icin; fakat yeryuzunde bozguncular olarak, taskınlık yapmayın

[61] Sizin de: -Ey Musa, biz bir cesit yemege dayanamayız bizim icin Rabbine dua et de, bize yerde biten sebze, salatalık, sarımsak, mercimek ve sogan cıkarsın, dediginiz zaman, Musa: -Hayırlı olanı, daha asagı olanlarla degistirmek mi istiyorsunuz? Sehre inin, orada istediginiz var, demisti. ve onlara alcaklık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah’ın gazabına ugradılar. Bu, onların Allah’ın ayetlerini tanımamalarından, Peygamberlerini haksız yere oldurmelerinden dolayı idi. Bu, isyan etmelerinden ve sınırı asmalarından dolayı idi

[62] Suphesiz Inananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden kim Allah’a ve ahiret gunune inanır ve dogru olanı yaparsa; onlara Rab’leri yanında mukafatlar vardır. Onlara bir korku da yoktur, uzulmeyeceklerdir

[63] Sizden sapa saglam soz almıstık. Dagı da uzerinize kaldırmıs: -Allah’a karsı gelmekten sakınabilmeniz icin size verdigimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onun icindekileri aklınızda tutun, demistik

[64] Bundan sonra yine yuz cevirmistiniz; eger Allah’ın size bol nimet ve merhameti olmasaydı, elbette husrana ugrayanlardan olurdunuz

[65] Icinizden cumartesi gununde yasagı cigneyenleri de elbette biliyorsunuz. Iste biz onlara: -Hor ve asagılık maymunlar olun, dedik

[66] Boylece onların akıbetini hem onlerinde bulunanlar icin, hem de kendilerinden sonra gelecekler icin bir ibret ve Allah’tan korkanlar icin de bir ogut vesilesi yaptık

[67] Hani Musa kavmine: -Allah, size bir inek kesmenizi emrediyor, demisti. Onlar: -Bizimle alay mı ediyorsun? demislerdi. Musa da: -Ben cahillerden olmaktan Allah’a sıgınırım, demisti

[68] Rabbine bizim icin dua et de bize onun nasıl bir sey oldugunu acıklasın, dediler. O: -Allah, onun ne pek yaslı ne de pek korpe, ikisi ortası bir inek oldugunu soyluyor. Artık size emredilen seyi yapın, dedi

[69] Bizim icin Rabbine dua et de, onun ne renk oldugunu bize iyice acıklasın, dediler. Musa: -Allah, onun, bakanların icini acan, parlak sarı bir inek oldugunu soyluyor, dedi

[70] Onlar: -Rabbine dua et, bize acıkca bildirsin. Cunku bizce inekler birbirine benzer. Allah dilerse elbette biz hidayete erenlerden oluruz, dediler

[71] Musa: -Rabbim, onun yeri surup ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemis, kusursuz, alacasız bir inek oldugunu soyluyor, dedi. -Simdi gercegi bildirdin, deyip inegi kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı

[72] Siz bir kimseyi oldurmus ve sucu birbirinize atmıstınız, oysa Allah gizlemekte oldugunuzu ortaya cıkaracaktı

[73] Bir parcasıyla ona vurun, dedik. Iste Allah oluleri de boyle diriltir. Ve aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gosterir

[74] Sonra kalpleriniz yine katılastı. Tas gibi.. hatta daha da katı oldu. Nitekim oyle taslar vardır ki, iclerinden ırmaklar kaynar, oyle taslar var ki Allah korkusundan yukarıdan asagıya yuvarlanırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

[75] Size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki Allah’ın sozunu isitirlerdi de dusunup akıl erdirdikten sonra, bile bile onu bozarlardı

[76] Inananlarla karsılastıkları zaman “inandık” derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında: - Rabbiniz´in yanında size karsı delil getirsinler diye mi, Allah’ın size acıkladıgını onlara anlatıp duruyorsunuz? Bunu akıl etmiyor musunuz? derlerdi

[77] Onlar, gizlediklerini de acıkladıklarını da Allah’ın bildigini bilmiyorlar mı

[78] Onların bir kısmının okuyup yazması yoktur. Kitabı bilmezler, bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardır. Onlar yalnızca zanneder dururlar

[79] Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra onu az bir paraya satabilmek icin: -Bu, Allah katındandır, diyenlerin vay haline! Vay ellerinin yazmıs oldugundan dolayı baslarına geleceklere! Kazandıklarından dolayı vay onların haline

[80] Ates bize sayılı bir kac gunden baska dokunmayacaktır, derler. Onlara: -Allah katından bir soz mu aldınız? Eger, oyle ise Allah sozunden donmez; yoksa Allah hakkında bilmediginiz bir sey mi soyluyorsunuz? de

[81] Gercek su ki, gunah isleyip gunahı kendisini kusatmıs olan kimseler, cehennemlikler iste onlardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[82] Iman edip dogruları yapanlara gelince iste onlar cennetliklerdir. Onlar da orada ebedidirler

[83] Israilogullarından: -Allah’tan baskasına kulluk etmeyin, anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin, insanlara guzel soz soyleyin, namazı kılın, zekatı verin! diye soz almıstık. Sonra siz pek azınız dısında sozunuzden dondunuz ve hala da donmeye devam ediyorsunuz

[84] Sizden “bos yere kanınızı akıtmayınız, birbirinizi yurdunuzdan cıkarmayınız” diye soz almıstık; sonra siz de soz vermistiniz ve hala buna sahitlik ediyorsunuz

[85] Buna ragmen, yine birbirinizi olduren, aranızdan bir grubu yurtlarından suren, onlara karsı gunah ve dusmanlıkta birlesen, -onları cıkarmak haramken- size esir olarak geldiklerinde fidyelerini veren kimselersiniz; yoksa, siz, kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Su halde icinizden boyle yapanın cezası dunya hayatında rezil olmak ve kıyamet gununde azabın en siddetlisine ugratılmaktan baska nedir? Allah sizin yaptıklarınızın hic birinden gafil degildir

[86] Iste onlar, ahireti satıp, dunya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azap hic hafifletilmeyecektir. Ve onlar, hic bir yardım da goremeyeceklerdir

[87] Andolsun Musa’ya kitap verdik. O’ndan sonra da birbiri ardınca peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa’ya da belgeler verdik ve O’nu Ruhul Kudus’le destekledik size ne zaman bir peygamber, hosunuza gitmeyen bir sey getirse, buyukluk taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp bir kısmını da oldureceksiniz, oyle mi

[88] Kalplerimiz perdelidir! dediler. Hayır, Allah, inkarları yuzunden onları lanetlemistir. Ancak onların cok az bir kısmı inanır

[89] Allah katından, onlara, yanlarında bulunan (Tevrat)ı tasdik eden bir kitap geldigi zaman; daha once kafirlere karsı kendilerine yardım gelmesini beklerlerken; onlara, bildikleri sey gelince onu inkar ettiler. Allah’ın laneti kafirlerin uzerinedir

[90] Allah’ın kullarından diledigine, bol ihsanından indirmesini cekemeyerek, Allah’ın indirdigini inkar etmekle kendilerini ne kotu bir sey karsılıgında sattılar, bu yuzden gazap ustune gazaba ugradılar. Kafirlere alcaltıcı bir azap vardır

[91] Onlara: -Allah’ın indirdigine inanın, dendigi zaman: -Biz, bize indirilene inanırız, deyip ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkar ederler; halbuki O, ellerinde bulunan Tevrat’ı tasdik eden hak bir kitaptır, Onlara: -Gercekten size indirilene inanıyor idiyseniz nicin daha once Allah’ın peygamberlerini olduruyordunuz? de

[92] Musa, size apacık delillerle gelmisti de sonra O’nun ardından buzagıyı ilah edinmistiniz. Iste siz, boyle zalimlersiniz

[93] Bir vakit de sizden uzerinize dagı kaldırarak kesin soz almıstık: -Size verdigimize kuvvetle sarılın ve dinleyin, demistik. -Isittik ve karsı geldik, dediler de kufurleri yuzunden gonullerine buzagı sevgisi sindirildi. De ki: -Eger mumin iseniz, imanınız size ne kotu sey emrediyor

[94] De ki: -Eger gercekten, Allah katında ahiret yurdu kimsenin degil yalnız sizin ise; sozunuzde dogru iseniz, haydi olumu temenni ediniz

[95] Ama, hayır, elleriyle islediklerinden dolayı olumu hic bir zaman istemezler. Allah, elbette zalim olanları en iyi bilendir

[96] Sen onları oteki insanların hayata en duskunlerinden; hatta, Allah’a ortak kosanlardan bile yasamaya daha duskun bulursun. Iclerinden bazıları bin yıl yasamak ister; oysa bu onları azaptan kurtaracak degildir. Zira Allah, onların yaptıklarını gorendir

[97] De ki: -Cebrail’e dusman olan bilsin ki O, daha onceki kitapları dogrulayan, mu’minler icin yol gosterici ve mujde olan Kur’an’ı Allah’ın izniyle senin kalbine indirmistir

[98] Kim Allah’a, Meleklerine, elcilerine Cebrail’e ve Mikail’e dusman olursa, suphesiz Allah da o kafirlerin dusmanıdır

[99] Andolsun biz, sana apacık ayetler indirdik. Onları fasıklardan baskası inkar etmez

[100] Onlar ne zaman bir soz vermislerse, iclerinden bir grup bu sozu bozup atmadı mı? Zaten onların cogu iman etmezler

[101] Onlara ne zaman yanlarında olanı tasdik eden bir elci gelse kendilerine kitap verilenlerden bir grup sanki Allah’ın kitabını bilmiyorlarmıs gibi arkalarına atarlar

[102] Onlar seytanların Suleyman’ın saltanatı hakkında uydurdukları seylere tabi oldular. Oysa Suleyman kafir degildi. Fakat insanlara sihri ogreten seytanlar kafir idi. Onlar insanlara buyuyu Babil´deki iki melege, Harut ile Marut’a indirileni ogretiyorlardı. O ikisi: -Biz bir imtihan vesilesiyiz, sakın kafir olma! demedikce, hic kimseye bir sey ogretmiyorlardı. O ikisinden karı ile kocanın arasını ayıracak seyler ogreniyorlardı. Onlar kendilerine faydalı olanı degil zararlı olanı ogreniyorlardı. Andolsun onlar o buyuyu satın alanın ahirette bir nasibi olmadıgını gayet iyi biliyorlardı. Kendilerini sattıkları seyin ne kadar kotu oldugunu keske anlasalardı

[103] Keske onlar iman edip korunmus olsalardı, elbette Allah katında verilecek sevap daha hayırlı olurdu. Keske bilselerdi

[104] Ey iman edenler! “Raina” (bizi gozet) demeyin “unzurna” (bize bak) deyin ve sozu dinleyin, kafirler icin cok acı bir azap vardır

[105] Kitap ehli olan kafirler de, musrikler de size Rabbinizden hicbir hayır indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetiyle diledigi kimseyi secerek ihsanda bulunur. Suphesiz Allah en buyuk lutuf ve ihsan sahibidir

[106] Biz neshettigimiz veya, unutturdugumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her seye gucunun yettigini bilmez misin

[107] Goklerin ve yerin hukumranlıgının Allah’a ait oldugunu ve sizin Allah’tan baska bir koruyucunuz ve bir yardımcınızın olmadıgını bilmez misin

[108] Yoksa siz de daha once Musa’nın sorguya cekildigi gibi Peygamberinizi sorguya cekmek mi istiyorsunuz? Kim imanı, kufur ile degistirirse dogru yoldan sapmıs olur

[109] Kitap ehlinden olanların bir cogu, hak kendilerine apacık belli olduktan sonra, iclerindeki kıskanclık yuzunden, sizi inanmanızdan sonra tekrar kufre dondurmeyi arzu ederler. Oyleyse onlara Allah’ın emri gelinceye kadar ilismeyiniz, kendi hallerine bırakınız suphesiz Allah’ın gucu her seye yeter

[110] Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz icin onden ne hayır yollarsanız Allah katında onu bulursunuz. Suphesiz Allah yaptıklarınızı en iyi gorendir

[111] Yahudi ve Hıristiyan olanlardan baskası cennete giremeyecek! dediler; bu onların kuruntusudur. Onlara de ki: -Eger dogru soyluyorsanız, delilinizi getirin

[112] Hayır, isini guzel yaparak kendini tamamen Allah’a teslim eden kimse cennete gidecektir. Rabbi katında ona mukafat vardır. Onlara hicbir korku yoktur. Uzulecek de degillerdir

[113] Hepsi de (kendilerine indirilen) kitabı okuyup durdukları halde, Yahudiler, Hıristiyanların (dogru) bir sey uzerinde olmadıklarını soylerken, Hıristiyanlar da Yahudilerin (dogru) bir yol uzerinde olmadıklarını soylemektedirler. Bilmeyenler de aynen onların sozlerini soyluyorlar. Allah ise kıyamet gunu ihtilafa dustukleri konu hakkında, aralarında elbette hukmunu verecektir

[114] Allah’ın mescitlerinde O’nun isminin anılmasını engelleyenlerden ve onları yıkmaya calısanlardan daha zalim kim vardır? Onların, oralara girmemeleri, girseler bile korka korka girmeleri gerekir. Onlar icin dunyada rezillik, ahirette de buyuk bir azap vardır

[115] Dogu da Allah’ındır batı da, ne tarafa yonelirseniz yonelin Allah’ın yonu orasıdır. Suphesiz Allah her seyi kusatandır, bilendir

[116] Allah cocuk edindi, diyorlar. Hasa! O bundan munezzehtir. Bilakis, goklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. Hepsi O’na boyun egmistir

[117] O, goklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir seyin olmasını istedigi zaman ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir

[118] Bilmeyenler: -Ne olur Allah bizimle konussa veya bize bir ayet gelse?! demektedirler. Onlardan oncekiler de tıpkı onların soyledikleri gibi soylemislerdi; kalpleri (nasıl da) birbirine benzemis. Oysa biz, iyice bilmek isteyen bir toplum icin ayetlerimizi apacık gostermisizdir

[119] Biz seni hem mujdeci, hem de korkutucu olarak hak ile gonderdik. Cehennem halkından sen sorumlu degilsin

[120] Yahudiler de Hıristiyanlar da, sen onların yoluna uymadıkca, asla senden hosnut olmazlar. -Asıl dogru yol, Allah’ın gosterdigi yoldur! de. Sana gelen ilimden, sonra eger onların arzularına uyacak olursan, Allah’tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur

[121] Kendilerine verdigimiz kitabı hakkıyla okuyanlar, iste bunlar O’na iman eden kimselerdir. Onu tanımayanlar ise iste asıl husrana ugrayacaklar da onlardır

[122] Ey Israilogulları, Size verdigim nimeti ve sizi diger toplumlara ustun kıldıgımı hatırlayın

[123] Hic kimsenin hic kimse adına bir sey odemeyecegi, hic kimseden fidye kabul edilmeyecegi, hic kimseye sefaatin fayda vermeyecegi ve kendilerine yardım da edilmeyecegi bir gunden kendinizi koruyun

[124] (Hatırlayın o zamanı ki) Rabbi Ibrahim’i bir takım hukumlerle imtihan etmis, o da onları tamamen yerine getirince: -Seni insanlara onder yapacagım, buyurmus, Ibrahim de: -Soyumdan gelenlerden de onderler yap, demisti. Allah ise: -Ama zalimler icin soz vermiyorum, diye cevap vermisti

[125] Kabe’yi insanlar icin toplanma yeri ve emniyet mahalli kılmıs ve: -Ibrahim’in makamını namazgah edinin, Ibrahim ve Ismail’e de: -Beyt’imi tavaf edenler, ibadete kapananlar, ruku ve secde edenler icin temizleyin, diye kuvvetli bir emir vermistik

[126] Hani Ibrahim: -Rabbim! Bu sehri guvenli bir sehir yap, halkından Allah’a ve ahiret gunune inananları cesitli urunlerle rızıklandır, demisti. Allah da: -Inkarcı olanı bile az bir sure gecindirir, sonra onu cehennem azabına atarım ne kotu bir akibet! diye buyurmustu

[127] Ibrahim, Ismail’le birlikte Kabe’nin temellerini yukseltiyor (ve soyle dua ediyorlardı): -Rabbimiz hizmetimizi kabul buyur, suphesiz sen isitensin, bilensin

[128] Rabbimiz, bizi sana teslim olan iki kul ve soyumuzdan da sana teslim olan bir ummet cıkar. Bize ibadet yollarımızı goster ve tevbelerimizi kabul et, zira tevbeleri kabul edip, bagıslayan ancak sensin

[129] Rabbimiz onlara iclerinden senin ayetlerini onlara okuyan, kitap ve hikmeti ogreten ve onları (sirkten) arındıran bir resul gonder. Suphesiz aziz ve hakim olan ancak sensin

[130] Kendini bilmeyenlerden baska kim Ibrahim’in yolundan yuz cevirir? Biz dunyada onu secmistik. O, suphesiz ahirette de iyilerdendir

[131] Rabbi, O’na “teslim ol” dedigi zaman: -Alemlerin Rabbine teslim oldum, demisti

[132] Ibrahim, bunu ogullarına da tavsiye etti. Yakup da oyle yaptı (ve onun da ogullarından son dilegi suydu:) -Ey ogullarım, Allah sizin icin bu dini secti. Oyleyse, siz de ancak musluman olarak can verin

[133] Yoksa siz, Yakub’a olum yaklasıp da ogullarına: -Ey ogullarım, Benden sonra neye kulluk edeceksiniz? diye sordugu ve onların da: -Senin ilahına, ataların Ibrahim’in, Ismail’in, Ishak’ın, bir tek ilahına kulluk edecegiz. Biz O’na teslim olanlarız! dediklerinde, siz onların yanında sahit miydiniz

[134] Onlar gelip gecmis bir ummettir. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıgınız da size aittir. Onların yaptıklarından siz sorguya cekilmeyeceksiniz

[135] Yahudi ve Hıristiyan olun ki dogru yolu bulasınız, demektedirler; Sen de ki: -Hayır, hanif olarak, musriklerden olmayan Ibrahim’in dinine (uyunuz ki hidayete eresiniz)

[136] Ve deyin ki: -Biz Allah’a, bize indirilene, Ibrahim’e, Ismail’e, Yakub’a, Ishak’a ve torunlarına indirilenlere, Musa’ya, Isa’ya verilenlere ve peygamberlere Rab’leri katından verilenlere iman ettik. Bunlardan hic biri arasında ayırım yapmayız. Biz Allah’a teslim olanlarız

[137] Eger Yahudi ve Hıristiyanlar da sizin iman ettiginiz gibi iman ederlerse suphesiz hidayete ererler; yok eger yuz cevirirlerse onlar ancak ayrılık icindedirler. Allah onlara karsı sana yeter. O hakkıyla isiten ve bilendir

[138] Iste Allah’ın boyası! Allah’tan daha guzel boyası olan kim vardır? Biz yalnız ona kulluk ederiz

[139] (O kitap ehline) De ki: -Siz, bizimle Allah hakkında mı tartısıyorsunuz? Halbuki, O, bizim de Rabbimiz sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz Allah’a icten /katıksız olarak baglananlarız

[140] Yoksa siz, Ibrahim’in, Ismail’in, Ishak’ın, Yakub’un ve torunlarının, Yahudi yahut Hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? (onlara) de ki: -Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah’tan gelen bir sahitligi yanında gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

[141] Onlar gelip gecmis bir ummettir. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıgınız da size aittir. Ve siz onların yaptıklarından dolayı sorumlu olmayacaksınız

[142] Insanlardan bir takım beyinsizler: -Uzerlerinde bulundukları kıblelerinden onları donduren nedir? diyecekler. De ki: -Dogu da batı da Allah’a aittir. O diledigi kimseyi dogru yola iletir

[143] Nitekim, insanlara sahit olmanız, Peygamber’in de size sahit olması icin sizi vasat /adil bir ummet kıldık. Senin uzerinde bulundugun kıbleyi ise sırf peygambere uyanları, okcesi uzerinde donenlerden ayırt edelim diye kıble yaptık. Allah’ın dogru yolu gosterdiklerinden baskası icin bu cok agır bir seydir. Allah sizin imanınızı zayi edecek degildir. Allah insanlara cok sefkatli ve merhametlidir

[144] (Ey Muhammed) Yuzunu semaya cevirip durdugunu goruyoruz. Seni hosnut olacagın kıbleye ceviriyoruz. Yuzunu Mescid-i Haram´a cevir. Nerede bulunursanız bulunun yuzlerinizi o yone cevirin. Kitap ehli, bunun Rab’lerinden gelen bir hak oldugunu cok iyi bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz degildir

[145] Sen, kitap verilenlere her belgeyi getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar; sen de onların kıblesine tabi olacak degilsin. Zaten onlar, birbirlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Sana gelen bunca ilimden sonra onların arzularına uyarsan o zaman sen de zalimlerden olursun

[146] Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudi ve Hıristiyanlar) onu (Muhammed’i) oz ogulları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı bildikleri halde hakkı gizlerler

[147] Hak, Rabbindendir. Oyleyse supheye dusenlerden olma

[148] Herkesin yuzunu cevirdigi bir yon vardır. Siz hayırlarda yarısın; nerede olursanız Allah sizi bir araya getirir. Suphesiz Allah’ın gucu her seye yeter

[149] Nereden yola cıkarsan cık, yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Bu, elbette Rabbinden gelen hak bir emirdir. Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir

[150] Nereden yola cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Nerede olursanız yuzunuzu o yone dondurun ki, insanların zulmedenlerinin dısında aleyhinize kullanacakları bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun. Ben de size verdigim nimeti tamamlayım. Boylece umulur ki, siz de dogru yolu bulursunuz

[151] Nitekim size, kendi icinizden ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitap ve hikmeti ogreten ve bilmediginiz seyleri de belleten bir elci gonderdik

[152] Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana sukredin, nankorluk etmeyin

[153] Ey inananlar, sabır ve namaz/dua ile (Allah’tan) yardım dileyin, suphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir

[154] Allah yolunda oldurulenlere “oluler” demeyin. Onlar, diridirler fakat siz hissedemezsiniz

[155] Sizi, biraz korku, aclık, mallardan, canlardan, urunlerden yana eksiltmekle imtihan ederiz. Sabredenleri mujdele

[156] Onlar, bir musibete ugrayınca: -Biz, Allah’a aitiz ve elbette O’na donecegiz derler

[157] Onlara, Rab’lerinden bir magfiret ve rahmet vardır. Hidayete ermis olanlar, iste onlardır

[158] Safa ve Merve, Allah’ın alametlerindendir. Bundan dolayı kim Kabe’yi hacceder yahut umre yaparsa her ikisini tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Kim gonlunden koparak bir hayır islemek isterse... Cunku Allah, mukafat veren ve her seyi bilendir

[159] Indirdigimiz acık delilleri ve dogru yolu kitapta insanlara acıkladıktan sonra onu gizleyenler.. Iste onlara hem Allah lanet eder, hem de lanet edenlerin hepsi lanet eder

[160] Ancak tevbe edenler, hallerini duzeltenler ve onu acıklayanlar mustesna. Bunların tevbelerini kabul ederim. Tevbeleri kabul eden, bagıslayan benim

[161] Inkar edip, o halde olenler var ya iste Allah’ın, meleklerin insanların hepsinin laneti onlaradır

[162] Onlar lanette temellidirler. Onlardan azap hafifletilmez ve onların yuzlerine bakılmaz

[163] Ilahınız tek bir ilahtır. Rahman ve Rahim olan O Allah’tan baska ilah yoktur

[164] Goklerin ve yerin yaratılmasında, gece ve gunduzun birbiri ardınca gelmesinde, insanlar icin faydalı olan seylerde, denizde yuzen gemilerde, Allah’ın gokten indirip de kendisiyle olumunden sonra yeryuzune hayat verdigi ve her turlu canlıyı orada yaydıgı suda, ruzgarı diledigi yone sevk edisinde ve gokyuzu ile yeryuzu arasında emre tabi olan bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk icin ayetler vardır

[165] Insanlardan kimi, Allah’tan baska esler tutarlar. Allah’ı sever gibi onları severler. Iman edenlerin ise, Allah sevgisi her seyden ustundur. O zalimler, azabı gorecekleri zaman, butun kuvvetin Allah’a mahsus oldugunu ve Allah’ın da siddetli azap sahibi oldugunu bir bilseler

[166] O zaman, gorecekler ki peslerine dusulup gidilenler, kendilerine uyanlardan hızla uzaklasmıslardır. Azabı gormusler, aralarındaki baglar da parcalanıp kopmustur

[167] Onların peslerinden gidenler: -Keske bizim icin dunyaya bir daha donus olsaydı da, onların bizden kactıkları gibi biz de onlardan kacsaydık derler. Iste Allah, onlara yaptıklarını boyle pismanlıklar halinde gosterecektir ve onlar atesten cıkacak da degillerdir

[168] Ey insanlar, Yeryuzundeki temiz ve helal seylerden yiyin. Seytana ayak uydurmayın, zira o sizin icin apacık bir dusmandır

[169] Muhakkak size, kotulugu, ahlaksızlıgı ve Allah’a karsı bilmediginiz seyleri soylemenizi emreder

[170] Onlara, Allah’ın indirdigine uyun denilince: -Hayır, biz, atalarımızı yapar buldugumuz seye uyarız, derler; ya ataları bir seye akıl erdiremeyen ve dogru yolda olmayan kimseler idiyseler

[171] Allah’a nankorluk edenlerin hali, cobanların cagırdıgı fakat, onun bagırıp cagırısından baska bir sey isitmeyen hayvanların durumu gibidir. Onlar, oyle sagır, dilsiz ve korlerdir ki akıllarını kullanmazlar

[172] Ey iman edenler! Sizi rızıklandırdıgımız temiz seylerden yiyin ve eger gercekten yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, ona sukredin

[173] Allah, size oluyu, kanı, domuz etini, bir de Allah’tan baskası icin kesileni haram kıldı. Bununla beraber, mecbur kalanın, taskınlık etmemek, asırı gitmemek sartıyla bunlardan yemesinde bir gunah yoktur. Suphesiz Allah, cok bagıslayıcı ve esirgeyendir

[174] Allah’ın indirdigi kitaptan, bir seyi gizleyip, onu az bir pahaya satanlar, iste onlar, karınlarına atesten baska bir sey doldurmuyorlar. Kıyamet gunu Allah, onlarla konusmayacak ve onları temize cıkarmayacaktır. Onlar icin acı bir azap vardır

[175] Onlar dogru yolu bırakıp sapıklıgı; magfireti bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Atese karsı ne de sabırlıdırlar

[176] (Bu azabın sebebi sudur:) Allah, kitabı suphesiz hak olarak indirmistir. O kitapta ihtilafa dusenler elbette haktan uzak bir ayrılık icindedirler

[177] Yuzlerinizi dogu ve batı yonune dondurmeniz iyilik degildir. Fakat iyilik Allah’a, ahiret gunune, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden, malını sevgisine ragmen; akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolculara, dilencilere, kolelere ve esirlere veren, namazı dosdogru kılan, zekatı veren, sozlestikleri zaman sozlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savasta sabredenlerin durumudur. Iste sadıklar ve muttakiler onlardır

[178] Ey Iman edenler! Oldurulenler hakkında size kısas farz kılındı. Hur olan ile hur, kole ile kole, kadın ile kadın kısas olunur. Olduren, olenin kardesi tarafından bagıslanmıssa, artık orfe uymak ve bagıslayana guzellikle diyet odemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra da tecavuzde bulunana elem verici azap vardır

[179] Ey akıl sahipleri, Kısasta sizin icin hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız

[180] Sizden birinize olum geldigi zaman, eger bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir bicimde vasiyet etmek, muttakiler uzerine bir borc olarak yazıldı

[181] Vasiyeti isittikten sonra degistiren olursa bunun gunahı degistirenlerin uzerinedir. Allah, suphesiz isiten ve bilendir

[182] Vasiyet edenin yanılacagından veya gunaha duseceginden endise duyan kimse (ilgililerin) aralarını duzeltirse, ona gunah yoktur. Allah, suphesiz bagıslayan ve merhamet edendir

[183] Ey Iman edenler! Oruc, sizden oncekilere farz kılındıgı gibi, Allah’a karsı gelmekten sakınasınız diye size de farz kılındı

[184] O, sayılı gunlerdir. Icinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadıgı gunlerin sayısınca diger gunlerde tutar. Oruca dayanamayanlar bir yoksul doyuracak kadar fidye verir. Kim gonulden iyilik yaparsa o iyilik kendinedir. Oruc tutmanız, eger bilirseniz sizin icin daha hayırlıdır

[185] Ramazan ayı, icinde insanlara dogru yolu gosteren, dogru ile yanlısı birbirinden ayırıp acıklayan, bir rehber olmak uzere Kur’an’ın indirildigi aydır. Sizden kim o aya erisirse oruc tutsun. Hasta olan veya seferde bulunan, tutamadıgı gunler sayısınca baska gunlerde tutsun. Allah, sizin icin kolaylık ister, zorluk istemez. Sayıyı tamamlamanızı ve size dogru yolu gosterdiginden dolayı Allah’ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki sukredersiniz

[186] Kullarım benden sana sorarlarsa; suphesiz ben yakınım. Bana dua edenin, dua ettigi zaman, duasına karsılık veririm. O halde onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana inansınlar ki dogru yolda olsunlar

[187] Oruc gecesi kadınlarınıza yaklasmak size helal kılındı. Onlar sizin ortunuz, sizde onların ortususunuz. Allah, nefsinize ihanet etmekte oldugunuzu biliyordu. Bu sebeple, tevbenizi kabul edip sizi bagısladı; artık onlara yaklasın ve Allah’ın sizin icin takdir ettigini dileyiniz. Fecir esnasında ufuktaki beyazlık; karanlıktan ayırt edilinceye kadar yiyin icin sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikafa cekilmis oldugunuzda kadınlara (geceleri de) yaklasmayın. Iste, Allah, insanlara kotuluklerden korunmaları icin ayetlerini boylece acıklar

[188] Aranızda birbirinizin mallarını haksız sebeplerle yemeyin ve bildiginiz halde insanların mallarından bir kısmını gunahı gerektirecek sekilde yemek icin onu hakimlere (rusvet olarak) aktarmayın

[189] Sana yeni dogan ayları sorarlar de ki: -Onlar, insanlar icin ve hac icin vakit olculeridir. Evlere arkasından girmeniz iyi degildir. Fakat iyi kimse kotulukten sakınan kimsedir. Evlere kapılarından girin. Allah’tan sakının ki kurtulusa eresiniz

[190] Sizinle savasanlarla, Allah yolunda siz de savasın, (fakat) haksız yere saldırmayın. Dogrusu Allah asırı gidenleri sevmez

[191] Sizinle savasanları nerede yakalarsanız oldurun. Onları, sizi cıkardıkları yerden cıkarın. Fitne; oldurmekten, daha kotudur. Onlar, Mescid-i Haram’ın yanında sizinle savasmadıkca, siz de onlarla orada savasmayın. Fakat, onlar sizinle orada savasırlarsa, onlarla savasın. Iste kafirlerin cezası budur

[192] Eger savasmaktan vazgecerlerse; suphesiz ki Allah, bagıslayandır, merhamet edendir

[193] Fitne kalmayıncaya, din/otorite de yalnız Allah’ın oluncaya kadar, onlarla savasın, eger savasa son verirlerse zalimlerden baskasına dusmanlık yoktur

[194] Hurmetli ay, hurmetli aya karsılıktır ve hurmetler de karsılıklıdır. O halde, size tecavuz edene, onun size saldırdıgı gibi siz de saldırın. Allah’tan sakının ve Allah’ın takva sahipleriyle beraber oldugunu bilin

[195] Allah yolunda harcamada bulunun. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Islerinizi iyi yapın. Suphesiz Allah, iyi is yapanları sever

[196] Haccı da, umreyi de Allah icin tam yapın, eger hac yapmaktan alıkonursanız, oraya kolayınıza gelen bir kurban gonderin. Kurban yerine ulasıncaya kadar da baslarınızı tıras etmeyin. Icinizden hasta olan ya da basından bir rahatsızlıgı bulunan bir kimsenin fidye olarak; ya oruc tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Guven icinde olursanız, hacca kadar umre ile faydalanmak isteyen kimseye, kolayına gelen bir kurban kesmek; bulamayana hac esnasında uc gun, dondugunuz vakit de yedi gun -ki bu tam on gun eder.- oruc tutmak gerekir. Bu, ailesi Mecsid-i Haram’da oturmayan kimseler icindir. Allah’tan sakının, Allah’ın cezasının siddetli olacagını bilin

[197] Hac bilinen aylardadır. Kim bu aylarda hac etmeye kesin karar verirse bilmelidir ki, hacda kadına yaklasmak, gunah islemek ve kavga etmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Bu sebeple kendinize azık edinin. Suphe yok ki azıgın en iyisi Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri benden korkun

[198] Rabbinizden rızık/fazl istemenizde her hangi bir gunah yoktur. Arafat’tan ayrılınca Mes’ari Haram’da Allah’ı zikredin. Nitekim, O, size yol gostermeden once gercekten, saskınlardan / dalalette olanlardan idiniz ya

[199] Sonra insanların toplu olarak akın ettigi yerden, siz de akın edin ve Allah’tan bagıslanma dileyin. Suphesiz Allah bagıslayandır, esirgeyendir

[200] Hac ibadetinizi bitirince atalarınızı andıgınız gibi, hatta daha da kuvvetli bir anısla Allah’ı zikredin. Insanlardan: -Rabbimiz, bize bu dunyada ver, diyenler vardır. Onların ahirette hic bir nasibi yoktur

[201] Insanlardan: -Rabbimiz, bize bu dunyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi atesin azabından koru! diyenler vardır

[202] Iste onlar, kazandıklarından dolayı nasibi olanlardır. Nitekim, Allah hesabı cok cabuk gorur

[203] Allah’ı sayılı gunlerde de anın. Gunahtan sakınan kimseye, acele edip (Mina’daki ibadeti) iki gunde bitirse de gunah yoktur, geri kalsa da gunah yoktur. Allah’tan sakının, onun katında toplanacagınızı bilin

[204] Insanlardan dunya hayatına dair konusması senin hosuna giden, pek azılı bir dusman iken, kalbinde olana Allah’ı sahit tutan

[205] Is basına gecince yeryuzunde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye calısan kimseler vardır. Allah bozgunculugu sevmez

[206] Ona: -Allah’tan kork, denince gururu kendisine gunah isletir. Ona cehennem yeter. Gercekten (orası, varılacak) yerin en kotusudur

[207] Insanlar arasında, Allah’ın rızasını kazanmak icin canını verenler vardır. Allah kullarına karsı sefkatlidir

[208] Ey iman edenler! Hep birden kurtulusa girin, seytana ayak uydurmayın, o sizin apacık dusmanınızdır

[209] Size belgeler geldikten sonra saparsanız, bilin ki Allah gucludur, hakimdir

[210] Bulut golgeleri icinde Allah’ın ve meleklerin gelmesini ve isin bitirilmesini mi bekliyorlar? Butun isler Allah’a dondurulup goturulecektir

[211] Israilogullarına sor, onlara apacık nice ayetler verdik. Kim, Allah’ın nimeti kendisine ulastıktan sonra onu degistirirse, suphesiz Allah’ın cezası cok siddetlidir

[212] Kufredenlere dunya hayatı cazip gorunmekte ve bu sebeple iman edenlerle alay etmektedirler. Oysa Allah’tan korkanlar, kıyamet gunu onların cok ustundedirler; Allah diledigine hesapsız rızık verir

[213] Insanlar tek bir ummet idi. Allah, peygamberleri mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdi; insanların ayrılıga dustukleri hususlarda aralarında hukum vermek icin, onlarla birlikte hak olan kitabı da indirdi. Ancak kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra aralarındaki kıskanclık yuzunden onda ayrılıga dustuler. Allah ise iman edenleri, onların hakkında ayrılıga dustukleri dogruya kendi izniyle ulastırdı. Allah, diledigine dogru yolu gosterir

[214] Sizden once gelenlerin durumu, sizin basınıza gelmeden cennete gireceginizi mi zannettiniz? Onlara oyle yoksulluk ve sıkıntı geldi ve oyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve onun yanındaki mu’minler bile: -Allah’ın yardımı ne zaman? diyecek kadar darlıga ve zorluga ugramıslar ve sarsılmıslardı. Iyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır

[215] Sana sadaka olarak ne vereceklerini soruyorlar, de ki: -Hayırdan infak edeceginiz sey; anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmıslaradır. Hayır olarak yaptıgınız seyleri, Allah suphesiz en iyi bilendir

[216] Sizin icin hos olmasa da savas size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoslanmadıgınız bir sey, sizin icin iyidir ve ihtimal ki sizin hoslandıgınız bir sey sizin icin kotudur. Siz bilmezsiniz Allah bilir

[217] Sana hurmetli ayda yapılan savası soruyorlar, de ki: -O ayda savasmak buyuk suctur, Allah yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram’a (girmeye) engel olmak ve halkını oradan cıkarmak Allah katında daha buyuk suctur. Fitne (cıkarmak) ise, oldurmekten daha buyuktur. Gucleri yeterse sizi dininizden dondurunceye kadar sizinle savasmaya devam ederler. Sizden kim dininden donup, kafir olarak olurse iste onlar, amelleri dunyada ve ahirette bosa gidenlerdir. Iste onlar ates ehlidir. Orada ebedi kalacaklardır

[218] Iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler, iste onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah bagıslayandır, merhamet edendir

[219] Sana icki ve kumarı soruyorlar. De ki: -Onlarda buyuk gunah ve insanlara bazı faydalar vardır. Gunahları faydasından daha buyuktur. Ne sarf edeceklerini sana soruyorlar; De ki: -Ihtiyactan fazlasını! Iste Allah, size dusunesiniz diye ayetleri (boyle) acıklıyor

[220] Sana yetimleri soruyorlar. De ki: -Onların islerini duzeltmek hayırlıdır. Eger onlarla bir arada yasarsanız artık onlar sizin kardeslerinizdir. Allah duzeltenden, bozanı ayırt etmesini bilir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Suphesiz Allah gucludur, hakimdir

[221] Musrik kadınlarla, onlar iman etmedikce evlenmeyin. Mumin bir cariye, hosunuza giden musrik bir kadından daha hayırlıdır. Iman etmedikce, musrik erkeklerle mumin kadınları evlendirmeyin. Mumin bir kole, hosunuza gitse bile musrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, atese cagırırlar, Allah ise, izniyle, cennete ve magfirete cagırır ve insanlara dusunup ibret alsınlar diye ayetlerini acıklar

[222] Sana, kadınların adet halinden de soruyorlar. De ki: -O bir ezadır, adet halinde iken kadınlardan uzak durun, temizlenmelerine kadar onlara yaklasmayın. Temizlendikleri zaman Allah’ın size buyurdugu yoldan yaklasın. Allah, suphesiz daima tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever

[223] Kadınlar sizin tarlanızdır! Tarlanıza istediginiz gibi gelin, kendiniz icin onceden hazırlık yapın. Ve Allah’tan korkun ve O’na kavusacagınızı bilin, bunu muminlere mujdele

[224] Yeminleriniz sebebiyle iyilik yapmanıza, takva sahibi olmanıza ve insanların arasını bulmanıza Allah’ı engel kılmayın. Allah, her seyi isitendir, bilendir

[225] Allah, sizi kasıtsız (olarak yaptıgınız) yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat kalplerinizin kazandıgı (bile bile yaptıgınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah cok bagıslayandır, cok sefkat, merhamet edendir

[226] Kadınlarına yaklasmamaya yemin edenlerin, dort ay beklemeleri gerekir. Eger (yeminlerinden) donerlerse suphesiz Allah, bagıslayandır, merhamet edendir

[227] Eger bosanmaya karar verirlerse suphesiz Allah isitendir, bilendir

[228] Bosanmıs kadınlar, kendi baslarına uc adet donemi beklerler. Eger onlar Allah’a ve ahiret gunune inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattıgını gizlemeleri helal olmaz. Eger, bu sure icinde barısmak isterlerse kocaları da onları almaya daha cok hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar uzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler uzerinde hakları vardır. Erkekler, kadınlardan bir derece daha ustundurler. Allah, mutlak galiptir, hakimdir

[229] Bosanma iki defadır, sonra ya iyilikle tutmak ya da guzelce salıvermek gerekir. Kadınlara verdiklerinizden bir seyi -kadın ve erkek Allah’ın cizdigi hududu ihlal etmekten korkmadıkca- geri almanız size helal degildir. Fakat onların, Allah’ın cizdigi hududu ihlal etmelerinden korkarsanız, o zaman kadının kocasına fidye vermesinde ikisine de gunah yoktur. Bunlar, Allah’ın yasalarıdır. Onları bozmayın. Allah’ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir

[230] Bundan sonra erkek, kadını bosarsa, kadın baska birisiyle evlenmedikce bir daha kendisine helal olmaz. Eger ikinci koca da onu bosarsa, Allah’ın yasalarını koruyacaklarını zannederlerse (eski karı kocanın) birbirlerine donmelerinde bir gunah yoktur. Bunlar bilen bir toplum icin, Allah’ın acıkladıgı yasalardır

[231] Kadınları bosadıgınızda bekleme sureleri sona ererken, ya onları guzellikle tutun; ya da guzellikle bırakın fakat haklarına tecavuz etmek icin, onlara zararlı olacak sekilde tutmayın; boyle yapan suphesiz kendisine zulmetmis olur. Allah’ın ayetlerini eglence edinmeyin. Allah’ın uzerinizdeki nimetini ve size ogut vermek icin indirdigi kitabı, hikmeti dusunun. Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah, suphesiz her seyi bilendir

[232] Kadınları bosadıgınız vakit, onlar da bekleme surelerini bitirince aralarında mesru bir sekilde anlastıkları takdirde, kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın. Iste, sizden Allah’a ve ahiret gunune iman edenlere, bununla ogut veriliyor. Bu, sizin icin daha faydalı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[233] Anneler cocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen baba icin tam iki sene emzirirler. Annelerin yiyecek ve giyecegini uygun bir sekilde saglamak, cocuk kendisinin olan babaya borctur. Bir kisiye gucunun ustunde bir sey yuklenmez. cocugu yuzunden anne de, cocuk kendisinin olan baba da zarara sokulmamalıdır. Varise de aynısı duser. Eger anne ve baba aralarında danısarak ve anlasarak sutten kesmek isterlerse, ikisine de gunah yoktur. cocuklarınızı (sut anneye) emzirtmek isterseniz, vereceginiz ucreti orfe uygun bir sekilde oderseniz size bir gunah yoktur. Allah’tan sakının, Allah’ın yaptıgınız seyleri gordugunu bilin

[234] Icinizden olenlerin bırakmıs oldugu hanımlar, kendi kendilerine dort ay on gun beklerler. Muddetleri sona erdiginde, onların kendi haklarında uygun sekilde yaptıklarından dolayı sizin uzerinize bir gunah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[235] Boyle kadınlara kapalı bir sekilde evlenme teklif etmenizde veya icinizden onlarla evlenmeyi gecirmenizde size bir gunah yoktur. Allah, sizin onları dusundugunuzu bilmektedir. Fakat, mesru sozler dısında onlarla gizlice sozlesmeyin, muddet sona erene kadar nikah akdine kalkısmayın. Icinizde olanı Allah’ın bildigini bilin de, O’ndan cekinin. Allah’ın bagıslayan ve sabırlı oldugunu bilin

[236] Kadınlara temas etmeden ve mehirlerini bicmeden, onları bosarsanız sizin uzerinize bir gunah yoktur. Zengin olanlar gucleri olcusunde, fakir olanlar da yine gucleri olcusunde, uygun bir sekilde onları faydalandırın. Bu iyi davrananların sanına yakısır bir borctur

[237] Eger onlara mehir bicer de temas etmeden onları bosarsanız, -kendileri veya nikah akdi ellerinde olan kimsenin bagıslaması mustesna -belirlediginiz mehrin yarısını onlara verin. Mehrin hepsini bagıslamanız takvaya daha uygundur. Aranızdaki iyiligi unutmayın. Allah, suphesiz yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[238] Namazlara ve orta namaza devam edin. Gonulden baglılık ve saygı ile Allah’ın huzuruna durun

[239] Eger bir tehlikeden korkarsanız, yaya yahut binekli olarak namaz kılın. Guvene kavustugunuz zaman bilmediginiz seyleri size ogrettigi gibi Allah’ı zikredin

[240] Icinizden olup geriye esler bırakan erkekler, bir seneye kadar esleri evlerinden cıkarılmayacak bir gecimlik vasiyet etmis olmalıdırlar. Sayet kadınlar kendileri cıkarlarsa, kendi haklarında uygun olanı yapmalarından dolayı size bir mesuliyet (gunah) yoktur. Allah mutlak galiptir, hukum ve hikmet sahibidir

[241] Bosanmıs kadınlara orfe uygun sekilde bir gecimlik saglanmalıdır. Bu muttakiler uzerine bir gorevdir

[242] Dusunesiniz diye Allah, ayetlerini size boyle acıklar

[243] Binlerce kisi iken olum korkusuyla yurtlarından cıkanları gormedin mi? Allah onlara “olun” dedi, sonra da onları tekrar diriltti. Suphesiz Allah insanlara karsı ikram sahibidir. Ama insanların cogu sukretmezler

[244] Allah yolunda savasın ve bilin ki Allah her seyi isiten, bilendir

[245] Allah’a guzel bir odunc verip de Allah’ın da onun karsılıgını kat kat artırarak verecegi hani kim var? Allah, hem daraltır, hem genisletir, siz yalnız O’na donduruleceksiniz

[246] Musa’dan sonra Israilogullarının ileri gelenlerini gormedin mi? Peygamberlerinden birine: -Bize, bir hukumdar gonder de, Allah yolunda savasalım demislerdi. Peygamberleri: -Ya, savas size farz olunca savasmazsanız? demisti de: -Bizler neden Allah yolunda savasmayalım ki, biz yurtlarımızdan ve ogullarımızdan uzaklastırıldık, demislerdi. Fakat uzerlerine savas farz kılınınca iclerinden pek azı haric yuz cevirdiler. Allah, zalimleri suphesiz bilir

[247] Peygamberleri onlara, dedi ki: -Allah, Talut’u size hukumdar gonderdi. -O bizim uzerimize nasıl hukumdar olabilir? Biz hukumdarlıga ondan daha layıkız. Ona, malca da bir bolluk verilmemistir, dediler. Peygamber de: -Allah, onu sizin uzerinize secti, onun bilgisini ve gucunu artırdı. Allah, mulkunu diledigine verir. Allah’ın lutfu genistir. O, her seyi bilendir, dedi

[248] Ve yine onlara Peygamberleri, soyle dedi: -O’nun, hukumdarlıgının alameti sandıgın size gelmesidir. Onun icinde Rabbiniz´den bir ferahlık ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin geriye bıraktıklarından bir kalıntı vardır. Onu melekler tasımaktadır. Eger inanıyorsanız, bunda sizin icin kesin bir alamet vardır

[249] Talut, ordusuyla birlikte ayrıldıgında: -Allah, sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim sudan icerse benden degildir, sadece eliyle bir avuc almasından baska ondan tatmayan bendendir, dedi. Onlardan pek azı haric o sudan ictiler. Nihayet Talut ve kendisiyle beraber iman edenler ırmagı gecince, otekiler: -Bugun Calut’a ve onun ordusuna karsı koyacak gucumuz yok, dediler. Rablerine kavusacaklarını dusunenler ise: -Nice sayıca az topluluklar, Allah’ın izni ile sayıca cok olan toplulukları yenmislerdir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler

[250] Calut ve ordusuna karsı cıktıklarında: -Rabbimiz! uzerimize sabır yagdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kafir topluma karsı bize yardım et, zafer ver, dediler

[251] Neticede Allah’ın izniyle onları bozguna ugrattılar. Davut da, Calut’u oldurdu. Allah, Davud’a hukumdarlık ve hikmet verdi, Ona dilediginden ogretti. Allah’ın insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryuzunun duzeni bozulurdu. Fakat Allah, alemlere karsı lutuf sahibidir

[252] Iste bunlar Allah’ın ayetleridir. Biz onları sana hakkiyle okuyoruz. Suphesiz, sen de peygamberlerdensin

[253] Iste, bu peygamberlerdir ki biz, onların bir kısmını bir kısmından ustun kıldık. Allah, onlardan bir kısmıyla konusmus ve bir kısmının da derecelerini yukseltmistir. Meryem oglu Isa’ya da acık belgeler verdik ve O’nu Ruhu´l- Kudus ile destekledik. Allah dilemis olsaydı, kendilerine acık belgeler geldikten sonra o peygamberlerin ardından gelenler birbirlerini oldurmezlerdi. Fakat, onlar ihtilafa dusup bir kısmı iman etti, bir kısmı da kafir oldu. Allah dileseydi birbirlerini oldurmezlerdi. Fakat, Allah, diledigini yapar

[254] Ey iman edenler, Icinde alısverisin, dostlugun ve de sefaatin olmadıgı bir gun gelmezden once, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Inkar edenler, iste onlar, zalimlerdir

[255] Allah, O’ndan baska ilah yoktur. Diri (hayat sahibi) ve yaratıklarının uzerinde gozeticidir. O’nu bir uyuklama ve uyku tutmaz. Goklerde ve yerde olanların hepsi O´nundur. O´nun izni olmadan yanında kim sefaat edebilir? Onlerinde ve arkalarında olanı bilir. O’nun ilminden -diledigi kadarı haric- hicbir sey kavrayamazlar. O’nun otoritesi, gokleri ve yeri kaplamıstır. Onları koruyup gozetmek O’na asla agır gelmez. O, cok yucedir, cok buyuktur

[256] Dinde zorlama yoktur. Hak yol, batıl yoldan apacık ayrılmıstır. Kim tagutu tanımayıp, Allah’a iman ederse, muhakkak ki o (kimse) kopması mumkun olmayan en saglam kulpa yapısmıstır. Allah, hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[257] Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Kufredenlerin velileri ise taguttur. Onları aydınlıktan, karanlıga cıkarırlar. Iste onlar, ates arkadaslarıdır. Orada surekli olarak kalacaklardır

[258] Allah, kendisine hukumdarlık verdi diye, Rabbi hakkında Ibrahim’le tartısmaya gireni gormedin mi? Ibrahim: -Rabbim dirilten ve oldurendir, dedigi zaman, O da: -Ben de oldurur ve diriltirim demis. Ibrahim de: -Allah, gunesi dogudan getirir, haydi sen de onu batıdan getir! deyince, o kufreden sasırıp kalmıstı. Allah, zalim topluma dogru yolu gostermez

[259] Veya altı ustune gelmis, ıssız bir beldeye ugrayan kimse gibi: -Allah, burasını olumden sonra nasıl diriltir? demisti de, bunun uzerine Allah, onu yuz yıl olu bıraktı, sonra onu diriltti. Ona: -Ne kadar kaldın? demistik. O da: -Bir gun veya bir gunun bir kısmı kaldım, demisti. -Hayır, yuz yıl kaldın, boyleyken yiyecegine ve icecegine bak, henuz bozulmamıs, esegine de bak, seni insanlara bir ibret kılmak icin, bir de o kemiklere bak, nasıl bir araya getiriyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz? demisti. O kendisine bunlar apacık belli olduktan sonra: -Artık biliyorum ki Allah’ın her seye gucu yeter, demisti

[260] Ibrahim; -Rabbim, bana oluleri nasıl dirilttigini goster, demisti. (Allah da:) -Inanmıyor musun? buyurunca: -Suphesiz inanıyorum, fakat kalbimin tatmin olması icin! (istiyorum) demisti. -Oyleyse dort kus tut. Onları kendine alıstır, sonra onları (parcalayıp) her parcasını bir dagın uzerine koy, sonra da onları cagır. Sana kosarak gelirler. Bil ki Allah, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[261] Mallarını Allah yolunda harcama yapanların durumu yedi basak bitiren, her bir basakta yuz tane bulunan bir tohuma benzer. Allah, diledigine kat kat verir. Allah lutfu genis olan ve her seyi bilendir

[262] Mallarını Allah yolunda harcama yapıp, sonra da verdiklerinin ardından basa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin, Rab’leri katında mukafatları vardır. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[263] Guzel bir soz ve af, pesinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, zengindir, sefkatlidir

[264] Ey iman edenler, Allah’a ve ahiret gunune inanmadıgı halde, insanlara gosteris icin malını harcayan adam gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı gecersiz kılmayın. Bunun durumu, uzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, siddetli bir saganak iner de onu kupkuru bırakır. Onlar, kazandıklarından bir sey elde edemezler. Allah inkarcı topluma yol gostermez

[265] Mallarını, Allah’ın hosnutlugunu kazanmak ve kendilerinde olan (imanı) saglamlastırmak icin harcayanların durumu ise, yuksekce bir tepede bulunan, oraya saganak yagmur isabet edince meyvelerini iki misli veren bir bahceye benzer. Saganak yagmur olmasa da orada bir cisinti vardır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[266] Sizden biri arzu eder mi ki, hurma ve uzum bagları bulunan ve icinden ırmaklar akan, ayrıca icinde meyvenin her cesidi bulunan bir bahcesi olsun da, tam kendisine ihtiyarlık cokup, kucuk ve gucsuz cocuklarının bulundugu bir anda atesli bir kasırga kopsun ve bahcesini kasıp kavursun? Iste Allah, ayetlerini, dusunesiniz diye boyle acıklıyor

[267] Ey iman edenler, Gerek kazandıklarınızın ve gerekse yerden sizin icin cıkardıklarımızın iyilerinden bagısta bulunun. Gozunuzu kapatmadan alamayacagınız kotu malları vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah, hic bir seye ihtiyacı olmayan ve hamd edilmeye layık olandır

[268] Seytan, sizi fakirlikle korkutur ve size cimriligi emreder. Allah ise, size magfiretini ve bolluk vaat ediyor. Allah, her seyi kusatandır, her seyi bilendir

[269] O, hikmeti diledigi kimseye verir. Hikmet verilen kimseye pek cok hayır da verilmistir. Temiz akıl sahiplerinden baskası ogut alıp dusunmez

[270] Nafakadan her ne infak etmis veya adaktan ne adamıssanız, suphesiz Allah onu bilir. O gun zalimler icin hic bir yardımcı yoktur

[271] Eger sadakaları acık olarak verirseniz o, ne guzeldir. Sayet onu gizleyip de fakirlere verirseniz, o da sizin icin hayırlıdır. (Allah bununla) gunahlarınızdan bir kısmını bagıslar... Allah, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır

[272] (Ey Muhammed) Onları hidayete erdirmek senin uzerine borc degildir. Fakat Allah, diledigi kimseyi hidayete erdirir. Iyilik olarak her ne verirseniz, o kendiniz icindir. Zaten siz, yalnız Allah’ın rızasını kazanmak icin verirsiniz. Iyilik olarak ne verirseniz haksızlıga ugratılmaksızın (bunun karsılıgı) size eksiksizce odenecektir

[273] (Sadakalar,) Allah yolunda mahsur kalmıs, kazanc icin yeryuzunde dolasamayan, cekingenliklerinden dolayı, bilmeyenlerin onları zengin zannettikleri, senin de simalarından tanıdıgın, yuzsuzluk edip insanlardan istemeyen fakirler icindir. Hayır olarak ne harcarsanız, suphesiz Allah onu hakkıyla bilir

[274] Gece ve gunduz, gizli ve acık olarak mallarından verenler, iste onlar icin Rab’leri katında mukafatlar vardır! Onlara korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır

[275] Faiz yiyenler, “alısveris, faiz gibidir” demeleri dolayısıyla, ancak kendisini seytan carpmıs kimsenin kalktıgı gibi kalkarlar. Halbuki Allah, alısverisi helal, faizi ise haram kılmıstır. Kime Rabbinden bir ogut gelir ve o da (faize) son verirse, gecmisi kendisine, isi Allah’a aittir. Kim de tekrar (faizcilige) donerse, iste bunlar cehennem ashabıdır. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[276] Allah, faizi eksiltir, sadakaları ise bereketlendirir. Allah, hic bir kafiri ve gunahkarı sevmez

[277] Suphesiz, iman edenler, dogruları yapanlar, namazı hakkıyla kılanlar ve zekatı verenler icin Rab’leri katında mukafatları vardır; onlara korku yoktur; onlar, mahzun da olmayacaklardır

[278] Ey iman edenler, Eger gercekten mumin iseniz, Allah’tan korkun ve faizden geri kalanı bırakın

[279] Eger boyle yapmazsanız, bunun Allah’a ve Elcisi´ne karsı acılmıs bir savas oldugunu bilin... Sayet tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. (Boylece) zulmetmemis ve de zulme ugramamıs olursunuz

[280] Eger (borclu) darda ise eli genisleyinceye kadar ona muhlet verin. Sadaka olarak bagıslamanız, bilirseniz sizin icin daha hayırlıdır

[281] Allah’a donduruleceginiz ve zulme ugratılmadan herkese kazandıgı seyin odenecegi gunden korunun

[282] Ey iman edenler, Belirli bir sureye kadar borclandıgınız zaman onu yazın. Aranızda bir katip dogru olarak yazsın. Katip Allah’ın kendisine ogrettigi gibi yazmaktan kacınmasın, yazsın. Borclu olan da yazdırsın. Rabbi olan Allah’tan korksun da ondan hic bir seyi eksiltmesin. Eger borclu cahil veya zayıf, ya da bizzat kendisi yazdırmaya gucu yetmezse, velisi (onu) dosdogru yazdırsın. Erkeklerinizden iki de sahit bulundurun. Eger iki erkek yoksa, razı olacagınız sahitlerden, bir erkek ve biri unuttugu zaman digerinin ona hatırlatması icin iki kadın (sahit de olabilir.) Sahitler cagrıldıklarında (sahitlik etmekten) kacınmasınlar. Kucuk olsun, buyuk olsun borcu suresiyle birlikte yazmaya usenmeyin. Bu, Allah katında daha adaletli, sahitlik icin daha saglam, supheye dusmemeniz icin de en isabetli olandır. Ancak aranızda yaptıgınız alısverisin pesin bir ticaret olması halinde onu yazmamanızın bir gunahı yoktur. -Alısveris yaptıgınız zaman da sahit tutun. Yazana da sahide de zarar verilmesin. Eger bir zarar verirseniz bu suphesiz, sizin yoldan cıkmanız demektir. Allah’tan korkun. Allah (bunları) size ogretmektedir. Allah her seyi bilendir

[283] Eger yolculukta iseniz bir katip de bulamazsanız, (borca karsılık) alınmıs rehinler yeterlidir. Eger birbirinize guvenirseniz, kendisine guvenilen kimse emanetini odesin. Sahitligi gizlemeyin, kim onu gizlerse, o mutlaka kalben gunahkardır. Allah, yapmakta olduklarınızı bilendir

[284] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Icinizdekini acıklasanız da gizleseniz de, Allah, onunla sizi hesaba ceker! Sonra da diledigi kimseyi bagıslar, diledigi kimseyi de azaba ugratır. Allah’ın her seye gucu yeter

[285] Peygamber, Rabbi´nden kendisine indirilene iman etmistir, mu’minler de! Hepsi de, Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etmis ve: -Allah’ın peygamberlerinden hic birini (digerinden) ayırmayız. Isittik ve itaat ettik, Rabbimiz, bagıslamanı dileriz, donus sanadır.” demislerdir

[286] Allah, hic kimseye gucunun ustunde bir sey yuklemez. (Herkesin) kazandıgı (iyilik) lehine ve isledigi (kotuluk) ise aleyhinedir! -Rabbimiz, eger unuttuk veya hata yaptıysak, bizi hesaba cekme, Rabbimiz, bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agır bir gorev yukleme. Rabbimiz, gucumuzun yetmeyecegini bize tasıtma. Bizi affet, bizi bagısla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Kafir topluma karsı bize yardım et

Âl-i İmrân

Surah 3

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Allah, kendisinden baska ilah yoktur. Hayat sahibidir. gozeticidir

[3] O, sana, onceden indirdigi Tevrat ve Incil’i tasdik eden kitabı hak olarak indirmistir

[4] Daha once, insanlar icin yol gosterici ve hakkı batıldan ayıran /Furkanı da indirmisti. Allah’ın ayetlerini inkar edenlere/tanımayanlara siddetli bir azap vardır. Allah gucludur, cezalandırıcıdır

[5] Allah’a yer ve gokte olanlardan hic bir sey gizli kalmaz

[6] Ana rahminde size diledigi gibi sekil veren O’dur. Kendinden baska ilah olmayan, Aziz ve Hakim olan O’dur

[7] Sana kitabı indiren O’dur. Onda bir kısmı, muhkem -ki bunlar kitabın ozudur.- bir kısmı da mutesabih ayetler vardır. Kalplerinde egrilik olanlar, fitne cıkarmak ve onun tevilini yapmak icin onun mutesabih olanlarına uyarlar. Oysa, onun tevilini Allah’tan baskası bilmez. Ilimde derinlesenler ise “Biz, ona iman ettik, onun hepsi Rabbimizin katındandır.” derler. Temiz akıl sahiplerinden baskası dusunmez

[8] Rabbimiz, bizi dogru yola ilettikten sonra, kalplerimizi egriltme. Bize katından rahmet bahset, suphesiz sen, bol bol bagıslayansın

[9] Rabbimiz, gelecegi suphe goturmeyen gunde butun insanları toplayacak olan suphesiz sensin. Allah sozunden donmez

[10] Suphesiz kafir olanlar, onların malları da, cocukları da Allah’a karsı zerre kadar kendilerine fayda saglamayacaktır. Iste bunlar, atesin yakıtı olanlardır

[11] Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan oncekilerin gidisi (tavırları) gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları gunahları sebebiyle cezalandırdı. Allah’ın cezalandırması pek siddetlidir

[12] (Inkar edenlere) de ki: -Yakında yenilgiye ugrayacak ve toplanıp cehenneme suruleceksiniz, orası ne kotu yerlesme yeridir

[13] Karsı karsıya gelen iki toplulukta, sizin icin bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savasıyordu, digeri ise kafir idi. Gozleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını goruyorlardı. Allah, diledigini yardımıyla guclendirir. Bunda, goren goze sahip olanlar icin gercekten ibret vardır

[14] Kadınlara, evlatlara, obek obek yıgılmıs altın ve gumuse, guzel cins atlara, davarlara ve ekinlere karsı asırı sevgi insanlara cekici ve hos gosterildi. Oysa bunlar, dunya hayatının nimetleridir. Asıl varılacak guzel yer Allah katındadır

[15] De ki: -Size, bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah’tan korkan/gunahlardan sakınanlara, altından nehirler akan ebedi kalacakları cennetler vardır. Tertemiz esler ve Allah’ın guzel kabulu vardır. Allah, kullarını hakkıyla gorendir

[16] Onlar: -Rabbimiz, biz, kesin olarak iman ettik. Bizim gunahlarımızı bagısla ve bizi atesin azabından koru, diyenlerdir

[17] (Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gonulden boyun egenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bagıslanma dileyenlerdir

[18] Allah sahittir ki kendisinden baska bir ilah yoktur. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de (buna sahittir.) O’ndan baska ilah yoktur. O, azizdir, hakimdir

[19] Allah katında din Islam’dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskanclık ve baskaldırı yuzunden ihtilafa dustuler. Kim Allah’ın ayetlerini inkar edip tanımazsa Allah, hesabı cok seri bir sekilde gorendir

[20] Seninle tartısmaya girisirlerse de ki: -Ben, bana tabi olanlarla birlikte kendimi Allah’a teslim ettim. Kendilerine kitap verilenlere ve ummilere de de ki: -Siz de teslim oldunuz mu? Eger teslim oldularsa dogru yolu bulmuslar demektir. Eger yuz cevirirlerse, sana dusen yalnızca tebligdir. Allah kullarını gormektedir

[21] Allah’ın ayetlerini inkar edenlere, peygamberleri haksız yere oldurenlere, insanlardan adaleti emredenleri oldurenlere, iste onlara, acıklı bir azap mujdesi ver

[22] Bunlar, dunya ve ahirette amelleri bosa cıkanlardır. Bunların bir yardımcısı da yoktur

[23] Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri gormedin mi? Aralarında hakem olarak Allah’ın kitabına cagırılıyorlar da sonra onlardan bir kısmı donup uzaklasıyor. Onlar, iste boyle yuz cevirenlerdir

[24] Bu, onların: -Ates, bize sayılı gunlerin dısında dokunmayacaktır, demeleri yuzundendir. Uydura geldikleri yalanlar onları dinlerinden saptırdı

[25] Geleceginde suphe olmayan gunde, onları bir araya getirecegimiz ve herkese kazandıgının karsılıgı, zulmedilmeden (eksiksizce) odendigi zaman (onların halleri) nice olacaktır

[26] De ki: -Ey hakimiyetin yegane sahibi Allah’ım, mulku diledigine verirsin, dilediginden de mulku cekip alırsın, diledigini yukseltir / aziz kılarsın, diledigini de alcaltır / zelil edersin. Butun hayır senin elindedir, suphesiz senin her seye gucun yeter

[27] Geceyi gunduze gecirir, gunduzu de geceye sokarsın. Diriyi oluden cıkarır, oluyu de diriden cıkarırsın. Diledigine de hesapsız rızık verirsin

[28] Muminler, muminleri bırakıp kafirleri veli / dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah’tan hic bir sey beklemesin. Ancak, onlardan (gelebilecek bir tehlikeden korkarsanız) korunma gayesiyle, sakınmanız harictir. Allah, asıl kendisinden korkmanız icin sizi uyarıyor. Donus Allah’adır

[29] De ki: -Icinizdekini gizleseniz de acıklasanız da onu Allah bilir. Goklerde ve yerde olan her seyi bilir. Allah’ın her seye de gucu yeter

[30] Herkes, yaptıgı butun iyilikleri; de kotulukleri de karsısında bulacagı o gun isteyecek ki kotulukleri ile kendi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, sizi kendisi ile uyarır / korkutur. Allah kullarına karsı da cok sefkatlidir

[31] De ki: -Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Allah, bagıslayandır, merhamet edendir

[32] De ki: -Allah’a ve Resulune itaat edin! Eger yuz cevirirlerse, suphesiz Allah, kafirleri sevmez

[33] Allah; Adem’i, Nuh’u, Ibrahim ailesini ve Imran ailesini (birbirlerinin soyu olarak) toplumlar uzerine seckin kıldı. Allah, hakkıyla isiten ve hakkıyla bilendir

[34] Allah; Adem’i, Nuh’u, Ibrahim ailesini ve Imran ailesini (birbirlerinin soyu olarak) toplumlar uzerine seckin kıldı. Allah, hakkıyla isiten ve hakkıyla bilendir

[35] Hani Imran’ın karısı: -Rabbim karnımda olanı sadece sana hizmet etmek uzere adadım, benden kabul buyur. Suphesiz sen, hakkıyla isitensin, hakkıyla bilensin demisti

[36] Onu dogurunca da: -Rabbim, ben, kız dogurdum. (Halbuki Allah, neyi doguracagını en iyi bilendir) Erkek, kız gibi degildir. Adını Meryem koydum, O’nu da onun soyunu da kovulmus seytandan senin korumana veriyorum” dedi

[37] Rabbi, onu guzel bir kabul ile karsıladı ve onu guzel bir bitki gibi yetistirdi. Zekeriya’yı da ona bakmakla gorevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulundugu ibadet mahalline girse O’nun yanında bir yiyecek bulurdu: -Meryem, bu sana nereden geldi? dediginde O soyle cevap verirdi: -Bu, Allah katından! Dogrusu Allah, diledigi kimseye hesapsız rızık bagıslar

[38] Zekeriya orada Rabbine dua etti: -Rabbim, bana katından tertemiz bir soy ver! Sen duayı en iyi bir sekilde isitensin, dedi

[39] Mihrapta namaz kılmakta iken, melekler O’na, Allah’ın kendisine Yahya’yı, Allah’tan gelen bir kelimeyi tasdik eden, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak mujdeledigini soylediler

[40] Rabbim, ben iyice yaslanmıs, karım da kısır iken nasıl benim bir oglum olacak? dedi. Allah: -Oyle de olsa, Allah diledigini yapar! buyurdu

[41] Rabbim, bana bir delil ver, dedi. Allah da: -Senin delilin, uc gun insanlarla isaretle anlasmak dısında konusamamandır. Rabbini cokca zikret ve aksam, sabah tesbih et, buyurdu

[42] Hani bir zamanlar da melekler soyle demislerdi: -Ey Meryem, Allah seni secip, tertemiz yarattı ve dunya kadınlarına seni tercih etti

[43] Ey Meryem, Rabbine gonulden boyun eg, secde et, ruku edenlerle birlikte ruku et

[44] Bunlar, sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken (kura cekerlerken) sen yanlarında degildin, konuyu tartısırlarken de yanlarında degildin

[45] Melekler demisti ki: -Meryem, Allah sana, adı Mesih, Meryem oglu, Isa dunya ve ahirette itibarlı ve onculerden/mukarrebinden olacak kendisinden bir kelimeyi (Isa’yı) mujdeliyor

[46] O, insanlarla besikte iken de yetiskin iken de konusacaktır ve O, iyilerden biridir

[47] Meryem, soyle dedi: -Rabbim bana bir beser dokunmamısken nasıl cocugum olabilir? Melekler: (soyle cevap verdiler) -Iste boyle, Allah neyi dilerse yaratır. Bir isin olmasını diledigi zaman ona “ol” der ve olur

[48] O’na kitabı, hikmeti Tevrat ve Incil’i ogretecektir ve O’nu Israilogullarına peygamber olarak gonderecektir. -Ben size Rabbinizden bir ayet ile geldim. Ben size camurdan kus gibi bir sey yapıp ona ufleyecegim. Allah’ın izniyle, hemen kus olacaktır. Anadan dogma korleri, alacalıları iyi edecegim; Allah’ın izniyle, oluleri diriltecegim; yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber verecegim. Eger mumin olmus kimseler iseniz bunda sizin icin bir delil vardır

[49] O’na kitabı, hikmeti Tevrat ve Incil’i ogretecektir ve O’nu Israilogullarına peygamber olarak gonderecektir. -Ben size Rabbinizden bir ayet ile geldim. Ben size camurdan kus gibi bir sey yapıp ona ufleyecegim. Allah’ın izniyle, hemen kus olacaktır. Anadan dogma korleri, alacalıları iyi edecegim; Allah’ın izniyle, oluleri diriltecegim; yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber verecegim. Eger mumin olmus kimseler iseniz bunda sizin icin bir delil vardır

[50] Benden once gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size haram edilen seylerin bir kısmını helal kılmak uzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin! Suphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na kulluk edin! dogru yol budur

[51] Benden once gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size haram edilen seylerin bir kısmını helal kılmak uzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin! Suphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na kulluk edin! dogru yol budur

[52] Isa, onların kufrunu hissedince: -Allah ugrunda bana yardımcı olacak kim vardır? dedi. Havariler de soyle cevap verdiler: -Biz Allah’ın (dininin) yardımcılarıyız, Allah’a iman ettik, O’na teslim oldugumuza da sahit ol

[53] Rabbimiz, indirdigine inandık, Peygamber’e uyduk, bizi sahit olanlarla beraber yaz

[54] Onlar hile yaptılar, Allah da onlara hile yaptı. Allah, duzen kurucuların en hayırlısıdır

[55] Allah, Isa’ya soyle buyurmustu: -Ey Isa, seni vefat ettirecegim ve seni katıma yukseltecegim. Inkar edenlerden seni tertemiz ayıracagım. Sana tabi olanları kıyamet gunune kadar inkar edenlerin ustunde tutacagım. Sonra bana doneceksiniz. Sizin aranızda, hakkında ihtilaf ettiginiz konularda hukum verecegim

[56] O kafir olanları dunya ve ahirette siddetli azaba carptıracagım, onların yardımcıları da olmayacaktır

[57] Iman edenlere ve dogruları yapanlara ise eksiksiz mukafatlarını verecektir. Allah, zalimleri sevmez

[58] Sana okudugumuz bunlar, ayetlerden ve hikmet sahibi, Zikir/Kur’an’dandır

[59] Allah katında Isa’nın durumu, kendisini topraktan yaratıp sonra O’na “Ol!” dedigi zaman olan Adem’in durumu gibidir

[60] Gercek Rabbin´dendir. O halde suphe edenlerden olma

[61] Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartısacak olursa, de ki: -Gelin, ogullarımızı, ogullarınızı; kadınlarımızı, kadınlarınızı; bizi ve sizi cagıralım. Sonra tevazu icinde gonulden yalvaralım da Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim

[62] Suphesiz bu anlatılanlar gercek hikayelerdir. Allah’tan baska ilah yoktur. Allah, elbette azizdir, hakimdir

[63] Eger yuz cevirirlerse, suphesiz Allah, bozguncuları hakkıyla bilendir

[64] De ki: -Ey kitap ehli, “Allah’tan baskasına kulluk etmemek, O’na hic bir sey ortak kosmamak ve birbirimizi Allah’tan baska Rabler olarak benimsememek” uzere bizimle sizin aranızda ortak bir soze gelin! Eger yuz cevirirlerse: -Bizim, Musluman oldugumuza sahit olun, deyin

[65] Ey kitap ehli, Ibrahim hakkında nicin tartısıyorsunuz? Tevrat da Incil de suphesiz ondan sonra indirilmistir. (Bu kadar da) dusunmuyor musunuz

[66] Iste siz oylesiniz, biraz bir seyler bildiginiz konuda hadi tartıstınız, ama bilginiz olmayan bir sey hakkında ne diye tartısıyorsunuz? Oysa Allah bilir, siz bilmezsiniz

[67] Ibrahim Yahudi de Hıristiyan da degildi fakat, hanif bir muslumandı. Musriklerden de degildi

[68] Dogrusu Ibrahim’e en yakın olanlar, Ona uyanlarla su peygamber ve iman edenlerdir. Allah, muminlerin velisidir

[69] Kitap ehlinden bir kısmı sizi yoldan cıkarmak isterler, fakat yalnızca kendilerini yoldan cıkarırlar da bunun farkına varmazlar

[70] Ey kitap ehli, goz gore gore nicin Allah’ın ayetlerini inkar ediyorsunuz

[71] Ey kitap ehli, nicin hakla batılı karıstırıyor ve bile bile gercegi gizliyorsunuz

[72] Kitap ehlinden bir kısmı: -Iman edenlere indirilene gunun basında inanın, sonunda inkar edin, belki donerler

[73] Dininize uyanlardan baskasına inanmayın, dediler. De ki: -Dogru yol, sadece Allah´ın gosterdigi yoldur. Size verilen bir baskasına da verildi veya Rabbiniz katında size ustun gelecekler diye mi (telaslanıyorsunuz)? De ki: -Nimet ve ihsan Allah’ın elindedir. Onu diledigine verir. Allah, ihsanı bol olan, her seyi bilendir

[74] Rahmetini diledigine tahsis eder. Allah, buyuk nimet sahibidir

[75] Kitap ehlinden; bir yuk altın bıraksan onu sana iade eden kimseler vardır. Onlardan, bir dinar versen tepesine dikilmedikce onu sana geri vermeyen kimseler de vardır. Bu, onların: -Kitapsızlara karsı uzerimize bir sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan soylerler

[76] Evet, kim verdigi sozu yerine getirir ve Allah’tan sakınırsa, suphe yok ki, Allah muttakileri sever

[77] Allah’a verdikleri sozu ve ettikleri yeminleri az bir degere degistirenlere gelince, onların ahirette bir nasibi olmayacaktır. Allah, kıyamet gununde onlarla konusmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize cıkarmayacaktır. Onlar icin acı bir azap vardır

[78] Onların bir kısmı, kitaptan olmadıgı halde, sizin kitaptan zannetmeniz icin kitaba bakarak dillerini egip bukerler. O, Allah katından olmadıgı halde “Allah katındandır” derler. Bile bile Allah hakkında yalan soylerler

[79] Allah’ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik verdigi bir insanın, butun bunlardan sonra: -Allah’ı bırakıp, benim kullarım olun, demesi mumkun degildir. Fakat: -Kitabı okuyup, incelediginize gore Rabb’e kul olunuz, der

[80] O size melekleri ve Peygamberleri Rabler edinmenizi emretmez. Size Musluman olduktan sonra, hic kafir olmayı emreder mi

[81] Allah, peygamberlerden: -Size kitap ve hikmet verdim, sonra sizden olanı dogrulayan bir peygamber gelecek, ona kesinlikle iman edecek ve ona yardım edeceksiniz! diye soz aldıgı zaman (sormustu): -Karar verdiniz ve size yukledigim bu agır yuku kabul ettiniz mi? demisti. Onlar: -Kabul ettik diye cevap verdiler. -Sahit olun, ben de sizinle birlikte sahitlik edenlerdenim, buyurmustu

[82] Artık kim bundan sonra yuz cevirirse, iste onlar fasıkların ta kendileridir

[83] Allah’ın dininden baska bir din mi arzu ediyorlar? Oysa, goklerde ve yerde olanların hepsi ister istemez O’na teslim olmustur. O’na doneceklerdir

[84] De ki: -Allah’a, bize indirilene, Ibrahim’e, Ismail’e, Ishak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Rab’lerinden, Musa, Isa ve peygamberlere verilenlere iman ettik. Onlardan hic biri arasında ayırım yapmayız. Biz Allah’a teslim olanlarız

[85] Kim Islam’dan baska bir dine yonelirse, (bu) ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerden olacaktır

[86] Iman etmelerinden ve Peygamberin hak olduguna sahitlik ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah, hidayete nasıl eristirir? Allah, zalim toplumu hidayete iletmez

[87] Onların cezaları, Allah’ın, meleklerin ve butun insanların lanetini uzerlerinde tasımalarıdır

[88] O lanette daimidirler. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara bakılmaz da

[89] Ancak, bu hatalarından sonra tevbe edip, hallerini duzeltenler mustesnadır. Allah, affedendir, merhamet edendir

[90] Iman ettikten sonra inkar edip, inkarlarını artıranların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir

[91] Evet, inkar edip, kafir oldukları halde olenlerin hic birinden, yeryuzunu dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. Iste acıklı azap bunlar icindir. Onlar icin bir yardımcı da yoktur

[92] Sevdiginiz seylerden (Allah icin) vermedikce iyilige erisemezsiniz. Her ne verirseniz, suphesiz Allah onu bilir

[93] Tevrat indirilmeden once, Israil’in kendine haram kıldıklarının dısında, Israil ogullarına her yiyecek helal idi. “Eger dogru soyleyenler iseniz Tevrat´ı getirip okuyun!” de. Bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, onlar zalimlerin ta kendileridir

[94] Tevrat indirilmeden once, Israil’in kendine haram kıldıklarının dısında, Israil ogullarına her yiyecek helal idi. “Eger dogru soyleyenler iseniz Tevrat´ı getirip okuyun!” de. Bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, onlar zalimlerin ta kendileridir

[95] De ki: -Allah dogru soylemistir. Oyleyse, hanif olan Ibrahim’in dinine/yoluna uyun! O, musriklerden degildi

[96] Insanlar icin insa edilen ilk mabet, suphesiz Mekke´deki mubarek ve toplumlar icin kılavuz olan (Kabe)dir

[97] Orada apacık isaretlerle Ibrahim’in makamı vardır. Kim oraya girerse, guvenliktedir. Oraya yol bulabilen insanların beyti/Kabe´yi haccetmesi Allah’ın hakkıdır. Kim bunu inkar ederse, Allah’ın hic bir seye ihtiyacı yoktur

[98] De ki: -Ey kitap ehli, yaptıgınıza sahit iken Allah’ın ayetlerini niye tanımazlık ediyorsunuz

[99] De ki: -Ey kitap ehli, nicin iman edenleri Allah’ın yolunda egrilik arayarak saptırmaya calısıyorsunuz? (Oysa siz de onun dogru oldugunu) gorup duruyorsunuz. Allah yaptıklarınızdan habersiz degildir

[100] Ey iman edenler, eger kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, iman ettikten sonra sizi kafirlige dondururler

[101] Allah’ın ayetleri size okunur, aranızda Resulu bulunurken nasıl inkar edersiniz?! Kim Allah’a sımsıkı baglanırsa o suphesiz, dosdogru yola yoneltir

[102] Ey iman edenler, Allah’tan gerektigi gibi korkup/sakının ve yalnızca (O’na) teslim olarak can verin

[103] Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve parcalanmayın! Allah’ın uzerinizdeki nimetini dusunun, hani siz dusman idiniz de O, kalplerinizi birlestirdi. O´nun bu nimeti ile kardesler oldunuz. Siz, bir ates cukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Dogru yola cıkasınız diye, Allah size ayetlerini iste boyle acıklıyor

[104] Sizden hayra davet eden, iyiligi emredip, kotulukten uzaklastıran bir ummet olussun. Iste kurtulusa erenler onlardır

[105] Kendilerine apacık belgeler geldikten sonra ihtilafa duserek parcalananlar gibi olmayın. Bir takım yuzlerin parladıgı ve bir takım yuzlerin de karardıgı gunde onlar icin buyuk bir azap vardır. Yuzleri kararanlara: -Imanınızdan sonra kafir mi oldunuz, oyleyse, kafir oldugunuz icin tadın azabı (denir)

[106] Kendilerine apacık belgeler geldikten sonra ihtilafa duserek parcalananlar gibi olmayın. Bir takım yuzlerin parladıgı ve bir takım yuzlerin de karardıgı gunde onlar icin buyuk bir azap vardır. Yuzleri kararanlara: -Imanınızdan sonra kafir mi oldunuz, oyleyse, kafir oldugunuz icin tadın azabı (denir)

[107] Yuzleri ak olanlar ise Allah’ın rahmetindedirler, onlar orada ebedidirler

[108] Iste bu sana hakkıyla okudugumuz Allah’ın ayetleridir. Allah hic kimseye zulmetmek istemez

[109] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Butun isler de Allah’a dondurulur

[110] Siz, insanlar icin cıkarılmıs en hayırlı ummetsiniz. Iyiligi emreder, kotulugu yasaklarsınız. Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi kendileri icin iyi olurdu. Onlardan mumin olanlar vardır. Fakat cogunlugu fasıktır

[111] Onlar, size eziyetin dısında asla zarar veremeyeceklerdir. Eger sizinle savasırlarsa arkalarını donup kacarlar. Sonra onlara yardım da edilmez

[112] Onlara, Allah’a ve insanlara karsı taahhutlerine baglanmadıkları surece nerede olurlarsa olsunlar bir zillet damgası vurulmustur. Ayrıca Allah’ın gazabına ugradılar da miskinlige mahkum edildiler. Bu, onların Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haksız yere oldurmeleri sebebiyle idi. Bu, onların isyan etmeleri ve haddi asmaları yuzunden idi

[113] Ehli kitabın hepsi bir degildir. Onlardan; geceleri Allah’ın ayetlerini okuyup duran secdeye kapanan bir topluluk vardır

[114] Onlar, Allah’a ve ahiret gunune inanır. Iyiligi emreder, kotulugu yasaklar, hayırlarda yarısırlar. Iste onlar da salihlerdendir

[115] Ne hayır yaparlarsa, ondan mahrum bırakılacak degillerdir. Allah muttakileri, cok iyi bilmektedir

[116] Kafir olanlar ise onlara malları da evlatları da Allah’tan gelen bir seye/azaba karsı bir fayda vermeyecektir. Onlar, cehennem ashabıdır, orada ebedidirler

[117] Onların bu dunya hayatında harcadıkları seyin ornegi; kavurucu soguk bir ruzgara benzer. Kendilerine zulmetmis bir toplumun ekinine isabet eder de, onu helak eder. Oysa Allah, onlara zulmetmemis fakat onlar kendilerine zulmetmislerdir

[118] Ey iman edenler, sizden olmayanı sırdas edinmeyin. Zira onlar size ellerinden gelen her turlu kotulugu yaparlar, size sıkıntı verecek seyleri arzu ederler. Kinleri / ofkeleri agızlarından tasmaktadır. Iclerinde gizledikleri (nefret) ise daha da buyuktur. Eger aklınızı kullanıyorsanız iste size ayetleri acıkladık

[119] Siz, o kimselersiniz ki, onlar sizi sevmiyorken siz onları seviyor ve butun kitaba iman ediyorsunuz. Sizinle karsılastıklarında “iman ettik” derler, yalnız kaldıklarında da size kin ve dusmanlıklarından parmaklarını ısırırlar. De ki: -Ofkenizden catlayın! Allah suphesiz, sinelerde olanı hakkıyla bilir

[120] Size bir iyilik gelirse bu onları uzer, size bir kotuluk dokunursa buna sevinirler. Eger sabreder ve korunursanız onların hilesi size hic bir zarar vermez. Allah, onların yaptıklarını tam olarak kusatmıstır

[121] Hani sen, savas icin muminleri elverisli yerlere yerlestirmek uzere evinden ayrılmıstın. Allah isiten ve bilendir

[122] Icinizden iki grup, Allah yardımcıları olmasına ragmen, az kalsın yılgınlık gosteriyorlardı. Muminler, Allah’a baglansınlar

[123] Allah, size Bedir’de daha zayıf oldugunuz halde yardım etmisti. O halde Allah’tan korkun ki, sukredesiniz

[124] Mu’minlere: -Rabbinizin, indirilen uc bin melekle yardım ulastırması size yetmez mi? diyordun

[125] Evet, eger sabreder, korunursanız ve onlar da size aniden saldırırlarsa, o zaman Rabbiniz size bes bin isaretli melekle yardım edecektir

[126] Allah, bu yardımı size sadece mujde olması ve kalplerinizin bununla yatısması, kafir olanların da bir kısmını yok edip veya perisan ederek umitsizce geri donmeleri icin yapmıstı. Zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah katındandır

[127] Allah, bu yardımı size sadece mujde olması ve kalplerinizin bununla yatısması, kafir olanların da bir kısmını yok edip veya perisan ederek umitsizce geri donmeleri icin yapmıstı. Zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah katındandır

[128] Senin bu hususta yapacak bir seyin yoktur. Allah, ya onların tevbesini kabul eder veya onları cezalandırır. Cunku onlar zalimlerdir

[129] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! Diledigini bagıslar, diledigini de cezalandırır. Allah, cok bagıslayan ve merhamet edendir

[130] Ey iman edenler, kat kat artırılan, faizi yemeyin. Allah’tan korkun ki, kurtulusa eresiniz

[131] Kafirler icin hazırlanan atesten kendinizi koruyun

[132] Allah ve Peygamberine itaat edin ki size merhamet edilsin

[133] Rabbinizden gelen magfirete ve genisligi gokler ile yer kadar olan, muttakiler icin hazırlanmıs cennete kosusun

[134] Muttakiler, bollukta da darlıkta da veren, ofkelerine hakim olan ve insanların kusurlarını bagıslayanlardır. Allah iyilik edenleri sever

[135] Muhsinler, bir cirkin is yaptıklarında veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip gunahları icin magfiret dilerler. Allah’tan baska gunahları kim bagıslar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler

[136] Iste boyle olanların mukafatı, Rableri tarafından bagıslanmak ve altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada ebedidirler. Boyle calısanların mukafatı ne guzeldir

[137] Sizden once nice hayat tarzları gelip gecmistir. Yeryuzunde dolasın da yalanlayanların akıbetinin nasıl oldugunu gorun

[138] Bu, (butun) insanlar icin acıklama, muttakiler icin yol gosterme ve bir oguttur

[139] Eger gercekten mumin olduysanız, siz, daha ustun olmanıza ragmen gevsemeyin, uzuntuye dusmeyin

[140] Eger siz bir yara aldıysanız, o topluluk da ona benzer bir yara aldı. Allah’ın iman edenleri ortaya cıkarması, icinizden sehitler edinmesi ve iman edenleri arındırıp, kafirleri mahvetmesi icin bu gunleri insanlar arasında dondurur dururuz. Allah zalimleri sevmez

[141] Eger siz bir yara aldıysanız, o topluluk da ona benzer bir yara aldı. Allah’ın iman edenleri ortaya cıkarması, icinizden sehitler edinmesi ve iman edenleri arındırıp, kafirleri mahvetmesi icin bu gunleri insanlar arasında dondurur dururuz. Allah zalimleri sevmez

[142] Yoksa Allah, icinizden cihat edenleri belirlemeden ve sabredenleri ortaya cıkarmadan cennete gireceginizi mi sandınız

[143] Oysa siz, (Uhud’da) olumle karsılasmadan once (Allah yolunda) olmeyi arzuladınız. Iste simdi onu gozlerinizle gordunuz

[144] Muhammed yalnızca bir elcidir. Ondan once de, elciler gelip gecmistir. Oyleyse simdi, O, olur veya oldurulurse topuklarınızın ustunde geri mi doneceksiniz? Kim topukları uzerinde geri donerse, Allah’a hic bir sekilde zarar veremez. Allah, sukredenleri mukafatlandıracaktır

[145] Hic kimse, Allah’ın izni olmadan ve belirlenmis suresi gelmeden olmez. Dunya nimeti isteyene ondan veririz. Ahiret nimeti isteyene de ondan veririz. Biz, sukredenleri mukafatlandıracagız

[146] Nice peygamberler vardır ki onların yanında bir cok rabbani (Rabbine yonelen kimse) savasmıstır. Allah yolunda baslarına gelen musibetler sebebiyle gevsememisler, zaaf gostermemis ve boyun da egmemislerdir. Allah sabredenleri sever

[147] Onların sozu: -Rabbimiz, gunahlarımızı ve islerimizdeki asırılıgımızı bagısla ayaklarımızı sabit kıl, kafir topluma karsı bize yardım et! demekten baska bir sey degildi

[148] Allah da onlara dunya nimetini ve ahiret nimetinin en guzelini verdi. Allah iyilik edenleri sever

[149] Ey iman edenler! Eger kafirlere itaat ederseniz, onlar sizi gerisin geri dondururler de husrana ugrayanlardan olursunuz

[150] Halbuki sizin mevlanız / yardımcınız, Allah’tır. O, yardımcıların en hayırlısıdır

[151] Hakkında hic bir delil indirmedigi seyi Allah’a sirk kostukları icin kafirlerin kalbine korku salacagız. Onların varacagı yer atestir. Zalimlerin varacagı yer ne kotudur

[152] Allah, sevdiginizi gosterdikten sonra dagıldıgınız, emir konusunda tartıstıgınız ve isyan ettiginiz ana kadar, size olan vaadini gerceklestirmisti. O’nun izni ile kafirleri olduruyordunuz. Sizden kimi dunya hayatını istiyor, kimi ahiret hayatını istiyordu. Sonra denemek icin onların karsısında sizi bozguna ugrattı. Artık Allah sizi affetmistir. Cunku Allah, muminlere karsı cok lutufkardır

[153] O vakit siz, kimseye bakmadan kacıyor, peygamber de arkanızdan sizi cagırıyordu. Kaybettiginize ve basınıza gelene uzulmeyesiniz diye Allah size keder ustune keder verdi. Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

[154] Sonra, o kederin ardından size oyle bir guven oyle bir uyku indirdik ki O, icinizden bir grubu kapladı. Bir grup da canlarının derdine dusup, Allah hakkında, cahiliye (donemi) zannı ile dogru olmayan bir zanda bulunuyorlardı: -Bu isten bize ne? (Biz mi gelmek istedik) diyorlardı. De ki: -Is tamamıyla Allah’ındır. Iclerinde, sana acıklamadıkları bir sey gizliyorlar. -Bizim gorusumuz alınsaydı, burada oldurulup gitmezdik, diyorlar. De ki: -Evlerinizde bulunsaydınız bile, oldurulecekleri takdir olunanlar yatırılacakları yere giderlerdi. Bu, Allah’ın gonullerinizdekini denemesi ve kalplerinizdekini temizlemesi icindir... Allah, gonullerde olanı hakkıyla bilir

[155] Iki toplulugun karsılastıgı gun, icinizden geri donenler isledikleri bazı hataları yuzunden seytan onların ayagını kaydırmak istedi. Yine de Allah, onları affetti. Allah, cok bagıslayıcı ve cok sefkatlidir

[156] Ey iman edenler! Yolculuga cıkan veya savasa giden kardesleri icin “yanımızda kalsalardı olmez ve oldurulmezlerdi” diyen kafirler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalbinde yakıp kavuran bir dert kılmak icin ortaya koymustur. Yasatan da olduren de Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı gormektedir

[157] Eger Allah yolunda oldurulur veya olurseniz, (kesin olarak bilin ki) Allah’ın magfiret ve rahmeti onların topladıkları (mallar)dan hayırlıdır

[158] Olseniz de oldurulseniz de suphesiz Allah’ın huzurunda toplanacaksınız

[159] Sen, Allah’ın rahmeti ile onlara yumusak davrandın. Eger kaba ve katı kalpli olsaydın elbette etrafından dagılıp giderlerdi. Onları affet ve onlar icin Allah’tan bagıslanma dile. Is hususunda onlarla istisare et, karar verdigin zaman, artık Allah’a guven, Allah kendisine guvenenleri sever

[160] Allah size yardım ederse, sizi kimse yenemez. Eger size yardımı keserse, bundan sonra size yardım edecek kimdir? Muminler, yalnız Allah’a guvenip dayanmalıdırlar

[161] Bir peygamberin kendisine verilen emanete hıyanet etmesi dusunulemez. Cunku, kim O’nun emanetine hıyanet ederse, kıyamet gunu hıyaneti ile gelir. Sonra herkese kazancı, haksızlık yapılmadan odenir

[162] Hic Allah’ın rızasına uyan kimse, Allah’ın gazabına ugrayan ve yeri cehennem olan kimse gibi olur mu? Cehennem, ne kotu bir varılacak yerdir

[163] Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah, (onların) yaptıklarını gormektedir

[164] Allah, muminlere; onlara ayetlerini okuyan, arındıran, kitap ve hikmeti ogreten aralarından bir peygamber gondermekle buyuk lutufta bulunmustur oysa, bundan once onlar apacık bir sapıklık icindeydiler

[165] Dusmanlarınızın basına iki katını getirdiginiz bela sizin basınıza gelince mi “Bu nasıl olur?” diyorsunuz. De ki: -O, sizin kendinizdendir. Allah’ın her seye gucu yeter

[166] Iki ordunun carpıstıgı gun basınıza gelen ancak Allah’ın izni ile olmustu. Muminleri belirlemek ve munafıklık edenleri de ortaya cıkarmak icin. O munafıklara: -Gelin, Allah yolunda savasın veya mudafaada bulunun! denilmis, onlar da: -Savasmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik elbette, demislerdi. Onlar o gun, imandan cok kufre yakındılar. Agızlarıyla kalplerinde olmayanı soyluyorlardı. Allah onların gizledigini cok iyi biliyor

[167] Iki ordunun carpıstıgı gun basınıza gelen ancak Allah’ın izni ile olmustu. Muminleri belirlemek ve munafıklık edenleri de ortaya cıkarmak icin. O munafıklara: -Gelin, Allah yolunda savasın veya mudafaada bulunun! denilmis, onlar da: -Savasmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik elbette, demislerdi. Onlar o gun, imandan cok kufre yakındılar. Agızlarıyla kalplerinde olmayanı soyluyorlardı. Allah onların gizledigini cok iyi biliyor

[168] Oturdukları yerden, oldurulen kardesleri icin: -Bize uysalardı oldurulmezlerdi, diyen kimselere de ki: -Haydi, dogru soyluyorsanız, olumu kendinizden savın

[169] Allah yolunda oldurulenleri olu saymayın cunku onlar, Rab´lerinin huzurunda diridirler ve rızıklandırılırlar

[170] Allah’ın kendilerine fazlından verdigi seylere sevinenler, arkalarından (kendilerine) yetisemeyenlere, kendilerine bir korku olmadıgını ve mahzun da olmayacaklarını mujdelemek isterler

[171] Onlar, Allah’ın nimetini ve fazlını ve Allah’ın muminlerin ecrini zayi etmeyecegini de mujdelemek isterler

[172] Onlar kendilerine isabet eden yaradan sonra da Allah’a ve Resulune icabet edenlerdir. Onlardan iyilik eden ve takva sahibi olanlar icin buyuk bir ecir vardır

[173] Onlara bazı kimseler: -Insanlar sizinle savasmak icin toplandı; onlardan korkun! dediklerinde bu onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne guzel vekildir” diye karsılık verdiler

[174] Onlara bir kotuluk dokunmadan Allah’tan olan bir nimet ve fazilet ile donduler. Allah’ın rızasına uydular. Allah, fazilet ve azamet sahibidir

[175] Seytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Eger muminseniz onlardan korkmayın, benden korkun

[176] Kufurde yarısanlar seni uzmesin. Onlar Allah’a hic bir zarar veremezler. Allah, onların ahirette bir nasibinin/payının olmamasını istiyor. Ve onlara buyuk bir azap vardır

[177] Imana karsılık kafirligi satın alanlar, Allah’a hic bir sekilde zarar veremezler. Onlara acı bir azap vardır

[178] Kafirler kendilerine muhlet vermemizi hayırlı sanmasınlar. Biz onlara ancak gunahlarını artırmaları icin muhlet veriyoruz/ omurlerini uzatıyoruz. Onlar icin alcaltıcı bir azap vardır

[179] Allah, iyiyi kotuden ayırmak icin muminleri sizin uzerinizde bulundugunuz bu durumda bırakmayacaktır. Size gaybı da bildirecek degildir. Fakat, Allah, peygamberlerden diledigini secer. Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eger iman eder ve gunahlardan korunursanız size buyuk bir mukafat vardır

[180] Allah’ın kendilerine fazlından verdigi seylerde cimrilik edenler, bunu kendileri icin hayırlı sanmasınlar, aksine bu onlar icin serdir. Kıyamet gunu cimrilik ettikleri seyler boyunlarına dolanacaktır. Goklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[181] Allah, “Allah fakirdir, biz zenginiz” diyen kimselerin sozunu isitmistir. Onların dediklerini ve haksız olarak peygamberlerini oldurmelerini yazacak ve: -Yangın / atesin azabını tadın, diyecegiz

[182] Bu sizin ellerinizle hazırladıgınızdır. Allah kullarına zulmedici degildir

[183] Allah, bizden atesin yedigi bir kurban bize getirinceye kadar bir peygambere inanmamamız icin soz aldı, diyenlere de ki: -Benden once size peygamberler apacık delillerle ve soylediginiz (mucize) ile gelmisti. Eger dogru soyluyorsanız/sozunuzde samimi iseniz nicin onları oldurdunuz

[184] Eger seni yalanlıyorlarsa, onlar, senden onceki apacık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberleri de yalanlamıslardı

[185] Her can olumu tadacaktır. Kıyamet gunu de ancak yaptıklarınızın karsılıgı size odenecektir. Kim atesten uzak tutulur ve cennete sokulursa, o kurtulmustur. Dunya hayatı aldatıcı bir gecimlikten baska bir sey degildir

[186] Mallarınız ve canlarınız hususunda elbette imtihan olunuyorsunuz. Sizden once kendilerine kitap verilenlerden ve musriklerden eziyet verici bir cok (kotu soz) isitiyorsunuz. Eger bunlara sabreder ve korunursanız; bu, azmedilmesi gereken islerdendir

[187] Allah kitap verilenlerden, “kitabı insanlara muhakkak acıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz” diye soz almıstı da, onlar, kitabı arkalarına atıp umursamamıslar, az bir bedele karsılık degismislerdi, alıs verisleri ne kotudur

[188] Sakın, yaptıkları (kotuluklerle) ferahlayan, yapmadıkları seylerle ovulmekten hoslanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acı bir azap vardır

[189] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah’ındır. Allah’ın her seye gucu yeter

[190] Goklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelmesinde, akıl sahipleri icin deliller vardır

[191] O akıl sahipleri, ayakta da, otururken de, yanları uzere yatarken de Allah’ı dusunurler/anarlar, goklerin ve yerin yaratılısını dusunerek soyle dua ederler: -Rabbimiz, bunları bosuna yaratmadın. Seni (eksiklikten ve bos seyler yapmaktan) tenzih ederiz. Bizi atesin azabından koru

[192] Rabbimiz suphesiz sen kimi atese atarsan, onu perisan edersin, zalimlerin yardımcıları da yoktur

[193] Rabbimiz, biz, “Rabbinize iman edin” diye, imana cagıran bir davetciyi isittik ve iman ettik. Rabbimiz bizim gunahlarımızı bagısla, suclarımızı ort, iyilerle birlikte canımızı al

[194] Rabbimiz, bize elcilerinle vaat ettigin seyleri ver ve kıyamet gunu bizi perisan etme, sen sozunden donmezsin

[195] Allah da onların duasına karsılık verdi: -Ben, sizden erkek veya kadın hic bir calısanın amelini zayi etmem, siz birbirinizdensiniz. Hicret edenler, memleketlerinden cıkarılanlar, benim yolumda iskence edilenler, savasan ve oldurulenlerin, elbette gunahlarını ortecegim ve onları alt taraflarından ırmakların aktıgı cennetlere girdirecegim. Allah katından bir mukafat olarak... Mukafatın en guzeli Allah katındandır

[196] Kafirlerin diyar diyar dolasmaları seni aldatmasın

[197] Az bir gecimlik sonra varacakları yer cehennemdir. Orası ne kotu yerlesim yeridir

[198] Rab’lerinden korkanlara da altlarından ırmaklar akan ve icinde temelli kalacakları cennetler vardır. Allah katından bir agırlanmadır / ikramdır. Allah katında olanlar, iyi kimseler icin daha hayırlıdır

[199] Kitap ehlinden, Allah’a ve size indirilenlere ve kendilerine indirilenlere iman edip, Allah’tan korkanlar ve Allah’ın ayetlerini az bir bedele karsılık satmayanlara, iste onlara Rab’leri katında mukafatları vardır. Allah, hesabı cabuk gorur

[200] Ey iman edenler, Sabredin, (kafirlere karsı) direncli olun, temkinli olun, Allah’tan korkun ki kurtulusa eresiniz

Nisâ

Surah 4

[1] Ey insanlar! Sizi tek bir candan yaratan, ondan da esini yaratan, bu ikisinden de bir cok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinizden korkun. O Allah’tan korkun ki Onun adına birbirinizden talepte bulunur ve akrabalık tesis edersiniz. Allah, sizi gozetlemektedir

[2] Yetimlere mallarını verin ve kotuyu iyi ile degistirmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza karıstırarak yemeyin. Cunku bu, buyuk bir gunahtır

[3] Eger, yetim kızlara adil davranamamaktan korkarsanız, (onları degil) sizin icin uygun olan baska kadınlardan iki, uc ve dorde kadar evlenin. Adil olamayacagınızdan korkarsanız bir tane ile veya sahip oldugunuz cariye ile evlenin. Bu, haksızlık etmemeniz icin daha elverislidir

[4] Kadınlara mehirlerini seve seve verin. Eger, kendi istekleriyle mehrin bir kısmını size bagıslarlarsa, onu da afiyetle yiyin

[5] Allah’ın sizin idarenize verdigi malları geri zekalı kimselere vermeyin fakat, o maldan onları yedirin, giydirin ve onlara guzel, iyi sozler soyleyin

[6] Yetimleri nikah cagına gelinceye kadar deneyin. Eger onlarda olgunlasma/yetiskinlik gorurseniz mallarını kendilerine iade edin. Onların mallarını buyuyup de (elimizden) alacaklar korkusu ile israf ederek (tez elden) yemeyin. Zengin olan kimse, tertemiz korusun; fakir de orfe uygun bir sekilde yesin. Mallarını iade ettiginiz zaman, onlara sahitler huzurunda verin. Hesap sorucu olarak Allah yeter

[7] Ana babanın ve yakın akrabanın geriye bıraktıklarından erkekler icin bir hisse vardır, kadınlar icin de ana babanın ve akrabanın mirasından az veya cok farz kılınmıs bir hisse vardır

[8] Akrabalar, yetimler ve yoksullar, taksim sırasında yanınızda olursa onlara da ondan bir seyler verin ve onlara guzel soz soyleyin

[9] Arkalarında cılız cocuklar bırakacak olsalar korku ve endise duyacak olanlar, (haksızlıktan) korksunlar ve Allah’tan sakınsınlar da (yetimlere) dogru soz soylesinler

[10] Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına sadece ates doldururlar ve alevli bir atese atılırlar

[11] Allah, cocuklarınız hakkında, bir erkege iki kadının payı kadar tavsiye eder. Eger kadınlar ikiden cok olursa, onlara mirasın ucte ikisi sayet bir tek kız ise, o zaman yarısı onundur. Ana babaya gelince; olenin cocugu varsa her birine altıda bir; cocugu yok da mirascısı ana ve babası ise ucte biri anasınındır. Kardesleri de varsa, altıda biri anasınındır. (Butun bu hukumler) olunun vasiyetinin yerine getirilmesinden ve borcunun odenmesinden sonradır. Babalarınızın ve ogullarınızın hangisinin size fayda bakımından daha yakın oldugunu bilmezsiniz. Bunlar, Allah tarafından (belirlenmis) birer farzdır. Suphesiz Allah her seyi bilendir, hikmetle yapandır

[12] Eger cocukları yoksa, hanımlarınızın bıraktıgı(mirası)nın yarısı sizindir. Eger cocukları varsa miraslarının dortte biri size aittir. Bu da yaptıkları vasiyetlerinin yerine getirilmesinden ve borcları odendikten sonradır. Sizin miras olarak bıraktıklarınız, cocugunuz yoksa dortte biri hanımlarınızındır. Cocuklarınız varsa sekizde biri onlarındır. Bunlar da yaptıgınız vasiyetinizin yerine getirilmesi ve borcunuzun odenmesinden sonradır. Eger miras bırakan bir erkek veya bir kadının; ana babası da coluk cocugu da yok da, bir erkek veya bir kız kardesi varsa her birine altıda bir (hisse duser). Eger kardesleri daha fazla ise; olenin vasiyetinden ve borclarının odenmesinden sonra ucte bir hisseye ortaktırlar. Miras alanlar zarara ugratılmamalıdır. Allah tarafından bir uyarı/emirdir. Allah, hakkıyla bilendir. Musamaha gosterendir

[13] Bunlar Allah’ın kanunlarıdır. Kim Allah’a ve resulune itaat ederse, (Allah, o kimseyi) icinde ebedi kalacagı alt kısmından ırmakların aktıgı cennetlere girdirir. Bu da en buyuk kurtulustur

[14] Kim de Allah’a ve Elcisi´ne isyan eder ve onun kanunlarını cignerse, onu icinde ebedi kalacagı atese atar. Orada alcaltıcı bir azap vardır

[15] Kadınlarınızdan fuhus yapanlara karsı dort erkek sahit getirin. Eger sahitlik ederlerse, olum onları alıp goturunceye yahut Allah, onlar icin bir yol gosterinceye kadar evlerde hapsedin

[16] Icinizden fuhus yapan erkekleri cezalandırın tevbe edip kendilerini duzeltirlerse, onları bırakın. Cunku Allah tevbeleri kabul edendir, merhamet edendir

[17] Allah’ın kabul ettigi tevbe yalnızca; cahillikle/bilmeyerek gunah isleyenin hemen ardından yaptıgı tevbedir. Allah, her seyi bilen ve hikmetle yapandır

[18] Olum gelip catana kadar gunah isleyip de tam o zaman: -Ben simdi tevbe ediyorum, diyenlerin tevbesi, tevbe degildir. Kafir olarak olenlerin tevbesi de yoktur. Onlara acıklı bir azap hazırladık

[19] Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirascı olmaya kalkmanız size helal degildir. Apacık bir fuhus islemedikce (mehir olarak) verdiklerinizin bir kısmını elde etmek icin onları sıkıstırmayın. Onlarla guzel guzel gecinin; onlardan hoslanmasanız bile, umulur ki sizin hosunuza gitmeyen bir seyde Allah bir cok hayır takdir eder

[20] Bir esinizi (bosayıp) yerine baska bir es almak isterseniz ve oncekine mehir olarak bir yuk altın vermis olsanız bile hic bir seyi geri almayın; o iftira ve apacık gunah oldugu halde onu geri mi alacaksınız

[21] Nasıl alabilirsiniz ki, birbirinizle kaynasmıs ve esleriniz sizden kesin bir teminat almıslardı

[22] Babalarınızın evlendigi kadınlarla evlenmeyin. Ancak gecmiste olanlar affedilmistir. Bu, bir fuhus ve igrenc bir seydir ve kotu bir yoldur

[23] Analarınız, kızlarınız, kız kardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardes kızları, kız kardes kızları, sizi emziren sut anneleriniz, sut kardesleriniz, karılarınızın anaları, kendileriyle gerdege girmis oldugunuz karılarınızdan olup evlerinizde buyuttugunuz uvey kızlarınız, -eger analarıyla zifafa girmemis iseniz bir sakınca yoktur- kendi oz ogullarınızın karıları ve iki kız kardesi birden almanız size haram kılınmıstır. Ancak gecmiste olanlar gecmistir. (Bu sebeple uzerinize bir gunah yoktur). Allah, suphesiz cok bagıslayıcı, cok esirgeyicidir

[24] Cariyeler dısında evli kadınlarla da evlenmeniz haramdır. Bu, Allah’ın size yazısıdır / yasagıdır. Bunların dısında kalan kadınlardan iffetli olup gayri mesru olan sefihlige sapmadan, mallarınız karsılıgında istemeniz size helaldir. Kendilerinden faydalandıgınız kadınlara bir farz olan mehirlerini veriniz. Mehrin tespitinden sonra, karsılıklı hosnut oldugunuz seylerde size bir gunah yoktur. Suphesiz Allah bilendir, hukmedendir

[25] Icinizden ozgur mumin hanımlarla evlenmeye gucu yetmeyenler, sizin genc ve mumin olan cariyeleriniz ile evlensin. Allah sizin imanınızı en iyi bilendir. Siz, birbirinizdensiniz. Oyle ise, onları velilerinin izni ile nikahlayın ve fuhus islemeyen, gizli dost tutmamıs olan iffetli hanımlara mehirlerini guzel bir sekilde verin. Evlendikten sonra fuhus yapacak olurlarsa, onlara hur kadınlara verilen cezanın yarısını uygulayın. Bu, sizden gunaha dusmekten korkanlar icindir. Sabrederseniz sizin icin daha hayırlıdır. Allah bagıslayan, merhamet edendir

[26] Allah, size acıklamak ve size sizden oncekilerin hukumlerini iletmek ve tevbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah bilendir, hukmedendir

[27] Allah, tevbe etmenizi ister; sehvetlerine tabi olanlar ise buyuk bir sapıklıga meyletmenizi isterler

[28] Allah, sizden yuku hafifletmek ister, cunku insan zayıf yaratılmıstır

[29] Ey iman edenler! Mallarınızı, aranızda karsılıklı anlasma, bir ticaret olmadan ve batıl yollarla yemeyin, kendinizi mahvetmeyin. Suphesiz Allah size karsı cok merhametlidir

[30] Kim, zulme saparak bunu yaparsa biz onu atese atarız. Bu da Allah icin cok kolaydır

[31] Size yasaklananların buyuklerinden kacınırsanız, sizin kusurlarınızı orteriz ve sizi onurlu ve ustun bir makama girdiririz

[32] Allah’ın, sayesinde bir kısmınızı bir kısmınıza ustun kıldıgı seyi temenni etmeyin. Erkekler icin kazandıklarından bir nasip oldugu gibi, kadınlar icin de kazandıklarından bir nasip vardır. Allah’ın kendi fazlından (bagısından) isteyin. Suphesiz Allah, her seyi bilendir

[33] Ana babanın ve yakın akrabanın geride bıraktıklarından her biri icin mirascılar belirledik. Yeminlerinizle soz verdiginiz kimselere de kendi paylarını verin. Elbette Allah, her seye sahittir

[34] Allah’ın bir kısmını bir kısmına ustun kılması ve erkeklerin mallarından gecimi saglamaları dolayısıyla, erkekler kadınlar uzerine yoneticidirler. Iyi kadınlar, gonulden (Allah’a) boyun egen, Allah’ın korudugu gizlilikleri koruyanlardır. Kotu davranıslarından korktugunuz kadınlara ogut verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onları dovun. Eger size itaat ederlerse onların aleyhine yol aramayın. Elbette Allah yucedir, buyuktur

[35] Karı koca arasında bir ayrılıktan korkarsanız, o zaman, kocanın ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem gonderiniz. Eger aralarını duzeltmek isterlerse Allah da onların arasında basarı saglar. Muhakkak Allah, bilendir, haberdar olandır

[36] Allah’a kulluk edin ve O’na hic bir seyi sirk kosmayın. Anaya babaya da iyilik edin, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yakın komsuya, uzak komsuya yanınızdaki arkadasa, yolda kalmısa, elinizin altındaki (kole, cariye, isci, hizmetci vb.)lere de iyilik edin. Suphesiz Allah, buyukluk taslayıp, boburlenen hic bir kimseyi sevmez

[37] Cimrilik yapan, insanlara da cimriligi emreden, Allah’ın fazlından kendilerine verdigini gizleyenler (Allah’ın sevmedigi kimselerdir.) Iste o nankorler icin asagılatıcı bir azap hazırladık

[38] Mallarını insanlara gosteris icin harcayanlara, Allah’a ve ahiret gunune inanmayanlara (gelince) seytan, o kimseye arkadas olur. Ne kotu arkadastır o

[39] Allah’a ve ahiret gunune iman edip, Allah’ın kendilerine verdigi rızıktan bagısta bulunsalardı onlara ne olurdu? Allah onları bilendir

[40] Allah, zerre kadar haksızlık yapmaz. Bir iyilik olursa onu kat kat artırır. Ve kendi yanından buyuk bir mukafat verir

[41] Her toplumdan bir sahit getirdigimiz ve seni de onlara sahit kıldıgımız zaman nasıl olacak

[42] O gun, kufre sapıp da Peygambere isyan edenler, yerle bir olmayı severek isteyecekler ve Allah’tan hic bir sozu gizleyemeyecekler

[43] Ey iman edenler, sarhos iken ne dediginizi bilinceye ve cunup iken de -yolculukta olmanız haric- gusledinceye kadar namaza yaklasmayın. Eger hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmisseniz yahut kadınlarınızla munasebette bulunmus da su bulamamıssanız, temiz bir toprakla teyemmum edin, yuzlerinize ve ellerinize hafifce surun. Suphesiz Allah affeden ve bagıslayandır

[44] Kitaptan bir nasip verilen kimseleri gormuyor musun? Sapıklıgı satın alıyorlar. Ve sizin yoldan sapmanızı arzu ediyorlar

[45] Allah, sizin dusmanlarınızı iyi bilir. Ve Allah, veli olarak yeter, Allah yardımcı olarak yeter

[46] Yahudilerden, kelimelerin anlamlarını saptıranlar ve dillerini egip bukerek ve dine de bir nefret duyarak: “isittik isyan ettik.”, “Isit duymaz olası” ve “bizi gut” diyenler eger, “isittik ve itaat ettik, sen de isit ve bize de bak” deselerdi elbette kendileri icin daha hayırlı ve daha dogru olurdu. Fakat, Allah, onları kufurleri dolayısıyla lanetlemistir. Onların cok azından baskası iman etmezler

[47] Ey kitap verilenler! Bazı yuzleri silip, arkalarına cevirmeden ya da onları da cumartesi yasagını ihlal edenleri lanetledigimiz gibi, sizi de lanetlemeden once yanınızdaki (kitabı) tasdik ederek indirdigimize iman edin. Allah’ın emri yapılagelmistir

[48] Allah, kendisine sirk kosulmasını bagıslamaz, bunun dısındakilerden diledigini bagıslar. Kim Allah’a sirk kosarsa buyuk bir gunahla iftira etmis olur

[49] Kendilerini temize cıkaranları gormedin mi? Oysa Allah, diledigini arındırır ve onlar, en kucuk haksızlıga ugratılmazlar

[50] Allah’a karsı nasıl yalan uydurduklarına bak, bu, apacık bir gunah olarak yeter

[51] Kitaptan bir nasip verilenleri gormuyor musun? Cibt ve taguta inanıyorlar da kafirler icin soyle diyorlar: “Onlar, iman edenlerden daha dogru bir yoldadır.”

[52] Iste bunlar, Allah’ın lanetledikleridir. Allah, kime lanet ederse ona bir yardımcı bulamazsın

[53] Yoksa onların, hukumranlıkta bir payları mı var? Eger, oyle olsaydı insanlara, cok az bir sey bile vermezlerdi

[54] Yoksa onlar, Allah’ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Biz, Ibrahim’in ailesine kitabı ve hikmeti vermisizdir. Onlara buyuk bir mulk (saltanat) verdik

[55] Onlardan buna inanan da vardır, sırt ceviren de. Cılgın ates olarak cehennem yeter

[56] Ayetlerimizi tanımayanları atese atacagız. Derileri yanıp dokuldukce azabı tatmaları icin onları baska derilerle degistirecegiz. Allah, guclu ve hakimdir

[57] Iman edip salih amel isleyenleri, altından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere girdirecegiz. Onlara orada tertemiz esler vardır. Onları (sıcaktan da soguktan da koruyan) tam bir golgelige alacagız

[58] Allah, size emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hukmettiginiz zaman da adaletle hukmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne guzel ogut veriyor. Dogrusu Allah, isitendir, gorendir

[59] Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eger, bir seyde anlasmazlıga duserseniz. Allah’a ve ahiret gunune iman ediyorsanız, onu Allah’a ve Elcisi´ne dondurun. En hayırlısı ve tevilin en guzeli budur

[60] Sana indirilene ve senden once indirilenlere iman ettiklerini iddia edenleri gormedin mi? Bunlar, tagutun onunde mahkemelesmek istiyorlar. Oysa, onu tanımamakla emrolunmuslardı. Seytan, onları uzak bir sapıklıga dusurmek istiyor

[61] Onlara: -Allah’ın indirdigine ve Peygamber’e gelin! denildiginde, o munafıkların senden kacabildiklerince kactıklarını gorursun

[62] Oyleyse, nasıl olur da, kendi elleriyle islediklerine karsılık bir musibete ugrayınca sana gelip Allah’a yemin ederek “Biz, iyilikten ve uyum saglamaktan baska bir sey istemedik.” diyorlar

[63] Iste bunlar, Allah’ın kalplerinde ne oldugunu bildigi kimselerdir. Oyleyse, onlardan yuz cevir, onlara ogut ver ve onlara iclerinde olanla ilgili acık ve etkileyici soz soyle

[64] Biz, her peygamberi ancak, Allah’ın izni ile kendilerine itaat olunması icin gonderdik. Eger onlar, nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah’tan bagıslanma dileselerdi ve Peygamber de onlar icin bagıslanma dileseydi, elbette Allah’ı tevbeleri kabul eden ve merhametli olarak bulurlardı

[65] Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında cekistikleri seylerde seni hakem tanıyıp, senin verdigin hukme iclerinde hic bir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkca iman etmis olmazlar

[66] Eger gercekten biz, onlara, “nefislerinizin hakkından gelin veya yurtlarınızdan cıkın.” diye yazmıs olsaydık, onlardan cok azı haric bunu yapmazlardı. Onlar kendilerine verilen ogudu yerine getirselerdi, bu onlar icin daha hayırlı ve daha saglam olurdu

[67] Biz de o zaman yanımızdan buyuk bir mukafat verirdik

[68] Ve onları elbette dosdogru yola iletirdik

[69] Kimler Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse, Onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdigi peygamberler, sadıklar, sehitler ve dogruları yapan kimselerle beraberdirler. Ne guzel arkadastır onlar

[70] Bu bagıs Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter

[71] Ey iman edenler! Tedbirinizi alın da savasa boluk boluk ya da topluca cıkın

[72] Elbette icinizde agır davrananlar vardır. Sayet size bir musibet isabet edecek olursa: - Dogrusu Allah bana nimet vermis de onların yanında olmadım, der

[73] Eger size Allah’tan bir zafer gelirse, o zaman da, sanki onunla sizin aranızda hic bir yakınlık yokmus gibi soyle der. - Keske, onlarla birlikte olsaydım da bu buyuk mutluluga erisseydim

[74] Ahiret karsılıgında dunya hayatını satanlar, Allah yolunda savassınlar. Kim, Allah yolunda savasırken, oldurulur ya da galip gelirse ona buyuk bir mukafat verecegiz

[75] Size ne oluyor da Allah yolunda ve “Rabbimiz bizi, idarecileri zalim olan bu ulkeden cıkar, bize katından bir veli gonder bize katından bir yardımcı yolla!” diyen caresiz adamlar, kadınlar ve cocuklar icin savasmıyorsunuz

[76] Iman edenler, Allah yolunda savasırlar. Kufredenler de Tagut yolunda savasırlar. O halde seytanın velileri ile savasın. Seytanın hilesi zayıftır

[77] Kendilerine “elinizi (savastan) cekin, namazı kılın, zekatı verin." denilenleri gormedin mi? Oysa savas onlara farz kılındıgında, onlardan bir grup, Allah’tan korkar gibi insanlardan korkarak (hatta daha da fazla bir korku ile) “Rabbimiz niye savası bize farz kıldın. Bizi yakın bir zamana kadar ertelesen olmaz mıydı?” dediler. De ki: -Dunyanın faydası cok azdır. Ahiret ise Allah’tan korkanlar icin daha hayırlıdır, en ufak haksızlıga ugratılmayacaksınız

[78] Her nerede olsanız olum size yetisir, isterseniz sapasaglam satolarda olun. Onlara bir iyilik dokunsa: - Bu, Allah’tandır, derler. Onlara bir kotuluk dokunsa - Bu, sendendir, derler. De ki: - Hepsi Allah’tandır. Bu topluluga ne oluyor ki neredeyse hic soz anlamıyorlar

[79] Sana iyilik olarak ne gelirse Allah’tandır. Kotuluk olarak gelenler de kendindendir. Biz, seni insanlara elci olarak gonderdik. Sahit olarak Allah yeter

[80] Kim, Peygamber’e itaat ederse, Allah’a itaat etmis olur. Kim de yuz cevirirse biz seni onlara bekci olarak gondermedik

[81] (Sana) “itaat ettik” derler. Yanından ayrılınca da onlardan bir bolumu soylediklerinin tersini yaparak gecelerler. Allah, onların nasıl geceledigini kaydediyor. Sen de onlardan yuz cevir ve Allah’a dayan. Vekil olarak Allah yeter

[82] Onlar Kur’an’ı hic dusunmuyorlar mı? Eger O, Allah’tan baska birinden gelmis olsaydı, onun icinde pek cok celiski bulurlardı

[83] Onlara guven veya korku veren bir haber geldiginde onu hemen yayarlar. Oysa, onu Peygamber’e ve muminlerden olan emir sahiplerine goturselerdi onlardan hukum tespit edebilecek olanlar onu bilirdi. Allah’ın uzerinizdeki lutfu ve rahmeti olmasaydı, cok azınız haric seytana uymustunuz

[84] Oyleyse, Allah yolunda savas, sen yalnızca kendinden sorumlusun. Muminleri de savasa tesvik et. Umulur ki Allah, kufredenlerin siddet ve kuvvetlerini yok eder. Allah, kuvvet yonunden de en guclu; ceza yonunden en siddetli olandır

[85] Kim, guzel bir ise aracılık ederse, onun bu iste bir nasibi olur, kim de kotu bir ise aracılık ederse, onun da bundan bir payı olur. Allah’ın her sey uzerinde hakimiyeti vardır

[86] Size bir iyilik temennisinde bulunuldugunda siz de ona daha guzeli ile ya da aynısı ile karsılık verin. Suphesiz Allah, her seyin uzerinde hesabı gorendir

[87] Allah’tan baska ilah yoktur. Kendisinde hic bir suphe olmayan kıyamet gununde sizleri elbette bir araya getirecektir. Allah’tan daha dogru sozlu kim vardır

[88] Size ne oluyor ki munafıklar konusunda Allah onları isledikleri yuzunden ters yuz etmisken iki grup oluyorsunuz? Allah’ın dalalette bıraktıgını siz mi dogru yola cıkarmak istiyorsunuz? Allah kimi dalalette bırakırsa, artık sen onun icin asla bir yol bulamazsın

[89] Onlar, kafir oldukları gibi sizin de kufretmenizi ve kendileri ile esit olmanızı istiyorlar. Bu sebeple, onlar, Allah yolunda hicret etmedikce onları veli edinmeyin. Eger yuz cevirirlerse onları tutun ve buldugunuz yerde oldurun. Onlardan bir veli yardımcı edinmeyin

[90] Ancak, sizinle aralarında antlasma bulunan bir topluma sıgınanlara, sizinle veya kendi toplumları ile savasmak istemeyip icleri daralıp sıkılıp size gelenlere dokunmayın. Eger Allah, dileseydi onları sizin uzerinize musallat ederdi. Onlar da sizinle savasırlardı. Eger sizden uzak durur, sizinle savasmaz ve barısı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin icin onların aleyhine bir yol bırakmamıstır

[91] Baskalarını da sizden ve kendi topluluklarından guvende olmayı arzu eder gibi bir halde bulabilirsin ama fitneye her cagrılıslarında ona balıklama dalarlar. Sayet sizden uzak durmaz, barısı size bırakmazlar ve ellerini de cekmezlerse, onları buldugunuz yerde tutup oldurun. Iste size onların aleyhine acık bir yetki veriyoruz

[92] Bir muminin bir mumini, hata dısında oldurmesi olmaz. Eger bir kimse bir mumini yanlıslıkla oldururse, onun cezası mumin bir kole azat etmek ve oldurulenin ailesine teslim edilen bir diyettir. (Oldurulenin ailesi bagıslarsa o haric.) Eger olen, mumin oldugu halde size dusman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza bir mumin kole azat etmektir. Eger sizinle aranızda anlasma bulunan bir toplumdan ise, oldurulenin ailesine teslim olunan bir diyet ve mumin bir kole azad etmektir. Fakat kim bunu bulamazsa, Allah tarafından tevbesinin kabul edilmesi icin iki ay pes pese oruc tutmaktır. Allah her seyi bilendir, hukmedendir

[93] Kim bir mumini kasten oldururse cezası, icinde daimi kalacagı cehennemdir. Allah, ona gazap etmis, onu lanetlemis ve onun icin buyuk bir azap hazırlamıstır

[94] Ey iman edenler, Allah yolunda savas icin sefere cıktıgınızda teenni ile (aceleye kapılmadan) hareket edin; size selam veren kimseye, dunya hayatını arzulayarak “sen mumin degilsin!” demeyin. Zira Allah katında pek cok ganimetler vardır. Onceden siz de oyleydiniz de Allah, size iyilikte bulundu. Oyleyse iyice arastırıp anlayın. Allah suphesiz yaptıklarınızdan haberdardır

[95] Muminlerden ozur sahibi olmaksızın geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savasanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savasanları, derece bakımından oturanlardan cok ustun kıldı. Bununla beraber Allah, hepsine cenneti vaat etmistir. Fakat, Allah savasanlara, oturanların ustunde pek buyuk bir mukafat vermistir

[96] Mucahitler icin Allah katından dereceler, magfiret ve rahmet vardır. Allah, bagıslayandır, merhamet edendir

[97] Melekler nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken: -Ne haldeydiniz? derler. Onlar da derler ki: -Biz yeryuzunde somurulmus kimseler idik. Melekler: -Allah’ın arzı genis degil miydi? Siz de oraya hicret etseydiniz ya! derler. Onların yeri cehennemdir. O, ne kotu bir donus yeridir

[98] Yalnızca, erkek, kadın ve cocuklardan hicret icin yol bulamayan gucsuz bırakılanlar mustesnadır

[99] Allah’ın onları affetmesi beklenir. Allah, affedendir, bagıslayandır

[100] Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryuzunde bir cok genis yer bulur. Kim, evinden Allah’a ve Resulune hicret icin ayrılır sonra da kendisine olum yetisirse, onun mukafatı Allah’a aittir, Allah, cok bagıslayıcı ve merhametlidir

[101] Yeryuzunde sefere cıktıgınız zaman, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız namazları kısaltmanızda size bir gunah yoktur. Kafirler, sizin apacık dusmanınızdır

[102] (Savasta) sen onların arasında olup da onlara namaz kıldıracagın zaman, bir grup seninle namazda (diger grup da dusman karsısında) dursun. Hepsi de silahlarını yanlarına alsınlar. Seninle namaz kılanlar secde ettikten sonra sizin arkanıza gecsinler ve namaz kılmamıs diger grup gelsin ve seninle namaz kılsınlar. Ve onlar da tedbirli olup silahlarını yanlarına alsınlar. Kafirler silah ve esyalarınızı unutup bırakmanızı, gafil bulunmanızı ve size ansızın baskın yapmayı arzu ederler. Eger yagmur dolayısıyla size bir eziyet/zorluk olursa veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir gunah yoktur. Yine de tedbirli olun. Allah, kafirlere asagılayıcı bir azap hazırlamıstır

[103] Namazı tamamladıktan sonra, ayakta, otururken ve yatarken de Allah’ı zikredin. Emniyete ve sukuna kavustugunuz zaman namazı dosdogru kılın. Kuskusuz namaz, belirli vakitlerde muminler uzerine bir farzdır

[104] (Dusmanınız olan) toplulugu aramada / takip etmekte gevseklik gostermeyin. Siz (yaralanıp) acı duyuyorsanız onlar da sizin hissettiginiz gibi acı duyuyor. Siz, Allah’tan onların ummadıklarını umuyorsunuz. Allah, bilendir, hakimdir

[105] Suphesiz biz, sana kitabı insanlar arasında Allah’ın sana gosterdigi gibi hukum veresin diye hak olarak indirdik, hainlerin savunucusu olma

[106] Allah’tan magfiret dile, suphesiz Allah, bagıslayan ve merhamet edendir

[107] Nefislerine hainlik edenlerden yana mucadele etme, cunku Allah, hainligi adet edinen gunahkarı sevmez

[108] Insanlardan gizlerler de Allah’tan gizlemezler/utanmazlar oysa, Allah’ın razı olmadıgı sozu gece planlarken Allah onlarla beraberdi. Allah, butun yaptıklarını kusatmıstır

[109] Iste siz, dunya hayatında onlardan yana mucadele ettiniz. Kıyamet gununde kim onları mudafaa eder; kim onlara vekil olur

[110] Kim bir kotuluk isler veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan bagıslanma dilerse, Allah’ı bagıslayıcı ve merhametli olarak bulur

[111] Kim bir gunah islerse, onu ancak kendi aleyhine isler. Allah ise bilen ve hukmedendir

[112] Kim de bir hata veya gunah isler sonra da onu bir sucsuza atarsa, o, iftira ve buyuk bir gunahı yuklenmis olur

[113] Eger Allah’ın lutfu ve rahmeti senin uzerinde olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya calısmıstı. Onlar, kendilerinden baskasını saptıramazlar ve sana hic bir seyle zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmis, onceden bilmediklerini ogretmistir. Allah’ın senin uzerindeki lutuf ve ihsanı cok buyuktur

[114] Onların gizli gizli konusmalarının cogunda hayır yoktur. Sadece sadakayı veya iyiligi ya da insanlar arasını duzeltmeyi emredenlerin ki harictir. Kim bunu Allah’ın hosnutlugunu kazanmak icin yaparsa ona buyuk bir mukafat verecegiz

[115] Kim, kendisine dogru yol apacık belli olduktan sonra Peygamberden ayrılır ve muminlerin yolundan baskasına uyarsa; onu dondugu sapıklıkta bırakır ve cehenneme atarız. Ne kotu bir yerdir

[116] Allah, kendisine sirk kosulmasını bagıslamaz bundan baskasını diledigi kimse icin bagıslar. Kim Allah’a sirk kosarsa o derin bir dalalete dusmustur

[117] Allah’ı bırakıp yalnızca putlara dua ediyorlar. Oysa azgın seytandan baskasına dua etmiyorlar

[118] O seytan ki Allah onu lanetledi. O da soyle dedi: -Elbette kullarından belirli bir nasip edinecegim

[119] Ve onları saptıracagım onları bos kuruntularla aldatacagım, onlara emredecegim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredecegim de Allah’ın yarattıgını degistirecekler.” Kim Allah’ı bırakıp da seytanı veli edinirse, apacık bir husrana ugramıstır

[120] Seytan onlara vaat eder, onları bos kuruntu ve uzun emellerle oyalar seytanın onlara vaat ettigi sadece aldatmadır/seraptır

[121] Iste onların barınacakları yer cehennemdir ve ondan kurtulmak icin hic bir yol bulamayacaklardır

[122] Iman edip dogru hareket edenlere gelince onları altından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları cennetlere girdirecegiz. Bu, gercekten Allah’ın vaadidir. Allah´tan daha dogru sozlu kim vardır

[123] (Ey musrikler!) Sizin bos umit ve kuruntularınız da, ehli kitabın kuruntu ve hayalleri de hic bir sey degildir. Kim bir kotuluk islerse onun cezasını gorur. O, kendisi icin Allah’tan baska bir veli ve yardımcı bulamaz

[124] Mumin olarak kim bir dogru is yaparsa erkek olsun, kadın olsun iste bunlar cennete girecekler ve zerre kadar haksızlık gormeyeceklerdir

[125] Iyilik eden bir kimse olup, kendisini tam bir yonelisle Allah’a teslim eden ve Ibrahim’in hanif olan yoluna uyan kimseden daha guzel din sahibi kimdir? ki Allah, Ibrahim’i dost edinmistir

[126] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah, her seyi kusatmıstır

[127] Senden, kadınlar hakkında fetva istiyorlar de ki: “Size, onlar hakkında Allah fetva veriyor: -Kendilerine farz kılınan mirası vermediginiz ve onları nikahlamaya ragbet ettiginiz yetim kızlar hakkında, magdur cocuklar hakkında ve yetimlere adaletli davranmanız hususunda, size okunan kitapta (fetvalar vardır.) Iyilik olarak yapacagınız seyi Allah hakkıyla bilir

[128] Eger bir kadın, kocasının gecimsizliginden veya yuz cevirmesinden korkuyorsa, bir anlasma ile aralarını duzeltmelerinde bir gunah yoktur. Anlasma daha iyidir. Nefisler kıskanclıga meyyaldir. Eger iyilik eder ve gecimsizlikten sakınırsanız, suphesiz Allah, yaptıgınız her seyden haberdardır

[129] Kadınlarınız arasında sevgide esitlik yapmaya hırs gosterseniz bile, asla buna gucunuz yetmez. O halde busbutun birine meyledip digerlerini askıda kalmıs gibi bırakmayın eger nefsinizi duzeltip ve haksızlıktan sakınırsanız gercekten Allah, affedici ve merhametlidir

[130] Eger karı koca bosanarak birbirinden ayrılırlarsa Allah, her birini kendi kudreti ile ihtiyactan kurtarır Allah’ın ihsanı genistir, hakimdir

[131] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Sizden once kendilerine kitap verilenlere de size de Allah’tan sakınmanızı tavsiye ettik. Eger kufrederseniz bilin ki goklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah hic bir seye muhtac degildir. Hamde layık olandır

[132] Goklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Vekil olarak da Allah yeter

[133] Ey insanlar, eger dilerse sizi yok eder baskalarını getirir. Allah’ın buna elbette gucu yeter

[134] Kim dunya mukafatını isterse bilsin ki dunyanın da, ahiretin de mukafatı Allah katındadır. Allah, isiten ve gorendir

[135] Ey iman edenler! Adalet ile hukmeden hakimler ve Allah icin (dogru soyleyen) sahitler olun. Sahitliginiz kendi aleyhinize veya cocuklarınızın ve yakınlarınızın aleyhine olsa bile, zengin olsun fakir olsun dogru sahitlik edin. Allah her ikisine de sizden daha yakındır. Adaletten sapmamak icin heveslerinize uymayın. Eger (adalet ile hukum vermekten, sahitliginizde dogru soylemekten cekinir) dilinizi egip bukerseniz ve yuz cevirirseniz, suphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[136] Ey iman edenler, Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdigi kitaba ve daha once indirdigi kitaba iman ediniz. Kim, Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gununu tanımaz/inkar ederse, muhakkak derin bir sapıklıga dusmustur

[137] Iman edip ardından kafir olanlar sonra tekrar iman edip, daha sonra da kafir olup, kufurlerini artıranları Allah bagıslamayacaktır ve onlara bir yol da gostermeyecektir

[138] Munafıklara, kendileri icin acıklı bir azap oldugunu mujdele

[139] Onlar, muminleri bırakıp kafirleri dost/veli edinirler. Onların yanında itibar mı arıyorlar? Itibar/guc butunuyle Allah’a aittir

[140] Allah, kitapta sunu da indirmistir: Allah’ın ayetlerinin inkar / kufredildigi ve ayetlerle eglenildigini isittiginiz zaman bir baska konuya gecene kadar onlarla oturmayın. Eger oturursanız siz de onlar gibi olursunuz. Allah, butun munafıkları ve kafirleri cehennemde toplayacaktır

[141] Sizi gozetleyen (munafık / kafir) kimseler, eger size Allah’tan bir zafer gelirse: -Sizinle beraber degil miydik? derler. Eger kafirlere bir hisse duserse: -Biz, size yardım ederek ustunlugunuzu saglamadık mı? Size gelecek felakete engel olmadık mı? derler. Allah, kıyamet gunu aranızda hukum verecektir. Allah, kafirlere muminlerin aleyhine bir yol vermeyecektir

[142] Munafıklar, Allah’ı aldatmaya kalkısırlar, Allah ise onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman, istemeye istemeye/ tembelce kalkarlar. Insanlara gosteris yaparlar, Allah’ı cok az dusunurler

[143] (Iman ile kufur) arasında teredduttedirler ne muminlere ne de kafirlere (baglıdırlar.) Allah, kimi sapıklıkta bırakırsa artık ona bir yol bulamazsın

[144] Ey iman edenler! Muminleri bırakıp kafirleri veli edinmeyin. Allah’a aleyhinizde apacık bir delil vermek ister misiniz

[145] Munafıklar cehennemin en asagı tabakasındadırlar. Asla onlara (azabını kaldırmak icin) bir yardımcı bulamazsın

[146] Ancak, tevbe edenler, hallerini duzeltip, Allah’a baglananlar ve dinlerini Allah icin arındıranlar, iste onlar muminlerle beraberdir. Allah, muminlere buyuk bir mukafat verecektir

[147] Eger siz, sukreder ve iman ederseniz; Allah size niye ceza versin? Allah, sukredilmeye layık olan ve (her seyi) bilendir

[148] Allah zulme ugrayan kimseden baskasının, kotu sozu acıklamasını sevmez. Allah isitendir, bilendir

[149] Bir iyiligi acıklasanız veya gizleseniz ya da bir kotulukten vazgecseniz, suphesiz Allah affedicidir, gucludur

[150] Allah’ı ve resullerini tanımayan, Allah ile Resullerinin arasını ayırmak isteyen ”Bir kısmına inanır; bir kısmını inkar ederiz” diyerek (iman ile kufur) arasında bir yol tutmak isteyenler

[151] Iste onlar, gercekten kafirdirler. Bu kafirler icin rezil edici bir azap hazırladık

[152] Allah’a ve Resullerine iman edip, Resullerinden hic birinin arasında ayırım yapmayanlara ise, onlara mukafatları verilecektir. Allah, bagıslayan , merhamet edendir

[153] Kitap ehli senin kendilerine gokten bir kitap indirmeni istiyorlar, Musa’dan bundan daha buyugunu istemislerdi: -Bize Allah’ı apacık goster, demislerdi. Zulumleri yuzunden onları yıldırım carpmıstı. kendilerine belgeler geldikten sonra da buzagıyı ilah edinmislerdi. Ardından onları bagısladık ve Musa´ya apacık iktidar verdik

[154] Soz vermeleri sebebiyle dagı onların tepesine kaldırdık. Onlara: - Kapıdan secde ederek girin dedik. Onlara, Cumartesi gunu yasagını cignemeyin! diyerek onlardan kesin bir soz aldık

[155] Verdikleri sozu bozmaları, Allah’ın ayetlerini tanımamaları ve peygamberleri haksız yere oldurmeleri ve -Kalplerimiz perdelidir, demeleri sebebiyle evet, Allah kafirlikleri sebebiyle kalplerini muhurledigi icin cok azı dısında onlar iman etmezler

[156] Bu, kufurleri ve Meryem’e buyuk bir iftirada bulunmaları sebebiyledir

[157] Allah’ın Resulu Meryem oglu Isa Mesih’i biz oldurduk, demeleri sebebiyledir. Oysa Onu oldurmediler, asmadılar da. fakat onlara oyle gosterildi. ihtilaf ettikleri konuda suphe icindedirler. Onların zanna uymaktan baska bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle Onu oldurmediler

[158] Aksine Allah, Onu kendi katına yukseltti. Allah, azizdir, hakimdir

[159] Kitap ehlinden, olmeden once ona kesin olarak inanan olursa, O, kıyamet gunu onlara sahitlik eder

[160] Yahudilerin zulumleri sebebiyle, kendilerine helal kılınmıs olan temiz seyleri onlara haram ettik ve coklarını Allah’ın yolundan saptırmaları

[161] Kendilerine yasaklanmıs olmasına ragmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yolla yemeleri dolayısıyla, kafir olanlar icin acı veren bir azap hazırladık

[162] Fakat onlardan ilimde derinlesip sana indirilene, senden once indirilenlere iman eden, namazı dosdogru kılan, zekat veren muminlere, Allah’a ve ahiret gunune iman etmis olanlara iste onlara, cok buyuk bir mukafat verecegiz

[163] Nuh’a ve ondan sonra gelen Peygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Ibrahim’e, Ismail’e, Ishak’a, Yakub’a, torunlarına, Isa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Suleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik

[164] Daha once sana anlattıgımız Peygamberlere ve anlatmadıgımız Peygamberlere de (vahyettik). Allah Musa ile de dogrudan dogruya konusmustu

[165] (Bunlar) Peygamberlerin ardından insanların Allah’a karsı bir delilleri olmasın diye mujdeci ve uyarıcı elciler olarak (gelmistir). Allah gucludur, hakimdir

[166] Fakat Allah sana indirdigi seyle sahitlik eder ki onu kendi ilmi ile indirmistir. Melekler de sahitlik ederler. Sahit olarak Allah yeter

[167] Kufredenler ve Allah’ın yolundan saptıranlar, derin bir sapıklıga dusmuslerdir

[168] Kufredenleri ve zulmedenleri Allah bagıslamamıstır. Onlara hic bir yol gostermez

[169] Icinde ebedi kalacakları cehennem yolundan baska.. Bu da Allah’a cok kolaydır

[170] Ey insanlar, elci size Rabbinizden hak ile gelmistir. Kendi iyiliginiz icin iman edin; eger kufrederseniz, goklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah alimdir, hakimdir

[171] Ey kitap ehli, dininizde taskınlık etmeyin. Allah hakkında dogru olandan baska bir sey soylemeyin. Meryem oglu Isa Mesih sadece Allah’ın Peygamberi ve Meryem´e ulastırdıgı bir kelimesi ve kendinden bir rahmettir. Allah’a ve Peygamberlerine iman edin, “uctur” demeyin. Kendi iyiliginiz icin bundan vazgecin. Allah sadece tek bir ilahtır bir cocugu olmaktan uzaktır. Goklerdeki ve yerdekiler Onundur. Vekil olarak Allah yeter

[172] Mesih, Allah’a kul olmaktan asla cekinmemistir. Yakın Melekler de (kulluktan cekinmezler). Kim Allah’a kulluktan cekinir ve buyukluk taslarsa; Allah, herkesi huzurunda toplayacak

[173] Iman edip dogru hareket edenlere mukafatlarını verecek ve onlara nimetini daha da artıracak, kulluktan cekinenleri ve buyukluk taslayanları da acı bir azap ile cezalandıracaktır. Kendilerine Allah’tan baska bir veli ve yardımcı da bulamayacaklardır

[174] Ey Insanlar, size Rabbinizden acık bir belge gelmistir. Size apacık bir aydınlatıcı (Kur’an) indirdik

[175] Allah, kendisine iman edip, Kur’an’a sarılanları rahmetine ve bol nimetlerine girdirecek ve onları kendisine (goturen) dosdogru bir yola iletecektir

[176] Senden fetva istiyorlar. De ki: -Kelale hakkında size Allah fetva veriyor: Eger cocugu olmayıp bir kız kardesi bulunan kimse olurse, bıraktıgının yarısı kız kardesinindir. Fakat, kız kardesinin cocugu yoksa onun tamamına mirascı olur. Eger iki kız kardesi varsa bu ikisine mirasın ucte ikisi duser. Eger mirascılar erkek ve kadın kardesler ise, erkege iki kadının hissesi kadar duser. Dogru yoldan saparsanız diye size acıklıyor. Allah her seyi bilendir

Mâide

Surah 5

[1] Ey iman edenler, sozlesmelerinizi yerine getirin. Ihramlı iken avlanmayı helal gormeksizin, size bildirilecek olanlar dısındaki hayvanlar size helaldir. Allah diledigi hukmu verir

[2] Ey iman edenler, Allah’ın nisanelerine, haram aya, kurbanlıga ve gerdanlık takılan hayvanlara, Rab’lerinden nimet ve rıza isteyerek Beyt-i Harama gelenlere saygısızlık etmeyin. Ihramdan cıktıgınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram’a girmenizi engelledigi icin bir topluma olan kininiz, asırı gitmenize sebep olmasın. Iyilik ve takva hususunda yardımlasın, gunah ve dusmanlık hususunda yardımlasmayın. Allah’tan korkun. Allah’ın cezalandırması siddetlidir

[3] Les, kan, domuz eti, Allah’tan baskası adına kurban edilenler, bogulmus, bir yerine vurularak oldurulmus, dusup olmus, susulmus, yırtıcı hayvanlar tarafından yenilmis olanlar -olmeden yetisip kestikleriniz haric- ve dikili taslar adına kesilen hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılınmıstır. Bunlar fasıklıktır. Bugun kafirler, sizin dininizden umitlerini kesmislerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugun sizin dininizi kemale erdirdim, uzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin icin din olarak Islam’dan razı oldum. Kim, aclık dolayısıyla zorda kalırsa, gunaha dusmeye meyilli olmadan (bu hayvanlardan yiyebilir.) Allah, bagıslayandır, merhametlidir

[4] Sana, kendilerine neyin helal kılındıgını soruyorlar. De ki: -Temiz olanlar size helal kılınmıstır. Allah’ın size ogrettigi sekilde yetistirdiginiz avcı hayvanların sizin icin tuttuklarının uzerine Allah’ın adını anarak yiyin. Allah’tan korkun, dogrusu Allah hesabı cabucak goruverir

[5] Bugun, size temiz olanlar helal kılınmıstır. Kitap verilenlerin yemegi size helal, sizin yemeginiz de onlara helaldir. Mumin, hur ve iffetli kadınlar ve sizden once kendilerine kitap verilenlerden hur ve iffetli kadınlar, mehirlerini verdiginiz taktirde iffetli olarak, fuhsa sapmadan ve gizli dost tutmaksızın size helaldir. Kim, imanı inkar ederse amelleri bosa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir

[6] Ey Iman edenler! Namaza kalktıgınız zaman, yuzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, basınızı mesh edip topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eger, cunup iseniz, temizlenin, hasta veya yolculukta iseniz, veya biriniz tuvaletten gelmisseniz, yahut kadınlarınızla munasebette bulunmus da su bulamamıssanız temiz bir toprakla teyemmum edin, yuzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk cıkarmak istemez. Allah sizi arındırmak ve uzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki sukredersiniz

[7] Allah’ın size olan nimetini ve “isittik, itaat ettik” dediginizde sizi bagladıgı sozunu dusunun, Allah’tan korkun, Allah, icinizde olanı bilir

[8] Ey Iman edenler! Allah icin adaleti ayakta tutan sahitler olun. Bir topluma olan ofkeniz sizi adaletsizlige suruklemesin, adil olun, bu takvaya daha uygundur. Allah’tan korkun, suphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[9] Allah, iman edip dogruyu yapanlara magfiret ve buyuk bir mukafat oldugunu vaat etmistir

[10] Kufredenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar yakıcı atesin ehlidir

[11] Ey iman edenler! Allah’ın uzerinizdeki nimetini dusunun, hani bir topluluk size saldırmaya kalkısmıstı da Allah onlara mani olmustu. Allah’tan korkun. Muminler Allah’a guvensinler

[12] Allah Israilogullarından soz almıstı. Onlardan on iki temsilci sectik. Allah: -Ben sizinleyim; namaz kılarsanız, zekat verirseniz, Peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah’a guzel bir oduncte bulunursanız, elbette sizin kotuluklerinizi orterim. Sizi altından nehirler akan cennetlere girdiririm. Bundan sonra sizden kim kufrederse,dogru yoldan sapmıs olur, dedi

[13] Sozlerini bozdukları icin onları lanetledik, kalplerini katılastırdık. Kelimelerin anlamlarını kaydırıyorlar, kendilerine hatırlatılandan ders almayı unuttular. Iclerinden cok azı dısında onların daima hainliklerini gorursun. Yine de onları bırak ve onemseme, Allah, iyilik yapanları sever

[14] Biz Hıristiyan´ız, diyenlerden de soz almıstık. Onlar da kendilerine hatırlatılandan ders almayı unuttular, bu yuzden aralarına kıyamete kadar surecek dusmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir

[15] Ey kitap ehli, Resulumuz size geldi, kitaptan gizlediginiz seylerin bir cogunu size acıkca anlatıyor ve bir cogunu da geciyor. Dogrusu size Allah’tan bir aydınlatıcı ve apacık bir kitap gelmistir

[16] Allah, onunla hosnut oldugu seyleri isteyenleri kurtulus yollarına iletip karanlıklardan aydınlıga cıkarır ve onları dosdogru bir yola hidayet eder

[17] Allah, Meryem oglu Mesih’tir, diyenler kafir olmustur. De ki: - Allah, Meryem oglu Mesih’i, anasını ve yeryuzunde olanların hepsini yok etmeyi dilese; Allah’a karsı kimin elinde bir sey var. Goklerin, yerin ve arasındakilerin hakimiyeti Allah’ındır. O, diledigini yaratır. Allah’ın her seye gucu yeter

[18] Yahudi ve Hıristiyanlar: -Biz, Allah’ın ogulları ve sevgilileriyiz, dediler. De ki: -Oyleyse, gunahlarınız sebebiyle Allah, sizi niye cezalandırıyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir besersiniz! Allah diledigini bagıslar, diledigine azap eder. Goklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hakimiyeti Allah’ındır. Donus de O’nadır

[19] Ey Kitap ehli! Peygamberlerin gelmedigi donemde “Bize, mujdeci ve uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye, size gercekleri acıkca anlatan Peygamberimiz geldi. O, mujdeci ve uyarıcı olarak gelmistir. Allah’ın her seye gucu yeter

[20] Musa kavmine: - Ey kavmim, Allah’ın size olan nimetlerini hatırlayın, icinizden peygamberler cıkarmıs ve sizi hukumdarlar yapmıstır. Alemde kimseye vermedigini size vermistir

[21] Ey kavmim, Allah’ın yazdıgı kutsal yere girin. Ardınıza donmeyin yoksa husrana ugrayanlar olarak alasagı edilirsiniz, demisti

[22] Ey Musa, orada zorba bir kavim var, onlar oradan cıkmadıkca biz oraya giremeyecegiz. Eger cıkarlarsa, biz de gireriz, diye karsılık vermislerdi

[23] Korkanlar arasında bulunan Allah’ın nimete erdirdigi iki adam: -Ustlerine kapıdan yuruyun, oradan girerseniz, muhakkak galip gelirsiniz. Eger, mumin iseniz Allah’a guvenin, demislerdi

[24] Ey Musa, onlar orada oldukca biz asla oraya girmeyecegiz. Sen ve Rabbin gidin savasın. Biz burada oturacagız, demislerdi

[25] Musa: -Rabbim, ben, kendimden ve kardesimden baskasına soz geciremiyorum. Artık bizimle bu fasık toplumun arasını ayır, dedi

[26] Allah da : - Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Yeryuzunde saskın saskın dolasacaklar. Sen, fasık toplum icin uzulme! dedi

[27] Onlara Adem’in iki oglunun hikayesini dogru olarak anlat, Ikisi de birer kurban sunmuslar, birinin ki kabul edilmis; digerinin ki edilmemisti . (Kurbanı kabul edilmeyen): -Kesinlikle seni oldurecegim! dedi. Digeri: -Allah, ancak muttakilerin sundugunu kabul eder

[28] Beni oldurmek icin elini bana uzatırsan, ben seni oldurmek icin elimi sana uzatmam. Cunku ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım

[29] Ben, hem benim hem de kendi gunahını yuklenerek cehennemliklerden olmanı isterim, zulmedenlerin cezası budur, dedi

[30] Bunun uzerine kardesini oldurmek hususunda nefsi ona boyun egdi. Ve onu oldurerek husrana ugrayanlardan oldu

[31] Allah, kardesinin olusunu nasıl gomecegini gostermek icin ona yeri eseleyen bir karga gonderdi. - Bana yazıklar olsun. Kardesimin olusunu gommek icin bu karga kadar bile olmaktan acizim, dedi ve pisman olanlardan oldu

[32] Bunun icin Israilogullarına soyle yazdık: “Kim bir kimseyi, bir kimseye veya yeryuzunde (yaptıgı) bozgunculuga karsılık olmadan oldururse, butun insanları oldurmus gibi olur. Kim de ona hayatını bagıslarsa; butun insanları diriltmis gibi olur.” Peygamberlerimiz onlara belgelerle gelmisti de onlardan bir cogu bundan sonra yeryuzunde adaletten ayrılmıslardı

[33] Allah ve Peygamberleriyle savasanların ve yeryuzunde bozgunculuga gayret edenlerin cezası; oldurulmek, asılmak, caprazlama el ve ayaklarının kesilmesi ya da yerlerinden surgun edilmektir. Bu, onlara dunyada bir rezilliktir. Onlara ahirette daha buyuk bir azap vardır

[34] Ancak onları yakalamadan once tevbe edenler bunun dısındadır. Biliniz ki Allah,bagıslayan ve merhamet edendir

[35] Ey Iman edenler! Allah’tan sakının yolunda cihat ederek O’na ulasmaya bir vesile arayın ki kurtulusa eresiniz

[36] Dogrusu, yeryuzunde olanların hepsi ve bir misli daha kafirlerin olsa da kıyamet gununun azabından kurtulmak icin fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır

[37] Atesten cıkmak isterler, cıkamazlar. Onlara surekli azap vardır

[38] Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarına karsılık Allah tarafından ibret verici bir ceza olması icin ellerini kesin. Allah gucludur, hakimdir

[39] Kim de zulum isledikten sonra tevbe eder ve halini duzeltirse suphesiz Allah, bagıslayandır, merhamet edendir

[40] Goklerin ve yerin hakimiyetinin yalnızca Allah’ın oldugunu bilmiyor musun? Allah, diledigini cezalandırır, diledigini bagıslar. Allah’ın her seye gucu yeter

[41] Ey peygamber, kalpleri inanmamısken, agızlarıyla “iman ettik” diyenler, Yahudilerden yalana kulak verenlerden ve sana gelmeyen baska bir toplum hesabına casusluk yapanlardan kufre kosturanlar seni uzmesin. Kelimeleri asıl anlamlarından saptıranlar da: - Bu fetva size verilirse alın, verilmezse kacının, derler. Allah’ın fitneye dusmesini diledigi kimse icin Allah’a karsı senin elinden bir sey gelmez. Iste onlar, Allah’ın kalplerini arındırmak istemedigi kimselerdir. Onlara dunyada rezillik, ahirette de onlara buyuk bir azap vardır

[42] Onlar, yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eger sana gelirlerse aralarında hukum ver veya onlardan yuz cevir. Onlardan yuz cevirirsen, sana hic bir zarar veremezler, eger hukum verirsen aralarında adaletle hukmet. Allah adil olanları sever

[43] Allah’ın hukmunun yer aldıgı Tevrat yanlarında iken nasıl gelip senin hukum vermeni istiyorlar. Sonra da bundan yuz ceviriyorlar? Iste bunlar mumin degillerdir

[44] Tevrat’ı yol gosterici ve aydınlatıcı olarak biz indirdik. Kendisini Allah’a teslim etmis peygamberler, Yahudilere Tevrat ile ve Rabbin yolunda yuruyenler, bilginler de Allah’ın kitabından elde kalmıs olan kısmı ile hukmederlerdi. Tevrat’ı gozetiyorlardı. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedelle degistirmeyin. Allah’ın indirdikleriyle hukmetmeyenler, iste onlar kafirlerdir

[45] Kitapta onlara cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis ve yaralara karsılık kısas yazdık. Kim hakkından vazgecerse bu onun gunahlarına kefaret olur. Allah’ın indirdikleriyle hukmetmeyenler, iste onlar zalimlerdir

[46] Onların ardından Meryem oglu Isa’yı kendinden once gelen Tevrat’ı dogrulayıcı olarak gonderdik. Ona yol gosterici, aydınlatıcı olan ve onundeki Tevrat’ı dogrulayıcı ve muttakiler icin yol gosterici ve ogut olarak Incil’i verdik

[47] Incil ehli, Allah’ın onda indirdikleri ile hukmetsinler, Allah’ın indirdikleriyle hukmetmeyenler, iste onlar fasıklardır

[48] Kur’an’ı sana, once gelen kitabı dogrulayıcı ve onu koruyucu olarak hak ile indirdik. Allah’ın indirdikleri ile aralarında hukmet, hak olan sana geldikten sonra onların arzularına uyma, sizin her biriniz icin bir yol ve gidisat belirledik. Eger Allah dileseydi sizi tek bir ummet yapardı. Fakat, size verdikleriyle sizi denemek icin ( bu haldesiniz) oyleyse hayırlarda yarısın. Donusunuz Allah’adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiginiz seyleri bildirecektir

[49] Su halde, Allah’ın indirdigi (kitap) ile aralarında hukmet, Allah’ın sana indirdigi Kur’an’ın bir kısmından seni vazgecirmelerinden sakın. Heveslerine uyma, eger yuz cevirirlerse bil ki, Allah bir kısım gunahları yuzunden onları cezalandırmak istiyor. Insanların cogu gercekten fasıktır

[50] Onlar, cahiliye donemi hukmunu mu arıyorlar? Iyice bilen bir toplum icin Allah’tan daha iyi hukum veren kim vardır

[51] Ey Iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları veli / dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları veli kabul ederse o da onlardandır. Allah, zalim topluma hidayet vermez

[52] Kalplerinde hastalık olanların: -Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz, diyerek onlara kosustuklarını gorursun. Umulur ki Allah bir fetih verir veya katından bir emir getirir de iclerinde gizlediklerine pisman olurlar

[53] Muminler: -Sizinle beraber olduklarına var gucleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mıdır? derler, onların calısmaları bosa gitmis ve kaybedenler olmuslardır

[54] Ey iman edenler! Sizden kim dininden donerse (bilsin ki ), Allah (onların yerine) sevdigi bir toplum getirir. Onlar da Allah’ı severler. Muminlere karsı alcak gonullu, kafirlere karsı onurlu, Allah yolunda cihat eder ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar, iste bu, Allah’ın diledigine verdigi bol nimetidir. Allah kusatandır, bilendir

[55] Sizin veliniz ancak Allah, O’nun Peygamberi, namaz kılan, boyun egerek zekat veren muminlerdir

[56] Kim, Allah’ı ve Peygamberini ve iman edenleri veli edinirse (bilsin ki) elbette Allah’ın grubu galip gelecektir

[57] Ey iman edenler! Kendilerine sizden once kitap verilenlerden dininizi alay ve eglenceye alanları ve kafirleri veli edinmeyin. Muminseniz Allah´tan korkun

[58] Namaza cagırdıgınızda, onu alaya ve eglenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir toplum olmasındandır

[59] De ki: -Ey kitap ehli! Allah’a, bize indirilene ve daha once indirilene iman etmemizden ve cogunuzun fasıklar olmasından dolayı mı bizden hoslanmıyorsunuz

[60] Allah katında bundan daha kotu bir musibet bulundugunu size haber vereyim mi? de, -Allah kime lanet eder, ve ona gazap ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve taguta tapanlar kılarsa, iste onlar yeri en kotu ve dogru yoldan en sapık olanlardır

[61] Size geldiklerinde: -Iman ettik, derler, oysa yanınıza kafir olarak girmis ve yine kafir olarak cıkmıslardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir

[62] Onlardan cogunun gunaha, haksızlıga ve haram yemege kostuklarını gorursun, yaptıkları ne kotudur

[63] Rabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara gunah soz soylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kotudur

[64] Yahudiler: - Allah’ın eli sıkıdır, dediler. Boyle dedikleri icin elleri baglandı ve lanete ugradılar. Oysa Allah’ın elleri acıktır, nasıl dilerse sarfeder. Elbette Rabbinden sana indirilenler, onların cogunun azgınlıgını ve kufrunu artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar (surecek) dusmanlık ve kin saldık. Savas atesini ne zaman korukleseler Allah onu sondurur. Yeryuzunde bozgunculuga kosarlar. Allah bozguncuları sevmez

[65] Kitap ehli; iman edip, Allah’tan korksalardı, kotuluklerini orter ve onları nimet cennetlerine koyardık

[66] Eger onlar, Tevrat’ı, Incil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’an’ı geregince uygulasalardı uzerlerindeki ve altlarındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Iclerinden orta yolu tutan bir ummet vardır, fakat onların cogunun yaptıkları ise ne kotudur

[67] Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni teblig et, eger bunu yapmazsan, peygamberlik gorevini yapmamıs olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, kafir topluma yol gostermez

[68] De ki: -Ey kitap ehli, Tevrat’ı, Incil’i ve Rabbinizden size indirileni geregince uygulamadıkca bir temeliniz yoktur. Andolsun ki Rabbinden sana indirilen (Kur’an) onlardan cogunun azgınlık ve kufrunu arttırır. O halde kafirler icin uzulme

[69] Iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan kimler Allah’a, ahiret gunune inanır ve dogruyu yaparlarsa onlara korku yoktur ve uzulmeyeceklerdir

[70] Israilogullarından soz almıs ve onlara peygamberler gondermistik. Nefislerinin hoslanmadıgı bir seyle bir peygamber onlara geldiginde onların bir kısmını yalanlar ve bir kısmını da oldururlerdi

[71] Bir fitnenin olmayacagını zannederek korlestiler, sagırlastılar. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Ardından yine onların cogu korlesip, sagır oldular. Allah, yaptıklarını cok iyi gormektedir

[72] Suphesiz, “Allah, Meryem oglu Mesih’tir” diyenler kafir olmustur. Mesih soyle demistir: -Ey Israilogulları, Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a sirk kosarsa, Allah ona cenneti haram kılar, onun yeri cehennem olur. Zalimler icin hic bir yardımcı yoktur

[73] Suphesiz, -Allah, ucun ucuncusudur, diyenler kafir olmustur. Oysa tek olan ilahtan baska bir ilah yoktur. Soylediklerinden vazgecmezlerse elbette kufredenlere acıklı bir azap dokunacaktır

[74] Allah’a yonelip bagıslanma dilemezler mi? Allah bagıslayandır merhamet edendir

[75] Meryem oglu Mesih, peygamberden baska bir sey degildir. Ondan once de peygamberler gecmistir. Onun annesi de dosdogru/cok sadık idi. Ikisi de yemek yerdi. Onlara ayetleri nasıl acıkladıgımıza bir bak, sonra da onların nasıl yuz cevirdigine bak

[76] De ki: -Siz Allah’ı bırakıp da size zarar da fayda da vermesi mumkun olmayan birine mi kulluk ediyorsunuz? Oysa Allah, hem isitendir, hem bilendir

[77] De ki: -Ey kitap ehli, dininizde haksız olarak taskınlık etmeyin. Daha once sapıklıga dusmus, cogunu saptıran ve dogru yoldan sapan bir toplumun heveslerine uymayın

[78] Israilogullarından kafir olanlar, Davud’un ve Meryem oglu Isa’nın dili ile lanetlenmistir. Bu lanet, isyan etmeleri ve haddi asmalarındandı

[79] Birbirlerinin yaptıkları kotuluklere mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kotu idi

[80] Cogunun, kufredenleri veli edindiklerini gorursun. Nefislerinin takdim ettikleri ne kotudur ki Allah, onlara gazap etmis ve onlar azapta ebedidirler

[81] Eger Allah’a, Peygambere ve ona indirilenlere iman etmis olsalardı, kufredenleri veli edinmezlerdi. Fakat onların cogu fasıktır

[82] Iman edenlere dusmanlıkta insanların en siddetlisi olarak Yahudileri ve sirk kosanları bulursun. Iman edenlere sevgice en yakın olarak da: -Biz Hıristiyanız, diyenleri bulursun. Bu, onların arasında buyukluk taslamayan bilginler ve rahipler bulunmasındandır

[83] Peygamber’e indirileni isittikleri zaman, gercegi anlamalarından dolayı gozlerinin yasla doldugunu gorursun, -Rabbimiz, iman ettik, bizi de sahitlerle beraber yaz! derler

[84] Rabbimizin bizi salih toplumla birlikte (cennete) girdirmesini beklerken ne diye Allah’a ve bize gelen gerceklere iman etmeyelim ki

[85] Bu sozlerine karsılık olarak Allah, onlara icinde ırmaklar akan, orada ebedi kalacakları cennetler hazırlamıstır. Iste bu iyi kimselerin mukafatıdır

[86] Kafir olanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise iste onlar da cehennem halkıdır

[87] Ey iman edenler, Allah’ın size helal kıldıgı temiz seyleri haram kılmayın. Ve sınırı da asmayın. Allah, sınırı asanları sevmez

[88] Allah’ın size verdigi helal ve temiz rızıktan yiyin. Ve kendisine iman ettiginiz Allah’tan korkun

[89] Allah, sizi bilincsiz olarak yaptıgınız yeminlerden dolayı hesaba cekmez. Bilincli olarak yaptıgınız yeminlerden dolayı hesaba ceker. Yemininizi bozma karsılıgı, kendi ailenize yedirdiginizden on yoksulu doyurmaktır. Veya giydirmek ya da bir koleyi hurriyete kavusturmaktır. Kim bunları bulamazsa uc gun oruc tutması gerekir. Bu, bozdugunuz yeminlerin kefaretidir. Yeminlerinizi tutun. Sukredesiniz diye Allah, ayetlerini iste boyle acıklıyor

[90] Ey iman edenler! Icki, kumar, putlar ve fal okları sadece seytanın isinden bir pisliktir, kurtulusa erebilmeniz icin onlardan uzak durun

[91] Seytan, icki ve kumar (sans oyunları) ile sadece aranızda dusmanlık ve nefreti korukleyip Allah’ın zikrinden ve namazdan alıkoymak istiyor

[92] Artık (bu kotu alıskanlıklara) son verdiniz degil mi? Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin ve (itaatsizlikten) sakının. Eger, yuz cevirirseniz biliniz ki Peygamberimize dusen sadece, acıkca bildirmektir

[93] Iman edip, dogruyu yapanlara; cekinip, iman eder ve dogruları islerlerse daha once tattıklarından dolayı bir gunah yoktur. Iman ederek korunurlar, sonra yine iyiye yonelerek kendilerini korurlarsa, Allah, iyiye yonelenleri sever

[94] Ey Iman edenler! Gormedigi halde, Allah’tan korkan kimseyi belirlemek icin Allah sizi, ellerinizin ve oklarınızın ulastıgı avdan bir sey ile dener. Bu (uyarıdan) sonra kim sınırı asarsa, onun icin acıklı bir azap vardır

[95] Ey Iman edenler! Ihramlı iken av hayvanını oldurmeyin. Sizden kim bilerek onu oldururse, cezası, icinizden adalet sahibi iki kimsenin hukmuyle, Kabe’ye ulastırılacak kurban olarak (koyun, keci, inek ve deve gibi) bir hayvandır. Ya da yoksulları doyurma kefaretidir veya islediginin vebalini tatması icin buna denk bir oructur. Allah, gecmiste olanı affetmistir. Fakat kim bir daha boyle yaparsa Allah onun hesabını sorar, Allah gucludur, hesap sorucudur

[96] Sizin icin ve yolculuk yapanlar icin bir gecimlik olarak, size deniz avı ve yiyecegi helal kılınmıstır. Ihramlı oldugunuz muddetce de kara avı haram kılınmıstır. Huzurunda toplanacagınız Allah’tan korkun

[97] Allah, Kabeyi; Beyt-i Haram’ı insanlar icin guven yeri kıldı. Haram ayı, kurbanı ve kurban icin isaretlenmis hayvanları da. Iste bu, Allah’ın goklerde ve yerde olanları bildigini ve Allah’ın her seyi bilen oldugunu bilmeniz icindir

[98] Biliniz ki Allah, cezası siddetli olandır; Allah, bagıslayıp, acıyandır

[99] Peygamberin gorevi ancak tebligdir. Acıkladıgınızı da gizlediginizi de Allah bilir

[100] De ki: - Kotu seylerin coklugu seni sasırtsa da. Pis ile temiz bir degildir. Ey akıl sahipleri kurtulusa erebilmeniz icin Allah’tan korkun

[101] Ey Iman edenler! Acıklandıgı zaman hosunuza gitmeyecek seyleri sormayın. Eger Kur’an inerken onları sorarsanız, onlar size acıklanır. Allah, onları bagıslamıstır. Allah bagıslayandır, yumusak davranandır

[102] Sizden once gelen bir toplum onu sordu sonra da onu inkar ettiler

[103] Allah, bahire, saibe, vesile ve ham (diye bir seyler) belirlemedi. Fakat kufredenler Allah’a yalan yere iftira ediyorlar. Onların cogu akletmezler

[104] Onlara: -Allah’ın indirdigine ve Peygambere gelin, denildiginde: -Atalarımızı uzerinde buldugumuz yol bize yeter.” derler. Ataları bir sey bilmeyen ve dogru yolda olmayanlar idiyse ya

[105] Ey iman edenler! Kendinize dikkat edin. Siz hidayette olursanız, sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin donusu Allah’adır. Yapmakta olduklarınızı o size haber verecektir

[106] Ey iman edenler! Icinizden birinin olumu yaklastıgı zaman, vasiyet sırasında, aranızdan adalet sahibi iki kisinin eger, yolculukta iseniz ve olum de gelip cattıysa; sizden olmayan iki kisinin sahitligi gerekir. Sayet suphe ederseniz; namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah’a soyle yemin ederler: - Akraba bile olsa yemini bir menfaat karsılıgı satmayacagız. Allah’ın sahitligini gizlemeyecegiz. Aksi halde gunahkarlardan oluruz

[107] Eger o ikisinin gunaha dustukleri belli olursa, olene daha yakın olan hak sahiplerinden diger iki kisi onların yerine gecerler ve “bizim sahitligimiz, bu ikisinin sahitliginden daha dogrudur ve haksızlık yapmıyoruz, eger haksızlık yaparsak o zaman zalimlerden oluruz.” diye Allah’a yemin ederler

[108] Bu, (hukum) sahitligi dogru bir sekilde ifa etmeleri ya da yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi saglar. Allah’tan korkun ve dinleyin. Allah, fasık topluma yol gostermez

[109] Bir gun Allah, Resulleri bir araya getirir ve Onlara: -Size ne cevap verildi der. Onlar da derler ki: -Bizim bir bilgimiz yoktur, gaybları en iyi bilen sadece sensin

[110] Allah der ki: -Ey Meryemoglu Isa, sana ve annene verdigim nimetimi hatırla! Hani seni Ruhu’l Kudus (Cebrail) ile desteklemistim. Besikteyken de yetiskinken de insanlarla konusuyordun. Sana, Kitabı, hikmeti, Tevratı ve Incil’i ogretmistim. Benim iznim ile camurdan kus seklinde bir sey yapmıs, sonra da ona uflemistin de, o da benim iznim ile kus oluvermisti. Yine benim iznim ile koru ve alacalıyı iyilestiriyor, iznimle oluleri diriltiyordun. Israilogullarının elini senin uzerinden cekmistim. Onlara belgeleri getirdiginde, Onlardan inkarcı olanlar: -Bu apacık bir sihirden baska bir sey degildir, demislerdi

[111] Havarilerine de: -Bana ve Resulume iman edin, diye vahyetmistim. Onlar da: - Iman ettik, bizim musluman oldugumuza sahit ol! demislerdi

[112] Havariler: -Ey Meryemoglu Isa, Rabbin bize, gokten bir sofra indirebilir mi?, dediklerinde (Isa): -Eger mumin iseniz Allah’tan korkun!, demisti

[113] Havariler ise: -Ondan yemek istiyoruz, (boylece) kalplerimiz mutmain olsun ve bize dogruyu soyledigini bilelim ve buna sahitlerden olalım, demislerdi

[114] Meryemoglu Isa dedi ki: -Allah’ım, Rabbimiz, gokten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim icin, hem de evvelimiz ve ahirimiz icin bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın

[115] Allah da dedi ki: -Ben, onu size indirecegim; fakat bundan sonra sizden kim inkar ederse, ben ona kainatta hic kimseye yapmayacagım azabı yaparım

[116] Allah: -Ey Meryemoglu Isa, “Beni ve annemi Allah’tan baska iki ilah olarak benimseyin.” diye insanlara sen mi soyledin? dedigi zaman, Isa soyle cevap verir: - Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir seyi soylemek bana yakısmaz. Eger deseydim, elbette sen bunu bilirdin. Sen, benim icimde olanı bilirsin, ben ise senin icinde olanı bilmem. Elbette sen, gaybları en iyi bilensin

[117] Ben onlara “Rabbim ve Rabbimiz olan Allah’a kulluk edin” diye; senin bana emrettigin dısında bir sey soylemedim. Aralarında bulundugum surece onlara sahit oldum. Beni oldurdugun zaman da onları sen gozetiyordun. Sen, her seye sahitsin

[118] Eger onlara azap edersen, onlar, suphesiz senin kullarındır. Sayet onları bagıslarsan, suphesiz sen aziz ve hakimsin

[119] Allah ise soyle dedi: -Iste bugun, dogrulara dogrulukları fayda verir. Onlar icin, icinde ebedi kalacakları, icinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmustur. Onlar da Allah’tan razı olmuslardır. Iste bu, buyuk bir kurtulustur

[120] Goklerin, yerin ve icindekilerin hukumranlıgı Allah’a aittir. O’nun gucu her seye yeter

En'âm

Surah 6

[1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlıgı var eden Allah’a mahsustur. Yine de kafirler Rab’lerine (baskalarını) denk tutuyorlar

[2] Sizi camurdan yaratan, sonra da bir ecel tayin eden O’dur. O’nun yanında ecel belirlidir. Ama siz suphe ediyorsunuz

[3] Goklerde ve yerde “Allah” O’dur. Gizlinizi de acıgınızı da bilir. Ne kazandıgınızı da bilir

[4] Onlara Rab’lerinin ayetlerinden bir ayet gelmedi ki ondan yuz cevirmesinler

[5] Onlara hak geldigi zaman onu hemen yalanlamıslardır. Alaya aldıkları seyin haberleri yakında onlara gelecektir

[6] Kendilerinden once nice nesilleri helak ettigimizi gormediler mi? Oysa biz onlara size saglamadıgımız imkanları saglamıs ve onların uzerlerine gokten bol bol yagmurlar indirmis, ayaklarının altından da ırmaklar akıtmıstık. Ne var ki onları gunahları sebebiyle helak ettik, onlardan sonra baska nesiller var ettik

[7] Sana, kagıtta yazılı bir kitap indirmis olsaydık, onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı yine de kafir olanlar: “Bu yalnızca bir sihirdir” derlerdi

[8] Peygambere bir melek indirilmeli degil miydi? derler. Eger bir melek indirseydik, beklenmeden is bitirilirdi

[9] Eger (Resulu) melek de yapsaydık, yine onu bir adam seklinde yapardık ve onları dusurdugumuz supheye dusururduk

[10] Zaten, senden onceki Resullerle de alay edilmisti de alay ettikleri sey, onlardan alay edenleri cepecevre kusatmıstı

[11] De ki: -Yeryuzunde gezin, de yalanlayanların sonunun nasıl olduguna bir bakın

[12] Yine de ki: - Goklerde ve yerde olanlar kimindir? -Kendisine merhametli olmayı yazmıs olan Allah’ındır! de! Hakkında hic bir suphe bulunmayan kıyamet gunu sizi elbette bir araya getirecektir. Kendilerini husrana atanlar, iste onlar, iman etmezler

[13] Gecenin ve gunduzun icinde bulunan her sey Onundur. O, isiten ve bilendir

[14] De ki: -Gokleri ve yeri yoktan yaratan, doyuran fakat doyurulmayan Allah’tan baska birini mi veli edineyim? De ki: -(Allah’a) teslim olanların ilki olmakla ve sakın musriklerden olma, diye emrolundum

[15] De ki: -Ben, Rabbime isyan edersem buyuk bir gunun azabından korkarım

[16] O gun, (azap) kimden kaldırılırsa ona merhamet edilmistir. Iste, apacık kurtulus budur

[17] Eger, Allah sana bir zarar dokundurursa, kendisinden baska onu giderecek kimse yoktur. Eger sana bir hayır dokundurursa zaten O’nun her seye gucu yeter

[18] Kullarının uzerinde yegane galip O’dur. O, hakim ve haberdar olandır

[19] De ki: -Hangi seyin sahitligi daha buyuktur? -Benimle sizin aranızda sahit olan Allah’tır. Bu Kur’an, bana, kendisiyle sizi ve ulastıgı kimseleri uyarmam icin vahyolundu. Allah ile beraber baska ilahların olduguna siz mi sahitlik ediyorsunuz? Ben, sahitlik etmem! de! Yine de ki: - O tek bir ilahtır ve ben sizin kostugunuz sirkten uzagım

[20] Kendilerine kitap verdigimiz kimseler Resulu, ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini husrana atanlar, iste onlar iman etmezler

[21] Allah’a karsı yalan uyduran, yahut ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir? Zalimler kesinlikle kurtulusa eremezler

[22] O gun onların hepsini toplayacagız; sonra da Allah’a sirk kosanlara diyecegiz ki “Iddia etmis oldugunuz ortaklarınız nerede

[23] Fakat onların saskınlıkları ile (cevapları) “Rabbimize Vallahi, sirk kosanlardan degildik” demekten baska bir sey olmayacaktır

[24] Kendilerine karsı nasıl yalan soylediklerine ve uydurduklarının nasıl onlardan uzaklastıgına bir bak

[25] Iclerinden seni dinleyenler vardır. Biz onların kalpleri uzerine, anlamamaları icin ortuler, kulaklarına da agırlık koyduk. Her mucizeyi gorseler de ona yine inanmazlar. Seninle tartısmak icin sana geldiklerinde, o kufredenler derler ki: - Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir

[26] Onlar, hem men ederler hem de kendileri ondan uzaklasırlar. Sonucta kendilerini helak ederler de farkında olmazlar

[27] Atesin karsısında durdurulduklarında onların: -Ah ne olurdu (dunyaya) yeniden gonderilsek, Rabbimizin ayetlerini yalanlamaz ve muminlerden oluruz, dediklerini bir gorseydin

[28] Oysa, onların gizledikleri acıga cıktı. Eger, yeniden (dunyaya) gonderilselerdi yine men olundukları seylere donerlerdi. Cunku onlar gercekten yalancıdırlar

[29] Dunya hayatımızdan baska hayat yoktur. (Oldukten sonra) tekrar diriltilecek de degiliz, derlerdi

[30] Rab’lerinin karsısında durdurulduklarını ve (Allah’ın): -Bu gercek degil miymis? dediginde onların: -Rabbimize andolsun ki kesinlikle gercekmis, dediklerini ve (Allah’ın da onlara): -Kafir oldugunuz icin azabı tadın, dedigi anı bir gorsen

[31] Allah ile karsılasmayı yalanlayanlar husrana ugramıslardır. Kıyamet ansızın onların basına geldigi zaman “dunyada isledigimiz kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!” derler, sırtlarında da gunahlarını tasırlar. Dikkat edin, tasıdıkları ne kotudur

[32] Dunya hayatı oyun ve eglenceden baska bir sey degildir. Ahiret hayatı ise muttakiler icin daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[33] Onların soylediklerinin seni uzdugunu elbette biliyoruz. Fakat onlar seni yalanlamıyorlar, o zalimler, bile bile Allah’ın ayetlerini tanımazdan geliyorlar

[34] Senden onceki Resuller de yalanlanmıslardı da yardımımız gelene dek yalanlandıkları ve eziyet olundukları seylere sabretmislerdi. Allah’ın sozlerini degistirebilecek yoktur. Daha once gonderilenlerin haberleri sana geldi

[35] Eger, onların yuz cevirmeleri sana agır geldiyse, yerde bir delik veya gokte bir merdiven bulmaya gucun yeterse onlara bir mucize gosterirsin. Allah dileseydi, onları hidayet uzerinde toplardı. Oyleyse, cahillerden olma

[36] Ancak, dinleyenler cevap verirler. Oluler ise, Allah, onları diriltecek ve Ona donduruleceklerdir

[37] Peygambere: -Rabbinden bir mucize indirilmeli degil miydi? dediler. De ki: -Allah, bir mucize indirmeye elbette kadirdir. Fakat onların cogu bilmezler

[38] Yeryuzunde hic bir canlı ve yeryuzunde kanatlarıyla ucan hicbir kus yoktur ki, sizin gibi birer toplum olmasınlar. Kitapta hic bir seyi eksik bırakmadık; sonra (hepsi de) Rablerinin huzurunda toplanacaktır

[39] Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar icinde kalmıs sagır ve dilsizlerdir; Allah diledigini sapıklıkta bırakır, diledigini de dosdogru yola yoneltir

[40] De ki: -Eger dogruysanız bana haber verir misiniz, Allah’ın azabı size ulasır, veya kıyamet saati size gelip catarsa, Allahtan baskasına mı yalvarırsınız

[41] Hayır, sadece O’na yalvarırsınız. O da dilerse, kaldırılmasını istediginiz belayı kaldırır da siz, ortak kostugunuz seyleri unutursunuz

[42] Senden onceki toplumlara da (elciler) gondermis ve belki yalvarıp yakarırlar diye onları darlık ve sıkıntıya sokmustuk

[43] Hic olmazsa azabımız kendilerine gelince yalvarmaları gerekmez miydi? Fakat, kalpleri katılasmıs ve seytan, yaptıklarını kendilerine guzel gostermisti

[44] Verilen ogutleri unuttukları bir sırada, her seyin kapılarını onlara actık. Kendilerine verilenler ile sımarıp, azdıkları zaman, onları ansızın butun umitlerini yitirmis bir halde yakaladık

[45] Ve alemlerin Rabbine hamdolsun ki, zalim toplumun arkası da kesilmisti

[46] De ki: -Soyleyin bana; Allah, kulaklarınızı ve gozlerinizi alsa, kalplerinizi de muhurlese, Allah’tan baska onu size geri getirecek ilah kimdir? Ayetleri nasıl acıkladıgımıza bir bak, sonra da onlar nasıl yuz ceviriyorlar

[47] De ki: -Bana haber verin, Allah’ın azabı size ansızın, veya acıktan acıga gelip catsa, zalim toplumdan baskası mı helak edilir

[48] Biz, elcileri yalnız mujdeciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Kim iman edip, halini duzeltirse, o kimselere bir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[49] Ayetlerimizi yalanlayanlar ise, kotu amelleri yuzunden onlara azap dokunacaktır

[50] De ki: -Size, yanımda Allah’ın hazinelerinin oldugunu soylemiyorum. Gaybı bilmem; size, bir melek oldugumu da soylemiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. De ki: “Hic gormeyen ile goren bir olur mu? Hic dusunmuyor musunuz

[51] Rab’lerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları (vahy) ile uyar ki onların Allah’tan baska velileri ve sefaatcıları yoktur. Umulur ki korunurlar

[52] Hosnutlugunu isteyerek sabah aksam Rab’lerine dua edenleri kovma. Onların hesabından sana bir sey ve senin hesabından onlara bir sey yoktur ki onları kovup da zalimlerden olasın

[53] Boylece, “Allah, aramızdan bunlara mı iyilikte bulundu?” desinler diye onları birbiriyle denedik. Allah, sukredenleri en iyi bilen degil midir

[54] Ayetlerimize iman edenler yanına geldikleri zaman: De ki: Selam size Rabbiniz, kendi uzerine rahmeti gerekli kıldı. Bu sebeple, icinizden kim cahillikle bir kotuluk isler de ardından tevbe edip, halini duzeltirse, suphesiz Allah bagıslayan ve merhamet edendir

[55] Gunahkarların yolu iyice belli olsun diye ayetleri iste boyle acıklıyoruz

[56] De ki: -Allah’tan baska yalvardıklarınıza benim kulluk etmem yasaklandı. De ki: -Sizin heveslerinize uymam, uydugum takdirde sapıtır ve hidayete erenlerden olmamıs olurum

[57] Ve yine de ki: -Ben, Rabbimden gelen apacık bir belge uzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Sizin cabucak gelmesini istediginiz sey benim yanımda degildir. Hukum yalnız Allah’a aittir. O ayıranların en hayırlısı olarak gercegi anlatır

[58] De ki: -Sizin cabukca gelmesini istediginiz sey benim yanımda olsaydı, is benimle sizin aranızda bitmis olurdu. Allah, zalimleri en iyi bilendir

[59] Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onları, kendisinden baskası bilmez. Karada ve denizde olan her seyi bilir. Onun bilgisi olmadan hic bir yaprak dusmez ve yerin karanlıklarında hicbir tane, hic bir yas ve hic bir kuru yoktur ki apacık bir kitapta bulunmasın

[60] Geceleyin sizi olduren O’dur. Belirli bir surenin gecmesi icin sizi yeniden dirilttigi gunduzleri de ne yaptıgınızı bilir. Sonra donusunuz O’na olacak ve O size ne yapmıs oldugunuzu haber verecektir

[61] Kulları uzerinde yegane hakim odur. Size gozetleyiciler (melekler) gonderir. Sonunda birinize olum geldigi zaman, elcilerimiz hic bir kusur etmeden onun canını alırlar

[62] Sonra gercek mevlaları olan Allah’a dondurulurler. Dikkat edin, hukum O’na aittir. O, hesap gorenlerin en hızlısıdır

[63] De ki: -Karanın ve denizin karanlıklarından bizi kurtarırsan, elbette sukredenlerden olacagız, diye yalvararak ve gizlice dua ettiginizde, sizi bundan kim kurtarır

[64] De ki: -Sizi ondan ve butun sıkıntılardan kurtaracak olan Allah’tır; boyle oldugu halde siz yine de sirk kosuyorsunuz

[65] De ki: -Uzerinizden veya ayaklarınızın altından bir azap gondermeye ya da sizi gruplara ayırarak birbirinizle denemeye kadir olan O’dur. Belki anlayıs gosterirler diye ayetleri nasıl acıkladıgımıza bir bak

[66] Senin toplumun da hak olmasına ragmen, onu yalanladı. “Ben, sizin uzerinize vekil degilim” de

[67] Her haberin gerceklesecegi bir an vardır. Ilerde anlayacaksınız

[68] Ayetlerimiz hakkında ileri geri konusanları gordugun zaman Kur’an’dan baska bir soze dalana kadar onlardan yuz cevir. Eger seytan bunu sana unutturursa, hatırladıktan sonra, artık zalim toplulukla beraber oturma

[69] Allah’tan korkanlara, zalimlerin hesabından hic bir sorumluluk yoktur. Fakat, onların da Allah’tan korkmaları icin bir hatırlatma vardır

[70] Dinlerini oyun ve eglence edinen ve dunya hayatının aldattıgı kimseleri bırak; sen Kur’an ile, kisinin, kendi kazancı yuzunden, Allah’tan baska bir dost ve sefaatcinin bulunmadıgı ahirette tehlikeye dusmemesi icin ogut ver. Zira o kisi, butun varlıgını fidye olarak verse bile, kendisinden alınıp kabul edilmez. Iste bunlar, kendi kazandıkları yuzunden tehlikeye girmis kimselerdir. Kafir olmaları dolayısıyla onlar icin kaynar bir icecek ve acı bir azap vardır

[71] De ki: -Allah, bize hidayet verdikten sonra, seytanların yeryuzunde ayartıp, saskın bir vaziyette bıraktıkları, dostlarının ise “bize gel” diyerek dogru yola davet ettikleri kimse gibi, topuklarımız uzerinde geri donelim de bize faydası da zararı da dokunmayan Allah’tan baska seylere mi yalvaralım? Yine de ki: -Allah’ın hidayeti, iste asıl hidayet odur. Biz, alemlerin Rabbine teslim olmakla, namaz kılmak ve Allah’tan korkmakla emrolunduk. Huzurunda toplanacagınız O’dur

[72] De ki: -Allah, bize hidayet verdikten sonra, seytanların yeryuzunde ayartıp, saskın bir vaziyette bıraktıkları, dostlarının ise “bize gel” diyerek dogru yola davet ettikleri kimse gibi, topuklarımız uzerinde geri donelim de bize faydası da zararı da dokunmayan Allah’tan baska seylere mi yalvaralım? Yine de ki: -Allah’ın hidayeti, iste asıl hidayet odur. Biz, alemlerin Rabbine teslim olmakla, namaz kılmak ve Allah’tan korkmakla emrolunduk. Huzurunda toplanacagınız O’dur

[73] Gokleri ve yeri hak ile yaratan O’dur. “Ol!” dedigi gun oluverir; sozu haktır; sura uflendigi gun de hakimiyet O’nundur. Gizliyi de goruneni de bilendir. Hakim olan haberdar olan O’dur

[74] Ibrahim, babası Azer’e soyle demisti: -Putları ilah mı ediniyorsun? Ben, seni ve kavmini apacık bir sapıklık icinde goruyorum

[75] Ibrahim’e saglam muminlerden olması icin, goklerin ve yerin hukumranlıgını da soyle gostermistik

[76] Uzerine gece bastırınca, bir yıldız gormus ve: -Bu, Rabbimdir, demisti. Fakat yıldız batınca: -Ben, batanları sevmem, demisti

[77] Ay’ı dogarken gorunce: -Bu, Rabbim, demisti. Fakat, o da batınca: -Rabbim beni dogru yola iletmezse, muhakkak sapıklıga dusmus kimselerden olacagım, demisti

[78] Sonra gunesi dogarken gorunce: -Bu, Rabbimdir, bu daha buyuk, demis, o da batınca: -Ey kavmim, ben sizin ortak kostuklarınızdan uzagım, demisti

[79] Ben, hanif olarak, yuzumu, gokleri ve yeri yaratan Allah’a yonelttim. Ben, asla musriklerden degilim, demisti

[80] Kavmi O’na karsı deliller getirmeye kalkısmıstı, O da demisti ki: - Allah bana hidayet verdigi halde, O’nun hakkında benimle tartısıyor musunuz? Rabbimin diledigi dısında sizin ortak kostuklarınızdan asla korkmam. Rabbimin ilmi her seyi kusatmıstır. Hala dusunmuyor musunuz

[81] Hem siz, Allah’ın hakkında hic bir delil indirmedigi seyleri O’na sirk kosmaktan korkmazken, ben sizin ortak kostugunuz seylerden nasıl korkarım? Iki taraftan hangisi emin olunmaya daha layıktır? Eger biliyorsanız soyleyin

[82] Iman edenler ve imanlarına zulum karıstırmayanlar, iste emniyet onlar icindir, hidayette olanlar da onlardır

[83] Bu, kavmine karsı Ibrahim’e verdigimiz delilimizdir. Diledigimiz kimseleri derece derece yukseltiriz. Suphesiz Rabbim hakimdir, alimdir

[84] Ibrahim’e, Ishak ve Yakub’u ihsan ettik, her birini de hidayete erdirdik. Daha once Nuh’u, O’nun soyundan Davud, Suleyman, Eyyub, Yusuf, Musa ve Harun’u da hidayete erdirmistik. Iste iyileri biz boyle odullendiririz

[85] Zekeriya, Yahya, Isa ve Ilyas, hepsi de Salihlerdendir

[86] Ismail, el-Yesea, Yunus ve Lut’u hepsini de alemlere ustun kıldık

[87] Onların babalarından, zurriyetlerinden ve kardeslerinden bazı kimseleri secip, dosdogru yola hidayet ettik

[88] Iste bu, Allah’ın hidayetidir. Kullarından diledigi kimseyi bununla hidayete ulastırır. Eger Allah’a sirk kossalardı, yapmıs oldukları seyler, bosa giderdi

[89] Kendilerine kitap, hukum ve peygamberlik verdigimiz iste bu kimselerdir. Bunu iste onlar inkar ederse, biz de onları inkar etmeyecek bir kavmi vekil kılarız

[90] Onlar, Allah’ın hidayet ettigi kimselerdir. Bu nedenle sen de onların yoluna tabi ol ve “Ben, sizden bir ucret istemiyorum” de, “bu sadece, toplumlar icin bir uyarı/oguttur

[91] Allah’ın hic bir besere, hic bir sey indirmedigini soylemekle, Allah’ı hakkıyla tanıyamadılar. De ki: -Oyleyse Musa’nın insanlar icin aydınlatıcı ve yol gosterici olarak getirdigi, sizin de yapraklar haline getirip acıkladıgınız, cogunu da gizlediginiz, siz ve babalarınız hic bir sey bilmezken ogretildiginiz o kitabı kim indirdi? “Allah” de sonra onları bataklıklarında oynamaya bırak

[92] Bu, Mekke ve etrafındakileri uyarman icin, kendinden onceki kitapları dogrulayan bizim indirdigimiz mubarek bir kitaptır. Ahirete iman edenler, buna iman ederler ve onlar namazlarına riayet ederler

[93] Allah’a karsı yalan uydurandan yahut kendisine hic bir sey vahyolunmadıgı halde bana da vahyolundu diyenden ve Allah’ın indirdigi gibi ben de indirecegim diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimler, olum sıkıntısı icinde iken, melekler ellerini uzatmıs: -Canınızı verin. Bugun, Allah’a karsı dogru olmayanı soylemis ve O’nun ayetlerinden buyukluk taslayarak uzaklasmıs olmanız dolayısıyla, zillet azabıyla cezalandırılacaksınız, derken onların halini bir gorsen

[94] Sizi ilk defa yarattıgımız gibi, bize tek basınıza geldiniz. Size bagıslandıklarımızı arkanızda bıraktınız. Kendiniz icin ortaklar oldugunu zannettiginiz sefaatcilerinizi yanınızda goremiyoruz. Aranızdaki baglar kopmus ve iddia ettikleriniz sizden uzaklasıp gitmis

[95] Taneyi ve cekirdegi yarıp filizlendiren, oluden diriyi cıkaran diriden de oluyu cıkaran Allah’tır. Iste Allah budur! O halde nasıl aldatılıyorsunuz

[96] Sabahı ortaya koyanı geceyi sukunet kılan, gunesi ve ayı da hesap olcusu yapan O’dur. Bu, aziz ve alim olanın takdiridir

[97] Karaların ve denizlerin karanlıklarında kendileriyle yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin icin yaratan O’dur. Ayetleri bilen bir toplum icin genisce acıklamısızdır

[98] Sizi tek bir nefisten ortaya cıkaran O’dur. Sizin icin bir yerlesme yeri ve bir de ayrılıs yeri vardır. Ince bir anlayısa sahip olanlar icin ayetleri acıklamısızdır

[99] Gokten su indiren de O’dur. O su ile her cesit bitki cıkardık. Ondan da bir yesillik meydana getirdik ki bu yesillikten kume kume taneler, hurma tomurcugundan koparılması kolay salkımlar, uzum bagları, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve nar cıkarırız. Meyve verdikleri ve bir de olgunlastıkları zaman meyvesine bir bakın. Iste butun bunlarda, iman eden bir toplum icin ayetler vardır

[100] Allah’ın yarattıgı cinleri O’na ortak kostular. Cahilce O’nun icin ogullar ve kızlar icat ettiler. O, onların vasıflandırdıklarından munezzeh ve cok yucedir

[101] Goklerin ve yerin hic yoktan yaratıcısıdır. Nasıl O’nun bir cocugu olabilir? Onun bir esi yoktur. Her seyi O yaratmıstır ve O her seyi bilendir

[102] Iste bu, Rabbiniz Allah’tır. Ondan baska ilah yoktur. Her seyin yaratıcısıdır. O’na kulluk edin. O, her sey uzerinde vekildir

[103] Gozler O’nu idrak edemez. O, gozleri idrak eder. O, lutfedendir, haberdar olandır

[104] Size Rabbinizden apacık deliller gelmistir. Her kim bunları gorurse kendisi icindir. Kim de korluk ederse aleyhinedir. Yoksa ben, sizin uzerinizde bir bekci degilim

[105] Iste “sen ders almıssın" desinler diye ve bilen bir topluma da iyice acıklayalım diye ayetleri ayrıntılı olarak ortaya koyuyoruz

[106] Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan baska ilah yoktur. Musriklerden de yuz cevir

[107] Eger Allah, dileseydi onlar sirk kosmazlardı. Seni onlara bekci kılmadık. Sen onlara vekil de degilsin

[108] Musriklerin, Allah’tan baska yalvardıklarına sovmeyin ki, onlar da taskınlık ederek cahilce Allah’a sovmesinler. Her toplumun yaptıgını boyle suslemisizdir. Sonra Rab’lerine dondurulurler de, O, kendilerine ne yaptıklarını haber verir

[109] Musrikler, kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine butun gucleriyle Allah’a yemin etmislerdi. De ki: -Mucizeler ancak Allah’ın yanındadır. Hem mucize gelse bile ona inanmazlardı

[110] Onların kalplerini ve basiretlerini tersine ceviririz de, ilk defa inanmadıkları gibi yine inanmazlar. Biz de onları azgınlıkları icinde bocalar bir halde bırakırız

[111] Biz, onlara melekleri de indirseydik, oluler onlarla konussaydı ve her seyi de onlara karsı delil olarak bir araya getirseydik, Allah dilemedikce yine iman etmezlerdi. Fakat, onların cogu cahillik ederler

[112] Boylece, Biz, her peygambere insan ve cin seytanlarını dusman kıldık. Birbirlerini aldatmak icin yaldızlı sozler telkin ederler, Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Oyleyse onları uydurdukları seylerle basbasa bırak

[113] Ahirete inanmayanların kalpleri o sozlere kansın, ondan hoslansınlar ve isledikleri gunahları islemeye devam etsinler

[114] O, size kitabı ayrıntılı olarak indirmisken Allah’tan baska bir hakem mi arayacagım? Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, Onun Rabbin tarafından hak olarak indirilmis oldugunu bilirler. Sakın suphe edenlerden olma

[115] Rabbinin sozu, dogruluk ve adalet bakımından tamdır. O’nun sozlerini degistirebilecek hic bir sey yoktur. O, isitendir, bilendir

[116] Eger yeryuzundeki insanların coguna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar; Onlar zandan baska bir seye uymazlar ve onlar sadece yalan uydururlar

[117] Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Hidayette olanları da en iyi O bilir

[118] Eger O’nun ayetlerine inananlardan iseniz, uzerine Allah’ın adının anıldıklarından yiyin

[119] Bir zorunluluk dısında neyin haram oldugunu size acıklamısken, size ne oluyor da Allah adı anılandan yemiyorsunuz? Bir cokları, bildiklerinden degil heveslerine uyarak saptırıyorlar. Suphesiz Rabbin, olcuyu asanları en iyi bilendir

[120] Gunahın acıgını da gizlisini de bırakın. Gunah isleyenler kazandıkları ile cezalandırılacaklardır

[121] Uzerine Allah’ın adı anılmayanlardan yemeyin. Bu, fasıklıktır. Seytanlar, dostlarına sizinle mucadele etmeleri icin fısıldarlar. Onlara uyarsanız, siz de musriklerden olursunuz

[122] Olu iken dirilttigimiz, kendisine insanlar arasında, vasıtasıyla yuruyecegi bir ısık verdigimiz kimsenin durumu, hic icinden cıkamayacagı karanlıklardaki kimse gibi midir? Su kadar var ki kafirlere yaptıkları isler guzel gorunuyor

[123] Keza her memleketin suclularını, orada hile duzmeleri icin is basına getirdik. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkında olmazlar

[124] Onlara bir ayet geldigi zaman; -Allah’ın Resullerine verilen, bize de verilmedikce iman etmeyecegiz” derler. Allah, kime peygamberlik verecegini daha iyi bilir. Suc isleyenlere Allah katından bir asagılanma ve hile yapmalarına karsılık siddetli bir azap erisecektir

[125] Allah kimi dogru yola eristirmek isterse, onun gonlunu Islam’a acar. Kimi de dalalette bırakmak isterse, zorla goge cıkıyormus gibi onun gogsunu daraltır. Allah, iman etmeyenlere, iste boyle rusvaylık verir

[126] Iste bu, Rabbinin dosdogru yoludur. Ayetleri, ogut alan bir toplum icin ayrıntılı olarak acıklamısızdır

[127] Onlar icin, Rableri katında selamet yurdu vardır. Yaptıklarından dolayı Allah, onların velisidir

[128] Allah, hepsini toplayacagı gun: -Ey cin toplulugu, insanların cogunu yoldan cıkardınız, der. Onların dostları olan insanlar ise: -Rabbimiz, birbirimizden istifade ettik ve bizim icin belirledigin sonuca ulastık, derler. -Cehennem, Allah’ın dilemesi dısında, sizin ebedi kalacagınız mekanınızdır” der. Suphesiz Rabbin hakimdir, bilendir

[129] Iste boyle, zalimleri isledikleri sebebiyle birbirlerinin dostu yaparız

[130] Ey cin ve insan toplulugu icinizden size ayetlerimi anlatan ve sizi bu gununuze kavusmakla uyaran Resuller gelmedi mi? -Kendi aleyhimizde sahidiz, diyecekler. Dunya hayatı onları aldattı da kafir olduklarına kendi aleyhlerine sahitlik ettiler

[131] Bu, halkı habersizken, Allah’ın haksız yere ulkeleri helak etmemesinden dolayıdır

[132] Herkesin derecesi yaptıgına goredir. Rabbin yaptıkları seylerden gafil degildir

[133] Rabbin ihtiyacsızdır, Rahmet sahibidir. Dilerse sizi ortadan kaldırır ve sizi baska bir kavmin soyundan getirdigi gibi, sizin yerinize de arkanızdan diledigini getirir

[134] Size yapılan vaat mutlaka gerceklesecek ve siz onu engelleyemeyeceksiniz

[135] De ki: -Ey kavmim, yapabileceginizi yapın. Ben de (gorevimi) yapacagım. Dunya ve ahiret mukafatının kimin oldugunu ogreneceksiniz. Gercek su ki: Zalimler kurtulusa eremez

[136] Allah’ın yarattıgı ekin ve hayvandan Allah’a bir hisse ayırıyorlar, akıllarınca: -Bu, Allah’ındır, bu da ortak (kostuk)larımızındır, diyorlar. Ortakları icin ayırdıkları Allah’a verilmez; ama Allah icin ayırdıkları ise ortak (kostuk)larına verilirdi. Ne kotu hukum veriyorlar

[137] Iste boyle, onların (taptıkları) ortakları, musriklerin bir coguna kendi evlatlarını oldurmeyi guzel gosterdi. Onları helake suruklemek ve dinlerini karma karısık etmek icin. Eger Allah dileseydi bunu yapmazlardı. Oyleyse onları, uydurdukları ile basbasa bırak

[138] Zanlarınca: -Bu hayvanlar ve ekinler yasaktır. Diledigimizden baskası bunlardan yiyemez; (bunlar ise) sırtlarına yuk vurmak haram olan hayvanlardır, derler. Allah’a iftira ederek, hayvanları (keserken) O’nun adını anmazlar. Allah, onları uydurdukları seyler sebebiyle cezalandıracaktır

[139] Bu hayvanların karınlarındakiler sadece erkeklerimiz icindir. Karılarımıza haramdır, ama eger olu (dogar) ise hepsi buna ortaktır, derler. (Allah), onlara uydurduklarının cezasını verecektir. Cunku O, hakimdir, alimdir

[140] Beyinsizlikleri yuzunden, cahilce cocuklarını oldurenler ve Allah’ın kendilerine verdigi rızkı, Allah’a iftira ederek haram sayanlar, mutlaka husrana ugramıslardır. Onlar sapmıslardır, zaten dogru yolda degillerdi

[141] Cardaklı ve cardaksız bahceleri, tadı cesitli hurma ve ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narları yaratan O’dur. Meyve verdikleri zaman onların meyvelerinden yiyin ve hasat edildigi zaman da hakkını verin. Israf etmeyin. Cunku O, musrifleri sevmez

[142] Hayvanlardan yuk tasıyan ve (yununden) yatak yapılanlar vardır. Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin, fakat, seytanın izinden gitmeyin. Cunku o, sizin apacık dusmanınızdır

[143] Sekiz tur: Koyundan iki ve keciden de iki tane. De ki: -(Allah) iki erkegi mi, yoksa iki disiyi mi; ya da bu iki disinin rahimlerindekini mi haram kıldı? Dogru iseniz bana ilme dayanarak haber verin

[144] Deveden iki ve sıgırdan da iki tane. De ki: -Iki erkegi mi, yoksa iki disiyi mi; ya da bu iki disinin rahimlerindekini mi haram kıldı? Yoksa siz, Allah bunları size tavsiye ederken sahit mi oldunuz? ilme dayanmadıgı halde, sırf insanları saptırmak icin Allah’a karsı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Allah, zalim toplumu dogru yola cıkarmaz

[145] De ki: -Bana vahyolunanlar arasında; olu, akıtılmıs kan, domuz eti ki -pistir- ve Allah’tan baskası adına, O’na bir isyan olarak kesilen hayvandan baskasını yemenin haram olduguna dair bir sey bulamıyorum. Bununla birlikte kim darda kalırsa, isyan niyeti tasımaksızın ve baskasının payına el uzatmadan (bunlardan yiyebilir.) Suphesiz Rabbin, bagıslayandır, merhamet edendir

[146] Yahudilere butun tırnaklı hayvanları haram kıldık; sıgır ve koyunun ic yaglarını da onlara haram kıldık. Yalnız sırtlarında veya bagırsaklarında bulunan ya da kemige karısanlar bundan mustesnadır. Boylece, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz, elbette dogru olanlarız

[147] Seni yalanlarlarsa: -Rabbiniz, genis rahmet sahibidir; O’nun azabı ise gunahkar toplumdan geri cevrilemez, de

[148] Musrikler: -Allah dileseydi babalarımız ve biz sirk kosmaz ve hic bir seyi de haram kılmazdık., diyecekler. Onlardan oncekiler de, bizim acı azabımızı tadana kadar yalanlamıslardı. De ki: -Bize cıkarabileceginiz bir deliliniz var mı? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve sadece uyduruyorsunuz

[149] De ki: -Tam ve kamil delil Allah’ın delilidir. O, dileseydi hepinizi dogru yola cıkarırdı

[150] De ki: -Haydi, Allah sunu haram kıldı diye sehadet edecek sahitlerinizi getirin. (Yalan yere) sahitlik ederlerse sakın onlarla sahitlik etme. Ayetlerimizi yalanlayıp, ahirete iman etmeyen ve Rab’lerine baskalarını denk tutanların heveslerine uyma

[151] De ki: -Gelin, Rabbinizin size neyi haram kıldıgını okuyayım: O’na hic bir seyi ortak kosmayın. Anaya babaya iyilik edin. Yoksulluk yuzunden cocuklarınızı oldurmeyin. Sizin de, onların da rızıklarını veren biziz! Ahlaksızlıgın acıgına da gizlisine de yaklasmayın. Allah’ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymayın. Iste, (Allah) size, dusunesiniz diye bunları tavsiye etti

[152] Yetimin malına, rust cagına ulasıncaya kadar, en guzel tarzın dısında yaklasmayın. Olcuyu ve tartıyı dogru yapın. Biz, bir kimseyi ancak gucunun yettigi kadar mukellef tutarız. Konustugunuz zaman akraba bile olsa adaletli olun. Ve Allah’a verdiginiz sozu yerine getirin! Iste, (Allah) size bunları dusunur, ogut alırsınız diye tavsiye ediyor

[153] Iste bu, benim dosdogru yolumdur. Buna uyun, sizi O’nun yolundan ayıracak yollara uymayın. Kendinizi korumanız icin iste size boyle tavsiye ediyor

[154] Yine, Musa’ya da, iyi uygulayanlara (nimetlerimizi) tamamlamak, her seyi ayrı ayrı acıklamak ve bir rehber, rahmet olmak uzere o kitabı -Tevrat’ı- verdik ki Rab’lerine kavusacaklarına inansınlar

[155] Bu (Kur’an) da indirdigimiz mubarek bir kitaptır. O’na uyun ve sakının ki merhamet olunasınız

[156] Kitap, ancak bizden onceki (Yahudi ve Hıristiyan olan) iki topluluga indirildi, Biz, onların okuyup, incelemelerinden habersizdik.” dersiniz

[157] veya, -Kitap bize indirilmis olsaydı, onlardan daha cok dogru yolda olurduk” dersiniz diye, size Rabbinizden acık bir belge, rehber ve rahmet gelmistir. Artık Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan ve onlardan yuz cevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yuz cevirenleri, yuz cevirdiklerinden dolayı kotu azapla cezalandıracagız

[158] Onlar, illa da kendilerine meleklerin gelmesini ya da Rabbinin gelmesini veya Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı mucizeleri geldigi gun, daha onceden iman etmemis ya da imanıyla bir iyilik kazanmamıs kimseye imanı fayda saglamayacaktır. De ki: -Bekleyin, biz de bekliyoruz

[159] Dinlerini parca parca edip, gruplara ayrılanlar ile senin bir ilgin yoktur. Onların isi Allah’a kalmıstır. Ileride onlara ne yaptıklarını bildirecektir

[160] Kim bir iyilik yaparsa ona on katı verilir; bir kotuluk yapan ise, yalnız onun karsılıgı ile cezalandırılacak ve onlara haksızlık edilmeyecektir

[161] De ki: -Rabbim beni, dosdogru yola, gercek olan ve daimi olan dine, Musriklerden olmayan Ibrahim’in Hanif yoluna iletti

[162] De ki: -Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve olumum alemlerin Rabbi olan Allah icindir

[163] O’nun hic bir ortagı yoktur. Sadece bununla emrolundum ve ben musluman olanların ilkiyim

[164] De ki: -O, her seyin Rabbi iken, ben O’ndan baska bir rab mi arayacagım? Herkesin kazandıgı yalnızca kendisine aittir. Hic bir gunahkar bir baskasının gunahını tasımaz. Sonunda donusunuz ancak Rabbinizedir. Hakkında ayrılıga dustugunuz seyleri O, size haber verecektir

[165] Sizi yeryuzunun halifeleri kılan O’dur. Bir kısmınızı verdikleri ile denemek icin bir kısmınızdan derecelerle ustun kılmıstır. Suphesiz Rabbin cabucak cezalandırandır ve O cok bagıslayan ve merhamet edendir

A'râf

Surah 7

[1] Elif Lam Mim Sad

[2] Inananlara nasihat olarak ve onunla uyarasın diye sana indirilen kitaptan dolayı sakın icinde bir sıkıntı olmasın

[3] Rabbinizden size indirilene uyun; ondan baska velilere uymayın. Ne kadar az ogut dinliyorsunuz

[4] Nice memleketler helak ettik. Kahredici azabımız, onlara gece ya da ogle vakti uyurlarken gelip cattı

[5] Azabımız onlara geldigi vakit, feryatları “Biz, gercekten zalimler idik!” demekten baska bir sey olmadı

[6] Kendilerine (peygamber) gonderilenlere mutlaka soracagız; gonderilen peygamberlere de elbette soracagız

[7] Sonra da onlara, belge ile acıklayacagız. Zira biz uzak degildik

[8] Iste o gun tartı haktır. Tartıları agır gelenler, iste onlar, kurtulmus olanlardır

[9] Tartıları hafif gelenler ise, iste onlar da ayetlerimize haksızlık etmekle kendilerini ziyana ugratmıs olanların ta kendileridir

[10] Sizi yeryuzunde yerlestirdik. Orada sizin icin gecimlikler sagladık. Buna ragmen ne kadar az sukrediyorsunuz

[11] Sizi yaratmıs sonra da sekil vermistik. Sonra, meleklere: “Adem icin secde edin.” dedik. Iblis dısında hemen secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı

[12] Allah: -Sana emrettigimde, secde etmene ne engel oldu? dedi. Iblis: -Ben, O’ndan hayırlıyım. Beni atesten yarattın, O’nu ise camurdan yarattın, dedi

[13] Allah: -Hemen in oradan; orada senin buyukluk taslaman haddin degildir. Hemen cık (git). Sen, alcaklardansın, dedi

[14] Iblis: -Onların yeniden diriltilecekleri gune kadar bana muhlet ver, dedi

[15] Allah: -Muhlet verilenlerdensin! dedi

[16] Iblis: -Beni azdırmana karsılık, Ben de onlar icin senin dosdogru yolunun uzerinde oturacagım

[17] Sonra onlara, onlerinden, arkalarından, saglarından ve sollarından yaklasacagım. Sen de onların cogunu sukreder bulamayacaksın, dedi

[18] Allah da: -Cık oradan, yerilmis ve kovulmus olarak! Onlardan kim sana tabi olursa, sizin hepinizi cehenneme dolduracagım, dedi

[19] Ey Adem, sen ve esin cennete yerlesin. Dilediginiz yerden yiyin, fakat, su agaca yaklasmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz

[20] Seytan, ortulu olan avret yerlerini kendilerine gostermek icin, ikisine de gizlice fısıldadı ve soyle dedi: -Rabbiniz, bu agacı yalnızca ikinizin de melek olmamanız veya olumsuz olmamanız icin yasakladı

[21] Ben sizin, iyiliginizi isteyen, size ogut verenlerdenim, diye onlara yemin etti

[22] Boylece onları hile ile aldattı. Agacın meyvesinden tattıklarında, avret yerleri kendilerine gorundu ve oraları cennet yapraklarıyla ortmeye basladılar. Rableri, O ikisine: -Size bu agacı yasaklamadım mı, seytan sizin apacık dusmanınızdır demedim mi? diye seslendi

[23] Rabbimiz, kendimize zulmettik, bizi bagıslamaz ve bize merhamet etmezsen elbette husrana ugrayanlardan oluruz, dediler

[24] Allah buyurdu ki: -Birbirinize dusman olarak inin! Yeryuzunde belirli bir sureye kadar yerlesip, gecinmek size takdir edildi

[25] Orada yasayacak, orada olecek ve oradan cıkarılacaksınız

[26] Ey Ademogulları, size ayıp yerlerinizi ortecek ve sus olacak bir elbise indirdik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır. Iste bu, Allah’ın ayetlerindendir. Ola ki dusunup, ogut alırlar

[27] Ey Ademogulları, seytan ana ve babanızı, ayıp yerlerini kendilerine gostermek icin, elbiselerini soyarak cennetten cıkardıgı gibi, sakın sizi de fitneye dusurmesin. O ve taraftarları, sizin onları goremediginiz yerden sizi gorurler. Biz, seytanları iman etmeyenlerin velileri kıldık

[28] Onlar kotu bir is yaptıkları zaman: -Atalarımızı boyle yaparken bulduk, Allah da bunu bize emretti, derler. De ki: -Allah, kotulugu emretmez. Bilmediginiz seyi Allah’a mı atıyorsunuz

[29] De ki: -Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yonunuzu O’na dogrultun. Mutlak manada O’na itaat edenler olarak O’na dua edin. Ilk defa sizi yarattıgı gibi, yine O’na doneceksiniz

[30] O, (insanların) bir bolumunu hidayete ulastırdı, bir bolumune ise sapıklık hak oldu; cunku onlar, Allah’ı bırakıp, seytanları veliler olarak benimsediler. Kendilerini de hidayette sanırlar

[31] Ey Ademogulları, her mescide gidisinizde guzel elbisenizi giyin; yiyin, icin fakat israf etmeyin. Cunku Allah, israf edenleri sevmez

[32] De ki: -Allah’ın, kulları icin varettigi guzel seyleri ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: -Onlar, bu dunya hayatında iman edenler icindir. Kıyamet gununde de yalnız onlara mahsustur. Bilen bir toplum icin ayetleri iste boyle acıklıyoruz

[33] De ki: -Rabbim, ancak ahlaksızlıgı, -acıgını da, gizlisini de- gunah islemeyi, haksız yere isyanı, hakkında hic bir delil indirmedigi bir seyi Allah’a sirk kosmanızı ve Allah hakkında bilmediginiz seyleri soylemenizi haram kılmıstır

[34] Her toplumun bir sonu vardır. Sonları geldiginde; ne bir sure ertelenebilir ne de one alınabilir

[35] Ey Ademogulları, aranızda size ayetlerimizi okuyan resuller geldigi zaman, kim korunur ve (davranıslarını) duzeltirse; artık onlara bir korku yoktur. Onlar, uzulmeyeceklerdir

[36] Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karsı buyukluk taslayanlar ise, atesliktirler. Onlar, orada ebedidirler

[37] Oyleyse Allah hakkında yalan uydurandan veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Bunlara kitaptan nasipleri ne ise ulasacaktır. Nihayet; elcilerimiz canlarını almaya gelince: -Nerede, Allah’ın dısında yalvardıklarınız? diye soracaklardır. Onlar da: -Bizden uzaklasıp gittiler, diyerek kafir oldukları hakkında kendi aleyhlerine sahitlik edeceklerdir

[38] Allah: -Sizden once gecen cin ve insan toplumları icinde atese girin! der. Her toplum da girdikce kardesini lanetler. Sonunda hepsi orada bir araya gelince, sonra gelenler, oncekiler icin: -Rabbimiz, iste bizi bunlar saptırdılar. Onlara atesten azabı kat kat ver! derler. Allah: Herkese kat kat azap vardır, fakat, bilmiyorsunuz, der

[39] Oncekiler ise, kendilerinden sonra gelenlere: -Sizin, bizden bir ustunlugunuz yoktur, siz de kazanmıs olduklarınıza karsılık azabı tadın!” derler

[40] Ayetlerimizi yalanlayıp, onlara karsı buyukluk taslayanlara, onlara gok kapıları acılmayacak, halat igne deliginden gecmedikce, onlar cennete giremeyeceklerdir. Iste biz, sucluları boyle cezalandırırız

[41] Onlar icin cehennemden yatak ve ustlerine de ondan ortuler vardır. Iste, zalimleri boyle cezalandırırız

[42] Iman eden ve dogruları yapanlar ise -ki biz kimseye gucunun ustunde bir yuk yuklemeyiz.- bunlar da cennetliklerdir. Onlar, orada ebedidirler

[43] Goguslerinde, kinden ne varsa sokup atarız. Altlarından ırmaklar akarken onlar soyle der: -Bizi buraya yonelten Allah’a hamdolsun; Allah bizi hidayete iletmeseydi biz, dogru yolu bulamazdık. Rabbimizin elcileri hakkı getirmisler! -Iste size yaptıklarınızın karsılıgı olarak mirascısı oldugunuz cennet! diye onlara seslenilir

[44] Cennet ehli, cehennem ehline (soyle) seslenir: -Biz, Rabbimizin bize vaad ettiginin gercek oldugunu gorduk. Siz de Rabbinizin vaadini gercek buldunuz mu? Onlar da: -Evet! derler. Aralarında bir munadi: -Allah’ın laneti; ahireti inkar ederek, (insanları) Allah’ın yolundan saptıran zalimlerin uzerinedir! diye seslenir

[45] Cennet ehli, cehennem ehline (soyle) seslenir: -Biz, Rabbimizin bize vaad ettiginin gercek oldugunu gorduk. Siz de Rabbinizin vaadini gercek buldunuz mu? Onlar da: -Evet! derler. Aralarında bir munadi: -Allah’ın laneti; ahireti inkar ederek, (insanları) Allah’ın yolundan saptıran zalimlerin uzerinedir! diye seslenir

[46] (Cennet ehli ile cehennem ehli) arasında bir sur, surun burcları (A’raf’ın) uzerinde herkesi simalarından tanıyan kimseler vardır. Cennetliklere: -Selam size diye nida ederler. Henuz oraya girmemisler, fakat cok arzulamaktadırlar

[47] Gozleri cehennemlikler tarafına cevrilince: -Rabbimiz, bizi zalim toplumla birlikte bulundurma! derler

[48] A’raftakiler simalarından tanıdıkları bazı adamlara seslenirler: -Topladıklarınız ve buyukluk taslıyor olmanız size fayda vermedi

[49] Bunlar mıydı o sizin, “Allah bunları rahmetine erdirmeyecektir” diye yemin ettikleriniz? derler. -Girin cennete size korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız

[50] Cehennem halkı, cennet halkına: -Bize de, biraz su ya da Allah’ın size verdigi rızıklardan gonderin diye cagırırlar. Cennet halkı da onlara: -Allah, kafirlere ikisini de haram kılmıstır! derler

[51] Onlar, dinlerini oyun ve eglence edinmisler ve dunya hayatı da onları aldatmıstır. Bugun, bu karsılasma gunlerini unuttukları ve bile bile ayetlerimizi inkar ettikleri gibi biz de onları unutacagız

[52] Biz onlara, ilim ile acıkladıgımız, iman eden bir toplum icin de kılavuz ve rahmet olan bir kitap getirmistik

[53] Onlar yalnızca sonucun ortaya konmasını mı bekliyorlar? Sonucun geldigi gun, onceleri onu unutmus olanlar: -Rabbimizin elcileri gercegi getirmisler. Simdi, bize sefaat edecek bir sefaatci var mı? Veya yaptıklarımızdan baska seyler yapmamız icin bir donusumuz var mı? derler. Onlar, kendilerini mahvetmisler ve uydurdukları seyler de kaybolup, onlardan ayrılmıstır

[54] Suphesiz Rabbiniz, gokleri ve yeri altı asamada yaratmıs, sonra arsı istiva etmistir. Gece ile kendisini kovalayan gunduzu orter; Gunesi, ayı ve yıldızları da emrine boyun egmis olarak (yaratmıstır). Dikkat edin, yaratma, emir ve idare yalnızca O’na aittir. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yucedir

[55] Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin. O, sınırı asanları sevmez

[56] Yeryuzunde, ıslah edildikten sonra bozgunculuk yapmayın. Allah’a korku ve umit ile dua edin. Allah’ın rahmeti iyi kimselere yakındır

[57] Rahmetinin onunde mujdeci olarak ruzgarları gonderen O’dur. Ruzgarlar, agır agır yagmur yuklu bulutları yuklendigi zaman; biz, onu olu bir bolgeye gonderir ve su indiririz. Onunla her turlu urun cıkarırız. Oluleri de boyle cıkaracagız. Belki dusunup, ibret alırsınız

[58] Verimli bolgenin bitkisi Rabbinin izniyle bol cıkar. Verimsiz olandan ise faydası cok az bir seyden baskası cıkmaz. Sukreden bir toplum icin iste ayetleri boyle cesitli sekillerde acıklıyoruz

[59] Nuh’u kavmine peygamber olarak gonderdik. O da kavmine dedi ki: -Ey kavmim, Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan baska bir ilahınız yoktur. Ben, buyuk bir gunun azabının basınıza gelmesinden korkarım

[60] Kavminin ileri gelenleri: -Biz, seni acıkca bir dalalet icinde goruyoruz, dediler

[61] Nuh: -Ey kavmim, bende hicbir sapıklık yoktur. Ben, ancak Alemlerin Rabbi tarafından (gorevlendirilen) bir elciyim

[62] Size, Rabbimin gonderdiklerini bildiriyor, sizin iyiliginizi istiyorum. Ben, Allah’ın bildirmesi ile sizin bilmediginiz seyleri biliyorum

[63] Sizi uyarmak, sakınmanızı ve boylece merhamet edilmenizi saglamak icin bir adam vasıtasıyla size rabbinizden bir hatırlatma gelmesine hayret mi ediyorsunuz? dedi

[64] Fakat, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda bogduk. Onlar, kor bir toplumdu

[65] Ad kavmine de, kardesleri Hud’u gonderdik. Hud, onlara: -Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan baska bir ilahınız yoktur. Korkmuyor musunuz?” dedi

[66] Kavminden kafir olan ileri gelenleri: -Biz, senin beyinsizlik icinde oldugunu goruyoruz. Zannediyoruz ki sen yalancılardansın, dediler

[67] Ey kavmim! dedi. Bende beyinsizlik diye bir sey yoktur. Ben, Alemlerin Rabbinden bir elciyim

[68] Size Rabbimin vahyettiklerini bildiriyorum. Ben, sizin icin guvenilir bir nasihatcıyım

[69] Aranızdan biri vasıtasıyla sizi uyarmak icin Rabbinizden bir uyarı gelmesine sasıyor musunuz? O’nun, sizi Nuh kavminden sonra halifeler kıldıgını ve yaratılısta sizi onlardan daha guclu yaptıgını hatırlayın. Kurtulusa ulasmanız icin Allah’ın size bahsettiklerini dusunun

[70] Bir tek ilaha kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamız icin mi bize geldin? Bizi tehdit ettigin azabı haydi basımıza getir. Dogru soyleyenlerden isen! dediler

[71] Hud: -Rabbinizden uzerinize bir azap, bir gazap hak olmustur. Allah sizin ve atalarınızın taktıgı isimler hakkında, bir delil de indirmedigi halde benimle tartısıyor musunuz? Oyleyse bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim! dedi

[72] O’nu ve beraberindekileri katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve mumin olmayan kavmin de kokunu kazıdık

[73] Semud kavmine de kardesleri Salihi gonderdik. (Salih, onlara) dedi ki: -Ey kavmim, Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan baska bir ilahınız yoktur. Iste Rabbinizden kesin bir delil: Bu, Allah’ın disi devesi, sizin icin bir mucizedir. Onu bırakın, Allah’ın topragında otlasın, ona bir kotuluk etmeyin. Sonra sizi acı bir azap yakalar

[74] Ad kavminden sonra sizi halifeler yaptıgını, ovalarında koskler kurup, daglarında evler insa ettiginiz bu topraklara yerlestirdigini bir hatırlayın. Allah’ın nimetlerini dusunun de yeryuzunde bozgunculuk yaparak taskınlık etmeyin

[75] O’nun kavminden buyukluk taslayan ileri gelenleri de, hor gordukleri halktan iman edenlere sordular: -Salih’in gercekten Rabbi tarafından gonderilmis bir peygamber oldugunu biliyor musunuz? Onlar da soyle dediler: -Biz, Onunla gonderilenlere iman ediyoruz

[76] Buyukluk taslayanlar ise: -Biz de sizin iman ettiklerinizi tanımıyoruz, dediler

[77] Ayaklarını keserek o deveyi oldurduler. Rab’lerinin emrine bas kaldırdılar ve: -Ey Salih, eger peygamberlerden isen bize korkutup durdugun azabı getir! dediler

[78] Bunun uzerine onları siddetli bir sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında diz ustu coke kaldılar

[79] Salih ise, onlardan yuz cevirip: -Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin gonderdiklerini teblig ettim. Size ogut verdim. Fakat siz ogut verenleri sevmiyorsunuz, dedi

[80] Lut’u da gonderdik. Kavmine: -Sizden once dunyada hic kimsenin yapmadıgı ahlaksızlıgı mı yapıyorsunuz

[81] Siz, kadınları bırakıp da sehvetle erkeklere yanasıyorsunuz. Meger siz, alcaklık sınırlarını asan bir toplummussunuz!” dedigi vakit

[82] Kavminin cevabı: -Cıkarın onları memleketinizden, cunku onlar temiz olmaya ozenen insanlarmıs! demekten baska bir sey olmadı

[83] Biz de Lut’u ve ailesini kurtardık; yalnız karısı geride kalanlardan oldu

[84] Onlara azap yagmuru yagdırdık. Iste bak, gunahkarların sonu nasıl oldu

[85] Medyen halkına da kardesleri Suayb’i gonderdik. (Kavmine soyle) dedi: -Ey kavmim, Allah’a kulluk edin. O’ndan baska bir ilahınız yoktur. Suphesiz size Rabbinizden acık delil geldi. Olcu ve tartıyı tam yapın, insanların esyasından bir seyler eksik vermeyin. Islah edildikten sonra yeryuzunde bozgunculuk etmeyin. Eger iman ederseniz bu, sizin icin daha hayırlıdır

[86] Iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoyarak ve o yolun bozulmasını arzulayarak tehdit ile her caddenin basında pusu kurup oturmayın. Azınlık iken Allah’ın sizi cogalttıgını hatırlayın. Bozguncuların sonunun ne olduguna da bir bakın

[87] Eger bana gonderilene icinizden bir grup iman edip, bir grup da iman etmemis ise, Allah aramızda hukmunu verinceye kadar sabredin. Hukum verenlerin en hayırlısı O’dur

[88] O’nun kavminden buyukluk taslayan ileri gelenleri, dediler ki: -Ey Suayb! Elbette seni ve seninle birlikte iman edenleri ulkemizden cıkaracagız. Ya da siz bizim yolumuza geri doneceksiniz

[89] Allah bizi, ondan kurtardıktan sonra dininize donersek, Allah’a karsı yalan uydurmus oluruz. Bizim icin, Rabbimiz Allah dilemedikce tekrar ona donmemiz imkansızdır. Rabbimiz ilmiyle her seyi kusatmıstır. Biz, Allah’a baglandık. Rabbimiz, bizim ile kavmimiz arasında hak ile hukmet. Sen hukum verenlerin en hayırlısısın

[90] Toplumun onde gelen kafirleri dediler ki: -Suayb’e uyarsanız o zaman mahvolursunuz

[91] Onları dehsetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde cokup kaldılar. Suayb’ı yalanlayanlar sanki orda hic yasamamıs gibi oldular. Suayb’ı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu

[92] Onları dehsetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde cokup kaldılar. Suayb’ı yalanlayanlar sanki orda hic yasamamıs gibi oldular. Suayb’ı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu

[93] Suayb ise, onlardan yuz cevirip: -Ey kavmim, size Rabbimin gonderdiklerini acıklamıs ve size ogut vermistim. Simdi kafir bir kavme karsı nasıl uzulebilirim

[94] Biz, hangi ulkeye bir nebi gondermissek, halkını yalvarıp yakarmaları icin darlık ve mesakkate dusurduk

[95] Sonra mesakkatin yerini iyilikle degistirdik de (baslarına geleni unutarak) bos verdiler. Ve: -Atalarımız da hem darlık hem de bolluk gormuslerdir, dediler. Biz de onları farkında degillerken ansızın yakaladık

[96] Eger ulkelerin halkı iman edip, korunsalardı, biz de onlara gokten ve yerden bereket acardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık

[97] Ulkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken baslarına gelmeyeceginden emin midir? Ya da ulkelerin halkı azabımızın gupegunduz onlar eglencede iken baslarına gelmeyeceginden emin midir? Allah’ın tuzagından emin midirler? Allah’ın tuzagından mahvolmus toplumdan baskası asla emin olmaz

[98] Ulkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken baslarına gelmeyeceginden emin midir? Ya da ulkelerin halkı azabımızın gupegunduz onlar eglencede iken baslarına gelmeyeceginden emin midir? Allah’ın tuzagından emin midirler? Allah’ın tuzagından mahvolmus toplumdan baskası asla emin olmaz

[99] Ulkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken baslarına gelmeyeceginden emin midir? Ya da ulkelerin halkı azabımızın gupegunduz onlar eglencede iken baslarına gelmeyeceginden emin midir? Allah’ın tuzagından emin midirler? Allah’ın tuzagından mahvolmus toplumdan baskası asla emin olmaz

[100] Oranın halkından sonra yeryuzune varis olanlara belli olmadı mı? Ki eger istersek gunahlarıyla birlikte yakalarız, yok ederiz, kalplerini de damgalarız da isitmezler

[101] Iste bu sana haberlerini anlattıgımız ulkelerdir. Onlara elcilerimiz acık belgelerle gelmislerdi de daha once yalanladıklarına iman etmeye yanasmadılar. Iste Allah, kafirlerin kalplerini bu sekilde damgalar

[102] Onların cogunu sozunde durur bulmadık. Aksine onların cogunu yoldan cıkmıs bulduk

[103] Onlardan sonra ayetlerimizle Musa’yı, Firavun’a ve onun zalim olan cevresine gonderdik. Bozguncuların sonunun nasıl olduguna bak

[104] Musa soyle dedi: -Ey Firavun, ben alemlerin Rabbinden bir elciyim

[105] Gercek sudur ki: Ben Allah hakkında dogru olandan baska bir sey soylemiyorum. Size Rabbinizden belgelerle geldim. Bu sebeple, Israilogullarını benimle beraber gonder

[106] Eger bir belge ile geldiysen, haydi dogru soyleyen biriysen onu ortaya koy, dedi

[107] O anda Musa bastonunu attı. Simdi o apacık bir ejderha olmustu

[108] Elini koynuna soktu. O simdi bakanların (gozunu kamastıran) bembeyaz bir el idi

[109] Firavun kavminden ileri gelenler: - Bu, bilgin bir sihirbaz, dediler

[110] Sizi yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz

[111] Onu ve kardesini alıkoy, sehirlere davetciler gonder

[112] Sana tum sihirbazları getirsinler, dediler

[113] Sihirbazlar Firavun’a gelerek dediler ki: -Eger biz galip gelirsek bir mukafat var, degil mi

[114] Evet, elbette siz benim yakınlarım olacaksınız, dedi

[115] Sihirbazlar: -Ey Musa, ya sen at ya da biz atalım, dediler

[116] O da: -Siz atın! dedi ve attılar. Sihirbazlar sihirleri attıkları zaman insanların gozunu buyuledi ve buyuk bir sihir gosterdiler

[117] Biz de Musa’ya degnegini atmasını belirttik. Iste o an onların uydurduklarını yutuyordu

[118] Gercek ortaya cıktı. Onların yaptıkları bosa gitti

[119] Orada yenildiler ve kucuk dustuler

[120] Sihirbazlar: -Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik, diyerek secdeye kapandılar

[121] Sihirbazlar: -Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik, diyerek secdeye kapandılar

[122] Sihirbazlar: -Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik, diyerek secdeye kapandılar

[123] Ben size izin vermeden once, ona iman mı ettiniz? Bu kesin bir tuzaktır. Halkı sehirden cıkarmak icin, bu tuzagı kurdunuz. Bu yuzden siz gorursunuz

[124] Sizin ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kestirecegim. Sonra hepinizi asacagım

[125] Suphesiz biz, Rabbimize donecegiz

[126] Sen, Rabbimizin ayetleri bize geldigi zaman ona iman ettigimiz icin, yalnızca bunun icin bizden intikam alıyorsun. Rabbimiz uzerimize sabır yagdır ve musluman olarak canımızı al! dediler

[127] Firavun kavminden ileri gelen kesim: -Musa’yı ve kavmini yeryuzunde bozgunculuk etsinler seni ve senin ilahlarını terk etsinler diye mi bırakacaksın? dediler. Firavun: -Onların erkek cocuklarını oldururuz. Kadınlarını da sag bırakırız. Biz, onlara hakim bir konumdayız, dedi

[128] Musa kavmine soyle dedi: -Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Suphesiz yeryuzu Allah’ındır. Ve O, kullarından diledigini ona varis kılar. Zafer Allah’tan korkanlarındır

[129] Kavmi ise: -Sen bize gelmeden once de geldikten sonra da bize iskence edildi, dediler. Musa da: -Rabbinizin dusmanlarınızı helak etmesi ve sizi yeryuzunde nasıl yasayacagınıza bakmak icin, iktidara getirmesi umit edilir, dedi

[130] Firavun hanedanını belki dusunurler diye kuraklık ve yıllarca urunlerini eksiltmekle cezalandırdık

[131] Onlara bir iyilik geldigi zaman “bu bizim hakkımızdır” derler, onlara bir kotuluk dokundugu zaman onu Musa ve onun yanındakilerin ugursuzluguna verirlerdi. Dikkat edin, onların ugursuzlugu sadece Allah katındandır. Fakat onların cogu bilmiyorlar

[132] Bizi, kendisiyle buyulemek icin her ne zaman bize bir mucize getirirsen, biz sana inanacak degiliz, dediler

[133] Bu yuzden onlara, tufanı, cekirgeyi, kucuk keneyi, kurbagaları ve kanı apacık isaretler olarak musallat ettik. Buna ragmen buyuklendiler. Onlar zaten suclu bir toplum idi

[134] Ey Musa, yanındaki ahid Kitap ile Rabbine yalvar, eger bizden bu azabı kaldırırsa kesin olarak sana inanacagız ve Israilogullarını seninle beraber salıverecegiz

[135] Onlardan azabı, onlara ulasacak belirli bir sureye kadar kaldırdıgımız zaman; onlar verdikleri sozu o an bozuyorlardı

[136] Biz de onların cezasını verdik. Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gafil oldukları icin onları denizde bogduk

[137] Yeryuzunun bereketli kıldıgımız dogusunda ve batısında gucsuzlestirilmis bir toplumu onlara varis kıldık. Israilogulları’nın sabretmelerine karsılık olarak Rabbinin hukmu en iyi sekilde yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmıs oldugu seyleri mahvettik (sanki) hukumranlık yapmamıslardı

[138] Israilogullarını denizden gecirmistik. Kendi (elleriyle yaptıkları) putlarına baglanmıs bir topluma ugradılar -Ey Musa, bunların ilahları gibi bize de bir ilah yapsana! dediler. Musa da onlara: -Suphesiz, cahillik eden bir toplumsunuz! dedi

[139] Onlar helak olacaklardır. Icinde bulundukları sey yok olacaktır. Bilmeden yaptıkları sey batıldır

[140] O, sizi toplumlara ustun kılmıs iken size Allah’tan baska bir ilah mı arayayım? dedi

[141] Size kotu bir ceza ile eziyet eden, cocuklarınızı oldurup, kadınlarınızı sag bırakan Firavun hanedanından kurtarmıstık. Bu sizin icin yuce Rabbiniz tarafından bir imtihan

[142] Musa ile otuz geceye sozlesmistik ve on gece ile onu tamamladık da Rabbinin belirledigi sure tam kırk gece oldu. Musa kardesi Harun’a: -Kavmimde benim yerime gec, ıslah et, bozguncuların yoluna uyma! dedi

[143] Musa belirledigimiz yere gelince Rabbi onunla konustu. Musa dedi ki: -Rabbim, bana kendini goster de sana bakayım! Rabbi: -Beni goremeyeceksin fakat daga bak; dag yerinde durursa sen de beni goreceksin, dedi. Rabbi daga tecelli edince onu yerle bir etti. Musa bayılarak yere kapandı. Ayıldıgında: -Senin sanın cok yucedir, sana yoneldim. Sana inananların ilkiyim, dedi

[144] Ey Musa, ben, gonderdiklerimi ve sozlerimi insanlara iletmen icin seni sectim. Sana verdigimi al ve sukredenlerden ol! dedi

[145] Ona levhalarda her seyi ogut yazdık ve hukum olan her seyi yazdık. -Levhalara kuvvetle sarıl ve kavmine de ona iyice sarılmalarını emret. Size fasıkların yurdunu gosterecegim

[146] Haksız yere yeryuzunde buyuklenen kimseleri ayetlerimden uzak tutacagım. Onlar her ayeti gorseler bile onu yol edinmezler. Taskınlık yolunu gorduklerinde ise hemen onu yol edinirler. Iste bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmalarından dolayıdır

[147] Ayetlerimizi ve ahiret bulusmasını yalanlayanların calısmaları bosa gitmistir. Onlar yaptıklarından baskasıyla mı cezalandıracaklar

[148] Musa’nın kavmi, onun ardından sus esyalarından (yapılmıs) boguren bir buzagı heykelini ilah edindiler. onun kendileriyle konusmadıgını ve onlara bir yol gostermedigini gormuyorlar mı? Ona baglandılar, tapındılar ve kendilerine yazık ettiler

[149] Ellerindeki dusuruldugu ve sapmıs olduklarını gordukleri zaman: -Eger Rabbimiz, bize acımazsa ve bizi bagıslamazsa mahvolanlardan oluruz, dediler

[150] Musa kavmine kızgın ve uzgun olarak donunce: -Benim ardımdan ne kotu isler yaptınız. Rabbinizin azabını mı acele istediniz? dedi. Levhaları bırakıp kardesinin basını tutarak kendisine cekti. Harun: -Ey anamın oglu, toplum beni gucsuz bıraktı. Zayıf gordu, bana tabi olmadı. Neredeyse beni olduruyorlardı. Bana dusmanları sevindirecek sekilde davranma, zalim toplumla bir tutma! dedi

[151] Rabbim, beni ve kardesimi bagısla bizi rahmetine girdir. Sen merhametlilerin en merhametlisisin

[152] Buzagıya baglananlara Rablerinden bir gazap ve dunya hayatında asagılanma zamanı gelecektir. Iftiracıları iste boyle cezalandırırız

[153] Kotuluk isleyenleri, sonra ardından tevbe edip iman edenleri, suphesiz Rabbin ondan sonra da bagıslayan ve merhamet edendir

[154] Musa’nın kızgınlıgı yatısınca levhaları aldı. Onların icinde Rabbinden korkanlar icin yol gosteris ve rahmet vardı

[155] Rabbim, eger dileseydin onları ve beni daha once helak ederdin. Icimizdeki alcakların yaptıkları seylerden dolayı bizi helak mı edeceksin? Bu senin imtihanından baska bir sey degildir. Sen, onunla diledigini sapıklıkta bırakır ve diledigine de dogru yolu gosterirsin. Sen bizim velimizsin. Bizi affet, bize acı! Sen bagıslayanların en hayırlısısın

[156] Bize bu dunyada ve ahirette iyilik yaz; biz sana yoneldik. Allah: -Diledigime azabım dokunur. Rahmetim ise her seyi kusatmıstır. Onunla ayetlerimize iman etmis olarak korkanlar, gunahtan kacanlar ve zekat verenleri yazacagım, dedi

[157] Ummi Peygambere, elciye tabi olan kimseler, yanlarında bulunan Tevrat ve Incil’de, onun, “kendilerine iyiligi emreder, kotulugu yasaklar, temiz seyleri kendilerine helal; pis seyleri onlara haram kılar, onlardan boyunlarını buken agır yuku kaldırır” yazdıgını gorurler. Ona iman edenler, onu destekleyip, yardım eden ve onunla gonderilen aydınlatıcıya uyanlar, iste onlar, kurtulusa erecek olanlar onlardır

[158] De ki: -Ey insanlar, Ben sizin hepinize, kendisinden baska ilah olmayan, dirilten ve olduren Allah’ın sizin hepinize gonderdigi elcisiyim. Allah’a ve O’nun elcisi ummi Peygamber’e iman edin. Zira O da Allah’a ve O’nun sozlerine iman etmistir. Dogru yolu bulabilmeniz icin ona tabi olun

[159] Musa’nın kavminden hakkı gosteren ve onunla adaleti gozeten bir topluluk vardı

[160] Onları on iki kabileye ayırmıstık. Musa’ya da kavmine su cıkarması icin degnegi ile tasa vurmasını ilham ettik. Oradan on iki kaynak fıskırdı. Her kabile su icecegi yeri ogrendi. Onları bulut ile golgelendirdik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın yedirdik. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler

[161] Onlara: -Bu ulkede oturun ve orada dilediginiz yerden yiyin, “bagısla” diyerek kapıdan secde edip girin ki biz de sizi bagıslayalım. Iyiler icin daha fazlasını verecegiz, denilmisti

[162] Onların zulmedenleri, sozu kendilerine soylenenden baskası ile degistirdiler. Isledikleri zulum dolayısıyla onlara gokten bir azap gonderdik

[163] Onlara deniz kenarındaki cumartesi yasagını cigneyen kasabayı sor! Onlara avları cumartesi gunlerinde akın akın geliyor, yasakları olmayan gunlerde gelmiyorlardı. Iste onları fasıklık ettikleri icin boyle imtihan ediyorduk

[164] Onlardan bir topluluk soyle diyordu: -Allah’ın helak edecegi ve siddetli bir ceza ile cezalandıracagı topluma niye ogut veriyorsunuz? -Rabbinize karsı bir mazeret olsun ve belki sakınırlar! diye cevap verdiler

[165] Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, kotulukten men edenleri kurtarıp, zalimleri fasıklık yapmaları sebebiyle cok kotu bir ceza ile yakaladık

[166] Yasaklandıkları seye baskaldırdıkları zaman, onlara: -Alcak maymunlar olun! dedik

[167] Rabbin, onların uzerine kıyamet gunune dek kendilerini en kotu cezalandıracak kimseleri gonderecegini bildirmisti. Rabbinin ceza vermesi cok hızlıdır. O, bagıslayan, acıyandır da

[168] Onları yeryuzunde topluluklara bolduk. Salih olanları da vardır; olmayanları da! Onları belki donerler diye iyilik ve kotulukle deneriz

[169] Onların ardından, onları izleyen ve kitaba varis olan bir nesil geldi. -Biz nasıl olsa bagıslanacagız, diyerek, bu dunyanın gecici malını alıyorlar. Yine ona benzer gecici bir sey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Ogrendikleri kitapta, onlardan ‘Allah hakkında dogru olandan baskasını soylememek’ uzere ‘kitap andı’ alınmamıs mıydı? Korunanlar icin ahiret yurdu daha iyidir. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[170] Kitaba baglı olanlar ve namaz kılanlara gelince biz, dogruların mukafatını zayi etmeyiz

[171] Dagı onların uzerine kaldırmıstık. Sanki o golgelik gibiydi. Oyle ki baslarına dusecegini zannettiler. Size verdigimize kuvvetle sarılın. Onun icinde olanları aklınızda tutun ki korunabilesiniz

[172] Rabbi, Ademogullarının sırtlarından soylarını cıkardı ve onları kendilerine sahit tuttu. -Ben, sizin Rabbiniz degil miyim? dedi. Onlar: -Suphesiz sen bizim Rabbimizsin, biz de sahidiz, dediler. Kıyamet gunu, “Bizim bundan haberimiz yoktu” dersiniz diye

[173] Bizim atalarımız onceden sirk kosmuslar. Biz de onlardan sonra gelen bir nesiliz. Batıla dusenlerin yaptıklarından dolayı bizi helak mi edeceksin? dersiniz diye

[174] Belki donerler diye ayetleri iste boyle acıklıyoruz

[175] Onlara, kendisine ayetlerimizi verdigimiz, fakat onlardan sıyrılıp cıkan, seytanın kendisine uydurdugu sapık azgınlardan olan kimsenin haberini oku

[176] Dileseydik onu ayetlerimizle yukseltirdik. Fakat o yeryuzunu ebedi zannetti, heveslerine tabi oldu. Onun misali, uzerine yurusen de kendi haline bıraksan da dilini cıkartıp soluyan kopege benzer. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali budur. Hikayeyi onlara anlat umulur ki dusunurler

[177] Ayetlerimizi yalanlayan ve boylece kendine zulmeden kavmin ornegi ne kotu

[178] Allah kimi dogru yola yoneltmisse / hidayet etmisse o hidayet bulmustur. Kimi de sapıklıkta bırakmıssa, onlar mahvolanların ta kendisidir

[179] Cinlerden ve insanlardan cogunu cehennemlik kıldık. Cunku onların kalpleri vardır. Onunla anlayıs gostermezler. Gozleri vardır, onunla gormezler, kulakları vardır, onunla isitmezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta onlardan da asagıdırlar. Iste onlar gafillerdir

[180] En guzel isimler Allah’ındır. O’na o isimleri ile dua edin. O’nun isimleri konusunda sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını goreceklerdir

[181] Yarattıklarımızdan hakka yonelten ve onunla adaleti saglayan bir toplum vardır

[182] Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavas yavas bilmedikleri bir yerden (sonuclarına) yaklastıracagız

[183] Onlara sure veriyorum. Fakat benim tuzagım cetindir

[184] Arkadasları (Muhammed) deli degildir. O ancak acıkca bir uyarıcıdır. Hic dusunmuyorlar mı

[185] Goklerin ve yerin yonetimine ve Allah’ın yarattıgı seylere bakmıyor musunuz? Ecellerinizin yaklasmıs olması muhtemeldir. Bundan sonra hangi soze inanacaksınız

[186] Allah kimi sapıklıkta bırakırsa onun bir rehberi yoktur. Onları azgınlıkları icerisinde saskın bir halde bırakır

[187] Sana (kıyamet) saatini soruyorlar. Onun vaktinin ne zaman gelecegini. De ki: -Onun bilgisi Rabbimdedir. Onun vaktini O’ndan baskası acıklayamaz. Goklere ve yere o saat agır basar. Kıyamet ansızın gelir. Sanki sen biliyormussun gibi sana soruyorlar. De ki: -Onu bilmek sadece Allah’a mahsustur. Ama insanların cogu bu gercegi bilmez

[188] De ki: -Benim kendim icin bir fayda ve zarara Allah’ın diledigi kadardan baska gucum yetmez. Eger ben, gorulmeyeni bilseydim, iyilik yapmayı artırırdım ve bana bir kotuluk de dokunmazdı. Inanan bir toplum icin sadece uyarıcı ve mujdeciyim

[189] Sizi tek bir kisiden yaratan ve kendisiyle huzur bulması icin ondan esini var eden O’dur. Insan, esini burudugu zaman hafif bir yuk yuklenir. Onunla bir sure gecer. Yuku agırlasınca Rab’leri olan Allah’a dua ederek: -Eger bize saglam bir cocuk verirsen sana sukredenlerden oluruz, derler

[190] Onlara saglam bir cocuk verince, kendilerine verdigi sey hakkında Allah’a ortaklar tutarlar. Allah, onların ortak kostuklarından yucedir

[191] Kendileri yaratılmıs olup; hicbir sey yaratamayan seyleri mi ortak kosuyorlar

[192] Kendilerine bile yardım edemeyenler, onlara hic yardım edemezler

[193] Onları dogru yola cagırsanız, size uymazlar. Onları cagırsanız da sussanız da sizin icin birdir

[194] Allah’ı bırakıp da dua ettikleriniz sizin gibi kullardır. Eger dogru soyleyenlerseniz onlara yalvarın da size cevap versinler

[195] Onların yuruyebilecek ayakları mı var; yoksa kendisiyle tutacakları elleri mi; yoksa gorebilecek gozleri mi; yoksa isitebilecek kulakları mı var?!. De ki: -Ortak kostuklarınıza yalvarın sonra bana, goz actırmayacagınız tuzaklarınızı kurun

[196] Benim velim, kitabı indiren Allah’tır. O, dogru olanlara velilik eder

[197] O’ndan baska dua ettiklerinizin size yardım etmeye gucleri yetmez. Onlar kendilerine bile yardım edemezler

[198] Onları dogru yola cagırsanız sizi isitmezler. Onları sana bakar gorursun fakat onlar gormezler

[199] Af yolunu tut, iyiligi emret, cahillerden uzak dur

[200] Seytandan sana bir tahrik olursa, hemen Allah’a sıgın. Allah isiten ve bilendir

[201] Takvalı olanlar kendilerine seytanların bir grubu dokundugunda, basiret sahibi oldukları zaman gercegi dusunurler

[202] Seytanların kardesleri onları azgınlıga suruklemekten geri durmazlar

[203] Onlara bir ayet getirmedigin zaman: -Kendin bir ayet yapsaydın! derler. De ki: -Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım, bu, Rabbinizden gelen acık delillerdir. Inanan bir toplum icin de yol gosterici ve rahmettir

[204] Kur’an okundugu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki merhamet edilesiniz

[205] Rabbini icinden yalvararak ve sesini yukseltmeden, korkarak sabah aksam zikret, gafillerden olma

[206] Rabbinin yanındakiler de O’na kulluk etmekten buyuklenmezler. O’nu tesbih ederler. O’na secde ederler

Enfâl

Surah 8

[1] Sana ganimetleri soruyorlar. De ki: -Ganimetler, Allah’a ve Elcisi´ne aittir. Allah’tan korkun, aranızı duzeltin. Eger mumin iseniz Allah’a ve Elcisi´ne itaat ediniz

[2] Muminler ancak, Allah anıldıgı zaman kalpleri urperen, ayetleri kendilerine okununca imanları artan ve Rablerine tevekkul eden kimselerdir

[3] Bunlar, namazı kılarlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan infak ederler

[4] Iste onlar, gercek mumin olanlardır. Rab´leri katında onlar icin dereceler, magfiret ve comertce verilmis rızıklar vardır

[5] Rabbin seni hak ugrunda evinden cıkardıgı zaman da; mu’minlerden bir grup bundan hoslanmamıstı

[6] Gercek ortaya cıktıktan sonra bile, bu hususta sanki olume surukleniyorlarmıs gibi seninle tartısıyorlardı

[7] Allah, iki gruptan birinin sizin olacagını vaat etmisti. Siz gucsuz ve silahsız olanın sizin olmasını arzu ediyordunuz. Oysa Allah, emirleriyle hakkın gerceklesmesini ve kafirlerin gucunun arkasını kesmek istiyordu

[8] Gunahkarların hosuna gitmese de hakkı ortaya koymak ve batılı da ortadan kaldırmak icin

[9] Rabbinizden yardım dilemistiniz de size: -Birbiri ardınca bin melek ile size yardım ulastıracagız, diye cevap vermisti

[10] Allah, bunu yalnızca bir mujde olması ve kalplerinizin yatısması icin yaptı. Yardım yalnızca Allah katındadır. Cunku Allah azizdir, Hakimdir

[11] O zaman sizi kendisinden bir guven vermek icin hafif bir uykuya daldırmıs ve uzerinize gokten onunla sizi temizlemek ve seytanın pisligini sizden gidermek, kalplerinizi pekistirmek ve ayaklarınızı saglamlastırmak icin su indirmisti

[12] O an Rabbin meleklere soyle vahyediyordu: -Ben sizinle bereberim, iman edenlere sebat verin! Ben kafirlerin kalbine korku salacagım. Siz de boyunlarını vurun, parmaklarını dograyın

[13] Bu, Allah’a ve Elcisi’ne muhalefet etmeleri dolayısıyladır. Kim, Allah’a ve Elcisi’ne muhalefet ederse, suphesiz Allah’ın cezası cok siddetlidir

[14] Iste size (azap) tadın onu! ve kafirlere bir de atesin azabı vardır

[15] Ey iman edenler, toplu bir halde kafirlerle karsılastıgınız zaman, onlara arkanızı donmeyin

[16] Kim o gun, savasmak icin bir yana cekilmek ya da diger bir gruba katılmak gibi durumlar haricinde arkasını donerse Allah’ın gazabına ugrar; onun barınagı cehennemdir. Orası ne kotu bir yerdir

[17] (Iste o gun) onları siz oldurmediniz, fakat onları Allah oldurdu. Attıgında da sen atmadın fakat muminleri guzel bir imtihanla denemek icin Allah attı. Suphesiz Allah isitendir, bilendir

[18] Iste siz ve kafirlerin tuzagını etkisiz kılan Allah

[19] Fetih istiyorsanız, size fetih gelmistir. Eger son verirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır. Ve eger tekrar donerseniz biz de doneriz. Toplulugunuz kalabalık olsa bile size bir fayda vermeyecektir. Cunku Allah, muminlerle beraberdir

[20] Ey iman edenler, Allah’a ve Elcisi’ne itaat edin! Isitip durdugunuz halde ondan yuz cevirmeyin

[21] Dinlemedikleri halde “isittik” diyenler gibi de olmayın

[22] Allah’a gore canlıların en kotusu gercegi dinlemeyen sagır ve dilsiz kimselerdir

[23] Allah, onlarda bir hayır gorseydi, elbette onlara bir anlayıs verirdi, isittirirdi. Onlara anlayıs verseydi bile, onlar yine de yuz cevirerek donerlerdi

[24] Ey iman edenler! Size hayat verecek bir seye cagırdıgı zaman Allah’a ve Elcisi’ne cevap verin ve bilin ki Allah, kisi ile kalbi arasına nufuz eder. Suphesiz siz de O’nun huzurunda toplanacaksınız

[25] Icinizden yalnızca zalimlere erismekle kalmayacak olan bir fitneden de korunun! Allah’ın azabının cok siddetli oldugunu bilin

[26] Hatırlayın, bir zamanlar yeryuzunde az idiniz, gucsuzdunuz, insanların sizi esir alıp goturmesinden korkuyordunuz. Allah sizleri barındırdı, yardımıyla guclendirdi, sukredesiniz diye sizi temiz urunlerle rızıklandırdı

[27] Ey iman edenler! Allah’a ve Elcisi’ne hıyanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de hıyanet etmeyin

[28] Biliniz ki mallarınız ve evladınız bir imtihandır. Allah katında ise buyuk mukafat vardır

[29] Ey iman edenler! Eger Allah’tan korkarsanız, O size iyiyi kotuden ayıracak bir kabiliyet verir. Ve sizin gunahlarınızı orter. Sizi bagıslar. Allah son derece buyuk lutuf sahibidir

[30] Kafirler seni hapsetmek, oldurmek veya surgun etmek icin sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir

[31] Ayetlerimiz onlara okundugu zaman ‘duyduk, istesek biz de bunun benzerini soyleyebiliriz. Bu sadece eskilerin masalları’ dediler

[32] “Ve Allah’ım, eger bu senin yanından gelmis gercekse basımıza gokten tas yagdır, yahut bize acı bir azap ver!”

[33] Sen onların arasındayken Allah onlara azap etmez. Aralarında bagıslanma dileyenler oldukca Allah onlara azap etmez

[34] Onlar, Mescid-i Haram’a girmeye engel olurken, yoksa onlara Allah ne diye azap etmesin?! Ustelik onun (Mescid-i Haram’ın) sahipleri de degiller. Onun sahipleri yalnızca muttakilerdir. Fakat onların cokları bunu bilmez

[35] Onların Ka’be’deki namazları, ıslık calmak ve el cırpmaktan baska bir sey degildir. Kufrunuzden dolayı azabı tadın

[36] Kufre sapanlar mallarını Allah’ın yolundan alıkoymak icin harcarlar. Daha da harcayacaklardır. Sonra pisman olacaklar ve yenilgiye ugrayacaklar. Kafir olanlar cehennemde toplanacaklardır

[37] Allah, pis olanı temiz olandan ayıracak ve pis olanları birbiri uzerine yıgıp hepsini bir araya toplayacak ve cehenneme atacaktır. Iste onlar, husrana ugrayanlar onlardır

[38] Kafir olanlara eger vazgecerlerse onceden yaptıklarının bagıslanacagını, fakat tekrar eskiye donerlerse, oncekilere uygulanan kanunların gozleri onunde oldugunu soyle

[39] Bir fitne kalmayıncaya ve tamamen Allah’ın dini hakim oluncaya kadar onlarla savasın! Eger fitneden vazgecerlerse, Allah yaptıklarını gormektedir

[40] Eger yuz cevirirlerse, bilin ki, Allah sizin mevlanızdır. O ne guzel mevla ne guzel yardımcıdır

[41] Eger Allah’a ve hakkın batıldan ayrıldıgı, iki toplulugun karsılastıgı gun kulumuza indirdigimize iman ediyorsanız, bilin ki ele gecirdiginiz ganimetlerden beste biri Allah’ın, peygamberin, yakınların, yetimlerin, duskunlerin ve yolda kalmıslarındır. Allah’ın her seye gucu yeter

[42] Siz vadiye en yakın, onlar da en uzak yamacta idiler; kervan ise sizden daha asagıdaydı. (Savas icin) sozlesseydiniz bile vakti tayinde ihtilaf ederdiniz. Fakat Allah, helak olan apacık bir belge ile helak olsun; yasayan da apacık bir belge ile hayat bulsun diye olacak isi yaptı. Suphesiz Allah, isiten ve bilendir

[43] Allah, onları sana uykunda az gosteriyordu. Cok gostermis olsaydı, yılacak ve bu hususta cekismeye baslayacaktınız. Fakat Allah sizi kurtardı. Cunku O kalplerde olanı bilendir

[44] Karsılastıgınızda olacak isi gerceklestirmek icin Allah, onları sizin gozlerinizde az gosteriyor; sizi de onların gozlerinde azaltıyordu. Isler donup Allah’a varır

[45] Ey iman edenler! Bir toplulukla karsılastıgınızda dayanın; basarıya ulasmak icin Allah’ı cok anın

[46] Allah’a ve Resulune itaat edin; cekismeyin, yoksa korkar, basarısızlıga duser ve gucunuz gider. Sabredin! Cunku Allah sabredenlerle beraberdir

[47] Yurtlarından boburlenerek, insanlara gosteris yaparak cıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın! Allah, onların yaptıklarını cepecevre kusatmıstır

[48] Seytan onların (musriklerin) yaptıklarını kendilerine suslu gostererek soyle dedi: -Size bugun hic kimse galip gelemez. Nitekim ben de sizin yardımcınızım. Iki ordu karsılasınca da: -Ben sizden uzagım, ben sizin gormediklerinizi goruyorum. Ben suphesiz Allah’tan korkarım, Allah’ın azabı siddetlidir, diyerek arkasını donup kactı

[49] Munafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar: -Muslumanları dinleri aldattı, diyorlardı. Oysa kim Allah’a guvenirse bilmelidir ki Allah gucludur, hakimdir

[50] Gorseydin o inkar edenleri melekler, kafir olanların yuzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken: (Soyle diyorlardı) -Yakıcı azabı tadın

[51] Bu kendi ellerinizle yaptıgınızın karsılıgıdır diyerek canlarını alırken bir gorseydin! Allah, kullarına zulmedici degildir

[52] Firavun hanedanı ve onlardan oncekilerin gidisatı gibi onlar, Allah’ın ayetlerini yalanladılar da Allah da, onları gunahları sebebiyle yok etti. Allah, gucludur, cezası siddetlidir

[53] Bu, bir toplum kendi nefsinde olanı degistirmedikce, Allah’ın o topluma bahsettigi nimeti degistirici olmadıgı icindir. Allah, isitendir, bilendir

[54] Firavun hanedanı ve onlardan oncekilerin gidisatı gibi, Rab’lerinin ayetlerini yalanladılar, biz de onları gunahları sebebiyle helak ettik. Firavun hanedanını suda bogduk. Hepsi de zalim idi

[55] Allah katında yeryuzunde yuruyen canlıların en kotusu kufredenlerdir. artık onlar iman etmezler

[56] Antlasma yaptıgın kimseler, sonra her defasında hic cekinmeden bunu bozarlar

[57] Savasta onları yakalarsan darmadagın et ki arkalarındakilere ibret olsun

[58] Eger bir toplulugun hıyanetinden korkarsan onlarla yapılan antlasmayı kendilerine at. Cunku Allah hainleri sevmez

[59] O kafirler asla ustun geldiklerini sanmasınlar. Cunku onlar (sizi) aciz bırakamazlar

[60] Siz de onlara karsı gucunuzun yettigi kadar kuvvet ve savas atları hazırlayın ki bununla Allah’ın dusmanlarını, sizin dusmanlarınızı ve sizin bilmeyip Allah’ın bildigi bundan baska dusmanları korkutasınız. Allah yolunda sarfettiginiz her sey size hic bir haksızlık yapılmadan odenecektir

[61] Eger barısa yanasırlarsa sen de yanas ve Allah’a guven. Suphesiz O isiten ve bilendir

[62] Seni aldatmak isterlerse, suphesiz Allah sana yeter. O, yardımıyla seni ve muminleri guclendirir

[63] Kalplerinizin arasını birlestirdi. Eger yeryuzunde olan her seyi sarfetseydin bile onların kalplerini birlestiremezdin. Fakat Allah, onların arasını birlestirmistir. Suphesiz O gucludur, hakimdir

[64] Ey Peygamber! Allah’ın yardımı sana ve sana uyan muminlere yeter

[65] Ey Peygamber! Muminleri savas icin hırslandır. Sizin sabırlı yirmi kisiniz onlardan iki yuz kisiyi yener. Sizin yuz kisiniz kafirlerden bin kisiyi yener. Cunku onlar anlayıssız bir toplumdur

[66] Simdi Allah, yukunuzu hafifletti ve icinizdeki zayıfları bilmektedir. Bu sebeple sizden sabırlı yuz kisi iki yuz kisiye galip gelir. Sizden bin kisi olursa Allah’ın izni ile iki bin kisiye galip gelir. Allah sabredenlerle beraberdir

[67] Yeryuzunde savasırken, dusmanı yere sermeden esir alma hic bir peygambere yarasmaz! Gecici dunya malını istiyorsunuz. Oysa Allah, ahireti kazanmanızı ister. Allah gucludur, hakimdir

[68] Daha once Allah’tan verilmis bir hukum olmasaydı, aldıklarınızdan dolayı size buyuk bir azap dokunurdu

[69] Elde ettiginiz ganimetleri temiz ve helal olarak yiyin; Allah’tan korkun, suphesiz Allah, bagıslayan ve merhamet edendir

[70] Ey Peygamber, elinizde bulunan esirlere: -Allah kalbinizde bir iyilik bulursa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir. Sizi bagıslar, Allah bagıslayandır, merhamet edendir, de

[71] Esirler sana ihanet etmek isterlerse, onlar daha once Allah’a da hainlik etmislerdi. Allah sana, onlara karsı imkan verdi. Allah bilendir, hakimdir

[72] Iman eden, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat eden ve (muhacirleri) barındırıp, onlara yardım edenler. Iste onlar birbirlerinin velisidir. Iman edip de hicret etmeyenler, onlar hicret edene kadar hic bir velayetiniz yoktur. Fakat din hususunda sizden yardım isterlerse onlara -aranızda anlasma olan toplumdan baskasına karsı- yardım etmeniz gerekir. Allah yaptıklarınızı gormektedir

[73] Kafir olanlar birbirlerinin velisidir. Eger siz bunu yapmazsanız yeryuzunde bir fitne ve buyuk bir fesat olur

[74] Iman edip, hicret eden, Allah yolunda cihat eden, barındıran ve yardım edenler, iste onlar gercek muminlerdir. Onlara bagıs ve bol rızıklar vardır

[75] Sonra iman eden, hicret eden ve sizin yanınızda cihat edenler, onlar da sizdendir. Akraba, Allah’ın kitabında birbirlerine daha yakındır. Allah, suphesiz her seyi bilendir

Tevbe

Surah 9

[1] Allah’tan ve peygamberinden kendileriyle antlasma yaptıgınız musriklere uyarıdır

[2] Yeryuzunde dort ay daha dolasabilirsiniz. Allah’tan kacıp kurtulamayacagınızı, Allah’ın kafirleri rezil edecegini bilin

[3] Allah ve Resulu’nden en buyuk hac gununde insanlara bir duyurudur ki Allah ve Resulu musriklerden uzaktır. Eger tevbe ederseniz bu sizin icin daha hayırlı olur. Yuz cevirirseniz bilin ki Allah’tan kacamazsınız. Kafirlere acı veren azabı mujdele

[4] Yalnız antlasma hukumlerinde size karsı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinize kimseye yardım etmeyen musriklerle yaptıgınız antlasmaya sonuna kadar riayet edin. Allah muttakileri sever

[5] Haram aylar cıkınca, musrikleri buldugunuz yerde oldurun; onları yakalayıp hapsedin; her gozetleme yerinde onları bekleyin. Eger tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Dogrusu Allah, bagıslar ve merhamet eder

[6] Eger musriklerden birisi sana sıgınırsa, onu guvene al, ta ki Allah’ın sozunu isitsin. Sonra onu guven icinde olacagı bir yere ulastır. Cunku onlar bilmeyen bir toplumdur

[7] Mescid-i Haram’ın yanında antlastıklarınızın dısında, musriklerin nasıl Allah katında ve resulu yanında bir antlasmaları olabilir. (Bununla beraber) size dogru davrandıkca siz de onlara dogru davranın. Allah sakınanları sever

[8] Nasıl antlasmaları olabilir ki, galip gelselerdi size karsı ne yakınlık, ne de antlasmaya sadakat gosterirlerdi. Kalpleriyle istememelerine ragmen dilleriyle sizi hosnut etmek istiyorlar. Onların cogu fasıktır

[9] Allah’ın ayetlerini az bir degere degisip, insanları O’nun yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları gercekten ne kotudur

[10] Onlar, bir mumin hakkında akrabalık da antlasma da gozetmezler. Iste onlar taskınlık edenlerdir

[11] Eger tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, sizin din kardesiniz olurlar. Bilen kimseler icin ayetleri iyice acıklıyoruz

[12] Eger antlasmalarından sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o zaman kufrun elebasları ile savasın. Cunku onların yeminleri bostur. Belki vazgecerler

[13] Yeminlerini bozan, peygamberi surgune gondermeye azmeden ve savasa evvela kendileri baslayan bir toplumla savasmanız gerekmez mi? Onlardan korkar mısınız? Eger mumin iseniz kendisinden korkulmaya Allah daha layıktır

[14] Onlarla savasın ki Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, rezil etsin. Ve sizi ustun getirerek mumin bir toplumun gonullerine sifa versin

[15] Kalplerinizdeki korkuyu gidersin. Allah, dilediginin tevbesini kabul eder. Allah, bilendir, hakimdir

[16] Allah, icinizden cihad edenleri; Allah’tan, peygamberinden ve muminlerden baskasını sırdas edinmeyenleri ortaya cıkarmadan sizi bırakacak mı zannettiniz? Allah islediklerinizden haberdardır

[17] Musrikler, uzerlerindeki kafirlige sahit olup dururlarken Allah’ın mescitlerini onarmaları yakısık almaz. Onların yaptıkları isler bosa gitmistir. Cehennemde temelli kalacaklardır

[18] Allah’ın mescitlerini sadece Allah’a ve ahiret gunune iman eden, namazı kılan, zekatı veren ve Allah’tan baskasından korkmayanlar onarabilir. Iste onların dogru yolda olanlardan olmaları umit edilir

[19] Hacca gelenlere su vermeyi, mescidi Haram’ı onarmayı; Allah’a ve ahiret gunune iman edenle ve Allah yolunda cihad edenle bir mi tutuyorsunuz? Allah katında bir degildir. Allah zalim toplumu dogru yola cıkarmaz

[20] Iman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en buyuk dereceler vardır. Iste kurtulanlar onlardır

[21] Rab’leri onlara katından bir rahmet, hosnutluk ve icinde tukenmez nimetler bulunan, iclerinde ebedi ve surekli kalacakları cennetleri mujdeler! Dogrusu buyuk mukafat Allah katındadır

[22] Rab’leri onlara katından bir rahmet, hosnutluk ve icinde tukenmez nimetler bulunan, iclerinde ebedi ve surekli kalacakları cennetleri mujdeler! Dogrusu buyuk mukafat Allah katındadır

[23] Ey iman edenler! Eger kufru imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeslerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, iste onlar kendilerine yazık edenlerdir

[24] De ki: -Babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, akrabalarınız, elde ettiginiz mallar, durgun gitmesinden korktugunuz ticaret, hosunuza giden konutlar size Allah’tan, Resulunden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevgili ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık topluma yol gostermez

[25] Andolsun ki, Allah size bir cok yerde ve coklugunuzun sizi boburlenderdigi fakat bir fayda saglamadıgı, yeryuzunun genis olmasına ragmen size dar gelip de bozularak arkanıza dondugunuz Huneyn gununde yardım etmisti

[26] Bozgundan sonra Allah, peygamberine ve muminlere guven indirdi ve gormediginiz askerler indirerek kafirleri cezalandırdı. Kafirlerin cezası budur

[27] Allah, bundan sonra da dilediginin tevbesini kabul eder. Allah bagıslayan, merhamet edendir

[28] Ey iman edenler! Dogrusu musrikler pistir. Bu sebeple bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklasmasınlar. Eger fakirlikten korkuyorsanız, dilerse Allah sizi bol nimeti ile zenginlestirecektir. Suphesiz Allah bilendir, hakimdir

[29] Kitap verilenlerden, Allah’a, ahiret gunune iman etmeyen, Allah’ın ve resulunun haram kıldıgı seyleri haram kabul etmeyip, hak dini din edinmeyenlerle, boyunlarını bukup kendi elleriyle cizye verene kadar savasın

[30] Yahudiler: -Uzeyir Allah’ın ogludur, dediler. Hıristiyanlar da ‘Mesih Allah’ın ogludur.’ dediler. Bu daha once kafir olanların sozlerine benzeterek agızlarında geveledikleri sozdur. Allah onları kahretsin, nasıl da uyduruyorlar

[31] Onlar, Allah’tan baska alimlerini, din adamlarını ve Meryemoglu Mesih’i de rabler olarak kabul ettiler. Oysa tek ilahtan baskasına kulluk etmemekle emrolunmuslardı. Ondan baska ilah yoktur. Allah kostukları sirkten uzaktır

[32] Allah’ın nurunu agızlarıyla sondurmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır

[33] Musriklerin hosuna gitmese de, dinini butun dinlerden ustun kılmak uzere resulunu kılavuz ve hak din ile gonderen Allah’tır

[34] Ey iman edenler! Alimler ve din adamlarının cogu, insanların mallarını haksız olarak yerler ve Allah’ın yolundan alıkorlar. Altın ve gumusu biriktirip de Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakıcı bir azabı mujdele

[35] Bunlar cehennem atesinde kızdırıldıgı gun, alınları, bogurleri ve sırtları onlarla daglanacak, ‘bu kendiniz icin biriktirdiginizdir; biriktirdiginizi tadın!’ denecektir

[36] Allah’ın gokleri ve yeri yarattıgı gunku yazısında Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dordu haram aylardır. Bu dosdogru bir dindir. O aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat sizinle topyekun savasan musriklerle de topyekun savasın! Allah’ın muttakilerin yanında oldugunu bilin

[37] Saptırmak icin haram ayların yerlerini degistirip, geciktirmek kufurde ileri gitmektir. Kafir olanlar, Allah’ın haram kıldıgı ayların sayısına uydurmak icin onu bir yıl haram bir yıl helal sayıyorlar. Boylece Allah’ın haram kıldıgını helal kılıyorlar. Kotu hareketleri kendilerine guzel gorunuyor. Allah kafir toplumu dogru yola cıkarmaz

[38] Ey iman edenler! Size ne oluyor da ‘Allah yolunda savasa cıkın!’ dendigi zaman yere cokup kaldınız? Ahireti bırakıp dunya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dunya hayatının gecimi ahirete gore cok az bir seydir

[39] Eger savasa cıkmazsanız, Allah sizi can yakıcı bir azabla cezalandırır ve yerinize de baska bir toplum getirir. O’na herhangi bir zarar da veremezsiniz. Allah’ın her seye gucu yeter

[40] O’na yardım etmezseniz, bilin ki kafirler O’nu Mekke’den cıkardıklarında magarada bulunan iki kisiden biri olarak Allah O’na yardım etmisti. Arkadasına: -Uzulme, Allah bizimle beraberdir, diyordu. Allah, O’na guven vermis ve O’nu gormediginiz askerlerle desteklemistir. Kafirlerin sozunu alcaltmıstır. Allah sozu en yucedir. Allah gucludur, hakimdir

[41] Gerek hafif, gerek agırlıklı olarak hep birlikte savasa cıkın! Mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin! Eger bilirseniz bu sizin icin daha iyidir

[42] Kolay bir kazanc, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı. Fakat, mesakkat onlara uzak geldi. ‘Gucumuz yetseydi sizinle beraber cıkardık.’ diye Allah’a yemin edeceklerdir. Kendilerini helak ediyorlar. Allah, gercekten onların yalancı oldugunu biliyor

[43] Allah seni affetsin, nicin dogrular sana belli olup, yalancıları tanımadan onlara izin verdin

[44] Allah’a ve ahiret gunune iman edenler mallarıyla ve canlarıyla cihad etmek istedikleri icin senden izin istemezler. Allah, muttakileri bilir

[45] Ancak Allah’a ve ahiret gunune iman etmeyen, kalpleri supheye dusup, suphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler

[46] Eger savasa cıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, davranıslarını cirkin gordu de onları alıkoydu. ‘Acizlerle beraber oturun.!’ denildi

[47] Aranızda savasa cıkmıs olsalardı, ancak sizi bozmaya calısırlar ve fitneye dusurmek icin aranıza sokulurlardı. Icinizde onlara kulak kabartanlar vardır. Allah zalimleri bilendir

[48] Daha once de fitne koparmak istemislerdi. Sana karsı bir takım isler ceviriyorlardı. Sonunda hak geldi, onların istememesine ragmen Allah’ın emri ustun oldu

[49] Onlardan: -Bana izin ver, beni fitneye dusurme, diyenler vardır. Haberiniz olsun ki onlar zaten fitne cukuruna dusmuslerdir. Cehennem ise o kafirleri cepecevre kusatacaktır

[50] Sana bir iyilik gelirse onlar fenalık gecirirler. Sana bir musibet gelirse ‘Biz tedbirimizi onceden aldık.” deyip sevinerek donup giderler

[51] De ki: -Allah’ın bize yazdıgından baskası basımıza gelmez. O, bizim mevlamızdır.’ Muminler Allah’a guvenip, dayansınlar

[52] De ki: -Bize iki iyiden baska bir seyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah’ın kendi katından veya bizim elimizle sizi bir azaba ugratmasını bekliyoruz. Bekleyin siz, biz de sizinle bekleyenleriz

[53] De ki: -Istekli veya isteksiz olarak infak edin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz, suphesiz fasık bir topluluksunuz

[54] Verdiklerinin kabul olunmasına engel olan, Allah’ı ve resulunu inkar etmeleri, namaza tembel tembel gelmeleri ve istemeyerek vermeleridir

[55] Onların malları ve cocukları seni imrendirmesin, Allah bunlarla onları dunya hayatında cezalandırmak istiyor. Ve onların canları kafir olarak cıkar

[56] Onlar, sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Onlar sizden degillerdir. Aksine onlar korkak bir toplumdur

[57] Bir sıgınak, magara veya girecek bir delik bulsalar kacarak oraya yonelirler

[58] Onlardan sadakalar konusunda sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hosnut olurlar; verilmezse hemen ofkeleniverirler

[59] Eger onlar, Allah ve Peygamberin kendilerine verdiginden hosnut olup: ‘Allah bize yeter, Allah bize bol nimetinden verecektir. Resulu de.’ deselerdi, daha hayırlı olurdu

[60] Sadakalar, Allah’tan bir farz olarak fakirler, duskunler, onu toplayan memurlar, kalpleri (Islam’a) ısındırılanlar, kole ve esirler, borclular, Allah yolunda ve yolda kalanlar icindir. Allah alimdir, hakimdir

[61] Onların icinde: -O, her seye kulak veriyor, diyerek onu (Peygamberi) uzenler vardır. De ki: ‘O, Allah’a iman eden ve muminlere inanan, sizin icin hayırlı olan, icinizden iman edenlere rahmet olan bir kulaktır.’ Allah’ın Resulu’nu uzenlere can yakıcı bir azap vardır

[62] Sizi hosnut etmek icin Allah’a yemin ederler. Eger mumin iseler Allah’ı ve resulunu hosnut etmeleri daha gereklidir

[63] Allah’a ve Resulune karsı isyan edene icinde ebedi kalacagı cehennemin oldugunu bilmiyorlar mı? Iste buyuk rezillik budur

[64] Munafıklar kendileri hakkında kalplerinde bulunanı kendilerine haber verecek bir surenin indirileceginden cekiniyorlar. De ki: “Alay edin bakalım, Allah, cekindiginiz seyi ortaya cıkaracaktır”

[65] Onlara soracak olursan, ‘Sadece biz eglenip oynuyorduk.’ diyecekler. De ki: ‘Allah ile ayetleriyle ve Peygamberiyle mi egleniyordunuz?’

[66] Ozur beyan etmeyin. Inandıktan sonra inkar ettiniz. Icinizden bir kısmınızı bagıslasak bile; suclu oldukları icin bir kısmınızı cezalandıracagız

[67] Munafık erkekler ve kadınlar birbirlerindendir. Kotulugu emrederler; iyilige engel olurlar. Elleri de sıkıdır. Allah’ı unuttular. Allah da onları unuttu. Gercekten munafıklar, fasıktırlar

[68] Allah, munafık erkeklere ve munafık kadınlara ve tum kafirlere icinde ebedi kalacakları cehennemi vaat etti. Bu onlara yeter. Allah, onları lanetlemistir. Onlara kalıcı bir azap vardır

[69] Sizden daha kuvvetli malları ve evlatları daha cok olanlar gibi... Nasipleri kadar yasadılar. Siz, oncekilerin nasiplerinden istifade ettikleri gibi siz de nasibinize dusenden yararlandınız. Onların daldıkları gibi siz de daldınız. Iste bunlar dunyada ve ahirette yaptıkları bosa gidenlerdir. Iste bunlar mahvolanlardır

[70] Onlara, kendilerinden once gecen Nuh, Ad, Semud kavimlerinin, Ibrahim kavminin, Medyen ve alt ust olmus sehirlerin halklarının haberleri gelmedi mi? Resulleri onlara belgeler getirmislerdi. Allah, onlara zulmetmemis fakat onlar, kendi kendilerine zulmetmislerdi

[71] Mumin erkekler ve mumin kadınlar birbirlerinin velileridir. Iyiligi emrederler; kotuluge engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. Allah’a ve Resulune itaat ederler. Iste bunlara Allah rahmet edecektir. Allah suphesiz gucludur, hakimdir

[72] Allah mumin erkeklere ve mumin kadınlara, temelli kalacakları, iclerinden ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde hos meskenler vaat etmistir. Allah’ın hosnutlugu ise en buyuk seydir. Iste buyuk kurtulus budur

[73] Ey Nebi, Kafirlerle ve munafıklarla cihad et, onlara sert davran! Barınakları cehennemdir. Ne kotu donus yeri

[74] Musluman olduktan sonra kufre dusup kesinlikle kufur sozunu soylemislerken, soylemedik diye Allah’a yemin ettiler. Basaramayacakları bir seye giristiler. Allah ve Resulu onları Allah’ın bol nimetinden zenginlestirdigi icin intikam almaya yeltendiler. Eger tevbe ederlerse kendileri icin iyi olur. Eger yuz cevirirlerse Allah onları dunya ve ahirette acı veren bir azapla cezalandırır. Onlar icin yeryuzunde bir veli ve yardımcı da yoktur

[75] Iclerinde ‘Allah bize bol nimetinden verirse, kesinlikle sadaka verecegiz ve dogru kimselerden olacagız.’ diye O’na and verenler vardır

[76] Allah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler. Zaten onlar donektir

[77] Allah’a verdikleri sozden caydıkları ve yalancı oldukları icin, O’nunla karsılasacakları gune kadar Allah onların kalplerinde bir nifak ile cezalandırdı

[78] Allah’ın onların sırlarını ve gizli toplantılarını bildigini bilmiyorlar mı? Allah gaybları cok iyi bilendir

[79] Sadaka vermekle gonulden davranan muminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldigi kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranıslarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı bir azap vardır

[80] Onlar icin ister bagıslanma dile ister dileme, Onlar icin yetmis kere bagıslanma dilesen bile Allah onları bagıslamayacaktır. Bu onların Allah’a ve Resulu’ne nankorluk etmelerinden dolayıdır. Allah fasık topluluga yol gostermez

[81] Allah´ın Elcisinin aksine geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat hoslarına gitmedi de ‘sıcakta savasa cıkmayın!’ dediler. De ki: -Cehennem atesi daha sıcaktır.’ Keske anlayabilselerdi

[82] Yaptıklarının cezası olarak az gulsunler cok aglasınlar

[83] Allah seni geri dondurup, onlardan bir toplulukla karsılastırdıgı zaman, senden savasa cıkmak icin izin isterlerse de ki: -Benimle asla cıkamayacaksınız. Benim yanımda hic bir dusmanla savasamayacaksınız. Cunku siz bastan oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun

[84] Onlardan olen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı basında da durma! Cunku onlar Allah’a ve Resulu’ne nankorluk ettiler ve fasık olarak olduler

[85] Malları ve evlatları seni imrendirmesin, Allah bunlarla onları dunyada cezalandırmak istiyor. Onların canı kafir olarak zorlukla cıkar

[86] Allah’a iman edin ve O’nun Resulu’nun yanında cihad edin! diye bir sure indirilse; onlardan gucu yetenler: ‘Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım!’ diyerek senden izin isterler

[87] Geri kalan aciz kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Kalpleri kapanmıstır. Bu yuzden anlamazlar

[88] Fakat, Resul ve O’nunla birlikte iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. Iste iyilik onlarındır. Iste kurtulusa erenler onlardır

[89] Allah onlara icinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıstır. Iste bu buyuk zaferdir

[90] Bedevilerden ozur beyan eden kimseler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Resulu’ne yalan soyleyenler ote oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara acı bir azap dokunacaktır

[91] Gucsuzlere, hastalara ve sarfedecek bir seyi bulunmayanlara, Allah ve Resulu’ne baglı kaldıkları muddetce sorumluluk yoktur. Iyilik edenlere karsı bir yol yoktur. Allah bagıslayandır, merhamet edendir

[92] Binek vermen icin sana geldiklerinde: -Size binek bulamıyorum, dedigin zaman, sarfedecek bir sey bulamadıkları icin uzuntulerinden gozleri yas dokerek geri donenlere bir sorumluluk yoktur

[93] Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalanlarla beraber bulunmaya razı olanlara ve Allah, kalplerini muhurlemis oldugu icin anlamayanlaradır

[94] Geri dondugunuzde size ozur beyan ederler. De ki: -Ozur beyan etmeyin, size inanmayacagız. Allah haberlerinizi bize bildirmistir. Allah da yaptıklarınızı gorecektir, Resulu de. Sonra gaybı ve gorunenleri bilene donduruleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir

[95] Dondugunuzde onlara ilismemeniz icin Allah’a yemin edeceklerdir. Siz onlardan yuz cevirin. Onlar pistir. Kazandıklarının karsılıgı olarak barınakları cehennemdir

[96] Kendilerinden hosnut olasınız diye size yemin ederler. Siz onlardan hosnut olsanız bile Allah fasık topluluktan hosnut olmaz

[97] Bedevilerin kufur ve nifakları daha ileridir. Allah’ın Resulune indirdiginin sınırlarını bilmemek onlara daha uygundur. Allah alimdir, hakimdir

[98] Bedevilerden yaptıkları infakı zarar sayanlar ve hezimete ugramanızı bekleyenler vardır. Onlar hezimete ugrayacak olanlardır. Allah isitendir, bilendir

[99] Bedevilerden, Allah’a ve ahiret gunune iman eden, infak ettigini Allah katında yakınlık vesilesi ve resulun duasını almak icin yapanlar vardır. Dikkat edin, iste yakınlık onlar icindir. Allah onları rahmetine dahil edecektir. Allah bagıslayan, merhamet edendir

[100] Muhacir, Ensar ve onlara iyi yolda tabi olanlardan ilk once kosanlardan Allah hosnut olmustur. Onlar da Allah’tan hosnut olmuslardır. Allah onlara altlarından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıstır. Iste en buyuk mutluluk budur

[101] Cevrenizdeki bedevi ve munafıklardan ve Medine halkından sizin bilmediginiz nifakta direnen kimseler vardır. Biz onları biliyoruz. Onlara iki kere azap verecegiz. Sonra da buyuk bir azaba ugrayacaklar

[102] Geri kalanlar gunahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi isi kotusuyle karıstırdılar. Allah’ın onların tevbesini kabul etmesi umulur.Suphesiz Allah bagıslayandır, merhametlidir

[103] Mallarının bir kısmını kendilerini temizleyip, arındıracak sadaka olarak al, ve onlar icin dua et. Senin duan, onlar icin bir huzurdur. Allah isitendir, bilendir

[104] Allah’ın kullarının tevbesini kabul ettigini, sadakalar aldıgını ve Allah’ın tevbeleri, her zaman kabul eden ve merhametli oldugunu bilmiyorlar mı

[105] De ki: -Istediginizi yapın, Allah yaptıklarınızı gorecektir. Resulu ve muminler de yaptıgınızı gorecektir. Gorulmeyeni ve goruleni bilen Allah’a donduruleceksiniz

[106] Bir kısmı da Allah’ın emrine kalmıstır. Allah onlara ya azap eder; ya da tevbelerini kabul eder. O, alimdir, hakimdir

[107] Zarar vermek, inkar etmek, muminler arasında tefrika cıkarmak, Allah ve Resulu’ne karsı daha once savasanlara gozculuk yapmak uzere bir mescit yapan kimseler: ‘Biz, yalnızca iyilik yapmak istedik.’ diye yemin ederler. Onların kesinlikle yalancı olduklarına Allah sahitlik eder

[108] O mescide hic girme, ilk gunden takva uzerinde bina edilen mescit icinde bulunmaya daha layıktır. Orada arınmayı arzulayan insanlar vardır. Allah, arınanları sever

[109] Binasını, Allah’tan korkma ve O’nun rızası uzerine kuran kimse mi hayırlıdır; yoksa, binasını, kaymak uzere olan bir ucurum kenarına yapıp da onunla beraber cehennem atesine yuvarlanan kimse mi? Allah zalim topluma yol gostermez

[110] Onların kalplerinde kurdugu bina, kalpleri paramparca olana kadar bir nifak olacaktır. Allah alimdir, hakimdir

[111] Allah, muminlerden canlarını ve mallarını cennet karsılıgında satın almıstır. (onlar) Allah yolunda savasarak oldururler ve oldurulurler. Bu, Tevrat’ta, Incil’de ve Kur’an’da verilen gercek bir vaaddir. Verdigi sozu Allah’tan daha cok tutan kim vardır? Oyleyse O’nunla yaptıgınız alısverise sevinin. Bu en buyuk basarıdır

[112] Allah’a tevbe eden, kulluk eden, hamd eden, seyahat eden, boyun egen, secde eden, iyilikleri emreden, kotulukleri yasaklayan, Allah’ın yasalarını koruyan muminleri mujdele

[113] Cehennemlik oldukları anlasıldıktan sonra, akraba bile olsalar musrikler icin bagıslanma dilemek Peygambere ve iman edenlere yarasmaz

[114] Ibrahim’in babası icin bagıslanma dilemesi, sadece ona verdigi bir sozden dolayı idi. Allah’ın dusmanı oldugunu kesin olarak anlayınca ondan uzaklastı. Ibrahim gercekten cok icli ve yumusak kalpli idi

[115] Allah, bir topluma hidayet verdikten sonra, onlara sakınılmaları gereken seyleri acıklamadan, onları sapıklıkta bırakmaz. Suphesiz ki Allah, her seyi bilendir

[116] Goklerin ve yerin hukumranlıgı elbette Allah’ındır. Dirilten ve olduren O’dur. Sizin Allah’tan baska bir veliniz ve yardımcınız yoktur

[117] Allah, Peygamberin, muhacirin, ensarın; sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalpleri kaymak uzere iken Peygambere uyan kimselerin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karsı sefkatli ve merhametli oldugu icin kabul etmistir

[118] Ve (seferden) geri bırakılan uc kisinin de (tevbelerini kabul etti). Butun genisligine ragmen yeryuzu kendilerine dar gelip, canları cıkacak gibi oldu. Allah’tan baska bir sıgınak olmadıgını anladılar. Tevbe ettikleri icin Allah, onların tevbesini kabul etti Suphesiz tevbeleri kabul eden ve merhamet eden O’dur

[119] Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve dogrularla beraber olun

[120] Medine halkına ve cevrelerinde bulunan bedevilere Resulullah’tan geri kalmaları ve kendilerini O’na tercih etmeleri yarasmaz. Bu, onların Allah yolunda susuzluga, yorgunluga, aclıga ve kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları ve dusmana karsı zafer kazanmaları karsılıgında, onların dogru bir is yaptıklarının yazıldıgı icindir. Suphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini zayi etmez

[121] Allah tarafından yaptıklarının karsılıgı olarak en guzel sekilde odullendirilmek icin, az ve cok infakta bulundukları her sey, yurudukleri her yol onlar icin yazılmıstır

[122] Muminlerin toptan savasa cıkmaları gerekmez. Her topluluktan bir grubun dinde derinlesmek ve kavimleri geri donduklerinde onları uyarmak ve sakındırmak icin savasa gitmeleri gerekmez mi? Umulur ki sakınırlar

[123] Ey iman edenler! Sizde buyuk bir guc oldugunu gormeleri icin yakınınızda bulunan kafirlerle savasın. Allah’ın muttakilerle beraber oldugunu bilin

[124] Bir sure indirilince, aralarında: -Bu hanginizin imanını artırdı? diyen kimseler vardır. O, iman eden kimselerin imanını artırmıstır. Onlar, bunu birbirlerine mujdelerler

[125] Kalplerinde hastalık bulunanların pisliklerine pislik katmıstır. Ve onlar, kafir olarak olmuslerdir

[126] Onlar, her yıl bir veya bir kac kez belaya ugratıldıklarını gormuyorlar mı ki tevbe etmiyorlar ve ibret almıyorlar

[127] Bir sure inince, -Sizi bir kimse goruyor mu? diye birbirlerine bakarlar, sonra donup giderler. Allah, anlayıssız bir topluluk oldukları icin onların kalplerini (imandan) uzaklastırmıstır

[128] Andolsun ki, icinizden size, sizin sıkıntıya ugramanız kendisine agır gelen, size duskun, muminlere sefkatli ve merhametli bir resul gelmistir

[129] Eger imandan yuz cevirirlerse de ki: -Bana Allah yeter, O’ndan baska ilah yoktur. Yalnız O’na guveniyorum. O, buyuk arsın Rabbidir

Yûnus

Surah 10

[1] Elif Lam Ra. Iste bunlar hikmetli kitabın ayetleridir

[2] Iclerinden bir adama: -Insanları uyar, iman edenlere Rab’leri katında yuksek makamlar oldugunu mujdele! diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: -Bu acıkca bir buyucudur, dediler

[3] Suphesiz, Rabbiniz, gokleri ve yeri altı gunde yaratan sonra arsa hukmeden, isi duzenleyen Allah’tır. Izni olmadan kimse sefaat edemez. iste sizin Rabbiniz Allah budur. O’na kulluk edin, ogut dinlemiyor musunuz

[4] Hepinizin donusu O’nadır. Allah’ın vadi haktır. O, yaratmayı baslatır. Sonra da iman edip, dogruları yapanları adaletle mukafatlandırmak icin yeniden diriltir. Kafirlere gelince, kafirlik yaptıkları icin onlara kızgın bir icecek ve can yakan bir ceza vardır

[5] Gunesi ısık, ayı aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz icin aya menziller takdir eden O’dur. Allah bunları sadece hak olarak yapmıstır, bilen bir toplum icin ayetleri acıklıyor

[6] Gece ile gunduzun birbiri ardınca gelisinde, Allah’ın goklerde ve yerde yarattıgı seylerde sakınan bir toplum icin isaretler vardır

[7] Bizimle karsılasmayı ummayan ve gecici hayata razı olup onunla tatmin olanlar, iste onlar ayetlerimizden gafildirler

[8] Iste onlar, kazandıklarının karsılıgı olarak ates onların varacagı yerdir

[9] Iman edip, dogruları yapanları Rab’leri inanmaları sebebiyle altından ırmakların aktıgı nimet cennetlerine eristirir

[10] Orada duaları: "Allah’ım sen ne yucesin" dir. Saglık temennileri “Selam”dır, dualarının sonu ise:”Alemlerin Rabbine hamd olsun” dur

[11] Eger Allah, insanlara hayrı carcabuk istedikleri gibi serri de carcabuk verseydi, hemen ecellerine hukmedilirdi (helak edilirlerdi.) Bizimle bulusmayı umit etmeyenleri azgınlıkları icinde bocalar bir halde bırakırız

[12] Insana bir darlık dokundugu zaman, yatarken otururken veya ayakta iken bize yalvarır. Biz onun darlıgını giderdigimizde sanki basına gelen darlık sebebiyle bize hic yalvarmamıs gibi gecip gider. Iste, boyle musriflere yapmakta oldukları sey guzel gorunur

[13] And olsun ki , sizden once nesilleri, resulleri onlara belgeler getirdikleri halde zulmedip, iman etmedikleri icin yıkıma ugrattık. Suclu bir toplumu iste boyle cezalandırırız

[14] Sonra onların ardından, nasıl hareket edeceginize bakmak icin sizi yeryuzunde is basına getirdik

[15] Ayetlerimiz acık acık onlara okununca, bizimle karsılasmayı ummayanlar: -Bundan baska bir Kur’an getir ya da bunu degistir, dediler. De ki: -O’nu kendi arzuma gore degistirmem mumkun degildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eger Rabbime isyan edersem, buyuk bir gunun azabından korkarım

[16] De ki: -Eger Allah dileseydi onu size hic okumazdım ve O’nu size hic bildirmezdi. Daha once sizin aranızda bir omur yasadım, hic dusunmuyor musunuz

[17] Allah adına yalan uydurandan veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir. Suclular kesinlikle kurtulusa eremezler

[18] Kendilerine fayda da zarar da veremeyen seylere: -Bunlar Allah katında bizim sefaatcilerimizdir, diyerek Allah’tan baskalarına kulluk ederler. De ki: -Allah’a, goklerde ve yerde bilmedigi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Allah, kostukları sirklerden munezzeh ve yucedir

[19] Insanlar tek ummetti, sonra ayrıldılar. Rabbinden daha once bir soz verilmemis olmasaydı; ayrılıga dustukleri konuda aralarında hukum verilirdi

[20] Rabbinden O’na bir mucize indirilseydi ya! derler. De ki: -Gayb Allah’ındır, bekleyiniz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim

[21] Insanlara darlık/zorluk dokunduktan sonra, onlara bir rahmet tattırdıgımız zaman, hemen ayetlerimiz hakkında hile kurarlar. De ki: -Allah hile kurmada daha hızlıdır. Suphesiz bizim elcilerimiz onların kurdukları planı yazıyorlar

[22] Sizi karada ve denizde yuruten O’dur. Oyle ki siz bir gemide iken ve guzel bir ruzgar ile akıp giderken insanlar onunla neselenirler. Siddetli bir ruzgar cıkıp, her taraftan onları dalgaların sardıgı ve cepecevre kusatıldıklarını anladıkları zaman dini tamamen O’na has kılanlar olarak: -Eger bizi bundan kurtarırsan andolsun ki sukredenlerden olacagız, diye Allah’a dua ederler

[23] Allah onları kurtarınca, hemen yeryuzunde haksız yere taskınlık ederler. Ey insanlar, sizin taskınlıgınız dunya hayatı boyunca kendi aleyhinizedir. Sonra da donusunuz bizedir. O zaman size yapmakta oldugunuz seyleri haber veririz

[24] Dunya hayatının ornegi, gokten indirdigimiz su gibidir. Onunla insanların ve hayvanların yiyecegi bitkiler, urun verir. Yeryuzu tum guzellikleriyle suslenip bezenir. Insanlar da ona guc yetirdiklerini sandıkları bir anda, geceleyin veya gunduzun emrimiz gelirde sanki dun hicbir sey yokmus gibi kırıp geciririz. Dusunen bir topluma ayetleri boyle acıklıyoruz

[25] Allah esenlik diyarına cagırır, dileyeni de dosdogru yola yoneltmektedir

[26] Iyi davrananlara, daha iyisi ve bir fazlası vardır. Onların yuzlerini karartı ve zillet burumez. Onlar cennet dostlarıdır, onlar orada ebedidirler

[27] Kotuluk isleyenlere, kotulukleri kadar ceza vardır. Onların yuzunu zillet burumustur. Onları Allah’a karsı savunacak kimse yoktur. Sanki onların yuzleri gece gibi karanlık bir parcayla ortulmustur. Iste onlar atesin dostlarıdır. Onlar, orada ebedidirler

[28] O gun onların hepsini bir araya toplarız. Sonra sirk kosanlara: -Siz ve ortaklarınız (sirk kostuklarınız) yerlerinize! deriz. Ve aralarını ayırırız. Ortak kostukları: -Siz bize kulluk etmiyordunuz. Allah, sizinle bizim aramızda sahit olarak yeter. Sizin bize kulluk ettiginizden haberimiz yoktu, derler

[29] O gun onların hepsini bir araya toplarız. Sonra sirk kosanlara: -Siz ve ortaklarınız (sirk kostuklarınız) yerlerinize! deriz. Ve aralarını ayırırız. Ortak kostukları: -Siz bize kulluk etmiyordunuz. Allah, sizinle bizim aramızda sahit olarak yeter. Sizin bize kulluk ettiginizden haberimiz yoktu, derler

[30] Iste orada herkes dunyada yaptıgı seyin gercek mahiyetini kavrar. Ve gercek mevlaları olan Allah’a dondurulurler. Ve uydurdukları duzmeceler onlardan kaybolup gider

[31] De ki: -Gokten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gozlere hukmeden kimdir? oluden diriyi cıkaran; oluyu de diriden cıkaran kimdir? Her isi duzenleyen kimdir? Onlar: -Allah’tır! diyecekler. -O halde O’na karsı gelmekten sakınmaz mısınız? de

[32] Iste gercek Rabbiniz Allah budur. Haktan sonra dalaletten baska ne vardır? O halde nasıl sırt ceviriyorsunuz

[33] Boylece, fasık olanların inanmayacaklarına dair Rabbinin sozu gerceklesti

[34] De ki: -Ortak kostuklarınızdan yaratmayı baslatan ve sonra bunu tekrar eden var mıdır? De ki: -Yaratmayı baslatan ve onu tekrarlayan Allah’tır. Nasıl da uyduruyorsunuz

[35] De ki: -Ortak kostuklarınızdan gercege eristiren var mıdır? De ki: -Allah, gercegi gosterir. Gercegi gosteren mi uyulmaya daha layıktır; yoksa birisi yol gostermezse, dogruya ulasamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hukum veriyorsunuz

[36] Onların cogu sadece zanna uyarlar. Gercekte zan hakikat karsısında bir sey ifade etmez. Suphesiz ki Allah, onların ne yaptıklarını bilendir

[37] Bu Kur’an, Allah’tandır. Baskası tarafından uydurulmus degildir. Ancak kendinden oncekileri tasdik ve Alemlerin Rabbi’nden (geldigine) suphe olmayan kitabın acıklamasıdır

[38] Yoksa ‘Onu uydurdu.’ mu diyorlar? De ki: -O’nun surelerine benzer bir sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz Allah’tan baska cagırabileceklerinizi de cagırın

[39] Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henuz acıklaması onlara gelmemis olan bir seyi yalanladılar. Onlardan oncekiler de boyle yalanlamıslardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

[40] Aralarında ona inananlar da vardır; inanmayanlar da, Rabbin ise bozguncuları daha iyi bilir

[41] Seni yalanlarlarsa ‘Benim yaptıgım banadır. Siz benim yaptıgımdan sorumlu degilsiniz. Ben de sizin yaptıklarınızdan sorumlu degilim.’ de

[42] Onlardan seni dinleyenler vardır. Sayet akletmez olduysalar sagırlara sen mi isittireceksin

[43] Onlardan sana bakanlar vardır. Basiretlerini kaybetmislerse korlere sen mi yol gostereceksin

[44] Allah insanlara hic zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler

[45] Onları toplayacagı gun, sanki gunduz birbirleriyle tanısacakları bir zaman kadar kalmıs gibidirler. Allah ile karsılasmayı yalanlayıp dogru yolda olmayanlar kaybetmislerdir

[46] Onlara vaat ettigimizin bir kısmını sana ya gosteririz; ya da seni vefat ettiririz. Nasıl olsa onların donusu bizedir. Sonra Allah, onların yaptıklarına zaten sahittir

[47] Her ummet icin bir resul vardır. Onlara Resulleri geldiginde aralarında adaletle hukmedilir ve onlara zulmedilmez

[48] Dogru soyluyorsanız bu vaat ne zaman gerceklesecektir? derler

[49] De ki: -Allah’ın dilediginden baska kendim icin bir zarar da fayda da saglayamam. Her ummetin bir eceli vardır. Eceli geldigi zaman bir saat bile geri de bırakılmaz; ileri de alınmaz.”

[50] De ki: -Allah’ın azabı size gece veya gunduz gelirse ne yaparsınız? Suclular onu ne acele istiyorlar

[51] O, gerceklestikten sonra mı ona inandınız? Siz onu acele istiyordunuz

[52] Sonra zalimlere soyle denir: -Sonsuz azabı tadın! Kazandıklarınızdan baskasıyla mı cezalandırılacaksınız? denir

[53] Gercek mi bu? diye sana soruyorlar. De ki: -Evet, Rabbim hakkı icin o gercektir. Siz ondan kacamayacaksınız

[54] Zulmetmis herkes yeryuzundeki her seyi fidye olarak vermek ister.. Azabı gorduklerinde pismanlık duyarlar. Oysa onlara zulmedilmeden aralarında adaletle hukmedilmistir

[55] Iyi bilin ki, goklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Iyi bilin ki, Allah’ın vaadi haktır. Fakat onların cogu bilmez

[56] Dirilten ve olduren O’dur. O’na donduruleceksiniz

[57] Ey Insanlar! Rabbinizden size bir ogut, kalplerde olana bir sifa, kılavuz ve muminler icin bir rahmet gelmistir

[58] De ki: -Bunlar, Allah’ın fazlı ve O’nun rahmetiyledir. Iste buna sevinsinler. Bu onların biriktirdiklerinden hayırlıdır

[59] De ki: -Allah’ın size indirdiginin bir kısmını haram, bir kısmını helal kıldıgınızı goruyor musunuz? De ki: -Size Allah mı izin verdi; yoksa Allah hakkında yalan mı uyduruyorsunuz

[60] Allah hakkında yalan uyduranlar kıyamet gununu ne zannettiler? Suphesiz Allah insanlara karsı bol ihsan sahibidir fakat, insanların cogu sukretmezler

[61] Ne durumda olursan ol, Kur’an’dan ne okursanız okuyun ve ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldıgınız anda kesinlikle biz sizin uzerinizde sahit olmusuzdur. Yerde ve gokte zerre kadar bir sey; bundan kucugu de buyugu de Rabbinden gizli degildir, apacık bir kitaptadır

[62] Iyi bilin ki, Allah’ın velilerine korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir

[63] Onlar Allah’a inanmıs ve O’na karsı gelmekten sakınmıslardır

[64] Dunya hayatında da ahirette de mujde onlaradır. Allah’ın sozlerinde hic bir degisme yoktur. Bu buyuk kurtulustur

[65] Inkarcıların sozleri seni uzmesin, cunku butun guc Allah’ındır. O, isiten ve bilendir

[66] Iyi bilin ki, goklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah’ındır. Allah’ı bırakıp da ortak kostuklarına dua edenler yalnızca zanna uyanlardır. Onlar sadece tahminde bulunuyorlar

[67] Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gunduzu de calısasınız diye aydınlık olarak yaratan Allah’tır. Kulak veren toplum icin bunlarda ayetler vardır

[68] “Allah bir cocuk edindi.” dediler. Hasa, O, bundan uzaktır. Goklerde ve yerde olan her sey O’nundur. Bu hususta bir deliliniz de yoktur. O halde Allah hakkında bilmediginiz bir seyi mi soyluyorsunuz

[69] De ki: -Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtulusa eremezler

[70] Dunyada biraz gecimlik; sonra donusleri yine bize olacaktır. Biz de onlara inkar etmis olmaları sebebiyle siddetli azabı tattıracagız

[71] Onlara Nuh’un haberini oku! Hani kavmine demisti ki: -Ey Kavmim! Icinizde bulunmam ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam eger sizin zorunuza gidiyorsa -Ben zaten Allah’a baglanmısımdır- Haydi, ortak kostuklarınızla gucunuzu birlestirin, sonra da yapacagınız size dert olmasın. Hic beklemeden vereceginiz kararı bana uygulayın

[72] Eger yuz cevirmisseniz, ben sizden bir ucret istememistim. Benim ucretim sadece Allah’a aittir. Ben muslumanlardan olmakla emrolundum

[73] O’nu yalanlamıslardı. Biz de O’nu ve O’nunla birlikte gemide olanları kurtarmıs, ayetlerimizi yalanlayanları ise suda bogmustuk. Uyarılanların sonunun nasıl olduguna bak

[74] O’ndan sonra da toplumlarına elciler gondermistik. (O toplumlara) elciler belgelerle gelmislerdi. Daha once yalanladıkları seye inanacak degillerdi. Iste, haddi asanların kalplerini boyle muhurleriz

[75] Sonra onların ardından Musa ve Harun’u ayetlerimizle Firavun ve cevresine gonderdik. Fakat buyukluk taslamıslardı. Onlar zaten suclu bir kavim idi

[76] Katımızdan onlara gercek geldigi zaman, onlar: -Bu, apacık bir sihirdir! demislerdi

[77] Musa: -Size gelen gercek icin mi boyle soyluyorsunuz? Bu sihir midir? Sihirbazlar asla kurtulusa eremezler, demisti

[78] Onlar ise: -Sen bize, babalarımızı buldugumuz yoldan bizi ayırmak ve yeryuzunde buyukluk sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz

[79] Firavun ise: -Butun bilgin sihirbazları bana getirin! dedi

[80] Sihirbazlar gelince Musa onlara: -Ne ortaya koyacaksanız koyun! dedi

[81] Onlar, ortaya koyunca, Musa: -Yaptıgınız seyler sihirdir. Suphesiz Allah onları bosa cıkaracaktır. Allah bozguncuların islerini duzeltmez, dedi

[82] Gunahkarlar hoslanmasa da Allah sozleriyle hakkı ortaya koyacaktır

[83] Firavun ve cevresindekilerin iskence yapmasından korkmalarından dolayı kavminden Musa’ya cok kucuk bir grubun dısında inanan olmadı. Cunku Firavun o yerde hakimdi ve O, asırı gidenlerdendi

[84] Musa: -Ey Kavmim, Allah’a inanıyorsanız ve teslim olmussanız O’na guvenin, dedi

[85] Allah’a guvendik, “ey Rabbimiz! Bizi o zulmeden kavme fitne yapma”

[86] Rahmetinle bizi kafirlerden kurtar, dediler

[87] Musa ve kardesine: -Mısır’da milletinize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin. Namaz kılın ve iman edenlere mujde verin! diye vahyettik

[88] Musa: -Rabbimiz, dogrusu sen Firavun’a ve cevresine zinetler ve dunya hayatında mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, mallarını yok et, kalplerini sık; cunku onlar can yakıcı azabı gormedikce inanmazlar, dedi

[89] Allah: -Ikinizin duası da kabul olundu, durust hareket edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın, dedi

[90] Israilogullarını denizden gecirdik. Firavun ve askerleri haksızlık ve dusmanlıkla arkalarına dustuler. Firavun bogulacagı anda: -Israilogulları’nın inandıgından baska ilah olmadıgına inandım. Artık ben O’na teslim olanlardanım, dedi

[91] Simdi mi? Sen, onceden isyan etmis ve bozgunculardan olmustun

[92] Bugun senin cesedini arkandan gelenlere ibret olması icin kurtaracagız. Suphesiz, insanların cogu bizim ayetlerimizden gafildir

[93] Israilogullarını hoslanacakları evlere yerlestirmis, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıstık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlasmazlıga dusmemislerdi. Suphesiz Rabbin, anlasamadıkları konu hakkında kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[94] Sayet sana indirdigimizden suphede isen; senden once indirdigimiz kitapları okuyanlara sor. Andolsun ki sana Rabbinden hak gelmistir. Sakın suphelenenlerden olma

[95] Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma; Yoksa kaybedenlerden olursun

[96] Suphesiz Rabbinin soz verdigi azabı hak edenler inanmazlar

[97] Can yakıcı azabı gorene kadar, kendilerine her turlu belge gelse bile

[98] Bir sehir (halkı) inanmalı degil miydi ki imanları kendilerine fayda versin?! Ancak Yunus’un Kavmi.. Onlar iman edince, dunya hayatında onlardan zillet azabını gidermis ve belirli bir sure daha gecindirmistik

[99] Eger Rabbin dileseydi, yeryuzunde bulunanların tumu inanırdı. Oyleyken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın

[100] Allah’ın izni olmadıkca hic kimse inanamaz. O, aklını kullanmayanlara kotu bir azap verir. Ve pisligi akıllarını kullanmayanların uzerine koyar

[101] “Goklerde ve yerde neler var bir bakın!” de, inanmayacak bir topluma ayetler ve uyarmalar fayda vermez

[102] Kendilerinden once gecenlerin baslarına gelen olaylardan baska bir sey mi bekliyorlar? (Oyle mi) -Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim, de

[103] Sonra biz Peygamberlerimizi ve iman edenleri boyle kurtarırız. Iman edenleri verdigimiz soz geregince kurtarmamız bize haktır

[104] De ki: -Ey Insanlar! Benim dinimden suphede iseniz bilin ki ben Allah’tan baska taptıklarınıza tapmam; ancak sizi oldurecek olan Allah’a kulluk ederim. Muminlerden olmakla emrolundum

[105] Yonunu hanif olarak dine cevir, sakın musriklerden olma

[106] Allah’ı bırakıp, sana fayda da zarar da veremeyecek olan seylere yalvarma! Eger boyle yaparsan kesinlikle zalimlerden olursun

[107] Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan baskası gideremez. Sana bir iyilik dilerse; O’nun nimetini engelleyecek yoktur. Onu kullarından diledigine verir. O, bagıslayandır, merhametlidir

[108] De ki: -Ey Insanlar! Rabbinizden size hak gelmistir. Dogru yola giren sadece kendisi icin girmis ve sapıtan da kendi zararına sapıtmıstır. Ben, sizin bekciniz degilim

[109] Sana vahyedilene uy, Allah hukmunu verene kadar sabret! O, hukum verenlerin en iyisidir

Hûd

Surah 11

[1] Elif Lam Ra, Bu, Ayetleri saglam, hakim ve haberdar olan Allah tarafından acıklanmıs bir kitaptır

[2] Ben, Allah’tan baskasına kulluk etmeyesiniz, Rabbinize bagıslanma dileyip, kendisine yonelesiniz diye vakti belirlenmis bir sureye kadar guzel bir gecimlikle sizi gecindirmesi ve her fazilet sahibine degerini vermesi icin O’ndan size bir uyarıcı ve mujdeciyim. Sayet yuz cevirirseniz, basınıza gelecek buyuk gunun azabından korkarım

[3] Ben, Allah’tan baskasına kulluk etmeyesiniz, Rabbinize bagıslanma dileyip, kendisine yonelesiniz diye vakti belirlenmis bir sureye kadar guzel bir gecimlikle sizi gecindirmesi ve her fazilet sahibine degerini vermesi icin O’ndan size bir uyarıcı ve mujdeciyim. Sayet yuz cevirirseniz, basınıza gelecek buyuk gunun azabından korkarım

[4] Donusunuz Allah’adır. O’nun her seye gucu yeter

[5] Dikkat edin, O’ndan gizlenmek icin iki buklum oluyorlar. Iyi bilin ki, Allah elbiselerine burundukleri zaman da gizlediklerini ve acıkladıklarını bilir. O, kalplerin ozunu bilir

[6] Yeryuzunde hareket eden her canlının rızkı Allah’a aittir. Onun yerlestigi yeri de ayrıldıgı yeri de bilir. Hepsi acıklanmıs bir kitaptadır

[7] O’nun arsı su uzerinde iken hanginiz daha guzel calısacak diye denemek icin gokleri ve yeri altı asamada / gunde yaratan O’dur. Sayet sen: -Kesinlikle siz, oldukten sonra yine dirileceksiniz, demis olsan, inkar edenler: -Bu apacık buyuden /aldatmadan baska bir sey degildir, derler

[8] Sayet azabı onlardan sayılı bir sureye kadar ertelersek: -O´nu engelleyen nedir? derler. Dikkat edin. Alay ettikleri sey onlara geldigi gun; onlardan hic ayrılmaz ve onları cepecevre icine alır

[9] Eger insanlara tarafımızdan bir rahmet tattırıp, sonra onu kendisinden geri alırsak, o artık, umitsiz bir nankor olur

[10] Eger ona, kendisine dokunan sıkıntıdan sonra nimetler verirsek soyle soyleyecektir: -Kotulukler benden uzaklastı. O, gercekten sımaracak ve ovunecektir

[11] Sabreden ve dogru hareket eden kimseler boyle degildir. Iste onlara, bagıslanma ve buyuk bir odul vardır

[12] O halde sen: -Ona bir hazine indirilmeli veya Onunla birlikte bir melek gelmeli degil miydi? dedikleri icin gogsun daralıp sana vahyedilenin bir kısmını terk mi edeceksin? Sen ancak bir uyarıcısın. Allah, her seyin vekilidir

[13] Yoksa: -Onu kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: -Ona benzer uydurulmus on sure getirin. Eger dogru iseniz Allah’tan baska gucunuzun yettigi kimseleri de cagırın

[14] Eger size karsılık vermezlerse, onun ancak Allah’ın bilgisi ile indirilmis oldugunu ve O’ndan baska ilah olmadıgını bilin! Artık siz gercegi kabul ettiniz mi

[15] Dunya hayatını ve onun suslerini isteyenlere, orada yaptıklarının karsılıgını hic eksiksiz oderiz

[16] Bunlar icin ahirette atesten baska bir sey yoktur. Orada yaptıkları seyler bosa gitmistir ve isledikleri zaten batıldır

[17] Rabbinden bir belgesi olup, onu izleyen bir sahit ve ondan once Musa’nın onder ve rahmet kitabı -ki onlar, o kitaba inanırlar.- olan kimse ile gruplardan onu inkar eden kimse bir midir? Ates, onlara vaat edilen yerdir. Ondan suphen olmasın. Suphesiz O, Rabbinden gelen haktır. Fakat, insanların cogu inanmazlar

[18] Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Onlar, Rab’lerinin huzuruna cıkarıldıklarında, sahitler: -Bunlar, Rab’leri hakkında yalan soyleyen kimselerdir.” derler. Dikkat edin, Allah’ın laneti, Allah’ın yolundan engelleyen ve onda bir carpıklık arayan ve ahireti de tanımayan zalimlerin uzerinedir

[19] Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Onlar, Rab’lerinin huzuruna cıkarıldıklarında, sahitler: -Bunlar, Rab’leri hakkında yalan soyleyen kimselerdir.” derler. Dikkat edin, Allah’ın laneti, Allah’ın yolundan engelleyen ve onda bir carpıklık arayan ve ahireti de tanımayan zalimlerin uzerinedir

[20] Bunlar, yeryuzunde aciz bırakacak degillerdir. Onların Allah’tan baska bir velisi de yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Cunku onlar, isitemezler, goremezlerdi

[21] Bunlar kendilerini mahvedenlerdir. Onları uydurdukları da terketmistir

[22] Hic kuskusuz ki onlar, ahirette en cok husrana ugrayanlardır

[23] Iman edip, dogru isler yapanlar ve Rab’lerine kesinkes baglananlar, onlar, cennet halkıdırlar. Onlar orada temelli kalacaklardır

[24] Bu iki grup; ‘kor-sagır’ ile ‘gorup-isitene benzer. Ornekce bu ikisi esit mi? Hic dusunmez misiniz

[25] Nuh’u halkına gondermistik: -Ben, Allah’tan baskasına kulluk etmeyesiniz diye size, acık bir uyarıcıyım. Ben, acı bir gunun azabına ugramanızdan korkuyorum

[26] Nuh’u halkına gondermistik: -Ben, Allah’tan baskasına kulluk etmeyesiniz diye size, acık bir uyarıcıyım. Ben, acı bir gunun azabına ugramanızdan korkuyorum

[27] Halkının ileri gelen kafir takımı: -Biz, senin sadece bizim gibi bir insan oldugunu goruyoruz. Sana, gorusu kıymetsiz ayak takımından baska kimsenin uydugunu da gormuyoruz. Sizin bizim uzerimize bir ustunlugunuzu de gormuyoruz. Aksine, sizin yalancı oldugunuzu sanıyoruz, dediler

[28] Ey Halkım, dedi. Sonunu dusundunuz mu? Eger ben, Rabbim tarafından acık bir belge ile gelmissem ve O’nun yanından bana, bir rahmet verilmisse; siz de bunu gormuyorsanız? Istemediginiz halde sizi (onu kabul edin diye) zorluyor muyuz

[29] Ey Halkım, ben sizden buna karsılık bir mal istemiyorum. Benim ucretimi Allah verecektir. Ben, inanan kimseleri kovamam. Onlar, elbette Rab’lerine kavusacaklardır. Fakat ben sizin cahillik eden bir halk oldugunuzu goruyorum

[30] Ey Halkım, eger ben onları kovarsam, Allah’a karsı bana kim yardım edebilir?! Hic dusunmuyor musunuz

[31] Ben, size, “Allah’ın hazineleri yanımdadır” demiyorum. Gaybı bilmem. Ben, bir melegim de demiyorum. Gozlerinizin hor gorduklerine “Allah kesinlikle iyilik vermez” de demiyorum. Onların kalplerinde olanı en iyi Allah bilir. Eger bunları soylersem zalimlerden olurum

[32] Dediler ki: -Ey Nuh, bizimle cok ugrastın ve cekistin. Eger dogru soyluyorsan haydi bize vaat ettigini getir

[33] Eger dilerse onu size getirecek olan ancak Allah’tır. Siz ondan kacamayacaksınız

[34] Eger Allah sizin azmanızı dilemisse ben size ogut vermek istesem de, ogudum size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na donduruleceksiniz

[35] Yoksa, “Bunları uyduruyor” mu diyorlar? De ki: -Eger, onu uyduruyorsam, sucu bana aittir. Ben sizin islediginiz suclardan tamamen uzagım

[36] Nuh’a: “Gercekten iman edenlerin dısında, kesin olarak kavminden kimse inanmayacak. O halde, onların yaptıklarına uzulme.” diye vahyedildi

[37] “Bizim gozetimimizde vahyettigimiz sekilde gemi yap, zulmedenler icin beni muhatap alma, onlar bogulacaklardır

[38] Nuh gemiyi yapar. Halkının onde gelenleri ona her ugrayıslarında, onunla alay ederler. O: -Bizimle alay edin bakalım, biz de, alay ettiginiz gibi sizinle alay edecegiz, der

[39] Birazdan asagılatıcı azabın kime gelecegini ve kalıcı azabın kimi kusatacagını anlayacaksınız

[40] Sonunda emrimiz gelip, yerden sular kaynamaga baslayınca: -Her seyden ikiser cift aleyhlerinde hukum verilmis olan dısında aileni ve iman edenleri ona bindir, dedik. Zaten onun yanında iman etmis olan kimseler cok azdı

[41] Ona binin, Onun yurumesi ve durması Allah’ın adıyladır. Suphesiz Rabbim, bagıslayan ve merhamet edendir, dedi

[42] Gemi daglar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenara cekilmis ogluna: -Yavrucugum, bizimle bin, kafirlerle olma! diye seslendi

[43] Oglu: -Beni sudan koruyacak bir daga sıgınacagım dedi. Nuh: -Bugun, Allah’ın kendisine acıdıgından baskasının tutunacagı bir yer yoktur, derken aralarına bir dalga girdi de o da bogulanlardan oldu

[44] Ey yeryuzu suyunu yut, ey gok tut denildi. Su cekildi, emir gerceklesti, gemi Cudi’ye oturdu. Ve soyle denildi: -Kahrolsun zalim toplum

[45] Nuh, Rabbine yalvararak soyle dedi: -Rabbim, Suphesiz oglum benim ailemdendir ve suphesiz senin vaadin de gercektir. Sen hukum verenlerin en dogru karar verenisin

[46] Allah: -Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden degildi, cunku dogru olmayanı yaptı. Oyleyse, bilmedigin seyi benden isteme. Cahillerden olma diye sana ogut veriyorum, dedi

[47] Rabbim, bilmedigim seyi senden dilemekten sana sıgınırım. Eger beni bagıslamaz ve bana acımazsan husrana ugrayanlardan olurum, dedi

[48] Ey Nuh, sana ve seninle birlikte olan topluluklara, bizden bir esenlik ve bereketle in. Ve daha sonraki toplumlara da gecimlikler verecegiz. Sonra onlara katımızdan can yakıcı bir azap dokunacaktır, denildi

[49] Iste bunlar, sana vahyettigimiz bilinmeyen haberlerdir. Bundan once ne sen ne de kavmin onu bilmiyordunuz. O halde, sabret, sonuc muttakilerindir

[50] Ad toplumuna da kardesleri Hud’u gonderdik: -Ey halkım, dedi. Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan baska ilahınız yoktur. Otekileri siz uyduruyorsunuz, dedi

[51] Ey halkım, sizden bir mukafat beklemiyorum. Benim mukafatım, beni yoktan yaratana aittir. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[52] Ey halkım, Rabbiniz´den af dileyin. Sonra O’na yonelin ki size bol bol yagmur gondersin. Kuvvetinize kuvvet katsın, siz de suclular olarak yuz cevirmeyin

[53] Ey Hud, sen bize apacık bir belge getirmedin, biz de senin sozunle ilahlarımızı bırakacak ve sana inanacak degiliz, dediler

[54] Biz ancak ‘seni ilahlarımızdan biri carpmıs’ demekten baska bir sey demeyiz, dediler. Hud: -Ben, Allah’ı sahit tutuyorum. Siz de sahit olun ki, ben sizin O’nu bırakıp kostugunuz sirklerden uzagım

[55] O’ndan baska bana tum tuzagınızı kurun. Goz actırmayın, dedi

[56] Suphesiz ben, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Hic bir canlı yoktur ki O, onun perceminden tutmus olmasın. Suphesiz Rabbimin yolu yolların dosdogru olanıdır

[57] Ben size elcisi oldugum seyi acıkladım. Eger yuz cevirirseniz, Rabbim, yerinize sizden baska bir toplum getirir. Ona hic bir sekilde zarar veremezsiniz. Kuskusuz Rabbim, herseyi koruyandır, dedi

[58] Emrimiz gelince Hud’u ve yanındaki muminleri rahmetimizle kurtardık. Onları cetin bir azaptan koruduk

[59] Iste Ad, Rabbinin ayetlerini bile bile inkar ettiler ve O’nun elcilerine isyan edip, her inatcı zorba emrine uydular

[60] Bu dunyada da, kıyamet gununde de lanete ugradılar. Iyi bilin ki Ad, Rabbini tanımadı. Dikkat edin, Hud’un toplumu Ad helak edildi

[61] Semud’a kardesleri Salih’i gonderdik. -Ey halkım, Allah’a kulluk ediniz. Sizin, O’ndan baska bir ilahınız yoktur. Sizi yeryuzunde meydana getiren ve sizin orayı imar etmenizi dileyen O’dur. O halde O’ndan af dileyin. Sonra da O’na yonelin. Kuskusuz Rabbim, yakındır, dedi

[62] Ey Salih, bundan once aramızda kendisinden iyilik beklenen bir kimse idin. Simdi, atalarımızın kulluk ettiklerine bizim kulluk etmemizi mi yasaklıyorsun? Dogrusu biz, davet ettigin seyden iyiden iyiye suphe ediyoruz, dediler

[63] Salih: -Ey halkım, Rabbimden bir belge uzerindeysem ve bana ondan bir rahmet verilmis oldugu halde O’na isyan edersem, bana Allah’a karsı kim yardım edebilir?! Bana zararımı artırmaktan baska bir sey yapamazsınız, dedi

[64] Ey halkım, Bu, size acık bir belge olarak Allah’ın devesidir. Onu bırakın, Allah’ın arzında yayılsın. Ona kotuluk etmeyin; yoksa sizi cok yakında bir azap carpar

[65] Deveyi kestiler. “Ancak uc gun daha yurdunuzda yasarsınız, bu yalanlanmayacak bir sozdur.” dedi

[66] Emrimiz gelince Salih’i ve beraberindeki muminleri, katımızdan bir rahmet ile o gunun asagılatıcı azabından kurtardık. Kuskusuz Rabbin, gucludur, onurludur

[67] Zalimleri ise bir cıglık aldı ve yurtlarında cansız olarak yıgılıp kaldılar

[68] Sanki orada hic yasamamıslardı. Bilin ki, Semudlular, Rablerini yok saydılar. Bilin ki Semud, helak edildi

[69] Elcilerimiz, mujde ile Ibrahim’e gelmisler ve “selam!” demislerdi. Ibrahim de: -Selam! deyip, hemen bir kızarmıs dana getirdi

[70] Ellerini ona uzatmadıklarını gorunce durumları hosuna gitmedi ve icine bir korku dustu. -Korkma, dediler. Biz, Lut halkına gonderildik.”

[71] Bu arada ayakta durmakta olan karısı guldu. Biz, Ona Ishak’ı mujdeledik. Ishak’ın ardından da Yakub’u

[72] Vay basıma gelenler, Ben ihtiyar bir kadınım, kocam da yaslı oldugu halde nasıl dogurabilirim? Bu sasılacak bir sey! dedi

[73] Sen Allah’ın isine mi sasırıyorsun? dediler, Ey evin halkı, Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin uzerinizdedir. Suphesiz, ovguye layık ve essiz comert O’dur

[74] Ibrahim’in korkusu gecip, mujdeyi de alınca Lut halkı hakkında bizimle tartısmaya basladı

[75] Cunku Ibrahim, cok yumusak ve yufka yurekliydi, kendisini Allah’a vermisti

[76] Ey Ibrahim, bundan vazgec. Suphesiz Rabbinin emri gelmistir. Ve onlara kesinlikle geri cevrilemeyecek bir azap gelmektedir, dediler

[77] Elcilerimiz, Lut’a gelince endiselendi. Onları korumaktan aciz oldugu icin sıkıntı bastı ve “Zorlu bir gun.” dedi

[78] Daha once cirkin isler yapan halk, kosarak ona geldiler. Lut: -Ey kavmim, Iste bunlar, kızlarımdır. Onlar sizin icin daha temizdir. Allah’tan korkun, misafirlerime beni rezil etmeyin. Icinizde hic mi dogru bir adam yok? dedi

[79] Senin kızlarınla bizim bir isimizin olmadıgını biliyorsun. Sen bizim ne istedigimizi de elbette biliyorsun, dediler

[80] Keske size yetecek bir kuvvetim ya da sıgınacak saglam bir yerim olsaydı, dedi

[81] Ey Lut, Biz, Rabbinin elcileriyiz. Onlar, sana dokunamayacaklar, karanlık basınca ailenle beraber yola cık, karın dısında kimse geri kalmasın. Onların basına gelen, onun da basına gelecektir. Onlara vaat edilen sabahtır. Sabah da yakın degil mi?! dediler

[82] Emrimiz gelince oranın altını ustune getirdik. Uzerlerine Rabbin katından, isaretli olarak yıgın yıgın sert tas yagdırdık. Bunlar simdi de zalimlerden uzak degildir

[83] Emrimiz gelince oranın altını ustune getirdik. Uzerlerine Rabbin katından, isaretli olarak yıgın yıgın sert tas yagdırdık. Bunlar simdi de zalimlerden uzak degildir

[84] Medyen’e de kardesleri Suayb’i (gonderdik). -Ey halkım, dedi. Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan baska ilahınız yoktur. Olcu ve tartıyı eksik yapmayın. Ben, sizin bolluk icinde oldugunuzu goruyorum. Ve ben, sizi kusatacak bir gunun azabından korkuyorum

[85] Ey Halkım, olcu ve tartıyı hakkıyla yapın. Kimsenin malını eksik vermeyin. Yeryuzunde fesatcı olup karısıklık cıkarmayın

[86] Eger mumin olursanız Allah’ın bıraktıgı kar sizin icin daha hayırlıdır. Ben, sizin bekciniz degilim

[87] Onlar da: -Ey Suayb, atalarımızın kulluk ettigini veya mallarımızı istedigimiz gibi kullanmamızı bırakmamızı senin salatın mı emrediyor? Oysa sen olgun ve yumusak huylu birisiydin, dediler

[88] Suayb: -Ey Halkım, benim, Rabbimden bir belgem oldugu ve bana guzel bir rızık verdigi halde, O’na karsı gelebilecegimi dusunuyor musunuz? Size yasak ettigim seylerde, size aykırı hareket etmek istemem. Sadece gucumun yettigi kadar ıslah etmek istiyorum. Basarım yalnız Allah´a baglıdır. O’na dayandım, O’na yoneldim, dedi

[89] Ey halkım, beni dinlememeniz, Nuh halkına veya Hud halkına ya da Salih´in halkına gelen felaketler gibi bir felakete, sizi de ugratmasın. Lut halkı sizden uzak degildir

[90] Rabbinizden af dileyin. O’na yonelin, kuskusuz Rabbim, merhamet eder, cok sever

[91] Ey Suayb, Biz, senin soylediklerinin cogunu anlamıyoruz ve biz, senin aramızda zayıf oldugunu goruyoruz. Eger taraftarların olmasaydı seni tasa tutardık. Zaten senin bizim gozumuzde hic bir degerinde yok, dediler

[92] Ey Halkım, benim taraftarlarım size gore Allah’tan daha mı degerlidir ki O’nu hic hesaba katmıyorsunuz? Suphesiz Rabbim, sizin yaptıklarınızı kusatıcılar, dedi

[93] Ey halkım, elinizden geleni yapın, ben de yapacagım. Kime rezil edici bir azabın gelecegini, kimin yalancı oldugunu bileceksiniz. Bekleyin, dogrusu ben de sizinle bekliyorum

[94] Emrimiz gelince, Suayb’i ve beraberindeki mu’minleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zalimleri bir cıglık yakaladı. Oldukları yerde yapısıp kaldılar

[95] Sanki orada hic yasamamıslardı. Dikkat edin, Semud’un mahvoldugu gibi Medyen de mahvoldu

[96] Musa’yı da ayetlerimizle ve acık bir belge ile Firavun ve cevresine gondermistik. Onlar, Firavun’un emrine uydular; oysa Firavun’un buyrugu dogru yola cıkarmazdı

[97] Musa’yı da ayetlerimizle ve acık bir belge ile Firavun ve cevresine gondermistik. Onlar, Firavun’un emrine uydular; oysa Firavun’un buyrugu dogru yola cıkarmazdı

[98] (Firavun), Kıyamet gunu halkına onculuk eder. Onları atese goturur. Gittikleri yer ne kotu yerdir

[99] Hem burada da kıyamet gununde de lanete ugrarlar. Bu ne kotu bir bagıstır

[100] Bu sana anlattıklarımız, yerlesim yerlerinin haberleridir ki onlardan bir kısmı hala saglamdır; bir kısmının da koku kazınmıstır

[101] Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldigi zaman Allah’ı bırakıp yalvardıkları ilahları onlara hic bir fayda saglamadı. Kayıplarını artırmaktan baska bir ise yaramadı

[102] Rabbin, zalim ulkeleri boyle yakalar. Suphesiz O’nun yakalaması acı verici, siddetlidir

[103] Ahiretin azabından korkanlara bunda ibretler vardır. Bu, toplanma gunudur. Bu, sahitlik gunudur

[104] Biz, o gunu belli bir sureye kadar erteleriz

[105] O gun gelince, Allah’ın izni olmadıkca hic kimse konusamaz. Onların bir kısmı sakidir, bir kısmı mesuttur

[106] Saki olanlar atestedirler. Orada ah edip inlerler

[107] Rabbinin dilemesi dısında, gokler ve yer durdukca onlar da ateste daimidirler. Suphesiz Rabbin, diledigini yapandır

[108] Mesut olanlar ise cennettedirler. Rabbin dilemesi dısında gokler ve yer durdukca, orada temelli kalacaklardır. Bu sonsuz bir lutufdur

[109] Oyleyse sakın onların taptıgı seylerden kuskun olmasın ki onlar, daha once babalarının tapındıgı gibi tapınıyorlar. Biz, onlara nasiblerini hic eksiksiz odeyecegiz

[110] Musa’ya kitab vermistik. Onda ihtilaf ettiler. Daha once Rabbin tarafından verilmis bir soz olmasaydı, aralarındaki ihtilaf halledilirdi. Onlar, hala ondan sek ve suphe icindedirler

[111] Rabbin onların yaptıklarının karsılıgını tam olarak verecektir. Allah, onların yaptıklarından haberdardır

[112] Sen, yanındaki yonelmis insanlarla birlikte emrolundugun gibi dosdogru ol! Taskınlık yapmayın. Kuskusuz O, yaptıklarınızı gorur

[113] Zalimlere yonelmeyin, yoksa ates size de dokunur. Sizin Allah’tan baska bir veliniz yoktur. Sonra yardım da gormezsiniz

[114] Gunduzun iki ucunda ve gecenin ilk saatlerinde namaz kıl, iyilikler kotulukleri giderir. Bu, ogut alanlara bir hatırlatmadır

[115] Sabret, Allah iyilerin ecrini zayi etmez

[116] Sizden onceki devirlerde yeryuzunde fesattan vazgecirmeye calısacak fazilet sahipleri bulunmalı degil miydi? Onlardan sadece cok azını kurtardık. Fakat zalimler kendilerine verilen nimetlerle azdılar. Gunahkar oldular

[117] Rabbin, halkı durust olan ulkeleri haksız yere helak edecek degildir

[118] Eger Rabbin dileseydi, insanları tek bir toplum kılardı. Fakat onlar bir turlu ihtilaftan kurtulamazlar

[119] Yalnız Rabbinin merhamet ettikleri bunun dısındalar. Esasen, Onları bunun icin yarattı. Rabbinin “Cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracagım.” diye buyurdugu soz yerine gelmistir

[120] Bizim sana her bir peygamberin haberini anlatmamız senin kalbini saglamlastırmak icindir. Bu konuda sana gercek olan, guzel ogut ve uyarı gelmistir

[121] Iman etmeyenlere soyle de: -Elinizden geleni yapın, biz de yapacagız

[122] Bekleyin, biz de bekliyoruz

[123] Goklerin ve yerin gizlisi Allah’a aittir. Butun isler O’na doner. Yalnız O’na kulluk et, O’na baglan. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz degildir

Yûsuf

Surah 12

[1] Elif, Lam, Ra. Bunlar acıklayan kitabın ayetleridir

[2] Biz, onu anlayasınız diye Arapca Kur’an olarak indirdik

[3] Biz, sana bu Kur’an’ı vahyederek daha once haberdar olmadıgın en guzel olayı hikaye edecegiz

[4] Yusuf, babasına: -Babacıgım, dedi. Ruyamda on bir yıldız, Gunes ve Ay’ın bana saygıyla boyun egdiklerini gordum

[5] Oglum, dedi, ruyanı kardeslerine anlatma, yoksa sana tuzak kurarlar. Cunku seytanın insana dusmanlıgı meydandadır

[6] Rabbin seni ruyandaki gibi sececek ve sana olayları yorumlamayı ogretecek. Onceden, ataların Ibrahim ve Ishak’a lutfunu tamamladıgı gibi sana ve Yakub ailesine de lutfunu tamamlayacak. Kuskusuz Rabbin her seyi bilen ve hukmedendir

[7] Gercekten Yusuf ve kardeslerinde, isteyenlere nice ibretler vardır

[8] Kardesleri: -Biz bir aile oldugumuz halde babamız Yusuf’u ve kardesini daha cok seviyor. Dogrusu babamız acıkca saskınlık icinde, demislerdi

[9] Yusuf’u oldurun veya onu ıssız bir yere bırakın ki babanız size kalsın. Siz de ondan sonra durust bir topluluk olursunuz

[10] Iclerinden biri: -Yusuf’u oldurmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Yolculardan biri alıp gotursun. Yapacaksanız boyle yapın, dedi

[11] Baba, Sana ne oldu ki Yusuf icin bize guvenmiyorsun? Biz, Onun iyiligini isteriz

[12] Yarın onu da bizimle beraber gonder. Gezsin, oynasın, biz onu koruruz, dediler

[13] Babaları: -Eger onu gotururseniz tasalanırım. Siz ondan habersizken, Onu bir kurt yemesinden korkarım, dedi

[14] Onlar: -Biz saglam bir topluluk iken eger onu kurt yerse yazıklar olsun bize, dediler

[15] Yusuf’u goturduler, kararlastırdıkları gibi onu bir kuyunun dibine bıraktılar. Biz de ona, onlara bu yaptıklarını haber vereceksin, fakat onlar seni tanımayacak diye vahyettik

[16] Aksamleyin, aglasarak babalarına geldiler

[17] Babamız, inan ki biz yarıs yapıyorduk. Yusuf’u esyalarımızın yanına bırakmıstık, o sırada kurt onu yemis. Her ne kadar dogru soyluyorsak da sen yine bize inanmazsın, dediler

[18] Ve ona uzerine sahte bir kan ile Yusuf’un gomlegini getirdiler. Babaları: -Hayır, sizi nefsiniz bu isi yapmaya surukledi. Bana da sabretmek kaldı. Anlattıklarınıza ancak Allah’tan yardım istenir, dedi

[19] Bir kervan geldi. Sucularını gonderdiler. Kuyuya kovayı saldı. “Mujde, bir cocuk!” dedi. Onu satmak icin gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını cok iyi biliyordu

[20] Onu dusuk bir fiyatla bir kac dirheme sattılar. Onu pek onemsemediler

[21] Mısır’da onu satın alan kimse, karısına: -Ona guzel bak, belki bize faydası olur veya onu evlat ediniriz, dedi. Yusuf’u biz, oraya boyle yerlestirdik. Ona olayların yorumunu ogrettik. Allah, isinde hakimdir fakat insanların cogu bunu bilmez

[22] Erginlik cagına ulasınca ona hikmet ve ilim verdik. Iyileri iste boyle odullendiririz

[23] Evinde bulundugu kadın ona karsı arzu duymaya basladı. Kapıları sıkı sıkı kapadı: -Haydi, gelsene! dedi. Yusuf: -Allah’a sıgınırım, O benim efendimdir. Bana iyi guzel bir mevki verdi. Zalimlerin sonu iyi olmaz

[24] Kadın ona arzu duyuyordu. Rabbinin isaretini gormeseydi Yusuf da ona arzu duyacaktı. Onu hainlik ve fuhustan uzak tutmak icin bu isareti gosterdik. Cunku O, bizim cok samimi kullarımızdandı

[25] Ikisi de kapıya kostu. Kadın arkadan Yusuf’un gomlegini yırttı. Kapının onunde kocasına rastladılar. Kadın: -Senin esine karsı kotu istekte bulunmanın cezası, hapisten veya siddetli bir dayaktan baska nedir? dedi

[26] Yusuf: -O, kendisi, benden murat almak istedi, dedi. Kadının ailesinden bir sahit: -Eger, gomlegi onden yırtılmıssa kadın dogru soyluyor. Erkek yalancıdır

[27] Eger gomlegi arkadan yırtılmıssa kadın yalan soyluyor, erkek dogrudur, diye sahitlik etti

[28] Kocası gomlegin arkadan yırtılmıs oldugunu gorunce: -Bu, sizin hilelerinizden biri, sizin hileleriniz buyuktur, dedi

[29] Yusuf sen bunu unut, kadın sen de gunahına tevbe et, cunku sen hata isleyenlerdensin

[30] Sehirde bazı kadınlar: -Vezirin karısı, kolesiyle beraber olmak istiyormus, onun sevdası bagrını delmis. Biz, onu acıkca sapıtmıs goruyoruz, dediler

[31] Kadınların cekistirmelerini duyunca onları davet etti. Onlara koltuk hazırladı ve her birine bir bıcak verdi. Yusuf’a ‘onların yanına cık!’ dedi. Kadınlar, onu gorunce kendilerinden gectiler, ellerini kestiler. ve: -Hasa, Allah icin bu bir insan degil, dediler. Bu cok guzel bir melek

[32] Iste hakkında beni kınadıgınız budur. Arzuma uymasını istedim. Fakat O, kabul etmedi. Ona emrettigim isi yine yapmazsa zindana atılıp, kucuk dusenlerden olacak, dedi

[33] Rabbim, benim icin zindan, bunların beni davet ettigi seyden daha hayırlıdır. Eger tuzaklarını benden uzaklastırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum, dedi

[34] Rabbi, duasını kabul etti ve kadınların tuzagına engel oldu. Cunku O, isiten ve bilendir

[35] Onun sucsuz oldugunu anladıkları halde, yine de bir sure icin hapsetmeyi uygun gorduler

[36] Hapse onunla beraber iki genc daha girdi. Onlardan biri: -Ruyamda, sarablık uzum sıktıgımı gordum, dedi; digeri: -Basımın ustunde, kusların yedigi bir ekmek tasıdıgımı gordum. dedi, Senin iyi birisi oldugunu goruyoruz. Bize bunu yorumla

[37] Yusuf: -Rabbimin bana ogrettigi bilgi ile, daha yiyeceginiz yemek gelmeden size onu yorumlarım, dedi. Dogrusu ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden bir toplumun dinini bıraktım

[38] Atalarım Ibrahim, Ishak ve Yakub’un dinine uydum. Biz, Allah’a sirk kosmayız. Bu, Allah’ın bize ve insanlara olan Allah’ın lutfundandır fakat, insanların cogu buna sukretmezler

[39] Ey zindan arkadaslarım, ayrı ayrı bir suru rabler mi hayırlıdır; yoksa her seye hakim olan bir tek Allah mı

[40] Siz ve atalarınız, Allah’ı bırakıp kendi icadınız olarak, kutsadıgınız seylere kulluk ediyorsunuz. Oysa Allah, onlar hakkında hic bir delil indirmemistir. Hukum, yalnız Allah’ındır. Kendisinden baskasına kulluk etmemenizi emretmistir. Dosdogru din budur. Fakat insanların cogu bilmez

[41] Ey zindan arkadaslarım, biriniz efendisine sarap sunacak, digeri asılacak ve kuslar basından yiyecek. Bana sordugunuz ruyanın gerceklesecek olan yorumu budur

[42] Onlardan kurtulacagını zannettigi kimseye: -Efendinin yanında beni hatırla, dedi. Ama seytan, efendisine onu hatırlatmayı unutturdu ve Yusuf bu yuzden bir kac yıl daha hapiste kaldı

[43] Hukumdar: -Ben, yedi semiz inegi yedi zayıf inegin yedigini; yedi yesil basak ve yedi kuru basak gordum. Ey ileri gelenler, eger ruya tabirini biliyorsanız bana soyleyin, dedi

[44] Bunlar, karısık ruyalardır. Bunları yorumlamasını bilemeyiz, dediler

[45] Zindandan kurtulmus olan, uzun bir sureden sonra hatırlayıp: -Beni gonderin ben size onun yorumunu haber vereyim

[46] Yusuf, ey dogru sozlu arkadasım! dedi, yedi besili inegi, yedi zayıf inegin yemesi ve yedi yesil basak ve yedi kuru basagın ne oldugunu bize yorumla da donup onlara bildireyim, umit ederim ki seni anlarlar

[47] (Yusuf): -Yedi sene her zaman ki gibi, ekin ekersiniz, birazını yiyip, bictiginiz ekini sapında bırakın

[48] Bundan sonra yedi yıl kıtlık olacak. Butun biriktirdiginizi yer, yalnız az bir miktar saklarsınız

[49] Sonra halkın yagmur gorecegi bir yıl gelecek. O zaman bolluga cıkarlar, dedi

[50] Hukumdar: -O’nu bana getirin, dedi. Yusuf’a elci gelince: -Efendine don, kadınların nicin ellerini kestigini sor. Suphesiz Rabbim, onların hilesini bilir, dedi

[51] (Hukumdar kadınlara): -Isteklerinizle Yusuf’a ısrar ettiginiz zaman durumunuz neydi? dedi. Kadınlar: -Hasa, Onun bir kotulugunu gormedik, dediler. Vezirin karısı: -Simdi gercek anlasıldı. Nefsine uyan bendim. O, tamamen dogrulardandır

[52] Bu, gıyabında ona ihanet etmedigimi bilmesi icindir. Allah, hainlerin tuzagına yol vermez

[53] Ben nefsimi temize cıkarmam, cunku nefis, Rabbimin merhameti olmadıkca, kotulugu emreder. Dogrusu Rabbim, bagıslayandır, merhamet edendir

[54] Hukumdar: -Onu bana getirin, yanıma alayım, dedi. Onunla konusunca: -Bugun senin yanımızda onemli bir yerin ve guvenilir bir durumun vardır, dedi

[55] (Yusuf): -Beni memleketin hazinelerine memur et, cunku ben korumasını ve yonetmesini bilirim, dedi

[56] Yusuf’u boylece o memlekete yerlestirdik;istedigi yerde oturabilirdi. Rahmetimizi tıpkı bu misalde oldugu gibi istedigimize veririz.; iyi davrananların ecrini zayi etmeyiz

[57] Ahiret odulu, inananlar ve (kotuluklerden) sakınanlar icin daha iyidir

[58] Yusuf’un kardesleri gelip yanına girdiler. Onu tanımadılar; Yusuf, onları tanıdı

[59] Onların yuklerini hazırlatınca: -Bababir kardesinizi bana getirin. Sizlere olcuyu bol tuttugumu ve benim konukseverlerin en iyisi oldugumu gormuyor musunuz? dedi

[60] Eger onu bana getirmezseniz bundan boyle benden bir olcek erzak bile alamazsınız ve bana yaklasmayın da

[61] Kardesleri: -Babasını ikna etmeye calısacagız ve her halde bunu yaparız, dediler

[62] Yusuf memurlarına: -Karsılık olarak getirdiklerini de yuklerine koyun. Belki ailelerine varınca, onu anlarlar da bir daha donerler, dedi

[63] Babalarına donduklerinde: -Ey babamız! Bize yiyecek yasak edildi, kardesimizi bizimle beraber gonder de yiyecek alalım. Biz, onu koruruz, dediler

[64] Daha once kardesini size emanet ettigim gibi, simdi onu emanet eder miyim? Ama Allah en iyi koruyandır, O merhametlilerin en merhametlisidir, dedi

[65] Yuklerini acınca karsılık olarak goturdukleri sermayelerinin kendilerine iade edilmis oldugunu gorduler. -Ey babamız! Daha ne isteriz; iste sermayemiz de bize iade edilmis; ailemize onunla yine yiyecek getirir, kardesimizi de korur ve bir deve yuku de artırmıs oluruz; esasen bu az bir seydir, dediler

[66] Babaları: -Hepiniz kusatılmadıkca onu bana geri getireceginize dair Allah’a karsı saglam bir soz vermezseniz, onu sizinle gondermeyecegim, dedi. Soz verdiklerinde: -Sozumuze Allah vekildir, dedi

[67] Babaları: -Ogullarım! Tek bir kapıdan degil, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah katında size bir faydam olmaz, hukum ancak Allah’ındır, O’na guvendim, guvenenler de O’na guvensinler, dedi

[68] Babalarının emrettigi gibi girdiler. Esasen bu, Allah’tan gelecek hicbir seyi onlardan savamazdı ancak Yakub icindeki arzuyu ortaya koymus oldu. O, suphesiz kendisine ogrettigimizi bilir; fakat insanların cogu bilmezler

[69] Yusuf’un yanına girdiklerinde, kardesini bagrına bastı ve: -Ben senin kardesinim, onların yaptıklarına artık uzulme, dedi

[70] Yusuf onların yuklerini yukletirken, bir su kabını kardesinin yukune koydurdu. Sonra bir cagırıcı: -Ey kafile, siz hırsızsınız! diye bagırdı

[71] Geri donerek: -Ne kaybettiniz? dediler

[72] Hukumdarın su kabını kaybettik. Onu getirene bir deve yuku (mukafat) vardır. Buna ben kefil oluyorum, dediler

[73] Vallahi, ulkede bozgunculuk cıkarmak icin gelmedigimizi ve hırsız da olmadıgımızı biliyorsunuz, dediler

[74] Yalancı iseniz, hırsızlıgın cezası nedir? dediler

[75] Kimin yukunde bulunursa, ceza olarak o alıkonulur. Biz zalimleri iste boyle cezalandırırız, dediler

[76] Yusuf kardesinin esyalarından once onlarınkini aramaya basladı. Sonra kardesinin yukunden su kabını cıkardı. Yusuf’a boyle bir plan ogrettik. Cunku hukumdarın dinine gore kardesini Allah dilemeseydi alıkoyamazdı. Diledigimizin derecesini yukseltiriz. Her ilim sahibinden ustun bir bilen vardır

[77] Calmıssa, daha once kardesi de calmıstı, dediler. Yusuf bunu icinde gizledi. Onlara acmadı. Icinden, “Sizin durumunuz daha kotudur; anlattıgınızı en iyi Allah bilir” dedi

[78] Ey Vezir! Onun ihtiyar bir babası var, bizden birini onun yerine al. Biz senin iyi kimselerden oldugunu goruyoruz, dediler

[79] Allah korusun! Biz, malımızı kimde bulmussak ancak onu alıkoruz, yoksa haksızlık etmis oluruz, dedi

[80] Umitsizlige dusunce, konusmak uzere bir kenara cekildiler. Buyukleri soyle dedi: -Babanızın Allah’a karsı sizden bir soz aldıgını, daha once Yusuf meselesinde de ileri gittiginizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hukum verene kadar bu yerden ayrılmayacagım. O, hukmedenlerin en iyisidir

[81] Siz donun, babanıza gidin ve deyin ki: -Ey Babamız! Senin oglun hırsızlık yaptı, bu bildigimizden baska bir sey gormedik; gorulmeyeni de bilmeyiz

[82] Bulundugumuz kasabanın halkına ve beraberinde oldugumuz kervana da sorabilirsin; biz suphesiz dogru soyluyoruz

[83] Yakup: -Sizi nefsiniz bir is yapmaga surukledi, artık bana guzelce sabır gerekir; belki Allah hepsini birden bana getirecektir, cunku O bilendir, hakimdir, dedi

[84] Onlara sırt cevirdi, -Vah, Yusuf’a yazık oldu! dedi ve uzuntuden gozlerine ak dustu. Artık acısını icinde saklıyordu

[85] Allah’a yemin ederiz ki, Yusuf’u anıp durman seni bitkin dusurecek veya helak olacaksın, dediler

[86] Ben uzuntu ve tasamı yalnız Allah’a acarım. Allah tarafından, sizin bilmediklerinizi bilirim, dedi

[87] Ey Ogullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardesini arayıp, sorun. Allah’ın rahmetinden de umidinizi kesmeyin; dogrusu kafirlerden baskası Allah’ın rahmetinden umidini kesmez

[88] Kardesleri Yusuf’un yanına girdiklerinde: -Ey Aziz! Biz ve ailemiz sıkıntı ve ihtiyac icerisindeyiz; pek degersiz bir malla geldik; olcegi bize bol tut ve sadaka ver; Allah sadaka verenleri suphesiz mukafatlandırır, dediler

[89] Siz, Yusuf ve kardesine bilmeden neler yaptıgınızı biliyor musunuz? dedi

[90] Yoksa sen Yusuf musun? dediler. -Ben Yusuf’um, bu da kardesim. Allah bize bagısta bulundu; dogrusu kim kotulukten sakınır ve sabrederse bilsin ki Allah iyi kimseleri mukafatsız bırakmaz, dedi

[91] Vallahi, Allah seni bize ustun kıldı; Biz gercekten hataya dusmus kimseleriz, dediler

[92] Bugun sizi kınama yok, basınıza kakma yoktur. Allah sizi affetsin. O, merhametlilerin en merhametlisidir

[93] Bu gomlegimi goturun, babamın yuzune surun, gormege baslar; tum ailenizle bana gelin, dedi

[94] Kafile, yola cıktıgında, babaları: -Dogrusu ben Yusuf’un kokusunu alıyorum; ne olur beni bunak zannetmeyin, dedi

[95] Cevresindekiler: -Vallahi sen, hala eski saskınlıgındasın, dediler

[96] Mujdeci gelip, gomlegi Yakub’un yuzune atınca, hemen gozleri acıldı. Bunun uzerine: -Ben size, Allah tarafından sizin bilmediginizi biliyorum dememis miydim? dedi

[97] Ogulları: -Ey Babamız! Gunahlarımızın bagıslanmasını dile, biz gercekten gunahkarız, dediler

[98] Rabbim’den bagıslanmanızı dileyecegim; O suphesiz bagıslar ve merhamet eder, dedi

[99] Yusuf’un yanına girdiklerinde, o, anne ve babasını bagrına bastı: -Mısır’a yerlesin, insallah guven icinde olursunuz, dedi

[100] Ana babasını tahtın uzerine oturttu, hepsi onun onunde (Allah’a secde edip) egildiler. O zaman Yusuf: -Babacıgım! Iste bu, onceden gordugum ruyanın yorumudur. Rabbim onu gerceklestirdi. Seytan, benimle kardeslerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten cıkaran, sizi colden getiren Rabbim bana cok iyilikte bulundu. Gercekten Rabbim diledigine lutfeder, O suphesiz bilir (ve en iyi) hukmu verir, dedi

[101] Rabbim! Bana guc verdin, ruyaların yorumunu ogrettin. Ey gokleri ve yeri yaradan! Dunya ve ahirette velim sensin; benim canımı musluman olarak al ve beni salihler arasına kat

[102] Iste sana vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar bir araya gelip, duzen kurarlarken yanlarında degildin

[103] Sen ne kadar cok istesen de, insanların cogu inanmazlar

[104] Oysa sen buna karsılık onlardan bir ucret de istemiyorsun. O, alemler icin sadece bir oguttur

[105] Goklerde ve yerde nice belgeler vardır ki, yanlarından yuzlerini cevirerek gecerler

[106] Onların cogu, sirk katmadan Allah’a iman etmezler

[107] Allah tarafından, onları kusatacak bir azaba ugramayacaklarından veya farkına varmadan, kıyamet saatinin ansızın gelmeyeceginden emin midirler

[108] De ki: -Bu, benim yolumdur; ben ve bana uyanlar basiretle Allah’a cagırırız. Allah’ı tenzih ederim. Ben asla musriklerden degilim

[109] Senden once de, ulkelerin icinden yalnızca kendilerine vahyettigimiz adamlar gonderdik. Yeryuzunde gezmiyorlar mı ki, kendilerinden once gecenlerin sonlarının nasıl olduguna baksınlar? Ahiret yurdu takva sahipleri icin hayırlıdır. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[110] Peygamberler umitsizlige dusup, yalanlandıklarını gordukleri bir anda kendilerine yardımımız gelmistir. Boylece, istedigimizi kurtarırız. Azabımız suclu milletten geri dondurulemez

[111] Andolsun ki, peygamberlerin kıssalarında, sagduyu sahipleri icin ibretler vardır. Bu, uydurma bir soz degildir. Kendinden onceki Kitabları tasdik eden, iman eden bir toplum icin her seyi acıklayan, dogru yolu gosteren bir rehber ve rahmettir

Ra'd

Surah 13

[1] Elif, Lam, Mim, Ra. Iste Kitabın ayetleri. Sana Rabbinden indirilenler haktır; fakat insanların cogu iman etmezler

[2] Allah, gokleri gordugunuz gibi direksiz olarak yukseltti. Sonra arsı istiva etti. Her biri belli bir sureye kadar hareket edecek olan gunes ve ayı buyrugu altına aldı. Kesin olarak Rabbinizle bulusacagınıza inanmanız icin buyrugunu yurutup, ayetleri uzun uzun acıklıyor

[3] Yeryuzunu yayıp doseyen, orada sabit daglar, nehirler var eden, her turlu urunu ikiser cift kılan, gunduzu geceyle buruyen de O’dur. Suphesiz bunlarda, dusunen toplum icin deliller vardır

[4] Yeryuzunde, hepsi de aynı su ile sulanan, birbirine komsu kara parcaları, uzum bagları, bir kokten surgun verip tek basına yada kumeler halinde boy veren ekinler, hurma agacları vardır. Fakat onları sekil ve lezzetce birbirinden farklı kılmısızdır. Dusunen toplum icin bunda da deliller vardır

[5] Eger sasacaksan, onların: -Biz toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacagız? demelerine sasman gerekir. Iste onlar Rablerini tanımayanlardır. Iste onlar, boyunlarına zincir vurulanlardır. Onlar, ates halkıdır. Orada temelli kalacaklardır

[6] Iyilikten once hemen fenalıgı getirmeni isterler, oysa onlardan once benzer ornekler gecmistir. Dogrusu Rabbinin, insanların zulumlerine ragmen onlara magfireti vardır. Rabbinin cezalandırması ise cetindir

[7] Inkar edenler: -Rabbinden ona bir mucize indirilmeli degil miydi? derler. Oysa sen ,sadece bir uyarıcısın. Her topluma dogru yolu gosteren biri vardır

[8] Allah her disinin rahminde ne tasıdıgını, rahimlerin neyi dusurdugunu ve neyi alıkoydugunu bilir. O’nun katında her seyin bir olcusu vardır

[9] Gizliyi de ortada olanı da bilen, yucelerin yucesi buyuk Allah’tır

[10] Icinizden sozu saklayan ile, acıga vuran ve geceye burunerek gizlenip gunduzun ortaya cıkan arasında fark yoktur

[11] Insanoglunu arkasında ve onunde takip edenler vardır; Allah’ın emriyle onu gozetirler. Bir toplum kendi durumunu degistirmedikce Allah onların durumunu degistirmez. Allah bir toplumun kahrını dileyince artık o geri dondurulemez. Onların Allah’tan baska koruyucusu da yoktur

[12] Korku ve umide dusurmek icin size simsegi gosteren, yagmurla yuklu bulutları vareden O’dur

[13] Gok gurultusu hamd ederek, melekler de korku ile O’nu tenzih ederler. Onlar Allah hakkında tartısırlarken; O, yıldırımları gonderir de onlarla diledigini carpar. O, siddetle cezalandırandır

[14] Gercek dua yalnızca O’nadır. O’ndan baska dua ettikleri, kendilerine hicbir cevap veremezler. Durumları, suyun agzına gelmesi icin avuclarını ona acmıs bekleyen adama benzer. Hicbir zaman suya kavusamaz. Iste kafirlerin duası sapıklıktan baska bir sey degildir

[15] Yerde ve goklerde olanlar golgeleriyle beraber sabah aksam, ister istemez Allah’a secde ederler

[16] De ki: -Goklerin ve yerin Rabbi kimdir? -Allah’tır, de! -Onu bırakıp, kendilerine bir fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz?! de. -Kor ile goren bir olur mu?! Veya karanlıkla aydınlık bir midir?! de. Yoksa Allah’a, O’nun gibi yaratması olan ortaklar buldular da, yaratmaları birbirine mi benzettiler? De ki: -Her seyi yaratan Allah’tır. O, her seye hakim olan tek ilahtır

[17] Allah gokten su indirir, dereler onunla dolar tasar. Sel, uste cıkan kopugu alır goturur. Suslenmek veya faydalanmak icin ateste erittiklerinizin uzerinde de buna benzer bir kopuk vardır. Allah, hak ve batıl icin su ornegi verir: Kopuk ucup gider, insanlara faydalı olan ise yerde kalır. Allah bunun gibi daha nice misaller verir

[18] Rablerinin cagrısına uyanlara en guzel karsılık vardır. O’nun cagrısına uymayanlar ise, yeryuzunde olan her sey ve daha bir katı onların olsa, kurtulmak icin fidye verirlerdi. Iste hesapları kotu olanlar bunlardır. Barınakları cehennemdir; ne kotu bir yerdir

[19] Rabbinden sana indirilenin hak oldugunu bilen kimse, onu bilmeyen kore benzer mi? Ancak sagduyu sahipleri bunu dusunebilirler

[20] Onlar, Allah’a verdikleri sozu yerine getirenler, antlasmayı bozmayanlardır

[21] Allah’ın birlestirilmesini emrettigi seyi birlestirenler, Rab’lerinden korkanlar; kotu hesaptan korkanlardır

[22] Onlar, Rablerinin rızasını kazanmak icin sabredenler, namazı kılanlar; kendilerine verdigimiz rızıktan, gizli ve acık olarak sarfedenler; iyilik yaparak kotulugu ortadan kaldıranlardır. Iste onlar icin yurdun en iyisi vardır

[23] Adn cennetleri girecekleri yerdir; babalarının, eslerinin, cocuklarının iyi olanları da oradadır. Melekler her kapıdan yanlarına girip

[24] Sabretmenize karsılık size selam olsun; burası yurdun en iyisi, ne guzeldir! derler

[25] Allah’ın birlestirilmesini emrettigini ayırarak ve yeryuzunde bozgunculuk yaparak; Allah’a verdigi sozu, ant ictikten sonra bozanlar, iste lanet onlaradır. En kotu yurt / cehennem onlarındır

[26] Allah diledigi kimseye rızkını genisletir ve guclendirir. O da dunya hayatıyla kendinden gecer. Oysa, dunya hayatı, ahiret icin bir aractan baska bir sey degildir

[27] Inkar edenler: -O’na Rabbinden bir mucize indirilmeli degil miydi? derler. De ki: -Kuskusuz Allah dileyeni saptırır ve Kendisine yoneleni dogru yola eristirir

[28] Iman edenlerin kalpleri Allah’ın zikriyle huzura kavusmustur. Dikkat edin, kalpler ancak Allah’ın zikri ile huzura kavusur

[29] Iman edip dogruları yapanlar icin hos bir hayat ve guzel bir istikbal vardır

[30] Iste boylece seni, kendilerinden once nice ummetlerin gelip gectigi bir ummete gonderdik ki; vahyettiklerimizi onlara okuyasın. Oysa onlar Rahman’ı tanımadılar. De ki: -O benim Rabbim’dir, O’ndan baska ilah yoktur. Yalnızca O’na baglandım, donusum de O’nadır

[31] Kur’an ile daglar yurutulse veya yeryuzu parcalansa yahut oluler konusturulsa... Bilakis, butun emir Allah’ındır. Iman edenler bilmiyorlar mı ki, Allah dileseydi butun insanları dogru yola iletebilirdi. Allah’ın sozu yerine gelinceye kadar, yaptıkları isler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdigi sozden donmez

[32] Senden once de nice peygamberlerle alay edilmisti. Inkar edenleri once erteledim, sonra tuttum. Cezalandırmam nasıl oldu

[33] Herkesin yaptıgını gozeten, bunu yapamayanlarla bir olur mu? Onlar Allah’a ortaklar kostular. De ki: -Onları kutsayın bakalım; yeryuzunde bilmedigi bir seyi mi Allah’a haber veriyorsunuz? Yoksa bos sozlere mi aldanıyorsunuz? Fakat inkar edenlere, kurdukları duzenler guzel gosterildi ve dogru yoldan alıkonuldular. Allah’ın sapıklıkta bıraktıgına yol gosteren bulunmaz

[34] Onlara, dunya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise daha cetindir. Allah’a karsı onların bir koruyucusu da yoktur

[35] Takva sahiplerine vaadedilen cennet soyledir: Altından ırmaklar akar; yiyecekleri ve golgeleri devamlıdır. Bu, muttakilerin kazanacagı sonuctur, kafirlerin sonucu ise atestir

[36] Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilene memnun olurlar. Bazı gruplar icinde, onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: -Ben ancak Allah’a kulluk etmekle ve O’na asla sirk kosmamakla emrolundum. Duam O’nadır, donusum de O’nadır

[37] Iste boylece Kur’an’ı Arapca bir hukum olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir veli ve koruyucu olamaz

[38] Senden once de peygamberler gondermistik; onları es ve cocuk sahibi kılmıstık. Allah’ın izni olmadan hicbir peygamberin bir ayet getirmesi mumkun degildir. Her ecel bir yazgıdır

[39] Allah diledigini yok eder, diledigini sabit kılar; Ana Kitap O’nun katındadır

[40] Onlara vaadettigimiz azabın bir kısmını sana gostersek ya da (daha once) senin olumunu takdir etsek, senin gorevin ancak tebligdir. Hesaba cekmek bize aittir

[41] Bizim yeryuzunun etrafından gitgide eksilttigimizi gormuyorlar mı? Hukum Allah’ındır, O’nun hukmunu bozacak yoktur. O, cabucak hesabı gorur

[42] Onlardan once de tuzak kurdular, oysa butun tuzaklar Allah’ındır, herkesin ne kazandıgını bilir. Kafirler de bilecektir, dunyanın akibeti kimindir

[43] Kafir olanlar: -Sen peygamber degilsin, derler; de ki: -Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah ve kitap ilmine sahip olanlar yeter

İbrâhîm

Surah 14

[1] Elif Lam Ra. Bu, insanları Rabb’lerinin izniyle karanlıklardan aydınlıga, Aziz ve Hamid olanın dosdogru yoluna cıkarman icin, sana indirdigimiz Kitaptır

[2] Goklerde ve yerde olanların sahibi Allah’tır. Ugrayacakları siddetli azabdan dolayı vay kafirlere

[3] Onlar dunya hayatını ahiretten daha cok severler, Allah’ın yolundan alıkoyup, onun egri bugru olmasını isterler. Iste onlar derin bir sapıklık icindedirler

[4] Kendilerine apacık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gonderdik. Allah diledigini sapıklıkta bırakır ve diledigini de dogru yola cıkarır; guclu olan, Hakim olan O’dur

[5] Musa’yı ayetlerimizle, -Toplumun karanlıklardan aydınlıga cıkar ve Allah’ın gunlerini onlara hatırlat diye gondermistik. Bunda, cok cok sabreden ve sukreden herkese belgeler vardır

[6] Musa, kavmine soyle dedi: -Allah’ın size olan nimetlerini dusunun; size iskence eden, kadınlarınızı sag bırakıp ogullarınızı bogazlayan Firavun ailesinden sizi kurtardı; butun bunlarda Rabbinizden size buyuk bir imtihan vardır

[7] Rabbiniz: -Sukrederseniz and olsun ki, size karsılıgını artıracagım; nankorluk ederseniz bilin ki azabım pek cetindir, diye duyurmustu

[8] Musa: -Siz ve yeryuzunde olanlar, hepiniz nankorluk etseniz, Allah yine de zengin ve ovulmege layık olandır, demisti

[9] Sizden once gecen Nuh, Ad, Semud halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size ulasmadı mı? -ki onları Allah’tan baskası bilmez-. Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat elleriyle agızlarını kapatıp: -Biz sizinle gonderilene inanmıyoruz. Bizi cagırdıgınız seyden de suphe ve endise icindeyiz, dediler

[10] Peygamberleri: -Gokleri ve yeri yaratan, gunahlarınızı bagıslamaya cagıran ve bir sureye kadar sizi erteleyen Allah’tan mı suphe ediyorsunuz? dediler. Onlar da: -Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın kulluk ettiklerinden alıkoymak istiyorsunuz. Oyleyse bize apacık bir delil getirmelisiniz, dediler

[11] Peygamberleri onlara dedi ki: -Biz ancak sizin gibi birer insanız ama, Allah, kullarından diledigine iyilikte bulunur. Allah’ın izni olmadıkca biz size delil getiremeyiz. Muminler sadece Allah’a dayansınlar

[12] Bize yollarımızı gosteren Allah’a nicin baglanmayalım? Bize ettiginiz eziyete elbette katlanacagız. Baglananlar ancak Allah’a baglansın

[13] Kafir olanlar ise, Peygamberlerine : -Ya bizim yolumuza geri donersiniz ya da sizi ulkemizden cıkarırız, dediler. Rab’leri peygamberlere soyle vahyetti: -Zalimleri elbette helak edecegiz

[14] Onlardan sonra yeryuzune sizi yerlestirecegiz. Bu, makamımdan korkanlar ve azabımdan korkanlar icindir

[15] Fetih istediler ve her inatcı zorba husrana ugradı

[16] Arkasından cehennem var; orada kanlı irinli su icirilecektir

[17] Onu yudumlayacak fakat bir turlu yutamayacaktır. Olum ona her yerden geldigi halde, olemeyecek, arkasından ise agır bir azap gelecektir

[18] Rablerini tanımayanların isleri, fırtınalı bir gunde, ruzgarın siddetle savurdugu kule benzer; kazandıklarından hicbir sey elde edemezler. Iste en uzak sapıklık odur

[19] Gokleri ve yeri Allah’ın hak ile yarattıgını gormuyor musunuz? Dilerse sizi yok edip yeni bir topluluk getirir

[20] Bu, Allah icin hic zor degildir

[21] Hepsi Allah’ın huzuruna cıkarlar; gucsuzler, buyukluk taslayanlara: -Biz size uymustuk, Allah’ın azabından bizi koruyabilir misiniz? derler. Onlar da: -Allah bizi dogru yola eristirseydi biz de sizi eristirirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir, cunku kacacak yerimiz yok, derler

[22] Is olup bitince, seytan: -Allah, size gercegi vaadetmisti. Ben de size vaadettim, sonra caydım; sizi zorlayacak bir gucum yoktu; sadece cagırdım, siz de geldiniz. Oyleyse, beni degil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni ortak kosmanızı daha once kabul etmemistim; dogrusu zalimlere can yakan bir azap vardır, der

[23] Iman eden ve dogruları yapanlar, iclerinden ırmaklar akan cennetlere konulurlar. Rablerinin izniyle orada kalıcıdırlar. Oradaki esenlik dilekleri “Selam!”dır

[24] Allah’ın nasıl ornek verdigini gormuyor musunuz? Iyi bir soz; koku saglam, dalları goge dogru uzanan guzel bir agaca benzer

[25] Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. Insanlar dusunsunler diye Allah onlara ornekler veriyor

[26] Kotu bir sozun benzeri de, yerden koparılmıs, koku olmayan kotu bir agac gibidir

[27] Allah iman edenleri, dunya hayatında ve ahirette sabit bir soz uzerinde tutar; zalimleri de sapıklıkta bırakır. Allah ne dilerse yapar

[28] Allah’ın verdigi nimeti nankorluk edenleri ve halklarını helak olacakları yere goturenleri gormuyor musun

[29] Onları cehenneme sokacaklardır. Ne kotu bir durak

[30] Allah’ın yolundan saptırmak icin O’na esler kosmuslardı. De ki: -Yasayın bakalım, hic suphesiz varacagınız yer ates olacaktır

[31] Iman eden kullarıma soyle, namazı dosdogru kılsınlar; alıs verisin ve dostlugun olmadıgı bir gun gelmeden once, kendilerine verdigimiz rızıktan acık ve gizli olarak sarfetsinler

[32] Gokleri ve yeri yaratan, gokten indirdigi su ile rızık olarak urunler cıkaran, emri ile denizde yuzmek uzere gemileri, nehirleri sizin emrinize veren Allah’tır

[33] Yorungelerinde yuruyen Ay ve Gunesi de sizin emrinize verdi. Geceyle gunduzu de sizin buyrugunuza verdi

[34] Kendisinden dilediginiz her seyi size vermistir. Allah’ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Dogrusu insan pek zalim ve cok nankordur

[35] Ibrahim soyle demisti: -Rabbim! Bu sehri guvenli kıl; beni ve ogullarımı putlara kulluktan uzak tut

[36] Rabbim! Onlar cok insanları saptırdı; Kim bana uyarsa o bendendir. Kim bana isyan ederse.. Sen bagıslarsın, merhamet edersin

[37] Rabbimiz! Ben cocuklarımdan kimini, namaz kılabilmeleri icin Senin kutsal evinin yanında, ziraata elverissiz bir vadiye yerlestirdim. Rabbimiz! Insanların gonullerini onlara meylettir, sukretmeleri icin onları urunlerle rızıklandır

[38] Rabbimiz! Suphesiz sen gizledigimizi de, acıkladıgımızı da bilirsin. Yerde ve gokte hicbir sey Allah’tan gizli kalmaz

[39] Ihtiyar halimde, bana Ismail ve Ishak’ı bagıslayan Allah’a hamdolsun. Dogrusu Rabbim duaları isitendir

[40] Rabbim! Beni ve cocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur

[41] Rabbimiz! Beni, anamı, babamı ve muminleri hesap gorulecek gunde bagısla

[42] Sakın Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz zannetme; sadece gozlerin dehsetten dısarı fırlayacagı bir gune kadar onları ertelemektedir

[43] Gozleri, bakısları kendilerine donemeyecek sekilde donuklasmıs ve basları dikilmis olarak dururlar. Gonulleri ise bombos

[44] Insanları, kendilerine azabın gelecegi gun ile uyar. Zulmedenler: -Rabbimiz! Bizi yakın bir sureye kadar ertele de cagrına uyalım, peygamberlere tabi olalım, derler. Siz daha once, sonunuzun gelmeyecegine yemin etmemis miydiniz

[45] Ve zalimlerin yerlerinde oturdunuz, onlara, yaptıklarımız da size acıklanmıstı. Size de ornekler vermistik

[46] Onlar tuzaklar kurmuslardı; oysa dagları yerinden oynatacak olsa bile, bu tuzakları hep Allah’ın elindeydi

[47] Sakın Allah’ın peygamberlerine verdigi sozden cayacagını zannetme! Suphesiz Allah gucludur, intikam sahibidir

[48] Yerin baska bir yerle, goklerin de baska goklerle degistirildigi gun, her seye ustun gelen tek Allah’ın huzuruna cıkarılırlar

[49] Sucluları o gun zincirlere vurulmus gorursun

[50] Gomlekleri katrandandır, yuzlerini ise ates burumustur

[51] Bu, Allah herkese yaptıgının karsılıgını verecegi icin boyledir. Allah, hesabı cabuk gorur

[52] Iste bu, insanlara bir tebligdir. Onunla uyarılsınlar ve ancak onun tek ilah oldugunu bilsinler ve akıl sahipleri ogut alsınlar diye

Hicr

Surah 15

[1] Elif, Lam, Ra! Iste kitabın ayetleri ve apacık Kur’an

[2] Kafirler bir zaman gelir ki musluman olmayı siddetle isterler

[3] Onları bırak, yesinler, eglensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa ogrenecekler

[4] Bilinen bir yazgısı olmayan hicbir ulkeyi yok etmedik

[5] Hic bir ummet ecelinin onune gecemez ve erteleyemez

[6] Nitekim soyle demislerdi: - Ey kendisine zikir indirilen, kesinlikle sen delisin

[7] Eger dogru soyluyorsan, bize melekleri getirmeli degil miydin

[8] Melekleri haksız yere indirmeyiz, indirince de onlara sure verilmez

[9] Kur’an’ı suphesiz biz indirdik. O’nu koruyacak olan da suphesiz biziz

[10] Senden once de gecmis toplumlara elciler gondermistik

[11] Onlara hic bir elci gelmedi ki onunla alay etmemis olsunlar

[12] Iste biz onu sucluların kalplerine sokarız

[13] Onlar da oncekilerin yaptıgı gibi ona inanmazlar

[14] Onlara gokten bir kapı acsak da onlar oradan yukarı cıksalar bile

[15] Yine de: “gozlerimiz baglandı, belki de hepimiz buyulendik” derler

[16] Gokte burclar varettik ve onları bakanlar icin susledik

[17] Onu lanetlenmis seytanlardan koruduk

[18] Ancak kulak hırsızlıgı yapmak isteyen olursa onu parlak bir ates kovalar

[19] Yeri de yaydık. Oraya sabit daglar yerlestirdik. Orada her seyden olculu olarak urun verdik

[20] Orada sizin icin ve sizin beslemediginiz kimseler icin gecimlikler belirledik

[21] Kaynagı yanımızda olmayan hicbir sey yoktur. Ancak biz onu belli bir olcuye gore indiririz

[22] Sert ruzgarlar gonderdik, onunla sizi suladıgımız suyu gokten indirdik. Siz onun sahibi degilsiniz

[23] Suphesiz biz, hem hayat veririz hem de oldururuz. Ebedi olan da biziz

[24] Sizden once gecenleri bildigimiz gibi, sizden sonra gelecekleri de biliriz

[25] Kesinlikle, Rabbin onları bir araya toplayacaktır. Cunku O, hakimdir, alimdir

[26] Insanı, kuru bir camurdan, olgunlasmıs bir balcıktan yarattık

[27] Daha once de cinleri yakıp kavuran bir atesten yaratmıstık

[28] Rabbin, meleklere soyle demisti: -Ben, kuru bir camurdan, olgunlasmıs balcıktan bir beser yaratacagım

[29] Onu duzenleyip, canlandırdıgım zaman, derhal onun icin secdeye kapanınız. Meleklerin hepsi topluca secde etti. Iblis haric, O, buyuklendi ve secde edenlerle beraber olmadı

[30] Onu duzenleyip, canlandırdıgım zaman, derhal onun icin secdeye kapanınız. Meleklerin hepsi topluca secde etti. Iblis haric, O, buyuklendi ve secde edenlerle beraber olmadı

[31] Onu duzenleyip, canlandırdıgım zaman, derhal onun icin secdeye kapanınız. Meleklerin hepsi topluca secde etti. Iblis haric, O, buyuklendi ve secde edenlerle beraber olmadı

[32] Allah: -Ey Iblis, secde edenlerle beraber olmanı engelleyen nedir? dedi

[33] Ben, kuru bir camurdan, olgun bir balcıktan yarattıgın bir besere secde etmek icin var olmadım, dedi

[34] Defol oradan, sen kovuldun! dedi

[35] Hesap gunune kadar lanet sana

[36] Rabbim, dedi. Yeniden dirilis gunune kadar beni ertele

[37] Sen, ertelenenlerdensin! dedi

[38] Vakti bilinen bir gune kadar

[39] Rabbim, dedi. (Iblis) beni azdırdıgın sey adına yemin ederim ki, yeryuzundekileri onlara suslu gosterecegim ve saptıracagım hepsini

[40] Ancak, iclerinde ihlas sahibi kulların haric

[41] Bu benim gosterdigim dosdogru yoldur, dedi

[42] Senin, kullarım uzerinde hicbir hakimiyetin yoktur, sana uyan azgınlar dısında

[43] Onların hepsine vaat olunan yer cehennemdir

[44] Onun yedi kapısı vardır. Her kapısının kısımlara ayrılmıs bolumleri vardır

[45] Takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır

[46] Esenlikle, guvenle girin oraya

[47] Biz, onların gonlundeki tum kini sokup attık. Onlar, kardesler olarak karsılıklı koltuklarda otururlar

[48] Onlara, orada hicbir yorgunluk ve zahmet hissetmeleri yoktur. Ve onlar, oradan hic cıkarılmazlar

[49] Kullarıma benim, cok bagıslayıcı ve merhametli oldugumu haber ver

[50] Azabıma gelince o acı bir azaptır

[51] Onlara Ibrahim’in misafirlerinden haber ver

[52] Onun yanına girdikleri zaman: “Selam!“ demislerdi. O da: “Biz, sizden endise ediyoruz” demisti

[53] Onlar: -Endiselenme, biz sana bilgin bir erkek evlat mujdeliyoruz, dediler

[54] Bana ihtiyarlık gelmis oldugu halde mi mujde veriyorsunuz? Neye dayanarak mujde veriyorsunuz? dedi

[55] Seni gercekten mujdeliyoruz. Umitsizlige dusenlerden olma! dediler

[56] Rabbin rahmetinden, sapıklardan baska kim umidini keser? dedi

[57] Ey elciler asıl goreviniz nedir? dedi

[58] Biz, gunahkar bir topluma gonderildik, dediler

[59] Lut ailesini, -geride kalanlardan olması kesinlesen karısı dısında- hepsini kurtaracagız

[60] Lut ailesini, -geride kalanlardan olması kesinlesen karısı dısında- hepsini kurtaracagız

[61] Elciler, Lut ailesine gelince

[62] Siz, tanınmayan kimselersiniz, dedi Lut

[63] Biz sana hakkında suphe ettiklerini (azabı) getirdik

[64] Sana hak olanı getirdik, suphesiz biz dogru soyleyenleriz

[65] Bu sebeple, gecenin bir saatinde aileni yola cıkar. Sen de onların arkasından git. Sizden hic kimse arkasına bakmasın, emrolondugunuz yere gidin

[66] Ona, Sabahleyin onların arkasının kesilmis olacagı hususunu da acıklamıstık

[67] Sehir halkı sevincle geldi

[68] Lut: -Bunlar benim misafirlerim, beni rezil etmeyin, dedi

[69] Allah’tan korkun, beni utandırmayın

[70] Biz sana insanları misafir etmeni yasaklamadık mı? dediler

[71] Eger evlenecekseniz iste kızlarım! dedi

[72] Hayatına and olsun ki onlar sarhoslukları icerisinde bocalayıp duruyorlar

[73] Gunesin dogusuyla birlikte onları bir cıglık yakaladı

[74] Tavanlarını yerin dibine gecirdik. Uzerlerine de yagmur gibi pismis taslar yagdırdık

[75] Ibret almak isteyenlere bu olayda isaretler vardır

[76] Orası islek bir yol ustundedir

[77] Bunda muminler icin de bir belge vardır

[78] Eyke halkı zalimlik etti

[79] Biz de onlardan intikam aldık. Suphesiz bu iki olay da apacık (goz) onundedir

[80] Hicr halkı da elcileri yalanlamıslardı

[81] Onlara ayetlerimizi gondermistik ama ondan yuz cevirmislerdi

[82] Onlar, dagları oyarak guvenli evler yapıyorlardı

[83] Sabahladıklarında onları da bir cıglık yakalayıverdi

[84] Kazandıkları onlara bir fayda saglamadı

[85] Biz, gokleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Oyleyse (kavminden) guzel bir ayrılısla ayrıl

[86] Elbette, Rabbin, her seyi yaratan ve bilendir

[87] Sana, tekrarlanan yedi ayeti ve buyuk Kur’an’ı verdik

[88] Onlardan bir kısmını faydalandırdıgımız seylere sakın gozunu dikme! Onlar icin uzulme, muminler icin sefkat kanatlarını indir

[89] Ve ben apacık bir uyarıcıyım! de

[90] Boluculere indirdigimiz gibi

[91] Onlar, Kur’an’ı parcalayan kimselerdir

[92] Rabbine andolsun ki, onların hepsini yaptıklarından dolayı hesaba cekecegiz

[93] Rabbine andolsun ki, onların hepsini yaptıklarından dolayı hesaba cekecegiz

[94] Emrolundugun seyi acıkla ve musriklerden yuz cevir

[95] Alaycılara karsı biz sana yeteriz

[96] Onlar, Allah ile beraber bir baska ilah tanıyorlar. Ileride ogrenecekler

[97] Onların soyledikleri seyler sebebiyle gogsunun daraldıgını bilmekteyiz

[98] Ovgu ile Rabbinin yuceligini ifade et, ve secde edenlerden ol

[99] Sana olum gelene kadar Rabbine kulluk et

Nahl

Surah 16

[1] Allah’ın emri geldi. Onu acele istemeyin. Allah, onların kostukları ortaklardan uzak ve cok yucedir

[2] Melekleri, vahiyle birlikte emri geregi kullarından diledigine indirir. Benden baska ilah yoktur. Oyleyse benden sakının diye uyarmak uzere

[3] Gokleri ve yeri hakkıyla yarattı ve musriklerin ortak kosmalarından cok yucedir

[4] Insanı bir damladan yarattı. Buna ragmen insan apacık bir hasım kesildi

[5] Ve o evcil hayvanları yarattı. Pek cok yararları yarında sizi ısıtan giysiler, besleyen yiyecekler elde ediyorsun

[6] Ve onların gidis gelislerinde ayrı bir guzellik bulursunuz

[7] Cok guclukle varabileceginiz bir beldeye yuklerinizi tasırlar. Iste Rabbiniz, boyle sefkatli ve merhametlidir

[8] Hem onlara binmeniz icin hem de zinet icin size atları, katırları ve merkepleri yarattı. Sizin bilmediginiz seyleri de yaratır

[9] Yolun dogrusunu gostermek Allah’a aittir. Egri yol da vardır. Eger dileseydi hepinizi dogru yola iletirdi

[10] Gokten size su indiren O’dur. O sudan icersiniz ve bitkileri de o su ile yetistirirsiniz

[11] Allah, onunla size ekinler, zeytin ve hurma agacları, uzum ve her turlu urunu yetistirir. Dusunen bir toplum icin bunda deliller vardır

[12] Geceyi, gunduzu, gunesi, ayı sizin istifadenize vermistir. Yıldızlar da O’nun emrine boyun egmistir. Bunların her birinde aklını kullanan bir toplum icin ayetler vardır

[13] Yeryuzunde rengarenk seyleri de sizin icin var etmistir. Bunda ogut alan bir toplum icin birer ayet vardır

[14] Taze et yemeniz ve takındıgınız sus esyalarını ondan cıkarmanız icin denizi sizin istifadenize sunmustur. O’nun lutfundan aramanız icin gemilerin onu yara yara gittigini gorursun. Artık belki sukredersiniz

[15] Yeryuzunde sabit daglar yarattı size; sarsılırsınız diye. (Gideceginiz yere) ulasmanız icin de nehirler ve yollar.. ve isaretler.. Yıldız ile de onlar yollarını bulurlar

[16] Yeryuzunde sabit daglar yarattı size; sarsılırsınız diye. (Gideceginiz yere) ulasmanız icin de nehirler ve yollar.. ve isaretler.. Yıldız ile de onlar yollarını bulurlar

[17] Yaratıcı, yaratamayan gibi midir? Hic dusunmez misiniz

[18] Allah’ın nimetlerini saymaya kalkıssanız, onları sayamazsınız. Allah, gercekten bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[19] Allah, gizlediginizi de acıga vurdugunuzu da bilir

[20] Onlar, Allah’tan baskalarına dua ediyorlar. Yaratamayan seylere, kendileri yaratılmıs olanlara

[21] Onlar, oludur, diri degil. Ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde degillerdir

[22] Ilahınız tek ilahtır. Ahirete inanmayanlar ise, onların kalpleri inkarcıdır. Aslında onlar, buyukluk taslayanlardır

[23] Dikkat edin, Allah onların iclerinde gizlediklerini de acıga koyduklarını da elbette bilir. O, buyuklenenleri hic sevmez

[24] Onlara, “Rabbiniz ne indirdi?” diye soruldugunda “oncekilerin masallarını” derler

[25] Kıyamet gunu kendi gunahlarını tam olarak; saptırdıkları bilgisiz kimselerin gunahlarından bir kısmını yuklensinler. Dikkat, ne kotu bir yuk yukleniyorlar

[26] Onlardan oncekiler de tuzak kurmuslardı da Allah, bir anda binalarını temellerinden cokertmis ve catıları baslarına devrilmisti. Azap, onlara hissetmedikleri bir yonden gelmisti

[27] Sonra, Allah, kıyamet gunu onları rezil edip soyle der: -Nerede benim ortaklarım oldugu konusunda tartıstıklarınız?!” kendilerine ilim verilenler: -Bugun, rezillik ve azap kafirlerin uzerinedir, der

[28] Melekler, kendilerine zulmedenlerin canlarını alırlarken “biz bir kotuluk yapmamıstık.” diyerek teslim olurlar. Suphesiz, Allah, onların ne yaptıklarını cok iyi bilir

[29] Bu sebeple, icinde ebedi kalacagınız cehennem kapılarından girin. Buyukluk taslayanların ikametgahı ne kotudur

[30] Allah’tan korkan kimselere “Rabbiniz size ne indirdi?” denildiginde, “iyilik!” diye karsılık verirler. Bu dunyada guzel davrananlara, “nimet ve guzel akibet” vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Allah’tan korkanların yurdu ne guzeldir

[31] Adn Cennetleridir, girecekleri yer... Oranın alt tarafından ırmaklar akar, orada diledikleri sey onlarındır. Iste Allah, takva sahiplerini boyle mukafatlandırır

[32] Melekler, arınmıs kimselerin canlarını alırken: -Selam size! Yaptıklarınızın karsılıgı olarak girin cennete! derler

[33] Onlar, kendilerine meleklerin veya Rabbinin emrinin gelmesinden baska bir sey mi bekliyorlar? Onlardan oncekiler de boyle yapmıstı. Onlara Allah zulmetmedi. Onlar, kendi kendilerine zulmettiler

[34] Onlara, yaptıklarının kotulugu dokundu ve onları alay ettikleri sey, cepecevre kusattı

[35] Sirk kosanlar, “Allah dilemis olsaydı, O’ndan baska hic bir seye ne biz ne de atalarımız kulluk etmezdik. Onun izni olmadan bir seyi haram kılmazdık.” dediler. Onlardan oncekiler de boyle yapmıslardı. Elciye dusen acıkca duyurmaktan baska bir sey midir

[36] Allah’a kulluk edin ve taguttan sakının, diye her topluma bir elci gonderdik. Boylece, onların icinden kendilerine Allah’ın yol gosterdigi de vardır. Sapıklıgı hak edenler de vardır. Yeryuzunde dolasın da yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir bakın

[37] Sen, onların dogru yola girmelerini cok arzu etsen de Allah saptırıcılara yol gostermez. Onların hic bir yardımcısı da yoktur

[38] Allah’ın olen bir kimseyi yeniden diriltmeyecegine tum gucleri ile Allah adına yemin ettiler. Hayır, verilmis bir soz olarak o gercektir. Fakat, insanların cogu bilmiyor

[39] (Bu dirilis,) Hakkında ayrılıga dustukleri seyi acıklamak ve kafirlerin yalancı olduklarını ortaya cıkarmak icindir

[40] Biz bir seyi diledigimiz zaman ona sozumuz sadece “ol!” demektir. O da hemen oluverir

[41] Zulme ugradıktan sonra Allah icin hicret edenleri biz, dunyada guzel bir yere yerlestiririz. Ahiret sevabı ise daha buyuktur. Bir bilseler

[42] Onlar, sabreder ve Rablerine baglanırlar

[43] Senden once de kendilerine vahiy ilettigimiz adamlardan baskasını gondermedik. Eger bilmiyorsanız kitap ehline sorun

[44] Onları acıklanmıs belgeler ve kitaplarla (gonderdik.) Sana da “zikri” indirdik. Kendilerine indirileni insanlara acıklaman icin. Umulur ki onlar da dusunurler

[45] Sinsice kotuluk kuranlar, Allah’ın kendilerini yerin dibine gecirmeyeceginden veya farkında olmadıkları bir yerden azabın gelmeyeceginden emin midirler

[46] Veya Onlar, dolasıp dururlarken, kacamayacakları bir azabın kendilerine gelmesinden guvende midirler

[47] Veya Onlar, korktuklarının baslarına gelmeyeceginden emin midirler? Suphesiz Rabbin cok sefkatli, cok merhametlidir

[48] Allah’ın yarattıgı seyleri gormuyorlar mı? Boyun egip, Allah’a secde ederek golgeleri saga sola egilir

[49] Goklerde ve yerde olan tum canlılar ve melekler hic buyuklenmeden Allah’a secde ederler

[50] Ustun olan Rab’lerinden korkarlar ve yalnızca kendilerine emredileni yaparlar

[51] Allah: -Iki ilah edinmeyin, O, ancak tek ilahtır. Oyleyse benden korkun, dedi

[52] Goklerde ve yerdeki her sey O’nundur. Her zaman otorite O’na aittir. O halde Allah’tan baskasından mı cekiniyorsunuz

[53] Sizin sahip oldugunuz her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı dokundugu zaman da hemen O’na yalvarırsınız

[54] Sonra, sıkıntıyı sizden giderdigimiz zaman icinizden bir grup hemen Rab’lerine sirk kosarlar

[55] Onlara verdigimize nankorluk etsinler bakalım, simdilik yasayın, nasıl olsa anlayacaksınız

[56] Onlara verdigimiz rızıktan bilmedikleri seylere pay ayırıyorlar. Allah adına andolsun ki, uydurmakta olduklarınızın hesabı sorulacaktır

[57] Allah’a kızları isnat ederler. O, bundan uzaktır. Kendilerine de arzu ettiklerini..(erkek cocukları)

[58] Onlardan birine bir kız cocugu mujdelendigi zaman, kederlenerek yuzu simsiyah kesilir

[59] Kendisine verilen kotu mujdeden dolayı halktan gizlenmeye calısır. Utana utana onu tutsun/yasatsın mı; yoksa topraga mı gomsun? Dikkat et, verdikleri hukum ne kotudur

[60] Kotuluk ornegi ahirete inanmayanlarındır. En yuce ornek ise Allah’ındır. Cunku O, saygındır, hakimdir

[61] Eger Allah, zulumleri sebebiyle hemen cezalandırsaydı, yeryuzunde hic bir canlı bırakmazdı. Fakat O, belli bir sureye kadar erteler. Onların eceli gelince de bir dakika geciktirmesi de; one alması da beklenemez

[62] Hoslarına gitmeyen seyleri Allah’a mal ederler ve yalana alıskın dilleri en guzel seylerin kendilerine ait oldugunu ifade eder. Kuskusuz onlara ait olan “ates”tir. Ve onlar “cehennem”e doldurulacaklardır

[63] Allah’a andolsun ki, senden onceki ummetlere de (peygamberler) gonderdik. Fakat, seytan onlara yaptıklarını suslu gosterdi. Bugun de o, onların velisidir ve onlara can yakıcı bir azap vardır

[64] Biz, kitabı ancak hakkında ihtilaf ettikleri seyleri onlara acıklaman icin, yol gosterici ve iman eden bir halka rahmet olarak sana indirdik

[65] Allah, gokten su indirdi ve onunla olumunden sonra yere hayat verdi. Suphesiz bunda, isiten bir toplum icin bir belge vardır

[66] Sizin icin hayvanlarda da ibretler vardır. Size, onların karınlarındaki dıskı ile kan arasında halis, icenlerin bogazından kolayca gecen bir sut iciriyoruz

[67] Hurma ve uzum urunlerinden de bir sarhosluk verici bir de guzel rızık elde edersiniz. Iste bunda da aklını kullanan bir toplum icin bir isaret vardır

[68] Rabbin bal arısına soyle vahyetti: “Daglardan, agaclardan ve kovanlardan kendine evler yap

[69] Sonra “butun urunlerden ye, ve Rabbinin sana tahsis ettigi yollardan yuru.” Arıların karnından, cesitli renklerde ve insanlar icin sifa olan bir icecek cıkar. Iste bunda da dusunen bir toplum icin bir isaret vardır

[70] Allah, sizi yarattı, daha sonra da sizi oldurecektir. Sizden kiminiz de hayatın en rezil donemine itilir ki, daha once bildikleri seyleri bilmez olur. Suphesiz Allah, her seyi bilen ve guc yetirendir

[71] Allah, rızık konusunda kiminizi, kiminizden ustun kılmıstır. Fakat, ustun kılınanlar, gozetimleri altında bulunanlara, kendileriyle esit olurlar diye rızıklarını vermezler. Bile bile Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar

[72] Kendi canlarınızdan sizin icin esler kıldı Allah. Ve yine kendi eslerinizden size ogullar ve torunlar vermistir. Sizi temiz ve guzel rızıklarla rızıklandırmıstır. Buna ragmen batıla inanıp, Allah’ın nimetini inkar mı ediyor onlar

[73] Allah’ı bırakıp onlara goklerden ve yerden verecek hic rızka sahip olmayan ve vermeye de gucu yetmeyenlere kulluk ediyorlar

[74] Allah hakkında ornek gostermeyin. Allah elbette bilir fakat siz bilmezsiniz

[75] Allah, size, baskasının mulkiyetinde olan ve hic bir seye gucu yetmeyen bir kole ile tarafımızdan guzel bir rızıkla rızıklandırdıgımız ve kendisi de ondan gizli ve acıktan infak eden kimseyi ornek gosteriyor. Hic bunlar esit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. Fakat, onların cogu bilmiyor

[76] Allah su iki adamı da ornek olarak veriyor: Birisi, dilsiz, hicbir seye gucu yetmeyen ve efendisine yuk. Onu nereye gonderse hayır getirmez. Onunla; adaleti emreden ve dosdogru bir yolda olan kimse esit olur mu

[77] Goklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet vakti ancak bir goz acıp kapama kadardır. Veya daha kısadır. Suphesiz Allah’ın her seye gucu yeter

[78] Allah sizi, hicbir sey bilmez oldugunuz halde annelerinizin karnından cıkarmıs ve size, sukur edesiniz diye kulak, goz ve kalp vermistir

[79] Gok boslugunda, Allah’ın emrine boyun egen kusları gormuyorlar mı? Onları, Allah’tan baska kimse tutmuyor. Iste bunda da iman eden bir toplum icin belgeler vardır

[80] Allah, evlerinizi sizin icin huzur yeri kıldı. Size hayvanların derisinden, yolculugunuzda ve oturdugunuzda kolayca tasıyacagınız evler ve onların yununden, tuyunden ve kıllarından belli bir sure kullanacagınız, ev esyası ve degerli mallar hazırladı

[81] Allah yine sizin icin yarattıgı seylerden golgeler, daglardan sıgınaklar ve sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve tehlikeden koruyacak zırhlar vermistir. Kendisine teslimiyet arzedesiniz diye, uzerinizdeki nimetini iste boyle tamamlar

[82] Buna ragmen yine de yuz cevirirlerse, O zaman sana dusen acıkca tebligdir

[83] Onlar Allah’ın nimetini bildikleri halde onu inkar ederler ve onların cogu kafirdir

[84] Her toplumdan birer sahit getirdigimiz gun, artık kufredenlere izin verilmeyecek ve onların ozurleri de dinlenmeyecektir

[85] Zulmedenler azabı gordukleri zaman, artık onlardan bu azap hafifletilmeyecek ve onlara muhlet de verilmeyecektir

[86] Allah’a sirk kosanlar, kostukları ortakları gorunce: -Rabbimiz, seni bırakıp, kendilerine dua ettigimiz ortak kostuklarımız iste bunlardı.” derler. Onlar da: - Siz, kuskusuz yalancısınız” diye laf atarlar

[87] Iste o gun hepsi Allah’a teslimiyet arzederler. Uydurmus oldukları seyler ise onlardan uzaklasıp kaybolur

[88] Kufredenlere ve Allah’ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuk yaptıkları icin azap ustune azap veririz

[89] Her topluma, kendi iclerinden bir sahid getirdigimiz gun, seni de bunlara sahid olarak getirecegiz. Cunku, sana her seyi acıklamak icin ve muslumanlara yol gosterici, rahmet ve mujde olarak kitabı indirdik

[90] Allah, adaleti, iyiligi ve yakınlara vermeyi emreder. Ahlaksızlıgı, kotulugu ve taskınlıgı yasaklar. Dusunesiniz diye size ogut verir

[91] Sozlestiginiz zaman, Allah’a verdiginiz sozu yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil tutarak saglama bagladıktan sonra yeminlerinizi bozmayın. Allah, sizin ne yaptıgınızı elbette bilir

[92] Ipligini iyice egirip saglamlastırdıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Bir toplum, diger bir toplumdan daha cok diye yeminlerinizi bozuyorsunuz. Ancak, Allah sizi onunla imtihan ediyor, kıyamet gunu hakkında ihtilaf ettiginiz seyi acıklayacaktır

[93] Eger Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ummet yapardı. Fakat o diledigini sapıklıkta bırakır, diledigine de dogru yolu gosterir. Yaptıklarınızdan elbette hesaba cekileceksiniz

[94] Birbirinizi aldatmak icin yemin etmeyin. Eger boyle yaparsanız, ayak saglamca yere bastıktan sonra kaymıs olur. Allah yolundan saptıgınız icin azabı tadarsınız. Ve size buyuk bir azap dokunur

[95] Allah’a verdiginiz sozu az bir bedele satmayın! Eger, bilirseniz gercekten Allah’ın yanındakiler sizin icin daha hayırlıdır

[96] Sizin yanınızda olanlar tukenir, fakat Allah’ın yanındakiler tukenmez. Sabırlı olanları odullendirecegiz. Onların mukafatını yaptıklarının en iyisiyle oderiz

[97] Erkek ve kadınlardan her kim mumin olarak dogru olanı yaparsa, ona guzel bir hayat yasatırız, ve onları yaptıklarının en iyisi ile odullendiririz

[98] Kur’an okudugun zaman, kovulmus seytandan Allah’a sıgın

[99] Suphesiz ki, onun iman edenler ve Rabbine guvenenler uzerinde hicbir gucu yoktur

[100] Onun nufuzu, sadece kendisini veli edinenler ve (Allah’a) sirk kosanlar uzerindedir

[101] Bir ayetin yerini baska bir ayetle degistirdigimiz zaman -ki Allah ne indirdigini cok iyi bilir- soyle derler: “sen ancak uyduruyorsun.” Hayır, onların cogu bilmiyorlar

[102] De ki: “O’nu Ruhul Kudus (Cebrail), muminlerin imanının pekismesi, muslumanlara dogru yolu gostermek ve mujde vermek icin Rabbinin katından indirmistir.”

[103] Onların, “Muhammed’e bir insan ogretiyor” dediklerini elbette biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Kur’an ise apacık Arapca´dır

[104] Allah’ın ayetlerine inanmayanları, Allah dogru yola iletmez. Ve onlara acı bir azap vardır

[105] Allah’ın ayetlerine iman etmeyenler sadece yalan uydururlar. Onlar gercekten yalancıdırlar

[106] Kim iman ettikten sonra Allah’a nankorluk ederse, kalbi iman ile dopdolu oldugu halde kufre zorlanan kimseden baska kim de gogsunu inkarcılıga acarsa, Allah’ın gazabı onların uzerinedir. Ve onlara buyuk bir azap vardır

[107] Bu, dunya hayatını ahirete ustun tutmaları ve Allah’ın kafir toplumu dogru yola iletmemesinden dolayıdır

[108] Onlar, Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gozlerini muhurledigi kimselerdir. Cunku onlar gafil olanların ta kendileridir

[109] Hic kuskusuz, onlar, ahirette de husrana ugrayacak olanlardır

[110] Sonra, Rabbin, eziyete ugradıktan sonra hicret eden, mucadele veren ve sabreden kimseleri, Rabbin, ondan sonra da bagıslar ve merhamet eder

[111] O gun herkes kendi canını kurtarmaya calısır. Herkese calısmasının bedeli haksızlık yapılmadan odenir

[112] Allah bir sehri ornek veriyor. Guven ve huzur icindeydi. Rızkı her yerden kendilerine bol bol geliyordu. Sonra Allah’ın nimetlerine nankorluk ettiler. Allah da onlara yaptıklarının bedeli olarak aclık ve korku giysisi giydirdi

[113] Onlara iclerinden bir peygamber gelmisti. Ama onu yalanladılar. Iste o zaman, zalimlikleri icinde iken onları bir azap yakaladı

[114] O halde, eger yalnızca Allah’a kulluk ediyorsanız, size Allah’ın verdigi rızıklardan helal ve temiz olanı yiyin ve Allah’ın nimetine sukredin

[115] Ancak O, size oluyu, kanı, domuz etini ve Allah’tan baskasına kurban edileni haram kıldı. Fakat kim zorda kalırsa, saldırmadan ve sınırı da asmadan (yiyebilir). Suphesiz Allah bagıslayan ve merhamet edendir

[116] Dilleriniz yalana alıskın olması sebebiyle “Allah hakkında yalan uydurmus olmamak icin “bu helaldir, su haramdır” demeyin. Suphesiz, Allah hakkında yalan uyduranlar kurtulusa eremez

[117] Az bir menfaat ve onlara acı bir azap

[118] Sana anlattıklarımızı daha once Yahudilere de haram kılmıstık. Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

[119] Sonra, Rabbin, cahillikle kotuluk isleyen, daha sonra onun ardından tevbe edip, halini duzelten kimseleri, suphesiz Rabbin boyle yaptıkları takdirde bagıslar ve merhamet eder

[120] Ibrahim, Allah’a itaatkar hanif bir onderdir. Asla musriklerden degildir

[121] Allah’ın nimetlerine sukredici idi. Allah, onu secti ve onu dosdogru yola iletti

[122] Dunyada ona iyilik vermistik. Ahirette de o salihlerdendir

[123] Sonra sana “musriklerden olmayan Ibrahim’in hanif yoluna uy” diye vahyettik

[124] Cumartesi (yasagı) sadece onun hakkında ihtilaf edenlere buyurulmustur. Rabbin, onların hakkında ihtilafa dustukleri konuda, kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[125] Rabbinin yoluna hikmetle ve guzel ogutle cagır. Onlarla en guzel sekilde mucadele et. Suphesiz Rabbin, kimlerin kendi yolundan saptıgını, kimlerin de dogru yolda oldugunu en iyi bilendir

[126] Eger karsılık verecekseniz, size yapılanın aynıyla karsılık verin. Eger sabrederseniz, bu sabredenler icin daha iyidir

[127] Sabret, senin sabrın ancak Allah icindir. Onlar icin uzulme, Onların hilelerinden de sakın dara dusme

[128] Suphesiz Allah, takvalı olanlar ve iyi kimselerin yanındadır

İsrâ

Surah 17

[1] Bir gece kulunu, Mescid-i Haram’dan, cevresini mubarek kıldıgımız Mescid-i Aksa’ya ayetlerimizi O’na gostermek icin goturen (Allah) her turlu noksanlıktan uzaktır. Suphesiz O, her seyi isiten ve gorendir

[2] Musa’ya kitap verdik. O kitabı, Israilogulları icin, ‘benden baskasını vekil edinmeyin!’ diye rehber kıldık

[3] Ey Nuh’la birlikte tasıdıgımız kimselerin soyu/torunları! Dogrusu Nuh cok sukreden bir kuldu

[4] Kitapta, Israilogullarına: “Yeryuzunde iki defa bozgunculuk cıkaracaksınız, buyuk bir azgınlıkla zorbalık yapacaksınız.” diye bildirmistik

[5] Birincisinin zamanı gelince, uzerinize cok siddetli savascı kullarımızı gonderdik de ulkeyi bastan basa ele gecirdiler. Bu, gerceklesmis bir hukum idi

[6] Sonra sizi yeniden onlara karsı galip getirmis, mallar ve cocuklarla sizi guclendirerek, sayınızı cogaltmıstık

[7] Eger iyilik ederseniz kendinize, kotuluk ederseniz yine kendinize etmis olursunuz. Ikincinin zamanı geldiginde de yuzunuzu karartsınlar, birincisinde Mescid’i yıktıkları gibi yine yıksınlar ve ele gecirdikleri her seyi mahvetsinler

[8] Rabbinizin size acıması umulur, eger yine donerseniz, biz de doneriz. Cehennemi kafirler icin zindan yaptık

[9] Suphesiz bu Kur’an, en dogru yolu gosterir. Dogruları yapan muminlere, buyuk mukafat oldugunu

[10] Ahirete inanmayanlara ise, onlara da acı veren bir azap hazırlamıs oldugumuzu mujdeler

[11] Insan, iyilik icin dua ettigi gibi kotuluk icin de dua eder. Zaten insan cok acelecidir

[12] Gece ve gunduzu iki ayet/isaret kıldık. Bir ayet/isaret olan geceyi kaldırıp, yine bir ayet/ isaret olan gunduzu Rabbinizin bol nimetini aramanız, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz icin aydınlık kıldık. Herseyi de ayrıntılı olarak acıkladık

[13] Her insanın boynuna amelini dolarız. Kıyamet gunu, onun icin ortaya konacak bir kitap cıkarırız

[14] Kitabını oku, bugun hesabını gormek icin kendi kendine yetersin

[15] Dogru yola giren kimse ancak kendisi icin girmis olur. Sapan kimsenin de sapıklıgı ancak kendi aleyhinedir. Hic bir gunahkar bir baskasının gunahını yuklenmez. Biz, elci gondermedikce azap etmeyiz

[16] Bir ulkeyi yok etmeyi diledigimizde oranın ileri gelenlerine emir veririz. Onlar ise emrimizden dısarı cıkarlar. Hukum onların aleyhinde gerceklesir. Orayı yerle bir ederiz

[17] Nuh’tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının gunahından haberdar olan ve goren Rabbin (hesap gormeye) yeter

[18] Kim, carcabuk olanı/dunyayı isterse, burada diledigimize acele istegini veririz. Sonra ona cehennemi hazırladık. Yerilmis ve kogulmus olarak oraya girecektir

[19] Kim de ahireti isterse ve tum cabasıyla onun icin calısırsa, o mumindir ve boyle yapanların calısması ovulmeye degerdir

[20] Hepsine, hem onlara hem bunlara Rabbinin nimetlerinden veririz. Rabbinin bagısı kimseye yasak kılınmıs degildir

[21] Onları birbirlerinden nasıl ustun kıldıgımıza bir bak! Ahiretin ustunluk ve fazileti ise daha buyuktur

[22] Allah ile birlikte bir baska ilah edinme! Yoksa, kınanmıs ve terkedilmis olursun

[23] Rabbin, kendisinden baskasına kulluk etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi emretmistir. Eger, onlardan biri veya her ikisi de senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara “of” bile deme! Onları azarlama. Onlara guzel soz soyle

[24] Onlara merhamet ile tevazu kanadını indir ve soyle dua et: “Rabbim, onların kucukken bana merhametle muamele ettikleri gibi simdi de sen onlara merhamet et.”

[25] Icinizdekini en iyi Rabbiniz bilir. Eger salih kimseler olursanız, suphesiz O, kendisine sıgınanları bagıslar

[26] Akrabaya, duskune ve yolda kalmısa hakkını ver. Fakat, sacıp savurma! Cunku sacıp savuranlar, seytanların kardesleridir. Seytan ise Rabbine karsı pek nankordur

[27] Akrabaya, duskune ve yolda kalmısa hakkını ver. Fakat, sacıp savurma! Cunku sacıp savuranlar, seytanların kardesleridir. Seytan ise Rabbine karsı pek nankordur

[28] Eger Rabbinden umit ettigin rahmeti kazanmak icin onlardan uzaklasırsan, hic olmazsa onlara yumusak soz soyle

[29] Elini boynuna asıp baglama, busbutun de acıp, tutumsuz olma; yoksa pisman olur, acıkta kalırsın

[30] Rabbin diledigi kimsenin rızkını genisletir ve bir olcuye gore verir. Suphesiz o, kullarından haberdardır, onları gormektedir

[31] Yoksulluk korkusu ile sakın cocuklarınızı oldurmeyin. Biz onları da rızıklandırırız sizi de. Onları oldurmek buyuk gunahtır

[32] Zinaya asla yaklasmayın; Cunku o, cirkin bir istir, kotu bir yoldur

[33] Allah’ın haram kıldıgı bir cana, haklı bir sebep olmadıkca asla kıymayın! Kim, haksız yere oldurulurse, onun velisine bir yetki verdik. Fakat, o da oldurme konusunda asırıya gitmesin. Cunku ona yardım edilmistir

[34] Ergenlik cagına gelinceye kadar, en guzel tarzda olmadıkca yetimin malına yaklasmayın. Sozlesmeye de baglı kalın. Cunku soz vermek sorumluluktur

[35] Bir seyi tarttıgınız zaman, tam tartın. Dogru terazi ile tartın. Bu hayırlıdır ve sonuc itibariyle de en iyisidir

[36] Bilmedigin bir seyin ardına dusme; zira kulak, goz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur

[37] Yeryuzunde boburlenerek yurume! Sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca daglara erisebilirsin

[38] Bunların hepsi de Rabbinin katında begenilmeyen kotu seylerdir

[39] Iste bu, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettigi seylerdir. Allah ile birlikte bir baska ilah edinme! Yoksa, kınanmıs ve kovulmus olarak cehenneme atılırsın

[40] Rabbiniz, ogulları size ayırdı da meleklerden kız mı edindi? Siz, cok buyuk soz soyluyorsunuz

[41] Bu Kur’an’da, ogut alsınlar diye acıklamalar yaptık. Fakat, bu onların sadece nefretini artırdı

[42] De ki: Eger O’nunla birlikte, dedikleri gibi baska bir ilah olsaydı, O zaman Arsın sahibine savasmak icin bir yol ararlardı

[43] Allah, cok yuce ve cok buyuk olup, onların soylediklerinden uzak ve yucedir

[44] Yedi gok, yer ve onların icinde kim varsa O’nu tesbih eder. O’na hamd ederek, tesbih etmeyen hic bir sey yoktur. Fakat, siz onların tesbihini anlayamazsınız. Suphesiz O, yumusak davranan ve bagıslayandır

[45] Sen Kur’an okudugun zaman seninle, ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde cekeriz

[46] Onu anlarlar diye kalplerine ortuler, kulaklarına da agırlık koyduk. Kur’an’da Rabbini tek olarak andıgın zaman nefretle ardlarına donerler

[47] Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini ve gizli konusmalarında zalimlerin ”Siz buyulenmis bir adama uyuyorsunuz.” dediklerini de cok iyi biliyoruz

[48] Sana nasıl ornek verdiklerine bir bak! Bu sebeple onlar sapıtmıslardır. Artık yol da bulamazlar

[49] “Biz kemik ve ufalanmıs toprak oldugumuz zaman, yeni bir yaratılısla mı diriltilecegiz?“ derler

[50] De ki: -Ister tas olun, ister demir! Isterse kalplerinizde tasavvur ettiginiz hayal otesi bir yaratık olun! Diyecekler ki: -Bizi tekrar kim diriltecek? De ki: -Sizi ilk defa yaratan! Bunun uzerine sana baslarını sallayarak: -O, ne zaman olacak? diyecekler. De ki: -Yakın olsa gerek

[51] De ki: -Ister tas olun, ister demir! Isterse kalplerinizde tasavvur ettiginiz hayal otesi bir yaratık olun! Diyecekler ki: -Bizi tekrar kim diriltecek? De ki: -Sizi ilk defa yaratan! Bunun uzerine sana baslarını sallayarak: -O, ne zaman olacak? diyecekler. De ki: -Yakın olsa gerek

[52] Sizi cagırdıgı gun, O’na hamd ederek cagrısına kosarsınız. Ve dunyada az bir zaman kaldıgınızı zannedersiniz

[53] Kullarıma, en guzel sekilde konusmalarını soyle! Sonra seytan aralarını bozar. Cunku seytan, insanın amansız, apacık bir dusmanıdır

[54] Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse azap eder. Biz seni onlara vekil olarak gondermedik

[55] Rabbin, goklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Bazı peygamberleri de digerlerinden ustun kılmısızdır. Davud’a Zebur verdik

[56] De ki: -Allah’tan baska ilah oldugunu iddia ettiginiz kimselere dua edin bakalım,sizin sıkıntınızı ne giderebilirler ne de degistirebilirler

[57] Onların dua ettikleri de Rablerine daha yakın olmak icin vesile ararlar. O’nun rahmetini dilerler, azabından korkarlar. Cunku Rabbinin azabı korkunctur

[58] Kıyamet gununden once helak etmeyecegimiz veya siddetli bir azapla cezalandırmayacagımız bir ulke yoktur. Kitapta yazılı olan iste budur

[59] Bizi mucize gondermekten alıkoyan, ancak oncekilerin onları yalanlamıs olmalarıdır. Semud kavmine mucize olarak gozleri onundeki Deve’yi vermistik. Ama ona zulmettiler. Oysa biz mucizeyi sadece korkutmak icin gondeririz

[60] Sana “Rabbin tum insanları cepecevre kusatmıstır” demistik. Sana gosterdigimiz ruyayı da ve Kur’an’da lanetlenmis agacı da insanlar icin bir imtihan yaptık. Onları korkutuyoruz, ancak bu onların buyuk taskınlıklarından baska bir seyini artırmıyor

[61] Meleklere: -Adem icin secde edin! dedigimiz vakit, Iblis dısında hepsi secde etti. Iblis: -Camurdan yarattıgın kimse icin mi secde edeyim? dedi

[62] Benden ustun kıldıgın adam bu mu? Eger, bana kıyamet gunune kadar sure verirsen, cok azı dısında onun soyunu emir ve kumandam altına alacagım! dedi

[63] Allah: -Defol, onlardan kim sana tabi olursa, sizin cezanız cehennemdir. Eksiksiz ve tam bir ceza

[64] Insanlardan gucunun yettiklerini sesinle titret! Atlı ve yayalarınla onların uzerine yuru! Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol, onlara vaadde bulun! Seytan onlara aldatmadan baska ne vaat edebilir

[65] Suphesiz kullarımın uzerinde senin bir gucun yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter

[66] Denizde nimetini arayasınız diye gemileri sizin icin sevk ve idare eden Rabbinizdir. Cunku O, size cok merhamet eder

[67] Denizde basınıza bir felaket gelse O’ndan baska dua ettikleriniz kaybolur. Fakat sizi kurtarıp, karaya cıkarınca hemen yuz cevirirsiniz. Zaten insan cok nankordur

[68] Kara tarafında da sizi batırmayacagından veya uzerinize taslar yagdıran bir kasırga gondermeyeceginden guvende misiniz? O zaman bir koruyucu da bulamazsınız

[69] Yoksa sizi, bir baska sefer icin denize dondurdugumuzde, uzerinize kırıp geciren bir fırtına gonderip, nankorluk ettiginiz icin sizi suda bogmayacagından guvencede misiniz? Sonra bizim karsımızda sizin intikamınızı alacak birini de bulamazsınız

[70] Andolsun ki Ademogullarını sereflendirdik. Onları karada ve denizde tasıdık. Onları temiz rızklarla rızıklandırdık. Yarattıgımız seylerin coguna onları ustun kıldık

[71] Butun insanları, liderleriyle birlikte cagırdıgımız gun, kimin kitabı sagından verilirse, iste onlar kitablarını okurlar ve onlara en kucuk bir haksızlık yapılmaz

[72] Her kim dunyada kor olursa, o ahirette de kordur ve daha da saskındır

[73] Sana vahyettigimizden baska bir seyi bizim hakkımızda uydurarak neredeyse seni fitneye dusureceklerdi. Iste o zaman seni dost edineceklerdi

[74] Eger seni saglam tutmamıs olsaydık, az da olsa onlara meyledecektin

[75] O zaman ise, sana hayatın da ve olumun de azabını kat kat tattırırdık. Hem de bize karsı bir yardımcı da bulamazdın

[76] Neredeyse seni yurdundan cıkarmak icin zorlayacaklar. O zaman, onlar da senin ardından cok az bir zaman kalabilirler

[77] Bu, senden once gonderdigimiz peygamberlerin sunnetidir. Bizim sunnetimizde bir degisiklik bulamazsın

[78] Gunesin batıya yonelmesinden, gece karanlıgı bastırıncaya kadar namazı ve fecr okumasını da yerine getir. Cunku fecir Kur’an’ının sahitleri vardır

[79] Geceleyin uykudan uyanınca da senin icin nafile olan namazı kıl! Umulur ki Rabbin seni ovguye layık bir mevkiye yukseltir

[80] De ki: “Rabbim, beni girdirecegin yere hosnutluk ve esenlikle girdir. Cıkaracagın yerden hosnutlukla cıkar ve bana katından yardımcı bir kuvvet ver.”

[81] Deki, “Hak geldi, batıl yıkıldı. Zaten batıl yıkılmaya mahkumdur.”

[82] Kur’an’dan muminler icin sifa ve rahmeti indiriyoruz. Bu, zalimlere de husrandan baska bir seyi artırmıyor

[83] Insana bir nimet verdigimiz zaman yuzcevirir ve yan cizer. Basına bir bela gelince de umitsizlige duser

[84] De ki: -Herkes aldıgı sekle gore hareket eder. Hanginizin en dogru yolda oldugunu Rabbiniz daha iyi bilir

[85] Sana ruhtan soruyorlar. De ki: -Ruh, Rabbimin emrindendir. Onun hakkında size cok az bilgi verilmistir

[86] Eger dileseydik, sana vahyettigimizi elbette giderirdik. Sonra sen kendine, bize karsı bir vekil de bulamazdın

[87] Ancak, Rabbinden bir rahmettir. Onun uzerindeki ikramı cok buyuktur

[88] De ki: “Insanlar ve cinler, bu Kur’an’ın bir benzerini yapmak icin bir araya gelseler; birbirlerine arka cıksalar bile, onun bir benzerini yapamazlar.”

[89] Bu Kur’an’da insanlar icin her turlu ornegi acıkladık, fakat, insanların cogu kufurde direndi

[90] Yerden bize bir pınar fıskırtmadıkca asla sana inanmayacagız, demislerdi

[91] Veya senin hurma bahcen ya da uzum bagın olmadıkca ve de aralarından ırmaklar fıskırtmadıkca

[92] Yahut iddia ettigin gibi gogu uzerimize parca parca dusurmeli ya da karsımıza Allah’ı ve melekleri getirmelisin

[93] Veya altından bir evin olmalı ya da goge yukselmelisin oradan bize okuyacagımız bir kitap getirmedikce yine de sana inanmayacagız. De ki: -Rabbimi tenzih ederim, ben elci olan bir insandan baska bir sey miyim

[94] Insanlara kılavuz geldigi halde, onların inanmasına “Allah elci olarak bir insan mı gonderdi?” demeleri engel olmaktadır

[95] De ki: -Eger yeryuzunde yuruyen ve nimetlerinden istifade eden melekler olsaydı; biz onlara elci olarak gokten bir melek indirirdik

[96] De ki: -Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. O kullarından haberdardır

[97] Allah kime dogru yolu gosterirse o dogru yolu bulmustur. Kimi de sapıklıkta bırakırsa, artık onlar icin Allah’tan baska veli bulamazsın. Biz onları Kıyamet gunu yuzleri uzeri, kor, sagır ve dilsiz olarak hasrederiz. Varacakları yer cehennemdir. Sonmeye yuz tuttukca onun alevini artırırız

[98] Bu, ayetlerimizi inkar etmeleri ve “Kemik haline gelip, ufalanıp toprak olduktan sonra yeni bir yaratılısla tekrar mı diriltilecegiz?” demeleri sebebiyle onların cezasıdır

[99] Gokleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerlerini de yaratmaya ve onlara hic suphesiz bir ecel tayin etmeye gucunun yettigini gormuyorlar mı? Buna ragmen zalimler yine de kufurde direnmektedirler

[100] De ki: -Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, yine de harcamaktan korkardınız. Gercekten insan cok cimridir

[101] Andolsun ki Musa’ya apacık dokuz ayet verdik. Israilogullarına sor! Musa onlara geldiginde Firavun kendisine: -Ey Musa, ben senin kesinlikle buyulenmis oldugunu zannediyorum, demisti

[102] Musa da ona: -Elbette bunları deliller olarak goklerin ve yerin Rabbinden baskasının indirmedigini bilirsin. Ben de kesinlikle senin mahvolacagını zannediyorum ey Firavun! dedi

[103] Firavun onları ulkeden cıkarmak istedi. Biz de onu yanındakilerin hepsini suda bogduk

[104] Israilogullarına: -Ulkede oturun, ahiret vaadi geldigi zaman hepinizi bir araya getirecegiz. dedik

[105] Hak olanı indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

[106] Kur’an’ı, insanlara dura dura okuyasın diye kısım kısım indirdik. O’nu yavas yavas indirdik

[107] De ki: -Ister iman edin; ister iman etmeyin. Daha once kendilerine ilim verilenlere o okundugu zaman agız ustu secdeye kapanırlar

[108] Ve soyle derler: “Rabbimiz sen her turlu eksiklikten uzaksın, Eger Rabbimiz bir soz verdiyse o elbette yerine gelecektir

[109] Aglayarak artan bir husu icinde yuzustu secdeye kapanırlar

[110] De ki: -Ister Allah diyerek dua edin, ister Rahman diyerek. Hangisiyle dua ederseniz edin, cunku en guzel isimler O’nundur. Namazında sesini pek yukseltme, cok da kısma! Ikisinin arasında bir yol tut

[111] De ki: -Hamd, cocuk edinmeyen, hakimiyetinde ortagı olmayan, duskun olmayıp, bir yardımcıya da ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur.” Oyleyse O’nun buyuklugunu “Allahu Ekber” diyerek dile getir

Kehf

Surah 18

[1] Kuluna kitabı, onda hic bir egrilik bırakmadan, dosdogru olarak indiren Allah’a hamd olsun

[2] Kitabı, O’ndan gelecek siddetli bir azabın uyarısını yapması ve dogruları yapan muminlere de icinde ebedi kalacakları guzel bir mukafaatın oldugunu mujdelemesi

[3] Kitabı, O’ndan gelecek siddetli bir azabın uyarısını yapması ve dogruları yapan muminlere de icinde ebedi kalacakları guzel bir mukafaatın oldugunu mujdelemesi

[4] Ve “Allah cocuk edinmistir.” diyen kimseleri uyarması icin indirmistir

[5] Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Agızlarından cıkan soz buyuk bir gunahtır. Cunku soyledikleri yalandan baska bir sey degildir

[6] Belki de sen, bu soze iman etmiyorlar diye onların arkasından uzuntuden kendini helak edeceksin

[7] Insanların hangisi daha guzel hareket edecek diye denemek icin yeryuzunde bulunanları, oranın susu yaptık

[8] Aynı zamanda biz, yerin uzerindekileri corak bir arazi de yapabiliriz

[9] Ashab-ı Kehf ve Rakim’i, sasılacak ayetlerimizden mi zannettin sen

[10] Hani birkac genc magaraya sıgınmıstı ve soyle demislerdi: -Rabbimiz, bize katından bir rahmet ver ve isimizde dogruyu basarmayı bize nasip et

[11] Magarada onları yıllarca uyuttuk. Sonra iki gruptan hangisinin bekledikleri sonucu daha iyi hesaplamıs oldugunu belirtmek icin onları kaldırdık

[12] Magarada onları yıllarca uyuttuk. Sonra iki gruptan hangisinin bekledikleri sonucu daha iyi hesaplamıs oldugunu belirtmek icin onları kaldırdık

[13] Biz sana onların haberlerini dogru olarak anlatıyoruz. Onlar, Rab’lerine iman etmis genclerdi. Biz onların hidayetini artırmıstık

[14] Ayaga kalkarak: -Bizim Rabbimiz goklerin ve yerin Rabbidir. Ondan baska bir ilaha dua etmeyecegiz. Yoksa batıl soz soylemis oluruz, dedikleri zaman onların kalplerini saglamlastırmıstık

[15] Onlar dusunup, soyle konusuyorlardı -Su bizim halkımız, Allah’tan baska ilah edindiler. Onların hakkında acık delil getirmeleri gerekmez miydi

[16] Onlardan ve onların Allah’tan baska kulluk ettikleri seylerden ayrıldınız. O halde magaraya cekilin ki Rabbiniz size rahmetini yaysın ve islerinizde kolaylık saglasın

[17] Gunes dogdugunda magaranın sag tarafından meyledip, batarken de sol yanından onları makaslayıp gectigini gorurdun. Onlar, magarada genis bir alan icinde idiler. Iste bu Allah’ın ayetlerindendir. Allah kime yol gosterirse o, dogru yolu bulmustur. Kimi de dalalette bırakırsa, ona da yol gosterecek bir veli bulamazsın

[18] Onlar uykuda iken sen onları uyanık sanırsın. Biz onları saga sola donduruyorduk. Kopekleri de on ayaklarını esige uzatmıstı. Onları gorseydin, onlardan korkup arkana donup kacardın

[19] Boylece, birbirlerine sorsunlar diye onları tekrar uyandırdık. Onlardan biri soyle dedi: “Ne kadar kaldınız?” -Bir gun veya daha az.” dediler. “Ne kadar kaldıgınızı en iyi Rabbiniz bilir. Simdi, icinizden birine para verip sehre gonderin de baksın hangi yiyecek daha temiz ise ondan size azık getirsin. Cok dikkatli olun, sizi kimse hissetmesin.” dediler

[20] Eger onların sizden haberi olacak olursa, tasa tutarlar veya sizi dinlerine dondururler. O zaman asla kurtulusa eremezsiniz

[21] Iste bu sekilde insanların onları bulmalarını sagladık ki Allah’ın vaadinin gercek oldugunu ve kıyamet hakkında suphe olmayacagını bilsinler. Aralarında onların durumunu tartısıyorlardı. -Onların uzerine bina yapın. Onları en iyi Rableri bilir, diyorlardı. Onlar hakkında tartısmada galip gelenler: -Oraya mescid yapacagız, dediler

[22] Karanlıga tas atarak, -Onlar uc kisi idiler, dordunculeri kopekleriydi, diyecekler. Bes kisi idiler altıncıları kopekleriydi, diyecekler. Ya da yedi kisiydiler, sekizincileri kopekleriydi, diyecekler. De ki: -Onların sayısını en iyi Rabbim bilir. Onları cok az kimseden baskası bilmez. O halde, onlar hakkında acık olarak ortaya konandan baska bir seyi tartısma. Onlar hakkında kimseye bir sey sorma

[23] Hic bir sey icin “Ben onu yarın mutlaka yapacagım.” deme

[24] “Allah dilerse..” de. Bunu unuttugun zaman da Rabbini an ve Rabbim umulur ki beni dogruya en yakın olana eristirir, de

[25] Onlar, magarada uc yuz sene kaldılar ve buna dokuz sene daha eklediler

[26] De ki: “Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Goklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. O ne guzel goren ve isitendir. Onların Allah’tan baska bir velisi yoktur. Otoritesine hic kimseyi ortak etmez.”

[27] Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! O’nun sozlerini degistirebilecek yoktur. O’ndan baska bir sıgınak da bulamazsın

[28] Sabah, aksam Rab’lerinin rızasını dileyerek O’na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dunya hayatının suslerini isteyip, gozunu onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldıgımız, arzularına uymus ve isi taskınlık olan kimseye itaat etme

[29] De ki: -Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Biz zalimler icin, duvarları kendilerini cepecevre kusatan bir ates hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimis maden gibi yuzleri kavuran bir su ile yardım edilir. O, ne kotu bir icecektir, ne kotu bir dayanaktır

[30] Iman edip, dogruları yapanlar, elbette biz, iyi hareket edenlerin ecrini zayi etmeyiz

[31] Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yesil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne guzel mukafat, Ne guzel nimetler

[32] Onlara iki adamı ornek ver. Onlardan birisine iki uzum bagı vermistik. Cevresini de hurmalıklarla cevirmis, bu ikisinin arasında da ekinler bitirmistik

[33] Her iki bahce de urunlerini vermis, hic bir seyi eksik bırakmamıslardı. Ikisinin arasından da bir ırmak akıtmıstık

[34] Onun baska urunleri de vardı. Iste boyle bir halde arkadasıyla konusurken: -Benim malım senden daha cok, nufus olarak da senden ustunum, dedi

[35] Kendine zulmederek, bahceye girdiginde: -Bu bahcenin batacagını hic sanmam

[36] Kıyametin kopacagını da hic zannetmiyorum. Eger Rabbime dondurulursem, elbette bundan daha iyisini bulurum, derdi

[37] Arkadası ona cevap vererek derdi ki: -Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni adam haline getirene mi nankorluk ediyorsun

[38] Oysa, O Allah, benim Rabbimdir ve ben, Rabbime hic kimseyi ortak kosmam

[39] Her ne kadar beni kendinden mal ve evlat bakımından az goruyorsan da, bahcene girdigin zaman ‘Allah’ın diledigi olur, butun guc sadece Allah’ındır.’ demen gerekmez miydi

[40] Rabbim bana, senin bahcenden daha iyisini verebilir. Seninkinin uzerine de gokten bir bela gonderir de kupkuru bos bir arazi haline gelir

[41] Ya da suyu cekilir de bir daha bulamazsın

[42] Bir sabah kalktıgında urunleri yok edilmis, cardakları ise cokmustu: -Keske Rabbime kimseyi ortak kosmasaydım, diyerek; ona sarfettigi emege avuclarını ovusturuyordu

[43] Allah’tan baska ona yardım edecek topluluk da yoktu. Yardım edilen de olmadı

[44] Iste burada hakimiyet, suphesiz Allah’ındır. En iyi mukafatı O verir. En iyi cezayı da O verir

[45] Onlara dunya hayatının ornegini ver: O, gokten indirdigimiz su gibidir. Suyla yerin bitkisi birbirine karısır. Sonunda ruzgarın savuracagı cercope doner. Her seyin ustunde guc sahibi olan Allah vardır

[46] Mal ve evlat dunya hayatının susudur. Rabbinin katında baki kalacak dogrular, mukafat bakımından en iyisidir; umit bakımından da en iyisidir

[47] O gun dagları yuruturuz de yeri dumduz gorursun. Onlardan hic birini bırakmadan, toplarız

[48] Saf saf Rablerinin huzuruna arz edilirler. -Ilk defa sizi yarattıgımız gibi yine bize geldiniz. Oysa sizi toplayacagımıza dair bir soz vermedigimizi iddia etmistiniz

[49] Kitap ortaya konuldugunda sucluların onda (kayıtlı) olandan korktuklarını gorursun. Eyvah bize, bu kitap buyuk kucuk demeden hepsini oldugu gibi ortaya koyuyor. Yaptıklarını hazır bulurlar, Rabbin hic kimseye zulmetmez

[50] Hani meleklere: -Adem icin secde edin, demistik de Iblis dısında hepsi secde etmisti. O, cinlerden oldugu icin Rabbinin emrinden dısarı cıktı. O halde siz, onlar sizin dusmanınız olmasına ragmen, benim dısımda onu ve soyunu kendinize dost mu ediniyorsunuz? Zalimler icin ne kotu bir bedel

[51] Onları, goklerin ve yerin yaratılmasına veya kendilerinin yaratılısına sahit tutmadım. Saptıranları da hic bir zaman yardımcı edinmedim

[52] ”Benim ortaklarım oldugunu iddia ettiklerinizi cagırın”, dedigi gun; onları cagırırlar. Fakat, onların cagrısına cevap veremezler. Aralarına bir ucurum koyarız

[53] Suclular atesi gorunce, ona duseceklerini anlarlar. Ama ondan kacacak bir yer de bulamazlar

[54] Andolsun ki, bu Kur´an’da insan icin her ornegi verdik. Fakat insanın en cok yaptıgı sey tartısmadır

[55] Insanlara dogruluk kılavuzu geldigi zaman, onları iman etmekten ve Rablerinden af dilemekten alıkoyan ancak oncekilere uygulananın baslarına gelmesini veya goz onunde bir azabın kendilerine gelmesini beklemeleridir

[56] Peygamberleri ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gondeririz. Kafirler, batıl ile hakkı ortadan kaldırmak icin mucadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alay konusu yaparlar

[57] Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıgı zaman, ondan yuz ceviren ve onceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim vardır? Biz, onların kalplerine, iyice anlamalarına engel ortuler ve kulaklarına da agırlık koyduk. Sen onları dogru yol gostericisine cagırsan da; onlar hic bir zaman dogru yola girmezler

[58] Rabbin ise bagıslayıcı ve merhametlidir. Eger onları yaptıkları dolayısıyla hemen sorgulasaydı, elbette onları cabucak cezalandırırdık. Fakat onlara bir sure tanınmıstır. Ondan baska bir sıgınak asla bulamazlar

[59] Iste zulmettikleri icin helak ettigimiz sehirler, onlara da yok etmek icin bir sure tanıdık

[60] Hani Musa, genc arkadasına: -Iki denizin birlestigi yere ulasmaya veya yıllarca yurumeye kararlıyım, demisti

[61] Onlar, iki denizin birlestigi yere ulastıklarında balıklarını unuttular. O da denizde kaybolup gitti

[62] O yeri gectikleri zaman genc arkadasına: -Yiyecegimizi getir, bu yolculugumuzda bir hayli yorgun dustuk, dedi

[63] Gordun mu, kayalıga sıgındıgımızda ben balıgı unuttum. Onu bana Seytandan baskası unutturmadı. Sasılacak sekilde o, denizde yol aldı, demisti

[64] Musa: -Iste, aradıgımız buydu, dedi. Izleri uzerine gerisin geriye donduler

[65] Orada, kendisine esenlik verip, katımızdan bir ilim ogrettigimiz kullarımızdan bir kul buldular

[66] Musa o kula: -Sana ogretilen ilimden bana ogretmen icin senin pesinden gelebilir miyim? dedi

[67] O da: -Sen benimle olmaya sabredemezsin, dedi

[68] Gercek yonunu bilmedigin bir seye nasıl sabredebilirsin

[69] Insallah, benim sabırlı oldugumu goreceksin ve senin emrine karsı gelmeyecegim, dedi

[70] Eger bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkca hic bir sey sormayacaksın, dedi

[71] Musa da bu sartı kabul etti. Bunun uzerine kalkıp yuruduler. Sonunda bir gemiye bindiler. O kul, gemiyi deldi. Musa: -Gemiyi icindekileri bogmak icin mi deldin? Acayip bir is yaptın, dedi

[72] Ben sana benimle olmaya dayanamazsın demedim mi? diye cevap verdi

[73] Unuttugum seyden dolayı beni suclama, zor olan isimden dolayı bana sure tanı,dedi

[74] Yine yola devam ettiler. Sonunda bir gencle karsılastılar. O, hemen onu oldurdu: -Bir cana karsılık olmaksızın, masum bir cana mı kıydın? Gercekten cok kotu bir is yaptın

[75] Ben sana, benimle birlikte olmaya sabredemezsin demedim mi? dedi

[76] Eger bundan sonra sana bir sey sorarsam, benimle arkadaslık etme. O zaman, benim tarafımdan mazur gorulursun, dedi

[77] Yine yola koyuldular, sonunda ulastıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yuz tutmus bir duvar buldular. O kul, bunu dogrulttu. Musa: -Eger isteseydin buna karsılık bir ucret alabilirdin, dedi

[78] Bu aramızdaki ayrılık noktasıdır. Simdi sana sabredemedigin seylerin gercek yuzunu haber verecegim

[79] Birincisi gemi, denizde calısan fakirlere aitti. Onun kusurlu gorunmesini istedim. Cunku arkalarında, her saglam gemiyi gasp eden bir kral vardı

[80] Gence gelince, onun, anne ve babası mumin idi. Gencin onları azdırıp, kufre suruklemesinden korktuk

[81] Rab’lerinin ondan daha temiz ve daha merhamete yakın, hayırlı bir evlat vermesini istedik

[82] Duvar ise, sehirdeki iki yetim gence aitti. Altında da onlara ait bir hazine vardı. Babaları temiz ve iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk cagına ulasmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini cıkarmalarını istedi. Ben, bunları kendiligimden yapmadım. Iste bu sabredemedigin islerin gercek yuzudur

[83] Sana Zulkarneyn’i soruyorlar. Ondan size bir ogut okuyacagım, de

[84] Biz, onu yeryuzunde guclendirmis ve ona her seyin yolunu ogretmistik

[85] O da bir yol tuttu

[86] Sonunda, gunesin battıgı yere varınca, onu kara bir camurda, bir goze de batarken buldu. Orada da bir kavim buldu. Ona dedik ki: -Ey Zulkarneyn, onları ister cezalandır; ister iyi davran

[87] Dedi ki: -Kim, zulmederse onu cezalandıracagız, sonra Rabbine dondurulur ve Rabbi onu gorulmemis bir azapla cezalandırır

[88] Fakat, kim de iman eder ve dogruları yaparsa, ona da iyi bir karsılık vardır. Ona emrimizden kolay olanı yapacagız

[89] Sonra bir yol tuttu

[90] Sonunda, gunesin dogdugu yere vardıgında onun, gunese karsı hicbir siper yapmadıgımız bir kavmin uzerine dogdugunu gordu

[91] Iste boyle, onun yanındakilerin hepsini bastan basa biliyorduk

[92] Sonra yoluna devam etti

[93] Sonunda iki dag arasında, hemen hemen hicbir soz anlamayan bir kavme rastladı

[94] Ey Zulkarneyn, dediler, Ye’cuc ve Me’cuc bu ulkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir set yapman icin sana vergi verelim mi

[95] Rabbimin bana verdikleri, sizinkinden daha hayırlıdır. Bana gucunuzle yardım edin, bana demir kutleleri getirin de sizinle onlar arasına saglam bir duvar yapayım, dedi. Bunlar iki dagın arasını doldurunca: -Korukleyin, dedi. Sonunda onu ates haline getirdi. -Bana erimis bakır getirin de uzerine dokeyim, dedi

[96] Rabbimin bana verdikleri, sizinkinden daha hayırlıdır. Bana gucunuzle yardım edin, bana demir kutleleri getirin de sizinle onlar arasına saglam bir duvar yapayım, dedi. Bunlar iki dagın arasını doldurunca: -Korukleyin, dedi. Sonunda onu ates haline getirdi. -Bana erimis bakır getirin de uzerine dokeyim, dedi

[97] Artık, seddi asmaya gucleri yetmedi ve delip gecmediler

[98] Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Bu, Rabbimin gercek bir vaadidir, dedi

[99] Gunu gelince biz onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur’a uflendigi zaman da hepsini bir araya toplarız

[100] O gun, kafirlere cehennemi tam bir gosterisle sunarız

[101] Onların gozleri ogutlerime/uyarılarıma karsı ortulu ve kulakları da duymuyordu

[102] Kafirler, benden baska, kullarımı da veli edinebileceklerini mi sandılar. Biz, cehennemi kafirler icin konut olarak hazırladık

[103] De ki: Calısma bakımından en buyuk kayba ugrayan kimseleri size haber verelim mi

[104] Bunlar, guzel is yaptıkları halde, dunyadaki tum calısmaları bosa gitmis olan kimselerdir

[105] Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve onunla karsılasmayı tanımamıs, bu sebeple yaptıkları bosa gitmistir. Kıyamet gunu biz onlara bir deger vermeyecegiz

[106] Iste onların cezası, inkarcı oldukları, ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları icin cehennemdir

[107] Iman edip dogruları yapanların ise, konak (inis yeri) olarak firdevs cennetleri vardır

[108] Orada ebedi kalacaklardır, oradan hic ayrılmak istemeyeceklerdir

[109] De ki: -Rabbimin sozlerini yazmak icin denizler murekkep olsaydı Rabbin sozleri bitmeden denizler tukenirdi. Hatta bir misli daha murekkep getirsek bile

[110] De ki: -Ben de ancak sizin gibi bir insanım! Bana ilahınızın sadece tek ilah oldugu vahyediliyor. Kim Rabbine kavusmayı umuyorsa, salih amel islesin ve Rabbine kullukta hic kimseyi O’na ortak kosmasın

Meryem

Surah 19

[1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

[2] Rabbinin, kulu Zekeriyya’ya rahmetinin zikridir

[3] Hani o, Rabbine gizlice yalvarmıstı

[4] Rabbim, dedi suphesiz kemiklerim zayıfladı, bas yaslılık atesiyle tutustu. Rabbim, sana ettigim dualarda hic bir seyden mahrum olmadım

[5] Ben arkamdan gelecek yakınlarım icin endiseliyim. Karım ise kısır, bana bir evlat bagısla katından

[6] Bana ve Yakup ogullarına mirascı olsun. Rabbim onu razı olacagın bir kimse kıl

[7] Ey Zekeriyya, sana Yahya adında bir oglan mujdeliyoruz. Daha once hic kimseyi bu isimle isimlendirmedik

[8] Rabbim, dedi, nasıl benim bir cocugum olabilir ki karım kısır ben ise son derece yaslıyım

[9] Iste boyle, dedi. Senin Rabbin o bana cok kolaydır, dedi. Daha once sen de yoktun, seni de yaratmıstım

[10] Rabbim, bana bir isaret ver! dedi. -Senin isaretin, ardı ardınca uc gece insanlarla konusmamandır, buyurdu

[11] Mabedden, kavminin karsısına cıkınca onlara sabah aksam Allah’ı tesbih etmelerini isaret etti

[12] Ey Yahya, kitaba kuvvetle sarıl. Ona daha cocuklugunda hikmet vermistik

[13] Katımızdan bir kalp yumusaklıgı ve arınmıslık vermistik. O takva sahibiydi

[14] Anne ve babasına iyi davranırdı. Zorba ve isyankar degildi

[15] Dogdugu gun oldugu gun ve yeniden dirilecegi gun ona selam olsun

[16] Kitapta Meryem’i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak doguda bir yere gitmisti

[17] Kendisini onlardan gizlemek icin bir de perde cekmisti. O’na ruhumuzu gondermistik. O da tam bir insan suretinde gorunmustu ona

[18] Eger Allah’tan korkan biriysen senden Rahman’a sıgınırım, dedi

[19] Ben, ancak Rabbinin bir elcisiyim, sana tertemiz bir ogul vermek icin gonderildim

[20] Benim nasıl bir oglum olabilir ki, bana hicbir beser dokunmamıstır ve ben kotu bir is de yapmadım, dedi

[21] Bu, iste boyle, Rabbin dedi ki: “O bana cok kolaydır. Onu insanlar icin bir ayet ve bizden bir rahmet kılacagız” dedi. Ve is olup bitti

[22] Nihayet ona gebe kaldı ve bu sebeple uzak bir yere cekildi

[23] Dogum sancısı onu bir hurma dalına getirdi. -Keske, dedi Bundan once olseydim de unutulup gitseydim

[24] Altından ona su nida geldi. -Uzulme sakın, Rabbin senin ayagının altından bir ırmak akıttı

[25] Hurma dalını kendine dogru salla, ustune taze hurma dokulsun

[26] Ye, ic, gozun aydın olsun. Insanlardan birini gorursen, -Ben, Rahman’a konusmama sozu verdim. Bunun icin bugun hic kimseyle konusmayacagım, de

[27] Sonra cocugu alıp kavmine getirdi. -Ey Meryem, utanılacak bir is yaptın! dediler

[28] Ey Harun’un kızkardesi, baban kotu birisi degildi, annen de iffetsiz degildi dediler

[29] Bunun uzerine cocugu isaret etti. - Biz, besikteki bir cocukla nasıl konusabiliriz? dediler

[30] (Cocuk soyle konustu:) -Ben, Allah’ın kuluyum. Bana kitap verecek ve beni peygamber yapacak

[31] Nerede olursam olayım beni bereketlendirdi ve yasadıgım muddetce namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti

[32] Bir de anneme iyi davranıslı kıldı ve beni zorba ve asi kılmadı

[33] Dogdugum gun, oldugum gun ve yeniden dirilecegim gun selam olsun bana dedi

[34] Iste Meryemoglu Isa! Hakkında suphe ettikleri kimsenin gercek sozu

[35] Cocuk edinmek Allah’a yakısmaz. O bundan uzaktır. Bir isin olmasını istedigi zaman sadece ona “ol” der o da oluverir

[36] Suphesiz Allah, benim de sizin de Rabbinizdir. Oyleyse O’na kulluk edin! Dosdogru yol budur

[37] Gruplar aralarında ayrılıga dustuler. Vay o buyuk gunu gorecek kafirlerin haline

[38] Bize geldikleri gun, neler gorup isitecekler. Ne var ki zalimler, bugun apacık bir fasıklık icindedirler

[39] Sen, onları hasret gunu ile korkut. Onlar gaflet icinde iman etmezken is bitirilmis olur

[40] Suphesiz yeryuzune ve uzerindekilere biz varis olacagız. Ve bize dondurulecekler

[41] Kitapta Ibrahim’i de an, O cok sadık bir peygamberdi

[42] Babacıgım, isitmeyen, gormeyen ve sana hicbir faydası olmayan seylere nicin kulluk ediyorsun

[43] Babacıgım, gercekten bana, sana gelmeyen bir bilgi gelmistir. Hadi bana uy da seni dosdogru bir yola ileteyim

[44] Babacıgım, seytana kulluk etme! Cunku seytan Rahman’a isyan etmistir

[45] Babacıgım eger seytana dost olarak kalırsan Rahman’dan sana bir azabın dokunmasından korkuyorum

[46] Benim ilahlarımdan yuz mu ceviriyorsun Ey Ibrahim?! Eger bundan vazgecmezsen seni elbette kovarım, benden uzun bir muddet ayrıl dedi

[47] Ibrahim: - Selam olsun sana dedi. Senin icin Rabbimden magfiret dileyecegim. Zira o buna cok lutufkardır

[48] Sizden ve sizin Allah’tan baska dua ettiklerinizden uzaklasıyorum. Ben, Rabbim´e yalvarıyorum. Umulur ki Rabbine dua etmekle bedbaht olmam

[49] Onlardan ve Allah’tan baska kulluk ettikleri seylerden uzaklasınca, O’na Ishak’ı ve Yakub’u bahsettik. Hepsini de peygamber yaptık

[50] Onlara rahmetimizden bagısta bulunduk ve onlara ustun bir dogruluk dili verdik

[51] Kitapta Musa’yı da an. O , ihlas sahibi idi. Ve peygamber olarak gonderilmisti

[52] O’na Tur’un sag yanından seslenmistik. Samimi olarak soylesmek icin onu yaklastırmıstık

[53] O’na rahmetimizin (bir eseri olarak) Kardesi Harun’u Peygamber olarak bagıslamıstık

[54] Kitapta Ismail’i de an. O, sozune sadıktı. Peygamber olarak gonderilmisti

[55] Ailesine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbinin yanında kendisinden hosnut olunan birisiydi

[56] Kitapta Idris´i de an. O, cok durust bir peygamberdi

[57] Biz onu ustun bir mevkiye yukseltmistik

[58] Iste onlar, Adem’in ve Nuh ile birlikte tasıdıklarımızın soyundan gelen, Allah’ın kendilerine nimet verdigi peygamberlerden ve Ibrahim’in, Israil´in ve dogru yolu gosterip, sectigimiz kimselerin soyundandır. Onlara Rahman’ın ayetleri okundugu zaman aglayarak secdeye kapanırlardı

[59] Sonra onların ardından namazı bırakan ve arzularına uyan bir nesil geldi. Bunlar da husrana ugrayacaklardır

[60] Ancak tevbe edip, iman ederek dogruları yapanlar, iste bunlar cennete girecekler ve hic bir sekilde haksızlıga ugramayacaklardır

[61] Rahman’ın kullarına gelecekteki vaat ettigi Adn cennetleridir. Onun vaadi suphesiz yerine gelecektir

[62] Orada bos soz isitmezler ancak esenlik. Sabah aksam rızıklarını da orada hazır bulurlar

[63] Iste bu cennetlere kullarımızdan takva sahiplerini mirascı kılacagız

[64] Biz, ancak Rabbinin emri ile ineriz. Onumuzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her sey O’na aittir. Rabbin unutmus degildir

[65] O, goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O halde O’na kulluk et ve bu kullugunda devamlı ol! O’nun hic adasının oldugunu biliyor musun

[66] Insan, oldukten sonra tekrar yeniden diriltilecek miyim? diyor

[67] Insan, daha once hic bir sey degilken kendisini yarattıgımızı hic dusunmuyor mu

[68] Rabbine andolsun ki, onları ve seytanları bir araya toplayacagız ve hepsini cehennemin etrafında diz cokturup bekletecegiz

[69] Sonra her cemaatten Rahman’a karsı en cok baskaldıranı ortaya atacagız

[70] Sonra biz, cehenneme atılmaya layık olanlarını en iyi biz biliriz

[71] Sizden ona ugramayacak kimse yoktur. Bu Rabbinin yapmayı uzerine aldıgı kesin bir hukumdur

[72] Sonra, korunanları kurtaracagız, zalimleri de orada dizustu cokmus olarak bırakacagız

[73] Ayetlerimiz kendilerine okununca, kafir olanlar iman edenlere: -Bu iki gruptan hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha guzeldir? dediler

[74] Onlardan once nice nesilleri helak etmistik, onların malları ve gorunusleri daha guzeldi

[75] De ki: -Rahman, sapıklıkta olan kimseye arttırdıkca artırır. Sonunda vaat olundukları azabı veya kıyameti gordukleri zaman kimin yerinin daha kotu, kimin ordusunun daha zayıf oldugunu bileceklerdir

[76] Allah, dogru yola girenlerin hidayetini artırır. Kalıcı olan dogrular, Rabbinin katında hem sevapca hem de netice bakımından daha hayırlıdır

[77] Ayetlerimizi kabul etmeyenleri gordun mu? -Bana mal ve cocuk verilecek, diyor

[78] O gaybı mı biliyor, yoksa Rahman’dan bir soz mu almıs

[79] Hayır ne dedigini yazacagız ve ona azabı artırdıkca artıracagız

[80] Onun dedigi bize kalacak, o tek basına bize gelecektir

[81] Kendilerine guc versin diye Allah’tan baska ilahlar edindiler

[82] Hayır! O ilahlar, kendilerine yapılan kullugu tanımayacaklar ve onların aleyhine olacaklardır

[83] Seytanları kafirlerin uzerine gonderdigimizi ve onları kıskırttıklarını gormuyor musun

[84] O halde, onlar icin acele etme. Biz onların gunlerini sayıp duruyoruz

[85] O gun, muttakileri konuk olarak Rahman’ın huzurunda toplarız

[86] Gunahkarları ise susuz olarak Cehenneme sureriz

[87] Rahman’ın katında bir soz almıs olandan baska hic bir kimse sefaat edemez

[88] Rahman, bir cocuk edindi, dediler

[89] Andolsun ki cok kotu bir sey ortaya attınız

[90] Bu soz yuzunden neredeyse gokler parcalanacak, yer yarılacak ve daglar yıkılıp yerle bir olacaktı

[91] Rahman’a cocuk isnadı sebebiyle

[92] Rahman’ın cocuk edinmeye ihtiyacı yoktur

[93] Cunku goklerde ve yerde bulunan her sey ancak Rahman’a kul olarak gelir

[94] Allah, onların hepsini tek tek sayıp, kaydetmistir

[95] Hepsi de ona kıyamet gunu yalnız basına gelecektir

[96] Iman edenler ve dogruları yapanlar ise Rahman onlara sevgi ile yaklasacaktır

[97] Muttakileri mujdelemen ve inatcı bir kavmi uyarman icin, bu Kur’an’ı senin dilin ile kolaylastırdık

[98] Onlardan once nice nesilleri yok ettik. Hic onlardan bir varlık emaresi hissediyor veya bir fısıltı isitiyor musun

Tâhâ

Surah 20

[1] Ta Ha

[2] Kur´an´ı sana sıkıntıya dusesin diye indirmedik

[3] Ancak, korkacak kimselere ogut olsun diye

[4] Yeryuzunu ve yuce gokleri yaratan tarafından indirmedir

[5] Rahman Arsa hukmetmistir

[6] Goklerde, yerde ve ikisinin arasında ve topragın altında olan her sey O’nundur

[7] Sesini yukseltsen de yukseltmesen de, sırrı ve en gizli seyleri suphesiz O bilir

[8] Allah, O’ndan baska ilah yoktur. En guzel isimler de onundur

[9] Musa’nın haberi sana geldi mi

[10] Hani bir ates gormustu de ailesine: -Siz durun, ben bir ates gordum. Belki size ondan bir kor getiririm; veya atesin yanında bir yol gosteren bulurum demisti

[11] Atesin yanına geldigi zaman: -Ey Musa! diye seslenildi

[12] Ben, senin Rabbinim! Ayakkabılarını cıkar. Sen mukaddes Tuva vadisindesin

[13] Ben, seni sectim, Sana vahyolunanı dinle

[14] Suphesiz ben, Allah’ım. Benden baska ilah yok! Bana kulluk et, beni anmak icin namaz kıl

[15] Kıyamet gelmektedir. Herkes kendi islediginin karsılıgını alsın diye neredeyse onu gizleyecegim

[16] Ona inanmayıp, kendi arzularına uyan kimse sakın seni yolundan saptırmasın. Yoksa sen de helak olursun

[17] Sag elindeki nedir Ey Musa

[18] O benim asamdır, dedi. Ona dayanırım ve koyunlarıma onunla yaprak silkerim. Onun bana baska faydaları da var

[19] Onu at, Ey Musa, dedi

[20] Musa da onu attı. O bir anda kosan bir yılan oluvermisti

[21] Onu al ve korkma, dedi. Onu ilk haline dondurecegiz

[22] Elini koynuna sok, bir baska mucize olarak kusursuz, bembeyaz cıksın

[23] Sana buyuk mucizelerimizden gosterelim

[24] Firavuna git, cunku o azdı

[25] Rabbim gogsumu ac, dedi

[26] Isimi kolaylastır

[27] Dilimdeki dugumu coz

[28] Ki sozumu iyi anlasınlar

[29] Kendi ailemden bir yardımcı ver

[30] Kardesim Harun’u

[31] Onunla beni guclendir

[32] Onu gorevim de bana ortak et

[33] ki seni cokca tesbih edebilelim

[34] ve seni cokca zikredelim

[35] Suphesiz sen bizi gormektesin

[36] Ey Musa istediklerin sana verilmistir, dedi

[37] Sana bir defa daha iyilikte bulunmustuk

[38] Hani annene ilham edilmesi gerekeni ilham etmistik

[39] Musa’yı bir sandıga koy ve nehre bırak! Nehir onu kıyıya cıkarır. Onu, benim ve onun bir dusmanı alır. Gozumun onunde yetisesin diye seni sevimli kılmıstım

[40] Kızkardesin gitmis ve: -O’na bakacak birini size gostereyim mi? demisti. Boylece seni, gozu aydın olsun ve uzulmesin diye annene geri vermisti. Sen bir adam oldurmustun de seni yine uzuntuden kurtarmıstık. Bu sekilde seni bir cok sınavdan gecirdik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıstın. Sonra da kader uzerine geldin ey Musa

[41] Ve seni kendime sectim

[42] Sen, kardesinle birlikte mucizelerimle gidin, ikiniz de beni anmada gevsek davranmayın

[43] Firavuna gidin, cunku o azdı

[44] Ona yumusak soz soyleyin, umulur ki ogut alır ve korkar

[45] Rabbimiz, biz onun bize taskınlık yapmasından veya azmasından korkuyoruz, dediler

[46] Korkmayın, dedi. Ben sizin yanınızdayım. Sizi isitip gorurum, dedi

[47] Haydi gidin ona ve deyin ki: Biz, Rabbinin elcileriyiz. Israilogullarını bizimle gonder, onlara eziyet etme. Biz sana Rabbin´den bir mucize getirdik. Selam yol gostericiye uyanlara

[48] Bize vahyolundu ki kim yalanlar ve yuz cevirirse ona azap vardır

[49] Sizin Rabbiniz kim ey Musa? dedi

[50] Bizim Rabbimiz, her seye yaratılısını veren ve yol gosterendir, dedi

[51] Onceki nesillerin durumu ne olacak? dedi

[52] Onlarla ilgili bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim, sasırmaz ve unutmaz, dedi

[53] Allah, yeryuzunu sizin icin besik yaptı ve orada yine sizin icin yollar actı. Gokten su indirip, onunla cesitli bitkilerden cifter cifter cıkardık

[54] Hem siz yiyin; hem de hayvanlarınızı otlatın. Suphesiz bunda sagduyu sahipleri icin ayetler vardır

[55] Topraktan yarattık sizi, yine oraya dondurecek ve yine oradan bir kere daha cıkaracagız

[56] Ona ayetlerimizin hepsini gostermistik. Fakat o yalanladı ve kabul etmedi

[57] Ve dedi ki: -Sihirbazlıgınla bizi yurdumuzdan cıkarmaya mı geldin Ey Musa

[58] Biz de sana, seninkine benzer bir sihir gosterecegiz. Bizimle senin aranda bir bulusma vakti ve yeri belirle de bizim de senin de caymayacagımız bir yer olsun

[59] Musa da: -Bulusma zamanımız, bayram gunu ve insanların bir araya toplandıgı kusluk vaktidir, dedi

[60] Firavun dondu ve butun hilelerini topladı, sonra geldi

[61] Musa onlara: -Yazıklar olsun size! Allah’a karsı yalan uydurmayın. Sonra bir azapla sizi yok eder. Elbette safsatacı iftira eden, husrana ugrar

[62] Sihirbazlar durumlarını aralarında tartısarak gizlice fısıldastılar

[63] Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan cıkarmak ve ornek olan yolunuzu da yok etmek istiyor, dediler

[64] Bu sebeple tuzaklarınızı bir araya getirin sonra da sırayla gelin. Bu gun galip gelen zafere ermistir

[65] Ey Musa, dediler, ya sen at, ya da ilk atan biz olalım

[66] Buyrun siz atın, dedi. Bunun uzerine ipleri ve degnekleri sihirleri sebebiyle ona sanki gercekten yuruyorlarmıs gibi gorundu

[67] Bu yuzden Musa icinde bir korku hissetti

[68] Korkma, suphesiz sen daha ustunsun, dedik

[69] Sag elindekini at, onların yaptıgını yutsun. Yaptıkları ancak sihirbaz oyunudur. Sihirbaz nerede olursa olsun kesinlikle kurtulusa eremez

[70] Sonunda sihirbazlar secdeye kapanıp: -Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik, dediler

[71] Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Demek ki o size sihri ogreten buyugunuzdur. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kestirecegim ve sizi hurma dalına asacagım! O zaman goreceksiniz hangimizin azabı daha siddetli ve kalıcı imis

[72] Seni, bize gelen apacık mucizelere ve bizi yaratana ustun tutmayacagız. Ne hukum verirsen ver, sen ancak bu dunya hayatında hukum verebilirsin, dediler

[73] Biz, Rabbimize iman ettik ki gunahlarımızı ve senin bize zorla yaptırdıgın sihri bagıslasın. Allah, en hayırlı ve en bakidir

[74] Kim Rabbine suclu olarak gelirse, onun icin cehennem vardır, orada ne olur ne de yasar

[75] Kim de mumin ve dogruları yapmıs olarak gelirse, iste onlar icin de en yuksek dereceler vardır

[76] Icinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktıgı Adn cennetleri vardır. Iste bu arınanların mukafatıdır

[77] Musa’ya: -Kullarımı geceleyin yola cıkar, onlara denizde kuru bir yol ac, (batmaktan ve dusmanların yetismesinden) korkma, endisen olmasın! diye vahyetmistik

[78] Firavun askerleriyle onları takip etti. Denizden onları kaplayacak olan su kaplayıverdi

[79] Firavun, kavmini saptırmıs dogru yolu gostermemisti

[80] Ey Israilogulları! Sizi dusmanlarınızdan kurtardık. Tur’un sag tarafını size vaadettik. Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik

[81] Size verdigimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin. Bu hususta azgınlık etmeyin. Yoksa gazabıma ugrarsınız. Gazabıma ugrayan yok olur gider

[82] Ben, elbette, tevbe edeni ve iman edip, dogruları yapanı sonra da dogru yolda yuruyeni bagıslarım

[83] Allah: -Ey Musa seni kavminden daha once gelmeye sevk eden nedir

[84] Musa: -Onlar benim izimden geliyorlar, dedi. Rabbim, hosnut olman icin acele ettim

[85] Biz, senden sonra kavmini imtihan ettik. Samiri onları saptırdı, dedi

[86] Musa kavmine kızgın ve uzgun olarak dondu. -Ey Kavmim, dedi, Rabbiniz size guzel bir vaatte bulunmadı mı? Aradan cok uzun bir zaman mı gecti yoksa; Rabbinizin gazabına ugramayı istediniz de bana verdiginiz sozden dondunuz

[87] Onlar da: -Sana verdigimiz sozden bilerek donmedik. Fakat o kavmin sus esyasından yuk tasımıstık. Sonra Samiri´nin attıgı gibi biz de atese attık, dediler

[88] Boylece o, kendilerine boguren bir buzagı heykeli cıkardı ve: -Bu, sizin ilahınızdır, Musa’nın da ilahıdır. Fakat o unuttu, dediler

[89] Onlar, heykelin kendileriyle konusamadıgını ve onlara bir zarar da fayda da vermege gucu olmadıgını gormuyorlar mı

[90] Daha once Harun onlara: -Ey Kavmim, siz ancak onunla sınanıyorsunuz. Sizin Rabbiniz Rahman’dır. Bana tabi olun ve emrime itaat edin demisti

[91] Onlar ise: -Musa bize geri donunceye kadar buna sarılmaktan asla vazgecmeyecegiz, demislerdi

[92] Ey Harun, dedi. onların saptıklarını gordugun zaman sana engel olan neydi

[93] Bana tabi olmadın mı? Emrime karsı mı geldin

[94] Harun ise: -Ey anamın oglu dedi. Sakalımı ve basımı tutma! Ben senin, “Israilogulları´nın arasını actın, sozumu tutmadın” demenden korktum

[95] Ya senin zorun neydi ey Samiri? dedi

[96] O da: -Onların gormedikleri bir sey gordum ve elcinin izinden bir avuc avucladım ve onu attım. Iste nefsim bunu bana hos gosterdi. dedi

[97] Musa: -Defol, artık senin icin hayatta bana dokunmayın demekten baska bir sey yoktur? Bir de senin icin hic kacamayacagın bir azap gunu var. Sarılıp uzerine titredigin ilahına bak, simdi onu yakacagız sonra kullerini denize savuracagız, dedi

[98] Sizin ilahınız ancak, kendisinden baska ilah olmayan Allah’tır. O her seyi ilmiyle kusatmıstır

[99] Katımızdan sana verilmis bir zikir olarak gecmisin haberlerinden iste bu sekilde anlatıyoruz

[100] Kim ondan yuz cevirirse, kıyamet gunu o bir gunah yuklenir

[101] O yukun altında kalır. Bu kıyamet gunu onlar icin ne kotu bir yuktur

[102] Sur’a uflendigi gun, iste o gun sucluları, uyusmus bir halde bir araya toplarız

[103] Aralarında: -On gunden fazla kalmadınız, diye gizli gizli soylesirler

[104] Biz, onların soylediklerini daha iyi biliriz. En akıllıları “sadece bir gun kaldınız der”

[105] Sana daglardan soruyorlar de ki: -Rabbim onları un ufak edecektir

[106] Yerlerini de dumduz, kuru bir toprak haline getirecektir

[107] Artık orada ne bir cukur ne de bir tumsek gorebilirsin

[108] O gun hic sapmadan cagırana uyarlar, sesler Rahman’ın korkusundan kısılmıstır. Fısıltıdan baska bir sey isitemezsin

[109] O gun, Rahman’ın izin verdigi ve sozunden hoslandıgı kimselerden baskasına sefaat fayda vermez

[110] Allah, onlerindekini de; arkalarındakini de bilir. Onların ilmi bunu kavrayamaz

[111] Ve yuzler hayat sahibi, gorup gozetene donmustur. Zulum yuklenen husrana ugramıstır

[112] Mumin olarak dogruları yapan ise zulumden ve hakkının yenmesinden korkmaz

[113] Biz onu iste boyle Arapca Kur’an olarak indirdik. Belki sakınırlar veya onlara ibret olur diye tehditleri o kitapta acıkladık

[114] Gercek hukumran olan Allah, yucedir, Vahyi sana tamamlamadan once Kur’an’a / okumaya acele etme ve “Rabbim bilgimi artır!” de

[115] Daha onceleri biz, Adem’e ogut vermistik, Fakat onu unuttu. Onu azimli bulmadık

[116] Hani meleklere: -Adem icin secde edin demistik de hemen secde ettiler. Iblis ise secde etmedi, kacındı

[117] Ey Adem, bu senin ve esinin dusmanıdır. Sakın sizi cennetten cıkarmasın, yoksa sıkıntı cekersin, dedik

[118] Oysa cennette ne acıkırsın ne de acık kalırsın

[119] Ne susuzluk hissedersin ne de guneste yanarsın

[120] Sonunda seytan ona vesvese verdi: -Ey Adem dedi, Sana ebedilik sonsuzluk agacını ve yok olmayacak bir saltanat gostereyim mi

[121] Ikisi de ondan yediler, hemen avret yerleri acıldı. Uzerlerini cennet yapraklarıyla kapatmaya calıstılar. Adem Rabbine asi olmus ve saskına donmustu

[122] Sonra Rabbi, onun tevbesini kabul edip, ona dogru yolu gostererek Onu secti

[123] Hepiniz, oradan inin, birbirinize dusman olarak. Benden size bir yol gosterici gelir de kim benim rehberime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz

[124] Kim de benim zikrimden/kitabımdan yuz cevirirse, onun da dar bir gecimligi olur ve onu kıyamet gunu kor olarak hasrederiz

[125] Der ki: - Rabbim beni nicin kor olarak hasrettin? Ben, goren birisiydim

[126] Iste boyle, sana ayetlerimiz gelmisti de sen onları ihmal etmistin? Bugun sende ihmal edilirsin, der

[127] Iste, aldatılanları ve Rabbinin ayetlerini tasdik etmeyenleri boyle cezalandırırız. Ahiret azabı, daha siddetli ve daha devamlıdır

[128] Kendilerinden once nice nesiller helak etmemiz onları dogru yola sevketmedi mi? Ustelik onların yerlesim yerlerinde geziniyorlar. Suphesiz bunda akıl sahipleri icin belgeler vardır

[129] Eger, Rabbinden verilmis bir soz ve belirlenmis bir sure olmasaydı, hemen yakalarına yapısılırdı

[130] Soylediklerine sabret, gunes dogmadan once ve batmadan once ve gece saatlerinde de Rabbini hamd ederek tesbit et. Gun boyunca da tesbih et ki hosnutluga eresin

[131] Onlardan bazılarına, denemek icin verdigimiz dunya hayatının ciceklerine gozlerini dikme. Rabbinin rızkı daha guzel ve daha kalıcıdır

[132] Ailene namazı emret. Sen de onda devamlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Akibet takvanındır

[133] Bize, Rabbin’den bir mucize getirmeli degil miydi? dediler. Onlara oncekilerin kitaplarındaki acık belgeler gelmedi mi

[134] Ondan once onları azaba carptırıp yok etseydik: -Rabbimiz, bize bir peygamber gonderseydin de zelil ve rezil olmadan once senin ayetlerine uysaydık, olmaz mıydı? diyeceklerdi

[135] De ki: -Herkes basına gelecegi beklemektedir. Siz de bekleyedurun. Yakında kimin dogru yolun sahipleri ve kimin dogru yolu bulmus oldugunu goreceksiniz

Enbiyâ

Surah 21

[1] Insanların hesabı yaklasmıs olmasına ragmen onlar, gaflet icinde yuz ceviriyorlar

[2] Rab’lerinden gelen her yeni uyarıyı ancak alay ederek dinlerler

[3] Zalimler kalpleri gaflet icerisinde gizlice fısıldasıyorlar: -Bu, (Muhammed) sizin gibi bir insandan baska bir sey mi? Goz gore gore buyulenecek misiniz

[4] Peygamber: - Rabbim gokte ve yerde ne soyleniyorsa bilir. O isitendir, bilendir! dedi

[5] Hayır, dediler. Bunlar ruya sacmalıkları .. Hayır, onu o uydurmustur. Hayır, O sairdir! Haydi, onceki peygamberler gibi bize bir mucize getirsin

[6] Onlardan once, helak ettigimiz sehir halkı da iman etmemisti. Bunlar mı edecek

[7] Senden once de kendilerine vahyettigimiz adamlardan baskasını gondermedik. Kitap ehline sorun, eger bilmiyorsanız

[8] Biz onlara yemek yemez bir vucut vermedik, onlar olumsuz de degillerdi

[9] Onlara verdigimiz sozu tuttuk, onları ve dilediklerimizi kurtardık, gaflet ve cehalette diretenleri de helak ettik

[10] Size de, icinde sizin icin uyarıların yer aldıgı bir kitap indirdik. Hala, aklınızı kullanmıyor musunuz

[11] Biz zalim olan nice ulkeleri kırıp gecirdik. Onlardan sonra, baska bir toplum var ettik

[12] Azabımızı hissettikleri zaman, ondan suratle kacıyorlardı

[13] Kacmayın, icinde bulundugunuz refaha ve evlerinize donun. Belki size bir sey sorulur

[14] Eyvah bize, dediler. Biz haksızlık etmistik

[15] Bu haykırısları devam edip dururken, biz onları bicilmis ekine, sonmus ocaga cevirdik

[16] Gogu, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık

[17] Eger bir eglence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Ama bunu yapmadık

[18] Bilakis, hakkı, batılın uzerine fırlatırız, o da onun beynini parcalar, boylece batıl sonup gider. (Allah’a) isnat ettiginiz vasıflardan dolayı yazıklar olsun size

[19] Goklerde ve yerde kim varsa Allah’a aittir. O’nun katında bulunanlar, O’na kulluk etmekten buyuklenmezler ve usanmazlar

[20] Gece ve gunduz hic durmadan O’nu tesbih ederler

[21] Yoksa onlar, yeryuzunde ilahlar edindiler de onlar mı oluyu diriltecekler

[22] Oysa yerde ve gokte Allah’tan baska ilahlar olsaydı, yer de gok de bozulup giderdi. Hukumranlıgın sahibi olan Allah, onların nitelemelerinden cok yucedir

[23] O, yaptıgından hesaba cekilmez, fakat onlar hesaba cekilirler

[24] Yoksa, O’ndan baska ilahlar mı edindiler? De ki: -Kesin belgenizi getirin! Iste bu, benimle beraber olanların ve benden oncekilerin uyarısıdır. Fakat, onların cogu gercegi bilmiyorlar, ama buna ragmen yuz ceviriyorlar

[25] Senden once hic bir peygamber gondermedik ki ona: -Benden baska ilah yoktur, oyleyse bana kulluk edin! diye vahyetmis olmayalım

[26] Rahman, cocuk edindi, dediler. Hasa o bundan uzaktır. Aksine onlar degerli kullardır

[27] Sozleriyle onun onune gecmezler ve yalnız O’nun emriyle is yaparlar

[28] Allah, onların onlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah’ın razı oldugu kimseden baskasına sefaat edemezler. O’nun korkusundan tir tir titrerler

[29] Onlardan kim: -Allah’tan baska ben de ilahım! derse, Onu cehennemle cezalandırırız. Iste zalimleri boyle cezalandırırız

[30] Inkar edenler, gormez mi ki gokler ve yer birlesik iken onları (biz) ayırdık ve her seye sudan hayat sagladık. Hala inanmayacaklar mı

[31] Sarsılmasınlar diye yeryuzunde sabit daglar, yollarını bulabilsinler diye orada genis yollar yaptık

[32] Gokyuzunu de korunmus bir tavan yaptık. Buna ragmen onlar, bundaki ayetlerden yuz ceviriyorlar

[33] Geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı yaratan O’dur. Hepsi bir yorungede yuzer

[34] Senden once hic bir insanı olumsuz kılmadık. Sen oleceksin de onlar kalacaklar mı

[35] Her can olumu tadacaktır. Bir imtihan olarak sizi kotu ve iyi seylerle deneriz. Sonunda bize donduruleceksiniz

[36] Kafirler seni gorduklerinde, ancak seninle alay ederler: -Ilahlarınızı diline dolayan bu mu? derler, iste Rahman’ın zikrini/kitabını inkar edenler onlardır

[37] Insan aceleci yaratılmıstır. Size ayetlerimi gosterecegim, onun icin acele etmeyin

[38] Dogru soyluyorsanız bu vaat ne zamandır? derler

[39] O kafirler, yuzlerinden ve sırtlarından atesi engelleyemeyecekleri ve yardım da goremeyecekleri zamanı keske bilselerdi

[40] (Azap) onlara aniden gelecek ve onları dehsete dusurecektir. Onu geri cevirmeye asla gucleri yetmeyecek ve onlara muhlet de verilmeyecektir

[41] Senden onceki peygamberlerle de alay edilmis ama, alay edenleri, eglendikleri sey mahvetmisti

[42] De ki: -Gece ve gunduz sizi Rahman’dan kim koruyabilir? Buna ragmen onlar, Rablerinin zikrinden yuz ceviriyorlar

[43] Yoksa onları bizim alcaltmamızdan koruyacak ilahları mı var? Oysa o ilahları, kendilerine bile yardım edemezler. Bizden de bir yakınlık goremezler

[44] Evet, biz onlara da atalarına da gecimlikler verdik. Oyle ki, uzun sure yasadılar. Simdi onlar, yeri etrafından eksiltip durdugumuzu gormuyorlar mı? Onlar mı galip gelecekler

[45] De ki: -Sizi ancak vahiy ile uyarıyorum. Uyarıldıkları zaman ancak sagırlar cagrıyı isitmez

[46] Onlara Rabb’inin azabından bir esinti dokunsa: -Eyvah, biz gercekten haksızlık edenler idik, derler

[47] Kıyamet gunu adalet terazileri kurarız. Hic kimse bir haksızlıga ugramaz. Bir hardal tanesi agırlıgınca bile olsa onu getiririz. Hesap goren olarak biz yeteriz

[48] Musa ve Harun’a Sakınanlar icin aydınlık zikir (ogut) ve furkanı verdik

[49] Onlar, gormedikleri halde Rablerinden korkan ve kıyamet saatinden de sakınan kimselerdir

[50] Iste, bu da indirdigimiz mubarek bir zikirdir. Simdi bunu inkar mı ediyorsunuz

[51] Daha once de Ibrahim’e dogru yolu gostermistik. Biz onu biliyorduk

[52] Babasına ve kavmine: -Kendilerine baglandıgınız bu heykeller nedir? demisti

[53] Onlar ise: -Atalarımızı onlara kulluk ederken bulduk, dediler

[54] Hic kuskusuz siz ve atalarınız apacık bir sapıklık icinde bulunuyorsunuz dedi

[55] Bize gercegi mi getirdin, yoksa bizimle egleniyor musun? dediler

[56] Hayır, sizin Rabb’iniz goklerin ve yerin Rabbidir ki, onları O yaratmıstır. Ben de bunu kesin olarak bilenlerdenim

[57] Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı donup gittikten sonra putlarınıza bir tuzak kuracagım

[58] Sonunda Ibrahim hepsini paramparca edip, iclerinden buyugunu ona basvursunlar diye saglam bıraktı

[59] Ilahlarımıza bunu kim yaptı? Elbette o zalim biridir, dediler

[60] Ibrahim denilen bir gencin onları diline doladıgını duymustuk, dediler

[61] Sahitlik etmeleri icin onu halkın gozu onune getirin, dediler

[62] Dediler ki: -Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın ey Ibrahim

[63] Hayır, onu, su buyukleri yapmıstır. Eger, konusabiliyorlarsa onlara sorun, dedi

[64] Bunun uzerine kendilerine gelip: -Siz, gercekten haksızsınız dediler

[65] Sonra yine eski kafalarına donduler ve: -Onların konusamayacagını sen cok iyi bilirsin, dediler

[66] Ibrahim: -O halde Allah’ı bırakıp da size hic bir sekilde fayda ya da zarar vermeyen seylere mi kulluk ediyorsunuz? dedi

[67] Yazıklar olsun size ve Allah’tan baska kulluk ettiklerinize, hic aklınızı kullanmayacak mısınız

[68] Eger bir sey yapacaksanız, sunu yakın da, ilahlarınıza yardım edin, dediler

[69] Ey ates! Ibrahim’e karsı serin ve selamet ol! dedik

[70] Ona bir tuzak kurmak istediler. Ama onları husrana ugrattık

[71] Onu da Lut’u da alemler icin mubarek kıldıgımız yere ulastırıp, kurtardık

[72] Ve ona, Ishak’ı, ustelik bir de Yakub’u bagısladık. Her ikisini de durust kimseler kıldık

[73] Onları emrimiz uyarınca dogru yolu gosteren onderler kılıp, onlara hayır islemeyi, namazı kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi

[74] Lut’a da hikmet ve ilim verdik. Onu cirkin is yapan memleketten kurtardık. Gercekten onlar, yoldan cıkmıs kotu bir toplum idi

[75] O’nu da rahmetimize dahil ettik. Cunku o, iyi ve durust kimselerdendi

[76] Nuh’u da.. Hani o, daha once dua etmisti de, biz de ona karsılık vermistik. Onu ve ailesini buyuk sıkıntıdan kurtarmıstık

[77] Ayetlerimizi yalanlayan kavme karsı ona yardım etmistik. Cunku onlar kotu bir toplum idi, bu sebeple onların hepsini suda bogmustuk

[78] Davud ve Suleyman’ı da hatırla.. Hani onlar, bir grup insanın koyun surusunun icine girip yayıldıgı ekin hakkında hukum veriyorlardı. Biz, onların verdigi hukme de sahittik

[79] Onu Suleyman’a belletmistik. Her birine hikmet ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dagları ve kusları hizmetine verdik. Bunları yapan biz idik

[80] O’na sizi savasta koruması icin zırh yapma sanatını ogrettik. Peki siz, sukrediyor musunuz

[81] Siddetle esen ruzgarları da Suleyman’ın hizmetine sunmustuk. Ruzgar onun emriyle, bereketlendirdigimiz yere dogru eserdi. Biz her seyi biliyorduk

[82] Denize dalan ve bundan baska isleri de goren seytanları da ona boyun egdirdik. Onları gozetenler de biz idik

[83] Eyyub da: - Basıma bir bela geldi, sen merhametlilerin en merhametlisisin, diye yalvardıgı zaman

[84] Onun duasını kabul etmis ve sıkıntısını gidermistik. Ona, ailesini ve onlarla beraber, katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir ibret olarak bir katını daha vermistik

[85] Ismail, Idris ve Zulkifl de. Hepsi sabredenlerdendi

[86] Onları rahmetimize dahil etmistik. Cunku onlar dogrulardandı

[87] Zunnuna da.. Hani o, ofkeli olarak giderken, aleyhinde hukum vermeyecegimizi zannetmisti. Karanlıklar icinde seslendi: - Senden baska ilah yoktur, Sen tum noksanlıklardan yucesin. Gercekten ben, zalimlerden oldum

[88] Onun duasını kabul ettik. Onu uzuntuden kurtardık. Iste muminleri boyle kurtarırız

[89] Zekeriya da Rabbine: - Rabbim, beni tek basıma bırakma, sen mirascıların en iyisisin, diye yalvarmıstı

[90] Onun duasını kabul etmis ve ona Yahya’yı bagıslamıs, esini de dogum yapabilecek bir hale getirmistik. Onlar, hayırlarda yarısıyorlar, korku ve umit ile bize dua ediyorlardı. Bize karsı son derece saygılı idiler

[91] Irzını koruyan (Meryeme) de rahmetimizden uflemis, onu da oglunu da insanlıga bir belge kılmıstık

[92] Iste bu, sizin ummetiniz tek bir ummettir. Ben de sizin Rabbinizim, o halde bana kulluk edin

[93] Aralarındaki islerini paramparca ettiler. Hepsi bize donecektir

[94] Kim de mumin olarak dogruları yaparsa, onun cabası gozardı edilmeyecektir. Cunku biz onu yazmaktayız

[95] Helak ettigimiz bir belde halkının da (bize) donmemesi imkansızdır

[96] Ne zaman ki Yecuc ve Mecuc serbest bırakılır, her tepeden ve dereden sel gibi akarlar

[97] Iste gercek vaat yaklasmıstır. Iste o zaman kafirlerin gozleri dehsetten bakakalır: - Eyvah bize, bundan once biz gaflet icindeydik. Biz gercekten zalim kimselerdik

[98] Siz ve Allah’ı bırakıp da kulluk ettiginiz seyler, cehennemin odunusunuz. Oraya gireceksiniz

[99] Eger onlar, ilah olsaydı oraya girmezlerdi. Ama hepsi orada ebedi kalacaklardır

[100] Orada inim inim inleyecekler ve hicbir sey isitmeyeceklerdir

[101] (Yaptıklarına karsılık) Bizden iyilik odulu kazananlar ise, onlar cehennemden uzak tutulur

[102] Onun ugultusunu duymazlar. Canlarının arzu ettigi seyler icinde ebedi kalırlar

[103] O en buyuk korku bile onları uzmez. Melekler onları: -Size soz verilen gun, iste bu gundur, diyerek karsılarlar

[104] Gogu kitap durer gibi durecegimiz gun, ilk defa yaratmaya basladıgımız gibi yine onu tekrar ederiz. Soz veriyoruz, elbette bunu yapacagız

[105] Zikir (Tevrat)’den sonra Zebur’da da yeryuzune salih kullarımın mirascı olacagını yazmıstık

[106] Elbette bu (Kur’an’da) kulluk eden bir toplum icin acık bir mesaj vardır

[107] Seni ancak insanlıga rahmet olarak gonderdik

[108] De ki: -Ancak bana, ilahınızın tek bir ilah oldugu vahyolunuyor. Siz de ona teslim oldunuz mu

[109] Eger yuz cevirirlerse de ki: -Size (gercegi) dogru bir sekilde acıkladım. Size vaat edilenin yakın mı yoksa uzak mı oldugunu bilmem

[110] Suphesiz Allah, acıga vurulan sozu de gizlediginiz sozu de bilir

[111] Bilemem, belki bu sizi denemek ve bir sureye kadar faydalandırmak icindir

[112] Rabbim, dedi. Hak ile hukmet. Sizin nitelemenizden yardımına sıgınılacak Rahman olan Rabbimizdir

Hac

Surah 22

[1] Ey Insanlar, Rabbinizden korkun, cunku kıyamet sarsıntısı buyuk bir seydir

[2] Onu gordugunuz gun, her emzikli emzirdigini unutur, her hamile kadın cocugunu dusurur. Insanları sarhos olmus gorursun. Onlar sarhos degiller, fakat Allah’ın azabı siddetlidir

[3] Bazı insanlar bir ilme dayanmadan, Allah hakkında tartısıp durur ve her azgın seytana tabi olurlar

[4] Seytanın aleyhinde soyle yazılmıstır: “Kim onu dost edinirse onu saptırır ve onu cılgın ates azabına surukler.”

[5] Ey insanlar, eger, tekrar diriltileceginizden bir supheniz varsa size acıkca gosterelim diye sizi topraktan yarattık, sonra spermden, sonra embriyodan, sonra da yaratılısı belli belirsiz bir cignem etten yarattık. Diledigimizi adı konmus bir sureye kadar rahimlerde tutar ve sizi bebek olarak cıkarırız. Sonra siz yetisip, erginlik cagına gelirsiniz. Kiminizin canı alınır, kiminiz de bildigi seyleri bilmez olsun diye omrunun en duskun donemine ulastırılır. Yeryuzunu kupkuru gorursun de biz ona su indirince harekete gecer, kabarır ve her cesit guzel bitkiyi cift cift bitirir ya

[6] Iste hakkın kendisi olan Allah, oluleri de boyle diriltir. Cunku O’nun her seye gucu yeter

[7] Kıyamet saatinin geleceginde ve Allah’ın kabirlerdekileri dirilteceginde, hic suphe yoktur

[8] Insanlardan, bir ilme dayanmadan, rehber ve aydınlatıcı kitabı olmadan Allah hakkında tartısanlar vardır

[9] Allah yolundan saptırmak icin gururla salınıp, kasılır. Ona dunya hayatında rezillik vardır. Kıyamet gunu de ona yakıcı azabı tattırırız

[10] Bunlar, senin elinle yaptıgının karsılıgıdır. Yoksa Allah, kullarına karsı asla zulmedici degildir

[11] Insanlardan, Allah’a bir ucurum kenarındaymıs gibi kulluk edenler var. Eger ona bir iyilik dokunursa, onunla tatmin olur. Eger bir imtihana tabi tutularsa, yuz ustu doner. Dunya ve ahireti kaybeder. Iste apacık husran budur

[12] O, Allah’ın dısında kendisine zararı da faydası da dokunmayacak seylere yalvarır. Iste en uzak sapıklık budur

[13] Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Ne kotu yardımcı ne kotu yoldas

[14] Allah, iman eden ve dogruları yapanları, alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar. Suphesiz Allah, ne isterse yapar

[15] Kim, Allah’ın dunyada ve ahirette ona yardım edemeyecegini zannediyorsa, goge bir ip uzatsın ve sonra kesiversin. Baksın, kurdugu duzen onun ofkesini giderebilecek mi

[16] Nitekim, Kur’an’ı apacık belgeler olarak indirdik. Allah diledigine dogru yolu gosterir

[17] Suphesiz Allah, kıyamet gunu iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve musrikler arasında hukum verecektir. Suphesiz Allah her seye sahittir

[18] Goklerde ve yerde olanların, gunes, ay, yıldızlar, daglar, agaclar, canlılar ve bir cok insanın Allah’a secde ettiklerini gormuyor musun? Cogu da azabı hak etmistir. Allah kimi alcaltırsa onu yukseltecek yoktur. Allah, ne isterse yapar

[19] Iste bunlar Rab’leri hakkında tartısan iki hasımdır. Iste inkar edenler icin atesten elbiseler bicilmistir. Baslarının uzerinden kaynar su dokulecektir

[20] Onunla karınlarındakiler ve derileri eritilir

[21] Onlar icin demirden kamcılar vardır

[22] Her ne zaman oradaki kavurucu atesten cıkmak isteseler yine oraya dondurulur ve: -Yakıcı azabı tadın, denir

[23] Allah, iman eden ve dogruları yapanları alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezik ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri ise ipektir

[24] Sozun en guzeline yoneldiler .. Hamd’e layık olanın yoluna yoneldiler

[25] Kufredenlere, Allah yolundan ve yerli olsun, yolcu olsun butun insanlar icin esit kıldıgımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlara ve orada zulum ile sapıklık isteyenlere acı bir azap tattırırız

[26] Hani Ibrahim’e: - Bana hic bir seyi sirk kosma, tavaf edenler, kıyama duranlar, ruku ve secde edenler icin Beytimi temiz tut, diye Kabe’nin yerini hazırlamıstık

[27] Insanlar arasında haccı duyur. Yuruyerek ve uzak yollardan yorgun hayvanlar ustunde sana gelsinler

[28] Kendilerine faydalı olacak seyleri gorsunler, Allah’ın onlara rızık olarak verdigi hayvanları belli gunlerde, Allah’ın adını anarak kurban etsinler. Ondan hem siz yiyin hem de muhtac durumdaki fakiri doyurun

[29] Sonra da temizlensinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik-i (Kabe’yi) tavaf etsinler

[30] Iste boyle, kim Allah’ın haramlarına saygı gosterirse, Rabbinin katında bu onun iyiliginedir. Size okunandan baska, buyuk bas hayvanlar helal kılınmıstır. Oyleyse, putlardan gelen pisliklerden kacının, aslı olmayan sozden de sakının

[31] Allah’a sirk kosmayan hanifler olun. Kim Allah’a sirk kosarsa, gokten dusup de kusların kaptıgı veya ruzgarın ucuruma attıgı kimseye benzer

[32] Iste boyle, kim Allah’ın nisanelerine saygı gosterirse elbette bu, kalplerin takvasından ileri gelir

[33] Onlarda sizin icin belli bir sureye kadar faydalar vardır. Sonra Kurban yeri Beyti’l- Atik (Kabe)dir

[34] Her ummete kurban ibadeti koyduk ki, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdigi hayvanlar uzerine onun adını ansınlar. Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Oyleyse ona teslim olun. Allah’tan korkanları mujdele

[35] Onlar, Allah anıldıgı zaman kalpleri urperir. Baslarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan bagıslarlar

[36] Kurbanlık develeri, sizin icin Allah’ın nisanelerinden kıldık. Onlarda sizin icin hayır vardır. Onları keserken uzerlerine sadece Allah’ın adını anın. Kesilip yere dusunce onlardan yiyin. Isteyene de, istemeyene de yedirin. Sukredesiniz diye, onları iste boyle sizin emrinize sunduk

[37] Onların etleri ve kanları Allah’a ulasmayacaktır. Fakat, O’na sizin takvanız ulasacaktır. Size dogru yolu gosterdigi icin Rabbinizin buyuklugunu anın diye O, bunları sizin emrinize vermistir. Iyilik edenleri mujdele

[38] Suphesiz Allah, iman edenleri savunur ve hic bir hain kafiri sevmez

[39] Zulme ugrayan kimselere savasmaları icin izin verildi. Allah, onlara yardım etmeye elbette kadirdir

[40] Onlar, sadece “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri icin, haksız yere yurtlarından cıkartılmıslardır. Eger Allah’ın insanların bir kısmını, bir kısmıyla bertaraf etmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve icinde Allah’ın isminin cokca anıldıgı mescitler yıkılıp giderdi. Allah, elbette ona yardım edenlere yardım eder. Suphesiz Allah gucludur, kuvvetlidir

[41] Eger onlara yeryuzunde imkan ve guc verirsek, namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler, iyiligi emrederler, kotulugu yasaklarlar. Islerin sonu Allah’a aittir

[42] Eger seni yalanlıyorlarsa, onlardan once de Nuh, Ad ve Semud kavmi de yalanlamıstı

[43] Ibrahim’in kavmi, Lut’un kavmi de

[44] Medyen halkı da. Musa da yalanlanmıstı. Kafirlere sure tanıdım; sonra da onları yakaladım. Beni inkar nasılmıs

[45] Nice ulkeleri zalimlik ederken helak ettik. Simdi, onlar tepetakla edilmis, su kuyuları terkedilmis ve saglam sarayları bombos kalmıstır

[46] Yeryuzunde dolasmıyorlar ki kendisiyle akledecek kalpleri ve kendisiyle isitebilecek kulakları olsun?! Oysa, gozler kor olmuyor, fakat sinelerdeki kalpler koreliyor

[47] Senden, azabı acele getirmeni istiyorlar. Fakat Allah, verdigi sozden donmez. Rabbi’nin katında bir gun, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir

[48] Nice ulkeler vardır ki, zalim olmalarına ragmen ben, onlara sure tanıdım. Sonra da onları aldım. Donus banadır

[49] De ki: -Ey insanlar! Ben sizin icin ancak apacık bir uyarıcıyım

[50] Iman edip, dogruları yapanlara bagıslanma ve bol rızık vardır

[51] Ayetlerimizden alıkoymaya calısanlara ise, iste onlar da alevli atesin dostlarıdır

[52] Senden once hic bir peygamber gondermedik ki, bir seyi arzuladıgı zaman, seytan onun arzusuna vesvese karıstırmıs olmasın. Ama Allah, seytanın karıstırdıgını giderir ve Allah, ayetlerini saglamlastırır. Allah bilendir, hakimdir

[53] Seytanın karıstırdıgı, kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseleri denemek icindir. Zalimler, derin bir ayrılık icindedirler

[54] Kendilerine ilim verilenlerin, onun, Rabbinden gelen gercek bir vahiy oldugunu bilip, ona inanmaları ve onunla gonullerini baglamaları icindir. Suphesiz Allah, iman edenleri dosdogru yola iletir

[55] Kafirler ise, kendilerine o saat, ansızın gelinceye veya sonsuz bir gunun azabı catıncaya kadar ondan suphe etmeye devam ederler

[56] O gun, mulk Allah’ın’dır. Aralarında hukmu, O verecektir. Iman edip, dogruları yapmıs olanlar nimet cennetlerindedir

[57] Kafir olup, ayetlerimizi yalanlayanlar ise iste onlara, onlara alcaltıcı bir azap vardır

[58] Allah yolunda hicret edenler, sonra oldurulenler veya olenler ise, Allah onları elbette guzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Cunku Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[59] Onları hoslarına gidecek bir yere girdirecektir. Elbette Allah, bilmektedir, acele etmemektedir

[60] Iste boyle... Kim de kendisine yapılan haksızlıga o olcude karsılık verir, sonra yine kendisine saldırılırsa, elbette Allah ona yardım eder. Suphesiz Allah, cok affedici ve cok bagıslayıcıdır

[61] Iste boyle, cunku Allah, geceyi gunduze baglar, gunduzu de geceye baglar. Suphesiz Allah, isitendir, gorendir

[62] Iste bu, Allah’ın hakkın kendisi olması, O’nu bırakıp da baskalarına dua etmenin batıl olması sebebiyledir. Allah, yucedir, buyuktur

[63] Allah’ın gokten su indirmesiyle yeryuzunun yemyesil oldugunu gormuyor musun? Allah, cok lutufkar ve her seyden haberdardır

[64] Goklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Gercekten Allah, hicbir seye ihtiyacı olmayan ve ovguye layık olandır

[65] Allah’ın yeryuzundeki her seyi ve denizde O’nun emri ile akıp giden gemileri hizmetinize verdigini gormuyor musun? O’nun izni olmadıkca, gogu yerin uzerine dusmemesi icin tutuyor. Allah, insanlara karsı gercekten cok sefkatli ve merhametlidir

[66] O’dur size hayat veren sonra sizi oldurecek, sonra da yeniden diriltecek olan. Fakat insan cok nankordur

[67] Her ummete bir ibadet tarzı belirledik. Oyleyse, yerine getirmeleri gereken is hususunda seninle tartısmasınlar. Rabbine cagır/yalvar. Hic kuskusuz sen, dosdogru bir yol uzerindesin

[68] Seninle tartısırlarsa: -Ne yaptıgınızı, Allah daha iyi biliyor de

[69] Anlasmazlıga dustugunuz konularda Allah, kıyamet gunu aranızda hukum verecektir

[70] Allah’ın gokte ve yerde ne varsa bildigini bilmiyor musun? Suphesiz bu bir kitaptadır. Yine bu, Allah’a cok kolaydır

[71] Onlar, Allah’ı bırakıp, hakkında hicbir belge indirmedigi ve kendilerinin de hakkında bir bilgiye sahip olmadıkları seylere kulluk ediyorlar. Zalimler icin hic yardımcı yoktur

[72] Onlara apacık ayetlerimiz okundugu zaman, o kafirlerin yuzlerinden inkarı okursun. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: -Size bundan daha kotusunu haber vereyim mi? Ates! Allah onu kafirlere soz verdi. O, ne kotu sondur

[73] Ey insanlar, Bir ornek veriliyor, onu dinleyin! Sizin Allah’tan baska yalvardıgınız seyler birlesseler bile bir sinek dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir sey kapsa, onu ondan kurtaramazlar. Isteyen de aciz, istenen de

[74] Onlar, Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Oysa Allah gucludur, azizdir

[75] Allah, meleklerden elciler secer, tabi insanlardan da. Suphesiz Allah, isitendir, gorendir

[76] Onların onlerinde olanı da arkalarında olanı da bilir. Allah’adır islerin donusu

[77] Ey iman edenler! Ruku edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin, hayır isleyin ki kurtulusa eresiniz

[78] Allah yolunda, ona layık olacak sekilde gayret gosterin. O, sizi seckin kıldı, Dinde uzerinize bir zorluk yuklemedi. Atanız Ibrahim’in yoludur. Allah, bundan once ve bunda (Kur’an’da) size "musluman" ismini vermistir. Peygamber size sahit olsun, siz de insanlıga sahit olun diye. Oyleyse namazı kılın. Zekatı verin, Allah’a sımsıkı baglanın. Sizin mevlanız O’dur. O, ne guzel mevla ve ne guzel yardımcıdır

Mü'minûn

Surah 23

[1] Muminler, kurtulusa ermistir

[2] Onlar namazlarında husu icinde olanlardır

[3] Onlar, bos sozlerden ve islerden yuz cevirenlerdir

[4] Onlar, arınmak icin hareket edenlerdir

[5] Onlar, mahrem yerlerini koruyanlardır

[6] Ancak esleri ve cariyeleri haric, cunku bunlar, kınanmazlar

[7] Kim bundan baskasını ararsa, iste onlar da haddi asanlardır

[8] Muminler, emanetlerine ve sozlesmelerine uyanlardır

[9] Onlar, namazlarını koruyanlardır

[10] Iste onlar, varis olanlardır

[11] Onlar, Firdevs’e varis olacaklardır ve onlar, orada ebedi kalacaklardır

[12] Insanı camurun ozunden yaratmıstık

[13] Sonra onu saglam bir kalıs yerinde, bir sperm yaptık

[14] Sonra spermi empriyo haline getirdik. Empriyoyu et parcası yaptık. Et parcasından kemik yarattık. Kemige et giydirdik. Sonra onu bambaska bir varlık olarak yarattık. Yaratıcıların en guzeli olan Allah ne yucedir

[15] Sonra siz, bunun arkasından elbette oleceksiniz

[16] Sonra kıyamet gunu yeniden dirileceksiniz

[17] Sizin uzerinizde yedi kat yaratmısızdır. Yarattıklarımızdan gafil de degiliz

[18] Gokten belli bir olcuye gore su indirdik. Onu yeryuzunde tuttuk. Onu gidermeye de elbette gucumuz yeter

[19] O suyla, sizin icin hurma ve uzum bagları yetistirdik ki oralarda sizin icin bircok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz

[20] Sina Dagı’nda da yetisen, yiyenlere yag ve katık veren bir agac da (o su ile yetisir)

[21] Davarlarda da sizin icin bir ibret vardır. Karınlarında olandan size iciriyoruz, onlarda daha bircok faydalar vardır. Onların etlerini de yiyorsunuz

[22] Onların uzerinde ve gemilerde tasınıyorsunuz

[23] Nuh’u kavmine (elci olarak) gondermistik. Dedi ki: -Ey kavmim, Allah’a kulluk ediniz. O’ndan baska bir ilahınız yoktur. O halde korunmaz mısınız

[24] Kavminden ileri gelen kafirler: -Bu, sizin gibi bir insandan baska bir sey degil. Sizden ustun olmak istiyor. Eger Allah dileseydi melekleri gonderirdi. Biz, daha onceki atalarımızdan da bunu duymadık

[25] O ancak, cinlenmis bir adam, bir muddet onu gozetleyin

[26] Nuh: -Rabbim, beni yalanlamalarına karsılık bana yardım et, dedi

[27] Biz de ona soyle vahyettik: “Gozetimimiz altında bildirdigimiz gibi bir gemi yap. Buyrugumuz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten ikiser cift ve aleyhinde hukum verilmis olanlar dısında kalan aileni gemiye bindir. Zalimler icin bana bas vurma, cunku onlar bogulacaklardır.”

[28] Sen ve beraberindekiler, gemiye yerlesince: -Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun, de

[29] Ve yine soyle de: -Rabbim, beni mubarek bir yere indir. Konuklayanların en hayırlısı sensin

[30] Suphesiz bunda ayetler/belgeler vardır ve elbette biz imtihan ediyoruz

[31] Bunların ardından baska bir nesil meydana getirdik

[32] Iclerinden onlara: -Allah’a kulluk edin, sizin ondan baska bir ilahınız yoktur, sakınmaz mısınız? diyen bir peygamber gonderdik

[33] Dunya hayatında kendilerine refah verdigimiz, inkarcı ve ahirete kavusmayı yalanlayan kavminin ileri gelenleri soyle dediler: -Bu sizin gibi bir insandan baska bir sey degil. Yediginizden yiyor, ictiginizden iciyor

[34] Eger, sizin gibi bir insana itaat ederseniz, iste o zaman husrana ugrarsınız

[35] Size, olup, toprak ve kemik olduktan sonra yeniden dirileceginizi mi vaat ediyor

[36] Size vaat edilen uzak, hem de cok uzak

[37] Hayat, ancak dunya hayatıdır. Oluruz ve yasarız. Ama tekrar diriltilecek degiliz

[38] O, Allah’a karsı ancak yalan uyduran bir adamdır. Biz, ona inanacak degiliz

[39] Rabbim, dedi. Beni yalanlamalarına karsılık bana yardım et

[40] Allah: “Az sonra pisman olacaklardır” dedi

[41] Derken onları muthis bir cıglık yakaladı. Onları bir supruntu haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim

[42] Sonra onların ardından baska nesiller yarattık

[43] Hic bir toplum suresini ne one alabilir ne de geri bırakabilir

[44] Daha sonra da birbiri arkasına elciler gonderdik. Elcileri yalanladılar da biz de onları birbirine tabi kılarak yok edip, efsane haline getirdik. Yok olsun inanmayan toplum

[45] Sonra, Musa ve kardesi Harun’u ayetlerimiz ve apacık belge ile gondermistik

[46] Firavun’a ve cevresine. Ama onlar, buyuklendiler, zaten magrur bir kavim idiler

[47] Biz dediler; bizim gibi iki insana mı iman edecegiz, ustelik onların kavmi de bize kulluk ederken

[48] Bu sebeple onları yalanladılar da helak edilenlerden oldular

[49] Dogru yolu gorsunler diye Musa’ya da kitabı vermistik

[50] Meryem’in oglunu da, annesini de bir belge kıldık. O; Ikisini akar sulu, yuksek ve meskun bir yere yerlestirdik

[51] Ey peygamberler, temiz seylerden yiyin ve dogruları yapın. Cunku ben ne yaptıgınızı bilirim

[52] Iste bu, onderliginiz, tek bir onderliktir ve ben de sizin Rabbinizim, o halde benden korkun

[53] Islerini aralarında boluk boluk ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla ferahlıyor

[54] Bir sureye kadar onları kendi sapıklıklarıyla bas basa bırak

[55] Zannediyorlar mı ki kendilerine mal ve ogullar sunduk diye

[56] Iyiliklerde onlara acele davranıyoruz. Hayır, onlar, ne yaptıklarının farkında degiller

[57] Suphesiz ki Rab’lerinin korkusundan titreyenler

[58] Rab’lerinin ayetlerine iman edenler

[59] Ve Rab’lerine sirk kosmayanlar

[60] Rab’lerine donecek oldukları icin kalpleri carparak vereceklerini verenler

[61] Iste onlar, hayırlarda yarısırlar ve en onde giderler

[62] Hic kimseye gucunun ustunde gorev yuklemeyiz. Yanımızda hakkı soyleyen bir kitap vardır. Onlara asla zulmedilmez

[63] Oysa (musriklerin) kalpleri bundan gaflet icindedir ve onların yapmakta oldukları daha baska isler de vardır

[64] En sonunda onların zenginlerini ve liderlerini azapla yakaladıgımız zaman, hemen feryadı basarlar

[65] Feryat etmeyin, bugun; cunku siz bizden kurtulamazsınız

[66] Ayetlerim size okunuyordu; ama siz ona arkanızı donuyordunuz

[67] Ona kafa tutarak, eglence edinip, hezeyanlar savurarak

[68] Soyleneni hic dusunmediler mi? Yoksa onlara, onceki atalarına gelmemis bir sey mi geldi

[69] Yoksa peygamberlerini tanıyamadılar da bunun icin mi inkar ediyorlar

[70] Yoksa: “Onda bir delilik var” mı diyorlar? -Hayır! O, onlara hakkı getirdi. Ama onların cogu haktan hoslanmıyorlar

[71] Eger hak onların keyfine uysaydı; gokler, yer ve her ikisinin de icindekiler bozulup giderdi. Oysa, biz onlara uyarılarını verdik. Fakat, onlar uyarılarından yuz ceviriyorlar

[72] Yoksa sen onlardan bir ucret mi istiyorsun? Rabbinin ucreti daha iyidir. Rızık verenlerin en iyisi O’dur

[73] Aslında sen onları dosdogru yola cagrıyorsun

[74] Fakat, ahirete inanmayanlar, yoldan sapan kimselerdir

[75] Eger onlara acıyıp, baslarındaki sıkıntıyı gidermis olsaydık bile yine onlar azgınlıklarında inat ederdi

[76] Gercekten biz onları azaba tuttuk da yine Rab’lerine karsı uslanmadılar. Yalvarıp yakarmazlar da

[77] Onların uzerine siddetli bir azap kapısı acana kadar... Iste o zaman umitsizlige dusuverirler

[78] Sizin icin kulaklar, gozler ve gonuller vareden O’dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[79] Sizi yeryuzunde yaratıp, yayan O’dur. O’nun huzurunda toplanacaksınız

[80] Dirilten de olduren de O’dur. Gece ve gunduzun ardarda gelmesi de O’na baglıdır. Hala, aklınızı kullanmıyor musunuz

[81] Aksine, evvelkilerin dedikleri gibi dediler

[82] Olup, toprak ve kemik haline geldigimiz zaman mı, biz yeniden diriltilecegiz? dediler

[83] Bu, bize ve babalarımıza daha once de vaat edilen eskilerin masallarından baska bir sey degildir

[84] De ki: -Yeryuzu ve icindekiler kime aittir, eger biliyorsanız

[85] Allah’a aittir, diyecekler. -Ee, peki dusunmez misiniz? de

[86] Yedi gogun Rabbi kimdir? Ya buyuk hukumranlıgın Rabbi? de

[87] “Allah’tır!” diyecekler. -Ee, O’ndan korkmuyor musunuz? de

[88] Her seyin mulkiyetini elinde bulunduran, koruyan fakat korunma ihtiyacı olmayan kimdir? Eger biliyorsanız soyleyin de

[89] “Allah’tır” diyecekler. “Oyleyse nasıl aldatılıyorsunuz?” de

[90] Dogrusu onlara gercegi getirdik, fakat onlar yalancıdırlar

[91] Allah, cocuk edinmedi. O’nun yanında baska bir ilah yoktur. Eger olsaydı, her ilah yarattıgı ile gider ve elbette biri, digerine ustun gelirdi. Isnat ettikleri vasıflardan munezzehtir Allah

[92] O, gizliyi de acıgı da bilendir, onların kostukları sirklerden cok yucedir

[93] De ki: -Rabbim, onlara vaat edileni eger bana gostereceksen

[94] Rabbim, o zaman beni zalim toplum icinde bulundurma

[95] Suphesiz biz, onlara vaat ettigimiz (azabı) sana gostermeye kadiriz

[96] Sen, kotulugu en guzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, cok daha iyi biliriz

[97] Ve de ki: -Rabbim, seytanların kıskırtmalarından sana sıgınırım

[98] Onların yanımda bulunmalarından da sana sıgınırım Rabbim

[99] Onlardan birine olum gelince; -Rabbim, beni geri dondur der

[100] Belki ben, terkettigim dogru isleri yaparım. Asla, o sadece soyleyenin bir sozudur. Onların arkalarında yeniden diriltilecekeri gune kadar bir engel vardır

[101] Sur’a uflendigi zaman, iste o gun, aralarında soy bagı kalmaz, birbirlerinden birsey de isteyemezler

[102] Kimlerin tartıları agır gelirse, iste onlar kurtulusa ermislerdir

[103] Kimlerin de tartıları hafif gelirse, iste onlar da kendilerini husrana ugratanlardır, cehennemde ebedi kalacaklardır

[104] Ates onların yuzlerini yalayacak ve disleri sırıtıp kalacaktır

[105] Ayetlerim size okunmamıs mıydı? Siz de onları yalanlamamıs mıydınız

[106] Onlar da: -Rabbimiz. Isyankarlıgımız bizi yendi ve sapık bir kavim olduk

[107] Rabbimiz, bizi atesten cıkar. Eger yine donersek, biz gercekten zalimleriz, derler

[108] Kesin sesinizi, orada, benimle konusmayın

[109] Cunku kullarımdan bir grup: -Rabbimiz, iman ettik, bizi bagısla, bize merhamet et, merhamet edenlerin en hayırlısı sensin! derlerdi

[110] Siz ise size benim zikrimi unutturana kadar onlarla alay ederdiniz. Siz onlara gulerdiniz

[111] Bugun sabrettikleri icin onları odullendirdim. Kurtulusa ermis olanlar, iste onlardır

[112] Yeryuzunde kac yıl kaldınız? dedi

[113] Bir gun veya gunun bir kısmı kadar kaldık, sayanlara sor dediler

[114] Cok az bir sure kaldınız, keske bilseydiniz dedi

[115] Sizi, bos yere yarattıgımızı ve bize dondurulmeyeceginizi mi sandınız

[116] Kendisinden baska ilah olmayan, gercek hukumdar, serefli tahtın Rabbi olan Allah, cok yucedir

[117] Kim Allah ile beraber, varlıgına hicbir belge bulunmayan baska bir ilaha dua ve kulluk ederse, onun hesabı ancak Rabbinin yanındadır. Cunku kafirler kurtulusa eremez

[118] De ki: -Rabbim, bagısla ve merhamet et! Merhametlilerin en hayırlısı sensin

Nûr

Surah 24

[1] Bir sure ki onu indirip, farz kıldık. Dusunup ogut alasınız diye onda apacık ayetler indirdik

[2] Zina eden kadın ve zina eden erkegin her birine yuz degnek vurun. Allah’a ve ahiret gunune iman ediyorsanız, Allah’ın dini konusunda sizi bir acıma tutmasın. Onlara verilen cezaya da muminlerden bir grup sahit olsun

[3] Zinakar adam ancak zinakar veya musrik kadınla evlenebilir. Zinakar bir kadın da ancak zinakar ve musrik bir erkekle evlenebilir. Bu muminlere haram kılınmıstır

[4] Namuslu kadınlara iftira atan sonra da dort sahid getiremeyen kimselere seksen degnek vurun. Ve bir daha onların sahidliklerini kabul etmeyin. Iste onlar fasıklardır

[5] Ancak bundan sonra, tevbe edenler ve hallerini duzeltenler harictir. Suphe yok ki Allah, cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[6] Eslerine zina isnadında bulunan ve kendilerinden baska sahidleri olmayan kimselerden her birinin sahitligi, dogru soyledigine dair Allah’a dort defa yemin etmesiyle yerine gelir

[7] Besincisi, eger yalan soyledi ise Allah’ın lanetinin kendi uzerine olmasını dilemektir

[8] Kocasının yalan soyledigine dair dort defa Allah’ı sahit tutması kadından cezayı dusurur

[9] Besincisi, kocası dogru soyluyorsa Allah’ın gazabının kendi uzerine olmasını istemesidir

[10] Ya uzerinizde Allah’ın lutfu ve rahmeti olmasaydı? Allah tevbeleri kabul edendir, hakimdir

[11] O iftirayı yapanlar icinizden bir topluluktur. Bunu kendiniz icin kotu sanmayın. Aksine o, sizin icin hayırlı olmustur. Onlardan her biri icin gunah olarak kazandıkları seyler vardır. En buyuk azap da onlardan elebasılık yapanadır

[12] Onu isittiginiz zaman, mumin erkek ve mumin kadınların kendilerince iyi niyette bulunup “Bu, apacık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi

[13] Iftira atanların da dort sahid getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki onlar, sahidleri getirmediler, o halde onlar, Allah katında yalancıdırlar

[14] Eger Allah’ın size dunyada ve ahirette iyilikleri ve rahmeti olmasaydı, icine daldıgınız bu iftirada size buyuk bir azap dokunurdu

[15] Hani siz, onu dilinize dolamıs ve hakkında bir bilginiz olmayan seyi agzınızda soyluyordunuz. Siz onu onemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında cok buyuktur

[16] Onu duydugunuz zaman “Bu konuda konusmak bize yakısmaz. Hasa, bu buyuk bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi

[17] Eger mumin iseniz, boyle bir seye bir daha asla donmemeniz icin, Allah size ogut veriyor

[18] Ve Allah size ayetlerini acıklıyor. Allah, alimdir, hakimdir

[19] Iman edenler arasında fuhsun yayılmasını arzu edenlere, dunya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[20] Ya uzerinizde Allah’ın lutfu ve merhameti olmasaydı? Veya Allah cok sefkatli ve merhametli olmasaydı

[21] Ey inananlar, seytanın adımlarına uymayın. Kim seytanın adımlarına uyarsa, suphesiz o, fuhsu ve kotulugu emreder. Eger size Allah’ın lutfu ve merhameti olmasaydı, icinizden hicbiri ebedi olarak temize cıkamazdı. Fakat, Allah, diledigini temize cıkarır. Allah, isitendir, bilendir

[22] Icinizden faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte kusur etmesinler. Ihtiyaclarından fazla olanı versinler, affetsinler. Allah’ın sizi bagıslamasını istemiyor musunuz? Allah, bagıslayan, merhamet edendir

[23] Namuslu, hicbir seyden habersiz mumin kadınlara iftira atanlar, dunya ve ahirette lanetlenmislerdir. Onlara buyuk bir azap vardır

[24] O gun, dilleri, elleri ve ayakları yapmıs oldukları seylere, aleyhlerinde sahitlik ederler

[25] O gun, Allah onlara hak ettikleri cezayı verir. Onlar, Allah’ın hakkın ta kendisi oldugunu bilecekler

[26] Kotu kadınlar, kotu erkeklere, kotu erkeklerde kotu kadınlara mahsustur. Iyi kadınlar iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara layıktır. iste onlar kotulerin soylediklerinden uzaktırlar. Onlar icin bagıslanma ve bol rızık vardır

[27] Ey iman edenler! Evlerinizden baska evlere izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Eger dusunecek olursanız bu sizin icin daha hayırlıdır

[28] Eger orada hic kimseyi bulamazsanız, size izin verilene kadar oraya girmeyin. Sayet size geri donun denilirse, geri donun. Bu, sizin icin daha temizdir. Allah, yaptıklarınızı bilir

[29] Icinde esyanız bulunan ve oturulmayan bos evlere girmenizde size bir gunah yoktur. Allah, acıga vurdugunuzu da, gizlediginizi de bilir

[30] Mumin erkeklere soyle, gozlerini cevirsinler, sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar. Bu kendileri icin daha temizdir. Allah, yaptıklarınızdan suphesiz haberdardır

[31] Mumin kadınlara da soyle, bakıslarını sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar. Acıkta olan kısmı haric zinetlerini gostermesinler. Basortuleri ile yakalarının uzerini de kapatsınlar. Suslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, ogulları, kocalarının ogulları, kendi kardesleri, kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogulları, kendisi gibi kadınlar, kendi cariyeleri, erkekligi kalmamıs hizmetcileri, kadınların mahrem yerlerini henuz bilmeyen cocuklardan baskasına gostermesinler. Gizledikleri suslerinin bilinmesi icin ayaklarını yere vurmasınlar. -Ey muminler, kurtulusa ermek icin hep birden Allah’a tevbe edin

[32] Icinizden bekarları, kole ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eger fakir iseler, Allah, onları lutfu ile zenginlestirir. Allah, kusatıcıdır, alimdir

[33] Evlenme imkanı bulunmayanlar, Allah’ın lutfundan kendilerini zenginlestirinceye kadar namuslarını korusunlar. Kolelerinizden hur olmak icin bedel vermek isteyenlerin, eger onlarda bir hayır goruyorsanız, bedel vermelerini kabul edin. Allah’ın size verdigi maldan onlara verin. Dunya hayatının gecici menfaatini elde etmek icin, namuslu kalmak istemelerine ragmen cariyelerinizi fuhsa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, suphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra da bagıslayıcı ve merhametlidir

[34] Size apacık ayetler, sizden once gecenlerden ornekler ve takva sahipleri icin de ogutler indirmisizdir

[35] Allah goklerin ve yerin aydınlatıcısıdır. O’nun aydınlatmasının ornegi, icinde ısık bulunan bir kandil yuvası gibidir. O ısık bir cam icindedir. Cam sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Doguya da batıya da ait olmayan mubarek zeytin agacından yakılır. Ona ates degmese bile neredeyse yagı ısık verecek. Nur ustune nur! Allah diledigi kimseyi nuruna yoneltir. Allah, bu ornekleri insanlar icin veriyor. Allah, her seyi hakkıyla biliyor

[36] (O lamba) Allah’ın yukseltilmesine ve orada isminin anılmasına izin verdigi evlerde/mescidlerdedir. Orada, sabah aksam O’nu tesbih ederler

[37] Ticaretin, alısverisin, kendilerini Allah’ın zikrinden, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyamadıgı adamlar... Onlar, gonullerin ve gozlerin ters donecegi bir gunden korkarlar

[38] Allah, onları yaptıklarının en guzeli ile mukafatlandıracak, onlara katından fazla fazla verecektir. Allah, diledigine hesapsız rızık verir

[39] Kufredenlere gelince, onların calısmaları engin collerdeki serap gibidir. Susayan kimse onu su sanır. Fakat yanına vardıgı zaman hic bir sey bulamaz. Orada Allah’ı bulur, O da onun hesabını gorur. Allah, hesabı cabuk gorendir

[40] Veya engin bir denizdeki karanlıklar gibidir. Onun ustunu bir dalga orter. Onun ustunu de baska bir dalga. Onun da ustunde bir bulut vardır. Karanlıklar ustunde karanlıklar. Elini cıkarsa, neredeyse onu bile goremez. Allah’ın nur vermedigi kimsenin asla bir nuru olamaz

[41] Gormuyor musun ki, goklerde ve yerde olanlar, dizi dizi ucan kuslar, Allah’ı tesbih ederler. Hepsi de kendi duasını ve tesbihini bilir. Allah da onların yaptıklarını bilir

[42] Goklerin ve yerin mulku Allah’ındır. Donus de Allah’adır

[43] Gormuyor musun ki Allah, bulutları suruyor, sonra bir araya getirip, ust uste yıgıyor. Iste o zaman aralarından yagmurun cıktıgını gorursun. Gokten, icinde dolu bulunan daglar gibi bulutlar indirir de, bu doluyu diledigine isabet ettirir. Dilediginden de uzak tutar. Simsegin parıltısı ise neredeyse gozleri kamastırır

[44] Allah, gece ve gunduzu ters cevirir. Dogrusu gozleri olanlar icin bunda ibretler vardır

[45] Allah, butun canlıları sudan yarattı. Bunlardan bir kısmı karnı uzerinde yurur. Kimi iki ayakla yurur, kimi de dort ayakla yurur. Allah diledigini yaratır. Suphesiz ki Allah’ın herseye gucu yeter

[46] Apacık ayetler indirmisizdir. Allah, diledigi kimseyi dosdogru yola yoneltir

[47] Allah’a ve peygamberine iman ettik, itaat ettik, diyorlar; sonra bunlardan bir grup, boyle soylemesine ragmen yuz ceviriyor. Bunlar, mumin degillerdir

[48] Aralarında hukum vermesi icin, Allah’a ve Peygamberine cagrıldıkları zaman, onlardan bir grup hemen kacar

[49] Ama hak kendilerinden yana olursa, hemen boyun egip gelirler

[50] Onların kalplerinde bir hastalık mı var; yoksa supheye mi dustuler; yoksa, Allah’ın ve peygamberinin kendilerine haksızlık yapacaklarından mı korkuyorlar? Hayır, onlar zalimler de ondan

[51] Aralarında hukum verilmek uzere Allah’a ve peygamberine cagrılan muminlerin sozu sadece “isittik ve itaat ettik”dir. Iste kurtulusa erenler bunlardır

[52] Kim Allah’a ve peygamberine itaat eder ve Allah’tan saygıyla korkar ve sakınırsa, iste kurtulusa erecek olanlar onlardır

[53] Kendilerine emir verdigin takdirde savasa cıkacaklarına var gucleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: -Yemin etmeyin! Itaatiniz malumdur, Allah ise sizin yaptıklarınızdan haberdardır

[54] De ki: -Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. Eger yuz cevirirseniz, onun (yuklendigi) sorumluluk kendisine, sizin sorumlulugunuz da size aittir. Eger ona itaat ederseniz, dogru yolu bulursunuz. Peygamberin gorevi acıkca teblig etmekten baska bir sey degildir

[55] Allah, sizden iman eden ve dogruları yapanlara, kendilerinden oncekileri hukumran kıldıgı gibi, onları da yeryuzune halifeler kılacagını vaat etmistir. Kendileri icin hosnut oldugu dinlerini guclendirecek, korkularını guvene cevirecektir. Cunku onlar yalnız bana kulluk ederler, bana hicbir seyi sirk kosmazlar. Bundan sonra kim kufrederse, iste onlar, fasık olanlardır

[56] Namazı dosdogru kılın, zekatı verin ve Peygamber’e itaat edin ki rahmete kavusturulasınız

[57] Kufredenlerin yeryuzunde kacıp kurtulacaklarını sanma. Onların barınakları atestir. Ne kotu donus

[58] Ey Iman edenler! Kole ve cariyeleriniz ve icinizden erginlik cagına erismemis olanlar, sizden uc kez izin istesinler: Sabah namazından once, ogle sıcagında, soyundugunuz vakit ve yatsı namazından sonra... Bunlar sizin cıplak olabileceginiz uc vakittir. Bunun dısındaki vakitlerde sizin yanınıza girip cıkmalarında ne size ne de onlara bir gunah yoktur. Allah, size ayetlerini iste boyle acıklar. Allah alimdir, hakimdir

[59] Cocuklarınızdan ergenlik cagına ulasanlar, buyuklerinin izin istedikleri gibi izin istesinler. Allah, size ayetini iste boyle acıklar. Allah, alimdir, hakimdir

[60] Evlenme umidi kalmamıs yaslı kadınların, suslerini acıga vurmaksızın dıs elbiselerini cıkarmalarında bir gunah yoktur. Ortunmeleri kendileri icin daha hayırlıdır. Allah isitendir, bilendir

[61] Kore bir gunah yoktur; topala veya hastaya da bir gunah yoktur; aynı sekilde size de evlerinizde, babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerinde, erkek kardeslerinizin evlerinde, kız kardeslerinizin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin evlerinde, anahtarları sizde olan evlerde veya arkadaslarınızın evlerinde birlikte ya da ayrı ayrı yemek yemenizde bir gunah yoktur. Evlere girdiginizde, birbirinize selam verin. Allah katından esenlik, bereket ve iyilik dileyin. Allah, aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini iste boyle acıklıyor

[62] Muminler ancak, Allah’a ve peygamberine iman ederler, onunla birlikte bir is hususunda bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadan gitmeyenlerdir. Senden izin isteyenler, Allah’a ve Peygamber’ine iman edenlerdir. Bazı isleri dolayısıyla senden izin istedikleri zaman onlardan diledigine izin ver. Onlar icin Allah’tan bagıslanma dile. Suphesiz Allah, bagıslayıcı ve merhametlidir

[63] Peygamberin cagrısını aranızda birbirinize yaptıgınız cagrı gibi saymayın. Allah, icinizden birbirinin arkasına gizlenip, gizlice sıvısanları bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine muhalefet edenler, baslarına bir belanın gelmesinden veya acı bir azaba ugratılmalarından korksunlar

[64] Sunu iyi bilin ki; Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Sizin ne uzerinde oldugunuzu bilir. O’na dondurulecekleri gun, ne yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah, her seyi bilmektedir

Furkan

Surah 25

[1] Toplumlara uyarıcı olması icin kuluna Furkan’ı indiren ne yucedir

[2] Goklerin ve yerin hakimiyeti O’na aittir. Hic bir ogul edinmemistir ve hukumranlıgında hicbir ortagı yoktur. Her seyi O yaratmıs ve belirli bir olcuye gore takdir etmistir

[3] O’nu bırakıp hicbir sey yaratamayan, aslında kendileri yaratılmıs olan, kendileri icin bir zarar ya da fayda saglamaya da sahip olmayan, oldurmeye, hayat vermeye ve yeniden diriltip, yaymaga gucu yetmeyen ilahlar edindiler

[4] Inkar edenler: -Bu, uydurdugu bir iftiradan baska bir sey degildir. Bu hususta bir topluluk da ona yardım etmistir, dediler de zulum ve yalanı sectiler

[5] Oncekilerin masalları.. Onu birisine yazdırmıs, sabah aksam kendisine okunuyor, dediler

[6] De ki: -O’nu goklerdeki ve yerdeki sırları bilen indirmistir. Cunku O, bagıslayan ve merhamet edendir

[7] Bu ne bicim peygamber? dediler. Yemek yiyor, pazarda dolasıyor... Ona bir melek indirilseydi de onun yanında uyarıcı olsaydı ya

[8] Veya kendisine bir hazine verilseydi, veya bir bahcesi olsaydı da oradan yeseydi .. Zalimler “Siz buyulenmis bir adamdan baskasına uymuyorsunuz” dediler

[9] Bak, sana nasıl ornekler veriyorlar, sapıttılar da yolu bulamıyorlar

[10] Diledigi takdirde sana ondan daha hayırlısını, alt tarafından ırmaklar akan cennetler verebilecek ve senin icin koskler yapabilecek olan (Allah) cok yucedir

[11] Onlar zaten (Kıyamet) saatini yalanlamıslardı. Kıyameti yalanlayanlar icin alevli bir ates hazırladık

[12] Bu ates onlara uzak bir yerden gorundugu zaman, onun gurultusunu ve ugultusunu isitirler

[13] Elleri boyunlarına baglı olarak dar bir yere atıldıkları zaman, orada yok olup gitmek icin yalvarırlar

[14] Bugun bir kere yok olup gitmeyi dilemeyin. Bir cok kere yok olmayı dileyin

[15] Bu mu hayırlı, yoksa takva sahiplerine soz verilen ebedi cennet mi? Orası onlar icin bir odul ve son duraktır, de

[16] Orada istedikleri her sey sonsuza dek onlar icindir. Bu Rabbimin yerine getirecegi bir sozdur

[17] O gun Rabbin, onları ve Allah’tan baska kulluk ettiklerini bir araya toplar ve soyle der: -Su kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendileri mi yoldan saptılar

[18] Onlar da derler ki: -Seni tenzih ederiz, senden baska veliler edinmek bize yarasmaz. Fakat sen, onlara da babalarına da nimetler verdin. O derece ki zikri/kitabı onemsemediler de yok olmayı hak eden bir toplum oldular

[19] Iste soyledikleriniz de sizi yalancı cıkardılar. Artık kendinizden azabı defetmeye de yardım etmeye de gucunuz yetmez. Sizden zalimlik edenlere buyuk azabı tattırırız

[20] Senden once gonderdigimiz peygamberlerin hepsi de yemek yerlerdi ve sokaklarda yururlerdi. Sabrediyor musunuz diye bir kısmınızı, bir kısmınızla sınıyoruz. Rabbin, her seyi gorendir

[21] Bizimle karsılasmayı beklemeyenler: -Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi gormemiz gerekmez miydi? dediler. Kendi kendilerine buyuklenmisler ve buyuk bir azgınlıkla haddi asmıslardı

[22] Melekleri gordukleri gun, iste o gun gunahkarlara iyi bir haber yoktur. Melekler onlara soyle der: -Yasaktır, yasak! (butun iyiliklerden mahrumsunuz)

[23] Onların yaptıklarının hepsini ele aldık ve onları kul gibi savurduk

[24] O gun cennetlikler en hayırlı bir yurtta, en guzel bir dinlenme yerindedir

[25] O gun gok, beyaz bulutlar gibi parcalanacak ve melekler durmadan indirilecektir

[26] O gun, gercek hakimiyet Rahman’ındır. Kafirler icin pek zorlu bir gundur

[27] O gun, zalim parmaklarını ısıracak ve soyle diyecektir: -Ah ne olurdu, ben de Peygamber’le aynı yolu tutmus olsaydım

[28] Vay basıma gelene! Keske falancayı dost edinmeseydim

[29] Andolsun ki bana gelen zikir’den beni o saptırdı. Seytan, insanı yapayalnız bırakıp, rezil ediyor

[30] Peygamber: -Rabbim, dedi. Kavmim Kur’an’a ilgisiz kaldı

[31] Iste boyle her peygamber icin suclulardan dusman kıldık. Yol gosterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter

[32] Kufredenler: -Kur’an ona bir defada toptan indirilmeli degil miydi? dediler. Biz, onu senin kalbine yerlestirmek icin boyle indirdik. Onu duzenli ve yerli yerince indirdik

[33] Sana bir ornek getirmeye gorsunler, biz onun gercegini ve en iyi anlasılanını getiririz

[34] Yuzustu cehenneme toplanacak olanlar, iste onlar, yeri en kotu ve yolu en sapık olanlardır

[35] Musa’ya da kitap vermis, kardesi Harun’u da ona vezir yapmıstık

[36] Onlara: -Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin, demistik; sonra da o kavmi yerle bir etmistik

[37] Nuh Kavmi de peygamberleri yalanlamıstı da onları suda bogarak, insanlara bir ibret kılmıstık. Zalimlere acıklı bir azap hazırladık

[38] Ad’ı da, Semud’u da, Ress halkını da, bunların arasında daha bir cok nesilleri de

[39] Bunlardan her birine ornekler gostermis ve hepsini de bastan basa kırıp gecirmistik

[40] Onlar, uzerine bela yagmuru yagdırılmıs bir beldeye de ugramıslardı, onu gormediler mi? Hayır, onlar yeniden dirilisi dusunmuyorlar

[41] Seni gordukleri zaman: -Bu mu Allah’ın gonderdigi elci? diye alay etmekten baska bir sey yapmazlar

[42] Eger dayanmasaydık az kalsın bizi ilahlarımızdan saptıracaktı, derler. Onlar azabı gordukleri zaman, kimin yolunun sapık oldugunu bilecekler

[43] Arzularını ilah edinen kimseyi gordun mu? O halde sen mi koruyucu olacaksın

[44] Yoksa, onların cogunun soz dinledigini veya akıllarını kullandıgını mı sanıyorsun? Onlar ancak hayvanlar gibidirler, hatta daha da saskındırlar

[45] Rabbinin golgeyi nasıl uzattıgını gormuyor musun? Isteseydi onu durdururdu. Gunesi ona kılavuz yaptık

[46] Sonra, onu kendimize dogru yavas yavas cektik

[47] Geceyi ortu, uykuyu dinlenme ve gunduzu de yeniden hayata baslayıs yapan O’dur

[48] O’dur, rahmetinin onunde ruzgarları mujdeci olarak gonderen! Gokten tertemiz bir de su indirdik

[49] Onunla olu bir sehri diriltelim ve onunla yarattıgımız bir cok hayvanı ve insanı sulayalım

[50] Dusunsunler, ogut alsınlar diye, onu aralarında evirip cevirdik. Yine de insanların cogu nankorlukten vazgecmez

[51] Isteseydik her kasabaya uyarıcı gonderirdik

[52] O halde sen, kafirlere itaat etme ve onlara karsı Kur’an’la buyuk bir cihatla mucadele et

[53] Birinin suyu tatlı ve ic acıcı, otekinin ki tuzlu olan iki denizi birbirine katan O’dur. Ikisinin arasına bir engel, asılmayan bir sınır koymustur

[54] Bir insanı sudan yaratan ve ona soy-sop veren de O’dur. Rabbin gucludur

[55] Allah’tan baska kendilerine fayda da zarar da veremeyen seylere kulluk ediyorlar. Kafir, Rabbine karsı duranın yardımcısıdır

[56] Biz, seni ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[57] De ki: -Ben, bu goreve karsılık sizden bir ucret degil; ancak, Rabbine giden yolu tutan kimseler olmanızı istiyorum

[58] Olumsuz olan hayat sahibine guvenip baglan! Onu hamd ile tesbih et! Kullarının gunahlarından O’nun haberdar olması yeter

[59] Gokleri yeri ve bunların arasındakileri altı gunde yaratan, sonra hakimiyeti altına alan Rahman’dır. Sor bundan haberi olana

[60] Onlara: -Rahman’a secde edin, denildiginde, bu onların nefretini artırarak: -Rahman da nedir? Senin bize emrettigin seye mi secde edecegiz? dediler

[61] Gokte burclar yaratan, aralarında bir lamba ve aydınlatıcı Ay’ı yaratan ne kadar yucedir

[62] Ibret almak veya sukretmek isteyenler icin gece ile gunduzu birbiri ardına getiren de O’dur

[63] Rahman’ın kulları, yeryuzunde alcak gonullu olarak yururler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise “Selam!” deyip gecerler

[64] Onlar, gecelerini Rab’lerine secde ederek ve kıyama durarak gecirirler

[65] Onlar: -Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzaklastır, cunku onun azabı sureklidir, derler

[66] Orası ne kotu bir karargah ve konaklama yeridir

[67] Onlar, harcadıkları zaman, israf etmedikleri gibi, cimrilik de etmezler. Ikisi arasında dogru olanı yaparlar

[68] Onlar, Allah ile beraber baska bir ilaha yalvarmazlar. Allah’ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa agır cezaya ugrar

[69] Kıyamet gunu, onun azabı kat kat ve zillet icinde hep orada kalırlar

[70] Ancak tevbe edip, iman eden ve dogruları yapanlar, Allah, onların kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah, cok bagıslayan cok merhamet edendir

[71] Kim tevbe eder ve dogruları yaparsa, O, tevbesi kabul edilmis olarak Allah’a doner

[72] Onlar, yalancı sahitlik etmezler. Bos ve kotu bir seyle karsılastıkları zaman, vakarla gecip giderler

[73] Rab’lerinin ayetleri hatırlatıldıgı zaman, onlara karsı kor ve sagır davranmazlar

[74] Onlar: -Rabbimiz, bize eslerimizden ve soyumuzdan gozlerimizi aydın kılacak (iyi cocuklar) bagısla! Bizi takva sahiplerine oncu yap! derler

[75] Iste onlar, sabretmelerine karsılık cennet koskleri ile odullendirilecekler ve orada saglık ve selam ile karsılanacaklardır

[76] Orada temellidirler, O ne guzel konut ve ne guzel makam

[77] De ki: -Sizin dua ve kullugunuz olmazsa, Rabbim size ne diye deger versin? Siz onu yalan saydınız, yakında bunun cezasını goreceksiniz

Şuarâ

Surah 26

[1] Ta Sin mim

[2] Bunlar, apacık kitabın ayetleridir

[3] Mumin olmuyorlar diye neredeyse kendini mahvedeceksin

[4] Dilersek, uzerlerine gokten bir isaret indiririz de boyunları one egilip kalır

[5] Rahman’dan kendilerine gelen her yeni uyarıdan hemen yuz cevirenler oldular

[6] Onlar, inkar ettiler; ama, alay ettikleri seyin haberleri onlara gelecektir

[7] Yeryuzune hic bakmıyorlar mı? Her ciftten nice hos bitkiler bitirdik

[8] Iste bunda da bir isaret vardır. Buna ragmen onların cogu inanacak degildir

[9] Elbette Rabbin, gucludur, merhametlidir

[10] Hani Rabbin, Musa’ya: -Zalim kavme git! diye seslenmisti

[11] Firavun’un kavmine... Onlar hala sakınmayacaklar mı

[12] Rabbim, beni yalancı saymalarından korkuyorum, dedi

[13] Gogsum daralır, dilim acılmaz. Onun icin Harun’a da peygamberlik ver

[14] Ustelik onlara karsı isledigim bir de sucum var. Beni oldurmelerinden korkarım

[15] Asla (bunu yapamazlar), dedi. Ikiniz, ayetlerimle birlikte gidin, suphesiz biz, sizin yanınızdayız, isitmekteyiz

[16] Firavun’a gidin ve deyin ki: “Biz, evrenin sahibinin elcileriyiz

[17] Israilogulları´nı bizimle beraber gonder.”

[18] Firavun dedi ki: -Cocukken seni icimizde buyutmedik mi? Omrun boyunca senelerce aramızda kalmadın mı

[19] Sonunda yapacagını yaptın, Sen nankorun birisin

[20] Ben, onu yaptıgım zaman dalalet icinde olanlardan biriydim, dedi

[21] Sizden koktugum icin de kactım. Sonra Rabbim bana gercegi kavrama yetisi verdi ve beni bir elci olarak gorevlendirdi

[22] Basıma kaktıgın bu nimet, Israilogulları’nı kendine kole edinmenin bedelidir

[23] Firavun dedi ki: -Alemlerin Rabbi de nedir

[24] Goklerin, yerin ve aralarındaki her seyin sahibidir, eger gercekten anlayabilirseniz... dedi

[25] Duyuyor musunuz? dedi Firavun, etrafındakilere

[26] Musa: -O sizin de Rabbiniz, onceki atalarınızın da Rabbidir, dedi

[27] (Firavun ise:) -Size gonderilen elci elbette delidir, dedi

[28] Eger aklınızı kullanırsanız (anlarsınız ki) O, dogunun, batının ve arasındakilerin sahibi / Rabbi’dir, dedi

[29] Eger benden baska bir ilah edinirsen, seni elbette zindana atılanlardan edecegim! dedi (Firavun)

[30] Sana, apacık bir sey getirmis olsam da mı? dedi

[31] Haydi dogru soyluyorsan onu getir, bakalım! dedi

[32] Bunun uzerine Musa asasını atmıs ve o da hemen apacık bir yılan oluvermisti

[33] Elini cekip cıkardı o da bakanlara bembeyaz oluverdi

[34] Etrafındaki ileri gelenlere: “Bu, muhakkak bilgin bir sihirbaz!” dedi

[35] Sihirleriyle sizi yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz

[36] Onu ve kardesini alıkoy. Sehirlere de toplayıcılar gonder, dediler

[37] Sana butun bilgic sihirbazları getirsinler

[38] Sihirbazlar, belli bir gunde, belirlenen bir vakitte toplandılar

[39] Halka da: “Siz de toplandınız mı?” denildi

[40] Eger galip gelen sihirbazlar olursa herhalde biz de onlara uyarız

[41] Sihirbazlar geldikleri zaman, Firavun’a: -Biz galip gelirsek, bize bir odul var, degil mi? dediler

[42] Evet, dedi. Siz o zaman, gozdelerimden olacaksınız

[43] Musa sihirbazlara: -Ne atacaksanız atın! dedi

[44] Onlar da, iplerini ve degneklerini attılar ve: -Firavun’un kudretiyle elbette galip gelecekler bizleriz! dediler

[45] Musa da degnegini attıgı zaman, onların uydurdukları seyleri yutmaya basladı

[46] Bunun uzerine sihirbazlar secdeye kapandılar

[47] Evrenin sahibine iman ettik, dediler

[48] Musa’nın ve Harun’un Rabbine

[49] Ben size izin vermeden once ona iman mı ettiniz? Anlasıldı ki o, size sihri ogreten buyugunuzdur, ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kestireyim ve sizi carmıha gerdireyim de gorun siz! dedi

[50] Onlar da: -Onemli degil, zaten Rabbimize donecegiz

[51] Inananların ilki oldugumuz icin Rabbimizin gunahlarımızı bagıslayacagını umarız

[52] Musa’ya, kullarımı geceleyin yola cıkar diye vahyettik

[53] Firavun ise sehirlere toplayıcılar gonderip

[54] Onlar, kuskusuz, azınlık olan bir cemaattir

[55] Ustelik onlar bize karsı ofkelidirler

[56] Ama biz tedbirli bir toplumuz

[57] Biz de onları, bahcelerden ve pınarlardan cıkardık

[58] Hazinelerden ve serefli makamlardan

[59] Boylece, onlara Israilogullarını mirascı kıldık

[60] Gunesin dogusuyla birlikte onların pesine dustuler

[61] Iki topluluk birbirini gorunce, Musa’nın arkadasları: -Iste yakalandık, dediler

[62] Musa: -Hayır, asla! dedi. Cunku, Rabbim benimle beraberdir ve bana yol gosterecektir

[63] Iste o sırada, Musa’ya: -Asanı denize vur, diye vahyettik. O, hemen yarıldı ve her parcası koca bir dag gibi oluverdi

[64] Oraya otekilerini de yaklastırdık

[65] Musa’yı ve yanındakilerin tumunu kurtardık

[66] Sonra da, arkalarından gelenleri suda bogduk

[67] Suphesiz bunda bir “ayet/isaret” vardır. Yine de onların cogu iman etmezler

[68] Suphesiz Rabbin, guclu ve merhametli olan O’dur

[69] Onlara Ibrahim’in haberini de oku

[70] Hani, babasına ve halkına: -Neye kulluk ediyorsunuz? demisti

[71] Onlar da: -Putlara kulluk ediyoruz, onlara baglılıktan hic ayrılmayız, dediler

[72] Onlara dua ettiginiz de sizi isitiyorlar mı? dedi

[73] Ya da size faydaları veya zararları dokunuyor mu

[74] Hayır, dediler. Atalarımızı boyle yapıyor bulduk

[75] Simdi gordunuz mu nelere kulluk ettiginizi? dedi

[76] Sizin ve onceki atalarınızın

[77] Evrenin sahibinden baska, onların hepsi benim dusmanımdır

[78] Beni yaratan O’dur, bana yol gosteren O’dur

[79] Beni yediren ve iciren de O’dur

[80] Bana sifa veren

[81] Beni oldurecek olan, sonra yeniden beni diriltecek olan O’dur

[82] Kıyamet gunu gunahlarımı bagıslamasını umit ettigim de O’dur

[83] Rabbim bana kavrayıs kabiliyeti ver ve beni iyiler arasına kat

[84] Ve beni, sonrakiler icinde “dogrunun sozcusu” yap

[85] Beni nimet cennetlerinin varislerinden kıl

[86] Babamı da bagısla, cunku o, saskınlardandır

[87] Insanların yeniden diriltilecekleri gun beni rezil etme

[88] O gun, ne mal fayda verir ve ne de cocuklar

[89] Ancak kisi Allah’a tertemiz bir kalp ile gelmis ola

[90] O gun cennet, takva sahipleri icin yaklastırılmıstır

[91] Cehennem de azgınlar icin hortlatılmıstır

[92] Onlara: -Hani nerede, Allah’tan baska kendilerine kulluk ettikleriniz? Hic size yardım ediyorlar veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı? denilir

[93] Onlara: -Hani nerede, Allah’tan baska kendilerine kulluk ettikleriniz? Hic size yardım ediyorlar veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı? denilir

[94] Ve onlar, saptırıcılarla birlikte cehennemin icine tepe takla yuvarlanır

[95] Ve Iblis’in tum ordusu da

[96] Orada, birbirleriyle cekiserek, soyle derler

[97] Vallahi biz, acıkca sapıklıktaydık

[98] Cunku sizi evrenin sahibi ile esit tutmustuk

[99] Bizi hep o gunahkarlar sasırtmıstı

[100] Simdi, bir sefaatcimiz de yok

[101] Sıcak bir dost da yok

[102] Keske bizim bir hakkımız daha olsaydı da muminlerden oluverseydik

[103] Iste bunda da bir ibret vardır. Fakat onların cogu yine de iman etmezler

[104] Suphesiz Rabbin gucludur, merhametlidir

[105] Nuh’un kavmi de elcileri yalanlamıstı

[106] Kardesleri Nuh, onlara soyle demisti: “Hic Allah’tan korkmuyor musunuz

[107] Ben, sizin icin guvenilir bir elciyim

[108] Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[109] Buna karsılık sizden bir ucret de istemiyorum. Benim ucretim, ancak alemlerin Rabbine aittir

[110] Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[111] Sana ayak takımı tabi olmusken, biz sana inanır mıyız? dediler

[112] Nuh da: -Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur

[113] Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Eger anlarsanız, dedi

[114] Ben, muminleri kovacak degilim

[115] Ben, ancak apacık bir uyarıcıyım

[116] Eger buna son vermezsen ey Nuh sen gercekten taslanacaklardan olacaksın! dediler

[117] Rabbim, kavmim beni yalanladı, dedi

[118] Artık sen benimle onların arasında nasıl ayıracaksan ayır, beni ve yanımdaki muminleri kurtar

[119] Bunun uzerine biz, onu ve yanındakileri o yuklu gemide kurtulusa erdirdik

[120] Sonra geride kalanları da suda bogduk

[121] Iste bunda da bir ibret vardır. Fakat, onların cogu yine de inanacak degillerdir

[122] Suphesiz Rabbin, guclu olan, merhametli olan O’dur

[123] Ad Kavmi de peygamberleri yalanlamıstı

[124] Kardesleri Hud onlara: -Hic Allah’tan korkmuyor musunuz? demisti

[125] Ben sizin icin guvenilir bir peygamberim

[126] Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[127] Buna karsılık sizden bir ucret de istemiyorum. Benim ucretim ancak Alemlerin Rabbine aittir

[128] Siz, her tepeye bir alamet bina edip eglenir misiniz

[129] Ebedi kalacagınızı umarak saglam yapılar mı yapıyorsunuz

[130] Yakaladıgınız zaman da zorbaca tutuyorsunuz

[131] Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[132] Size bildiginiz seyleri sunandan korkun

[133] Size hayvanlar ve cocuklar sundu

[134] Bahceler ve pınarlar sundu

[135] Ben, sizin icin buyuk bir gunun azabından korkuyorum

[136] Onlar da soyle dediler: -Ogut versen de vermesen de bizim icin birdir

[137] Bu, ancak oncekilerin gelenegidir

[138] Biz, azaba ugrayacak degiliz

[139] Hud’u yalanladılar. Biz de onları yok ettik. Iste bunda bir ibret vardır. Yine de onların cogu inanacak degildir

[140] Rabbin ise, elbette guclu olan, merhametli olan O’dur

[141] Semud Kavmi de peygamberlerini yalanlamıstı

[142] Kardesleri Salih, onlara: -Hic Allah’tan korkmuyor musunuz? demisti

[143] Ben, sizin icin guvenilir bir elciyim

[144] Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[145] Bu ise karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim ancak alemlerin Rabbine aittir

[146] Siz, burada guven icinde mi bırakılacaksınız

[147] Bahcelerde, pınarlarda

[148] Ekinler ve yumusak tomurcuklu hurmalıklar icinde

[149] Dagları oyup, ustalıkla evler yapıyorsunuz

[150] Artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[151] Gafil, cahillerin emrine uymayın

[152] Onlar yeryuzunde bozgunculuk yapıyorlar, duzeltmiyorlar

[153] Sen, ancak buyulenmis birisin, dediler

[154] Sen de sadece bizim gibi bir insansın. Eger, sozlerin dogruysa bize bir mucize getir bakalım

[155] Iste su, bir devedir. Su icme hakkı belli bir gun onundur, belli bir gun sizindir, dedi

[156] Sakın ona bir kotuluk etmeyin; yoksa sizi korkunc bir gunun azabı yakalar

[157] Buna ragmen kestiler sonra da pisman oldular

[158] Cunku onları azap yakaladı. Bu olayda gercekten bir ibret vardır. Fakat onların cogu yine de iman etmis degildir

[159] Rabbin ise, elbette guclu olan, merhametli olan O’dur

[160] Lut’un kavmi de elcileri yalanlamıstı

[161] Kardesleri Lut onlara: -Hic Allah’tan korkmuyor musunuz? demisti

[162] Ben, sizin icin guvenilir bir Peygamberim

[163] Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[164] Bu isime karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim, ancak Alemlerin Rabbi’ne aittir

[165] Insanların icinde erkeklere mi yanasıyorsunuz

[166] Rabbinizin, sizin icin yarattıgı eslerinizi bırakıpta.. Gercekten siz, azgın bir toplumsunuz

[167] Ey Lut eger son vermezsen, elbette surgun edileceklerden olacaksın, dediler

[168] Ben sizin yaptıklarınızdan tiksiniyorum dedi

[169] Rabbim, beni ve yakınlarımı onların yaptıklarından kurtar

[170] Onu ve tum yakınlarını kurtardık

[171] Sadece geride kalanlar icindeki bir kocakarı haric

[172] Sonra, digerlerini yerle bir ettik

[173] Uzerlerine siddetli bir yagmur yagdırdık. Uyarılmısların yagmuru ne kotudur

[174] Iste bunda da bir ibret vardır. Fakat, onların cogu yine de inanmıs degildir

[175] Rabbin ise, elbette, guclu olan, merhametli olan O’dur

[176] Eyke halkı da peygamberleri yalanlamıstı

[177] Suayb onlara: -Hic Allah’tan korkmuyor musunuz? demisti

[178] Ben, sizin icin guvenilir bir peygamberim

[179] Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[180] Bu isime karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Benim ucretim ancak alemlerin Rabbine aittir

[181] Olcuyu tam tutun. Eksik tartanlardan olmayın

[182] Dosdogru terazi ile tartın

[183] Insanların esyalarını degerinden dusurmeyin. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak, karısıklık cıkarmayın

[184] Sizi ve daha onceki nesilleri yaratandan korkun

[185] Sen, ancak buyulenmis bir adamsın dediler

[186] Sen, sadece bizim gibi bir insansın. Gercekten senin yalancı oldugunu sanıyoruz

[187] Eger, dogru soyluyorsan haydi uzerimize gokten bir parca dusuruver

[188] Sizin yaptıklarınızı Rabbim cok iyi biliyor, dedi

[189] Onu yalanlamıslardı da, onları bulutlu bir gunun azabı yakalamıstı. O, buyuk gunun azabı idi

[190] Iste bu olayda da bir ibret vardır, fakat onların cogu yine de inanmıs degildir

[191] Rabbin ise, elbette guclu olan, merhametli olan O’dur

[192] Suphesiz bu, alemlerin Rabbinin indirmesidir

[193] Onu Cebrail indirmistir

[194] Uyarıcılardan olman icin senin kalbine

[195] Apacık Arapca ile

[196] O, onceki kitaplarda da (bildirilmistir)

[197] Israilogulları’nın bilginlerinin onu bilmeleri, onlar icin bir belge degil midir

[198] Eger onu bir yabancıya indirseydik

[199] O da onlara okusaydı, yine de ona inanmazlardı

[200] Iste boylece onu sucluların kalbine sokarız da

[201] Acı azabı gorunceye kadar yine de ona inanmazlar

[202] O azap, onlara farkında olmadıkları bir anda ansızın gelir

[203] Iste o zaman: -Acaba bize biraz daha sure tanınır mı? derler

[204] Oysa onlar, bir an once azabımız icin acele etmiyorlar mıydı

[205] Gordun mu onları senelerce nimetlendirsek

[206] Sonra da onlara vaat edilen azap gelse

[207] Nimet icinde bulunmaları onlara ne fayda saglar

[208] Uyarıcılar gondermedigimiz hicbir ulkeyi helak etmedik. Hicbir zaman zulmedici olmadık

[209] Uyarıcılar gondermedigimiz hicbir ulkeyi helak etmedik. Hicbir zaman zulmedici olmadık

[210] Kur’an’ı seytanlar indirmedi

[211] Bu onlara dusmez, buna gucleri de yetmez

[212] Cunku onlar, vahyi dinlemekten uzak tutulmuslardır

[213] Allah ile beraber baska bir ilaha yalvarma, azap gorenlerden olursun

[214] En yakın akrabanı uyar

[215] Sana tabi olan muminlere yumusak davran

[216] Eger sana isyan ederlerse, ben, sizin yaptıklarınızdan uzagım de

[217] Guclu ve merhametli olan Allah’a baglan

[218] O, seni (namaza) kalktıgın zaman da; secde edenler ile (secdeye) yatıp kalktıgın zaman da gorur

[219] O, seni (namaza) kalktıgın zaman da; secde edenler ile (secdeye) yatıp kalktıgın zaman da gorur

[220] Cunku o isitendir, bilendir

[221] Seytanların kime indigini size haber vereyim mi

[222] Onlar, her gunahkar, sahtekarlara inerler

[223] Onlar (seytanlara) kulak verirler, cogu zaten yalancıdır

[224] Ve sairler, onlara da azgınlar uyar

[225] Bilmez misin ki onlar her vadide saskın saskın dolasırlar

[226] Ve yapmadıkları seyleri soylerler

[227] Iman eden, dogruları yapan ve cokca Allah’a zikreden, zulme ugradıkları zaman kendilerini savunanlar haric. Zalimler, nasıl bir inkılapla devrileceklerini yakında ogrenecekler

Neml

Surah 27

[1] Ta Sin. Bunlar, Kur’an’ın va apacık kitabın ayetleridir

[2] Muminler icin rehber ve mujdedir

[3] Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar

[4] Ahirete inanmayanlar ise, biz onlara amellerini susledik de onlar bocalayıp dururlar

[5] Iste onlar! En kotu azap onlar icindir. Ahirette en buyuk husrana ugrayacak olanlar, onlardır

[6] Suphesiz sen, Hakim ve Alim olanın katından Kur’an’ı almaktasın

[7] Hani Musa, ailesine: -Ben bir ates gordum, oradan size bir haber getirecegim veya ısınabilecegimiz bir parca ates getiririm, demisti

[8] Oraya geldiginde: -Atesin icinde ve etrafında bulunanlar mubarek kılındı. Alemlerin Rabbi eksiklikten uzaktır diye seslenildi

[9] Ey Musa, Ben Aziz ve Hakim olan Allah’ım

[10] Degnegini at! Sanki onun bir yılan gibi hareket ettigini gorunce, arkasına bakmadan donup kactı. -Ey Musa, korkma! Benim yanımda peygamberler korkmaz

[11] Ancak zulmedenler korkar. Kotulukten sonra iyilik yolunu tutanı, ben bagıslarım, merhamet ederim

[12] Elini koynuna sok hic kusursuz, bembeyaz cıksın. Firavun’a ve kavmine olan dokuz mucizeden biri budur. Onlar, yoldan cıkmıs bir toplumdur

[13] Nitekim ayetlerimiz, gozleriyle gorecekleri sekilde, kendilerine gelince: - Bu, apacık bir sihirdir! dediler

[14] Gercegi cok iyi anladıkları halde, sırf zalimlik ve buyuklenme yuzunden inkar ettiler. Iste bak, bozguncuların sonu nasıl oldu

[15] Davud’a ve Suleyman’a da ilim vermistik. Onlar da: -Bizi, mumin kullarından coguna ustun kılan Allah’a hamdolsun, demislerdi

[16] Suleyman, Davud’a mirascı olmus ve: -Ey insanlar, bize kusların dili ogretildi ve bize her sey verildi, demisti. Iste bu apacık bir lutuftur

[17] Suleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuslardan olusan ordusu boluk boluk toplandı

[18] Karınca Vadisine geldikleri zaman, bir karınca: -Ey karıncalar, yuvalarınıza girin, Suleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler dedi

[19] Suleyman, karıncanın bu sozune gulerek tebessum edip: -Rabbim! bana ve anama babama verdigin nimetine sukretmemi ve hosnut olacagın isi yapmamı bana kolay kıl, beni rahmetinle iyi kulların arasına kat

[20] Kusları gozden gecirdi ve: -Hudhudu neden goremiyorum? dedi. Yoksa, kayıplara mı karıstı

[21] Ya bana apacık bir belge getirecek, ya da onu siddetli bir cezaya carptıracagım veya kesecegim

[22] Cok gecmeden hudhud geldi ve: -Senin bilmedigin bir seyi ogrendim ve sana Sebe’den gercek bir haber getirdim, dedi

[23] Ben, orada hukumdarlık eden bir kadın buldum. Bu kadına her sey verilmis, onun bir de kocaman tahtı var

[24] Onu ve kavmini Allah’ı bırakıp, gunese tapar buldum. Seytan onlara yaptıklarını guzel gostermis ve onları yoldan cıkarmıs, bu yuzden onlar dogru yolu goremiyorlar

[25] Onlar, ne diye goklerin ve yerin sırlarını ortaya cıkaran, gizlediginizi de acıkladıgınızı da bilen, Allah’a secde etmiyorlar

[26] Kendisinden baska ilah olmayan Allah odur ki en buyuk tahtın sahibidir

[27] Suleyman: -Dogru mu soyluyorsun, yoksa yalancılardan mısın, bakacagız, dedi

[28] Bu mektubumu gotur ve onlara ilet, sonra onlardan biraz ayrıl ve neye basvuracaklarına bak

[29] (Hudhud mektubu atınca, Sebe Kralicesi:) -Ey ileri gelenler, bana cok onemli bir mektup atıldı

[30] O, Suleyman’dan ve cok merhametli, cok sefkatli Allah’ın adıyla (baslıyor)

[31] Bana karsı buyuklenmeyin ve musluman olarak bana gelin diye yazıyor

[32] Ey ileri gelenler, bu hususta bana goruslerinizi belirtin. Siz hazır olmadıkca bir is hakkında kesin karar veremem, dedi

[33] Onlar da: -Biz guclu kuvvetli, zorba savascılarız, fakat emir senindir, ne istersen emret, dediler

[34] Krallar bir ulkeye girdikleri zaman, orayı kırıp gecirirler, halkının mevki ve makam sahiplerini alcaltırlar. Bunlar da boyle yapabilirler

[35] Ben, onlara bir hediye gonderecegim, bakalım elciler neyle geri donecekler

[36] Elci Suleyman’a geldigi zaman, Suleyman ona dedi ki: -Siz bana mal ile yardım mı edeceksiniz? Allah’ın bana verdikleri, size verdiklerinden daha hayırlıdır. Belki siz hediyenizle ogunursunuz

[37] Onlara don. Karsı koyamayacakları bir ordu ile gelmekte oldugumuzu haber ver. Onları asagılık bir halde, kucuk dusurerek oradan cıkaracagız

[38] Ey ileri gelenler, onlar teslim olup gelmeden once, onun tahtını bana hanginiz getirecek, dedi

[39] Cinlerden biri : -Ben, onu sana, sen yerinden kalkmadan once getiririm. Buna gucumun yeteceginden eminim, dedi

[40] Kitap´tan bir bilgiye sahip olan kimse ise: -Ben gozunu acıp kapayıncaya kadar onu sana getiririm, dedi. Suleyman o anda tahtı yanında gorunce, -Bu Rabbimin lutfundandır. Sukur mu edecegim, yoksa nankorluk mu yapacagım diye beni deniyor. Kim sukrederse, ancak kendisi icin sukreder, kim de nankorluk ederse, Rabbim onun sukrune muhtac degildir. O cok comerttir, dedi

[41] Tahtın seklini degistirin bakalım, onu tanıyabilecek mi; yoksa tanıyamayanlardan mı olacak? dedi

[42] Kralice geldigi zaman: -Senin tahtın boyle miydi? denildi. O da: -Sanki bu o! Daha once bize bilgi verildi ve musluman olduk, dedi

[43] Onu Allah’tan baska taptıkları alıkoymustu. Cunku o, kafir bir toplumdandı

[44] Ona, “koske gir!” denildi. Orayı gorunce derin su sandı ve etegini topladı. Suleyman: -Bu camdan yapılmıs bir kosktur, dedi. Kadın da: -Rabbim, ben kendime zulmetmisim. Suleyman’la beraber evrenin sahibi Allah’a teslim oldum, dedi

[45] Semud kavmine, Allah’a kulluk etsinler diye, kardesleri Salih’i gondermistik. Hemen birbirleriyle mucadele eden iki grup oluverdiler

[46] Salih: -Ey halkım, iyilikten once nicin kotuluge acele ediyorsunuz? Merhamet olunmanız icin, Allah’tan bagıslanma dileseniz olmaz mıydı? dedi

[47] Sen ve beraberindeki kimseler, bize ugursuzluk getirdiniz dediler. -Ugursuzlugunuz Allah katındandır. Esasında imtihan oluyorsunuz, dedi

[48] Sehirde dokuz cete vardı. Bunlar, yeryuzunu ıslah etmiyor, bozgunculuk yapıyorlardı

[49] Allah’a yemin ederek: -Onu ve ailesini geceleyin oldurelim, sonra da velisine, ailesinin yok edilisini biz gormedik gercekten dogru soyluyoruz. diyelim, dediler

[50] Onlar bir plan yaparken, biz de onlar farkında degilken bir plan yaptık

[51] Onların planlarının sonu nasıl oldu bir bak! Biz, onları ve toplumlarını toptan kırıp gecirdik

[52] Iste zulmettikleri icin harap olmus evleri!.. Bilen bir toplum icin bunda bir ibret vardır

[53] Iman edenleri ise kurtardık. Cunku onlar Allah’tan korkuyorlardı

[54] Lut da onlara: -Goz gore gore bu fuhsu mu isliyorsunuz?! diyordu

[55] Kadınları bırakıp, sehvetle erkeklere mi yanasıyorsunuz? Gercekten siz, cahillik eden bir toplumsunuz

[56] Kavminin cevabı, ancak soyle demek oldu: -Lut Ailesini ulkenizden cıkarın, Cunku onlar pek temiz kalma meraklısı insanlarmıs

[57] O’nu ve ailesini kurtardık, yalnız, geride kalanlardan olmasını takdir ettigimiz karısı haric

[58] O halkın uzerine (kahredici) bir yagmur yagdırdık. Uyarılanların yagmuru ne kotu

[59] De ki: -Allah’a hamdolsun. Onun seckin kullarına da selam! Allah mı hayırlıdır; yoksa, onların ortak kostukları mı

[60] Yoksa gokleri ve yeri yaratan, sizin icin gokten su indiren mi var? Ki o suyla ic acıcı bahceler yetistirdik. Siz onun tek bir agacını bile yetistiremezsiniz. Allah ile birlikte baska bir ilah mı var? Hayır, onlar sirke sapan bir toplumdur

[61] Yoksa yeryuzunu yerlesim yeri yapan, aralarında ırmaklar akıtan, orada sabit daglar yerlestiren, iki deniz arasına engel koyan mı var? Allah ile birlikte bir baska ilah kimdir? Hayır, Onların cogu bilmiyorlar

[62] Yoksa, onlara dua ettiginizde, darda kalana yardım eden, sıkıntıyı gideren ve sizi yeryuzunde baskalarının yerine iktidara getiren mi var? Allah ile birlikte bir baska ilah mı var? Ne kadar az dusunuyorsunuz

[63] Yoksa, karanın ve denizin karanlıklarında size yol gosteren, ruzgarı rahmetinin onunde mujdeci olarak gonderen mi var? Allah ile birlikte bir baska ilah mı var? Allah, sizin ortak kosmanızdan cok yucedir

[64] Yoksa, yaratmayı baslatan, sonra onu yeniden yaratan ve size gokten ve yerden rızık veren mi var? Allah ile beraber baska bir ilah mı var? -Eger soyledikleriniz dogruysa belgenizi getirin, de

[65] Yine de ki: -Goklerde ve yerde Allah’tan baska hic kimse gorulmeyeni bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin de farkında degillerdir

[66] Oysa onlara ahiret hakkında bilgi verilmistir. Ama onlar, suphe icindedirler ve belki de ona karsı kordurler

[67] Inkar edenler: -Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra (mezarlarımızdan) mı cıkarılacagız? dediler

[68] Bize de; daha onceki atalarımıza da bu vaat edilmisti. Ama bu, oncekilerin masallarından baska birsey degildir

[69] Yeryuzunde yuruyun ve bakın, gunahkarların sonu nasıl olmustur? de

[70] Onlar icin uzulme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya dusme

[71] Eger, dogru soyluyorsanız, bu vaat ne zaman? derler

[72] Acele istediginiz seyin bir kısmının pesinizde olması umit edilir, de

[73] Suphesiz Rabbin, insanlara karsı lutuf sahibidir. Fakat, onların cogu sukretmezler

[74] Rabbin, onların iclerinde gizlediklerini de, acıga vurduklarını da elbette bilir

[75] Gokte ve yerde gizli hicbir sey yoktur ki apacık bir kitapta olmasın

[76] Iste bu Kur’an, Israilogullarına, hakkında ayrılıga dustuklerinin cogunu anlatmaktadır

[77] Ve o, muminler icin yol gosterici ve rahmettir

[78] Rabbin onların arasında hukmunu verecektir. Guclu ve bilgili olan O’dur

[79] Oyleyse Allah’a dayan! Sen, apacık hak uzerindesin

[80] Sen, olulere duyuramazsın, arkasını donup gidenlere de cagrıyı isittiremezsin

[81] Sen, korleri sapıklıklarından dogru yola cıkaramazsın. Sen ancak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. Iste musluman olanlar onlardır

[82] Onlara verilen soz gerceklestigi zaman, yerden bir dabbe (canlı) cıkarırız da onlara konusarak; insanların gercekten ayetlerimize inanmadıklarını soyler

[83] Ve o gun, her ummetten, ayetlerimizi yalanlayanları birer grup halinde toplayıp, biraraya getiririz. Onlar da toplanırlar

[84] Hepsi geldigi zaman: -Ayetlerimi iyice kavramadıgınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz? der

[85] Zulmetmeleri sebebiyle hukum giyecekler ve bir sey de diyemeyeceklerdir

[86] Gormediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık; gunduzu de aydınlık kıldık. Iste bunda inanacak bir toplum icin isaretler vardır

[87] Sur’a ufuruldugu gun Allah’ın diledikleri dısında goklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır ve hepsi, boynu bukuk bir halde ona gelirler

[88] Dagları gorursun de yerlerinde durdugunu sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi gecip giderler. Bu, her seyi sapasaglam yapan Allah’ın yapısıdır. O, yaptıklarınızdan haberdardır

[89] Kim iyilikle gelirse, orada onun icin daha hayırlısı vardır. Onlar orada her turlu korkudan guvende olacaklardır

[90] Kim de kotuluklerle gelirse, yuz ustu cehenneme atılır. -Yapmıs olduklarınızdan baska bir seyle mi karsılık goreceksiniz

[91] (De ki:) -Ben ancak, hurmetli kılınan bu sehrin Rabbi’ne kulluk etmekle emrolundum. Her sey O’nundur. Muslumanlardan olmakla emrolundum

[92] Kur’an’a tabi olmakla da... Kim dogru yola yonelirse, ancak kendisi icin yonelir. Kim de saparsa, de ki: -Ben ancak bir uyarıcıyım

[93] Ve de ki: -Hamd Allah’a aittir. O, size ayetlerini gosterecek siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan gafil degildir

Kasas

Surah 28

[1] Ta Sin Mim

[2] Bunlar, apacık kitabın ayetleri

[3] Sana, Musa ve Firavun’un haberlerinden, inanan bir toplum icin hakkıyla okuyacagız

[4] Firavun, ulkede hakimiyeti eline aldı ve halkı sınıflara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve gucsuz bırakıyor, erkek cocuklarını, bogazlıyor, kadınlarını sag bırakıyordu. Cunku o, bozgunculardan idi

[5] Biz ise, ulkede gucsuz bırakılanlara iyilik etmek ve onları onderler yapmak ve onları oraya mirascı kılmak istiyorduk

[6] Onları ulkeye yerlestirip, Firavun, Haman ve ordularının korktuklarını onlara gostermek istiyorduk

[7] Musa’nın annesine: -Onu emzir, onun icin korktugun zaman onu nehre at. Korkma ve uzulme. Biz onu sana geri dondurecegiz ve onu peygamberlerden kılacagız, diye vahyettik

[8] Firavun ailesi onu bulup aldılar. Sonunda onlara dusman ve baslarına dert olacaktı. Cunku Firavun, Haman ve orduları suclu idiler

[9] Firavun’un Karısı: -Benim de senin de gozun aydın olsun. Onu oldurmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz, dedi. Oysa onlar isin farkında degillerdi

[10] Musa’nın annesi kalbi bombos olarak sabah etti. Muminlerden olması icin kalbini pekistirmemis olsaydık neredeyse isi acıga vuracaktı

[11] Musa’nın kız kardesine “Onu takip et” dedi. O da kimse farkına varmadan onu uzaktan gozetledi

[12] Daha onceden ona sut anneyi yasakladık. Kız kardesi: -Size, ona bakacak ve onu iyi egitecek bir aileyi gostereyim mi? dedi

[13] Boylece onu; gozu aydın olsun, uzulmesin ve Allah’ın vaadinin gercek oldugunu bilsin diye annesine geri verdik. Fakat, onların cogu bilmezler

[14] Musa ergenlik cagına ulasıp, olgunlasınca, ona, anlayıs ve bilgi verdik. Iyileri iste boyle odullendiririz

[15] O halkın haberi olmadıgı bir sırada sehre girdi ve kavga eden iki adam gordu. Birisi kendi tarafından, digeri dusmanlarından idi. Kendi tarafından olan, dusmanına karsı yardım istedi. Musa da ona bir yumruk vurdu, adam oldu. -Bu, seytanın isindendir, O, apacık yoldan saptıran bir dusmandır, dedi

[16] Rabbim, ben kendime zulmettim, Beni bagısla dedi. Allah da onu bagısladı. Nitekim O, bagıslayan ve merhamet edendir

[17] Rabbim, bana verdigin nimet icin, artık asla gunahkarlara destek olmayacagım dedi

[18] Sehirde korku icinde, etrafı gozetleyerek sabahladı. Bir de ne gorsun dun kendisinden yardım isteyen adam, yine feryat edip, yardım istiyordu. Musa ona: -Sen, azgının birisin, dedi

[19] Musa, kendilerinin dusmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: -Ey Musa, dun birisini oldurdugun gibi, beni de oldurmek mi istiyorsun? Sen, ıslah edenlerden olmayı degil, ulkede bir zorba olmayı istiyorsun, dedi

[20] Sehrin oteki ucundan bir adam kosarak geldi: -Ey Musa! dedi. Ileri gelenler seni oldurmek icin gorusme yapıyorlar. Hemen cık git! Ben, senin iyiligini isteyenlerdenim

[21] Bunun uzerine korku icinde etrafını gozetleyerek oradan cıkıp gitti. -Rabbim, dedi. Beni zalim kavimden kurtar

[22] Medyen tarafına yoneldiginde: “Rabbimin bana dogru yolu gostermesini umuyorum.” dedi

[23] Medyen suyuna vardıgı zaman, orada bir toplulugun hayvanlarını suladıgını gordu. Onların asagısında da iki kadının surusunu sudan uzak tuttugunu gordu. Meseleniz nedir dedi? -Cobanlar suyun basından ayrılmadıkca biz sulayamayız. Babamız ise cok yaslı dediler

[24] Bunun uzerine Musa, onların hayvanlarını sulayıp, bir golgeye cekilerek: -Rabbim, ben, bana indirecegin hayra muhtacım dedi

[25] Az sonra, iki kadından biri utana utana Musa’ya dogru yuruyup geldi. -Babam bizim hayvanlarımızı sulamana karsılık sana ucret vermek icin seni cagırıyor, dedi. Musa, onun yanına varınca basından gecenleri anlattı. O da: -Korkma, zalim kavimden kurtuldun. dedi

[26] Kızlarından biri: -Babacıgım, onu ucretle calıstır. Ucretle tutacagın kimselerin en iyisi, guclu ve guvenilir olan kimsedir, dedi

[27] Ben, sekiz yıl bana ucretle calısmana karsılık su iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eger bunu on yıla tamamlarsan, bu senden bir iyiliktir. Sana zorluk cıkarmak istemem. Insaallah beni, iyi ve durust kimselerden bulacaksın, dedi

[28] Musa da: -Bu, benimle senin arandadır. Bu iki sureden hangisini yerine getirirsem, bana bir haksızlık edilmesin. Allah, soylediklerimize vekildir, dedi

[29] Musa, sureyi doldurunca ailesi ile birlikte yola cıktı. Tur tarafından bir atese gozu ilisti. Ailesine dedi ki: -Durun, ben bir ates gordum. Belki ondan size bir haber veya ısınmanız icin bir kor parcası getiririm

[30] Musa oraya vardıgında, mubarek beldede, vadinin sag tarafından bir agactan: -Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah’ım! ”Degnegini yere at“, diye ses geldi. Degnegin bir yılan gibi hareket ettigini gorunce arkasına bakmadan donup kactı. -Ey Musa, gel, korkma, sen guven icindesin

[31] Musa oraya vardıgında, mubarek beldede, vadinin sag tarafından bir agactan: -Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah’ım! ”Degnegini yere at“, diye ses geldi. Degnegin bir yılan gibi hareket ettigini gorunce arkasına bakmadan donup kactı. -Ey Musa, gel, korkma, sen guven icindesin

[32] Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz cıksın. Korkudan gevseyen kollarını kendine cek. Iste bunlar, Firavun ve cevresine karsı Rabbinin iki belgesidir. Onlar, yoldan cıkmıs bir toplumdur

[33] Rabbim, dedi. Ben onlardan bir kisiyi oldurdum. Bunun icin beni oldurmelerinden korkuyorum

[34] Kardesim Harun’un dili benden daha acık. Onu da benimle gonder bana destek ve tasdik edici olsun. Cunku ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum

[35] Seni kardesinle guclendirecegiz, dedi. Ve size mucizelerimizle, onların ulasamayacagı bir ustunluk verecegiz. Siz ve size tabi olanlar galip geleceksiniz

[36] Musa onlara apacık ayetlerimizle gittigi zaman; -Bu, uydurma sihirden baska bir sey degildir. Biz, bunu onceki atalarımızda da isitmedik, dediler

[37] Rabbim, kimin kendi katından dogru yolu gostermek icin getirdigini ve ulkenin sonunda kimin olacagını daha iyi bilir. Zalimler asla kurtulusa eremezler dedi

[38] Firavun da: -Ey ileri gelenler, sizin icin benden baska ilah tanımıyorum. Ey Haman! Camur uzerine benim icin bir ates yak ve bana bir kule yap. Belki Musa’nın ilahına ulasabilirim. Cunku ben onun yalancılardan oldugunu sanıyorum, dedi

[39] O ve orduları, haksız yere yeryuzunde buyuklenmis ve bize dondurulmeyeceklerini sanmıslardı

[40] Bu sebeple biz de onu ve askerlerini yakaladık, Onları denize atıverdik. Zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

[41] Onları, atese cagıran onderler yaptık. Kıyamet gunu ise onlara yardım olunmayacaktır

[42] Bu dunyada da peslerine lanet taktık. Kıyamet gunu de onlar, igrenc kimselerden olacaklardır

[43] Onceki nesilleri helak ettikten sonra, belki dusunurler diye insanlar icin belgeler, dogru yolu gosterici ve rahmet olarak Musa’ya kitap vermistik

[44] Musa’ya emir verdigimizde sen batı tarafında degildin. Gozunle de gormedin

[45] Fakat biz, bir cok nesiller turettik. Onlar da uzun sure yasadılar. Nitekim sen, Medyen halkı icinde kalmadın onlara ayetlerimizi okumus da degildin. Ama onları biz gonderiyorduk

[46] (Musa’ya) seslendigimiz zaman Tur’un yakınında da degildin. Fakat bu kendilerine senden once bir uyarıcı gelmemis olan bir toplumu belki dusunurler diye uyarman icin Rabbinden bir rahmettir

[47] Elleriyle yaptıklarından dolayı baslarına bir musibet geldiginde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gonderseydin de, senin ayetlerine tabi olup muminlerden olsaydık” derler diye

[48] Onlara, katımızdan hak geldigi zaman: -Musa’ya verilenin bir benzeri de ona verilmeli degil miydi? dediler. Daha once Musa’ya verileni inkar etmemisler miydi? -Birbirini destekleyen iki sihirbaz, biz, onların hic birini tanımıyoruz, demediler mi

[49] De ki: -Eger dogru ve samimi iseniz, Allah katından bu iki kitaptan daha dogru bir kitap getirin de, ben de ona tabi olayım

[50] Eger sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, ancak arzularına tabi oluyorlar. Allah’ın gosterdigi dogru yolu bırakıp da arzularının pesinden giden kimseden daha sapık kim vardır? Suphesiz Allah, zalim toplumu dogru yola iletmez

[51] Andolsun ki, belki dusunurler diye, onlar icin sozu ard arda bildirdik

[52] Daha once kendilerine kitap verdiklerimiz buna da inanırlar

[53] Onlara okununca derler ki: - Ona iman ettik, cunku o Rabbimizden gelen gercektir. Biz onceden de musluman idik

[54] Iste bunlara mukafatları iki kat verilir. Cunku sabrederler ve onlar kotulugu iyilikle savarlar. Kendilerine verdigimiz rızıktan da hayra harcarlar

[55] Bos soz isittiklerinde, ondan yuz cevirirler. -Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size... Size selam olsun, bizim cahillerle isimiz yoktur, derler

[56] Sen, sevdigini dogru yola iletemezsin. Fakat, Allah, diledigini dogru yola iletir. Cunku hidayete layık olanları en iyi o bilir

[57] Eger, seninle birlikte dogru yolu tutacak olursak, ulkemizden suruluruz, dediler. Oysa biz, onları katımızdan rızık olarak verdigimiz urunlerin gelip toplandıgı emin ve saygın bir yere yerlestirmedik mi? Fakat, onların cogu bilmezler

[58] Biz, gecim bollugu icinde yasamıs fakat, hakkı kabul etmemis nice sehirleri helak ettik. Iste yerleri, onlardan sonra orada cok az oturan oldu. Onların mirascısı biz olduk

[59] Rabbin, kentlerin ana noktasında onlara ayetlerimizi okuyan bir elci gondermeden helak edecek degildir. Biz, halkı zalim olan beldelerden baskasını helak edici degiliz

[60] Size verilen her sey dunya hayatının gecimligi ve susudur. Allah’ın yanında olanlar ise daha iyi ve kalıcıdır. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[61] Kendisine, guzel bir vaatte bulundugumuz ve buna ulasan kimse, dunya hayatının gecimliginden yararlandırdıgımız, sonra kıyamet gunu husrana ugrayacak olan kimse gibi olur mu

[62] O gun, Allah onlara seslenerek: -Iddia ettiginiz ortaklarım nerede? der

[63] Hukum aleyhlerinde gerceklesmis olanlar: -Rabb’imiz, iste azdırdıklarımız onlardır. Kendimiz azdıgımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklastık, sana geldik. Zaten onlar bize de kulluk etmiyorlardı, dediler

[64] Ortaklarınızı cagırın, denir. Onları cagırırlar. Fakat onlara cevap veremezler. Cunku azabı gormuslerdir, keske dogru yola girmis olsalardı

[65] O gun Allah, onlara seslenerek: -Peygamberlere ne cevap verdiniz? der

[66] O gun, butun duyuları korlesir; birbirleriyle bile konusamazlar

[67] Tevbe eden, inanıp, dogruları yapan kimseye gelince, onun kurtulusa erenlerden olması umulur

[68] Rabbin, diledigini yaratıp, secer. Onların secme hakkı yoktur. Allah, onların ortak kostuklarından uzak ve yucedir

[69] Rabbin, onların iclerinde gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir

[70] Allah O’dur. O’ndan baska ilah yoktur. Dunyada da ahirette de hamd O’nadır. Hakimiyet de O’nundur. Ve O’na donduruleceksiniz

[71] De ki: -Allah, kıyamet gunune kadar geceyi uzerinizde devamlı kılsaydı; Allah’tan baska hangi ilah size bir ısık getirebilir? Hala, anlamıyor musunuz

[72] De ki: -Allah, kıyamet gunune kadar gunduzu uzerinizde devamlı kılsaydı; Allah’tan baska hangi ilah size icinde dinleneceginiz geceyi geri getirebilir? Hala, gormuyor musunuz

[73] Geceyi ve gunduzu, dinlenmeniz ve lutfundan rızık aramanız icin ve de sukredesiniz diye kendi rahmetiyle meydana getirdi

[74] O gun, onlara seslenip: -Iddia ettiginiz ortaklarım nerede? der

[75] Her toplumdan bir sahit cıkarırız ve: -Haydi delillerinizi getirin! deriz. Iste o zaman gercegin Allah’a ait oldugunu anlarlar. Uydurmus oldukları seyler onlardan kaybolup gider

[76] Karun, Musa’nın kavminden idi; ama onlara karsı azgınlık etti. Ona guclu bir suru adamın anahtarlarını tasımakta zorluk cektigi hazineler vermistik. Kavmi ona: -Sımarma, cunku Allah, sımarıkları sevmez, demisti

[77] Allah’ın sana verdigi seylerde ahiret yurdunu ara, dunyadaki nasibini de unutma. Allah sana nasıl verdiyse, sen de baskalarına ver. Yeryuzunde fesat cıkarmaya kalkısma! Allah, bozguncuları sevmez

[78] Ancak bunlar bana, bilgim sayesinde verilmistir, dedi. O bilmiyor mu ki Allah, ondan once, kendisinden daha guclu ve toplulukca daha cok olan nice nesilleri helak etti? Gunahkarlara sucları sorulmaz

[79] Kavminin karsısına suslu takılarıyla cıkmıstı. Dunya hayatını isteyenler: -Keske Karun’a verilen gibi bize de verilseydi. O, gercekten cok sanslı demislerdi

[80] Kendilerine ilim verilenler ise: -Yazıklar olsun size, iman eden ve dogruları yapanlar icin Allah’ın sevabı daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavusur, demislerdi

[81] Karun’u da, sarayını da yerin dibine gecirdik. O’na, Allah’a karsı yardım edecek kimse de yoktu. Kendi kendini de kurtaramadı

[82] Daha dun, onun yerinde olmayı arzu edenler: -Vay, demek ki, Allah, kullarından dilediginin rızkını genisletiyor ve diledigininkini daraltıyormus. Allah’ın bize nimetleri olmasaydı, bizi de yerin dibine gecirirdi. Vay, demek ki inkarcılar kurtulusa eremezlermis, demeye basladılar

[83] Iste ahiret yurdu! Biz onu, yeryuzunde buyuklenmeyen ve bozgunculuk istemeyenlere veririz. Sonuc, takva sahiplerinindir

[84] Kim iyilik getirirse, ona daha hayırlısı vardır. Kim de kotuluk getirirse, o kotulukleri isleyenler, ancak yaptıklarının cezasını gorurler

[85] Kur’an’ı (okumayı) sana farz kılan, seni donecegin yere dondurecektir. De ki: -Kimin dogru yolda, kimin de apacık sapıklıkta oldugunu en iyi Rabb’im bilir

[86] Sen, kitabı sana indirecegimizi ummuyordun. Ancak o, Rabbin’den bir rahmettir. Oyleyse inkarcılara arka cıkma

[87] Allah’ın ayetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Rabb’ine yalvar, musriklerden olma

[88] Allah ile birlikte bir baska ilaha yalvarma. Cunku O’ndan baska ilah yoktur. Her sey yok olacak, yalnızca O (nun tarafı) kalacaktır. Hakimiyet O’nundur. O’na donduruleceksiniz

Ankebût

Surah 29

[1] Elif Lam Mim

[2] Insanlar “iman ettik” demekle, bir imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar

[3] Biz, onlardan oncekilerini de imtihan ettik. Allah, elbette dogruları bilir. Ve elbette yalancıları da bilir

[4] Yoksa kotuluk yapanlar bizden kacabileceklerini mi sanıyorlar. Ne kotu hukum veriyorlar

[5] Kim Allah’a kavusmayı umarsa, suphesiz Allah’ın belirledigi sure gelecektir. O isitendir bilendir

[6] Kim, cihat ederse, ancak kendisi icin cihat eder, cunku Allah’ın hic kimseye ihtiyacı yoktur

[7] Iman edip, dogruları yapanların, kotuluklerini elbette ortecegiz ve onları yaptıklarının en guzeli ile odullendirecegiz

[8] Insana, anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eger seni, hakkında hic bir bilgin olmayan, seyi bana sirk kosman icin zorlarlarsa, o zaman onlara itaat etme! Donusunuz banadır. Iste o zaman size ne yapmıs oldugunuzu haber verecegim

[9] Iman edenleri ve dogruları yapanları elbette iyi kimselerin arasına katacagız

[10] Insanlardan “Allah’a iman ettik” deyip, O’nun ugrunda bir eza gordukleri zaman, insanların eziyetini Allah’ın azabıyla bir tutanlar vardır. Rabbinden bir yardım gelecek olursa, hemen “Biz sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde ne oldugunu en iyi bilen degil mi

[11] Allah, elbette iman edenleri biliyor ve elbette munafıkları da biliyor

[12] Inkarcılar, muminlere derler ki: -Bizim yolumuza uyun, sizin gunahınızı da biz tasıyalım. Onların gunahlarından hicbir sey tasıyacak degillerdir. Onlar, yalancıdırlar

[13] Onlar, kendi gunahlarını ve kendi gunahlarıyla beraber baska gunahları da tasırlar. Kıyamet gunu de uydurduklarından hesaba cekilirler

[14] Nuh’u kavmine gondermistik. Onların arasında bin seneden elli sene eksik yasadı. Sonunda, zalimlik ederlerken onları yakaladık

[15] Nuh’u ve gemide bulunanları kurtardık; bunu insanlıga bir ibret kıldık

[16] Hani, Ibrahim de kavmine soyle demisti: -Allah’a kulluk edin ve O’ndan korkun! Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır

[17] Siz, Allah’ı bırakıp, ancak uydurarak yarattıgınız putlara kulluk ediyorsunuz. Allah’tan baska kulluk ettikleriniz size bir rızık saglayamazlar, rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin, O’na sukredin. O’na donduruleceksiniz

[18] Eger yalanlarsanız, sizden onceki toplumlar da yalanlamıslardı. Peygamberin gorevi apacık duyurudan baska bir sey degildir

[19] Gormuyorlar mı ki Allah yaratmaya nasıl baslıyor. Sonra onu nasıl tekrar yeniliyor? Bu, Allah icin cok kolaydır

[20] De ki: -Yeryuzunde gezin ve yaratmanın nasıl basladıgını, sonra Allah’ın onu yeni bir yaratısla nasıl yarattıgına bakın. Kuskusuz, Allah’ın her seye gucu yeter

[21] O diledigine azap eder, diledigine rahmet eder. O’na donduruleceksiniz

[22] Sizin, yerde de gokte de kacacak bir yeriniz yoktur. Sizin Allah’tan baska sahibiniz de, yardımcınız da yoktur

[23] Allah’ın ayetlerini ve O’nunla bulusmayı inkar edenler, onlar benim rahmetimden umitlerini kesmis olanlardır. Iste bunlar icin cok acı bir azap vardır

[24] Ibrahim’in kavminin cevabı: -Onu oldurun veya onu ateste yakın! demekten baska birsey olmadı. Allah ise onu atesten kurtardı. Iste bunda inanacak bir toplum icin ibretler vardır

[25] Ibrahim soyle demisti: -Dunya hayatında siz Allah’ı bırakıp, aranızdaki sevgi ve dostluk yuzunden putlara taptınız. Sonra kıyamet gunu birbirinizi tanımayacak ve birbirinize lanet edeceksiniz. Barınagınız atestir. Sizin icin hic bir yardımcı da yoktur

[26] Lut da Ibrahim’e iman etmisti: -Ben, Rabbime hicret ediyorum, Cunku, O, gucludur, hakimdir, demisti

[27] Ibrahim’e, Ishak ve Yakub’u bagısladık; soyuna peygamberlik ve kitap verdik. O’na dunyada mukafaatını verdik, O, ahirette de iyilerdendir

[28] Lut, kavmine soyle demisti: -Siz, toplumlardan hic birinin sizden once yapmadıgı bir fuhsu isliyorsunuz

[29] Siz, erkeklere yanasıyor, yol kesiyor ve toplantılarınızda kotu seyler yapıyorsunuz, oyle mi? Kavminin cevabı ise: -Eger dogru soyleyenlerden isen, haydi bize Allah’ın azabını getir, demekten baska birsey degildi

[30] Lut: -Rabbim, fesatcı kavme karsı bana yardım et! dedi

[31] Elcilerimiz, mujde ile Ibrahim’e geldikleri zaman: -Biz, su beldeyi helak edecegiz, cunku oranın halkı zalimdir, dediler

[32] Ibrahim: -Fakat orada Lut var, dedi. -Biz, orada kimin oldugunu daha iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracagız, karısı haric. O geride kalanlardandır dediler

[33] Elcilerimiz, Lut’a geldiklerinde, onlar sebebiyle kotulenmis ve ici daralmıstı. -Korkma ve uzulme! Biz, seni ve aileni kurtaracagız. Geride kalanlardan olan karın haric

[34] Biz, bu belde halkına, yoldan saptıkları icin gokten bir azap indirecek olanlarız

[35] Aklını kullanabilen bir toplum icin, onlardan apacık belgeler bırakmısızdır

[36] Medyen’e de kardesleri Suayb’i gonderdik: -Ey kavmim, dedi. Allah’a kulluk edin ve ahiret gununu bekleyin, Yeryuzunde bozgunculuk yapıp, kargasa cıkarmayın

[37] Ama onu yalanladılar, bunun uzerine onları korkunc bir sarsıntı yakaladı ve oldukları yerde yapısıp kaldılar

[38] Ad ve Semud kavimlerini yok ettik. Onların meskenlerinden bu apacık size belli olmustur. Seytan, onlara yaptıklarını guzel gostermis ve onları yoldan cıkarmıstı. Oysa onlar gercegi gorebilirlerdi

[39] Karunu, Firavun’u ve Haman’ı (helak etti.) Musa, onlara belgelerle gelmisti. Fakat yeryuzunde buyuklendiler ama ileri gidemediler

[40] Hepsini gunahlarıyla birlikte yakaladık. Onlardan kiminin uzerine tas savuran kasırga gonderdik. Kimini bir cıglık yakaladı. Kimini de yerin dibine gecirdik, kimini de suda bogduk. Allah, onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

[41] Allah’tan baska veliler edinenlerin durumu kendine bir ev yapan orumcege benzer. Evlerin en curugu orumcegin evidir. Keske bilselerdi

[42] Allah, kendisinden baska ne tur seylere dua ettiklerini bilir. O gucludur hakimdir

[43] Iste, insanlar icin verdigimiz ornekler, ama onları bilgi sahiplerinden baskaları anlamaz

[44] Allah, gokleri ve yeri hakkıyla yarattı. Inananlar icin bunda deliller vardır

[45] Sana vahyolunan kitabı oku! Namazı kıl! Cunku namaz, ahlaksızlıktan ve kotulukten alıkor. Elbette Allah’ın zikri/kitabı en buyuktur. Allah, yaptıklarınızı bilir

[46] Kitap ehli ile en guzel sekilde mucadele et. Ancak onlardan zalim olanlar haric. Onlara soyle deyin: -Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir. Biz ona teslim olanlarız

[47] Iste sana boyle bir kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler ona inanırlar. Bunlardan da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi kafirlerden baskası bile bile inkar etmez

[48] Daha once sen, hic bir kitap okumus degildin. Onu sag elinle de yazmadın, oyle olsaydı, batılcılar suphe ederlerdi

[49] Hayır, O, bilgi verilen kimselerin gonullerinde olan apacık belgelerdir. Belgelerimizi zalimlerden baskası bile bile inkar etmezler

[50] O’na, Rabbinden bir mucize indirilmeli degil miydi? dediler. De ki: -Mucizeler sadece Allah’ın yanındadır. Ben, yalnızca apacık bir uyarıcıyım

[51] Kendilerine okunan kitabı sana indirmis olmamız, onlara yetmez mi? Cunku onda inanacak bir toplum icin rahmet ve ogut vardır

[52] De ki:-Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. O, goklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inananlar ve Allah’ı tanımayanlar ise, iste onlar, husrana ugrayacak olanlardır

[53] Senden acele azap istiyorlar. Eger belirlenmis bir sure olmasaydı elbette onlara hemen azap gelirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir

[54] Senden azabın acele gelmesini istiyorlar. Oysa, cehennem kafirleri cepecevre kusatacaktır

[55] Azap onları ustlerinden ve ayaklarının altından burudugu gun, Allah: -Yaptıgınızın cezasını tadın, der

[56] Ey iman eden kullarım! Benim arzım genistir. Oyleyse yalnız bana kulluk edin

[57] Her nefis olumu tadacaktır. Sonra da bize donduruleceksiniz

[58] Iman edenleri ve dogruları yapanları alt yanından ırmaklar akan cennetin yuksek yerlerine yerlestirecegiz. Hep orada kalacaklar. Gorevlerini yapanların mukafaatı ne guzel

[59] Ki onlar, sabrettiler ve Rab’lerine dayanmaktadırlar

[60] Nice canlılar var ki, rızıklarını kendileri elde edemezler. Allah, onları da rızıklandırır, sizi de. Isiten ve bilen O’dur

[61] Eger onlara: -Gokleri ve yeri kim yarattı? Gunesi ve Ayı kim emrine boyun egdirdi? diye sorsan, elbette: -Allah! derler. De ki: -O halde nasıl aldatılıyorsunuz

[62] Allah kullarından dilediginin rızkını genisletir, diledigininkini belli bir olcuyle verir. Allah’ın her seye gucu yeter

[63] Onlara: -Gokten su indirip, onunla kurumus yeryuzune hayat veren kimdir? diye sorsan: “Allah!” derler. De ki: -Hamd Allah’adır. Oysa, onların cogu akıllarını kullanmıyorlar

[64] Bu dunya hayatı, bir eglence ve bir oyundan baska bir sey degildir. Ahiret yurdu ise, gercek hayat odur. Bilmis olsalardı

[65] Gemiye bindikleri zaman, dini kendisine has kılarak Allah’a dua ederler. Onları kurtarıp, karaya cıkardıgı zaman hemen sirk kosarlar

[66] Kendilerine verdiklerimize nankorluk edip, dunyada gecinip gitsinler bakalım, yakında ogrenecekler

[67] Gormuyorlar mı ki, etraflarındaki insanlar, birbirini bogazlarken, biz Harem’e emniyet verdik. Hala, batıla inanıp, Allah’ın nimetlerine nankorluk mu edecekler

[68] Allah hakkında yalan uydurandan veya hak geldiginde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler icin cehennemde kalacak yer mi yok

[69] Bizim icin cihad edenlere yollarımızı acarız. Suphesiz Allah, iyi kimselerle beraberdir

Rûm

Surah 30

[1] Elif Lam Mim

[2] Rumlar pek yakın yerde yenilgiye ugradılar

[3] Yenilgiden sonra galip geleceklerdir

[4] Birkac yıl icinde.. Eninde sonunda emir Allah’ındır. O gun, muminler sevinecektir

[5] Allah’ın yardımıyla... Allah, diledigine yardım eder. O, gucludur, merhametlidir

[6] Bu Allah’ın sozudur. Allah, sozunden asla donmez. Fakat, insanların cogu bunu bilmez

[7] Onlar, dunya hayatının gorunusunu bilirler. Onlar, ahiretten gafil kimselerdir

[8] Kendi kendilerine hic dusunmuyorlar mı? Allah gokleri, yeri ve aralarındaki seyleri ancak hak ile ve belirli bir sure icin yaratmıstır. Insanların cogu, Rabb’lerinin huzuruna cıkacaklarını inkar ederler

[9] Yeryuzunde dolasmıyorlar mı ki, kendilerinden onceki kimselerin akibetinin nasıl olduguna bir baksınlar? Onlardan daha guclu idiler, topragı surmusler, onu, bunların imar ettiginden daha cok imar etmislerdi. Onlara peygamberleri belgelerle gelmislerdi. Allah, onlara zulmetmis degildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

[10] Sonra, Allah’ın ayetlerini yalanlayarak ve onu eglence edinerek kotulukler yapanların akibeti de kotu olmustur

[11] Allah, yaratmayı baslatır, sonra onu yeniler, sonra da ona dondurulursunuz

[12] Kıyametin koptugu gun, suclular susup kalacaklardır

[13] Onların ortak kostuklarından kendilerine sefaat edecek kimse olmayacak ve ortaklarını da tanımayacaklardır

[14] Kıyamet koptugu gun, iste o gun insanlar grup grup olurlar

[15] Eger, iman etmis, dogruları yapmıs kimseler iseler, bir cennet bahcesinde neselenirler

[16] Ya bir de inkar etmis ve ayetlerimizi ve ahiret bulusmasını yalanlamıs olanlar ise; iste onlar da azap icinde hazır tutulurlar

[17] Aksamleyen ve sabahleyin Allah’ı tesbih edin

[18] Goklerde ve yerde hamd kendisine ait olanı, yatsılayın ve ogleyin de (tesbih ve hamd edin)

[19] O, cansızdan canlıyı cıkarır. Canlıdan da cansızı cıkarır. Olumunden sonra topraga hayat verir. Iste siz de boyle cıkartılacaksınız

[20] Sizi topraktan yaratmıs olması O’nun ayetlerindendir. Sonra siz, insan olarak yeryuzunde yayılırsınız

[21] Size kendi nefsinizden huzura kavusabilesiniz diye esler yaratıp, aranıza sevgi ve merhamet koyması da onun ayetlerindendir. Bunda, dusunen toplum icin ayetler vardır

[22] Goklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklılıgı da onun ayetlerindendir. Bunda da bilenler icin isaretler vardır

[23] Gece uyumanız, gunduz de onun nimetlerini aramanız da onun isaretlerindendir. Bunda da kulak veren bir toplum icin isaretler vardır

[24] Size korku ve umit veren simsegi gostermesi, gokten su indirmesi, onunla yeryuzunu kuruduktan sonra tekrar canlandırması da onun isaretlerindendir. Bunda da aklını kullanan bir toplum icin isaretler vardır

[25] Emri ile gogun ve yerin ayakta durması da Onun isaretlerindendir. Sonra sizi yeryuzunden, katına bir davetle cagırdıgı zaman hemen cıkarsınız

[26] Goklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Hepsi O’na boyun egmistir

[27] O, once yaratan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu O’na cok kolaydır. Goklerde ve yerde en ustun sıfatlar O’nundur. O, gucludur, hakimdir

[28] Allah, size kendinizden ornek veriyor. Emriniz altında olan koleleri, size verdigimiz rızıklara esit olarak ortak eder misiniz? Kendiniz icin cekindikleriniz gibi onlar icin de cekinir misiniz? Iste ayetleri aklını kullanan bir toplum icin boyle acıklıyoruz

[29] Hayır, O zalimler bilgisizce kendi arzularına uymuslardır. Allah’ın sapıklıkta bıraktıgı kimseye, kim yol gosterir? Onların hic bir yardımcısı yoktur

[30] Hanif olarak yonunu dine cevir. Allah insanları yarattıgında onun uzerinde yaratmıstır. Allah’ın yaratmasında bir degisiklik olamaz. Iste dosdogru din! Fakat, insanların cogu bilmezler

[31] O’na ihlasla yonelin, O’ndan korkun ve namazı kılın ki musriklerden olmayın

[32] Dinlerini parcalayan ve kendileri de grup grup olanlardan. Her parti kendi yanında olanlarla sevinir

[33] Insanların basına bir sıkıntı gelse, Rab’lerine donup yalvarırlar, sonra onlara rahmetinden tattırınca, onlardan bır kısmı hemen Rab’lerine sirk kosarlar

[34] Kendilerine verdiklerimize karsı nankorluk etsinler bakalım, haydi biraz daha gecinin. Yakında bilip anlayacaksınız

[35] Yoksa, onlara ortak kostukları hakkında bilgi veren deliller mi indirdik

[36] Insanlara bir rahmet tattırdıgımız zaman, ona sevinirler; ve eger kendi yaptıkları yuzunden bir kotuluk dokunursa hemen umitsizlige duserler

[37] Gormuyorlar mı ki, Allah dilediginin rızkını genisletiyor, diledigininkini daraltıyor. Inanan bir toplum icin bunda deliller vardır

[38] Akrabaya, yoksula ve yolda kalmısa hakkını ver. Bu, Allah’ın rızasını dileyenler icin daha hayırlıdır. Kurtulusa erenler iste onlardır

[39] Baskalarının malı artsın diye faize verdiginizin Allah katında bereketi yoktur. Fakat, Allah’ın rızasını isteyerek verdiginiz zekat boyle degildir. Kat kat artıranlar iste bunlardır

[40] Allah, sizi yarattı, sonra rızıklandırdı, sonra sizi oldurecek, sonra sizi diriltecektir. Ortak kostuklarınızdan, bunlardan herhangi birseyi yapan var mıdır? O, onların ortak kostuklarından uzak ve yucedir

[41] Insanların kendi elleriyle kazandıkları yuzunden karada ve denizde karısıklık cıkmıstır. Bu, belki donerler diye yaptıklarının bir kısmının azabını tattırmak icindir

[42] De ki: -Yeryuzunde gezin de daha oncekilerin akibeti nasıl olmus, bir bakın! Onların cogu musrik idi

[43] Kimsenin geri ceviremeyecegi, Allah’ın o gunu gelmeden once yuzunu dine dondur. O gun insanlar boluk boluk olurlar

[44] Kim inkar ederse, kafirligi kendisinedir. Iyi ve durust hareket edenler ise, kendilerine iyi bir yer hazırlamıs olurlar

[45] Bu, iman edip, dogru hareket edenleri lutfundan odullendirmek icindir. Suphesiz O, kafirleri sevmez

[46] Onun ayetlerinden birisi de, size rahmetinden tattırması, emri ile gemileri yuzdurup lutfundan aramanız icin ruzgarları mujdeci olarak gondermesidir, ola ki sukredesiniz

[47] Senden once de nice peygamberleri toplumlarına gondermistik de onlara apacık deliller getirmislerdi. Suc isleyenlerin cezasını vermistik. Muminlere yardım etmek borcumuzdur

[48] Ruzgarları gonderip, bulutları hareket ettiren, onu gokte istedigi gibi yayan ve kume kume eden Allah’tır. Sonunda sen aralarından yagmurun cıktıgını gorursun; kullarından diledigine yagmuru indirdigi zaman onlar hemen sevinirler

[49] Halbuki onlar yagmur yagmadan once suskunluk icinde idiler

[50] Allah’ın rahmetinin eserine bir bak, yeryuzunu kuruduktan sonra nasıl canlandırıyor. Iste oluleri de boyle diriltecektir. O’nun herseye gucu yeter

[51] Bir ruzgar gondersek de yesillikleri sararttıgımızı gorseler hemen bunun ardından nankorluge baslarlar

[52] Sen, oluye sesini duyuramazsın, arkasını donup gittigi zaman sagırlara cagrını duyuramazsın

[53] Korleri de sapıklıklarından dogru yola iletemezsin. Sen, ancak ayetlerimize inananlara sesini duyurabilirsin. Cunku onlar teslim olmuslardır

[54] Allah, sizi zayıf olarak yaratmıs, sonra bu zayıflıgın ardından guc vermis, sonra gucun ardından zayıflık ve ihtiyarlık vermistir. O, diledigini yaratır. O, bilgili ve gucludur

[55] Kıyamet saatinin geldigi gun, suclular, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Iste boyle yalan soylerlerdi

[56] Kendilerine bilgi ve iman verilmis olanlar: -Siz, Allah’ın kitabında yazılı olan dirilis gunune kadar kaldınız. Iste bu dirilis gunudur. Fakat siz, bilmiyordunuz, derler

[57] Iste o gun, zulum edenlerin mazeretleri bir fayda saglamaz. Onlardan hic bir sey de istenmez

[58] Gercekten, bu Kur’an’da insanlar icin her turlu ornegi verdik. Onlara bir mucize getirsen bile, inkarcılar: -Siz, ancak batıl seyleri ileri surenlersiniz derler

[59] Allah, anlayıssızların kalplerini iste boyle muhurler

[60] Oyleyse sen, sabret, kuskusuz Allah’ın vaadi haktır. Gercegi goremeyenler sakın seni hafife almasınlar

Lokman

Surah 31

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Iste bu, hikmetli kitabın ayetleri

[3] Iyiler icin yol gosterici ve rahmettir

[4] Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete yakinen inananlardır

[5] Iste onlar, Rab’lerinin dogru yolu uzerindedirler, dolayısıyla kurtulusa ereceklerdir

[6] Insanlardan oyleleri var ki, bilgisiz oldukları halde sadece Allah yolundan saptırmak icin bos sozleri satın alırlar ve onu eglence edinirler. Iste onlara alcaltıcı bir azap vardır

[7] Ayetlerimiz ona okundugu zaman, sanki isitmemis, sanki kulaklarında agırlık varmıs gibi buyuklenerek yuzcevirir. Ona acı bir azap mujdele

[8] Iman edenler ve dogruları yapanlara gelince, onlar icin de nimet cennetleri vardır

[9] Orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah’ın gercek vaadidir. O, gucludur, hakimdir

[10] Gordugunuz gibi, gokleri direksiz yaratmıs, yeryuzunde de, sizi sarsar diye koklu daglar koymustur. Orada her cesit canlıyı yaydı. Gokten su indirip, onunla orada her cift guzel bitkiler yetistirdik

[11] Bu, Allah’ın yaratmasıdır. Ondan baskasının ne yarattıgını bana gosterin! - Hayır! (gosteremezler) Zalimler, acık bir sapıklık icindedirler

[12] Allah’a sukretsin diye Lokman’a hikmet vermistik. Kim sukrederse, ancak kendisi icin sukreder; Kim de nankorluk ederse, suphesiz Allah’ın ihtiyacı yoktur, hamde layıktır

[13] Lokman, ogluna ogut vererek demisti ki: -Yavrucugum, Allah’a sirk kosma, cunku sirk cok buyuk bir zulumdur

[14] Insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu sıkıntıdan sıkıntıya duserek karnında tasıdı. Sutten kesilmesi de iki yılı buldu. Sukret bana ve anne ve babana. Bana’dır donus

[15] Eger seni, hakkında bilgin olmayan bir seyi, bana ortak kosman icin zorlarlarsa sakın onlara itaat etme, onlarla dunyada hosca gecin. Bana yonelenlerin yoluna uy. Sonra donusunuz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber verecegim

[16] (Lokman:) -Yavrucugum, bir hardal tanesi agırlıgınca bir sey yapsan, buyuk bir kayanın icinde veya goklerde veya yerin dibinde bile olsa, Allah onu ortaya cıkarır. Allah’ın lutfu boldur, herseyden haberdardır

[17] Yavrucugum, namazını kıl, iyiligi emret, kotulugu engelle, basına gelene sabırlı ol. Cunku bunlar, yapılması gereken islerdir

[18] Halktan yuz cevirme, yeryuzunde boburlenerek calımlı yurume! Cunku Allah, ovunen ve buyukleneni sevmez

[19] Yuruyusunde tabii ol.. Sesini kıs, cunku seslerin en cirkini esegin anırmasıdır

[20] Allah’ın goklerde ve yerdekileri hizmetinize sundugunu gormuyor musunuz? Size acık ve gizli nimetlerini bolca vermistir. Ama insanlardan bazı kimseler ilme dayanmadan, yol gosterici ve aydınlatıcı kitabı olmadan Allah hakkında tartısıp dururlar

[21] Onlara: -Allah’ın indirdigine uyun, denilince: -Biz, atalarımızı uzerinde buldugumuz yola uyarız, derler. Ya seytan onları cılgın azaba cagırıyor idiyse

[22] Kim, iyi bir kimse olarak kendini Allah’a teslim ederse, saglam bir kulpa yapısmıs olur. Her isin sonu Allah’a varır

[23] Kim de inkar ederse, onun inkarı seni uzmesin. Onların donusu banadır. Ne yaptıklarını onlara haber verecegim. Suphesiz Allah, kalblerin ozunu bilir

[24] Onları biraz gecindiririz. Sonra da onları siddetli bir azaba ugratırız

[25] Eger onlara: -Gokleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, -Allah, derler. De ki: -Hamd Allah icindir. Fakat cokları bilmez

[26] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Allah, hic bir seye ihtiyacı olmayan ve hamde layık olandır

[27] Eger yeryuzundeki butun agaclar kalem ve denizler de murekkep olsa, arkasından bunlara yedi deniz daha eklense, yine de Allah’ın sozleri tukenmezdi. Nitekim Allah, gucludur, hakimdir

[28] Sizin yaratılısınız da, tekrar diriltilmeniz de, ancak tek bir kisininki gibidir. Kuskusuz Allah, her seyi isitir ve gorur

[29] Gormedin mi ki, Allah geceyi gunduze, gunduzu de geceye katıyor? Gunesi ve ayı sizin hizmetinize sunmustur. Her biri belli bir sureye dogru akıp gider. Allah, ne yaptıgınızdan haberdardır

[30] Bu, Allah’ın hak ve O’ndan baska yalvardıklarının batıl oldugunu gosterir. Ki Allah, yuce O’dur, buyuk O’dur

[31] Size ayetlerinden gostermek icin, Allah’ın nimetiyle gemilerin denizde akıp gittigini gormuyor musun? Iste bunda tum sabredenler ve sukredenler icin isaretler vardır

[32] Onları daglar gibi dalgalar sardıgı zaman, dini tamamen Allah’a tahsis ederek O’na dua ederler. Ama kurtulup, karaya ayak bastıklarında, iclerinden bazısı orta yolu tutar. Ayetlerimizi gaddar ve nankor olanlardan baskası bile bile inkar etmez

[33] Ey insanlar, Rabbiniz’den korkun, babanın evladı, evladın da babası icin hic bir sey odeyemeyecegi o gun de kendinizi koruyun. Allah‘ın vaadi suphesiz gercektir. Oyleyse dunya hayatı sizi aldatmasın, aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın

[34] Kıyamet anının bilgisi O’nun katındadır. Yagmuru O yagdırır. Rahimlerde olanı bilir. Hic kimse yarın ne kazanacagını bilmez. Hic kimse hangi yerde olecegini bilmez. Allah, her seyi bilen ve haberdar olandır

Secde

Surah 32

[1] Elif Lam Mim

[2] Kitabın indirilmesi, hic kuskusuz, alemlerin Rabbindendir

[3] Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır, O, senden once kendilerine bir uyarıcı gelmemis olan bir toplumu, belki dogru yola gelirler diye uyarman icin Rabbi’nden gelen gercektir

[4] Allah, gokleri ve yeri altı gunde, yaratmıs. Sonra da hakimiyeti altına almıstır. Sizin O’ndan baska bir veliniz de sefaatciniz de yoktur. Hala dusunmuyor musunuz

[5] Gokten yere butun isleri o duzenler. Sonra sizin saydıgınızla suresi bin yıl olan bir gunde isler O’na yukselir

[6] Iste gorulmeyeni de goruneni de bilen guclu ve merhametli olan O’dur

[7] Yarattıgı her seyi guzel yaratandır. Insanı da yaratmaya camurdan basladı

[8] Sonra onun neslini basit bir suyun ozunden meydana getirdi

[9] Sonra ona sekil verip, canlandırdı. Size kulak, gozler ve gonuller verdi. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[10] Biz, toprakta kaybolup gittikten sonra mı yeniden yaratılacagız? dediler. Aslında onlar, Rab’leri ile karsılasmayı inkar ediyorlar

[11] Size memur edilen olum melegi sizin canınızı alacak sonra da Rabbinize donduruleceksiniz, de

[12] Sucluları, Rab’lerinin katında, baslarını one egmis olarak bir gorsen: -Rabbimiz, gorduk ve anladık, bizi yeniden dondur de dogru olanı yapalım, artık biz kesin olarak inandık

[13] Dileseydik, herkesi dogru yola iletirdik. Fakat; “Cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracagım” diye soz verdim

[14] Bu gununuze kavusmayı unuttugunuz icin azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızın karsılıgı olarak kalıcı azabı tadın

[15] Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldıgı zaman secdeye kapananlar, buyukluk taslamayarak Rab’lerini hamd ile tesbih edenler inanırlar

[16] Onların yanları yataklarından uzaklasır, korku ve umit ile Rab’lerine yalvarırlar. Kendilerini rızıklandırdıgımız seylerden yoksullara verirler

[17] Yaptıklarına karsılık odul olarak, onlara goz kamastıran neler gizlendigini hic kimse bilmez

[18] Hic mu’min olan kimse, fasık olan kimse gibi midir? Asla esit degillerdir

[19] Iman edenler ve dogruları yapanlar icin yaptıklarına karsılık olarak konakları Me’va Cennetleri’dir

[20] Yoldan cıkanlara gelince, onların barınagı atestir. Her ne zaman oradan cıkmak isteseler, tekrar oraya dondurulurler ve onlara soyle denir: -Tadın bakalım yalanladıgınız atesin azabını

[21] Belki donerler diye onlara buyuk azaptan once daha yakın bir azap tattıracagız

[22] Rabbin ayetleri kendisine hatırlatılıp da sonra ondan yuz cevirenden daha zalim kim olabilir? Biz, gunahkarların elbette cezasını verecegiz

[23] Musa’ya da kitap vermis ve ona kavusmaktan supheleri olmasın diye onu Israilogulları icin kılavuz yapmıstık

[24] Sabretmeleri ve ayetlerimize iyice inanmaları sebebiyle, emrimizle onlardan bir kısmını dogru yolu gosteren onderler yapmıstık

[25] Suphesiz Rabbin, hakkında ayrılıga dustukleri konularda kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[26] Yurtlarında dolastıkları, kendilerinden onceki nice nesilleri yok etmemiz onlara yol gostermiyor mu? Iste bunda ayetler vardır. Hala anlamıyorlar mı

[27] Bizim, susuz araziyi su ile suladıgımızı, onunla, hayvanların ve kendilerinin yedigi ekini cıkardıgımızı gormuyorlar mı? Hala dogruyu goremiyorlar mı

[28] Eger dogru soyleyenlerden iseniz bu hukum ne zaman gerceklesecek? diyorlar

[29] De ki: -Hukum gunu, kafirlerin imanının kendilerine bir fayda vermedigi ve onlara goz de actırılmadıgı gundur

[30] Simdi, onlardan uzaklas ve bekle, onlar da bekliyorlar

Ahzâb

Surah 33

[1] Ey Peygamber, Allah’tan kork, kafirlere ve munafıklara itaat etme! Allah, alimdir, hakimdir

[2] Rabbinden sana vahyolunana uy! Cunku Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[3] Allah’a dayan. Cunku, vekil olarak Allah yeter

[4] Allah, bir adamın gogsunde iki kalp yaratmamıstır. Zıhar yaptıgınız karılarınızı da anneleriniz yerine tutmadı. Evlatlıklarınızı da ogullarınız kılmamıstır. Bu sadece sizin agzınızdan cıkan bir sozdur. Allah, gercegi soyler ve dogru yolu gosterir

[5] Evlatlıkları, babalarına nisbet ederek cagırın, bu Allah katında daha dogrudur. Eger onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardesleriniz ve yardımcılarınızdır. Bu konuda bir hata yapmıssanız, size gunah yoktur. Fakat, kalplerinizin kasıtlı olarak yaptıkları boyle degildir. Allah, bagıslayan ve merhamet edendir

[6] Peygamber, muminlere kendi nefislerinden daha ustundurler. Onun esleri de, anneleridir. Allah’ın kitabında, akraba olanlar, birbirlerine diger muminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak, dostlarınıza kitapta yazılı oldugu gibi, iyilik yapmanız mumkundur

[7] Peygamberlerden soz almıstık. Senden, Nuh’tan, Ibrahim’den, Musa’dan ve Meryemoglu Isa’dan... Onlardan buyuk bir soz almıstık

[8] Dogrulara dogruluklarından sormak ve inkarcılara da acı bir azap hazırlamak icin

[9] Ey Iman edenler! Allah’ın uzerinizdeki nimetini dusunun. Hani ustunuze ordular gelmisti de biz de onların uzerine ruzgarı ve goremediginiz orduları gondermistik. Allah, ne yaptıgınızı goruyordu

[10] Onlar, size ustunuzden ve asagınızdan gelmislerdi. Gozler donmus, yurekler agza gelmisti. Allah hakkında cesitli zanlarda bulunuyordunuz

[11] Iste orada muminler denenmis ve siddetli bir sarsıntı gecirmislerdi

[12] Munafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar: -Allah ve elcisi bize sadece bos vaadde bulunmus, diyorlardı

[13] Onlardan bir grubu da: -Ey Yesrip Halkı, sizin icin duracak yer kalmadı, geri cekilin demisler. Onlardan bir baska grup da Peygamber’den izin istiyor: -Evlerimiz acık, diyorlardı. Oysa evleri acık degildi. Sadece kacmak istiyorlardı

[14] Eger, etraflarından evlerine girilseydi, sonra da fitne cıkarmaları istenseydi, hemen ise girisirlerdi. Ama evlerinde de cok az bir zaman kalabilirlerdi

[15] Daha once, arkalarına donup, kacmayacaklarına Allah’a soz vermislerdi. Allah’a verilen sozler elbette sorulacaktır

[16] De ki: -Olumden veya oldurulmekten kacmanız size bir fayda saglamaz. Kacsanız da az bir zaman yasarsınız

[17] De ki: -Eger Allah size bir bela veya rahmet dilemisse sizi Allah’tan kim koruyabilir? Onlar, Allah’tan baska bir veli ve yardımcı bulamazlar

[18] Allah, aranızdan savastan alıkoymaya calısanları ve kardeslerine “Bize gelin” diyenleri elbette bilir. Bunlar, pek azı haric, zora gelemezler

[19] Sizi kıskanırlar. Korkuya kapılınca, olum baygınlıgı geciren kimse gibi gozleri donmus olarak sana baktıklarını gorursun. Korku gecince keskin dillerini uzatıp sizi incitirler, Iyiliginizi cekemezler. Bunlar, iman etmemislerdir. Allah da onların yaptıklarını bosa gidermistir. Bu, Allah icin cok kolaydır

[20] Bunlar, dusman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlar, Eger, birlikler yeniden gelse, bedevi arapların arasına kacıp, sizinle ilgili haberleri onlardan sormak isterler. Zaten sizin icinizde olsalar bile cok azı dısında savasmazlardı

[21] Sizin icin, Allah’a ve ahiret gunune kavusmayı umit eden ve Allah’ı cok zikreden kimseler icin Allah Resulu’nde guzel ornek vardır

[22] Muminler, orduları gorunce: -Bu, Allah’ın ve elcisinin bize vaat ettigidir. Allah ve elcisi dogru soyledi, dediler. Onların sadece imanını ve teslimiyetini artırdı

[23] Muminlerden, Allah’a verdigi soze baglı kalan oyle erler var ki, onlardan bir kısmı bu ugurda canını vermistir. Bir kısmı ise verdikleri sozu hic degistirmeden bunu beklemektedirler

[24] Allah, sozunu yerine getirenleri, dogruluklarıyla odullendirir ve munafıkları da dilerse cezalandırır, dilerse tevbelerini kabul eder. Allah, bagıslayıcıdır, merhametlidir

[25] Allah, kafirleri, ofkeleri icinde geri cevirdi. Zafere ulasamadılar. Savasta Allah, muminlere yetti. Cunku Allah gucludur, galiptir

[26] Kitap ehlinden olup, onlara yardım edenlerin kalplerine korku dusurup, kalelerinden indirdi. Onların bir kısmını olduruyor, bir kısmını da esir alıyordunuz

[27] Sizi, onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadıgınız yerlerine mirascı kıldık. Allah’ın her seye gucu yeter

[28] Ey peygamber, eslerine de ki: -Eger, dunya hayatını ve susunu diliyorsanız, gelin size dilediginiz dunyalıgı vereyim ve sizi guzellikle bosayayım

[29] Eger, Allah’ı ve peygamberini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, suphesiz Allah, iyilik eden kadınlara buyuk bir mukafat hazırlamıstır

[30] Ey peygamber kadınları, sizden kim apacık bir edepsizlik yaparsa, onun azabı iki kat olacaktır. Bu, Allah icin cok kolaydır

[31] Sizden, Allah’a ve peygamberine itaat eden ve dogruları yapan kimseye iki misli verecegiz. Onun icin guzel bir rızk hazırladık

[32] Ey peygamber hanımları! Siz, diger kadınlardan birisi gibi degilsiniz. Eger Allah’tan korkuyorsanız, edalı konusmayın ki kalbinde hastalık olan arzu duyar. Uygun sekilde konusun

[33] Evlerinizde oturun, eski cahiliye zamanındaki gibi suslu puslu salınmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve peygambere itaat edin. Ancak Allah sizden gunah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor, ey ev halkı

[34] Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti dusunun. Allah, lutufkardır, haberdardır

[35] (Allah’a) teslim olmus erkek ve kadınlar, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, itaat eden erkekekler ve itaat eden kadınlar, dogru, sadık erkekler ve dogru, sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mutevazı erkekler ve mutevazı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruc tutan erkekler ve oruc tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı cok zikreden erkekler ve cok zikreden kadınlar... Allah, onlar icin magfiret ve buyuk bir odul hazırladı

[36] Allah ve elcisi bir konuda hukum verdigi zaman mu’min erkek ve mu’min kadının, artık diledigi gibi davranma hakkı yoktur. Kim Allah’a ve elcisine karsı gelirse, apacık bir sapıklıga dusmus olur

[37] Hani sen, Allah’ın kendisine nimet verdigi, senin de nimet verdigin kimseye: -Esini tut ve Allah’tan sakın! diyordun. Allah’ın acıklayacagı seyi icinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Allah kendisinden korkulmaya daha layıktır. Zeyd, esiyle iliskisini kestiginde, biz onu sana es kıldık. Evlatlıkları esleriyle iliskisini kesince, onlarla evlenmek icin muminler uzerine bir gunah olmadıgını gostermek icin Allah’ın emri yapılagelmistir

[38] Allah’ın kendisine uygun gordugu seyde peygambere bir gunah yoktur. Daha once gecenler icin Allah’ın kanunu budur. Allah’ın emri yerine gelecek bir hukumdur

[39] Onlar, Allah’ın gonderdiklerini teblig ederler. O’ndan korkarlar, Allah’tan baska kimseden korkmazlar, hesap gorucu olarak Allah yeter

[40] Muhammed sizin evlatlarınızın hicbirinin babası degildir. Fakat Allah’ın elcisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herseyi hakkıyla bilir

[41] Ey iman edenler, Allah’ı cok cok zikredin

[42] O’nu sabah aksam tesbih edin

[43] O, sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin melekleri ile birlikte size rahmet ihsan eder. Muminlere karsı cok merhametlidir

[44] O’na kavustukları gun iltifatları selamdır. Onlara pek buyuk bir mukafat hazırlamısızdır

[45] Ey peygamber, biz seni bir sahit, bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak gonderdik

[46] Izni ile Allah’a davetci ve aydınlatıcı bir ısık olarak

[47] Muminlere, kendileri icin Allah’tan buyuk bir lutuf oldugunu mujdele

[48] Kafirlere ve munafıklara itaat etme! Eziyetlerine aldırma. Allah’a dayan! Vekil olarak Allah yeter

[49] Ey iman edenler, mu’min kadınları nikahlayıp, sonra da onlarla iliskiye girmeden bosadıgınız zaman, onlara iddet saymanıza gerek yoktur. Onlara gecimliklerini verin ve onları guzel bir sekilde bırakın

[50] Ey peygamber, mehirlerini odedigin eslerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdigi cariyeleri, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, bir de mu’min bir kadın kendisini peygambere hibe ederse, peygamber de onu nikahlamak isterse, bunu diger muminlere degil sadece sana mahsus olmak uzere helal kıldık. Onlara, esleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldıgımızı biliyoruz. Sana bir sıkıntı vermemesi icin boyle yaptık. Allah bagıslayıcıdır, merhametlidir

[51] Bunlardan diledigini ertelersin, diledigini yanına alabilirsin. Ayrıldıgın eslerinden diledigini almanda da bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, uzulmemeleri ve kendilerine verdigin seylere razı olmaları icin daha uygundur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah, herseyi bilen ve halden anlayandır

[52] Bundan sonra, cariyeler dısında, hosuna gitse bile bir kadınla evlenmek, onları baska eslerle degistirmek sana helal degildir. Allah, herseyi gorur gozetir

[53] Ey iman edenler, yemege cagrılmadan Peygamber’in evlerine vakitli vakitsiz girmeyin. Davet edildiginiz zaman gidin ve yemek yiyince dagılın, soze dalmayın. Bu hal onu incitiyor, size soylemekten de cekiniyor. Allah ise gercegi soylemekten cekinmez. Peygamber’in hanımlarından bir sey istediginiz zaman, perde arkasından isteyin. Bu hem sizin kalbiniz, hem de onların kalpleri icin daha temizdir. Sizin Allah’ın Rasulu’ne eziyet etmeniz ve ondan sonra da onun eslerini nikahlamanız asla caiz degildir. Bu Allah katında buyuk bir gunahtır

[54] Bir seyi acıga vursanız da gizleseniz de suphesiz Allah, herseyi bilir

[55] Kadınların; babalarına, ogullarına, erkek kardeslerine, erkek kardeslerinin ogullarına, kız kardeslerinin ogullarına, kendileri gibi kadınlara ve cariyelerine gorunmelerinde bir gunah yoktur. Ey kadınlar, Allah’tan korkun. Cunku Allah, herseye sahittir

[56] Allah ve melekleri peygamber’e rahmet eder. Ey iman edenler! Siz de onun icin rahmet ve esenlik dileyin

[57] Allah ve Peygamber’i incitenleri Allah, dunyada ve ahirette lanetlemis ve onlara alcaltıcı bir azap hazırlamıstır

[58] Mu’min erkek ve kadınlara sucsuz yere eziyet edenler de bir iftira ve apacık bir gunah yuklenmislerdir

[59] Ey peygamber! Eslerine, kızlarına ve muminlerin kadınlarına soyle, dıs elbiselerini uzerlerine ortsunler. Bu tanınmaları ve incitilmemeleri icin en uygundur. Allah, bagıslayıcıdır, merhametlidir

[60] Munafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine’de bozguncu, asılsız haber yayanlar eger buna son vermezlerse, seni onların uzerine gondeririz, sonra orada seninle komsulukları fazla surmez

[61] Lanete ugrarlar ve nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve oracıkta oldurulurler

[62] Daha oncekiler icin de Allah’ın yasası buydu. Allah’ın yasasında bir degisiklik bulamazsın

[63] Insanlar senden kıyamet vaktini soruyorlar. De ki: -Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin belki vakti cok yakındır

[64] Suphesiz ki Allah, kafirlere lanet etmis ve onlar icin alevli bir ates hazırlamıstır

[65] Orada ebedi kalırlar. Bir dost ve yardımcı bulamazlar

[66] Yuzleri ateste cevrildigi gun: -Keske, Allah’a itaat etseymisiz ve elciye itaat etseymisiz, derler

[67] Rabbimiz, biz liderlerimize ve buyuklerimize itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar

[68] Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları buyuk bir lanet ile lanetle

[69] Ey iman edenler, Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın. Nitekim Allah, O’nu onların soylediklerinden temize cıkardı. O, Allah katında degerli bir kimseydi

[70] Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve dogru soyleyin

[71] Allah, yaptıklarınızı duzeltsin, gunahlarınızı bagıslasın. Kim Allah’a ve elcisine itaat ederse buyuk bir kazanc elde eder

[72] Biz emaneti goklere, yere ve daglara sunduk, onu tasımaktan kacındılar, ondan korktular. Onu insan yuklendi. O, zalim ve cahil oldu

[73] Allah, munafık erkek ve munafık kadınları, musrik erkek ve musrik kadınları bu yuzden azaba carptıracak ve mu’min erkekler ile kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah, bagıslayıcıdır, merhametlidir

Sebe'

Surah 34

[1] Hamd, goklerdekilerin ve yerdekilerin sahibi Allah icindir. Ahirette de hamd O’nun icindir. O, hakimdir, (herseyden) haberdardır

[2] Yere gireni, ondan cıkanı, gokten ineni, oraya yukseleni bilir. O, merhametlidir, bagıslayıcıdır

[3] Inkar edenler: -Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: -Hayır, Rabbi’me yemin ederim ki, o size mutlaka gelecektir. Goklerde ve yerde zerre miktarı bir sey bile gaybı bilenden gizli kalmaz. Bundan daha kucuk veya daha buyuk birsey yoktur ki apacık bir kitapta bulunmasın

[4] Iman edenleri ve dogruları yapanları odullendirmek icin. Iste onlar! Onlar icin bagıslama, bol ve guzel bir rızık vardır

[5] Ayetlerimizi gecersiz kılmak icin kosusturanlara gelince, iste onlar! Onlar icin siddetli ve acı bir azap vardır

[6] Ilim verilenler, sana Rabbinden indirilenin gercek oldugunu ve guclu, hamde layık olanın yoluna ilettigini goruyorlar

[7] Inkar edenler: -Size, paramparca oldugunuz zaman, sizin yeni bir yaratılısla diriltileceginizi haber veren bir adam gosterelim mi? dediler

[8] O, Allah hakkında yalan mı uyduruyor yoksa deliligi mi var? Hayır! Ahirete inanmayanlar azapta ve derin bir sapıklık icindedirler

[9] Onlar onlerindeki arkalarındaki goge ve yeryuzune bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gokten bir parca uzerlerine dusururuz. Iste bunda, her ihlasla yonelen kul icin bir isaret vardır

[10] Davud’a katımızdan bir lutuf vermistik. -Ey daglar ve kuslar Davud’la birlikte yonelin. Ona demiri de yumusatmıstık

[11] Genis zırhlar yap, dokumasını da saglam tut; diye. Iyi calısın, cunku ben yaptıklarınızı gorurum

[12] Suleyman’a da, sabah gidisi bir ay, aksam donusu de bir ay suren ruzgarı verdik. Ona bakırı su gibi akıttık. Cinlerden bir kısmı da Rabbinin emriyle onun emrinde calısırdı. Onlardan, kim emrimizden cıkarsa, ates azabından tattırırdık

[13] Onlar, onun icin, ne dilerse; kaleler, heykeller, buyuk havuzlar gibi canaklar ve sabit kazanlar yaparlardı. -Ey Davud Ailesi; sukrederek calısın. Kullarımdan sukredenler cok azdır

[14] Suleyman’ın olumunu takdir ettigimiz zaman, onun olumunu ancak degnegini kemiren bir kurt gosterdi. Yere yıkılınca, cinlerin gaybı (gorulmeyeni) bilmedikleri ortaya cıktı. Boyle olmasaydı kendilerini alcaltan azap icinde kalmazlardı

[15] Sebe halkı icin, ulkelerinde bir ibret vardı: Saglı sollu bir bahce! -Rabbiniz’in rızkından yiyin ve O’na sukredin. Guzel bir belde ve bagıslayıcı bir Rab

[16] Yuz cevirmislerdi de, onlara “arim seli”ni gondermistik. Onların bahcelerini, buruk meyveli, acı ılgın agaclı ve bol otlu bahcelere cevirmistik

[17] Nankorlukleri sebebiyle onları iste boyle cezalandırdık. Nankorlerden baskasını cezalandırır mıyız

[18] Onlar ile bereketlendirdigimiz sehirler arasında, seckin sehirler yaptık ve guven icinde gunduz gece seyahat edin diye, aralarında gidip gelmeyi kolaylastırdık

[19] Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklastır, dediler. Kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsane haline getirdik, darmadagın ettik. Iste bunda her sabırlı ve sukur eden kimse icin bir ibret vardır

[20] Iblis onlar hakkındaki dusuncesini dogruladı ve mu’min bir grup dısında ona tabi oldular

[21] Oysa onun, onların uzerinde bir gucu yoktu. Ancak biz, ahirete inanan ile, ondan suphe edeni belirlemek icin boyle yaptık. Rabbim, herseyin koruyucusudur

[22] De ki: -Allah’tan baska inandıklarınıza yalvarın. Ne goklerde ne de yerde zerre miktarı bir seyleri vardır. Oralarda ortaklıkları yoktur. Allah’ın, onlardan bir yardımcısı da yoktur

[23] Katında izin verdigi kimseden baskasının sefaati fayda vermez. Sonunda yureklerindeki korku giderilince: -Rabbiniz ne dedi? dediler. -Gercegi, diye cevap verdiler. Yuce ve buyuk O’dur

[24] De ki: -Gokten ve yerden sizi kim rızıklandırıyor? De ki: -Allah. O halde ya biziz, ya da sizsiniz dogru yolda veya apacık dalalet icinde

[25] De ki: -Bizim suclarımızdan siz sorumlu degilsiniz, sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu olmayacagız

[26] De ki: -Rabbi’miz bizi bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hukum verecektir. En buyuk hakim, her seyi bilen O’dur

[27] De ki: -O’na kattıgınız ortakları bana gosterin. Asla gosteremezsiniz. Guclu ve hakim olan, O Allah’tır

[28] Biz seni butun insanlara, ancak bir mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik. Fakat, onların cogu bilmiyor

[29] Ve diyorlar ki: -Eger dogru soyluyorsanız, Bu soz ne zaman gerceklesecek

[30] De ki: -Size verilen sozun bir gunu vardır. Ondan bir saat geri de bırakılmazsınız, zamanı one de alamazsınız

[31] Inkar edenler: -Biz, bu Kur’an’a da ondan oncekilere de asla inanmayız, derler oysa o zalimler, Rab’lerinin huzurunda durdukları zaman bir gorsen, sucu nasıl birbirlerine atıyorlar. Somurulenler, buyukluk taslamıs olanlara: -Eger siz olmasaydınız, biz kesinlikle mu’min olurduk derler

[32] Buyukluk taslamıs olanlar da; somurulenlere: -Size, dogruluk rehberi geldikten sonra biz mi engel olduk? Hayır, siz zaten suclular idiniz, derler

[33] Somurulenler de buyuklenenlere: -Aksine, siz gece gunduz plan kurup, bize Allah’a nankorlugu ve O’na denk varlıklar edinmemizi emrederdiniz, derler. Azabı gordukleri zaman, icin icin pisman olacaklardır. Inkarcıların boyunlarına demir halkalar geciririz. Yaptıklarından baska bir seyle mi cezalandırılacaklar

[34] Bir ulkeye uyarıcı gondermedik ki oranın varlıklıları: -Biz, sizinle gonderilen seyleri inkar ediyoruz demis olmasınlar

[35] Bizim malımız ve evladımız daha cok. Biz, azap gorecek de degiliz, dediler

[36] De ki: -Rabbim, diledigine rızkı yayar, diledigine de daraltır. Fakat, insanların cogu bilmez

[37] Sizi, bize yaklastıracak olan mallarınız ve evlatlarınız degildir. Ancak kim inanır ve dogruları yaparsa, iste onlara, onlar icin yaptıklarının karsılıgı olarak kat kat mukafat vardır. Onlar, kosklerde, emniyet icerisindedirler

[38] Ayetlerimizi gecersiz kılmak icin kosturanlar ise, iste onlar, azaba hazırlananlardır

[39] De ki: -Suphesiz Rabb’im, kullarından dilediginin rızkını genisletir dilediginin de daraltır. Harcadıgınız seyin yerine yenisini koyar. Rızık verenlerin en hayırlısı O’ dur

[40] O gun, Allah onların hepsini bir araya toplar. Sonra meleklere der ki: -Bunlar size mi kulluk ediyorlardı

[41] Seni tenzih ederiz, Bizim velimiz sensin. Onlar degil. Hayır, onlar cinlere kulluk ediyorlardı. Cogu onlara inanıyordu, derler

[42] O gun, birbirinize fayda da zarar da veremezsiniz. Zalimlere soyle deriz: -Yalanlamıs oldugunuz ates azabını tadın

[43] Kendilerine apacık ayetlerimiz okundugu zaman: -Bu, sadece bizi atalarımızın kulluk ettiklerinden vazgecirmek isteyen bir adam, dediler. Bu Kur’an, dupeduz bir uydurmadan baska nedir?! dediler. Kafirler, hak kendilerine geldigi zaman: -Bu, apacık bir sihirden baska bir sey degil, dediler

[44] Halbuki biz onlara, senden once ders alacakları, bir kitap vermemis ve bir uyarıcı da gondermemistik

[45] Onlardan oncekiler de yalanlamıstı. Onlara verdigimizin onda birine bile ulasamadılar. Buna ragmen peygamberlerimi yalanladılar. Buna karsı benim cezam nasıldı

[46] De ki: -Size tek bir ogut veriyorum. Allah icin birer, ikiser kalkın, sonra iyice dusunun. Sizin arkadasınızda bir delilik yoktur. O, yalnızca siddetli bir azapdan once sizi uyaran birisidir

[47] De ki: -Ben sizden bir ucret istemiyorum. O, sizin olsun. Benim ucretim ancak, her seye sahid olan Allah’a aittir

[48] De ki: -Rabbim, gercegi hic cekinmeden soyler, gizli seyleri en iyi bilen O’dur

[49] De ki: -Hak geldi. Batıl ne baslatır ne de yeniden yapar

[50] De ki: -Eger saparsam, sapmam ancak kendi aleyhimedir, eger dogru yola girersem bu da Rabbim bana vahyettigi icindir. O, herseyi isitir, o cok yakındır

[51] Onların dehsetli bir korkuya tutuldukları anı bir gorsen! Gecip gitmek yok... Yakın bir yerden yakalanmıslardır

[52] Ona inandık, derler. Bu kadar uzak yerden ona nasıl ulasılır? (Inanmak neye yarar)

[53] Oysa daha once onu inkar etmislerdi. Uzak bir yerden atıp tutuyorlardı

[54] Arzu duydukları seyler ile aralarına engel kondu. Daha once benzerlerine de yapıldıgı gibi. Cunku onlar, suphe ve tereddut icinde idiler

Fâtır

Surah 35

[1] Hamd, goklerin ve yerin yaratıcısı ve melekleri ikiser, ucer ve dorder kanatlı elciler yapan Allah’a mahsustur. Diledigini yaratmayı artırır. Cunku Allah’ın her seye gucu yeter

[2] Allah’ın insanlar icin rahmetinden actıgı seyi artık tutan olamaz. Tuttugu seyi de, O’ndan sonra gonderen olamaz guclu ve hakim O’dur

[3] Ey insanlar! Allah’ın size verdigi nimetini dusunun. Allah’tan baska, size goklerden ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O’ndan baska ilah yoktur. O halde nasıl aldanıyorsunuz

[4] Eger seni yalanlıyorlarsa, senden onceki peygamberler de yalanlanmıstı. Butun islerin donusu Allah’adır

[5] Ey insanlar, Allah’ın vaadi suphesiz gercektir. Dunya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın

[6] Seytan size dusmandır. Siz de ona dusman olun. O, ancak kendi taraftarlarını cılgın atesin halkı olmaya cagırır

[7] Inkar edenler icin siddetli bir azap vardır. Iman edenler ve dogruları yapanlar icin bagıslanma ve buyuk bir mukafat vardır

[8] Kotu isler kendisine suslenip, onu guzel goren kimse boyle midir? Allah, diledigini sapıklık icinde bırakır, diledigini dogru yola cıkarır. Oyleyse onlar icin kendini uzup durma! Allah, onların ne yaptıklarını biliyor

[9] Bulutu harekete geciren ruzgarı, gonderen Allah’tır. Onu olu bir beldeye sevk ederiz, onunla yeryuzune, olumden sonra hayat verir. Iste olulerin diriltilmesi de boyledir

[10] Kim, guc istiyorsa, bilsin ki butun guc Allah’ındır. Guzel soz O’na cıkar, dogru ve iyi isler de O’na yukselir. Kotulukleri planlayanlar icin siddetli bir azap vardır. Onların planları bosa cıkacaktır

[11] Allah, sizi topraktan, sonra spermden yaratmıstır. Sonra sizi ciftler kıldı. Bir disi O’nun haberi olmadan ne gebe kalır, ne de dogurur. Omru uzun olanın, omrunun uzatılması veya omrunden kısatılması ancak bir kitaptadır. Bu Allah’a cok kolaydır

[12] Iki deniz esit degildir. Biri tatlıdır, susuzlugu giderir ve icimi kolaydır; digeri tuzlu ve acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve takınacagınız sus esyası cıkarırsınız. Gemilerin suları yarıp gittigini gorursun. Bunlar, O’nun verdigi nimetleri aramanız ve O’na sukretmeniz icindir

[13] Geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar. Gunesi ve ayı hizmetinize sunmustur. Her biri belirli bir sureye kadar akıp giderler. Iste sizin Rabbi’niz Allah’tır. Hakimiyet O’nundur. O’ndan baska dua ettikleriniz, bir cekirdegin zarına bile sahip degillerdir

[14] Onlara dua etseniz bile sizin duanızı duymazlar, duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet gunu sizin ortak kosmanızı inkar ederler. Herseyden haberi olan gibi sana kimse haber veremez

[15] Ey Insanlar, siz Allah’a muhtacsınız. Allah’ın hicbir seye ihtiyacı yoktur, hamde layık olan O’dur

[16] Eger isterse sizi giderir, yerinize yeni bir halk getirir

[17] Bu Allah icin hic zor degildir

[18] Hicbir gunahkar, baskasının gunahını yuklenmez. Agır bir yuk tasıyan kimse, baskasını cagırsa, ondan hicbir sey yakını bile olsa ona yukletilmez. Sen, ancak gormedikleri halde Rab’lerinden korkan ve namazı kılan kimseyi uyarabilirsin. Kim arınırsa, ancak kendisi icin arınmıs olur. Donus Allah’adır

[19] Korle goren bir degildir

[20] Karanlıkla aydınlık

[21] Soguk ile sıcak

[22] Dirilerle oluler de bir degildir. Allah diledigine isittirir. Sen kabirlerde olanlara isittiremezsin

[23] Sen sadece bir uyarıcısın

[24] Biz seni mujdeci ve uyarıcı olman icin, hak ile gonderdik. Icinde uyarıcı olmayan hic bir ummet yoktur

[25] Eger seni yalanlarlarsa, onlardan oncekiler de peygamberlerimiz onlara belgeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplarla geldigi halde onları yalanlamıslardı

[26] Sonra ben de inkar edenleri yakaladım. Benim cezalandırmam nasıl oldu, bir bak

[27] Allah’ın gokten su indirdigini ve onunla cesitli renklerde urunler cıkardıgımızı gormuyor musun? Dagların beyazı, kırmızısı, muhtelif renklerde ve siyahımsı gorunumlu yolları vardır

[28] Insanların, canlıların ve hayvanların da boyle cesit cesit renkleri vardır. Ancak kullarından bilgili olanlar Allah’tan korkar. Allah, gucludur, bagıslayıcıdır

[29] Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar, kendilerine verdigimiz rızıktan, infak edenler, asla yok olmayacak bir kazanc umabilirler

[30] Cunku Allah, onların karsılıgını verecek, hatta lutfundan daha da artıracaktır. Cunku O, sucları bagıslar ve bol bol verir

[31] Sana vahyettigimiz kitap, kendinden oncekileri tasdik eden hak bir kitaptır. Allah, kullarından haberdardır, onları gorur

[32] Sonra bu kitaba, kullarımızdan sectigimizi mirascı kılarız. Onlardan kendine zulmeden de olur, onu tasdik eden de. Onların arasında Allah’ın izniyle hayırlarda yarısanlar vardır. En buyuk fazilet budur

[33] Adn Cennetlerine girerler ve orada altın bilezikler ve inciler takarlar. Orada elbiseleri ise ipektir

[34] Hamdolsun bizden korkuyu gideren Allah’a! derler. Suphesiz Rabbi’miz cok bagıslayıcı ve bol ihsan sahibidir

[35] Cunku lutfu ile bizi kalıcı yurda yerlestirdi. Bize orada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık gelir

[36] Inkar edenlere de cehennem atesi vardır. Onlara olmeleri icin hukum verilmez, azapları da hafifletilmez. Her kafiri iste boyle cezalandırırız

[37] Orada var gucleriyle feryat ederler: -Rabbimiz, bizi cıkar da daha once yaptıklarımızdan baska iyi seyler yapalım. -Biz size ogut alacagınız kadar bir omur vermedik mi, size uyarıcı gelmedi mi? Simdi azabı tadın. Zalimler icin hic bir yardımcı yoktur

[38] Allah, goklerin ve yerin gaybını bilir. O, kalplerin ozunu bilir

[39] Sizi yeryuzunde idareci kılan O’dur. Kim nankorluk ederse, nankorlugu kendisinedir. Kafirlerin kufru, Allah katında nefretten baska bir sey artırmaz. Kafirlerin kufru husrandan baska bir sey artırmaz

[40] De ki: -Allah’tan baska dua ettiginiz ortaklarınızı goruyor musunuz? Onların dunyada ne yarattıgını bana gosterin. Yoksa, onların ortaklıkları goklerde midir? Yoksa onlara bir kitap verildi de, ondan bir belgeye mi dayanıyorlar? Hayır, zalimler birbirlerini aldatmaktan baska bir vaatte bulunmuyorlar

[41] Yok olmaması icin gokleri ve yeri Allah tutar. Goklerin ve yerin sonu gelirse, O’ndan baska kimse tutmaz. Allah, sefkatle muamele eder ve bagıslar

[42] Eger kendilerine bir uyarıcı gelecek olursa, ummetlerin icinde en dogru yolda giden biri olacaklarına dair tum gucleriyle Allah’a yemin etmislerdi. Onlara bir uyarıcı gelince, nefretle uzaklasmaktan baska birsey yapmadılar

[43] Yeryuzunde buyuklenerek ve kotu planlar kurarak... Oysa kotu tuzaga ancak tuzagı kuranlar duser. Onlar, oncekilere uygulanan kanundan baskasını mı bekliyorlar? Allah’ın kanununda bir degisiklik bulamazsın. Allah’ın kanununda bir sapma da bulamazsın

[44] Yeryuzunde dolasmıyorlar mı? Kendilerinden oncekilerin sonunun nasıl olduguna bir baksınlar. Onlardan daha gucluyduler. Allah’ı goklerde ve yerde aciz bırakacak hicbir sey yoktur. Cunku O, her seyi bilen ve guc yetirendir

[45] Allah, insanları yaptıkları yuzunden hemen cezalandırsaydı, yeryuzunde ayaklarının ustunde bir tek canlı kalmazdı. Fakat onları belli bir sureye kadar erteler. Sureleri dolunca... Allah, kullarını elbette gormekte

Yâsîn

Surah 36

[1] Ya sin

[2] Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki

[3] Sen peygamberlerdensin

[4] Dosdogru bir yol uzerindesin

[5] Guclu ve merhametlinin indirmesidir

[6] Ataları uyarılmadıgı icin gafil bir toplumu uyarman icin

[7] Cogu icin buyruk gerceklesmistir, onlar iman etmezler

[8] Biz, onların boyunlarına, cenelerine varan halkalar gecirdik. Onun icin basları kalkıktır

[9] Onlerine bir set, arkalarına da bir set cekerek onları buruduk de artık goremezler

[10] Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar

[11] Sen ancak, Kur’an’a uyan, gormedigi halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Onlara bagıslanmayı ve buyuk bir mukafatı mujdele

[12] Suphesiz biz, oluleri diriltiriz ve onların yaptıkları her isi ve bıraktıkları izleri yazarız. Her seyi acık bir kumanda altında toplamısızdır

[13] Kendilerine elciler gelmis olan belde halkının misalini anlat onlara

[14] Hani onlara iki elci gondermistik de onları yalanlamıslardı. Bir ucuncusu ile onları guclendirmistik. -Biz, size gonderilen elcileriz, demislerdi

[15] Siz de bizim gibi insandan baska bir sey degilsiniz, Rahman, hicbir sey indirmemistir. Siz sadece yalan soyluyorsunuz, diye cevap vermislerdi

[16] Elciler ise: -Rabbi’miz biliyor ki biz size gonderilen elcileriz, diye karsılık verdiler

[17] Bizim gorevimiz apacık duyurmaktan baska bir sey degildir

[18] Onlar dediler ki: -Sizin yuzunuzden bize ugursuzluk geldi. Eger bu ise bir son vermezseniz, sizi tasa tutarız ve bizden acı bir azap dokunur size

[19] Ugursuzlugunuz kendinizdendir. Sizi uyardık diye mi? Hayır, siz asırı giden bir toplumsunuz, dediler

[20] Sehrin obur ucundan kosa kosa bir adam geldi: -Ey halkım elcilere tabi olun, dedi

[21] Sizden hicbir ucret istemeyen kimselere uyun. Onlar, dogru yoldadırlar

[22] Bana ne oluyor ki beni yaratana kulluk etmemeyim? Siz de O’na donduruleceksiniz

[23] O’ndan baskasını ilahlar edinir miyim? Rahman bana bir zarar istese, onların sefaati bana hicbir yarar saglamaz ve beni kurtaramazlar

[24] Ustelik ben o zaman apacık sapıklıkta olurum

[25] Suphesiz ben, Rabbi’nize iman ettim, beni dinleyin

[26] Cennete gir, denildi. O da: -Keske kavmim bilseydi

[27] Rabb’imin beni bagısladıgını ve beni ikrama layık kimselerden kıldıgını

[28] Ondan sonra, kavminin uzerine gokten ordular indirmedik. Indirecek de degildik

[29] Tek cıglıktan baska bir sey olmadı. O anda sonuverdiler

[30] Yazıklar olsun o kullara! Ki, kendilerine bir peygamber gelmeyegorsun, onunla sadece alay ederlerdi

[31] Kendilerinden once nice nesilleri helak ettigimizi gormuyorlar mı? Onlara bir daha geri donemezler

[32] Ve hepsi toplanıp huzurumuza cıkarılacaklardır

[33] Onlara bir ibret de olu topraktır. Biz, onu diriltip, ondan yedikleri ekin cıkarırız

[34] Yine orada, hurma ve uzum bahceleri yetistiririz. Aralarından da pınarlar fıskırtırız

[35] Urunlerinden ve yetistirdiklerinden yesinler diye. Hala sukretmiyorlar mı

[36] Yeryuzunde biten seylerden, kendi cinslerinden ve daha bilmedikleri seylerden cift cift yaratan, yucedir, noksan vasıflardan uzaktır

[37] Gece de onlar icin bir isarettir. Gunduzu ondan cekeriz. Karanlıklar icinde kalırlar

[38] Gunes de karar kılacagı yere akıp gider. Bu, ustun, guclu ve her seyi bilenin takdiridir

[39] Ay’a da duraklar belirledik ki sonunda kuru bir hurma dalı gibi olur

[40] Ne gunesin aya yetismesi mumkundur. Ne de gunduzun geceyi gecmesi. Her biri bir yorungede yuzerler

[41] Soylarını dolu bir gemide tasımamız da onlar icin bir ayettir

[42] Ve onlar icin, daha baska tasıtlar da yarattık

[43] Eger istersek onları suda bogarız. Onlara bir yardımcı da bulunmaz, kendi kendilerine de kurtulamazlar

[44] Ancak bizden bir rahmet ve bir sureye kadar gecimlik verilmis ola

[45] Onlara: -Onunuzdeki ve arkanızdakinden sakının ki merhamet olunasınız, denildigi zaman

[46] Ve onlara Rab’lerinin ayetlerinden bir ayet geldigi zaman ancak, ondan yuz cevirenler oldular

[47] Kendilerine: -Allah’ın size verdigi rızıklardan infak edin, denildigi zaman; nankorluk edenler, iman edenlere; -Allah istese doyurabilecegi kimseleri biz mi doyuracagız? Siz, ancak acık bir sapıklık icindesiniz, derler

[48] Eger dogru soyluyorsanız, bu tehdit ne zaman yerine gelecek? derler

[49] Onlar, tek bir cıglıktan baska bir sey beklemiyorlar. Birbirleriyle cekisip dururlarken onları yakalayacak

[50] (O zaman) Ne bir vasiyet edebilirler ne de ailelerine geri donebilirler

[51] Sur’a uflenince, kabirlerinden kaldırılıp, Rab’lerinin huzurunda sıralanacaklardır

[52] Eyvah bize, mezarımızdan bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman’ın tehdididir. Demek ki elciler dogru soylemis, derler

[53] Yalnızca korkunc bir cıglık... Derhal onların hepsi huzurumuza gelmis olacaklar

[54] Ve o gun, hic kimseye hicbir sekilde haksızlık edilmeyecek ve ne yapmıssanız ancak onun karsılıgını goreceksiniz

[55] O gun, cennet ehli eglenceyle mesguldur

[56] Kendileri ve esleri golgeliklerde, koltuklara yaslanmıslardır

[57] Orada, onlar icin meyveler vardır. Canlarının istedigi her sey onlarındır

[58] Merhametli Rab’den sozlu selam vardır

[59] Iste gunahkarlar! Bugun, ayrılın bakalım, ey gunahkarlar

[60] Ey Adem ogulları! Size, seytana kulluk etmeyin, cunku o sizin apacık dusmanınızdır. Bana kulluk edin. Dosdogru yol budur, diye buyurmamıs mıydım

[61] Ey Adem ogulları! Size, seytana kulluk etmeyin, cunku o sizin apacık dusmanınızdır. Bana kulluk edin. Dosdogru yol budur, diye buyurmamıs mıydım

[62] O, sizden cogu toplumları saptırmıstı. Hic aklınızı kullanmadınız mı

[63] Iste size vaat olunan Cehennem

[64] Nankorluk etmis oldugunuz icin bugun girin oraya

[65] Bugun, onların agızlarını muhurleyecegiz, bizimle elleri konusacak. Ayakları da yaptıklarına sahitlik edecektir

[66] Dileseydik, gozlerini tamamen kor ederdik de yol bulmak icin didinirlerdi, oysa nasıl gorebilirler

[67] Eger dileseydik, kalıplarını degistirirdik de ileri gitmeye de geri donmeye de gucleri yetmezdi

[68] Kime uzun omur verirsek onu yaratılısta tersine dondururuz. Hic akıllarını kullanmıyorlar mı

[69] Ona siir ogretmedik, ona yakısmaz da. Bu, yalnızca bir hatırlatma ve apacık Kur’an’dır

[70] Diri olanları uyarmak ve sozun nankorler aleyhinde gerceklesmesi icindir

[71] Kendi elimizle yaparak, onlar icin yarattıgımız hayvanları ve ona sahip olduklarını gormuyorlar mı

[72] O hayvanları onlara boyun egdirdik, onlardan kimine biniyorlar kiminin de etini yiyorlar

[73] O hayvanlarda, insanlar icin daha baska faydalar ve icecekler vardır. Hala sukretmiyorlar mı

[74] Kendilerine yardımlarını umarak Allah’tan baska ilahlar edindiler

[75] Oysa onlara yardım edecek gucleri yoktur. Aksine onlar, bunları korumak icin hazırlanmıs ordudurlar

[76] Onların sozleri seni uzmesin. Biz onların gizlediklerini de acıkladıklarını da elbette biliyoruz

[77] Insan kendisini bir damladan yarattıgımızı gormuyor mu ki apacık mucadeleci oluveriyor

[78] Kendi yaratılısını unutup, bize ornek veriyor: -Bu curumus kemikleri kim diriltebilir? diyor

[79] De ki: -Onları ilk defa meydana getiren diriltecek. O her turlu yaratmayı bilir

[80] Sizin icin yesil agactan ates cıkaran O’dur. Nitekim siz onunla ates yakıyorsunuz

[81] Gokleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini yaratmaya gucu yetmez mi? Elbette yeter. Cunku O, her seyi bilen mukemmel yaratıcıdır

[82] Bir sey istedigi zaman, O’nun tek yaptıgı sadece: -Ol! demekten ibarettir. O da hemen oluverir

[83] Her seyin mulkiyeti elinde olan benzersizdir. Hepiniz O’na donduruleceksiniz

Saffât

Surah 37

[1] Andolsun sıra sıra dizilenlere

[2] Alıkoyup... Engelleyenlere

[3] Ogut dinleyenlere

[4] Ilahınız, sadece birdir

[5] O, goklerin, yerin ve arasındakilerin Rabb’idir. O, doguların da Rabbidir

[6] Biz, en yakın gogu yıldızlarla susledik

[7] Her inatcı seytandan koruyarak

[8] Onlar, yuce alemi isitemezler, her yandan kovulurlar

[9] Uzaklastırılarak... Onlar icin devamlı bir ceza vardır

[10] Ancak, tek bir soz kapan olursa, hemen onu delip gecen bir alev takip eder

[11] Simdi onlara sor: -Yaratılısca onlar mı daha guclu; yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz onları yapıskan bir camurdan yarattık

[12] Belki sen buna hayret ediyorsun, onlar da alay ediyorlar

[13] Onlara ogut verildigi zaman ogut almıyorlar

[14] Bir ayet gordukleri zaman onunla alay ediyorlar

[15] Bu, apacık bir sihirden baska bir sey degil! diyorlar

[16] Olup, toprak ve kemik oldugumuz zaman mı, biz yeniden diriltilecegiz

[17] Veya onceki atalarımız mı

[18] De ki: -Evet, hem de hor ve hakir olarak

[19] Cunku o, korkunc bir sesten ibarettir. O zaman derhal gozleri acılacaktır

[20] Eyvah bize, iste hesap gunu

[21] Iste sizin yalanladıgınız ayırt etme gunu

[22] Toplayın, zalimlik edenleri, eslerini ve kulluk ettiklerini

[23] Allah’tan baskalarına... Onları cehennem yoluna iletin

[24] Durdurun onları, cunku hesaba cekilecekler

[25] Size ne oldu da birbirinize yardım etmiyorsunuz

[26] Hayır, onlar, bugun artık teslim olmuslardır

[27] Birbirlerine donup sitem ederler, sorarlar

[28] Siz bize sagdan geliyordununuz, derler

[29] Digerleri de derler ki; -Hayır, siz inanan kimseler degildiniz

[30] Bizim size karsı bir yaptırım gucumuz de yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz

[31] Artık Rabbimizin hakkımızdaki o sozu gerceklesti. Kesinlikle biz onu tadacagız

[32] Evet sizi azdırdık, cunku biz de azgın kimseler idik

[33] Dogrusu onlar, o gun, azapta musterektirler

[34] Biz, gunahkarlara iste boyle yaparız

[35] Cunku onlar, kendilerine: -Allah’tan baska ilah yoktur, denildigi zaman buyuklenirlerdi

[36] Bir mecnun sair icin ilahlarımızı terk mi edecegiz? derlerdi

[37] Hayır, O, gercegi getirdi ve peygamberleri dogruladı

[38] Siz ise, o acı veren azabı tadacaksınız

[39] Ancak yaptıklarınızın cezasını goreceksiniz

[40] Ancak Allah’ın ihlaslı kulları haric

[41] Onlar icin bilinen rızıklar vardır

[42] Meyveler ve onlar ikrama layık olanlardır

[43] Nimet cennetlerinde

[44] Karsılıklı koltuklar uzerinde

[45] Etraflarında berrak bir kaynaktan, icenlere lezzet veren kadehler dolastırılır

[46] Etraflarında berrak bir kaynaktan, icenlere lezzet veren kadehler dolastırılır

[47] O, ne bas agrısı verir, ne de ondan sarhos olurlar

[48] Yanlarında da, gozlerini sadece kendisine cevirmis, guzel gozlu esler

[49] Sanki onlar, saklı bir yumurta

[50] Iste o zaman birbirlerine donerek (dunyadaki hallerini) soracaklar

[51] Onlardan biri: -Benim bir yakın arkadasım vardı, der

[52] Bana derdi ki: -Sen gercekten tasdik mi ediyorsun

[53] Olup, toprak ve kemik olduktan sonra, biz hesap mı verecegiz

[54] Ona ne oldugunu goruyor musunuz? der birisi

[55] Bir de bakar ki onun atesin ortasında oldugunu gorur

[56] Allah’a yemin ederim ki, sen, neredeyse beni de mahvedecektin! der

[57] Eger Rabbi’min nimeti olmasaydı, ben de husrana ugrayanlardan olacaktım

[58] Simdi, artık biz olmeyecegiz, degil mi

[59] Ilk olumumuzden baska. Biz, azaba da carptırılmayacagız

[60] Iste bu, en buyuk kurtulustur

[61] Calısanlar da bunun benzeri icin calıssınlar

[62] Bu mu daha hayırlı nimet olarak yoksa, zakkum agacı mı

[63] Biz onu zalimler icin bir fitne kıldık

[64] O, cehennemin dibinden cıkan bir agactır

[65] Tomurcukları (urunleri) sanki seytanların basları gibidir

[66] Iste onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar

[67] Sonra onlar icin, bunun uzerine kaynar su vardır

[68] Sonra da onların donusu yine atesedir

[69] Onlar, babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuslardı

[70] Onların izinde kosturmuslardı

[71] Onlardan once, daha evvel yetismis olanların cogu da dogru yoldan sapmıstı

[72] Iclerinden uyarıcılar gonderdik

[73] Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak

[74] Allah’ın arınan ihlaslı kullarının dısında

[75] Nuh, bize seslenmisti de biz, ona ne guzel karsılık vermistik

[76] Onu ve ailesini, o buyuk sıkıntıdan kurtarmıstık

[77] Onun soyunu da devam ettirdik

[78] Sonradan gelenler arasında namını yasattık

[79] Alemler icinde Nuh’a selam olsun

[80] Iste biz iyileri boyle odullendiririz

[81] Cunku O, mu’min kullarımızdan idi

[82] Digerlerini ise suda bogmustuk

[83] Suphesiz Ibrahim de onun yolunda olanlardan idi

[84] Hani O, Rabb’ine teslimiyet icinde bir kalp ile gelmisti

[85] Hani O, babasına ve kavmine demisti ki: -Siz, nelere kulluk ediyorsunuz

[86] Allah’tan baska uydurma ilahlar mı istiyorsunuz

[87] Evrenin sahibi hakkındaki dusunceniz nedir

[88] Ibrahim yıldızlara bir goz attı

[89] Ve “ben rahatsızım.” dedi

[90] Onu bırakıp gittiler

[91] Ibrahim, onların ilahlarıyla bas basa kaldı. -Yemez misiniz? dedi

[92] Size ne oldu da konusmuyorsunuz

[93] Sonra, uzerlerine yurudu ve tum kuvvetiyle vurdu

[94] Bu sebeple hısımla onun yanına geldiler

[95] Ibrahim, onlara; -Yonttugunuz seylere mi kulluk ediyorsunuz? dedi

[96] Sizi de yonttuklarınızı da yaratan Allah’tır

[97] Onun icin bir bina yapın, onu atesin icine atın! dediler

[98] Ona tuzak kurmak istediler. Ama biz onları alcalttık

[99] Ibrahim dedi ki: -Ben, Rabbi’me yoneliyorum. O bana dogru yolu gosterecektir

[100] Rabb’im, bana iyilerden bir evlat bagısla

[101] Biz de ona yumusak kalpli bir erkek cocuk mujdesi verdik

[102] Cocuk, onunla calısacak, yuruyecek bir yasa gelince, ona dedi ki; -Ogulcugum, bak, ruyamda seni kurban ettigimi goruyorum. Ne dersin? Oglu; -Babacıgım, sana emrolunanı yap! dedi. Insallah beni sabredenlerden bulacaksın

[103] Her ikisi de teslimiyet gosterip, Ibrahim oglunu alnı uzerine yatırdıgı zaman

[104] Ey Ibrahim! diye seslendik

[105] Sen ruyanı gerceklestirdin. Biz, iyileri boyle mukafatlandırırız

[106] Bu, elbette apacık bir imtihandı

[107] Ona fidye olarak buyuk bir kurbanlık koc vermistik

[108] Sonrakiler arasında onun icin: -Ibrahim’e selam olsun! mirası bıraktık

[109] Sonrakiler arasında onun icin: -Ibrahim’e selam olsun! mirası bıraktık

[110] Iste iyileri boyle odullendiririz

[111] Cunku O, mu’min kullarımızdan idi

[112] O’na salihlerden bir peygamber olacak Ishak’ı mujdeledik

[113] Onu da Ishak’ı da bereketlendirdik. Onların soyundan iyiler de, kendilerine gercekten zulmedenler de vardır

[114] Musa ve Harun’a da lutuflarda bulunmustuk

[115] O ikisini ve kavimlerini buyuk bir sıkıntıdan kurtarmıstık

[116] Onlara yardım etmistik de onlar galip gelmislerdi

[117] O ikisine acıkca anlasılan kitabı vermistik

[118] Onlara dosdogru yolu gostermistik

[119] Daha sonrakiler arasında onlar icin: -Musa ve Harun’a selam! mirası bıraktık

[120] Daha sonrakiler arasında onlar icin: -Musa ve Harun’a selam! mirası bıraktık

[121] Iste iyileri boyle odullendiririz

[122] Cunku ikisi de mu’min kullarımızdan idi

[123] Ilyas da peygamberlerden idi

[124] Halkına soyle demisti: -Kokmuyor musunuz

[125] Yaratıcıların en iyisini bırakıp Ba’l’e mi yalvarıyorsunuz

[126] Sizin Rabbiniz de, daha onceki atalarınızın Rabbi de Allah’tır

[127] Onu yalanladılar, bu yuzden onlar, azaba hazır olmuslardır

[128] Allah’ın arınmıs kulları dısında

[129] Ona, sonradan gelenler arasında: -Ilyas’a selam! mirası bıraktık

[130] Ona, sonradan gelenler arasında: -Ilyas’a selam! mirası bıraktık

[131] Iste iyileri boyle odullendiririz

[132] Cunku O, mu’min kullarımızdan idi

[133] Lut da elbette peygamber idi

[134] Onu ve ailesini tamamen kurtarmıstık

[135] Sadece geride kalanlardan olan yaslı bir kadın dısında

[136] Sonra da digerlerini helak etmistik (yerin dipine gecirmistik)

[137] Siz de sabah aksam onların uzerinden geciyorsunuz da aklınızı kullanmıyor musunuz

[138] Siz de sabah aksam onların uzerinden geciyorsunuz da aklınızı kullanmıyor musunuz

[139] Yunus Peygamber de, burada adı anılan peygamberlerden. Yunus da peygamberlerden idi

[140] Dolu bir gemiye binmisti

[141] Kura cekmisler ve kaybedenlerden olmustu

[142] O, kınanmıs iken bir balık onu yuttu

[143] Eger Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı

[144] Insanların tekrar diriltilecekleri gune kadar onun karnında kalırdı

[145] Ama biz onu bitkin (hasta) oldugu halde bir yere cıkardık

[146] Onun uzerine de genis yapraklı bir agac bitirmistik

[147] Sonra da onu yuz bin kisiye veya daha fazlasına gondermistik

[148] Ona iman ettiler, biz de onlara bir sureye kadar gecimlik verdik

[149] Onlara sor, kızlar Allah’ın da, oglanlar onların mı

[150] Yoksa bizim melekleri disi olarak yarattıgımıza mı sahitlik ettiler

[151] Bak, onlar nasıl da uydurarak, “Allah’ın oglu oldu” diyorlar. Gercekten onlar yalancıdırlar

[152] Bak, onlar nasıl da uydurarak, “Allah’ın oglu oldu” diyorlar. Gercekten onlar yalancıdırlar

[153] (Guya) Allah, kızları erkeklere tercih etmis

[154] Size ne oluyor? Nasıl hukum verebiliyorsunuz

[155] Hic dusunmuyor musunuz

[156] Yoksa sizin cok acık bir belgeniz mi var

[157] Eger dogru soyluyorsanız, haydi kitabınızı getirin

[158] Allah ile cinler arasında bir soy bagı icat ettiler. Cinler de elbette hesaba cekilebileceklerini biliyorlar

[159] Allah, onların vasıflandırdıkları seylerden uzaktır

[160] Allah’ın ihlaslı kulları haric (bir yana)

[161] Siz ve kulluk ettikleriniz

[162] Cehenneme atılacaklardan baska kimseyi yoldan cıkaramazsınız

[163] Cehenneme atılacaklardan baska kimseyi yoldan cıkaramazsınız

[164] Biz (meleklerin) her birimizin belli bir mevkisi vardır

[165] Biz, elbette biz dizi dizi olanlarız

[166] Ve yine biz, tesbih ediciler biziz

[167] Onlar, soyle diyorlardı

[168] Oncekilerden yanımızda bir zikir/kitap olsaydı

[169] Elbette Allah’ın ihlaslı kulları olurduk

[170] Simdi ise O’nu inkar ettiler. Ama bilecek onlar

[171] Peygamber olarak gonderilmis olan kullarımız hakkında hukmumuz verilmistir

[172] Onlara mutlaka yardım edilecektir

[173] Bizim ordularımız galip gelecektir

[174] Oyleyse bir sureye kadar onlardan yuz cevir

[175] Onları gozle, onlar da gozleyecekler

[176] Azabımızı mı acele istiyorlar

[177] Azap, onların alanına inince, uyarılanların sabahı ne acıdır

[178] Bir sureye kadar onlardan uzaklas

[179] Ve gozle, onlar da gozleyecekler

[180] Gucun ve ustunlugun sahibi olan Rabbin, onların nitelediklerinden yucedir (uzaktır)

[181] Selam elcilere

[182] Hamd ise alemlerin Rabbi Allah’adır

Sâd

Surah 38

[1] Sad. Serefli/zikir sahibi olan Kur’an’a yemin olsun ki

[2] Kafir olanlar kibir ve ayrılık icindedirler

[3] Onlardan onceki nesillerden nicelerini helak ettik. Feryat ettiler ama kurtulus/kacıs vakti gecmisti

[4] Aralarından bir uyarıcının gelmesine sasırdılar. Kafirler dedi ki: -Bu, yalancı bir sihirbaz

[5] Ilahları tek bir ilah mı yaptı? Bu, hayret edilecek bir seydir

[6] Onların ileri gelenleri: -Yuruyun, ilahlarınıza baglılıkta sebat gosterin, sizden istenen sey budur diye yola cıktılar

[7] Bunu diger dinlerde de isitmedik, bu sadece bir uydurmadır

[8] Kur’an, aramızdan ona mı indirilmis? Hayır, onlar zikrimden suphe ediyorlar. Cunku henuz azabımı tatmadılar

[9] Yoksa guclu ve bol bol veren Rabbi’nin rahmet hazineleri onların yanında mı

[10] Yoksa, goklerin, yerin ve arasındakilerin hakimiyeti onlara mı ait? Oyleyse sebeplerle (bir imkan ve guc bularak goge) yukselsinler

[11] Degisik gruplardan meydana gelmis ordu, iste surada bozguna ugratılacaktır

[12] Onlardan once Nuh, Ad ve piramit sahibi Firavun kavmi de yalanlamıstı

[13] Semud ve Lut’un kavmi de... Eyke halkı da, iste onlar da birer grup idiler

[14] Hemen hepsi de elcileri yalanladılar da azabımı hak ettiler

[15] Bir an bile gecikmesi olmayan tek bir korkunc sesten baska bir sey beklemiyorlar

[16] Ve diyorlardı ki: -Rabb’imiz, bize duseni hesap gununden once acele ver

[17] Onların soylediklerine sabırlı ol ve bize yonelmis olan guclu kulumuz Davud’u hatırla

[18] Biz, dagları ona boyun egdirmistik. Aksam sabah onunla tesbih ederlerdi

[19] Butun kusları da... Hepsi de ona hizmet ediyorlardı

[20] Onun iktidarını guclendirmis, ona hikmet ve acık sozluluk vermistik

[21] Sana o davacıların haberi gelmedi mi? Hani duvara tırmanmıslar

[22] Davud’un yanına girmislerdi. Davut da onlardan korkmustu. -Korkma, dediler. Birbirinin hakkını yemis iki davacıyız. Aramızda hakkıyla hukum ver. Hak’tan ayrılma. Bize orta yolu buldur

[23] Bu benim kardesimdir, O’nun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. “Onu da bana ver” dedi ve konusmada bana ustun geldi

[24] Davut: -Koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık etmis. Zaten ortakların cogu, birbirinin hakkına tecavuz eder. Ancak iman eden ve dogruları yapanlar haric... Bunlarda ne kadar az! Davut, kendisini imtihan ettigimizi anlamıs ve Rabbi’nden bagıslanma dileyerek secdeye kapanmıs ve O’na yonelmisti

[25] Iste boylece biz onu bagıslamıstık. Katımızda onun icin bir yakınlık ve guzel bir gelecek hazırlamıstık

[26] Ey Davud, seni yeryuzunde bir halife kıldık. O halde insanlar arasında adaletle hukum ver. Keyfine tabi olma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlara ise hesap gununu unuttukları icin siddetli bir azap vardır

[27] Gogu, yeri ve ikisi arasındakileri bos yere yaratmadık. Bu, inkar edenlerin zannıdır. Atese atılacak inkarcıların vay haline

[28] Yoksa, iman edip, dogruları yapanları, yeryuzunde bozgunculuk yapanlarla bir mi tutacagız? Yoksa, korunanları, gunahkarlarla denk mi tutacagız

[29] Akıl sahiplerinin, ayetlerini dusunmeleri ve ogut almaları icin sana indirdigimiz mubarek bir kitaptır

[30] Davud’a Suleyman’ı bagıslamıstık. O, ne guzel bir kuldu. O, Allah’a yonelen biriydi

[31] Bir aksam uzeri ona safkan kosu atları sunulmustu

[32] O da soyle demisti: -Ben, malı, Rabbimin zikrine vesile oldugu icin seviyorum. Sonunda atlar toz perdesinin arkasında kaybolmustu

[33] Onları bana getirin, demis, getirilince de ayaklarını ve boyunlarını oksamıstı

[34] Suleyman’ı bir imtihana tabi tutmustuk. Tahtının uzerinde ceset haline getirmistik. Sonra da eski haline donmustu

[35] Rabbim, beni bagısla ve bana, benden sonra hic kimseye nasip olmayacak bir hukumranlık ver. Bol bol bagısta bulunan suphesiz sensin

[36] Ruzgarı ona boyun egdirmistik. Emri ile diledigi yere yumusak bir sekilde eserdi

[37] Her biri yapıcı ve dalgıc olan seytanları

[38] Zincire vurulmus digerlerini de

[39] Bu, bizim hesapsız bagısımızdır. Ister ver, ister tut

[40] Suphesiz onun, bizim katımızda bir yakınlıgı ve iyi bir gelecegi vardır

[41] Kulumuz Eyyub’u da an. Hani Rabbine: “Seytan bana bir yorgunluk ve azap verdi." diye seslenmisti

[42] Ayagınla yere vur. Iste yıkanacak ve icilecek soguk bir su! demistik

[43] Ona ailesini de bagıslamıstık. Onlarla birlikte bizden bir rahmet ve sagduyu sahiplerine de bir ogut olması icin bir mislini daha bagıslamıstık

[44] Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. O, Allah’a yonelen ne guzel bir kuldu

[45] Guc (aksiyon) ve basiret (fikir) sahibi kullarımız Ibrahim, Ishak ve Yakub’u da hatırla

[46] Biz onları gercek yurdu dusunen, tam olarak arınmıs, ihlaslı kimseler kılmıstık

[47] Cunku onlar, katımızda secilmis ve hayırlı kimselerden idiler

[48] Ismail’i, Elyasa’yı ve Zulkifl’i de hatırla. Hepsi de hayırlı kimselerden idiler

[49] Bu bir hatırlatmadır. Allahtan korkanlar icin elbette guzel bir gelecek vardır

[50] Kapıları kendilerine acılmıs Adn Cennetleri

[51] Orada koltuklarına kurulmuslar bir cok meyve ve icecek isterler

[52] Yanlarında da gozlerini kendilerine dikmis onlara denk guzeller vardır

[53] Bu, hesap gunu size vaat olunanlardır

[54] Iste bu hic tukenmeyecek rızıklarımızdır

[55] Iste su da azgınlar icin kotu bir gelecek

[56] Cehennem! Oraya atılacaklar. Ne kotu daraltılmıstır

[57] Iste bu azap! tatsınlar onu, kaynar su ve irin

[58] Ve buna benzer baska cinsten azap

[59] Bu, sizinle birlikte girecek bir grup, rahat yuzu gormeyecekler cunku atese atılacaklar

[60] Orada, birbirleriyle tartısacaklar, kendilerinin cehennemlik olmalarına sebep olan kimselere lanetler yagdıracaklar. -Hayır, siz rahat yuzu gormeyin. Onu siz bizim onumuze getirdiniz derler. Ne kotu karar

[61] Rabb’imiz, derler. Bunu kim bizim onumuze getirdiyse, onun azabını ateste kat kat artır

[62] Bize ne oldu da kotu saydıgımız adamları burada goremiyoruz? derler

[63] Onlarla alay ederdik. Yoksa simdi gozler mi onları gormek istemiyor

[64] Iste cehennem ehlinin tartısmaları boyle gerceklesecektir

[65] De ki: -Ben sadece bir uyarıcıyım! Tek ve kahredici olan Allah’tan baska bir ilah yoktur

[66] O, goklerin, yerin ve arasındakilerin Rabb’i, guc ve bagıs sahibidir

[67] De ki: -O, buyuk bir mesajdır

[68] Siz ise ondan yuz ceviriyorsunuz

[69] Benim yuce alem (mele-i ala) hakkında hic bir bilgim yoktur

[70] Bana, apacık bir uyarıcı olmamdan baska bir sey vahyolunmuyor

[71] Rabbin meleklere: -Ben, camurdan bir insan yaratacagım, demisti

[72] Onu duzenledigim ve ona can verdigim zaman hemen onun icin secdeye kapanın

[73] Meleklerin hepsi topluca secde etmisti

[74] Iblis mustesna. O, buyukluk tasladı ve kafirlerden oldu

[75] Allah: -Ey Iblis, seni, elimle yarattıgıma secde etmekten alıkoyan nedir? dedi. Buyukluk mu taslıyorsun, yoksa yucelerden misin

[76] Ben, ondan hayırlıyım, dedi. Beni atesten, onu camurdan yarattın

[77] Oradan cık, dedi. Sen artık kovulmus birisin

[78] Lanetim hesap gunune kadar senin uzerinedir

[79] Rabbim, dedi. Tekrar dirilecekleri gune kadar bana sure tanı

[80] Sen, sure verilenlerdensin, dedi

[81] Hem de belli bir vakte kadar

[82] Senin serefin icin yemin ederim ki, onların hepsini azdıracagım! dedi

[83] Ancak onlardan arınmıs kulların haric

[84] Gercek su ki dedi. Ben hakkı soyluyorum

[85] Cehennemi tamamen senden olanlar ve sana uyanlarla dolduracagım

[86] De ki: -Ben sizden bir ucret istemiyorum. Kendiligimden bir sey de uydurmuyorum

[87] Bu (Kur’an) ancak, alemler icin bir hatırlatmadır

[88] Onun haberini bir sure sonra ogreneceksiniz

Zümer

Surah 39

[1] Kitabın indirilmesi, guc ve hukum sahibi Allah’tandır

[2] Biz, sana kitabı hak olarak indirdik. Oyleyse, dini ona tahsis ederek Allah’a kulluk et

[3] Bil ki halis din Allah’ındır. Ondan baska veliler edinenler: -Biz bunlara, bizi Allah’a yaklastırmalarından baska bir sebeple kulluk etmiyoruz derler. Allah, anlasmazlıga dustukleri konuda aralarında hukmu verecektir. Su kadar var ki Allah; yalancı, inkarcı kimseye yol gostermez

[4] Eger Allah bir ogul edinmek isteseydi, yarattıkları icinden diledigini secerdi. O bundan munezzehtir. O, tek ve yegane otorite sahibi Allah’tır

[5] O, gokleri ve yeri hakkıyla yaratmıstır. Geceyi gunduze orter, gunduzu de geceye orter, gunese ve aya da boyun egdirmistir. Hepsi de belli bir sure icin akar/doner. Bilin ki O, gucludur, bagıslayıcıdır

[6] Sizi tek bir candan yaratmıstır. Sonra ondan da esini meydana getirmis ve size sekiz es hayvan indirmistir. Sizi analarınızın karnında, uc karanlık icinde bir yaratıstan diger bir yaratısa gecerek yaratmıstır. Iste, sizin Rabbiniz olan ve mulk de kendisinin olan Allah budur. Ondan baska ilah yoktur. O halde nasıl yuz ceviriyorsunuz

[7] Eger nankorluk ederseniz, Allah’ın size ihtiyacı yoktur. Ama kullarının nankorlugune razı olmaz. Eger sukrederseniz, sizin icin ondan hosnut kalır. Hicbir gunahkar bir baskasının gunahını yuklenmez. Sonra Rabbinizedir donusunuz... Elbette size yaptıklarınızı haber verecektir. O, kalplerin ozunu bilendir. Insana bir zarar dokununca, Rabbine yonelerek, ona dua eder. Sonra, kendisinden bir nimet ile degistirince, daha once ona dua ettigini unutur da Allah’a ortaklar kosar, onun yolundan saptırsın diye... De ki: -Inkarınla biraz yasa, kuskusuz sen ates ehlindensin

[8] Eger nankorluk ederseniz, Allah’ın size ihtiyacı yoktur. Ama kullarının nankorlugune razı olmaz. Eger sukrederseniz, sizin icin ondan hosnut kalır. Hicbir gunahkar bir baskasının gunahını yuklenmez. Sonra Rabbinizedir donusunuz... Elbette size yaptıklarınızı haber verecektir. O, kalplerin ozunu bilendir. Insana bir zarar dokununca, Rabbine yonelerek, ona dua eder. Sonra, kendisinden bir nimet ile degistirince, daha once ona dua ettigini unutur da Allah’a ortaklar kosar, onun yolundan saptırsın diye... De ki: -Inkarınla biraz yasa, kuskusuz sen ates ehlindensin

[9] Yoksa gece saatlerini secde ederek ve kıyama durarak, itaatle geciren, ahiretten cekinip, Rabb’inin rahmetini uman mı? Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? de! Ancak sagduyu sahipleri dusunup ogut alır

[10] De ki: -Ey iman eden kullarım! Rabbinizden sakının! Iyi kimseler icin bu dunyada iyilik vardır. Allah’ın arzı genistir. Ancak sabredenlere, hesaba sıgmayan oduller verilecektir

[11] De ki: -Ben, dini Allah’a tahsis ederek ona kulluk etmekle emrolundum

[12] Teslim olanların da ilki olmakla emrolundum

[13] De ki: -Eger Rabbime karsı gelirsem, elbette ben buyuk bir gunun azabından korkarım

[14] Dinimi kendisine tahsis ederek Allah’a kulluk ederim! de

[15] Siz de, ondan baska dilediginize kulluk edin. De ki: -Husrana ugrayacaklar, kıyamet gunu hem kendilerini hem de ailelerini husrana ugratanlardır. Dikkat edin, apacık husran iste budur

[16] Onların ustlerinden atesten tabakalar, altlarından da tabakalar vardır. Allah, kullarını iste bununla korkutuyor. Ey kullarım! Benden korkun

[17] Tagut’a kulluktan uzak duran ve Allah’a yonelenler, mujde onlara! Mujde ver onlara

[18] Onlar, sozu dinleyip en guzeline uyarlar. Onlar, Allah’ın kendilerine dogru yolu gosterdigi kimselerdir. Onlar, sagduyu sahibi olanlar onlardır

[19] Hakkında azap verilen kimseyi sen mi atesten kurtaracaksın

[20] Oysa, Rab’lerinden korkanlar icin (altlarından ırmaklar akan) ust uste bina edilmis koskler vardır. Bu, Allah’ın vaadidir. Allah, vaadinden donmez

[21] Allah’ın gokten su indirip, onu yeraltında kaynaklara akıttıgını, onunla da cesitli renklerde bitkiler cıkardıgını gormuyor musun? Sonra bu bitkiler kuruyor. Sen onu sararmıs gorursun. Sonra da onu cercop haline getiriyor. Iste bunda akıl sahipleri icin bir ibret vardır

[22] Allah’ın, gonlunu Islam’a actıgı kimse, Rabbi’nden bir aydınlık (yol) uzerinde degil midir? Allah’ın uyarılarına karsı kalpleri katı olanlara yazıklar olsun! Iste onlar, apacık bir dalalettedirler

[23] Allah, sozun en guzelini, birbirine benzeterek bir kitap halinde indirmistir. Rab’lerinden korkanların ondan tuyleri urperir. Sonra Allah’ın uyarısına derileri ve kalpleri yumusar. Iste bu Allah’ın rehberidir. Onunla diledigine yol gosterir. Allah, kimi de sapıklıkta bırakırsa, onun da bir rehberi yoktur

[24] Kıyamet gunu, yuzunu kotu azaptan koruyan kimse mi; “Kazanmıs olduklarınızın azabını tadın!” denilen zalimler mi

[25] Onlardan oncekiler de yalanlamıslardı da hic farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geliverdi

[26] Allah, onlara dunya hayatında da rezilligi tattırdı. Ahirette de daha buyuk azap vardır. Eger bilselerdi

[27] Biz bu Kur’an’da, insanlar icin, dusunsunler diye her turlu misali verdik

[28] Korunsunlar diye, hicbir egriligi olmayan Arapca bir okuyusla

[29] Allah, birbiriyle gecinemeyen bir cok ortaga baglı olan bir adamla, yalnız bir kisiye teslim olmus bir adamı ornek olarak vermistir. Bu ikisinin durumu esit midir? Hamd, Allah’a mahsustur, fakat onların cogu bilmezler

[30] Elbet sen de oleceksin, onlar da olecekler

[31] Sonra siz kıyamet gunu Rabbinizin huzurunda mahkeme olunacaksınız

[32] Allah hakkında yalan soyleyen ve kendisine gelen dogruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirler icin yer mi yok

[33] Dogru’yu getiren ve onu tasdik edenler ise, iste onlar korunanlardır

[34] Onlara, Rab’leri katında istedikleri seyler vardır. Bu, iyi davrananların oduludur

[35] Bu, onların yaptıklarının en kotusunu bagıslaması ve onların odullerini yaptıklarının en iyisiyle vermesi icindir

[36] Allah kuluna yetmez mi? Onlar seni Allah’tan baskalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi dalalette bırakırsa, ona yol gosterecek kimse yoktur

[37] Allah kime de yol gosterirse, onu da saptıracak yoktur. Allah guclu ve intikam sahibi degil midir

[38] Onlara: -Gokleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; -Allah, diyeceklerdir, De ki: -Allah’tan baska dua ettiklerinizi gordunuz mu, Allah bana bir zarar vermek istese onlar, onun zararını giderebilir mi? Ya da bana bir rahmet dilese, onlar, onun rahmetini engelleyebilirler mi? De ki: -Allah bana yeter. Baglananlar yalnız ona baglansınlar

[39] De ki: -Ey halkım, bildiginiz gibi yapın, ben de yapacagım, ilerde bileceksiniz

[40] Kime rezil edici bir azabın gelecegini, kalıcı azabın kimin uzerine inecegini

[41] Biz, kitabı sana insanlar icin “hak” olarak indirdik. O halde onu kim rehber edinirse kendisi icin edinir. Kim de dalalette kalırsa, ancak kendi aleyhine kalır. Sen onlara vekil degilsin

[42] Allah olum vakti gelenlerin ve gelmeyenlerin canlarını alır. Olumune hukum verilenlerinkini tutar, digerlerini belirlenmis bir sureye kadar salıverir. Iste bunda, dusunen bir toplum icin isaretler vardır

[43] Yoksa onlar Allah’tan baska sefaatciler mi edindiler? De ki: -Onlar hicbir seye sahip degillerse ve akıllarını da kullanmıyorlarsa da mı

[44] De ki: Sefaatin hepsi Allah’ındır. Goklerin ve yerin hakimiyeti O’na aittir. Bir zaman sonra O’na donduruleceksiniz

[45] Allah’ın adı tek olarak anıldıgı zaman, ahirete inanmayanların kalpleri nefretle carpar. Ondan baskaları anılınca hemen neselenirler

[46] De ki: Ey gokleri ve yeri yaratan, gorulmeyeni ve goruleni bilen Allahım, hakkında anlasmazlıga dustukleri hususlarda kulların arasında hukum verecek sensin

[47] Yeryuzunde bulunan seylerin hepsi ve bir katı daha o zalimlerin olsaydı, kıyamet gunu, azabın en kotusunden kurtulmak icin onu fidye olarak verirlerdi. Zira onlar icin Allah’tan hic hesap etmedikleri bir azap ortaya cıkmıstır

[48] Onların kazandıkları kotulukler ortaya cıkmıs ve alay ettikleri sey cepecevre kusatmıstır

[49] Insana bir zarar dokundu mu hemen bize dua eder. Onu bizden bir rahmet ile degistirdigimiz zaman da: -Bu bana, bilgim dolayısıyla verilmistir der. Oysa o bir imtihandır. Fakat cokları bilmez

[50] Kendilerinden oncekiler de boyle soylemisti. Fakat kazandıkları kendilerine fayda saglamamıstı

[51] Kazandıklarının azabı, kotulukleri onlara isabet etmisti. Iste bunlardan zalim olanlara da kazandıklarının kotulukleri isabet edecek ve onlar da kacamayacaklardır

[52] Bilmiyorlar mı ki Allah, rızkı yayar diledigine ve takdir eder. Iman eden bir toplum icin iste bunda belgeler vardır

[53] De ki: -Ey kendilerine karsı gunah islemekte asırı giden kullarım, Allah’ın rahmetinden umidinizi kesmeyin. Cunku Allah, butun gunahları bagıslayıcıdır. O, cok bagıslayıcı ve merhametlidir

[54] Azap size gelmeden once, Rabbinize yonelin ve O’na teslim olun ki sonra hic bir yardım goremezsiniz

[55] Azap size, farkında olmadıgınız bir anda ansızın gelmeden once Rabbinizden indirilenin en guzeline uyun

[56] Kisinin: Allah’a karsı isledigim kusurlardan ve aldatılanlardan oldugum icin bana yazıklar olsun demesinden once

[57] Veya keske Allah bana dogru yolu gosterseydi de korunanlardan olsaydım demesi

[58] Veya azabı gorunce keske bir kere daha hak verilse de iyilerden olsam, demesi

[59] Hayır, sana ayetlerim gelmisti de sen onları yalanlamıs, buyukluk taslamıs ve kafirlerden olmustun

[60] Kıyamet gunu, Allah hakkında yalan soyleyenlerin yuzlerinin kapkara oldugunu gorursun. Buyuklenenlere cehennemde yer mi yok

[61] Allah, korunanları basarıları sebebiyle kurtaracaktır. Onlara kotuluk dokunmayacak ve onlar uzulmeyecekler

[62] Allah, herseyin yaratıcısıdır ve O her seyin gozeticisidir

[63] Goklerin ve yerin anahtarları Onundur. Allah’ın ayetlerini tanımayanlar, iste onlar, husrana ugrayacaklar, onlardır

[64] De ki: -Allah’tan baskasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz ey cahiller

[65] Sana ve senden oncekilere: -Eger sirk kosarsan yaptıkların bosa gider ve husrana ugrayanlardan olursun, diye vahyolunmustur

[66] Oyleyse, kullugunu yalnızca Allah’a yap ve sukredenlerden ol

[67] Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Yer tamamen onun avucundadır, kıyamet gunu gokler de sag eliyle durulmus olacaktır. O, kostukları sirklerden uzak ve cok yucedir

[68] Sur’a uflenmis, Allah’ın diledikleri dısında yerde ve goklerde kim varsa baygın dusmustur/olmustur. Sonra ona tekrar uflendigi zaman onlar ayaga kalkar ve bakıp dururlar

[69] Yeryuzu Rabb’inin aydınlatması ile aydınlanmıs, kitap ortaya konmus, peygamberler ve sahitler getirilmistir. Kimseye haksızlık edilmeden aralarında hak ile hukum verilmistir

[70] Herkese, calıstıgının karsılıgı odenmistir. Onların ne yaptıklarını, en iyi bilen O’dur

[71] Inkarcılar boluk boluk cehenneme sevkedilmistir. Oraya geldikleri zaman kapıları acılmıs ve oranın bekcileri onlara: -Icinizden size, Allah’ın ayetlerini okuyan ve sizi bu gune kavusmak ile uyaran elciler gelmedi mi? demis, onlar da: -Evet, geldi, demislerdir. Fakat, artık inkarcılara verilen azap sozu yerini bulmustur

[72] Onlara: -Icinde ebedi kalmak uzere cehennem kapılarından girin iceri! Buyuklenenler icin ne kotu bir yurt, denir

[73] Rablerinden sakınan kimseler boluk boluk cennete sevkedilmistir. Oraya geldiklerinde kapılar acılmıs ve onun bekcileri: -Selam size, hos geldiniz, ebedi kalmak uzere girin oraya! demislerdir

[74] Onlar da soyle karsılık vermislerdir: Bize verdigi sozu yerine getiren ve cennetten diledigimiz yere yerlestiren, dunyaya mirascı yapan Allah’a hamdolsun! Calısanların odulu ne guzeldir

[75] Orada meleklerin Arsın etrafında Rab’lerini hamd ile tesbih ederek donduklerini gorursun. Aralarında hak ile hukum verilmis ve: -Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur, denilmistir

Ğâfir

Surah 40

[1] Ha mim

[2] Kitabın indirilmesi guclu ve alim Allah’tandır

[3] Gunahları bagıslayan, tevbeleri kabul eden, azabı siddetli ve bol lutuf sahibidir. Ondan baska ilah yoktur, donus O’nadır

[4] Allah’ın ayetleri hakkında kafirlerden baskası tartısmaz. Onların sehirler arasında dolasması sakın seni aldatmasın

[5] Onlardan once Nuh Kavmi ve onlardan sonra da peygamberlerine karsı gelen her toplum yalanlamıs, peygamberlerini yakalamak ve hakkı ortadan kaldırmak icin batılın mucadelesini vermisti. Ama ben, onları yakalamıstım. Cezalandırmam nasıldı

[6] Rabbinin, kafirler aleyhindeki “onlar ates ehlidir.” hukmu iste boyle gerceklesmistir

[7] Arsı tasıyanlar ve onun etrafında Rablerini hamd ile tesbih edenler, ona iman edenler, muminler icin de magfiret dilerler: -Rabbimiz, rahmet ve ilmin her seyi kusatmıstır. Tevbe eden ve yoluna uyanları bagısla ve onları cehennem atesinden koru

[8] Rabbimiz, onları ve atalarından, eslerinden ve soylarından iyi olanları kendilerine soz verdigin Adn cennetlerine girdir. Suphesiz sen, aziz ve hakim sensin

[9] Onları kotuluklerden koru, kimi kotuluklerden korursan, o gun de ona merhamet etmis olursun. Iste en buyuk kurtulus budur

[10] Kufredenlere soyle seslenilir: Allah’ın size kızgınlıgı, sizin kendinize karsı kızgınlıgınızdan daha buyuktur. Zira imana cagrılıyordunuz, ama siz inkar ediyordunuz

[11] Rabbimiz, dediler. Bizi iki kere oldurdun ve iki kere dirilttin. Gunahlarımızı itiraf ediyoruz. Cıkmak icin bir yol var mı

[12] Iste bu, dunyada iken yalnızca Allah’a cagrıldıgında inkar etmeniz, O’na ortak kosuldugunda ise iman etmeniz sebebiyledir. Oysa, hakimiyet, yuce ve buyuk olan Allah’ındır

[13] Size belgelerini gostermek icin gokten size rızık indiren O’dur. Ama hakka yonelenden baskası dusunmez

[14] Kafirlerin hosuna gitmese de dini/hayat duzenini Allah’a ozgu kılarak yalnızca Ona dua edin

[15] Dereceleri yukselten Ars’ın, otoritenin sahibidir. Emrindeki vahyi, kullarından diledigine indirir. Bulusma gununu hatırlatmak icin

[16] O gun onlar ortaya cıkarlar. Onlardan hicbir sey Allah’a gizli kalmaz. -O gun egemenlik kimindir? -Kahhar olan tek Allah’ın

[17] O gun her kisi, kendi kazandıklarıyla cezalandırılır. O gun haksızlık, zulum yoktur. Suphesiz Allah, cok hızlı hesap gorur

[18] Onları, iyice yaklasan, korkudan yureklerin agza geldigi, gun ile uyar. Zalimler icin bir koruyucu ve sozu dinlenen bir sefaatci de yoktur

[19] Allah, gozlerin hainligini ve kalblerin gizledigini bilir

[20] Allah, hak ile hukmeder. Ondan baska yalvardıkları ise hicbir seye hukmedemezler. Allah, isiten, goren O’dur

[21] Yeryuzunde dolasmıyorlar mı? Kendilerinden oncekilerin akibetinin nasıl olduguna baksınlar. Nitekim onlar, bunlardan daha guclu ve yeryuzunde daha etkili idiler. Ama Allah, onları gunahları sebebiyle yakalamıstı da onları Allah’tan koruyacak birisi yoktu

[22] Iste bu, onlara peygamberlerin belgeler getirmesine ragmen, onların kabul etmemelerindendir. Bunun icin Allah onları cezalandırmıstır/yakalamıstır. Suphesiz o guclu ve siddetle cezalandırandır

[23] Musa’yı mucizelerimiz ve apacık belgelerle gondermistik

[24] Firavun’a, Haman’a ve Karun’a... Hemen: -Yalancı bir sihirbaz! demislerdi

[25] Onlara kendi katımızdan gercegi getirdigi halde: -Onunla birlikte iman edenlerin ogullarını oldurup, kadınlarını sag bırakın, demislerdi. Oysa kafirlerin tuzagı ancak bosa gitmeye mahkumdur

[26] Firavun: -Bırakın beni, Musa’yı oldureyim. O, Rabbine yalvarıp dursun. Ben, onun dininizi degistirmesinden ya da yeryuzunde bozgunculugu yaymasından korkuyorum, dedi

[27] Musa: -Ben, hesap gunune inanmayan, her buyukluk taslayandan Rabbiniz ve Rabbim olan Allah’a sıgındım, dedi

[28] Firavun ailesinden, imanını gizleyen bir adam dedi ki: -Rabbim Allah’tır, dedi diye bir adamı oldurecek misiniz? Size Rabbinizden belgeler getirmis. Eger yalancıysa, yalanı kendi aleyhinedir. Eger dogruysa, sizi tehdit ettigi seylerden bir kısmı basınıza gelebilir. Allah, sacmalayan yalancılara asla yol gostermez

[29] Ey halkım, bugun, yeryuzunde guclu bir iktidarınız var. Ama, bize Allah’tan azap gelirse, bize yardım edecek kimdir? Firavun: -Ben size kendi gorusumden baska bir sey gostermiyorum, ben size sadece dogru yolu gosteriyorum, dedi

[30] Iman eden kimse soyle dedi: -Ey halkım! Ben, Nuh, Ad, Semud kavminin ve ondan sonraki toplumların basına geldigi gibi bir Azap Gunu’nun basınıza gelmesinden korkuyorum. Oysa Allah, kullarına zulmetmek istemez

[31] Iman eden kimse soyle dedi: -Ey halkım! Ben, Nuh, Ad, Semud kavminin ve ondan sonraki toplumların basına geldigi gibi bir Azap Gunu’nun basınıza gelmesinden korkuyorum. Oysa Allah, kullarına zulmetmek istemez

[32] Ey halkım, ben sizin icin feryat gununden korkuyorum

[33] O gun arkanızı doner, kacarsınız. Fakat, sizi Allah’tan koruyacak hicbir sey yoktur. Allah kimi sapıklıkta bırakırsa, onun bir kılavuzu yoktur

[34] Daha once de size Yusuf, acık belgelerle gelmisti. Fakat siz, onun getirdiklerinden hep suphe edip durdunuz. Sonunda o oldugu zaman: -Allah, ondan sonra bir peygamber gondermeyecektir, dediniz. Allah, haddi asan (sacmalayan) supheciyi iste boyle dalalette bırakır

[35] Bu kimseler, Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerine gelen bir delil olmadıgı halde tartısır dururlar. Bu, Allah katında da, iman edenlerin yanında da buyuk kızgınlık sebebidir. Allah, buyukluk taslayan her zorbanın kalbini iste boyle muhurler

[36] Firavun dedi ki: -Ey Haman, benim icin bir kule yap, belki sebeplere ulasırım

[37] Goklerin sebeplerine... ve Musa’nın ilahını gorurum. Cunku ben onun yalancı oldugunu sanıyorum. Firavuna kotu isleri iste boyle suslendi ve yoldan saptırıldı. Firavunun tuzagı husrandan baska bir sey degildir

[38] Inanmıs kisi soyle dedi: -Ey halkım, bana uyun, size dogru yolu gostereyim

[39] Ey halkım, bu dunya hayatı gecimliktir. Ahiret ise, kalıcı olan odur

[40] Kotuluk yapan kimse onun benzerinden baskasıyla cezalandırılmaz. Erkek olsun, kadın olsun kim mu’min olarak iyilik yaparsa, iste onlar da cennete girerler ve orada hesapsız olarak rızıklandırılırlar

[41] Ey halkım, ben sizi kurtulusa cagırırken, ne diye siz beni atese cagırıyorsunuz

[42] Beni, Allah’a nankorluk etmeye ona ortak hakkında bilgim olmayan bir seyi ortak kosmaya cagırıyorsunuz. Ben ise sizi, daima galip ve bagıslayıcı olana davet ediyorum

[43] Siz, beni ancak dunyada da ahirette de duaya hic cevap veremeyecek olana cagırıyorsunuz. Oysa, biz Allah’a donecegiz. Sacıp savuranlara gelince, onlar ates ehlidir

[44] Size soylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben isimi Allah’a havale ediyorum. Allah, kullarını cok iyi gorendir

[45] Allah, kurdukları kotu tuzaktan korudu ve Firavun ailesini en kotu azap kusattı

[46] Onlar sabah aksam atese sunulurlar. Kıyamet gerceklestigi gun; Firavun ailesini en siddetli azaba sokun

[47] Ateste tartısırlar. Zayıf bırakılanlar, buyukluk taslayanlara soyle derler: -Biz size uymustuk. Simdi atesin bir kısmını bizden uzaklastırabilir misiniz

[48] Buyuklenenler de: -Biz, hepimiz onun icindeyiz. Allah, kulları arasında hukmunu vermistir

[49] Atestekiler, cehennem bekcilerine: -Rabbinize dua edin, bizden bir gun azabı hafifletsin, der

[50] Onlar da: -Size, apacık belgelerle peygamberleriniz gelmedi mi? derler. -Evet, derler. Bekciler de: -O halde kendiniz dua edin. Ama kafirlerin duası bosunadır, derler

[51] Biz, peygamberlerimize ve iman edenlere dunya hayatında da, sahitlerin ayaga kalkacagı kıyamet gunu de zafer verecegiz/yardım edecegiz

[52] O gun zalimlere mazeretleri bir fayda vermez. Onlara lanet edilir. Onlara en kotu mesken vardır

[53] Musa’ya kılavuzu vermis ve Israilogullarını kitaba mirascı kılmıstık

[54] Kılavuz ve sagduyu sahipleri icin ogut

[55] Sen de sabret, kuskusuz Allah’ın vaadi haktır. Gunahların icin bagıslanma dile, sabah aksam hamd ederek Rabb’ini tesbih/tenzih et

[56] Kendilerine gelen hicbir delilleri olmadan, Allah’ın ayetleri hakkında tartısanların gonullerinde kibirden baska bir sey yoktur. Onlar, ona ulasamazlar. Oyleyse sen, Allah’a sıgın. Cunku O, isiten ve goren O’dur

[57] Gokleri ve yeri yaratmak, insan yaratmaktan daha buyuk bir seydir. Fakat, insanların cogu bilmiyorlar

[58] Kor ile goren esit degildir. Iman edip, dogruları yapanlarla kotuler de bir degildir. Ne kadar az dusunuyorsunuz

[59] Kıyamet saati gelecektir. Onda hic suphe yoktur. Fakat insanların cogu ona inanmıyor

[60] Rabbiniz soyle dedi: -Bana dua edin, size cevap/karsılık vereyim. Bana kulluk etmekten buyuklenenler, zillet icinde cehenneme gireceklerdir

[61] Istirahat etmeniz icin size geceyi yaratan, gunduzu de aydınlık yapan Allah’tır. Allah, insanlara karsı cok lutufkardır. Fakat insanların cogu sukretmezler

[62] Iste O, her seyin yaratıcısı, kendisinden baska ilah olmayan Rabbiniz Allah’tır. Nasıl aldatılıyorsunuz

[63] Allah’ın ayetlerini kasten inkar edenler iste boyle aldatılıyorlar

[64] Yeryuzunu sizin icin yerlesme yeri ve gogu de bina olarak yaratan Allah’tır. Sizi en guzel sekilde sekillendirmis ve iyi seylerden size rızık vermistir. Iste sizin Rabb’iniz Allah! Alemlerin Rabb’i olan Allah ne yucedir

[65] O, hayat sahibidir. Ondan baska ilah yoktur. Dini ona tahsis ederek, yalnızca ona dua/kulluk edin. Hamd, alemlerin Rabb’i Allah’a mahsustur

[66] De ki: -Rabbimden bana apacık belgeler geldikce, sizin Allah’tan baska kulluk ettiklerinize kulluk etmem yasaklandı. Alemlerin Rabb’ine teslim olmakla emrolundum

[67] Sizi, once topraktan, sonra spermden, sonra embriyodan yaratan, sonra da sizi guclenmeniz, daha sonra da yaslanmanız icin cocuk olarak cıkaran O’dur. Icinizden daha once oldurulenler de vardır. Bu, aklınızı kullanasınız diye adı konmus bir sureye erismeniz icindir

[68] Hayat veren ve olduren O’dur. Bir ise hukum verince, ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir

[69] Allah’ın ayetleri hakkında tartısanları gormedin mi? Nasıl da aldatılıyorlar

[70] Kitabı ve elcilerimizle gonderdiklerimizi yalanlayanlar, ileride bileceklerdir

[71] O zaman, boyunlarında boyunduruk ve zincirlerle surulecekler

[72] Kaynar suya, sonra ateste yakılacaklardır

[73] Sonra onlara denilecek ki: Ortak kostuklarınız nerede

[74] Allah’tan baska. Bizden uzaklastılar. Biz, onceden hicbir seye ibadet/dua etmiyorduk, dediler. Allah, kafirleri iste boyle sapıklıkta bırakır

[75] Iste bu, yeryuzunde haksız yere sımarmanız ve bosuna boburlenmeniz sebebiyledir

[76] Girin cehennemin kapılarından, icinde kalmak uzere... Buyukluk taslayanlara ne kotu bir mesken

[77] Sabret, kuskusuz Allah’ın vaadi haktır. Biz onlara vaat ettigimiz azabın bir kısmını ya sana gosteririz, ya da seni vefat ettiririz. Ama neticede onlar, bize donduruleceklerdir

[78] Senden once de peygamberler gonderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var anlatmadıklarımız da. Hicbir peygamber Allah’ın izni olmadıkca bir ayet/mucize getiremez. Allah’ın emri geldigi zaman da hak ile hukum verilir ve iste o zaman batılcılar husrana ugrar

[79] Sizin icin, bir kısmına bindiginiz, bir kısmını da yediginiz hayvanları yaratan Allah’tır

[80] Onların size baska faydaları da vardır. Gonullerinizdeki ihtiyaca onların uzerinde ulasırsınız. Hem onların uzerinde hem de gemilerde tasınırsınız

[81] Allah size ayetlerini gosteriyor. Allah’ın hangi ayetlerini inkar edebilirsiniz

[82] Hic yeryuzunde gezmiyorlar mı? Kendilerinden oncekilerin akibetinin ne olduguna baksınlar. Onlar, bunlardan daha cok ve yeryuzunde daha guclu eserler bırakmıslardı. Ama, kazandıkları onlara hicbir fayda saglamadı

[83] Peygamberleri onlara apacık belgelerle geldigi zaman, kendi bilgileri ile sımardılar ve alay ettikleri sey onları cepecevre kusatıverdi

[84] Azabımızı gorunce: Bir tek Allah’a inandık, ona sirk kostuklarımızı inkar ettik dediler

[85] Azabımızı gordukleri zaman iman etmeleri onlara bir yarar saglamadı. Allah’ın gecen kulları hakkındaki kanunu budur. Iste inkarcılar boyle husrana ugrar

Fussilet

Surah 41

[1] Ha mim

[2] Rahman, Rahim’den indirme

[3] Bilen bir toplum icin Kur’an, Arapca okunarak ayetleri acıklanmıs bir kitaptır

[4] Mujdeci ve uyarıcıdır. Oysa cokları isitmeyerek yuz cevirmistir

[5] Bizi cagırdıgın seye karsı kalplerimizde ortuler, kulaklarımızda agırlık vardır. Seninle bizim aramızda da bir perde vardır. Sen calıs, biz de calısacagız, dediler

[6] De ki: -Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Yalnızca bana, ilahınızın tek bir ilah oldugu vahyediliyor. Oyleyse ona yonelin, ondan bagıslanma dileyin, sirk kosanların vay haline

[7] Ahireti inkar ederek zekat vermeyenlerin

[8] Iman edenler ve dogruları yapanlar, iste onlar icin de kesintisiz bir mukafat vardır

[9] De ki: -Siz, dunyayı iki gunde yaratana nankorluk mu ediyorsunuz? Ona ortaklar kosuyorsunuz. Halbuki O, alemlerin Rabb’idir

[10] Dunya uzerinde sabit daglar var etmis ve onları bereketlendirmistir. Arayanlar icin orada, eksiksiz olarak, dort gunde/mevsimde gıdalar takdir etti

[11] Sonra gaz halinde bulunan goge yoneldi ve dunya ile goge: -Isteyerek ya da istemeyerek gelin! dedi. Onlar da: -Isteyerek geldik, dediler

[12] Onları yedi gok olarak iki gunde varedip, her bir goge kendi isini bildirdi. Dunya gogunu ise koruduk ve yıldızlarla susledik. Iste bu, her seye Hakim ve Bilen’in takdiridir

[13] Eger yuz cevirirlerse, onlara de ki: -Sizi, Ad ve Semud’un yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım

[14] Onlara peygamberleri “Allah’tan baskasına kulluk etmeyin” diye onlerinden ve arkalarından geldigi zaman: Rabbimiz isteseydi melekleri gonderirdi. Bunun icin biz sizin gonderildiginize inanmıyoruz, demislerdi

[15] Ad, haksız yere yeryuzunde buyuklenmis: -Bizden daha kuvvetli kim vardır? demislerdi. Kendilerini yaratan Allah’ın, kendilerinden daha kuvvetli oldugunu gormuyorlar mı? Onlar, ayetlerimizi bilerek inkar ediyorlardı

[16] Biz de onlara dunya hayatında rezil edici azabı tattırmak icin, o ugursuz gunlerde buz gibi bir ruzgar gondermistik. Ahiret azabı ise daha cok alcaltıcıdır ve onlar yardım da gormezler

[17] Semud’a gelince, onlara dogru yolu gostermistik. Onlar ise korlugu kılavuza tercih ettiler. Bu sebeple onları, yaptıklarına karsılık zelil edici bir azabın sarsıntısı tutmustu

[18] Iman edenleri ise, Allah’tan sakınmaları sebebiyle kurtarmıstık

[19] O gun, Allah’ın dusmanları topluca atese surulurler

[20] Oraya vardıkları zaman, kulakları, gozleri ve derileri, onların yaptıklarına sahitlik edecektir

[21] Derilerine soyle diyecekler: -Niye aleyhimize sahitlik ettiniz? -Her seyi konusturan Allah, bizi de konusturdu. Sizi ilk defa yaratmıstı ve yine Ona donduruluyorsunuz

[22] Siz, kulaklarınızın, gozlerinizin, derilerinizin kendi aleyhinizde sahitlik etmesini beklemiyordunuz. Oysa Allah’ın, sizin yaptıgınız seylerin cogunu bilmedigini zannediyordunuz

[23] Iste Rabb’iniz hakkındaki bu zannınız sizi helak etti de husrana ugrayanlardan oldunuz

[24] Simdi eger dayanabilirlerse, ates onların maskesidir. Eger kendilerinden razı olunmasını beklerlerse, kesinlikle onlardan razı olunmayacaktır

[25] Onlara yakın arkadaslar musallat etmistik de onlara onlerindekini ve arkalarındakini suslu gostermislerdi. Kendilerinden once gecmis cin ve insan toplumlarına gerceklesen azap sozu, bunlar uzerine de gerceklesmisti de, onlar, husrana ugrayanlar olmuslardı

[26] O inkarcılar: -Bu Kur´an´ı dinlemeyin, okunurken gurultu yapın, belki bastırırsınız, demislerdi

[27] Inkarcılara elbette siddetli bir azap tattıracagız. Onları yaptıklarının en kotusuyle cezalandıracagız

[28] Allah’ın dusmanlarının cezası iste bu atestir. Orası, ayetlerimizi bile bile inkar etmis olmaları sebebiyle, onlar icin ebedi kalınacak bir yurttur

[29] Nankorluk etmis olanlar derler ki: -Rabbimiz, bizi saptıran cinleri ve insanları bize goster de onları ayaklarımızın altına alalım da en asagılıklardan olsunlar

[30] “Rabbimiz Allah’tır” diyen sonra da dosdogru olanlara: -Korkmayın, uzulmeyin, size vaat edilen cennete sevinin, diye melekler iner

[31] Biz hem dunya hayatında ve hem de ahirette sizin dostlarınızız. Orada canınız ne isterse vardır. Orada sizin icin ne isterseniz vardır

[32] Bagıslayan ve merhametli Allah’tan bir ikram olarak

[33] Allah’a davet eden, dogruları yapan ve “Ben Muslumanlardanım” diyen kimseden daha guzel sozlu kim vardır

[34] Iyilikle kotuluk bir degildir. Kotulugu en guzel sekilde sav. O zaman seninle aranızda dusmanlık bulunan kimse, sanki yakın bir dost gibi olur

[35] Buna sabredenlerden baskası ulasamaz. Buna, buyuk hazzı tadanlardan baskası ulasamazlar

[36] Eger seytandan bir vesvese seni durtuklerse hemen Allah’a sıgın. Cunku O, her seyi isiten ve bilendir

[37] Gece ve gunduz, gunes ve ay Allah’ın ayetlerindendir. Gunese ve aya secde etmeyin. Onları yaratan Allah’a secde ediniz. Eger gercekten ona kulluk eden kimseler iseniz

[38] Eger buyuklenirlerse, (bilsinler ki) Allah’ın yanındakiler gece gunduz hic usanmadan O’nu tesbih ederler

[39] Onun ayetlerinden biri de sudur: -Yeryuzunu kupkuru gorursun, uzerine su indirdigimiz zaman, harekete gecer ve kabarır. Topraga boyle hayat veren, oluleri de diriltecektir. O’nun her seye gucu yeter

[40] Ayetlerimiz hakkında yanlıs yorumda bulunanlar bize gizli degildir. Kıyamet gunu atese atılanlar mı daha hayırlıdır yoksa emniyet icinde gelen mi? Istediginizi yapın. Nitekim O ne yaptıgınızı goruyor

[41] Kitap kendilerine geldiginde onu inkar ettiler. Oysa o, essiz bir kitaptır

[42] Ona onunden ve ardından hicbir batıl gelemez. Hakim ve hamd’e layık olanın indirmesidir

[43] Sana soylenenler, senden onceki elcilere soylenenlerden baska bir sey degildir. Suphesiz Rabbin, hem magfiret sahibidir, hem de acı bir azap sahibidir

[44] Biz Kur’an’ı yabancı bir dilde okusaydık: -Ayetleri acıklanmalı degil miydi? bir Arab’a, yabancı dilde mi? derlerdi. De ki: -Iman edenlere kılavuz ve sifadır. Iman etmeyenlerin kulaklarında agırlık vardır. O, onlara karsı bir korluktur. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor

[45] Musa’ya da kitap vermistik. Onda da anlasmazlıga dusuldu. Rabbinden bir soz cıkmıs olmasaydı hemen aralarında hukum verilirdi. Onlar, ondan yine de suphe ve endise icindedirler

[46] Kim dogru olanı yaparsa, kendisi icindir. Kim de kotuluk yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara asla zulmedici degildir

[47] (Kıyamet) Saatinin bilgisi Allah’a aittir. Onun bilgisi olmadan ne meyveler kabuklarından cıkar; ne bir disi hamile kalır ve ne de dogurur. Allah; onlara: -Nerede ortaklarım? diye seslendigi gun: -Bir sahidimiz olmadıgını sana bildiririz, derler

[48] Daha once ibadet ettikleri seyler onlardan kaybolup gitmistir. Bir kacıs yolu olmadıgını anlamıslardır

[49] Insan iyiligi dilemekten usanmaz. Ona bir kotuluk isabet ettigi zaman hemen umitsizlige duser ve boynunu buker

[50] Kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona biz, bir rahmet tattırırsak hemen soyle der: -Bu benim hakkımdır, kıyametin kopacagını da sanmıyorum. Eger Rabbime dondurulursem, onun yanında, benim icin daha iyisi vardır. Nankorlere elbette yaptıklarını haber verecegiz ve en agır azabı onlara tattıracagız

[51] Insana bir nimet verdigimizde yuz cevirir ve buyukluk taslar. Bir kotuluk dokundugu zaman hemen yalvarmaya baslar

[52] De ki: -Eger bu (Kur’an) Allah katından gelmis; sonra da siz onu inkar etmisseniz, gordunuz mu uzak bir ayrılık icinde olandan daha sapık kim vardır

[53] Onun hak oldugu iyice belli olana kadar, ayetlerimizi hem afakta hem de kendi iclerinde gosterecegiz. Rabbinin her seye sahit olması yetmez mi

[54] Onlar, Rab’lerine kavusmaktan suphe icindedirler! Bilin ki o, her seyi kusatmıstır

Şûrâ

Surah 42

[1] Ha mim

[2] Ayın, Sin, Kaf

[3] Iste boyle vahyediyor sana ve senden oncekilere, Aziz ve hakim olan Allah

[4] Goklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O, yucedir, buyuktur

[5] Gokler uzerlerindekiler az kalsın catlayacaklar/paramparca olacaklar. Melekler, Rablerini hamd ederek tesbih ederler. Yeryuzundekiler icin bagıslanma dilerler. Iyi bilin ki Allah, cok bagıslayıcı ve cok sefkatlidir

[6] Kendisinden baska veliler edinenleri, Allah gozetlemektedir onları. Onlara, sen vekil degilsin

[7] Mekke ve cevresindekileri uyarman icin, hakkında hicbir kuskunun bulunmadıgı toplanma gunu ile uyarasın diye; iste sana, boyle Arapca bir Kur’an vahyettik. O gun insanların bir takımı cennettedir, bir takımı da cılgın alevler icinde

[8] Allah dileseydi onları tek bir ummet yapardı. Fakat, diledigini rahmetine katar. Ama zalimlerin ne bir velisi vardır ne de bir yardımcısı

[9] Yoksa onlar, O’ndan baska veliler mi edindiler? Oysa Allah, veli O’dur. Oluleri dirilten O’dur. Her seye gucu yeten O’dur

[10] Hakkında anlasmazlıga dustugunuz konuda hukum Allah’a aittir. Iste o Allah, benim Rabbimdir. O’na baglandım ve O’na yoneldim

[11] Size kendi icinizden esler var etti. Hayvanlardan da esler yarattı. Sizi de bu sekilde uretmektedir. O’nun bir benzeri yoktur. Isiten O’dur, goren O

[12] Goklerin ve yerin anahtarları O’nundur. O, diledigine rızkını bol bol verir ve diledigine de bir olcuyle. Cunku O, her seyi bilendir

[13] Dini ayakta tutun ve onda grup grup ayrılmayın, diye Allah’ın Nuh’a tavsiye ettigini, sana da vahyettigimizi, Ibrahim’e, Musa’ya ve Isa’ya tavsiye ettiklerini, size de dinin kuralları yapmıstır. Musrikleri davet ettigin sey, onlara agır gelir. Allah, diledigini kendine secer ve kendine yonelen kimseye yol gosterir

[14] Kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki “haksız tecavuz” sebebiyle gruplara ayrıldılar. Eger Rabbin’den belirlenmis bir sureye kadar bir soz olmasaydı, derhal aralarında hukum verilmis olurdu. Onların ardından kitaba mirascı olanlar da elbette ondan bir suphe ve tereddut icindedirler

[15] O halde, davet et ve emrolundugun gibi dosdogru ol! Onların isteklerine uyma! Ve soyle soyle: -Allah’ın indirdigi tum kitaplara inandım. Aranızda adaleti saglamakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız sizedir. Bizimle sizin aranızda bir tartısma yoktur. Allah, aramızı birlestirecektir ve donus O’nadır

[16] O’na icabet ettikten sonra Allah hakkında tartısanların delilleri Rab´leri katında batıldır. Onlara gazap edilmistir. Ve onlara siddetli bir azap vardır

[17] Kitabı hak ve adalet olcusu olarak indiren Allah’tır. Ne bilirsin belki de kıyamet cok yakındır

[18] Ona inanmayanlar, onun cabucak gelmesini istiyorlar. Iman edenler ise ondan cekinirler ve onun gercek oldugunu bilirler. Bilin ki kıyamet hakkında tartısanlar derin bir sapıklık icindedirler

[19] Allah, kullarına karsı cok lutufkardır. Diledigini rızıklandırır. Guclu ve galip olan O’dur

[20] Kim ahiret ekinini isterse, onun ekinini artırırız. Kim dunya ekinini isterse ona da ondan veririz. Onun ahirette bir nasibi yoktur

[21] Yoksa onların hakimiyette ortakları mı var ki, Allah’ın din hususunda izin vermedigi seyleri kendileri icin kanun yapıyorlar? Eger “aralama“ sozu olmasaydı hemen aralarında is bitirilirdi. Gercekten zalimler icin acı bir azap vardır

[22] O baslarına geldigi zaman, kazandıkları yuzunden zalimlerin tir tir titrediklerini gorursun. Iman edip, dogruları yapanlar ise cennet bahcelerindedirler. Onlar icin Rab’leri katında ne isterlerse vardır. Iste buyuk ikram budur

[23] Allah’ın, iman eden ve dogruları yapan kullarına mujdeledigi iste budur. De ki: -Buna karsılık sizden, yakınlık arzu etmekten baska bir ucret istemiyorum. Kim bir iyilik kazanırsa, ona iyiligi artırırız. Gercekten Allah, bagısı bol ve sukredenlere karsılıgını verendir

[24] Yoksa onlar: "Allah hakkında yalan uyduruyor.” mu diyorlar? Eger Allah dilerse, kalbini muhurler ve Allah, batılı imha edip, sozleriyle hakkı gerceklestirir. Cunku O, kalplerin ozunu bilendir

[25] Kullarından tevbeyi kabul eden, gunahları bagıslayan ve yaptıklarınızı bilen O’dur

[26] Iman eden ve dogruları yapanlara icabet eder ve onlara lutfunu artırır. Kafirlere gelince, onlara siddetli bir azap vardır

[27] Sayet Allah, kullarına rızkı yaymıs olsaydı, elbette yeryuzunde azgınlık ederlerdi. Fakat O, diledigi miktarda indirir. Cunku O kullarından haberdar ve (onları) gorendir

[28] (Kulları) umutlarını kestikten sonra yagmur indirip, rahmetini yayan O’dur. Koruyup gozeten O’dur. Hamd´e layık olan da O’dur

[29] Goklerin ve yerin yaratılması ve oralarda canlıların yayılması da O’nun belgelerindendir. Diledigi zaman onları toplamaya kadir olan da O’dur

[30] Basınıza gelen her musibet, ellerinizle yaptıklarınız sebebiyledir. Cogunu da affeder

[31] Yoksa siz, yeryuzunde bir yere kacıp kurtulamazsınız. Sizin Allah’tan baska bir sahibiniz de yardımcınız da yoktur

[32] Denizde daglar gibi gemilerin akıp gitmesi onun ayetlerindendir

[33] Dilerse ruzgarı durdurur da su ustunde kalakalırlar. Iste bunda da cok sabreden ve sukreden herkes icin ayetler vardır

[34] Veya isledikleri sebebiyle onları helak eder, bir cogunu da affeder

[35] Ayetlerimiz hakkında mucadele edenler bilsinler ki onların kacıp kurtulacagı bir yer yoktur

[36] Size verilen seyler dunya hayatının gecimligidir. Allah katındaki seyler ise, iman edenler ve Rab’lerine baglananlar icin daha hayırlı ve daha kalıcıdır

[37] Gunahın buyugunden ve ahlaksızlıklardan kacınanlar, ofkelendikleri zaman bagıslarlar

[38] Rab’lerinin cagrısına kosarlar, namazlarını kılarlar ve onların isleri aralarındaki sura iledir. Kendilerine verdigimiz rızıklardan da infak ederler

[39] Haklarına tecavuz edildigi zaman, birlik olup karsı koyarlar

[40] Bir kotulugun cezası, onun benzeri bir kotuluktur. Kim de affeder ve duzeltirse, onun mukafatı Allah’a aittir. Allah, zalimleri sevmez

[41] Zulme ugradıktan sonra ocunu alan kimse icin, artık onların aleyhine bir yol yoktur

[42] Yol ancak, insanlara zulmeden ve yeryuzunde haksız olarak tecavuzde bulunanlaradır. Iste onlara acı bir azap vardır

[43] Kim de sabreder ve bagıslarsa, iste bu gercekten islerin en sereflisidir

[44] Allah kimi sapıklıkta bırakırsa, artık bundan sonra onun hicbir velisi yoktur. Azabı gordukleri zaman, zalimlerin soyle dedigini goreceksin: -Geri donmeye bir yol var mı

[45] Onların atese sunulurken alcaltılmanın korkusu ile, gizlice goz ucuyla baktıklarını gorursun. Iman edenler soyle der: -Husrana ugrayanlar, kıyamet gunu hem kendilerini, hem de ailelerini husrana ugratmıslardır, Sunu iyi bilin ki zalimler kalıcı bir azap icindedirler

[46] Onların, Allah’tan baska kendilerine yardım edecek hicbir velileri yoktur. Allah’ın sapıklıkta bıraktıgı kimse icin bir yol yoktur

[47] Allah tarafından geri cevrilmesi olmayan bir gun gelmeden once Rabbinize cevap verin. O gun sizin icin ne sıgınacak bir yer var ne de inkar

[48] Eger sırt cevirirlerse, seni onlara bekci olarak gondermedik. Sana dusen ancak teblig etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdıgımız zaman, ona sevinir. Eger, kendi eliyle isledikleri sebebiyle bir kotuluk dokunursa, insan hemen nankor kesilir

[49] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah’a aittir. Diledigini yaratır. Diledigine kız cocukları bagıslar, diledigine erkek cocukları

[50] Veya erkekler ve kızlar olarak cift verir. Diledigini de kısır yapar. Suphesiz O, her seyi bilen ve guc yetirendir

[51] Bir insanın, vahiy dısında veya perde arkasından ya da bir elci gonderilmeksizin Allah ile konusması mumkun degildir. Iste bu sekilde O, diledigine kendi izni ile vahyeder. O, cok yuce ve hakimdir

[52] Iste bu sekilde sana da emrimizden bir ruhu/ozu vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat, onu kullarımızdan diledigimize onunla yol gosterelim diye bir nur/aydınlatıcı kıldık. Suphesiz sen, dosdogru bir yola yoneliyorsun

[53] Goklerde ve yerde olan her seyin sahibi olan Allah’ın yoluna... Iyi bilin ki, Allah’a doner butun isler

Zuhruf

Surah 43

[1] Ha Mim

[2] Apacık kitaba andolsun ki

[3] Biz onu anlayasınız diye Arapca okuma/Kur’an kıldık

[4] O, katımızdaki ana kitaptadır. Yuce ve hikmet sahibidir

[5] Siz azgınlık eden bir toplumsunuz diye sizi Kur’an ile uyarmaktan vaz mı gecelim

[6] Biz, oncekiler icin de nice peygamberler gonderdik

[7] Onlara hicbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmis olmasınlar

[8] Onlardan daha guclu olanları da helak ettik. Oncekilerin ornegi gecti

[9] Onlara: -Gokleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan: -Onları, guclu ve bilgin olan Allah yarattı derler

[10] O, sizin icin, yeri bir besik kıldı, orada dogru yolu bulasınız diye yollar yaptı

[11] O, gokten bir olcuyle su indirendir. Onunla olu bir beldeyi canlandırdık. Sizde iste boyle cıkarılacaksınız

[12] O, butun ciftleri yaratan, sizin gemi ve hayvanlardan uzerine bindiginiz seyleri var edendir

[13] Onların sırtlarına bitip oturmanız, sonra da: Rabbiniz´in nimetlerini hatırlamanız, onlara yerlestikten sonra da: -Bunu, hizmetimize veren Allah ne yucedir. Yoksa buna bizim gucumuz yetmezdi ve biz elbette Rabbimiz´e donecegiz demeniz icin

[14] Onların sırtlarına bitip oturmanız, sonra da: Rabbiniz´in nimetlerini hatırlamanız, onlara yerlestikten sonra da: -Bunu, hizmetimize veren Allah ne yucedir. Yoksa buna bizim gucumuz yetmezdi ve biz elbette Rabbimiz´e donecegiz demeniz icin

[15] (Buna ragmen) O’na, kendi kullarından bir parca yakıstırdılar. Insan gercekten apacık bir nankordur

[16] Yoksa O, yarattıklarından kızları kendi aldı da ogulları size mi ayırdı

[17] Oysa onlardan biri, Rahman’a isnat ettigi (bir kız cocugu) ile mujdelendigi zaman, ici kahır dolu olarak yuzu simsiyah kesilir

[18] Sus icinde yetistirilen, bunun uzerine kendini apacık olmayan bir catısmanın icinde bulanı mı? (Allah’a yakıstırıyorlar)

[19] Rahman’ın kulları olan melekleri disi saydılar. Onların yaratılıslarına mı sahit oldular? Onların bu sahitlikleri yazılacak ve onlara sorulacaktır

[20] Eger Rahman dilemis olsaydı, biz onlara kulluk etmezdik, dediler. Bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar, sadece yalan soylemektedirler

[21] Yoksa daha onceden onlara bir kitap verdik de, onlar o kitaba mı tutunuyorlar

[22] Bilakis soyle dediler: -Biz, atalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izinde dosdogru gitmekteyiz

[23] Senden once de bir beldeye uyarıcı gonderdigimizde hemen oranın refahtan sımarmıs ileri gelenleri: -Biz atalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz, demislerdi

[24] Size, atalarınızı uzerinde buldugunuzdan daha dogru bir sey getirmis olsam da mı? dedi. Onlar: -Biz, sizinle gonderileni tanımıyoruz, dediler

[25] Biz de onları cezalandırmıstık. Bir bak, yalanlayanların akibeti nasıl oldu

[26] Hani Ibrahim babasına ve kavmine demisti ki: -Ben sizin kulluk ettiklerinizden uzagım

[27] Ancak beni yaratana kulluk ederim. Cunku O bana dogru yolu gosterecektir

[28] Onu, belki donerler diye arkasında kalıcı bir soz haline getirdi

[29] Evet, onları ve atalarını kendilerine hak ve apacık bir elci gelinceye kadar nimetlendirdim

[30] Onlara hak geldigi zaman: -Bu bir aldatmacadır, biz onu tanımıyoruz. dediler

[31] Bu Kur’an iki sehrin buyuklerinden bir adama indirilmeli degil miydi? dediler

[32] Rabbin’in rahmetini onlar mı taksim ediyor? Dunya hayatında onların gecimliklerini aralarında biz paylastırdık. Onlardan bir bolumunu, birbirlerine is gordurebilsinler diye digerlerinin uzerinde derecelerle yukselttik. Rabbinin rahmeti onların topladıklarından daha hayırlıdır

[33] Eger insanlar tek bir toplum olmayacak olsaydı, Rahman’a nankorluk edenlerin evlerinin catılarını ve uzerine cıkıp yukseldikleri merdivenleri gumusten yapardık

[34] Kapılarını ve arkalarına yaslandıkları koltukları

[35] Ve susleri de... Bunların hepsi gecici hayatın gecimligidir. Ahiret ise Rabbin katında korunanlara aittir

[36] Allah’ın zikrini/Kur’an’ı umursamayan kimseye bir seytanı musallat ederiz de onun yakın bir dostu olur

[37] Onlar, bunları yoldan cıkarırlar da, yine de kendilerini dogru yolda sanırlar

[38] Nihayet, bize geldigi zaman: -Keske benimle senin aranda dogu ve batı kadar uzaklık olsaydı. Ne kotu bir dostmussun

[39] O gun bu (pismanlık) size bir fayda saglamayacaktır. Cunku siz zalimlik ettiniz. Azapta da artık ortaksınız

[40] Simdi, sagıra sen mi isittireceksin veya kor olan ve apacık sapıklıkta bulunan kimseye sen mi yol gostereceksin

[41] Biz, seni alıp gotursek de onlardan intikam alacagız

[42] Onlara vaadettigimizi sana gostersek de.. Elbette biz, onlara guc yetiririz

[43] Sen, sana vahyolunana sımsıkı tutun. Cunku sen, dosdogru bir yol uzerindesin

[44] Suphesiz, (Kur’an) senin icin ve kavmin icin de sorgulanacagınız bir hatırlatmadır

[45] Senden once gonderdigimiz peygamberlerimizden sor. Bakalım, Rahman’dan baska kulluk edilecek ilahlar var etmis miyiz

[46] Musa’yı ayetlerimizle Firavun’a ve kurmaylarına gondermistik: -Suphesiz ben, evrenin sahibinin elcisiyim, dedi

[47] Onlara ayetlerle geldigi zaman onlar, ona gulup gecmislerdi

[48] Onlara gosterdigimiz her mucize, bir evvelkinden daha buyuk idi. Belki donerler diye onları azabımızla yakalamıstık

[49] Ey sihirbaz! sana verdigi soze dayanarak bizim icin Rabb’ine dua et, muhakkak biz de dogru yolu bulacagız, demislerdi

[50] Onlardan azabı kaldırdıgımız zaman da hemen sozlerini bozuyorlardı

[51] Firavun ulusuna seslenerek: -Ey ulusum, Mısır’ın ve altımda akan su ırmakların hakimiyeti bana ait degil mi? Bunu gormuyor musunuz

[52] Yoksa ben, su hakir ve neredeyse konusamayan adamdan daha iyi degil miyim

[53] Ona altın bilezikler verilmeli veya onunla birlikte yakınında yer alan melekler gelmeli degil miydi

[54] Firavun, halkını kucumsemis, onlar da ona boyun egmislerdi. Gercekten onlar yoldan cıkmıs bir toplum idi

[55] Onlar bizi ofkelendirdikleri zaman, onların hepsini suda bogarak, onlardan intikam aldık

[56] Boylece onları sonradan geleceklere selef ve ornek kıldık

[57] Meryem’in oglu ornek olarak verilince, kavmin ondan (konuyu) saptırıyor

[58] Bizim ilahlarımız mı daha iyidir, yoksa o mu? diyerek... Bunu sana sadece tartısmak icin soyluyorlar. Zaten onlar kavgacı bir toplumdur

[59] O, yalnızca kendisine nimet verdigimiz ve Israilogulları’na ornek yaptıgımız bir kuldur

[60] Eger dileseydik, yeryuzunde sizin yerinize gececek melekler var ederdik

[61] Suphesiz o, kıyamet icin bir ilimdir. O halde, kıyametten yana bir supheniz olmasın. Bana uyun. Dosdogru yol budur

[62] Seytan sakın sizi saptırmasın. Cunku o, sizin icin apacık bir dusmandır

[63] Isa belgelerle geldigi zaman soyle demisti: -Size hikmet ile hakkında ihtilafa dustugunuz seylerin bir kısmını acıklamak icin geldim. Allah’tan korkun ve bana uyun

[64] Allah, benim de Rabb’im sizin de Rabbiniz O’dur. Oyleyse O’na kulluk edin. Dosdogru yol budur

[65] Buna ragmen gruplar, aralarında anlasmazlıga dustuler. O acı gunun azabına ugrayacak zalimlerin vay haline

[66] Onlar, farkında olmadıkları bir anda, ansızın kendilerine gelecek kıyametten baska bir sey mi bekliyorlar

[67] O gun, kendilerini gunahlardan koruyanlardan baska butun dostlar birbirine dusmandır

[68] Ey kullarım! Size bugun korku yoktur ve siz uzulecek de degilsiniz

[69] Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlar

[70] Siz ve esleriniz sevinc icinde, girin cennete

[71] Etraflarında altın tepsiler ve testiler dolastırılır. Orada canların cektigi ve gozlerin zevk aldıgı her sey vardır. Siz, orada ebedi kalacak olanlarsınız

[72] Yaptıklarınıza karsılık olarak, sizin varis oldugunuz cennet iste budur

[73] Orada sizin icin bir cok meyveler vardır, onlardan yersiniz

[74] Suclular ise cehennem azabında ebedidirler

[75] Onların azabına hic ara verilmez ve onlar orada umitsiz kalmıslardır

[76] Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler

[77] (Cehennem bekcisine): -Ey Malik, Rabbin isimizi bitirsin, diye haykırırlar. O da: Siz, kalıcısınız! der

[78] Size hakkı getirmistik. Fakat cogunuz haktan hoslanmamıstınız

[79] Yoksa bir ise mi karar verdiler? Elbette biz de kararlıyız

[80] Yoksa, bizim, onların gizlediklerini ve gizli toplantılarını isitmedigimizi mi sanıyorlar? Hayır yanılıyorlar. Elcilerimiz de onların yanında kaydediyorlar

[81] De ki: -Eger Rahman’ın bir oglu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum

[82] Goklerin ve yerin Rabbi, Ars’ın Rabbi onların nitelemelerinden uzaktır

[83] Bırak onları, kendilerine vaat edilen gune kavusuncaya kadar dalsınlar ve oynaya dursunlar

[84] Gokte ilah O oldugu gibi yerde de ilah O’dur. O, hakimdir, alimdir

[85] Goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hakimiyeti kendisine ait olan ne yucedir! Kıyametin bilgisi O’nun yanındadır ve O’na donduruleceksiniz

[86] Bilerek hakka sahitlik edenler dısında, Allah’tan baska dua ettiklerinin, sefaat gucleri yoktur

[87] Onlara kendilerini kimin yarattıgını sorsan, elbette “Allah” derler. Buna ragmen nasıl saptırılıyorlar

[88] Onun “Ey Rabbim” deyisine yemin olsun ki, onlar gercekten iman etmeyen bir toplumdur

[89] Oyleyse onları bos ver ve “selam” de, nasıl olsa ogrenecekler

Duhân

Surah 44

[1] Ha mim

[2] Apacık kitaba andolsun ki

[3] Biz onu, mubarek bir gecede indirdik. Biz, uyaranlarız

[4] O gece, her hikmetli is ayrılır

[5] Tarafımızdan bir emir ile biz elci gondeririz

[6] Rabbinden bir rahmet olarak. Suphesiz O, isiten bilen O’dur

[7] Goklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. Eger gercekten bilenler iseniz

[8] O’ndan baska ilah yoktur. Diriltir ve oldurur. Sizin de Rabb’iniz, sizden onceki atalarınızın da Rabb’idir

[9] Fakat, onlar suphe icinde eglenirler

[10] Gogun apacık bir duman getirecegi gunu gozle

[11] Insanları burur. Bu, acı bir azaptır

[12] Rabbimiz, azabı bizden kaldır, biz iman eden kimseleriz

[13] Onlar nereden ogut alacaklar? Kendilerine apacık bir elci gelmisti

[14] Sonra ondan yuz cevirmisler ve: -Ogretilmis bir mecnun/deli demislerdi

[15] Biz, azabı biraz kaldırırız siz de tekrar donerseniz

[16] Buyuk bir siddetle yakalayacagımız gun, elbette intikam alacagız

[17] Onlardan once Firavun kavmini de imtihan etmistik. Onlara serefli bir elci gelmisti

[18] Allah’ın kullarını bana bırakın, ben guvenilir bir peygamberim, demisti

[19] Allah’a karsı ustunluk taslamayın. Ben size apacık bir delil getiriyorum

[20] Ve ben, beni taslamanızdan sizin de Rabb’iniz olan Rabb’ime sıgındım

[21] Eger bana iman etmediyseniz, benden uzak durun

[22] Musa: -Bunlar, suclu bir toplumdur, diyerek Rabb’ine dua etmisti

[23] (Rabbi de ona soyle buyurmustu): -Kullarımı geceleyin yola cıkar, siz takip olunacaksınız

[24] Denizi durgun olarak terket, suphesiz onlar, suda bogulacak bir ordudur

[25] Onlar nice bahceleri ve pınarları terkettiler

[26] Ekinleri, guzel konakları

[27] Icinde eglenip durdukları nimetleri

[28] Iste boyle... Onu bir baska topluma miras bıraktık

[29] Onlara ne gok agladı, ne de yer! Hic bekletilmediler

[30] Israilogullarını da alcaltıcı azaptan kurtarmıstık

[31] Firavundan, cunku o, haddi asan bir zorba idi

[32] Onları bir ilim uzerinde toplumlar uzerine seckin kıldık

[33] Onlara, iclerinde apacık imtihanlar olan ayetler verdik

[34] Bunlar ise diyorlar ki

[35] Bir defa oldukten sonra baska bir sey yoktur. Biz, yeniden diriltilecek de degiliz

[36] Dogru soyleyenler iseniz, haydi babalarımızı getirin

[37] Onlar mı hayırlı; yoksa Tubba halkı ve onlardan oncekiler mi? Biz, onları helak ettik. Cunku suclu idiler

[38] Biz gokleri, yeri ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık

[39] Onları ancak hak ile yarattık. Fakat, onların cogu bilmez

[40] Hukum gunu, onların hepsine soz verilen vakittir

[41] O gun, dostun dosta hicbir sekilde faydası olmaz. Onlara yardım da olunmaz

[42] Allah’ın merhamet ettikleri dısında. Cunku O, cok guclu ve merhametlidir

[43] Zakkum agacı

[44] Gunahkarın yemegidir

[45] Yanmıs yag gibi karınlarda kaynar durur

[46] Kaynar suyun kaynadıgı gibi

[47] Onu tutun, cehennemin ortasına atın

[48] Sonra kaynar su azabından basından asagı bosaltın

[49] Tat bunu, hani sen guclu ve serefliydin

[50] Iste bu sizin hakkında suphe ettiginiz seydir

[51] Kendilerini gunahlardan koruyanlar ise, onlar guvenli bir makamdadırlar

[52] Cennetlerde ve pınarlarda

[53] Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek, karsılıklı otururlar

[54] Iste boyle, onları iri gozlu hurilerle evlendirmisizdir

[55] Orada guven icinde olarak her meyveyi isterler

[56] Ilk olumden baska bir olum tatmazlar. Onlar cehennem azabından korunmustur

[57] Rabbinden bir lutuf olarak. Iste buyuk kurtulus budur

[58] Ogut alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylastırdık

[59] O halde bekle zaten onlar da bekliyorlar

Câsiye

Surah 45

[1] Ha Mim

[2] Kitabın indirilmesi guclu ve hakim Allah’tandır

[3] Suphesiz goklerde ve yerde inanacaklar icin belgeler vardır

[4] Sizin yaratılısınızda da yeryuzunde yaydıgı canlılarda da iyice bilen bir toplum icin ayetler vardır

[5] Gece ile gunduzun birbiri ardınca gelmesinde, Allah’ın rızık olarak gokten indirdigi seyde ki onunla, yeryuzu kuruduktan sonra, yeniden ona hayat veren ruzgarı estirmesinde de aklını kullanan bir toplum icin ayetler/isaretler vardır

[6] Iste bunlar, sana hak olarak okudugumuz, Allah’ın ayetleridir. Artık Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi soze inanacaklar

[7] Yazıklar olsun yalancı gunahkara

[8] Kendisine okunan Allah’ın ayetlerini duyar da, sonra buyuklenerek sanki onları hic duymamıs gibi ısrar eder. Acı azabı ona mujdele

[9] Ayetlerimizden bir sey ogrendigi zaman onu alaya alır. Iste onlar, onlar icin alcaltıcı bir azap var

[10] Arkasından cehennem! Kazandıkları hicbir sey, Allah’tan baska edindikleri hicbir veli onlara fayda vermez. Onlar icin buyuk bir azap vardır

[11] Bu (kitap), bir kılavuzdur. Rab’lerinin ayetlerine nankorluk edenlere acı bir felaket vardır

[12] Emri geregince, gemilerin, icinde yuzmesi ve lutfundan aramanız icin denizi emrinize veren Allah’tır. Umulur ki sukredersiniz

[13] Goklerde bulunan seyleri de, yerde bulunan seylerin hepsini de sizin hizmetinize sunmustur. Iste bunda da dusunen bir toplum icin ayetler vardır

[14] Iman edenlere soyle de; toplumun kazandıkları sebebiyle karsılıgını gorecegi Allah’ın gunlerinin gelecegini ummayanları bagıslasınlar

[15] Kim dogru olanı yaparsa kendisi icindir. Kim de kotuluk yaparsa o da kendi aleyhinedir. Sonunda Rabbinize donduruleceksiniz

[16] Israilogullarına da kitap, hikmet ve peygamberlik vermistik. Onları iyi seylerle rızıklandırmıs ve toplumlara ustun kılmıstık

[17] Onlara emrimizi bildiren belgeler vermistik. Kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki “bagy” yuzunden anlasmazlıga dusmuslerdi. Rabb’in, kıyamet gunu, aralarında anlasmazlıga dustukleri konuda hukum verecektir

[18] Sonra sana da, emrimiz ile bir yol gosterdik. Ona uy. Bilmeyenlerin heveslerine uyma

[19] Zira onlar Allah’tan gelecek bir seyi senden savamazlar. Zalimler, birbirlerinin velisidir. Allah da takva sahiplerinin velisidir

[20] Bu (Kur’an), Insanlar icin basiret ve iyice bilen bir toplum icin kılavuz ve rahmettir

[21] Yoksa, kotuluk isleyenler, kendilerini iman edip, iyilik yapanlarla bir tutacagımızı mı sanıyorlar. Ne kotu hukum veriyorlar

[22] Allah, gokleri ve yeri, herkes, hicbir haksızlıga ugramadan kazandıklarının karsılıgını gorsun diye hak olarak yarattı

[23] Su heva ve hevesini ilah edineni gordun mu? Allah onu bir bilgi uzerinde sapıklıkta bırakmıstır. Kulagını ve kalbini muhurlemis, gozune de perde cekmistir. Allah’tan sonra kim onu dogru yola cıkarabilir? Hic dusunmuyor musunuz

[24] Dunya hayatımızdan baska hayat yoktur. Oluruz ve yasarız. Bizi zamandan baska bir sey yok etmez, derler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zannederler

[25] Apacık ayetlerimiz kendilerine okundugu zaman: -Dogru soyluyorsanız babalarınızı getirin, demekten baska onların bir delilleri yoktur

[26] De ki: - Size hayat veren, sonra oldurecek olan, sonra da hakkında suphe olmayan kıyamet gununde bir araya getirecek olan Allah’tır. Fakat insanların cogu bilmezler

[27] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah’ındır. Kıyamet koptugu gun, iste o gun batılcılar husrana ugrar

[28] O gun, her ummeti diz ustu cokmus gorursun. Her ummet, kendi kitabına cagrılır: -Bugun, yaptıklarınızın karsılıgını goreceksiniz! denir

[29] Bu kitabımız gercekten sizin aleyhinizde konusuyor. Biz, yaptıklarınızı suphesiz bir bir kaydediyorduk

[30] Inanıp, dogruları yapanlara gelince; Rab’leri onları rahmetiyle buruyecektir. Iste bu, apacık kurtulustur

[31] Ama, inkar eden kimselere denir ki: -Ayetlerim size okunmus, siz de buyuklenip suclu bir toplum olmustunuz degil mi

[32] Allah’ın verdigi soz haktır ve kıyametin kopacagında suphe yoktur, denildigi zaman: -Kıyametin ne oldugunu bilmiyoruz. Yalnız olmadıgını sanıyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi degiliz

[33] Yaptıklarının gunahları onlara belli olmus ve alay ettikleri sey onları kusatıvermisti

[34] Bugun, sizin bu gununuzu unuttugunuz gibi biz de sizi unuturuz. Sıgınagınız atestir. Sizin hicbir yardımcınız da yoktur, denilmistir

[35] Bu azap, Allah’ın ayetlerini alaya almanız ve dunya hayatının sizi aldatmıs olması sebebiyledir. Iste bugun, onlar, oradan cıkarılmayacak ve ozurleri de dinlenmeyecektir

[36] Hamd, goklerin Rabbi, yerin Rabbi ve tum evrenin Rabbi Allah’a mahsustur

[37] Goklerde ve yerde buyukluk O’nundur. Aziz ve hakim O’dur

Ahkaf

Surah 46

[1] Ha mim

[2] Kitabın indirilisi mutlak guc ve hakimiyet sahibi Allah’tandır

[3] Gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konmus bir sure ile yarattık. Nankorler ise uyarıldıkları seyden yuz ceviriyorlar

[4] De ki: -Allah’tan baska dua ettiklerinizi gordunuz mu? Yerde ne yarattıklarını bana gosterin. Yoksa onların ortaklıkları goklerde midir? Eger dogru soyleyenler iseniz, bundan once bana bir kitap veya ilminden bir eser getirin

[5] Allah’tan baskasına dua edenden daha sapık kim vardır?! Onlar kendilerine kıyamet gunune kadar cevap veremezler ve kendilerine yapılan duadan habersizdirler

[6] Nitekim, insanlar hasredildikleri zaman (dua ettikleri), onlara dusman olur ve kendilerine yaptıkları ibadetleri reddederler

[7] Acıklayıcı ayetlerimiz onlara okundugu zaman, kendilerine gelen gercegi inkar edenler soyle dediler: -Bu, apacık bir sihirdir

[8] Veya: -Onu uydurmus! diyorlar. De ki: -Eger onu uydurmussam, beni Allah’tan (kurtaracak) hicbir seye sahip degilsiniz. O, sizin onun hakkında yaptıgınız taskınlıgı daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda sahit olarak o yeter. O, cok bagıslayıcı ve merhametlidir

[9] De ki: -Ben, peygamberlerin ilki degilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apacık bir uyarıcıdan baska bir sey degilim

[10] De ki: -Gordunuz mu? Eger, o Allah katından ise ve siz de onu inkar etmisseniz, Israilogullarından bir sahit de bunun bir benzerine sahitlik etmis ve iman etmis oldugu halde, siz buyukluk taslamıs iseniz? Allah, zalim topluma yol gostermez

[11] Inkar edenler, iman edenler icin: -Eger bir hayır olsaydı, ona bizden once ulasmazlardı. Onunla dogru yolu gormedikleri icin: -Bu, eski bir yalandır

[12] Ondan once, oncu ve rahmet olan Musa’nın kitabı vardı. Bu da, zalimleri uyarmak ve iyilik edenlere mujde vermek icin, Arap diliyle onaylayan bir kitaptır

[13] “Rabbi’miz Allah’tır.” deyip sonra da dosdogru olanlara bir korku yoktur. Onlar uzulecek de degiller

[14] Onlar, cennet halkı olup, yaptıklarının karsılıgı olarak orada ebedi kalacaklardır

[15] Insana, anne ve babasına karsı iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu gucluk icinde tasımıs ve guclukle dogurmustur. Onun tasınması ve sutten kesilmesi otuz aydır. Ta ki bulug cagına ulastıgı ve kırk yasına eristigi zaman: -Rabbim, bana, ana babama verdigin nimetine sukretmemi, razı olacagın dogru isleri yapmamı bana ilham et. Benim icin soyumu da ıslah et. Ben, sana tevbe ettim ve ben sana teslim olanlardanım, dedi

[16] Iste onlar, yaptıklarını en iyi sekilde kabul ettigimiz, gunahlarını gectigimiz, cennet halkı icinde olanlardır. Kendilerine yapılan vaad, dosdogru bir vaaddir

[17] Anne ve babasına: -Of be siz de, benden once nice nesiller gelip gecmis iken beni yeniden diriltilip, cıkartılmakla mı tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye, anne ve babası Allah’a sıgınarak: -Yazıklar olsun sana, iman et, suphesiz Allah’ın vaadi haktır. (derler. O ise:) -Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir, diye cevap verir

[18] Iste onlar, cinlerden ve insanlardan, kendilerinden once gelip gecmis toplumlar arasında haklarında (azap) hukmu gerceklesmis olanlardır. Onlar, husrana ugrayanlardır

[19] Yaptıklarından dolayı hepsinin dereceleri vardır. Hic haksızlıga ugratılmadan, yaptıkları kendilerine odenmistir

[20] Nankorluk edenler atese sunuldugu gun: -Dunya hayatınızda butun iyiliklerinizi yitirdiniz. Onlardan isteginiz gibi faydalandınız. Bugun ise, dunyada haksız yere buyuklenmeniz ve fasıklık yapmanız sebebiyle alcaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız, denir

[21] Hatırlat, Ad’ın kardesini... Hani O, Ahkaf’taki kavmini uyarmıstı. Ondan once de sonra da ”Allah’tan baskasına kulluk etmeyin.” diye uyarıcılar gelip gecmisti: -Ben buyuk bir gunun azabının uzerinize gelmesinden korkuyorum

[22] Onlar da: -Bizi ilahlarımızdan ayırmak icin mi geldin? Eger dogru sozlulerden isen haydi bize getir, bizi tehdit ettigin seyi! demislerdi

[23] O da: -Bu konudaki bilgi sadece Allah katındadır. Ben, kendisiyle gonderildigim seyi size teblig ediyorum. Ama ben, sizin cahillik eden bir toplum oldugunuzu goruyorum, dedi

[24] Azabın, bir bulut halinde vadilerine dogru gelisini gordukleri zaman: -Bu, bize yagmur getirecek bir bulut! demislerdi. -Hayır. O, acele gelmesini istediginiz seydir. Icinde acı bir azap olan ruzgardır

[25] O, Rabb’inin emriyle her seyi yerle bir eder. Nitekim evlerinden baska bir sey gorunmez oldu. Suclu toplumu iste boyle cezalandırırız

[26] Onları, size vermedigimiz seylerle guclendirmistik. Onlara, kulak, goz ve kalbler vermistik. Fakat, kulakları, gozleri ve kalpleri onlara fayda vermedi. Zira Allah’ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı ve kendisiyle alay ettikleri sey onları kusatıverdi

[27] Nitekim, cevrenizdeki sehirleri de helak etmistik. Belki donerler diye ayetleri detaylı olarak acıklamıstık da

[28] Yaklassınlar diye Allah’tan baska edindikleri ilahlar onlara yardım etmeli degil miydi?! Aksine onlardan uzaklastılar. Cunku O, onların uydurdugu kendi yalanlarıdır

[29] Hani, cinlerden bir grubu Kur’an’ı dinlesinler diye sana yoneltmistik. Onun yanına gelince “susun!” demisler. (Okuma) tamamlanınca kavimlerine uyarıcı olarak donmusler

[30] Onlara soyle demislerdi: -Ey kavmimiz, biz, Musa’dan sonra indirilen, kendisinden oncekini tasdik eden, hakka yonelten ve dosdogru yolu gosteren bir kitap dinledik

[31] Ey kavmimiz, Allah’ın davetcisine uyun, ona iman edin ki sizin gunahlarınızı bagıslasın ve sizi acı bir azaptan korusun

[32] Kim Allah’ın davetcisine uymazsa, yeryuzunde kacıp sıgınacagı bir yer yoktur. Onun Allah’tan baska bir velisi de yoktur. Iste boyleler apacık bir sapıklık icindedir

[33] Gokleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın oluleri de diriltmeye gucunun yetecegini gormuyorlar mı? Elbette onun her seye gucu yeter

[34] Bunu inkar edenler, atese sunuldukları gun: -Bu, gercek degil mi? -Rabbi’mize andolsun ki evet (gercektir), dediler. -Nankorluk ettiginiz icin azabı tadın! der

[35] O halde, sen de azim sahibi peygamberlerin sabrettigi gibi sabret! Onlar icin acele etme! Onlar kendilerine vaat edileni gordukleri gun gunduzun bir saatinden fazla yasamamıs gibidirler. Bu bir tebligdir. Fasık toplumdan baskası helak edilir mi

Muhammed

Surah 47

[1] Inkar edenler ve Allah’ın yolundan saptıranların calısmalarını Allah bosa cıkardı

[2] Iman edenler, dogruları yapanlar ve Rabbinden hak olarak Muhammed’e indirilene iman edenlerin kotuluklerini orttu ve durumlarını duzeltti

[3] Bu, inkar edenlerin batıla, iman edenlerin ise Rab’lerinden gelen hakka tabi olmalarından dolayıdır. Allah, insanlara kendi orneklerini iste boyle vermektedir

[4] Inkar edenlerle, (savasta) karsılastıgınız zaman boyunlarına vurun! Onları iyice bozguna ugratınca, sımsıkı baglayın. Sonra da ya karsılıksız bagıslayın; ya da savas agırlıklarını bırakıncaya kadar fidye alın. Iste boyle, eger Allah dileseydi, onlardan kendisi intikam alırdı. Fakat, savas sizi birbirinizle denemek icindir. Allah, yolunda oldurulenlerin calısmalarını asla bosa cıkarmayacaktır

[5] Onlara yol gosterecek ve durumlarını duzeltecektir

[6] Onları, kendilerine tanıttıgı cennete koyacaktır

[7] Ey Iman edenler, eger Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım edecek ve ayaklarınızı sabit kılacaktır

[8] Inkarcılar ise, mahvolacak ve (Allah) calısmalarını bosa cıkaracaktır

[9] Bu, onların, Allah’ın indirdigini kotu gormeleri sebebiyledir. Bu sebeple yaptıklarını iptal etmistir

[10] Yeryuzunde hic dolasmıyorlar mı? Kendilerinden oncekilerin akibetine bir baksınlar. Allah onları yerle bir etti. O kafirler icin de bunun bir benzeri vardır

[11] Bu, Allah’ın iman edenlerin velisi oldugu ve kafirlerin ise bir velisi olmadıgı icindir

[12] Allah, iman edenleri, alt kısmından ırmaklar akan cennetlere girdirecektir. Inkar edenler ise zevki sefa suruyorlar. Hayvanların yedigi gibi yiyorlar. Onların meskeni de atestir

[13] Seni ulkenden cıkaranlardan daha guclu nice ulkeleri helak ettik de onlar icin bir yardımcı/kurtarıcı yoktu

[14] Rabb’inden bir belge uzerinde olan kimse, kendisine kotu isleri guzel gorunen ve heveslerine uyan kimse gibi midir

[15] Muttakilere vaat edilen cennetin niteligi (sudur): Icinde tadı ve kokusu bozulmayan su ırmakları, tadı bozulmayan sut ırmakları ve icenlere lezzet veren sarap ırmakları, suzme bal ırmakları... Onlara, orada her turlu meyve ve Rab’lerinden bagıslanma vardır. O, ebedi ateste kalacak, kaynar su icirilip, bagırsakları parca parca olacak kimseler gibi olur mu

[16] Iclerinde seni dinleyenler vardır. Senin yanından cıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere sorarlar: -Demin ne soylemisti? Onlar, heveslerine uydugu icin Allah, onların kalblerini muhurlemistir

[17] Dogru yolu gorenler ise, onların hidayetlerini artırmıs ve onlara takvalarını vermistir

[18] Onlar, kendilerine ansızın gelecek kıyametten baska bir sey mi bekliyorlar? Oysa onun alametleri gelmistir. Kendilerine geldigi zaman nasıl ogut alacaklar

[19] Oyleyse bil ki Allah’tan baska ilah yoktur. Gunahların icin, mu’min erkekler ve mu’min kadınlar icin bagıslanma dile! Allah, dolastıgınız yeri ve varacagınız yeri bilir

[20] Iman edenler: -Bir sure indirilmeli degil mi? diyorlar. Kesin bir sure indirilip, icinde savas anılınca, kalblerinde hastalık olanların sana, olum korkusundan bayılan bir adamın bakısıyla baktıklarını gorursun. Onlara en hayırlısı

[21] Bir ise azmedince itaat etmek ve guzel soz soylemektir. Eger Allah’a baglı kalsalardı, kendileri icin daha iyi olurdu

[22] Eger isbasına gelirseniz, yeryuzunde bozgunculuk cıkarır, akrabalık baglarını koparır mıydınız

[23] Iste onlar, Allah’ın kendilerine lanet ettigi ve bu sebeple kulaklarını sagır, gozlerini kor ettigi kimselerdir

[24] Onlar, Kur’an’ı hic dusunmuyorlar mı, yoksa kalpleri uzerinde kilitler mi var

[25] Kendilerine dogru yol acıkca belli olduktan sonra, arkalarına donenlere, seytan islerini kolaylastırmıs, onlara umit vermistir

[26] Bu, onların Allah’ın indirdigini begenmeyenlere: -Bazı islerde size itaat edecegiz, demeleri sebebiyledir. Allah, onların gizlediklerini bilir

[27] Melekler, onların canını almaya geldikleri, yuzlerine ve sırtlarına vurdukları zaman nasıl olacak

[28] Bu, onların Allah’ı gazaplandıran seylere uymaları ve onun rızasından hosnut olmamalarındandır. Dolayısıyla calısmaları bosa gitmistir

[29] Yoksa, kalblerinde hastalık olanlar, Allah’ın onların kinlerini ortaya cıkarmayacagını mı sandılar

[30] Dileseydik, onları sana elbette gosterirdik. Zaten sen onları simalarından tanırsın. Konusma uslublarından da onları tanıyabilirsin. Allah, calısmalarınızı bilir

[31] Icinizdeki mucahidleri ve sabırlı olanları tesbit edene kadar sizi elbette deneyecegiz. Haberlerinizi de deneyecegiz

[32] Kendilerine dogru yol acıkca belli olduktan sonra, Allah’ın yolundan saptıran ve Resul’e karsı gelen kafirler, kesinlikle hicbir sekilde Allah’a zarar veremezler. Allah, onların (butun) islerini bosa cıkaracaktır

[33] Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber´e itaat edin ve calısmalarınızı gecersiz kılmayın

[34] Inkar edenler ve Allah’ın yolundan saptıranlar, sonra da kafir olarak olenler... Allah onları asla bagıslamayacaktır

[35] Siz, (dusmandan) ustun durumda iken, gevseklik gostermeyin ve barısa cagırmayın! Allah, sizinle beraberdir. Calısmalarınızı asla eksiltmeyecektir

[36] Dunya hayatı, ancak bir oyundur, bir eglencedir. Eger iman eder ve korunursanız, size mukafatınızı verecektir. Sizin mallarınızı da istemez

[37] Eger, onu sizden isteyip de zorlasaydı, cimrilik ederdiniz de kinlerinizi ortaya cıkarırdı

[38] Iste siz, Allah yolunda harcamaya davet olunan kimselersiniz. Fakat, sizden cimrilik edenler vardır. Kim cimrilik ederse ancak kendi aleyhine cimrilik eder. Allah kendi kendine yeterlidir, siz muhtacsınız. Eger yuz cevirirseniz, sizi baska bir toplum ile degistirir. Sonra onlar, sizin benzerleriniz de olmazlar

Fetih

Surah 48

[1] Suphesiz biz, sana apacık bir fetih verdik

[2] Allah, gecmis ve gelecek gunahlarını bagıslasın, uzerindeki nimetini tamamlasın ve sana dosdogru yolu gostersin

[3] Ve Allah sana karsı konulmaz bir zaferle yardım etsin

[4] Imanlarına iman katmaları icin muminlerin kalplerine huzur indiren O’dur. Goklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, alimdir, hakimdir

[5] Mu’min erkekleri ve mu’min kadınları, alt kısmından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere girdirsin ve onların kotuluklerini ortsun... Iste bu, Allah katında en buyuk kurtulus ve mutluluktur

[6] Allah hakkında kotu zanda bulunan munafık erkeklere ve munafık kadınlara, musrik erkek ve musrik kadınlara azap edecektir. Kotuluk cemberi tepelerine insin. Allah onlara gazap etmis, onları lanetlemis ve onlara cehennemi hazırlamıstır. Varacakları yer ne kotudur

[7] Goklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, azizdir, hakimdir

[8] Biz seni, sahit, mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[9] Allah’a ve elcisine inanmanız, onu savunup desteklemeniz ve ona saygı gostermeniz ve sabah aksam onu tesbih etmeniz icin

[10] Sana bey’at edenler, ancak Allah’a bey’at etmislerdir. Allah’ın eli onların ellerinin uzerindedir. Kim ahdinden donerse kendi aleyhinedir. Kim de verdigi soze baglı kalırsa, Allah ona buyuk bir odul verecektir

[11] Geride kalan bedeviler, sana: -Bizi mallarımız ve ailelerimiz mesgul etti. Bizim icin bagıslanma dile diyeceklerdir. Kalblerinde olmayanı dilleri ile soyluyorlar. De ki: Eger Allah, size bir zarar veya fayda vermek isterse kim sizin icin bir seye sahip olabilir? Oysa hayır, Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[12] Oysa siz, peygamberin ve muminlerin daha ebedi olarak ailelerine donmeyecegini sandınız. Bu, kalblerinize cekici kılındı. Siz, kotu bir zanna kapıldınız ve bozguncu bir topluluk oldunuz

[13] Kim Allah’a ve Peygamberine iman etmezse, biz o kafirlere alevli bir ates hazırladık

[14] Goklerin ve yerin hakimiyeti Allah’a aittir. Diledigini bagıslar, diledigini cezalandırır. Allah bagıslayıcıdır, merhametlidir

[15] Geride kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken diyecekler ki: -Bizi bırakın da size uyalım. Allah’ın sozunu degistirmek istiyorlar. De ki: -Asla bize uymayacaksınız. Daha once Allah da boyle buyurmustu. -Hayır, siz bizi cekemiyorsunuz/kıskanıyorsunuz, diyecekler. Hayır, onların cok azı dısında anlayamaz oldular

[16] Bedevilerden (seferden) geri kalanlara de ki: -Cok guclu bir kavme karsı savasmak icin cagrılacaksınız, ya da onlar teslim olacaklar. Eger itaat ederseniz Allah size guzel bir odul verir. Eger daha once yuz cevirdiginiz gibi yuz cevirirseniz, sizi acı bir azapla cezalandırır

[17] Kore bir gunah yoktur. Topala da bir gunah yoktur. Hastaya da bir gunah yoktur. Kim, Allah’a ve Resulune itaat ederse onu alt taraflarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yuz cevirirse onu da acı bir azapla cezalandırır

[18] Agac altında sana bey’at edenlerden Allah razı olmustur. Gonullerindekini bildi de uzerlerine huzur indirdi ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri bir cok ganimetler vermistir. Allah, gucludur, hakimdir

[19] Agac altında sana bey’at edenlerden Allah razı olmustur. Gonullerindekini bildi de uzerlerine huzur indirdi ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri bir cok ganimetler vermistir. Allah, gucludur, hakimdir

[20] Allah, size elde edeceginiz bir cok ganimet sozu vermistir. Bunu sizin icin cabuklastırmıs ve muminlere bir isaret olması, sizin de dogru yolu bulmanız icin insanların ellerini sizden cekmistir

[21] Allah’ın ihata ettigi fakat sizin henuz sahip olmadıgınız daha baskalarını da. (Vaat etmistir) Allah’ın her seye gucu yeter

[22] Inkar edenler sizinle savasmıs olsalardı, arkalarını donup kacarlardı da bir veli ve yardımcı bulamazlardı

[23] Allah’ın daha once de gecmis olan kanunu budur. Allah’ın kanununda bir degisiklik bulamazsın

[24] Sizi onlara karsı zafere ulastırdıktan sonra, Mekke’nin gobeginde, onların ellerini sizden, sizin elinizi de onlardan ceken O’dur. Allah, yaptıklarınızı gormektedir

[25] Kufreden/kafir olan, sizi Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar ve kurbanlıkları tutarak yerine ulasmasına imkan vermeyenler onlardır. Eger bilmeden kendilerini oldureceginiz ve bu sebeple de bir takım gucluklere ugrayacagınız, tanımadıgınız mu’min erkekler ve mu’min kadınlar olmasaydı... (Allah savasa engel olmazdı.) Bu, Allah diledigini rahmetine girdirsin, diyedir. Eger (birbirlerinden) ayrılmıs olsalardı, onlardan inkarcı olanları acı bir azapla cezalandırırdık

[26] Kafir olan kimselerin kalplerinde bir asabiyet meydana getirdi. Allah, Peygamberine ve muminlerin uzerine huzur indirdi ve onları “takva” sozune baglı tuttu. Onlar, zaten bunu gerceklestirmisler ve ona sahip cıkmıslardı. Allah ise her seyi bilmekteydi

[27] Evet, Allah, elcisinin ruyasını hakkıyla dogruladı. Allah’ın dilemesiyle, guven icinde, baslarınızı tıras etmis ve saclarınızı kısaltmıs olarak, korkusuzca Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediginizi bilir. Oraya girmeden once de yakın bir fetih vermistir

[28] Elcisini, dogruluk rehberi ve hak din ile, onu butun dinlere ustun kılmak icin gonderen O’dur. Sahit olarak Allah yeter

[29] Muhammed, Allah’ın elcisidir. Onunla beraber olanlar, kafirlere karsı siddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onların ruku ve secde ederek Allah’ın lutuf ve rızasını aradıklarını gorursun. Onların isareti yuzlerindeki secde izleridir. Iste bu onların Tevrat’taki ornegidir. Incildeki ornegi ise: Filizini vermis bir ekin gibidir. Onu kuvvetlendirmis, o da ciftcilerin hosuna gidecek sekilde kalınlasmıs ve govdesi uzerinde dikilmisti. Onunla kafirleri ofkelendirmek icin Allah, onlardan iman eden ve dogruları yapanlara magfiret ve buyuk bir odul vaat etmistir

Hucurât

Surah 49

[1] Ey iman edenler! Allah’ın ve onun Resul’unun onune gecmeyin. Allah’tan sakının. Cunku Allah, isitendir, gorendir

[2] Ey iman edenler! Sesinizi, peygamberin sesi uzerine yukseltmeyin. Farkında olmadan calısmalarınızın heba olmaması icin, birbirinize bagıra cagıra konustugunuz gibi ona karsı bagırarak konusmayın

[3] Allah’ın resulu yanında, seslerinizi kısarak konusanların kalblerini Allah, takva yonunden denemistir. Onlar icin bagıslanma ve buyuk bir odul vardır

[4] Sana odaların arkasından bagıranların cogu aklını kullanmıyorlar

[5] Oysa sen onların yanına cıkıncaya kadar sabretselerdi, kendileri icin daha hayırlı olurdu. Allah, bagıslayıcıdır, merhametlidir

[6] Ey iman edenler! Eger bir fasık size bir haber getirirse, cahillikle bir topluluga kotuluk etmemek icin iyice arastırın, sonra yaptıgınıza pisman olursunuz

[7] Aranızda Allah’ın resulunun bulundugunu bilin. Bir cok iste size itaat etseydi, kotu durumlara duserdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmis ve kalblerinizi onunla suslemistir. Size kufru, fasıklıgı ve isyanı kotu gostermistir. Iste, boyle olanlar, dogru yolda olanlar onlardır

[8] Allah’tan bir fazilet ve nimet sayesinde. Allah, alimdir, hakimdir

[9] Eger muminlerden iki grup savasa tutusurlarsa, aralarını duzeltin. Eger biri digerine tecavuz ederse, Allah’ın emrine donunceye kadar tecavuz edene karsı savasın. Eger donerse, aralarını adaletle duzeltin ve adil davranın. Suphesiz Allah, adaletli olanları sever

[10] Muminler ancak kardestirler. Oyleyse kardeslerinizin arasını duzeltin ve Allah’tan korkun ki merhamet olunabilesiniz

[11] Ey iman edenler! Bir topluluk, diger bir toplulukla alay etmesin. Alay edilenlerin, alay edenlerden daha hayırlı olması mumkundur. Kadınlar da baska kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Birbirinizde ayıplar aramayın. Birbirinizi kotu lakaplarla cagırmayın. Iman ettikten sonra fasık adını almak ne kotudur. Kim tevbe etmezse, iste onlar, zalimler onlardır

[12] Ey iman edenler! Asırı supheden kacının, cunku bir kısım suphe gunahtır. Birbirinizin gizlisini arastırmayın. Birbirinizi cekistirmeyin. Biriniz, olu kardesinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz degil mi? Allah’tan korkun, kuskusuz Allah, tevbeleri kabul eden ve merhamet edendir

[13] Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir disiden yarattık. Sizi tanısasınız diye kollara ve kabilelere ayırdık. Allah, katında en serefliniz, ondan en cok sakınanınızdır. Suphesiz Allah, alimdir, haberdardır

[14] Bedeviler “iman ettik” dediler. De ki: -Siz iman etmediniz, fakat teslim olduk deyin! Cunku iman, henuz kalblerinize girmedi. Eger Allah’a ve Resulune itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hicbir sey eksiltmez. Nitekim Allah, cok bagıslayan ve cok merhamet edendir

[15] Asıl muminler, Allah’a ve Resulune iman edip, hic suphe etmeyen ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. Iste dogrular/sadıklar onlardır

[16] De ki: -Dininizi Allah’a mı ogreteceksiniz? Allah, goklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah, herseyi bilendir

[17] Musluman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: Musluman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın, bilakis size dogru yolu gosterdigi icin Allah sizi minnet altında tutar, eger samimi iseniz

[18] Allah, suphesiz goklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı gormektedir

Kâf

Surah 50

[1] Kaf, serefli Kur’an’a and olsun

[2] Kendilerine iclerinden bir uyarıcının gelmesine sasırdılar da, kafirler: Bu, acayip bir sey, dediler

[3] Biz oldukten ve toprak olduktan sonra mı? Bu ne uzak bir ihtimal

[4] Yerin onlardan (cesetlerinden) ne eksiltecegini biliriz. Katımızda koruyup saklayan bir yazıt vardır

[5] Hayır onlar, kendilerine hak gelince yalanladılar. Cunku onlar saskınlık icindedirler

[6] Uzerlerindeki goge hic bakmıyorlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık, onda bir catlak da yoktur

[7] Ve yeryuzunu nasıl yayıp, uzerinde sabit daglar yerlestirdik. Orada her cesit guzel bitkiler yetistirdik

[8] (Bize) yonelen butun kullar icin bir ogut ve ibret olarak

[9] Gokten bereketli bir su indirdik de onunla bahceler ve bicilecek ekinler bitirdik

[10] Birbiri uzerine kumelenmis tomurcuklu, uzun boylu hurma agacları

[11] Kullara rızık olarak... O su ile olu beldeye hayat verdik. Iste kabirden cıkıs da boyledir

[12] Onlardan once Nuh’un kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanlamıstı

[13] Ad, Firavun ve Lut’un kardesleri de

[14] Eyke halkı, Tubba kavmi de... Hepsi de elcileri yalanladı ve tehdidim yerini buldu

[15] “Ilk yaratıs”ta gucsuz mu kaldık ki yeni bir yaratılıstan suphe ediyorlar

[16] Andolsun ki insanı biz yarattık. Ona nefsinin ne fısıldadıgını da biliriz. Biz ona sah damarından daha yakınız

[17] Sag tarafta ve sol tarafta oturan iki alıcı kayıt yapmaktadır

[18] Hicbir sey soylemez ki onu gozleyen, tesbit eden biri bulunmasın

[19] Olum sarhoslugu gercekten geldiginde, ona denir ki: -Iste senin kacıp durdugun sey

[20] Sur’a da ufurulecektir. - Iste azap gunu

[21] Her kisi yanında bir sevkedici ve sahit ile gelecektir

[22] Sen, bundan gafil idin. Gozunden perdeyi kaldırdık. Artık bugun gorusun keskindir

[23] Yanındaki (surucu): -Bu, yanımdaki hazırdır, der

[24] Cehenneme atın, her inatcı kafiri

[25] Hayra engel olan saldırgan, supheciyi

[26] Allah ile birlikte baska bir ilah edineni atın siddetli azaba

[27] Yanındaki der ki: -Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Ama o, uzak bir sapıklık icindeydi

[28] (Allah da) soyle der: -Benim yanımda cekisip durmayın, ben size daha once azabımı bildirmistim

[29] Katımda soz degistirilmez. Ben kullarıma asla zulmedici degilim

[30] O gun, cehenneme: -Doldun mu, deriz. O da: -Daha var mı? der

[31] Cennet, korunmus olanlara yakın olacak, uzak degil

[32] Yonelen ve korunan herkes, iste bu size vaat edilendir

[33] Gormedigi halde Rahman’dan korkan ve ona teslim olmus bir kalp ile gelen kimseler

[34] Oraya esenlikle girin, bugun sonsuzluk gunudur

[35] Orada istedikleri her sey onlarındır. Katımızda daha fazlası da vardır

[36] Onlardan once nice kusakları yıkıma ugrattık. Onlar, kendilerinden daha guclu idiler ve ulkelerde dolasıp durmuslardı. Kacıp kurtulacak bir yer var mı

[37] Suphesiz bunda, kalbi olana veya kulak verene ve sahit olana bir ibret vardır

[38] Gokleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı gunde yarattık. Hicbir yorgunluk da duymadık

[39] Onların dediklerine karsı sabret. Gunes dogmadan once ve batmadan once Rabb’ini hamd ederek tesbih et

[40] Gecenin bir bolumunde de onu tesbih et, secdelerin ardından da

[41] Kulak ver, o gun yakın bir yerden seslenecek olanın cagrısına

[42] O gun korkunc haykırısı tam olarak duyacaklar. Iste o gun cıkıs gunudur

[43] Suphesiz biz, diriltiriz ve oldururuz. Donus de bizedir

[44] O gun yer, onlara hızlı bir sekilde yarılacaktır. Bu, bizim icin cok kolay olan bir toplamadır

[45] Onların soylediklerini biz daha iyi biliriz. Sen, onları zorlayacak degilsin. Bu sebeple tehdidimden korkanlara Kur’an ile ogut ver

Zâriyât

Surah 51

[1] Savurup tozutan ruzgarlara andolsun

[2] Agır yuk tasıyan(bulut)lara

[3] Kolayca akıp giden(gemi)lere

[4] Isleri taksim edenlere

[5] Size vaat edilen elbette dogrudur

[6] Ceza gunu kuskusuz gerceklesecektir

[7] Guzel yolları olan goge andolsun

[8] Ki siz ihtilaflı gorusler icindesiniz

[9] Ondan cevrilen cevrilir

[10] Kahrolsun yalancılar

[11] Ki onlar, gafilce sapıklık icinde yuzmektedirler

[12] Ceza gunu ne zaman diye sorarlar

[13] O gun, onların ateste yakılacakları gundur

[14] Tadın azabınızı. Bu acele gelmesini istediginiz seydir

[15] Korunanlar, cennetlerde ve pınarlardadır

[16] Rab’lerinin kendilerine verdiklerini almıslardır, cunku onlar bundan once iyi kimseler idiler

[17] Geceleri az uyuyorlardı

[18] Seherleri de onlar magfiret diliyorlardı

[19] Onların mallarında isteyen ihtiyac sahipleri icin de bir hak vardı

[20] Yeryuzunde gercekten iman edecekler icin ayetler vardır

[21] Kendi icinizde de, gormuyor musunuz

[22] Gokte de sizin rızkınız ve size vaat edilen seyler vardır

[23] Gogun ve yerin Rabb’ine andolsun ki, size vaat edilenler, tıpkı sizin konusmanız gibi gercektir

[24] Ibrahim’in degerli/serefli misafirlerinin haberi sana geldi mi

[25] Hani O’nun yanına girmisler: “Selam” demislerdi. O da: -Selam ey yabancılar!” demisti

[26] Ailesinin yanına gidip, besili bir dana getirmisti

[27] Bunu onların onune koydu ve: -Yemez misiniz? dedi

[28] Onlardan dolayı icine bir korku dustu. -Korkma, dediler. Ona bilgin bir erkek cocugu mujdelediler

[29] Karısı bir cıglık icinde cıka gelip, (elleriyle) yuzune vurarak: -Ben, kısır bir kocakarıyım, dedi

[30] Dediler ki: -Rabbin boyle buyurdu. Muhakkak ki O, hakimdir, alimdir

[31] Sizin asıl goreviniz nedir, ey elciler? dedi

[32] Biz, gunahkar bir topluma gonderildik, dediler

[33] Onların uzerlerine balcıktan yapılmıs taslar atacagız

[34] Rabbinin katında haddi asanlar icin damgalanmıs

[35] Orada olan muminleri de cıkarmıstık

[36] Zaten orada, musluman olan bir evden baskasını da bulamadık

[37] Orada, acı azaptan korkan kimseler icin bir isaret bıraktık

[38] Apacık bir belge ile Firavun’a gonderdigimiz Musa’da da vardır

[39] Firavun, askerlerine guvenerek yuz cevirmis ve: -Bu ya bir sihirbaz veya bir delidir, demisti

[40] Biz de onu ve askerlerini yakalamıs ve denize atmıstık. O pisman olmustu

[41] Ad’da da vardır. Onların uzerine olum ruzgarı gondermistik

[42] Dokundugu her seyi curuk kemik gibi yapmıstı

[43] Semud da oyle... onlara: -Vakit gelene kadar yasayın denilmisti

[44] Rab’lerinin emrinden cıkmıslar, bakıp dururlarken onları yıldırım carpmıstı

[45] Ne ayakta durmaya gucleri yetmis, ne de yardım edilenler olmuslardı

[46] Daha da once Nuh’un kavmi... Onlarda yoldan cıkmıs bir toplum idi

[47] Gogu ellerimizle bina ettik. Cunku biz, cok gucluyuz

[48] Yeryuzunu de yayıp dosedik. Ne guzel dosedik

[49] Ogut alasınız diye her seyden cift cift yarattık

[50] O halde Allah’a sıgının, cunku ben, ondan size (gonderilen) apacık uyarıcıyım

[51] Allah ile beraber baskasını ilah edinmeyin. Ben, ondan size apacık uyarıcıyım

[52] Iste, boyle... Onlardan oncekilere de bir elci gelmedi ki ona sihirbaz veya mecnun dememis olsunlar

[53] Bunu birbirlerine mi tavsiye ettiler? Hayır, onlar, taskın bir toplum idiler

[54] Onlardan yuz cevir, bundan dolayı kınanacak degilsin

[55] Ogut ver, cunku ogut inananlara fayda verir

[56] Cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım

[57] Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum

[58] Suphesiz rızıklandırıcı olan, cetin kuvvet sahibi Allah’tır

[59] Zalimlik edenlerin de (kendilerinden onceki) arkadaslarının gunahları gibi gunahları vardır. Acele etmesinler

[60] Kendilerine vaat edilen gunlerden dolayı kafirlerin vay haline

Tûr

Surah 52

[1] Tur’a... yayılmıs ince deri uzerine yazılmıs kitaba

[2] Tur’a... yayılmıs ince deri uzerine yazılmıs kitaba

[3] Tur’a... yayılmıs ince deri uzerine yazılmıs kitaba

[4] Kabe’ye

[5] Yukseltilmis gok kubbeye

[6] Taskın denize andolsun ki

[7] Rabbinin azabı elbette gerceklesecektir

[8] Onu geri gonderecek kimse yoktur

[9] O gun gok cok calkalanıp duracak

[10] Daglar harekete gecip yuruyecek

[11] O gun yalanlayanların vay haline

[12] Ki onlar, bos seylere dalıp, oynuyorlardı

[13] O gun itile kakıla cehennem atesine atılacaklardır

[14] Yalanladıgınız ates budur

[15] Bu da mı sihir? Yoksa siz mi gormuyorsunuz

[16] Girin oraya! Ister sabredin, ister sabretmeyin, sizin icin birdir, esittir. Ancak yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız

[17] Korunanlar, cennetlerde ve nimetler icinde olacaklardır

[18] Rab’lerinin kendilerine verdikleri ile sevinclidirler. Rableri, onları cılgın alevin azabından korumustur

[19] Yaptıklarınızın karsılıgı olarak afiyetle yiyin, icin

[20] Ozenle dizilmis tahtlarda arkalarına yaslanmıslar ve onları iri gozlu hurilerle evlendirmisizdir

[21] Iman edenleri, soylarından da iman ederek onlara tabi olanları bir araya getirdik. Calısmalarından hicbir sey eksiltmedik. Her kisi, kazancına baglı bir rehinedir

[22] Onlara arzu ettikleri her meyveyi ve eti bol bol vermisizdir

[23] Orada birbirlerine kadeh sunarlar. Orada sacmalama yoktur. Gunaha sokma yoktur

[24] Etraflarında onlar icin gorevlendirilen genc hizmetciler donup durur, onlar saklı inciler gibidirler

[25] Birbirlerine donup sorarlar

[26] Biz, ailemizin yanında, daha once korku icindeydik, derler

[27] Allah bize lutfetti de bizi kavurucu azabtan korudu

[28] Biz, onceden de ona dua ediyorduk. Gercekten O, iyilik sahibi, merhamet sahibidir

[29] Sen, ogut ver. Kesinlikle sen Rabbinin nimeti sayesinde ne medyumsun ne de mecnun

[30] Yoksa: -O, bir sairdir, zamanın basına getirecegi belayı bekliyoruz mu diyorlar

[31] De ki: -Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[32] Yoksa onlar, bunu ruyalarında mı gorduler? Yoksa onlar, azgın bir toplum mudur

[33] Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmiyorlar

[34] Haydi onun benzeri bir soz meydana getirsinler eger dogru soyluyorlarsa

[35] Yoksa onlar, hicbir sey olmadan mı yaratıldılar; yoksa yaratıcı olanlar mı

[36] Yoksa, gokleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, onlar kesin olarak bilmiyorlar

[37] Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yoksa, denetim ve yonetim sahibi onlar mıdır

[38] Yoksa onların bir aracları mı var ki onun hakkında duyum ediniyorlar? Haydi onlardan duyum edinenler acık delillerini getirsinler

[39] Yoksa kızlar O’nun da erkek cocuklar sizin mi

[40] Yoksa sen onlardan odeyemeyecekleri agır bir ucret mi istiyorsun

[41] Yoksa gayb onların yanında da onlar mı tavsiye ediyor

[42] Yoksa, bir entrika duzenlemek mi istiyorlar? Entrikaya dusecek olanlar kafir olanlardır

[43] Yoksa, onların Allah’tan baska bir ilahları mı var? Allah, onların ortak kostuklarından munezzehtir/uzaktır

[44] Eger, gokten bir parcanın dustugunu gorseler “ust uste yapılmıs bir bulut” derler

[45] O halde, bırak onları, ta ki carpılacakları gunlerine kavussunlar

[46] O gun ne entrikaları kendilerine bir yarar saglar, ne de yardıma ugrarlar

[47] Zalimler icin bundan baska da azap vardır, fakat onların cogu bilmezler

[48] Rabbinin hukmune sabret! Cunku sen, gozumuzun onundesin. (Ayaga) kalktıgı zaman hamd ederek Rabbini tesbih et

[49] Gecenin bir kısmında ve yıldızlar battıktan sonra da onu tesbih et

Necm

Surah 53

[1] Yıldıza andolsun batarken

[2] Arkadasınız sapıtmadı, azdırılmadı

[3] Kendi hevasından konusmuyor

[4] O ancak kendisine vahyedilen bir vahiydir

[5] Bunu ona cok guclu biri ogretti

[6] Ustun akıl sahibidir. Hemen dogruluverdi

[7] O, en yuksek ufukta idi

[8] Sonra yaklasıp indi

[9] Araları iki yay kadar veya daha yakın idi

[10] O anda (Allah’ın) kuluna vahyettigini iletti

[11] Gordugunu gonul yalanlamadı

[12] Onunla gordugu sey hususunda tartısıyor musunuz

[13] Hakikaten onu diger bir iniste de gordu

[14] Sidre-i Munteha’nın yanında

[15] Onun yanında da Me’va bahcesi vardır

[16] Sidre’yi buruyen buruyordu

[17] Goz, ne sastı; ne astı

[18] Rabbinin ayetlerinden en buyugunu gordu

[19] Gordunuz mu Uzza’yı ve Lat’ı

[20] Diger bir ucuncusu Menat’ı

[21] Erkekler sizin disiler O’nun mu

[22] Oyleyse bu haksız bir taksim

[23] Onlar, sizin ve atalarınızın adlandırılmasından baska bir sey degildir. Allah, onlar hakkında bir belge indirmemistir. Kuruntudan ve canlarının arzu ettiginden baska bir seye dayanmıyorlar. Oysa, onlara Rab’lerinden kılavuz gelmistir

[24] Yoksa her umdugu sey insanın mıdır

[25] Ahiret de dunya da Allah’ındır

[26] Goklerde nice melekler var ki, Allah diledigi ve razı oldugu kimseler icin izin vermedikce, onların sefaatı hicbir ise yaramaz

[27] Dogrusu ahirete inanmayanlar, melekleri disi olarak isimlendiriyorlar

[28] Oysa, bu konuda bir bilgileri yoktur. Sadece zanna tabi oluyorlar. Zan ise gercekten bir sey ifade etmez

[29] Bu sebeple sen, uyarımızdan yuz cevirenden ve dunya hayatından baska bir sey istemeyenden uzak dur

[30] Iste onların bilgi seviyeleri budur. Suphesiz Rabbin, kimin yolundan saptıgını en iyi bilen O’dur. Kimin dogru yolda oldugunu da en iyi bilen O’dur

[31] Goklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kotuluk isleyenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile odullendirecektir

[32] O iyilik edenler, ufak tefek kusurları dısında, gunahın buyuklerinden ve fuhsiyattan kacarlar. Suphesiz Rabbinin magfireti genistir. Sizi topraktan meydana getirdigi zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Oyleyse, kendi kendinizi temize cıkarmayın. Kimin takvalı oldugunu en iyi o bilir

[33] Yuz ceviren kimseyi gordun mu

[34] Biraz meyletmis ve sonra katılasmıstır/direnmistir

[35] Gaybın ilmi onun yanında da, o mu goruyor

[36] Yoksa, Musa’nın sahifelerinde olan seyin haberi gelmedi mi

[37] Ya vefakar Ibrahim’in

[38] Hicbir gunahkar baskasının gunahını cekmez

[39] Insan icin calıstıgından baskası yoktur

[40] Calısması da mutlaka gosterilecektir

[41] Sonra da karsılıgı eksiksiz odenecektir

[42] Kuskusuz en son varıs Rabbinedir

[43] Gulduren de O’dur, aglatan da

[44] Olduren O’dur, dirilten de

[45] Erkek ve disi olarak iki cinsi yaratan O’dur

[46] Atıldıgında bir damladan

[47] Tekrar diriltmek de O’na aittir

[48] Zengin kılan da O’dur. Kanaatkar eden de

[49] Si’ra (yıldızı)nın Rabbi de O’dur

[50] O helak etti evvelki Ad’ı

[51] Semud’u da baki bırakmadı

[52] Daha once de Nuh’un kavmini... onlar, daha zalim daha azgın idiler

[53] Alt ust edilmis, yok olup gitmistir

[54] Onlara siddetli bir azap burudu

[55] O halde, Rabbinin hangi nimetinden suphe ediyorsun

[56] Iste bu, onceki uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır

[57] Yaklasan yaklasıyor

[58] Onu Allah’tan baskası acıga cıkaracak degildir

[59] Bu soze mi sasıyorsunuz

[60] Guluyorsunuz, aglamıyorsunuz

[61] Eglenip duruyorsunuz

[62] Artık, Allah’a secde edin. O’na kulluk edin

Kamer

Surah 54

[1] Kıyamet yaklastı. Ay yarıldı/gercek ortaya cıktı

[2] Ama onlar, bir mucize gorseler yuz cevirip: -Surup giden bir sihir, derler

[3] Yalanlayıp, heveslerine uydular. Oysa her is kararlastırılmıstır

[4] Onlara boyun egdirecek seyin haberleri, onlara gelmistir

[5] Tam bir adalet ile.. Fakat uyarılar bir yarar saglamadı

[6] Onlardan yuz cevir. O gun cagırıcı onları hoslanmadıkları bir seye cagırır

[7] Gozleri yere yıkık cekirgeler gibi yayılmıs o cagırana kosarak kabirlerinden cıkarlar. Kafirler: -Bu, zor bir gun! derler

[8] Gozleri yere yıkık cekirgeler gibi yayılmıs o cagırana kosarak kabirlerinden cıkarlar. Kafirler: -Bu, zor bir gun! derler

[9] Onlar once Nuh kavmini de yalanladı. Kulumuzu yalanladılar da “mecnun (cinlenmis)” dediler. Onu incittiler

[10] O da: -Ben, yenildim, bana yardım et, diye Rabb’ine dua etti

[11] Bunun uzerine biz de gogun kapılarını siddetle bosanan sulara actık

[12] Yerden de pınarlar fıskırttık. Boylece sular takdir edilen bir is icin birlesti

[13] Onu gozumuzun onunde akıp giden tahta ve mıhtan yapılmıs (gemi)de tasıdık

[14] Gozlerimizin onunde akıp gitti. Inkar edilen (Nuh’a) bir odul olarak

[15] Onu bir ayet (isaret) olarak bırakmıstık. Ibret alan var mı

[16] Azabım ve uyarılarım nasılmıs

[17] Andolsun ki Kur’an’ı da ogut olması icin kolaylastırdık, ogut alan var mı

[18] Ad da yalanlanmıstı. Benim azabım ve uyarılarım nasılmıs

[19] Onların uzerine zor ve mesakkatli baskın suren bir gunde kavuran ruzgarları gondermistik

[20] Sanki kokunden sokulmus hurma agacının kokleri gibi insanları yerlerinden koparıp atıyordu

[21] Azabım ve uyarılarım nasılmıs

[22] Andolsun ki Kur’an’ı ogut olması icin kolaylastırdık. Ogut alan var mı

[23] Semud da tehdidine kulak asmadı

[24] Icimizden bir adama mı uyacagız? O vakit sapıtmıs ve delilik etmis oluruz, dediler

[25] Aramızdan, vahiy ona mı gonderilmis? Hayır, O, yalancı kustahın biridir

[26] Yarın onlar kimin yalancı kustah oldugunu gorecekler

[27] Biz onları sınamak icin disi deveyi gonderiyoruz; Onları gozet ve sabret

[28] Onlara suyun aralarında taksim edildigini de haber ver. Su icme sırası gelen hazır bulunsun

[29] Arkadaslarını cagırdılar, o da elini uzatıp deveyi vahsice bogazladı

[30] Bak simdi, azabım ve uyarılarım nasıl oldu

[31] Onların ustune tek bir cıglık gonderdik de deve agılındaki kuru ot gibi oldular

[32] Andolsun ki Kur’an’ı ogut olsun diye kolaylastırdık. Ogut alan var mı

[33] Lut’un kavmi de tehditlerine kulak asmamıstı

[34] Biz de uzerlerine tas yagdıran fırtına gonderdik. Ancak Lut’un ailesini, seher vakti kurtarmıstık

[35] Katımızdan bir nimet olarak. Sukredenleri iste boyle odullendiririz

[36] Lut, onları siddetli azabımız hakkında uyarmıstı. Ama onlar, uyarıları suphe ile karsıladılar

[37] Onlar, Lut’un misafirlerinden murat almak istemislerdi. Biz de onların gozlerini kor ettik. -Simdi tadına bakın azabımın ve tehdidimin

[38] Andolsun ki bir sabah erkenden, bir azap cokuverdi

[39] Tadın azabımı ve tehdidimi

[40] Andolsun ki ogut olması icin Kur’an’ı kolaylastırdık. Ibret alan var mı

[41] Firavun Hanedanına da uyarıcılar gelmisti

[42] Butun ayetlerimizi yalanladılar. Onları da mutlak guc ve iktidar sahibine yakısır bir sekilde yakalayıverdik

[43] Sizin kafirleriniz, onlardan daha mı iyi? Yoksa, kitaplarda sizin (azaptan) kurtulacagınız bir ayrıcalıgınız mı var

[44] Yoksa onlar: -Biz, yenilmez bir toplumuz mu diyorlar

[45] Bu topluluk hezimete ugrayacak ve arkalarını donup kacacaklardır

[46] Onlara asıl vaat edilen kıyamettir. Kıyamet daha korkunc ve daha acıdır

[47] Suphesiz gunahkarlar sapıklık ve cılgınlık icindedirler

[48] O gun cehenneme yuzustu suruleceklerdir. -Tadın atesin dokunusunu

[49] Biz her seyi bir olcuye gore yarattık

[50] Emrimiz goz acıp kapaması gibidir

[51] Andolsun ki benzerlerinizi helak ettik. Ibret alan var mı

[52] Onların yaptıkları her sey kayıtlardadır

[53] Buyuk, kucuk... satır, satır

[54] Korunanlar ise cennetlerde ve ırmaklarda

[55] Dogruluk makamında, tum gucu elinde bulunduran bir hukumdarın yanındadırlar

Rahmân

Surah 55

[1] Rahman

[2] Kur’anı ogretti

[3] Insanı yarattı

[4] Ona beyanı ogretti

[5] Gunes ve ay bir hesaba baglıdır

[6] Bitkiler, agaclar da boyun egerler

[7] (Allah) Gogu yukseltip, ona da bir olcu koydu

[8] O halde, olcude egrilik yapmayın

[9] Dogru tartın, eksik tartmayın

[10] Yeryuzunu yarattıkları icin alcalttı. Boyun egdirdi

[11] Orada meyveler, salkım salkım hurmalar

[12] Yapraklı taneler ve hos kokulu bitkiler vardır

[13] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[14] Insanı iyice pismis gibi kuru balcıktan yarattı

[15] Cinleri de yalın bir alevden yarattı

[16] O halde Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[17] O, iki dogunun da Rabbi, iki batının da Rabbidir

[18] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[19] Iki denizi birbiriyle kavussun diye salıvermistir

[20] Birbirine kavusmasını onleyen aralarında bir engel vardır

[21] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[22] Onlardan inci ve mercan cıkar

[23] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[24] Denizlerde yuzen daglar gibi gemiler de Onundur

[25] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[26] Yeryuzunde bulunan hersey fanidir

[27] Azamet ve ikram sahibi olan Rabbinizin vechi/yonu kalıcıdır

[28] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[29] Goklerde ve yerde kim varsa hepsi O’ndan ister. O, her gun bir istedir

[30] Oyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[31] Size de yonelecegiz, Ey cin ve insan toplulugu

[32] Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[33] Ey cin ve insan toplumu, eger goklerin ve yerin sınırlarını asmaya gucunuz yeterse haydi asın! Fakat gucunuz olmadıkca asamazsınız

[34] O halde Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[35] Ustunuze atesten bir alev bir duman gonderilir de kendinizi koruyamazsınız

[36] Simdi Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[37] Gok yarıldıgı ve kırmızı sahtiyan gibi bir gul oldugu zaman

[38] Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[39] O gun hicbir insana ve cine gunahı sorulmaz

[40] O zaman, Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[41] Suclular simalarından tanınır, sonra da percemlerinden ve ayaklarından yakalanır

[42] Gelin bakalım Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz

[43] Iste, bu sucluların yalanladıgı cehennemdir

[44] Onlar bununla kaynar su arasında dolasıp dururlar

[45] Simdi, Rabbinizin hangi nimetini yalanlayacaksınız

[46] Rabbinin makamından korkanlara iki cennet vardır

[47] Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[48] Her ikisi de cesit cesit agaclara sahiptir

[49] O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[50] Onların ikisinde de akan iki pınar vardır

[51] Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[52] Ikisinde de her meyveden cift cift

[53] Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[54] Orada atlastan dosemelere yaslanacaklar. Iki cennetin meyveleri de cok yakındır

[55] Simdi Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[56] O cennetlerde bakıslarını yalnız eslerine cevirmis, onlardan once hicbir insan ve cinin dokunmadıgı esler vardır

[57] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[58] Sanki onlar yakut ve mercan gibidir

[59] Simdi Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[60] Iyiligin mukafatı, iyilikten baska ne olur

[61] Simdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[62] Bunlardan baska iki cennet daha var

[63] Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[64] Ikisi de yesillik icinde

[65] Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[66] Ikisinde de fıskıran iki pınar vardır

[67] Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[68] Her ikisinde de cesit cesit meyve, hurma ve nar var

[69] O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[70] Orada huyları guzel, guzeller vardır

[71] Artık Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[72] Otaglar icinde korunmus huriler

[73] Artık Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[74] Onlardan once, o hurilere hicbir insan ve cin eli degmemistir

[75] O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[76] Yesil yastıklara, guzel ve kusursuz dizayn edilmis doseklere yaslanırlar

[77] “O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz”. Azamet ve comertlik sahibi Rabbinin ismi ne yucedir

[78] “O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz”. Azamet ve comertlik sahibi Rabbinin ismi ne yucedir

Vâkıa

Surah 56

[1] Gerceklesecek olan gerceklestigi zaman

[2] Bunun olacagı yalan degildir

[3] Yer sarsıldıkca alcalacak, sarsıldıkca yukselecektir

[4] Yer siddetle sarsıldıgı

[5] Daglar paramparca oldugu

[6] Un ufak etrafa dagıldıgı zaman

[7] Siz de uc gruba ayrılmıs olacaksınız

[8] Sag taraf halkı... Ne sag taraf halkı

[9] Sol taraf halkı... Ne sol taraf halkı

[10] Ve onde olanlar, oncudurler

[11] Onlar, en gozde olanlardır

[12] Nimet cennetlerindedir

[13] Bir cogu oncekilerden

[14] Birazı da sonrakilerden

[15] Suslenmis tahtlar uzerinde

[16] Karsı karsıya oturup, arkalarına yaslanmıslardır

[17] Onların etrafında olumsuz genc hizmetciler dolasır

[18] Tertemiz kaynagından doldurulmus ibrikler, testiler ve fincanlarla

[19] Bas agrısı vermeyen ve sersemlestirmeyen

[20] Begendiklerinden meyveler

[21] Canlarının cektigi kus etleri

[22] Ve iri gozlu huriler

[23] Sanki sedef icindeki inciler.. gibi

[24] Yaptıklarına karsılık mukafat olarak

[25] Orada bos ve gunaha sokacak bir soz isitmezler

[26] Yalnızca soylenen: -Selam, selamdır

[27] Sag tarafta olanlar, ne mutlu sag tarafta olanlara

[28] Kiraz agaclarında

[29] Salkım salkım muz agaclarında

[30] Yayılmıs golgede

[31] Caglayan sularda

[32] Bitip tukenmeyen ve yasaklanmayan meyveler icinde

[33] Bitip tukenmeyen ve yasaklanmayan meyveler icinde

[34] Ve yuksek yataklar icindedirler

[35] Biz, o kadınları yeni bir yaratılısla yeniden yarattık

[36] Onları bakireler seklinde yarattık

[37] Eslerine sevgi ile baglı olarak

[38] Sag taraftakiler icin

[39] Bir cogu oncekilerden

[40] Cogu da sonrakilerden

[41] Sol taraf halkı, nedir sol taraf halkı

[42] Kızgın ates ve kaynar su icindedirler

[43] Simsiyah bir duman golgesi icinde

[44] Serinlik yok, bagıs yok

[45] Cunku onlar, bundan once sorumsuzca ve konfor icinde yasıyorlardı

[46] Buyuk gunah uzerinde ısrar ediyorlardı

[47] Biz olup, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirilecegiz? diyorlardı

[48] Daha onceki atalarımızda mı

[49] De ki: -Oncekiler de sonrakiler de

[50] Belli bir gunun, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz

[51] Sonra siz, ey sapıklar, yalanlayanlar

[52] Elbette yiyeceksiniz zakkum agacından

[53] Karınlarınızı dolduracaksınız hep ondan

[54] Ustune iceceksiniz kaynar sudan

[55] Susamıs develerin icisi gibi iceceksiniz

[56] Hesap gunu onların ziyafeti budur

[57] Sizi yarattık, biz! Gerekmez mi tasdik etmeniz

[58] Attıgınız spermleri gordunuz mu

[59] Onu siz mi yaratıyorsunuz; yoksa yaratan biz miyiz

[60] Aranızda olumu takdir eden biziz! Onumuze de gecilemez

[61] Sizi benzerlerinizle degistirmek ve sizi bilmediginiz bir sekilde yeniden yaratmak hususunda

[62] Ilk yaratılısınızı biliyorsunuz, dusunmeniz gerekmez mi

[63] Ektiginiz seyleri gordunuz mu

[64] Onları bitiren siz misiniz; yoksa biz mi bitiriyoruz

[65] Dilersek, onu cor cop yaparız da sasırıp kalırsınız

[66] Borca battık, hayır biz mahrum bırakıldık, dersiniz

[67] Borca battık, hayır biz mahrum bırakıldık, dersiniz

[68] Ictiginiz suyu gordunuz mu

[69] Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz

[70] Isteseydik onu tuzlu bir su yapardık; sukretmeniz gerekmez mi

[71] Caktıgınız atesi gordunuz mu

[72] Onun agacını siz mi yarattınız; yoksa yaratan biz miyiz

[73] Biz, onu bir ibret ve ihtiyac sahipleri icin faydalı kıldık

[74] O halde yuce Rabbinin adını tesbih et

[75] Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim ki

[76] Suphesiz bu, buyuk bir yemindir, eger bilirseniz

[77] Hayır, Suphesiz o, serefli bir Kur’an’dır/okumadır

[78] Gizli bir kitapta

[79] Ona arınmıs olanlardan baskası dokunamaz

[80] Alemlerin Rabbinden indirilmistir

[81] Siz, bu soze inanmıyor musunuz

[82] Onu yalanlayarak mı size verilen nimete sukur ediyorsunuz

[83] Hele bir can bogaza gelmis olmasın

[84] Siz, o zaman bakıp kalırsınız

[85] Biz, ona sizden daha yakınız. Ama goremezsiniz

[86] Eger hesaba cekilmeyecek iseniz

[87] Onu geri ceviriniz... Dogru soyleyenlerden iseniz

[88] Eger o, gozde kimselerden ise

[89] Rahatlık, guzel rızık ve nimet cennetleri

[90] Eger o, sag taraf halkından ise

[91] Sag taraf halkından sana selam

[92] Eger o, yalanlayanlardan ve sapıklardan ise

[93] Kaynar suda bir ziyafet

[94] Ve cehenneme atılıs

[95] Bu, kesin gercegin ta kendisidir

[96] Oyleyse, yuce Rabbinin adını tesbih et

Hadîd

Surah 57

[1] Goklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih ederler. O, azizdir, hakimdir

[2] Goklerin ve yerin hakimiyeti O’nundur. O, hayat verir; O, oldurur. O’nun her seye gucu yeter

[3] Ilk ve son O’dur. Ortaya koyan ve gizleyen de O’dur. O, her seyi bilendir

[4] Gokleri ve yeri altı gunde yaratan sonra da Ars’a hakim olan O’dur. Yere gireni, ondan cıkanı, gokten ineni, goge yukseleni bilir. Nerede olsanız O, sizinle beraberdir. Allah, yaptıgınız her seyi gorur

[5] Goklerin ve yerin hakimiyeti O’nundur. Butun isler Allah’a doner

[6] Geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar. O, kalblerin ozunu bilir

[7] Allah’a ve Elcisine inanın, sizin tasarrufunuza bıraktıgı seylerden infak edin. Sizden inanan, infak eden kimselere buyuk bir mukafat vardır

[8] Ne diye Allah’a ve peygamberine inanmıyorsunuz? O, sizi Rabbinize inanmaya cagırıyor. Eger, iman ettiyseniz, o sizden kesin soz almıstı

[9] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin kuluna apacık ayetler indiren O’dur. Suphesiz Allah, size cok sefkatli, cok merhametlidir

[10] Goklerin ve yerin mirası Allah’ın olduguna gore ne diye Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Sizden, Fetih’ten once infak edip, savasanlar (digerleriyle) esit degildir. Onların derecesi, daha sonra infak edip savasanlardan daha buyuktur. Allah, hepsine en guzelini vaat etmistir. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[11] Kim Allah’a guzel bir odunc verirse, Allah ona, verdigini kat kat oder ve ona buyuk bir odul vardır

[12] O gun, mu’min erkeklerin ve mu’min kadınların nurlarının onlerinden ve saglarından kostugunu gorursun. -Mujde, bugun, alt tarafından ırmaklar akan ve icinde daimi kalacagınız cennetler sizindir. Iste O, en buyuk kurtulustur

[13] O gun, munafık erkekler ve munafık kadınlar, iman edenlere: -Bekleyin bizi de, ısıgınızdan faydalanalım, diyeceklerdir. -Arkanıza donun de oradan ısık arayın, denilecektir ve aralarına kapısının icinde rahmet, dısında azap olan bir sur cekilecektir

[14] Munafıklar, muminlere: -Sizinle beraber degil miydik? diye seslenecekler. -Evet, ama, siz kendinizi aldattınız. Cekinceli davrandınız, suphe ettiniz ve Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. Aldatıcı da sizi Allah ile aldattı, derler

[15] Bugun sizden fidye kabul edilmeyecek, inkar etmis olanlardan da. Barınagınız atestir. Size yarasan odur. Ne kotu bir sonuc

[16] Allah’ın ve haktan inenin uyarıları icin iman edenlerin kalblerinin titreme (zamanı) gelmedi mi? Kendilerinden once kitap verilenler gibi olmasınlar. Uzun sure gecince kalpleri katılasmıs, cogu da yoldan cıkmıslardı

[17] Bilin ki Allah, yeryuzunu olumden sonra canlandırır. Aklınızı kullanasınız diye delilleri acıkca bildirdik

[18] Sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar ve Allah’a guzel bir oduncle odunc verenlere kat kat fazlası geri odenecek ve degerli bir mukafat kazanacaklardır

[19] Allah’a ve elcisine inananlar, iste onlar sıddikler ve sahitlerdir. Onlar mukafatlarını ve nurlarını elde edeceklerdir. Ayetlerimizi inkar edip yalanlayanlar ise iste onlar cehennem arkadaslarıdır

[20] Bilin ki, Dunya hayatı, sadece bir oyun, eglence ve sustur. Aranızda bir ovunc, malları ve evlatları artırma isidir. Bir yagmur gibidir. Yetistirdigi bitkilerle ekincileri sasırtır ve sonra kuruyup, sapsarı oldugunu gorursun. Daha sonra da cercop olur. Ahirette ise hem siddetli bir azap, hem de Allah’tan magfiret ve hosnutluk vardır. Dogrusu dunya hayatı, aldatıcı bir metadan baska bir sey degildir

[21] Rabbinizden bir bagıs ve genisligi yerle gok genisligi kadar olan cennet icin yarısın! Allah’a ve Elcisine iman edenler icin hazırlanmıstır. Iste bu, Allah’ın diledigine verdigi lutuftur. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[22] Yeryuzune veya kendinize isabet eden hicbir musibet yoktur ki; biz onu yaratmadan once bir yazıtta bulunmasın. Suphesiz O, Allah icin cok kolaydır

[23] Bu, kaybettiginize uzulmemeniz, size verdigimiz ile de sımarmamanız icindir. Allah, kendini begenip ogunen hic kimseyi sevmez

[24] Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriligi emrederler. Kim yuz cevirirse suphesiz Allah’ın ihtiyacı yoktur. Hamde layık olan O’dur

[25] Peygamberlerimizi, acık belgelerle gondermisizdir. Onların yanında kitabı ve olcuyu indirdik ki insanlar adaletle yerine getirsinler. Demiri de indirdik. Gormedigi halde kendisine ve peygamberine yardım edenleri Allah’ın belirlemesi icin onda, siddetli bir azap ve insanlar icin faydalar vardır. Suphesiz Allah, gucludur, her seye galiptir

[26] Nuh’u ve Ibrahim’i de gondermistik. Ikisinin soyundan da peygamberlik ve kitap vermistik. Onlardan dogru yola giren oldugu gibi, cogu da yoldan cıkmıstır

[27] Sonra onların izi sıra peygamberlerimizi ardarda gonderdik. Meryem oglu Isa’yı da arkalarından gonderdik. Ona Incil’i verip, ona tabi olanların kalplerine sefkat ve merhamet yerlestirdik. Onların uydurdukları ruhbanlıgı ise biz farz kılmadık. Yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak icin yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mukafatlarını verdik. Onlardan cogu yoldan cıkmıstır

[28] Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat versin. Size ısıgında yuruyeceginiz bir nur yaratsın ve sizi bagıslasın. Allah, bagıslayandır, merhametlidir

[29] Kitap ehli, Allah’ın lutfundan hicbir seyi takdir edemeyeceklerini ve lutfun Allah’ın elinde olup, onu diledigine verebilecegini bilsinler. Allah, buyuk lutuf sahibidir

Mücâdele

Surah 58

[1] Allah, esi hakkında seninle tartısan ve onu Allah’a sikayet eden kadının sozlerini isitmistir. Allah, sizin karsılıklı konusmanızı isitiyor. Cunku Allah, isiten ve gorendir

[2] Sizden zıhar yapanların karıları, onların anaları degildir. Onların anaları ancak kendilerini doguran kadınlardır. Boyle yapanlar, cirkin bir soz ve yalan soyluyorlar. Allah suphesiz affedici ve bagıslayıcıdır

[3] Kadınlarına zıhar yapıp, sonra da soyledikleri sozden donenlerin, karılarına yaklasmalarından once bir kole azad etmeleri gerekir. Iste size boyle ogut veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[4] Kim, bunu bulamazsa, karısına yaklasmadan once iki ay pes pese oruc tutmalıdır. Buna gucu yetmeyenin de altmıs yoksulu doyurması gerekir. Bu, Allah’a ve Peygamberine inanmanız sebebiyledir. Iste bu, Allah’ın kanunlarıdır. Bunu inkar edenler icin acı bir azap vardır

[5] Allah’a ve Peygamberine muhalefet edenler, kendilerinden oncekilerin alcaltıldıkları gibi alcaltılacaklardır. Biz, apacık ayetler indirmistik. Bunları uygulamayanlara horlayıcı bir azap vardır

[6] Allah, onların hepsini o gun diriltecek ve onlara yaptıklarını haber verecektir. Onlar unutsa da, Allah, bir bir kaydetmistir. Allah, her seye sahittir

[7] Allah’ın goklerde ve yerde olan her seyi bildigini gormez misin? Uc kisi gizlice fısıldasmaz ki dordunculeri O olmasın. Bes kisi olmasın, altıncıları mutlaka O’dur. Bundan daha az veya daha cok, nerede olurlarsa olsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Daha sonra, Kıyamet Gunu onlara yaptıklarını haber verecektir. Cunku Allah, her seyi bilir

[8] Gizli toplantıları yasaklanıp da sonra yine de yasaklandıkları seye donenleri gormez misin? Gunah, dusmanlık ve peygambere isyan hususunda gizlice fısıldasıyorlar. Senin yanına geldiklerinde seni Allah’ın selamlamadıgı bir sekilde selamlıyorlar. Kendi kendilerine de: -Bu soylediklerimiz sebebiyle Allah’ın bizi cezalandırması gerekmez miydi? diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Oraya atılacaklar. Ne kotu bir yer

[9] Ey iman edenler, aranızda gizli konusurken gunah, dusmanlık ve peygambere karsı gelmek hususunda fısıldasmayın, iyilik ve takva konusunda konusun. Huzurunda toplanacagınız Allah’tan korkun

[10] Gizli fısıldasmalar seytandandır. Iman edenleri uzmek ister. Fakat onlara, Allah’ın izni olmadıkca hicbir zarar veremez. Muminler guvensinler Allah’a

[11] Ey iman edenler! Size, meclislerde yer acın denildigi zaman yer acın ki Allah da sizin yerinizi genisletsin! “Kalkın” denildigi zaman kalkın ki, Allah da sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yukseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[12] Ey iman edenler! Peygamber’e gizli bir sey soyleyeceginiz zaman, gizli olarak soylemeden once bir sadaka verin. Bu sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Eger bulamazsanız, suphesiz Allah bagıslar ve merhamet eder

[13] Gizli konusmanızdan once sadaka vermekten cekiniyor musunuz? Bunu yapamazsanız; Allah, tevbenizi kabul eder, oyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Elcisine itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[14] Allah’ın gazap ettigi bir toplumu dost edinenleri gordun mu? Onlar, sizden degil, onlardan da degil. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar

[15] Allah, onlar icin siddetli bir azap hazırlamıstır. Yapmakta oldukları sey ne kotudur

[16] Yeminlerini kalkan edindiler, Allah yolundan yuz cevirdiler. Onlara asagılatıcı bir azap vardır

[17] Onların malları da evlatları da Allah katında onlara hicbir yarar saglamayacaktır. Onlar, ates ehlidir. Onlar, orada ebedidir

[18] Allah, onların hepsini dirilttigi gun, sana yemin ettikleri gibi, ona da yemin edecekler ve gercekten bir sey uzerinde olduklarını sanırlar. Iyi bilin ki suphesiz onlar yalancıdırlar

[19] Seytan onları hukmu altına almıs ve onlara Allah’ın uyarılarını/zikrini unutturmustur. Onlar, seytanın askerleridir. Sunu bilin ki seytanın askerleri husrana ugrayacaktır

[20] Allah’a ve Peygamberine muhalefet edenler, iste onlar, en alcaklar icindedirler

[21] Allah, “Ben ve elcilerim mutlaka galip gelecegiz", diye hukmetmistir. Suphesiz Allah, gucludur, daima galiptir

[22] Allah’a ve ahiret gunune iman eden bir toplumun; babaları, ogulları, kardesleri veya yakınları dahi olsa, Allah’a ve Elcisi´ne muhalefet eden kimseler icin bir sevgi beslediklerini goremezsin. Iste onlar, Allah’ın kalplerine inancı kaydettigi ve kendinden bir vahiy ile guclendirdigi kimselerdir. Allah, onları alt tarafından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları cennetlere girdirecektir. Iste onlar Allah’ın askerleridir. Allah, onlardan razı olmus, onlar da ondan razı olmustur. Iyi bilin ki, kurtulusa erecek olanlar Allah’ın askerleri/taraftarlarıdır

Haşr

Surah 59

[1] Goklerde ve yerde olan her sey Allah’ı tesbih etti. Ki O daima galip ve hakimdir

[2] Kitap ehlinden inkarcıları ilk toplanmalarında yurtlarından cıkaran O’dur. Siz, onların cıkacaklarını sanmamıstınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacagını sanmıstı. Allah’ın azabı onlara hesap etmedikleri bir yerden geldi. Onların kalplerine korku sardı. Kendi elleriyle ve muminler in elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey akıl sahipleri

[3] Eger Allah, onlara surgunu yazmıs olmasaydı, onları dunyada elbette cezalandırırdı. Ahirette onlara ates azabı vardır

[4] Iste bu, onların Allah’a ve Elcisi’ne karsı gelmeleri sebebiyledir. Allah’a karsı gelen bilsin ki Allah’ın azabı siddetlidir

[5] Hurma agaclarından ne kestiyseniz veya neyi kokleri uzerinde ayakta bıraktıysanız, o Allah’ın izniyle ve fasıkları rezil etmek icindir

[6] Allah’ın onların mallarından peygambere verdigi seyler icin siz ne at ne de deve kosturdunuz. Fakat Allah, Peygamberine diledigine karsı ustunluk verir. Allah’ın her seye gucu yeter

[7] Allah’ın kasaba halkından Peygamberine verdigi ganimetler; icinizden yalnız zenginler arasında dolasan bir devlet/guc olmasın diye Allah’a, Peygamber´e yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmıslara aittir. -Peygamber size ne verdiyse, onu alın ve sizi neden sakındırmıssa, ondan uzak durun. Allah’tan korkun. Suphesiz Allah’ın azabı siddetlidir

[8] Bu, yurtlarından ve mallarından edilmis, Allah’tan bir lutuf ve rıza arayarak Allah’ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirler icindir. Ki Onlar, sadıkların ta kendileridir

[9] Onlardan once o diyarı yurt edinmis ve gonullerine imanı yerlestirmis olanlar, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı iclerinde bir ihtiyac duymazlar. Kendi ihtiyacları olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin tamahkarlıgından korunursa, iste onlar, kurtulusa erenlerdir

[10] Onlardan sonra gelenler de: -Rabbimiz, bizi ve bizden once iman eden kardeslerimizi bagısla, kalbimizde iman edenlere karsı bir kin bırakma! Rabbimiz, sen cok sefkatli, cok merhametlisin! dediler

[11] Munafıklık edenleri gordun mu? Kitap ehlinden inkarcı kardeslerine: -Eger siz, yurdunuzdan cıkarılacak olursanız, biz de sizinle beraber cıkarız. Size karsı hic kimseye itaat etmeyiz. Eger sizinle savasılırsa, mutlaka size yardım ederiz, derler. Allah da onların yalancı olduklarına sahitlik eder

[12] Eger onlar cıkarılırlarsa, onlarla cıkmazlar. Eger onlara savas acılırsa, onlara yardım etmezler. Onlara yardıma gitseler bile arkalarını donup kacarlar. Sonra da kendileri yardım gormezler

[13] Onların kalbine Allah’tan cok siz korku salıyorsunuz. Bu da onların anlayıssız bir topluluk olmalarındandır

[14] Onlar, surlarla cevrili kasabalar veya duvarlar arkasında olmadıkca sizinle topluca savasamazlar. Kendi aralarındaki kavgaları ise siddetlidir. Onları birlik sanırsın, oysa kalpleri dagınıktır. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır

[15] Onlar, kendilerinden az once, yaptıklarının cezasını tadan kimseler gibidir. Onlar icin acı bir azap vardır

[16] Tıpkı seytan gibidirler. Hani o insana: -Inkar et! der, Insan da inkar edince: -Ben senden uzagım, ben Alemlerin Rabbinden korkarım! der

[17] Boylece her ikisinin de sonu, icinde ebedi kalacakları atestir. Iste zalimlerin cezası budur

[18] Ey iman edenler, Allah’tan sakının! Herkes, yarın icin ne hazırladıgına bir baksın. -Allah’tan sakının, Cunku Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[19] Allah’ı unutan ve Allah’ın da onlara kendilerini unutturdugu kimseler gibi olmayın. Iste onlar, yoldan cıkmıs olanlar onlardır

[20] Cehennem ehli ile cennet ehli bir degildir. Cennet ehli.. Onlar, kurtulacak olanlar

[21] Biz Kur’an’ı bir dagın uzerine indirseydik onun Allah korkusundan bas egerek parca parca oldugunu gorurdun! Iste bu ornekleri insanlar dusunsunler diye veriyoruz

[22] O, kendisinden baska ilah olmayan Allah’tır. Gorulmeyeni ve goruleni bilendir. O, cok bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[23] O, kendisinden baska ilah olmayan Allah’tır. Hakim’dir, kutsaldır, esenlik verendir, guven verendir, himaye edendir, gucludur, kahredicidir, buyukluk sahibidir. Allah, onların ortak kostuklarından uzaktır

[24] O Allah, yaratan, yoktan vareden, sekil verendir. En guzel isimler O’nundur. Goklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih eder. O, gucludur, Hakim’dir

Mümtehine

Surah 60

[1] Ey Iman edenler, benim de dusmanım sizin de dusmanız olanları, dost edinmeyin. Size haktan geleni inkar etmislerken; siz onlara sevgi gosteriyorsunuz. Rabbiniz olan Allah’a iman ediyorsunuz diye Peygamberi de sizi de yurdunuzdan cıkarıyorlar. Eger benim yolumda cihat etmek ve benim razılıgımı almak icin cıktıysanız gizlice onlara sevgi beslemeyin. Ben gizlediginizi de acıkladıgınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, dogru yoldan sapmıs olur

[2] Eger onlar, size ustun gelirlerse, size dusman olurlar. Kotulukle ellerini ve dillerini size uzatırlar; sizin kafir olmanızı arzu ederler

[3] Kıyamet gunu, ne akrabalarınız ne de cocuklarınız size hicbir fayda saglamayacaktır. Allah, aranızı ayırır. Allah yaptıklarınızı gormektedir

[4] Sizin icin Ibrahim ve onunla beraber olanlarda guzel bir ornek vardır. Hani onlar toplumlarına soyle demislerdi: -Biz, suphesiz sizden ve Allah’tan baska kulluk ettiklerinizden uzagız. Sizi reddediyoruz. Sizinle aramızda, siz Allah’a tek olarak iman edinceye kadar surecek bir dusmanlık ve nefret belirmistir. Ibrahim’in babasına soyledigi su soz haric: -Senin icin bagıslanma dileyecegim, fakat Allah’tan sana gelecek hicbir seye gucum yetmez. -Rabbimiz, sana dayandık, sana yoneldik ve donus sanadır

[5] Rabbimiz, bizi inkar edenler icin deneme kılma. Bizi bagısla Rabbimiz, suphesiz sen, guclu ve hakim sensin

[6] Onlarda Allah’ı ve Ahiret gununu bekleyen herkes icin guzel bir ornek bulursunuz. Allah herkesten daha zengindir, butun ovgulere tek layık olandır

[7] Olur ki Allah dusmanlarınızla aranızda bir dostluk yaratır. Allah gucludur. Allah, bagıslar, merhamet eder

[8] Allah, sizinle din hususunda savasmayan, sizi yurdunuzdan cıkarmayan kimselere iyilik etmenizi onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Suphesiz Allah, adil olanları sever

[9] Allah, ancak sizinle din hususunda savasan, sizi yurtlarınızdan cıkaran ve cıkarılmanıza yardım edenlerle dost olmanızı yasaklar. Kim onları veli edinirse, iste onlar zalimlerin ta kendileridir

[10] Ey iman edenler! Mumin kadınlar, hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eger onların iman ettigini anlarsanız onları kafirlere iade etmeyin. O kadınlar, onlara helal degildir, onlar da o kadınlara helal degildir. Onlara, kadınlar icin harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir gunah yoktur. Kafir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarfettiginizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Bu Allah’ın hukmudur. Aranızda o hukum verir. Allah, alimdir, hakimdir

[11] Eslerinizden kafirlere bir sey gecer de siz de onlara galip gelirseniz, esleri gidenlere harcadıkları kadar verin. Iman ettiginiz Allah’tan korkun

[12] Ey Peygamber! Mumin kadınlar, Allah’a hicbir seyi sirk kosmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, cocuklarını oldurmemek, elleri ve ayakları arasında bir yalan uydurarak gelmemek ve iyi ve dogru islerde sana isyan etmemek uzere sana beyat etmek icin geldiklerinde onların beyatını al ve onlar icin Allah’tan bagıslanma dile. Suphesiz Allah, bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[13] Ey iman edenler, Allah’ın kendilerine gazap ettigi bir toplumu dost edinmeyin. Onlar, kabirdeki kafirlerden umitlerini kestikleri gibi, ahiretten umitlerini kesmislerdir

Saff

Surah 61

[1] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih eder. O, gucludur, hakimdir

[2] Ey iman edenler! Yapmayacagınız seyi ne diye soylersiniz

[3] Yapamayacagınız bir seyi soylemek Allah katında nefret edilen bir seydir

[4] Suphesiz ki Allah, kendi yolunda, tuglaları birbirine kenetlenmis binalar gibi saf halinde savasanları sever

[5] Hani Musa, kavmine: -Ey kavmim, benim Allah’ın size gonderdigi elcisi oldugumu iyi bildiginiz halde ne diye beni uzuyorsunuz? demisti. Onlar sapınca, Allah da onların kalplerini egriltmisti. Allah, fasık kavme yol gostermez

[6] Hani Meryem’in oglu Isa: -Ey Israilogulları, Ben Tevrat’ı tasdik eden, benden sonra gelecek Ahmet adındaki Peygamberi mujdeleyen Allah’ın size gonderdigi elciyim, demisti. Onlara, belgelerle gelince: -Bu, apacık bir buyudur, demislerdi

[7] Islama davet edildigi halde, Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim topluma yol gostermez

[8] Agızlarıyla Allah’ın nurunu sondurmek istiyorlar. Kafirlerin hosuna gitmese de Allah nurunu tamamlayacaktır

[9] O’dur Peygamberini kılavuz ve hak din ile butun dinlere ustun gelsin diye gonderen! Musriklerin hosuna gitmese de

[10] Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaret gostereyim mi size

[11] Allah’a ve Peygamberine iman ederseniz, Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat ederseniz! Iste bu, eger bilirseniz sizin icin daha hayırlıdır

[12] O, sizin gunahlarınızı bagıslar ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki guzel meskenlere koyar. Iste buyuk kurtulus budur

[13] Sevdiginiz diger bir sey, Allah’tan bir zafer/yardım ve yakın bir fetihtir. Muminlere mujdele

[14] Ey iman edenler! Allah yardımcıları olun. Meryem oglu Isa’nın Havarilere dedigi gibi: -Allah yolunda yardımcılarım kimdir? Havariler dedi ki: -Biz, Allah yardımcılarıyız! Israilogulları´ndan da bir grup inanmıs, bir grup da inkar etmisti. Biz de iman edenleri dusmanlarına karsı destekledik, Onlar da ustun geldiler

Cum'a

Surah 62

[1] Goklerde ve yerde ne varsa; hukumran, kuddus, guclu ve hakim olan Allah’ı takdis ederler

[2] Ummiler icinde, onlara ayetleri okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti ogreten, kendilerinden birini elci gonderen O’dur. Onlar daha once apacık bir sapıklık icinde idiler

[3] Henuz, onlara katılmamıs olan digerlerine de.. Aziz ve hakim olan O’dur

[4] Bu, Allah’ın diledigine verdigi bir lutuftur. Allah buyuk lutuf sahibidir

[5] Tevrat´la yukumlu tutulup ta daha sonra tasımayanların ornegi, kitap yuklu esege benzer. Allah’ın ayetlerini uygulamayan bir toplumun hali ne kotudur. Allah zalim topluma yol gostermez

[6] De ki: -Ey Yahudiler, insanları bir yana bırakarak, sadece sizin, Allah’ın dostları oldugunuzu iddia ediyorsanız; haydi, dogru soyluyorsanız, olmeyi arzulayın

[7] Elleriyle isledikleri yuzunden onu hic arzu etmezler. Allah, zalimleri bilir

[8] De ki: -Kendisinden kactıgınız olum, sizi mutlaka bulacaktır. Sonra da gizli ve acıgı bilene donduruleceksiniz, O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir

[9] Ey iman edenler, cuma gunu namaz icin cagırıldıgınız zaman, alısverisi bırakıp Allah’ın zikrine kosun! Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır

[10] Namaz kılındıgı zaman da yeryuzune dagılın ve Allah’ın rızkını arayın, Allah’ı cok zikredin ki kurtulusa erebilesiniz

[11] Bir ticaret ve eglence gorunce, seni ayakta bırakıp, ona yoneldiler. De ki: -Allah indindekiler eglenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır

Münâfikûn

Surah 63

[1] Munafıklar sana geldiklerinde: -Senin kesinlikle Allah’ın Resulu olduguna sahitlik ederiz, dediler. Allah, senin kendi Resulu oldugunu bilir. Allah, munafıkların yalancı olduklarına da sahitlik eder

[2] Onlar, yeminlerini bir kalkan edinip, Allah’ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları sey ne kotudur

[3] Bu, onların iman edip, sonra da inkar etmis olmalarındandır. Onların kalpleri paslanmıstır. Onun icin anlamazlar

[4] Onları gordugunde dıstan hosuna gider. Konusurlarsa sozlerini dinlersin. Onlar elbise giydirilmis kereste gibidir. Her cıglıgı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, dusmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin, nasıl da yalan soyluyorlar

[5] Onlara: -Allah’ın Resulu sizin icin bagıslanma dilesin, denildigi zaman baslarını cevirip, buyuklenerek yuz cevirdiklerini gorursun

[6] Onlar icin bagıslanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah, onları bagıslamayacaktır. Allah fasıklar topluluguna yol gostermez

[7] Onlar; -Allah’ın Resulunun yanındaki kimselere infakta bulunmayın ki dagılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa goklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır; ama munafıklar anlayamazlar

[8] Medine’ye donersek, guclu olan, zayıf olanı oradan cıkaracaktır, diyorlar. Oysa guc Allah’a, Resulu’ne ve muminlere aittir. Fakat munafıklar bilmezler

[9] Ey iman edenler, Mallarınız ve cocuklarınız sizi Allah’ın zikrinden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, iste onlar husrana ugrayacaklardır

[10] Rabbim, beni yakın bir sureye kadar erteleseydin de sadaka verip, iyi kimselerden olsaydım, demeden once size verdigimiz rızıktan infak edin

[11] Cunku Allah, hic kimseyi eceli geldigi zaman ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

Teğâbün

Surah 64

[1] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih ederler. Hakimiyet O’nundur. Hamd da O’nadır. O’nun her seye gucu yeter

[2] Sizi yaratan O’dur. Sizden bir kısmınız kafir, bir kısmınız mumindir. Allah, yaptıklarınızı gormektedir

[3] O, gokleri ve yeri hak ile yaratmıs, sizi de en guzel surette sekillendirmistir. Donus de O’nadır

[4] Goklerde ve yerde ne varsa bilir; gizlediginizi de acıkladıgınızı da bilir. Allah, goguslerin ozunu de bilir

[5] Daha onceki kafirlerin haberi gelmedi mi size? Yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar icin bir de acı verici azap vardır

[6] Bu, peygamberleri onlara apacık delillerle getirdiklerinde: -Bize bir insan mı yol gosterecek? demeleri sebebiyledir. Nankorluk ettiler ve yuz cevirdiler. Allah’ın ihtiyacı yoktur. Allah, zengindir, hamde layıktır

[7] Kafirler, tekrar dirilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: -Evet, Rabbime andolsun ki, tekrar diriltileceksiniz. Sonra da yaptıklarınız size haber verilecek. Bu, Allah’a cok kolaydır

[8] Allah’a, Resulune ve indirdigimiz aydınlatıcıya iman edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[9] Sizi toplanma gunu bir araya getirecektir. Iste o, aldanma gunudur. Kim Allah’a iman edip, dogru olanı yaparsa onun gunahlarını orter ve alt tarafından ırmaklar aktıgı cennetlere girdirir. Orada ebedi kalacaklardır. Iste o, en buyuk kurtulustur

[10] Inkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar ates ehlidir. Orada ebedidirler. Ne kotu bir donus

[11] Hicbir musibet, Allah’ın izni olmadıkca isabet etmez. Kim, Allah’a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her seyi bilir

[12] O halde Allah’a itaat edin, elcisine itaat edin. Eger yuz cevirseniz, elcimize dusen ancak acıkca teblig etmektir

[13] Allah, O’ndan baska bir ilah yoktur. Inananlar, yalnız Allah’a baglansınlar

[14] Ey iman edenler! Eslerinizden ve cocuklarınızdan size dusman olanlar vardır. Onlardan sakının. Eger, affeder, kusurlarını bakmaz ve bagıslarsanız; Allah da bagıslar ve merhamet eder

[15] Mallarınız ve evladınız sizin icin bir imtihandır. Katında buyuk odul olan Allah’tır

[16] Gucunuzun yettigince Allah’tan korkun, dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliginiz icin infakta bulunun. Kim nefsinin cimriliginden korunursa, iste onlar, kurtulusa erenler onlardır

[17] Eger Allah’a guzel bir oduncte bulunursanız, onu size kat kat geri oder ve sizi bagıslar. Allah, sukre karsılık verir ve ceza vermekte acele etmez

[18] Gorulmeyeni ve goruleni bilir, gucludur, hakimdir

Talâk

Surah 65

[1] Ey Peygamber! Kadınları bosayacagınız zaman, onları bekleme suresi icinde bosayın ve bekleme surelerini sayın. Rabbiniz olan Allah’tan korkun. Acık bir ahlaksızlık yapmadıkca onları evlerinden cıkarmayın. Onlar da cıkmasınlar. Iste bu, Allah’ın kanunudur. Kim Allah’ın kanunlarını cignerse kendisine zulmetmis olur. Bilmezsin ki Allah, belki bundan sonra yeni bir durum ortaya cıkarır

[2] Bekleme suresinin sonuna geldiklerinde ya onları iyilikle tutun veya iyilikle ayrılın. Icinizden adalet sahibi iki kisiyi de sahit tutun. Sahitligi de Allah icin dogru yapın. Iste bununla Allah’a ve ahiret gunune iman eden kimseler icin ogut veriliyor. Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir cıkıs yolu gosterir

[3] Ve Ona hic beklemedigi bir yerden rızık verir. Kim Allah’a teslim olursa o kendisine yeter. Suphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her sey icin bir olcu koymustur

[4] Kadınlarınızdan adetten kesilmis olanlar eger tereddut ederseniz, onların bekleme suresi uc aydır. Henuz adet gormemis olanlar da boyledir. Hamile kadınların bekleme suresi, yuklerini bırakıncaya kadardır. Kim Allah’tan korkarsa, ona isinde bir kolaylık saglar

[5] Bu, Allah’ın size indirdigi emridir. Kim Allah’tan sakınırsa, O, onun gunahlarını bagıslar ve mukafatını da buyuk verir

[6] Bosadıgınız kadınları, gucunuz olcusunde oturdugunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya dusurmek icin zarar vermeye kalkısmayın. Eger hamile iseler doguruncaya kadar nafakalarını verin. Eger sizin icin emzirirlerse, onlara ucretlerini verin. Aranızda uygun bir sekilde anlasın. Eger bir guclukle karsılasırsanız, cocugu bir baskası emzirir

[7] Zengin olan, gucune gore nafaka versin. Rızkı kendisine yetecek kadar olan da, Allah’ın kendisine verdiginden versin. Allah, hic kimseyi, verdiginden fazlasıyla yukumlu tutmaz. Allah, guclugun ardından bir kolaylık verir

[8] Rabbinin ve onun elcisinin emrine karsı gelen nice ulkeler vardır ki biz onları cetin bir hesaba cektik ve onları gorulmemis bir sekilde cezalandırdık

[9] Yaptıklarının cezasını cektiler ve yaptıklarının sonucu husran oldu

[10] Allah, onlara siddetli bir azap hazırladı. Oyleyse Allah’tan sakının ey inanan akıl sahipleri! Nitekim Allah size bir zikir (kitap) indirmistir

[11] Iman edip, dogruları yapanları, karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin Allah’ın apacık ayetlerini size okuyan bir Peygamber (gondermistir). Kim Allah’a inanır ve dogruları yaparsa, onu icinde ebedi kalacagı, alt tarafından ırmaklar akan cennetlere girdirir. Allah, ona gercekten cok guzel bir rızık vermistir

[12] Yedi gogu ve yerden de bir o kadarını yaratan Allah’tır. O’nun emri, Allah’ın her seye gucunun yettigini ve ilmiyle her seyi kusatmıs oldugunu bilesiniz diye bunların arasında inip duruyor

Tahrîm

Surah 66

[1] Ey Peygamber! Ne diye eslerinin gonlunu hos etmek icin Allah’ın helal kıldıgını kendine haram ediyorsun? Allah, bagıslayıcıdır, merhametlidir

[2] Allah yeminlerinizi keffaretle cozmeyi size farz kılmıstır. Allah, sizin mevlanızdır. O, alimdir, hakimdir

[3] Peygamber eslerinden birine gizli bir soz soylemisti. O da bunu baskasına soyleyince Allah bunu peygambere acıkladı. Bir kısmını bildirmis, bir kısmını bırakmıstı. Peygamber bunu esine haber verince o: -Bunu sana kim haber verdi? dedi. -Bana, alim ve haberdar olan (Allah) haber verdi, dedi

[4] (Ey Peygamber esleri) Ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz, kalpleriniz hayra yonelmis olur. Eger ona karsı birbirinize arka cıkarsanız, kuskusuz onun velisi Allah’tır, Cebrail, salih muminler ve melekler de bundan sonra ona arka cıkarlar

[5] Eger sizi bosayacak olursa, Allah onun icin, sizden daha hayırlı musluman, mumin, itaatkar, tevbekar, ibadet eden, oruc tutan dul ve bekar kadınlar verebilir

[6] Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi atesten koruyun. Onun yakıtı insanlar ve taslardır. Onun basında, katı ve sert melekler vardır. Allah’ın kendilerine emrettigine isyan etmezler. Ne emredilirse yaparlar

[7] Ey inkar edenler! O gun mazeret ileri surmeyin. Ancak yaptıklarınızın cezasını cekeceksiniz

[8] Ey iman edenler, tam arınarak Allah’a tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz, gunahlarınızı orter ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere girdirir. O gun, Allah, Peygamberi ve onunla beraber iman etmis olanları utandırmaz. Nurları onlerinden ve yanlarından kosar. Rabbimiz, derler. Bizim nurumuzu tamamla ve bizi bagısla. Suphesiz senin her seye gucun yeter

[9] Ey Peygamber! Kafirlerle ve munafıklarla cihat et, onlara karsı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kotu bir sonuc

[10] Allah, kafir olanlara Nuh´un karısı ile Lut’un karısını ornek olarak veriyor. Ikisi de, durust kullarımızdan iki kulun nikahı altında idiler. Onlara ihanet etmislerdi. Onlar da Allah’tan gelen hicbir seye mani olamamıslardı. O kadınlara: -Girenlerle birlikte atese girin! denildi

[11] Allah, iman edenlere de Firavun’un karısını ornek veriyor. Hani O: -Rabbim, cennette/katında benim icin bir bina yap. Beni Firavun’dan ve onun taptıklarından kurtar. Beni zalim kavimden kurtar, demisti

[12] Namusunu koruyan Imran’ın kızı Meryem´i de... Ona ruhumuzdan uflemistik. O da Rabbinin sozlerini ve kitaplarını tasdik etmisti. O, itaatkarlardan biri idi

Mülk

Surah 67

[1] Hakimiyeti elinde bulunduran ne yucedir. Onun her seye gucu yeter

[2] Olumu ve hayatı, hanginizin daha iyi calısacagını denemek icin yaratan O’dur, Guclu ve bagıslayıcı O’dur

[3] Gokleri yedi kat yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında bir duzensizlik goremezsin. Gozunu cevir de bak (gokte) bir catlak goruyor musunuz

[4] Sonra tekrar cevir, o goz sana, bitkin ve aradıgını bulamamıs olarak geri donecektir

[5] Gercekten biz, en yakın gogu ısık veren yıldızlarla donattık. Onlarla seytanların bertaraf edilmesini sagladık. Onlar icin bir de cılgın alev azabını hazırladık

[6] Rab’lerini inkar edenler icin de cehennem azabı vardır. Ne kotu bir son

[7] Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken cıkardıgı ugultuyu duyarlar

[8] Neredeyse ofkeden paramparca olacak, ne zaman oraya bir grup atılsa, oranın bekcileri onlara sorar: -Size bir uyarıcı gelmedi mi

[9] Evet, bir uyarıcı gelmisti, fakat biz yalanladık ve Allah hicbir sey indirmemistir. Siz ancak buyuk bir sapıklık icindesiniz, dedik derler

[10] Eger dinlemis veya akletmis olsaydık bu ates halkı icinde olmazdık, derler

[11] Iste boylece gunahlarını itiraf ederler. Kahrolsun cılgın ates halkı

[12] Gormedigi halde Rab’lerinden korkup cekinen kimseler icin de elbette bagıslanma ve buyuk bir odul vardır

[13] Sozunuzu ister gizleyin, ister acıklayın. Suphesiz O, kalplerin ozunu bilir

[14] Yaratan bilmez mi? O, gizli sırlara da vakıf ve haberdardır

[15] Yeri sizin icin, uzerinde yuruyun ve rızkından yiyin diye alcak kılan O’dur. Donus de O’nadır

[16] Gokte olanın sizi yere batırmayacagından guvende misiniz, O sarsıldıgı zaman

[17] Yoksa, gokte olanın uzerinize tas yagdıran bir fırtına gondermeyeceginden guvende misiniz? Tehdidim nasılmıs yakında goreceksiniz

[18] Onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Fakat, beni inkar etmek nasılmıs

[19] Onlar uzerlerinde sıra sıra kanat cırpan kusları gormuyorlar mı? Onları Rahman’dan baskası tutmuyor. Suphesiz O, her seyi gorendir

[20] Rahman’a karsı size yardım edecek kimdir? Yoksa bu sizin ordunuz mu? Kafirler ancak bos bir gurur/aldanıs icindedirler

[21] Eger rızkınızı kesse, size rızık verecek olan kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefret icinde inatla direnmektedirler

[22] O halde, yuzustu surunen mi daha dogru yoldadır; yoksa, dosdogru yolda dumduz yuruyen mi

[23] De ki: -Sizi yaratan, size kulaklar, gozler ve kalpler veren O’dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[24] De ki: -Sizi yeryuzunde tureten O’dur. O’nun huzurunda toplanacaksınız

[25] Bu vaat ne zaman gerceklesecek, eger dogru soyluyorsanız? derler

[26] De ki: - Bunun bilgisi yalnız Allah’tadır. Ben sadece bir uyarıcıyım

[27] O’nu yakından gordukleri zaman, inkarcıların yuzleri simsiyah kesilir. Onlara denir ki: -Iste, isteyip durdugunuz sey

[28] De ki: -Eger Allah, beni ve benimle beraber olanları helak etse ya da bize merhamet etse ne dersiniz? Kafirleri acı bir azaptan kim kurtarabilir

[29] De ki: -Bizim kendisine iman ettigimiz ve guvenip dayandıgımız Rahman’dır. Kimin acık bir dalalette oldugunu yakında ogreneceksiniz

[30] De ki: -Eger suyunuz yerin dibine cekilse, soyleyin bakalım, size akar bir su kim getirebilir

Kalem

Surah 68

[1] Nun, kaleme ve onunla yazılanlara yemin olsun

[2] Sen Rabbinin nimeti sayesinde cinlenmis degilsin

[3] Senin icin sonsuz bir ecir vardır

[4] Sen, buyuk bir ahlak uzeresin

[5] Sen de goreceksin, onlar da gorecekler

[6] Hanginizin deli oldugunu

[7] Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilen O’dur. Dogru yolda olanı da en iyi bilen O’dur

[8] Sakın yalanlayanlara itaat etme

[9] Onlar ister ki, sen musamaha gosteresin de onlar da musamaha gostersinler

[10] Yemin edip duran alcaga itaat etme

[11] Ayıp arayana ve laf goturup getirene

[12] Iyiligi engelleyene, gunaha duskun olana

[13] Kaba, ustelik kotu un sahibi

[14] Mal ve ogul sahibi olması sebebiyle

[15] Ona ayetlerimiz okundugu zaman: -Eskilerin masalları!.. der

[16] Yakında onun burnunu yere surtecegiz

[17] Biz onları, sabahleyin meyvelerini toplamaya yemin eden bahce sahiplerini denedigimiz gibi denedik

[18] Hicbir istisna da yapmıyorlardı

[19] Onlar uyurken, Rabbin tarafından bir felaket bahceyi sarıverdi

[20] Sabaha bahce kapkara kesildi

[21] Sabahleyin birbirlerine seslendiler

[22] Mahsulu toplayacaksanız, erkenden yola cıkın! diye gizlice konusarak yola dustuler

[23] Mahsulu toplayacaksanız, erkenden yola cıkın! diye gizlice konusarak yola dustuler

[24] Sakın bugun hicbir yoksul oraya girmesin, diyerek

[25] Varlıklı oldukları halde (muhtacları) engellemek icin erken yola cıktılar

[26] Onu gorduklerinde: -Yolu sasırdık, dediler

[27] Hayır, Biz mahrum bırakıldık

[28] Onların en insaflı olanı: -Ben size (Allah’ı) tesbih etmemiz gerekmez mi, dememis miydim? dedi

[29] Hemen akılları baslarına geldi ve: -Rabbimiz´in sanı yucedir. Biz, zalimlerden olduk, dediler

[30] Basladılar birbirlerini kınamaya

[31] Yazıklar olsun bize, azgınlardan olduk, dediler

[32] Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz, ancak Rabbimiz´den dilemekteyiz

[33] Iste azap boyledir. Ahiret azabı daha buyuktur. Bilmis olsalardı

[34] Suphesiz takva sahipleri icin Rab’leri katında nimet cennetleri vardır

[35] Musluman olanlarla sucluları bir tutar mıyız

[36] Ne oluyor size? Nasıl hukum veriyorsunuz

[37] Yoksa sizin bir kitabınız var da oradan mı ders cıkarıyorsunuz

[38] Herhalde orada ne arzu ederseniz hepsi sizin

[39] Yoksa, kıyamete kadar neye karar verirseniz sizin olacak diye bizden alınmıs yeminleriniz mi var

[40] Onlara sor, hangisi buna kefil olacak

[41] Yoksa, onların hissedarları mı var? Eger dogru soyleyen kimseler iseler, getirsinler hissedarlarını

[42] Isler kızıstıgı gun, secdeye cagrılırlar da buna gucleri yetmez

[43] Gozleri yere yıkılmıs, yuzlerini zillet burumus/perisan olmuslardır. Oysa onlar, selamette iken secdeye cagrılmıslardı

[44] Bu sozu yalan sayanları bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden agır agır azaba yaklastıracagız

[45] Onlara muhlet veriyorum. Cunku benim tuzagım cok saglamdır

[46] Yoksa, onlardan bir ucret istiyorsun da agır bir borc altındalar mı

[47] Yoksa gayb onların yanında da, onlar mı yazıyorlar

[48] Rabbinin hukmunu sabırla bekle. Balık sahibi /Yunus gibi olma. Hani O, boguk bir sesle Rabbine seslenmisti

[49] Rabbinden ona bir nimet erismis olmasaydı, kınanmıs olarak cıplak bir yere atılacaktı

[50] Rabbi O’nu secti ve salih kimselerden kıldı

[51] Kafir olanlar, zikri isittiklerinde seni neredeyse gozleriyle devireceklerdi: -O, kesinlikle delidir, diyorlardı

[52] Oysa o/Kur’an toplumlara bir uyarı/ogutten baska bir sey degildir

Hâkka

Surah 69

[1] Gerceklesecek olan

[2] Nedir gerceklesecek olan

[3] ‘Gerceklesecek´ olanın ne oldugunu sana bildiren nedir

[4] Semud ve Ad halkı (tepelerine) ansızın inecek olanı yalanlamıslardı

[5] Ama Semud, siddetli bir sarsıntı ile helak edilmisti

[6] Ad ise kasıp kavuran siddetli bir ruzgar ile helak edilmisti

[7] Allah, onu yedi gece sekiz gun kesintisiz onların uzerine estirmisti. Halkın orada ici bos hurma kutukleri gibi yere serildigini gorurdun

[8] Onlardan arta kalan bir sey goruyor musun

[9] Firavun da, onlardan oncekiler de ve safsatacılar da gunahlarıyla geldiler

[10] Rab’lerinin elcisine isyan ettikleri icin onları siddetli bir yakalayısla yakaladı

[11] Sular tastıgı zaman sizi gemide biz tasıdık

[12] Bunu sizin icin bir ogut/uyarı kılalım ve anlayıslı kulaklar duysun diye

[13] Sur’a tek bir ufurusle ufuruldugu zaman

[14] Yer ve daglar kaldırılıp birbirine carpıldıgı zaman

[15] O gun olacak olur

[16] Gok paramparca olur, cunku o gun zayıf ve gucsuz duser

[17] Melekler ise onun cevresindedirler. Rabbinin Ars’ını ise o gun, onların da uzerinde olan sekizi tasır

[18] O gun, siz huzura alınırsınız ve hicbir seyiniz gizli kalmaz

[19] Kimin kitabı sagından verilirse, -Alın, kitabımı okuyun, ben zaten bu hesabıma ulasacagımı tahmin etmistim, der

[20] Kimin kitabı sagından verilirse, -Alın, kitabımı okuyun, ben zaten bu hesabıma ulasacagımı tahmin etmistim, der

[21] Artık O, hosnut edici bir hayat icinde

[22] Yuksek bir cennette

[23] Meyveleri ise asagıdadır

[24] Yiyin, icin afiyet olsun. Bu, gecmis gunlerde yaptıklarınızın karsılıgıdır

[25] Kitabı solundan verilen ise soyle der: -Eyvah, keske kitabım verilmeseydi

[26] Hesabımı hic bilmeseydim

[27] Keske olum bir son olsaydı

[28] Malım bana fayda vermedi

[29] Gucum yok olup gitti

[30] Tutun onu, baglayın

[31] Sonra atın onu atese

[32] Sonra da onu yetmis arsın boyundaki zincire vurun ve surun

[33] Cunku O, yuce Allah’a iman etmiyordu

[34] Yoksulu yedirmeye tesvik etmiyordu

[35] Bugun onun icin hicbir yakın yoktur

[36] Bu sebeple bugun pislikten baska hicbir yiyecek yoktur

[37] Onu gunahkardan baskası yemez

[38] Hayır, gorebildiklerinize ve goremediklerinize yemin ederim ki

[39] Hayır, gorebildiklerinize ve goremediklerinize yemin ederim ki

[40] Suphesiz o, serefli bir elcinin sozudur

[41] O, bir sair sozu degildir. Ne kadar az inanıyorsunuz

[42] O, kahin sozu de degildir. Ne kadar az dusunuyorsunuz

[43] Alemlerin Rabbinden indirmedir

[44] Eger (Muhammed) bizim hakkımızda sozler uydurmus olsaydı

[45] Onun gucunu kuvvetini alırdık

[46] Sonra onun sah damarını elbette keserdik

[47] Sizden hic kimse de buna engel olamazdı

[48] Suphesiz O, korunanlar icin bir hatırlatmadır

[49] Elbette biz, biliyoruz ki icinizden yalanlayanlar vardır

[50] O kafirler icin bir uzuntudur

[51] O, kesin bir gercektir

[52] O halde sen, yuce Rabbinin adı ile tesbih et

Me'âric

Surah 70

[1] Arastıran biri, inecek azap hakkında bilgi istedi

[2] Kafirler icin.. Onu onleyecek hic kimse yoktur

[3] Yuksek dereceler sahibi Allah’tandır

[4] Melekler ve Ruh (Cebrail) suresi elli bin yıl olan bir gunde ona yukselirler

[5] Oyleyse sen, guzel bir sabırla sabret

[6] Onlar bunu uzak goruyorlar

[7] Biz ise onu yakın goruyoruz

[8] O gun, gok erimis maden gibi olur

[9] Daglar ise atılmıs yun gibi olur

[10] Hicbir yakın bir yakınını soramaz

[11] Onlar birbirlerine gosterilirler. Suclular o gunun azabından kurtulmak icin ogullarını fidye olarak vermek ister

[12] Esini ve kardesini

[13] Kendisini barındıran sulalesini

[14] Ve yeryuzunde bulunan herkesi... Sonra kendisini kurtarabilsin

[15] Asla, suphesiz O, alev almıstır

[16] Deriyi yakıp kavurur

[17] Cagırır arkasını donup, yuz cevireni

[18] Malını toplayıp yıganı

[19] Insan ac gozlu yaratılmıstır

[20] Basına bir kotuluk gelince umutsuzluga duser

[21] Bir iyilik dokununca da cok cimridir

[22] Namaz kılanlar boyle degildir

[23] Onlar, namazlarında/salatlarında daimidirler

[24] Onların mallarında belli bir hak vardır

[25] Isteyene ve mahrum olana

[26] Onlar hesap gununu tasdik ederler

[27] Rab’lerinin azabından cekinirler

[28] Gercekten Rab’lerinin azabından guvende olunamaz

[29] Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir

[30] Esleri veya mesru sekilde sahip oldukları haric. Cunku onlar, bu hususta kınanmazlar

[31] Bundan otesini arayanlar, iste onlar haddi asmıs olanlardır

[32] Onlar, emanetlerine ve sozlerine riayet ederler

[33] Onlar, sahitliklerini dogru olarak yerine getirirler

[34] Onlar, namazlarını muhafaza ederler

[35] Onlar, cennetlerde ikram olunurlar

[36] Kafir olanlara ne oluyor ki; sagdan soldan, boluk porcuk uzaklasıyorlar

[37] Kafir olanlara ne oluyor ki; sagdan soldan, boluk porcuk uzaklasıyorlar

[38] Yoksa onların her biri nimet cennetlerine mi girdirilecegini umit ediyor

[39] Asla! Biz onları bildikleri seyden yarattık

[40] Hayır, doguların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, suphesiz bizim onların yerine daha iyilerini getirmeye gucumuz yeter. Bizim onumuze de gecilemez

[41] Hayır, doguların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, suphesiz bizim onların yerine daha iyilerini getirmeye gucumuz yeter. Bizim onumuze de gecilemez

[42] Bırak onları, kendilerine soz verilen gun gelinceye kadar dalıp, oynasınlar

[43] O gun onlar, dikili taslara kostukları gibi kabirlerinden kosarak cıkarlar

[44] Gozleri yere yıkılmıs, (yuzlerini) zillet burumus. Iste bu, onlara soz verilen gundur

Nûh

Surah 71

[1] Kendilerine acı bir azap gelmeden once kavmini uyar diye Nuh’u kavmine gondermistik

[2] Ey kavmim, dedi. Ben, sizin icin acık bir uyarıcıyım

[3] Allah’a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin, diye

[4] O, sizin gunahlarınızı bagıslasın ve belli bir sureye kadar sizi ertelesin. Allah’ın belirledigi sure gelince artık o geri bırakılmaz, eger bilmis olursanız

[5] Rabbim, dedi. Ben kavmimi gece gunduz davet ettim

[6] Cagrım onların kacmasından baska bir seye yaramadı

[7] Ben, onları senin bagıslaman icin her ne zaman cagırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkayıp, elbiselerini baslarına buruduler, direndiler ve buyuklendikce buyuklendiler

[8] Sonra ben onları acıktan acıga cagırdım

[9] Sonra onlara acıktan acıga da; gizli gizli de soyledim

[10] Onlara dedim ki: -Rabbinizden bagıslanma dileyin, cunku o cok bagıslayıcıdır

[11] Gokten size bol yagmurlar yagdırır

[12] Mallarınızı ve cocuklarınızı cogaltır, sizin icin bahceler yaratır, nehirler yaratır

[13] Size ne oluyor da Allah’ın azametinden korkmuyorsunuz

[14] (Oysa) O sizi halden hale gecirerek yaratmıstır

[15] Allah’ın yedi gogu nasıl tabaka tabaka yarattıgını gormuyor musun

[16] Onların arasında Ay’a bir nur vermis, Gunes’i de kandil yapmıstır

[17] Allah sizi bir bitki gibi yerden cıkarmıstır

[18] Sonra sizi oraya dondurecek ve tekrar oradan cıkaracaktır

[19] Allah sizin icin yeryuzunu yayıp/dosedi

[20] Genis yollarında gezip dolasın diye

[21] Nuh: -Rabbim, dedi. Onlar bana isyan ettiler. Malı ve evladı kendisine husrandan baska bir sey artırmayan kimseye uydular

[22] Buyuk buyuk tuzak kurdular

[23] Sakın ilahlarınızı bırakmayın, Vedd’i, Suva’ı, Yegus’u, Yeuk’u ve Nesr’i bırakmayın, dediler

[24] Ve bircoklarını yoldan saptırdılar. Zalimlere kayıptan baska bir sey artırma

[25] Gunahlarından dolayı suda boguldular, atese atıldılar. Kendilerine Allah’tan baska bir yardımcı da bulamadılar

[26] Nuh: -Rabbim, dedi. Yeryuzunde tek bir kafir bırakma

[27] Cunku eger onları bırakırsan, senin kullarını saptırırlar ve sadece yoldan cıkmıs, kafir evlat yetistirirler

[28] Rabbim, beni bagısla, anamı, babamı ve iman ederek evime giren erkek ve kadın muminleri de.. Yalnız zalimleri yok et

Cinn

Surah 72

[1] De ki: Bir grup cinin, dinleyip soyle dedigi bana vahyedildi: -Biz, hayret verici bir okuma duyduk

[2] Dogru yolu gosteriyor. Biz ona iman ettik. Rabbimiz´e hic kimseyi ortak tutmayacagız

[3] Rabbimiz´in sanı cok yucedir. O, es ve cocuk edinmemistir

[4] Meger bizim beyinsizimiz, Allah hakkında yalan soyluyormus

[5] Biz de, insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan soylemeyeceklerini zannederdik

[6] Oysa, insanlarda oyle adamlar varmıs ki, cinlerin bazılarına sıgınıyor. Cinler de onların azgınlıklarını artırıyormus

[7] Sizin zannettiginiz gibi, onlar da Allah’ın hic kimseyi yeniden diriltemeyecegini sanmıslardı

[8] Biz, gogu yokladık ve onu siddetli bir koruma ve alevle dolu bulduk

[9] Oysa, orada bizim dinlemek icin oturma yerlerimiz vardı. Simdi kim dinlemek istese onu gozeten bir alev yakalıyor

[10] Gercekten de bilmiyoruz, yeryuzundekilere bir kotuluk mu isteniyor; yoksa, Rab’leri onlara dogru yolu gostermek mi istedi

[11] Icimizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz, turlu turlu yollara ayrılmısız

[12] Iyice anladık ki yeryuzunde Allah’tan kacamayız. Kacarak ondan kurtulamayız

[13] Biz, yol gostericiyi isittigimiz zaman ona inandık. Kim Rabbine iman ederse, (ecrinin) eksilmesinden ve haksızlık edilmesinden korkmaz

[14] Bizden musluman olanlar da var, sapmıs olanlarımız da var. Musluman olanlar, iste onlar dogru yola yonelenlerdir

[15] Sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olacaklardır

[16] Eger dogru yolda yuruselerdi, onlara bol bol yagmur verirdik

[17] Bununla onları denerdik. Kim Rabbinin zikrinden/ uyarısından yuz cevirirse, onu cok agır bir azaba sokar

[18] Mescitler Allah’ındır. O halde Allah ile birlikte baskasına dua etmeyin

[19] Nitekim Allah’ın kulu, ona dua/ibadet icin ayaga kalktıgında az kalsın uzerine cullanacaklardı

[20] De ki: -Ben ancak Rabbime dua ederim. O’na hicbir seyi ortak kosmam

[21] De ki: -Benim size bir zarar vermeye de iyilik etmeye de gucum yetmez

[22] De ki: -Dogrusu beni Allah’a karsı kimse savunamaz, ben ondan baska bir sıgınak da bulamam

[23] Ancak Allah’tan bir duyuru ve elcilik gorevi(ni yerine getiriyorum.) Kim Allah’a ve elcisine karsı gelirse, onun icin, icinde ebedi kalacagı cehennem atesi vardır

[24] Kendilerine vaat edileni gordukleri zaman, kimin yardımcı olarak daha zayıf ve sayısının az oldugunu anlayacaklar

[25] De ki: -Size vaat edilen yakın mı yoksa Rabbim onu uzak mı kıldı bilmiyorum

[26] Gaybı bilen, gaybını elcisinden razı oldugu dısında hic kimseye acıklamaz. Cunku o, onun onunden ve arkasından gozculer koyar

[27] Gaybı bilen, gaybını elcisinden razı oldugu dısında hic kimseye acıklamaz. Cunku o, onun onunden ve arkasından gozculer koyar

[28] Rabbinin gonderdiklerini gercekten teblig ettiklerini gostermek icin... Onların yanlarında olanı kusatmıs ve her seyi bir bir kaydetmistir

Müzzemmil

Surah 73

[1] Ey ortusune burunen

[2] Gece kalk, ancak birazı dısında

[3] Gece yarısında veya biraz once

[4] Ya da biraz sonra... Ve agır agır Kur’an oku

[5] Cunku biz sana agır bir soz vahyedecegiz

[6] Gece uyanıklıgı daha etkili ve okuyus icin daha elverislidir

[7] Gunduz ise, senin icin uzun bir mesguliyet vardır

[8] Rabbinin ismini zikret ve her seyi bırakıp yalnız ona yonel

[9] O, dogunun da batının da Rabbidir. O’ndan baska ilah yoktur. Oyleyse O’na teslim ol

[10] Onların soylediklerine sabret ve yanlarından guzellikle ayrıl

[11] Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak. Onlara biraz sure tanı

[12] Bizim yanımızda agır boyunduruklar ve cehennem var

[13] Bogazı tıkayan bir yiyecek ve acı veren bir azap

[14] O gun, yeryuzu ve daglar yerinden oynar ve daglar ucurulan kum yıgınları haline doner

[15] Biz, Firavun’a bir elci gonderdigimiz gibi size de sahitlik edecek bir elci gonderdik

[16] Firavun elciye karsı geldi de onu cok kotu bir sekilde yakaladık

[17] Eger inkar ederseniz, cocukları sacları agarmıs ihtiyarlara ceviren o gunden nasıl korunabilirsiniz

[18] O Gun gok yarılacak ve onun vaadi yerine gelmis olacaktır

[19] Bu bir uyarıdır. Dileyen Rabbine dogru yol tutar

[20] Suphesiz Rabbin, seni ve seninle birlikte olanlardan bir toplulugun gecenin ucte ikisinde, yarısında ve ucte birinde kalktıgını biliyor. Geceyi ve gunduzu Allah takdir eder. Sizin onu iyi hesaplayamayacagınızı bildigi icin sizi bagıslamıstır. Oyleyse Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Icinizden hasta olacakları, bir kısmınızın yeryuzunde dolasıp, Allah’ın rızkını arayacagını, digerlerinin Allah yolunda savasacagını da bilmektedir. Oyleyse ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı kılın ve zekatı verin ve Allah’a guzel bir oduncte bulunun. Kendiniz icin hayır olarak ne hazırlarsanız, onu Allah katında daha iyi, daha buyuk bir odul olarak hazır bulursunuz. Allah’tan bagıslanma dileyin. Suphesiz Allah, cok bagıslayıcı ve cok merhametlidir

Müddessir

Surah 74

[1] Ey ortuye burunen

[2] Kalk ve uyar

[3] Ve Rabbinin buyuklugunu acıkla

[4] Elbiseni temizle

[5] Pislikten uzak dur

[6] Yaptıgın iyiligi cok gorme

[7] Rabbin icin sabret

[8] Sur’a uflendigi zaman

[9] Iste o gun zor bir gundur

[10] Kafirler icin hic kolay degildir

[11] Beni, yarattıgım kimse ile yalnız bırak

[12] Ona pek cok mal verdim

[13] Goz onunde ogullar verdim

[14] Ona verdikce verdim

[15] Daha da artırmamı umuyor

[16] Asla, cunku o, ayetlerimize karsı inatcı oldu

[17] Onu sarp bir yokusa surecegim

[18] Cunku o dusundu ve karar verdi

[19] Kahrolası nasıl da karar verdi

[20] Bir daha kahrolası nasıl da degerlendirdi

[21] Sonra baktı

[22] Sonra kaslarını catıp, surat astı

[23] Sonra da arkasını donup buyuklendi

[24] Ve soyle dedi: -Bu sadece ogretilegelen bir sihirdir

[25] Bu insan sozunden baska bir sey degil

[26] Onu Sekar’a sokacagım

[27] Sekar’ın ne oldugunu bilir misin sen

[28] O, ne geri bırakır ne de vazgecer

[29] Derileri yakıp kavurur

[30] Uzerinde on dokuz (melek) vardır

[31] Ates bekcilerini yalnızca meleklerden kıldık. Onların sayısını da ancak kafir olanları denemek, kitap ehlinin kesin bilgiye ulasması ve iman edenlerin de imanını artırmak icin verdik. Kitap ehli ve mu’minlerin suphe etmemesi, kalplerinde hastalık olanların ve kafirlerin de: -Allah bu misalle ne demek istiyor? demesi icin (verdik). Allah, diledigini iste boyle sapıklıkta bırakır, diledigine de yol gosterir. Rabbinin ordularını kendisinden baskası bilemez. Bu, insanlar icin bir uyarıdan baska bir sey degildir

[32] Hayır, Ay’a andolsun ki

[33] Donup gelen geceye

[34] Aydınlanan sabaha

[35] Ki o, buyuk bir seydir

[36] Insanlar icin bir uyarıcıdır

[37] Aranızdan ileri gelenler veya geri kalanlar icin

[38] Herkes kazancına baglı bir rehinedir

[39] Sadece sag yandakiler

[40] Cennettedirler. Ve sorustururlar

[41] Sucluları

[42] Sizi cehenneme sevkeden nedir

[43] Namaz kılanlardan degildik, dediler

[44] Duskunleri doyurmuyorduk

[45] Batıla dalanlarla biz de dalıyorduk

[46] Hesap gununu yalanlıyorduk

[47] Olum bize gelene dek

[48] Artık sefaatcilerin sefaati onlara bir yarar saglamaz

[49] Oyleyse, onlara ne oluyor da uyarıdan yuz ceviriyorlar

[50] Sanki onlar, aslandan kacan yaban esekleri gibidir

[51] Sanki onlar, aslandan kacan yaban esekleri gibidir

[52] Belki de onların her biri onlerine acılmıs bir sahife verilmesini istiyorlar

[53] Hayır, aksine onlar ahiretten korkmuyorlar

[54] Gercek su ki bu bir uyarıdır

[55] Ogut almak isteyen kimseye

[56] Allah dilemedikce ogut almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan O’dur, bagıs sahibi O’dur

Kıyâme

Surah 75

[1] Andolsun kıyamet gunune

[2] Andolsun kendini kınayan nefse

[3] Insan, kemiklerini bir araya getiremeyecegimizi mi sanıyor

[4] Evet, onun parmak uclarını bile duzenlemeye gucumuz yeter

[5] Oysa, insan onundekini yalanlamak ister de

[6] Kıyamet gunu ne zaman? diye sorar

[7] Goz kamastıgı zaman

[8] Ay tutuldugu

[9] Gunes ve Ay bir araya getirildigi zaman

[10] (O gun) insan: -Bugun kacacak yer nerede? der

[11] Hayır, asla kacacak bir yer yoktur

[12] O gun, karar yeri Rabbinin huzurudur

[13] O gun insana yaptıkları ve erteledikleri haber verilir

[14] Evet, insan kendini gorecektir

[15] Isterse ozur beyan etsin

[16] Dilini acele ile hareket ettirip durma

[17] Suphesiz, onu toplayıp, okumak bize duser

[18] Onu okudugumuz zaman onun okunusuna tabi ol

[19] Sonra onu acıklamak yine bize aittir

[20] Hayır, siz, acil olanı /dunyayı seviyorsunuz

[21] Ahireti bırakıyorsunuz

[22] O gun, parıldayan yuzler olacak

[23] Rabbine bakacak

[24] O gun asık yuzler de olacak

[25] Bellerini bukecek bir felakete ugrayacagını anlayacak

[26] Hayır, can cıkma noktasına/koprucuk kemigine gelmis

[27] Son nefesini veren kimdir? denmis

[28] Anlar ki, bu bir ayrılıs

[29] Bacaklarından can cekilmis

[30] O gun sevk, Rabbine´dir

[31] Tasdik etmemis, namaz kılmamıs

[32] Fakat, yalanlamıs, yuz cevirmis

[33] Sonra da calım satarak ailesine gitmisti

[34] Belanı buldun, belanı

[35] Sonra sen buna layıksın

[36] Insan kendisini bası bos bırakacagımızı mı sanar

[37] O, atılan spermden bir damla degil miydi

[38] Sonra “alaka” olmus, Allah, onu yaratmıs ve duzenlemisti

[39] Ondan erkek ve disi iki cift yapmıstır

[40] Bunu yapanın oluleri diriltmeye gucu yetmez mi

İnsan

Surah 76

[1] Insan, adı anılmaya deger bir sey olana kadar, uzerinden uzun bir sure gecmedi mi

[2] Biz, insanı katısık bir damladan yarattık. Onu imtihan edelim diye onun isitmesini ve gormesini sagladık

[3] Biz, ona yolu gosterdik. Ister sukreder, ister nankorluk

[4] Elbette biz, nankorluk edenlere zincirler, halkalar ve alevli cehennem hazırladık

[5] Iyiler ise, bilesimi kafur olan bir kadehten icerler

[6] Allah’ın kullarının tasıra tasıra icecegi bir pınardır

[7] Adaklarını yerine getirenler ve serri cok yaygın olan bir gunden korkarlar

[8] Sevmelerine ragmen yemegi duskune, yetime ve esire yedirirler

[9] Biz, sizi sadece Allah rızası icin doyuruyoruz, sizden bir karsılık ve tesekkur beklemiyoruz

[10] Biz, korkunc siddetli bir gunde Rabbimiz´den korkarız

[11] Allah da onları o gunun serrinden korumus ve onlara bir parıltı ve sevinc bahsetmistir

[12] Sabrettikleri icin onları cennet ve ipek ile odullendirmistir

[13] Orada tahtlarına kurulmuslar, ne yakıcı gunes, ne de dondurucu soguk gorurler

[14] Agacların golgeleri uzerlerine dusmus, meyvelerini toplamak kolaylastırılmıstır

[15] Cevrelerinde ise gumus kaplar ve billur kaseler dolastırılır

[16] Gumusten yapılmıs billurlar.. Miktarlarını kendileri belirler

[17] Orada bilesiminde zencebil bulunan bir kadehten icerler

[18] Orada Selsebil adı verilen pınar

[19] Etrafında olumsuz gencler dolasır. Onları gordugun zaman sacılmıs inci sanırsın

[20] Nereye baksan, nimet ve buyuk bir saltanat gorursun

[21] Uzerlerinde yesil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gumus bilezikler takınmıslardır. Rableri onlara tertemiz bir icecek icirmistir

[22] Iste bu, sizin icin bir oduldur. Sizin calısmanızın karsılıgıdır

[23] Suphesiz Kur’an’ı sana asama asama indiren biziz

[24] Oyleyse, Rabbinin hukmu icin sabret, onlardan hicbir gunahkara ve kafire itaat etme

[25] Sabah, aksam Rabbinin adını zikret

[26] Geceleri de ona secde et ve gece boyunca onu tesbih et

[27] Onlar, acele olanı istiyorlar, arkalarındaki agır bir gunu arkalarında bırakıyorlar

[28] Onları yaratan ve eklemlerini/mafsallarını pekistiren biziz. Diledigimiz zaman onları benzerleriyle biz degistiririz

[29] Suphesiz bu bir uyarıdır/oguttur. Dileyen kimse Rabbine giden yolu tutar

[30] Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Cunku, Allah, her seyi bilendir, hakimdir

[31] Diledigini rahmetine girdirir. Zalimlere de acı bir azap hazırlamıstır

Mürselât

Surah 77

[1] Andolsun, birbiri ardınca gonderilenlere

[2] Siddetle esip savrulanlara

[3] Yaydıkca yayanlara

[4] Ayırdıkca ayıranlara

[5] Uyarıyı/zikri ulastıranlara

[6] Ozur veya korkutmak icin

[7] Size vaadedilen elbette gerceklesecektir

[8] Yıldızların ısıgı sondugu zaman

[9] Gok yarıldıgı

[10] Daglar un ufak savruldugu zaman

[11] Elciler toplandıgı zaman

[12] Hangi gune ertelenmis

[13] Hukum/ayırma gunune

[14] Hukum gununun ne oldugunu ne bilirsin

[15] Vay haline o gun, yalanlayanların

[16] Evvelkileri yıkıma ugratmadık mı

[17] Daha sonra da geridekileri onlara tabi kılarız

[18] Iste suclulara boyle yaparız

[19] Vay haline o gun, yalanlayanların

[20] Sizi basit bir sudan yaratmadık mı

[21] Ve suyu saglam bir yere yerlestirmedik mi

[22] Belli bir sureye kadar

[23] Buna gucumuz yetti. Ne guzel guc yetirenleriz

[24] Vay haline o gun, yalanlayanların

[25] Yeryuzunu toplanma yeri kılmadık mı

[26] Dirilere ve olulere

[27] Orada yuksek daglar yaratıp, size tatlı su icirmedik mi

[28] Vay haline o gun yalanlayanların

[29] Haydi yalanladıgınıza yuruyun

[30] Yuruyun uc kollu karaltıya

[31] Golgelendirmez, alevden de korumaz

[32] Kutuk buyuklugunde kıvılcımlar atar

[33] Sanki o sarı halatlar gibidir

[34] Vay haline o gun, yalanlayanların

[35] Bu, onların konusamayacakları bir gundur

[36] Ozur dilemeleri icin onlara izin verilmez

[37] Vay haline o gunu yalanlayanların

[38] Bu, hukum gunudur. Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız

[39] Eger bana karsı bir tuzagınız varsa, onu hemen kurun

[40] Vay o gun yalanlayanların haline

[41] Allah’tan sakınanlar ise golgeler ve pınar baslarındadır

[42] Arzu ettikleri meyveler

[43] Yaptıklarınıza karsılık afiyetle yiyin, icin

[44] Biz, iyilik yapanları iste boyle odullendiririz

[45] Yalanlayanların o gun vay haline

[46] Yiyin ve azıcık faydalanın, nasılsa siz suclusunuz

[47] Vay haline o gun yalanlayanların

[48] Onlara: -Boyun egin denildigi zaman boyun egmiyorlardı

[49] Vay haline o gun yalanlayanların

[50] Bundan sonra hangi soze inanacaklar

Nebe'

Surah 78

[1] Neyi sorusturup duruyorlar

[2] Buyuk haberi mi

[3] Onlar ki, hakkında ihtilaf ediyorlar

[4] Hayır, yakında ogrenecekler

[5] Sonra, Hayır, yakında ogrenecekler

[6] Yeri bir besik kılmadık mı

[7] Dagları da birer kazık

[8] Sizi de cift cift yarattık

[9] Uykunuzu dinlenme kıldık

[10] Geceyi ortu kıldık

[11] Gunduzu de gecimlik kıldık

[12] Ustunuze de sapasaglam yedi kat bina ettik

[13] Isık sacan bir de lamba yarattık

[14] Yogun bulutlardan sarıl sarıl su indirdik

[15] Onunla taneler ve bitkiler cıkaralım diye

[16] Ve birbirine girmis sarmas dolas bahceler

[17] Ayırım/fasl gunu belirlenmis bir vakittir

[18] Sur’a uflendigi gun boluk boluk geleceksiniz

[19] (O gun) gok acılıp, kapı kapı olmustur

[20] Daglar yurutulup, serap olmustur

[21] Cehennem de gozlemektedir

[22] Azgınların varacagı yerdir

[23] Orada caglar boyu kalacaklardır

[24] Orada ne serinlik ne de icecek

[25] Kaynar su ve irinden baska

[26] Uygun bir ceza

[27] Cunku onlar, hesabı ummuyorlardı

[28] Ayetlerimizi yalanladıkca yalanlamıslardı

[29] Her seyi sayıp bir kitap/yazıt olarak kaydetmistik

[30] Iste, tadına bakın, size azaptan baska bir sey artırmayacagız

[31] Muttakiler icin kurtulus

[32] Bahceler ve baglar

[33] Gogusleri tomurcuklanmıs yasıt kızlar

[34] Dolu dolu kadehler

[35] Orada bos ve yalan soz isitmezler

[36] Rabbinden bir karsılık, yeterli bir bagıs olarak

[37] Goklerin, yerin ve arasındakilerin merhametli Rabbinden.. Onun huzurunda konusamazlar

[38] Ruh ve meleklerin saf halinde durdukları gun, ancak Rahman’ın kendisine izin verdigi konusabilir. O da dogruyu soyler

[39] Iste o, hak gunudur. Dileyen Rabbi´ne dogru yol tutar

[40] Biz, sizi yakın bir azap ile uyardık. Kisi o gun, elleri ile ne sunduguna bakar. Kafir olan da: -Keske toprak olsaydım! der

Nâziât

Surah 79

[1] Andolsun siddetle sokup alanlara

[2] Kolayca cekip cıkaranlara

[3] Yuzdukce yuzenlere

[4] Yarıstıkca yarısanlara

[5] Ve isleri duzene sokanlara

[6] O gun sarsılacak olan sarsılır

[7] Bir digeri onu izler

[8] O gun carpan kalpler vardır

[9] Gozleri korku ile yere egilmistir

[10] Cukurdan geri mi cıkacagız? derler

[11] Curuyup ufalanmıs kemikler haline geldigimiz zaman

[12] Oyleyse bu donus husrandır, derler

[13] O, ancak tek bir cıglıktır

[14] Iste o zaman onlar, hemen uyanacaktır

[15] Musa’nın haberi sana geldi mi

[16] Hani, Rabbi ona, mukaddes Tuva’da seslenmisti

[17] Firavun’a git, cunku o azdı

[18] Ve de ki: -Arınmaya istekli misin

[19] Sana, Rabbine giden yolu gostereyim de O’ndan saygı ile korkasın

[20] Ona en buyuk mucizeyi/ayeti gosterdi

[21] Fakat o yalanladı ve isyan etti

[22] Sonra arkasını donup, kosmaya basladı

[23] Toplantı yapıp, soyle seslendi

[24] Sizin en yuce Rabbi’niz/kralınız benim, dedi

[25] Allah da onu dunya ve ahiret azabıyla yakaladı

[26] Iste bunda saygı ile korkan kimse icin bir ibret vardır

[27] Sizi mi (yeniden) yaratmak daha guctur; yoksa gogu mu? Onu bina etti

[28] Yukseklere kaldırdı ve duzenledi

[29] Gecesini karanlık yaptı, gunduzunu aydınlıga cıkardı

[30] Ve yeri, bundan sonra yaydı

[31] Ondan suyunu ve otlagını cıkardı

[32] Dagları da yerlestirdi

[33] Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması icin

[34] En buyuk baskın geldigi zaman

[35] O gun insan neye calıstıgını hatırlar

[36] Goren kimselere cehennem gosterilir

[37] Kim azdıysa

[38] Dunya hayatını tercih ettiyse

[39] Cehennem onun varacagı yerdir

[40] Ama, kim de Rabbinin makamından korkup, kendisini heveslerine uymaktan alıkoymussa

[41] Cennet de onun varacagı yerdir

[42] Sana kıyametin ne zaman gerceklesecegini soruyorlar

[43] Senin neyine ondan haber vermek

[44] Rabbine aittir, onun sonucu

[45] Sen ancak ondan korkan kimseye bir uyarıcısın

[46] Onu gordukleri gun, onlar sanki, sadece bir aksam veya bir kusluk vakti suresince (dunyada) kalmıs olurlar

Abese

Surah 80

[1] (Peygamber) Yuzunu eksitti ve dondu

[2] Ona gozleri gormeyen kimse geldi diye

[3] Ne bilirsin belki o, arınacaktır

[4] Veya ogut alacak da ogut ona fayda verecektir

[5] Ama, kendisini ihtiyacsız gorene

[6] Sen, yoneliyorsun ona

[7] Arınmamasından sana ne

[8] Ama, sana kosarak gelen

[9] Ve korkarak

[10] Sen ise ilgilenmiyorsun

[11] Hayır, (sunu iyi bil ki) suphesiz bu, bir tezkire/pasaporttur

[12] Dileyen kimse onu korur/aklında tutar

[13] Serefli sahifelerde

[14] Yukseltilmis ve tertemiz

[15] Elcilerin elleriyle

[16] Serefli ve tertemiz

[17] Kahrolası insan ne de nankor

[18] Allah, onu hangi seyden yarattı

[19] Bir sperm damlasından onu yaratıp, guclendirdi

[20] Sonra da ona yolu kolaylastırdı

[21] Sonra, onu oldurup, kabre koydu

[22] Sonra, onu diledigi zaman yeniden diriltecek

[23] Hayır, buna ragmen, henuz onun emrini yerine getirmedi

[24] Insan yemegine bir baksın

[25] Ki, biz suyu doktukce doktuk

[26] Sonra yeri yardıkca yardık

[27] Ve orada taneler bitirdik

[28] Uzumler, sebzeler

[29] Zeytinler, hurmalar

[30] Iri agaclı bahceler

[31] Meyveler ve otlaklar

[32] Sizin ve hayvanlarınız icin bir meta olarak

[33] O buyuk gurultu geldigi zaman

[34] O gun kisi kardesinden kacar

[35] Anasından, babasından

[36] Esinden ve evladından

[37] O gun herkes icin kendine yetecek bir isi vardır

[38] Yuzler vardır o gun apaydınlık

[39] Gulec ve neseli

[40] Yuzler vardır o gun, uzeri tozlu

[41] Karartı burumus

[42] Iste onlar, kafirler ve facirler, onlardır

Tekvîr

Surah 81

[1] Gunes duruldugu zaman

[2] Yıldızlar, sacılıp dagıldıgı zaman

[3] Daglar yurutuldugu zaman

[4] On aylık gebe develer basıbos bırakıldıgı zaman

[5] Vahsi hayvanlar toplandıgı zaman

[6] Denizler kaynatıldıgı/ fıskırtıldıgı zaman

[7] Nefisler birlestirildigi/eslestirildigi zaman

[8] Diri diri gomulen kız cocuguna soruldugu zaman

[9] Hangi suctan olduruldugu

[10] Sahifeler (amel defterleri) acıldıgı zaman

[11] Gok, perdelerinden sıyrıldıgı zaman

[12] Cehennem alevlendirildigi zaman

[13] Cennet yaklastırıldıgı zaman

[14] Herkes ne hazırladıgını bilecektir

[15] Hayır, Yemin ederim gizlenene

[16] Bir akıs icinde yerini alanlara

[17] Karardıgında geceye

[18] Aydınlanmaya basladıgında sabaha andolsun ki

[19] Suphesiz o, serefli bir elcinin sozudur

[20] Guclu, Arsın sahibi yanında itibarlı

[21] Sozu dinlenir, sonra guvenilir de

[22] Arkadasınız mecnun degildir

[23] Onu (Cebrail’i) apacık ufukta gormustur

[24] O, gayb hakkında suclanacak degildir

[25] O, kogulmus seytanın sozu de degildir

[26] Oyleyse nereye gidiyorsunuz

[27] O, ancak alemler icin bir zikir/uyarıdır

[28] Sizden dogru yolu isteyenler icin

[29] Alemlerin Rabbi Allah dilemedikce, siz de dileyemezsiniz

İnfitâr

Surah 82

[1] Gok yarıldıgı

[2] Yıldızlar/gezegenler dagılıp, parcalandıgı

[3] Denizler tasırıldıgı

[4] Kabirlerin ici dısına cıkarıldıgı zaman

[5] Kisi ne hazırlamıs oldugunu ne ertelemis oldugunu bilecektir

[6] Ey insan, seni yaratan ve seni duzenleyip, sana bicim veren, cok comert ve bagıslayıcı Rabbine karsı seni aldatan nedir

[7] Ey insan, seni yaratan ve seni duzenleyip, sana bicim veren, cok comert ve bagıslayıcı Rabbine karsı seni aldatan nedir

[8] O, seni diledigi surette tertip etti

[9] Hayır, aksine dini/hesabı yalanlıyorsunuz

[10] Oysa uzerinizde kaydediciler var

[11] Serefli yazıcılar/Kiramen katibin

[12] Ne yaptıgınızı biliyorlar

[13] Iyiler, elbette nimetler icinde olacaktır

[14] Kotuler/gunahkarlar ise kesinlikle cehennemdedir

[15] Din gunu oraya atılacaklardır

[16] Onlar, oradan kaybolacak degillerdir

[17] Sana bildiren nedir? Din gununun ne oldugunu

[18] Yine, Din gununun ne oldugunu Sana bildiren nedir

[19] Hic kimsenin, hic kimseye sahip olamayacagı bir gundur. O gun, emir sadece, Allah’ındır

Mutaffifîn

Surah 83

[1] Olcude hile yapanların vay haline

[2] Insanlardan/halktan aldıklarında tam alan

[3] Onlara tartıp olctuklerinde eksik verenler

[4] Onlar, yeniden dirileceklerini dusunmuyor/sanmıyorlar mı

[5] Buyuk bir gunde

[6] O gun insanlar, alemlerin Rabbi icin ayaga kalkar

[7] Hayır! Suphesiz gunahkarların kitabı siccindedir

[8] Siccinin ne oldugunu nereden bileceksin

[9] Isaretlenmis bir kitaptır

[10] Yalanlayanların o gun vay haline

[11] Din gununu yalanlayanların

[12] Onu, her haddi asan gunahkardan baskası yalanlamaz

[13] Ona ayetlerimiz okundugu zaman ‘evvelkilerin masalları’ der

[14] Hayır! aksine, kazandıkları onların kalplerini paslandırmıstır

[15] Hayır! Gercek su ki, onlar o gun Rab’lerinden mahrum olanlardır

[16] Sonra da onlar cehenneme atılacaklardır

[17] Sonra da onlara denilecek ki: -Bu yalanlamıs oldugunuz seydir

[18] Hayır, (gercek su ki), iyilerin kitabı, illiyyun´dadır

[19] Illiyyun’un ne oldugunu nereden bileceksin

[20] Isaretlenmis bir kitaptır

[21] Mukarrebun/yakınlastırılmıs olanların sahitlik ettigi

[22] Iyiler, elbette nimetler icindedir

[23] Tahtlar uzerinde, bakıyorlar

[24] Onları, yuzlerindeki nimet parıltısından tanırsın

[25] Onlar, muhurlenmis, katıksız bir icecekten icerler

[26] Onun muhru misktir. Yarısanlar, iste bunun icin yarıssınlar

[27] Ona tesnim’den katılır

[28] O, onculerin/yaklastırılanların icecegi bir kaynaktır

[29] Suc/gunah islemis olanlar, iman edenlere guluyorlardı

[30] Onların yanlarından gectiklerinde birbirlerine kas goz ediyorlardı

[31] Ailelerinin yanına donduklerinde alay ederek donerlerdi

[32] Onları gordukleri zaman: -Iste bunlar, dogru yoldan sapmıs derlerdi

[33] Oysa onlara bekci olarak da gonderilmemislerdi

[34] Bugun de iman edenler, kafir olanlara gulerler

[35] Tahtlarına yaslanıp bakarlar

[36] Kafirler, yaptıklarının cezasını gorduler mi? diye

İnşikâk

Surah 84

[1] Gok yarıldıgı

[2] Rabbine boyun egdigi zaman.. Ki ona yarasan da budur

[3] Yeryuzu dumduz edildigi

[4] Icindekiler bosalıp, atıldıgı zaman

[5] Ve kendisine yarastıgı gibi Rabbine boyun egdigi zaman

[6] Ey insan, sen, Rabbine kavusmak icin cabalayıp durdun. Iste ona kavustun

[7] Kimin kitabı sagından verilmisse

[8] O, kolay bir hesapla hesap verecektir

[9] Ailesinin yanına sevinc icinde donecektir

[10] Kimin de kitabı arkasından verilmisse

[11] Olup, yok olmak isteyecek

[12] Ve alevli atese girecektir

[13] Nitekim o, ailesinin yanında neseli idi

[14] O, asla donmeyecegini sanıyordu

[15] Elbette donecekti! Cunku Rabbin onu gozluyordu

[16] Andolsun safaga

[17] Geceye ve kapladıklarına

[18] Dolunay halindeki Ay’a

[19] Elbette sen, bir asamadan bir asamaya gececeksin

[20] Onlara ne oluyor da iman etmiyorlar

[21] Onlara Kur’an okundugu zaman secde etmiyorlar

[22] Aksine, o inkarcılar (gercegi) yalan sayıyorlar

[23] Allah, onların (iclerinde) sakladıklarını en iyi bilendir

[24] Onlara acı bir azabı mujdele

[25] Ancak, iman edip dogruları yapanlar haric. Onlar icin kesintisiz bir odul vardır

Bürûc

Surah 85

[1] Burclar sahibi goge andolsun

[2] Ve vaad edilen gune

[3] Sahid olana ve sahid olunana

[4] Kahrolsun hendek sahipleri

[5] Tutusturulmus ates

[6] Kenarında oturmuslar

[7] Muminlere yaptıklarını seyretmekteler

[8] Onlardan sadece, Aziz ve Hamid olan Allah’a iman ettikleri icin intikam alıyorlar

[9] Goklerin ve yerin hakimiyeti kendisinin olan... Her seye sahid olan Allah’a

[10] Erkek ve kadın mu’minleri atese atıp, sonra da tevbe etmeyenlere, onlara cehennem azabı vardır. Onlara yakıcı azap vardır

[11] Iman edip, dogruları yapanlara, onlara alt tarafından ırmaklar akan cennetler var. Iste bu buyuk kurtulus

[12] Suphesiz Rabbinin yakalayısı ise cok siddetlidir

[13] Ilk defa yaratan ve tekrar diriltecek olan O’dur

[14] Cok bagıslayıcı ve (muminleri) cok seven O’dur

[15] Yuce arsın sahibi

[16] Ne dilerse yapandır

[17] Sana o orduların haberi gelmedi mi

[18] Firavun ve Semud’un

[19] Kafir olanlar, yalanlayıp duruyorlar

[20] Allah ise onların arkasındadır. Onları kavramıstır

[21] Hayır, o serefli Kur´an´dır

[22] Levh-i Mahfuz’dadır

Târık

Surah 86

[1] Goge ve Tarık’a andolsun ki

[2] Tarık’ı sana bildiren nedir

[3] Pırıl pırıl bir yıldızdır

[4] Uzerinde gozetici bulunmayan hic kimse yoktur

[5] Oyleyse, insan neden yaratıldıgına bir baksın

[6] Atılan bir sudan yaratılmıstır

[7] O, bel ile gogus kemikleri arasından cıkan

[8] Allah, onu yeniden yaratmaya elbette kadirdir

[9] Sırların acıga cıktıgı gun

[10] Onun bir gucu ve bir yardımcısı yoktur

[11] Yagmur yagdıran goge

[12] Catlayan topraga andolsun ki

[13] Kesinlikle o ayırdedici bir sozdur

[14] O, saka degildir

[15] Onlar ise tuzak kurup duruyorlar

[16] Ben de bir tuzak kuruyorum

[17] Kafirlere muhlet ver, onlara biraz sure tanı

A'lâ

Surah 87

[1] (Her seyden) yuce olan Rabbinin adını tesbih et

[2] Yaratan ve bicim veren

[3] Takdir eden ve yol gosteren

[4] Merayı/otlagı cıkaran

[5] Ve onu kuru ota ceviren O’dur

[6] Sana (Kur’an’ı) okutacagız, sen de unutmayacaksın

[7] Allah’ın diledigi dısında.. Cunku O, acıktakini de gizli olanı da bilir

[8] Kolay olması icin seni basarılı kılacagız

[9] O halde, ogut/uyarı fayda verecekse ogut ver

[10] Korkan ogut alacaktır

[11] Isyankar olan ondan kacar

[12] O, buyuk atese girecektir

[13] Orada ne olur; ne de yasar

[14] Arınan kurtulusa ermistir

[15] Rabbinin adını anıp, namaz kılan

[16] Siz, dunya hayatını tercih ediyorsunuz

[17] Ahiret ise daha iyi ve kalıcıdır

[18] Bu, evvelkilerin sahifelerinde de (yazılıdır)

[19] Ibrahim’in ve Musa’nın sahifelerinde

Ğâşiye

Surah 88

[1] Buruyen/ansızın gelecek olanın haberi sana geldi mi

[2] O gun, yuzler vardır yere yıkılmıs

[3] Calısmıs, bosa yorulmus

[4] Kızgın atese yaslanan

[5] Kızgın bir kaynaktan icen

[6] Onlara kuru dikenden baska yiyecek yoktur

[7] Ne semirtir ne aclıgı giderir

[8] O gunde yuzler vardır pırıl pırıl

[9] Calısmasından hosnuttur

[10] Yuksek bir cennettedir

[11] Orada bos soz isitmezler

[12] Orada akan bir pınar

[13] Orada yukseltilmis sedirler/yataklar

[14] Doldurulmus kadehler

[15] Sıra sıra yastıklar

[16] Serilmis halılar vardır

[17] Bakmazlar mı deveye? Nasıl yaratıldı

[18] Ve goge.. Nasıl yukseltildi

[19] Ve daglara.. Nasıl dikildi

[20] Ve yere.. Nasıl yayıldı

[21] Hatırlat/uyar! Sen ancak uyarıcısın

[22] Onlar uzerinde bir zorba degilsin

[23] Ancak, kim yuz cevirir ve nankor/kafir olursa

[24] Allah, onu en buyuk cezaya carptırır

[25] Suphesiz onların donusu bizedir

[26] Sonra da onların hesabını gormek bize duser

Fecr

Surah 89

[1] Andolsun Fecre

[2] On Gece’ye

[3] Cifte ve teke

[4] Gecip giden geceye

[5] Bunda akıl sahibi icin bir yemin var mıdır

[6] Ad kavmine Rabbin neler yaptı, gormedin mi

[7] Sutunlar sahibi Irem’e

[8] Ve sehirler arasında bir benzeri yaratılmamıstı

[9] Ki vadide kayalar oyan Semud’a

[10] Kazıklar/pramitler sahibi Firavun’a

[11] Onlar, ulkelerde azmıslardı

[12] Oralarda fesadı cogaltmıslardı

[13] Rabbin de onlara azap kırbacı yagdırdı

[14] Cunku Rabbin gozetleyip durmaktadır

[15] Iste insan, onu Rabbi imtihan ettigi zaman, ona ikramda bulunup, nimetlendirince: -Rabbim bana ikramda bulundu der

[16] Ama onu, imtihan edip, rızkını daralttıgında: -Rabbim bana ihanet etti, der

[17] Hayır, yetime ikramda bulunmuyorsunuz

[18] Duskunu doyurmaya tesvik etmiyorsunuz

[19] Mirası da hak gozetmeden yiyorsunuz

[20] Malı da pek cok seviyorsunuz

[21] Hayır, Yer paramparca oldugu zaman

[22] Rabbin ve saf saf melekler geldiginde

[23] Iste cehennem o gun getirilir. Ve insan o gun dogruyu hatırlar. Ama nasıl ogut alacak

[24] Oysa dunya hayatının ve imtihanın sona erdigi o gun ogut alma gunu degil, karar gunudur. Orada gercegi anlamak artık ise yaramaz. Ve insanlar her seyin gercekliginin butun cıplaklıgı ile gozler onune serildigi o gun soyle der: -Keske hayatım icin hazırlıkta bulunsaydım

[25] Iste, hic kimse o gun Allah’ın cezalandırdıgı gibi cezalandıramaz

[26] Hic kimse onun bagladıgı gibi baglayamaz

[27] Ey huzura ermis can

[28] Hosnut olarak, hosnut olunarak Rabbine don

[29] Kullarımın arasına katıl

[30] Ve gir cennetime

Beled

Surah 90

[1] Hayır, Yemin ederim, bu sehre

[2] Sen de bu sehrin insanısın

[3] Anne, baba ve cocuklara

[4] Insanı dosdogru/dayanıklı olarak yaratmısızdır

[5] Kimsenin kendisine guc yetiremeyecegini mi sanıyor

[6] Pek cok mal tuketmisimdir, diyor

[7] Kendisini kimsenin gormedigini mi sanıyor

[8] Ona iki goz vermedik mi

[9] Bir dil, iki dudak

[10] Ona iki de yol gosterdik

[11] O zor gecidi asamadı

[12] Zor gecidin ne oldugunu sana bildiren nedir

[13] Kole azat etmektir

[14] Veya aclık gununde doyurmaktır

[15] Yakınlıgı olan bir yetimi

[16] Veya surunen bir duskunu

[17] Bir de iman edip, sabrı ve merhameti birbirine tavsiye edenlerden olmaktır

[18] Iste sag tarafın halkı onlardır

[19] Ayetlerimizi inkar edenler, onlar sol taraf halkıdır

[20] Uzerlerinde kapıları kilitlenmis bir ates vardır

Şems

Surah 91

[1] Andolsun Gunes’e ve aydınlıgına

[2] Onu takip eden Ay’a

[3] Onu ortaya koyan gunduze

[4] Onu orten geceye

[5] Goge ve onu bina edene

[6] Yere ve onu yayana

[7] Cana ve onu duzenleyene

[8] Sonra da ona kotulugu ve korunmayı ilham edene

[9] Ki onu arındıran kurtulusa ermistir

[10] Onu kotuluge gomen ise mahvolmustur

[11] Semud azgınlıgı sebebiyle yalanladı

[12] En azgınları ileri atılmıstı

[13] Oysa Allah’ın Resulu, onlara: -Allah’ın devesine ve su hakkına riayet edin! demisti

[14] O’nu yalanladılar ve deveyi kestiler de Rab’leri sucları sebebiyle onları kırıp gecirdi, yerle bir etti

[15] Bunun sonucundan Allah’ın bir endisesi yoktur

Leyl

Surah 92

[1] Burudugu zaman geceye and olsun

[2] Ortaya cıktıgı zaman gunduze

[3] Erkegi ve disiyi yaratana

[4] Dogrusu sizin calısmalarınız cesit cesittir

[5] Kim (malından) verir ve korunursa

[6] En guzeli tasdik ederse

[7] Biz de ona kolay olması icin basarı verecegiz

[8] Kim de cimrilik eder ve kendini ihtiyacsız gorurse

[9] En guzeli yalanlarsa

[10] Biz de ona zorlugu kolaylastırırız

[11] Bas asagı dustugu zaman malı ona bir yarar saglamaz

[12] Dogru yolu gostermek bize duser

[13] Suphesiz ahiret de dunya da bize aittir

[14] Sizi, alev sacan atese karsı uyardım

[15] Ona ancak isyankar olanlar girecektir

[16] Yalanlayan, yuz ceviren

[17] Takva sahibi ondan uzak tutulacaktır

[18] Malını veren ve arınan

[19] Hic kimseden bir karsılık, nimet beklemez

[20] Sadece yuce Rabbi’nin hosnutlugunu kazanmak icin

[21] Elbette o da hosnut olacaktır

Duhâ

Surah 93

[1] Andolsun kusluk vaktine

[2] Sukuna erdigi vakit geceye

[3] Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı

[4] Gercekten ahiret/sonuc senin icin dunyadan/evvelinden daha hayırlıdır

[5] Rabbin sana verecek ve sen de hosnut olacaksın

[6] Seni yetim bulup, barındırmadı mı

[7] Seni dalalette bulup, dogru yolu gostermedi mi

[8] Seni fakir bulup, zengin etmedi mi

[9] Simdi yetimi hor gorme

[10] Isteyeni azarlama

[11] Rabbinin nimetini ise, haydi anlat

İnşirâh

Surah 94

[1] Senin gogsunu ferahlatıp, genisletmedik mi

[2] Yukunu uzerinden indirmedik mi

[3] Ki o belini bukmustu

[4] Sanını / anlayısını yukseltmedik mi

[5] Suphesiz her zorlukla, bir kolaylık vardır

[6] Yine her zorlukla bir kolaylık vardır

[7] Oyleyse bir isi bitirince digerine giris

[8] Yalnız Rabbine ragbet et / yonel

Tîn

Surah 95

[1] Andolsun, Incir ve zeytine

[2] Sina Dagı’na

[3] Ve bu guvenli beldeye

[4] Biz, insanı en guzel sekilde yarattık

[5] Daha sonra, onu asagıların en asagısına indirdik

[6] Kendilerine kesintisiz bir odul verilecek olan iman edip dogruları yapanlar dısında

[7] O halde, sana dini/hesap gununu yalan saydıran nedir

[8] Allah, hakimlerin hakimi degil midir

Alak

Surah 96

[1] Oku! Yaratan Rabbinin adıyla

[2] Insanı alaktan yaratan

[3] Oku! Rabbin, en comerttir

[4] Kalemle ogreten

[5] Insana bilmedigini ogretendir

[6] Hayır! Suphesiz insan azgınlık ediyor

[7] Kendisini ihtiyacsız gormekle

[8] Oysa, donus Rabbinedir

[9] Engelleyeni gordun mu

[10] Kulu, namaz kılarken

[11] Gordun mu? Eger hidayet uzerinde ise

[12] Veya takvayı emrettiyse

[13] Gordun mu? Eger, yalanlamıs ve yuz cevirmisse

[14] Allah’ın gordugunu bilmiyor mu

[15] Hayır! Eger son vermezse, elbette perceminden yakalayıp, surukleriz

[16] Yalancı, gunahkar perceminden

[17] Haydi cagırsın cetesini/meclisini

[18] Cagıracagız zebanileri

[19] Hayır! ona itaat etme! Secde et ve yaklas

Kadir

Surah 97

[1] Suphesiz biz, (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik

[2] Kadir gecesinin ne oldugunu sana bildiren nedir

[3] Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır

[4] Melekler ve Ruh, Rabbinin izni ile her is icin o gece iner

[5] O, tan yeri agarana dek esenliktir

Beyyine

Surah 98

[1] Kitap ehlinden ve musriklerden inkar edenler, kendilerine acık belgeler gelinceye kadar ayrılanlar olmadılar

[2] Allah’tan kendilerine tertemiz sahifeler okuyan bir elci

[3] Icinde degerli yazıların bulundugu (sahifeler)

[4] Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine apacık belgeler geldikten sonra ayrılıga dustuler

[5] Onlar, sadece dini/otoriteyi Allah’a has kılan hanifler olarak ona kulluk etmek, namazı kılmak, zekatı vermek ile emrolunmuslardı. Iste dosdogru din budur

[6] Kitap ehlinden ve musriklerden inkar edenler, icinde ebedi kalacakları cehennem atesindedirler. Iste onlar, yaratılmısların en serlileridir

[7] Iman eden ve dogruları yapanlar ise, iste onlar, yaratılmısların en hayırlıları onlardır

[8] Onların odulu, Rab’leri katında, altından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah, onlardan razı olmustur. Onlar da Allah’tan razı olmuslardır. Iste bu mukafat, Rabbinden korkanındır

Zilzâl

Surah 99

[1] Yer, tam bir sarsıntı ile sarsıldıgı zaman

[2] Yer, agırlıklarını cıkardıgı zaman

[3] Insan: -Buna ne oluyor? dediginde

[4] O gun, haberlerini anlatır

[5] Cunku Rabbin ona vahyetmistir

[6] O gun insanlar yaptıklarını gormeleri icin boluk boluk gelirler

[7] Kim zerre agırlıgınca iyilik yapmıssa onu gorur

[8] Kim de zerre agırlıgınca kotuluk yapmıssa onu gorur

Âdiyât

Surah 100

[1] Andolsun, soluya soluya kosanlara

[2] (Kosarken) kıvılcım sacanlara

[3] Sabah vakti baskın yapanlara

[4] Tozu dumana katanlara

[5] Toplulugun ortasına dalanlara

[6] Insan, Rabbine karsı gercekten nankordur

[7] Kendisi de buna sahittir

[8] Suphesiz onun mal sevgisi de cok siddetlidir

[9] Hala bilmiyor mu? Mezardakilerin dısa cıkarıldıgında

[10] Kalplerdeki ortaya kondugunda

[11] Suphesiz o gun, Rab’leri kendilerinden haberdardır

Kâria

Surah 101

[1] Korkunc olay

[2] Nedir korkunc olay

[3] Korkunc olayın ne oldugunu nereden bileceksin

[4] O gun, insanlar, dagılmıs pervaneler gibi olur

[5] Daglar ise sacılmıs yun gibi olur

[6] Kimin tartıları agır gelirse

[7] O, hosnut olacagı bir hayat icinde

[8] Kimin de tartıları hafif gelirse

[9] Onun da anası Haviye

[10] Onun ne oldugunu sana bildiren ne

[11] O, kızgın bir atestir

Tekâsür

Surah 102

[1] Coklukla ovunmek sizi oyaladı

[2] Mezarları ziyaret edinceye / olunceye dek

[3] Hayır, ileride bileceksiniz

[4] Yine hayır, ileride bileceksiniz

[5] Hayır, Kesin bir bilgiyle bilseniz

[6] Elbette cehennemi gorursunuz

[7] Nitekim onu, yakın bir gozle goreceksiniz

[8] Sonra, o gun nimetlerden hesaba cekileceksiniz

Asr

Surah 103

[1] Andolsun Asr´a

[2] Insanlık husranda

[3] Ancak iman edenler ve dogruları yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler mustesna

Hümeze

Surah 104

[1] Butun koguculuk yapanların, insanları arkadan cekistirenlerin vay haline

[2] Mal toplayıp, onu tekrar tekrar sayan

[3] Zannediyor ki malı kendisini kalıcı kılacak

[4] Hayır, Kesinlikle o hutameye atılacak

[5] Hutame nedir

[6] Allah’ın tutusturulmus atesidir

[7] Kalplere isleyen

[8] O uzerlerine kapatılacak

[9] Uzatılmıs sutunlar arasında

Fîl

Surah 105

[1] Rabbinin, fil sahiplerini ne hale getirdigini gormedin mi

[2] Onların tuzaklarını bosa cıkarmadı mı

[3] Onların uzerine damgalanmıs taslar atan ebabil kuslarını gonderdi

[4] Onların uzerine damgalanmıs taslar atan ebabil kuslarını gonderdi

[5] Onları yenilmis ekin gibi yaptı

Kureyş

Surah 106

[1] Kureys’in guvenligi ve iyiligi icin

[2] Onların kıs ve yaz yolculuklarının guvenliginden dolayı

[3] Bu Beyt/Kabe’nin Rabbine kulluk etsinler

[4] Onları aclıktan doyuran ve korkularından emin kılana

Mâûn

Surah 107

[1] Hukum gununu yalanlayanı gordun mu

[2] Yetimi itip kakan iste odur

[3] Duskunu doyurmaktan hoslanmaz

[4] Oyleyse yazıklar olsun o namaz kılanlara

[5] Kıldıkları namazdan gafil olanlara

[6] Gosteris yapanlara

[7] Ufak tefek yardıma bile engel olanlara

Kevser

Surah 108

[1] Biz sana sayısız nimetler verdik

[2] Oyleyse sen de Rabbin icin namaz kıl ve kurban kes

[3] Gercek su ki sana kin besleyen /dusmanının soyu kesiktir

Kâfirûn

Surah 109

[1] De ki: -Ey Kafirler

[2] Ben sizin kulluk ettiginize kulluk etmem

[3] Siz de benim kulluk ettigime kulluk edenler degilsiniz

[4] Ben sizin kulluk ettiginize kulluk edecek degilim

[5] Siz de benim kulluk ettigime kulluk edecek degilsiniz

[6] Sizin dininiz size, benim dinim bana

Nasr

Surah 110

[1] Allah’ın yardımı/zaferi ve fetih geldigi zaman

[2] Insanların akın akın Allah’ın dinine girdigini gordugun zaman

[3] Hemen, hamd ederek Rabbini tesbih et ve O’ndan bagıslanma dile. Suphesiz O, cok bagıslayıcıdır

Tebbet

Surah 111

[1] Elleri kurusun Ebu Leheb’in, kurudu ya

[2] Ona, malı ve kazandıkları fayda vermedi

[3] O, alevli bir atese girecektir

[4] Karısı da, odun tasıyıcısı

[5] Boynunda hurma lifinden bir ip ile

İhlâs

Surah 112

[1] De ki: -O Allah birdir

[2] Allah sameddir

[3] Baba olmamıstır ve dogmamıstır

[4] Hic kimse de O’na denk olamaz

Felak

Surah 113

[1] De ki: -Mahlukatın Rabbine sıgınırım

[2] Yarattıgı seylerin serrinden

[3] Coktugu zaman karanlıgın serrinden

[4] Dugumlere ufleyenlerin serrinden

[5] Haset ettigi zaman hasetcinin serrinden

Nâs

Surah 114

[1] De ki: -Insanların Rabbine sıgınırım

[2] Insanların hakimine

[3] Insanların ilahına

[4] Sinsi vesvesecinin serrinden

[5] Insanların gonullerine vesvese sokan

[6] Cinlerden ve insanlardan