Turkish

Translation: tur-shabanbritch-la

Author: Shaban Britch

Fâtiha

Surah 1

[1] Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla

[2] Hamd, alemlerin Rab'bi Allah'a mahsustur

[3] O Rahman'dır, O Rahim'dir

[4] Hesap gununun hakimi Allah’a mahsustur

[5] Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz

[6] Bizi dogru yola ilet

[7] Nimet verdigin kimselerin yoluna. Gazaba ugrayanların ve sapanların degil

Bakara

Surah 2

[1] Elif, lam, Mim

[2] Hic kuskusuz bu kitap, takva sahipleri icin yol gostericidir

[3] Gayba inanan, namazı kılan ve kendilerine verdigimiz rızıktan infak edenler icin yol gostericidir

[4] Onlar, sana indirilene, senden once indirilenlere ve ahirete de kesin olarak inanırlar

[5] Iste onlar Rableri katından bir hidayet uzeredir ve kurtulusa erecek olanlar onlardır

[6] Kafirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar

[7] Allah, onların kalplerini ve kulaklarını muhurlemistir. Gozlerinde de perde vardır ve onlar icin buyuk bir azap vardır

[8] Insanlardan bir kısmı da iman etmedigi halde; "Allah’a ve ahiret gunune iman ettik" derler

[9] Allah’ı ve inananları aldatmaya ugrasırlar, ama kendilerinden baskasını aldatamazlar da farkında olmazlar

[10] Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalıgını artırmıstır. Onlara, yalan soylemelerinden dolayı acı veren bir azap vardır

[11] Onlara: "Yeryuzunde bozgunculuk yapmayın"! dendigi zaman; "Bizler sadece ıslah edicileriz" derler

[12] Iyi bilin ki asıl bozguncular kendileridir, fakat farkında degillerdir

[13] Onlara: "Siz de insanların inandıgı gibi inanın!" denilince; "Beyinsizlerin inandıgı gibi mi inanalım?" derler. Dikkat edin! Asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler

[14] Inananlara rastladıkları zaman; "Inandık", derler. Seytanları ile basbasa kalınca da: "Biz, sizin yanınızdayız. Onlarla sadece alay ediyoruz", derler

[15] Allah da onlarla alay eder ve onları taskınlıkları icinde saskın bir halde bırakır

[16] Onlar, hidayet yerine sapıklıgı satın aldılar da alısverisleri kar getirmedi ve dogru yolu bulanlar olmadılar

[17] Onların hali, ates yakan kimsenin haline benzer. Ates etrafını aydınlattıgı sırada Allah onun ısıgını giderir ve onları karanlıklar icerisinde gormez bir halde bırakır

[18] Onlar sagır, dilsiz ve korlerdir. Onlar geri donmezler

[19] Yahut, onlar gokten bosanan bir yagmura tutulmus kimselere benzerler. O yagmurda karanlıklar, gok gurultusu ve simsek vardır. Onlar da yıldırımlardan ve olum korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Suphesiz Allah kafirleri cepecevre kusatmıstır

[20] Simsek onların gozlerini aniden alacakmıs gibi olur; simsek parıldadıgında yururler, ortalık birden kararınca da orada dikilip kalıverirler, eger Allah isteseydi onları sagır ve kor ederdi. Allah’ın her seye gucu yeter

[21] Ey insanlar! Sizi ve sizden oncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, boylece takva sahibi olur, sakınırsınız

[22] O, sizin icin yeryuzunu dosedi ve gokyuzunu bina etti. Gokten su indirip onunla size rızık olsun diye urunler yetistirdi. Oyleyse, bunları bile bile Allah’a es kosmayın

[23] Kulumuza indirdigimiz (Kur’an) dan bir supheniz varsa; haydi, siz de ona benzer bir sure getirin. Eger dogru sozluler iseniz, Allah’tan baska guvendiklerinizi de yardıma cagırın

[24] Eger bu isi yapamazsanız ki, elbette yapamayacaksınız. O zaman, kafirler icin hazırlanan (ve) yakıtı insanlar ve taslar olan atesten kendinizi koruyun

[25] Iman edenler ve salih amel isleyen kimselere icinden ırmaklar akan cennetler oldugunu mujdele! Ne zaman oradaki meyvelerden rızıklandırılsalar: "Bu, daha once de rızıklandıgımız sey" diyecekler. O meyveler kendilerine (dunyadakilerin) bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar icin tertemiz esler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır

[26] Allah, bir sivrisinegi ve onun uzerinde bir seyi ornek vermekten haya etmez. Iman edenler, onun Rab’lerinden gelen bir gercek oldugunu bilirler, ama kafirler; "Allah bu misalle ne demek istiyor?" derler. Allah, bu misalle bir coklarını dalalette bırakır, bir coklarını da hidayete cıkarır, saskın bırakılanlar ancak yoldan cıkan fasıklardır

[27] Ki onlar, Allah ile yapılan sozlesmeyi kabul ettikten sonra bozanlar, Allah’ın, birlestirilmesini emrettigi seyi parcalayanlar ve yeryuzunde bozgunculuk yapanlardır. Iste kaybedecek olanlar onlardır

[28] Nasıl olur da Allah’a karsı kafir olabilirsiniz? Oysa, siz cansız iken, size o can verdi. Sonra sizin yine canınızı alacak; sonra da sizi diriltecek ve sonunda yine yalnızca O’na donduruleceksiniz

[29] Yeryuzundeki her seyi sizin icin yaratan sonra gokyuzune yonelip yedi kat gok olarak duzenleyen ve her seyi bilen O’dur

[30] Rabbin meleklere: "Ben yeryuzunde bir halife yaratacagım" demisti. Melekler de: "Yeryuzunde bozgunculuk edecek, kan dokecek birilerini mi yaratacaksın? Oysa biz seni (durmadan) hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz" dediler. "Sizin bilmediginiz seyleri ben bilirim" dedi

[31] Allah, Adem’e butun isimleri ogretti. Sonra onları meleklere gostererek: Eger sozunuzde samimi iseniz bunların isimlerini bana soyleyin, dedi

[32] Sen yucesin! Seni eksiklikten tenzih ederiz. Senin bize ogrettiginden baska bizim hicbir bilgimiz yoktur. Bilen ve hukum veren sensin" dediler

[33] Allah: Ey Adem! Onlara, bunların isimlerini haber ver, dedi. Adem de meleklere onların isimlerini haber verince Allah: Size goklerin ve yerin gaybını suphesiz ben bilirim demedim mi? Sizin acıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de ben bilirim, dedi

[34] Meleklere: Adem'e secde edin, demistik de onlar da hemen secde edivermislerdi. Sadece Iblis kacınmıs, buyuklenmis ve kafirlerden olmustu

[35] Ey Adem! Sen ve esin cennette oturun, dilediginiz yerden bol bol yiyin. Yalnız su agaca yaklasmayın, yoksa zalimlerden olursunuz, dedik

[36] Seytan oradan ikisinin de ayagını kaydırdı, onları bulundukları yerden cıkardı. Biz de onlara: Birbirinize dusman olarak inin, yeryuzunde sizin icin bir barınak ve belli bir sureye kadar orada yasamak vardır, dedik

[37] Adem, Rabbinden emirler aldı, onları yerine getirdi. Bunun uzerine, Rabbi de tevbesini kabul etti. Nitekim O, tevbeleri kabul eden ve cok merhametli olandır

[38] Hepiniz oradan inin, dedik. Tarafımdan size bir hidayet gelecektir; benim hidayetime uyan kimselere hicbir korku yoktur ve onlar uzulecek de degillerdir

[39] Ayetlerimizi yalanlayıp, inkar edenler cehennemliktirler. Onlar, orada ebedi kalacaklardır

[40] Ey Israilogulları! Size verdigim nimetlerimi anın. Bana verdiginiz sozu tutun ki, ben de size verdigim vaadi yerine getireyim. Yalnızca benden korkun

[41] Elinizde bulunan Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdigim Kur’an’a inanın ve onu inkar edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir paha karsılıgında satmayın; yalnızca benden sakının

[42] Hakka batılı karıstırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin

[43] Namazı kılın, zekatı verin, ruku edenlerle birlikte ruku edin

[44] Insanlara iyiligi emredersiniz de kendinizi unutur musunuz? Kitabı okuyup durdugunuz halde dusunmez misiniz

[45] Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin ve Allah icin gercekten bir saygı gosterip kalbi urperenlerden baskasına namaz elbette agır gelir

[46] Rablerine kavusacak ve O’na doneceklerini umanlar icin

[47] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere ustun kıldıgımı hatırlayın

[48] Kimsenin kimseden faydalanamayacagı, kimseden bir sefaat kabul edilmeyecegi, kimseden bir fidye alınmayacagı ve yardım da gorulmeyecegi bir gunden kendinizi koruyun

[49] Size kotuce iskence eden, kadınlarınızı sag bırakıp ogullarınızı olduren Firavun hanedanından sizi kurtarmıstık. Bunda Rabbinizden buyuk bir imtihan vardı

[50] Ve sizin icin denizi yardık, sizi kurtarıp; gozunuzun onunde, Firavun hanedanını suda bogmustuk

[51] Musa'ya (vahyetmek icin) kırk geceyi vaad vermistik. Ama siz zalimlik ederek onun ardından buzagıya tapınmıstınız

[52] Bundan sonra da yine belki sukredersiniz diye sizi affetmistik

[53] Hidayete eresiniz diye Musa’ya kitabı ve furkanı vermistik

[54] Musa kavmine: Ey halkım! Siz buzagıyı ilah edinerek kendinize zulmettiniz. Hemen yaratıcınıza tevbe edip, birbirinizi oldurun. Boyle yapmanız, yaratıcınız katında sizin icin hayırlı oldugu icin tevbenizi kabul eder, demisti. O daima tevbeleri kabul eden ve cokca merhamet eden odur

[55] Ey Musa, Allah’ı apacık gormedikce sana inanmayacagız, demistiniz de, gozunuz bakıp dururken sizi yıldırım carpmıstı

[56] Olumunuzden sonra belki sukredersiniz diye sizi tekrar diriltmistik

[57] Bulutlarla sizi golgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gonderdik. Size rızık olarak verdigimiz guzel seylerden yiyin, dedik. Onlar bize degil ancak kendilerine zulmediyorlardı

[58] Hani: "Su kasabaya girip, dilediginiz yerden istediginizi bol bol yiyin. Kapısından secde ederek/boynu bukuk, zelil olarak girin ve “Bagısla” deyin de sizi bagıslayalım. Guzel davrananların mukafatını da artıralım." demistik

[59] Fakat, zulmedenler kendilerine soylenmis olan sozu baska bir sozle degistirdiler. Biz de, zalimlere, gunah isleyerek yoldan cıktıkları icin gokten kahredici bir azap indirmistik

[60] Musa, halkı icin su aradıgında: "Degneginle tasa vur!" dedik. Ondan on iki pınar fıskırdı ve her grup su icecegi pınarı ogrenmisti. Allah’ın rızkından yiyin, icin; fakat yeryuzunde bozguncular olarak, taskınlık yapmayın

[61] Sizin de: Ey Musa, biz bir cesit yemege dayanamayız. Bizim icin Rabbine dua et de, bize yerde biten sebze, salatalık, sarımsak, mercimek ve sogan cıkarsın, dediginiz zaman, Musa: "Hayırlı olanı, daha asagı olanlarla degistirmek mi istiyorsunuz? Sehre inin, orada istediginiz var" demisti ve onların uzerine zillet ve yoksulluk vuruldu. Allah’ın gazabına ugradılar. Bu, onların Allah’ın ayetlerine kufretmelerinden, Peygamberlerini haksız olarak oldurmelerinden dolayı idi. Bu, isyan etmelerinden ve sınırı asmalarından dolayı idi

[62] Suphesiz Inananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden kim Allah’a ve ahiret gunune inanır ve dogru olanı yaparsa/salih amel islerse; onlara Rab’leri yanında mukafatlar vardır. Onlara bir korku da yoktur, uzulmeyeceklerdir

[63] Hani, sizden saglam bir soz almıs, Tur dagını da uzerinize kaldırmıs ve “Sakınasınız diye, size verdigimiz Kitab’ı kuvvetle tutun, onun icindekileri anın demistik

[64] Bundan sonra yine yuz cevirmistiniz; eger Allah’ın size bol lutfu ve merhameti olmasaydı, elbette husrana ugrayanlardan olurdunuz

[65] Icinizden cumartesi gununde yasagı cigneyenleri de elbette biliyorsunuz. Iste biz onlara: Hor ve asagılık maymunlar olun, dedik

[66] Boylece onların akıbetini hem onlerinde bulunanlar icin, hem de kendilerinden sonra gelecekler icin bir ibret ve Allah’tan korkanlar icin de bir ogut vesilesi yaptık

[67] Hani Musa kavmine: "Allah, size bir inek kesmenizi emrediyor" demisti. Onlar: "Bizimle alay mı ediyorsun?" demislerdi. Musa da: "Ben cahillerden olmaktan Allah’a sıgınırım" demisti

[68] Rabbine bizim icin dua et de bize onun nasıl bir sey oldugunu acıklasın, dediler. O: Allah, onun ne pek yaslı ne de pek korpe, ikisi ortası bir inek oldugunu soyluyor. Artık size emredilen seyi yapın, dedi

[69] Bizim icin Rabbine dua et de, onun ne renk oldugunu bize iyice acıklasın, dediler. Musa: Allah, onun, bakanların icini acan, parlak sarı bir inek oldugunu soyluyor, dedi

[70] Onlar: Rabbine dua et, bize acıkca bildirsin. Nasıl bir inek oldugunu anlayamadık. Allah dilerse elbette biz hidayete erenlerden oluruz, dediler

[71] Musa: Rabbim, onun yeri surup ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemis, kusursuz, alacasız bir inek oldugunu soyluyor, dedi. Simdi gercegi bildirdin, deyip inegi kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı

[72] Siz bir kimseyi oldurmus ve onun hakkında cekismistiniz. Oysa Allah gizlemekte oldugunuzu ortaya cıkaracaktı

[73] Bir parcasıyla ona vurun, dedik. Iste Allah oluleri de boyle diriltir. Ve aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gosterir

[74] Sonra kalpleriniz yine katılastı. Tas gibi. Hatta daha da katı oldu. Nitekim oyle taslar vardır ki, iclerinden ırmaklar kaynar, oyle taslar vardır ki yarılır da icinden sular cıkar, oyle taslar var ki Allah korkusundan yukarıdan asagıya yuvarlanırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

[75] Size onların iman edeceklerini mi umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki Allah’ın sozunu isitirlerdi de dusunup akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi

[76] Iman edenlerle karsılastıkları zaman “Iman ettik” derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında; "Rabbinizin yanında size karsı delil getirsinler diye mi, Allah’ın size acıkladıgını onlara anlatıp duruyorsunuz?" derlerdi. Bunu akıl etmiyor musunuz

[77] Onlar, gizlediklerini de acıkladıklarını da Allah’ın bildigini bilmiyorlar mı

[78] Onların bir kısmının okuyup yazması yoktur. Kitabı bilmezler, bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardır. Onlar yalnızca zanneder dururlar

[79] Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra onu az bir bedel karsılıgında satabilmek icin: Bu, Allah katındandır, diyenlerin vay haline! Vay ellerinin yazmıs oldugundan dolayı baslarına geleceklere! Kazandıklarından dolayı vay onların haline

[80] Ates bize sayılı bir kac gunden baska dokunmayacaktır, derler. Onlara: Allah katından bir soz mu aldınız? Eger, oyle ise Allah sozunden donmez; yoksa Allah hakkında bilmediginiz bir sey mi soyluyorsunuz? de

[81] Gercek su ki, gunah isleyip gunahı kendisini kusatmıs olan kimseler, cehennemlikler iste onlardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[82] Iman edip dogruları yapanlara gelince iste onlar cennetliklerdir. Onlar da orada ebedidirler

[83] Israilogullarından: Allah’tan baskasına ibadet etmeyin, anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin, insanlara guzel soz soyleyin, namazı kılın, zekatı verin! diye soz almıstık. Sonra siz pek azınız dısında sozunuzden dondunuz ve hala da donmeye devam ediyorsunuz

[84] Sizden; “Kanınızı akıtmayınız, birbirinizi yurdunuzdan cıkarmayınız” diye soz almıstık; sonra siz de soz vermistiniz ve hala buna sahitlik ediyorsunuz

[85] Buna ragmen, yine birbirinizi olduren, aranızdan bir grubu yurtlarından suren, onlara karsı gunah ve dusmanlıkta birlesen, onları cıkarmak haramken (hem cıkarıyor hem de) size esir olarak geldiklerinde fidyelerini veren kimselersiniz; yoksa siz, kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Su halde icinizden boyle yapanın cezası dunya hayatında rezil olmak ve kıyamet gununde azabın en siddetlisine ugratılmaktan baska nedir? Allah sizin yaptıklarınızın hicbirinden gafil degildir

[86] Iste onlar, ahireti satıp, dunya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azap hic hafifletilmeyecektir. Ve onlar, hicbir yardım da goremeyeceklerdir

[87] Andolsun Musa’ya kitap verdik. O’ndan sonra da birbiri ardınca peygamberler gonderdik. Meryem oglu Isa’ya da apacık deliller verdik ve O’nu Ruhu'l-Kudus’le destekledik. Size ne zaman bir peygamber, hosunuza gitmeyen bir sey getirse, buyukluk taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp bir kısmını da oldureceksiniz, oyle mi

[88] Kalplerimiz perdelidir! dediler. Hayır, Allah, kufurleri yuzunden onları lanetlemistir. Ancak onların cok az bir kısmı inanır

[89] Allah katından onlara, yanlarında bulunan (Tevrat)ı tasdik eden bir kitap geldigi zaman; daha once kafirlere karsı kendilerine yardım gelmesini beklerlerken; onlara, bildikleri sey gelince onu inkar ettiler. Allah’ın laneti kafirlerin uzerinedir

[90] Allah’ın kullarından diledigine, bol ihsanından indirmesini cekemeyerek, Allah’ın indirdigine kufretmekle kendilerini ne kotu bir sey karsılıgında sattılar, bu yuzden gazap ustune gazaba ugradılar. Kafirlere alcaltıcı bir azap vardır

[91] Onlara: Allah’ın indirdigine inanın, dendigi zaman: Biz, bize indirilene inanırız, deyip ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkar ederler; halbuki o, ellerinde bulunan Tevrat’ı tasdik eden hak bir kitaptır. Onlara: Gercekten size indirilene inanıyor idiyseniz nicin daha once Allah’ın peygamberlerini olduruyordunuz? de

[92] Musa, size apacık delillerle gelmisti de sonra onun ardından buzagıyı ilah edinmistiniz. Iste siz, boyle zalimlersiniz

[93] Bir vakit de sizden uzerinize Tur dagı kaldırarak kesin soz almıstık: Size verdigimize kuvvetle sarılın ve dinleyin, demistik. Isittik ve karsı geldik, dediler de kufurleri yuzunden gonullerine buzagı sevgisi sindirildi. De ki: Eger mumin iseniz, imanınız size ne kotu sey emrediyor

[94] De ki: Eger gercekten, Allah katında ahiret yurdu kimsenin degil yalnız sizin ise; sozunuzde dogru iseniz, haydi olumu temenni ediniz

[95] Ama, hayır, elleriyle islediklerinden dolayı olumu hicbir zaman istemezler. Allah, elbette zalim olanları en iyi bilendir

[96] Sen onları oteki insanların hayata en duskunlerinden; hatta, Allah’a ortak kosanlardan bile yasamaya daha duskun bulursun. Iclerinden bazıları bin yıl yasamak ister; oysa bu onları azaptan kurtaracak degildir. Zira Allah, onların yaptıklarını gorendir

[97] De ki: Cebrail’e dusman olan bilsin ki O, daha onceki kitapları dogrulayan, mu’minler icin yol gosterici ve mujde olan Kur’an’ı Allah’ın izniyle senin kalbine indirmistir

[98] Kim Allah’a, meleklerine, rasullerine, Cebrail’e ve Mikail’e dusman olursa, suphesiz Allah da o kafirlerin dusmanıdır

[99] Andolsun biz, sana apacık ayetler indirdik. Onları fasıklardan baskası inkar etmez

[100] Onlar ne zaman bir soz vermislerse, iclerinden bir grup bu sozu bozup atmadı mı? Zaten onların cogu iman etmezler

[101] Onlara ne zaman yanlarında olanı tasdik eden bir rasul gelse kendilerine kitap verilenlerden bir grup sanki Allah’ın kitabını bilmiyorlarmıs gibi arkalarına atarlar

[102] Onlar seytanların Suleyman’ın saltanatı hakkında uydurdukları seylere tabi oldular. Oysa Suleyman kafir degildi. (Fakat insanlara sihri ogreten) seytanlar kafir idi. Onlar insanlara buyuyu Babil'deki iki melege, Harut ile Marut’a indirileni ogretiyorlardı. O ikisi: Biz bir imtihan vesilesiyiz, sakın kafir olma! demedikce, hic kimseye bir sey ogretmiyorlardı. O ikisinden karı ile kocanın arasını ayıracak seyler ogreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah'ın izni olmadıkca o sihirle hic kimseye zarar veremezlerdi. Onlar kendilerine faydalı olanı degil zararlı olanı ogreniyorlardı. Andolsun onlar o buyuyu satın alanın ahirette bir nasibi olmadıgını gayet iyi biliyorlardı. Kendilerini sattıkları seyin ne kadar kotu oldugunu keske anlasalardı

[103] Keske onlar iman edip takva sahibi olsalardı, elbette Allah katında verilecek sevap daha hayırlı olurdu. Keske bilselerdi

[104] Ey iman edenler! “Raina” (bizi gozet) demeyin “Unzurna” (bize bak) deyin ve sozu dinleyin, kafirler icin cok acı bir azap vardır

[105] Kitap ehli olan kafirler de, musrikler de size Rabbinizden hicbir hayır indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetiyle diledigi kimseyi secerek ihsanda bulunur. Suphesiz Allah en buyuk lutuf ve ihsan sahibidir

[106] Biz neshettigimiz veya unutturdugumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her seye gucunun yettigini bilmez misin

[107] Goklerin ve yerin hukumranlıgının Allah’a ait oldugunu ve sizin Allah’tan baska bir veli ve bir yardımcınızın olmadıgını bilmez misin

[108] Yoksa siz de daha once Musa’nın sorguya cekildigi gibi Peygamberinizi sorguya cekmek mi istiyorsunuz? Kim imanı, kufur ile degistirirse dogru yoldan sapmıs olur

[109] Kitap ehlinden olanların bir cogu, hak kendilerine apacık belli olduktan sonra, iclerindeki kıskanclık yuzunden, sizi iman etmenizden sonra tekrar kufre dondurmeyi arzu ederler. Oyleyse onlara Allah’ın emri gelinceye kadar bırakıp, terk edin. Kendi hallerine bırakınız. Suphesiz Allah’ın gucu her seye yeter

[110] Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz icin onden ne hayır yollarsanız Allah katında onu bulursunuz. Suphesiz Allah yaptıklarınızı en iyi gorendir

[111] Yahudi ve Hıristiyan olanlardan baskası cennete giremeyecek! dediler; bu onların kuruntusudur. Onlara de ki: Eger dogru soyluyorsanız, delilinizi getirin

[112] Hayır, isini guzel yaparak kendini tamamen Allah’a teslim eden kimse cennete gidecektir. Rabbi katında ona mukafat vardır. Onlara hicbir korku yoktur. Uzulecek de degillerdir

[113] Hepsi de (kendilerine indirilen) kitabı okuyup durdukları halde, Yahudiler, Hıristiyanların (dogru) bir sey uzerinde olmadıklarını soylerken, Hıristiyanlar da Yahudilerin (dogru) bir yol uzerinde olmadıklarını soylemektedirler. Bilmeyenler de aynen onların sozlerini soyluyorlar. Allah ise kıyamet gunu ihtilafa dustukleri konu hakkında, aralarında elbette hukmunu verecektir

[114] Allah’ın mescitlerinde O’nun isminin anılmasını engelleyenlerden ve onları yıkıp tahrip edenlerden daha zalim kim vardır? Onların, oralara girmemeleri, girseler bile korka korka girmeleri gerekir. Onlar icin dunyada rezillik, ahirette de buyuk bir azap vardır

[115] Dogu da Allah’ındır batı da; ne tarafa yonelirseniz yonelin Allah’ın yuzu oradadır. Suphesiz Allah her seyi kusatandır, bilendir

[116] Allah cocuk edindi, diyorlar. Hasa! O bundan munezzehtir. Bilakis, goklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. Hepsi O’na boyun egmistir

[117] O, goklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir seyin olmasını istedigi zaman ona sadece “Ol!” der, o da hemen oluverir

[118] Bilmeyenler: Ne olur Allah bizimle konussa veya bize bir ayet gelse? demektedirler. Onlardan oncekiler de tıpkı onların soyledikleri gibi soylemislerdi; kalpleri (nasıl da) birbirine benzemis. Oysa biz, iyice bilmek isteyen bir toplum icin ayetlerimizi apacık gostermisizdir

[119] Biz seni hem mujdeci, hem de korkutucu olarak hak ile gonderdik. Cehennem halkından sen sorumlu degilsin

[120] Yahudiler de Hıristiyanlar da, sen onların dinine uymadıkca, asla senden hosnut olmazlar. Asıl dogru yol, Allah’ın gosterdigi yoldur, de. Sana gelen ilimden, sonra eger onların arzularına uyacak olursan, Allah’tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur

[121] Kendilerine verdigimiz kitabı hakkıyla okuyanlar, iste bunlar O’na iman eden kimselerdir. Kim O'na kufrederse iste asıl husrana ugrayacaklar da onlardır

[122] Ey Israilogulları! Size verdigim nimeti ve sizi diger toplumlara ustun kıldıgımı hatırlayın

[123] Hic kimsenin hic kimse adına bir sey odemeyecegi, hic kimseden fidye kabul edilmeyecegi, hic kimseye sefaatin fayda vermeyecegi ve kendilerine yardım da edilmeyecegi bir gunden kendinizi koruyun

[124] (Hatırlayın o zamanı ki) Rabbi Ibrahim’i bir takım kelimelerle imtihan etmis, o da onları tamamen yerine getirince: Seni insanlara onder yapacagım, buyurmus, Ibrahim de: Soyumdan gelenlerden de onderler yap, demisti. Allah ise benim ahdime zalimler nail olamaz diye buyurdu

[125] Kabe’yi insanlar icin toplanma yeri ve emniyet mahalli kıldık. Ve: Siz de Ibrahim’in makamını namazgah edinin. Ibrahim ve Ismail’e de: Beyt’imi tavaf edenler, itikafta bulunanlar, ruku ve secde edenler icin temizleyin, diye kuvvetli bir emir vermistik

[126] Hani Ibrahim: Rab'bim! Bu sehri guvenli bir sehir yap, halkından Allah’a ve ahiret gunune inananları cesitli urunlerle rızıklandır, demisti. Allah da: Inkarcı olanı (bile) az bir sure gecindirir, sonra onu cehennem azabına atarım, ne kotu bir akibet! diye buyurmustu

[127] Ibrahim, Ismail’le birlikte Kabe’nin temellerini yukseltiyor (ve soyle dua ediyorlardı): Rabbimiz bizden bu (amelimizi) kabul buyur. Suphesiz sen isitensin, bilensin

[128] Rabbimiz, bizi sana teslim olan iki kul ve soyumuzdan da sana teslim olan bir ummet cıkar. Bize ibadet yollarımızı goster ve tevbelerimizi kabul et, zira tevbeleri kabul edip, cokca rahmet eden ancak sensin

[129] Rabbimiz onlara iclerinden senin ayetlerini onlara okuyan, kitap ve hikmeti ogreten ve onları (sirkten) arındıran bir rasul gonder. Suphesiz Aziz ve Hakim olan ancak sensin

[130] Kendini bilmeyenlerden baska kim Ibrahim’in yolundan yuz cevirir? Biz dunyada onu secmistik. O, suphesiz ahirette de salih kimselerdendir

[131] Rabbi, O’na; “Teslim ol”! dedigi zaman: Alemlerin Rabbine teslim oldum, demisti

[132] Ibrahim, bunu ogullarına da tavsiye etti. Yakup da oyle yaptı (ve onun da ogullarından son dilegi suydu:) Ey ogullarım! Allah sizin icin bu dini secti. Oyleyse, siz de ancak musluman olarak can verin

[133] Yoksa siz, Yakub’a olum yaklasıp da ogullarına: Ey ogullarım, Benden sonra kime ibadet edeceksiniz? diye sordugu ve onların da: Senin ilahına, ataların Ibrahim’in, Ismail’in, Ishak’ın, bir tek ilahına ibadet edecegiz. Biz O’na teslim olanlarız! dediklerinde, siz onların yanında sahit miydiniz

[134] Onlar gelip gecmis bir ummettir. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıgınız da size aittir. Onların yaptıklarından siz sorguya cekilmeyeceksiniz

[135] Yahudi ve Hıristiyan olun ki dogru yolu bulasınız, demektedirler; sen de ki: Hayır, hanif olarak, Ibrahim’in dinine (tabi oluruz). O, musriklerden degildi

[136] Ve deyin ki: Biz Allah’a, bize indirilene, Ibrahim’e, Ismail’e, Yakub’a, Ishak’a ve torunlarına indirilenlere, Musa’ya, Isa’ya verilenlere ve peygamberlere Rab’leri katından verilenlere iman ettik. Bunlardan hicbiri arasında ayırım yapmayız. Biz Allah’a teslim olanlarız

[137] Eger Yahudi ve Hıristiyanlar da sizin iman ettiginiz gibi iman ederlerse suphesiz hidayete ererler; yok eger yuz cevirirlerse onlar ancak ayrılık icindedirler. Allah onlara karsı sana yeter. O hakkıyla isiten ve bilendir

[138] Iste Allah’ın dini! Allah'ın boyasından daha guzel boyası olan kimdir? Biz yalnız ona ibadet ederiz

[139] (O kitap ehline) De ki: Siz, bizimle Allah hakkında mı tartısıyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz Allah’a icten ihlasla baglananlarız

[140] Yoksa siz, Ibrahim’in, Ismail’in, Ishak’ın, Yakub’un ve torunlarının, Yahudi yahut Hıristiyan olduklarını mı soyluyorsunuz? (onlara) de ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah tarafından kendisine bildirilen gercegi gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

[141] Onlar gelip gecmis bir ummettir. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıgınız da size aittir. Ve siz onların yaptıklarından dolayı sorumlu olmayacaksınız

[142] Insanlardan bir takım beyinsizler: "Uzerlerinde bulundukları kıblelerinden onları donduren nedir?" diyecekler. De ki: Dogu da batı da Allah’a aittir. O diledigi kimseyi dogru yola iletir

[143] Nitekim, insanlara sahit olmanız, Peygamber’in de size sahit olması icin sizi vasat/adil/hayırlı bir ummet kıldık. Senin uzerinde bulundugun kıbleyi ise sırf peygambere uyanları, okcesi uzerinde geri donenlerden ayırt edelim diye kıble yaptık. Allah’ın dogru yolu gosterdiklerinden baskası icin bu cok agır bir seydir. Allah sizin imanınızı (namazınızı) zayi edecek degildir. Allah insanlara cok sefkatli ve merhametlidir

[144] (Ey Muhammed) Yuzunu semaya cevirip durdugunu goruyoruz. Simdi seni hosnut olacagın kıbleye ceviriyoruz. Yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Nerede bulunursanız bulunun yuzlerinizi o yone cevirin. Kitap ehli, bunun Rab’lerinden gelen bir hak oldugunu cok iyi bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz degildir

[145] Sen, kitap verilenlere her turlu delili getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar; sen de onların kıblesine tabi olacak degilsin. Zaten onlar, birbirlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Sana gelen bunca ilimden sonra onların arzularına uyarsan, o zaman sen de zalimlerden olursun

[146] Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudi ve Hıristiyanlar) onu (Muhammed’i) oz ogulları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı bildikleri halde hakkı gizlerler

[147] Hak, Rabbindendir. Oyleyse supheye dusenlerden olma

[148] Herkesin yuzunu cevirdigi bir kıble vardır. Siz hayırlarda yarısın; nerede olursanız Allah sizi bir araya getirir. Suphesiz Allah’ın gucu her seye yeter

[149] Nereden yola cıkarsan cık, yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Bu, elbette Rabbinden gelen hak bir emirdir. Allah, islediklerinizden asla habersiz degildir

[150] Nereden yola cıkarsan, yuzunu Mescid-i Haram tarafına cevir. Nerede olursanız yuzunuzu o yone dondurun ki, insanlardan zulmedenler mustesna aleyhinize kullanacakları (kullanabilecekleri) bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun. Ben de size verdigim nimeti tamamlayım. Boylece umulur ki, siz de dogru yolu bulursunuz

[151] Nitekim size, kendi icinizden ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitap ve hikmeti ogreten ve bilmediginiz seyleri de belleten bir elci gonderdik

[152] Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana sukredin, nankorluk etmeyin

[153] Ey inananlar, sabır ve namaz/dua ile (Allah’tan) yardım dileyin. Suphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir

[154] Allah yolunda oldurulenlere “Oluler” demeyin. Onlar, diridirler, fakat siz hissedemezsiniz

[155] Sizi biraz korku, aclık, mallardan, canlardan ve urunlerden yana eksiltmekle imtihan ederiz. Sabredenleri mujdele

[156] Onlar, bir musibete ugrayınca: "Biz, Allah’a aidiz ve elbette O’na donecegiz" derler

[157] Onlara, Rab’lerinden bir magfiret ve rahmet vardır. Hidayete ermis olanlar, iste onlardır

[158] Safa ve Merve, Allah’ın (koydugu) isaretlerindendir. Bundan dolayı kim Kabe’yi hacceder yahut umre yaparsa her ikisini tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Kim gonlunden koparak bir hayır islemek isterse... Cunku Allah, mukafat veren ve her seyi bilendir

[159] Indirdigimiz acık delilleri ve dogru yolu insanlara kitapta acıkladıktan sonra onu gizleyenler. Iste onlara hem Allah lanet eder, hem de lanet edenlerin hepsi lanet eder

[160] Ancak tevbe edenler, hallerini duzeltenler ve onu acıklayanlar mustesna. Bunların tevbelerini kabul ederim. Tevbeleri kabul eden, cokca bagıslayan benim

[161] Kafir olup, o halde olenler var ya iste Allah’ın, meleklerin insanların hepsinin laneti onlaradır

[162] Onlar lanette temellidirler. Onlardan azap hafifletilmez ve onların yuzlerine bakılmaz

[163] Ilahınız tek bir ilahtır. Rahman ve Rahim olan O Allah’tan baska ilah yoktur

[164] Goklerin ve yerin yaratılmasında, gece ve gunduzun birbiri ardınca gelmesinde, ,insanlara fayda saglamak uzere denizde yuzen gemilerde, Allah’ın gokten indirip de kendisiyle olumunden sonra yeryuzune hayat verdigi ve her turlu canlıyı orada yaydıgı suda, ruzgarı diledigi yone sevk edisinde ve gokyuzu ile yeryuzu arasında emre tabi olan bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk icin ayetler vardır

[165] Insanlardan kimi, Allah’tan baska esler tutarlar. Allah’ı sever gibi onları severler. Iman edenlerin ise, Allah sevgisi her seyden ustundur. O zalimler, azabı gorecekleri zaman, butun kuvvetin Allah’a mahsus oldugunu ve Allah’ın da siddetli azap sahibi oldugunu bir bilseler

[166] O zaman, gorecekler ki peslerine dusulup gidilenler, kendilerine uyanlardan hızla uzaklasmıslardır. Azabı gormusler, aralarındaki baglar da parcalanıp kopmustur

[167] Onların peslerinden gidenler: Keske bizim icin dunyaya bir daha donus olsaydı da, onların bizden kactıkları gibi biz de onlardan kacsaydık derler. Iste Allah, onlara yaptıklarını boyle pismanlıklar halinde gosterecektir ve onlar atesten cıkacak da degillerdir

[168] Ey insanlar! Yeryuzundeki temiz ve helal seylerden yiyin. Seytanın adımlarına uymayın! Zira o sizin icin apacık bir dusmandır

[169] Muhakkak size, kotulugu, ahlaksızlıgı ve Allah’a karsı bilmediginiz seyleri soylemenizi emreder

[170] Onlara, Allah’ın indirdigine uyun denilince: "Hayır, biz, atalarımızı yapar buldugumuz seye uyarız" derler. Ya ataları bir seye akıl erdiremeyen ve dogru yolda olmayan kimseler idiyseler

[171] Allah’a kufredenlerin hali, cobanların cagırdıgı fakat, onun bagırıp cagırısından baska bir sey isitmeyen (bir sey anlamayan) hayvanların durumu gibidir. Onlar, oyle sagır, dilsiz ve korlerdir ki akıllarını kullanmazlar

[172] Ey iman edenler! Sizi rızıklandırdıgımız temiz seylerden yiyin ve eger gercekten yalnız Allah’a ibadet ediyorsanız, ona sukredin

[173] Allah, size oluyu, kanı, domuz etini, bir de Allah’tan baskası icin kesileni haram kıldı. Bununla beraber, mecbur kalanın, taskınlık etmemek, asırı gitmemek sartıyla bunlardan yemesinde bir gunah yoktur. Suphesiz Allah, cok bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[174] Allah’ın indirdigi kitaptan, bir seyi gizleyip, onu az bir pahaya satanlar, iste onlar, karınlarına atesten baska bir sey doldurmuyorlar. Kıyamet gunu Allah, onlarla konusmayacak ve onları temize cıkarmayacaktır. Onlar icin acı bir azap vardır

[175] Onlar dogru yolu bırakıp sapıklıgı; magfireti bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Atese karsı ne de sabırlıdırlar

[176] (Bu azabın sebebi sudur:) Allah, kitabı suphesiz hak olarak indirmistir. O kitapta ihtilafa dusenler elbette haktan uzak bir ayrılık icindedirler

[177] Yuzlerinizi dogu ve batı yonune dondurmeniz iyilik degildir. Fakat iyilik Allah’a, ahiret gunune, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden, malını sevgisine ragmen; akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmıslara, isteyenlere, kolelere ve esirlere veren, namazı dosdogru kılan, zekatı veren, sozlestikleri zaman sozlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savasta sabredenlerin durumudur. Iste sadıklar ve muttakiler onlardır

[178] Ey Iman edenler! Oldurulenler hakkında size kısas farz kılındı. Hur olan ile hur, kole ile kole, kadın ile kadın olduren kisi, kardesi (maktulun velisi) tarafından bagıslanmıssa artık ona orfe uymak ve bagıslayana guzellikle diyet odemesi gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra da haddi asan kimseye elem verici azap vardır

[179] Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin icin hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız

[180] Sizden birinize olum geldigi zaman, eger geriye bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir bicimde vasiyet etmek, muttakiler uzerine farz kılındı

[181] Vasiyeti isittikten sonra degistiren olursa bunun gunahı degistirenlerin uzerinedir. Allah, suphesiz isiten ve bilendir

[182] Vasiyet edenin yanlıs yada haksız bir paylasım yapmasından endise duyan kimse (tarafların) aralarını duzeltirse, ona gunah yoktur. Suphesiz Allah, cok bagıslayıcı ve cok merhametlildir

[183] Ey Iman edenler! Oruc, sizden oncekilere farz kılındıgı gibi, Allah’a karsı takva sahibi olursunuz diye size de farz kılındı

[184] O, sayılı gunlerdir. Icinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadıgı gunlerin sayısınca diger gunlerde tutar. Oruca dayanamayanlar bir yoksul doyuracak kadar fidye verir. Kim gonulden iyilik yaparsa, o iyilik kendinedir. Oruc tutmanız, eger bilirseniz sizin icin daha hayırlıdır

[185] Ramazan ayı, icinde insanlara dogru yolu gosteren, dogru ile yanlısı birbirinden ayırıp acıklayan, bir rehber olmak uzere Kur’an’ın indirildigi aydır. Sizden kim o aya erisirse oruc tutsun. Hasta olan veya seferde bulunan, tutamadıgı gunler sayısınca baska gunlerde tutsun. Allah, sizin icin kolaylık ister, zorluk istemez. Sayıyı tamamlamanızı ve size dogru yolu gosterdiginden dolayı Allah’ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki sukredersiniz

[186] Kullarım benden sana sorarlarsa; suphesiz ben yakınım. Bana dua edenin, dua ettigi zaman, duasına karsılık veririm. O halde onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana iman etsinler ki dogru yolda olsunlar

[187] Oruc gecesi kadınlarınıza yaklasmak size helal kılındı. Onlar sizin ortunuz, siz de onların ortususunuz. Allah, nefsinize ihanet etmekte oldugunuzu biliyordu. Bu sebeple, tevbenizi kabul edip sizi bagısladı; artık onlara yaklasın ve Allah’ın sizin icin takdir ettigini dileyiniz. Fecir esnasında beyaz iplik/beyazlık; siyah iplikten/karanlıktan ayırt edilinceye kadar yiyin icin, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikafa cekilmis oldugunuzda kadınlara yaklasmayın. Bunlar, Allah'ın koydugu sınırlardır. Bu sınırlara yaklasmayın. Iste Allah, insanlara kotuluklerden korunmaları icin ayetlerini boylece acıklar

[188] Aranızda birbirinizin mallarını haksız sebeplerle yemeyin ve bildiginiz halde insanların mallarından bir kısmını gunahı gerektirecek sekilde yemek icin onu hakimlere (rusvet olarak) aktarmayın

[189] Sana hilalleri sorarlar. De ki: Onlar, insanlar icin ve hac icin vakit olculeridir. Evlere arkasından girmeniz iyi degildir. Fakat iyi kimse kotulukten sakınan kimsedir. Evlere kapılarından girin. Allah’tan sakının ki kurtulusa eresiniz

[190] Sizinle savasanlarla, Allah yolunda siz de savasın, (fakat) asırı gitmeyin. Dogrusu Allah asırı gidenleri sevmez

[191] Sizinle savasanları nerede yakalarsanız oldurun. Onları, sizi cıkardıkları yerden cıkarın. Fitne, oldurmekten daha kotudur. Onlar, Mescid-i Haram’ın yanında sizinle savasmadıkca, siz de onlarla orada savasmayın. Fakat, onlar sizinle orada savasırlarsa, onlarla savasın. Iste kafirlerin cezası budur

[192] Eger savasmaktan vazgecerlerse; suphesiz ki Allah, cok bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[193] Fitne kalmayıncaya, din/ibadet yalnız Allah'a yapılıncaya kadar, onlarla savasın. Eger savasa son verirlerse zalimlerden baskasına dusmanlık yoktur

[194] Haram ay, haram aya karsılıktır ve hurmetli seylere de (cignenmesi halinde) bir karsılık vardır. O halde, size tecavuz edene, onun size saldırdıgı gibi siz de saldırın. Allah’tan sakının ve Allah’ın takva sahipleriyle beraber oldugunu bilin

[195] Allah yolunda harcamada bulunun. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Islerinizi iyi yapın. Suphesiz Allah, iyi is yapanları sever

[196] Haccı da, umreyi de Allah icin tamamlayın. Eger hac yapmaktan alıkonursanız, oraya kolayınıza gelen bir kurban gonderin. Kurban yerine ulasıncaya kadar da baslarınızı tıras etmeyin. Icinizden hasta olan ya da basından bir rahatsızlıgı bulunan bir kimsenin fidye olarak; ya oruc tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Guven icinde olursanız, hacca kadar umre ile faydalanmak isteyen kimseye, kolayına gelen bir kurban kesmek; bulamayana hac esnasında uc gun, dondugunuz vakit de yedi gun -ki bu tam on gun eder- oruc tutmak gerekir. Bu, ailesi Mecsid-i Haram’da oturmayan kimseler icindir. Allah’tan sakının, Allah’ın cezasının siddetli olacagını bilin

[197] Hac bilinen aylardadır. Kim bu aylarda hacca niyet ederek baslarsa bilmelidir ki, hacda kadına yaklasmak, gunah islemek ve kavga etmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Bu sebeple kendinize azık edinin. Suphe yok ki azıgın en iyisi takvadır. Ey akıl sahipleri! Benden korkun

[198] Rabbinizden (ticaret yaparak) rızık istemenizde her hangi bir gunah yoktur. Arafat’tan ayrılınca Mes’ar-i Haram’da/Muzdelife'de Allah’ı zikredin. Nitekim O, size hidayet etmeden once gercekten, dalalette olanlardan idiniz ya

[199] Sonra insanların toplu olarak akın ettigi yerden, siz de akın edin ve Allah’tan bagıslanma dileyin. Suphesiz Allah, (gunahları) bagıslayandır, cok merhametlidir

[200] Hac ibadetinizi bitirince atalarınızı andıgınız gibi, hatta daha da kuvvetli bir anısla Allah’ı zikredin. Insanlardan: Rabbimiz, bize bu dunyada ver, diyenler vardır. Onların ahirette hicbir nasibi yoktur

[201] Insanlardan: Rabbimiz, bize bu dunyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi atesin azabından koru! diyenler vardır

[202] Iste onlar, kazandıklarından dolayı nasibi olanlardır. Nitekim, Allah hesabı cok cabuk gorur

[203] Allah’ı sayılı gunlerde de anın. Gunahtan sakınan kimseye, acele edip (Mina’daki ibadeti) iki gunde bitirse de gunah yoktur, geri kalsa da gunah yoktur. Allah’tan sakının, onun katında toplanacagınızı bilin

[204] Insanlardan oyleleri vardır ki, dunya hayatı hakkında konustuklarında bu senin hosuna gider. Hatta boylesi kalbindekilerine (dogru diye) Allah'ı sahit tutar. Halbuki o, hasımların en yamanıdır

[205] Is basına gecince/senin yanından ayrılınca yeryuzunde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye calısır. Allah bozgunculugu sevmez

[206] Ona: Allah’tan kork, denince gururu kendisine gunah isletir. Ona cehennem yeter. Gercekten (orası, varılacak) yerin en kotusudur

[207] Insanlar arasında, Allah’ın rızasını kazanmak icin canını verenler/feda edenler vardır. Allah kullarına karsı cok merhametlidir

[208] Ey iman edenler! Hep birden islam dinine tumuyle eksiksiz girin, seytanın adımlarına uymayın! O sizin apacık dusmanınızdır

[209] Size apacık deliller geldikten sonra saparsanız, bilin ki Allah gucludur, Hakim'dir

[210] Bulut golgeleri ile birlikte Allah’ın ve meleklerin gelmesini ve isin bitirilmesini mi bekliyorlar? Butun isler Allah’a dondurulup goturulecektir

[211] Israilogulları'na sor, onlara apacık nice ayetler verdik. Kim, Allah’ın dini kendisine ulastıktan sonra onu degistirirse, suphesiz Allah’ın cezası cok siddetlidir

[212] Kufredenlere dunya hayatı cazip gorunmekte ve bu sebeple iman edenlerle alay etmektedirler. Oysa Allah’tan korkanlar, kıyamet gunu onların cok ustundedirler; Allah diledigine hesapsız rızık verir

[213] Insanlar tek bir ummet idi. Allah, peygamberleri mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdi; insanların ayrılıga dustukleri hususlarda aralarında hukum vermek icin, onlarla birlikte hak olan kitabı da indirdi. Ancak kitap verilenler, kendilerine ap acık deliller geldikten sonra aralarındaki kıskanclık yuzunden onda ayrılıga dustuler. Allah ise iman edenleri, onların hakkında ayrılıga dustukleri dogruya kendi izniyle ulastırdı. Allah, diledigine dogru yolu gosterir

[214] Sizden once gelenlerin durumu, sizin basınıza gelmeden cennete gireceginizi mi zannettiniz? Onlara oyle yoksulluk ve sıkıntı geldi ve oyle sarsıldılar ki, hatta Peygamber ve beraberindeki muminler: "Allah'ın yardımı ne zaman!" dediler. Iyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır

[215] Sana sadaka olarak ne vereceklerini soruyorlar. De ki: Hayırdan infak edeceginiz sey; anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmıslaradır. Hayır olarak yaptıgınız seyleri, Allah suphesiz en iyi bilendir

[216] Sizin icin hos olmasa da savas size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoslanmadıgınız bir sey, sizin icin iyidir ve ihtimal ki sizin hoslandıgınız bir sey sizin icin kotudur. Siz bilmezsiniz Allah bilir

[217] Sana hurmetli ayda yapılan savası soruyorlar. De ki: O ayda savasmak buyuk suctur, Allah yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram’a (girmeye) engel olmak ve halkını oradan cıkarmak Allah katında daha buyuk suctur. Fitne (cıkarmak)/sirk ise, oldurmekten daha buyuktur. Gucleri yeterse sizi dininizden dondurunceye kadar sizinle savasmaya devam ederler. Sizden kim dininden donup, kafir olarak olurse iste onlar, amelleri dunyada ve ahirette bosa gidenlerdir. Iste onlar ates ehlidir. Orada ebedi kalacaklardır

[218] Iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler, iste onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah gunahları bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[219] Sana icki ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda buyuk gunah ve insanlara bazı faydalar vardır. Gunahları faydasından daha buyuktur. Ne sarf edeceklerini sana soruyorlar. De ki: Ihtiyactan fazlasını! Iste Allah, size dusunesiniz diye ayetleri (boyle) acıklıyor

[220] Hem dunya ve hem de ahiret konusunda. Sana yetimleri soruyorlar. De ki: Onların islerini duzeltmek hayırlıdır. Eger onları aranıza katarsanız artık onlar sizin kardeslerinizdir. Allah, bozanla duzelteni bilir. Allah dileseydi (yetimlerle bir arada yasama isiyle) sizi zora sokardı. Suphesiz Allah gucludur, Hakim'dir

[221] Musrik kadınlarla, onlar iman etmedikce evlenmeyin. Mumin bir cariye, hosunuza giden musrik bir kadından daha hayırlıdır. Iman etmedikce, musrik erkeklerle mumin kadınları evlendirmeyin. Mumin bir kole, hosunuza gitse bile musrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, atese cagırırlar, Allah ise, izniyle cennete ve magfirete cagırır ve insanlara dusunup ibret alsınlar diye ayetlerini acıklar

[222] Sana, kadınların adet halinden de soruyorlar. De ki: O bir ezadır, adet halinde iken kadınlardan uzak durun, temizlenmelerine kadar onlara yaklasmayın. Temizlendikleri zaman Allah’ın size buyurdugu yoldan yaklasın. Allah, suphesiz daima tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever

[223] Kadınlar sizin tarlanızdır! Tarlanıza istediginiz gibi gelin, kendiniz icin ileriye hazırlık yapın ve Allah’tan korkun ve O’na kavusacagınızı bilin, muminlere mujdele

[224] Allah adına yaptıgınız yeminlerinizi iyilik etmeye, gunahlardan uzak durmaya ve insanların arasını duzeltmeye engel yapmayın. Allah, her seyi isitendir, bilendir

[225] Allah, sizi kasıtsız (olarak yaptıgınız) yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat kalplerinizin kazandıgı (bile bile yaptıgınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah cok bagıslayandır, cok sefkat ve merhamet edendir

[226] Kadınlarına yaklasmamaya yemin edenlere, dort ay bekleme sureleri vardır. (Bu sureden once ya da sonra) (yeminlerinden) donerlerse suphesiz Allah, cokca bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[227] Eger bosanmaya karar verirlerse suphesiz Allah isitendir, bilendir

[228] Bosanmıs kadınlar, kendi baslarına uc (adet)donemi beklerler. Eger onlar Allah’a ve ahiret gunune inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattıgını gizlemeleri helal olmaz. Eger, bu sure icinde barısmak isterlerse kocaları da onları almaya daha cok hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar uzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler uzerinde hakları vardır. Erkekler, kadınlardan bir derece daha ustundurler. Allah, mutlak galiptir, Hakim'dir

[229] (Donus yapılabilecek) Bosanma iki defadır, ya iyilikle tutmak ya da guzelce salıvermek gerekir. Kadınlara verdiklerinizden bir seyi kadın ve erkek Allah’ın cizdigi hududu ihlal etmekten korkmadıkca geri almanız size helal degildir. Fakat onların, Allah’ın cizdigi hududu ihlal etmelerinden korkarsanız, o zaman kadının kocasına fidye vermesinde ikisine de gunah yoktur. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Onları cignemeyin. Allah’ın yasalarını bozanlar/sınırlarını cigneyenler ancak zalimlerdir

[230] Bundan sonra erkek, kadını bosarsa, kadın baska birisiyle evlenmedikce bir daha kendisine helal olmaz. Eger ikinci koca da onu bosarsa, Allah’ın sınırlarını koruyacaklarını zannederlerse (eski karı kocanın) birbirlerine donmelerinde bir gunah yoktur. Bunlar bilen bir toplum icin, Allah’ın acıkladıgı sınırlardır

[231] Kadınları bosadıgınızda bekleme sureleri sona ererken, ya onları guzellikle tutun; ya da guzellikle bırakın, fakat haklarına tecavuz etmek icin, onlara zararlı olacak sekilde tutmayın; boyle yapan suphesiz kendisine zulmetmis olur. Allah’ın ayetlerini eglence edinmeyin. Allah’ın uzerinizdeki nimetini ve size ogut vermek icin indirdigi kitabı, hikmeti dusunun. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah, suphesiz her seyi bilendir

[232] Kadınları bosadıgınız vakit, onlar da bekleme surelerini bitirince aralarında mesru bir sekilde anlastıkları takdirde, kocalarıyla birlikte (tekrardan) evlenmelerine engel olmayın. Iste, sizden Allah’a ve ahiret gunune iman edenlere, bununla ogut veriliyor. Bu, sizin icin daha faydalı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[233] Anneler cocuklarını, baba icin tam iki sene emzirirler. Emzirmeyi tamamlatmak isteyen annelerin yiyecek ve giyecegini uygun bir sekilde saglamak, cocuk kendisinin olan babaya borctur. Bir kisiye gucunun ustunde bir sey yuklenmez. Cocugu yuzunden anne de, cocuk kendisinin olan baba da zarara sokulmamalıdır. (Baba yoksa, cocuk hakkında) Varise de aynısı (sorumluluklar) duser. Eger anne ve baba aralarında danısarak ve anlasarak (iki yıldan once) sutten kesmek isterlerse, ikisine de gunah yoktur. Cocuklarınızı (sut anneye) emzirtmek isterseniz, vereceginiz ucreti orfe uygun bir sekilde oderseniz size bir gunah yoktur. Allah’tan sakının. Allah’ın, yaptıgınız seyleri gordugunu bilin

[234] Icinizden olenlerin (geride) bırakmıs oldugu hanımlar, kendi kendilerine dort ay on gun beklerler. Muddetleri sona erdiginde, onların kendi haklarında uygun sekilde yaptıklarından dolayı sizin uzerinize bir gunah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[235] Boyle kadınlara kapalı bir sekilde evlenme teklif etmenizde veya icinizden onlarla evlenmeyi gecirmenizde size bir gunah yoktur. Allah, sizin onları dusundugunuzu bilmektedir. Fakat, mesru sozler dısında onlarla gizlice sozlesmeyin, muddet sona erene kadar nikah akdine kalkısmayın. Icinizde olanı Allah’ın bildigini bilin de, O’ndan cekinin. Allah’ın cokca bagıslayan ve Halim (Kullarına azabı gondermede acele etmez) oldugunu bilin

[236] Kadınlara temas etmeden ve mehirlerini bicmeden, onları bosarsanız sizin uzerinize bir gunah yoktur. Zengin olanlar gucleri olcusunde, fakir olanlar da yine gucleri olcusunde, uygun bir sekilde onları (bir seyler vererek) faydalandırın. Bu, iyilik sahiplerinin uzerine bir yukumluluktur

[237] Eger onlara mehir bicer de temas etmeden onları bosarsanız mehrin yarısı onların hakkıdır. Ancak kadınlar bundan vazgecer ya da nikah bagı elinde bulunan erkek, mehrin yarısını ve daha fazlasını bagıslarsa o baska. Mehrin hepsini bagıslamanız takvaya daha uygundur. Aranızdaki iyiligi unutmayın. Allah, suphesiz yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[238] Namazlara ve orta namaza devam edin. Gonulden baglılık ve saygı ile Allah’ın huzuruna durun

[239] Eger bir tehlikeden korkarsanız, yaya yahut binekli olarak namaz kılın. Guvene kavustugunuz zaman bilmediginiz seyleri size ogrettigi gibi Allah’ı zikredin

[240] Icinizden olup geriye esler bırakan erkekler, bir seneye kadar esleri evlerinden (mirascılar tarafından) cıkarılmayacak bir gecimlik vasiyet etmis olmalıdırlar. Sayet kadınlar kendileri cıkarlarsa, kendi haklarında uygun olanı yapmalarından dolayı size bir mesuliyet (gunah) yoktur. Allah mutlak galiptir, hukum ve hikmet sahibidir

[241] Bosanmıs kadınlara orfe uygun sekilde bir gecimlik saglanmalıdır. Bu muttakiler uzerine bir gorevdir. Bu, iyilik sahiplerinin uzerine bir yukumluluktur

[242] Dusunesiniz diye Allah, ayetlerini size boyle acıklar

[243] Binlerce kisi iken olum korkusuyla yurtlarından cıkanları gormedin mi? Allah onlara “Olun!” dedi, sonra da onları tekrar diriltti. Suphesiz Allah, insanlara karsı lutuf sahibidir. Ama insanların cogu sukretmezler

[244] Allah yolunda savasın ve bilin ki Allah her seyi isiten, bilendir

[245] Allah’a guzel bir odunc verip de Allah’ın da onun karsılıgını kat kat artırarak verecegi hani kim var? Allah, hem daraltır, hem genisletir, siz yalnız O’na donduruleceksiniz

[246] Musa’dan sonra Israilogulları'nın ileri gelenlerini gormedin mi? Peygamberlerinden birine: Bize, bir hukumdar gonder de, Allah yolunda savasalım demislerdi. Peygamberleri: Ya, savas size farz olunca savasmazsanız? demisti. Bizler neden Allah yolunda savasmayalım ki, biz yurtlarımızdan ve ogullarımızdan uzaklastırıldık, demislerdi. Fakat uzerlerine savas farz kılınınca iclerinden pek azı haric yuz cevirdiler. Allah, zalimleri suphesiz bilir

[247] Peygamberleri onlara, dedi ki: Allah, Talut’u size hukumdar gonderdi. O bizim uzerimize nasıl hukumdar olabilir? Biz hukumdarlıga ondan daha layıgız. Ona, malca da bir bolluk verilmemistir, dediler. Peygamber de: Allah, onu sizin uzerinize secti, onun bilgisini ve gucunu artırdı. Allah, mulkunu diledigine verir. Allah’ın lutfu genistir. O, her seyi bilendir, dedi

[248] Ve yine onlara Peygamberleri soyle dedi: O’nun, hukumdarlıgının alameti sandıgın size gelmesidir. Onun icinde Rabbinizden bir ferahlık ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin geriye bıraktıklarından bir kalıntı vardır. Onu melekler tasımaktadır. Eger inanıyorsanız, bunda sizin icin kesin bir alamet vardır

[249] Talut, ordusuyla birlikte ayrıldıgında: Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim sudan icerse benden degildir, sadece eliyle bir avuc almasından baska ondan tatmayan bendendir, dedi. Onlardan pek azı haric o sudan ictiler. Nihayet Talut ve kendisiyle beraber iman edenler ırmagı gecince, otekiler: Bugun Calut’a ve onun ordusuna karsı koyacak gucumuz yok, dediler. Rablerine kavusacaklarını dusunenler ise: Nice sayıca az topluluklar, Allah’ın izni ile sayıca cok olan toplulukları yenmislerdir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler

[250] Calut ve ordusuna karsı cıktıklarında: Rabbimiz! uzerimize sabır yagdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kafir topluma karsı bize yardım et, zafer ver, dediler

[251] Neticede Allah’ın izniyle onları bozguna ugrattılar. Davut da, Calut’u oldurdu. Allah, Davud’a hukumdarlık ve hikmet verdi, Ona dilediginden ogretti. Allah’ın insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryuzunun duzeni bozulurdu. Fakat Allah, alemlere karsı lutuf sahibidir

[252] Iste bunlar Allah’ın ayetleridir. Biz onları sana hakkiyle okuyoruz. Suphesiz, sen de peygamberlerdensin

[253] Iste, bu peygamberlerdir ki biz, onların bir kısmını bir kısmından ustun kıldık. Allah, onlardan bir kısmıyla konusmus ve bir kısmının da derecelerini yukseltmistir. Meryem oglu Isa’ya da acık belgeler verdik ve O’nu Ruhu'l Kudus ile destekledik. Allah dilemis olsaydı, kendilerine acık belgeler geldikten sonra o peygamberlerin ardından gelenler birbirlerini oldurmezlerdi. Fakat, onlar ihtilafa dusup bir kısmı iman etti, bir kısmı da kafir oldu. Allah dileseydi birbirlerini oldurmezlerdi. Fakat Allah, diledigini yapar

[254] Ey iman edenler! Icinde alısverisin, dostlugun ve de sefaatin olmadıgı bir gun gelmezden once, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler, iste onlar zalimlerdir

[255] Allah, O’ndan baska ilah yoktur. Diri (hayat sahibi) ve kaimdir. O’nu bir uyuklama ve uyku tutmaz. Goklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan yanında kim sefaat edebilir? Onlerinde ve arkalarında olanı bilir. O’nun ilminden diledigi kadarı haric hicbir sey kavrayamazlar. O’nun kursusu, gokleri ve yeri kaplamıstır. Onları koruyup gozetmek O’na asla agır gelmez. O, cok yucedir, cok buyuktur

[256] Dinde zorlama yoktur. Hak yol, batıl yoldan apacık ayrılmıstır. Kim taguta kufredip, Allah’a iman ederse, muhakkak ki o (kimse) kopması mumkun olmayan en saglam kulpa yapısmıstır. Allah, hakkıyla isitendir, hakkıyla bilendir

[257] Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Kufredenlerin velileri ise taguttur. Onları aydınlıktan, karanlıga cıkarırlar. Iste onlar, ates arkadaslarıdır. Orada surekli olarak kalacaklardır

[258] Allah, kendisine hukumdarlık verdi diye, Rabbi hakkında Ibrahim’le tartısmaya gireni gormedin mi? Ibrahim: Rabbim dirilten ve oldurendir, dedigi zaman, O da: Ben de oldurur ve diriltirim demis. Ibrahim de: Allah, gunesi dogudan getirir, haydi sen de onu batıdan getir! deyince, o kufreden sasırıp kalmıstı. Allah, zalim topluma dogru yolu gostermez

[259] Veya altı ustune gelmis, ıssız bir beldeye ugrayan kimse gibi: Allah, burasını olumden sonra nasıl diriltir? demisti de, bunun uzerine Allah, onu yuz yıl olu bıraktı, sonra onu diriltti. Ona: Ne kadar kaldın? demistik. O da: Bir gun veya bir gunun bir kısmı kaldım, demisti. Hayır, yuz yıl kaldın, boyleyken yiyecegine ve icecegine bak, henuz bozulmamıs, esegine de bak, seni insanlara bir ibret kılmak icin, bir de o kemiklere bak, nasıl bir araya getiriyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz? demisti. O kendisine bunlar apacık belli olduktan sonra: Artık biliyorum ki Allah’ın her seye gucu yeter, demisti

[260] Ibrahim; Rabbim, bana oluleri nasıl dirilttigini goster, demisti. (Allah da:) Inanmıyor musun? buyurunca: Suphesiz inanıyorum, fakat kalbimin tatmin olması icin! (istiyorum) demisti. Oyleyse dort kus tut. Onları kendine alıstır, sonra onları (parcalayıp) her parcasını bir dagın uzerine koy, sonra da onları cagır. Sana kosarak gelirler. Bil ki Allah, ustun ve guclu olandır, hukum ve hikmet sahibidir

[261] Mallarını Allah yolunda harcama yapanların durumu yedi basak bitiren, her bir basakta yuz tane bulunan bir tohuma benzer. Allah, diledigine kat kat verir. Allah lutfu genis olan ve her seyi bilendir

[262] Mallarını Allah yolunda harcama yapıp, sonra da verdiklerinin ardından basa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin, Rab’leri katında mukafatları vardır. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[263] Guzel bir soz ve af, pesinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, zengindir, Halim'dir. (Kullarına azabı gondermede acele etmez)

[264] Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gunune inanmadıgı halde, insanlara gosteris icin malını harcayan adam gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı gecersiz kılmayın. Bunun durumu, uzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, siddetli bir saganak iner de onu kupkuru bırakır. Onlar, kazandıklarından bir sey elde edemezler. Allah inkarcı topluma yol gostermez

[265] Mallarını, Allah’ın hosnutlugunu kazanmak ve kendilerinde olan (imanı) saglamlastırmak icin harcayanların durumu ise, yuksekce bir tepede bulunan, oraya saganak yagmur isabet edince meyvelerini iki misli veren bir bahceye benzer. Saganak yagmur olmasa da orada bir cisinti vardır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla gorendir

[266] Sizden biri arzu eder mi ki, hurma ve uzum bagları bulunan ve icinden ırmaklar akan, ayrıca icinde meyvenin her cesidi bulunan bir bahcesi olsun da, tam kendisine ihtiyarlık cokup, kucuk ve gucsuz cocuklarının bulundugu bir anda atesli bir kasırga kopsun ve bahcesini kasıp kavursun? Iste Allah, ayetlerini, dusunesiniz diye boyle acıklıyor

[267] Ey iman edenler! Gerek kazandıklarınızın ve gerekse yerden sizin icin cıkardıklarımızın iyilerinden bagısta bulunun. Goz yummadan alıcısı olmayacagınız kotu seyleri vermeye kalkısmayın. Bilin ki Allah, hicbir seye ihtiyacı olmayan ve hamd edilmeye layık olandır

[268] Seytan, sizi fakirlikle korkutur ve size cimriligi emreder. Allah ise, size magfiretini ve bolluk vadediyor. Allah, her seyi kusatandır, her seyi bilendir

[269] O, hikmeti diledigi kimseye verir. Hikmet verilen kimseye pek cok hayır da verilmistir. Temiz akıl sahiplerinden baskası ogut alıp dusunmez

[270] Nafakadan her ne infak etmis veya adaktan ne adamıssanız, suphesiz Allah onu bilir. O gun zalimler icin hicbir yardımcı yoktur

[271] Eger sadakaları acık olarak verirseniz o, ne guzeldir. Sayet onu gizleyip de fakirlere verirseniz, o da sizin icin (daha) hayırlıdır. (Allah bununla) gunahlarınızdan bir kısmını bagıslar. Allah, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır

[272] (Ey Muhammed) Onları hidayete erdirmek senin uzerine borc (bir sorumluluk) degildir. Fakat Allah, diledigi kimseyi hidayete erdirir. Iyilik olarak her ne verirseniz, o kendiniz icindir. Zaten siz, yalnız Allah’ın rızasını/vechini kazanmak icin verirsiniz. Iyilik olarak ne verirseniz haksızlıga ugratılmaksızın (bunun karsılıgı) size eksiksizce odenecektir

[273] (Sadakalar) Allah yolunda mahsur kalmıs, kazanc icin yeryuzunde dolasamayan, cekingenliklerinden dolayı, bilmeyenlerin onları zengin zannettikleri, senin de simalarından tanıdıgın, ısrarlı bir sekilde insanlardan istemeyen fakirler icindir. Hayır olarak ne harcarsanız, suphesiz Allah onu hakkıyla bilir

[274] Gece ve gunduz, gizli ve acık olarak mallarından verenler, iste onlar icin Rab’leri katında mukafatlar vardır! Onlara korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır

[275] Faiz yiyenler, ancak kendisini seytan carpmıs kimsenin kalktıgı gibi kalkarlar. Bu “alısveris, faiz gibidir” demeleri dolayısıyladır. Halbuki Allah, alısverisi helal, faizi ise haram kılmıstır. Kime Rabbinden bir ogut gelir ve o da (faize) son verirse, gecmiste (haram oldugu kendisine ulasmadan once) faizle ilgili olanlar hakkında kendisine bir gunah yoktur. Artık onun isi Allah’a aittir. Kim de tekrar (faizcilige) donerse, iste bunlar cehennem ashabıdır. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[276] Allah, faizi eksiltir, sadakaları ise bereketlendirir. Allah, hicbir kafiri ve gunahkarı sevmez

[277] Suphesiz, iman edenler, salih amel isleyenler, namazı ikame edenler ve zekatı verenler icin Rab’leri katında mukafatları vardır; onlara korku yoktur; onlar, mahzun da olmayacaklardır

[278] Ey iman edenler! Eger gercekten mumin iseniz, Allah’tan korkun ve faizden geri kalanı bırakın

[279] Eger boyle yapmazsanız, bunun Allah’a ve Elcisi'ne karsı acılmıs bir savas oldugunu bilin. Sayet tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. (Boylece) zulmetmemis ve de zulme ugramamıs olursunuz

[280] Eger (borclu) darda ise eli genisleyinceye kadar ona muhlet verin. Sadaka olarak bagıslamanız, bilirseniz sizin icin daha hayırlıdır

[281] Allah’a donduruleceginiz ve zulme ugratılmadan herkese kazandıgı seyin odenecegi gunden korunun

[282] Ey iman edenler! Belirli bir sureye kadar borclandıgınız zaman onu yazın. Aranızda bir katip dogru olarak yazsın. Katip Allah’ın kendisine ogrettigi gibi yazmaktan kacınmasın, yazsın. (Katibe) borclu olan yazdırsın. Rabbi olan Allah’tan korksun da ondan hicbir seyi eksiltmesin. Eger borclu cahil/ sefih veya zayıf, ya da bizzat kendisi yazdırmaya gucu yetmezse, velisi (onu) dosdogru yazdırsın. Erkeklerinizden iki de sahit bulundurun. Eger iki erkek yoksa, razı olacagınız sahitlerden, bir erkek ve biri unuttugu zaman digerinin ona hatırlatması icin iki kadın Sahitler cagrıldıklarında (sahitlik etmekten) kacınmasınlar. Kucuk olsun, buyuk olsun borcu suresiyle birlikte yazmaya usenmeyin. Bu, Allah katında daha adaletli, sahitlik icin daha saglam, supheye dusmemeniz icin de en isabetli olandır. Ancak aranızda yaptıgınız alısverisin pesin bir ticaret olması halinde onu yazmamanızın bir gunahı yoktur. Alısveris yaptıgınız zaman da sahit tutun. Yazana da sahide de zarar verilmesin. Eger bir zarar verirseniz bu suphesiz, sizin hak yoldan cıkmanız demektir. Allah’tan korkun. Allah (bunları) size ogretmektedir. Allah her seyi bilendir

[283] Eger yolculukta iseniz bir katip de bulamazsanız, (borca karsılık) alınmıs rehinler yeterlidir. Eger birbirinize guvenirseniz, kendisine guvenilen kimse emanetini odesin. Sahitligi gizlemeyin, kim onu gizlerse, o mutlaka kalben gunahkardır. Allah, yapmakta olduklarınızı bilendir

[284] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Icinizdekini acıklasanız da gizleseniz de, Allah, onunla sizi hesaba ceker! Sonra da diledigi kimseyi bagıslar! diledigi kimseyi de azaba ugratır. Allah’ın her seye gucu yeter

[285] Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etmistir, mu’minler de! Hepsi de, Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etmis ve: Allah’ın peygamberlerinden hicbirini (digerinden) ayırmayız. Isittik ve itaat ettik, demislerdir. Rabbimiz, bagıslamanı dileriz, donus sanadır.”

[286] Allah, hic kimseye gucunun ustunde bir sey yuklemez. (Herkesin) kazandıgı (iyilik) lehine ve isledigi (kotuluk) ise aleyhinedir! Rabbimiz, eger unuttuk veya hata yaptıysak, bizi hesaba cekme. Rabbimiz, bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agır bir gorev yukleme. Rabbimiz, gucumuzun yetmeyecegini bize tasıtma. Bizi affet, bizi bagısla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. kafir topluma karsı bize yardım et

Âl-i İmrân

Surah 3

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Allah kendisinden baska (ibadet edilmeye layık hak) ilah bulunmayandır. Hayy ve Kayyum'dur

[3] O, sana kitabı hak ve onceki kitapları tasdik edici olarak indirdi. Tevrat ile Incil'i de indirmisti

[4] Daha once, insanlar icin yol gosterici ve hakkı batıldan ayıran/Furkan'ı da indirmisti. Allah’ın ayetlerini kufredenlere siddetli bir azap vardır. Allah gucludur, intikam sahibidir

[5] Allah’a yer ve gokte olanlardan hicbir sey gizli kalmaz

[6] Ana rahminde size diledigi gibi sekil veren O’dur. Kendinden baska (ibadete layık hak) ilah olmayan, Aziz ve Hakim olan O’dur

[7] Sana kitabı indiren O’dur. Onda bir kısmı, muhkem ki bunlar kitabın ozudur. Bir kısmı da mutesabih ayetler vardır. Kalplerinde egrilik olanlar, fitne cıkarmak ve (kendilerine gore) onun tevilini yapmak icin onun mutesabih olanlarına uyarlar. Oysa, onun tevilini Allah’tan baskası bilmez. Ilimde derinlesenler ise “Biz, ona iman ettik, onun hepsi Rabbimizin katındandır.” derler. Temiz akıl sahiplerinden baskası dusunmez

[8] Rabbimiz! Bizi dogru yola ilettikten sonra, kalplerimizi egriltme. Bize katından rahmet bahset! Suphesiz sen, bol bol bagıslayansın

[9] Rabbimiz, hakkında suphe olmayan gunde butun insanları mutlaka toplayacak olan suphesiz sensin. Allah sozunden asla donmez

[10] Suphesiz kafir olanlara ne malları ve ne de cocukları Allah'ın (azabına) karsılık hicbir fayda saglamaz Iste bunlar, atesin yakıtı olanlardır

[11] Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan oncekilerin tutumu (tavırları) gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları gunahları sebebiyle cezalandırdı. Allah, cezası cok cetin olandır

[12] Kafirlere de ki: Yakında yenilgiye ugrayacak ve toplanıp Cehennem'e suruleceksiniz. Orası ne kotu yerlesme yeridir

[13] Karsı karsıya gelen iki toplulukta, sizin icin bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savasıyordu, digeri ise kafir idi. Gozleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını goruyorlardı. Allah, diledigini yardımıyla guclendirir. Bunda, basiret sahipleri icin gercekten ibret vardır

[14] Nefsi arzulardan olan, kadınlara, evlatlara, obek obek yıgılmıs altın ve gumuse, guzel cins atlara, davarlara ve ekinlere karsı asırı sevgi insanlara cekici ve hos gosterildi. Oysa bunlar, (fani olan) dunya hayatının nimetleridir. Asıl varılacak guzel yer Allah katındadır

[15] De ki: Size, bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah’tan korkan/gunahlardan sakınanlara, altından nehirler akan ebedi kalacakları cennetler vardır. Tertemiz esler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla gorendir

[16] Onlar: Rabbimiz! Biz, kesin olarak iman ettik. Bizim gunahlarımızı bagısla ve bizi atesin azabından koru, diyenlerdir

[17] (Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gonulden boyun egip itaat edenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bagıslanma dileyenlerdir

[18] Allah sahittir ki kendisinden baska (ibadet edilmeye layık hak) bir ilah yoktur. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de (buna sahittir.) O’ndan baska ilah yoktur. O, Aziz'dir, Hakim'dir

[19] Suphesiz, Allah katında din Islam’dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki haset ve kıskanclık yuzunden ihtilafa dustuler. Kim Allah’ın ayetlerini inkar edip kufrederse suphesiz Allah, hesabı cok seri bir sekilde gorendir

[20] Seninle tartısmaya girisirlerse de ki: Ben, bana tabi olanlarla birlikte yuzumu Allah’a teslim ettim. Kendilerine kitap verilenlere ve ummilere de de ki: Siz de teslim oldunuz mu? Eger teslim oldularsa dogru yolu bulmuslar demektir. Eger yuz cevirirlerse, sana dusen yalnızca tebligdir. Allah kullarını gormektedir

[21] Allah’ın ayetlerini inkar edenlere, peygamberleri haksız yere oldurenlere, insanlardan adaleti emredenleri oldurenlere, iste onlara, acıklı bir azap mujdesi ver

[22] Bunlar, dunya ve ahirette amelleri bosa cıkanlardır. Bunların bir yardımcısı da yoktur

[23] Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri gormedin mi? Aralarında hukum vermesi icin Allah’ın kitabına cagırılıyorlar da sonra onlardan bir kısmı donup uzaklasıyor. Onlar, cagrılıyorlar da iclerinden bir kısmı yuz cevirerek donup gidiyor

[24] Bu, (haktan yuz ceviris) onların: Ates, bize sayılı gunlerin dısında dokunmayacaktır, demeleri yuzundendir. Uydura geldikleri yalanlar onları dinlerinden saptırdı

[25] Hakkında suphe olmayan gunde, onları bir araya topladıgımız ve her nefse yaptıgının karsılıgının tam verilip asla haksızlıga ugratılmadıgı o zaman, halleri nasıl olacak

[26] De ki: Ey hakimiyetin yegane maliki Allah’ım! Mulku diledigine verirsin, dilediginden de mulku cekip alırsın, diledigini yukseltir/aziz kılarsın, diledigini de alcaltır/zelil edersin. Butun hayır senin elindedir, suphesiz senin her seye gucun yeter

[27] Geceyi gunduze gecirir, gunduzu de geceye sokarsın. Diriyi oluden cıkarır, oluyu de diriden cıkarırsın. Diledigine de hesapsız rızık verirsin

[28] Muminler, muminleri bırakıp kafirleri veli/dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah’tan hicbir sey beklemesin. Kim bunu yaparsa, Allah ondan beri, O da Allah'tan uzaktır. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız baskadır. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup, uyarmaktadır. Donus Allah’adır

[29] De ki: Icinizdekini gizleseniz de acıklasanız da onu Allah bilir. Goklerde ve yerde olan her seyi bilir. Allah’ın her seye de gucu yeter

[30] Herkes, yaptıgı butun iyilikleri de kotulukleri de karsısında bulacagı o gun isteyecek ki kotulukleri ile kendi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup, uyarmaktadır. Allah kullarına karsı da cok merhametlidir

[31] De ki: Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve gunahlarınızı bagıslasın. Allah, bagıslayandır, merhamet edendir

[32] De ki: Allah’a ve Rasulune itaat edin! Eger yuz cevirirlerse, suphesiz Allah, kafirleri sevmez

[33] Allah; Adem’i, Nuh’u, Ibrahim ailesini ve Imran ailesini toplumlar uzerine seckin kıldı

[34] Bunlar birbirlerinin soylarından gelen bir nesildir. Allah, hakkıyla isiten ve hakkıyla bilendir

[35] Hani Imran’ın karısı: Rabbim karnımda olanı sadece hizmet etmek uzere adadım, benden bunu kabul buyur. Suphesiz sen, hakkıyla isitensin, hakkıyla bilensin demisti

[36] Onu dogurunca da: Rabbim! Ben, kız dogurdum. (Halbuki Allah, neyi doguracagını en iyi bilendir) Erkek, kız gibi degildir. Adını Meryem koydum, O’nu da onun soyunu da kovulmus seytandan sana sıgındırıyorum, dedi

[37] Rabbi, onu guzel bir kabul ile kabul etti ve onu guzel bir sekilde yetistirdi. Zekeriya’yı da ona bakmakla gorevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulundugu ibadet mahalline girse O’nun yanında bir yiyecek bulurdu: Meryem, bu sana nereden geldi? dediginde O soyle cevap verirdi: Bu, Allah katından! Dogrusu Allah, diledigi kimseye hesapsız rızık bagıslar

[38] Zekeriya orada Rabbine dua etti: Rabbim, bana katından tertemiz bir soy ver! Sen duayı en iyi bir sekilde isitensin, dedi

[39] (Zekeriya) mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (Isa’yı) dogrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı mujdeler” diye seslendiler

[40] Rabbim, ben iyice yaslanmıs, karım da kısır iken nasıl benim bir oglum olacak? dedi. Allah: Oyle de olsa, Allah diledigini yapar! buyurdu

[41] Zekeriyya: “Ey Rabbim! Bana bir isaret goster.” diye niyaz etti. Allah da: Senin delilin, uc gun insanlarla isaretle anlasmak dısında hic konusamamandır. Rabbini cokca zikret ve aksam, sabah tesbih et, buyurdu

[42] Hani bir zamanlar da melekler soyle demislerdi: Ey Meryem! Allah seni secip tertemiz yarattı ve seni dunya kadınlarına ustun kıldı

[43] Ey Meryem! Rabbine gonulden boyun eg, secde et, ruku edenlerle birlikte ruku et

[44] (Ey Peygamber!) Bunlar, sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken (kura cekerlerken) sen yanlarında degildin, konuyu tartısırlarken de yanlarında degildin

[45] Melekler demisti ki: Meryem, Allah sana adı Mesih, Meryem oglu, Isa dunya ve ahirette itibarlı ve onculerden/mukarrebinden olacak kendisinden bir kelimeyi (Isa’yı) mujdeliyor

[46] O, insanlarla besikte iken de yetiskin iken de konusacaktır ve o, salihlerden biridir

[47] Meryem, soyle dedi: Rabbim! Bana bir beser dokunmamısken nasıl cocugum olabilir? (Melek soyle cevap verdi:) Iste boyle! Allah neyi dilerse yaratır. Bir isin olmasını isterse ona “ol” der ve o da oluverir

[48] O’na kitabı, hikmeti Tevrat ve Incil’i ogretecektir ve O’nu Israilogulları'na peygamber olarak gonderecektir

[49] Ben size Rabbinizden bir ayet ile geldim. Ben size camurdan kus seklinde bir sey yapıp ona ufleyecegim. Allah’ın izniyle, hemen kus oluverecektir. Allah’ın izniyle kor ve (cildi) alacalı olan (hastaları) iyilestiririm ve oluleri diriltirim. Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber verecegim. Eger mu’minler iseniz bunda sizin icin bir delil vardır

[50] Benden once gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size haram edilen seylerin bir kısmını helal kılmak uzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[51] Suphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin! Dogru yol budur

[52] Isa, onların kufrunu hissedince: Allah ugrunda bana yardımcı olacak kim vardır? dedi. Havariler de soyle cevap verdiler: Biz Allah’ın (dininin) yardımcılarıyız, Allah’a iman ettik, O’na teslim oldugumuza da sahit ol

[53] Rabbimiz, indirdigine iman ettik, peygambere uyduk, bizi sahit olanlarla beraber yaz

[54] (Israilogulları) tuzak kurdular (ve buna karsılık) Allah da bir tuzak kurdu. Allah, duzen/tuzak kurucuların en hayırlısıdır

[55] Allah, Isa’ya soyle buyurmustu: Ey Isa! Seni vefat ettirecegim ve seni katıma yukseltecegim. Kafirlerden seni tertemiz kurtaracagım. Sana tabi olanları kıyamet gunune kadar inkar edenlerin/kafirlerin ustunde tutacagım. Sonra bana doneceksiniz. Sizin aranızda, hakkında ihtilaf ettiginiz konularda hukum verecegim

[56] O kafir olanlara gelince, ben onları dunyada da, ahirette de en siddetli bir azaba carptıracagım ve onların hic yardımcıları da olmayacak

[57] Iman edenlere ve salih amel isleyenlere ise eksiksiz mukafatlarını verecektir. Allah, zalimleri sevmez

[58] Sana okudugumuz bunlar, ayetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dandır

[59] Allah katında (yaratılıs olarak) Isa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Kendisini topraktan yaratıp sonra ona “Ol!” dedi ve oluverdi

[60] Gercek Rabbindendir. O halde suphe edenlerden olma

[61] Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartısacak olursa, de ki: Gelin, ogullarımızı, ogullarınızı; kadınlarımızı, kadınlarınızı, bizi ve sizi cagıralım. Sonra da dua ederek Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim

[62] Suphesiz bu anlatılanlar gercek olan kıssalardır. Allah’tan baska (ibadete layık hak) ilah yoktur. Allah, elbette Aziz'dir, Hakim'dir

[63] Eger yuz cevirirlerse, suphesiz Allah, bozguncuları hakkıyla bilendir

[64] De ki: Ey kitap ehli, “Allah’tan baskasına ibadet etmemek, O’na hicbir sey ortak kosmamak ve birbirimizi Allah’tan baska Rabler olarak benimsememek” uzere bizimle sizin aranızda ortak bir soze gelin! Eger yuz cevirirlerse: "Sahit olun ki, biz Muslumanlarız" deyin

[65] Ey kitap ehli! Ibrahim hakkında nicin tartısıyorsunuz? Tevrat da Incil de suphesiz ondan sonra indirilmistir. Akıl etmiyor musunuz

[66] Iste siz boyle kimselersiniz! Ilminiz olan sey hakkında tartısıyorsunuz. Ya ilminiz olmayan sey (Ibrahim) hakkında neden tartısırsınız? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz

[67] Ibrahim Yahudi de Hıristiyan da degildi. Fakat, hanif (sirkten uzak) bir muslumandı. Musriklerden de degildi

[68] Dogrusu Ibrahim’e en yakın olanlar, ona tabi olanlar, bu peygamber (Muhammed) ve iman edenlerdir. Allah, muminlerin velisidir

[69] Kitap ehlinden bir kısmı sizi saptırmak isterler, fakat yalnızca kendilerini yoldan cıkarırlar da bunun farkına varmazlar

[70] Ey kitap ehli! Goz gore gore nicin Allah’ın ayetlerine kufrediyorsunuz

[71] Ey kitap ehli, nicin hakla batılı karıstırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz

[72] Kitap ehlinden bir kısmı: "Iman edenlere indirilene gunun basında (sabahleyin) inanın, sonunda (aksamleyin) kufredin, belki donerler" dedi

[73] Sizin dininize uyanlardan baskasına inanmayın” derler. Ey Resulum, de ki: “Dogru yol, Allah'ın yoludur, ” (Yine onlar soyle derler): “(Muslumanlardan) Birine, size verilen ilmi (ogretirseniz Onlar bu ilmi ogrenir de) ve (sonra) bunu Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak (kullanırlar)”. De ki: Nimet ve lutuf Allah’ın elindedir. Onu diledigine verir. Allah, ihsanı bol olan, her seyi bilendir

[74] Rahmetini diledigine has kılar. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[75] Kitap ehlinden; bir yuk altın bıraksan onu sana iade eden kimseler vardır. Onlardan, bir dinar versen tepesine dikilmedikce onu sana geri vermeyen kimseler de vardır. Bu, onların: "Kitapsızlara/ummilere (Araplar'a) karsı uzerimize bir sorumluluk yoktur" demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan soylerler

[76] Evet, kim verdigi sozu yerine getirir ve Allah’tan sakınırsa, suphe yok ki, Allah muttakileri sever

[77] Allah’a verdikleri sozu ve ettikleri yeminlerini az bir bedele degistirenlere gelince, onların ahirette bir nasibi olmayacaktır. Allah, kıyamet gununde onlarla konusmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize cıkarmayacaktır. Onlar icin acı bir azap vardır

[78] Onların bir kısmı, kitaptan olmadıgı halde, sizin kitaptan zannetmeniz icin (kitaba bakarak) dillerini egip bukerler. O, Allah katından olmadıgı halde “Allah katındandır” derler. Bile bile Allah hakkında yalan soylerler

[79] Allah’ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik verdigi bir insanın, butun bunlardan sonra: Allah’ı bırakıp, benim kullarım olun, demesi mumkun degildir. Fakat: "Kitabı ogrettiginize, okudugunuza gore Rabbani kul olunuz, der

[80] O size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi emretmez. Size Musluman olduktan sonra, hic kafir olmayı emreder mi

[81] Hani, Allah tum peygamberlerden; “Size verecegim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini dogrulayan bir peygamber geldiginde, ona mutlaka iman edecek ve ona mutlaka yardım edeceksiniz.” diye soz almıstı. Onlara “Bunu kabul ettiniz mi; verdigim bu agır gorevi ustlendiniz mi?” demisti. Onlar: Kabul ettik diye cevap verdiler. Sahit olun, ben de sizinle birlikte sahitlik edenlerdenim, buyurmustu

[82] Artık kim bundan sonra yuz cevirirse, iste onlar fasıkların ta kendileridir

[83] Allah’ın dininden baska bir din mi arzu ediyorlar? Oysa, goklerde ve yerde olanların hepsi ister istemez O’na teslim olmustur. O’na doneceklerdir

[84] De ki: Allah’a, bize indirilene, Ibrahim’e, Ismail’e, Ishak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Rableri katından, Musa, Isa ve peygamberlere verilenlere iman ettik. Onlardan hicbiri arasında ayırım yapmayız. Biz Allah’a teslim olanlarız

[85] Kim Islam’dan baska bir din ararsa, (bu) ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerden olacaktır

[86] Iman edip, peygamberin hak olduguna sahadet ettikten ve kendilerine acık belgeler geldikten sonra kafir olan bir topluluga Allah nasıl hidayet eder? Allah zalimler toplumları hidayet etmez

[87] Onların cezaları, Allah’ın, meleklerin ve butun insanların lanetinin uzerlerine olmasıdır

[88] Orada ebedi kalacaklar. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara muhlet de verilmez

[89] Ancak, bu hatalarından sonra tevbe edip, hallerini duzeltenler mustesnadır. Allah, affedendir, merhamet edendir

[90] Iman ettikten sonra kafir olup, kufurlerini artıranların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir

[91] Evet, kafir olup bu halde kafir olarak olenlerin hicbirinden, yeryuzunu dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. Iste acıklı azap bunlar icindir. Onlar icin bir yardımcı da yoktur

[92] Sevdiginiz seylerden (Allah icin) vermedikce iyilige erisemezsiniz. Her ne verirseniz, suphesiz Allah onu bilir

[93] Tevrat indirilmeden once, Israil’in (Yakub'un) kendine haram kıldıklarının dısında, Israil ogullarına her yiyecek helal idi. Eger dogru soyleyenler iseniz Tevrat'ı getirip okuyun! de

[94] Bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, onlar zalimlerin ta kendileridir

[95] De ki: Allah dogru soylemistir. Oyleyse, hanif olan Ibrahim’in yoluna uyun! O, musriklerden degildi

[96] Insanlar icin (mabed olarak) kurulan ilk ev suphesiz Mekke'deki mubarek ve alemlere hidayet kaynagı (Kabe) dir

[97] Orada apacık deliller vardır. Ibrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse, guvenliktedir. Oraya yol bulabilen insanların, beyti/Kabe'yi haccetmesi Allah’ın onlar uzerine (yukledigi) hakkıdır/yerine getirilmesi gereken gorevdir. Kim kufrederse suphesiz ki Allah alemlerden gani (mustagni) dir

[98] De ki: Ey kitap ehli! Yaptıgınıza sahit iken Allah’ın ayetlerine nicin kufrediyorsunuz

[99] De ki: Ey kitap ehli! Nicin iman edenleri Allah’ın yolunda egrilik arayarak cevirmeye calısıyorsunuz? (Oysa siz de onun dogru oldugunu) gorup duruyorsunuz. Allah yaptıklarınızdan gafil degildir

[100] Ey iman edenler! Eger kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, iman ettikten sonra sizi kafirlige dondururler

[101] Allah’ın ayetleri size okunur, aranızda Rasulu bulunurken nasıl kufrediyorsunuz? Her kim Allah'a sımsıkı baglanırsa kesinlikle dogru yola iletilmistir

[102] Ey iman edenler! Allah’tan gerektigi gibi sakının ve yalnızca muslumanlar olarak can verin

[103] Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılıga dusmeyin! Allah’ın uzerinizdeki nimetini dusunun, hani siz dusman idiniz de O, kalplerinizi birlestirdi. O'nun bu nimeti ile kardesler oldunuz. Siz, bir ates cukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Dogru yola cıkasınız diye, Allah size ayetlerini iste boyle acıklıyor

[104] Sizden hayra davet eden, iyiligi emredip, kotulukten uzaklastıran bir ummet olussun. Iste kurtulusa erenler onlardır

[105] Kendilerine apacık deliller geldikten sonra ihtilafa duserek parcalananlar gibi olmayın. Onlar icin buyuk bir azap vardır

[106] Bir takım yuzlerin parladıgı ve bir takım yuzlerin de karardıgı gunde. Yuzleri kararanlara: Imanınızdan sonra kafir mi oldunuz, oyleyse, kafir oldugunuz icin tadın azabı (denir)

[107] Yuzleri ak olanlar ise Allah’ın rahmetindedirler, onlar orada ebedidirler

[108] Iste bu sana hakkıyla okudugumuz Allah’ın ayetleridir. Allah hic kimseye zulmetmek istemez

[109] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Butun isler de Allah’a dondurulur

[110] Siz, insanlar icin cıkarılmıs en hayırlı ummetsiniz. Iyiligi emreder, kotulugu yasaklarsınız. Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi kendileri icin iyi olurdu. Onlardan mumin olanlar vardır. Fakat cogunlugu fasıktır

[111] Onlar, size eziyetin dısında asla zarar veremeyeceklerdir. Eger sizinle savasırlarsa arkalarını donup kacarlar. Sonra onlara yardım da edilmez

[112] Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar (cizye vermek sureti ile) Allah'ın ve inanan insanların himayesinde olmaları dısında uzerlerine alcaklık damgası vurulmustur. Allah'tan bir gazaba ugradılar, onlara asagılık damgası vuruldu. Bu, onların Allah’ın ayetlerine kufretmeleri ve peygamberleri haksız yere oldurmeleri sebebiyle idi. Bu, onların isyan etmeleri ve haddi asmaları yuzunden idi

[113] Ehli kitabın hepsi bir degildir. Onlardan; geceleri Allah’ın ayetlerini okuyup duran secdeye kapanan bir topluluk vardır

[114] Onlar, Allah’a ve ahiret gunune inanır. Iyiligi emreder, kotulugu yasaklar, hayırlarda yarısırlar. Iste onlar da salihlerdendir

[115] Ne hayır yaparlarsa, karsılıksız bırakılmayacaktır. Allah muttakileri cok iyi bilmektedir

[116] Kafir olanlar ise onlara malları da evlatları da Allah’tan gelen bir seye/azaba karsı bir fayda vermeyecektir. Onlar, Cehennem ashabıdır, orada ebedidirler

[117] Onların bu dunya hayatında harcadıkları seyin ornegi; kavurucu soguk bir ruzgara benzer. Kendilerine zulmetmis bir toplumun ekinine isabet eder de, onu helak eder. Oysa Allah, onlara zulmetmemis fakat onlar kendilerine zulmetmislerdir

[118] Ey iman edenler, sizden olmayanı sırdas edinmeyin. Zira onlar size ellerinden gelen her turlu kotulugu yaparlar, size sıkıntı verecek seyleri arzu ederler. Ofkeleri agızlarından tasmaktadır. Iclerinde gizledikleri (nefret) ise daha da buyuktur. Iste size ayetleri acıkladık. Eger aklınızı kullanıyorsanız

[119] Siz, o kimselersiniz ki, onlar sizi sevmiyorken siz onları seviyor ve butun kitaplara iman ediyorsunuz. Sizinle karsılastıklarında “iman ettik” derler, yalnız kaldıklarında da size kin ve dusmanlıklarından parmak uclarını ısırırlar. De ki: Ofkenizden olun! Allah suphesiz, sinelerde olanı hakkıyla bilir

[120] Size bir iyilik gelirse bu onları uzer, size bir kotuluk dokunursa buna sevinirler. Eger sabreder ve korunursanız onların hilesi size hicbir zarar vermez. Allah, onların yaptıklarını tam olarak kusatmıstır

[121] Hani sen, savas icin muminleri elverisli yerlere yerlestirmek uzere evinden ayrılmıstın. Allah isiten ve bilendir

[122] Icinizden iki grup, Allah yardımcıları olmasına ragmen, az kalsın yılgınlık gosterip, geri cekilmeye yeltenmislerdi. Muminler, Allah’a tevekkul etsinler

[123] Allah, size Bedir’de daha zayıf oldugunuz halde yardım etmisti O halde Allah’tan korkun ki, sukredesiniz

[124] Mu’minlere: Rabbinizin, indirilen uc bin melekle yardım ulastırması size yetmez mi? diyordun

[125] Evet, eger sabreder, takva sahibi olursanız ve onlar da size aniden uzerinize gelirse, o zaman Rabbiniz size bes bin isaretli melekle yardım edecektir

[126] Allah, bu yardımı size sadece mujde olması ve kalplerinizin bununla yatısması icin yaptı. Zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah katındandır

[127] Allah bunu, kafir olanlardan bir kısmını helak etsin veya perisan etsin de umutsuz olarak geri donup gitsinler diye yaptı

[128] Senin bu hususta yapacak bir seyin yoktur. Allah, ya onların tevbesini kabul eder veya onları cezalandırır. Cunku onlar zalimlerdir

[129] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! Diledigini bagıslar, diledigine de azap eder. Allah, cok bagıslayan ve merhamet edendir

[130] Ey iman edenler! Kat kat artırılan faizi yemeyin. Allah’tan korkun ki, kurtulusa eresiniz

[131] Kafirler icin hazırlanan atesten kendinizi koruyun

[132] Allah ve Peygamberine itaat edin ki size merhamet edilsin

[133] Rabbinizden gelen magfirete ve genisligi gokler ile yer kadar olan, muttakiler icin hazırlanmıs Cennet'e kosusun

[134] Muttakiler, bollukta da darlıkta da veren, ofkelerine hakim olan ve insanların (kusurlarını) bagıslayanlardır. Allah iyilik edenleri sever

[135] Onlar, bir gunah islediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip gunahları icin magfiret dilerler. Allah’tan baska gunahları kim bagıslar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler

[136] Iste boyle olanların mukafatı, Rableri tarafından bagıslanmak ve altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada ebedidirler. Boyle calısanların mukafatı ne guzeldir

[137] Sizden once nice ummetler gelip gecmistir. Yeryuzunde dolasın da yalanlayanların akıbetinin nasıl oldugunu gorun

[138] Bu, (butun) insanlar icin acıklama, muttakiler icin yol gosterme ve bir oguttur

[139] Gevsemeyin, uzulmeyin, iman edenlerden iseniz, mutlaka siz en ustunsunuz

[140] Eger siz bir yara aldıysanız, o topluluk da ona benzer bir yara aldı. Allah’ın iman edenleri ortaya cıkarması, icinizden sehitler edinmesi icin bu gunleri insanlar arasında dondurur dururuz. Allah zalimleri sevmez

[141] Bir de boyle ve iman edenleri arındırıp, kafirleri helak etmektedir

[142] Yoksa icinizden Allah cihad edenleri ve sabredenleri ortaya cıkarıp, bildirmeden cennete gireceginizi mi sanıyordunuz

[143] Andolsun ki siz, savasa girmeden (Uhud'tan) once (sehitligi), olumu temenni ediyordunuz. Iste simdi onu karsınızda gordunuz

[144] Muhammed yalnızca bir elcidir. Ondan once de, elciler gelip gecmistir. Oyleyse simdi, o olur veya oldurulurse topuklarınızın ustunde geri mi doneceksiniz? Kim topukları uzerinde geri donerse, Allah’a hicbir sekilde zarar veremez. Allah, sukredenleri mukafatlandıracaktır

[145] Hic kimse, Allah’ın izni olmadan ve takdir edip, yazdıgı suresi gelmeden olmez. Dunya nimeti isteyene ondan veririz. Ahiret nimeti isteyene de ondan veririz. Biz, sukredenleri mukafatlandıracagız

[146] Nice peygamberler vardır ki onların yanında bir cok rabbani kimseler (Rabbine yonelen kimse) savasmıstır. Allah yolunda baslarına gelen musibetler sebebiyle gevsememisler, zaaf gostermemis ve boyun da egmemislerdir. Allah sabredenleri sever

[147] Onların sozu: Rabbimiz! Gunahlarımızı ve islerimizdeki asırılıgımızı bagısla, ayaklarımızı sabit kıl, kafir topluma karsı bize yardım et! demekten baska bir sey degildi

[148] Allah da onlara dunya nimetini ve ahiret karsılıgının en guzelini verdi. Allah iyilik edenleri sever

[149] Ey Iman edenler! Eger kafirlere itaat ederseniz, onlar sizi gerisin geri dondururler de husrana ugrayanlardan olursunuz

[150] Halbuki sizin mevlanız/yardımcınız Allah’tır. O, yardımcıların en hayırlısıdır

[151] Hakkında hicbir delil indirmedigi seyi Allah’a sirk kostukları icin kafirlerin kalbine korku salacagız. Onların varacagı yer atestir. Zalimlerin varacagı yer ne kotudur

[152] Allah, elbette size verdigi sozu tuttu. O'nun izniyle dusmanlarınızı yok etmek uzereydiniz. Fakat, Allah size arzuladıklarınızı (zaferi) gosterdikten sonra gevsediniz, ayrılıga dustunuz ve (peygamberin) emrine itaatsizlik ettiniz. Icinizden dunyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra imtihan etmek icin onların karsısında sizi bozguna ugrattı. Artık Allah sizi affetmistir. Cunku Allah, muminlere karsı cok lutufkardır

[153] O vakit siz, kimseye bakmadan kacıyor, peygamber de arkanızdan sizi cagırıyordu. Kaybettiginize ve basınıza gelene uzulmeyesiniz diye Allah size keder ustune keder verdi. Allah, butun yaptıklarınızdan haberdardır

[154] Sonra, o kederin ardından size oyle bir guven oyle bir uyku indirdik ki O, icinizden bir grubu kapladı. Bir grup da canlarının derdine dusup, Allah hakkında, cahiliye (donemi) zannı ile dogru olmayan bir zanda bulunuyorlardı: Bu isten bize ne? (Biz mi gelmek istedik) diyorlardı. De ki: Is tamamıyla Allah’ındır. Iclerinde, sana acıklamadıkları bir sey gizliyorlar. Bu konuda bizim elimizde bir sey olsaydı, burada oldurulup gitmezdik, diyorlar. De ki: Evlerinizde bulunsaydınız bile, oldurulecekleri takdir olunanlar olecekleri yerlere yere cıkar giderlerdi. Bu, Allah’ın gonullerinizdekini imtihan etmek ve kalplerinizdekini temizlemesi icindir. Allah, gonullerde olanı hakkıyla bilir

[155] Iki toplulugun karsılastıgı gun, icinizden geri donenler isledikleri bazı hataları yuzunden seytan onların ayagını kaydırmıstı. Yine de Allah, onları affetti. Allah, cok bagıslayıcı ve cok Halim'dir

[156] Ey iman edenler! Yolculuga cıkan veya savasa giden kardesleri icin “yanımızda kalsalardı olmez ve oldurulmezlerdi” diyen kafirler gibi olmayın. Allah, bunu, onların kalplerine pismanlık ve dayanılmaz bir uzuntu olarak koydu. Yasatan da olduren de Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı gormektedir

[157] Andolsun, eger Allah yolunda oldurulur veya olurseniz, Allah’ın bagıslaması ve rahmeti onların topladıkları (dunyalıkları)ndan daha hayırlıdır

[158] Olseniz de oldurulseniz de suphesiz Allah’ın huzurunda toplanacaksınız

[159] Sen, Allah’ın rahmeti ile onlara yumusak davrandın. Eger kaba ve katı kalpli olsaydın elbette etrafından dagılıp giderlerdi. Onları affet ve onlar icin Allah’tan bagıslanma dile. Is hususunda onlarla istisare et, karar verdigin zaman, artık Allah’a tevekkul et! Gercekten Allah tevekkul edenleri sever

[160] Allah size yardım ederse, kimse size galip gelemez. Eger sizi yardımsız bırakırsa, bundan sonra size yardım edecek kimdir? Muminler sadece Allah'a tevekkul etmelidir

[161] Bir peygamberin emanete (ganimet malına) hıyanet etmesi olur sey degildir. Kim emanete hıyanet ederse, kıyamet gunu, hıyanet ettigi malı yuklenerek gelir. Sonra herkese yaptıkları haksızlık yapılmadan odenir

[162] Hic Allah’ın rızasına uyan kimse, (gunahlarıyla) Allah’ın gazabına ugrayan ve yeri cehennem olan kimse gibi olur mu? Cehennem, ne kotu bir varılacak yerdir

[163] Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah, (onların) yaptıklarını gormektedir

[164] Allah, muminlere; onlara ayetlerini okuyan, arındıran, kitap ve hikmeti ogreten aralarından bir peygamber gondermekle buyuk lutufta bulunmustur oysa, bundan once onlar apacık bir dalalet icindeydiler

[165] Dusmanlarınızın basına (Bedir'de) iki katını getirdiginiz bela (Uhud'ta) sizin basınıza gelince mi “Bu nasıl olur?” diyorsunuz. De ki: Bu bela sizin kendinizdendir. Suphesiz Allah her seye kadirdir

[166] Iki ordunun carpıstıgı gun basınıza gelen ancak Allah’ın izni ile olmustu. Muminleri ortaya cıkarmak icin…

[167] Ve munafıklık edenleri de acıga vurmak icindir. O munafıklara: Gelin, Allah yolunda savasın veya mudafaada bulunun! denilmis, Onlar da: “Biz savas olacagını bilseydik, elbette sizin pesinizden gelirdik” dediler. Onlar o gun, imandan cok kufre yakındılar. Agızlarıyla kalplerinde olmayanı soyluyorlardı. Allah onların gizledigini cok iyi biliyor

[168] (Savasa gitmeden) oturup, oldurulen kardesleri icin: Bize uysalardı oldurulmezlerdi, diyen kimselere de ki: Haydi, dogru soyluyorsanız, olumu kendinizden savın

[169] Allah yolunda oldurulenleri olu saymayın. Cunku onlar, Rablerinin katında diridirler ve rızıklandırılırlar

[170] Onlar, Allah’ın kendilerine fazlından vermis olduklarıyla sevinc icindedirler. Arkalarından gelip, henuz kendilerine katılmamıs olanlara (sehitlere), bir korku olmayacagı ve uzulmeyecekleri mujdesini verirler

[171] Onlar, Allah’ın nimetini, fazlını ve Allah’ın muminlerin ecrini zayi etmeyecegini de mujdelerler

[172] Onlar kendilerine (Uhud'ta) isabet eden yaradan sonra da Allah’a ve Rasulune icabet edenlerdir. Onlardan iyilik eden ve takva sahibi olanlar icin buyuk bir ecir vardır

[173] Onlara bazı kimseler: Insanlar sizinle savasmak icin toplandı; onlardan korkun! dediklerinde bu onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne guzel vekildir” diye karsılık verdiler

[174] Sonra kendilerine hicbir kotuluk dokunmaksızın Allah'tan bir nimet ve lutuf ile geri donduler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[175] Seytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Eger muminseniz onlardan korkmayın, benden korkun

[176] Kufurde yarısanlar seni uzmesin. Onlar Allah’a hicbir zarar veremezler. Allah onlara, ahiretten hicbir nasip vermemek istiyor ve onlara buyuk bir azap vardır

[177] Imana karsılık kafirligi satın alanlar, Allah’a hicbir sekilde zarar veremezler. Onlara acı bir azap vardır

[178] Kafirler kendilerine muhlet vermemizi hayırlı sanmasınlar. Biz onlara ancak gunahlarını artırmaları icin omurlerini uzatıyoruz. Onlar icin alcaltıcı bir azap vardır

[179] Allah, muminleri icinde bulunulan (Mumin ile munafık kimsenin ortaya cıkarılmadıgı) bu durumda bırakacak degildir; (isin) sonunda temizi pis olandan ayıracaktır. Size gaybı da bildirecek degildir. Fakat, Allah, peygamberlerden diledigini secer. Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eger iman eder ve takvaya burunurseniz, size buyuk bir mukafat vardır

[180] Allah’ın kendilerine fazlından verdigi seylerde cimrilik edenler, bunu kendileri icin hayırlı sanmasınlar, aksine bu onlar icin serdir. Kıyamet gunu cimrilik ettikleri seyler boyunlarına dolanacaktır. Goklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[181] Allah, “Allah fakirdir, biz zenginiz” diyen kimselerin sozunu isitmistir. Onların dediklerini ve haksız olarak peygamberlerini oldurmelerini yazacak ve : "Atesin azabını tadın" diyecegiz

[182] Bu sizin ellerinizle hazırladıgınızdır. Allah kullarına zulmedici degildir

[183] Allah, bize gokten inen, atesin yiyecegi bir kurban getirmedikce hicbir rasule iman etmememizi (Tevrat'ta) emretti. De ki: Benden once size peygamberler apacık delillerle ve soylediginiz (mucize) ile gelmisti. Eger sozunuzde samimi iseniz nicin onları oldurdunuz

[184] Eger seni yalanlıyorlarsa, senden once acık deliller, (Semavi) kitaplar ve apacık kitap getiren peygamberler de yalanlanmıstı

[185] Her can olumu tadacaktır. Kıyamet gunu de ancak yaptıklarınızın karsılıgı size odenecektir. Kim atesten uzak tutulur ve cennete sokulursa, o kurtulmustur. Dunya hayatı, aldatıcı (fani olan) metadan baska bir sey degildir

[186] Mallarınız ve canlarınız hususunda elbette imtihan olunuyorsunuz. Sizden once kendilerine kitap verilenlerden ve musriklerden eziyet verici bircok(kotu soz) isitiyorsunuz. Eger bunlara sabreder ve korunursanız; bu, azmedilmesi gereken islerdendir

[187] Allah kitap verilenlerden, “Kitabı insanlara muhakkak acıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz” diye soz almıstı da, onlar kitabı arkalarına atıp umursamamıslar, az bir bedele karsılık degistirip, tahrif ettiler. Bu alısverisleri ne kotudur

[188] Sakın, yaptıkları (kotuluklerle) sevinen, yapmadıkları seylerle ovulmekten hoslanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acı bir azap vardır

[189] Goklerin ve yerin mulku Allah’ındır. Allah’ın her seye gucu yeter

[190] Goklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gunduzun birbiri ardınca gelmesinde ve uzayıp, kısalmasında, akıl sahipleri icin deliller vardır

[191] O akıl sahipleri, ayakta da, otururken de, yanları uzere yatarken de Allah’ı dusunurler/anarlar/zikrederler, goklerin ve yerin yaratılısını dusunerek soyle dua ederler: Rabbimiz, bunları bosuna yaratmadın. Seni tum noksanlıklardan tenzih ederiz. Bizi atesin azabından koru

[192] Rabbimiz! Suphesiz sen kimi atese atarsan, onu rusva etmis olursun, zalimlerin yardımcıları da yoktur

[193] Rabbimiz, biz, “Rabbinize iman edin” diye, imana cagıran bir davetciyi isittik ve iman ettik

[194] Rabbimiz! Bizim gunahlarımızı bagısla, suclarımızı ort, iyilerle birlikte canımızı al! Rabbimiz, bizlere gonderdigin elcilerinle vadettigin seyleri ver ve kıyamet gunu bizi rusva etme, sen sozunden donmezsin

[195] Allah da onların duasına icabet etti: Ben, sizden erkek veya kadın hicbir calısanın amelini zayi etmem, sizler (sevap ve cezada) denksiniz. Hicret edenler, memleketlerinden cıkarılanlar, benim yolumda eziyet gorenler, savasanlar ve oldurulenlerin, elbette gunahlarını ortecegim ve onları alt taraflarından ırmakların aktıgı cennetlere sokacagım. Bunlar Allah katından bir mukafattır. Allah katından bir mukafat olarak... Mukafatın en guzeli Allah katındandır

[196] Kafirlerin diyar diyar dolasmaları seni aldatmasın

[197] Az bir gecimlik sonra varacakları yer Cehennem'dir. Orası ne kotu yerlesim yeridir

[198] Rablerinden korkanlara da altlarından ırmaklar akan ve icinde temelli kalacakları Cennetler vardır. Bu Allah katından bir ikramdır. Iyi kimseler icin Allah'ın katında bulunanlar (dunya nimetlerinden) daha hayırlıdır

[199] Kitap ehlinden oyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’tan korkarak inanırlar. Allah’ın ayetlerini az bir degere satmazlar. Iste onlara Rableri katında mukafatları vardır. Allah hesabı cabuk gorendir

[200] Ey iman edenler! Sabredin, (kafirlere karsı) sabırlı olmada sebatkar olun, (cihad icin) nobet bekleyin! Allah’tan korkun ki kurtulusa eresiniz

Nisâ

Surah 4

[1] Ey insanlar! Sizi tek bir candan yaratan, ondan da esini yaratan, bu ikisinden de bir cok erkek ve kadın (yaratıp), yayan Rabbinizden korkun. Kendisinin adıyla birbirinizden istekte bulundugunuz Allah'ın ve akrabalarınız ile (bagları kesmekten) sakının. Allah suphesiz hepinizi gorup gozetmektedir

[2] Yetimlere mallarını verin ve kotuyu iyi ile degistirmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza karıstırarak yemeyin. Cunku bu, buyuk bir gunahtır

[3] Eger, yetim kızlara adil davranamamaktan korkarsanız, (onları degil) sizin icin uygun olan baska kadınlardan iki, uc ve dorde kadar evlenin. Adil olamayacagınızdan korkarsanız bir tane ile veya sahip oldugunuz cariyeler ile evlenin. Bu, haksızlık etmemeniz icin daha elverislidir

[4] Kadınlara mehirlerini seve seve verin. Eger, kendi istekleriyle mehrin bir kısmını size bagıslarlarsa, onu da afiyetle yiyin

[5] Allah’ın sizin idarenize verdigi malları (luzumsuz, faydasız yerlere harcayan) sefihlere vermeyin. Fakat, o maldan onları yedirin, giydirin ve onlara guzel, iyi sozler soyleyin

[6] Yetimleri nikah cagına gelinceye kadar deneyin. Eger onlarda olgunlasma/yetiskinlik gorurseniz mallarını kendilerine iade edin. Onların mallarını buyuyup de (elimizden) alacaklar korkusu ile israf ederek (tez elden) yemeyin. Zengin olan kimse, (bu malı yemege) tenezzul etmesin; fakir de orfe uygun bir sekilde yesin. Mallarını iade ettiginiz zaman, onlara sahitler huzurunda verin. Hesap sorucu olarak Allah yeter

[7] Ana babanın ve yakın akrabanın geriye bıraktıklarından erkekler icin bir hisse vardır, kadınlar icin de ana babanın ve akrabanın mirasından az veya cok farz kılınmıs bir hisse vardır

[8] (Miras paylasımında kendilerine bir hisse belirlenmemis olan) Akrabalar, yetimler ve yoksullar, taksim sırasında yanınızda olursa onlara da ondan bir seyler verin ve onlara guzel soz soyleyin

[9] Geriye (kucuk) zayıf cocuklar bırakıp, (onlar adına) endise duyanlar,(himayeleri altındaki yetimler hakkında da aynı endiseyi tasıyıp) Allah'tan sakınsınlar. Dosdogru soz soylesinler

[10] Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına sadece ates doldururlar ve alevli bir atese atılırlar

[11] Allah, cocuklarınız hakkında, bir erkege iki kadının payı kadar (vermenizi) emreder. Eger kadınlar ikiden cok olursa, onlara mirasın ucte ikisi, sayet bir tek kız ise, o zaman yarısı kızın (payı)dır. Ana babaya gelince; olenin cocugu varsa her birine altıda bir; cocugu yok da onun mirascısı ana ve babası ise ucte biri anasınındır. Kardesleri de varsa, altıda biri anasınındır. (Butun bu hukumler) olunun vasiyetinin yerine getirilmesinden ve borcunun odenmesinden sonradır. Babalarınızın ve ogullarınızın hangisinin size (dunya ve ahirette) fayda bakımından daha yakın oldugunu bilmezsiniz. Bunlar, Allah tarafından (belirlenmis) birer farzdır. Suphesiz Allah her seyi bilendir, hakimdir, hikmetle yapandır

[12] Eger cocukları yoksa, hanımlarınızın bıraktıgı(mirası)nın yarısı sizindir. Eger (hanımlarınızın) cocukları varsa miraslarının dortte biri size aittir. Bu da yaptıkları vasiyetlerinin yerine getirilmesinden ve borcları odendikten sonradır. Sizin miras olarak bıraktıklarınız, cocugunuz yoksa dortte biri hanımlarınızındır. Cocuklarınız varsa sekizde biri hanımlarınızındır. Bunlar da yaptıgınız vasiyetinizin yerine getirilmesi ve borcunuzun odenmesinden sonradır. Eger miras bırakan bir erkek veya bir kadının; ana babası da coluk cocugu da yok da, (anneleri bir) bir erkek veya bir kız kardesi varsa her birine altıda bir (hisse duser). Eger kardesleri birden fazla ise; olenin vasiyetinden ve borclarının odenmesinden sonra ucte bir hisseye ortaktırlar. (Malın ucte birinden fazlası vasiyet edilerek) Mirascılar zarara ugratılmamalıdır. Allah tarafından bir uyarı/emirdir. Allah her seyi bilir ve Halim'dir. (Kullarına azabı gondermede acele etmez)

[13] Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Rasulune itaat ederse, (Allah, o kimseyi) icinde ebedi kalacagı alt kısmından ırmakların aktıgı Cennetlere girdirir. Bu da en buyuk kurtulustur

[14] Kim de Allah’a ve Rasulune isyan eder ve onun sınırlarını asarsa, onu icinde ebedi kalacagı atese atar. Orada alcaltıcı bir azap vardır

[15] Kadınlarınızdan fuhus yapanlara karsı dort erkek sahit getirin. Eger sahitlik ederlerse, olum onları alıp goturunceye yahut Allah, onlar icin bir yol gosterinceye kadar evlerde hapsedin

[16] Sizlerden zina eden her ikisine de eziyet edin, tevbe edip kendilerini duzeltirlerse, onları bırakın. Cunku Allah tevbeleri kabul edendir, merhamet edendir

[17] Allah’ın kabul ettigi tevbe yalnızca; cahillikle/bilmeyerek gunah isleyenin hemen ardından yaptıgı tevbedir. Allah bunların tevbesini kabul eder. Allah, her seyi bilendir ve hukum ve hikmet sahibidir

[18] Olum gelip catana kadar gunah isleyip de tam o zaman: Ben simdi tevbe ediyorum, diyenlerin tevbesi, tevbe degildir. Kafir olarak olenlerin tevbesi de yoktur. Onlara acıklı bir azap hazırladık

[19] Ey iman edenler! (olen babalarınızın) kadınlarını miras yoluyla zorla almanız size helal degildir. Apacık bir fuhus islemedikce (mehir olarak) verdiklerinizin bir kısmını elde etmek icin onları (baskalarıyla evlenmelerine) engel olmak icin nikahınızda tutmayın. Onlarla guzel guzel gecinin; onlardan hoslanmasanız bile, umulur ki sizin hosunuza gitmeyen bir seyde Allah bir cok hayır takdir eder

[20] Bir esinizi (bosayıp) yerine baska bir es almak isterseniz ve oncekine mehir olarak bir yuk altın vermis olsanız bile hicbir seyi geri almayın; o zulum ve apacık gunah oldugu halde onu geri mi alacaksınız

[21] Nasıl alabilirsiniz ki, birbirinizle birlesmis ve esleriniz sizden saglam bir teminat almıslardı

[22] Babalarınızın evlendigi kadınlarla evlenmeyin. Ancak gecmiste olanlar affedilmistir. Bu, Allah'ın gazabını (getiren) bir davranıs ve kotu bir yoldur

[23] Analarınız, kızlarınız, kız kardesleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardes kızları, kız kardes kızları, sizi emziren sut anneleriniz, sut kardesleriniz, karılarınızın anaları, kendileriyle gerdege girmis oldugunuz karılarınızdan olup evlerinizde buyuttugunuz uvey kızlarınız, eger analarıyla zifafa girmemis iseniz (annelerini bosayıp, onlarla nikah kıymanızda) bir sakınca yoktur kendi oz ogullarınızın karıları ve iki kız kardesi birden almanız size haram kılınmıstır. Ancak gecmiste olanlar gecmistir. (Bu sebeple uzerinize bir gunah yoktur). Allah, suphesiz cok bagıslayıcı, cok merhamet edendir

[24] (Savasta alınan) Cariyeler dısında evli kadınlarla da evlenmeniz haramdır. Bu, (emirleri) Allah sizler uzerine yazmıstır. Bunların dısındaki kadınları zinadan kacınıp, iffetli olarak, mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helal kılındı. Kendilerinden faydalandıgınız kadınlara bir farz olan mehirlerini veriniz. Mehir belirlendikten sonra, (bu hususta artıs ve indirim ile) ilgili uzlasmanızda size bir gunah yoktur. Suphesiz Allah bilendir, hikmet ve hukum sahibidir

[25] Icinizden hur mumin hanımlarla evlenmeye gucu yetmeyenler, ellerinizin altında bulunan genc mumin cariyeleriniz ile evlensin. Allah sizin imanınızı en iyi bilendir. Sizler (din bakımından) denksiniz. Oyle ise, onları velilerinin izni ile nikahlayın ve fuhus islemeyen, gizli dost tutmamıs olan iffetli hanımlara mehirlerini guzel bir sekilde verin. Evlendikten sonra fuhus yapacak olurlarsa, onlara hur kadınlara verilen cezanın yarısını uygulayın. Bu (gucu yetmeyen kimselerin cariyelerle evlenmesi), sizden gunaha (zinaya) dusmekten korkanlar icindir. Sabrederseniz sizin icin daha hayırlıdır. Allah bagıslayan, merhamet edendir

[26] Allah, size acıklamak ve sizi sizden oncekilerin yollarına iletmek ve tevbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah bilendir, hikmet sahibidir

[27] Allah, tevbenizi kabul etmek ister; sehvetlerine tabi olanlar ise buyuk bir sapıklıga meyletmenizi isterler

[28] Allah, sizden yuku hafifletmek ister. Cunku insan zayıf yaratılmıstır

[29] Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin; ancak karsılıklı hosnutluga dayanan ticaretle yiyin. Kendinizi mahvederek, helak etmeyin. Suphesiz Allah size karsı cok merhametlidir

[30] Kim, zulme saparak bunu yaparsa biz onu atese atarız. Bu da Allah icin cok kolaydır

[31] Size yasaklananların buyuklerinden kacınırsanız, sizin kusurlarınızı (kucuk gunahlarınız) orteriz ve sizi onurlu bir makama (Cennet'e) girdiririz

[32] Allah’ın, kendisi ile kiminizi kiminize ustun kıldıgı lutufları arzu edip durmayın. Erkekler icin kazandıklarının bir sevabı oldugu gibi, Kadınlar icin de kazandıklarının bir sevabı vardır. Allah’ın kendi fazlından (bagısından) isteyin. Suphesiz Allah, her seyi bilendir

[33] Ana babanın ve yakın akrabanın geride bıraktıklarından her biri icin mirascılar belirledik. Yeminlerinizle (yardımlasmak icin) soz verdiginiz kimselere de kendi paylarını verin. Elbette Allah, her seye sahittir

[34] Allah'ın birilerini digerlerine ustun kılmasından ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar uzerine hakimdirler. Iyi kadınlar, gonulden (Allah’a) boyun egen, Allah’ın korudugu gizlilikleri kocaları olmadıkları zaman (namus ve diger korunması gerekenleri) koruyanlardır. Bas kaldırmasından endise ettiginiz kadınlara ogut verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onlara vurun. Eger size itaat ederlerse, onlara (vurmaya baska) yol aramayın. Elbette Allah yuksektedir, yucedir ve buyuktur

[35] Karı koca arasında bir ayrılıktan korkarsanız, o zaman, kocanın ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem gonderiniz. Eger aralarını duzeltmek isterlerse Allah da onların arasında basarı saglar. Muhakkak Allah, her seyi bilendir, haberdar olandır

[36] Allah’a kulluk edin ve O’na hicbir seyi sirk kosmayın. Anaya babaya da iyilik edin, yakınlara, yetimlere, yoksullara, (akraba olan) yakın komsuya, uzak komsuya yanınızdaki arkadasa, yolda kalmısa, elinizin altındaki kolelerinize de iyilik edin. Suphesiz Allah, buyukluk taslayıp, boburlenen hicbir kimseyi sevmez

[37] Onlar ki, cimrilik ederler ve de herkese cimrilik tavsiye ederler. Allah'ın kendilerine lutfundan verdigi nimeti gizlerler. Biz kafirlere alcaltıcı bir azap hazırladık

[38] Bunlar mallarını insanlara gosteris icin harcar, Allah’a ve ahiret gunune iman etmezler. Seytan kimin arkadası olursa, o ne kotu arkadastır

[39] Allah’a ve ahiret gunune iman edip, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiklerinden infak etselerdi ne olurdu? Allah onları bilendir

[40] Allah, zerre kadar haksızlık yapmaz/zulum etmez. Bir iyilik olursa onu kat kat artırır ve kendi katından buyuk bir mukafat verir

[41] Her toplumdan bir sahit getirdigimiz ve seni de onlara sahit kıldıgımız zaman nasıl olacak

[42] O gun, kufre sapıp da Peygamber'e isyan edenler, yerle bir olmayı severek isteyecekler ve Allah’tan hicbir sozu gizleyemeyecekler

[43] Ey iman edenler! Sarhos iken ne dediginizi bilinceye dek namaza yaklasmayın. Cunup iken de icinden gecici olmanız dısında gusledinceye kadar namaza (ve camiye) yaklasmayın. Eger hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmisseniz yahut kadınlarınızla munasebette bulunmus da su bulamamıssanız, temiz bir toprakla teyemmum edin, yuzlerinize ve ellerinize hafifce surun (mesh edin). Suphesiz Allah affeden ve bagıslayandır

[44] Kitaptan bir nasip verilen kimseleri gormuyor musun? Sapıklıgı satın alıyorlar ve sizin yoldan sapmanızı arzu ediyorlar

[45] Allah, sizin dusmanlarınızı iyi bilir ve Allah, veli olarak yeter. Allah yardımcı olarak yeter

[46] Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin oldukları anlamlarını tahrif ederek; dillerini egip, buker, "Isittik, (emirlerine) isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve raina (bizi gozet diyerek kendi dilleriyle soverler)" ve dine dil uzatırlar. Eger, “isittik ve itaat ettik, sen de isit ve (raina yerine) bize de bak” deselerdi elbette kendileri icin daha hayırlı ve daha dogru olurdu. Fakat, Allah, onları kufurleri dolayısıyla lanetlemistir. Onların cok azından baskası iman etmezler

[47] Ey kitap verilenler! Bazı yuzleri silip, arkalarına cevirmeden ya da onları da cumartesi yasagını ihlal edenleri lanetledigimiz gibi, lanetlemeden yanınızdaki (kitabı) tasdik ederek indirdigimize (Kuran'a) iman edin. Allah’ın emri yerine gelir

[48] Allah, kendisine sirk kosulmasını bagıslamaz, bunun dısındakilerden diledigini bagıslar. Kim Allah’a sirk kosarsa buyuk bir gunahla iftira etmis olur

[49] Kendilerini temize cıkaranları gormedin mi? Oysa Allah, diledigini arındırır ve onlar, en kucuk zulme ugratılmazlar

[50] Allah’a karsı nasıl yalan uydurduklarına bak! Bu, apacık bir gunah olarak yeter

[51] Kitaptan bir nasip verilenleri gormuyor musun? Cibt ve taguta iman ediyorlar da kafirler icin soyle diyorlar: “Onlar, iman edenlerden daha dogru bir yoldadır.”

[52] Iste bunlar, Allah’ın lanetledikleridir. Allah, kime lanet ederse ona bir yardımcı bulamazsın

[53] Eger, oyle olsaydı insanlara, bir hurma cekirdeginin uzerindeki oyuk miktarı bir pay bile vermezlerdi

[54] Yoksa onlar, Allah’ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi hased ediyorlar? Biz, Ibrahim’in ailesine kitabı ve hikmeti vermisizdir. Onlara buyuk bir mulk (saltanat) verdik

[55] Onlardan buna inanan da vardır, yuz ceviren de. Azap olarak kızgın Cehennem yeter

[56] Ayetlerimize kufredenleri atese atacagız. Derileri yanıp, kızardıkca azabı tatmaları icin onları baska derilerle degistirecegiz. Allah, guclu ve hakimdir

[57] Iman edip salih amel isleyenleri, altından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları Cennetlere girdirecegiz. Onlara orada tertemiz esler vardır. Onları tam bir golgelige alacagız

[58] Allah, size emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hukmettiginiz zaman da adaletle hukmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne guzel ogut veriyor. Dogrusu Allah, isitendir, gorendir

[59] Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eger, bir seyde anlasmazlıga duserseniz Allah’a ve ahiret gunune iman ediyorsanız, onu Allah’a ve Rasulu'ne dondurun. Bu en hayırlısı ve sonuc olarak da en iyisidir

[60] Sana indirilene ve senden once indirilenlere iman ettiklerini iddia edenleri gormedin mi? Bunlar, tagutun onunde mahkemelesmek istiyorlar. Oysa, ona kufretmekle emrolunmuslardı. Seytan, onları uzak bir sapıklıga dusurmek istiyor

[61] Onlara: Allah’ın indirdigine ve Peygamber’e gelin! denildiginde, o munafıkların senden busbutun yuz cevirip uzaklastıklarını gorursun

[62] Oyleyse, nasıl olur da, kendi elleriyle yaptıkları yuzunden onlar bir musibete ugrayınca sana gelip Allah’a yemin ederek “Biz, iyilikten ve uzlasma saglamaktan baska bir sey istemedik.” diyorlar

[63] Iste bunlar, Allah’ın kalplerinde ne oldugunu bildigi kimselerdir. Oyleyse, onlardan yuz cevir, onlara ogut ver ve onlara iclerinde olanla kendileri hakkında acık ve etkileyici soz soyle

[64] Biz, her peygamberi ancak, Allah’ın izni ile kendilerine itaat olunması icin gonderdik. Eger onlar, nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah’tan bagıslanma dileselerdi ve Peygamber de onlar icin bagıslanma dileseydi, elbette Allah’ı tevbeleri kabul eden ve cokca merhametli olarak bulurlardı

[65] Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında cekistikleri seylerde seni hakem kılıp, senin verdigin hukme iclerinde hicbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkca iman etmis olmazlar

[66] Eger gercekten biz, onlara, “ kendinizi oldurun veya yurtlarınızdan cıkın.” diye yazmıs olsaydık, onlardan cok azı haric bunu yapmazlardı. Onlar kendilerine verilen ogudu yerine getirselerdi, bu onlar icin cok hayırlı ve daha saglam olurdu

[67] Biz de o zaman katımızdan buyuk bir mukafat verirdik

[68] Ve onları elbette dosdogru yola iletirdik

[69] Kimler Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse, onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdigi peygamberler, sadıklar, sehitler ve salih kimselerle beraberdirler. Ne guzel arkadastır onlar

[70] Bu bagıs Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter

[71] Ey iman edenler! Tedbirinizi alın da savasa boluk boluk ya da topluca cıkın

[72] Elbette icinizde agır davrananlar vardır. Sayet size bir musibet isabet edecek olursa: "Dogrusu Allah bana nimet vermis de onların yanında olmadım" der

[73] Eger size Allah’tan bir zafer gelirse, o zaman da, sanki onunla sizin aranızda hicbir dostluk ve tanısıklık yokmus gibi soyle der. Keske, onlarla birlikte olsaydım da bu buyuk zafere erisseydim

[74] Dunya hayatlarını, ahiret hayatı karsılıgında satanlar, Allah yolunda savassınlar. Kim, Allah yolunda savasırken, oldurulur ya da galip gelirse ona buyuk bir mukafat verecegiz

[75] Size ne oluyor da "Ey Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan su memleketten (Mekke'den) cıkar, bize katından bir sahip yardımcı gonder" diyen, caresiz adamlar, kadınlar ve cocuklar ugruna Allah yolunda savasmıyorsunuz

[76] Iman edenler, Allah yolunda savasırlar. Kufredenler de tagut yolunda savasırlar. O halde seytanın velileri ile savasın. Seytanın hilesi zayıftır

[77] Kendilerine; “Elinizi (savastan) cekin, namazı kılın, zekatı verin." denilenleri gormedin mi? Oysa savas onlara farz kılındıgında, onlardan bir grup, Allah’tan korkar gibi insanlardan korkarak (hatta daha da fazla bir korku ile) “Rabbimiz niye savası bize farz kıldın. Bizi yakın bir zamana kadar ertelesen olmaz mıydı?” dediler. De ki: Dunya metası cok azdır. Ahiret ise Allah’tan korkanlar icin cok hayırlıdır, en ufak haksızlıga ugratılmayacaksınız

[78] Her nerede olsanız olum size yetisir, isterseniz sapasaglam kalelerde olun. Onlara bir iyilik dokunsa: "Bu, Allah’tandır" derler. Onlara bir kotuluk dokunsa "Bu, sendendir" derler. De ki: Hepsi Allah’tandır. Bu topluluga ne oluyor ki neredeyse hic soz anlamıyorlar

[79] Sana iyilik olarak ne gelirse Allah’tandır. Kotuluk olarak gelenler de kendi nefsindendir. Biz, seni insanlara elci olarak gonderdik. Sahit olarak Allah yeter

[80] Kim, Peygamber’e itaat ederse, Allah’a itaat etmis olur. Kim de yuz cevirirse biz seni onların basına gozetici olarak gondermedik

[81] (Sana): "Itaat ettik” derler. Yanından ayrılınca da onlardan bir bolumu soylediklerinin tersini yaparak gecelerler. Allah, onların nasıl geceledigini yazıyor. Sen de onlardan yuz cevir ve Allah’a tevekkul et. Vekil olarak Allah yeter

[82] Onlar Kur’an’ı hic dusunmuyorlar mı? Eger O, Allah’tan baska birinden gelmis olsaydı, onun icinde pek cok celiski bulurlardı

[83] Onlara guven veya korku veren bir haber geldiginde onu hemen yayarlar. Oysa, onu Peygamber’e ve muminlerden olan emir sahiplerine goturselerdi onlardan hukum cıkarmaya ehil olanlar onu bilirdi. Allah’ın uzerinizdeki lutfu ve rahmeti olmasaydı, cok azınız haric seytana uymustunuz

[84] Oyleyse, Allah yolunda savas! Sen yalnızca kendinden sorumlusun. Muminleri de savasa tesvik et. Umulur ki Allah kufredenlerin gucunu kırar. Allah, kuvvet yonunden de en guclu, ceza yonunden en siddetli olandır

[85] Kim, guzel bir ise aracılık ederse, onun bu iste (sevapta ) bir nasibi olur, kim de kotu bir ise aracılık ederse, onun da bundan (gunahtan) bir payı olur. Zira Allah, her seye sahittir

[86] Size bir selam verildigi zaman, ondan daha guzeliyle veya aynı selamla karsılık verin. Suphesiz Allah, her seyin uzerinde hesabı gorendir

[87] Allah’tan baska ilah yoktur. Kendisinde hicbir suphe olmayan kıyamet gununde sizleri elbette bir araya getirecektir. Allah’tan daha dogru sozlu kim vardır

[88] Munafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye? Allah, onları yaptıkları islerden dolayı bas asagı ederek eski konumlarına (kufre) dondurmustur. Allah’ın saptırdıgını siz mi dogru yola cıkarmak istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen onun icin asla bir yol bulamazsın

[89] Onlar, kafir oldukları gibi sizin de kufretmenizi ve kendileri ile esit olmanızı istiyorlar. Bu sebeple, onlar, Allah yolunda hicret etmedikce onları veli edinmeyin. Eger yuz cevirirlerse onları tutun ve buldugunuz yerde oldurun. Onlardan bir veli ve yardımcı edinmeyin

[90] Ancak, sizinle aralarında antlasma bulunan bir topluma sıgınanlara yahut sizinle olup kendi toplumlarına karsı savasmak konusunda icleri daralıp, sıkılanlara dokunmayın. Eger Allah, dileseydi onları sizin uzerinize musallat ederdi. Onlar da sizinle savasırlardı. Eger sizden uzak durur, sizinle savasmaz ve barısı size bırakırlarsa, artık Allah, onlara (saldırmak) icin size bir yol vermemistir

[91] Baskalarını da sizden ve kendi topluluklarından guvende olmayı arzu eder gibi bir halde bulabilirsin ama fitneye her sevk edildiklerinde ona (siddetle) atılırlar. Sayet sizden uzak durmaz, barıs istemez ve ellerini de cekmezlerse, onları buldugunuz yerde tutup oldurun. Iste onların aleyhlerine (savasmanız icin) size apacık bir delil verdik

[92] Bir muminin bir mumini hata dısında oldurmesi olmaz. Eger bir kimse bir mumini yanlıslıkla oldururse, onun cezası mumin bir kole azat etmek ve oldurulenin ailesi bagıslamadıkca, ailesine teslim edilen bir diyettir. Eger olen, mumin oldugu halde size dusman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza bir mumin kole azat etmektir. Eger sizinle aranızda anlasma bulunan bir toplumdan ise, oldurulenin ailesine teslim olunan bir diyet ve mumin bir kole azad etmektir. Fakat kim bunu bulamazsa, Allah tarafından tevbesinin kabul edilmesi icin iki ay pes pese oruc tutmaktır. Allah her seyi bilendir, hikmet ve hukum sahibidir

[93] Kim bir mumini kasten oldururse cezası, icinde daimi kalacagı Cehennem'dir. Allah, ona gazap etmis, onu lanetlemis ve onun icin buyuk bir azap hazırlamıstır

[94] Ey iman edenler, Allah yolunda savas icin sefere cıktıgınızda teenni ile (aceleye kapılmadan) dikkatli olun; size selam veren kimseye, dunya hayatını arzulayarak “Sen mumin degilsin!” demeyin. Zira Allah katında pek cok ganimetler vardır. Onceden siz de oyleydiniz de Allah, size iyilikte bulundu. Oyleyse iyice arastırıp anlayın. Allah suphesiz yaptıklarınızdan haberdardır

[95] Muminlerden ozur sahibi olmaksızın geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savasanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savasanları, derece bakımından geri kalanlardan cok ustun kıldı.Bununla beraber Allah, hepsine guzellik (Cennet'i) vaat etmistir. Fakat, Allah savasanlara, geride kalanların ustunde pek buyuk bir mukafat vermistir

[96] Mucahitler icin Allah katından dereceler, magfiret ve rahmet vardır. Allah, bagıslayandır, merhamet edendir

[97] Melekler nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken: Ne haldeydiniz (dininiz icin ne yapıyordunuz)? derler. Onlar da derler ki: Biz yeryuzunde aciz bırakılmıs, zayıf kimseler idik. Melekler: Allah’ın arzı genis degil miydi? Siz de orada hicret etseydiniz ya! derler. Onların yeri Cehennem'dir. O, ne kotu bir donus yeridir

[98] Yalnızca, erkek kadın ve cocuklardan hicret icin yol bulamayan ve savunmasız gucsuz bırakılanlar mustesnadır

[99] Allah’ın onları affetmesi beklenir. Allah, affedendir, bagıslayandır

[100] Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryuzunde bir cok genis yer bulur. Kim, evinden Allah’a ve Rasulune hicret icin ayrılır sonra da kendisine olum yetisirse, onun mukafatı Allah’a aittir. Allah, cok bagıslayıcı ve merhametlidir

[101] Yeryuzunde sefere cıktıgınız zaman, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız namazları kısaltmanızda size bir gunah yoktur. Kafirler, sizin apacık dusmanınızdır

[102] Sen (savas meydanında) onların aralarında olup da namazlarını kıldırdıgın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza gecsinler;kılmayan obur kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve esyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eger yagmur dolayısıyla size bir eziyet/zorluk olursa veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir gunah yoktur. Yine de tedbirli olun. Allah, Kafirlere asagılayıcı bir azap hazırlamıstır

[103] Namazı tamamladıktan sonra, ayakta, otururken ve yatarken de Allah’ı zikredin. Emniyete ve sukuna kavustugunuz zaman namazı dosdogru sekliyle kılın. Kuskusuz namaz, belirli vakitlerde muminler uzerine bir farzdır

[104] (Dusmanınız olan) toplulugu aramada/takip etmekte gevseklik gostermeyin. Siz (yaralanıp) acı duyuyorsanız onlar da sizin hissettiginiz gibi acı duyuyor. Onların umit etmedigi seyi (sevap ve zaferi) siz Allah Teala'dan umit edersiniz. Allah bilendir, Hakim'dir

[105] Suphesiz biz, sana kitabı insanlar arasında Allah’ın sana gosterdigi sekilde hukum veresin diye hak olarak indirdik, hainlerin savunucusu olma

[106] Allah’tan magfiret dile, suphesiz Allah, bagıslayan ve merhamet edendir

[107] Nefislerine (gunah isleyerek) hainlik edenlerden yana olup savunma! Cunku Allah, hainligi adet edineni ve cokca gunah isleyeni sevmez

[108] Insanlardan gizlerler de Allah’tan gizlemezler/utanmazlar. Oysa, Allah’ın razı olmadıgı sozu gece planlarken Allah onlarla beraberdi. Allah, butun yaptıklarını kusatmıstır

[109] Iste siz, dunya hayatında onları savunuyorsunuz. Kıyamet gununde kim onları Allah'a karsı mudafaa eder, kim onlara vekil olur

[110] Kim bir kotuluk isler veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan bagıslanma dilerse, Allah’ı bagıslayıcı ve merhametli olarak bulur

[111] Kim bir gunah islerse, onu ancak kendi aleyhine isler. Allah ise her seyi bilendir, hukum ve hikmet sahibidir

[112] Kim de bir hata veya gunah isler sonra da onu bir sucsuza atarsa, o, iftira ve buyuk bir gunahı yuklenmis olur

[113] Eger Allah’ın lutfu ve rahmeti senin uzerinde olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya calısmıstı. Onlar, kendilerinden baskasını saptıramazlar ve sana hicbir seyle zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmis, onceden bilmediklerini ogretmistir. Allah’ın senin uzerindeki lutuf ve ihsanı cok buyuktur

[114] Onların gizli gizli konusmalarının cogunda hayır yoktur. Sadece sadakayı veya iyiligi ya da insanlar arasını duzeltmeyi emredenlerin ki harictir. Kim bunu Allah’ın rızasını kazanmak icin yaparsa ona buyuk bir mukafat verecegiz

[115] Kim, kendisine dogru yol apacık belli olduktan sonra Peygamber'e muhalefet eder ve muminlerin yolundan baskasına uyarsa; onu girmis oldugu bu yolda bırakır ve Cehennem'e atarız. O, ne kotu bir donus yeridir

[116] Allah, kendisine sirk kosulmasını bagıslamaz, bunun dısındaki (gunahları) diledigi kimse icin bagıslar. Kim Allah’a sirk kosarsa o uzak bir sapıklıga dusmustur

[117] Allah’ı bırakıp yalnızca putlara dua/ibadet ediyorlar. Oysa Onlar azgın seytandan baskasına dua/ibadet etmiyorlar

[118] O seytan ki Allah onu lanetledi. O da soyle dedi: Elbette kullarından belirli bir nasip edinecegim

[119] Ve onları saptıracagım, onları bos kuruntularla aldatacagım, onlara emredecegim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredecegim de Allah’ın yarattıgını degistirecekler. Kim Allah’ı bırakıp da seytanı veli edinirse, apacık bir husrana ugramıstır

[120] Seytan onlara vaat eder, kuruntularla oyalar, onları bos kuruntu ve uzun emellerle oyalar. Seytanın onlara vaat ettigi sadece oyalamadır

[121] Iste onların barınacakları yer Cehennem'dir ve ondan kurtulmak icin hicbir yer bulamayacaklardır

[122] Iman edip salih ameller isleyenlere gelince onları altından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları Cennetlere sokacagız. Allah'ın vaadi haktır. Allah'tan daha dogru sozlu kim vardır

[123] Bu (mukafat) ne sizin kuruntularınızla ve ne de ehli kitabın kuruntuları ile (elde edilir) degildir. Kim bir kotuluk islerse onun cezasını gorur. O, kendisi icin Allah’tan baska bir veli ve yardımcı bulamaz

[124] Mumin olarak kim bir salih amel islerse erkek olsun, kadın olsun iste bunlar Cennet'e girecekler ve bir hurma cekirdeginin uzerindeki oyuk miktarı kadar bile haksızlık gormeyeceklerdir

[125] Din yonunden, iyilik isleyen kimse olarak yuzunu Allah'a teslim edip, hanif olan Ibrahim'in dinine tabi olandan daha guzel kim olabilir? Allah, Ibrahim’i dost/halil edinmistir

[126] Goklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah, her seyi kusatmıstır

[127] Senden, kadınlarla ilgili acıklama yapmanı istiyorlar. De ki: "Allah, onlarla ilgili (hukumleri) ve kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras ve mehri) vermediginiz ve evlenmek istediginiz yetim kızlara, zavallı cocuklara ve yetimlere adil davranmanıza dair, size okunmakta olan ayetler de bunu acıklıyor. Ne hayır yaparsanız, suphesiz Allah onu bilir. Iyilik olarak yaptıgınız her seyi Allah hakkıyla bilir

[128] Eger bir kadın, kocasının gecimsizliginden veya yuz cevirmesinden korkuyorsa, bir anlasma ile aralarını duzeltmelerinde bir gunah yoktur. Anlasma daha iyidir. Nefisler kıskanclıga meyyaldir. Eger iyilik eder ve gecimsizlikten sakınırsanız, suphesiz Allah, yaptıgınız her seyden haberdardır

[129] Ne kadar isteseniz de kadınlarınız arasında (sevgide) esit davranamazsınız. O halde busbutun birine meyledip de digerlerini askıda (kocasızmıs gibi) gibi bırakmayın. Eger (amellerinizi) duzeltir ve (haksızlıktan) sakınırsanız bilin ki Allah, affedici ve merhametlidir

[130] Eger (esler) birbirinden ayrılırsa Allah, lutfuyla her birini zenginlestirir, Allah’ın ihsanı genistir, Hakim'dir

[131] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Sizden once kendilerine kitap verilenlere de size de Allah’tan sakınmanızı tavsiye ettik. Eger kufrederseniz bilin ki goklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah hicbir seye muhtac degildir. Hamde layık olandır

[132] Goklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Vekil olarak da Allah yeter

[133] Ey insanlar, eger dilerse sizi yok eder ve (yerinize) baskalarını getirir. Allah’ın buna elbette gucu yeter

[134] Kim dunya mukafatını isterse bilsin ki dunyanın da, ahiretin de mukafatı Allah katındadır. Allah, isiten ve gorendir

[135] Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah icin sahit olarak adaleti ayakta tutanlardan olunuz. Zengin olsun fakir olsun dogru sahitlik edin. Allah her ikisine de sizden daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak, adaletten ayrılmayın. Eger (sahitlik konusunda) dilinizi egip bukerseniz ve (yerine getirmekten) yuz cevirirseniz, suphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

[136] Ey iman edenler, Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdigi kitaba ve daha once indirdigi kitaba iman ediniz. Kim, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gunune kufrederse, muhakkak uzak bir sapıklıga dusmustur

[137] Iman edip ardından kafir olanlar sonra tekrar iman edip, daha sonra da kafir olup, kufurlerini artıranları Allah bagıslamayacaktır ve onlara bir yol da gostermeyecektir

[138] Munafıklara, kendileri icin acıklı bir azap oldugunu mujdele

[139] Onlar, muminleri bırakıp kafirleri dost/veli edinirler. Kafirlerin yanında guc/zafer mi arıyorlar? Izzet butunuyle Allah’a aittir

[140] Allah, kitapta sunu da indirmistir: Allah’ın ayetlerinin kufredildigi ve ayetlerle alay edildigini isittiginiz zaman bir baska konuya gecene kadar onlarla oturmayın. (Eger oturursanız) siz de onlar gibi olursunuz. Allah, butun munafıkları ve kafirleri Cehennem'de toplayacaktır

[141] Sizi gozetleyen (munafık) kimseler, eger size Allah’tan bir zafer gelirse: "Sizinle beraber degil miydik?" derler. Eger kafirlere (savasta) bir hisse duserse: “Size (yardım ederek) ustunluk saglayıp sizi muminlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet gunu aranızda hukum verecektir. Allah, kafirlere muminlerin aleyhine bir yol vermeyecektir

[142] Munafıklar, Allah’ı aldatmaya kalkısırlar, Allah ise onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman, istemeye istemeye/tembelce kalkarlar. Insanlara gosteris yaparlar, Allah’ı pek az zikrederler

[143] (Iman ile kufur) arasında teredduttedirler, ne muminlere ne de kafirlere (baglıdırlar.) Allah, kimi saptırırsa ona asla (hidayetin) bir yolunu bulamazsın

[144] Ey iman edenler! Muminleri bırakıp kafirleri veli edinmeyin. (Boyle yaparak) Kendi aleyhinize Allah’a apacık bir delil mi vermek istiyorsunuz

[145] Munafıklar Cehennem'in en asagı tabakasındadırlar. Asla onlara (azabını kaldırmak icin) bir yardımcı bulamazsın

[146] Ancak, tevbe edenler, (hallerini) duzeltip, Allah’a baglananlar ve dinlerini Allah'a halis kılanlar iste onlar muminlerle beraberdir. Allah, muminlere buyuk bir mukafat verecektir

[147] Eger siz, sukreder ve iman ederseniz; Allah size niye ceza versin? Allah sukredendir, her seyi bilendir

[148] Allah zulme ugrayan kimseden baskasının, kotu sozu acıklamasını sevmez. Allah isitendir, bilendir

[149] Bir iyiligi acıklasanız veya gizleseniz ya da bir kotulugu affederseniz, suphesiz Allah affedendir, her seye kadirdir

[150] Allah’a ve rasullerine kufreden, Allah ile rasullerinin arasını ayırmak isteyen; "Bir kısmına inanır; bir kısmını inkar ederiz” diyerek (iman ile kufur) arasında bir yol tutmak isteyenler

[151] Iste onlar, gercekten kafirdirler. Bu kafirler icin rezil edici bir azap hazırladık

[152] Allah’a ve rasullerine iman edip, rasullerinden hicbirinin arasında ayırım yapmayanlara ise, onlara mukafatları verilecektir. Allah, bagıslayan, merhamet edendir

[153] Kitap ehli senin kendilerine gokten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa’dan bundan daha buyugunu istemislerdi: Bize Allah’ı apacık goster, demislerdi. Zulumleri yuzunden onları yıldırım carpmıstı. kendilerine belgeler geldikten sonra da buzagıyı ilah edinmislerdi. Ardından onları bagısladık ve Musa'ya apacık delil verdik

[154] Soz vermeleri icin dagı onların tepesine kaldırdık. Onlara: Kapıdan secde ederek girin dedik. Onlara, cumartesi gunu yasagını cignemeyin! diyerek onlardan kesin bir soz aldık

[155] Verdikleri sozu bozmaları, Allah’ın ayetlerine kufretmeleri ve peygamberleri haksız yere oldurmeleri ve kalplerimiz perdelidir, demeleri sebebiyle, Allah, kufurlerine karsılık onların kalplerini muhurledi. Onun icin bunların pek azı iman eder

[156] Bu, kufurleri ve Meryem’e buyuk bir iftirada bulunmaları sebebiyledir

[157] Allah’ın Rasulu Meryem oglu Isa Mesih’i biz oldurduk, demeleri sebebiyledir. Oysa onu oldurmediler, asmadılar da. Ancak ona benzeyen biri kendilerine gosterildi. Onun hakkında ihtilaf edenler, bu konuda suphe icindedirler. Onların zanna uymaktan baska bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle onu oldurmediler

[158] Aksine Allah, onu kendi katına yukseltti. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir

[159] Kitap ehlinden, O olmeden once ona kesin olarak iman edecekler. Kıyamet gununde de o, onlara sahit olacak

[160] Yahudilerin zulumleri ve cokca Allah’ın yolundan alıkoymaları sebebiyle, kendilerine helal kılınmıs olan temiz seyleri onlara haram ettik

[161] Kendilerine yasaklanmıs olmasına ragmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yolla yemeleri dolayısıyla, kafir olanlar icin acı veren bir azap hazırladık

[162] Fakat onlardan ilimde derinlesip sana indirilene, senden once indirilenlere iman eden, namazı dosdogru kılan, zekat veren muminlere, Allah’a ve ahiret gunune iman etmis olanlara iste onlara cok buyuk bir mukafat verecegiz

[163] Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Ibrahim’e, Ismail’e, Ishak’a, Yakub’a, torunlarına, Isa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Suleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik

[164] Daha once sana anlattıgımız peygamberlere ve anlatmadıgımız peygamberlere de (vahyettik). Ve Allah Musa ile gercekten konustu

[165] Mujdeleyiciler ve uyarıcılar olarak rasuller gonderdik ki, rasullerden sonra insanların Allah’a karsı bir bahaneleri olmasın. Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[166] Lakin, Allah sana indirdigine sahidlik eder ki, onu kendi ilmi ile indirmistir. Melekler de sahitlik ederler. Sahit olarak Allah yeter

[167] Kufredenler ve Allah’ın yolundan saptıranlar, derin bir sapıklıga dusmuslerdir

[168] Kufredenleri ve zulmedenleri Allah bagıslamamıstır. Onlara hicbir yol gostermez

[169] Icinde ebedi kalacakları Cehennem yolundan baska. Bu da Allah’a cok kolaydır

[170] Ey insanlar! Suphesiz Rasul size Rabbinizden hak olan sey ile geldi. Oyleyse iman etmeniz sizin icin hayırlıdır. Eger kufrederseniz, goklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah Alim'dir, Hakim'dir

[171] Ey kitap ehli, dininizde taskınlık etmeyin. Allah hakkında dogru olandan baska bir sey soylemeyin. Meryem oglu Isa Mesih sadece Allah’ın Rasulu ve Meryem'e ulastırdıgı bir kelimesi ve O'ndan (gelen) bir ruhtur. Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “uctur” demeyin. Kendi iyiliginiz icin bundan vazgecin. Allah sadece tek bir ilahtır, bir cocugu olmaktan uzaktır. Goklerdeki ve yerdekiler O'nundur. Vekil olarak Allah yeter

[172] Mesih, Allah’a kul olmaktan asla buyuklenip, cekinmemistir. Yakın melekler de (kulluktan cekinmezler). Kim Allah’a kulluktan cekinir ve buyukluk taslarsa; Allah, herkesi huzurunda toplayacak

[173] Iman edip salih ameller isleyenlere mukafatlarını verecek ve onlara nimetini daha da artıracak, Cekinenleri ve buyukluk taslayanları da acı bir azap ile cezalandıracaktır. Kendilerine Allah’tan baska bir veli ve yardımcı da bulamayacaklardır

[174] Ey Insanlar, size Rabbinizden acık bir belge gelmistir. Size apacık bir aydınlatıcı (Kur’an) indirdik

[175] Allah, kendisine iman edip, Kur’an’a sarılanları rahmetine ve bol nimetlerine girdirecek ve onları kendisine (goturen) dosdogru bir yola iletecektir

[176] Senden fetva isterler. De ki: "Allah size kelale/babasız ve cocuksuz miras bırakan kimse hakkında hukmu acıklıyor. Eger cocugu olmayıp bir kız kardesi bulunan kimse olurse, bıraktıgının yarısı kız kardesinindir. Eger kız kardes olur de cocugu da bulunmazsa, erkek kardes malının tumune varis olur. Eger iki kız kardesi varsa bu ikisine (erkek kardesin bıraktıgı) mirasın ucte ikisi duser. Eger mirascılar erkek ve kadın kardesler ise, erkege iki kadının hissesi kadar duser. Sapmayasınız diye Allah size (hukmunu) acıklıyor. Allah her seyi bilendir

Mâide

Surah 5

[1] Ey iman edenler! Sozlesmelerinizi yerine getirin. Haram kılındıgı size bildirilenler dısında, davarların (eti) size helal kılınmıstır. (Hac ya da umre icin) ihram halinde iken de avlanmak helal degildir. Allah diledigi hukmu verir

[2] Ey iman edenler! Allah’ın nisanelerine, haram aya, (Kabe'ye hediye edilen) kurbana (yine hediyelik olduguna isaret) gerdanlık takılan hayvanlara, Rablerinin lutfunu arayarak Beyt-i Haram'a yonelmis kimselere saygısızlık edip (sınırlara) tecavuz etmeyin. Ihramdan cıktıgınız zaman avlanın. Sizi Mescidi Haram’a girmenizi engelledigi icin bir topluma olan kininiz, asırı gitmenize sebep olmasın. Iyilik ve takva hususunda birbirinize yardımcı olun. Gunah ve dusmanlık hususunda birbirinize yardım etmeyin. Allah’tan sakının/takvalı olun. Allah’ın cezalandırması siddetlidir

[3] Les, kan, domuz eti, Allah’tan baskası adına kesilenler, bogulmus, bir sey vurularak oldurulmus, dusup olmus, susulmus, yırtıcı hayvanlar tarafından yenilmis olanlar (olmeden once yetisip) kestikleriniz dısındakiler ve (ibadet olunan putlar) dikili taslar adına kesilen hayvanlar ve (karar vermek icin) kaseler (icine yap-yapma-bos yazıp bu sekilde karar vermeniz) ile kura cekmeniz size haram kılınmıstır. Iste bunları yapmak (Allah'a itaatten) cıkmaktır. Bugun kafirler, sizin dininizden (doneceginiz hakkında) umitlerini kesmislerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugun sizin dininizi kemale erdirdim, uzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin icin din olarak Islam’dan razı oldum. Kim, aclık dolayısıyla zorda kalırsa, gunaha yonelme kasdı olmadan (bu yasaklanan hayvanlardan yiyebilir.) Allah, cokca bagıslayandır, cok merhametlidir

[4] Sana, kendilerine neyin helal kılındıgını soruyorlar. De ki: Temiz olanlar size helal kılınmıstır. Allah'ın size ogrettiginden ogrenip, egittiginiz avcı hayvanların sizin icin tuttuklarını yiyin. (Onu av icin salarken) uzerine Allah’ın adını anın (besmele cekin). Allah’tan sakının/takvalı olun. Dogrusu Allah hesabı cabucak goruverir

[5] Bugun, size temiz olanlar helal kılınmıstır. Kitap verilenlerin yemegi (kestikleri) size helal, sizin (kestikleriniz de) yemeginiz de onlara helaldir. Mumin, hur ve iffetli kadınlar ve sizden once kendilerine kitap verilenlerden (Yahudi ve Hristiyan) hur ve iffetli kadınlar, mehirlerini verdiginiz takdirde iffetli olarak, fuhsa sapmadan ve gizli dost edinmeyip, fuhus yapmaksızın (onlarla evlenmeniz) size helaldir. Kim, imana kufreder ise amelleri bosa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir

[6] Ey Iman edenler! Namaza kalktıgınız zaman, yuzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, basınızı mesh edip topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eger cunup iseniz (gusul alarak) temizlenin, hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz tuvaletten gelmisseniz, yahut kadınlarınızla munasebette bulunmus da su bulamamıssanız temiz bir toprakla teyemmum edin, yuzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk cıkarmak istemez. Allah sizi arındırmak ve uzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki sukredersiniz

[7] Allah’ın size olan nimetini ve “Isittik, itaat ettik” dediginizde sizden aldıgı saglam sozunuzu dusunun, Allah’tan sakının/takvalı olun. Allah, kalplerde olanı cok iyi bilir

[8] Ey Iman edenler! Allah icin adaleti ayakta tutan sahitler olun. Bir topluma olan ofkeniz sizi adaletsizlige suruklemesin, adil olun, bu takvaya daha uygundur. Allah’tan sakının/takvalı olun. Suphesiz Allah yaptıklarınızın tumunden haberdardır

[9] Allah, iman edip salih amel isleyenlere magfiret ve buyuk bir mukafat oldugunu vaat etmistir

[10] Kufredenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar yakıcı atesin ehlidir

[11] Ey iman edenler! Allah’ın uzerinizdeki nimetini dusunun, hani bir topluluk size (saldırmak icin) elini uzatmıstı da Allah onların ellerini sizden cekmisti. Allah’tan sakının/takvalı olun. Muminler ancak Allah’a tevekkul etsinler

[12] Allah Israilogulları'ndan saglam bir soz almıstı. Onlardan on iki temsilci sectik. Allah: Ben sizinleyim, dedi. Namaz kılarsanız, zekat verirseniz, Rasullerime iman eder ve onlara yardım ederseniz, Allah’a guzel bir guzel bir borc verirseniz, elbette sizin kotuluklerinizi orterim. Sizi altından nehirler akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim kufrederse, dogru yoldan sapmıs olur

[13] Sozlerini bozdukları icin onları lanetledik, kalplerini katılastırdık. Kelimelerin kullanıldıkları anlamlarını tahrif ediyorlar, kendilerine hatırlatılandan bir pay cıkarmayı unuttular. Iclerinden cok azı dısında onların daima hainliklerini gorursun. Yine de sen onları affet ve aldırıs etme. Allah, iyilik yapanları sever

[14] Biz Hıristiyan'ız, diyenlerden de saglam soz almıstık. Onlar da kendilerine hatırlatılandan bir pay almayı unuttular. Bu yuzden aralarına kıyamete kadar surecek dusmanlık ve kin saldık. Allah, onların yapmakta olduklarını (hesap gunu) kendilerine haber verecektir

[15] Ey kitap ehli! Rasulumuz size geldi, kitaptan gizlediginiz seylerin bircogunu size acıkca anlatıyor ve bir cogunu da (hikmet geregi) bırakıp, geciyor. Dogrusu size Allah’tan bir aydınlatıcı ve apacık/acıklayıcı bir kitap gelmistir

[16] Allah, rızasına uyanları onunla selamet yollarına eristirir ve onları, izni ile karanlıklardan aydınlıga cıkarır. Onları dosdogru yola iletir

[17] Allah, Meryem oglu Mesih’tir, diyenler kafir olmustur. De ki: Allah, Meryem oglu Mesih’i, anasını ve yeryuzunde olanların hepsini yok etmeyi dilese; Allah’a karsı kim buna engel olabilir. Goklerin, yerin ve arasındakilerin mulku Allah’ındır. O, diledigini yaratır. Allah’ın her seye gucu yeter

[18] Yahudi ve Hıristiyanlar: Biz, Allah’ın ogulları ve sevdikleri kimseleriz dediler. De ki: Oyleyse, gunahlarınız sebebiyle Allah, size niye azap ediyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir besersiniz! Allah diledigini bagıslar, diledigine azap eder. Goklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin mulku Allah’ındır. Ve ancak donus de O’nadır

[19] Ey Kitap ehli! Peygamberlerin gelmedigi donemde “Bize, mujdeci ve uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye, size gercekleri acıkca anlatan Peygamberimiz geldi. O, mujdeci ve uyarıcı olarak gelmistir. Allah’ın her seye gucu yeter

[20] Musa kavmine: Ey kavmim, Allah’ın size olan nimetlerini hatırlayın, icinizden peygamberler cıkarmıs ve sizi hukumdarlar yapmıstır. Alemde kimseye vermedigini size vermistir

[21] Ey kavmim, Allah’ın yazdıgı kutsal yere girin. Ardınıza donmeyin yoksa husrana ugrayanlar olursunuz, demisti

[22] Ey Musa, orada zorba bir kavim var, onlar oradan cıkmadıkca biz oraya girmeyecegiz. Eger cıkarlarsa, biz de gireriz, diye karsılık vermislerdi

[23] (Allah'tan) Korkanlar arasında bulunan Allah’ın kendilerine nimete verdigi iki adam: uzerlerine (sehrin) kapısından girin, oradan girerseniz, muhakkak galip gelirsiniz. Eger, mumin kimseler iseniz ancak Allah’a tevekkul edin, demislerdi

[24] Ey Musa, onlar orada oldukca biz asla oraya girmeyecegiz. Sen ve Rabbin gidin savasın. Biz burada oturacagız, demislerdi

[25] Musa: Rabbim, ben, kendimden ve kardesimden baskasına guc yetiremiyorum. Artık bizimle bu fasık toplumun arasını ayır, dedi

[26] Allah da: Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Yeryuzunde saskın saskın dolasacaklar. Sen, fasık toplum icin uzulme! dedi

[27] Onlara Adem’in iki oglunun haberini anlat, ikisi de birer kurban sunmuslar, birinin ki kabul edilmis; digerinin ki edilmemisti. (Kurbanı kabul edilmeyen): Kesinlikle seni oldurecegim! dedi. Digeri: Allah, ancak muttakilerden kabul eder

[28] Beni oldurmek icin elini bana uzatırsan, ben seni oldurmek icin elimi sana uzatmam. Cunku ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım

[29] Ben, hem benim hem de kendi gunahını yuklenerek cehennemliklerden olmanı isterim, zulmedenlerin cezası iste budur, dedi

[30] Nefsi ona kardesini oldurmeyi guzel gosterdi. Ve onu oldurerek husrana ugrayanlardan oldu

[31] Allah, kardesinin cesedini nasıl gomecegini gostermek icin ona yeri eseleyen bir karga gonderdi. Yazıklar olsun bana! Su karga kadar olup da kardesimin cesedini ortmekten aciz miyim ben?” dedi ve pisman olanlardan oldu

[32] Iste bunun icin Israilogulları'na soyle yazdık: Kim, bir nefse (haksız yere) kıyarsa veya yeryuzunde bozgunculuk cıkartmaya karsılık olmaksızın oldururse, butun insanları oldurmus gibi olur. Her kim de birini (oldurmez) yasatırsa, sanki butun insanları yasatmıstır gibi olur. Peygamberlerimiz onlara acık delillerle gelmisti ama bundan sonra onların cogu yeryuzunde asırı gittiler

[33] Allah ve Peygamberleriyle savasanların ve yeryuzunde bozgunculuga gayret edenlerin cezası; oldurulmek, asılmak, caprazlama el ve ayaklarının kesilmesi ya da yerlerinden surgun edilmektir. Bu, onlara dunyada bir rezilliktir. Onlara ahirette daha buyuk bir azap vardır

[34] Ancak onları yakalamadan once tevbe edenler bunun dısındadır. Biliniz ki Allah, cokca bagıslayan ve merhamet edendir

[35] Ey Iman edenler! Allah’tan sakının/takvalı olun, O’na bir (ibadetlerle) vesile arayın ve yolunda cihat edin ki kurtulusa eresiniz

[36] Dogrusu, yeryuzunde olanların hepsi ve bir misli daha kafirlerin olsa da kıyamet gununun azabından kurtulmak icin fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır

[37] Atesten cıkmak isterler, ama ondan cıkabilecek degillerdir. Onlara surekli, daima bir azap vardır

[38] Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarına karsılık Allah tarafından bir ceza olarak ellerini (bileklerden) kesin. Allah cok gucludur, Hakim'dir

[39] Kim de zulum isledikten sonra tevbe eder ve halini duzeltirse, Allah tevbesini kabul eder. Suphesiz Allah, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[40] Goklerin ve yerin mulku yalnızca Allah’ın oldugunu bilmiyor musun? Allah, diledigine azab eder, diledigini ise bagıslar. Allah’ın her seye gucu yeter

[41] Ey Peygamber! Kalpleri inanmamısken, agızlarıyla “Iman ettik” diyerek kufurde yarısanlar, seni uzmesin. Yahudilerden yalana kulak verenler ve sana gelmeyen baska bir topluluk hesabına seni dinleyenler kelimeleri (konuldukları) yerlerinden/anlamlarından tahrif ederler. Size su hukum verilirse alın, o verilmezse kacının, derler. Allah’ın fitneye dusmesini diledigi kimse icin Allah’a karsı senin elinden bir sey gelmez. Iste onlar, Allah’ın kalplerini arındırmak istemedigi kimselerdir. Onlara dunyada rezillik, ahirette de onlara buyuk bir azap vardır

[42] Onlar (Yahudiler), yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eger sana gelirlerse aralarında hukum ver veya onlardan yuz cevir. Onlardan yuz cevirirsen, sana hicbir zarar veremezler, eger hukum verirsen aralarında adaletle hukmet. Allah adil olanları sever

[43] Allah’ın hukmunun yer aldıgı Tevrat yanlarında iken nasıl gelip senin hukum vermeni istiyorlar. Sonra da bundan yuz ceviriyorlar? Iste bunlar mumin degillerdir

[44] Suphesiz Tevrat’ı biz indirdik. Icinde bir hidayet, bir nur vardır. Allah’a teslim olmus Peygamberler, ruhbanlar ve rabbani alimler Yahudiler arasında hukum verirler. Onlar, Allah'ın Kitab'ının korunması kendilerine bırakılmıs ve buna sahit tutulmuslardır. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karsılıgında satmayın. Allah’ın indirdikleriyle hukmetmeyenler, iste onlar kafirlerdir

[45] Kitapta onlara cana can, goze goz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis ve yaralara karsılık kısas yazdık. Kim hakkından vazgecerse bu onun gunahlarına kefaret olur. Allah’ın indirdikleriyle hukmetmeyenler, iste onlar zalimlerdir

[46] Onların ardından Meryem oglu Isa’yı kendinden once gelen Tevrat’ı dogrulayıcı olarak gonderdik. Ona icinde hidayet ve nur olan, kendinden onceki Tevrat’ı tasdik eden ve muttakiler icin yol gosterici ve bir ogut olan Incil’i verdik

[47] Incil ehli, Allah’ın onda indirdikleri ile hukmetsinler, Allah’ın indirdikleriyle hukmetmeyenler, iste onlar fasıklardır

[48] Kur’an’ı sana, once gelen kitapları dogrulayıcı ve onların uzerine sahit olarak hak ile indirdik. Allah’ın indirdikleri ile aralarında hukmet, sana gelen haktan sonra onların arzularına uyma, sizin her biriniz icin bir seriat ve yol belirledik. Eger Allah dileseydi sizi tek bir ummet yapardı. Fakat, size verdikleriyle sizi imtihan etmektedir. Hayırlarda yarısın. Hepinizin donusu Allah’adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiginiz seyleri acıklayacaktır

[49] Su halde, Allah’ın indirdigi (kitap) ile aralarında hukmet, onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdigi Kur’an’ın bir kısmından seni vazgecirmelerinden sakın. Eger yuz cevirirlerse bil ki, Allah bir kısım gunahları yuzunden onları cezalandırmak istiyor. Insanların cogu gercekten fasıktır

[50] Onlar, cahiliye hukmunu mu arzuluyorlar? Iyice bilen bir toplum icin Allah’tan daha iyi hukum veren kim vardır

[51] Ey Iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları veli/dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları veli edinirse, o da onlardandır. Allah, zalim topluma hidayet vermez

[52] Kalplerinde hastalık olanların: "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlara kosustuklarını gorursun. Umulur ki Allah bir fetih verir veya katından bir emir getirir de iclerinde gizlediklerine pisman olurlar

[53] Muminler: "Sizinle beraber olduklarına var gucleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mıdır?" derler. Onların amelleri bosa gitmis ve husrana ugrayanlardan olmuslardır

[54] Ey iman edenler! Sizden kim dininden donerse (bilsin ki ), Allah (onların yerine) sevdigi bir toplum getirir. Onlar da Allah’ı severler. Muminlere karsı alcak gonullu, kafirlere karsı guclu, Allah yolunda cihat eder ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar. Iste bu, Allah’ın lutfudur. Onu diledigine verir. Allah (lutfu) genistir, her seyi bilendir

[55] Sizin veliniz/yardımcınız ancak Allah, O’nun Peygamberi, namaz kılan, boyun egerek zekat veren muminlerdir

[56] Kim, Allah’ı, Peygamberini ve iman edenleri veli edinirse (bilsin ki) elbette Allah’ın hizbi galip gelecektir

[57] Ey iman edenler! Kendilerine sizden once kitap verilenlerden dininizi alay ve eglenceye alanları ve kafirleri veli edinmeyin. Muminseniz ancak Allah'tan sakının/takvalı olun

[58] Namaza cagırdıgınızda, onu alaya ve eglenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir toplum olmasındandır

[59] De ki: Ey kitap ehli! Allah’a, bize indirilene ve daha once indirilene iman etmemizden ve cogunuzun fasıklar olduguna inanmamızdan dolayı mı bizden hoslanmıyorsunuz

[60] De ki: Allah katında bundan daha kotu bir karsılıgın bulundugunu size haber vereyim mi? Allah kime lanet eder ve ona gazap ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve taguta ibadet edenler kılarsa, iste onlar yeri en kotu ve dogru yoldan en sapık olanlardır

[61] Size geldiklerinde: Iman ettik, derler, oysa yanınıza kafir olarak girmis ve yine kafir olarak cıkmıslardır. Gizlemekte olduklarını Allah cok iyi bilir

[62] Onların cogunu gunah islemede, dusmanlık etmede ve haram yemede yarısırken gorursun, yaptıkları ne kotudur

[63] Rabbani alimler ve ruhbanların onlara gunah soz soylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kotudur

[64] Yahudiler: Allah’ın eli sıkıdır, dediler. Soylediklerinden oturu elleri baglanası ve lanet olasılar! Oysa Allah’ın her iki eli de acıktır, nasıl dilerse verir. Elbette Rabbinden sana indirilenler, onların cogunun azgınlıgını ve kufrunu artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar (surecek) dusmanlık ve kin saldık. Savas atesini ne zaman korukleseler Allah onu sondurur. Yeryuzunde bozgunculuga kosarlar. Allah bozguncuları sevmez

[65] Kitap ehli; iman edip, Allah’tan sakınsalardı/ takvalı olsalardı, onların kotuluklerini orter ve onları Naim Cennetlerine sokardık

[66] Eger onlar, Tevrat’ı, Incil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’an’ı geregince uygulasalardı uzerlerindeki ve altlarındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Iclerinden orta yolu tutan bir ummet vardır, fakat onların cogunun yaptıkları ise ne kotudur

[67] Ey Rasul! Rabbinden sana indirileni teblig et! Eger bunu yapmazsan, Allah'ın dinini teblig etmemis olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, kafir topluma hidayet etmez

[68] De ki: Ey kitap ehli, Tevrat’ı, Incil’i ve Rabbinizden size indirileni geregince uygulamadıkca hicbir sey/din uzerine olamazsınız. Andolsun ki Rabbinden sana indirilen (Kur’an) onlardan cogunun azgınlık ve kufrunu arttırır. O halde kafirler toplumu icin uzulme

[69] Iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan kimler Allah’a, ahiret gunune inanır ve salim amel yaparsa onlara korku yoktur ve uzulmeyeceklerdir

[70] Israilogulları'ndan saglam soz almıs ve onlara rasuller gondermistik. Onlara, nefislerinin hoslanmadıgı bir seyle bir elci geldiginde onların bir kısmını yalanlar ve bir kısmını da oldururlerdi

[71] Bir fitnenin/azabın olmayacagını zannederek korlestiler, sagırlastılar. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Ardından yine onların cogu korlesip, sagır oldular. Allah, yaptıklarını cok iyi gormektedir

[72] Suphesiz, “Allah, Meryem oglu Mesih’tir” diyenler kafir olmustur. Mesih soyle demistir: Ey Israilogulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Kim Allah’a sirk kosarsa, Allah ona Cennet'i haram kılar, onun yeri Cehennem olur. Zalimler icin hicbir yardımcı yoktur

[73] Suphesiz, Allah, ucun ucuncusudur, diyenler kafir olmustur. Halbuki (ibadete layık) tek (hak) olan ilahtan baska bir (hak) ilah yoktur. Soylediklerinden vazgecmezlerse elbette kufredenlere acıklı bir azap dokunacaktır

[74] Hala Allah'a tovbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[75] Meryem oglu Mesih, ancak bir rasuldur. Ondan once de rasuller gecmistir. Onun annesi de dosdogru/cok sadık idi. Ikisi de yemek yerdi. Onlara ayetleri nasıl acıkladıgımıza bir bak, sonra da onların (haktan) nasıl cevrildiklerine bak

[76] De ki: Siz Allah ile birlikte size zarar da fayda da saglamayan (ilahlara mı) ibadet ediyorsunuz? Oysa Allah, her seyi isitendir, her seyi bilendir

[77] De ki: Ey kitap ehli, dininizde haksız olarak asırı gitmeyin. Kendileri onceden sapmıs, coklarını da saptırmıs ve dogru yoldan ayrılmıs olan bir toplulugun arzularına uymayın

[78] Israilogulları'ndan kafir olanlar, Davud’un ve Meryem oglu Isa’nın dili ile lanetlenmistir. Bu lanet, isyan etmeleri ve haddi asmalarındandı

[79] Birbirlerinin yaptıkları kotuluklere mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kotu idi

[80] Cogunun, kufredenleri veli edindiklerini gorursun. Nefislerinin yaptıgı (ameller) ne kotudur. Allah, onlara gazap etmistir ve onlar azapta ebedidirler

[81] Eger Allah’a, Peygamber'e ve ona indirilenlere iman etmis olsalardı, kufredenleri veli edinmezlerdi. Fakat onların cogu fasıktır

[82] Iman edenlere dusmanlıkta insanların en siddetlisi olarak Yahudileri ve sirk kosanları bulursun. Iman edenlere sevgice en yakın olarak da: Biz Hıristiyanız, diyenleri bulursun. Bu, onların icinde buyukluk taslamayan alimler ve rahiplerin bulunması sebebiyledir

[83] Rasul’e indirileni isittikleri zaman, onun hak oldugunu anladıklarından oturu gozlerinin yasla doldugunu gorursun, Rabbimiz! Iman ettik, bizi de sahitlerle beraber yaz, derler

[84] Rabbimizin bizi salih kimselerle birlikte (cennete) sokmasını umarken ne diye Allah’a ve bize gelen gerceklere iman etmeyelim ki

[85] Bu sozlerine karsılık olarak Allah, onlara icinde ırmaklar akan, orada ebedi kalacakları cennetler vermistir. Iste bu iyi kimselerin mukafatıdır

[86] Kafir olanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise iste onlar da cehennem halkıdır

[87] Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldıgı temiz seyleri haram kılmayın ve sınırı da asmayın. Allah, sınırı asanları sevmez

[88] Allah’ın size verdigi helal ve temiz rızıktan yiyin ve kendisine iman ettiginiz Allah’tan sakının/takvalı olun

[89] Allah, sizi kasıtsız olarak yaptıgınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz. Bilip, kasıtlı olarak yaptıgınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun (bozma) kefareti, kendi ailenize yedirdiginizin orta hallisinden on yoksulu doyurmaktır veya giydirmek ya da bir koleyi azad etmektir. Kim bunları bulamazsa uc gun oruc tutması gerekir. Bu, bozdugunuz yeminlerin kefaretidir. Yeminlerinizi tutun. Sukredesiniz diye Allah, ayetlerini iste boyle acıklıyor

[90] Ey iman edenler! Icki, kumar, dikili taslar (putlar) ve (karar vermek icin) kaseler (icine yap-yapma- bos yazıp bu sekilde karar vermeniz) ile cekilen kuralar sadece seytanın isinden bir pisliktir, felaha erebilmeniz icin onlardan uzak durun

[91] Seytan, icki ve kumar (sans oyunları) ile sadece aranızda dusmanlık ve nefreti korukleyip Allah’ın zikrinden ve namazdan alıkoymak istiyor

[92] Artık (bu kotu alıskanlıklara) son verdiniz degil mi? Allah’a itaat edin, Rasul'e itaat edin ve (itaatsizlikten) sakının. Eger, yuz cevirirseniz biliniz ki Rasulumuze dusen sadece bildirip teblig etmektir

[93] Iman edip, salih amel isleyenler; sakınıp/takvalı olup, iman eder ve salih ameller yaparsa (haram olmadan) once yediklerinden oturu onlara bir gunah yoktur. Sonra iman etmeye, takvalı olup, iyiliklerde bulunmaya devam ederlerse, iste Allah boyle iyilik yapanları sever

[94] Ey Iman edenler! Gormedigi halde, Allah’tan korkan kimseyi ortaya cıkarmak icin Allah sizi, ellerinizin ve oklarınızın ulastıgı bir kısım avlar ile imtihan edecektir. Bu (uyarıdan) sonra kim sınırı asarsa, onun icin acıklı bir azap vardır

[95] Ey Iman edenler! Ihramlı iken av hayvanını oldurmeyin. Sizden kim bilerek onu oldururse, cezası, icinizden adalet sahibi iki kimsenin hukmuyle, Kabe’ye ulastırılacak kurban olarak (koyun, keci, inek ve deve gibi) (avladıgının) benzeri bir hayvandır. Ya da yoksulları doyurma kefaretidir veya buna denk gelecek kadar oruc tutmasıdır. Boylelikle, islediginin vebalini tatmıs olur. Allah, gecmiste olanı affetmistir. Fakat kim bir daha (tekrardan) bunu yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah guc sahibidir, intikam sahibidir

[96] Sizin icin ve yolculuk yapanlar icin bir gecimlik olarak, size deniz avı ve yiyecegi (olusu) helal kılınmıstır. Ihramlı oldugunuz muddetce de kara avı haram kılınmıstır. Huzuruna varıp toplanacagınız Allah'tan sakının/takvalı olun

[97] Allah, Kabeyi; Beyti Haram’ı insanlar icin (din ve dunyalarını) yasama yeri kıldı. Haram ayı, hedy kurbanı ve boynuna gerdan konulan kurban hayvanları da (insanların faydası icindir). Bunlar, goklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildigini ve Allah’ın her seyi hakkıyla bilmekte oldugunu bilmeniz icindir

[98] Biliniz ki Allah, cezası siddetli olandır; Allah, cokca bagıslayıp, cokca merhamet edendir

[99] Rasulun gorevi ancak tebligdir. Acıkladıgınızı da gizlediginizi de Allah bilir

[100] De ki: (Ey Insan) Kotu seylerin coklugu hosuna gitse bile. Pis ile temiz bir degildir. Ey akıl sahipleri kurtulusa erebilmeniz icin Allah’tan sakının/takvalı olun

[101] Ey Iman edenler! Acıklandıgı zaman hosunuza gitmeyecek seyleri sormayın. Eger Kur’an inerken onları sorarsanız, onlar size acıklanır. Allah, (o acıklamadıgı seylerde) sizi afiyette kılmıstır. Allah cok bagıslayandır, Halim'dir (kullarına azabı gondermede acele etmez)

[102] Sizden once gelen bir toplum onu (peygamberlerine) sordu sonra da onu inkar ettiler

[103] Allah, bahire (kulakları kesilen deve), saibe (binilmeyen ve sırtına yuk vurulmayan hayvan), vasile (ard arda disi yavrulayan) ve ham (kendi sulbunden belli sayıda yavrular dogan erkek deve) diye (putlara adanan) bir sey (mesru) kılmamıstır. Fakat kufredenler Allah’a yalan yere iftira ediyorlar. Onların cogu akletmezler

[104] Onlara: Allah’ın indirdigine ve rasule gelin, denildiginde: Atalarımızı uzerinde buldugumuz (din) bize yeter.” derler. Ya ataları bir sey bilmeyen ve dogru yolda olmayan kimseler idiyse

[105] Ey iman edenler! Siz kendinizi duzeltin. Siz hidayette olursanız, sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin donusu Allah’adır. Yapmakta olduklarınızı o size haber verecektir

[106] Ey iman edenler! Icinizden birinin olumu yaklastıgı zaman, vasiyet sırasında, aranızdan adalet sahibi iki kisi eger, yolculukta iseniz ve olum musibeti de gelip cattıysa; sizden olmayan (zaruret halinde gayri muslim) iki kisi sahitligi etsin. Sayet suphe ederseniz; namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah’a soyle yemin ederler: “Akraba da olsa, sahitligimizi hicbir karsılıga satmayız. Allah’ın sahitligini gizlemeyecegiz. Aksi halde gunahkarlardan oluruz

[107] Eger o ikisinin gunaha dustukleri belli olursa, olenin yakınlarından diger iki kisi onların yerine gecerler ve “bizim sahitligimiz, bu ikisinin (yalancı) sahitliginden (kabul olma hususunda) daha gecerlidir. Biz (kimsenin hakkına) tecavuz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler

[108] Bu, (hukum) sahitligi dogru bir sekilde ifa etmeleri ya da yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi yakındır. Allah’tan sakının/takvalı olun ve kulak verin. Allah, fasık topluma hidayet etmez

[109] Allah peygamberlerini topladıgı gun: "Size ne cevap verildi?" der. Onlar da derler ki: Bizim bir bilgimiz yoktur, gaybları en iyi bilen sadece sensin

[110] Allah der ki: Ey Meryemoglu Isa, sana ve annene verdigim nimetimi hatırla! Hani seni Ruhu’l Kudus (Cebrail) ile desteklemistim. Besikteyken de yetiskinken de insanlarla konusuyordun. Sana, kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve Incil’i ogretmistim. Benim iznim ile camurdan kus seklinde bir sey yapmıs, sonra da ona uflemistin de, o da benim iznim ile kus oluvermisti. Yine benim iznim ile koru ve (cildi) alacalı olan (hastaları) iyilestiriyor, iznimle oluleri (kabirlerinden diri olarak) cıkarıyordun. Israilogulları'nın elini senin uzerinden cekmistim. Onlara apacık delilleri getirdiginde, Onlardan kafir olanlar: Bu apacık bir sihirden baska bir sey degildir, demislerdi

[111] Havarilerine de: Bana ve Rasulume iman edin, diye vahyetmistim. Onlar da: "Iman ettik, bizim musluman oldugumuza sahit ol!" demislerdi

[112] Havariler: "Ey Meryemoglu Isa, Rabbin bize, gokten bir sofra indirebilir mi?" dediklerinde (Isa): "Eger mumin iseniz Allah’tan sakının/takvalı olun!" demisti

[113] Havariler ise: "Ondan yemek istiyoruz, (boylece) kalplerimiz mutmain olsun ve bize dogruyu soyledigini bilelim ve buna sahitlerden olalım" demislerdi

[114] Meryemoglu Isa dedi ki: Allah’ım, Rabbimiz, gokten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim icin, hem de evvelimiz ve ahirimiz icin bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın

[115] Allah da dedi ki: Ben, onu size indirecegim; fakat bundan sonra sizden kim kafir olursa, ben ona alemlerde hic kimseye yapmayacagım azabı yaparım

[116] Allah: Ey Meryemoglu Isa! "Beni ve annemi Allah’tan baska iki ilah olarak edinin" diye insanlara sen mi soyledin? dedigi zaman, Isa soyle cevap verir: Seni noksanlıktan tenzih ederim, hakkım olmayan bir seyi soylemek bana yakısmaz. Eger deseydim, elbette sen bunu bilirdin. Sen, benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem. Elbette sen, gaybları en iyi bilensin

[117] Ben onlara: “Rabbim ve Rabbimiz olan Allah’a ibadet edin” diye; senin bana emrettigin dısında bir sey soylemedim. Aralarında bulundugum surece onlar uzerine sahit oldum. Beni vefat ettirdiginde (aralarından alıp katına yukselttiginde) uzerlerinde gozetleyici sadece sendin. Sen, her seye sahitsin

[118] Eger onlara azap edersen, onlar suphesiz senin kullarındır. Sayet onları bagıslarsan, suphesiz sen Aziz ve Hakim'sin

[119] Allah soyle der: Iste bugun, dogrulara dogruluklarının fayda verecegi bir gundur. Onlar icin, icinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmustur. Onlar da Allah’tan razı olmuslardır. Iste bu, buyuk bir kazanctır

[120] Goklerin, yerin ve icindekilerin mulku Allah’a aittir. O’nun gucu her seye yeter

En'âm

Surah 6

[1] Hamd, gokleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlıgı var eden Allah’a mahsustur. Yine de kafirler Rab’lerine (ibadet etmede baskalarını) denk tutuyorlar

[2] Sizi camurdan yaratan, sonra da bir ecel tayin eden O’dur. Bir de O'nun katında belirli bir ecel (kıyamet gunu) vardır. Sonra siz suphe ediyorsunuz

[3] Goklerde ve yerde ibadet olunan “Allah” O’dur. Gizlinizi de acıgınızı da bilir. Ne kazandıgınızı da bilir

[4] Onlara Rab’lerinin ayetlerinden bir ayet gelmis olmasın ki, onlar da yuz cevirmis olmasınlar

[5] Onlara hak geldigi zaman onu hemen yalanlamıslardır. Alaya aldıkları seyin haberleri yakında onlara gelecektir

[6] Kendilerinden once nice nesilleri helak ettigimizi gormediler mi? Oysa biz onlara size vermedigimiz imkanları vermis ve onların uzerlerine gokten bol bol yagmurlar indirmis, ayaklarının altından da ırmaklar akıtmıstık. Ne var ki onları gunahları sebebiyle helak ettik, onlardan sonra baska nesiller var ettik

[7] Sana, kagıtta yazılı bir kitap indirmis olsaydık, onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı yine de kafir olanlar: “Bu yalnızca bir sihirdir” derlerdi

[8] O'na (dogrulayıcı) bir melek indirilmeli degil miydi? derler. Eger bir melek indirseydik, (tevbe icin) beklenmeden is bitirilirdi

[9] Eger (Rasulu) melek kılsaydık, yine bu (melegi) bir adam seklinde kılar ve onları dusurdugumuz supheye dusururduk

[10] Zaten, senden onceki rasullerle de alay edilmisti de alay ettikleri sey, onlardan alay edenleri cepecevre kusatmıstı

[11] De ki: Yeryuzunde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduguna bir bakın

[12] Yine de ki: Goklerde ve yerde olanlar kimindir? Allah’ındır! de. O, rahmet etmeyi kendi uzerine yazmıstır. Hakkında hicbir suphe bulunmayan kıyamet gunu sizi elbette bir araya toplayacaktır. Kendilerini husrana sokanlar, iste onlar iman etmezler

[13] Gecenin ve gunduzun icinde barınan her sey Onundur. O, her seyi isitendir, her seyi bilendir

[14] De ki: Gokleri ve yeri yoktan yaratan, doyuran fakat doyurulmayan Allah’tan baska birini mi veli/yardımcı edineyim? De ki: (Allah’a ibadet hususunda) teslim olanların ilki olmam emrolundu ve sakın musriklerden olma! diye emrolundum

[15] De ki: Ben, Rabbime isyan edersem buyuk bir gunun azabından korkarım

[16] O gun, (azap) kimden uzaklastırılırsa ona merhamet edilmistir. Iste, apacık kurtulus budur

[17] Eger, Allah sana bir zarar dokundurursa, kendisinden baska onu giderecek kimse yoktur. Eger sana bir hayır dokundurursa zaten O’nun her seye gucu yeter

[18] Kullarının uzerinde yegane galip O’dur. O, hakim ve her seyden haberdar olandır

[19] De ki: Hangi seyin sahitligi daha buyuktur? De ki: Allah! Benimle sizin aranızda O, sahittir. Bu Kur’an, bana, kendisiyle sizi ve ulastıgı kimseleri uyarmam icin vahyolundu. Allah ile beraber (ibadet olunan) baska ilahların olduguna siz mi sahitlik ediyorsunuz? Ben, sahitlik etmem! de! Yine de ki: O (ibadete layık) tek (hak) ilahtır ve ben sizin kostugunuz sirkten uzagım

[20] Kendilerine kitap verdigimiz kimseler onu, ogullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini husrana sokanlar, iste onlar iman etmezler

[21] Allah’a yalan uyduran, yahut ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir? Zalimler kesinlikle kurtulusa eremezler

[22] O gun onların hepsini toplayacagız; sonra da Allah’a sirk kosanlara diyecegiz ki “Iddia etmis oldugunuz ortaklarınız nerede

[23] Sonra onların (bu fitneye) mazeretleri, "Rabbimiz Allah'a yemin olsun ki, biz ortak kosanlar olmadık!" demekten baska bir sey olmadı

[24] Kendilerine karsı nasıl yalan soylediklerine bir bak ve uydurduklarının (ilahların) nasıl onlardan kaybolup, gitti

[25] Iclerinden sana kulak verenler vardır. Biz onların kalpleri uzerine, anlamamaları icin ortuler, kulaklarına da agırlık koyduk. Her turlu ayeti/mucizeyi gorseler de ona yine iman etmezler. Seninle tartısmak icin sana geldiklerinde, o kufredenler derler ki: Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir

[26] Onlar, hem (insanları) men ederler, hem de kendileri ondan uzaklasırlar. Sonucta kendilerini helak ederler de farkında olmazlar

[27] Atesin karsısında durdurulduklarında onların: Ah ne olurdu (dunyaya) yeniden gonderilsek, Rabbimizin ayetlerini yalanlamaz ve muminlerden oluruz, dediklerini bir gorseydin

[28] Oysa, onların oteden beri gizledikleri (hakikatler) acıga cıktı. Eger, yeniden (dunyaya) gonderilselerdi yine men olundukları seylere donerlerdi. Cunku onlar gercekten yalancıdırlar

[29] Dunya hayatımızdan baska hayat yoktur. (Oldukten sonra) tekrar diriltilecek de degiliz, derlerdi

[30] Rab’lerinin karsısında durdurulduklarını ve (Allah’ın): Bu gercek degil miymis? dediginde onların: Rabbimize andolsun ki kesinlikle gercekmis, dediklerini ve (Allah’ın da onlara): Kufretmeniz sebebiyle azabı tadın, dedigi anı bir gorsen

[31] Allah ile karsılasmayı yalanlayanlar husrana ugramıslardır. Kıyamet ansızın onların basına geldigi zaman “Dunyada isledigimiz kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!” derler. Sırtlarında da gunahlarını tasırlar. Dikkat edin! O yuklenip tasıdıkları ne kotudur

[32] Dunya hayatı oyun ve eglenceden baska bir sey degildir. Ahiret hayatı ise muttakiler icin cok hayırlıdır. Akletmiyor musunuz

[33] Onların soylediklerinin seni uzdugunu elbette biliyoruz. Fakat onlar seni yalanlamıyorlar. O zalimler, bile bile Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar

[34] Senden onceki rasuller de yalanlanmıslardı da yardımımız gelene dek yalanlandıkları ve eziyet olundukları seylere sabretmislerdi. Allah’ın sozlerini degistirebilecek yoktur. Daha once gonderilenlerin haberleri sana geldi

[35] Eger, onların yuz cevirmeleri sana agır geldiyse, yerde bir delik veya gokte bir merdiven bulmaya gucun yeterse onlara (baska) bir mucize getir. Allah dileseydi, onları hidayet uzerinde toplardı. Oyleyse, cahillerden olma

[36] Ancak, dinleyip, kulak verenler sana icabet ederler. Oluler ise, Allah onları diriltecek ve O'na donduruleceklerdir

[37] Peygambere: "Rabbinden bir mucize indirilmeli degil miydi?" dediler. De ki: Allah, bir mucize indirmeye elbette kadirdir. Fakat onların cogu bilmezler

[38] Yeryuzunde hicbir canlı ve yeryuzunde kanatlarıyla ucan hicbir kus yoktur ki, onlar da sizin gibi birer ummet olmasınlar. (Levh-i Mahfuzda'ki) Kitapta hicbir seyi eksik bırakmadık; sonra (hepsi de) Rablerinin huzurunda toplanacaktır

[39] Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar icinde kalmıs sagır ve dilsizlerdir. Allah diledigini sapıklıkta bırakır, diledigini de dosdogru yola yoneltir

[40] De ki: Eger dogruysanız, bana haber verin. Allah’ın azabı size ulasır veya kıyamet saati size gelip catarsa, Allahtan baskasına mı dua edersiniz

[41] Hayır, sadece O’na dua edersiniz. O da dilerse, kaldırılması icin dua ettiginiz o seyi kaldırır, siz de O'na ortak kostuklarınızı unutuverirsiniz

[42] Senden onceki toplumlara da (elciler) gondermis ve belki yalvarıp yakarırlar diye onları darlık ve sıkıntıya sokmustuk

[43] Hic olmazsa azabımız kendilerine gelince boyun egip, yalvarmaları gerekmez miydi? Fakat, kalpleri katılasmıs ve seytan, yaptıklarını kendilerine guzel gostermisti

[44] Verilen ogutleri unuttukları bir sırada, her seyin kapılarını onlara actık. Kendilerine verilenler ile sımarıp azdıkları zaman, onları ansızın butun umitlerini yitirmis bir halde yakaladık

[45] Boylece o zalim toplumun arkası/koku kesildi. Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur

[46] De ki: Soyleyin bana; Allah, kulaklarınızı ve gozlerinizi alsa, kalplerinizi de muhurlese, Allah’tan baska onu size geri getirecek ilah kimdir? Ayetleri nasıl acıkladıgımıza bir bak, sonra da onlar nasıl yuz ceviriyorlar

[47] De ki: Bana haber verin, Allah’ın azabı size ansızın veya acıktan acıga gelip catsa, zalim toplumdan baskası mı helak edilir

[48] Biz, elcileri yalnız mujdeciler ve uyarıcılar olarak gondeririz. Kim iman edip, salih amel islerse o kimselere bir korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir

[49] Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, haktan uzaklasmaları sebebiyle onlara azap dokunacaktır

[50] De ki: Size, yanımda Allah’ın hazinelerinin oldugunu soylemiyorum. Gaybı bilmem; size, bir melek oldugumu da soylemiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. De ki: Hic gormeyen ile goren bir olur mu? Hic dusunmuyor musunuz

[51] Rab’lerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları (Kur'an) ile uyar ki onların, Rablerinden baska ne bir dostu, ne de bir sefaatcisi vardır. Umulur ki sakınırlar/takva sahibi olurlar

[52] Yuzunu/rızasını isteyerek sabah aksam Rab’lerine dua edenleri yanından uzaklastırma. Onların hesabından sana bir sey ve senin hesabından onlara bir sey yoktur ki onları kovup da zalimlerden olasın

[53] Boylece, “Allah, aramızdan bunlara mı (hidayet vererek) ihsanda bulundu?” desinler diye onları birbiriyle sınadık. Allah, sukredenleri en iyi bilen degil midir

[54] Ayetlerimize iman edenler yanına geldikleri zaman de ki: Selam size! Rabbiniz, rahmet etmeyi kendi uzerine yazmıstır. Icinizden kim cahillikle bir kotuluk isler de ardından tevbe edip, salih ameller islerse, suphesiz Allah cokca bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[55] Gunahkarların yolu iyice belli olsun diye ayetleri iste boyle apacık bir sekilde acıklıyoruz

[56] De ki: Ben, Allah’tan baska dua ettiklerinize ibadet etmekten yasaklandım. De ki: Sizin hevanıza/arzularınıza uymam, uydugum takdirde sapıtır ve hidayete erenlerden olmamıs olurum

[57] Ve yine de ki: Ben, Rabbimden gelen apacık bir belge uzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin cabucak gelmesini istediginiz sey benim yanımda degildir. Hukum yalnız Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır

[58] De ki: Sizin cabukca gelmesini istediginiz sey benim yanımda olsaydı, is benimle sizin aranızda bitmis olurdu. Allah, zalimleri en iyi bilendir

[59] Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onları, kendisinden baskası bilmez. Karada ve denizde olan her seyi bilir. Onun ilmi olmadan hicbir yaprak dusmez ve yerin karanlıklarında hicbir tane, hicbir yas ve hicbir kuru yoktur ki apacık bir kitapta bulunmasın

[60] Geceleyin sizi vefat ettiren O’dur. Gunduzleri de ne yaptıgınızı bilir. Sonra belirlenmis sure tamamlansın diye sizi yeniden (uyandırarak) diriltir. Sonra donusunuz O’na olacak ve O size ne yapmıs oldugunuzu haber verecektir

[61] Kulları uzerinde yegane galip odur. Size gozetleyiciler (melekler) gonderir. Sonunda birinize olum geldigi zaman, elcilerimiz hicbir kusur etmeden onun canını alırlar

[62] Sonra gercek mevlaları olan Allah’a dondurulurler. Dikkat edin, hukum O’na aittir. O, hesap gorenlerin en hızlısıdır

[63] De ki: "Kara ve denizin karanlıklarından (sıkıntılarından) sizi kim kurtarır? Bundan bizi kurtarırsan sukredenlerden olacagız diye O'na gizli ve acık yalvararak dua edersiniz

[64] De ki: Sizi ondan ve butun sıkıntılardan kurtaracak olan Allah’tır. Boyle oldugu halde siz yine de sirk kosuyorsunuz

[65] De ki: Uzerinizden veya ayaklarınızın altından bir azap gondermeye ya da sizi gruplara ayırarak kiminizin siddetini kiminize (savas ve fitne ile) tattırmaya kadir olan O’dur. Bak, (ibret alıp) anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl acıklıyoruz

[66] Senin kavmin (Kur'an'ı) hak olmasına ragmen, yalanladı. “Ben, sizin uzerinize vekil degilim” de

[67] Her haberin gerceklesecegi bir an vardır. Ilerde anlayacaksınız

[68] Ayetlerimiz hakkında ileri geri konusanları gordugun zaman Kur’an’dan baska bir soze dalana kadar onlardan yuz cevir. Eger seytan bunu sana unutturursa, hatırladıktan sonra, artık zalim toplulukla beraber oturma

[69] Allah’tan sakınıp, takvalı olanlara, zalimlerin hesabından hicbir sorumluluk yoktur. Fakat, zalimlere Allah’tan sakınıp, takvalı olmaları icin bir ogut verme vardır

[70] Dinlerini oyun ve eglence edinen ve dunya hayatının aldattıgı kimseleri terk et; sen Kur’an ile kisinin kendi kazancı yuzunden, Allah’tan baska bir dost ve sefaatcinin bulunmadıgı ahirette azaba dusmemesi icin ogut ver. Zira o kisi, butun varlıgını fidye olarak verse bile, kendisinden alınıp kabul edilmez. Iste bunlar, kendi kazandıkları yuzunden azaba girmis kimselerdir. Kafir olmaları dolayısıyla onlar icin kaynar bir icecek ve acı bir azap vardır

[71] De ki: Allah, bize (Islam) ile hidayet verdikten sonra, seytanların yeryuzunde saptırdıkları, dostlarının ise “Bize gel” diyerek dogru yola davet ettikleri kimse gibi, topuklarımız uzerinde gerisin geriye donelim de “Allah'ı bırakıp da, bize ne fayda ne de zarar veren (ilahlara) mı dua edelim?" Yine de ki: Allah’ın hidayeti, iste asıl hidayet odur. Biz, alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk

[72] Namaz kılmak ve Allah’tan sakınıp takvalı olmakla emrolunduk. Huzurunda toplanacagınız O’dur

[73] Gokleri ve yeri hak ile yaratan O’dur. “Ol!” dedigi gun oluverir. Sozu haktır, sura uflendigi gun de mulk O’nundur. Gizliyi de goruneni de bilendir. Hukum ve hikmet sahibidir. her seyden haberdardır

[74] Ibrahim, babası Azer’e soyle demisti: Putları ilah mı ediniyorsun? Ben, seni ve kavmini apacık bir sapıklık icinde goruyorum

[75] Ibrahim’e kesin iman edenlerden olması icin, goklerin ve yerin mulkunu gostermistik

[76] Uzerine gece bastırınca, bir yıldız gormus ve: Bu, Rabbimdir, demisti. Fakat yıldız batınca: Ben, batanları sevmem, demisti

[77] Ay’ı dogarken gorunce: Bu, Rabbim, demisti. Fakat, o da batınca; Rabbim beni dogru yola iletmezse, muhakkak sapıklıga dusmus kimselerden olacagım, demisti

[78] Sonra gunesi dogarken gorunce: Bu, Rabbimdir, bu daha buyuk, demis, o da batınca: "Ey kavmim, ben sizin sirk kostuklarınızdan uzagım" demisti

[79] Ben, hanif olarak, yuzumu, gokleri ve yeri yaratan Allah’a yonelttim. Ben, asla musriklerden degilim, demisti

[80] Kavmi O’na karsı deliller getirmeye kalkısmıstı, O da demisti ki: Allah bana hidayet verdigi halde, O’nun hakkında benimle tartısıyor musunuz? Rabbimin diledigi dısında sizin ortak kostuklarınızdan asla korkmam. Rabbimin ilmi her seyi kusatmıstır. Hala dusunmuyor musunuz

[81] Hem siz, Allah’ın hakkında hicbir delil indirmedigi seyleri O’na sirk kosmaktan korkmazken, ben sizin ortak kostugunuz seylerden nasıl korkarım? Oyle ise iki taraftan hangisi guvende olmaya daha layıktır? Eger biliyorsanız (haydi soyleyin)

[82] Iman edenler ve imanlarına zulum karıstırmayanlar, iste emniyet onlar icindir, hidayette olanlar da onlardır

[83] Bu, kavmine karsı Ibrahim’e verdigimiz delilimizdir. Biz diledigimiz kimselerin derecelerini yukseltiriz. O, Hakim ve her seyi bilendir

[84] Ibrahim’e, Ishak ve Yakub’u bagısladık, her birini de hidayete erdirdik. Daha once Nuh’u hidayete erdirmistik. O’nun soyundan Davud, Suleyman, Eyyub, Yusuf, Musa ve Harun’u da hidayete erdirmistik. Iste iyileri biz boyle mukafatlandırırız

[85] Zekeriya, Yahya, Isa ve Ilyas hepsi de salihlerdendir

[86] Ismail, el-Yesea, Yunus ve Lut’u hepsini de alemlere ustun kıldık

[87] Onların babalarından, zurriyetlerinden ve kardeslerinden bazı kimseleri secip dosdogru yola hidayet ettik

[88] Iste bu, Allah’ın hidayetidir. Kullarından diledigine bununla hidayet eder. Eger onlar Allah’a sirk kossalardı, yapmıs oldukları ameller bosa giderdi

[89] Iste onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdigimiz kimselerdir. Eger (kafirler) bunlara kufrederse, suphesiz, onların yerlerine bunlara kufretmeyecek bir kavmi (Muhacir ve Ensar'ı), vekil kılarız

[90] Onlar, Allah’ın hidayet ettigi kimselerdir. Sen onların yoluna tabi ol ve “Ben, sizden bir ucret istemiyorum” de. “Bu sadece, alemlere bir uyarı/oguttur

[91] Allah’ın bir kimseye, hicbir sey indirmedigini soyleyerek, Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. De ki: Oyleyse Musa’nın insanlar icin aydınlatıcı ve yol gosterici olarak getirdigi, o kitabı kim indirdi? Siz onu parca parca kagıtlara (yazıyor) bir kısmını acıklıyor, cogunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemedigi seyler (Kur'an'la) size ogretilmistir. “Allah” (indirdi) de, sonra onları icine daldıkları batıl seylerde oynamaya bırak

[92] Bu, Mekke ve etrafındakileri uyarman icin, kendinden onceki kitapları dogrulayan bizim indirdigimiz mubarek bir kitaptır. Ahirete iman edenler, buna iman ederler ve onlar namazlarına hakkıyla riayet ederler

[93] Allah’a karsı yalan uydurandan yahut kendisine hicbir sey vahyolunmadıgı halde bana da vahyolundu diyenden ve Allah’ın indirdigi gibi ben de indirecegim diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimler, olum anında can cekisiyorken, melekler ellerini uzatmıs: Canınızı verin. Bugun, Allah’a karsı hak olmayanı soylemenizden ve O’nun ayetlerine buyukluk taslamanızdan oturu, kucuk dusurucu azap ile cezalandırılacaksınız

[94] Sizi ilk defa yarattıgımız gibi, bize tek basınıza geldiniz. Size bagıslandıklarımızı arkanızda bıraktınız. Allah'ın (ibadet hususunda) ortakları oldugunu ileri surdugunuz o sefaatcilerinizi beraberinizde goremiyoruz. Suphesiz, aranızdaki baglar kopmus, (Allah'a ibadet hususunda ortak olduklarını) iddia ettikleriniz sizden ayrılıp gitmislerdir

[95] Taneyi ve cekirdegi yarıp filizlendiren, oluden diriyi cıkaran diriden de oluyu cıkaran Allah’tır. Iste Allah budur! O halde (haktan) nasıl donersiniz

[96] Sabahı (karanlıgı yarıp) ortaya koyanı, geceyi sukunet kılan, gunesi ve ayı da hesap/vakit olcusu yapan O’dur

[97] Bu, Aziz ve Alim olanın takdiridir. Karaların ve denizlerin karanlıklarında kendileriyle yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin icin yaratan O’dur. Ayetleri bilen bir toplum icin genisce acıklamısızdır

[98] Sizi tek bir nefisten ortaya cıkaran O’dur. Sizin bir karar kılma yeriniz (ana rahmi), bir de emanet bırakılma yeriniz (babaların sulbu) var. Anlayan bir toplum icin ayetleri ayrıntılı olarak acıklamısızdır

[99] Gokten su indiren de O’dur. O su ile her cesit bitkiyi bitirdik. O bitkiden bir yesillik meydana getirdik ki bu yesillikten ust uste binmis taneler, hurma tomurcugundan (koparılması kolay) sarkmıs salkımlar, uzum bagları, (yaprakları) birbirine benzeyen ve (meyveleri) benzemeyen zeytin ve nar cıkarırız. Meyve verdikleri ve bir de olgunlastıkları zaman meyvesine bir bakın. Iste butun bunlarda, iman eden bir toplum icin ayetler vardır

[100] Allah’ın yarattıgı cinleri O’na ortak kostular. Cahilce O’nun icin ogullar ve kızlar uydurdular. O, onların vasıflandırdıklarından munezzeh ve cok yucedir

[101] Goklerin ve yerin essiz yaratıcısıdır. Nasıl O’nun bir cocugu olabilir? Onun esi yoktur/hic olmadı. Her seyi O yaratmıstır ve O her seyi bilendir

[102] Iste bu, Rabbiniz Allah’tır. Ondan baska (hak) ilah yoktur. Her seyin yaratıcısıdır. O’na ibadet edin. O, her sey uzerinde vekildir

[103] Gozler O’nu idrak edemez. O, gozleri idrak eder. O, lutfedendir, her seyden haberdar olandır

[104] Size Rabbinizden apacık deliller gelmistir. Kim bunları gorurse kendisi icindir. Kim de korluk ederse aleyhinedir. Yoksa ben, sizin uzerinizde bir gozetici degilim

[105] Biz ayetleri turlu turlu olarak beyan ederiz. Ta ki onlar, sen (Ehli Kitaptan) ogrendin derler. Biz, (hak ve batılı) bilen kimselere ayetleri boylece acıklamaktayız

[106] Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Musriklerden de yuz cevir

[107] Eger Allah, dileseydi onlar sirk kosmazlardı. Seni onlara gozetici kılmadık. Sen onlara vekil de degilsin

[108] Musriklerin, Allah’tan baska dua ettiklerine sovmeyin ki, onlar da taskınlık ederek cahilce Allah’a sovmesinler. Her toplumun yaptıgını boyle suslemisizdir. Sonra Rab’lerine dondurulurler de O, kendilerine (dunyada) ne yaptıklarını haber verir

[109] (Musrikler), kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dair butun gucleriyle Allah’ın adına yemin etmislerdi. De ki: Mucizeler ancak Allah’ın katındandır. Mucize geldigi zaman da onların inanmayacagını bilmez misiniz

[110] Onların kalplerini ve gozlerini tersine ceviririz de, ilk defa inanmadıkları gibi yine inanmazlar. Biz de onları azgınlıkları icinde bocalar bir halde bırakırız

[111] Biz, onlara melekleri de indirsek, oluler onlarla konussa ve her seyi karsılarına toplasaydık, Allah dilemedikce yine iman etmezlerdi. Fakat, onların cogu cahillik ederler

[112] Boylece biz, her peygambere insan ve cin seytanlarını dusman kıldık. Birbirlerini aldatmak icin yaldızlı sozler telkin ederler. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Oyleyse onları uydurdukları seylerle bas basa bırak

[113] Ahirete inanmayanların kalpleri o sozlere yonelsin, ondan hoslansınlar ve isledikleri gunahları islemeye devam etsinler

[114] O, size kitabı ayrıntılı olarak indirmisken Allah’tan baska bir hakem mi isteyeyim? Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, onun Rabbin tarafından hak olarak indirilmis oldugunu bilirler. Sakın suphe edenlerden olma

[115] Rabbinin sozu, (haber verdiklerinde) dogruluk ve (hukumlerinde) adalet bakımından tamdır. O’nun sozlerini degistirebilecek hicbir sey yoktur. O, her seyi isitendir, her seyi en iyi bilendir

[116] Eger yeryuzundeki insanların coguna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan baska bir seye uymazlar ve onlar sadece yalan uydururlar

[117] Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Hidayette olanları da en iyi O bilir

[118] Eger O’nun ayetlerine iman edenlerden iseniz, uzerine Allah’ın ismi anılarak (kesilmis) olanlardan yiyin

[119] Size ne oluyor ki, Allah size zorda kalmanızın dısında, haram olanları genisce acıklamısken ismi anılarak (kesilmis) olanlardan yemiyorsunuz? Dogrusu bir cokları, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Suphesiz Rabbin, olcuyu asanları en iyi bilendir

[120] Gunahın acıgını da gizlisini de bırakın. Gunah isleyenler, yaptıklarının cezasını mutlaka gorecektir

[121] Uzerine Allah’ın ismi anılmayarak kesilenleri yemeyin. Bu, fasıklıktır. Seytanlar, dostlarına sizinle mucadele etmeleri icin fısıldarlar. Eger (Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanın yenmesinin helal kılınması hususunda) onlara uyarsanız, siz de musriklerden olursunuz

[122] Olu iken dirilttigimiz, kendisine insanlar arasında, yuruyecegi bir ısık verdigimiz kimsenin durumu, hic icinden cıkamayacagı karanlıklardaki kimse gibi midir? Su kadar var ki kafirlere yaptıkları isler guzel gorunuyor

[123] Iste boyle, her memlekette gunahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki, oralarda tuzaklar kursunlar. Oysa yalnız kendilerine tuzak kurarlar da farkında olmazlar

[124] Onlara bir ayet geldigi zaman; Allah’ın rasullerine verilen, bize de verilmedikce iman etmeyecegiz” derler. Allah, kime peygamberlik verecegini daha iyi bilir. Suc isleyenlere Allah katından bir asagılanma ve tuzak kurmalarına karsılık siddetli bir azap erisecektir

[125] Allah kimi dogru yola eristirmek isterse, onun gonlunu Islam’a acar. Kimi de saptırmak isterse, goge yukseliyormus gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlere, iste boyle pislik/azap verir

[126] Iste bu, Rabbinin dosdogru yoludur. Ayetleri, ogut alan bir toplum icin ayrıntılı olarak acıklamısızdır

[127] Onlar icin, Rableri katında selamet yurdu/cennet vardır. O, yaptıklarından oturu onların velisidir

[128] Allah, hepsini toplayacagı gun: Ey cin toplulugu! Insanların cogunu yoldan cıkardınız, der. Onların dostları olan insanlar ise: Rabbimiz, birbirimizden istifade ettik ve bizim icin belirledigin suremizin sonu ulastık, derler. "Cehennem, Allah’ın dilemesi (dısındakiler) haric, sizin ebedi kalacagınız mekanınızdır” der. Suphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her seyi bilendir

[129] Iste boyle, zalimleri isledikleri sebebiyle birbirlerinin dostu yaparız

[130] Ey cin ve insan toplulugu! Icinizden size ayetlerimi anlatan ve sizi bu gununuze kavusmakla uyaran rasuller gelmedi mi? Kendi aleyhimizde sahidiz, diyecekler. Dunya hayatı onları aldattı da kafir olduklarına kendi aleyhlerine sahitlik ettiler

[131] Bu (sekilde rasullerin gonderilmesi), Rabbinin zulumleri sebebiyle ulkeleri/halkları haberleri yok iken onları helak etmeyeceginden dolayıdır

[132] Herkesin derecesi ameline goredir. Rabbin yaptıkları seylerden gafil degildir

[133] Rabbin mustagnidir, rahmet sahibidir. Dilerse sizi ortadan kaldırır ve sizi baska bir kavmin soyundan getirdigi gibi, sizin yerinize de arkanızdan diledigini getirir

[134] Size yapılan vaat mutlaka gerceklesecek ve siz (kacarak) engelleyemezsiniz

[135] De ki: Ey kavmim! Durumunuz geregi yapabileceginizi yapın. Ben de (kendime gore) yapacagımı yapacagım. Ahiret yurdundaki guzel sonun kim icin oldugunu ogreneceksiniz. Gercek su ki: Zalimler kurtulusa eremez

[136] Allah’ın yarattıgı ekin ve hayvandan Allah’a bir hisse ayırıyorlar, kendi zanlarınca bu Allah’ındır, bu da ortak (kostuk)larımızındır, diyorlar. Ortakları icin ayrılan Allah'a ulasmıyor, fakat Allah icin ayrılan ortaklarına ulasıyor! Ne kotu hukum veriyorlar

[137] Yine bunun gibi Allah’a sirk kosanların coguna, sirk kostukları ortaklar, cocuklarını oldurmelerini guzel gosterdi ki; onları helake suruklesinler ve dinlerini karıstırsınlar. Eger Allah dileseydi bunu yapmazlardı. Oyleyse onları, uydurdukları ile bas basa bırak

[138] Zanlarınca: Bu hayvanlar ve ekinler haramdır. Diledigimizden baskası bunlardan yiyemez; (bunlar ise) sırtlarına yuk vurmak haram olan hayvanlardır, derler. Allah’a iftira ederek, hayvanları (keserken) O’nun ismini zikretmezler. Allah, onları uydurdukları seyler sebebiyle cezalandıracaktır

[139] Bu hayvanların karınlarındakiler sadece erkeklerimiz icindir. Karılarımıza haramdır, ama eger olu (dogar) ise hepsi bunu (yemekte) ortaktır, derler. Onlara bu vasıflarının cezasını yakında verecektir. Suphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her seyi bilendir

[140] Akılsızlıkları yuzunden, cahilce cocuklarını oldurenler ve Allah’ın kendilerine verdigi rızkı, Allah’a iftira ederek haram sayanlar, mutlaka husrana ugramıslardır. Onlar sapmıslardır, zaten dogru yolda degillerdi

[141] Cardaklı ve cardaksız bahceleri, (tadı, sekli) cesitli hurma ve ekinleri, (yaprakları) birbirine benzeyen ve (meyveleri) benzemeyen zeytin ve narı yaratan O’dur. Meyve verdikleri zaman onların meyvelerinden yiyin ve hasat edildigi zaman da hakkını verin. Israf etmeyin. Cunku O, musrifleri sevmez

[142] Hayvanlardan yuk tasıyan ve tasımayanlar vardır. Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin. Fakat, seytanın adımlarına uymayın. Cunku o, sizin apacık dusmanınızdır

[143] Sekiz tur: Koyundan iki ve keciden de iki tane. De ki: (Allah) iki erkegi mi, yoksa iki disiyi mi; ya da bu iki disinin rahimlerindekini mi haram kıldı? Dogru iseniz bana ilme dayanarak haber verin

[144] Deveden iki ve sıgırdan da iki tane. De ki: Iki erkegi mi, yoksa iki disiyi mi; ya da bu kisi disinin rahimlerindekini mi haram kıldı? Yoksa siz, Allah bunları size emrederken sahit mi oldunuz? Ilme dayanmadıgı halde, sırf insanları saptırmak icin Allah’a karsı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Allah, zalim toplumu hidayet etmez

[145] De ki: Bana vahyolunanlar icinde, bu (haram dediklerinizin), yemek isteyen kimseye haram kılındıgını bulamıyorum. Ancak; olu, akıtılmıs kan, domuz eti ki (bunlar) pistir veya bir fısk olarak Allah'tan baskası adına kesilen hayvan olursa baska. (Bunlar haramdır) Kim zaruret icindeyse, arzulamadan ve zaruret miktarını asmadan (bunlardan da yiyebilir.) Suphesiz Rabbin, cokca bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[146] Yahudilere butun tırnaklı hayvanları haram kıldık; sıgır ve koyunun ic yaglarını da onlara haram kıldık. Yalnız sırtlarında veya bagırsaklarında bulunan ya da kemige karısanlar bundan mustesnadır. Boylece, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Suphe yok ki biz elbette sadıklarız

[147] Seni yalanlarlarsa: "Rabbiniz, genis rahmet sahibidir; O’nun azabı ise gunahkar toplumdan geri cevrilemez" de

[148] Musrikler: "Allah dileseydi babalarımız ve biz sirk kosmaz ve hicbir seyi de haram kılmazdık" diyecekler. Onlardan oncekiler de, bizim acı azabımızı tadana kadar yalanlamıslardı. De ki: Bize cıkarabileceginiz bir deliliniz var mı? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve sadece uyduruyorsunuz

[149] De ki: Kesin delil Allah’ındır. O, dileseydi hepinize hidayet ederdi

[150] De ki: Haydi, Allah sunu haram kıldı diye sahitlik edecek sahitlerinizi getirin. Sahitlik ederlerse sakın onlarla sahitlik etme. Ayetlerimizi yalanlayıp, ahirete iman etmeyen ve Rab’lerine baskalarını denk tutanların heveslerine uyma

[151] De ki: Gelin, Rabbinizin size neyi haram kıldıgını okuyayım. O’na hicbir seyi sirk kosmayın. Anaya babaya iyilik edin. Yoksulluk yuzunden cocuklarınızı oldurmeyin. Sizin de, onların da rızıklarını veren biziz! Fuhsiyatın/gunahların acıgına da gizlisine de yaklasmayın. Allah’ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymayın. Iste, (Allah) size, akledesiniz diye bunları emrediyor

[152] Yetimin malına, ancak rust/bulug cagına erinceye kadar, en guzel sekliyle yaklasın. Olcuyu ve tartıyı dogru yapın. Biz, bir kimseyi ancak gucunun yettigi kadarıyla sorumlu tutarız. Konustugunuz zaman akraba bile olsa adaletli olun. Ve Allah’a verdiginiz sozu yerine getirin! Iste, (Allah) size bunları dusunur, ogut alırsınız diye emrediyor

[153] Iste bu, benim dosdogru yolumdur. Buna uyun! (O) yollara uymayın ki, sizi onun yolundan saptırıp, paramparca etmesinler. Sakınıp, takvalı olmanız icin iste size bunu emrediyor

[154] Yine, Musa’ya da, iyilik yapanlara (nimetleri) tamamlamak, her seyi ayrı ayrı acıklamak ve bir hidayet, rahmet olmak uzere o kitabı Tevrat’ı verdik ki Rablerine kavusacaklarına iman etsinler

[155] Bu (Kur’an) da indirdigimiz mubarek bir kitaptır. O’na uyun ve sakınıp, takvalı olun ki merhamet olunasınız

[156] “Kitap, yalnız bizden onceki iki topluluga (Yahudilere ve Hristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersizdik demeyesiniz

[157] Yahut; "Kitap bize indirilmis olsaydı, onlardan daha cok dogru yolda olurduk” demeyesiniz. Size Rabbinizden acık bir belge, hidayet ve rahmet gelmistir. Artık Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan ve onlardan yuz cevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yuz cevirenleri, yuz cevirdiklerinden dolayı kotu azapla cezalandıracagız

[158] Onlar, illa da kendilerine meleklerin gelmesini ya da Rabbinin gelmesini veya Rabbinin bazı (kıyamet) alametlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin (kıyamet) alametlerinin geldigi gun, daha onceden iman etmemis ya da imanıyla bir iyilik kazanmamıs kimseye imanı fayda saglamayacaktır. De ki: Bekleyin, biz de bekliyoruz

[159] Dinlerini parca parca edip, gruplara ayrılanlar ile senin bir ilgin yoktur. Onların isi ancak Allah’a kalmıstır. Sonra da onlara ne yaptıklarını bildirecektir

[160] Kim bir iyilik yaparsa ona on katı verilir; bir kotuluk yapan ise, yalnız onun karsılıgı ile cezalandırılacak ve onlara haksızlık edilmeyecektir

[161] De ki: Rabbim beni, dogru yola, dosdogru olan dine, Musriklerden olmayan Ibrahim’in Hanif dinine hidayet etti

[162] De ki: Benim namazım, kurbanım, hayatım ve olumum alemlerin Rabbi olan Allah icindir

[163] O’nun hicbir ortagı yoktur. Sadece bununla emrolundum ve ben musluman olanların ilkiyim

[164] De ki: O, her seyin Rabbi iken, ben O’ndan baska bir rab mi arayacagım? Herkesin kazandıgı (gunah) yalnızca kendisi aleyhinedir. hicbir gunahkar bir baskasının gunahını tasımaz. Sonunda donusunuz ancak Rabbinizedir. Hakkında ayrılıga dustugunuz seyleri O, size haber verecektir

[165] Sizi yeryuzunun halifeleri kılan O’dur. Bir kısmınızı verdikleri ile denemek icin bir kısmınızdan derecelerle ustun kılmıstır. Suphesiz Rabbin cabucak cezalandırandır ve O cok bagıslayan ve merhamet edendir

A'râf

Surah 7

[1] Elif Lam Mim Sad

[2] Iman edenlere ogut olarak ve onunla uyarasın diye sana indirilen kitaptan dolayı sakın kalbinde bir sıkıntı olmasın

[3] Rabbinizden size indirilene uyun; ondan baska velilere uymayın. Ne kadar az ogut dinliyorsunuz

[4] Nice memleketler helak ettik. Kahredici azabımız, onlara gece ya da ogle vakti uyurlarken gelip cattı

[5] Azabımız onlara geldigi vakit, sozleri: “Biz, gercekten zalimler idik!” demekten baska bir sey olmadı

[6] Kendilerine (peygamber) gonderilenlere mutlaka soracagız; gonderilen peygamberlere de elbette soracagız

[7] Sonra da onlara, (yaptıklarını) ilim ile acıklayacagız. Biz onlardan gaib/uzak degildik

[8] Iste o gun tartı haktır. Tartıları agır gelenler, iste onlar, kurtulmus olanlardır

[9] Tartıları hafif gelenler ise, iste onlar da ayetlerimizi inkar etmekle kendilerini ziyana ugratmıs olanların ta kendileridir

[10] Sizi yeryuzunde yerlestirdik. Orada sizin icin gecimlikler sagladık. Buna ragmen ne kadar az sukrediyorsunuz

[11] Sizi yaratmıs sonra da sekil vermistik. Sonra, meleklere: “Adem'e secde edin.” dedik. Iblis dısında hemen secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı

[12] Allah: Sana emrettigimde, secde etmene ne engel oldu? dedi. Iblis: Ben, ondan hayırlıyım. Beni atesten yarattın, onu ise camurdan yarattın, dedi

[13] Allah: Hemen in oradan; orada senin buyukluk taslaman haddin degildir. Hemen cık (git). Sen, alcaklardansın, dedi

[14] Iblis: Onların yeniden diriltilecekleri gune kadar bana muhlet ver, dedi

[15] Allah: Muhlet verilenlerdensin! dedi

[16] Iblis: Beni dalalete dusurmenden dolayı, Ben de onlar icin senin dosdogru yolunun uzerinde oturacagım

[17] Sonra onlara, onlerinden, arkalarından, saglarından ve sollarından yaklasacagım. Sen de onların cogunu sukreder bulamayacaksın, dedi

[18] Allah da: Cık oradan, yerilmis ve kovulmus olarak! Onlardan kim sana tabi olursa, sizin hepinizi cehenneme dolduracagım, dedi

[19] Ey Adem! Sen ve esin cennete yerlesin. Dilediginiz yerden yiyin, fakat, su agaca yaklasmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz

[20] Seytan, ortulu olan avret yerlerini onlara acmak icin, ikisine de vesvese vererek soyle dedi: Rabbiniz, bu agacı yalnızca ikinizin de melek olmamanız veya olumsuz olmamanız icin yasakladı

[21] Ben sizin, iyiliginizi isteyen, size ogut verenlerdenim, diye onlara yemin etti

[22] Boylece onları aldatarak dusurttu. Agacın meyvesinden tattıklarında, avret yerleri kendilerine gorundu ve oraları Cennet yapraklarıyla ortmeye basladılar. Rableri, o ikisine: Size bu agacı yasaklamadım mı, seytan sizin apacık dusmanınızdır demedim mi? diye seslendi

[23] Rabbimiz, kendimize zulmettik, bizi bagıslamaz ve bize merhamet etmezsen elbette husrana ugrayanlardan oluruz, dediler

[24] Allah buyurdu ki: Birbirinize dusman olarak inin! Size yeryuzunde belirli bir sureye kadar yerlesip, gecinmek vardır

[25] Orada yasayacak, orada olecek ve tekrar oradan cıkarılacaksınız

[26] Ey Ademogulları, size avret yerlerinizi ortecek bir elbise ve bir de sus elbisesi indirdik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır. Iste bu, Allah’ın ayetlerindendir. Ola ki dusunup, ogut alırlar

[27] Ey Ademogulları, seytan ana ve babanızı, ayıp yerlerini kendilerine gostermek icin, elbiselerini soyarak cennetten cıkardıgı gibi, sakın sizi de fitneye dusurmesin. O ve ordusu, sizin onları goremediginiz yerden sizi gorurler. Biz, seytanları iman etmeyenlerin velileri kıldık

[28] Onlar kotu bir is yaptıkları zaman: Atalarımızı boyle yaparken bulduk, Allah da bunu bize emretti, derler. De ki: Allah, kotulugu emretmez. Bilmediginiz seyi Allah’a karsı mı soyluyorsunuz

[29] De ki: Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yonunuzu O’na dogrultun. Dini ona halis kılarak (sirk kosmadan) O’na dua edin. Ilk defa sizi yarattıgı gibi, yine O’na doneceksiniz

[30] O, (insanların) bir bolumunu hidayete ulastırdı, bir bolumune ise sapıklık hak oldu; cunku onlar, Allah’ı bırakıp, seytanları veliler olarak benimsediler. Kendilerini de hidayet uzere sanırlar

[31] Ey Ademogulları, her mescide (namaza) gidisinizde guzel (elbisenizi) giyin; yiyin, icin fakat israf etmeyin. Cunku Allah, israf edenleri sevmez

[32] De ki: Allah’ın, kulları icin cıkarttıgı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, bu dunya hayatında iman edenler icindir. Kıyamet gununde de yalnız onlara mahsustur. Bilen bir toplum icin ayetleri iste boyle acıklıyoruz

[33] De ki: Rabbim, ancak fuhsiyatın acıgını da gizlisini de gunahı, haksız yere (insanlara) zulmu, hakkında hicbir delil indirmemis oldugu halde Allah’a sirk kosmanızı ve Allah hakkında bilmediginiz seyleri soylemenizi haram kılmıstır

[34] Her ummetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiginde; ne bir sure ertelenebilir, ne de one alınabilir

[35] Ey Ademogulları, icinizden size ayetlerimizi okuyan resuller geldigi zaman, kim sakınıp, takvalı olur ve (amellerini) duzeltirse; artık onlara bir korku yoktur. Onlar, uzulmeyeceklerdir

[36] Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karsı buyukluk taslayanlar ise, ates ehlidir. Onlar, orada ebedidirler

[37] Oyleyse Allah hakkında yalan uydurandan veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Bunlara kitapta yazılı nasipleri ulasacaktır. Nihayet; elcilerimiz onların canlarını almaya gelince: Hani, nerede, Allah’ın dısında dua ettikleriniz? diyecekler. Onlar da: Bizden uzaklasıp gittiler, diyerek kafir oldukları hakkında kendi aleyhlerine sahitlik edeceklerdir

[38] Allah: Sizden once gecen cin ve insan toplumları icinde siz de haydi atese girin! der. Her toplum (oraya) girdikce kardesini lanetler. Sonunda hepsi orada bir araya gelince, sonra gelenler, oncekiler icin: Rabbimiz, iste bizi bunlar saptırdılar. Onlara atesten azabı kat kat ver! derler. Allah: Herkese kat kat azap vardır, fakat bilmiyorsunuz, der

[39] Oncekiler ise, kendilerinden sonra gelenlere: Sizin, bizden bir ustunlugunuz yoktur, siz de kazanmıs olduklarınıza karsılık azabı tadın!” derler

[40] Ayetlerimizi yalanlayıp, onlara karsı buyukluk taslayanlara, (oldukten sonra ruhları icin) gok kapıları acılmayacak, deve igne deliginden gecmedikce, onlar cennete giremeyeceklerdir. Iste biz, sucluları boyle cezalandırırız

[41] Onlar icin cehennemden yatak ve ustlerine de ondan ortuler vardır. Iste, zalimleri boyle cezalandırırız

[42] Iman eden ve salih amel isleyenlere gelince -ki biz kimseye gucunun ustunde bir yuk yuklemeyiz- iste bunlar da cennetliklerdir. Onlar, orada ebedidirler

[43] Goguslerinde, kinden ne varsa sokup atarız. Altlarından ırmaklar akarken onlar soyle der: Bizi bunu hidayet eden Allah’a hamdolsun; Allah bizi hidayete iletmeseydi biz, dogru yolu bulamazdık. Rabbimizin rasulleri hakkı getirmisler! Iste size yaptıklarınızın karsılıgı olarak su cennete varis kılındınız! diye onlara seslenilir

[44] Cennet ehli, cehennem ehline (soyle) seslenir: Biz, Rabbimizin bize vaad ettiginin gercek oldugunu gorduk. Siz de Rabbinizin vaadini gercek buldunuz mu? Onlar da: Evet! derler. Aralarında bir munadi: Allah’ın laneti; zalimlerin uzerinedir! diye seslenir

[45] Onlar, Allah yolundan yuz cevirir, alı koyarlar ve yolun egri olmasını isterler. Onlar ahiretin de kafiridir

[46] Ikisi arasında bir perde/engel, (A’raf’ın) uzerinde herkesi simalarından tanıyan kimseler vardır. Cennetliklere: Selam size diye nida ederler. Henuz oraya girmemisler, fakat cok arzulamaktadırlar

[47] Gozleri cehennemlikler tarafına cevrilince: Rabbimiz, bizi zalim toplumla birlikte bulundurma! derler

[48] A’raftakiler simalarından tanıdıkları bazı adamlara seslenirler: Topladıklarınız ve buyukluk taslıyor olmanız size fayda vermedi

[49] Bunlar mıydı o sizin, “Allah bunları rahmetine erdirmeyecektir” diye yemin ettikleriniz? derler. Girin cennete size korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız

[50] Cehennem halkı, cennet halkına: Bize de, biraz su ya da Allah’ın size verdigi rızıklardan akıtın diye seslenirler. Cennet halkı da onlara: Allah, kafirlere ikisini de haram kılmıstır! derler

[51] Onlar, dinlerini oyun ve eglence edinmisler ve dunya hayatı da onları aldatmıstır. Bugun, bu karsılasma gunlerini unuttukları ve bile bile ayetlerimizi inkar ettikleri gibi biz de onları unutacagız

[52] Biz onlara, ilim ile apacık acıkladıgımız, iman eden bir toplum icin de hidayet ve rahmet olan bir kitap getirmistik

[53] Onlar yalnızca (haber verilenlerin) ortaya cıkmasını mı bekliyorlar? Ortaya cıktıgı gun, onceleri onu unutmus olanlar: Rabbimizin elcileri gercegi getirmisler. Simdi, bize sefaat edecek bir sefaatci var mı? Veya yaptıklarımızdan baska seyler yapmamız icin (Dunya'ya) bir donusumuz var mı? derler. Onlar, kendilerini husrana ugratmıslar ve uydurdukları seyler de kaybolup, onlardan ayrılmıstır

[54] Suphesiz Rabbiniz, gokleri ve yeri altı gunde yaratmıs, sonra arsın ustune istiva etmis/yukselmis, geceyi (karanlıgı ile), gunduz (aydınlıgını) buruyup, orter ve (birbirlerini) durmadan takip eder kılmıstır; Gunes, ay ve yıldızlar da emrine boyun egmistir. Dikkat edin, yaratma ve emir yalnızca O’nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yucedir

[55] Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin. O, sınırı asanları sevmez

[56] Yeryuzunde, ıslah edildikten sonra bozgunculuk yapmayın. Allah’a korku ve umit ile dua edin. Allah’ın rahmeti iyi kimselere yakındır

[57] Rahmetinin onunde mujdeci olarak ruzgarları gonderen O’dur. Ruzgarlar, agır agır yagmur yuklu bulutları yuklendigi zaman; biz, onu olu bir bolgeye gonderir ve su indiririz. Onunla her turlu urun cıkarırız. Oluleri de boyle cıkaracagız. Belki dusunup, ibret alırsınız

[58] Verimli bolgenin bitkisi Rabbinin izniyle bol cıkar. Verimsiz olandan ise kavruk bitkiden baskası cıkmaz. Sukreden bir toplum icin iste ayetleri boyle cesitli sekillerde acıklıyoruz

[59] Nuh’u kavmine peygamber olarak gonderdik. O da kavmine dedi ki: Ey kavmim, (yalnızca) Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan baska bir ilahınız yoktur. Ben, dogrusu sizin icin buyuk gunun azabından korkuyorum" dedi

[60] Kavminin ileri gelenleri: Biz, seni acıkca bir dalalet icinde goruyoruz.” dediler

[61] Nuh: Ey kavmim, bende hicbir sapıklık yoktur. Ben, ancak Alemlerin Rabbi tarafından (gonderilen) bir rasulum

[62] Size, Rabbimin gonderdiklerini bildiriyor ve nasihat ediyorum. Ben, sizin bilmediginiz seyleri biliyorum

[63] Sizi uyarması, sizinde sakınıp, takvalı olarak merhamet olunmanız icin aranızdan bir adam ile Rabbinizden size bir ogut gelmesine sastınız mı

[64] Fakat, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda bogduk. Onlar, kor bir toplumdu

[65] Ad kavmine de, kardesleri Hud’u gonderdik. Hud, onlara: Ey kavmim, (yalnızca) Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan baska bir ilahınız yoktur. (Azaptan) sakınmıyor musunuz? dedi

[66] Kavminden kafir olan ileri gelenleri: Biz, senin sefehat/cehalet icinde oldugunu goruyoruz. Ve senin yalancılardan olduguna inanıyoruz, dediler

[67] Ey kavmim! dedi. Bende sefihlik diye bir sey yoktur. Ben, Alemlerin Rabbinden bir rasulum

[68] Size Rabbimin vahyettiklerini bildiriyorum. Ben, sizin icin guvenilir bir nasihatcıyım

[69] Aranızdan bir adam ile sizi uyarmak icin Rabbinizden size bir ogut gelmesine sastınız mı? O’nun, sizi Nuh kavminden sonra halifeler kıldıgını ve yaratılısta sizi onlardan daha guclu/iri yaptıgını hatırlayın. Allah'ın nimetlerini anın ki, kurtulusa erebilesiniz

[70] (Yalnızca) Bir tek ilaha ibadet etmemiz ve atalarımızın ibadet edegeldiklerini, bırakmamız icin mi bize geldin? Bizi tehdit ettigin azabı haydi basımıza getir. Dogru soyleyenlerden isen! dediler

[71] Hud: Rabbinizden uzerinize bir azap, bir gazap hak olmustur. Allah'ın hakkında hicbir delil indirmedigi, isimlerini de siz ve atalarınızın koydugu (putlar) hakkında mı benimle tartısıyorsunuz? Oyleyse bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim! dedi

[72] O’nu ve beraberindekileri katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve mumin olmayan kavmin de arkasını/kokunu kestik

[73] Semud kavmine de kardesleri Salih'i gonderdik. (Salih, onlara) dedi ki: Ey kavmim, (yalnızca) Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan baska bir ilahınız yoktur. Rabbinizden size apacık bir bir delil/mucize ulastı. Bu, Allah’ın disi devesi, sizin icin bir mucizedir. Onu bırakın, Allah’ın topragında otlasın, ona bir kotuluk etmeyin. Sonra sizi acı bir azap yakalar

[74] Ad kavminden sonra sizi halifeler yaptıgını, ovalarında koskler kurup, daglarında evler insa ettiginiz bu topraklara yerlestirdigini bir hatırlayın. Allah’ın nimetlerini dusunun de yeryuzunde bozgunculuk yaparak taskınlık etmeyin

[75] O’nun kavminden buyukluk taslayan ileri gelenleri de, hor gordukleri halktan iman edenlere sordular: Salih’in gercekten Rabbi tarafından gonderilmis bir peygamber oldugunu biliyor musunuz? Onlar da soyle dediler: Biz, O'nunla gonderilenlere iman eden kimseleriz

[76] Buyukluk taslayanlar ise: Biz de sizin iman ettiklerinize kufredenleriz, dediler

[77] O disi deveyi bogazladılar. Rab’lerinin emrine bas kaldırdılar ve: Ey Salih, eger peygamberlerden isen bize korkutup durdugun azabı getir! dediler

[78] Bunun uzerine onları siddetli bir sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında diz ustu coke kaldılar

[79] Salih ise, onlardan yuz cevirip: Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin gonderdiklerini teblig ettim. Size nasihat ettim. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz, dedi

[80] Lut’u da gonderdik. Kavmine: Sizden once tum alemlerde hic kimsenin yapmadıgı ahlaksızlıgı mı yapıyorsunuz

[81] Siz, kadınları bırakıp da sehvetle erkeklere yanasıyorsunuz. Meger siz, (koyulan sınırları) asan bir toplummussunuz!” dedigi vakit

[82] Kavminin cevabı: Cıkarın onları memleketinizden, ! demekten baska bir sey olmadı. Zira onlar (bu gunahtan) temiz olan insanlardır

[83] Biz de Lut’u ve ailesini kurtardık; yalnız karısı geride kalanlardan oldu

[84] Onlara azap yagmuru yagdırdık. Iste bak, gunahkarların sonu nasıl oldu

[85] Medyen halkına da kardesleri Suayb’i gonderdik. (Kavmine soyle) dedi: Ey kavmim, (yalnızca) Allah’a ibadet edin. O’ndan baska bir ilahınız yoktur. Rabbinizden size apacık bir delil ulastı. Olcu ve tartıyı tam yapın, insanların esyasından bir seyler eksik vermeyin. Islah edildikten sonra yeryuzunde bozgunculuk etmeyin. Eger mu'minler iseniz bu sizin icin en hayırlı olandır

[86] Tehdit edip, Allah'a iman edenleri O'nun yolundan alıkoyarak ve o yolun egri olmasını isteyerek, her yolun basında oturmayın. Azınlık iken Allah’ın sizi cogalttıgını hatırlayın. Bozguncuların sonunun ne olduguna da bir bakın

[87] Eger benimle gonderilene icinizden bir grup iman edip, bir grup da iman etmemis ise, Allah aranızda hukmunu verinceye kadar sabredin. Hukum verenlerin en hayırlısı O’dur

[88] Suayb’ın kavminden buyukluk taslayan ileri gelenler dediler ki:Ey Suayb! Elbette seni ve seninle birlikte iman edenleri ulkemizden cıkaracagız. (Dininize) Istemesek de mi? (uyalım) dedi

[89] Allah bizi, ondan kurtardıktan sonra sizin dininize donersek, Allah’a karsı yalan uydurmus oluruz. Bizim icin, Rabbimiz Allah dilemedikce tekrar ona donmemiz imkansızdır. Rabbimiz ilmiyle her seyi kusatmıstır. Biz, Allah’a tevekkul ettik. Rabbimiz, bizim ile kavmimiz arasında hak ile hukmet. Sen hukum verenlerin en hayırlısısın

[90] Toplumun onde gelen kafirleri dediler ki: Suayb’e uyarsanız o zaman mahvolursunuz

[91] Onları dehsetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz ustu cokup kaldılar

[92] Suayb’ı yalanlayanlar sanki orda hic yasamamıs gibi oldular. Suayb’ı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu

[93] (Su’ayb) onlardan yuz cevirdi ve dedi ki:Ey kavmim, size Rabbimin gonderdiklerini acıklamıs ve size nasihat etmistim. Simdi kafir bir kavme karsı nasıl uzulebilirim

[94] Biz, hangi ulkeye bir nebi gondermissek, halkını yalvarıp yakarmaları icin yoksulluk ve hastalıklarla cezalandırdık

[95] Sonra (baslarına gelen) kotulugu (darlıgı) degistirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Nihayet cogaldılar ve: "Atalarımız da boyle sıkıntı ve sevinc yasamıslardı" dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık

[96] Eger (yalanlayan) memleketlerin halkı iman edip, takvalı olsalardı, biz de onlara gokten ve yerden bereketler acardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık

[97] Ulkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken baslarına gelivermesinden emin mi oldular

[98] Ya da ulkelerin halkı azabımızın gupegunduz onlar eglencede iken baslarına gelivermesinden emin mi oldular

[99] Allah’ın tuzagından emin mi oldular? Allah’ın tuzagından husrana ugramıs toplumdan baskası asla emin olmaz

[100] Oranın onceki halkından sonra yeryuzune varis olanlara belli olmadı mı? Ki eger dilersek onları gunahlarıyla birlikte yakalarız, yok ederiz, kalplerini de damgalarız da isitmezler

[101] Iste bu sana haberlerini anlattıgımız memleketlerdir. Onlara elcilerimiz apacık delillerle gelmislerdi de daha once yalanladıklarına iman etmeye yanasmadılar. Iste Allah, kafirlerin kalplerini bu sekilde damgalar

[102] Onların cogunu sozunde durur bulmadık. Aksine onların cogunu hak yoldan cıkmıs fasıklar olarak bulduk

[103] Onlardan sonra ayetlerimizle Musa’yı, Firavun’a ve kavmine gonderdik. Ancak onlar zulmettiler. Fesat cıkaranların sonunun nasıl olduguna bak

[104] Musa soyle dedi: Ey Firavun, ben alemlerin Rabbinden bir rasulum

[105] Bana ancak, Allah hakkında yalnız gercek olanı soylemem yarasır. Size Rabbinizden apacık delillerle geldim. Israilogulları'nı benimle beraber gonder

[106] Eger bir ayet/mucize ile geldiysen, haydi dogru soyleyen biriysen onu ortaya koy, dedi

[107] Bunu uzerine Musa asasını attı. Birden o apacık bir ejderha oluverdi

[108] Elini koynundan cıkardı. Birden o bakanların (gozunu kamastıran) bembeyaz (bir el) oluverdi

[109] Firavun kavminden ileri gelenler: Bu, bilgin bir sihirbaz, dediler

[110] Sizi yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz

[111] Onu ve kardesini beklet, sehirlere toplayıcılar gonder

[112] Sana tum sihirbazları getirsinler, dediler

[113] Sihirbazlar Firavun’a gelerek dediler ki: Eger biz galip gelirsek bir mukafat var, degil mi

[114] Evet, elbette siz bana yakın kimselerden olacaksınız, dedi

[115] Sihirbazlar: Ey Musa, (asanı) once ya sen at ya da once atanlar biz olalım, dediler

[116] O da: Siz atın! dedi. Onlar atınca, insanların gozlerini buyulediler, onları korkuttular ve buyuk bir sihir gosterdiler

[117] Biz de Musa’ya asanı at diye vahyettik. Birdenbire asa onların uydurduklarını yuttu

[118] Boylece her sey ortaya cıktı. Onların yaptıkları bosa cıktı

[119] Orada maglup oldular ve kucuk dustuler

[120] Sihirbazlar: Secdeye kapandılar

[121] Alemlerin Rabbine, iman ettik

[122] Musa ve Harun’un Rab'bine…

[123] Firavun, onlara soyle dedi: Ben size izin vermeden once, ona iman mı ettiniz? Bu kesin bir tuzaktır. Halkı sehirden cıkarmak icin, bu tuzagı kurdunuz. Artık yakında bileceksiniz

[124] Sizin ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kesecegim. Sonra hepinizi asacagım

[125] Suphesiz biz, Rabbimize donecegiz, dediler

[126] Sen, Rabbimizin ayetleri bize geldigi zaman ona iman ettigimiz icin, yalnızca bunun icin bizden intikam alıyorsun. Rabbimiz! Uzerimize sabır yagdır ve musluman olarak canımızı al! dediler

[127] Firavun kavminden ileri gelen kesim: Musa’yı ve kavmini yeryuzunde bozgunculuk etsinler seni ve senin ilahlarını terk etsinler diye mi bırakacaksın? dediler. Firavun: Onların erkek cocuklarını oldururuz. Kadınlarını da sag bırakırız. Biz, onlar uzerinde tam bir hakimiyet sahibiyiz, dedi

[128] Musa kavmine soyle dedi: Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Suphesiz yeryuzu Allah’ındır. Ve O, kullarından diledigini ona varis kılar. Guzel son, Allah’tan sakınanlarındır/takvalı olanlarındır

[129] Kavmi ise: Sen bize gelmeden once de geldikten sonra da bize iskence edildi, dediler. Musa da: Rabbinizin dusmanlarınızı helak etmesi ve sizi yeryuzunde nasıl davranacagınıza bakmak icin, iktidara getirmesi umulur, dedi

[130] Firavun hanedanını belki dusunurler diye kuraklık ve yıllarca urunlerini eksiltmekle cezalandırdık

[131] Onlara bir iyilik geldigi zaman; “Bu bizim hakkımızdır” derler. Onlara bir kotuluk dokundugu zaman onu Musa ve onun yanındakilerin ugursuzluguna verirlerdi. Dikkat edin, onların basına gelen ugursuzlukları sadece Allah katındandır. Fakat onların cogu bilmiyorlar

[132] Bizi, kendisiyle buyulemek icin her ne zaman bize bir ayet/mucize getirirsen, biz sana iman edecek degiliz, dediler

[133] Bu yuzden onlara, tufanı, cekirgeyi, hasere, kurbagaları ve kanı apacık ayetler olarak gonderdik. Buna ragmen buyuklendiler. Onlar gunahkar bir toplum idi

[134] Uzerlerine azab cokunce, Ey Musa, Rabbinin sana (eger iman edersek azabı kaldıracak olması) vahyinden dolayı bizim icin Rabbine dua et. Eger bizden bu azabı kaldırırsan muhakkak sana iman edecegiz ve Israilogulları'nı seninle beraber salıverecegiz

[135] Onlardan azabı, onlara ulasacak belirli bir sureye kadar kaldırdıgımız zaman; onlar verdikleri sozden donuyorlardı

[136] Biz de onlardan cezasının intikamını aldık. Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gafil oldukları icin onları denizde bogduk

[137] Hor gorulup ezilmekte olan kavmi (Israilogullarını), topragına bolluk ve bereket verdigimiz yerin (Sam Bolgesinin) dogu ve batı taraflarına mirascı kıldık. Israilogulları’nın sabretmelerine karsılık olarak Rabbinin guzel sozu/vaadi gerceklesti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve kurup yukselttikleri seyleri yerle bir ettik

[138] Israilogulları'nı denizden gecirmistik. Kendilerine ait bir takım putlarına ibadet eden bir topluma ugradılar. Ey Musa, bunların ilahları gibi bize de bir ilah yapsana! dediler. Musa da onlara: Suphesiz, cahillik eden bir toplumsunuz! dedi

[139] Suphesiz bunların icinde bulundukları (sirk) helake mahkumdur ve yapmakta oldukları batıldır

[140] O, sizi alemlere ustun kılmıs iken size Allah’tan baska bir ilah mı arayayım? dedi

[141] Size kotu bir ceza ile eziyet eden, Cocuklarınızı oldurup, kadınlarınızı sag bırakan Firavun hanedanından kurtarmıstık. Bu sizin icin yuce Rab'biniz tarafından bir imtihan

[142] Musa ile otuz geceye sozlesmistik ve on gece ile onu tamamladık da Rabbinin belirledigi sure tam kırk gece oldu. Musa kardesi Harun’a: Kavmimde benim yerime gec, ıslah et, fesat cıkaranların yoluna uyma! dedi

[143] Musa belirledigimiz vakitte gelince Rabbi onunla konustu. Musa dedi ki: Rabbim, bana (kendini) goster de sana bakayım! Rabbi: Beni goremeyeceksin fakat daga bak; dag yerinde durursa sen de beni goreceksin, dedi. Rabbi daga tecelli edince onu yerle bir etti. Musa bayılarak yere kapandı. Ayıldıgında: Sen tum noksanlıklardan munezzehsin, sana tevbe ettim. (Kavmim icinde) Sana iman edenlerin ilkiyim, dedi

[144] Ey Musa! Risaletlerimle ve seninle konusmamla seni (zamanının) insanları uzerine sectim; sana verdigimi al ve sukredenlerden ol! dedi

[145] (Tevrat) levhalarında her seye dair bir ogut ve her seyin bir acıklamasını yazdık ve ona soyle dedik: Simdi onları kuvvetle tut ve kavmine de ona iyice sarılmalarını emret. Size fasıkların yurdunu gosterecegim

[146] Haksız yere yeryuzunde buyuklenen kimseleri ayetlerimizi (anlayıp, ibret almaktan) uzak tutacagım. Onlar butun ayetleri gorseler de iman etmezler. Dogru yolu gorseler onu yol edinmezler. Sapıklık yolunu gorduklerinde onu yol edinirler. Iste bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmalarından dolayıdır

[147] Ayetlerimizi ve ahiret bulusmasını yalanlayanların amelleri bosa gitmistir. Onlar ancak (dunyada) yaptıklarının karsılıgını gorurler

[148] Musa’nın kavmi, onun ardından sus esyalarından (yapılmıs) boguren bir buzagı heykelini ilah edindiler. Onun kendileriyle konusmadıgını ve onların bir yol gostermedigini gormuyorlar mı? Ona (ilah) edindiler ve boylece zalimlerden oldular

[149] Pisman olup da kendilerinin gercekten sapmıs olduklarını gorunce: Eger Rabbimiz, bize merhamet etmez ise ve bizi bagıslamazsa husrana ugrayanlardan oluruz, dediler

[150] Musa kavmine kızgın ve uzgun olarak donunce: Benim ardımdan ne kotu isler yaptınız. Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz? dedi. Levhaları (ofkesinden) attı ve kardesinin basını tutarak kendisine cekti. (Kardesi) Ey anamın oglu, toplum beni gucsuz gordu/kucumsedi, neredeyse beni olduruyorlardı. Bana dusmanları sevindirecek sekilde davranma, zalim toplumla bir tutma! dedi

[151] Rabbim, beni ve kardesimi bagısla, bizi rahmetine girdir. Sen merhametlilerin en merhametlisisin

[152] Buzagıyı (ilah) edinenlere Rablerinden bir gazap ve dunya hayatında asagılanmaya ugrayacaklar. Iftiracıları iste boyle cezalandırırız

[153] Kotuluk isleyenleri, sonra ardından tevbe edip iman edenleri, suphesiz Rabbin ondan (tevbeden) sonra da bagıslayan ve merhamet edendir

[154] Musa’nın kızgınlıgı yatısınca levhaları aldı. Onlardaki yazıda Rabbinden korkanlar icin hidayet ve rahmet vardı

[155] Musa belirledigimiz vakit icin kavminden yetmis adam secti. Onları kuvvetli bir sarsıntı alınca Musa: Rabbim, eger dileseydin onları ve beni daha once helak ederdin. Icimizdeki sefih/akılsızların yaptıkları yuzunden bizi helak mı edeceksin? Bu senin imtihanından baska bir sey degildir. Sen, onunla diledigini sapıttırır ve diledigine de hidayet edersin. Sen bizim velimizsin. Bizi affet, bize merhamet et! Sen bagıslayanların en hayırlısısın

[156] Bize bu dunyada ve ahirette iyilik yaz; biz sana (tevbe ile) yoneldik. Allah: Azabıma diledigimi ugratırım. Rahmetim ise her seyi kusatmıstır. Rahmetimi sakınanlara/takvalı olanlara ve zekat verenlere ve ayetlerimize iman etmis olanlara yazacagım, dedi

[157] Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrat ve Incil'de yazılı buldukları ummi Peygambere, Rasule tabi olurlar. (O peygamber) Onlara iyiligi emreder ve kotuluklerden nehyeder, iyi/temiz seyleri helal, kotu ve pis seyleri haram kılar. Uzerlerindeki agır yukleri ve zorlukları kaldırır. Ona iman edenler, onu destekleyip, yardım eden ve onunla indirilen nura uyanlar, iste onlar, kurtulusa erenlerdir

[158] De ki: Ey insanlar! Ben sizin hepinize, Allah’ın gonderdigi rasulum. Goklerin ve yerin mulku O'nundur. Kendisinden baska (hak) ilah olmayan, dirilten ve olduren Allah’ın Allah’a ve O’nun rasulu olan ummi Peygamber’e iman edin. Zira O da Allah’a ve O’nun kelimelerine/Kur'an'a iman etmistir. Ona tabi olun ki, hidayete eresiniz

[159] Musa’nın kavminden (insanları) hak ile dogru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı

[160] Onları on iki kabileye ayırmıstık. Kavmi Musa’dan su istediginde biz ona, “Asanı tasa vur” diye vahyettik. Oradan on iki kaynak fıskırdı. Her kabile su icecegi yeri ogrendi. Onları bulut ile golgelendirdik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın yedirdik. Size rızık olarak verdigimiz seylerin temiz olanlarından yiyin. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler

[161] Hani:Su kasabaya girip, dilediginiz yerden istediginizi yiyin. Kapısından secde ederek/ boynu bukuk, zelil olarak girin ve “bagısla” deyin de sizi bagıslayalım, iyiler icin daha fazlasını verecegiz, denilmisti

[162] Onların zulmedenleri, sozu kendilerine soylenenden baskası ile degistirdiler. Isledikleri zulum dolayısıyla onlara gokten bir azap gonderdik

[163] Onlara deniz kenarındaki cumartesi yasagını cigneyen kasabayı sor! Onlara avları cumartesi gunlerinde (suyun ustunde) akın akın geliyor, baska gunlerde gelmiyorlardı. Iste onları fasıklık ettikleri icin boyle imtihan ediyorduk

[164] Onlardan bir topluluk soyle diyordu: Allah’ın helak edecegi ve siddetli bir ceza ile cezalandıracagı topluma niye ogut veriyorsunuz? Rabbinize karsı bir mazeret beyan edelim diye bir de belki sakınırlar/takvalı olurlar! diye cevap verdiler

[165] Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, kotulukten men edenleri kurtarıp, zalimleri fasıklık yapmaları sebebiyle cok cetin bir ceza ile yakaladık

[166] Yasaklandıkları seye baskaldırdıkları zaman, onlara: Alcak maymunlar olun! dedik

[167] Rabbin, onların uzerine kıyamet gunune dek kendilerini en kotu cezalandıracak kimseleri gonderecegini bildirmisti. Rabbinin ceza vermesi cok hızlıdır. Suphesiz O, cokca bagıslayan, cokca merhamet edendir

[168] Onları yeryuzunde (parca parca) topluluklara bolduk. Salih olanları da vardır; olmayanları da! Onları belki donerler diye iyilik ve kotulukle imtihan ederiz

[169] Onların ardından, kitaba varis olan bir nesil geldi. Biz nasıl olsa bagıslanacagız, diyerek, bu dunyanın gecici menfaatini alıyorlar. Yine Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gercek dısında bir sey soylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta soz alınmamıs mıydı? Ve onlar Kitap'takini okuyup, ogrenmemisler miydi? Takva sahipleri icin ahiret yurdu cok hayırlıdır. Akletmiyor musunuz

[170] Kitaba baglı olanlar ve namaz kılanlara gelince biz, (kendileri ve baskaları icin) ıslah edenlerin mukafatını zayi etmeyiz

[171] Dagı onların uzerine kaldırmıstık. Sanki o golgelik gibiydi. Oyle ki baslarına dusecegini anladılar. Size verdigimize kuvvetle sarılın ve icinde olanı hatırlayıp, anın ki sakınanlardan/takva sahiplerinden olasınız

[172] Rabbi, Ademogullarının sırtlarından soylarını cıkardı ve onları kendilerine sahit tuttu. Ben, sizin Rabbiniz degil miyim? dedi. "Evet sahidiz" demislerdi. Boylece kıyamet gunu bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz

[173] Ya da bizim atalarımız onceden sirk kosmuslar. Biz de onlardan sonra gelen bir nesiliz. Batıla dusenlerin yaptıklarından dolayı bizi helak mi edeceksin? demeyesiniz

[174] Belki donerler diye ayetleri iste boyle acıklıyoruz

[175] Onlara, kendisine ayetlerimizi verdigimiz, fakat onlardan sıyrılıp uzaklasan, seytanın kendisine uydurdugu yolunu kaybetmis azgınlardan olan kimsenin haberini oku

[176] Dileseydik onu ayetlerimizle yukseltirdik. Fakat o dunyaya saplanıp, kaldı, hevesine uydu. Onun misali, uzerine yurusen de kendi haline bıraksan da dilini cıkartıp soluyan kopege benzer. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali budur. Kıssayı anlat; belki dusunurler

[177] Ayetlerimizi yalanlayan ve kendi nefislerine zulmetmis olan kavmin durumu ne kotudur

[178] Allah kimi dogru yola yoneltmisse/hidayet etmisse, o hidayet bulmustur. Kimi de saptırmıssa, onlar husrana ugrayanların ta kendisidir

[179] Andolsun, biz cinler ve insanlardan bircogunu cehennem icin yaratmısızdır. Cunku onların kalpleri vardır ama kavrayıp, anlamazlar. Gozleri vardır, onunla gormezler, kulakları vardır, onunla isitmezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta onlardan daha saskındırlar

[180] Iste onlar gafillerdir. En guzel isimler Allah’ındır. O’na o isimleri ile dua edin. O’nun isimleri konusunda sapanları terk edin. Onlar yaptıklarının karsılıgını goreceklerdir

[181] Yarattıklarımızdan hakka yonelen ve yonelten, onunla adaleti saglayan bir toplum vardır

[182] Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavas yavas bilmedikleri bir yerden (azaba) yaklastıracagız

[183] Onlara muhlet/sure veriyorum. Fakat benim tuzagım cetindir

[184] Hic dusunmuyorlar mı? Arkadasları (Muhammed) deli degildir. O ancak acıkca bir uyarıcıdır

[185] Goklerin ve yerin melekutune/hukumranlıgına ve orada Allah’ın yarattıgı seylere ve ecellerinizin yaklasmıs olabilecegine hic bakmıyorlar mı? Bundan sonra hangi soze inanacaksınız

[186] Allah kimi saptırırsa, ona hidayet edecek yoktur. Onları azgınlıkları icerisinde saskın bir halde bırakır

[187] Sana (kıyamet) saatinin ne zaman kopacagını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan baskası acıga cıkaramaz. Goklere ve yere o saat agır gelir. Kıyamet ansızın gelir. Sanki sen onu biliyormussun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun ilmi sadece Allah katındadır. Ama insanların cogu (bunu) bilmezler

[188] De ki: "Allah dilemedikce ben kendime ne bir yarar veya ne bir zarar verecek guce sahip degilim. Eger ben, gaybı bilseydim, hayır yapmayı artırırdım ve bana bir kotuluk de dokunmazdı. Ben sadece iman eden bir toplum icin sadece uyarıcı ve mujdeciyim

[189] Sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan da sukunet/huzur bulacagı esini yaratan O’dur. O, esiyle birlestigi zaman esi hafif bir yuk yuklendi. Onunla (bu halde) gidip, geldi. Yuku agırlasınca Rab’leri olan Allah’a dua ederek: Eger bize saglam/duzgun bir cocuk verirsen sana sukredenlerden oluruz, derler

[190] Onlara (insanogluna) saglam/duzgun bir cocuk verince, kendilerine verdigi sey hakkında Allah’a ortaklar kosarlar. Allah, onların ortak kostuklarından yucedir

[191] Kendileri yaratılmıs olup; hicbir sey yaratamayan seyleri mi sirk kosuyorlar

[192] Kendilerine bile yardım edemeyenler, onlara hic yardım edemezler

[193] Onları dogru yola cagırsanız, size uymazlar. Onları cagırsanız da sussanız da sizin icin birdir

[194] Allah’ı bırakıp da dua ettikleriniz sizin gibi kullardır. Eger dogru soyleyenlerseniz onlara dua edin de size cevap versinler

[195] Onların yuruyebilecek ayakları mı var, yoksa kendisiyle tutacakları elleri mi, yoksa gorebilecek gozleri mi, yoksa isitebilecek kulakları mı var? De ki: Ortak kostuklarınızı cagırın, sonra bana, tuzak kurun ve bana goz actırmayın bakalım

[196] Benim velim/yardımcım, kitabı indiren Allah’tır. O, salih kimselerin de velisidir

[197] O’ndan baska dua ettiklerinizin size yardım etmeye gucleri yetmez. Onlar kendilerine bile yardım edemezler

[198] Onları dogru yola cagırsanız sizi isitmezler. Onları sana bakar gorursun fakat onlar gormezler

[199] Af yolunu tut, iyiligi emret, cahillerden uzak dur

[200] Seytandan sana bir vesvese olursa, hemen Allah’a sıgın. Allah her seyi isitendir. Her seyi bilendir

[201] Takvalı olanlar kendilerine seytanın bir vesvesesi dokundugunda, hemen dusunup/hatırlayıp (hakkı) gorurler

[202] (Seytanlar) kardeslerini sapıklıkta surekli desteklerler ve bundan hic geri durmazlar

[203] Onlara bir ayet getirmedigin zaman: "Kendin bir ayet yapsaydın!" derler. De ki: Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden gelen acık delillerdir. Iman eden bir toplum icin hidayet ve rahmettir

[204] Kur’an okundugu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki, merhamet edilesiniz

[205] Rabbini icinden yalvararak ve sesini yukseltmeden, korkarak sabah aksam zikret, gafillerden olma

[206] Rabbinin yanındakiler de O’na kulluk etmekten buyuklenmezler. O’nu tesbih ederler. O’na secde ederler

Enfâl

Surah 8

[1] Sana ganimetleri soruyorlar. De ki: Ganimetler, Allah’a ve elcisine aittir. Allah’tan sakının (takvalı olun), aranızı duzeltin. Eger mumin iseniz Allah’a ve Rasulune itaat ediniz

[2] Muminler ancak, Allah anıldıgı zaman kalpleri urperen, ayetleri kendilerine okununca imanları artan ve Rablerine tevekkul eden kimselerdir

[3] Bunlar, namazı (hakkıyla) kılarlar ve kendilerine verdigimiz rızıktan infak ederler

[4] Iste onlar, gercek mumin olanlardır. Rab'leri katında onlar icin dereceler, magfiret ve bolca rızıklar vardır

[5] Rabbin seni hak ugrunda (Bedir'de savas icin) evinden cıkardıgı zaman da; mu’minlerden bir grup bundan hoslanmamıstı

[6] Gercek (savas) ortaya cıktıktan sonra bile, sanki goz gore gore olume surukleniyorlarmıs gibi seninle bu hususta tartısıyorlardı

[7] Hani Allah size iki taifeden (ordu ya da kervandan) birini, o sizindir diye vadediyordu. Siz de gucsuz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, kelimeleriyle hakkı/Islamı yuceltmek kafirlerin ardını/kokunu kesmek istiyordu

[8] Bu, gunahkarların hosuna gitmese de hakkı (Islamı) yuceltmek ve batılı da ortadan kaldırmak icindir

[9] Rabbinizden yardım/medet dilemistiniz de size: Birbiri ardınca bin melek ile size yardım edecegim, diye cevap vermisti

[10] Allah, bunu yalnızca bir mujde olması ve kalplerinizin yatısması icin yaptı. Yardım yalnızca Allah katındadır. Cunku Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[11] Hani o vakit sizi kendisinden bir guven vermek icin hafif bir uykuya daldırmıs ve uzerinize gokten onunla sizi temizlemek ve seytanın pisligini sizden gidermek, kalplerinizi pekistirmek ve ayaklarınızı saglamlastırmak icin su indirmisti

[12] O an Rabbin meleklere soyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim, iman edenlere sebat verin! Ben kafirlerin kalbine korku salacagım. Siz de vurun boyunlarına, vurun parmak uclarına

[13] Bu, Allah’a ve Rasulu'ne muhalefet etmeleri dolayısıyladır. Kim, Allah’a ve Rasulu'ne muhalefet ederse, suphesiz Allah’ın cezası cok siddetlidir

[14] Iste size (azap) tadın onu! Ve kafirlere bir de atesin azabı vardır

[15] Ey iman edenler! Toplu bir halde kafirlerle karsılastıgınız zaman, onlara arkanızı donmeyin

[16] Kim o gun, savasmak icin bir yana cekilmek ya da diger bir gruba katılmak haricinde arkasını donerse Allah’ın gazabına ugrar; o kimsenin barınagı Cehennem'dir. Orası ne kotu donus yeridir

[17] (Bedir'de) onları siz oldurmediniz, fakat onları Allah oldurdu. Attıgında da sen atmadın. Fakat Allah attı. Fakat muminleri guzel bir imtihanla denemek icin (boyle yaptı). Suphesiz Allah her seyi isitendir, her seyi bilendir

[18] Iste bu (yardım) Allah'ın kafir kimselerin tuzaklarını bosa cıkarmasıdır

[19] (Ey kafirler!) Fetih istiyorsanız, iste size fetih gelmistir (yenildiniz). Eger (kufrunuze ve savasa) son verirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır. Ve eger tekrar donerseniz biz de doneriz. Toplulugunuz kalabalık olsa bile size bir fayda vermeyecektir. Cunku Allah, muminlerle beraberdir

[20] Ey iman edenler, Allah’a ve Rasulu'ne itaat edin! Isitip durdugunuz halde ondan yuz cevirmeyin

[21] Dinlemedikleri halde “isittik” diyenler gibi de olmayın

[22] Allah katında canlıların en kotusu (hakka karsı) sagır ve dilsiz kimselerdir ki onlar akletmezler

[23] Allah, onlarda bir hayır oldugunu bilseydi elbette onlara, isittirirdi. Onlara isittirseydi, onlar yine de yuz cevirerek donerlerdi

[24] Ey iman edenler! Size hayat verecek bir seye cagırdıgı zaman Allah’a ve Rasulu'ne cevap verin ve bilin ki Allah, kisi ile kalbi arasına hail olur. Suphesiz siz de O’nun huzurunda toplanacaksınız

[25] Icinizden sadece zalimlere dokunmakla kalmayacak olan bir fitneden de sakının. Allah’ın azabının cok siddetli oldugunu bilin

[26] Hatırlayın, bir zamanlar yeryuzunde gucsuzdunuz, insanların sizi ansızın alıp yakalamasından korkuyordunuz. Allah sizleri barındırdı, yardımıyla guclendirdi, sukredesiniz diye sizi temiz seylerle rızıklandırdı

[27] Ey iman edenler! Allah'a ve Peygambere karsı hıyanet etmeyin, size (guvenilen) seylere bile bile hıyanet etmis olursunuz

[28] Biliniz ki mallarınız ve evladınız bir imtihandır. Allah katında ise buyuk mukafat vardır

[29] Ey iman edenler! Eger Allah’tan sakınırsanız O size iyiyi kotuden ayıracak bir furkan verir. Ve sizin gunahlarınızı orter. Sizi bagıslar. Allah son derece buyuk lutuf sahibidir

[30] kafirler seni hapsetmek, oldurmek veya (yurdundan) cıkarmak icin sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir

[31] Ayetlerimiz onlara okundugu zaman; "Duyduk, istesek biz de bunun benzerini soyleyebiliriz. Bu sadece eskilerin masalları" dediler

[32] “Ve Allah’ım! Eger bu senin katından gelen bir hak ise basımıza gokten tas yagdır, yahut bize acı bir azap ver!” derler

[33] Sen onların arasındayken Allah onlara azap etmez. Bagıslanma dileyenler oldukca Allah onlara azap etmez

[34] Onlar Mescid-i Haram’dan (mu’minleri) men ederken, Allah onlara ne diye azap etmesin ki! Ustelik onlar Allah'ın evliyaları da degiller. Allah'ın evliyaları yalnızca muttakilerdir. Fakat onların cokları bunu bilmez

[35] Onların Kabe’deki namazları, ıslık calmak ve el cırpmaktan baska bir sey degildir. Kufrunuzden dolayı azabı tadın

[36] Kafirler mallarını Allah’ın yolundan alıkoymak icin harcarlar. Daha da harcayacaklardır. Sonra pisman olacaklar ve yenilgiye ugrayacaklar. Kafir olanlar Cehennem'de toplanacaklardır

[37] Boylece Allah, pis olanı temiz olandan ayıracak ve birbiri ustune koyup yıgarak Cehennem'e atacaktır. Iste onlar, husrana ugrayanlar onlardır

[38] Kafir olanlara eger (kufurlerinden) vazgecerlerse onceden yaptıklarının bagıslanacagını, tekrar donerlerse evvelkilerin basına gelenlerin (onların da) basına gelecegini soyle

[39] Fitne/sirk kalmayıncaya ve din tumuyle Allah’ın oluncaya kadar onlarla savasın! Eger fitneden/sirkten vazgecerlerse, Allah yaptıklarını gormektedir

[40] Eger yuz cevirirlerse, bilin ki, Allah sizin mevlanızdır. O ne guzel mevla, ne guzel yardımcıdır

[41] Eger Allah’a ve hakkın batıldan ayrıldıgı, iki toplulugun karsılastıgı gun (Bedir Savası'nda) kulumuza indirdigimize iman ediyorsanız, bilin ki ele gecirdiginiz ganimetlerden beste biri Allah’ın, Peygamber'in, yakınların, yetimlerin, duskunlerin ve yolda kalmıslarındır

[42] Siz (Medine'ye) yakın vadide, onlar da (Medine'ye) uzak yamacta idiler; kervan ise sizden daha asagıdaydı. (Karsılasmak icin) sozlesseydiniz bile vakit hususunda ihtilaf ederdiniz (bulusamazdınız). Fakat bu Allah'ın olacak bir isi (mu’minlerin zaferini) gerceklestirmek, helak olanın apacık bir delil ile helak olması; yasayanın da apacık bir delil ile yasaması icindir. Suphesiz Allah, her seyi isitendir. her seyi bilendir

[43] Allah, onları sana uykunda (sayıca) az gosteriyordu. Cok gostermis olsaydı, yılacak ve bu hususta cekismeye baslayacaktınız. Fakat Allah sizi kurtardı. Cunku O kalplerde olan her seyi bilendir

[44] Onlarla karsılastıgınızda Allah, olacak bir isi (mu’minlerin zaferini) gerceklestirmek icin onları sizin gozlerinizde az gosteriyor; sizi de onların gozlerinde azaltıyordu. Isler donup Allah’a varır

[45] Ey iman edenler! Bir toplulukla karsılastıgınızda dayanın; basarıya ulasmak icin Allah’ı cok anın

[46] Allah’a ve Rasulune itaat edin; cekisip, ayrılıga dusmeyin. Yoksa korkar ve gucunuzu kaybedersiniz. Sabredin! Cunku Allah sabredenlerle beraberdir

[47] Yurtlarından boburlenerek, insanlara gosteris yaparak cıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın! Allah, onların yaptıklarını cepecevre kusatmıstır

[48] Seytan onların (musriklerin) yaptıklarını kendilerine suslu gostererek soyle dedi: Size bugun hic kimse galip gelemez. Nitekim ben de sizin yardımcınızım. Iki ordu karsılasınca da: Ben sizden uzagım, ben sizin gormediklerinizi goruyorum. Ben suphesiz Allah’tan korkarım, Allah’ın azabı cok siddetlidir diyerek arkasını donup kactı

[49] Munafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar: "Muslumanları dinleri aldattı" diyorlardı. Oysa kim Allah’a tevekkul ederse bilmelidir ki; Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[50] Gorseydin o kafirleri; melekler, olanların yuzlerine ve arkalarına vurarak: "Haydi Yakıcı azabı tadın!" (derken)

[51] Bu kendi ellerinizle yaptıgınızın karsılıgıdır. Allah, kullarına zulmedici degildir

[52] Firavun hanedanı ve onlardan oncekilerin gidisi/tutumu gibi onlar, Allah’ın ayetlerine kufrettiler de, Allah da onları gunahları sebebiyle yakalayıp yok etti. Allah, gucludur, cezası cok siddetlidir

[53] Bu (ceza), bir toplum kendi nefsinde olan (iyi hali) degistirmedikce, Allah’ın o topluma bahsettigi nimeti degistirici olmadıgı icindir. Allah, her seyi isitendir, her seyi bilendir

[54] Firavun hanedanı ve onlardan oncekilerin gidisi/tutumu gibi, Rab’lerinin ayetlerini yalanladılar, biz de onları gunahları sebebiyle helak ettik. Firavun hanedanını suda bogduk. Hepsi de zalim idi

[55] Allah katında yeryuzunde yuruyen canlıların en kotusu kufredenlerdir. Artık onlar iman etmezler

[56] Onlar kendileriyle antlasma yaptıgın her defasında antlasmalarını bozan kimselerdir. Bundan da hic sakınmazlar

[57] Savasta onları her buldugunda darmadagın et ki, bununla arkalarındakiler (korksun ve onlara) ibret olsun

[58] Eger bir toplulugun hıyanetinden korkarsan onlarla yapılan antlasmayı kendilerine at/boz. Cunku Allah, hainleri sevmez

[59] O kafirler asla kurtulduklarını sanmasınlar. Cunku onlar aciz bırakamazlar

[60] Siz de onlara karsı gucunuzun yettigi kadar kuvvet ve savas atları hazırlayın ki bununla Allah’ın dusmanlarını, sizin dusmanlarınızı ve sizin bilmeyip Allah’ın bildigi bundan baska dusmanları korkutasınız. Allah yolunda harcadıgınız her sey size hicbir haksızlık yapılmadan (eksiksiz) verilecektir

[61] Eger barısa yanasırlarsa sen de yanas ve Allah’a tevekkul et. Suphesiz O her seyi isitendir, her seyi bilendir

[62] Seni aldatmak isterlerse, suphesiz Allah sana yeter. O, yardımıyla muminler ile seni destekler

[63] Kalplerinizin arasını kaynastırdı. Eger yeryuzunde olan her seyi harcasaydın bile onların kalplerini birlestirip, kaynastıramazdın. Fakat Allah, onların arasını kaynastırmıstır. Suphesiz O Aziz'dir, Hakim'dir

[64] Ey Peygamber! Allah sana ve sana uyan muminlere yeter

[65] Ey Peygamber! Muminleri savas icin hırslandır. Sizin sabırlı yirmi kisiniz onlardan iki yuz kisiyi yener. Sizin yuz kisiniz kafirlerden bin kisiyi yener. Cunku onlar anlayıssız bir toplumdur

[66] Simdi Allah, yukunuzu hafifletti ve sizdeki zayıflıgı bildi. Sizden sabırlı yuz kisi iki yuz kisiye galip gelir. Sizden bin kisi olursa Allah’ın izni ile iki bin kisiye galip gelir. Allah sabredenlerle beraberdir

[67] Yeryuzunde (savasırken) agır basıp (dusmanı yere sermeden) esir alma, hicbir peygambere yarasmaz! Gecici dunya malını istiyorsunuz. Oysa Allah, ahireti ister. Allah Aziz'dir, Hakim'dir

[68] Daha once Allah’tan bir yazı olmasa idi, almıs oldugunuz sey hususunda size elbette pek buyuk bir azap dokunurdu

[69] Elde ettiginiz ganimetleri temiz ve helal olarak yiyin; Allah’tan sakının/takvalı olun. Suphesiz Allah, cokca bagıslayandır. Cokca merhamet edendir

[70] Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere soyle: Eger Allah, kalplerinizde bir hayır (oldugunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bagıslar. Allah, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[71] Esirler sana ihanet etmek isterlerse, onlar daha once Allah’a da hainlik etmislerdi. Allah sana, onlara karsı imkan verdi. Allah her seyi bilendir, Hakim'dir

[72] Iman eden, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat eden ve (muhacirleri) barındırıp, onlara yardım edenler. Iste onlar birbirlerinin velisidir. Iman edip de hicret etmeyenler, onlar hicret edene kadar hicbir velayetiniz yoktur. Fakat din hususunda sizden yardım isterlerse onlara aranızda sozlesme bulunan bir kavme karsı olmadıkca, yardım etmeniz gerekir. Allah yaptıklarınızı gormektedir

[73] Kafir olanlar birbirlerinin velisidir. Eger siz bunu yapmazsanız yeryuzunde bir fitne ve buyuk bir fesat olur

[74] iman edip, hicret eden, Allah yolunda cihat eden, barındıran ve yardım edenler, iste onlar gercek muminlerdir. Onlara bagıs ve bol rızıklar vardır

[75] Daha sonra iman edip, hicret eden ve sizin yanınızda cihat edenler, onlar da sizdendir. Akrabalar, Allah’ın kitabında (miras hususunda) birbirlerine daha yakındır. Allah, suphesiz her seyi bilendir

Tevbe

Surah 9

[1] Allah’tan ve Peygamberinden kendileriyle antlasma yaptıgınız musriklere bir beraattir (uyarıdır)

[2] Yeryuzunde dort ay daha dolasabilirsiniz. Allah'ı (size azap etmekten) aciz bırakamayacagınızı, Allah’ın kafirleri rezil edecegini bilin

[3] Allah ve Rasulu’nden en buyuk hac gununde insanlara bir duyurudur ki, Allah ve Rasulu musriklerden beridir/uzaktır. Eger tevbe ederseniz bu sizin icin cok hayırlı olur. Yuz cevirirseniz bilin ki Allah'ın (azabından) kacamazsınız. Kafirlere acı veren azabı mujdele

[4] Yalnız antlasma hukumlerinde size karsı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinize kimseye yardım etmeyen musriklerle yaptıgınız antlasmalarını, sureleri bitinceye kadar tamamlayın. Allah muttakileri sever

[5] Haram aylar cıkınca, musrikleri buldugunuz yerde oldurun; onları (esir olarak) yakalayıp hapsedin; her gozetleme yerinde onları bekleyin. Eger tevbe eder, namazı ikame eder ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Dogrusu Allah, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[6] Eger musriklerden birisi senden eman dilerse, ona eman ver, ta ki Allah’ın kelamını dinlesin. Sonra onu guven icinde olacagı bir yere ulastır. Cunku onlar bilmeyen bir toplumdur

[7] Mescid-i Haram’ın yanında (Hudeybiye'de) antlastıklarınızın dısında, musriklerin nasıl Allah katında ve Rasulu yanında bir antlasmaları olabilir. Size dogru durust davrandıkca siz de onlara karsı dogru davranın. Allah sakınanları/takvalı olanları sever

[8] Nasıl antlasmaları olabilir ki, galip gelselerdi size karsı ne yakınlık, ne de antlasmaya sadakat gosterirlerdi. Kalpleriyle istememelerine ragmen dilleriyle sizi hosnut etmek istiyorlar. Onların cogu fasıktır

[9] Allah’ın ayetlerini az bir paha karsılıgında satıp, insanları O’nun yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları gercekten ne kotudur

[10] Onlar, bir mumin hakkında akrabalık da antlasma da gozetmezler. Iste onlar taskınlık edenlerdir

[11] Eger tevbe eder, namazı ikame eder ve zekat verirlerse, sizin din kardesiniz olurlar. Bilen kimseler icin ayetleri apacık bir sekilde acıklıyoruz

[12] Eger antlasmalarından sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o zaman kufrun elebasları ile savasın. Cunku onların yeminleri yoktur/riayet etmezler. Umulur ki (boylece) vazgecerler

[13] Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan cıkarmaya kalkısan ve savasa evvela kendileri baslayan bir toplumla savasmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eger mumin iseniz kendisinden korkulmaya Allah daha layıktır

[14] Onlarla savasın ki Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin, rezil etsin ve sizi onların uzerlerine galip kılsın, mumin toplumun gonullerine sifa versin

[15] Kalplerinizdeki ofkeyi gidersin. Allah, dilediginin tevbesini kabul eder. Allah, Alim'dir, Hakim'dir

[16] Allah, icinizden cihad edenleri; Allah’tan, rasulunden ve muminlerden baskasını yakın dost edinmeyenleri ortaya cıkarmadan sizi bırakacak mı sandınız? Allah islediklerinizin hepsinden haberdardır

[17] Musrikler, kendilerinin kafirligine bizzat sahitlik edip dururlarken Allah’ın mescitlerini imar etmeleri yakısık almaz. Onların yaptıkları isler bosa cıkmıstır. Onlar, Cehennem'de ebedi kalacaklardır

[18] Allah’ın mescitlerini sadece Allah’a ve Ahiret gunune iman eden, namazı ikame eden, zekatı veren ve ancak Allah’tan baskasından korkmayanlar imar eder. Iste onlar dogru yolda olanlardır

[19] Hacca gelenlere su vermeyi, Mescidi Haram’ı imar etmeyi, Allah’a ve Ahiret gunune iman edenle ve Allah yolunda cihad edenle denk mi tutuyorsunuz? Allah katında denk degildirler. Allah zalim olan topluma hidayet etmez

[20] Iman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en buyuk dereceler vardır. Iste kurtulanlar onlardır

[21] Rab’leri, onlara katından bir rahmet, rıza ve icinde devamlı nimetler bulunan, cennetleri mujdeler

[22] Iclerinde ebedi ve surekli kalacaklar. Dogrusu Allah katında buyuk mukafat vardır

[23] Ey Iman edenler! Eger kufru imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeslerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse , Iste onlar da zalimlerin ta kendileridir

[24] De ki: Babalarınız, ogullarınız, kardesleriniz, esleriniz, akrabalarınız, elde ettiginiz mallar, durgun gitmesinden korktugunuz ticaret, hosunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasulunden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez

[25] Gercekten Allah bircok yerde ve Huneyn Savası gununde size yardım etmistir. Hani, coklugunuz size kendinizi begendirmis, fakat (bu cokluk) size hicbir yarar saglamamıs, yeryuzu butun genisligine ragmen size dar gelmisti. Sonra gerisin geri donup gitmistiniz

[26] Sonra Allah, Rasulune ve muminlere sukunet/huzur indirdi ve gormediginiz ordular indirdi ve kafirlere azap etti. Kafirlerin cezası iste budur

[27] Allah, bundan sonra da dilediginin tevbesini kabul eder. Allah cokca bagıslayan, cokca merhamet edendir

[28] Ey Iman edenler! Dogrusu musrikler necistir. Bu sebeple bu yıldan sonra Mescidi Haram’a yaklasmasınlar. Eger fakirlikten korkuyorsanız, dilerse Allah sizi ihsanı ile zengin kılacaktır. Suphesiz Allah Alim'dir, Hakim'dir

[29] Kitap verilenlerden, Allah’a, ahiret gunune iman etmeyen, Allah’ın ve Rasulunun haram kıldıgı seyleri haram kılmayıp, hak dini din edinmeyenlerle, kuculerek/boyunlarını bukup elleriyle cizye verene kadar savasın

[30] Yahudiler: "Uzeyir Allah’ın ogludur" dediler. Hıristiyanlar da "Mesih Allah’ın ogludur" dediler. Bu, daha once kafir olanların sozlerine benzeterek onların agızlarıyla soyledikleri (uydurma) sozleridir. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) cevriliyorlar

[31] Onlar, Allah ile birlikte alimlerini, rahiplerini ve Meryemoglu Mesih’i de rabler edindiler. Oysa tek ilahtan baskasına ibadet etmemekle emrolunmuslardı. Ondan baska (hak) ilah yoktur. Allah onların kostugu sirkten munezzehtir

[32] Allah’ın nurunu agızlarıyla sondurmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu muhakkak tamamlayacaktır

[33] Musriklerin hosuna gitmese de, dinini butun dinlerden ustun kılmak uzere Rasulunu hidayet ve hak din ile gonderen Allah’tır

[34] Ey Iman edenler! Hahamlar ve rahiplerin cogu, insanların mallarını haksız olarak yerler ve Allah’ın yolundan alıkorlar. Altın ve gumusu biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara acıklı bir azap ile mujdele

[35] Bunlar Cehennem atesinde kızdırıldıgı gun, alınları, bogurleri ve sırtları onlarla daglanacak, "Bu kendiniz icin biriktirdiginizdir, biriktirdiginizi tadın!" denecektir

[36] Gokleri ve yeri yarattıgı gunde Allah'ın (Levh-i Mahfuz'daki) yazısında Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dordu haram aylardır. Bu dosdogru bir dindir. O aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat sizinle topyekun savasan musriklerle de topyekun savasın! Allah’ın muttakilerin yanında oldugunu bilin

[37] Haram ayları baska aylara ertelemek kufurde ileri gitmektir. Bununla kafir olanları saptırırlar. Allah’ın haram kıldıgı ayların sayısına denk getirmek icin onu bir yıl helal bir yıl haram sayıyorlar. Boylece Allah’ın haram kıldıgını helal kılıyorlar. Kotu hareketleri kendilerine guzel gorunuyor. Allah kafir toplumlara hidayet etmez

[38] Ey Iman edenler! Size ne oluyor da ‘Allah yolunda savasa cıkın!’ dendigi zaman yere cokup kaldınız? Ahireti bırakıp dunya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dunya hayatının metası ahirete gore cok az bir seydir

[39] Eger savasa cıkmazsanız, Allah sizi acıklı bir azabla cezalandırır ve yerinize de baska bir toplum getirir. O’na herhangi bir zarar da veremezsiniz. Allah’ın her seye gucu yeter

[40] Eger siz ona (Rasulullah'a) yardım etmezseniz ona Allah yardım etmistir. Hani, kafirler onu iki kisiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) cıkarmıslardı. O ikisi magaradaydı. O, arkadasına: "Uzulme, cunku Allah bizimle beraberdir" diyordu. Allah, O’na sukunet/huzur vermis ve O’nu gormediginiz ordularla desteklemistir. Kafirlerin sozunu alcaltmıstır. Allah'ın kelimesi ise, o en yuksektir. Allah Aziz'dir Hakim'dir

[41] Gerek hafif/kolaylık, gerek agırlık/zorlukta savasa cıkın! Mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin! Eger bilirseniz bu sizin icin cok hayırlıdır

[42] Kolay elde edilen kazanc, yakın bir yolculuk olsaydı (Tebuk'ta) sana uyarlardı. Fakat, mesakkat (mesafe) onlara uzak geldi. "Gucumuz yetseydi sizinle beraber cıkardık." diye Allah’a yemin edeceklerdir. Kendilerini helak ediyorlar. Allah, gercekten onların yalancı oldugunu biliyor

[43] Allah, seni affetsin! Dogru soyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden nicin onlara izin verdin

[44] Allah’a ve ahiret gunune iman edenler mallarıyla ve canlarıyla cihad etmek istedikleri icin senden izin istemezler. Allah, muttakileri cok iyi bilendir

[45] Ancak Allah’a ve ahiret gunune iman etmeyen, kalpleri supheye dusup, suphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler

[46] Eger savasa cıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların davranıslarını kerih gordu de onları alıkoydu. "Geride kalanlarla (acizlerle) beraber oturun!" denildi

[47] Aranızda savasa cıkmıs olsalardı, size bozgunculuktan baska bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye dusurmek icin aranızda (koguculuk yaparak) kosusturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kisiler de vardı. Allah zalimleri bilendir

[48] (Munafıklar) Daha once de fitne koparmak istemislerdi. Sana karsı bir takım isler ceviriyorlardı. Sonunda hak geldi, onların istememesine ragmen Allah’ın emri ustun oldu

[49] Onlardan: "Bana izin ver, beni fitneye dusurme!" diyenler vardır. Bilin ki onlar fitneye dusmuslerdi. Cehennem ise o kafirleri cepecevre kusatacaktır

[50] Sana bir iyilik gelirse onların fenasına gider. Sana bir musibet gelirse; "Biz tedbirimizi onceden aldık" deyip sevinerek donup giderler

[51] De ki: Allah’ın bize yazdıgından baskası basımıza gelmez. O, bizim mevlamızdır. Muminler Allah’a guvenip, tevekkul etsinler

[52] De ki: Bize iki iyiden (sehadet ya da zaferden) baska bir seyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah’ın kendi katından veya bizim elimizle sizi bir azaba ugratmasını bekliyoruz. Bekleyin siz, biz de sizinle bekleyenleriz

[53] De ki: Istekli veya isteksiz olarak infak edin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz, suphesiz fasık bir topluluksunuz

[54] Verdiklerinin kabul olunmasına engel olan, Allah’a ve Rasulune kufretmeleri, namaza ancak tembel tembel gelmeleri ve istemeyerek vermeleridir

[55] Onların malları ve cocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dunya hayatında azap vermek istiyor ve onların canları kafir olarak cıkar

[56] Onlar, sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Onlar sizden degillerdir. Aksine onlar korkak bir toplumdur

[57] Bir sıgınak, magaralar veya girecek bir yer bulsalar kacarak oraya yonelirler

[58] Onlardan sadakalar konusunda seni ayıplayanlar vardır. Onlara verilirse hosnut olurlar, verilmezse hemen ofkeleniverirler

[59] Eger onlar, Allah ve Rasulu'nun kendilerine verdiginden hosnut olup: "Allah bize yeter, Allah bize bol nimetinden verecektir. Rasulu de (Allah'ın verdiklerinden verecektir) ve biz gercekten ancak Allah'a ragbet edenleriz” deselerdi daha hayırlı olurdu

[60] Sadakalar/zekatlar, Allah’tan bir farz olarak fakirler, miskinler, onu toplayan memurlar, kalpleri (Islam’a) ısındırılanlar, koleler, borclular, Allah yolunda (cihad edenler) ve yolda kalanlar icindir. Allah Alim'dir, Hakim'dir

[61] Onların icinde: O, bir kulaktır (her duyduguna inanıyor), diyerek onu uzenler vardır. De ki: ‘O, sizin icin hayrı (dinleyip, inanan) bir kulaktır. Allah'a iman eder, muminlere inanıp guvenir ve sizden iman edenler icin de bir rahmettir. Allah’ın Rasulu’nu uzenlere acıklı bir azap vardır

[62] Sizi razı etmek icin Allah’a yemin ederler. Eger mumin iseler Allah’ı ve Rasulunu razı etmeleri daha gereklidir

[63] Allah’a ve Rasulune karsı muhalefette bulunursa icinde ebedi kalacagı Cehennem'in oldugunu bilmiyorlar mı? Iste buyuk rezillik budur

[64] Munafıklar kendileri hakkında kalplerinde bulunanı kendilerine haber verecek bir surenin indirileceginden cekiniyorlar. De ki: “Alay edin bakalım. Allah, cekindiginiz seyi ortaya cıkaracaktır”

[65] Onlara soracak olursan, "Sadece biz eglenip oynuyorduk." diyecekler. De ki: Allah ile ayetleriyle ve Rasuluyle mi egleniyordunuz

[66] Ozur beyan etmeyin. Iman ettikten sonra kafir oldunuz. Icinizden (af dileyen) bir kısmınızı bagıslasak bile, suclu oldukları icin bir kısmınıza azap edecegiz

[67] Munafık erkekler ve kadınlar birbirlerinin aynıdır. Kotulugu emrederler; iyilige engel olurlar. Elleri de (infak etmede) sıkıdır. Allah’ı unuttular. Allah da onları unuttu. Gercekten munafıklar, fasıkların ta kendisidir

[68] Allah, munafık erkeklere ve munafık kadınlara ve tum kafirlere icinde ebedi kalacakları Cehennem'i vaat etti. Bu onlara yeter. Allah, onları lanetlemistir. Onlara kalıcı bir azap vardır

[69] (Ey munafıklar! Durumunuz) sizden onceki (munafıklarla) aynıdır. Onlar sizden daha kuvvetliydiler, malları ve evlatları da daha coktu. Nasiplerine dusenin tadını cıkardılar. Sizden oncekilerin nasiplerinden faydalandıkları gibi siz de nasibinize dusenden yararlandınız. Onların daldıkları gibi siz de (batıla) daldınız. Iste bunlar dunyada ve ahirette yaptıkları amelleri bosa gidenlerdir. Iste bunlar husrana ugrayanlardır

[70] Onlara, kendilerinden once gecen Nuh, Ad, Semud kavimlerinin, Ibrahim kavminin, Medyen halkının ve alt ust olmus (Lut kavmi) sehirlerinin haberleri gelmedi mi? Rasulleri onlara apacık deliller getirmislerdi. Allah, onlara zulmetmemis; fakat onlar kendi nefislerine zulmetmislerdi

[71] Mumin erkekler ve mumin kadınlar birbirlerinin velileridir. Iyiligi emrederler; kotuluge engel olurlar. Namazı ikame ederler, zekat verirler, Allah’a ve Rasulune itaat ederler. Iste bunlara Allah rahmet edecektir. Allah suphesiz Aziz'dir, Hakim'dir

[72] Allah mumin erkeklere ve mumin kadınlara, temelli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde hos meskenler vaat etmistir. Allah’ın rızası ise (hepsinden) buyuktur. Iste buyuk kurtulus budur

[73] Ey Nebi! Kafirlerle ve munafıklarla cihad et, onlara sert davran! Barınakları Cehennem'dir. Ne kotu donus yeri

[74] Musluman olduktan sonra kufre dusup kesinlikle kufur sozunu soylemislerken, soylemedik diye Allah’a yemin ettiler. Basaramadıkları bir seye giristiler. Allah ve Rasulu onları Allah’ın bol nimetinden zenginlestirdigi icin (rasulunu) kucuk gorup, kınadılar. Eger tevbe ederlerse bu kendileri icin en hayırlı olandır. Eger yuz cevirirlerse Allah onlara dunya ve ahirette acıklı bir azapla azap edecektir. Onlar icin yeryuzunde bir veli ve yardımcı da yoktur

[75] Iclerinde; "Allah bize bol nimetinden verirse, kesinlikle sadaka verecegiz ve dogru kimselerden olacagız" diye O’na soz verenler vardır

[76] Allah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler. Yuz cevirerek, donduler

[77] Allah’a verdikleri sozden caydıkları ve yalancı oldukları icin, O’nunla karsılasacakları gune kadar Allah onların kalplerinde bir nifak sokmustur

[78] Allah’ın onların sırlarını ve fısıltılarını bildigini bilmiyorlar mı? Allah gaybları cok iyi bilendir

[79] Sadakalarda (gonulden fazlasıyla) veren muminleri ayıplayan ve (az da olsa) ellerinden geldigi kadarını verebilenlerle alay eden kimselerle Allah da alay eder. Onlara acıklı bir azap vardır

[80] Onlar icin ister bagıslanma dile, ister dileme. Onlar icin yetmis kere bagıslanma dilesen bile Allah onları bagıslamayacaktır. Bu onların Allah’a ve Rasulu’ne kufretmelerinden dolayıdır. Allah fasık topluluga hidayet etmez

[81] Allah Rasulu'nun ardından onun aksine (Tebuk savasından) geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat hoslarına gitmedi de sıcakta savasa cıkmayın! dediler. De ki: Cehennem atesi daha sıcaktır. Keske anlayabilselerdi

[82] Yaptıklarının cezası olarak az gulsunler, cok aglasınlar

[83] Allah seni geri dondurup, onlardan bir toplulukla karsılastırdıgı zaman, senden savasa cıkmak icin izin isterlerse de ki: Benimle asla cıkamayacaksınız, benim yanımda hicbir dusmanla savasamayacaksınız. Cunku siz bastan oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun

[84] Onlardan olen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı basında da durma! Cunku onlar Allah’a ve Rasulu’ne kufrettiler ve fasık olarak olduler

[85] Malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dunya hayatında azap vermek istiyor ve onların canları kafir olarak cıkar

[86] Allah’a iman edin ve O’nun Rasulu’nun yanında cihad edin! diye bir sure indirildigi vakit, onlardan servet sahibi olanlar: "Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım!" diyerek senden izin isterler

[87] Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Kalpleri muhurlendi. Onlar (kendileri icin iyi olan seyleri) anlamazlar

[88] Fakat, Rasul ve O’nunla birlikte iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. Iste iyilikler onlarındır. Iste kurtulusa erenler onlardır

[89] Allah onlara icinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıstır. Iste bu buyuk zaferdir

[90] Bedevilerden ozur beyan eden kimseler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasulu’ne yalan soyleyenler ote oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara acı bir azap dokunacaktır

[91] Gucsuzlere, hastalara ve sarfedecek bir seyi bulunmayanlara, Allah ve Rasulu icin (insanlara) nasihat verdikleri takdirde gunah yoktur. Iyilik edenlere karsı bir yol (sorumluluk) yoktur. Allah cokca bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[92] Bindirip (savasa) goturmen icin sana geldiklerinde: "Sizi uzerine bindirip goturecek bir sey bulamıyorum" dedigin zaman, harcayacak bir sey bulamadıkları icin uzuntulerinden gozleri yas dokerek geri donenlere bir gunah yoktur

[93] Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenlerin uzerinedir. Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Kalpleri muhurlendi. Onlar (bu yuzden baslarına gelecekleri) bilmezler

[94] Geri dondugunuzde size ozur beyan ederler. De ki: Ozur beyan etmeyin, size inanmayacagız. Allah haberlerinizi bize bildirmistir. Allah da yaptıklarınızı gorecektir, Rasulu de. Sonra gaybı ve gorunenleri bilene donduruleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir

[95] Dondugunuzde onlara ilismemeniz icin Allah’a yemin edeceklerdir. Siz onlardan yuz cevirin. Onlar pistir. Kazandıklarının karsılıgı olarak barınakları Cehennem'dir

[96] Kendilerinden razı olasınız diye size yemin ederler. Siz onlardan razı olsanız bile Allah fasık olan topluluklardan razı olmaz

[97] Bedevilerin kufur ve nifakları daha ileridir. Allah’ın Rasulu'ne indirdiginin sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Allah Alim'dir, Hakim'dir

[98] Bedevilerden yaptıkları infakı zarar sayanlar ve felakete ugramanızı bekleyenler vardır. Onlar felakete ugrayacak olanlardır. Allah her seyi isitendir, her seyi bilendir

[99] Bedevilerden, Allah’a ve ahiret gunune iman edin, infak ettigini Allah katında yakınlıklar ve Rasulun duasını almaya vesile sayanlar vardır. Bilesiniz ki o (harcadıkları mal, Allah katında) onlar icin bir yakınlıktır. Allah onları rahmetine sokacaktır. Allah bagıslayan, merhamet edendir

[100] (Iman etmede) ilk ve oncu olan Muhacir'den, Ensar'dan ve onlara guzelce tabi olanlardan Allah razı olmustur. Onlar da Allah’tan razı olmuslardır. Allah onlara altlarından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıstır. Iste en buyuk kurtulus budur

[101] (Ey Medineliler!) Cevrenizdeki bedevilerden munafıklar vardır ve Medineliler icinde de nifakta direnen kimseler vardır. Onları siz bilmezsiniz. Biz onları biliyoruz. Onlara iki kere azap verecegiz. Sonra da buyuk bir azaba ugrayacaklar

[102] (Savastan geri kalan) Digerleri gunahlarını itiraf ettiler. Onlar salih amel ile diger kotu bir amelle karıstırdılar. Allah’ın onların tevbesini kabul etmesi umulur. Suphesiz Allah cok bagıslayandır, cok merhametlidir

[103] Onların mallarından bir kısmını sadaka olarak al. Bununla onları temizleyip arındırırsın. Ve onlar icin dua et. Senin duan, onlar icin bir sukunettir/huzurdur. Allah isitendir, bilendir

[104] Kulların tevbesini ancak Allah'ın kabul ettigini, sadakaları da O'nun kabul ettigini bilmiyorlar mı? Allah tevbeleri cokca kabul edendir, cok merhametlidir

[105] De ki: (Yapacagınız amelleri) yapın, Allah yaptıklarınızı gorecektir. Rasulu ve muminler de. Gaybı ve goruleni bilen Allah’a donduruleceksiniz. O size yapmakta oldugunuz amellerinizi haber verecektir

[106] (Tebuk seferine katılmayanlardan) diger bir kısmı da, Allah’ın emrine bırakılmıslardır. Allah onlara ya azap eder, ya da tevbelerini kabul eder. O, Alim'dir, Hakim'dir

[107] Zarar vermek, kufretmek, muminler arasında tefrika cıkarmak, Allah ve Rasulu’ne karsı daha once savasan kisiler icin gozculuk/hazırlık yapmak uzere bir mescit yapan kimseler: "Biz, yalnızca iyilik yapmak istedik" diye yemin ederler. Allah, onların kesinlikle yalancı olduklarına sahitlik eder

[108] O mescide asla (namaza) durma! Ilk gunden beri takva uzerine bina edilen (Kuba) mescidinde (namaza) durman cok daha uygundur. Orada (madden ve manen) temizlenip, arınmayı arzulayan insanlar vardır. Allah, (madden ve manen) temizlenip arınanları sever

[109] Binasını, Allah’tan sakınma/takvalı olma ve O’nun rızası uzerine kuran kimse mi hayırlıdır; yoksa, binasını, yıkılmak uzere olan bir yerin kenarına yapıp da onunla beraber Cehennem atesine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalim toplumlara hidayet etmez

[110] Onların kurmus oldugu bu yapı, kalpleri parca parca olmadıkca kalplerinde bir nifak olarak kalacaktır. Allah Alim'dir, Hakim'dir

[111] Allah, muminlerden canlarını ve mallarını cennet karsılıgında satın almıstır. (Onlar) Allah yolunda savasarak oldururler ve oldurulurler. Bu, Tevrat’ta, Incil’de ve Kur’an’da Allah uzerinde hak bir vaaddir. Verdigi sozu Allah’tan daha cok tutan kim vardır? Oyleyse O’nunla yaptıgınız alısverise sevinin. Bu en buyuk kazanctır

[112] (Bu cenneti kazananlar) Allah’a tevbe eden, ibadet eden, hamd eden, (ibadet icin) ruku yapan, secde eden, iyilikleri emreden, kotulukleri yasaklayan, Allah’ın sınırlarını koruyan kimselerdir. Muminleri mujdele

[113] Cehennemlik oldukları anlasıldıktan (kufur uzere oldukten) sonra, akraba bile olsalar musrikler icin bagıslanma dilemek Peygambere ve iman edenlere yarasmaz

[114] Ibrahim’in babası icin bagıslanma dilemesi, sadece ona verdigi bir sozden dolayı idi. Allah’ın dusmanı oldugunu kesin olarak anlayınca ondan uzaklastı. Ibrahim, gercekten cok dua edip yalvaran ve yumusak kalpli biriydi

[115] Allah, bir topluma hidayet verdikten sonra, onlara sakınılmaları gereken seyleri acıklamadan, onları sapıklıkta bırakmaz. Suphesiz ki Allah, her seyi bilendir

[116] Goklerin ve yerin mulku elbette Allah’ındır. Dirilten ve olduren O’dur. Sizin Allah’tan baska bir veliniz ve yardımcınız yoktur

[117] Allah, Peygamberin, Muhacir'in, Ensar'ın ve sıkıntılı bir zamanda (Tebuk Savası'nda) bir kısmının kalpleri meyletmek uzere iken Peygambere tabi olan kimselerin tevbelerini kabul edip, affetti. Sonra onların tevbelerini kabul buyurdu. Suphesiz O cok sefkatlidir, cok merhametlidir

[118] (Savastan geri kalan) Uc kisiye, butun genisligine ragmen yeryuzu kendilerine dar gelip, nefisler kendilerini (uzuntuden) sıkmıstı. Allah’tan baska bir sıgınak olmadıgını anladılar. Sonra Allah onları tevbe etmeye muvaffak kıldı da onlar da tevbe ettiler ve Allah tevbelerini kabul buyurdu. Suphesiz tevbeleri cokca kabul eden, cokca merhamet eden O’dur

[119] Ey Iman edenler! Allah’tan sakının/takvalı ve dogrularla beraber olun

[120] Medine halkına ve cevrelerinde bulunan bedevilere Rasulullah’tan geri kalmaları ve kendilerini O’na tercih etmeleri yarasmaz. Iste onlara Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk ve bir aclık isabet etmesi, kafirleri ofkelendirecek bir yere ayak basmaları ve dusmana karsı bir basarı kazanmaları karsılıgında salih bir amel yazılacaktır. Suphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini zayi etmez

[121] Buyuk veya kucuk, sarfettikleri her harcama ve astıkları her vadi onlar icin yazılır. Bunlar, onların yaptıkları amelleri Allah'ın daha guzeliyle kendilerini mukafatlandırması icindir

[122] Muminlerin toptan savasa cıkmaları uygun degildir. Ama her topluluktan bir grup cıksın. Ta ki dinde derin bilgiye kavusma ve kavimleri geri donduklerinde onları uyarmak icin (geri de bir topluluk kalsın). Umulur ki sakınırlar

[123] Ey iman edenler! Kafirlerden (oncelikle) yakınınızda olanlarla savasın ve onlar sizde bir sertlik bulsunlar. Allah’ın muttakilerle beraber oldugunu bilin

[124] Bir sure indirilince, aralarında: "Bu hanginizin imanını artırdı?" diyen kimseler vardır. O, iman eden kimselerin imanını artırmıstır. Onlar, bunu mujdelerler

[125] Kalplerinde hastalık bulunanların pisliklerine (kufurlerine) pislik (kufur) katmıstır. Ve onlar, kafir olarak olmuslerdir

[126] Onlar, her yıl bir veya bir kac kez fitneye ugratıldıklarını gormuyorlar mı? Boyle iken yine de tevbe etmiyorlar ve ibret de almıyorlar

[127] Bir sure inince, "Sizi bir kimse goruyor mu?" diye birbirlerine bakarlar, sonra donup giderler. Allah, anlayıssız bir topluluk oldukları icin onların kalplerini (imandan) uzaklastırmıstır

[128] Andolsun ki, icinizden size, sizin sıkıntıya ugramanız kendisine agır gelen, size duskun, muminlere sefkatli ve merhametli bir Rasul gelmistir

[129] Eger imandan yuz cevirirlerse de ki: Bana Allah yeter, O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Yalnız O’na tevekkul ettim. O, buyuk arsın Rabbidir

Yûnus

Surah 10

[1] Elif Lam Ra. Iste bunlar hakim olan kitabın ayetleridir

[2] Iclerinden bir adama: Insanları uyar, iman edenlere Rab’leri katında guzel mukafatların oldugunu mujdele! diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: "Bu acıkca bir buyucudur" dediler

[3] Suphesiz Rabbiniz, gokleri ve yeri altı gunde yaratan sonra arsa istiva eden (yukselen), O'nun izni olmadan kimse sefaatci olamaz. Iste sizin Rabbiniz Allah budur. (Ancak) O’na ibadet edin! Ogut almıyor musunuz

[4] Hepinizin donusu O’nadır. Allah’ın vaadi haktır. O, (mahlukatı) once (yoktan) yaratır. Sonra da iman edip, salih amel isleyenleri adaletle karsılıgını vermek icin yeniden diriltir. Kafirlere gelince, kafirlik yaptıkları icin onlara kızgın bir icecek ve can yakan bir ceza vardır

[5] Gunesi ısık, ayı da nur/aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz icin aya menziller takdir eden O’dur. Allah bunları sadece hak olarak yaratmıstır. O, bilen bir toplum icin ayetleri apacık bir sekilde acıklar

[6] Gece ile gunduzun birbiri ardınca gelisinde, Allah’ın goklerde ve yerde yarattıgı seylerde sakınan bir toplum icin ayetler vardır

[7] (Hesap icin) Bizimle karsılasmayı ummayan ve dunya hayatına razı olup onunla tatmin olanlar, iste onlar ayetlerimizden gafildirler

[8] Iste onlar, kazandıkların karsılıgı olarak ates onların barınacagı yerdir

[9] Iman edip, salih amel isleyenleri Rab’leri iman ettikleri icin altından ırmakların aktıgı nimet cennetlerine eristirir

[10] Orada duaları: "Allah’ım! Sen tum noksanlıklardan munezzehsin" dir. (Aralarında ki) selamlasmaları “Selam”dır, dualarının sonu ise:”Alemlerin Rabbine hamd olsun” dur

[11] Eger Allah, insanlara hayrı carcabuk istedikleri gibi serri de acilen verseydi, hemen ecellerine hukmedilirdi (helak edilirlerdi.) Bizimle bulusmayı umit etmeyenleri azgınlıkları icinde bocalar bir halde bırakırız

[12] Insana bir darlık dokundugu zaman, yatarken otururken veya ayakta iken bize dua edip, yalvarır. Biz onun darlıgını giderdigimizde sanki basına gelen darlık sebebiyle bize hic yalvarmamıs gibi gecip gider. Iste, boyle musriflere yapmakta oldukları sey guzel gorunur

[13] And olsun ki , sizden once gelen nesilleri, rasulleri onlara acık deliller getirdikleri halde zulmedip, iman etmedikleri icin helak ettik. Suclu bir toplumu iste boyle cezalandırırız

[14] Sonra onların ardından sizi yeryuzune halifeler yaptık ki, bakalım nasıl ameller isleyeceksiniz

[15] Ayetlerimiz acık acık onlara okununca, bizimle karsılasmayı ummayanlar: Bundan baska bir Kur’an getir ya da bunu degistir, dediler. De ki: O’nu kendime gore degistirmem mumkun degildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eger Rabbime isyan edersem, buyuk bir gunun azabından korkarım

[16] De ki: Eger Allah dileseydi onu size hic okumazdım ve O’nu size hic bildirmezdi. Daha once sizin aranızda bir omur yasadım, hic akletmiyor musunuz

[17] Allah adına yalan uydurandan veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir. Suclular kesinlikle kurtulusa eremezler

[18] Kendilerine fayda da zarar da veremeyen seylere: Bunlar Allah katında bizim sefaatcilerimizdir, diyerek Allah’tan baskalarına ibadet ederler. De ki: Allah’a, goklerde ve yerde bilmedigi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Allah, kostukları sirklerden munezzeh ve yucedir

[19] Insanlar tek ummetti, sonradan ayrılıga dustuler. Rabbinden daha once bir soz verilmemis olmasaydı; ayrılıga dustukleri konuda aralarında hukum verilirdi

[20] Rabbinden O’na bir mucize indirilseydi ya! derler. De ki: Gayb Allah’ındır, bekleyiniz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim

[21] Insanlara darlık/zorluk dokunduktan sonra, onlara bir rahmet tattırdıgımız zaman, hemen ayetlerimiz hakkında tuzak kurarlar. De ki: Allah'ın tuzagı daha hızlıdır. Suphesiz bizim elcilerimiz onların kurdukları tuzakları yazmaktadır

[22] Sizi karada ve denizde yuruten O’dur. Oyle ki siz bir gemide iken ve guzel bir ruzgar ile akıp gotururken bu yuzden (yolcular) neselenirlerken, o gemiye siddetli bir fırtına gelip catar, her yerden onlara dalgalar hucum eder ve onlar cepecevre kusatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: Eger bizi bundan kurtarırsan mutlaka sukredenlerden olacagız" diye Allah'a dua ederek, yalvarırlar

[23] Allah onları kurtarınca, hemen yeryuzunde (sirk kosarak) haksız yere taskınlık ederler. Ey insanlar, sizin taskınlıgınız dunya kendi aleyhinizedir. (Bununla ancak) Dunya hayatından gecici olarak faydalanırsınız. Sonra da donusunuz bizedir. O zaman size yapmakta oldugunuz amelleri haber veririz

[24] Dunya hayatının ornegi, gokten indirdigimiz su gibidir. Onunla insanların ve hayvanların yiyecegi bitkiler, o su sayesinde gurlesip birbirine girer. Yeryuzu tum guzelliklerini takınıp, suslenip bezenir. Insanlar da ona guc yetirdiklerini sandıkları bir anda, geceleyin veya gunduzun emrimiz gelirde onu sanki dun yerinde yokmus gibi kokunden bicilmis bir hale getiririz. Dusunen bir topluma ayetleri boyle acıklıyoruz

[25] Allah selam yurduna (cennete) cagırır, dileyeni de dosdogru yola hidayet eder

[26] Iyi amellerde bulunanlara, guzellik (cennet) ve fazlası (Allah azze ve celle'nin yuzune bakmak) vardır. Onların yuzlerini karartı ve zillet burumez. Onlar cennet ehlidir, onlar orada ebedidirler

[27] Kotu amel isleyenlere, kotulukleri kadar ceza vardır. Onları zillet burumustur. Onları Allah’a karsı koruyacak kimse yoktur. Sanki onların yuzleri gecenin karanlık parcalarıyla kaplanmıs gibidir. Iste onlar ates ehlidir. Onlar, orada ebedidirler

[28] O gun onların hepsini bir araya toplarız. Sonra sirk kosanlara: Siz ve ortaklarınız (sirk kostuklarınız) yerlerinize deriz. Ve aralarını ayırırız. Ortak kostukları onlara: Siz bize ibadet etmiyordunuz

[29] Allah, sizinle bizim aramızda sahit olarak yeter. Sizin bize kulluk ettiginizden haberimiz yoktu, derler

[30] Iste orada (o gun) herkes onceden yaptıklarını gorup, kavrar. Ve gercek mevlaları olan Allah’a dondurulurler. Ve uydurdukları seyler (sirk kostukları seyler) onları terkedip, gider

[31] De ki: Gokten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gozlere malik olan kimdir? Oluden diriyi cıkaran; oluyu de diriden cıkaran kimdir? Her isi cekip ceviren kimdir? Onlar: Allah’tır! diyecekler. De ki: O halde O’na (sirk kosmaktan) sakınmaz mısınız

[32] Iste hak olan Rabbiniz Allah budur. Hakdan sonra da sapıklıktan baska ne vardır? O halde nasıl (Ondan baskasına ibadet etmeye) cevriliyorsunuz

[33] Boylece Rabbinin fasıklar (hak yoldan cıkanlar) hakkındaki "Onlar inanmazlar" sozu hak oldu

[34] De ki: Ortak kostuklarınızdan ilk defa (yoktan) yaratan ve sonra bunu tekrar eden var mıdır? De ki: Ilk olarak (yoktan) yaratan ve onu tekrarlayan Allah’tır. O halde nasıl (Ondan baskasına ibadet etmeye) cevriliyorsunuz

[35] De ki: Ortak kostuklarınızdan hakka hidayet edebilecek olan var mıdır? De ki: Allah, hakka hidayet eder. Hakka hidayet eden mi uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikce kendi kendine dogru yolu bulamayan mı? Nasıl boyle (batıl) hukum veriyorsunuz

[36] Onların cogu sadece zanna uyarlar. Gercekte zan, hakikat karsısında bir sey ifade etmez. Suphesiz ki Allah, onların her yaptıklarını bilendir

[37] Bu Kur'an Allah'tan baskası tarafından uydurulmus bir (kitap) degildir. Ancak kendinden oncekini dogrulayan ve o Kitab'ı acıklayandır. Onda suphe yoktur, o alemlerin Rabbindendir

[38] Yoksa "Onu uydurdu mu?" diyorlar. De ki: O’nun surelerine benzer bir sure getirin, iddianızda samimi iseniz Allah’tan baska cagırabileceklerinizi de cagırın

[39] Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henuz (onlara vadolunup ta) gerceklesmemis olan seyi yalanladılar. Onlardan oncekiler de boyle yalanlamıslardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

[40] Aralarında ona iman edenler de vardır; iman etmeyenler de. Rabbin ise fesat cıkaranları cok iyi bilir

[41] Seni yalanlarlarsa; de ki: "Benim amellerim bana, sizin amelleriniz de size aittir. Siz benim yaptıgım amellerden uzaksınız, ben de sizin amellerinizden uzagım

[42] Onlardan seni dinleyenler vardır. Sayet akletmez olduysalar sagırlara sen mi isittireceksin

[43] Onlardan sana bakanlar vardır. Basiretlerini kaybetmislerse korlere sen mi yol gostereceksin

[44] Allah insanlara hic zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler

[45] Onları toplayacagı gun, sanki gunduz birbirleriyle tanısacakları bir zaman kadar kalmıs gibidirler. Allah ile karsılasmayı yalanlayıp dogru yolda olmayanlar kaybetmislerdir

[46] Onlara vadettigimizin bir kısmını sana (sen hayattayken) gosteririz; ya da seni vefat ettiririz. Onların donusu bizedir. Sonra Allah, onların yaptıklarına da sahittir

[47] Her ummet icin bir rasul vardır. (Ahirette) Onlara Resulleri geldiginde aralarında adaletle hukmedilir ve onlara zulmedilmez

[48] Dogru soyluyorsanız bu vaat ne zaman gerceklesecektir?’ derler

[49] De ki: Allah’ın dilediginden baska kendim icin bir zarar da faydaya sahip degilim. Her ummetin bir eceli vardır. Eceli geldigi zaman bir saat bile geri de bırakılmaz; ileri de alınmaz

[50] De ki: (Ey musrikler!) Ne dersiniz? Allah’ın azabı size gece veya gunduz gelirse ne yaparsınız? Suclular niye bunda acele ediyorlar

[51] O, gerceklestikten sonra mı ona iman edeceksiniz? (Size o vakit denilecek ki:) Simdi mi (Iman ediyorsunuz)? Siz onu acele istiyordunuz

[52] Sonra zalimlere soyle denir: Sonsuz azabı tadın, Kazanmakta oldugunuzdan baskasının karsılıgını mı bulacaksınız

[53] Gercek mi bu? diye senden haber bekliyorlar. De ki: Evet, Rabbim hakkı icin yemin ederim ki o gercektir. Siz (Allah'ın azabından) kacamayacaksınız

[54] Zulmeden her nefis yeryuzundeki her seyi fidye olarak vermek ister. Azabı gorduklerinde icten ice pismanlık duyarlar. Oysa onlara zulmedilmeden aralarında adaletle hukmedilmistir

[55] Iyi bilin ki, goklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Iyi bilin ki, Allah’ın vaadi haktır. Fakat onların cogu bilmez

[56] Dirilten ve olduren O’dur. O’na donduruleceksiniz

[57] Ey Insanlar! Rabbinizden size bir ogut, kalplerde olana bir sifa, hidayet ve muminler icin bir rahmet gelmistir

[58] De ki: Bunlar, Allah’ın fazlı ve O’nun rahmetiyledir. Iste buna sevinsinler. Bu onların biriktirdiklerinden hayırlıdır

[59] De ki: Allah’ın size indirdigi rızıkların bir kısmını haram, bir kısmını helal kıldıgınızı goruyor musunuz? De ki: Size Allah mı izin verdi? Yoksa Allah hakkında yalan mı uyduruyorsunuz

[60] Allah hakkında yalan uyduranların kıyamet gununu hakkında ki zanları nasıldır? Suphesiz Allah insanlara karsı bol ihsan sahibidir fakat, insanların cogu sukretmezler

[61] (Ey Rasulum), sen herhangi bir iste bulunsan, Kur'an'dan her ne okusan, siz ne zaman bir is yapsanız, siz onu yapıp dururken, muhakkak biz uzerinizde sahid bulunuruz. Yerde ve gokte zerre kadar bir sey; bundan kucugu de buyugu de Rabbinden gizli degildir, apacık bir kitaptadır

[62] Iyi bilin ki, Allah’ın velilerine korku yoktur, onlar uzulmeyeceklerdir

[63] Onlar Allah’a iman etmis ve takva sahibi olan kimselerdir

[64] Dunya hayatında da ahirette de mujde onlaradır. Allah’ın sozlerinde hicbir degisme yoktur. Bu buyuk kurtulustur

[65] (Musriklerin) sozleri seni uzmesin, cunku butun guc Allah’ındır. O, isiten ve bilendir

[66] Iyi bilin ki, goklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah’ındır. Allah’ı bırakıp da ortak kostuklarına dua edenler yalnızca zanna uyanlardır. Onlar, zandan baska bir seyin ardına dusmuyorlar ve onlar sadece yalan soyluyorlar

[67] Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gunduzu de (calısasınız diye) aydınlık olarak yaratan Allah’tır. Kulak veren toplum icin bunlarda ayetler vardır

[68] “Allah bir cocuk edindi.” dediler. Subhanallah! O, bundan munezzehtir. Mustagnidir. Goklerde ve yerde olan her sey O’nundur. Bu hususta bir deliliniz de yoktur. O halde Allah hakkında bilmediginiz bir seyi mi soyluyorsunuz

[69] De ki: Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtulusa eremezler

[70] Dunyada biraz gecimlik; sonra donusleri yine bize olacaktır. Biz de onlara kafir olmaları sebebiyle siddetli azabı tattıracagız

[71] Onlara Nuh’un haberini oku! Hani kavmine demisti ki: Ey Kavmim! Icinizde bulunmam ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam eger sizin zorunuza gidiyorsa,ben yalnız Allah’a tevekkul ettim. Haydi, ortak kostuklarınızı ve isinizi toplayın, sonra da isinizi gizli kılmayın. Ardından hukmunuzu uygulayınız ve bana muhlet de vermeyiniz

[72] Eger yuz cevirirseniz bilin ki, ben sizden bir ecir istememistim. Benim ecrim sadece Allah’a aittir. Ben muslumanlardan olmakla emrolundum

[73] O’nu yalanlamıslardı. Biz de O’nu ve O’nunla birlikte gemide olanları kurtarmıs, ayetlerimizi yalanlayanları ise suda bogmustuk. Uyarılanların sonunun nasıl olduguna bak

[74] O’ndan sonra da toplumlarına Rasuller gondermistik. (O toplumlara) Rasuller apacık delillerle gelmislerdi. Daha once yalanladıkları seye iman edecek degillerdi. Iste, haddi asanların kalplerini boyle muhurleriz

[75] Sonra onların ardından Musa ve Harun’u ayetlerimizle Firavun ve kavmine gonderdik. Fakat buyukluk taslamıslardı. Onlar gunahkar bir kavim idi

[76] Katımızdan onlara hak geldigi zaman, onlar: Bu, apacık bir sihirdir! demislerdi

[77] Musa: Size gelen hak icin mi boyle soyluyorsunuz? Bu sihir midir? Sihirbazlar asla kurtulusa eremezler, demisti

[78] Onlar ise: Sen bize, babalarımızı buldugumuz yoldan bizi cevirmek icin ve yeryuzunde buyukluk/hukum sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de iman etmiyoruz

[79] Firavun ise: Butun bilgin sihirbazları bana getirin! dedi

[80] Sihirbazlar gelince Musa onlara: Atacagınızı atın, dedi

[81] Onlar, atınca Musa: Yaptıgınız seyler sihirdir. Suphesiz Allah onları bosa cıkaracaktır. Allah fesad cıkaranların islerini duzeltmez, dedi

[82] Gunahkarlar hoslanmasa da Allah sozleriyle hakkı ortaya cıkaracaktır

[83] Kavminden Musa’ya cok az bir toplulugun dısında iman eden olmadı. Onlar Firavun ve kavminin kendilerini (dinlerinden) cevirmesinden korkuyorlardı. Cunku Firavun o yerde ustundu ve o, asırı gidenlerdendi

[84] Musa: Ey Kavmim, Allah’a iman ettiyseniz ve muslumanlar iseniz sadece O’na tevekkul edin! dedi

[85] Allah’a tevekkul ettik. Ey Rabbimiz! O zulmeden kavmi bize fitne yapma

[86] Rahmetinle bizi kafirlerden kurtar, dediler

[87] Musa ve kardesine: Mısır’da kavminize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin ve namazı ikame edin diye vahyettik ve iman edenlere mujde verin

[88] Musa: Rabbimiz, dogrusu sen Firavun’a ve (ileri gelen) kavmine ziynetler ve dunya hayatında mallar verdin. Rabbimiz, onlar (bununla )senin yolundan saptırıyorlar. Rabbimiz, mallarını yok et, kalplerini siddetle sık; Cunku onlar can yakıcı azabı gormedikce iman etmezler, dedi

[89] Allah: Ikinizin duası da kabul olundu, (dininiz uzere) istikamet edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın, dedi

[90] Israilogulları'nı denizden gecirdik. Firavun ve askerleri haksızlık ve dusmanlıkla arkalarına dustuler. Firavun bogulacagı anda: Israilogulları’nın iman ettigi ilahtan baska (hak) ilah olmadıgına iman ettim. Artık ben O’na inanan muslumanlardanım, dedi

[91] Simdi mi? Sen, onceden isyan etmis ve bozgunculardan olmustun

[92] Bugun senin cesedini arkandan gelenlere ibret olması icin kurtaracagız. Suphesiz, insanların cogu bizim ayetlerimizden gafildir

[93] Israilogulları'nı hoslanacakları evlere yerlestirmis, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıstık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlasmazlıga dusmemislerdi. Suphesiz Rabbin, anlasamadıkları konu hakkında kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[94] Sayet sana indirdigimizden suphede isen; senden once indirdigimiz kitapları okuyanlara sor. Andolsun ki sana Rabbinden hak gelmistir. Sakın suphelenenlerden olma

[95] Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma; Yoksa husrana ugrayanlardan olursun

[96] Suphesiz Rabbinin sozu (azaba ugrayacakları hukmu) gerceklesmis olanlar, iman etmezler

[97] Can yakıcı azabı gorene kadar, Kendilerine her turlu ayetler gelse bile

[98] Yunus’un kavminden baska, keske (azabı gormeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! Onlar iman edince, dunya hayatında onlardan zillet azabını gidermis ve belirli bir sure daha gecindirmistik

[99] Eger Rabbin dileseydi, yeryuzunde bulunanların tumu iman ederdi. Oyleyken insanları iman etmeye sen mi zorlayacaksın

[100] Allah’ın izni olmadıkca hicbir nefis iman etmez ve azabını akıllarını kullanmayanların uzerine verir

[101] “Goklerde ve yerde neler var bir bakın!” de. iman etmeyen bir topluma ayetler ve uyarmalar fayda vermez

[102] Kendilerinden once gelip gecmislerin (baslarından gecen azap) gunlerinin bir benzerini mi bekliyorlar? (Oyle mi) Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim, de

[103] Sonra biz rasullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Iman edenleri kurtarmak uzerimize bir haktır

[104] De ki: Ey Insanlar! Benim dinimden suphede iseniz bilin ki ben Allah’tan baska ibadet ettiklerinize ibadet etmem, ancak sizi oldurecek olan Allah’a ibadet ederim. Muminlerden olmakla emrolundum

[105] Yuzunu hanif olarak dine cevir, sakın musriklerden olma

[106] Allah’ı bırakıp, sana fayda da zarar da veremeyecek olan seylere dua edip, yalvarma! Eger boyle yaparsan kesinlikle zalimlerden olursun

[107] Allah sana bir zarar dokundurursa onu O’ndan baskası giderecek yoktur. Sana bir iyilik dilerse; O’nun lutfunu geri cevirecek te yoktur. Onu kullarından diledigine eristirir. O, cok bagıslayandır, cok merhametlidir

[108] De ki: Ey Insanlar! Rabbinizden size hak gelmistir. Artık kim hidayeti kabul ederse o, ancak kendisi icin hidayete ermis ve sapıtan da kendi aleyhine sapıtmıstır. Ben sizin uzerinize vekil degilim

[109] Sana vahyedilene uy! Allah hukmunu verene kadar sabret! O, hukum verenlerin en hayırlısıdır

Hûd

Surah 11

[1] Elif Lam Ra, Bu, Hakim ve her seyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri saglam kılınmıs, tam olarak acıklanmıs bir kitaptır

[2] Allah’tan baskasına ibadet etmeyesiniz. Ben, O’nun tarafından sizler icin bir uyarıcı ve mujdeciyim

[3] Rabbinizden magfiret dileyin, sonra da tevbe ile onu donun ki, sizi belli bir sureye kadar guzel bir sekilde gecindirip, yasatsın ve her fazilet sahibine faziletinin karsılıgını versin. Sayet yuz cevirirseniz, o zaman hakkınızda ki buyuk gunun azabından korkarım

[4] Donusunuz Allah’adır. O’nun her seye gucu yeter

[5] Iyi bilin ki, onlar ondan gizlenmek icin goguslerini bukerler. Iyi bilin ki, Allah elbiselerine burundukleri zaman da gizlediklerini ve acıkladıklarını bilir. O, kalplerin ozunu bilir

[6] Yeryuzunde hareket eden her canlının rızkı Allah’a aittir. Onun karar kılma /bulundukları yerini de emanet edilecegi (gidecegi) yeri de bilir. Hepsi acıklanmıs bir kitaptadır

[7] O’nun Arsı su uzerinde iken hanginiz daha guzel calısacak diye imtihan etmek icin gokleri ve yeri altı gunde yaratan O’dur. Sayet sen: "Kesinlikle siz, oldukten sonra yine dirileceksiniz" demis olsan, kafirler: "Bu apacık buyuden baska bir sey degildir" derler

[8] Sayet azabı onlardan sayılı bir sureye kadar ertelersek: "O'nu engelleyen nedir?" derler. Dikkat edin. Alay ettikleri sey onlara geldigi gun; onlardan hic ayrılmaz ve onları cepecevre icine alır

[9] Eger insanlara tarafımızdan bir rahmet tattırıp, sonra onu kendisinden geri alırsak, o artık umitsiz bir nankor olur

[10] Eger ona, kendisine dokunan sıkıntıdan sonra nimetler verirsek soyle soyleyecektir: Kotulukler benden uzaklastı. O, gercekten sımaracak ve ovunecektir

[11] Sabreden ve salih ameller isleyen kimseler boyle degildir. Iste onlara, magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[12] O halde sen: "Ona bir hazine indirilmeli veya Onunla birlikte bir melek gelmeli degil miydi?" dedikleri icin gogsun daralıp sana vahyedilenin bir kısmını terk mi edeceksin? Sen ancak bir uyarıcısın. Allah, her seyin vekilidir

[13] Yoksa: "Onu kendisi uydurdu mu?" diyorlar. De ki: Ona benzer uydurulmus on sure getirin. Eger dogru iseniz Allah’tan baska gucunuzun yettigi kimseleri de cagırın

[14] Eger size karsılık vermezlerse, onun ancak Allah’ın ilmi ile indirilmis oldugunu ve O’ndan baska (hak) ilah olmadıgını bilin! Artık siz musluman oluyor musunuz

[15] Dunya hayatını ve onun suslerini isteyenlere, orada yaptıklarının karsılıgını tam olarak veririz ve hicbir eksiklige de ugratılmazlar

[16] Bunlar icin ahirette atesten baska bir sey yoktur. Orada yaptıkları (ameller) bosa gitmistir ve isledikleri zaten batıldır

[17] Rabbi katından (gelen) acık bir delil uzere olan ve ardından Rabbinden bir sahidin takip ettigi ve kendisinden once bir de onder ve rahmet olarak Musa'nın kitabı bulunan kimse (kafirler gibi) midir? Bunlar o (kitaba) inanırlar. Hangi topluluk ona kufrederse vaat edilen yeri atestir. O (Kitap) dan suphen olmasın. Suphesiz O, Rabbinden (gelen) haktır. Fakat, insanların cogu iman etmezler

[18] Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Onlar, Rab’lerine arz edilecekler, sahitler de: "Bunlar, Rab’leri hakkında yalan soyleyen kimselerdir.” derler. Dikkat edin! Allah’ın laneti, zalimlerin uzerinedir

[19] Allah’ın yolundan engelleyen ve onda bir carpıklık arayan ve ahirete de kufredenlerdir

[20] Bunlar, yeryuzunde (Allah'ı) aciz bırakacak degillerdir. Onların Allah’tan baska bir velisi/yardımcısı da yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Cunku onlar, (hakkı) isitmezler ve gormezlerdi

[21] Bunlar kendilerini husrana ugratanlardır. Onları uydurdukları (ilahları) da terk etmistir

[22] Gercekten onlar, ahirette en cok husrana ugrayanlardır

[23] Iman edip, salih amel isleyenler ve Rab’lerine boyun egenler, onlar cennet halkıdırlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır

[24] Bu iki toplulugun (muminlerle kafirlerin) durumu, kor ve sagır ile goren ve isiten kimseler gibidir. Durumları hic esit olur mu? Hic dusunmez misiniz

[25] Nuh’u halkına gondermistik: Ben sizler icin acık bir uyarıcıyım (dedi)

[26] Allah’tan baskasına ibadet etmeyesiniz. Hakkınızda acı bir gunun azabından korkuyorum

[27] Halkının ileri gelen kafir takımı: "Biz, senin sadece bizim gibi bir insan oldugunu goruyoruz. Sana, gorusu olmayan, ayak takımından baska kimsenin tabi oldugunu da gormuyoruz. Sizin bizim uzerimize bir ustunlugunuzu de gormuyoruz. Aksine sizin yalancılar oldugunuza inanıyoruz" dediler

[28] Ey Halkım! Soyleyin bakalım?" dedi. "Eger ben, Rabbim tarafından acık bir delil ile gelmissem ve katından bana, bir rahmet vermis ise siz de ona karsı kor kalmıssanız, (o rahmeti) istemediginiz halde sizi ona zorlayacak mıyız

[29] Ey Halkım! Ben sizden buna karsılık bir mal istemiyorum. Benim ecrimi Allah verecektir. Ben, iman eden kimseleri kovamam. Onlar, elbette Rab’lerine kavusacaklardır. Fakat ben sizin cahillik eden bir halk oldugunuzu goruyorum

[30] Ey Halkım! Eger ben onları kovarsam, Allah’a karsı bana kim yardım edebilir? Hic dusunmuyor musunuz

[31] Ben, size, “Allah’ın hazineleri yanımdadır” demiyorum. Gaybı bilmem. Ben, bir melegim de demiyorum. Gozlerinizin hor gorduklerine “Allah kesinlikle iyilik vermez” de demiyorum. Onların kalplerinde olanı en iyi Allah bilir. Yoksa gercekten ben zalimlerden olurum

[32] Dediler ki: Ey Nuh! Bizimle cok mucadele ettin ve ileri gittin. Eger dogru soyluyorsan haydi bize vadettigini getir

[33] Eger dilerse onu size getirecek olan ancak Allah’tır. Siz ondan kacamayacaksınız

[34] Eger Allah sizin azmanızı dilemisse ben size ogut vermek istesem de, ogudum size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na donduruleceksiniz

[35] Yoksa, “Bunları uyduruyor mu?" diyorlar. De ki: Eger, onu uyduruyorsam, sucu bana aittir. Ben sizin islediginiz suclardan tamamen uzagım

[36] Nuh’a: “Gercekten iman edenlerin dısında, kavminden (baska) kimse iman etmeyecek. O halde, onların yaptıklarına uzulme!” diye vahyedildi

[37] Gozlerimizin onunde vahyettigimize gore gemi yap, zulmedenler icin beni muhatap alma! Muhakkak onlar bogulacaklardır

[38] Nuh gemiyi yapar. Halkının onde gelenleri ona her ugrayıslarında, onunla alay ederler. O: "Bizimle alay edin bakalım, biz de alay ettiginiz gibi sizinle alay edecegiz" der

[39] Birazdan alcaltıcı azabın kime gelecegini ve kalıcı azabın kimi kusatacagını anlayacaksınız

[40] Sonunda emrimiz gelip, tandır (icinden sular) kaynamaya baslayınca: "Her cinsten birer cifti, aleyhinde soz gecmis olanlar dısında kalan aileni ve iman edenleri gemiye bindir” dedik. Zaten onun yanında iman etmis olan kimseler cok azdı

[41] Ona binin, onun yurumesi ve durması Allah’ın adıyladır. Suphesiz Rabbim, cokca magfiret edendir, cokca merhamet edendir" dedi

[42] Gemi daglar gibi dalgalar arasında akıp onları goturuyordu. Nuh, bir kenara cekilmis ogluna: "Yavrucugum, bizimle bin, kafirlerle olma!" diye seslendi

[43] Oglu: "Beni sudan koruyacak bir daga sıgınacagım" dedi. Nuh: "Bugun, Allah’ın kendisine rahmet ettiginden baskasının korunacagı bir yer yoktur" derken aralarına bir dalga girdi de o da bogulanlardan oldu

[44] Ey yeryuzu! Suyunu yut! Ey gok tut!" denildi. Su cekildi, emir gerceklesti, gemi Cudi’ye oturdu. Ve soyle denildi: Kahrolsun zalim toplum

[45] Nuh, Rabbine nida ederek soyle dedi: "Rabbim! Suphesiz oglum benim ailemdendir ve suphesiz senin vaadin de gercektir. Sen hakimlerin hakimisin

[46] Allah: "Ey Nuh! O senin (kurtulacak olan) ailenden degildir. Cunku dogru olmayanı yaptı. Oyleyse, bilmedigin seyi benden isteme. Cahillerden olma diye sana ogut veriyorum" dedi

[47] Rabbim, bilmedigim seyi senden dilemekten sana sıgınırım. Eger bana magfiret ve rahmet etmezsen husrana ugrayanlardan olurum" dedi

[48] Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olan topluluklara, katımızdan bir guvenlik ve bereketlerle in. Kendilerini (dunyada) faydalandıracagımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacagı ummetler de olacaktır

[49] Iste bunlar, sana vahyettigimiz gaybın haberleridir. Bundan once ne sen ne de kavmin onu bilmiyordunuz. O halde sabret, sonuc muttakilerindir

[50] Ad toplumuna da kardesleri Hud’u gonderdik: Ey halkım, dedi. Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan baska ilahınız yoktur. (Baska ilahlara ibadet ederek)Siz sadece iftira ediyordunuz, dedi

[51] Ey halkım, sizden bir ucret beklemiyorum. Benim ecrim, beni yoktan yaratana aittir. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[52] Ey halkım, Rabbiniz'den magfiret dileyin. Sonra O’na yonelin ki size bol bol yagmur gondersin. Kuvvetinize kuvvet katsın, siz de gunahkarlar olarak yuz cevirmeyin

[53] Ey Hud! Sen bize apacık bir delil getirmedin, biz de senin sozunle ilahlarımızı bırakacak ve sana iman edecek degiliz" dediler

[54] Biz ancak ilahlarımızdan biri seni kotu carpmıs demekten baska bir sey demeyiz, dediler. Hud: Ben, Allah’ı sahit tutuyorum. Siz de sahit olun ki, ben sizin O’nu bırakıp kostugunuz sirklerden uzagım. O’ndan baska (ibadet ettiklerinizden uzagım)

[55] Bana hepiniz toptan tuzagınızı kurun. Sonra da bana muhlet vermeyin, dedi

[56] Suphesiz ben, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkul ettim. Hic bir canlı yoktur ki O, onun perceminden tutmus olmasın. Suphesiz Rabbim dosdogru olan (adalet) yol uzeredir

[57] Ben size elcisi oldugum seyi acıkladım. Eger yuz cevirirseniz, Rabbim, yerinize sizden baska bir toplum getirir. Ona hic bir sekilde zarar veremezsiniz. Kuskusuz Rabbim, her seyi koruyandır, dedi

[58] Emrimiz gelince Hud’u ve yanındaki muminleri rahmetimizle kurtardık. Onları cetin bir azaptan koruduk

[59] Iste Ad! Rabbinin ayetlerini bile bile inkar ettiler ve O’nun elcilerine isyan edip, her inatcı zorba emrine uydular

[60] Bu dunyada da, kıyamet gununde de lanete ugradılar. Iyi bilin ki Ad, Rabbine kafir oldu. Dikkat edin! Hud’un toplumu Ad helak edildi

[61] Semud’a kardesleri Salih’i gonderdik. Ey halkım! Yalnız Allah’a ibadet ediniz. Sizin, O’ndan baska (hak) ilahınız yoktur. Sizi yeryuzunden (topraktan) yaratan ve sizi orada yasattı. O halde O’ndan magfiret dileyin. Sonra da O’na (tevbe ile) yonelin. Kuskusuz Rabbim, cok yakındır, (dualara) cokca icabet edendir dedi

[62] Ey Salih, bundan once aramızda kendisinden (lider olması) umit beslenen bir kimse idin. Simdi, atalarımızın ibadet ettiklerine bizim de ibadet etmemizi mi yasaklıyorsun? Dogrusu biz, davet ettigin seyden iyiden iyiye suphe ediyoruz, dediler

[63] Salih: Ey halkım, Rabbimden bir delil uzerindeysem ve bana ondan bir rahmet verilmis oldugu halde O’na isyan edersem, bana Allah’a karsı kim yardım edebilir? Bana zararımı artırmaktan baska bir sey yapamazsınız, dedi

[64] Ey halkım, Bu, size acık bir ayet olarak Allah’ın devesidir. Onu bırakın, Allah’ın arzında yayılsın. Ona kotuluk etmeyin; yoksa sizi cok yakında bir azap carpar

[65] Deveyi kestiler. Ancak uc gun daha yurdunuzda yasarsınız, bu yalanlanmayacak bir vaattir dedi

[66] Emrimiz gelince Salih’i ve beraberindeki muminleri, katımızdan bir rahmet ile o gunun asagılatıcı azabından kurtardık. Kuskusuz Rabbin, Aziz'dir, cok gucludur

[67] Zalimleri ise bir cıglık aldı ve yurtlarında cansız olarak cokup kaldılar

[68] Sanki orada hic yasamamıslardı. Bilin ki, Semudlular, Rablerine kafir oldular. Bilin ki Semud, helak edildi

[69] Elcilerimiz, mujde ile Ibrahim’e gelmisler ve “Selam!” demislerdi. Ibrahim de: Selam deyip, hemen bir kızarmıs buzagı getirdi

[70] Ellerini ona uzatmadıklarını gorunce onları yadırgadı ve icine bir korku dustu. Korkma, dediler. Biz, Lut halkına gonderildik

[71] Bu arada ayakta durmakta olan karısı guldu. Biz, Ona Ishak’ı mujdeledik. Ishak’ın ardından da Yakub’u

[72] Vay halime! Ben ihtiyar bir kadınım, kocam da yaslı oldugu halde nasıl dogurabilirim? Bu sasılacak bir sey! dedi

[73] Sen Allah’ın isine mi sasırıyorsun? Dediler. Ey evin halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin uzerinizdedir. Suphesiz, O Hamid'dir, Mecid'dir

[74] Ibrahim’in korkusu gecip, mujdeyi de alınca Lut halkı hakkında bizimle tartısmaya basladı

[75] Ibrahim gercekten cok dua edip, yalvaran ve yumusak kalpli biriydi

[76] Ey Ibrahim, bundan vazgec. Suphesiz Rabbinin emri gelmistir. Ve onlara kesinlikle geri cevrilemeyecek bir azap gelmektedir, dediler

[77] Elcilerimiz, Lut’a gelince uzuldu. Onlardan dolayı ici daraldı da bu, siddetli bir gundur, dedi

[78] Daha once cirkin isler yapan halk , kosarak ona geldiler. Lut: Ey kavmim, Iste bunlar, kızlarımdır. Onlar sizin icin en temiz olandır. Allah’tan sakının, misafirlerime beni rezil etmeyin. Icinizde hic mi aklı basında olan bir adam yok? dedi

[79] Senin kızlarını istemedigimizi biliyorsun. Bizim ne istedigimizi de elbette biliyorsun, dediler

[80] Keske size yetecek bir kuvvetim ya da saglam bir topluluga sıgınabilseydim, dedi

[81] Ey Lut! "Biz, Rabbinin elcileriyiz. Onlar, sana dokunamayacaklar" dediler. Gecenin bir kısmınla ailenle beraber yola cık, kimse ardına bakmasın. Ancak karın mustesna dediler. Onların basına gelen, onun da basına gelecektir, dediler. Onlara vaat edilen vakit sabahtır, dediler. Sabah da yakın degil mi? dediler

[82] Emrimiz gelince oranın altını ustune getirdik. Uzerilerine uzerlerine (balcıktan) pisirilip ardı ardına taslar yagdırdık

[83] Rabbinin katından, isaretlenerek (yagdırılmıstır) Bu (azab) simdi de zalimlerden (Mekkelilerden) uzak degildir

[84] Medyen’e de kardesleri Suayib’i (gonderdik). Ey halkım, dedi. Yalnızca Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan baska ilahınız yoktur. Olcu ve tartıyı eksik yapmayın. Ben, sizi hayır (bolluk) icinde goruyorum. Ve ben, sizi kusatacak bir gunun azabından korkuyorum

[85] Ey Halkım, olcu ve tartıyı adaletle yapın. Kimsenin malını eksik vermeyin. Yeryuzunde fesatcı olup karısıklık cıkarmayın

[86] Eger mumin olursanız Allah’ın bıraktıgı (kar) sizin icin daha hayırlıdır. Ben, sizin uzerinizde bir gozetleyici degilim

[87] Onlar da: Ey Suayip! Atalarımızın ibadet ettigini veya mallarımızı hakkında istedigimiz gibi davranmayı bırakmamızı senin salatın mı emrediyor? Oysa sen yumusak huylu ve cok akıllısın

[88] Dedi ki: Ey kavmim! Eger benim, Rabbim tarafından (verilmis) apacık bir delilim varsa ve O bana tarafından guzel bir rızık vermisse buna ne dersiniz? Sizi birtakım seylerden menederek kendim onları islemek istemiyorum. Sadece gucumun yettigi kadar ıslah etmek istiyorum, dedi. Basarım yalnız Allah'a baglıdır. dedi. O’na tevekkul ettim O’na yoneldim, dedi

[89] Ey kavmim! Bana karsı olan muhalefetiniz Nuh kavminin veya Hud kavminin yahut Salih kavminin baslarına gelen musibete ugratmasın! Lut halkı sizden uzak degildir

[90] Rabbinizden magfiret dileyin. O’na (tevbe) yonelin, kuskusuz Rabbim, cok merhamet eder, (muminleri) cok sever

[91] Ey Suayb! Biz, senin soylediklerinin cogunu anlamıyoruz ve biz, senin aramızda zayıf oldugunu goruyoruz, dediler. Eger kabilen olmasaydı seni tasa tutardık, dediler. Yoksa bizim yanımızda hic bir degerin de yok, dediler

[92] Ey Halkım! Kabilem size gore Allah’tan daha mı degerlidir ki onu (Allah'ın emirlerini) arkanıza attınız? Suphesiz Rabbim, sizin yaptıklarınızı kusatandır, dedi

[93] Ey halkım, elinizden gelen yapageldiginiz her seyi yapın, ben de yapacagım. Kime rezil edici bir azabın gelecegini, kimin yalancı oldugunu bileceksiniz. Bekleyin, dogrusu ben de sizinle bekliyorum

[94] Emrimiz gelince, Suayib’i ve beraberindeki mu’minleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zalimleri bir cıglık yakaladı. Oldukları yerde cokup, kaldılar

[95] Sanki orada hic yasamamıslardı. Dikkat edin, Semud’un helak oldugu gibi Medyen de helak oldu

[96] Musa’yı da ayetlerimizle ve acık bir delil ile gondermistik

[97] Firavun ve kavminin ileri gelenlerine. Onlar, Firavun’un emrine uydular; oysa Firavun'un emri dogru degildi

[98] (Firavun), Kıyamet gunu halkına onculuk eder. Onları atese goturur. Gittikleri yer ne kotu yerdir

[99] Hem burada da kıyamet gununde de lanete ugrarlar. Onlara pespese verilen bu seyler ne kotudur

[100] Iste bu, (halkı helak olmus) memleketleri sana haber veriyoruz. Onlardan (bugune kadar izleri) kalan da vardır, bicilmis ekin (gibi yok olan) da vardır

[101] Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi nefislerine zulmettiler. Rabbinin emri geldigi zaman Allah’ın dısında dua edip, yalvardıkları ilahları onlara hic bir fayda saglamadı. (Ilahları) Onların ancak husranlarını arttırdı

[102] Iste, Rabbin zalim olan ulkeleri yakaladıgı zaman boyle yakalar. Suphesiz O’nun yakalaması acı vericidir, siddetlidir

[103] Ahiretin azabından korkanlara bunda ibretler vardır. Bu, toplanma gunudur. Bu, sahitlik gunudur

[104] Biz, o gunu sayılı bir sureye kadar erteleriz

[105] O gun gelince, Allah’ın izni olmadıkca hic kimse konusamaz. Onların bir kısmı sakidir, bir kısmı mesuttur

[106] Saki olanlar atestedirler. Orada onların (azaptan dolayı oyle feci) nefes alıp vermeleri vardır ki

[107] Rabbinin dilemesi dısında, gokler ve yer durdukca onlar da ateste daimidirler. Suphesiz Rabbin, diledigini yapandır

[108] Mesut olanlar ise cennettedirler. Gokler ve yer durdukca, orada ebedi kalacaklardır. Ancak Rabbinin (daha once muminlerden bir kısım gunahkarların azabını) diledigi kimseler mustesna. Bu tukenmez/kesintisiz bir lutufdur

[109] Oyleyse sakın onların ibadet ettigi seylerden kuskun olmasın ki onlar, daha once babalarının ibadet ettigi gibi ibadet ediyorlar Biz, onlara paylarını hic eksiksiz olarak verecegiz

[110] Musa’ya kitap vermistik. Onda ihtilaf ettiler. Daha once Rabbin tarafından verilmis bir soz olmasaydı, aralarında (azabın gelmesi icin) hukmedilmis olurdu. Onlar, hala ondan sek ve suphe icindedirler

[111] Rabbin onların yaptıklarının karsılıgını tam olarak verecektir. Allah, onların yapmakta oldugu her seyden haberdardır

[112] O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolundugun gibi dosdogru ol! Kuskusuz O, yapmakta oldugunuz her seyi gorendir

[113] Zalimlere yonelmeyin, yoksa ates size de dokunur. Sizin Allah’tan baska bir veliniz/yardımcınız olmaz. Sonra yardım da gormezsiniz

[114] Gunduzun iki ucunda ve gecenin ilk saatlerinde namaz kıl, iyilikler kotulukleri giderir. Bu, ogut alanlara bir hatırlatmadır

[115] Sabret, Allah iyilerin ecrini zayi etmez

[116] Sizden onceki asırlarda, yeryuzunde bozgunculuktan men eden faziletli kimseler bulunsaydı ya. Fakat onlar arasından, ancak kendilerini kurtardıgımız pek az kisi mustesna (boyle yaptı). Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın pesine dustuler. Gunahkar oldular

[117] Rabbin, halkı ıslah edici olan ulkeleri zulmederek helak edecek degildir

[118] Eger Rabbin dileseydi, insanları tek bir millet/din uzere kılardı. Fakat onlar ihtilaf edip durmaktadırlar

[119] Yalnız Rabbinin merhamet ettikleri bunun dısındalar. (Hikmeti geregi) Onları bunun icin yarattı. Rabbinin “Cehennem'i tumuyle cin ve insanlarla dolduracagım” sozu gerceklesmistir

[120] Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini saglamlastırdıgımız her bir haberi sana anlatıyoruz. Bu (haberlerde) sana hak olan, iman edenlere de ogut ve hatırlatma gelmistir

[121] Iman etmeyenlere soyle de: "Elinizden gelen yapageldiginiz her seyi yapın, ben de yapacagım

[122] Bekleyin, biz de bekliyoruz

[123] Goklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Butun isler O’na doner. Yalnız O’na ibadet et, O’na tevekkul et

Yûsuf

Surah 12

[1] Elif, Lam, Ra. Bunlar apacık Kitab'ın ayetleridir

[2] Biz, onu akledip, anlayasınız diye Arapca Kur’an olarak indirdik

[3] Biz, bu Kur'an'ı vahyetmekle gecmiste haberdar olmadıgın en guzel kıssaları sana anlatıyoruz

[4] Yusuf, babasına: Babacıgım, dedi. Ruyamda on bir yıldız, Gunes ve Ay’ın bana secde ettiklerini gordum

[5] Oglum, dedi. Ruyanı kardeslerine anlatma, yoksa sana tuzak kurarlar. Cunku seytan insana apacık bir dusmandır

[6] Iste boyle, Rabbin seni sececek ve ruya tabirini ogretecek. Onceden, ataların Ibrahim ve Ishak’a nimetini tamamladıgı gibi sana ve Yakup ailesine de nimetini tamamlayacak. Kuskusuz Rabbin her seyi bilendir, Hakim'dir

[7] Gercekten Yusuf ve kardeslerinde, sorup,arastıranlara nice ibretler vardır

[8] Kardesleri: Biz (kalabalık) bir topluluk oldugumuz halde babamız Yusuf’u ve kardesini daha cok seviyor. Dogrusu babamız acıkca saskınlık icinde, demislerdi

[9] Yusuf’u oldurun veya onu bir yere atın ki babanızın yuzu (sevgisi) size kalsın. Siz de ondan sonra durust bir topluluk olursunuz

[10] Iclerinden biri: Yusuf’u oldurmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Gecen yolculardan biri onu bulup, alsın. Yapacaksanız boyle yapın, dedi

[11] Baba, sana ne oldu ki Yusuf icin bize guvenmiyorsun? Biz, onun iyiligini isteriz

[12] Yarın onu da bizimle beraber gonder. Gezsin, oynasın, biz onu koruruz, dediler

[13] Babaları: Eger onu gotururseniz tasalanırım. Siz ondan habersizken, onu bir kurt yemesinden korkarım, dedi

[14] Onlar: Biz kalabalık bir topluluk iken eger onu kurt yerse yazıklar olsun bize, dediler

[15] Yusuf’u goturup de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, Biz de ona, onlara bu yaptıklarını (isin) farkına varmadan haber vereceksin, diye vahyettik

[16] Aksamleyin, aglasarak babalarına geldiler

[17] Babamız, inan ki biz yarıs yapıyorduk. Yusuf’u esyalarımızın yanına bırakmıstık, o sırada kurt onu yemis. Her ne kadar dogru soyluyorsak da sen yine bize inanmazsın, dediler

[18] Ve ona uzerine sahte bir kan ile Yusuf’un gomlegini getirdiler. Babaları: Hayır, nefisleriniz size (kotu) bir isi guzel gosterdi. (Bana dusen), guzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza ancak Allah’tan yardım istenir, dedi

[19] Bir kervan geldi. Sucularını gonderdiler. Kuyuya kovayı saldı. “Mujde, bir cocuk!” dedi. Onu ticaret malı olarak saklayıp, gizlediler. Allah ise ne yapacaklarını cok iyi biliyordu

[20] Onu dusuk bir fiyatla bir kac dirheme sattılar. Onu pek onemsemediler

[21] Mısır’da onu satın alan kimse, karısına: Ona guzel bak, belki bize faydası olur veya onu evlat ediniriz, dedi. Biz iste boylece Yusuf'u, kendisine ruyaların tabirini ogretelim diye o yere yerlestirdik. Allah, emrini ustun kılandır. Fakat insanların cogu bilmezler

[22] Olgunluk cagına ulasınca ona hikmet ve ilim verdik. Iyileri iste boyle odullendiririz

[23] Evinde bulundugu kadın onu kendisi icin istedi. Kapıları sıkı sıkı kapadı: Haydi, gelsene! dedi. Yusuf: Allah’a sıgınırım, (Beyiniz) benim efendimdir. Bana iyi guzel davrandı. Zalimlerin felah bulmazlar

[24] Kadın onunla (iliski kurmaya) meyletmisti. Rabbinin burhanını gormeseydi Yusuf da ona meyledecekti. Iste ondan fuhsiyatı ve cirkinligi boylece engelledik. Cunku O, bizim ihlaslı (secilmis) kullarımızdandı

[25] Ikisi de kapıya kostu. Kadın arkadan Yusuf’un gomlegini yırttı. Kapının onunde beyefendiye rastladılar. Kadın: Senin esine karsı kotu istekte bulunmanın cezası, hapisten veya acı verici bir azaptan baska nedir? dedi

[26] Yusuf: O, beni kendisi icin istedi, dedi. Kadının ailesinden bir sahit: Eger, gomlegi onden yırtılmıssa kadın dogru soyluyor. Erkek yalancıdır

[27] Eger gomlegi arkadan yırtılmıssa kadın yalan soyluyor, erkek dogrudur, diye sahitlik etti

[28] Kocası gomlegin arkadan yırtılmıs oldugunu gorunce: Bu, siz (kadınların) hilelerinden biridir, dedi. Sizin hileleriniz pek buyuktur

[29] Yusuf sen bunu unut! Kadın sen de gunahına tevbe et! Cunku sen hata isleyenlerden oldun

[30] Sehirde bazı kadınlar: Azizin karısı, kendisine kolesini istiyormus, onun sevdası kalbine islemis. Biz, onu acıkca sapıtmıs goruyoruz, dediler

[31] Kadınların cekistirmelerini duyunca onları davet etti. Onlara mukellef sofra hazırladı ve her birine bir bıcak verdi. Yusuf’a; "Onların yanına cık!" dedi. Kadınlar, onu gorunce hayran kaldılar, ellerini kestiler ve hasa, Allah icin bu bir insan degil, dediler. Bu ancak kerim bir melektir

[32] Iste hakkında beni kınadıgınız budur. Onu kendim icin istedim. Fakat O, sakındı. Ona emrettigim isi yapmazsa zindana atılıp, kucuk dusenlerden olacak, dedi

[33] Rabbim, benim icin zindan, bunların beni davet ettigi seyden daha hayırlıdır. Eger tuzaklarını benden uzaklastırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum, dedi

[34] Rabbi, duasını kabul etti ve kadınların tuzagını ondan uzak eyledi. Cunku O, her seyi isitendir, bilendir

[35] Onun (sucsuz olduguna dair) delilleri gordukleri halde, yine de bir sure icin hapsetmeyi uygun buldular

[36] Hapse onunla beraber iki genc daha girdi. Onlardan biri: Ruyamda, saraplık (uzum) sıktıgımı gordum, dedi. Digeri: Basımın ustunde, kusların yedigi bir ekmek tasıdıgımı gordum, dedi. Bize bunu yorumla. Senin iyi birisi oldugunu goruyoruz

[37] Yusuf: Size rızık olarak verilecek olan yiyecek yemeginiz gelmeden once onun yorumunu size haber veririm, dedi. Rabbimin bana ogrettigi bilgi ile, Dogrusu ben, Allah’a iman etmeyen ve ahirete kafir olan bir toplumun dinini bıraktım

[38] Atalarım Ibrahim, Ishak ve Yakup’un dinine uydum. Allah’a bir seyi sirk kosmak bize yarasmaz. Bu, Allah’ın bize ve insanlara olan bir lutfudur. Fakat, insanların cogu buna sukretmezler

[39] Ey zindan arkadaslarım! (Ibadet ettiginiz) cesitli ilahlar mı hayırlıdır; yoksa her seye galip olan bir tek Allah mı

[40] Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktıgı birtakım isimlerden baska bir sey degildir. Allah, onlar hakkında hicbir delil de indirmemistir. Hukum, yalnız Allah’ındır. Yalnızca ona ibadet etmenizi emretmistir. Baska bir seye degil. Dosdogru din budur. Fakat insanların cogu bilmez

[41] Ey zindan arkadaslarım! Biriniz efendisine sarap sunacak, digeri asılacak ve kuslar basından yiyecek. Bana sordugunuz (ruya) emri tamam olmustur

[42] Onlardan kurtulacagını bildigi kimseye: Efendinin yanında beni an, dedi. Ama seytan, ona efendisi yanında onu anmayı unutturdu. Boylece Yusuf bir kac yıl daha hapiste kaldı

[43] Hukumdar: Ben, yedi semiz inegi yedi zayıf inegin yedigini, yedi yesil basak ve yedi kuru basak gordum. Ey ileri gelenler! Eger ruya tabirini biliyorsanız bana soyleyin, dedi

[44] Bunlar, karma karısık ruyalardır. Bu ruyaların yorumlamasını bilemeyiz, dediler

[45] Zindandakilerden kurtulmus olan, uzun sure sonra hatırlayıp: Beni gonderin ben size onun yorumunu haber vereyim

[46] Ey dogru sozlu arkadasım, Yusuf! Yedi besili inegi, yedi zayıf inegin yemesi ve yedi yesil basak ve yedi kuru basagın ne oldugunu bize haber ver. Ben de insanlara (bu bilgi ile) doneyim de belki onlar da (tabirini) ogrenmis olurlar, dedi

[47] (Yusuf): Yedi sene ard arda ekin ekersiniz. Birazını yiyip, bictiginiz ekini sapında bırakın

[48] Sonra, bunun pesinden yedi kurak yıl gelecek, (tohumluk olarak) saklayacagınız az bir miktar dısında, o yıllar icin onceden biriktirdiklerinizi (kuraklık) yiyip bitirecek

[49] Sonra insanların bol bol yagmur gorecegi bir yıl gelecek. O zaman (meyveleri) sıkarlar, dedi

[50] Hukumdar: O’nu bana getirin, dedi. Yusuf’a elci gelince: Efendine don, ellerini kesen kadınların hadisesini ona sor. Suphesiz Rabbim, onların hilesini bilir, dedi

[51] (Hukumdar kadınlara): Yusuf’un nefsine yaklasmak istediginiz zaman durumunuz neydi? dedi. Kadınlar: Hasa, Onun bir kotulugunu gormedik, dediler. Aziz'in karısı: Simdi gercek ortaya cıktı. Onu isteyen bendim. O, tamamen dogrulardandır

[52] Bu, gıyabında ona ihanet etmedigimi bilmesi icindir. Allah, hainlerin tuzagını (basarıya) ulastırmaz

[53] Ben nefsimi temize cıkarmam. Cunku nefis, Rabbimin merhameti olmadıkca, kotulugu emreder. Dogrusu Rabbim, cokca magfiret edendir, cokca merhamet edendir

[54] Hukumdar: Onu bana getirin, kendime has (mustesar) alayım, dedi. Onunla konusunca: Bugun senin yanımızda onemli bir yerin ve guvenilir bir durumun vardır, dedi

[55] (Yusuf): Beni memleketin hazinelerine memur et, cunku ben iyi korur ve iyi bilirim, dedi

[56] Yusuf’a boylece o topraklarda diledigi gibi hareket edecek imkan verdik. Rahmetimizi diledigimiz kimseye eristiririz. Iyi davrananların ecrini zayi etmeyiz

[57] Ahiret odulu, iman edenler ve sakınanlar/takvalı olanlar icin cok hayırlıdır

[58] Yusuf’un kardesleri gelip yanına girdiler. Onu tanımadılar; Yusuf, onları tanıdı

[59] Onların yuklerini hazırlatınca: Baba bir kardesinizi bana getirin. Sizlere olcuyu tam tuttugumu ve benim konukseverlerin en iyisi oldugumu gormuyor musunuz? dedi

[60] Eger onu bana getirmezseniz bundan boyle benden bir olcek erzak bile alamazsınız ve bana yaklasmayın da

[61] Kardesleri: Onun babasından istemeye calısacagız ve her halde bunu yaparız, dediler

[62] Yusuf (emrindeki) genclere, odedikleri ucreti de yuklerinin icine koyun. Belki onlar ailelerine dondukleri zaman bunu anlayıp da geri gelirler

[63] Babalarına donduklerinde: Ey babamız! Bize artık erzak yasak edildi. Kardesimizi bizimle beraber gonder de yiyecek alalım. Muhakkak biz, onu koruruz, dediler

[64] Daha once kardesi hakkında size guvendigim gibi, simdi onun hakkında size guvenir miyim? Ama Allah en iyi koruyandır, O merhamet edenlerin en merhametlisidir, dedi

[65] Yuklerini acınca odedikleri ucretlerin kendilerine geri iade edilmis buldular. Ey babamız! Daha ne isteriz, dediler. Iste odedigimiz ucret de bize iade edilmis, dediler. Ailemize onunla yine yiyecek getirir, kardesimizi de korur ve bir deve yuku de artırmıs oluruz, dediler. Esasen bu aldıgımız az bir olcektir, dediler

[66] Babaları: Etrafınızın kusatılması dısında, onu bana geri getireceginize dair Allah adına saglam bir soz vermedikce onu sizinle gondermeyecegim, dedi. O'na kesin soz verdiklerinde: Babaları sozumuze Allah vekildir, dedi

[67] Babaları: Ogullarım! Tek bir kapıdan degil, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah katında size bir faydam olmaz, hukum ancak Allah’ındır, O’na tevekkul ettim. Tevekkul edenler de sadece O’na tevekkul etsinler, dedi

[68] Babalarının emrettigi gibi girdiler. Esasen bu, Allah'tan gelecek hicbir seyi onlardan savamazdı. Ancak Yakup'un nefsindeki istegi (babalık sefkatini) yerine getirmis oldu. Suphesiz O, bizim kendisine ilim verdigimizden dolayı ilim sahibidir. Fakat insanların cogu bilmezler

[69] Yusuf’un yanına girdiklerinde, kardesini yanına cekti ve: Ben senin kardesinim, onların yaptıklarına artık uzulme, dedi

[70] Yusuf onların yuklerini yukletirken, bir su kabını kardesinin yukune koydurdu. Sonra bir cagırıcı: Ey kafile, siz hırsızsınız! diye bagırdı

[71] Donerek: Ne kaybettiniz? dediler

[72] Hukumdarın su kabını kaybettik. Onu getirene bir deve yuku (mukafat) vardır. Buna ben kefil oluyorum, dediler

[73] Vallahi, ulkede bozgunculuk cıkarmak icin gelmedigimizi ve hırsız da olmadıgımızı biliyorsunuz, dediler

[74] Onlara: Yalancı iseniz, hırsızlıgın cezası nedir? dediler

[75] Kimin yukunde bulunursa, iste (o sahsa el koymak) onun cezasıdır. Biz zalimleri iste boyle cezalandırırız, dediler

[76] Yusuf kardesinin esyalarından once onlarınkini aramaya basladı. Sonra kardesinin yukunden su kabını cıkardı. Yusuf icin boyle bir tuzak kurduk. Yoksa hukumdarın dinine gore kardesini Allah dilemeseydi alıkoyamayacaktı. Diledigimizin derecesini yukseltiriz. Her ilim sahibinden ustun bir ilim sahibi vardır

[77] Calmıssa, daha once kardesi de calmıstı, dediler. Yusuf bunu icinde gizledi. Onlara acmadı. Icinden, “Sizin durumunuz daha kotudur, anlattıgınızı en iyi Allah bilir” dedi

[78] Ey Aziz! Onun ihtiyar bir babası var, bizden birini onun yerine al. Biz senin iyi kimselerden oldugunu goruyoruz, dediler

[79] Allah korusun! Biz, malımızı kimde bulmussak ancak onu alıkoruz, yoksa zalimlerden oluruz, dedi

[80] Umitsizlige dusunce, kendi aralarında konusmak uzere bir kenara cekildiler. Buyukleri soyle dedi: Babanızın Allah adına sizden saglam bir soz aldıgını, daha once Yusuf meselesinde de islediginiz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hukum verene kadar bu yerden ayrılmayacagım. O, hukmedenlerin en iyisidir

[81] Siz donun, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oglun hırsızlık yaptı, bildigimizden baska bir sey gormedik. Biz gaybın bekcileri degiliz

[82] Bulundugumuz kasaba (halkına) ve beraberinde geldigimiz kervana da sorabilirsin; biz suphesiz dogru soyluyoruz

[83] Bilakis, size nefisleriniz bir isi suslemistir. Artık bana guzelce sabır gerekir. Belki Allah hepsini birden bana getirecektir. Cunku O her seyi bilendir, Hakim'dir, dedi

[84] Onlara sırt cevirdi. "Vah, Yusuf’a yazık oldu!" dedi ve uzuntuden gozlerine ak dustu. Cok huzne boguldu ama onu icinde saklıyordu

[85] Allah’a yemin ederiz ki, hala Yusuf’u anıp duruyorsun. Helaka yuz tutacaksın ya da helak olacaksın, dediler

[86] Ben uzuntu ve tasamı yalnız Allah’a acarım. Allah tarafından, sizin bilmediklerinizi bilirim, dedi

[87] Ey Ogullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardesini arayıp, sorun. Allah’ın rahmetinden de umidinizi kesmeyin; dogrusu kafirlerden baskası Allah’ın rahmetinden umidini kesmez

[88] Kardesleri Yusuf’un yanına girdiklerinde: Ey Aziz! Biz ve ailemize sıkıntı dokundu. Pek degersiz az bir malla geldik. Olcegi bize tam tut ve sadaka ver. Allah sadaka verenleri suphesiz mukafatlandırır, dediler

[89] Siz, cahiller iken Yusuf ve kardesine yaptıklarınızı biliyor musunuz

[90] Yoksa sen Yusuf musun? dediler. Ben Yusuf’um, bu da kardesim, dedi. Allah bize lutufta bulundu. Dogrusu kim sakınır/takvalı olur ve sabrederse bilsin ki Allah iyi kimselerin mukafatını zayi etmez

[91] Vallahi, Allah seni bize ustun kıldı; biz gercekten hataya dusmus kimseleriz, dediler

[92] Bugun sizi ayıplama, azarlama yok. Allah sizi magfiret etsin. O, merhametlilerin en merhametlisidir

[93] Bu gomlegimi goturun, babamın yuzune bırakın, gormeye baslar; tum ailenizle bana gelin, dedi

[94] Kafile yola cıktıgında, babaları: Dogrusu ben Yusuf’un kokusunu alıyorum, dedi. (Bundan dolayı) beni de bunak sanmayın

[95] Cevresindekiler: Vallahi sen, hala eski saskınlıgındasın, dediler

[96] Mujdeci gelip, gomlegi Yakup’un yuzune atınca, hemen gozleri acıldı. Bunun uzerine: Ben size, Allah tarafından sizin bilmediginizi biliyorum dememis miydim? dedi

[97] Ogulları: Ey Babamız! Gunahlarımızın bagıslanmasını dile, biz gercekten gunahkarız, dediler

[98] Rabbimden bagıslanmanızı dileyecegim, dedi. O suphesiz cok magfiret eder, cok merhamet eder

[99] Yusuf’un yanına girdiklerinde o, anne ve babasını kucakladı: Mısır’a insallah yerlesin, guven icinde girin, dedi

[100] Ana babasını tahtın uzerine cıkarttı hepsi onun (Yusuf'un) onunde secde edip egildiler. O zaman Yusuf: Babacıgım! Iste bu, onceden gordugum ruyanın gerceklesmis olmasıdır. Rabbim onu hak kıldı. Seytan, benimle kardeslerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten cıkaran, sizi colden getiren Rabbim bana cok iyilikte bulundu. Gercekten Rabbim diledigine cok latiftir. O suphesiz her seyi bilendir ve Hakim'dir, dedi

[101] Rabbim! Bana hukumranlık verdin, ruyaların yorumunu ogrettin. Ey gokleri ve yeri yaradan! Dunya ve ahirette velim sensin; benim canımı musluman olarak al ve beni salihler arasına kat

[102] Iste sana vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar bir araya gelip tuzak kurarlarken yanlarında degildin

[103] Sen ne kadar cok istesen de, insanların cogu iman etmezler

[104] Oysa sen buna karsılık onlardan bir ucret de istemiyorsun. O, alemler icin sadece bir oguttur

[105] Goklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, yanlarından yuzlerini cevirerek gecerler

[106] Onların cogu, Allah’a ancak sirk kosarak iman ederler

[107] Allah tarafından, onları kusatacak bir azaba ugramayacaklarından veya farkına varmadan, kıyamet saatinin ansızın gelmeyeceginden emin midirler

[108] De ki: Bu, benim yolumdur, ben ve bana uyanlar basiretle Allah’a davet ederiz. Allah’ı tesbih ederim. Ben asla musriklerden degilim

[109] Senden once de, sehirler halkından kendilerine vahyettigimiz adamlar gonderdik. Yeryuzunde gezmiyorlar mı ki, kendilerinden once gecenlerin sonlarının nasıl olduguna baksınlar? Ahiret yurdu takva sahipleri icin hayırlıdır. Akletmiyor musunuz

[110] Peygamberler (kavimlerinin iman etmesinden) umitlerini yitirip, yalanlandıklarını anladıkları bir anda kendilerine yardımımız gelmistir. Boylece, istedigimizi kurtarırız. Azabımız suclu milletten geri cevrilemez

[111] Andolsun ki, peygamberlerin kıssalarında, akıl sahipleri icin ibretler vardır. Bu, uydurma bir soz degildir. Kendinden oncekileri tasdik eden, iman eden bir toplum icin her seyi acıklayan, bir hidayet ve rahmettir

Ra'd

Surah 13

[1] Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitabın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır, fakat insanların cogu iman etmezler

[2] Allah, gokleri gordugunuz gibi direksiz olarak yukseltti. Sonra arsa istiva etti. Gunes'e ve Ay'a (kulları icin) boyun egdirdi. Her biri belli bir sureye kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavusacagınıza kesin olarak inanmanız icin her isi duzenleyip ayetleri apacık acıklamaktadır

[3] Yeryuzunu yayıp doseyen, orada sabit daglar, nehirler var eden, her turlu urunu ikiser cift kılan, gunduzu geceyle buruyen de O'dur. Suphesiz bunlarda, dusunen toplum icin deliller vardır

[4] Yeryuzunde hepsi de aynı su ile sulanan birbirine komsu kara parcaları, uzum bagları, bir kokten ve cesitli koklerden dallanmıs hurma agacları vardır. (Boyle iken) yemislerinde onların bir kısmını bir kısmına ustun kılarız. Dusunen toplum icin bunda da deliller vardır

[5] Eger sasacaksan, onların: Biz toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacagız? demelerine sasman gerekir. Iste onlar Rablerine kufredenlerdir. Iste onlar, boyunlarına zincir vurulanlardır. Onlar, ates halkıdır. Orada ebedi kalacaklardır

[6] Iyilikten once hemen kotuyu/azabı getirmeni isterler. Oysa onlardan once benzer cezalar gelip gecmistir. Dogrusu insanların zulumlerine karsın Rabbin, magfiret sahibidir. Rabbinin cezalandırması ise cetindir

[7] Inkar edenler: Rabbinden ona bir mucize indirilmeli degil miydi? derler. Oysa sen, sadece bir uyarıcısın. Her topluma dogru yolu gosteren biri vardır

[8] Allah her disinin rahminde ne tasıdıgını, rahimlerin neyi eksiltip ve neyi arttırdıgını bilir. O’nun katında her seyin bir miktarı vardır

[9] Gaybı da acık olanı da bilen, O, (her seyden) ustundur, buyuktur

[10] Icinizden sozu saklayan ile acıga vuran ve geceye burunerek gizlenip gunduzun ortaya cıkan arasında fark yoktur

[11] (Insanoglunu) arkasında ve onunde takip edenler vardır; Allah’ın emriyle onu koruyup, gozetirler. Bir toplum kendi nefislerinde olanı degistirmedikce Allah onları degistirmez. Allah bir topluluga kotuluk istedi mi artık onun geri cevrilisi yoktur. Onlara Allah’tan baska bir veli de yoktur

[12] Korku ve umide dusurmek icin size simsegi gosteren, (yagmurla) yuklu bulutları var eden O’dur

[13] Gok gurultusu hamd ederek, melekler de korku ile O’nu tesbih ederler. Onlar Allah hakkında mucadele edip, dururken O, yıldırımları gonderir de onlarla diledigini carpar. O, azabı cok siddetli olandır

[14] Gercek dua/ibadet yalnızca O’nadır. O’ndan baska dua ettikleri, kendilerine hicbir karsılık veremezler. Durumları, agzına gelsin diye suya dogru iki avucunu (uzaktan) acan kimse gibidir. Halbuki su (agzına) ulasmaz. Iste kafirlerin duası sapıklıktan baska bir sey degildir

[15] Yerde ve goklerde olanlar golgeleriyle beraber sabah aksam, ister istemez Allah’a secde ederler

[16] De ki: Goklerin ve yerin Rabbi kimdir? Allah’tır, de! Onu bırakıp, kendilerine bir fayda ve zararı olmayan veliler mi edindiniz? de. Kor ile goren bir olur mu? Veya karanlıkla aydınlık bir midir? de. Yoksa Allah’a, O’nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma (onlar tarafından) birbirine benzer mi gorundu? De ki: Her seyi yaratan Allah’tır. O, tektir, Kahhar'dır/her seye galiptir

[17] Allah gokten su indirir, vadiler kendi miktarınca dolar tasar. Sel, uste cıkan kopugu alır goturur. Suslenmek veya faydalanmak icin ateste erittiklerinizin uzerinde de buna benzer bir kopuk vardır. Allah, hak ve batıl icin boylece ornek verir. Kopuk atılıp, gider, insanlara faydalı olan ise yerde kalır. Allah bunun gibi daha nice misaller verir

[18] Rablerinin cagrısına uyanlara en guzel karsılık (Cennet) vardır. O’nun cagrısına uymayanlar ise, yeryuzunde olan her sey ve daha bir katı onların olsa, kurtulmak icin fidye verirlerdi. Iste hesabın en kotu olanı onlaradır. Barınakları Cehennem'dir, ne kotu bir yataktır

[19] Rabbinden sana indirilenin hak oldugunu bilen kimse, onu bilmeyen kore benzer mi? Ancak akıl sahipleri bunu ogut alırlar

[20] Onlar, Allah’a verdikleri sozu yerine getirenler, antlasmayı bozmayanlardır

[21] Allah’ın birlestirilmesini emrettigi seyi birlestirenler, Rablerinden korkup cekinen, kotu hesaptan korkanlardır

[22] Onlar, Rablerinin yuzunu (rızasını) kazanmak icin sabredenler, namazı ikame edenler; kendilerine verdigimiz rızıktan, gizli ve acık olarak infak edip harcayanlar, kotulugu iyilikle savanlardır. Iste onlar icin yurdun (en guzel) sonucu vardır

[23] Adn cennetleri, girecekleri yerdir; babalarının, eslerinin, cocuklarının salih olanları da oradadır. Melekler her kapıdan yanlarına girip

[24] Sabretmenize karsılık size selam olsun! Burası (Cennet) son yurt olarak ne guzeldir, derler

[25] Allah'a verdikleri sozu kuvvetle saglamlastırdıktan sonra bozanlar, Allah'ın birlestirilmesini emrettigi seyleri ayıranlar ve yeryuzunde fesat cıkaranlar; iste lanet onlar icindir. Ve kotu yurt (Cehennem) onlarındır

[26] Allah diledigi kimseye rızkını genisletir ve (diledigini de) daraltır. Onlar dunya hayatıyla sevinip,sımardılar. Oysa ahiretin yanında dunya hayatı, gecici bir faydadan baska bir sey degildir

[27] Kafirler: O’na Rabbinden bir ayet/mucize indirilmeli degil miydi? derler. De ki: Kuskusuz Allah diledigini saptırır ve Kendisine yoneleni dogru yola eristirir

[28] Iman edenlerin kalpleri Allah’ın zikriyle huzura kavusmustur. Dikkat edin, kalpler ancak Allah’ın zikri ile huzura kavusur

[29] Iman edip salih amellerde bulunanlar icin (tuba) guzellikler ve varılacak guzel bir yurt vardır

[30] Iste boylece seni, kendilerinden once nice ummetlerin gelip gectigi bir ummete gonderdik ki; sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın. Oysa onlar Rahman’a kufrettiler. De ki: O benim Rabbim’dir, O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Yalnızca O’na tevekkul ettim, donusum de O’nadır

[31] Eger okunan bir Kur'an ile daglar yurutulseydi veya onunla yer parcalansaydı yahut onunla oluler konusturulsaydı (o Kitap yine bu Kur'an olacaktı). Bilakis, butun emir Allah’ındır. Iman edenler bilmiyorlar mı ki, Allah dileseydi butun insanlara hidayet ederdi. Allah’ın vaadi gelinceye kadar, yaptıkları isler sebebiyle kafirlere ya ansızın buyuk bir bela gelmeye devam edecek veya o bela evlerinin yakınına inecek Allah, vaadinden asla donmez

[32] Senden once de nice rasullerle alay edilmisti. Kafirler once erteledim, sonra da (azap ile) yakaladım. Azabım nasılmıs

[33] Her nefsin yaptıgı uzerinde kaim/gozetici olana, (bunu yapamayanlarla sirk kosulur mu?) Onlar Allah’a ortaklar kostular. De ki: Onların isimlerini soyleyin bakayım. Yoksa siz Allah'a yeryuzunde bilemeyecegi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Bu acıga cıkan batıl sozlerle mi (bunları ortaklar edindiniz)? Fakat kafirler kurdukları tuzakları guzel gosterildi ve (bu onları) dogru yoldan alıkoydu. Allah’ın saptırdıgına hidayet eden yoktur

[34] Onlara, dunya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise daha cetindir. Onları Allah’tan (azabından) koruyacak yoktur

[35] Takva sahiplerine vadedilen Cennet'in sıfatı soyledir: Altından ırmaklar akar; yiyecekleri ve golgeleri devamlıdır. Bu, muttakiler icin (guzel) sonuctur. Kafirlerin (kotu) sonu ise atestir

[36] Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenle sevinirler. Bazı gruplar icinde, onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: Ben ancak Allah’a ibadet etmekle ve O’na asla sirk kosmamakla emrolundum. Sadece ona davet ederim. Donusum de O’nadır

[37] Iste boylece Kur’an’ı Arapca bir hukum olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir veli ve koruyucu olamaz

[38] Senden once de rasulleri gondermistik; onları es ve cocuk sahibi kılmıstık. Allah’ın izni olmadan hicbir rasulun bir ayet getirmesi mumkun degildir. Her ecel (suresi) yazılmıstır

[39] Allah diledigini siler, diledigini sabit kılar; ana Kitap O’nun katındadır

[40] Onlara vadettigimiz azabın bir kısmını sana gostersek ya da (bu azaptan once) senin oldursek, senin gorevin ancak tebligdir. Hesap bize aittir

[41] Bizim yeryuzunun etrafından gitgide eksilttigimizi gormuyorlar mı? Hukum Allah’ındır, O’nun hukmunu reddedecek yoktur. O, hesabı cabuk gorendir

[42] Onlardan once de tuzak kurdular, oysa butun tuzaklar Allah’ındır, her nefsin ne kazandıgını bilir. Kafirler de bilecektir, (guzel) akibetin kimin oldugunu

[43] Kafir olanlar: Sen rasul olarak gonderilmis degilsin, derler. De ki: Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah ve kitap ilmine sahip olanlar yeter

İbrâhîm

Surah 14

[1] Elif, Lam Ra! Bu, insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan aydınlıga, Aziz ve Hamid olanın dosdogru yoluna cıkarman icin sana indirdigimiz kitaptır

[2] O Allah ki, goklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Ugrayacakları siddetli azaptan dolayı vay kafirlere

[3] Onlar dunya hayatını ahirete tercih ederler. Allah’ın yolundan alıkoyup, onun egri bugru olmasını isterler. Iste onlar (haktan) uzak bir sapıklık icindedirler

[4] Kendilerine acıklayıp, beyan etsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gonderdik. Allah diledigini saptırır ve diledigini de hidayet eder. O, Aziz'dir, Hakim'dir

[5] Musa’yı ayetlerimizle; "Toplumunu karanlıklardan aydınlıga cıkar ve Allah’ın (nimet verdigi) gunlerini onlara hatırlat!" diye gondermistik. Bunda, cok cok sabreden ve sukreden herkes icin ayetler vardır

[6] Musa, kavmine soyle dedi: Allah’ın size olan nimetlerini dusunun. Size kotuce iskence eden, kadınlarınızı sag bırakıp ogullarınızı olduren Firavun Hanedanı'ndan sizi kurtardı. Butun bunlarda Rabbinizden size buyuk bir imtihan vardır

[7] Rabbiniz: Sukrederseniz andolsun ki, size karsılıgını artıracagım; nankorluk ederseniz bilin ki azabım pek cetindir, diye duyurmustu

[8] Musa: Siz ve yeryuzunde olanlar, hepiniz kafir olsanız Allah yine de zengin ve hamd edilmeye layık olandır, demisti

[9] Sizden once gecen Nuh, Ad, Semud halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size ulasmadı mı? Ki onları Allah’tan baskası bilmez. Onlara peygamberleri delillerle geldiler, fakat ellerini agızlarına goturup: "Biz sizinle gonderilene kufrediyoruz. Bizi cagırdıgınız seyden de suphe ve endise icindeyiz" dediler

[10] Peygamberleri: Gokleri ve yeri yaratan, gunahlarınızı magfiret etmeye cagıran ve bir sureye kadar sizi erteleyen Allah’tan mı suphe ediyorsunuz? dediler. Onlar da: Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın ibadet ettiklerinden alıkoymak istiyorsunuz. Oyleyse bize apacık bir delil getirmelisiniz, dediler

[11] Peygamberleri onlara dedi ki: Biz ancak sizin gibi birer insanız ama Allah, kullarından diledigine lutufta bulunur. Allah’ın izni olmadıkca biz size delil getirmemiz mumkun degildir. Muminler sadece Allah’a tevekkul etsinler

[12] Bize hidayet yollarımıza eristiren Allah’a nicin tevekkul etmeyeyim? Bize ettiginiz eziyete elbette sabredecegiz. Tevekkul edenler yalnız Allah'a tevekkul etsinler

[13] Kafir olanlar ise, rasullerine : "Ya bizim dinimize geri donersiniz ya da sizi ulkemizden cıkarırız" dediler. Rab’leri (rasullere) soyle vahyetti: Zalimleri elbette helak edecegiz

[14] Onlardan sonra yeryuzune sizi yerlestirecegiz. Bu, (kıyamet gunu) huzuruma cıkmaktan korkanlar ve azabımdan korkanlar icindir

[15] (Rasuller) Fetih istediler ve her inatcı zorba husrana ugradı

[16] (Kafirin) onunde cehennem vardır; orada kanlı irinli su icirilecektir

[17] Onu yudumlayacak fakat bir turlu bogazından gecmeyecektir. Olum ona her yerden geldigi halde, olemeyecek, (Bu azabın) ardından agır bir azap daha gelecektir

[18] Rablerini kufredenlerin durumu, onların amelleri, fırtınalı bir gunde, ruzgarın siddetle savurdugu kule benzer; kazandıklarından hicbir sey elde edemezler. Iste bu uzak sapıktır

[19] Gokleri ve yeri Allah’ın hak ile yarattıgını gormuyor musunuz? Dilerse sizi giderip (yerinize) yeni bir topluluk getirir

[20] Bu, Allah icin hic zor degildir

[21] Hepsi Allah’ın huzuruna cıkarlar. Gucsuzler, buyukluk taslayanlara: "Biz size uymustuk, Allah’ın azabından bize bir faydanız olur mu?" derler. Onlar da: Allah bize (imanı) hidayet etseydi, bizler de size yol gosterirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir. Cunku sıgınacak yerimiz yok, derler

[22] Hukum verilip bitince, Seytan: Allah, size gercegi vadetmisti. Ben de size vadettim, sonra caydım; sizi zorlayacak bir gucum yoktu; sadece cagırdım, siz de bana icabet ettiniz. Oyleyse, beni degil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Dogrusu daha once beni ortak kosmanızı da inkar etmistim. Suphesiz zalimlere can yakan bir azap vardır, der

[23] Iman eden ve salih amellerde bulunanlar altlarından ırmaklar akan cennetlere sokulurlar. Rablerinin izniyle orada ebedi olarak kalıcıdırlar. (Aralarında ki) selamlasmaları “Selam!”dır

[24] Allah’ın nasıl ornek verdigini gormuyor musunuz? Temiz soz; koku saglam, dalları goge dogru uzanan guzel bir agaca benzer

[25] Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. Insanlar dusunup, ogut alsınlar diye Allah onlara ornekler veriyor

[26] Kotu sozun misali de, yerden koparılmıs, sabit olmayan kotu bir agac gibidir

[27] Allah iman edenleri, dunya hayatında ve ahirette sapasaglam bir soz ile sabit kılar, zalimleri de saptırır. Allah ne dilerse yapar

[28] Allah'ın nimetini nankorlukle degistirenleri ve kavimlerini helak yurduna surukleyenleri gormedin mi

[29] Onlar cehenneme girecekler. Ne kotu kalacak yer

[30] Allah’ın yolundan saptırmak icin O’na esler kosmuslardı. De ki: Yasayın bakalım, hic suphesiz varacagınız yer ates olacaktır

[31] Iman eden kullarıma soyle, namazı dosdogru kılsınlar; alıs verisin ve dostlugun olmadıgı bir gun gelmeden once, kendilerine verdigimiz rızıktan acık ve gizli olarak sarf etsinler

[32] Gokleri ve yeri yaratan, gokten indirdigi su ile rızık olarak meyveler cıkaran, emri ile denizde yuzup, giden gemileri hizmetinize sunan, nehirleri sizin emrinize veren Allah’tır

[33] Duzenli seyredip, yuruyen Ay ve Gunesi de sizin emrinize verdi. Geceyle gunduzu de sizin buyrugunuza verdi

[34] Kendisinden istediginiz her seyi size vermistir. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız Dogrusu insan pek zalim ve cok nankordur

[35] Ibrahim soyle demisti: Rabbim! Bu sehri guvenli kıl; beni ve ogullarımı putlara ibadet etmekten uzak tut

[36] Rabbim! Onlar cok insanları saptırdı. Kim bana uyarsa o bendendir. Kim bana isyan ederse, Sen cokca magfiret edensin, cokca merhamet edersin

[37] Rabbimiz! Ben cocuklarımdan kimini, namaz kılmaları icin Senin Beyt-i Harem'inin yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerlestirdim. Rabbimiz! Insanların gonullerini onlara meylettir, onları meyvelerle rızıklandır. Umulur ki sukrederler

[38] Rabbimiz! Suphesiz sen gizledigimizi de acıkladıgımızı da bilirsin. Yerde ve gokte hicbir sey Allah’tan gizli kalmaz

[39] Ihtiyar halimde, bana Ismail ve Ishak’ı veren Allah’a hamdolsun. Dogrusu Rabbim duaları isitendir

[40] Rabbim! Beni ve soyumu namazı ikame edenlerden eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur

[41] Rabbimiz! Bana, anama, babama ve muminlere hesap gununde magfiret et

[42] Sakın Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz zannetme; sadece gozlerin (dehsetten) dısarı fırlayacagı bir gune kadar onları ertelemektedir

[43] (O gun) Onlar havaya dikilmis basları, kendilerine donmeyen donuk gozleri ile bakıp kosusurlar. Gonulleri ise bombos

[44] Insanları, kendilerine azabın gelecegi gun ile uyar. Zulmedenler: Rabbimiz! Bizi yakın bir sureye kadar ertele de davetine uyalım, peygamberlere tabi olalım, derler. Daha once, sizin icin bir zeval olmadıgına, yemin etmemis miydiniz

[45] Ve (sizden once) kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara, ne yaptıgımızı size acıklanmıstı. Size de ornekler vermistik

[46] Onlar tuzaklar kurdular, ama Allah katında da onlara tuzak vardır. Isterse onların tuzakları dagları yerinden oynatacak olsun

[47] Sakın Allah’ın rasullerine verdigi sozden geri donecegini sanma! Suphesiz Allah cok gucludur, intikam sahibidir

[48] Yerin baska bir yere, goklerin de baska goklere degistirildigi gun, Kahhar ve tek olan Allah’ın huzuruna cıkarlar

[49] Sucluları o gun zincirlere vurulmus gorursun

[50] Gomlekleri katrandandır, yuzlerini ise ates burumustur

[51] Allah, herkese kazandıgının karsılıgını vermek icin boyle yapar. Allah, hızlı hesap gorendir

[52] Bu (Kur'an), insanlara bir tebligdir. Onunla uyarılsınlar ve ancak onun tek (hak) ilah oldugunu bilsinler ve akıl sahipleri ogut alsınlar diye

Hicr

Surah 15

[1] Elif, Lam, Ra! Bunlar kitabın ve apacık bir Kur'an'ın ayetleridir

[2] Kafirler (kıyamet gunu) keske musluman olsaydık diye temenni ederler

[3] Onları bırak! Yesinler, eglensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa ogrenecekler

[4] Bilinen bir yazgısı olmayan hicbir ulkeyi yok etmedik

[5] Hicbir ummet ecelinin onune gecemez ve onu geciktiremez

[6] Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen! Sen mutlaka bir delisin

[7] Eger dogru soyluyorsan, bize melekleri getirmeli degil miydin

[8] Biz melekleri ancak hak (azap) ile indiririz. O zaman onlara muhlet verilmez

[9] Kur’an’ı suphesiz biz indirdik. O’nu koruyacak olan da suphesiz biziz

[10] Senden once gecmis milletlere de rasuller gondermistik

[11] Onlara hicbir rasul gelmedi ki onunla alay etmemis olsunlar

[12] Iste boylece biz onu, (yalanlamayı) sucluların (Mekke musriklerinin) kalplerine sokarız

[13] Oncekilerin basına gelenler (onlara da gelecektir.) Onlar hala bu (peygambere) iman etmiyorlar

[14] Onlara gokten bir kapı acsak da onlar oradan yukarı cıksalar bile…

[15] Yine de: “Gozlerimiz perdelendi, belki de hepimiz buyulendik” derler

[16] Gokte burclar (yıldızlar) varettik ve onları bakanlar icin susledik

[17] Onu (gogu) kovulmus seytanlardan koruduk

[18] Ancak kulak hırsızlıgı eden mustesna. Onun da ardına acık (yakıcı) bir alev duser

[19] Yeri de yaydık. Oraya sabit daglar yerlestirdik. Orada her seyden olcusu bilinen seyler bitirdik

[20] Orda sizler icin ve kendisine rızık vermekten sorumlu olmadıgınız canlılar icin gecimlikler kıldık

[21] Hazineleri bizim katımızda olmayan hicbir sey yoktur; ancak biz onu belirlenmis bir miktar olarak indiririz

[22] Ruzgarları da (bulutlara yagmur )asılayıcılar olarak gonderdik. Sonra gokten (buluttan) su indirdik de onunla sizleri suladık ve onu toplayıp depolayan da siz degilsiniz

[23] Suphesiz biz, hem hayat veririz hem de oldururuz. Varisler olanlar da bizleriz

[24] Sizden once gecenleri bildigimiz gibi, sizden sonra gelecekleri de biliriz

[25] Kesinlikle, Rabbin onları bir araya toplayacaktır. Cunku O, hakimdir, alimdir

[26] Insanı kuru bir camurdan, kara ve (rengi, kokusu degismis) bir balcıktan yarattık

[27] Daha once de cinleri yakıp kavuran bir atesten yaratmıstık

[28] Rabbin, meleklere soyle demisti: "Ben, kuru bir camurdan, kara ve (rengi, kokusu degismis) balcıktan bir beser yaratacagım

[29] Ona sekil verip, tamamladıgımda ve ruhumdan ufurdugumde hemen ona secdeye kapanın

[30] Meleklerin hepsi topluca secde etti

[31] Ancak Iblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kacındı

[32] Allah: "Ey Iblis, secde edenlerle beraber olmanı engelleyen nedir?" dedi

[33] Ben, kuru bir camurdan, kara ve (rengi, kokusu degismis) bir balcıktan yarattıgın bir besere secde edecek degilim" dedi

[34] Oyleyse o Cennet'ten cık, sen kovuldun! dedi

[35] Hesap gunune kadar lanet sana

[36] Rabbim, dedi. Yeniden dirilis gunune kadar beni ertele

[37] Sen, ertelenenlerdensin! dedi

[38] Vakti bilinen bir gune kadar

[39] (Iblis) dedi ki: Rabbim, beni azdırmana karsılık ben de yeryuzunde (gunahları) onlara (gunahları) suslu gosterecegim ve saptıracagım hepsini

[40] Ancak, iclerinde ihlas sahibi kulların haric

[41] (Allah Teala) Bu benim gosterdigim dosdogru yoldur, dedi

[42] Senin, kullarım uzerinde hicbir gucun yoktur, sana uyan azgınlar dısında

[43] Onların hepsine vaat olunan yer Cehennem'dir

[44] Onun yedi kapısı vardır. Onlardan her bir kapıya bir bolum ayrılmıstır

[45] Takva sahipleri, Cennet'lerde ve pınarlardadır

[46] Selametle ve guvenle girin oraya

[47] Biz, onların kalplerindeki tum kini sokup attık. Onlar, kardesler olarak karsılıklı koltuklarda otururlar

[48] Onlara, orada hicbir yorgunluk yoktur. Ve onlar, oradan hic cıkarılmazlar

[49] Kullarıma benim, cok magfiret edici, cok merhametli oldugumu haber ver

[50] Azabıma gelince o acı bir azaptır

[51] Onlara Ibrahim’in misafirlerinden haber ver

[52] Onun yanına girdikleri zaman: "Selam!" demislerdi. O da: “Biz, sizden korkuyoruz” demisti

[53] Onlar: Endiselenme, biz sana bilgin bir erkek evlat mujdeliyoruz, dediler

[54] Bana ihtiyarlık gelmis oldugu halde mi mujde veriyorsunuz? Beni ne ile mujdelemektesiniz?” dedi

[55] Sana gercegi mujdeliyoruz. Umitsizlige dusenlerden olma!" dediler

[56] Rabbinin rahmetinden, sapıklardan baska kim umidini keser? dedi

[57] Ey elciler isiniz nedir? dedi

[58] Biz, gunahkar bir topluma gonderildik” dediler

[59] Ancak Lut ailesi haric. Onların hepsini kurtaracagız

[60] (Fakat Lut'un) karısı mustesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik

[61] Elciler, Lut ailesine gelince

[62] Siz, tanınmayan kimselersiniz, dedi Lut

[63] Biz sana hakkında suphe ettiklerini (azabı) getirdik

[64] Sana hak olanı getirdik, suphesiz biz dogru soyleyenleriz

[65] Bu sebeple, gecenin bir saatinde aileni yola cıkar. Sen de onların arkasından git. Sizden hic kimse arkasına bakmasın, emrolundugunuz yere gidin

[66] Ona, sabahleyin onların arkasının/kokunun kesilecegini vahyettik

[67] Sehir halkı sevincle geldi

[68] Lut: "Bunlar benim misafirlerim, beni rezil etmeyin" dedi

[69] Allah’tan korkun, beni rusva etmeyin

[70] Biz sana insanları misafir etmeni yasaklamadık mı?" dediler

[71] Eger yapacaksanız (evlenecekseniz) iste kızlarım!" dedi

[72] (Ey Muhammed!) Hayatına and olsun ki onlar sarhoslukları icerisinde bocalayıp duruyorlar

[73] Gunesin dogusuyla birlikte onları bir cıglık yakaladı

[74] Boylece (sehrin) ustunu altına getirdik. Uzerlerine de balcıktan pisirilmis taslar yagdırdık

[75] Ibret almak isteyenlere bu olayda isaretler vardır

[76] O (sehir, herkesin gelip gectigi) bir yol uzerinde durmaktadır

[77] Bunda muminler icin de bir isaret vardır

[78] (Suayb'ın kavmi olan) Eyke halkı zalimlik etti

[79] Her iki (sehir) de acık (gidip gelinen) bir yolun uzerindedir

[80] Suphesiz Hicr (Semud) halkı da peygamberleri yalanlamıslardı

[81] Onlara ayetlerimizi gondermistik ama ondan yuz cevirmislerdi

[82] Onlar, dagları oyarak evler yapıyorlardı. Guven icindeydiler

[83] Sabahladıklarında onları da bir cıglık yakalayıverdi

[84] Kazandıkları onlara bir fayda saglamadı

[85] Biz, gokleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Sen (Ey Muhammed!) guzel bir sekilde affederek muamele et

[86] Elbette Rabbin, her seyi yaratandır, her seyi bilendir

[87] Sana, tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha Suresi'ni) ve Kur’an-ı Azim'i verdik

[88] Onlardan bazı sınıflara verdigimiz dunya metasına sakın gozunu dikme! Onlara karsı huzne kapılma, kanatlarını muminler icin indir

[89] Ve ben apacık bir uyarıcıyım! de

[90] Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmisizdir

[91] Onlar, Kur'an'ı kısım kısım ayırdılar. (Bir kısmına sihir, bir kısmına yalan dediler)

[92] Rabbine andolsun ki, onların hepsini yaptıklarından dolayı sorguya cekecegiz

[93] Rabbine andolsun ki, onların hepsini yaptıklarından dolayı sorguya cekecegiz

[94] Emrolundugun (hakkı) acıga vur ve musriklerden yuz cevir

[95] Alaycılara karsı biz sana yeteriz

[96] Onlar Allah ile beraber baska bir ilah edinenlerdir. Ileride ogrenecekler

[97] Onların soyledikleri seyler sebebiyle gogsunun daraldıgını bilmekteyiz

[98] Hamd ile Rabbini tesbih et ve secde edenlerden ol

[99] Sana yakin/olum gelene kadar Rabbine ibadet et

Nahl

Surah 16

[1] Allah’ın emri geldi. Onu acele istemeyin. Allah, onların sirk kostuklarından cok yucedir ve munezzehtir

[2] Kendi emriyle melekleri vahiyle kullarından diledigine indirir. Benden baska (hak) ilah yoktur. Oyleyse benden sakının diye uyarmak uzere

[3] Gokleri ve yeri hak ile yarattı ve musriklerin sirk kosmalarından cok yucedir/yuksektedir

[4] Insanı bir nutfeden (meniden) yarattı. Buna ragmen insan apacık bir hasım kesildi

[5] Ve O, hayvanları (Deve, inek, koyun, keci) yarattı. Onlarda sizin icin ısıtıcı (seyler) ve bircok faydalar vardır. Hem de onlardan yemektesiniz

[6] Sizin icin onlarda (aksamleyin) geri getirirken, sabahleyin salıverirken bir guzellik vardır

[7] Ancak cok guclukle varabileceginiz bir beldeye yuklerinizi tasırlar. Iste Rabbiniz, cok sefkatlidir, cok merhametlidir

[8] Hem onlara binmeniz icin hem de ziynet icin size atları, katırları ve merkepleri yarattı. Sizin bilmediginiz seyleri de yaratır

[9] Yolun dogrusunu gostermek Allah’a aittir. Egri yol da vardır. Eger dileseydi hepinize hidayet ederdi

[10] Gokten size su indiren O’dur. O sudan icersiniz ve bitkiler de o su ile yetisir, hayvanlarınızı da onda otlatırsınız

[11] Allah, onunla size ekinler, zeytin ve hurma agacları, uzum ve her turlu urunu yetistirir. Dusunen bir toplum icin bunda ayetler/isaretler vardır

[12] Geceyi, gunduzu, gunesi, ayı sizin emrinize vermistir. Yıldızlar da O’nun emri ile boyun egmistir. Bunların her birinde akleden bir toplum icin ayetler vardır

[13] Yeryuzunde de rengarenk seyleri de sizin icin yaratmıstır Bunda ogut alan bir toplum icin birer ayet vardır

[14] Taze et yemeniz ve takındıgınız sus esyalarını ondan cıkarmanız icin denizi sizin emrinize sunmustur. O’nun lutfundan aramanız icin gemilerin onu yara yara gittigini gorursun. Umulur ki, sukredersiniz

[15] Sarsıntıya ugratır diye yerde sarsılmaz dagları, yolunuzu bulmanız icin de ırmakları ve yolları yarattı

[16] Daha (baska) isaretler (de yarattı) yıldız(lar) ile de onlar yollarını bulurlar

[17] Hic yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Hic dusunmez misiniz

[18] Allah’ın nimetlerini saymaya kalkıssanız, onları sayamazsınız. Allah, gercekten cok magfiret edendir, cok merhamet edendir

[19] Allah, gizlediginizi de acıga vurdugunuzu da bilir

[20] Allah'tan baska dua ettikleri (ilahlar), hicbir sey yaratamazlar. Cunku onlar kendileri yaratılmıslardır

[21] Onlar, oludur, diri degil. Ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde degillerdir

[22] Ilahınız tek (hak) ilahtır. Ahirete iman etmeyenler ise, onların kalpleri inkarcıdır. Aslında onlar, buyukluk taslayanlardır

[23] Muhakkak, Allah onların iclerinde gizlediklerini de acıga koyduklarını da elbette bilir. O, buyuklenenleri hic sevmez

[24] Onlara: Rabbiniz ne indirdi?” diye soruldugunda “Oncekilerin masallarını” derler

[25] Kıyamet gunu kendi gunahlarını tam olarak; ilimsizce saptırdıkları kimselerin gunahlarından bir kısmını da yuklenirler. Dikkat! Ne kotu bir yuk yukleniyorlar

[26] Onlardan oncekiler de tuzak kurmuslardı. Allah'ın (emri) geldi, binalarını temellerinden soktu, ustlerindeki tavan da tepelerine coktu. Azap, onlara hissetmedikleri bir yonden gelmisti

[27] Sonra Allah, kıyamet gunu onları rezil edip soyle der: "Hani haklarında (muminlere) dusman kesildiginiz ortaklarım nerede?” Kendilerine ilim verilen (Alimler): "Bugun, rezillik ve azap kafirlerin uzerinedir" der

[28] Melekler, kendilerine zulmedenlerin canlarını alırlarken; “Biz bir kotuluk yapmamıstık.” diyerek teslim olurlar. Hayır, Allah onların ne yaptıklarını cok iyi bilir

[29] Oyleyse, icinde ebedi kalacagınız Cehennem kapılarından girin. Buyukluk taslayanların ikametgahı ne kotudur

[30] Allah’tan sakınan/takvalı olan kimselere “Rabbiniz size ne indirdi?” denildiginde, “iyilik/hayır!” diye karsılık verirler. Bu dunyada guzel amel isleyenlere “iyilik” vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Allah’tan sakınanların/takvalı olanların yurdu ne guzeldir

[31] Adn Cennetleridir, girecekleri yer... Oranın alt tarafından ırmaklar akar, orada diledikleri sey onlarındır. Iste Allah, takva sahiplerini boyle mukafatlandırır

[32] Melekler, arınıp temizlenmis kimselerin canlarını alırken: Selam size! Yaptıgınız amelleriniz sebebiyle girin Cennet'e! derler

[33] Onlar, kendilerine meleklerin veya Rabbinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan oncekiler de boyle yapmıstı. Onlara Allah zulmetmedi. Onlar, kendi kendilerine zulmettiler

[34] Onlara, yapmıs oldukları amellerin kotulugu dokundu ve onları alay ettikleri sey, cepecevre kusattı

[35] Sirk kosanlar, “Allah dileseydi, O’ndan baskasına ne biz ne de atalarımız ibadet ederdik. Onsuz hicbir seyi de haram kılmazdık.” dediler. Onlardan oncekiler de boyle yapmıslardı. Rasullere dusen acıkca duyurmaktan baska bir sey midir

[36] Yalnızca Allah’a ibadet edin ve taguttan sakının, diye her topluma bir elci gonderdik. Allah, onlardan bir kısmına hidayet etti. Onlardan kiminin uzerine de sapıklık hak oldu. Yeryuzunde dolasın da yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir bakın

[37] Sen, onların hidayeti icin cok arzu etsen de Allah saptırdıgı kimseye hidayet etmez. Onların hic bir yardımcıları da yoktur

[38] Allah’ın olen bir kimseyi yeniden diriltmeyecegine tum gucleri ile Allah adına yemin ettiler. Hayır, Bu, O'nun uzerinde hak olan bir sozdur, ancak insanların cogu bilmezler

[39] (Bu dirilis,) Hakkında ayrılıga dustukleri seyi acıklamak ve kafirlerin bizatihi kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi icindir

[40] Biz bir seyi diledigimiz zaman ona sozumuz sadece “Ol!” demektir. O da hemen oluverir

[41] Zulme ugradıktan sonra Allah icin hicret edenleri biz, dunyada guzel bir yere yerlestiririz. Ahiret sevabı ise daha buyuktur. Bir bilseler

[42] Onlar, sabreder ve Rablerine tevekkul ederler

[43] Senden once de kendilerine vahyettigimiz adamlardan baskasını (peygamber olarak) gondermedik. Eger bilmiyorsanız zikir/ilim ehline sorun

[44] (Onları) apacık deliller ve kitaplarla (gonderdik.) Sana da “zikri” indirdik. Kendilerine indirileni insanlara acıklaman icin. Umulur ki onlar da dusunurler

[45] Kotuluk tuzakları kuranlar, Allah’ın kendilerini yerin dibine gecirmeyeceginden veya farkında olmadıkları bir yerden azabın gelmeyeceginden emin mi oldular

[46] Veya onlar donup dolasırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacagından emin mi oldular? Onlar (Allah'ı) aciz bırakacak degillerdir

[47] Veya onları korku uzerineyken kendilerini yakalamayacagından emin mi oldular? Iste Rabbiniz, cok sefkatlidir, cok merhametlidir

[48] Allah’ın yarattıgı seylerin golgelerinin boyun egip, Allah icin secde ederek saga ve sola egiliverdiklerini gormediler mi

[49] Goklerde ve yerde olan tum canlılar ve melekler hic buyuklenmeden Allah’a secde ederler

[50] Yukarılarında olan Rab’lerinden korkarlar ve yalnızca kendilerine emredileni yaparlar

[51] Allah: Iki ilah edinmeyin, dedi. O, ancak tek ilahtır. Oyleyse benden korkun

[52] Goklerde ve yerdeki her sey O’nundur. Her zaman din O’na aittir. O halde Allah’tan baskasından mı sakınıyorsunuz

[53] Size verilen her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı dokundugu zaman da hemen O’na yalvarırsınız

[54] Sonra, sıkıntıyı sizden giderdigi zaman icinizden bir grup hemen Rab’lerine sirk kosarlar

[55] Onlara verdigimize nankorluk etsinler bakalım, simdilik yasayın, yakında bileceksiniz

[56] Onlara verdigimiz rızıktan bilmedikleri seylere pay ayırıyorlar. Allah adına andolsun ki, uydurmakta olduklarınızdan sorguya cekileceksiniz

[57] Allah’a kızlar isnat ederler. O, bundan munezzehtir. Kendilerine de arzu ettiklerini. (Erkek cocukları)

[58] Onlardan birine bir kız cocugu mujdelendigi zaman, kederlenerek yuzu simsiyah kesilir

[59] Kendisine verilen kotu mujdeden dolayı halktan gizlenmeye calısır. Onu asagılanarak tutsun/yasatsın mı; yoksa topraga mı gomsun? Dikkat et, verdikleri hukum ne kotudur

[60] Kotuluk, ahirete iman etmeyenler icindir. En ustun sıfatlar Allah’ındır. O, Aziz'dir, hakimdir

[61] Eger Allah, insanları zulumleri sebebiyle cezalandırsaydı, yeryuzunde hic bir canlı bırakmazdı. Fakat O, belli bir sureye kadar erteler. Onların eceli gelince ne (kısa) bir sure geri kalabilirler ve ne de one gecebilirler

[62] Kendileri icin hoslanmadıkları seyleri Allah’a yakıstırıyorlar ve dilleri de yalan olarak en guzel olanın kendilerinin oldugunu soyluyor. Kuskusuz onlara ait olan “ates”tir. Ve onlar “Cehennem”de terk olunacaklardır

[63] Allah’a andolsun ki, senden onceki ummetlere de (peygamberler) gonderdik. Fakat, seytan onlara yaptıkları amelleri suslu gosterdi. Bugun de o, onların velisidir ve onlara can yakıcı bir azap vardır

[64] Biz, kitabı sana ancak hakkında ihtilaf ettikleri seyleri onlara acıklaman icin,hidayet ve iman eden bir kavme de rahmet olarak indirdik

[65] Allah, gokten su indirdi ve onunla olumunden sonra yere hayat verdi. Suphesiz bunda, isiten bir toplum icin bir ayet vardır

[66] Sizin icin hayvanlarda da ibretler vardır. Size, onların karınlarındaki iskembe ile kan arasında halis, icimi kolay bir sut iciriyoruz

[67] Hurma ve uzum urunlerinden de bir sarhosluk verici bir de guzel rızık elde edersiniz. Iste bunda da aklını kullanan bir toplum icin bir ayet/isaret vardır

[68] Rabbin bal arısına soyle ilham etti: Daglardan, agaclardan ve (insanların yaptıgı) yapılardan kendine evler edin

[69] Sonra: “Butun urunlerden ye ve Rabbinin sana kolaylastırdıgı yollardan yuru.” Arıların karnından, cesitli renklerde ve insanlar icin sifa olan bir icecek cıkar. Iste bunda da dusunen bir toplum icin bir ayet/isaret vardır

[70] Allah, sizi yarattı, daha sonra da sizi oldurecektir. Sizden kiminiz de omrun en kotu cagına ulastırılır ki, biraz bilgiden sonra bir sey bilmez olur. Suphesiz Allah, her seyi bilendir, her seye gucu yetendir

[71] Allah, rızık konusunda kiminizi, kiminizden ustun kılmıstır. Fakat, ustun kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunan kimselere, kendileriyle esit olurlar diye rızıklarını vermezler. Yoksa Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar

[72] Allah, kendi canlarınızdan sizin icin esler kıldı. Ve yine kendi eslerinizden size ogullar ve torunlar vermistir. Sizi temiz ve guzel rızıklarla rızıklandırmıstır. Buna ragmen batıla iman edip, Allah’ın nimetini inkar mı ediyor onlar

[73] Allah’tan baska onlara goklerden ve yerden verecek hic bir rızka malik olmayan ve buna da gucu yetmeyenlere ibadet ediyorlar

[74] Allah'a benzerler kosmayın. Allah elbette bilir fakat siz bilmezsiniz

[75] Allah, size, baskasının malı olan ve hicbir seye gucu yetmeyen bir kole ile kendimizden guzel bir rızıkla rızıklandırdıgımız ve bu rızkı gizli ve acıktan infak eden kimseyi ornek gosteriyor. Hic bunlar esit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. Fakat, onların cogu bilmiyor

[76] Allah su iki adamı da ornek olarak veriyor: Birisi dilsiz, hicbir seye gucu yetmeyen ve efendisine yuk. Onu nereye gonderse hayır getirmez. O adamla; adaleti emreden ve dosdogru bir yolda olan kimse esit olur mu

[77] Goklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet vakti ancak bir goz acıp kapama kadardır. Veya daha kısadır. Suphesiz Allah’ın her seye gucu yeter

[78] Allah sizi, hicbir sey bilmez oldugunuz halde annelerinizin karnından cıkarmıs ve size, sukur edesiniz diye kulaklar, gozler ve kalpler vermistir

[79] Gok boslugunda, boyun egdirilmis kusları gormuyorlar mı? Onları, Allah’tan baska kimse tutmuyor. Iste bunda da iman eden bir toplum icin ayetler/isaretler vardır

[80] Allah, evlerinizi sizin icin bir mesken kıldı. Size hayvanların derisinden, yolculugunuzda ve oturdugunuzda kolayca tasıyacagınız evler/cadırlar ve onların yununden, tuyunden ve kıllarından belli bir sureye kadar (faydalanacagınız) bir ev esyası ve bir meta kıldı

[81] Allah sizin icin yarattıgı seylerden golgeler kıldı, daglardan sıgınaklar yaptı ve sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve (savasta) tehlikeden koruyacak (zırh gibi) elbiseler yarattı. Iste O, uzerinizdeki nimetini boyle tamamlamaktadır. Umulur ki boyun egip teslimiyet gosterirsiniz

[82] Buna ragmen yine de yuz cevirirlerse, o zaman sana dusen acıkca tebligdir

[83] Onlar Allah’ın nimetini bildikleri halde onu inkar ederler ve onların cogu kafirdir

[84] Her toplumdan birer sahit getirdigimiz gun, artık kufredenlere (mazeret sunmaları icin) izin verilmeyecek ve onlardan (Rablerini) razı etmeleri de istenmeyecektir

[85] Zulmedenler azabı gordukleri zaman, artık onlardan bu azap, hafifletilmeyecek ve onlara muhlet de verilmeyecektir

[86] Allah’a sirk kosanlar, kostukları ortakları gorunce: "Rabbimiz, senden baska kendilerine dua ettigimiz ortak kostuklarımız iste bunlardı.” derler. Onlar da: "Siz, kuskusuz yalancısınız” diye laf atarlar

[87] Iste o gun hepsi Allah’a teslimiyet arzederler ve uydurmus oldukları seyler ise onlardan uzaklasıp kaybolur

[88] Kufredenlere ve Allah’ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuk yaptıkları icin azap ustune azap veririz

[89] Her topluma, kendi iclerinden bir sahid getirdigimiz gun, seni de bunlara (ummetine) sahid olarak getirecegiz. (Bu) Kitabı, sana her seyi acıklamak, hidayet, rahmet ve muslumanlar icin mujde olarak indirdik

[90] Allah, adaleti, iyiligi ve yakınlara vermeyi emreder. Fuhsiyatı, kotulugu ve taskınlıgı yasaklar. Dusunesiniz diye size ogut verir

[91] Ahitlestiginiz zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı uzerinize kefil kılarak, pekistirdikten sonra yeminleri bozmayın. Allah, sizin ne yaptıgınızı elbette bilir

[92] Bir toplumun, diger bir toplumdan daha cok olması sebebiyle, yeminlerinizi aranızda (bozarak)bir hile edinerek ipligini saglamca buktukten sonra cozup bozan (kadın) gibi olmayın. Ancak, Allah sizi onunla (yemine vefa ile) imtihan ediyor, kıyamet gunu hakkında ihtilaf ettiginiz seyi acıklayacaktır

[93] Eger Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ummet yapardı. Fakat o diledigini saptırır, diledigine de hidayet eder. Yaptıklarınızdan elbette sorguya cekileceksiniz

[94] Birbirinizi aldatmak icin yemin etmeyin. Yoksa saglam basmıs olan ayak surcebilir Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle azabı tadarsınız. Sizin icin buyuk bir azap vardır

[95] Allah’a verdiginiz sozu az bir bedele satmayın! Eger, bilirseniz gercekten Allah’ın katındakiler sizin icin cok hayırlıdır

[96] Sizin yanınızda olanlar tukenir, fakat Allah’ın yanındakiler tukenmez. Sabredenlere yapmakta oldukları amellerin en guzeliyle mukafatlarını verecegiz

[97] Erkek ve kadınlardan her kim mumin olarak salih amel islerse, ona guzel bir hayat yasatırız ve mukafatlarını, yapmakta olduklarının en guzeli ile veririz

[98] Kur’an okudugun zaman, kovulmus seytandan Allah’a sıgın

[99] Suphesiz ki, onun iman edenler ve Rabbine tevekkul edenler uzerinde hicbir gucu yoktur

[100] Onun gucu, sadece kendisini veli edinenler ve onunla (Allah’a) sirk kosanlar uzerindedir

[101] Bir ayeti baska bir ayetin yerine getirip degistirdigimiz zaman -ki Allah, neyi indirecegini cok iyi bilir- “Sen ancak iftiracısın" dediler. Hayır, onların cogu bilmiyorlar

[102] De ki: “O’nu Ruhul Kudus (Cebrail), iman edenlere sebat vermek, muslumanlara hidayet ve mujde olarak Rabbinin katından indirmistir.”

[103] Onların, “(Kur'an'ı) O'na ancak bir insan ogretiyor” dediklerini elbette biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Kur’an ise apacık Arapca'dır

[104] Allah’ın ayetlerine inanmayanlara, Allah hidayet etmez ve onlara acı bir azap vardır

[105] Allah’ın ayetlerine iman etmeyenler sadece yalan uydururlar. Onlar gercekten yalancıdırlar

[106] Kim iman ettikten sonra Allah’a kufrederse, kalbi iman ile mutmain oldugu halde kufre zorlanan kimseden baska, kim de gogsunu kufre acarsa, Allah’ın gazabı onların uzerinedir. Ve onlara buyuk bir azap vardır

[107] Bu, dunya hayatını ahirete tercih etmeleri ve Allah'ın kafir topluma hidayet etmemesinden dolayıdır

[108] Onlar, Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gozlerini muhurledigi kimselerdir. Cunku onlar gafil olanların ta kendileridir

[109] Hic kuskusuz, onlar ahirette de husrana ugrayacak olanlardır

[110] Sonra Rabbin, eziyete ugradıktan sonra hicret eden, cihad eden ve sabreden kimselere, Rabbin bundan sonra da cok magfiret edendir, cok merhamet edendir

[111] O gun, herkes kendi nefsi adına mucadele eder. Herkese yaptıgı amelin karsılıgı eksiksiz odenir. Onlar zulme ugratılmazlar

[112] Allah bir sehri ornek veriyor. Guven ve huzur icindeydi. Rızkı her yerden kendilerine bol bol geliyordu. Sonra Allah’ın nimetlerine nankorluk ettiler. Allah da onlara yaptıklarına karsılık olarak aclık ve korku giysisi giydirdi

[113] Onlara iclerinden bir rasul gelmisti. Ama onu yalanladılar. Iste o zaman, zalimlikleri icinde iken onları bir azap yakaladı

[114] O halde, eger yalnızca Allah’a ibadet ediyorsanız, size Allah’ın verdigi rızıklardan helal ve temiz olanı yiyin ve Allah’ın nimetine sukredin

[115] Ancak O, size oluyu, kanı, domuz etini ve Allah’tan baskası adına kesilen hayvanları haram kıldı. Kim zaruret icindeyse, arzulamadan ve zaruret miktarını asmadan (bunlardan da yiyebilir.)Suphesiz Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[116] Dillerinizin uydurdugu yalanla "Bu helaldir, su da haramdır" demeyin. Boylece Allah'a karsı yalan uydurmus oluyorsunuz. Suphesiz, Allah hakkında yalan uyduranlar kurtulusa eremez

[117] Az bir menfaat ve onlara acı bir azap

[118] Sana anlattıklarımızı daha once Yahudilere de haram kılmıstık. Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

[119] Sonra Rabbin, cahillikle kotuluk isleyen, daha sonra onun ardından tevbe edip (halini) duzelten kimselere, suphesiz Rabbin (tevbelerinden) sonra cok magfiret edendir, cok merhamet edendir

[120] Ibrahim, Allah’a itaat edip, boyun egen hanif bir imamdır/onderdir. Asla musriklerden degildir

[121] Allah’ın nimetlerine sukredici idi. Allah, onu secti ve onu dosdogru yola hidayet etti

[122] Dunyada ona iyilik vermistik. Ahirette de o salihlerdendir

[123] Sonra sana “ Ibrahim’in hanif dinine tabi ol!” diye vahyettik. O musriklerden degildi

[124] Cumartesi gununu (avlanmayarak tazim etmek) sadece onun hakkında ihtilaf edenlere buyrulmustur. Rabbin, onların hakkında ihtilafa dustukleri konuda, kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[125] Rabbinin yoluna hikmetle ve guzel ogutle cagır. Onlarla en guzel sekilde mucadele et. Suphesiz Rabbin, kimlerin kendi yolundan saptıgını, kimlerin de dogru yolda oldugunu en iyi bilendir

[126] Eger ceza verecekseniz, size verilen cezanın aynıyla ceza verin. Eger sabrederseniz, bu sabredenler icin cok hayırlıdır

[127] Sabret, senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır. Onlar icin uzulme, Onların kurdugu tuzaktan dolayı da daralma

[128] Suphesiz Allah, takvalı olanlar ve iyi kimselerle beraberdir

İsrâ

Surah 17

[1] Bir gece kulunu, Mescid-i Haram’dan, cevresini mubarek kıldıgımız Mescid-i Aksa’ya ayetlerimizi O’na gostermek icin goturen (Allah her turlu noksanlıktan) munezzehtir. Suphesiz O, her seyi isitendir, gorendir

[2] Musa’ya kitap verdik. O kitabı, Israilogulları icin, ‘benden baskasını vekil edinmeyin!’ diye hidayet (rehberi) kıldık

[3] Ey Nuh’la birlikte tasıdıgımız kimselerin soyu/torunları! Dogrusu Nuh cok sukreden bir kuldu

[4] Kitapta, Israilogulları'na: “Yeryuzunde iki defa bozgunculuk cıkaracaksınız, buyuk bir azgınlıkla kibirlenip, taskınlık yapacaksınız” diye bildirmistik

[5] Birincisinin zamanı gelince, uzerinize guc kuvvet sahibi kullarımızı gonderdik de ulkeyi bastan basa olasarak (sizi) aradılar. Bu, gerceklesmis bir vaad idi

[6] Sonra sizi yeniden onlara karsı galip getirmis, mallar ve cocuklarla sizi guclendirerek, sayınızı daha da cogalttık

[7] Eger iyilik ederseniz kendinize, kotuluk ederseniz yine kendinize etmis olursunuz. Ikincinin zamanı geldiginde de yuzunuzu kotu bir duruma soksunlar, birincisinde Mescid’e girsinler ve ellerine gecirdikleri her seyi busbutun tahrip etsinler (diye dusmanlar gonderdik)

[8] (Tovbe edersiniz de) Rabbiniz size merhamet eder. eger yine (fesatcılıga) donerseniz, biz de (sizi cezalandırmaya) doneriz. Cehennemi kafirler icin zindan yaptık

[9] Suphesiz bu Kur’an, en dogru yolu gosterir. Salih amel isleyen muminlere, buyuk mukafat oldugunu mujdeler

[10] Ahirete iman etmeyenlere de acı veren bir azap hazırladık

[11] Insan, iyilik icin dua ettigi gibi (kendisine) kotuluk icin de dua eder. Zaten insan cok acelecidir

[12] Gece ve gunduzu iki ayet/isaret kıldık. Bir ayet/isaret olan geceyi kaldırıp, yine bir ayet/ isaret olan gunduzu Rabbinizin bol nimetini aramanız, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz icin aydınlık kıldık. Herseyi de ayrıntılı olarak acıkladık

[13] Her insanın boynuna amelini dolarız. Kıyamet gunu kendisine, acılmıs olarak karsılasacagı bir kitap cıkaracagız

[14] Kitabını oku! Bugun hesabını gorucu olarak kendi kendine yetersin

[15] Hidayet yoluna giren kimse ancak kendisi icin girmis olur. Sapan kimsenin de sapıklıgı ancak kendi aleyhinedir. hicbir gunahkar bir baskasının gunahını yuklenmez. Biz, rasul gondermedikce azap etmeyiz

[16] Bir memleketi helak etmek istedigimiz zaman oranın ileri gelenlerine emir veririz. Onlar ise emrimizden dısarı cıkarlar. Artık o memleketin uzerine soz (azap) kesinlesir de ve orayı tumuyle helak ederiz

[17] Nuh’tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının gunahından haberdar olan ve goren Rabbin yeter

[18] Kim, carcabuk olanı/dunyayı isterse, orada diledigimiz kimseye acele istegini veririz. Sonra ona Cehennem'i hazırladık. Sonra da onu, kınanmıs ve kovulmus olarak girecegi Cehennem'e sokarız

[19] Kim de ahireti ister ve bir mumin olarak tum cabasıyla onun icin calısırsa, iste bunların calısmaları makbuldur

[20] Hepsine, hem onlara hem bunlara Rabbinin nimetlerinden veririz. Rabbinin ihsanı kimseye yasak kılınmıs degildir

[21] Onları birbirlerinden nasıl ustun kıldıgımıza bir bak! Suphesiz ahiret, derece ve ustunluk bakımından daha buyuktur

[22] Allah ile birlikte bir baska ilah edinme! Yoksa, kınanmıs ve terkedilmis olursun

[23] Rabbin, kendisinden baskasına ibadet etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi emretmistir. Eger, onlardan biri veya her ikisi de senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara “of” bile deme! Onları azarlama. Onlara guzel soz soyle

[24] Onlara merhamet ile tevazu kanadını indir ve soyle dua et: “Rabbim! Kucuklugumde onlar beni nasıl yetistirmislerse, simdi de sen onlara merhamet et.”

[25] Icinizdekini en iyi Rabbiniz bilir. Eger salih kimseler olursanız, suphesiz O, kendisine donenlere cok magfiret edendir

[26] Akrabaya, duskune ve yolda kalmısa hakkını ver. Fakat, sacıp savurma

[27] Cunku sacıp savuranlar, seytanların kardesleridir. Seytan ise Rabbine karsı pek nankordur

[28] Eger Rabbinden umdugun bir rahmetin/rızkın gelmesi icin onların yuzlerine bakamıyorsan, hic olmazsa onlara yumusak soz soyle

[29] Elini boynuna asıp baglama (cimri olma), busbutun eli acık da olma (israf etme); yoksa kınanmıs olarak, hasret (pismanlık) icinde kalakalırsın

[30] Rabbin diledigi kimsenin rızkını genisletir ve (diledigin kimsenin de) daraltır. Suphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) cok iyi gorur

[31] Yoksulluk korkusu ile sakın cocuklarınızı oldurmeyin. Biz onları da rızıklandırırız sizi de. Onları oldurmek buyuk gunahtır

[32] Zinaya asla yaklasmayın! Cunku o, cirkin bir istir, kotu bir yoldur

[33] Allah’ın haram kıldıgı bir cana, haklı bir sebep olmadıkca asla kıymayın! Kim, haksız yere oldurulurse, onun velisine (katil hakkında) bir yetki verdik. Fakat, o da oldurme/kısas konusunda asırıya gitmesin. Cunku ona/veliye yardım edilmistir

[34] Ergenlik cagına gelinceye kadar, en guzel sekilde olmadıkca yetimin malına yaklasmayın. Ahde vefa edin. Cunku ahidden sorulacaktır

[35] Bir seyi tarttıgınız zaman, tam tartın. Dogru terazi ile tartın. Bu hayırlıdır ve sonuc itibariyle de en iyisidir

[36] Bilmedigin bir seyin ardına dusme! Zira kulak, goz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur

[37] Yeryuzunde boburlenerek yurume! Sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca daglara erisebilirsin

[38] Bunların hepsi de Rabbinin katında kotu olan seylerdir

[39] Iste bu, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettigi seylerdir. Allah ile birlikte bir baska ilah edinme! Yoksa, kınanmıs ve kovulmus olarak Cehennem'e atılırsın

[40] Rabbiniz, size erkekleri secti de, meleklerden kız mı edindi? Siz, cok buyuk soz soyluyorsunuz

[41] Bu Kur’an’da, ogut alsınlar diye ayrıntılı olarak acıklamalar yaptık. Fakat, bu onların sadece kacıslarını artırdı

[42] De ki: Eger O’nunla birlikte, dedikleri gibi baska bir ilah olsaydı, O zaman Ars'ın sahibine (galip gelmek icin) bir yol ararlardı

[43] O, onların dediklerinden munezzeh, ustun ve cok uludur

[44] Yedi gok, yer ve onların icinde kim varsa O’nu tesbih eder. O’na hamd ederek, tesbih etmeyen hicbir sey yoktur. Fakat, siz onların tesbihini anlayamazsınız. Suphesiz O, Halim'dir, cokca magfiret edendir

[45] Sen Kur’an okudugun zaman seninle, ahirete iman etmeyenlerin arasına ortucu bir perde cekeriz

[46] Onu anlarlar diye kalplerine ortuler, kulaklarına da agırlık koyduk. Kur’an’da Rabbini tek olarak andıgın zaman kacarak, ardlarına donup giderler

[47] Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini ve gizli konusmalarında zalimlerin; "Siz ancak buyulenmis bir adama uyuyorsunuz.” dediklerini de cok iyi biliyoruz

[48] Sana nasıl ornek verdiklerine bir bak! Bu sebeple onlar sapıtmıslardır. Artık yol da bulamazlar

[49] “Biz kemik ve (toprak olup) ufalandıgımız zaman yeni bir yaratılısla mı diriltilecegiz?“ derler

[50] De ki: Ister tas olun, ister demir

[51] Isterse kalplerinizde buyuksediginiz bir yaratık olun! Diyecekler ki: Bizi tekrar kim diriltecek? De ki: Sizi ilk defa yaratan! Bunun uzerine sana baslarını sallayarak: "O, ne zaman olacak?" diyecekler. De ki: Yakın olsa gerek

[52] Sizi cagırdıgı gun, O’na hamd ederek cagrısına kosarsınız. Ve dunyada az bir zaman kaldıgınızı zannedersiniz

[53] Kullarıma, en guzel sekilde konusmalarını soyle! Sonra seytan aralarını bozar. Cunku seytan, insanın amansız, apacık bir dusmanıdır

[54] Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse azap eder. Biz seni onlara vekil olarak gondermedik

[55] Rabbin, goklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Bazı peygamberleri de digerlerinden ustun kılmısızdır. Davud’a Zebur verdik

[56] De ki: Allah’tan baska (ibadet edilen ilah oldugunu) ileri surduklerinize dua edin bakalım, sizin sıkıntınızı ne giderebilirler ne de degistirebilirler

[57] Onların dua ettikleri de Rablerine daha yakın olmak icin vesile ararlar. O’nun rahmetini dilerler, azabından korkarlar. Cunku Rabbinin azabı, sakınılacak bir azaptır

[58] Hicbir memleket olmasın, ki hepsini kıyamet gununden once ya helak veya en cetin bir sekilde azap edecegiz. Bu Kitapta yazılıdır

[59] Bizi mucize gondermekten alıkoyan, oncekilerin onları yalanlamıs olmalarıdır. Semud kavmine acık bir mucize olarak disi deveyi vermistik. Ama ona zulmettiler. Oysa biz mucizeyi sadece korkutmak icin gondeririz

[60] Sana “Rabbin tum insanları cepecevre kusatmıstır” demistik. Sana gosterdigimiz ruyayı da ve Kur’an’da lanetlenmis agacı da insanlar icin bir fitne/imtihan yaptık. Onları korkutuyoruz, ancak bu onların buyuk taskınlıklarından baska bir seyini artırmıyor

[61] Meleklere: Adem icin secde edin! dedigimiz vakit, Iblis dısında hepsi secde etti. Iblis: Camurdan yarattıgına mı secde edeyim? dedi

[62] Benden ustun kıldıgını gordun mu? Eger bana kıyamet gunune kadar sure tanırsan, onun soyunu, pek azı dısında kuskusuz (saptırarak) hakimiyet altına alacagım!” dedi

[63] Allah: (Haydi) git, onlardan kim sana tabi olursa, sizin cezanız Cehennem'dir. Eksiksiz ve tam bir ceza

[64] Insanlardan gucunun yettiklerini sesinle (muzikle) davet et. Atlı ve yayalarınla onların uzerine yuru! Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol, onlara vaadde bulun! Seytan onlara aldatmadan baska bir sey vaat etmez

[65] Suphesiz kullarımın uzerinde senin bir gucun yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter

[66] Denizde lutfunu arayasınız diye gemileri sizin icin yuruten Rabbinizdir. Cunku O, size cok merhamet eder

[67] Denizde basınıza bir sıkıntı gelse O’ndan baska dua ettikleriniz kaybolur. Fakat sizi kurtarıp karaya cıkarınca hemen yuz cevirirsiniz. Zaten insan cok nankordur

[68] Kara da sizi yerin dibine gecirmeyeceginden veya basınıza tas yagdırmasından guvende misiniz? O zaman bir koruyucu da bulamazsınız

[69] Yoksa sizi, bir baska sefer icin denize dondurdugumuzde, uzerinize kırıp geciren bir fırtına gonderip, kufrunuzden dolayı sizi suda bogmayacagından guvende misiniz? O zaman bize karsı sizin icin talepte bulunacak birini bulamazsınız

[70] Andolsun ki ademogullarını sereflendirdik. Onları karada ve denizde tasıdık. Onları temiz rızıklarla rızıklandırdık. Yarattıgımız seylerin coguna onları ustun kıldık

[71] Butun insanları, onderleriyle birlikte cagırdıgımız gun, kimin kitabı sagından verilirse, iste onlar kitaplarını okurlar ve onlar hurma cekirdegi uzerindeki iplikcik kadar bile zulme ugratılmazlar

[72] Her kim dunyada kor ise, o ahirette de kordur ve yol bakımından daha sapıktır

[73] Onlar neredeyse sana vahyettigimizden baskasını bize karsı duzup uydurman icin seni fitneye dusureceklerdi. Iste o zaman seni dost edineceklerdi

[74] Eger sana sebat vermis olmasaydık, neredeyse onlara az da olsa meyledecektin

[75] O zaman ise, sana hayatın da ve olumun de azabını kat kat tattırırdık. Hem de bize karsı bir yardımcı da bulamazdın

[76] Neredeyse seni yurdundan cıkarmak icin zorlayacaklar. O zaman, onlar da senin ardından cok az bir zaman kalabilirler

[77] Bu, senden once gonderdigimiz peygamberler hakkındaki sunnetidir. Bizim sunnetimizde bir degisiklik bulamazsın

[78] Gunesin zevalinden/batıya yonelmesinden, gecenin karanlıgına kadar namaz kıl, bir de sabah namazını da (kıl). Zira sabah namazı (meleklerce) sahit olunandır

[79] Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus ziyade (farz) olarak namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni ovguye layık bir mevkiye yukseltir

[80] De ki: “Rabbim! Beni (girecegim yere) dogrulukla/hosnutlukla girdir ve beni (cıkacagım yerden) dogrulukla/hosnutlukla cıkar ve bana katından yardımcı bir huccet/kuvvet ver.”

[81] Deki, “Hak geldi, batıl zail oldu. Zaten batıl zail olandır.”

[82] Kur’an’dan muminler icin sifa ve rahmet olan seyleri indiriyoruz. Zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır

[83] Insana bir nimet verdigimiz zaman yuz cevirir ve uzaklasır. Basına bir bela gelince de umitsiz olur

[84] De ki: "Herkes kendi haline gore amel/is yapar. Rabbiniz, en dogru yolda olanı daha iyi bilir.”

[85] Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir ilim verilmistir

[86] Andolsun, dileseydik sana vahyettigimizi elbette giderirdik. Sonra sen kendine, bize karsı bir vekil de bulamazdın

[87] Ancak, Rabbinden bir rahmettir. Onun sana olan lutfu cok buyuktur

[88] De ki: Insanlar ve cinler, bu Kur’an’ın bir benzerini yapmak icin bir araya gelseler, birbirlerine yardımcı olsalar bile, onun bir benzerini yapamazlar

[89] Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her turlu misali cesitli sekillerde anlattık. Fakat, insanların cogu kufurde direndi

[90] Yerden bize bir pınar fıskırtmadıkca asla sana inanmayacagız, demislerdi

[91] Veya senin hurma bahcen ya da uzum bagın olmadıkca ve de aralarından ırmaklar fıskırtmadıkca

[92] Yahut iddia ettigin gibi gogu uzerimize parca parca dusurmeli ya da (gozumuz) onune Allah’ı ve melekleri getirmelisin

[93] Veya altından bir evin olmalı ya da goge yukselmelisin. Bize, okuyacagımız bir kitap indirmedigin surece (goge) cıktıgına asla iman etmeyecegiz. De ki: Rabbimi tenzih ederim, Ben, sadece beser bir rasulum

[94] Insanlara hidayet geldigi halde, onların iman etmesine engel olan sey “Allah, rasul olarak bir insan mı gonderdi?” demelerinden baskası degildir

[95] De ki: Eger yeryuzunde huzur icinde yuruyen melekler (peygamber) olsaydı; biz de onlara gokten rasul olarak elbette melek gonderirdik

[96] De ki: Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. Zira O, kullarını hakikaten bilip, gorendir

[97] Allah kime dogru yolu iletirse iste, o dogru yolu bulmustur. Kimi de saptırırsa, artık onlar icin Allah’tan baska veli bulamazsın. Biz onları Kıyamet gunu yuzleri uzeri, kor, sagır ve dilsiz olarak hasrederiz. Varacakları sıgınakları Cehennem'dir. Sonmeye yuz tuttukca onun alevini artırırız

[98] Bu, ayetlerimize kufretmeleri ve “Kemik ve (toprak olup) ufalandıktan sonra yeni bir yaratılısla tekrar mı diriltilecegiz?” demeleri sebebiyle onların cezasıdır

[99] Gokleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerlerini de yaratmaya ve onlara hic suphesiz bir ecel tayin etmeye gucunun yettigini gormuyorlar mı? Buna ragmen zalimler yine de kufurde direnmektedirler

[100] De ki: Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, yine de harcamaktan korkardınız. Gercekten insan cok cimridir

[101] Andolsun ki Musa’ya apacık dokuz ayet verdik. Israilogulları'na sor! Musa onlara geldiginde Firavun kendisine: Ey Musa! Ben senin kesinlikle buyulenmis oldugunu zannediyorum, demisti

[102] Musa da ona: “Iyi biliyorsun ki, bunları ancak goklerin ve yerin Rabbi apacık deliller olarak indirmistir. Ben de kesinlikle senin helak olacagını goruyorum ey Firavun!" dedi

[103] Firavun onları ulkeden cıkarmak istedi. Biz de onu yanındakilerin hepsini suda bogduk

[104] Israilogulları'na: "Ulkede oturun, ahiret vaadi geldigi zaman hepinizi bir araya getirecegiz" dedik

[105] Biz onu, hak olanı indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak mujdeleyici ve uyarıcı olarak gonderdik

[106] Kur’an’ı, insanlara agır agır okuyasın diye (hak ile batılı) ayırt edici olarak indirdik. O’nu kısım kısım indirdik

[107] De ki: Ister iman edin; ister iman etmeyin. Daha once kendilerine ilim verilenlere o okundugu zaman cene/yuz ustu secdeye kapanırlar

[108] Ve soyle derler: “Rabbimiz! Sen her turlu eksiklikten munezzehsin. Rabbimizin vaadi mutlaka gerceklesir.”

[109] Aglayarak ceneleri ustune kapanırlar ve (Kur'an) onların husularını arttırır

[110] De ki: Ister Allah diyerek dua edin, ister Rahman diyerek. Hangisiyle dua ederseniz edin, cunku en guzel isimler O’nundur. Namazında (okurken) sesini pek yukseltme, cok da kısma! Ikisinin arasında bir yol tut

[111] De ki: "Hamd, cocuk edinmeyen, mulkunde ortagı olmayan ve duskunlukten dolayı bir veliye de (ihtiyacı) bulunmayan Allah'a mahsustur.” “Allahu Ekber” diyerek O'nu tazim et

Kehf

Surah 18

[1] Hamd olsun Allah'a ki kuluna, kitabı indirdi ve onda hicbir egrilik koymadı

[2] Dosdogru (bir kitap olarak), katından (gelecek) siddetli bir azapla korkutmak ve salih amellerde bulunan muminlere guzel bir ecir oldugunu mujde vermek icin (indirdi)

[3] Onlar onda ebedi olarak kalıcıdırlar

[4] Ve “Allah cocuk edinmistir.” diyen kimseleri uyarması icin indirmistir

[5] Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Agızlarından cıkan bu soz pek buyuktur. Onlar yalandan baskasını soylemiyorlar

[6] Belki de sen, bu kitaba iman etmiyorlar diye onların arkasından uzuntuden kendini helak edeceksin

[7] Insanların hangisi daha guzel amel isleyecek diye imtihan etmek icin yeryuzunde bulunanları, oranın susu yaptık

[8] Biz mutlaka (yeryuzu) uzerinde olanları kupkuru corak bir toprak kılıcılarız

[9] Kehf ve Rakim ehlini (n basına gelenleri) (tek) sasılacak ayetlerimizden sanma

[10] Hani bir kac genc magaraya sıgınmıstı ve soyle demislerdi: Rabbimiz, bize katından bir rahmet ver ve bu isimizde dogruyu bize nasip et

[11] Magarada onları yıllarca uyuttuk

[12] Sonra da iki gruptan hangisinin kaldıkları sureyi daha iyi hesap ettigini ortaya cıkarmak icin onları uyandırdık

[13] Biz sana onların haberlerini hak/gercek olarak anlatıyoruz. Onlar, Rablerine iman etmis genclerdi. Biz onların hidayetini artırmıstık

[14] Ayaga kalkarak: "Bizim Rabbimiz goklerin ve yerin Rabbidir. Ondan baska bir ilaha dua etmeyecegiz" dedikleri zaman onların kalplerini saglamlastırmıstık. Yoksa hak olmayan, batıl bir soz soylemis oluruz

[15] Su bizim kavmimiz Allah'tan baska ilahlar edindiler. Onlar hakkında acık bir delil getirselerdi ya! Allah hakkında yalan uydurandan daha zalimi kimdir

[16] Onlardan ve onların Allah’tan baska ibadet ettiklerinden ayrıldınız. O halde magaraya cekilin ki Rabbiniz size rahmetini yaysın ve islerinizde kolaylık saglasın

[17] Gunes dogdugunda magaranın sag tarafından meylettigini, batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden gecirdigini gorurdun. Onlar, magarada genis bir alan icinde idiler. Iste bu Allah’ın ayetlerindendir. Allah kime hidayet verirse o, dogru yolu bulmustur. Kimi de saptırırsa, ona da yol gosterecek bir veli bulamazsın

[18] Onlar uykuda iken sen onları uyanık sanırsın. Biz onları saga sola donduruyorduk. Kopekleri de on ayaklarını esige uzatmıstı. Onları gorseydin, onlardan korkup arkana donup kacardın

[19] Boylece, birbirlerine sorsunlar diye onları tekrar uyandırdık. Onlardan biri soyle dedi: “Ne kadar kaldınız?” Bir gun veya daha az.” dediler. Ne kadar kaldıgınızı en iyi Rabbiniz bilir. Simdi, icinizden birini gumus parayla sehre gonderin de baksın hangi yiyecek daha temiz ise ondan size azık getirsin. Cok dikkatli olsun, sizi kimseye hissettirmesin.” dediler

[20] Eger onların sizden haberi olacak olursa, tasa tutarlar veya sizi dinlerine dondururler. O zaman asla kurtulusa eremezsiniz

[21] Iste bu sekilde insanları onlardan haberdar kıldık ki Allah’ın vaadinin gercek oldugunu ve kıyamet saatinde hic bir suphe olmadıgını bilsinler. Hani onlar aralarında onların durumunu tartısıyorlardı. Onların (magaralarının) cevresine bina yapın. Onları en iyi Rableri bilir, diyorlardı. Onlar durumuna galip gelen (krallar): Oraya mescid yapacagız, dediler

[22] Onlar uc kisidir; dordunculeri de kopekleridir" diyecekler; yine: "Bes kisidir; altıncıları kopekleridir" diyecekler. (Bunlar) gayb hakkında tas atmaktır. "Yedi kisidirler, sekizincileri kopekleridir De ki: Onların sayısını en iyi Rabbim bilir. Onları cok az kimseden baskası bilmez. O halde, onlar hakkında acık olarak ortaya konandan baska bir seyi tartısma. Onlar hakkında (Ehli Kitaptan hicbir)kimseye bir sey sorma

[23] Hic bir sey icin “Ben onu yarın mutlaka yapacagım.” deme

[24] “Insaallah/Allah dilerse..” de. Bunu unuttugun zaman da Rabbini an ve Rabbim umulur ki beni dogruya en yakın olana eristirir, de

[25] Onlar, magarada uc yuz sene kaldılar ve buna dokuz sene daha eklediler

[26] De ki: Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Goklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. O ne guzel goren ve isitendir. Onların Allah’tan baska bir velisi yoktur. Hukmunde hic kimseyi ortak etmez

[27] Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! O’nun sozlerini degistirebilecek yoktur. O’ndan baska bir sıgınak da bulamazsın

[28] Sabah, aksam Rablerinin yuzunu/rızasını dileyerek O’na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dunya hayatının suslerini arzulayarak, gozunu onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldıgımız, heva/arzularına uymus ve isi taskınlık olan kimseye itaat etme

[29] De ki: Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen kufretsin. Biz zalimler icin, duvarları kendilerini cepecevre kusatan bir ates hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimis kursun gibi yuzleri kavuran bir su verilir. O, ne kotu bir icecektir, (ates) ne kotu bir dayanaktır

[30] Iman edip, salih amellerde bulunanlar, elbette biz, guzel amel isleyenlerin ecrini zayi etmeyiz

[31] Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yesil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne guzel mukafat! (Cennet) Ne guzel bir barınak

[32] Onlara iki adamı ornek ver. Onlardan birisine iki uzum bagı vermistik. Cevresini de hurmalıklarla cevirmis, bu ikisinin arasında da ekinler bitirmistik

[33] Her iki bahce de urunlerini vermis, hic bir seyi eksik bırakmamıslardı. Ikisinin arasından da bir ırmak akıtmıstık

[34] Onun baska urunleri de vardı. Iste boyle bir halde arkadasıyla konusurken: Benim malım senden daha cok, insan sayısı olarak da senden ustunum, dedi

[35] Kendine zulmederek, bahceye girdiginde: Bu bahcenin batacagına hic inanmıyorum

[36] Kıyametin kopacagına da hic inanmıyorum. Eger Rabbime dondurulecek olursam, elbette bundan daha iyi bir donus yeri bulurum, dedi

[37] Arkadası ona cevap vererek dedi ki: Seni topraktan, sonra bir damla nutfeden yaratan, sonra da seni adam haline getirene mi kufrediyorsun

[38] Oysa, O Allah, benim Rabbimdir ve ben, Rabbime hic kimseyi sirk kosmam

[39] Bahcene girdiginde: Masaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır, deseydin ya! Eger malca ve evlatca beni kendinden gucsuz goruyorsan (sunu bil ki)

[40] Rabbim bana, senin bahcenden daha iyisini verebilir. Seninkinin uzerine de gokten bir azap/afet gonderir de kupkuru corak bir toprak oluverir

[41] Ya da suyu cekilir de bir daha onu arayıp bulamazsın

[42] (Birden) Onun urunleri (afetle) kusatılıverdi. Orası icin harcadıklarına karsı avuclarını (esefle) ovusturup duruyordu. Bahcenin cardakları yere cokmustu. Ah, keske Rabbime hicbir sirk kosmamıs olsaydım! diyordu

[43] Allah’tan baska ona yardım edecek topluluk da yoktu. Kendindi kendine bile yardım edemedi

[44] Iste bu durumda velayet/yardım, suphesiz Allah’tandır. Mukafatı en iyi olan O, en guzel akıbeti veren yine O'dur

[45] Onlara dunya hayatının ornegini ver: O, gokten indirdigimiz su gibidir. Suyla yerin bitkisi birbirine karısır. Sonunda ruzgarın savuracagı cercope doner. Her seyin ustunde guc sahibi olan Allah'tır

[46] Mal ve evlat dunya hayatının susudur. Rabbinin katında kalıcı salih ameller, mukafat bakımından en iyisidir; umit bakımından da en iyisidir

[47] O gun dagları yuruturuz de yeri acık (uzerinde hicbir sey olmadan) gorursun. Onlardan hic birini bırakmadan, (mahserde) toplarız

[48] Saf saf Rablerinin huzuruna arz edilirler. Sizi ilk defa yarattıgımız halde bize geldiniz. Sizi (tekrardan diriltip, hesap sormak icin) bir vakit belirlemedigimizi sanmıstınız, denir

[49] Kitap ortaya konuldugunda sucluların onda yazılı olandan korktuklarını gorursun. Eyvah bize, bu kitap buyuk kucuk bırakmamıs, hepsini saymıs. Yaptıklarını hazır bulurlar, Rabbin hic kimseye zulmetmez

[50] Hani meleklere: Adem'e secde edin, demistik de Iblis dısında hepsi secde etmisti. O, Iblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dısarı cıktı. O halde siz, onlar sizin dusmanınız olmasına ragmen, benim dısımda onu ve soyunu kendinize dost mu ediniyorsunuz? Zalimler icin ne kotu bir bedel

[51] Onları, goklerin ve yerin yaratılmasına veya kendilerinin yaratılısına sahit tutmadım. Saptıranları da yardımcı edinecek degilim

[52] ”Benim ortaklarım oldugunu iddia ettiklerinizi cagırın”, dedigi gun; onları cagırırlar. Fakat, onların cagrısına cevap veremezler. Aralarına (topluca) bir helak koyarız

[53] Suclular atesi gorunce, ona duseceklerini anlarlar. Ondan cıkıs yolu da bulamazlar

[54] Andolsun ki, bu Kur'an’da insan icin her ornegi verdik. Fakat tartısmaya en cok duskun varlık insandır

[55] Insanlara hidayet geldigi zaman, onları iman etmekten ve Rablerinden magfiret dilemekten alıkoyan ancak oncekilere gelenin, kendi baslarına gelmesi yahut azabın goz gore gore kendilerine gelmesini beklemeleridir

[56] Peygamberleri ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gondeririz. Kafirler, batıl ile hakkı ortadan kaldırmak icin mucadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alay konusu yaparlar

[57] Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıgı zaman, ondan yuz ceviren ve onceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim vardır? Biz, onların kalplerine, iyice anlamalarına engel ortuler ve kulaklarına da agırlık koyduk. Sen onları dogru yol gostericisine cagırsan da; onlar hic bir zaman dogru yola girmezler

[58] Rabbin ise cok magfiret edendir, rahmet sahibidir. Eger onları yaptıkları dolayısıyla hemen (azap ile) yakalayıverseydi elbette onlara azabı cabucak verirdi. Fakat onlara bir sure tanınmıstır. Ondan baska bir sıgınak asla bulamazlar

[59] Iste su ulkeler; zulmettikleri zaman onları helak ettik. Onları helak etmek icin de belli bir zaman belirledik

[60] Hani Musa, genc arkadasına: Iki denizin birlestigi yere ulasmaya veya yıllarca yurumeye kararlıyım, demisti

[61] Onlar, iki denizin birlestigi yere ulastıklarında balıklarını unuttular. O da denizde bir yol tutup gitti

[62] O yeri gectikleri zaman genc arkadasına: Kahvaltımızı getir, bu yolculugumuzda bir hayli yorgun dustuk, dedi

[63] Gordun mu, kayalıga sıgındıgımızda ben balıgı unuttum. Onu bana Seytandan baskası unutturmadı. Sasılacak sekilde o, denizde yol aldı, demisti

[64] Musa: Iste, aradıgımız buydu, dedi. Izleri uzerine gerisin geriye donduler

[65] Orada, kendisine katımızdan rahmet verip, yine tarafımızdan bir ilim ogrettigimiz kullarımızdan bir kul buldular

[66] Musa o kula: Sana dogru yolu bulmak icin sana ogretilen ilimden bana da ogretmen icin sana tabi olayım mı? dedi

[67] O da: Sen benimle olmaya sabredemezsin, dedi

[68] Gercek yonunu kavrayıp, kusatamadıgın bir sey hakkında nasıl sabredebilirsin

[69] Insallah, beni sabırlı olarak bulacaksın ve senin emrine karsı gelmeyecegim, dedi

[70] Eger bana tabi olacaksan, ben sana anlatmadıkca hic bir sey sormayacaksın, dedi

[71] Kalkıp yuruduler. Sonunda bir gemiye bindiler. O kul, gemiyi deldi. Musa: Gemiyi icindekileri bogmak icin mi deldin? Gercekten sen buyuk bir is yaptın, dedi

[72] Ben sana benimle olmaya sabredemezsin demedim mi? diye cevap verdi

[73] Unuttugum seyden dolayı beni sorgulama, isimde bana gucluk cıkarma, dedi

[74] Yine yola devam ettiler. Sonunda bir gencle karsılastılar. O, hemen onu oldurdu: Bir cana karsılık olmaksızın, tertemiz bir cana mı kıydın? Gercekten cok kotu bir is yaptın

[75] Ben sana, benimle birlikte olmaya sabredemezsin demedim mi? dedi

[76] Eger bundan sonra sana bir sey sorarsam, benimle arkadaslık etme. O zaman, benim tarafımdan mazur gorulursun, dedi

[77] Yine yola koyuldular, sonunda ulastıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yuz tutmus bir duvar buldular. O kul, bunu dogrulttu. Musa: Eger isteseydin buna karsılık bir ucret alabilirdin, dedi

[78] Bu aramızdaki ayrılık noktasıdır. Simdi sana sabredemedigin seylerin tevilini haber verecegim

[79] Gemi var ya, o, denizde calısan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Cunku) onların arkasında, her (saglam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı

[80] Gence gelince, onun, anne ve babası mumin idi. Gencin onları azgınlık ve kufre suruklemesinden korktuk

[81] Rablerinin onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini vermesini istedik

[82] Duvar ise, sehirdeki iki yetim gence aitti. Altında da onlara ait bir hazine vardı. Babaları salih insandı. Rabbin, onların olgunluk cagına ulasmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini cıkarmalarını istedi. Ben, bunları kendiligimden yapmadım. Iste bu sabredemedigin seylerin tevilidir

[83] Sana Zulkarneyn’i soruyorlar. Ondan size bir haber okuyacagım, de

[84] Biz, onu yeryuzunde guclendirmis ve ona (ihtiyac duydugu) her sey icin bir sebep verdik

[85] O da bir sebep/yol tuttu

[86] Sonunda, gunesin battıgı yere varınca, kara balcıklı bir suda batıyor buldu, Orada da bir kavim buldu. Ona dedik ki: Ey Zulkarneyn! Onları ister cezalandır, ister iyi davran

[87] Dedi ki: Kim, zulmederse onu cezalandıracagız, sonra Rabbine dondurulur ve Rabbi onu siddetli bir azapla cezalandırır

[88] Fakat, kim de iman eder ve salih amel islerse, ona da iyi bir mukafat vardır. Ona emrimizden kolay olanı soyleriz

[89] Sonra bir sebep/ yol tuttu

[90] Sonunda, gunesin dogdugu yere vardıgında onun, gunese karsı hicbir ortu (elbise, catı..) yapmadıgımız bir kavmin uzerine dogdugunu gordu

[91] Iste boyle, onun yanındakilerin hepsini ilmimizle kusattık

[92] Sonra yoluna devam etti

[93] Sonunda iki dag arasında, hemen hemen hicbir soz anlamayan bir kavme rastladı

[94] Ey Zulkarneyn! Dediler. Ye’cuc ve Me’cuc bu ulkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir set yapman icin sana vergi verelim mi

[95] Rabbimin bana verdikleri, sizinkinden daha hayırlıdır. Bana gucunuzle yardım edin, sizinle onlar arasına saglam bir engel yapayım, dedi

[96] Bana demir kutleleri getirin de bunlar iki dagın arasını aynı seviyeye getirince: Korukleyin, dedi. Sonunda onu ates haline getirdi. Bana erimis bakır getirin de uzerine dokeyim, dedi

[97] Artık, seddi asmaya gucleri yetmedi ve delip gecmediler

[98] Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onun yerle bir eder. Bu, Rabbimin gercek bir vaadidir, dedi

[99] Gunu gelince biz onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur’a uflendigi zaman da hepsini bir araya toplarız

[100] O gun, kafirlere Cehennem'i tam bir gosterisle sunarız

[101] Onların gozleri ogutlerime/uyarılarıma karsı ortulu ve kulakları da duymuyordu

[102] Kafirler, beni bırakıp da kullarımı veliler/ilahlar edineceklerini mi sandılar? Biz, cehennemi kafirler icin konak olarak hazırladık

[103] De ki: Amelleri bakımından husranda olan kimseleri size haber verelim mi

[104] Onlar, dunya hayatındaki butun amelleri bosa gitmisken, kendilerini gercekte guzel is yapmakta sanan kimselerdir

[105] Iste onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavusmayı kufredenlerdir. Artık onların yapıp ettikleri bosa cıkmıstır, kıyamet gunu onlara bir agırlık/deger de vermeyecegiz

[106] Iste onların cezası, kafir oldukları, ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları icin Cehennem'dir

[107] Iman edip salih amellerde bulunanlar ise, konak olarak Firdevs Cennetleri vardır

[108] Orada ebedi kalacaklardır, oradan hic ayrılmak istemeyeceklerdir

[109] De ki: Rabbimin sozleri icin denizler murekkep olsaydı Rabbin sozleri bitmeden denizler tukenirdi. Hatta bir misli daha murekkep getirsek bile…

[110] De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım! Bana ilahınızın sadece tek ilah oldugu vahyediliyor. Kim Rabbine kavusmayı umuyorsa, salih amel islesin ve Rabbine ibadet etmede hic kimseyi O’na ortak kosmasın

Meryem

Surah 19

[1] Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad

[2] Rabbinin, kulu Zekeriyya’ya (verdigi) rahmetinin zikredilmesidir

[3] Hani o, Rabbine gizlice yalvarmıstı

[4] Rabbim, dedi. Suphesiz kemiklerim zayıfladı, bas yaslılık atesiyle tutustu. Rabbim, sana ettigim dualarda bedbaht olmadım

[5] Ben arkamdan gelecek yakınlarım icin endiseliyim. Karım ise kısır, bana bir evlat bagısla katından

[6] Bana ve Yakup ogullarına mirascı olsun. Rabbim onu razı olacagın bir kimse kıl

[7] Ey Zekeriyya! Sana Yahya adında bir oglan mujdeliyoruz. Daha once ona kimseyi adas yapmadık

[8] Rabbim, dedi. Nasıl benim bir cocugum olabilir ki, karım kısır ben ise son derece yaslayım

[9] Iste boyle, dedi. Senin Rabbin o bana cok kolaydır, dedi. Daha once sen de yoktun, seni de yaratmıstım

[10] Rabbim, bana bir isaret ver! dedi. Senin isaretin, sapasaglam oldugun halde ardı ardınca uc gece insanlarla konusamamandır, buyurdu

[11] Mescidten, kavminin karsısına cıkınca onlara sabah aksam Allah’ı tesbih etmelerini isaret etti

[12] Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl. Ona daha cocuklugunda hikmet vermistik

[13] Katımızdan bir merhamet ve arınmıslık vermistik. O takva sahibiydi

[14] Anne ve babasına iyi davranırdı. Zorba ve isyankar degildi

[15] Dogdugu gun oldugun gun ve yeniden dirilecegi gun ona selam olsun

[16] Kitapta Meryem’i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak doguda bir yere gitmisti

[17] Kendisi ile onlar arasına bir de perde cekmisti. O’na ruhumuzu gondermistik. O da tam bir insan suretinde gorunmustu ona

[18] Eger Allah’tan sakınan biriysen senden Rahman’a sıgınırım, dedi

[19] Ben, ancak Rabbinin bir elcisiyim. Sana tertemiz bir ogul vermek icin gonderildim

[20] Benim nasıl bir oglum olabilir ki? Bana hicbir beser dokunmamıstır ve ben iffetsiz bir kimse de degilim, dedi

[21] Bu, iste boyle. Rabbin dedi ki: “O bana cok kolaydır. Onu insanlar icin bir ayet ve bizden bir rahmet kılacagız” dedi. Ve bu is olup bitmistir

[22] Nihayet ona gebe kaldı ve onunla (karnındaki bebekle) uzak bir yere cekildi

[23] Dogum sancısı onu bir hurma agacının govdesine getirdi. Keske, dedi. Bundan once olseydim de unutulup gitseydim

[24] Asagısından (melek) ona soyle seslendi: Uzulme sakın, Rabbin senin ayagının altından bir ırmak akıttı

[25] Hurma dalını kendine dogru salla, ustune taze hurma dokulsun

[26] Ye, ic, gozun aydın olsun! Insanlardan birini gorursen, Ben, Rahman’a (konusmama) oruc adadım. Bunun icin bugun hic kimseyle konusmayacagım, de

[27] Sonra cocugu alıp kavmine getirdi. Ey Meryem, buyuk bir is yaptın! dediler

[28] Ey Harun’un kızkardesi! Baban kotu birisi degildi, annen de iffetsiz degildi, dediler

[29] Bunun uzerine cocugu isaret etti. Biz, besikteki bir cocukla nasıl konusabiliriz? dediler

[30] Ben, Allah’ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber kıldı

[31] Nerede olursam olayım beni mubarek kıldı ve yasadıgım muddetce namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti

[32] Bir de anneme iyi davranıslı kıldı ve beni zorba ve asi kılmadı

[33] Dogdugum gun, oldugum gun ve yeniden dirilecegim gun selam olsun bana! dedi

[34] Iste Meryemoglu Isa! (Bu) Hakkında suphe ettikleri kimsenin hak sozudur

[35] Cocuk edinmek Allah’a yakısmaz. O bundan munezzehtir. Bir ise hukmettigi zaman, ona sadece "Ol!" der ve o da hemen oluverir

[36] Suphesiz Allah, benim de sizin de Rabbinizdir. Oyleyse (sadece) O’na ibadet edin. Dosdogru yol budur

[37] Gruplar aralarında ayrılıga dustuler. Vay o sahit olunacak buyuk gunde kafirlerin haline

[38] Bize geldikleri gun, neler gorup isitecekler. Ne var ki zalimler, bugun apacık bir fasıklık icindedirler

[39] Sen, onları hasret gunu ile korkut. Is hukmedilip bitirilmistir. Onlar (dunyada bu hususta) gaflet icindedirler ve onlar iman etmezler

[40] Suphesiz yeryuzune ve uzerindekilere biz varis olacagız ve bize dondurulecekler

[41] Kitapta Ibrahim’i de an! O cok sadık bir peygamberdi

[42] Babacıgım! Isitmeyen, gormeyen ve sana hicbir faydası olmayan seylere nicin ibadet ediyorsun? dedi

[43] Babacıgım! Gercekten sana gelmeyen ilim bana gelmistir. Hadi bana uy da seni dosdogru bir yola ileteyim

[44] Babacıgım, seytana ibadet etme! Cunku seytan Rahman’a asi olmustu

[45] Babacıgım! Allah tarafından sana azap dokunup da (ateste) seytanın yakını olmandan korkuyorum

[46] Benim ilahlarımdan yuz mu ceviriyorsun Ey Ibrahim? Eger bundan vazgecmezsen seni elbette taslarım. Uzun bir muddet benden uzak dur, dedi

[47] Ibrahim: Selam olsun sana! dedi. Senin icin Rabbimden magfiret dileyecegim. Zira o bana cok merhamet edip, lutfeder

[48] Sizden ve sizin Allah’tan baska dua ettiklerinizden uzaklasıyorum. Ben, Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki Rabbine dua etmekle bedbaht olmam

[49] Onlardan ve Allah’tan baska ibadet ettikleri (ilahlardan) uzaklasınca, O’na Ishak’ı ve Yakub’u bahsettik. Hepsini de peygamber yaptık

[50] Onlara rahmetimizden bagısta bulunduk ve Onlara dillerde yuksek ve sadakat (bir nam) bıraktık

[51] Kitapta Musa’yı da an. O , ihlas sahibi/seckin biridir ve bir Rasul bir peygamber idi

[52] O’na (sag tarafından) Tur’un yanından seslenmistik. Onu (kendisiyle) fısıldasarak konusmak icin yakınlastırdık

[53] O’na rahmetimizden kardesi Harun’u peygamber olarak bagıslamıstık

[54] Kitapta Ismail’i de an. O, sozune sadıktı ve bir rasul bir peygamber idi

[55] Ailesine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbinin yanında razı olunan birisiydi

[56] Kitapta Idris'i de an. O, cok durust bir peygamberdi

[57] Biz onu ustun bir makama yukseltmistik

[58] Iste onlar, Adem’in ve Nuh ile birlikte tasıdıklarımızın soyundan gelen, Allah’ın kendilerine nimet verdigi peygamberlerden ve Ibrahim’in, Israil'in/Yakub'un soyundan, dogruya ulastırdıgımız ve seckin kıldıgımız kimselerdendir. Onlara Rahman’ın ayetleri okundugu zaman aglayarak secdeye kapanırlardı

[59] Sonra onların ardından namazı bırakan ve arzularına uyan bir nesil geldi. Ileri de buyuk bir azaba carptırılacaklardır

[60] Ancak tevbe edip, iman ederek salih amel yapanlar, iste bunlar Cennet'e girecekler ve hic bir sekilde haksızlıga ugramayacaklardır

[61] (Bu) Rahman’ın kullarına gormedikleri halde vadettigi Adn Cennetleri'dir. Onun vaadi suphesiz yerine gelecektir

[62] Orada bos soz isitmezler. Ancak selam (isitirler). Ve orada, sabah-aksam kendilerine ait rızıkları vardır

[63] Iste bu cennetlere kullarımızdan takva sahiplerini mirascı kılacagız

[64] Biz (Melekler), ancak Rabbinin emri ile ineriz. Onumuzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her sey O’na aittir. Rabbin unutmus degildir

[65] O, goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O halde sadece O’na ibadet ve ibadet etmede sabırlı, sebatkar ol. O’nun hic adasının/benzerinin oldugunu biliyor musun

[66] Insan, oldukten sonra tekrar yeniden diriltilecek miyim? diyor

[67] Insan, daha once hic bir sey degilken kendisini yarattıgımızı hic dusunmuyor mu

[68] Rabbine andolsun ki, onları ve seytanları bir araya toplayacagız ve sonra onları diz ustu cokmus vaziyette Cehennem'in cevresinde hazır bulunduracagız

[69] Sonra her cemaatten Rahman’a karsı en cok baskaldıranı cekip alacagız

[70] Sonra biz ona (Cehennem'e) girmeye kimlerin en layık oldugunu daha iyi bilmekteyiz

[71] Sizden ona ugramayacak kimse yoktur. Bu Rabbinin yapmayı uzerine aldıgı kesin bir hukumdur

[72] Sonra, takva sahiplerini kurtaracagız, zalimleri de orada dizustu cokmus olarak bırakacagız

[73] Ayetlerimiz kendilerine apacık bir sekilde okununca, kafir olanlar iman edenlere: Bu iki gruptan hangisinin makamca daha hayırlıdır, meclisce daha guzeldir? dediler

[74] Onlardan once nice nesilleri helak etmistik, onların malları ve gorunusleri daha guzeldi

[75] De ki: Rahman, sapıklıkta olan kimseye arttırdıkca artırır. Sonunda vaat olundukları (ya dunya) azabı veya kıyameti gordukleri zaman kimin yerinin daha kotu, kimin ordusunun daha zayıf oldugunu bileceklerdir

[76] Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Kalıcı olan salih ameller, Rabbinin katında hem sevapca hem de netice bakımından daha hayırlıdır

[77] Ayetlerimizi kufredenleri gordun mu? Bana mal ve cocuk verilecek, diyor

[78] O gaybı mı biliyor, yoksa Rahman’dan bir soz mu almıs

[79] Hayır! Ne dedigini yazacagız ve ona azabı artırdıkca artıracagız

[80] Onun soylemekte olduguna (mal ve cocuklarına) biz mirascı olacagız. O tek basına bize gelecek

[81] Kendilerine guc (izzet) saglasınlar diye, Allah'tan baska ilahlar edindiler

[82] Hayır! O ilahlar, onların kendilerine yaptıgı ibadeti inkar edecekler ve onlara karsı olacaklardır

[83] Seytanları kafirlerin uzerine gonderdigimizi ve onları kıskırttıklarını gormuyor musun

[84] O halde, onlar icin acele etme. Biz onların gunlerini sayıp duruyoruz

[85] O gun, muttakileri konuk olarak Rahman’ın huzurunda toplarız

[86] Gunahkarları ise susuz olarak Cehennem'e sureriz

[87] Rahman’ın katında bir soz almıs olan (Peygamber ve muminlerden) baska hic bir kimse sefaat edemez

[88] Rahman, bir cocuk edindi, dediler

[89] Andolsun ki, cok kotu bir sey ortaya attınız

[90] Bu soz yuzunden neredeyse gokler parcalanacak, yer yarılacak ve daglar yıkılıp yerle bir olacaktı

[91] Rahman’a cocuk iddiasında bulundular

[92] Rahman'a cocuk edinmek yarasmaz

[93] Cunku goklerde ve yerde bulunan her sey ancak Rahman’a kul olarak gelir

[94] O, onların hepsini (ilmi ile kusatmıs) ve onları bir bir saymıstır

[95] Hepsi de ona kıyamet gunu tek olarak gelecektir

[96] Iman edenler ve salih amellerde bulunanlara ise Rahman (gonullerde) sevgi kılacaktır

[97] Muttakileri mujdelemen ve inatcı bir kavmi uyarman icin, bu Kur’an’ı senin dilin ile kolaylastırdık

[98] Onlardan once nice nesilleri yok ettik. Onlardan hic birini hissediyor veya onlara ait en kucuk bir ses isitiyor musun

Tâhâ

Surah 20

[1] Ta Ha

[2] Kur'an'ı sana sıkıntıya dusesin diye indirmedik

[3] Ancak, korkacak kimselere ogut olsun diye

[4] Yeryuzunu ve yuksek gokleri yaratan tarafından indirmedir

[5] Rahman Ars'a istiva etmistir

[6] Goklerde, yerde ve ikisinin arasında ve topragın altında olan her sey O’nundur

[7] Sesini yukseltsen de (bilesin ki) O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir

[8] Allah, O’ndan baska (hak) ilah yoktur. En guzel isimler de onundur

[9] Musa’nın haberi sana geldi mi

[10] Hani bir ates gormustu de ailesine: Siz durun, ben bir ates gordum. Belki size ondan bir kor getiririm; veya atesin yanında bir yol gosteren bulurum demisti

[11] Atesin yanına geldigi zaman: Ey Musa! diye seslenildi

[12] Ben senin Rabbinim! Ayakkabılarını cıkar. Sen mukaddes Tuva vadisindesin

[13] Ben seni sectim, sana vahyolunanı dinle

[14] Suphesiz ben, Allah’ım. Benden baska (hak) ilah yok! Bana ibadet et, beni anmak icin namazı ikame et

[15] Kıyamet gelmektedir. Herkes kendi islediginin karsılıgını alsın diye neredeyse onu (kendi nefsimden bile) gizleyecegim

[16] Ona inanmayıp, kendi arzularına uyan kimse sakın seni yolundan saptırmasın. Yoksa sen de helak olursun

[17] Sag elindeki nedir Ey Musa

[18] O benim asamdır, dedi. Ona dayanırım ve koyunlarıma onunla yaprak silkerim. Onun bana baska faydaları da var

[19] Onu at, ey Musa! dedi

[20] Musa da onu attı. O bir anda kosan bir yılan oluvermisti

[21] Onu al ve korkma, dedi. Onu ilk haline dondurecegiz

[22] Elini koltugunun altına sok, bir baska mucize olarak kusursuz, bembeyaz cıksın

[23] Boylece sana buyuk mucizelerimizden gosterelim

[24] Firavuna git, cunku o azdı

[25] Rabbim gogsumu ac, dedi

[26] Isimi kolaylastır

[27] Dilimdeki dugumu coz

[28] Ki sozumu iyi anlasınlar

[29] Kendi ailemden bir yardımcı ver

[30] Kardesim Harun’u

[31] Onunla arkamı guclendir

[32] Onu gorevimde bana ortak et

[33] Ki seni cokca tesbih edebilelim

[34] Ve seni cokca zikredelim

[35] Suphesiz sen bizi gormektesin

[36] Ey Musa! Istediklerin sana verilmistir, dedi

[37] Sana bir defa daha lutufta bulunmustuk

[38] Hani annene ilham edilmesi gerekeni ilham etmistik

[39] Musa’yı bir sandıga koy ve nehre (Nil'e) bırak. Nehir onu kıyıya atsın da, onu benim ve onun bir dusmanı alır. Gozumun onunde yetisesin diye uzerine muhabbet bıraktım

[40] Kızkardesin gitmis ve: O’na bakacak birini size gostereyim mi? demisti. Boylece seni, gozu aydın olsun ve uzulmesin diye annene geri vermisti. Sen bir adam oldurmustun de seni yine uzuntuden kurtarmıstık. Bu sekilde seni (onceden de) imtihan etmistik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıstın. Sonra da bir takdire gore geldin ey Musa

[41] Ve seni kendim icin sectim

[42] Sen, kardesinle birlikte ayetlerimle gidin, ikiniz de beni anmada gevsek davranmayın

[43] Firavuna gidin, cunku o azdı

[44] Ona yumusak soz soyleyin, umulur ki ogut alır ve korkar

[45] Rabbimiz, biz onun bize taskınlık yapmasından veya azmasından korkuyoruz, dediler

[46] Korkmayın, dedi. Ben sizinle beraberim. Isitir, gorurum, dedi

[47] Haydi gidin ona ve deyin ki: Biz, Rabbinin rasulleriyiz. Israilogulları'nı bizimle gonder, onlara eziyet etme. Biz sana Rabbinden bir ayet getirdik. Selam hidayete uyanlarındır

[48] Bize vahyolundu ki, kim yalanlar ve yuz cevirirse ona azap vardır

[49] Sizin Rabbiniz kim ey Musa? dedi

[50] Bizim Rabbimiz, her seye yaratılısını veren ve yol gosterendir, dedi

[51] Onceki nesillerin durumu ne olacak? dedi

[52] Onlarla ilgili bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır, dedi. Rabbim, sasırmaz ve unutmaz

[53] Allah, yeryuzunu sizin icin besik yaptı ve orada yine sizin icin yollar actı. Gokten su indirip, onunla cesitli bitkilerden cifter cifter cıkardık

[54] Hem siz yiyin; hem de hayvanlarınızı otlatın. Suphesiz bunda sagduyu sahipleri icin ayetler vardır

[55] Topraktan yarattık sizi, yine oraya dondurecek ve yine oradan bir kere daha cıkaracagız

[56] Ona ayetlerimizin hepsini gostermistik. Fakat o yalanladı ve kabul etmedi

[57] Ve dedi ki: Sihrinle bizi yurdumuzdan cıkarmaya mı geldin Ey Musa

[58] Biz de sana, seninkine benzer bir sihir getirecegiz. Bizimle senin aranda bir bulusma vakti ve yeri belirle de bizim de senin de caymayacagımız denk bir yer olsun

[59] Musa da: Bulusma zamanımız bayram gunu ve insanların bir araya toplandıgı kusluk vaktidir, dedi

[60] Firavun dondu ve butun hilesini (sihirbazlarını) topladı, sonra geldi

[61] Musa onlara: Yazıklar olsun size! Allah’a karsı yalan uydurmayın. Sonra bir azapla sizi helak eder. Elbette yalan duzup uyduran husrana ugrar

[62] Sihirbazlar durumlarını aralarında tartısarak gizlice fısıldastılar

[63] Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan cıkarmak ve ustun olan (sihir) yolunuzu da yok etmek istiyor, dediler

[64] Bu sebeple tuzaklarınızı bir araya getirin sonra da saf halinde gelin. Bu gun galip gelen zafere ermistir

[65] Ey Musa, dediler, ya sen at, ya da ilk atan biz olalım

[66] Hayır! Siz atın, dedi. Bunun uzerine ipleri ve degnekleri sihirleri sebebiyle ona sanki gercekten yuruyorlarmıs gibi gorundu

[67] Bu yuzden Musa icinde bir korku hissetti

[68] Korkma! Suphesiz sen daha ustunsun, dedik

[69] Sag elindekini at, onların yaptıgını yutsun. Onların yaptıkları ancak sihirbaz hilesidir Sihirbaz nerede olursa olsun kesinlikle kurtulusa eremez

[70] Sonunda sihirbazlar secdeye kapanıp: Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik, dediler

[71] Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Demek ki o sizi sihri ogreten buyugunuzdur. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı caprazlama kestirecegim ve sizi hurma dalına asacagım! O zaman goreceksiniz hangimizin azabı daha siddetli ve kalıcı imis

[72] Seni, bize gelen apacık mucizelere ve bizi yaratana ustun tutmayacagız. Ne hukum verirsen ver, sen ancak bu dunya hayatında hukum verebilirsin, dediler

[73] Biz, Rabbimize iman ettik ki gunahlarımızı ve senin bize zorla yaptırdıgın sihri bagıslasın. Allah, en hayırlı ve en bakidir

[74] Kim Rabbine gunahkar olarak gelirse, onun icin Cehennem vardır, orada ne olur ne de yasar

[75] Kim de mumin ve dogruları yapmıs olarak gelirse, iste onlar icin de en yuksek dereceler vardır

[76] Icinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktıgı Adn cennetleri vardır. Iste bu arınanların mukafatıdır

[77] Suphesiz Musa'ya, yetisilmesinden korkmadan ve (bogulmaktan) endise duymaksızın kullarımı geceleyin yuruyuse gecir ve onlara denizde kuru bir yol ac, diye vahyettik

[78] Firavun askerleriyle onları takip etti. Denizden onları kaplayacak olan su kaplayıverdi

[79] Firavun, kavmini saptırmıs dogru yolu gostermemisti

[80] Ey Israilogulları! Sizi dusmanlarınızdan kurtardık. Tur’un sag tarafını size vadettik. Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik

[81] Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz, bu hususta taskınlık ve nankorluk de etmeyiniz; sonra size gazabım iner. Gazabıma ugrayan yıkılıp yok olur gider

[82] Ben, elbette, tevbe edeni ve iman edip, salih amel yapanı sonra da hidayete erisen kimseyi bagıslarım

[83] Allah: Ey Musa! Kavminden (daha cabuk gelmek icin) seni aceleye dusuren nedir

[84] Musa: Onlar benim izimdeler, dedi. Rabbim, razı olman icin acele ettim

[85] Biz, senden sonra kavmini imtihan ettik. Samiri onları saptırdı, dedi

[86] Musa kavmine kızgın ve uzgun olarak dondu. Ey Kavmim, dedi, Rabbimiz size guzel bir vaatte bulunmadı mı? Aradan cok uzun bir zaman mı gecti; yoksa Rabbinizden uzerinize gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiginiz sozden dondunuz

[87] Onlar da: Sana verdigimiz sozden kendi kudret ve irademizle donmedik. Fakat o kavmin sus esyasından yuk tasımıstık. Sonra Samiri'nin attıgı gibi biz de (atese) attık, dediler

[88] Boylece o, kendilerine boguren bir buzagı heykeli cıkardı ve: Bu, sizin ilahınızdır, Musa’nın da ilahıdır. Fakat o unuttu, dediler

[89] Onlar, heykelin kendileriyle konusamadıgını ve onlara bir zarar da fayda da vermege gucu olmadıgını gormuyorlar mı

[90] Daha once Harun onlara: Ey Kavmim, siz ancak onunla sınanıyorsunuz. Sizin Rabbiniz Rahman’dır. Bana tabi olun ve emrime itaat edin, demisti

[91] Onlar ise: Musa bize geri donunceye kadar buna ibadet etmeye devam edecegiz, demislerdi

[92] Ey Harun, dedi. Onların saptıklarını gordugun zaman sana engel olan neydi

[93] Bana tabi olmadın mı? Emrime karsı mı geldin

[94] Harun ise: Ey anamın oglu! dedi. Sakalımı ve basımı tutma! Ben senin, “Israilogulları'nın arasına ayrılık dusurdun sozumu tutmadın” demenden korktum

[95] Ya senin zorun neydi ey Samiri? dedi

[96] O da: Onların gormedikleri bir sey gordum ve elcinin izinden bir avuc (toprak) avucladım ve onu (erimis mucevheratın icine) attım. Iste nefsim bunu bana hos gosterdi, dedi

[97] Musa: Haydi, git. Artık (ceza olarak) hayatın boyunca bana dokunmayın diyeceksin. Bir de senin icin hic kacamayacagın bir azap gunu var. Uzerine sarılıp ibadet ettigin ilahına bir bak, simdi onu yakacagız sonra parca parca edip denize savuracagız, dedi

[98] Sizin ilahınız ancak, kendisinden baska (hak) ilah olmayan Allah’tır. O her seyi ilmiyle kusatmıstır

[99] Iste boylece sana gecmistekilerin haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Suphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir verdik

[100] Kim ondan yuz cevirirse, kıyamet gunu o bir gunah yuklenir

[101] Bu kimseler, onda ebedi kalırlar. Bu kıyamet gunu onlar icin ne kotu bir yuktur

[102] Sur’a uflendigi gun, iste o gun, sucluların gozleri (korkudan) mavi olur ve bu sekilde hasrederiz

[103] Aralarında: On gunden fazla kalmadınız, diye gizli gizli soylesirler

[104] Biz, onların soylediklerini daha iyi biliriz. en olgun ve akıllı olanı “sadece bir gun kaldınız der”

[105] Sana daglardan soruyorlar de ki: Rabbim onları un ufak edecektir

[106] Yerlerini de dumduz, bombos bırakacak

[107] Artık orada ne bir cukur ne de bir tumsek gorebilirsin

[108] O gun hic sapmadan cagırana uyarlar, Rahman’ın karsısında sesler kısılmıstır. Fısıltıdan baska bir sey isitemezsin

[109] O gun, Rahman’ın izin verdigi ve sozunden razı oldugu kimselerden baskasına sefaat fayda vermez

[110] Allah, onlerindekini de; arkalarındakini de bilir. Onların hicbirinin ilmi ise O'nu kusatamaz

[111] Ve yuzler Hayy ve Kayyum olan Allah icin egilip boyun bukmustur. Zulum yuklenen husrana ugramıstır

[112] Mumin olarak salih ameller yapan ise zulumden ve hakkının eksiltilmesinden korkmaz

[113] Biz onu iste boyle Arapca Kur’an olarak indirdik. Belki sakınırlar veya onlara ibret olur diye tehditleri o kitapta turlu turlu acıkladık

[114] Gercek Melik/Hukumran olan Allah, ustundur. Vahyi sana tamamlamadan once Kur’an’a/okumaya acele etme ve “Rabbim ilmimi artır!” de

[115] Daha onceleri biz, Adem’e ahit/emir vermistik. Fakat onu unuttu. Onu azimli de bulmadık

[116] Hani meleklere: Adem'e secde edin demistik de hemen secde ettiler. Iblis ise kacındı

[117] Ey Adem, bu senin ve esinin dusmanıdır. sakın sizi cennetten cıkarmasın, yoksa sıkıntı cekersin, dedik

[118] Oysa cennette ne acıkırsın ne de acık kalırsın

[119] Ne susuzluk hissedersin, ne de gunesin sıcagında kalırsın

[120] Sonunda Seytan ona vesvese verdi: Ey Adem! dedi, sana ebedilik/sonsuzluk agacını ve yok olmayacak bir saltanat gostereyim mi

[121] Ikisi de ondan yediler, hemen avret yerleri acıldı. Uzerlerine cennet yapraklarıyla kapatmaya calıstılar. Adem Rabbine asi oldu ve sastı

[122] Sonra Rabbi, onu secti, tevbesini kabul etti ve hidayete erdirdi

[123] Hepiniz, oradan asagıya inin, birbirinize dusman olarak. Benden size bir hidayet gelir de kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht da olmaz

[124] Kim de benim zikrimden yuz cevirirse, onun da dar bir gecimligi olur ve onu kıyamet gunu kor olarak hasrederiz

[125] Der ki: Rabbim beni nicin kor olarak hasrettin? Ben, goren birisiydim

[126] Iste boyle, sana ayetlerimiz gelmisti de sen onları unutmus idin. Bugun sende unutulacaksın, der

[127] Iste biz (gunahlarla) haddi asan ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları boyle cezalandırırız. Ahiret azabı, daha siddetli ve daha devamlıdır

[128] Kendilerinden once nice nesiller helak etmemiz onları dogru yola sevketmedi mi? Ustelik onların yerlesim yerlerinde geziniyorlar. Suphesiz bunda akıl sahipleri icin ayetler vardır

[129] Eger Rabbinden gecmis bir soz ve belirlenmis bir sure/ecel olmasaydı, kuskusuz (azab) kacınılmaz olurdu

[130] Soylediklerine sabret, gunes dogmadan once ve batmadan once ve gece saatlerinde de Rabbini hamd ederek tesbit et. Gun boyunca da tesbih et ki hosnutluga eresin

[131] Onlardan bazılarına imtihan etmek icin kendilerini onunla faydalandırdıgımız dunya hayatının susune de, sakın gozlerini dikme; Rabbinin rızkı cok hayırlıdır ve cok kalıcıdır

[132] Ailene namazı emret. Sen de onun uzerine sabret. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Akibet takvanındır

[133] Bize, Rabbin’den bir mucize getirmeli degil miydi? dediler. Onceki kitaplarda olanların apacık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi

[134] Eger biz, bundan (Kur'an ve Rasul'den) once onları bir azapla helak etseydik, muhakkak ki soyle diyeceklerdi: Ya Rabbi! Bize bir elci gonderseydin de, zelil ve rezil olmadan once ayetlerine tabi olsaydık

[135] De ki: Herkes beklemektedir. Siz de bekleye durun. Yakında kimin dogru yolun sahipleri ve kimin dogru yolu bulmus oldugunu goreceksiniz

Enbiyâ

Surah 21

[1] Insanların hesabı yaklasmıs olmasına ragmen onlar, gaflet icinde yuz ceviriyorlar

[2] Rablerinden gelen her yeni hatırlatma ancak alay ederek dinlerler

[3] Zalimler kalpleri gaflet icerisinde gizlice fısıldasıyorlar: Bu, (Muhammed) sizin gibi bir insandan baska bir sey mi? Simdi goz gore gore buyuye mi kapılıyorsunuz

[4] Peygamber: "Rabbim gokte ve yerde ne soyleniyorsa bilir" dedi. O her seyi isitendir, her seyi bilendir

[5] Hayır, dediler. Bunlar karma karısık ruyalardır. Hayır, onu o uydurmustur. Hayır, O sairdir! Haydi, onceki peygamberler gibi bize bir ayet/mucize getirsin

[6] Onlardan once, helak ettigimiz sehir halkı da iman etmemisti. Bunlar mı edecek

[7] Biz senden once de kendilerine vahyettigimiz adamlar/kisiler dısında (melekleri) peygamber gondermedik. Zikir ehline sorun, eger bilmiyorsanız

[8] Biz onları, yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar temelli kalıcılar da degillerdi

[9] Onlara verdigimiz sozu tuttuk, onları ve dilediklerimizi kurtardık, haddi asanları ise helak ettik

[10] Size de, icinde sizin zikriniz/serefiniz olan bir kitap indirdik. Hala, akletmiyor musunuz

[11] Biz zalim olan nice ulkeleri kırıp gecirdik. Onlardan sonra, baska bir toplum var ettik

[12] Azabımızı hissettikleri zaman, ondan suratle kacıyorlardı

[13] Kacmayın, icinde bulundugunuz refaha ve evlerinize donun. Belki size bir sey sorulur

[14] Eyvah bize, dediler. Biz zalimlerden idik

[15] Bu haykırısları devam edip dururken, biz onları bicilmis ekine, sonmus atese cevirdik

[16] Gogu, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık

[17] Eger bir oyun/eglence edinmek isteseydik, yapmak istedigimiz takdirde onu kendi katımızdan edinirdik

[18] Bilakis, biz hakkı batılın ustune atarız. O da o, batılın isini bitirir. Bir de bakarsın ki o, yok olup gitmistir. (Allah’ı) vasfettiginiz sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size

[19] Goklerde ve yerde kim varsa Allah’a aittir. O’nun katında bulunanlar, O’na ibadet etmekten buyuklenmezler ve usanmazlar

[20] Gece ve gunduz durmaksızın O’nu tesbih ederler

[21] Yoksa onlar, yeryuzunde ilahlar edindiler de onlar mı oluyu diriltecekler

[22] Oysa yerde ve gokte Allah’tan baska ilahlar olsaydı, yer de gok de bozulup giderdi. Arsın Rabbi olan Allah, onların vasfettigi sıfatlardan munezzehtir

[23] O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya cekilirler

[24] Yoksa, O’ndan baska ilahlar mı edindiler? De ki: Haydi delilinizi getirin! Iste bu, benimle beraber olanların zikri ve benden oncekilerin zikridir. Fakat, onların cogu hakkı bilmiyorlar, ama buna ragmen yuz ceviriyorlar

[25] Senden once hic bir rasul gondermedik ki ona: Benden baska (hak) ilah yoktur, oyleyse bana ibadet edin! diye vahyetmis olmayalım

[26] Rahman, cocuk edindi, dediler. O, munezzehtir. Aksine onlar degerli kullardır

[27] Onun sozunun onune gecmezler ve O'nun emriyle yapıp ederler

[28] Allah, onların onlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah’ın razı oldugu kimseden baskasına sefaat edemezler. O’nun korkusundan, sakınıp urkerler

[29] Onlardan kim: Allah’tan baska ben de ilahım! derse, onu Cehennem'le cezalandırırız. Iste zalimleri boyle cezalandırırız

[30] Kafirler, gormez mi ki gokler ve yer birlesik iken onları (biz) ayırdık ve her seye sudan hayat verdik. Hala iman etmezler mi

[31] Sarsılmasınlar diye yeryuzunde sabit daglar kıldık, yol bulmaları icin orada genis genis yollar var ettik

[32] Gokyuzunu de korunmus bir tavan yaptık. Buna ragmen onlar, bundaki ayetlerden yuz ceviriyorlar

[33] Geceyi, gunduzu, gunesi ve ayı yaratan O’dur. Hepsi bir yorungede yuzer

[34] Senden once hic bir insanı ebedi/olumsuz kılmadık. Sen oleceksin de onlar ebedi olarak kalacaklar mı

[35] Her nefis olumu tadacaktır. Bir imtihan olarak sizi ser ve hayırla sınarız. Sonunda bize donduruleceksiniz

[36] Kafirler seni gorduklerinde, ancak seninle alay ederler: Ilahlarınızı diline dolayan bu mu? derler. Iste Rahman’ın zikrine/kitabına kafir olanlar onlardır

[37] Insan aceleci yaratılmıstır. Size ayetlerimi gosterecegim, onun icin acele etmeyin

[38] Dogru soyluyorsanız bu vaat ne zamandır? derler

[39] O kafirler, yuzlerinden ve sırtlarından atesi engelleyemeyecekleri ve yardım da goremeyecekleri zamanı bir bilselerdi

[40] (Azap) onlara aniden gelecek ve onları dehsete dusurecektir. Onu geri cevirmeye asla gucleri yetmeyecek ve onlara muhlet de verilmeyecektir

[41] Senden onceki rasullerle de alay edilmis ama, alay edenleri eglendikleri o sey kusatıverdi

[42] De ki: Gece ve gunduz sizi Rahman’dan kim koruyabilir? Hayır! Onlar Rablerinin zikrinden yuz ceviriyorlar

[43] Yoksa onların, bizden baska, kendilerini (azabımızdan) koruyabilecek ilahları mı var? Oysa o ilahları, kendilerine bile yardım edemezler. Bizden bir korunma/sıgınma verilmez

[44] Evet, biz onlara da atalarına da gecimlikler verdik. Oyle ki, uzun sure yasadılar. Oysa onlar, bizim gelip yeri her yandan eksilttigimizi gormuyorlar mı? Su halde, ustun gelen onlar mı

[45] De ki: Sizi ancak vahiy ile uyarıyorum. Uyarıldıkları zaman ancak sagırlar cagrıyı isitmez

[46] Onlara Rabbinin azabından bir esinti dokunsa: Eyvah, biz gercekten zalimlerden idik, derler

[47] Kıyamet gunu adalet terazileri kurarız. Hic bir nefis zulme ugramaz. Bir hardal tanesi agırlıgınca bile olsa onu getiririz. Hesap goren olarak biz yeteriz

[48] Musa ve Harun'a, takva sahipleri icin bir ısık, bir ogut ve Furkan'ı verdik

[49] Onlar, gormedikleri halde Rablerinden korkan ve kıyamet saatinden de sakınan kimselerdir

[50] Iste, bu da indirdigimiz mubarek bir zikirdir. Simdi bunu inkar mı ediyorsunuz

[51] Daha once de Ibrahim’e rustunu verdik. Ve biz onu bilenlerdendik

[52] Babasına ve kavmine: Kendilerine ısrarla baglanıp (ibadet ettiginiz) bu heykeller nedir? demisti

[53] Onlar ise: Atalarımızı onlara ibadet ederken bulduk, dediler

[54] Hic kuskusuz siz ve atalarınız apacık bir sapıklık icinde bulunuyorsunuz, dedi

[55] Bize hakkı mı getirdin, yoksa bizimle alay mı ediyorsun? dediler

[56] Hayır, sizin Rabbiniz goklerin ve yerin Rabbidir ki, onları O yaratmıstır. Ben de buna sahit olanlardanım

[57] Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı donup gittikten sonra putlarınıza bir tuzak kuracagım

[58] Sonunda Ibrahim hepsini paramparca edip iclerinden buyugunu ona muracaat ederler diye (saglam) bıraktı

[59] Ilahlarımıza bunu kim yaptı? Elbette o zalim biridir, dediler

[60] Ibrahim denilen bir gencin onları andıgını duymustuk, dediler

[61] Sahitlik etmeleri icin onu halkın gozu onune getirin, dediler

[62] Dediler ki: Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın ey Ibrahim

[63] Hayır, onu su buyukleri yapmıstır. Eger konusabiliyorlarsa onlara sorun, dedi

[64] Bunun uzerine kendilerine gelip: "Siz, gercekten zalimler kimselersiniz" dediler

[65] Sonra yine basları uzerine donduler ve: "Onların konusamayacagını sen cok iyi bilirsin" dediler

[66] Ibrahim: "O halde Allah’ı bırakıp da size hic bir sekilde fayda ya da zarar vermeyen seylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi

[67] Yuh olsun size ve Allah’tan baska ibadet ettiklerinize! Hic akletmiyor musunuz

[68] Eger bir sey yapacaksanız, onu yakın ilahlarınıza yardım da bulunun, dediler

[69] Ey ates! Ibrahim’e karsı serin ve selamet ol! dedik

[70] Ona bir tuzak kurmak istediler. Biz ise onları daha cok husrana ugrayanlar kıldık

[71] Onu da Lut’u da alemler icin mubarek kıldıgımız yere (ulastırıp) kurtardık

[72] Ve ona Ishak’ı, ustelik bir de Yakub’u bagısladık. Her ikisini de salih kimseler kıldık

[73] Onları emrimiz uyarınca dogru yolu gosteren onderler kılıp, onlara hayır islemeyi, namazı ikame etmeyi, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar, (yalnız) bize ibadet eden kimselerdi

[74] Lut’a da hukum/peygamberlik ve ilim verdik. Onu cirkin is yapan memleketten kurtardık. Gercekten onlar, fasık olan kotu bir toplum idi

[75] O’nu da rahmetimize dahil ettik. Cunku o, salih kimselerdendi

[76] Hani Nuh, daha once dua etmisti de, biz de ona icabet etmistik. Onu ve ailesini buyuk sıkıntıdan kurtarmıstık

[77] Ayetlerimizi yalanlayan kavme karsı ona yardım etmistik. Cunku onlar kotu bir toplum idi. Bu sebeple onların hepsini suda bogmustuk

[78] Davud ve Suleyman’ı da an. Hani onlar, bir topluluga ait koyun surusunun icine girip yayıldıgı ekin (tarlaları) hakkında hukum veriyorlardı. Biz, onların verdigi hukme de sahittik

[79] Biz bunu (yargılamayı) Suleyman'a kavrattık. Her birine hukum ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dagları ve kusları hizmetine verdik. Bunları yapan biz idik

[80] O’na sizi savas sıkıntısından koruması icin zırh yapmayı ogrettik. Peki siz, sukrediyor musunuz

[81] Siddetle esen ruzgarları da Suleyman’ın hizmetine sunmustuk. Ruzgar onun emriyle, bereketlendirdigimiz yere dogru eserdi. Biz her seyi biliyorduk

[82] Denize dalan ve bundan baska isleri de goren seytanları da ona boyun egdirdik. Onları gozetip, koruyanlardık

[83] Eyyub da: Basıma bir bela geldi, sen merhametlilerin en merhametlisisin, diye seslendigi zaman

[84] Onun duasını kabul etmis ve sıkıntısını kaldırmıstık. Ona, katımızdan bir rahmet ve ibadet edenlere bir ogut olarak (kaybettigi) ailesini ve onlarla beraber bir mislini, daha vermistik

[85] Ismail, Idris ve Zulkifl de (an). Hepsi sabredenlerdendi

[86] Onları rahmetimize dahil etmistik. Cunku onlar salih kimselerdi

[87] Zunnuna da (an)... Hani o, ofkeli olarak giderken, kendisini sıkıstırmayacagımızı sanmıstı. Karanlıklar icinde seslendi: Senden baska (hak) ilah yoktur, sen (tum noksanlıklardan) munezzehsin. Gercekten ben, zalimlerden oldum

[88] Onun duasını kabul ettik. Onu kederden kurtardık. Iste muminleri boyle kurtarırız

[89] Zekeriya da Rabbine: Rabbim, beni tek basıma bırakma, sen mirascıların en iyisisin, diye seslenmisti

[90] Onun duasını kabul etmis ve ona Yahya’yı bagıslamıs, esini de (dogum yapabilmeye) elverisli bir hale getirmistik. Onlar, hayırlarda yarısıyorlar, korku ve umit ile bize dua ediyorlardı. Bize karsı son derece husu icinde olurlardı

[91] Irzını koruyan (Meryeme) de ruhumuzdan uflemis, onu da oglunu da alemlere bir ayet/isaret kılmıstık

[92] Iste bu, sizin ummetiniz tek bir ummettir. Ben de sizin Rabbinizim, o halde (yalnızca) bana ibadet edin

[93] Aralarındaki (din) islerini paramparca ettiler. Hepsi bize donecektir

[94] Kim de mumin olarak salih ameller islerse, onun cabasına inkar yoktur. Cunku biz onu yazmaktayız

[95] Helak ettigimiz bir belde halkının da (bize) donmemesi imkansızdır

[96] Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc (sedleri) acıldıgı ve onlar her tepeden akın ettigi zaman

[97] Iste hak olan vaat yaklasmıstır. Iste o zaman kafirlerin gozleri dehsetten donakalır Eyvah bize! Bundan once biz gaflet icindeydik. Biz gercekten zalim kimselerdik (derler)

[98] Siz ve Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz Cehennem'in yakıtısınız. Oraya gireceksiniz

[99] Eger onlar, (hak) ilah olsaydı oraya girmezlerdi. Ama hepsi orada ebedi kalacaklardır

[100] Onlar icin bir inleme ve soluma vardır! Ve onlar orada (hicbir sey) isitmezler

[101] Bizden kendilerine onceden guzel bir soz verilmis olanlar (var ya), iste onlar, ondan (atesten) uzaklastırılmıs olanlardır

[102] Onun ugultusunu duymazlar. Nefislerinin arzu ettigi seyler icinde ebedi kalırlar

[103] O en buyuk korku bile onları uzmez. Melekler onları: Size soz verilen gun, iste bu gundur, diyerek karsılarlar

[104] O gun yazılı kagıdın duruldugu gibi gogu dureriz. ilk defa yaratmaya basladıgımız gibi yine onu tekrar ederiz. Bu, uzerimize aldıgımız bir vaaddir. Bunu yapacak olan biziz

[105] Zikir'den sonra (Levh-i Mahfuz'da yazılmasının ardından), (Gecmis kitaplarda) Zebur’da da yeryuzune salih kullarımın mirascı olacagını yazmıstık

[106] Elbette bu (Kur’an’da) abid kimseler icin acık bir ogut vardır

[107] Seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik

[108] De ki: Ancak bana, ilahınızın tek bir ilah oldugu vahyolunuyor. Hala Musluman olmayacak mısınız

[109] Eger yuz cevirirlerse de ki: Size esit olarak (hakikati) acıkladım. Tehdit olundugunuz sey yakın mı yoksa uzak mı bilemem

[110] Suphesiz Allah, acıga vurulan sozu de gizlediginiz sozu de bilir

[111] Bilemem, belki bu sizi denemek ve bir sureye kadar faydalandırmak icindir

[112] Rabbim, dedi. Hak ile hukmet. Bizim Rabbimiz Rahman'dır. Sizin vasfettiklerinize karsı yardım talep edilendir, dedi

Hac

Surah 22

[1] Ey Insanlar! Rabbinizden sakının/takvalı olun. Gercekten kıyamet sarsıntısı buyuk bir seydir

[2] Onu gordugunuz gun, her emzikli emzirdigini unutur, her hamile kadın cocugunu dusurur. Insanları sarhos olmus gorursun. Onlar sarhos degiller, fakat Allah’ın azabı siddetlidir

[3] Bazı insanlar ilmi olmaksızın Allah hakkında tartısıp durur ve her azgın seytana tabi olurlar

[4] Seytanın aleyhinde soyle yazılmıstır: “Kim onu veli edinirse onu saptırır ve onu alevli ates azabına surukler.”

[5] Ey insanlar! Eger tekrar dirilmekten suphede iseniz; sunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden (meniden), sonra alakadan (embriyodan), sonra (cesedi) bicimlenen ve bicimlenmeyen bir cignem et parcasından yarattık ki, size (kudretimizi) acıkca gosterelim. Diledigimizi adı konmus bir sureye kadar rahimlerde tutar ve sizi bebek olarak cıkarırız. Sonra siz yetisip, guclu cagınıza gelirsiniz. Kiminizin vefat eder, kiminiz de bilen bir kimse olduktan sonra bir sey bilmez hale gelsin diye omrunun en duskun donemine ulastırılır. Yeryuzunu kupkuru gorursun de biz ona su indirince harekete gecer, kabarır ve her cesit guzel bitkiyi cift cift bitirir ya

[6] Iste (ibadet olunan tek) hakk (ilah) Allah'tır. Suphesiz oluleri diriltir. Cunku O’nun her seye gucu yeter

[7] Kıyamet saatinin geleceginde ve Allah’ın kabirlerdekileri dirilteceginde, hic suphe yoktur

[8] Bazı insanlar ilimsizce, hidayet ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın Allah hakkında tartısıp durur

[9] Bunu, Allah yolundan saptırmak icin (gururla) yanın egip, bukerek (yapar). Ona dunya hayatında rezillik vardır. Kıyamet gunu de ona yakıcı azabı tattırırız

[10] Bunlar, senin elinle yaptıgının karsılıgıdır. Yoksa Allah, kullarına karsı asla zulmedici degildir

[11] Kimi insanlar Allah’a bir (seyin) kenarındaymıs gibi ibadet eder. Eger ona bir iyilik dokunursa, onunla tatmin olur. Eger bir imtihana tabi tutularsa, yuz ustu doner. Dunya ve ahireti kaybeder. Iste apacık husran budur

[12] O, Allah’ın dısında kendisine zararı da faydası da dokunmayacak seylere dua eder. Iste uzak sapıklık budur

[13] Kendisine zararı faydasından daha yakın olana dua eder. Ne kotu yardımcı, ne kotu yoldas

[14] Allah, iman eden ve salih amellerde bulunanları altlarından ırmaklar akan Cennet'lere koyar. Suphesiz Allah, diledigini yapar

[15] Kim, Allah’ın dunyada ve ahirette ona (Peygamber'e) yardım edemeyecegine inanıyorsa, goge (Rasule yardımın geldigi yere) bir ip uzatsın ve sonra (gelen yardımı) kesiversin. Simdi bu kimse baksın! Acaba, hilesi, ofke duydugu seyi (Allah'ın Peygamber'e yardımını) gercekten kesecek mi

[16] Nitekim, biz onu (Kur'an'ı) apacık ayetler olarak indirdik. Suphesiz Allah, diledigini hidayete yoneltir

[17] Suphesiz Allah, kıyamet gunu iman edenlerin, Yahudiler'in, Hıristiyanlar'ın, Mecusiler ve musriklerin (hukum vererek) aralarını ayıracaktır. Suphesiz Allah her seye sahittir

[18] Goklerde ve yerde olanların, gunes, ay, yıldızlar, daglar, agaclar, canlılar ve bir cok insanın Allah’a secde ettiklerini gormuyor musun? Bircogunun uzerine de azap hak olmustur Allah kimi alcaltırsa onu degerli kılacak yoktur. Allah, diledigini yapar

[19] Iste bunlar Rableri hakkında tartısan iki hasımdır. Iste inkar edenler icin atesten elbiseler bicilmistir. Baslarının uzerinden kaynar su dokulecektir

[20] Onunla karınlarındakiler ve derileri eritilir

[21] Onlar icin demirden topuzlar vardır

[22] Her ne zaman oradaki kavurucu atesten cıkmak isteseler yine oraya dondurulur ve: Yakıcı azabı tadın, denir

[23] Allah, iman eden ve salih amellerde bulunanları altlarından ırmaklar akan Cennet'lere koyar. Orada altın bilezik ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri ise ipektir

[24] Sozun en guzeline yoneldiler. Hamd’e layık olan Allah'ın yoluna yoneldiler

[25] Kafirlere, Allah'ın yolundan ve yerli olsun, yolcu olsun butun insanlar icin esit kılınan Mescidi Haram'dan alıkoyanlara orada zulum ile ilhadı isteyene acı bir azap tattırırız

[26] Hani Ibrahim’e: Bana hic bir seyi sirk kosma, tavaf edenler, kıyam edenler, ruku ve secde edenler icin beytimi temiz tut diye Kabe’nin yerini belirtmistik

[27] Insanlar arasında haccı ilan et. Yuruyerek ve uzak yollardan yorgun/incelmis hayvanlar ustunde sana gelsinler

[28] Kendilerine icin faydalı seylere sahit olsunlar, Allah’ın onlara rızık olarak verdigi hayvanlar uzerine belli gunlerde, Allah’ın adını ansınlar (kurban etsinler). Ondan hem kendiniz yiyin hem de muhtac durumdaki fakire yedirin

[29] (Hacılar) Sonra da kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'i (Kabe’yi) tavaf etsinler

[30] Iste boyle, kim Allah’ın haramlarını tazim ederse, kendisi icin Rabbinin katında bu cok hayırlıdır. (Haram oldugu) size okunanların dısında kalan (belli) hayvanlar size helal kılınmıstır. Oyleyse, pis (olan) putlardan kacının, aslı olmayan yalan sozden de sakının

[31] Allah’a sirk kosmayan hanifler olun. Kim Allah’a sirk kosarsa, gokten dusup de kusların kaptıgı veya ruzgarın uzak bir yere attıgı kimseye benzer

[32] Iste boyle! Kim Allah’ın nisanelerine saygı gosterirse elbette bu, kalplerin takvasından ileri gelir

[33] Onlarda sizin icin belli bir sureye kadar faydalar vardır. Sonra Kurban (kesilme) yeri Beyt-i Atik (Kabe)dir

[34] Her ummete (kurban) ibadeti kıldık ki, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdigi hayvanlar uzerine onun ismini ansınlar. Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Oyleyse ona teslim olun. Allah’a itaatkar, mutevazi olanlara mujdele

[35] Onlar, Allah anıldıgı zaman kalpleri urperir. Baslarına gelene sabrederler, namazı ikame ederler ve kendilerine verdigimiz rızıktan harcarlar

[36] Kurbanlık develeri, sizin icin Allah’ın nisanelerinden kıldık. Onlarda sizin icin hayır vardır. Su halde onlar, ayakları uzerine dururken uzerlerine Allah'ın ismini anınız Kesilip yere dusunce onlardan yiyin. Isteyene de, (kanaaat edip) istemeyene de yedirin. Sukredesiniz diye, onları iste boyle sizin emrinize sunduk

[37] Onların etleri ve kanları Allah’a ulasmayacaktır. Fakat, O’na sizin takvanız ulasacaktır. Size hidayet ettigi icin Allah'ı tekbir edin diye O, bunları sizin emrinize vermistir. Iyilik edenleri mujdele

[38] Suphesiz Allah, iman edenleri mudafaa eder, hicbir hain ve nankoru sevmez

[39] Kendileriyle savasılanlara (muminlere), zulme ugramıs olmaları sebebiyle, (savas konusunda) izin verildi. Allah, onlara yardım etmeye elbette kadirdir

[40] Onlar, sadece “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri icin, haksız yere yurtlarından cıkartılmıslardır. Eger Allah’ın insanların bir kısmını, bir kısmıyla bertaraf etmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve icinde Allah’ın isminin cokca anıldıgı mescitler yıkılıp giderdi. Allah, elbette ona yardım edenlere yardım eder. Suphesiz Allah cok gucludur, cok kuvvetlidir

[41] Onlar ki, kendilerine yeryuzunde imkan ve (dusmanlarına karsı) guc verdigimizde, namazı dosdogru kılarlar, zekatı verirler, iyiligi emrederler, kotulugu yasaklarlar. Islerin sonu Allah’a aittir

[42] Eger seni yalanlıyorlarsa, onlardan once de Nuh, Ad ve Semud kavmi de yalanlamıstı

[43] Ibrahim’in kavmi, Lut’un kavmi de

[44] Medyen halkı da (Suayb'ı yalanladı). Musa da yalanlanmıstı. Kafirlere sure/muhlet verdim; sonra da onları yakaladım. Nasılmıs benim (helak ederek) inkarım

[45] Nice memleketleri zalimlik ederken helak ettik. Simdi, onlar tepetakla edilmis, su kuyuları terkedilmis ve yuksek sarayları bombos kalmıstır

[46] Yeryuzunde dolasmıyorlar ki boylece onların kendisiyle akledecek kalpleri ve kendisiyle isitebilecek kulakları olsun? Oysa, gozler kor olmuyor, fakat sinelerdeki kalpler koreliyor

[47] Senden, azabı acele getirmeni istiyorlar. Fakat Allah, verdigi sozden donmez. Rabbi’nin katında (ahirette) bir gun, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir

[48] Nice memleketler vardır ki, zalim olmalarına ragmen ben, onlara sure/muhlet verdim. Sonra da onları (azap ile) aldım. Donus banadır

[49] De ki:Ey insanlar! Ben sizin icin ancak apacık bir uyarıcıyım

[50] Iman edip, salih amellerde bulunanlara magfiret ve degerli bir rızık (cennet) vardır

[51] Ayetlerimizi (iptal etmek icin) kosusup, calısanlara gelince, iste onlar cehennem ehlidir

[52] Senden once hic bir peygamber gondermedik ki, o temenni ettigi (Kur'an okudugu) zaman, seytan onun temennisine (okuyusuna) bir vesvese atmıs olmasın. Ama Allah, seytanın attıgını iptal eder, sonra kendi ayetlerini saglamlastırıp pekistirir. Allah herseyi bilendir, hakimdir

[53] Allah, seytanın attıgı o vesveseyi kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseler icin bir fitne kılmıstır. Zalimler, (Peygamberle) uzak bir ayrılık icindedirler

[54] Bir de, kendilerine ilim verilenlerin, onun, Rabbinden gelen gercek bir vahiy oldugunu bilip, ona iman etmeleri ve kalplerinin onunla yatısması icindir. Suphesiz Allah, iman edenleri dosdogru yola iletir

[55] Kafirler ise, kendilerine o saat, ansızın gelinceye veya hayır yonunden kısır bir gunun azabı catıncaya kadar ondan suphe etmeye devam ederler

[56] O gun, mulk Allah’ın’dır. Aralarında hukmu, O verecektir. Iman edip, salih amellerde bulunanlar Nimet Cennetleri'ndedir

[57] Kafir olup, ayetlerimizi yalanlayanlar ise iste onlara, alcaltıcı bir azap vardır

[58] Allah yolunda hicret edenler, sonra oldurulenler veya olenler ise, Allah onları elbette guzel bir rızıkla (cennetle) rızıklandıracaktır. Cunku Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır

[59] Onları hoslarına gidecek bir yere girdirecektir. Elbette Allah, herseyi bilendir, Halim'dir

[60] Bu boyledir. Kim de kendisine yapılan bir eziyete o olcude karsılık verir, sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder. Suphesiz Allah, cok affedicidir, cok magfiret edicidir

[61] Bu (hukumleri veren) Allah, geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar. Suphesiz Allah, herseyi isitendir, herseyi gorendir

[62] Bu (hukumleri veren) Allah (tek) hak olan (ilahtır). O’nun baska dua ettikleri batıldır. Allah, ustundur, buyuktur

[63] Allah’ın gokten su indirmesiyle yeryuzunun yemyesil oldugunu gormuyor musun? Allah, Latif'tir, Habirdir

[64] Goklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Gercekten Allah, (hicbir seye ihtiyacı olmayan) zengindir, hamd olunandır

[65] Gormedin mi Allah, yerdeki herseyi ve emri ile denizde yuzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Gogu de, kendi izni olmadıkca yer uzerine dusmemesi icin tutar. Allah, insanlara karsı gercekten cok sefkatli ve merhametlidir

[66] O’dur size hayat veren sonra sizi oldurecek, sonra da yeniden diriltecek olan. Fakat insan cok nankordur

[67] Her ummete uygulamakta oldukları bir ibadet yolu belirledik. Oyleyse, bu is/din hususunda seninle tartısmasınlar. Rabbine davet et. Hic kuskusuz sen, dosdogru bir yol uzerindesin

[68] Seninle tartısırlarsa: "Yaptıklarınızı Allah cok iyi biliyor" de

[69] Anlasmazlıga dustugunuz konularda Allah, kıyamet gunu aranızda hukum verecektir

[70] Allah’ın gokte ve yerde ne varsa bildigini bilmiyor musun? Suphesiz bu bir kitaptadır. Yine bu, Allah’a cok kolaydır

[71] Onlar, Allah’ın dısında hakkında hicbir delil indirmedigi ve kendilerinin de hakkında bir bilgiye sahip olmadıkları seylere ibadet ediyorlar. Zalimlerin hic yardımcısı yoktur

[72] Onlara apacık ayetlerimiz okundugu zaman, o kafirlerin yuzlerinden inkarı anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki:Size bundan daha kotusunu haber vereyim mi? Ates! Allah onu kafirlere vadetti. O, ne kotu sondur

[73] Ey insanlar! Bir ornek veriliyor, onu dinleyin! Sizin Allah’ın dısında dua ettikleriniz (ilahlar) bir araya gelseler bile bir sinek dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir sey kapsa, onu ondan kurtaramazlar. Isteyen de, istenen de zayıftır

[74] Onlar, Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Oysa Allah gucludur, azizdir

[75] Allah, meleklerden elciler secer, insanlardan da. Suphesiz Allah, herseyi isitendir, herseyi gorendir

[76] Onların onlerinde olanı da arkalarında olanı da bilir. Allah’adır islerin donusu

[77] Ey iman edenler! Ruku edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin, hayır isleyin ki kurtulusa eresiniz

[78] Allah ugrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi secti, dinde uzerinize bir zorluk yuklemedi. (Bu) Babanız Ibrahim’in dinidir. Allah, bundan once ve bunda (Kur’an’da) size "Musluman" ismini vermistir. (Hesap gunu) Rasul size sahit olsun, siz de insanlıga sahit olun diye. Oyleyse namazı ikame edin, zekatı verin, Allah’a sımsıkı baglanın. O, ne guzel mevla ve ne guzel yardımcıdır

Mü'minûn

Surah 23

[1] Muminler, kurtulusa ermistir

[2] Onlar namazlarında husu icinde olanlardır

[3] Onlar, bos sozlerden ve islerden yuz cevirenlerdir

[4] Onlar zekatı ifa eder (kendilerini maddeten ve manen arındırırlar)

[5] Onlar, ırzlarını (haramdan) koruyanlardır

[6] Ancak esleri ve cariyeleri haric. Cunku onlar, (bu durumda) kınanmazlar

[7] Kim bundan baskasını ararsa, iste onlar da haddi asanlardır

[8] Muminler, emanetlerine ve sozlesmelerine uyanlardır

[9] Onlar, namazlarını koruyanlardır

[10] Iste onlar, varis olanlardır

[11] Onlar, Firdevs’e varis olacaklardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır

[12] Insanı camurun ozunden yaratmıstık

[13] Sonra onu saglam bir yerde (rahimde) bir su damlası haline getirdik

[14] Sonra nutfeyi/spermi, alaka/embriyo haline getirdik. Embriyoyu bir cignem et parcası yaptık. Et parcasından kemik yarattık. Kemige et giydirdik. Sonra onu (ruh vererek) bambaska bir varlık olarak yarattık. Yaratıcıların en guzeli olan Allah ne yucedir

[15] Sonra siz, bunun arkasından elbette oleceksiniz

[16] Sonra kıyamet gunu yeniden dirileceksiniz

[17] Sizin uzerinizde yedi kat yaratmısızdır. Yarattıklarımızdan gafil de degiliz

[18] Gokten belli bir olcude su indirdik. Onu yeryuzunde tuttuk. Onu gidermeye de elbette gucumuz yeter

[19] O suyla, sizin icin hurma ve uzum bagları yetistirdik ki, oralarda sizin icin bircok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz

[20] Tur-i Sina'da, yiyenlere yag ve katık olarak yetisen bir agac da (o su ile var ettik)

[21] Davarlarda da sizin icin bir ibret vardır. Karınlarında olandan (sutten) size iciriyoruz, onlarda daha bircok faydalar vardır. Onların etlerini de yiyorsunuz

[22] Onların uzerinde ve gemilerde tasınıyorsunuz

[23] Nuh’u kavmine (Rasul olarak) gondermistik. Dedi ki: Ey kavmim, Allah’a ibadet ediniz. O’ndan baska bir ilahınız yoktur. O halde (sirk kosmaktan) sakınmaz mısınız

[24] Kavminden ileri gelen kafirler:Bu, sizin gibi bir insandan baska bir sey degil. Sizden ustun olmak istiyor. Eger Allah dileseydi melekleri gonderirdi. Biz, daha onceki atalarımızdan da bunu duymadık

[25] O ancak, cinlenmis bir adam, oyleyse bir muddet onu (bırakıp) bekleyin

[26] Nuh: "Rabbim, beni yalanlamalarına karsılık bana yardım et" dedi

[27] Biz de ona soyle vahyettik: “Gozlerimizin onunde/Gozetimimiz altında vahyimize gore bir gemi yap. Buyrugumuz gelip de tandır (su ile tasıp) kaynayınca, her cinsten ikiser cift ve aleyhinde (azap olunacaklar) sozu verilmis olanlar dısında kalan aileni gemiye bindir. Zalimler icin bana hitapta bulunma! Cunku onlar bogulacaklardır

[28] Sen ve beraberindekiler, gemiye yerlesince: Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun, de

[29] Ve yine soyle de: Rabbim, beni mubarek bir yere indir. Konuklayanların en hayırlısı sensin

[30] Suphesiz bunda ayetler/belgeler vardır ve elbette biz imtihan ediyoruz

[31] Bunların ardından baska bir nesil meydana getirdik

[32] Iclerinden onlara: Allah’a ibadet edin, sizin ondan baska bir ilahınız yoktur, sakınmaz mısınız? diyen bir rasul gonderdik. O halde sakınmaz mısınız

[33] Dunya hayatında kendilerine nimetler verdigimiz, ahirete kavusmayı yalanlayanlardan ve kafirlerden olan kavminin ileri gelenleri soyle dediler: Bu sizin gibi bir insandan baska bir sey degil. Yediginizden yiyor, ictiginizden iciyor

[34] Eger, sizin gibi bir insana itaat ederseniz, iste o zaman husrana ugrarsınız

[35] Size, olup, toprak ve kemik olduktan sonra yeniden dirileceginizi mi vadediyor

[36] Size vadedilen uzak, hem de cok uzak

[37] Hayat, ancak dunya hayatıdır. Oluruz ve yasarız. Ama tekrar diriltilecek degiliz

[38] O, Allah’a karsı ancak yalan uyduran bir adamdır. Biz, ona iman edecek degiliz

[39] Rabbim, dedi. Beni yalanlamalarına karsılık bana yardım et

[40] Allah: “Az sonra pisman olacaklardır” dedi

[41] Derken onları hak (olan) bir cıglık yakaladı. Onları bir (sel) supruntusu haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim

[42] Sonra onların ardından baska nesiller yarattık

[43] Hic bir toplum ecelini ne one alabilir ne de geri alabilir

[44] Daha sonra da birbiri arkasına elciler gonderdik. Her ummete rasulu geldikce onu yalancı saydılar. Onları birbiri pesinden helak edip, (ibretlik) konusulan (olaylar) haline getirdik. Yok olsun iman etmeyen toplum

[45] Sonra, Musa ve kardesi Harun’u ayetlerimiz ve apacık bir delil ile gondermistik

[46] Firavun’a ve cevresine. Ama onlar, buyuklendiler. Zaten (insanlara) ustunluk taslayan bir kavim idiler

[47] Dediler ki: Bizim gibi iki insana mı iman edecegiz, ustelik onların kavmi de bize ibadet ederken

[48] Bu sebeple onları yalanladılar da helak edilenlerden oldular

[49] Dogru yolu gorsunler diye Musa’ya da kitabı vermistik

[50] Meryem’in oglunu da, annesini de bir ayet kıldık. O; ikisini akar sulu, yuksek ve meskun bir yere yerlestirdik

[51] Ey rasuller! temiz seylerden yiyin ve salih ameller isleyin. Cunku ben yaptıgınız butun amelleri cok iyi bilirim

[52] Iste, sizin dininiz tek bir dindir ve ben de sizin Rabbinizim. O halde benden sakının

[53] Islerini aralarında boluk boluk/grup grup ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla sevinip, ferahlıyor

[54] Bir sureye kadar onları kendi sapıklıklarıyla basbasa bırak

[55] Zannediyorlar mı ki kendilerine mal ve ogullar sunduk diye

[56] Iyiliklerde onlara acele davranıyoruz. Hayır, onlar, (bunu) farkına varmıyorlar

[57] Suphesiz ki Rablerinin korkusundan titreyenler

[58] Rab’lerinin ayetlerine iman edenler

[59] Ve Rablerine sirk kosmayanlar

[60] Rablerine donecek oldukları icin kalpleri carparak vereceklerini verenler

[61] Iste onlar, hayırlarda yarısırlar ve en onde giderler

[62] Hic kimseye gucunun ustunde gorev yuklemeyiz. Yanımızda hakkı soyleyen bir kitap vardır. Onlara asla zulmedilmez

[63] Oysa (kafirlerin) kalpleri bundan gaflet icindedir ve onların yapmakta oldukları daha baska amelleri de vardır

[64] En sonunda onların refaha dalıp gitmis (zengin ve liderler) olanlarını azapla yakaladıgımız zaman, hemen feryadı basarlar

[65] Feryat etmeyin, bugun; cunku siz bizden yardım goremeyeceksiniz

[66] Ayetlerim size okunuyordu; ama siz ona arkanızı donuyordunuz

[67] Bununla (Kabe ile) baskalarına karsı buyukluk taslıyor, gece vakti de (Kur'an hakkında) batıl sozler soyluyordunuz

[68] Bu sozu (Kur'an'ı) hic dusunmediler mi? Yoksa onlara, onceki atalarına gelmemis bir sey mi geldi

[69] Yoksa peygamberlerini tanıyamadılar da bunun icin mi inkar ediyorlar

[70] Yoksa: “Onda bir delilik var mı?" diyorlar. Hayır! O, onlara hakkı getirdi. Ama onların cogu haktan hoslanmıyorlar

[71] Eger hak onların arzularına/hevalarına uysaydı; gokler, yer ve her ikisinin de icindekiler bozulup giderdi. Hayır, biz onlara san ve serefleri olan (Kur’an’ı) verdik. Fakat, onlar (Kur'an'ın) zikrinden yuz ceviriyorlar

[72] Yoksa sen onlardan bir ucret mi istiyorsun? Rabbinin ecri cok daha hayırlıdır. Rızık verenlerin en iyisi O’dur

[73] Aslında sen onları dosdogru yola cagrıyorsun

[74] Fakat, ahirete iman etmeyenler, yoldan sapan kimselerdir

[75] Eger onlara rahmet edip, baslarındaki sıkıntıyı gidermis olsaydık bile yine de azgınlıkları icinde bocalayıp dururlardı

[76] Gercekten biz onları azap ile yakaladık da yine Rablerine boyun egmediler, O'na dua edip yalvarmadılar

[77] Nihayet uzerlerine azabı cetin bir kapı acdıgımız vakit saskınlıkla umitsizlige dusuverirler

[78] Sizin icin kulaklar, gozler ve gonuller vareden O’dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[79] Sizi yeryuzunde yaratan O’dur. O’nun huzurunda toplanacaksınız

[80] Dirilten de olduren de O’dur. Gece ve gunduzun ardarda gelmesi de O’na aittir. Hala, akletmiyor musunuz

[81] Aksine, evvelkilerin dedikleri gibi dediler

[82] Olup, toprak ve kemik haline geldigimiz zaman, biz yeniden mi diriltilecegiz? dediler

[83] Bu, bize ve babalarımıza daha once de vaat edilen eskilerin masallarından baska bir sey degildir

[84] De ki: Yeryuzu ve icindekiler kime aittir, eger biliyorsanız

[85] Allah’a aittir, diyecekler. Hala dusunmez misiniz? de

[86] Yedi gogun Rabbi ve azim olan arsın Rabbi kimdir? de

[87] “Allah’tır!” diyecekler. Sakınmıyor musunuz? de

[88] Kimdir, her seyin mulkiyetini elinde bulunduran? Kimdir, himaye eder ve kendisine karsı kimse himaye edilemez olan? Eger biliyorsanız soyleyin, de

[89] “Allah’tır” diyecekler. Oyleyse nasıl olup da buyuye kapılıp, aldatılıyorsunuz de

[90] Dogrusu onlara hak olanı getirdik, fakat onlar yalancıdırlar

[91] Allah, cocuk edinmedi. O’nun yanında baska bir (hak) ilah yoktur. Eger olsaydı, her ilah yarattıgı ile gider ve elbette biri, digerine ustun gelirdi. Allah, vasfettikleri (batıl) sıfatlardan munezzehtir

[92] O, gizliyi de acıgı da bilendir, onların kostukları sirklerden cok yucedir

[93] De ki: Rabbim, onlara vaat edileni eger bana gostereceksen

[94] Rabbim, o zaman beni zalim toplum icinde bulundurma

[95] Suphesiz biz, onlara vaat ettigimiz (azabı) sana gostermeye kadiriz

[96] Sen, kotulugu en guzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, cok daha iyi biliriz

[97] Ve de ki:Rabbim, seytanların vesveselerinden, kıskırtmalarından sana sıgınırım

[98] Seytanların yanımda hazır bulunmalarından da sana sıgınırım Rabbim

[99] Onlardan birine olum gelince; Rabbim, beni geri dondur der

[100] Belki ben, terkettigim salih amelleri yaparım. Asla, o sadece soyleyenin soyledigi (faydasız) bir sozudur. Onların arkalarında yeniden diriltilecekeri gune kadar bir berzah/ perde vardır

[101] Sur’a uflendigi zaman, iste o gun, aralarında soy bagı kalmaz, birbirlerine birsey de soramazlar

[102] Kimlerin tartıları agır gelirse, iste onlar kurtulusa ermislerdir

[103] Kimlerin de tartıları hafif gelirse, iste onlar da kendilerini husrana ugratanlardır, Cehennem'de ebedi kalacaklardır

[104] Ates onların yuzlerini buruyup, yakar ve (dudakları da yanar da) disleri sırıtıp oylece kalır

[105] Ayetlerim size okunmamıs mıydı? Siz de onları yalanlamamıs mıydınız

[106] Onlar da: Rabbimiz! Azgınlıgımız bizi yendi ve sapık bir kavim olduk

[107] Rabbimiz! Bizi atesten cıkar. Eger (sapıklıga) tekrardan donersek, biz gercekten zalimleriz, derler

[108] Allah, asagılık icinde kalın orada, artık benimle konusmayın! der

[109] Cunku kullarımdan bir grup: Rabbimiz, iman ettik, bizi bagısla, bize merhamet et, merhamet edenlerin en hayırlısı sensin, derlerdi

[110] Sizse onları alaya aldınız. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep guluyordunuz

[111] Bugun sabrettikleri icin onları odullendirdim. Kurtulusa ermis olanlar, iste onlardır

[112] Yeryuzunde kac yıl kaldınız? dedi

[113] Bir gun veya gunun bir kısmı kadar kaldık, sayanlara sor, dediler

[114] Cok az bir sure kaldınız, dedi. Keske bilseydiniz

[115] Sizi, bos yere yarattıgımızı ve bize dondurulmeyeceginizi mi sandınız

[116] Hak mulk sahibi olan Allah, herseyden ustundur. Kerim olan arsın Rabbinden baska hak ilah yoktur

[117] Kim Allah ile beraber, hakkında hicbir delil bulunmayan baska bir ilaha dua/ibadet ederse, onun hesabı ancak Rabbinin katındadır. Cunku kafirler kurtulusa eremez

[118] De ki:Rabbim, bagısla ve merhamet et! Merhametlilerin en hayırlısı sensin

Nûr

Surah 24

[1] Bir sure ki onu indirip, farz kıldık. Dusunup ogut alasınız diye onda apacık ayetler indirdik

[2] Zina eden kadın ve zina eden erkegin her birine yuz degnek vurun. Allah’a ve ahiret gunune iman ediyorsanız, Allah’ın dini konusunda sizi bir acıma tutmasın. Onlara verilen cezaya da muminlerden bir topluluk sahit olsun

[3] Zinakar adam ancak zinakar veya musrik kadınla evlenebilir. Zinakar bir kadın da ancak zinakar ve musrik bir erkekle evlenir. Bu muminlere haram kılınmıstır

[4] Iffetli/namuslu kadınlara iftira atan, sonra da dort sahid getiremeyen kimselere seksen degnek vurun ve bir daha onların sahidliklerini ebedi olarak kabul etmeyin. Iste onlar fasıklardır

[5] Ancak bundan sonra, tevbe edenler ve (amellerini) ıslah edenler harictir. Allah cokca magfiret edendir, cokca merhamet edendir

[6] Eslerine zina isnadında bulunup da kendilerinden baska sahitleri olmayanlara gelince, her birinin sahitligi, Allah adına dort defa kendisinin hic suphesiz dogru soyleyenlerden olduguna sahitlik etmesidir

[7] Besincisi, eger yalan soyledi ise Allah’ın lanetinin kendi uzerine olmasını dilemektir

[8] Kocasının yalan soyledigine dair dort defa Allah’ı sahit tutması kadından cezayı kaldırır

[9] Besincisi, kocası dogru soyluyorsa Allah’ın gazabının kendi uzerine olmasını istemesidir

[10] Ya uzerinizde Allah’ın lutfu ve rahmeti olmasaydı? Allah tevbeleri cokca kabul edendir, Hakim'dir

[11] (Peygamber hanımına) o iftirayı yapanlar icinizden bir topluluktur Bunu kendiniz icin kotu sanmayın. Aksine o, sizin icin cok hayırlı olmustur. Onlardan her biri icin gunah olarak kazandıkları seyler vardır. En buyuk azap da onlardan elebasılık yapanadır

[12] Onu isittiginiz zaman, mumin erkek ve mumin kadınların husnuzanda bulunup “Bu, apacık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi

[13] Iftira atanların da dort sahid getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki onlar, sahidleri getirmediler. O halde onlar, Allah katında yalancıdırlar

[14] Eger Allah’ın size dunyada ve ahirette ihsanı ve rahmeti olmasaydı, icine daldıgınız bu iftirada size buyuk bir azap dokunurdu

[15] Hani siz, onu dilinize dolamıs ve hakkında bir bilginiz olmayan seyi agzınızda soyluyordunuz. Siz onu onemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında cok buyuktur

[16] Onu duydugunuz zaman “Bu konuda konusmak bize yakısmaz. Seni Tesbih ederiz. Bu buyuk bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi

[17] Eger mumin iseniz, boyle bir seye bir daha asla donmemeniz icin, Allah size ogut veriyor

[18] Ve Allah size ayetlerini acıklıyor. Allah, Alim'dir, Hakim'dir

[19] Iman edenler arasında fuhsun yayılmasını arzu edenlere, dunya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz

[20] Ya uzerinizde Allah’ın lutfu ve merhameti olmasaydı? Veya Allah cok sefkatli ve merhametli olmasaydı

[21] Ey inananlar! Seytan'ın adımlarına uymayın. Kim seytanın adımlarına uyarsa, suphesiz o, fuhsu ve kotulugu emreder. Eger size Allah’ın lutfu ve merhameti olmasaydı, icinizden hicbiri ebedi olarak temize cıkamazdı. Fakat Allah, diledigini arındırır. Allah, her seyi isitendir, her seyi bilendir

[22] Icinizden faziletli ve servet sahibi olanlar, yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgecip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bagıslamasını istemiyor musunuz? Allah, cokca bagıslayan, cokca merhamet edendir

[23] Namuslu, (kotulukten) habersiz mumin kadınlara iftira atanlar, dunya ve ahirette lanetlenmislerdir. Onlara buyuk bir azap vardır

[24] O gun, dilleri, elleri ve ayakları yapmıs oldukları seylere, aleyhlerinde sahitlik ederler

[25] O gun, Allah onlara hak ettikleri cezayı tam olarak verecektir ve onlar da Allah'ın hic suphesiz hak oldugunu bileceklerdir

[26] Kotu kadınlar, kotu erkeklere, kotu erkekler de kotu kadınlara yarasır. Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. Iste o (temiz olanlar) kotulerin soylediklerinden uzaktırlar. Onlar icin bagıslanma ve (Cennet'te) degerli rızık vardır

[27] Ey iman edenler! Evlerinizden baska evlere izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Eger dusunecek olursanız bu sizin icin daha hayırlıdır

[28] Eger orada hic kimseyi bulamazsanız, size izin verilene kadar oraya girmeyin. Sayet size geri donun denilirse geri donun. Bu, sizin icin daha temizdir. Allah, yaptıklarınızı cok iyi bilir

[29] Icinde size ait meta (yarar) bulunan ve oturulmayan evlere (izinsiz) girmenizde size bir gunah yoktur. Allah, acıga vurdugunuzu da, gizlediginizi de bilir

[30] Mumin erkeklere soyle, gozlerini (haramdan) cevirsinler, sakınsınlar ve mahrem yerlerini/ırzlarını korusunlar. Bu kendileri icin cok temizdir. Allah, yaptıklarınızdan suphesiz haberdardır

[31] Mumin kadınlara da soyle, bakıslarını sakınsınlar ve mahrem yerlerini/ırzlarını korusunlar. Acıkta olup, gozuken kısmı haric ziynetlerini gostermesinler. Basortuleri ile yakalarının (boyun, gogus) uzerini de kapatsınlar. Suslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, ogulları, kocalarının ogulları, kendi kardesleri, kardeslerinin ogulları, kız kardeslerinin ogulları, kendi (gibi mumine) kadınlar, sahip oldukları koleler, kadınlara ihtiyacı kalmamıs hizmetciler, kadınların mahrem yerlerini henuz bilmeyen cocuklardan baskasına gostermesinler. Gizledikleri suslerinin bilinmesi icin ayaklarını yere vurmasınlar. Ey muminler! Kurtulusa ermek icin hep birden Allah’a tevbe edin

[32] Icinizden bekarları, kole ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eger fakir iseler, Allah, onları lutfu ile zenginlestirir. Allah, (hayrı, ihsanı) genis/boldur, her seyi bilendir

[33] Evlenme imkanı bulunmayanlar, Allah’ın lutfundan kendilerini zenginlestirinceye kadar namuslarını korusunlar. Ellerinizin altında bulunan (koleler ve cariyelerden) mukatebe yapmak (bedel vererek hur olmak) isteyenlerle, eger kendilerinde bir hayır goruyorsanız, hemen mukatebe yapın. Allah’ın size verdigi maldan onlara verin. Dunya hayatının gecici menfaatini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak istemelerine ragmen cariyelerinizi fuhsa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, suphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra da cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[34] Size apacık ayetler, sizden once gelip, gecenlerden bir mesel/haber ve takva sahipleri icin de ogutler indirmisizdir

[35] Allah goklerin ve yerin Nur'udur. O’nun (kendisiyle kulların yolunu) aydınlattıgı nurunun ornegi, icinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba bir cam icindedir. O lamba bir cam icindedir. Cam sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Ne doguda (gunesin yalnız dogdugunda) ve ne de batıda (gunesin yalnız batımında vurmadıgı) olmayan mubarek bir zeytin agacından yakılır. Ona ates degmese bile neredeyse yagı ısık verecek Nur ustune nur! Allah diledigi kimseyi nuruna yoneltir. Allah, bu ornekleri insanlar icin veriyor. Allah, her seyi hakkıyla biliyor

[36] (O parlak lamba) Allah’ın yukseltilmesine ve orada isminin anılmasını emrettigi evlerde/mescidlerdedir. Orada, sabah aksam O’nu tesbih ederler

[37] (Onlar) Ticaretin, alısverisin, kendilerini Allah’ın zikrinden, namazı ikame etmekten, zekat vermekten alıkoyamadıgı adamlardır. Onlar, kalplerin ve gozlerin ters donecegi bir gunden korkarlar

[38] Allah, onları yaptıklarının en guzeli ile mukafatlandıracak, onlara katından fazla fazla ihsanını verecektir. Allah, diledigine hesapsız rızık verir

[39] Kufredenlere gelince, onların amelleri ıssız/kurak collerdeki serap gibidir. Susayan kimse onu su sanır. Fakat yanına vardıgı zaman hic bir sey bulamaz. Orada Allah’ı bulur, O da onun hesabını gorur. Allah, hesabı cabuk gorendir

[40] Veya derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. Onun ustunu bir dalga orter. Onun ustunu de baska bir dalga. Onun da ustunde bir bulut vardır. Karanlıklar ustunde karanlıklar. Elini cıkarsa, neredeyse onu bile goremez. Allah’ın nur vermedigi kimsenin asla bir nuru olamaz

[41] Gormuyor musun ki, goklerde ve yerde olanlar, kanatlarını carparak ucan dizi dizi kuslar, Allah’ı tesbih ederler. Hepsi de kendi namazını/ibadetini ve tesbihini bilir. Allah da onların yaptıklarını bilir

[42] Goklerin ve yerin mulku Allah’ındır. Donus de Allah’adır

[43] Gormuyor musun ki Allah, bulutları suruyor, sonra bir araya getirip, ust uste yıgıyor. Iste o zaman aralarından yagmurun cıktıgını gorursun. Gokten, icinde dolu bulunan daglar gibi bulutlar indirir de, bu doluyu diledigine isabet ettirir. Dilediginden de uzak tutar. Simsegin parıltısı ise neredeyse gozleri kamastırır

[44] Allah, gece ve gunduzu cevirip, birbirinin ardından getirir. Dogrusu basiret sahibi olanlar icin bunda ibretler vardır

[45] Allah, butun canlıları sudan yarattı. Bunlardan bir kısmı karnı uzerinde yurur. Kimi iki ayak ustunde yurur, kimi de dort ayak ustunde yurur. Allah diledigini yaratır. Suphesiz ki Allah’ın her seye gucu yeter

[46] Apacık ayetler indirmisizdir. Allah, diledigi kimseyi dosdogru yola yoneltir

[47] (Munafıklar) Allah’a ve Rasulune iman ettik, itaat ettik, diyorlar; sonra iclerinden bir grup, bundan sonra yuz ceviriyor. Bunlar, mumin degillerdir

[48] Aralarında hukum vermesi icin, Allah’a ve Rasulune cagrıldıkları zaman, onlardan bir grup hemen yuz cevirirler

[49] Ama hak kendilerinden yana olursa, hemen boyun egip gelirler

[50] Onların kalplerinde bir hastalık mı var; yoksa supheye mi dustuler; yoksa, Allah’ın ve peygamberinin kendilerine haksızlık yapacaklarından mı korkuyorlar? Hayır! Onlar zalimler de ondan

[51] Aralarında hukum verilmek uzere Allah’a ve Rasulune cagrılan muminlerin sozu sadece “Isittik ve itaat ettik”dir. Iste kurtulusa erenler bunlardır

[52] Kim Allah’a ve Rasulune itaat eder ve Allah’tan sakınırsa, iste kurtulusa erenler onlardır

[53] (Munafıklar) Kendilerine emir verdigin takdirde savasa cıkacaklarına var gucleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: Yemin etmeyin! Itaatiniz malumdur, Allah ise sizin yaptıgınız her seyden haberdardır

[54] De ki:Allah’a itaat edin, Rasul’e de itaat edin. Eger yuz cevirirseniz, onun (yuklendigi) sorumluluk kendisine, sizin sorumlulugunuz da size aittir. Eger ona itaat ederseniz, dogru yolu bulursunuz. Peygamberin gorevi acıkca teblig etmekten baska bir sey degildir

[55] Allah, sizden iman eden ve salih amellerde bulunanlara kendilerinden oncekileri halife/hukumran kıldıgı gibi, onları da yeryuzune halifeler kılacagını vaat etmistir. Onlar icin razı oldugu dinlerini ustun kılacak, korkularını guvene cevirecektir. Iste Onlar, sadece bana ibadet ederler, bana hicbir seyi sirk kosmazlar. Bundan sonra kim kufrederse, iste onlar, fasık olanlardır

[56] Namazı dosdogru kılın, zekatı verin ve Rasul’e itaat edin ki rahmet olunasınız

[57] Kufredenlerin yeryuzunde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanma. Onların barınakları atestir. Ne kotu donus

[58] Ey Iman edenler! Kole ve cariyeleriniz ve icinizden erginlik cagına erismemis olanlar, sizden (yanınıza girmek icin) uc kez izin istesinler: Sabah namazından once, ogle sıcagında, elbiselerinizi cıkardıgınız vakit, ve yatsı namazından sonra... Bunlar sizin (elbiselerinizi cıkarıp) mahrem/kapanmamıs olacagınız uc vakittir. Bunun dısındaki vakitlerde ne size ne de onlara bir sakınca/mahzur yoktur. Onlar sizin yanınıza (hizmet icin) girip cıkan kimselerdir. Allah, size ayetlerini iste boyle acıklar. Allah Alim'dir, Hakim'dir

[59] Cocuklarınızdan ergenlik cagına ulasanlar, (yanınıza girerken) buyuklerinin izin istedikleri gibi izin istesinler. Allah, size ayetini iste boyle acıklar. Allah, Alim'dir, Hakim'dir

[60] Evlenme arzusu kalmayıp, oturan yaslı kadınların, suslerini acıga vurmaksızın (dıs) elbiselerini cıkarmalarında kendileri icin bir gunah/sakınca yoktur. Iffetli olmaları/ortulerini giymeleri kendileri icin daha hayırlıdır. Allah her seyi isitendir, her seyi bilendir

[61] Kore bir gunah yoktur; topala veya hastaya da bir gunah yoktur. Aynı sekilde size de evlerinizde, babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerinde, erkek kardeslerinizin evlerinde, kız kardeslerinizin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin evlerinde, anahtarları sizde olan evlerde veya arkadaslarınızın evlerinde topluca ya da ayrı ayrı yemek yemenizde bir gunah yoktur. Evlere girdiginiz vakit, Allah tarafından mubarek ve temiz bir selam ile kendinize (birbirinize) selam verin. Allah, akledesiniz diye size ayetlerini iste boyle apacık beyan ediyor

[62] Muminler ancak, Allah’a ve Rasulune iman ederler, onunla birlikte toplu bir is icin bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadan (oradan) ayrılmazlar. Senden izin isteyenler, Allah’a ve Rasulu'ne iman edenlerdir. Bazı isleri dolayısıyla senden izin istedikleri zaman onlardan diledigine izin ver. Onlar icin Allah’tan magfiret dile. Suphesiz Allah, cok magfiret edendir, cok merhametlidir

[63] Peygamber'i aranızda birbirinizi cagırır gibi cagırmayın. Allah, saklanarak. gizlice kacanları bilmektedir. Onun emrine muhalefet edenler, baslarına bir belanın gelmesinden veya acı bir azaba ugratılmalarından sakınsınlar

[64] Sunu iyi bilin ki; Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. O, sizin uzerinde bulundugunuz seyi bilmektedir ve de O'na dondurulecekleri gun, yapmakta oldukları amelleri kendilerine haber verecektir. Allah, her seyi bilmektedir

Furkan

Surah 25

[1] Alemlere uyarıcı olması icin kuluna Furkan’ı indiren (Allah) ne yucedir

[2] Goklerin ve yerin mulku O’na aittir. hicbir ogul edinmemistir ve mulkunde hicbir ortagı yoktur. Her seyi O yaratmıs ve belirli bir olcuye gore takdir etmistir

[3] O’nun dısında hicbir sey yaratamayan, kendileri yaratılmıs olan, kendileri icin bir zarar ya da fayda saglamaya da sahip olmayan, oldurmeye, hayat vermeye ve yeniden diriltmeye gucu yetmeyen ilahlar edindiler

[4] Kafirler: Bu, onun uydurdugu bir yalandan baska bir sey degildir. Bu hususta bir topluluk da ona yardım etmistir, dediler. Boylelikle onlar, hic suphesiz zulum ve iftira etmislerdir

[5] (Bu Kur'an) Oncekilerin masallarıdır ve Onu birisine yazdırmıs, sabah aksam kendisine okunuyor, dediler

[6] De ki: O’nu goklerdeki ve yerdeki gizli olanı bilen indirmistir. Cunku O, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[7] Bu nasıl bir peygamber? dediler. Yemek yiyor, pazarda dolasıyor... Ona bir melek indirilseydi de onun yanında uyarıcı olsaydı ya

[8] Veya kendisine bir hazine verilseydi veya bir bahcesi olsaydı da oradan yeseydi. Zalimler “Siz buyulenmis bir adamdan baskasına uymuyorsunuz” dediler

[9] Bak, sana nasıl ornekler veriyorlar, sapıttılar da yolu bulamıyorlar

[10] Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah ne yucedir

[11] Onlar zaten (Kıyamet) saatini yalanlamıslardı. Kıyameti yalanlayanlar icin alevli bir ates hazırladık

[12] Bu ates onlara uzak bir yerden gorundugu zaman, onun ofkesini ve ugultusunu isitirler

[13] Elleri boyunlarına (zincirlerle) baglı olarak dar bir yere atıldıkları zaman, orada yok olup, olmek icin (kendi aleyhlerine) dua ederler

[14] Bugun bir kere yok olup olmek icin dua etmeyin. bircok kere yok olup olmek icin dua edin

[15] Bu mu hayırlı, yoksa takva sahiplerine soz verilen ebedi Cennet mi? de! Orası onlar icin bir odul ve donus yeridir

[16] Onlar icin orada ebedi kalmak uzere diledikleri her sey vardır. Bu, Rabbinin uzerine aldıgı ve (muminlerce) talep edilen bir vaadtir

[17] O gun Rabbin, onları ve Allah’tan baska ibadet ettiklerini bir araya toplar ve soyle der: Su kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendileri mi yoldan saptılar

[18] Onlar da derler ki: Seni tenzih ederiz, senden baska veliler edinmek bize yarasmaz. Fakat sen, onlara da babalarına da bol nimetler verdin. O derece ki zikrini unuttular ve helakı hak eden bir toplum oldular

[19] Iste soyledikleriniz de sizi yalancı cıkardılar. Artık kendinizden azabı defetmeye de kendinize yardım etmeye de gucunuz yetmez. Icinizden zulmedenlere buyuk bir azap tattıracagız

[20] Senden once gonderdigimiz peygamberlerin hepsi de yemek yerlerdi ve carsılarda yururlerdi. Biz, sizin bir kısmınızı bir kısmınıza fitne/imtihan kıldık. Sabredecek misiniz? Rabbin, her seyi gorendir

[21] Bizimle karsılasmayı ummayanlar: Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi gormeliydik, dediler. Suphesiz onlar kendi nefislerinde buyukluge kapıldılar ve buyuk bir taskınlık gosterdiler

[22] Melekleri gordukleri gun, iste o gun gunahkarlara mujde yoktur. Melekler onlara soyle der: Sizin icin yasak edilmistir, yasak! diyeceklerdir

[23] Onların yaptıkları butun amellere yoneldik ve sacılmıs toz zerreleri haline getirdik

[24] O gun cennetliklerin kalacakları yer cok huzurlu ve dinlenecekleri yer pek guzeldir

[25] O gun gokyuzu beyaz bulutlar ile yarılacak ve melekler boluk boluk indirileceklerdir

[26] O gun, gercek mulk Rahman’ındır. Kafirler icin pek zorlu bir gundur

[27] O gun, zalim iki elini ısıracak ve soyle diyecektir: Ah ne olurdu, ben de Peygamber’le birlikte yol tutmus olsaydım

[28] Vay basıma gelene! Keske falancayı dost edinmeseydim

[29] Andolsun ki bana gelen zikirden beni o saptırdı. Seytan, insanı yapayalnız bırakıp, rezil eder

[30] Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı busbutun terketti

[31] Iste boyle her peygamber icin gunahkarlardan birer dusman kıldık. Yol gosterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter

[32] Kufredenler: Kur’an ona bir defada toptan indirilmeli degil miydi? dediler. Biz, onu senin kalbine iyice yerlestirmek icin boyle indirdik. Onu parca parca, agır agır indirdik

[33] Onların sana getirdikleri hicbir misal yoktur ki, (onun karsılıgında) sana hak olanı ve daha acıgını getirmeyelim

[34] Yuzustu cehenneme toplanacak olanlar, iste onlar, yeri en kotu ve yolu en sapık olanlardır

[35] Musa’ya da kitap vermis, kardesi Harun’u da ona vezir yapmıstık

[36] Onlara: Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin, demistik; sonra da o kavmi yerle bir etmistik

[37] Nuh Kavmi de peygamberleri yalanlamıstı da, onları suda bogarak, insanlara bir ayet kılmıstık. Zalimlere acıklı bir azap hazırladık

[38] Ad’ı da, Semud’u da, Ress halkını da, bunların arasında daha bircok nesilleri de

[39] Bunlardan her birine ornekler gostermis ve hepsini de bastan basa kırıp helak ettik

[40] Andolsun (bu Mekkeli musrikler) tas yagmuruna tutulmus olan o beldeye ugramıslardır. Peki onu gormuyorlar mıydı? Hayır, onlar yeniden dirilisi ummuyorlar

[41] Seni gordukleri zaman: Bu mu Allah’ın gonderdigi elci? diye alay etmekten baska bir sey yapmazlar

[42] Eger sabretmeseydik, az daha bizi ilahlarımızdan saptıracaktı, derler. Onlar azabı gordukleri zaman, kimin yolunun daha sapık oldugunu bilecekler

[43] Arzularını ilah edinen kimseyi gordun mu? O halde sen mi onun uzerine bir koruyucu olacaksın

[44] Yoksa, onların cogunun soz dinledigini veya aklettiklerini mi sanıyorsun? Onlar ancak hayvanlar gibidirler. Hatta yol bakımından daha da saskındırlar

[45] Rabbinin golgeyi nasıl uzattıgını gormuyor musun? Dileseydi onu sakin/sabit kılardı. Sonra biz gunesi ona delil kıldık

[46] Sonra, onu kendimize dogru yavas yavas cektik

[47] Geceyi ortu, uykuyu dinlenme ve gunduzu de yayılıp (calısma zamanı) yapan O’dur

[48] O’dur, rahmetinin onunde ruzgarları mujdeci olarak gonderen! Gokten tertemiz/temizleyici bir su indirdik

[49] Onunla olu bir sehri diriltelim ve onunla yarattıgımız bircok hayvanı ve insanı sulayalım

[50] Dusunsunler, ogut alsınlar diye, onu aralarında evirip cevirdik. Yine de insanların cogu nankorlukten vazgecmez

[51] Isteseydik her kasabaya bir uyarıcı gonderirdik

[52] O halde sen, kafirlere itaat etme ve onlara karsı Kur’an’la buyuk bir cihatla mucadele et

[53] Birinin suyu cok tatlı, otekinin ki asırı tuzlu olan iki denizi birbirine katan O’dur. Ikisinin arasına bir engel, asılmayan bir perde koymustur

[54] Insanı sudan yaratan ve ona soy sop veren O’dur. Rabbin her seye kadirdir

[55] Allah’tan baska kendilerine fayda da zarar da veremeyen seylere ibadet ediyorlar. Kafir, Rabbine karsı (seytanın) yardımcısıdır

[56] Biz, seni ancak mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[57] De ki: Ben, bunun icin sizden bir ucret istemiyorum. Ancak, dileyen kimsenin Rabbine giden yol (da harcamak)/tutmak isteyen baska

[58] Oyleyse hic olmeyen, daima hay/diri olan (Allah'a) tevekkul et! Onu hamd ile tesbih et! Kullarının gunahlarından O’nun haberdar olması yeter

[59] Gokleri yeri ve bunların arasındakileri altı gunde yaratan, sonra arsa istiva eden Rahman’dır. O'nu her seyden haberi olan (Allah'a) sor

[60] Onlara: Rahman'a secde edin denildigi zaman, “Rahman da neymis? Biz senin bize emrettigine mi secde edecekmisiz?" derler ve (bu,) onların (haktan) kacıp, uzaklasmalarını arttırıverir

[61] Gokte yıldızlar/gezegenler yaratan ve orada bir kandil (gunes) ve aydınlatıcı bir ay var eden (Allah) ne yucedir

[62] Ibret almak veya sukretmek isteyenler icin gece ile gunduzu birbiri ardına getiren de O’dur

[63] Rahman’ın kulları, yeryuzunde alcak gonullu olarak yururler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise “Selam!” deyip gecerler

[64] Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler

[65] Onlar: Rabbimiz, Cehennem azabını bizden uzaklastır. Cunku onun azabı sureklidir, derler

[66] Orası ne kotu bir karar kılma ve yerlesme yeridir

[67] Onlar, harcadıkları zaman, israf etmedikleri gibi, cimrilik de etmezler. Ikisi arasında orta olanı yaparlar

[68] Onlar, Allah ile beraber baska bir ilaha dua etmezler. Allah’ın haram kıldıgı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa agır cezaya ugrar

[69] Kıyamet gunu, onun azabı kat kat arttırılır ve zillet icinde hep orada kalırlar

[70] Ancak tevbe edip, iman eden ve salih amel yapanlar, Allah onların kotuluklerini iyiliklere cevirir. Allah, cok bagıslayan cok merhamet edendir

[71] Kim tevbe eder ve salih amel yaparsa, O, tevbesi kabul edilmis olarak Allah’a doner

[72] Onlar, yalancı sahitlik etmezler. Bos sozlerle karsılastıklarında (oradan yuz cevirip) giderler

[73] Rablerinin ayetleri hatırlatıldıgı zaman, onlara karsı kor ve sagır davranmazlar

[74] Onlar, Rabbimiz! Bize gozumuzu aydınlatacak esler ve zurriyetler bagısla ve bizi takva sahiplerine imam/onder kıl! derler

[75] Iste onlar, sabretmelerine karsılık Cennet'in en yuksek makamı verilecek, orada esenlik ve selamla karsılanacaklardır

[76] Orada ebedi kalacaklar. Orası ne guzel bir yerlesme ve ikamet yeridir

[77] De ki: Sizin duanız olmasa, Rabbim size ne diye onem versin? Siz onu yalan saydınız, onun icin surekli azap sizinle beraber olacaktır

Şuarâ

Surah 26

[1] Ta Sin Mim

[2] Bunlar, apacık kitabın ayetleridir

[3] Mumin olmuyorlar diye neredeyse kendini mahvedeceksin

[4] Dilersek, uzerlerine gokten bir ayet/mucize indiririz de boyunları one egilip kalır

[5] Rahman’dan kendilerine ogut gelmis olmasın ki, ondan yuz cevirmesinler

[6] Onlar, yalanladılar; ama alay ettikleri seyin haberleri onlara gelecektir

[7] Yeryuzune hic bakmıyorlar mı? Her ciftten nice hos bitkiler bitirdik

[8] Iste bunda da bir ayet vardır. Buna ragmen onların cogu mumin degillerdir

[9] Elbette Rabbin, cok gucludur, cok merhametlidir

[10] Hani Rabbin, Musa’ya: Zalim kavme git! diye seslenmisti

[11] Firavun’un kavmine. Onlar hala sakınmayacaklar mı

[12] Rabbim! Beni yalanlamalarından korkuyorum, dedi

[13] Gogsum daralır, dilim acılmaz. Onun icin Harun’a da (vahiy) gonder

[14] Ustelik onlara karsı isledigim bir de sucum var. Beni oldurmelerinden korkarım

[15] Asla (bunu yapamazlar), dedi. Ikiniz, ayetlerimle birlikte gidin. Suphesiz biz, sizinle beraberiz isitmekteyiz

[16] Firavun’a gidin ve deyin ki: Biz, alemlerin Rabbi (Allah'ın) elcileriyiz

[17] Israilogulları'nı bizimle beraber gonder

[18] Firavun dedi ki: Cocukken seni icimizde buyutmedik mi? Omrun boyunca senelerce aramızda kalmadın mı

[19] Sonunda o yaptıgın (cinayeti) yaptın, Sen nankorun birisin

[20] Ben, onu yaptıgım zaman dalalet icinde olanlardan biriydim, dedi

[21] Sizden korktugum icin de kactım. Sonra Rabbim bana hukum/ilim verdi ve beni rasullerden kıldı

[22] Basıma kaktıgın bu nimet, (aslında) Israilogulları’nı kendine kole edinmendir

[23] Firavun dedi ki: Alemlerin Rabbi de nedir

[24] Goklerin, yerin ve aralarındaki her seyin Rabbi. Eger yakinen anlayabilirseniz, dedi

[25] (Firavun,) Etrafındakilere: Duyuyor musunuz? dedi

[26] Musa:O sizin de Rabbiniz, onceki atalarınızın da Rabbidir, dedi

[27] (Firavun ise:)Size gonderilen elci elbette delidir, dedi

[28] O, dogunun, batının ve arasındakilerin Rabbi’dir, dedi. Eger aklınızı akleden kimselerseniz (iman edersiniz)

[29] (Firavun) Eger benden baska bir ilah edinirsen, seni elbette zindana atılanlardan edecegim! dedi

[30] Sana apacık bir sey getirmis olsam da mı? dedi

[31] Haydi dogru soyluyorsan onu getir, bakalım! dedi

[32] Bunun uzerine Musa asasını atmıs ve o da hemen apacık bir yılan oluvermisti

[33] Elini cekip cıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi

[34] (Firavun) Etrafındaki ileri gelenlere: “Bu, muhakkak bilgin bir sihirbaz!” dedi

[35] Sihirleriyle sizi yurdunuzdan cıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz

[36] Onu ve kardesini beklet. Sehirlere de toplayıcılar gonder, dediler

[37] Sana butun bilgic sihirbazları getirsinler

[38] Sihirbazlar, belli bir gunde, belirlenen bir vakitte toplandılar

[39] Halka da: “Siz de toplandınız mı?” denildi

[40] Eger galip gelen sihirbazlar olursa herhalde biz de onlara uymaya devam ederiz

[41] Sihirbazlar geldikleri zaman, Firavun’a: Biz galip gelirsek, bize bir ucret var, degil mi? dediler

[42] Evet, dedi. Siz o zaman, bana yakınlastırılmıs kimselerden olacaksınız

[43] Musa sihirbazlara: Ne atacaksanız atın! dedi

[44] Onlar da, iplerini ve degneklerini attılar ve: Firavun’un izzeti adına (yemin ederek) elbette galip gelecekler bizleriz! dediler

[45] Musa da degnegini attıgı zaman, onların uydurdukları seyleri yutmaya basladı

[46] Bunun uzerine sihirbazlar secdeye kapandılar

[47] Alemlerin Rabbine iman ettik, dediler

[48] Musa’nın ve Harun’un Rabbine

[49] Ben size izin vermeden once ona iman mı ettiniz? Anlasıldı ki o, size sihri ogreten buyugunuzdur. Oyleyse yakında bileceksiniz elleriniz ve ayaklarınızı caprazlama kestirecegim ve tumunuzu astıracagım! dedi

[50] Onlar da: Bir zararı yok. Zaten Rabbimize donecegiz

[51] Iman edenlerin ilki oldugumuz icin Rabbimizin gunahlarımızı bagıslayacagını umarız

[52] Musa’ya, kullarımı geceleyin yola cıkar. Zira siz mutlaka takip edileceksiniz! diye vahyettik

[53] Firavun ise sehirlere toplayıcılar gonderip

[54] Onlar, kuskusuz, azınlık olan bir topluluktur

[55] Onlar bizi kesinlikle ofkelendirmislerdir

[56] Ama biz tedbirli bir toplumuz

[57] (Allah Teala buyurdu ki): Biz de onları, bahcelerden ve pınarlardan cıkardık

[58] Hazinelerden ve serefli makamlardan

[59] Iste, bunlara Israilogulları'nı mirascı kıldık

[60] Gunesin dogusuyla birlikte onların pesine dustuler

[61] Iki topluluk birbirini gorunce, Musa’nın arkadasları: Iste bize yetistiler, dediler

[62] Musa: Hayır, asla! dedi. Cunku, Rabbim benimle beraberdir ve bana yol gosterecektir

[63] Iste o sırada, Musa’ya: Asanı denize vur, diye vahyettik. O, hemen yarıldı ve (on iki yol acıldı) her parcası koca bir dag gibi oluverdi

[64] Oraya otekilerini de yaklastırdık

[65] Musa’yı ve yanındakilerin tumunu kurtardık

[66] Sonra da, arkalarından gelenleri suda bogduk

[67] Suphesiz bunda bir “ayet/isaret” vardır. Buna ragmen onların cogu mumin degillerdir

[68] Elbette Rabbin, cok gucludur, cok merhametlidir

[69] Onlara Ibrahim’in haberini de oku

[70] Hani, babasına ve halkına: Neye ibadet ediyorsunuz? demisti

[71] Onlar da: Putlara ibadet ediyoruz, onlara devamlı (ibadet ederek) hic ayrılmayız, dediler

[72] Onlara dua ettiginiz de sizi isitiyorlar mı? dedi

[73] Ya da size faydaları veya zararları dokunuyor mu

[74] Hayır, dediler. Atalarımızı boyle yapıyor bulduk

[75] Simdi gordunuz mu nelere ibadet ettiginizi? dedi

[76] Sizin ve onceki atalarınızın…

[77] Alemlerin Rabbi olan (Allah'tan) baska, (ibadet ettiklerininiz) hepsi benim dusmanımdır

[78] Beni yaratan ve bana yol gosteren O’dur

[79] Beni yediren ve iciren de O’dur

[80] Hasta oldugumda, bana sifa veren

[81] Beni oldurecek olan, sonra yeniden beni diriltecek olan O’dur

[82] Hesap gunu gunahlarımı bagıslamasını umit ettigim de O’dur

[83] Rabbim bana hukum/ilim ver ve beni iyiler arasına kat

[84] Ve beni, sonrakiler icinde “dogrunun dili/dogrulukla anılan” kıl

[85] Beni Naim cennetlerinin varislerinden kıl

[86] Babamı da bagısla! Cunku o, sapıklık icinde olanlardandır

[87] Insanların yeniden diriltilecekleri gun beni rezil etme

[88] O gun, ne mal fayda verir ve ne de cocuklar

[89] Ancak kisi Allah’a (sirkten) selim olan bir kalp ile gelmis ola

[90] O gun cennet, takva sahipleri icin yaklastırılmıstır

[91] Cehennem de kafirler icin ortaya cıkarı verilir

[92] Onlara: Allah’tan baska kendilerine ibadet ettikleriniz hani nerede

[93] Hic size yardım ediyorlar veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı? denilir

[94] Ve onlar, kafirlerle birlikte Cehennem'in icine atılır

[95] Ve Iblis’in tum ordusu da

[96] Orada, birbirleriyle cekiserek, soyle derler

[97] Vallahi biz, acıkca sapıklıktaydık

[98] Cunku sizi alemlerin Rabbi ile esit tutmustuk

[99] Bizi hep o gunahkarlar saptırdı

[100] Simdi, bir sefaatcimiz de yok

[101] Sıcak bir dost da yok

[102] Ah keske bizim icin (dunyaya) bir donus daha olsa da, muminlerden olsak

[103] Iste bunda bir ibret vardır. Buna ragmen onların cogu mumin degillerdir

[104] Elbette Rabbin, cok gucludur, cok merhametlidir

[105] Nuh’un kavmi de elcileri yalanlamıstı

[106] Kardesleri Nuh, onlara soyle demisti: “Hic Allah’tan korkmuyor musunuz

[107] Ben, sizin icin guvenilir bir elciyim

[108] Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[109] Buna karsılık sizden bir ucret de istemiyorum. Benim ecrim ancak alemlerin Rabbine aittir

[110] Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[111] Sana ayak takımı tabi olmusken, biz sana inanır mıyız? dediler

[112] Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur

[113] Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Eger anlarsanız

[114] Ben, muminleri kovacak degilim

[115] Ben, ancak apacık bir uyarıcıyım

[116] Eger buna son vermezsen ey Nuh! Sen gercekten taslanacaklardan olacaksın! dediler

[117] Rabbim! Kavmim beni yalanladı, dedi

[118] Artık benimle onların arasında sen hukmunu ver. Beni ve beraberimdeki muminleri kurtar

[119] Bunun uzerine biz, onu ve yanındakileri o yuklu/dolu gemide kurtulusa erdirdik

[120] Sonra geride kalanları da suda bogduk

[121] Iste bunda da bir ayet/ibret vardır. Buna ragmen onların cogu mumin degillerdir

[122] Suphesiz Rabbin, cok guclu, cok merhametli olan O’dur

[123] Ad Kavmi de peygamberleri yalanlamıstı

[124] Kardesleri Hud onlara: Hic Allah’tan korkmuyor musunuz? demisti

[125] Ben sizin icin guvenilir bir peygamberim

[126] Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[127] Buna karsılık sizden bir ucret de istemiyorum. Benim ucretim ancak Alemlerin Rabbine aittir

[128] Siz, her tepeye bir alamet bina edip eglenir misiniz

[129] Ebedi kalacagınızı umarak saglam yapılar mı yapıyorsunuz

[130] Yakaladıgınız zamanda zorbaca tutuyorsunuz

[131] Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[132] Size bildiginiz seyleri sunandan korkun

[133] Size hayvanlar ve cocuklar sundu

[134] Bahceler ve pınarlar…

[135] Ben, sizin icin buyuk bir gunun azabından korkuyorum

[136] Onlar da soyle dediler:Ogut versen de vermesen de bizim icin birdir

[137] Bu, ancak oncekilerin gelenegidir

[138] Biz, azaba ugrayacak degiliz

[139] Hud’u yalanladılar. Biz de onları yok ettik. Iste bunda bir ibret vardır. Buna ragmen onların cogu mumin degillerdir

[140] Elbette Rabbin, cok gucludur, cok merhametlidir

[141] Semud Kavmi de peygamberlerini yalanlamıstı

[142] Kardesleri Salih, onlara: Hic Allah’tan sakınmıyor musunuz? demisti

[143] Ben, sizin icin guvenilir bir elciyim

[144] Allah’tan sakının ve bana itaat edin

[145] Bu ise karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim ancak alemlerin Rabbine aittir

[146] Siz, burada (dunyada) guven icinde mi bırakılacaksınız

[147] Bahcelerde, pınarlarda

[148] Ekinler ve yumusak tomurcuklu hurmalıklar icinde…

[149] Dagları oyup, ustalıkla evler yapıyorsunuz

[150] Artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin

[151] Asırı olanların emrine uymayın

[152] Onlar yeryuzunde bozgunculuk yapıyorlar, ıslah etmiyorlar

[153] Sen, ancak buyulenmis birisin, dediler

[154] Sen de sadece bizim gibi bir insansın. Eger, sozlerin dogruysa bize bir ayet/ mucize getir bakalım

[155] Iste su, bir devedir. Su icme hakkı (belli bir gun) onundur, belli bir gun sizindir, dedi

[156] Sakın ona bir kotuluk etmeyin; yoksa sizi buyuk bir gunun azabı yakalar

[157] Buna ragmen kestiler sonra da pisman oldular

[158] Cunku onları azap yakaladı. Bu olayda gercekten bir ibret vardır. Buna ragmen onların cogu mumin degillerdir

[159] Elbette Rabbin, cok gucludur, cok merhametlidir

[160] Lut’un kavmi de elcileri yalanlamıstı

[161] Kardesleri Lut onlara: Hic Allah’tan sakınmıyor musunuz? demisti

[162] Ben, sizin icin guvenilir bir Rasulum

[163] Allah’tan sakının ve bana itaat edin

[164] Bu isime karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbi’ne aittir

[165] Insanların icinde erkeklere mi yanasıyorsunuz

[166] Rabbinizin, sizin icin yarattıgı eslerinizi bırakıp da.. Gercekten siz, haddi asan bir topluluksunuz

[167] Ey Lut! Eger son vermezsen, elbette surulup cıkarılanlardan olacaksın, dediler

[168] Ben sizin yaptıklarınızdan bugzedenlerdenim dedi

[169] Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar

[170] Onu ve tum ailesini kurtardık

[171] Sadece geride kalanlar icindeki (hanımı olan) bir kocakarı haric

[172] Sonra, digerlerini yerle bir ettik

[173] Uzerlerine siddetli bir yagmur yagdırdık. Uyarılanların yagmuru ne kotudur

[174] Iste bunda da bir ayet/ibret vardır. Buna ragmen onların cogu mumin degillerdir

[175] Elbette Rabbin, cok gucludur, cok merhametlidir

[176] Eyke halkı da peygamberleri (Suayb'ı) yalanlamıstı

[177] Suayb onlara: Hic Allah’tan sakınmıyor musunuz? demisti

[178] Ben, sizin icin guvenilir bir Rasulum

[179] Allah’tan sakının ve bana itaat edin

[180] Bu isime karsılık sizden bir ucret istemiyorum. Benim ecrim ancak alemlerin Rabbine aittir

[181] Olcuyu tam tutun. Eksik tartanlardan olmayın

[182] Dosdogru terazi ile tartın

[183] Insanların esyalarını degerinden dusurmeyin. Yeryuzunde bozgunculuk yaparak karısıklık cıkarmayın

[184] Sizi ve daha onceki nesilleri yaratandan sakının

[185] Sen, ancak buyulenmis bir adamsın, dediler

[186] Sen, sadece bizim gibi bir insansın. Gercekten senin yalancı oldugunu sanıyoruz

[187] Eger, dogru soyluyorsan haydi uzerimize gokten bir parca dusuruver

[188] Sizin yaptıklarınızı Rabbim cok iyi biliyor, dedi

[189] Onu yalanlamıslardı da, onları (azapla dolu) golgeli bir gunun azabı yakalamıstı. O, buyuk gunun azabı idi

[190] Iste bu olayda da bir ayet/ ibret vardır. Buna ragmen onların cogu mumin degillerdir

[191] Elbette Rabbin, cok gucludur, cok merhametlidir

[192] Suphesiz bu (Kur'an), alemlerin Rabbinin indirmesidir

[193] O'nu Ruhu'l-Emin/Cebrail indirdi

[194] Uyarıcılardan olman icin senin kalbine

[195] Apacık Arapca ile…

[196] O, onceki kitaplarda da (vardır)

[197] Israilogulları’nın bilginlerinin onu bilmeleri, onlar icin bir ayet/delil degil midir

[198] Eger onu Arapca bilmeyenlerden birine indirseydik

[199] O da onlara (Kur'an'ı Arapca) okusaydı, yine de ona inanmazlardı

[200] Iste boylece onu sucluların kalbine sokarız da…

[201] Acıklı azabı gorunceye kadar yine de ona iman etmezler

[202] O azap, onlara farkında olmadıkları bir anda ansızın gelir

[203] Iste o zaman: Acaba bize biraz daha sure tanınır mı? derler

[204] Oysa onlar, bir an once azabımız icin acele etmiyorlar mıydı

[205] Gordun mu onları senelerce nimetlendirsek

[206] Sonra da onlara vaat edilen azap gelse

[207] Icinde bulundukları nimetler onlara hic yarar saglamayacaktır

[208] Biz, hicbir memleketi uyarıcılar gondermedikce helak etmedik

[209] Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalimler degiliz

[210] Kur’an’ı seytanlar indirmedi

[211] Bu onlara dusmez, buna gucleri de yetmez

[212] Cunku onlar, vahyi dinlemekten uzak tutulmuslardır

[213] Allah ile beraber baska bir ilaha dua etme, yoksa azap gorenlerden olursun

[214] En yakın akrabalarını uyar

[215] Sana tabi olan muminlere (merhamet) kanadını indir

[216] Eger sana isyan ederlerse, ben sizin yaptıklarınızdan uzagım, de

[217] Cok guclu, cok merhametli olan Allah’a tevekkul et

[218] O, seni (namaza) kalktıgın zaman da; secde edenler arasında (onlarla birlikte ruku, secde… ile) hareket etmeni de gorur

[219] O, seni (namaza) kalktıgın zaman da; secde edenler arasında (onlarla birlikte ruku, secde… ile) hareket etmeni de gorur

[220] Cunku o her seyi isitendir, bilendir

[221] Seytanların kime indigini size haber vereyim mi

[222] Onlar, her yalancıya, gunahkara inerler

[223] Onlar (seytanlara) kulak verirler, cogu zaten yalancıdır

[224] Sairlere gelince, onlara da azgınlar uyar

[225] Bilmez misin ki onlar her vadide saskın saskın dolasırlar

[226] Ve yapmadıkları seyleri soylerler

[227] Iman eden, salih ameller yapan ve cokca Allah’a zikreden, zulme ugradıkları zaman (siirleri ile) savunan (sairler) haric. Zalimler, hangi donuse (hangi akıbete) donduruleceklerini yakında bileceklerdir

Neml

Surah 27

[1] Ta Sin. Bunlar, Kur’an’ın va apacık kitabın ayetleridir

[2] Muminler icin hidayet ve mujdedir

[3] Onlar, namazı ikame ederler, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler

[4] Ahirete ima etmeyenler ise, biz onlara amellerini susledik de onlar bocalayıp dururlar

[5] Iste onlar! En kotu azap onlar icindir. Ahirette en buyuk husrana ugrayacak olanlar, onlardır

[6] Suphesiz sen, Hakim ve Alim olanın katından Kur’an’ı almaktasın

[7] Hani Musa, ailesine:Ben bir ates gordum, oradan size bir haber getirecegim veya ısınabilecegimiz bir parca ates getiririm, demisti

[8] Oraya gittiginde kendisine (soyle) seslenildi: Ateste olanlar da cevresinde bulunanlar da bereketli kılınmıstır. Alemlerin Rabbi olan Allah (eksikliklerden) munezzehtir

[9] Ey Musa! Ben Aziz ve Hakim olan Allah’ım

[10] Degnegini at! Sanki onun bir yılan gibi hareket ettigini gorunce, arkasına bakmadan donup gitti. Ey Musa! Korkma! Benim yanımda peygamberler korkmaz

[11] Ancak kim zulmeder, sonra isledigi kotuluk yerine iyilik yaparsa, muhakkak ben cok bagıslayıcıyım, cok merhamet edenim

[12] Elini koynuna sok hic kusursuz, bembeyaz cıksın. firavun’a ve kavmine olan dokuz mucizeden biri budur. Onlar, fasık bir toplumdur

[13] Nitekim mucizelerimiz, onların gozleri onune serilince: Bu, apacık bir sihirdir! dediler

[14] Kendileri de bunlara yakinen inandıkları halde, zulum ve kibirlerinden oturu onları inkar ettiler. Iste bak! Bozguncuların sonu nasıl oldu

[15] Davud’a ve Suleyman’a da ilim vermistik. Onlar da: Bizi, mumin kullarından coguna ustun kılan Allah’a hamdolsun, demislerdi

[16] Suleyman, Davud’a mirascı olmus, ey insanlar, bize kusların dili ogretildi ve bize her sey verildi, demisti. Iste bu apacık bir lutuftur

[17] Suleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuslardan olusan ordusu toplandı. Artık onlar bir intizam uzere sevkolunuyordu

[18] Karınca Vadisi'ne geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Suleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler dedi

[19] Suleyman, karıncanın bu sozune gulerek tebessum edip:Rabbim! bana ve anama babama verdigin nimetine sukretmemi ve razı oldugun salih ameli yapmamı bana ilham et, beni rahmetinle iyi kulların arasına kat

[20] Kusları gozden gecirdi ve: Hudhudu neden goremiyorum? dedi. Yoksa, kayıplara mı karıstı

[21] Ya bana apacık bir delil getirecek, ya da onu siddetli bir cezaya carptıracagım veya kesecegim

[22] Cok gecmeden hudhud geldi ve:Senin bilmedigin bir seyi ogrendim ve sana Sebe’den gercek bir haber getirdim, dedi

[23] Ben, orada hukumdarlık eden bir kadın buldum. Bu kadına her sey verilmis, onun bir de kocaman tahtı var

[24] Onu ve kavmini Allah’ı bırakıp, gunese secde eder buldum. Seytan onlara yaptıklarını guzel gostermis ve onları (dogru) yoldan alıkoymus. Bunun icin dogru yolu bulamıyorlar

[25] (Seytan boyle yapmıs) Ki onlar, goklerde ve yerde saklı olanı ortaya cıkaran ve sizin gizlediklerinizi de acıga vurduklarınızı da bilmekte olan Allah'a secde etmesinler

[26] Kendisinden baska (hak) ilah olmayan Allah odur ki, azim olan arsın sahibidir

[27] Suleyman:Dogru mu soyluyorsun, yoksa yalancılardan mısın, bakacagız dedi

[28] Bu mektubumu gotur ve kendilerine at, sonra onlardan ayrıl ve neye varacaklar bak

[29] (Sebe Melikesi) Ey ileri gelenler! Bana cok onemli bir mektup atıldı

[30] O, Suleyman’dan ve Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla (baslıyor)

[31] Bana karsı buyuklenmeyin ve musluman olarak bana gelin (diye yazıyor)

[32] Ey ileri gelenler, bu hususta bana goruslerinizi belirtin. Siz hazır olmadıkca bir is hakkında kesin karar veremem, dedi

[33] Onlar da: Biz guclu, kuvvetli, zorba savascılarız, fakat emir senindir, artık ne buyuracagına sen bak, dediler

[34] Krallar bir ulkeye girdikleri zaman, orayı kırıp gecirirler, halkının onur sahiplerini alcaltırlar. Bunlar da boyle yaparlar, dedi

[35] Ben, onlara bir hediye gonderecegim, bakalım elciler neyle geri donecekler

[36] Elci Suleyman’a geldigi zaman, Suleyman ona dedi ki: Siz bana mal ile yardım da mı bulunacaksınız? Allah’ın bana verdikleri, size verdiklerinden daha hayırlıdır. Hayır, (ben degil), siz hediyenizle sevinirsiniz dedi

[37] Onlara don. Karsı koyamayacakları bir ordu ile gelmekte oldugumuzu haber ver. Onları asagılık bir halde, kucuk dusurerek oradan cıkaracagız

[38] Ey ileri gelenler! Onlar teslim olup gelmeden once, onun tahtını bana hanginiz getirecek? dedi

[39] Cinlerden bir ifrit : Ben, onu sana, sen yerinden kalkmadan once getiririm. Gercekten bu ise gucum yeter ve guvenilir biriyim, dedi

[40] Kitap'tan bir bilgiye sahip olan kimse ise: Ben gozunu acıp kapamadan onu sana getiririm, dedi. Suleyman o anda tahtı yanında durur vaziyette gorunce, bu Rabbimin lutfundandır. Sukur mu edecegim, yoksa nankorluk mu yapacagım diye beni imtihan ediyor. Kim sukrederse, ancak kendisi icin sukreder, kim de nankorluk ederse Rabbim Gani'dir, Kerim'dir, dedi

[41] Tahtını tanımaz hale getirin bakalım, (kendi tahtı oldugunu) bulabilecek mi, yoksa bulamayanlardan mı olacak

[42] Kralice geldigi zaman:Senin tahtın boyle miydi? denildi. O da: Sanki bu o. Daha once bize bilgi verildi ve musluman olduk, dedi

[43] Onu Allah’tan baska ibadet ettikleri (imandan) alıkoymustu. Cunku o, kafir bir toplumdandı

[44] Ona: "Haydi, koske gir!” denildi. Orayı gorunce su sandı ve (etegini cekerek) ayaklarını actı. Bu billurdan yapılmıs seffaf bir kosktur, dedi. Kadın da: Rabbim, ben kendime zulmetmisim. Suleyman’la beraber alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum, dedi

[45] Semud kavmine, Allah’a ibadet etsinler diye, kardesleri Salih’i gondermistik. Hemen birbiriyle cekisen iki gruba ayrıldılar

[46] Salih:Ey halkım! Iyilikten once nicin kotuluge acele ediyorsunuz? dedi. Merhamet olunasınız diye Allah'tan magfiret dileseniz ya

[47] Senin ve beraberindekilerin yuzunden ugursuzluga ugradık, dediler. Ugursuzlugunuz (basınıza gelenler) Allah katındandır. Esasında imtihan oluyorsunuz, dedi

[48] Sehirde dokuz kisi vardı. Bunlar, yeryuzunu ıslah etmiyor, bozgunculuk yapıyorlardı

[49] Allah’a yemin ederek soyle dediler: Ona ve ailesine gece baskın yapalım ve oldurelim, sonra da velisine, “Biz o ailenin yok edilisi sırasında orada degildik, inanın ki dogru soyluyoruz” diyelim

[50] Onlar boyle bir tuzak kurdular. Biz de bir tuzak kurduk. Hic farkında olmadılar

[51] Onların tuzaklarının sonu nasıl oldu bir bak! Biz, onları ve toplumlarını toptan kırıp gecirdik

[52] Iste zulmettikleri icin harap olmus evleri. Bilen bir toplum icin bunda bir ibret vardır

[53] Iman edenleri ise kurtardık. Cunku onlar Allah’tan sakınıyordu

[54] Lut da onlara: Goz gore gore bu fuhsu mu isliyorsunuz? diyordu

[55] Kadınları bırakıp, sehvetle erkeklere mi yanasıyorsunuz? Gercekten siz, cahillik eden bir toplumsunuz

[56] Kavminin cevabı, ancak soyle demek oldu:Lut ailesini ulkenizden cıkarın, Cunku onlar pek temiz kalan insanlardır

[57] O’nu ve ailesini kurtardık. Yalnız, geride kalanlardan olmasını takdir ettigimiz karısı haric

[58] O halkın uzerine bir yagmur yagdırdık. Uyarılanların yagmuru ne kotu

[59] De ki: Allah’a hamdolsun. Selam olsun seckin kıldıgı kullarına. Allah mı hayırlıdır; yoksa onların ortak kostukları mı

[60] (Onlar mı hayırlı) Yoksa gokleri ve yeri yaratan, gokten size su indiren mi? O suyla bir agacını bile bitirmeye gucunuzun yetmedigi guzel guzel bahceler bitirdik. Allah ile birlikte baska bir (hak) ilah mı var? Dogrusu onlar (haktan) sapıp ayrılan bir kavimdir

[61] (Onlar mı hayırlı) Yoksa yeryuzunu yerlesim yeri yapan, aralarında ırmaklar akıtan, orada sabit daglar yerlestiren, iki deniz arasına engel koyan mı var? Allah ile birlikte baska bir (hak) ilah mı var? Hayır, Onların cogu bilmiyorlar

[62] (Onlar mı hayırlı) Yoksa, darda kalana kendine dua ettigi zaman icabet eden ve sıkıntıyı gideren, sizi yeryuzunun halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte baska bir (hak) ilah mı var? Ne kadar az dusunup, ibret alıyorsunuz

[63] (Onlar mı hayırlı) Yoksa karanın ve denizin karanlıklarında size yol gosteren, ruzgarı rahmetinin onunde mujdeci olarak gonderen mi? Allah ile birlikte baska bir (hak) ilah mı var? Allah, sizin sirk kostuklarınızdan cok munezzehtir

[64] (Onlar mı hayırlı) Yoksa, yaratılısı baslatan, sonra onu yaratmayı tekrar eden ve size gokten ve yerden rızık veren mi? Allah ile birlikte baska bir (hak) ilah mı var? Eger soyledikleriniz dogruysa delilinizi getirin, de

[65] Yine de ki: Goklerde ve yerde Allah’tan baska hic kimse gaybı bilemez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler

[66] Oysa onlara ahiret hakkında bilgi ard arda gelmistir. Onlar, bu hususta suphe icindedirler. Hayır bundan yana kordurler

[67] Kafirler: Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra (mezarlarımızdan) mı cıkarılacagız? dediler

[68] Bize de; daha onceki atalarımıza da bu vadedilmisti. Ama bu, oncekilerin masallarından baska birsey degildir

[69] Yeryuzunde yuruyun ve bakın, gunahkarların sonu nasıl olmustur? de

[70] Onlar icin uzulme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya dusme

[71] Eger, dogru soyluyorsanız bu vaat ne zaman? derler

[72] De ki: (Kim bilir?) Belki de cabucak istemekte oldugunuzun (azabın) bir kısmı size pek de yakındır

[73] Suphesiz Rabbin, insanlara karsı lutuf sahibidir. Fakat, onların cogu sukretmezler

[74] Rabbin, onların iclerinde gizlediklerini de, acıga vurduklarını da elbette bilir

[75] Gokte ve yerde gizli hicbir sey yoktur ki apacık bir kitapta olmasın

[76] Iste bu Kur’an, Israilogulları'na, hakkında ayrılıga dustuklerinin cogunu anlatmaktadır

[77] Ve o, muminler icin bir hidayet ve rahmettir

[78] Rabbin onların arasında hukmunu verecektir. O cok gucludur, herseyi bilendir

[79] Oyleyse Allah’a tevekkul et! Sen, apacık hak uzerindesin

[80] Sen, olulere duyuramazsın, arkalarını donup gitmekte olan sagırlara da daveti duyuramazsın

[81] Sen, korleri sapıklıklarından dogru yola hidayet edici de degilsin. Ancak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. Onlar teslim olan kimselerdir

[82] O soz baslarına gelip cattıgı zaman, yerden bir dabbe (canlı bir yaratık) cıkarırız da onlara konusarak; insanların ayetlerimize kesin olarak iman etmediklerini soyler

[83] Ve o gun, her ummet icinden, ayetlerimizi yalanlayanlardan birer cemaat toplarız. Onlar toplu olarak (hesap yerine) sevkedilirler

[84] Geldikleri zaman: Ayetlerimi iyice kavramadıgınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz? der

[85] Zulmetmelerinden dolayı aleyhlerinde soz (azap) gerceklesmis olur ve onlar artık konusamazlar

[86] Gormediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık; gunduzu de aydınlık kıldık. Iste bunda iman eden bir toplum icin ayetler/ deliller vardır

[87] Sur’a ufuruldugu gun Allah’ın diledikleri dısında goklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır ve hepsi de ona zelilane bir halde gelirler

[88] Dagları gorursun de yerlerinde durdugunu sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi gecip giderler. Bu, her seyi sapasaglam/noksansız yapan Allah’ın yapısıdır. O, yaptıgınız herseyden haberdardır

[89] Kim iyilikle gelirse orada onun icin daha hayırlısı vardır. Ve onlar o gun korkudan emin olan kimselerdir

[90] Kim de kotuluklerle gelirse, yuz ustu cehenneme atılır. Yapmıs olduklarınızdan baska bir seyle mi karsılık goreceksiniz

[91] (De ki:) Ben ancak, haram kıldıgı bu sehri Rabbi’ne ibadet etmekle emrolundum. Her sey O’nundur. Muslumanlardan olmakla emrolundum

[92] Ve Kur'an'ı okumam da (emrolundu) Kim hidayete girerse, ancak kendisi icin hidayete girmis olur. Kim de saparsa, de ki:Ben ancak bir uyarıcıyım

[93] Ve de ki: Hamd Allah’a aittir. O, size ayetlerini gosterecek; siz de onları bilip tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan gafil degildir

Kasas

Surah 28

[1] Ta Sin Mim

[2] Bunlar, apacık kitabın ayetleridir

[3] Iman eden bir toplum icin Musa ve Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana hak olarak okuyacagız

[4] Firavun, yeryuzunde ustunluk/buyukluk taslayıp, oranın halkını fırkalara/gruplara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve gucsuz bırakıyor, erkek cocuklarını, bogazlıyor, kadınlarını sag bırakıyordu. Cunku o, bozgunculardan idi

[5] Biz ise, ulkede gucsuz bırakılanlara ihsanda bulunmak ve onları onderler yapmak ve onları (oraya) mirascı kılmak istiyorduk

[6] Onları ulkede guc sahibi kılmak, Firavun ile Haman'a ve ordularına, onlardan (Israilogulları'ndan gelecek diye) korktukları seyi gostermek (istiyorduk)

[7] Musa’nın annesine: Onu emzir diye ilham ettik. Onun icin endiselendigin zaman onu nehre at. Korkma ve uzulme. Biz onu sana geri dondurecegiz ve onu peygamberlerden kılacagız

[8] Firavun ailesi onu bulup aldılar. Sonunda onlara dusman ve baslarına dert olacaktı. Cunku Firavun, Haman ve orduları suclu idiler

[9] Firavun’un Karısı: Benim ve senin icin goz aydınlıgıdır! Onu oldurmeyin, belki bize faydası dokunur ya da onu evlat ediniriz, dedi. Oysa onlar farkında degillerdi

[10] Musa’nın annesi kalbi bombos olarak sabah etti. Eger biz, (vadimize) inananlardan olması icin onun kalbini pekistirmemis olsaydık, neredeyse isi acıga vuracaktı

[11] Musa’nın kız kardesine “Onu takip et” dedi. O da uzaktan gozetledi. Onlar ise farkında degillerdi

[12] Biz daha onceden (annesine geri verilinceye kadar) ona sut anneyi yasakladık. Kız kardesi: Size, onun bakımını ustlenecek ve iyi davranacak bir aileyi gostereyim mi? dedi

[13] Boylece onu; gozu aydın olsun, uzulmesin ve Allah’ın vaadinin hak oldugunu bilsin diye annesine geri getirdik. Fakat, onların cogu bilmezler

[14] Musa kemal/olgunluk cagına ulasınca ona, hukum ve ilim verdik. Iyileri iste boyle odullendiririz

[15] O halkın haberi olmadıgı bir sırada sehre girdi ve kavga eden iki adam gordu. Birisi kendi tarafından, digeri dusmanlarından idi. Kendi tarafından olan, dusmanına karsı yardım istedi. Musa da ona bir yumruk vurdu, adamı oldurdu. Bu, Seytan'ın isindendir. O, apacık yoldan saptıran bir dusmandır, dedi

[16] Rabbim, ben kendime zulmettim, beni bagısla dedi. Allah da onu bagısladı. Nitekim O, cokca bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[17] Rabbim, bana verdigin nimet icin, artık asla gunahkarlara destek olmayacagım, dedi

[18] Sehirde korku icinde, etrafı gozetleyerek sabahladı. Bir de ne gorsun dun kendisinden yardım isteyen adam yine feryat edip yardım istiyordu. Musa ona: Sen, besbelli azgının/sapkının birisin, dedi

[19] Musa, ikisinin de dusmanı olan kimseyi tutup, yakalamak isteyince: Ey Musa! Dun birisini oldurdugun gibi beni de oldurmek mi istiyorsun? dedi. Sen, ıslah edenlerden olmayı degil, ulkede bir zorba olmayı istiyorsun, dedi

[20] Sehrin oteki ucundan bir adam kosarak geldi: Musa, dedi. Ileri gelenler seni oldurmek icin gorusme yapıyorlar. Hemen cık git! Ben, senin (iyiligin) icin nasihat edenlerdenim

[21] Bunun uzerine korku icinde etrafını gozetleyerek oradan cıkıp gitti. Rabbim, dedi. Beni zalim kavimden kurtar

[22] Medyen tarafına yoneldiginde: “Rabbimin bana dogru yolu gostermesini umuyorum.” dedi

[23] Medyen suyuna vardıgı zaman orada bir toplulugun hayvanlarını suladıgını gordu. Onların dısında da iki kadının (surusunu)sudan uzak tuttugunu gordu. Nedir ikinizin hali? dedi. Cobanlar suyun basından ayrılmadıkca biz sulayamayız. Babamız ise cok yaslı dediler

[24] Bunun uzerine Musa, onların hayvanlarını sulayıp,bir golgeye cekilerek: Rabbim ben, bana indirecegin hayra muhtacım, dedi

[25] Az sonra, iki kadından biri utana utana Musa’ya dogru yuruyup geldi. Babam bizim hayvanlarımızı sulamana karsılık sana ucret vermek icin seni cagırıyor, dedi. Musa, onun yanına varınca (basından) gecen olayları anlattı. O da: Korkma, zalim kavimden kurtuldun, dedi

[26] Kızlarından biri: Babacıgım, onu ucretli olarak tutuver. Ucretle tutacagın kimselerin en iyisi, guclu ve guvenilir olan kimsedir, dedi

[27] Ben, sekiz yıl bana ucretle calısmana karsılık su iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eger bunu on yıla tamamlarsan, bu senden bir iyiliktir. Sana zorluk cıkarmak istemem. Insaallah beni, iyi ve durust kimselerden bulacaksın, dedi

[28] Bu (sekiz yada on sene), benimle senin arandadır. Bu iki sureden hangisini yerine getirirsem, bana bir haksızlık edilmesin. Allah, soylediklerimize vekildir, dedi

[29] Musa, sureyi doldurunca ailesi ile birlikte yola cıktı. Tur tarafından bir atese gozu ilisti. Ailesine dedi ki:Durun, ben bir ates gordum. Belki ondan size bir haber veya ısınmanız icin bir kor parcası getiririm

[30] Musa oraya vardıgında, mubarek beldede, vadinin sag kıyısından agac tarafından: Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah’ım! diye seslenildi

[31] Degnegini yere at. Degnegin bir yılan gibi hareket ettigini gorunce arkasına bakmadan donup kactı. Ey Musa! Don, gel, korkma, sen guven icindesin

[32] Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz cıksın. Korkudan dolayı kollarını kendine cek ki (korkun gitsin.) Iste bunlar, Firavun ve cevresine karsı Rabbinin iki delilidir. Onlar, fasık bir toplumdur

[33] Rabbim, dedi. Ben onlardan bir kisiyi oldurdum. Bunun icin beni oldurmelerinden korkuyorum

[34] Kardesim Harun’un dili benden daha acık. Onu da benimle gonder, bana destek ve tasdik edici olsun. Cunku ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum

[35] Seni kardesinle guclendirecegiz, dedi. Size oyle bir ustunluk/kuvvet verecegiz ki, ayetlerimiz sayesinde onlar size erisemeyecekler. Siz ve size tabi olanlar ustun geleceksiniz

[36] Musa onlara apacık ayetlerimizle gittigi zaman; bu, uydurma sihirden baska bir sey degildir. Biz, bunu onceki atalarımızda da isitmedik, dediler

[37] Rabbim, kendi katından kimin hidayet getirdigini ve (ahiret) yurdu akibetinin kimin icin olacagını daha iyi bilendir Zalimler asla kurtulusa eremezler dedi

[38] Firavun da: Ey ileri gelenler! Sizin icin benden baska ilah tanımıyorum. Ey Haman! Camur uzerine benim icin bir ates yak ve bana bir kule yap. Belki Musa’nın ilahına ulasabilirim. Cunku ben onun yalancılardan oldugunu sanıyorum, dedi

[39] O ve orduları, haksız yere yeryuzunde buyuklenmis ve bize dondurulmeyeceklerini sanmıslardı

[40] Bu sebeple biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize atıverdik. Zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak

[41] Onları, atese cagıran onderler yaptık. Kıyamet gunu ise onlara yardım olunmayacaktır

[42] Bu dunyada da peslerine lanet taktık. Kıyamet gunu de onlar, kotulenmis/uzaklastırılmıs kimselerden olacaklardır

[43] Suphesiz Onceki nesilleri helak ettikten sonra, belki hatırlayıp ogut alırlar diye Musa'ya, insanlar icin basiretler, hidayet ve rahmet olmak uzere kitap verdik

[44] Musa’ya emir verdigimizde sen (Tur'un) batı yanında degildin ve sen (buna) sahit olanlardan da degildin

[45] Fakat, biz, nice nesiller var ettik. onların Uzerlerinden uzun seneler gecti. Nitekim sen, Medyen halkı icinde yasamıs degildin. Onlara ayetlerimizi okumus da degildin. Fakat biz (bu haberi) gondereniz

[46] (Musa’ya) seslendigimiz zaman Tur’un yakınında da degildin. Fakat bu kendilerine senden once bir uyarıcı gelmemis olan bir toplumu belki dusunurler diye uyarman icin Rabbinden bir rahmettir

[47] Elleriyle yaptıklarından dolayı baslarına bir musibet geldiginde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gonderseydin de, senin ayetlerine tabi olup muminlerden olsaydık” derler

[48] Onlara, katımızdan hak/ Muhammed geldigi zaman: Musa’ya verilenin bir benzeri de ona verilmeli degil miydi? dediler. Daha once Musa’ya verilene kufretmemisler miydi? Birbirini destekleyen iki sihir (Tevrat ve Kur'an), biz onların hic birini tanımıyoruz, demediler mi

[49] De ki: Eger dogrulardan iseniz, Allah katından bu iki kitaptan daha dogru bir kitap getirin de, ben de ona tabi olayım

[50] Eger sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, ancak arzularına tabi oluyorlar. Allah'tan bir hidayet olmaksızın kendi hevesine/arzusuna uyandan daha sapık kim olabilir? Suphesiz Allah, zalim topluma hidayet etmez

[51] Andolsun ki, belki dusunurler diye, onlar icin sozu apacık olarak bildirdik

[52] Daha once kendilerine kitap verdiklerimiz buna da (Kur'an'a) iman ederler

[53] Onlara okununca derler ki: Ona iman ettik, cunku o Rabbimizden gelen haktır. Biz onceden de musluman idik

[54] Iste bunlara sabretmelerinden oturu, mukafatları iki kat verilir. Ve onlar kotulugu iyilikle savarlar. Kendilerine verdigimiz rızıktan da infak ederler

[55] Bos soz isittiklerinde, ondan yuz cevirirler. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size... Size selam olsun, bizim cahilleri (dost olarak) istemeyiz, derler

[56] Sen, sevdigine hidayet edemezsin. Fakat Allah, diledigine hidayet eder. Cunku hidayeti bulacakları en iyi o bilir

[57] Eger, seninle birlikte dogru yolu tutacak olursak, kendi yurdumuzdan cekilip, cıkarılırız, dediler. Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her seyin urunlerinin toplanıp getirildigi, emin, harem kıldıgımız bir yere (Mekke'ye) yerlestirmedik mi? Fakat onların cogu bilmezler

[58] Biz, gecim bollugu icinde yasayıp sımarmıs nice memleket (leri) helak ettik. Iste meskenleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmistir. Oralara biz varis olmusuzdur

[59] Rabbin, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir rasulu memleketlerin anasına (Mekke'ye) gondermedikce, o memleketleri helak edici degildir. Biz, halkı zalim olan beldelerden baskasını helak edici degiliz

[60] Size verilen her sey dunya hayatının gecimligi ve susudur. Allah’ın yanında olanlar ise daha iyi ve kalıcıdır. Aklınızı kullanmıyor musunuz

[61] Kendisine, guzel bir vaatte bulundugumuz ve buna ulasan kimse, dunya hayatının gecimliginden yararlandırdıgımız, sonra kıyamet gunu husrana ugrayacak olan kimse gibi olur mu

[62] O gun Allah onlara seslenerek: Iddia ettiginiz ortaklarım nerede? der

[63] Haklarında (azap) sozu gerceklesmis olanlar: Rabbimiz! Iste azdırdıklarımız onlardır. Kendimiz azdıgımız gibi onları da azdırdık. Onlardan beri olduk/uzaklastık, sana geldik. Zaten onlar bize de ibadet etmiyorlardı, dediler

[64] Ortaklarınızı cagırın, denir. Onları cagırırlar. Fakat onlara cevap veremezler ve azabı gorurler. Ne olurdu (dunyada) hidayete girselerdi

[65] O gun Allah, onlara seslenerek: Peygamberlere ne cevap verdiniz? der

[66] O gun, (onları azaptan kurtaracak) haberler/mazeretler onlara kapanmıstır, birbirlerine de soramazlar

[67] Tevbe eden, iman eden, salih amel yapan kimseye gelince, umulur ki o kurtulusa erenlerdendir

[68] Rabbin, diledigini yaratır, (diledigini de) secer. Onların secme hakkı yoktur. Allah, onların ortak kostuklarından munezzeh ve ustundur

[69] Rabbin, onların iclerinde gizlediklerini de, acıga vurduklarını da bilir

[70] Allah O’dur. O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Dunyada da ahirette de hamd O’nadır. Hukum de O’nundur. Ve O’na donduruleceksiniz

[71] De ki: Allah, kıyamet gunune kadar geceyi uzerinizde devamlı kılsaydı; Allah’tan baska size bir ısık getirecek ilah kimdir? Hala isitmeyecek misiniz

[72] De ki: Allah, kıyamet gunune kadar gunduzu uzerinizde devamlı kılsaydı; Allah’tan baska, size dinleneceginiz bir geceyi getirecek ilah kimdir? Hala gormuyor musunuz

[73] Geceyi ve gunduzu, dinlenmeniz ve lutfundan rızık aramanız icin ve de sukredesiniz diye kendi rahmetiyle var etti

[74] O gun, onlara seslenip: Iddia ettiginiz ortaklarım nerede? der

[75] Her toplumdan bir sahit cıkarırız ve: Haydi delillerinizi getirin! deriz. Iste o zaman hakikatin Allah’a ait oldugunu bilirler. Uydurmus oldukları seyler onlardan kaybolup gider

[76] Karun, Musa’nın kavminden idi; ama onlara karsı azgınlık etti. Biz ona oyle hazineler vermistik ki, anahtarlarını guclu kuvvetli bir topluluk zor tasırdı. Kavmi ona soyle demisti: Sımarma/boburlenme! Cunku Allah, sımarıkları/boburlenenleri sevmez

[77] Allah’ın sana verdigi seylerde ahiret yurdunu arzula, dunyadan da nasibini de unutma. Allah sana nasıl ihsanda bulunduysa, sen de baskalarına ihsanda bulun. Yeryuzunde fesat cıkarmaya kalkısma! Allah, bozguncuları sevmez

[78] Ancak bunlar bana, bilgim sayesinde verilmistir, dedi. O bilmiyor mu ki Allah, ondan once, kendisinden daha guclu ve toplulukca daha cok olan nice nesilleri helak etti? Gunahkarlara sucları sorulmaz

[79] Kavminin karsısına suslu takılarıyla cıkmıstı. Dunya hayatını isteyenler: Keske Karun’a verilen gibi bize de verilseydi. O, gercekten buyuk bir pay sahibidir, demislerdi

[80] Kendilerine ilim verilenler ise: Yazıklar olsun size! Iman eden ve salih amel yapanlar icin Allah’ın sevabı cok daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavusur, demislerdi

[81] Karun’u da, sarayını da yerin dibine gecirdik. Ona, Allah’tan baska yardım edecek kimse de yoktu. Kendi kendine de yardım edemedi

[82] Daha dun, onun yerinde olmayı arzu edenler; demek ki, Allah, kullarından dilediginin rızkını genisletiyor ve diledigininkini daraltıyormus. Allah’ın bize lutufta bulunmasaydı, bizi de yerin dibine gecirirdi. Demek ki kafirler kurtulusa eremezlermis, dediler

[83] Iste ahiret yurdu! Biz onu, yeryuzunde buyuklenip, ustunluk taslamayanlara ve bozgunculuk istemeyenlere veririz. Sonuc, takva sahiplerinindir

[84] Kim bir iyilik ile gelirse, ona cok daha hayırlısı vardır. Kim de kotuluk ile gelirse, o kotulukleri isleyenler, ancak yaptıklarının cezasını gorurler

[85] Kur’an’ı (indirip) sana farz kılan, seni donecegin yere dondurecektir. De ki: Kimin dogru yolda, kimin de apacık sapıklıkta oldugunu en iyi Rabbim bilir

[86] Sen, kitabı sana indirecegimizi ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmettir. Oyleyse inkarcılara arka cıkma

[87] Allah’ın ayetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Rabbine davet et, musriklerden olma

[88] Allah ile birlikte bir baska ilaha dua/ibadet etme. Cunku O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Her sey yok olacak, yalnızca O'nun yuzu kalacaktır. Hukum O’nundur. O’na donduruleceksiniz

Ankebût

Surah 29

[1] Elif Lam Mim

[2] Insanlar “Iman ettik” demekle, bir imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar

[3] Biz, onlardan oncekilerini de imtihan ettik. Allah, elbette dogru olanları bilir. Ve elbette yalancıları da bilir

[4] Yoksa kotuluk yapanlar bizden kacabileceklerini mi/kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kotu hukum veriyorlar

[5] Kim Allah’a kavusmayı umarsa, suphesiz Allah’ın belirledigi sure gelecektir. O herseyi isitendir, bilendir

[6] Kim, cihat ederse ancak kendisi icin cihat eder. Suphesiz Allah, alemlerden mustagnidir

[7] Iman edip salih ameller isleyenlerin kotuluklerini elbette ortecegiz ve onları yapmakta oldukları amellerin en guzeli ile odullendirecegiz

[8] Insana, anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Eger (anne-baban) seni, hakkında hic bir bilgin olmayan seyi bana sirk kosman icin zorlarlarsa, o zaman onlara itaat etme! Donusunuz banadır. Iste o zaman size yapmıs oldugunuz amelleri haber verecegim

[9] Iman edenleri ve salih ameller isleyenleri elbette salih kimselerin arasına katacagız

[10] Insanlardan “Allah’a iman ettik” deyip, O’nun ugrunda bir eza gordukleri zaman, insanların eziyetini Allah’ın azabıyla bir tutanlar vardır. Rabbinden bir yardım gelecek olursa, hemen “Biz sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde ne oldugunu en iyi bilen degil mi

[11] Allah, elbette iman edenleri biliyor ve elbette munafıkları da biliyor

[12] Kafirler, muminlere derler ki: Bizim yolumuza uyun, sizin gunahınızı da biz tasıyalım. Onların gunahlarından hicbir sey tasıyacak degillerdir. Onlar, yalancıdırlar

[13] Onlar, kendi yuklerini ve kendi yukleriyle beraber baska yukleri de tasırlar. Kıyamet gunu de uydurduklarından sorguya cekilirler

[14] Nuh’u kavmine gondermistik. Onların arasında bin seneden elli sene eksik yasadı. Sonunda, zalimlik ederlerken onları yakaladık

[15] Nuh’u ve gemide bulunanları kurtardık; bunu insanlıga bir ayet/ibret kıldık

[16] Hani Ibrahim de kavmine soyle demisti: Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının! Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayırlıdır

[17] Siz, Allah’ın dısında putlara ibadet ediyorsunuz ve yalan uydurup duruyorsunuz. Allah’tan baska ibadet ettikleriniz sizler icin bir rızka malik degiller, rızkı Allah katında arayın. O’na ibadet edin ve O’na sukredin. O’na donduruleceksiniz

[18] Eger yalanlarsanız, sizden onceki toplumlar da yalanlamıslardı. Peygamberin gorevi apacık tebligden baska bir sey degildir

[19] Onlar Allah'ın ilk olarak nasıl (yoktan) yarattıgını, sonra da onu tekrardan (olumden sonra bir daha) yarattıgını gormuyorlar mı? Bu, Allah icin cok kolaydır

[20] De ki: Yeryuzunde gezin ve ilk olarak (Allah'ın) nasıl yarattıgına bir bakın. Sonra Allah, (ebedi olan) son yaratmayı da var edecektir. Kuskusuz, Allah’ın her seye gucu yeter

[21] O diledigine azap eder, diledigine rahmet eder. O’na donduruleceksiniz

[22] Siz ne yeryuzunde, ne de gokte (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah’tan baska veliniz de, yardımcınız da yoktur

[23] Allah’ın ayetlerini ve O’nunla bulusmaya kufredenler, onlar benim rahmetimden umitlerini kesmis olanlardır. Iste bunlar icin cok acı bir azap vardır

[24] Ibrahim’in kavminin cevabı: "Onu oldurun veya onu ateste yakın!" demekten baska birsey olmadı. Allah ise onu atesten kurtardı. Iste bunda iman eden bir toplum icin ayetler vardır

[25] ibrahim soyle demisti: Siz, sırf aranızdaki dunya hayatına has sevgi ugruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz Sonra kıyamet gunu birbirinizi inkar edecek ve birbirinize lanet edeceksiniz. Barınagınız atestir. Sizin icin hic bir yardımcı da yoktur

[26] Lut da Ibrahim’e iman etmisti. Ben, Rabbime hicret ediyorum. Cunku O, gucludur, Hakim'dir, demisti

[27] Ibrahim’e, Ishak ve Yakub’u bagısladık; soyuna peygamberlik ve kitap verdik. O’na dunyada mukafatını verdik. O, ahirete de salihlerdendir

[28] Lut, kavmine soyle demisti: Siz, alemler icinde hicbirinin sizden once yapmadıgı bir fuhsu isliyorsunuz

[29] Siz erkeklere yanasıyor, yol kesiyor ve toplandıgınız yerlerde kotu seyler yapıyorsunuz, oyle mi? Kavminin cevabı ise: Eger dogru soyleyenlerden isen, haydi bize Allah’ın azabını getir, demekten baska birsey degildi

[30] Lut: Rabbim, fesatcı kavme karsı bana yardım et! dedi

[31] Elcilerimiz, mujde ile Ibrahim’e geldikleri zaman: Biz, su beldeyi helak edecegiz. Cunku oranın halkı zalimdir, dediler

[32] Ibrahim:Fakat orada Lut var, dedi. Biz, orada kimin oldugunu daha iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracagız, karısı haric. O geride kalanlardandır

[33] Elcilerimiz Lut’a geldiklerinde, onlar sebebiyle endiselenmis ve ici daralmıstı. Korkma ve uzulme! dediler. Biz, seni ve aileni kurtaracagız. Geride kalanlardan olan karın haric

[34] Biz, bu belde halkına, yoldan saptıkları icin gokten bir azap indirecek olanlarız

[35] Akleden bir toplum icin, oradan bir apacık ayet/isaret bıraktık

[36] Medyen’e de kardesleri Suayb’i gonderdik: Ey kavmim, dedi. Yalnızca Allah’a ibadet edin ve ahiret gununu arzulayın. Yeryuzunde bozgunculuk yapıp kargasa cıkarmayın

[37] Ama onu yalanladılar, bunun uzerine onları korkunc bir sarsıntı yakaladı ve oldukları yerde diz ustu cokup kaldılar

[38] Ad ve Semud kavimlerini (helak ettik). Onların meskenlerinden bu apacık size belli olmustur. Seytan, onlara yaptıklarını guzel gostermis ve onları (hak) yoldan alı koymustur. Oysa onlar basiret sahibi kimselerdi

[39] Karun'u, Firavun’u ve Haman’ı (helak etti.) Musa, onlara apacık delillerle gelmisti. Fakat yeryuzunde buyuklendiler. Onlar kacıp kurtulamazlar. Onlardan her birini gunahı sebebiyle yakaladık

[40] Onlardan kiminin uzerine tas savuran kasırga gonderdik. Kimini bir cıglık yakaladı. Kimini de yerin dibine gecirdik, kimini de suda bogduk. Allah, onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

[41] Allah’tan baska veliler edinenlerin durumu kendine bir ev yapan orumcege benzer. Evlerin en curugu orumcegin evidir. Keske bilselerdi

[42] Allah, kendi dısında hangi seye dua/ibadet etmekte olduklarını suphesiz bilmektedir. O cok gucludur, Hakim'dir

[43] Iste, insanlar icin verdigimiz ornekler, ama onları alimlerden baskası anlamaz

[44] Allah, gokleri ve yeri hak /adaletle yarattı. Iman edenler icin bunda bir ayet/isaret vardır

[45] Sana vahyolunan kitabı oku! Namazı ikame et. Cunku namaz, fuhsiyattan ve kotulukten alıkor. Allah’ı (namazda ve dısında) zikretmek (ibadetlerin) en buyugudur. Elbette Allah, yaptıklarınızı bilir

[46] Kitap ehli ile en guzel sekilde mucadele et. Ancak onlardan zalim olanlar haric. Onlara soyle deyin:Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir. Biz ona teslim olanlarız

[47] Iste sana boyle bir kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler ona iman ederler. Bunlardan (Araplar'dan) da ona iman edenler vardır. Ayetlerimizi ancak kafirler inatla inkar ederler

[48] Daha once sen, hic bir kitap okumus degildin. Onu sag elinle de yazmıyordun. Oyle olsaydı, batılcılar suphe ederlerdi

[49] Hayır! O, bilgi verilen kimselerin gonullerinde olan apacık belgelerdir. Ayetlerimizi zalimlerden baskası inatla inkar etmezler

[50] O’na, Rabbi katındanayetler/mucizeler indirmeli degil miydi? dediler. De ki: Ayetler/ Mucizeler sadece Allah’ın katındandır. Ben, yalnızca apacık bir uyarıcıyım

[51] Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmis olmamız, onlara yeterli degil mi? Cunku onda iman eden bir toplum icin rahmet ve ogut vardır

[52] De ki: Benimle sizin aranızda sahit olarak Allah yeter. O, goklerde ve yerde olanı bilir. Batıla iman edenler ve Allah’a kufredenler ise, iste onlar, husrana ugrayacak olanlardır

[53] Senden acele azap istiyorlar. Eger belirlenmis bir sure olmasaydı elbette onlara hemen azap geliverirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir

[54] Senden azabın acele gelmesini istiyorlar. Oysa, Cehennem kafirleri cepecevre kusatacaktır

[55] Azap onları ustlerinden ve ayaklarının altından burudugu gun, (Allah) yaptıgınız amellerin (cezasını) tadın, der

[56] Ey iman eden kullarım! Benim arzım genistir. Oyleyse yalnız bana ibadet edin

[57] Her nefis olumu tadacaktır. Sonra da bize donduruleceksiniz

[58] Iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altlarından ırmaklar akan cennetin yuksek konaklara yerlestirecegiz. Orada ebedi kalacaklar. (Boyle iyi) Amellerde bulunanların mukafatı ne guzel

[59] Onlar, sabredenler ve yalnızca Rab’lerine tevekkul edenlerdir

[60] Nice canlılar var ki, rızıkını kendi yuklenmemistir. Onlara rızık veren Allah'tır, sizi de. O, her seyi isitendir, bilendir

[61] Eger onlara: Gokleri ve yeri kim yarattı? Gunese ve Ay'a kim boyun egdirdi? diye sorsan, elbette: Allah! derler. De ki: O halde (iman etmekten) nasıl cevrilip donduruluyorlar

[62] Allah kullarından dilediginin rızkını genisletir, diledigininkini de daraltır. Allah’ın her seyi bilendir

[63] Onlara: Gokten su indirip, onunla olmus/kurumus olan yeryuzune hayat veren kimdir? diye sorsan, “Allah!” derler. De ki: Hamd Allah’adır. Oysa, onların cogu akletmezler

[64] Bu dunya hayatı, bir eglence ve bir oyundan baska bir sey degildir. Ahiret yurdu ise, gercek hayat odur. Bilmis olsalardı…

[65] Gemiye bindikleri zaman, dini/duayı kendisine has kılarak Allah’a dua ederler. Onları kurtarıp karaya cıkardıgı zaman hemen sirk kosarlar

[66] Kendilerine verdiklerimize nankorluk edip, dunyada gecinip gitsinler bakalım, yakında ogrenecekler

[67] Cevrelerinde insanlar kapılıp kacırılırken, bizim (Mekke'yi) guvenilir, harem kıldıgımızı gormuyorlar mı? Hala, batıla ima edip, Allah’ın nimetlerine nankorluk mu edecekler

[68] Allah hakkında yalan uydurandan veya hak geldiginde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler icin Cehennem'de konaklayacak yer mi yok

[69] Bizim ugrumuzda cihad edenler (var ya), biz mutlaka onları yollarımıza hidayet ederiz. Suphesiz Allah, iyi kimselerle beraberdir

Rûm

Surah 30

[1] Elif Lam Mim

[2] Rumlar yenilgiye ugradılar

[3] Pek yakın yerde yenilgiden sonra galip geleceklerdir

[4] Birkac yıl icinde... Bundan once de bundan sonra da emir Allah'ındır. O gun, muminler sevinecektir

[5] Allah’ın yardımıyla... Allah, diledigine yardım eder. O, cok gucludur, cok merhametlidir

[6] Bu Allah’ın vaadidir. Allah, vaadinden asla donmez. Fakat, insanların cogu bunu bilmez

[7] Onlar, dunya hayatının gorunen zahirini bilirler. Onlar, ahiretten gafil kimselerdir

[8] Kendi nefislerinde (olanları) hic dusunmuyorlar mı? Allah gokleri, yeri ve aralarındaki seyleri ancak hak ile ve belirli bir sure icin yaratmıstır. Insanların cogu, Rabblerine kavusma hakkında kafirdirler

[9] Yeryuzunde dolasmıyorlar mı ki, kendilerinden onceki kimselerin akibetinin nasıl olduguna bir baksınlar? Onlardan daha guclu idiler, topragı surmusler. Onu, bunların (Mekke halkının) imar ettiginden daha cok imar etmislerdi. Onlara peygamberleri apacık delillerle gelmislerdi. Allah, onlara zulmetmis degildir. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı

[10] Sonra, Allah’ın ayetlerini yalanlayarak ve onu eglence edinerek kotulukler yapanların akibeti de kotu olmustur

[11] Allah, yaratmayı (yoktan) baslatır, sonra onu (oldukten sonra) tekrardan yaratır, sonra da O'na dondurulursunuz

[12] Kıyametin koptugu gun, suclular umitsizlik icinde susup kalacaklardır

[13] Onların ortak kostuklarından kendilerine sefaat edecek kimse olmayacak ve ortaklarını da inkar edeceklerdir

[14] Kıyametin kopacagı gun, (muminlerle kufre sapanlar birbirlerinden) ayrılırlar

[15] Iman edip salih amellerde bulunanlara gelince, artık onlar cennet icinde neselenirler

[16] Kafirler, ayetlerimizi ve ahiret bulusmasını yalanlamıs olanlar ise; iste onlar da azap icinde hazır tutulurlar

[17] Aksama girerken ve sabaha ererken Allah’ı tesbih edin

[18] Goklerde ve yerde hamd O'na aittir. Gunun sonunda ve ogleye erdiginiz vakit de (O'nu tesbih edin)

[19] O, oluden diriyi, diriden de oluyu cıkarır. Olumunden sonra topraga hayat verir. Iste siz de boyle cıkartılacaksınız

[20] Sizi topraktan yaratmıs olması O’nun ayetlerindendir. Sonra siz, insan olarak (yeryuzunde) yayılırsınız

[21] Onda sukun bulup huzura ermeniz icin size kendi nefislerinizden esler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da O'nun ayetlerindendir. Bunda, dusunen toplum icin ayetler vardır

[22] Goklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklılıgı da onun ayetlerindendir. Bunda da bilenler icin gercekten ayetler vardır

[23] Geceleyin ve gunduzun uyumanız ve O'nun lutfunden aramanız da O'nun ayetlerindendir. Bunda da kulak veren bir toplum icin isaretler vardır

[24] Size korku ve umit veren simsegi gostermesi, gokten su indirmesi, onunla yeryuzunu kurduktan sonra tekrar canlandırması da O'nun ayetlerindendir. Bunda da akleden bir toplum icin ayetler vardır

[25] Emri ile gogun ve yerin ayakta durması da O'nun ayetlerindendir. Sonra sizi topraktan bir cagırdı mı hemen (kabirlerinizden) cıkıverirsiniz

[26] Goklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Hepsi O’na boyun egmistir

[27] O, yaratmayı (yoktan) baslatır, sonra onu (oldukten sonra) tekrardan yaratır. Bu O’na cok kolaydır. Goklerde ve yerde en ustun sıfatlar O’nundur. O, cok gucludur, Hakim'dir

[28] (Ey musrikler) Allah, size kendi nefislerinizden soyle ornek verir: Kolelerinizden, verdigimiz rızıklarda sizinle esit haklara sahip olan ve birbirinizden cekindiginiz gibi kendilerinden cekindiginiz ortaklarınız var mı? Iste ayetleri akleden bir toplum icin boyle acıklıyoruz

[29] Hayır! O zalimler bilgisizce kendi arzularına uymuslardır. Allah’ın saptırdıgı kimseye, kim hidayet edebilir? Onların hic bir yardımcısı yoktur

[30] Hanif olarak yonunu (Islam'a) dine cevir. Allah'ın, insanları onun uzerine yarattıgı (Islam) fıtratına. Allah'ın yaratısında degisme yoktur. Allah'ın yaratısında degisme yoktur. Iste dosdogru din! Fakat, insanların cogu bilmezler

[31] O’na ihlasla yonelin. O’ndan sakının ve namazı ikame edin ve musriklerden olmayın

[32] Dinlerini parcalayan ve kendileri de grup grup/cemaat olanlardan. Her grup/cemaat kendi yanında olanlarla sevinir

[33] Insanların basına bir sıkıntı gelse, Rablerine donup yalvarırlar, sonra onlara rahmetinden tattırınca, onlardan bır kısmı hemen Rablerine sirk kosarlar

[34] Kendilerine verdiklerimize karsı nankorluk etsinler bakalım. Haydi biraz daha gecinip, faydalanın. Yakında bilip anlayacaksınız

[35] Yoksa onlara bir kesin delil indirdik de, o delil musrik olmalarını mı soyluyor

[36] Insanlara bir rahmet tattırdıgımız zaman, ona sevinirler ve eger kendi elleriyle yaptıkları yuzunden bir kotuluk dokunursa hemen umitsizlige duserler

[37] Gormuyorlar mı ki, Allah dilediginin rızkını genisletiyor, diledigininkini daraltıyor. Iman eden bir toplum icin bunda ayetler vardır

[38] Akrabaya, yoksula ve yolda kalmısa hakkını ver. Bu, Allah’ın yuzunu dileyenler icin cok daha hayırlıdır. Kurtulusa erenler iste onlardır

[39] Insanların malları icinde artsın diye riba olarak verdiginiz, Allah katında artmaz. Fakat, Allah’ın yuzunu dileyerek verdiginiz zekata gelince, iste (bu amelin sahipleri, Allah tarafından sevapları) kat kat arttıranlardır

[40] Allah, sizi yarattı, sonra rızıklandırdı, sonra sizi oldurecek, sonra sizi diriltecektir. Sirk kostuklarınızdan, bunlardan herhangi birseyi yapan var mıdır? O, onların sirk kostuklarından ustundur, munezzehtir

[41] Insanların kendi elleriyle kazandıkları yuzunden karada ve denizde fesat cıkmıstır. Bu, belki donerler diye yaptıklarının bir kısmının azabını tattırmak icindir

[42] De ki: Yeryuzunde gezin de daha oncekilerin akibeti nasıl olmus, bir bakın! Onların cogu musrik idi

[43] Oyleyse Allah tarafından, o geri donusu mumkun olmayan gun gelmeden once, sen yuzunu dosdogru dine (Islam'a) don. O gun insanlar (Cennet ve Cehennem halkı olarak) gruplara ayrılacaklardır

[44] Kim kufrederse, kafirligi kendisinedir. Salih amel isleyenler ise, kendilerine (Cennet'i) hazırlamıs olurlar

[45] (Bu, Allah'ın) Kendi fazlından iman edip salih amellerde bulunanları odullendirmesi icindir. Suphesiz O, kafirleri sevmez

[46] Onun ayetlerinden birisi de, size rahmetinden tattırması emri ile gemileri yuzdurup, lutfundan aramanız icin ruzgarları mujdeci olararak gondermedisidir, ola ki sukredesiniz

[47] Senden once de nice peygamberleri toplumlarına gondermistik de onlara apacık deliller getirmislerdi. Suc isleyenlerden intikam almıstık. Muminlere yardım etmek uzerimize bir haktır

[48] Ruzgarları gonderip, bulutları hareket ettiren, onu gokte istedigi gibi yayan ve kume kume eden Allah’tır. Sonunda sen aralarından yagmurun cıktıgını gorursun. Kullarından diledigine yagmuru indirdigi zaman onlar hemen sevinirler

[49] Halbuki onlar yagmur yagmadan once iyice umitlerini kesmislerdi

[50] Allah’ın rahmetinin eserinlerine bir bak! Yeryuzunu oldukten/kuruduktan sonra nasıl canlandırıyor. Iste oluleri de boyle diriltecektir. O’nun herseye gucu yeter

[51] Suphesiz, bir ruzgar gondersek de onu (ekini yesil olduktan sonra) sararmıs gorseler, ardından muhakkak kufrederler

[52] Sen, olulere duyuramazsın, arkasını donup gittigi zaman sagırlara davetini duyuramazsın

[53] Korleri de sapıklıklarından dogru yola iletemezsin. Sen, ancak ayetlerimize iman edenlere sesini duyurabilirsin. Cunku onlar teslim olmuslardır

[54] Allah, sizi zayıf olarak yaratmıs, sonra bu zayıflıgın ardından guc vermis, sonra gucun ardından zayıflık ve ihtiyarlık vermistir. O, diledigini yaratır. O, herseyi bilendir ve herseye Kadir'dir

[55] Kıyamet saatinin geldigi gun, suclular, tek bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Iste onlar, (haktan) boyle cevriliyor

[56] Kendilerine ilim ve iman verilmis olanlar: Siz, Allah’ın kitabında yazılı olan dirilis gunune kadar kaldınız. Iste bu dirilis gunudur. Fakat siz, bilmiyordunuz, derler

[57] Iste o gun, zulum edenlerin mazeretleri bir fayda saglamaz. Ne de onlardan (Allah'ı razı edecek seyleri yapmaları) istenir

[58] Gercekten bu Kur’an’da insanlar icin her turlu ornegi verdik. Onlara bir ayet/delil getirsen bile, kafirler: "Siz, ancak batıl seyleri ortaya atmaktasınız" derler

[59] Allah, bilmeyenlerin kalplerini iste boyle muhurler

[60] Oyleyse sen sabret! Kuskusuz Allah’ın vaadi haktır. Iman etmeyenler sakın seni hafife almaya/gevsemeye suruklemesin

Lokman

Surah 31

[1] Elif, Lam, Mim

[2] Iste bu, hakim olan kitabın ayetleridir

[3] Iyiler icin yol hidayet ve rahmettir

[4] Onlar, namazı ikame ederler, zekatı verirler ve onlar ahirete yakinen iman ederler

[5] Iste onlar, Rablerinin hidayeti uzerindedirler ve onlar kurtulusa erenlerdir

[6] Insanlardan oyleleri var ki, ilimsizce sadece Allah yolundan saptırmak icin bos sozleri satın alırlar ve onu eglence edinirler. Iste onlara alcaltıcı bir azap vardır

[7] Ayetlerimiz ona okundugu zaman, sanki isitmemis, sanki kulaklarında agırlık varmıs gibi buyuklenerek yuzcevirir. Ona acıklı bir azap mujdele

[8] Iman edenler ve salih amellerde bulunanlar icin nimet Cennetleri vardır

[9] Orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah’ın gercek vaadidir. O, cok gucludur, Hakim'dir

[10] Gordugunuz gibi, gokleri direksiz yaratmıs, yeryuzunde de sizi sarsar diye koklu daglar koymustur. Orada her cesit canlıyı yaydı. Gokten su indirip onunla orada her cift guzel bitkiler yetistirdik

[11] Bu, Allah’ın yaratmasıdır. Ondan baskasının ne yarattıgını bana gosterin! Hayır! Zalimler, acık bir sapıklık icindedirler

[12] Allah’a sukretsin diye Lokman’a hikmet vermistik. Kim sukrederse, ancak kendisi icin sukreder. Kim de nankorluk ederse, suphesiz Allah mustagnidir, her turlu hamde layıktır

[13] Lokman, ogluna ogut vererek demiski ki: Yavrucugum, Allah’a sirk kosma! Cunku sirk cok buyuk bir zulumdur

[14] Insana anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu zorluk ustune zorlukla (karnında) tasımıstır. Sutten kesilmesi de iki yıl icindedir. Sukret bana, anne ve babana. Banadır donus

[15] Eger seni, hakkında bilgin olmayan bir seyi bana sirk kosman icin zorlarlarsa sakın onlara itaat etme! Onlarla dunyada maruf ile/iyilikle gecin. Bana donup yonelenlerin yoluna uy. Sonra donusunuz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber verecegim

[16] Ey oglum! (Yaptıgın amel) Bir hardal tanesi agırlıgında olsa (ve bu) ister bir kayanın icinde ya da goklerde veya yerin icinde bulunsa, Allah onu yine de getirir. Allah Latif'tir, herseyden haberdardır

[17] Yavrucugum! Namazı ikame et, iyiligi emret, kotulugu engelle, basına gelene sabırlı ol. Cunku bunlar azim/kararlılık gerektiren islerdendir

[18] Halktan yuz cevirme, yeryuzunde boburlenerek calımlı yurume! Cunku Allah, ovunen ve buyukleneni sevmez

[19] Yuruyusunde tabii ol. Sesini kıs! cunku seslerin en cirkini eseklerin sesidir

[20] Allah’ın goklerde ve yerdekileri hizmetinize sundugunu gormuyor musunuz? Size acık ve gizli nimetlerini bolca vermistir. Insanlardan ilimsizce ve bir hidayet ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında tartısıp duranlar vardır

[21] Onlara: Allah’ın indirdigine uyun, denilince: Biz, atalarımızı uzerinde buldugumuz yola uyarız, derler. Ya seytan onları alevli atesin azabına cagırıyor idiyse

[22] Kim, iyi bir kimse olarak yuzunu Allah’a (ihlasla) teslim ederse, saglam bir kulpa yapısmıs olur. Her isin sonu Allah’a varır

[23] Kim de kufrederse, onun kufru seni uzmesin. Onların donusu bizedir. Ne yaptıklarını onlara haber verecegiz. Suphesiz Allah kalplerde olanı cok iyi bilir

[24] Onları biraz gecindiririz. Sonra da onları siddetli bir azaba ugratırız

[25] Eger onlara: Gokleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, Allah, derler. De ki: Hamd Allah icindir. Fakat cokları bilmez

[26] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Allah, hic bir seye ihtiyacı olmayan ve hamde layık olandır

[27] Eger yeryuzundeki butun agaclar, kalem; denizler de murekkep olsa, arkasından bunlara yedi deniz daha eklense yine de Allah’ın sozleri tukenmezdi. Muhkkak Allah, cok gucludur, Hakim'dir

[28] Sizin yaratılısınız da tekrar diriltilmeniz de ancak tek bir kisininki gibidir. Kuskusuz Allah, her seyi isitendir, gorendir

[29] Gormedin mi ki, Allah geceyi gunduze, gunduzu de geceye katıyor? Gunesi ve ayı sizin hizmetinize sunmustur. Her biri belli bir sureye (kadar) akıp gider. Allah, yaptıgınız herseyden haberdardır

[30] Cunku Allah, tek haktır ve O’ndan baska dua ettikleriniz batıldır. O Allah, herseyden ustundur, buyuktur

[31] Size ayetlerini/delillerini gostermesi icin, Allah'ın lutfuyla gemilerin denizde yuzdugunu gorrmedin mi? Suphesiz bunda, cok sabreden, cok sukreden herkes icin ayetler/ibretler vardır

[32] Onları daglar gibi dalgalar kusattıgı zaman, dini tamamen Allah’a halis kılarak O’na dua ederler. Allah onları karaya cıkararak kurtardıgı vakit iclerinden bir kısmı (tam, hakkıyla degil) ortada kalırlar. Ayetlerimizi (sozunden) cayan ve nankor olanlardan baskası bile bile inkar etmez

[33] Ey insanlar, Rabbinizden sakının. Babanın evladı, evladın da babası icin hic bir fayda veremeyecegi o gunden korkun. Allah‘ın vaadi suphesiz haktır. Oyleyse dunya hayatı sizi aldatmasın, aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın

[34] Kıyamet saatinin ilmi Allah'ın katındadır. Yagmuru O yagdırır. Rahimlerde olanı bilir. Hicbir nefis yarın ne kazanacagını bilmez. Hicbir nefis hangi yerde olecegini bilmez. Allah, her seyi bilendir, herseyden haberdardır

Secde

Surah 32

[1] Elif Lam Mim

[2] Bu Kitab'ın, alemlerin Rabbi tarafından indirilmis oldugunda asla suphe yoktur

[3] Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır, O, senden once kendilerine bir uyarıcı gelmemis olan bir toplumu, belki hidayet bulurlar diye uyarman icin Rabbi’nden gelen bir haktır

[4] Allah, gokleri ve yeri altı gunde yaratmıs, sonra da arsa istiva etmistir. Sizin O’ndan baska bir veliniz de sefaatciniz de yoktur. Hala dusunmuyor musunuz

[5] Gokten yere isi duzenleyip yonetir. Sonra sizin saydıgınızla suresi bin yıl olan bir gunde O’na yukselir (bu is)

[6] Gaybı da goruneni de bilendir (O). Cok gucludur, cok merhametlidir

[7] O (Allah) ki, yarattıgı her seyi guzel yapmıs ve ilk basta insanı camurdan yaratmıstır

[8] Sonra onun zurryetini, basit bir sudan var etmistir

[9] Sonra onu tamamlayıp, sekillendirdi ve ona ruhundan ufledi. Size kulak, gozler ve gonuller verdi. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[10] Biz, toprakta kaybolup gittikten sonra mı yeniden yaratılacagız? dediler. Hayır! Onlar, Rableri ile karsılasacaklarına kafir idiler

[11] Size vekil/gorevli kılınan olum melegi sizin canınızı alacak sonra da Rabbinize donduruleceksiniz, de

[12] Sucluları, Rablerinin katında, baslarını one egmis olarak bir gorsen: Rabbimiz, gorduk ve isittik, bizi yeniden dondur de salih amel isleyelim, artık biz kesin olarak iman ettik (derler)

[13] Dileseydik, her nefse hidayetini verirdik. Fakat; “Cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracagım” sozu benden hak olmustur

[14] Bu gununuze kavusmayı unuttugunuz icin azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızın karsılıgı olarak kalıcı azabı tadın

[15] Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldıgı zaman secdeye kapananlar, kibirlenmeden Rablerini hamd ile tesbih edenler iman ederler

[16] Korkarak ve umid ederek Rablerine ibadet etmek icin onların yanları yataklardan kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdigimiz seylerden de Allah icin harcarlar

[17] Yaptıkları amellere karsılık odul olarak, onlara goz aydınlıgı neler gizlendigini hic kimse bilmez

[18] Hic, mu’min olan kimse, fasık olan kimse gibi midir? Asla esit degillerdir

[19] Iman edenler ve salih amellerde bulunanlar icin yaptıktlarına karsılık olarak varıp kalacakları, konakları cennetler vardır

[20] Yoldan cıkanlara gelince, onların barınagı atestir. Her ne zaman oradan cıkmak isteseler, tekrar oraya dondurulurler ve onlara soyle denir: Tadın bakalım yalanladıgınız atesin azabını

[21] Belki donerler diye onlara buyuk azaptan once daha yakın (dunyada) bir azap tattıracagız

[22] Rabbin ayetleri kendisine hatırlatılıp da sonra ondan yuz cevirenden daha zalim kim olabilir? Biz, gunahkarlardan elbette intikam alıcılarız

[23] Musa’ya da kitap verdik. Ona kavusmaktan/karsılasmakan suphen olmasın (Ey Peygamber). Onu (Tevrat'ı) Israilogulları icin bir hidayet yaptık

[24] Sabretmeleri ve ayetlerimize iyice iman etmeleri sebebiyle, emrimizle onlardan bir kısmını hidayet onderleri kıldık

[25] Suphesiz Rabbin, hakkında ayrılıga dustukleri konularda kıyamet gunu aralarında hukum verecektir

[26] Yurtlarında dolastıkları, kendilerinden onceki nice nesilleri yok etmemizi gorup, (bu onlara) yol gostermiyor mu? Iste bunda ayetler vardır. Hala isitmiyorlar mı

[27] Bizim, kurak araziyi su ile suladıgımızı, onunla, hayvanların ve kendilerinin yedigi ekini cıkardıgımızı gormuyorlar mı? Hala gormuyorlar mı

[28] Eger dogru soyleyenlerden iseniz bu hukum ne zaman gerceklesecek? diyorlar

[29] De ki: Hukum gunu, kafirlerin imanının kendilerine bir fayda vermedigi ve onlara sure/muhlet de tanınmaz

[30] Simdi sen onlardan yuz cevir ve bekle. Suphesiz onlar da bekliyorlar

Ahzâb

Surah 33

[1] Ey Peygamber, Allah’tan sakın, kafirlere ve munafıklara itaat etme! Allah, Alim'dir, Hakim'dir

[2] Rabbinden sana vahyolunana uy! Cunku Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

[3] Allah’a tevekkul et. Cunku, vekil olarak Allah yeter

[4] Allah, bir adamın icinde iki kalp yaratmamıstır. Kendilerine zıhar yaptıgınız eslerinizi de anneleriniz yapmamıstır. Evlatlıklarınızı da ogullarınız kılmamıstır. Bu sadece sizin agzınızdan cıkan bir sozdur. Allah, hakkı soyler ve dogru yola hidayet eder

[5] Evlatlıkları, babalarına nispet ederek cagırın, bu Allah katında adalete daha yakındır. Eger onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardesleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak yaptıklarınızda size gunah yok; fakat kalplerinizin kasıtlı olarak yaptıkları boyle degildir. Allah, cokca bagıslayandır, cokca merhamet edendir

[6] Peygamber, muminlere kendi canlarından daha evladır/yakındır. Onun esleri de, anneleridir. Akraba olanlar, Allah'ın Kitabında (miras bakımından) birbirlerine diger muminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapacak olmanız mustesna. Bu, kitapta yazılmıs bulunmaktadır

[7] Peygamberlerden saglam soz almıstık. Senden, Nuh’tan, Ibrahim’den, Musa’dan ve Meryemoglu Isa’dan. Onlardan sapa saglam soz almıstık

[8] Allah (bu sozu), dogrulardan dogruluklarını sormak ve kafirlere elim bir azap hazırlamak icin almıstır

[9] Ey Iman edenler! Allah’ın uzerinizdeki nimetini anın. Hani ustunuze ordular gelmisti de biz de onların uzerine ruzgarı ve goremediginiz orduları gondermistik. Allah, ne yaptıgınızı goruyordu

[10] Onlar, size ustunuzden ve asagınızdan gelmislerdi. Gozler de kaymıs, yurekler gırtlaga gelip dayanmıstı. Allah hakkında, bir takım zanlarda bulunuyordunuz

[11] Iste orada muminler imtihan olmus ve siddetli bir sarsıntı gecirmislerdi

[12] Munafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar: Allah ve elcisi bize sadece bos vaadde bulunmus, diyorlardı

[13] Onlardan bir grubu da: Ey Yesrip Halkı! Sizin icin duracak/kalacak yer kalmadı, geri donun demisler. Onlardan bir baska grup da Peygamber’den izin istiyor: Evlerimiz acık/korumasız, diyorlardı. Oysa evleri acık degildi. Sadece kacmak istiyorlardı

[14] Eger onlara (Medine'nin her) tarafından (dusmanlarca) girilseydi de sonra da kendilerinden fitne (dinden donmeleri) istenmis olsaydı, hemen bunu yapar ve bundan geri kalmazlardı

[15] Daha once, arkalarına donup, kacmayacaklarına Allah’a soz vermislerdi. Allah’a verilen sozler elbette sorulacaktır

[16] De ki: Olumden veya oldurulmekten kacmanız size bir fayda saglamaz. Kacsanız da az bir zaman faydalandırılıp, yasarsınız

[17] De ki: Eger Allah size bir kotuluk veya rahmet dilemisse sizi Allah’tan kim koruyabilir? Onlar, Allah’tan baska bir veli ve yardımcı bulamazlar

[18] Allah, aranızdan savastan alıkoymaya calısanları ve kardeslerine “Bize gelin” diyenleri elbette bilir. Bunlar, pek azı haric, zora/savasa gelemezler

[19] (Gelseler de) Size karsı cimri ve bencildirler. Korkuya kapılınca, olum baygınlıgı geciren kimse gibi gozleri donmus olarak sana baktıklarını gorursun. Korku gecince keskin dillerini uzatıp sizi incitirler, hayra/ganimete karsı cok cimridirler. Bunlar, iman etmemislerdir. Allah da onların amellerini bosa cıkarmıstır. Bu, Allah icin cok kolaydır

[20] Bunlar, dusman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlar. Eger birlikler yeniden gelse, bedevi Araplar'ın arasında olup, sizin haberlerinizi sormak isterler. Zaten sizin icinizde olsalar bile cok azı dısında savasmazlardı

[21] Sizin icin, Allah’a ve ahiret gunune kavusmayı umit eden ve Allah’ı cokca zikreden kimseler icin Allah Rasulu’nde en guzel ornek vardır

[22] Muminler, orduları gorunce: Bu, Allah’ın ve Rasulu'nun bize vaat ettigidir. Allah ve Rasulu dogru soyledi, dediler. Onların sadece imanını ve teslimiyetini artırdı

[23] Muminler den, Allah’a verdigi soze sadık kalan oyle erler var ki, onlardan bir kısmı bu istegini gerceklestirmis/canını vermistir. Bir kısmı ise verdikleri sozu hic degistirmeden bunu beklemektedirler

[24] Allah, sozunu yerine getirenleri dogruluklarıyla odullendirir ve munafıkları da dilerse cezalandırır, dilerse tevbelerini kabul eder. Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[25] Allah, kafirleri, ofkeleri icinde geri cevirdi. Hayra/zafere ulasamadılar. Savasta Allah, muminlere yetti. Cunku Allah cok gucludur, cok kuvvetlidir

[26] Kitap ehlinden olup, onlara yardım edenlerin kalplerine korku dusurup, kalelerinden indirdi. Onların bir kısmını olduruyor, bir kısmını da esir alıyordunuz

[27] Sizi, onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadıgınız topraklarına mirascı yaptı. Allah’ın her seye gucu yeter

[28] Ey peygamber! Eslerine de ki: Eger, dunya hayatını ve susunu diliyorsanız, gelin sizi (bosama bedeli vererek) faydalandırayım ve sizi guzel bir salıverisle salıvereyim

[29] Eger, Allah’ı ve Rasulunu ve ahiret yurdunu istiyorsanız, suphesiz Allah, icinizden iyilik edenlere buyuk bir mukafat hazırlamıstır

[30] Ey peygamber kadınları! Sizden kim apacık bir gunah islerse, onun azabı iki kat olacaktır. Bu, Allah icin cok kolaydır

[31] Sizden, Allah’a ve Rasulune itaat eden ve salih amel isleyen kimseye karsılıgını iki misli verecegiz. Onun icin guzel bir rızk hazırladık

[32] Ey peygamber hanımları! Siz, diger kadınlardan birisi gibi degilsiniz. Eger Allah’tan korkuyorsanız , edalı konusmayın ki kalbinde hastalık olan arzu duyar. Guzel/uygun sekilde konusun

[33] Evlerinizde oturun, eski cahiliye zamanındaki gibi acılıp, sacılmayın. Namazı ikame edin, zekatı verin, Allah’a ve Rasulu'ne itaat edin. Ancak Allah, sizden gunahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor, ey ev halkı

[34] Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti dusunun. Allah, Latif'tir, herseyden haberdardır

[35] (Allah’a) teslim olmus erkek ve kadınlar, Iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, Itaat eden erkekekler ve itaat eden kadınlar, Dogru, sadık erkekler ve dogru, sadık kadınlar, Sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, husu icinde olan erkekler ve kadınlar, Sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, Oruc tutan erkekler ve oruc tutan kadınlar, iffetlerini/Irzlarını koruyan erkekler ve iffetlerini/ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı cok zikreden erkekler ve cok zikreden kadınlar.. Allah, onlar icin magfiret ve buyuk bir mukafat hazırladı

[36] Allah ve Rasulu bir ise hukum verdigi zaman mu’min erkek ve mu’min kadının, o iste secme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve elcisine karsı isyan ederse, apacık bir sapıklıga dusmus olur

[37] Hani sen, Allah’ın kendisine nimet verdigi, senin de nimet verdigin kimseye: Esini tut ve Allah’tan sakın! diyordun. Allah’ın acıklayacagı seyi icinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Allah kendisinden korkulmaya cok daha layıktır. Zeyd, o kadından ihtiyacını/ ilisigini kestiginde, biz evlatlıkları esleriyle ihtiyaclarını/ilisiklerini kestiginde, onlarla evlenmek icin muminler uzerine bir gunah olmadıgını gostermek icin seni onun (eski) hanımı ile evlendirdik. Allah’ın emri yapılagelmistir

[38] Allah’ın kendisine helal kıldıgı seyde Peygamber'e bir gunah yoktur. Bundan once gelip gecen (peygamber)ler icinde Allah'ın sunneti (boyle)dir. Allah’ın emri yerine gelecek takdir olunan bir kaderdir

[39] Onlar (peygamberler), Allah’ın gonderdiklerini teblig ederler. O’ndan korkarlar, Allah’tan baska kimseden korkmazlar, hesap gorucu olarak Allah yeter

[40] Muhammed sizin erkeklerinizden hicbirinin babası degildir. Fakat Allah’ın Rasulu ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herseyi hakkıyla bilir

[41] Ey iman edenler, Allah’ı cok cok zikredin

[42] O’nu sabah aksam tesbih edin

[43] O, sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin size salat/sena eder, melekleri de dua eder. Muminlere karsı cok merhametlidir

[44] O’na kavustukları gun (Allah'ın) onlara selamı selamdır. Onlara pek kıymetli bir mukafat hazırlamısızdır

[45] Ey peygamber, biz seni bir sahit, bir mujdeci ve bir uyarıcı olarak gonderdik

[46] Izni ile Allah’a davetci ve aydınlatıcı bir kandil/ ısık olarak

[47] Muminlere, kendileri icin Allah’tan buyuk bir lutuf oldugunu mujdele

[48] Kafirlere ve munafıklara itaat etme! Eziyetlerine aldırma. Allah'a tevekkul et. Vekil olarak Allah yeter

[49] Ey iman edenler! Mu’min kadınları nikahlayıp, sonra da onlara dokunmadan/iliskiye girmeden bosadıgınız zaman, bu durumda sizin icin uzerlerine sayacagınız bir iddet yoktur. Onlara gecimliklerini verin ve onları guzel bir sekilde bırakın

[50] Ey peygamber! Mehirlerini odedigin eslerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdigi cariyeleri, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, bir de kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini nikahına almak istedigi mumine kadını sana helal kıldık. Bu diger muminlere degil, sadece sana mahsustur. Biz esleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında muminlere ne farz kıldıgımızı biliyoruz. Allah cok bagıslayan, cok merhamet edendir

[51] Bunlardan diledigini (yanında geceleme hususunda) ertelersin, diledigini de yanına alabilirsin. (Yanında kalma gununu erteledigin) eslerinden dilediginin (yanında tekrardan) (gecelemeyi) istemende bir gunah yoktur. Bu, onların sevinmeleri, uzulmemeleri ve kendilerine verdigin seylere razı olmaları icin daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah, Alim'dir, Halim'dir

[52] Bundan sonra, cariyeler dısında, hosuna gitse bile bir kadınla evlenmek, onları (bırakıp, yerlerine) baska eslerle degistirmek sana helal degildir. Allah, herseyi gorur gozetir

[53] Ey iman edenler! Siz yemege cagırılmadıkca peygamberin evlerine girmeyin ve (yemegin) pismesini gozetlemeyin. Ancak davet edildiginiz vakit girin. Yemegi yediginizde hemen dagılın, soze dalmayın. Bu hal onu uzmekte, fakat o (size bunu soylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı (beyan etmekten) haya etmez. Peygamber’in hanımlarından bir sey istediginiz zaman, perde arkasından isteyin. Bu hem sizin kalbiniz, hem de onların kalpleri icin daha temizdir. Sizin Allah’ın Rasulu’ne eziyet etmeniz ve ondan sonra da onun eslerini nikahlamanız ebedi olarak caiz degildir. Bu Allah katında buyuk bir gunahtır

[54] Bir seyi acıga vursanız da gizleseniz de suphesiz Allah, herseyi bilir

[55] Kadınların; babalarına, ogullarına, erkek kardeslerine, erkek kardeslerinin ogullarına, kız kardeslerinin ogullarına, kendileri gibi kadınlara ve sahip oldukları kolelerine (ortunmelerinde) bir gunah yoktur. Ey kadınlar, Allah’tan korkun. Cunku Allah, herseye sahittir

[56] Allah ve melekleri Peygamber’e salat/sena eder. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve selam verin

[57] Allah ve Peygamber’i incitenleri Allah, dunyada ve ahirette lanetlemis ve onlara alcaltıcı bir azap hazırlamıstır

[58] Mu’min erkek ve kadınlara yapmadıkları bir seyden dolayı eziyet edenler de bir iftira ve apacık bir gunah yuklenmislerdir

[59] Ey Peygamber! Eslerine, kızlarına ve muminlerin kadınlarına soyle, dıs elbiselerini uzerlerine ortsunler. Bu tanınmaları ve incitilmemeleri icin en uygundur. Suphesiz Allah cok bagıslayıcıdır, cok merhamet edicidir

[60] Munafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine’de bozguncu, asılsız haber yayanlar eger buna son vermezlerse, seni onlara musallat ederiz, sonra cevrende az bir zamandan fazla kalamazlar

[61] Lanete ugramıs kimselerdir. Onlar nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve oracıkta oldurulurler

[62] Daha oncekiler icin de (uygulanan) Allah’ın sunneti budur. Allah’ın sunnetinde bir degisiklik bulamazsın

[63] Insanlar senden kıyamet vaktini soruyorlar. De ki: Onun ilmi Allah katındadır. Ne bilirsin belki kıyamet cok yakındır

[64] Suphesiz ki Allah, kafirlere lanet etmis ve onlar icin alevli bir ates hazırlamıstır

[65] Orada ebedi kalırlar. Bir dost ve yardımcı bulamazlar

[66] Yuzleri ateste cevrildigi gun: Keske, Allah’a itaat etseymisiz ve Rasule itaat etseymisiz, derler

[67] Rabbimiz, biz onderlerimize ve buyuklerimize itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar

[68] Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları buyuk bir lanet ile lanetle

[69] Ey iman edenler! Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın. Nitekim Allah, onu onların soylediklerinden temize cıkardı. O, Allah katında degerli bir kimseydi

[70] Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve dogru soyleyin

[71] Allah, amellerinizi duzeltsin, gunahlarınızı bagıslasın. Kim Allah’a ve Rasulune itaat ederse buyuk bir kurtulusa ermis olur

[72] Biz emaneti goklere, yere ve daglara sunduk, onu tasımaktan kacındılar, ondan korktular. Onu insan yuklendi. Dogrusu o cok zalim ve cok cahildir

[73] (Bu emaneti insana verdi ki) Allah, munafık erkek ve munafık kadınları, musrik erkek ve musrik kadınları bu yuzden azaba carptıracak ve mu’min erkekler ile kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

Sebe'

Surah 34

[1] Hamd, goklerde ve yerde olanların tumu kendisine ait olan Allah'ındır; Ahirette de hamd O’nun icindir. O, hakimdir, (herseyden) haberdardır

[2] Yere gireni, ondan cıkanı, gokten ineni, oraya yukseleni bilir. O, cok merhametlidir, cok bagıslayıcıdır

[3] Kafirler: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır, Rabbi’me yemin ederim ki, o size mutlaka gelecektir. Goklerde ve yerde zerre miktarı bir sey bile gaybı bilenden gizli kalmaz. Bundan daha kucuk veya daha buyuk birsey yoktur ki apacık bir kitapta bulunmasın

[4] Iman edenleri ve salih amellerde bulunanları odullendirmek icin. Iste onlar! Onlar icin bagıslama ve guzel bir rızık vardır

[5] Aciz bırakmak icin ayetlerimiz hakkında kosusturup caba sarfedenlere gelince, iste onlar! Onlar icin siddetli ve acı bir azap vardır

[6] Kendilerine ilim verilenler ise, Rabbinden sana indirilenin, hakkın ta kendisi oldugunu ve de com guclu, hamd olunmaya layık olanın yoluna hidayet ettigini gorurler

[7] Kafirler: Size, paramparca oldugunuz zaman, sizin yeni bir yaratılısla diriltileceginizi haber veren bir adam gosterelim mi? dediler

[8] O, Allah hakkında yalan mı uyduruyor yoksa deliligi mi var? Hayır! Ahirete iman etmeyenler azap ve derin bir sapıklık icindedirler

[9] Onlar onlerindeki ve arkalarındaki goge ve yeryuzune bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gokten uzerlerine parcalar dusururuz. Iste bunda, her ihlasla yonelen kul icin bir ayet/delil vardır

[10] Davud’a katımızdan bir lutuf vermistik. Ey daglar ve kuslar Davud’la tesbih edin. Ona demiri de yumusatmıstık

[11] Genis zırhlar yap, dokumasını da saglam tut, diye. Salih amellerde bulunun. Cunku ben yapmakta oldugunuz amellerinizi gorenim

[12] Sabah gidisi bir aylık mesafe, aksam donusu yine bir aylık mesafe olan ruzgarı da Suleyman'a boyun egdirdik. Ona bakırı sel gibi akıttık. Cinlerden bir kısmı da Rabbinin emriyle onun emrinde calısırdı. Onlardan, kim emrimizden cıkarsa alevli ates azabından tattırırdık

[13] Onlar, onun icin ne dilerse; (tapınak) yuksek binalar, heykeller, buyuk havuzlar gibi canaklar ve sabit kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi; sukrederek amel edin. Kullarımdan sukredenler cok azdır

[14] Suleyman’ın olumune hukmettigimiz zaman, onun olumunu ancak degnegini kemiren bir kurt gosterdi. Yere yıkılınca, cinlerin gaybı (gorulmeyeni) bilmedikleri ortaya cıktı. Boyle olmasaydı kendilerini alcaltan azap icinde kalmazlardı

[15] Sebe halkı icin, ulkelerinde bir ayet vardı: Biri sagda, digeri solda iki bahceleri vardı. Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na sukredin. Guzel bir belde ve cok bagıslayıcı bir Rab

[16] Yuz cevirmislerdi de, onlara “arim seli”ni/herseyi yerle bir eden sel gondermistik. Onların bahcelerini, buruk meyveli, acı ılgınlı ve icinde biraz da sedir agacı bulunan iki (harap) bahceye cevirdik

[17] Nankorlukleri sebebiyle onları iste boyle cezalandırdık. Nankorlerden baskasını cezalandırır mıyız

[18] Kendileri (Sebe) ile iclerinde bereketler kıldıgımız memleketler (Sam) arasında (birbirine yakın) gorunebilen memleketler var ettik, iclerinde yolculugu olculu kıldık/konaklara ayırdık ve “Oralarda geceleri ve gunduzleri guvenlik icinde gezip dolasın (dedik)

[19] Rabbimiz, (memleketlerde ki) yolculuklarımızın mesafesini uzaklastır, dediler. Kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssaları haline getirdik, darmadagın ettik. Iste bunda her sabırlı ve sukur eden kimse icin ayetler/ibretler vardır

[20] Suphesiz Iblis, kendileri hakkında zannını dogrulamıs oldu. Boylelikle muminlerden bir grup dısında onlar, ona (Iblis'e) tabi oldular

[21] Oysa Onun, Onların uzerinde bir gucu yoktu. Ancak biz, ahirete iman eden ile, ondan suphe edeni ortaya cıkarmak icin boyle yaptık. Rabbim, herseyi koruyan, muhafaza edendir

[22] De ki: Allah’tan baska dua edin. (Onlar) Ne goklerde ne de yerde zerre miktarı bir seye sahiptirler. Onların buralarda hicbir ortaklıgı yoktur, Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur

[23] Katında izin verdigi kimseden baskasının sefaati fayda vermez. Sonunda yureklerindeki korku giderilince: Rabbiniz ne dedi? Derler. Onlar da: Hakk olanı (buyurdu) derler. Ustun ve en buyuk O’dur

[24] De ki: Gokten ve yerden sizi kim rızıklandırıyor? De ki: Allah. O halde ya biziz, ya da sizsiniz dogru yolda veya apacık dalalet icinde olanlar

[25] De ki: Siz, bizim islemis bulundugumuz suctan sorulacak degilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak degiliz

[26] De ki: Rabbimiz bizi bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hukum verecektir. Hukum veren, her seyi bilen O’dur

[27] De ki: O’na (sirk kosmada) kattıgınız ortakları bana gosterin. Asla gosteremezsiniz. Cok guclu ve hakim olan, O Allah’tır

[28] Biz seni butun insanlara, ancak bir mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik. Fakat, onların cogu bilmiyor

[29] Ve diyorlar ki: Eger dogru soyluyorsanız, bu vaad ne zaman gerceklesecek

[30] De ki: Sizin icin vaat edilmis oyle bir gun vardır ki, siz ondan ne bir an geri kalır, ne de (bir an) one gecebilirsiniz

[31] Kafirler: Biz, bu Kur’an’a da ondan oncekilere de asla iman etmeyiz, derler. Oysa o zalimler, Rablerinin huzurunda tutuldukları zaman ve birbirlerine soz atarlarken bir gorsen! Zayıf sayılanlar, buyukluk taslayanlara: Siz olmasaydınız, elbette biz mumin olurduk, derler

[32] Buyukluk taslayanlar da zayıflara: Size, hidayet geldikten sonra biz mi engel olduk? Hayır, siz zaten gunahkarlar idiniz, derler

[33] Zayıf olanlar da buyuklenenlere: Hayır, siz gece ve gunduz tuzaklar (kuruyor,) bizim Allah'a kufretmemizi ve O'na esler kosmamızı bize emrediyordunu, derler. Azabı gordukleri zaman, icin icin pisman olacaklardır. Kafirlerin boyunlarına demir halkalar geciririz. Yaptıklarından baska bir seyle mi cezalandırılacaklar

[34] Bir ulkeye uyarıcı gondermedik ki, oranın varlıklı kisileri: Biz, sizinle gonderilen seylere kufrediyoruz, demis olmasınlar

[35] Bizim malımız ve evladımız daha cok. Biz, azap gorecek de degiliz, dediler

[36] De ki: Rabbim, diledigine rızkı yayar, diledigine de daraltır. Fakat, insanların cogu bilmez

[37] Bizim katımızda sizi (bize) yaklastıracak olan, ne mallarınız, ne de evlatlarınızdır; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar baska. Iste onlar (var ya), onlar icin yaptıklarına karsılık olmak uzere kat kat mukafat vardır ve onlar yuksek kosklerinde guven icindedirler

[38] Aciz bırakmak icin ayetlerimiz hakkında kosusturup, caba sarfedenlere gelince, iste onlar azab icinde hazır bulundurulacak olanlardır

[39] De ki: Suphesiz Rabbim, kullarından dilediginin rızkını genisletir, diledigini de daraltır. Infak edip, harcadıgınız seyin yerine baskasını verir. Rızık verenlerin en hayırlısı O’ dur

[40] O gun, Allah onların hepsini bir araya toplar. Sonra meleklere der ki: Bunlar size mi ibadet ediyorlardı

[41] Seni tenzih ederiz, bizim velimiz sensin. Onlar degil. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Cogu onlara iman eden kimselerdi, derler

[42] O gun, birbirinize fayda da zarar da vermeye malik degilsiniz. Zalimlere soyle deriz: Yalanlamıs oldugunuz ates azabını tadın

[43] Kendilerine apacık ayetlerimiz okundugu zaman: Bu, sadece bizi atalarımızın ibadet ettiklerinden alıkoymak isteyen bir adam, dediler. Bu Kur’an, dupeduz bir uydurmadan baska nedir? dediler. Kafirler, hak kendilerine geldigi zaman: Bu, apacık bir sihirden baska bir sey degil, dediler

[44] Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Onlara senden once hicbir uyarıcı da gondermedik

[45] Onlardan oncekiler de (peygamberleri) yalanlamıstı. Onlara verdigimiz (guc kuvvetin) onda birine bile ulasamadılar. Buna ragmen rasullerimi yalanladılar. Buna karsı benim inkarım/cezam nasıldı

[46] De ki: Size tek bir ogut veriyorum. Allah icin birer, ikiser kalkın, sonra iyice dusunun. Sizin arkadasınızda bir delilik yoktur. O, yalnızca siddetli bir azaptan once sizi uyaran birisidir

[47] De ki: Ben sizden bir ucret istemiyorum. O, sizin olsun. Benim ecrim ancak, her seye sahid olan Allah’a aittir

[48] De ki: Rabbim, hak olanı (batılın uzerine) bırakır, butun gaybleri tamamıyla bilendir

[49] De ki: "Hak geldi; artık batıl ne yeniden baslar, ne de geri gelir

[50] De ki: Eger saparsam, sapmam ancak kendi aleyhimedir. Eger dogru yola girersem, bu da Rabbim bana vahyettigi icindir. O, herseyi isitir, o cok yakındır

[51] Onların dehsetli bir korkuya tutuldukları anı bir gorsen! Gecip gitmek yok... Yakın bir yerden yakalanmıslardır

[52] Ona iman ettik, derler. Bu kadar uzak yerden ona (imana) nasıl kavusulur

[53] Oysa daha once ona kufretmislerdi. Uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı

[54] Arzu duydukları seyler ile aralarına engel kondu. Daha once benzerlerine de yapıldıgı gibi. Cunku onlar, suphe ve tereddut icinde idiler

Fâtır

Surah 35

[1] Hamd, goklerin ve yerin yaratıcısı ve melekleri ikiser, ucer ve dorder kanatlı elciler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada diledigini arttırır. Cunku Allah’ın her seye gucu yeter

[2] Allah’ın insanlar icin rahmetinden actıgı seyi artık tutan olamaz. Tuttugu seyi de, O’ndan sonra gonderen olamaz. Cok guclu ve Hakim O’dur

[3] Ey insanlar! Allah’ın size verdigi nimetini anın. Allah’tan baska, size goklerden ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Nasıl oluyor da (tevhidden, sirke) cevriliyorsunuz

[4] Eger seni yalanlıyorlarsa, senden onceki rasuller de yalanlanmıstı. Butun islerin donusu Allah’adır

[5] Ey insanlar! Allah’ın vaadi suphesiz gercektir. Dunya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın

[6] Seytan size dusmandır. Siz de onu dusman edinin. O, ancak kendi hizbini alevli atesin ashabı olmaya cagırır

[7] Kafirler icin siddetli bir azap vardır. Iman edenler ve salih ameller de bulunanlar icin magfiret ve buyuk bir mukafat vardır

[8] Kotu isler kendisine suslenip, onu guzel goren kimse (Allah'ın hidayet ettigi kimse) gibi midir? Allah, diledigini saptırır, diledigine de hidayet verir. O halde o insanlardan oturu uzulup kendini mahvetme! Allah, onların ne yaptıklarını biliyor

[9] Allah ruzgarı gonderir, o (ruzgar) da bulutu harekete gecirir, Onu olu bir beldeye sevk ederiz. Onunla yeryuzune, olumden sonra hayat verir. Iste olulerin diriltilmesi de boyledir

[10] Kim, izzet istiyorsa, bilsin ki izzet tumuyle Allah’ındır. Guzel soz O’na yukselir, salih ameli de (Allah kendine) yukseltir. Kotulukleri tuzak olarak kuranlar icin siddetli bir azap vardır. Iste bunların kurdukları tuzaklar mahvolur

[11] Allah, sizi topraktan, sonra nutfe/spermden yaratmıstır. Sonra sizi ciftler kıldı. O'nun bilgisi olmadan hicbir disi ne gebe kalır ne de dogurur. Bir canlıya omur verilmesi de, onun omrunden azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Bu Allah’a cok kolaydır

[12] Iki deniz esit degildir. Biri tatlıdır, susuzlugu giderir ve icimi kolaydır; digeri tuzlu ve acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve takınacagınız sus esyası cıkarırsınız. Gemilerin suları yarıp gittigini gorursun. Bunlar, O’nun verdigi nimetleri aramanız ve O’na sukretmeniz icindir

[13] Geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar. Gunes'i ve Ay'ı hizmetinize sunmustur. Her biri belirli bir sureye kadar akıp giderler. Iste sizin Rabbiniz Allah’tır. Mulk O’nundur. O’ndan baska dua ettikleriniz, bir cekirdegin zarına bile sahip degillerdir

[14] Onlara dua etseniz bile sizin duanızı duymazlar, duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet gunu sizin ortak kosmanızı inkar ederler. her seyden haberi olan gibi sana kimse haber veremez

[15] Ey Insanlar, siz Allah’a muhtacsınız. Allah zengin, hamde layık olan O’ dur

[16] Eger isterse sizi giderir, yerinize yeni bir halk getirir

[17] Bu Allah icin hic zor degildir

[18] Hicbir gunahkar, baskasının gunahını yuklenmez. Yuku (gunahı) agır olan kimse onu tasımak icin (baskasını) cagırsa, bu cagırdıgı akrabası da olsa, onun yukunden bir sey yuklenmez. Sen, ancak gormedikleri halde Rablerinden korkan ve namazı kılan kimseyi uyarabilirsin. Kim arınırsa, ancak kendisi icin arınmıs olur. Donus Allah’adır

[19] Korle goren bir degildir

[20] Karanlıklarla aydınlık

[21] Golge ile sıcaklık da…

[22] Dirilerle oluler de bir degildir. Allah diledigine isittirir. Sen kabirlerde olanlara isittiremezsin

[23] Sen sadece bir uyarıcısın

[24] Biz seni mujdeci ve uyarıcı olman icin, hak ile gonderdik. Suphesiz her ummet icinde bir uyarıcı bulunmustur

[25] Eger seni yalanlarlarsa, onlardan oncekiler de rasullerimiz kendilerine apacık deliller, yazılı kitaplar ve aydınlatıcı kitaplarla geldigi halde onları yalanlamıslardı

[26] Sonra ben de kafirleri yakaladım. Buna karsı benim inkarım/cezam nasıldı

[27] Allah’ın gokten su indirdigini ve onunla cesitli renklerde urunler cıkardıgımızı gormuyor musun? Daglardan (gecen) beyaz, kırmızı, degisik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık)

[28] Insanların, canlıların ve hayvanların da boyle cesit cesit renkleri vardır. Ancak kullarından alimler olanlar Allah’tan korkar. Allah, cok gucludur, cok bagıslayıcıdır

[29] Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı ikame edenler, kendilerine verdigimiz rızıktan, infak edenler, asla yok olmayacak bir kazanc umabilirler

[30] Cunku Allah, onların karsılıgını verecek, hatta lutfundan daha da artıracaktır. Cunku O, cok magfiret eder ve Sekur'dur. (Karsılıklarını bol bol verir)

[31] Sana vahyettigimiz kitap, kendinden oncekileri tasdik eden hak bir kitaptır. Allah, kullarından haberdardır, onları gorur

[32] Sonra bu kitaba, kullarımızdan sectigimizi mirascı kılarız. Onlardan kendine zulmeden var, muktesıd/orta giden var, Allah'ın izniyle hayırlarda ileri gecenler vardır. Iste en buyuk fazilet budur

[33] Adn Cennetlerine girerler ve orada altın bilezikler ve incilerle suslenirler. Orada elbiseleri ise ipektir

[34] Hamdolsun bizden korkuyu gideren Allah’a!" derler. Suphesiz Rabbi’miz cok bagıslayıcı Sekur'dur (Karsılıklarını bol bol verir)

[35] Cunku lutfu ile bizi kalıcı yurda yerlestirdi. Bize orada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık gelir

[36] Kafirlere de Cehennem atesi vardır. Onlara olmeleri icin hukum verilmez ki olsunler, azapları da hafifletilmez. Her kafiri iste boyle cezalandırırız

[37] Orada var gucleriyle feryat ederler: Rabbimiz, bizi cıkar da daha once yaptıklarımızın yerine salih ameller yapalım. Size dusunecek kimsenin dusunebilecegi kadar bir omur vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? Simdi azabı tadın. Zalimler icin hicbir yardımcı yoktur

[38] Allah, goklerin ve yerin gaybını bilendir. O, kalplerin icinde ne varsa onu da hakkıyla bilendir

[39] Sizi yeryuzunde halifeler kılan O’dur. Kim kufrederse ederse, kufru kendi aleyhinedir. Kafirlerin kufru, Allah katında gazaptan baska bir sey artırmaz. Kafirlerin kufru husrandan baska bir sey artırmaz

[40] De ki: Allah'ı bırakıp da dua ettiginiz ortaklarınızı gordunuz mu? Gosterin bana! Onlar yerdeki hangi seyi yarattılar? Yoksa onların goklerde mi bir ortaklıkları var? Yoksa onlara bir kitap verildi de, ondan bir delile mi dayanıyorlar? Hayır! Zalimler birbirlerini aldatmaktan baska bir vaatte bulunmuyorlar

[41] Yok olmaması icin gokleri ve yeri Allah tutar. Goklerin ve yerin sonu gelirse, O’ndan baska kimse tutmaz. Allah, Halim'dir, cokca bagıslayandır

[42] Eger kendilerine bir uyarıcı gelirse, herhangi bir milletten daha cok hidayet uzere olacaklarına dair butun gucleriyle Allah'a yemin etmislerdi. Onlara bir uyarıcı gelince, kacmaktan baska bir sey yapmadılar

[43] Yeryuzunde buyuklenerek ve kotu tuzaklar kurmak icin (boyle yapıyorlardı) Oysa kotu tuzak, ancak sahibini kusatır. Onlar, oncekilere (gelen) sunnetten baskasını mı bekliyorlar? Allah’ın sunnetinde bir degisiklik bulamazsın. Allah’ın sunnetinde bir sapma da bulamazsın

[44] Yeryuzunde dolasmıyorlar mı? Kendilerinden oncekilerin sonunun nasıl olduguna bir baksınlar. Onlardan kuvvet bakımından daha da gucluyduler. Allah’ı goklerde ve yerde aciz bırakacak hicbir sey yoktur. Cunku O, her seyi bilen ve guc yetirendir

[45] Allah, insanları yaptıkları yuzunden hemen yakalayıp/cezalandırsaydı, yeryuzu ustunde bir tek canlı kalmazdı. Fakat onları belli bir sureye kadar erteler. Sonunda ecelleri geldigi zaman, artık suphesiz Allah kendi kullarını gorendir

Yâsîn

Surah 36

[1] Ya Sin

[2] Kur'an-ı Hakim'e yemin olsun

[3] Sen elbette gonderilen rasullerdensin

[4] Dosdogru bir yol uzerindesin

[5] (Bu Kur'an) Aziz ve Rahim olan (Allah'ın) indirmesidir

[6] Ta ki, ataları uyarılmamıs, kendileri de gaflet icinde (kalmıs) kimseler olan bir kavmi uyarasın

[7] Andolsun, onların cogu uzerine o soz (azap) hak olmustur. Artık onlar iman etmezler

[8] Biz, onların boyunlarına, cenelerine varan halkalar gecirdik. Onun icin basları kalkıktır

[9] Onlerine bir set, arkalarına da bir set cekerek onları buruduk de artık goremezler

[10] Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler

[11] Sen ancak, Kur’an’a uyan, gormedigi halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Onları bagıslanma ve guzel bir mukafatla mujdele

[12] Suphesiz biz, oluleri diriltiriz ve onların yaptıkları her isi ve bıraktıkları izleri yazarız. Her seyi acık bir kitapta toplamısızdır

[13] Kendilerine elciler gelmis olan belde halkının misalini anlat onlara

[14] Hani onlara iki elci gondermistik de onları yalanlamıslardı. Bir ucuncusu ile onları guclendirmistik. Biz, size gonderilen elcileriz, demislerdi

[15] Siz de bizim gibi insandan baska bir sey degilsiniz. Rahman, hic bir sey indirmemistir. Siz sadece yalan soyluyorsunuz, diye cevap vermislerdi

[16] Elciler ise: Rabbimiz biliyor ki biz size gonderilen elcileriz, diye karsılık verdiler

[17] Bizim gorevimiz apacık teblig/duyurmaktan baska bir sey degildir

[18] Onlar dediler ki: Dogrusu siz bize ugursuz geldiniz. Eger bu ise bir son vermezseniz, sizi tasa tutarız ve bizden acı bir azap dokunur size

[19] Ugursuzlugunuz kendinizdendir. Size ogut verildi diye mi? Hayır! Siz asırı giden bir toplumsunuz, dediler

[20] Sehrin obur ucundan kosa kosa bir adam geldi: Ey halkım! Elcilere tabi olun, dedi

[21] Sizden hicbir ucret istemeyen kimselere uyun. Onlar, hidayet uzeredirler

[22] Hem ben neden, beni yaratana ibadet etmeyeyim? Halbuki siz de O’na donduruleceksiniz

[23] O’ndan baskasını ilahlar edinir miyim? Rahman bana bir zarar istese, onların sefaati bana hic bir yarar saglamaz ve beni kurtaramazlar

[24] Ustelik ben o zaman apacık sapıklıkta olurum

[25] Suphesiz ben, Rabbinize iman ettim, beni dinleyin

[26] Ona: Cennet'e gir, denildi. O da: Keske kavmim bilseydi

[27] Rabbimin beni bagısladıgını ve beni ikrama layık kimselerden kıldıgını…

[28] Biz ondan sonra, onun kavmini helak etmek icin uzerlerine gokten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de degildik

[29] Sadece korkunc bir ses oldu. Bir anda sonup gittiler

[30] Ne yazık su kullara! Kendilerine bir peygamber gelmeye gorsun, onunla sadece alay ederlerdi

[31] Kendilerinden once nice nesilleri helak ettigimizi gormuyorlar mı? Onlar, bir daha kendilerine donmemektedirler

[32] Ve hepsi toplanıp huzurumuza cıkarılacaklardır

[33] Olu toprak kendileri icin bir ayettir. Biz, onu diriltip, ondan yedikleri ekin cıkarırız

[34] Yine orada, hurma ve uzum bahceleri yetistiririz. Aralarından da pınarlar fıskırtırız

[35] Urunlerinden ve yetistirdiklerinden yesinler diye. Hala sukretmiyorlar mı

[36] Yerin bitirdiklerinden, insanların kendilerinden ve bilmedikleri seylerden butun ciftleri yaratan Allah (eksikliklerden) munezzehtir

[37] Gece de kendileri icin bir ayettir. Gunduzu ondan sıyırıp yuzeriz, birden onlar karanlıkta kalıverirler

[38] Gunes de karar kılacagı yere akıp gider. Iste bu, Aziz ve Alim olan Allah'ın takdiridir

[39] Ay’a da menziller belirledik ki, sonunda kuru bir hurma dalı gibi olur da geri doner

[40] Ne Gunes'in Ay'a yetismesi mumkundur. Ne de gunduzun geceyi gecmesi. Her biri bir yorungede yuzerler

[41] Onların zurriyetlerini dopdolu bir gemide tasımamız da onlar icin buyuk bir ayettir

[42] Ve onlar icin daha baska tasıtlar da yarattık

[43] Eger istersek onları suda bogarız. Onlara bir yardımcı da bulunmaz, kendi kendilerine de kurtulamazlar

[44] Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dunyadan faydalandırmamız mustesnadır

[45] Onunuzdekinden ve arkanızdakinden (dunya ve ahiret azabından) sakının; umulur ki size merhamet olunur denildiginde (yuz cevirirler)

[46] Ve onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet geldigi zaman, ancak ondan yuz cevirenler oldular

[47] Kendilerine: Allah’ın size verdigi rızıklardan infak edin denildigi zaman; kafirler, iman edenlere; Allah'ın diledigi takdirde yedirip doyuracagı kisiyi acaba biz mi doyuracagız? Gercekten siz apacık bir sapıklık icindesiniz.”

[48] Eger dogru soyluyorsanız, bu vaad ne zaman yerine gelecek? derler

[49] Onlar, tek bir cıglıktan baska bir sey beklemiyorlar. Birbirleriyle cekisip dururlarken onları yakalayacak

[50] (O zaman) Ne bir vasiyet edebilirler, ne de ailelerine geri donebilirler

[51] Sur'a uflenince, hemen kabirlerinden Rablerine dogru kosarak cıkarlar

[52] Eyvah bize! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın vadettigidir. Peygamberler gercekten dogru soylemisler, derler

[53] Yalnızca korkunc bir cıglık. Bunun uzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar

[54] Artık bugun kimseye hicbir haksızlıkta bulunulmaz ve ne yapmıssanız ancak onun karsılıgını goreceksiniz

[55] Suphesiz cennetlikler o gun nimetlerle mesguldurler, zevk surerler

[56] Kendileri ve esleri golgeliklerde, koltuklara yaslanmıslardır

[57] Orada, onlar icin meyveler vardır. Canlarının istedigi her sey onlarındır

[58] Rahim olan Rabden selam sozu vardır

[59] Ey gunahkarlar! Bugun siz (bir tarafa) ayrılın

[60] Ey Adem ogulları! Size, seytana ibadet etmeyin, cunku o sizin apacık dusmanınızdır." demedim mi

[61] Bana ibadet edin. Dosdogru yol budur, diye buyurmamıs mıydım

[62] O, sizden cogu toplumları saptırmıstı. Hic mi akıl erdirmiyordunuz

[63] Iste size vaat olunan Cehennem

[64] Kufredisiniz sebebiyle bugun girin oraya

[65] Bugun, onların agızlarını muhurleyecegiz, bizimle elleri konusacak. Ayakları da yapıp, kazandıklarına sahitlik edecektir

[66] Dileseydik, gozlerini tamamen kor ederdik de, o zaman dogru yolu bulmaya kosusurlardı. Oysa nasıl gorebilirler

[67] Eger dilesek oldukları yerde onların sekillerini degistirirdik de, ne ileriye gitmeye gucleri yeterdi, ne de geri gelmeye

[68] Kime uzun omur verirsek onu yaratılısında tersine dondururuz. Hala akletmiyorlar mı

[69] Ona siir ogretmedik, ona yakısmaz da. Bu, yalnızca bir hatırlatma ve apacık Kur’an’dır

[70] Diri olanları uyarmak ve sozun (azabın) kafirler uzerine gerceklesmesi icindir

[71] Kendi elimizle yaparak, onlar icin yarattıgımız hayvanları gormuyorlar mı? Onlara sahip olmaktadırlar

[72] O hayvanları onlara boyun egdirdik, onlardan kimine biniyorlar, kiminin de etini yiyorlar

[73] O hayvanlarda, insanlar icin daha baska faydalar ve icecekler vardır. Hala sukretmiyorlar mı

[74] Kendilerine yardımlarını umarak Allah’tan baska ilahlar edindiler

[75] Halbuki ilahların onlara yardım etmeye gucleri yetmez. Aksine kendileri bunlar icin askerlerdir (ve ateste) hazırdırlar

[76] Onların sozleri seni uzmesin. Biz onların gizlediklerini de acıkladıklarını da elbette biliyoruz

[77] Insan kendisini bir nutfeden yarattıgımızı gormuyor mu? Bir de bakıyorsun ki, apacık dusman kesilmis

[78] Kendi yaratılısını unutup, bize ornek veriyor: Bu curumus kemikleri kim diriltebilir? diyor

[79] De ki: Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratılmısı hakkıyla bilendir

[80] Sizin icin yesil agactan ates cıkaran O’dur. Nitekim siz onunla ates yakıyorsunuz

[81] Gokleri ve yeri yaratanın, onların benzerlerini yaratmaya gucu yetmez mi? Elbette yeter.O, her seyi hakkıyla bilen yaratıcıdır

[82] Bir seyi diledigi zaman, O'nun emri, ona yalnızca: “Ol!” demesidir; o da hemen oluverir

[83] Her seyin mulku elinde olan ve sizin de kendisine doneceginiz Allah (noksanlıklardan) munezzehtir

Saffât

Surah 37

[1] Andolsun saf saf dizilenlere

[2] Surup sevk edenlere

[3] Zikir okumakta olanlara

[4] Ilahınız tek birdir

[5] O, goklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. O, doguların da Rabbidir

[6] Biz, en yakın gogu yıldızlarla susledik

[7] Her inatcı seytandan koruyarak

[8] Onlar, artık mele-i a'la'ya kulak veremezler. Her taraftan kendilerine (ates topları) atılır

[9] Uzaklastırılarak... Onlar icin devamlı bir azap vardır

[10] Ancak, tek bir soz kapan olursa, hemen onu delip gecen bir alev takip eder

[11] Simdi onlara sor: Yaratılısca onlar mı daha cetin/zor yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz onları yapıskan bir camurdan yarattık

[12] Belki sen buna hayret ediyorsun, onlar da alay ediyorlar

[13] Onlara ogut verildigi zaman ogut almıyorlar

[14] Bir ayet gordukleri zaman onunla alay ediyorlar

[15] Bu, apacık bir sihirden baska bir sey degil! diyorlar

[16] Olup, toprak ve kemik oldugumuz zaman mı, biz yeniden diriltilecegiz

[17] Veya onceki atalarımız mı

[18] De ki: Evet! Hem de hor ve hakir olarak

[19] Cunku o, korkunc bir sesten ibarettir. O zaman derhal bakıp, dururlar

[20] Eyvah bize, iste hesap gunu

[21] Iste sizin yalanladıgınız hukum gunu

[22] Zalimleri, onlara eslik edenleri ve Allah'tan baska ibadet etmis olduklarını toplayın

[23] Allah'tan baska (ibadet etmis oldukları) onları Cehennem yoluna iletin

[24] Durdurun onları! Cunku hesaba cekilecekler

[25] Size ne oldu da birbirinize yardım etmiyorsunuz

[26] Hayır! Onlar, bugun artık teslim olmuslardır

[27] Birbirlerine donup, sorarlar

[28] Siz bize sagdan geliyordunuz, derler

[29] Digerleri de derler ki: Hayır! Siz iman eden kimseler degildiniz

[30] Bizim sizin uzerinizde zorlayıcı bir gucumuz de yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz

[31] Artık Rabbimizin hakkımızdaki sozu gerceklesti. Kesinlikle biz onu/azabı tadacagız

[32] Evet sizi saptırdık, cunku biz de sapkın kimseler idik

[33] Dogrusu onlar, o gun azapta musterektirler

[34] Biz, gunahkarlara iste boyle yaparız

[35] Cunku onlar, kendilerine: Allah’tan baska (hak) ilah yoktur, denildigi zaman buyuklenirlerdi

[36] Bir mecnun sair icin ilahlarımızı terk mi edecegiz? derlerdi

[37] Hayır! O, hakkı getirdi ve peygamberleri dogruladı

[38] Siz ise, o acı veren azabı tadacaksınız

[39] Ancak yaptıklarınızın cezasını goreceksiniz

[40] Ancak Allah’ın ihlaslı kulları haric

[41] Onlar icin bilinen rızıklar vardır

[42] Meyveler (vardır) ve onlar ikrama layık olanlardır

[43] Nimet cennetlerinde

[44] Karsılıklı koltuklar uzerinde

[45] Etraflarında pınardan (doldurulmus) kadehler dolastırılır

[46] Berrak bir kaynaktan, icenlere lezzet verir

[47] O, ne bas agrısı/sersemligi verir, ne de ondan sarhos olurlar

[48] Yanlarında da, gozlerini sadece kendisine cevirmis, guzel gozlu esler

[49] Sanki onlar, saklı bir yumurta

[50] Iste o zaman birbirlerine donerek (dunyadaki hallerini) soracaklar

[51] Onlardan biri: Benim bir yakın arkadasım vardı, der

[52] Bana derdi ki: Sen gercekten tasdik edenlerden misin

[53] Olup, toprak ve kemik olduktan sonra, biz hesap mı verecegiz

[54] (Cennet'e giren) Ona ne oldugunu goruyor musunuz? der

[55] Bir de bakar ki onun atesin ortasında oldugunu gorur

[56] Allah’a yemin ederim ki, sen neredeyse beni de helak edecektin! der

[57] Eger Rabbimin nimeti olmasaydı, simdi ben de (Cehennem'e) getirilenlerden olurdum, dedi

[58] Simdi, artık biz olmeyecegiz degil mi

[59] Ilk olumumuzden baska. Biz, azaba da carptırılmayacagız

[60] Iste bu, en buyuk kurtulustur

[61] Calısıp amel edenler, boylesi icin calıssınlar

[62] Bu mu daha hayırlı nimet olarak, yoksa zakkum agacı mı

[63] Biz onu zalimler icin bir fitne kıldık

[64] O, Cehennem'in dibinden cıkan bir agactır

[65] Tomurcukları (urunleri) sanki Seytanlar'ın basları gibidir

[66] Iste onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar

[67] Sonra onlar icin, bunun uzerine kaynar bir icecek vardır

[68] Sonra da onların donusu yine atesedir

[69] Onlar, babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuslardı

[70] Onların izinde kosturmuslardı

[71] Andolsun ki, onlardan once eski milletlerin cogu dalalete dustu

[72] Iclerinden uyarıcılar gonderdik

[73] Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak

[74] Allah’ın ihlaslı kullarının dısında

[75] Suphesiz Nuh bize seslenmisti de, dogrusu biz pek guzel icabet edenleriz

[76] Onu ve ailesini, o buyuk sıkıntıdan kurtarmıstık

[77] Onun neslini baki kalanlar kıldık

[78] Sonradan gelenler arasında (guzel bir) nam bıraktık

[79] Alemler icinde Nuh’a selam olsun

[80] Iste biz iyileri boyle odullendiririz

[81] Cunku O, mu’min kullarımızdan idi

[82] Digerlerini ise suda bogmustuk

[83] Suphesiz Ibrahim de onun yolunda olanlardan idi

[84] Hani O, Rabbine (sirkten) selamette olan bir kalp ile gelmisti

[85] Hani o, babasına ve kavmine demisti ki: Siz, nelere ibadet ediyorsunuz

[86] Allah’tan baska uydurma ilahlar mı istiyorsunuz

[87] Alemlerin Rabbi hakkında ne dusunuyorsunuz ki (O'na sirk kostunuz)

[88] Ibrahim yıldızlara bir goz attı

[89] Ve “Ben hastayım.” dedi

[90] Arkalarını donup, gittiler

[91] Ibrahim, onların ilahlarıyla bas basa kaldı. Yemez misiniz? dedi

[92] Size ne oldu da konusmuyorsunuz

[93] Sonra, uzerlerine gelip sag eliyle (kuvvetle) vurdu

[94] Kavmi (telas icinde) kosarak ona dogru geldi

[95] Ibrahim, onlara; (Ellerinizle) Yonttugunuz seylere mi ibadet ediyorsunuz? dedi

[96] Oysa sizi de yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıstır

[97] Onun icin bir bina yapın, onu atesin icine atın! dediler

[98] Ona tuzak kurmak istediler. Ama biz onları alcalttık

[99] Ibrahim dedi ki: Ben Rabbime gidiyorum. O bana dogru yolu gosterecek

[100] Rabbim, bana salihlerden bir evlat bagısla

[101] Biz de ona yumusak huylu bir erkek cocuk mujdesi verdik

[102] Cocuk, onunla yuruyup, dolasacak bir yasa gelince, ona dedi ki; Ogulcugum, ben seni ruyamda bogazladıgımı goruyorum. Bir bak, sen ne goruyorsun? Oglu: Babacıgım! Sana emrolunanı yap! dedi. Insallah beni sabredenlerden bulacaksın

[103] Her ikisi de teslimiyet gosterip, Ibrahim oglunu alnı uzerine yatırdıgı zaman

[104] Ey Ibrahim! diye seslendik

[105] Sen ruyanı gercekten tasdik ettin. Biz, iyileri boyle mukafatlandırırız

[106] Bu, elbette apacık bir imtihandı

[107] Ona fidye/bedel olarak buyuk bir kurbanlık (koc) vermistik

[108] Sonradan gelenler arasında (guzel bir) nam bıraktık

[109] Ibrahim’e selam olsun

[110] Iste iyileri boyle odullendiririz

[111] Cunku o, mu’min kullarımızdan idi

[112] O’na salihlerden bir peygamber olacak Ishak’ı mujdeledik

[113] Onu da Ishak’ı da mubarek kıldık. Ikisinin soyundan iyi davranan da var, acıkca kendi nefsine zulmetmekte olan da

[114] Musa ve Harun’a da lutufda bulunmustuk

[115] O ikisini ve kavimlerini buyuk bir sıkıntıdan kurtarmıstık

[116] Onlara yardım etmistik de onlar galip gelmislerdi

[117] O ikisine acıkca anlasılan kitabı vermistik

[118] Onlara dosdogru olan yola hidayet ettik

[119] Sonradan gelenler arasında (guzel bir) nam bıraktık

[120] Musa ve Harun’a selam olsun

[121] Iste iyileri boyle odullendiririz

[122] Cunku ikisi de mu’min kullarımızdan idi

[123] Ilyas da peygamberlerden idi

[124] Halkına soyle demisti: Sakınmıyor musunuz

[125] Yaratıcıların en iyisini bırakıp Ba’l (adlı puta) mi dua ediyorsunuz

[126] Sizin Rabbinizin de, daha onceki atalarınızın Rabbi de Allah’tır

[127] Onu yalanladılar, bundan dolayı gercekten onlar, (azap icin getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır

[128] Allah’ın ihlaslı kulları baska

[129] Sonradan gelenler arasında (guzel bir) nam bıraktık

[130] Ilyas’a selam olsun

[131] Iste iyileri boyle odullendiririz

[132] Cunku o, mu’min kullarımızdan idi

[133] Lut da elbette peygamber idi

[134] Onu ve ailesini topluca kurtarmıstık

[135] Sadece geride kalanlardan olan yaslı bir kadın dısında

[136] Sonra da digerlerini helak etmistik

[137] Siz sabah vakti onların ustunden (yanından) muhakkak gecip gidiyorsunuz

[138] Ve aksam da, aklınızı kullanmıyor musunuz

[139] Yunus da peygamberlerden idi

[140] Hani o, kacıp, yuklu bir gemiye binmisti

[141] Kura cekmisler ve kaybedenlerden olmustu

[142] O, kınanmıs iken bir balık onu yuttu

[143] Eger Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı

[144] Insanların tekrar diriltilecekleri gune kadar onun karnında kalırdı

[145] Ama biz onu bitkin (hasta) oldugu halde bos bir yere cıkardık

[146] Onun uzerine de (genis yapraklı) bir bal kabagı bitkisi bitirdik

[147] Sonra da onu yuz bin kisiye veya daha fazlasına gondermistik

[148] Ona iman ettiler, biz de onlara bir sureye kadar gecimlik verdik

[149] Onlara sor, kızlar Allah’ın da, oglanlar onların mı

[150] Yoksa bizim melekleri disi olarak yarattıgımıza mı sahitlik ettiler

[151] Bak, onlar nasıl da uydurarak

[152] “Allah'ın erkek bir cocugu oldu” diyorlar. Gercekten onlar yalancıdırlar

[153] Allah, kızları ogullara tercih mi etmis

[154] Size ne oluyor? Nasıl hukum verebiliyorsunuz

[155] Hic dusunmuyor musunuz

[156] Yoksa sizin cok acık bir deliliniz mi var

[157] Eger dogru soyluyorsanız, haydi kitabınızı getirin

[158] Allah ile cinler arasında bir soy bagı icat ettiler. Cinler de elbette (hesaba) goturuleceklerini biliyorlar

[159] Allah, onların vasıflandırdıkları (sıfatlardan) munezzehtir

[160] Allah’ın ihlaslı kulları mustesna

[161] Siz ve ibadet ettikleriniz

[162] Hicbiriniz, (Allah'a karsı) baska kimseyi fitneye dusurup yoldan cıkaramazsınız

[163] Cehenneme atılacaklardan baskasını…

[164] Biz (meleklerin) her birimizin belli bir makamı vardır

[165] Suphesiz biziz o saf saf dizilenler

[166] Ve yine biz, tesbih edicileriz

[167] Onlar, soyle diyorlardı

[168] Oncekilerden yanımızda bir zikir/kitap olsaydı

[169] Elbette Allah’ın ihlaslı kulları olurduk

[170] Simdi ise O’na kufrettiler. Yakında bilecek onlar

[171] Andolsun ki, (peygamber) gonderilmis kullarım icin Bizim (onlara yardım) sozumuz gecmistir

[172] Onlara mutlaka yardım edilecektir

[173] Bizim ordularımız galip gelecektir

[174] Oyleyse bir sureye kadar onlardan yuz cevir

[175] Ve onlara (gelecek azabı) gozetleyedur. Onlar da yakında gorecekler

[176] Azabımızı mı acele istiyorlar

[177] Fakat (azap) onların sahasına indigi zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kotu olacak

[178] Bir sureye kadar onlardan uzaklas

[179] Ve onlara (gelecek azabı) gozetleyedur. Onlar da yakında gorecekler

[180] Izzet/guc sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirmekte olduklarından munezzehtir

[181] Selam elcilere

[182] Hamd ise alemlerin Rabbi Allah’adır

Sâd

Surah 38

[1] Sad. Serefli/ogut olan Kur’an’a yemin olsun ki

[2] Kafir olanlar kibir ve ayrılık icindedirler

[3] Onlardan onceki nesillerden nicelerini helak ettik. Feryat ettiler ama vakit kurtulus/kacıs vakti degildi

[4] Aralarından bir uyarıcının gelmesine sasırdılar. Kafirler dedi ki: Bu, yalancı bir sihirbaz

[5] Ilahları tek bir ilah mı yaptı? Bu, hayret edilecek bir seydir

[6] Onların ileri gelenleri: Yuruyun, ilahlarınıza baglılıkta sebat gosterin, sizden istenen sey budur, diye harekete gectiler

[7] Bunu son dinde de isitmedik, bu sadece bir uydurmadır

[8] Kur’an, aramızdan ona mı indirilmis? Hayır, onlar zikrimden suphe ediyorlar. Cunku henuz azabımı tatmadılar

[9] Yoksa Aziz ve Vehhab olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı

[10] Yoksa, goklerin, yerin ve arasındakilerin mulku onlara mı ait? Oyle ise sebeplere tutunarak goge yukselsinler

[11] Onlar, cesitli gruplardan olusmus bir ordudur; iste surada bozguna ugratılacaklardır

[12] Onlardan once Nuh, Ad ve kazıklar/ustun guc sahibi Firavun kavmi de yalanlamıstı

[13] Semud ve Lut’un kavmi de, Eyke halkı da. Iste onlar da birer grup idiler

[14] Hemen hepsi de elcileri yalanladılar da azabımı hak ettiler

[15] Bunlar da ancak, bir daha geri donmeyecek olan tek bir cıglık beklemektedirler

[16] Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gununden once ver, dediler

[17] Onların soylediklerine sabırlı ol. Kulumuz Davud'u, o kuvvet sahibi zatı hatırla. O, hep Allah'a yonelirdi

[18] Dogrusu biz daglara boyun egdirdik, aksam ve sabah onlar kendisiyle (Davud ile) birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi

[19] Kusları da toplu olarak (onunla birlikte tesbih ettiler) Hepsi de O'na (Allah'a) donmuslerdi

[20] Onun (Davud'un) mulkunu guclendirmistik. Ona hikmeti ve acık/guzel konusmayı vermistik

[21] Sana o davacıların haberi gelmedi mi? Hani ma'bed(in duvarın)a tırmanmıslardı

[22] Davud’un yanına girmislerdi. Davut da onlardan korkmustu. Korkma, dediler. Birbirinin hakkına saldırmıs iki davacıyız. Aramızda hak ile hukum ver. Zulmetme. Bize dogru yolu goster

[23] Bu benim kardesimdir, onun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. “Onu da bana ver” dedi ve konusmada bana ustun geldi

[24] Davut: Koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık etmis. Zaten ortakların cogu, birbirlerine zulmeder. Ancak iman eden salih amellerde bulunanlar haric. Bunlar da ne kadar az! Davut, kendisini imtihan ettigimizi anlamıs ve Rabbinden bagıslanma dileyerek secdeye kapanmıs ve O’na yonelmisti

[25] Iste boylece biz onu bagıslamıstık. Katımızda onun icin bir yakınlık ve varılacak guzel bir yeri vardır

[26] Ey Davud! Seni yeryuzunde bir halife kıldık. O halde insanlar arasında hak/adaletle hukum ver. Heva ve hevese uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlara ise hesap gununu unuttukları icin siddetli bir azap vardır

[27] Gogu, yeri ve ikisi arasındakileri bos yere yaratmadık. Bu, kafirlerin zannıdır. Vay o kafirlerin atesteki haline

[28] Yoksa, iman edip, salih amellerde bulunanları, yeryuzunde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacagız? Yoksa, sakınanları, facirler gibi mi tutacagız

[29] Akıl sahiplerinin, ayetlerini dusunmeleri ve ogut almaları icin sana indirdigimiz mubarek bir kitaptır

[30] Davud’a Suleyman’ı bagıslamıstık. O, ne guzel bir kuldu. O, Allah’a yonelen/donen biriydi

[31] Ogleden sonra ona uc ayagının uzerine durup bir ayagını kaldırmıs calımlı ve safkan kosu atları sunulmustu

[32] O da soyle demisti: Hayrı sevmek beni, Rabbimin zikrinden alıkoydu. Nihayet gunes battı

[33] Onları bana getirin, demis, (Getirilince) ayaklarını ve boyunlarını kesmeye basladı

[34] Andolsun biz Suleyman'ı imtihan ettik. Tahtının ustune bir ceset bırakıverdik. Sonra tevbe edip bize yoneldi

[35] Rabbim! Beni bagısla ve bana, benden sonra hic kimseye nasip olmayacak bir hukumranlık ver. Vehhab/bol bol bagısta bulunan suphesiz sensin

[36] Ruzgarı ona boyun egdirmistik. Emri ile diledigi yere yumusak bir sekilde eserdi

[37] Dalgıc ve yapı ustası Seytanları da

[38] Zincire vurulmus digerlerini de

[39] Bu, bizim bagısımızdır. Ister ver, ister tut. Bu hesapsızdır

[40] Katımızda onun icin bir yakınlık ve varılacak guzel bir yeri vardır

[41] Kulumuz Eyyub’u da an. Hani Rabbine: “Seytan bana bir yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmisti

[42] Ayagınla yere vur. Iste yıkanacak ve icilecek soguk bir su! demistik

[43] Ona ailesini de bagıslamıstık. Onlarla birlikte bizden bir rahmet ve akıl sahiplerine de bir ogut olması icin bir mislini daha bagıslamıstık

[44] Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. Ne guzel bir kuldu! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma. O, Allah’a yonelen/donen biriydi

[45] Guc ve basiret sahibi kullarımız Ibrahim, Ishak ve Yakub’u da an

[46] Biz onları ozellikle ahiret yurdunu dusunen ihlaslı kimseler kıldık

[47] Cunku onlar, katımızda secilmis ve hayırlı kimselerden idiler

[48] Isamil’i, Elyasa’yı ve Zulkifl’i de an. Hepsi de hayırlı kimselerden idiler

[49] Bu bir hatırlatmadır. Allah korkanlar icin varılacak guzel bir yer vardır

[50] Kapıları kendilerine acılmıs Adn Cennetleri

[51] Orada koltuklarına kurulmuslar, bircok meyve ve icecek isterler

[52] Yanlarında da gozlerini kendilerine dikmis yasıt guzeller vardır

[53] Bu, hesap gunu size vadolunanlardır

[54] Iste bu hic tukenmeyecek rızıklarımızdır

[55] Iste su da, azgınlar icin kotu bir varıs yeri vardır

[56] Cehennem! Oraya atılacaklar. Ne kotu bir yer

[57] Iste bu azap! Tatsınlar onu, kaynar su ve irin

[58] Ve buna benzer baska cinsten cesit cesit azap

[59] Bu, sizinle birlikte girecek bir grup, (Ileri gelen azgınlar birbirlerine) rahat yuzu yok size (derler). Suphesiz onlar cehenneme gireceklerdir

[60] (Onlara uyanlar ise:) Hayır! Asıl size rahat yuzu yok! Onu siz bize sundunuz derler. Ne kotu kalma yeridir! derler

[61] Rabbimiz, derler. Bunu kim bize getirdiyse, onun azabını ateste kat kat artır

[62] Bize ne oldu da kotu saydıgımız adamları burada goremiyoruz? derler

[63] Onlarla alay ederdik. Yoksa gozler mi onlardan kaydı (da goremiyoruz)

[64] Iste Cehennem ehlinin tartısmaları suphesiz boylece gerceklesecektir

[65] De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım! Tek ve kahhar olan Allah’tan baska bir (hak) ilah yoktur

[66] O, goklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. Aziz'dir, Gaffar'dır

[67] De ki: Bu buyuk bir haberdir

[68] Siz ise ondan yuz ceviriyorsunuz

[69] Onlar orada tartısırken benim mele-i a'la (melekler) hakkında hicbir bilgim yoktu

[70] Bana, apacık bir uyarıcı olmamdan baska bir sey vahyolunmuyor

[71] Rabbin meleklere: Ben, camurdan bir insan yaratacagım, demisti

[72] Onu bir sekle sokup, ruhumdan ufledigim zaman onun icin hemen secdeye kapanın

[73] Meleklerin hepsi topluca secde etmisti

[74] Iblis mustesna. O, buyukluk tasladı ve kafirlerden oldu

[75] Allah: Ey Iblis! Iki elimle yarattıgıma seni secde etmekten alıkoyan nedir? dedi. Buyukluk mu taslıyorsun, yoksa yucelerden misin

[76] Ben, ondan hayırlıyım, dedi. Beni atesten, onu camurdan yarattın

[77] Oradan cık, dedi. Sen artık kovulmus birisin

[78] Lanetim hesap gunune kadar senin uzerinedir

[79] Rabbim, dedi. Tekrar dirilecekleri gune kadar bana muhlet ver

[80] Sen, sure/muhlet verilenlerdensin, dedi

[81] Hem de belli bir vakte kadar

[82] Senin izzetin adına yemin ederim ki, onların hepsini azdıracagım/saptıracagım, dedi

[83] Ancak onlardan ihlaslı kıldıgın kulların haric

[84] (Allah) Hak (benim katımdan olandır) ve ben hakkı soylerim, dedi

[85] Cehennem'i tamamen senden olanlar ve sana uyanlarla dolduracagım

[86] De ki: Ben sizden bir ucret istemiyorum. Kendiligimden bir sey de uydurmuyorum

[87] Bu (Kur’an) ancak, alemler icin bir hatırlatmadır

[88] Onun haberini bir sure sonra ogreneceksiniz

Zümer

Surah 39

[1] Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katından indirilmistir

[2] Biz, sana kitabı hak olarak indirdik. Oyleyse, dini ona halis kılarak Allah’a ibadet et

[3] Bil ki halis din Allah’ındır. Ondan baska veliler edinenler: Biz bunlara, ancak bizi Allah’a cokca yaklastırmaları icin ibadet ediyoruz derler. Allah, anlasmazlıga dustukleri konuda aralarında hukmu verecektir. Su kadar var ki Allah; yalancı, inkarcı ve kafir kimseye hidayet etmez

[4] Eger Allah bir ogul edinmek isteseydi, yarattıkları icinden diledigini secerdi. O bundan munezzehtir. O birdir, Kahhar olan Allah'tır

[5] O, gokleri ve yeri hak ile yaratmıstır. Geceyi gunduze dolayıp, orter gunduzu de geceye orter, gunese ve aya da boyun egdirmistir. Hepsi de belli bir sureye kadar akar/gider. Bilin ki O, cok gucludur, cok bagıslayıcıdır

[6] Sizi tek bir candan yaratmıstır. Sonra ondan da esini meydana getirmis ve size sekiz es hayvan indirmistir. Sizi analarınızın karnında, uc karanlık icinde bir yaratıstan diger bir yaratısa gecerek (safhalardan gecirerek) yaratmıstır. Iste bu Rabbiniz Allah'tır. Mulk O'nundur Ondan baska (hak) ilah yoktur. O halde nasıl (sirke) cevriliyorsunuz

[7] Eger kufrederseniz, Allah’ın sizden mustagnidir. Kullarının kufrune razı olmaz. Eger sukrederseniz, sizin icin ondan razı olur. Hic bir gunahkar bir baskasının gunahını yuklenmez. Sonra Rabbinizedir donusunuz. Elbette size yaptıklarınızı haber verecektir. O, kalplerde olanları cok iyi bilendir

[8] Insana bir zarar dokununca, Rabbine yonelerek, ona dua eder. Sonra, kendisinden bir nimet verdigi zaman, daha once ona dua ettigini unutur da onun yolundan saptırsın diye Allah’a esler kosar, De ki: Kufrunle biraz faydalanıp, eglene dur. Kuskusuz sen ates ehlindensin

[9] Yoksa gece saatlerini secde ederek ve kıyama durarak, itaatle geciren, ahiretten cekinip, Rabb’inin rahmetini uman mı (kafir olan mı daha hayırlıdır)? Hic bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? de! Ancak akıl sahipleri dusunup ogut alır

[10] De ki: Ey iman eden kullarım! Rabbinizden sakının! Bu dunyada iyilik yapanlar icin (ahirette) bir iyilik vardır. Allah’ın arzı genistir. Ancak sabredenlere, hesapsızca/sınırsızca karsılık verilecektir

[11] De ki: Ben, dini Allah’a halis kılarak O'na ibadet etmekle emrolundum

[12] Teslim olanların da ilki olmakla emrolundum

[13] De ki: Eger Rabbime karsı isyan edersem, elbette ben buyuk bir gunun azabından korkarım

[14] Dinimi kendisine halis kılarak (sadece) Allah’a ibadet ederim! de

[15] Siz de, ondan baska dilediginize ibadet edin. De ki: Husrana ugrayacaklar, kıyamet gunu hem kendilerini hem de ailelerini husrana ugratanlardır. Dikkat edin, apacık husran iste budur

[16] Onların ustlerinden atesten tabakalar, altlarından da tabakalar vardır. Allah, kullarını iste bununla korkutuyor. Ey kullarım! Benden sakının

[17] Tagut'a ibadet etmekten kacınıp, Allah'a yonelenlere mujde vardır. Kullarımı mujdele

[18] Onlar, sozu dinleyip en guzeline uyarlar. Onlar, Allah’ın kendilerine hidayet ettigi kimselerdir. Onlar, akıl sahibi kimselerdir

[19] Uzerine azap kelimesi hak olmus kimseye (hidayet edemezsin), ateste olanı da sen mi kurtaracaksın

[20] Oysa, Rablerinden sakınanlar icin ustuste yapılmıs, altlarından ırmaklar akan odalar/koskler vardır. Bu, Allah’ın vaadidir. Allah, vaadinden donmez

[21] Gormedin mi? Allah gokten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerlestirdi, sonra onunla turlu turlu renklerde ekinler yetistiriyor. Sonra onlar kurur da sapsarı olduklarını gorursun. Sonra da Allah onları kurumus cer cop haline getirir. Iste bunda akıl sahipleri icin bir ibret vardır

[22] Allah’ın, gonlunu Islam’a acıp, Rabbinden bir aydınlık (yol) uzerine olan kimse ile (boyle olmayan kimse bir olur mu?) Allah’ın uyarılarına karsı kalpleri katı olanların vay haline! Iste onlar, apacık bir dalalettedirler

[23] Allah sozun en guzelini, mutesabih ve (hukumleri, ogutleri, kıssaları...) ikiserli bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan urperir, sonra derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine yumusar. Iste bu Allah’ın hidayetidir. Onunla diledigine hidayet eder. Allah, kimi de saptırırsa, artık ona bir hidayet edici yoktur

[24] Kıyamet gunu, yuzunu kotu azaptan korumaya calısan kimse (ile cennete olan kimse bir olur mu?) Zalimlere "Kazandıgınızı tadın!" denilir

[25] Onlardan oncekiler de yalanlamıslardı da hic farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geliverdi

[26] Allah, onlara dunya hayatında da rezilligi tattırdı. Ahiret azabı ise cok daha buyuktur. Keske bunu bilselerdi

[27] Biz bu Kur’an’da, insanlar icin, dusunsunler diye her turlu misali verdik

[28] Sakınıp, takvalı olsunlar diye, hicbir egriligi bulunmayan Arapca bir Kur'an olarak (indirdik)

[29] Allah, birbiriyle gecinemeyen bir cok ortaga baglı olan bir adamla, yalnız bir kisiye has/baglı bir adamı ornek olarak vermistir. Bu ikisinin durumu esit midir? Hamd, Allah’a mahsustur. Fakat onların cogu bilmezler

[30] Elbet sen de oleceksin, onlar da olecekler

[31] Sonra siz kıyamet gunu Rabbinizin huzurunda mahkeme olunacaksınız

[32] Allah hakkında yalan soyleyen ve kendisine gelen dogruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Kufre sapanlar icin Cehennem'de bir sıgınma yeri mi yok

[33] Dogruyu getiren ve onu tasdik edenler ise, iste onlar muttakilerdir

[34] Onlara, Rableri katında istedikleri seyler vardır. Bu, iyilik yapanların oduludur

[35] Boylece Allah, onların (dunyada) yaptıklarının en kotusunu ortecek ve yapmakta oldukları amellerin en guzeliyle ecirlerini verecektir

[36] Allah kuluna kafi degil midir? Onlar seni Allah’tan baskalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık ona bir hidayet edici yoktur

[37] Allah kime de hidayet ederse onu da saptıracak yoktur. Allah Aziz ve intikam sahibi degil midir

[38] Onlara: Gokler ve yeri kim yarattı? diye sorsan; Allah, diyeceklerdir. De ki: Allah’tan baska dua ettiklerinizi gordunuz mu, Allah bana bir zarar vermek istese onlar, onun zararını giderebilir mi? Ya da bana bir rahmet dilese, onlar, onun rahmetini engelleyebilirler mi? De ki: Allah bana yeter. Tevekkul edenler yalnız ona tevekkul etsinler

[39] De ki: Ey halkım, bulundugunuz hal uzere calısın, ben de amel edip, calısıyorum

[40] Kime rezil edici bir azabın gelecegini, kalıcı azabın kimin uzerine inecegini ilerde bileceksiniz

[41] Biz, kitabı sana insanlar icin “hak” olarak indirdik. O halde onu kim hidayete erisirse kendisi icin erisir Kim de sapıtırsa, ancak kendi aleyhine sapıtır. Sen onlara vekil degilsin

[42] Allah, nefisleri oldukleri zaman ve olmeyenleri de uykularında olduruverir. Olumune hukum verilenlerinkini tutar, digerlerini belirlenmis bir sureye kadar salıverir. Iste bunda, dusunen bir toplum icin ayetler/deliller vardır

[43] Yoksa onlar Allah’tan baska sefaatciler mi edindiler? De ki : Onlar hic bir seye sahip degillerse ve akletmiyorlarsa da mı

[44] De ki: Sefaatin hepsi Allah’ındır. Goklerin ve yerin mulku O’na aittir. Sonra O’na donduruleceksiniz

[45] Allah’ın adı tek olarak anıldıgı zaman, ahirete iman etmeyenlerin kalpleri tiksinir. Oysa O'ndan baskaları anıldıgında ise hemen sevince kapılırlar

[46] De ki: Ey gokleri ve yeri yaratan, gaybı ve goruleni bilen Allah'ım! Hakkında anlasmazlıga dustukleri hususlarda kulların arasında hukum verecek sensin

[47] Yeryuzunde bulunan seylerin hepsi ve bir katı daha o zalimlerin olsaydı, kıyamet gunu, azabın en kotusunden (kurtulmak icin) onu fidye olarak verirlerdi. Zira Allah tarafından hic de hesaba katmamıs oldukları seyler ortaya cıkıp gelmistir

[48] Onların kazandıkları kotulukler ortaya cıkmıs ve alay ettikleri sey cepecevre kusatmıstır

[49] Insana bir zarar dokundu mu hemen bize dua eder. Ona bizden bir rahmet verdigimiz zaman da: "Bu bana, ilmim/bilgim dolayısıyla verilmistir" der. Oysa o bir fitne/imtihandır. Fakat cokları bilmez

[50] Kendilerinden once gelenler de boyle soylemisti. Fakat kazandıkları kendilerine fayda saglamamıstı

[51] Nihayet kazandıkları seylerin kotulukleri onlara isabet etmisti. Iste bunlardan zalim olanlara da kazandıkları seylerin kotulukleri isabet edecek ve onlar aciz bırakıcılar degildir

[52] Bilmiyorlar mı ki Allah, diledigine rızkı yayar ve de daraltır. Iman eden bir toplum icin iste bunda deliller vardır

[53] De ki: Ey kendilerine kotuluk edip asırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden umidinizi kesmeyin. Cunku Allah, butun gunahları bagıslayıcıdır. O, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[54] Azap size gelmeden once, Rabbinize yonelin ve O’na teslim olun ki sonra hic bir yardım goremezsiniz

[55] Azap size, farkında olmadıgınız bir anda ansızın gelmeden once Rabbinizden indirilenin en guzeline uyun

[56] Kisi (o gun): Allah’a karsı (itaat etmede) asırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun! Gercekten ben alay edenlerdendim

[57] Yahut keske Allah bana hidayet etseydi de muttakilerden olsaydım der

[58] Veya azabı gorunce; "Keske bir kere daha hak verilse de iyi amel yapanlardan olsam" der

[59] Hayır, sana ayetlerim gelmisti ve sen onları yalanlamıs, buyukluk taslamıs ve kafirlerden olmustun

[60] Kıyamet gunu, Allah hakkında yalan soyleyenlerin yuzlerinin kapkara oldugunu gorursun. Kibirlenenler icin cehennemde bir sıgınma yeri mi yok

[61] Allah takva sahiplerini kurtuluslarından dolayı necata erdirir. Onlara kotuluk dokunmaz ve onlar huzne kapılmayacaklardır

[62] Allah, her seyin yaratıcısıdır ve O her seyin vekilidir

[63] Goklerin ve yerin (hazine) anahtarları Onundur. Allah’ın ayetlerine kufredenler iste onlar, husrana ugrayacaklar, onlardır

[64] De ki: Ey cahiller! Allah’tan baskasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz

[65] Sana ve senden oncekilere: Eger sirk kosarsan yaptıkların bosa gider ve husrana ugrayanlardan olursun, diye vahyolunmustur

[66] Oyleyse, yalnızca Allah’a ibadet et ve sukredenlerden ol

[67] Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Yer tumuyle onun avucundadır, kıyamet gunu gokler de sag elinde durulmus olacaktır. O, kostukları sirklerden munezzehtir

[68] Sur’a uflenmis, Allah’ın diledikleri dısında yerde ve goklerde kim varsa olmustur. Sonra ona tekrar uflendigi zaman onlar ayaga kalkar ve bakıp dururlar

[69] Yeryuzu Rabbinin nuru ile aydınlanır, kitap ortaya konur, peygamberler ve sahitler getirilir ve aralarında hakkaniyetle hukum verilir. Onlara asla zulmedilmez

[70] Herkese, calıstıgının karsılıgı tam olarak verilir. Onların ne yaptıklarını, en iyi bilen O’dur

[71] Kafirler boluk boluk Cehennem'e surulur. Oraya geldikleri zaman kapıları acılmıs ve oranın bekcileri onlara: Size, icinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugune kavusacagınızla ilgili uyaran peygamberler gelmedi mi? Onlar da: Evet, geldi, demislerdir. Fakat, kafirlerin uzerine azap kelimesi hak olmustur

[72] Onlara: Icinde ebedi kalmak uzere cehennem kapılarından girin iceri! Buyuklenenler icin ne kotu bir yurt! denir

[73] Rablerinden sakınan kimseler boluk boluk Cennet'e sevkedilirler. Oraya gelirler ve kapılar acılır ve onun bekcileri: Selam size, tertemiz olarak geldiniz ebedi olarak girin oraya

[74] (Onlar da) Derler ki: Bize verdigi vaadi dogrulayan ve bizi bu yere mirascı kılan Allah'a hamd olsun. Calısanların odulu ne guzeldir

[75] Orada meleklerin Ars'ın etrafını kusatarak, Rablerini hamd edip tesbih ederken gorursun. Aralarında hak ile hukum verilmis ve hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur, denilmistir

Ğâfir

Surah 40

[1] Ha, Mim

[2] Bu kitabın Aziz ve Alim olan Allah tarafından indirilmistir

[3] Gunahları bagıslayan, tevbeleri kabul eden, azabı siddetli ve bol lutuf sahibidir. Ondan baska (hak) ilah yoktur, donus O’nadır

[4] Allah’ın ayetleri hakkında kafirlerden baskası tartısmaz. Onların sehirler arasında dolasması sakın seni aldatmasın

[5] Kendilerinden once Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra da cesitli topluluklar (yalanladı). Her ummet, kendi peygamberlerini yakalamaya/oldurmeye azmetti ve batıl ugruna mucadele ettiler. Ta ki onunla hakkı ortadan kaldırsınlar! Cezalandırmam nasıldı

[6] Kafirlerin Cehennem ehli olduklarına dair Rabbinin sozu boylece hak olup gerceklesti

[7] Arsı tasıyanlar ve onun etrafında Rablerine hamd ederek tesbih edenler, ona iman edenler, muminler icin de magfiret dilerler: Rabbimiz, rahmet ve ilmin her seyi kusatmıstır. Tevbe eden ve yoluna uyanları bagısla ve onları cehennem atesinden koru

[8] Rabbimiz, onları ve atalarından, eslerinden ve soylarından (iman ve amel ile)salih olanları kendilerine vaad ettigin Adn cennetlerine girdir. Suphesiz sen, Aziz ve Hakim sensin

[9] Onları kotuluklerden koru! O gun sen, kimi kotuluklerden korumussan, gercekten ona rahmet de etmis olursun. Iste en buyuk kurtulus budur

[10] Kufredenlere soyle seslenilir: Allah’ın size gazabı, sizin kendinize karsı gazabınızdan daha buyuktur. Zira imana cagrılıyordunuz, ama siz kufrediyordunuz

[11] Rabbimiz, dediler. Bizi iki kere oldurdun ve iki kere dirilttin. Gunahlarımızı itiraf ediyoruz. Cıkmak icin bir yol var mı

[12] Iste bu (azap), dunyada iken yalnızca Allah’a (ibadete) cagrıldıgında kufretmeniz, O’na ortak kosuldugunda ise iman etmeniz sebebiyledir. Oysa, hakimiyet, ustun ve buyuk olan Allah’ındır

[13] Size ayetlerini gostermek icin gokten size rızık indiren O’dur. Ama (Allah'a) yonelenden baskası dusunmez

[14] Kafirlerin hosuna gitmese de dini ihlasla Allah’a has kılarak yalnızca O'na dua edin

[15] O, dereceleri yuksek olan ve Ars’ın sahibidir. Kavusma gunuyle uyarmak icin kendi emrinden olan ruhu (vahyi), kullarından diledigine indirir

[16] O gun onlar ortaya/huzura cıkarlar. Onlardan hic bir sey Allah’a gizli kalmaz. Bugun mulk kimindir? Kahhar olan tek Allah’ın

[17] O gun her kisiye, kendi kazandıklarının karsılıgı verilir. O gun zulum yoktur. Suphesiz Allah hızlı hesap gorendir

[18] Onları, iyice yaklasan gunden uyarıp, korkut. O zaman yurekler kederli bir halde gırtlaklara dayanır. Zalimler icin bir dost ve sozu dinlenen bir sefaatci de yoktur

[19] Allah, gozlerin hain bakısını ve kalplerin gizledigini bilir

[20] Allah, hak ile hukmeder. Ondan baska dua ettikleri ise hic bir seye hukmedemezler. Suphesiz Allah, hakkıyla isiten ve gorendir

[21] Yeryuzunde dolasmıyorlar mı? Kendilerinden oncekilerin akibetinin nasıl olduguna baksınlar. Nitekim onlar, bunlardan kuvvet ve yeryuzundeki eserleri yonunden daha ustunduler. Ama Allah, onları gunahları sebebiyle yakalamıstı da onları Allah’tan koruyacak birisi yoktu

[22] Iste bu, onlara peygamberlerin apacık deliller getirmesine ragmen, onların kafir olmasındandır. Allah da onları hemen yakalamıstır. Suphesiz o cok guclu ve siddetle cezalandırandır

[23] Musa’yı mucizelerimiz ve apacık bir delille gondermistik

[24] Firavun’a, Haman’a ve Karun’a... Hemen: Yalancı bir sihirbaz! demislerdi

[25] Onlara kendi katımızdan gercegi getirdigi vakit, Onunla birlikte iman edenlerin ogullarını oldurup, kadınlarını sag bırakın, demislerdi. Kafirlerin tuzagı elbette bosa cıkar

[26] Firavun: Bırakın beni, Musa’yı oldureyim. O, Rabbine dua etsin, dursun. Ben, onun dininizi degistirmesinden ya da yeryuzunde bozgunculuk cıkarmasından korkuyorum, dedi

[27] Musa: Ben, hesap gunune iman etmeyen, her buyukluk taslayandan Rabbiniz ve Rabbim olan Allah’a sıgındım, dedi

[28] Firavun ailesinden, imanını gizleyen bir adam dedi ki: Rabbim Allah’tır, dedi diye bir adamı oldurecek misiniz? Oysa, size Rabbinizden deliller getirmis. Eger yalancıysa, yalanı kendi aleyhinedir. Eger dogruysa, size vadettigi (azabın) bir kısmı basınıza gelebilir. Muhakkak, Allah, haddi asan, yalancıya hidayet etmez

[29] Ey kavmim! Bugun, yeryuzune ustun kimseler olarak hukumranlık sizindir. Ama Allah'ın azabı bize gelip catarsa, kim bize yardım eder? Firavun: Ben size kendi gorusumden baska bir sey gostermiyorum, ben size sadece dogru yolu gosteriyorum, dedi

[30] Iman eden kimse soyle dedi: Ey halkım! Dogrusu ben uzerinize onceki toplulukların gunu gibi, bir gunun gelmesinden korkuyorum

[31] Nuh, Ad, Semud kavminin ve ondan sonraki toplumların durumu gibi. Oysa Allah, kullarına zulmetmek istemez

[32] Ey halkım! Ben sizin icin feryat gununden korkuyorum

[33] O gun arkanızı doner, kacarsınız. Fakat, sizi Allah’tan koruyacak hic bir sey yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu dogru yola iletecek de yoktur

[34] Daha once de size Yusuf, acık delillerle gelmisti. Fakat siz, onun getirdiklerinden hep suphe edip durdunuz. Sonunda o oldugu zaman: Allah, ondan sonra bir peygamber gondermeyecektir, dediniz. Allah, haddi asan supheci kimseyi iste boyle dalalete dusurur

[35] Bu kimseler, Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerine gelen bir delil olmadıgı halde tartısır dururlar. Bu, Allah katında da, iman edenlerin yanında da buyuk bir gazap sebebidir. Allah, buyukluk taslayan her zorbanın kalbini iste boyle muhurler

[36] Firavun dedi ki: Ey Haman! Benim icin bir kule yap, belki sebeplere/yollara ulasırım

[37] Goklerin sebeplerine/yollarına... Ve Musa’nın ilahını gorurum. Cunku ben onun yalancı oldugunu sanıyorum. Firavun'a kotu isleri iste boyle suslendi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzagı husrandan baska bir sey degildir

[38] Iman eden kisi soyle dedi: Ey halkım! Bana uyun, size dogru yolu gostereyim

[39] Ey halkım, bu dunya hayatı bir meta/gecimliktir. Ahiret ise, kalıcı, karar kılma yurdudur

[40] Kotuluk yapan kimse onun benzerinden baskasıyla cezalandırılmaz. Erkek olsun, kadın olsun kim mu’min olarak salih amel yaparsa, iste onlar da cennete girerler ve orada hesapsız olarak rızıklandırılırlar

[41] Ey halkım! Ben sizi kurtulusa cagırırken, ne diye siz beni atese cagırıyorsunuz

[42] Beni, Allah’a kufretmeye, ona hakkında bilgim olmayan bir seyi ortak kosmaya cagırıyorsunuz. Ben ise sizi, Aziz ve cok bagıslayıcı olan (Allah'a) davet ediyorum

[43] Gercek su ki, sizin beni davet ettiginiz seyin dunyada da ahirette de davete deger bir tarafı yoktur. Donusumuz Allah'adır, asırı gidenler de ates ehlinin kendileridir

[44] Size soylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben isimi Allah’a havale ediyorum. Allah, kullarını cok iyi gorendir

[45] Allah, onu onların kurdukları kotu tuzaktan korudu ve Firavun ailesini kotu azap kusattı

[46] Onlar sabah aksam o atese sunulurlar: Kıyamet gerceklestigi gun Firavun ailesini en siddetli azaba sokun

[47] Ateste tartısırlar. Zayıf bırakılanlar, buyukluk taslayanlara soyle derler: Biz size tabi olmustuk. Simdi atesin bir kısmını bizden savabilir misiniz

[48] Buyuklenenler de: Biz, hepimiz onun icindeyiz. Allah, kulları arasında hukmunu vermistir

[49] Atestekiler, Cehennem bekcilerine: Rabbinize dua edin, bizden bir gun azabı hafifletsin, der

[50] Onlar da: Size, apacık delillerle peygamberleriniz gelmedi mi? derler. Evet, derler. Bekciler de: O halde kendiniz dua edin. Halbuki kafirlerin yalvarması bosunadır

[51] Biz, peygamberlerimize ve iman edenlere dunya hayatında da, sahitlerin (sahitlik icin) ayaga kalkacagı kıyamet gunu de yardım edecegiz

[52] O gun zalimlere mazeretleri bir fayda vermez. Artık lanet de onlarındır, kotu yurt da onlarındır

[53] Musa’ya hidayet vermis ve Israilogulları'nı kitaba mirascı kılmıstık

[54] O, akıl sahipleri icin bir ogut ve hidayet rehberidir

[55] Sen de sabret, kuskusuz Allah’ın vaadi haktır. Gunahların icin bagıslanma dile, sabah aksam hamd ederek Rabbini tesbih/tenzih et

[56] Kendilerine gelen hic bir delilleri olmadan, Allah’ın ayetleri hakkında tartısanların gonullerinde kibirden baska bir sey yoktur. Onlar, ona ulasamazlar. Oyleyse sen, Allah’a sıgın. Suphesiz Allah, hakkıyla isiten ve gorendir

[57] Gokleri ve yeri yaratmak, insan yaratmaktan daha buyuk bir seydir. Fakat, insanların cogu bilmiyorlar

[58] Kor ile goren esit degildir. Iman edip, salih ameller yapanlarla kotuler de bir degildir. Ne kadar az dusunuyorsunuz

[59] Kıyamet saati gelecektir. Onda hic suphe yoktur. Fakat insanların cogu ona iman etmiyor

[60] Rabbiniz soyle dedi: Bana dua edin, size icabet edeyim. Bana ibadet etmekten buyuklenenler, asagılanmıs olarak Cehennem'e gireceklerdir

[61] Istirahat etmeniz icin size geceyi yaratan, gunduzu de aydınlık yapan Allah’tır. Allah, insanlara karsı cok lutufkardır. Fakat insanların cogu sukretmezler

[62] Iste O, her seyin yaratıcısı, kendisinden baska (hak) ilah olmayan Rabbimiz Allah’tır. O halde nasıl olup da (imandan) donduruluyorsunuz

[63] Iste Allah'ın ayetlerini inatla inkar edenler iste (haktan) boyle dondurulur

[64] Yeryuzunu sizin icin yerlesme yeri ve gogu de bina olarak yaratan Allah’tır. Sizi en guzel sekilde sekillendirmis ve temiz/iyi seylerden size rızık vermistir. Iste sizin Rabbiniz Allah Alemlerin Rabbi olan Allah ne yucedir

[65] O, hayat sahibidir. Ondan baska (hak) ilah yoktur. Dini ona halis kılarak, yalnızca ona dua edin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur

[66] De ki: Bana Rabbimden apacık deliller gelince, sizin Allah'ı bırakıp o ibadet ettiklerinize ibadet etmem bana yasaklandı ve bana alemlerin Rabbine teslim olmam emredildi

[67] Sizi topraktan, sonra meniden, sonra kan pıhtısından yaratan; sonra sizi analarınızın karnından bebek olarak cıkaran, sonra sizi guclu kuvvetli bir caga eristiren, derken ihtiyarlıga varacak kadar yasatan da O'dur. Kiminiz daha once vefat ettirilir, kiminiz de belirtilmis bir sureye ulasırsınız. Belki artık akledersiniz

[68] Hayat veren ve olduren O’dur. Bir ise hukum verince, ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir

[69] Allah’ın ayetleri hakkında tartısanları gormedin mi? Nasıl da donduruluyorlar

[70] Kitabı ve rasullerimizle gonderdiklerimizi yalanlayanlar, ileride bileceklerdir

[71] O zaman, boyunlarında boyunduruk ve zincirlerle surulecekler

[72] Kaynar suya, sonra ateste yakılacaklardır

[73] Sonra onlara denilecek ki: Ortak kostuklarınız nerede

[74] Allah’tan baska. Bizden uzaklastılar. Biz, onceden hic bir seye dua/ibadet etmiyorduk, dediler. Iste Allah kafirleri boyle saptırır

[75] Iste bu, yeryuzunde haksız yere sımarmanız ve bosuna boburlenmeniz sebebiyledir

[76] Girin cehennemin kapılarından, icinde kalmak uzere... Buyukluk taslayanlara ne kotu bir mesken

[77] Sabret, kuskusuz Allah’ın vaadi haktır. Biz onlara vaat ettigimiz azabın bir kısmını ya sana gosteririz, ya da seni vefat ettiririz. Ama neticede onlar, bize donduruleceklerdir

[78] Senden once de peygamberler gonderdik. Onlardan kimini sana anlattık kimini de anlatmadık. Hic bir peygamber Allah’ın izni olmadıkca bir ayet getiremez. Allah’ın emri geldigi zaman da hak ile hukum verilir ve iste o zaman batılcılar husrana ugrar

[79] Allah, kimine binesiniz, kimini yiyesiniz diye sizin icin hayvanları yaratandır

[80] Onlarda sizin icin baska faydalar da vardır. Gonullerinizdeki ihtiyaca/arzuya onların uzerinde ulasırsınız. Hem onların uzerinde hem de gemilerde tasınırsınız

[81] Allah size ayetlerini gosteriyor. Allah’ın hangi ayetlerini inkar edebilirsiniz

[82] Hic yeryuzunde gezmiyorlar mı? Kendilerinden oncekilerin akibetinin ne olduguna baksınlar. Nitekim onlar, bunlardan kuvvet ve yeryuzundeki eserleri yonunden daha ustunduler. Ama Allah, onları gunahları sebebiyle yakalamıstı da onları Allah’tan koruyacak birisi yoktu

[83] Peygamberleri onlara apacık delillerle geldigi zaman, kendi bilgileri ile sımardılar ve alay ettikleri sey onları cepecevre kusatıverdi

[84] Azabımızı gorunce: Bir tek Allah’a iman ettik, ona sirk kostuklarımıza kufrettik dediler

[85] Azabımızı gordukleri zaman iman etmeleri onlara bir yarar saglamadı. (Bu,) Allah'ın kulları arasında surup gitmekte olan sunnetidir. Iste kafirler orada husrana ugramıslardır

Fussilet

Surah 41

[1] Ha, Mim

[2] Bu Kur’an, Rahman ve Rahim olan Allah’tan indirilmistir

[3] Bilen bir toplum icin Kur’an, Arapca okunarak ayetleri apacık olarak acıklanmıs bir kitaptır

[4] Mujdeci ve uyarıcı olarak. Fakat onların cogu yuz cevirdi. Artık dinlemezler

[5] Bizi cagırdıgın seye karsı kalplerimizde ortuler, kulaklarımızda agırlık vardır. Seninle bizim aramızda da bir perde vardır. Sen calıs, biz de calısacagız, dediler

[6] De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana yalnızca, sizin ilahınızın bir tek ilah oldugu vahyolunuyor. Oyleyse ona (giden dogru yola) yonelin, ondan bagıslanma dileyin. Sirk kosanların vay haline

[7] Onlar zekatı vermezler; ahireti inkar edenler de onlardır

[8] Iman edenler ve salih ameller yapanlar, iste onlar icin de kesintisiz bir mukafat vardır

[9] De ki: Siz, dunyayı iki gunde yaratana nankorluk mu ediyorsunuz? Ona ortaklar kosuyorsunuz. Halbuki O, alemlerin Rabbidir

[10] Dunya uzerinde sabit daglar var etmis ve onları bereketlendirmistir. Soranlar icin orada, yiyeceklerini ve gıdalarını tam dort gunde takdir etti

[11] Sonra gaz halinde bulunan goge yoneldi. Ona ve yere: Isteyerek ya da istemeyerek gelin! dedi. Onlar da: Isteyerek geldik, dediler

[12] Onları yedi gok olarak iki gunde varedip, her bir goge kendi isini bildirdi. Dunya gogunu ise kandillerle/yıldızlarla susledik ve koruduk. Iste bu, Hakim, Aziz olan (Allah'ın) takdiridir

[13] Eger yuz cevirirlerse, onlara de ki: Sizi, Ad ve Semud’un yıldırımına benzer bir yıldırımla/azapla uyardım

[14] Onlara peygamberleri “Allah’tan baskasına ibadet etmeyin” diye onlerinden ve arkalarından geldigi zaman: Rabbimiz isteseydi melekleri gonderirdi. Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Onun icin biz sizinle gonderilen seylere kufrediyoruz, demislerdi

[15] Ad, haksız yere yeryuzunde buyuklenmis: Bizden daha kuvvetli kim var? demislerdi. Kendilerini yaratan Allah’ın, kendilerinden daha kuvvetli oldugunu gormuyorlar mı? Onlar, ayetlerimizi bilerek inatla inkar ediyorlardı

[16] Biz de onlara dunya hayatında rezil edici azabı tattırmak icin, onlara ugursuz olmus o gunlerde buz gibi bir ruzgar gondermistik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir

[17] Semud’a gelince, onlara dogru yolu gostermistik. Onlar ise korlugu/kufru hidayete tercih ettiler. Boylece yapmakta oldukları kotulukler yuzunden alcaltıcı azabın yıldırımı onları tutmustu

[18] Iman edenleri ise, Allah’tan sakınmaları/takvaları sebebiyle kurtarmıstık

[19] Allah'ın dusmanları o gun Cehennem'e surulurler. Hepsi bir aradadırlar

[20] Oraya vardıkları zaman, kulakları, gozleri ve derileri, onların yaptıklarına sahitlik edecektir

[21] Derilerine soyle diyecekler: Niye aleyhimize sahitlik ettiniz? Her seyi konusturan Allah, bizi de konusturdu. Sizi ilk defa yaratmıstı ve yine O'na donduruluyorsunuz

[22] Siz, kulaklarınızın, gozlerinizin, derilerinizin kendi aleyhinizde sahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Oysa Allah’ın, sizin yaptıklarınızın cogunu bilmedigini sanıyordunuz

[23] Iste Rabbiniz hakkındaki bu zannınız sizi helak etti de husrana ugrayanlardan oldunuz

[24] Simdi eger dayanabilirlerse, ates onların kalacak yeridir. Eger (mazeret sunup, tekrardan dunyaya gonderilip, azabın kaldırılmasına izin isterlerse) bu onlardan kabul olunmayacak/(Rablerini) razı edenlerden olamayacaklar

[25] Onlara yakın arkadaslar musallat etmistik de, onlara onlerindekini ve arkalarındakini suslu gostermislerdi. Kendilerinden once gecmis cin ve insan toplumlarına gerceklesen azap sozu, bunlar uzerine de gerceklesmisti de onlar, husrana ugrayanlar olmuslardı

[26] O kafirler: Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gurultu yapın, belki bastırırsınız, demislerdi

[27] Kafirlere elbette siddetli bir azap tattıracagız. Onları yaptıklarının en kotusuyle cezalandıracagız

[28] Allah’ın dusmanlarının cezası iste bu atestir. onlar icin ebedi kalınacak bir yurttur. Orası, ayetlerimizi bile bile inkar etmis olmaları sebebiyle ceza olarak (onlar icindir)

[29] Kafirler derler ki: Rabbimiz! Bizi saptıran cinleri ve insanları bize goster de onları ayaklarımızın altına alalım da en asagılıklardan olsunlar

[30] “Rabbimiz Allah’tır” diyen sonra da dosdogru olanlara: Korkmayın, uzulmeyin, size vadedilen Cennet'i mujdeleyin/sevinin, diye melekler iner

[31] Biz hem dunya hayatında ve hem de ahirette sizin dostlarınızız. Orada canınız ne isterse vardır. Orada sizin icin ne isterseniz vardır

[32] Cokca bagıslayan, merhamet eden Allah’tan bir ikram olarak

[33] Allah’a davet eden, salih amel yapan ve “Ben Muslumanlardanım” diyen kimseden daha guzel sozlu kim vardır

[34] Iyilikle kotuluk bir degildir. Kotulugu en guzel sekilde sav. O zaman seninle aranızda dusmanlık bulunan kimse, sanki yakın bir dost gibi olur

[35] Buna sabredenlerden baskası kavusturulmaz. Buna ancak buyuk nasibi olan kimse kavusturulur

[36] Eger seytandan bir vesvese sana gelecek olursa hemen Allah’a sıgın. Cunku O, her seyi isitendir, bilendir

[37] Gece ve gunduz, Gunes ve Ay Allah’ın ayetlerindendir. Gunes'e ve Ay'a secde etmeyin. Onları yaratan Allah’a secde ediniz. Eger gercekten ona ibadet eden kimseler iseniz

[38] Eger buyuklenirlerse, (bilsinler ki) Allah’ın yanındakiler gece gunduz hic usanmadan O’nu tesbih ederler

[39] Onun ayetlerinden biri de sudur: Yeryuzunu kupkuru gorursun, uzerine su indirdigimiz zaman, harekete gecer ve kabarır. Topraga boyle hayat veren, oluleri de diriltecektir. O’nun her seye gucu yeter

[40] Ayetlerimiz hakkında ilhad edenler/haktan sapanlar bize gizli degildir. Kıyamet gunu atese atılanlar mı daha hayırlıdır yoksa emniyet icinde gelen mi? Istediginizi yapın. Nitekim O ne yaptıgınızı gorendir

[41] Kendilerine kitap geldiginde ona kufredenler (helak olacaklar). Oysa o, aziz/ustun bir kitaptır

[42] Ona onunden ve ardından hicbir batıl gelemez. Hakim ve hamd’e layık olan (Allah'ın katından) indirilmistir

[43] Sana soylenenler, senden onceki elcilere soylenenlerden baska bir sey degildir. Suphesiz Rabbin, hem magfiret sahibidir, hem de acı bir azap sahibidir

[44] Eger biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı sekilde acıklanmalı degil miydi? bir Arap (peygambere), yabancı dilde (bir Kur'an) mi? derlerdi. De ki: Iman edenlere hidayet ve sifadır. Iman etmeyenlerin kulaklarında agırlık vardır. O, onlara karsı bir korluk vardır (hidayet bulamaz). (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor

[45] Musa’ya da kitap vermistik. Onda da ayrılıga dusuldu. Onceden Rabbinden bir soz verilmis olmasaydı hemen aralarında hukum verilirdi. Onlar, ondan yine de suphe ve tereddut icindedirler

[46] Kim salih amel yaparsa, kendisi icindir. Kim de kotuluk yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara asla zulmedici degildir

[47] (Kıyamet) Saatinin ilmi sadece Allah’a aittir. Onun bilgisi olmadan ne meyveler kabuklarından cıkar; ne bir disi hamile kalır ve ne de dogurur. Allah; onlara: Nerede ortaklarım? diye seslendigi gun: Bir sahidimiz olmadıgını sana bildiririz, derler

[48] Daha once dua/ibadet ettikleri seyler onlardan kaybolup gitmistir. Bir kacıs yolu olmadıgını anlamıslardır

[49] Insan hayır istemekten bıkkınlık duymaz; fakat ona bir ser dokundu mu, hemen umitsiz ve karamsar duser

[50] Kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona biz, bir rahmet tattırırsak hemen soyle der: Bu benim hakkımdır, kıyametin kopacagına da inanmıyorum. Eger Rabbime dondurulursem, onun yanında, benim icin daha iyisi vardır. Kafirlere elbette yaptıklarını haber verecegiz ve en agır azabı onlara tattıracagız

[51] Insana bir nimet verdigimizde yuz cevirir ve buyukluk taslar. Bir kotuluk dokundugu zaman hemen cokca dua etmeye baslar

[52] Eger bu (Kur’an) Allah katından gelmis; sonra da siz onu inkar etmisseniz, gordunuz mu uzak/derin bir ayrılık icinde olandan daha sapık kim vardır

[53] Onun hak oldugu iyice belli olana kadar, ayetlerimizi hem afakta hem de kendi iclerinde gosterecegiz. Rabbinin her seye sahit olması yetmez mi

[54] Onlar, Rablerine kavusmaktan suphe icindedirler! Bilin ki o, her seyi kusatandır

Şûrâ

Surah 42

[1] Ha mim

[2] Ayn, Sin, Kaf

[3] Iste boyle vahyediyor sana ve senden oncekilere, Aziz ve Hakim olan Allah

[4] Goklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O, ustundur, cok Azim'dir

[5] Neredeyse yukarılarından gokler catlayacak! Melekler, Rablerini hamd ederek tesbih ederler. Yeryuzundekiler icin bagıslanma dilerler. Iyi bilin ki Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[6] Kendisinden baska veliler edinenlerin, Allah uzerlerinde gozetleyicidir. Onlara, sen vekil degilsin

[7] Ummul-Kura/Mekke ve cevresindekileri uyarman icin, hakkında hicbir suphenin bulunmadıgı toplanma gunu ile uyarasın diye; iste sana, boyle Arapca bir Kur’an vahyettik. (Insanların) bir takımı cennettedir, bir takımı da cılgın alevler icinde

[8] Allah dileseydi onları tek bir ummet yapardı. Fakat, diledigini rahmetine katar. Ama zalimlerin ne bir velisi vardır ne de bir yardımcısı

[9] Yoksa onlar, O’ndan baska veliler mi edindiler? Oysa Allah, veli O’dur. Oluleri dirilten O’dur. Her seye gucu yeten O’dur

[10] Hakkında anlasmazlıga dustugunuz konuda hukum Allah’a aittir. Iste o Allah, benim Rabbimdir. O’na tevekkul ettim ve O’na yoneldim

[11] Gokleri ve yeri yoktan yaratandır. Size kendi nefislerinizden esler var etti. Hayvanlardan da ciftler yarattı. Sizi de bu sekilde yaratıp, cogaltmaktadır. O’nun bir benzeri yoktur. Herseyi isiten ve goren O’dur

[12] Goklerin ve yerin anahtarları O’nundur. O, diledigine rızkını bol bol verir ve diledigine de daraltır. Cunku O, her seyi bilendir

[13] Dini ayakta tutun ve onda ayrılıga dusmeyin diye Nuh'a tavsiye ettigini, sana vahyettigimizi, Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya tavsiye ettigimizi Allah size de din kıldı. Musrikleri davet ettigin sey, onlara agır gelir. Allah, diledigini kendine secer ve kendine yonelen kimseye hidayet eder

[14] Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki dusmanlık yuzunden ayrılıga dustuler. Eger Rabbin’den belirlenmis bir sureye kadar bir soz gecmis olmasaydı, derhal aralarında hukum verilmis olurdu. Onların ardından kitaba mirascı olanlar da elbette ondan bir suphe ve tereddut icindedirler

[15] O halde, davet et ve emrolundugun gibi dosdogru ol! Onların hevalarına/arzularına uyma ve soyle soyle: Allah’ın indirdigi tum kitaplara inandım. Aranızda adaleti saglamakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız sizedir. (Hak ortaya cıktıktan sonra) Bizimle sizin aranızda bir tartısma yoktur. (Kıyamet gunu) Allah, bizleri bir araya toplayacaktır ve donus O’nadır

[16] Daveti kabul edildikten sonra, Allah hakkında tartısmaya girenlerin delilleri, Rableri katında bostur. Onlar icin bir gazap, yine onlar icin cetin bir azap vardır

[17] Kitabı hak ve ile ve mizanı/adaleti indiren Allah’tır. Ne bilirsin belki de kıyamet cok yakındır

[18] Ona iman etmeyenler, onun cabucak gelmesini istiyorlar. Iman edenler ise ondan korkarlar ve onun hak oldugunu bilirler. Bilin ki kıyamet hakkında tartısanlar uzak/derin bir sapıklık icindedirler

[19] Allah, kullarına karsı cok lutufkardır. Diledigini rızıklandırır. Cok kuvvetli ve guclu olan O’dur

[20] Kim ahiret ekinini/sevabını isterse, onun ekinini/sevabını artırırız. Kim dunya ekinini isterse ona da ondan veririz. Onun ahirette bir nasibi/payı yoktur

[21] Yoksa, Allah’ın izin vermedigi bir dini kendilerine bir din kılan ortakları mı var? Eger (azabın ertelenmesine dair) kesin bir hukum olmasaydı, aralarında hemen hukmedilirdi. Gercekten zalimler icin acı bir azap vardır

[22] O baslarına geldigi zaman, kazandıkları yuzunden zalimlerin korku icinde olduklarını gorursun. Iman edip, salih amel yapanlar ise cennet bahcelerindedirler. Onlar icin Rableri katında ne isterlerse vardır. Iste buyuk lutuf budur

[23] Allah’ın, iman eden ve salih ameller yapan kullarına mujdeledigi iste budur. De ki: Ben buna karsılık sizden akrabalık sevgisinden baska bir ucret istemiyorum. Kim bir iyilik islerse, ona iyiligi artırırız. Gercekten Allah, cokca magfiret edendir, Sekur'dur (karsılıklarını bol bol verir)

[24] Yoksa onlar: "(Senin hakkında) Allah'a karsı yalan uyduruyor mu?” diyorlar. Eger Allah dilerse, kalbini muhurler. Allah batılı yok eder, hakkı sozleriyle gerceklestirir. Cunku O, kalplerde olanı cok iyi bilendir

[25] Kullarından tevbeyi kabul eden, gunahları affeden ve yaptıklarınızı bilen O’dur

[26] Iman eden ve salih amel yapanlara icabet eder ve onlara lutfunu artırır. Kafirlere gelince, onlara siddetli bir azap vardır

[27] Sayet Allah, kullarına rızkı yaymıs olsaydı, elbette yeryuzunde azgınlık ederlerdi. Fakat O, diledigi miktarda indirir. Cunku O kullarının herseyinden haberdardır, gorendir

[28] (Kulları) umutlarını kestikten sonra yagmur indirip, rahmetini yayan O’dur. O'dur veli (ve) hamde layık olan

[29] Goklerin ve yerin yaratılması ve oralarda canlıların yayılması da O’nun ayetlerindendir. Diledigi zaman onları toplamaya kadir olan da O’dur

[30] Size isabet eden her musibet, ellerinizle kazandıklarınız sebebiyledir. Cogunu da affeder

[31] Yeryuzunde (O'nu) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah’tan baska bir veliniz de yardımcınız da yoktur

[32] Deniz de daglar gibi gemilerin akıp gitmesi onun ayetlerindendir

[33] Dilerse O, ruzgarı durdurur da onun (denizin) ustunde kalakalırlar. Iste bunda da cok sabreden ve sukreden herkes icin ayetler vardır

[34] Veya isledikleri sebebiyle onları helak eder, bir cogunu da affeder

[35] Ayetlerimiz hakkında mucadele edenler bilsinler ki onların kacıp kurtulacagı bir yer yoktur

[36] Size verilen seyler dunya hayatının gecimligidir/metasıdır. Allah katında olanlar ise, iman edenler ve yalnızca Rablerine tevekkul edenler icin daha hayırlı ve daha kalıcıdır

[37] Gunahın buyugunden ve fuhsiyattan kacınanlar, ofkelendikleri zaman bagıslarlar

[38] Rablerinin (tevhid davetine) icabet ederler, namazlarını ikame ederler ve onların isleri aralarındaki sura iledir. Kendilerine verdigimiz rızıklardan da infak ederler

[39] Zulme ugradıkları zaman, yardımlasırlar

[40] Bir kotulugun cezası, onun benzeri/denk bir kotuluktur. Kim de affeder ve ıslah ederse, onun mukafatı Allah’a aittir. Allah, zalimleri sevmez

[41] Zulme ugradıktan sonra hakkını alan kimse icin, artık onların aleyhine bir yol/sorumluluk yoktur

[42] Yol/sorumluluk ancak, insanlar zulmeden ve yeryuzunde haksız yere taskınlıkta bulunanlardır. Iste onlara acı bir azap vardır

[43] Kim de sabreder ve bagıslarsa, iste bu azim gerektiren islerdendir

[44] Allah kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun hicbir velisi yoktur. Azabı gordukleri zaman, zalimlerin soyle dedigini goreceksin: Geri donmeye bir yol var mı

[45] Atese arz olunurlarken onların, zilletten baslarını one egerek goz ucuyla gizli gizli baktıklarını goreceksin. Iman edenler soyle der: Husrana ugrayanlar, kıyamet gunu hem kendilerini, hem de ailelerini husrana ugratmıslardır. Sunu iyi bilin ki, zalimler kalıcı bir azap icindedirler

[46] Onların, Allah’tan baska kendilerine yardım edecek hicbir velileri yoktur. Allah’ın saptırdıgı kimse icin bir yol yoktur

[47] Allah tarafından geri cevrilmesi olmayan bir gun gelmeden once Rabbinize cevap verin. O gun sizin icin ne sıgınacak bir yer var ne de inkar

[48] Eger sırt cevirirlerse, seni onlar uzerine gozetleyici olarak gondermedik. Sana dusen ancak teblig etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdıgımız zaman, ona sevinir. Eger, kendi eliyle isledikleri sebebiyle bir kotuluk dokunursa, insan hemen nankor kesilir

[49] Goklerin ve yerin mulku Allah’a aittir. Diledigini yaratır. Diledigine kız cocukları bagıslar, diledigine erkek cocukları

[50] Veya erkekler ve kızlar olarak cift verir. Diledigini de kısır yapar. Suphesiz O, her seyi bilen ve guc yetirendir

[51] Bir insanın, vahiy dısında veya perde arkasından ya da bir elci gonderilmeksizin Allah ile konusması mumkun degildir. Iste bu sekilde O, diledigine kendi izni ile vahyeder. O, cok ustundur, Hakim'dir

[52] Iste bu sekilde sana da emrimizden bir ruhu/Kur'an'ı vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. en, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan diledigimizi kendisiyle dogru yola eristirdigimiz bir nur kıldık. Suphesiz sen, dosdogru bir yolu gostermektesin

[53] Goklerde ve yerde olan her seyin sahibi olan Allah’ın yoluna... Iyi bilin Allah’a doner ki butun isler

Zuhruf

Surah 43

[1] Ha Mim

[2] Apacık kitaba andolsun ki

[3] Biz onu anlayasınız diye Arapca Kur’an kıldık

[4] O, katımızdaki ana kitaptadır/Levh-i Mahfuz'dadır. Yuce ve hikmet sahibidir

[5] Siz azgınlık eden bir toplumsunuz diye sizi Kur’an ile uyarmayı terk mi edelim

[6] Biz, oncekiler icin de nice peygamberler gonderdik

[7] Onlara, hicbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmis olmasınlar

[8] Onlardan daha guclu olanları da helak ettik. Oncekilere dair ornek(ler) daha once gecmistir

[9] Onlara: Gokleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan: Onları, Aziz ve Alim olan Allah yarattı derler

[10] O, sizin icin yeri bir besik kıldı, orada dogru yolu bulasınız diye yollar yaptı

[11] O, gokten bir olcuyle su indirendir. Onunla olu bir beldeyi canlandırdık. Siz de iste boyle cıkarılacaksınız

[12] O, butun ciftleri yaratan, sizin gemi ve hayvanlardan uzerine bindiginiz seyleri var edendir

[13] Onların sırtlarına binip oturmanız, sonra da: Rabbinizin nimetlerini anmanız, onların uzerine yerlestikten sonra da: Bunu, hizmetimize veren Allah noksanlıklardan munezzehtir. Yoksa buna bizim gucumuz yetmezdi

[14] Ve biz elbette Rabbimize donecegiz demeniz icin

[15] Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir cuzu (kızı) kıldılar. Insan gercekten apacık bir nankordur

[16] Yoksa O, yarattıklarından kızları kendi aldı da, ogulları size mi ayırdı (Oyle mi)

[17] Oysa onlardan biri, Rahman’a isnat ettigi (bir kız cocugu) ile mujdelendigi zaman, ici kahır dolu olarak yuzu simsiyah kesilir

[18] Onlar ziynet icinde buyutulen ve tartısmada acıklayıcı (deliller ortaya koyamayan) olamayanı mı (Rahman'a isnat ediyorlar)

[19] Rahman’ın kulları olan melekleri disi saydılar. Onların yaratılıslarına mı sahit oldular? Onların bu sahitlikleri yazılacak ve onlara sorulacaktır

[20] Eger Rahman dilemis olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik, dediler. Bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar, sadece yalan soylemektedirler

[21] Yoksa daha onceden onlara bir kitap verdik de, onlar o kitaba mı tutunuyorlar

[22] Bilakis soyle dediler: Biz, atalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izinde dosdogru gitmekteyiz

[23] Senden once de bir beldeye uyarıcı gonderdigimizde hemen oranın ileri refahtan sımarmıs gelenleri: Biz atalarımızı bir din uzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz, demislerdi

[24] Size, atalarınızı uzerinde buldugunuzdan daha dogru bir sey getirmis olsam da mı? dedi. Onlar: Biz, sizinle gonderilene kafir kimseleriz dediler

[25] Biz de onlardan intikam aldık Bir bak, yalanlayanların akibeti nasıl oldu

[26] Hani Ibrahim babasına ve kavmine demisti ki: Ben sizin ibadet ettiklerinizden beriyim/uzagım

[27] Ancak beni yaratan mustesna. Muhakkak O bana hidayet edecektir

[28] Bunu, ardından geleceklere devamlı kalıcı bir soz olarak bıraktı ki, insanlar (tevhid dinine) donsunler

[29] Evet, onları ve atalarını kendilerine hak/Kur'an ve (her seyi) apacık (acıklayan) bir rasul gelinceye kadar nimetlendirdim

[30] Onlara hak geldigi zaman: Bu bir sihirdir, biz ona kufreden kimseleriz, dediler

[31] Bu Kur’an iki sehrin buyuklerinden bir adama indirilmeli degil miydi? dediler

[32] Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyor? Dunya hayatında onların gecimliklerini aralarında biz paylastırdık. Birbirlerine is gordurmeleri icin kimini otekine derecelerle ustun kıldık. Rabbinin rahmeti onların (dunyada) topladıklarından daha hayırlıdır

[33] Eger insanlar (kufurde birlesen) tek bir ummet olacak olmasaydı, Rahman'a kufredenlerin evlerinin tavanlarını ve cıkacakları merdivenleri gumusten yapardık

[34] Kapılarını ve arkalarına yaslandıkları koltukları da

[35] Ve (onlara) susler de (verirdik). Bunların hepsi gecici hayatın metasıdır. Ahiret ise Rabbin katında korunanlara aittir

[36] Kim Rahman'ın zikrinden yuz cevirirse, ona bir Seytan sararız da o Seytan artık onun yakın dostu olur

[37] Suphesiz bu Seytanlar onları dogru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin dogru yolda olduklarını sanırlar

[38] Nihayet, bize geldigi zaman: Keske benimle senin aranda dogu ve batı kadar uzaklık olsaydı. Ne kotu bir dostmussun

[39] O gun bu (pismanlık) size bir fayda saglamayacaktır. Cunku siz zalimlik ettiniz. Azapta da artık ortaksınız

[40] Simdi, sagıra sen mi isittireceksin veya kor olan ve apacık sapıklıkta bulunan kimseye sen mi hidayete ileteceksin

[41] Biz, seni alıp gotursek de onlardan yine intikam alacagız

[42] Yahut onlara vadettigimiz azabı, sana gosteririz. Cunku bizim onlara gucumuz yeter

[43] Sen, sana vahyolunana sımsıkı tutun. Cunku sen, dosdogru bir yol uzerindesin

[44] Suphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir sereftir, ondan sorguya cekileceksiniz

[45] Senden once gonderdigimiz peygamberlerimizden sor. Bakalım biz, Rahman'ın dısında ibadet edilecek bir takım ilahlar kılmıs mıyız

[46] Musa’yı ayetlerimizle Firavun’a ve kavminin ileri gesenlerine gondermistik: Suphesiz ben, alemlerin Rabbinin rasuluyum, dedi

[47] Onlara ayetlerle geldigi zaman bunlara gulup gecmislerdi

[48] Onlara gosterdigimiz her ayet, bir evvelkinden daha buyuk idi. Belki donerler diye onları azabımızla yakalamıstık

[49] Bunun uzerine dediler ki: Ey buyucu! Sana verdigi ahde gore bizim icin Rabbine dua et. Cunku biz artık hidayeti kabul edecegiz

[50] Onlardan azabı kaldırdıgımız zaman da hemen sozlerini bozuyorlardı

[51] Firavun kavmine seslenerek: Ey kavmim! Mısır’ın ve altımda akan su ırmakların mulku bana ait degil mi? Bunu gormuyor musunuz

[52] Yoksa ben, su hakir ve neredeyse konusamayan adamdan daha iyi degil miyim

[53] Ona altın bilezikler verilmeli veya onunla birlikte yakınında yer alan (yardımcı) melekler gelmeli degil miydi

[54] Firavun, halkını kucumsemis, onlar da kendisine boyun egdiler. Gercekten onlar fasık/yoldan cıkmıs bir toplum idi

[55] Onlar bizi ofkelendirdikleri zaman, onların hepsini suda bogarak onlardan intikam aldık

[56] Boylece onları sonradan geleceklere (ibret olarak) selef ve ornek kıldık

[57] Meryem oglu Isa, bir misal olarak anlatılınca senin kavmin hemen bagrısmaya basladılar

[58] Bizim ilahlarımız mı daha iyidir; yoksa o mu? dediler. Bunu sana sadece tartısmak icin soyluyorlar. Zaten onlar kavgacı bir toplumdur

[59] O, yalnızca kendisine nimet verdigimiz ve Israilogulları’na ornek kıldıgımız bir kuldur

[60] Eger dileseydik, yeryuzunde sizin yerinize gececek melekler var ederdik

[61] Suphesiz o (Isa), Kıyamet icin bir ilimdir/delildir. O halde, Kıyamet'ten yana bir supheniz olmasın. Bana uyun. Dosdogru yol budur

[62] Seytan sakın sizi saptırmasın. Cunku o, sizin icin apacık bir dusmandır

[63] Isa apacık delillerle geldigi zaman soyle demisti: Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılıga dustugunuz seylerden bir kısmını size acıklamak icin geldim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin

[64] Allah, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz O’dur. Oyleyse (yalnızca) O’na ibadet edin. Dosdogru yol budur

[65] Fırkalar/gruplar, aralarında (Isa hakkında) anlasmazlıga dustuler. O acı gunun azabına ugrayacak zalimlerin vay haline

[66] Onlar, farkında olmadıkları bir anda, ansızın kendilerine gelecek Kıyamet'ten baska bir sey mi bekliyorlar

[67] O gun, takva sahibi olan kimselerden baska butun dostlar birbirine dusmandır

[68] Ey kullarım! Size bugun korku yoktur ve siz uzulecek de degilsiniz

[69] Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlar

[70] Siz ve esleriniz agırlanmıs olarak, girin Cennet'e

[71] Etraflarında altın tepsiler ve kadehler dolastırılır. Orada canların cektigi ve gozlerin zevk aldıgı her sey vardır. Siz, orada ebedi kalacak olanlarsınız

[72] Yapmakta olduklarınız dolayısıyla, sizin varis oldugunuz Cennet iste budur

[73] Orada sizin icin bir cok meyveler vardır, onlardan yersiniz

[74] Suclular/gunahkarlar ise Cehennem azabında ebedidirler

[75] Onlardan (azap) hafifletilmeyecek ve orada onlar umitlerini kaybetmis kimselerdir

[76] Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler

[77] Ey Malik! Rabbin isimizi bitirsin, diye haykırırlar. O da: Siz, kalıcısınız! der

[78] Size hakkı getirmistik. Fakat cogunuz haktan hoslanmamıstınız

[79] Onlar (size hile kurmakta) isi saglama aldıklarını mı dusunuyorlar? Iste biz de isi saglam tutuyoruz

[80] Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konusmalarını isitmedigimizi mi sanıyorlar? Hayır! Elcilerimiz de onların yanında yazıyorlar

[81] De ki: Eger Rahman’ın bir oglu olsaydı, ona ibadet edenlerin ilki ben olurdum

[82] Goklerin ve yerin Rabbi, Ars’ın Rabbi onların vasıflandırmalarından munezzehtir

[83] Bırak onları, kendilerine vadedilen gune kavusuncaya kadar dalsınlar ve oynaya dursunlar

[84] Gokte ilah/ibadet olunan oldugu gibi yerde de ilah/ibadet olunan O’dur. O, hakimdir, alimdir

[85] Goklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mulku kendisine ait olan ne yucedir! Kıyamet saatinin ilmi O’nun katındadır ve O’na donduruleceksiniz

[86] Allah'ı bırakıp da dua/ibadet ettikleri (ilahlar) sefaat edemezler. Ancak bilerek hakka sahitlik edenler bunun dısındadır

[87] Onlara kendilerini kimin yarattıgını sorsan, elbette “Allah” derler. Buna ragmen (haktan) nasıl ceviriliyorlar

[88] (Rasulullah'ın:) "Ya Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir" demesini de (Allah biliyor)

[89] Simdilik sen onlara aldırma/yuz cevir ve selam de. Yakında bilecekler

Duhân

Surah 44

[1] Ha mim

[2] Apacık kitaba andolsun ki

[3] Biz onu, mubarek bir gecede indirdik. Biz, uyaranlarız

[4] O gece, her hikmetli is ayrılır

[5] Tarafımızdan bir emir ile biz, (rasuller) gonderenleriz

[6] Rabbinden bir rahmet olarak. Suphesiz O, herseyi isitendir, bilendir

[7] Goklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. Eger gercekten bilenler iseniz

[8] O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Diriltir ve oldurur. Sizin de Rabbiniz, sizden onceki atalarınızın da Rabbidir

[9] Fakat, onlar suphe icinde oynayıp eglenirler

[10] Gogun apacık bir duman getirecegi gunu gozle

[11] Insanları burur. Bu, acı bir azaptır

[12] Rabbimiz! Azabı bizden kaldır, biz iman eden kimseleriz

[13] Nerede onlarda ogut almak? Kendilerine apacık bir rasul gelmisti

[14] Sonra ondan yuz cevirmisler ve: Ogretilmis bir mecnun/deli demislerdi

[15] Biz, azabı biraz kaldırırız, siz de tekrar donersiniz

[16] Buyuk bir siddetle yakalayacagımız gun, elbette intikam alacagız

[17] Onlardan once Firavun kavmini de imtihan etmistik. Onlara serefli bir elci gelmisti

[18] Allah’ın kullarını (Israilogulları'nı) bana bırakın/teslim edin. ben guvenilir bir peygamberim, demisti

[19] Allah’a karsı ustunluk taslamayın. Ben size apacık bir delil getiriyorum

[20] Ve ben, beni taslamanızdan sizin de Rabbiniz olan Rabbime sıgındım

[21] Eger bana iman etmediyseniz, benden uzak durun

[22] Musa: Bunlar, gunahkar bir toplumdur, diyerek Rabbine dua etmisti

[23] Kullarımı geceleyin yola cıkar, siz takip olunacaksınız

[24] Denizi acık olarak bırak! Suphesiz onlar, suda bogulacak bir ordudur

[25] Onlar nice bahceleri ve pınarları terkettiler

[26] Ekinleri guzel konakları

[27] Icinde eglenip durdukları nimetleri

[28] Iste boyle... Onu bir baska topluma miras bıraktık

[29] Onlara ne gok agladı, ne de yer! Hic bekletilmediler

[30] Israilogulları'nı da alcaltıcı azaptan kurtarmıstık

[31] Firavundan... Cunku o, haddi ululuk taslayan bir kimse idi

[32] Onları bir ilim uzere alemler karsı seckin kıldık

[33] Onlara, iclerinde apacık imtihanlar olan ayetler verdik

[34] Bunlar ise diyorlar ki

[35] Bir defa oldukten sonra baska bir sey yoktur. Biz, yeniden diriltilecek de degiliz

[36] Dogru soyleyenler iseniz, haydi babalarımızı getirin

[37] Onlar mı hayırlı; yoksa Tubba halkı ve onlardan oncekiler mi? Biz, onları helak ettik. Cunku suclu idiler

[38] Biz gokleri, yeri ve arasındakileri oyuncular olarak yaratmadık

[39] Onları ancak hak ile yarattık. Fakat, onların cogu bilmez

[40] Hukum gunu, onların hepsine soz verilen vakittir

[41] O gun, dostun dosta hicbir sekilde faydası olmaz. Onlara yardım da olunmaz

[42] Allah’ın merhamet ettikleri dısında. Cunku O, cok gucludur, cok merhametlidir

[43] Zakkum agacı

[44] Gunahkarın yemegidir

[45] Maden eriyigi gibi karınlarda kaynar durur

[46] Kaynar suyun kaynadıgı gibi

[47] Onu siddetle tutun, Cehennem'in ortasına atın

[48] Sonra kaynar su azabından basından asagı bosaltın

[49] Tat bunu! Hani sen guclu ve serefliydin

[50] Iste bu sizin hakkında suphe ettiginiz seydir

[51] Takva sahipleri ise, onlar guvenli bir makamdadırlar

[52] Cennet'lerde ve pınarlarda

[53] Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek, karsılıklı otururlar

[54] Iste boyle! Onları iri gozlu hurilerle evlendirmisizdir

[55] Orada guven icinde her meyveyi isterler

[56] Ilk olumden baska bir olum tatmazlar. Onlar cehennem azabından korunmustur

[57] Rabbinden bir lutuf olarak. Iste buyuk kurtulus budur

[58] Ogut alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylastırdık

[59] O halde bekle! Zaten onlar da bekliyorlar

Câsiye

Surah 45

[1] Ha Mim

[2] Kitap, Aziz ve Hakim olan Allah tarafından indirilmistir

[3] Suphesiz goklerde ve yerde iman edenler icin ayetler vardır

[4] Sizin yaratılısınızda da yeryuzunde yaydıgı canlılarda da iyice bilen bir toplum icin ayetler vardır

[5] Gece ile gunduzun birbiri ardınca gelmesinde, Allah’ın rızık olarak gokten indirdigi seyde ki, onunla yeryuzu kuruduktan sonra yeniden ona hayat veren ruzgarı estirmesinde de aklını kullanan bir toplum icin ayetler/isaretler vardır

[6] Iste bunlar, sana hak olarak okudugumuz Allah’ın ayetleridir. Artık Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi soze inanacaklar

[7] Yazıklar olsun yalancı gunahkara

[8] Kendisine okunan Allah’ın ayetlerini duyar da, sonra buyuklenerek sanki onları hic duymamıs gibi ısrar eder. Acı azabı ona mujdele

[9] Ayetlerimizden bir sey ogrendigi zaman onu alaya alır. Onlar icin alcaltıcı bir azap var

[10] Arkalarından cehennem (vardır)! kazandıkları hicbir sey, Allah’ın dısında edindikleri evliyalar onlara fayda vermez. Onlar icin buyuk bir azap vardır

[11] Bu (kitap), bir hidayettir. Rablerinin ayetlerine kafirlik edenlere acı bir azap vardır

[12] Icinde emri ile gemiler akıp gitsin, O’nun lutfunu arayasınız ve sukredesiniz diye Allah denizleri sizin hizmetinize vermistir

[13] Goklerde bulunan seyleri de, yerde bulunan seylerin hepsini de (kendi katından) sizin hizmetinize sunmustur. Iste bunda da dusunen bir toplum icin ayetler vardır

[14] Iman edenlere soyle: Allah'ın (ceza) gunlerinin gelecegini ummayanları bagıslasınlar. Cunku Allah her kavmi kazandıklarıyla cezalandıracaktır

[15] Kim salih amel yaparsa kendisi icindir. Kim de kotuluk yaparsa o da kendi aleyhinedir. Sonunda Rabbinize donduruleceksiniz

[16] Israilogullarına da kitap, hukum ve peygamberlik vermistik. Onları temiz seylerle rızıklandırmıs ve alemlere ustun kılmıstık

[17] Onlara emrimiz (hakkında) apacık deliller vermistik. Kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki “bagy/zulum” yuzunden anlasmazlıga dusmuslerdi. Rabb’in, kıyamet gunu, aralarında anlasmazlıga dustukleri konuda hukum verecektir

[18] Sonra sana da emrimiz ile bir seriat/yol gosterdik. Ona uy, bilmeyenlerin heveslerine uyma

[19] Zira onlar Allah’tan gelecek bir seyi senden savamazlar. Zalimler, birbirlerinin velisidir. Allah da takva sahiplerinin velisidir

[20] Bu (Kur’an), Insanlar icin basiret ve iyice bilen bir toplum icin hidayet ve rahmettir

[21] Yoksa, kotuluk isleyenler, olumlerinde ve hayatlarında kendilerini iman edip, salih amel yapanlarla bir tutacagımızı mı sanıyorlar. Ne kotu hukum veriyorlar

[22] Allah, gokleri ve yeri herkes, hicbir haksızlıga ugramadan kazandıklarının karsılıgını gorsun diye hak/adalet ile yarattı

[23] Sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim uzere kendisini saptırdıgı, kulagı ve kalbi uzerine muhur vurdugu ve gozu ustune de bir perde cektigi kimseyi gordun mu?Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Hala ibret almayacak mısınız

[24] Dunya hayatımızdan baska hayat yoktur. Oluruz ve yasarız. Bizi zamandan baska bir sey yok etmez, derler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zannederler

[25] Apacık ayetlerimiz kendilerine okundugu zaman: Dogru soyluyorsanız babalarınızı getirin, demekten baska onların bir delilleri yoktur

[26] De ki: Size hayat veren, sonra oldurecek olan, sonra da hakkında suphe olmayan kıyamet gununde bir araya getirecek olan Allah’tır. Fakat insanların cogu bilmezler

[27] Goklerin ve yerin mulku Allah’ındır. Kıyamet koptugu gun, iste o gun batılcılar husrana ugrar

[28] O gun, her ummeti diz ustu cokmus gorursun. Her ummet, kendi kitabına cagrılır: "Bugun, yaptıklarınızın karsılıgını goreceksiniz!" denir

[29] Bu bizim kitabımızdır; sizin aleyhinizde hak ile konusuyor. Biz, yaptıklarınızı suphesiz bir bir kaydediyorduk

[30] Inanıp, salih amelleri yapanlara gelince; Rableri onları rahmetine/Cennet'ine sokacaktır. Iste bu, apacık kurtulustur

[31] Ama, kafirlere denir ki: Ayetlerim size okunmus, siz de buyuklenip suclu bir toplum olmustunuz degil mi

[32] Allah’ın verdigi soz haktır ve kıyametin kopacagında suphe yoktur, denildigi zaman: Kıyametin ne oldugunu bilmiyoruz. Yalnız onun hakkında (gercekten olacagını) sadece zannediyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi degiliz

[33] Yaptıklarının gunahları onlara gorunmus ve alay ettikleri sey onları kusatıvermisti

[34] (Onlara) Bu gune kavusacagınızı unuttugunuz gibi biz de bugun sizi unuturuz.Sıgınagınız atestir. Sizin hicbir yardımcınız da yoktur, denir

[35] Bu azap, Allah’ın ayetlerini alaya almanız ve dunya hayatının sizi aldatmıs olması sebebiyledir. Iste bugun, onlar, oradan cıkarılmayacak ve onlardan (Allah'ı razı edecek seyleri yapmaları) istenmeyecek

[36] Hamd, goklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur

[37] Goklerde ve yerde buyukluk O’nundur. Aziz ve Hakim O’dur

Ahkaf

Surah 46

[1] Ha, Mim

[2] Bu kitap Aziz ve Hakim olan Allah tarafından indirilmistir

[3] Gokleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve belli bir sure ile yarattık. Kafirler ise uyarıldıkları seyden yuz ceviriyorlar

[4] De ki: Allah’tan baska dua ettiklerinizi gordunuz mu? Yerde ne yarattıklarını bana gosterin. Yoksa onların goklerde bir ortaklıkları mı vardır? Eger dogru soyleyenler iseniz, bundan once bana bir kitap veya bilgi kalıntısı getirin

[5] Allah'ı bırakıp da Kıyamet gunune kadar kendisine cevap veremeyecek seylere dua/ibadet edenden daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların dualarından/ibadetlerinden habersizdirler

[6] Nitekim, insanlar hasredildikleri zaman (dua ettikleri), onlara dusman olur ve kendilerine yaptıkları ibadetleri inkar ederler

[7] Acıklayıcı ayetlerimiz onlara okundugu zaman, kendilerine gelen hakka/Kur'an'a kufredenler soyle dediler: Bu, apacık bir sihirdir

[8] Yoksa, “Onu uydurdu mu?” diyorlar. De ki: Eger onu uydurmussam, beni Allah’tan (kurtaracak) hic bir seye sahip degilsiniz. O, sizin onun hakkında soylediklerinizi cok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda sahit olarak o yeter. O, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[9] De ki: Ben, peygamberlerin ilki degilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apacık bir uyarıcıdan baska bir sey degilim

[10] De ki: “Soyleyin bakalım; eger (bu Kur'an) Allah katından ise, siz de ona kufretmisseniz, Israilogulların'dan bir sahit de bunun bir benzerine sahitlik edip iman etmisse ve siz de (iman etmeyerek) buyukluk taslamıssanız (o zaman bu buyuk zulum ve kufur degil midir )? Allah, zalim topluma hidayet etmez

[11] Kafirler, iman edenler hakkında: Bu is bir hayır olsaydı, onlar bizi gecemezlerdi. Oysa onlar, onunla hidayete eremediklerinden dolayı, “Bu, eski bir yalandır” derler

[12] Ondan once, oncu/ornek ve rahmet olan Musa’nın kitabı vardı. Bu (Kur'an) da, zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara mujde olmak uzere Arap lisanıyla indirilmis, dogrulayıcı bir kitaptır

[13] “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdogru istikamet uzere olanlara bir korku yoktur. Onlar uzulecek de degiller

[14] Onlar, Cennet halkı olup, yaptıklarının karsılıgı olarak orada ebedi kalacaklardır

[15] Insana, anne ve babasına karsı iyi davranmasını emrettik. Annesi onu gucluk icinde tasımıs ve guclukle dogurmustur. Onun tasınması ve sutten kesilmesi otuz aydır. Ta ki bulug cagına ulastıgı ve kırk yasına eristigi zaman: Rabbim! Bana, ana babama verdigin nimetine sukretmemi, razı olacagın salih amelleri yapmamı bana ilham et. Benim icin soyumu da ıslah et. Ben, sana tevbe ettim ve ben sana teslim olanlardanım, dedi

[16] Iste onlar, o kimselerdir ki, onlardan islediklerinin en guzelini kabul ederiz, gunahlarını bagıslarız. Onlar cennetlikler arasındadırlar. Kendilerine yapılan vaat, kendilerine yapılagelen dogru bir vaaddir

[17] Anne ve babasına: Of be siz de, benden once nice nesiller gelip gecmis iken beni yeniden diriltilip, (kabrimden) cıkartılmakla mı tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye, anne ve babası Allah'tan isteyerek: Yazıklar olsun sana! Iman et, suphesiz Allah’ın vaadi haktır (derler. O ise:) Bu, oncekilerin masallarından baska bir sey degildir, diye cevap verir

[18] Iste onlar, cinlerden ve insanlardan, kendilerinden once gelip gecmis toplumlar arasında haklarında (azap) sozu gerceklesmis olanlardır. Onlar, husrana ugrayanlardır

[19] Yaptıklarından dolayı hepsinin dereceleri vardır. Zulme/haksızlıga ugratılmadan, yaptıkları kendilerine tam olarak verilir

[20] Kafirler, atese sunuldugu gun: Dunya hayatınızda butun iyiliklerinizi yitirdiniz. Onlardan isteginiz gibi faydalandınız. Bugun ise, dunyada haksız yere buyuklenmeniz ve fasıklık yapmanız sebebiyle alcaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız, denir

[21] Ad kavminin kardesini (Hud'u) an. Zira o, kendinden once ve sonra uyarıcıların da gelip gectigi Ahkaf bolgesindeki kavmine: Allah'tan baskasına ibadet etmeyin. Ben sizin buyuk bir gunun azabına ugramanızdan korkuyorum, demisti

[22] Onlar da: Bizi ilahlarımızdan ayırmak icin mi geldin? Eger dogru sozlulerden isen haydi bize getir, bizi tehdit ettigin seyi, demislerdi

[23] O da: Bilgi ancak Allah'ın katındadır. Ben, kendisiyle gonderildigim seyi size teblig ediyorum. Ama ben, sizin cahillik eden bir toplum oldugunuzu goruyorum, dedi

[24] Azabın, bir bulut halinde vadilerine dogru gelisini gordukleri zaman: Bu, bize yagmur getirecek bir bulut, demislerdi. Hayır! O, acele gelmesini istediginiz seydir. Icinde acı bir azap olan ruzgardır

[25] O, Rabb’inin emriyle her seyi yerle bir eder. Nitekim evlerinden baska bir sey gorunmez oldu. Suclu toplumu iste boyle cezalandırırız

[26] Andolsun, size vermedigimiz imkan/gucu onlara vermistik. Kendilerine kulaklar, gozler ve kalpler vermistik. Fakat kulakları, gozleri ve kalpleri kendilerine bir yarar saglamadı. Cunku Allah’ın ayetlerini inatla inkar ediyorlardı. Alaya aldıkları sey onları kusattı

[27] Nitekim, cevrenizdeki sehirleri de helak etmistik. Belki donerler diye ayetleri tafsilli olarak acıklamıstık da

[28] Allah'tan baska kendilerine yakınlık saglamak icin ilah edindikleri seyler, kendilerine yardım etselerdi ya! Aksine onlardan uzaklastılar. Cunku O, onların uydurdugu kendi yalanlarıdır

[29] Hani, cinlerden bir grubu Kur’an’ı dinlesinler diye sana yoneltmistik. Onun yanına gelince “Susun!” demisler, (Okuma) tamamlanınca kavimlerine uyarıcı olarak donmuslerdi

[30] Onlara soyle demislerdi: Ey kavmimiz! Biz, Musa’dan sonra indirilen, kendisinden oncekini tasdik eden, hakka ve dosdogru yola hidayet eden bir kitap dinledik

[31] Ey kavmimiz! Allah’ın davetcisine uyun, ona iman edin ki sizin gunahlarınızı bagıslasın ve sizi acı bir azaptan korusun

[32] Kim Allah’ın davetcisine uymazsa, yeryuzunde (Allah'ı kendisine azap etmesinden) aciz bırakacak degildir. Onun Allah’tan baska bir velisi de yoktur. Iste boyleleri apacık bir sapıklık icindedir

[33] Gokleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın oluleri de diriltmeye gucunun yetecegini gormuyorlar mı? Elbette onun her seye gucu yeter

[34] Kafirler, atese sunuldukları gun: (Onlara) Bu, gercek degil mi? (denir) Rabbimize andolsun ki evet (gercektir), derler. Kafirliginizden dolayı tadın azabı! der

[35] O halde, sen de azim sahibi peygamberlerin sabrettigi gibi sabret! Onlar icin acele etme! Onlar kendilerine vaat edileni gordukleri gun gunduzun bir saatinden fazla yasamamıs gibidirler. Bu bir tebligdir. Fasık toplumdan baskası helak edilir mi

Muhammed

Surah 47

[1] Kafirler ve Allah’ın yolundan saptıranların amellerini Allah bosa cıkardı

[2] Iman edenler, salih amel yapanlar ve Rableri tarafından hak olarak Muhammed'e indirilene iman edenlerin gunahlarını Allah ortmus ve hallerini duzeltmistir

[3] Bu, kafirlerin batıla, iman edenlerin ise Rablerinden gelen hakka tabi olmalarından dolayıdır. Iste boylece Allah, insanlara kendilerinden misallerini anlatır

[4] Kafirlerle, (savasta) karsılastıgınız zaman boyunlarına vurun! Onları iyice bozguna ugratınca, sımsıkı baglayın. Sonra savas, yuklerini atıp sona erince de onları ya karsılıksız olarak ya da fidye ile salıverin. Iste boyle, eger Allah dileseydi, (iman edenler, kafirlere savas yapmadan da) galip gelirdi. Fakat bu, sizi birbirinizle denemek icindir. Allah, yolunda oldurulenlerin amelleri asla bosa cıkarmayacaktır

[5] Onlara hidayet edecek ve hallerini duzeltecektir

[6] Onları, kendilerine acıkladıgı Cennet'e koyacaktır

[7] Ey Iman edenler! Eger Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım edecek ve ayaklarınızı sabit kılacaktır

[8] Kafirlere gelince, helak onlaradır ve (Allah) onaların amellerini bosa cıkaracaktır

[9] Bunun sebebi, Allah'ın indirdigini begenmemeleridir. Allah da onların amellerini bosa cıkarmıstır

[10] Yeryuzunde hic dolasmıyorlar mı? Kendilerinden oncekilerin akibetine bir baksınlar. Allah onları yerle bir etti. O kafirler icin de bunun bir benzeri vardır

[11] Bu, Allah’ın iman edenlerin velisi oldugu ve kafirlerin ise bir velisi olmadıgı icindir

[12] Allah, iman edip, salih amel isleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Kafirler ise zevki sefa suruyorlar. Hayvanların yedigi gibi yiyorlar. Onların meskeni de atestir

[13] Seni memleketinden cıkaranlardan daha guclu nice beldeleri helak ettik de onlar icin bir yardımcı/kurtarıcı yoktu

[14] Rabbinden olan apacık bir delil uzerine olan kimse, kendisine kotu isleri guzel gorunen ve heveslerine uyan kimse gibi midir

[15] Muttakilere vadedilen Cennet'in misali (sudur): Icinde bozulmayan su ırmakları, tadı bozulmayan sut ırmakları ve icenlere lezzet veren sarap ırmakları, suzme bal ırmakları... Onlara, orada her turlu meyve ve Rablerinden bagıslanma vardır. O, ebedi ateste kalacak, kaynar su icirilip, bagırsakları parca parca olacak kimseler gibi olur mu

[16] Iclerinde seni dinleyenler vardır. Senin yanından cıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere sorarlar: Demin ne soylemisti? Bunlar, Allah'ın kalplerini muhurledigi, heva ve heveslerine uyan kimselerdir

[17] Dogru yola erisenler ise, (Allah) onların hidayetlerini artırmıs ve onlara takvalarını vermistir

[18] Onlar, kendilerine ansızın gelecek kıyametten baska bir sey mi bekliyorlar? Oysa onun alametleri gelmistir. Kendilerine geldigi zaman nasıl ogut alacaklar

[19] Oyleyse bil ki Allah’tan baska (hak) ilah yoktur. Gunahların icin, mu’min erkekler ve mu’min kadınlar icin bagıslanma dile! Allah, sizin gezip dolastıgınız yeri de, duracagınız yeri de bilir

[20] Iman edenler: Bir sure indirilmeli degil mi? diyorlar. Muhkem bir sure indirilip, icinde savas anılınca, kalblerinde hastalık olanların sana, olum baygınlıgı geciren bir kimsenin bakısı gibi sana baktıklarını gorursun. Onlar icin en hayırlısı…

[21] Itaat ve guzel bir sozdur. Is ciddiye bindigi zaman Allah'a sadakat gosterselerdi, elbette kendileri icin daha hayırlı olurdu

[22] Geri donerseniz, yeryuzunde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık baglarını kesmeye donmus olmaz mısınız

[23] Iste onlar, Allah’ın kendilerine lanet ettigi ve bu sebeple kulaklarını sagır, gozlerini kor ettigi kimselerdir

[24] Onlar, Kur’an’ı hic dusunmuyorlar mı, yoksa kalpleri uzerinde kilitler mi var

[25] Kendilerine hidayet acıkca belli olduktan sonra, gerisin geriye (kufre) donenlere, seytan suslemis ve onları uzunca emellere dusurmustur

[26] Bunun sebebi, Allah'ın indirdigini begenmeyenlere, bazı islerde size itaat edecegiz, demeleridir. Allah, onların gizlediklerini bilir

[27] Oyleyse melekler, onların yuzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları zaman (halleri) nasıl olacak

[28] Bu, onların Allah’ı gazaplandıran seylere uymaları ve onun rızasını kerih gormelerindendir. Boylece (Allah) onların amelleri bosa cıkarmıstır

[29] Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar, Allah’ın onların kinlerini ortaya cıkarmayacagını mı sandılar

[30] Dileseydik, onları sana elbette gosterirdik. Zaten sen onları simalarından tanırdın. Sen onları konusma uslublarından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir

[31] Andolsun ki icinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi acıklayıncaya kadar sizi imtihan edecegiz

[32] Kendilerine dogru yol acıkca belli olduktan sonra, Allah’ın yolundan alı koyan ve Rasul’e karsı gelen kafirler, kesinlikle hic bir sekilde Allah’a zarar veremezler. Allah, onların (butun) amellerini bosa cıkaracaktır

[33] Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve amellerinizi bosa cıkarmayın

[34] Kafirler ve Allah’ın yolundan alı koyanlar sonra da kafir olarak olenler... Allah onları asla bagıslamayacaktır

[35] Siz, (dusmandan) ustun durumda iken, gevseklik gostermeyin ve barısa cagırmayın! Allah, sizinle beraberdir. Amellerinizi eksiltmeyecektir

[36] Dunya hayatı, ancak bir oyundur, bir eglencedir. Eger iman eder ve takvalı olursanız size mukafatınızı verecektir. Sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez

[37] Eger sizden onları isteyip de sizi zorlarsa, cimrilik edecektiniz. O da kinlerinizi ortaya cıkaracaktı

[38] Iste siz, Allah yolunda harcamaya davet olunan kimselersiniz. Fakat, sizden cimrilik edenler vardır. Kim cimrilik ederse ancak kendi aleyhine cimrilik eder. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eger O'ndan yuz cevirirseniz, yerinize sizden baska bir toplum getirir. Artık onlar sizin gibi de olmazlar

Fetih

Surah 48

[1] Suphesiz biz, sana apacık bir fetih verdik

[2] Boylece Allah, senin gecmis ve gelecek gunahını bagıslar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dogru bir yola iletir

[3] Ve Allah, sana ustun bir zaferle yardım eder

[4] Imanlarına iman katmaları icin muminlerin kalplerine huzur indiren O’dur. Goklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, Alim'dir, Hakim'dir

[5] Butun bunlar Allah’ın; iman eden erkek ve kadınları, altından ırmaklar akan, icinde ebedi kalacakları cennetlere koyması, onların kotuluklerini ortmesi icindir. Iste bu, Allah katında buyuk bir kurtulus/basarıdır

[6] Allah hakkında kotu zanda bulunan munafık erkeklere ve munafık kadınlara, musrik erkek ve musrik kadınlara azap edecektir. Uzerlerine azap (iner). Allah onlara gazap etmis, onları lanetlemis ve onlara Cehennem'i hazırlamıstır. Varacakları yer ne kotudur

[7] Goklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir

[8] Biz seni, sahit, mujdeci ve uyarıcı olarak gonderdik

[9] Ta ki (ey muminler!) Allah'a ve Rasul'une iman edesiniz, Rasul'une yardım edesiniz, ona saygı gosteresiniz ve sabah aksam Allah'ı tesbih edesiniz

[10] Sana be’yat edenler, ancak Allah’a bey’at etmislerdir. Allah’ın eli onların ellerinin uzerindedir. Kim ahdinden donerse kendi aleyhinedir. Kim de verdigi soze baglı kalırsa, Allah ona buyuk bir odul verecektir

[11] Geride kalan bedeviler, sana: Bizi mallarımız ve ailelerimiz mesgul etti. Bizim icin bagıslanma dile diyeceklerdir. Kalblerinde olmayanı dilleri ile soyluyorlar. De ki: Eger Allah, size bir zarar veya fayda vermek isterse kim sizin icin bir seye sahip olabilir? Oysa hayır, Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır

[12] Aslında siz Peygamber'in ve muminlerin ailelerine bir daha donmeyeceklerini sanmıstınız. Bu sizin gonullerinize guzel gorundu de kotu zanda bulundunuz ve helakı mahkum bir topluluk oldunuz

[13] Kim Allah’a ve Peygamber'ine iman etmezse, biz o kafirlere alevli bir ates hazırladık

[14] Goklerin ve yerin mulku Allah’a aittir. Diledigini bagıslar, diledigini cezalandırır. Allah cokca bagıslayıcıdır, cokca merhametlidir

[15] Geride kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken diyecekler ki: Bizi bırakın da size uyalım/ardınızdan gelelim. Allah’ın sozunu degistirmek istiyorlar. De ki: Asla bizim ardımızdan gelmeyeceksiniz. Daha once Allah da boyle buyurmustu. Hayır! Siz bizi cekemiyorsunuz/kıskanıyorsunuz, diyecekler. Hayır! Onlar pek az anlarlar

[16] Bedevilerden (seferden) geri kalanlara de ki: Cok guclu bir kavme karsı savasmak icin cagrılacaksınız ya da onlar teslim olacaklar. Eger itaat ederseniz Allah size guzel bir mukafat verir. Eger daha once yuz cevirdiginiz gibi yuz cevirirseniz, sizi acı bir azapla cezalandırır

[17] Kore bir gunah yoktur. Topala da bir gunah yoktur. Hastaya da bir gunah yoktur. Kim, Allah’a ve Rasul'une itaat ederse onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yuz cevirirse onu da acı bir azapla cezalandırır

[18] Muhakkak, o agacın altında sana biat ederlerken Allah, o muminlerden razı olmustur. Kalplerinde olanı bilmis, uzerlerine huzur indirmis ve onlara yakın bir fetih vermistir

[19] Onları, elde edecekleri bir cok ganimetlerle... Allah, cok gucludur, Hakim'dir

[20] Allah, size elde edeceginiz bir cok ganimet vaadi vermistir. Bunu sizin icin cabuklastırmıs ve muminlere bir isaret olması, sizin de dogru yolu bulmanız icin insanların ellerini sizden cekmistir

[21] Henuz elde edemediginiz baska ganimetler de vardır ki, onları Allah'ın (kudreti ile) kusatmıstır. Allah’ın her seye gucu yeter

[22] Kafirler sizinle savasmıs olsalardı, arkalarını donup kacarlardı da bir veli ve yardımcı bulamazlardı

[23] (Bu,) Allah'ın oteden beri suregelen sunnetidir. Sen Allah'ın sunnetinde kesinlikle hic bir degisiklik bulamazsın

[24] Sizi onlara karsı zafere ulastırdıktan sonra, Mekke’nin icinde (Hudeybiye'de) onların ellerini sizden, sizin elinizi de onlardan ceken O’dur. Allah, butun islediginiz amelleri gorendir

[25] Onlar; kufre sapanlar ve sizi Mescid-i Haram'dan ve kurbanları yerlerine ulasmasından alıkoyanlardır. Eger (Mekke'de) kendilerini henuz tanımadıgınız mumin erkeklerle mumin kadınları bilmeyerek cignemeniz sebebiyle vebal/kusur dokunacak olmasaydı (Allah sizi onların uzerine salardı). Dilediklerine rahmetine sokmak icin Allah boyle yapmıstır. Eger onlar (kendilerini musriklerden) ayrılmıs olsalardı elbette onlardan (Mekkeli'lerden) kafir olanları elemli bir azaba carptırırdık

[26] Zira Kafirler, kalplerine taassubu/bagnazlıgı, (hem de) cahiliye bagnazlıgını yerlestirmislerdi. Allah da Rasul'une ve muminlere sukunet ve guvenini indirdi, onları takva sozune (kelime-i tevhide) baglı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehil kimselerdi. Allah her seyi bilendir

[27] Evet! Allah, elcisinin ruyasını hakkıyla dogruladı. Allah’ın dilemesiyle, guven icinde, baslarınızı tıras etmis ve saclarınızı kısaltmıs olarak, korkusuzca Mescidi Haram’a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediginizi bilir. Oraya girmeden once de yakın bir fetih vermistir

[28] Butun dinlerden ustun kılmak uzere, Rasul'unu hidayet ve hak din ile gonderen O'dur. Sahit olarak Allah yeter

[29] Muhammed, Allah’ın Rasul'udur. Onunla beraber olanlar, kafirlere karsı siddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onların ruku ve secde ederek Allah’ın lutuf ve rızasını arzuladıklarını gorursun. Onların isareti yuzlerindeki secde izleridir. Iste bu onların Tevrat’taki ornegidir. Incil'deki ornegi ise, filizini yarıp cıkarmıs, gittikce onu kuvvetlendirerek kalınlasmıs, govdesi uzerine dikilmis bir ekin gibidir ki, bu ciftcilerin de hosuna gider. (Bu) Onunla kafirleri ofkelendirmek icindir. Onlardan iman eden ve salih amellerde buluanlara magfiret ve buyuk bir mukafat vadetmistir

Hucurât

Surah 49

[1] Ey iman edenler! Allah’ın ve O'nun Rasul’unden one gecmeyin. Allah’tan sakının. Suphesiz Allah, her seyi isitendir, gorendir

[2] Ey iman edenler! Sesinizi, peygamberin sesi uzerine yukseltmeyin. Birbirinize yuksek sesle konustugunuz gibi onunla da oyle yuksek sesle konusmayın. Yoksa siz farkında olmadan amelleriniz bosa gider

[3] Allah'ın resulu yanında seslerini kısanlar, suphesiz Allah'ın kalplerini takva ile imtihan ettigi kimselerdir. Onlar icin bagıslanma ve buyuk bir mukafat vardır

[4] Sana odaların arkasından bagıranların cogu aklı ermeyen kimselerdir

[5] Oysa sen onların yanına cıkıncaya kadar sabretselerdi, kendileri icin daha hayırlı olurdu. Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[6] Ey iman edenler! Eger bir fasık size bir haber getirirse, cahillikle bir topluluga kotuluk etmemek icin iyice arastırın, sonra yaptıgınıza pisman olursunuz

[7] Aranızda Allah’ın Rasul'unun bulundugunu bilin. Bir cok iste size itaat etseydi, sıkıntıya duserdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmis ve kalblerinizi onunla suslemistir. Size kufru, fasıklıgı ve isyanı kotu gostermistir. Iste onlar, dogru yolu bulmus olanlardır

[8] Bu, Allah'tan bir lutuf ve nimettir. Allah, Alim'dir, Hakim'dir

[9] Eger muminlerden iki grup savasa tutusurlarsa, aralarını duzeltin. Eger biri digerine saldırırsa, Allah’ın emrine donunceye kadar saldırana karsı savasın. Eger donerse, aralarını adaletle duzeltin ve adil davranın. Suphesiz Allah, adaletli olanları sever

[10] Muminler ancak kardestirler. Oyleyse kardeslerinizin arasını duzeltin ve Allah’tan sakının ki merhamet olunasınız

[11] Ey iman edenler! Bir topluluk, diger bir toplulukla alay etmesin. Alay edilenlerin, alay edenlerden daha hayırlı olabilir. Kadınlar da baska kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kotu lakaplarla cagırmayın. Imandan sonra fasıklık ne kotu bir isimdir! Kim tevbe etmezse, iste zalimler onlardır

[12] Ey iman edenler! Zannın cogundan kacının. Cunku zannın bir kısmı gunahtır. Birbirinizin gizlisini arastırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Biriniz, olu kardesinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz degil mi? Allah’tan sakının, kuskusuz Allah, tevbeleri cokca kabul edendir, cokca merhamet edendir

[13] Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir disiden yarattık. Sizi tanısasınız diye kollara ve kabilelere ayırdık. Allah, katında en degerliniz ondan en cok sakınanınız/takvalı olanınızdır. Suphesiz Allah, Alim'dir, her seyden haberdardır

[14] Bedeviler “Iman ettik” dediler. De ki: Siz iman etmediniz, fakat teslim olduk deyin! Cunku iman, henuz kalplerinize girmedi. Eger Allah’a ve Rasul'une itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hic bir sey eksiltmez. Nitekim Allah, cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[15] Asıl muminler, Allah’a ve Rasul'une iman edip, sonra da hic suphe etmeyen ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. Iste dogrular/sadıklar onlardır

[16] De ki: Dininizi Allah’a mı ogreteceksiniz? Allah, goklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah, herseyi bilendir

[17] Musluman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: Musluman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın, bilakis size dogru yolu gosterdigi icin Allah sizi minnet altında tutar, eger samimi iseniz

[18] Allah, suphesiz goklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yapmakta oldugunuz amelleri gorendir

Kâf

Surah 50

[1] Kaf. Serefli Kur’an’a and olsun

[2] Kendilerine iclerinden bir uyarıcının gelmesine sasırdılar da, kafirler: Bu, acayip bir sey, dediler

[3] Biz oldukten ve toprak olduktan sonra mı? Bu ne uzak bir donustur

[4] Yerin onlardan (cesetlerinden) ne eksiltecegini biliriz. Katımızda koruyup saklayan bir kitap vardır

[5] Hayır onlar, kendilerine hak gelince yalanladılar. Simdi onlar saskınlık icindedirler

[6] Uzerlerindeki goge hic bakmıyorlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl susledik, onda bir catlak da yoktur

[7] Ve yeryuzunu nasıl yayıp, uzerinde sabit daglar yerlestirdik. Orada her cesit ic acıcı guzel bitkiler yetistirdik

[8] (Bize) yonelen butun kullar icin (bunları) bir basiret ve ogut kıldık

[9] Gokten bereketli bir su indirdik de onunla bahceler ve bicilecek ekinler bitirdik

[10] Birbiri uzerine kumelenmis tomurcuklu, uzun boylu hurma agacları

[11] Kullara rızık olarak… O su ile olu beldeye hayat verdik. Iste (kabirden) cıkıs da boyledir

[12] Onlardan once Nuh’un kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanlamıstı

[13] Ad, Firavun ve Lut’un kardesleri de

[14] Eyke halkı, Tubba kavmi de... Hepsi de elcileri yalanladı ve tehdidim gerceklesti

[15] Ilk yaratmada acizlik mi gosterdik ki yeni bir yaratılıstan suphe ediyorlar

[16] Andolsun ki insanı biz yarattık. Ona, nefsinin kendisine vesvese olarak verdigi seyleri de biliriz. Biz ona sah damarından daha yakınız

[17] Sag tarafta ve sol tarafta oturan iki alıcı (melek) oturmus (kayıt yapmaktadır)

[18] Insan hicbir soz soylemez ki, yanında gozetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın

[19] Olum sekeratı gercekten geldiginde ona denir ki: Iste senin kacıp durdugun sey

[20] Sur’a da ufurulur. Iste azap gunu

[21] Her kisi yanında bir sevkedici/surucu ve sahit ile gelecektir

[22] Sen, bundan gafil idin. Gozunden perdeyi kaldırdık. Artık bugun gorusun keskindir

[23] Beraberindeki (melek) soyle der: “Iste bu yanımdaki hazır.”

[24] Cehenneme atın, her inatcı kafiri

[25] Hayra engel olan saldırgan, supheciyi

[26] Allah ile birlikte baska bir ilah edineni atın siddetli azaba

[27] Yanındaki (Seytan) der ki: Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Ama o, uzak bir sapıklık icindeydi

[28] (Allah da) soyle der: Benim yanımda cekisip durmayın, ben size daha once azabımı bildirmistim

[29] Katımda soz degistirilmez. Ben kullarıma asla zulmedici degilim

[30] O gun, Cehennem'e: "Doldun mu?" deriz. O da: "Daha var mı?" der

[31] Cennet, takva sahiplerine yakınlastırılacak uzak olmayacak

[32] Yonelen ve (emirlerini) koruyan herkes, iste bu size vadedilendir

[33] Gormedigi halde Rahman’dan korkan ve (O'na) yonelmis bir kalp ile gelen kimseler

[34] Oraya esenlikle girin, bugun sonsuzluk gunudur

[35] Orada istedikleri her sey onlarındır. Katımızda daha fazlası da vardır

[36] Biz, onlardan once kendilerinden daha guclu olan, diyar diyar dolasan nice nesilleri helak etmisizdir. Kurtulus var mı

[37] Suphesiz bunda, kalbi olana veya kulak verene ve sahit olana bir ibret vardır

[38] Gokleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı gunde yarattık. Hic bir yorgunluk da dokunmadı

[39] Onların dediklerine karsı sabret. Gunes dogmadan once ve batmadan once Rabbini hamd ederek tesbih et

[40] Gecenin bir bolumunde de onu tesbih et, secdelerin ardından da

[41] Kulak ver, o gun yakın bir yerden seslenecek olanın cagrısına

[42] O gun, o cıglıgı bir gercek (hak) olarak isitirler. Iste o gun (kabirlerden) cıkıs gunudur

[43] Suphesiz biz, diriltiriz ve oldururuz. Donus de bizedir

[44] O gun yer, onlara hızlı bir sekilde yarılacaktır. Bu, bizim icin cok kolay olan bir toplamadır

[45] Onların soylediklerini biz daha iyi biliriz. Sen, onların uzerinde bir zorlayıcı degilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la ogut ver

Zâriyât

Surah 51

[1] Savurup tozutan ruzgarlara andolsun

[2] Agır yuk tasıyan (bulut)lara

[3] Kolayca akıp giden (gemi)lere

[4] Isleri taksim edenlere (Meleklere)

[5] Size vadedilen elbette dogrudur

[6] Ceza gunu kuskusuz vuku bulacaktır

[7] Guzel yolları olan goge andolsun

[8] Ki siz celiskili bir sozler icindesiniz

[9] Ondan cevrilen cevrilir

[10] Kahrolsun yalancılar

[11] Ki onlar, koyu bir cehalet icerisinde kalmıs gafillerdir

[12] Ceza gunu ne zaman diye sorarlar

[13] O gun, onların ateste yakılarak azap gorecekleri gundur

[14] Tadın azabınızı. Bu acele gelmesini istediginiz seydir

[15] Muttakiler, Cennetlerde ve pınarlardadır

[16] Rablerinin kendilerine verdiklerini almıslardır. Cunku onlar bundan once iyi kimseler idiler

[17] Geceleri az uyuyorlardı

[18] Seherleri de onlar magfiret diliyorlardı

[19] Onların mallarında isteyenler ve ihtiyac sahipleri icin de bir hak vardır

[20] Yeryuzunde gercekten iman edecekler icin ayetler vardır

[21] Kendi icinizde de, gormuyor musunuz

[22] Gokte de sizin rızkınız ve size vadedilen seyler vardır

[23] Gogun ve yerin Rabbine andolsun ki, size vadedilenler, tıpkı sizin konusmanız gibi haktır

[24] Ibrahim’in degerli/serefli misafirlerinin haberi sana geldi mi

[25] Hani O’nun yanına girmisler: “Selam” demislerdi. O da: Selam (sizin uzerinize). (Sizler) tanınmayan yabancı kimselersiniz!” demisti

[26] Hemen ailesinin yanına gidip, besili bir dana getirmisti

[27] Bunu onların onune yaklastırdı ve: Yemez misiniz? dedi

[28] Onlardan dolayı icine bir korku dustu. Korkma, dediler. Ona bilgin bir erkek cocugu mujdelediler

[29] Karısı bir cıglık icinde cıka gelip, (elleriyle) yuzune vurarak: "Ben, kısır bir kocakarıyım" dedi

[30] Dediler ki: Rabbin boyle buyurdu. Muhakkak ki O, Hakim'dir, Alim'dir

[31] O halde isiniz nedir, ey elciler? dedi

[32] Biz, gunahkar bir topluma gonderildik, dediler

[33] Onların uzerlerine balcıktan yapılmıs taslar atacagız

[34] Rabbinin katında haddi asanlar icin isaretlenmis taslar

[35] Orada olan muminleri de cıkarmıstık

[36] Zaten orada, musluman olan bir evden baskasını da bulamadık

[37] Orada, acı azaptan korkan kimseler icin bir isaret bıraktık

[38] Apacık bir delil ile Firavun’a gonderdigimiz Musa'nın (kıssasında ibretler) vardır

[39] Firavun, askerleriyle birlikte yuz cevirmis ve: "Bu, ya bir sihirbaz veya bir delidir" demisti

[40] Biz de onu ve askerlerini yakalamıs ve denize atmıstık. O kınanacak isler yapıp durmaktaydı

[41] Ad’da da (ibretler) vardır. Onların uzerine (kasıp, kavuran helak edici) kısır ruzgarı gondermistik

[42] Uzerine ugradıgı hicbir seyi bırakmıyor, mutlaka onu curumus bir hale getiriyordu

[43] Semud'da da (ibretler) vardır. Onlara: "Bir sureye kadar faydalanın" denmisti

[44] Rablerinin emrine isyan etmisler ve bakıp dururlarken onları yıldırım carpmıstı

[45] Ne ayakta durmaya gucleri yetmis, ne de yardım edilenler olmuslardı

[46] Daha da once Nuh’un kavmi... Onlar da yoldan cıkmıs bir toplum idi

[47] Gogu kudretle bina ettik ve biz (onu) elbette genisleticiyiz

[48] Yeryuzunu de yayıp dosedik. Ne guzel doseyiciyiz

[49] Ogut alasınız diye her seyden cift cift yarattık

[50] O halde Allah’a kacın. Cunku ben, ondan size (gonderilen) apacık uyarıcıyım

[51] Allah ile beraber baskasını ilah edinmeyin. Ben, ondan size apacık uyarıcıyım

[52] Iste, boyle... Onlardan oncekilere de bir elci gelmedi ki ona sihirbaz veya mecnun dememis olsunlar

[53] Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır! Onlar, taskın bir toplum idiler

[54] Onlardan yuz cevir, artık kınanacak degilsin

[55] Ogut ver! Cunku ogut, iman edenlere fayda verir

[56] Cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye yarattım

[57] Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum

[58] Suphesiz rızıklandırıcı olan, cetin kuvvet sahibi Allah’tır

[59] Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, gecmislerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler

[60] Kendilerine (azap) vadedilen gunlerinden dolayı kafirlerin vay haline

Tûr

Surah 52

[1] Tur’a

[2] Ve sayfalara yazılmıs kitaba…

[3] Deri uzerine…

[4] Beyt-i Ma'mur'a…

[5] Yukseltilmis tavana (goge)…

[6] Taskın denize…

[7] Rabbinin azabı elbette vuku bulacaktır

[8] Ona engel olacak hicbir sey yoktur

[9] O gun gok cok calkalanıp duracak

[10] Daglar harekete gecip yuruyecek

[11] O gun yalanlayanların vay haline

[12] Ki onlar, bos seylere dalıp oynuyorlardı

[13] O gun itile kakıla Cehennem atesine atılacaklardır

[14] Yalanladıgınız ates budur

[15] Bu da mı sihir? Yoksa siz mi gormuyorsunuz

[16] Girin oraya! Ister sabredin, ister sabretmeyin, sizin icin birdir, esittir. Siz ancak yaptıklarınızın karsılıgına carptırılacaksınız

[17] Takva sahipleri Cennetlerde ve nimetler icinde olacaklardır

[18] Rablerinin kendilerine verdikleri ile sefa surerler. Rableri, onları cılgın alevin azabından korumustur

[19] Yaptıklarınızın karsılıgı olarak afiyetle yiyin icin

[20] Sıra sıra dizilmis koltuklara yaslanmıslar ve onları iri gozlu hurilerle evlendirmisizdir

[21] Iman edenleri, soylarından da iman ederek onlara tabi olanları bir araya getirdik. Amellerinden hic bir sey eksiltmedik. Her kisi, kendi yapıp kazanmakta olduguna karsılık bir rehindir

[22] Onlara arzu ettikleri her meyveyi ve eti bol bol vermisizdir

[23] Orada birbirlerine kadeh sunarlar. Ama burada (icki yuzunden) ne sacmalama vardır ne de gunaha girmek

[24] Hizmetlerine verilmis, kabugunda saklı inci gibi gencler etraflarında donup dolasırlar

[25] Birbirlerine donup sorarlar

[26] Biz, ailemizin yanında, daha once (Allah'ın azabı hakkında) korku icindeydik, derler

[27] Allah bize lutfetti de bizi kavurucu azaptan korudu

[28] Biz, onceden de ona dua ediyorduk. Gercekten O, cokca iyilik sahibidir, cokca merhametlidir

[29] Sen ogut ver. Rabbinin lutfuyla sen ne bir kahinsin, ne de bir deli

[30] Yoksa: O, bir sairdir, zaman (icinde) basına olumun gelmesini bekliyoruz mu diyorlar

[31] De ki: Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim

[32] Onlara akılları mı bunu emreder? Yoksa onlar, azgın bir toplum mudur

[33] Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmiyorlar

[34] Haydi onun benzeri bir soz getirsinler, eger dogru soyluyorlarsa

[35] Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar

[36] Yoksa, gokleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır! Onlar kesin bir bilgiyle iman etmiyorlar

[37] Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yoksa, her seye hakim olan kendileri midir

[38] Yoksa, uzerine cıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Oyleyse, dinleyenleri acık bir delil getirsin

[39] Yoksa kızlar O’nun da; erkek cocuklar sizin mi

[40] Yoksa sen kendilerinden bir ucret istiyorsun da, bu yuzden onlar agır bir borc altında eziliyorlar mı

[41] Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar

[42] Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Tuzaga dusecek olanlar kafir olanlardır

[43] Yoksa, onların Allah’tan baska bir (hak) ilahları mı var? Allah, onların ortak kostuklarından munezzehtir/uzaktır

[44] Eger, gokten bir parcanın dustugunu gorseler “ust uste yapılmıs bir bulut” derler

[45] O halde bırak onları! Ta ki (azaba) carpılacakları gunlerine kavussunlar

[46] O gun ne kurdukları tuzaklar kendilerine bir yarar saglar, ne de yardıma ugrarlar

[47] Zalimler icin bundan baska da azap vardır, fakat onların cogu bilmezler

[48] Rabbinin hukmune sabret! Cunku sen, gozumuzun onundesin. (Gece) kalktıgın zaman hamd ederek Rabbini tesbih et

[49] Gecenin bir kısmında ve yıldızlar battıktan sonra da onu tesbih et

Necm

Surah 53

[1] Yıldıza andolsun batarken

[2] Arkadasınız (dogru yoldan) cıkmadı, sapıtmadı

[3] Kendi hevasından konusmuyor

[4] O ancak kendisine vahyedilen bir vahiydir

[5] Bunu ona cok guclu biri ogretti

[6] Guc ve guzel gorunuslu. (En yuksek ufukta) yukseliverdi

[7] O, en yuksek ufukta idi

[8] Sonra yaklasıp indi

[9] Araları iki yay kadar veya daha yakın idi

[10] Iste (Allah) kuluna vahyettigini vahyetti

[11] (Gozleriyle) gordugunu kalbi yalanlamadı

[12] Onunla gordugu sey hususunda tartısıyor musunuz

[13] Hakikaten onu (Cebrail'i) diger bir iniste de gordu

[14] Sidre-i Munteha’nın yanında

[15] Cennetu'l-Me'va da onun yanındadır

[16] Sidre’yi buruyen (buyuk bir sey) buruyordu

[17] Goz, ne sastı, ne astı

[18] Rabbinin ayetlerinden en buyuklerini gordu

[19] Gordunuz mu Uzza’yı ve Lat’ı

[20] Diger bir ucuncusu Menat’ı

[21] Erkekler sizin, disiler O’nun mu

[22] Oyleyse bu haksız bir taksim

[23] Onlar, sizin ve atalarınızın adlandırılmasından baska bir sey degildir. Allah, onlar hakkında bir delil indirmemistir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Oysa, onlara Rablerinden hidayet gelmistir

[24] Yoksa insana her arzu edip istedigi sey mi var

[25] Ahiret de dunya da Allah’ındır

[26] Goklerde nice melekler var ki, Allah diledigi ve razı oldugu kimseler icin izin vermedikce, onların sefaatı hicbir fayda vermez

[27] Dogrusu ahirete iman etmeyenler melekleri disi olarak isimlendiriyorlar

[28] Oysa, bu konuda bir bilgileri yoktur. Sadece zanna tabi oluyorlar. Zan ise hic suphesiz hakikat bakımından bir sey ifade etmez

[29] Bu sebeple sen, zikrimizden/Kur'an'dan yuz cevirenden ve dunya hayatından baska bir sey istemeyenden uzak dur

[30] Iste onların erisebilecekleri ilim budur. Suphesiz Rabbin, kimin yolundan saptıgını en iyi bilendir. Kimin hidayet uzere oldugunu da en iyi bilen O’dur

[31] Goklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kotuluk isleyenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile odullendirecektir

[32] Onlar, ufak tefek kusurları dısında, buyuk gunahlardan ve cirkin islerden uzak duran kimselerdir. Suphesiz Rabbin magfireti cok genis olandır. Sizi topraktan meydana getirdigi zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Oyleyse kendi kendinizi temize cıkarmayın. Kimin takvalı oldugunu en iyi O bilir

[33] Yuz ceviren kimseyi gordun mu

[34] Azıcık verip sonra vermemekte direneni

[35] Gaybın ilmi onun yanında da, o mu goruyor

[36] Yoksa kendisine haber verilmedi mi? Musa'nın sahifelerinde bulunan…

[37] Ve ahdine vefa gosteren Ibrahim'in (sahifelerinde bulunan su hukumler)

[38] Hic bir gunahkar baskasının gunahını yuklenemez

[39] Insan icin calıstıgından baskası yoktur

[40] Calısması da mutlaka gosterilecektir

[41] Sonra da karsılıgı eksiksiz tam olarak odenecektir

[42] Kuskusuz en son varıs Rabbinedir

[43] Gulduren de O’dur, aglatan da

[44] Olduren O’dur, dirilten de

[45] Erkek ve disi olarak iki cinsi yaratan O’dur

[46] Atıldıgı zaman bir nutfeden

[47] Tekrar diriltmek de O’na aittir

[48] Zengin kılan da O’dur, varlıklı eden de

[49] Si’ra (yıldızı)nın Rabbi de O’dur

[50] O helak etti evvelki Ad’ı

[51] Semud'u da (O helak etti) ve geriye hicbir sey bırakmadı

[52] Daha once de Nuh’un kavmini... Onlar daha zalim, daha azgın idiler

[53] (Lut kavminin) altı ustune getirilen sehirlerini de

[54] Onlara buruyen (siddetli bir azap) burudu

[55] O halde, Rabbinin hangi nimetinden suphe ediyorsun

[56] Iste bu, onceki uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır

[57] Yaklasan yaklasıyor

[58] Onu Allah’tan baskası acıga cıkaracak degildir

[59] Bu soze mi sasıyorsunuz

[60] Guluyorsunuz, aglamıyorsunuz

[61] Ve siz gaflet icinde oyalanmaktasınız

[62] Artık, (sadece) Allah’a secde edin. O’na ibadet edin

Kamer

Surah 54

[1] Kıyamet yaklastı. Ay yarıldı

[2] Ama onlar, bir ayet/delil gorseler yuz cevirip: "Surup giden bir sihir" derler

[3] Yalanlayıp, heveslerine uydular. Oysa her isin ulasacagı bir yer vardır

[4] Muhakkak, (onları bu hallerinden) korkutup, vazgecirecek nice haberler gelmistir

[5] (Kur'an) buyuk bir hikmettir. Fakat uyarılar bir yarar saglamadı

[6] Onlardan yuz cevir. O gun cagırıcı onları korkunc olan, nahos bir seye cagırır

[7] Gozleri yere yıkık cekirgeler gibi yayılmıs kabirlerinden cıkarlar

[8] O cagırana kosarak… Kafirler: "Bu, zor bir gun!" derler

[9] Onlardan once Nuh kavmi de yalanladı. Kulumuzu yalanladılar da mecnun (cinlenmis) dediler. O (davetinden) alıkoymaya kalkısıldı

[10] O da: Ben yenik dustum, bana yardım et, diye Rabbine dua etti

[11] Bunun uzerine biz de gogun kapılarını siddetle bosanan sulara actık

[12] Yerden de pınarlar fıskırttık. Boylece sular takdir edilen bir is icin birlesti

[13] Onu gozumuzun onunde akıp giden tahta ve mıhtan yapılmıs (gemide) tasıdık

[14] Gozlerimizin onunde akıp gitti. Kufredilen (Nuh’a) bir mukafat olarak

[15] Onu bir ayet (isaret) olarak bırakmıstık. Ibret alan var mı

[16] Azabım ve uyarılarım nasılmıs

[17] Andolsun ki Kur’an’ı da okunması/dusunulmesi icin kolaylastırdık, ogut alan var mı

[18] Ad da (Hud'u) yalanlamıstı. Benim azabım ve uyarılarım nasılmıs

[19] Biz onların ustune, ugursuzlugu devamlı bir gunde dondurucu sert bir ruzgar gonderdik

[20] Sanki kokunden sokulmus hurma agacının kokleri gibi insanları yerlerinden koparıp atıyordu

[21] Azabım ve uyarılarım nasılmıs

[22] Andolsun ki Kur’an’ı da okunması/dusunulmesi olması icin kolaylastırdık, ogut alan var mı

[23] Semud da o uyarıları yalanladılar

[24] Icimizden bir adama mı uyacagız? O vakit sapıtmıs ve delilik etmis oluruz, dediler

[25] Aramızdan, vahiy ona mı gonderilmis? Hayır! O, yalancı kustahın biridir

[26] Yarın onlar kimin yalancı kustah oldugunu gorecekler

[27] Biz onları fitne olsun diye disi deveyi gonderiyoruz. Onları gozet ve sabret

[28] Onlara suyun aralarında taksim edildigini de haber ver. Su icme sırası gelen hazır bulunsun

[29] Arkadaslarını cagırdılar, o da elini uzatıp deveyi kesti

[30] Bak simdi, azabım ve uyarılarım nasıl oldu

[31] Onların ustune tek bir cıglık gonderdik. Hemen hayvan agılına (cit olarak) konan kuru ot gibi oluverdiler

[32] Andolsun ki Kur’an’ı da okunması/dusunulmesi icin kolaylastırdık, ogut alan var mı

[33] Lut’un kavmi de o uyarıları yalanladılar

[34] Biz de uzerlerine tas yagdıran fırtına gonderdik. Ancak Lut’un ailesini, seher vakti kurtarmıstık

[35] Katımızdan bir nimet olarak… Sukredenleri iste boyle odullendiririz

[36] Lut, onları siddetli azabımız hakkında uyarmıstı. Ama onlar, uyarıları suphe ile karsıladılar

[37] Onlar Lut'un misafirlerine karsı kotuluk yapmayı/elde etmeyi istediler. Biz de onların gozlerini silip kor ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik)

[38] Andolsun ki bir sabah erkenden, daim bir azap cokuverdi

[39] Tadın azabımı ve tehdidimi

[40] Andolsun ki Kur’an’ı da okunması/dusunulmesi icin kolaylastırdık, ogut alan var mı

[41] Firavun Hanedanı'na da uyarıcılar gelmisti

[42] Butun ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları ustun ve guclu olanın yakalamasıyla yakalayıverdik

[43] Sizin kafirleriniz, onlardan daha mı iyi? Yoksa kitaplarda sizin icin bir berat/kurtulus mu var

[44] Yoksa onlar: Biz, yenilmez bir toplumuz mu diyorlar

[45] Bu topluluk hezimete ugrayacak ve arkalarını donup kacacaklardır

[46] Onlara asıl vadedilen kıyamettir. Kıyamet daha korkunc ve daha acıdır

[47] Suphesiz gunahkarlar sapıklık ve cılgın alev icindedirler

[48] O gun Cehennem'e yuzustu suruleceklerdir. Tadın atesin dokunusunu

[49] Biz her seyi bir kaderle yarattık

[50] Emrimiz ancak bir tek emirdir. Goz kırpması gibidir

[51] Andolsun ki benzerlerini helak ettik. Ibret alan var mı

[52] Onların yaptıkları her sey kitaplarda (kayıtlardadır)

[53] Buyuk, kucuk; satır satır

[54] Takva sahipleri Cennetlerde ve ırmaklar icindedir

[55] Guclu bir hukumdarın hak meclisindedirler

Rahmân

Surah 55

[1] Rahman

[2] Kur’anı ogretti

[3] Insanı yarattı

[4] Ona beyanı ogretti

[5] Gunes ve Ay bir hesaba baglıdır

[6] Bitkiler, agaclar da secde ederler

[7] (Allah) Gogu yukseltip ve mizanı/adaleti koydu

[8] O halde olcude haddi asmayın

[9] Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın

[10] Allah yeri, canlılar icin dosedi

[11] Orada meyveler, salkım salkım hurmalar

[12] Saplı ve kabuklu hububat ve hos kokulu bitkiler vardır

[13] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[14] Insanı iyice pismis gibi kuru balcıktan yarattı

[15] Cinleri de yalın bir atesten yarattı

[16] O halde Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz

[17] O, iki dogunun da Rabbi, iki batının da Rabbidir

[18] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[19] Iki denizi birbiriyle kavussun diye salıvermistir

[20] Aralarında bir engel vardır, birbirine gecip karısmazlar

[21] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[22] Onlardan inci ve mercan cıkar

[23] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[24] Denizlerde yuzen daglar gibi yukselen gemiler de O'nundur

[25] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[26] Yeryuzunde bulunan her sey fanidir

[27] Azamet ve ikram sahibi olan Rabbinizin vechi/yuzu bakidir

[28] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[29] Goklerde ve yerde kim varsa hepsi O’ndan ister. O, her gun bir istedir

[30] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[31] Ey insan ve cin toplulukları! Sizin de hesabınızı gorecegiz

[32] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[33] Ey cin ve insan toplulukları! Goklerin ve yerin cercevesinden cıkıp gitmeye gucunuz yetiyorsa gecin. Ancak buyuk bir gucle cıkıp gidebilirsiniz (Bu da ne mumkun)

[34] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[35] Ustunuze atesten bir alev bir duman gonderilir de birbirinizi kurtaramaz ve yardımlasamazsınız

[36] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[37] Gok yarılıp da kızarmıs yag renginde gul gibi oldugu zaman

[38] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[39] O gun hic bir insana ve cine gunahı sorulmaz

[40] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[41] Suclular simalarından tanınır, sonra da percemlerinden ve ayaklarından yakalanır

[42] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[43] Iste, bu sucluların yalanladıgı Cehennem'dir

[44] Onlar bununla siddetle kaynayan su arasında dolasıp dururlar

[45] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[46] Rabbinin makamından korkanlara iki Cennet vardır

[47] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[48] Her ikisi de cesit cesit dallı agaclara sahiptir

[49] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[50] Onların ikisinde de akan iki pınar vardır

[51] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[52] Ikisinde de her meyveden cift cift

[53] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[54] Hepsi de ortuleri atlastan minderlere yaslanırlar. Iki Cennet'in meyveleri de cok yakındır

[55] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[56] O Cennetlerde bakıslarını yalnız eslerine cevirmis, onlardan once hic bir insan ve cinin dokunmadıgı esler vardır

[57] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[58] Sanki onlar yakut ve mercan gibidir

[59] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[60] Iyiligin mukafatı, iyilikten baska bir sey midir

[61] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[62] Bunlardan baska iki Cennet daha var

[63] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[64] Ikisi de yesillik icinde…

[65] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[66] Ikisinde de fıskıran iki pınar vardır

[67] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[68] Her ikisinde de cesit cesit meyve, hurma ve nar var

[69] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[70] Orada iyi huylu guzel kadınlar vardır

[71] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[72] Otaglar icinde korunmus huriler

[73] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[74] Onlardan once, o hurilere hic bir insan ve cin eli degmemistir

[75] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[76] Yesil yastıklara ve harikulade guzel dosemelere yaslanırlar

[77] Oyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

[78] Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yucedir

Vâkıa

Surah 56

[1] Kıyamet koptugu zaman

[2] Ki onun kopmasını yalanlayacak hicbir kimse yoktur

[3] O, alcaltıcı, yukselticidir

[4] Yer sarsıldıkca

[5] Daglar paramparca oldugu

[6] Derken toz toprak halinde dagılıp savruldugu zaman

[7] Ve sizler de uc sınıf oldugunuz zaman

[8] Sagdakiler, nedir o sagdakiler

[9] Soldakiler, nedir o soldakiler

[10] (Hayırda) onde olanlar, (derece olarak da) ondedirler

[11] Iste onlar, yakınlastırılmıs olanlardır

[12] Nimet Cennetlerindedir onlar

[13] Bir cogu oncekilerden

[14] Birazı da sonrakilerden

[15] Suslenmis tahtlar uzerinde

[16] Karsı karsıya oturup, arkalarına yaslanmıslardır

[17] Onların etrafında olumsuz genc hizmetciler dolasır

[18] Kaynagından (doldurulmus) testiler, ibrikler ve kadehler

[19] Bundan ne baslarını bir agrı tutar, ne de akılları giderilir

[20] Begendiklerinden meyveler

[21] Canlarının cektigi kus etleri

[22] Ve iri gozlu huriler

[23] Sanki sedef icindeki inciler

[24] yaptıkları amellere karsılık (verilir)

[25] Orada bos ve gunaha sokacak bir soz isitmezler

[26] Soylenen, yalnızca "Selam, selam"dır

[27] Sagdakiler, nedir o sagdakiler

[28] Dikensiz cehri agaclarında

[29] Salkım salkım muz agaclarında

[30] Yayılmıs golgede

[31] Caglayan sularda

[32] Meyveler icinde

[33] Bitip tukenmeyen ve yasaklanmayan

[34] Ve yuksek dosekler icindedirler

[35] Biz, o kadınları yeni bir yaratılısla yeniden yarattık

[36] Onları bakireler seklinde yarattık

[37] Eslerine duskun ve yasıt

[38] Sag taraftakiler icin

[39] Bir cogu oncekilerden

[40] Cogu da sonrakilerden…

[41] Soldakiler, nedir o soldakiler

[42] Iclerine isleyen atesin ruzgarı ve kaynar su icindedirler

[43] Simsiyah bir duman golgesi icinde

[44] Serinlik yok, kerem yok

[45] Cunku onlar, bundan once (haramlar icinde) sımarmıs kimselerdi

[46] Buyuk gunah uzerinde ısrar ediyorlardı

[47] Biz olup, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirilecegiz? diyorlardı

[48] Daha onceki atalarımızda mı

[49] De ki: Oncekiler de sonrakiler de…

[50] Belli bir gunun, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz

[51] Sonra siz ey sapıklar, yalanlayanlar

[52] Elbette yiyeceksiniz zakkum agacından

[53] Karınlarınızı dolduracaksınız hep ondan

[54] Ustune iceceksiniz kaynar sudan

[55] Susamıs develerin icisi gibi iceceksiniz

[56] Hesap gunu onların ziyafeti budur

[57] Sizi biz yarattık! Gerekmez mi (tekrardan yaratılısı) tasdik etmeniz

[58] Soyleyin oyleyse, (rahimlere) doktugunuz meni nedir

[59] Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz

[60] Aranızda olumu takdir eden biziz! Bizler aciz de degiliz

[61] Sizi benzerlerinizle degistirmek ve sizi bilmediginiz bir sekilde yeniden yaratmak hususunda…

[62] Ilk yaratılısınızı biliyorsunuz, dusunmeniz gerekmez mi

[63] Ektiginiz seyleri gordunuz mu

[64] Onları bitiren siz misiniz yoksa biz mi bitiriyoruz

[65] Dilersek, onu cor cop yaparız da sasırıp kalırsınız

[66] Muhakkak biz cok ziyandayız

[67] Dogrusu biz mahrum bırakıldık, dersiniz

[68] Ictiginiz suyu gordunuz mu

[69] Onu buluttan siz mi indirdiniz yoksa indiren biz miyiz

[70] Isteseydik onu tuzlu bir su yapardık; sukretmeniz gerekmez mi

[71] Tutusturdugunuz atesi gordunuz mu

[72] Onun agacını siz mi yarattınız yoksa yaratan biz miyiz

[73] Biz onu bir ibret ve gelip gecen yolcuların istifadesi icin yarattık

[74] O halde yuce Rabbinin adını tesbih et

[75] Yıldızların yerlerine yemin ederim ki

[76] Suphesiz bu, buyuk bir yemindir, eger bilirseniz

[77] Suphesiz bu, degerli bir Kur'an'dır

[78] Gizli/korunmus bir kitaptadır

[79] Ona ancak temizlenenler dokunabilir

[80] Alemlerin Rabbinden indirilmistir

[81] Siz bu sozu mu hor goruyorsunuz

[82] Onu yalanlayarak mı size verilen nimete sukur ediyorsunuz

[83] Hele bir (ruh) bogaza gelmis olmasın

[84] Siz, o zaman bakıp kalırsınız

[85] Biz, ona sizden daha yakınız, ama goremezsiniz

[86] Madem ki (tekrardan dirilip) ceza gormeyecekmissiniz

[87] Onu (ruhu) geri ceviriniz. Dogru soyleyenlerden iseniz…

[88] Eger o (olen kisi), yakın kılınanlardan ise

[89] Ona rahatlık, guzel rızık ve Naim Cenneti vardır

[90] Eger o, sagdakilerden ise

[91] Ey sagdaki! Sana selam olsun

[92] Eger o, yalanlayanlardan ve sapıklardan ise

[93] Kaynar suda bir ziyafet

[94] Ve cehenneme atılıs

[95] Bu, kesin olan hakkın ta kendisidir

[96] Oyleyse yuce Rabbinin adını tesbih et

Hadîd

Surah 57

[1] Goklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih ederler. O, Aziz'dir, Hakim'dir

[2] Goklerin ve yerin mulku O’nundur. O, hayat verir; O, oldurur. O’nun her seye gucu yeter

[3] O, evveldir ve ahirdir, zahirdir, batındır. O, her seyi bilendir

[4] Gokleri ve yeri altı gunde yaratan sonra da Ars’a istiva eden O’dur. Yere gireni, ondan cıkanı, gokten ineni, goge yukseleni bilir. Nerede olsanız O, sizinle beraberdir. Allah, yaptıgınız her seyi gorendir

[5] Goklerin ve yerin mulku O’nundur. Butun isler Allah’a doner

[6] Geceyi gunduze katar, gunduzu de geceye katar O, kalplerde olan her seyi bilendir

[7] Allah'a ve Rasulune iman edin ve O'nun yonetimini size bıraktıgı mallardan infak edin. Sizden iman edip, infak eden kimselere buyuk bir mukafat vardır

[8] Rasul sizi, Rabbinize iman etmeye cagırdıgı halde nicin Allah'a iman etmiyorsunuz? Eger mumin kimseler iseniz; O sizden kesin bir soz almıstı

[9] Sizi karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin kuluna apacık ayetler indiren O’dur Suphesiz Allah, size cok sefkatli, cok merhametlidir

[10] Goklerin ve yerin mirası Allah’ın olduguna gore ne diye Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Sizden, fetihten once infak edip, savasanlar (digerleriyle) esit degildir. Onların derecesi, daha sonra infak edip savasanlardan daha buyuktur. Allah, hepsine en guzelini vadetmistir. Allah, yaptıgınız her seyden haberdardır

[11] Allah'a guzel bir borc verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu kendisi icin kat kat arttırır. Onun icin guzel bir ecir vardır

[12] O gun, mu’min erkeklerin ve mu’min kadınların nurlarının onlerinden ve saglarından kostugunu gorursun. Bugun mujdeniz, altından ırmaklar akan ve iclerinde ebedi kalacagınız cennetlerdir, denilir. Iste O, en buyuk kurtulustur

[13] O gun, munafık erkekler ve munafık kadınlar, iman edenlere: Bize bakın da, biz de nurunuzdan biraz alıp faydalanalım, diyeceklerdir. Arkanıza donun de oradan ısık arayın, denilecektir ve onların arasına, icinde rahmet, dısında azap bulunan kapılı bir sur cekilir

[14] Munafıklar, muminlere: Sizinle beraber degil miydik? diye seslenecekler. Evet, ancak siz kendinizi (munafıklık ederek) fitneye dusurdunuz, (muslumanların basına bela gelmesini) gozetip beklediniz, suphe ettiniz. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan olum) geliverdi ve o aldatıcı da sizi Allah ile aldatmıs oldu” derler

[15] Bugun artık ne sizden, ne de kafirlerden bir fidye alınır. Barınagınız atestir. Size yarasan odur. Ne kotu bir sonuc

[16] Iman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin titreyerek urpermesinin zamanı gelmedi mi? Onlar daha once kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların uzerinden uzun zaman gecti de kalpleri katılastı. Cogu da yoldan cıkmıslardı

[17] Bilin ki Allah, yeryuzunu olumden sonra canlandırır. Aklınızı kullanasınız diye delilleri acıkca bildirdik

[18] Suphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a guzel bir borc verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat odenir. Ayrıca onlara cok degerli bir mukafat da vardır

[19] Allah’a ve elcisine iman edenler, iste onlar sıddiklerdir ve sahitlerdir. Onların mukafatları ve nurları vardır. Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; iste onlar cehennemliklerdir

[20] Bilin ki dunya hayatı, sadece bir oyun, eglence ve sustur. Aranızda bir ovunc, malları ve evlatları artırma isidir. Tıpkı bir yagmur gibidir ki, bitirdigi ziraatcilerin hosuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı oldugunu gorursun; sonra da cer cop olur. Ahirette ise hem siddetli bir azap, hem de Allah’tan magfiret ve hosnutluk vardır. Dogrusu dunya hayatı, aldatıcı bir metadan baska bir sey degildir

[21] Rabbinizden bir magfirete ve genisligi yerle gok kadar olan cennet icin yarısın! (Bu) Allah’a ve Rasulune iman edenler icin hazırlanmıstır. Iste bu, Allah’ın lutfudur. Onu diledigine verir. Allah, buyuk lutuf sahibidir

[22] Yeryuzune veya kendinize isabet eden hicbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan once bir kitapta bulunmasın. Suphesiz O, Allah icin cok kolaydır

[23] Elinizden cıkana uzulmemeniz ve Allah’ın size verdigi nimetlerle sımarmamanız icin Allah, kendini begenip ovunen hic kimseyi sevmez

[24] Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriligi emrederler Kim yuz cevirirse suphesiz Allah zengindir, hamde layık olan O’dur

[25] Andolsun biz peygamberlerimizi acık delillerle gonderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri icin beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki, onda buyuk bir kuvvet ve insanlar icin faydalar vardır. Allah'a ve peygamberlerine gayb halinde yardım edenleri ortaya cıkarması icindir. Suphesiz Allah, cok kuvvetlidir, cok gucludur

[26] Nuh’u ve Ibrahim’i de gondermistik. Ikisinin soyundan da peygamberlik ve kitap vermistik. Onlardan hidayete erisen oldugu gibi, cogu da yoldan cıkmıstır

[27] Sonra onların izi sıra peygamberlerimizi ard arda gonderdik. Meryem oglu Isa’yı da arkalarından gonderdik. Ona Incil’i verip, ona tabi olanların kalplerine sefkat ve merhamet yerlestirdik. Onların uydurdukları ruhbanlıgı ise biz farz kılmadık. Bunu Allah’ın rızasını kazanmak icin yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mukafatlarını verdik. Onlardan cogu yoldan cıkmıstır

[28] Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve Rasulune iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yuruyeceginiz bir nur versin ve sizi bagıslasın. Allah, cok bagıslayandır, cok merhametlidir

[29] Boylece kitap ehli, Allah'ın lutfundan hicbir sey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lutuf butunuyle Allah'ın elindedir, onu diledigine bahseder. Allah, buyuk lutuf sahibidir

Mücâdele

Surah 58

[1] Allah, kocası hakkında seninle tartısan ve onu Allah’a sikayet eden kadının sozlerini isitmistir. Allah, sizin karsılıklı konusmanızı isitiyor. Cunku Allah, her seyi isitendir, gorendir

[2] Sizden zıhar yapanların karıları, onların anaları degildir. Onların anaları ancak kendilerini doguran kadınlardır. Boyle yapanlar, munker/cirkin bir soz ve yalan soyluyorlar. Allah suphesiz cok affedicidir, cok bagıslayıcıdır

[3] Kadınlarına zıhar yapıp, sonra da soyledikleri sozden donenlerin, karılarına temas etmeden once bir kole azad etmeleri gerekir. Iste size boyle ogut veriliyor. Allah, yaptıgınız her seyden haberdardır

[4] Kim, bunu bulamazsa, karısına temas etmeden once iki ay pes pese oruc tutmalıdır. Buna gucu yetmeyenin de altmıs yoksulu doyurması gerekir. Iste bu Allah'a ve Rasulune iman etmeniz icindir. Iste bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Kafirler icin acı bir azap vardır

[5] Allah’a ve Rasulune muhalefet edenler, kendilerinden oncekilerin alcaltıldıkları gibi alcaltılacaklardır. Biz, apacık ayetler indirmistik. Kafirler icin alcaltıcı bir azap vardır

[6] Allah, onların hepsini o gun diriltecek ve onlara yaptıklarını haber verecektir. Allah onları bir bir saymıstır. Onlar ise unutmuslardır. Allah, her seye sahittir

[7] Allah’ın goklerde ve yerde olan her seyi bildigini gormez misin? Uc kisi gizlice fısıldasmaz ki dordunculeri O olmasın. Bes kisi olmasın, altıncıları mutlaka O’dur. Bundan daha az veya daha cok, nerede olurlarsa olsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Daha sonra, Kıyamet Gunu onlara yaptıklarını haber verecektir. Cunku Allah, her seyi bilir

[8] Gizli konusmaktan yasaklanıp da sonra yine de yasaklandıkları seye donenleri gormez misin? Gunah, dusmanlık ve Rasule isyan hususunda gizlice fısıldasıyorlar. Senin yanına geldiklerinde seni Allah’ın selamlamadıgı bir sekilde selamlıyorlar. Kendi iclerinden de: Bu soylediklerimiz yuzunden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi? Onlara Cehennem yeter. Oraya atılacaklar. Ne kotu donus yeri

[9] Ey iman edenler! Aranızda gizli konusurken gunah, dusmanlık ve peygambere karsı gelmek hususunda fısıldasmayın, iyilik ve takva konusunda konusun. Huzurunda toplanacagınız Allah’tan korkun

[10] Gizli fısıldasmalar seytandandır. Boylece iman edenleri uzmek ister. Fakat onlara, Allah’ın izni olmadıkca hicbir zarar veremez. Muminler yalnızca tevekkul etsinler Allah’a

[11] Ey iman edenler! Size, meclislerde yer acın denildigi zaman yer acın ki Allah da size genislik versin. “Kalkın” denildigi zaman kalkın ki, Allah da sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yukseltsin. Allah, yaptıgınız her seyden haberdardır

[12] Ey iman edenler! Rasulle gizli bir sey konusacagınız zaman, bu konusmanızdan once bir sadaka veriniz. Bu sizin icin daha hayırlı ve daha temizdir. Eger bulamazsanız, suphesiz Allah cok bagıslayandır, cok merhamet edendir

[13] Gizli bir sey konusmanızdan once sadakalar verip (fakir olmaktan) cekindiniz mi? (Size emredileni) yapmadıgınıza (gore), Allah da sizi affetti. Artık namazı ikame edin, zekatı verin, Allah'a ve Rasulune itaat edin. Allah, yaptıgınız her seyden haberdardır

[14] Allah’ın gazap ettigi bir toplumu dost edinenleri gordun mu? Onlar, sizden degil, onlardan da degil. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar

[15] Allah, onlar icin siddetli bir azap hazırlamıstır. Yapmakta oldukları sey ne kotudur

[16] Yeminlerini kalkan edindiler, Allah yolundan alıkoydular. Onlara asagılatıcı bir azap vardır

[17] Onların malları da evlatları da Allah katında onlara hic bir yarar saglamayacaktır. Onlar, ates ehlidir. Onlar, orada ebedidir

[18] Allah, onların hepsini dirilttigi gun, size yemin ettikleri gibi, ona da yemin edecekler ve gercekten bir sey uzerinde olduklarını sanırlar. Iyi bilin ki, suphesiz onlar yalancıdırlar

[19] Seytan onları hukmu altına almıs ve onlara Allah’ın zikrini unutturmustur. Onlar, seytanın hizbidir. Sunu bilin ki seytanın hizbi husrana ugrayanlardır

[20] Allah’a ve Rasulune muhalefet edenler, iste onlar, en alcaklar icindedirler

[21] Allah, “Ben ve elcilerim mutlaka galip gelecegiz, diye yazmıstır. Suphesiz Allah, cok kuvvetlidir, cok gucludur

[22] Allah’a ve ahiret gunune iman eden bir toplumun; babaları, ogulları, kardesleri veya yakınları dahi olsa, Allah’a ve Rasulune muhalefet eden kimseleri severken goremezsin. Iste onların kalbine Allah, iman yazmıs ve katından bir ruh ile onları desteklemistir. Allah, onları alt tarafından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları cennetlere girdirecektir. Allah, onlardan razı olmus, onlar da ondan razı olmustur. Iste onlar Allah’ın hizbidir. Iyi bilin ki, kurtulusa erecek olanlar Allah’ın hizbidir

Haşr

Surah 59

[1] Goklerde ve yerde olan her sey Allah’ı tesbih etmektedir. O cok gucludur, Hakim'dir

[2] Kitap ehlinden kufre sapanları ilk surgunde (Arap yarımadasından, Sam'a) yurtlarından cıkaran O'dur. Siz, onların cıkacaklarını sanmamıstınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacagını sanmıstı. Boylece Allah da onlara hesaba katmadıkları bir yonden geldi Onların kalplerine korku salıverdi. Kendi elleriyle ve muminlerin elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey basiret sahipleri

[3] Eger Allah, onlara surgunu yazmıs olmasaydı, onları dunyada elbette cezalandırırdı. Ahirette onlara ates azabı vardır

[4] Iste bu, onların Allah’a ve Rasulune muhalefet etmeleri sebebiyledir. Allah’a karsı muhalefet eden bilsin ki Allah’ın azabı siddetlidir

[5] Hurma agaclarından ne kestiyseniz veya neyi kokleri uzerinde ayakta bıraktıysanız, o Allah’ın izniyle ve fasıkları rezil etmek icindir

[6] Allah’ın onların mallarından Rasule verdigi seyler (fey) icin siz ne at, ne de deve kosturdunuz. Fakat Allah, Rasulunu diledigine karsı ustun kılar. Allah’ın her seye gucu yeter

[7] Allah’ın (fethedilen) kasaba halkından (alınarak) Peygamberine verdigi fey Allah'a, Rasule, onunla yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmıslara aittir. Boylece (bu mallar) sizden zengin olanlar arasında donup dolasan bir (mal) olmasın. Rasul size ne verdiyse, onu alın ve sizi neden sakındırmıssa ondan kacının. Allah’tan sakının. Suphesiz Allah, azabı pek siddetli olandır

[8] (Allah'ın verdigi bu savas malları,) yurtlarından ve mallarından uzaklastırılmıs olan, Allah'tan bir lutuf ve rıza dileyen, Allah'a ve Rasulune yardım eden fakir muhacirlerindir. Ki Onlar, sadıkların ta kendileridir

[9] Onlardan once o diyarı yurt edinmis ve (kalplerine) imanı (yerlestirmis) olanlar, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı iclerinde bir ihtiyac (haset) duymazlar. Kendi ihtiyacları olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliginden korunursa, iste onlar kurtulusa erenlerdir

[10] Onlardan sonra gelenler de: "Rabbimiz, bizi ve bizden once iman eden kardeslerimizi bagısla, kalbimizde iman edenlere karsı bir kin bırakma! Rabbimiz, sen cok sefkatli, cok merhametlisin!" derler

[11] Munafıklık edenleri gordun mu? Kitap ehlinden kafir kardeslerine: "Eger siz, yurdunuzdan cıkarılacak olursanız, biz de sizinle beraber cıkarız. Size karsı hic kimseye itaat etmeyiz. Eger sizinle savasılırsa, mutlaka size yardım ederiz" derler. Allah da onların yalancı olduklarına sahitlik eder

[12] Eger onlar cıkarılırlarsa, onlarla cıkmazlar. Eger onlara savas acılırsa, onlara yardım etmezler. Onlara yardıma gitseler bile arkalarını donup kacarlar. Sonra da kendileri yardım gormezler

[13] Onların iclerinde size karsı duydukları korku, Allah'a olan korkularından daha siddetlidir. Boyledir, cunku onlar anlamayan bir topluluktur

[14] Onlar, surlarla cevrili kasabalar veya duvarlar arkasında olmadıkca sizinle topluca savasamazlar. Kendi aralarındaki savasları ise siddetlidir. Onları birlik sanırsın, oysa kalpleri dagınıktır. Boyledir, cunku onlar akletmeyen bir topluluktur

[15] (Onların/Yahudilerin durumu) kendilerinden az once gecmis ve yaptıklarının cezasını (Bedir'de) tatmıs olanların (Mekkeli musriklerin) durumu gibidir. Yaptıklarının cezasını tadan kimseler gibidir. Onlar icin acı bir azap vardır

[16] (Munafıklar) Tıpkı seytan gibidirler. Hani o insana: "Kufret!" der. Insan da kufredince: "Ben senden uzagım, ben alemlerin Rabbinden korkarım!" der

[17] Boylece her ikisinin de sonu, icinde ebedi kalacakları atestir. Iste zalimlerin cezası budur

[18] Ey iman edenler! Allah’tan sakının! Her nefis, yarın icin ne sunduguna bir baksın. Allah’tan sakının. Cunku Allah, tum yaptıklarınızdan haberdardır

[19] Allah’ı unutan ve Allah’ın da onlara kendilerini unutturdugu kimseler gibi olmayın. Iste onlar, yoldan cıkmıs olanlar onlardır

[20] Cehennem ehli ile Cennet ehli bir degildir. Cennet ehli... Onlar, kurtulacak olanlardır

[21] Biz bu Kur’an’ı bir dagın uzerine indirseydik onun Allah korkusundan bas egerek parca parca oldugunu gorurdun! Iste bu ornekleri insanlar dusunsunler diye veriyoruz

[22] O, kendisinden baska (hak) ilah olmayan Allah’tır. Gaybı ve goruleni bilendir. O, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[23] O, kendisinden baska (hak) ilah olmayan Allah’tır. O Melik'tir, Kuddus'tur, Selam'dır, Mu'min'dir, Muheymin'dir, Aziz'dir, Cebbar'dır, Mutekebbir'dir. Allah, onların ortak kostuklarından uzaktır

[24] O Allah, yaratan, yoktan var eden, sekil verendir. En guzel isimler O’nundur. Goklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih eder. O, cok gucludur, Hakim’dir

Mümtehine

Surah 60

[1] Ey Iman edenler! Benim de dusmanım sizin de dusmanız olanları, dost edinmeyin. Size haktan geleni inkar etmislerken; siz onlara sevgi gosteriyorsunuz. Rabbiniz olan Allah’a iman ediyorsunuz diye Peygamber'i de sizi de yurdunuzdan cıkarıyorlar. Eger benim yolumda cihat etmek ve benim razılıgımı almak icin cıktıysanız gizlice onlara sevgi beslemeyin. Ben gizlediginizi de acıkladıgınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, dogru yoldan sapmıs olur

[2] Eger onlar, size ustun gelirlerse, size dusman olurlar. Kotulukle ellerini ve dillerini size uzatırlar; sizin kafir olmanızı arzu ederler

[3] Ne akrabalarınız ne de cocuklarınız size hic bir fayda saglamayacaktır. Kıyamet gunu Allah, aranızı ayırır. Allah yaptıklarınızı gormektedir

[4] Sizin icin Ibrahim ve onunla beraber olanlarda guzel bir ornek vardır. Hani onlar toplumlarına soyle demislerdi: Biz, suphesiz sizden ve Allah’tan baska kulluk ettiklerinizden uzagız. Sizi reddediyoruz. Sizinle aramızda, siz Allah’a tek olarak iman edinceye kadar surecek bir dusmanlık ve nefret belirmistir. Ibrahim’in babasına soyledigi su soz haric: Senin icin bagıslanma dileyecegim, fakat Allah’tan sana gelecek hicbir seye gucum yetmez. Rabbimiz, sana dayandık, sana yoneldik ve donus sanadır

[5] Rabbimiz, bizi inkar edenler icin deneme kılma. Bizi bagısla! Rabbimiz, suphesiz guclu ve hakim sensin

[6] Onlarda Allah’ı ve Ahiret gununu bekleyen herkes icin guzel bir ornek bulursunuz. Allah herkesten daha zengindir. Butun ovgulere tek layık olandır

[7] Olur ki Allah dusmanlarınızla aranızda bir dostluk yaratır. Allah gucludur. Allah, bagıslar, merhamet eder

[8] Allah, sizinle din hususunda savasmayan, sizi yurdunuzdan cıkarmayan kimselere iyilik etmenizi onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Suphesiz Allah, adil olanları sever

[9] Allah, ancak sizinle din hususunda savasan, sizi yurtlarınızdan cıkaran ve cıkarılmanıza yardım edenlerle dost olmanızı yasaklar. Kim onları veli edinirse, iste onlar zalimlerin ta kendileridir

[10] Ey iman edenler! Mumin kadınlar, hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eger onların iman ettigini anlarsanız onları kafirlere iade etmeyin. O kadınlar, onlara helal degildir, onlar da o kadınlara helal degildir. Onlara, kadınlar icin harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir gunah yoktur. Kafir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarfettiginizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Bu Allah’ın hukmudur. Aranızda o hukum verir. Allah, Alim'dir, Hakim'dir

[11] Eslerinizden kafirlere bir sey gecer de siz de onlara galip gelirseniz, esleri gidenlere harcadıkları kadar verin. Iman ettiginiz Allah’tan korkun

[12] Ey Peygamber! Mumin kadınlar, Allah’a hicbir seyi sirk kosmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, cocuklarını oldurmemek, elleri ve ayakları arasında bir yalan uydurarak gelmemek, iyi ve dogru islerde sana isyan etmemek uzere sana beyat etmek icin geldiklerinde onların beyatını al ve onlar icin Allah’tan bagıslanma dile. Suphesiz Allah, bagıslayıcı ve cok merhametlidir

[13] Ey iman edenler! Allah’ın kendilerine gazap ettigi bir toplumu dost edinmeyin. Onlar, kabirdeki kafirlerden umitlerini kestikleri gibi ahiretten umitlerini kesmislerdir

Saff

Surah 61

[1] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih eder. O, cok gucludur, Hakim'dir

[2] Ey iman edenler! Yapmayacagınız seyi ne diye soylersiniz

[3] Yapamayacagınız bir seyi soylemek Allah katında nefret edilen bir seydir

[4] Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir yapı gibi saf halinde savasanları sever

[5] Hani Musa, kavmine: Ey kavmim! Benim Allah’ın size gonderdigi elcisi oldugumu iyi bildiginiz halde ne diye bana eziyet ediyorsunuz? demisti. Onlar (hak yoldan) sapınca, Allah da onların kalplerini saptırdı. Allah, fasık kavme hidayet etmez

[6] Hani Meryem’in oglu Isa: Ey Israilogulları! Ben, benden once gelen Tevrat'ı dogrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir rasulu de mujdeleyen Allah’ın size (gonderdigi) bir rasulum, demisti. Onlara, apacık delillerle gelince: Bu, apacık bir buyudur, demislerdi

[7] Islama davet edildigi halde, Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim topluma hidayet etmez

[8] Agızlarıyla Allah’ın nurunu sondurmek istiyorlar. Kafirlerin hosuna gitmese de Allah nurunu tamamlayacaktır

[9] O’dur Rasulunu hidayet ve hak din ile butun dinlere ustun gelsin diye gonderen! Musriklerin hosuna gitmese de

[10] Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaret gostereyim mi

[11] Allah’a ve Rasulune iman ederseniz, Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat ederseniz; iste bu, eger bilirseniz sizin icin daha hayırlıdır

[12] O, sizin gunahlarınızı bagıslar ve sizi alt tarafından ırmaklar akan Cennetlere, Adn Cennetlerindeki guzel meskenlere koyar. Iste buyuk kurtulus budur

[13] Sevdiginiz diger bir sey, Allah’tan bir zafer/yardım ve yakın bir fetihtir. Muminlere mujdele

[14] Ey iman edenler! Allah'ın (dininin) yardımcıları olun. Meryem oglu Isa’nın Havarilere dedigi gibi: Allah (yolunda) yardımcılarım kimdir? Havariler dedi ki: Biz, Allah'ın (dininin) yardımcılarıyız! Israilogulları'ndan da bir grup iman etmis, bir grup da kufretmisti. Biz da iman edenleri dusmanlarına karsı destekledik, Onlar da ustun geldiler

Cum'a

Surah 62

[1] Goklerde ve yerde ne varsa; Melik Kuddus, Aziz ve Hakim olan Allah’ı tesbih ederler

[2] Ummiler icinde, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti ogreten, kendilerinden birini rasul olarak gonderen O’dur. Onlar daha once apacık bir sapıklık icinde idiler

[3] Henuz, onlara katılmamıs olan digerlerine de (gondermistir). Aziz ve hakim olan O’dur

[4] Bu, Allah’ın diledigine verdigi bir lutuftur. Allah buyuk lutuf sahibidir

[5] Tevrat'la yukumlu tutulup da daha sonra tasımayanların/amel etmeyenlerin ornegi, kitap yuklu esege benzer. Allah’ın ayetlerini yalanlayan bir toplumun hali ne kotudur. Allah zalim topluma hidayet etmez

[6] De ki: Ey Yahudiler! Butun insanlar degil de yalnız, kendinizin Allah'ın dostları oldugunuzu iddia ediyorsanız, bunda da samimi iseniz, haydi olumu temenni edin (bakalım)

[7] Ama onlar elleriyle isledikleri yuzunden onu hic temenni edemezler. Allah, zalimleri bilir

[8] De ki: Kendisinden kactıgınız olum, size mutlaka ulasacaktır. Sonra da gaybın ve goruleni bilen Allah'a donduruleceksiniz, O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir

[9] Ey iman edenler! Cuma gunu namaz icin cagırıldıgınız zaman, alısverisi bırakıp Allah’ın zikrine kosun! Eger bilirseniz, bu sizin icin cok daha hayırlıdır

[10] Namaz kılındıgı zaman da yeryuzune dagılın ve Allah’ın lutfunu arayın, Allah’ı cok zikredin ki kurtulusa erebilesiniz

[11] Onlar bir ticaret ve eglence gordukleri zaman hemen dagılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. Allah indindekiler eglenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır

Münâfikûn

Surah 63

[1] Munafıklar sana geldiklerinde: "Senin kesinlikle Allah’ın Rasulu olduguna sahitlik ederiz" dediler. Allah, senin kendi Rasulu oldugunu bilir. Allah, munafıkların yalancı olduklarına da sahitlik eder

[2] Onlar, yeminlerini bir kalkan edinip, Allah’ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları sey ne kotudur

[3] Bu, onların iman edip, sonra da kufretmis olmalarındandır. Bu yuzden kalpleri muhurlenmistir. Artık onlar hic anlamazlar

[4] Onları gordugun zaman kalıpları hosuna gider. Konusurlarsa sozlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmıs kutukler gibidir. Her cıglıgı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar dusmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) cevriliyorlar

[5] Onlara: Gelin, Allah'ın Rasulu sizin icin magfiret dilesin, denildigi zaman baslarını cevirirler ve sen onların buyukluk taslayarak yuz cevirdiklerini gorursun

[6] Onlar icin bagıslanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah, onları bagıslamayacaktır. Allah fasıklar topluluguna hidayet etmez

[7] Onlar; "Allah’ın Rasulunun yanındaki kimselere infakta bulunmayın ki dagılıp gitsinler" diyenlerdir. Oysa goklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır ama munafıklar anlayamazlar

[8] Medine’ye donersek, guclu olan, zayıf olanı oradan cıkaracaktır" diyorlar. Oysa izzet Allah'ın, O'nun rasulunun ve muminlerindir. Ancak munafıklar bilmezler

[9] Ey iman edenler! Mallarınız ve cocuklarınız sizi Allah’ın zikrinden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, iste onlar husrana ugrayacaklardır

[10] Herhangi birinize olum gelip de:"Rabbim! Beni yakın bir sureye kadar geciktirsen de sadaka verip salih kimselerden olsaydım" demeden once size verdigimiz rızıktan infak edin

[11] Allah, eceli geldiginde hic kimseyi (olumunu) ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

Teğâbün

Surah 64

[1] Goklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih ederler. Mulk O’nundur. Hamd da O’nadır. O’nun her seye gucu yeter

[2] Sizi yaratan O’dur. Sizden bir kısmınız kafir, bir kısmınız mumindir. Allah, tum yaptıklarınızı gorendir

[3] O, gokleri ve yeri hak ile yaratmıs, sizi de en guzel surette sekillendirmistir. Donus de O’nadır

[4] Goklerde ve yerde ne varsa bilir; gozlediginizi de acıkladıgınızı da bilir. Allah kalplerde olanı bilendir

[5] Bundan once kafir olanların haberi size gelmedi mi? Yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar icin bir de acı verici azap vardır

[6] Bu, peygamberleri onlara apacık delillerle getirdiklerinde: Bize bir insan mı yol gosterecek? demeleri sebebiyledir. Kufrettiler ve yuz cevirdiler. Allah (onların imanından) mustagnidir. Allah, zengindir, hamde layıktır

[7] Kafirler, tekrar dirilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: Evet, Rabbime andolsun ki, tekrar diriltileceksiniz. Sonra da yaptıklarınız size haber verilecek. Bu, Allah’a cok kolaydır

[8] Allah’a, Rasulune ve indirdigimiz nura iman edin. Allah, tum yaptıklarınızdan haberdardır

[9] Sizi toplanma gunu bir araya getirecektir. Iste o, aldanma gunudur. Kim Allah’a iman edip, salih amel yaparsa onun gunahlarını orter ve alt tarafından ırmaklar aktıgı cennetlere sokar. Orada ebedi kalacaklardır. Iste o, en buyuk kurtulustur

[10] Kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar ates ehlidir. Orada ebedidirler. Ne kotu bir donus yeri

[11] Hicbir musibet, Allah’ın izni olmadıkca isabet etmez. Kim, Allah’a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her seyi bilir

[12] O halde Allah’a itaat edin, Rasulune itaat edin. Eger yuz cevirseniz, elcimize dusen ancak acıkca teblig etmektir

[13] Allah, O’ndan baska (hak) bir ilah yoktur. Inananlar, yalnız Allah’a tevekkul etsinler

[14] Ey iman edenler! Eslerinizden ve cocuklarınızdan size dusman olanlar vardır. Onlardan sakının. Eger affeder, kusurlarını bakmaz ve bagıslarsanız; Allah da bagıslar ve merhamet eder

[15] Mallarınız ve evladınız sizin icin bir imtihandır. Buyuk mukafat ise Allah'ın yanındadır

[16] Gucunuzun yettigince Allah’tan korkun, dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliginiz icin infakta bulunun. Kim nefsinin cimriliginden korunursa, iste onlar kurtulusa erenlerdir

[17] Eger Allah'a guzel bir borc verecek olursanız, onu sizin icin kat kat arttırır ve sizi bagıslar. Allah, Sekur'dur (bol bol verir), Halim'dir

[18] Gaybı ve goruleni bilir, cok gucludur, Hakim'dir

Talâk

Surah 65

[1] Ey Peygamber! Kadınları bosayacagınız zaman, onları iddetlerini gozeterek bosayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz olan Allah’tan sakının. Acık bir fuhsiyat/ahlaksızlık yapmadıkca onları evlerinden cıkarmayın. Onlar da cıkmasınlar. Iste bu, Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını asarsa kendisine zulmetmis olur. Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya cıkarıverir

[2] Iddet muddetlerini doldurduklarında onları ya mesru olculer icerisinde (nikahınız altında) tutun veya onlardan mesru olculere gore ayrılın. Icinizden adalet sahibi iki kisiyi de sahit tutun. Sahitligi de Allah icin dogru yapın. Iste bununla Allah’a ve ahiret gunune iman eden kimseler icin ogut veriliyor. Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir cıkıs yolu gosterir

[3] Ve ona hic beklemedigi bir yerden rızık verir. Kim Allah’a tevekkul ederse, o kendisine yeter. Suphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her sey icin bir sure/olcu koymustur

[4] Kadınlarınızdan adetten kesilmis olanlar hakkında (hukum nedir diye) tereddut ederseniz, onların bekleme suresi uc aydır. Henuz adet gormemis olanlar da boyledir. Hamile kadınların bekleme suresi, yuklerini bırakıncaya kadardır. Kim Allah’tan sakınırsa, ona isinde bir kolaylık saglar

[5] Bu, Allah’ın size indirdigi emridir. Kim Allah’tan sakınırsa, O, onun gunahlarını bagıslar ve mukafatını da buyuk verir

[6] Bosadıgınız kadınları, gucunuz olcusunde (iddet suresince) oturdugunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya dusurmek icin zarar vermeye kalkısmayın. Eger hamile iseler doguruncaya kadar nafakalarını verin. Eger sizin icin (ucretle) emzirirlerse, onlara ucretlerini verin. Aranızda maruf/bilinen bir sekilde emredin. Eger gucluk icine girerseniz, bu durumda (cocugu), onun (babası) icin bir baskası emzirebilir

[7] Imkanı genis olan, imkanının genisligine gore nafaka versin. Rızkı daralmıs bulunan da Allah'ın kendisine verdigi kadarından nafaka odesin. Allah, hic kimseyi verdigi (imkandan) fazlasıyla yukumlu tutmaz. Allah, zorlugun ardından bir kolaylık verir

[8] Rablerinin ve O'nun rasullerinin emrinden cıkan nice ulkeler halkını biz, cetin bir hesaba cektik ve onları gorulmedik bir azaba ugrattık

[9] Yaptıklarının cezasını cektiler ve yaptıklarının sonucu husran oldu

[10] Allah, onlara siddetli bir azap hazırladı. Oyleyse Allah’tan sakının ey iman eden akıl sahipleri! Nitekim Allah size bir zikir (kitap) indirmistir

[11] (Allah) Iman edip, salih amel yapanları, karanlıklardan aydınlıga cıkarmak icin Allah’ın apacık ayetlerini size okuyan bir Peygamber (gondermistir). Kim Allah’a iman eder ve salih amel yaparsa, onu icinde ebedi kalacagı, alt tarafından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah, ona gercekten cok guzel bir rızık vermistir

[12] Allah, yedi kat gogu ve yerden bir o kadarını yaratandır. Onun emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, boylece Allah'ın her seye kadir oldugunu ve her seyi ilmiyle kusattıgını bilesiniz

Tahrîm

Surah 66

[1] Ey Peygamber! Eslerinin rızasını aramak ici ne diye Allah’ın helal kıldıgını (kendine) haram ediyorsun? Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

[2] Allah, yeminlerinizin (kefaretle) cozulmesini size mesru kılmıstır. Allah, sizin mevlanızdır. O, Alim'dir, Hakim'dir

[3] Peygamber, eslerinden birine gizlice bir soz soylemisti. Fakat esi, o sozu (baskasına) haber verip Allah da bunu Peygamber'e acıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmis, bir kısmından da vazgecmisti. Peygamber bunu esine haber verince o: "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. "Bana, alim ve haberdar olan (Allah) haber verdi" dedi

[4] Eger sizler (iki hanımı) Allah'a tevbe ederseniz (ne iyi); cunku kalpleriniz egrilik gosterdi. Eger ona karsı birbirinize arka cıkarsanız, kuskusuz onun velisi Allah’tır, Cebrail, salih muminler ve melekler de bundan sonra ona yardımcılardır

[5] Eger sizi bosayacak olursa, Allah’ın onun icin, sizden daha hayırlı Musluman, mumin, itaatkar, tevbekar, ibadet eden, oruc tutan dul ve bekar kadınlar verebilir

[6] Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi atesten koruyun. Onun yakıtı insanlar ve taslardır. Onun basında, katı ve sert melekler vardır. Allah’ın kendilerine emrettigine isyan etmezler. Ne emredilirse yaparlar

[7] Ey Kafirler! O gun mazeret ileri surmeyin. Ancak yaptıklarınızın karsılıgını cekeceksiniz

[8] Ey iman edenler! Sadık bir tevbe ile Allah’a tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz, gunahlarınızı orter. Peygamberi ve O'nunla birlikte iman edenleri utandırmayacagı gunde Allah sizi, iclerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Nurları onlerinden ve yanlarından kosar. "Rabbimiz! Bizim nurumuzu tamamla ve bizi bagısla. Suphesiz senin her seye gucun yeter." derler

[9] Ey Peygamber! Kafirlerle ve munafıklarla cihat et, onlara karsı sert davran. Onların barınma yeri Cehennem'dir. Pek de kotu bir donus yeridir o

[10] Allah, kafir olanlara Nuh'un karısı ile Lut’un karısını ornek olarak veriyor. Ikisi de, salih kullarımızdan iki kulun nikahı altında idiler. Onlara (dinlerinde) ihanet etmislerdi. Onlar da Allah’tan gelen hic bir seye mani olamamıslardı. O kadınlara: "Girenlerle birlikte atese girin!" denildi

[11] Allah, iman edenlere de Firavun’un karısını ornek veriyor. Hani O: "Rabbim, katındaki Cennet'te benim icin bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun (kotu) isinden koru ve beni zalimler toplulugundan kurtar!" demisti

[12] Iffetini koruyan Imran’ın kızı Meryem'i de... Ona ruhumuzdan uflemistik. O da Rabbinin sozlerini ve kitaplarını tasdik etmisti. O, itaatkarlardan biri idi

Mülk

Surah 67

[1] Butun mulk elinde olan Allah, yuceler yucesidir, hayrı boldur ve O'nun her seye gucu yeter

[2] Olumu ve hayatı, hanginizin daha iyi amel edecegini denemek icin yaratan O’dur. Cok guclu ve bagıslayıcı O’dur

[3] Gokleri ust uste yedi kat yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında bir duzensizlik goremezsin. Gozunu cevir de bak (gokte) bir catlak goruyor musunuz

[4] Sonra gozunu, tekrar tekrar cevir bak! Goz aciz ve bitkin halde sana donecektir

[5] Gercekten biz, en yakın gogu ısık veren yıldızlarla donattık. Onlarla seytanlar icin (atılacak) taslar yaptık. Onlar icin bir de cılgın alev azabını hazırladık

[6] Rablerini kufredenler icin de Cehennem azabı vardır. Ne kotu bir donus

[7] Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken cıkardıgı (korkunc) ugultuyu duyarlar

[8] Neredeyse ofkeden paramparca olacak. Ne zaman oraya bir grup atılsa, oranın bekcileri onlara sorar: Size bir uyarıcı gelmedi mi

[9] Evet! Bir uyarıcı gelmisti. Fakat biz yalanladık ve Allah hicbir sey indirmemistir. Siz ancak buyuk bir sapıklık icindesiniz dedik" derler

[10] Eger dinlemis veya akletmis olsaydık bu ates halkı icin de olmazdık" derler

[11] Iste boylece gunahlarını itiraf ederler. Uzak olsun cılgın ates halkı

[12] Gormedigi halde Rablerinden korkup cekinen kimseler icin de elbette bagıslanma ve buyuk bir odul vardır

[13] Sozunuzu ister gizleyin, ister acıklayın. Suphesiz O, kalplerde olanı cok iyi bilendir

[14] Yaratan bilmez mi? O, Latif'dir, her seyden haberdardır

[15] Yeryuzunu size boyun egdiren O'dur. Su halde yerin omuzlarında (uzerinde) dolasın ve Allah'ın rızkından yiyin. Donus de O’nadır

[16] Gokte olan Allah'ın sizi yere batırmayacagından guvende misiniz, O sarsıldıgı zaman

[17] Yoksa, gokte olan Allah'ın uzerinize tas yagdıran bir fırtına gondermeyeceginden guvende misiniz? Uyarım nasılmıs yakında bileceksiniz

[18] Onlardan oncekiler de yalanlamıslardı. Fakat, benim inkarım nasılmıs

[19] Onlar, ustlerinde dizi dizi kanat acıp kapayarak ucan kusları gormuyorlar mı? Onları Rahman’dan baskası tutmuyor. Suphesiz O, her seyi gorendir

[20] Rahman olan Allah'a karsı su size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? Kafirler ancak bos bir gurur/aldanıs icindedirler

[21] Eger rızkınızı kesse, size rızık verecek olan kimdir? Hayır! Onlar azgınlık ve nefret icinde inatla direnmektedirler

[22] O halde, yuz ustu kapanarak yuruyen mi daha cok hidayete erendir, yoksa dosdogru bir yol uzerinde dimdik yuruyen kimse mi

[23] De ki: Sizi yaratan, size kulaklar, gozler ve kalpler veren O’dur. Ne kadar az sukrediyorsunuz

[24] De ki: Sizi yeryuzunde cogaltıp yayan O'dur; ancak O'nun huzuruna gelip toplanacaksınız

[25] Bu vaat ne zaman gerceklesecek, eger dogru soyluyorsanız?" derler

[26] De ki: Bunun bilgisi yalnız Allah’tadır. Ben sadece apacık bir uyarıcıyım

[27] O’nu yakından gordukleri zaman, kafirlerin yuzleri kotulesir. Onlara denir ki: Iste! Isteyip durdugunuz sey

[28] De ki: Eger Allah, beni ve benimle beraber olanları helak etse ya da bize merhamet etse ne dersiniz? Kafirleri acı bir azaptan kim kurtarabilir

[29] De ki: O, Rahman’dır. O’na iman ettik, yalnızca O’na tevekkul ettik. Kimin acık bir dalalette oldugunu yakında ogreneceksiniz

[30] De ki: Eger suyunuz yerin dibine cekilse, soyleyin bakalım, size akar bir su kim getirebilir

Kalem

Surah 68

[1] Nun, kaleme ve (onunla) yazdıklarına yemin olsun

[2] Sen Rabbinin nimeti sayesinde cinlenmis degilsin

[3] Senin icin tukenmez bir ecir vardır

[4] Sen, buyuk bir ahlak uzeresin

[5] Sen de goreceksin, onlar da gorecekler

[6] Hanginizin deli oldugunu…

[7] Dogrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kisiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur

[8] Sakın yalanlayanlara itaat etme

[9] Onlar ister ki, sen musamaha gosterip, yumusak davranasın da onlar da sana yumusak davransınlar

[10] Yemin edip duran alcaga itaat etme

[11] Ayıp arayana ve laf goturup getirene

[12] Iyiligi engelleyene, mutecaviz ve saldırgan gunahkara

[13] Kabaya, sonra da soysuza

[14] Mal ve ogul sahibi olması sebebiyle

[15] Ona ayetlerimiz okundugu zaman: "Eskilerin masalları" der

[16] Yakında biz onun burnu uzerine damga vuracagız

[17] Biz onları, sabahleyin meyvelerini toplamaya yemin eden bahce sahiplerini denedigimiz gibi denedik

[18] (Insaallah diyerek, yeminlerinde) istisna da yapmıyorlardı

[19] Onlar uyurken, Rabbin tarafından bir kusatıcı (ates) bahceyi sarıverdi

[20] Ve bahce kapkara kesildi

[21] Sabahleyin birbirlerine seslendiler

[22] Mahsulu toplayacaksanız, erkenden yola cıkın

[23] Diye gizlice konusarak yola dustuler

[24] Sakın bugun hicbir yoksul oraya yanınıza girmesin, diyerek

[25] (Zanlarınca yoksulları) Engellemeye guc yetirenler olarak erkenden gittiler

[26] Onu gorduklerinde: Yolu sasırdık, dediler

[27] Hayır! Biz mahrum bırakıldık

[28] Onların en insaflı olanı: "Ben size (Allah’ı) tesbih etmemiz gerekmez mi, dememis miydim?" dedi

[29] Rabbimizi tesbih ederiz; dogrusu biz (kendi kendimize) zulmedenlerdenmisiz dediler

[30] Basladılar birbirlerini kınamaya

[31] Yazıklar olsun bize, azgınlardan olduk, dediler

[32] Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz, ancak Rabbimizden dilemekteyiz

[33] Iste azap boyledir. Ahiret azabı daha buyuktur. Bilmis olsalardı

[34] Suphesiz takva sahipleri icin Rableri katında Naim Cennetleri vardır

[35] Musluman olanlarla sucluları (kafirleri) bir tutar mıyız

[36] Ne oluyor size? Nasıl hukum veriyorsunuz

[37] Yoksa sizin bir kitabınız var da oradan mı ders alıyorsunuz

[38] Onda, “Begendiginiz her sey sizindir” (diye mi yazılı)

[39] Yoksa “Neye hukmederseniz o yerine getirilir” diye kıyamete kadar gecerli olacak, size verilmis yeminler/sozler mi var

[40] Onlara sor, hangisi buna kefil olacak

[41] Yoksa ortakları mı var onların? Sozlerinde dogru iseler, hadi getirsinler ortaklarını

[42] O gun incik acılır ve secdeye davet edilirler; fakat guc getiremezler

[43] Gozleri yere yıkılmıs, yuzlerini zillet burumustur. Oysa onlar, sag salim iken secdeye cagrılmıslardı

[44] Bu sozu yalan sayanları bana bırak! Onları bilmedikleri bir yerden yavas yavas azaba yaklastıracagız

[45] Onlara muhlet veriyorum Cunku benim tuzagım cok saglamdır

[46] Yoksa, onlardan bir ucret istiyorsun da agır bir borc altındalar mı

[47] Yoksa gayb onların yanında da, onlar mı yazıyorlar

[48] Rabbinin hukmunu sabırla bekle Balık sahibi /Yunus gibi olma Hani O, dertli bir sesle Rabbine seslenmisti

[49] Rabbinden ona bir nimet erismis olmasaydı, kınanmıs olarak cıplak bir karaya atılacaktı

[50] Rabbi O’nu secti ve salih kimselerden kıldı

[51] Kafir olanlar, zikri isittiklerinde seni neredeyse gozleriyle devireceklerdi: O, kesinlikle delidir, diyorlardı

[52] Oysa o (Kur’an) alemlere bir uyarı/ogutten baska bir sey degildir

Hâkka

Surah 69

[1] Gerceklesecek olan

[2] Nedir gerceklesecek olan

[3] Gerceklesecek olanın ne oldugunu sana bildiren nedir

[4] Semud ve Ad halkı (tepelerine) ansızın inecek olanı yalanlamıslardı

[5] Ama Semud, siddetli bir cıglık/ses ile helak edilmisti

[6] Ad ise kasıp kavuran ugultulu bir ruzgar ile helak edilmisti

[7] Allah, onu yedi gece sekiz gun kesintisiz onların uzerine musallat etmisti. Boylece o kavmin, orada sanki ici kof hurma kutukleriymis gibi carpılıp yere yıkıldıgını gorurdun

[8] Onlardan arta kalan bir sey goruyor musun

[9] Firavun (kavmi), ondan oncekiler ve yerle bir olan Lut sehirleri (halkı da hep) o hata ile geldiler

[10] Rablerinin elcisine isyan ettikleri icin onları siddetli bir yakalayısla yakaladı

[11] Sular tastıgı zaman sizi gemide biz tasıdık

[12] Bunu sizin icin bir ogut kılalım ve anlayıslı kulaklar duysun diye

[13] Sur’a tek bir ufurusle ufuruldugu zaman

[14] Yeryuzu ve daglar kaldırılıp tek carpısla carpılıp darmadagın edildigi zaman

[15] O gun olacak olur

[16] Gok paramparca olur, cunku o gun zayıf ve gucsuz duser

[17] Melekler ise onun cevresindedirler. Rabbinin Ars’ını ise o gun, onların da uzerinde olan sekizi tasır

[18] Siz o gun (hesap icin) sunulursunuz; hic bir sırrınız gizli kalmaz

[19] Kimin kitabı sagından verilirse, alın kitabımı okuyun

[20] Ben zaten bu hesabıma ulasacagımı biliyordum, der

[21] Artık o, hosnut edici bir hayat icinde

[22] Yuksek bir cennette

[23] Meyveleri ise (cok) yakın

[24] Yiyin, icin afiyet olsun. Bu, gecmis gunlerde yaptıklarınızın sebebiyle (size bahsedilmistir)

[25] Kitabı solundan verilen ise soyle der: Eyvah, keske kitabım verilmeseydi

[26] Hesabımı hic bilmeseydim

[27] Keske (olum isimi) bitirmis olsaydı

[28] Malım bana fayda vermedi

[29] Gucum, huccetim yok olup gitti

[30] Tutun onu, (ellerini boynuna) baglayın

[31] Sonra atın onu atese

[32] Sonra da onu yetmis arsın boyundaki zincire vurun ve surun

[33] Cunku o, yuce Allah’a iman etmiyordu

[34] Yoksulu yedirmeye tesvik etmiyordu

[35] Bugun onun icin hicbir yakın yoktur

[36] Irinden baska yiyecek de yoktur

[37] Onu gunahkardan baskası yemez

[38] Gorebildikleriniz uzerine yemin ederim

[39] Goremediklerinize de…

[40] Suphesiz o, serefli bir elcinin sozudur

[41] O, bir sair sozu degildir. Ne de az iman ediyorsunuz

[42] O, kahin sozu de degildir. Ne de az dusunuyorsunuz

[43] Alemlerin Rabbi tarafından indirilmistir

[44] Eger (Peygamber) bize atfen bazı sozler uydurmus olsaydı

[45] Elbette onu (boynunun) sag tarafından kıskıvrak yakalardık

[46] Sonra onun sah damarını elbette keserdik

[47] Sizden hic kimse de buna engel olamazdı

[48] Suphesiz o, sakınanlar icin bir oguttur

[49] Elbette biz, biliyoruz ki icinizden yalanlayanlar vardır

[50] O kafirler icin bir hasret/pismanlıktır

[51] O, kesin bir gercektir

[52] O halde sen, yuce Rabbinin adı ile tesbih et

Me'âric

Surah 70

[1] Dua eden biri, inecek azap hakkında dua ederek, (onu) istedi

[2] Kafirler icin onu onleyecek hic kimse yoktur

[3] Ustun ve ulu Allah’tan (kimse koruyamaz)

[4] Melekler ve Ruh (Cebrail) suresi elli bin yıl olan bir gunde ona yukselirler

[5] Oyleyse sen, guzel bir sabırla sabret

[6] Onlar bunu uzak goruyorlar

[7] Biz ise onu yakın goruyoruz

[8] O gun, gok erimis maden/kursun gibi olur

[9] Daglar ise atılmıs (ucusan, hafif) yun gibi olur

[10] Hicbir yakın bir yakınını soramaz

[11] Birbirlerine gosterilirler. Gunahkar kimse ister ki, o gunun azabından (kurtulus icin), ogullarını, fidye olarak vermek ister

[12] Esini ve kardesini

[13] Kendisini barındıran sulalesini

[14] Ve yeryuzunde bulunan herkesi (fidye olarak vermek ister) ki kendini kurtarabilsin

[15] Asla! Suphesiz o, alevlenen bir atestir

[16] Deriyi yakıp kavurur

[17] Cagırır hakka arkasını donup, yuz cevireni

[18] Malını toplayıp yıganı…

[19] Insan ac gozlu ve tez canlı olarak yaratılmıstır

[20] Kendisine fenalık dokundugunda sızlanır, feryat eder

[21] Bir iyilik dokununca da cok cimridir

[22] Namaz kılanlar boyle degildir

[23] Onlar, namazlarında daimidirler

[24] Onların mallarında belli bir hak vardır

[25] Isteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana

[26] Onlar hesap gununu tasdik ederler

[27] Rablerinin azabından korkarlar

[28] Gercekten Rablerinin azabından guvende olunamaz

[29] Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir

[30] Ancak eslerine ve sahip oldukları cariyelerine karsı mustesna. Cunku onlar kınanmaz

[31] Bundan otesini arayanlar, iste onlar haddi asmıs olanlardır

[32] Onlar, emanetlerine ve sozlerine riayet ederler

[33] Onlar, sahitliklerini dogru olarak yerine getirirler

[34] Onlar, namazlarını muhafaza ederler

[35] Onlar, Cennetlerde ikram olunurlar

[36] (Ey Rasul!) O kafirlere ne oluyor ki, sana dogru kosuyorlar

[37] Sagdan soldan, boluk boluk gruplar halinde (oturup, seninle konusuyorlar)

[38] Yoksa onların her biri nimet Cennetlerine mi girdirilecegini umit ediyor

[39] Asla! Biz onları bildikleri seyden yarattık

[40] Doguların ve batıların Rabbine yemin ederim ki gucumuz yeter

[41] Suphesiz bizim onların yerine daha iyilerini getirmeye... Bizim onumuze de gecilemez

[42] Bırak onları, kendilerine soz verilen gun gelinceye kadar dalıp, oynasınlar

[43] O gun onlar, (dunyada) ilahlara/putlara kostukları gibi kabirlerinden kosarak cıkarlar

[44] Gozleri yere yıkılmıs, (yuzlerini) zillet burumus Iste bu, onlara soz verilen gundur

Nûh

Surah 71

[1] Kendilerine acı bir azap gelmeden once kavmini uyar diye Nuh’u kavmine gondermistik

[2] Ey kavmim, dedi. Ben, sizin icin acık bir uyarıcıyım

[3] Allah’a ibadet edin, ondan sakının ve bana itaat edin, diye

[4] O, sizin gunahlarınızı bagıslasın ve belli bir ecele kadar sizi ertelesin. Allah’ın belirledigi ecel gelince artık o geri bırakılmaz, eger bilmis olursanız

[5] Rabbim, dedi. Ben kavmimi gece gunduz davet ettim

[6] Davetim onların kacmasından baska bir seyi artırmadı

[7] Dogrusu ben, senin onları bagıslaman icin her davet edisimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, ortulerini baslarına cektiler, direttiler ve kibirlendikce kibirlendiler

[8] Sonra ben onları acıktan acıga davet ettim

[9] Sonra onlara acıktan acıga da, gizli gizli de (davet ettim)

[10] Onlara dedim ki: Rabbinizden bagıslanma dileyin, cunku o cok bagıslayıcıdır

[11] Gokten size bol yagmurlar yagdırır

[12] Mallarınızı ve cocuklarınızı cogaltır, sizin icin bahceler verir, nehirler verir

[13] Size ne oluyor da Allah’ın azametini ummuyorsunuz/korkmuyorsunuz

[14] Oysa O, sizi asamalar halinde yarattı

[15] Allah’ın yedi gogu ust uste nasıl yarattıgını gormuyor musun

[16] Onların arasında Ay’a bir nur kılmıs, Gunes’i de kandil yapmıstır

[17] Allah sizi bir bitki gibi topraktan yaratmıstır

[18] Sonra sizi oraya dondurecek ve tekrar oradan cıkaracaktır

[19] Allah sizin icin yeryuzunu dosek kıldı

[20] Genis yollarında gezip dolasın diye

[21] Nuh: Rabbim, dedi. Onlar bana isyan ettiler. Malı ve evladı kendisine husrandan baska bir sey artırmayan kimseye uydular

[22] Buyuk buyuk tuzak kurdular

[23] Sakın ilahlarınızı bırakmayın! Vedd’i, Suva’ı, Yegus’u, Yeuk’u ve Nesr’i bırakmayın! dediler

[24] Ve bircoklarını yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan baskasını arttırma

[25] Gunahlarından dolayı suda boguldular, atese atıldılar. Kendilerine Allah dısında bir yardımcı da bulamadılar

[26] Nuh: Rabbim, dedi. Yeryuzunde dolasan tek bir kafir bırakma

[27] Cunku eger onları bırakırsan, senin kullarını saptırırlar ve sadece yoldan cıkmıs, kafir evlat dunyaya getirirler

[28] Rabbim! Beni bagısla! Anamı, babamı ve iman ederek evime giren erkek ve kadın muminleri de. Zalimlerin de ancak helakini arttır

Cinn

Surah 72

[1] De ki: Cinlerden bir toplulugun, dinleyip soyle dedigi bana vahyedildi: Biz, harikulade bir guzel bir Kur'an dinledik

[2] Dogru yola hidayet ediyor, biz ona iman ettik. Rabbimize hic kimseyi ortak tutmayacagız

[3] Rabbimizin azameti cok yucedir. O, es ve cocuk edinmemistir

[4] Dogrusu bizim beyinsiz olanımız (iblis), Allah hakkında pek asırı yalanlar uyduruyormus

[5] Biz de, insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan soylemeyeceklerini zannederdik

[6] Su da gercek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sıgınırlardı da, onların taskınlıklarını arttırırlardı

[7] Sizin zannettiginiz gibi, onlar da Allah’ın hic kimseyi yeniden diriltemeyecegini sanmıslardı

[8] Dogrusu biz (cinler), gogu yokladık, fakat onu sert bekcilerle, alev huzmeleriyle (yıldızlarla) doldurulmus bulduk

[9] Halbuki, (daha once) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek icin oturacak yerler (bulup) oturuyorduk. Simdi kim dinlemek istese onu gozeten bir alev yakalıyor

[10] Gercekten bilmiyoruz, yeryuzundekilere kotuluk mu murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi

[11] Suphesiz bizden salih olanlar da vardır ve bizden boyle (salih) olmayanlar da. Biz, turlu turlu yollara ayrılmısız

[12] Biz suphesiz Allah'ı yeryuzunde asla aciz bırakamayacagımızı, kacmak suretiyle de onu hic bir sekilde aciz kılamayacagımızı anladık

[13] Dogrusu biz, o hidayeti (Kur'an'ı) isitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, (ecrinin) eksilmesinden ve haksızlık edilmesinden korkmaz

[14] Bizden musluman olanlar da var, (hak yoldan) sapmıs olanlarımız da var. Musluman olanlar, iste onlar dogru yola yonelenlerdir

[15] Sapanlara gelince, onlar Cehennem'e odun olacaklardır

[16] Eger dogru yolda istikamet uzere olsalardı, onlara bol bol yagmur verirdik

[17] Bununla onları imtihan ederiz. Kim Rabbinin zikrinden yuz cevirirse, onu cok agır bir azaba sokar

[18] Mescitler Allah’ındır. O halde Allah ile birlikte baskasına dua/ibadet etmeyin

[19] Nitekim Allah’ın kulu, ona dua/ibadet icin ayaga kalktıgında (Kur'an dinlemek icin) az kalsın uzerine toplanıp dolusurlardı

[20] De ki: Ben ancak Rabbime dua ederim. O’na hicbir seyi ortak kosmam

[21] De ki: Benim size bir zarar vermeye de iyilik etmeye de gucum yetmez

[22] De ki: “Gercekten beni Allah’ın (azabına) karsı hic kimse asla koruyamaz ve yine asla O’ndan baska sıgınacak kimse de bulamam

[23] Ancak (benim gorevim) Allah'tan (gonderilenleri) ve (teblig olunması emrolunanları) teblig etmektir. Kim Allah’a ve elcisine karsı gelirse, onun icin, icinde ebedi kalacagı cehennem atesi vardır

[24] Kendilerine vaat edileni gordukleri zaman, kimin yardımcı olarak daha zayıf ve sayısının az oldugunu anlayacaklar

[25] De ki: Size vadedilen yakın mı yoksa Rabbim onu uzak mı kıldı bilmiyorum

[26] O, gaybı bilendir. Kendi gaybına hic kimseyi muttali kılmaz

[27] Ancak rasul(leri) icinde razı oldugu baska. Cunku O, bunun (rasulun) onune ve arkasına koruyucu (melekler) koyar

[28] Ta ki (rasullerin), Rablerinin gonderdiklerini hakkıyla teblig ettiklerini ortaya cıkarsın. Cunku Allah, onların yanında bulunan (her)seyi (ilmi ile) kusatmıs ve herseyi bir bir saymıstır

Müzzemmil

Surah 73

[1] Ey ortusune burunen

[2] Gece kalk, ancak birazı dısında

[3] Gece yarısında veya biraz azalt

[4] Veya onun uzerine artır ve Kur'an'ı guzelce tertil ile acıkca oku

[5] Cunku biz sana agır bir soz vahyedecegiz

[6] Gece (uykudan) kalkısı (kalp icin) daha etkili ve okuyus icin daha acıktır

[7] Gunduz ise, senin icin uzun bir mesguliyet vardır

[8] Rabbinin ismini zikret ve (ibadet ederken) her seyi bırakıp yalnız ona yonel

[9] O, dogunun da batının da Rabbidir. O’ndan baska (hak) ilah yoktur. Oyleyse O’nu vekil edin

[10] Onların soylediklerine sabret ve yanlarından guzellikle ayrıl

[11] Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak Onlara biraz sure tanı

[12] Bizim yanımızda agır boyunduruklar ve cehennem var

[13] Bogazı tıkayan bir yiyecek ve acı veren bir azap

[14] O gun, yeryuzu ve daglar yerinden oynar ve daglar akıp giden kum yıgınları haline doner

[15] Biz, Firavun’a bir rasul gonderdigimiz gibi size de uzerinize sahit olacak bir rasul gonderdik

[16] Firavun elciye karsı geldi de onu cok siddetli bir sekilde yakaladık

[17] Eger kufrederseniz, cocukların saclarını agartan o gunden nasıl korunabilirsiniz

[18] Gokyuzu bile onunla (o gunun siddetinden dolayı) yarılacaktır. Onun vaadi mutlaka yerine gelir

[19] Bu bir oguttur. Dileyen Rabbine dogru yol tutar

[20] Suphesiz Rabbin biliyor ki gercekten sen, gecenin ucte ikisinden daha azı ve (bazen) yarısı ve (bazen de) ucte biri kadar (namaz icin) kalkıyorsun, beraberinde bulunanlardan (ashabından) bir topluluk ta (boyle yapıyor). Geceyi ve gunduzu Allah takdir eder. O sizin, bunu sayamayacagınızı (buna guc yetiremeyeceginizi) bildigi icin sizi bagısladı. Oyleyse Kur’an’dan (bildiginiz) kolayınıza geleni okuyun Icinizden hasta olacakları, bir kısmınızın yeryuzunde dolasıp, Allah’ın rızkını arayacagını, digerlerinin Allah yolunda savasacagını da bilmektedir. Oyleyse ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı ikame edin ve zekatı verin ve Allah’a guzel bir borc (ile borc) verin. Kendiniz icin hayır olarak (dunyada) ne sunarsanız, onu Allah katında daha iyi, daha buyuk bir mukafat ile (karsılık verilmis) bulursunuz. Allah’tan bagıslanma dileyin. Suphesiz Allah, cok bagıslayıcıdır, cok merhametlidir

Müddessir

Surah 74

[1] Ey (elbisesine) burunen

[2] Kalk ve uyar

[3] Ve Rabbinin tekbir et

[4] Elbiseni temizle

[5] Pislikten uzak dur

[6] Yaptıgın iyiligi cok gorerek basa kakma

[7] Rabbin icin sabret

[8] Sur’a uflendigi zaman

[9] Iste o gun zor bir gundur

[10] Kafirler icin hic kolay degildir

[11] Beni, yarattıgım kimse ile yalnız bırak

[12] Ona pek cok mal verdim

[13] Goz onunde hazır ogullar verdim

[14] Ona doseyip, verdikce verdim

[15] Daha da artırmamı umuyor

[16] Asla! Cunku o, ayetlerimize karsı inatcı oldu

[17] Onu sarp bir yokusa zorlayıp, surecegim

[18] Cunku o dusundu, olctu ve bicti

[19] Kahrolası nasıl da olctu bicti

[20] Sonra (yine o) kahrolası, nasıl (da) olctu bicti

[21] Sonra baktı

[22] Sonra kaslarını catıp, surat astı

[23] Sonra da arkasını donup buyuklendi

[24] Ve soyle dedi: Bu sadece ogretile gelen bir sihirdir

[25] Bu insan sozunden baska bir sey degil

[26] Onu Sekar’a sokacagım

[27] Sekar’ın ne oldugunu bilir misin sen

[28] Geride bir sey koymaz, bırakmaz

[29] Derileri yakıp kavurur

[30] Uzerinde on dokuz (melek) vardır

[31] Biz kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler supheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile kufre sapanlar da, “Allah, bu ornekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o atesin koruyucularını, meleklerden baskasını kılmadık ve onların sayısını da kafirler icin yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah, diledigini iste boyle saptırır, diledigine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden baskası bilemez. Bu, insanlar icin bir ogutten baska bir sey degildir

[32] Ay’a yemin olsun ki

[33] Donup gelen geceye

[34] Aydınlanan sabaha

[35] Ki o, buyuk bir seydir

[36] Insanlar icin bir uyarıcıdır

[37] Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler icin (uyarıcıdır)

[38] Her nefis, kazandıgına karsılık bir rehindir

[39] Ancak sagdakiler baska

[40] Cennet icinde sorustururlar

[41] Suclulara

[42] Sizi Cehennem'e sevkeden nedir

[43] Namaz kılanlardan degildik" dediler

[44] Miskinleri/fakirleri doyurmuyorduk

[45] Batıla dalanlarla biz de dalıyorduk

[46] Hesap gununu yalanlıyorduk

[47] Olum bize gelene dek

[48] Artık sefaatcilerin sefaati onlara bir yarar saglamaz

[49] Oyleyse, onlara ne oluyor da uyarıdan yuz ceviriyorlar

[50] Sanki onlar, yaban esekleri gibidir

[51] Aslandan kacan…

[52] Belki de onların her biri (gokten inip) onlerine acılmıs bir sahife verilmesini istiyorlar

[53] Hayır! Aksine onlar ahiretten korkmuyorlar

[54] Gercek su ki bu bir oguttur

[55] Ogut almak isteyen kimseye…

[56] Allah dilemedikce ogut almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan O’dur, bagıs sahibi O’dur

Kıyâme

Surah 75

[1] Yemin olsun kıyamet gunune

[2] Yemin olsun kendini kınayan nefse

[3] Insan, kemiklerini bir araya getiremeyecegimizi mi sanıyor

[4] Evet, onun parmak uclarını bile yaratıp, duzenlemeye gucumuz yeter

[5] Oysa, insan onundekini yalanlamak ister de

[6] Kıyamet gunu ne zaman? diye sorar

[7] Goz dehsetlekamastıgı zaman

[8] Ay tutuldugu

[9] Gunes ve Ay bir araya getirildigi zaman

[10] (O gun) insan: Bugun kacacak yer nerede? der

[11] Hayır! Asla kacacak bir yer yoktur

[12] O gun varıp durulacak yer, sadece Rabbinin katıdır

[13] O gun insana, ileri goturdugu ve geri bıraktıgı ne varsa bildirilir

[14] Dogrusu insan kendi sahsı aleyhine bir huccettir

[15] Isterse ozur beyan etsin

[16] Onu (vahyi) carcabuk almak icin dilini kımıldatma

[17] Hic suphesiz onu (kalbinde) toplamak ve onu (diline salarak) okumak bize aittir

[18] Onu okudugumuz zaman onun okunusuna tabi ol

[19] Sonra onu acıklamak yine bize aittir

[20] Hayır! Siz, acil olanı/dunyayı seviyorsunuz

[21] Ahireti bırakıyorsunuz

[22] O gun, parıldayan yuzler vardır

[23] Rabbine bakar

[24] O gun asık yuzler de vardır

[25] Bellerini bukecek bir felakete ugrayacagını anlayacak

[26] Hayır! Ruh koprucuk kemigine dayanmıs

[27] Yok mu okuyup (sifa isteyen)? denmis

[28] Anlar ki, bu bir ayrılıs

[29] Bacakları birbirine dolasmıstır

[30] O gun sevk, Rabbinedir

[31] Tasdik etmemis, namaz kılmamıs

[32] Fakat yalanlamıs, yuz cevirmis

[33] Sonra da calım satarak ailesine gitmisti

[34] Helak olsun sana helak

[35] Sonra sen buna layıksın

[36] Insan kendisini bası bos bırakılacagını mı sanar

[37] O, akıtılan bir meni damlası degil miydi

[38] Sonra “alaka” olmus, Allah, onu yaratmıs ve duzenlemisti

[39] Ondan da iki esi, erkek ve disiyi var etmisti

[40] Bunu yapanın oluleri diriltmeye gucu yetmez mi

İnsan

Surah 76

[1] Insanın uzerinden, henuz kendisinin anılan bir sey olmadıgı uzun bir sure gecti

[2] Biz, insanı katısık nutfeden yarattık. Onu imtihan edelim diye, kendisini isitir ve gorur kıldık

[3] Biz, ona yolu gosterdik. Ister sukreder, ister kafir olur

[4] Elbette biz, kafirlere zincirler, halkalar ve alevli Cehennem hazırladık

[5] Iyiler ise, karısımı kafur olan bir kadehten icerler

[6] Allah’ın kullarının icecegi ve istedikleri yere akıttıkları bir kaynaktır

[7] Adaklarını yerine getirenler ve serri cok yaygın olan bir gunden korkarlar

[8] Duydukları sevgiye ragmen yemegi duskune, yetime ve esire yedirirler

[9] Biz, sizi sadece Allah yuzu/rızası icin doyuruyoruz, sizden bir karsılık ve tesekkur beklemiyoruz

[10] Biz, korkunc siddetli bir gunde Rabbimizden korkarız

[11] Allah da onları o gunun serrinden korumus ve onlara bir parıltı ve sevinc bahsetmistir

[12] Sabrettikleri icin onları cennet ve ipek ile odullendirmistir

[13] Orada koltuklara kurulmuslar. Ne yakıcı gunes, ne de dondurucu soguk gorurler

[14] Agacların golgeleri uzerlerine dusmus, meyvelerini toplamak kolaylastırılmıstır

[15] Cevrelerinde ise gumus kaplar ve billur kaseler dolastırılır

[16] Gumusten billurlar... Onlar (icenlere gore) miktarlarını belirler

[17] Orada karısımında zencefil bulunan bir kadehten icerler

[18] Orada Selsebil adı verilen pınar…

[19] Etrafında olumsuz gencler dolasır. Onları gordugun zaman sacılmıs inci sanırsın

[20] Nereye baksan, nimet ve buyuk bir saltanat gorursun

[21] Uzerlerinde yesil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gumus bilezikler takınmıslardır. Rableri onlara tertemiz bir icecek icirmistir

[22] Iste bu, sizin icin bir oduldur. Sizin calısmanızın karsılıgıdır

[23] Suphe yok ki, Kur’an’ı sana elbette biz indirdik biz

[24] Oyleyse, Rabbinin hukmu icin sabret, onlardan hic bir gunahkara ve kafire itaat etme

[25] Sabah, aksam Rabbinin adını zikret

[26] Geceleri de ona secde et ve geceleyin uzun (bir sure) onu tesbih et

[27] Onlar, acele olanı istiyorlar, agır (cetin) gunu arkalarına bırakıyorlar

[28] Onları yaratan ve eklemlerini/mafsallarını pekistiren biziz. Diledigimiz zaman onları benzerleriyle biz degistiririz

[29] Suphesiz bu bir oguttur. Dileyen kimse Rabbine giden yolu tutar

[30] Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Cunku Allah, her seyi bilendir, Hakim'dir

[31] Diledigini rahmetine sokar. Zalimlere de acı bir azap hazırlamıstır

Mürselât

Surah 77

[1] Yemin olsun, birbiri ardınca gonderilenlere

[2] Siddetle esip savrulanlara

[3] Yaydıkca yayanlara

[4] Ayırdıkca ayıranlara

[5] Zikri ulastıranlara

[6] Ozur veya korkutmak icin

[7] Size vadedilen elbette gerceklesecektir

[8] Yıldızların ısıgı sondugu zaman

[9] Gok yarıldıgı

[10] Daglar un ufak savruldugu zaman

[11] Rasuller toplandıgı zaman

[12] Bu hangi gune ertelenmis

[13] Ayırma gunune

[14] Hukum gununun ne oldugunu ne bilirsin

[15] Vay haline o gun, yalanlayanların

[16] Evvelkileri helak etmedik mi

[17] Sonra arkadakileri de onların ardına takacagız

[18] Iste suclulara boyle yaparız

[19] Vay haline o gun, yalanlayanların

[20] Sizi basit bir sudan yaratmadık mı

[21] Ve suyu saglam bir yere yerlestirmedik mi

[22] Belli bir sureye kadar

[23] Buna gucumuz yetti. Ne guzel guc yetirenleriz

[24] Vay haline o gun, yalanlayanların

[25] Yeryuzunu toplanma yeri kılmadık mı

[26] Dirilere ve olulere

[27] Orada yuksek daglar yaratıp size tatlı su icirmedik mi

[28] Vay haline o gun, yalanlayanların

[29] Haydi yalanladıgınıza yuruyun

[30] Yuruyun uc kollu (atesin) golgesine

[31] Golgelendirmez, alevden de korumaz

[32] O, kosk gibi kocaman kıvılcım sacar

[33] Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir

[34] Vay haline o gun, yalanlayanların

[35] Bu, onların konusamayacakları bir gundur

[36] Ozur dilemeleri icin onlara izin verilmez

[37] Vay haline o gun, yalanlayanların

[38] Bu, ayırma gunudur Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız

[39] Eger bana karsı bir tuzagınız varsa, onu hemen kurun

[40] Vay haline o gun, yalanlayanların

[41] Allah’tan sakınanlar ise golgeler icinde ve pınar baslarındadır

[42] Arzu ettikleri meyveler…

[43] Yaptıklarınıza karsılık afiyetle yiyin, icin

[44] Biz, iyilik yapanları iste boyle odullendiririz

[45] Yalanlayanların o gun vay haline

[46] Yiyin ve azıcık faydalanın, nasılsa siz suclusunuz

[47] Vay haline o gun, yalanlayanların

[48] Onlara, “Ruku edin!” denildigi zaman, ruku etmezlerdi

[49] Vay haline o gun, yalanlayanların

[50] Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi soze iman edecekler

Nebe'

Surah 78

[1] Neyi sorusturup duruyorlar

[2] Buyuk haberi mi

[3] Onlar ki, hakkında ihtilaf ediyorlar

[4] Hayır, yakında ogrenecekler

[5] Sonra, Hayır! Yakında ogrenecekler

[6] Yeri bir dosek kılmadık mı

[7] Dagları da birer kazık

[8] Sizi de cift cift yarattık

[9] Uykunuzu dinlenme kıldık

[10] Geceyi ortu kıldık

[11] Gunduzu de gecimlik kıldık

[12] Ustunuze de sapasaglam yedi kat bina ettik

[13] Isık sacan bir de lamba yarattık

[14] Ve o sıkıstıranlardan/bulutlardan sarıl sarıl bir su indirdik

[15] Onunla taneler ve bitkiler cıkaralım diye

[16] Ve birbirine girmis sarmas dolas bahceler

[17] Ayırım/fasl gunu belirlenmis bir vakittir

[18] Sur’a uflendigi gun boluk boluk geleceksiniz

[19] (O gun) gok acılıp, kapı kapı olmustur

[20] Daglar yurutulup, serap olmustur

[21] Cehennem de gozlemektedir

[22] Azgınların varacagı sıgınak

[23] Orada caglar boyu kalacaklardır

[24] Orada ne serinlik tadacaklar, ne de bir icecek

[25] Kaynar su ve irinden baska

[26] Uygun bir ceza

[27] Cunku onlar, hesabı ummuyorlardı

[28] Ayetlerimizi yalanladıkca yalanlamıslardı

[29] Her seyi bir kitapta sayıp yazmısızdır

[30] Iste, tadına bakın, size azaptan baska bir sey artırmayacagız

[31] Muttakiler icin kurtulus

[32] Bahceler ve baglar

[33] Gogusleri olgun, yasıt kızlar

[34] Dolu dolu kadehler

[35] Orada bos ve yalan soz isitmezler

[36] (Bunlar) Rabbinden bir karsılık, bol bir bagıstır

[37] (Bunlar) goklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbindendir. O, Rahman'dır. Ona hitap etmeye guc yetiremezler

[38] Ruh/Cebrail ve meleklerin saf halinde durdukları gun, ancak Rahman’ın kendisine izin verdigi konusabilir. O da dogruyu konusur

[39] Iste bu, hak olan gundur. Dileyen Rabbine donus yolu tutar

[40] Biz, sizi yakın bir azap ile uyardık. Kisi o gun, elleri ile ne sunduguna bakar. Kafir olan da: "Keske toprak olsaydım!" der

Nâziât

Surah 79

[1] Yemin olsun siddetle sokup alanlara…

[2] Kolayca cekip cıkaranlara…

[3] (Gokyuzunde) Yuzdukce yuzenlere…

[4] Yarıstıkca yarısanlara…

[5] Ve isleri duzene sokanlara

[6] O gun (birinci uflemeyle) sarsılacak olan sarsılır

[7] Bir digeri onu izler

[8] O gun kalpler korkudan carpar

[9] Gozleri korku ile yere egilmistir

[10] Derler ki: "Biz eski halimize mi dondurulecegiz?" derler

[11] Curuyup ufalanmıs kemikler haline geldigimiz zaman mı

[12] Oyleyse bu donus husrandır, derler

[13] O, ancak tek bir cıglıktır

[14] Iste o zaman onlar, hemen (kendilerini mahserde) buluverirler

[15] Musa’nın haberi sana geldi mi

[16] Hani, Rabbi ona, mukaddes Tuva’da seslenmisti

[17] Firavun’a git, cunku o azdı

[18] Ve de ki: Arınmaya istekli misin

[19] Seni Rabbine ileteyim de O’na karsı derinden korkasın

[20] Ona en buyuk ayeti gosterdi

[21] Fakat o yalanladı ve isyan etti

[22] Sonra arkasını donup, kosmaya basladı

[23] Toplayıp soyle seslendi

[24] Sizin en yuce rabbiniz benim, dedi

[25] Allah da onu dunya ve ahiret azabıyla yakaladı

[26] Iste bunda gercekten korkan kimse icin bir ibret vardır

[27] (Olumden sonra) Sizi mi (yeniden) yaratmak daha guctur, yoksa gogu mu? Onu bina etti

[28] Onun tavanını yukseltti ve duzenledi

[29] Gecesini karanlık yaptı, gunduzunu aydınlıga cıkardı

[30] Ve yeri bundan sonra yaydı

[31] Ondan suyunu ve otlagını cıkardı

[32] Dagları da yerlestirdi

[33] Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması icin…

[34] En buyuk kıyamet (ikinci uflenis) geldigi zaman

[35] Insanın yapıp ettiklerini hatırlayacagı gun

[36] Cehennem, gorenler icin apacık bir sekilde gosterilir

[37] Kim azdıysa

[38] Dunya hayatını tercih ettiyse

[39] Cehennem onun varacagı barınaktır

[40] Ama, kim de Rabbinin makamından korkup, kendisini heveslerine uymaktan alıkoymussa

[41] Cennet de onun barınagıdır

[42] Sana kıyametin ne zaman gelip, catacagını soruyorlar

[43] Sen onu nereden bileceksin

[44] Rabbine aittir, onun sonucu

[45] Sen ancak ondan korkan kimseye bir uyarıcısın

[46] Onu gordukleri gun, onlar sanki, sadece bir aksam veya bir kusluk vakti suresince (dunyada) kalmıs olurlar

Abese

Surah 80

[1] (Peygamber) Yuzunu eksitti ve dondu

[2] Ona gozleri gormeyen kimse geldi diye…

[3] Ne bilirsin belki o, arınacaktır

[4] Veya ogut alacak da ogut ona fayda verecektir

[5] Ama, kendisini ihtiyacsız gorene

[6] Sen, yoneliyorsun ona

[7] Arınmamasından sen sorumlu degilsin

[8] Ama, sana kosarak gelen

[9] Ve korkarak

[10] Sen ise ilgilenmiyorsun

[11] Hayır! (Sunu iyi bil ki) suphesiz bu bir oguttur

[12] Dileyen kimse dusunup, ogut alır

[13] Serefli sahifelerde

[14] Yukseltilmis ve tertemiz

[15] Elcilerin ellerinde

[16] Serefli ve tertemiz/itaatkar

[17] Kahrolası (kafir) insan ne de cok kafirdir

[18] Allah, onu hangi seyden yarattı

[19] Bir sperm damlasından onu yaratıp, (asamalardan gecirerek) bicime koydu

[20] Sonra da ona yolu kolaylastırdı

[21] Sonra onu oldurup kabre koydu

[22] Sonra, onu diledigi zaman yeniden diriltecek

[23] Hayır! Buna ragmen henuz onun emrini yerine getirmedi

[24] Insan yemegine bir baksın

[25] Ki, biz suyu doktukce doktuk

[26] Sonra yeri yardıkca yardık

[27] Ve orada taneler bitirdik

[28] Uzumler, yoncalar

[29] Zeytinler, hurmalar

[30] Iri agaclı bahceler

[31] Meyveler ve otlaklar

[32] Sizin ve hayvanlarınız icin bir meta olarak

[33] O buyuk gurultu geldigi zaman

[34] O gun kisi kardesinden kacar

[35] Anasından, babasından

[36] Esinden ve evladından

[37] O gun herkes icin kendine yetecek bir isi vardır

[38] Yuzler vardır o gun apaydınlık

[39] Gulec ve neseli

[40] Yuzler vardır o gun, uzeri tozlu

[41] Karartı burumus

[42] Iste onlar, kafirler ve facirler onlardır

Tekvîr

Surah 81

[1] Gunes duruldugu zaman

[2] Yıldızlar, sacılıp dagıldıgı zaman

[3] Daglar yurutuldugu zaman

[4] Gebe develer basıbos bırakıldıgı zaman

[5] Vahsi hayvanlar toplandıgı zaman

[6] Denizler kaynatıldıgı zaman

[7] Nefisler/kisiler (benzerleriyle) birlestirildigi zaman

[8] Diri diri gomulen kız cocuguna soruldugu zaman

[9] Hangi suctan olduruldugu…

[10] Sahifeler (amel defterleri) acıldıgı zaman

[11] Gok, sıyrılıp, ayrıldıgı zaman

[12] Cehennem alevlendirildigi zaman

[13] Cennet yaklastırıldıgı zaman

[14] Herkes ne hazırladıgını bilecektir

[15] Hayır! Yemin ederim gizlenen (yıldızlara)

[16] O akıp akıp yorungesinde gidenlere

[17] Karardıgında geceye

[18] Aydınlanmaya basladıgında sabaha

[19] Suphesiz o, serefli bir elcinin sozudur

[20] Guclu, Ars'ın sahibi yanında itibarlı

[21] Sozu dinlenir, sonra guvenilir de

[22] Arkadasınız mecnun degildir

[23] Onu (Cebrail’i) apacık ufukta gormustur

[24] O, gayb hakkında cimri degildir

[25] O, kovulmus seytanın sozu de degildir

[26] Oyleyse nereye gidiyorsunuz

[27] O, ancak alemler icin bir oguttur

[28] Sizden dogru yolu isteyenler icin

[29] Alemlerin Rabbi Allah dilemedikce siz de dileyemezsiniz

İnfitâr

Surah 82

[1] Gok yarıldıgı

[2] Yıldızlar/gezegenler dokuldugu

[3] Denizler kaynayıp birbirine karıstırıldıgı

[4] Kabirlerin ici dısına cıkarıldıgı zaman

[5] Kisi ne hazırlamıs oldugunu ne ertelemis oldugunu bilecektir

[6] Ey insan! Kerim olan Rabbine karsı seni aldatan nedir

[7] Seni yaratan ve seni duzenleyip sana bicim veren

[8] O, seni diledigi surette yarattı

[9] Hayır! Hesabı yalanlıyorsunuz

[10] Oysa uzerinizde kaydediciler var

[11] Serefli yazıcılar/Kiramen Katibin

[12] Ne yaptıgınızı biliyorlar

[13] Iyiler, elbette nimetler icinde olacaktır

[14] Kotuler/gunahkarlar ise kesinlikle Cehennem'dedir

[15] Hesap gunu oraya atılacaklardır

[16] Onlar, oradan kaybolacak degillerdir

[17] Sana bildiren nedir? Hesap gununun ne oldugunu…

[18] Yine, hesap gununun ne oldugunu sana bildiren nedir

[19] O gun hicbir kimse baskası icin bir seye sahip degildir. O gun, emir sadece Allah’ındır

Mutaffifîn

Surah 83

[1] Olcude hile yapanların vay haline

[2] Insanlardan/halktan aldıklarında tam alan

[3] Onlara tartıp/olctuklerinde eksik verenler

[4] Onlar yeniden dirileceklerini inanmıyorlar mı

[5] Buyuk bir gunde…

[6] O gun insanlar, alemlerin Rabbi icin ayaga kalkar

[7] Hayır! Suphesiz gunahkarların kitabı Siccin'dedir

[8] Siccin'in ne oldugunu nereden bileceksin

[9] (Amelleri) yazılmıs bir kitaptır

[10] Yalanlayanların o gun vay haline

[11] Din gununu yalanlayanların

[12] Onu, her haddi asan gunahkardan baskası yalanlamaz

[13] Ona ayetlerimiz okundugu zaman "evvelkilerin masalları" der

[14] Hayır! Aksine, kazandıkları (gunahlar) onların kalplerini burumustur

[15] Hayır! Gercek su ki, onlar o gun Rab’lerinden (gormekten) mahrum olanlardır

[16] Sonra da onlar Cehennem'e sokulacaktır

[17] Sonra da onlara denilecek ki: Bu yalanlamıs oldugunuz seydir

[18] Hayır! Iyilerin kitabı, “Illiyyun”dedir

[19] Illiyyun’un ne oldugunu nereden bileceksin

[20] (Amelleri) yazılmıs bir kitaptır

[21] Ona yakınlastırılmıs olanlar (Melekler) sahit olurlar

[22] Iyiler, elbette nimetler icindedir

[23] Koltuklar uzerinde, bakıyorlar

[24] Onları, yuzlerindeki nimet parıltısından tanırsın

[25] Onlar, muhurlenmis, katıksız bir icecekten icerler

[26] Onun muhru misktir. Yarısanlar, iste bunun icin yarıssınlar

[27] Onun karısımı Tesnim’dendir

[28] O, yakınlastırılmıs olanların icecegi bir kaynaktır

[29] Suc/gunah islemis olanlar, iman edenlere guluyorlardı

[30] Onların yanlarından gectiklerinde birbirlerine kas goz ediyorlardı

[31] Ailelerinin yanına donduklerinde alaylarından dolayı mutlu donerlerdi

[32] Onları gordukleri zaman: "Iste bunlar, dogru yoldan sapmıs" derlerdi

[33] Oysa onlara bekci olarak da gonderilmemislerdi

[34] Bugun de iman edenler, kafir olanlara gulerler

[35] Koltuklarına yaslanıp bakarlar

[36] Kafirler, yaptıklarının cezasını gorduler mi? diye

İnşikâk

Surah 84

[1] Gok yarıldıgı

[2] Rabbine boyun egdigi zaman, ki ona yarasan da budur

[3] Yeryuzu dumduz edildigi

[4] Icindekiler bosalıp, atıldıgı zaman

[5] Ve kendisine yarastıgı gibi Rabbine boyun egdigi zaman

[6] Ey insan! Sen Rabbine kavusuncaya kadar calısıp cabalayacak, sonunda O'na kavusacaksın

[7] Kimin kitabı sagından verilmisse

[8] O, kolay bir hesapla hesap verecektir

[9] Ailesinin yanına sevinc icinde donecektir

[10] Kimin de kitabı arkasından verilmisse

[11] Olup, yok olmayı cagıracak

[12] Ve alevli atese girecektir

[13] Nitekim o, ailesinin yanında neseli idi

[14] O, asla donmeyecegini sanıyordu

[15] Elbette donecekti! Senin Rabbin onu gorendir

[16] Andolsun safaga

[17] Geceye ve topladıklarına

[18] Dolunay halindeki Ay’a

[19] Suphesiz siz halden hale gececeksiniz

[20] Onlara ne oluyor da iman etmiyorlar

[21] Onlara Kur’an okundugu zaman secde etmiyorlar

[22] Aksine, o kafirler (hakkı) yalan sayıyorlar

[23] Allah, onların (iclerinde) sakladıklarını en iyi bilendir

[24] Onlara acı bir azabı mujdele

[25] Ancak, iman edip salih amel yapanlar haric. Onlar icin kesintisiz bir odul vardır

Bürûc

Surah 85

[1] Yıldızların (yorungelerine) sahip goge andolsun

[2] Ve vaad edilen gune

[3] Sahid olana ve sahid olunana

[4] Kahrolsun hendek sahipleri

[5] Tutusturulmus ates

[6] Kenarında oturmuslar

[7] Muminlere yaptıklarını seyretmekteler

[8] Onlardan sadece, Aziz ve Hamid olan Allah’a iman ettikleri icin intikam alıyorlar

[9] Goklerin ve yerin mulku kendisinin olan. Allah her seye sahittir

[10] Erkek ve kadın mu’minleri atese atıp, sonra da tevbe etmeyenlere, onlara Cehennem azabı vardır. Onlara yakıcı azap vardır

[11] Iman edip, salih amel yapanlara, onlara alt tarafından ırmaklar akan cennetler var. Iste bu buyuk kurtulus…

[12] Suphesiz Rabbinin yakalayısı ise cok siddetlidir

[13] Ilk defa yaratan ve tekrar diriltecek olan O’dur

[14] Cok bagıslayıcıdır. Cok seven, sevilen O’dur

[15] Yuce arsın sahibi…

[16] Ne dilerse yapandır

[17] Sana o orduların haberi gelmedi mi

[18] Firavun ve Semud’un

[19] Kafir olanlar yalanlayıp duruyorlar

[20] Allah ise onların arkasından kusatandır

[21] Hayır! O serefli Kur'an'dır

[22] Levh-i Mahfuz’dadır

Târık

Surah 86

[1] Goge ve Tarık’a andolsun ki

[2] Tarık’ı sana bildiren nedir

[3] (Karanlıgı) Delen yıldızdır

[4] Uzerinde gozetici bulunmayan hic kimse yoktur

[5] Oyleyse, insan neden yaratıldıgına bir baksın

[6] Atılan bir sudan yaratılmıstır

[7] O, bel ile gogus kemikleri arasından cıkan…

[8] Allah, onu yeniden yaratmaya elbette kadirdir

[9] Sırların acıga cıktıgı gun

[10] Insanın bir gucu ve bir yardımcısı yoktur

[11] Yagmur yagdıran goge

[12] Catlayan topraga andolsun ki

[13] Kesinlikle o ayırdedici bir sozdur

[14] O, saka degildir

[15] Onlar ise tuzak kurup duruyorlar

[16] Ben de bir tuzak kuruyorum

[17] Kafirlere muhlet ver, onlara biraz sure tanı

A'lâ

Surah 87

[1] Ustun olan Rabbinin adını tesbih et

[2] Yaratan ve bicim veren

[3] Takdir eden ve yol gosteren

[4] Merayı/otlagı cıkaran

[5] Ve onu kuru siyah ota ceviren O’dur

[6] Sana (Kur’an’ı) okutacagız, sen de unutmayacaksın

[7] Allah’ın diledigi dısında… Cunku O, acıktakini de gizli olanı da bilir

[8] Ve sana en kolay olanı kolaylastırırız

[9] O halde, ogut fayda verecekse ogut ver

[10] Korkan ogut alacaktır

[11] Isyankar olan ondan kacar

[12] O, buyuk atese girecektir

[13] Orada ne olur; ne de yasar

[14] Arınan kurtulusa ermistir

[15] Rabbinin adını anıp, namaz kılan

[16] Siz, dunya hayatını tercih ediyorsunuz

[17] Ahiret ise daha iyi ve kalıcıdır

[18] Bu, evvelkilerin sahifelerinde de (yazılıdır)

[19] Ibrahim’in ve Musa’nın sahifelerinde…

Ğâşiye

Surah 88

[1] Buruyen gunun haberi sana geldi mi

[2] O gun, yuzler vardır yere yıkılmıs

[3] Calısmıs, bosa yorulmus

[4] Kızgın atese yaslanan

[5] Kızgın bir kaynaktan icen

[6] Onlara kuru dikenden baska yiyecek yoktur

[7] Ne semirtir ne aclıgı giderir

[8] O gunde yuzler vardır pırıl pırıl

[9] Calısmasından hosnuttur

[10] Yuksek bir Cennet'tedir

[11] Orada bos soz isitmezler

[12] Orada akan bir pınar

[13] Orada yukseltilmis sedirler/yataklar

[14] Konulmus kadehler

[15] Sıra sıra yastıklar

[16] Serilmis halılar vardır

[17] Bakmazlar mı deveye? Nasıl yaratıldı

[18] Ve goge, nasıl yukseltildi

[19] Ve daglara, nasıl dikildi

[20] Ve yere, nasıl yayıldı

[21] Hatırlat! Sen ancak uyarıcısın

[22] Onlar uzerinde bir zorba degilsin

[23] Ancak, kim yuz cevirir ve kafir olursa

[24] Allah, onu en buyuk azap ile azap eder

[25] Suphesiz onların donusu bizedir

[26] Sonra da onların hesabını gormek bizedir

Fecr

Surah 89

[1] Andolsun fecre

[2] On geceye

[3] Cifte ve teke

[4] Gecip giden geceye

[5] Bunlarda akıl sahibi icin elbette birer yemin vardır

[6] Ad kavmine Rabbin neler yaptı, gormedin mi

[7] Sutunlar sahibi Irem’e…

[8] Ve sehirler arasında bir benzeri yaratılmamıstı

[9] Ki vadide kayalar oyan Semud’a

[10] Kazıklar/ordular sahibi Firavun’a

[11] Onlar, ulkelerde azmıslardı

[12] Oralarda fesadı cogaltmıslardı

[13] Rabbin de onlara azap kırbacı yagdırdı

[14] Cunku Rabbin gozetlemektedir

[15] Iste insan, onu Rabbi imtihan ettigi zaman, ona ikramda bulunup, nimetlendirince: "Rabbim bana ikramda bulundu" der

[16] Ama onu, imtihan edip rızkını daralttıgında: "Rabbim beni zelil etti" der

[17] Hayır! Yetime ikramda bulunmuyorsunuz

[18] Duskunu doyurmaya tesvik etmiyorsunuz

[19] Mirası da siddetle (hak gozetmeden) yiyorsunuz

[20] Malı da pek cok seviyorsunuz

[21] Hayır! Yer paramparca oldugu zaman

[22] Rabbin ve saf saf melekler geldigi zaman

[23] Iste cehennem o gun getirilir. Ve insan o gun (yaptıklarını) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var

[24] Keske hayatım icin (ameller) yapıp sunsaydım

[25] Iste, hic kimse o gun Allah’ın cezalandırdıgı gibi cezalandıramaz

[26] Hic kimse onun bagladıgı gibi baglayamaz

[27] Ey huzura ermis nefis

[28] Sen O'ndan hosnut, O da senden hosnut olarak Rabbine don

[29] Kullarımın arasına katıl

[30] Ve gir Cennet'ime

Beled

Surah 90

[1] Yemin olsun, bu sehre

[2] Sen de bu beldede bulunuyorsun

[3] Babaya ve dogan cocuga da

[4] Ki suphesiz biz insanı (dunyada) bir zorluk icinde yarattık

[5] Kimsenin kendisine guc yetiremeyecegini mi sanıyor

[6] Pek cok mal harcadım, diyor

[7] Kendisini kimsenin gormedigini mi sanıyor

[8] Ona iki goz vermedik mi

[9] Bir dil, iki dudak

[10] Ona iki de yol gosterdik

[11] O zor gecidi asamadı

[12] Zor gecidin ne oldugunu sana bildiren nedir

[13] Kole azat etmektir

[14] Veya aclık gununde doyurmaktır

[15] Yakınlıgı olan bir yetimi

[16] Veya surunen bir duskunu

[17] Bir de iman edip, sabrı ve merhameti birbirine tavsiye edenlerden olmaktır

[18] Iste bunlar sagdakilerdir

[19] Ayetlerimize kufredenler ise iste onlar soldakilerdir

[20] Uzerlerine apanmıs/kilitlenmis bir ates vardır

Şems

Surah 91

[1] Andolsun Gunes’e ve aydınlıgına

[2] Onu takip eden Ay’a

[3] (Yeryuzunu) (ısıgıyla) ortaya cıkaran gunduze

[4] (Yeryuzunu) orten geceye

[5] Goge ve onu bina edene

[6] Yere ve onu yayana

[7] Ve nefse ve ona bir duzen icinde bicim verene

[8] Sonra da ona kotulugu ve korunmayı ilham edene

[9] Ki onu arındıran kurtulusa ermistir

[10] Onu kotuluge gomen ise mahvolmustur

[11] Semud azgınlıgı sebebiyle yalanladı

[12] En azgınları ileri atılmıstı

[13] Allah'ın Rasulu onlara: "Allah'ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın!" dedi

[14] O’nu yalanladılar ve deveyi kestiler de Rableri sucları sebebiyle azabı uzerilerine esit olarak indirdi (kimse kurtulamadı)

[15] Bunun sonucundan da korkmaz

Leyl

Surah 92

[1] Burudugu zaman geceye olsun

[2] Ortaya cıktıgı zaman gunduze

[3] Erkegi ve disiyi yaratana yemin ederim ki

[4] Dogrusu sizin calısmalarınız cesit cesittir

[5] Kim (malından) verir ve sakınırsa

[6] En guzeli tasdik ederse

[7] Biz de ona kolay olanı kolaylastırırız

[8] Kim de cimrilik eder ve kendini ihtiyacsız gorurse

[9] En guzeli yalanlarsa

[10] Biz de ona zor olanı kolaylastırırız

[11] (Atese) dustugu zaman malı ona bir yarar saglamaz

[12] Suphesiz bize ait olan, yol gostermektir

[13] Suphesiz ahiret de dunya da bizimdir

[14] Sizi, alev alev yanan atese karsı uyardım

[15] Ona ancak en azgın olan girecektir

[16] Yalanlayan, yuz ceviren

[17] Takva sahibi ondan uzak tutulacaktır

[18] Malını veren ve arınan…

[19] Hic kimseden bir karsılık, nimet beklemez

[20] Sadece yuce Rabbinin yuzunu/rızasını arzular

[21] Elbette o da hosnut olacaktır

Duhâ

Surah 93

[1] Andolsun kusluk vaktine

[2] Sukuna erdigi vakit geceye

[3] Rabbin seni terk etmedi ve (vahyi geciktirerek) seni ofkelendirmedi

[4] Gercekten ahiret senin icin dunyadan daha hayırlıdır

[5] Rabbin sana verecek ve sen de hosnut olacaksın

[6] Seni yetim bulup barındırmadı mı

[7] Seni bilmez bulup dogru yolu gostermedi mi

[8] Seni fakir bulup zengin etmedi mi

[9] Simdi yetimi hor gorme

[10] Isteyeni azarlama

[11] Rabbinin nimetini ise haydi anlat

İnşirâh

Surah 94

[1] Senin gogsunu ferahlatıp, genisletmedik mi

[2] Yukunu uzerinden indirmedik mi

[3] Ki o belini bukmustu

[4] Sanını yukseltmedik mi

[5] Suphesiz her zorlukla, bir kolaylık vardır

[6] Her zorlukla bir kolaylık vardır

[7] Oyleyse bos kaldın mı hemen (ibadetle) yorul

[8] Yalnız Rabbine ragbet et

Tîn

Surah 95

[1] Andolsun, Incir ve zeytine

[2] Sina Dagı’na

[3] Ve bu guvenli beldeye

[4] Biz, insanı en guzel sekilde yarattık

[5] Daha sonra, onu asagıların en asagısına indirdik

[6] Fakat iman edip salih amel isleyenler icin eksilmeyen devamlı bir ecir vardır

[7] O halde, sana hesap gununu yalan saydıran nedir

[8] Allah, hukum verenlerin en ustunu degil midir

Alak

Surah 96

[1] Oku! Yaratan Rabbinin adıyla

[2] Insanı alaktan yaratan

[3] Oku! Rabbin, en buyuk kerem sahibidir

[4] Kalemle ogreten…

[5] Insana bilmedigini ogretendir

[6] Hayır! Suphesiz insan azgınlık eder

[7] Kendini mustagni gordugunde

[8] Oysa, donus Rabbinedir

[9] Engelleyeni gordun mu

[10] Kulu, namaz kılarken

[11] Gordun mu? Eger o hidayet uzerinde ise

[12] Veya (onu) takvayı emrediyorken (mi engelliyor)

[13] Gordun mu? Eger, yalanlamıs ve yuz cevirmisse

[14] Allah’ın gordugunu bilmiyor mu

[15] Hayır! Eger son vermezse, elbette perceminden yakalayıp, surukleriz

[16] Yalancı, gunahkar perceminden

[17] Haydi cagırsın meclisini

[18] Cagıracagız zebanileri

[19] Hayır! ona itaat etme! (Allah'a) Secde et ve (Ona) yaklas

Kadir

Surah 97

[1] Suphesiz biz, (Kur’an’ı) Kadir Gecesi'nde indirdik

[2] Kadir Gecesi'nin ne oldugunu sana bildiren nedir

[3] Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır

[4] Melekler ve Ruh, Rabbinin izni ile her is icin o gece iner

[5] Fecrin dogana kadar bir selamet olsun

Beyyine

Surah 98

[1] Kitap ehlinden ve musriklerden kafirler, kendilerine apacık delil gelinceye kadar (kufurlerinden) ayrılacak degiller

[2] (Iste o apacık delil) Allah tarafından gonderilen ve tertemiz sahifeleri okuyan bir elcidir

[3] (Bu sahifelerde) yazılı hukumler vardır

[4] Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine apacık delil geldikten sonra ayrılıga dustuler

[5] Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a ibadet etmeleri, namaz kılmaları ve zekat vermeleri emrolunmustu. Iste dosdogru din budur

[6] Kitap ehlinden ve musriklerden olan kafirler, icinde ebedi kalacakları Cehennem atesindedirler. Iste onlar, yaratılmısların en serlileridir

[7] Iman edip, salih amel yapanlar ise, iste onlar, yaratılmısların en hayırlıları onlardır

[8] Onların mukafatı Rableri katında, altından ırmaklar akan ve icinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah, onlardan razı olmustur Onlar da Allah’tan razı olmuslardır. Iste bu mukafat, Rabbinden korkanındır

Zilzâl

Surah 99

[1] Yer, siddetle sarsıldıgı zaman

[2] Yer, agırlıklarını cıkardıgı zaman

[3] Insan: Buna ne oluyor? dediginde

[4] O gun haberlerini anlatır

[5] Cunku Rabbin ona vahyetmistir

[6] O gun insanlar, amelleri kendilerine gosterilmek icin boluk boluk donerler

[7] Kim zerre agırlıgınca iyilik yapmıssa onu gorur

[8] Kim de zerre agırlıgınca kotuluk yapmıssa onu gorur

Âdiyât

Surah 100

[1] Andolsun, soluya soluya kosanlara

[2] (Kosarken) kıvılcım sacanlara

[3] Sabah vakti baskın yapanlara

[4] Tozu dumana katanlara

[5] Toplulugun ortasına dalanlara

[6] Insan, Rabbine karsı gercekten nankordur

[7] Kendisi de buna sahittir

[8] Suphesiz onun mal sevgisi de cok siddetlidir

[9] Bilmez mi (insan), kabirlerde bulunanların cıkarılacagı

[10] Kalplerdeki ortaya kondugunda

[11] Suphesiz o gun, Rableri kendilerinden haberdardır

Kâria

Surah 101

[1] Siddetle calan

[2] Nedir siddetle calıp gelen

[3] Siddetle calıp gelenin ne oldugunu nereden bileceksin

[4] O gun insanlar dagılmıs cekirgeler gibi olur

[5] Daglar ise sacılmıs yun gibi olur

[6] Kimin tartıları agır gelirse

[7] O, hosnut olacagı bir hayat icindedir

[8] Kimin de tartıları hafif gelirse

[9] Onun da sıgınacagı yer Haviye'dir

[10] Onun ne oldugunu sana bildiren ne

[11] O, kızgın bir atestir

Tekâsür

Surah 102

[1] Coklukla ovunmek sizi oyaladı

[2] Mezarlara (olup) gelinceye dek

[3] Hayır! Ileride bileceksiniz

[4] Yine hayır, ileride bileceksiniz

[5] Hayır! Kesin bir bilgiyle bilseniz (kacınırdınız)

[6] Elbette Cehennem'i gorursunuz

[7] Nitekim onu, yakın bir gozle goreceksiniz

[8] Sonra, o gun nimetlerden hesaba cekileceksiniz

Asr

Surah 103

[1] Andolsun asra

[2] Insanlık husrandadır

[3] Ancak iman edenler ve salih amel yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler mustesna

Hümeze

Surah 104

[1] Arkadan cekistirip duran, kas goz hareketleriyle alay eden her kisinin vay haline

[2] Mal toplayıp, onu tekrar tekrar sayan

[3] Zannediyor ki malı kendisini kalıcı kılacak

[4] Hayır! Kesinlikle o Hutame'ye atılacak

[5] Hutame nedir

[6] Allah’ın tutusturulmus atesidir

[7] Kalplere isleyen

[8] O uzerlerine kapatılacak

[9] Uzatılmıs sutunlar arasında

Fîl

Surah 105

[1] Rabbinin, fil sahiplerini ne yaptıgını gormedin mi

[2] Onların tuzaklarını bosa cıkarmadı mı

[3] Onların uzerine suru suru kuslar gonderdi

[4] Pisirilmis camurdan taslar atan

[5] Onları yenilip cignenmis ekin gibi yaptı

Kureyş

Surah 106

[1] Kureys’in ulfeti, guvenligi icin (fil sahiplerinin basına gelenler geldi)

[2] Onların kıs ve yaz yolculuklarının guvenligin icin…

[3] Bu beyt/Kabe’nin Rabbine ibadet etsinler

[4] Onları aclıktan doyuran ve korkularından emin kılana…

Mâûn

Surah 107

[1] Hesap gununu yalanlayanı gordun mu

[2] Yetimi itip kakan iste odur

[3] Duskunu doyurmaya tesvik etmez

[4] Oyleyse yazıklar olsun o namaz kılanlara

[5] Kıldıkları namazdan gafil olanlara

[6] Gosteris yapanlara

[7] Ufak tefek (odunc vermeye) bile engel olanlara…

Kevser

Surah 108

[1] Biz sana Kevser'i verdik

[2] Oyleyse sen de Rabbin icin namaz kıl ve kurban kes

[3] Gercek su ki sana kin besleyen kesiktir

Kâfirûn

Surah 109

[1] De ki: Ey Kafirler

[2] Ben sizin ibadet ettiginize ibadet etmem

[3] Siz de benim ibadet ettigime ibadet edenler degilsiniz

[4] Ben sizin ibadet ettiginize ibadet edici degilim

[5] Siz de benim ibadet ettigime ibadet ediciler degilsiniz

[6] Sizin dininiz size, benim dinim bana

Nasr

Surah 110

[1] Allah’ın yardım ve fetih geldigi zaman

[2] Insanların akın akın Allah’ın dinine girdigini gordugun zaman

[3] Hemen, hamd ederek Rabbini tesbih et ve O’ndan bagıslanma dile. Suphesiz O, cok bagıslayıcıdır

Tebbet

Surah 111

[1] Elleri kurusun Ebu Leheb’in, kurudu da

[2] Ona, malı ve kazandıkları fayda vermedi

[3] O, alevli bir atese girecektir

[4] Karısı da, odun tasıyıcısı…

[5] Boynunda hurma lifinden bir halat ile…

İhlâs

Surah 112

[1] De ki: O Allah birdir

[2] Allah Samed'dir

[3] Dogurmadı ve dogrulmadı

[4] Onun hicbir dengi yoktur

Felak

Surah 113

[1] De ki: “Ben sabahın Rabbine sıgınırım

[2] Yarattıgı seylerin serrinden

[3] Coktugu zaman karanlıgın serrinden

[4] Dugumlere ufleyenlerin serrinden

[5] Haset ettigi zaman hasetcinin serrinden

Nâs

Surah 114

[1] De ki: Insanların Rabbine sıgınırım

[2] Insanların melikine

[3] Insanların ilahına

[4] Sinsi/(Allah anıldıgında geri, kacan) vesvesecinin serrinden

[5] Insanların gonullerine vesvese sokan

[6] Cinlerden ve insanlardan